VATANSEVERL˙GE KARSI I˘ ¸

Lev Nikolayeviç Tolstoy
Çev. ve ed. Acar Burak Bengi

Özgür yazılım LYX ile hazırlanmı¸tır. s Ticari amaç dı¸ında ve hiçbir de˘ i¸iklik yapmaksızın özgürce kullanılabilir. s gs acarbura@gmail.com

˙ Yoku¸ Yayınları, Istanbul, 2007 s

˙çindekiler I
Çeviri Hakkında Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Hristiyanlık ve Vatanseverlik Elestirilere Cevap ¸ Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸ Vatanseverlik ve ˙ktidar I Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? Kaynaklar Dizin 3 6 61 124 130 140 163 182 187

2

Çeviri Hakkında
˙ Tolstoy’un bu kitaptaki makalelerini, Aylmer Maude’un Ingilizce baskılarından (“Christianity and Patriotism” [1]; “A Reply to Criticisms” [2]; “Patriotism, or Peace?” [2]; “Patriotism and Government” [1]) Türkçeye çevirdim. Aylmer Maude, Tolstoy’u sahsen tanımı¸ , Oxford Üniversitesi ¸ s için Tolstoy biyografisi yazıp, ondokuz cilt Tolstoy çevirmi¸ ve çevirileri s (mektupla¸ malarında) Tolstoy’un onayını almı¸ biridir. Maude baskılarıs s nın tüm bu güvenilirligine ragmen, Rusça çevirmeni Koray Karasulu, ˘ ˘ ˙ ricam üzerine, benim Ingilizceden yaptıgım çeviriyi, en yetkin Rusça ˘ baskıyla, 90 ciltlik Polnoe Sobranie Soçineniy ile kar¸ ıla¸ tırarak kontrol s s etti. Yalnız, Karasulu’nun tüm düzeltilerine baglı kalmadım, bunlarda ˘ ve tabii tüm çeviride sorumluluk süphesiz bana ait. ¸ ˙ Önsöz, Sonsöz ve dipnotlardaki tüm çeviriler de bana aittir ve Ingilizceden yapılmı¸ tır, bana ait olmayan çevirileri metin içinde gösterdim. Bir s sey belirtmedigimde, Tolstoy’un mektup ve günlüklerinden yaptıgım ¸ ˘ ˘ ˙ çevirilerin kaynagı R. F. Christian’ın iki¸ er ciltlik Ingilizce derlemeleridir ˘ s [3, 4]. Christian’ın günlük derlemesinin kısaltılmı¸ , sansürlü ve bozuk bir s ˙ Türkçe çevirisi var: Ibrahim Kapaklıkaya’nın Günlükler’i (Anka Yayınları, 2005). [5, s. 90] Bazı kelimelerin (“pantalon” yerine “pantolon”, “yekûn” yerine “yekün”, “bagırsak” yerine “barsak”, “agabey” yerine “abi”, “ıstırap” yerine ˘ ˘ “ızdırap” gibi) sözlüge uymayan yazımları, benim bilinçli tercihlerimdir; ˘ “ıstırap” veya “agabey” gibi kelimeler Türkçede yoktur, sadece Türkçe ˘ sözlükte vardır. Kimsenin “ıstırap” veya “agabey” dedigini duymuyo˘ ˘

3

ama bunlara atanmı¸ bir s i¸ aret (en azından bugün) yok. Tolstoy Cemiyeti Ba¸ kanı Prof. “Bilmem ne Kilisesi” dedigis s ˘ miz gibi. hem de “a”yı s s uzun. Veya “makul” derken “a”yı uzun ve “l”yi ince ya da “tarih” veya “mana” derken “a”ları uzun söylüyoruz. bilinçlerden de bir an önce ka˘ ˘ zımak sart. “yurtseverlik”e iyi anlam yükledigini duydum. “hala” ile “hâlâ” veya “askeri” ile “askerî” gibi kimi kelimelerin birbirine karı¸ masını önlemek dı¸ ında kullanmıs s yorum. Mesela “kâfir”de hem “k”yı ince. Aynı sekilde. s 4 . çünkü kaküller. Tolstoy’un kullandıgı ˘ ˘ kelime patriotism ve makalelerde de açıkça görülecegi üzere. Dogru söyleyi¸ leri verebilmek için birçok s ˘ s kelimeyi hem inceltme hem de uzatma i¸ aretleriyle ve farklı sekillerde s ¸ donatmamız gerekirdi. kelimelerin nasıl okundugunu göstermek veya ˘ Türkçeyi okundugu gibi yazmak bakımlarından yetersizler ve çeli¸ kili ˘ s i¸ levler üstlenmi¸ ler. Kakülleri (yani kâkülleri). Türkiye’de sol kesimin veya bir bölümünün “vatanseverlik”e kötü. zira karde¸ ler arasında “aga-beylik” (ve süphesiz her tür ¸ s ˘ ¸ agalık). Bunlar Türkçede “ızdırap” ve “abi”ye evrilmi¸ tir. s ˘ Katkıları dolayısıyla: Çeviriyi Rusçasından kontrol eden Koray Karasulu’ya. “camii”. Toronto s Üniversitesi’nin ünlü Tolstoy uzmanı. ama “kârlı” derken sadece “k”yı ince söylüyoruz. “tevazuu” ˘ ¸ gibi kullanımlar da Türkçeden dü¸ mü¸ tür. Hele “agabey” s ˘ kelimesini. hiçbir vatan˘ severlik türünü iyi saymıyor Tolstoy ve ben de ba¸ lıkta ve kitap içinde s “vatanseverlik” kelimesini tercih ederken. sadece dogru yazmak degil.Çeviri Hakkında rum. Veya “kâretmek” ˘ derken “â”yı uzun ve “k”yı ince. “Bilmem ne Camisi” demeliyiz ve diyoruz. kanserojen bir bilinç genidir. ama “kâgıt”taysa sadece “k”yı ince söylüyoruz. “yurtseverlik” veya “vatanperverlik” ve hele “milliyetçilik/ulusalcılık”ı Tolstoy’un ele¸ tirilerinden s sakınmı¸ degilim. Tolstoy’un TürkErmeni meselesine ili¸ kin bir sözünün anlamını teyit eden.

aynı yardımı yapmak dı¸ ında kapak fotografını s ˘ ˙ s da temin eden. ˘ s 5 . Yasnaya Polyana müzesi Uluslararası Ili¸ kiler ofisinden Elena Petrova’ya.Çeviri Hakkında Donna Tussing Orwin’e. ve Fransız milli mar¸ ıyla bazı Fransızca bölümleri s çeviren Alper Altug’a müte¸ ekkirim.

Çarlık Rusyası’nda yasaklanıp. hatta Sava¸ ve Barı¸’tan önce sanatı tamamen bırakma kararı s s alıp. s reformcu Tolstoy’u okuyup. ömrünün son ˘ otuz yılını adadıgı mücadelesi ve bu dönemde yazdıklarıyla. Ve hangisi daha güçlü. hem de onunla çatı¸ an bir s unsurdur. kendini pedagojik çalı¸ malara vermesine. Pasif direni¸ ve sivil itaatsizlikle Ingiltere’yi dize getiren Gandi de. mevcut egitim sistemlerini reddederek. sava¸ ve barı¸ üzerine de yazdı. Batı’da çe¸ itli dillerde yayınlanmı¸ ve Rusya’da s s Rusça olarak da el altından okuyucuya ula¸ mı¸ tır. en ba¸ tan beri ˘ s vardır ve sanatçı Tolstoy’u hem tamamlayan. i¸ te bu reformcu ˘ s Tolstoy’dur.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s s s s sadece dünyanın en büyük romancılarından biri degildir. ve “Biz” Kimiz? Tolstoy. siddete dayalı bir ¸ devrimin hayır getirmeyecegini gösteren Tolstoy da. sadece son otuz yılda degil. sadece Sava¸ ve Barı¸’ı yazmadı. yüz yılı a¸ kın bir süre sonra ilk kez yayınlanıyor. ama bu aynada. çiftligi Yasnaya s ˘ ˘ 6 . Bu dönemde yazdıkları. “Rusya’da iki büyük güç var: Tolstoy ve Çar. belli degil” türünden yorumlar da yine reformcu Tolstoy’a ili¸ kin˘ s ˙ dir. Lenin tarafından “Rus devriminin aynası” diye nitelenen. s Kiliseyi (her türlüsünü) aforoz eden ve sonra kilise tarafından aforoz edilen Tolstoy da. onunla yazı¸ arak bu ögretilerden etkilenmi¸ s ˘ s ve bunların Budizm ve Hinduizmdeki kaynaklarına ba¸ vurmu¸ tur. entes s resandır. Türkiye’deyse. bir zihin ve ˘ vicdan reformcusudur da aynı zamanda. s s Aslında reformcu Tolstoy. her türlü iktidarı lanetleyip. bu amaçla Avrupa’yı s dola¸ masına.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Polyana’da köylü çocuklar için tamamen özgürlükçü bir egitim anlayı˘ sıyla okul açmasına, onlara ögretmenlik yapmasına ve egitim üzerine ¸ ˘ ˘ makaleler yazmasına yol açmı¸ tır. Bu çalı¸ malara tekrar tekrar dönecek s s ve daha ileride reformcu yanı hakimiyeti ele geçirdiginde de halk için ˘ egitici içerikli hikayeler yazacak, Posrednik (Aracı) yayınevini kurup ˘ ucuz ve degerli edebiyat yayınlayacaktır. ˘ Tolstoy’un bu reformcu-sanatçı ikiliginin kökeninde yatan seyse, ha˘ ¸ yatı, kendisine ba¸ rol yazılmı¸ bir senaryo gibi, hatta ba¸ rolünü kendi s s s yazıp oynadıgı bir senaryo gibi algılayan benlik ile aynı benligin bu ˘ ˘ algılamayı yadsıyan bilgisi arasındaki çeli¸ kiyi kuvetle ya¸ amasıydı. s s ˙ uyarınca benci, ikincisi uyarıncaysa özgeciydi. Ilki uyarınca pagan, ˙ Ilki ˙ ikincisi uyarıncaysa ahlakçıydı. Ilki uyarınca (evlenene kadar) kumar ve kadın dü¸ künü, ikincisi uyarıncaysa günlügünde daima ve sürekli s ˘ pi¸ mandı (ve ya¸ lılıgında cinsel perhizi vazetme a¸ ırılıgına gidecekti). s s ˘ s ˘ Kazaklar’da Olenin, ilki uyarınca tabiatla bütünle¸ ir, pagan Ero¸ ka ve s s Luka¸ ka’ya hayranlık duyar, ikincisi uyarıncaysa (daha ziyade umuts suzlugu yüzünden) ba¸ kaları için ya¸ amak ister, ama tüm benligine ˘ s s ˘ hayat enerjisi zerkeden pagan, tutkulu bir a¸ kın diriltmesiyle (tekrar ilki s uyarınca) o isteginin hakiki ve samimi olmadıgını, bir kaçı¸ oldugunu ˘ ˘ s ˘ anlar, yalnız ne var ki, kar¸ ılıksız a¸ kın diriltmesi de geçicidir. Sava¸ ve s s s ˘ Barı¸’ta, ilki uyarınca, güzel Sonya hiç bencil olmadıgı için defolu ve s köylü Karatayev benligini eritip hayat ve insanlıkla bütünle¸ tigi için ˘ s ˘ bilge bulunurlar. . . Ve Tolstoy ilki uyarınca kendini varetmeye yönelir, ama sonunda, yok olacagı gerçegiyle yüzle¸ ip, ikincisi uyarınca bir ya˘ ˘ s sama döner. Benliginin hiçlikte erimesiyle –ölümle– sonuçlanacak bu ¸ ˘ ba¸ rol yanılsamasından vazgeçip, içinde eriyecegi hiçlige kar¸ ı, içinde s ˘ ˘ s eriyecegi hakikatin pe¸ ine dü¸ er. Hayatı, bu hummalı arayı¸ ın ve elde ˘ s s s ettigi ipuçlarına göre ya¸ ama mücadelesinin dramıdır –sürekli a¸ agı ˘ s s ˘ yuvarlanacak bir kayayı sonsuza dek tekrar yoku¸ yukarı yuvarlamaya s mahkum Sisifus’unki, yani, insanlıgınki gibi. ˘

7

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Ömrünün son otuz yılında, çogu zaman resmî, kurumsal din ve va˘ tanseverlik (ulusalcılık, milliyetçilik) sekillerinde tezahür eden, hakikat ¸ yerine ikame edilen ve insanların, içinde eriyerek aslında nefslerini geni¸ letmek istedikleri, dolayısıyla insan ve toplum hayatını yönlendirip s tarumar eden, akla da vicdana da aykırı, temel bir irrasyonel elementle –kayayı a¸ agı yuvarlatan pagan tanrıyla, Nefs’le– sava¸ ır. Hem bu eles ˘ s menti besleyip manipüle eden, hem de bu element tarafından üretilen iktidar, devlet, ordu, kilise, ulema vb. gibi hükümran unsurları ve bunlara yanda¸ veya kar¸ ı her tür cebir failini kar¸ ısına alır. Tahrifat ve s s s hurafatını ayıklayıp tüm dinlerin ortak ve hakiki özüne, Tanrı’nın içi˙ ˘ ˘ mizdeki krallı˘ ına dönmeyi, Isa’nın “Dag’daki Vaaz”ı uyarınca “kötülüge g cebirle direnmeme”yi, “dü¸ manını sevme”yi, vicdani reddi, sivil itaats sizligi ve almaya degil vermeye dayalı bir hayat tarzınıysa, kurtulu¸ un ˘ ˘ s yegane güzergahı olarak savunur. O irrasyonel elementin temel tezahürlerinden birine, yani resmî, kurumsal dine ili¸ kin Tolstoy ele¸ tirilerinin bir özetini daha önce vermi¸ tim s s s [5]. Bu derlemeyse, Tolstoy’un vatanseverlik üzerine ele¸ tirilerini bis raraya getiriyor, yani o irrasyonel elementin diger tezahürüne ili¸ kin ˘ s ele¸ tirilerini. Bugün ya¸ asa, o irrasyonel elementin üçüncü ve irrasyonels s ligi en çıplak sekilde gösteren tezahürünü de incelerdi, futbolu! ˘ ¸ D. S. Mirsky, vaiz Tolstoy öncesinde, sanatçı Tolstoy’da da bulunan bu çıplaklı˘ ı i¸aret etme huyunu, sanatına atfen, hakikati etiket ve teamülg s lerden ayıklamak seklinde tanımlıyor [6]. Böylesi bir hakikat arayı¸ ı ¸ s bugün Tolstoy’la öyle özde¸ le¸ mi¸ tir ki, Sanat Nedir?’de formüle ettigi s s s ˘ te¸ hisi, internette rastladıgım üzere, Tolstoy Sendromu diye ve “Olanca s ˘ delile ragmen hakikati görmezden gelme seklinde bir insan davranı¸ ı” ˘ ¸ s açıklamasıyla kavramsalla¸ tırılmı¸ tır: s s
˘ ˘ Sunu biliyorum ki, insanların çogu, sadece zeki sayılanlar degil, ger¸ çekten zeki olanlar, en karma¸ ık bilimsel, matematiksel ve felsefi s ˘ çözümlemeleri anlayabilenler, eger herhangi bir konuda, kimi zaman büyük çabayla olu¸ turdukları bir yargının, gurur duydukları bir s

8

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz?
˘ yargının, ba¸ kalarına ögrettikleri, üzerine tüm hayatlarını temellens ˘ dirdikleri bu yargının yanlı¸ olabilecegini itirafa zorlayan türdense, en s basit ve bariz bir hakikati çok nadiren anlayabilirler. [7]

Çok sonraları, en karma¸ ık çözümlemelerle ba¸ ı ho¸ en zeki insanlara s s s dair, muhakkak engin tecrübeleri olan ve Tolstoy gibi vatanseverlikle militarizme kar¸ ı duran Einstein, benzer bir te¸ hisi su formülle basitle¸ s s ¸ s tirip me¸ hur edecektir: “Bir önyargıyı yıkmak, atomu parçalamaktan s zordur.” Tolstoy Sendromu’nun te¸ hisine de yol açan ve Tolstoy’un sanatına s en ba¸ ından beri egemen olan bu özellige, hakikati gösterme yöntes ˘ mine, Sovyet edebiyat ele¸ tirmeni Viktor Sklovski “tuhafla¸ tırma” adını s ¸ s veriyor. Tolstoy bugün ya¸ asaydı, bu yöntem uyarınca mesela futbolu söyle s ¸ gözler önüne sererdi: Çelik çomak veya uzun e¸ ek gibi bir oyunken ve s rakiplerin tek farkı üzerlerindeki elbiselerin renkleriyken ve bizzat oyuncular da sürekli o renkleri degi¸ tirip rakip takımlara transfer olurken, ˘ s oyun dı¸ ındakilerin, o renklere ve o renkleri kullanan ticari müesseselere s “biz” veya “bizim takım” diye tapması ve sonuçta oyunun, kazanmak ugrunda her¸ eyi mübah sayan bir sava¸ a dönü¸ erek ahlak erozyonuna, ˘ s s s bilinç garabetine yol açması, oyun dı¸ ındaki insanların birbirini budas ması, bu tuhaf hadiseyi hayatlarının en önemli meselelerinden biri haline getirmesi, bu ugurda devasa miktarlarda para ve emegin harcanması, ˘ ˘ dünyanın en önemli meselesiymi¸ gibi medyada programların, açık s oturumların yapılıp tartı¸ ılması vs. s Aynı yöntemle mesela özel otomobili de söyle tanımlardı Tolstoy: ¸ Hayat kalitesini yükseltme, ula¸ ımı kolayla¸ tırma ve rahatlatma i¸ les s s viyle ortaya çıkıp, pek tabii tam tersine, ula¸ ımı imkansız hale, hatta s i¸ kence haline getiren, yarattıgı bu imkansızlık ve i¸ kence ke¸ meke¸ i s ˘ s s s içinde insanları canavarla¸ tıran, hem dünya kaynaklarını hem de iktisadi s birikimleri berhava eden, ya¸ am alanlarını teneke, plastik, egzoz, asfalt, s

9

Çocuk: Ne bayramı? 10 . kaza cehennemine çeviren. hayatına tecavüz eden ˘ ˘ bu avantajlar yüzünden kanun koyucuların takdirini fazlasıyla kazanan teneke ve plastik karı¸ ımı sey. aynen “kral çıplak” diyen çocugunki s ˘ gibi. ilk eserlerinde de bulunan bu özelligine “tuhafla¸ tırma” diyor. Bu ˘ s g çalı¸ mada. hakikati göstermedir. tuhaflıgı te¸ hir etme. Ilk üç konu¸ ma “Din”. Yayınlanmı¸ ilk eseri (diger çogu ˘ s ˘ ˘ gibi kısmen otobiyografik) Çocukluk. benim üzerime de bu s ˘ yeni gömlegi geçirdi? ˘ ˘ Anne: Bugün bayram oldugu için. bitirmeden ve revize s etmeden bıraktıgı son çalı¸ masının adı da Çocukların Bilgeli˘ i’dir. Tolstoy’un bir re¸ s s formcu. “her¸ eyi ilk ˘ s kez görüyormu¸ casına yazma”sından. bu avantajları daha da arttırmak için satıcıların sürekli ye˘ nisini piyasaya çıkardıgı ve herkesin özgürlügüne. s ˘ ˘ s Tolstoy. kimilerince ˘ ˘ s Einstein dehasının da temel bir unsuru sayılan. s ¸ Sklovski. solumayı imkansızla¸ tırıp insanları s zehirleyen. yani o irrasyonel elementin iki asli tezahürü üzerinedir: Çocuk: Dadı bugün niçin giyinip ku¸ andı. çe¸ itli ba¸ lıklar altında çocukları ve kimi zaman da çocuks s s ˙ larla büyükleri konu¸ turur Tolstoy. ve biz de kiliseye gidecegiz. ömrünün son birkaç ayında ba¸ layıp. etiketlerle teamülleri ayıklayıp dünyayı “yaradılı¸ güs nünde Adem’e göründügü gibi” [6] gösterme ugra¸ ından. saf çocuk gözleriyle bakıp ko¸ ullandırılmamı¸ çocuk bi˘ s s linciyle sorgulama yeteneginden alır. bir çocugun gözleriyle bakar hayata ˘ ve 1910’da.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. yarattıgı o me¸ ˘ ˘ ˘ s hur. tuhafla¸ tırma degil. bu türden bir bakı¸ açısı ve yakla¸ ıma. ama aslında Sklovski’nin bu yakı¸ tırması ˘ s ¸ s tuhafla¸ tırma. çünkü Tolstoy’unki. ve “Biz” Kimiz? gürültü. küresel ısınmaya hatırı sayılır katkılarıyla dünyayı. sanatçılıgının ayırıcı bir niteligini ve gücünü. çocukça sorular sorma özelliginden. bir vaiz olmadan önce. olaganüstü gerçeklik hissini de yine büyük oranda. “her¸ eyi varolu¸ prensibi içinde s s s görme”sinden. hayatı yok eden ve cennetin tam aksine cehennem tasvirine uygun tüm bu avantajları yüzünden insanların sürekli yenisini almak için ya¸ ayıp köle gibi s emek harcadıgı. “Sava¸ ” ve s s s “Anavatan: Devlet” üzerine.

babana söyle. yıldızs s ¸ ˘ ların ötesinde yine yıldızlar var ve gök dedigimiz seyin de sonu yok. önce biz fethettigimize s göre toprak bize ait. ˘ Çocuk: Ama tuz saçıldı diye biri ölecek dedigimde. s I Çocuk: Neye imanı? ˘ ˘ Anne: Diger insanların söyledigine. ülkemizin halkı demek. demek. Çocuk: Nasıl yükseldi? Kanatlanarak mı? ˘ ˘ Anne: Hayır. “Biz”. Aptalca olan hiçbir seye inanmamalısın. ˙manı olmalı. 11 . çıkıyoruz. Çocuk: “Miraç” ne demek? ˘ ˘ Anne: Efendimiz ˙sa Mesih göge agdı. (Kendi kendine. kanatlanarak degil. demek. (Yüksek sesle. Rusların bizden toprak al¸ s masına izin vermeyecek! ˘ Petya Orlov [10 ya¸ ında]: Biz de diyoruz ki.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Ma¸ a Orlova [8 ya¸ ında]: “Biz” kimiz? s s Petya: Sen daha çocuksun. çünkü o s Tanrı ve Tanrı her¸ eyi yapabilir. Orada yıldızlardan ba¸ ka bir sey yok. I ˘ Çocuk: “Agdı” ne demek? Anne: Yükseldi.) Git. Çocuk: Ayinden sonra çikolata yiyecek miyiz? • Karlhen Smit [9 ya¸ ında]: Prusyamız. aptalca seylere ¸ ˘ inanmamam gerektigini sen kendin söyledin! ˘ Anne: Çok dogru. neyin olmadıgını nasıl bilecegim? Anne: Hakiki imana inanmalısın. ¸ Öyleyse o nereye gitti? Anne (gülerek): Her¸ eyi anlayamaz insan. ¸ ˘ ˘ Çocuk: Ama neyin aptalca olup. anlamazsın. Çocuk: Ama hakiki iman ne? Anne: Bizim imanımız. Bayagı yükseldi i¸ te. atkını da tak. ve “Biz” Kimiz? Anne: Miraç. s ˘ Çocuk: Ama nereye gitti? Babamın bana söyledigine göre. gök aslında sadece bo¸ luk.) Galiba saçmalıyorum.

. Petya: Hepsinin kendi ordusu vardır ve hepsi kendi halkından vergi toplar. s Petya: Küçüksün. ¸ • ˘ Gavrila [u¸ ak ve asker yedegi]: Evet. Ma¸ a: Öyleyse büyümek istemiyorum. ama bu oyun ˘ degil. s Karlhen: Büyüyünce anlarsın. istemesen de Russun. Ma¸ a: Ama ya istemezsem? s Petya: ˙stesen de. s Mi¸ a: Kimle sava¸ ? Kim kime kar¸ ı sava¸ ıyor? s s s s ˘ ˘ Gavrila: Tanrı bilir! Benim anlayacagım sey degil.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Mi¸ enka. . bazıları da ˘ digerine aittir. her insan kendi anavatanını sever. hepsini anlayamıyorum. Ve her ülkenin kendi çarı I ya da kralı vardır. . Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Karlhen: E çünkü. s Ma¸ a: Anlamıyorum. ¸ 12 . sevgili küçük efens s dim. Ma¸ a: Ben kime aitim? s Petya: Rusya’ya. ama simdiden inatçısın. Ma¸ a: Neden ayrı olduklarını anlamıyorum. ho¸ ça kal! Tanrı bir daha görü¸ memize izin verecek mi acaba? s s ˘ Mi¸ a [efendisinin küçük oglu]: Gerçekten gidiyor musun? s Gavrila: Tabii! Sava¸ var ve ben de yedekteyim. Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Petya: Ne demek? Her ülke farklıdır. Karlhen (araya girerek): Ya da Parlamento’su. hepimiz gibi. Gazetelerde bir ¸ ˘ seyler okudum. önemli bir¸ ey. Avusturyak’ın gücendigini ¸ söylüyorlar. bizimkiler seyleri tuttu diye –neydi adları. Bazı insanlar bir ülkeye. Hep beraber olmak s daha iyi olmaz mıydı? Petya: Oyun oynamak için beraber olmak daha iyi. hepsi gibi. . ve “Biz” Kimiz? Karlhen: Her yerde böyledir.

çünkü ˘ hem arsızla¸ ıp doyumsuzla¸ arak aleyhe dönen bencillik. Mi¸ a: Niye gelmez? s Gavrila: Niye mi. sosyal. Semaveri son kez hazırlamamın zamanı.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. 13 . Gavrila: Nasıl gitmeyeyim? Çar. Ama bu ˘ bilge ve saf çocuklar kadar bilge ve saf kalmak çok kolay degildir. Mi¸ a: Ya onlar da reddederse? s Gavrila: Ellerinden gelmez. sosyal Darwinizmi. korunma paranoyasıyla me¸ rula¸ tırılıp yüceltilen sahte ve mütecaviz unsurlar –yardımla¸ ma s s s yerine. Isa’nın “dönüp çocuklar gibi olmazsanız. bırak sava¸ ı s s s onlar yapsın. niye seni sürükleyip götürürler? s Gavrila: Kumandanların emri. ve “Biz” Kimiz? Mi¸ a: Ama sen niçin gidiyorsun? Çarlar dala¸ tıysa.. Anavatan ve Ortodoks Dini için. ideolojik. çünkü kanun böyle. yani tabiatın fa¸ ist yanını haklı çıkaracak s veya hükümran kılacak sekilde ve bilge olmayan çocuklarda görüldügü. [8] ˙ Tolstoy diger yazılarında da. Mi¸ a: Ne tür bir kanun? s Gavrila: Acayip acayip seyler söylüyorsun! Seninle fazla çene ¸ çaldım. gitmek istemedigini ve s ˘ gitmeyecegini söyle. çünkü. ˘ asla cennetin krallıgına girmeyeceksiniz” sözüne dikkat çeker. psikolojik vs. degil mi? s Gavrila: Kim karısı ve çocuklarını bırakmak ister? Hem niye böyle iyi bir yerden ayrılmak isteyeyim? ˘ Mi¸ a: Öyleyse niye gidiyorsun? Onlara. hem de hayvani s s saldırganlık dürtüsü ve pagan iktidar saiki gibi. ailevi.. Ne yaparlar sana? Gavrila (güler): Ne mi yaparlar? Zorla sürükleyip götürürler! Mi¸ a: Ama kim seni sürükleyip götürür? s Gavrila: Benim gibi adamlar tabii –emir altındaki adamlar! Mi¸ a: Senin gibi adamlarsa. siyasi. ko¸ ullar ve odaklarca manipüle ˘ s edilir. ¸ ˘ Tolstoy’unsa makalelerde açıkladıgı üzere– be¸ eri. dinî. ˘ Mi¸ a: Ama gitmek istemiyorsun. ˘ s cografi. Emirler verilir ve insan sürüklenip götürülür.

s 30 Mayıs 1851’de. Üç yıl Kafkasya’da Samil’e ve iki yıl da Kırım’da Os¸ ˙ manlı. sava¸ lara katılmı¸ s s s s s bir aileye. s s Napolyon’a kar¸ ı sava¸ ıp Fransızlara esir dü¸ mü¸ tü. onunla birlikte Kafkasya’ya gitti. A˘ aç Kesme.” Rusya’nın oraya neden geldigini sormaksa henüz aklına dü¸ mez. biyografilerinde aktarılan böylesi bir iklimden etkilenmi¸ ti. aile gelenegine ve ˘ s ˘ büyük abisi Nikolay’ın önerisine uyarak orduya katılıp. Tüm s bunlar. Ingiliz ve Fransız birliklerine kar¸ ı sava¸ tı. s 1851’de 23 ya¸ ındayken. günlügüne su iç çatı¸ ma yansır: “Buraya nasıl s ˘ ¸ s geldim? Bilmiyorum. kendini Rusya’nın sahibi hisseden bir gelenege mensuptu. Nikolay Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? Tolstoy da. Bir yıl sonra. Tolstoy bu ko¸ ulların kölesi degildi. hayatına bir yön verememi¸ olmanın çares s sizligiyle ve sefih ya¸ antısından kurtulmak amacıyla. “onsuz bir s Rusya dü¸ ünemiyorum” dedigi Yasnaya Polyana çiftligi de bu dedesinin s ˘ ˘ mirasıydı. giderek birbirleriyle çatı¸ an bir karı¸ ımıydı. Hem baba hem de anne s s tarafından yüzlerce yıl geriye giden aristokrat bir ailenin ve gelenegin ˘ bir üyesi olarak yeti¸ mi¸ . kahramanlık ve sava¸ gibi olguları s da bu ilk eserlerinin kimilerinden itibaren sorgulamaya ba¸ lar. yukarıdaki bilge ve bilge olmayan çocukla˘ rın. en ba¸ tan itibaren. kralın çıplaklıgını tümüyle gören bilge s ˘ bir çocuk degildi her zaman. bir yıl sonra Baskın’a malzeme olacak Kafkasya macerasının ba¸ ında. ama kimyası sekillenirs ˘ ¸ ken. bilge ve saf çocukla çatı¸ an etkenlerdi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ Sava¸ ve Barı¸’taki Nikolay Rostov’a model olan babası. Sefih ya¸ amdan tam s s s olarak kurtulamasa da. kölelere ve büyük çiftliklere sahip bir Kont’tu s s ba¸ langıçta. anne tarafından dedesi. sava¸ konusunda çocukken sahip oldugum bakı¸ ¸ s ˘ s 14 . Çocukluk. Sivastopol Skeçleri. Sava¸ ve Barı¸’taki s s s s s s ya¸ lı Bolkonski’ye model olan. bana en ¸ s ¸ rahatlatıcı gelen sey. Kar Fırtınası gibi ilk eserlerini gönüllü gittigi bu ˘ cephelerde yazmı¸ veya tasarlamı¸ tır. Volkonski. g Delikanlılık. ˘ s 5 Subat 1852 tarihli günlük giri¸ inde de söyle der: “Tuhaftır. vatanseverlikle me¸ rula¸ tırılıp yüs s s s celtilen ve hüküm süren militarizm. çe¸ itli askerî ve idari görevler üstlenmi¸ . Gençlik. Tolstoy’un. Neden geldim? Bunu da bilmiyorum. Baskın. görs kemli bir ki¸ ilik ve saygın bir eski generaldi.

sık sık ordudan ayrılmak istedigini yazar günlügüne. s düpedüz öldürmeydi ilgimi çeken. kaybolacagı bir ormana kaçan bir ço˘ ˘ cuga. ya s ˘ ˘ da cezalandırılmaktan korkup. bilge çocuklarınkine degil. insan karde¸ lerini öldürmeye karar verir? Öfkenin etkisi altında s ˘ bunun yapıldıgını dü¸ ünmek istemi¸ imdir hep. kendini koruma ve görev duygularını varsaymak zorunda kaldım.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. aynen bir adamın uzun endam veya yapılı cüssesine duydukları sekilde mi saygı du¸ yuyorlar. ve “Biz” Kimiz? açısı –hamaset. ] Bir insan. ˘ Cesaret nedir –bütün çaglarda ve bütün milletler arasında saygı ˘ ˘ gören o nitelik? Neden bu iyi nitelige –tüm digerlerinin aksine– bazan ˘ melun insanlarda rastlanır? Tehlikeye sogukkanlı tahammül yalnızca fiziksel bir kapasite mi yoksa ve insanlar da ona. Ilerki aylarda. Çocuk bakı¸ açısına sık sık geri dönüyorum. bunları anlamıyordum– sava¸ ın gerçekligi. ama tüm o sava¸ anlas s s ˘ rın her daim öfkeli olduklarını varsayamayacagımıza göre.” Ama belli s ki. daha da sa¸ ırtıcı ¸ s olanı. paramparça olmak üzere kendini sarp bir yerden a¸ agıya atan bir ata gözüpek denebilir mi. hangi duygunun etkisi altında. . Austerlitz ve Borodino’daki ordula˘ rın nasıl düzenlendiginden çok. tersine. bu olabilir mi? Kırbaçtan korkup. ayrılmamasının ˘ ˘ nedeni rütbe ve madalya alma arzusudur. kendini tehlikeye atmaya. Ona cesaret mi. . yoksa korkaklık mı ˘ ˘ denecegi. [. ya da rezil olma korkusuyla bebegini öldürüp ceza çarptırımına katlanmak zorunda kalan bir kadına. Baskın ise aynı yıl su satırlarla ˘ ¸ ba¸ lar: s Sava¸ daima ilgimi çekmi¸ tir: büyük generallerce tasarlanan manevs s ralar anlamındaki sava¸ degil –hayal gücüm böyle devasa devinimleri s ˘ ˘ izlemeyi reddediyordu. kendini öldürülme tehlikesine s maruz bırakan bir adama? Her tehlikede bir seçim vardır. Ve Kafkasya’da gönülllü katıldıgı bir baskından mülhem hikayesi. seçime soylu bir duygunun mu. kendisi için belirgin bir avantaj olmaksızın. yoksa bayagı bir duygunun 15 . ya da övüngenlik yüzünden bir insan karde¸ ini öldürmeye sıvanıp. ne sekilde ve hangi duygunun etkisi ¸ ˘ ˘ altında bir askerin digerini öldürdügüyle ilgiliydim. Nitekim 29 Mayıs 1852’de bu sefer de ˘ ˙ “bütün sabah Kafkasya’nın fethini hayal” eder.

ve Kafkasya’ya sırf sans eseri ¸ ve cesaretini göstermek için gelmi¸ . Kendini koruma ve dos layısıyla hakkaniyet duygusu kimin safındadır? Su sersefilin safında ¸ mı: Rusların yakla¸ tıgını duyup duvardan eski silahını kapan.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bir iç ses daima “Hayır” kar¸ ılıgını veriyor. ama dag insanlarıyla husumet içinde s olmak için ne bir nedeni ne de arzusu. akrabaları. çaresiz bir kızgınlık içinde ve umutsuz bir feryatla lime lime ceketini yırtıp silahını atan ve pösteki ba¸ lıgını gözlerinin üzerine s ˘ dü¸ ürüp ölüm-¸ arkısını söyleyen ve sadece elindeki bir hançerle s s ˘ kendini dosdogru Rus süngülerine atan bir Cemi’nin safında mı? Hakkaniyet onun safında mı. mutlulugunu olu¸ turan her¸ eyden mahrum edilecegini s s görerek. Bu s ˘ gayritabii hadisenin sırf inatçı mevcudiyeti onu tabii gösteriyor ve kendini koruma duygusu da haklı. Yoksa. arkada¸ ları. s ˘ ˘ agır bir Alman aksanıyla. zengin ve kültürlü kom¸ u Rus topraklas s rını vah¸ i ve sava¸ kan kabilelerin soygun. kendini koruma duygus s ˘ suna dayanan hakkaniyetin bizim safımızda oldugundan kim ku¸ ku s duyar? Bu sava¸ olmasaydı. cinayet ve baskınlarından s s kim sakınacaktı? Ama iki ayrı insan dü¸ ünün. topçulardan ate¸ leme çubugu isteyen su s ¸ genç Almanın safında mı? Hangi allahın belası onu anavatanından 16 . yoksa tam yanımızdan geçerken pek güzel Fransız sansonları söyleyen. yakmak üzere Rusların hâlâ ilerledigini görerek. ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ mu vesile olduguna baglı degil midir? [9] Daha ileride. keses ˘ ˘ sine (ancak istemeye istemeye bo¸ altacagı) üç ya da dört mermi s ˘ koyup gavurlarla kar¸ ıla¸ maya ko¸ an ve sürdügü tarlalarla kulübes s s ˘ sini ezmek. annesi. generalin maiyetindeki su suba¸ ¸ yın safında mı? Rusya’da bir ailesi. karısı ve çocuklarının korkuyla titreyip saklandıkları vadiye yakla¸ tıs ˘ ˘ ˘ gını görerek. gerekli s I mi?” diye sorunca. ˘ Rusların dag kabilelerine kar¸ ı sava¸ ında. serfleri ve s ˘ onlara kar¸ ı yükümlülükleri var. sırf en kısa zamanda s yüzba¸ ı rütbesi ve rahat bir mevki edinmek isteyen ve bu nedenle s ˘ dag insanlarının dü¸ manı olan yaver ahbabımın safında mı? Yoksa. altıncı bölümde de sunları söyler: ¸ ˘ Sava¸ ! Ne akıl almaz bir olgu! ˙nsanın mantıgı “Haklı mı.

Silistre’de her sabah ve ak¸ am saatlerce s bu “muhte¸ em” manzarayı uzaktan seyretmektedirler. bu bölümler Çarlık Rusyası’nda sansürlenmi¸ tir. Tolstoy’un yayına gönderdigi metninse mevcut olmadıgını belirtiyor [10]. sas ¸ 17 . ve “Biz” Kimiz? bu ücra bölgeye getirip bıraktı? Su Sakson. çok daha kanlı bir sava¸ ın ya¸ andıgı ve gönüllü gits s ˘ tigi Kırım’dan. Majesteleri! Hurra!” diye bagırdılar. . Christian da. Ama Aylmer Maude gibi kimi kaynaklara göreyse.000 ki¸ i halihazırda bu sözü tutmu¸ tu. Bass ˘ ˘ kın’ın sansürlenerek yayınlandıgını ve elyazmasından farklı oldugunu. s ˙ nitekim. . ama bu insanları gördügüm ve bu sanlı zamanda ¸ ˘ ya¸ adıgım için Tanrı’ya sükrediyorum. Kornilov [. ] “Öl˘ meniz emredilse. Ve bu göstermelik degildi. “Ordudaki sevkin ˘ ¸ tarifi imkansız”dır: Antik Yunan’da bile böylesine kahramanlık yoktu. bu çatı¸ ma öyle sürmektedir ˘ s ki. hâlâ gönüllü bir askerdir s ˘ Tolstoy. askerler “Öle˘ ˘ ˘ cegiz.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. cidden oldugunu her yüzde görebilirdin ve 22. ] Bir kez bile çarpı¸ s s s ˘ mada yer almadım. 90 ciltlik Tolstoy külliyatında ve bazı Ingilizce çevirilerde bu bölümler yer almaz. Tolstoy yukarıdaki bölümleri Baskın’a dahil etmekten vazgeçmi¸ tir.” s Ama 1854’de. Ortanca abisi s Sergey’e 20 Kasım 1854’de yazdıgı mektuba göre de. . R. Kaspar Lavrentiç. 40-50 yıl sonra vatanseverlik üzerine yazdıgı makale˘ ˘ lere aykırı dü¸ meyecek ve 20 yıl kadar sonra yazdıgı Anna Karenina’nın s ˘ son bölümüyle örtü¸ ecek bu satırlara ragmen. 5’indeki bombardıman. kimi kaynaklarca söylenen dogruysa. ˘ ˘ mahsuscuktan degil. ˘ ˘ 6 Ocak 1853 tarihli günlük giri¸ i de. yakını Tatyana Aleksandrovna Yergolskaya’ya yazdıgı ˘ ˘ 5 Temmuz tarihli mektuba göreyse: “insanların birbirini öldürdügünü ˘ izlemek tuhaf bir zevk” olsa da. [. ölecek misiniz gençler?” dediginde. bu tezi destekler niteliktedir: “Sava¸ s s o kadar haksız ve melun bir sey ki. F. Türkçe çevirilerde de bu bölümlerin ya biri ya da ikisi eksiktir. içindeki bilge çocukla pagan çocugun çatı¸ ması sürmektedir. onu sürdürenler vicdanlarının sesini ¸ bastırmaya çalı¸ ırlar. . ˘ s Hatta. bu ¸ delipoyraz kom¸ ularla kana susamı¸ ihtilafımıza neden karı¸ sın? [9] s s s Görüldügü gibi.

s Rus ordusu gerçekten iyile¸ meye muhtaçtır: Yiyecek için ayrılan paraya s el koyarak erleri aç bırakmak. bir yıl önce ortanca abisi Sergey’e mektubunda degindigi ˘ ˘ konuyu i¸ leyerek (komutan Kornilov’un askerlerle konu¸ masını da aks s tararak). kahramans lıgını ve fedakarlıklarını. tersine. Çar’ın ogullarından birine göndermek niyetiyle. ruhunu. onla˘ rın “ahlaken ve fiziken” Ruslara üstünlüklerinden. ve “Biz” Kimiz? ˘ dece Rus tarihinin degil. aksi imkansızdır. ciddi bir moral zaaf içindedir ve etkin biçimde sava¸ amaz. gibi yolsuzluklar yaygındır [13. “gurur ve kahramanlık hissinin s ruhunuza nüfuz etmesi ve kanınızın damarlarınızda daha hızlı akması” için yeterlidir. Tolstoy. s askerî seref. sövalye ruhu ve vatan sevgisi alay konularıdır. Sivastopol’da olmak dü¸ üncesi bile. Orduda iyile¸ meye yardımcı olacak bu yayın Çar’ın iznini alamayacaktır ama. en iyi erzak ve mühimmat için alınan parayla en kötülerini temin etmek vb. bu tür ˘ yolsuzlukları ve kötü yönetimi te¸ hir eden. ˘ ˘ duygulu bir mesafeden. Sivastopol’u dü¸ mana bırakma niyeti ve ihtimalinin ˘ s zerresi yoktur. Tüm fizikî imkan¸ sızlıklara ragmen. zorbalık. tüm dünya tarihinin en parlak ve sanlı ¸ menkıbesı olarak kalacak.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. [11] ˙ Mektup. yaralıların yüce tevazularını ve dayanıklılıgını. Fransız ve özellikle de Ingiliz askerlere hayranlıgından. “çocukluk hamasetine geri dönüp”. Sivastopol Skeçleri’nin ilkini. ¸ ¸ hovardalık ve tehditse saygınlık sebebidir. Rusların kahramanlıklarından ve bir ordu gazetesi çıkarma planından sözeder. 1855’de. izlenimler seklinde rapor eder. Tolstoy bu notu göndermez. “Aralık’ta Sivastopol”u yazar ve görkemli sava¸ manzaralarını. çogu askerlikten ba¸ ka bir meslek s ˘ ˘ s için uygunsuzdur ve hizmette asıl amaçları da para kazanmaktır. bunun gerçekle¸ mesi yolunda kullandıkları yöntemlerse tehdit ve zorbalıktır. Rus insanının gücünü. “Rus Askeri ve Subayının s Olumsuz Yanlarına Dair Bir Not” yazar (özetlersek): Askerleri. pipo içtikleri veya komutanlar onları soyarken seslerini çıkarmaya cüret ettikleri için kırbaçlanan bir ordu. Rus subayı egitimsizdir. Sivastopol’dakileri 18 . 12. önsöz]. Kahramanlar kendilerini seve seve ölüme atmaktadırlar.

s ˘ ˘ bilge veya bilge olmayan. çogumuz gibi böylesi sadece bir ihtimalle burun buruna gelen insanlar kadar sakin ya¸ amaya. Yine de. s Bu hazin olay ardından hiçbir elem belirtisi göstermeksizin soguk algınlı˘ gını kaydetmesi enteresan. çocuklara siddetin Tolstoy’da iz bıraktıgına ve Tolstoy’un bu ¸ ˘ konuyu eserlerinde tekrar tekrar i¸ ledigine dikkat çekiyor [14]. bu hissiyat. dar ve bön duys s ˘ gularla ortak bir yanı bulunmadıgı. Her gün top ve bomba saganagı altında ˘ ˘ ˘ benim bulundugum bölgeye geliyordu. yüz çe¸ it ölüm ihtimaliyle burun burunayken ons ˘ ları. [12] Bu aradaysa. s s s bunları bilmiyoruz. Nitekim (benim hafızamda yer etmemi¸ se de) Susan s Layton. masum çocuklar öldürülmektedir: ˘ Dün sokakta atçılık oynayan bir oglanla kızın yakınına bir top mermisi ˘ dü¸ tü: kollarını birbirlerine doladılar ve birlikte yere yıgıldılar. s ˘ soguk algınlıgına geçmeden önce bir iç geçirip on dakikalık bir melan˘ ˘ koli ya¸ amı¸ mıdır. 13 Nisan’da. ˙nsanlar. bir s ˘ ˘ ˘ denizci karısının çocugu. s ˘ bu olaydan altı gün sonra. kendi ya¸ adıgınız bo¸ . günlügüne sunları kaydeder ˘ ¸ Tolstoy: ˘s Tehlikenin degi¸ mez cazibesi ve beraber ya¸ adıgım askerlere ili¸ kin s ˘ s 19 . Soguk algınlıgım öyle feci ki hiçbir i¸ e koyulamıyorum.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bir madalya ya s I s da ni¸ an yüzünden veya tehdit edildikleri için katlanmazlar: ba¸ ka s s ve daha yüce bir saik olmalı. iç ya¸ antısının apaçık bir tasviri olmayan s ˘ s kelimeler dizisiyle belirlemeye çalı¸ mak çok dogru bir fikir vermeyebilir. Rus insanında ancak nadiren ˘ yüzeye çıkan. ve de uykusuzluk. Kız. muktedir adamlar s s s haline getirmi¸ tir. bir anavatan sevgisidir. 7 Nisan 1855 tarihli günlük giri¸ inden ögrendigimize göre. pislik ve aralıksız s çalı¸ maya katlanarak bu ko¸ ullarda ya¸ amaya. Bu saik. top mermilerinin ˘ ˘ saganagı altında. bunlar kısa günlük notlar ve s s gerçekte ne hissedip ya¸ adıgını. bütün günü böyle bir melankoli içinde mi geçmi¸ tir. ve “Biz” Kimiz? ˘ harekete geçiren hissiyatın. ama belki de sadece kendi elemini kaydetmek ˘ istememi¸ tir veya bunu gereksiz bulmu¸ tur. ama ruhunun derinliginde gömülü yatan bir hissiyat. tamamen farklı ve daha güçlü bir ˘ ˘ dogası oldugunu artık kavrıyorsunuz. böyle korkunç ko¸ ullara.

20 . masum kan akıyor ve figanlarla beddualar ortalıgı kaplıyor. “Mayıs’ta Sivastopol”da nöbet geçmi¸ tir ˘ s ve Tolstoy. ama en çok da vatanseverlik yüzündendi. [. itiraf edeyim. hemen nedametle diz çökmüyor. s Bu mektupla aynı yıl yazdıgı. özellikle de gerçekle¸ ecek bir taarruzda s yeralmak isterken. denizciler ve bizzat sava¸ ın yöntemleri öyle ho¸ ki. ölüm ve ızdırap makineleri tekrar gürlü˘ yor. Ve bu insanlar –yüce bir sevgi ve fedakarlık yasası ikrar s eden Hıristiyanlar– ne yaptıklarını görüp.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bus s rayı terketmek istemiyorum. Çar “Aralık’ta ˘ ˘ ˘ Sivastopol”u Fransızcaya çevirtmi¸ ve sava¸ ta Tolstoy’un kollanmasını s s istemi¸ tir. . bu sava¸ ı görmek içindi s s . bilincinin tüm devinimi. . konu¸ uyor. ˙ste bu defa istedigimi söyledim. s s co¸ ku ve sevinç gözya¸ larıyla karde¸ çe kucakla¸ mıyorlar. s s s s Beyaz bayraklar indiriliyor. ve “Biz” Kimiz? gözlemlerim. s s gülü¸ üyor. kapsamı ve nihai yargısını ortaya koymayan bu notlar. bilge çocukla çeli¸ ip s “Aralık’ta Sivastopol”un hamasetiyle örtü¸ üyor. . birbiriyle bakı¸ ıyor. askerlerin kahramanlıks ları ardında yatan korkular ve övüngenlik saikinden söz eder. kaçınılması gereken kötü ve örnek alınması gereken iyi nerede? Kim hikayenin canisi. O’nun önünde. önceki hamaseti giderme çabası ta¸ ır. ate¸ kes s sırasında Fransız ve Rus askerlerin dostane konu¸ malarını aktararak s sava¸ ın anlamsızlıgını ve hunharlıgını te¸ hir eder. hatta onun ötesine de s ˙ geçip pagan çocukla bulu¸ uyor. . kendilerine hayat vermi¸ ve herbirinin ruhuna ölüm korkusuyla iyi ve güzel sevs gisini yerle¸ tirmi¸ olanın önünde. o sıra fena bir vatanseverlik nöbetine yakalanmı¸ tım. Mektup ve günlüklerindeki bu ifadeler. ] ˘ I¸ Bu hikayede. Masıy 1855’de s ˘ abisi Sergey’e yazdıgı mektuptaysa söyle der Tolstoy: ˘ ¸ Kırım’a gönderilmem yolundaki ba¸ vurum. Aylmer Maude’un önsözünde aktardıgı üzere. s ˘ ˘ s Binlerce insan biraraya toplanıyor. kim kahramanı? Hepsi iyi ve hepsi kötü. Bu hikayelerin Ingilizce çevirisine yazs dıgı önsözde Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre.

˘ “Agustos’ta Sivastopol” da yine. dün. bugün ve yarın hep güzel olan– kahramanı Hakikat’tir.” Panayev’in bu eki. s ˘ s ˘ Biz sadece anavatanımızı. gönüllü. kendi bölgemizi savunuyoruz ve kanımızın son damlasına kadar savunmaya devam edecegiz. gazeteler ve arkada¸ larının s s mektuplarındaki kahramanlık hikayeleri ve rütbe ve ni¸ an hayalleri yüs zünden “vatanseverlikle tutu¸ an” ve “bu duyguya çok sey feda eden”. s ¸ mükemmel bir mevkiyi. on yıllık didinmeyle kurdugu evini. Panayev ise.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. . “kıyaslanamayacak ölçüde ikincisinden iyi olduguna kani”dir. bu satırları “her okudugumda. ve “Biz” Kimiz? [. aktif hizmete yazılan bir gönüllü tasvir edilir. kahramanlıgı hakikat degil. “kendinden önceki ve sonraki birçokları” gibi. “Mayıs’ta Sivas˘ ˙ topol”u yayıncıya gönderirken yanına bir not ekler Tolstoy: Ilk skeç “Mayıs’ta Sivastopol”un. dost çevre˘ sini ve iyi bir evlilik yapma umutlarını terkedip. ] ˘ ˘ Hikayemin –tüm benligimle sevip tüm güzelligiyle çizmeye çalı¸ s ˘ tıgım. onları yazılı görmektense yüz kırbaç yemeyi ˘ yegliyorum” diyecektir. ama “Eger i¸ aretlemedigim bös s s ˘ s ˘ lümleri dahi atmaya kalkarlarsa. ˘ 1886’dan sonraki hiçbir baskıya dahil edilmeyecek ve Tolstoy. atılabilecek s ba¸ ka bazı bölümleriyse i¸ aretlemi¸ tir. bu korkunç kan dökmeyi kı¸ kırtan da biz degildik. Kendisine ˘ s riskli gibi görünen bölümler için alternatiflerini yazmı¸ . hikayenin sansürden geçebilmesi için. hakikati ˘ ˘ ˘ kahraman yapar. katiyen parçayı yayınlamayın lütfen” der editör Panayev’e. hatta sansür ˘ s ˘ heyetince tamamen yasaklanabilecegi korkusunu dahi ta¸ ır. Mesela be¸ inci bölümde. cepheye aylarca ula¸ amayı¸ ı ve yakla¸ tıkça duydugu korkunç s s s ˘ ölüm ve yaralanma hikayeleri yüzünden “küllenen vatanseverlik ate¸ ini” s 21 . yukarıdaki finale su ekin yapılması gerektigini yazar: “Ama bu sava¸ ı ¸ ˘ s ba¸ latan biz degildik. ama “ho¸ a gitmeyeceginden de emin”dir. . [9] Aylmer Maude’un önsözünde degindigi ve diger çevirmen David Mc˘ ˘ ˘ Duff’ın önsözündeyse daha ayrıntılı aktarıldıgı üzere.

ba¸ ı ve sonu bulunmayan o devasa Sava¸ ve Barı¸ ev˘ s s s 1 Matthew Arnold. “hayatla esrik” kalabilenler kazanır ve mutlu aileler kurar. hayatla mutlu s bir uzla¸ ma (daha ziyade galiplerin mutlu uzla¸ ması) içinde görünür. s s hatta kimilerince “tabiat tarafından yazılmı¸ ” gibidir. “bir sanat eserinden ziyade hayatın kendisi ˘ olarak yarattıgı”1 . (Tolstoy.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. arıların ˘ da sonbaharda birbirlerini öldürürken yerine getirdigi ve erkek hayvanların birbirini yok etmesine sebep olan. hayatla uyum içindekiler.” (sonradan Itiraflar’da söyles s yecegi üzere. On yıl kadar sonra Sava¸ ve Barı¸’taysa sava¸ üzerine su yargıya varır s s s ¸ Tolstoy: Neden milyonlarca insan birbirini öldürdü. benzer saiks ler ve hayallerle sava¸ a giden genç bir askerin. ve “Biz” Kimiz? tamamıyla kaybetmi¸ . zavallı bir ödlege dönü¸ mü¸ ve gönüllü olmakla s ˘ s s “en aptalca bir hata” yaptıgını anlamı¸ tır. bunu yapmanın fiziken ve ˘ ˘ ahlaken kötü oldugu dünya kuruldugundan beri bilinirken? Çünkü öylesine kaçınılmaz bir ihtiyaçtı ki. Essays in Criticism. hatta bunlara sansürcülerce farklı seyler eklenir ve ¸ bu skeçler nedeniyle Tolstoy. hatta daha fazla geçerli. kendini hayatın akı¸ ına bıraka˘ s bilenler. Tolstoy. her¸ eyiyle s s s hayat kadar gerçek kıldıgı. Çar himayesinden mahrum kalır. son iki Sivastopol skeçi yogun ˘ ˘ ˘ biçimde sansürlenir. “Ya¸ amak. Aslında Anna Karenina için söylüyor. ˘ s 1889’da bir ba¸ ka subayın Sivastopol anılarına önsöz yazıp. kimilerince de s ˙ “hayata yazılmı¸ bir kasidedir”. s s 22 . otuz dört yıl sonra. sava¸ deh¸ etiyle somut s s s olarak kar¸ ıla¸ tıgındaki hayal ve ki¸ ilik kırılmasını yine tasvir edecektir. tabiat ananın katil yanına ragmen ve o yandaki çok daha s s ˘ habis unsurlara gözünü dikmi¸ Dostoyevski’nin tersine. 1888.) s s ˘ s Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre.) “hayatla esrik olundugu sürece mümkündür sadece”[17] ˘ ˘ ve hayatın anlamını sorgulayanlar degil. [16] Sava¸ ve Barı¸. içindeki çatı¸ mayı. bilge ve pagan çocuklar arasındaki çatı¸ s s mayı bir sonuca ula¸ tırmı¸ tır sanki. 1887. insanlar bunu yapmakla. “Count Leo Tolstoi”. temel zooloji yasasını yerine getiriyorlardı. ama Sava¸ ve Barı¸ için de aynı derecede. ama hayır. bu geçicidir.

en azından kısmen. 23 .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Sırbistan ve Karadag’daki Ortodoks Slavlar. Rusya’nın da ˘ te¸ vikiyle. hayal gücünü zorlayan hunharlıklar yaptıgı anlatılır (bu tür haberlerin. Türklerin sivil Slavlara. s o tabiat yasaları. bu hunharlıkları. Çatı¸ ma güçlenecek ve Sava¸ ve Barı¸ ardından dügümlenmeye s s s ˘ ba¸ layan bir varolu¸ krizi neticesinde. Hayat. vatanseverlikle ilgili olanları Anna Karenina’nın son (sekizinci) bölümünde hissedilir. s Bulgaristan. artık kati bir rotaya girmi¸ tir ve “kötülüge cebirle direnmeme” s ˘ akidesi de sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır. vaiz. Rusya Panislavizmin etkisi altındadır. kendis s s sini de. reformcu Tolstoy’un dogumu Itiraflar’da gerçek˘ ˘ le¸ ecektir. Çok sonra buradaki makalelerde vatanseverligin melanetleri diye sayacagı sava¸ ve askerlige dair kanaati. Batı medyasına ˘ da yansıdıgı anla¸ ılıyor). ¸ s s • Anna Karenina’yı 1875’de tefrika etmeye ba¸ lar ve aynı yıl Bosna-Hersek. 1877’de bu ayaklans s malar Rusya’nın katılımıyla Osmanlı-Rus (93 Harbi veya Rus-Türk) sava¸ ına dönü¸ tügünde. Osmanlı yönetimine kar¸ ı ayaklanırlar. Tolstoy’un hem kendi çıplaklıs s gını hem de kralınkini görmesiyle ve bilge çocugun öne çıkmasıyla ˘ ˘ sonuçlanacaktır. “Rus topragının büyük yazarı”2 Kont Tolstoy’u bile öldürecektir ˘ bir gün. ˘ ˘ s ˘ Baskın’dan beri içinde kabaran ama sonuçlandırıp kesinle¸ tiremedigi s ˘ kanaati. Dostoyevski’nin aynı yıllarda aylık olarak yayınladıgı Bir Yazarın Günlü˘ ü yarı yarıya Panis˘ g lavist propagandayla doludur. Tolstoy da Anna Karenina’nın son bölümünü s s ˘ yazmaktadır. yaratma eylemi ve tanrı rolü sona ermi¸ tir. ama dogum sancıları Anna Karenina’da çoktan ba¸ lamı¸ tır. Bu s ˘ s s sancıların konumuzla. Dostoyevski de. Türkler ve ˘ s 2 Ölmeden kısa bir süre önce Turgenyev’in Tolstoy’a yazdıgı son mektubundaki ünlü ˘ sözü. kadın ve özellikle çocuklara akıl almaz. yani Saava¸ ve Barı¸’ın asıl ba¸ kahramanı. Gazeteler ve kulaktan kulaga dola¸ an ˘ s haberler. ˙ Bilge çocugun. ve “Biz” Kimiz? reni sonsuza kadar sürse de. söylentiler ve anekdotlarda.

Kollarında bebegiyle. bir hayvan asla bir insan kadar vah¸ i olamaz. ˙nsanlar bazan insan vahI setini “hayvani” diye tarif eder. Bunu annelerinin gözü önünde yapmak asıl zevk aldıkları sey. genel s s ˘ bir Slav ayaklanmasından korkan Türklerin ve Kafkasyalıların tüm Bulgaristan boyunca yaptıkları zalimlikleri anlattı. o kadar sanatkarane bir sekilde vah¸ i olamaz. yüzünden on santim mesafede tutuyor. yapabilseydi bile. s ˘ titreyen bir anneyi gözünün önüne getir. degil mi? Bu arada. bebegi ok¸ uyor. ama bu hayvanlara kar¸ ı büyük bir ¸ s haksızlık ve hakaret. gülsün diye kendileri gülüyorlar. bütün yapabilecegi budur. ¸ s ˘ Kaplan sadece ısırıp parçalar. öldürüyor. kadın ve çocuklara tecavüz ediyor. Sos nunda istedikleri oluyor ve bebek gülüyor. Köyleri yakıyor. esirlerini kulaklarından siper kazıklarına çiviliyor. Türkler eglenceli bir oyun ˘ icad ediyorlar. [5] s 24 .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ¸ Türklerin hunharlıklarına ili¸ kin bu hikayeler. Sanatkarane. s o kadar maharetle. kundaktaki bebekleri havaya atıp annelerinin gözü önünde süngü ucuyla yakalamaya kadar her¸ eyi s yapıyorlar. mazlum Slavları kurtars 3 Ama bu bölüm on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlenmi¸ tir. s Türklerin tatlı seyleri çok sevdiklerini söylerler. ˙nsanları I kulaklarından çivilemek. Ama Bulgar’ın bana anlattıkları arasında su sahne özellikle il¸ ¸ ˘ gimi çekti. 1878-80 arasında yazdıgı Kag ˘ ˙ ramazov Karde¸ler’in “Isyan” (veya “Ba¸ kaldırı”) ba¸ lıklı bölümündeyse s s s ˙ ˙ Ivan Karamazov’a anlattırır3 (be¸ ayrı ve saygın Ingilizce baskıdan [21] s yaptıgım kombine çeviriyle veriyorum): ˘ Bu arada. geçenlerde Moskova’da kar¸ ıla¸ tıgım bir Bulgar. sabaha kadar öylece bırakıp sonra da asıyorlar –akıl almaz her türlü zalimlik. ve “Biz” Kimiz? Müslümanlara kar¸ ı toptancılıga varan bir öfkeyle ve ayrıntılarıyla Bir s ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nde [18] sık sık anlatır. Tam o anda Türklerden ˘ ˘ biri silahını bebege dogrultup. Türkler arasında çembere alınmı¸ . Bebek sevinçle kıkırdayıp parlayan silahı minik elleriyle yakalamaya ˘ ˘ çalı¸ ıyor ve sanatkar aniden silahı dosdogru bebegin yüzüne sıkıp s ˘ minik ba¸ ını paramparça ediyor. asla aklına dü¸ mezdi. Bu s Türkler ise çocuklara zulmetmekten zevk alıyorlar –ana rahmindeki bebekleri hançerle kesip almaktan.

Fransızlar ve ˙ngilizler daima ve I ˘ hâlâ bize. Diplomatik notalar ve yarıs resmî makaleler ba¸ ladı. birlik ve barı¸ tan s söz edip. . ˙lk önce. kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. s I [. içip. O zaman da aynı co¸ kunluklar. en azından o za˘ ˘ 25 . . O zaman da. ¸ s ˘ sava¸ gönüllülerinin olu¸ umuna ve Panislavizme hizmet eder. sava¸ taraftarlıgına. Aleks ˘ sandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigimiz üzere. Romanya. gazeteler gittikçe daha fazla yalan söyledi. ve “Biz” Kimiz? maya yönelik bir kamuoyu vicdanı sekillenmesine. (daha önce Tolstoy’un katıldıgı ˘ Kırım Sava¸ ı’nda da oldugu gibi) Avrupa’yı kar¸ ısına alır ve 1878’de s ˘ s Osmanlıları maglup eden sava¸ sonunda. Sırplar veya Bulgarların herhangi birinden. asıl mesele –Türkiye’ye kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz s kaldılar. aslen sava¸ istemeyen III. sava¸ s gerçekle¸ ti. simdi s s ¸ [. Rusya’nın Ayastefanos Ant˘ s la¸ ması’yla elde ettigi kazanımlar. Sırbistan ayaklandı. . bu olayların cereyan ettigi ve Anna ˘ s ˘ Karenina’yı yazdıgı zaman da pek uzak degildir Tolstoy. .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Ruslarla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler. birbirlerine budala seyler ¸ söylediler ve vecd duygularıyla mütehassis oldular. yüz binlerce masum insanın kıyımı. bu Karadaglılar. Rusya’ysa s s yayılmacı ve Panislavist politikasıyla. . ] o zaman da Moskova’da yiyip. [. . Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve iktidar tedricen oyunda s yer almaya ba¸ ladı. ] sadece. resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. . [. s s 1894’de dile getirdigi bu görü¸ lere. Tolstoy 1894’de. bu kitabın “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı ilk s makalesinde aynı dönem üzerine sunları söyleyecektir: ¸ Türk sava¸ ından önce de. Karadag ve Bosna-Hersek ise bagımsızlık veya özerklik kaza˘ ˘ nırlar. Berlin Kongresi’ni dayatan Britanya s ˘ ve Avusturya-Macaristan tarafından kısıtlanır. milyonların s zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması. yani. ] vatanseverlik timsalleri olarak anılan. s uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. ] biz Ruslarla yüzlerce yıldır kimsenin s ˘ hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani bir sevginin s ˘ alevlendigi varsayıldı –Almanlar. Sırbistan. Bulgaristan. . Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi.

intihar etmi¸ tir. sadece bir tepki gelmi¸ tir ve o da aleyhtedir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s Sekizinci bölümse. s s Yazacak ba¸ ka bir seyi de olmadıgı için. önceden me¸ hur yarı¸ sahnesinde. “Zeki. spritüalizm vb. o çok istedigi ˘ ˘ etkiyi yaratamamı¸ tır. ama bu enerjisini nereye s ˘ ˘ yöneltecegini bilmiyordu. yani Tolstoy’un yukarıda “körükleme” i¸ iyle andıgı. Anna. ne toplum ne de yazıp çizenler üzerinde. kazanma hırsı ve gösteri¸ s s s ugruna harika bir atı zorlayarak mahvettigi gibi. iyi egitimli. bir ihtiras adamı degil. durumu daha acıklı bir hal s ¸ ˘ almı¸ tır. romanı tefrika eden dergi editörü. a¸ ıgı s s s s s ˘ Vronski. ˘ ˘ ˘ Anna’nın daha tutkulu ama kırılgan ruhuna da ne deva olabilmi¸ .” “¸ ansına. kitabının ba¸ arısızlıgından sonraki ˘ S s ˘ bu en güç zamanda. s ˘ s s s ama bu benzerlikleri yüzünden onunla bir ili¸ ki kuramamı¸ tır. mutsuz bir ailenin s s evlilik dı¸ ı bir a¸ k ya¸ ayan kahramanı.” kıtlık. Anna Karenina’ysa “Tüm mutlu s s aileler birbirine benzer. Ve yedinci bölümde. ne s cevap verebilmi¸ tir. saglıklı ve enerjikti. simdi Slavların hayrı s ¸ 26 . Altı yılda s s yazdıgı kitabı. ama her mutsuz ailenin mutsuzlugu kendine ˘ özgüdür” [22] diye ba¸ lamı¸ tır. ve “Biz” Kimiz? man da sava¸ a kar¸ ıdır. siyasi ve felsefi konularla ˘ hemhal bir fikir adamı olan Kozni¸ ev’le açılır. Ve bu nedenle. Aylak kalabalıgın s ¸ s ˘ genelde zaman öldürmek için yaptıgı her¸ ey. Anna Karenina’nın son (sekizinci) s s bölümü. Hayır i¸ leriyle ugra¸ an ve kendisi gibi ihtirassız olan bir genç kızla yakınla¸ mı¸ .” s ˘ O sıra. “vatanseverlik timsali” Katkov tarafından reds ˘ dedilir. Tolstoy tarafından ayrıca yayınlanır ve Dostoyevski tarafından da Bir Yazarın Günlü˘ ü’nde agır biçimde ele¸ tirilir. gibi meseleler yerine “Slav meselesi öne çıkmı¸ tı ve evvelce bu davanın s destekçilerinden biri olan Kozni¸ ev kendini tamamıyla ona adadı. g ˘ s • s Sava¸ ve Barı¸ mutlu ailelerle bitmi¸ ti. mensup oldugu çevrede Slav meselesi ve Sırp sava¸ ından s ˘ ba¸ ka hiçbir sey üzerine yazılıp konu¸ ulmuyordu. tüm ihtirasına ragmen. Kozni¸ ev. tüm roman s s kahramanları içinde Tolstoy’a en çok benzetilen Levin’in abisidir. azınlıklar meselesi.

sürekli birbiri yerine geçerek toplumu me¸ gul etmeye yarayan su son moda oyalanma araçlarından biri s ¸ ˘ haline geldigini görüyordu. ve “Biz” Kimiz? için yapılıyordu. sarho¸ tur ve kahs ¸ s 27 . gazeteleri olmas yan gazeteciler ve takipçileri olmayan parti liderleri. kamuoyu tezahürüydü.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. konu üzerine konu¸ ulup yazılan çogu seye detaylarda s s katılmıyordu. ama toplumun tüm sınıflarını birle¸ tiren ve sempati duyulmaması imkansız olan. ˘ ba¸ arısızlarla tatminsizler oldugunu görüyordu: askerleri olmayan s ba¸ kumandanlar. Kozni¸ ev. Balolar. ku¸ kuya yer s s vermeyen ve sürekli artan co¸ kuyu da görüyor ve teslim ediyordu. Gazetelerin. Fakat bunlarla birlikte. Sımarıktır. konu¸ malar. karde¸ lerine artık s ˘ ˘ sözde degil eylemde yardım etme arzusu doguruyordu. çıgır s ˘ açacak bir husus oldugu daha açık göründü Kozni¸ ev’e. Ve büyük bir dava için sava¸ an s s ˘ ˘ Sırplarla Karadaglıların kahramanlıgı. Slav meselesinin. sırf birbirin˘ den daha fazla bagırıp dikkati kendi üzerlerine çekmek maksadıyla. dostu Katavasov’la beraber. yemekler. Toplum katiyetle arzusunu dile getirmi¸ ti. Kendini s s s s ˘ meseleye daha fazla verince. gelen mektup ve taleplerin hepsini cevaplayamıyordu. onun devasa boyutlara ula¸ ıp. tüm ulusta. ˘ lüzumsuz ve abartılı çok sey yayınladıgını teslim ediyordu. pek çok insanın meseleyi övüngen. izlendiklerini farkedip caka satan. Trende. men˘ faatkar saiklerle ele aldıgını da görüyordu. Kozni¸ ev’i sevindiren bir ba¸ ka olgu ortaya s s çıktı: bu. 22 ya¸ ına s gelmeden büyük bir serveti tüketmi¸ tir. tavernalar –hepsi Slavlara sempatimizin deliliydi. “milletin ruhu ifade bulmu¸ tu”. bira. karde¸ i Levin’in çiftligine dogru s s ˘ ˘ yola çıkar. ˘ ¸ Kozni¸ ev. biri evvelce Moskovalı zengin bir tüccarken. Artık tüm zamanı öyle doluydu ki. bakanlıkları olmayan bakanlar. Pek çok seyin ¸ ˘ lüzumsuz ve gülünç oldugunu görüyordu. övüngen gönüllüler de vardır. s Kendini tümüyle bu büyük davanın hizmetine adadı ve kitabını tamamen unuttu. s Dinda¸ ve karde¸ Slavların katli. mazlumlara kar¸ ı sempati ve zalims s s lerine kar¸ ı da infial uyandırıyordu. Toplu¸ ˘ mun bu genel galeyanı içinde öne çıkıp herkesten çok bagıranların. hanımların s elbiseleri. Kozni¸ ev’in deyi¸ iyle. konserler.

Kiti’yle. Levin’in tamamen farklı ruh alemine s tanık ediliriz. süslü bir ızdırap çekmek˘ tedir. hatta kendi ya¸ adıgı bölgede bir ayya¸ ve s s ˘ s hırsızın bile gönüllü oldugundan sözetmek ister. sözedip yazıklanır. meselenin Kozni¸ ev’le Levin arasında ˘ s s tartı¸ ılmasına geçmeden önce. Vronski. s Bir ba¸ ka gönüllüyse bedbaht Vronski’dir. kendisi için ölüm dı¸ ında bir ˘ ˘ s seçenek kalmadıgından vs. Üçüncüsü mütevazı ve samimi. çene çalarlar. “di¸ inin kes s sintisiz zonklayan agrısı yüzünden sabırsızca çenesini oynatıyordu ve ˘ bu. ölmeyi istediginden. s s ölüme gittiginden. istedigi yüz ifadesiyle konu¸ masına bile mani oluyordu. yolcular arasındaki ya¸ lı ˘ s bir askerin görü¸ lerini ögrenmek ister. tüm bu gönüllüles ˘ s rin i¸ e yaramazlıklarından. ve “Biz” Kimiz? ramanlıgından besbelli emindir. Ya¸ lı asker. sosyeteyle basının tutumu ve Kozni¸ ev’in sava¸ s s taraftarlıgı tasvir edilmi¸ olur. s ¸ gerçekte konu¸ amadan. hayata yenis s den dönebilecektir (tabii ölmezse). sakil teknik terimlerle süsleyerek anlatmaktadır. zira Vronski bu sayede yapacak. ˘ ¸ ˘ s ˘ atalarından devraldıgı varlıklarını aynı sekilde bayındırla¸ tırarak ço˘ ¸ s 28 . pek naho¸ biçimde böbürlenmektedir. yıkılmı¸ adam lakırdıları arasında. en azından kısmen. ama rütbe alamamı¸ bir askerdir. menfaati söz konusu olma˘ s s dıgında sevkinin de köreldigini görmü¸ tür. ızdırabını bir çiçek gibi yakasına tutturmu¸ tur s ve bütün bu muzdarip.” ˘ s Böylece. Kozni¸ ev’le konu¸ masında. ˘ s Bir ba¸ kası. bu mut˘ s luluguna ragmen giderek artan bir huzursuzluk içindedir. bir sürü i¸ e girip çıkmı¸ tır ve bunları tamamen lüzumsuzca s s s uzun uzadıya. kendini vakfedecek önemli bir i¸ bulmu¸ tur. mutlu bir evlilik yapmı¸ olan Levin. özsaygısını yeniden kazanabilecek. Gönüllülerin s yarattıgı bu izlenimden rahatsız olan Katavasov. Toplumun ˘ ˘ hayrı dogrultusundaki giri¸ imleri tavsamı¸ . menfaati dogrultusunda.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. toplumun degi¸ ik kesimlerine mensup farklı ki¸ iliklerde ˘ s s gönüllülerin asıl saikleri. ama zevahire aykırı ko˘ nu¸ manın tehlikesini sezerek bir sey söylemez ve böylece Katavasov’la. Sevdigi kadınla. Annesi sava¸ ı Tanrı’nın bir s s lütfu olarak görür.

kendisi mahrumiyet içine dü¸ mektedir. Hancı insafsızdır ve köylülerin canı pahasına iste˘ digini almaktadır. köylülerin durumunda hakiki s bir iyile¸ meye yol açmamı¸ tır. ya da intihar ¸ ˙ etmelidir. hatta bazan ˘ birinin borcunu silip.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s s ˘ 5 Ergin Altay. “öteki dünya” demi¸ . ama yine huzur bulamamı¸ tır. s s Tanrı’yı hatırlar. s. sadece kendi midesini nasıl dolduracagını ˘ dü¸ ünür. bu sekilde s ˘ ˘ s s ¸ ya¸ amak imkansızdır. [19. s. ama Platon dogru dürüst bir ihtiyardır. söz konusu ki¸ inin s ˘ ˘ “ne çe¸ it bir adam olduguna baglı. yine de bazıları topragı kiralayabilmeks s ˘ tedir. onları tanır. ˘ s s s hayatın dogal akı¸ ı dogal görünmemektedir. Sonuç s itibariyle tüm bunlar. “ruh” yerine “Tanrı” demi¸ [19. kendisi neden s öteye beriye ko¸ turarak onların ba¸ ında dikilmektedir? Yakın geçmi¸ te s s s abisinin ölümü. ama bu. 785]. Itiraflar’daki Tolstoy gibi.” “Nasıl yani? Nasıl Tanrı’yı hatırlar? Nasıl ruh5 için ya¸ ar?” dedi s 4 Diger ˘ çevirilere bakmadım. s Halbuki “ruh”. Ruh4 için ya¸ ar. gelecek yıl topragı kiralayıp kiralamayacagını ve ˘ ˘ Fyodor kiranın çok yüksek oldugu cevabını verince de. bü˘ s ˘ tün o köylüler neden böylesine çalı¸ ıp didinmektedirler. hayatın anlamını kavramalı ve böylece bir seys ¸ tani gücün melun sakası gibi görünmesini engellemelidir. insanlar farklı i¸ te! Kimi sadece kendi ihtiyaçları için ya sar: s ¸ ˘ mesela Mityuka [hancı]. ölüm ve ebedi yokolu¸ bulundugu gerçegiyle yüzle¸ tirmi¸ tir Levin’i. kendisi dahil. ve “Biz” Kimiz? cuklarına devretmek için çalı¸ tıgındaysa verim alabilmektedir ve o da s ˘ hayıtını böylece dogal akı¸ ına bırakmı¸ . o köyde ya¸ ayan hali vakti iyi ve saygın bir ba¸ ka ¸ s s köylünün. hayatın anlamı. ölüm kapıda beklerken. Platon’un. ileride Kozni¸ ev’le tartı¸ masında da Levin’in kullanacagı bir kavram. inanç ve Tanrı konularıyla bogu¸ maktadır Levin ve nihayet kitaplarda veya akıl yürüterek ˘ s bulamadıgı Tanrı ve inancın izine bir köylüde rastlayıp. Levin de uzak bir köydeki topragını bir hancıya kiralamı¸ tır ve ˘ s simdi köylü Fyodor’a. Platon’sa tersine insanlara borç vermekte. burada da “ruh” yerine. ˘ O tarihte kölelik kaldırılmı¸ tır. ama Ergin Altay. 785] s 29 . hancının nasıl ˘ ödeyebildigini sorar. Fyodor’a göre. herkesin önünde sadece ızdırap.” s “Ama birinin borcunu neden silsin?” “Evet.

o bilinç iklimini hatırlamı¸ tır. daha dogrusu ¸ ¸ s ˘ ayılmı¸ . . ˘ Bildiginiz gibi. edemezdim de6 Sadece ben de degil. aklî yaratıklar olarak. muglak ve ¸ yanlı¸ buldum mu? s ˘ ¸ Hayır. ” Levin çok heycanlıdır. Türkçede Tolstoy ve Anna Karenina okunamıyor ve hiç okunamamı¸ s demektir.” [19. arzuladıgımız sey için ya¸ amamalıyız da. ¸ herkes. Tanrı için. 30 . herkesin bildigi gibi: hakikat geregince. 786] Buna benzer ba¸ ka örnekler de var bu çeviride. Bizler. ya¸ aması s s ˘ gerektigini söylüyor ve daha sözün ba¸ ında onu anlıyorum! Ben ve s asırlar önce ya¸ ayan milyonlarca insan ve bugün ya¸ ayanlar –köys s ˘ lüler. tek bunu tamamıyla anlıyor. ruhu için ya˘ sama” seklindeki bu basit sözler sayesinde aydınlanmı¸ tır. . ] ˘ Fyodor. bu yan cümleyi de söyle çevirmi¸ : “Hiçbir zaman ku¸ kulanmadım bundan. ihtiyaçları I ˘ ˘ için ya¸ amaması gerektigini söyledi –yani. siz de kimseyi incitmezsiniz. s. ne de tanımlayabildigi s Tanrı için. kimsenin ne anlayabildigi. dü¸ künler ve muglak kelimeleriyle aynı seyi söyleyerek onun s ¸ üzerine dü¸ ünüp yazan bilgeler– biz hepimiz su tek seyde hemfikiriz: s ¸ ¸ 6 Ergin Altay. hayatta an˘ ladıgım her¸ eyden daha açıkça ve tamamıyla anladım ve hayatımda s ˘ bundan asla süphe etmedim. ¸ s s Edemem de. Peki? Fyodor’un o anlamsız sözlerini anlamadım mı? Ve ˘ ˘ ˘ anlayınca. “hakikat geregince. midemiz için ya¸ amaktan ¸ s ba¸ kasını yapamayız. . ve “Biz” Kimiz? ˘ Levin neredeyse bagırarak. Tanrı için ya¸ amak! Hangi Tanrı için? Tanrı ˘ I s için. s s ˙htiyaçların için degil. . anladıgımız ve bize cazip s ˘ gelen. insanlar farklıdır! Sizi alalım mesela. hancı Kirilov’un midesi için ya¸ adıgını söylüyor. dogrulugundan süphe ettim mi? Onları budala. tüm dünya. Bu anlas sılır ve aklî. anladım. Tanrı yolunca. tümüyle aynen onun anladıgı sekilde. Söylediklerinden daha anlamsız ne olabilir? ˙nsanın. Diger çeviriler s ˘ de böyleyse. tek bundan suphe ¸ etmiyorlar ve bunda daima hemfikirler. kavranılmaz bir sey ¸ s ¸ ˘ ˘ için ya¸ amalıyız. [.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Ve sonra o aynı Fyodor. ˘ s ˘ ˘ “Bayagı i¸ te. Tanrı yolunca. insanın midesi için s ˘ ya¸ amasının kötü oldugunu ve Hakikat için.

Hayatımın temel sevinçlerini olu¸ turan seylerden hiçbiri varolmazdı benim için. verildi çünkü onu hiçbir yerden alamazdım. kendi ölçüsüne gelmeyen soruma cevap veremezdi. . Cevabı hayatın kendisi verdi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˙yiligin bir sebebi varsa. Aklın çıkarsaması bu. o artık iyilik degildir. bir sonucu. ba¸ kasına yönelik sevgiyi ke¸ fedemezdi. bana da herkese verildigi gibi verildi. yalan söyler. hepimiz onu biliyoruz. Ama akıl. sadece bir seyi sarsılmaz. sebep sonuç zincirinin ötesindedir. tam tersini söylemi¸ : “Mantıgın açıga kavu¸ turdugu bir bilgidir bu. Tolstoy. yine iyilik degildir. varolu¸ ¸ s s mücadelesini ke¸ fetti ve de arzularımın tatmini önündeki herkesi s ˘ ˘ bogazlamam gerektigine dair yasayı. . ˘ neyin kötü olduguna dair bilgimle. Ve ben onu biliyorum. sahneyi hazırladıktan sonra. . s ˘ ˘ s ˘ 786] 31 . Levin i¸ te böyle bir s ˘ s ruh hali içindedir. sebebi yok ve sonuçları olamaz. Öyleyse iyilik. s s Slav meselesiyle hemhal olan Kozni¸ ev geldiginde. [. Ben ve diger s tüm insanlar. ˘ ˘ Onu nereden edindim? Kom¸ umu bogazlamayıp sevmem gerektigi s bilgisine varı¸ ım akıl yoluyla mıydı? Çocukken bana böyle söylediler s ve ben de memnuniyetle ona inandım. s s s s Kozni¸ ev’in su sözlerinde salona giriyoruz: s ¸ 7 Ergin Altay. ] Ne hale gelir. ama biz çok az bir gecikmeyle. çünkü zaten ruhumda bulunan ˘ seyi söylediler bana. s ¸ [. bir ödülü ˘ I ˘ ˘ varsa. Ve bu bilgiyi herhangi bir sekilde ¸ ˘ kazanmadım.” [19. artık perdeyi açıp. öldürürdüm. . o inançlara sahip olmasaydım. ] Soruma bir cevap aradım. neyin iyi. Ama kim ke¸ fetti onu? Akıl degil! Akıl. çünkü bu gayriakli. Tanrı için ya¸ aması gerektigini bilmes seydim? Çalar. Akıl. nasıl ya¸ ardım. açık ve kesin bir sekilde ¸ ¸ biliyoruz ve bu bilgi akılla açıklanamaz:7 aklın ötesinde. ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ ne için ya¸ amamız gerektigi ve neyin iyi oldugunda. s. sava¸ ve barı¸ üzerine tartı¸ mayı ba¸ latır. insas ˘ ˘ nın kendi ihtiyaçları için degil.

Hıristiyan hissiyatın bir s ifadesi var. s s ve itiraf etmeliyim ki. dinda¸ larıs s mız veya karde¸ lerimiz dahi olmadıklarını. “Yurtdı¸ ında ya¸ ıyor ve gazeteleri okuyordum. Üzüntüye kapılıp. sanırım. Biri Konstantin [Levin]. Müslümanları ˘ kastediyor. sadece insani. bir canavar oldugumu ya da ˘ Karlsbad sularının üzerimde böyle bir etki yaptıgını dü¸ ündüm! Ama s geri dönünce rahatladım.” dedi Levin geçi¸ tirerek.” “Bilmiyorum. artık bu bir ki¸ isel görü¸ s s 8 Hacer.” s “Belki.” “Belki sende yok. sadece çocuk. insanın duyguları tecavüze ugruyor ve s Ruslar bu deh¸ etleri durdurmaya yardım etmek için atılıyorlar. yukarıdaki ve tespit ettigim üzere Rusça orijinaldeki “kafir Hacerîler” ˘ ifadesi. bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini sormak için s durmazdın. kadın ve s ˘ ya¸ lı olduklarını farzedelim. öldürürdün. kendimi anlık duygu ma bı¸ rakırdım. Halk karde¸ lerinin ızdırabını duydu ve sesini çıkardı.” “Ki¸ isel görü¸ lerin hükmü yok bu hususta. Ben s kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. “Halk içinde. Böyle bir sey görseydim. ‘kafir Hacerilerin’8 boyundurugu altında s ˘ ızdırap çeken Ortodoks Hıristiyanlara dair hikayeler canlılıgını koruyor. niçin tüm Rusların s ansızın Slav karde¸ lerine böyle muhabbet duyar hale geldiklerini s ˘ hiç anlayamıyordum.” dedi Kozni¸ ev. Bulgarlara uygulanan hunharlıklardan dahi önce ve ben onlara kar¸ ı bir sevgi beslemezken. “ama ben bunu görmüyorum. Tüm s s s ˘ Rusya –halk– iradesini ifade ettiginde.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˙ Müslüman soyunun kaynagı sayılan Ismail’in annesi ve Haceriler. 13 çevirinin hepsinde sansürlü.” “Ben de” dedi Prens. Yolda s ˘ ˘ ˘ yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövdügünü has ˘ yal et. Peki. çünkü benim dı¸ ımda.” kar¸ ılıgını verdi Levin. Slav karde¸ leriyle s s ˘ ˘ degil de. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz. Kan ve din karde¸ lerimizi öldürüyorlar. s ˘ “Evet. ve “Biz” Kimiz? “Burada bir sava¸ ilanı yok. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. sadece Rusya’yla alakalı olan ba¸ kalarının da bulundugunu s gördüm. pe¸ inen söyleyemem. [5] ˘ 32 . baktıgım bütün Türkçe Anna Karenina’larda. ama ba¸ kalarında var” dedi Kozni¸ ev keyifsizce s s ˘ ka¸ ını çatarak.

” Pe¸ inden. halkın bir s s seyden haberdar olmadıgını. halk iradesi tartı¸ ılır.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. sosyal po¸ zisyonunu kaybetmi¸ onbinlerce insan daima bulunabilir. Pugas çev’in soygun çetesine katılmaya. Kiva’ya. Levin’in kayınpederi Prens. herkesin önünde s hücuma. “halk” kelimesinin de çok belirsiz oldugunu savunur. kilise vaazinde söylenenlere körü körüne ¸ ˘ boyun egdigini savunur. . simdiki gibi yüzler degil. Sırbistan’a gitmeye daima amade. ama aslında o s mevkide yapılacak bir i¸ yoktur: s ˙sinin bir yarar saglayıp saglamayacagını sor. halkın ˘ iradesi oldugunu söylemeye ne hakkımız var? Az ileride. ögretmenler ve köylülerin binde biri ya¸ ananlardan haberdardır ˘ s belki. irade ˘ s gösterdigini ileri sürer. Canlı bir örnek olarak yanlarındaki ya¸ lı bir ˘ ˘ s köylüye ba¸ vururlar ve köylü Levin’in tezini haklı çıkararır: sava¸ ıp s s sava¸ mayacakları hususunda dogru karar Çar’a aittir. sekiz s bin rublenin yararına inanmamak da imkansızdır. ve “Biz” Kimiz? ˘ meselesi degildir. Ama Levin’e göre: ˘ ˘ Seksen milyonluk bir ulusta. iradelerini ifade etmek söyle dursun. öteki damadından örnek verir. ayrıca. ne üzerine ifade etmeleri ge¸ ˘ ˘ rektigi hakkında en ufak bir fikre bile sahip degildir! O zaman. Levin. Kozni¸ ev ise. Ama i¸ te. Prens. damadı bürokratik ve fuzuli bir mevki elde etmi¸ tir. epigramlarıyla ünlü romancı ve gazeteci Alphonse Karr’ın Prusya’yla sava¸ tan önce söyledigi su sözü aktarır sonunda: s ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. ˘ ˘ yüzlerce insanın sözkonusu haklı dava ugruna her¸ eyini feda edip. . s ˘ s böyle bir örnege ihtiyacı bulunmadıgını ve bizzat tanık oldukları üzere. Levin (ve Tolstoy) kanadı. . avare insanlar. Me˘ murlar. sana en gerekli sey ˘ ˘ ˘ I¸ ¸ ˘ ˘ oldugunu kanıtlayacaktır! Ve dogru sözlü bir adamdır. taarruza gönderin! 33 . öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. ama geri kalan seksen milyon. . özel bir ön cephe birligine.

s ˘ ˘ ruhu için ya¸ ama” akideleri hâlâ bilincine hükmettiginden. Ama Levin. Tolstoy ise. Kozni¸ ev ise. vatanseverlerin ve benzerlerinin. vaiz s s s bilge çocugun dogum sancılarını çekmektedir burada. fikir adamlarıs s ˘ nınsa gazetelere yazıp kamuoyuna tercüman olması gerektigi yollu bir ˘ savunma getirir ve pe¸ inden. ˘ intikam ve cinai saiklerin esiri olarak tanımladıgını anlarız. Rus halkının. s s s anla¸ maya varmanın imkansızlıgını farkederek çekilir. cinayet için degil. tek bir birey gibi. Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. sava¸ kanların. toplumda i¸ bölümü bulundugu. konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak. Levin’in söz˘ s ˙ lerini. “˙nsanlar. Levin’in iç mos ˘ ˙ nologundan. s ˘ bu tartı¸ malar öncesinde benligini saran “hakikat geregince. ve “Biz” Kimiz? Kozni¸ ev. bu sözlere. mazlum s karde¸ leri için kendini feda etmek üzere ayaklandıgını söyler. Isa’nın “Barı¸ degil. o sözlerin Isa’ya yamandıgına inanacaktır) ve gönüllüleri. aslında menfaat ve övüngenlik saiklerine hizmet ettiklerini 34 . Isa-kılıç meselesini zaten tuhaf buldugunu (ki sonradan ˘ ˘ ˙ Tolstoy da. milliyetçi ve Panislavist dergi editörü Katkov tarafından reddedilmi¸ ve Dostoyevski tarafından da ele¸ tirilmi¸ tir. Kozni¸ ev’in s ˘ s Alphonse Karr’a kar¸ ı savunmasını degil. savunmayı s bahane edip. tanrı için. ama bilge çocuga ˘ ˘ ˘ aykırı bir akide –asla “kötülüge cebirle direnmeme” akidesi– de yine ˘ burada sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır.” diye ekledi. tartı¸ maya girmi¸ olmaktan hicap duyup. Levin’se. sadece son sözlerini cevaplas ˘ makla yetinir: ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki. “ruh” ile neyi kastettigini sorar. ˘ • Yukarıda çevirip aktardıgım yerleri nedeniyle Anna Karenina’nın bu ˘ son bölümü.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. kılıç getirmek için geldim” seklindeki sözs ˘ ¸ leriyle kar¸ ılar. Katavasov. ¸ s s Tolstoy.

s 35 . sava¸ kar¸ ıtlarının savunmaları. bu hikayelerin küllen yalan s s oldugu iddiasına dayandırılmıyor. Kamptan. ve “Biz” Kimiz? –ikiyüzlülüklerini– gösterirken ba¸ arılıdır. ˘ s aynı dönemde Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü tefrika eden Dostoyevski –irrasg yonel Panislavist propagandadan bazan azade– sert ele¸ tiriler getirir. uydurdu ve hararetlendi” diyecektir (ki Dostoyevski’nin inandıgı türden hunharlık hikayelerinin propaganda amacıyla ˘ her zaman uyduruldugu veya abartıldıgı söylenir). bu hikayeler küllen inkar edilmiyor. tutulmasına yol açtıgı anla¸ ılıyor. ¸ s Tolstoy bu tip hunharlıklar ya¸ andıgını bilen. s Silistre’de “Türklerin hunharlıklarından korumak için yanımıza aldıgı˘ mız yakla¸ ık 7000 Bulgar ailesi”ni ve “¸ üpheciligime ragmen inanmak s s ˘ ˘ zorunda kaldıgım bir hunharlık”ı dile getirmi¸ tir: ˘ s ˘ Biz i¸ gal ettigimiz çe¸ itli Bulgar köylerini terkeder etmez. süt ve meyva temini için gittigim bir köy vardı ve bu sekilde yok edilmi¸ ti. orada buldukları ˘ herkesi katlettiler. “gazeteler gittikçe ˘ daha fazla yalan söyledi. Bu konuda tecrübelidir. s s ˘ s üstelik yine buradaki gibi Türklerle Bulgarların rol aldıgı bir örnegini. kimi zaman kendilerinden bile sakladıkları gönlünü tanımı¸ tır. sava¸ ın nasıl bir sey oldugunu bizzat ya¸ ayarak bilen Tolstoy s ¸ ˘ s –hunharlık hikayelerindeki muhtemel abartmaları kestirebilecegi gibi– ˘ sava¸ larda hunharlıkların i¸ lenebildigine de evvelce bizzat tanıklık etmi¸ . inanç arayı¸ ıyla bogu¸ maktadır ve sonradan tapacagı. Bu sürçmelere. s Ama bu dogru te¸ hislerinin yanısıra bir bilinç sürçmesi de ya¸ amaktadır. ˘ ˘ 5 Temmuz 1854 tarihli mektubunda yakını Yergolskaya’ya nakletmi¸ . asla s s ˘ s ˘ “kötülüge cebirle direnmeme” akidesini ezberlemektedir. s s harem için yeteri kadar genç olan kadınlar hariç. bunların benzerlerini. gönüllülerin gerçek ˘ gönlünü. yukas rıda andıgım ilk hikayelerinde de göstermi¸ tir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ s s Bu kitabın 1894 tarihli ve “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı mas kalesinden yukarıya alıntıladıgım bölümde Tolstoy. kıs˘ men bilinç sürçmesine. Bu ezberin. buna bizzat tanık olmu¸ s ˘ s ˙ biridir. ˘ s kendisi de eski bir gönüllüdür ve diger gönüllüleri. ama Anna Karenina’yı yazarken. ˘ Ayrıca. ama Slavlara uygu˘ ˘ lanan hunharlık hikayeleriyle e¸ zamanlı yazdıgı Anna Karenina’nın son s ˘ bölümünde. Itiraflar’da dile getirecegi varo˘ lu¸ kriziyle. Türkler girip.

Bu bir ¸ ˘ ˘ buçuk yılda Slavların maruz kaldıgı vah¸ et üzerine ögrendiklerimiz. s en hastalıklı. Levin’e yönelttigi soru da yanlı¸ . ku¸ kusuz bu anlamsız bir çıkı¸ . Kozni¸ ev. . gerçegin ta kendisi. öldürürdün. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. en kudurmu¸ bir imgelemin fantezisini a¸ ıp geçiyor. . . Kozni¸ ev “Hayır. Dostoyevski’nin i¸ aret ettigi üzere. ve “Biz” Kimiz? Yukarıdaki bölümde. böyle s ˘ ˘ s 36 . öldürürdün!” diye s diretiyor. Levin galip gelsin diye Tolstoy’un burada Kozni¸ ev’e yanlı¸ s s bir örnek verdirdigini yazar (Kayhan Yükseler’in [YKY] çevirisiyle [18.” kar¸ ılıgını verdi Levin.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Slavlardan. ayrıca. hunharlıklar kar¸ ısında insanın infial s s duydugunu ve Rusların da kurbanları bu hunharlıklardan kurtarmak ˘ için atıldıklarını ileri sürüyor ve su örnegi veriyordu: ¸ ˘ ˘ ˘ “Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövs ˘ ˘ dügünü hayal et. ugradıkları s s s soykırımdan. [. bütün ülke˘ ˘ ˘ lerin. çünkü dövülen bir kadına s s yardım ederken kim sarho¸ ları öldürmeyi dü¸ ünür ki? Kurtarmak için s s ˘ ˘ atılır. Levin de Slavlardan söz s s ˘ ˘ ˘ ettigini biliyor. bir kadın ya da bir çocugun s ˘ ˘ dövülmesini degil. i¸ kencelerden konu¸ uyorlar. s s ˘ Levin’in hemen atılıp kadını kurtaracagını söylüyor.” [. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz. ] “Ben kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. öldürmeye degil. ] Slavların ugradıgı sınırsız i¸ kence ve acıların s ˘ ˘ tümüyle gerçek oldugu biliniyordu. aynı kefeye konamaz. pe¸ inen söyleyemem. . simdi binlerce görgü tanıgının dogruladıgı bir gerçek. Böyle bir sey görseydim. Oysa mesele hiç de sokak kavgası falan degil. bir kadının sarho¸ lar tarafından dövüldügünü görse. Levin’e. s s Örnek. ˘ 920] aynen aktarıyorum): ˘ Kozni¸ ev ısrarla. tartı¸ ılan buydu.” Dostoyevski. bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini s sormak için durmazdın. kendimi anlık duyguma bı¸ rakırdım. i¸ kenceyle parçalanmasını gündeme getirmeliydi. s ˘ “Evet. Levin “Ama öldürmezdim!” diye itiraz ediyor. ˘ s çünkü gündemde olan. s.” “Bilmiyorum. ˘ kar¸ ıla¸ tırma yanlı¸ . sanırım. Ama Tolstoy’un sadece örnegi s ˘ yanlı¸ degil.

ama Dostoyevski benzerini yöneltir (Kayhan Yükseler’in çevirisiyle [18. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi ezberlemekte oldugu için. Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle. korkabilir. aynı soruyu tekrar yöneltmeyi gerektirecek sekilde. duygusunun dogru olacagını göstermez.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. kendinden ˘ iki adım uzaklıkta bir Türk kendinden geçmi¸ .” diye ekledi. 921-2] aynen aktarıyorum. 37 . Levin anlık duygusuna göre davranacagını söy˘ ˘ ˘ leyebilir tabii. ne yapması gerektigi sorulmalıydı. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. elinde süngülü tüfegi dikiliyor. Kozni¸ ev’in yanlı¸ sorusuna. ama s s ˘ meseleyi sonuçlandırmayan bir cevap vermi¸ tir. çocugun yedi ya¸ larındaki s ablası. Ne ˘ ˘ ˘ yapacagı soruldugunda. ˘ ˘ Levin’e bu soruyu yöneltmez ve mazlumu kurtarma sava¸ ı bu kez s kendini feda pahasına savunulunca da. umursamayabilir. ama tüm bunlar yapılacak dogru seyin bunlardan biri oldugunu ˘ ¸ ˘ göstermez. cinayet için degil.. sadece dizgi hatası bir virgülü kaldırdım): ˘ Levin orada. tereddüt geçiriyor: s ˘ “Ne yapacagımı bilmiyorum. Levin kolay ve dogru. kalp krizi geçirebilir ¸ s vs. kollarına aldıgı s ˘ ˘ bir bebegin gözlerini oymaya hazırlanıyor. “˙nsanlar..” ˘ Evet. Ben halkım. ¸ ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı içten bir duygu yoktur ve olamaz s s da!. bayılabilir. Bizim Levin s dü¸ ünceler içinde bekliyor. ama bu. belli belirsiz ilk kez o ezberi telaffuz ettirir: ¸ ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki. karde¸ ini Türk’ün elinden kurtarmak için atılıyor. çocugu ˘ nasıl kurtarırdı? Çocugun öldürülmesine göz mü yumardı acaba. Kozni¸ ev’in ortaya koys s ması gereken örnek ve (Tolstoy’la) Levin’in cevaplaması gereken soru su olmalıydı: ‘Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un çocukları i¸kenceyle ¸ ˘ s s parçaladı˘ ını hayal et. Tolstoy. bu sözlerinden sonra cidden nasıl davranırdı? Evet. ve “Biz” Kimiz? bir durumda ne yapacagı degil. ne yapman gerekir?’ g Tolstoy. s. Sırbistan’da. Hiçbir sey hissetmiyorum. konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak. Levin’e aynı soruyu yöneltmez. Levin ˘ ˘ sa¸ ırabilir. hazla.

Türk’ü öldürmek olmaz! Bebegin gözlerini ˘ oysun daha iyi. ama ba¸ ka yazılarında sürekli sunu vazes ¸ decektir: kötülüge kesinlikle. yani çocukları kurtarmak ve bunun geregi olarak hunharları öldürmek ˘ ˙ degil midir? Yok eger (Isa’nın “dü¸ manını sev” düsturunu. ˘ ˘ ˘ buradaki makalelerde kısmen.” Yalnız Dostoyevski’nin bu ele¸ tirisi tamamen dogru sayılmaz. süngüye geçirildigini.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ ama asla cebir kullanma. gözlerinin s ˘ ˘ oyuldugunu vs.. hakikat gere˘ ince. Tolstoy. Le˘ ¸ ˘ vin’e ve kendine o aynı örnegi ve soruyu geni¸ leterek yöneltmeliydi (ve ˘ s cevabını almalıydı): ‘Yolda yürüyorsun ve çocukların. yataga nına davranırsa! O zaman Türk’ü öldürmem gerekmeyecek mi?” “O halde öldür be karde¸ im!” s ˘ “Hayır. Tanrı için. Ben Kiti’ye gidecegim. “konu¸ mayı gayriihtiyari ˘ s zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ encelere baglayarak”. çünkü s ˘ Levin. ruhun için yag pabilecegin ve yapman gereken ilk ve tek sey. çıglıklar. Tanrı’nın içimizdeki krallı˘ ına gitme bencilligi sergiler. görüyorsun. yakarı¸ ˘ s lar içinde i¸ kenceyle parçalandıgını. ho¸ görü ˘ ˘ s s 38 . hatta kendini siper ve feda ederek diren. hakikat geregince. ˘ g ˘ böylesi bir bilinç sürçmesi ya¸ amaktadır. ruhu için ya¸ ama” akidelerine bag˘ s ˘ layarak. ya Türk çocugu vermek istemez.. canını çıkarsın. iyiyi kötülükten. yani “iyi ve kötü s s ˘ bilgisi. Çocukları kurtarmanın tek yolu hunharları ˘ öldürmekken. bu sürçmenin yönels digi ve ileride demir atacagı “kötülüge cebirle direnmeme” akidesince. Tolstoy. yap sen de!” ˘ ˘ “Yap demek kolay da. “ruhu için kendini feda”ya da razı olan (ama o akidelere taban tabana aykırı biçimde çocukları fedaya da razı olan) ve yazarının da bizzat yöneldigi. “Kiti’ye gitme” bencilligi sergilemez. iyi ve kötü bilgisi. masum ˘ ¸ ve mazlumu zulüm ve çılgınlıktan. tecavüz edileni tecavüzden kurtarmak. Tanrı için. çocugu kurtarmak için Türk’ü saf dı¸ ı etmek gerekmez I s mi?” “Evet. ve “Biz” Kimiz? ˘ yoksa çocugu kurtarmak için hemen zalim Türk’ün üzerine mi atılırdı? ˘ “˙yi de. yapamam! Hayır. tam olarak Dostoyevski’nin yönelttigi sekilde degilse de.

s [. ve “Biz” Kimiz? telkini seklinde almak yerine. Dolayı˘ sıyla bir an önce giri¸ biletimi geri vermek istiyorum ve eger dürüst s bir adamsam onu en yakın zamanda geri vermek zorundayım. . . böyle bir dü¸ ˘ s man sevgisinin ikiyüzlülük ve aslında kimseyi sevmemek anlamlarına gelecegini unutarak. canlıyla zombiyi. ruhun için çocukg ların parçalanmasına izin vermen gerekiyorsa. . hakikat gere˘ ince. munis gözya¸ ları dökmesinin gerekçesini. uysal. katille maktülü.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. . o küçük çocugun ‘sevgili Tanrı Baba’ya ˘ ˘ döktügü gözya¸ larına degmez. diyorlar. Dostoyevski bir yıl sonra 1881’de bileti iade etmeden (veya ettigi için) ölür. [. itirazım var. insanoglu bu dünyada hayatını sürdüremezmi¸ . imkanlarımızın ötesinde. bunun gerekçesini anlayabiliyor mus ˘ sun – böyle bir alçaklıgı anlayabiliyor musun. iyiyle kötüyü. karde¸ im. "I ˙ Ivan roman sonunda çıldırır. . ˘ ˘ Ebedi] ahengi istemiyorum. canla caniyi. ona giri¸ için s ˘ böylesine agır bir ödeme yapmak.’ Tıpkı Ivan Karamazov’un iade ettigi gibi: g s ˘ ˘ ˘ Kendisine ne yapıldıgını bile anlayamayan minicik bir yaratıgın. sadece s ˙syan"] en derin saygılarımla O’na biletini iade ediyorum. . s hayatını tanrı hizmetine adamaya hevesli munis rahip adayım benim. Ve ˘ ˘ ben de bunu yapıyorum. o ruhu. canla can ¸ dü¸ manını. [21. Kabul etmedigim Tanrı degil Alyo¸ a. . çünkü iyiyi kötüden ayırdedemezmi¸ . kim bilmek ister su kahrolası iyi-ve¸ ˘ kötüyü? Evrendeki tüm bilgi. bu kadar feci bir bedel ödenmesi gerekiyorsa. Tolstoy’sa bu en canalıcı meseleyle ˘ 39 . dostum. ˘ ˘ ˘ bu saçmalıga neden ihtiyaç oldugunu ve neden izin verildigini an˘ layabiliyor musun? Böyle olmazsa. o hakikati. o Tanrı’yı çöpe at. ˙nsanlıga duydugum sevgi nedeniyle I istemiyorum [. ] kurtarsın diye ‘sevgili Tanrı Baba’ya ızdırap dolu. tecavüz s edilenle tecavüz edeni bir tutma irrasyonelligine vardırıp. ] ahenk için istenen bedel çok yüksek. Tanrı için. [. ve asla “kötülüge cebirle direnmeme”ye fanatikçe ˘ ˘ taparak) iyi ve kötü bilgisi. . zalimle mazlumu. o Tanrı’nın ˙ krallı˘ ına giri¸ biletini iade et. hakikat böyle bir bedele degmez. Bu s s kadar feci bir bedel ödenecekse. ] Hakikat için ödenecek toplam ızdırap çocukların ızdıraplarıyla ˘ ˘ çogaltılıyorsa.

açıkça tanımlanmı¸ ve oldukça hafiftir. hatta bu yanıyla tabiat ananın en sevdigi spora. sehir insanı Doss s ¸ toyevski’nin aksine. pire ısırıgı yüzünden. bir kont olarak. yakınındaki insanları da avladıgı ve kendisini de er ya da geç avlayacagı hakikatiyle ˘ ˘ yüzle¸ tikten ve imana döndükten sonra. Tolstoy kendini her bakımdan mükemmel˘ le¸ tirmeye ve aynı program dahilinde vücudunu da türlü egzersizlerle s güçlendirmeye çalı¸ ırken. hele bilge çocugun ¸ s ˘ asla yana¸ mayacagı bir açıklama getirecektir: s ˘ Hayvanda ve çocukta acı. tanrı inancının cevaplayamadıgı (ve ˘ ˙ Ivan’ı çıldırtan) meseleye –yani “ızdırap (ve kötülük) varolduguna göre.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Veya bir aristokrat. ki irrasyonel bir varlıgın acısı s hafızasında iz bırakmaz. ate¸ lenme ve tifüs s s hastalıklarında ve çe¸ itli illetlerde görülebilir bu. sevgili abisi Nikolay dahil. onlarınkinden çok s bizim kendi ızdırabımızdır. acımasız tabiat yasalarını sızlanma ve mızıkçılıga kaçmadan sportmenlik ve metanetle kar¸ ılayan ˘ s insanlar gibidir. kurbanlarla empati kurma. sanki kalbinin bir bölümü adale baglamı¸ s ˘ s veya ta¸ kesmi¸ gibi görünüyor burada (böyle görünmedigi yerler. bir iç organı parçalan˘ ˘ ˘ mı¸ casına acı acı agladıgını görürüz. s ˘ sa¸ ılacak kadar irrasyonel ve bir o kadar insafsız. Gayriakli varlıkların ızdırap tezahürü. acı çekme organı ˘ 40 . bir yanıyla tabiattan. kurbanlar ˘ arasında yer almadıgından. beyin. Çocuk ve hayvanların ızdırap manzaraları kar¸ ısındaki etkilenmemiz. s ˘ ˘ sadece onlara ili¸ kin bir hatıramız bulunmadıgını degil. avcılıga ˘ ˘ da meraklıdır. onları hayas ˘ limizde bile canlandıramadıgımızı görürüz. ˘ Tanrı ya mutlak iyi degildir ya da mutlak kudrette degildir ve bunların ˘ ˘ her ikisine sahip olmayan sey de Tanrı degildir” seklinde özetlenebi¸ ˘ ¸ lecek çeli¸ kiye– yani can havliyle sarıldıgı imanın önündeki asıl engele. pagan yanından hiç kopmayan. tabii s s ˘ ki. s s ˘ s ˘ ˘ Bazan bir çocugun. tabiat ananın. akli s bilinçle donanmı¸ bir varlıkta ula¸ tıgı azap derecesine asla ula¸ maz. [23] s ˙ Itiraflar’da anlattıgı üzere. Çocukluk acılarımızı hatırlamaya çalı¸ ırsak. Yasnaya Polyana’da köksalan Tolstoy. 1887’de yazdıgı Hayat Üzerine s ˘ adlı eserinin son bölümünde bile. ızdırabın kendisinden kıyaslanamayacak kadar büyüktür ve dolayısıyla acıma duygumuzu a¸ ırı boyutlara çıkarır ki. çogunluk olsa da). ve “Biz” Kimiz? asla böylesine canalıcı ve müthi¸ biçimde yüzle¸ mez.

bu özü de en iyi s ˘ 41 . Hayvanlara kıyım bakımındansa. temel ve evrensel insani degerler seklinde özetlenmeye ˘ ˘ ¸ çok daha yatkın bir anlayı¸ tır. üç yıl sonra 1895’de yazdıgı ve bu kitapta da yer alan ˘ “Ele¸ tirilere Bir Cevap” ba¸ lıklı mektup-makalesinde söyle diyecektir: s s ¸ Yabani. Tolstoy’un. spor için bu i¸ i yapan s bir avcıdır ve bu avların bazan ekstra hunharlık içerdigi söylenir. Hıristiyanlık dahil. ve Muravyovlarla Çerkaskileri suçlamı¸ ˘ ˘ yorum. Leh mese˘ ˘ lesi üzerineyse. s ¸ ˘ ˘ ama kızdıgım bir sey de degil. Lehlerin ˘ ayaklanmaları ve siddetle bastırılmaları üzerine de sunları söylemi¸ tir ¸ ¸ s mesela: ˘ ˘ ˘ Lehlere Lehçe konu¸ ma yasagı. resmî ˘ ¸ kilise dini degil.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. beni hiç alakadar etmiyor. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bun¸ ları vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. kendisi kasapların çok ötesinde bir hunhar. “Hıristiyan olmak” ile burada ve daima kastettigi sey. alı¸ ık olmadıgı bir perspektiften s ˘ tabiat anayı tüm vah¸ etiyle görecek ve 1892’de yazdıgı “Ilk Adım” [24] s ˘ ˙ ba¸ lıklı uzun makalesinde kasapların sıgırları nasıl öldürdüklerini tüm s ˘ çıplaklıgıyla anlatıp. ölene kadar vejeteryanlıgı vazedecektir. ama onları suçlamak ya da ˘ onlara sempati duymak zorunda degilim. tüm dinlerin ortak bir özde bulu¸ acagını. Belli ki. kimin Lehleri sindirdigi veya Schleswig-Holstein’ı elegeçirdigi veya zemstvo toplantısında konu¸ tugu. ˘ alı¸ kanlıklar her¸ eyi masum gösterebiliyor. tahrifat ve hurafattan arındırılsa. insanın Leh ya da vatansever s olması gerekmez. Hıristiyan olmak yeter. kurumsal s dinleri insan ızdıraplarının asıl sorumlusu sayıp. Çok daha önceleri. ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. s ˘ ˘ ˘ Kasaplar yedigimiz sıgırları öldürüyor. Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve ¸ s onlara var gücüyle kar¸ ıkoymak için. sempati duydugum bir sey degil. Muravyov Lehlere kıyan kasaplardan biridir. ve “Biz” Kimiz? güdük kalmı¸ gibi görünüyor. Ama ben öyle görmüyorum. tüm resmî. saraydaki yakını Aleks sandra Tolstaya’ya yazdıgı 14 Kasım 1865 tarihli mektubunda. Zira yirmi yıl kadar sonra s s Tolstoy bir mezbahayı ziyaret ederek.

˘ çocukları parçalanmaktan kurtaracak sey ile ruhu için yapacagı seyi bir ¸ ˘ ¸ tutmayan bu kategorik savunmalarında bir bilinç sürçmesi oldugu a¸ i˘ s kar. Isa’nın vazettigi sevgi. dü¸ mana ˘ s duyulan sevgi. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi vazeden ve Levin’in. ‘bir çocuk. Levin’i geregi gibi muhatap etmedigi o soruyla. söz konusu durumların istisnai oldugu. ˘ ˘ ¸ ˙ kendi Incili’nin de temel düsturudur. Nihayet. sürçer: Insanların çılgınca. on binlerce s 42 . Nite˘ ¸ ˘ ˘ ˙ kim kendi Incil’ini yazmı¸ tır. Binlerce. ama s ˘ hayat böyle arızi durumları bazan dayatmaktadır da gerçekten. ˘ ¸ ölmeden iki yıl önce 1908’de yazdıgı “Sevgi Yasası ve Siddet Yasası”nın ˘ ¸ son ek bölümünde. Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? (kendi anladıgı sekliyle) Hıristiyanlıgın ifade ettigini savunur [5]. onu öldürecek biri ve bunu engelleyebilecek digeri’ gibi durumların gerçekçi sayılamayacagını. ama ilk kez belli belirsiz Anna Karenina’da s ˙ telaffuz ettigi. ve ne olursa olsun asla cebir kullanmamak sarttır. ruhani uyanı¸ la kavranabilecek bir seydir söz konusu olan s ¸ ˙ ki. hayatta böyle durum˘ ˘ larla kar¸ ıla¸ ılmadıgını (bo¸ yere) savunmaya çalı¸ ır. s. “kötülüge cebirle direnmeme” seklindeki Isa düsturu. bunun temel tezahürü de sevgidir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama onu ˘ ˙ cevaplayamaz. meseleye mantıki açıklama getirilemeyecegini tes˘ lim eder. bile bile. bu düsturu ˘ ˘ vazettigi ilerki yıllarda zaman zaman bizzat muhatap olur. Yoksa tek (ve aslen azımsanamayacak) mesele Levin’in orada (ve bir gelecek zamanda) bulunmayı¸ ı mıdır? (Dostoyevski’nin Bir Yazarın Günlü˘ ü’nden. sistemli. kurtaracas s ˘ s s gımız çocugun ileride hayırlı biri. Öte yandansa. s g Kayhan Yükseler çevirisiyle [18. olabils ˘ ˘ digince kı¸ kırtıcı ve özendirici oldugu biliniyor. hatta Anna ˘ Karenina’daki durumun da arızi veya abartılı veya sava¸ ya da gönüllü s askerlikle halledilemeyecek kadar karma¸ ık oldugu söylenebilir. Tolstoy’un. hunharca seyler yapabildigini ¸ ˘ inkar ederek. öldürdügümüz hunharınsa hayırsız ˘ ˘ ˘ biri olup olmayacagı ve çocuk öldürülene kadar bu cinayetin gerçekle¸ ip ˘ s gerçekle¸ meyecegi (gibi sahte sorgulamaların cevapları da) malumumuz s ˘ degildir. ayrıca. 920-1] aynen aktarıyorum:) ˘ Bir kere bu öldürmelerin geli¸ igüzel degil.

Mars ¸ s ¸ gezegeninde insanlar ya¸ adıgını. Halkımızda s ˘ ˘ bu duygunun var olduguna. benden uzakta oluyor bunlar. hiçbir sey hissetmiyorum i¸ te!” Saka bir yana. yani hiçbir s sey hissetmiyor. ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı toplumumuzun bütün tabakalarında s s ˘ güçlü. Dünyada olmamı¸ tır diye üzülmezdik. kaba. s en azından çok üzülmezdik. Mesafe insani duyguları gerçekten etkiliyorsa akla ¸ 43 . Çocuklarının gözleri s önünde insanların canlı canlı derileri yüzülüyor. dünyanın öbür ucunda.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? insan kılıçtan geçirilmi¸ tir. Bu benim için bir muammadır. Örnegin duygularından söz etmekten pek ˘ ho¸ lanmayan bir bayla kar¸ ıla¸ mı¸ tım. kadınların ırzına geçiliyor. buna defalarca tanık olduguma Bay Le˘ vin’i inandırmak isterdim. sabaha kadar uyuyamamı¸ . ölene kadar korkunç acılar içinde uzun süre çıglıklar ˘ attıgını i¸ itince bu bay hastalanmı¸ . bizde degil s s ˘ ˘ ki!” Bunu dogrudan dogruya söylemese de dü¸ ünüyor. içten duygular beslendigini dile getirmek isterdim. Bu bayın onurlu ve tartı¸ masız dürüst bir insan olduguna. iki ya¸ ındaki bir oglanın kız s s s s s ˘ ˘ karde¸ inin gözleri önünde gözlerine si¸ sokuldugunu ve sonra kazıga s ¸s ˘ ˘ geçirildigini. annelerin gözleri önünde bebekleri süngülere geçirilip havaya kaldırılıyor. En dehs seti çocukların i¸ kenceler içinde acı çektire çektire öldürülmesi. tamamen duygulu bir insan görüntüsü veriyor. . Ama Levin ˘ ˘ bu duygunun hem olamayacagını. hem de hiçbir sey hissetmedigini ¸ söyleyip duruyor. ¸ s ˘ Levin efendi de hiçbir sey (!) hissetmedigini söylüyor ve Slavların ¸ ˘ ˘ ugradıgı baskı ve siddete kar¸ ı halkımızda içten bir acıma duygusu ol¸ s ˘ ˘ madıgını. ama Levin her˘ halde böyle degil. olamayacagını a¸ ırı bir heyecanla iddia ediyor. tecavüz anında hançerle delik de¸ ik ediliyor. . öyle mi? Aynı olay dünyanın çok uzak ˘ bir kö¸ esinde ya¸ anabilir: “Eh. ˙skencelerde öyle incelikler vardı ki geçs I¸ mi¸ te bir benzerini ne okuduk. sapkın duygular içinde olan insanlar vardır. iki s s s ˘ gün sonra onu. Elbette duygusuz. ne de duyduk. Burada uzaklık etkileyici olmasın! Gerçekten de kimi ki¸ ilerde bu s psikolojik özellik yok mudur? “Ben görmüyorum ki. i¸ ini yapamayacak kadar agır ruh hali içinde bulmu¸ s s ˘ lar. bir hiç. orada bebeklerin gözlerinin oyuldus ˘ ˘ gunu canlandırın gözünüzde. s ˘ bir Pugaçev çetesi üyesi olmadıgına Levin’in inanmasını isterdim.

masum ve makul bir tedbir sayılabilir ve bu tedbiri s ‘ırkçılık’ diye kökünden kestirip atmak. tarihin en baskıcı ve s zorba bir rejimi altında ya¸ arken. Dostoyevski. burnunun dibindeki. kendisi daha tuhaf ama aslında yaygın s bir duyarsızlık içinde. Rus ordusunu. ama böyle tedbirler sezdirmeksizin köprüyü geçerek.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. uzaktaki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlıkla suçlarken. yakındaki. bu zorbalıgın mimarlarından yana s ˘ olmayı seçmi¸ tir. akla s ˘ s ˙ su soru da geliyor: ‘Insanlık hangi yakınlıkta sona eriyor?’ ¸ Dostoyevski’nin anlattıgı hunharlıklar insanın insicamını bozan. Rusya’daki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlık içindedir. bu da zulüm kar¸ ıtını veya mazlumu s ˘ s zalime dönü¸ türür. Dostoyevski. o kapıya artık ih˘ tiyatla yakla¸ mak. Susan Layton’ın i¸ aret ettigi üzere [14]. Yani. in˘ sanların sava¸ meydanında ölmesine kıyasla çok daha korkunç. ‘burası zalimler kapısı’ diye damgalamaya. Çar’a ve Ortodoks kiliseye biat eden bir milliyetçi s ve Panislavisttir. Bir s ˘ ¸ kapıdan sürekli veya çogunlukla zalimler çıkıyorsa. yıkıcı s hunharlıklardır ve Dostoyevski’nin bunlardan içtenlikle muzdarip olabilecegini. ama bu soruyu sorunun sahibine. ve “Biz” Kimiz? ister istemez su soru geliyor: “˙nsanlık hangi mesafede sona eriyor?” ¸ I Evet. gaflet ve hatta bazan mahva sürükleyebilir. Tolstoy ise. Ama Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü ˘ g okuyanlar da. bu soru gerçekten de akla geliyor. Dostoyevski bu köprüye girip çıkıyor olabilir. Panislavizmin ve Türklerle Müslümanlara kar¸ ı toptancı bir hıncın öne çıktıgından süphelenecektir. hem de yakınındaki kurbanlarına yardım etmeyi seçer. bu ızdırap yanında. Tolstoy’u. bir paranoya ve nefrete dönü¸ üp ırkçılıga da götürebilir ki. Dostoyevski’ye sormak da akla geliyor. hem bunlarla ve hunharlıklarıyla mücadele etmeyi. kilisesini ve mutlakiyetini melekler olarak görürken. onu okuyan herkes teslim eder. Tolstoy bunların günahlarını te¸ hir etmeyi seçmi¸ ve daha s s 1863’de yazdıgı Kazaklar’da. Ka˘ s ˘ zak Ero¸ ka agzından Rusların çocuk cinayetlerini zikretmi¸ tir. ama o s mazlum Slavların gelecek ku¸ akları malesef köprüyü kesinlikle geçip s zalimle¸ tiler ve o hunharlıkları atalarına uygulayanlarla aynı uyruk ya s 44 .

) hatırlamamız. bazı haber ve olaylar öne çıkıp zihnimizi ku¸ atıyor ve yakınla¸ ıyorsa bile. kurbanları kurtarmaya gönüllü gitmiyoruz. ve “Biz” Kimiz? da dine mensubiyet dı¸ ında hiçbir günahı bulunmayan yeni ku¸ aklara. uzaktaki hunharlıklar kar¸ ısında ˘ s insicamımızın bozulabilecegini. ama gönüllü sava¸ a gitmemi¸ . Vicdanımızın bir kö¸ esinde ˘ s o hunharlıklara. yine eskiden zulüm görmü¸ s ˙ bir halkın bugün zalim devleti. o s ˘ s 45 . insanların böyle hunharla¸ abilmesine.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ayakta kalacagı süpheli veya kal˘ ¸ mayacagı ve hasar görecegi süphesiz binalara mahkum edilen insanların ˘ ˘ ¸ bir depremle hunharca katledilecegini vs. gerekiyorsa kendimizi feda ˘ etmemizi saglayacak kadar güçlü olmuyor. s s s “i¸ ini yapamayacak kadar agır bir ruh hali”ne mıhlanmı¸ . Sonuçta. benzer hunharlıkların dünyanın s s her yerinde her an ya¸ andıgını ve burnumuzun dibinde de ya¸ andıgını s ˘ s ˘ (mesela organ mafyasını. s s bir yüzyılı a¸ kın bir süre sonra zulmettiler. Dostoyevski’nin sözünü ettigi adam da çok ˘ etkilenmi¸ söz konusu hunharlıklardan. herkesin birbirini yemesi seklindeki gayrime¸ ru bir tabiat yasasına dayalı hayatı. Lübnan’da sivilleri katlederken de insicamımız bozuldu. kendilerine Türk ve Kürt diyen insanların birbirlerini katletmeyi sürdürdüklerini. Levin’in aksine. Mesela. Ve hunharlıklar Balkanlar’da s bu sefer Müslümanlara kar¸ ı i¸ lendiginde Dostoyevski gibi bizim de s s ˘ insicamımız bozuldu (bu insanlar Müslüman oldugundan degil tabii. Israil. fenalıgını farkettigimiz hayatı. Halbuki. ¸ s kızarttıgımız balık veya tavuklarla hunharlıgına katıldıgımız hayatı –ha˘ ˘ ˘ yatımızı– sürdürüyoruz. kendi ba¸ ımıza da kolaylıkla gelebilecek ve gelmese s bile insicamımızı yıkan fenalıklara. merhametimiz ˘ ve kurtarma istegimiz. bugünün ba¸ ka örneklerinden de bili˘ s yoruz. daha yakın bir zamanda. ˘ ˘ kurban oldugundan). insicamımızı ˘ bozmaya fazlasıyla yeter. dünyanın fena bir yer olmasına. Örnek çok ama. bunlara kar¸ ı bir sey yapmayı¸ ıs s ¸ s mıza veya yapamayı¸ ımıza üzülüyoruz. gönüllü gitmemizi. o hunharlıklar ya¸ anmasa ˘ ˘ s da herkesi tarumar edip öldüren ve ölümle beslenen hayatı. sahsen tanıdıgımız insanlar ¸ ˘ degillerse. ama günlük gaile ve avuntularla s hayatımızı.

Yukarıda degindigim ¸ g ˘ ˘ bazı örnekler de. belki de Levin’den daha iyi degi˘ liz. dört yılda. Tüm buns ˘ larda bazan ve kısmen dogruluk payı vardır belki (azizlerin de günahkar ˘ olabilecekleri gibi). 1873’de ya¸ anan kıtlıkta insanların yardımına s ko¸ an Tolstoy’dur ve bunu o tarihte yazmaya ba¸ ladıgı Anna Karenina’ya s s ˘ ara vererek yapmı¸ tır. Ama Levin hiçbir sey hissetmedi˘ ini ileri sürüyor. ama sanki bu tür hassasiyetlere sahip olmadıgı için vazediyormu¸ gibi bir ˘ s ku¸ ku yaratır insanda. Levin gibi. sefaletin hayır i¸ leriyle giderilemeyecegine ve (Proudhon’un) “mülkiyet hırsızlıktır” s ˘ sözünün dogruluguna tanıklık edip. ardından varını yogunu köylülere dagıtmak isteyecek. Nitekim Dosto˘ ¸ yevski. Yaptıgı hayır i¸ lerini de. Levin o lakırdıları ¸ etmeden dört yıl önce. halkın sefaletini somut olarak kendi gözleriyle görüp. kendini kurbanla¸ tırıp sızlanmak seklinde s ¸ degil. temalar dillenir. Tolstoy’un. ve “Biz” Kimiz? adamı saymazsak. Tanrı’ya döndükten sonra da aynılarını vazeder. Rusya’nın ve dünyanın dikkatini meseleye çekecek. s 1882’de Moskova sayımına katılacak. 1886’da tamamlayacagı. ba¸ kaları için duydugu s ˘ s s ˘ merhamet yüzünden degil. asgari tüketim ve bedensel çalı¸ mayı vazedecek. Eserlerindeyse sık sık ba¸ kaları için ya¸ amak s s vb. Levin’i hiçbir sey hissetmemekle suçlar ama. ama belki de sadece ızdırap çekme sekli Dosto¸ yevski’ninkinden farklıdır. Dostoyevski ve biz. tüm buns ları. Gazetelere yazdıgı açık mektupla da dikkatleri ve s ˘ iki milyon rubleyi kıtlıktan kıvranan köylülerin yardımına çekmi¸ tir. “hiçbir sey hissetmedigi”ni akla ¸ ˘ getirebilecek türdendi. öyle yapması gerektigine inancı ve kendini ˘ ˘ mükemmelle¸ tirme ihtirası yüzünden yaptıgı akla gelebilir. ama karısının in˘ ˘ fiali ve Çar’a müracaatla bunak raporu çıkartmak gibi tehditleri sonucu.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. 46 . gerekeni yapmak seklinde ızdırap çekiyordur. Öyleyse Ne Yapmalıyız? [15] adlı ˘ kitabında anlatıp. almaya degil vermeye dayalı bir ˘ ˘ ˘ hayat tarzını. “agır bir ruh hali”yle (ama “i¸ ini yapamaya˘ s cak” bir duruma mıhlanmadan) meseleye sahip çıkacak. Ba¸ kalarının ızdıraplarını payla¸ amıyormu¸ gibi s s s görünür Tolstoy buralarda.

toplumun hayır i¸ leriyle kurtulamayacagını vazeden bir s ˘ genç de o sıra kıtlık bölgesindedir ve yardım ve a¸ evi faaliyetlerine s ˙ katılmayan iki siyasi sürgünden biridir [25]. Bu genç Vladimir Ilyiç Ulyanov’dur. açlık ve ˘ s hastalıkla pençele¸ en köylülerin yardımına ko¸ acak. ve “Biz” Kimiz? tüm varlıgını ve 1881 öncesi eserlerinin telif haklarını ailesine devredip. s Kıtlıksa 1891-92 yıllarında tekrarlaycaktır ve Tolstoy. ba¸ kalarını bu seferberlige çekecek. ˘ daha sonra yazdıgı ve yazacagı her seyin her tür telif hakkından vazgeç˘ ˘ ¸ tigini ilan edecek ve vazettigi sekilde ya¸ amaya çalı¸ acaktır (karısının ˘ ˘ ¸ s s dinmeyen infiali. böylesi grupları devrimci propaganda 47 . hayır i¸ leriyle s toplumun kurtulamayacagını vazettigi ve Levin’in duyarsızlıgına ben˘ ˘ ˘ zer bir kayıtsızlık gösterdigi halde. [20] s ˘ Bu arada. Iki sene ˘ evinden uzakta kıtlıkla mücadele eden Tolstoy. bütün ailesiyle çe¸ itli bölgelere yayılacak. (yardım faaliyetleriyle kendini heba ˘ edip ölecek olan) dostu Rayevski’den durumun aciliyetini ve vahametini ögrenince. ha˙ sat zamanı bölgeyi terkederken onu minnetle ugurlayacaktır. yardım birimlerinin se¸ killenmesine bile göz yummuyor. s ˘ 124’ü çocuklar için 370 a¸ evi açacak ve günde üç bini çocuk. yani hiçbir sey hissetmeyen ¸ Levin. Ingiltere’de yayınlattıgı bir ˘ yazı nedeniyle Çar kendisine kar¸ ı bir önlem almayı dü¸ ünecek ama s s cesaret edemeyecek. ondan kendini böyle ˘ s a¸ agılamamasını dileyecektir. yani Lenin. 2000 yılında yazdıgı Lenin ˘ biyografisiyle [26] bu bilgileri teyit ediyor: Lenin. Ve halkın genel sefaletiyle maruz kaldıgı hunharlıkları te¸ hir ˘ ˘ s ˙ eden yazıları Çar tarafından yasaklanacak. yerli ve yabancı s s para ve gıda yardımı temin edecek. kontrol için gelen iktidar yetkililerinden korumak üzere evini çembere alıp. onaltı bin s ki¸ iyi doyuracaktır (ki ogullarının faaliyetleri bu rakamlara dahil des ˘ gildir). Robert Service da.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. genç ogluyla önünde egilip yardım isteyen bir köylünün kar¸ ı˘ ˘ s sında. yine. onu 82 ya¸ ında evden kaçmaya zorlayana kadar). ama asıl kalabalıksa. rahipler onu Deccal ilan edecek ve bazı köylüler buna inanıp tehditkar bir tutum takınacak. kendisi de egilecek ve gözlerinde ya¸ larla.

dı¸ yardım ve s s ˘ s s hükümet müdahalesine izin vermemi¸ . ideolojisi ugruna insanların telef olmasına aldırmayan Pobedonostsev. [27] s Levin hiçbir sey hissetmedigini söyler. kıtlık “ilerici bir s faktör olarak rol oynuyor”mu¸ . ama Tolstoy’un son otuz yılı. s s Hiçbir sey hissetmeyen Levin’in aksine. Buna vesile ˘ ˘ 48 . ¸ ˘ sürekli. Rusya’nın ˘ en çalkantılı ve baskıcı bir döneminde. ve “Biz” Kimiz? için kullanıyormu¸ . Aleksandr üzerinde nüfuz sahibi olan ve Kutsal Konsey’in uzun süre ba¸ ında kalan Pobedonostsev. kapitalizmin geli¸ imini ve ˘ s dolayısıyla önündeki nihai sosyalist ilerlemeyi yava¸ latacagı için. Bu yüzden. 1899’da bu sefil manzarayı ve (Toporov karakteriyle) Kutsal Konsey’in (en yüksek dinî otoritenin) ba¸ ındaki s Pobedonostsev’i te¸ hir eden Dirili¸. Ailesi Samara’daki bir çiftlikten gelir s temin ediyormu¸ ve Lenin gayet “ilerici” bir fedekarlıkta bulunup. inançları yüzünden gadredilen. Çar ve kilise hükümranlıgı altında telef olan halk adına korku˘ suz bir mücadeleyle geçecektir. zas ˘ rarlıymı¸ da aynı zamanda.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy’un bir ba¸ ka öne çı¸ s kan eylemi de. Levin’in s ötesinde. s ˘ s çünkü insani önlemler sadece yetersiz degil. Lenin’in kayıtsızlıgı aile üyelerini bile sa¸ ırtmı¸ . eserlerini sansürleyip aforoz ettigi ˘ Tolstoy’un ba¸ dü¸ manı ve Dostoyevski’ninse dostudur. Lenin’den de “ilerici” oldugu anla¸ ılan Stalin.3 milyon ve 1932-33 kıtlıgında da en az 5 milyon ˘ ˘ ki¸ i ölmü¸ . bu çalkantı ve baskının en büyük mimar ve uygulayıcılarından biri. Lenin’in s s “ilerici” iktidarı tesis edildikten sonraysa kıtlık da daha “ilerici” olmu¸ s ve 1921 kıtlıgında 1-1. insanlar s açlıktan telef olur ve Tolstoy onları kurtarmaya çalı¸ ırken. III. Bu ¸ ˘ s “ilerici” kıtlık yakla¸ ık 400. kıtlık s sartlarına ragmen köylüleri eksiksiz kira ödemeye mecbur etmi¸ . kıtlık bölges sinde kilise restorasyonu için para harcama pe¸ indedir [27]. s ˘ ¸ s s kızkarde¸ i yardım faaliyetlerine katıldıgı halde o katılmayı reddetmi¸ .000 ki¸ inin ölümüyle sonuçlanırken. daha çok Lenin’in yukarıdaki portresine benzeyen. bardagı ta¸ ırıp Tolstoy’un aforozuna s s ˘ s yol açan son damla olacaktır. Lenin’e göre. vicdani redci Hıristiyan toplulugu Dukhoborların Kanada’ya göçünü saglamasıdır.

s küçük bir bölümünü kendine ayırarak topragını köylülere dagıtan ve ˘ ˘ onlar gibi ya¸ ayan Prens Kilkov’dur. Rusya’ya dönü¸ te pasifizmi benimseyen. Tolstoy’u. ama Dirili¸’in gelirini kabullenip. Dukhoborların gördügü muameleden haberdar eden i¸ te ˘ s bu Kilkov’dur. Tolstoy. o tarihte artık epeydir eserlerini telifsiz yayınlamaktadır. Tolstoy’un takipçileri arasında en samimi ve yetenekli ki¸ i s diye gösterilen Kilkov. liderlerini Tanrı elçisi saymak gibi bazı batıl inançları vardır ve Tolstoy bunlardan haberdardır. Tolstoy’un “kötülüge s ˘ cebirle direnmeme” dogmatizminde. kraldan çok kralcı müs s ridleri de sorumlu tutuyor [28]. aynı inanç ve s pratikleri benimseyen Dukhoborların yanına gönderilir ve 1895’de Dukhoborların vicdani reddine öncülük ettigi (yanlı¸ ) gerekçesiyle Balkan ˘ s eyaletlerine sürülür. ba¸ ka bazı naho¸ Dukhobor özelliklerinden de söz ediyor: ˘ s s gerçekte bir süredir eski pasifist geleneklerine aykırı ya¸ ayıp.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Rus ors ˘ dusunun en genç albayı olan. Dukhoborların Kanada’ya s göçüne vakfedecek ve bu i¸ i düzenlemeye de ogullarıyla takipçilerini s ˘ görevlendirecektir. bir ba¸ ka deyi¸ le. menfaat ve övüngenlik saiklerini gizleyen hakikat bezirganlarını –tüm önderlerin. inançların. sonunda bu yöntemle bir sey yapılamayacagına ¸ ˘ hükmedip sosyalist devrimci olacaktır. bilerek ya da s s s bilmeyerek iktidar. Kilkov. katı ve s irrasyonel tutumları. • 49 . izmlerin. Dukhoborların. Aylmer Maude’un biyografisinde anlatıldıgı üzere. ve “Biz” Kimiz? olan ki¸ iyse. 1877-78 Osmanlı-Rus sava¸ ında bir Türkü s öldürmekten hicap duyup. yani gayrisamimileri veya (aynı derecede samimiyetsiz) a¸ ırı samimi fanatikleri. kendi iç iks tidar entrikaları nedeniyle Tolstoy’un görü¸ lerini benimsemeleri. ama bu macerada bizzat yer alan Aylmer Maude. kutsalların kiliselerini kuran (aslen putperest) ruhban sınıfını– Farisileri. Kafkasya’ya. üç yıl sonraysa Kilkov’un dı¸ sürgüne gitmesine s izin verilir. ho¸ görüsüzlükleri vs. Maude. etrafını çevreleyen ve Tolstoyculuk kilisesi kurup ruhban sınıf olu¸ turmaya çalı¸ an. Tolstoy’un müritlerince haberdar edilmedigi.

niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli. En azından. “milliyetçi s kadınlar” deniyor. Tanrı’nın krallıgına giri¸ biletini iade ˘ ˘ s ederek. özel bir ön cephe birligine. s. Ve yine süphesiz. fikir adamlarının gazetelere yazıp. kategorik olarak.123] s 50 . Alphonse Karr’dan yaptıgı su ˘ s ˘ ¸ alıntı ve alıntının mantıki ve vicdani icaplarıyla. hiçbir düstur s ˘ ugruna çocukları feda etmeyip. ve “Biz” Kimiz? Kayıtsız sartsız her ko¸ ulda. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. tuhaf bir sekilde kendini kurtarama¸ dıgı bir Tolstoy Sendromu. sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu. ama hayır i¸ lerinin yetersizli˘ s gini vazedip kıtlık vahametiyle yüzle¸ tiginde kolları sıvayan Tolstoy’un. bir hipnotizma. ˘ s arızi veya degil. Nitekim Anna Karenina ˙ da. [33. sırf Isa’ya atfedilen bu düsturlar yüzünden.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy’un. kamuoyuna ˘ tercüman olması gerektigi yollu haksız bir savunma getirir. Yukarıdaki “vatansever kadınlar” yerine. parçalanacak bir çocugu ¸ s ˘ ˙ kurtarmanın son çaresiyken bile cebri yasaklamak. “yurt sevgisi”. benzer bir formülü. her durumda ve daima kolları sıvama kararı sadece kolun ˘ sahibiyle onun vicdanı arasındaki bir meseledir. s. latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. Levin’in kayınpederi Prens daha önce koymu¸ tur aslında: s ˘ “Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. “Intikam benim. kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben Einstein da kuracaktır: Bence. taarruza gönderin!” Çok sonraları. yine kolları sıvayacagına süphe yok. kar¸ ılıgını ben veririm” seklindeki Kutsal Kitap s ˘ ¸ sözlerini epigraf yaparak ba¸ lamı¸ tır ve sekizinci bölümün yukarıda s s inceledigim tartı¸ masına son noktayı da. Ayrıca. 108]9 s Alphonse Karr’ın yukarıdaki sözlerine kar¸ ın Kozni¸ ev. Vatanseverligin ele¸ tirildigi ba¸ ka yerlerde de. herkesin önünde s hücuma. Kozni¸ ev’in ˘ s 9 Bu kitap Türkçeye de çevrilmi¸ . “ülke ˘ s ˘ s sevgisi” denmi¸ . bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine. öyle arizi ˘ ¸ ¸ bir durumda vicdani reddin ne kadar vicdani olacagı tartı¸ ılabilirse de. toplumda i¸ s s s bölümü bulundugu. ˘ s ˘ öyle arızi bir durumla somut olarak yüzle¸ tiginde de.

s ˘ Vicdani redci. Alphonse Karr’ın sözlerini. ünlü ˘ Fransız yazar Romain Rolland’ın esin kaynagı da Tolstoy’dur ve Rolland. sansı. ˘ ¸ s yüzünden asker olmayan veya askerligini tehlikesiz bir sekilde savan ˘ ¸ ˙s biri. en önde sava¸ malıdır. zorla ˘ ˘ asker yapıldıgı bir yerdeyse haklı görülemez. zorunsuz askerligi de en sert biçimde lanetleyecek ve vicdani ˘ red ile redcileri savunacaktır. mesela.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy’un paltosundan çıktı˘ ına g veya güç aldıgına dikkat çeker. Bu kitaptaki makalelerde de bu meseleye zaman zaman deginir. “çogu aydının bilimini. Gandi’yi de ˘ s ˙ esinleyen Tanrı’nın Krallı˘ ı Içinizdedir [29] gibi eserleriyle. cinsiyeti. Tolstoy. Zorunlu askerlik bir yana. sonradan yazdıklarında bu meseleyi asla cevapsız bırakmayacak. gidip ölün ve öldürün’ diyemez. bana ne. sava¸ ın ˘ s gerekli. çocugunuzu. insanlara. babanızı. kaçınılmaz oldugunu vazeden herkes. anti-militarist ve pasifist gelenekler tarihte epey gerilere gidiyor. sanatını ve s ˘ ˘ zihnini Devlet hizmetine verdigi”. ve “Biz” Kimiz? bu i¸ bölümü savunması. ama bu gelenegin en etkili sözcüsü ve ta¸ ıyıcısı. sizin s ˘ sansınıza ölmek ve öldürmek. ancak insanların kendi iradeleriyle asker ols dugu bir yerde haklı görülebilirdi belki. “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi” ba¸ lıklı s ˘ ˘ ˘ s bir barı¸ çagrısı kaleme alır. Dünya Sava¸ ı bittiginde. hiç ihmal etmeyecektir. “hiç önlem alınmadıgı için” insanların ˘ ˘ 51 . Kısa bir Tolstoy biyografisi de yazan. ‘I¸ bölümü geregi. ˘ 1919’da I. vicdani red hareketlerinin. 1900’de yazdıgı ve bu kitabın son ma˘ ˘ ˙ ˙ kalesi olan “Vatanseverlik ve Iktidar”da: “Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden bu deh¸ etli düzenleme” veya ˘ s “kadim dünyanın herhangi bir köleliginden kıyaslanmayacak kadar beter ˘ derecede bir a¸ agılanma ve itaat gerektiren bir kölelik durumu”. Tolstoy’dur. karınızı ¸ ˘ yasa bogmak varsa. s o sözlerin mantıki ve vicdani icaplarını ve (Tolstoy’un ihmaliyle) cevapsız bırakılmasını es geçer. ananızı. ˘ s Tolstoy’u i¸ ine geldigi gibi karakterlerine yanlı¸ örnekler verdirmekle s ˘ s ve konu¸ turmakla suçlayan Dostoyevski de. kendi iradeleriyle degil de. hele 20’li ya¸ lardaki çocuklara. Bildiride. g Aylmer Maude da. barı¸ giri¸ imlerinin ve s s Milletler Cemiyeti gibi örgütlenmelerin. ya¸ ı vs.

. “Insanlıgın çıkarları için. zorunlu asker orduları. Romain Rolland. H. hakiki silahsızlanmaya dogru bir ilk adım olarak. Bu yönde en etkili ˘ ˘ düzenleme. ˘ s tüm güçleriyle nefret ekmeye hizmet ettigi ve “elçileri olmaları gereken ˘ Dü¸ ünce”ye tecavüz edip. bir s devletin. Vatanda¸ larını sas 52 . hayatlarından vazgeçmeye ya da iradelerine ragmen ˘ I ˘ veya eylemlerinin haklılıgına kani olmadıkları halde.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. demokrasiye ve insan hayatına saygıyı yerlebir ediyor. bu kez Britanya’da. ] Mutlak silahsızlanmaya dogru kati bir adım ve uygar ulusların di˘ ˘ magının demilitarize edilmesi için çagrı yapıyoruz. askerî talim. dünya çapında zorunlu askerligin lagvedilmesi olacaktır. Zorunlu askerlik. gelecek ˘ için ders çıkarmaları gerektigi. ˙nsanları. ve “Biz” Kimiz? “çok güçlü kolektif cereyanlara” kapıldıgı. ˙nancımız su ki. ama bu tecrübeden. barı¸ için ciddi bir tehdittir. ne kadar haksız ve aptalca olursa olsun ˘ emirlere körü körüne itaat ve düpedüz katletmeye yönelik egitim. Bu gibi ki¸ ilerin ve daha birçogunun imzaladıgı bildiride sunlar vurgulanır: s ˘ ˘ ¸ [31] ˘ [. Miguel de Unamuno. Milletler Cemiyeti’ne hitaben ve Tolstoy’la daha somut biçimde ˘ örtü¸ en yeni bir bildiri kaleme alınır. ırk. Gandi. Millet˘ ler Cemiyeti’nden. bütünü için çalı¸ ma” çagrısı ˘ s ˘ yapılır. . Georges Duhamel. ba¸ ı bo¸ bırakılan bu güçlerle aklın bir ˘ s s kenara itildigi. Martin Buber. berabes ˘ rinde insan ki¸ iliginin alçalmasını ve özgürlügün yıkımını getiriyor. G. zümre tanımadan. Bertrand Russell. imzalayanlar arasında su gibi s ¸ isimler vardır (italik yazdıklarım önceki bildiriyi de imzalamı¸ lardır): s Einstein. sadece “Hakikat’e ˘ ˙ hizmet etme”. aydınların insanlar arası sevgi ve anlayı¸ ı yok etmeye. s ˘ Baraka hayatı. [30] 1926’da. ˘ Dolayısıyla. Tagore. geni¸ profesyonel subay I ¸ s takımlarıyla. “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri” ba¸ lıs s gıyla. bireye. zorunlu askerligin tüm ülkelerde kaldırılmasına yönelik bir teklif getirmesini istiyoruz. bir ülkenin veya bir sınıfın bencil çıkarları ve tutkularına alet ettigi” vurgulanır ve sınır. Wells vs. ölüm saçmaya zorlamak. Henri Barbusse. “onu sosyal veya siyasi bir zümrenin. insan haysiyetini ayaklar altına alıyor.

[. haklı olarak diyorlar ki. “mekanizma” yerine sürekli “Makine Sanayii” denmi¸ . s mesela Einstein’ın su gibi görü¸ leriyle de: ¸ s ˘ Devlet bizim hizmetkarımız olmalı. militarist saldırganlık ruhu nak¸ ediliyor. milliyetçiligin –kulaga ho¸ gelen. onlarda muhakkak milliyetçi bir ruh uyandıra˘ caktır ki bu. askerî yeterligin psikolojik temelini olu¸ turur. Dahası. maddi silahsızlanmadan önce gelmelidir. bu emri ihlal s ediyor [. ulusal ordularla. uluslararası ˘ ˘ düzene en büyük engel. dinin11 yanısıra. biz onun kölesi degil. yani. yakından ili¸ kili. ˘ Su an milliyetçiligin böylesine esef verici bir seviyeye yükselmesi. ama yanlı¸ s s kullanılan vatanseverlik adıyla da malum seyin– korkunç abartılan ¸ ruhudur. [33. dı¸ mekanizs ˘ mayla10 zihnin iç haleti arasında kar¸ ılıklı bir ili¸ ki bulundugunu s s farketmek lazım. . Son yüz elli yıldır. ] ¸ s Tolstoy ve Einstein’ın yolları sık sık kesi¸ iyor –bu bildirinin yanısıra. s s Sava¸ egitimiyle. . ve “Biz” Kimiz? va¸ a gitmeye zorlamak konusunda kendini yetkili gören bir Devlet. etkilenmeye en açık bir ya¸ ta. Devlet. s. s ˙ 53 . erkekler sava¸ ı kaçınılmaz ve hatta arzulanır bir s ˘ s sey olarak görmeye ba¸ lıyorlar. . ˘ ˘ Bu degerlendirmeyi layıgıyla irdeleyebilmek için. men¸ eyi ve idamesini onlara borçlu bulunmuyor. milliyetçilik dininin yanısıra. zorunlu askerlik hizmeti uygulamasıyla. Okullarıns ˘ daysa. s 10 Türkçe 11 Bir çevirisinde. gençligin gözünde kaba kuvet aygıtını da putla¸ tırmalıdır. ¸ bence. Ahalisinden askerî hizmet s talep eden bir devlet. s ˘ ˘ barı¸ ta onların hayatlarının esenligine ve degerine asla gereken s önemi vermez. bu put her yerde ürkünç ve son derece habis bir güç edindi. . daha kibar adıyla söylersek. diyor insanlar ısrarla. tüm bir erkek nüfusa. mevcut s mekanizmanın kendisi de milli hissiyat kalıpları üzerinde etkili bir rol oynuyor. bizi cebren askerî hizmete ve sava¸ a girmeye zorlayınca. Zorunlu askerlikle. Sadece mekanizma geleneksel hissiyat kalıplarına dayanıp. ] Ruhani silahsızlanma. ayrıca. 112] s ba¸ ka Ingilizce çeviriye göre “bu dinin yanısıra”.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.

s ˘ aynı zamanda da. s ˘ çevirisinde. ki¸ iliktir. egitim sisteminin i¸ leyi¸ iyle kalıtsal bir s s hastalık gibi ku¸ aktan ku¸ aga geçen su talihsiz milli geleneklerdir. ] Ulusların sorumluluk sahibi liderlerinin aslında sava¸ ı bertaraf ets meyi samimiyetle istediklerine inanıyorum. toplum için bir utanç ˘ kaynagı olmak bakımından? [. 112] s s 13 Türkçe çevirisinde. “vicdani redciler” yerine. dörtlü sıra halinde uygun adım yürümekten zevk alması.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. duyguda sıg kalır. büyük toplumsal hayırları da olan Fransız Dev˘ rimi’yle ba¸ ladı ve çok geçmeden tüm diger ulusları etkisi altına s aldı. sürü tabiatının su en berbat ürününe. Bir adamın. [. askerî egitim ve bunun yüceltilmesidir. ancak s ˘ o. “Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin” ifadesi yerine. Dolayısıyla uluslararası bir ruhun olu¸ umunu desteklemek ve sös ¸ venizmle mücadele etmek isteyenler zorunlu askerlik hizmetine kar¸ ı s bir duru¸ sergilemeliler. s. midemi bu¸ ˘ landıran askerî sisteme getiriyor. Bu lanet. s. [33. yaratıcı. [32. Bu s s ˘ ¸ ˘ ˘ gelenegin esas ta¸ ıyıcısıysa. ] ˘ ˘ ˘ Saglıksız milliyetçiligin kaynagı olan zorunlu askerlik hizme tiyle mücadele edilmeli. siyasi devlet degil. mevcudiyetimizi de kökünden ciddi biçimde tehdit etmektedir. s. sürü olmaklıgıyla dü¸ üncede s ˘ ˘ sıg. . farkedebilen bireydir. geçmi¸ yüzyıllarda din sehitlerinin s ¸ maruz kaldıkları arasında bir nebze fark var mı. Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin12 s ˘ bugün maruz kaldıgı feci ezayla. en önemlisi. Bu konu beni. Basın’ın agır sanayi ve askeriye tarafından kontrol edilen o bölümüdür. 113] s 12 Türkçe 54 . bir bando nagmeleri e¸ liginde. bana göre. bana ˘ I ¸ ˘ göre. sürüyse. “askeri hizmete kendini adayarak kar¸ ı olanların” denmi¸ . ve “Biz” Kimiz? Dolayısıyla zorunlu askerlik uygulaması. . Bu mutlak surette gerekli ˘ ˘ ilerlemeye direncin kaynagı. . . “kendini bu konuya adamı¸ muhalifler” s denmi¸ . [33. vicdani redciler13 ulusla rarası düzeyde korunmalı. 96-99] ˙nsanlık tarihinin sayfalarında gerçekten degerli olan sey. beyaz ırkın ˘ ahlaki çökü¸ ündeki temel sebeptir ve sadece uygarlıgımızın hayatta s ˘ kalmasını degil. soylu ve yüce olanı yaratır.

Uygars s ˘ ˘ lıgın bu veba kaynagı en kısa zamanda yok edilmeli. Birle¸ ik Krallık. s. insanoglu gözümde çok degerli. profesyonel veya gönüllülerden olu¸ an ordular var ve zorunlu askerlik yok veya kaldırılmı¸ bulunuyor. birey haysiyetindeki sakatlıgın en utanç verici semptomudur. tüm s ˘ ˘ ˘ bunlara ragmen. herhangi bir ülkenin koyun kitleleri gazetelerce I kı¸ kırtılıp. Izlanda. Bugün birçok ülkede (kimilerinde epey ˘ zamandır) vicdani red hakkı tanınıyor.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Zorunlu askerlik hizmeti. 15] Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumlar. s 55 . s s vicdani reddi destekliyor ve dü¸ ünce. bugün uy˘ ˘ gar dünyayı muzdarip eden sakatlıgın. insanlar üniformaları s giyip ölmeye ve öldürülmeye hazır hale gelirler. okullar ve basın üzerinden sistematik biçimde yozla¸ tırılmı¸ olmasaydı. epey zamandır da ülkelere çagrıda bulunuyor. vicdan ve inanç özgürlügü çerçes ˘ vesinde temel bir insan hakkı olarak kabulleniyorlar. ordu dı¸ ı alternatif sivil hizmet uygulamasına geçme s çagrısı. s. Arjantin. 10] s s ˙ki hafta içinde. Irlanda. zira inanıyorum ˘ ki. ve “Biz” Kimiz? onu hakir görmem için yeterli. ticari ve politik çıkarlarca. kısaca. [32. bu melanet epey önce ortadan kalkmı¸ olurdu. [32. Yine de. bana göre. Kanada. birkaç çıkar grubunun ˘ adi emelleri ugruna. vicdani red hakkını gerçekten ve dürüstçe tanıma ve ˘ uygulama çagrısı yapıyorlar. ahmakça siddet ve vatanseverlik adı altında giden ¸ ˘ tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! Sava¸ s ˘ ˘ son derece bayagı. öyle azgın bir öfkeye sevkedilebilir ki. ba¸ vuru süresini kısıtlamaksızın ve bu s hakkı gizlemeksizin tanıyan) düzenlemeleri yapıp hayata geçirme ve hem mahiyet hem de süre bakımından cezalandırıcı (yani askerî veya uzun) olmayan. Emir üzerine kahramanlık. ona tek gereken muhafazasız bir omurilikti. bugün. kanunda ve uygulamada bu hakkı tanıyan ˘ (insanları sorguya çekmeksizin. s s ˙ ˙ mesela: Australya. a¸ agılık bir sey bana göre! Böyle igrenç bir s ˘ ¸ i¸ te yeralmaktansa parçalara ayrılmayı tercih ederim. eger milletlerin s ˘ sagduyusu. Büyük beyni kendisine tamamen yanlı¸ lıkla verilmi¸ .

Fas. Estonya. yasada bile tanınmıyor ve vicdani ˙ redciler de gadrediliyor. Isveç. ve hatta. Nazilerin onu daha önce ele geçirmesini engellemektir. Romanya. din içinde de aynı seyin ˘ ¸ ya¸ andıgını gösterdigi gibi). Italya. zorunsuz askerlige de. ˘ s o irrasyonel unsurun diger tezahürü içinde. Lüksemburg. Monako. her s 56 . ama daha ziyade ba¸ ka eserles s rinde (etkin bir) pasif direni¸ i en uç noktaya kadar savunan devası. 2006’da Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. ve “Biz” Kimiz? Hindistan. Malta. ama epey zamandır vicdani red hakkı tanınıyor ve alternatif hizmet uygulaması var. hem Einstein. s Ama Einstein. Portekiz. yukarıda özetledigim ˘ Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi kriterlerine uymayan yasa veya s s uygulama aksaklıkları var. ˘ insanlıgın sürekli bu irrasyonel unsur içinde debelendigini ve böyle gi˘ ˘ derse daha da batacagını herkesten iyi görüyordu (ba¸ ka makalelerinde. Slovakya. ˘ Bazı ülkelerdeyse zorunlu askerlik kalkmadı. Tolstoy Nazileri görmedi. Almanya. mesela: Avusturya. Belçika. s ˘ ˘ Te¸ hislerinde haklı bulunur Tolstoy. [34] • Zorunlu askerlige de. Karadag. Yeni Zelanda. Malezya. Ermenistan ve Yunanistan gibi birkaç ülkedeyse vicdani red hakkı sözde tanınıyor. Kimi ülkelerde.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. etkin bir uluslararası hakemlikten ve ordusundan da yana olur. hem de ˘ ˘ Tolstoy kar¸ ı çıkarlar –Tolstoy daha kapsamlı ve daha sert olmak üzere. Azerbaycan’da ve 1949’dan beri üye olan Türkiye’de vicdani red hakkı hiç. bir vicdani redcinin (Mehmet Tarhan) davasında Türkiye’yi suçlu buldu. aynı sekilde. Slovenya. Ispanya. hele Rusya. Norveç. Çek Cumhuriyeti. ama bu kitaptaki makalelerin kanıtladıgı üzere. s ˙ ˙ Polonya. ama Avrupa Konseyi üyesi olan sadece iki ülkede. Isviçre. Danimarka. nitekim. atom bombasının icadına ¸ gerekçesi de. Nazizmin daha önce durdurulmayı¸ ından Britanyalı s pasifistleri de sorumlu tutar. bunların yanısıra. Birle¸ ik Devletler. zorunlu askerligi süphesiz savun˘ ¸ mamakla birlikte. Hollanda. Güney ˙ ˙ Afrika. Lituanya. Letonya. Macaristan. Fransa.

Çocukların Bilgeli˘ i’ndeki Ma¸ a’nın “‘Biz’ kis g s miz?” sorusuna kar¸ ı. “Evet tabii. ama bu seytani gen insanlı¸ gın vicdanında. ya da seni parçalarız” seklindedir. ve “Biz” Kimiz? zaman tamamen tedavi edebilir mi. ˘ tam tersine. çünkü gelecek tepki. bunu kestirmek zor. Gandi pasif direni¸ le Britanya’yı dize getirdi. yalnız burada gözardı edilmemesi gereken önemli bir nokta var: Kurtadamla¸ ma salgını hakimiyet kazandıktan ve akıl ile vicdan s devre dı¸ ı kaldıktan sonra deva aramak zaten nafiledir. yani Tolstoy’un te¸ hisidir zaten deva olan.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ köpekler ve diger bazı hayvanlar gibi. Nitekim. ama insanların ¸ s korkunç bir salgınla cinnet geçirip içindeki en hunhar yanları azdırarak. orada vicdani redcilerin bulunması yüzünden degil. ya sen de kurtadam olursun. s Nazi Almanya’sı da. ˘ kurtadam olmak esastır. Gandi-Britanya örnegiyle verilebilirmi¸ gibi görünmü˘ s yor pek. dini veya uyruguna bakmaksızın. sadece kan cehenneminden beslenir. bilincinde feci bir yara açmı¸ ve kolaylıkla hortlayıp ˘ s insanları ele geçirebilecegini de kanıtlamı¸ olur. ¸ s hatta dı¸ arıya yayılır ve sonuçta uzun bir kan cehenneminden –i¸ i¸ ten– s s s geçtikten sonra kurtadamlar durdurulur. emir-komuta ˘ zincirinde halkalar imal eden militer bilincin tüm toplum kesimlerine nak¸ edilmesi yüzünden. vicdanın katledilmesi yüzünden. zaten adam olmak degil. adamlıgın. artık bünye s deva kabul etmez. insan olmak yerine hayvan. bulunmaması yüzünden. artık “Hey sa¸ sırdınız mı? Adam olmaktan çıkıp kurtadam oldunuz” diye uyarmanın ¸ anlamı yoktur. cevap biraz süpheli. aklın ve vicdanın s ˘ s ˘ hakim kılınmasıdır. artık kurtadamla¸ ma salgını ve parçalamalar hızlanır. adamlıktan nerede sapıldıgını. vicdanen sorumlu bireyler degil. adam olmak yerine kurtadam oldugu. sırf sürüye ait görmedikleri için ˘ ba¸ kalarını bogazladıgı Nazi Almanya’sına. zalimleri ve s ˘ 57 . bir buçuk asır boyunca. fa¸ izme kar¸ ı Tolstoy’un s ˘ ˘ s s devası ne kadar tedavi saglayabilirdi veya hiç saglayabilir miydi? Bu ˘ ˘ soruların cevabı. kurtadamlıga ˘ ˘ geçmenin nerede ba¸ ladıgını te¸ his ederek. ˘ s Dolayısıyla. tedavi ancak kurtadamla¸ madan önce uygulanabilir ve s deva da zaten hakikatten.

Port Arthur’un teslim edilmesi üzerine Tolstoy’un gözya¸ ı döktügünü söyler [28]. insanlıgı ülküle¸ tirmek yerine. ˘ s ayrıca sava¸ larla katliamlara yol açarak. Büyük kızı ¸ ˘ Tatyana ise hatıralarında. “Bizim s ˘ s zamanımızda asla böyle bir sey yapmazdık” dedigi söylenir. s aynı irrasyonel elementin –yani yalan. insanları ve toplumları yozla¸ tırs s dıgını. övüngenlik vb. ˘ s kendi içinde gördügü gibi. hür aklı ve vicdanı devre dı¸ ı bırakıp tecavüz etmemek s seklinde özetlenebilecek temel ve evrensel degerleri ve ülküleri –yani ¸ ˘ hakikati– katlederek. tüm bunları görüyordu. vatanseverlik hipnozus nun hakim kılınması yüzünden. ve “Biz” Kimiz? zalimligi dı¸ layıp. bayrak. bu s ˘ ˘ teslimiyete ve geçmi¸ te kendi katıldıgı Sivastopol sava¸ ına atfen. kutsalla¸ tırma. millet. mazlum da ˘ s olsa Almanlıgın ülküle¸ tirilmesi yüzünden. Tolstoy. hips notizma ve hamasetle. din. halk. tarih boyunca aslen din veya sövenizmin türevleri seklinde teza¸ ¸ hür ettigini görüyordu. güç. bu sözlerin muhatabı olan bir “Tolstoycu”yla Tolstoy arasındaki bu konu¸ manın söyle sürdügünü yazıyor (soran s ¸ ˘ Tolstoycu): “Ne yapardınız?” “Teslim etmektense. bu pagan ˘ tanrının. gerçekte tapılan ve taptırılan putun. maddi ve manevi menfaat. Diger kimi hatıra ve biyografilerde de. saikleri yüce degerlermi¸ gibi sunup hakikat yerine ikame ederek. vatan. zalim de olsa. Nefs’in– simgeler ve kutsallar üzerinden. propaganda. Ma¸ a’nın “Hep beraber ˘ s s olmak daha iyi olmaz mıydı?” sorusuna kar¸ ı. ˘ Aylmer Maude. adam olmak yerine kurtadam oldu ve tarumar olup. orayı havaya uçururduk. Nazi Almanya’sını görmemi¸ ti ama. Tıpkı Port Arthur (Rus-Japon) sava¸ ı nedeniyle. tarumar etti. masumları ve masumiyeti “Biz” sayan bir cevap ver˘ s mek yerine. önder vb. çehreler altında. ama güçlü elementin. iktidar. yozla¸ anların daha da putperestle¸ ip baskıcı iktidara katıldıgını ˘ s s ˘ ve bunun tekrar daha fazla yozla¸ mayla putperestlige neden oldugunu s ˘ ˘ ve insanlıgı tarumar eden bu irrasyonel.” ˘ “Oradaki bütün insanların hayatlarını feda edeceginizi mi söylüyor- 58 .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.

canımı yakıyor. hatıralarında. Ama Tolstoy. böyle bir konu¸ ma gerçekle¸ tigini söylüyor. bu çagda¸ Sisifus’un ˘ s 59 . Sisifus gibi didinmesine ragmen. ve “Biz” Kimiz? sun?” ˘ s ˘ “Ne sanıyorsun? Bir askersen. s s ˘ ama Tolstoy’un kendisi de hatıra yazarlarının “çogu zaman konu¸ maları ˘ s uydurdugunu” (ki bu sözü de müzisyen Goldenweizer’ın hatıralarında ˘ [36] nakledilir!!). ˘ bu aile içi hatırata (hele karısı Sofya’nınkilere) tamamen güvenmemek gerektigini söyler. Bu vatanseverlik. epey s ˘ kan dökülmesi bir yana. kısmen degerli bulmakla birlikte. Tolstoy uzmanları da. Ve neticede. ailevi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ve sonra o da çöktü. zorbalıgın devamı halinde kanlı bir ˘ ˘ ayaklanmanın kaçınılmazlıgını çok önceden haber vermesine ragmen. Çarlık rejimiyle kıyaslanamasa bile yine baskıcı bir rejim hakim oldu. Ve onu dogru dürüst yaparsın.” [35] Kızı Tatyana. “Kendinize Gelin!”de söyler. Ve o bencillikler yava¸ yava¸ köreliyor. Bugünse. en etkili sava¸ kar¸ ıtı yazılarından biri olan ˘ s s uzun makalesi. her iki ülkenin sömürülen halk kesimlerinden yana oldugu yolundaki sözleri aktarılır. kendine gelmedi. ama içimde ilahi yasanın bilinci de var ve bu bilinç. o bencilliklerin hizmetkarı olmayayım diye onları kontrol altında tutuyor. • Çarlık Rusyası malesef. sık aktarılan ba¸ ka anekdotlarda da. yapacagın i¸ bellidir. Onunla büyütüldüm ve ki¸ isel. Tolstoy’un. s sava¸ süresince halkta vatanseverligi kı¸ kırtmak için seferber edilen s ˘ s hamaset ve propagandadan nefret ettigi ve ayrıca. Tüm bu bencillikler içimde canlı. ˘ ˘ kaya a¸ agı itilerek. Tolstoy’un tüm uyarılarına. Port Arthur sava¸ ı ˘ s üzerine asıl söyleyecegini. baskı ve zorbalık daha da arttırıldı. ne Rusya’yı ne de ˘ Japonya’yı tutmayıp. 31 Aralık 1904 tarihli günlük giri¸ inde ˘ s söyle söylüyor: ¸ Port Arhtur’un teslim edilmesi beni kahredip. Tolstoy ise. s s Port Arthur üzerine. hatta aristokratik s ˘ ˘ bencilligin kölesi oldugum kadar onun da kölesiyim.

insanlıgı büyük sava¸ ve kıyımlarla mahvedecegi uyarısını da yapmı¸ tı ˘ s ˘ s ve bu dedikleri de gerçekle¸ ti. ¸ ˘ ˘ hep beslemeye yönelik toplumsal modeller hakim görünüyor. ve “Biz” Kimiz? ya¸ adıgı. Nefs’in arsızlıgı.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Zira insanlıgı mahveden tüm sa˘ ˘ ˘ va¸ ların. bu makaleleri yazdıgı topraklarda. Yasnaya Polyana çiftliginin s ˘ ˘ ˘ ve Moskova’daki evinin müze yapıldıgı ülkede. Acar Burak Bengi 28 Subat 2007 ¸ 60 . sahips lenme hırsını. arsızlıktır. vatanseverlikle desteklenen ve ordularla yürütülen bir tarihin. ki malesef onu ıslah etmeye degil. dincilik vb. özellikle iktidar hırsını köreltmenin tek kurtulu¸ olduguna s ˘ dair ögütleri de sürekli dogrulanıyor. yeni bir Nuh tufanı getiren sey. önce tecavüz ¸ etmeme yasasına ve pe¸ inden herkese tecavüz ettiren sey. yabancılara saldıran ˘ fa¸ ist dazlaklar var. tüm çatı¸ ma ve çeki¸ melerin tek nedeni ve dünya kaynaklarını s s s da yok eden. Ve tüketimi asgariye indirmenin. putperestligin arkasın¸ ˘ daki sey. sekillerde tezahür eden. s Tolstoy. en temel hakikatlere. hatta ısıtarak mahveden. s ¸ milliyetçilik. hatta dünyayı cehenneme çeviren. vatanseverlik.

muhtemelen ba¸ ka birçok ki¸ ide oldugu gibi bende de önce s s ˘ keyif. simdi okuyucuya ¸ sundugum görü¸ lere vardım. kıyıya çıkan subayları sahte sapan epeyce söz s ˘ dinleyip sarfederken çe¸ itli yerlerde epeyce yiyip. bir Fransız filosu iki yıl önce s s ¸ Kron¸ tad’ı ziyaret ettigi. subayları Paris’e gittigi ve daha da sahte sapan sözler duyup ˘ ˘ sarfederken epeyce yiyip içtigi için. Rus denizcilerin kar¸ ılanması. ama bu tuhaf olgunun temel sebeplerini her defasında daha dikkatli irdeleyince. iktidarlarının kı¸ kırttıgı. çe¸ itli saraplardan s s ¸ epeyce içtigi için ve aynı sekilde bir Rus filosu geçen yıl Toulon’u ziyaret ˘ ¸ ettigi. geçen Ekim ayı boyunca en sıradı¸ ı biçimlerde s ifade edildi. bütün bu milyonlarca Rus ve Fransız insanı. sadece yiyip içip konu¸ anlar degil. pe¸ inden sa¸ kınlık ve nihayet bir infial hissi uyandırdı ve bunu s ¸ s kısa bir dergi yazısıyla anlatmak istedim. yani bütün Frans sızların bütün Rusları ve bütün Rusların da bütün Fransızları sevdigi ˘ hayaline kapıldı. aniden birbirlerine özel bir dü¸ künlük besledikleri. gayet hasmane ˘ s ˘ ili¸ kilere girerek ya¸ adılar ve simdi aniden. ˘ s ˘ orada bulunan herkes. hatta bulunmasa da. yalnızca gazetelerden bunları okuyup duyanlar bile. haberlerini diger gazetelerden derleyen s ˘ 61 . ama malesef çogu zaman da.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Geçen yıl (1893) Ekim ayı boyunca Fransa’da gerçekle¸ en Franko-Rus s kutlamaları. ˘ s Ruslarla Fransızlar yüzyıllardır birbirlerini tanıyarak ve bazan dostane. Bu duygular Fransa’da.

–[Koray Karasulu] Rus deyimi. Fransız donanmasının ba¸ kurmayları s ve Toulon limanının en kıdemli subayları tarafından kar¸ ılandılar. s s ˘ ˘ Bu çıglıklar. hepsi. mendil ve çiçek demetleri sallıyordu. hem müzigi hem de top atı¸ larını bastıran güçlü. Fransız gemisinden Rus milli mar¸ ının nagmeleri s s s gürledi. Rus denizciler. s Birçok özel teknede. s yerel yetkilileri selamlamak için mürettebatının subaylarıyla kıyıya çıktı. ama halkın “Ya¸ asın Çar! Ya¸ asın Rusya!” çıglıklarına boguldu. Donanma bandosu milli mar¸ “Tanrı Çar’ı Korusun”u s ˘ ˘ çaldı. özel teknelerde s halk sapka. s ˘ ya¸ asın Fransa!”Bahriye gelenegine uygun olarak. ¸ ˘ co¸ ku içinde degerli misafirlerin onuruna sallanıyordu. iskelede. Toulon’daki Fransız donanması limanda iki çizgi halinde hizaya ˘ girdi ve filomuz. önde amiralin zırhlısı ve ardında diger gemiler olmak üzere. Rus milli mar¸ ı “Tanrı Çar’ı Korusun” ve Frans sız milli mar¸ ı Marseillaise’i çalan bandolar vardı. denizcilerin bereleri ve sapkalarıyla izleyenlerin mendilleri. ate¸ li ve co¸ kulu “Hurra!” “Ya¸ asın Rusya!” “Ya¸ asın Fransa!” s s s s nidalarıyla kar¸ ıladılar. Fevkalade görkemli bir hava hakim olmu¸ tu. s karadan.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Selskiy Vestnik14 gazetesinde söyle anlatılıyor: ¸ Rus ve Fransız gemileri bulu¸ tuklarında birbirlerini. Denizden. Top s ˘ gürlemeleri ve çan sesleri arasında kalabalıgın dostça el sıkı¸ maları s birbirini izledi. dört bir yandan tek bir ses gürlüyordu: “Ya¸ asın Rusya. –[Koray Karasulu] 62 . bayrak. Fransız denizciler yelken sereniyle direklere tırmandılar ve ˘ her iki filoyla çevredeki gemilerden kesintisiz selam naraları yagdı. Amiral Avelan. köylü kadınlar ve çocuklarıyla dolu birçok mavna bulunuyordu ve çocuklar dahi demetlerini sallayıp alt˘ larını ıslatıncaya kadar15 bagırıyorlardı. otuz parelik bir s ˘ atı¸ la kar¸ ılık verdi. aralarından geçti. tek bir s 14 Ta¸ ra s 15 Bir Habercisi. Böylesine kitlesel bir co¸ ku manzarası kar¸ ısında denizcilerimiz göz ya¸ larını s s s tutamadılar. salvoların yanıs sıra. ellerinde ¸ çiçek demetleri tutan köylüler. s Rus sancak gemisi Fransız filosu onuruna on be¸ parelik bir top s atı¸ ı yaptı ve Fransız sancak gemisi de iki misli. Vive la Russie.

s¸ s ˘ Tanıklar. Kasırga besbelli yakla¸ maktaydı. her yerde candan dostlar olarak agırlanacaksınız. . tüm Rusların kalplerine s kazınmı¸ olan sözleri telaffuz etmeksizin ayrılmak istemiyorum: ‘Çok s ya¸ a Fransa’” (Selskiy Vestnik. ¸ s ˘ ˘ “Rus filosu ve tüm Rusya. Bütün ba¸ lar açıktı ve pencerelerdeki. bayrak ve mendiller sallayıp. ‘büyük ve asil bir halkın’ temsilcileri olarak selamlıyor. Meydanda büyük bir izdis s ham vardı. ama bunun ˘ kolay bir i¸ olmadıgı anla¸ ıldı. . o an devasa halk kitlesindeki ço¸ kunlugun son kerteye s ula¸ tıgını ve oradaki herkesin kalbinden ta¸ an duyguları aktarabis ˘ s ˘ lecek söz bulmanın imkansız oldugunu bildiriyorlar. . kortejin ba¸ ı meydanda göründü. balkonlardaki ve hatta s çatılardaki tıkı¸ tıkı¸ halk sapka. Hükümet ve tüm Fransa sizi ve maiyetinizdekileri. Rus denizcilerin görünecegi.” dedi. Amiral tekrar konuk˘ severligi için te¸ ekkür edip ekledi: “Sizden. 1893 No: 41) s Toulon’daki kar¸ ılama böyleydi. Amiral’i kabul ederken Bakan söyle dedi: ¸ “Kron¸ tad ve Toulon.Hristiyanlık ve Vatanseverlik haykırı¸ seklinde kayna¸ tı.” Kısa bir sohbet sonunda Bakan’dan ayrılırken. Nihayet. Fransız s s ˘ ˘ Deniz Bakanı tarafından beklendigi donanma idaresi karargahına yöneldi. “konukseverliginizi takdir edecektir. boulevard des Italiens’e s (˙talyan Bulvarı’na) çevriliydi.” ˘ Amiral. pences s ¸ 63 . . ba¸ ı açık bir halde ve Rus ve Fransız subaylar e¸ liginde. s Gazeteler Paris’teki kar¸ ılamayı da söyle anlatıyor: s ¸ ˙ ˘ Bütün bakı¸ lar. Kalabalık arasında tarifsiz bir izdiham s s ve sıkı¸ ıklık vardı. Gürleme giderek güçlenip netle¸ ti. Nihayet. Paris’teki kar¸ ılama ve kutlama larsa s s daha da sıradı¸ ıydı. epey ötelerden bir alkı¸ ve I s feryatlar kasırgasının gürlemesi duyuldu. Rus ve Fransız halkları arasındaki sempatiye s ˘ tanıklık eden iki mahaldir. . sükran duygularını ifade edemeyecegi kar¸ ılıgını verdi. Aynı s s ˘ ˘ anda kortej üzerinde kulakları sagır eden bir çıglık koptu: “Vive la Russie! Vive les Russes!” (“Ya¸ asın Rusya! Ya¸ asın Russ s lar!”). Polis Cercle Militaire yolunu açmaya davrandı. Amiral Avelan.

–[Acar Burak Bengi] 64 . ¸ s ¸ ˘ meydandaki kalabalıgın ba¸ ları üzerinde dalgalanıyordu. kan ve ilhak siddetine ve sevgili s ˘ ¸ annesinden çocuklarını koparmayaysa hasım bir sevgiyle titreten– bir olay diye anlatmakta haklılar. insanın gözlerini ya¸ artan ¸ s s bir olay diye anlatmakta. s s Neredeydim ben? Ne olmu¸ tu? Hangi sihirli cereyan tüm bunları tek s bir duyguda. Tüm bir mendil. tek bir kavrayı¸ ta harmanlamı¸ tı? Burada hissedilen. Daha çarpıcı. sapka ve bayraklar denizi. Lyon Garı’nda. Kelimeler. sa¸ ırtıcı. görkemli. Birkaç saat bir çe¸ it hezeyan içins deydim. Bu co¸ ku degildi –bu kelime ¸ s fazla banal– co¸ kudan daha iyiydi. gördügüm ve ˘ ˘ hissettigim seyin yanında soluk kalıyor. O zaman Paris’te bulunan bir Rus gazeteci bu denizciler geçidini söyle tasvir ediyor: ¸ Bunu. daha derin. acayip ve ba¸ döndüren bir duyguydu. kalabalıktaki co¸ kunun hezeyan sınırına vardıgını s s ˘ yazıyor. (Nos voye Vremya16 gazetesinden. kalem bunların tümünü ifade edemiyor. sadece a¸ kın s s ˘ anlarda insanların üzerine sinen daha yüksek bir idealin varlıgı. daha s sevinçli ve daha çe¸ itli. sokakta bir ne16 Yeni Zamanlar. saf ve yüce seylerle doluyor I ¸ ˘ ki.) Bir ba¸ ka muhabir. koro kilisede “Tanrım. Amiral Avelan ikinci katın balkonunda görüns ˘ ˘ dügü an Cercle Militaire’de bulunmanın nasıl bir sey oldugunu tarif ¸ etmek imkansız. Ayin sırasında. els lerini uzatıp. s s ˘ gerçekten de. sempatilerini mümkün olan her sekilde ifade etmeye ¸ ˘ çalı¸ ırken. Burada kelimeler kifayetsiz kalıyor. dünya çapında. kullarını esirge!”yi söylerken.Hristiyanlık ve Vatanseverlik relerden küçük. de˘ gil mi? ˙nsanın kalbi öylesine harika. karde¸ lik ve sevgi Tanrı’sının varlıgı. “Vive la s ˘ Russie! Vive les Russes!” diye bagıran yüz bin ki¸ ilik kalabalık. ruhu canlandırıp sevgiyle titreten –insanların karde¸ ligine kani bir sevgiyle. rengarenk konfeti bulutlarını a¸ agıya atarak canhıra¸ s ˘ s bir sekilde alkı¸ lıyordu. üniformaları altın nakı¸ lı Fransız Hükümet s temsilcileri ve fraklı belediye üyeleri arasında durmak ve “Vive la ˘ Russie! Vive le czar !” çıglıkları e¸ liginde milli mar¸ ımızın tekrar s ˘ s ˘ tekrar çalındıgını i¸ itmek. degerli misafirlerini daha iyi görmeye çabalıyordu.

Perigord sülünü. Croûte de fruits toulonaise. Chaud-froid de volailles á la Toulouse. Ekim 1893) s II Fransa’ya giden Rus denizciler. Mousse de homard parisienne. sampanyalı salata. N gazetesinde yemegin bir sanat eseri oldugu vurgulanıyordu: ˘ ˘ Consommé de volailles. bu sırada neler söylendiginin haber˘ leri telgrafla bütün Rusya’ya iletildi. iki haftanın tamamı boyunca bir sö¸ lenden digerine gezdiler ve her sölen sırasında ya da akabinde yiyip.) 65 . bu vakıa derhal dünyaya duyuruldu ve Rus Amiral ˘ ˘ “Güzel Fransa’ya içiyorum” der demez. küçük börekler. Ananaslı dondurma. Casseroles de truffes au champagne. Desserts. (Et suyu. Mesela. Salade russe.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ fesli çalgılar grubunca çalınan Marseillaise’in muzaffer nagmeleri ˘ açık kapıları yararak içeri yayıldı. Toulon meyveleri. Ama dahası. yemek ˘ mönüleri bile bildirildi. petits pâtés. Mantarlı. gazetelerin sevki öyle bir raddedeydi ki. Ve Çar¸ amba günü nerede ne yiyip içtiklerinin. Rus kaptanlarından biri Fransa’nın saglıgına içer içmez. Noisette de boeuf á la béarnaise. (Novoye Vremya. Rus salatası. Paris usulü kremalı ıstakoz. Cuma s s günü nerede ne yiyip içtiklerinin. Parfaits á l’ananas. sadece ¸ kaldırılan kadehler degil. Bernaise ˘ soslu sıgır filetosu. bu sözler de derhal tüm dünyaya nakledildi. Tatlılar. Hiçbir kelimenin aktaramayacagı muhte¸ em bir etki yarattı. ˘ ¸ içip konu¸ tular. Faisans á la Périgord. tüketilen bütün o börek ve mezeleriyle. To¸ ˘ ulouse tavugu.

Rusya’yla Fransa’daki tüm ayya¸ lar s biraraya gelse bitiremezdi. filoları ve orduları! Orduyu seviyoruz. onları da seviyoruz ve de barı¸ı.-Germain.17 bir tür Bourgogne vieux.Hristiyanlık ve Vatanseverlik N’nin bir sonraki sayısında söyle deniyordu: “A¸ çılık bakımından ye¸ s mekte yok yoktu. Her mönüyle birlikte. Konu¸ malar. (Livonien ve St. Esturgeon braisé moldave. her iki ˘ ¸ ˘ 17 Vodkanın Fransızlarca yanlı¸ bir telaffuzu. Bir Ingiliz gazetesinde. Birçok farklı s s yemegin yenip. Grand Moët (Yıllanmı¸ Bourgogne. ne de kaybedilen yerlerin geri alınması. bu kadar s kısa bir zamanda bu kadar içkiyi. Maksadımız ne ˘ sava¸ . Ya¸ asın Rus Imparatoru ve Imparatoriçesi. sürekli aynı kelimelerin s s s farklı sekillerde e¸ le¸ tirilip sıralanmasından ibaretti. s ˙ Moët sampanyası) vs. barı¸ın güvenligi. Sölene katılanların yaptıkları konu¸ malar da nakledildi.) Gazetenin sonraki sayısındaysa yeni bir mönü verildi. Germain çorbaları. bu sölenler sırasında ¸ ¸ tüketilmi¸ bütün esritici içkiler sayıldı. Zéphyrs Nantua. Moldovya ˘ ˘ usulü mersinbalıgı. s s s s s Ya¸ asın Fransa ve Rusya. Mönü suydu: ¸ Potage livonien et St. birçok farklı sarabın içildigi bu yerlerin adları. Avrupa’da barı¸ ve s s s ˘ s ˙ ˙ huzur. Bu kelimeler daima ¸ s s aynı anlama geliyordu: birbirimizi muhabbetle seviyoruz ve birbirimizi aniden böyle muhabbetle sevdigimiz için vecd içindeyiz. –[Tolstoy] s 66 . tek s s maksadımız barı¸. barı¸ın nimetleri. ne revanche (rövan¸ ). Miktar öyle kabarıktı ki. Zephyrs Nantua. sölen katılımcılarının içtigi içkilerin tanımları da veriliyordu: bir ¸ ˘ tür “vudka”. barı¸ı s s seviyoruz ve donanma komutanını seviyoruz! Konu¸ malar su nakarat s ¸ beytiyle bitiyordu: Toulon-Kron¸ tad ya da Kron¸ tad-Toulon. Geyik gögsü. onları seviyoruz ve s de barı¸ı. ama mönüler ¸ s konu¸ malardan daha çe¸ itliydi. Selle de daguet grand veneur. Ya¸ asın Cumhurba¸ kanı ve e¸ i.

Tüm Fransızlar aniden fevkalade dindar oldular ve s batıl inançların zararlı araçları diye. Birbirimizi ve barı¸ı seviyoruz. ˘ s yerini saglamla¸ tırmak ve köylü-çiftçi ekseriyetin destegini almak gibi politik hedefler ˘ s ˘ pe¸ indeydi. özellikle de aynı anda iki mar¸ ı birden çalan bandoların muzaffer müzigi e¸ liginde söylenince: s ˘ s ˘ Çar’ı yüceltip tuttugunu altın etsin diye Tanrı’ya yakaran bir mar¸ ile ˘ s bütün çarlar ve kralları lanetleyip yıkımları için beddua eden digeri18 ˘ e¸ liginde söylenince. Rus Çarı’na. –[Acar Burak s Bengi] 19 Napolyon ile Papa VII. çok tuhaf ve beklenmedik hediyeler verildi. diger birçok beklenmedik hediyenin ˘ yanısıra. . bu sözlerle her¸ ey anla¸ ıldıgı için. daha da tuhaf dinî ayinlerle toplu dualar e¸ lik etti. Kron¸ tads ¸ s s Toulon! Buna daha ne eklenebilirdi ki?! . Pius arasında akdolunan 1801 Concordat’ı. kaynak: The Columbia Encyclopedia. ama devlet otoritesine tabi kılan bu anla¸ mayla. –[Aylmer Maude] Fransa’da Roma Katolik Kilisesi’nin yeniden tesisini saglayan ve Katolisizmi çogunlu˘ ˘ gun dini olarak tanıyan. içinde hiçbir sey yazmadıgı veya en azından kim¸ ˘ senin bilmesi gereken bir sey yazmadıgı anla¸ ılan bir tür altın kitap ¸ ˘ s hediye etti. s Bütün bu tuhaf davranı¸ lara. sürekli dua ettiler. daha da sa¸ ırtıcı bir nesne aldı –alüminyumdan yapılmı¸ ve ¸ s s çiçeklerle kaplanmı¸ bir köylü sabanı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik milletin de en asil ve kahramanca eylemlerini çagrı¸ tıran kelimeler olarak ˘ s telaffuz ediliyordu. Rus filo kumandanıysa. Mesela Toulon’daki bir piskopos Jorigiberi zırhlısının denize indirili¸ i sırasında barı¸ ın Tanrı’sına dua s s 18 Fransız ve Rus milli mar¸ larının Türkçe çevirileri bu bölümün sonunda. artık söylenecek s s ˘ ba¸ ka bir sey kalmıyordu. kimilerineyse. Fransızların epeydir alı¸ kın olmadıkları s s izlenimi uyandıran. s ˘ Muhabbet duygularını daha bir iyi ifade edenler ni¸ anlarla ödüller s aldılar. 2001-05] s 67 . Napolyon. azimle kendi okullarından çıkardıkları o tasvirleri özenle Rus denizcilerin odalarına asıp. . Mesela Fransız filosu. benzer hizmetler veya sadece sevgi ta¸ kınlıgı yüs ˘ zünden. Kardinallerle Piskoposlar her yerde dua reçeteleri hazırladılar ve kendileri de en tuhaf duaları okudular. s Böylesine kısa bir süredeki kadar çok toplu dua Concordat19 zamanından beri yapılmamı¸ tır. –[Acar Burak Bengi.

I. . denize yeni ¸ ˘ indirilen gemiden söz ederken. –[Aylmer Maude] ˘ 68 . on binlerce telgraf Rusya’dan Fransa’ya. mürettebatı bugün bizimkiyle böylesine sıkı ve karde¸ çe birle¸ en görkemli gemilerle elele. s 20 General ve Amiral. Jorigiberi. Fransız kadınlar Rus kadınlara tebrik gönderdi. Fransızlara s ˘ ate¸ li baglılıklarını açıkladılar ve benzer bir açıklama da Kazan Belediye s ˘ Meclisi’nden geldi. Quirinal denize s indirilirken Büyük Prens Konstantin’in burada bulunması gibi [Konstantin Nikolayeviç20 1857’de Toulon’daydı]. denetimi altındaki tüm ögrencilerin. General falanca. Hayvanları Koruma Dernegi üyeleri.Hristiyanlık ve Vatanseverlik etti. Rus Egitim Bakanı. Rus mils letine kar¸ ı besledigi sıcak duyguların yakıcılıgı konusunda temin etti. ˘ Falanca kentin Bölge Mahkemesi’nde Rus avukat adayları Fransız milletine yönelik vecd duygularını bildirdiler. general falancayı. Rus kadınlar da Fransız kadınlara sükranlarını sundu. ˘ Fransız Egitim Bakanı’na. s ˘ ˘ Rus çocuklar. Rus Sarayı’nın Yüce Ba¸ Rahibi’ni temin etti: Rusya’ya. Ama eger. “Korkunç rahminden ölüm kusup kusmayacagı bilinmez. Fransa’dan da Rusya’ya uçtu. bugün barı¸ ın Tanrı’sına yalvarmı¸ ken. dü¸ manı kar¸ ılamaya s s s s gidecektir. ama gerekirse sava¸ ın Tanrı’sına da yalvarabilecegini hissettirecek s ˘ sekilde. Bir Rus aktörler top¸ lulugu Fransız aktörlere tebrik gönderdi ve Fransız aktörler de Rus ˘ aktörlerin tebrigini kalplerinin derinliklerine gömdüklerini bildirdiler. Fransız çocuklara manzum iltifatlar yazdılar ve Fransız çocuklar da manzum ve nesir cevaplar gönderdiler. yalnızca barı¸ çıl hatıralar bıraksın s ve Fransa’yla Rusya’nın dostlugu. ögret˘ ˘ ˘ menlerin ve yazarların. Ama bu ya¸ anmasın ve bugünkü kutlamalar. madam filancaya te¸ ekkür etti ve madam filanca da. ” Bu arada. suna s ¸ kesinlikle kaniyiz ki. Arras Papazı. Nikolas’ın ikinci oglu. ˘ ˘ s s bundan sonra artık sava¸ ın Tanrı’sına yalvarmak zorundaysak. bu iki ulusu barı¸ ın koruyucuları ˘ s yapsın. Fransızlara kar¸ ı ani bir muhabbet beslemeye s ba¸ ladıklarını açıkladı. . “Kaderinin ne olacagını sadece Tanrı bilir” dedi.

¸ ¸ s Heyecan öyle büyüktü ki. hatta yazılıp basıldıysa da. ama bizim böyle anmamızın sebebi. Fransa’daki tüm Kardinal ve Ba¸ piskopos’ların da kalplerinin s derinliklerine i¸ liyordu. herkes bunları onaylıyordu ve de ˘ memnundu ve geride kalmamak için bir an önce. Rus gençliginin en iyi tabakası. bu protestolar ya susturuldu ya da gürültüye getirildi. geçenlerde. Çar’larına gönülden ba˘ lı tüm Rus halkının kalbinde co¸ kuyla g s yankılanıyordu. Her türden generaller. aynı türden bir sey ¸ yapma tela¸ ı içindeydi. onu. epey benzer duyurular yapıldı. Yüce Ba¸ ˘ s ˙ Rahip de cevapladı: Fransız din adamlarının Imparator Ailesi’ne yönelik duaları. Hepsi birini bir sey için kutladı ve birine bir sey için te¸ ekkür etti. Mesela. insanlıgın gelecekteki 69 . Toulon kutlamaları üzerine tüm Moskovalı ˘ ögrenciler adına konu¸ ma cüreti gösterdi. ve Rus halkı. ˘ ama bir tek gazete tarafından bile kabul edilmeyen a¸ agıdaki protestoyu s ˘ ben biliyorum: ˘ Fransız ögrencilere açık mektup. Rus ögrenciler tarafından kaleme alınan ve Paris’e gönderilen. Bu çılgın gidi¸ atın saçmalıgına dair protestolar s s ˘ dile getirildiyse. ölümde ve kalımda. tam tersine. Biz de Fransa’yı sıcak s s ¸ duygular ve derin saygıyla anıyoruz. yüce özgürlük. e¸ itlik ve karde¸ lik ideallerinin geçmi¸ te s s s ˘ ˘ tüm dünya için sürekli sözcülügünü ve haberciligini yapmı¸ ve hayata s geçirilme çabalarına kahramanca öncülük etmi¸ büyük bir ulus olarak s ˘ ˘ görmemizdir. Ba¸ larındaki Üniversite Müfetti¸ i’yle birlikte bir grup Moskovalı hus s ˘ kuk ögrencisi. Aleksandr’a ve muhterem ailesine besledikleri sevgi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙ Majesteleri Imparator III. s ˘ bu grubun yetki takınmasını ve Fransız ögrencilerle aralarındaki tebrik alı¸ veri¸ ini siddetle protesto ediyoruz. s ˘ ˘ Biz. telgraf ˘ memurları ve kabzımallarca. Kutsal Bakire’ye taptıgı içtenlikle güveniyordu Fransa’ya. ve hem Fransız hem de Rus rahipler Kutsal s Bakire önünde egiliyor ve neredeyse aynı inancı ikrar ediyordu. en sıradı¸ ı seyler yapıldı. çe¸ itli bölgelerden ögrencilerin Moskova Birligi temsilcileri. ama kimse tus ¸ haflıgını farketmedi.

Fransa’nın genç ku¸ akları. Bu kutlamalar bizde. simdi s s s ¸ ˘ ˘ kendi özgürlükçülügünden yüz çeviriyor ve bir halkın dogal. normal ˘ hayat geli¸ imini sistematik olarak sekteye ugratan. Bir muhabir. önceki büyük tarihî rolüne ihanetini: bir zas ˘ manlar tüm dünyayı istibdat zincirlerini kırmaya çagırmı¸ ve özgürlük s için sava¸ an her halka karde¸ çe yardım elini uzatmı¸ bir ülke. ˙naniyoruz ki. s ˘ özgürlük ve bagımsızlık hasletini amansızca ve pervasızca yerle bir eden Rus Hükümeti önünde. Toulon gösterileri. mevcut hadiseleri s ¸ ˘ nasıl yorumlayıp onlara kar¸ ı nasıl tavır alması gerektigini bilecektir. s ˘ umarız. her aydınlanma. su an Paris’te Rus denizcilerden ˘ ¸ herhangi birinin arzularını tatmin etme görevini yerine getirmeyecek 70 . milli I s ˘ ˘ sövenizmle sürüklenmeyecek ve insanlıgın yöneldigi daha iyi top¸ lumsal ko¸ ullar için mücadeleye hazır bir sekilde. Aksine. tüm s yetkililerce ho¸ kar¸ ılanan topyekün sarho¸ lugu ve atılan nutukların s s s ˘ anlamsızlıgı bir yana– en deli ve vah¸ ice seyler yapıldı ve kimse oralı ˘ s ¸ olmadı. hazin bir durumu i¸ aret ediyor –Fransa’nın. III. s ˘ 24 Moskova Ögrenci Federasyonu Konseyi Bu kutlamalarda –harcanan milyonlarca i¸ günü ya da katılanların.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ esenligi için mücadelede Fransa’yı önder olarak tebrik etmeye her zaman hazır bulunmu¸ tur. kararlı protestomuz Fransız gençliginin kalbinde duyguda¸ s bir kar¸ ılık bulur. Bu çatı¸ ma. büyük Fransa ve Almanya ulusları arasında ˘ yarattıgı çatı¸ ma dramının bir perdesidir. kendi ülkemize kar¸ ı ızdırap ve Fransız s ˘ toplumunun böylesi büyük bir kesiminin körlügüne kar¸ ı da esef s duyguları uyandırıyor. Bu sekilde birkaç düzine insan ezilerek öldürüldü ve kimse bunu ¸ zikretme geregi duymadı. tüm Avrupa’yı s s ˘ silah altında tutuyor ve Rus mutlakiyetini –daima özgürlüge kar¸ ı s istibdat ile zor kullanımının ve sömürülenlere kar¸ ı sömürenlerin dess tekçisi olmu¸ bir mutlakiyeti– dünyada siyasi kaderlerin belirleyicisi s yapıyor. Ama biz Kron¸ tad ve Toulon’dakiler gibi s s kutlamaları böyle tebrikler için uygun vesileler olarak görmüyoruz. bu kutlamalar. tütsü yakıyor. Napolyon ve Bismarck’ın. geçici olmasını umsak da.

Hatırlıyorum da. çocuklarını getirdiler onlara. Sikorskiy adında bir Psikiyatri Profesörü. aniden bir duygunun kendini s hissettirmekte oldugunu ve hatta gözya¸ larının e¸ iginde bulundugumu ˘ s s˘ ˘ farkettim ve bu duyguya direnmek için çaba sarfetmem gerekti. bunu neden yaptıgı sorulunca.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bir kadın bulunmadıgı yolunda. Fransa onuruna gemi etrafında yüzecegine dair ant içtigi. des s nizcilerin gelmesini bekleyip. Fransız kadınlar sokaklarda ˘ kendilerini Rus denizcilerin kollarına atıp onları öptüler. ve Rus denizciler bu istegi yerine getirince. iki hafta boyunca çevresinde ˘ tüm olup biteni gözleyip. güpegündüz gemisinden denize atladı ve “Vif ˘ ˘ lya Frans!” diye bagırarak yüzdü. ˘ Genelde bütün bu kutlamalarda kadınlar dikkati çeken bir rol oynadı ve hatta erkekleri yönlendirdi. ˘ ˘ Bu acayip heyecan öyle bula¸ ıcıydı ki. ˘ ˘ kar¸ ılıgını verdi. denizcilerin muzaffer bir sekilde kar¸ ılanmasına ¸ s ili¸ kin tasvirlerden birini öylesine okurken. bir Fransızdan bir baloda duydugu ˘ ˘ sözleri yazdı ve bütün bunlar kimsenin dikkatini çekmedi. sadece yatkın ve sinirleri zayıf olanlar degil. orada bulunanların hepsi vecd içinde agladı. güçlü ve normal insanlar ˘ bile genel haleti ruhiyeye kapılıp anormal bir vaziyet aldılar. “Vive la Russie!” diye bagırarak köprüden ˘ nehre atladı ve boguldu. Kiev eyaletindeki Vasilkovski bölgesinin bazı köylerinde 71 . bir muhabirin aktardıgı üzere. III Geçenlerde. Mesela Fransız ve s Rus bayraklarının renklerinden olu¸ an bir elbise giymi¸ bir kadın. Sudan çıkarılıp. öpsünler diye. Çiçeklerle çe¸ it çe¸ it kurdele atmanın ve s s hediyelerle iltifatlar yagdırmanın yanısıra. Kiev Üniversitesi Haberleri’nde. Bariz çılgınlık vakaları bile vardı. s ˘ Böylece kimsenin engel olmadıgı heyecan. sanki öyle olmalıymı¸ gibi. kimileri de nedense. yuvarlanan bir kartopu ˘ gibi büyüdükçe büyüdü ve sonunda sadece hemen oracıkta bulunanlar. s ˘ gayet saglıklı görünen bir Rus denizci.

bu insanların durumunu bariz bir psikopatik salgın sayıp. iyi seyler yiyip içmeleri ve çalı¸ mayı ˘ ¸ s bırakmalarından olu¸ uyor. Duygusals ˘ s lıga meyilliydiler. Çalı¸ mayı reddetmenin s s a¸ ikar saçmalıgına dikkatleri çekildiginde. Daima ne¸ eli bir ruh s s hali içindeydiler ve tam bir bayram havasında ya¸ ıyorlardı: birbirlerini s ziyaret ediyor. bayramlık giyinmeleri. ipek sallar ve benzeri aksesuarlar ¸ ¸ almak için zaruri ihtiyaçları satıyorlardı ve sallar sadece tuvalet süsü ¸ olarak i¸ lerine yarıyordu. . Paris’te patlak verip. makalesini su sözlerle sonuçlandırıyor: “Malevanizm hasta ¸ bir nüfusun çıglıgı. yayılmasını engellemek için iktidara tedbir alma tavsiyesinde bulunurken. dünyanın sonu yakındır deyip tüm ya¸ am biçimlerini degi¸ tirerek malı mülkü s ˘ s dagıtmaları. hareketli ve ˘ s s geldigi kadar kolayca ve iz bırakmadan kaybolan sevinç gözya¸ ları dök˘ s meye hazır bir haldeydiler. Bay Sikorskiy’in demesine göre. Profesör bu insanların halini anormal bulmu¸ . alkolden kurtarılmak ve egitimle saglık ko¸ ullarının ˘ ˘ ˘ ˘ s iyile¸ tirilmesi için yakarı¸ ı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik inceledigi psikopatik bir –kendi tabiriyle– Malevanizm salgınından söz ˘ etti. neden zorlayayım kens dimi?’” Alim profesör. a¸ ırı derecede nazik. hasta bir nüfustan gelen ne kadar daha korkunç bir çıglık ve ˘ alkolle bozuk toplumsal ko¸ ullardan kurtarılmak için nasıl bir yalvarı¸ tır s s acaba? 72 . o köylerde Malevanov adında bir önderin etkisi altındaki bazı insanların. istemiyorsam. oldukça konu¸ kan. s s Fransa’daki sehir nüfusunun büyük bir bölümüyle Rusya’daki idari ve ¸ ayrıcalıklı sınıfların neredeyse tamamını korkunç bir hızla ele geçiren bu yeni illet. daima basmakalıp kar¸ ılık s ˘ ˘ s ˙ veriyorlardı: ‘Istersem çalı¸ ırım. s s Söyle diyor: “Sıradı¸ ı gamsızlıkları çogu zaman ne¸ eli bir vecd halini ¸ s ˘ s alıyordu –dı¸ etkenlerin tetiklemedigi bir co¸ kunluk halini. . Bolca tatlı yiyorlardı. birlikte dola¸ ıp duruyorlardı.” s s Ama eger Malevanizm hasta bir nüfusun çıglıgıysa ve alkolle za˘ ˘ ˘ rarlı toplumsal ko¸ ullardan kurtarılma yakarı¸ ıysa. Bu salgının özü. Semsiyeler.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve eger Malevanistlerin akli dengesizligi tehlikeli addediliyorsa ve ˘ ˘ iktidar. süngüler. Durup dururken ortaya çıkan ve ne¸ eli bir vecd haline dönü¸ en aynı sıradı¸ ı gamsızlık. ˘ ¸ istihkamlar. aynı anlamsız konu¸ malar. zırhlılar. sürüyle gazete ve enfeksiyonu dünyanın dört ucuna yaymak için birbiriyle yarı¸ halindeki s her tür yayına) sahip olan milyonlarca insanın deliligi. dahası deliliklerini yaymanın en güçlü imkanlarına (posta hizmetleri. en gösteri¸ li elbiselerle aynı süslenmeler. ruh s s ¸ hallerini sadece ki¸ isel ve sifahi aktarımla ba¸ kalarına bula¸ tıran birkaç s ¸ s s düzine gariban uysal köylüyle sınırlı. aynı gezinmeler ve ziyaretler. aynı seçme s yiyecek merakı. vakalardan birinde delilik. bırakın sarho¸ olacak kadar içmeyi. kim bilir. aynı kadın yönlendirmesi ve Sikorskiy’in Malevanistler arasında gözlemledigi. Benzerlik tıpatıp! Tek ve bunların cereyan ettigi toplum için fevkalade ˘ önemli olan fark su ki. kendi küçük imkan¸ larıyla ya¸ ayan ve dolayısıyla kom¸ ularına siddet uygulayamayan. –[Acar Burak Bengi] 73 . ne kadar daha ˘ gereklidir acaba? ˙ Iki hastalık arasındaki benzerlik tıpatıp. hiç alkol s 21 Tutku edaları. Toulon ve Paris’te ortaya çıkıp tüm Fransa ve Rusya’ya yayılan bu yeni salgını. profesörün tavsiyesine uyarak. ne kadar daha tehlikeli addetmemiz gerekir ve böyle salgınların yayılmasını engellemeye dair kati tedbirler almak. iktidar için degilse toplum için. s ˘ ˘ attitudes passionelles21 içindeki aynı palyaço pozları. benimse merasimler. Bir ba¸ ka fark ˘ s daha var: ilk gruptakiler. barut ve dinamiti) olan. a¸ ırı nezaket ve konu¸ kanlık. öteki vakaysa. aynı sarkı söys ¸ leme ve müzik. diger insanlara siddet uygulama imkanları (tüfekler. aynı kutlamalar. bazı önderlerini tımarhaneler ve manastırlara kapatıp digerlerini ücra bölgelere sürecek düzenlemeleri ˘ yapmakla iyi edecekse. aynı aylaklık. telgraf. aynı duygusals s s lık. büyük paraları kontrol eden. aynı bayram havası. resepsiyonlar ve ziyafet ˘ konu¸ malarında takınılan o gayritabii pozları hedefledigini anladıgım. nedensiz gelip giden ve sık dökülen s s aynı duygu selleri.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik kullanmazken, ikinci gruptakiler, sürekli yarı sarho¸ , hatta ayakta bile s duramayacak bir haldeler. Öyleyse, bu vakaların cereyan ettigi toplum ˘ için, Bay Sikorskiy’in bilgilerine göre, hiçbir siddet eylemi veya cinayetin ¸ gerçekle¸ medigi Kiev salgınıyla, bir resmi geçitte yirmi kadının ezilerek s ˘ öldügü Paris salgını arasındaki fark, sobadan sıçrayarak yerde için için ˘ yanıp duran, tutu¸ mayacagı besbelli bir köz ile bir evin kapıları ve duvars ˘ larına çoktan ula¸ mı¸ bir yangın arasındaki fark kadar büyüktür. Kiev s s salgını sonucu, en kötü durumda, Rusya’nın milyonda biri kadar bir bölgenin köylüleri me¸ akkatle kazandıklarını harcayacaklar ve devlete s vergi ödeyemeyeceklerdir. Ama korkunç bir erke, devasa miktarlarda paraya, siddet silahlarına ve deliliklerini yayma araçlarına hakim durum¸ daki insanları ele geçiren Toulon-Paris salgınının sonuçlarıysa korkunç olabilir ve olmaya mecburdur. IV Takkesi ve sabahlıgıyla dermansız ve silahsız ihtiyar bir bunak abuk ˘ subuk konu¸ tugunda, kar¸ ı çıkmadan merhametle dinleyebiliriz onu, s ˘ s hatta sakayla huyuna bile gidebiliriz; ama ba¸ tan a¸ aga keskin kasatura¸ s s ˘ lar, kılıçlar ve dolu silahlarla donanmı¸ , güçlü kuvetli, tüm bir deliler s kalabalıgı, ipini koparıp heyecan içinde ölümcül silahlarını saga sola ˘ ˘ salladıgında, onların huyuna gidemez insan, hatta bir an bile huzur ˘ duyamaz. Ve simdi Fransız ve Rus toplumlarını sarıp Fransızların kar¸ ı¸ s lamasıyla yükselen heyecanda da durum böyle. Çünkü bu psikopatlık salgınına kapılanlar en korkunç cinayet ve imha silahlarına sahipler. Evet, bu kutlamalar sırasında yapılan tüm konu¸ malar, kaldırılan s tüm kadehler ve yazılan tüm makalelerde, sürekli, ya¸ ananların barı¸ ı s s korumak adına oldugu ilan edildi. Sava¸ taraftarları bile, kaybedilen ˘ s bölgelerin i¸ galcilerine yönelik bir nefretten degil de, bir sekilde nefret s ˘ ¸ eden bir tür sevgiden söz ettiler. Ama akıldan zoru olanların kurnazlıgı bilinen bir seydir ve “Sava¸ ˘ ¸ s

74

Hristiyanlık ve Vatanseverlik istemiyoruz, barı¸ istiyoruz!” cümlesinin sürekli tekrarı ve herkesin s zihnindekine dair sessizlik, en tehditkar bir belirtidir. Rus elçi Elysée’deki ziyafette cevaben kaldırdıgı kadehle söyle dedi: ˘ ¸ “Sadece bu duvarlar arasında bulunan herkesin degil, büyük ve güzel ˘ Fransa’nın her yerinde ve tüm Rusya’da kalpleri su an bizimkiyle bir¸ likte atan uzak yakın herkesin tüm kalbiyle kar¸ ılık verecegi bir kadeh s ˘ kaldırma teklifinden önce, Çar tarafından Kron¸ tad ziyaretinin iadesiyle s yetkilendirilen Amiral’e yönelik iyi niyet sözleriniz kar¸ ısındaki derin s sükranlarımızın ifadesini size aktarmama izin verin. Böylesine fevkalade ¸ bir birlik, baglılık ve samimiyetle kutlanmakta olan muhte¸ em ve barı¸çıl ˘ s s zaferin gerçek önemine dair sözleriniz, i¸ gal ettiginiz ulvi mevkiyle s ˘ agırlık kazanıyor.” ˘ Tamamen yersiz, aynı barı¸ atfı Fransız Cumhurba¸ kanı’nın konu¸ mas s s sında da vardı: “Rusya’yla Fransa’yı birle¸ tiren sevgi bagları” dedi, “(ki iki yıl önce s ˘ Kron¸ tad’da filomuz adına yapılan dokunaklı gösterilerle güçlenmi¸ ti) s s her gün güçleniyor; dostane duygularımızın içtenlikli alı¸ veri¸ i, barı¸, s s s güven ve emniyetin lütfunu gönlünde ta¸ ıyan herkese ilham vermelis dir”–vs. Her iki konu¸ mada da barı¸ lütufları ve barı¸ çıl kutlamalara tamamen s s s umulmadık ve yersiz bir sekilde atıfta bulunuluyor. ¸ ˙ Rus Imparatoru’yla Fransız Cumhurba¸ kanı arasındaki telgraf alı¸ ves s ˙ ri¸ inde de durum aynı. Rus Imparatoru su telgrafı çekti: s ¸
Au moment où l’escadre russe quitte la France, il me tient à caeur de vous exprimer combien je suis touché et reconnaissant de laccueil chaleureux et splendide que mes marins ont trouvé partout sur le sol français. Les témoignages de vive sympathie qui se sont manifestés encore une fois avec tant d’éloquence, joindront un nouveau lien à ceux qui unissent les deux pays et contribueront, je l’espère, à l’affermissement de la paix générale, objet de leurs efforts et de leurs vaeux les plus constants.

75

Hristiyanlık ve Vatanseverlik
(Rus filosu Fransa’dan ayrılırken, Fransa topraklarının her yerinde ˘ denizcilerimin muhatap oldugu sıcak ve görkemli kar¸ ılamanızdan s ˘ ˘ ötürü ne kadar duygulandıgımı ve müte¸ ekkir kaldıgımı size bildirs mek isterim. Umarım, iki ülke arasındaki sıcak duyguda¸ lıgın bir kez s ˘ ˘ daha böylesine belagatla ifade edilmesi ve onları birle¸ tiren yeni bags ˘s lar eklenmesi, çaba ve arzularının degi¸ mez hedefini, dünya barı¸ ını, s ˘ saglamla¸ tırmaya hizmet eder.)22 s

Fransız Cumhurba¸ kanı da cevap telgrafında söyle dedi: s ¸
La dépêche dont je remercie votre majesté m’est parvenue au moment où je quittais Toulon pour rentrer à Paris. La belle escadre sur laquelle j’ai eu la vive satisfaction de saluer le pavillon russe dans les eaux françaises, l’accueil cordial et spontané que vos braves marins ont recontré partout en France affirment une fois de plus avec éclat les sympathies sincères qui unissent nos deux pays. Ils marquent en même temps une foi profonde dans l’influence bienfaisante que peuvent exercer ensemble deux grandes nations devouées à la cause de la paix. ˘ (Paris’e dönmek üzere Toulon’dan ayrılırken aldıgım telgrafınıza ˘ te¸ ekkür ederim majesteleri. Üzerindeki Rus bayragını Fransız sus larında selamlama zevkine eri¸ tigim mükemmel filo ve cesur denizs ˘ cilerinizin, Fransa’nın her yerinde kar¸ ıla¸ tıkları dostane ve renkli s s ˘ kutlamalar, ülkelerimizi ne kadar içten bir sempatinin birle¸ tirdigini s bir kez daha göstermi¸ tir. Bunlar aynı zamanda, kendilerini barı¸ a s s ˘ vakfetmi¸ iki büyük ulusun yararlı bir etki yaratabilecegine dair derin s bir inanç da tesis ediyor.)

Yine her iki telgrafta da, ne sırası ne geregiyken, denizcilerin kar¸ ılan˘ s masıyla hiç alakası olmayan barı¸ a bir atıf var. s Bütün bu sefih ayinlerin Avrupa barı¸ ı adına yapıldıgını söylemeyen s ˘ bir tek konu¸ ma ya da makale bile yoktu. s
22 Tolstoy’un,

parantezler içinde, Fransızcadan Rusçaya aktardıgı bölümleri, Rusçadan ˘ Türkçeye Koray Karasulu çevirdi. –[Acar Burak Bengi]

76

ki nitekim. o zaman neden. sava¸ hakkında s bir söz söylemeyip sadece barı¸ tan söz ettiler. barı¸ çıl bir topluluga katılıp. Kimsenin sava¸ hakkında bir sey söylemeyi¸ ine neden böyle sevinelim. para bellum. aynı sekilde. ˘ s Geçenlerde sava¸ ın gerekli ve hatta faydalı oldugunu yazan Bay Zola s ˘ ve aynı fikri birkaç defa ifade eden Bay De Vogue. la république c’est la paix. ısrarla. “Kimsenin süphesi yok” demek ¸ istiyor insan: “Böyle kötü niyetleriniz varsa bile. “Ama bütün bunlar barı¸ ı güvence altına almak için yapılıyor. her fırsatta. Rus ˘ ˘ 77 . kims ˘ senin di¸ lerini dökmek. ama sava¸ hazırlıklarına milyarlar harcanıyor s s s ve milyonlarca insan Rusya’yla Fransa’da silah altında. hazları onları ele verir.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Rus basın temsilcilerinin verdigi yemekte herkes barı¸ tan söz etti. sadece geceyi huzur içinde geçirmek istedigine. cumhuriyet barı¸ tır.” (Barı¸ s ˙ istiyorsan sava¸ a hazırlan. sadece polis tarafından hemen uzakla¸ tırılan gafil bir s s adam herkesin dü¸ ündügü seyi bagırdı: “A bas l’Allemagne!” (Kahrolsun s ˘ ¸ ˘ Almanya!) Çocuklar da. Si vis s pacem.) s s s Ama eger öyleyse.” Kutlamalar hakkında yazılan birçok makale açık ve naif bir haz ifadesi barındırıyordu. L’empire c’est la paix. ¸ s ˘ Tıpkı bir adamın. bazan yaramazlıklarını saklamaktan öyle ¸ haz alırlar ki. Rusya’da kendi aramızda. hiç degilse onlardan ˘ bize söz etmeye kalkmayın. Imparatorluk barı¸ tır. Meclis oturumları son s zamanlardaki kutlamalar üzerine konu¸ malarla açıldı ve konu¸ macılar s s bu sölenlerin Avrupa’ya barı¸ bildirisi oldugunu beyan ettiler. sadece ˘ egitimli varsayılan insanlara yönelik gazeteler ve dergilerde degil. ˘ ˘ oradakileri temin etmesine benziyordu. gözlerini morartmak veya kollarını kırmak gibi s bir niyeti olmadıgına. s ¸ s eger gerçekten onu dü¸ ünmüyorsak? ˘ s V Kimse sava¸ ı dü¸ ünmüyor. kutlamalar sırasında tacitu consensu (sessiz mutabakatla) herkesten saklanması kararla¸ tırılan seyi kimse s ¸ dı¸ a vurmadı.

beklentilerin aksine. C’est pour que vous deveniez de bons soldats que vos maîtres vous apprennent l’histoire de la France. baskı. Plus de quinze cent mille hommes qui habitaient nos départements du Haut-Rhin. 43. Rusya’yla barı¸ ı ihlal etme kararı aldıgında.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Hükümeti’nce köylüler için yayınlanan bir gazetede. L’histoire de la France montre que dans notre pays les fils ont toujours vengé les désastres de leurs pères. ils espèrent toujours redevenir Français. . (Selskiy Vestnik. le grand devoir de votre vie. . Ils détestent l’Allemagne. 1893). Selskiy Vestnik’te bile. . Azincourt. Ve neden tüm Fransız ortaokullarında. 1899) a¸ agıdakileri içeren ders kitabıyla ögretiliyor tarih: s ˘ ˘ Depuis que l’insurrection de la Commune a éte vaincue. s ˘ sadece Tanrı’nın yardımıyla Rusya kendi ba¸ ının çaresine bakabilirse s de. Pour reprendre à l’Allemagne ce qu’elle nous a pris. elle a perdu une partie de son territoire. Mais la France a perdu sa renommée militaire pendant la guerre de 1870. elle s’est remise au travail. Bay Lavisse tarafından derlenip (21. Elle a paye aux Allemands sans difficultés l’énorme contribution de guerre de cinq milliards. Vous devez y 78 . ont été obligés de devenir Allemands. Au lendemain de la guerre. Almanya’yla sava¸ halinde Fransa’yla ittifakımızın askerî avantajs ları izah edildi ve iktidar tarafından kandırılan bu talihsiz insanlara su telkin yapıldı: “Sözünü ettigimiz Güçler (Almanya. et qui étaient de bons Français. Ils ne sont pas résignés à leur sort. C’est votre devoir. bu kolay bir lokma olmayacagı ve hatta ba¸ arılı bir mücadele büyük ˘ s fedakarlıklar ve kayıplar gerektirecegi için. à Poitiers. la France n’a plus été troublée. Mais l’Allemagne tient à sa conquête. No. vaincus à Sedan et à Metz. Les Français du temps du Charles VII ont vengé leurs pères vaincus à Créy. et c’est un grand pays dont tous les habitants aiment sincèrement leur patrie et dont les soldats sont braves et disciplinés. du Bas-Rhin et de la Moselle. C’est à vous–enfants élevés aujourd’hui dans nos écoles–qu’il appartient à venger vos péres. Avusturya ve ¸ ˘ ˙ Italya). Fransa’yla dost olmak Rusya ˘ için yararlı ve avantajlıdır”–vs. il faut que nous soyons de bons citoyens et de bons soldats.

kurulu¸ mitini tarihi gerçek olarak sunmak vb. Simdi s ¸ ˘ okullarımızda egitim gören siz çocuklar da Sedan’da ve Metz’de yenilen babalarınızın intikamını almalısınız. . Crecy’de. ˘ s The Guardian. yazarlar ve aydınlardan olu¸ an 1000 ki¸ ilik ikinci bir imza kampanyasında s s da söyle dendi: “Bu yasa. Sorular da söyle: ¸ 23 Benzer uygulamalar bugün de ya¸ anıyor. Ama kaderlerine boyun egs s mediler. Ayrıca. Bu sizin görevinizdir. . Ve topraklarının da bir kısmını. Azincourt’da yenilen babalarının intikamını almı¸ tır. Fransa’nın sag hükümeti. gibiler s dogrultusunda bir egitim “reformu” yaptı ve Japonların. Yukarı-Ren. sürekli tekrar Fransız olmayı ˘ umut ediyorlar. –[Acar Burak Bengi] ˘ ˘ 79 . Fransa ve Japonya örnekleri. ülkemizde daima talihsiz babaların intikamını ogulların aldıgını gösterir. vatanseverlik ve milliyetçilik ugruna. . Çinlilerin. . deniza¸ ırı Fransız vatanda¸ larının. Ama Fransa 1870 sava¸ ında askerî s s ününü kaybetmi¸ ti. cesur ve disiplinli askerler olan insanların ya¸ adıgı bu s ˘ ˘ büyük bölgeye– çok deger veriyor. Poitis s ers’de. Söz konusu yasa maddesi. devletin tarih yazmasından ve sömürgeciligin s ˘ deh¸ etlerinden muzdarip göçmenlerin. Daima bunu dü¸ ünmelisiniz. okul kitaps larında hakikatin. Sava¸ s tan hemen sonra da i¸ e koyuldu. Almanya’dan nefret ediyorlar. Japonya’da da sagcı ve milliyetçiler. zaman ¸ zaman soykırıma varan katliamlar üzerine. VII. Jon Henley’nin haberi). Hiç zorlanmadan Almanlara be¸ s s milyarlık sava¸ tazminatı ödedi. (Fransa Komün’lerin isyanları bastırıldıktan sonra rahatladı. son zamanlardaki yeni giri¸ imleriyle öne çıksalar da. Alman olmaya zorlanmı¸ tı. s ˘ ¸ Fransız sömürgeciliginin faydalarından söz edecek bir egitime yönelik yasal düzenle˘ ˘ meye giri¸ ti. ya¸ amınızın en büyük görevi. vs. Kuzey ve Güney ˘ ˘ Korelilerin ve hem Japon hem de uluslararası akademisyenlerin tepkisini aldı. ˙yi askerler olabilmek için s I ˘ ˘ de. A¸ agıs s ˘ Ren ve Moselle bölgelerinde ya¸ ayan yüz elli binden fazla Fransız s ˘ vatanda¸ ı. geçmi¸ teki ˘ s hunharlıklarını sansürlemek.)23 s s Sayfanın dibinde yukarıdakiler üzerine bir dizi soru var.000 imza toplandı. tarihçiler. Ama Almanya zaptettigi bu bölgeye –vatanlarını içtenlikle seven. Fransa ta˘ ˘ rihi. kolonyalizmin sadece olumlu taraflarına yer vererek. Charles zamanında ya¸ amı¸ Fransızlar. köle ticareti üzerine ve Fransa’nın bugün miras aldıgı ırkçılık üzerine resmî bir yalanı nak¸ etmektedir” (kaynak: 16 Aralık 2005. ögretmenlerinizden Fransa tarihini iyi ögrenmelisiniz.Hristiyanlık ve Vatanseverlik penser tourjours. tahrif ve manipüle edildigine ˘ ˘ çogu ülkede rastlandıgı belirtiliyor. Burayı Almanya’dan geri almak için iyi yurtta¸ lar ve iyi askerler olmalıyız. Subat 2005’de. solun ve s s s tarihçilerin tepkisini çekti ve maddenin iptaline yönelik 180.

sava¸ ın gerekliligi. Öyle ki. kitaba göndermeler) de var. resmi konu¸ malarda büyük bir ısrarla barı¸ tan söz ediliyorsa. genç ku¸ aga ve genel olarak tüm Rus ve Fransızlara s ˘ da. cephanelikleri.” s s s Qui diable trompe-t-on ici? (Lanet olsun. baktıkları halde onları aldatıp onlara en korkunç faciaları hazırlayan adamların tüketmesi için– tüm bu sülünlerle kiraz ku¸ larını. burada kimi kandırıyorsunuz?) diye sormak istiyor insan. kan. ne de bans dolar dü¸ en.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Topraklarının bir bölümü dı¸ ında. her zaman her yerde. kaleleri. ˘ “Sava¸ ı dü¸ ünmüyoruz. önlerine dikilmi¸ ölümcül dü¸ manlar ve kaçmalarını engellemek s s için arkalarına dikilmi¸ amansız subaylar. havai fi¸ eklere ve bandoya. aldatılan. budala. salonları. dogrulugu. büyütüp. açlık ve s s ˘ elem. s s sıradan insanlara. çürüyen s 80 . barakaları. platformları ve zafer taklarınıyapanlar. soguk. Tek derdimiz barı¸ . s s ˘ s bir çocuk saflıgıyla sevinç çıglıkları atan ve etrafa bakmalarına zaman ˘ ˘ kalmadan. tersine. ızdırap. paylarına sadece çamurlu sava¸ meydanı. çalı¸ an insanlardır. . ˘ ˘ s O kurban. paylarına ne amiraller. . bu soruyu sormaya gerek varmı¸ ve aldatılan s talihsiz kurbanın kim oldugu çok açık degilmi¸ gibi. saglıklı beyaz di¸ lerini göstererek. ne ba¸ kanlar. Fransa ne kaybetti? Kaç Fransız s o toprakların kaybıyla Almana dönü¸ tü? Bu Fransızlar Almanya’yı s ˘ seviyorlar mı? Bir gün Almanya’nın bizden aldıgını geri almak için ne yapmalıyız? . yaralar. buharlı gemileri. ne bayraklar. ama “bu hatıra cesaretlerini kırmamalı. s su toplamı¸ elleriyle bütün o gemileri. limanları. yigitliklerini uyandırmalı” diyen. avantajı ve s ˘ ˘ ˘ hatta kahramanlıgı telkin ediliyor. süslenip dalgalanan bayraklar altında yerini almı¸ her amirale ve s ba¸ kana. mendirekleri ve tüm bu sarayları. istiridyeleri ve sarapları bulup getis ¸ renler. “Fransa’nın çocukları 1870’deki yenilgilerimizi hatırlamalı” ve “bu hatıranın yükünü kalplerinde hissetmeli”. tüm bu gazetelerle kitapları dizip basanlar ve –besleyip. el altından ve sürekli. s topları. Réflexions sur le ˘ livre VII (VII.

lüzumsuz bir ölüm dü¸ en hep aynı munis. bu duyguyu birbirine s ifade etmesinden ibaret. Almanları sevmeyi¸ imiz ve onlara ˘ ¸ s güvenmeyi¸ imiz de sahte. s ˘ ˙ Almanya’nın Rusya’ya kar¸ ı planları oldugu. Fransızların da Ruslara bu ani.Hristiyanlık ve Vatanseverlik cesetler ve anlamsız. çünkü hiçbir mazareti bulunmayan. “Durum. ne de simdi Almanlara özel bir ¸ dü¸ manlık duymadıgımız gibi. Ve. bütün bu yakı¸ ıksız ve anlamsız sefih s s ayinlerin Avrupa barı¸ ını koruma amacı güttügünü söylemek daha da s ˘ sahte. Ne daha önce. Bir dost milletin temsilcilerinin diger milletin ˘ temsilcileri tarafından özel kutlamalarla ve seref duyarak kar¸ ılanma¸ s ˙ sında yanlı¸ olan ne? Ittifakın. en a¸ ikar ve arsız bir s sahtekarlık. budala s insanlar. s ˘ VI “Ama öyle bir sey yok. iki ¸ s milletin kar¸ ılıklı olarak birbirine sempati duyup. insan ciddi ciddi onu çürütmekten ˘ 81 . filan-filan miktarda. önlerinde iyi sarap dolu kadehlerle ve di¸ lerinin arasında purolarla. ¸ s iyi bir ak¸ am yemeginden sonra koyu renk bez çadırlar içinde oturacaks ˘ lar ve bir haritaya saplanmı¸ ignelerle. aynen. Rusların Fransızlara. bunun neresi kötü?” Bu kötü. ne daha önce. sava¸ çı niyetler yok” deniyor bize. Avrupa barı¸ ını tehdit eden tehlikeli bir s s kom¸ uya kar¸ ı savunma bakımından önemi olabilecegini teslim etsek s s ˘ bile. Ama ˘ s ˘ bu iddianın sersemligi öyle açık ki. ne de simdi Fransızlara özel bir sevgi duymadıgımızı ¸ ˘ hepimiz biliyoruz. yine o s halktan olu¸ turulan top-yeminin harcanacagı noktaları gösterecekler. sıradı¸ ı s sevgisi sahte. Üçlü Ittifak’ın barı¸ ımızı s ˘ s ve Avrupa barı¸ ını tehdit ettigi ve Fransa’yla ittifakımızın güçleri denges ˘ leyecegi ve dolayısıyla barı¸ ın bir garantisi olacagı söyleniyor bize. Ve simdi su Toulon ve Paris kutlamalarında ziyafet çekenler gibi adam¸ ¸ lar. kastedildigi sekilde. filan-filan vaziyeti almak veya su s ˘ ¸ ya da bu kurdele veya ni¸ anı kapmak için.

o zaman aynı seyi. s s ˘ ˙ Tamamen aynı sekilde. Böyle olması. Nitekim. o s zaman herhangi bir insan toplulugunda en güçlü adam bir tehlikedir ve ˘ digerleri onu dengelemek için ittifaklar kurmak zorundadır. ˘ “Fransa’yla Rusya’nın barı¸ ı garanti altına almak için kar¸ ılıklı sempas s tilerini ifade etmelerinde kötü olan ne?” diye soruyorlar. sadece. bu Karadaglılar. önsöze bak. simdi oldugu gibi. Üçlü Ittifak da kendini barı¸ -ligi olarak adlandırdı. aralarında bir denge kuruls ˘ ˙ ması gereken birimler nasıl belirlenebilir? Ingilizler simdi Rusya’yla ¸ Fransa ittifakının kendilerini tehdit ettigini ve bu yüzden yeni bir it˘ tifak olu¸ turmaları gerektigini söylüyorlar. tıpkı simdiki gibi. Yuhanna 8: 44. toprak kaybını hazmedemeyen Fransa’nın ¸ ˙ yapma tehlikesi çok daha büyüktür. tehlike hâlâ mevcut.Hristiyanlık ve Vatanseverlik utanıyor. Bir denge olu¸ turmak için s ˘ s Avrupa kaç ittifaka bölünmek zorunda? Madem i¸ ler böyle yürüyor. tüm s güçlerin matematiksel bir e¸ itlik içinde olması gerekirdi. –[Acar Burak Bengi] 82 . çünkü bir yalan ve bir yalan asla zararsız olmaz. O zaman da aynı co¸ kunluklar.24 Yalan daima cinayete yol ¸ açar. Üstünlük simdi s ¸ Franko-Rus ittifakındaysa. Türk sava¸ ından25 önce de. çünkü Wilhelm’in bir Avrupa ittifakı önderliginde barı¸ ı bozma tehlikesi ˘ s varsa. Sırplar veya Bulgarların herhangi ˘ birinden. simdi s s ¸ Paris’te vatanseverlik timsalleri olarak anılan Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi. –[Acar Burak Bengi] Harbi. Rus¸ ˘ 24 Yeni 25 93 Ahit. bize bir sava¸ ligi olarak göründügü halde. Özellikle de bu gibi bir durumda. kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. barı¸ güç dengesine baglıysa. biz Ruslarla yüzlerce s ¸ yıldır kimsenin hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani ˘ s ˙ bir sevginin alevlendigi varsayıldı –Almanlar. s s O zaman. Hatta daha da büyük. Fransızlar ve Ingilizler ˘ daima ve hâlâ bize. O zaman da. resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. Franko-Rus Ittifakı da gerçekte neyse –yani bir ¸ sava¸ ligi– ondan ba¸ ka türlü görünemez. Bu kötü. yani bir ittifakın barı¸ ı garantilemesi için. Seytan bir katil ve yalanların babasıdır.

besbelli aynı yola veya ¸ daha da kötü facialara yöneliyor. aslen sava¸ s istemeyen III. Aleksandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigi˘ miz üzere. zamanları ve enerjileriyle ne yapacaklarını bilmeyen aylak. Diplos matik notalar ve yarı-resmî makaleler ba¸ ladı. Fransa’ya. birlik ve barı¸ tan söz edip. vatanseverlik s ˘ s s 83 . Finlandiya Büyük Prensi. Gazetelerin editörleri. Tanrı’nın lütfuyla tüm Rusya’nın otokratik ˙mparatoru. –vs. gazeteler yalans larını basacaklar. çaglar öncesine uzanan. Tanrı onlarla olsun. kendilerini katliama gön˘ dermeyi Tanrı huzurunda görev bildigimizi. Aleksandr. bize Tanrı tarafından ema˘ net edilen sevgili insanlarımızın iyiligi için. Çanlar çalacak ve uzun saçlı adamlar altın i¸ lemeli cüppelerini giyip s cinayet adına dua etmeye ba¸ layacaklar. s s s ¸ III.. Toulon ve Paris’te yas s pılan ve gazetelerde hâlâ yapılmakta olan sey de. o zaman da Moskova’da Ilk ¸ ˘ yiyip. ordulara ve filolara içecekler. birbirlerine budala seyler söylediler ve vecd duygularıyla ¸ mütehassis oldular. “Tanrı s Çar’ı Korusun” ve “la Marseillaise” nagmelerine içtikleri gibi. asıl mesele –Türkiye’ye s kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz kaldılar. Tanıdık. zengin insanlar kalabalıgı vatansever konu¸ malar geveleyecek ve ˘ s Almanya’ya kar¸ ı dü¸ manlık a¸ ılayacak ve hadiseler öyle sekillenecek ki. gazeteler gittikçe daha s fazla yalan söyledi. Sırbistan ayaklandı. vs. o bildik ugursuz ve budala duyuru gazete ˘ sütunlarında görünecek: Biz. uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. yüz binlerce masum insanın kıyımı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik larla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler. sava¸ gerçekle¸ ti. yani. ne kadar barı¸ yanlısı olursa olsun. vs. Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve s s iktidar tedricen oyunda yer almaya ba¸ ladı. çevresindeki herkesçe. Ve biz etrafa s bakmaya zaman bulamadan. Polonya I Kralı. tüm sadık tebaamıza duyururuz. içip. s ˘ deh¸ etli ugra¸ yeniden ba¸ layacak. s bütün gazetelerce ve tüm milletin kamuoyunca talep edilen (veya bu gibi durumlarda daima tüm milletin kamuoyunca talep ediliyormu¸ s gibi görünen) bir sava¸ ı onaylamaktan kaçınamayacak. aynen simdi Paris’te oldugu gibi. Çe¸ itli generaller ve bakanlar. ˘ Rusya’ya. çe¸ itli bölüklere. s ˙ önce. s s milyonların zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması.

Ordu komutanları. daha ileri sürülecek. hastalıktan ölecek ve nihayet insanların onları biner biner öldürecekleri yere gelecekler ve onlar da. daha önce hiç görmedikleri ve kendilerine ne bir kötülük yapmı¸ ne de yapması mümkün olan s binlerce ba¸ ka insanı öldürecekler. s Ve sükunet içindeki çalı¸ ıp didinmelerinden. insanoglunun s s ˘ halihazırda ba¸ lamı¸ bulunan Hıristiyanla¸ ması26 tekrar on yıllarca. dört dönecekler. çifte maa¸ s s ve istihkak çekerek. ta ˘ ki bunu ba¸ latanlar usanana ya da gerekli görenler istediklerini alana s kadar. ellerindeki ¸ ölümcül silahlarla. ölüler üzerlerine kireç serpilerek gömülecek ve pe¸ inden bir kez s daha. karılarından. dört dönecekler. hovardalık ve votkayla bastırarak. o çürüyen top-yemiyle enfekte olunca. simdiden Kızıl Haç için adlarını kaydettirip. donacak. s ˘ türlü kurdeleler. ˘ yaralılar bir sekilde toplanacak. nedenini kendileri bilmeden. ni¸ anlar ve yıldızlar almayı umarak. haçlar. tüccarlar s ve mühimmat satıcıları iki kat kâr beklentisi sevinciyle ko¸ u¸ turacaklar. bunları toplayacak yeteri kadar insanın kalmadıgı noktaya ula¸ ınca ve hava. bütün bu aldatılan insanlar kalabalıgı ileri. ruhlarındaki ızdırabı sarkılar. nereye sürülürlerse oraya yürüyecekler. Fabrikatörler. komutanlara bile naho¸ gelecek ˘ s s kadar. insanları öldürmeleri geregi. açlık sefaleti çekecek. s s s 26 Önsöze bak. hastalanacak. annelerins den ve çocuklarından koparılan yüzbinlerce basit. hastalar rastgele bir yere getirilip üstüste ¸ atılacak. bir süreligine duracaklar. vah¸ ile¸ tirilmi¸ s s s s s ve zalimle¸ tirilmi¸ olacak ve dünyada sevgi azalacak. yaralı ve ölü sayısı. –[Acar Burak Bengi] 84 . munis insan.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kisvesi altında. s Ve hasta. Aylak hanımlarla beyefendiler. s s Her zamankinden daha çok çalma fırsatını sezen her türden memur dört dönmeye ba¸ layacak. nefret ve cinayeti te¸ vik için çalı¸ maya koyulacaklar ve sas s tı¸ larını iki katına çıkarmaktan sevinç duyacaklar. Ve böylece bir kez daha insanlar barbarla¸ tırılmı¸ . Uygun adım ilerleyecek. kocalarıyla karde¸ lerinin ¸ s öldürmeye giri¸ tigi insanların yaralarını sarmaya hazırlanarak ve böyles ˘ likle en Hıristiyanca bir i¸ yaptıklarını hayal ederek.

˘ ¸ ani ve müstesna bir güzel Fransa (la belle France) sevgisiyle dolup tasan kalbinin tüm Rusların kalplerine tercüman oldugunu beyan edince. vatanseverligin daima yol açtıgı alı¸ ılageldik insafsızlıklara ˘ ˘ s rehnedilir ve bu kutlamaların önemini farkeden ki¸ i. cemaatleri adına kefil olunca ve Rus halkının temsilcisi ˘ diye görülen Paris’teki Rus elçi. Fransızların Imparator ailesine yönelik s hayır dualarının muhakkak ki Çar-sever Rus halkının kalbinde sevinçle yankılandıgına. s s onları çocukluktan itibaren sapkınla¸ tırarak. Rus çocuklarının. eline bir kadeh Grand Moët sampanyası alarak. ¸ ˘ i¸ te o zaman. bir ortolans à la soubise et logopèdes glacées27 tabagından sonra. kendilerinden emin. egitim ˘ bakanlarınınkilerle. s tüm Rusların Kron¸ tad ve Toulon ve Paris’te olup bitenlerle duyguda¸ lık s s içinde bulundugunu ve bu ölüm kalım ittifakının tüm bir halk iradesiyle ˘ onaylandıgını öne sürünce ve Rus Egitim Bakanı duygularını. söz ve eylemlerince bilerek veya 27 Soganlı ˘ be¸ amelli yelveku¸ u ve donmu¸ kartavugu. sadece kendimiz için s degil on milyonlarca Rus için de. tüm emri ˘ ˘ altındakilerin. o gazeteci baylarınkilerle. filo komutanlarınınkilerle. ba¸ rahiplerinkilerle ve s elçilerinkilerle birlikte atmayıp. aksine. görünü¸ te uzak gelecek için olsa da. böyle bir duyuruyu en canhıra¸ bi˘ s çimde protesto etmeyi ve kalplerimizin. s VII ˙s I¸ te böyle Toulon kutlamaları gibi vatansever gösteriler gerçekle¸ tiginde. bu çılgınlıktan azade olan bizler. sava¸ ın mevcudiyetini onun gerekliligine s ˘ kanıt gösterecekler ve yine gelecek ku¸ akları sava¸ a hazırlayacaklar. Ve bir kez daha. sava¸ tan kazanç saglayacak s ˘ olanlar. onların zımni sos nuçlarına kar¸ ı çıkmaktan kendini alamaz. pe¸ inen sarts s ¸ landırılıp. bilginlerin ve yazarların payla¸ tıgına s ˘ Fransız bakanları temin edince ya da Rus filo komutanı. muhatap oldukları kar¸ ılamadan ötürü tüm Rusya’nın minnettar kalacagına Fransızları s ˘ ˙ temin edince ve ba¸ rahipler. s ˘ insanların iradeleri.Hristiyanlık ve Vatanseverlik yüzyıllarca geriye atılacak. Dolayısıyla o gazeteci baylar. –[Alper Altug] s s s ˘ ˘ 85 .

Chants du Soldat yazarı. –[Aylmer Maude] 86 . besbelli gurur duydugu. Rusya’yla Fransa arasındaki bir ittifakın gerekli oldugu ˘ kanaatini payla¸ madı. Jena’nın öcünü alana kadar ˘ ¸ da Prusya’nın huzur bulamayacagı ve simdi Fransa lehine bir revanche ˘ ¸ gerçekle¸ mesi halinde. Fransa’nın eski sınırlarıyla gücü ve sanının geri kazanımı ¸ için ve kendimizi Almanya’nın ugursuz planlarına kar¸ ı emniyet altına ˘ s almak için. Ögle yemegi için eve dönü¸ te ziya˘ ˘ ˘ s retçimizle ahbaplık ettik ve bize hemen nasıl sava¸ tıgını. s s Bizim çevre. ama bunları s sadece kendileri için yapsınlar. s ˘ VIII Yakla¸ ık dört yıl önce. konu¸ maların ˘ s s ve kucakla¸ maların altında ne gizlendigini biliyoruz. esir dü¸ üp s ˘ s kaçtıgını ve.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bilmeyerek etrafa saçtıkları ölümcül yalan ve yanlı¸ lar kar¸ ısında. vatansever bir ant içtigini anlattı: ˘ ˘ ˘ Fransa’nın dirligi ve serefi yeniden tesis edilene kadar Almanya’yla ˘ ¸ sava¸ için ajitasyon yapmayı bırakmayacakmı¸ . kar¸ ılıgını verdik. Istedikleri ˘ kadar Moët içsinler. öfke ve s s ˙ tiksintiyle doldugunu ilan etmeyi kutsal görevimiz addederiz. Toulon baharının ilk cırcır böcegi –Almanya’yla s ˘ sava¸ ma taraftarlıgı iyi bilinen bir Fransız ajitatör28 – bir Franko-Rus s ˘ ittifakına zemin hazırlamak üzere Rusya’ya geldi ve köyde bizi ziyaret etti. ˘ s ˘ Fransızların kendilerinden koparılan karde¸ lerini kurtarmakla yüs kümlü oldugu. Almanların da tekrar onun öcünü almak zorunda s kalacakları ve bunun böylece sonsuza kadar gidecegi. Alman hakimiyetindeki ˘ ¸ s 28 Paul Déroulède (1846-1914). söyledikleri gibi barı¸ ın onanmasına benzemes yip. seklindeki savunmasına kar¸ ılık. makaleler yazıp konu¸ malar yapsınlar. Geldiginde biz ot biçiyorduk. Kaybettigi bölgeleri geri alana kadar Fransa’nın s ˘ huzur bulamayacagı seklindeki savlamasına. ¸ Göz yumamayız çünkü. kendini Hıristiyan addeden bizler bu beyefendilerin söyleyip yazdıklarıyla sartlandırılmaya göz yumamayız. daha ziyade suça katılmaya hazırlanırken suçluların daldıkları sefih ayinler ve esriklige benzeyen bütün bu sarho¸ vecdlerin.

ne sampanyamız. dolayısıyla ona teslim olamayız. Ve ne bandomuz. aynı zamanda Hıristiyan ögretilerden kaynaklanan bütün ahlak ˘ kaidelerini de reddetmeli. Letonya. rahiplere s ˙ ba¸ ka görevler vermekle ve her¸ eyden önce Incil’i yasaklamakla kalmas s malı. Hıristiyan bakı¸ açısıylaysa. s ¸ Estonya. sadece kiliselerden haçları s ˘ kaldırmakla. hatta bir tek insan hayatını feda etmenin bile dogru ˘ ˘ ˘ olmadıgı. ne de idrakımızı bulandıracak ba¸ ka bir seyimiz bulun¸ s ¸ dugundan. dedik. insanlar. milliyet ayrımı yapmaksızın herkesi karde¸ sayarak. –[Acar Burak Bengi] 87 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik çalı¸ an kesim mensubu Alsace-Lorraine sakinlerinin. Bizse bu hile ve desis seyi görüyoruz. genelde. ancak hile ve desiseyle sürüklenebilir sava¸ a. ama Baltık Eyaletleri29 veya Pos ˘ lonya bizden alınsaydı ba¸ ka türlü konu¸ acagımızı söylediginde. Hıristiyanlık yok edilene kadar. kilise binalarını ba¸ ka amaçlara uyarlamakla. sava¸ ın yol açacagı korkunç ızdırapları çeks ˘ meye degmeyecegi. simdi oldugu ¸ ˘ gibi. karakteristik Fransız ˘ 29 Bugün. kar¸ ılıgını verdik. hiçbir durumda sava¸ ı ˘ s onaylayamayacagımız. Alman degil de Fransız sayılmak daha ˘ ˘ ho¸ gelecek diye ve ziyaretçimiz Fransız ordularının sanını yeniden s ¸ kazanmasını istiyor diye. sadece tüm cinayetleri yasakla˘ makla kalmayıp. bizim için böyle ko˘ nu¸ makta hiç sakınca bulunmadıgını. tutarlı olmak adına. sava¸ insanların öldürül˘ s s mesini talep ettigine ve Hıristiyanlık. ˘ Fransa’nın katlandıklarına katlanmadıgımızdan. gerektirdikleri askerî güçle siyasi harcamadan bizi ˘ kurtaracagına göre. Polonya veya Baltık Eyaletleri’nin kaybı bir facia s sayılamayacagına. C’est à prendre ou à laisser (Bu ancak böyle yapılabilir) dedik. siyasi s s ˘ ˘ bakı¸ açısıyla bile. s tüm insanlara iyilik yapılmasını istedigine göre. Bir Hıristiyan Hükümet sa˘ s ˘ va¸ a girdiginde. böyle bir kaybın daha çok bir kazanç olarak deger˘ ˘ lendirilebilecegi. ziyaretçimiz sadece omuzlarını silkip. cevabını verdik. Fransız s hakimiyetindekinden hiçbir sekilde hiç de daha kötü bir durumda ol¸ madıgı ve kimi Alsace’lılara. Sovyetler’in çökü¸ ünden sonra bu eyaletler su devletler oldu: Litvanya.

Prokofi’nin.” s Bu kar¸ ılıgı ziyaretçime tercüme ettim. “kımıldayacak bir yerleri kalmaz. ˘ s ba¸ ıyla ziyaretçimi i¸ aret ederek. solgun. ¸ ˘ s “Peki ama. Almanları sıkı¸ tırma önerisinden de çok s sa¸ ırttı Prokofi’yi ve onda biraz süphe uyandırdı. ¸ s ¸ “O kimlerden?” diye sordu Prokofi. s ˘ “Dites-lui que nous aimons les Russes. evimizdeki misafirperver kar¸ ılamadan ötürü fevkalade ˘ s müte¸ ekkir kaldıgını. sert bir sesle. Almanları her iki yandan sıkı¸ tırma önerisini saka olarak almı¸ tı. Bu sözler besbelli. Varlıklı bir Fransız oldugunu söyledim. onları her iki yandan sıkı¸ tırırsak” dedi Prokofi. halk arasında ˘ fikirlerine daha fazla sempati bulacagını umarak. Almanya’ya kar¸ ı s s s sava¸ halinde Rusların Fransa yanında yer almasını saglamak umuduyla s ˘ geldigini açıkladıgım zaman Prokofi besbelli memnun kalmadı ve küçük ˘ ˘ ot yıgınları arasında oturan köylü kadınlara dönerek. ˘ ¸ s ˘ ˘ Belli ki.” (Ona Rusları sevdigimizi söyle˘ yin) dedi. ˘ ¸ ¸ onlara bir çıkı¸ yolu bırakmalıyız. söz ve jestlerin anlamını izah ettigimdeki munis sa¸ kınlıgını ve alaycılıgını hatırlıyorum. ama hâlâ azimle çalı¸ maya devam eden mesai s arkada¸ ım Prokofi’ye. saka olarak s ¸ aldıgı seye sakayla cevap vererek. s s ˘ “Peki hangi i¸ için gelmi¸ ?” diye sordu Prokofi. s ¸ s yeti¸ kin ve egitimli bir adamın. ama görü¸ lerinin benzer sekilde kar¸ ılanmayı¸ ına s ˘ s ¸ s s çok yazıklandıgını söyledi. s beyaz parmaklarıyla Prokofi’nin ter içindeki kenevir gömlegini her ˘ yanından sıkarak. güvenmedigi anla¸ ılacak biçimde. ˘ IX Bu sohbetten sonra misafirimizle otluga gittik ve orada. Fransız. sava¸ tan arzu edilir s ˘ s bir sey gibi söz edebilecegine inanması mümkün olmamı¸ tı. ihtiyar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kibarlıgıyla. 88 . duygularını gayriihtiyari açıga ˘ ˘ ˘ vurdu. Ruslarla Fransızların Almanları her iki yandan s sıkı¸ tırmasına matuf hareket planını tercüme etmemi istedi. iki ˘ büklüm bir mujik olan. bunu fiilen gösterdi ona. gidip ˘ dagınık otları tırmıklamalarını bagırınca. sakin ve ayıkken.

Ve Rus halkına yönelik diplomatik misyonu böylece sona erdi. kelimenin Rusçası hem “sıkı¸ tırmak”. ve agır i¸ yüzünden si¸ mi¸ parmaklarıyla. Prokofi’deyse o top-yeminin kendisi. –[Koray Karasulu] s ˘ 30 Bu 89 . canlılık ve özgüven parıltısıyla. diz altından baglanan ev yapımı bol pantolonu ve a¸ ınmı¸ ˘ s s laptileriyle. sonra da ¸ s ˘ aynı insanları top-yemi olarak kullanan bütün o insanlar cisimleniyordu. sonradan bu sekilde kendilerini ¸ defedenleri besleyip koruyanlar. Tolstoy’un bilinen ve sıkça ba¸ vurdugu bir yöntemdir. yaslandıgı yabanın di¸ leri ˘ s arasından damarlı elini çekti. –[Acar Burak Bengi] 32 Hu¸ agacından çarık. hem de “biçmek” anlamlarında kullanılıyor. çalı¸ maya alı¸ ık olmayan beyaz elleriyle31 enerjik bir bis s çimde Almanların nasıl sıkı¸ tırılması gerektigini gösteren iyi beslenmi¸ s ˘ s zarif Fransız. siz kargalar. Prokofi bunu söyleyip. o zaman. s –[Koray Karasulu] 31 Bazı karakteristik özellikleri leytmotif olarak kullanması. çatalı omuzuna attı ve kadınlara gitti. insanların me¸ akkatli emegiyle beslenip. Birbirinden böylesine farklı bu iki adamın görüntüsü –silindir sapkası ¸ ve o zamanlar çok moda olan uzun paltosuyla. Birinin sahsında. çalı¸ an bir adamın daima yaptıgı gibi. “Oh. ekonomik devi˘ s ˘ nimlerle yürüyen. Kalkın. sürekli çalı¸ mayla eci¸ bücü¸ . Sava¸ ve Barı¸’ta Napolyon’un da beyaz ellerine sürekli s ˘ s s vurgu yapar. yıpranmı¸ di¸ lerinin köklerini gösteren munis bir tebess s sümle ekledi: “Gelip bizle çalı¸ san ve Almanları da yanında getirsen s ˙s daha iyi edersin. Almanları ˘ da alırız yanımıza”. Ve sonra. I¸ i bitirdigimizde birlikte gezintiye çıkarız. I¸ te Almanları sıkı¸ tırma zas manı! Otlar daha toplanmadı ve Çar¸ amba günü de biçmeye30 gelecegiz s ˘ gibi görünüyor” dedi. saçında ot tu˘ s ¸s s tamlarıyla. le brave homme!” (Ah ne cesur adam!) diye haykırdı kibar Fransız gülerek. uyuyorsunuz. bana çok daha açık göründü ve s ˘ simdi Toulon-Paris kutlamalarından sonra bütün canlılıgıyla aklıma geli¸ ˘ yor. tembel degil ama.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙s “Hey. daima bitkin ama feci iki s s s büklüm haline ragmen hep çalı¸ an Prokofi’nin kaba figürü– bu iki ada˘ s mın olu¸ turdugu güçlü tezat.32 omuzundaki koca bir yaba dolusu otla ve uzun adımlarla. yabancı ziyaretçiyi incitmi¸ olmaktan s korkarcasına.

˘ birlik ve güçlerini veya denizdeki üstünlüklerini vs. Almanların ve Ingilizlerin kaybedilen bölgeleri geri almak. tıpkı Fransızlar gibi. Polonya’dan ve Kafkasya’dan.Hristiyanlık ve Vatanseverlik X “Ama Fransızlardan iki eyalet alınmı¸ . Diger ülkelerin çalı¸ an s ˘ ˘ s kesimi arasında da aynı seyi gözlemledim ve egitimli Fransızlar. Ama bu ˘ s kabullerden ne biri ne de digeri dogrudur. bölgelerinden mahrum edilme riskini de göze alamaz: Baltık eyaletlerinden. gerçek Rus halkının s olu¸ turdugu büyük kitle içinde bir vatanseverlik tezahürü veya ifadesi s ˘ –askerî hizmette ögrenilen ya da daha özsüz ve a¸ agı halk kesimlerince ˘ s ˘ kitaplardan kopyalanan vatansever formüller haricinde– ne gördüm ne de duydum. ama tam aksine. sevgili bir anneden koparılan s çocuklar.” Böyle ˘ ˙ sözler sarfedilirken Fransızların. vatanseverligin temel saikleri olarak boy gösteren siyasi s ˘ meselelerle ilgilenemeyecek kadar. ¸ Çalı¸ an kesim. Rusların. tabiyatıyla. Almanya’nın kendine buyurmasına ve Dogu’daki ˘ tarihi misyonundan onu mahrum etmesine izin veremez. Vatanseverlik hissine dair ifadelerin halkımızca dillendirildigini hiç i¸ itmedim. Ama Rusya. ˘ ˙ Ama Ingiltere denizlerdeki üstünlügünü hiç kimseye kaptırmaz. her türlü vatansever tezahür kar¸ ısında tam bir s kayıtsızlık ve hatta a¸ agılama ifadeleri duydum. bir kere en önce. kendilerini ve ailelerini geçindirme 90 . Vatanseverlik hissinin. Dogu’daki nüfuzlarını idame ettirmek. muhafaza etmek ugruna. onca kurban vererek kazandıgı avantajları kaybetme ihtimaline göz yumamaz. tüm insanlarda içkin bir his oldugu ve sonra da. Ama Almanya da. bana sürekli s aynı seyi söylediler. Alman¸ ˘ ˙ lar ve Ingilizler de. Ben Rus halkı içinde ya˘ ˘ rım yüzyıl ya¸ adım ve bütün bu süre boyunca. sürekli. ondan mahrum kalanlara zerkedilmesini gerekti˘ recek kadar yüce bir ahlaki his oldugu pe¸ inen kabul edilir. halk arasındaki en ciddi ve saygın ˘ s insanlardan. kendi çalı¸ an kesimleriyle ilgili olarak. her¸ eyi fedaya hazır oldukları pe¸ inen kabul edilir ˘ s s genelde.

iktidar elinde bulunan her ˘ ˘ araçla –Kilise. daima tamamen ka˘ ˘ ˘ yıtsız kaldıgı konulardır. basın ve her çe¸ it kutlamalarla– ve olaganüstü s ˘ ˙ bir yogunlukla Rus halkına a¸ ılandıgı bir yerde. Bu yüzden. dahası hayati menfaatleri milli ve siyasi menfaatlerden ˘ tamamen ayrı oldugu için. Als s ˘ manya’nın birligi. Vatanseverligin. askerî hizmetin uzun sürüp sürmeyecegi. ¸ ˘ ama sadece bu meselelerin hangi ko¸ ullarda ortaya çıktıklarını hiç bilmes dikleri için degil. dahası gitgide kayboluyor ve sadece ondan çıkarı bulunan üst sınıflar arasında tutunuyor. ancak hipnoz etkisi korundugu sürece tutunabiliyor halk ˘ arasında. onları ilgilendirmiyor. iktidarla hükümran ˘ sınıfların yogun hipnotizmasına maruz kaldıgında gerçekle¸ iyor ve bu ˘ ˘ s vatanseverlik. sosyalizm ˘ ˘ ˘ insan kitlelerine giderek daha fazla nüfuz ediyor. nereye bir sınır çizilecegi. bir ˘ devletin su veya bu bölgesinin digerine devri vs. arazi için uzun ˘ ˘ yıllar ödeme yapması gerekip gerekmeyecegi ve emegi kar¸ ılıgında çok ˘ ˘ s ˘ kazanıp kazanmayacagıdır –hepsi de. Iman. Saksonya veya Braunschweig’in Al˘ man Birligi’ne dahil olup olmayacagı. okullar. ˘ ¸ ˘ bazan kalabalıgı ele geçirmesi de. ne kadar vergi ödemesi ˘ gerekecegi. ˙ Rusya da bu durumun bir örnegidir: Iman’a. iktidar tarafından öylesine özenle a¸ ılandıkları vatanseverlik ise yalnızca yayılamamakla s kalmayıp. kaybedilen Fransız bölgelerinin geri alınması. Çar’a ve Anavatan’a ˘ baglılık ve sevgi biçimindeki vatanseverligin. iktidarların sarfettigi yogun çabaya ragmen.Hristiyanlık ve Vatanseverlik derdine dü¸ mü¸ durumda: Rusya’nın Dogu’daki nüfuzu meselesi. milli ve siyasi menfaatlerden ta˘ mamıyla farklı sorular. Avustralya veya Matabeleland’ın33 ˘ ˘ ˙ Ingiltere’ye ait olup olmayacagı ve hatta vergilerini hangi hükümete ˘ ödeyecegi ve ogullarını hangi orduya gönderecegi. simdi Paris’te oldugu gibi. onun için önemli olan. –[Acar Burak Bengi] 91 . Çar ve Anava˘ s ˘ 33 Bugün Zimbabve’nin batı yakası. içkin olmayan bir vatanseverligi ˘ insanlara kazımak ve aralarında geli¸ mekte olan sosyalizm fikirlerini s bastırmak için. ancak kitleler. ˘ ˘ Konstantinople’un kime ait olacagı. Halktan biri için.

34 uzun güz ak¸ amlarında raporunu sunmak s s üzere gelen –okuma yazmasız.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tan’larına özellikle baglı oldukları yolunda kendilerine atfedilen haksız ˘ söhrete ragmen. –[Aylmer Maude] 92 . yüz milyonlarca Rus insanı. yani. ¸ ˘ s ˙ aslında tüm halk arasında. Anavatan’ındansa ˘ –bununla kendi köyü veya bölgesi kastedilmedikçe– ya tamamen bihaberdir veya haberdarsa da. ˘ Dyakov. siddet kullanan tüm otoritelere kar¸ ı takındıgıyla s ¸ s ˘ aynıdır. Bu. yogun denemelere ragmen. ne saldırılabilen ne de savunulabilen bir inancı. evvelce Avusturya veya Türkiye’ye göçmelerinden tamamen farksız olarak. Çogu zaman Iman ˘ ˘ ˘ –baglı oldugu varsayılan su Ortodoks Devlet imanı– hakkında hiçbir sey ˘ ˘ ¸ ¸ bilmezler ve tanır tanımaz onu reddedip rasyonalist olurlar. kınama degilse. Bir baglı˘ lık hissi nak¸ etme ugrundaki sonu gelmez. yani. Rusya’nın çalı¸ an sınıfı. benimsemezler. mutlak kayıtsızlıktır. s s siyasi ili¸ kilerimiz son derece gerginle¸ ti ve Fransa’yla sava¸ söylentileri s s s duyulur oldu. s ˘ ˘ ˘ Çar’ına kar¸ ı tavrı da. A. vatanseverlik aldatmacasından ve Iman. Rusya’da veya dı¸ arıda. bizimkine kıyasla ˘ ¸ Fransız iktidar sisteminin avantajından söz ederdi ona. diger seyler yanında. ¸ Delikanlılık ve Gençlik’teki Dimitri karakterini yaratırken model aldıgı D. Basının söyleminden etkilenerek (ve eski bir ordu s 34 Süphesiz. O sırada vatansever Rus gazeteleri bu müdahale yüzünden öfkeyle yanıp tutu¸ uyordu ve hükümran sınıfları öyle kızı¸ tırdı ki. s XI Kı¸ ın Paris’teki karısını arada bir ziyaret edip. ama bilge ve saygıdeger köylü– kah˘ yasıyla sık sık sohbet eder ve. Türkiye’de veya Çin’de s yerle¸ ik durumdalar. Gazeteleri okuyan dostum kahyasına. Rusya’yla Fransa arasındaki ili¸ kilerden söz etti. Çar ˙ ve Anavatan’a baglılıktan en bagımsız olanlardır. Lehlerin son ayaklanması ve Fransız Hükümeti’nin bizim i¸ lerimize müdahalesi s arifesindeydi. kendisi köyde yalnız s ya¸ ayan eski dostum D. ˘ Ruslar bugün. onunla diger ülkeler arasında ayrım yapmaz.

” ˘ dedi kahya gayet ciddi bir biçimde. Rus köylülerinin Iman’larını. ama öyle degil: ˘ ˘ ˘ ˙ bildigim kadarıyla. aklı ba˙ sında her çalı¸ an Rus insanından i¸ itilebilir. bunu daha önce çok ˘ gördük ve bugün de hâlâ görmekteyiz. Çin. Fransa’nın bize buyurmasına nasıl izin verebiliriz?” “Ama siz kendiniz onların bizden daha iyi yönetildigini söylediniz. oysa su iki yer ¸ arasında seçim yapması gerekseydi. bir tek Rus köylü cemaati bile hangisine yerle¸ ecegi konusunda bir an tereddüt etmezdi: Rusya’ya. (kitaps ˘ larda tabir edildigi üzere) Çar babalarının emri altında. (hangisi olursa olsun kendisini aynı s ˘ sekilde soyacagını bildigi için) –suyun iyi olup olmadıgından bile deme¸ ˘ ˘ ˘ yecegim– topragın yumu¸ ak ve killi olup olmadıgından ve lahananın iyi ˘ ˘ s ˘ yeti¸ ip yeti¸ meyeceginden. ama daha çok ve daha iyi topraga. bizim için de düzenlemeler yapsınlar. hepsi ikinciyi seçerdi. iktidarın hipnotik etkisi altında bulunmayan. taptıkları Anavatan’larına. O sıra vatansever Ruslar. “Niye sava¸ alım?” diye sordu kahya. fevkalade daha az bir öneme sahiptir. Amerika’ya göçen Ingiliz. “Varsın.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mensubu olarak) bir sava¸ halinde orduya tekrar girip Fransızlarla s sava¸ maya gidecegini söyledi. bu yoruma öyle sa¸ akalmı¸ ki. Prusya. ¸ s s Çar’larını ve Anavatan’larını sevmelerinden söz ederler. Hollandalı ve Alman ˘ 93 . kutsal Ortodoks ˘ ˙ Iman’larıyla. Her bir Rus köylüsü için hangi iktidar altında ya¸ ayacagı meselesi. ne ˘ ¸ s s kar¸ ılık verecegini bilememi¸ ve gerçege çok benzer bir rüyadan uyanan s ˘ s ˘ biri gibi gülmü¸ sadece. Beyaz Çar babaları ve Ortodoks inancı olmaksızın. Fransızlarla s ˘ Sivastopol’un bir ‘revanche’ını gerekli görüyordu. bana dedigine göre. yönetimi altına ˘ ˘ girebilecekleri her iktidarın –Avrupa’da daha kötüsü bulunmadıgına ˘ göre– elbette Rusya’dakinden daha iyi olacagı gerçegidir. s Böyle yorumlar. Türkiye veya ˘ s Avusturya’ya. ama daha az ve daha kötü topraga veya Rusya dı¸ ındaki herhangi bir yere. s s ˘ Rusların bu kayıtsızlıgının kaynagı.” Ve dostum. s “E. sanılabilirdi ki.

veya bu Franko-Rus senliklerinde.36 s Fransa’da. Kalabalıgın co¸ kusu. Kaleskası görünür görünmez. taç s giyme töreninde35 veya Ekim’in 17’sindeki Çar’ı öldürme giri¸ iminde. –[Koray Karasulu] 36 1888’de. Aleksandr’ın seyahat ettigi treni havaya uçurma ˘ amacıyla bir terörist giri¸ imi gerçekle¸ ti. s s –[Aylmer Maude] 37 Dört tereklekli gezinti arabası. –[Aylmer Maude] Karkov yakınında. Mesela Rusya’da. Bu eski bir sanat ve dolayısıyla uzmanları da o vecd hallerini hazırlamada virtüöz seviyesine ula¸ mı¸ durumdalar. hep birden kaleskanın pe¸ isıra yarı¸ a tutu¸ mu¸ lar ve veliaht s s s s bakarken birçogu istavroz çıkarmı¸ . çalı¸ anlar arasında s katiyen tepkiye yol açamaz. sırtlarında yalnızca gömlekleriyle ˘ onu kar¸ ılamaya ko¸ mu¸ lar ve yüce kumandanlarını müthi¸ bir co¸ kuyla s s s s s selamlayıp. ˘ Avrupa halklarının bir yönetimden digerine. zafer kutlas ˘ maları yapıldıgında. Ama bu teza˘ ¸ hürlerin nasıl hazırlandıgını bilmek lazım.Hristiyanlık ve Vatanseverlik köylüler ve Rusya’ya gelen digerleri arasında da aynı tutum hakim. Rus ˘ s s 35 III. Aleksandr’ınki. Bu kar¸ ılamayı gören herkes. çalı¸ an s sınıfın ko¸ ullarında o kadar küçük bir fark yaratır ki. Çar’ın her ˘ yolculugu sırasında. köylü cemaatlerinden ve fabrikalardan insanlar onu ˘ kar¸ ılayıp buyur etmek üzere biraraya getiriliyorlar. bir keresinde ak¸ am yemeginden sonra kaleskasını37 o s ˘ sıra kampta bulunan alaya sürmü¸ . Prusya’ya sava¸ ilan edildiginde. s ˘ s bunu kendileri için gerekli görenlerce. Borki’de III. Aleksandr’ın çocuklarından biri yaralandı. Almanya’da. Türklerinkinden Avustur˘ yalılarınkine veya Fransızlarınkinden Almanlarınkine kayması. II. sadece o co¸ kuyu organize edenlerin s s sanat seviyesini gösteriyor. tahta çıkmasından iki yıl sonra. 94 . çe¸ itli merasimler sayesinde ˘ ˘ s halkta ifade bulan tezahürlerini i¸ aret ederler. 1883’te. iktidarlarla hüs kümran sınıfların telkinlerine maruz bırakılmazlarsa. XII Vatanseverligin varlıgının kanıtı olarak. mesela Rusya’da. askers ler –anlatıldıgı üzere– oldukları gibi. büyük oranda suni olarak hazırlanıyor ve sergilenen co¸ ku seviyesi. s s Aleksandr henüz veliahtken ve gelenek icabı Preobrajenskiy Alayı’nı kumanda ederken.

bütün askerlerin ertesi gün temiz gömlek giymeleri ve kaleskası görünür görünmez (ki bunun için gözcü dikilecekti) veliahdı. iki. Denizcilerimizin kalmaları ayarlanan tüm kasa- 95 . ¸ s ˘s Her yerde bu senliklerin masrafları için bagı¸ listeleri açıldı. vatansever tezahürler olan her yerde. üç. . iki. ıstavroz çıkar. ıstavroz ˙ çıkaracaksın. senlikler organize etmek için derhal komiteler olu¸ turuldu. tamamen aynı sekilde yapılır. sekiz. lütfen hazırlık yapılmasın. s ˘ ˘ yüzleriyle jestlerinin ifade ettigi yapmacıksız ve besbelli spontan dinî ˘ co¸ kudan ve özellikle istavroz çıkarmalarından mütehassis olmu¸ . Ne s s var ki. ˘ “Ha¸ metmeaplarını ne zaman bekleyebiliriz?” s “Muhtemelen ak¸ am. önceki gün ¸ ¸ s resmî geçitten sonra tugay komutanına ertesi gün gelecegini belirtti. . . halk hissiyatının ˘ ¸ spontan bir ifadesi gibi görünen Franko-Rus senlikleri de kendiliginden ¸ ˘ gerçekle¸ mediler. ” Hepsi emre göre yapıldı ve veliaht ile oradaki herkes üzerinde. Ivanov. Bu. bölükteki her on adamdan birinin s s de ko¸ arken ıstavroz çıkarması dogrultusunda talimatlar verdi. Paris’teki imparatorluk elçimize temsilciler gönderdi. on. . Birçok ¸ ˘ ˘ kasaba. dokuz. bölük komutanlarını biraraya toplayıp. hepsi suniydi ve su sekilde hazırlanmı¸ tı: veliaht.Hristiyanlık ve Vatanseverlik askerlerinin Çar ve vârisine kar¸ ı duydugu saf baglılık ve sevgiden. aynen gerçekle¸ tigi üzere. Bize. Yalnız. Ba¸ ças ˘ s vu¸ lar bölükleri tefti¸ ettiler ve her adamı birer birer sayarken onuncuda s s durdular: “Bir. hatta askerlerle subaylar ve her¸ eyi düzenleyen alay komutanı üzerinde kusursuz bir co¸ ku s s izlenimi yaratıldı. üç. aksine çok maharetli ve gayet bariz bir sekilde Fransız s ¸ hükümetince hazırlandılar. Sidorenko. hatta bir saatligine bile olsa ˘ kendilerini ziyaret etmeleri dilegiyle. . epey uzaktaki birçok kasaba ve köyde de. bir. ˘ ˘ ˘ ˘ Rus denizcilerin geldigi ögrenilir ögrenilmez. dört .” s Veliaht gider gitmez tugay komutanı. [malumatını tüm diger gazetelerden toplayan iktidar organı Selskiy Vestnik’ten aktarıyorum yine] sırf nispeten uzunca olan Toulon-Paris güzergahındaki ˘ irili ufaklı bütün kasabalarda degil. dört . . böylesine kaba degilse de. “Hurra!” çıglıklarıyla kar¸ ılamaya ko¸ maları s ˘ ˘ s s ve arabanın pe¸ inden ko¸ turmaları. Rus denizcilerin bir günlügüne.

her yerde (elindeki güç sayesinde daima muktedir oldugu) e¸ zamanlı düzenlemeler yapıp. Rus ziyaretçilerin ˘ ˘ kar¸ ılanmasında eglence harcamaları olarak. demiryolu tarifeleri yarı yarıya dü¸ ürüldü ve özel s s trenler tahsis edildi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik baların belediyeleri. Ekim’in 1’ini minnetle Fransa için bir sevinç günü olarak hatırlayabilsinler diye. Lothringen’deki manevralarda gerçekle¸ en ve Rusya’da her merasim vesilesiyle s sürekli tekrarlanan türden tezahürler sadece sunu kanıtlıyor: kalaba¸ lıgı heyecanlandırmak için varolan araçlar öyle güçlü ki. ˘ Bizzat Paris’te. Birçok kasaba ve bölge. çe¸ itli sölen ve senliklerin organizasyonu için yüz s ¸ ¸ ˘ bin rubleden fazla. Bir iktidar böylece. devasa meblaglar ayırdı ve sırf kar¸ ılamalar ve s ˘ ˘ kutlamalar alabildigine müthi¸ olsun diye. Halkın Toulon’u ziyaretini ve Rus filosunu kar¸ ılamaya katılımını s kolayla¸ tırmak için. alt düzey yetkililerin aldıkları cezaların affına karar verildi. Ekim’in s ˘ 1’inin her yerde milli bayram olarak kabul edilmesine ve tüm egitim ˘ kurumlarında ögrencilere o günün. s ˙ Almanya’da Imparator’un veya Bismarck’ın resepsiyonlarında. Bakanlar ile diger yets kililere yüz bin rubleden fazla para tahsis etti. tatil edilmesine karar verildi. daha da büyük meblaglar s ˘ harcamaya hazır bulundugunu duyurdu. insanlar sunu der: “I¸ te bakın. Paris’tekilereyse iki günün. anormal derecede heyecanlı bir ˙s hale getirdiginde. senliklerin düzenlenmesi için özel bir ko mite tarafın¸ dan yüklü bir miktar toplandı ve Fransız Hükümeti. Denizcilerimizin hiç ˘ görünmedigi birçok kasabada da yine. Rus s ¸ ziyaretçileri selamlamak ve Fransa hatıraları diye onlara hediyeler vermek için Toulon’a veya Paris’e özel temsilciler yollama veya onlara tebrikler ve ho¸ geldin telgrafları gönderme kararı aldı. onları kontrol ˘ eden iktidar ve hükümran sınıflar her istediklerinde. halkta vatansever 96 . tüm millet iradesinin ˘ ¸ spontan bir ifadesi bu. yerel yönetimce bu amaçlara tahsis edilen meblagların yanısıra. halkın belli bir kesimini. Rusya onuruna Ekim’in 1’inde çe¸ itli senlikler düzenleme kararı alındı. as˘ s len kasaba ayaktakımının çamurunu.” Son zamanlarda Toulon ve Paris’te gerçekle¸ en.

Fransa. sonra ¸ ˘ 97 . gazetelerle. sadakat yeminine zorlamayı bıraksınlar. ˘ Ama insanlar. portresini her yerde sergilemeyi ˘ bıraksınlar. onu suni olarak husule getirmek için su ˘ ¸ an iktidarlarla hükümran sınıfların sarfettigi yogun çabalar ve bütün bu ˘ ˘ çabalara ragmen elde edilen sonuçların küçüklügüdür. tamamen bu amaca adanmı¸ özel kitaplar ve gazetelerde s onu yüceltmeyi bıraksınlar. ismini ve ailesindeki isimleri. bir yıllıgına. görelim. halkın –Prokofi ve muhtar Ivan ve ˘ tüm Rus köylüleri gibi gerçek çalı¸ an insanların– kendilerini o ya da bu s sekilde toprak sahipleriyle genel olarak zengin insanların ellerine teslim ¸ eden Çar’a (insanların bizi temin ettigi ve yabancıların inandıgı gibi) ˘ ˘ peresti¸ duymasının ne kadarı dogal. Sadece bir anlıs gına. Rusya’yla ilgili olarak s ˘ ˙ ˙ böyle. sürekli suni araçlarla ˘ ve de özel durumlarda i¸ lenmek zorunda kalmazdı. takvimlere ve okul kitaplarına basmaktan vazgeçsinler. ˘ ˘ Vatansever duygular insanlarda gerçekten o kadar içkin olsaydı. s siirlerle ve anıtlarla– sürekli aynı dogrultuda hipnotize ediliyor. vatanseverlik ve mevcut iktidarlara biat ve baglılık husule getirmek ˘ için hükümran sınıflarca hararetle yapılanları yapmaktan vazgeçsinler de. ˘ onun dogum ve isim günlerini –çanların çalması. Ingiltere ve Amerika’da ¸ da. Öte yandansa. Kilise ayinleriyle. vaazlarla. serbestçe kendiliginden ortaya çıkmaya terkedilirdi. tüm Rus halkını taç giyme töreninde her Çar’a. ama aynı sekilde Almanya. vatanseverligin insanlarda ˘ bulunmadıgının en açık kanıtı. hatta bunlara ili¸ kin zamirleri s koca harflerle dua kitaplarına. Çar hakkındaki en hafif saygısız bir söz yüzünden insanları kovu¸ turup hapse atmayı bıraksınlar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tezahürler yaratabiliyorlar. su ˘ ˘ ¸ an yapıldıgı gibi. bunları yapmayı s ˙ sadece bir anlıgına bıraksınlar da. her Kilise ˘ ayininde agır bir ciddiyetle Çar için bildik duaları okumayı bıraksınlar. konu¸ malarla. çocukluktan itibaren tüm imkanlarla –okul kitaplarıyla. kandiller ve çalı¸ ma ˘ s yasagıyla– tatil yapmayı bıraksınlar. görelim. kitaplarla. Italya. varsayılan bu vatanseverligin ne kadarı günümüz halklarının ˘ karakteristigi.

Napolyon’a ve Boulanger’ye benzer co¸ kunlukla tezahürat yaptılar. tüm nüfusun ˘ ancak on binde birlik minik bir bölümünü olu¸ turur. Nikolay’ın karde¸ i. s Fransa’da.40 Nikolay’a. bütün o binler arasında tüm bunların ne s anlama geldigini bilen ancak birkaç düzine vardır ve ya¸ ananların tam ˘ s tersi gerçekle¸ iyor olsaydı. Pyotr. sonra tekrar Napolyon’a. Aleksandr’a. iktidarın arzu ve talep etmedigi bir sey bagıran ˘ ¸ ˘ herkesi –Franko-Rus kutlamaları sırasında hararetle yapıldıgı üzere– ˘ derhal susturup uzakla¸ tıran polis var. Vatanseverlik denen sey. 1825’te Dekabrist komplocular tarafından Imparator ˙ s ilan edilmi¸ ti. öbür gün Paul’e. Burbonlara. dördüncüsü. yine aynı sekilde bagırıp sapkalarını sallayas ¸ ˘ ¸ caklardı. bugün. sonra tekrar Müttefiklere. Fransız denizcilere ve yetkililerin buyur edilmesini istedigi ˘ ˙ ˙ herkese tezahürat yapıyorlar.38 Cumhuriyet’e. III.39 yarın Katerina’ya. –[Aylmer Maude] kurban giden III. Birinci Napolyon’un Rusya’yla sava¸ ına. Konstantin’e. bu bagırıp s ˘ sapka sallayan on binlerce insanın büyük çogunlugu. II. Rusya’daysa aynı co¸ kunlukla. Amerika.Hristiyanlık ve Vatanseverlik birkaç bin insan zorla veya rü¸ vetle biraraya getiriliyor ve seyirlik ne s varsa görmekten daima ho¸ lanan meraklıların da katılımıyla. parıltılar ve her tür sa¸ aaya refakaten önlerinde ne bagırılıyorsa ¸ s ˘ aynısını bagırmaya ba¸ ladıkları zaman. bugün s s Pyotr’a. iktidarın elde etmek is¸ 38 Kral Louis-Philippe. Orleans’a. böyle ˘ kutlamalarda bagıran bu binler veya en fazla on binler. bir yanda. bunun tüm milletçe payla¸ ı˘ s s lan duyguların ifadesi oldugu söyleniyor bize. Prusya s Kralı’na. top. –[Aylmer Maude] s 41 Maximilian Eugène Joseph Napolyon (Leuchtenberg dukalıgını satın alan Eugène de ˘ Beauharnais’nin oglu). üçüncüsü. ˘ s –[Aylmer Maude] 39 Suikaste 98 . Leuchtenberg Dükü’ne. Ama birincisi. Aleksandr’ın kızkarde¸ i Marya Nikolayevna’yla evlendi. Almanya ve Italya’da da aynısı oluyor. –[Aylmer Maude] 40 Aleksandr ve II. Rusya’da bizde ¸ ˘ ˘ yapıldıgı gibi zorla biraraya toplanmamı¸ sa. bans dolar.41 Slav karde¸ lerimize. bu sava¸ ın açıldıgı s s ˘ I. su veya bu yemle ustaca ˘ s ¸ oraya çekilmi¸ tir. Aleksandr’a. ikincisi. Ingiltere.

Deutschland über alles (Almanya. yani s ¸ ˘ vatansever Alman sarkısı Deutschland.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tedigi hedefler geregi okullar. bu duygu onlarda s s ˙ geli¸ tirilmelidir. hepsinden yücesin) ile eksiksiz ifadesini bulan bir duygudur ki. hükümran sınıflarca benimsenen özel yöntemlerle zihnî ve ahlaki seviyesi en dü¸ ük kesimlerde uyandırılıp. onu hissets tiklerine kendilerini inandırmaya çalı¸ ırlar veya en azından hissediyors mu¸ gibi yaparlar. budaladır. ama onun hiç de yüce s degil. ¸ Almanya. Baskı altındaki milliyetlerin vatanseverligi de müstesna degil. hükümran sınıflara göre halkta geli¸ tirilmesi gereken bu s yüce duygu nedir? Bu hissiyat. aksine çok budala ve ahlaksız bir hissiyat oldugunu görmemek ˘ ˘ imkansız. O da emekçi yıgınlar ˘ ˘ ˘ içinde gayritabiidir ve onlara suni olarak üst sınıflar tarafından a¸ ılanır. Frankreich. çünkü her krallık kendini diger hepsinden daha ˘ 99 . s XIII “Ama sıradan insanlar vatansever duygular beslemiyorsa. Iktidarın yaptıgı da tam olarak budur. bu. o duyguyu ˘ tatmamı¸ sıradan ve saf insanlar bu yüzden suçluluk duyup. yüce vatanseverlik duygusunun en net formülünü elde etmek için Deutschland yerine sadece Russland. pe¸ inden tüm ulusun daimi s s iradesinin bir ifadesi diye ortaya sürülen geçici bir etkidir. Italien veya bir ba¸ ka s krallık koymak yeterlidir. din ve satılmı¸ bir basın tarafından halk ˘ ˘ s arasında sürekli üretilip desteklenen bir ruh halidir yalnızca. s Peki ama. Bu yüce duyguya henüz ula¸ mamı¸ larsa.” s ˘ Hükümran sınıfların insanları. kendi krallıgını veya halkını diger bütün ˘ ˘ krallık veya halkların önüne koymaktan ba¸ ka bir sey degildir. vatanseverligin yüce bir hissiyat ol˘ duguna dair öylesine tam bir inançla söylerler ki bunu. en kati tanımıyla. diger yan˘ daysa. Süphesiz iktidarlar ve bir devletin bütünlügü ¸ ˘ için çok kullanı¸ lı ve arzulanan bir duygudur bu. her egi˘ timli insan için dogal olan o yüce duygunun katına henüz ula¸ madıkları ˘ s içindir.

çünkü maddi ve manevi zemini yok. Kadim dünyada. kadim dünyada. erkeklere kölelik ˘ ve kadınlara tecavüz tehdidi dayatan barbar saldırılarına kar¸ ıkoyma s arzusu– dogal bir duyguydu. vatanseverligin bir anlamı ˘ vardı. bir erdem olmamaktan da öte. s ¸ Ama böyle bir duygunun Hıristiyan çagımızda ne anlamı olabilir? ˘ Zamanımızın bir Rusu. esaret.Hristiyanlık ve Vatanseverlik iyi addederse hepsinin yanılacagı açıktır. vatanseverlik nasıl bir ˘ erdem olabilir? Bu hissiyat zamanımızda artık. bir erdemdi belki. ken˘ s ¸ dini ve vatanda¸ larını böyle bir felaketten korumak için. herkesce tanınan ˘ ¸ s ¸ temel ahlak yasasının tam tersi bir dürtüye– itecektir. sunu ¸ 100 . Ama zamanımızda. kesinlikle bir ahlak kusurudur. hangi gerekçeler ve amaçla gidip Fransızları ve Almanları öldürebilir veya bir Fransız nasıl Almanları öldürebilir. her millet az çok homojenken. bu duygu. Vatanseverlik. çevredeki barbarlara kar¸ ı dü¸ ˘ s s manca bir duygu besleyebilmesi ve kendi halkını savunmak için onları öldürebilmesi anla¸ ılabilir bir sey. bir insanın. yani vatanseverlik gerçek anlamıyla zamanımızda varolamaz. hem dinî hem ahlaki idealimize ters bir sey talep ¸ ederken ve insanların e¸ itligi ve karde¸ ligini degil. toplu kıyım. ve ahlaksızdır. sürekli onu yutmaya ugra¸ an bir barbarlar ˘ s okyanusu ortasında bir ada gibi görürken. kaçınılmaz olarak diger devletler ve halklar aleyhinde ˘ kendi devleti ve halkı için avantaj arayı¸ ına –kendimize yapılmasını s istemedigimiz seyi ba¸ kasına yapmamak seklindeki. bir devlet ve bir s ˘ s ˘ ˘ halkın tüm ötekilere üstünlügünü kabul ederken. tek bir milli dini benimsemi¸ ken ve ilahi olarak atanan hükümdarının mutlak iktidas rına tabiyken ve kendini. insandan –o zaman eri¸ ilebilir en s yüksek ideale– Anavatan’ına sadakat talep ederken. kendi halkını s bütün digerlerinin önüne koyabilmesi. bu anla¸ ılabilir bir sey. çünkü onu ˘ hisseden herkesi. Böyle bir durumda vatanseverlik –yani toplumsal düzeni yıkmaya hazır olmakla kalmayıp yagma.

diniyle s s ˙ Roma’ya. ekonomik menfaatleri. bir devletin insanları. kadimler için dogal olan vatanseverlik hissiyatını ˘ duyamazlar. barbar degil. bilimsel veya sanatsal menfaatleri) kendi ülkelerinde degil. vatanseverligi hangi yönde ifade bulabilir? Avusturya’daki Çek. Prusya ve Avusturya’daki Leh. hem¸ erilerinden çok bir ba¸ ka s s devletin insanlarına yakın ve lazımdır –ticaretle ugra¸ anlarda. s ˘ sermayeleri yurt dı¸ ına yatırıldıgında. kendisi gibi insanlardır yalnızca? ˘ Öyle ki. çogu zaman kendisiyle aynı mezhep ˘ ˘ ve meslekten olan. milliyetlerini. ˘ Rusya.Hristiyanlık ve Vatanseverlik –ne kadar kötü egitim almı¸ olursa olsun– gayet iyi biliyorken: diger ˘ s ˘ devletin insanları ve tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının hedef aldıgı s ˘ ˘ halklar. pek sıklıkla. Britanya’daki Hintli ve Rusya’yla Türkiye’deki Tatarla Ermeni benzer bir durumdadır. Anavatanlarını savunurken. ˙ Ama günümüzde. dogu¸ tan Irlanda’ya ve bir vatanda¸ olarak Birle¸ ik Devletler’e ˘ s s s aitken. ailevi menfaatleri. dogdukları toprakları ve devletlerini de savunan ˘ Mısırlıların. Yahudilerin. aynı zamanda s dinlerini. Ama bu birkaç tabi milliyet bir yana. çünkü pek sıklıkla temel hayati menfaatleri (kimi zaman. Fransa ve Prusya gibi en homojen devletlerin insanları bile artık. kimi zaman. bir milleti olu¸ turan halkın bir ırk. Romalıların vatanseverligi o kadim ˘ zamanların örnekleridir. manevi menfaatlerde veya her ikisinde s çogu zaman kendisiyle biraraya gelen. ¸ ¸ ˘ s s ülkemiz dedigimiz ve geri kalanların hepsinden ayrı tutmamız beklenen ˘ sey. karıları ba¸ ka bir milletten oldugunda. hayat sartlarının kendisi su an öyle degi¸ mi¸ durumda ki. Hıristiyandır. ˘ Ayrıca. ba¸ ka ˘ s s milletten i¸ verenlerle baglantılı çalı¸ anlarda ve özellikle bilim adamları s ˘ s ve sanatçılarda vaki oldugu üzere. Birle¸ ik Devletler’de ya¸ ayan bir Irlandalı. barı¸ ve barı¸ çıl bir ürün alı¸ veri¸ i arzulayan ve ortak s s s s i¸ menfaatlerinde. bir devlet ve bir dine mensup ¸ s bulundugu kadim zamanlardaki kadar belirgin bir biçimde tanımla˘ nabilir olmaktan çıkmı¸ tır. tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının yöneltildigi o s s ˘ ˘ 101 . Greklerin. manevi. kimi zas ˘ man. Rusya. ˘ onun dı¸ ındadır. yani ticarette.

s Zamanımızda vatanseverlik. farklı ˘ ˘ s milliyetlere mensup bilim adamları. s ˙ Alman ve Italyan i¸ çilerle ilgili olarak da durum aynıdır. Ve her¸ eyden önce. erkleriyle mevcudiyetlerinin ona dayandıgını hissederek. hepsine aynı temel ilkeleri verir vermez. hile ve siddetle kı¸ kırtıp muhafaza ettigi için.Hristiyanlık ve Vatanseverlik devlettedir. heterojen nüfuslardan olu¸ an ve barbarlara kar¸ ı savunma s s ihtiyacı duyan güçlü devletlerin sekillenmesi ve bütünle¸ mesi için bir ¸ s gereklilikti. Zamanımızda vatanseverlik. bir binanın duvar in¸ asında s ihtiyaç duyulan ve su an bina kullanımını engelledigi halde. sanatçılar ve yazarlar arasındaki bir dala¸ manın bahsiyse yalnızca gülünçtür. Sınır bölgelerinde ve ba¸ kentlerde barı¸ s s içinde birlikte çalı¸ an Rus ve Alman i¸ çilerin nasıl ve neden birbirleriyle s s dala¸ maya ba¸ layacagını insan hayal dahi edemez. vatanseverlik zamanımızda imkansızdır çünkü. sırf atalet sayesinde ve iktidarlarla hükümran sınıflar. yanısıra ya¸ adıkları ahlaki s ilkelerle vatanseverligin mutlak uyu¸ mazlıgını görmezden gelemezler. s ˘ Artık uzun bir zamandan beri Hıristiyan milletlerin dala¸ ma gereks çeleri yoktur ve olamaz da. Hıristiyan bilincin milletleri hazırladıgı o ˘ birle¸ meye de yegane engel oldu. o yine de hayatımıza i¸ lemi¸ tir ve hayatımızı o ölçüde kontrol s s etmektedir ki. ya¸ anıp bitmi¸ bir geçmi¸ ten ardakalan s s s zalim bir gelenektir. en ham ve aptal insanlar bile. onu ˘ halk arasında ısrar. s 102 . ona tırpanlar ve makineler temin eden Alman arasında dü¸ manlık hayal etmek daha da imkansızdır. Milliyet ve s siyasetten bagımsız olarak aynı genel menfaatlere yogunla¸ an. Ama Hıristiyan aydınlanma o devletleri içeriden dönü¸ üme s ugratıp. kimilerinin ¸ ˘ i¸ ine geldigi için kaldırılmayan bir iskeleye benziyor. ˘ s ˘ XIV Vatanseverlik. sürdü¸ s ˘ rülmektedir. Bir Almana hububat s s ˘ temin eden Kazanlı bir köylüyle. Hıs ristiyanlıgın anlamını 1800 yıl boyunca her ne kadar gizlemeye çalı¸ mı¸ ˘ s s olsak da. Fransız. vatanseverlik yalnızca ˘ gereksiz olmakla kalmadı.

onu ba¸ s s latanlar degil ba¸ kaları zarar görür) ve geçenlerde Rusya’yla Almanya ˘ s arasında sürdürülenki gibi bir gümrük sava¸ ı ba¸ latılır. yularına asılarak. Gazetelerin yars s dımıyla Almanlar ve Ruslar arasında husumet yaratılır. büyük ulusların iktidarları arasında dü¸ manlık s s s tekrar ba¸ gösterir ve fevkalade bo¸ bahanelerle bir sava¸ ba¸ latılır ve s s s s Almanlara. vatanseverlik kisvesi altında. oranın s s sakinlerinden bazılarını Fransız ilan etmek gerekli görünür. ¸ s ˙ Iktidarların nasıl halkı etkileyip. Ve böylelikle s iktidarlar. dı¸ arı s s salması gibi. birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde– s s bırakamazlar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ama iktidarlar halkı rahat –yani. sınırlarında s s s sükunetle ya¸ amaktadırlar ve ansızın. halk duruma alı¸ mı¸ ken. ¸ o çocuklara mahsus hileye. bu adamları tekrar Alman ilan etmek gerekli görünür ve tüm Fransızlarla Almanlar arasında husumet yaratılır. onlarda diger milletlere kar¸ ı husu˘ s 103 . ansızın. ˙ Iktidarların halklar arasında barı¸ ı koruma tela¸ ında olduguna temin s s ˘ ediliyoruz. Veya Almanlarla Ruslar. çünkü iktidarların. milletler arasında barı¸ ı idame s s ettirmek maksadıyla varolan o aynı kurumlar dala¸ maya ba¸ larlar. sırf istedikleri olsun da kar¸ ısındakiler dize s gelsin diye kendini cezalandırma hilesine ba¸ vururlar (ki bu vakıada s kendileri için çok uygundur. barı¸ içinde emek ürünü ve hizmet alı¸ veri¸ leri yaparak. tek degilse de. ahs s maklık ardına ahmaklık ederler ve yapacak daha iyi bir sey bulamayıp. krallar ve imparatorlar arasındaki çe¸ itli anla¸ mazlıklar s s ve entrikalar neticesinde sava¸ ba¸ lar ve Fransız hükümetine. bu dü¸ manca ili¸ kileri tahrik s s eder ve sonra da onları bertaraf etme gösterisi yaparlar. Franko-Rus senlikleriyle daha da alevlendirilir ve her an kanlı bir sava¸ a yol açabilir. çünkü bir gümrük sava¸ ından. heyecanlı hayvanı kontrol edemiyormu¸ gibi yapıp. temel varlık sebebi dü¸ ˘ s manca ili¸ kilerini bertaraf etmek ve düzenlemekte yatar. Asırlar geçer. Atının kuyrugu ˘ altına biber serpen ve onu ahırında kamçılayan bir çingenenin. Ama nasıl koruyorlar? ˙ Insanlar Ren kıyılarında birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde ya¸ arlars s s ken.

Halklar iktidarların ta˘ hakkümü altında olunca. tehlike altında s olduguna ikna ederek halka tahakküm ederler. ama yalnızca iktidarlar tarafından tetiklenmi¸ olmasın. diye temellendirir. Hakemlik yöntemiyle barı¸ ı savunanlar söyle akıl yürütüyor: iki hays ¸ van avlarını sava¸ madan bölü¸ emez: çocuklar da böyle davranır. Ama bu sav. Böylelikle. ˘ ¸ iktidarlar. iktidar ˘ telkinleri dogrultusunda bir inanç halklar arasında tesis edilir.) Vatanseverlik en basit. Zamanımızın ulusları da böyle davranmalı. diger milletlerin saldırı tehlikelerine dair. ikna ve soruna ili¸ kin kararı tarafsız ve makul insanlara has vale ederek giderirler. kazanılsa bile s daima zarar verdigi halkın menfaatiyle tamamen alakasız bir sekilde. Her iktidar. s s 104 . Ama rasyonel insanlar anla¸ mazlıklarını s müzakere. Vatanseverligin vazedildigi her s ¸ ˘ ˘ ˘ yerde.Hristiyanlık ve Vatanseverlik met yarattıgına ili¸ kin bu son iki vakıayı aktardım. birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık beslemiyors s s lar ve anla¸ mazlıklarını barı¸ çıl bir yoldan giderebilirler. çünkü bunlar modern ˘ s vakıalar. Iktidarlar. gerçekte vazedilen budur. ama tüm tarih boyunca bir tek sava¸ yoktur ki. Zamanımızın insanları bir aydınlanma ˘ dönemine girmi¸ durumdalar. Vatanseverlik köleliktir. orada bulunmasaydı ˘ ¸ s ˙ i¸ ler daha kötüye gidecekti. Bu savlar oldukça dogru görünüyor. ˘ Divide et impera. en sarih ve en tartı¸ masız anlamıyla. sagduyuyu ve vicdanı terk etmesinden ve iktidara ˘ köle itaatinden ba¸ ka bir sey degildir. s ˘ Bu. iktidarlar onları diger halklara saldırmaya ˘ zorlarlar. varlık sebebini ve kullandıgı tüm siddetin me¸ ruiyetini. iktidarın s muhteris ve çıkarcı emellerine ula¸ masındaki bir araçtan. (Böl ve yönet. diger milletlerden veya içindeki dü¸ manlardan ge˘ s lecek bir saldırı tehlikesi altında olduguna ve bu tehlikeyi yegane sa˘ vu¸ turma yolunun da iktidara köle itaatinden geçtigine temin ederler. yönetilenlerin s de insan haysiyetini. bars s barlar ve barbar milletler de. devrimler ve diktatörlükler sırasında tüm açıklıgıyla görülür ve ˘ iktidar olan her yerde ve daima meydana gelir. s ˙ Iktidarlar halkı.

s ˘ ˘ ˙ dogrudur sadece. bilmedigi insanların tüm hüs ˘ kümlerini sorgusuz sualsiz itaatle yerine getirmeyi üstlenen insanlar rasyonel olamazlar ve iktidarlar. Vatansever˘ ¸ s lik adına Ruslar Fransızlara kar¸ ı ve Fransızlar da Ruslara kar¸ ı sava¸ tılar s s s ve yine vatanseverlik adına Ruslar ve Fransızlar simdi Almanlarla sa¸ 105 . yani böyle bir erke hükmedenlerse daha da az rasyoneldirler. Iktidarlarına tabi insanlar rasyonel olamaz. rasyonel yollarla. ˘ s kongre ve hakemler yöntemiyle tesis edilemez. halkların iktidarlar kar¸ ısındaki daima irrasyonel ve tahripkar s itaati devam ettigi müddetçe. böylesine izansız ve korkunç bir erki kötüye kullanmamaları ve bu yüzden çılgına dönmemeleri mümkün degildir. aynı vatanseverlik üzerine (Konsül ve Imparator ˘ olarak) Napolyon’un iktidarı in¸ a edildi ve Napolyon’un devirilmes sinden sonra da Burbonların iktidarı ve pe¸ inden Cumhuriyet’inki ve s Louis-Philippe’inki ve pe¸ inden tekrar Cumhuriyet’inki ve tekrar Bonas parte’ınki ve pe¸ inden bir kez daha Cumhuriyet’inki. yerle¸ tirildi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik yalnız halka i¸ aret ettigi müddetçe ve halk iktidar sultası altında degilse. Bu ˘ nedenle. bir grup insanın digerine. ˘ ˙ Iktidar. Devrim’den sonra da Kamu Güvenligi Komitesi’nin iktidarı bu vatanse˘ ˙ verlige dayanıyordu. ˘ yani devletini. onları tehdit ettigi varsayılan tehlikelerden korumak ˘ ugrunda insanların iktidara itaate hazır olmasıdır. neredeyse. çünkü her iktidarın dayanagı vatanseverliktir –yani halkını ve ülkesini. s Söylemesi korkunç ama. Viyana ve Paris’te ya¸ ayan. vatanseverlik adına ˘ uygulamadıgı hiçbir siddet eylemi yoktur ve asla olmamı¸ tır. ve aynı vatanses verlik üzerine Bay Boulanger’nin iktidarı. çünkü ˘ zaten tabiyet halihazırda azami irrasyonelligin bir göstergesidir. Vatanseverlik varoldukça insanların iktidara tabiyeti daima sürecek. ˘ Devrim’den önce Fransız kralların halkları üzerindeki iktidarı. milletler arasında barı¸ . yani bir sekilde hükümranlar mevkiine gelmi¸ adamlarca ¸ s emredilecek (insanları öldürmek de dahil) her¸ eyi yerine getirmeye s pe¸ inen söz verenlerin rasyonelliginden bahsetmek ne kadar anlamlıdır? s ˘ Petersburg.

Ve bütün s 106 . Ama gerçek su ki. milletler arasında kar¸ ılıklı dü¸ manlık s s s duyguları uyandırmada fevkalade olanaklar yaratıyor ve vatanseverligin ˘ faydasızlıgıyla tahripkarlıgı ne kadar a¸ ikar olmu¸ sa. geli¸ kin ula¸ ım araçları. bilim ˘ s adamları. o kadar çok insanla payla¸ ırlar onu.Hristiyanlık ve Vatanseverlik va¸ maya hazırlanıyorlar ve vatanseverlik adına Almanlar iki cephede s sava¸ maya hazırlanıyorlar. toprak sahip˘ leri. artan seya¸ ˘ hat ve temas imkanları ve özellikle gitgide iktidar tarafından daha fazla kontrol edilen basının geli¸ imi. yüzeysel egitimin araçları. XV Egitimin yaygınla¸ ması. vatanseverlik adına Komün üyeleri Versailles’daki insanları ve Versailles’daki insanlar Komün üyelerini katlettiler. s Önceden. basının büyümesi ve en ba¸ ta da diger milletlerden kays ˘ naklanan tehlikenin azalması. aynı zamanda büyük ve hatta küçük kapitalistler. bankerler. adli meslek üyeleri. simdiyse s ¸ o iktidar ve sagladıgı avantajlar sadece memurlar ve din adamlarınca ˘ ˘ degil. farklı milletler arasında ˘ s s s artan temaslar. bizzat o genel. dükler ve onların memurlarıyla sava¸ çıları. ta¸ ra memurları. hatta sanatçılar ve özellikle gazetecilerce payla¸ ılıyor. vatanseverlik s s ˘ adına Ruslar Lehlere ve Almanlar Slavlara baskı uyguluyorlar. bugün daha çok insanın. krallar. üst s sınıflara vatanseverlikle saglanan avantajları payla¸ ması ve bir o kadar ˘ s insanın bu acayip batıl inancı yayıp korumaya katılımıdır. ögretmenler. halk arasında va˘ ˘ s s tanseverligi uyandırmak için iktidarlar ve hükümran sınıflarca kullanılan ˘ nüfuz da o kadar artmı¸ durumda bulunuyor. Ama sava¸ lar da degil sadece. s Geçmi¸ le bugün arasındaki tek fark. ufak bir hükümranlar grubunun elindeydi iktidar: imparatorlar. vatanseverlik aldatmacasını sürdürmeyi gitgide daha da zorla¸ tırmalı ve nihayet imkansız hale getirmeliymi¸ s s gibi görünüyor. ˙ Iktidarlar erklerini muhafaza etmekte ne kadar zorlanırlarsa.

Simdiyse. ˘ halkın hayata ili¸ kin hakkaniyetli fikirlerini bulandırmak ve hayat sarts ¸ larıyla diger milletlerin kendisine kar¸ ı tutumu hakkında. Ve kitleler kendilerinden isteneni itaatkarca yerine getirsin diye. her yerde ajan bulundurarak. iktidarlarının kimlerden olu¸ tuguna veya kendilerini s ˘ çevreleyen milletlere dair bir mefhumu bulunmayan. içine ba¸ ka ˘ s s mefhumlar yerle¸ tirmek de gerekli. ˘ s iktidarlar. s s ˘ halk her zamanki kadar aldatılıyor. okuma yazmasız kitleler. okur-yazarlıgın ve seyahat imkanlarının geli¸ imi sayesinde. çok daha zorla¸ masına ragmen. s Ve basının. kendilerini kölele¸ tiren yerel memurlarla soylulara körü körüne s itaat ederlerdi. halkların kar¸ ılıklı ili¸ kileri. halkın iktidar ˘ s emirlerini yerine getirmesine matuf kuru talepler artık yeterli degil. ne de fırsatı bulunuyor ve ˘ böylelikle esenligi adına kendisine dayatılan taleplere sikayet etmeksizin ˘ ¸ teslim oluyor. rü¸ vetlere ve iktidar hipnos 107 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik bu insanlar. s aldatma öyle ba¸ arıyla sürdürülüyor ki. içine yerle¸ tirilen fikirlerin önemini anlas mak ve haklılıgını sınamak için ne zamanı. Yüzyıl önce. ˘ s s çıkarları. öyle tehditlere. Kendilerini sürekli çalı¸ ıp didinmekten kurtararak biraz egitim alabis ˘ len ve dolayısıyla maruz bırakıldıkları aldatmacayı anlayabilecek gibi görünen halk kesimleriyse. bilerek veya bilmeyerek. kilise ögre˘ tisinin. kitleler iktidarlarının kimlerden olu¸ ¸ s tugunu ve çevrelerinde hangi milletlerin bulundugunu büyük oranda ˘ ˘ okuyup ögrenebilirken. avantajlı pozisyonlarının idamesi için vazgeçilmez olan vatanseverlik aldatmacasını yayıyorlar. iktidarın bu memurlarla soyluları rü¸ vet ve ödüllerle kontrol s altında tutması kafiydi. yasal hükümlerin. okullar ve gazetelerin aracılıgıyla. karakteristikleri ve niyetleri konusunda halkın içine en vah¸ i s ve en sapkın bir mefhumu yerle¸ tiriyorlar ve halk çalı¸ ıp didinmeyle s s öyle baskı altında tutuluyor ki. Aldatma araçlarının geli¸ imi ve artık daha fazla sayıda insanın katılımı sayesinde. halktan insanlar sürekli ve kolaylıkla seyahat ˘ edip dünyada neler yapıldıgına dair haberleri ta¸ ırken.

çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat.Hristiyanlık ve Vatanseverlik zuna duçar ediliyorlar ki. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. Agır emek altında ezilen kitleler içins s ˘ den o veya bu sekilde kurtulan herkesin kaçınılmaz olarak yakalandıgı ¸ ˘ kapanlar egitim kapılarında kurulmu¸ gibi. etraflarındaki herkesin sempatisi ve onayıyla süs ˘ rekli desteklenen bir inanç e¸ liginde aldatıyorlar. dostlarını mahveden aldatmacayı yayma i¸ inde yer almaya ba¸ lıyorlar. ama halkı kandırmak ˘ istegiyle degil. açgözlü mak˘ ¸ satlarla veya övüngenlik yüzünden insanların sadece bedenlerini degil ˘ ruhlarını da yok eden bu zalim aldatmacayı yürütenlere ba¸ langıçta öfs keleniyor ve bu zalim aldatıcıları te¸ hir etmek istiyor. Yine aynı sekilde. Güçlerinin ve avantajlı s ˘ pozisyonlarının bu aldatmacaya dayandıgını belli belirsiz hissederek. ˘ ister istemez onun cazibesine kapıldıkları dogru. bu aldatmacanın tüm zalimligini anlayınca. Yanlarındaki bakanlarıyla krallar ve imparatorlar da. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. s ¸ aldatıcılar aldatmak istedikleri için degil. rapor. rahip. yarattıkları aldatmacanın farkında olarak degil. öteye beriye gidip gelmeler ve ciddi edalarla yaptıkları ve hasım sayılan (sava¸ mayı asla dü¸ ünmeyecek) halklar arasında barı¸ ın s s s nasıl korunacagına deginen isti¸ arelerini– i¸ te bu sekilde gerçekle¸ ti˘ ˘ s s ¸ s riyorlar. subay veya memur seklinde avantajlı ve yüksek ˘ ¸ ödenekli mevkiler edinerek. sahsi. Ama hakikat su ki. tefti¸ lerini ve kar¸ ılıklı ziyaretlerini –yani çe¸ itli s s s üniformalar. ve tüm yaptıklarının son derece degerli ve makul olduguna ˘ ˘ tamamen kaniler. neredeyse istisnasız derhal iktidar tarafına geçip ögretmen. ekseriya iyi ve yüce bir sey yaptıklarına dair ˘ ¸ saf bir inanç e¸ liginde. tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem. kendi faaliyetleri olmasa. yaptıkları seyin onlara yarayacagını dü¸ ündükleri için ˘ ˘ ¸ ˘ s böyle davranıyorlar. Ve Makyavelist bir tutumla. ˘ s ˙ Insan. manevralarını. diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. ba¸ ka türlü davranamadıkları ˘ s için böyle yapıyorlar. taç giyme törenlerini. 108 .

bizzat bu icraatlarla da. birbirlerine tamamen baglı olduklarından. birbirlerinin icraat ve faaliyetlerini onaylayıp ˘ haklı gösteriyorlar –imparatorlarla krallarca askeriye. bir sey söyleyip yazdıgını vs. ister istemez ona özel ve neredeyse dogaüstü bir önem de atfediyor. üniformalar ve papaz ˘ cüppeleriyle süslendiklerini. resmî görevliler ve din adamlarının yaptıkları haklı gösteriliyor. insanların taçlar. alayların bando e¸ liginde uygun adım yürüdügünü. topların atıldıgını. Yine aynı sekilde. Franko-Rus senlikleri gibi senliklerin düzen¸ ¸ leyicileri de bundan ku¸ ku duymuyorlar ve vatansever konu¸ malar s s yapıp kadeh kaldırırken içtenlikle müteessir oluyorlar. zafer takları dikildigini. imparatorlarla krallar ve birbirlerinin yaptıkları haklı gösteriliyor– ama bununla da kalmıyor.Hristiyanlık ve Vatanseverlik halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler. icra mahalindeki ¸ herkesin sempatisini kazanıp onayını alıyorlar. çanların s ˘ çaldıgını. Dahası. ˘ mesela. kendi faaliyetleri olmasa. halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler. rapor. görüyor ve tüm bunların en s ˘ ¸ ˘ 109 . tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem. s ˘ s s ˘ endi¸ eli insanların tuhaf esvapları içinde durmaksızın öteye beriye at s ko¸ turdugunu. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. yazdıkları vatansever siirlerle ¸ okul kitapları kar¸ ılıgında cömertçe ödüllendirilen yazarlarla gazeteciler s ˘ de aynı inanca sahipler. Bütün bu insanlar rollerini farkında olmaksızın icra ediyorlar. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. Kalabalık. ¸ ˘ bu insanların tüm yaptıklarında kavranabilir bir anlam görmeyip. diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. belge ˘ s ˘ ˘ ve telgrafların uçu¸ tugunu ve ulakların oradan oraya ko¸ u¸ turdugunu. resmi görevliler ve din adamlarıncaysa. Vatanseverlik vazeden din adamları da. askeriye. çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat. özellikle sehir kalabalıgı. çünkü tüm hayatları bu aldatmaca üzerine kurulu oldugundan ona ihtiyaçları var ve ba¸ ka bir ˘ s sey yapamazlar. bu arada. havai fi¸ eklerin.

zora dayanmıyor. zaman zaman hakim olan haz ile daima s ˘ hakim olan saygının bu dı¸ avurumları tüm o sersemlikleri yapanların s güvenini güçlendiriyor. özel süslemeli yeni bir taht ısmarladı ve gögsünde zırhı. ˙ (Korkunç) Ivan zamanında kurulmu¸ . ve tebaası ˘ bunda gülünç hiçbir sey görmemekle kalmadı. çok önemli bir hadise olduguna mutlak bir inançla o yeni tahta oturdu. Wilhelm kendine. bütün bu gösterileri vecd çıglıkları veya saygılı bir ses˘ sizlikle kar¸ ılıyor. epey uzun bir zamandır. bir de üzerine kırmızı s s bir pelerin geçirerek tebaasının önüne çıktı ve bunun gerekli.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ufak bir geregi yokken yapılmakta oldugunu (ki aslında durum budur) ˘ ˘ belirleyecek pozisyonda bulunmadıgından. kazancını ˘ ˘ vergi biçiminde hükümete vermenin dogruluk ve gerekliligine dair. bir halkın digerini maglup edip silah zoruyla boyundurugu altında tuttugu veya ˘ ˘ ˘ ˘ hükümranların silahsız bir halk arasında silahlı yeniçeri. s ˘ ˘ –[Koray Karasulu] 110 . gizemli ve mühim ˘ bir anlam atfedip. orduda hizmet edip ˘ ˘ onun disiplinine itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. mah˘ ˘ keme kararlarını kabullenmenin dogruluk ve gerekliligine dair ve iktidar ˘ ˘ adamlarının bize ula¸ tırdıgı her¸ eyi. kamuoyu denen seye dayanıyor. manzarayı pek ¸ muhte¸ em de buldu. opriçnik42 ve ˙ muhafız alayları bulundurdugu günlerdeki gibi. epey zamandır ve halen. ilahi hakikat s ˘ s 42 IV. diz altından bagcıklı dar pantolonu ve migferinin ˘ ˘ ˘ tepesinde ku¸ olan beyaz bir üniforma ku¸ anıp. s XVI ˙ Iktidarların halklar üzerindeki erki. hiç kontrol etmeden. dogrudan Çar’a baglı bir tür muhafız alayı. dahası. Ve kalabalıga. baglı oldugun iktidarı tanıyıp ˘ ˘ ˘ ona itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. Geçenlerde II. ¸ Vatanseverligin yüce bir ahlaki hissiyat olduguna dair ve kendi mil˘ ˘ letinle devletini dünyanın en iyileri diye görmenin dogruluk ve gerek˘ liligine dair bir kamuoyu var ve bu da. ona özel. Ikti˘ darların erki.

s s Gerçekten de öyle olabilirdi. Kamuoyunun. disipline edilmi¸ orduları. itaatkar din adamlarını. tüm organlarıyla –memurları. ¸ Kamuoyu kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa veya bugünkü onlarca yıl öncekiyle aynıysa veya kimi ko¸ ullarda sanki önceki bir s duruma dönüyormu¸ gibi (mesela cumhuriyetçi bir hükümeti yıkıp s yerine bir monar¸ iyi getiriyormu¸ . okulları. Ve sanki bu durumdan kaçı¸ yokmu¸ gibi görünür. asla duragan ˘ kalmayıp. birincisi. ¸ ˘ iktidarları üretip erki onlara veren veya onlardan alan seydir. telefonları. degi¸ mez veya ¸ ˘ ˘ s duragan bir sey degil. postayı. daima devindigini. kamuoyunun s iktidarlarca suni olarak üretilen dı¸ tezahürlerine baktıgımızda böyle s ˘ görünür. iktidarlarca keyfi olarak üretilemedigi gibi. ikincisi. sabit. eger kamuoyu sabit ve degi¸ mez bir sey ˘ ˘s ¸ olsaydı ve iktidarlar kendilerine gereken kamuoyunu daima üretebilselerdi. mahkemeleri. telgrafı. ˘ ˘ ˘ 111 . Ama sükür ki öyle degil. erk de kamuoyunu. kamuoyu. bu sadece. mahkemeleri. Bir kez böyle bir kamuoyu varoldu mu. tıpkı günler ya da aylar gibi. Kamuoyu erki üretir. organize bir idari mekanizmayı. gecikme ve salınımlara ragmen. günümüzde milyarlarca parayı. kiliseleri ve hatta basınlarıyla– daima kendilerine gereken türden kamuoyunu destekleyebilir iktidarlar. daima insanlıgın katettigi yolda ısrarla ilerledigini görmek için.Hristiyanlık ve Vatanseverlik diye kabul etmenin dogruluk ve gerekliligine dair bir kamuoyuna yol ˘ ˘ açıyor. sonra yine bir monar¸ iyi yıkıp yerine s s s bir cumhuriyet getiriyormu¸ gibi) salınıyorsa. kendisi için bir gereklilik olan bu kamuoyunu halk arasında idame ettirir. ˙ Iktidarların erki kamuoyuna dayanır ve erki ellerinde tutarak. tıpkı ˘ ˘ güne¸ in yönlendirdigi yolda sa¸ madan ilerleyen gündüz ya da bahar s ˘ ¸ s gibi. s okulları ve hatta gazeteleri kontrol eden kudretli bir iktidar tesis edilir ve bu iktidar. aksine sürekli degi¸ ip insanoglunun devinimiyle ˘ ¸ ˘ ˘s ˘ devinen bir sey ve. polisi.

sava¸ lar. Bize ˘ ˘ kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa. o kadar fazla büyü˙ yecek ve o kadar güçlü bir sekilde ifade bulacaktır. fark edilmeyen degi¸ imlerin s ˘s kendi içimizde gerçekle¸ mesidir. her yerde. bu. kamuoyunun devinimini olu¸ turan. Ve miadı dolmu¸ bir kamuoyunu elden s s bırakmayıp yenisini örtbas eden böyle insanlar. s Bu insanların kontrolündeki imkanlar devasa. Katolisizm. bugün Avrupa halklarının durumu. simdiyse iktidarlar bir zamanların ya¸ ayan kamuoyunu suni ¸ s olarak ayakta tuttukları için varlar. Iktidarlar ve hüküm¸ ran sınıflar tüm güçleriyle. s Kamuoyu dogası geregi sürekli ve zaptedilmez bir devinimdir. iktidarlarının dayanagı olan eski vatansever ˘ kamuoyunu idame ettirmeye ve onu yok edecek yeni kamuoyunun tezahürünü durdurmaya çalı¸ ırlar. yeni ve gerçek kamuoyunun ortaya çıkmasını engelleyen ki¸ iler bulunmasındandır. elli ¸ yıl öncesiyle neredeyse aynı oldugu halde. insanların s s bilincindeki canlı. genç olan büyür. vergiler. Ortodoksluk s ve Luthercilik hâlâ varsa da. s s Söyle ki. halkların bu durumla ili¸ kisi ˘ s elli yıl öncekinden çok farklıdır. ama kamuoyu hep akı¸ kan ve geli¸ en bir sey oldugu için. Elli yıl önceki o aynı hükümranlar. Ama eskiyi koruyup yeniyi durdurmak s sadece belli sınırlar dahilinde mümkündür. aynen bir bendin akan suyu 112 . çabalarının bo¸ a çıkması kaçınıls s ¸ ˘ s mazdır: Ya¸ lı olan çürür. simdi vatanseverligi ¸ ˘ insan hayatının zaruri bir ko¸ ulu diye ileri süren iktidarlarla hükümran s sınıfları olu¸ turanlardır. lüks ve yoksulluk. Kamuoyunun bu devinimini –tıpkı akıntıyla yüzerken nehrin devinimini de fark etmedigimiz gibi– çogu zaman fark etmiyorsak bunun ˘ ˘ nedeni.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kamuoyunu halkın tüm ya¸ amıyla ili¸ kisi içinde ele almamız kafidir. eskiden kamuoyu talep ettigi için vardı ˘ bunlar. ordular. harici unsurlarında. belli bir kamuoyu evresinin avantajlı bir pozisyonunu kapıp tüm güçleriyle onu kalıcı kılmaya çalı¸ an ve henüz tamamen ifade edilmemi¸ se de. s Yeni kamuoyu ne kadar uzun süre engellenirse.

vatanseverligin bize gayet basit ve dogal seyler olarak sunulan ˘ ˘ ¸ en sıradan talepleri üzerine dü¸ ünsek. biz egitimli. tanımadıgımız. ailevi ve ˘ s ki¸ isel hayatımızın rehberini. o kadar ısrarcı olur ve kaçınılmazs lıgı da o kadar a¸ ikardır. ama herkese besledigimiz türden dostça duygular ˘ ˘ besledigimiz insanları öldürmek zorundayız. yani o ahlak ilkelerini ve vatanseverlik s adına kendimizi dü¸ ürdügümüz durumu gözden geçirmektir. aslında s ˘ tek yapmamız gereken. miadı dolmu¸ kamuoyundan yenisine geçi¸ i kaçınılmaz olarak gers s çekle¸ mek zorundadır. Vatanseverlik artık insanlara en korkunç bir gelecekten ba¸ ka hiçbir s sey sunmuyor. son kuru yapragın dü¸ mesi ve baharda s s ˘ s dolgun tomurcuklardan tazelerinin açması kadar kaçınılmazdır. bu talepler ile hepimizin pays la¸ tıgı o gerçek kamuoyunun ne boyutta çeli¸ tigini anlarız. bu durumu III. Hepimiz s ˘ s ˘ kendimizi özgür. Ve dolayısıyla insanların s eski. hem Hıristiyanlar hem de zamanımızın sıradan insanları olarak ne ikrar ettigimizi bir dü¸ ünmektir –sosyal. insanoglunun aklına ve gön¸ s ˘ ˘ lüne giderek daha fazla yerle¸ en bir idealdir.Hristiyanlık ve Vatanseverlik sadece belli bir seviyeye kadar durdurabilecegi gibi. Bu geçi¸ . hepimiz ¸ ˘ gidip. tüm milletlerin dayanı¸ ması ve karde¸ ligine inanıyors s ˘ lar. s s ˘ ˘ giderek daha fazla. ˘ s ˙ Iktidarın yogun çabalarınca hâlâ kamuoyumuz sayılan sey ile bilinci˘ ¸ miz arasında ne ölçüde bir çeli¸ ki bulundugunu görmek için. Ve bu geçi¸ ne kadar geciktirilirse. çagımız insanları artık vatanseverlige inanmıyorlar. bizi temin ettikleri üzere. insancıl Hıristiyanlar. egitimli. ˘ ˙ Iktidarlar insanlarda. Aleksandr’ın barı¸ sever s s 113 . insancıl ve hatta Hıristiyan sayıyoruz. vatanseverligin kahramanlıgı seklindeki –artık ˘ ˘ ¸ onlar için dogal olmayan– eski kamuoyunu ne kadar alevlendirmeye ça˘ lı¸ ırlarsa çalı¸ sınlar. tüm halkların karde¸ ligiyse. s ˘ Sırf. yarın Wilhelm. Dogu sorunu üzerine ate¸ li bir makale yazsa veya filanca prens ˘ s bazı Bulgarları ya da Sırpları yagmalasa veya kraliçe ya da imparatori˘ çenin biri bir seye gücense. Aleksandr’a gücense veya Bay N. Bu henüz gerçekle¸ me˘ s mi¸ se. N. oysa ˘ öyle bir durumdayız ki..

insanları ezip ˘ s tarumar eden tüm o iç dokusu da. Aleksandr yapmamıza izin vermedigindendir. mevcut herhangi bir seyin yalanlanması. gerçek. Kamuoyunun degi¸ imi için de herhangi bir fikrî çaba gös˘ s ˘ s terilmesi.43 Victoria’nın torunuyla evlenecek olmasına. geçmi¸ e ait. bin yıllık Hıristiyanlar. hayatların. Kraliçe Victoria’nın ikinci kızı Prenses Alice’ten olma torunu. –[Aylmer Maude] 114 . ne barikatlar. ˘ Bir ay sonra. Insanlar. tek gereken. Su an üzerlerine çullanan musibetlerden tüm ˘ ˘ s ¸ 43 [Aleks-androviç: Aleksandr-oglu] Kasım 1894’de II. ne yeni icatlar. iktidarların suni ¸ biçimde kı¸ kırttıgı.. birkaçı bile. ne devrimler. hiçbir ek çabaya gerek kalmaksızın. bugün yanlı¸ ve epeydir ölü bir kamus ˘ s s oyuna muvafakatın terk edilmesi ve her bireyin gerçekten dü¸ ündügü ve s ˘ hissettigi seyi söylemesi veya en azından dü¸ ünmedigi seyi söylememe˘ ¸ s ˘ ¸ ˙ sidir. henüz birbirimizin gırtlagını kesmemi¸ sek. ne gösteriler düzenlenmesi. ne patlayıcılar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mizacına borçluyuz veya Nikolay Aleksandroviç’in. Alice ˘ s yerine Amelia’yla evlenecek olsa. ne sendikalar. ˘ s sırf III. tek gereken bir kamuoyu s degi¸ imidir. ne havacılık çalı¸ maları vs. ˘ Ki bu korkunç! XVII ˙ Insanlıgın hayatında en büyük ve önemli degi¸ iklikleri gerçekle¸ tirmek ˘ ˘ s s için hiçbir kahramanlık gösterisi gerekmiyor. ya¸ ayan bir kamuoyu ˘ s kendini gösterirdi. Hesse’li Prenses Alexandra’yla evlendi. bunu bir yapacak olsaydı. Nikolay olarak Rus tahtına çıktı. o zaman kana susamı¸ hayvanlar gibi s birbirimizin barsaklarını de¸ mek için atılacagız. yeni ve sıra dı¸ ı ¸ s bir seyin planlanması falan gerekmiyor. eskimi¸ kamuoyu s derhal ve kendiliginden yıkılır ve yeni. Bu türden kanaatler en ilerici ve liberal basın s organlarının hepsinde sogukkanlılıkla tekrarlanıyor. ˘ Biz. Ama Aleksandr’ın yerinde ba¸ kası olsa s veya Aleksandr’ın mizacı degi¸ ecek veya Nikolay Aleksandroviç. kendiliginden degi¸ irdi. Ve kamuoyu degi¸ imiyle. Zamanımızda varsayıs ˘ lan kamuoyu i¸ te budur. ne yeni yollar ve makineler yapılması. ne milyonlarca insanın silahlanması.

kral ya da fatihe “Vive la France” veya “Hurra!” diye bagırsa. o zaman s ¸ hayatımızın tüm tertibinde böyle bir degi¸ im derhal gerçekle¸ tirilecek˘ s s tir. gidip onun kabul odasında beklese ve sonra herkeste. insanlar kendilerine empoze edilen yalanı hele bir reddetsin. önemsiz gibi duran bu s eylemlerde –irrasyonel oldugunu apaçık gördügümüz seylerin mantık˘ ˘ ¸ sızlıgını gücümüz yettigince gösterip ona katılımdan kaçınmamızda– ˘ ˘ yatıyor ve ilerlemesiyle tüm insanlıgı harekete geçiren asıl sahici ka˘ 115 . tuhaf ˘ ˘ ünvanlarla ona hitap etmek üzere. kendisiyle hiçbir ortak yanı bulunmayan insanların ˘ saglıgına içip. onlara methiyeler dizse. ˘ ˘ anla¸ malarla ittifakların degerini ve faydasını teslim etse veya kendi hals ˘ kımızla devletimiz yüceltilirken diger ırklara kara çalınıp sövüldügünde ˘ ˘ ya da Katolisizm. özellikle de genç ve egitimsiz ki¸ ilerde. ne olur yani? Hatta sohbette. dü¸ ünüp hissetmedikleri seyi söylemeye hele bir son versinler. Fransızlar veya Ins gilizler aleyhine bir makale yazsa. Yeter ki. ne olur yani? Ya da Franko-Rus Ittifakı ¸ ˙ veya gümrük sava¸ ı lehine ya da Almanlar. bu çok takdire ˘ s ˙ sayan diye bir izlenim yaratsa. Oysa büyük ve kar¸ ı konulmaz gücümüz. Ortodoksluk veya Luthercilik ya da Napolyon ve Pyotr gibi sava¸ kahramanları ya da hükümranlar veya bunların Boulanger s ve Skobelev gibi çagda¸ ları göklere çıkarıldıgında sessiz kalsa. s ˘ ¸ Gücün kudrette degil hakikatte yattıgına bir inansalardı insanlar ve o ˘ ˘ hakikati cesaretle dile getirselerdi veya en azından söz ya da eylemde caymasalardı. ne olur? Ya da vatansever senliklere ¸ gitse ve sevmedigi. hem de tüm iktidar ellerinde olsa bile devrimcilerin yüzlerce yılda ba¸ aramayacagı sekilde. üzerine saraylı üniforması giyse. dü¸ ünmedikleri seyi söylemeyi ve kötü ve budala bulduks ¸ ları seyi yapmayı bir bırakacak olsalardı! ¸ ˙ Insan bir imparator. ne olur ˘ s ˘ yani? Bütün bunlar önemsiz gibi durabilir.Hristiyanlık ve Vatanseverlik insanları kurtarmak için ne kadar küçük bir seyin gerekli oldugunu ¸ ˘ söylemeye insan utanıyor: yalan söylemeyi bırakmak gerekli sadece. Ruslar. onun önünde egilse.

˘ ˙ Iktidarlar bunu bilirler ve o kuvetin önünde titreyip. karde¸ ine. insanoglunun tavrı farklıla¸ maya ba¸ lar. kapana kısılamaz. arkada¸ ına ve (aksini günah saydıgı s s s ˘ için) hakikati saklayamayacagı kimselere ifade ederken. s s s 116 . bir özgür insan. Belki de bu çeli¸ kiler varolu¸ umuzun kaçınılmaz bir ko¸ uludur. özgür de olsa. s ˘ s s Mevcut halde her insan. s Kuvetin zorda degil. gazetelere rü¸ vet verir ve okullarla s dini kontrol altında tutarlar. ¸ s üzerimize çöreklenen bu melanet ve hıyanet okyanusuna kar¸ ı ne yapas bilirim ben? Fikrimi ifade etmenin neye faydası var? Hatta neden bir fikir olu¸ turayım ki? Bu müphem ve çetrefil meseleler üzerine dü¸ ünmemek s s daha iyi. ne bir kurum. ne mil˘ ˘ ˘ ¸ yarlarca ruble. ne de s devrimler yaratabilir ve yaratacaktır. bagımsız dü¸ üncenin bu ifadesinden kor˘ s karlar. içtenlikle ne dü¸ ünüp ne hissettigini söyler. fakat ˘ çogu durumda diger herkesin veya ekseriyetin uzun zamandır aynı ˘ ˘ seyi dü¸ ünüp hissettigi. dogru bildigini basitçe ifade etmekle yaratabilecegi seyi. bu yüzden sansürü tesis eder. derhal algılanamayacak ölçülerde ama s s s kar¸ ı konulamaz biçimde. ˘ ele avuca sıgmaz ve bagımsız kuvet insan ruhunda gösterir kendini. Ama dünyayı devindiren ruhani kuvet onları bertaraf eder. ne milyonlarca müfreze. Eylem ve sözleriyle tam ters bir tutum içindeki binlerce insan arasında. çünkü insan bilincinin derinliklerinde yatar. bu en güçlü. Dü¸ üncesini s ˘ s içtenlikle ifade eden insanın tecrit altında kalacagı sanılabilir. s ¸ s Ve bu dü¸ ünce yerle¸ ir yerle¸ mez. kendine söyle der: “Tek ba¸ ıma. bugün ekseriyetin genel dü¸ üncesi olur.Hristiyanlık ve Vatanseverlik muoyunun temelindeki o zaptedilmez kuvet de bu güçten doguyor. sadece ifade etmedigi ortaya çıkar. Insan ˘ yalnızken ve dünya meseleleri üzerine dü¸ ünürken. sonra gayriihtiyarı s dü¸ üncelerini karısına. ona kar¸ ıkoymak s ya da onu zaptetmek için her yola ba¸ vururlar. zihin faaliyeti ve bunun açık ifadesinde yattıgını ˘ ˘ bilirler ve bir ordudan ziyade. ˘ ˘ Özgür bir insanın. o bir kitapta veya gazetede degildir. ne sava¸ lar. Ve dün bir ¸ s ˘ ˘ insanın yeni dü¸ üncesi olan sey. ˘ ˙ daima bagımsızdır. varolan ve kendisine dayatılan izlenimden bagımsız ˘ olarak.

Tıpkı. olaganüstü keskinlikte bir bıçak verilen bir adamın. tam da mücadele etmesi gereken ¸ o temellere dayandıgını farketmekte. bildigi hakikati ortaya koymaz. bir be¸ inci.” Ve her ˘ s ˘ insan. ne de dünyamızda varolan bir ˘ sosyal faaliyete katılımda her insanın mecburen. ˘ s ˘ altıncısı da. bildigi ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ hakikati ortaya koymaz. ailesini geçindirmesine ˘ yarayan kazançlı bir pozisyondan onu yoksun bırakabilecegi için. bıçagın ˘ ˘ ucuyla çivi çakmaya ba¸ laması gibi. memur veya asker olarak görev yapar ve hakikatten –kendi pozisyonunda kaçınılmaz olan– sapmaların. diger insanlarla ortakla¸ a yapılması lazım. bu hakikat. yaptıgı ˘ iyilikler sayesinde fazlasıyla telafi edildigine. ˘ ˘ ˘ Kimi. söhret ve ˘ ¸ güce ula¸ mak istedigi için. kadim ve kutsal bir gelenekten s ˘ kopmak istemedigi için. tüm benligimizle uyu¸ mazlık içindeki hayatımızın anlamsız ˘ s düzeninden yakınırız ve yine de elimizdeki biricik ve güçlü enstrümanı. ne tüm sosyal faaliyet sekillerinin. kral. hakikatin söylenmesi kovu¸ turmaya neden olacagı ve kens ˘ dini adadıgı ya da adamaya niyetlendigi iyi bir sosyal faaliyeti sekteye ˘ ˘ ugratacagı için. s Hepimiz. kendini mesai birligi yaptıgı insanlara baglı hissettigi için. ¸ kötülükle mücadele bahanesiyle yok eder. 117 . tam aksine.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve neden ben tek ba¸ ıma dünyanın tüm melanetiyle mücadele edeyim s ki? Beni sürükleyen akıntıya uymak daha iyi degil mi: bir sey yapılabi˘ ¸ lirse. insanları incitmek istemedigi için. kullanmak söyle dursun. hiç degilse bir ölçüde ˘ hakikatten sapacagını ve kendisine sunulan kudretli mücadele silahının ˘ etkisini yok edici ödünler verecegini farketmektedir. bakan. eline her¸ eyi ˘ s kesebilecek. bir ˘ üçüncüsü. o kudretli fikir enstrümanıyla onun dünyayı harekete geçiren ifadesini elden bırakıp. varolan düzenle hayalî bir çatı¸ maya kurban ederiz. bir dördüncü. kendini ve ba¸ kalarını ˘ s temin eder. hakikat bilincini ve onun ifadesini. yalnız degil. sonradan insanlıgın hizmetinde kullanılmak üzere. bir imparator. s Kimi. kendini sosyal faaliyet enstrümanına verir ki. digeriyse.

o yeni. Eski. yani harici zora yaslanmayı bir bırakıp. ne hakikatin susturulması. ögrettigi her¸ eye ruhunun de˘ ˘ ˘ s rinliklerinde inanmaz.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ruhani önder mevkiindeki bir digeri. Ama bu yeni taleplerin farkında olanlar –biri bir seyin. devrimci veya anar¸ ist olarak. yalnızca hakikat ve onun ifadesi tesis edebilir. çogu zaman bizzat hatalı buldugumuz seyi dogrudan kendimiz ˘ ˘ ¸ ˘ ifadelendiriyoruz. s ˘ s ˙ Insanların vicdanına ters dü¸ en hayat düzeninin degi¸ tirilebilmesi s ˘ s ve yerine vicdanlarına uygun olanın getirilebilmesi için. Özgür insanlar. hatta ne de faaliyetinin ba¸ arısı için gerekli yalanlar. canlı s ˘ kamuoyunu ortaya çıkarırdı –taleplerini kuvetle ve açıkça bildirmek ve insanoglunun vicdanına uygun yeni varolu¸ biçimlerini tesis etmek için. Bir üçüncüsü. ˘ s 118 . hayatın s yeni taleplerini farkeden insanların onları açıkça ifade etmesi gerekir. iktidarların güçleri ve yarattıkları tüm kötülüklerin yaslandıgı o ölü. ¸ yani hakikate ve onun ifadesine güvenseler. kendine ˘ hakikatten sapma izni verir. miadı ˘ s dolmu¸ kamuoyunun yeni ve canlı olana yol vermesi içinse. yeterdi. digeri digerinin ¸ ˘ ˘ ugruna– onları sessizce geçi¸ tirmekle kalmıyor. ama biz bildigimiz hakikati söylemeyi becerememekle kalmı˘ yoruz. gücü bulunmayan ve hiçbir zaman özgür olmayan bir seye. edebiyat aracılıgıyla insanları ˘ egitir ve iktidarla toplum kendine kar¸ ı ayaklanmasın diye tüm hakikati ˘ s söylememek geregine tabi oldugu halde. hem söz hem de fiille bu ˘ s taleplerin tam tersini onaylıyorlar. iyilik yaptıgından hiç süphe ˘ ˘ ˘ ¸ duymaz. Miadı dolmu¸ ve zararlı hayat düzes nini ıslah edecek yeni kamuoyunu. Açıkça ve mertçe halihazırda mazhar oldukları hakikati (tüm milletlerin karde¸ ligini ve s ˘ münhasıran kendininkine adanmanın suçunu) bir ifade etselerdi. daima güçlü ve özgür olana. ama yaptıgı iyilikleri göz önüne alarak. bir dördüncü. aldatıcı ˘ kamuoyu kurumu¸ bir deri gibi kendiliginden soyulup. miadı dolmu¸ s kamuoyunun yeni ve canlı olanla degi¸ tirilmesi gerekir. mevcut düzenle s açıkça mücadele eder ve suna tamamen ikna edilmi¸ tir: güttügü amaçlar ¸ s ˘ öyle hayırlıdır ki. ugra¸ ının faydasını yok eder.

basını. bir halkın digerine. daima dı¸ etkilerle yönlendirilen ve zayıf insans lardan olu¸ an devasa kitle. ˘ s dayatmacı ve suni yollarla idame ettirilen seyin kamuoyu degil. ˙ Insanlar dü¸ ündükleri seyi söyleyecek ve dü¸ ünmedikleri seyi söyles ¸ s ¸ mekten bir kaçınacak olsaydı. çevredeki insanlarca söylenende degil. kiliseyi. sabık ¸ ˘ kamuoyunun ölü bir kalıntısı oldugunu anlasalar yeter. her birinde dı¸ avurulmayı talep edip. askerî zaferlerin. anında yeni kamuoyu tarafına geçerdi. Bir ülkenin digerine. ikti˘ ˘ darlarca körüklenen kin ve dü¸ manlıgı biterdi. yani s ˘ cinayetin yüceltilmesi de sona ererdi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik artık sadece zaptı altında bulundugu eski kabugun dü¸ mesini bekleyen ˘ ˘ s kamuoyunu. vic˘ danlarınca. ve her¸ eyden önce. ki bunların ˘ ˘ vatanseverlikten ba¸ ka hiçbir temeli yok. milyarlarca rubleyi ve disipline edilip makinelere dönü¸ türülmü¸ milyonlarca insanı kontrol edebilirler. s s ama tüm bu besbelli korkunç kaba kuvet organizasyonu. o ˘ zaman aldatıcı ve suni biçimde idame ettirilen kamuoyu anında yitip gidecek ve hakiki bir kamuoyu kendini tesis edecektir. böylesine karma¸ ık. s Sırf bu yapılsaydı. Ve s eskisinin yerine yeni bir kamuoyu hakim olurdu. ˙ Iktidarlar okulları. her¸ eyden önce ˘ s kendilerine inansalar –ruhlarının derinliklerinde bilincinde oldukları. yani Tanrı tarafından söylenende yattıgına inansalar yeter. dünyayı dönü¸ türen o kuvet ˘ ¸ s oldugu ve insanın onu ifadelendirmekle yükümlü bulundugu gerçegine ˘ ˘ ˘ inansalar– yeter. hakikatin gücüne vakıf her insanın ruhunda kabaran ve bir alevin sonsuz sayıda alev 119 . hakikatin. vatanseverlikle beslenen tüm batıl inançlar –bunlardan kaynaklanan tüm habis duygular ve siddet eylemleriyle ¸ birlikte– derhal yıkılırdı. güç sahiplerine s saygı ve emir kulluguyla emegin teslimiyeti son bulurdu. kendilerine kamuoyu diye dagıtılıp. sırf mevcut toplumsal görü¸ e s s aykırılıgı yüzünden ifade edilmeyen seyin. XVIII ˙ Insanlar sadece.

–[Koray Karasulu] ˘ s 45 Yeni Ahit. ˘ Bireysel olarak insanların kalpleri. 34: Esav. hep arzuladıkları barı¸ –diplomatik görü¸ melerle. ölü bir agacın çürüyüp devrilmemesi ve genç s ˘ olanın büyümemesi kadar imkansızdır. simdiki gibi. disipline edilmi¸ katillerin tefti¸ ve manevralarını ˘ s s gerçekle¸ tirmeye. bir degi¸ im sadece mümkün degil. Yuhanna 14:27. . halkın iflahını keserek vergilendirmeyle ve milletin gözbebegini geçim me¸ akkatine ˘ s daldırıp oymakla elde edilen barı¸ degil. insanları keyiflerince evrensel bir kıyıma sürükleyip ¸ sürüklememe tehdidine cüret etmek bir yana. ne kendilerinin ve suç ortaklarının çıkarları ugruna s ˘ gümrük anla¸ maları düzenlemeye veya bozmaya. Önceliklerini. her saat üzerlerine çullanan ig˘ valarla tasalandırılıp onları panige sevkeden hayalî deh¸ etlerle kor˘ s kutulmasaydı. ne barı¸ çıl bir toplulus gun gözleri önünde. bir anlasalardı. . Ve o barı¸ gerçekten de artık s s bizimle ve onu korumak bize baglı. ne de suç ortaklas rına dagıttıkları. bireysel olarak her insanın s ˘ 44 Eski Ahit. 31. sölenlerle. Dolayısıyla.”45 demi¸ ti Mesih. hakikati ifadelendiren sözdeki müthi¸ gücü. toplarla. 30. . Yaratılı¸ 25: 29. Yalnızca o ate¸ in tutu¸ turulması las s s zım. . cinayet hazırlıklarına harcadıkları milyonlarca rubleyi ˘ halktan almaya cüret edebilirlerdi. ˘ s s imparator ve kralların bir kasabadan ötekine ziyaretleriyle. “Size barı¸ bırakıyorum. . hükümranları. kendi barı¸ımı size veriyorum: kalbiniz tasalans s masın ve de korkmasın. kendilerine ves rilmi¸ bu gücü. ondan bir ikincisine ve bir üçüncüsüne aktarılan s hakikat bilinci kar¸ ısında bir hiçtir. ¸ söylevlerle. . bir tabak mercimek çorbası kar¸ ılıgında s s ˘ ilk ogulluk (behorluk) hakkını karde¸ i Yakup’a satar. mercimek çorbasına s satmasalardı44 . istihkamlarla. o zaman tüm o görünürdeki muazzam organizasyon ate¸ önündeki s mum gibi eriyip gidecektir. kaçınılmazdır ve bu˘ s ˘ nun gerçekle¸ memesi. dinamit ve barutla. –[Koray Karasulu] 120 . insanlar muazzam ve engel tanımaz güçlerinin nerede yattıgını bir bilseydi. 33. Ellerindeki gücü bir kullanacak olsalardı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tutu¸ turabilmesi gibi. 32. ˙ Insanlar.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik özgür hakikat taraftarlıgıyla korunan barı¸ – çoktan tesis edilmi¸ olurdu ˘ s s aramızda. ••• 121 .

. kalle¸ ler s Her türden reziller Titreyin. çattı Zulüm açmı¸ kanlı bayragını s ˘ Kanlı bayragını ˘ ˙s I¸ itiyor musunuz su zalim askerlerin ¸ Kırlarda attıkları naraları? Neredeyse koynumuza girip Evladımızı. kadınımızı bogazlayacaklar ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar s s Safları sıkıla¸tırın s Dü¸manın pis kanıyla topra˘ ımızı sulamak için s g ˙ Ileri. . . kelepçeler? Ey Fransızlar! Ne büyük utanç bizim için! Ve ne büyük bir ta¸ kınlıga vesile olmalı! s ˘ Sindirmeye çalı¸ tıkları biziz bu küstahların. s s s Ve eger dü¸ erse genç kahramanlarımız. ileri Ne ister bizden bu güruh? Bu köleler. bu katil krallar? Kimin için bu igrenç prangalar? ˘ Bu zincirler. . s Geçmi¸ in köleligine mahkum etmek istedikleri s ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. s Vurun darbenizi ya da tutun kendinizi. bu hainler. kelepçeler? Bu zincirler. çünkü nihayet Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Sizinle sava¸ mak için silah ku¸ andı herkes. her¸ ey. yüce gönüllü sava¸ çılar. ˘ s Fransa yenilerini yaratacak Herbiri sizinle vuru¸ maya yeminli s Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. s s Titreyin zalimler ve siz. Bagı¸ layın bize kar¸ ı ˘s s ˙ Istemeye istemeye silah ku¸ anmı¸ s s 122 . s s Ey Fransızlar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik LA MARSEILLAISE Haydi vatan evlatları Zafer günü geldi.

Lvov’a ait. . Tanrı Çarı korusun! Çeviren Koray Karasulu 46 I. hainlere Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. Jukovski’ye. ¸ Hükmetsin dü¸ manın korkusuna. Nikolay zamanında yazılmı¸ . s s s Sözler V. –[Koray Karasulu] 123 . s s Ey kutsal vatan sevdası. Güçlü ve ha¸ metli Çarı. destek ol cesur intikam sava¸ çılarımıza. sevgili özgürlük. Ki zafer. . seni haykıran yigit sesleri taçlandırsın ˘ Ve can çeki¸ en dü¸ manların son nefeslerinde. . s Hükmetsin bizim serefimize. . Sancaklarımızın altında Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut. s Özgürlük. müzik A. 1834-1917 yılları arasında milli mar¸ olmu¸ . s s Görsünler senin zaferini ve bizim sanımızı ¸ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. s s Çeviren Alper Altug ˘ TANRI ÇARI KORUSUN46 Tanrı Çarı korusun. s Ortodoks Çarı.F.A. Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Su zavallı kurbanları ¸ Su zavallı kurbanları ¸ Ama acımak yok o kanlı despota Bouillé’nin suç ortaklarına Analarının yüregine acımasızca hançer saplayan ˘ O zalimlere. Yol göster.

daha çok Slav kültürü ve edebiyatı üzerine çalı¸ mı¸ . Polonya’nın en büyük sairi. Polonya’nın (Isa gibi) kurtarıcı bir misyonu bulundugunu savunuyormu¸ . Towianski. Makale¸ s nizden ögrendim ki. Ama dinî ˘ yönelimlerini. Fransız. Dolapdere’de bir Adam Mickiewicz ˘ Müzesi var. Alman ve Avusturyalı filozoflar ve gazeteciler itiraz ettiler 47 Zdziechowski (1861-1938). s s Hıristiyanlıgı ve Avrupa’nın liberal gelenegini savunmu¸ . bunun en ünlü ve uzun örneklerinden biri “Bir Hintliye Mektup”tur. Hıristiyanlıgın yeni bir evresini haber s ˘ ˙ verip. 1918’den itibaren Bol¸ evizm. (Ko˘ s ˙ ray Karasulu’nun dikkat çektigi üzere. kimi zamansa tamamen makaleler seklinde ¸ kaleme almı¸ tır ve Tolstoy yayıncılıgında da bu mektuplar aynı sekilde makale olarak s ˘ ¸ yer alırlar. ˘ ˘ s soyluluk ve içtenlik bakımından gayet dokunaklı bir Hıristiyan hareketin öncülleriymi¸ ler sadece. Ona dikkatimi çektiginiz için size çok müte¸ ekkirim. Istanbul).47 Mektubunuzu aldım ve hemen Severniy Vestnik’teki48 makalenizi okumaya koyuldum. –[Koray Karasulu] 49 Muhatabının. Rus. ama internet s ˘ ve elimdeki bir kaynaga bakarak yaptıgım yüzeysel bir ara¸ tırma farklı seyleri öne ˘ ˘ s ¸ ˙ çıkarıyor: Adam Mickiewicz (1798-1855. mistik ve milliyetçi Andrzej Towianski’nin s (1799-1855) etkisi altında kalmı¸ . ˘ s Makale mükemmel.) –[Acar Burak Bengi] 124 .. Tolstoy’a bu ki¸ iler hakkında ne söyledigini bilmiyorum. ˘ ˘ s s materyalizm ve komünizm kar¸ ıtı polemikler yazmı¸ . Sonraları. Mickiewicz’le Towianski’den haberim vardı. Istanbul. –[Acar Burak Bengi] 48 Kuzey Kuryesi.49 s Makalem “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik”e pek çok itiraz yükseldi..Elestirilere Cevap ¸ Marian Edmundovich. Polonya’nın (o zamanlar daha ¸ ziyade Polonya-Litvanya’nın) bagımsızlıgı için çalı¸ an bir milliyetçiymi¸ ve ömrünü ˘ ˘ s s sürgünde (Avrupa’da) geçirmi¸ . dünya¸ nın da büyük sairlerinden biri olarak kabul ediliyor. benim için yeni ve sevinç kaynagı olan çok sey ˘ ¸ ögrendim ondan. vatanseverlige kar¸ ı ortaya çıkan ve hâlâ direnen. –[Koray Karasulu] Polonyalı edebiyat ve kültür tarihçisi ve denemeci olan Zdziechowski. bu iki sahsın sıradı¸ ı mizaçlarına yoruyordum. Tolstoy bunun gibi bazı meks s tuplarını kimi zaman makale yazar gibi.

Bu ögreti özellikle Hıristiyan uluslarda mantıksızdır. insanın. Bir ˘ s ulusu tüm digerlerine yeglemek seklindeki bu egilim. ˘ ˘ ¸ ˘ katiyen iyi olamaz. vatansever¸ ligi kınamamın. “güçlü ulusların istilacı. sadece dü¸ mana kar¸ ı kendi ˘ s s anadiliyle dinini korumayı hedefleyen. Mektubunuzda diyorsunuz ki. Dahası. diger uluslardan çok kendi ulu˘ suna sevgisi kastedilir. ˘ Vatanseverlik kelimesiyle. digerlerinden çok kendini ˘ sevmek kastedildigi gibi. gayriinsani vatanseverligi yanında. ulusuna yönelik spontan. Bogazla˘ ˘ ˘ nan birindeki bencillik tezahürünün rahat bırakılan birindekinden daha mazur görülebilmesi gibi. tüm itirazlar. ama iyi ve ˘ ˘ ˘ yararlı vatanseverlik bakımından temelsiz olduguna baglanıyor. ama ezende de ezilende de görülse. bencillik misali. Bir ulusu digerlerine yeglemenin nasıl iyi ve ˘ ˘ ˘ dolayısıyla arzulanır bir egilim sayıldıgını tahayyül etmek zor. kötü vatanseverligi hedef aldıgında haklı. Sadece. s “Vatanseverlik”le gerçekte. yakıcı ve tehlikeli ate¸ tir. Isa ˘ ögretilerinin temel prensiplerine aykırı oldugu için mantıksız degildir. ezilenlerinkini iyi vatanseverlik ˘ ¸ olarak belirliyorsunuz. ˘ ˘ ˘ 125 . vatanseverlik tabiatını degi¸ tiremez. vatanseverlik. Ate¸ daima aynı. ama ˘ ˘ bu iyi ve yararlı vatanseverligin nelerden olu¸ tugunu ve kötü vatanse˘ s ˘ verlikten nasıl ayırdedilebildigini henüz hiç kimse açıklama zahmetine ˘ katlanmadı. sizinki de dahil. vatanseverlik denen seyde ¸ temel bir fark yaratmaz.” Bu sekilde. içgüdüsel sevgisi ve onu tüm diger uluslara yeglemesi kastedilmiyor sadece.Ele¸tirilere Cevap s ve simdi de siz ediyorsunuz. aynen “bencillik”le. buna tamamen zıt. size katılmamak imkansız. kibritte titrese de. ˘ ˘ bu sevgi ve yeglemenin iyi ve yararlı bir ögreti oldugu da kastedili˘ ˘ ˘ ˙ yor. kamp s s ate¸ inde parlasa da. insanın. Ama ulusların ezilmesi veya güçlü olması. ezilenlerin vatanseverligi de ezenlerinkin˘ den daha mazur görülebilir diyorsanız. ˘ ˘ mantıksız bir ögretidir de aynı zamanda. kölele¸ tirilmi¸ ulusların kar¸ ıt s s s vatanseverligi var bir de. sadece kötü bir egilim degil.

tüm geze¸ ¸ g gende ve bireylerle uluslar arasında bulunabilen tüm ili¸kilerdedir” seklindeki s ¸ bir inanca sahip. Bu noktada. hakiki Hıristiyanlıgın yayılmasına muhtacız. Bu yüzden. Rus hükümet yetki˘ lilerinin Lehlere yönelttigi o yabani ve ahmakça tutumlar kar¸ ısındaki ˘ s infial ve tiksintimin derecesi bakımından. ˘ ˘ s˘ yararsız ve engelleyici bir hale getirdigi için de mantıksızdır. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bunları ¸ vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. vatanseverligin ¸ ˘ degil. ˘ ˘ “Biz Hıristiyanlıgı kabullenmek istemiyoruz ve dolayısıyla vatanse˘ verligi yüceltmekte özgürüz” diyebilirler. ˘ ˘ Alsace veya Bohemya’da benzer seylerin olmaması için. ama s Katolisizmi diger dinlerden veya Leh dilini diger dillerden çok sevdigim ˘ ˘ ˘ için degil. Polonya. ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. onun sonuçları olan. ˘ “Tanrı’nın Kilisesi su veya bu yerde. insan e¸ itliginin idrakını ve insan hays ˘ 50 Zygmunt ˙ Krasinski (1812-1859). çünkü vatanseverligin kendisinden talep ettigi her¸ eyi. fuzuli. her Lehle boy ölçü¸ ürüm. bir Hıristiyan olmaya gayret ettigim için. s hatta o tutumlara kar¸ ı gelme arzumda da oldukça ileri giderim.Ele¸tirilere Cevap s Hıristiyanlık. vatanseverlikle hedeflenen her¸ eyi kendi yolundan kazans dıgı ve böylece vatanseverligi. kendi ulusu için olandan ˘ çok daha etkili ve tabii bir taleptir bu. Krasinski50 gibi bir adam artık bir vatansever olamaz. Hıristiyanlık ˘ ˘ s adına yapar. Ama ben öyle görmüyorum. insanın Leh ya da vatansever olması s gerekmez. Yabani. militanlarından vatanda¸ ları ugruna s ˘ hayatlarını feda etmelerini talep ederken. ama Hıristiyanlıgı veya en ˘ ˘ azından. Mesela vatanseverlik. Hıristiyanlık. aynı fedakarlıgı ˘ tüm insanların iyiligi için talep etmektedir ki. mesela ben. Polonya’nın bir ba¸ ka ünlü ve milliyetçi sairi. Hıristiyan olmak yeter. –[Acar Burak Bengi] ˘ s 126 . su veya bu törende de˘ il. ki Leh degilim. Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve onlara ¸ s var gücüyle kar¸ ıkoymak için. yine de. Insanlıgın s ¸ ˘ mübarek kaderine Polonya’nın ve Polonya’ya da (kendisininki gibi) eski asil ailelerin önderlik ettigine inanıyormu¸ . gün ı¸ ıgında yanan bir lamba gibi.

onu imha ˘ etmeye. Bohemya’da dil ve dine yapılan ve Rusya’da Yahudilere yapılan o saldırılar. Pobedonosts s sev oldugunu belirtiyorlar. kabullenilse bile. küçümsemeye mecbur ediyor. (ne kadar mükemmel ve rafine olarak su˘ nulursa sunulsun) vatanseverligin bizzat kendi somut davaları için ne ˘ kadar zararlı oldugunu görmüyorlar. mazaretleri s var. Polonya’yı ve Baltık eyaletlerini Russ la¸ tırıcılara. Vatanseverlik onlara bir varolu¸ zemini sunuyor. neden böyle yaptıklarını sorun. ama. Böylece. Alsace’da. yüceltmeye degil. s Size bunu. XIX. Ve de ˘ Rusların Polonyalı. bir ulusun sahsiyetini ortaya ¸ koymasının yolu.Ele¸tirilere Cevap s siyetine saygıyı bir kez ikrar ettik mi. vatanseverlik doktrini sayesinde. böyle yapmazlarsa dilleriyle dinlerinin zarar görecegini söyleyeceklerdir. fethedilen ulusları. ˘ Vatanseverligi hayırlı sayan bir doktrin bulunmasaydı. bu profesörün 1860-1865 yılları arasında Moskova Üniversitesi. dil ve din ugruna gerçekle¸ tirilen bütün o semeresiz eziyetlerin ˘ s deh¸ etlerini bilirler. ˘ Tüm bunlarda beni en çok hayrete dü¸ üren sey su ki. Baltık bölgesinde. ˘ ˙ Ikincisi. halkının en iyi yapabilecegini ˘ 51 Rusça baskının editörleri. baskıdan muzdarip olanları. Yahudilere eziyet edenlere. o zaman bile. Kutsal Konsey ba¸ kanı K. Tarihi ˘ bilirler. Hıristiyanlık ise s ayaklarının altından çekiyor. Yahudi yapılacagını. anadilleriyle dinlerini savunmak için yaptıklarını. sahsi˘ ¸ yetini unutmak ve sonra var gücüyle. Vatanda¸ lık Hukuku Kürsüsü’nde ders veren. Alman. –[Koray Karasulu] Önsöze bak. vatanseverligin teorik temellerini yıkmaya. böyle siddet eylemlerinin ¸ gerçekle¸ tigi her yerde yapılanlar. ezilen kesimin s ¸ ¸ vatanseverligini savunanlar. ˘ s ¸ Bizim yabani Rusla¸ tırıcılara. ortaya koymak için çabalamak degil. –[Acar Burak Bengi] ˘ 127 . egitimli insanlar (ki en zorba dinî eziyetçimiz eski bir profe˘ sördür51 ) vatanseverligi dayanacak bir zemin olarak görüyorlar. ˘ Polonya’da. artık vatanseverlige yer kalmaz.P. tersine. yüzyıl ˘ sonu insanları su an yaptıkları alçaklıklara azmedecek kadar dibe batmı¸ ¸ s durumda olmayacaklardı. ne adına i¸ lenmi¸ ve i¸ lenmektedir? s ˘ s s s Savundugunuz o vatanseverlik dı¸ ında hiçbir sey adına. Bugün.

Ele¸tirilere Cevap s hissettigi ve dolayısıyla en çok yapmak istedigi seyi gerçekle¸ tirmektir; ˘ ˘ ¸ s aynen bir bireyin, ki¸ iligini, ona dikkat kesildiginde degil, onu unutup, s ˘ ˘ ˘ gücü ve kapasitesi elverdigince tabiatına hitap eden seyi yaptıgında, en ˘ ¸ ˘ fazla ortaya koyacagı gibi.52 ˘ Ahlaksızlıgı savunmada kullanılan en bildik safsatalardan biri, varo˘ lan ile olması gerekeni kasten birbirine karı¸ tırmak ve bir seyden söz s ¸ etmeye ba¸ layıp, onu digeriyle ikame etmektir. Vatanseverlikle ilgili s ˘ olarak, her¸ eyden önce kullanılan i¸ te bu safsatadır. Her Leh için en s s yakın ve candan ki¸ inin Leh oldugu; Alman için Alman oldugu; Yahudi s ˘ ˘ için Yahudi oldugu; Rus için Rus oldugu bir vakıadır. Hatta, tarihsel ˘ ˘ sebepler ve kötü egitim sonucu, bir ulus halkının digerine içgüdüsel ˘ ˘ olarak antipati ve garez duydugu da dogrudur. Bunların hepsi dogrudur, ˘ ˘ ˘ ama bunu teslim etmek, her insanın kendini digerlerinden çok sevdigini ˘ ˘ teslim etmesi misali, böyle olması gerektigini asla kanıtlayamaz. Tersine: ˘ tüm insanlıgın ve her bir bireyin bütün esenligi, bu tercihleri ve garezleri ˘ ˘ bastırmada, onlarla mücadele etmede ve insanın diger uluslarla yabancı ˘ bireylere, tıpkı kendi ulusuyla yurtta¸ larına davrandıgı gibi davranmas ˘ sında yatar. Vatanseverlige, her insanda i¸ lenmesi gereken bir duygu ˘ s diye ihtimam göstermek tamamen lüzumsuzdur. Tanrı, veya tabiat, zaten, bizim ihtimamımız olmadan bu duyguyu öyle tertiplemi¸ tir ki, s kendimiz ve ba¸ kalarında i¸ leme derdine dü¸ memize gerek kalmaksızın, s s s o her insanda bulunur. Alakadar olmamız gereken mesele, vatanseverlik degil, içimizde bulunan ı¸ ıgı hayata kavu¸ turmak, hayatın karakterini ˘ s ˘ s degi¸ tirmek ve onu gözümüzün önünde duran ideale yakla¸ tırmak˘ s s ˙ tır. Zamanımızda her insanın gözü önünde duran ve Isa’nın gerçek ˙ ı¸ ıgıyla aydınlanmı¸ bu ideal; Polonya’nın, Bohemya’nın, Irlanda’nın, s ˘ s ˙ Ermenistan’ın uyanı¸ ıyla ya da Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın, s
52 Bu,

bir topluluk halinde geçimleri için çalı¸ an, farklı yerlerde farklı i¸ ler yapan bir halk s s için de böyledir. Yeter ki, her biri, toplum için en gerekli olanı, gücü ve kapasitesi ölçüsünde, elinden geldigince yapsın, o zaman hepsi kaçınılmaz biçimde farklı i¸ lerde, ˘ s farklı aletlerle ve farklı yerlerde çalı¸ acaklardır. –[Tolstoy] s

128

Ele¸tirilere Cevap s Avusturya’nın bütünlük ve büyüklügünü korumayla alakalı degildir; ˘ ˘ ˙ tersine, Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın ve digerlerinin bütün˘ lük ve büyüklügünü yıkmakla, cebren sürdürülen ve devletler denen ˘ o kar¸ ı-Hırisitiyan ala¸ ımları imha etmekle, bütün gerçek ilerlemenin s s önünde duran ve baskı ve i¸ gal altındaki ulusların ızdıraplarına, çagda¸ s ˘ s insanlıgın muzdarip oldugu tüm o melanetlere yol açan o ala¸ ımları ˘ ˘ s imha etmekle alakalıdır. Bu imha ancak gerçek aydınlanma sayesinde mümkündür: Rus, Leh, Alman olmadan önce insan oldugumuzu, bir ˘ ögretmenin takipçileri oldugumuzu, bir Baba’nın çocukları oldugumuzu, ˘ ˘ ˘ karde¸ oldugumuzu ikrarla. Ve bunu, makalenizde gayet mükemmel s ˘ gösterdiginiz üzere, Leh ulusunun en iyi temsilcileri anlamı¸ tır ve an˘ s lamaktadır. Günbegün, tüm dünya çapında giderek daha çok insan tarafından anla¸ ılmaktadır bu. Dolayısıyla, devlet siddetinin günleri s ¸ artık sayılıdır ve sadece boyunduruk altındaki ulusların degil, ezilmi¸ ˘ s çalı¸ an insanların kurtulu¸ u da yakındır; yeter ki, eylem ve sözle iktidars s ların siddet uygulamalarına katılarak, kurtulu¸ anını bizzat kendimiz ¸ s geciktirmeyelim. Herhangi bir türden vatanseverligin iyi kabul edil˘ mesi ve halkın vatanseverlige kı¸ kırtılması, kar¸ ımızda duran o ideallere ˘ s s ula¸ manın ba¸ lıca engellerindendir. s s Bir kez daha, mektubunuz ve mükemmel makale için ve bunlarla bana, vatanseverlik hakkındaki görü¸ lerimi yeniden irdeleme, tartma ve s ifade etme fırsatı verdiginiz için çok te¸ ekkür ediyorum. ˘ s En içten saygılarımla. . . •••

129

Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸
Sayın Bayım, Bana yazarak, “Hıristiyan duru¸ ve gerçek barı¸ adına”, Kuzey Ames s ˙ rika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasındaki meseleye ili¸ kin görüs s sümü belirtmemi istiyor ve “ulusların, yakında, uluslararası barı¸ ı temi¸ s nat altına alacak yegane yola uyandırılabilmesi” umudunu dile getiriyorsunuz. Ben de aynı umudu besliyorum. Aynı umudu besliyorum çünkü, zamanımızda vatanseverligi yüceltip, genç ku¸ agı bu batıl inanç dogrul˘ s ˘ ˘ tusunda egiten ve bu arada vatanseverligin o kaçınılmaz sonucunu, yani ˘ ˘ sava¸ ı es geçen ulusların bu çapra¸ ıklıgı kanımca o raddeye ula¸ mı¸ tır s s ˘ s s ki, artık her önyargısız ki¸ inin aklına gelen türden en basit bir degers ˘ lendirme, içine dü¸ ürüldükleri çıldırtıcı çeli¸ kiyi insanlara göstermeye s s yeter. Gayet cazip ama birarada bulunamayacak, iki seyden hangisini seçe¸ ˙ cegini sordugunuzda, çogu zaman “Ikisi de” diye cevap verir çocuklar. ˘ ˘ ˘ Hangisini istiyorsun: dola¸ maya çıkmak mı, evde oynamak mı? Dola¸ s s maya çıkmak ve evde oynamak. Hıristiyan uluslar da, hayat su soruyu önlerine getirdiginde aynı ¸ ˘ cevabı veriyorlar: “Hangisini seçiyorsun: vatanseverlik mi, barı¸ mı?” s Vatanseverlikle barı¸ ı bagda¸ tırmak, aynı anda hem dola¸ maya çıkmak s ˘ s s hem de evde kalmak kadar imkansız olsa da, söyle cevaplarlar: “Hem ¸ vatanseverlik, hem barı¸ ”. s ˙ Geçenlerde Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasında s

130

her iki ulusun iktidarlarına sava¸ tan kaçınmaları yolunda ˘ s çagrı yapmaya ba¸ ladılar. güç. insanlar s ˘ s milyonlarca paund ve dolar kaybettiler. Senato’ya bir mesaj yazdı ve her iki taraftan da vatansever. hem s s ˙ Ingiltere’de hem de Amerika’da çe¸ itli yazar. sava¸ kan ˘ s s s 131 . daima sava¸ arayı¸ ında olacaklar. Ama. din ˘ s adamı ve din büyügü dua edip kilisesinde mesele üzerine vaaz verdigin˘ ˘ den veya her iki taraf da henüz hazır bulunmadıgını dü¸ ündügünden. ˙ Ingiltere’yle Türkiye arasında ve mümkün her e¸ le¸ mede. her gün gers s çekle¸ tigi üzere.Vatanseverlik mi. servet ˘ ˘ ve sanı en büyük erdemler ve bunları kom¸ ularının kaybı pahasına si¸ s lahla elde etmeyi de en takdire layık i¸ sayan iki silahlı adam yanyana s ya¸ ıyorsa ve bu adamları alıkoyan ahlaki. borsada panik ya¸ andı. Ingiltere’yle Rusya arasında. Ingiltere’yle Amerika arasındaki ihtilafa yol açan sebeplerin hâlâ aynen baki kaldıgını görmemek için. Edison. çocukluktan itibaren kendilerine ögretildigi üzere. mevcut ihtilaf sava¸ sız çözülmü¸ olsa s s ˙ bile. birbiriyle sava¸ mak yerine. s ˙ Ama. prens ve devlet adamları. Salisbury bir seye razı s ¸ olmadı. s ihtilaf konusunun –özellikle de. Barı¸ mı? s Venezuela sınırı üzerine bir anla¸ mazlık çıktı. Ya bu yüzden. s ˘ o zaman açık degil midir ki. bir saatte. s Çünkü. Ingiltere’yle Almanya arasında. Cleveland. Ve insanlar s ˘ yatı¸ tı. dinî veya siyasi bir bag yoksa. ba¸ ka ihtilaflar çıkacaktır ve içlerinden herhangi biri s ˘ s kesinlikle sava¸ a yol açacaktır. bakı¸ ın pek az perspicacité ˘ s (nüfuz) edebiliyor olması lazım. kaçınılmaz biçimde. Attila’nın tüm sava¸ larında öldürülenden daha fazla insanı öldürecek silahlar s tasarlamakta oldugunu söyledi ve her iki ulus da hararetli sava¸ ha˘ s zırlıkları yapmaya ba¸ ladı. ˘ s ˘ o veya bu sebepten. bu kez sava¸ olmayacagı ortaya çıktı. bu sava¸ hazırlıklarının yanısıra. omuz omuza s verip digerlerine tahakküm etmeleri gereken ve aynı dili konu¸ an iki ˘ s Anglo-Saxon ulus arasında– sava¸ mayı gerektirecek kadar ciddi olmas dıgı ısrarıyla. ya da her tür piskopos. sava¸ kan çıglıklar yükseldi. yarın veya öbür gün Ingiltere’yle Amerika ˙ ˙ arasında.

ve her¸ eyden önce. kah orada. tüm ulusların önünde Amerika’nın büyüklügü ve ikbalini ˘ ˙ arzularsa ve aynısını Ingiliz de kendi ulusu için arzularsa ve Rus. rakiplerine kar¸ ı silah hazırlıgını veya kullanımını iyi say˘ s ˘ mazlar. bireyin s s s her siddet eylemini cezalandıran kamuoyu. Fransız atasözündeki gibi. Ermenistan. Venezuelalı. Hollandalı. onların bencilligi devlet güçleri ve kamuoyunca kontrol altında ˘ tutulur. hapse atılır. uluslararası s ˘ kongreler kurma çabaları. Türk. Devletlerdeyse tam tersi: hepsi silahlıdır. Gazeteleri açın. Boer. Venezuela s veya Transvaal. pour mieux sauter53 ayrılacaklar. ama özel hayatın bencilleri silahlanmı¸ ˘ s degillerdir. küçük bir sava¸ duraksas s s madan sürüp gitmektedir ve bir ara büyük gerçek bir sava¸ ba¸ layabilir s s ve ba¸ lamaya mecburdur. yani daha iyi gerilip birbirlerinin üzerine daha vah¸ ice s atılmak için geri çekileceklerdir? Bireyin bencilligi korkunçtur. vatanseverlik erdemi diye yüceltir. hırsız ve soyguncu diye anılır. her biri benzer s bir arzuya sahipse.Vatanseverlik mi. Barı¸ mı? s ili¸ kileri olaganla¸ tıracaklar ve bir kez birbirlerinin bogazlarına sarıldıks ˘ s ˘ tan sonra. –[Alper Altug] ˘ 132 . Habe¸ istan. Soygun i¸ i bir an bile durmaz. bazan Pamirler. bu arzuların gizlenip bastırılması gerektigine degil ˘ ˘ 53 Daha iyi sıçramak için. daima ve her an bir karanlık nokta. derhal polis tarafından yakalanıp. s bazan da Afrika toprakları. bir daha ancak. kuyruguna tuz serperek bir ku¸ u yakalamaya ˘ s kalkı¸ maktan daha komik bir giri¸ imdir. s Amerikalı. Leh. Çek. böyle biri kamuoyunca kınanıp. kendi ülkesinin gücünü ¸ arttırmak maksadıyla diger halkın mülkiyetine yönelen her gaspıysa ˘ övüp. (zaten hiçbir nüfuz ve nasihate aldırı¸ etmemek üzere silahlans mı¸ ) güçlü devletlerin asla kabul etmeyecegi besbelli olan. Habe¸ . Ermeni. kom¸ usunu bir inekten veya bir hektar tarladan s mahrum eden bir ki¸ i. istediginiz gün. ˘ muhtemel bir sava¸ sebebi görürsünüz: bazan Kore’dir. s Dahası. Elinde silahla. s ön cephedeki kar¸ ılıklı silah atı¸ maları benzeri. Türkiye. kah burada. üzerlerinde hiçbir nüfuz yoktur.

diger uluslara tahakküm etsinler diye English speaking ˘ ˘ ˙ s s s nations’ı (Ingilizce konu¸ an ulusları) barı¸ içinde birlikte ya¸ amaya ikna etmek degil. bizim güttügümüz çe¸ idi. Ama vatanseverlik alıkoymaya bile yönelik olmazsa. ama bir çekinceyle. gurur duyulacak ve hem kendinde. bunu s ˘ kim bilmez ki? Onlara vatanseverligin melanet oldugunu söyleyin. öyle ki. ikili ve üçlü kar¸ ı ittifaklar yapmak degil. münhasıran kendi halkının hayrını s arzulama. i¸ galsiz kurulan tek bir ulus s yoktur ve i¸ gal de sadece kendisini gerçekle¸ tiren yollarla. tabii bir duygu olan bencillik hususunda s 133 . sava¸ ı yok etmek ¸ s için. tersine. hem de ba¸ kalarında s te¸ vik edilecek bir sey olduguna hepsi kaniyse ve birinin ülkesinin s ¸ ˘ büyüklügü ve ikbali. çogu ˘ ˘ ˘ kabul edecektir. o zaman sava¸ nasıl olmaz? s Sava¸ tan kaçınmak için. vaazlar vermek ve barı¸ ugruna Tanrı’ya s s ˘ yakarmak degil. Lehlerin. yanlı¸ vatanseverlik bir melas nettir. Irlandalıların vs. yani vatanseverlik denen seydir. Öyleyse. Sava¸ ın kökü de. ¸ Vatanseverlik iyi olamaz. i¸ galci olmas s yanı bile. kimse açıklamaz. yani. Barı¸ mı? s de. i¸ galci olmayabilir. sava¸ ın kökünü ˘ s kazımak gereklidir. belli ki. vatanseverligi yok etmeli. s ˙ Çeklerin. Iyi ˘ ˘ üzere. o zaman da.Vatanseverlik mi. zapt ve i¸ gal edilen ulusların. Ve bu vatanseverlik en kötülerinden biridir. yani siddet s s ¸ ve cinayetle becerilebilir. “Evet. çünkü en hınçlısı ve ˘ siddeti en fazla tahrik edenidir. çogunun dedigi bu iyi vatanseverlik. ister istemez alıkoymaya yöneliktir. ancak digerine veya bazan birçok ülke ve ulusa ˘ ˘ zarar verme pahasına elde edilebiliyorsa. güleceklerdir. insanlar önceden zaptettiklerini alıkoymak isterler. Neden insanlar bencilligin iyi olabilecegini ˘ ˘ söylemez. farklı uluslardan ˘ s ˘ prenslerle prensesleri birbirleriyle evlendirmek degil. Ermenilerin. ˙ Insanlara sava¸ ın melanet oldugunu söyleyin.” Ama nedir s s ˘ s ˙ vatanseverlik. ama yine de her vatanseverlik. yeniden yapılanmaya yönelik vatanseverligidir. Vatanseverligi yok etmek içinse. ama bir ba¸ ka çe¸ idi var. her¸ ey˘ ˘ s den önce onun melun olduguna dair kanaati üretmek gerekir ve bunu ˘ yapmak da zordur. insan yaradılı¸ ına ait.

simdiki gibi. Ingiliz. Yunanistan’da ve s Roma’da serpildigi zaman vatanseverligin hayırlı oldugunu. muhakkak bazı Ermeniler de gadre katılıyor˘ ˘ lardır. kendi insanlarını. simdi ekin çıktıktan ¸ sonra sürmenin de aynı sekilde iyi oldugunu söylemeye e¸ tir. Alman. kabir˘ ˘ ˘ ler vb. gayritabii bir duygu olan ve suni biçimde insana a¸ ılanan vatanseverlige kıyasla. ¸ ˘ s Bir zamanlar insanlıga sagladıgı kazanımlar anısına. durumları gerçekten o kadar umutsuz mu? Insanlar abartmıyor mu? Tamamen dogru oldugunu varsaysak bile. . “Vatanseverlik insanoglunu devletlere kayna¸ tırmı¸ tır ve ˘ s s devletlerin birligini idame ettirmektedir”. s ¸ ˘ ekmeden önce tarlayı sürmek iyi ve faydalı diye. Türkiye’deki Ermenilerin gadredildiklerini ve tek s umutlarının devrim oldugunu söyleyen Rus-Ermeni ögrencilere Tolstoy söyle kar¸ ılık ˘ ˘ ¸ s ˙ verir: “Hadi ama. Rus ya da Fransız Iktidarı olup ¸ s ˙ 134 . tüm devletler ve uluslar için ˘ ˘ ˘ ˙ korkunç felaketler yaratırken? Insanlıgı devletlere kayna¸ tıran o aynı ˘ s vatanseverlik simdi o aynı devletleri yok ediyor i¸ te. Rus vatanseverlikleri s varken. devletleri ˘ ˘ ˘ birle¸ tirdigini söylemekle. aynı vatanseverligin simdi 1800 yıllık Hıriss ˘ ˘ ¸ tiyan ya¸ antısından sonra da aynı sekilde hayırlı oldugunu söylemek. . vatanseverlik artık birle¸ tirmiyor. vatanseverlik ise hesaba gelmez dertler açmaktan geri durmaz. parçalıyor. ama. Neden vah¸ ilere dönü¸ en Ermenilerle Türkler birbirlerini bogazlıyors s ˘ lar? Her ikisi de Türkiye’den kendi payına dü¸ ecek miras için kaygılanan s ˙ Ingiltere’yle Rusya neden bu Ermeni kıyımlarına54 son vermeyip. Eger Türk-Ermenileri yarın özgür bırakılsaydı. mesele milliyet meselesi s ˘ s degil!. daha nüfuzlu ve zengin olanları. vatanseverligi ya¸ atmak ˘ ¸ ˘ s da iyi olabilirdi. mesela sadece Ingilizlerinki olsaydı. Türklerin ˘ ya da Kürtlerin sıkı¸ tırdıgından daha az sıkı¸ tırmıyordur. Sadece bir tek ¸ s ˙ vatanseverlik. tapınaklar. . öylece 54 Aylmer Maude. Demek istedigim. .Vatanseverlik mi. 1890’larda Tolstoy’la Rus-Ermeni ögrenciler arasında geçen bir ko˘ nu¸ mayı aktarır biyografisinde. Ama tapınaklar insana zarar vermeden ayakta kalırlar. fakir ve zayıfları tamamen ˘ ˘ ˙ aynı sekilde bir ba¸ ka Iktidar gadrederdi. artık münhasıran kendi s s s s devletine baglılıgın ne geregi var –bu. Barı¸ mı? s daha kolay serdedilebilirdi bu. ve Ermeni. gibi kadim anıtları korudugumuz sekilde. o zaman onu birle¸ s tirici veya hayırlı sayma imkanı bulunurdu. s ˘ Denecek ki. Ama insanlar artık devletler ˘ içinde birle¸ mi¸ tir ve bu i¸ tamamlanmı¸ tır. Amerikan. Fransız. hepsi ¸ ˙ birbirine kar¸ ı.

Oxford. iyi insanlar ve –en önemlisi de– küçük dagları yara˘ tan. Ermenilerin. Fransız ˘ ˙ sava¸ ları? Ya zaptedilen ulusların. s. Halihazırda birkaç kez vatanseverlik üzerine yazma fırsatım oldu –sa˙ dece dogru anla¸ ılan bir Isa ögretisine tamamen aykırılıgı üzerine degil.” (Aylmer Maude. s ˙ Dünyada en korkunç melanet ikiyüzlülüktür. zeki. bu kutsal duyguya yönelik bo¸ ve budala saldırıları cevap˘ s lamaya degmeyecegini dü¸ ünürler ve insanların çogu da. tüm savlarımı tartı¸ ılmaz biçimde çürütüyormu¸ gibi. neden Transvaal’de bir digeri? Ya Çin-Japon. Çogunlukla fikirlerim hülasa edildi ve ˘ s ˘ pe¸ ine. konumları sayesinde kitleleri ızdıraplarından kurtarabilecekken bunu yapmayanlar. Kan denizleri akıtılmı¸ tır bu duygu ugruna ve daha da ˘ s ˘ akıtılacak. 333-4) –[Acar Burak Bengi] 135 .Vatanseverlik mi. Türk. The Life of Tolstoy. ya sessizlikle ya da fikirlerimin ˘ mistisizm. Isa’nın sadece bir kez olmaması. s s Ciddi. Irlandalıların s hıncı! Ya bir uluslararası sava¸ ın hazırlıkları? Bütün bunlar vatanseverlis gin meyvalarıdır. Barı¸ mı? s ˙ bekliyorlar? Habe¸ ler ve Italyanlar neden katlediliyorlar? Venezuela’da s neden kıyıma ramak kalmı¸ korkunç bir sava¸ vardı ve o zamandan s s beri. Alman. örnek te¸ kil ederek kitleleri gayriihtiyari sürükleyen insanlar. muazzam bir günah i¸ lemektedirler. sanki bu kelime. olgun. kar¸ ı savlar yerine. 1987. gerçekten farketmez. ˙s I¸ te bu yüzden. kozmopolitizm. “bunun kozmopolitizmden a¸ agı kalır yanı s s s ˘ yok” ibaresi eklendi. vatanseverligin me¸ ruiyeti ve hayrının fevkalade açık ve kesin ˘ s oldugunu. böyle s insanlar. çocukluktan ˘ ˘ s ˘ itibaren aldatılanlar ve vatanseverlik zerkedilenler. anar¸ izm ve kozmopolitizmin ütopik lakırdıları olduguna s ˘ dair magrur imalarla kar¸ ılandı. ˘ s ˘ ˘ ˘ Hıristiyan bir toplumdaki en hafif ahlaki taleplere de tamamen aykırılıgı üzerine– ve her seferinde savlarım. cilt 2. hükmü geçersiz bu kalıntısından ˘ s kendilerini azat edemezlerse. bu magrur sessiz˘ ligi en inandırıcı sav olarak kabullenip gafletin karanlıgında yürümeye ˘ ˘ devam ederler. iki cilt birarada. Lehlerin. eger insanlar uzak geçmi¸ in.

Farisi ikiyüzlü˘ ˘ ˘ lügü nedir ki? Bizim ikiyüzlülere kıyasla. ya da. s ¸ Bir ucunda Hıristiyan kutsiyeti ve doayısıyla yanılmazlıgı. 13-16). her yerde. onların ikiyüzlülük mahareti çocuk oyunudur. Vatanseverligin. silahlı bir soygun çetesi arasında ya¸ anan tüm has yatlarımız. 4546. kutsiyetle aldatıp empoze etmek mümkün oldugunda. –[Acar Burak Bengi] 136 . korkunç. Vatanseverlik ögretisi bakımından ˘ bu gerçekle¸ mek üzeredir. ama ˙ gerçekte dinin (hakikatin) özüne aykırı davranan. kesintisiz bir ikiyüzlülükten ba¸ ka bir sey olamaz. ˘ ˘ s böylece. Ba¸ ka türlüsü de olamaz. övüngen ve Isa’ya hasım ˙ bir Yahudi toplulugu olarak resmedilir. iktidar ve maddi/manevi menfaat elde eden. s ˘ ˘ s Ama kendi çagımızın ikiyüzlülügüyle kısaylandıgında. Tapınak’ta alım satım yapan tacirlerle sarrafların masa ve sandalyelerini devirip onları. diger ucun˘ ˘ daysa pagan kılıç ve daragacı olan bir ögreti ikrar etmek çok elveri¸ li. Böyle bir ögreti çok elveri¸ li. aynısını ˘ ¸ ba¸ kalarına da dayatıp vazeden. ikiyüzlü. Yuhanna 2. ve bu Farisilerin55 ikiyüzlülügüne kar¸ ıdır. ama bu resme uyan insanların ve tutumun s daima.Vatanseverlik mi. Farisiler en dogru insanlardır ˘ ˘ ve bizimkinin yanında. su soru insanlıgın kar¸ ısında net olarak ¸ ˘ s duruyor: Hesaba gelmez insan ızdıraplarına. Yeni Ahit’te Farisiler. Barı¸ mı? s öfkelenmesi bo¸ una degildir. Iki bin yıl önce ya¸ amı¸ gerçek Farisilerin bu ˘ s s resme uyup uymadıklarını tartı¸ anlar var. ˘ 55 Yeni ˙ Ahit’e gönderme: Isa. s ˙ Insanlar istese de istemese de. aldatma ba¸ arısız oldugundaysa. kutsiyet ˘ devreye sokuluyor. Luka 19. geleneklere ve (çogu seklî) bazı kurallara sıkı sıkıya uyarak. kurtulmak için insanın var gücüyle mücadele etmesi ¸ ˘ gereken bir melanet oldugunu kabul etmek gereklidir. dahası. ruhani/ahlaki s üstünlük taslayan ve böylece otorite. ya insanlıga verdigi ˘ ˘ ˘ tüm o korkunç ızdırapların kefaretini ödeyecek kadar hayırlı oldugunu ˘ göstermek. sadece insanlara i¸ lenip telkin edilmemesi gereken bir s sey degil. ya birine ˘ ya da öbürüne katılmak zorundayız. ama yalanlar agının yıkılacagı ˘ s ˘ ˘ gün geliyor ve iki ucu birarada tutmak mümkün degil artık. kılıç ve daragacı i¸ e s ˘ ˘ s koyuluyor. 12-17. her alanda varoldugu biliniyor ve bunlara “Farisi” ve “Farisilik” ˘ deniyor. Hıristiyanlıga –tevazu ve sevgi ögretisinin s ˘ ˘ ikrarına– refakaten. Tanrı’nın evini pazar meydanına veya hırsız sıgınagına ˘ ˘ çevirmekle suçlayarak kovar (Matta 21. hem fiziksel hem ahlaki ızdıraplara yol açan bu vatanseverlik nasıl gerekli olabilir ve bir erdem sayılabilir? Ve bu soru cevaplanmak zorundadır. dini (hakikati) kendi tekelinde gören.

kendini övmek su an nasıl ahmaklık. Vatanseverligi övdügümüz ve genç ku¸ agı ˘ ˘ s ˘ onunla egittigimiz sürece. barı¸ sunan Hıristiyanlık bo¸ hülyadır ve bu ögreti ne s s ˘ kadar erken sökülüp atılırsa. ülkesinin büyümesini arzulamaktan aynı derecede utansın. o zaman da. alayla. Barı¸ mı? s Fransızların dedigi gibi. Ve genç ku¸ agı bu sekilde yeti¸ tirmemiz gerekiyor. Baltık Eyaletleri. geçebilmek için zayıf olanı yolun dı¸ ına iterek. her çareye ba¸ vurarak s s s ˘ s onu söküp atmak gerekir: vaazla. gerçekten ˘ ikrar ettigimiz sey olmak istiyorsak. zayıflamasını arzulayıp. nasıl istersen. vaazlarda ve aptal milli mar¸ larda yapılan sey– aynı ölçüde ¸ s ¸ budalalık olarak görülsün. Ama eger Hıristiyanlık ˘ gerçekten barı¸ sunuyorsa ve biz gerçekten barı¸ istiyorsak. ülkemizin s s gücünden haz duymayı bırakmak yanında. resimlerde. Finlandiya. iknayla. var gücümüzle buna yardım etmemiz de gerekiyor. makalelerde. devletimizin büyümesine yönelik ˘ ¸ mevcut arzumuzdan vazgeçmemiz gerekmiyor sadece. Hıristiyanlık hakikatse ve barı¸ içinde ya¸ amak istiyorsak. Irlanda. ulusların fiziksel ve ruhsal hayatlarını yok ˘ ˘ 56 Keyfin bilir. Genç ku¸ agı s ˘ ¸ s s ˘ öyle egitmeliyiz ki. Öyleyse. onun ufalmasını. o kadar iyi olur. kendi ulusunu övmek –yani bugün yalanla dolu milli tarihlerde. o zaman s s vatanseverlik barbar geçmi¸ in bir kalıntısıdır ve simdi yaptıgımız sekilde. bir Ingiliz de. çünkü devlet ne kadar ˘ büyükse vatanseverligi o kadar kötü ve zalimdir ve üzerinde gücünün ˘ temellendigi ızdırap yekünü de o kadar büyüktür. ders kitaplarında. maskaralık ¸ sayılıyorsa. ˘ Hindistan ve diger müstemlekeleri bakımından aynı sey söz konusu ˘ ¸ oldugunda sevinmeli ve buna yardım etmelidir. c’est à prendre ou à laisser.56 Eger vatanseverlik ˘ ˘ iyiyse. o zaman. s ¸ ˘ ¸ onu kı¸ kırtıp geli¸ tirmenin yanlı¸ lıgı bir yana. o gücün zayıflamasına sevinmeli ve yardım da etmeliyiz. genç bir adam.Vatanseverlik mi. ba¸ kasının s s muhtaç oldugu seyi cebren alarak kaba bencilligini göstermekten su ˘ ¸ ˘ ¸ an nasıl utanıyorsa. her¸ eyi yiyip digerlerine hiçbir sey ˘ s ˘ ¸ bırakmayarak. küçümsemeyle. ˙ ˙ Ermenistan Rusya’dan ayrıldıgında sevinmeliyiz. siirlerde. –[Alper Altug] ˘ 137 . anıtlarda. o zaman. Polonya. o zaman da.

anla¸ ılmalıdır. Avrupa uluslarının birle¸ mesi gerektigine i¸ aret ediyor.” (Luka 6:40. bizim Isa s s ögretisini unuttugumuz gibi. bu çabucak ögreniliyor) ve cesur. deniz kıyısında. ressam ve hepsinden önce de bir vatansever olan Imparator Wilhelm. bir hatip. giderek daha fazla vatanseverlik ve sava¸ a kı¸ kırttılar ve simdi o s s ¸ ˙ derece co¸ turmu¸ durumdalar ki. s ˘ s Zamanımızın en komik ki¸ iliklerinden biri. ama mükemmele¸ en her biri ˘ ˘ ˘ s ögretmeni gibi olacaktır. müzisyen. oturan s s s Buda ve Konfiçyüs figürlerine gözlerini dikmi¸ dururlarken resmetti. mahir. uzaktaki. eger Avrupa kar¸ ılarına ¸ ˘ ˘ s silahlanma ve Edison icatlarından daha kuvetli bir sey çıkaramazsa. sair. su ¸ s ˘ s ˘ ¸ an birliklerine harcadıgını halkının egitimi ve tarımın geli¸ imi için kul˘ ˘ s lan. vatansever bakı¸ s s açısından tamamen haklı. s ¸ ˙ dramaturg. çekilmi¸ kılıçlarıyla ve Ba¸ melek Mikail’in i¸ areti uyarınca. kaba. feci sava¸ lar olacagı.” ˘ 138 . simdi ˘ s ˘ ¸ hazırlandıgımız türden –Uzak Dogu’nun yeni ve korkulası sava¸ çılarını ˘ ˘ s vatanseverligimizle yozla¸ tırarak içine çekmekte oldugumuz türden– ˘ s ˘ devasa. boyun egmeyi reddeden güneyli bir kabileyi ele geçirmek ˘ için birliklerine kaç adamlık ve ne sekilde ilave yapması gerektigi hu¸ ˘ susunda. gerçekten de. kısa sürede kaçınılmaz biçimde. o zaman güneyli kabile kralını sürecek ve sava¸ madan sana boyun s egecektir. Avrupa ülkelerinin simdi Afrika’ya yaptıgını Avrupa’ya yaparlar. öldürme sanatında çabucak ustala¸ ırlar (Japonya’nın s gösterdigi üzere. Wilhelm’in niyetince. pagan.Vatanseverlik mi. geçenlerde Avrupa’nın tüm uluslarını. kuvetli ve kala˘ ˘ balık olduklarından. Buda ve Konfiçyüs ögretilerini tamamen ˘ ˘ ˘ bir unuturlarsa. küçük bir krala su kar¸ ılıgı vermi¸ ti: “Tüm ordunu lagvet. gösterilen yönden yakla¸ an tehlikeyi kar¸ ıs s lamak üzere. Japonya ve Çin. ˙ Vatanseverlikleri ugruna Isa’yı unutan Avrupa ulusları bu barı¸ çıl in˘ s sanları. s Tablo. bap) ˘ Konfiçyüs. Ve s ˘ s kendi bakı¸ açısından. 1800 yıllık köhne. Barı¸ mı? s etmek üzere silahlanmamızın devam edecegi ve sava¸ lar olacagı. ¸ “Ögrenci ögretmeninden üstün degildir.

Yalnız altında yazılana hiç de tercüman olmuyor. ikiyüzlülügümüzle. Isa’nın ögretisini ˘ ˘ s ˙ ˘ unutmu¸ . uluslara cebren hükmetmek s s istiyoruz ve böylelikle de mevcut kom¸ ularımızdan daha da güçlü.Vatanseverlik mi. Avrupa’nın ve tüm Hıristiyan dünyanın kurtulu¸ u.” Ve biz ¸ ˙ sahiden. onu inkar etmi¸ olan bizlerse. Wilhelm’in ress mettigi biçimde. ˘ vatanseverligi reddetmemizle. onları telef ve yok edecek seyi i¸ aret ederken ¸ s gösteriyor. s s ˘ s ••• 139 . Ba¸ melek Mis kail’i. silahlarını ku¸ anıp biraraya toplanmı¸ e¸ kiyalar olarak resmedilen s s s tüm Avrupa iktidarlarına. sahte Hıristiyan uluslarımıza rehberlik eden su hayvani vatan˘ ¸ severlikten kıyaslanamayacak kadar yüksekte duruyor. tersine. yani cidden. Isa’nın bize ögrettigi s ˘ ˘ ˘ karde¸ çe ya¸ amın bir örnegini göstermemizle gerçekle¸ ir. Isa’yı öylesine unuttuk ve Hıristiyan olan ˘ her¸ eyi öylesine a¸ ındırıp hayatımızdan attık ki. o barbar zamanların kalıntısını. e¸ kiyalar gibi kılıçlar ku¸ anıp deniza¸ ırı karde¸ lerimizi ˘ s s s s öldürmeye atılmamızla degil. s Wilhelm’in çizdigi tabloyu görmü¸ bir arkada¸ ım söyle dedi: “Tablo ˘ s s ¸ harika. silahsızlanarak inkar etmemizle ve Dogu ˘ ˘ ˙ uluslarına. Barı¸ mı? s Korkmamız ögütlenen Konfiçyüs böyle ögretmi¸ ti. Buda ve Konfiçyüs’ün s s ögretileri. Buda’nın munisligiyle Konfiçyüs’ün sagduyu˘ ˘ sunu. yabani vatanseverlik ve vah¸ etin degil. yeni s dü¸ manlar yaratıyoruz kendimize sadece.” Sunu da ekleyebilirdi: “Ve Lao-Tsu’nun tevazusunu.

ya açık˘ ˘ lama yerine birtakım si¸ irilmi¸ . insanın kendi halkı veya dev˘ letine matuf ve diger milletlerin esenligine halel getirmeyecek. Ama ilginçtir. ¸ Genellikle gerçek. cafcaflı ifadeler dile getirilir. hepimizin bildigi ve sonuçlarından s ˘ müthi¸ muzdarip oldugu. vatanseverlikle hiçbir ortak yanı bulunmayan s ˘ bir sey ikame edilir. ya kasten yanlı¸ yorumlama. ya da s yalnız kötü vatanseverligin (Jingoizm veya Sövenizm’in) melun. ˘ s insanları tarumar eden evrensel silahlanma ve tahripkar sava¸ ların tek s bu duygudan kaynaklandıgı inkar edilemez ve apaçık bir haldeyken. s Bu gerçek. ˘ vatanseverligin gericiligini. iyi vatanseverligin. simdiki gibi i¸ lenmemesi gerektigi. ama ˘ ¸ gerçek iyi vatanseverligin –kınanması irrasyonel ve hatta fena– çok yüce ˘ ahlaki bir duygu oldugu yollu. tuhaf. ya da vatan¸s s severlik adı altında bir ba¸ ka kavram. irrasyonel ve zararlı bir duygu ˘ oldugu. degi¸ mez bir cevapla kar¸ ılanmı¸ ˘ ˘ s s s ve kar¸ ılanmaktadır. gerçek ˘ ˘ menfaatlerden olu¸ tugu söylenir. köhneligini ve zararını gösteren tüm savla˘ ˘ ˘ rım. iyi vatanseverligin içerigi bize ya asla söylenmez. daima ve halen. insanlıgı muzdarip eden illetlerin büyük bir kısmının sebebi ˘ ˘ oldugu ve dolayısıyla bu duygunun. s ˘ ˙ Geçenlerde bir Ingilizle mevcut sava¸ hakkında konu¸ urken. sava¸ ın s s s 140 . ya sessizlik.Vatanseverlik ve ˙ktidar I Vatanseverligin günümüzde gayritabii. ˘ ¸ s ˘ tersine tüm rasyonel insani yollardan bastırılması ve kazınıp atılması gerektigi dü¸ üncesini halihazırda birkaç kez ifade ettim.

bilimsel veya hatta maddi ve pratik olsun. “Herkesin öyle davranmasını istiyorum” dedi. yani tüm insanlara uzandıgını. Fransız ya da Anglo-Saxon. Polonya ve Irlanda s ˘ 57 Güney Afrika Sava¸ ı. sadece vatansever olmas makla kalmaz. ama. Ingiliz bana katılmadı. Güney ˘ ˘ Afrika Birligi kuruldu. Diyorlar ki. s Alman. bu gerilim sava¸ a dönü¸ mü¸ tü. Britanya Uluslar Toplulugu’nun bir üyesi olarak. herhangi bir milliyetin korunup ˙ savunulması ve böylece kar¸ ılıgında sadece Macar. ahlaki. Tolss s ˘ s toy’un öldügü yıl. 1880-81. dahası onun tersidir. kendi içine i¸ leyen türden. ¸ çoktandır bir ideal olarak kabul edilen seyin –halkların karde¸ çe birle¸ ¸ s s mesinin– önündeki temel engeli olu¸ turmaktadır? Ve dolayısıyla. ˘ ˘ ¸ ama böyle menfaatleri herkes için isteyen ki¸ i. –[internet. –[Aylmer Maude] Britanya ve Hollandalı Boer’lar s ˙ arasındaki Ikinci Boer Sava¸ ı (Birincisi. Ingiliz vatanda¸ larını iyi davranmaya sevkedecekti. Boer’ların hüküm sürdügü Birlik. genellikle söylendigi gibi. vatanseverligi olu¸ ˘ s turmaz. dilleri– insan hayatı için bir zamanlar gerekli sartlardıysa da. 1910’da. vatanseverlik savunucularınca maksatlı biçimde vatanseverlik kavramıyla ikame edilir ama. söyledigine göre. 1899-1902. halkların hususiyetleri insanlıgın ilerlemesinin temel ˘ bir sartıdır ve bu hususiyetlerin korunmasını gözeten vatanseverlik de ¸ öyleyse iyi ve yararlı bir duygudur. öyleyse ˘ ˘ ˙ bile. açgözlü amaçlar olmayıp. Transvaal Sava¸ ı olarak da anılıyor). 1902’de Boer’lar s s s ˙ sava¸ ı kaybetmi¸ ve Boer cumhuriyetleri Britanya Imparatorlugu’na katılmı¸ tı.57 ˘ ˙ Ingiliz toplumunun tüm ruh halince sergilendigi üzere. zamanımızda aynı hususiyetler. vatanseverlik ˘ ˙ oldugunu söyledim ona. su an Ingilizleri esinleyen vatanseverligin kötü bir vatanserverlik ¸ ˘ oldugunu gösteriyordu bu yalnızca. iyi ˘ s ˙ vatanseverlik. s ˙ “Yani sadece Ingilizlerin mi iyi davranmasını istiyorsunuz?” diye sordum. ırk ˘ s ayrımına dayalı rejimse 1994’de son buldu. itikatları. s s Britanya’yla Boer’lar arasında sürekli bir gerilim vardı ve Britanyalılar Boer bölgelerinde çıkan altına hücumu edince. Halkların hususiyetleri de. Acar Burak Bengi] 141 . Rus. Ama gayet a¸ ikar degil mi: halks ˘ ların bu hususiyetleri –gelenekleri. bu cevapla. net bir sekilde açık ediyordu.˙ Vatanseverlik ve Iktidar asıl sebebinin. Britanya sömürgeciligindeki ˘ ˘ ˘ ırk ayrımcılıgını çok daha ileri noktalara ta¸ ıdı ve 1960’da Topluluk’tan çekildi. hakiki menfaatlerin karakteristigini.

vatanseverligin zararlı ve irrasyo˘ nel olu¸ unun her türlü if¸ asına. Provanslı. halkların hususiyetleri de degildir (bunlar duygu degil. Acar Burak Bengi] s 142 . hepimizin bil˘ digi vatanseverlik.˙ Vatanseverlik ve Iktidar milliyetlerinin degil. herhangi bir rasyonel temelden yoksun s s en koyu bagnazlık ve hararetle de direniyorlar ve onun yararlarıyla ˘ yüceligini övmeye devam ediyorlar. hayalî degil gerçek vatanseverlik. insanlar arasında yakınla¸ maya ve s birle¸ meye degil. s ˘ s II Vatanseverligin zararlı ve irrasyonel olu¸ unun insanlara a¸ ikar görün˘ s s mesi beklenirdi. ¸ ˘ Dolayısıyla açıkça görülecektir ki. –[internet. bugün çogu insanı güt˘ ˘ mekte kullanılan ve insanlıgı gaddarca tarumar eden. Ama sa¸ ırtıcı vaziyet su ki. Demek ki. En eski ¸ s ˘ çaglardan günümüze kadar tüm insanlık tarihi. çünkü her halk ve her devlet kendini halkların ve devletlerin en iyisi sayarsa. Mordvin. gittikçe artan yabancıla¸ maya ve bölünmeye hizmet s ˘ s etmektedir. ˘ Bu ne anlama geliyor? Bu sa¸ ırtıcı durumun bana sundugu tek bir açıklama var. vatanseverlik. insanın kendi halkı için manevi menfaatler istemesi ˘ degildir (insanın sadece kendi halkı için manevi menfaatler dilemesi ˘ imkansızdır).58 Çuva¸ ve birçok diger ˘ s ˘ milliyetin de korunup savunulması. hepsinin kesif ve zararlı bir gaflet içinde ya¸ ayacagı a¸ ikardır. kültürlü ve okumu¸ adamlar ¸ s ¸ s bunu bizzat görmemekle kalmıyorlar. diger tüm halklar ve devletlerden önce kendi ˘ halkı veya devletini yegleme seklindeki gayet kati bir duygu ve bunun ˘ ¸ sonucu olarak o halk veya devlet için elde edilebilecek en büyük refahla gücü –ancak diger halklar veya devletlerin refahıyla güçleri pahasına ˘ ele geçirilebilecek seyleri– elde etme istegidir. vatanseverlik bir duygu olarak kötü ve zararlı. bir doktrin olarak da ahmaklıktır. bugün Mordvinlerin üçte biri bu bölgede ya¸ ıyor. hu˘ ˘ susiyettir). Bask. hem bireyler hem de ˘ 58 Rusya’daki özerk Mordovya (veya Mordva) Cumhuriyeti.

et yemeyi bırakma vb. evrensel talan ve kadınlara tecavüz vb. ko˘ ¸ münal bir mülkiyet sistemi düzenlemesi. geçmi¸ in eskiyen. millet veya devlet gibi– daima bu ˙ tasavvurlar merdivenini çıkmı¸ ve çıkmaktadır.˙ Vatanseverlik ve Iktidar homojen grupların bilincinde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek tasavvurlara s bir devinim olarak ele alınabilir. birbirini izleyen basamak dizileri seklinde s ˘ ˘ ˘ ¸ temsil edilebilir. tarihin belli bir döneminde insan bilincinin ula¸ tıgı en yüksegine dogru. Her insan –her ayrı homojen grup. evrensel bir din ve insanların genel bir karde¸ ligi gibi tasavvurlar. s ˘ 143 . devlet sistemi. hangi evreye ula¸ mı¸ olurlarsa olsunlar. ötekiler çok geride. Bu türden olanlara ideal deniyor: siddete son verilmesi. mesela bizim Hıristiyan dünyamız için yamyamlık. ortadaki veya geridekiler– seyrettikleri üç tasavvur evresiyle üç farklı ili¸ ki halindedirler. s Hem bireyler hem de ayrı insan grupları için. Hem bireyler hem de homojen gruplarca katedilen yol. Ve daima. en a¸ agıda s ˘ hayvani hayat seviyesinden. tasavvurlar– ve halihazırda tanınmı¸ s s ama. henüz uygulamada eski hayat tarzlarıyla çatı¸ maya girmemi¸ olan s s digerleri. Ama hepsi. çogunlugu olu¸ turan üçüncülerse ortada bir ˘ ˘ s yerde seyrederler. kendis lerine yabancıla¸ mı¸ ve geri dönemeyecekleri tasavvurları hep varolmu¸ s s s tur. fiilî örnek ve etraflarındaki herkesin genel faaliyetiyle insanların ˘ zihinlerine kazınan ve belli bir dönem sultası altında ya¸ adıkları zamane s tasavvurları var. mesela günümüzdeki mülkiyet. hem ˘ bireyler hem de homojen insan grupları –öndeki. Insanlıgın bir bölümü s ˘ önde. gibi tasavvurlar. tasavvurlar sadece anı olarak kalmı¸ tır. kadınlara s e¸ itlik hakkı. s s kaçınılmaz ve kar¸ ı konulmaz biçimde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek s s tasavvurlara dogru seyretmektedirler. belli bir dönemde. Ve bir de gelecegin ˘ tasavvurları var: kimileri halihazırda yürürlüge yakla¸ ıp insanları hayat ˘ s tarzlarını degi¸ tirmeye ve önceki tarzlara kar¸ ı mücadeleye zorlayan ˘ s s tasavvurlar –mesela günümüzde emekçileri özgürle¸ tirme. bir de s egitim. ticaret. evcil hayvanların kullanımı vb.

kazançlı pozisyonları s s köhne dinî tasavvura baglı bulunan rahiplerin. bu köhne tas ˘ savvur. III ˙ Insanın kendi halkına özel sevgisi seklinde bir duygu ve dü¸ manların ¸ s zorbalıgıyla katliamına kar¸ ı halkını savunma ugruna huzurunu. halihazırda Hıristiyan dünyanın bilincine girmi¸ olan tüm tasavvurs lar akıntısı arasındaki tuhaf tezatın açıklaması burada yatıyor. insanları etkilemeye ve eylemlerini yönlendirmeye devam eder. köhne vatansever tasavvur ile aksi yönde ilerleyen. politik alanda da gerçekle¸ ir. ardında geçmi¸ in köhne anıları ve önünde ges lecegin idealleri bulunmak üzere. evvelce kullanı¸ lı ve hatta gerekli olmu¸ bir s s tasavvur gereksizle¸ ip. uzun veya kısa bir mücadeleden sonra yerini s yeni bir tasavvura –o zamana kadar bir ideal olan ve bu sayede mevcut bir tasavvur haline gelen yenisine– bırakır. Aynı sey. Genelde. Köhne tasavvurların böylesi alıkoyumu din alanında daima gerçekle¸ s mi¸ ve halen gerçekle¸ mektedir. her insan ve her homojen insan grubu.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ve dolayısıyla. güçlerini. toplumlarında en güçlü etkiye ˘s s sahip ki¸ ilere kazanç saglayan türdendir. varını ˘ s ˘ 144 . Ve bu durumda. daima bugünün ölüm dö¸ egindeki ˘ s ˘ tasavvurlarıyla yarının hayata uyanan tasavvurları arasında bir mücadele halindedir. köhne bir tasavvur. Ve insanları etkileme bakımından en güçlü silahlara sahip olduklarından. halihazırda insanların bilincinde daha yüksegiyle ˘ degi¸ tirilmi¸ . ˘ s Bundan kazanç saglayacak insanlar o tasavvuru. anlam ve yararından ˘ artık mahrum olsa da. Ama öyle olur ki. ya¸ amın degi¸ en tüm biçimleriyle keskin bir zıtlık içinde oldugu s ˘s ˘ halde. Bunun nedeni de. benzer nedenlerle ve her tür devlet sisteminin dayanagı ¸ ˘ yapılan vatansever tasavvur dogrultusunda. kasten insanları ˘ bu köhne tasavvura tabi tutmak için kullanmalarıdır. idamesi. Bana öyle geliyor ki. hangi seviyede bulunursa bulunsun. bunu daima becerebilirler. suni yöntemlerle idame ettirirler.

ama halihazırda 2000 yıl kadar önce insanlık. endüstriyel. artık lüzumu kalma˘ mı¸ ve köhne. yabancı mülkleri gasp etmelerine ve gasp ettiklerini zor kullanarak savunmalarına sempati duymakla kalmıyor. makul bir zemini bulunmaksızın ve kendi dogruluk anlayı¸ ˘ s larının da. kom¸ u bir halktan kaynaklanan i¸ gal. s s s ticaret. Büyük devletlerin boyundurugu altına dü¸ mü¸ . sanatsal ve entelektüel ili¸ kiler içinde birlikte ya¸ ıs s yorlar ve bunu bozmaya ne niyetleri ne de ihtiyaçları var. avantajlarının da tersine. günümüzde en degi¸ ik biçim˘ s lerde gerçekle¸ ir oldu. tüm faaliyetleri ona yogunla¸ ıyor ve ˘ s daha güçlü milletlerin vatanseverliginden bizzat muzdarip bulundukları ˘ 145 . insanlar bugün birbirlerine öylesine baglılar ki. Geli¸ kin ileti¸ im araçları sayesinde ve endüstri. Ama bunun tam tersi oluyor: bu zararlı ve köhne duygu varlıgını sürdürmekle kalmıyor. ezilen küçük ˘ s s ˙ milletler –Lehler. ˘s s s s lüzumsuz ve bu bilince aykırı olan köhne vatanseverlik duygusunun.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yogunu. ˘ Halklar. Dolayısıyla. Irlandalılar. sanatlar ve bilimde birlik uyarınca. bilgeliginin en yüksek temsilcilerinin sahsında. dönemin ˘ s ˘ en yüksek tasavvuruydu. halklar) barı¸ çıl. anlamsız ve zararlı vatanseverlik duygusunu onlardan s kapıyorlar ve öyle bir kapıyorlar ki. kıyım veya ˘ s s zorbalık tehlikeleri artık tamamen ortadan kalkmı¸ tır ve tüm halklar s (devletler degil. ˘ s s ticari. Çekler. gaspları ve savunmaları bizzat talep ediyorlar ve bunlardan memnuniyet ve gurur duyuyorlar. Finler veya Ermeniler– kendilerini fethedenlerin ezen vatanseverligine tepki duyup. insanın karde¸ ligi sek˘ ¸ s ˘ ¸ lindeki daha yüksek tasavvuru tanımaya ba¸ ladı ve o tasavvur insanın s bilincine gitgide daha fazla nüfuz edip. gittikçe silinip sonunda tamamen ortadan kalkması gerektigini dü¸ ü˘ s nürdü insan. gittikçe daha da kuvetle alevleniyor. degi¸ ik milliyetlerden insanlar arasındaki karde¸ lik bilincine ula¸ mı¸ ken. bu saldırıları. hatta hayatını feda etme hamaseti seklinde bir doktrin olarak ˘ ¸ vatanseverlik. her millet kendi avantajı için diger milletlerin halkını kat˘ liam ve yagmaya tabi tutmayı münasip ve me¸ ru saydıgında. iktidarların diger milletlere saldırıla˘ rına. kar¸ ılıklı olarak avantajlı ve dostane.

¸ Hükümran sınıflar orduyu. kendi halklarını tüm halkların en iyisi ve daima haklı olarak tasvir eden tarihler aracılıgıyla çocuklarda vatanseverlik ˘ ate¸ ini tutu¸ tururlar. alevlendirirler vatanseverligi. vatanseverlik ugruna. Okullarda. aynı se¸ kilde. yerini o kadar saglama alır. abideler ve yalancı vatansever bir basınla tutu¸ tururlar. diger milletlere kar¸ ı her türlü haksızlık ve gaddarlıgı s ˘ s ˘ yaparak. okulları. ˘ s ancak vatanseverlige yaslanan iktidar sistemi sayesinde koruyabilirler. sıradı¸ ı avantajlara sahip bir konumun keyfini süren tüm ˘ s sınıflar: kapitalistler. gazetelere muazzam bir gelir ve ˘ s diger pek çok ticaret alanına da kâr saglar. o erk tarafından daima en iyi sekilde ödüllendirilenler olunca. ˘ Bu korkunç vatanseverlik duygusunun yogunla¸ ması Avrupa halkla˘ s 146 . yeti¸ kinler arasında bu duyguyu. ˘ emekçi yıgınlarınkine nazaran sıradı¸ ı avantajlara sahip konumlarını. ˘ Halkı etkileyecek en güçlü araçlar ellerindedir ve daima sebatla kendilerinde ve ba¸ kalarında vatansever duyguları beslerler. ¸ Bir memur ne kadar vatanseverse. bir askerin terfi etmesi de yalnızca vatanseverligin ürettigi sava¸ la ˘ ˘ s mümkündür. gazeteciler ve sanatçılarla bilim adamlarının çogu). nümayi¸ ler. s iktidar erkini ayakta tutan o duygular. diger halklara kar¸ ı i¸ lemeye hazır hale ˘ ˘ s s geliyorlar. ˘ ˘ Her imparator ve kral vatanseverlige kendini ne kadar vakfederse. kendi halkında yabancıya kar¸ ı dü¸ manlık s ˘ s s uyandırmak için kullanarak. ögretmen ve ˘ ˘ ˘ profesör vatanseverligi ne kadar vazederse. Vatanseverlik ve yol açtıgı sava¸ lar. Böyle oluyor.˙ Vatanseverlik ve Iktidar halde. basını ve parayı ellerinde tutarlar. ve s her¸ eyden önce. çünkü hükümran sınıflar (sadece asıl hükümranlarla memurları degil. kariyerinde o kadar ilerler. dini. fethedenlerin kendilerine kar¸ ı i¸ lemi¸ ve i¸ lemekte oldukları aynı s s s s fiilleri. Her yazar. yıl s s s s dönümleri. özellikle de. onlarda kendi halklarına kar¸ ı dü¸ manlık tahrik ederek ve s s sonra da bu dü¸ manlıgı. o ˘ kadar söhret kazanır.

Rusya ve diger güçlerinkini. ve hatta hükümranların o en küstahı. kadim dünyanın herhangi bir köleli˘ ginden kıyaslanmayacak kadar beter derecede bir a¸ agılanma ve itaat ˘ s ˘ gerektiren bir kölelik durumuna. yüzyılın ikinci yarısında. vatanseverligin etkisi altında Alman halkının s ˘ sessiz sedasız mutabakatını kazandı. kısmen de açgözlülük yüzünden– diger halkların topraklarını ˘ gasp yarı¸ ı ba¸ ladı ve iktidarlar arası güvensizlik ve husumet de giderek s s arttı. üst rütbelilerin itaatkar köleleri olmak ve öldürmeleri emredilen herkesi –ezilen milletlerin insanlarını. okumu¸ adamlar ve din adamları cinayet i¸ lemeyi ögs s ˘ renmek. s Almanya’nın hükümran sınıfları. tüm ogullar. ˙ Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden ˘ bu deh¸ etli düzenleme. ˘ kocalar. kısa s ˘ bir süre önce. XIX. Afrika ve Amerika’da –kısmen keyif. Asya. 147 . babalar. zalimligi ve çılgınlıgı hiçbir ˘ ˘ ˘ sınır tanımadı. istisnasız tüm ˘ s erkeklerin asker olmasını öngören bir yasa teklifi verildi. Bu zafer Almanya’nın vatanseverligini daha da alev˘ ˘ lendirdi ve ardından da Fransa. iktidarların küstahlıgı. ˘ s s IV Pek ya¸ lı olmayan günümüz insanlarının bile hatırlayacagı üzere. kendi babalarını ve karde¸ lerini– öldürmeye ˘ s tamamıyla amade bulunmak zorundaydılar. kendi halk yıgınlarının vatanseverli˘ gini öyle tutu¸ turdular ki. kısmen övüngenlik.˙ Vatanseverlik ve Iktidar rında hızla yükselen bir ilerlemeyle süregelmi¸ ve zamanımızda. Vatanseverlik çagrılarına yıgınların bu ˘ ˘ köle itaatinden sonra. Fransızlara kar¸ ı zafer kazanmaları s sonucunu dogurdu. haklarını savunan kendi çalı¸ an s insanlarını. direnmeksizin. Wilhelm tarafından halka ilan edildigi üzere. genel askerlik hizmeti uygulamasına boyun egdiler –yani. II. daha s fazla yayılacak yerin bulunmadıgı en uç noktalara ula¸ mı¸ tır. Hıristiyan halk arasında vatanseverligin yol açtıgı sa¸ ırtıcı ˘ ˘ ¸ s esrimeyi en bariz biçimde gösteren bir hadise ya¸ andı. sonundaysa ˘ kıta ülkelerinin tüm insanları.

pençeleriyle di¸ lerini ˘ ˘ s çıkarmı¸ vaziyette duruyor ve mümkün oldugunca az riskle saldırıp pars ˘ çalamak için. dahası. casusluk. kana susamı¸ çıglıklar atıyorlar: “Pollice verso. çocuklar da.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ele geçirilen toprakların sakinlerine kıymak tamamen dogal bir i¸ lem ˘ s olarak kabullenildi. ˘ Ve anne babalar –böyle durumlar biliyorum– çocuklarını bu gaddar59 Roma anfiteatrlarında maglup bir gladyatörün katlini isteyen seyircilerin verdigi i¸ aret. herkesçe bilindigi üzere. ˘ ˘ s ba¸ parmagın a¸ agı çevrilmesiydi (pollice verso). rü¸ vetçilik. –[Aylmer Maude] s ˘ s ˘ 60 Önsöze bak. diger halkların topragını ilk önce kimin ˘ ˘ ele geçirip sakinlerine kıyacagıydı. fethedilen halklara ve birbirlerine kar¸ ı adaletin ilk s sartlarını en bariz biçimde ihlal etmi¸ ve ediyor olmakla kalmayıp.”59 s ˘ Ve sadece yeti¸ kinler degil. ve halklar bütün bunlarda onlara sempati duymu¸ ve halen duyuyor olmakla s kalmayıp. Tek mesele. bilge çocuklar. hangisinin ˘ ölümüne sevinilecegini duyanın milliyeti belirliyor. bir devletin digerine saldırması için hiçbir sebep bulunmamasına ˘ ragmen.60 o gün s ˘ lidit veya diger toplarla öldürülüp parçalanan insan sayısının yedi yüz ˘ ˙ yerine bin Ingiliz veya Boer oldugunu duyunca seviniyorlar. artık sadece öldürmeye ve ölmeye mecbur s edilenler cinayeti arzulayıp bundan sevinç duymuyor. birinin ba¸ ına bir felaket gelip zayıf dü¸ mesini bekliyorlar s s sadece. evlerinde huzur içinde ya¸ arken. soygun ve s cinayetten de suçluydular ve suçlu olmayı sürdürüyorlar. Avrupa’yla Amerika’nın tüm halkı. saf. Hıristiyan oldugu söylenen dünyanın tüm halkları vatanseverlikle ˘ öyle canavarla¸ tırıldılar ki. sevinç duyuyorlar. Farklı halklar ve devletler arasındaki kar¸ ılıklı husumet son zamanlarda öyle sa¸ ılası boyutlara ula¸ tı s ¸ s s ki. bütün iktidarlar. her sava¸ ta –ileti¸ im araçlarının geli¸ mesi ve s s s s basın sayesinde– bir Roma sirkindeki seyircilere dönü¸ üp. hile. ˘ Tüm iktidarlar. her ¸ s türden sahtekarlık. böyle suçları i¸ leyen iktidar ba¸ kalarınınki degil de s s ˘ kendilerininkiyse. hiç kimsenin tehdidi altında bulunmadan. –[Acar Burak Bengi] 148 . onlar gibi s cinayetten haz alarak. dolandırıcılık.

Ama hepsi bu degil. s s Az ya da sadece yüzeysel dü¸ ünen insanlar.” “Yumrugu patlatacagım. beyaz bayrak ta¸ ıyıcıların bir toplantı için s ˙ biraraya gelirken yaptıkları gibi. birbirlerine güvenmemeyi sürdürerek. kom¸ ularının ˘ s 149 . Saf insanların inandıgı bir kaçı¸ yolu. yine vatanseverlik geregi. Güçlerin birbirine güvenmesi içinse. “Seni cimcikleyecegim. Lahey Konferansı ˘ ve pe¸ isıra gelen sava¸ . s tarafların birbirine güvenmesi gerek.” “Seni kamçılayaca˘ ˘ ˘ gım. sonra ilki on iki tane yapar ve bu s böyle sonsuza kadar sürer.˙ Vatanseverlik ve Iktidar lıkta cesaretlendiriyorlar. vatansever sebeplerle büyütmeye çabalar) ˘ kom¸ ularını da. . silahlarını bırakmaları lazım. Sadece kötü çocuklar. silahlı iktidarlar varoldukça. yakın zamandaki ˘ ˘ s hadiselerle artık kapanmı¸ durumda. kom¸ usu da on bir tane. uluslararası hakemlik s mahkemelerinin.” “Seni vuracagım. tehlikede oldugundan. meseleye bu yolla bir çözüm bulmanın imkans s sızlıgını en somut biçimde göstermi¸ tir. silahlanma ve sava¸ las rın sonlandırılması imkansızdır. ˘ ˘ ˘ sarho¸ adamlar veya hayvanlar böyle dala¸ ıp kavga eder. sürüp giden tam da budur. Lahey Konferansı’nı ve hemen s ˙ pe¸ inden gelen Ingiltere Transvaal sava¸ ını kastediyorum. V Vaziyet gitgide kötüle¸ iyor ve besbelli mahva sürükleyen bu ini¸ in dus s racagı yok.” “Seni sopalayacagım. tebaalarının egitim ve ˘ ahlakını yönlendiren o insanlar arasında. . Ve aynı sey istihkamlar ve donanmalarda da olur: bir devlet on tane ¸ zırhlı yapar. Bir devletin ordusundaki her büyüme (ki her ˘ devlet. Iktidarlar. ordularını büyütmeye mecbur s ˘ eder ve bu ilk ulusun tekrar büyütmesine yol açar. sava¸ felaketlerini ve durmadan artan silahlanmayı s azaltacagı fikriyle kendilerini avutabiliyordularsa. ordularını dagıtmak ya da küçültmek yerine. Lahey Konferansı’ndan sonra ˘ s apaçık hale geldi ki. Bir anla¸ manın mümkün olması için.”. ama en uys s gar iktidarların en yüksek temsilcileri arasında.

yine de bir i¸ e yaradı. bir anla¸ ma mümkün degildir ve s ˘ her konferans ya bir budalalık. kendi halklarının gözü önünde reddedemediler ve delegeler bundan hiçbir sey çıkmayacagını pe¸ inen bilerek biraraya geldiler ve birkaç hafta. yurtta s ¸ s kimseye. i¸ e yaradı. ne kadar tuhaf. beklenmedik ve münasebetsizse de. halkları muzdarip eden melanetleri düzeltemeyecegini ve gerçekten dileselerdi bile silahlanmaya da. komik ve besbelli düzmece olan bu müzakereyi. sava¸ lara da son ˘ s veremeyecegini en açık biçimde gösterdi. Polonya’yı bogazlamı¸ . Türkistan’la Çin’i yagmalamı¸ s ˘ s ˘ s ve özellikle de Finlandiya’nın nefesini kesmeye çalı¸ mı¸ ken. düzmece oldukları besbelli bildiri ve tebligatlarına itiraz izni vermezken. ˘ ¸ ˘ s s çünkü iktidarların. digerlerinden ziyade Rus ikti˘ darına özellikle yakı¸ ıyordu.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ilavelerine mukabil. s ˘ s Lahey Konferansı –ki pe¸ inden. ya bir ˘ münasebetsizlik ya da bunların tümüdür. içlerinden gülseler de. halk huzurunda açıkça öyle sözler telaffuz ediliyordu ki. herkesin s s inanacagına dair tam bir güvenle iktidarlara silahsızlanma teklifinde ˘ bulunmu¸ tur. s Ama tam kendi ordusunda bir büyümeye hazırlandıgı anda gelen ˘ böyle bir teklif. kimsenin durdurmaya yeltenmemi¸ s s oldugu veya su an yeltenmedigi korkunç kanlı Transvaal Sava¸ ı geldi– ˘ ¸ ˘ s asla beklendigi sekilde degilse bile. hep büyüttükçe ve Güç’lerden her birinin fırsatını bulur bulmaz kom¸ usuna saldıracagını bilerek. Rus hükümeti öyle sımarmı¸ tır ki. Bu konferansta enfant terrible61 olmak. halklarını diger halkların saldırılarından koru˘ malıdırlar. en ufak bir tereddüt göstermeden kendi halkını silahlanmayla mahvetmi¸ . bu ¸ ˘ s sürede iyi maa¸ lar alıp. hepsi özen göstererek s milletler arasında barı¸ ın düzenlenmesiyle dürüstçe ugra¸ ır gibi yaptı. casuslar yardımıyla s ˘ orduların her hareketini izledikçe. –[Acar Burak Bengi] 150 . ya bir aldatma. ama hiçbir halk bir digerine ne saldırmak ister. iktidarlar. ya bir eglence. diger güçlerin ˘ hükümetleri. ne de saldırır ˘ 61 Kötü çocuk. Varolmak için bir gerekçeleri ˘ bulunsun diye.

lekesiz. barı¸ istemek bir yana. halkını. ˘ ˘ Ve gücü ellerinde tutan iktidarlar. Ne var ki. iktidarlar daima kutsallıga s ˘ ˘ tam ters ögelerden olu¸ ur –en küstah. çünkü varolu¸ ları bu s s temel üzerine bina edilmi¸ tir. ¸ ˘ ˘ VI Günümüzde insanların. sürmek akıllıcaydı. iktidarlar milletler arasında varolan barı¸ ı suni biçimde bozuyor ve aralarında dü¸ manlık uyandırıyorlar. ˘ s Dolayısıyla. genelde iktidarlar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ve bu yüzden iktidarlar. diger milletlerde s ˘ kendilerine kar¸ ı bir nefret uyandırırlar. ¸ Sadece askerî iktidarlar degil. ˘ hem de kendilerininkinde vatanseverligi uyandırabilirler ve her ikisini ˘ de özenle yaparlar. özellikle de askerî güçle donatıldıgında. tehlikede olduguna ve savunulması gerektigine inandırır. kutsal insanlardan olu¸ saydı. onsuz varolamayacaklarını dü¸ ündükleri bu s iktidarlar nedir gerçekte? Belki bir zamanlar bu iktidarlar gerekliydi ve örgütlenmi¸ kom¸ ular s s kar¸ ısındaki savunmasızlıga nazaran ehveni¸ erdi. hem diger milletleri tahrik edebilir. Oysa iktidarların halklarını yapmaya zorladıkları sey tam da budur: varolan ¸ ve iktidarlar bulunmasa hiçbir seyin bozamayacagı birligi bozmak. özenle. s s Ekmek için sürmek gerektiginde. ama artık iktidarlar s ˘ s gereksizle¸ mi¸ tir ve halklarını korkuttukları tüm tehlikelerden çok daha s s büyük bir serdir. bugün aksine. s Eskiden halklarını diger halkların saldırılarına kar¸ ı savunmak için ˘ s iktidarlar lazımdıysa da. her iktidar dünyadaki en korkunç ve tehlikeli organizasyondur. Çinlilerin teorisindeki gibi. ama ancak ve ancak. En geni¸ anlamda ˘ s 151 . zararsız olabilirdi. ba¸ ka türlü de yapamazlar. siddet s ¸ eylemleri i¸ lemeye dayalı faaliyeti geregi. faydalı demesem ˘ de en azından. Kendilerine kar¸ ı diger halkın s s ˘ nefretini ve kendi halkının vatanseverligini uyandırdıktan sonra her ikti˘ dar. ama tohum ˘ ekildikten sonra sürmeye devam etmek besbelli saçma ve zararlıdır. kaba ve sapkın insanlardan.

bir Boulanger veya bir Panama Sirketi. ˘ 62 Sarıldıklarında hepsi sava¸ arak ölsün ve kimse kaçmasın diye. bu küçük bölümse daha da küçük bir bölüme s ¸ ˘ tabidir ve o da daha küçügüne ve bu böyle devam eder. Koninin tepesinde. bugün Napolyon olabilir. kapitalistler ve basın dahil. bugün Gladstone olabilir. ˙ Insanlar. Ve herkesin sadece can ve malları üzerinde degil. Nikolay veya III. ta ki sonunda ˘ askerî zorla tüm digerleri üzerinde güç sahibi olan birkaç ki¸ iye veya tek ˘ s bir insana varana kadar. sonra s deli Pavel. Ülkeleri Rusya tarafından ilhak edildiginde ˘ ˘ bunun örnekleri ya¸ andı. halkın büyük bölümünü. s ˙ Insanlar. Chamberlain veya Rhodes. yarın ¸ Salisbury. oyna¸ larıyla kocasını öldüren iffetsiz Yekaterina. saldırılara direnirken Çerkezlerin62 yaptıgı gibi. her nasılsa tepede bulunan o insanların veya o tek bir ki¸ inin gücü altında toplayan s bir koniyi andırır bütün bu organizasyon. ahlaken en ¸ degersiz olanın ele geçirmesinden yanadır). Aleksandr. dü¸ manla˘ s rına direnmek için kendilerini birbirlerine baglamayı yararlı buluyor. yarın bir Burbon veya bir Orleans. her kim ele geçirebis liyorsa onun ele geçirmesine izin veriyor (ki sans daima. köle gibi ona itaat ediyor ˘ ve sonra da bundan melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar. küstah ve vicdansız ˘ insanlar veya o küstah ve vicdansızların her nasılsa vârisi olmu¸ tek bir s ki¸ i hüküm sürer. s O. Anar¸ istlerin bomba¸ s s larından korkarlar da. onlara egemen küçük bir bölümün gücü altında istifleyen bir organizasyondan ba¸ ka bir sey degildir.˙ Vatanseverlik ve Iktidar iktidar. yarın Grigori Otrepyev olabilir. bugün Boris Godunov. Kafkasyalılar kendilerini s ayaklarından birbirlerine baglarlardı. bugün. –[Aylmer Maude] s 152 . onları her an en büyük facialarla tehdit eden bu deh¸ etli organizasyondan korkmazlar. ögrenimi ve dinî egitimi üzerinde de mutlak erk sahibi olmasına s ˘ ˘ izin veriliyor böyle iktidarların. tüm bölümleri tamamıyla. ruhani ve ahlaki ˘ geli¸ imi. digerlerinden daha kurnaz. yarın Pugaçev. bu deh¸ etli erk aygıtını tesis ediyor. Öyle ki. O.

s rezil. ahlaksız s ˘ s bir duygudur. kötü ve her¸ eyden önce ahlaksız bir duygu oldugunu insanların s ˘ anlamasına. s kendi amaçları için degil iktidarının amaçları için ziyan eden bir dö˘ vü¸ horozuna. rezil bir duygudur. çünkü vatanseverligin etkisi altındaki her insan. ˙ Iktidar siddetini yok etmek için sadece bir seye ihtiyaç var: o siddet ¸ ¸ ¸ aracını tek ba¸ ına destekleyen vatanseverlik duygusunun kaba. kongreler. konferanslar. hâlâ kendilerini birbirlerine bagla˘ maya devam ediyorlar. ˘ serbest bırakıyorlar. kendilerini özenle bags ˘ ˘ lıyorlar. erkin en kötü insanlar eline dü¸ ebilecegi ve daima s s ˘ dü¸ tügü o iktidar organizasyonunu üretir. ne¸ eli ve barı¸ içindeki ili¸ kileri bozar ˘ s s s ve her¸ eyden önce. ¸ s Ve insanlar örgütlü ve askerî bir iktidar kurup. kendilerini s s muzdarip eden melanetlerinden sakınmak için. gücünü ve hayatını. zararlı. tam da bunu yapmıyorlar mı? VII ˙ Insanları silahlanma ve sava¸ ların deh¸ etli ve sürekli artan. çünkü en a¸ agı ahlak seviyesinde s ˘ bulunan ve diger milletlerden de. Bir ki¸ i hepsine her istedigini yaptırsın diye.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ama ortada tehlike falan yokken de. sonra da bundan bir melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar. iktidarlar denen ve s ˘ insanlıgın en büyük melanetlerine kaynaklık eden o siddet araçlarının ˘ ¸ imhası gereklidir. bir bogaya veya bir gladyatöre de dönü¸ türür. kendilerinin i¸ lemeye hazır oldukları ˘ s tecavüzleri bekleyen insanlara mahsustur sadece. sonra. onu idame ettirdiklerinde. alçagın veya ahmagın biri ele geçirsin ve onlara aklına ˘ ˘ gelen her zararı versin diye. antla¸ malar ya da hakemlik mahkemeleri degil. Hıris˘ tiyanlıgın bize ögrettigi üzere Tanrı’nın bir oglu oldugunu veya hatta ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ 153 . ona itaat ettikleri. Böyle yapıp. Bu kaba bir duygudur. kendilerini baglayan ipin ucunu fırlatıp. çünkü diger halklarla avantajlı. zararlı bir duygudur. çünkü s ˘ insanı sadece bir köleye dönü¸ türmekle kalmaz.

Bizi vergilendiriyorlar. Fransız ˘ Hükümeti. s Ve insanlar halihazırda bunu anlamaya ba¸ lıyorlar. ˙ns I giltere ve Amerika’daki sıradan insanlar sava¸ a kar¸ ıdır. s ˘ Biz yalnızca. Karıları. her an Avrupa bize kar¸ ı birle¸ ebilir diye. Bu aldatmacadır ve gerçek dı¸ ıdır. elimizde avucumuzda ne varsa yiyorlar. s ˙ Insanların sadece bunu anlaması yeterli. memleket savunması için orduya ˘ ¸ ihtiyaç oldugu seklindeki bahane katıksız bir aldatmacadır. s s i¸ imiz var ve çalı¸ mak istiyoruz. s s sava¸ tan korkar. evleri olan insanlar gidip birileriyle sava¸ mak istemezler. kendimize yapılmasını istemedigimiz seyi ba¸ kasına ¸ s 154 . o zaman. ögretmeniz ve hepimizin ˘ bütün istedigi. iktidarın bizi vergilenI dirmesine yaslanıyor ve bizi ba¸ arılı bir sekilde vergilendirmek için s ¸ hazır ordular muhafaza ediliyor. s ˙ktidardan beslenen tüm o sayısız insan. kendi i¸ imize bakma hakkı. makinistiz. taciriz. Ruslar ˙ngilizlerden. bizi askere alıyorlar. ˙ngilizler herkesten korkuyor I I ve simdi Amerika’da. ˘ ˘ anavatanının oglu ve iktidarının kölesi oldugunu ikrar eder ve aklıyla ˘ ˘ vicdanına ters fiiller i¸ ler. Almanların onlara saldırmaya hazır oldugunu söyleyerek korkutuyor. imalatçıyız. s s Bizi rahat bırakın! Ama politikacılar bizi rahat bırakmak istemiyorlar. halkını. do¸ s s ˘ nanmamızı büyütmemiz ve ordumuza takviye yapmamız gerektigi söyleniyor. ondan nefret ederiz. Biz barı¸ çılız. gençlerimizi sava¸ larına gönderiyorlar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar kendi aklının rehberligindeki hür bir insan oldugunu ikrar etmek yerine. Kendi evlerimiz var. iktidar denen. anne babaları. Biz sadece s s rahat bırakılmak istiyoruz. Almanya. ailelerimize baglıyız ve kom¸ ularımıza karı¸ mayız. Bizi yönetmekte ˘ ve emegimizden geçinmekte ısrarlılar. Kuzey s Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı söyle yazıyor: s s ¸ ˘ Biz çiftçiyiz. Mesela. Fransa. bizi birbirimize zincirleyen deh¸ etli bag bir mücadele gerektirmeksizin s ˘ kendiliginden paramparça olacak ve onunla birlikte ürettigi deh¸ etli ve ˘ ˘ s i¸ e yaramaz melanetler sona erecektir. dostlas ˘ rımızı seviyoruz. çocukları.

Sava¸ . s ˙sa uysallıgı. kendilerini korumak amacıyla sava¸ maları ges ˘ ˘ rektigini dü¸ ündürttügü için. onlarda birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık s s uyandırıp. silahlarla para onlarda ve onlar bizden daha uzun süre dayanabilirler. topraga ektiklerimizle beslenenlerden nasıl kurtaraca˘ gız? Onlarla sava¸ alım mı? s Ama biz kan dökmeye inanmayız. I ˘ alıkonup. Halbuki. munisligi. bir gün. ama “üst I ˙ncil üzerine yemin ettiriyor bize. Halkları sava¸ mak s s s ˘ ˘ istedigi için degil. Büyük. üstelik. Fakat. üst sınıflar. kendini daha iyi gören biriyle kar¸ ıla¸ acaktır ve bunlar kavga eder. Almanya’yla Fransa s s da. s s Karınıza bir telgraf veya dostunuza bir paket yollayamazsınız ya da bakkalınıza çek yazamazsınız. vergilendirilmeye boyun egmemiz kar¸ ılıgında s s ˘ çıkarlarımızı gözetecekmi¸ gibi yapan üst sınıftan gayrı. zahmet çekmeyen. ama pirinç dügmeler ve pahalı süslerle bezeli güzel elbiseler ku¸ ananlardan. ta ki önce silahlı adamları –süratle sizi öldürmek için kullanılabilecek ve ödemezseniz sizi hapsedecek 155 . Zas ten birkaç kez sava¸ tılar ve yine sava¸ acaklar. dü¸ manını affetmeyi ve öldürmenin yanlı¸ ˘ ˘ I s s ˘ ˘ ˘ oldugunu ögretti. ülkemizin s dü¸ manı yok. zorbalıga maruz bırakılıyor. aldatılıyor ve sava¸ a sürükleniyor.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yapmamayı istiyoruz. iktidarlarca vergilendiriliyor. sırf birbirlerine kar¸ ı güçlerini sınamak için fırsat kolluyorlar. ˙ncil insanlara yemin etmemeyi ögretir. bizim s ˘ ˘ emegimizle. bunu yapmaktan ˘ Böylece. ülkelerini dü¸ manlarına kar¸ ı koruyarak Tanrı’ya s s hizmet ettikleri dü¸ üncesiyle aldatılan kom¸ ularımız ve karde¸ lerimizs s s ˘ den olu¸ uyor. Bu yolla kaynaklarımızı bo¸ altıyorlar ve bizi güdüp s s küçük dü¸ ürsünler diye gerçek karde¸ lerimizi üzerimize çeviriyorlar. sınıf”. bize saldıracak olan ordu kimlerden olu¸ uyor? s Bu ordu da bizden. silahlı adamlar olmasının kaçınılmaz bir sonucudur. inanmadıkları I ˘ Peki kendimizi bu sülüklerden. s hazır bir orduyu muhafaza eden ülke. er ya da geç sava¸ ır. Yumruk s kavgasındaki gücüyle gururlanan adam. s ˙sa’nın ögretisini izlemek isteyen halk. insanlara.

Ilımlı ve uysal bir halka kar¸ ı süngü hücumuna geçmeyecegiz. gelebilir. s ˘ ˘ Sizin sahte “Kurt! Kurt!” çıglıgınız bizi ürkütmez. ˙sa ne dü¸ ünüyorsa onu I I s ˘ söylerdi. s Cecil Rhodes’un telkiniyle. ˘ Tek kurtulu¸ . erk sahiplerini. sırf ˘ ˘ mecbur oldugumuz için ödüyoruz. kendilerine nasıl davranılmasını istiyorlarsa. “üst sınıfı” neyin memnun edecegini dü¸ ünüyorlarsa onu söylüyorlar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar silahlı adamları– muhafaza etmek için gereken vergiyi ödeyene kadar. sava¸ . s ˘ Biz orduya yazılmayacagız. gerekçe olarak vatanseverlik nutuks ˘ ları atan vaizleri desteklemeyi bırakın. onlarsa. Hıristiyanca. s Biz ˙sa’ya inanıyoruz. askere yazılanlar duraksayıp sava¸ mayı reddedecek. bu tip sesler duyuluyor. ödemeyecegiz ve her fırsatta dü¸ ündügümüzü s s ˘ söyleyecegiz. Varsın onlar da bizim gibi i¸ e gitsinler. s ˘ “Dünyada barı¸ !”. Mecbur oldugumuzdan ötesini ˘ ödemeyecegiz. ˙nsanları egitecegiz. Askerî ˘ feti¸ leri önünde egilmeyi reddederek. hayırsever bir s ˘ hayatın. s s onlara tüm kuralı. onlarsa inanmıyor. ˘ ˘ I Ve sessiz etkimiz her zaman kendini hissettirecek. insanlara öldürmenin yanlı¸ oldugunu telkin etmekte. o üst sınıfı sessizce bertaraf s ˘ edin. ancak insanlar orduları dagıttıklarında ve kendis ˘ lerine ne yapılmasını istiyorlarsa diger insanlara da aynısını yaptıklarında. Sava¸ çıgırtkanlıgı yapıp. kan dökme ve çatı¸ ma hayatından daha iyi oldugu s s ˘ dü¸ üncesini telkin edecegiz insanlara. çe¸ itli sekillerde. ögretmekte yatıyor. sahte sofularınıza vergi ve ikiyüzlü yardım ˘ ˘ derneklerinize a¸ ar. Vergilerinizi. s s ¸ Sunlar da bir Alman askerinin yazdıkları: ¸ 156 . ocakları için mücadele eden çiftçiler ve ˘ çobanlara ate¸ açmayacagız. ba¸ s ˘ ˘ kalarına da öyle davranmaları gerektigini. Böyle yazıyor Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı ve s s çe¸ itli taraflardan. Kiliselere. Onların emirleriyle ate¸ etmeyeces ˘ ˘ giz.

Hıristiyanlıgın kasten tahrif ve ihmal edilen temelleri olarak s ˘ görüp. halkların mutluluguyla yapılan haris ve güçlü bir ticaret. St. Privat saldırı˘ sında isabet alan sag kolum için günde 80 fenik alıyorum. En kati kanaatim su ki. Dominik Pamir. Bazı av köpeklerinin bakımına daha fazla ayrılıyor.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Prusya Muhafız Alayı’yla (1866 ve 1870’de) iki sefere katıldım ve tüm ruhumla sava¸ tan nefret ediyorum. 18 Agustos 1870. köle ruhlar iyi Tanrı’yı s 63 Isa’nın ˙ “Kötülüge direnme: Sana tokat atana öbür yanagını dön” seklindeki ve intikam ˘ ˘ ¸ gütmemek. . Lev Tolstoy. Privat saldırısında yaralandım: sag kolum iki kez boyluboyunca isabet aldı. dü¸ manını sevmek yolundaki düsturları s (Yeni Ahit. Lev Tolstoy. hayır kurumlarınca ikmal edilen dilenci sadakasıyla hayatta ˘ kalmaktan ba¸ ka yapacagı bir sey yoktu. yine de. Esriklik hali kısa zamanda geçti. çev. Luka 6: 27-36) Tolstoy. ilahi barı¸ tasavvurunu63 s hissediyorum. bir zamanlar vatansever oldugumuz için gerçekten ˘ utanmamız lazım. çünkü bana tarifi imkansız s felaketler getirdi. Dominik Pamir. Ve ben iki kez yaralanan kolum yüzünden yıllarca acı çektim. Mesela ben. Bir bira imalathanesinde iyi bir pozisyonu kaybettim ve sonradan da ona geri dönemedim. 2006. çev. –[Acar Burak Bengi] ˘ 157 . içimde hep. tekrar çagrıldım ve s s ˘ ˘ söyledigim gibi St. s ¸ ˙nsanların egitilmi¸ hayvanlar gibi ko¸ u¸ turdukları ve servet ugruna ˘ ˘ I s s s birbirinin kuyusunu kazmaktan ba¸ ka bir sey dü¸ ünmedikleri bir düns ¸ s ˘ yada. mesela surada: Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din ¸ g ˙ de˘ il. Ve onun yüzünden ne deh¸ etler ya¸ ıyor insan! ˙nsanın iliklerine s s I ˘ i¸ leyen acıklı feryatları asla unutmayacagım! s ˘ Birbirlerine asla kötülügü dokunmamı¸ insanlar vah¸ i hayvanlar s s gibi birbirini katletmeye ba¸ lıyor ve küçük. . Matta 5: 38-48. bu düsturları ve özellikle kötülüge ˘ cebirle kar¸ ı koymamayı. s ˘ Dagdaki Vaaz’da çok güzel ifade edilen. O zamandan beri ˘ asla ayaga kalkamadım. yedekteyken. ¸ Eko Kitaplıgı. 1870’de. Biz yaralanan askerler genellikle öyle sefil bir taz˘ minat alıyoruz ki. 2005. senden çalana fazlasını vermek. veya surada: Inancım Neden Ibarettir?. yeni bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık). sürekli vazeder. Kaos g s s ˙ ˙ Yayınları. Daha 1866’da Avusturya’ya kar¸ ı sava¸ ta yer almı¸ ve Trautenau ve Königgratz’da sava¸ ıp. varsın kaçık oldugumu dü¸ ünsün insanlar. fazlas s s s ˘ sıyla deh¸ et görmü¸ tüm. kötürüm bir askerin. sava¸ yalnızca daha büyük ¸ s ˘ çaplı bir ticarettir.

Komutanımız. s s yanımdaki erin çenesini parçalamı¸ tı. insanların birbirine s ˘ tecavüz edip. böyle fiillerde onu yardakçıları yapıyorlar. Su an diger insanları öldürmek ve onlara siddet uygulamak üzere ¸ ˘ ¸ özellikle egitilip hazırlanan insanlar var (¸ iddet kullanmaya hakkı bulun˘ s dugu varsayılan ve bu amaç için varolan bir organizasyondan yararlanan ˘ insanlar). birbirlerini öldürür. Hiçbir sey olmayacak.˙ Vatanseverlik ve Iktidar buna bula¸ tırıp. birbirini öldürmeyi bırakmasına yol açacaktır. ama ¸ o zaman insanlar böyle yeti¸ tirilmeyecek. “Ama iktidar olmazsa insanlar birbirine tecavüz edip.”. Çılgınlar gibi ko¸ turuyor ve kavurucu yaz sıcagında korkunç s s yarasını serinletecek suyu bile bulamıyordu. Neden? Siddet sonucu ortaya çıkan ve siddet uygulamak için ku¸ aktan ¸ ¸ s ku¸ aga geçen. . s VIII “Ama. birbirini öldürmesine neden sebep olsun? Aksine. bu siddet ve öldürme de iyi ve yüce faaliyetler sayılıyor. insanların birbirine tecavüz ¸ edip. ˙ Insanlar. gereksiz olmakla zararlı hale gelmi¸ ¸ s bir organ ilga edilecek. tüm iktidarların onları angaje etmek için onca zahmete girdigi ˘ vatanseverlik yutturmacasını anlamaya ba¸ lıyorlar. 158 . (sonradan soylu ˙mparator Frederick olacak) Veliaht Prens Frederick o I ˘ zamanlar günlügüne sunları yazmı¸ tı: “Sava¸ ˙ncil üzerine bir ironi¸ s sI dir. artık kadük bir organizasyonun ilgası. bir siddet organizasyonu ¸ ¸ bulunmayacak ve zamanımız insanlarına dogal gelen siddet ve cinayet. Bir kur¸ un.” derler genellikle. ˘ ¸ daima ve herkes tarafından kötü sayılacak. sunun ¸ beklenmesi gerekir: siddet organının ilgası. yalnızca uzun zamandır i¸ e yaramaz ve dolayı¸ s sıyla lüzumsuz ve kötü olan bir sey. Zavallıcık acıdan deliye döns ˘ mü¸ tü. hiç kimse digerlerine kar¸ ı s ˘ s siddet kullanma hakkına sahip olmayacak. . iktidarlar olmazsa yerine ne olacak?” diye sorulur genellikle.

siddete ihtiyaç duymayan. Tüm erkekler sava¸ kölelerine dönü¸ türülüyorlar ve s s gidip öldürmeleri ve öldürülmeleri için emir beklemek zorundalar her an. ˘ ˙ Insanlara siddet uygulamak için olu¸ turulan iktidar organizasyonu¸ s nun ilgası. Halkın durumu simdi öyle bir noktada ki. ne polis. Ama iktidarların bulunmayı¸ ıyla karga¸ alar ve iç çeki¸ melerin yas s s sanacagını farzetsek bile. devraldıgımız eski. s 159 . Ya da erkeklerin yanısıra kadınlar da mı asker olmalı? Bu da ba¸ ladı –Transvaal’de. ne mülkiyet. ama mevcut ikti˘ dar formunun barındırdıgı melanetleri devreye sokmayan bir formda ˘ varolacaklar. daha adil ve makul bir sosyal düzen ˘ ¸ fırsatı yaratacaktır. lüzumsuz bir organizasyondan. hepsi. kamu i¸ leri ve kamu egitimi. o zaman bile. ne de kamu egitimi olacak” derler. halkın durumu su ankinden ¸ ˘ ¸ daha iyi olacaktır. ˘ bir siddet uygulama ve bunu me¸ rula¸ tırma organizasyonundan azat ¸ s s edecektir bizi sadece. bu eylemlerin su ¸ ¸ ankinden –yani onları i¸ lemek için özellikle tasarlanmı¸ bir organizasyos s nun varoldugu ve hem onların hem de cinayetlerin iyi ve yararlı eylemler ˘ sayıldıgı zamankinden– daha az olacagı açıktır. Dahası mı? Telef edilen halklar açlıktan mı ölmeli? Bu dahi ba¸ lıyor s ˙ artık –Rusya’da. s ˘ halkın gerçekten ihtiyaç duydugu ölçüde varolacaklar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ˙ Iktidarların ilgası siddet eylemlerine yol açsa bile. Mahkemeler. Insanlar telef ediliyor ve telefat giderek daha da artıyor. ˘ ˘ ˙ Iktidarların ilgası. daha kö¸ ˙ tüsünü hayal etmek bile zor. ¸ tamamen kendi kendini desteklemeye yarayan kaba iktidar gücünün yoklugu. ˙ Iktidarların siddet kullanımını çe¸ itli sosyal faaliyetlerle kasten karı¸ tı¸ s s ran insanlar “Ama o zaman ne yasalar. melun olan ve halk iradesinin özgür ifadesini engelleyen yok edilecek sadece. Italya’da ve Hindistan’da. Aksine. yasalarda veya mahkemelerde veya mülkiyette veya poliste veya mali düzenlemelerde veya kamu egitiminde makul ve iyi olanın ve ˘ dolayısıyla siddete dayanmayanın ilgasını hiç de gerektirmez. ne mahkemeler.

hiçbir anar¸ ik düzensizlik. Fransızlar. Finler. anar¸ iyi kastetseydi bile –ki böyle bir anlamı hiç yoktur– s ama o zaman bile. hepiniz telef edildiniz ve giderek daha fazla telef ediliyorsunuz ve her an. yegane hasımlarınızın. I. hem fiziksel hem de ruhsal saglıgınız için.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Öyleyse. eger siz kendi kendinize yardım etmezseniz. ˙s I¸ te bu nedenle. kelimenin olumsuz. Ingilizler. sıkıca gerilmi¸ s kordonun kopmasını ve çocuklarınızla birlikte korkunç katlinizin ba¸ las masını bekliyor olabilirsiniz ve de olmalısınız. Rhodes ve Çar adına halkın hükümranı konumundaki bizim diktatörlerimiz gibi örneklerde gördügümüz üzere– ne kadar zalim ve insanlık dı¸ ı olurlarsa o gücü o kadar ˘ s 160 . insanlar için vatanseverlikten ve üzerine bina edilen iktidarların despotizminden kurtulmak en yararlı i¸ tir. telef edecek ˘ ve sapkınla¸ tıracak ve kimse bunu durdurmanıza ya da engellemenize s yardım etmeyecek. Çekler. Ve bu katliam ne kadar büyük olursa olsun ve ihtilaf nasıl sonuçlanırsa ˙ sonuçlansın. ˘ Sadece bir tür yardım mümkün: zirveyi ele geçirmede ba¸ arılı olmu¸ s s ki¸ i ya da ki¸ ileri tüm digerleri üzerinde erk sahibi kılan ve –Napols s ˘ yonlar. Chamberlain. . . s IX ˙ Insanlar. Boer’lar. Iktidarlar aynı sekilde. ˘ ˘ hem abiler hem de ablalarınız için. hatta s ¸ daha da yogun olarak. Nikolay. Almanlar. hepiniz asker –köle– oldunuz. Ruslar olmadıgını. ta kendiniz oldugunu anlayın. kendinize gelin. ˘ Sizi tehlikeden korumayı üstlendiler ve bu sahte korumayı öyle bir noktaya vardırdılar ki. düzensiz s anlamıyla. sizi ˘ baskı altında tutup mutsuz eden iktidarları vatanseverliginizle idame ˘ ettiren sizler. Bismarck. aynı ko¸ ullar sürüp gidecek. iktidar bulunmayı¸ ı gerçekten. bir durun ve ne yaptıgınızı irdeleyip ˘ dü¸ ünün! s ˙ Kendinize gelin ve hasımlarınızın. iktidarların halklarını s halihazırda içine dü¸ ürdügü ve dü¸ ürmeyi sürdürdügü durumdan daha s ˘ s ˘ kötü olamazdı. sizi ve çocuklarınızı silahlandıracak.

Irlandalı ya da ˘ s Leh olsanız bile. ticari. Irlandalı ya da Çek. rahiplerin. Leh. tıpkı zevk ve sevinçleriniz gibi. yöneticilerin. ˘ ˙ Imparatorların. sizin için önemli ˘ bir mesele olmadıgı gibi. Alsace’lı. askerlerin. size zarar verir. meclis üyelerinin. sanatçıların ve emeginizden ge˘ çinmek için bu vatanseverlik yutturmacasına muhtaç herkesin sizi aldatmada kullandıgı telkinlere teslim olarak. bu zaptların gerçekle¸ tirilmesi veya gerçekle¸ tirildiginde sürdüs s ˘ rülebilmesi için gerekli tek seye. 1895’de Japon yönetimine geçmi¸ ti. yoksa ötekinin mi Weihaiwei.64 ¸ Port Arthur veya Küba’yı zapt altına almayı becerecegi. dahası. Ingiliz. Rus. Çin’de bir mülki idare. kapitalistlerin. sunu da anlayın ki. kim olursanız olun –tarımsal. soygun ve siddete katılımınızı icbar ¸ ¸ etmek maksadıyla kaçınılmaz biçimde her tür iktidar baskısını beraberinde getirerek. Sunu anlayın ki. 1898-1930 s arasındaysa kullanım hakkı Britanya’daydı. –[internet. ızdırabını çektiginiz tüm ˘ ˘ melanetlere kendiniz yol açtıgınızı anlayın. Acar Burak Bengi] 161 . kralların. ˘ Sunu anlayın ki. endüstriyel. s 64 Bugün Weihai. tüm gerçek be¸ eri menfaatlerinizin. Bu koniyi birarada tutan bagları yok etmenin de sadece bir yolu var: ˘ vatanseverligin hipnozundan uyanmak. hizmet alı¸ veri¸ i. sizin iktidarınızın mı. kimin elinde bulunursa ¸ s ˙ bulunsun istediginiz yerde ya¸ ayabilirsiniz. vatanseverligi kızı¸ tırarak sadece ¸ ˘ s durumunuzu kötüle¸ tirirsiniz. çünkü halkınıza vurulan boyunduruk. geni¸ karde¸ lik ili¸ kilerinin hazzı ve s s ˘ s s s s s malların yanısıra dü¸ ünce ve duyguların da alı¸ veri¸ i sayesinde halklarla s s s birlik içinde bulundugunuzu anlayın. yazarların. Alsace’ın Alman ¸ ˙ veya Fransız olmasıyla ve Irlanda ya da Polonya’nın özgür veya köle olmasıyla hayatınız hiçbir sekilde iyile¸ mez. iktidarınızca gerçekle¸ tirilen böyle her ˘ s zapt. sanatsal veya bilimsel– hangisi olursa olsun.˙ Vatanseverlik ve Iktidar sıkı tutmalarını mümkün kılan o korkunç siddet konisinin baglarını yok ¸ ˘ etmek. ˘ ˙ ˙ Fransız. hiçbir s sekilde diger halklar veya devletlerin menfaatlerine ters dü¸ medigini ve ¸ ˘ s ˘ kar¸ ılıklı i¸ birligi.

ken¸ dinizi köhne vatanseverlik tasavvurundan ve ona dayanan iktidarlara itaatten azat ettiginizde ve halihazırda hayat bulup. ihlaller. bir anavatanın ya da ötekinin veya iktidarların çocukları olmadıklarını. bir anlasalar. habis organizas˘ yonlar ve onlarla birlikte gelen tüm ızdıraplar. s iktidarlar denen o çılgın. tüm dertlerinizden kurtulmanız ancak. sırf bunu. a¸ agılanmalar ve s ˘ suçlar kendiliklerinden yok olurdu. Sunu anlayın ki. her yandan sizi ˘ kendine çagıran ve halkların karde¸ çe birligini öngören o daha yüksek ˘ s ˘ tasavvur bölgesine cesurca girdiginizde mümkündür. Tanrı’nın çocukları olduklarını ve dolayısıyla diger insan˘ ların kölesi de dü¸ manı da olamayacaklarını. digerinde de ona kar¸ ılık gelen bir tepkiyi ˘ s tahrik eder. ••• 162 . lüzumsuz. ˘ ˙ Insanlar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yalnızca vatanseverliklerin mücadelesinden dogmu¸ tur ve bir milletteki ˘ s her vatanseverlik tezahürü. eski çaglara ait.

dergiye gönderilen yazının biraz revize edilmi¸ ve geni¸ letilmi¸ halidir. Ama. Bu her ülkede aynı sekilde i¸ ler. bunda ne var? Ikisi 65 En kıdemli Nazilerden Hermann Göring’in 18 Nisan 1946’da. sal˘ dırıya ugradıklarını söylemek ve pasifistleri. fa¸ ist diktatörlük s de olsa. onlara. hakikati zaten umursas maz hale gelmi¸ durumdalar veya ikisinin aynı sey oldugu yolunda s ¸ ˘ kendilerini kandırıyorlar. Bir çiftlikteki zavallı bir ahmak nes ˘ ˘ den bir sava¸ ta hayatını riske atmak istesin. buradaki. .Sonsöz: Vatanseverlik mi. ama hayati soruyla Türkiye’de asla yüzle¸ ilmiyor ve s s yüzle¸ ilmemesiyle ilk ve en büyük yanlı¸ yapılıyor. ne Rusya’da. ama daha önce Birikim dergisinin (Mart 2007) 215. önce hakikat severlik. tutukluyken söyledigi ˘ sözler. ne sıradan insanlar sava¸ istemezler. Kimileriyse. s s s 163 . [37. 278-279] 66 Bu yazı bu kitabın sonsözü olarak kaleme alındı. Bu malum. ¸ ˙ngiltere’de. çiftligine tek parça halinde geri dönmekken? Dogal olarak. Tek yapmanız gereken. ülkenin liderleridir siyaseti belirleyen ve demokrasi de olsa. sonra da vatanseverlik. nihayetinde. ˙nsanlar daima liderlerin s I emrine uydurulabilirler. Parlamento da olsa veya komünist diktatörlük de olsa. insanları sürüklemek daima basit bir i¸ tir. bundan saglayabilecegi s ˘ ˘ en iyi sey. Kolay. ‘Ta¸ s ˙ mam. Hakikat Severlik mi? E tabii ki insanlar sava¸ istemezler. s. Kimileri fanatikle¸ ip. sayısında yayınlandı. . vatansever olmadıkları ve ülkeyi tehlikeye soktukları yolunda suçlamak. ne I s Amerika’da. pe¸ inden de yanlı¸ s s s s cevaplar hakim kılınıyor. .65 ¸ s Ba¸ lıktaki66 basit. ne de Almanya’da. bu soruyla simdi yüzle¸ seler.

] naçizane belirtmek isterim ki. ama ne Johnson’ın sözü. artık minnetle. [38] Bu sözler. [43] Ve Bernard Shaw’a göre: ˘ Sehitlik . ellerinin ˘ ˘ temizligine ve kalbinin saflıgına gözatmak isterim. Bierce’ın kitabının bir s s Türkçe çevirisi var [40]. s. [41] s Bir ba¸ ka me¸ hur Amerikalı dü¸ ünür Emerson da söyle diyor: s s s ¸ ˘ Tüm bir ulusun avaz avaz vatanseverlik kükredigi bir anda. din yoluna adanmı¸ lık¸ s s larıyla veya yüksek ahlaklarıyla veya anavatanlarına sevgileriyle maskelemeye çalı¸ ır. 164 . ahmakça siddet ve vatanseverlik adı ¸ ˘ altında giden tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! [32. . Ama çeli¸ ebiliyor. Dünyada gururla˘ nabilecegi hiçbir seyi bulunmayan su zavallı dilenciyse.Sonsöz: Vatanseverlik mi. (iç sava¸ a da katılan) Amerikalı s s yazar Ambrose Bierce’ın su cevabıyla peki¸ tirildi: ¸ s ˘ ˘ [. ne de Bierce’ınkiler asla anla¸ ılmıyor s bu Türkçe çeviride. sıkısıkıya ¸ ¸ ˘ gururlanmanın son çaresine. Ve böylece s kurtulur. zira hep gözünün önündedirler. kendisinin olan hataları ve ahmaklıkları dört el savunmaya hazırdır. ilk sıgınagıdır. [44] ¸ s Einstein da söyle formüle etmi¸ : ¸ s Emir üzerine kahramanlık. 10] 67 Bierce. yeteneksız bir adamın me¸ hur olabilecegi tek yoldur. [42] Alman filozof Schopenhauer’a göreyse: Esaslı ki¸ isel meziyetleri olan biri.67 Büyük Alman sair Heine’nin benzer sözleriniyse Tolstoy alıntılıyor (John¸ son’ınkini de alıntılamı¸ tır): s ˘ Ne tuhaf bir sey! Çogu alçak. s s Hatta Britanyalı me¸ hur kültür adamı Dr Samuel Johnson’a göre: s ˘ ˘ ˘ Vatanseverlik bir alçagın son sıgınagıdır. . Johnson’ın me¸ hur sözünü de almı¸ kendi kitabına [39]. ait oldugu millete yapı¸ ır. kendi milletinin kusurlarını en net s biçimde görür. Hakikat Severlik mi? birbiriyle çeli¸ miyor ki’ diyeceklerdir muhtemelen. . kirli i¸ lerini. bir asrı a¸ kın bir süre sonra. .

ulusalcılıga. ama tutarın zaten üç lira oldugunu iddia ederse. hür s aklın ve vicdanın emrettigi –dürüstlük. alı¸ veri¸ imkansız ve bu ki¸ i ˘ s s s de ıslaha muhtaç demektir. komünizme veya ba¸ ka bir ideolojiye. iki kere ikinin ˘ s s dört ettigini ve bu gerçegin vatanseverlige. kısaca tecavüz etmeme yasasıyla özetlenebilecek– temel ve ev˘ rensel degerleri kabullenmemiz sart. referanduma veya kamuoyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini. Müss lümanlıga veya ba¸ ka bir dine. Tanesi iki liradan iki tane limon ˘ ¸ almak isteyen biri. Tolstoy gibi dahiler. çok farklı s s s görü¸ leri savunup pazarlık edebiliriz. dinin. tartı¸ abilmek ve ¸ s s birarada esenlikle ya¸ ayabilmek için de benzer temel hakikatleri. menfaate. gibilerin –kısaca tecavüzün– iyi oldugunu iddia eden bi˘ riyle de konu¸ mak. menfaatin veya kamuoyunun bu hakikatlere müracaatla. ˘ s Alı¸ veri¸ yapabilmek için iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel s s gerçekleri kabullenmemiz nasıl sartsa. pazarlık edip üç lira ödemeyi teklif edebilir. AB’ye veya ba¸ ka bir seye ˘ s ¸ satılmı¸ degiller. ˘ ¸ Zeka özürlü ya da sahtekar ya da fanatik bir çılgın olmayan. ki¸ isel veya millli menfaatlere. gibi ˘ ˘ degerleri. her tür önderin. kutsal kitaplara. tartı¸ mak. kitabın. ama aklın ve vicdanın emrettigi. ˘ ˘ s Marksizme. konu¸ abilmek. gaspın. iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel. ideolojiye. bir peygambere. ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ Türklüge. hür aklın ve vicdanın em˘ s ¸ rettigi –tecavüz etmemek seklinde özetlenebilecek– temel ve evrensel ˘ ¸ degerleri de bilip benimser ve bu hakikatlere göre ya¸ amaya çalı¸ ır. Aynı sekilde. milliyetçilige. ideolojinin. bir öndere. Atatürkçülüge. mutlak s ˘ hakikatleri unutmayıp.Sonsöz: Vatanseverlik mi. kralın çıplaklıgını te¸ hir ediyorlar sadece. bu ˘ s s hakikatlerin de hiçbir öndere. ˘ tersine. sagduyu vb. hakkaniyet. ¸ ˘ yalanın vb. aynı sekilde. katliamın. s ˘ temel ve evrensel degerlerde –bu hakikatlerde– mutabık olmamız sart. hırsızlıgın. birarada ya¸ amak imkansızdır. dine. kitaba. referanduma veya kamu˘ s oyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini nasıl bilip benimsiyorsa ˘ ve bu gerçege göre ya¸ ıyorsa. hür akıl ve vicdana müracaatla 165 . Hakikat Severlik mi? ˙ Insanlıgın bu ataları. bilinci dumura ugramamı¸ veya hipnotize edilmemi¸ herkes.

magdurdan. s tapındırmayla. hakikate inanıp ˘ sevgi duymaktır. faydalı yanları degerlendirip muzırları atmak. vatanseverlik. menfaatçi olmamak. ˘ milliyetçilik. objektif ˘ olmak. ˘ Bilir ve benimser ki. haktan. iki kere iki farkına bile varmadan üç ettiriliyor ve Allah’ın veya vatanın “intikamına memur” olma hipnotizması. kimileriniyse tamamen atmak ˘ gerekirken. ˘ s Hakikat bu kadar. hakikat severliktir. Hakikat Severlik mi? sınanıp ıslah edilmesi gerektigini bilip benimser. me¸ hur ve tartı¸ masız. hakikatler de barındırır ve dindarlar arasında bilerek veya bilmeyerek onun sadece hakikatlerine yönelen. hakikati. geli¸ memiz ve (Türkiye’de ve dünyada) birarada ya¸ ayabil˘ s s memiz için sartken. hür aklı ve vicdanı telkin etmek ve hakim kılmak esenligimiz. yalancı olmamak. ulusalcılık vs. temel ve evrensel degerlerdir. iyi severlik. gaspetmemek. nefrete. ancak bu yolla. kısaca tecavüz etmemektir.Sonsöz: Vatanseverlik mi. sagduyulu olmak. bu ikisi zaten birbirinden ayrı dü¸ ünülemez. insan olmak. hakikat içinde tüm insanlıkla bütünle¸ meyi özleyen insanlar s 166 . pe¸ ins den de bu hipnotizmanın failleri üretiliyor. ˘ ¸ ˘ masumdan. dürüst olmak. iyiye. özgürlügümüzü ba¸ ka˘ s sınınkinin ba¸ ladıgı yerle sınırlamaktır. putla¸ tırma¸ s lar ve kutsalla¸ tırmaların fevkalade güçlü büyüsü ve hipnotizmasıyla. adam olmak. hür aklın ve vicdanın süzgecinden geçirerek. hakikat bir kenara atılıp. baskılar. Din. ve de s ˘ esenligimizdir ki. en basit. aslolan. esenligimiz için de aslolan. iyi olmaktır. siddete ve güce tapıp tapındırmak degil. dogmalar. ele¸ tirel akıl ve vicdan devre dı¸ ı s s bırakılarak veya rehnalınarak. çalmamak. hak sever˘ lik. yalanın yanında yer almamak. din veya milliyetçilik/ulusalcılık sekil¸ lerinde tezahür eden çok güçlü bir irrasyonel element hakim kılınıyor. hür. vatanseverlik veya bilmemnecilik degil. aklın ve vicdanın ˘ ˘ ˘ emrettigi. tam tersi yapılıyor. adil olmak. degil. sınıf bilinci/mücadelesi veya etnik degerler veya ezilen s ˘ ulus milliyetçiligi veya milli/ulusal degerler degil. ir˘ rasyonellige. iki kere ikinin dört etmesi kadar açıkken. cinayet i¸ lememektir. tüm fikirleri hakikatin. makuldan yana olmak. ˘ ˘ s s ama sürekli ihlal edilen formülüyle söylersek.

bayrak. vatan. san. biz farkında olmadan nefes aldıran. övüngen bir seydir. bayrak. halk. ulu önder Atatürk kutsalla¸ tırılarak. köpekler. sava¸ a. Freud’un Id ile. ordu. kitap. din vs. simgeler ve sloganlar üzerinden. için fedakarlık ve digergamlık maskesine bürünerek gerçekte en ˘ akıl almaz egoizmi ve putperestligi saklar. bir tanrının arkasında. sürü içinde eritmesiyle güçlenir ve bu gayet egoist davranı¸ . hakikate kar¸ ıdır ve her ikisi s de –dinin negatif yanı ve milliyetçilik/ulusalcılık– sürüle¸ meye. bilinci tamamen ˘ ¸ ele geçirdiginde Hayvan’ın (¸ eytan’ın) krallıgını kuracak olan ve kimi ˘ S ˘ 167 . fedakarlık gibi sunulur. devlet. dinî s vs. hissedilir. Hakikat Severlik mi? vardır. kastettigi kolektif bir sey. küçük veya en büyük hunharlıklar. putla¸ tırılarak ve bunlara tapılarak. söylev. s s maymunlar ve benzerlerinin yaptıgı gibi. bilincin derinlerinde bilinci kontrol s edebilen elementer. tehdit paranoyasıyla saldırı emri veren. tapınmaya. tecavüzcü. vatan. vücuda emirler gönderen. nefretle beslenen ve nefreti besleyen seydir. Tapılan. dü¸ünen. Soyutlamalar. s ¸ iktidara. Putla¸ tırılıp tapılan milli. Jung’unsa benligin ¸ ˘ negatif yanına atfen. (ki bu da tam anlamıyla negatif bir dindir) hiçbir hakikat barındırmaz. kurbana. en belirgin ve sevdigi ¸ ˘ ˙ simgeler. hayatta kalmak. insanların nefslerini (gerçekte büyütme saikiyle) kolektif bir Nefs içinde. sürüye ait olmayanlar par˘ çalanır. aidiyetlerle ve bir önderin. ˘ anne kendisiyle çiftle¸ sin diye yavruyu parçalatan seydir. millet. esrikliginde de kendini gösteren sey˘ ˘ ¸ dir. Gölge ile. peygamber. seref. güce. hayvan ve kan olan sey. s s hipnotizma ve esrimeyle yürür. kolektif bir seydir. türünü ˘ ¸ devam ettirmek çılgınlıgıyla. son derece güçlü ˘ bir puttur. ba¸ kalarını kurban s etmeler. hayvan s yanımıza yönelip güçlenir. Kendini kurban etme ve asıl yaygın olan. s ¸ ¸ kahramanlık. gizlenir.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ama milliyetçilik/ulusalcılık vb. Kendinden ba¸ kası bilinmez veya dü¸ man bilinir ve bir sonraki adımda. s ¸ gerçekte tüm kutsalla¸ tırmaların yöneldigi ve putların kastettigi seydir. kana doymayan. s ˘ ˘ ¸ futbol taraftarlarının azgınlıgında. kaplana. on yedi ¸ ¸ aylık çocuga tecavüz ettiren seydir. etnik. bir peygamberin. katil bir sey. kanımızı pompalayan.

¸ ¸ ˙s I¸ te korumak için bir sürü insanın yırtındıgı. ‘bu adam da kim?’ diye sorar” dedigi için. Bu derece zı¸ vanadan çıkılmı¸ durumda. tam s tersine bir ba¸ ka put. puta dönü¸ türüls dügünde ve ona tapıldıgında. dogrulugu yanlı¸ lıgı bulunan bir ˘ ˘ ˘ ˘ s ˘ insan –ne kadar büyük biri olursa olsun– bir tanrıya. bir ba¸ ka profesörün s s bir TV programında ısrarla ve tekrar tekrar “her sekilde bu adamın yok ¸ olmasını istiyorum” seklindeki çılgın feryadıyla mıhlanıyor. taptıgı. Hakikat Severlik mi? ilahiyatta açıkça Seytan olarak tanımlanan seydir –yani Nefs’tir. Nefs’in hükümranlıgı bu humma üzerinden s ˘ yürüyor ve Atatürk’ün kurdugu. maktul de olsa. iki kere ikiyi üç ettiren. Çocuklarda hür aklı ve vicdanı geli¸ tirmesi. tam tersine. tapınagı ve çehreleriyle gerçekte hep o aynı puta. Atatürkçülükle içeriden yıkılıyor. kanun koydugu. Tanrı’larının “intikamına memur” olan tapınak rahiplerinin cadı ¸ avına maruz kalıyor. Tüm insanlar gibi iyiligi kötülügü. öteki din (Milliyetçilik/Atatürkçülük) devleti dayatılıyor. onun “Ne mutlu Türküm diyene” gibi. gerçekte ˘ ˘ ˘ tapılan bu Nefs’tir. Tanrı kelamı ˘ ˘ yapılıp. Negatif (politik) dinin putunu yıkmak için s de. katil de olsa. Bir profesör sırf. desteklemesi gereken okullar. “vatan”. desteklenmesi gerekirken. ˘ ¸ s putla¸ tırılan her¸ eyde gerçekte tapılan.Sonsöz: Vatanseverlik mi. dipsiz sunagına sürekli kurban s s ˘ isteyen put. s bu hipnotizmayla ba¸ lıyor. hür aklın ve vicdanın geli¸ tirilmesi. (‘Ne mutlu Fenerbahçeliyim diyene’ demekten farksız). ˘ ˘ ˘ adam öldürdügü ve “Türklük”. “yabancılar görse. putla¸ tırılan Atatürk dayatılıyor –farklı ruhban s s sınıfı. 168 . hakikate aykırı. aynı putperestlik nedeniyle. bazan da ikisi kolkola giriyorlar. Türk olmayı yeterli sayan. okuldan itibaren tüm bir nüfusa dayatılıyor. insan olmak yerine. Bir din (Islam) devleti yerine. Nefs’e tapıldıgı ˘ ˘ ˙ hiç umursanmadan. Aynı ˘ hipnotizma ve tapınma. Tanrı’larına kurban sunma sehvetiyle çılgınla˘ ¸ san. “millet” filan diye isimlendir˘ digi sey: kendi nefsleri ve onu geni¸ letmek için katıldıkları kolektif Nefs. aslında (Nazizmi görmedigi için) farkında degilse de Nefs’e matuf sözleri. görevinden uzakla¸ tırılıyor. herkes tapmaya zorlandıgında.

orada bir sa˘ katlık var demektir. bilinç ikliminde on yedi aylık bir bebege ˘ ˘ tecavüz edilebiliyorsa. kamuya. Fakat hakim bir 169 . sahtekarlar bulunuyor. böyle yaratıklar üreyebiliyorsa. bir de bunları ˘ s ¸ yakalamayan veya (mesela pornocuları) yakalayıp altı ay sonra serbest bırakan bir sistem var. Ve bunların hepsi her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ ti ve hepsi Müslüman. Peygamber’e hakaret etmi¸ ler. organ mafyasındakiler. hep bir din devleti olarak kalıyor. bunlar hakim bir bilinç garabeti sayılmayabilir. münferit ˘ görülebilir ve asıl önemlisi. bunlar arasında da katiller. Hakikat Severlik mi? ama asla Türkiye laik olamıyor. bazan birininki. bazan digerininki. bir insanın yalan söylemediginin. s Bir cografyada. ama geregi derhal yapılıyorsa bunlar arızi. Ve daha beteri su ki. insanlıga malolmu¸ seylere ˘ ˘ s¸ hakaretin ki¸ isel alınamayacagını idrak edememekte ve hakaret kar¸ ıs ˘ s sında siddete ba¸ vurma ilkelliginde mi kurtulu¸ ? Hakaretin. pe¸ inden her¸ eyi hakas s s s ret sayma deliliginde. çocuk pornosuyla ugra¸ anlar vb. ‘¸ una hakaret ettin. kudurmak ve küçülmekte s s mi kurtulu¸ ? Veya ‘Vay. Atatürk’e “bu adam” demi¸ ler’ diye (ki denen s s bu bile degil aslında) çıldırmakta mı? Veya “Ne mutlu Türküm diyene” ˘ demekte mi gerçekten? Atatürkçü. sonra halka.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ‘Vay. kültürde. bu ˘ s kabul edilemez’ diye kı¸ kırtmak. bu gibi seylerin ¸ tek bir örnegi varsa bile (ki dünyanın her yerinde vardır). de Türk ve Müslüman. ele¸ tirilebilmesinde degil mi kurtulu¸ ? s s ˘ s Önce kutsalla¸ tırma. seriatı için kelle kesiyor ve her zaman baskı ˘ ¸ hakim kılınıyor. bunu a¸ agıladın’ demeden. Halbuki. sahibini ¸ s ˘ s küçültecegini bir kenara bırakıp. Türk veya Müslüman (veya milliyetçi/ulusalcı vs. s ˘ caniler. garantisi ve kanıtı olabilir mi? Bu ˘ ülke Türk ve Müslüman insanlardan. zaten kimse bu hunharlıkları övmedigine ˘ göre. putla¸ tırma fanatizminde. gerçegi saklamadıgının. (Atatürkçü ve vatanseverlerden) olu¸ uyor ve her toplulukta bulundugu gibi. kimsenin ˘ ˘ ˘ hakkına tecavüz etmediginin vs. rahatça S s ˘ her¸eyin sorgulanabilmesinde. kı¸ kırmak.) olması.

ek ˘ ˘ imar izni gibi. bebek demeden insanların dinlenme. garabetler. Ermeniye. kabadayılık. ya¸ ama hakkını elinden alabiliyor. Araba. Hakikat Severlik mi? garabet var: Hür aklın ve vicdanın emrettigi temel ve evrensel degerler ˘ ˘ yerine. ama kurbanları kurs s tarmaya memur birimlerin tek bir müdahalesince halledilebilecek bu tecavüz kar¸ ısında hukuk. ˘ ben talan ederim’ diyerek. masum veya makul. köpek. avrat. deprem mezarlıgından kurtulmanın ˘ 170 . tarifi hiç yapılmayan –ama “kol kırılır. ˘ emlak talanına ve ranta kurban eden. tecavüzler sürekli adetten ve töreden sayılıp hakimiyet kazanmı¸ durumda. kadın ve çocuklara hunharlıklar. s çalı¸ ma. yırtıcıla¸ an vasıfsız bir s s s nüfus sürekli hakimiyet kazanıyor. “at. sever de” vb. polis. talan ettirmem. mafya ili¸ kileri ve s s çürümü¸ lük hakim. Agalık ve a¸ iret düzeni hâlâ hakim. ˘ belki yüz binlerce veya milyonlarca insanı katledecek ve vatanın kutsal ba˘ ımsızlı˘ ını da iktisaden ve siyaseten yok edecek olan müteahhitler ve g g asıl bunların politikacı ve devlet adamı suç ortaklarıyla. “kadın erkegin elinin kiridir”. Darbeler. Susurluklar.Sonsöz: Vatanseverlik mi. tüm bu hunharları üretip panzehirini üretmeyen bu sosyal/siyasal sistem hakim. Çürük zemine s ˘ çürük binalar dikip durmadan on binlerce insanı. beton mezarlıgına döndüren. si˘ lah”. kutsal vatan topra˘ ını ve tabiatını g katleden. içeren– de˘ erler hakimiyet g kazanmı¸ durumda ve sırf milli veya dinî olması bir takım hassasiyets leri haklı. yolsuzluklar. “kızını dövmeyen. dizini döver”. kanser gibi her s yere nüfuz etmi¸ çeteler. ama yine de. karnından sıpayı”. yagmalayan. s in¸ aat. silahlı kutlama ilkelligi. ev veya i¸ yeri alarmı. onu siyasetçi-seçmen-mafya suç ortaklıgına. ˘ ¸ mafya vb. gibilerin gürültü terörü her an ve sürekli insanlara tecas vüz edebiliyor. bu ˘ katliamı on yıllardır tüm uyarılara ragmen sürdüren ve yine on binlerce. çocuk. bar vb. siddet. uyuma. çocugu katleden. faili meçhul veya belli cinayetler. Artan ve daha fazla yozla¸ ıp. belediye hakim degil. Cinayetler. hatta yüce kılabiliyor. ya¸ lı. deprem teröründen. s ˘ s idamlar ve i¸ kenceler. “baba (veya koca) döver de. “kadının sırtından sopayı. sırf milli degerler diye. Batılıya vs. ˘ yen içinde kalır”. ‘Kürde. hasta. ‘Vatan topragı kutsaldır’ deyip.

Bütün bu çırılçıplak tecavüz garabetiyle. cinnet kudurganlıgı son yıllarda öyle körüklenip egemen kılındı ki. beden yakabilen ve ba¸ ka baskılar uygulayabilen bir s seriat bilinci de hakimiyetini kaybetmiyor. taptırılan) o kutsallara. teca˘ vüzün suçluları. siddete. ortakları. saldırganlık ve siddetin yanısıra. s tecavüzler ve tecavüzcüler. kültürüne. ˘ kurumlara ve mıhlayanlarla onların zihniyetlerine kar¸ ı söz söyleyenler. de tecavüz edilirken. bu duruma mıhlanan Türklüge. akıl durduran s örneklerini sıralayabiliriz –televizyon ve gazetelerde zaman zaman açıga ˘ çıkan garabetleri: hukugun i¸ lemeyi¸ i. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi. ne˘ ticede tehdit. sorumluları. suna buna hakaret ettin!” diye. vatana. yani kral çırılçıplak. “Vay. ama etkisiz eleman. bu ¸ cografyanın insanlarına. vatan. kangrene veya en habis kansere veya s s kuduza “münferit” denip bunların hesabı sorulmuyor. vatanın gerçek hayrı için söz söyleg yenler. ya azınlık veya istatistikî çogunluk. cinayetlerle taçlanabildi. her¸ey de ortada. Listeyi çok uzatabiliriz ve ¸ yolsuzluk. i¸ letilmeyi¸ i. tapılan. vatana. kurumlara ˘ vb. putlara da. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi. (gayrıme¸ ru) yasal ˘ s s s s s engeller. s kralın çırılçıplak oldu˘ unu söyleyenler. Hakikat Severlik mi? en basit ve gerçekçi bir yolunu bile açmayan bir garabet hakim. tehdide maruz ¸ bırakılıyor. ¸ 171 . Suçlar ve failleri. kurumlar vs. Türklük. Acıtmadan kelle kesip. s s ¸ Ve bu “Ne mutlu Türküm diyene” deyip cana okuma. sansür. önce kanunla ve bir süredir ¸ de alenen kudurtulan kalabalıklarla gadrediliyor. ama hiçbir s sey yapılmıyor. yapılamıyor. bilinç iklimine tecavüz edilirken ve ˘ (bu tecavüzleri gizlemek ve baskı aygıtını elde tutmak için uydurulan. seyircileri Müslüman ve Türk. çıkarılanların s da ceza almayı¸ ı veya göstermelik cezalar alması. hatta ba¸ ka bir sey demiyorlar. bu duruma dü¸ üs rülmü¸ ve hiç kurtarılmamı¸ ken. geregi yapılmıyor ˘ ve temizlenmeye gidilmiyor da. linç. hatta vatansever kahs ramanlar olarak taltif edilmesi vs. tecavüzcülerin yargı önüne bile çıkarılamayı¸ ı. Türklüge. Ve tüm bu garabetin.Sonsöz: Vatanseverlik mi. çürümü¸ lük ve tecavüzün çok daha vahim. Bu arada masumlarsa. Bütün bunları yapanlar da Müslüman ve Türk.

Kimileri de milliyetçiligin kendisini ¸ ˘ ˘ suçlayıp. iyi bir sey oldugunu savundular. vatanseverliginse tamamen zıt. vatan kahramanı olarak kameraya alınıp lanse edilebildi. ba¸ ka bazı kesims lerce de vatan evladı olarak sahiplenildi. bilincin sürekli tecavüze maruz kalmasına ve Nefs’in krallıgına bir ˘ tepki olarak. bu kadar infial uyandırdı ve bu yüzden “Hepimiz Hrant’ız. Bu tip suçlamaları yapanlar. saglıklı bir demokraside sart oldugu üzere. iyi bir sey oldugunu savundu. ve katil Müslüman ve Türk. sürekli onanıp kutsalla¸ tırılan. vatanseverligin iyi. gerçek milliyetçiligin tamamen ˘ zıt. insanlıgı hakim kılma özleminin isyanı olarak. ˘ ¸ ˘ ama kimsenin vatanseverligi suçladıgını duymadım. hakikat yerine. üzerindeki insanların ve kültü˘ rün. kanserojen bir bilinç geninin kapkara bir bulut s gibi üzerimize çökertilmesi ve o putun –Nefs’in– krallıgının tescili ol˘ dugu için. ˘ hepimiz Ermeniyiz” sözleri benimsendi –kafaya (kur¸ unla) kakılan bir s Türklüge kar¸ ı. ama fazlasının zararlı oldugunu ˘ ˘ 172 . bu cografyanın. Vatanseverligin iyi ˘ ˘ ˘ bir sey. insanları ˘ ¸ ˘ devletten korumak gerekliyken. Halbuki. hatta yüce bir deger oldugu. artık insanları insanlardan korumanın –isteyenin istedigini tehdit edebildigi. diye diye. cinayetten önce namaz kılmı¸ ve “kutsalına” (Türklüge) hakaret ettigi s ˘ ˘ için bir insanı öldürmü¸ tü.Sonsöz: Vatanseverlik mi. s Hrant Dink cinayeti. Zira. aklı ba¸ ında insanları da kan˘ s dırabilen. bir ba¸ ka ve çok masum görünü¸ lü bir sorumlu daha var: s s vatanseverlik. s yüceltilen böylesi fa¸ ist. kaderine terkedilemez” sözü altında. öldürebildigi ve bu hunharlıklarda ˘ ˘ ˘ desteklendigi bir cehennemden korumanın– daha gerekli oldugu bir ˘ ˘ noktaya gelindi. Hakikat Severlik mi? hatta katillerden biri (Samsun) emniyet dairesinde. suç ve melanetinse bir doz a¸ ımın¸ ˘ ˘ s dan sonra ba¸ ladıgı seklinde bula¸ ıcı bir hipnotizma hakim kılınmı¸ s ˘ ¸ s s durumda. Hrant Dink cinayeti ardından genellikle ırkçı/etnik/a¸ ırı milliyetçilik s suçlandı. Ama Nefs’in krallıgını yola çıkaran. üstelik Atatürk’ün “Vatan toprakları kutsaldır. “Türklük” ˘ s ˘ ve “vatan” vs.

özlemek ve bunlar ugruna söz söylemek ˘ için vatansever olmak gerekmez. bu ˘ yanlarına mazaret buluyor ve hunharlıklar i¸ liyorlar. sehirde. istis yoruz. s Nefs’in dürtülerini uyaran en etkili uyu¸ turucuya dönü¸ üyor. insanlar s s onu kana kana içip. doganın ve tarihi eserlerin korunmasını. güzel. organ mafyasının son bulmasını vb. yani hakikat yerine ˘ s ikame edilmesiyle. özlüyoruz. tam tersi. kültürde. s Bir çogumuz (ama etkisiz eleman olan çogumuz). dünyada mutlu olmayı ve kimseye tecavüz etmemeyi. sanat ve bilimin s geli¸ mesini. hakikat sever olmak gerekir. yani daha ilk dozundan itibaren melanet yola çıkmı¸ oluyor ve pe¸ inden gelecekler de kaçınılmazla¸ ıyor. Pe¸ inden de. hipnotizmayla. ˘ ¸ ülkede. hatta kutsal˘ la¸ tırıldıktan. havanın ve suyun temiz ˘ s olmasını. mahallede. insanlara vatan haini denebilir ˘ ˘ s mi? Kesinlikle hayır. ba¸ kalarının da mutlu olmasını ve kimseye tecavüz edilmemesini. töre cinayetlerinin. bunları 173 . içinde bulundugumuz çevrede. aklı ve vicdanı tamamen uyu¸ tus s rup. (daha fazla dürüstlügün daha iyi olması gibi) daha fazla va˘ tanseverlik de daha iyi ve (en fazla dürüstlügün en iyi olması gibi) en ˘ fazla vatanseverlikse en iyisi olarak pompalanıp.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ele¸ tiren. propagandayla. sırf bu özlemler dogrultusunda ˘ iyile¸ meler olsun diye fikir beyan eden. hamasetle. hakikat yerine ikame edildikten sonra. depremde insanların ölmemesini. sava¸ olmamasını. insanların dürüst. soludugumuz ha˘ ˘ ˘ yatta. kims senin magdur edilmemesini. ama fazlasının zararlı oldugunu söylemeye ben˘ ziyor. köyde. semtte. mar¸ la. hatta kutsalla¸ tırılmasıyla. me¸ ruiyet. çirkin degil. adil. Hakikat Severlik mi? söylemek. en bayagı ve hunhar yanlarını ortaya çıkarıyor. hakimiyet s ve kutsiyet kazanıyor. zaman zaman hayal s s kırıklıgı ve küskünlükle agır ele¸ tiren. mitle. Büyük bir gaflet veya hakikate ihanet içinde vatanseverligin yüce ˘ bir deger sayılmasıyla. sıgaranın iyi. güzel bir ˘ ˘ çevrede ya¸ amayı. adalet ˘ olmasını. destanla. iyi ve sagduyulu olmasını. Ya vatansever denebilir mi? Yine hayır. çünkü bu saydıklarımı istemek. Vatanseverlik s s s (mesela dürüstlük gibi) bir kez yüce bir deger sayıldıktan. Peki bunları özleyip. artık kaçınılmaz s biçimde.

Nazi Almanyası. hakikat severlik degil de. bir kilise kurmaya ne gerek var. Amerika yanında Irak’a girmeyi. cinayete göz yummuyor veya kı¸ kırtmıyor. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil. dünyayı ve kendilerini kana buladılar. ˙ Insanlar bir aziz kadar safken. hakikate ˘ ˘ ˘ s 174 . iktidar saikleridir. böyle ˘ bir saptırmayla vatanseverlik hakikatin yerine ikame ediliyor ve zehir böylelikle hayat iksiri olarak empoze edilip. daha s çok sevmekle devam ettiler ve nihayet vatanlarından ba¸ ka hiçbir seyi s ¸ sevmemeye varıp. simdi isimlerini hatırlamadıgım o politika s ¸ ˘ ˙ ste. vatanlarını sevmekle ba¸ ladılar. Hakikat Severlik mi? özlemek. I¸ s ˘ severligin tanımı ve bildigimiz tüm temel degerlerle çeli¸ kisi. Türkiye’nin çıkarına olacagı dü¸ üncesiyle. yani vatanseverlik nedeniyle. ¸ Melanetin a¸ ırı.Sonsöz: Vatanseverlik mi. yava¸ yava¸ s s hipnotize oldular. en özet ifadesiyle ve zaten hiç matah olmayan kelimenin en kötü anlamıyla. aniden bir günde cinnet geçirmedi. durup dururken gidip cinayet i¸ lemiyor. istemek için “vatanseverlik” diye bir ad koymaya. bu saikler. Amerika’nın Irak’a saldırdıgı s ˘ ˘ ˘ günlerden hatırlayabiliriz. eger ba¸ ka emeller ve saikler yoksa? Ve böyle bir ˘ s ad verilip. yani bu igrenç katliama ˘ (Türk çocukların azmettiricisi ve ölüme göndericisi olarak) katılmayı istemi¸ lerdi ve hâlâ da kimileri bunun gerçekle¸ medigine üzülüyorlar s s ˘ ki. Ame˘ s rika’dan gelecek para yardımını da hesaba katarak. Bu saydıklarımı istemeyi. s önce yava¸ yava¸ hipnotize oluyor. kana kana içiliyor. hayat iksiri diye yuts s ˘ tukları tatlı bir seyle. çok sevmekle ilerlediler. ba¸ ka emel ve saikler daima vardır veya s ürer ya da üretilir ki. ertesi gün aniden bir katil olarak yataktan kalkmıyorlar. masum s s ˘ vatanseverlikle ba¸ ladıgına. hayat s s s s ˘ iksiri diye yutulan tatlı bir seyle. fa¸ izmle degil. Kimse. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil. O zaman Ba¸ bakan Tayyip Erdogan ve kimi s ˘ politika yorumcuları. Ba¸ bakan’ı bilmem ama. en masum dozunda vatanyorumcuları a¸ ırı milliyetçi filan degildi. hakikatle çeli¸ tigine yakın bir örnegi. ¸ s azmettirmiyor. kilise kuruldu mu. etnik veya ırkçı milliyetçilikle. vatanseverligin daha en ba¸ ta temel degers ˘ ˘ s ˘ lerle. örgütlemiyor. vatanseverlik saymakla.

faili meçhul cinayetlerle ihanette. çünkü “Türkiye” denen bu cog˘ rafyada ve kültürde en temel hakikat çignenecek ve menfaat ugruna ˘ ˘ hunharlık yapma seklindeki böyle bir bilinç garabeti. akıl almaz biçimde üç ettirilerek. fa¸ izmle ba¸ lamıyor. ˘ Katliam da. vatanseverlikle ve her tür s s putperestlikle. Adalet Bakanı gibilerin s s 175 . tetigi çekmekle bitiyor. hakikate ihanet nedeniyle çürüme ve dolayısıyla vatana da ihanet gerçekle¸ iyor. Bu yasaya kar¸ ı ˘ s s söylenen her¸ ey (fa¸ izan bir uygulama olması. milliyetçilikle ba¸ lamıyor. illegal fiiller i¸ lemesinin ˘ s me¸ruiyeti ve dolayısıyla derin devletin iyi bir sey oldugu. Iki kere iki. ihanetlerde gerçekle¸ tigi gibi. tecavüzle ba¸ lıyor. tıpkı Bernard Shaw’un. derin devlet bahislerinde s ˘ ˙ ya¸ anıyor. etnik veya a¸ ırı veya ırkçı milliyet˘ s s s çilikle ba¸ lamıyor.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ama vatanseverlikle çürümenin ger˘ s çekle¸ tigine yakın ve enteresan bir örnek. fikir ˘ s ˘ ifade etmeyi kanunda ve bilinçlerde yasaklayan yargı ve saldırganlıkla. “Katl sansürün ekstrem biçimidir” [45] diyerek dikkat çektigi üzere. her devletin gizli. yani. hakikate s s ˘ Hrant Dink cinayetiyle ihanette. “vatan” denen bu cografya ˘ ˘ böyle bir bilinç garabetinin hakim oldugu bir yer yapılacaktı. bizzat vatanseverlik. organ mafyasıyla ihanette vs. vatanseverlik bumerangının devasıysa. Ve illegallige me¸ ruiyet kazandırıp vatana da ihanet eden s ˘ s sey. ¸ ˘ Vatan hainligi. Böyle bir katliama katılmakla. ˘ sonuçta vatana hayır gelmeyecekti. fa¸ izmle ve katliamla bitiyor. bu abuklugun mimarı. jeopolitik. sansürcülükle. Hakikat Severlik mi? ihaneti. s ˘ Irak örneginde gerçekle¸ medi. jeostratejik veya iktisadi ya da siyasi menfaatler saglanacak olsaydı bile. hakikat akıl s almaz biçimde igfal edilerek. hakikat severliktir. yetmi¸ mils s yonun tamamı bu suçun ortagı edilecekti. vatansevmezlik degil. yani vatanseverlikle. henüz yoksa s ¸ ˘ tesis edilmesi gerektigi açık açık savunuluyor ve böylece hakikate iha˘ net. böyle bir günah me¸ ruiyet ve hakimiyet kazanacaktı. tetigi çekmekle ba¸ lamıyor. Bu ölüms s cül döngünün. yani çü˘ rüme gerçekle¸ ecekti –hakikate her ihanette gerçekle¸ tigi gibi. böyle bir kara ¸ bulut. 301’le ba¸ lıyor.

büyüyemeyen ve babasıyla. Karamazov Karde¸ler’i de ve s bayraga. hatta yalana. Hakikat Severlik mi? iddiasının aksine.) bir yana. dı¸ lamak. ondan temizs lenmek gerekir. o hunhar geni kınayıp mahkum etmek. yakla¸ ık iki yüz bin ki¸ iye ˘ s s s 176 . bu mükemmelen saçma. s ˘ sansüre ba¸ vuracak ve böylece o çok sevgili milliyetinin temizlenmesine s degil. ama daha acısı su: bu Dostoyevski sansürüyle Tolstoy ¸ sansürlerini ve gazetelerde yogunca i¸ lenip. Dostoyevski gibi dünya kültür mirasının devlerinden birini ve (Türklerle ilgili hunharlık hikayeleri barındırıyor diye) onun en büyük eserini. tabii. aslında Dostoyevski’nin de yasaklanmasını savunuyor durumdalar.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ama kendine yeterli bir birey olamayan. ya tep. i¸ in içine bir de yalanı. 301’e göre ayrıca. katarak hakim oldu. yani “ya tap. millete. bu garip olurdu. babasını hep mükemmel görmeye ça¸ lı¸ acak. on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlendi ve böylece hunharlıkları yalanlamak veya mahkum edip dı¸ layarak s temizlenmektense. degilse bile ona tapınıp taptırmaya zorlayacak. Eger Dostoyevski ˘ haklıysa. tersine. s söz konusu bölüm. Yok eger Dostoyevski haklı degilse. s ˘ yani sövenizmin her türü. zaten Dostoyevski’de marazi bir gen de vardır. dine nefretle en agır hakaretleri yagdıran Bir ˘ ˘ ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nü de yasaklamak lazım ki. vatana. o ˘ ˘ ˘ zaman bu belgelenir ki. hunharlıgı günümüz Türkiye’sinin kültürel bir geni yapmaya ˘ hizmet edildi. malesef. her¸ eyin de. uygar Batı toplumlarında muadilinin bulunmayı¸ ı ve s verilen örneklerdeki mahkumiyetlerin tamamen farklı suçlara dayanması vb. soyuyla övünmeye çalı¸ an yeniyetme zavallılıgı. örtbas edip kafayı kuma gömerek sahiplenen ve bizzat kendisi sahtekarlık ve katl karı¸ ımı bir hunharlık olan s sansürle. nefret et” zihniyetinin terkedilmesi s ve Dostoyevski’nin de. kirlenmesine yol açacaktır. milliyetçilik geni. dogru ve yanlı¸ tarafları nesnellikle s ˘ s belirlenerek degerlendirilmesi gerekir büyümek için. g bizzat kendisi hunharca bir durum ve 301’i savunanlar. ama benzer s bir uygulama. ˘ Karamazov Karde¸ler yasaklanmadı tabii. sansürü. atasıyla. bu gen yüzünden abartılara veya toptancı bir nefrete kapılmı¸ olabilir.

çünkü istatistikî bakımdan münferit. her¸ eyden önce ˘ ˘ ˘ s sansürlememeye. Bu teamülü yaratmak s içinse. bu teamülü yaratmalıdır. Milliyetçilerin ve kı¸ kırtanların arasında. ama Nazi Almanya’sı ˘ s krallıgının tek biçimi degildir ve ayrıca tek felaket de. sansür bilincini. ama arkasındaki deh¸ etli ve s etkin hipnotizma bakımından hegemonik. onun hakimiyet kazanması yeteri kadar fecidir ki. 301 kar¸ıtı basın yayın dünyasınca örtbas edilmi¸ tir [5]. ama bu s ˘ 177 . daima hakikas s ˘ tin tesisine çalı¸ malı. Halbuki. hunharlık. kirletti. bir insan öldürülerek Türk kanının sahiden de zehirli oldugu fiilen ˘ kanıtlanmaya çalı¸ ılıyor. krallıgını tama˘ ˘ ˘ men kurması degildir. gayet hazin ve ironik bir tuhaflıkla. bilinç iklimini gerçekten zehirledi. ve Nefs’in krallıgına yönelik. s s Bernard Shaw’un dikkat çektigi üzere. Nefs’in s tamamen ele geçirdigi kurtadamlar var muhakkak. ve 301 kar¸ ıtları da. ama tabii çok daha hunhar ve– inanılmaz. sol yumrugunu kaldırmaya veya bilmemne-izme veya bilmemne ˘ sloganı. ˘ Nefs. malesef son derece talihs siz kı¸ kırtmalarla. Zehrin ya da asaletin kanda bulunabilecegi s ˘ seklindeki ırkçı ve irrasyonel üslubu bir yana bırakırsak. Hakikat Severlik mi? yutturulmu¸ “Müslüman Tolstoy” aldatmacasını te¸ hir eden çalı¸ malas s s rım da. böyle bir cina¸ yet. “Katl sansürün ekstrem biçimi˘ dir” yalnızca. Hrant Dink cinayetinde de –Dostoyevski ve Tolstoy sansürlerindeki gibi.Sonsöz: Vatanseverlik mi. yani 301’i mahkum etmeye. her ikisi de susturmaya yöneliktir. ihtiyaç var. pankartı veya bayragına ya da dindarlıga degil. özgürlügün gaspıdır. hakimiyetini epey arttırmı¸ tır. ˘ Türkiye’de hep güçlü olmu¸ ve son yıllarda. Türkiye’deki kültür. apaçık. s ˘ milliyetçilikle batıyor. ho¸ larına gidenin degil. yukarıdaki manzaranın gösterdigi üzere. ama hepsinin tama˘ men kurtadamla¸ madıgını umuyor ve uyanmalarını diliyorum. krallıgını Nazi Almanya’sında kurmu¸ tu. Türk kanını zehirli buldugu gerekçes ˘ siyle. bu sekilde ¸ örnek olmaya. Türkiye milliyetçilikle s s mi kurulmu¸ tur bilmem ama. ˘ tecavüzdür. gayet acı ve adi bir fars sahnelendi: Türklügü ˘ a¸ agılamayı yasaklayan bir kanun ve (kraldan çok kralcılıkla) bu kanunu s ˘ da a¸ an kudurtmalar neticesinde.

hele kutsallar. . bu hakaretler yenilir yutulur degil . hem daha mutlu. vatans da¸ a degil. en basit mantıga aykırı oldugunu. epeyce bir cesaret ve ˘ s ˘ güç gerektiriyor ki bu da. olmayacaklar mı? Vatana. . bir an durup dü¸ ünüyorlar mı? ¸ s Ayrıca. kı¸ kırtıcılar ve digerleri. tüm bu manzara kars ˘ g sısında ellerini vicdanlarına koyup. kızgınlıklarına. ˘ ˘ duygulanmalarının sahici. vatan hainleri’ ˘ vb. bir kez olsun yukarı itilecek s ˘ mi? Bütün o milliyetçiler. Nefs’in hipnotizması. hem de vatana büyük bir hizmet yapmı¸ . kı¸ kırıp s s kı¸ kırtmakla –‘vatan ku¸ atılmı¸ . insanlıgı ve ˘ ˘ 178 . Bu i¸ yapılacak mı. kendileri gibi dü¸ ünmeyen insanları hedef göstermekle.. günahtan kurtulmak istediklerini. satılıyor . ölüm riskine. tutkularına. ama küçülten degil büyülten ˘ bir i¸ tir.Sonsöz: Vatanseverlik mi. yanlı¸ yaptıgını itiraf etmek. “Günah” diye bir seyi hatırlamıyorlar ¸ mı –cehennemde yakan “günah”ı degil. bir kitlenin övgüsüyle ve kahramanlıkla taltif edilerek ölüme gitmekten çok daha zor. sorum˘ s ¸ luluk ve vicdan geregi. bir sinege bile zarar vermesin ˘ ˘ diye çocuklara “Günahtır” derken kastedilen seyi? ¸ Ermeni soykırımını kabullenen Türk (veya Türkiyeli) vatanda¸ ların. ulusalcılar. Hakikat Severlik mi? da çok zor bir i¸ tabii. tartaklanmaya. vurulmaya maruz bırakmasının. yanıldıgını. ama duygunun sahte ve melun olabilecegini ˘ akıllarından geçirmiyorlar mı?. menfaat için insanın kendini tehditlere. bu insanların belki ˘ ˘ de sadece (dogru veya yanlı¸ ) inandıkları seyi savunduklarını. insanlar sokaga dökülür. çünkü fikirler. s s s ˘ sıkıntı çıkar . yazının s ˘ ba¸ ından beri özetledigim ve aslen herkesin bildi˘ i. hatta ilan etseler. s ˘ haklı olma ihtiraslarına hizmet ettiklerini hiç akıllarından geçirmiyorlar mı? Bögürlerinde kabaran her duygunun hakiki olmayabilecegini. . bu yüzle¸ meyi gerçekle¸ tirebils s seler ve bu itirafı yapsalar. . Dolas yısıyla. s son derece güçlüdür ve ki¸ ilik artık ondan ibaret gibi algılanır. . bölücülük yaptıklarını hâlâ itiraf s s edemiyorlar mı? Cesaretlerini toplayıp. s menfaatleri için vatanı satan hainler olmayabileceklerini. Sisifus’un s s s Türkiye’de hep a¸ agı yuvarlanan kayası. belki de kendi menfaatlerine. . kı¸ kırtmalarla– yanlı¸ yaptıklarını. Ve bu zor i¸ in kotarılması lazım.

psikolojik. güvenilir ki¸ ilerden olu¸ turulacak ˘ s s seffaf bir komisyona verelim. agalık ˘ s s ˘ ve a¸ iret düzenini ıslah etmek vb.68 Güneydogu’da kangren olmu¸ ve Türkiye’yi de kangren eden. mecburen askere ˘ gittigi bir yerde bunu savunanlar. i¸ . Peki bu çözüm de mümkün degilse.Sonsöz: Vatanseverlik mi. s s melanetiyle hayrı arasında– bir muhasebe yapılıyor mu? Yoksa. sehitler için infial ¸ duyulmadıgı yolunda ele¸ tiriler yapıldı. ‘bölünmez bütünlük’le sıkı¸ tırıp çatlatma ve çürütme s yoluna mı gidiliyor? Hrant Dink cinayetinden sonra. ne ¸ ˘ yapacagız? Bu sava¸ ı sonsuza kadar sürdürmek mi iyi? Tekrar tekrar ˘ s isyanlar çıkması mı iyi? Ba¸ arılabilse bile. hastane. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. mesele hallolabilecekse. hamaset ve inata esir olarak. seyler yapmakla. herkesin önünde s hücuma. oradakilerin hepsini öldürmek s mi iyi? Bu didi¸ menin siyasi. ordakilerin insan s ¸ gibi ya¸ amalarını saglamakla. Hakikat Severlik mi? bugünkü Türkiye’yi bu günahtan temizlemek istediklerini. ahlaki vs. özel bir ön cephe birligine. böyle bir i¸ için her biri˘ s miz. ekonomik. vatanı. götürüs leriyle getirisi arasında –vatana. askerî ˘ s müdahalelerle hallolmayan ve tarihte iki düzine kadar ayaklanmayla azdıgı söylenen bir yara var. Tolstoy’un Anna Karenina’da Fransız ˘ yazar Alphonse Karr’dan alıntıladıgı su sözlere uymalılar: ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. [41] 179 . a¸ götürmek. hele insanların kendi iradeleriyle degil. Duyuluyor. ama duyurulamı˘ s yor ki? Gerçekten. vatanda¸ a ili¸ kin götürüleriyle getirisi. akıllarına hiç getirmiyorlar mı? Neden dostun acı söyledigi hatırlanmıyor? ˘ ˘ Bazı arkada¸ ların seni över. bunun için geç s ˘ degilse ve para lazımsa. Oraya okul. övenlerdense uzak dur. dü¸ ünmeye çalı¸ anları da vatan haini diye kas s s nunla ve hedef göstermekle susturarak. bu yolu deneyelim. varlıgımızın mesela üçte birini. kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben söyledigi su sözlere: ˘ ¸ 68 Talmud’dan aktaran Tolstoy. neden ölüyor o çocuklar? Bu sart mı? Sart oldugunu ¸ ¸ ˘ savunanlar. ba¸ ka s çözüm dü¸ ünmeyerek. seni suçlas s yanlara yakın ol. baskıyla. taarruza gönderin! Veya Einstein’ın. digerleriyse ele¸ tirip suçlar.

bu yozla¸ maların hesabının sorulmaması. sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu. Ayrıca. kimseyi vatan haini diye s s hedef tahtasına çevirmeden tartı¸ ılmıyor? s Deprem bir yana. hakikat dı¸ ı vaziyetle tarumar olmak çıldırtıcı s s degil mi? Bu halimiz. bilinç sahibi ˘ s s oldu ve kendi kendisinin farkına vardı. daha yukarıda özetledigim –cinayet. Susurluk. ama “günah”ı s unutmadan. kı¸ kırıp kı¸ kırtmadan. kendi içlerindeki günaha dı¸ arıda keçi arayarak. vatanseverlik ve ba¸ ka -lik. s Kıbrıs. Veya bir ba¸ ka deyi¸ le: Sadece tuhaf kimyasal bis s le¸ imli bir bitkiyi yiyerek ya da bir travma geçirerek ya da belli bir s süre ritmik tam-tam sesleri duyarak ya da belki ailesinden fazla sevgi görerek. Ermeni. deprem. Bedeni ve dürtüleriyle hâlâ kısmen hayvan kalsa da. sogukkanlı bir sekilde. türü– yozla¸ malarla. bir ˘ ¸ matematik problemi çözer gibi. En azından. Hıristiyan˘ lık. bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine.Sonsöz: Vatanseverlik mi. hâlâ tüm bu akıl ve vicdan dı¸ ı. Hakikat Severlik mi? Bence. 108. s Bütün bunlar neden umursanmıyor? Neden. -lıklarla) üzerine bindigi küreyi ısıtan s ˘ ˙ insanlıgın genel halinden ne kadar farklı acaba? Insanlıgın su halinden: ˘ ˘ ¸ Bilgi agacının yasak elmasını yiyerek kendi çıplaklıgını farketti ve ˘ ˘ cennetten kovuldu. Amerikalılık. latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. s. (Türklük. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli. onu kurban ediyor. bilimsel bir yakla¸ ımla. ıslah s s edilmemesi ve me¸ ruiyet. dürüstçe. baskıcının tarafına geçip. Müslümanlık. vicdanlarının ve haysiyetlerinin s s sesini susturabilmek için. hakimiyet kazanmasıyla. beyninde elektro-kimyasal bir degi¸ im ya¸ ayıp. hayatını ben-biz.] s Baskı ve sıkı¸ tırmayla çatlatma ve çürütme. küresel ısınmayla da kıyamet kapıdayken. yozla¸ ma ve baskı arttıkça. mafya ˘ vs. Baskıyla insanlar s yozla¸ ıyor. o-onlar seklinde parçalayan ¸ 180 . Kürt (veya PKK) vb. etmeye bileniyorlar. niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. bir gazetede veya dergide bir platform olu¸ turulmuyor ve AB. bir ba¸ ka yoldan daha s s yürüyor. meseleler.

Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? yeni bilinciyle hayvanlar aleminden kovuldu ve sahip oldugu o yeni ˘ bilince ragmen kendini bilemedigi için, o bilinçle cami avlusuna bıra˘ ˘ kılmı¸ durumda kaldı. Epey zamandır da, kendisini vareden kaynakla s göbek bagını bulma, kayıp cennete geri dönme ve kendini bilme ihtiyacı ˘ içinde –biberon diye minareyi, çanı, vatanı, bayrak diregini, bir önderin ˘ büstünü, sag ya da sol yumrugunu veya bir ba¸ ka putu agzına tıkıp– o ˘ ˘ s ˘ camiyi, kiliseyi, havrayı, futbol takımını, ideolojiyi, önderi, devleti, halkı, bayragı veya vatanı putla¸ tırarak, umutsuzca bunlara tapıyor. O bilinç sa˘ s yesinde ayrı¸ an iyi-kötü, biz-onlar ikileminde iyinin, “biz”in yanında yer s aldıgı, kendisini vareden kaynaga baglandıgı ve kayıp cennetin kapısını ˘ ˘ ˘ ˘ buldugu yolunda kendini ve ba¸ kalarını kandırmaya çalı¸ ıyor, ama as˘ s s lında tüm bunlardan uzakla¸ makta, doyumsuz nefsini geni¸ letme çabası s s içinde, kudret pe¸ inde ko¸ makta, nefsinin, hatta kollektif bir Nefs’in ve s s kudretin kölesi olmakta, hayvani yanının emirlerine boyun egip sürüye ˘ katılmakta ve hayvani bir güç ve haz tatmininin sonu gelmez arayı¸ ı s içinde, arsız bir menfaat, sahiplenme ve lüks i¸ tahının doymak bilmez s fukaralıgı içinde, tüm bu melanet ve irrasyonellik içinde tarumar olup, ˘ tarumar etmektedir. Halbuki, asıl vatanı hakikattir ve o da içinde bir yerlerde olmalı. Acar Burak Bengi 13 Mart 2007

181

Kaynaklar
[1] L. Tolstoy, The Kingdom of God and Peace Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1942. 3 [2] L. Tolstoy, On Civil Disobedience and Non-Violence, çev. Aylmer Maude, Signet, 1967. 3 ˙ [3] Tolstoy’s Letters, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1978. 3 ˙ [4] Tolstoy’s Diaries, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1985. 3 [5] Acar Burak Bengi, Sansürlenen Tolstoy (Tolstoy’un Din Ele¸tirisi ve s s ¸ Türkiye’de Karanlı˘ ın Gücü), Yoku¸ Yayınları, 2007. Su adresten ücg retsiz indirebilirsiniz: http://yokus.yolasite.com/ 3, 8, 24, 32, 42, 177 [6] D. S. Mirsky, A History of Russian Literature, 1927. Alıntıyı yapan Henry Gifford (Leo Tolstoy, A Critical Anthology, Penguin, 1971). 8, 10 [7] L., Tolstoy, What is Art?, çev. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky, Penguin, 1995. 9 [8] L., Tolstoy, Recollections and Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1937. 13

182

Kaynaklar [9] L., Tolstoy, Tales of Army Life, çev. Louise ve Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1963. 16, 17, 21 [10] R. F. Christian, Tolstoy, A Critical Introduction, Cambridge University Press, 1969. 17 [11] Mektubun bu bölümü, R. F. Christian’ın derlemesi dı¸ ında, David s McDuff’ın, The Sebastopol Sketches (Penguin, 1986) çevirisine yazdıgı ˘ önsözde de alıntılanıyor; her ikisinden kombine çeviri yaptım. 18 [12] L. Tolstoy, The Sebastopol Sketches, çev. David McDuff, Penguin, 1986. 18, 19 [13] V. Shklovsky, Lev Tolstoy, çev. Olga Shartse, Progress Publishers, Moscow, 1978. 18 [14] Susan Layton, Russian Literature and Empire (Conquest of the Caucasus from Pushkin to Tolstoy), Cambridge University Press, 1994. 19, 44 [15] L. Tolstoy, What Then Must We Do?, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1934. 46 [16] Alıntıyı yapan Aylmer Maude, Tales of Army Life’ın önsözünde. 22 [17] L. Tolstoy, A Confession and Other Religious Writings, çev. Jane Kentish, Penguin, 1987. 22 [18] F. M. Dostoyevski, Bir Yazarın Günlü˘ ü, çev. Kayhan Yükseler, YKY, g 2001. 24, 36, 37, 42 [19] L. Tolstoy, Anna Karenina, çev. Ergin Altay, Ergin Altay, ed. Orhan ˙ s Pamuk, Ileti¸ im, 7. baskı, 2006. 29, 30, 31 [20] E. J. Simmons, Leo Tolstoy, Vintage, 1960. 47

183

belgeleri sipari¸ im sonuçsuz kaldı ve sadece 2. ˘ ¸ ˘ Aylmer Maude çevirisi (Norton & Company. ve 3. Essays and Letters. 40 [24] L. N. çev. 1961. Na chuzhoi storone. 367. s. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky. 1925. Ralph E. Farrar. Dostoevsky. Aylmer Maude. Lenin’e ili¸ kin bilgilerin kaynaklarını veriyor ˘ s (Rusya Milli Kütüphanesi’nden ısmarladım. 87-8 (çe¸ itli baskıları var). A Biography. 2003. Bantam Classics. 2003. Adrew R. Tolstoy. çev. OUP. 1953. Constance Garnett. 184 . ama 1. 1903. 298-9. cilt 1. 1976. 316-7. Prague. Grant Richards. Norton & Company. cilt 12. ve David Magarshack çevirisi (Signet. s. 1995). Wilson. Bu kaynaga ˘ dikkatimi çeken: A. “On Life”. David McDuff. 1989-91. 26 [23] L. Ignat Avsey. Tolstoy. 238-9. s. 24. Matlaw. 311-2. The Brothers Karamazov: (I) çev. online ödeme yapamamak gibi bir zorluk ortaya çıktı): (I) V. s. Ballantine Books. ‘Moe znakomstvo s Leninym’. 41 [25] Edmund Wilson. bu s paragrafta aktardıgım. s. s. belgeyi alabilecegim belirtildi. (III) çev. 47 [26] Robert Service. Richard Pevear ile Larissa Volokhonsky’nin ödüllü yeni çevirisi (Penguin. 2002). Moscow. 2005). M. To the Finland Station (A Study in the Writing and Acting of History).Kaynaklar [21] F. 1998. (IV) çev. ed. (II) çev. Vodovozov. Vospominaniya o Vladimire Il’iche Lenine. Service. 177-8. 1959. (The World’s Classics). Straus and Giroux. Oxford University Press. Penguin. 1989. The Belknap Press of Harvard University Press. Lenin. Tolstoy. 2000. 2002. 39 [22] Bu ve Anna Karenina’dan yapacagım sonraki alıntı ve özetlerin ˘ ˙ kaynagı su üç Ingilizce çeviridir: George Gibian’ın revize ettigi. On Life and Essays On Religion. s ˘ onun için de. s. s. Aylmer Maude. çev. s. (II) Maria Ilinichna Ul’yanova. Doubleday Anchor. MacAndrew. 219-20.

I. Dominik Pamir. 180 [33] A. 54. Amnesty International ve Wikipedia gibi internet siteleridir. 50. 52 [32] A. Ahmes dabad 1969.Kaynaklar 208. Derek Coltman. Eylül 1945. Sonja Bargmann. 31. (iki cilt birarada) 1987. Bartolf bildiri metnini su kay¸ naktan almı¸ : The Collected Works of Mahatma Gandi. çev. 192. Wings Books. 52 [31] “Anti-Conscription Manifesto” ba¸ lıklı bildiriyi Christian Bartolf’un s yazısında bulup. 47 [27] A. 51 [30] Bildiriyi internette. 1954. Polnoe sobranie sochinenii V. oradan çevirdim. McGraw-Hill. oras dan özetledim. Ideas and Opinions. Calcutta. çev. 56 [35] Tatyana Tolstoy. 54 [34] Bu paragraftaki bigilerin kaynakları. Quaker Council For European Affairs. 53. yeni g ˙ g bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık). Bartolf bildiri metnini su kaynaktan almı¸ : Rolland ¸ s and Tagore. N. s. 58 [29] L. Visva-Bharati. Fr. Z. Ballantine Books. s. (III) V. 49. Einstein. 1958-65. çev. Arion Yayınevi. ed. 1999. Tolstoy. OUP. 164. Lenin. 50. Einstein. Alex Aronson ve Krishna Kripalani. 1977. Tolstoy Remembered. 20-24. 59 185 . 48 [28] Aylmer Maude. 2. cilt 55. Moscow. “The Disarmament Conference of 1932”. s. Fikirler ve Tercihler. Elif Çakmak. Kaos s s Yayınları. çev. 1989. 55. 2005. Tolstoy. cilt. Wilson. Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din de˘ il. Lenina. The Life of Tolstoy. European Bureau For Conscientious Objection. Christian Bartolf’un “Tolstoy’s Legacy For Mankind: A Manifesto For Nonviolence” ba¸ lıklı yazısında bulup. I. 414.

The Devil’s Disciple. Nuremberg Diary. (1904-1910).Kaynaklar [36] A. Koteliansky ve Virginia Woolf. 1911. 59 [37] Gustave Gilbert. 1824. Schopenhauer. 2006) adlı kitabın üçüncü bölümünde de bulunabilir. The Devil’s Dictionary.. çev. W. Emerson. Straus and Company. Talks With Tolstoy. Part I. Ya¸ am Bilgeligi Üzerine Aforizmalar. der. 2005 164 [41] L. New York: Farrar. 164 [45] G. 164 [43] A. çev. Shaw. Omega Yayın¸ g ları. Peter Sekirin. 1998. A Calendar of Wisdom. 164 [44] G. 164. 163 [38] James Boswell. 1947. I¸ Bankası. S. Aphorismen zur Lebensweisheit. internette bulup ˙ Ingilizceden çevirdim. B. 3. B. The Rejected Statement. Horizon Press. 1901. S. Journals. Goldenweiser. 175 186 . 164 [40] Ambrose Bierce. Tolstoy. Perde. 164 [39] Ambrose Bierce. 179 [42] R. Seytanın Sözlü˘ ü. çev. Hodder and Stoughton. 1969. (Muss ˘ ˙s tafa Tüzel. B. The Life of Samuel Johnson. Cemal Atila. 1791. Shewing-Up of Blanco Posnet (1911) “Limits to Toleration”. Shaw.

56 Avusturya-Macaristan. 55. 104 Seytanın Sözlü˘ ü. 179 Divide et impera. 139 Budizm. 86 Deutschland. 6 Burbonlar. 105. 25 Ayastefanos Antla¸ ması. Deutschland über alles. VII. 3. 131 ˙ Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. 175.. 165. 172. 99 Dink. 25 s B Barbusse. 164 ¸ g Birle¸ mi¸ Milletler. 79 Christian. 105 187 . 94. Matthew. R. 25 Bierce. 185 Arnold. 152 Altay. 56 Avrupa Konseyi. 56 s s Bismarck. Ergin. 167–169. 55. 131 Concordat.Dizin A Aksakov. Christian. 114. Ambrose C Charles. Henri. 113. 69. 185 Berlin Kongresi. 83. 185 “Anti-Conscription Manifesto”. 25 Aleksandr. 17 Cleveland. 115 Buber. 48. F.. 29–31 Amnesty International. Hrant. Martin. 172 Attila. 22 Atatürk(çülük). 77 Déroulède. 98. 67 D De Vogue. 52 Buda. 52 Bartolf. 177. 70 Boulanger.

22–24. 184 Leuchtenberg Dükü. 24. 34–40. 134 H Heine. 72. 33 Katkov. 52 Dukhoborlar. 131. Georges. 52–56. 59 Göring. 34. 51. 24. 149. 122 K Karr. 54 G Gandi. 139 Konstantinople. 138. 98. Alphonse. 179 Emerson. 35–38. 120 European Bureau For Conscientious Objection. 150 Lao-Tsu. 26. 98 Louis-Philippe. Samuel. 42–44 Duhamel. 141 s 188 . 78 Layton. 57 Godunov. 164. 138 Einstein. 126 Kürt. 82 Kilkov. 163 L Lahey Konferansı. 44–46. 49 E Edison. 26. 176. 6. 49 Konfiçyüs. 10. 136 Fransız Devrimi. 185 F Farisi. 164 J Johnson. 49. 23. 152 Goldenweizer. 51. 91 Kozmopolitizm. 42–44. g 26. 176 Karamazov Karde¸ler. 39 s Türkiye’de sansürlenmesi. 48. 19. 139 Lavisse. 23. 25. Susan. 164 Güney Afrika Sava¸ ı. 42. s 35–38. 9. Hermann. Boris. 135 Krasinski. 176 Tolstoy Ele¸ tirisi. 44 Lenin. 52. le (Fransız milli mar¸ ı). 164 Johnson. 177 Bir Yazarın Günlü˘ ü. 6. 24. 48. 50. 73 s Marseillaise.Dizin Dostoyevski. 105 M Malevanizm. 47. 24. 164 Eski Ahit. 26.

70. 97 Proudhon. 105 Nazizm. D. 6 Stalin. 51. Mehmet. 8 S N Napolyon. 49 P Panayev. 52 189 . 134 Mickiewicz. 49. 48 Sukhotina-Tolstaya. 124 Shaw. Romain. 58 s Russell. 44 Pobedonostsev.. 124 Mikail. 58. 156 T Tagore. 71. Aleksandra. 33. 64 O Osmanlı-Rus sava¸ ı (93 Harbi). 74 Sisifus. 56. 10 S Sikorskiy. s 23.Dizin Maude. 89. Tatyana (büyük kızı). 25. 185 R Rhodes. 21 Panislavizm. 21 ˘ Salisbury. 131 Schopenhauer. 52 s Tanrı Çarı Korusun (Rus milli mar¸ ı).. Robert. 164. 58 Rolland. 7 Prokofi. 73. 46 Pugaçev. 51. 175. 23. S. 48 A˘ aç Kesme. ˘ ˘ 51 Rus-Japon sava¸ ı. 89. B. Bertrand. 59 Posrednik. 52 “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi”. 152 Q Quaker Council For European Affairs. 41 Tolstoy aforoz edilmesi. 95 Service. 138 s Milletler Cemiyeti. 56 Tolstaya. Cecil. 51. 98. V. Ba¸ melek. 14 g “Agustos’ta Sivastopol”. 63. 62. Aylmer. 52 Mirsky. (¸ klovski). 67. 164 Selskiy Vestnik. 9. 78. 123 Tarhan. 177 Shklovsky. 17. 48. 168 Novoye Vremya. 88. 3. G. 47 Severniy Vestnik. 127 Port Arthur. 58.

23 Türk.. 89 “Sevgi Yasası ve Siddet Ya¸ sası”. 35. 7 Sanat Nedir?. 17. 134.Dizin Anna Karenina. 42. 20. 20 aristokrat. 34. 10 g Çocukluk. 40 ˙ “Ilk Adım”. 9. 46. 52 V Vicdani red. 10. 149. 35. 44 Kırım Sava¸ ı. 20 Towianski. 50 “tuhafla¸ tırma”. 21 “Müslüman Tolstoy” aldatmacası. 150 Turgenyev. 48. 32. 157 Tolstoy Sendromu. 43. 50 Türkçe çevirisi. 7. 51. 124 Transvaal (Güney Afrika) Sava¸ ı. 35–37. 14 Hayat Üzerine. 44 U Unamuno. 44. 47 Çocukların Bilgeli˘ i. 8. 8 Sava¸ ve Barı¸. 17. 6 reformcu-sanatçı. 10 s Tolstoy. 82. G. 29–32 “Aralık’ta Sivastopol”. 46. 29. 18. Nikolay (büyük abisi). 14 Tolstoy. 23 Çarlık Rusyası’nda sansürlenmesi. 178 Türk-Slav. 23. 23. 8. 14 Dirili¸. 14 Kazaklar. 132 Türk-Ermeni. 42 Sivastopol Skeçleri. 37. 18 Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdeg ˙ dir. 145. 52 190 . 20 s kıtlık faaliyetleri. 14 Tolstoy. 14 Delikanlılık. 23–25. s s 26. 22. 92–94. 23–27. 49. 47 “Mayıs’ta Sivastopol”. 7. 26– 38. 9. 14. 40 Kar Fırtınası. 46 Polnoe Sobranie Soçineniy. 14. 18. 14. 177 Öyleyse Ne Yapmalıyız?. 17. 22. Sergey (ortanca abisi). 14–17. 14. 49 s egitimci. 41 ˙ Itiraflar. 38. 101. 17. 54–57 W Wells. 3 reformcu. Nikolay (babası). H. 59 Baskın. s 141. 22–24. 50. 21. 6 ˘ Gençlik.

120. 110. 51–56 “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri”. s 52 191 . 35 Yükseler. Tatyana Aleksandrovna. 13. 147 Y Yasnaya Polyana.Dizin Wilhelm. 8. 113. 14. 7. 60 Yekaterina. 82. 38. 36. 42 Yergolskaya. 139. 124 Zola. 157 ˙ Isa. 82. 77 Zorunlu askerlik. 40. 138. 152 Yeni Ahit. 17. 37. 136. 34. Kayhan. 42 Z Zdziechowski.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful