VATANSEVERL˙GE KARSI I˘ ¸

Lev Nikolayeviç Tolstoy
Çev. ve ed. Acar Burak Bengi

Özgür yazılım LYX ile hazırlanmı¸tır. s Ticari amaç dı¸ında ve hiçbir de˘ i¸iklik yapmaksızın özgürce kullanılabilir. s gs acarbura@gmail.com

˙ Yoku¸ Yayınları, Istanbul, 2007 s

˙çindekiler I
Çeviri Hakkında Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Hristiyanlık ve Vatanseverlik Elestirilere Cevap ¸ Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸ Vatanseverlik ve ˙ktidar I Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? Kaynaklar Dizin 3 6 61 124 130 140 163 182 187

2

Çeviri Hakkında
˙ Tolstoy’un bu kitaptaki makalelerini, Aylmer Maude’un Ingilizce baskılarından (“Christianity and Patriotism” [1]; “A Reply to Criticisms” [2]; “Patriotism, or Peace?” [2]; “Patriotism and Government” [1]) Türkçeye çevirdim. Aylmer Maude, Tolstoy’u sahsen tanımı¸ , Oxford Üniversitesi ¸ s için Tolstoy biyografisi yazıp, ondokuz cilt Tolstoy çevirmi¸ ve çevirileri s (mektupla¸ malarında) Tolstoy’un onayını almı¸ biridir. Maude baskılarıs s nın tüm bu güvenilirligine ragmen, Rusça çevirmeni Koray Karasulu, ˘ ˘ ˙ ricam üzerine, benim Ingilizceden yaptıgım çeviriyi, en yetkin Rusça ˘ baskıyla, 90 ciltlik Polnoe Sobranie Soçineniy ile kar¸ ıla¸ tırarak kontrol s s etti. Yalnız, Karasulu’nun tüm düzeltilerine baglı kalmadım, bunlarda ˘ ve tabii tüm çeviride sorumluluk süphesiz bana ait. ¸ ˙ Önsöz, Sonsöz ve dipnotlardaki tüm çeviriler de bana aittir ve Ingilizceden yapılmı¸ tır, bana ait olmayan çevirileri metin içinde gösterdim. Bir s sey belirtmedigimde, Tolstoy’un mektup ve günlüklerinden yaptıgım ¸ ˘ ˘ ˙ çevirilerin kaynagı R. F. Christian’ın iki¸ er ciltlik Ingilizce derlemeleridir ˘ s [3, 4]. Christian’ın günlük derlemesinin kısaltılmı¸ , sansürlü ve bozuk bir s ˙ Türkçe çevirisi var: Ibrahim Kapaklıkaya’nın Günlükler’i (Anka Yayınları, 2005). [5, s. 90] Bazı kelimelerin (“pantalon” yerine “pantolon”, “yekûn” yerine “yekün”, “bagırsak” yerine “barsak”, “agabey” yerine “abi”, “ıstırap” yerine ˘ ˘ “ızdırap” gibi) sözlüge uymayan yazımları, benim bilinçli tercihlerimdir; ˘ “ıstırap” veya “agabey” gibi kelimeler Türkçede yoktur, sadece Türkçe ˘ sözlükte vardır. Kimsenin “ıstırap” veya “agabey” dedigini duymuyo˘ ˘

3

kanserojen bir bilinç genidir. Veya “kâretmek” ˘ derken “â”yı uzun ve “k”yı ince. “yurtseverlik”e iyi anlam yükledigini duydum. Türkiye’de sol kesimin veya bir bölümünün “vatanseverlik”e kötü. Hele “agabey” s ˘ kelimesini. Veya “makul” derken “a”yı uzun ve “l”yi ince ya da “tarih” veya “mana” derken “a”ları uzun söylüyoruz. “hala” ile “hâlâ” veya “askeri” ile “askerî” gibi kimi kelimelerin birbirine karı¸ masını önlemek dı¸ ında kullanmıs s yorum. s 4 . s ˘ Katkıları dolayısıyla: Çeviriyi Rusçasından kontrol eden Koray Karasulu’ya. Dogru söyleyi¸ leri verebilmek için birçok s ˘ s kelimeyi hem inceltme hem de uzatma i¸ aretleriyle ve farklı sekillerde s ¸ donatmamız gerekirdi. zira karde¸ ler arasında “aga-beylik” (ve süphesiz her tür ¸ s ˘ ¸ agalık). “tevazuu” ˘ ¸ gibi kullanımlar da Türkçeden dü¸ mü¸ tür. ama “kâgıt”taysa sadece “k”yı ince söylüyoruz. “Bilmem ne Kilisesi” dedigis s ˘ miz gibi. Kakülleri (yani kâkülleri). Toronto s Üniversitesi’nin ünlü Tolstoy uzmanı. çünkü kaküller. “yurtseverlik” veya “vatanperverlik” ve hele “milliyetçilik/ulusalcılık”ı Tolstoy’un ele¸ tirilerinden s sakınmı¸ degilim. kelimelerin nasıl okundugunu göstermek veya ˘ Türkçeyi okundugu gibi yazmak bakımlarından yetersizler ve çeli¸ kili ˘ s i¸ levler üstlenmi¸ ler. “camii”. Bunlar Türkçede “ızdırap” ve “abi”ye evrilmi¸ tir. Mesela “kâfir”de hem “k”yı ince. Tolstoy Cemiyeti Ba¸ kanı Prof. sadece dogru yazmak degil. Aynı sekilde.Çeviri Hakkında rum. ama “kârlı” derken sadece “k”yı ince söylüyoruz. “Bilmem ne Camisi” demeliyiz ve diyoruz. Tolstoy’un TürkErmeni meselesine ili¸ kin bir sözünün anlamını teyit eden. hem de “a”yı s s uzun. Tolstoy’un kullandıgı ˘ ˘ kelime patriotism ve makalelerde de açıkça görülecegi üzere. bilinçlerden de bir an önce ka˘ ˘ zımak sart. hiçbir vatan˘ severlik türünü iyi saymıyor Tolstoy ve ben de ba¸ lıkta ve kitap içinde s “vatanseverlik” kelimesini tercih ederken. ama bunlara atanmı¸ bir s i¸ aret (en azından bugün) yok.

Yasnaya Polyana müzesi Uluslararası Ili¸ kiler ofisinden Elena Petrova’ya. ˘ s 5 .Çeviri Hakkında Donna Tussing Orwin’e. ve Fransız milli mar¸ ıyla bazı Fransızca bölümleri s çeviren Alper Altug’a müte¸ ekkirim. aynı yardımı yapmak dı¸ ında kapak fotografını s ˘ ˙ s da temin eden.

i¸ te bu reformcu ˘ s Tolstoy’dur. s reformcu Tolstoy’u okuyup. sadece Sava¸ ve Barı¸’ı yazmadı. entes s resandır. mevcut egitim sistemlerini reddederek. ama bu aynada. Ve hangisi daha güçlü. Türkiye’deyse. s s s s sadece dünyanın en büyük romancılarından biri degildir. ve “Biz” Kimiz? Tolstoy. belli degil” türünden yorumlar da yine reformcu Tolstoy’a ili¸ kin˘ s ˙ dir. hem de onunla çatı¸ an bir s unsurdur. s s Aslında reformcu Tolstoy. her türlü iktidarı lanetleyip. Çarlık Rusyası’nda yasaklanıp. onunla yazı¸ arak bu ögretilerden etkilenmi¸ s ˘ s ve bunların Budizm ve Hinduizmdeki kaynaklarına ba¸ vurmu¸ tur. Lenin tarafından “Rus devriminin aynası” diye nitelenen. kendini pedagojik çalı¸ malara vermesine. s Kiliseyi (her türlüsünü) aforoz eden ve sonra kilise tarafından aforoz edilen Tolstoy da. sava¸ ve barı¸ üzerine de yazdı. siddete dayalı bir ¸ devrimin hayır getirmeyecegini gösteren Tolstoy da. ömrünün son ˘ otuz yılını adadıgı mücadelesi ve bu dönemde yazdıklarıyla. Bu dönemde yazdıkları. çiftligi Yasnaya s ˘ ˘ 6 . “Rusya’da iki büyük güç var: Tolstoy ve Çar.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bu amaçla Avrupa’yı s dola¸ masına. sadece son otuz yılda degil. yüz yılı a¸ kın bir süre sonra ilk kez yayınlanıyor. Batı’da çe¸ itli dillerde yayınlanmı¸ ve Rusya’da s s Rusça olarak da el altından okuyucuya ula¸ mı¸ tır. bir zihin ve ˘ vicdan reformcusudur da aynı zamanda. en ba¸ tan beri ˘ s vardır ve sanatçı Tolstoy’u hem tamamlayan. Pasif direni¸ ve sivil itaatsizlikle Ingiltere’yi dize getiren Gandi de. hatta Sava¸ ve Barı¸’tan önce sanatı tamamen bırakma kararı s s alıp.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Polyana’da köylü çocuklar için tamamen özgürlükçü bir egitim anlayı˘ sıyla okul açmasına, onlara ögretmenlik yapmasına ve egitim üzerine ¸ ˘ ˘ makaleler yazmasına yol açmı¸ tır. Bu çalı¸ malara tekrar tekrar dönecek s s ve daha ileride reformcu yanı hakimiyeti ele geçirdiginde de halk için ˘ egitici içerikli hikayeler yazacak, Posrednik (Aracı) yayınevini kurup ˘ ucuz ve degerli edebiyat yayınlayacaktır. ˘ Tolstoy’un bu reformcu-sanatçı ikiliginin kökeninde yatan seyse, ha˘ ¸ yatı, kendisine ba¸ rol yazılmı¸ bir senaryo gibi, hatta ba¸ rolünü kendi s s s yazıp oynadıgı bir senaryo gibi algılayan benlik ile aynı benligin bu ˘ ˘ algılamayı yadsıyan bilgisi arasındaki çeli¸ kiyi kuvetle ya¸ amasıydı. s s ˙ uyarınca benci, ikincisi uyarıncaysa özgeciydi. Ilki uyarınca pagan, ˙ Ilki ˙ ikincisi uyarıncaysa ahlakçıydı. Ilki uyarınca (evlenene kadar) kumar ve kadın dü¸ künü, ikincisi uyarıncaysa günlügünde daima ve sürekli s ˘ pi¸ mandı (ve ya¸ lılıgında cinsel perhizi vazetme a¸ ırılıgına gidecekti). s s ˘ s ˘ Kazaklar’da Olenin, ilki uyarınca tabiatla bütünle¸ ir, pagan Ero¸ ka ve s s Luka¸ ka’ya hayranlık duyar, ikincisi uyarıncaysa (daha ziyade umuts suzlugu yüzünden) ba¸ kaları için ya¸ amak ister, ama tüm benligine ˘ s s ˘ hayat enerjisi zerkeden pagan, tutkulu bir a¸ kın diriltmesiyle (tekrar ilki s uyarınca) o isteginin hakiki ve samimi olmadıgını, bir kaçı¸ oldugunu ˘ ˘ s ˘ anlar, yalnız ne var ki, kar¸ ılıksız a¸ kın diriltmesi de geçicidir. Sava¸ ve s s s ˘ Barı¸’ta, ilki uyarınca, güzel Sonya hiç bencil olmadıgı için defolu ve s köylü Karatayev benligini eritip hayat ve insanlıkla bütünle¸ tigi için ˘ s ˘ bilge bulunurlar. . . Ve Tolstoy ilki uyarınca kendini varetmeye yönelir, ama sonunda, yok olacagı gerçegiyle yüzle¸ ip, ikincisi uyarınca bir ya˘ ˘ s sama döner. Benliginin hiçlikte erimesiyle –ölümle– sonuçlanacak bu ¸ ˘ ba¸ rol yanılsamasından vazgeçip, içinde eriyecegi hiçlige kar¸ ı, içinde s ˘ ˘ s eriyecegi hakikatin pe¸ ine dü¸ er. Hayatı, bu hummalı arayı¸ ın ve elde ˘ s s s ettigi ipuçlarına göre ya¸ ama mücadelesinin dramıdır –sürekli a¸ agı ˘ s s ˘ yuvarlanacak bir kayayı sonsuza dek tekrar yoku¸ yukarı yuvarlamaya s mahkum Sisifus’unki, yani, insanlıgınki gibi. ˘

7

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Ömrünün son otuz yılında, çogu zaman resmî, kurumsal din ve va˘ tanseverlik (ulusalcılık, milliyetçilik) sekillerinde tezahür eden, hakikat ¸ yerine ikame edilen ve insanların, içinde eriyerek aslında nefslerini geni¸ letmek istedikleri, dolayısıyla insan ve toplum hayatını yönlendirip s tarumar eden, akla da vicdana da aykırı, temel bir irrasyonel elementle –kayayı a¸ agı yuvarlatan pagan tanrıyla, Nefs’le– sava¸ ır. Hem bu eles ˘ s menti besleyip manipüle eden, hem de bu element tarafından üretilen iktidar, devlet, ordu, kilise, ulema vb. gibi hükümran unsurları ve bunlara yanda¸ veya kar¸ ı her tür cebir failini kar¸ ısına alır. Tahrifat ve s s s hurafatını ayıklayıp tüm dinlerin ortak ve hakiki özüne, Tanrı’nın içi˙ ˘ ˘ mizdeki krallı˘ ına dönmeyi, Isa’nın “Dag’daki Vaaz”ı uyarınca “kötülüge g cebirle direnmeme”yi, “dü¸ manını sevme”yi, vicdani reddi, sivil itaats sizligi ve almaya degil vermeye dayalı bir hayat tarzınıysa, kurtulu¸ un ˘ ˘ s yegane güzergahı olarak savunur. O irrasyonel elementin temel tezahürlerinden birine, yani resmî, kurumsal dine ili¸ kin Tolstoy ele¸ tirilerinin bir özetini daha önce vermi¸ tim s s s [5]. Bu derlemeyse, Tolstoy’un vatanseverlik üzerine ele¸ tirilerini bis raraya getiriyor, yani o irrasyonel elementin diger tezahürüne ili¸ kin ˘ s ele¸ tirilerini. Bugün ya¸ asa, o irrasyonel elementin üçüncü ve irrasyonels s ligi en çıplak sekilde gösteren tezahürünü de incelerdi, futbolu! ˘ ¸ D. S. Mirsky, vaiz Tolstoy öncesinde, sanatçı Tolstoy’da da bulunan bu çıplaklı˘ ı i¸aret etme huyunu, sanatına atfen, hakikati etiket ve teamülg s lerden ayıklamak seklinde tanımlıyor [6]. Böylesi bir hakikat arayı¸ ı ¸ s bugün Tolstoy’la öyle özde¸ le¸ mi¸ tir ki, Sanat Nedir?’de formüle ettigi s s s ˘ te¸ hisi, internette rastladıgım üzere, Tolstoy Sendromu diye ve “Olanca s ˘ delile ragmen hakikati görmezden gelme seklinde bir insan davranı¸ ı” ˘ ¸ s açıklamasıyla kavramsalla¸ tırılmı¸ tır: s s
˘ ˘ Sunu biliyorum ki, insanların çogu, sadece zeki sayılanlar degil, ger¸ çekten zeki olanlar, en karma¸ ık bilimsel, matematiksel ve felsefi s ˘ çözümlemeleri anlayabilenler, eger herhangi bir konuda, kimi zaman büyük çabayla olu¸ turdukları bir yargının, gurur duydukları bir s

8

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz?
˘ yargının, ba¸ kalarına ögrettikleri, üzerine tüm hayatlarını temellens ˘ dirdikleri bu yargının yanlı¸ olabilecegini itirafa zorlayan türdense, en s basit ve bariz bir hakikati çok nadiren anlayabilirler. [7]

Çok sonraları, en karma¸ ık çözümlemelerle ba¸ ı ho¸ en zeki insanlara s s s dair, muhakkak engin tecrübeleri olan ve Tolstoy gibi vatanseverlikle militarizme kar¸ ı duran Einstein, benzer bir te¸ hisi su formülle basitle¸ s s ¸ s tirip me¸ hur edecektir: “Bir önyargıyı yıkmak, atomu parçalamaktan s zordur.” Tolstoy Sendromu’nun te¸ hisine de yol açan ve Tolstoy’un sanatına s en ba¸ ından beri egemen olan bu özellige, hakikati gösterme yöntes ˘ mine, Sovyet edebiyat ele¸ tirmeni Viktor Sklovski “tuhafla¸ tırma” adını s ¸ s veriyor. Tolstoy bugün ya¸ asaydı, bu yöntem uyarınca mesela futbolu söyle s ¸ gözler önüne sererdi: Çelik çomak veya uzun e¸ ek gibi bir oyunken ve s rakiplerin tek farkı üzerlerindeki elbiselerin renkleriyken ve bizzat oyuncular da sürekli o renkleri degi¸ tirip rakip takımlara transfer olurken, ˘ s oyun dı¸ ındakilerin, o renklere ve o renkleri kullanan ticari müesseselere s “biz” veya “bizim takım” diye tapması ve sonuçta oyunun, kazanmak ugrunda her¸ eyi mübah sayan bir sava¸ a dönü¸ erek ahlak erozyonuna, ˘ s s s bilinç garabetine yol açması, oyun dı¸ ındaki insanların birbirini budas ması, bu tuhaf hadiseyi hayatlarının en önemli meselelerinden biri haline getirmesi, bu ugurda devasa miktarlarda para ve emegin harcanması, ˘ ˘ dünyanın en önemli meselesiymi¸ gibi medyada programların, açık s oturumların yapılıp tartı¸ ılması vs. s Aynı yöntemle mesela özel otomobili de söyle tanımlardı Tolstoy: ¸ Hayat kalitesini yükseltme, ula¸ ımı kolayla¸ tırma ve rahatlatma i¸ les s s viyle ortaya çıkıp, pek tabii tam tersine, ula¸ ımı imkansız hale, hatta s i¸ kence haline getiren, yarattıgı bu imkansızlık ve i¸ kence ke¸ meke¸ i s ˘ s s s içinde insanları canavarla¸ tıran, hem dünya kaynaklarını hem de iktisadi s birikimleri berhava eden, ya¸ am alanlarını teneke, plastik, egzoz, asfalt, s

9

bu türden bir bakı¸ açısı ve yakla¸ ıma. bir vaiz olmadan önce. s ¸ Sklovski. etiketlerle teamülleri ayıklayıp dünyayı “yaradılı¸ güs nünde Adem’e göründügü gibi” [6] gösterme ugra¸ ından. hayatı yok eden ve cennetin tam aksine cehennem tasvirine uygun tüm bu avantajları yüzünden insanların sürekli yenisini almak için ya¸ ayıp köle gibi s emek harcadıgı. bu avantajları daha da arttırmak için satıcıların sürekli ye˘ nisini piyasaya çıkardıgı ve herkesin özgürlügüne. hayatına tecavüz eden ˘ ˘ bu avantajlar yüzünden kanun koyucuların takdirini fazlasıyla kazanan teneke ve plastik karı¸ ımı sey. s ˘ ˘ s Tolstoy. çe¸ itli ba¸ lıklar altında çocukları ve kimi zaman da çocuks s s ˙ larla büyükleri konu¸ turur Tolstoy. aynen “kral çıplak” diyen çocugunki s ˘ gibi. benim üzerime de bu s ˘ yeni gömlegi geçirdi? ˘ ˘ Anne: Bugün bayram oldugu için. “her¸ eyi varolu¸ prensibi içinde s s s görme”sinden.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. tuhaflıgı te¸ hir etme. olaganüstü gerçeklik hissini de yine büyük oranda. ve “Biz” Kimiz? gürültü. ve biz de kiliseye gidecegiz. saf çocuk gözleriyle bakıp ko¸ ullandırılmamı¸ çocuk bi˘ s s linciyle sorgulama yeteneginden alır. sanatçılıgının ayırıcı bir niteligini ve gücünü. yani o irrasyonel elementin iki asli tezahürü üzerinedir: Çocuk: Dadı bugün niçin giyinip ku¸ andı. yarattıgı o me¸ ˘ ˘ ˘ s hur. “Sava¸ ” ve s s s “Anavatan: Devlet” üzerine. solumayı imkansızla¸ tırıp insanları s zehirleyen. çocukça sorular sorma özelliginden. Yayınlanmı¸ ilk eseri (diger çogu ˘ s ˘ ˘ gibi kısmen otobiyografik) Çocukluk. Ilk üç konu¸ ma “Din”. küresel ısınmaya hatırı sayılır katkılarıyla dünyayı. kimilerince ˘ ˘ s Einstein dehasının da temel bir unsuru sayılan. ama aslında Sklovski’nin bu yakı¸ tırması ˘ s ¸ s tuhafla¸ tırma. tuhafla¸ tırma degil. Çocuk: Ne bayramı? 10 . kaza cehennemine çeviren. “her¸ eyi ilk ˘ s kez görüyormu¸ casına yazma”sından. çünkü Tolstoy’unki. bir çocugun gözleriyle bakar hayata ˘ ve 1910’da. Bu ˘ s g çalı¸ mada. hakikati göstermedir. ömrünün son birkaç ayında ba¸ layıp. Tolstoy’un bir re¸ s s formcu. ilk eserlerinde de bulunan bu özelligine “tuhafla¸ tırma” diyor. bitirmeden ve revize s etmeden bıraktıgı son çalı¸ masının adı da Çocukların Bilgeli˘ i’dir.

I ˘ Çocuk: “Agdı” ne demek? Anne: Yükseldi. yıldızs s ¸ ˘ ların ötesinde yine yıldızlar var ve gök dedigimiz seyin de sonu yok. ve “Biz” Kimiz? Anne: Miraç. ¸ ˘ ˘ Çocuk: Ama neyin aptalca olup. Çocuk: Nasıl yükseldi? Kanatlanarak mı? ˘ ˘ Anne: Hayır. Ma¸ a Orlova [8 ya¸ ında]: “Biz” kimiz? s s Petya: Sen daha çocuksun. ülkemizin halkı demek.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Çocuk: “Miraç” ne demek? ˘ ˘ Anne: Efendimiz ˙sa Mesih göge agdı. Aptalca olan hiçbir seye inanmamalısın. ˘ Çocuk: Ama tuz saçıldı diye biri ölecek dedigimde. ¸ Öyleyse o nereye gitti? Anne (gülerek): Her¸ eyi anlayamaz insan. demek. s ˘ Çocuk: Ama nereye gitti? Babamın bana söyledigine göre.) Git. demek.) Galiba saçmalıyorum. “Biz”. aptalca seylere ¸ ˘ inanmamam gerektigini sen kendin söyledin! ˘ Anne: Çok dogru. Orada yıldızlardan ba¸ ka bir sey yok. ˙manı olmalı. neyin olmadıgını nasıl bilecegim? Anne: Hakiki imana inanmalısın. s I Çocuk: Neye imanı? ˘ ˘ Anne: Diger insanların söyledigine. gök aslında sadece bo¸ luk. çıkıyoruz. önce biz fethettigimize s göre toprak bize ait. Rusların bizden toprak al¸ s masına izin vermeyecek! ˘ Petya Orlov [10 ya¸ ında]: Biz de diyoruz ki. Çocuk: Ayinden sonra çikolata yiyecek miyiz? • Karlhen Smit [9 ya¸ ında]: Prusyamız. Çocuk: Ama hakiki iman ne? Anne: Bizim imanımız. (Kendi kendine. Bayagı yükseldi i¸ te. (Yüksek sesle. kanatlanarak degil. çünkü o s Tanrı ve Tanrı her¸ eyi yapabilir. 11 . anlamazsın. atkını da tak. babana söyle.

¸ • ˘ Gavrila [u¸ ak ve asker yedegi]: Evet. her insan kendi anavatanını sever. Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Karlhen: E çünkü. sevgili küçük efens s dim. Gazetelerde bir ¸ ˘ seyler okudum. Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Petya: Ne demek? Her ülke farklıdır. bazıları da ˘ digerine aittir. ho¸ ça kal! Tanrı bir daha görü¸ memize izin verecek mi acaba? s s ˘ Mi¸ a [efendisinin küçük oglu]: Gerçekten gidiyor musun? s Gavrila: Tabii! Sava¸ var ve ben de yedekteyim. s Petya: Küçüksün. . s Ma¸ a: Anlamıyorum. Hep beraber olmak s daha iyi olmaz mıydı? Petya: Oyun oynamak için beraber olmak daha iyi. ¸ 12 . Petya: Hepsinin kendi ordusu vardır ve hepsi kendi halkından vergi toplar. önemli bir¸ ey. Mi¸ enka. Bazı insanlar bir ülkeye. istemesen de Russun. ama bu oyun ˘ degil. . s Karlhen: Büyüyünce anlarsın. . Ve her ülkenin kendi çarı I ya da kralı vardır. ve “Biz” Kimiz? Karlhen: Her yerde böyledir. Avusturyak’ın gücendigini ¸ söylüyorlar. hepsini anlayamıyorum. hepsi gibi. . Ma¸ a: Ben kime aitim? s Petya: Rusya’ya.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama simdiden inatçısın. Ma¸ a: Öyleyse büyümek istemiyorum. Ma¸ a: Ama ya istemezsem? s Petya: ˙stesen de. s Mi¸ a: Kimle sava¸ ? Kim kime kar¸ ı sava¸ ıyor? s s s s ˘ ˘ Gavrila: Tanrı bilir! Benim anlayacagım sey degil. hepimiz gibi. bizimkiler seyleri tuttu diye –neydi adları. Karlhen (araya girerek): Ya da Parlamento’su. Ma¸ a: Neden ayrı olduklarını anlamıyorum.

çünkü kanun böyle. Anavatan ve Ortodoks Dini için. çünkü. Isa’nın “dönüp çocuklar gibi olmazsanız. Mi¸ a: Niye gelmez? s Gavrila: Niye mi. ailevi. [8] ˙ Tolstoy diger yazılarında da.. ko¸ ullar ve odaklarca manipüle ˘ s edilir. ¸ ˘ Tolstoy’unsa makalelerde açıkladıgı üzere– be¸ eri. ˘ asla cennetin krallıgına girmeyeceksiniz” sözüne dikkat çeker. sosyal Darwinizmi. ˘ s cografi. Semaveri son kez hazırlamamın zamanı.. degil mi? s Gavrila: Kim karısı ve çocuklarını bırakmak ister? Hem niye böyle iyi bir yerden ayrılmak isteyeyim? ˘ Mi¸ a: Öyleyse niye gidiyorsun? Onlara. 13 . Gavrila: Nasıl gitmeyeyim? Çar. siyasi. niye seni sürükleyip götürürler? s Gavrila: Kumandanların emri. Ama bu ˘ bilge ve saf çocuklar kadar bilge ve saf kalmak çok kolay degildir. psikolojik vs. ideolojik. yani tabiatın fa¸ ist yanını haklı çıkaracak s veya hükümran kılacak sekilde ve bilge olmayan çocuklarda görüldügü. dinî. Ne yaparlar sana? Gavrila (güler): Ne mi yaparlar? Zorla sürükleyip götürürler! Mi¸ a: Ama kim seni sürükleyip götürür? s Gavrila: Benim gibi adamlar tabii –emir altındaki adamlar! Mi¸ a: Senin gibi adamlarsa. korunma paranoyasıyla me¸ rula¸ tırılıp yüceltilen sahte ve mütecaviz unsurlar –yardımla¸ ma s s s yerine. Mi¸ a: Ne tür bir kanun? s Gavrila: Acayip acayip seyler söylüyorsun! Seninle fazla çene ¸ çaldım. çünkü ˘ hem arsızla¸ ıp doyumsuzla¸ arak aleyhe dönen bencillik. sosyal. Emirler verilir ve insan sürüklenip götürülür. gitmek istemedigini ve s ˘ gitmeyecegini söyle. Mi¸ a: Ya onlar da reddederse? s Gavrila: Ellerinden gelmez. ˘ Mi¸ a: Ama gitmek istemiyorsun. hem de hayvani s s saldırganlık dürtüsü ve pagan iktidar saiki gibi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bırak sava¸ ı s s s onlar yapsın. ve “Biz” Kimiz? Mi¸ a: Ama sen niçin gidiyorsun? Çarlar dala¸ tıysa.

yukarıdaki bilge ve bilge olmayan çocukla˘ rın. A˘ aç Kesme. Tüm s bunlar. ama kimyası sekillenirs ˘ ¸ ken. aile gelenegine ve ˘ s ˘ büyük abisi Nikolay’ın önerisine uyarak orduya katılıp. sava¸ lara katılmı¸ s s s s s bir aileye. Tolstoy’un. kölelere ve büyük çiftliklere sahip bir Kont’tu s s ba¸ langıçta. bir yıl sonra Baskın’a malzeme olacak Kafkasya macerasının ba¸ ında. Neden geldim? Bunu da bilmiyorum. Çocukluk. Tolstoy bu ko¸ ulların kölesi degildi. kahramanlık ve sava¸ gibi olguları s da bu ilk eserlerinin kimilerinden itibaren sorgulamaya ba¸ lar. Sivastopol Skeçleri. anne tarafından dedesi. s 1851’de 23 ya¸ ındayken. görs kemli bir ki¸ ilik ve saygın bir eski generaldi. Hem baba hem de anne s s tarafından yüzlerce yıl geriye giden aristokrat bir ailenin ve gelenegin ˘ bir üyesi olarak yeti¸ mi¸ . Bir yıl sonra. kendini Rusya’nın sahibi hisseden bir gelenege mensuptu. bana en ¸ s ¸ rahatlatıcı gelen sey. Sefih ya¸ amdan tam s s s olarak kurtulamasa da. ˘ Sava¸ ve Barı¸’taki Nikolay Rostov’a model olan babası. çe¸ itli askerî ve idari görevler üstlenmi¸ . Üç yıl Kafkasya’da Samil’e ve iki yıl da Kırım’da Os¸ ˙ manlı. Volkonski. Gençlik. onunla birlikte Kafkasya’ya gitti. Nikolay Tolstoy.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Sava¸ ve Barı¸’taki s s s s s s ya¸ lı Bolkonski’ye model olan. g Delikanlılık. sava¸ konusunda çocukken sahip oldugum bakı¸ ¸ s ˘ s 14 . “onsuz bir s Rusya dü¸ ünemiyorum” dedigi Yasnaya Polyana çiftligi de bu dedesinin s ˘ ˘ mirasıydı. en ba¸ tan itibaren. giderek birbirleriyle çatı¸ an bir karı¸ ımıydı. kralın çıplaklıgını tümüyle gören bilge s ˘ bir çocuk degildi her zaman. Baskın. biyografilerinde aktarılan böylesi bir iklimden etkilenmi¸ ti. ve “Biz” Kimiz? Tolstoy da. günlügüne su iç çatı¸ ma yansır: “Buraya nasıl s ˘ ¸ s geldim? Bilmiyorum.” Rusya’nın oraya neden geldigini sormaksa henüz aklına dü¸ mez. vatanseverlikle me¸ rula¸ tırılıp yüs s s s celtilen ve hüküm süren militarizm. Kar Fırtınası gibi ilk eserlerini gönüllü gittigi bu ˘ cephelerde yazmı¸ veya tasarlamı¸ tır. hayatına bir yön verememi¸ olmanın çares s sizligiyle ve sefih ya¸ antısından kurtulmak amacıyla. ˘ s 5 Subat 1852 tarihli günlük giri¸ inde de söyle der: “Tuhaftır. bilge ve saf çocukla çatı¸ an etkenlerdi. s s Napolyon’a kar¸ ı sava¸ ıp Fransızlara esir dü¸ mü¸ tü. s 30 Mayıs 1851’de. Ingiliz ve Fransız birliklerine kar¸ ı sava¸ tı.

Ilerki aylarda. ama tüm o sava¸ anlas s s ˘ rın her daim öfkeli olduklarını varsayamayacagımıza göre. . s düpedüz öldürmeydi ilgimi çeken. bu olabilir mi? Kırbaçtan korkup. bunları anlamıyordum– sava¸ ın gerçekligi. . yoksa korkaklık mı ˘ ˘ denecegi. ˘ Cesaret nedir –bütün çaglarda ve bütün milletler arasında saygı ˘ ˘ gören o nitelik? Neden bu iyi nitelige –tüm digerlerinin aksine– bazan ˘ melun insanlarda rastlanır? Tehlikeye sogukkanlı tahammül yalnızca fiziksel bir kapasite mi yoksa ve insanlar da ona. kendini tehlikeye atmaya. ayrılmamasının ˘ ˘ nedeni rütbe ve madalya alma arzusudur. tersine. ne sekilde ve hangi duygunun etkisi ¸ ˘ ˘ altında bir askerin digerini öldürdügüyle ilgiliydim.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ] Bir insan. daha da sa¸ ırtıcı ¸ s olanı. insan karde¸ lerini öldürmeye karar verir? Öfkenin etkisi altında s ˘ bunun yapıldıgını dü¸ ünmek istemi¸ imdir hep. kaybolacagı bir ormana kaçan bir ço˘ ˘ cuga. bilge çocuklarınkine degil. sık sık ordudan ayrılmak istedigini yazar günlügüne. yoksa bayagı bir duygunun 15 . [.” Ama belli s ki. aynen bir adamın uzun endam veya yapılı cüssesine duydukları sekilde mi saygı du¸ yuyorlar. kendisi için belirgin bir avantaj olmaksızın. ya da övüngenlik yüzünden bir insan karde¸ ini öldürmeye sıvanıp. paramparça olmak üzere kendini sarp bir yerden a¸ agıya atan bir ata gözüpek denebilir mi. kendini öldürülme tehlikesine s maruz bırakan bir adama? Her tehlikede bir seçim vardır. hangi duygunun etkisi altında. ve “Biz” Kimiz? açısı –hamaset. Çocuk bakı¸ açısına sık sık geri dönüyorum. Baskın ise aynı yıl su satırlarla ˘ ¸ ba¸ lar: s Sava¸ daima ilgimi çekmi¸ tir: büyük generallerce tasarlanan manevs s ralar anlamındaki sava¸ degil –hayal gücüm böyle devasa devinimleri s ˘ ˘ izlemeyi reddediyordu. Nitekim 29 Mayıs 1852’de bu sefer de ˘ ˙ “bütün sabah Kafkasya’nın fethini hayal” eder. kendini koruma ve görev duygularını varsaymak zorunda kaldım. ya s ˘ ˘ da cezalandırılmaktan korkup. seçime soylu bir duygunun mu. Ona cesaret mi. Austerlitz ve Borodino’daki ordula˘ rın nasıl düzenlendiginden çok. ya da rezil olma korkusuyla bebegini öldürüp ceza çarptırımına katlanmak zorunda kalan bir kadına. Ve Kafkasya’da gönülllü katıldıgı bir baskından mülhem hikayesi.

Bu s ˘ gayritabii hadisenin sırf inatçı mevcudiyeti onu tabii gösteriyor ve kendini koruma duygusu da haklı. karısı ve çocuklarının korkuyla titreyip saklandıkları vadiye yakla¸ tıs ˘ ˘ ˘ gını görerek. ve Kafkasya’ya sırf sans eseri ¸ ve cesaretini göstermek için gelmi¸ . keses ˘ ˘ sine (ancak istemeye istemeye bo¸ altacagı) üç ya da dört mermi s ˘ koyup gavurlarla kar¸ ıla¸ maya ko¸ an ve sürdügü tarlalarla kulübes s s ˘ sini ezmek. mutlulugunu olu¸ turan her¸ eyden mahrum edilecegini s s görerek. yakmak üzere Rusların hâlâ ilerledigini görerek. Yoksa. altıncı bölümde de sunları söyler: ¸ ˘ Sava¸ ! Ne akıl almaz bir olgu! ˙nsanın mantıgı “Haklı mı. akrabaları. ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ mu vesile olduguna baglı degil midir? [9] Daha ileride. ˘ Rusların dag kabilelerine kar¸ ı sava¸ ında. generalin maiyetindeki su suba¸ ¸ yın safında mı? Rusya’da bir ailesi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. gerekli s I mi?” diye sorunca. Kendini koruma ve dos layısıyla hakkaniyet duygusu kimin safındadır? Su sersefilin safında ¸ mı: Rusların yakla¸ tıgını duyup duvardan eski silahını kapan. cinayet ve baskınlarından s s kim sakınacaktı? Ama iki ayrı insan dü¸ ünün. annesi. zengin ve kültürlü kom¸ u Rus topraklas s rını vah¸ i ve sava¸ kan kabilelerin soygun. sırf en kısa zamanda s yüzba¸ ı rütbesi ve rahat bir mevki edinmek isteyen ve bu nedenle s ˘ dag insanlarının dü¸ manı olan yaver ahbabımın safında mı? Yoksa. kendini koruma duygus s ˘ suna dayanan hakkaniyetin bizim safımızda oldugundan kim ku¸ ku s duyar? Bu sava¸ olmasaydı. serfleri ve s ˘ onlara kar¸ ı yükümlülükleri var. ama dag insanlarıyla husumet içinde s olmak için ne bir nedeni ne de arzusu. topçulardan ate¸ leme çubugu isteyen su s ¸ genç Almanın safında mı? Hangi allahın belası onu anavatanından 16 . s ˘ ˘ agır bir Alman aksanıyla. bir iç ses daima “Hayır” kar¸ ılıgını veriyor. yoksa tam yanımızdan geçerken pek güzel Fransız sansonları söyleyen. çaresiz bir kızgınlık içinde ve umutsuz bir feryatla lime lime ceketini yırtıp silahını atan ve pösteki ba¸ lıgını gözlerinin üzerine s ˘ dü¸ ürüp ölüm-¸ arkısını söyleyen ve sadece elindeki bir hançerle s s ˘ kendini dosdogru Rus süngülerine atan bir Cemi’nin safında mı? Hakkaniyet onun safında mı. arkada¸ ları.

Christian da. Tolstoy’un yayına gönderdigi metninse mevcut olmadıgını belirtiyor [10]. 5’indeki bombardıman. 90 ciltlik Tolstoy külliyatında ve bazı Ingilizce çevirilerde bu bölümler yer almaz. sas ¸ 17 . onu sürdürenler vicdanlarının sesini ¸ bastırmaya çalı¸ ırlar. Ve bu göstermelik degildi. Türkçe çevirilerde de bu bölümlerin ya biri ya da ikisi eksiktir. . ] “Öl˘ meniz emredilse. 40-50 yıl sonra vatanseverlik üzerine yazdıgı makale˘ ˘ lere aykırı dü¸ meyecek ve 20 yıl kadar sonra yazdıgı Anna Karenina’nın s ˘ son bölümüyle örtü¸ ecek bu satırlara ragmen. içindeki bilge çocukla pagan çocugun çatı¸ ması sürmektedir.000 ki¸ i halihazırda bu sözü tutmu¸ tu. ] Bir kez bile çarpı¸ s s s ˘ mada yer almadım. Ama Aylmer Maude gibi kimi kaynaklara göreyse. ˘ s Hatta. yakını Tatyana Aleksandrovna Yergolskaya’ya yazdıgı ˘ ˘ 5 Temmuz tarihli mektuba göreyse: “insanların birbirini öldürdügünü ˘ izlemek tuhaf bir zevk” olsa da. kimi kaynaklarca söylenen dogruysa. cidden oldugunu her yüzde görebilirdin ve 22. çok daha kanlı bir sava¸ ın ya¸ andıgı ve gönüllü gits s ˘ tigi Kırım’dan. bu bölümler Çarlık Rusyası’nda sansürlenmi¸ tir. . bu çatı¸ ma öyle sürmektedir ˘ s ki. s ˙ nitekim.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy yukarıdaki bölümleri Baskın’a dahil etmekten vazgeçmi¸ tir. . Majesteleri! Hurra!” diye bagırdılar. Kaspar Lavrentiç. Silistre’de her sabah ve ak¸ am saatlerce s bu “muhte¸ em” manzarayı uzaktan seyretmektedirler. ama bu insanları gördügüm ve bu sanlı zamanda ¸ ˘ ya¸ adıgım için Tanrı’ya sükrediyorum. R. bu ¸ delipoyraz kom¸ ularla kana susamı¸ ihtilafımıza neden karı¸ sın? [9] s s s Görüldügü gibi. Kornilov [. Bass ˘ ˘ kın’ın sansürlenerek yayınlandıgını ve elyazmasından farklı oldugunu. [. . ˘ ˘ 6 Ocak 1853 tarihli günlük giri¸ i de.” s Ama 1854’de. Ortanca abisi s Sergey’e 20 Kasım 1854’de yazdıgı mektuba göre de. ölecek misiniz gençler?” dediginde. ve “Biz” Kimiz? bu ücra bölgeye getirip bıraktı? Su Sakson. askerler “Öle˘ ˘ ˘ cegiz. ˘ ˘ mahsuscuktan degil. F. bu tezi destekler niteliktedir: “Sava¸ s s o kadar haksız ve melun bir sey ki. “Ordudaki sevkin ˘ ¸ tarifi imkansız”dır: Antik Yunan’da bile böylesine kahramanlık yoktu. hâlâ gönüllü bir askerdir s ˘ Tolstoy.

önsöz]. Rusların kahramanlıklarından ve bir ordu gazetesi çıkarma planından sözeder. Fransız ve özellikle de Ingiliz askerlere hayranlıgından. Tolstoy. [11] ˙ Mektup. “Aralık’ta Sivastopol”u yazar ve görkemli sava¸ manzaralarını. Sivastopol’da olmak dü¸ üncesi bile. sövalye ruhu ve vatan sevgisi alay konularıdır. Rus subayı egitimsizdir. kahramans lıgını ve fedakarlıklarını. s Rus ordusu gerçekten iyile¸ meye muhtaçtır: Yiyecek için ayrılan paraya s el koyarak erleri aç bırakmak. ve “Biz” Kimiz? ˘ dece Rus tarihinin degil. gibi yolsuzluklar yaygındır [13. Sivastopol’u dü¸ mana bırakma niyeti ve ihtimalinin ˘ s zerresi yoktur. s askerî seref. pipo içtikleri veya komutanlar onları soyarken seslerini çıkarmaya cüret ettikleri için kırbaçlanan bir ordu. ¸ ¸ hovardalık ve tehditse saygınlık sebebidir. Tüm fizikî imkan¸ sızlıklara ragmen. 12. 1855’de. izlenimler seklinde rapor eder. bu tür ˘ yolsuzlukları ve kötü yönetimi te¸ hir eden. zorbalık.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Sivastopol’dakileri 18 . yaralıların yüce tevazularını ve dayanıklılıgını. ruhunu. ciddi bir moral zaaf içindedir ve etkin biçimde sava¸ amaz. aksi imkansızdır. çogu askerlikten ba¸ ka bir meslek s ˘ ˘ s için uygunsuzdur ve hizmette asıl amaçları da para kazanmaktır. tersine. Çar’ın ogullarından birine göndermek niyetiyle. “Rus Askeri ve Subayının s Olumsuz Yanlarına Dair Bir Not” yazar (özetlersek): Askerleri. bir yıl önce ortanca abisi Sergey’e mektubunda degindigi ˘ ˘ konuyu i¸ leyerek (komutan Kornilov’un askerlerle konu¸ masını da aks s tararak). ˘ ˘ duygulu bir mesafeden. Sivastopol Skeçleri’nin ilkini. Tolstoy bu notu göndermez. “gurur ve kahramanlık hissinin s ruhunuza nüfuz etmesi ve kanınızın damarlarınızda daha hızlı akması” için yeterlidir. en iyi erzak ve mühimmat için alınan parayla en kötülerini temin etmek vb. Rus insanının gücünü. Kahramanlar kendilerini seve seve ölüme atmaktadırlar. tüm dünya tarihinin en parlak ve sanlı ¸ menkıbesı olarak kalacak. onla˘ rın “ahlaken ve fiziken” Ruslara üstünlüklerinden. “çocukluk hamasetine geri dönüp”. Orduda iyile¸ meye yardımcı olacak bu yayın Çar’ın iznini alamayacaktır ama. bunun gerçekle¸ mesi yolunda kullandıkları yöntemlerse tehdit ve zorbalıktır.

Kız. pislik ve aralıksız s çalı¸ maya katlanarak bu ko¸ ullarda ya¸ amaya. s ˘ soguk algınlıgına geçmeden önce bir iç geçirip on dakikalık bir melan˘ ˘ koli ya¸ amı¸ mıdır. Nitekim (benim hafızamda yer etmemi¸ se de) Susan s Layton. Rus insanında ancak nadiren ˘ yüzeye çıkan. kendi ya¸ adıgınız bo¸ . top mermilerinin ˘ ˘ saganagı altında. muktedir adamlar s s s haline getirmi¸ tir. s Bu hazin olay ardından hiçbir elem belirtisi göstermeksizin soguk algınlı˘ gını kaydetmesi enteresan. çocuklara siddetin Tolstoy’da iz bıraktıgına ve Tolstoy’un bu ¸ ˘ konuyu eserlerinde tekrar tekrar i¸ ledigine dikkat çekiyor [14]. Her gün top ve bomba saganagı altında ˘ ˘ ˘ benim bulundugum bölgeye geliyordu. yüz çe¸ it ölüm ihtimaliyle burun burunayken ons ˘ ları. bu hissiyat. Bu saik. böyle korkunç ko¸ ullara. bütün günü böyle bir melankoli içinde mi geçmi¸ tir. çogumuz gibi böylesi sadece bir ihtimalle burun buruna gelen insanlar kadar sakin ya¸ amaya. s ˘ bu olaydan altı gün sonra. ve “Biz” Kimiz? ˘ harekete geçiren hissiyatın. s s s bunları bilmiyoruz. Yine de. [12] Bu aradaysa.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˙nsanlar. ama belki de sadece kendi elemini kaydetmek ˘ istememi¸ tir veya bunu gereksiz bulmu¸ tur. iç ya¸ antısının apaçık bir tasviri olmayan s ˘ s kelimeler dizisiyle belirlemeye çalı¸ mak çok dogru bir fikir vermeyebilir. s ˘ ˘ bilge veya bilge olmayan. bir madalya ya s I s da ni¸ an yüzünden veya tehdit edildikleri için katlanmazlar: ba¸ ka s s ve daha yüce bir saik olmalı. bunlar kısa günlük notlar ve s s gerçekte ne hissedip ya¸ adıgını. Soguk algınlıgım öyle feci ki hiçbir i¸ e koyulamıyorum. ve de uykusuzluk. 13 Nisan’da. masum çocuklar öldürülmektedir: ˘ Dün sokakta atçılık oynayan bir oglanla kızın yakınına bir top mermisi ˘ dü¸ tü: kollarını birbirlerine doladılar ve birlikte yere yıgıldılar. bir anavatan sevgisidir. ama ruhunun derinliginde gömülü yatan bir hissiyat. günlügüne sunları kaydeder ˘ ¸ Tolstoy: ˘s Tehlikenin degi¸ mez cazibesi ve beraber ya¸ adıgım askerlere ili¸ kin s ˘ s 19 . bir s ˘ ˘ ˘ denizci karısının çocugu. dar ve bön duys s ˘ gularla ortak bir yanı bulunmadıgı. tamamen farklı ve daha güçlü bir ˘ ˘ dogası oldugunu artık kavrıyorsunuz. 7 Nisan 1855 tarihli günlük giri¸ inden ögrendigimize göre.

özellikle de gerçekle¸ ecek bir taarruzda s yeralmak isterken. denizciler ve bizzat sava¸ ın yöntemleri öyle ho¸ ki. 20 . önceki hamaseti giderme çabası ta¸ ır. . ate¸ kes s sırasında Fransız ve Rus askerlerin dostane konu¸ malarını aktararak s sava¸ ın anlamsızlıgını ve hunharlıgını te¸ hir eder. Bu hikayelerin Ingilizce çevirisine yazs dıgı önsözde Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre. ] ˘ I¸ Bu hikayede. Masıy 1855’de s ˘ abisi Sergey’e yazdıgı mektuptaysa söyle der Tolstoy: ˘ ¸ Kırım’a gönderilmem yolundaki ba¸ vurum. askerlerin kahramanlıks ları ardında yatan korkular ve övüngenlik saikinden söz eder.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. O’nun önünde. bu sava¸ ı görmek içindi s s . s s co¸ ku ve sevinç gözya¸ larıyla karde¸ çe kucakla¸ mıyorlar. ölüm ve ızdırap makineleri tekrar gürlü˘ yor. Mektup ve günlüklerindeki bu ifadeler. . [. bus s rayı terketmek istemiyorum. hemen nedametle diz çökmüyor. kapsamı ve nihai yargısını ortaya koymayan bu notlar. bilge çocukla çeli¸ ip s “Aralık’ta Sivastopol”un hamasetiyle örtü¸ üyor. Ve bu insanlar –yüce bir sevgi ve fedakarlık yasası ikrar s eden Hıristiyanlar– ne yaptıklarını görüp. masum kan akıyor ve figanlarla beddualar ortalıgı kaplıyor. s s s s Beyaz bayraklar indiriliyor. bilincinin tüm devinimi. Çar “Aralık’ta ˘ ˘ ˘ Sivastopol”u Fransızcaya çevirtmi¸ ve sava¸ ta Tolstoy’un kollanmasını s s istemi¸ tir. . konu¸ uyor. s Bu mektupla aynı yıl yazdıgı. . Aylmer Maude’un önsözünde aktardıgı üzere. itiraf edeyim. ˙ste bu defa istedigimi söyledim. “Mayıs’ta Sivastopol”da nöbet geçmi¸ tir ˘ s ve Tolstoy. s s gülü¸ üyor. hatta onun ötesine de s ˙ geçip pagan çocukla bulu¸ uyor. s ˘ ˘ s Binlerce insan biraraya toplanıyor. birbiriyle bakı¸ ıyor. ama en çok da vatanseverlik yüzündendi. kim kahramanı? Hepsi iyi ve hepsi kötü. ve “Biz” Kimiz? gözlemlerim. kaçınılması gereken kötü ve örnek alınması gereken iyi nerede? Kim hikayenin canisi. o sıra fena bir vatanseverlik nöbetine yakalanmı¸ tım. kendilerine hayat vermi¸ ve herbirinin ruhuna ölüm korkusuyla iyi ve güzel sevs gisini yerle¸ tirmi¸ olanın önünde.

] ˘ ˘ Hikayemin –tüm benligimle sevip tüm güzelligiyle çizmeye çalı¸ s ˘ tıgım. on yıllık didinmeyle kurdugu evini. dost çevre˘ sini ve iyi bir evlilik yapma umutlarını terkedip. Mesela be¸ inci bölümde. [9] Aylmer Maude’un önsözünde degindigi ve diger çevirmen David Mc˘ ˘ ˘ Duff’ın önsözündeyse daha ayrıntılı aktarıldıgı üzere. “kendinden önceki ve sonraki birçokları” gibi. . yukarıdaki finale su ekin yapılması gerektigini yazar: “Ama bu sava¸ ı ¸ ˘ s ba¸ latan biz degildik. s ˘ s ˘ Biz sadece anavatanımızı. “kıyaslanamayacak ölçüde ikincisinden iyi olduguna kani”dir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bu korkunç kan dökmeyi kı¸ kırtan da biz degildik. kendi bölgemizi savunuyoruz ve kanımızın son damlasına kadar savunmaya devam edecegiz. ama “Eger i¸ aretlemedigim bös s s ˘ s ˘ lümleri dahi atmaya kalkarlarsa. katiyen parçayı yayınlamayın lütfen” der editör Panayev’e.” Panayev’in bu eki. onları yazılı görmektense yüz kırbaç yemeyi ˘ yegliyorum” diyecektir. atılabilecek s ba¸ ka bazı bölümleriyse i¸ aretlemi¸ tir. hikayenin sansürden geçebilmesi için. bugün ve yarın hep güzel olan– kahramanı Hakikat’tir. ˘ 1886’dan sonraki hiçbir baskıya dahil edilmeyecek ve Tolstoy. ˘ “Agustos’ta Sivastopol” da yine. bu satırları “her okudugumda. s ¸ mükemmel bir mevkiyi. cepheye aylarca ula¸ amayı¸ ı ve yakla¸ tıkça duydugu korkunç s s s ˘ ölüm ve yaralanma hikayeleri yüzünden “küllenen vatanseverlik ate¸ ini” s 21 . gönüllü. “Mayıs’ta Sivas˘ ˙ topol”u yayıncıya gönderirken yanına bir not ekler Tolstoy: Ilk skeç “Mayıs’ta Sivastopol”un. Kendisine ˘ s riskli gibi görünen bölümler için alternatiflerini yazmı¸ . aktif hizmete yazılan bir gönüllü tasvir edilir. Panayev ise. gazeteler ve arkada¸ larının s s mektuplarındaki kahramanlık hikayeleri ve rütbe ve ni¸ an hayalleri yüs zünden “vatanseverlikle tutu¸ an” ve “bu duyguya çok sey feda eden”. ve “Biz” Kimiz? [. . ama “ho¸ a gitmeyeceginden de emin”dir. hakikati ˘ ˘ ˘ kahraman yapar. kahramanlıgı hakikat degil. dün. hatta sansür ˘ s ˘ heyetince tamamen yasaklanabilecegi korkusunu dahi ta¸ ır.

“Count Leo Tolstoi”. 1887. 1888. ama hayır. hayatla mutlu s bir uzla¸ ma (daha ziyade galiplerin mutlu uzla¸ ması) içinde görünür. insanlar bunu yapmakla. hatta bunlara sansürcülerce farklı seyler eklenir ve ¸ bu skeçler nedeniyle Tolstoy. ama Sava¸ ve Barı¸ için de aynı derecede. içindeki çatı¸ mayı. sava¸ deh¸ etiyle somut s s s olarak kar¸ ıla¸ tıgındaki hayal ve ki¸ ilik kırılmasını yine tasvir edecektir. otuz dört yıl sonra. kendini hayatın akı¸ ına bıraka˘ s bilenler.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Çar himayesinden mahrum kalır. kimilerince de s ˙ “hayata yazılmı¸ bir kasidedir”. Tolstoy. bunu yapmanın fiziken ve ˘ ˘ ahlaken kötü oldugu dünya kuruldugundan beri bilinirken? Çünkü öylesine kaçınılmaz bir ihtiyaçtı ki.) s s ˘ s Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre. “bir sanat eserinden ziyade hayatın kendisi ˘ olarak yarattıgı”1 . ba¸ ı ve sonu bulunmayan o devasa Sava¸ ve Barı¸ ev˘ s s s 1 Matthew Arnold. her¸ eyiyle s s s hayat kadar gerçek kıldıgı. Essays in Criticism.) “hayatla esrik olundugu sürece mümkündür sadece”[17] ˘ ˘ ve hayatın anlamını sorgulayanlar degil. hatta daha fazla geçerli. ˘ s 1889’da bir ba¸ ka subayın Sivastopol anılarına önsöz yazıp. bu geçicidir. Aslında Anna Karenina için söylüyor. tabiat ananın katil yanına ragmen ve o yandaki çok daha s s ˘ habis unsurlara gözünü dikmi¸ Dostoyevski’nin tersine. s s hatta kimilerince “tabiat tarafından yazılmı¸ ” gibidir. “Ya¸ amak. arıların ˘ da sonbaharda birbirlerini öldürürken yerine getirdigi ve erkek hayvanların birbirini yok etmesine sebep olan. hayatla uyum içindekiler. “hayatla esrik” kalabilenler kazanır ve mutlu aileler kurar. benzer saiks ler ve hayallerle sava¸ a giden genç bir askerin. [16] Sava¸ ve Barı¸. temel zooloji yasasını yerine getiriyorlardı. s s 22 . On yıl kadar sonra Sava¸ ve Barı¸’taysa sava¸ üzerine su yargıya varır s s s ¸ Tolstoy: Neden milyonlarca insan birbirini öldürdü. zavallı bir ödlege dönü¸ mü¸ ve gönüllü olmakla s ˘ s s “en aptalca bir hata” yaptıgını anlamı¸ tır.” (sonradan Itiraflar’da söyles s yecegi üzere. bilge ve pagan çocuklar arasındaki çatı¸ s s mayı bir sonuca ula¸ tırmı¸ tır sanki. (Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? tamamıyla kaybetmi¸ . son iki Sivastopol skeçi yogun ˘ ˘ ˘ biçimde sansürlenir.

Batı medyasına ˘ da yansıdıgı anla¸ ılıyor). ve “Biz” Kimiz? reni sonsuza kadar sürse de. Rusya Panislavizmin etkisi altındadır. 1877’de bu ayaklans s malar Rusya’nın katılımıyla Osmanlı-Rus (93 Harbi veya Rus-Türk) sava¸ ına dönü¸ tügünde. “Rus topragının büyük yazarı”2 Kont Tolstoy’u bile öldürecektir ˘ bir gün. ˙ Bilge çocugun. Sırbistan ve Karadag’daki Ortodoks Slavlar. artık kati bir rotaya girmi¸ tir ve “kötülüge cebirle direnmeme” s ˘ akidesi de sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır. ¸ s s • Anna Karenina’yı 1875’de tefrika etmeye ba¸ lar ve aynı yıl Bosna-Hersek. vatanseverlikle ilgili olanları Anna Karenina’nın son (sekizinci) bölümünde hissedilir. kadın ve özellikle çocuklara akıl almaz. yaratma eylemi ve tanrı rolü sona ermi¸ tir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. reformcu Tolstoy’un dogumu Itiraflar’da gerçek˘ ˘ le¸ ecektir. Türklerin sivil Slavlara. kendis s s sini de. Tolstoy’un hem kendi çıplaklıs s gını hem de kralınkini görmesiyle ve bilge çocugun öne çıkmasıyla ˘ ˘ sonuçlanacaktır. s Bulgaristan. hayal gücünü zorlayan hunharlıklar yaptıgı anlatılır (bu tür haberlerin. Bu s ˘ s s sancıların konumuzla. söylentiler ve anekdotlarda. 23 . Gazeteler ve kulaktan kulaga dola¸ an ˘ s haberler. Çatı¸ ma güçlenecek ve Sava¸ ve Barı¸ ardından dügümlenmeye s s s ˘ ba¸ layan bir varolu¸ krizi neticesinde. yani Saava¸ ve Barı¸’ın asıl ba¸ kahramanı. Dostoyevski’nin aynı yıllarda aylık olarak yayınladıgı Bir Yazarın Günlü˘ ü yarı yarıya Panis˘ g lavist propagandayla doludur. ama dogum sancıları Anna Karenina’da çoktan ba¸ lamı¸ tır. ˘ ˘ s ˘ Baskın’dan beri içinde kabaran ama sonuçlandırıp kesinle¸ tiremedigi s ˘ kanaati. vaiz. bu hunharlıkları. Rusya’nın da ˘ te¸ vikiyle. Türkler ve ˘ s 2 Ölmeden kısa bir süre önce Turgenyev’in Tolstoy’a yazdıgı son mektubundaki ünlü ˘ sözü. en azından kısmen. Dostoyevski de. Hayat. s o tabiat yasaları. Tolstoy da Anna Karenina’nın son bölümünü s s ˘ yazmaktadır. Çok sonra buradaki makalelerde vatanseverligin melanetleri diye sayacagı sava¸ ve askerlige dair kanaati. Osmanlı yönetimine kar¸ ı ayaklanırlar.

s o kadar maharetle. kadın ve çocuklara tecavüz ediyor. bir hayvan asla bir insan kadar vah¸ i olamaz. s ˘ titreyen bir anneyi gözünün önüne getir. sabaha kadar öylece bırakıp sonra da asıyorlar –akıl almaz her türlü zalimlik. Köyleri yakıyor. gülsün diye kendileri gülüyorlar. Bu s Türkler ise çocuklara zulmetmekten zevk alıyorlar –ana rahmindeki bebekleri hançerle kesip almaktan. Tam o anda Türklerden ˘ ˘ biri silahını bebege dogrultup. s Türklerin tatlı seyleri çok sevdiklerini söylerler. ¸ s ˘ Kaplan sadece ısırıp parçalar. genel s s ˘ bir Slav ayaklanmasından korkan Türklerin ve Kafkasyalıların tüm Bulgaristan boyunca yaptıkları zalimlikleri anlattı. ve “Biz” Kimiz? Müslümanlara kar¸ ı toptancılıga varan bir öfkeyle ve ayrıntılarıyla Bir s ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nde [18] sık sık anlatır. yüzünden on santim mesafede tutuyor. bütün yapabilecegi budur. Sos nunda istedikleri oluyor ve bebek gülüyor. ama bu hayvanlara kar¸ ı büyük bir ¸ s haksızlık ve hakaret. Sanatkarane. ¸ Türklerin hunharlıklarına ili¸ kin bu hikayeler. bebegi ok¸ uyor. Kollarında bebegiyle.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. asla aklına dü¸ mezdi. o kadar sanatkarane bir sekilde vah¸ i olamaz. esirlerini kulaklarından siper kazıklarına çiviliyor. geçenlerde Moskova’da kar¸ ıla¸ tıgım bir Bulgar. mazlum Slavları kurtars 3 Ama bu bölüm on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlenmi¸ tir. Bebek sevinçle kıkırdayıp parlayan silahı minik elleriyle yakalamaya ˘ ˘ çalı¸ ıyor ve sanatkar aniden silahı dosdogru bebegin yüzüne sıkıp s ˘ minik ba¸ ını paramparça ediyor. Ama Bulgar’ın bana anlattıkları arasında su sahne özellikle il¸ ¸ ˘ gimi çekti. ˙nsanları I kulaklarından çivilemek. [5] s 24 . Türkler eglenceli bir oyun ˘ icad ediyorlar. degil mi? Bu arada. kundaktaki bebekleri havaya atıp annelerinin gözü önünde süngü ucuyla yakalamaya kadar her¸ eyi s yapıyorlar. ˙nsanlar bazan insan vahI setini “hayvani” diye tarif eder. yapabilseydi bile. 1878-80 arasında yazdıgı Kag ˘ ˙ ramazov Karde¸ler’in “Isyan” (veya “Ba¸ kaldırı”) ba¸ lıklı bölümündeyse s s s ˙ ˙ Ivan Karamazov’a anlattırır3 (be¸ ayrı ve saygın Ingilizce baskıdan [21] s yaptıgım kombine çeviriyle veriyorum): ˘ Bu arada. öldürüyor. Türkler arasında çembere alınmı¸ . Bunu annelerinin gözü önünde yapmak asıl zevk aldıkları sey.

Sırplar veya Bulgarların herhangi birinden. resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. . ve “Biz” Kimiz? maya yönelik bir kamuoyu vicdanı sekillenmesine. kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. aslen sava¸ istemeyen III. ] biz Ruslarla yüzlerce yıldır kimsenin s ˘ hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani bir sevginin s ˘ alevlendigi varsayıldı –Almanlar. bu kitabın “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı ilk s makalesinde aynı dönem üzerine sunları söyleyecektir: ¸ Türk sava¸ ından önce de. Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve iktidar tedricen oyunda s yer almaya ba¸ ladı. [. . . milyonların s zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması. ] sadece. Diplomatik notalar ve yarıs resmî makaleler ba¸ ladı. ˙lk önce. yani. bu olayların cereyan ettigi ve Anna ˘ s ˘ Karenina’yı yazdıgı zaman da pek uzak degildir Tolstoy. ] vatanseverlik timsalleri olarak anılan. O zaman da. birlik ve barı¸ tan s söz edip. Ruslarla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler. s uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. simdi s s ¸ [. Tolstoy 1894’de. . (daha önce Tolstoy’un katıldıgı ˘ Kırım Sava¸ ı’nda da oldugu gibi) Avrupa’yı kar¸ ısına alır ve 1878’de s ˘ s Osmanlıları maglup eden sava¸ sonunda. Karadag ve Bosna-Hersek ise bagımsızlık veya özerklik kaza˘ ˘ nırlar. asıl mesele –Türkiye’ye kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz s kaldılar.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. en azından o za˘ ˘ 25 . Fransızlar ve ˙ngilizler daima ve I ˘ hâlâ bize. yüz binlerce masum insanın kıyımı. . Romanya. Sırbistan. gazeteler gittikçe daha fazla yalan söyledi. Rusya’ysa s s yayılmacı ve Panislavist politikasıyla. Berlin Kongresi’ni dayatan Britanya s ˘ ve Avusturya-Macaristan tarafından kısıtlanır. Bulgaristan. içip. ] o zaman da Moskova’da yiyip. O zaman da aynı co¸ kunluklar. Aleks ˘ sandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigimiz üzere. s s 1894’de dile getirdigi bu görü¸ lere. Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi. birbirlerine budala seyler ¸ söylediler ve vecd duygularıyla mütehassis oldular. s I [. [. . sava¸ s gerçekle¸ ti. . Sırbistan ayaklandı. Rusya’nın Ayastefanos Ant˘ s la¸ ması’yla elde ettigi kazanımlar. . sava¸ taraftarlıgına. bu Karadaglılar. ¸ s ˘ sava¸ gönüllülerinin olu¸ umuna ve Panislavizme hizmet eder.

ama bu enerjisini nereye s ˘ ˘ yöneltecegini bilmiyordu. Tolstoy tarafından ayrıca yayınlanır ve Dostoyevski tarafından da Bir Yazarın Günlü˘ ü’nde agır biçimde ele¸ tirilir. s Sekizinci bölümse. intihar etmi¸ tir. bir ihtiras adamı degil. yani Tolstoy’un yukarıda “körükleme” i¸ iyle andıgı. Anna. tüm roman s s kahramanları içinde Tolstoy’a en çok benzetilen Levin’in abisidir. ˘ ˘ ˘ Anna’nın daha tutkulu ama kırılgan ruhuna da ne deva olabilmi¸ . ne toplum ne de yazıp çizenler üzerinde. Kozni¸ ev. Aylak kalabalıgın s ¸ s ˘ genelde zaman öldürmek için yaptıgı her¸ ey.” s ˘ O sıra.” “¸ ansına. gibi meseleler yerine “Slav meselesi öne çıkmı¸ tı ve evvelce bu davanın s destekçilerinden biri olan Kozni¸ ev kendini tamamıyla ona adadı. Hayır i¸ leriyle ugra¸ an ve kendisi gibi ihtirassız olan bir genç kızla yakınla¸ mı¸ . tüm ihtirasına ragmen. o çok istedigi ˘ ˘ etkiyi yaratamamı¸ tır. s s Yazacak ba¸ ka bir seyi de olmadıgı için. ama her mutsuz ailenin mutsuzlugu kendine ˘ özgüdür” [22] diye ba¸ lamı¸ tır. mutsuz bir ailenin s s evlilik dı¸ ı bir a¸ k ya¸ ayan kahramanı. spritüalizm vb.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. sadece bir tepki gelmi¸ tir ve o da aleyhtedir. siyasi ve felsefi konularla ˘ hemhal bir fikir adamı olan Kozni¸ ev’le açılır.” kıtlık. kazanma hırsı ve gösteri¸ s s s ugruna harika bir atı zorlayarak mahvettigi gibi. durumu daha acıklı bir hal s ¸ ˘ almı¸ tır. saglıklı ve enerjikti. romanı tefrika eden dergi editörü. Ve bu nedenle. “vatanseverlik timsali” Katkov tarafından reds ˘ dedilir. iyi egitimli. mensup oldugu çevrede Slav meselesi ve Sırp sava¸ ından s ˘ ba¸ ka hiçbir sey üzerine yazılıp konu¸ ulmuyordu. ve “Biz” Kimiz? man da sava¸ a kar¸ ıdır. Anna Karenina’nın son (sekizinci) s s bölümü. Ve yedinci bölümde. simdi Slavların hayrı s ¸ 26 . Altı yılda s s yazdıgı kitabı. “Zeki. önceden me¸ hur yarı¸ sahnesinde. g ˘ s • s Sava¸ ve Barı¸ mutlu ailelerle bitmi¸ ti. ne s cevap verebilmi¸ tir. kitabının ba¸ arısızlıgından sonraki ˘ S s ˘ bu en güç zamanda. a¸ ıgı s s s s s ˘ Vronski. azınlıklar meselesi. s ˘ s s s ama bu benzerlikleri yüzünden onunla bir ili¸ ki kuramamı¸ tır. Anna Karenina’ysa “Tüm mutlu s s aileler birbirine benzer.

ama toplumun tüm sınıflarını birle¸ tiren ve sempati duyulmaması imkansız olan. izlendiklerini farkedip caka satan. “milletin ruhu ifade bulmu¸ tu”. dostu Katavasov’la beraber. onun devasa boyutlara ula¸ ıp. Slav meselesinin. Kozni¸ ev’i sevindiren bir ba¸ ka olgu ortaya s s çıktı: bu.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bakanlıkları olmayan bakanlar. ˘ lüzumsuz ve abartılı çok sey yayınladıgını teslim ediyordu. Sımarıktır. karde¸ i Levin’in çiftligine dogru s s ˘ ˘ yola çıkar. Kendini s s s s ˘ meseleye daha fazla verince. ˘ ¸ Kozni¸ ev. sarho¸ tur ve kahs ¸ s 27 . yemekler. tüm ulusta. bira. Fakat bunlarla birlikte. pek çok insanın meseleyi övüngen. Toplu¸ ˘ mun bu genel galeyanı içinde öne çıkıp herkesten çok bagıranların. tavernalar –hepsi Slavlara sempatimizin deliliydi. men˘ faatkar saiklerle ele aldıgını da görüyordu. Pek çok seyin ¸ ˘ lüzumsuz ve gülünç oldugunu görüyordu. konu¸ malar. çıgır s ˘ açacak bir husus oldugu daha açık göründü Kozni¸ ev’e. karde¸ lerine artık s ˘ ˘ sözde degil eylemde yardım etme arzusu doguruyordu. övüngen gönüllüler de vardır. Kozni¸ ev. ve “Biz” Kimiz? için yapılıyordu. mazlumlara kar¸ ı sempati ve zalims s s lerine kar¸ ı da infial uyandırıyordu. gelen mektup ve taleplerin hepsini cevaplayamıyordu. s Kendini tümüyle bu büyük davanın hizmetine adadı ve kitabını tamamen unuttu. biri evvelce Moskovalı zengin bir tüccarken. Ve büyük bir dava için sava¸ an s s ˘ ˘ Sırplarla Karadaglıların kahramanlıgı. gazeteleri olmas yan gazeteciler ve takipçileri olmayan parti liderleri. 22 ya¸ ına s gelmeden büyük bir serveti tüketmi¸ tir. ˘ ba¸ arısızlarla tatminsizler oldugunu görüyordu: askerleri olmayan s ba¸ kumandanlar. Trende. Kozni¸ ev’in deyi¸ iyle. Gazetelerin. kamuoyu tezahürüydü. konserler. Balolar. konu üzerine konu¸ ulup yazılan çogu seye detaylarda s s katılmıyordu. ku¸ kuya yer s s vermeyen ve sürekli artan co¸ kuyu da görüyor ve teslim ediyordu. Artık tüm zamanı öyle doluydu ki. sırf birbirin˘ den daha fazla bagırıp dikkati kendi üzerlerine çekmek maksadıyla. s Dinda¸ ve karde¸ Slavların katli. Toplum katiyetle arzusunu dile getirmi¸ ti. hanımların s elbiseleri. sürekli birbiri yerine geçerek toplumu me¸ gul etmeye yarayan su son moda oyalanma araçlarından biri s ¸ ˘ haline geldigini görüyordu.

yıkılmı¸ adam lakırdıları arasında. kendisi için ölüm dı¸ ında bir ˘ ˘ s seçenek kalmadıgından vs. pek naho¸ biçimde böbürlenmektedir. Vronski. Levin’in tamamen farklı ruh alemine s tanık ediliriz. tüm bu gönüllüles ˘ s rin i¸ e yaramazlıklarından. Toplumun ˘ ˘ hayrı dogrultusundaki giri¸ imleri tavsamı¸ . Annesi sava¸ ı Tanrı’nın bir s s lütfu olarak görür. ve “Biz” Kimiz? ramanlıgından besbelli emindir. sözedip yazıklanır. ölmeyi istediginden. süslü bir ızdırap çekmek˘ tedir. kendini vakfedecek önemli bir i¸ bulmu¸ tur. Sevdigi kadınla. bu mut˘ s luluguna ragmen giderek artan bir huzursuzluk içindedir. Gönüllülerin s yarattıgı bu izlenimden rahatsız olan Katavasov. “di¸ inin kes s sintisiz zonklayan agrısı yüzünden sabırsızca çenesini oynatıyordu ve ˘ bu. mutlu bir evlilik yapmı¸ olan Levin. Kozni¸ ev’le konu¸ masında. toplumun degi¸ ik kesimlerine mensup farklı ki¸ iliklerde ˘ s s gönüllülerin asıl saikleri. Ya¸ lı asker. ızdırabını bir çiçek gibi yakasına tutturmu¸ tur s ve bütün bu muzdarip. ama rütbe alamamı¸ bir askerdir. s Bir ba¸ ka gönüllüyse bedbaht Vronski’dir. sakil teknik terimlerle süsleyerek anlatmaktadır. menfaati dogrultusunda. sosyeteyle basının tutumu ve Kozni¸ ev’in sava¸ s s taraftarlıgı tasvir edilmi¸ olur. meselenin Kozni¸ ev’le Levin arasında ˘ s s tartı¸ ılmasına geçmeden önce. hatta kendi ya¸ adıgı bölgede bir ayya¸ ve s s ˘ s hırsızın bile gönüllü oldugundan sözetmek ister. istedigi yüz ifadesiyle konu¸ masına bile mani oluyordu. menfaati söz konusu olma˘ s s dıgında sevkinin de köreldigini görmü¸ tür. s ¸ gerçekte konu¸ amadan. ˘ s Bir ba¸ kası. bir sürü i¸ e girip çıkmı¸ tır ve bunları tamamen lüzumsuzca s s s uzun uzadıya. zira Vronski bu sayede yapacak. Kiti’yle.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. yolcular arasındaki ya¸ lı ˘ s bir askerin görü¸ lerini ögrenmek ister. özsaygısını yeniden kazanabilecek. çene çalarlar.” ˘ s Böylece. Üçüncüsü mütevazı ve samimi. hayata yenis s den dönebilecektir (tabii ölmezse). ama zevahire aykırı ko˘ nu¸ manın tehlikesini sezerek bir sey söylemez ve böylece Katavasov’la. s s ölüme gittiginden. en azından kısmen. ˘ ¸ ˘ s ˘ atalarından devraldıgı varlıklarını aynı sekilde bayındırla¸ tırarak ço˘ ¸ s 28 .

hayatın anlamı. s Halbuki “ruh”. yine de bazıları topragı kiralayabilmeks s ˘ tedir. ama yine huzur bulamamı¸ tır. sadece kendi midesini nasıl dolduracagını ˘ dü¸ ünür. kendisi mahrumiyet içine dü¸ mektedir. Sonuç s itibariyle tüm bunlar. Ruh4 için ya¸ ar. Fyodor’a göre. söz konusu ki¸ inin s ˘ ˘ “ne çe¸ it bir adam olduguna baglı. ama bu. inanç ve Tanrı konularıyla bogu¸ maktadır Levin ve nihayet kitaplarda veya akıl yürüterek ˘ s bulamadıgı Tanrı ve inancın izine bir köylüde rastlayıp. kendisi dahil. ˘ O tarihte kölelik kaldırılmı¸ tır.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s s Tanrı’yı hatırlar. ölüm ve ebedi yokolu¸ bulundugu gerçegiyle yüzle¸ tirmi¸ tir Levin’i. ileride Kozni¸ ev’le tartı¸ masında da Levin’in kullanacagı bir kavram. s. ˘ s s s hayatın dogal akı¸ ı dogal görünmemektedir. burada da “ruh” yerine. 785] s 29 . gelecek yıl topragı kiralayıp kiralamayacagını ve ˘ ˘ Fyodor kiranın çok yüksek oldugu cevabını verince de. [19.” “Nasıl yani? Nasıl Tanrı’yı hatırlar? Nasıl ruh5 için ya¸ ar?” dedi s 4 Diger ˘ çevirilere bakmadım. bu sekilde s ˘ ˘ s s ¸ ya¸ amak imkansızdır. herkesin önünde sadece ızdırap. ölüm kapıda beklerken. hayatın anlamını kavramalı ve böylece bir seys ¸ tani gücün melun sakası gibi görünmesini engellemelidir. s s ˘ 5 Ergin Altay. ve “Biz” Kimiz? cuklarına devretmek için çalı¸ tıgındaysa verim alabilmektedir ve o da s ˘ hayıtını böylece dogal akı¸ ına bırakmı¸ . Platon’un. ya da intihar ¸ ˙ etmelidir. s. “öteki dünya” demi¸ . ama Ergin Altay. 785]. köylülerin durumunda hakiki s bir iyile¸ meye yol açmamı¸ tır. insanlar farklı i¸ te! Kimi sadece kendi ihtiyaçları için ya sar: s ¸ ˘ mesela Mityuka [hancı]. ama Platon dogru dürüst bir ihtiyardır. bü˘ s ˘ tün o köylüler neden böylesine çalı¸ ıp didinmektedirler. onları tanır. “ruh” yerine “Tanrı” demi¸ [19. Hancı insafsızdır ve köylülerin canı pahasına iste˘ digini almaktadır. o köyde ya¸ ayan hali vakti iyi ve saygın bir ba¸ ka ¸ s s köylünün. hatta bazan ˘ birinin borcunu silip. Platon’sa tersine insanlara borç vermekte. Itiraflar’daki Tolstoy gibi. kendisi neden s öteye beriye ko¸ turarak onların ba¸ ında dikilmektedir? Yakın geçmi¸ te s s s abisinin ölümü.” s “Ama birinin borcunu neden silsin?” “Evet. Levin de uzak bir köydeki topragını bir hancıya kiralamı¸ tır ve ˘ s simdi köylü Fyodor’a. hancının nasıl ˘ ödeyebildigini sorar.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bu yan cümleyi de söyle çevirmi¸ : “Hiçbir zaman ku¸ kulanmadım bundan. insanlar farklıdır! Sizi alalım mesela. tek bundan suphe ¸ etmiyorlar ve bunda daima hemfikirler. ] ˘ Fyodor. ihtiyaçları I ˘ ˘ için ya¸ amaması gerektigini söyledi –yani. Bizler. . Tanrı yolunca. . ˘ Bildiginiz gibi. Türkçede Tolstoy ve Anna Karenina okunamıyor ve hiç okunamamı¸ s demektir. tek bunu tamamıyla anlıyor. edemezdim de6 Sadece ben de degil. tüm dünya. aklî yaratıklar olarak. “hakikat geregince. siz de kimseyi incitmezsiniz. ¸ s s Edemem de. arzuladıgımız sey için ya¸ amamalıyız da. o bilinç iklimini hatırlamı¸ tır. kimsenin ne anlayabildigi. ¸ herkes. [. . insanın midesi için s ˘ ya¸ amasının kötü oldugunu ve Hakikat için. hancı Kirilov’un midesi için ya¸ adıgını söylüyor. ruhu için ya˘ sama” seklindeki bu basit sözler sayesinde aydınlanmı¸ tır. Tanrı için ya¸ amak! Hangi Tanrı için? Tanrı ˘ I s için. tümüyle aynen onun anladıgı sekilde. s s ˙htiyaçların için degil. ve “Biz” Kimiz? ˘ Levin neredeyse bagırarak. dogrulugundan süphe ettim mi? Onları budala. Diger çeviriler s ˘ de böyleyse. ” Levin çok heycanlıdır. Söylediklerinden daha anlamsız ne olabilir? ˙nsanın. Ve sonra o aynı Fyodor. Peki? Fyodor’un o anlamsız sözlerini anlamadım mı? Ve ˘ ˘ ˘ anlayınca.” [19. 786] Buna benzer ba¸ ka örnekler de var bu çeviride. dü¸ künler ve muglak kelimeleriyle aynı seyi söyleyerek onun s ¸ üzerine dü¸ ünüp yazan bilgeler– biz hepimiz su tek seyde hemfikiriz: s ¸ ¸ 6 Ergin Altay. Tanrı yolunca. kavranılmaz bir sey ¸ s ¸ ˘ ˘ için ya¸ amalıyız. anladım. herkesin bildigi gibi: hakikat geregince. Tanrı için. midemiz için ya¸ amaktan ¸ s ba¸ kasını yapamayız. ya¸ aması s s ˘ gerektigini söylüyor ve daha sözün ba¸ ında onu anlıyorum! Ben ve s asırlar önce ya¸ ayan milyonlarca insan ve bugün ya¸ ayanlar –köys s ˘ lüler. hayatta an˘ ladıgım her¸ eyden daha açıkça ve tamamıyla anladım ve hayatımda s ˘ bundan asla süphe etmedim. ˘ s ˘ ˘ “Bayagı i¸ te. daha dogrusu ¸ ¸ s ˘ ayılmı¸ . Bu anlas sılır ve aklî. ne de tanımlayabildigi s Tanrı için. . 30 . muglak ve ¸ yanlı¸ buldum mu? s ˘ ¸ Hayır. anladıgımız ve bize cazip s ˘ gelen. s.

. Ama kim ke¸ fetti onu? Akıl degil! Akıl. Öyleyse iyilik. Hayatımın temel sevinçlerini olu¸ turan seylerden hiçbiri varolmazdı benim için. s s s s Kozni¸ ev’in su sözlerinde salona giriyoruz: s ¸ 7 Ergin Altay. açık ve kesin bir sekilde ¸ ¸ biliyoruz ve bu bilgi akılla açıklanamaz:7 aklın ötesinde. ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ ne için ya¸ amamız gerektigi ve neyin iyi oldugunda. s ˘ ˘ s ˘ 786] 31 . ] Soruma bir cevap aradım.” [19. ] Ne hale gelir. o artık iyilik degildir. çünkü zaten ruhumda bulunan ˘ seyi söylediler bana. ama biz çok az bir gecikmeyle. Aklın çıkarsaması bu. s ¸ [. . Tanrı için ya¸ aması gerektigini bilmes seydim? Çalar. sebebi yok ve sonuçları olamaz. Tolstoy. kendi ölçüsüne gelmeyen soruma cevap veremezdi. neyin iyi. Akıl. çünkü bu gayriakli. sadece bir seyi sarsılmaz. Levin i¸ te böyle bir s ˘ s ruh hali içindedir. Ve bu bilgiyi herhangi bir sekilde ¸ ˘ kazanmadım. bir ödülü ˘ I ˘ ˘ varsa. bana da herkese verildigi gibi verildi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. sahneyi hazırladıktan sonra. insas ˘ ˘ nın kendi ihtiyaçları için degil. tam tersini söylemi¸ : “Mantıgın açıga kavu¸ turdugu bir bilgidir bu. ˙yiligin bir sebebi varsa. Ama akıl. sebep sonuç zincirinin ötesindedir. o inançlara sahip olmasaydım. Cevabı hayatın kendisi verdi. öldürürdüm. Ben ve diger s tüm insanlar. . ba¸ kasına yönelik sevgiyi ke¸ fedemezdi. nasıl ya¸ ardım. verildi çünkü onu hiçbir yerden alamazdım. Ve ben onu biliyorum. yalan söyler. artık perdeyi açıp. varolu¸ ¸ s s mücadelesini ke¸ fetti ve de arzularımın tatmini önündeki herkesi s ˘ ˘ bogazlamam gerektigine dair yasayı. sava¸ ve barı¸ üzerine tartı¸ mayı ba¸ latır. s. ˘ neyin kötü olduguna dair bilgimle. hepimiz onu biliyoruz. . yine iyilik degildir. ˘ ˘ Onu nereden edindim? Kom¸ umu bogazlamayıp sevmem gerektigi s bilgisine varı¸ ım akıl yoluyla mıydı? Çocukken bana böyle söylediler s ve ben de memnuniyetle ona inandım. [. s s Slav meselesiyle hemhal olan Kozni¸ ev geldiginde. bir sonucu.

” s “Belki. dinda¸ larıs s mız veya karde¸ lerimiz dahi olmadıklarını. “ama ben bunu görmüyorum.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.” “Bilmiyorum. baktıgım bütün Türkçe Anna Karenina’larda. kadın ve s ˘ ya¸ lı olduklarını farzedelim. niçin tüm Rusların s ansızın Slav karde¸ lerine böyle muhabbet duyar hale geldiklerini s ˘ hiç anlayamıyordum. 13 çevirinin hepsinde sansürlü. yukarıdaki ve tespit ettigim üzere Rusça orijinaldeki “kafir Hacerîler” ˘ ifadesi. sadece Rusya’yla alakalı olan ba¸ kalarının da bulundugunu s gördüm. insanın duyguları tecavüze ugruyor ve s Ruslar bu deh¸ etleri durdurmaya yardım etmek için atılıyorlar. sadece insani.” kar¸ ılıgını verdi Levin. Üzüntüye kapılıp. s s ve itiraf etmeliyim ki. ama ba¸ kalarında var” dedi Kozni¸ ev keyifsizce s s ˘ ka¸ ını çatarak.” dedi Levin geçi¸ tirerek. Kan ve din karde¸ lerimizi öldürüyorlar.” “Belki sende yok. bir canavar oldugumu ya da ˘ Karlsbad sularının üzerimde böyle bir etki yaptıgını dü¸ ündüm! Ama s geri dönünce rahatladım. Ben s kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. sadece çocuk. ‘kafir Hacerilerin’8 boyundurugu altında s ˘ ızdırap çeken Ortodoks Hıristiyanlara dair hikayeler canlılıgını koruyor. Bulgarlara uygulanan hunharlıklardan dahi önce ve ben onlara kar¸ ı bir sevgi beslemezken. kendimi anlık duygu ma bı¸ rakırdım. “Yurtdı¸ ında ya¸ ıyor ve gazeteleri okuyordum. ve “Biz” Kimiz? “Burada bir sava¸ ilanı yok. Slav karde¸ leriyle s s ˘ ˘ degil de.” “Ki¸ isel görü¸ lerin hükmü yok bu hususta. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz.” dedi Kozni¸ ev.” “Ben de” dedi Prens. s ˘ “Evet. ˙ Müslüman soyunun kaynagı sayılan Ismail’in annesi ve Haceriler. öldürürdün. “Halk içinde. Hıristiyan hissiyatın bir s ifadesi var. Müslümanları ˘ kastediyor. Tüm s s s ˘ Rusya –halk– iradesini ifade ettiginde. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. sanırım. çünkü benim dı¸ ımda. Biri Konstantin [Levin]. Halk karde¸ lerinin ızdırabını duydu ve sesini çıkardı. Böyle bir sey görseydim. pe¸ inen söyleyemem. Yolda s ˘ ˘ ˘ yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövdügünü has ˘ yal et. [5] ˘ 32 . bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini sormak için s durmazdın. artık bu bir ki¸ isel görü¸ s s 8 Hacer. Peki.

Levin’in kayınpederi Prens. sekiz s bin rublenin yararına inanmamak da imkansızdır.” Pe¸ inden. Me˘ murlar. Levin (ve Tolstoy) kanadı. Levin. özel bir ön cephe birligine. Kozni¸ ev ise. irade ˘ s gösterdigini ileri sürer. “halk” kelimesinin de çok belirsiz oldugunu savunur. kilise vaazinde söylenenlere körü körüne ¸ ˘ boyun egdigini savunur. ayrıca. epigramlarıyla ünlü romancı ve gazeteci Alphonse Karr’ın Prusya’yla sava¸ tan önce söyledigi su sözü aktarır sonunda: s ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. . öteki damadından örnek verir. . damadı bürokratik ve fuzuli bir mevki elde etmi¸ tir. Kiva’ya. Ama i¸ te. avare insanlar. ama geri kalan seksen milyon. sosyal po¸ zisyonunu kaybetmi¸ onbinlerce insan daima bulunabilir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? ˘ meselesi degildir. simdiki gibi yüzler degil. taarruza gönderin! 33 . ne üzerine ifade etmeleri ge¸ ˘ ˘ rektigi hakkında en ufak bir fikre bile sahip degildir! O zaman. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. halkın bir s s seyden haberdar olmadıgını. ögretmenler ve köylülerin binde biri ya¸ ananlardan haberdardır ˘ s belki. herkesin önünde s hücuma. . ama aslında o s mevkide yapılacak bir i¸ yoktur: s ˙sinin bir yarar saglayıp saglamayacagını sor. Canlı bir örnek olarak yanlarındaki ya¸ lı bir ˘ ˘ s köylüye ba¸ vururlar ve köylü Levin’in tezini haklı çıkararır: sava¸ ıp s s sava¸ mayacakları hususunda dogru karar Çar’a aittir. iradelerini ifade etmek söyle dursun. ˘ ˘ yüzlerce insanın sözkonusu haklı dava ugruna her¸ eyini feda edip. sana en gerekli sey ˘ ˘ ˘ I¸ ¸ ˘ ˘ oldugunu kanıtlayacaktır! Ve dogru sözlü bir adamdır. . halk iradesi tartı¸ ılır. Ama Levin’e göre: ˘ ˘ Seksen milyonluk bir ulusta. Pugas çev’in soygun çetesine katılmaya. halkın ˘ iradesi oldugunu söylemeye ne hakkımız var? Az ileride. Prens. Sırbistan’a gitmeye daima amade. s ˘ s böyle bir örnege ihtiyacı bulunmadıgını ve bizzat tanık oldukları üzere.

savunmayı s bahane edip. toplumda i¸ bölümü bulundugu. ¸ s s Tolstoy. Isa’nın “Barı¸ degil. s ˘ bu tartı¸ malar öncesinde benligini saran “hakikat geregince. Levin’in söz˘ s ˙ lerini.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “˙nsanlar. Isa-kılıç meselesini zaten tuhaf buldugunu (ki sonradan ˘ ˘ ˙ Tolstoy da. Ama Levin. Rus halkının. Levin’in iç mos ˘ ˙ nologundan. tanrı için. o sözlerin Isa’ya yamandıgına inanacaktır) ve gönüllüleri. fikir adamlarıs s ˘ nınsa gazetelere yazıp kamuoyuna tercüman olması gerektigi yollu bir ˘ savunma getirir ve pe¸ inden. ve “Biz” Kimiz? Kozni¸ ev. Levin’se. sadece son sözlerini cevaplas ˘ makla yetinir: ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki. mazlum s karde¸ leri için kendini feda etmek üzere ayaklandıgını söyler. cinayet için degil. “ruh” ile neyi kastettigini sorar. konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak. aslında menfaat ve övüngenlik saiklerine hizmet ettiklerini 34 . Tolstoy ise. s ˘ ˘ ruhu için ya¸ ama” akideleri hâlâ bilincine hükmettiginden. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. tek bir birey gibi. Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle.” diye ekledi. tartı¸ maya girmi¸ olmaktan hicap duyup. sava¸ kanların. kılıç getirmek için geldim” seklindeki sözs ˘ ¸ leriyle kar¸ ılar. ˘ • Yukarıda çevirip aktardıgım yerleri nedeniyle Anna Karenina’nın bu ˘ son bölümü. vaiz s s s bilge çocugun dogum sancılarını çekmektedir burada. ama bilge çocuga ˘ ˘ ˘ aykırı bir akide –asla “kötülüge cebirle direnmeme” akidesi– de yine ˘ burada sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır. milliyetçi ve Panislavist dergi editörü Katkov tarafından reddedilmi¸ ve Dostoyevski tarafından da ele¸ tirilmi¸ tir. ˘ intikam ve cinai saiklerin esiri olarak tanımladıgını anlarız. Kozni¸ ev’in s ˘ s Alphonse Karr’a kar¸ ı savunmasını degil. Kozni¸ ev ise. bu sözlere. Katavasov. s s s anla¸ maya varmanın imkansızlıgını farkederek çekilir. vatanseverlerin ve benzerlerinin.

yukas rıda andıgım ilk hikayelerinde de göstermi¸ tir. ˘ ˘ 5 Temmuz 1854 tarihli mektubunda yakını Yergolskaya’ya nakletmi¸ . Türkler girip. sava¸ ın nasıl bir sey oldugunu bizzat ya¸ ayarak bilen Tolstoy s ¸ ˘ s –hunharlık hikayelerindeki muhtemel abartmaları kestirebilecegi gibi– ˘ sava¸ larda hunharlıkların i¸ lenebildigine de evvelce bizzat tanıklık etmi¸ . ve “Biz” Kimiz? –ikiyüzlülüklerini– gösterirken ba¸ arılıdır. ¸ s Tolstoy bu tip hunharlıklar ya¸ andıgını bilen. inanç arayı¸ ıyla bogu¸ maktadır ve sonradan tapacagı. tutulmasına yol açtıgı anla¸ ılıyor. ˘ s s Bu kitabın 1894 tarihli ve “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı mas kalesinden yukarıya alıntıladıgım bölümde Tolstoy. ˘ s kendisi de eski bir gönüllüdür ve diger gönüllüleri. s Ama bu dogru te¸ hislerinin yanısıra bir bilinç sürçmesi de ya¸ amaktadır. Bu ezberin. “gazeteler gittikçe ˘ daha fazla yalan söyledi. orada buldukları ˘ herkesi katlettiler. ama Slavlara uygu˘ ˘ lanan hunharlık hikayeleriyle e¸ zamanlı yazdıgı Anna Karenina’nın son s ˘ bölümünde. s s ˘ s üstelik yine buradaki gibi Türklerle Bulgarların rol aldıgı bir örnegini. Kamptan. Bu konuda tecrübelidir. s 35 . gönüllülerin gerçek ˘ gönlünü.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bu hikayeler küllen inkar edilmiyor. bu hikayelerin küllen yalan s s oldugu iddiasına dayandırılmıyor. süt ve meyva temini için gittigim bir köy vardı ve bu sekilde yok edilmi¸ ti. s Silistre’de “Türklerin hunharlıklarından korumak için yanımıza aldıgı˘ mız yakla¸ ık 7000 Bulgar ailesi”ni ve “¸ üpheciligime ragmen inanmak s s ˘ ˘ zorunda kaldıgım bir hunharlık”ı dile getirmi¸ tir: ˘ s ˘ Biz i¸ gal ettigimiz çe¸ itli Bulgar köylerini terkeder etmez. sava¸ kar¸ ıtlarının savunmaları. kimi zaman kendilerinden bile sakladıkları gönlünü tanımı¸ tır. uydurdu ve hararetlendi” diyecektir (ki Dostoyevski’nin inandıgı türden hunharlık hikayelerinin propaganda amacıyla ˘ her zaman uyduruldugu veya abartıldıgı söylenir). ˘ Ayrıca. buna bizzat tanık olmu¸ s ˘ s ˙ biridir. Bu sürçmelere. s s harem için yeteri kadar genç olan kadınlar hariç. Itiraflar’da dile getirecegi varo˘ lu¸ kriziyle. ama Anna Karenina’yı yazarken. asla s s ˘ s ˘ “kötülüge cebirle direnmeme” akidesini ezberlemektedir. bunların benzerlerini. ˘ s aynı dönemde Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü tefrika eden Dostoyevski –irrasg yonel Panislavist propagandadan bazan azade– sert ele¸ tiriler getirir. kıs˘ men bilinç sürçmesine.

” [. öldürmeye degil. bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini s sormak için durmazdın. s en hastalıklı. ayrıca.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.” kar¸ ılıgını verdi Levin. öldürürdün. hunharlıklar kar¸ ısında insanın infial s s duydugunu ve Rusların da kurbanları bu hunharlıklardan kurtarmak ˘ için atıldıklarını ileri sürüyor ve su örnegi veriyordu: ¸ ˘ ˘ ˘ “Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövs ˘ ˘ dügünü hayal et. ˘ s çünkü gündemde olan. . simdi binlerce görgü tanıgının dogruladıgı bir gerçek. Slavlardan. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz. [. s s Örnek. i¸ kenceyle parçalanmasını gündeme getirmeliydi. en kudurmu¸ bir imgelemin fantezisini a¸ ıp geçiyor. bir kadının sarho¸ lar tarafından dövüldügünü görse. Levin’e yönelttigi soru da yanlı¸ . ] “Ben kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. Kozni¸ ev “Hayır. ku¸ kusuz bu anlamsız bir çıkı¸ . s s ˘ Levin’in hemen atılıp kadını kurtaracagını söylüyor. bütün ülke˘ ˘ ˘ lerin. tartı¸ ılan buydu. . Kozni¸ ev. Oysa mesele hiç de sokak kavgası falan degil.” “Bilmiyorum. Dostoyevski’nin i¸ aret ettigi üzere. Levin “Ama öldürmezdim!” diye itiraz ediyor. ˘ 920] aynen aktarıyorum): ˘ Kozni¸ ev ısrarla. çünkü dövülen bir kadına s s yardım ederken kim sarho¸ ları öldürmeyi dü¸ ünür ki? Kurtarmak için s s ˘ ˘ atılır. kendimi anlık duyguma bı¸ rakırdım. i¸ kencelerden konu¸ uyorlar. . Bu bir ¸ ˘ ˘ buçuk yılda Slavların maruz kaldıgı vah¸ et üzerine ögrendiklerimiz. gerçegin ta kendisi. Levin galip gelsin diye Tolstoy’un burada Kozni¸ ev’e yanlı¸ s s bir örnek verdirdigini yazar (Kayhan Yükseler’in [YKY] çevirisiyle [18. s ˘ “Evet. ve “Biz” Kimiz? Yukarıdaki bölümde. pe¸ inen söyleyemem. sanırım. bir kadın ya da bir çocugun s ˘ ˘ dövülmesini degil. ugradıkları s s s soykırımdan. böyle s ˘ ˘ s 36 . Levin de Slavlardan söz s s ˘ ˘ ˘ ettigini biliyor. Ama Tolstoy’un sadece örnegi s ˘ yanlı¸ degil.” Dostoyevski. s. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. . Böyle bir sey görseydim. ˘ kar¸ ıla¸ tırma yanlı¸ . Levin’e. aynı kefeye konamaz. ] Slavların ugradıgı sınırsız i¸ kence ve acıların s ˘ ˘ tümüyle gerçek oldugu biliniyordu. öldürürdün!” diye s diretiyor.

konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak. bu sözlerinden sonra cidden nasıl davranırdı? Evet. umursamayabilir. kalp krizi geçirebilir ¸ s vs. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi ezberlemekte oldugu için. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. aynı soruyu tekrar yöneltmeyi gerektirecek sekilde. duygusunun dogru olacagını göstermez. cinayet için degil. ne yapması gerektigi sorulmalıydı. Levin ˘ ˘ sa¸ ırabilir. belli belirsiz ilk kez o ezberi telaffuz ettirir: ¸ ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki.” diye ekledi. ama bu.. kendinden ˘ iki adım uzaklıkta bir Türk kendinden geçmi¸ . korkabilir. hazla. s. bayılabilir. Ben halkım. elinde süngülü tüfegi dikiliyor. çocugu ˘ nasıl kurtarırdı? Çocugun öldürülmesine göz mü yumardı acaba. sadece dizgi hatası bir virgülü kaldırdım): ˘ Levin orada. Levin’e aynı soruyu yöneltmez. Kozni¸ ev’in yanlı¸ sorusuna. Hiçbir sey hissetmiyorum. 921-2] aynen aktarıyorum. çocugun yedi ya¸ larındaki s ablası. Ne ˘ ˘ ˘ yapacagı soruldugunda. ve “Biz” Kimiz? bir durumda ne yapacagı degil. ˘ ˘ Levin’e bu soruyu yöneltmez ve mazlumu kurtarma sava¸ ı bu kez s kendini feda pahasına savunulunca da. “˙nsanlar. 37 . ama s s ˘ meseleyi sonuçlandırmayan bir cevap vermi¸ tir. ne yapman gerekir?’ g Tolstoy. tereddüt geçiriyor: s ˘ “Ne yapacagımı bilmiyorum. ama tüm bunlar yapılacak dogru seyin bunlardan biri oldugunu ˘ ¸ ˘ göstermez. Kozni¸ ev’in ortaya koys s ması gereken örnek ve (Tolstoy’la) Levin’in cevaplaması gereken soru su olmalıydı: ‘Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un çocukları i¸kenceyle ¸ ˘ s s parçaladı˘ ını hayal et. karde¸ ini Türk’ün elinden kurtarmak için atılıyor. kollarına aldıgı s ˘ ˘ bir bebegin gözlerini oymaya hazırlanıyor. Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle. Sırbistan’da. Tolstoy. Levin kolay ve dogru. Bizim Levin s dü¸ ünceler içinde bekliyor. Levin anlık duygusuna göre davranacagını söy˘ ˘ ˘ leyebilir tabii.” ˘ Evet..Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama Dostoyevski benzerini yöneltir (Kayhan Yükseler’in çevirisiyle [18. ¸ ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı içten bir duygu yoktur ve olamaz s s da!.

hatta kendini siper ve feda ederek diren.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.. yap sen de!” ˘ ˘ “Yap demek kolay da. çocugu kurtarmak için Türk’ü saf dı¸ ı etmek gerekmez I s mi?” “Evet. yapamam! Hayır. çıglıklar. yani çocukları kurtarmak ve bunun geregi olarak hunharları öldürmek ˘ ˙ degil midir? Yok eger (Isa’nın “dü¸ manını sev” düsturunu. hakikat gere˘ ince. Tanrı’nın içimizdeki krallı˘ ına gitme bencilligi sergiler. tecavüz edileni tecavüzden kurtarmak. yataga nına davranırsa! O zaman Türk’ü öldürmem gerekmeyecek mi?” “O halde öldür be karde¸ im!” s ˘ “Hayır. “ruhu için kendini feda”ya da razı olan (ama o akidelere taban tabana aykırı biçimde çocukları fedaya da razı olan) ve yazarının da bizzat yöneldigi. ˘ g ˘ böylesi bir bilinç sürçmesi ya¸ amaktadır. Çocukları kurtarmanın tek yolu hunharları ˘ öldürmekken. bu sürçmenin yönels digi ve ileride demir atacagı “kötülüge cebirle direnmeme” akidesince. ve “Biz” Kimiz? ˘ yoksa çocugu kurtarmak için hemen zalim Türk’ün üzerine mi atılırdı? ˘ “˙yi de. ho¸ görü ˘ ˘ s s 38 . Le˘ ¸ ˘ vin’e ve kendine o aynı örnegi ve soruyu geni¸ leterek yöneltmeliydi (ve ˘ s cevabını almalıydı): ‘Yolda yürüyorsun ve çocukların. Tolstoy.. ya Türk çocugu vermek istemez. Tanrı için. süngüye geçirildigini. ama ba¸ ka yazılarında sürekli sunu vazes ¸ decektir: kötülüge kesinlikle. görüyorsun. ruhun için yag pabilecegin ve yapman gereken ilk ve tek sey. “konu¸ mayı gayriihtiyari ˘ s zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ encelere baglayarak”.” Yalnız Dostoyevski’nin bu ele¸ tirisi tamamen dogru sayılmaz. hakikat geregince. ˘ ama asla cebir kullanma. ruhu için ya¸ ama” akidelerine bag˘ s ˘ layarak. Tolstoy. Tanrı için. ˘ ˘ ˘ buradaki makalelerde kısmen. canını çıkarsın. Türk’ü öldürmek olmaz! Bebegin gözlerini ˘ oysun daha iyi. gözlerinin s ˘ ˘ oyuldugunu vs. Ben Kiti’ye gidecegim. tam olarak Dostoyevski’nin yönelttigi sekilde degilse de. yani “iyi ve kötü s s ˘ bilgisi. yakarı¸ ˘ s lar içinde i¸ kenceyle parçalandıgını. “Kiti’ye gitme” bencilligi sergilemez. çünkü s ˘ Levin. masum ˘ ¸ ve mazlumu zulüm ve çılgınlıktan. iyiyi kötülükten. iyi ve kötü bilgisi.

] ahenk için istenen bedel çok yüksek.’ Tıpkı Ivan Karamazov’un iade ettigi gibi: g s ˘ ˘ ˘ Kendisine ne yapıldıgını bile anlayamayan minicik bir yaratıgın. . hakikat böyle bir bedele degmez. . kim bilmek ister su kahrolası iyi-ve¸ ˘ kötüyü? Evrendeki tüm bilgi. o ruhu. ve “Biz” Kimiz? telkini seklinde almak yerine. o Tanrı’yı çöpe at. ruhun için çocukg ların parçalanmasına izin vermen gerekiyorsa. ona giri¸ için s ˘ böylesine agır bir ödeme yapmak. . ] Hakikat için ödenecek toplam ızdırap çocukların ızdıraplarıyla ˘ ˘ çogaltılıyorsa. iyiyle kötüyü. böyle bir dü¸ ˘ s man sevgisinin ikiyüzlülük ve aslında kimseyi sevmemek anlamlarına gelecegini unutarak. s hayatını tanrı hizmetine adamaya hevesli munis rahip adayım benim. s [. karde¸ im.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Ve ˘ ˘ ben de bunu yapıyorum. canla can ¸ dü¸ manını. [. hakikat gere˘ ince. insanoglu bu dünyada hayatını sürdüremezmi¸ . bu kadar feci bir bedel ödenmesi gerekiyorsa. . ˘ ˘ ˘ bu saçmalıga neden ihtiyaç oldugunu ve neden izin verildigini an˘ layabiliyor musun? Böyle olmazsa. uysal. . [21. itirazım var. bunun gerekçesini anlayabiliyor mus ˘ sun – böyle bir alçaklıgı anlayabiliyor musun. Dolayı˘ sıyla bir an önce giri¸ biletimi geri vermek istiyorum ve eger dürüst s bir adamsam onu en yakın zamanda geri vermek zorundayım. sadece s ˙syan"] en derin saygılarımla O’na biletini iade ediyorum. . çünkü iyiyi kötüden ayırdedemezmi¸ . "I ˙ Ivan roman sonunda çıldırır. Dostoyevski bir yıl sonra 1881’de bileti iade etmeden (veya ettigi için) ölür. ve asla “kötülüge cebirle direnmeme”ye fanatikçe ˘ ˘ taparak) iyi ve kötü bilgisi. Tolstoy’sa bu en canalıcı meseleyle ˘ 39 . o hakikati. diyorlar. munis gözya¸ ları dökmesinin gerekçesini. canla caniyi. Kabul etmedigim Tanrı degil Alyo¸ a. [. zalimle mazlumu. Bu s s kadar feci bir bedel ödenecekse. ˙nsanlıga duydugum sevgi nedeniyle I istemiyorum [. o küçük çocugun ‘sevgili Tanrı Baba’ya ˘ ˘ döktügü gözya¸ larına degmez. Tanrı için. . canlıyla zombiyi. imkanlarımızın ötesinde. katille maktülü. o Tanrı’nın ˙ krallı˘ ına giri¸ biletini iade et. . dostum. ] kurtarsın diye ‘sevgili Tanrı Baba’ya ızdırap dolu. tecavüz s edilenle tecavüz edeni bir tutma irrasyonelligine vardırıp. ˘ ˘ Ebedi] ahengi istemiyorum.

onlarınkinden çok s bizim kendi ızdırabımızdır. ate¸ lenme ve tifüs s s hastalıklarında ve çe¸ itli illetlerde görülebilir bu. sehir insanı Doss s ¸ toyevski’nin aksine. Tolstoy kendini her bakımdan mükemmel˘ le¸ tirmeye ve aynı program dahilinde vücudunu da türlü egzersizlerle s güçlendirmeye çalı¸ ırken. kurbanlarla empati kurma. açıkça tanımlanmı¸ ve oldukça hafiftir. acı çekme organı ˘ 40 . ızdırabın kendisinden kıyaslanamayacak kadar büyüktür ve dolayısıyla acıma duygumuzu a¸ ırı boyutlara çıkarır ki. çogunluk olsa da). ki irrasyonel bir varlıgın acısı s hafızasında iz bırakmaz. beyin. tabii s s ˘ ki. Çocuk ve hayvanların ızdırap manzaraları kar¸ ısındaki etkilenmemiz. yakınındaki insanları da avladıgı ve kendisini de er ya da geç avlayacagı hakikatiyle ˘ ˘ yüzle¸ tikten ve imana döndükten sonra. tanrı inancının cevaplayamadıgı (ve ˘ ˙ Ivan’ı çıldırtan) meseleye –yani “ızdırap (ve kötülük) varolduguna göre. s ˘ ˘ sadece onlara ili¸ kin bir hatıramız bulunmadıgını degil. bir yanıyla tabiattan. avcılıga ˘ ˘ da meraklıdır. ve “Biz” Kimiz? asla böylesine canalıcı ve müthi¸ biçimde yüzle¸ mez. [23] s ˙ Itiraflar’da anlattıgı üzere. Çocukluk acılarımızı hatırlamaya çalı¸ ırsak. pagan yanından hiç kopmayan. Veya bir aristokrat.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Gayriakli varlıkların ızdırap tezahürü. 1887’de yazdıgı Hayat Üzerine s ˘ adlı eserinin son bölümünde bile. pire ısırıgı yüzünden. hele bilge çocugun ¸ s ˘ asla yana¸ mayacagı bir açıklama getirecektir: s ˘ Hayvanda ve çocukta acı. hatta bu yanıyla tabiat ananın en sevdigi spora. sevgili abisi Nikolay dahil. ˘ Tanrı ya mutlak iyi degildir ya da mutlak kudrette degildir ve bunların ˘ ˘ her ikisine sahip olmayan sey de Tanrı degildir” seklinde özetlenebi¸ ˘ ¸ lecek çeli¸ kiye– yani can havliyle sarıldıgı imanın önündeki asıl engele. kurbanlar ˘ arasında yer almadıgından. bir kont olarak. sanki kalbinin bir bölümü adale baglamı¸ s ˘ s veya ta¸ kesmi¸ gibi görünüyor burada (böyle görünmedigi yerler. tabiat ananın. acımasız tabiat yasalarını sızlanma ve mızıkçılıga kaçmadan sportmenlik ve metanetle kar¸ ılayan ˘ s insanlar gibidir. onları hayas ˘ limizde bile canlandıramadıgımızı görürüz. bir iç organı parçalan˘ ˘ ˘ mı¸ casına acı acı agladıgını görürüz. akli s bilinçle donanmı¸ bir varlıkta ula¸ tıgı azap derecesine asla ula¸ maz. Yasnaya Polyana’da köksalan Tolstoy. s s ˘ s ˘ ˘ Bazan bir çocugun. s ˘ sa¸ ılacak kadar irrasyonel ve bir o kadar insafsız.

alı¸ ık olmadıgı bir perspektiften s ˘ tabiat anayı tüm vah¸ etiyle görecek ve 1892’de yazdıgı “Ilk Adım” [24] s ˘ ˙ ba¸ lıklı uzun makalesinde kasapların sıgırları nasıl öldürdüklerini tüm s ˘ çıplaklıgıyla anlatıp. tüm resmî. ama onları suçlamak ya da ˘ onlara sempati duymak zorunda degilim. ve Muravyovlarla Çerkaskileri suçlamı¸ ˘ ˘ yorum. Hayvanlara kıyım bakımındansa. spor için bu i¸ i yapan s bir avcıdır ve bu avların bazan ekstra hunharlık içerdigi söylenir. Hıristiyanlık dahil. Çok daha önceleri. bu özü de en iyi s ˘ 41 . insanın Leh ya da vatansever s olması gerekmez. Leh mese˘ ˘ lesi üzerineyse. Muravyov Lehlere kıyan kasaplardan biridir. ˘ alı¸ kanlıklar her¸ eyi masum gösterebiliyor. s ˘ ˘ ˘ Kasaplar yedigimiz sıgırları öldürüyor. ölene kadar vejeteryanlıgı vazedecektir. tahrifat ve hurafattan arındırılsa. beni hiç alakadar etmiyor. Ama ben öyle görmüyorum. resmî ˘ ¸ kilise dini degil. s ¸ ˘ ˘ ama kızdıgım bir sey de degil. ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. Tolstoy’un. saraydaki yakını Aleks sandra Tolstaya’ya yazdıgı 14 Kasım 1865 tarihli mektubunda. Hıristiyan olmak yeter. Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve ¸ s onlara var gücüyle kar¸ ıkoymak için. tüm dinlerin ortak bir özde bulu¸ acagını. ve “Biz” Kimiz? güdük kalmı¸ gibi görünüyor. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bun¸ ları vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. kendisi kasapların çok ötesinde bir hunhar. kimin Lehleri sindirdigi veya Schleswig-Holstein’ı elegeçirdigi veya zemstvo toplantısında konu¸ tugu. sempati duydugum bir sey degil. kurumsal s dinleri insan ızdıraplarının asıl sorumlusu sayıp. Belli ki. “Hıristiyan olmak” ile burada ve daima kastettigi sey. üç yıl sonra 1895’de yazdıgı ve bu kitapta da yer alan ˘ “Ele¸ tirilere Bir Cevap” ba¸ lıklı mektup-makalesinde söyle diyecektir: s s ¸ Yabani.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Zira yirmi yıl kadar sonra s s Tolstoy bir mezbahayı ziyaret ederek. Lehlerin ˘ ayaklanmaları ve siddetle bastırılmaları üzerine de sunları söylemi¸ tir ¸ ¸ s mesela: ˘ ˘ ˘ Lehlere Lehçe konu¸ ma yasagı. temel ve evrensel insani degerler seklinde özetlenmeye ˘ ˘ ¸ çok daha yatkın bir anlayı¸ tır.

söz konusu durumların istisnai oldugu. Öte yandansa. hunharca seyler yapabildigini ¸ ˘ inkar ederek. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi vazeden ve Levin’in. ‘bir çocuk. kurtaracas s ˘ s s gımız çocugun ileride hayırlı biri.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. onu öldürecek biri ve bunu engelleyebilecek digeri’ gibi durumların gerçekçi sayılamayacagını. olabils ˘ ˘ digince kı¸ kırtıcı ve özendirici oldugu biliniyor. hatta Anna ˘ Karenina’daki durumun da arızi veya abartılı veya sava¸ ya da gönüllü s askerlikle halledilemeyecek kadar karma¸ ık oldugu söylenebilir. ruhani uyanı¸ la kavranabilecek bir seydir söz konusu olan s ¸ ˙ ki. dü¸ mana ˘ s duyulan sevgi. 920-1] aynen aktarıyorum:) ˘ Bir kere bu öldürmelerin geli¸ igüzel degil. on binlerce s 42 . ve ne olursa olsun asla cebir kullanmamak sarttır. Nihayet. ayrıca. Tolstoy. ˘ çocukları parçalanmaktan kurtaracak sey ile ruhu için yapacagı seyi bir ¸ ˘ ¸ tutmayan bu kategorik savunmalarında bir bilinç sürçmesi oldugu a¸ i˘ s kar. ˘ ˘ ¸ ˙ kendi Incili’nin de temel düsturudur. Yoksa tek (ve aslen azımsanamayacak) mesele Levin’in orada (ve bir gelecek zamanda) bulunmayı¸ ı mıdır? (Dostoyevski’nin Bir Yazarın Günlü˘ ü’nden. bile bile. öldürdügümüz hunharınsa hayırsız ˘ ˘ ˘ biri olup olmayacagı ve çocuk öldürülene kadar bu cinayetin gerçekle¸ ip ˘ s gerçekle¸ meyecegi (gibi sahte sorgulamaların cevapları da) malumumuz s ˘ degildir. Nite˘ ¸ ˘ ˘ ˙ kim kendi Incil’ini yazmı¸ tır. bu düsturu ˘ ˘ vazettigi ilerki yıllarda zaman zaman bizzat muhatap olur. “kötülüge cebirle direnmeme” seklindeki Isa düsturu. ama s ˘ hayat böyle arızi durumları bazan dayatmaktadır da gerçekten. ˘ ¸ ölmeden iki yıl önce 1908’de yazdıgı “Sevgi Yasası ve Siddet Yasası”nın ˘ ¸ son ek bölümünde. s. bunun temel tezahürü de sevgidir. sistemli. Binlerce. meseleye mantıki açıklama getirilemeyecegini tes˘ lim eder. Isa’nın vazettigi sevgi. ve “Biz” Kimiz? (kendi anladıgı sekliyle) Hıristiyanlıgın ifade ettigini savunur [5]. ama onu ˘ ˙ cevaplayamaz. sürçer: Insanların çılgınca. Levin’i geregi gibi muhatap etmedigi o soruyla. hayatta böyle durum˘ ˘ larla kar¸ ıla¸ ılmadıgını (bo¸ yere) savunmaya çalı¸ ır. Tolstoy’un. s g Kayhan Yükseler çevirisiyle [18. ama ilk kez belli belirsiz Anna Karenina’da s ˙ telaffuz ettigi.

buna defalarca tanık olduguma Bay Le˘ vin’i inandırmak isterdim. bir hiç. Bu benim için bir muammadır. yani hiçbir s sey hissetmiyor. ¸ s ˘ Levin efendi de hiçbir sey (!) hissetmedigini söylüyor ve Slavların ¸ ˘ ˘ ugradıgı baskı ve siddete kar¸ ı halkımızda içten bir acıma duygusu ol¸ s ˘ ˘ madıgını. Ama Levin ˘ ˘ bu duygunun hem olamayacagını. ne de duyduk. Çocuklarının gözleri s önünde insanların canlı canlı derileri yüzülüyor. iki ya¸ ındaki bir oglanın kız s s s s s ˘ ˘ karde¸ inin gözleri önünde gözlerine si¸ sokuldugunu ve sonra kazıga s ¸s ˘ ˘ geçirildigini. ˙skencelerde öyle incelikler vardı ki geçs I¸ mi¸ te bir benzerini ne okuduk. ve “Biz” Kimiz? insan kılıçtan geçirilmi¸ tir. Halkımızda s ˘ ˘ bu duygunun var olduguna. Mesafe insani duyguları gerçekten etkiliyorsa akla ¸ 43 . ama Levin her˘ halde böyle degil. hem de hiçbir sey hissetmedigini ¸ söyleyip duruyor. sapkın duygular içinde olan insanlar vardır. ölene kadar korkunç acılar içinde uzun süre çıglıklar ˘ attıgını i¸ itince bu bay hastalanmı¸ . En dehs seti çocukların i¸ kenceler içinde acı çektire çektire öldürülmesi. s ˘ bir Pugaçev çetesi üyesi olmadıgına Levin’in inanmasını isterdim. annelerin gözleri önünde bebekleri süngülere geçirilip havaya kaldırılıyor. dünyanın öbür ucunda. Elbette duygusuz. Bu bayın onurlu ve tartı¸ masız dürüst bir insan olduguna. Örnegin duygularından söz etmekten pek ˘ ho¸ lanmayan bir bayla kar¸ ıla¸ mı¸ tım. kaba. öyle mi? Aynı olay dünyanın çok uzak ˘ bir kö¸ esinde ya¸ anabilir: “Eh. sabaha kadar uyuyamamı¸ .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. hiçbir sey hissetmiyorum i¸ te!” Saka bir yana. kadınların ırzına geçiliyor. ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı toplumumuzun bütün tabakalarında s s ˘ güçlü. iki s s s ˘ gün sonra onu. benden uzakta oluyor bunlar. i¸ ini yapamayacak kadar agır ruh hali içinde bulmu¸ s s ˘ lar. olamayacagını a¸ ırı bir heyecanla iddia ediyor. içten duygular beslendigini dile getirmek isterdim. orada bebeklerin gözlerinin oyuldus ˘ ˘ gunu canlandırın gözünüzde. Mars ¸ s ¸ gezegeninde insanlar ya¸ adıgını. s en azından çok üzülmezdik. . Burada uzaklık etkileyici olmasın! Gerçekten de kimi ki¸ ilerde bu s psikolojik özellik yok mudur? “Ben görmüyorum ki. Dünyada olmamı¸ tır diye üzülmezdik. tamamen duygulu bir insan görüntüsü veriyor. bizde degil s s ˘ ˘ ki!” Bunu dogrudan dogruya söylemese de dü¸ ünüyor. tecavüz anında hançerle delik de¸ ik ediliyor. .

o kapıya artık ih˘ tiyatla yakla¸ mak. gaflet ve hatta bazan mahva sürükleyebilir. Tolstoy ise. burnunun dibindeki. Ama Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü ˘ g okuyanlar da. Dostoyevski’ye sormak da akla geliyor. masum ve makul bir tedbir sayılabilir ve bu tedbiri s ‘ırkçılık’ diye kökünden kestirip atmak. uzaktaki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlıkla suçlarken. bir paranoya ve nefrete dönü¸ üp ırkçılıga da götürebilir ki. Rusya’daki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlık içindedir. Dostoyevski. ama bu soruyu sorunun sahibine. kendisi daha tuhaf ama aslında yaygın s bir duyarsızlık içinde. ama böyle tedbirler sezdirmeksizin köprüyü geçerek. ve “Biz” Kimiz? ister istemez su soru geliyor: “˙nsanlık hangi mesafede sona eriyor?” ¸ I Evet. in˘ sanların sava¸ meydanında ölmesine kıyasla çok daha korkunç. yakındaki. bu soru gerçekten de akla geliyor. tarihin en baskıcı ve s zorba bir rejimi altında ya¸ arken. Bir s ˘ ¸ kapıdan sürekli veya çogunlukla zalimler çıkıyorsa. Susan Layton’ın i¸ aret ettigi üzere [14]. Tolstoy bunların günahlarını te¸ hir etmeyi seçmi¸ ve daha s s 1863’de yazdıgı Kazaklar’da. hem bunlarla ve hunharlıklarıyla mücadele etmeyi. bu ızdırap yanında. kilisesini ve mutlakiyetini melekler olarak görürken.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Panislavizmin ve Türklerle Müslümanlara kar¸ ı toptancı bir hıncın öne çıktıgından süphelenecektir. Çar’a ve Ortodoks kiliseye biat eden bir milliyetçi s ve Panislavisttir. ama o s mazlum Slavların gelecek ku¸ akları malesef köprüyü kesinlikle geçip s zalimle¸ tiler ve o hunharlıkları atalarına uygulayanlarla aynı uyruk ya s 44 . onu okuyan herkes teslim eder. Rus ordusunu. Dostoyevski bu köprüye girip çıkıyor olabilir. Dostoyevski. yıkıcı s hunharlıklardır ve Dostoyevski’nin bunlardan içtenlikle muzdarip olabilecegini. ‘burası zalimler kapısı’ diye damgalamaya. akla s ˘ s ˙ su soru da geliyor: ‘Insanlık hangi yakınlıkta sona eriyor?’ ¸ Dostoyevski’nin anlattıgı hunharlıklar insanın insicamını bozan. Tolstoy’u. Ka˘ s ˘ zak Ero¸ ka agzından Rusların çocuk cinayetlerini zikretmi¸ tir. bu zorbalıgın mimarlarından yana s ˘ olmayı seçmi¸ tir. hem de yakınındaki kurbanlarına yardım etmeyi seçer. Yani. bu da zulüm kar¸ ıtını veya mazlumu s ˘ s zalime dönü¸ türür.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. merhametimiz ˘ ve kurtarma istegimiz. Halbuki. Ve hunharlıklar Balkanlar’da s bu sefer Müslümanlara kar¸ ı i¸ lendiginde Dostoyevski gibi bizim de s s ˘ insicamımız bozuldu (bu insanlar Müslüman oldugundan degil tabii. s s s “i¸ ini yapamayacak kadar agır bir ruh hali”ne mıhlanmı¸ . Sonuçta. gerekiyorsa kendimizi feda ˘ etmemizi saglayacak kadar güçlü olmuyor. ama günlük gaile ve avuntularla s hayatımızı. Örnek çok ama. insicamımızı ˘ bozmaya fazlasıyla yeter. Lübnan’da sivilleri katlederken de insicamımız bozuldu. kendi ba¸ ımıza da kolaylıkla gelebilecek ve gelmese s bile insicamımızı yıkan fenalıklara. benzer hunharlıkların dünyanın s s her yerinde her an ya¸ andıgını ve burnumuzun dibinde de ya¸ andıgını s ˘ s ˘ (mesela organ mafyasını. fenalıgını farkettigimiz hayatı. bazı haber ve olaylar öne çıkıp zihnimizi ku¸ atıyor ve yakınla¸ ıyorsa bile. Levin’in aksine. ve “Biz” Kimiz? da dine mensubiyet dı¸ ında hiçbir günahı bulunmayan yeni ku¸ aklara. sahsen tanıdıgımız insanlar ¸ ˘ degillerse. insanların böyle hunharla¸ abilmesine. yine eskiden zulüm görmü¸ s ˙ bir halkın bugün zalim devleti. ¸ s kızarttıgımız balık veya tavuklarla hunharlıgına katıldıgımız hayatı –ha˘ ˘ ˘ yatımızı– sürdürüyoruz. dünyanın fena bir yer olmasına. bugünün ba¸ ka örneklerinden de bili˘ s yoruz. s s bir yüzyılı a¸ kın bir süre sonra zulmettiler. Mesela.) hatırlamamız. o hunharlıklar ya¸ anmasa ˘ ˘ s da herkesi tarumar edip öldüren ve ölümle beslenen hayatı. Dostoyevski’nin sözünü ettigi adam da çok ˘ etkilenmi¸ söz konusu hunharlıklardan. gönüllü gitmemizi. Israil. ˘ ˘ kurban oldugundan). herkesin birbirini yemesi seklindeki gayrime¸ ru bir tabiat yasasına dayalı hayatı. bunlara kar¸ ı bir sey yapmayı¸ ıs s ¸ s mıza veya yapamayı¸ ımıza üzülüyoruz. kendilerine Türk ve Kürt diyen insanların birbirlerini katletmeyi sürdürdüklerini. o s ˘ s 45 . ama gönüllü sava¸ a gitmemi¸ . ayakta kalacagı süpheli veya kal˘ ¸ mayacagı ve hasar görecegi süphesiz binalara mahkum edilen insanların ˘ ˘ ¸ bir depremle hunharca katledilecegini vs. daha yakın bir zamanda. uzaktaki hunharlıklar kar¸ ısında ˘ s insicamımızın bozulabilecegini. Vicdanımızın bir kö¸ esinde ˘ s o hunharlıklara. kurbanları kurtarmaya gönüllü gitmiyoruz.

Gazetelere yazdıgı açık mektupla da dikkatleri ve s ˘ iki milyon rubleyi kıtlıktan kıvranan köylülerin yardımına çekmi¸ tir. Tolstoy’un. Öyleyse Ne Yapmalıyız? [15] adlı ˘ kitabında anlatıp. Yukarıda degindigim ¸ g ˘ ˘ bazı örnekler de. Levin gibi. 1886’da tamamlayacagı. Tanrı’ya döndükten sonra da aynılarını vazeder. Eserlerindeyse sık sık ba¸ kaları için ya¸ amak s s vb. dört yılda. ama karısının in˘ ˘ fiali ve Çar’a müracaatla bunak raporu çıkartmak gibi tehditleri sonucu. “agır bir ruh hali”yle (ama “i¸ ini yapamaya˘ s cak” bir duruma mıhlanmadan) meseleye sahip çıkacak. gerekeni yapmak seklinde ızdırap çekiyordur. belki de Levin’den daha iyi degi˘ liz. Tüm buns ˘ larda bazan ve kısmen dogruluk payı vardır belki (azizlerin de günahkar ˘ olabilecekleri gibi). almaya degil vermeye dayalı bir ˘ ˘ ˘ hayat tarzını. Rusya’nın ve dünyanın dikkatini meseleye çekecek. Levin o lakırdıları ¸ etmeden dört yıl önce. s 1882’de Moskova sayımına katılacak. sefaletin hayır i¸ leriyle giderilemeyecegine ve (Proudhon’un) “mülkiyet hırsızlıktır” s ˘ sözünün dogruluguna tanıklık edip. temalar dillenir. Ama Levin hiçbir sey hissetmedi˘ ini ileri sürüyor. Ba¸ kalarının ızdıraplarını payla¸ amıyormu¸ gibi s s s görünür Tolstoy buralarda. 46 . kendini kurbanla¸ tırıp sızlanmak seklinde s ¸ degil. öyle yapması gerektigine inancı ve kendini ˘ ˘ mükemmelle¸ tirme ihtirası yüzünden yaptıgı akla gelebilir. ardından varını yogunu köylülere dagıtmak isteyecek. ve “Biz” Kimiz? adamı saymazsak. Nitekim Dosto˘ ¸ yevski. asgari tüketim ve bedensel çalı¸ mayı vazedecek. 1873’de ya¸ anan kıtlıkta insanların yardımına s ko¸ an Tolstoy’dur ve bunu o tarihte yazmaya ba¸ ladıgı Anna Karenina’ya s s ˘ ara vererek yapmı¸ tır. tüm buns ları. ama belki de sadece ızdırap çekme sekli Dosto¸ yevski’ninkinden farklıdır. “hiçbir sey hissetmedigi”ni akla ¸ ˘ getirebilecek türdendi. ama sanki bu tür hassasiyetlere sahip olmadıgı için vazediyormu¸ gibi bir ˘ s ku¸ ku yaratır insanda. Levin’i hiçbir sey hissetmemekle suçlar ama. halkın sefaletini somut olarak kendi gözleriyle görüp. ba¸ kaları için duydugu s ˘ s s ˘ merhamet yüzünden degil.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Dostoyevski ve biz. Yaptıgı hayır i¸ lerini de.

yine. ba¸ kalarını bu seferberlige çekecek. [20] s ˘ Bu arada. genç ogluyla önünde egilip yardım isteyen bir köylünün kar¸ ı˘ ˘ s sında. onu 82 ya¸ ında evden kaçmaya zorlayana kadar). kendisi de egilecek ve gözlerinde ya¸ larla. s Kıtlıksa 1891-92 yıllarında tekrarlaycaktır ve Tolstoy. ˘ daha sonra yazdıgı ve yazacagı her seyin her tür telif hakkından vazgeç˘ ˘ ¸ tigini ilan edecek ve vazettigi sekilde ya¸ amaya çalı¸ acaktır (karısının ˘ ˘ ¸ s s dinmeyen infiali. 2000 yılında yazdıgı Lenin ˘ biyografisiyle [26] bu bilgileri teyit ediyor: Lenin. yerli ve yabancı s s para ve gıda yardımı temin edecek. Iki sene ˘ evinden uzakta kıtlıkla mücadele eden Tolstoy. onaltı bin s ki¸ iyi doyuracaktır (ki ogullarının faaliyetleri bu rakamlara dahil des ˘ gildir).Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ha˙ sat zamanı bölgeyi terkederken onu minnetle ugurlayacaktır. hayır i¸ leriyle s toplumun kurtulamayacagını vazettigi ve Levin’in duyarsızlıgına ben˘ ˘ ˘ zer bir kayıtsızlık gösterdigi halde. bütün ailesiyle çe¸ itli bölgelere yayılacak. toplumun hayır i¸ leriyle kurtulamayacagını vazeden bir s ˘ genç de o sıra kıtlık bölgesindedir ve yardım ve a¸ evi faaliyetlerine s ˙ katılmayan iki siyasi sürgünden biridir [25]. Ingiltere’de yayınlattıgı bir ˘ yazı nedeniyle Çar kendisine kar¸ ı bir önlem almayı dü¸ ünecek ama s s cesaret edemeyecek. ondan kendini böyle ˘ s a¸ agılamamasını dileyecektir. kontrol için gelen iktidar yetkililerinden korumak üzere evini çembere alıp. Robert Service da. rahipler onu Deccal ilan edecek ve bazı köylüler buna inanıp tehditkar bir tutum takınacak. (yardım faaliyetleriyle kendini heba ˘ edip ölecek olan) dostu Rayevski’den durumun aciliyetini ve vahametini ögrenince. s ˘ 124’ü çocuklar için 370 a¸ evi açacak ve günde üç bini çocuk. ve “Biz” Kimiz? tüm varlıgını ve 1881 öncesi eserlerinin telif haklarını ailesine devredip. yani Lenin. yani hiçbir sey hissetmeyen ¸ Levin. ama asıl kalabalıksa. Bu genç Vladimir Ilyiç Ulyanov’dur. Ve halkın genel sefaletiyle maruz kaldıgı hunharlıkları te¸ hir ˘ ˘ s ˙ eden yazıları Çar tarafından yasaklanacak. yardım birimlerinin se¸ killenmesine bile göz yummuyor. böylesi grupları devrimci propaganda 47 . açlık ve ˘ s hastalıkla pençele¸ en köylülerin yardımına ko¸ acak.

Çar ve kilise hükümranlıgı altında telef olan halk adına korku˘ suz bir mücadeleyle geçecektir. dı¸ yardım ve s s ˘ s s hükümet müdahalesine izin vermemi¸ . bu çalkantı ve baskının en büyük mimar ve uygulayıcılarından biri. 1899’da bu sefil manzarayı ve (Toporov karakteriyle) Kutsal Konsey’in (en yüksek dinî otoritenin) ba¸ ındaki s Pobedonostsev’i te¸ hir eden Dirili¸. s ˘ s çünkü insani önlemler sadece yetersiz degil.3 milyon ve 1932-33 kıtlıgında da en az 5 milyon ˘ ˘ ki¸ i ölmü¸ . Lenin’in s s “ilerici” iktidarı tesis edildikten sonraysa kıtlık da daha “ilerici” olmu¸ s ve 1921 kıtlıgında 1-1. ¸ ˘ sürekli. Tolstoy’un bir ba¸ ka öne çı¸ s kan eylemi de. Bu yüzden. Aleksandr üzerinde nüfuz sahibi olan ve Kutsal Konsey’in uzun süre ba¸ ında kalan Pobedonostsev. ideolojisi ugruna insanların telef olmasına aldırmayan Pobedonostsev. Levin’in s ötesinde. kıtlık s sartlarına ragmen köylüleri eksiksiz kira ödemeye mecbur etmi¸ .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Ailesi Samara’daki bir çiftlikten gelir s temin ediyormu¸ ve Lenin gayet “ilerici” bir fedekarlıkta bulunup. kıtlık bölges sinde kilise restorasyonu için para harcama pe¸ indedir [27]. kapitalizmin geli¸ imini ve ˘ s dolayısıyla önündeki nihai sosyalist ilerlemeyi yava¸ latacagı için. Lenin’den de “ilerici” oldugu anla¸ ılan Stalin. s s Hiçbir sey hissetmeyen Levin’in aksine. kıtlık “ilerici bir s faktör olarak rol oynuyor”mu¸ . ve “Biz” Kimiz? için kullanıyormu¸ . vicdani redci Hıristiyan toplulugu Dukhoborların Kanada’ya göçünü saglamasıdır. Buna vesile ˘ ˘ 48 . Rusya’nın ˘ en çalkantılı ve baskıcı bir döneminde. Lenin’in kayıtsızlıgı aile üyelerini bile sa¸ ırtmı¸ . bardagı ta¸ ırıp Tolstoy’un aforozuna s s ˘ s yol açan son damla olacaktır. III. eserlerini sansürleyip aforoz ettigi ˘ Tolstoy’un ba¸ dü¸ manı ve Dostoyevski’ninse dostudur.000 ki¸ inin ölümüyle sonuçlanırken. ama Tolstoy’un son otuz yılı. zas ˘ rarlıymı¸ da aynı zamanda. insanlar s açlıktan telef olur ve Tolstoy onları kurtarmaya çalı¸ ırken. daha çok Lenin’in yukarıdaki portresine benzeyen. s ˘ ¸ s s kızkarde¸ i yardım faaliyetlerine katıldıgı halde o katılmayı reddetmi¸ . Lenin’e göre. Bu ¸ ˘ s “ilerici” kıtlık yakla¸ ık 400. [27] s Levin hiçbir sey hissetmedigini söyler. inançları yüzünden gadredilen.

ama Dirili¸’in gelirini kabullenip. aynı inanç ve s pratikleri benimseyen Dukhoborların yanına gönderilir ve 1895’de Dukhoborların vicdani reddine öncülük ettigi (yanlı¸ ) gerekçesiyle Balkan ˘ s eyaletlerine sürülür. inançların. • 49 . katı ve s irrasyonel tutumları. bir ba¸ ka deyi¸ le. üç yıl sonraysa Kilkov’un dı¸ sürgüne gitmesine s izin verilir. ve “Biz” Kimiz? olan ki¸ iyse. ba¸ ka bazı naho¸ Dukhobor özelliklerinden de söz ediyor: ˘ s s gerçekte bir süredir eski pasifist geleneklerine aykırı ya¸ ayıp. 1877-78 Osmanlı-Rus sava¸ ında bir Türkü s öldürmekten hicap duyup. Tolstoy’un takipçileri arasında en samimi ve yetenekli ki¸ i s diye gösterilen Kilkov. o tarihte artık epeydir eserlerini telifsiz yayınlamaktadır. kendi iç iks tidar entrikaları nedeniyle Tolstoy’un görü¸ lerini benimsemeleri. Dukhoborların Kanada’ya s göçüne vakfedecek ve bu i¸ i düzenlemeye de ogullarıyla takipçilerini s ˘ görevlendirecektir. Rusya’ya dönü¸ te pasifizmi benimseyen. Tolstoy.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Kilkov. menfaat ve övüngenlik saiklerini gizleyen hakikat bezirganlarını –tüm önderlerin. Dukhoborların. yani gayrisamimileri veya (aynı derecede samimiyetsiz) a¸ ırı samimi fanatikleri. Aylmer Maude’un biyografisinde anlatıldıgı üzere. kraldan çok kralcı müs s ridleri de sorumlu tutuyor [28]. Rus ors ˘ dusunun en genç albayı olan. ho¸ görüsüzlükleri vs. Tolstoy’un müritlerince haberdar edilmedigi. s küçük bir bölümünü kendine ayırarak topragını köylülere dagıtan ve ˘ ˘ onlar gibi ya¸ ayan Prens Kilkov’dur. izmlerin. ama bu macerada bizzat yer alan Aylmer Maude. Tolstoy’u. liderlerini Tanrı elçisi saymak gibi bazı batıl inançları vardır ve Tolstoy bunlardan haberdardır. etrafını çevreleyen ve Tolstoyculuk kilisesi kurup ruhban sınıf olu¸ turmaya çalı¸ an. sonunda bu yöntemle bir sey yapılamayacagına ¸ ˘ hükmedip sosyalist devrimci olacaktır. Maude. kutsalların kiliselerini kuran (aslen putperest) ruhban sınıfını– Farisileri. Tolstoy’un “kötülüge s ˘ cebirle direnmeme” dogmatizminde. Kafkasya’ya. bilerek ya da s s s bilmeyerek iktidar. Dukhoborların gördügü muameleden haberdar eden i¸ te ˘ s bu Kilkov’dur.

parçalanacak bir çocugu ¸ s ˘ ˙ kurtarmanın son çaresiyken bile cebri yasaklamak. ˘ s ˘ öyle arızi bir durumla somut olarak yüzle¸ tiginde de. toplumda i¸ s s s bölümü bulundugu. ˘ s arızi veya degil. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli. Levin’in kayınpederi Prens daha önce koymu¸ tur aslında: s ˘ “Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. “milliyetçi s kadınlar” deniyor. özel bir ön cephe birligine. ama hayır i¸ lerinin yetersizli˘ s gini vazedip kıtlık vahametiyle yüzle¸ tiginde kolları sıvayan Tolstoy’un. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. Yukarıdaki “vatansever kadınlar” yerine. Vatanseverligin ele¸ tirildigi ba¸ ka yerlerde de. kategorik olarak. ve “Biz” Kimiz? Kayıtsız sartsız her ko¸ ulda. Ayrıca. En azından. “ülke ˘ s ˘ s sevgisi” denmi¸ . sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu. Alphonse Karr’dan yaptıgı su ˘ s ˘ ¸ alıntı ve alıntının mantıki ve vicdani icaplarıyla. Kozni¸ ev’in ˘ s 9 Bu kitap Türkçeye de çevrilmi¸ . taarruza gönderin!” Çok sonraları. s.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy’un. 108]9 s Alphonse Karr’ın yukarıdaki sözlerine kar¸ ın Kozni¸ ev.123] s 50 . “yurt sevgisi”. hiçbir düstur s ˘ ugruna çocukları feda etmeyip. niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. herkesin önünde s hücuma. benzer bir formülü. kamuoyuna ˘ tercüman olması gerektigi yollu haksız bir savunma getirir. “Intikam benim. tuhaf bir sekilde kendini kurtarama¸ dıgı bir Tolstoy Sendromu. Ve yine süphesiz. fikir adamlarının gazetelere yazıp. bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine. Nitekim Anna Karenina ˙ da. kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben Einstein da kuracaktır: Bence. sırf Isa’ya atfedilen bu düsturlar yüzünden. [33. öyle arizi ˘ ¸ ¸ bir durumda vicdani reddin ne kadar vicdani olacagı tartı¸ ılabilirse de. s. kar¸ ılıgını ben veririm” seklindeki Kutsal Kitap s ˘ ¸ sözlerini epigraf yaparak ba¸ lamı¸ tır ve sekizinci bölümün yukarıda s s inceledigim tartı¸ masına son noktayı da. her durumda ve daima kolları sıvama kararı sadece kolun ˘ sahibiyle onun vicdanı arasındaki bir meseledir. yine kolları sıvayacagına süphe yok. Tanrı’nın krallıgına giri¸ biletini iade ˘ ˘ s ederek. bir hipnotizma.

“hiç önlem alınmadıgı için” insanların ˘ ˘ 51 . Kısa bir Tolstoy biyografisi de yazan. sansı. kendi iradeleriyle degil de. ya¸ ı vs. kaçınılmaz oldugunu vazeden herkes. sonradan yazdıklarında bu meseleyi asla cevapsız bırakmayacak. barı¸ giri¸ imlerinin ve s s Milletler Cemiyeti gibi örgütlenmelerin. gidip ölün ve öldürün’ diyemez. Bu kitaptaki makalelerde de bu meseleye zaman zaman deginir. vicdani red hareketlerinin. Dünya Sava¸ ı bittiginde. g Aylmer Maude da. ananızı. mesela. ‘I¸ bölümü geregi. Gandi’yi de ˘ s ˙ esinleyen Tanrı’nın Krallı˘ ı Içinizdedir [29] gibi eserleriyle. Tolstoy. en önde sava¸ malıdır. babanızı. Tolstoy’un paltosundan çıktı˘ ına g veya güç aldıgına dikkat çeker. insanlara. çocugunuzu. “çogu aydının bilimini. zorla ˘ ˘ asker yapıldıgı bir yerdeyse haklı görülemez. zorunsuz askerligi de en sert biçimde lanetleyecek ve vicdani ˘ red ile redcileri savunacaktır. bana ne. ˘ ¸ s yüzünden asker olmayan veya askerligini tehlikesiz bir sekilde savan ˘ ¸ ˙s biri. ancak insanların kendi iradeleriyle asker ols dugu bir yerde haklı görülebilirdi belki. ˘ 1919’da I.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi” ba¸ lıklı s ˘ ˘ ˘ s bir barı¸ çagrısı kaleme alır. sanatını ve s ˘ ˘ zihnini Devlet hizmetine verdigi”. Zorunlu askerlik bir yana. s ˘ Vicdani redci. Bildiride. ˘ s Tolstoy’u i¸ ine geldigi gibi karakterlerine yanlı¸ örnekler verdirmekle s ˘ s ve konu¸ turmakla suçlayan Dostoyevski de. karınızı ¸ ˘ yasa bogmak varsa. s o sözlerin mantıki ve vicdani icaplarını ve (Tolstoy’un ihmaliyle) cevapsız bırakılmasını es geçer. Tolstoy’dur. cinsiyeti. ve “Biz” Kimiz? bu i¸ bölümü savunması. hele 20’li ya¸ lardaki çocuklara. sizin s ˘ sansınıza ölmek ve öldürmek. Alphonse Karr’ın sözlerini. anti-militarist ve pasifist gelenekler tarihte epey gerilere gidiyor. 1900’de yazdıgı ve bu kitabın son ma˘ ˘ ˙ ˙ kalesi olan “Vatanseverlik ve Iktidar”da: “Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden bu deh¸ etli düzenleme” veya ˘ s “kadim dünyanın herhangi bir köleliginden kıyaslanmayacak kadar beter ˘ derecede bir a¸ agılanma ve itaat gerektiren bir kölelik durumu”. hiç ihmal etmeyecektir. sava¸ ın ˘ s gerekli. ama bu gelenegin en etkili sözcüsü ve ta¸ ıyıcısı. ünlü ˘ Fransız yazar Romain Rolland’ın esin kaynagı da Tolstoy’dur ve Rolland.

hayatlarından vazgeçmeye ya da iradelerine ragmen ˘ I ˘ veya eylemlerinin haklılıgına kani olmadıkları halde. . bu kez Britanya’da. ] Mutlak silahsızlanmaya dogru kati bir adım ve uygar ulusların di˘ ˘ magının demilitarize edilmesi için çagrı yapıyoruz. [30] 1926’da. Miguel de Unamuno. ve “Biz” Kimiz? “çok güçlü kolektif cereyanlara” kapıldıgı. ˘ s tüm güçleriyle nefret ekmeye hizmet ettigi ve “elçileri olmaları gereken ˘ Dü¸ ünce”ye tecavüz edip. Vatanda¸ larını sas 52 . ˙nancımız su ki. Zorunlu askerlik. Romain Rolland. Wells vs. bireye. Gandi. zümre tanımadan.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. H. Tagore. “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri” ba¸ lıs s gıyla. ama bu tecrübeden. . Bu yönde en etkili ˘ ˘ düzenleme. s ˘ Baraka hayatı. bir ülkenin veya bir sınıfın bencil çıkarları ve tutkularına alet ettigi” vurgulanır ve sınır. imzalayanlar arasında su gibi s ¸ isimler vardır (italik yazdıklarım önceki bildiriyi de imzalamı¸ lardır): s Einstein. bütünü için çalı¸ ma” çagrısı ˘ s ˘ yapılır. ˘ Dolayısıyla. hakiki silahsızlanmaya dogru bir ilk adım olarak. aydınların insanlar arası sevgi ve anlayı¸ ı yok etmeye. dünya çapında zorunlu askerligin lagvedilmesi olacaktır. askerî talim. ba¸ ı bo¸ bırakılan bu güçlerle aklın bir ˘ s s kenara itildigi. Martin Buber. berabes ˘ rinde insan ki¸ iliginin alçalmasını ve özgürlügün yıkımını getiriyor. ˙nsanları. zorunlu askerligin tüm ülkelerde kaldırılmasına yönelik bir teklif getirmesini istiyoruz. sadece “Hakikat’e ˘ ˙ hizmet etme”. ne kadar haksız ve aptalca olursa olsun ˘ emirlere körü körüne itaat ve düpedüz katletmeye yönelik egitim. barı¸ için ciddi bir tehdittir. ırk. demokrasiye ve insan hayatına saygıyı yerlebir ediyor. Bu gibi ki¸ ilerin ve daha birçogunun imzaladıgı bildiride sunlar vurgulanır: s ˘ ˘ ¸ [31] ˘ [. Georges Duhamel. zorunlu asker orduları. bir s devletin. Milletler Cemiyeti’ne hitaben ve Tolstoy’la daha somut biçimde ˘ örtü¸ en yeni bir bildiri kaleme alınır. “Insanlıgın çıkarları için. “onu sosyal veya siyasi bir zümrenin. insan haysiyetini ayaklar altına alıyor. geni¸ profesyonel subay I ¸ s takımlarıyla. Henri Barbusse. ölüm saçmaya zorlamak. Bertrand Russell. gelecek ˘ için ders çıkarmaları gerektigi. G. Millet˘ ler Cemiyeti’nden.

gençligin gözünde kaba kuvet aygıtını da putla¸ tırmalıdır. Okullarıns ˘ daysa. zorunlu askerlik hizmeti uygulamasıyla. diyor insanlar ısrarla. dı¸ mekanizs ˘ mayla10 zihnin iç haleti arasında kar¸ ılıklı bir ili¸ ki bulundugunu s s farketmek lazım. s 10 Türkçe 11 Bir çevirisinde. [33. men¸ eyi ve idamesini onlara borçlu bulunmuyor. s ˙ 53 . . ayrıca. tüm bir erkek nüfusa. Zorunlu askerlikle. . ˘ Su an milliyetçiligin böylesine esef verici bir seviyeye yükselmesi. militarist saldırganlık ruhu nak¸ ediliyor. yakından ili¸ kili. ] ¸ s Tolstoy ve Einstein’ın yolları sık sık kesi¸ iyor –bu bildirinin yanısıra. Devlet. Sadece mekanizma geleneksel hissiyat kalıplarına dayanıp. Dahası. ulusal ordularla. askerî yeterligin psikolojik temelini olu¸ turur. biz onun kölesi degil. bu put her yerde ürkünç ve son derece habis bir güç edindi. ] Ruhani silahsızlanma. milliyetçiligin –kulaga ho¸ gelen. milliyetçilik dininin yanısıra. . ˘ ˘ Bu degerlendirmeyi layıgıyla irdeleyebilmek için. onlarda muhakkak milliyetçi bir ruh uyandıra˘ caktır ki bu. [. s ˘ ˘ barı¸ ta onların hayatlarının esenligine ve degerine asla gereken s önemi vermez. yani. haklı olarak diyorlar ki. Ahalisinden askerî hizmet s talep eden bir devlet. ama yanlı¸ s s kullanılan vatanseverlik adıyla da malum seyin– korkunç abartılan ¸ ruhudur. mevcut s mekanizmanın kendisi de milli hissiyat kalıpları üzerinde etkili bir rol oynuyor. dinin11 yanısıra. “mekanizma” yerine sürekli “Makine Sanayii” denmi¸ . ¸ bence. ve “Biz” Kimiz? va¸ a gitmeye zorlamak konusunda kendini yetkili gören bir Devlet. daha kibar adıyla söylersek. erkekler sava¸ ı kaçınılmaz ve hatta arzulanır bir s ˘ s sey olarak görmeye ba¸ lıyorlar. s s Sava¸ egitimiyle. bizi cebren askerî hizmete ve sava¸ a girmeye zorlayınca. uluslararası ˘ ˘ düzene en büyük engel. etkilenmeye en açık bir ya¸ ta. maddi silahsızlanmadan önce gelmelidir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. . Son yüz elli yıldır. 112] s ba¸ ka Ingilizce çeviriye göre “bu dinin yanısıra”. s mesela Einstein’ın su gibi görü¸ leriyle de: ¸ s ˘ Devlet bizim hizmetkarımız olmalı. bu emri ihlal s ediyor [. s.

Bu s s ˘ ¸ ˘ ˘ gelenegin esas ta¸ ıyıcısıysa. ve “Biz” Kimiz? Dolayısıyla zorunlu askerlik uygulaması. sürü olmaklıgıyla dü¸ üncede s ˘ ˘ sıg. Dolayısıyla uluslararası bir ruhun olu¸ umunu desteklemek ve sös ¸ venizmle mücadele etmek isteyenler zorunlu askerlik hizmetine kar¸ ı s bir duru¸ sergilemeliler. siyasi devlet degil. toplum için bir utanç ˘ kaynagı olmak bakımından? [. ] Ulusların sorumluluk sahibi liderlerinin aslında sava¸ ı bertaraf ets meyi samimiyetle istediklerine inanıyorum. ] ˘ ˘ ˘ Saglıksız milliyetçiligin kaynagı olan zorunlu askerlik hizme tiyle mücadele edilmeli. 113] s 12 Türkçe 54 . büyük toplumsal hayırları da olan Fransız Dev˘ rimi’yle ba¸ ladı ve çok geçmeden tüm diger ulusları etkisi altına s aldı. 96-99] ˙nsanlık tarihinin sayfalarında gerçekten degerli olan sey. [32. sürü tabiatının su en berbat ürününe. 112] s s 13 Türkçe çevirisinde. s. ki¸ iliktir. s ˘ çevirisinde. dörtlü sıra halinde uygun adım yürümekten zevk alması. bana göre. bir bando nagmeleri e¸ liginde. ancak s ˘ o. s ˘ aynı zamanda da. Bu lanet. s. “Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin” ifadesi yerine. bana ˘ I ¸ ˘ göre. “askeri hizmete kendini adayarak kar¸ ı olanların” denmi¸ . Bu mutlak surette gerekli ˘ ˘ ilerlemeye direncin kaynagı. . [33. egitim sisteminin i¸ leyi¸ iyle kalıtsal bir s s hastalık gibi ku¸ aktan ku¸ aga geçen su talihsiz milli geleneklerdir. . en önemlisi. Bu konu beni. duyguda sıg kalır. [. geçmi¸ yüzyıllarda din sehitlerinin s ¸ maruz kaldıkları arasında bir nebze fark var mı. . vicdani redciler13 ulusla rarası düzeyde korunmalı. yaratıcı. soylu ve yüce olanı yaratır. askerî egitim ve bunun yüceltilmesidir. Bir adamın. s. “vicdani redciler” yerine. “kendini bu konuya adamı¸ muhalifler” s denmi¸ . beyaz ırkın ˘ ahlaki çökü¸ ündeki temel sebeptir ve sadece uygarlıgımızın hayatta s ˘ kalmasını degil. farkedebilen bireydir. sürüyse. mevcudiyetimizi de kökünden ciddi biçimde tehdit etmektedir. [33. . midemi bu¸ ˘ landıran askerî sisteme getiriyor.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin12 s ˘ bugün maruz kaldıgı feci ezayla. Basın’ın agır sanayi ve askeriye tarafından kontrol edilen o bölümüdür.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. vicdan ve inanç özgürlügü çerçes ˘ vesinde temel bir insan hakkı olarak kabulleniyorlar. 15] Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumlar. Uygars s ˘ ˘ lıgın bu veba kaynagı en kısa zamanda yok edilmeli. s 55 . Zorunlu askerlik hizmeti. eger milletlerin s ˘ sagduyusu. 10] s s ˙ki hafta içinde. ba¸ vuru süresini kısıtlamaksızın ve bu s hakkı gizlemeksizin tanıyan) düzenlemeleri yapıp hayata geçirme ve hem mahiyet hem de süre bakımından cezalandırıcı (yani askerî veya uzun) olmayan. birey haysiyetindeki sakatlıgın en utanç verici semptomudur. birkaç çıkar grubunun ˘ adi emelleri ugruna. s. Irlanda. vicdani red hakkını gerçekten ve dürüstçe tanıma ve ˘ uygulama çagrısı yapıyorlar. ahmakça siddet ve vatanseverlik adı altında giden ¸ ˘ tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! Sava¸ s ˘ ˘ son derece bayagı. epey zamandır da ülkelere çagrıda bulunuyor. s s ˙ ˙ mesela: Australya. Bugün birçok ülkede (kimilerinde epey ˘ zamandır) vicdani red hakkı tanınıyor. ordu dı¸ ı alternatif sivil hizmet uygulamasına geçme s çagrısı. a¸ agılık bir sey bana göre! Böyle igrenç bir s ˘ ¸ i¸ te yeralmaktansa parçalara ayrılmayı tercih ederim. bugün. bana göre. Birle¸ ik Krallık. Yine de. [32. insanoglu gözümde çok degerli. Arjantin. Kanada. ona tek gereken muhafazasız bir omurilikti. Emir üzerine kahramanlık. kanunda ve uygulamada bu hakkı tanıyan ˘ (insanları sorguya çekmeksizin. zira inanıyorum ˘ ki. tüm s ˘ ˘ ˘ bunlara ragmen. profesyonel veya gönüllülerden olu¸ an ordular var ve zorunlu askerlik yok veya kaldırılmı¸ bulunuyor. bu melanet epey önce ortadan kalkmı¸ olurdu. bugün uy˘ ˘ gar dünyayı muzdarip eden sakatlıgın. Izlanda. [32. ve “Biz” Kimiz? onu hakir görmem için yeterli. okullar ve basın üzerinden sistematik biçimde yozla¸ tırılmı¸ olmasaydı. herhangi bir ülkenin koyun kitleleri gazetelerce I kı¸ kırtılıp. kısaca. ticari ve politik çıkarlarca. s s vicdani reddi destekliyor ve dü¸ ünce. insanlar üniformaları s giyip ölmeye ve öldürülmeye hazır hale gelirler. öyle azgın bir öfkeye sevkedilebilir ki. s. Büyük beyni kendisine tamamen yanlı¸ lıkla verilmi¸ .

Macaristan. ama bu kitaptaki makalelerin kanıtladıgı üzere. Nazizmin daha önce durdurulmayı¸ ından Britanyalı s pasifistleri de sorumlu tutar. din içinde de aynı seyin ˘ ¸ ya¸ andıgını gösterdigi gibi). hem de ˘ ˘ Tolstoy kar¸ ı çıkarlar –Tolstoy daha kapsamlı ve daha sert olmak üzere. Tolstoy Nazileri görmedi. ˘ s o irrasyonel unsurun diger tezahürü içinde. Ermenistan ve Yunanistan gibi birkaç ülkedeyse vicdani red hakkı sözde tanınıyor. Portekiz. yukarıda özetledigim ˘ Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi kriterlerine uymayan yasa veya s s uygulama aksaklıkları var. mesela: Avusturya.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama epey zamandır vicdani red hakkı tanınıyor ve alternatif hizmet uygulaması var. Letonya. Güney ˙ ˙ Afrika. nitekim. ve hatta. her s 56 . yasada bile tanınmıyor ve vicdani ˙ redciler de gadrediliyor. ˘ Bazı ülkelerdeyse zorunlu askerlik kalkmadı. Italya. Karadag. aynı sekilde. Çek Cumhuriyeti. Yeni Zelanda. Ispanya. ama Avrupa Konseyi üyesi olan sadece iki ülkede. Almanya. [34] • Zorunlu askerlige de. ˘ insanlıgın sürekli bu irrasyonel unsur içinde debelendigini ve böyle gi˘ ˘ derse daha da batacagını herkesten iyi görüyordu (ba¸ ka makalelerinde. hem Einstein. bir vicdani redcinin (Mehmet Tarhan) davasında Türkiye’yi suçlu buldu. Romanya. zorunlu askerligi süphesiz savun˘ ¸ mamakla birlikte. zorunsuz askerlige de. Fransa. Nazilerin onu daha önce ele geçirmesini engellemektir. Kimi ülkelerde. Danimarka. Slovakya. hele Rusya. Estonya. s ˘ ˘ Te¸ hislerinde haklı bulunur Tolstoy. Lituanya. atom bombasının icadına ¸ gerekçesi de. Monako. s ˙ ˙ Polonya. Malezya. Norveç. 2006’da Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. bunların yanısıra. Azerbaycan’da ve 1949’dan beri üye olan Türkiye’de vicdani red hakkı hiç. Isviçre. Malta. Hollanda. ve “Biz” Kimiz? Hindistan. Belçika. Slovenya. s Ama Einstein. Fas. Birle¸ ik Devletler. ama daha ziyade ba¸ ka eserles s rinde (etkin bir) pasif direni¸ i en uç noktaya kadar savunan devası. etkin bir uluslararası hakemlikten ve ordusundan da yana olur. Isveç. Lüksemburg.

aklın ve vicdanın s ˘ s ˘ hakim kılınmasıdır. bulunmaması yüzünden. dini veya uyruguna bakmaksızın. ˘ tam tersine. ˘ kurtadam olmak esastır. zalimleri ve s ˘ 57 . ya da seni parçalarız” seklindedir. bunu kestirmek zor. Gandi-Britanya örnegiyle verilebilirmi¸ gibi görünmü˘ s yor pek. ˘ s Dolayısıyla. bilincinde feci bir yara açmı¸ ve kolaylıkla hortlayıp ˘ s insanları ele geçirebilecegini de kanıtlamı¸ olur. çünkü gelecek tepki. Gandi pasif direni¸ le Britanya’yı dize getirdi. fa¸ izme kar¸ ı Tolstoy’un s ˘ ˘ s s devası ne kadar tedavi saglayabilirdi veya hiç saglayabilir miydi? Bu ˘ ˘ soruların cevabı. ˘ köpekler ve diger bazı hayvanlar gibi. cevap biraz süpheli. artık “Hey sa¸ sırdınız mı? Adam olmaktan çıkıp kurtadam oldunuz” diye uyarmanın ¸ anlamı yoktur. “Evet tabii. sadece kan cehenneminden beslenir. kurtadamlıga ˘ ˘ geçmenin nerede ba¸ ladıgını te¸ his ederek. yalnız burada gözardı edilmemesi gereken önemli bir nokta var: Kurtadamla¸ ma salgını hakimiyet kazandıktan ve akıl ile vicdan s devre dı¸ ı kaldıktan sonra deva aramak zaten nafiledir. adamlıktan nerede sapıldıgını. adamlıgın. bir buçuk asır boyunca. artık bünye s deva kabul etmez. vicdanen sorumlu bireyler degil. ama bu seytani gen insanlı¸ gın vicdanında. ama insanların ¸ s korkunç bir salgınla cinnet geçirip içindeki en hunhar yanları azdırarak. orada vicdani redcilerin bulunması yüzünden degil. emir-komuta ˘ zincirinde halkalar imal eden militer bilincin tüm toplum kesimlerine nak¸ edilmesi yüzünden. s Nazi Almanya’sı da. Nitekim. adam olmak yerine kurtadam oldugu. ¸ s hatta dı¸ arıya yayılır ve sonuçta uzun bir kan cehenneminden –i¸ i¸ ten– s s s geçtikten sonra kurtadamlar durdurulur. Çocukların Bilgeli˘ i’ndeki Ma¸ a’nın “‘Biz’ kis g s miz?” sorusuna kar¸ ı. artık kurtadamla¸ ma salgını ve parçalamalar hızlanır. vicdanın katledilmesi yüzünden. insan olmak yerine hayvan.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. zaten adam olmak degil. tedavi ancak kurtadamla¸ madan önce uygulanabilir ve s deva da zaten hakikatten. yani Tolstoy’un te¸ hisidir zaten deva olan. ya sen de kurtadam olursun. sırf sürüye ait görmedikleri için ˘ ba¸ kalarını bogazladıgı Nazi Almanya’sına. ve “Biz” Kimiz? zaman tamamen tedavi edebilir mi.

Diger kimi hatıra ve biyografilerde de. Tıpkı Port Arthur (Rus-Japon) sava¸ ı nedeniyle. Nefs’in– simgeler ve kutsallar üzerinden. Port Arthur’un teslim edilmesi üzerine Tolstoy’un gözya¸ ı döktügünü söyler [28]. övüngenlik vb. çehreler altında. yozla¸ anların daha da putperestle¸ ip baskıcı iktidara katıldıgını ˘ s s ˘ ve bunun tekrar daha fazla yozla¸ mayla putperestlige neden oldugunu s ˘ ˘ ve insanlıgı tarumar eden bu irrasyonel. propaganda. bu s ˘ ˘ teslimiyete ve geçmi¸ te kendi katıldıgı Sivastopol sava¸ ına atfen. masumları ve masumiyeti “Biz” sayan bir cevap ver˘ s mek yerine. ˘ s ayrıca sava¸ larla katliamlara yol açarak. insanları ve toplumları yozla¸ tırs s dıgını. tüm bunları görüyordu. Ma¸ a’nın “Hep beraber ˘ s s olmak daha iyi olmaz mıydı?” sorusuna kar¸ ı. ˘ Aylmer Maude. tarih boyunca aslen din veya sövenizmin türevleri seklinde teza¸ ¸ hür ettigini görüyordu. Büyük kızı ¸ ˘ Tatyana ise hatıralarında. adam olmak yerine kurtadam oldu ve tarumar olup. halk. insanlıgı ülküle¸ tirmek yerine. mazlum da ˘ s olsa Almanlıgın ülküle¸ tirilmesi yüzünden. vatanseverlik hipnozus nun hakim kılınması yüzünden. bu sözlerin muhatabı olan bir “Tolstoycu”yla Tolstoy arasındaki bu konu¸ manın söyle sürdügünü yazıyor (soran s ¸ ˘ Tolstoycu): “Ne yapardınız?” “Teslim etmektense.” ˘ “Oradaki bütün insanların hayatlarını feda edeceginizi mi söylüyor- 58 . hür aklı ve vicdanı devre dı¸ ı bırakıp tecavüz etmemek s seklinde özetlenebilecek temel ve evrensel degerleri ve ülküleri –yani ¸ ˘ hakikati– katlederek. ˘ s kendi içinde gördügü gibi. Nazi Almanya’sını görmemi¸ ti ama. iktidar. güç. Tolstoy. ama güçlü elementin. bu pagan ˘ tanrının. kutsalla¸ tırma. orayı havaya uçururduk. din. hips notizma ve hamasetle. saikleri yüce degerlermi¸ gibi sunup hakikat yerine ikame ederek. bayrak. önder vb. gerçekte tapılan ve taptırılan putun. ve “Biz” Kimiz? zalimligi dı¸ layıp. “Bizim s ˘ s zamanımızda asla böyle bir sey yapmazdık” dedigi söylenir. vatan. s aynı irrasyonel elementin –yani yalan. tarumar etti. millet. maddi ve manevi menfaat. zalim de olsa.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.

Tolstoy ise. Çarlık rejimiyle kıyaslanamasa bile yine baskıcı bir rejim hakim oldu. Tüm bu bencillikler içimde canlı. en etkili sava¸ kar¸ ıtı yazılarından biri olan ˘ s s uzun makalesi. Ama Tolstoy. Port Arthur sava¸ ı ˘ s üzerine asıl söyleyecegini. Bugünse.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. • Çarlık Rusyası malesef. canımı yakıyor. kısmen degerli bulmakla birlikte. hatta aristokratik s ˘ ˘ bencilligin kölesi oldugum kadar onun da kölesiyim. ve sonra o da çöktü. baskı ve zorbalık daha da arttırıldı. ama içimde ilahi yasanın bilinci de var ve bu bilinç. Bu vatanseverlik. “Kendinize Gelin!”de söyler. ne Rusya’yı ne de ˘ Japonya’yı tutmayıp. ailevi. s s ˘ ama Tolstoy’un kendisi de hatıra yazarlarının “çogu zaman konu¸ maları ˘ s uydurdugunu” (ki bu sözü de müzisyen Goldenweizer’ın hatıralarında ˘ [36] nakledilir!!). Onunla büyütüldüm ve ki¸ isel.” [35] Kızı Tatyana. ˘ bu aile içi hatırata (hele karısı Sofya’nınkilere) tamamen güvenmemek gerektigini söyler. Tolstoy’un. ˘ ˘ kaya a¸ agı itilerek. o bencilliklerin hizmetkarı olmayayım diye onları kontrol altında tutuyor. her iki ülkenin sömürülen halk kesimlerinden yana oldugu yolundaki sözleri aktarılır. 31 Aralık 1904 tarihli günlük giri¸ inde ˘ s söyle söylüyor: ¸ Port Arhtur’un teslim edilmesi beni kahredip. zorbalıgın devamı halinde kanlı bir ˘ ˘ ayaklanmanın kaçınılmazlıgını çok önceden haber vermesine ragmen. Ve neticede. Sisifus gibi didinmesine ragmen. Ve onu dogru dürüst yaparsın. bu çagda¸ Sisifus’un ˘ s 59 . sık aktarılan ba¸ ka anekdotlarda da. böyle bir konu¸ ma gerçekle¸ tigini söylüyor. s sava¸ süresince halkta vatanseverligi kı¸ kırtmak için seferber edilen s ˘ s hamaset ve propagandadan nefret ettigi ve ayrıca. Tolstoy uzmanları da. epey s ˘ kan dökülmesi bir yana. ve “Biz” Kimiz? sun?” ˘ s ˘ “Ne sanıyorsun? Bir askersen. s s Port Arthur üzerine. Tolstoy’un tüm uyarılarına. Ve o bencillikler yava¸ yava¸ köreliyor. kendine gelmedi. yapacagın i¸ bellidir. hatıralarında.

s ¸ milliyetçilik. ¸ ˘ ˘ hep beslemeye yönelik toplumsal modeller hakim görünüyor. sahips lenme hırsını. putperestligin arkasın¸ ˘ daki sey. dincilik vb. Zira insanlıgı mahveden tüm sa˘ ˘ ˘ va¸ ların. bu makaleleri yazdıgı topraklarda. Yasnaya Polyana çiftliginin s ˘ ˘ ˘ ve Moskova’daki evinin müze yapıldıgı ülkede. tüm çatı¸ ma ve çeki¸ melerin tek nedeni ve dünya kaynaklarını s s s da yok eden. yabancılara saldıran ˘ fa¸ ist dazlaklar var. vatanseverlik. hatta dünyayı cehenneme çeviren. ki malesef onu ıslah etmeye degil. Nefs’in arsızlıgı. önce tecavüz ¸ etmeme yasasına ve pe¸ inden herkese tecavüz ettiren sey. insanlıgı büyük sava¸ ve kıyımlarla mahvedecegi uyarısını da yapmı¸ tı ˘ s ˘ s ve bu dedikleri de gerçekle¸ ti. vatanseverlikle desteklenen ve ordularla yürütülen bir tarihin. en temel hakikatlere. sekillerde tezahür eden. Acar Burak Bengi 28 Subat 2007 ¸ 60 . s Tolstoy. Ve tüketimi asgariye indirmenin.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. yeni bir Nuh tufanı getiren sey. hatta ısıtarak mahveden. arsızlıktır. ve “Biz” Kimiz? ya¸ adıgı. özellikle iktidar hırsını köreltmenin tek kurtulu¸ olduguna s ˘ dair ögütleri de sürekli dogrulanıyor.

haberlerini diger gazetelerden derleyen s ˘ 61 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik Geçen yıl (1893) Ekim ayı boyunca Fransa’da gerçekle¸ en Franko-Rus s kutlamaları. yani bütün Frans sızların bütün Rusları ve bütün Rusların da bütün Fransızları sevdigi ˘ hayaline kapıldı. aniden birbirlerine özel bir dü¸ künlük besledikleri. kıyıya çıkan subayları sahte sapan epeyce söz s ˘ dinleyip sarfederken çe¸ itli yerlerde epeyce yiyip. bütün bu milyonlarca Rus ve Fransız insanı. ˘ s Ruslarla Fransızlar yüzyıllardır birbirlerini tanıyarak ve bazan dostane. subayları Paris’e gittigi ve daha da sahte sapan sözler duyup ˘ ˘ sarfederken epeyce yiyip içtigi için. gayet hasmane ˘ s ˘ ili¸ kilere girerek ya¸ adılar ve simdi aniden. ˘ s ˘ orada bulunan herkes. Rus denizcilerin kar¸ ılanması. ama bu tuhaf olgunun temel sebeplerini her defasında daha dikkatli irdeleyince. hatta bulunmasa da. çe¸ itli saraplardan s s ¸ epeyce içtigi için ve aynı sekilde bir Rus filosu geçen yıl Toulon’u ziyaret ˘ ¸ ettigi. ama malesef çogu zaman da. geçen Ekim ayı boyunca en sıradı¸ ı biçimlerde s ifade edildi. sadece yiyip içip konu¸ anlar degil. simdi okuyucuya ¸ sundugum görü¸ lere vardım. Bu duygular Fransa’da. iktidarlarının kı¸ kırttıgı. bir Fransız filosu iki yıl önce s s ¸ Kron¸ tad’ı ziyaret ettigi. yalnızca gazetelerden bunları okuyup duyanlar bile. pe¸ inden sa¸ kınlık ve nihayet bir infial hissi uyandırdı ve bunu s ¸ s kısa bir dergi yazısıyla anlatmak istedim. muhtemelen ba¸ ka birçok ki¸ ide oldugu gibi bende de önce s s ˘ keyif.

Amiral Avelan. hem müzigi hem de top atı¸ larını bastıran güçlü. mendil ve çiçek demetleri sallıyordu. s Rus sancak gemisi Fransız filosu onuruna on be¸ parelik bir top s atı¸ ı yaptı ve Fransız sancak gemisi de iki misli. s Birçok özel teknede. Denizden. Böylesine kitlesel bir co¸ ku manzarası kar¸ ısında denizcilerimiz göz ya¸ larını s s s tutamadılar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Selskiy Vestnik14 gazetesinde söyle anlatılıyor: ¸ Rus ve Fransız gemileri bulu¸ tuklarında birbirlerini. ate¸ li ve co¸ kulu “Hurra!” “Ya¸ asın Rusya!” “Ya¸ asın Fransa!” s s s s nidalarıyla kar¸ ıladılar. salvoların yanıs sıra. otuz parelik bir s ˘ atı¸ la kar¸ ılık verdi. Fevkalade görkemli bir hava hakim olmu¸ tu. s karadan. s s ˘ ˘ Bu çıglıklar. aralarından geçti. Fransız gemisinden Rus milli mar¸ ının nagmeleri s s s gürledi. s yerel yetkilileri selamlamak için mürettebatının subaylarıyla kıyıya çıktı. –[Koray Karasulu] 62 . tek bir s 14 Ta¸ ra s 15 Bir Habercisi. hepsi. –[Koray Karasulu] Rus deyimi. Vive la Russie. Fransız denizciler yelken sereniyle direklere tırmandılar ve ˘ her iki filoyla çevredeki gemilerden kesintisiz selam naraları yagdı. Toulon’daki Fransız donanması limanda iki çizgi halinde hizaya ˘ girdi ve filomuz. köylü kadınlar ve çocuklarıyla dolu birçok mavna bulunuyordu ve çocuklar dahi demetlerini sallayıp alt˘ larını ıslatıncaya kadar15 bagırıyorlardı. iskelede. s ˘ ya¸ asın Fransa!”Bahriye gelenegine uygun olarak. dört bir yandan tek bir ses gürlüyordu: “Ya¸ asın Rusya. Donanma bandosu milli mar¸ “Tanrı Çar’ı Korusun”u s ˘ ˘ çaldı. denizcilerin bereleri ve sapkalarıyla izleyenlerin mendilleri. Fransız donanmasının ba¸ kurmayları s ve Toulon limanının en kıdemli subayları tarafından kar¸ ılandılar. bayrak. ama halkın “Ya¸ asın Çar! Ya¸ asın Rusya!” çıglıklarına boguldu. önde amiralin zırhlısı ve ardında diger gemiler olmak üzere. ¸ ˘ co¸ ku içinde degerli misafirlerin onuruna sallanıyordu. ellerinde ¸ çiçek demetleri tutan köylüler. Rus milli mar¸ ı “Tanrı Çar’ı Korusun” ve Frans sız milli mar¸ ı Marseillaise’i çalan bandolar vardı. özel teknelerde s halk sapka. Rus denizciler. Top s ˘ gürlemeleri ve çan sesleri arasında kalabalıgın dostça el sıkı¸ maları s birbirini izledi.

o an devasa halk kitlesindeki ço¸ kunlugun son kerteye s ula¸ tıgını ve oradaki herkesin kalbinden ta¸ an duyguları aktarabis ˘ s ˘ lecek söz bulmanın imkansız oldugunu bildiriyorlar. Amiral’i kabul ederken Bakan söyle dedi: ¸ “Kron¸ tad ve Toulon. ba¸ ı açık bir halde ve Rus ve Fransız subaylar e¸ liginde. boulevard des Italiens’e s (˙talyan Bulvarı’na) çevriliydi. ama bunun ˘ kolay bir i¸ olmadıgı anla¸ ıldı. Fransız s s ˘ ˘ Deniz Bakanı tarafından beklendigi donanma idaresi karargahına yöneldi. . Meydanda büyük bir izdis s ham vardı. Rus denizcilerin görünecegi. balkonlardaki ve hatta s çatılardaki tıkı¸ tıkı¸ halk sapka. Nihayet. Paris’teki kar¸ ılama ve kutlama larsa s s daha da sıradı¸ ıydı. Hükümet ve tüm Fransa sizi ve maiyetinizdekileri. . Aynı s s ˘ ˘ anda kortej üzerinde kulakları sagır eden bir çıglık koptu: “Vive la Russie! Vive les Russes!” (“Ya¸ asın Rusya! Ya¸ asın Russ s lar!”). s Gazeteler Paris’teki kar¸ ılamayı da söyle anlatıyor: s ¸ ˙ ˘ Bütün bakı¸ lar. Bütün ba¸ lar açıktı ve pencerelerdeki.” Kısa bir sohbet sonunda Bakan’dan ayrılırken. Amiral tekrar konuk˘ severligi için te¸ ekkür edip ekledi: “Sizden. Kasırga besbelli yakla¸ maktaydı. kortejin ba¸ ı meydanda göründü.” dedi. s¸ s ˘ Tanıklar. . pences s ¸ 63 . Amiral Avelan. epey ötelerden bir alkı¸ ve I s feryatlar kasırgasının gürlemesi duyuldu. “konukseverliginizi takdir edecektir. Gürleme giderek güçlenip netle¸ ti. bayrak ve mendiller sallayıp. ‘büyük ve asil bir halkın’ temsilcileri olarak selamlıyor. her yerde candan dostlar olarak agırlanacaksınız. ¸ s ˘ ˘ “Rus filosu ve tüm Rusya. . sükran duygularını ifade edemeyecegi kar¸ ılıgını verdi. 1893 No: 41) s Toulon’daki kar¸ ılama böyleydi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik haykırı¸ seklinde kayna¸ tı. Rus ve Fransız halkları arasındaki sempatiye s ˘ tanıklık eden iki mahaldir. Polis Cercle Militaire yolunu açmaya davrandı. tüm Rusların kalplerine s kazınmı¸ olan sözleri telaffuz etmeksizin ayrılmak istemiyorum: ‘Çok s ya¸ a Fransa’” (Selskiy Vestnik. Nihayet. Kalabalık arasında tarifsiz bir izdiham s s ve sıkı¸ ıklık vardı. .” ˘ Amiral.

insanın gözlerini ya¸ artan ¸ s s bir olay diye anlatmakta. üniformaları altın nakı¸ lı Fransız Hükümet s temsilcileri ve fraklı belediye üyeleri arasında durmak ve “Vive la ˘ Russie! Vive le czar !” çıglıkları e¸ liginde milli mar¸ ımızın tekrar s ˘ s ˘ tekrar çalındıgını i¸ itmek. O zaman Paris’te bulunan bir Rus gazeteci bu denizciler geçidini söyle tasvir ediyor: ¸ Bunu. s s ˘ gerçekten de. Kelimeler. rengarenk konfeti bulutlarını a¸ agıya atarak canhıra¸ s ˘ s bir sekilde alkı¸ lıyordu. sapka ve bayraklar denizi. Ayin sırasında. de˘ gil mi? ˙nsanın kalbi öylesine harika. kullarını esirge!”yi söylerken. tek bir kavrayı¸ ta harmanlamı¸ tı? Burada hissedilen.) Bir ba¸ ka muhabir. sadece a¸ kın s s ˘ anlarda insanların üzerine sinen daha yüksek bir idealin varlıgı. “Vive la s ˘ Russie! Vive les Russes!” diye bagıran yüz bin ki¸ ilik kalabalık. degerli misafirlerini daha iyi görmeye çabalıyordu.Hristiyanlık ve Vatanseverlik relerden küçük. els lerini uzatıp. daha s sevinçli ve daha çe¸ itli. saf ve yüce seylerle doluyor I ¸ ˘ ki. s s Neredeydim ben? Ne olmu¸ tu? Hangi sihirli cereyan tüm bunları tek s bir duyguda. ¸ s ¸ ˘ meydandaki kalabalıgın ba¸ ları üzerinde dalgalanıyordu. sokakta bir ne16 Yeni Zamanlar. sa¸ ırtıcı. dünya çapında. kalem bunların tümünü ifade edemiyor. gördügüm ve ˘ ˘ hissettigim seyin yanında soluk kalıyor. Lyon Garı’nda. acayip ve ba¸ döndüren bir duyguydu. karde¸ lik ve sevgi Tanrı’sının varlıgı. (Nos voye Vremya16 gazetesinden. görkemli. koro kilisede “Tanrım. Amiral Avelan ikinci katın balkonunda görüns ˘ ˘ dügü an Cercle Militaire’de bulunmanın nasıl bir sey oldugunu tarif ¸ etmek imkansız. ruhu canlandırıp sevgiyle titreten –insanların karde¸ ligine kani bir sevgiyle. Birkaç saat bir çe¸ it hezeyan içins deydim. kan ve ilhak siddetine ve sevgili s ˘ ¸ annesinden çocuklarını koparmayaysa hasım bir sevgiyle titreten– bir olay diye anlatmakta haklılar. Bu co¸ ku degildi –bu kelime ¸ s fazla banal– co¸ kudan daha iyiydi. Tüm bir mendil. daha derin. Daha çarpıcı. –[Acar Burak Bengi] 64 . sempatilerini mümkün olan her sekilde ifade etmeye ¸ ˘ çalı¸ ırken. kalabalıktaki co¸ kunun hezeyan sınırına vardıgını s s ˘ yazıyor. Burada kelimeler kifayetsiz kalıyor.

Salade russe. Ama dahası. Bernaise ˘ soslu sıgır filetosu. Croûte de fruits toulonaise. sampanyalı salata. Tatlılar. sadece ¸ kaldırılan kadehler degil.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ fesli çalgılar grubunca çalınan Marseillaise’in muzaffer nagmeleri ˘ açık kapıları yararak içeri yayıldı. Noisette de boeuf á la béarnaise. gazetelerin sevki öyle bir raddedeydi ki. N gazetesinde yemegin bir sanat eseri oldugu vurgulanıyordu: ˘ ˘ Consommé de volailles. ˘ ¸ içip konu¸ tular. Cuma s s günü nerede ne yiyip içtiklerinin. bu sözler de derhal tüm dünyaya nakledildi. Perigord sülünü. To¸ ˘ ulouse tavugu. Faisans á la Périgord. yemek ˘ mönüleri bile bildirildi. Ananaslı dondurma.) 65 . Mantarlı. Toulon meyveleri. Desserts. Rus kaptanlarından biri Fransa’nın saglıgına içer içmez. Mousse de homard parisienne. Chaud-froid de volailles á la Toulouse. Ekim 1893) s II Fransa’ya giden Rus denizciler. küçük börekler. bu vakıa derhal dünyaya duyuruldu ve Rus Amiral ˘ ˘ “Güzel Fransa’ya içiyorum” der demez. Mesela. Hiçbir kelimenin aktaramayacagı muhte¸ em bir etki yarattı. bu sırada neler söylendiginin haber˘ leri telgrafla bütün Rusya’ya iletildi. Paris usulü kremalı ıstakoz. Rus salatası. Parfaits á l’ananas. iki haftanın tamamı boyunca bir sö¸ lenden digerine gezdiler ve her sölen sırasında ya da akabinde yiyip. Casseroles de truffes au champagne. petits pâtés. (Novoye Vremya. (Et suyu. tüketilen bütün o börek ve mezeleriyle. Ve Çar¸ amba günü nerede ne yiyip içtiklerinin.

Esturgeon braisé moldave. –[Tolstoy] s 66 . Mönü suydu: ¸ Potage livonien et St. Ya¸ asın Rus Imparatoru ve Imparatoriçesi. Bir Ingiliz gazetesinde. bu kadar s kısa bir zamanda bu kadar içkiyi.-Germain. Konu¸ malar. Her mönüyle birlikte. Geyik gögsü. s ˙ Moët sampanyası) vs. tek s s maksadımız barı¸. Grand Moët (Yıllanmı¸ Bourgogne.) Gazetenin sonraki sayısındaysa yeni bir mönü verildi. sölen katılımcılarının içtigi içkilerin tanımları da veriliyordu: bir ¸ ˘ tür “vudka”.17 bir tür Bourgogne vieux. Maksadımız ne ˘ sava¸ . Miktar öyle kabarıktı ki. Rusya’yla Fransa’daki tüm ayya¸ lar s biraraya gelse bitiremezdi. onları da seviyoruz ve de barı¸ı. Ya¸ asın Cumhurba¸ kanı ve e¸ i. Sölene katılanların yaptıkları konu¸ malar da nakledildi. Selle de daguet grand veneur. barı¸ı s s seviyoruz ve donanma komutanını seviyoruz! Konu¸ malar su nakarat s ¸ beytiyle bitiyordu: Toulon-Kron¸ tad ya da Kron¸ tad-Toulon. (Livonien ve St.Hristiyanlık ve Vatanseverlik N’nin bir sonraki sayısında söyle deniyordu: “A¸ çılık bakımından ye¸ s mekte yok yoktu. bu sölenler sırasında ¸ ¸ tüketilmi¸ bütün esritici içkiler sayıldı. ne de kaybedilen yerlerin geri alınması. Bu kelimeler daima ¸ s s aynı anlama geliyordu: birbirimizi muhabbetle seviyoruz ve birbirimizi aniden böyle muhabbetle sevdigimiz için vecd içindeyiz. Avrupa’da barı¸ ve s s s ˘ s ˙ ˙ huzur. barı¸ın güvenligi. onları seviyoruz ve s de barı¸ı. filoları ve orduları! Orduyu seviyoruz. her iki ˘ ¸ ˘ 17 Vodkanın Fransızlarca yanlı¸ bir telaffuzu. Zephyrs Nantua. ama mönüler ¸ s konu¸ malardan daha çe¸ itliydi. barı¸ın nimetleri. Zéphyrs Nantua. ne revanche (rövan¸ ). sürekli aynı kelimelerin s s s farklı sekillerde e¸ le¸ tirilip sıralanmasından ibaretti. Germain çorbaları. s s s s s Ya¸ asın Fransa ve Rusya. birçok farklı sarabın içildigi bu yerlerin adları. Moldovya ˘ ˘ usulü mersinbalıgı. Birçok farklı s s yemegin yenip.

özellikle de aynı anda iki mar¸ ı birden çalan bandoların muzaffer müzigi e¸ liginde söylenince: s ˘ s ˘ Çar’ı yüceltip tuttugunu altın etsin diye Tanrı’ya yakaran bir mar¸ ile ˘ s bütün çarlar ve kralları lanetleyip yıkımları için beddua eden digeri18 ˘ e¸ liginde söylenince. . Rus Çarı’na. ˘ s yerini saglamla¸ tırmak ve köylü-çiftçi ekseriyetin destegini almak gibi politik hedefler ˘ s ˘ pe¸ indeydi. daha da tuhaf dinî ayinlerle toplu dualar e¸ lik etti. s Böylesine kısa bir süredeki kadar çok toplu dua Concordat19 zamanından beri yapılmamı¸ tır. . 2001-05] s 67 . kaynak: The Columbia Encyclopedia. Pius arasında akdolunan 1801 Concordat’ı. azimle kendi okullarından çıkardıkları o tasvirleri özenle Rus denizcilerin odalarına asıp. s ˘ Muhabbet duygularını daha bir iyi ifade edenler ni¸ anlarla ödüller s aldılar. –[Aylmer Maude] Fransa’da Roma Katolik Kilisesi’nin yeniden tesisini saglayan ve Katolisizmi çogunlu˘ ˘ gun dini olarak tanıyan. içinde hiçbir sey yazmadıgı veya en azından kim¸ ˘ senin bilmesi gereken bir sey yazmadıgı anla¸ ılan bir tür altın kitap ¸ ˘ s hediye etti. –[Acar Burak Bengi. kimilerineyse. –[Acar Burak s Bengi] 19 Napolyon ile Papa VII. Mesela Toulon’daki bir piskopos Jorigiberi zırhlısının denize indirili¸ i sırasında barı¸ ın Tanrı’sına dua s s 18 Fransız ve Rus milli mar¸ larının Türkçe çevirileri bu bölümün sonunda. bu sözlerle her¸ ey anla¸ ıldıgı için. ama devlet otoritesine tabi kılan bu anla¸ mayla.Hristiyanlık ve Vatanseverlik milletin de en asil ve kahramanca eylemlerini çagrı¸ tıran kelimeler olarak ˘ s telaffuz ediliyordu. Kardinallerle Piskoposlar her yerde dua reçeteleri hazırladılar ve kendileri de en tuhaf duaları okudular. diger birçok beklenmedik hediyenin ˘ yanısıra. Fransızların epeydir alı¸ kın olmadıkları s s izlenimi uyandıran. Mesela Fransız filosu. s Bütün bu tuhaf davranı¸ lara. Birbirimizi ve barı¸ı seviyoruz. Napolyon. artık söylenecek s s ˘ ba¸ ka bir sey kalmıyordu. benzer hizmetler veya sadece sevgi ta¸ kınlıgı yüs ˘ zünden. Kron¸ tads ¸ s s Toulon! Buna daha ne eklenebilirdi ki?! . Rus filo kumandanıysa. daha da sa¸ ırtıcı bir nesne aldı –alüminyumdan yapılmı¸ ve ¸ s s çiçeklerle kaplanmı¸ bir köylü sabanı. Tüm Fransızlar aniden fevkalade dindar oldular ve s batıl inançların zararlı araçları diye. çok tuhaf ve beklenmedik hediyeler verildi. sürekli dua ettiler.

” Bu arada. ˘ Falanca kentin Bölge Mahkemesi’nde Rus avukat adayları Fransız milletine yönelik vecd duygularını bildirdiler. bu iki ulusu barı¸ ın koruyucuları ˘ s yapsın. Fransızlara kar¸ ı ani bir muhabbet beslemeye s ba¸ ladıklarını açıkladı. . Ama eger. general falancayı. Rus Sarayı’nın Yüce Ba¸ Rahibi’ni temin etti: Rusya’ya. Hayvanları Koruma Dernegi üyeleri. ˘ ˘ s s bundan sonra artık sava¸ ın Tanrı’sına yalvarmak zorundaysak. Ama bu ya¸ anmasın ve bugünkü kutlamalar. Rus Egitim Bakanı. Nikolas’ın ikinci oglu. Fransa’dan da Rusya’ya uçtu. s 20 General ve Amiral. ama gerekirse sava¸ ın Tanrı’sına da yalvarabilecegini hissettirecek s ˘ sekilde. Fransız çocuklara manzum iltifatlar yazdılar ve Fransız çocuklar da manzum ve nesir cevaplar gönderdiler. suna s ¸ kesinlikle kaniyiz ki. Quirinal denize s indirilirken Büyük Prens Konstantin’in burada bulunması gibi [Konstantin Nikolayeviç20 1857’de Toulon’daydı]. Bir Rus aktörler top¸ lulugu Fransız aktörlere tebrik gönderdi ve Fransız aktörler de Rus ˘ aktörlerin tebrigini kalplerinin derinliklerine gömdüklerini bildirdiler. denize yeni ¸ ˘ indirilen gemiden söz ederken. Arras Papazı. Fransızlara s ˘ ate¸ li baglılıklarını açıkladılar ve benzer bir açıklama da Kazan Belediye s ˘ Meclisi’nden geldi. ˘ Fransız Egitim Bakanı’na. Jorigiberi. s ˘ ˘ Rus çocuklar. mürettebatı bugün bizimkiyle böylesine sıkı ve karde¸ çe birle¸ en görkemli gemilerle elele. madam filancaya te¸ ekkür etti ve madam filanca da.Hristiyanlık ve Vatanseverlik etti. denetimi altındaki tüm ögrencilerin. “Kaderinin ne olacagını sadece Tanrı bilir” dedi. “Korkunç rahminden ölüm kusup kusmayacagı bilinmez. . General falanca. yalnızca barı¸ çıl hatıralar bıraksın s ve Fransa’yla Rusya’nın dostlugu. Fransız kadınlar Rus kadınlara tebrik gönderdi. ögret˘ ˘ ˘ menlerin ve yazarların. on binlerce telgraf Rusya’dan Fransa’ya. I. Rus kadınlar da Fransız kadınlara sükranlarını sundu. dü¸ manı kar¸ ılamaya s s s s gidecektir. Rus mils letine kar¸ ı besledigi sıcak duyguların yakıcılıgı konusunda temin etti. –[Aylmer Maude] ˘ 68 . bugün barı¸ ın Tanrı’sına yalvarmı¸ ken.

telgraf ˘ memurları ve kabzımallarca. ve Rus halkı. Toulon kutlamaları üzerine tüm Moskovalı ˘ ögrenciler adına konu¸ ma cüreti gösterdi. aynı türden bir sey ¸ yapma tela¸ ı içindeydi. epey benzer duyurular yapıldı. çe¸ itli bölgelerden ögrencilerin Moskova Birligi temsilcileri. ˘ ama bir tek gazete tarafından bile kabul edilmeyen a¸ agıdaki protestoyu s ˘ ben biliyorum: ˘ Fransız ögrencilere açık mektup. geçenlerde. Fransa’daki tüm Kardinal ve Ba¸ piskopos’ların da kalplerinin s derinliklerine i¸ liyordu. bu protestolar ya susturuldu ya da gürültüye getirildi. ve hem Fransız hem de Rus rahipler Kutsal s Bakire önünde egiliyor ve neredeyse aynı inancı ikrar ediyordu. yüce özgürlük. herkes bunları onaylıyordu ve de ˘ memnundu ve geride kalmamak için bir an önce. insanlıgın gelecekteki 69 . Hepsi birini bir sey için kutladı ve birine bir sey için te¸ ekkür etti. ama kimse tus ¸ haflıgını farketmedi. tam tersine. Yüce Ba¸ ˘ s ˙ Rahip de cevapladı: Fransız din adamlarının Imparator Ailesi’ne yönelik duaları. ama bizim böyle anmamızın sebebi. Kutsal Bakire’ye taptıgı içtenlikle güveniyordu Fransa’ya. onu. ¸ ¸ s Heyecan öyle büyüktü ki. Aleksandr’a ve muhterem ailesine besledikleri sevgi. Çar’larına gönülden ba˘ lı tüm Rus halkının kalbinde co¸ kuyla g s yankılanıyordu. e¸ itlik ve karde¸ lik ideallerinin geçmi¸ te s s s ˘ ˘ tüm dünya için sürekli sözcülügünü ve haberciligini yapmı¸ ve hayata s geçirilme çabalarına kahramanca öncülük etmi¸ büyük bir ulus olarak s ˘ ˘ görmemizdir. s ˘ bu grubun yetki takınmasını ve Fransız ögrencilerle aralarındaki tebrik alı¸ veri¸ ini siddetle protesto ediyoruz. Mesela. Rus ögrenciler tarafından kaleme alınan ve Paris’e gönderilen. en sıradı¸ ı seyler yapıldı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙ Majesteleri Imparator III. ölümde ve kalımda. Bu çılgın gidi¸ atın saçmalıgına dair protestolar s s ˘ dile getirildiyse. Rus gençliginin en iyi tabakası. Ba¸ larındaki Üniversite Müfetti¸ i’yle birlikte bir grup Moskovalı hus s ˘ kuk ögrencisi. Her türden generaller. hatta yazılıp basıldıysa da. s ˘ ˘ Biz. Biz de Fransa’yı sıcak s s ¸ duygular ve derin saygıyla anıyoruz.

tüm s yetkililerce ho¸ kar¸ ılanan topyekün sarho¸ lugu ve atılan nutukların s s s ˘ anlamsızlıgı bir yana– en deli ve vah¸ ice seyler yapıldı ve kimse oralı ˘ s ¸ olmadı. ˙naniyoruz ki. normal ˘ hayat geli¸ imini sistematik olarak sekteye ugratan. s ˘ özgürlük ve bagımsızlık hasletini amansızca ve pervasızca yerle bir eden Rus Hükümeti önünde. Ama biz Kron¸ tad ve Toulon’dakiler gibi s s kutlamaları böyle tebrikler için uygun vesileler olarak görmüyoruz. Bu kutlamalar bizde. simdi s s s ¸ ˘ ˘ kendi özgürlükçülügünden yüz çeviriyor ve bir halkın dogal. Toulon gösterileri. büyük Fransa ve Almanya ulusları arasında ˘ yarattıgı çatı¸ ma dramının bir perdesidir. bu kutlamalar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ esenligi için mücadelede Fransa’yı önder olarak tebrik etmeye her zaman hazır bulunmu¸ tur. her aydınlanma. su an Paris’te Rus denizcilerden ˘ ¸ herhangi birinin arzularını tatmin etme görevini yerine getirmeyecek 70 . önceki büyük tarihî rolüne ihanetini: bir zas ˘ manlar tüm dünyayı istibdat zincirlerini kırmaya çagırmı¸ ve özgürlük s için sava¸ an her halka karde¸ çe yardım elini uzatmı¸ bir ülke. Bu sekilde birkaç düzine insan ezilerek öldürüldü ve kimse bunu ¸ zikretme geregi duymadı. Fransa’nın genç ku¸ akları. Bu çatı¸ ma. mevcut hadiseleri s ¸ ˘ nasıl yorumlayıp onlara kar¸ ı nasıl tavır alması gerektigini bilecektir. Bir muhabir. tüm Avrupa’yı s s ˘ silah altında tutuyor ve Rus mutlakiyetini –daima özgürlüge kar¸ ı s istibdat ile zor kullanımının ve sömürülenlere kar¸ ı sömürenlerin dess tekçisi olmu¸ bir mutlakiyeti– dünyada siyasi kaderlerin belirleyicisi s yapıyor. s ˘ umarız. Napolyon ve Bismarck’ın. s ˘ 24 Moskova Ögrenci Federasyonu Konseyi Bu kutlamalarda –harcanan milyonlarca i¸ günü ya da katılanların. kendi ülkemize kar¸ ı ızdırap ve Fransız s ˘ toplumunun böylesi büyük bir kesiminin körlügüne kar¸ ı da esef s duyguları uyandırıyor. milli I s ˘ ˘ sövenizmle sürüklenmeyecek ve insanlıgın yöneldigi daha iyi top¸ lumsal ko¸ ullar için mücadeleye hazır bir sekilde. tütsü yakıyor. hazin bir durumu i¸ aret ediyor –Fransa’nın. geçici olmasını umsak da. kararlı protestomuz Fransız gençliginin kalbinde duyguda¸ s bir kar¸ ılık bulur. III. Aksine.

Sudan çıkarılıp. sadece yatkın ve sinirleri zayıf olanlar degil. güçlü ve normal insanlar ˘ bile genel haleti ruhiyeye kapılıp anormal bir vaziyet aldılar. III Geçenlerde. ve Rus denizciler bu istegi yerine getirince. güpegündüz gemisinden denize atladı ve “Vif ˘ ˘ lya Frans!” diye bagırarak yüzdü. Hatırlıyorum da. Kiev eyaletindeki Vasilkovski bölgesinin bazı köylerinde 71 . Sikorskiy adında bir Psikiyatri Profesörü. Fransa onuruna gemi etrafında yüzecegine dair ant içtigi. Kiev Üniversitesi Haberleri’nde. aniden bir duygunun kendini s hissettirmekte oldugunu ve hatta gözya¸ larının e¸ iginde bulundugumu ˘ s s˘ ˘ farkettim ve bu duyguya direnmek için çaba sarfetmem gerekti. s ˘ Böylece kimsenin engel olmadıgı heyecan. ˘ Genelde bütün bu kutlamalarda kadınlar dikkati çeken bir rol oynadı ve hatta erkekleri yönlendirdi. sanki öyle olmalıymı¸ gibi. s ˘ gayet saglıklı görünen bir Rus denizci. “Vive la Russie!” diye bagırarak köprüden ˘ nehre atladı ve boguldu. des s nizcilerin gelmesini bekleyip. Fransız kadınlar sokaklarda ˘ kendilerini Rus denizcilerin kollarına atıp onları öptüler. bunu neden yaptıgı sorulunca. bir muhabirin aktardıgı üzere. orada bulunanların hepsi vecd içinde agladı. Mesela Fransız ve s Rus bayraklarının renklerinden olu¸ an bir elbise giymi¸ bir kadın. kimileri de nedense. ˘ ˘ kar¸ ılıgını verdi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bir kadın bulunmadıgı yolunda. yuvarlanan bir kartopu ˘ gibi büyüdükçe büyüdü ve sonunda sadece hemen oracıkta bulunanlar. Bariz çılgınlık vakaları bile vardı. Çiçeklerle çe¸ it çe¸ it kurdele atmanın ve s s hediyelerle iltifatlar yagdırmanın yanısıra. öpsünler diye. bir Fransızdan bir baloda duydugu ˘ ˘ sözleri yazdı ve bütün bunlar kimsenin dikkatini çekmedi. denizcilerin muzaffer bir sekilde kar¸ ılanmasına ¸ s ili¸ kin tasvirlerden birini öylesine okurken. iki hafta boyunca çevresinde ˘ tüm olup biteni gözleyip. ˘ ˘ Bu acayip heyecan öyle bula¸ ıcıydı ki. çocuklarını getirdiler onlara.

dünyanın sonu yakındır deyip tüm ya¸ am biçimlerini degi¸ tirerek malı mülkü s ˘ s dagıtmaları. Bolca tatlı yiyorlardı. Paris’te patlak verip. bayramlık giyinmeleri. istemiyorsam. ipek sallar ve benzeri aksesuarlar ¸ ¸ almak için zaruri ihtiyaçları satıyorlardı ve sallar sadece tuvalet süsü ¸ olarak i¸ lerine yarıyordu. oldukça konu¸ kan. . Bu salgının özü. Daima ne¸ eli bir ruh s s hali içindeydiler ve tam bir bayram havasında ya¸ ıyorlardı: birbirlerini s ziyaret ediyor. s s Söyle diyor: “Sıradı¸ ı gamsızlıkları çogu zaman ne¸ eli bir vecd halini ¸ s ˘ s alıyordu –dı¸ etkenlerin tetiklemedigi bir co¸ kunluk halini. neden zorlayayım kens dimi?’” Alim profesör. s s Fransa’daki sehir nüfusunun büyük bir bölümüyle Rusya’daki idari ve ¸ ayrıcalıklı sınıfların neredeyse tamamını korkunç bir hızla ele geçiren bu yeni illet. Semsiyeler. Çalı¸ mayı reddetmenin s s a¸ ikar saçmalıgına dikkatleri çekildiginde.” s s Ama eger Malevanizm hasta bir nüfusun çıglıgıysa ve alkolle za˘ ˘ ˘ rarlı toplumsal ko¸ ullardan kurtarılma yakarı¸ ıysa. Duygusals ˘ s lıga meyilliydiler. makalesini su sözlerle sonuçlandırıyor: “Malevanizm hasta ¸ bir nüfusun çıglıgı. daima basmakalıp kar¸ ılık s ˘ ˘ s ˙ veriyorlardı: ‘Istersem çalı¸ ırım. . birlikte dola¸ ıp duruyorlardı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik inceledigi psikopatik bir –kendi tabiriyle– Malevanizm salgınından söz ˘ etti. iyi seyler yiyip içmeleri ve çalı¸ mayı ˘ ¸ s bırakmalarından olu¸ uyor. yayılmasını engellemek için iktidara tedbir alma tavsiyesinde bulunurken. hareketli ve ˘ s s geldigi kadar kolayca ve iz bırakmadan kaybolan sevinç gözya¸ ları dök˘ s meye hazır bir haldeydiler. Profesör bu insanların halini anormal bulmu¸ . Bay Sikorskiy’in demesine göre. hasta bir nüfustan gelen ne kadar daha korkunç bir çıglık ve ˘ alkolle bozuk toplumsal ko¸ ullardan kurtarılmak için nasıl bir yalvarı¸ tır s s acaba? 72 . o köylerde Malevanov adında bir önderin etkisi altındaki bazı insanların. alkolden kurtarılmak ve egitimle saglık ko¸ ullarının ˘ ˘ ˘ ˘ s iyile¸ tirilmesi için yakarı¸ ı. bu insanların durumunu bariz bir psikopatik salgın sayıp. a¸ ırı derecede nazik.

kim bilir. dahası deliliklerini yaymanın en güçlü imkanlarına (posta hizmetleri.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve eger Malevanistlerin akli dengesizligi tehlikeli addediliyorsa ve ˘ ˘ iktidar. ne kadar daha ˘ gereklidir acaba? ˙ Iki hastalık arasındaki benzerlik tıpatıp. diger insanlara siddet uygulama imkanları (tüfekler. resepsiyonlar ve ziyafet ˘ konu¸ malarında takınılan o gayritabii pozları hedefledigini anladıgım. aynı gezinmeler ve ziyaretler. aynı seçme s yiyecek merakı. büyük paraları kontrol eden. vakalardan birinde delilik. bırakın sarho¸ olacak kadar içmeyi. s ˘ ˘ attitudes passionelles21 içindeki aynı palyaço pozları. –[Acar Burak Bengi] 73 . hiç alkol s 21 Tutku edaları. en gösteri¸ li elbiselerle aynı süslenmeler. Durup dururken ortaya çıkan ve ne¸ eli bir vecd haline dönü¸ en aynı sıradı¸ ı gamsızlık. benimse merasimler. Bir ba¸ ka fark ˘ s daha var: ilk gruptakiler. aynı duygusals s s lık. süngüler. bazı önderlerini tımarhaneler ve manastırlara kapatıp digerlerini ücra bölgelere sürecek düzenlemeleri ˘ yapmakla iyi edecekse. aynı kadın yönlendirmesi ve Sikorskiy’in Malevanistler arasında gözlemledigi. ruh s s ¸ hallerini sadece ki¸ isel ve sifahi aktarımla ba¸ kalarına bula¸ tıran birkaç s ¸ s s düzine gariban uysal köylüyle sınırlı. barut ve dinamiti) olan. iktidar için degilse toplum için. sürüyle gazete ve enfeksiyonu dünyanın dört ucuna yaymak için birbiriyle yarı¸ halindeki s her tür yayına) sahip olan milyonlarca insanın deliligi. ne kadar daha tehlikeli addetmemiz gerekir ve böyle salgınların yayılmasını engellemeye dair kati tedbirler almak. profesörün tavsiyesine uyarak. nedensiz gelip giden ve sık dökülen s s aynı duygu selleri. aynı sarkı söys ¸ leme ve müzik. aynı aylaklık. telgraf. aynı anlamsız konu¸ malar. Benzerlik tıpatıp! Tek ve bunların cereyan ettigi toplum için fevkalade ˘ önemli olan fark su ki. aynı kutlamalar. ˘ ¸ istihkamlar. Toulon ve Paris’te ortaya çıkıp tüm Fransa ve Rusya’ya yayılan bu yeni salgını. öteki vakaysa. a¸ ırı nezaket ve konu¸ kanlık. kendi küçük imkan¸ larıyla ya¸ ayan ve dolayısıyla kom¸ ularına siddet uygulayamayan. aynı bayram havası. zırhlılar.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik kullanmazken, ikinci gruptakiler, sürekli yarı sarho¸ , hatta ayakta bile s duramayacak bir haldeler. Öyleyse, bu vakaların cereyan ettigi toplum ˘ için, Bay Sikorskiy’in bilgilerine göre, hiçbir siddet eylemi veya cinayetin ¸ gerçekle¸ medigi Kiev salgınıyla, bir resmi geçitte yirmi kadının ezilerek s ˘ öldügü Paris salgını arasındaki fark, sobadan sıçrayarak yerde için için ˘ yanıp duran, tutu¸ mayacagı besbelli bir köz ile bir evin kapıları ve duvars ˘ larına çoktan ula¸ mı¸ bir yangın arasındaki fark kadar büyüktür. Kiev s s salgını sonucu, en kötü durumda, Rusya’nın milyonda biri kadar bir bölgenin köylüleri me¸ akkatle kazandıklarını harcayacaklar ve devlete s vergi ödeyemeyeceklerdir. Ama korkunç bir erke, devasa miktarlarda paraya, siddet silahlarına ve deliliklerini yayma araçlarına hakim durum¸ daki insanları ele geçiren Toulon-Paris salgınının sonuçlarıysa korkunç olabilir ve olmaya mecburdur. IV Takkesi ve sabahlıgıyla dermansız ve silahsız ihtiyar bir bunak abuk ˘ subuk konu¸ tugunda, kar¸ ı çıkmadan merhametle dinleyebiliriz onu, s ˘ s hatta sakayla huyuna bile gidebiliriz; ama ba¸ tan a¸ aga keskin kasatura¸ s s ˘ lar, kılıçlar ve dolu silahlarla donanmı¸ , güçlü kuvetli, tüm bir deliler s kalabalıgı, ipini koparıp heyecan içinde ölümcül silahlarını saga sola ˘ ˘ salladıgında, onların huyuna gidemez insan, hatta bir an bile huzur ˘ duyamaz. Ve simdi Fransız ve Rus toplumlarını sarıp Fransızların kar¸ ı¸ s lamasıyla yükselen heyecanda da durum böyle. Çünkü bu psikopatlık salgınına kapılanlar en korkunç cinayet ve imha silahlarına sahipler. Evet, bu kutlamalar sırasında yapılan tüm konu¸ malar, kaldırılan s tüm kadehler ve yazılan tüm makalelerde, sürekli, ya¸ ananların barı¸ ı s s korumak adına oldugu ilan edildi. Sava¸ taraftarları bile, kaybedilen ˘ s bölgelerin i¸ galcilerine yönelik bir nefretten degil de, bir sekilde nefret s ˘ ¸ eden bir tür sevgiden söz ettiler. Ama akıldan zoru olanların kurnazlıgı bilinen bir seydir ve “Sava¸ ˘ ¸ s

74

Hristiyanlık ve Vatanseverlik istemiyoruz, barı¸ istiyoruz!” cümlesinin sürekli tekrarı ve herkesin s zihnindekine dair sessizlik, en tehditkar bir belirtidir. Rus elçi Elysée’deki ziyafette cevaben kaldırdıgı kadehle söyle dedi: ˘ ¸ “Sadece bu duvarlar arasında bulunan herkesin degil, büyük ve güzel ˘ Fransa’nın her yerinde ve tüm Rusya’da kalpleri su an bizimkiyle bir¸ likte atan uzak yakın herkesin tüm kalbiyle kar¸ ılık verecegi bir kadeh s ˘ kaldırma teklifinden önce, Çar tarafından Kron¸ tad ziyaretinin iadesiyle s yetkilendirilen Amiral’e yönelik iyi niyet sözleriniz kar¸ ısındaki derin s sükranlarımızın ifadesini size aktarmama izin verin. Böylesine fevkalade ¸ bir birlik, baglılık ve samimiyetle kutlanmakta olan muhte¸ em ve barı¸çıl ˘ s s zaferin gerçek önemine dair sözleriniz, i¸ gal ettiginiz ulvi mevkiyle s ˘ agırlık kazanıyor.” ˘ Tamamen yersiz, aynı barı¸ atfı Fransız Cumhurba¸ kanı’nın konu¸ mas s s sında da vardı: “Rusya’yla Fransa’yı birle¸ tiren sevgi bagları” dedi, “(ki iki yıl önce s ˘ Kron¸ tad’da filomuz adına yapılan dokunaklı gösterilerle güçlenmi¸ ti) s s her gün güçleniyor; dostane duygularımızın içtenlikli alı¸ veri¸ i, barı¸, s s s güven ve emniyetin lütfunu gönlünde ta¸ ıyan herkese ilham vermelis dir”–vs. Her iki konu¸ mada da barı¸ lütufları ve barı¸ çıl kutlamalara tamamen s s s umulmadık ve yersiz bir sekilde atıfta bulunuluyor. ¸ ˙ Rus Imparatoru’yla Fransız Cumhurba¸ kanı arasındaki telgraf alı¸ ves s ˙ ri¸ inde de durum aynı. Rus Imparatoru su telgrafı çekti: s ¸
Au moment où l’escadre russe quitte la France, il me tient à caeur de vous exprimer combien je suis touché et reconnaissant de laccueil chaleureux et splendide que mes marins ont trouvé partout sur le sol français. Les témoignages de vive sympathie qui se sont manifestés encore une fois avec tant d’éloquence, joindront un nouveau lien à ceux qui unissent les deux pays et contribueront, je l’espère, à l’affermissement de la paix générale, objet de leurs efforts et de leurs vaeux les plus constants.

75

Hristiyanlık ve Vatanseverlik
(Rus filosu Fransa’dan ayrılırken, Fransa topraklarının her yerinde ˘ denizcilerimin muhatap oldugu sıcak ve görkemli kar¸ ılamanızdan s ˘ ˘ ötürü ne kadar duygulandıgımı ve müte¸ ekkir kaldıgımı size bildirs mek isterim. Umarım, iki ülke arasındaki sıcak duyguda¸ lıgın bir kez s ˘ ˘ daha böylesine belagatla ifade edilmesi ve onları birle¸ tiren yeni bags ˘s lar eklenmesi, çaba ve arzularının degi¸ mez hedefini, dünya barı¸ ını, s ˘ saglamla¸ tırmaya hizmet eder.)22 s

Fransız Cumhurba¸ kanı da cevap telgrafında söyle dedi: s ¸
La dépêche dont je remercie votre majesté m’est parvenue au moment où je quittais Toulon pour rentrer à Paris. La belle escadre sur laquelle j’ai eu la vive satisfaction de saluer le pavillon russe dans les eaux françaises, l’accueil cordial et spontané que vos braves marins ont recontré partout en France affirment une fois de plus avec éclat les sympathies sincères qui unissent nos deux pays. Ils marquent en même temps une foi profonde dans l’influence bienfaisante que peuvent exercer ensemble deux grandes nations devouées à la cause de la paix. ˘ (Paris’e dönmek üzere Toulon’dan ayrılırken aldıgım telgrafınıza ˘ te¸ ekkür ederim majesteleri. Üzerindeki Rus bayragını Fransız sus larında selamlama zevkine eri¸ tigim mükemmel filo ve cesur denizs ˘ cilerinizin, Fransa’nın her yerinde kar¸ ıla¸ tıkları dostane ve renkli s s ˘ kutlamalar, ülkelerimizi ne kadar içten bir sempatinin birle¸ tirdigini s bir kez daha göstermi¸ tir. Bunlar aynı zamanda, kendilerini barı¸ a s s ˘ vakfetmi¸ iki büyük ulusun yararlı bir etki yaratabilecegine dair derin s bir inanç da tesis ediyor.)

Yine her iki telgrafta da, ne sırası ne geregiyken, denizcilerin kar¸ ılan˘ s masıyla hiç alakası olmayan barı¸ a bir atıf var. s Bütün bu sefih ayinlerin Avrupa barı¸ ı adına yapıldıgını söylemeyen s ˘ bir tek konu¸ ma ya da makale bile yoktu. s
22 Tolstoy’un,

parantezler içinde, Fransızcadan Rusçaya aktardıgı bölümleri, Rusçadan ˘ Türkçeye Koray Karasulu çevirdi. –[Acar Burak Bengi]

76

” Kutlamalar hakkında yazılan birçok makale açık ve naif bir haz ifadesi barındırıyordu. para bellum. sadece polis tarafından hemen uzakla¸ tırılan gafil bir s s adam herkesin dü¸ ündügü seyi bagırdı: “A bas l’Allemagne!” (Kahrolsun s ˘ ¸ ˘ Almanya!) Çocuklar da. Kimsenin sava¸ hakkında bir sey söylemeyi¸ ine neden böyle sevinelim. kims ˘ senin di¸ lerini dökmek. ˘ s Geçenlerde sava¸ ın gerekli ve hatta faydalı oldugunu yazan Bay Zola s ˘ ve aynı fikri birkaç defa ifade eden Bay De Vogue. cumhuriyet barı¸ tır. Rus ˘ ˘ 77 . “Ama bütün bunlar barı¸ ı güvence altına almak için yapılıyor.” (Barı¸ s ˙ istiyorsan sava¸ a hazırlan. bazan yaramazlıklarını saklamaktan öyle ¸ haz alırlar ki. ¸ s ˘ Tıpkı bir adamın. her fırsatta. ama sava¸ hazırlıklarına milyarlar harcanıyor s s s ve milyonlarca insan Rusya’yla Fransa’da silah altında. “Kimsenin süphesi yok” demek ¸ istiyor insan: “Böyle kötü niyetleriniz varsa bile. Imparatorluk barı¸ tır. o zaman neden. sava¸ hakkında s bir söz söylemeyip sadece barı¸ tan söz ettiler. hiç degilse onlardan ˘ bize söz etmeye kalkmayın. sadece geceyi huzur içinde geçirmek istedigine. ısrarla. barı¸ çıl bir topluluga katılıp. s ¸ s eger gerçekten onu dü¸ ünmüyorsak? ˘ s V Kimse sava¸ ı dü¸ ünmüyor. sadece ˘ egitimli varsayılan insanlara yönelik gazeteler ve dergilerde degil. Si vis s pacem.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Rus basın temsilcilerinin verdigi yemekte herkes barı¸ tan söz etti. kutlamalar sırasında tacitu consensu (sessiz mutabakatla) herkesten saklanması kararla¸ tırılan seyi kimse s ¸ dı¸ a vurmadı. Rusya’da kendi aramızda. gözlerini morartmak veya kollarını kırmak gibi s bir niyeti olmadıgına.) s s s Ama eger öyleyse. L’empire c’est la paix. Meclis oturumları son s zamanlardaki kutlamalar üzerine konu¸ malarla açıldı ve konu¸ macılar s s bu sölenlerin Avrupa’ya barı¸ bildirisi oldugunu beyan ettiler. la république c’est la paix. ˘ ˘ oradakileri temin etmesine benziyordu. aynı sekilde. ki nitekim. hazları onları ele verir.

. ils espèrent toujours redevenir Français. du Bas-Rhin et de la Moselle. la France n’a plus été troublée. et qui étaient de bons Français. Mais l’Allemagne tient à sa conquête. Mais la France a perdu sa renommée militaire pendant la guerre de 1870. Ils détestent l’Allemagne. 1893). (Selskiy Vestnik. 43. Ve neden tüm Fransız ortaokullarında.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Hükümeti’nce köylüler için yayınlanan bir gazetede. Fransa’yla dost olmak Rusya ˘ için yararlı ve avantajlıdır”–vs. Au lendemain de la guerre. et c’est un grand pays dont tous les habitants aiment sincèrement leur patrie et dont les soldats sont braves et disciplinés. C’est votre devoir. Bay Lavisse tarafından derlenip (21. L’histoire de la France montre que dans notre pays les fils ont toujours vengé les désastres de leurs pères. Avusturya ve ¸ ˘ ˙ Italya). Vous devez y 78 . vaincus à Sedan et à Metz. bu kolay bir lokma olmayacagı ve hatta ba¸ arılı bir mücadele büyük ˘ s fedakarlıklar ve kayıplar gerektirecegi için. le grand devoir de votre vie. . Selskiy Vestnik’te bile. No. 1899) a¸ agıdakileri içeren ders kitabıyla ögretiliyor tarih: s ˘ ˘ Depuis que l’insurrection de la Commune a éte vaincue. à Poitiers. beklentilerin aksine. Azincourt. C’est pour que vous deveniez de bons soldats que vos maîtres vous apprennent l’histoire de la France. Les Français du temps du Charles VII ont vengé leurs pères vaincus à Créy. ont été obligés de devenir Allemands. elle a perdu une partie de son territoire. Rusya’yla barı¸ ı ihlal etme kararı aldıgında. C’est à vous–enfants élevés aujourd’hui dans nos écoles–qu’il appartient à venger vos péres. elle s’est remise au travail. baskı. Plus de quinze cent mille hommes qui habitaient nos départements du Haut-Rhin. Pour reprendre à l’Allemagne ce qu’elle nous a pris. Elle a paye aux Allemands sans difficultés l’énorme contribution de guerre de cinq milliards. Ils ne sont pas résignés à leur sort. . s ˘ sadece Tanrı’nın yardımıyla Rusya kendi ba¸ ının çaresine bakabilirse s de. Almanya’yla sava¸ halinde Fransa’yla ittifakımızın askerî avantajs ları izah edildi ve iktidar tarafından kandırılan bu talihsiz insanlara su telkin yapıldı: “Sözünü ettigimiz Güçler (Almanya. il faut que nous soyons de bons citoyens et de bons soldats.

Ve topraklarının da bir kısmını. Ama kaderlerine boyun egs s mediler. deniza¸ ırı Fransız vatanda¸ larının. A¸ agıs s ˘ Ren ve Moselle bölgelerinde ya¸ ayan yüz elli binden fazla Fransız s ˘ vatanda¸ ı. Alman olmaya zorlanmı¸ tı. solun ve s s s tarihçilerin tepkisini çekti ve maddenin iptaline yönelik 180. gibiler s dogrultusunda bir egitim “reformu” yaptı ve Japonların. son zamanlardaki yeni giri¸ imleriyle öne çıksalar da. . Poitis s ers’de. Fransa ve Japonya örnekleri. devletin tarih yazmasından ve sömürgeciligin s ˘ deh¸ etlerinden muzdarip göçmenlerin. Jon Henley’nin haberi). ˙yi askerler olabilmek için s I ˘ ˘ de. Sorular da söyle: ¸ 23 Benzer uygulamalar bugün de ya¸ anıyor. tahrif ve manipüle edildigine ˘ ˘ çogu ülkede rastlandıgı belirtiliyor. ülkemizde daima talihsiz babaların intikamını ogulların aldıgını gösterir. . geçmi¸ teki ˘ s hunharlıklarını sansürlemek. vatanseverlik ve milliyetçilik ugruna. Yukarı-Ren. Kuzey ve Güney ˘ ˘ Korelilerin ve hem Japon hem de uluslararası akademisyenlerin tepkisini aldı. okul kitaps larında hakikatin. cesur ve disiplinli askerler olan insanların ya¸ adıgı bu s ˘ ˘ büyük bölgeye– çok deger veriyor. ˘ s The Guardian. köle ticareti üzerine ve Fransa’nın bugün miras aldıgı ırkçılık üzerine resmî bir yalanı nak¸ etmektedir” (kaynak: 16 Aralık 2005. sürekli tekrar Fransız olmayı ˘ umut ediyorlar. Ama Fransa 1870 sava¸ ında askerî s s ününü kaybetmi¸ ti. –[Acar Burak Bengi] ˘ ˘ 79 . Bu sizin görevinizdir. Hiç zorlanmadan Almanlara be¸ s s milyarlık sava¸ tazminatı ödedi. Söz konusu yasa maddesi.)23 s s Sayfanın dibinde yukarıdakiler üzerine bir dizi soru var. Daima bunu dü¸ ünmelisiniz. kolonyalizmin sadece olumlu taraflarına yer vererek. Japonya’da da sagcı ve milliyetçiler. kurulu¸ mitini tarihi gerçek olarak sunmak vb. ya¸ amınızın en büyük görevi. Subat 2005’de. Azincourt’da yenilen babalarının intikamını almı¸ tır. (Fransa Komün’lerin isyanları bastırıldıktan sonra rahatladı. Crecy’de. yazarlar ve aydınlardan olu¸ an 1000 ki¸ ilik ikinci bir imza kampanyasında s s da söyle dendi: “Bu yasa. s ˘ ¸ Fransız sömürgeciliginin faydalarından söz edecek bir egitime yönelik yasal düzenle˘ ˘ meye giri¸ ti. vs.000 imza toplandı. Charles zamanında ya¸ amı¸ Fransızlar. zaman ¸ zaman soykırıma varan katliamlar üzerine. tarihçiler. Çinlilerin. Almanya’dan nefret ediyorlar. Sava¸ s tan hemen sonra da i¸ e koyuldu. . Simdi s ¸ ˘ okullarımızda egitim gören siz çocuklar da Sedan’da ve Metz’de yenilen babalarınızın intikamını almalısınız. . Ayrıca. ögretmenlerinizden Fransa tarihini iyi ögrenmelisiniz.Hristiyanlık ve Vatanseverlik penser tourjours. Ama Almanya zaptettigi bu bölgeye –vatanlarını içtenlikle seven. Burayı Almanya’dan geri almak için iyi yurtta¸ lar ve iyi askerler olmalıyız. Fransa ta˘ ˘ rihi. Fransa’nın sag hükümeti. VII.

yaralar. avantajı ve s ˘ ˘ ˘ hatta kahramanlıgı telkin ediliyor. ˘ ˘ s O kurban. paylarına sadece çamurlu sava¸ meydanı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Topraklarının bir bölümü dı¸ ında. kan. yigitliklerini uyandırmalı” diyen. Réflexions sur le ˘ livre VII (VII. ne de bans dolar dü¸ en. sava¸ ın gerekliligi. ˘ “Sava¸ ı dü¸ ünmüyoruz. s s ˘ s bir çocuk saflıgıyla sevinç çıglıkları atan ve etrafa bakmalarına zaman ˘ ˘ kalmadan. Tek derdimiz barı¸ . çürüyen s 80 . açlık ve s s ˘ elem. buharlı gemileri. Öyle ki. salonları. limanları. baktıkları halde onları aldatıp onlara en korkunç faciaları hazırlayan adamların tüketmesi için– tüm bu sülünlerle kiraz ku¸ larını. her zaman her yerde. barakaları. kaleleri. ama “bu hatıra cesaretlerini kırmamalı. bu soruyu sormaya gerek varmı¸ ve aldatılan s talihsiz kurbanın kim oldugu çok açık degilmi¸ gibi. budala. paylarına ne amiraller. . mendirekleri ve tüm bu sarayları. platformları ve zafer taklarınıyapanlar. ne ba¸ kanlar. dogrulugu. önlerine dikilmi¸ ölümcül dü¸ manlar ve kaçmalarını engellemek s s için arkalarına dikilmi¸ amansız subaylar. el altından ve sürekli. ızdırap. aldatılan. kitaba göndermeler) de var. cephanelikleri. tersine. tüm bu gazetelerle kitapları dizip basanlar ve –besleyip. s topları. genç ku¸ aga ve genel olarak tüm Rus ve Fransızlara s ˘ da. resmi konu¸ malarda büyük bir ısrarla barı¸ tan söz ediliyorsa.” s s s Qui diable trompe-t-on ici? (Lanet olsun. ne bayraklar. soguk. büyütüp. saglıklı beyaz di¸ lerini göstererek. süslenip dalgalanan bayraklar altında yerini almı¸ her amirale ve s ba¸ kana. istiridyeleri ve sarapları bulup getis ¸ renler. s s sıradan insanlara. burada kimi kandırıyorsunuz?) diye sormak istiyor insan. . s su toplamı¸ elleriyle bütün o gemileri. çalı¸ an insanlardır. “Fransa’nın çocukları 1870’deki yenilgilerimizi hatırlamalı” ve “bu hatıranın yükünü kalplerinde hissetmeli”. havai fi¸ eklere ve bandoya. Fransa ne kaybetti? Kaç Fransız s o toprakların kaybıyla Almana dönü¸ tü? Bu Fransızlar Almanya’yı s ˘ seviyorlar mı? Bir gün Almanya’nın bizden aldıgını geri almak için ne yapmalıyız? .

aynen. Avrupa barı¸ ını tehdit eden tehlikeli bir s s kom¸ uya kar¸ ı savunma bakımından önemi olabilecegini teslim etsek s s ˘ bile. “Durum. Ne daha önce. Üçlü Ittifak’ın barı¸ ımızı s ˘ s ve Avrupa barı¸ ını tehdit ettigi ve Fransa’yla ittifakımızın güçleri denges ˘ leyecegi ve dolayısıyla barı¸ ın bir garantisi olacagı söyleniyor bize. filan-filan vaziyeti almak veya su s ˘ ¸ ya da bu kurdele veya ni¸ anı kapmak için. Fransızların da Ruslara bu ani. s ˘ VI “Ama öyle bir sey yok. yine o s halktan olu¸ turulan top-yeminin harcanacagı noktaları gösterecekler. lüzumsuz bir ölüm dü¸ en hep aynı munis. ¸ s iyi bir ak¸ am yemeginden sonra koyu renk bez çadırlar içinde oturacaks ˘ lar ve bir haritaya saplanmı¸ ignelerle. Ve simdi su Toulon ve Paris kutlamalarında ziyafet çekenler gibi adam¸ ¸ lar. bu duyguyu birbirine s ifade etmesinden ibaret. Rusların Fransızlara. bunun neresi kötü?” Bu kötü. filan-filan miktarda. ne de simdi Fransızlara özel bir sevgi duymadıgımızı ¸ ˘ hepimiz biliyoruz. kastedildigi sekilde. Almanları sevmeyi¸ imiz ve onlara ˘ ¸ s güvenmeyi¸ imiz de sahte. Ve. önlerinde iyi sarap dolu kadehlerle ve di¸ lerinin arasında purolarla. sava¸ çı niyetler yok” deniyor bize.Hristiyanlık ve Vatanseverlik cesetler ve anlamsız. Ama ˘ s ˘ bu iddianın sersemligi öyle açık ki. bütün bu yakı¸ ıksız ve anlamsız sefih s s ayinlerin Avrupa barı¸ ını koruma amacı güttügünü söylemek daha da s ˘ sahte. ne daha önce. insan ciddi ciddi onu çürütmekten ˘ 81 . ne de simdi Almanlara özel bir ¸ dü¸ manlık duymadıgımız gibi. sıradı¸ ı s sevgisi sahte. s ˘ ˙ Almanya’nın Rusya’ya kar¸ ı planları oldugu. çünkü hiçbir mazareti bulunmayan. budala s insanlar. en a¸ ikar ve arsız bir s sahtekarlık. Bir dost milletin temsilcilerinin diger milletin ˘ temsilcileri tarafından özel kutlamalarla ve seref duyarak kar¸ ılanma¸ s ˙ sında yanlı¸ olan ne? Ittifakın. iki ¸ s milletin kar¸ ılıklı olarak birbirine sempati duyup.

toprak kaybını hazmedemeyen Fransa’nın ¸ ˙ yapma tehlikesi çok daha büyüktür. s s ˘ ˙ Tamamen aynı sekilde. Fransızlar ve Ingilizler ˘ daima ve hâlâ bize. tehlike hâlâ mevcut. Üstünlük simdi s ¸ Franko-Rus ittifakındaysa. çünkü bir yalan ve bir yalan asla zararsız olmaz. çünkü Wilhelm’in bir Avrupa ittifakı önderliginde barı¸ ı bozma tehlikesi ˘ s varsa. Seytan bir katil ve yalanların babasıdır. tüm s güçlerin matematiksel bir e¸ itlik içinde olması gerekirdi. Üçlü Ittifak da kendini barı¸ -ligi olarak adlandırdı. tıpkı simdiki gibi. –[Acar Burak Bengi] 82 . o s zaman herhangi bir insan toplulugunda en güçlü adam bir tehlikedir ve ˘ digerleri onu dengelemek için ittifaklar kurmak zorundadır. –[Acar Burak Bengi] Harbi. Özellikle de bu gibi bir durumda. barı¸ güç dengesine baglıysa. s s O zaman. Yuhanna 8: 44. ˘ “Fransa’yla Rusya’nın barı¸ ı garanti altına almak için kar¸ ılıklı sempas s tilerini ifade etmelerinde kötü olan ne?” diye soruyorlar. kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. Sırplar veya Bulgarların herhangi ˘ birinden. O zaman da aynı co¸ kunluklar. bu Karadaglılar. simdi oldugu gibi. o zaman aynı seyi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik utanıyor. Bir denge olu¸ turmak için s ˘ s Avrupa kaç ittifaka bölünmek zorunda? Madem i¸ ler böyle yürüyor. simdi s s ¸ Paris’te vatanseverlik timsalleri olarak anılan Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi. resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. Franko-Rus Ittifakı da gerçekte neyse –yani bir ¸ sava¸ ligi– ondan ba¸ ka türlü görünemez. Türk sava¸ ından25 önce de. önsöze bak. Hatta daha da büyük. bize bir sava¸ ligi olarak göründügü halde. Rus¸ ˘ 24 Yeni 25 93 Ahit. aralarında bir denge kuruls ˘ ˙ ması gereken birimler nasıl belirlenebilir? Ingilizler simdi Rusya’yla ¸ Fransa ittifakının kendilerini tehdit ettigini ve bu yüzden yeni bir it˘ tifak olu¸ turmaları gerektigini söylüyorlar.24 Yalan daima cinayete yol ¸ açar. Böyle olması. Nitekim. Bu kötü. sadece. O zaman da. yani bir ittifakın barı¸ ı garantilemesi için. biz Ruslarla yüzlerce s ¸ yıldır kimsenin hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani ˘ s ˙ bir sevginin alevlendigi varsayıldı –Almanlar.

Sırbistan ayaklandı. çe¸ itli bölüklere. s ˘ deh¸ etli ugra¸ yeniden ba¸ layacak. asıl mesele –Türkiye’ye s kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz kaldılar. Aleksandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigi˘ miz üzere. vs. yani.. Çanlar çalacak ve uzun saçlı adamlar altın i¸ lemeli cüppelerini giyip s cinayet adına dua etmeye ba¸ layacaklar. s bütün gazetelerce ve tüm milletin kamuoyunca talep edilen (veya bu gibi durumlarda daima tüm milletin kamuoyunca talep ediliyormu¸ s gibi görünen) bir sava¸ ı onaylamaktan kaçınamayacak. tüm sadık tebaamıza duyururuz. zamanları ve enerjileriyle ne yapacaklarını bilmeyen aylak. aslen sava¸ s istemeyen III. Finlandiya Büyük Prensi. ordulara ve filolara içecekler. uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. çevresindeki herkesçe. gazeteler gittikçe daha s fazla yalan söyledi. s s s ¸ III. Aleksandr. besbelli aynı yola veya ¸ daha da kötü facialara yöneliyor. s s milyonların zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması. zengin insanlar kalabalıgı vatansever konu¸ malar geveleyecek ve ˘ s Almanya’ya kar¸ ı dü¸ manlık a¸ ılayacak ve hadiseler öyle sekillenecek ki. Polonya I Kralı. o bildik ugursuz ve budala duyuru gazete ˘ sütunlarında görünecek: Biz. “Tanrı s Çar’ı Korusun” ve “la Marseillaise” nagmelerine içtikleri gibi. gazeteler yalans larını basacaklar. birbirlerine budala seyler söylediler ve vecd duygularıyla ¸ mütehassis oldular. aynen simdi Paris’te oldugu gibi. Ve biz etrafa s bakmaya zaman bulamadan. vs. içip. –vs. bize Tanrı tarafından ema˘ net edilen sevgili insanlarımızın iyiligi için. kendilerini katliama gön˘ dermeyi Tanrı huzurunda görev bildigimizi. Fransa’ya. sava¸ gerçekle¸ ti. Tanrı onlarla olsun. ne kadar barı¸ yanlısı olursa olsun.Hristiyanlık ve Vatanseverlik larla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler. Tanıdık. Çe¸ itli generaller ve bakanlar. s ˙ önce. o zaman da Moskova’da Ilk ¸ ˘ yiyip. yüz binlerce masum insanın kıyımı. Toulon ve Paris’te yas s pılan ve gazetelerde hâlâ yapılmakta olan sey de. Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve s s iktidar tedricen oyunda yer almaya ba¸ ladı. Tanrı’nın lütfuyla tüm Rusya’nın otokratik ˙mparatoru. vatanseverlik s ˘ s s 83 . birlik ve barı¸ tan söz edip. çaglar öncesine uzanan. ˘ Rusya’ya. Gazetelerin editörleri. Diplos matik notalar ve yarı-resmî makaleler ba¸ ladı.

bütün bu aldatılan insanlar kalabalıgı ileri. dört dönecekler. Aylak hanımlarla beyefendiler. munis insan. donacak. nefret ve cinayeti te¸ vik için çalı¸ maya koyulacaklar ve sas s tı¸ larını iki katına çıkarmaktan sevinç duyacaklar. ˘ yaralılar bir sekilde toplanacak. açlık sefaleti çekecek. bunları toplayacak yeteri kadar insanın kalmadıgı noktaya ula¸ ınca ve hava. Fabrikatörler. Ve böylece bir kez daha insanlar barbarla¸ tırılmı¸ . s ˘ türlü kurdeleler. ni¸ anlar ve yıldızlar almayı umarak. daha ileri sürülecek. tüccarlar s ve mühimmat satıcıları iki kat kâr beklentisi sevinciyle ko¸ u¸ turacaklar. haçlar. insanları öldürmeleri geregi. simdiden Kızıl Haç için adlarını kaydettirip.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kisvesi altında. nereye sürülürlerse oraya yürüyecekler. vah¸ ile¸ tirilmi¸ s s s s s ve zalimle¸ tirilmi¸ olacak ve dünyada sevgi azalacak. komutanlara bile naho¸ gelecek ˘ s s kadar. annelerins den ve çocuklarından koparılan yüzbinlerce basit. çifte maa¸ s s ve istihkak çekerek. bir süreligine duracaklar. Ordu komutanları. s s s 26 Önsöze bak. Uygun adım ilerleyecek. hastalıktan ölecek ve nihayet insanların onları biner biner öldürecekleri yere gelecekler ve onlar da. dört dönecekler. hovardalık ve votkayla bastırarak. ellerindeki ¸ ölümcül silahlarla. daha önce hiç görmedikleri ve kendilerine ne bir kötülük yapmı¸ ne de yapması mümkün olan s binlerce ba¸ ka insanı öldürecekler. nedenini kendileri bilmeden. yaralı ve ölü sayısı. ruhlarındaki ızdırabı sarkılar. s Ve sükunet içindeki çalı¸ ıp didinmelerinden. ta ˘ ki bunu ba¸ latanlar usanana ya da gerekli görenler istediklerini alana s kadar. ölüler üzerlerine kireç serpilerek gömülecek ve pe¸ inden bir kez s daha. s Ve hasta. kocalarıyla karde¸ lerinin ¸ s öldürmeye giri¸ tigi insanların yaralarını sarmaya hazırlanarak ve böyles ˘ likle en Hıristiyanca bir i¸ yaptıklarını hayal ederek. insanoglunun s s ˘ halihazırda ba¸ lamı¸ bulunan Hıristiyanla¸ ması26 tekrar on yıllarca. karılarından. –[Acar Burak Bengi] 84 . o çürüyen top-yemiyle enfekte olunca. hastalar rastgele bir yere getirilip üstüste ¸ atılacak. hastalanacak. s s Her zamankinden daha çok çalma fırsatını sezen her türden memur dört dönmeye ba¸ layacak.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik yüzyıllarca geriye atılacak. onların zımni sos nuçlarına kar¸ ı çıkmaktan kendini alamaz. –[Alper Altug] s s s ˘ ˘ 85 . cemaatleri adına kefil olunca ve Rus halkının temsilcisi ˘ diye görülen Paris’teki Rus elçi. bir ortolans à la soubise et logopèdes glacées27 tabagından sonra. s tüm Rusların Kron¸ tad ve Toulon ve Paris’te olup bitenlerle duyguda¸ lık s s içinde bulundugunu ve bu ölüm kalım ittifakının tüm bir halk iradesiyle ˘ onaylandıgını öne sürünce ve Rus Egitim Bakanı duygularını. ˘ ¸ ani ve müstesna bir güzel Fransa (la belle France) sevgisiyle dolup tasan kalbinin tüm Rusların kalplerine tercüman oldugunu beyan edince. s s onları çocukluktan itibaren sapkınla¸ tırarak. o gazeteci baylarınkilerle. Fransızların Imparator ailesine yönelik s hayır dualarının muhakkak ki Çar-sever Rus halkının kalbinde sevinçle yankılandıgına. eline bir kadeh Grand Moët sampanyası alarak. söz ve eylemlerince bilerek veya 27 Soganlı ˘ be¸ amelli yelveku¸ u ve donmu¸ kartavugu. Rus çocuklarının. aksine. sava¸ ın mevcudiyetini onun gerekliligine s ˘ kanıt gösterecekler ve yine gelecek ku¸ akları sava¸ a hazırlayacaklar. görünü¸ te uzak gelecek için olsa da. böyle bir duyuruyu en canhıra¸ bi˘ s çimde protesto etmeyi ve kalplerimizin. muhatap oldukları kar¸ ılamadan ötürü tüm Rusya’nın minnettar kalacagına Fransızları s ˘ ˙ temin edince ve ba¸ rahipler. Dolayısıyla o gazeteci baylar. tüm emri ˘ ˘ altındakilerin. egitim ˘ bakanlarınınkilerle. filo komutanlarınınkilerle. Ve bir kez daha. s VII ˙s I¸ te böyle Toulon kutlamaları gibi vatansever gösteriler gerçekle¸ tiginde. pe¸ inen sarts s ¸ landırılıp. sadece kendimiz için s degil on milyonlarca Rus için de. s ˘ insanların iradeleri. ba¸ rahiplerinkilerle ve s elçilerinkilerle birlikte atmayıp. bu çılgınlıktan azade olan bizler. vatanseverligin daima yol açtıgı alı¸ ılageldik insafsızlıklara ˘ ˘ s rehnedilir ve bu kutlamaların önemini farkeden ki¸ i. sava¸ tan kazanç saglayacak s ˘ olanlar. ¸ ˘ i¸ te o zaman. bilginlerin ve yazarların payla¸ tıgına s ˘ Fransız bakanları temin edince ya da Rus filo komutanı. kendilerinden emin.

Chants du Soldat yazarı. öfke ve s s ˙ tiksintiyle doldugunu ilan etmeyi kutsal görevimiz addederiz. Geldiginde biz ot biçiyorduk. s ˘ VIII Yakla¸ ık dört yıl önce. –[Aylmer Maude] 86 . vatansever bir ant içtigini anlattı: ˘ ˘ ˘ Fransa’nın dirligi ve serefi yeniden tesis edilene kadar Almanya’yla ˘ ¸ sava¸ için ajitasyon yapmayı bırakmayacakmı¸ . esir dü¸ üp s ˘ s kaçtıgını ve. söyledikleri gibi barı¸ ın onanmasına benzemes yip. kar¸ ılıgını verdik. konu¸ maların ˘ s s ve kucakla¸ maların altında ne gizlendigini biliyoruz. besbelli gurur duydugu. ˘ s ˘ Fransızların kendilerinden koparılan karde¸ lerini kurtarmakla yüs kümlü oldugu. Kaybettigi bölgeleri geri alana kadar Fransa’nın s ˘ huzur bulamayacagı seklindeki savlamasına.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bilmeyerek etrafa saçtıkları ölümcül yalan ve yanlı¸ lar kar¸ ısında. ama bunları s sadece kendileri için yapsınlar. Istedikleri ˘ kadar Moët içsinler. seklindeki savunmasına kar¸ ılık. Fransa’nın eski sınırlarıyla gücü ve sanının geri kazanımı ¸ için ve kendimizi Almanya’nın ugursuz planlarına kar¸ ı emniyet altına ˘ s almak için. daha ziyade suça katılmaya hazırlanırken suçluların daldıkları sefih ayinler ve esriklige benzeyen bütün bu sarho¸ vecdlerin. Jena’nın öcünü alana kadar ˘ ¸ da Prusya’nın huzur bulamayacagı ve simdi Fransa lehine bir revanche ˘ ¸ gerçekle¸ mesi halinde. Almanların da tekrar onun öcünü almak zorunda s kalacakları ve bunun böylece sonsuza kadar gidecegi. ¸ Göz yumamayız çünkü. s s Bizim çevre. makaleler yazıp konu¸ malar yapsınlar. Alman hakimiyetindeki ˘ ¸ s 28 Paul Déroulède (1846-1914). Ögle yemegi için eve dönü¸ te ziya˘ ˘ ˘ s retçimizle ahbaplık ettik ve bize hemen nasıl sava¸ tıgını. Rusya’yla Fransa arasındaki bir ittifakın gerekli oldugu ˘ kanaatini payla¸ madı. Toulon baharının ilk cırcır böcegi –Almanya’yla s ˘ sava¸ ma taraftarlıgı iyi bilinen bir Fransız ajitatör28 – bir Franko-Rus s ˘ ittifakına zemin hazırlamak üzere Rusya’ya geldi ve köyde bizi ziyaret etti. kendini Hıristiyan addeden bizler bu beyefendilerin söyleyip yazdıklarıyla sartlandırılmaya göz yumamayız.

ziyaretçimiz sadece omuzlarını silkip. cevabını verdik. ne de idrakımızı bulandıracak ba¸ ka bir seyimiz bulun¸ s ¸ dugundan. sadece tüm cinayetleri yasakla˘ makla kalmayıp. hiçbir durumda sava¸ ı ˘ s onaylayamayacagımız. s ¸ Estonya. sava¸ ın yol açacagı korkunç ızdırapları çeks ˘ meye degmeyecegi. bizim için böyle ko˘ nu¸ makta hiç sakınca bulunmadıgını. milliyet ayrımı yapmaksızın herkesi karde¸ sayarak. sava¸ insanların öldürül˘ s s mesini talep ettigine ve Hıristiyanlık. siyasi s s ˘ ˘ bakı¸ açısıyla bile. insanlar. Ve ne bandomuz. ancak hile ve desiseyle sürüklenebilir sava¸ a. –[Acar Burak Bengi] 87 . rahiplere s ˙ ba¸ ka görevler vermekle ve her¸ eyden önce Incil’i yasaklamakla kalmas s malı. tutarlı olmak adına. genelde. gerektirdikleri askerî güçle siyasi harcamadan bizi ˘ kurtaracagına göre. C’est à prendre ou à laisser (Bu ancak böyle yapılabilir) dedik. Bizse bu hile ve desis seyi görüyoruz. Letonya. aynı zamanda Hıristiyan ögretilerden kaynaklanan bütün ahlak ˘ kaidelerini de reddetmeli. dedik. simdi oldugu ¸ ˘ gibi. karakteristik Fransız ˘ 29 Bugün.Hristiyanlık ve Vatanseverlik çalı¸ an kesim mensubu Alsace-Lorraine sakinlerinin. Hıristiyan bakı¸ açısıylaysa. Bir Hıristiyan Hükümet sa˘ s ˘ va¸ a girdiginde. Alman degil de Fransız sayılmak daha ˘ ˘ ho¸ gelecek diye ve ziyaretçimiz Fransız ordularının sanını yeniden s ¸ kazanmasını istiyor diye. s tüm insanlara iyilik yapılmasını istedigine göre. sadece kiliselerden haçları s ˘ kaldırmakla. ne sampanyamız. böyle bir kaybın daha çok bir kazanç olarak deger˘ ˘ lendirilebilecegi. Fransız s hakimiyetindekinden hiçbir sekilde hiç de daha kötü bir durumda ol¸ madıgı ve kimi Alsace’lılara. ama Baltık Eyaletleri29 veya Pos ˘ lonya bizden alınsaydı ba¸ ka türlü konu¸ acagımızı söylediginde. kilise binalarını ba¸ ka amaçlara uyarlamakla. ˘ Fransa’nın katlandıklarına katlanmadıgımızdan. Sovyetler’in çökü¸ ünden sonra bu eyaletler su devletler oldu: Litvanya. dolayısıyla ona teslim olamayız. Polonya veya Baltık Eyaletleri’nin kaybı bir facia s sayılamayacagına. kar¸ ılıgını verdik. hatta bir tek insan hayatını feda etmenin bile dogru ˘ ˘ ˘ olmadıgı. Hıristiyanlık yok edilene kadar.

sava¸ tan arzu edilir s ˘ s bir sey gibi söz edebilecegine inanması mümkün olmamı¸ tı. söz ve jestlerin anlamını izah ettigimdeki munis sa¸ kınlıgını ve alaycılıgını hatırlıyorum. s beyaz parmaklarıyla Prokofi’nin ter içindeki kenevir gömlegini her ˘ yanından sıkarak. “kımıldayacak bir yerleri kalmaz. s ¸ s yeti¸ kin ve egitimli bir adamın. ˘ s ba¸ ıyla ziyaretçimi i¸ aret ederek.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kibarlıgıyla. sert bir sesle. duygularını gayriihtiyari açıga ˘ ˘ ˘ vurdu. s ˘ “Dites-lui que nous aimons les Russes. Almanya’ya kar¸ ı s s s sava¸ halinde Rusların Fransa yanında yer almasını saglamak umuduyla s ˘ geldigini açıkladıgım zaman Prokofi besbelli memnun kalmadı ve küçük ˘ ˘ ot yıgınları arasında oturan köylü kadınlara dönerek. evimizdeki misafirperver kar¸ ılamadan ötürü fevkalade ˘ s müte¸ ekkir kaldıgını. ama görü¸ lerinin benzer sekilde kar¸ ılanmayı¸ ına s ˘ s ¸ s s çok yazıklandıgını söyledi. halk arasında ˘ fikirlerine daha fazla sempati bulacagını umarak. Bu sözler besbelli. iki ˘ büklüm bir mujik olan. solgun. ama hâlâ azimle çalı¸ maya devam eden mesai s arkada¸ ım Prokofi’ye. 88 . s s ˘ “Peki hangi i¸ için gelmi¸ ?” diye sordu Prokofi.” (Ona Rusları sevdigimizi söyle˘ yin) dedi. saka olarak s ¸ aldıgı seye sakayla cevap vererek. Almanları her iki yandan sıkı¸ tırma önerisini saka olarak almı¸ tı. ¸ s ¸ “O kimlerden?” diye sordu Prokofi. Ruslarla Fransızların Almanları her iki yandan s sıkı¸ tırmasına matuf hareket planını tercüme etmemi istedi. Almanları sıkı¸ tırma önerisinden de çok s sa¸ ırttı Prokofi’yi ve onda biraz süphe uyandırdı. Varlıklı bir Fransız oldugunu söyledim. Prokofi’nin. ˘ ¸ s ˘ ˘ Belli ki. Fransız. güvenmedigi anla¸ ılacak biçimde. sakin ve ayıkken. ¸ ˘ s “Peki ama. gidip ˘ dagınık otları tırmıklamalarını bagırınca. ihtiyar.” s Bu kar¸ ılıgı ziyaretçime tercüme ettim. bunu fiilen gösterdi ona. ˘ ¸ ¸ onlara bir çıkı¸ yolu bırakmalıyız. onları her iki yandan sıkı¸ tırırsak” dedi Prokofi. ˘ IX Bu sohbetten sonra misafirimizle otluga gittik ve orada.

Ve Rus halkına yönelik diplomatik misyonu böylece sona erdi. Ve sonra. tembel degil ama. sonradan bu sekilde kendilerini ¸ defedenleri besleyip koruyanlar. Birinin sahsında. daima bitkin ama feci iki s s s büklüm haline ragmen hep çalı¸ an Prokofi’nin kaba figürü– bu iki ada˘ s mın olu¸ turdugu güçlü tezat. –[Acar Burak Bengi] 32 Hu¸ agacından çarık. yabancı ziyaretçiyi incitmi¸ olmaktan s korkarcasına. Prokofi bunu söyleyip. s –[Koray Karasulu] 31 Bazı karakteristik özellikleri leytmotif olarak kullanması. o zaman. le brave homme!” (Ah ne cesur adam!) diye haykırdı kibar Fransız gülerek. çalı¸ maya alı¸ ık olmayan beyaz elleriyle31 enerjik bir bis s çimde Almanların nasıl sıkı¸ tırılması gerektigini gösteren iyi beslenmi¸ s ˘ s zarif Fransız.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙s “Hey. hem de “biçmek” anlamlarında kullanılıyor. çalı¸ an bir adamın daima yaptıgı gibi. insanların me¸ akkatli emegiyle beslenip. çatalı omuzuna attı ve kadınlara gitti. siz kargalar. sonra da ¸ s ˘ aynı insanları top-yemi olarak kullanan bütün o insanlar cisimleniyordu. ekonomik devi˘ s ˘ nimlerle yürüyen. Kalkın. canlılık ve özgüven parıltısıyla. Tolstoy’un bilinen ve sıkça ba¸ vurdugu bir yöntemdir. yıpranmı¸ di¸ lerinin köklerini gösteren munis bir tebess s sümle ekledi: “Gelip bizle çalı¸ san ve Almanları da yanında getirsen s ˙s daha iyi edersin. I¸ i bitirdigimizde birlikte gezintiye çıkarız. I¸ te Almanları sıkı¸ tırma zas manı! Otlar daha toplanmadı ve Çar¸ amba günü de biçmeye30 gelecegiz s ˘ gibi görünüyor” dedi. diz altından baglanan ev yapımı bol pantolonu ve a¸ ınmı¸ ˘ s s laptileriyle. ve agır i¸ yüzünden si¸ mi¸ parmaklarıyla. Prokofi’deyse o top-yeminin kendisi. Sava¸ ve Barı¸’ta Napolyon’un da beyaz ellerine sürekli s ˘ s s vurgu yapar. kelimenin Rusçası hem “sıkı¸ tırmak”. sürekli çalı¸ mayla eci¸ bücü¸ .32 omuzundaki koca bir yaba dolusu otla ve uzun adımlarla. Birbirinden böylesine farklı bu iki adamın görüntüsü –silindir sapkası ¸ ve o zamanlar çok moda olan uzun paltosuyla. “Oh. –[Koray Karasulu] s ˘ 30 Bu 89 . uyuyorsunuz. Almanları ˘ da alırız yanımıza”. yaslandıgı yabanın di¸ leri ˘ s arasından damarlı elini çekti. bana çok daha açık göründü ve s ˘ simdi Toulon-Paris kutlamalarından sonra bütün canlılıgıyla aklıma geli¸ ˘ yor. saçında ot tu˘ s ¸s s tamlarıyla.

Ben Rus halkı içinde ya˘ ˘ rım yüzyıl ya¸ adım ve bütün bu süre boyunca. bölgelerinden mahrum edilme riskini de göze alamaz: Baltık eyaletlerinden. Almanların ve Ingilizlerin kaybedilen bölgeleri geri almak. ondan mahrum kalanlara zerkedilmesini gerekti˘ recek kadar yüce bir ahlaki his oldugu pe¸ inen kabul edilir.Hristiyanlık ve Vatanseverlik X “Ama Fransızlardan iki eyalet alınmı¸ . Ama Rusya. kendi çalı¸ an kesimleriyle ilgili olarak. muhafaza etmek ugruna. tıpkı Fransızlar gibi. ˘ ˙ Ama Ingiltere denizlerdeki üstünlügünü hiç kimseye kaptırmaz. tabiyatıyla. Almanya’nın kendine buyurmasına ve Dogu’daki ˘ tarihi misyonundan onu mahrum etmesine izin veremez. bana sürekli s aynı seyi söylediler. ama tam aksine. Dogu’daki nüfuzlarını idame ettirmek. her türlü vatansever tezahür kar¸ ısında tam bir s kayıtsızlık ve hatta a¸ agılama ifadeleri duydum. tüm insanlarda içkin bir his oldugu ve sonra da. Diger ülkelerin çalı¸ an s ˘ ˘ s kesimi arasında da aynı seyi gözlemledim ve egitimli Fransızlar. Polonya’dan ve Kafkasya’dan. ¸ Çalı¸ an kesim. gerçek Rus halkının s olu¸ turdugu büyük kitle içinde bir vatanseverlik tezahürü veya ifadesi s ˘ –askerî hizmette ögrenilen ya da daha özsüz ve a¸ agı halk kesimlerince ˘ s ˘ kitaplardan kopyalanan vatansever formüller haricinde– ne gördüm ne de duydum. sevgili bir anneden koparılan s çocuklar. Vatanseverlik hissinin. her¸ eyi fedaya hazır oldukları pe¸ inen kabul edilir ˘ s s genelde. bir kere en önce. Alman¸ ˘ ˙ lar ve Ingilizler de. kendilerini ve ailelerini geçindirme 90 . Vatanseverlik hissine dair ifadelerin halkımızca dillendirildigini hiç i¸ itmedim. vatanseverligin temel saikleri olarak boy gösteren siyasi s ˘ meselelerle ilgilenemeyecek kadar. Ama Almanya da.” Böyle ˘ ˙ sözler sarfedilirken Fransızların. onca kurban vererek kazandıgı avantajları kaybetme ihtimaline göz yumamaz. Rusların. ˘ birlik ve güçlerini veya denizdeki üstünlüklerini vs. halk arasındaki en ciddi ve saygın ˘ s insanlardan. sürekli. Ama bu ˘ s kabullerden ne biri ne de digeri dogrudur.

simdi Paris’te oldugu gibi. ne kadar vergi ödemesi ˘ gerekecegi. ancak hipnoz etkisi korundugu sürece tutunabiliyor halk ˘ arasında. Iman. ˘ ˘ Konstantinople’un kime ait olacagı. iktidar elinde bulunan her ˘ ˘ araçla –Kilise. sosyalizm ˘ ˘ ˘ insan kitlelerine giderek daha fazla nüfuz ediyor. Als s ˘ manya’nın birligi. –[Acar Burak Bengi] 91 . Bu yüzden. okullar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik derdine dü¸ mü¸ durumda: Rusya’nın Dogu’daki nüfuzu meselesi. kaybedilen Fransız bölgelerinin geri alınması. Halktan biri için. milli ve siyasi menfaatlerden ta˘ mamıyla farklı sorular. Vatanseverligin. onun için önemli olan. Çar’a ve Anavatan’a ˘ baglılık ve sevgi biçimindeki vatanseverligin. ¸ ˘ ama sadece bu meselelerin hangi ko¸ ullarda ortaya çıktıklarını hiç bilmes dikleri için degil. onları ilgilendirmiyor. dahası gitgide kayboluyor ve sadece ondan çıkarı bulunan üst sınıflar arasında tutunuyor. daima tamamen ka˘ ˘ ˘ yıtsız kaldıgı konulardır. askerî hizmetin uzun sürüp sürmeyecegi. arazi için uzun ˘ ˘ yıllar ödeme yapması gerekip gerekmeyecegi ve emegi kar¸ ılıgında çok ˘ ˘ s ˘ kazanıp kazanmayacagıdır –hepsi de. ˘ ¸ ˘ bazan kalabalıgı ele geçirmesi de. ancak kitleler. Avustralya veya Matabeleland’ın33 ˘ ˘ ˙ Ingiltere’ye ait olup olmayacagı ve hatta vergilerini hangi hükümete ˘ ödeyecegi ve ogullarını hangi orduya gönderecegi. ˙ Rusya da bu durumun bir örnegidir: Iman’a. içkin olmayan bir vatanseverligi ˘ insanlara kazımak ve aralarında geli¸ mekte olan sosyalizm fikirlerini s bastırmak için. bir ˘ devletin su veya bu bölgesinin digerine devri vs. iktidarla hükümran ˘ sınıfların yogun hipnotizmasına maruz kaldıgında gerçekle¸ iyor ve bu ˘ ˘ s vatanseverlik. iktidarların sarfettigi yogun çabaya ragmen. Çar ve Anava˘ s ˘ 33 Bugün Zimbabve’nin batı yakası. dahası hayati menfaatleri milli ve siyasi menfaatlerden ˘ tamamen ayrı oldugu için. Saksonya veya Braunschweig’in Al˘ man Birligi’ne dahil olup olmayacagı. basın ve her çe¸ it kutlamalarla– ve olaganüstü s ˘ ˙ bir yogunlukla Rus halkına a¸ ılandıgı bir yerde. nereye bir sınır çizilecegi. iktidar tarafından öylesine özenle a¸ ılandıkları vatanseverlik ise yalnızca yayılamamakla s kalmayıp.

Bir baglı˘ lık hissi nak¸ etme ugrundaki sonu gelmez. yogun denemelere ragmen. Çogu zaman Iman ˘ ˘ ˘ –baglı oldugu varsayılan su Ortodoks Devlet imanı– hakkında hiçbir sey ˘ ˘ ¸ ¸ bilmezler ve tanır tanımaz onu reddedip rasyonalist olurlar. ¸ ˘ s ˙ aslında tüm halk arasında. mutlak kayıtsızlıktır. vatanseverlik aldatmacasından ve Iman. Gazeteleri okuyan dostum kahyasına. benimsemezler. bizimkine kıyasla ˘ ¸ Fransız iktidar sisteminin avantajından söz ederdi ona. A. yüz milyonlarca Rus insanı. evvelce Avusturya veya Türkiye’ye göçmelerinden tamamen farksız olarak. Çar ˙ ve Anavatan’a baglılıktan en bagımsız olanlardır. Türkiye’de veya Çin’de s yerle¸ ik durumdalar. siddet kullanan tüm otoritelere kar¸ ı takındıgıyla s ¸ s ˘ aynıdır. s XI Kı¸ ın Paris’teki karısını arada bir ziyaret edip. Lehlerin son ayaklanması ve Fransız Hükümeti’nin bizim i¸ lerimize müdahalesi s arifesindeydi. s s siyasi ili¸ kilerimiz son derece gerginle¸ ti ve Fransa’yla sava¸ söylentileri s s s duyulur oldu. Rusya’yla Fransa arasındaki ili¸ kilerden söz etti. yani. yani. kendisi köyde yalnız s ya¸ ayan eski dostum D. kınama degilse. –[Aylmer Maude] 92 . ne saldırılabilen ne de savunulabilen bir inancı. s ˘ ˘ ˘ Çar’ına kar¸ ı tavrı da. Rusya’nın çalı¸ an sınıfı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tan’larına özellikle baglı oldukları yolunda kendilerine atfedilen haksız ˘ söhrete ragmen. Rusya’da veya dı¸ arıda. ¸ Delikanlılık ve Gençlik’teki Dimitri karakterini yaratırken model aldıgı D.34 uzun güz ak¸ amlarında raporunu sunmak s s üzere gelen –okuma yazmasız. diger seyler yanında. Bu. Anavatan’ındansa ˘ –bununla kendi köyü veya bölgesi kastedilmedikçe– ya tamamen bihaberdir veya haberdarsa da. Basının söyleminden etkilenerek (ve eski bir ordu s 34 Süphesiz. ˘ Ruslar bugün. onunla diger ülkeler arasında ayrım yapmaz. O sırada vatansever Rus gazeteleri bu müdahale yüzünden öfkeyle yanıp tutu¸ uyordu ve hükümran sınıfları öyle kızı¸ tırdı ki. ˘ Dyakov. ama bilge ve saygıdeger köylü– kah˘ yasıyla sık sık sohbet eder ve.

Hollandalı ve Alman ˘ 93 . sanılabilirdi ki. bu yoruma öyle sa¸ akalmı¸ ki. iktidarın hipnotik etkisi altında bulunmayan. Fransa’nın bize buyurmasına nasıl izin verebiliriz?” “Ama siz kendiniz onların bizden daha iyi yönetildigini söylediniz. Fransızlarla s ˘ Sivastopol’un bir ‘revanche’ını gerekli görüyordu. fevkalade daha az bir öneme sahiptir. oysa su iki yer ¸ arasında seçim yapması gerekseydi. Her bir Rus köylüsü için hangi iktidar altında ya¸ ayacagı meselesi. bir tek Rus köylü cemaati bile hangisine yerle¸ ecegi konusunda bir an tereddüt etmezdi: Rusya’ya. aklı ba˙ sında her çalı¸ an Rus insanından i¸ itilebilir. bizim için de düzenlemeler yapsınlar. Çin. Beyaz Çar babaları ve Ortodoks inancı olmaksızın. bunu daha önce çok ˘ gördük ve bugün de hâlâ görmekteyiz. yönetimi altına ˘ ˘ girebilecekleri her iktidarın –Avrupa’da daha kötüsü bulunmadıgına ˘ göre– elbette Rusya’dakinden daha iyi olacagı gerçegidir. Türkiye veya ˘ s Avusturya’ya.” Ve dostum. ama öyle degil: ˘ ˘ ˘ ˙ bildigim kadarıyla. bana dedigine göre. “Varsın. ne ˘ ¸ s s kar¸ ılık verecegini bilememi¸ ve gerçege çok benzer bir rüyadan uyanan s ˘ s ˘ biri gibi gülmü¸ sadece. kutsal Ortodoks ˘ ˙ Iman’larıyla. hepsi ikinciyi seçerdi. (hangisi olursa olsun kendisini aynı s ˘ sekilde soyacagını bildigi için) –suyun iyi olup olmadıgından bile deme¸ ˘ ˘ ˘ yecegim– topragın yumu¸ ak ve killi olup olmadıgından ve lahananın iyi ˘ ˘ s ˘ yeti¸ ip yeti¸ meyeceginden. “Niye sava¸ alım?” diye sordu kahya. Amerika’ya göçen Ingiliz. Prusya. s s ˘ Rusların bu kayıtsızlıgının kaynagı. (kitaps ˘ larda tabir edildigi üzere) Çar babalarının emri altında. ama daha çok ve daha iyi topraga. Rus köylülerinin Iman’larını. taptıkları Anavatan’larına.” ˘ dedi kahya gayet ciddi bir biçimde. ama daha az ve daha kötü topraga veya Rusya dı¸ ındaki herhangi bir yere. s Böyle yorumlar. ¸ s s Çar’larını ve Anavatan’larını sevmelerinden söz ederler.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mensubu olarak) bir sava¸ halinde orduya tekrar girip Fransızlarla s sava¸ maya gidecegini söyledi. s “E. O sıra vatansever Ruslar.

Rus ˘ s s 35 III.36 s Fransa’da. Aleksandr’ın seyahat ettigi treni havaya uçurma ˘ amacıyla bir terörist giri¸ imi gerçekle¸ ti. Prusya’ya sava¸ ilan edildiginde. s s Aleksandr henüz veliahtken ve gelenek icabı Preobrajenskiy Alayı’nı kumanda ederken. s s –[Aylmer Maude] 37 Dört tereklekli gezinti arabası. 1883’te. çe¸ itli merasimler sayesinde ˘ ˘ s halkta ifade bulan tezahürlerini i¸ aret ederler. Ama bu teza˘ ¸ hürlerin nasıl hazırlandıgını bilmek lazım. askers ler –anlatıldıgı üzere– oldukları gibi. çalı¸ anlar arasında s katiyen tepkiye yol açamaz. s ˘ s bunu kendileri için gerekli görenlerce. Bu kar¸ ılamayı gören herkes. –[Aylmer Maude] Karkov yakınında. –[Koray Karasulu] 36 1888’de. büyük oranda suni olarak hazırlanıyor ve sergilenen co¸ ku seviyesi. mesela Rusya’da. ˘ Avrupa halklarının bir yönetimden digerine. Almanya’da. sadece o co¸ kuyu organize edenlerin s s sanat seviyesini gösteriyor. II. Kaleskası görünür görünmez. hep birden kaleskanın pe¸ isıra yarı¸ a tutu¸ mu¸ lar ve veliaht s s s s bakarken birçogu istavroz çıkarmı¸ . Aleksandr’ın çocuklarından biri yaralandı. sırtlarında yalnızca gömlekleriyle ˘ onu kar¸ ılamaya ko¸ mu¸ lar ve yüce kumandanlarını müthi¸ bir co¸ kuyla s s s s s selamlayıp. XII Vatanseverligin varlıgının kanıtı olarak. Kalabalıgın co¸ kusu. çalı¸ an s sınıfın ko¸ ullarında o kadar küçük bir fark yaratır ki. Mesela Rusya’da. zafer kutlas ˘ maları yapıldıgında. köylü cemaatlerinden ve fabrikalardan insanlar onu ˘ kar¸ ılayıp buyur etmek üzere biraraya getiriliyorlar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik köylüler ve Rusya’ya gelen digerleri arasında da aynı tutum hakim. iktidarlarla hüs kümran sınıfların telkinlerine maruz bırakılmazlarsa. Borki’de III. Türklerinkinden Avustur˘ yalılarınkine veya Fransızlarınkinden Almanlarınkine kayması. Bu eski bir sanat ve dolayısıyla uzmanları da o vecd hallerini hazırlamada virtüöz seviyesine ula¸ mı¸ durumdalar. Aleksandr’ınki. 94 . tahta çıkmasından iki yıl sonra. taç s giyme töreninde35 veya Ekim’in 17’sindeki Çar’ı öldürme giri¸ iminde. bir keresinde ak¸ am yemeginden sonra kaleskasını37 o s ˘ sıra kampta bulunan alaya sürmü¸ . veya bu Franko-Rus senliklerinde. Çar’ın her ˘ yolculugu sırasında.

.Hristiyanlık ve Vatanseverlik askerlerinin Çar ve vârisine kar¸ ı duydugu saf baglılık ve sevgiden. halk hissiyatının ˘ ¸ spontan bir ifadesi gibi görünen Franko-Rus senlikleri de kendiliginden ¸ ˘ gerçekle¸ mediler. aynen gerçekle¸ tigi üzere. ˘ “Ha¸ metmeaplarını ne zaman bekleyebiliriz?” s “Muhtemelen ak¸ am. Ne s s var ki. Birçok ¸ ˘ ˘ kasaba. Ba¸ ças ˘ s vu¸ lar bölükleri tefti¸ ettiler ve her adamı birer birer sayarken onuncuda s s durdular: “Bir. . . bölük komutanlarını biraraya toplayıp. Bize. tamamen aynı sekilde yapılır. ıstavroz ˙ çıkaracaksın. hatta bir saatligine bile olsa ˘ kendilerini ziyaret etmeleri dilegiyle. Ivanov. Yalnız. dört . önceki gün ¸ ¸ s resmî geçitten sonra tugay komutanına ertesi gün gelecegini belirtti. iki. dört . aksine çok maharetli ve gayet bariz bir sekilde Fransız s ¸ hükümetince hazırlandılar. lütfen hazırlık yapılmasın. bölükteki her on adamdan birinin s s de ko¸ arken ıstavroz çıkarması dogrultusunda talimatlar verdi. böylesine kaba degilse de. hatta askerlerle subaylar ve her¸ eyi düzenleyen alay komutanı üzerinde kusursuz bir co¸ ku s s izlenimi yaratıldı. iki. ıstavroz çıkar. . vatansever tezahürler olan her yerde. ” Hepsi emre göre yapıldı ve veliaht ile oradaki herkes üzerinde. Rus denizcilerin bir günlügüne. [malumatını tüm diger gazetelerden toplayan iktidar organı Selskiy Vestnik’ten aktarıyorum yine] sırf nispeten uzunca olan Toulon-Paris güzergahındaki ˘ irili ufaklı bütün kasabalarda degil. dokuz. epey uzaktaki birçok kasaba ve köyde de. üç. Denizcilerimizin kalmaları ayarlanan tüm kasa- 95 . . Paris’teki imparatorluk elçimize temsilciler gönderdi. sekiz. ¸ s ˘s Her yerde bu senliklerin masrafları için bagı¸ listeleri açıldı. bir. üç. . on. senlikler organize etmek için derhal komiteler olu¸ turuldu. bütün askerlerin ertesi gün temiz gömlek giymeleri ve kaleskası görünür görünmez (ki bunun için gözcü dikilecekti) veliahdı. Sidorenko. s ˘ ˘ yüzleriyle jestlerinin ifade ettigi yapmacıksız ve besbelli spontan dinî ˘ co¸ kudan ve özellikle istavroz çıkarmalarından mütehassis olmu¸ . hepsi suniydi ve su sekilde hazırlanmı¸ tı: veliaht. “Hurra!” çıglıklarıyla kar¸ ılamaya ko¸ maları s ˘ ˘ s s ve arabanın pe¸ inden ko¸ turmaları.” s Veliaht gider gitmez tugay komutanı. ˘ ˘ ˘ ˘ Rus denizcilerin geldigi ögrenilir ögrenilmez. Bu.

tatil edilmesine karar verildi. Halkın Toulon’u ziyaretini ve Rus filosunu kar¸ ılamaya katılımını s kolayla¸ tırmak için. Rusya onuruna Ekim’in 1’inde çe¸ itli senlikler düzenleme kararı alındı. devasa meblaglar ayırdı ve sırf kar¸ ılamalar ve s ˘ ˘ kutlamalar alabildigine müthi¸ olsun diye. onları kontrol ˘ eden iktidar ve hükümran sınıflar her istediklerinde. Birçok kasaba ve bölge. Rus ziyaretçilerin ˘ ˘ kar¸ ılanmasında eglence harcamaları olarak.Hristiyanlık ve Vatanseverlik baların belediyeleri. ˘ Bizzat Paris’te. demiryolu tarifeleri yarı yarıya dü¸ ürüldü ve özel s s trenler tahsis edildi. daha da büyük meblaglar s ˘ harcamaya hazır bulundugunu duyurdu. alt düzey yetkililerin aldıkları cezaların affına karar verildi. Bakanlar ile diger yets kililere yüz bin rubleden fazla para tahsis etti. yerel yönetimce bu amaçlara tahsis edilen meblagların yanısıra. Ekim’in 1’ini minnetle Fransa için bir sevinç günü olarak hatırlayabilsinler diye. halkın belli bir kesimini. her yerde (elindeki güç sayesinde daima muktedir oldugu) e¸ zamanlı düzenlemeler yapıp.” Son zamanlarda Toulon ve Paris’te gerçekle¸ en. Lothringen’deki manevralarda gerçekle¸ en ve Rusya’da her merasim vesilesiyle s sürekli tekrarlanan türden tezahürler sadece sunu kanıtlıyor: kalaba¸ lıgı heyecanlandırmak için varolan araçlar öyle güçlü ki. çe¸ itli sölen ve senliklerin organizasyonu için yüz s ¸ ¸ ˘ bin rubleden fazla. senliklerin düzenlenmesi için özel bir ko mite tarafın¸ dan yüklü bir miktar toplandı ve Fransız Hükümeti. tüm millet iradesinin ˘ ¸ spontan bir ifadesi bu. Denizcilerimizin hiç ˘ görünmedigi birçok kasabada da yine. Bir iktidar böylece. halkta vatansever 96 . Paris’tekilereyse iki günün. s ˙ Almanya’da Imparator’un veya Bismarck’ın resepsiyonlarında. insanlar sunu der: “I¸ te bakın. anormal derecede heyecanlı bir ˙s hale getirdiginde. Rus s ¸ ziyaretçileri selamlamak ve Fransa hatıraları diye onlara hediyeler vermek için Toulon’a veya Paris’e özel temsilciler yollama veya onlara tebrikler ve ho¸ geldin telgrafları gönderme kararı aldı. Ekim’in s ˘ 1’inin her yerde milli bayram olarak kabul edilmesine ve tüm egitim ˘ kurumlarında ögrencilere o günün. as˘ s len kasaba ayaktakımının çamurunu.

ama aynı sekilde Almanya. konu¸ malarla. su ˘ ˘ ¸ an yapıldıgı gibi. ismini ve ailesindeki isimleri. ˘ Ama insanlar. varsayılan bu vatanseverligin ne kadarı günümüz halklarının ˘ karakteristigi. sonra ¸ ˘ 97 . Ingiltere ve Amerika’da ¸ da. vaazlarla. bir yıllıgına. Fransa. bunları yapmayı s ˙ sadece bir anlıgına bıraksınlar da. kitaplarla. serbestçe kendiliginden ortaya çıkmaya terkedilirdi. Italya. portresini her yerde sergilemeyi ˘ bıraksınlar. s siirlerle ve anıtlarla– sürekli aynı dogrultuda hipnotize ediliyor. Kilise ayinleriyle. görelim. sürekli suni araçlarla ˘ ve de özel durumlarda i¸ lenmek zorunda kalmazdı. onu suni olarak husule getirmek için su ˘ ¸ an iktidarlarla hükümran sınıfların sarfettigi yogun çabalar ve bütün bu ˘ ˘ çabalara ragmen elde edilen sonuçların küçüklügüdür. her Kilise ˘ ayininde agır bir ciddiyetle Çar için bildik duaları okumayı bıraksınlar. tamamen bu amaca adanmı¸ özel kitaplar ve gazetelerde s onu yüceltmeyi bıraksınlar. vatanseverligin insanlarda ˘ bulunmadıgının en açık kanıtı. çocukluktan itibaren tüm imkanlarla –okul kitaplarıyla. görelim. takvimlere ve okul kitaplarına basmaktan vazgeçsinler. halkın –Prokofi ve muhtar Ivan ve ˘ tüm Rus köylüleri gibi gerçek çalı¸ an insanların– kendilerini o ya da bu s sekilde toprak sahipleriyle genel olarak zengin insanların ellerine teslim ¸ eden Çar’a (insanların bizi temin ettigi ve yabancıların inandıgı gibi) ˘ ˘ peresti¸ duymasının ne kadarı dogal. ˘ ˘ Vatansever duygular insanlarda gerçekten o kadar içkin olsaydı. Rusya’yla ilgili olarak s ˘ ˙ ˙ böyle. tüm Rus halkını taç giyme töreninde her Çar’a.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tezahürler yaratabiliyorlar. Öte yandansa. hatta bunlara ili¸ kin zamirleri s koca harflerle dua kitaplarına. gazetelerle. Sadece bir anlıs gına. ˘ onun dogum ve isim günlerini –çanların çalması. vatanseverlik ve mevcut iktidarlara biat ve baglılık husule getirmek ˘ için hükümran sınıflarca hararetle yapılanları yapmaktan vazgeçsinler de. Çar hakkındaki en hafif saygısız bir söz yüzünden insanları kovu¸ turup hapse atmayı bıraksınlar. sadakat yeminine zorlamayı bıraksınlar. kandiller ve çalı¸ ma ˘ s yasagıyla– tatil yapmayı bıraksınlar.

dördüncüsü. üçüncüsü. Ingiltere. Aleksandr’a. Almanya ve Italya’da da aynısı oluyor. bu sava¸ ın açıldıgı s s ˘ I.Hristiyanlık ve Vatanseverlik birkaç bin insan zorla veya rü¸ vetle biraraya getiriliyor ve seyirlik ne s varsa görmekten daima ho¸ lanan meraklıların da katılımıyla. –[Aylmer Maude] s 41 Maximilian Eugène Joseph Napolyon (Leuchtenberg dukalıgını satın alan Eugène de ˘ Beauharnais’nin oglu). III. yine aynı sekilde bagırıp sapkalarını sallayas ¸ ˘ ¸ caklardı. Konstantin’e. bütün o binler arasında tüm bunların ne s anlama geldigini bilen ancak birkaç düzine vardır ve ya¸ ananların tam ˘ s tersi gerçekle¸ iyor olsaydı. Aleksandr’ın kızkarde¸ i Marya Nikolayevna’yla evlendi.38 Cumhuriyet’e. bunun tüm milletçe payla¸ ı˘ s s lan duyguların ifadesi oldugu söyleniyor bize. Rusya’da bizde ¸ ˘ ˘ yapıldıgı gibi zorla biraraya toplanmamı¸ sa. bugün.39 yarın Katerina’ya. s Fransa’da. Rusya’daysa aynı co¸ kunlukla. top. ikincisi. II. böyle ˘ kutlamalarda bagıran bu binler veya en fazla on binler. ˘ s –[Aylmer Maude] 39 Suikaste 98 . sonra tekrar Napolyon’a. Aleksandr’a. sonra tekrar Müttefiklere.41 Slav karde¸ lerimize. Fransız denizcilere ve yetkililerin buyur edilmesini istedigi ˘ ˙ ˙ herkese tezahürat yapıyorlar. bu bagırıp s ˘ sapka sallayan on binlerce insanın büyük çogunlugu. tüm nüfusun ˘ ancak on binde birlik minik bir bölümünü olu¸ turur. bir yanda. iktidarın elde etmek is¸ 38 Kral Louis-Philippe. Ama birincisi. iktidarın arzu ve talep etmedigi bir sey bagıran ˘ ¸ ˘ herkesi –Franko-Rus kutlamaları sırasında hararetle yapıldıgı üzere– ˘ derhal susturup uzakla¸ tıran polis var. Nikolay’ın karde¸ i.40 Nikolay’a. bans dolar. –[Aylmer Maude] kurban giden III. 1825’te Dekabrist komplocular tarafından Imparator ˙ s ilan edilmi¸ ti. –[Aylmer Maude] 40 Aleksandr ve II. Birinci Napolyon’un Rusya’yla sava¸ ına. su veya bu yemle ustaca ˘ s ¸ oraya çekilmi¸ tir. öbür gün Paul’e. Leuchtenberg Dükü’ne. Vatanseverlik denen sey. Pyotr. bugün s s Pyotr’a. Burbonlara. parıltılar ve her tür sa¸ aaya refakaten önlerinde ne bagırılıyorsa ¸ s ˘ aynısını bagırmaya ba¸ ladıkları zaman. Orleans’a. Amerika. Napolyon’a ve Boulanger’ye benzer co¸ kunlukla tezahürat yaptılar. Prusya s Kralı’na.

çünkü her krallık kendini diger hepsinden daha ˘ 99 . bu duygu onlarda s s ˙ geli¸ tirilmelidir. ¸ Almanya. o duyguyu ˘ tatmamı¸ sıradan ve saf insanlar bu yüzden suçluluk duyup. Bu yüce duyguya henüz ula¸ mamı¸ larsa. s Peki ama. yani s ¸ ˘ vatansever Alman sarkısı Deutschland. budaladır.” s ˘ Hükümran sınıfların insanları. onu hissets tiklerine kendilerini inandırmaya çalı¸ ırlar veya en azından hissediyors mu¸ gibi yaparlar. pe¸ inden tüm ulusun daimi s s iradesinin bir ifadesi diye ortaya sürülen geçici bir etkidir. hükümran sınıflara göre halkta geli¸ tirilmesi gereken bu s yüce duygu nedir? Bu hissiyat. Deutschland über alles (Almanya. O da emekçi yıgınlar ˘ ˘ ˘ içinde gayritabiidir ve onlara suni olarak üst sınıflar tarafından a¸ ılanır. Süphesiz iktidarlar ve bir devletin bütünlügü ¸ ˘ için çok kullanı¸ lı ve arzulanan bir duygudur bu. kendi krallıgını veya halkını diger bütün ˘ ˘ krallık veya halkların önüne koymaktan ba¸ ka bir sey degildir. diger yan˘ daysa. ama onun hiç de yüce s degil. bu. Iktidarın yaptıgı da tam olarak budur. yüce vatanseverlik duygusunun en net formülünü elde etmek için Deutschland yerine sadece Russland. vatanseverligin yüce bir hissiyat ol˘ duguna dair öylesine tam bir inançla söylerler ki bunu. aksine çok budala ve ahlaksız bir hissiyat oldugunu görmemek ˘ ˘ imkansız. her egi˘ timli insan için dogal olan o yüce duygunun katına henüz ula¸ madıkları ˘ s içindir. Italien veya bir ba¸ ka s krallık koymak yeterlidir. din ve satılmı¸ bir basın tarafından halk ˘ ˘ s arasında sürekli üretilip desteklenen bir ruh halidir yalnızca.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tedigi hedefler geregi okullar. en kati tanımıyla. s XIII “Ama sıradan insanlar vatansever duygular beslemiyorsa. hükümran sınıflarca benimsenen özel yöntemlerle zihnî ve ahlaki seviyesi en dü¸ ük kesimlerde uyandırılıp. hepsinden yücesin) ile eksiksiz ifadesini bulan bir duygudur ki. Baskı altındaki milliyetlerin vatanseverligi de müstesna degil. Frankreich.

hem dinî hem ahlaki idealimize ters bir sey talep ¸ ederken ve insanların e¸ itligi ve karde¸ ligini degil. toplu kıyım. tek bir milli dini benimsemi¸ ken ve ilahi olarak atanan hükümdarının mutlak iktidas rına tabiyken ve kendini.Hristiyanlık ve Vatanseverlik iyi addederse hepsinin yanılacagı açıktır. bu anla¸ ılabilir bir sey. çünkü onu ˘ hisseden herkesi. bir erdem olmamaktan da öte. kendi halkını s bütün digerlerinin önüne koyabilmesi. herkesce tanınan ˘ ¸ s ¸ temel ahlak yasasının tam tersi bir dürtüye– itecektir. Vatanseverlik. sürekli onu yutmaya ugra¸ an bir barbarlar ˘ s okyanusu ortasında bir ada gibi görürken. çünkü maddi ve manevi zemini yok. kaçınılmaz olarak diger devletler ve halklar aleyhinde ˘ kendi devleti ve halkı için avantaj arayı¸ ına –kendimize yapılmasını s istemedigimiz seyi ba¸ kasına yapmamak seklindeki. hangi gerekçeler ve amaçla gidip Fransızları ve Almanları öldürebilir veya bir Fransız nasıl Almanları öldürebilir. her millet az çok homojenken. çevredeki barbarlara kar¸ ı dü¸ ˘ s s manca bir duygu besleyebilmesi ve kendi halkını savunmak için onları öldürebilmesi anla¸ ılabilir bir sey. vatanseverligin bir anlamı ˘ vardı. bu duygu. ken˘ s ¸ dini ve vatanda¸ larını böyle bir felaketten korumak için. Kadim dünyada. Böyle bir durumda vatanseverlik –yani toplumsal düzeni yıkmaya hazır olmakla kalmayıp yagma. insandan –o zaman eri¸ ilebilir en s yüksek ideale– Anavatan’ına sadakat talep ederken. erkeklere kölelik ˘ ve kadınlara tecavüz tehdidi dayatan barbar saldırılarına kar¸ ıkoyma s arzusu– dogal bir duyguydu. Ama zamanımızda. kesinlikle bir ahlak kusurudur. s ¸ Ama böyle bir duygunun Hıristiyan çagımızda ne anlamı olabilir? ˘ Zamanımızın bir Rusu. esaret. bir devlet ve bir s ˘ s ˘ ˘ halkın tüm ötekilere üstünlügünü kabul ederken. vatanseverlik nasıl bir ˘ erdem olabilir? Bu hissiyat zamanımızda artık. kadim dünyada. bir insanın. sunu ¸ 100 . bir erdemdi belki. ve ahlaksızdır. yani vatanseverlik gerçek anlamıyla zamanımızda varolamaz.

vatanseverligi hangi yönde ifade bulabilir? Avusturya’daki Çek. Birle¸ ik Devletler’de ya¸ ayan bir Irlandalı. ˘ onun dı¸ ındadır. bilimsel veya sanatsal menfaatleri) kendi ülkelerinde degil. kimi zas ˘ man. hayat sartlarının kendisi su an öyle degi¸ mi¸ durumda ki. hem¸ erilerinden çok bir ba¸ ka s s devletin insanlarına yakın ve lazımdır –ticaretle ugra¸ anlarda. milliyetlerini. Anavatanlarını savunurken. barbar degil. Rusya. manevi. yani ticarette. ekonomik menfaatleri. aynı zamanda s dinlerini. bir milleti olu¸ turan halkın bir ırk. bir devlet ve bir dine mensup ¸ s bulundugu kadim zamanlardaki kadar belirgin bir biçimde tanımla˘ nabilir olmaktan çıkmı¸ tır. Yahudilerin. kendisi gibi insanlardır yalnızca? ˘ Öyle ki. Hıristiyandır. çünkü pek sıklıkla temel hayati menfaatleri (kimi zaman. pek sıklıkla.Hristiyanlık ve Vatanseverlik –ne kadar kötü egitim almı¸ olursa olsun– gayet iyi biliyorken: diger ˘ s ˘ devletin insanları ve tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının hedef aldıgı s ˘ ˘ halklar. ˘ Rusya. dogdukları toprakları ve devletlerini de savunan ˘ Mısırlıların. kimi zaman. çogu zaman kendisiyle aynı mezhep ˘ ˘ ve meslekten olan. manevi menfaatlerde veya her ikisinde s çogu zaman kendisiyle biraraya gelen. s ˘ sermayeleri yurt dı¸ ına yatırıldıgında. Ama bu birkaç tabi milliyet bir yana. karıları ba¸ ka bir milletten oldugunda. Prusya ve Avusturya’daki Leh. Fransa ve Prusya gibi en homojen devletlerin insanları bile artık. barı¸ ve barı¸ çıl bir ürün alı¸ veri¸ i arzulayan ve ortak s s s s i¸ menfaatlerinde. bir devletin insanları. Romalıların vatanseverligi o kadim ˘ zamanların örnekleridir. ˘ Ayrıca. ailevi menfaatleri. tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının yöneltildigi o s s ˘ ˘ 101 . dogu¸ tan Irlanda’ya ve bir vatanda¸ olarak Birle¸ ik Devletler’e ˘ s s s aitken. Greklerin. ¸ ¸ ˘ s s ülkemiz dedigimiz ve geri kalanların hepsinden ayrı tutmamız beklenen ˘ sey. kadimler için dogal olan vatanseverlik hissiyatını ˘ duyamazlar. diniyle s s ˙ Roma’ya. Britanya’daki Hintli ve Rusya’yla Türkiye’deki Tatarla Ermeni benzer bir durumdadır. ba¸ ka ˘ s s milletten i¸ verenlerle baglantılı çalı¸ anlarda ve özellikle bilim adamları s ˘ s ve sanatçılarda vaki oldugu üzere. ˙ Ama günümüzde.

en ham ve aptal insanlar bile. Bir Almana hububat s s ˘ temin eden Kazanlı bir köylüyle. hepsine aynı temel ilkeleri verir vermez. Sınır bölgelerinde ve ba¸ kentlerde barı¸ s s içinde birlikte çalı¸ an Rus ve Alman i¸ çilerin nasıl ve neden birbirleriyle s s dala¸ maya ba¸ layacagını insan hayal dahi edemez. sırf atalet sayesinde ve iktidarlarla hükümran sınıflar. Ve her¸ eyden önce. ya¸ anıp bitmi¸ bir geçmi¸ ten ardakalan s s s zalim bir gelenektir. farklı ˘ ˘ s milliyetlere mensup bilim adamları. Hıristiyan bilincin milletleri hazırladıgı o ˘ birle¸ meye de yegane engel oldu. yanısıra ya¸ adıkları ahlaki s ilkelerle vatanseverligin mutlak uyu¸ mazlıgını görmezden gelemezler. Fransız. vatanseverlik zamanımızda imkansızdır çünkü. ˘ s ˘ XIV Vatanseverlik. heterojen nüfuslardan olu¸ an ve barbarlara kar¸ ı savunma s s ihtiyacı duyan güçlü devletlerin sekillenmesi ve bütünle¸ mesi için bir ¸ s gereklilikti. erkleriyle mevcudiyetlerinin ona dayandıgını hissederek. vatanseverlik yalnızca ˘ gereksiz olmakla kalmadı. hile ve siddetle kı¸ kırtıp muhafaza ettigi için. o yine de hayatımıza i¸ lemi¸ tir ve hayatımızı o ölçüde kontrol s s etmektedir ki. onu ˘ halk arasında ısrar. s ˘ Artık uzun bir zamandan beri Hıristiyan milletlerin dala¸ ma gereks çeleri yoktur ve olamaz da.Hristiyanlık ve Vatanseverlik devlettedir. s ˙ Alman ve Italyan i¸ çilerle ilgili olarak da durum aynıdır. Milliyet ve s siyasetten bagımsız olarak aynı genel menfaatlere yogunla¸ an. sürdü¸ s ˘ rülmektedir. Ama Hıristiyan aydınlanma o devletleri içeriden dönü¸ üme s ugratıp. Zamanımızda vatanseverlik. s Zamanımızda vatanseverlik. ona tırpanlar ve makineler temin eden Alman arasında dü¸ manlık hayal etmek daha da imkansızdır. sanatçılar ve yazarlar arasındaki bir dala¸ manın bahsiyse yalnızca gülünçtür. s 102 . kimilerinin ¸ ˘ i¸ ine geldigi için kaldırılmayan bir iskeleye benziyor. Hıs ristiyanlıgın anlamını 1800 yıl boyunca her ne kadar gizlemeye çalı¸ mı¸ ˘ s s olsak da. bir binanın duvar in¸ asında s ihtiyaç duyulan ve su an bina kullanımını engelledigi halde.

bu adamları tekrar Alman ilan etmek gerekli görünür ve tüm Fransızlarla Almanlar arasında husumet yaratılır. ˙ Iktidarların halklar arasında barı¸ ı koruma tela¸ ında olduguna temin s s ˘ ediliyoruz. vatanseverlik kisvesi altında. barı¸ içinde emek ürünü ve hizmet alı¸ veri¸ leri yaparak. Ama nasıl koruyorlar? ˙ Insanlar Ren kıyılarında birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde ya¸ arlars s s ken. oranın s s sakinlerinden bazılarını Fransız ilan etmek gerekli görünür. temel varlık sebebi dü¸ ˘ s manca ili¸ kilerini bertaraf etmek ve düzenlemekte yatar. krallar ve imparatorlar arasındaki çe¸ itli anla¸ mazlıklar s s ve entrikalar neticesinde sava¸ ba¸ lar ve Fransız hükümetine. Veya Almanlarla Ruslar. sınırlarında s s s sükunetle ya¸ amaktadırlar ve ansızın. ansızın. heyecanlı hayvanı kontrol edemiyormu¸ gibi yapıp. milletler arasında barı¸ ı idame s s ettirmek maksadıyla varolan o aynı kurumlar dala¸ maya ba¸ larlar. ¸ o çocuklara mahsus hileye. Franko-Rus senlikleriyle daha da alevlendirilir ve her an kanlı bir sava¸ a yol açabilir. onu ba¸ s s latanlar degil ba¸ kaları zarar görür) ve geçenlerde Rusya’yla Almanya ˘ s arasında sürdürülenki gibi bir gümrük sava¸ ı ba¸ latılır. yularına asılarak. Atının kuyrugu ˘ altına biber serpen ve onu ahırında kamçılayan bir çingenenin. çünkü iktidarların.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ama iktidarlar halkı rahat –yani. büyük ulusların iktidarları arasında dü¸ manlık s s s tekrar ba¸ gösterir ve fevkalade bo¸ bahanelerle bir sava¸ ba¸ latılır ve s s s s Almanlara. Ve böylelikle s iktidarlar. bu dü¸ manca ili¸ kileri tahrik s s eder ve sonra da onları bertaraf etme gösterisi yaparlar. halk duruma alı¸ mı¸ ken. Asırlar geçer. ¸ s ˙ Iktidarların nasıl halkı etkileyip. Gazetelerin yars s dımıyla Almanlar ve Ruslar arasında husumet yaratılır. birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde– s s bırakamazlar. dı¸ arı s s salması gibi. çünkü bir gümrük sava¸ ından. sırf istedikleri olsun da kar¸ ısındakiler dize s gelsin diye kendini cezalandırma hilesine ba¸ vururlar (ki bu vakıada s kendileri için çok uygundur. onlarda diger milletlere kar¸ ı husu˘ s 103 . ahs s maklık ardına ahmaklık ederler ve yapacak daha iyi bir sey bulamayıp. tek degilse de.

Zamanımızın insanları bir aydınlanma ˘ dönemine girmi¸ durumdalar. Halklar iktidarların ta˘ hakkümü altında olunca. ama yalnızca iktidarlar tarafından tetiklenmi¸ olmasın. yönetilenlerin s de insan haysiyetini. çünkü bunlar modern ˘ s vakıalar. sagduyuyu ve vicdanı terk etmesinden ve iktidara ˘ köle itaatinden ba¸ ka bir sey degildir. ˘ ¸ iktidarlar. tehlike altında s olduguna ikna ederek halka tahakküm ederler. Vatanseverligin vazedildigi her s ¸ ˘ ˘ ˘ yerde. Hakemlik yöntemiyle barı¸ ı savunanlar söyle akıl yürütüyor: iki hays ¸ van avlarını sava¸ madan bölü¸ emez: çocuklar da böyle davranır. ama tüm tarih boyunca bir tek sava¸ yoktur ki. kazanılsa bile s daima zarar verdigi halkın menfaatiyle tamamen alakasız bir sekilde. Ama bu sav. Iktidarlar. gerçekte vazedilen budur. devrimler ve diktatörlükler sırasında tüm açıklıgıyla görülür ve ˘ iktidar olan her yerde ve daima meydana gelir. iktidarlar onları diger halklara saldırmaya ˘ zorlarlar. s ˙ Iktidarlar halkı. iktidarın s muhteris ve çıkarcı emellerine ula¸ masındaki bir araçtan. diger milletlerden veya içindeki dü¸ manlardan ge˘ s lecek bir saldırı tehlikesi altında olduguna ve bu tehlikeyi yegane sa˘ vu¸ turma yolunun da iktidara köle itaatinden geçtigine temin ederler. Her iktidar. varlık sebebini ve kullandıgı tüm siddetin me¸ ruiyetini. ˘ Divide et impera.Hristiyanlık ve Vatanseverlik met yarattıgına ili¸ kin bu son iki vakıayı aktardım. s ˘ Bu. diye temellendirir. diger milletlerin saldırı tehlikelerine dair. Böylelikle. birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık beslemiyors s s lar ve anla¸ mazlıklarını barı¸ çıl bir yoldan giderebilirler. Vatanseverlik köleliktir. orada bulunmasaydı ˘ ¸ s ˙ i¸ ler daha kötüye gidecekti.) Vatanseverlik en basit. s s 104 . Ama rasyonel insanlar anla¸ mazlıklarını s müzakere. ikna ve soruna ili¸ kin kararı tarafsız ve makul insanlara has vale ederek giderirler. Bu savlar oldukça dogru görünüyor. (Böl ve yönet. bars s barlar ve barbar milletler de. en sarih ve en tartı¸ masız anlamıyla. Zamanımızın ulusları da böyle davranmalı. iktidar ˘ telkinleri dogrultusunda bir inanç halklar arasında tesis edilir.

Viyana ve Paris’te ya¸ ayan. bir grup insanın digerine. rasyonel yollarla. yani bir sekilde hükümranlar mevkiine gelmi¸ adamlarca ¸ s emredilecek (insanları öldürmek de dahil) her¸ eyi yerine getirmeye s pe¸ inen söz verenlerin rasyonelliginden bahsetmek ne kadar anlamlıdır? s ˘ Petersburg. s Söylemesi korkunç ama. ˘ s kongre ve hakemler yöntemiyle tesis edilemez. bilmedigi insanların tüm hüs ˘ kümlerini sorgusuz sualsiz itaatle yerine getirmeyi üstlenen insanlar rasyonel olamazlar ve iktidarlar. vatanseverlik adına ˘ uygulamadıgı hiçbir siddet eylemi yoktur ve asla olmamı¸ tır. aynı vatanseverlik üzerine (Konsül ve Imparator ˘ olarak) Napolyon’un iktidarı in¸ a edildi ve Napolyon’un devirilmes sinden sonra da Burbonların iktidarı ve pe¸ inden Cumhuriyet’inki ve s Louis-Philippe’inki ve pe¸ inden tekrar Cumhuriyet’inki ve tekrar Bonas parte’ınki ve pe¸ inden bir kez daha Cumhuriyet’inki. yerle¸ tirildi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik yalnız halka i¸ aret ettigi müddetçe ve halk iktidar sultası altında degilse. Vatansever˘ ¸ s lik adına Ruslar Fransızlara kar¸ ı ve Fransızlar da Ruslara kar¸ ı sava¸ tılar s s s ve yine vatanseverlik adına Ruslar ve Fransızlar simdi Almanlarla sa¸ 105 . halkların iktidarlar kar¸ ısındaki daima irrasyonel ve tahripkar s itaati devam ettigi müddetçe. ˘ yani devletini. ˘ ˙ Iktidar. s ˘ ˘ ˙ dogrudur sadece. çünkü ˘ zaten tabiyet halihazırda azami irrasyonelligin bir göstergesidir. Bu ˘ nedenle. böylesine izansız ve korkunç bir erki kötüye kullanmamaları ve bu yüzden çılgına dönmemeleri mümkün degildir. çünkü her iktidarın dayanagı vatanseverliktir –yani halkını ve ülkesini. onları tehdit ettigi varsayılan tehlikelerden korumak ˘ ugrunda insanların iktidara itaate hazır olmasıdır. Iktidarlarına tabi insanlar rasyonel olamaz. Vatanseverlik varoldukça insanların iktidara tabiyeti daima sürecek. Devrim’den sonra da Kamu Güvenligi Komitesi’nin iktidarı bu vatanse˘ ˙ verlige dayanıyordu. ˘ Devrim’den önce Fransız kralların halkları üzerindeki iktidarı. neredeyse. ve aynı vatanses verlik üzerine Bay Boulanger’nin iktidarı. yani böyle bir erke hükmedenlerse daha da az rasyoneldirler. milletler arasında barı¸ .

vatanseverlik s s ˘ adına Ruslar Lehlere ve Almanlar Slavlara baskı uyguluyorlar. halk arasında va˘ ˘ s s tanseverligi uyandırmak için iktidarlar ve hükümran sınıflarca kullanılan ˘ nüfuz da o kadar artmı¸ durumda bulunuyor. basının büyümesi ve en ba¸ ta da diger milletlerden kays ˘ naklanan tehlikenin azalması.Hristiyanlık ve Vatanseverlik va¸ maya hazırlanıyorlar ve vatanseverlik adına Almanlar iki cephede s sava¸ maya hazırlanıyorlar. bizzat o genel. Ama sava¸ lar da degil sadece. o kadar çok insanla payla¸ ırlar onu. bugün daha çok insanın. hatta sanatçılar ve özellikle gazetecilerce payla¸ ılıyor. milletler arasında kar¸ ılıklı dü¸ manlık s s s duyguları uyandırmada fevkalade olanaklar yaratıyor ve vatanseverligin ˘ faydasızlıgıyla tahripkarlıgı ne kadar a¸ ikar olmu¸ sa. dükler ve onların memurlarıyla sava¸ çıları. adli meslek üyeleri. ˙ Iktidarlar erklerini muhafaza etmekte ne kadar zorlanırlarsa. artan seya¸ ˘ hat ve temas imkanları ve özellikle gitgide iktidar tarafından daha fazla kontrol edilen basının geli¸ imi. ufak bir hükümranlar grubunun elindeydi iktidar: imparatorlar. krallar. ögretmenler. Ama gerçek su ki. yüzeysel egitimin araçları. farklı milletler arasında ˘ s s s artan temaslar. Ve bütün s 106 . simdiyse s ¸ o iktidar ve sagladıgı avantajlar sadece memurlar ve din adamlarınca ˘ ˘ degil. toprak sahip˘ leri. bankerler. s Geçmi¸ le bugün arasındaki tek fark. s Önceden. XV Egitimin yaygınla¸ ması. aynı zamanda büyük ve hatta küçük kapitalistler. geli¸ kin ula¸ ım araçları. ta¸ ra memurları. üst s sınıflara vatanseverlikle saglanan avantajları payla¸ ması ve bir o kadar ˘ s insanın bu acayip batıl inancı yayıp korumaya katılımıdır. vatanseverlik adına Komün üyeleri Versailles’daki insanları ve Versailles’daki insanlar Komün üyelerini katlettiler. vatanseverlik aldatmacasını sürdürmeyi gitgide daha da zorla¸ tırmalı ve nihayet imkansız hale getirmeliymi¸ s s gibi görünüyor. bilim ˘ s adamları.

s aldatma öyle ba¸ arıyla sürdürülüyor ki. halkın iktidar ˘ s emirlerini yerine getirmesine matuf kuru talepler artık yeterli degil. kendilerini kölele¸ tiren yerel memurlarla soylulara körü körüne s itaat ederlerdi. s Ve basının. halktan insanlar sürekli ve kolaylıkla seyahat ˘ edip dünyada neler yapıldıgına dair haberleri ta¸ ırken. Yüzyıl önce. s s ˘ halk her zamanki kadar aldatılıyor. ˘ s iktidarlar. okur-yazarlıgın ve seyahat imkanlarının geli¸ imi sayesinde. bilerek veya bilmeyerek. her yerde ajan bulundurarak.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bu insanlar. Ve kitleler kendilerinden isteneni itaatkarca yerine getirsin diye. ˘ s s çıkarları. içine ba¸ ka ˘ s s mefhumlar yerle¸ tirmek de gerekli. yasal hükümlerin. öyle tehditlere. Aldatma araçlarının geli¸ imi ve artık daha fazla sayıda insanın katılımı sayesinde. iktidarın bu memurlarla soyluları rü¸ vet ve ödüllerle kontrol s altında tutması kafiydi. Simdiyse. karakteristikleri ve niyetleri konusunda halkın içine en vah¸ i s ve en sapkın bir mefhumu yerle¸ tiriyorlar ve halk çalı¸ ıp didinmeyle s s öyle baskı altında tutuluyor ki. ne de fırsatı bulunuyor ve ˘ böylelikle esenligi adına kendisine dayatılan taleplere sikayet etmeksizin ˘ ¸ teslim oluyor. halkların kar¸ ılıklı ili¸ kileri. çok daha zorla¸ masına ragmen. okullar ve gazetelerin aracılıgıyla. ˘ halkın hayata ili¸ kin hakkaniyetli fikirlerini bulandırmak ve hayat sarts ¸ larıyla diger milletlerin kendisine kar¸ ı tutumu hakkında. kilise ögre˘ tisinin. rü¸ vetlere ve iktidar hipnos 107 . avantajlı pozisyonlarının idamesi için vazgeçilmez olan vatanseverlik aldatmacasını yayıyorlar. okuma yazmasız kitleler. kitleler iktidarlarının kimlerden olu¸ ¸ s tugunu ve çevrelerinde hangi milletlerin bulundugunu büyük oranda ˘ ˘ okuyup ögrenebilirken. Kendilerini sürekli çalı¸ ıp didinmekten kurtararak biraz egitim alabis ˘ len ve dolayısıyla maruz bırakıldıkları aldatmacayı anlayabilecek gibi görünen halk kesimleriyse. iktidarlarının kimlerden olu¸ tuguna veya kendilerini s ˘ çevreleyen milletlere dair bir mefhumu bulunmayan. içine yerle¸ tirilen fikirlerin önemini anlas mak ve haklılıgını sınamak için ne zamanı.

dostlarını mahveden aldatmacayı yayma i¸ inde yer almaya ba¸ lıyorlar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik zuna duçar ediliyorlar ki. yaptıkları seyin onlara yarayacagını dü¸ ündükleri için ˘ ˘ ¸ ˘ s böyle davranıyorlar. ve tüm yaptıklarının son derece degerli ve makul olduguna ˘ ˘ tamamen kaniler. ekseriya iyi ve yüce bir sey yaptıklarına dair ˘ ¸ saf bir inanç e¸ liginde. ama halkı kandırmak ˘ istegiyle degil. Agır emek altında ezilen kitleler içins s ˘ den o veya bu sekilde kurtulan herkesin kaçınılmaz olarak yakalandıgı ¸ ˘ kapanlar egitim kapılarında kurulmu¸ gibi. sahsi. açgözlü mak˘ ¸ satlarla veya övüngenlik yüzünden insanların sadece bedenlerini degil ˘ ruhlarını da yok eden bu zalim aldatmacayı yürütenlere ba¸ langıçta öfs keleniyor ve bu zalim aldatıcıları te¸ hir etmek istiyor. kendi faaliyetleri olmasa. etraflarındaki herkesin sempatisi ve onayıyla süs ˘ rekli desteklenen bir inanç e¸ liginde aldatıyorlar. tefti¸ lerini ve kar¸ ılıklı ziyaretlerini –yani çe¸ itli s s s üniformalar. diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. Güçlerinin ve avantajlı s ˘ pozisyonlarının bu aldatmacaya dayandıgını belli belirsiz hissederek. taç giyme törenlerini. ba¸ ka türlü davranamadıkları ˘ s için böyle yapıyorlar. öteye beriye gidip gelmeler ve ciddi edalarla yaptıkları ve hasım sayılan (sava¸ mayı asla dü¸ ünmeyecek) halklar arasında barı¸ ın s s s nasıl korunacagına deginen isti¸ arelerini– i¸ te bu sekilde gerçekle¸ ti˘ ˘ s s ¸ s riyorlar. rahip. manevralarını. bu aldatmacanın tüm zalimligini anlayınca. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. Yine aynı sekilde. s ¸ aldatıcılar aldatmak istedikleri için degil. Yanlarındaki bakanlarıyla krallar ve imparatorlar da. Ve Makyavelist bir tutumla. subay veya memur seklinde avantajlı ve yüksek ˘ ¸ ödenekli mevkiler edinerek. ˘ s ˙ Insan. ˘ ister istemez onun cazibesine kapıldıkları dogru. neredeyse istisnasız derhal iktidar tarafına geçip ögretmen. 108 . yarattıkları aldatmacanın farkında olarak degil. Ama hakikat su ki. çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat. rapor. tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem.

askeriye. birbirlerinin icraat ve faaliyetlerini onaylayıp ˘ haklı gösteriyorlar –imparatorlarla krallarca askeriye. Kalabalık. kendi faaliyetleri olmasa. bir sey söyleyip yazdıgını vs. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. birbirlerine tamamen baglı olduklarından. çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat. havai fi¸ eklerin. ˘ mesela. Vatanseverlik vazeden din adamları da. Yine aynı sekilde. belge ˘ s ˘ ˘ ve telgrafların uçu¸ tugunu ve ulakların oradan oraya ko¸ u¸ turdugunu. rapor.Hristiyanlık ve Vatanseverlik halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler. s ˘ s s ˘ endi¸ eli insanların tuhaf esvapları içinde durmaksızın öteye beriye at s ko¸ turdugunu. yazdıkları vatansever siirlerle ¸ okul kitapları kar¸ ılıgında cömertçe ödüllendirilen yazarlarla gazeteciler s ˘ de aynı inanca sahipler. ister istemez ona özel ve neredeyse dogaüstü bir önem de atfediyor. Franko-Rus senlikleri gibi senliklerin düzen¸ ¸ leyicileri de bundan ku¸ ku duymuyorlar ve vatansever konu¸ malar s s yapıp kadeh kaldırırken içtenlikle müteessir oluyorlar. görüyor ve tüm bunların en s ˘ ¸ ˘ 109 . resmî görevliler ve din adamlarının yaptıkları haklı gösteriliyor. bizzat bu icraatlarla da. çünkü tüm hayatları bu aldatmaca üzerine kurulu oldugundan ona ihtiyaçları var ve ba¸ ka bir ˘ s sey yapamazlar. insanların taçlar. üniformalar ve papaz ˘ cüppeleriyle süslendiklerini. Bütün bu insanlar rollerini farkında olmaksızın icra ediyorlar. halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. alayların bando e¸ liginde uygun adım yürüdügünü. icra mahalindeki ¸ herkesin sempatisini kazanıp onayını alıyorlar. özellikle sehir kalabalıgı. çanların s ˘ çaldıgını. imparatorlarla krallar ve birbirlerinin yaptıkları haklı gösteriliyor– ama bununla da kalmıyor. tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem. bu arada. topların atıldıgını. resmi görevliler ve din adamlarıncaysa. ¸ ˘ bu insanların tüm yaptıklarında kavranabilir bir anlam görmeyip. diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. Dahası. zafer takları dikildigini.

Ve kalabalıga. orduda hizmet edip ˘ ˘ onun disiplinine itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. çok önemli bir hadise olduguna mutlak bir inançla o yeni tahta oturdu. ona özel. özel süslemeli yeni bir taht ısmarladı ve gögsünde zırhı. dogrudan Çar’a baglı bir tür muhafız alayı. ˙ (Korkunç) Ivan zamanında kurulmu¸ . ve tebaası ˘ bunda gülünç hiçbir sey görmemekle kalmadı. dahası. Geçenlerde II. baglı oldugun iktidarı tanıyıp ˘ ˘ ˘ ona itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. kamuoyu denen seye dayanıyor. kazancını ˘ ˘ vergi biçiminde hükümete vermenin dogruluk ve gerekliligine dair. bir de üzerine kırmızı s s bir pelerin geçirerek tebaasının önüne çıktı ve bunun gerekli. hiç kontrol etmeden. Ikti˘ darların erki. zora dayanmıyor. bir halkın digerini maglup edip silah zoruyla boyundurugu altında tuttugu veya ˘ ˘ ˘ ˘ hükümranların silahsız bir halk arasında silahlı yeniçeri. zaman zaman hakim olan haz ile daima s ˘ hakim olan saygının bu dı¸ avurumları tüm o sersemlikleri yapanların s güvenini güçlendiriyor. opriçnik42 ve ˙ muhafız alayları bulundurdugu günlerdeki gibi. bütün bu gösterileri vecd çıglıkları veya saygılı bir ses˘ sizlikle kar¸ ılıyor.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ufak bir geregi yokken yapılmakta oldugunu (ki aslında durum budur) ˘ ˘ belirleyecek pozisyonda bulunmadıgından. epey uzun bir zamandır. s ˘ ˘ –[Koray Karasulu] 110 . gizemli ve mühim ˘ bir anlam atfedip. epey zamandır ve halen. manzarayı pek ¸ muhte¸ em de buldu. ilahi hakikat s ˘ s 42 IV. ¸ Vatanseverligin yüce bir ahlaki hissiyat olduguna dair ve kendi mil˘ ˘ letinle devletini dünyanın en iyileri diye görmenin dogruluk ve gerek˘ liligine dair bir kamuoyu var ve bu da. Wilhelm kendine. mah˘ ˘ keme kararlarını kabullenmenin dogruluk ve gerekliligine dair ve iktidar ˘ ˘ adamlarının bize ula¸ tırdıgı her¸ eyi. s XVI ˙ Iktidarların halklar üzerindeki erki. diz altından bagcıklı dar pantolonu ve migferinin ˘ ˘ ˘ tepesinde ku¸ olan beyaz bir üniforma ku¸ anıp.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik diye kabul etmenin dogruluk ve gerekliligine dair bir kamuoyuna yol ˘ ˘ açıyor. Kamuoyunun. erk de kamuoyunu. disipline edilmi¸ orduları. Ve sanki bu durumdan kaçı¸ yokmu¸ gibi görünür. ˘ ˘ ˘ 111 . kiliseleri ve hatta basınlarıyla– daima kendilerine gereken türden kamuoyunu destekleyebilir iktidarlar. degi¸ mez veya ¸ ˘ ˘ s duragan bir sey degil. polisi. asla duragan ˘ kalmayıp. itaatkar din adamlarını. tıpkı günler ya da aylar gibi. birincisi. kamuoyunun s iktidarlarca suni olarak üretilen dı¸ tezahürlerine baktıgımızda böyle s ˘ görünür. sonra yine bir monar¸ iyi yıkıp yerine s s s bir cumhuriyet getiriyormu¸ gibi) salınıyorsa. s s Gerçekten de öyle olabilirdi. kamuoyu. postayı. gecikme ve salınımlara ragmen. ikincisi. ¸ ˘ iktidarları üretip erki onlara veren veya onlardan alan seydir. eger kamuoyu sabit ve degi¸ mez bir sey ˘ ˘s ¸ olsaydı ve iktidarlar kendilerine gereken kamuoyunu daima üretebilselerdi. daima insanlıgın katettigi yolda ısrarla ilerledigini görmek için. s okulları ve hatta gazeteleri kontrol eden kudretli bir iktidar tesis edilir ve bu iktidar. mahkemeleri. kendisi için bir gereklilik olan bu kamuoyunu halk arasında idame ettirir. sabit. Ama sükür ki öyle degil. Bir kez böyle bir kamuoyu varoldu mu. mahkemeleri. bu sadece. Kamuoyu erki üretir. daima devindigini. iktidarlarca keyfi olarak üretilemedigi gibi. organize bir idari mekanizmayı. okulları. ¸ Kamuoyu kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa veya bugünkü onlarca yıl öncekiyle aynıysa veya kimi ko¸ ullarda sanki önceki bir s duruma dönüyormu¸ gibi (mesela cumhuriyetçi bir hükümeti yıkıp s yerine bir monar¸ iyi getiriyormu¸ . tüm organlarıyla –memurları. telefonları. tıpkı ˘ ˘ güne¸ in yönlendirdigi yolda sa¸ madan ilerleyen gündüz ya da bahar s ˘ ¸ s gibi. aksine sürekli degi¸ ip insanoglunun devinimiyle ˘ ¸ ˘ ˘s ˘ devinen bir sey ve. telgrafı. günümüzde milyarlarca parayı. ˙ Iktidarların erki kamuoyuna dayanır ve erki ellerinde tutarak.

simdi vatanseverligi ¸ ˘ insan hayatının zaruri bir ko¸ ulu diye ileri süren iktidarlarla hükümran s sınıfları olu¸ turanlardır. belli bir kamuoyu evresinin avantajlı bir pozisyonunu kapıp tüm güçleriyle onu kalıcı kılmaya çalı¸ an ve henüz tamamen ifade edilmemi¸ se de. Ve miadı dolmu¸ bir kamuoyunu elden s s bırakmayıp yenisini örtbas eden böyle insanlar. ordular. vergiler. eskiden kamuoyu talep ettigi için vardı ˘ bunlar. aynen bir bendin akan suyu 112 . çabalarının bo¸ a çıkması kaçınıls s ¸ ˘ s mazdır: Ya¸ lı olan çürür. yeni ve gerçek kamuoyunun ortaya çıkmasını engelleyen ki¸ iler bulunmasındandır. s Yeni kamuoyu ne kadar uzun süre engellenirse. elli ¸ yıl öncesiyle neredeyse aynı oldugu halde. Elli yıl önceki o aynı hükümranlar. Katolisizm. iktidarlarının dayanagı olan eski vatansever ˘ kamuoyunu idame ettirmeye ve onu yok edecek yeni kamuoyunun tezahürünü durdurmaya çalı¸ ırlar. genç olan büyür. bugün Avrupa halklarının durumu. insanların s s bilincindeki canlı. Bize ˘ ˘ kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa. harici unsurlarında.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kamuoyunu halkın tüm ya¸ amıyla ili¸ kisi içinde ele almamız kafidir. s Kamuoyu dogası geregi sürekli ve zaptedilmez bir devinimdir. Ortodoksluk s ve Luthercilik hâlâ varsa da. bu. s s Söyle ki. lüks ve yoksulluk. simdiyse iktidarlar bir zamanların ya¸ ayan kamuoyunu suni ¸ s olarak ayakta tuttukları için varlar. her yerde. Iktidarlar ve hüküm¸ ran sınıflar tüm güçleriyle. kamuoyunun devinimini olu¸ turan. halkların bu durumla ili¸ kisi ˘ s elli yıl öncekinden çok farklıdır. Ama eskiyi koruyup yeniyi durdurmak s sadece belli sınırlar dahilinde mümkündür. ama kamuoyu hep akı¸ kan ve geli¸ en bir sey oldugu için. sava¸ lar. s Bu insanların kontrolündeki imkanlar devasa. o kadar fazla büyü˙ yecek ve o kadar güçlü bir sekilde ifade bulacaktır. Kamuoyunun bu devinimini –tıpkı akıntıyla yüzerken nehrin devinimini de fark etmedigimiz gibi– çogu zaman fark etmiyorsak bunun ˘ ˘ nedeni. fark edilmeyen degi¸ imlerin s ˘s kendi içimizde gerçekle¸ mesidir.

yarın Wilhelm.. Bu henüz gerçekle¸ me˘ s mi¸ se. Dogu sorunu üzerine ate¸ li bir makale yazsa veya filanca prens ˘ s bazı Bulgarları ya da Sırpları yagmalasa veya kraliçe ya da imparatori˘ çenin biri bir seye gücense. bizi temin ettikleri üzere. Bu geçi¸ . insancıl Hıristiyanlar. ailevi ve ˘ s ki¸ isel hayatımızın rehberini. oysa ˘ öyle bir durumdayız ki. vatanseverligin bize gayet basit ve dogal seyler olarak sunulan ˘ ˘ ¸ en sıradan talepleri üzerine dü¸ ünsek. Aleksandr’a gücense veya Bay N. s s ˘ ˘ giderek daha fazla. vatanseverligin kahramanlıgı seklindeki –artık ˘ ˘ ¸ onlar için dogal olmayan– eski kamuoyunu ne kadar alevlendirmeye ça˘ lı¸ ırlarsa çalı¸ sınlar. insanoglunun aklına ve gön¸ s ˘ ˘ lüne giderek daha fazla yerle¸ en bir idealdir. tüm halkların karde¸ ligiyse. egitimli. o kadar ısrarcı olur ve kaçınılmazs lıgı da o kadar a¸ ikardır. hepimiz ¸ ˘ gidip. tüm milletlerin dayanı¸ ması ve karde¸ ligine inanıyors s ˘ lar. Vatanseverlik artık insanlara en korkunç bir gelecekten ba¸ ka hiçbir s sey sunmuyor. son kuru yapragın dü¸ mesi ve baharda s s ˘ s dolgun tomurcuklardan tazelerinin açması kadar kaçınılmazdır. biz egitimli. tanımadıgımız. Aleksandr’ın barı¸ sever s s 113 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik sadece belli bir seviyeye kadar durdurabilecegi gibi. N. ˘ s ˙ Iktidarın yogun çabalarınca hâlâ kamuoyumuz sayılan sey ile bilinci˘ ¸ miz arasında ne ölçüde bir çeli¸ ki bulundugunu görmek için. miadı dolmu¸ kamuoyundan yenisine geçi¸ i kaçınılmaz olarak gers s çekle¸ mek zorundadır. bu durumu III. ˘ ˙ Iktidarlar insanlarda. bu talepler ile hepimizin pays la¸ tıgı o gerçek kamuoyunun ne boyutta çeli¸ tigini anlarız. Ve dolayısıyla insanların s eski. ama herkese besledigimiz türden dostça duygular ˘ ˘ besledigimiz insanları öldürmek zorundayız. çagımız insanları artık vatanseverlige inanmıyorlar. aslında s ˘ tek yapmamız gereken. yani o ahlak ilkelerini ve vatanseverlik s adına kendimizi dü¸ ürdügümüz durumu gözden geçirmektir. Ve bu geçi¸ ne kadar geciktirilirse. hem Hıristiyanlar hem de zamanımızın sıradan insanları olarak ne ikrar ettigimizi bir dü¸ ünmektir –sosyal. Hepimiz s ˘ s ˘ kendimizi özgür. insancıl ve hatta Hıristiyan sayıyoruz. s ˘ Sırf.

eskimi¸ kamuoyu s derhal ve kendiliginden yıkılır ve yeni. ne sendikalar. birkaçı bile.. Su an üzerlerine çullanan musibetlerden tüm ˘ ˘ s ¸ 43 [Aleks-androviç: Aleksandr-oglu] Kasım 1894’de II. ˘ Biz. Ve kamuoyu degi¸ imiyle. Zamanımızda varsayıs ˘ lan kamuoyu i¸ te budur. ne patlayıcılar. ne yeni icatlar. Insanlar. yeni ve sıra dı¸ ı ¸ s bir seyin planlanması falan gerekmiyor. ya¸ ayan bir kamuoyu ˘ s kendini gösterirdi. ne devrimler. bugün yanlı¸ ve epeydir ölü bir kamus ˘ s s oyuna muvafakatın terk edilmesi ve her bireyin gerçekten dü¸ ündügü ve s ˘ hissettigi seyi söylemesi veya en azından dü¸ ünmedigi seyi söylememe˘ ¸ s ˘ ¸ ˙ sidir. Aleksandr yapmamıza izin vermedigindendir. ˘ s sırf III. geçmi¸ e ait. hayatların. Hesse’li Prenses Alexandra’yla evlendi. mevcut herhangi bir seyin yalanlanması. Nikolay olarak Rus tahtına çıktı. Alice ˘ s yerine Amelia’yla evlenecek olsa. insanları ezip ˘ s tarumar eden tüm o iç dokusu da.43 Victoria’nın torunuyla evlenecek olmasına. ne gösteriler düzenlenmesi. ˘ Ki bu korkunç! XVII ˙ Insanlıgın hayatında en büyük ve önemli degi¸ iklikleri gerçekle¸ tirmek ˘ ˘ s s için hiçbir kahramanlık gösterisi gerekmiyor. tek gereken bir kamuoyu s degi¸ imidir. tek gereken. ne milyonlarca insanın silahlanması. Bu türden kanaatler en ilerici ve liberal basın s organlarının hepsinde sogukkanlılıkla tekrarlanıyor. kendiliginden degi¸ irdi. bin yıllık Hıristiyanlar. gerçek. ˘ Bir ay sonra. Kraliçe Victoria’nın ikinci kızı Prenses Alice’ten olma torunu. ne yeni yollar ve makineler yapılması. –[Aylmer Maude] 114 . Ama Aleksandr’ın yerinde ba¸ kası olsa s veya Aleksandr’ın mizacı degi¸ ecek veya Nikolay Aleksandroviç. Kamuoyunun degi¸ imi için de herhangi bir fikrî çaba gös˘ s ˘ s terilmesi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mizacına borçluyuz veya Nikolay Aleksandroviç’in. ne havacılık çalı¸ maları vs. henüz birbirimizin gırtlagını kesmemi¸ sek. ne barikatlar. bunu bir yapacak olsaydı. hiçbir ek çabaya gerek kalmaksızın. o zaman kana susamı¸ hayvanlar gibi s birbirimizin barsaklarını de¸ mek için atılacagız. iktidarların suni ¸ biçimde kı¸ kırttıgı.

s ˘ ¸ Gücün kudrette degil hakikatte yattıgına bir inansalardı insanlar ve o ˘ ˘ hakikati cesaretle dile getirselerdi veya en azından söz ya da eylemde caymasalardı. insanlar kendilerine empoze edilen yalanı hele bir reddetsin. Oysa büyük ve kar¸ ı konulmaz gücümüz. tuhaf ˘ ˘ ünvanlarla ona hitap etmek üzere. dü¸ ünmedikleri seyi söylemeyi ve kötü ve budala bulduks ¸ ları seyi yapmayı bir bırakacak olsalardı! ¸ ˙ Insan bir imparator. Ruslar. ne olur ˘ s ˘ yani? Bütün bunlar önemsiz gibi durabilir. üzerine saraylı üniforması giyse.Hristiyanlık ve Vatanseverlik insanları kurtarmak için ne kadar küçük bir seyin gerekli oldugunu ¸ ˘ söylemeye insan utanıyor: yalan söylemeyi bırakmak gerekli sadece. onun önünde egilse. ne olur yani? Hatta sohbette. özellikle de genç ve egitimsiz ki¸ ilerde. onlara methiyeler dizse. Yeter ki. önemsiz gibi duran bu s eylemlerde –irrasyonel oldugunu apaçık gördügümüz seylerin mantık˘ ˘ ¸ sızlıgını gücümüz yettigince gösterip ona katılımdan kaçınmamızda– ˘ ˘ yatıyor ve ilerlemesiyle tüm insanlıgı harekete geçiren asıl sahici ka˘ 115 . o zaman s ¸ hayatımızın tüm tertibinde böyle bir degi¸ im derhal gerçekle¸ tirilecek˘ s s tir. dü¸ ünüp hissetmedikleri seyi söylemeye hele bir son versinler. bu çok takdire ˘ s ˙ sayan diye bir izlenim yaratsa. Ortodoksluk veya Luthercilik ya da Napolyon ve Pyotr gibi sava¸ kahramanları ya da hükümranlar veya bunların Boulanger s ve Skobelev gibi çagda¸ ları göklere çıkarıldıgında sessiz kalsa. hem de tüm iktidar ellerinde olsa bile devrimcilerin yüzlerce yılda ba¸ aramayacagı sekilde. Fransızlar veya Ins gilizler aleyhine bir makale yazsa. gidip onun kabul odasında beklese ve sonra herkeste. ˘ ˘ anla¸ malarla ittifakların degerini ve faydasını teslim etse veya kendi hals ˘ kımızla devletimiz yüceltilirken diger ırklara kara çalınıp sövüldügünde ˘ ˘ ya da Katolisizm. kral ya da fatihe “Vive la France” veya “Hurra!” diye bagırsa. kendisiyle hiçbir ortak yanı bulunmayan insanların ˘ saglıgına içip. ne olur? Ya da vatansever senliklere ¸ gitse ve sevmedigi. ne olur yani? Ya da Franko-Rus Ittifakı ¸ ˙ veya gümrük sava¸ ı lehine ya da Almanlar.

s Kuvetin zorda degil. bugün ekseriyetin genel dü¸ üncesi olur. ˘ ˙ daima bagımsızdır. derhal algılanamayacak ölçülerde ama s s s kar¸ ı konulamaz biçimde. Insan ˘ yalnızken ve dünya meseleleri üzerine dü¸ ünürken. ne mil˘ ˘ ˘ ¸ yarlarca ruble. o bir kitapta veya gazetede degildir. bir özgür insan.Hristiyanlık ve Vatanseverlik muoyunun temelindeki o zaptedilmez kuvet de bu güçten doguyor. sadece ifade etmedigi ortaya çıkar. Ve dün bir ¸ s ˘ ˘ insanın yeni dü¸ üncesi olan sey. karde¸ ine. bu yüzden sansürü tesis eder. ¸ s üzerimize çöreklenen bu melanet ve hıyanet okyanusuna kar¸ ı ne yapas bilirim ben? Fikrimi ifade etmenin neye faydası var? Hatta neden bir fikir olu¸ turayım ki? Bu müphem ve çetrefil meseleler üzerine dü¸ ünmemek s s daha iyi. s ¸ s Ve bu dü¸ ünce yerle¸ ir yerle¸ mez. arkada¸ ına ve (aksini günah saydıgı s s s ˘ için) hakikati saklayamayacagı kimselere ifade ederken. ˘ ele avuca sıgmaz ve bagımsız kuvet insan ruhunda gösterir kendini. ne de s devrimler yaratabilir ve yaratacaktır. kapana kısılamaz. ona kar¸ ıkoymak s ya da onu zaptetmek için her yola ba¸ vururlar. sonra gayriihtiyarı s dü¸ üncelerini karısına. içtenlikle ne dü¸ ünüp ne hissettigini söyler. çünkü insan bilincinin derinliklerinde yatar. zihin faaliyeti ve bunun açık ifadesinde yattıgını ˘ ˘ bilirler ve bir ordudan ziyade. Dü¸ üncesini s ˘ s içtenlikle ifade eden insanın tecrit altında kalacagı sanılabilir. Eylem ve sözleriyle tam ters bir tutum içindeki binlerce insan arasında. varolan ve kendisine dayatılan izlenimden bagımsız ˘ olarak. bu en güçlü. insanoglunun tavrı farklıla¸ maya ba¸ lar. Belki de bu çeli¸ kiler varolu¸ umuzun kaçınılmaz bir ko¸ uludur. ne bir kurum. dogru bildigini basitçe ifade etmekle yaratabilecegi seyi. ne milyonlarca müfreze. fakat ˘ çogu durumda diger herkesin veya ekseriyetin uzun zamandır aynı ˘ ˘ seyi dü¸ ünüp hissettigi. Ama dünyayı devindiren ruhani kuvet onları bertaraf eder. s ˘ s s Mevcut halde her insan. ˘ ˘ Özgür bir insanın. özgür de olsa. kendine söyle der: “Tek ba¸ ıma. gazetelere rü¸ vet verir ve okullarla s dini kontrol altında tutarlar. s s s 116 . bagımsız dü¸ üncenin bu ifadesinden kor˘ s karlar. ne sava¸ lar. ˘ ˙ Iktidarlar bunu bilirler ve o kuvetin önünde titreyip.

tüm benligimizle uyu¸ mazlık içindeki hayatımızın anlamsız ˘ s düzeninden yakınırız ve yine de elimizdeki biricik ve güçlü enstrümanı.” Ve her ˘ s ˘ insan. kullanmak söyle dursun. söhret ve ˘ ¸ güce ula¸ mak istedigi için. eline her¸ eyi ˘ s kesebilecek. hakikat bilincini ve onun ifadesini.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve neden ben tek ba¸ ıma dünyanın tüm melanetiyle mücadele edeyim s ki? Beni sürükleyen akıntıya uymak daha iyi degil mi: bir sey yapılabi˘ ¸ lirse. ne tüm sosyal faaliyet sekillerinin. kendini sosyal faaliyet enstrümanına verir ki. bir be¸ inci. Tıpkı. diger insanlarla ortakla¸ a yapılması lazım. 117 . ne de dünyamızda varolan bir ˘ sosyal faaliyete katılımda her insanın mecburen. s Hepimiz. kral. bıçagın ˘ ˘ ucuyla çivi çakmaya ba¸ laması gibi. s Kimi. memur veya asker olarak görev yapar ve hakikatten –kendi pozisyonunda kaçınılmaz olan– sapmaların. kendini mesai birligi yaptıgı insanlara baglı hissettigi için. digeriyse. yaptıgı ˘ iyilikler sayesinde fazlasıyla telafi edildigine. bir imparator. hakikatin söylenmesi kovu¸ turmaya neden olacagı ve kens ˘ dini adadıgı ya da adamaya niyetlendigi iyi bir sosyal faaliyeti sekteye ˘ ˘ ugratacagı için. bildigi ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ hakikati ortaya koymaz. hiç degilse bir ölçüde ˘ hakikatten sapacagını ve kendisine sunulan kudretli mücadele silahının ˘ etkisini yok edici ödünler verecegini farketmektedir. ailesini geçindirmesine ˘ yarayan kazançlı bir pozisyondan onu yoksun bırakabilecegi için. kendini ve ba¸ kalarını ˘ s temin eder. yalnız degil. bakan. bildigi hakikati ortaya koymaz. kadim ve kutsal bir gelenekten s ˘ kopmak istemedigi için. bir ˘ üçüncüsü. ¸ kötülükle mücadele bahanesiyle yok eder. ˘ ˘ ˘ Kimi. sonradan insanlıgın hizmetinde kullanılmak üzere. bu hakikat. olaganüstü keskinlikte bir bıçak verilen bir adamın. o kudretli fikir enstrümanıyla onun dünyayı harekete geçiren ifadesini elden bırakıp. ˘ s ˘ altıncısı da. tam da mücadele etmesi gereken ¸ o temellere dayandıgını farketmekte. tam aksine. varolan düzenle hayalî bir çatı¸ maya kurban ederiz. bir dördüncü. insanları incitmek istemedigi için.

gücü bulunmayan ve hiçbir zaman özgür olmayan bir seye. yeterdi. yalnızca hakikat ve onun ifadesi tesis edebilir. Eski. ögrettigi her¸ eye ruhunun de˘ ˘ ˘ s rinliklerinde inanmaz. hem söz hem de fiille bu ˘ s taleplerin tam tersini onaylıyorlar. hayatın s yeni taleplerini farkeden insanların onları açıkça ifade etmesi gerekir. Açıkça ve mertçe halihazırda mazhar oldukları hakikati (tüm milletlerin karde¸ ligini ve s ˘ münhasıran kendininkine adanmanın suçunu) bir ifade etselerdi. ama biz bildigimiz hakikati söylemeyi becerememekle kalmı˘ yoruz. canlı s ˘ kamuoyunu ortaya çıkarırdı –taleplerini kuvetle ve açıkça bildirmek ve insanoglunun vicdanına uygun yeni varolu¸ biçimlerini tesis etmek için. miadı dolmu¸ s kamuoyunun yeni ve canlı olanla degi¸ tirilmesi gerekir. ugra¸ ının faydasını yok eder. edebiyat aracılıgıyla insanları ˘ egitir ve iktidarla toplum kendine kar¸ ı ayaklanmasın diye tüm hakikati ˘ s söylememek geregine tabi oldugu halde. ¸ yani hakikate ve onun ifadesine güvenseler. iyilik yaptıgından hiç süphe ˘ ˘ ˘ ¸ duymaz. iktidarların güçleri ve yarattıkları tüm kötülüklerin yaslandıgı o ölü. kendine ˘ hakikatten sapma izni verir. Özgür insanlar. bir dördüncü. Ama bu yeni taleplerin farkında olanlar –biri bir seyin. aldatıcı ˘ kamuoyu kurumu¸ bir deri gibi kendiliginden soyulup. devrimci veya anar¸ ist olarak. daima güçlü ve özgür olana. yani harici zora yaslanmayı bir bırakıp. mevcut düzenle s açıkça mücadele eder ve suna tamamen ikna edilmi¸ tir: güttügü amaçlar ¸ s ˘ öyle hayırlıdır ki. s ˘ s ˙ Insanların vicdanına ters dü¸ en hayat düzeninin degi¸ tirilebilmesi s ˘ s ve yerine vicdanlarına uygun olanın getirilebilmesi için. Bir üçüncüsü. hatta ne de faaliyetinin ba¸ arısı için gerekli yalanlar. digeri digerinin ¸ ˘ ˘ ugruna– onları sessizce geçi¸ tirmekle kalmıyor. Miadı dolmu¸ ve zararlı hayat düzes nini ıslah edecek yeni kamuoyunu. ne hakikatin susturulması. ˘ s 118 . miadı ˘ s dolmu¸ kamuoyunun yeni ve canlı olana yol vermesi içinse. çogu zaman bizzat hatalı buldugumuz seyi dogrudan kendimiz ˘ ˘ ¸ ˘ ifadelendiriyoruz. ama yaptıgı iyilikleri göz önüne alarak.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ruhani önder mevkiindeki bir digeri. o yeni.

s Sırf bu yapılsaydı. askerî zaferlerin. kendilerine kamuoyu diye dagıtılıp. hakikatin gücüne vakıf her insanın ruhunda kabaran ve bir alevin sonsuz sayıda alev 119 . dünyayı dönü¸ türen o kuvet ˘ ¸ s oldugu ve insanın onu ifadelendirmekle yükümlü bulundugu gerçegine ˘ ˘ ˘ inansalar– yeter. anında yeni kamuoyu tarafına geçerdi. basını. bir halkın digerine. hakikatin. kiliseyi. her¸ eyden önce ˘ s kendilerine inansalar –ruhlarının derinliklerinde bilincinde oldukları. böylesine karma¸ ık. sırf mevcut toplumsal görü¸ e s s aykırılıgı yüzünden ifade edilmeyen seyin. daima dı¸ etkilerle yönlendirilen ve zayıf insans lardan olu¸ an devasa kitle.Hristiyanlık ve Vatanseverlik artık sadece zaptı altında bulundugu eski kabugun dü¸ mesini bekleyen ˘ ˘ s kamuoyunu. o ˘ zaman aldatıcı ve suni biçimde idame ettirilen kamuoyu anında yitip gidecek ve hakiki bir kamuoyu kendini tesis edecektir. ikti˘ ˘ darlarca körüklenen kin ve dü¸ manlıgı biterdi. sabık ¸ ˘ kamuoyunun ölü bir kalıntısı oldugunu anlasalar yeter. yani s ˘ cinayetin yüceltilmesi de sona ererdi. vic˘ danlarınca. s s ama tüm bu besbelli korkunç kaba kuvet organizasyonu. ˙ Insanlar dü¸ ündükleri seyi söyleyecek ve dü¸ ünmedikleri seyi söyles ¸ s ¸ mekten bir kaçınacak olsaydı. Bir ülkenin digerine. her birinde dı¸ avurulmayı talep edip. güç sahiplerine s saygı ve emir kulluguyla emegin teslimiyeti son bulurdu. ˙ Iktidarlar okulları. Ve s eskisinin yerine yeni bir kamuoyu hakim olurdu. ˘ s dayatmacı ve suni yollarla idame ettirilen seyin kamuoyu degil. ki bunların ˘ ˘ vatanseverlikten ba¸ ka hiçbir temeli yok. XVIII ˙ Insanlar sadece. yani Tanrı tarafından söylenende yattıgına inansalar yeter. vatanseverlikle beslenen tüm batıl inançlar –bunlardan kaynaklanan tüm habis duygular ve siddet eylemleriyle ¸ birlikte– derhal yıkılırdı. ve her¸ eyden önce. çevredeki insanlarca söylenende degil. milyarlarca rubleyi ve disipline edilip makinelere dönü¸ türülmü¸ milyonlarca insanı kontrol edebilirler.

˘ s s imparator ve kralların bir kasabadan ötekine ziyaretleriyle. bireysel olarak her insanın s ˘ 44 Eski Ahit. bir anlasalardı. sölenlerle. hakikati ifadelendiren sözdeki müthi¸ gücü. Ellerindeki gücü bir kullanacak olsalardı. kaçınılmazdır ve bu˘ s ˘ nun gerçekle¸ memesi. 33. . hep arzuladıkları barı¸ –diplomatik görü¸ melerle. istihkamlarla. halkın iflahını keserek vergilendirmeyle ve milletin gözbebegini geçim me¸ akkatine ˘ s daldırıp oymakla elde edilen barı¸ degil. dinamit ve barutla. 30. ne de suç ortaklas rına dagıttıkları. ne barı¸ çıl bir toplulus gun gözleri önünde. ondan bir ikincisine ve bir üçüncüsüne aktarılan s hakikat bilinci kar¸ ısında bir hiçtir. o zaman tüm o görünürdeki muazzam organizasyon ate¸ önündeki s mum gibi eriyip gidecektir. Yuhanna 14:27. . ˙ Insanlar. insanlar muazzam ve engel tanımaz güçlerinin nerede yattıgını bir bilseydi. ¸ söylevlerle. ölü bir agacın çürüyüp devrilmemesi ve genç s ˘ olanın büyümemesi kadar imkansızdır. kendilerine ves rilmi¸ bu gücü. ˘ Bireysel olarak insanların kalpleri. “Size barı¸ bırakıyorum. –[Koray Karasulu] 120 . Yalnızca o ate¸ in tutu¸ turulması las s s zım. insanları keyiflerince evrensel bir kıyıma sürükleyip ¸ sürüklememe tehdidine cüret etmek bir yana. hükümranları. . . 31. bir degi¸ im sadece mümkün degil. Yaratılı¸ 25: 29. kendi barı¸ımı size veriyorum: kalbiniz tasalans s masın ve de korkmasın. mercimek çorbasına s satmasalardı44 . –[Koray Karasulu] ˘ s 45 Yeni Ahit. bir tabak mercimek çorbası kar¸ ılıgında s s ˘ ilk ogulluk (behorluk) hakkını karde¸ i Yakup’a satar. Önceliklerini.”45 demi¸ ti Mesih. Ve o barı¸ gerçekten de artık s s bizimle ve onu korumak bize baglı. . Dolayısıyla. 32. simdiki gibi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tutu¸ turabilmesi gibi. . toplarla. cinayet hazırlıklarına harcadıkları milyonlarca rubleyi ˘ halktan almaya cüret edebilirlerdi. ne kendilerinin ve suç ortaklarının çıkarları ugruna s ˘ gümrük anla¸ maları düzenlemeye veya bozmaya. her saat üzerlerine çullanan ig˘ valarla tasalandırılıp onları panige sevkeden hayalî deh¸ etlerle kor˘ s kutulmasaydı. disipline edilmi¸ katillerin tefti¸ ve manevralarını ˘ s s gerçekle¸ tirmeye. 34: Esav.

••• 121 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik özgür hakikat taraftarlıgıyla korunan barı¸ – çoktan tesis edilmi¸ olurdu ˘ s s aramızda.

bu hainler. bu katil krallar? Kimin için bu igrenç prangalar? ˘ Bu zincirler. .Hristiyanlık ve Vatanseverlik LA MARSEILLAISE Haydi vatan evlatları Zafer günü geldi. kadınımızı bogazlayacaklar ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar s s Safları sıkıla¸tırın s Dü¸manın pis kanıyla topra˘ ımızı sulamak için s g ˙ Ileri. s Geçmi¸ in köleligine mahkum etmek istedikleri s ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. ˘ s Fransa yenilerini yaratacak Herbiri sizinle vuru¸ maya yeminli s Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. kalle¸ ler s Her türden reziller Titreyin. . s Vurun darbenizi ya da tutun kendinizi. . çünkü nihayet Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Sizinle sava¸ mak için silah ku¸ andı herkes. ileri Ne ister bizden bu güruh? Bu köleler. s s Ey Fransızlar. s s s Ve eger dü¸ erse genç kahramanlarımız. Bagı¸ layın bize kar¸ ı ˘s s ˙ Istemeye istemeye silah ku¸ anmı¸ s s 122 . yüce gönüllü sava¸ çılar. her¸ ey. . s s Titreyin zalimler ve siz. kelepçeler? Bu zincirler. çattı Zulüm açmı¸ kanlı bayragını s ˘ Kanlı bayragını ˘ ˙s I¸ itiyor musunuz su zalim askerlerin ¸ Kırlarda attıkları naraları? Neredeyse koynumuza girip Evladımızı. kelepçeler? Ey Fransızlar! Ne büyük utanç bizim için! Ve ne büyük bir ta¸ kınlıga vesile olmalı! s ˘ Sindirmeye çalı¸ tıkları biziz bu küstahların.

Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut. . . seni haykıran yigit sesleri taçlandırsın ˘ Ve can çeki¸ en dü¸ manların son nefeslerinde. destek ol cesur intikam sava¸ çılarımıza. Nikolay zamanında yazılmı¸ .F. Güçlü ve ha¸ metli Çarı. Lvov’a ait. s Hükmetsin bizim serefimize. s s Görsünler senin zaferini ve bizim sanımızı ¸ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. s Özgürlük. s s Ey kutsal vatan sevdası. müzik A. Yol göster. Jukovski’ye. Tanrı Çarı korusun! Çeviren Koray Karasulu 46 I.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Su zavallı kurbanları ¸ Su zavallı kurbanları ¸ Ama acımak yok o kanlı despota Bouillé’nin suç ortaklarına Analarının yüregine acımasızca hançer saplayan ˘ O zalimlere.A. ¸ Hükmetsin dü¸ manın korkusuna. s s s Sözler V. s Ortodoks Çarı. Sancaklarımızın altında Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut. sevgili özgürlük. –[Koray Karasulu] 123 . hainlere Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. . s s Çeviren Alper Altug ˘ TANRI ÇARI KORUSUN46 Tanrı Çarı korusun. . 1834-1917 yılları arasında milli mar¸ olmu¸ . Ki zafer.

benim için yeni ve sevinç kaynagı olan çok sey ˘ ¸ ögrendim ondan. Alman ve Avusturyalı filozoflar ve gazeteciler itiraz ettiler 47 Zdziechowski (1861-1938). Ama dinî ˘ yönelimlerini.) –[Acar Burak Bengi] 124 . Dolapdere’de bir Adam Mickiewicz ˘ Müzesi var.. Mickiewicz’le Towianski’den haberim vardı. daha çok Slav kültürü ve edebiyatı üzerine çalı¸ mı¸ . –[Koray Karasulu] 49 Muhatabının.49 s Makalem “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik”e pek çok itiraz yükseldi.47 Mektubunuzu aldım ve hemen Severniy Vestnik’teki48 makalenizi okumaya koyuldum. ˘ ˘ s s materyalizm ve komünizm kar¸ ıtı polemikler yazmı¸ . kimi zamansa tamamen makaleler seklinde ¸ kaleme almı¸ tır ve Tolstoy yayıncılıgında da bu mektuplar aynı sekilde makale olarak s ˘ ¸ yer alırlar. Towianski. Tolstoy’a bu ki¸ iler hakkında ne söyledigini bilmiyorum. s s Hıristiyanlıgı ve Avrupa’nın liberal gelenegini savunmu¸ . ama internet s ˘ ve elimdeki bir kaynaga bakarak yaptıgım yüzeysel bir ara¸ tırma farklı seyleri öne ˘ ˘ s ¸ ˙ çıkarıyor: Adam Mickiewicz (1798-1855. –[Koray Karasulu] Polonyalı edebiyat ve kültür tarihçisi ve denemeci olan Zdziechowski. Polonya’nın en büyük sairi. Polonya’nın (o zamanlar daha ¸ ziyade Polonya-Litvanya’nın) bagımsızlıgı için çalı¸ an bir milliyetçiymi¸ ve ömrünü ˘ ˘ s s sürgünde (Avrupa’da) geçirmi¸ . Hıristiyanlıgın yeni bir evresini haber s ˘ ˙ verip. vatanseverlige kar¸ ı ortaya çıkan ve hâlâ direnen. Fransız. bunun en ünlü ve uzun örneklerinden biri “Bir Hintliye Mektup”tur. Rus. Istanbul. –[Acar Burak Bengi] 48 Kuzey Kuryesi. Ona dikkatimi çektiginiz için size çok müte¸ ekkirim. Polonya’nın (Isa gibi) kurtarıcı bir misyonu bulundugunu savunuyormu¸ . dünya¸ nın da büyük sairlerinden biri olarak kabul ediliyor. (Ko˘ s ˙ ray Karasulu’nun dikkat çektigi üzere. bu iki sahsın sıradı¸ ı mizaçlarına yoruyordum. Makale¸ s nizden ögrendim ki. ˘ ˘ s soyluluk ve içtenlik bakımından gayet dokunaklı bir Hıristiyan hareketin öncülleriymi¸ ler sadece. Sonraları.Elestirilere Cevap ¸ Marian Edmundovich.. Istanbul). ˘ s Makale mükemmel. Tolstoy bunun gibi bazı meks s tuplarını kimi zaman makale yazar gibi. 1918’den itibaren Bol¸ evizm. mistik ve milliyetçi Andrzej Towianski’nin s (1799-1855) etkisi altında kalmı¸ .

Bogazla˘ ˘ ˘ nan birindeki bencillik tezahürünün rahat bırakılan birindekinden daha mazur görülebilmesi gibi. buna tamamen zıt. size katılmamak imkansız. digerlerinden çok kendini ˘ sevmek kastedildigi gibi. ama ezende de ezilende de görülse. kölele¸ tirilmi¸ ulusların kar¸ ıt s s s vatanseverligi var bir de. Mektubunuzda diyorsunuz ki. tüm itirazlar. Ama ulusların ezilmesi veya güçlü olması. insanın. insanın. ˘ ˘ ¸ ˘ katiyen iyi olamaz. gayriinsani vatanseverligi yanında. ama iyi ve ˘ ˘ ˘ yararlı vatanseverlik bakımından temelsiz olduguna baglanıyor.” Bu sekilde. Ate¸ daima aynı. Bir ulusu digerlerine yeglemenin nasıl iyi ve ˘ ˘ ˘ dolayısıyla arzulanır bir egilim sayıldıgını tahayyül etmek zor. vatansever¸ ligi kınamamın. Bir ˘ s ulusu tüm digerlerine yeglemek seklindeki bu egilim. kibritte titrese de. vatanseverlik. sizinki de dahil. sadece kötü bir egilim degil. ˘ ˘ bu sevgi ve yeglemenin iyi ve yararlı bir ögreti oldugu da kastedili˘ ˘ ˘ ˙ yor. ˘ ˘ mantıksız bir ögretidir de aynı zamanda. vatanseverlik tabiatını degi¸ tiremez. Dahası. kötü vatanseverligi hedef aldıgında haklı. s “Vatanseverlik”le gerçekte. diger uluslardan çok kendi ulu˘ suna sevgisi kastedilir. Bu ögreti özellikle Hıristiyan uluslarda mantıksızdır. ezilenlerin vatanseverligi de ezenlerinkin˘ den daha mazur görülebilir diyorsanız. aynen “bencillik”le. ulusuna yönelik spontan. Isa ˘ ögretilerinin temel prensiplerine aykırı oldugu için mantıksız degildir. içgüdüsel sevgisi ve onu tüm diger uluslara yeglemesi kastedilmiyor sadece. bencillik misali. ˘ ˘ ˘ 125 . vatanseverlik denen seyde ¸ temel bir fark yaratmaz. “güçlü ulusların istilacı. kamp s s ate¸ inde parlasa da. ama ˘ ˘ bu iyi ve yararlı vatanseverligin nelerden olu¸ tugunu ve kötü vatanse˘ s ˘ verlikten nasıl ayırdedilebildigini henüz hiç kimse açıklama zahmetine ˘ katlanmadı. Sadece. ˘ Vatanseverlik kelimesiyle.Ele¸tirilere Cevap s ve simdi de siz ediyorsunuz. ezilenlerinkini iyi vatanseverlik ˘ ¸ olarak belirliyorsunuz. sadece dü¸ mana kar¸ ı kendi ˘ s s anadiliyle dinini korumayı hedefleyen. yakıcı ve tehlikeli ate¸ tir.

insanın Leh ya da vatansever olması s gerekmez. bir Hıristiyan olmaya gayret ettigim için. su veya bu törende de˘ il. ama Hıristiyanlıgı veya en ˘ ˘ azından. tüm geze¸ ¸ g gende ve bireylerle uluslar arasında bulunabilen tüm ili¸kilerdedir” seklindeki s ¸ bir inanca sahip. militanlarından vatanda¸ ları ugruna s ˘ hayatlarını feda etmelerini talep ederken. –[Acar Burak Bengi] ˘ s 126 . aynı fedakarlıgı ˘ tüm insanların iyiligi için talep etmektedir ki. gün ı¸ ıgında yanan bir lamba gibi. Hıristiyanlık ˘ ˘ s adına yapar. Hıristiyan olmak yeter. Yabani. Insanlıgın s ¸ ˘ mübarek kaderine Polonya’nın ve Polonya’ya da (kendisininki gibi) eski asil ailelerin önderlik ettigine inanıyormu¸ . vatanseverligin ¸ ˘ degil. Krasinski50 gibi bir adam artık bir vatansever olamaz. ˘ ˘ “Biz Hıristiyanlıgı kabullenmek istemiyoruz ve dolayısıyla vatanse˘ verligi yüceltmekte özgürüz” diyebilirler. Ama ben öyle görmüyorum. Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve onlara ¸ s var gücüyle kar¸ ıkoymak için. mesela ben. Polonya. insan e¸ itliginin idrakını ve insan hays ˘ 50 Zygmunt ˙ Krasinski (1812-1859). ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. çünkü vatanseverligin kendisinden talep ettigi her¸ eyi. onun sonuçları olan. her Lehle boy ölçü¸ ürüm. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bunları ¸ vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. ˘ “Tanrı’nın Kilisesi su veya bu yerde. Bu yüzden. Hıristiyanlık. kendi ulusu için olandan ˘ çok daha etkili ve tabii bir taleptir bu. ˘ ˘ s˘ yararsız ve engelleyici bir hale getirdigi için de mantıksızdır. s hatta o tutumlara kar¸ ı gelme arzumda da oldukça ileri giderim. ama s Katolisizmi diger dinlerden veya Leh dilini diger dillerden çok sevdigim ˘ ˘ ˘ için degil. Polonya’nın bir ba¸ ka ünlü ve milliyetçi sairi. Mesela vatanseverlik. vatanseverlikle hedeflenen her¸ eyi kendi yolundan kazans dıgı ve böylece vatanseverligi. Rus hükümet yetki˘ lilerinin Lehlere yönelttigi o yabani ve ahmakça tutumlar kar¸ ısındaki ˘ s infial ve tiksintimin derecesi bakımından. hakiki Hıristiyanlıgın yayılmasına muhtacız. ki Leh degilim. ˘ ˘ Alsace veya Bohemya’da benzer seylerin olmaması için.Ele¸tirilere Cevap s Hıristiyanlık. yine de. fuzuli. Bu noktada.

Bohemya’da dil ve dine yapılan ve Rusya’da Yahudilere yapılan o saldırılar. böyle yapmazlarsa dilleriyle dinlerinin zarar görecegini söyleyeceklerdir. Böylece. bir ulusun sahsiyetini ortaya ¸ koymasının yolu. Pobedonosts s sev oldugunu belirtiyorlar. böyle siddet eylemlerinin ¸ gerçekle¸ tigi her yerde yapılanlar. anadilleriyle dinlerini savunmak için yaptıklarını. o zaman bile. fethedilen ulusları. ˘ Vatanseverligi hayırlı sayan bir doktrin bulunmasaydı. Kutsal Konsey ba¸ kanı K. tersine. Alman. Polonya’yı ve Baltık eyaletlerini Russ la¸ tırıcılara. Baltık bölgesinde. (ne kadar mükemmel ve rafine olarak su˘ nulursa sunulsun) vatanseverligin bizzat kendi somut davaları için ne ˘ kadar zararlı oldugunu görmüyorlar. –[Acar Burak Bengi] ˘ 127 . ˘ Tüm bunlarda beni en çok hayrete dü¸ üren sey su ki. Vatanda¸ lık Hukuku Kürsüsü’nde ders veren. ˘ Polonya’da. Ve de ˘ Rusların Polonyalı. XIX. sahsi˘ ¸ yetini unutmak ve sonra var gücüyle. dil ve din ugruna gerçekle¸ tirilen bütün o semeresiz eziyetlerin ˘ s deh¸ etlerini bilirler. ˘ ˙ Ikincisi. Alsace’da. –[Koray Karasulu] Önsöze bak. Bugün. Tarihi ˘ bilirler. yüceltmeye degil. Yahudi yapılacagını.P. egitimli insanlar (ki en zorba dinî eziyetçimiz eski bir profe˘ sördür51 ) vatanseverligi dayanacak bir zemin olarak görüyorlar. ortaya koymak için çabalamak degil. onu imha ˘ etmeye. vatanseverlik doktrini sayesinde. Yahudilere eziyet edenlere. baskıdan muzdarip olanları. küçümsemeye mecbur ediyor. s Size bunu. kabullenilse bile. ne adına i¸ lenmi¸ ve i¸ lenmektedir? s ˘ s s s Savundugunuz o vatanseverlik dı¸ ında hiçbir sey adına. Hıristiyanlık ise s ayaklarının altından çekiyor. ˘ s ¸ Bizim yabani Rusla¸ tırıcılara. neden böyle yaptıklarını sorun. Vatanseverlik onlara bir varolu¸ zemini sunuyor. yüzyıl ˘ sonu insanları su an yaptıkları alçaklıklara azmedecek kadar dibe batmı¸ ¸ s durumda olmayacaklardı. mazaretleri s var. vatanseverligin teorik temellerini yıkmaya.Ele¸tirilere Cevap s siyetine saygıyı bir kez ikrar ettik mi. ezilen kesimin s ¸ ¸ vatanseverligini savunanlar. artık vatanseverlige yer kalmaz. halkının en iyi yapabilecegini ˘ 51 Rusça baskının editörleri. ama. bu profesörün 1860-1865 yılları arasında Moskova Üniversitesi.

Ele¸tirilere Cevap s hissettigi ve dolayısıyla en çok yapmak istedigi seyi gerçekle¸ tirmektir; ˘ ˘ ¸ s aynen bir bireyin, ki¸ iligini, ona dikkat kesildiginde degil, onu unutup, s ˘ ˘ ˘ gücü ve kapasitesi elverdigince tabiatına hitap eden seyi yaptıgında, en ˘ ¸ ˘ fazla ortaya koyacagı gibi.52 ˘ Ahlaksızlıgı savunmada kullanılan en bildik safsatalardan biri, varo˘ lan ile olması gerekeni kasten birbirine karı¸ tırmak ve bir seyden söz s ¸ etmeye ba¸ layıp, onu digeriyle ikame etmektir. Vatanseverlikle ilgili s ˘ olarak, her¸ eyden önce kullanılan i¸ te bu safsatadır. Her Leh için en s s yakın ve candan ki¸ inin Leh oldugu; Alman için Alman oldugu; Yahudi s ˘ ˘ için Yahudi oldugu; Rus için Rus oldugu bir vakıadır. Hatta, tarihsel ˘ ˘ sebepler ve kötü egitim sonucu, bir ulus halkının digerine içgüdüsel ˘ ˘ olarak antipati ve garez duydugu da dogrudur. Bunların hepsi dogrudur, ˘ ˘ ˘ ama bunu teslim etmek, her insanın kendini digerlerinden çok sevdigini ˘ ˘ teslim etmesi misali, böyle olması gerektigini asla kanıtlayamaz. Tersine: ˘ tüm insanlıgın ve her bir bireyin bütün esenligi, bu tercihleri ve garezleri ˘ ˘ bastırmada, onlarla mücadele etmede ve insanın diger uluslarla yabancı ˘ bireylere, tıpkı kendi ulusuyla yurtta¸ larına davrandıgı gibi davranmas ˘ sında yatar. Vatanseverlige, her insanda i¸ lenmesi gereken bir duygu ˘ s diye ihtimam göstermek tamamen lüzumsuzdur. Tanrı, veya tabiat, zaten, bizim ihtimamımız olmadan bu duyguyu öyle tertiplemi¸ tir ki, s kendimiz ve ba¸ kalarında i¸ leme derdine dü¸ memize gerek kalmaksızın, s s s o her insanda bulunur. Alakadar olmamız gereken mesele, vatanseverlik degil, içimizde bulunan ı¸ ıgı hayata kavu¸ turmak, hayatın karakterini ˘ s ˘ s degi¸ tirmek ve onu gözümüzün önünde duran ideale yakla¸ tırmak˘ s s ˙ tır. Zamanımızda her insanın gözü önünde duran ve Isa’nın gerçek ˙ ı¸ ıgıyla aydınlanmı¸ bu ideal; Polonya’nın, Bohemya’nın, Irlanda’nın, s ˘ s ˙ Ermenistan’ın uyanı¸ ıyla ya da Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın, s
52 Bu,

bir topluluk halinde geçimleri için çalı¸ an, farklı yerlerde farklı i¸ ler yapan bir halk s s için de böyledir. Yeter ki, her biri, toplum için en gerekli olanı, gücü ve kapasitesi ölçüsünde, elinden geldigince yapsın, o zaman hepsi kaçınılmaz biçimde farklı i¸ lerde, ˘ s farklı aletlerle ve farklı yerlerde çalı¸ acaklardır. –[Tolstoy] s

128

Ele¸tirilere Cevap s Avusturya’nın bütünlük ve büyüklügünü korumayla alakalı degildir; ˘ ˘ ˙ tersine, Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın ve digerlerinin bütün˘ lük ve büyüklügünü yıkmakla, cebren sürdürülen ve devletler denen ˘ o kar¸ ı-Hırisitiyan ala¸ ımları imha etmekle, bütün gerçek ilerlemenin s s önünde duran ve baskı ve i¸ gal altındaki ulusların ızdıraplarına, çagda¸ s ˘ s insanlıgın muzdarip oldugu tüm o melanetlere yol açan o ala¸ ımları ˘ ˘ s imha etmekle alakalıdır. Bu imha ancak gerçek aydınlanma sayesinde mümkündür: Rus, Leh, Alman olmadan önce insan oldugumuzu, bir ˘ ögretmenin takipçileri oldugumuzu, bir Baba’nın çocukları oldugumuzu, ˘ ˘ ˘ karde¸ oldugumuzu ikrarla. Ve bunu, makalenizde gayet mükemmel s ˘ gösterdiginiz üzere, Leh ulusunun en iyi temsilcileri anlamı¸ tır ve an˘ s lamaktadır. Günbegün, tüm dünya çapında giderek daha çok insan tarafından anla¸ ılmaktadır bu. Dolayısıyla, devlet siddetinin günleri s ¸ artık sayılıdır ve sadece boyunduruk altındaki ulusların degil, ezilmi¸ ˘ s çalı¸ an insanların kurtulu¸ u da yakındır; yeter ki, eylem ve sözle iktidars s ların siddet uygulamalarına katılarak, kurtulu¸ anını bizzat kendimiz ¸ s geciktirmeyelim. Herhangi bir türden vatanseverligin iyi kabul edil˘ mesi ve halkın vatanseverlige kı¸ kırtılması, kar¸ ımızda duran o ideallere ˘ s s ula¸ manın ba¸ lıca engellerindendir. s s Bir kez daha, mektubunuz ve mükemmel makale için ve bunlarla bana, vatanseverlik hakkındaki görü¸ lerimi yeniden irdeleme, tartma ve s ifade etme fırsatı verdiginiz için çok te¸ ekkür ediyorum. ˘ s En içten saygılarımla. . . •••

129

Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸
Sayın Bayım, Bana yazarak, “Hıristiyan duru¸ ve gerçek barı¸ adına”, Kuzey Ames s ˙ rika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasındaki meseleye ili¸ kin görüs s sümü belirtmemi istiyor ve “ulusların, yakında, uluslararası barı¸ ı temi¸ s nat altına alacak yegane yola uyandırılabilmesi” umudunu dile getiriyorsunuz. Ben de aynı umudu besliyorum. Aynı umudu besliyorum çünkü, zamanımızda vatanseverligi yüceltip, genç ku¸ agı bu batıl inanç dogrul˘ s ˘ ˘ tusunda egiten ve bu arada vatanseverligin o kaçınılmaz sonucunu, yani ˘ ˘ sava¸ ı es geçen ulusların bu çapra¸ ıklıgı kanımca o raddeye ula¸ mı¸ tır s s ˘ s s ki, artık her önyargısız ki¸ inin aklına gelen türden en basit bir degers ˘ lendirme, içine dü¸ ürüldükleri çıldırtıcı çeli¸ kiyi insanlara göstermeye s s yeter. Gayet cazip ama birarada bulunamayacak, iki seyden hangisini seçe¸ ˙ cegini sordugunuzda, çogu zaman “Ikisi de” diye cevap verir çocuklar. ˘ ˘ ˘ Hangisini istiyorsun: dola¸ maya çıkmak mı, evde oynamak mı? Dola¸ s s maya çıkmak ve evde oynamak. Hıristiyan uluslar da, hayat su soruyu önlerine getirdiginde aynı ¸ ˘ cevabı veriyorlar: “Hangisini seçiyorsun: vatanseverlik mi, barı¸ mı?” s Vatanseverlikle barı¸ ı bagda¸ tırmak, aynı anda hem dola¸ maya çıkmak s ˘ s s hem de evde kalmak kadar imkansız olsa da, söyle cevaplarlar: “Hem ¸ vatanseverlik, hem barı¸ ”. s ˙ Geçenlerde Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasında s

130

ba¸ ka ihtilaflar çıkacaktır ve içlerinden herhangi biri s ˘ s kesinlikle sava¸ a yol açacaktır. sava¸ kan çıglıklar yükseldi. birbiriyle sava¸ mak yerine. dinî veya siyasi bir bag yoksa. bakı¸ ın pek az perspicacité ˘ s (nüfuz) edebiliyor olması lazım. daima sava¸ arayı¸ ında olacaklar. Barı¸ mı? s Venezuela sınırı üzerine bir anla¸ mazlık çıktı. kaçınılmaz biçimde. Ingiltere’yle Almanya arasında. Attila’nın tüm sava¸ larında öldürülenden daha fazla insanı öldürecek silahlar s tasarlamakta oldugunu söyledi ve her iki ulus da hararetli sava¸ ha˘ s zırlıkları yapmaya ba¸ ladı. prens ve devlet adamları. yarın veya öbür gün Ingiltere’yle Amerika ˙ ˙ arasında. insanlar s ˘ s milyonlarca paund ve dolar kaybettiler. s ˙ Ama. s ˘ o zaman açık degil midir ki. ˘ s ˘ o veya bu sebepten. güç.Vatanseverlik mi. Ama. Ingiltere’yle Amerika arasındaki ihtilafa yol açan sebeplerin hâlâ aynen baki kaldıgını görmemek için. Ingiltere’yle Rusya arasında. s ihtilaf konusunun –özellikle de. Senato’ya bir mesaj yazdı ve her iki taraftan da vatansever. Edison. mevcut ihtilaf sava¸ sız çözülmü¸ olsa s s ˙ bile. Ya bu yüzden. ya da her tür piskopos. hem s s ˙ Ingiltere’de hem de Amerika’da çe¸ itli yazar. omuz omuza s verip digerlerine tahakküm etmeleri gereken ve aynı dili konu¸ an iki ˘ s Anglo-Saxon ulus arasında– sava¸ mayı gerektirecek kadar ciddi olmas dıgı ısrarıyla. borsada panik ya¸ andı. Ve insanlar s ˘ yatı¸ tı. ˙ Ingiltere’yle Türkiye arasında ve mümkün her e¸ le¸ mede. Cleveland. Salisbury bir seye razı s ¸ olmadı. servet ˘ ˘ ve sanı en büyük erdemler ve bunları kom¸ ularının kaybı pahasına si¸ s lahla elde etmeyi de en takdire layık i¸ sayan iki silahlı adam yanyana s ya¸ ıyorsa ve bu adamları alıkoyan ahlaki. bir saatte. her gün gers s çekle¸ tigi üzere. bu sava¸ hazırlıklarının yanısıra. bu kez sava¸ olmayacagı ortaya çıktı. her iki ulusun iktidarlarına sava¸ tan kaçınmaları yolunda ˘ s çagrı yapmaya ba¸ ladılar. çocukluktan itibaren kendilerine ögretildigi üzere. s Çünkü. sava¸ kan ˘ s s s 131 . din ˘ s adamı ve din büyügü dua edip kilisesinde mesele üzerine vaaz verdigin˘ ˘ den veya her iki taraf da henüz hazır bulunmadıgını dü¸ ündügünden.

Çek. küçük bir sava¸ duraksas s s madan sürüp gitmektedir ve bir ara büyük gerçek bir sava¸ ba¸ layabilir s s ve ba¸ lamaya mecburdur. ama özel hayatın bencilleri silahlanmı¸ ˘ s degillerdir. rakiplerine kar¸ ı silah hazırlıgını veya kullanımını iyi say˘ s ˘ mazlar. s Dahası. bir daha ancak. pour mieux sauter53 ayrılacaklar. kom¸ usunu bir inekten veya bir hektar tarladan s mahrum eden bir ki¸ i. hırsız ve soyguncu diye anılır. Habe¸ . Habe¸ istan. bazan Pamirler. bireyin s s s her siddet eylemini cezalandıran kamuoyu. uluslararası s ˘ kongreler kurma çabaları. derhal polis tarafından yakalanıp. Barı¸ mı? s ili¸ kileri olaganla¸ tıracaklar ve bir kez birbirlerinin bogazlarına sarıldıks ˘ s ˘ tan sonra. Türk. bu arzuların gizlenip bastırılması gerektigine degil ˘ ˘ 53 Daha iyi sıçramak için. hapse atılır. ve her¸ eyden önce. Leh. Boer. kuyruguna tuz serperek bir ku¸ u yakalamaya ˘ s kalkı¸ maktan daha komik bir giri¸ imdir. Ermenistan. kah burada. Venezuela s veya Transvaal. Elinde silahla. –[Alper Altug] ˘ 132 . kah orada.Vatanseverlik mi. istediginiz gün. her biri benzer s bir arzuya sahipse. Venezuelalı. Hollandalı. Gazeteleri açın. Ermeni. böyle biri kamuoyunca kınanıp. ˘ muhtemel bir sava¸ sebebi görürsünüz: bazan Kore’dir. daima ve her an bir karanlık nokta. Fransız atasözündeki gibi. Devletlerdeyse tam tersi: hepsi silahlıdır. yani daha iyi gerilip birbirlerinin üzerine daha vah¸ ice s atılmak için geri çekileceklerdir? Bireyin bencilligi korkunçtur. s ön cephedeki kar¸ ılıklı silah atı¸ maları benzeri. tüm ulusların önünde Amerika’nın büyüklügü ve ikbalini ˘ ˙ arzularsa ve aynısını Ingiliz de kendi ulusu için arzularsa ve Rus. onların bencilligi devlet güçleri ve kamuoyunca kontrol altında ˘ tutulur. Türkiye. vatanseverlik erdemi diye yüceltir. üzerlerinde hiçbir nüfuz yoktur. kendi ülkesinin gücünü ¸ arttırmak maksadıyla diger halkın mülkiyetine yönelen her gaspıysa ˘ övüp. s Amerikalı. (zaten hiçbir nüfuz ve nasihate aldırı¸ etmemek üzere silahlans mı¸ ) güçlü devletlerin asla kabul etmeyecegi besbelli olan. Soygun i¸ i bir an bile durmaz. s bazan da Afrika toprakları.

yani. Neden insanlar bencilligin iyi olabilecegini ˘ ˘ söylemez. ¸ Vatanseverlik iyi olamaz. gurur duyulacak ve hem kendinde. insanlar önceden zaptettiklerini alıkoymak isterler. ama bir ba¸ ka çe¸ idi var. vaazlar vermek ve barı¸ ugruna Tanrı’ya s s ˘ yakarmak degil. çogu ˘ ˘ ˘ kabul edecektir. Iyi ˘ ˘ üzere. çogunun dedigi bu iyi vatanseverlik. Lehlerin. güleceklerdir. ama bir çekinceyle. ikili ve üçlü kar¸ ı ittifaklar yapmak degil. i¸ galsiz kurulan tek bir ulus s yoktur ve i¸ gal de sadece kendisini gerçekle¸ tiren yollarla. ancak digerine veya bazan birçok ülke ve ulusa ˘ ˘ zarar verme pahasına elde edilebiliyorsa. o zaman da. Ermenilerin. ister istemez alıkoymaya yöneliktir. i¸ galci olmas s yanı bile. Sava¸ ın kökü de. Barı¸ mı? s de. kimse açıklamaz. diger uluslara tahakküm etsinler diye English speaking ˘ ˘ ˙ s s s nations’ı (Ingilizce konu¸ an ulusları) barı¸ içinde birlikte ya¸ amaya ikna etmek degil. farklı uluslardan ˘ s ˘ prenslerle prensesleri birbirleriyle evlendirmek degil. i¸ galci olmayabilir. bizim güttügümüz çe¸ idi.” Ama nedir s s ˘ s ˙ vatanseverlik. tabii bir duygu olan bencillik hususunda s 133 . her¸ ey˘ ˘ s den önce onun melun olduguna dair kanaati üretmek gerekir ve bunu ˘ yapmak da zordur. “Evet. zapt ve i¸ gal edilen ulusların. bunu s ˘ kim bilmez ki? Onlara vatanseverligin melanet oldugunu söyleyin. yanlı¸ vatanseverlik bir melas nettir. s ˙ Çeklerin. Ve bu vatanseverlik en kötülerinden biridir. yani vatanseverlik denen seydir. Vatanseverligi yok etmek içinse. vatanseverligi yok etmeli. insan yaradılı¸ ına ait. Ama vatanseverlik alıkoymaya bile yönelik olmazsa.Vatanseverlik mi. Öyleyse. sava¸ ın kökünü ˘ s kazımak gereklidir. belli ki. sava¸ ı yok etmek ¸ s için. ˙ Insanlara sava¸ ın melanet oldugunu söyleyin. hem de ba¸ kalarında s te¸ vik edilecek bir sey olduguna hepsi kaniyse ve birinin ülkesinin s ¸ ˘ büyüklügü ve ikbali. ama yine de her vatanseverlik. Irlandalıların vs. o zaman sava¸ nasıl olmaz? s Sava¸ tan kaçınmak için. yani siddet s s ¸ ve cinayetle becerilebilir. öyle ki. çünkü en hınçlısı ve ˘ siddeti en fazla tahrik edenidir. münhasıran kendi halkının hayrını s arzulama. tersine. yeniden yapılanmaya yönelik vatanseverligidir.

Alman. Amerikan. . devletleri ˘ ˘ ˘ birle¸ tirdigini söylemekle. Ingiliz. mesela sadece Ingilizlerinki olsaydı. Ama tapınaklar insana zarar vermeden ayakta kalırlar. vatanseverlik ise hesaba gelmez dertler açmaktan geri durmaz. Yunanistan’da ve s Roma’da serpildigi zaman vatanseverligin hayırlı oldugunu. kabir˘ ˘ ˘ ler vb. parçalıyor. . Barı¸ mı? s daha kolay serdedilebilirdi bu. kendi insanlarını. vatanseverlik artık birle¸ tirmiyor. Ama insanlar artık devletler ˘ içinde birle¸ mi¸ tir ve bu i¸ tamamlanmı¸ tır. Neden vah¸ ilere dönü¸ en Ermenilerle Türkler birbirlerini bogazlıyors s ˘ lar? Her ikisi de Türkiye’den kendi payına dü¸ ecek miras için kaygılanan s ˙ Ingiltere’yle Rusya neden bu Ermeni kıyımlarına54 son vermeyip. vatanseverligi ya¸ atmak ˘ ¸ ˘ s da iyi olabilirdi. s ˘ Denecek ki. Rus ya da Fransız Iktidarı olup ¸ s ˙ 134 . tapınaklar. Demek istedigim. ama. 1890’larda Tolstoy’la Rus-Ermeni ögrenciler arasında geçen bir ko˘ nu¸ mayı aktarır biyografisinde. öylece 54 Aylmer Maude. . Rus vatanseverlikleri s varken. artık münhasıran kendi s s s s devletine baglılıgın ne geregi var –bu. aynı vatanseverligin simdi 1800 yıllık Hıriss ˘ ˘ ¸ tiyan ya¸ antısından sonra da aynı sekilde hayırlı oldugunu söylemek. gayritabii bir duygu olan ve suni biçimde insana a¸ ılanan vatanseverlige kıyasla. o zaman onu birle¸ s tirici veya hayırlı sayma imkanı bulunurdu. muhakkak bazı Ermeniler de gadre katılıyor˘ ˘ lardır. Fransız. gibi kadim anıtları korudugumuz sekilde. fakir ve zayıfları tamamen ˘ ˘ ˙ aynı sekilde bir ba¸ ka Iktidar gadrederdi.Vatanseverlik mi. Türklerin ˘ ya da Kürtlerin sıkı¸ tırdıgından daha az sıkı¸ tırmıyordur. simdiki gibi. tüm devletler ve uluslar için ˘ ˘ ˘ ˙ korkunç felaketler yaratırken? Insanlıgı devletlere kayna¸ tıran o aynı ˘ s vatanseverlik simdi o aynı devletleri yok ediyor i¸ te. s ¸ ˘ ekmeden önce tarlayı sürmek iyi ve faydalı diye. . Türkiye’deki Ermenilerin gadredildiklerini ve tek s umutlarının devrim oldugunu söyleyen Rus-Ermeni ögrencilere Tolstoy söyle kar¸ ılık ˘ ˘ ¸ s ˙ verir: “Hadi ama. mesele milliyet meselesi s ˘ s degil!. durumları gerçekten o kadar umutsuz mu? Insanlar abartmıyor mu? Tamamen dogru oldugunu varsaysak bile. Eger Türk-Ermenileri yarın özgür bırakılsaydı. daha nüfuzlu ve zengin olanları. Sadece bir tek ¸ s ˙ vatanseverlik. hepsi ¸ ˙ birbirine kar¸ ı. simdi ekin çıktıktan ¸ sonra sürmenin de aynı sekilde iyi oldugunu söylemeye e¸ tir. “Vatanseverlik insanoglunu devletlere kayna¸ tırmı¸ tır ve ˘ s s devletlerin birligini idame ettirmektedir”. ¸ ˘ s Bir zamanlar insanlıga sagladıgı kazanımlar anısına. ve Ermeni.

Oxford.” (Aylmer Maude. tüm savlarımı tartı¸ ılmaz biçimde çürütüyormu¸ gibi. bu magrur sessiz˘ ligi en inandırıcı sav olarak kabullenip gafletin karanlıgında yürümeye ˘ ˘ devam ederler. Halihazırda birkaç kez vatanseverlik üzerine yazma fırsatım oldu –sa˙ dece dogru anla¸ ılan bir Isa ögretisine tamamen aykırılıgı üzerine degil. Alman. ˙s I¸ te bu yüzden. bu kutsal duyguya yönelik bo¸ ve budala saldırıları cevap˘ s lamaya degmeyecegini dü¸ ünürler ve insanların çogu da. vatanseverligin me¸ ruiyeti ve hayrının fevkalade açık ve kesin ˘ s oldugunu. olgun. muazzam bir günah i¸ lemektedirler. çocukluktan ˘ ˘ s ˘ itibaren aldatılanlar ve vatanseverlik zerkedilenler. Türk. konumları sayesinde kitleleri ızdıraplarından kurtarabilecekken bunu yapmayanlar. Ermenilerin. 333-4) –[Acar Burak Bengi] 135 . “bunun kozmopolitizmden a¸ agı kalır yanı s s s ˘ yok” ibaresi eklendi. Kan denizleri akıtılmı¸ tır bu duygu ugruna ve daha da ˘ s ˘ akıtılacak. gerçekten farketmez. ya sessizlikle ya da fikirlerimin ˘ mistisizm. Fransız ˘ ˙ sava¸ ları? Ya zaptedilen ulusların. kar¸ ı savlar yerine. sanki bu kelime. Barı¸ mı? s ˙ bekliyorlar? Habe¸ ler ve Italyanlar neden katlediliyorlar? Venezuela’da s neden kıyıma ramak kalmı¸ korkunç bir sava¸ vardı ve o zamandan s s beri. örnek te¸ kil ederek kitleleri gayriihtiyari sürükleyen insanlar. hükmü geçersiz bu kalıntısından ˘ s kendilerini azat edemezlerse. böyle s insanlar. s s Ciddi. iki cilt birarada. anar¸ izm ve kozmopolitizmin ütopik lakırdıları olduguna s ˘ dair magrur imalarla kar¸ ılandı. Isa’nın sadece bir kez olmaması. s ˙ Dünyada en korkunç melanet ikiyüzlülüktür. eger insanlar uzak geçmi¸ in. neden Transvaal’de bir digeri? Ya Çin-Japon. cilt 2. zeki.Vatanseverlik mi. ˘ s ˘ ˘ ˘ Hıristiyan bir toplumdaki en hafif ahlaki taleplere de tamamen aykırılıgı üzerine– ve her seferinde savlarım. s. Çogunlukla fikirlerim hülasa edildi ve ˘ s ˘ pe¸ ine. iyi insanlar ve –en önemlisi de– küçük dagları yara˘ tan. The Life of Tolstoy. kozmopolitizm. Lehlerin. Irlandalıların s hıncı! Ya bir uluslararası sava¸ ın hazırlıkları? Bütün bunlar vatanseverlis gin meyvalarıdır. 1987.

Farisi ikiyüzlü˘ ˘ ˘ lügü nedir ki? Bizim ikiyüzlülere kıyasla. Vatanseverligin. Yeni Ahit’te Farisiler. Tanrı’nın evini pazar meydanına veya hırsız sıgınagına ˘ ˘ çevirmekle suçlayarak kovar (Matta 21. ya insanlıga verdigi ˘ ˘ ˘ tüm o korkunç ızdırapların kefaretini ödeyecek kadar hayırlı oldugunu ˘ göstermek. ya birine ˘ ya da öbürüne katılmak zorundayız. övüngen ve Isa’ya hasım ˙ bir Yahudi toplulugu olarak resmedilir. aldatma ba¸ arısız oldugundaysa. hem fiziksel hem ahlaki ızdıraplara yol açan bu vatanseverlik nasıl gerekli olabilir ve bir erdem sayılabilir? Ve bu soru cevaplanmak zorundadır. Böyle bir ögreti çok elveri¸ li. Farisiler en dogru insanlardır ˘ ˘ ve bizimkinin yanında. her alanda varoldugu biliniyor ve bunlara “Farisi” ve “Farisilik” ˘ deniyor. ya da. Yuhanna 2. s ˘ ˘ s Ama kendi çagımızın ikiyüzlülügüyle kısaylandıgında. Ba¸ ka türlüsü de olamaz. s ˙ Insanlar istese de istemese de. kutsiyetle aldatıp empoze etmek mümkün oldugunda. silahlı bir soygun çetesi arasında ya¸ anan tüm has yatlarımız. ruhani/ahlaki s üstünlük taslayan ve böylece otorite. Tapınak’ta alım satım yapan tacirlerle sarrafların masa ve sandalyelerini devirip onları. –[Acar Burak Bengi] 136 . kurtulmak için insanın var gücüyle mücadele etmesi ¸ ˘ gereken bir melanet oldugunu kabul etmek gereklidir. diger ucun˘ ˘ daysa pagan kılıç ve daragacı olan bir ögreti ikrar etmek çok elveri¸ li. 12-17. aynısını ˘ ¸ ba¸ kalarına da dayatıp vazeden. Iki bin yıl önce ya¸ amı¸ gerçek Farisilerin bu ˘ s s resme uyup uymadıklarını tartı¸ anlar var. Vatanseverlik ögretisi bakımından ˘ bu gerçekle¸ mek üzeredir. geleneklere ve (çogu seklî) bazı kurallara sıkı sıkıya uyarak. ikiyüzlü. korkunç. Barı¸ mı? s öfkelenmesi bo¸ una degildir. kılıç ve daragacı i¸ e s ˘ ˘ s koyuluyor. Luka 19. ˘ ˘ s böylece. dini (hakikati) kendi tekelinde gören. s ¸ Bir ucunda Hıristiyan kutsiyeti ve doayısıyla yanılmazlıgı. ama yalanlar agının yıkılacagı ˘ s ˘ ˘ gün geliyor ve iki ucu birarada tutmak mümkün degil artık. her yerde. ama bu resme uyan insanların ve tutumun s daima. kesintisiz bir ikiyüzlülükten ba¸ ka bir sey olamaz. dahası.Vatanseverlik mi. 13-16). su soru insanlıgın kar¸ ısında net olarak ¸ ˘ s duruyor: Hesaba gelmez insan ızdıraplarına. ama ˙ gerçekte dinin (hakikatin) özüne aykırı davranan. iktidar ve maddi/manevi menfaat elde eden. ˘ 55 Yeni ˙ Ahit’e gönderme: Isa. ve bu Farisilerin55 ikiyüzlülügüne kar¸ ıdır. sadece insanlara i¸ lenip telkin edilmemesi gereken bir s sey degil. 4546. Hıristiyanlıga –tevazu ve sevgi ögretisinin s ˘ ˘ ikrarına– refakaten. kutsiyet ˘ devreye sokuluyor. onların ikiyüzlülük mahareti çocuk oyunudur.

Irlanda. alayla. çünkü devlet ne kadar ˘ büyükse vatanseverligi o kadar kötü ve zalimdir ve üzerinde gücünün ˘ temellendigi ızdırap yekünü de o kadar büyüktür. barı¸ sunan Hıristiyanlık bo¸ hülyadır ve bu ögreti ne s s ˘ kadar erken sökülüp atılırsa. iknayla. ülkemizin s s gücünden haz duymayı bırakmak yanında. zayıflamasını arzulayıp. ˘ Hindistan ve diger müstemlekeleri bakımından aynı sey söz konusu ˘ ¸ oldugunda sevinmeli ve buna yardım etmelidir. Ama eger Hıristiyanlık ˘ gerçekten barı¸ sunuyorsa ve biz gerçekten barı¸ istiyorsak. Vatanseverligi övdügümüz ve genç ku¸ agı ˘ ˘ s ˘ onunla egittigimiz sürece. devletimizin büyümesine yönelik ˘ ¸ mevcut arzumuzdan vazgeçmemiz gerekmiyor sadece. o zaman s s vatanseverlik barbar geçmi¸ in bir kalıntısıdır ve simdi yaptıgımız sekilde. her¸ eyi yiyip digerlerine hiçbir sey ˘ s ˘ ¸ bırakmayarak. Barı¸ mı? s Fransızların dedigi gibi. genç bir adam. Baltık Eyaletleri. resimlerde. kendi ulusunu övmek –yani bugün yalanla dolu milli tarihlerde. her çareye ba¸ vurarak s s s ˘ s onu söküp atmak gerekir: vaazla. o gücün zayıflamasına sevinmeli ve yardım da etmeliyiz. –[Alper Altug] ˘ 137 . Hıristiyanlık hakikatse ve barı¸ içinde ya¸ amak istiyorsak. o zaman. onun ufalmasını. Finlandiya. vaazlarda ve aptal milli mar¸ larda yapılan sey– aynı ölçüde ¸ s ¸ budalalık olarak görülsün. maskaralık ¸ sayılıyorsa. bir Ingiliz de. ba¸ kasının s s muhtaç oldugu seyi cebren alarak kaba bencilligini göstermekten su ˘ ¸ ˘ ¸ an nasıl utanıyorsa. Genç ku¸ agı s ˘ ¸ s s ˘ öyle egitmeliyiz ki. Öyleyse. o kadar iyi olur. ulusların fiziksel ve ruhsal hayatlarını yok ˘ ˘ 56 Keyfin bilir. anıtlarda. küçümsemeyle. nasıl istersen. Polonya. geçebilmek için zayıf olanı yolun dı¸ ına iterek. o zaman da. o zaman da. o zaman. gerçekten ˘ ikrar ettigimiz sey olmak istiyorsak. ˙ ˙ Ermenistan Rusya’dan ayrıldıgında sevinmeliyiz. ders kitaplarında. c’est à prendre ou à laisser. s ¸ ˘ ¸ onu kı¸ kırtıp geli¸ tirmenin yanlı¸ lıgı bir yana.56 Eger vatanseverlik ˘ ˘ iyiyse. ülkesinin büyümesini arzulamaktan aynı derecede utansın. siirlerde. makalelerde.Vatanseverlik mi. kendini övmek su an nasıl ahmaklık. Ve genç ku¸ agı bu sekilde yeti¸ tirmemiz gerekiyor. var gücümüzle buna yardım etmemiz de gerekiyor.

” ˘ 138 . bizim Isa s s ögretisini unuttugumuz gibi.” (Luka 6:40. ¸ “Ögrenci ögretmeninden üstün degildir. ˙ Vatanseverlikleri ugruna Isa’yı unutan Avrupa ulusları bu barı¸ çıl in˘ s sanları. ressam ve hepsinden önce de bir vatansever olan Imparator Wilhelm. bir hatip.Vatanseverlik mi. o zaman güneyli kabile kralını sürecek ve sava¸ madan sana boyun s egecektir. sair. s ˘ s Zamanımızın en komik ki¸ iliklerinden biri. Japonya ve Çin. Wilhelm’in niyetince. uzaktaki. geçenlerde Avrupa’nın tüm uluslarını. feci sava¸ lar olacagı. boyun egmeyi reddeden güneyli bir kabileyi ele geçirmek ˘ için birliklerine kaç adamlık ve ne sekilde ilave yapması gerektigi hu¸ ˘ susunda. su ¸ s ˘ s ˘ ¸ an birliklerine harcadıgını halkının egitimi ve tarımın geli¸ imi için kul˘ ˘ s lan. s Tablo. oturan s s s Buda ve Konfiçyüs figürlerine gözlerini dikmi¸ dururlarken resmetti. kuvetli ve kala˘ ˘ balık olduklarından. kısa sürede kaçınılmaz biçimde. kaba. vatansever bakı¸ s s açısından tamamen haklı. çekilmi¸ kılıçlarıyla ve Ba¸ melek Mikail’in i¸ areti uyarınca. simdi ˘ s ˘ ¸ hazırlandıgımız türden –Uzak Dogu’nun yeni ve korkulası sava¸ çılarını ˘ ˘ s vatanseverligimizle yozla¸ tırarak içine çekmekte oldugumuz türden– ˘ s ˘ devasa. anla¸ ılmalıdır. giderek daha fazla vatanseverlik ve sava¸ a kı¸ kırttılar ve simdi o s s ¸ ˙ derece co¸ turmu¸ durumdalar ki. mahir. bap) ˘ Konfiçyüs. pagan. Buda ve Konfiçyüs ögretilerini tamamen ˘ ˘ ˘ bir unuturlarsa. eger Avrupa kar¸ ılarına ¸ ˘ ˘ s silahlanma ve Edison icatlarından daha kuvetli bir sey çıkaramazsa. gerçekten de. deniz kıyısında. s ¸ ˙ dramaturg. gösterilen yönden yakla¸ an tehlikeyi kar¸ ıs s lamak üzere. müzisyen. küçük bir krala su kar¸ ılıgı vermi¸ ti: “Tüm ordunu lagvet. Ve s ˘ s kendi bakı¸ açısından. 1800 yıllık köhne. Barı¸ mı? s etmek üzere silahlanmamızın devam edecegi ve sava¸ lar olacagı. bu çabucak ögreniliyor) ve cesur. öldürme sanatında çabucak ustala¸ ırlar (Japonya’nın s gösterdigi üzere. ama mükemmele¸ en her biri ˘ ˘ ˘ s ögretmeni gibi olacaktır. Avrupa uluslarının birle¸ mesi gerektigine i¸ aret ediyor. Avrupa ülkelerinin simdi Afrika’ya yaptıgını Avrupa’ya yaparlar.

Buda ve Konfiçyüs’ün s s ögretileri. ˘ vatanseverligi reddetmemizle. s Wilhelm’in çizdigi tabloyu görmü¸ bir arkada¸ ım söyle dedi: “Tablo ˘ s s ¸ harika.” Sunu da ekleyebilirdi: “Ve Lao-Tsu’nun tevazusunu.” Ve biz ¸ ˙ sahiden. e¸ kiyalar gibi kılıçlar ku¸ anıp deniza¸ ırı karde¸ lerimizi ˘ s s s s öldürmeye atılmamızla degil. yeni s dü¸ manlar yaratıyoruz kendimize sadece.Vatanseverlik mi. Ba¸ melek Mis kail’i. Isa’nın bize ögrettigi s ˘ ˘ ˘ karde¸ çe ya¸ amın bir örnegini göstermemizle gerçekle¸ ir. yabani vatanseverlik ve vah¸ etin degil. ikiyüzlülügümüzle. Barı¸ mı? s Korkmamız ögütlenen Konfiçyüs böyle ögretmi¸ ti. Wilhelm’in ress mettigi biçimde. Isa’nın ögretisini ˘ ˘ s ˙ ˘ unutmu¸ . uluslara cebren hükmetmek s s istiyoruz ve böylelikle de mevcut kom¸ ularımızdan daha da güçlü. silahlarını ku¸ anıp biraraya toplanmı¸ e¸ kiyalar olarak resmedilen s s s tüm Avrupa iktidarlarına. onları telef ve yok edecek seyi i¸ aret ederken ¸ s gösteriyor. s s ˘ s ••• 139 . tersine. Buda’nın munisligiyle Konfiçyüs’ün sagduyu˘ ˘ sunu. sahte Hıristiyan uluslarımıza rehberlik eden su hayvani vatan˘ ¸ severlikten kıyaslanamayacak kadar yüksekte duruyor. Avrupa’nın ve tüm Hıristiyan dünyanın kurtulu¸ u. yani cidden. Yalnız altında yazılana hiç de tercüman olmuyor. silahsızlanarak inkar etmemizle ve Dogu ˘ ˘ ˙ uluslarına. Isa’yı öylesine unuttuk ve Hıristiyan olan ˘ her¸ eyi öylesine a¸ ındırıp hayatımızdan attık ki. o barbar zamanların kalıntısını. onu inkar etmi¸ olan bizlerse.

insanlıgı muzdarip eden illetlerin büyük bir kısmının sebebi ˘ ˘ oldugu ve dolayısıyla bu duygunun. ya da s yalnız kötü vatanseverligin (Jingoizm veya Sövenizm’in) melun. iyi vatanseverligin içerigi bize ya asla söylenmez. s Bu gerçek. hepimizin bildigi ve sonuçlarından s ˘ müthi¸ muzdarip oldugu. ya sessizlik. ˘ vatanseverligin gericiligini. daima ve halen. vatanseverlikle hiçbir ortak yanı bulunmayan s ˘ bir sey ikame edilir. ˘ s insanları tarumar eden evrensel silahlanma ve tahripkar sava¸ ların tek s bu duygudan kaynaklandıgı inkar edilemez ve apaçık bir haldeyken. köhneligini ve zararını gösteren tüm savla˘ ˘ ˘ rım. irrasyonel ve zararlı bir duygu ˘ oldugu. degi¸ mez bir cevapla kar¸ ılanmı¸ ˘ ˘ s s s ve kar¸ ılanmaktadır. iyi vatanseverligin. ya açık˘ ˘ lama yerine birtakım si¸ irilmi¸ .Vatanseverlik ve ˙ktidar I Vatanseverligin günümüzde gayritabii. cafcaflı ifadeler dile getirilir. gerçek ˘ ˘ menfaatlerden olu¸ tugu söylenir. ˘ ¸ s ˘ tersine tüm rasyonel insani yollardan bastırılması ve kazınıp atılması gerektigi dü¸ üncesini halihazırda birkaç kez ifade ettim. s ˘ ˙ Geçenlerde bir Ingilizle mevcut sava¸ hakkında konu¸ urken. simdiki gibi i¸ lenmemesi gerektigi. Ama ilginçtir. ¸ Genellikle gerçek. ama ˘ ¸ gerçek iyi vatanseverligin –kınanması irrasyonel ve hatta fena– çok yüce ˘ ahlaki bir duygu oldugu yollu. insanın kendi halkı veya dev˘ letine matuf ve diger milletlerin esenligine halel getirmeyecek. tuhaf. ya da vatan¸s s severlik adı altında bir ba¸ ka kavram. sava¸ ın s s s 140 . ya kasten yanlı¸ yorumlama.

vatanseverlik ˘ ˙ oldugunu söyledim ona. vatanseverligi olu¸ ˘ s turmaz. su an Ingilizleri esinleyen vatanseverligin kötü bir vatanserverlik ¸ ˘ oldugunu gösteriyordu bu yalnızca. halkların hususiyetleri insanlıgın ilerlemesinin temel ˘ bir sartıdır ve bu hususiyetlerin korunmasını gözeten vatanseverlik de ¸ öyleyse iyi ve yararlı bir duygudur.57 ˘ ˙ Ingiliz toplumunun tüm ruh halince sergilendigi üzere. kendi içine i¸ leyen türden. söyledigine göre. vatanseverlik savunucularınca maksatlı biçimde vatanseverlik kavramıyla ikame edilir ama. 1899-1902. herhangi bir milliyetin korunup ˙ savunulması ve böylece kar¸ ılıgında sadece Macar. ama. Boer’ların hüküm sürdügü Birlik. ırk ˘ s ayrımına dayalı rejimse 1994’de son buldu. s Alman. Transvaal Sava¸ ı olarak da anılıyor). yani tüm insanlara uzandıgını. ¸ çoktandır bir ideal olarak kabul edilen seyin –halkların karde¸ çe birle¸ ¸ s s mesinin– önündeki temel engeli olu¸ turmaktadır? Ve dolayısıyla. bilimsel veya hatta maddi ve pratik olsun. Tolss s ˘ s toy’un öldügü yıl. zamanımızda aynı hususiyetler. öyleyse ˘ ˘ ˙ bile. Ingiliz bana katılmadı. Acar Burak Bengi] 141 . dahası onun tersidir. Güney ˘ ˘ Afrika Birligi kuruldu. –[Aylmer Maude] Britanya ve Hollandalı Boer’lar s ˙ arasındaki Ikinci Boer Sava¸ ı (Birincisi. sadece vatansever olmas makla kalmaz. “Herkesin öyle davranmasını istiyorum” dedi. dilleri– insan hayatı için bir zamanlar gerekli sartlardıysa da. Polonya ve Irlanda s ˘ 57 Güney Afrika Sava¸ ı. 1902’de Boer’lar s s s ˙ sava¸ ı kaybetmi¸ ve Boer cumhuriyetleri Britanya Imparatorlugu’na katılmı¸ tı. –[internet. Britanya Uluslar Toplulugu’nun bir üyesi olarak. Britanya sömürgeciligindeki ˘ ˘ ˘ ırk ayrımcılıgını çok daha ileri noktalara ta¸ ıdı ve 1960’da Topluluk’tan çekildi. açgözlü amaçlar olmayıp.˙ Vatanseverlik ve Iktidar asıl sebebinin. Ama gayet a¸ ikar degil mi: halks ˘ ların bu hususiyetleri –gelenekleri. bu gerilim sava¸ a dönü¸ mü¸ tü. 1880-81. s ˙ “Yani sadece Ingilizlerin mi iyi davranmasını istiyorsunuz?” diye sordum. ˘ ˘ ¸ ama böyle menfaatleri herkes için isteyen ki¸ i. 1910’da. Ingiliz vatanda¸ larını iyi davranmaya sevkedecekti. Diyorlar ki. ahlaki. itikatları. Rus. s s Britanya’yla Boer’lar arasında sürekli bir gerilim vardı ve Britanyalılar Boer bölgelerinde çıkan altına hücumu edince. net bir sekilde açık ediyordu. bu cevapla. iyi ˘ s ˙ vatanseverlik. Fransız ya da Anglo-Saxon. Halkların hususiyetleri de. genellikle söylendigi gibi. hakiki menfaatlerin karakteristigini.

hepimizin bil˘ digi vatanseverlik. gittikçe artan yabancıla¸ maya ve bölünmeye hizmet s ˘ s etmektedir. Provanslı. bugün Mordvinlerin üçte biri bu bölgede ya¸ ıyor. hu˘ ˘ susiyettir). çünkü her halk ve her devlet kendini halkların ve devletlerin en iyisi sayarsa. En eski ¸ s ˘ çaglardan günümüze kadar tüm insanlık tarihi. s ˘ s II Vatanseverligin zararlı ve irrasyonel olu¸ unun insanlara a¸ ikar görün˘ s s mesi beklenirdi. Ama sa¸ ırtıcı vaziyet su ki. diger tüm halklar ve devletlerden önce kendi ˘ halkı veya devletini yegleme seklindeki gayet kati bir duygu ve bunun ˘ ¸ sonucu olarak o halk veya devlet için elde edilebilecek en büyük refahla gücü –ancak diger halklar veya devletlerin refahıyla güçleri pahasına ˘ ele geçirilebilecek seyleri– elde etme istegidir.58 Çuva¸ ve birçok diger ˘ s ˘ milliyetin de korunup savunulması. –[internet. vatanseverligin zararlı ve irrasyo˘ nel olu¸ unun her türlü if¸ asına. bir doktrin olarak da ahmaklıktır. vatanseverlik bir duygu olarak kötü ve zararlı. ˘ Bu ne anlama geliyor? Bu sa¸ ırtıcı durumun bana sundugu tek bir açıklama var. halkların hususiyetleri de degildir (bunlar duygu degil. herhangi bir rasyonel temelden yoksun s s en koyu bagnazlık ve hararetle de direniyorlar ve onun yararlarıyla ˘ yüceligini övmeye devam ediyorlar. ¸ ˘ Dolayısıyla açıkça görülecektir ki. Mordvin. insanlar arasında yakınla¸ maya ve s birle¸ meye degil. insanın kendi halkı için manevi menfaatler istemesi ˘ degildir (insanın sadece kendi halkı için manevi menfaatler dilemesi ˘ imkansızdır). Acar Burak Bengi] s 142 . hayalî degil gerçek vatanseverlik. Demek ki. bugün çogu insanı güt˘ ˘ mekte kullanılan ve insanlıgı gaddarca tarumar eden. Bask. hem bireyler hem de ˘ 58 Rusya’daki özerk Mordovya (veya Mordva) Cumhuriyeti. kültürlü ve okumu¸ adamlar ¸ s ¸ s bunu bizzat görmemekle kalmıyorlar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar milliyetlerinin degil. vatanseverlik. hepsinin kesif ve zararlı bir gaflet içinde ya¸ ayacagı a¸ ikardır.

mesela günümüzdeki mülkiyet. bir de s egitim. ortadaki veya geridekiler– seyrettikleri üç tasavvur evresiyle üç farklı ili¸ ki halindedirler. hangi evreye ula¸ mı¸ olurlarsa olsunlar. kadınlara s e¸ itlik hakkı. tasavvurlar sadece anı olarak kalmı¸ tır. Ve bir de gelecegin ˘ tasavvurları var: kimileri halihazırda yürürlüge yakla¸ ıp insanları hayat ˘ s tarzlarını degi¸ tirmeye ve önceki tarzlara kar¸ ı mücadeleye zorlayan ˘ s s tasavvurlar –mesela günümüzde emekçileri özgürle¸ tirme. ticaret. Insanlıgın bir bölümü s ˘ önde. evcil hayvanların kullanımı vb. gibi tasavvurlar. birbirini izleyen basamak dizileri seklinde s ˘ ˘ ˘ ¸ temsil edilebilir. Bu türden olanlara ideal deniyor: siddete son verilmesi. s Hem bireyler hem de ayrı insan grupları için. et yemeyi bırakma vb. Hem bireyler hem de homojen gruplarca katedilen yol. ko˘ ¸ münal bir mülkiyet sistemi düzenlemesi. tarihin belli bir döneminde insan bilincinin ula¸ tıgı en yüksegine dogru. evrensel talan ve kadınlara tecavüz vb. s ˘ 143 . belli bir dönemde. s s kaçınılmaz ve kar¸ ı konulmaz biçimde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek s s tasavvurlara dogru seyretmektedirler. ötekiler çok geride. Ama hepsi. fiilî örnek ve etraflarındaki herkesin genel faaliyetiyle insanların ˘ zihinlerine kazınan ve belli bir dönem sultası altında ya¸ adıkları zamane s tasavvurları var. kendis lerine yabancıla¸ mı¸ ve geri dönemeyecekleri tasavvurları hep varolmu¸ s s s tur. mesela bizim Hıristiyan dünyamız için yamyamlık. henüz uygulamada eski hayat tarzlarıyla çatı¸ maya girmemi¸ olan s s digerleri. geçmi¸ in eskiyen. millet veya devlet gibi– daima bu ˙ tasavvurlar merdivenini çıkmı¸ ve çıkmaktadır. Her insan –her ayrı homojen grup. çogunlugu olu¸ turan üçüncülerse ortada bir ˘ ˘ s yerde seyrederler. en a¸ agıda s ˘ hayvani hayat seviyesinden.˙ Vatanseverlik ve Iktidar homojen grupların bilincinde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek tasavvurlara s bir devinim olarak ele alınabilir. hem ˘ bireyler hem de homojen insan grupları –öndeki. tasavvurlar– ve halihazırda tanınmı¸ s s ama. Ve daima. evrensel bir din ve insanların genel bir karde¸ ligi gibi tasavvurlar. devlet sistemi.

Köhne tasavvurların böylesi alıkoyumu din alanında daima gerçekle¸ s mi¸ ve halen gerçekle¸ mektedir. ya¸ amın degi¸ en tüm biçimleriyle keskin bir zıtlık içinde oldugu s ˘s ˘ halde. benzer nedenlerle ve her tür devlet sisteminin dayanagı ¸ ˘ yapılan vatansever tasavvur dogrultusunda. suni yöntemlerle idame ettirirler. her insan ve her homojen insan grubu. ˘ s Bundan kazanç saglayacak insanlar o tasavvuru. toplumlarında en güçlü etkiye ˘s s sahip ki¸ ilere kazanç saglayan türdendir. evvelce kullanı¸ lı ve hatta gerekli olmu¸ bir s s tasavvur gereksizle¸ ip. kasten insanları ˘ bu köhne tasavvura tabi tutmak için kullanmalarıdır. politik alanda da gerçekle¸ ir. köhne bir tasavvur. köhne vatansever tasavvur ile aksi yönde ilerleyen. Ve bu durumda. III ˙ Insanın kendi halkına özel sevgisi seklinde bir duygu ve dü¸ manların ¸ s zorbalıgıyla katliamına kar¸ ı halkını savunma ugruna huzurunu. idamesi. Bunun nedeni de. Bana öyle geliyor ki. Ve insanları etkileme bakımından en güçlü silahlara sahip olduklarından. uzun veya kısa bir mücadeleden sonra yerini s yeni bir tasavvura –o zamana kadar bir ideal olan ve bu sayede mevcut bir tasavvur haline gelen yenisine– bırakır. kazançlı pozisyonları s s köhne dinî tasavvura baglı bulunan rahiplerin. Aynı sey. Genelde. bunu daima becerebilirler. Ama öyle olur ki. bu köhne tas ˘ savvur. hangi seviyede bulunursa bulunsun. varını ˘ s ˘ 144 . daima bugünün ölüm dö¸ egindeki ˘ s ˘ tasavvurlarıyla yarının hayata uyanan tasavvurları arasında bir mücadele halindedir. halihazırda insanların bilincinde daha yüksegiyle ˘ degi¸ tirilmi¸ . insanları etkilemeye ve eylemlerini yönlendirmeye devam eder. ardında geçmi¸ in köhne anıları ve önünde ges lecegin idealleri bulunmak üzere. anlam ve yararından ˘ artık mahrum olsa da. güçlerini.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ve dolayısıyla. halihazırda Hıristiyan dünyanın bilincine girmi¸ olan tüm tasavvurs lar akıntısı arasındaki tuhaf tezatın açıklaması burada yatıyor.

Finler veya Ermeniler– kendilerini fethedenlerin ezen vatanseverligine tepki duyup. ˘ s s ticari. ezilen küçük ˘ s s ˙ milletler –Lehler. ama halihazırda 2000 yıl kadar önce insanlık. kom¸ u bir halktan kaynaklanan i¸ gal. gaspları ve savunmaları bizzat talep ediyorlar ve bunlardan memnuniyet ve gurur duyuyorlar. insanın karde¸ ligi sek˘ ¸ s ˘ ¸ lindeki daha yüksek tasavvuru tanımaya ba¸ ladı ve o tasavvur insanın s bilincine gitgide daha fazla nüfuz edip. ˘ Halklar. avantajlarının da tersine. gittikçe silinip sonunda tamamen ortadan kalkması gerektigini dü¸ ü˘ s nürdü insan. ˘s s s s lüzumsuz ve bu bilince aykırı olan köhne vatanseverlik duygusunun. dönemin ˘ s ˘ en yüksek tasavvuruydu. bilgeliginin en yüksek temsilcilerinin sahsında. sanatlar ve bilimde birlik uyarınca. sanatsal ve entelektüel ili¸ kiler içinde birlikte ya¸ ıs s yorlar ve bunu bozmaya ne niyetleri ne de ihtiyaçları var. degi¸ ik milliyetlerden insanlar arasındaki karde¸ lik bilincine ula¸ mı¸ ken. Dolayısıyla. makul bir zemini bulunmaksızın ve kendi dogruluk anlayı¸ ˘ s larının da.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yogunu. insanlar bugün birbirlerine öylesine baglılar ki. artık lüzumu kalma˘ mı¸ ve köhne. kar¸ ılıklı olarak avantajlı ve dostane. Irlandalılar. endüstriyel. anlamsız ve zararlı vatanseverlik duygusunu onlardan s kapıyorlar ve öyle bir kapıyorlar ki. yabancı mülkleri gasp etmelerine ve gasp ettiklerini zor kullanarak savunmalarına sempati duymakla kalmıyor. halklar) barı¸ çıl. s s s ticaret. bu saldırıları. her millet kendi avantajı için diger milletlerin halkını kat˘ liam ve yagmaya tabi tutmayı münasip ve me¸ ru saydıgında. iktidarların diger milletlere saldırıla˘ rına. Geli¸ kin ileti¸ im araçları sayesinde ve endüstri. kıyım veya ˘ s s zorbalık tehlikeleri artık tamamen ortadan kalkmı¸ tır ve tüm halklar s (devletler degil. hatta hayatını feda etme hamaseti seklinde bir doktrin olarak ˘ ¸ vatanseverlik. Büyük devletlerin boyundurugu altına dü¸ mü¸ . Çekler. tüm faaliyetleri ona yogunla¸ ıyor ve ˘ s daha güçlü milletlerin vatanseverliginden bizzat muzdarip bulundukları ˘ 145 . günümüzde en degi¸ ik biçim˘ s lerde gerçekle¸ ir oldu. gittikçe daha da kuvetle alevleniyor. Ama bunun tam tersi oluyor: bu zararlı ve köhne duygu varlıgını sürdürmekle kalmıyor.

Her yazar. diger halklara kar¸ ı i¸ lemeye hazır hale ˘ ˘ s s geliyorlar. alevlendirirler vatanseverligi. o erk tarafından daima en iyi sekilde ödüllendirilenler olunca. yerini o kadar saglama alır. yıl s s s s dönümleri. ˘ Halkı etkileyecek en güçlü araçlar ellerindedir ve daima sebatla kendilerinde ve ba¸ kalarında vatansever duyguları beslerler. nümayi¸ ler. kendi halkında yabancıya kar¸ ı dü¸ manlık s ˘ s s uyandırmak için kullanarak.˙ Vatanseverlik ve Iktidar halde. o ˘ kadar söhret kazanır. ˘ s ancak vatanseverlige yaslanan iktidar sistemi sayesinde koruyabilirler. kariyerinde o kadar ilerler. ögretmen ve ˘ ˘ ˘ profesör vatanseverligi ne kadar vazederse. okulları. ve s her¸ eyden önce. abideler ve yalancı vatansever bir basınla tutu¸ tururlar. Vatanseverlik ve yol açtıgı sava¸ lar. onlarda kendi halklarına kar¸ ı dü¸ manlık tahrik ederek ve s s sonra da bu dü¸ manlıgı. bir askerin terfi etmesi de yalnızca vatanseverligin ürettigi sava¸ la ˘ ˘ s mümkündür. sıradı¸ ı avantajlara sahip bir konumun keyfini süren tüm ˘ s sınıflar: kapitalistler. dini. fethedenlerin kendilerine kar¸ ı i¸ lemi¸ ve i¸ lemekte oldukları aynı s s s s fiilleri. ¸ Hükümran sınıflar orduyu. ˘ Bu korkunç vatanseverlik duygusunun yogunla¸ ması Avrupa halkla˘ s 146 . gazetelere muazzam bir gelir ve ˘ s diger pek çok ticaret alanına da kâr saglar. aynı se¸ kilde. çünkü hükümran sınıflar (sadece asıl hükümranlarla memurları degil. diger milletlere kar¸ ı her türlü haksızlık ve gaddarlıgı s ˘ s ˘ yaparak. vatanseverlik ugruna. s iktidar erkini ayakta tutan o duygular. yeti¸ kinler arasında bu duyguyu. gazeteciler ve sanatçılarla bilim adamlarının çogu). Okullarda. ˘ emekçi yıgınlarınkine nazaran sıradı¸ ı avantajlara sahip konumlarını. ¸ Bir memur ne kadar vatanseverse. kendi halklarını tüm halkların en iyisi ve daima haklı olarak tasvir eden tarihler aracılıgıyla çocuklarda vatanseverlik ˘ ate¸ ini tutu¸ tururlar. özellikle de. Böyle oluyor. basını ve parayı ellerinde tutarlar. ˘ ˘ Her imparator ve kral vatanseverlige kendini ne kadar vakfederse.

Rusya ve diger güçlerinkini. tüm ogullar. direnmeksizin. kısmen de açgözlülük yüzünden– diger halkların topraklarını ˘ gasp yarı¸ ı ba¸ ladı ve iktidarlar arası güvensizlik ve husumet de giderek s s arttı. s Almanya’nın hükümran sınıfları. istisnasız tüm ˘ s erkeklerin asker olmasını öngören bir yasa teklifi verildi. Asya. kendi babalarını ve karde¸ lerini– öldürmeye ˘ s tamamıyla amade bulunmak zorundaydılar. XIX. kısmen övüngenlik. okumu¸ adamlar ve din adamları cinayet i¸ lemeyi ögs s ˘ renmek. kısa s ˘ bir süre önce. genel askerlik hizmeti uygulamasına boyun egdiler –yani. Wilhelm tarafından halka ilan edildigi üzere. Fransızlara kar¸ ı zafer kazanmaları s sonucunu dogurdu. vatanseverligin etkisi altında Alman halkının s ˘ sessiz sedasız mutabakatını kazandı. II. ˘ kocalar. yüzyılın ikinci yarısında. ˙ Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden ˘ bu deh¸ etli düzenleme. kendi halk yıgınlarının vatanseverli˘ gini öyle tutu¸ turdular ki. Vatanseverlik çagrılarına yıgınların bu ˘ ˘ köle itaatinden sonra. daha s fazla yayılacak yerin bulunmadıgı en uç noktalara ula¸ mı¸ tır. iktidarların küstahlıgı.˙ Vatanseverlik ve Iktidar rında hızla yükselen bir ilerlemeyle süregelmi¸ ve zamanımızda. ve hatta hükümranların o en küstahı. zalimligi ve çılgınlıgı hiçbir ˘ ˘ ˘ sınır tanımadı. 147 . Afrika ve Amerika’da –kısmen keyif. sonundaysa ˘ kıta ülkelerinin tüm insanları. ˘ s s IV Pek ya¸ lı olmayan günümüz insanlarının bile hatırlayacagı üzere. babalar. Bu zafer Almanya’nın vatanseverligini daha da alev˘ ˘ lendirdi ve ardından da Fransa. haklarını savunan kendi çalı¸ an s insanlarını. üst rütbelilerin itaatkar köleleri olmak ve öldürmeleri emredilen herkesi –ezilen milletlerin insanlarını. Hıristiyan halk arasında vatanseverligin yol açtıgı sa¸ ırtıcı ˘ ˘ ¸ s esrimeyi en bariz biçimde gösteren bir hadise ya¸ andı. kadim dünyanın herhangi bir köleli˘ ginden kıyaslanmayacak kadar beter derecede bir a¸ agılanma ve itaat ˘ s ˘ gerektiren bir kölelik durumuna.

her ¸ s türden sahtekarlık. onlar gibi s cinayetten haz alarak. bilge çocuklar. fethedilen halklara ve birbirlerine kar¸ ı adaletin ilk s sartlarını en bariz biçimde ihlal etmi¸ ve ediyor olmakla kalmayıp. sevinç duyuyorlar. dolandırıcılık. ve halklar bütün bunlarda onlara sempati duymu¸ ve halen duyuyor olmakla s kalmayıp. böyle suçları i¸ leyen iktidar ba¸ kalarınınki degil de s s ˘ kendilerininkiyse. ˘ Ve anne babalar –böyle durumlar biliyorum– çocuklarını bu gaddar59 Roma anfiteatrlarında maglup bir gladyatörün katlini isteyen seyircilerin verdigi i¸ aret. soygun ve s cinayetten de suçluydular ve suçlu olmayı sürdürüyorlar. bir devletin digerine saldırması için hiçbir sebep bulunmamasına ˘ ragmen. hiç kimsenin tehdidi altında bulunmadan. her sava¸ ta –ileti¸ im araçlarının geli¸ mesi ve s s s s basın sayesinde– bir Roma sirkindeki seyircilere dönü¸ üp. hile. Avrupa’yla Amerika’nın tüm halkı. rü¸ vetçilik. pençeleriyle di¸ lerini ˘ ˘ s çıkarmı¸ vaziyette duruyor ve mümkün oldugunca az riskle saldırıp pars ˘ çalamak için.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ele geçirilen toprakların sakinlerine kıymak tamamen dogal bir i¸ lem ˘ s olarak kabullenildi. Tek mesele. Hıristiyan oldugu söylenen dünyanın tüm halkları vatanseverlikle ˘ öyle canavarla¸ tırıldılar ki. bütün iktidarlar. hangisinin ˘ ölümüne sevinilecegini duyanın milliyeti belirliyor. diger halkların topragını ilk önce kimin ˘ ˘ ele geçirip sakinlerine kıyacagıydı. evlerinde huzur içinde ya¸ arken.60 o gün s ˘ lidit veya diger toplarla öldürülüp parçalanan insan sayısının yedi yüz ˘ ˙ yerine bin Ingiliz veya Boer oldugunu duyunca seviniyorlar. birinin ba¸ ına bir felaket gelip zayıf dü¸ mesini bekliyorlar s s sadece. –[Aylmer Maude] s ˘ s ˘ 60 Önsöze bak. saf. herkesçe bilindigi üzere. çocuklar da. artık sadece öldürmeye ve ölmeye mecbur s edilenler cinayeti arzulayıp bundan sevinç duymuyor. ˘ Tüm iktidarlar. –[Acar Burak Bengi] 148 . dahası.”59 s ˘ Ve sadece yeti¸ kinler degil. casusluk. Farklı halklar ve devletler arasındaki kar¸ ılıklı husumet son zamanlarda öyle sa¸ ılası boyutlara ula¸ tı s ¸ s s ki. kana susamı¸ çıglıklar atıyorlar: “Pollice verso. ˘ ˘ s ba¸ parmagın a¸ agı çevrilmesiydi (pollice verso).

“Seni cimcikleyecegim. birbirlerine güvenmemeyi sürdürerek.” “Seni sopalayacagım. kom¸ usu da on bir tane. Bir devletin ordusundaki her büyüme (ki her ˘ devlet. tebaalarının egitim ve ˘ ahlakını yönlendiren o insanlar arasında. kom¸ ularının ˘ s 149 . sava¸ felaketlerini ve durmadan artan silahlanmayı s azaltacagı fikriyle kendilerini avutabiliyordularsa. Sadece kötü çocuklar. . ˘ ˘ ˘ sarho¸ adamlar veya hayvanlar böyle dala¸ ıp kavga eder. V Vaziyet gitgide kötüle¸ iyor ve besbelli mahva sürükleyen bu ini¸ in dus s racagı yok. Bir anla¸ manın mümkün olması için. silahlı iktidarlar varoldukça. ordularını büyütmeye mecbur s ˘ eder ve bu ilk ulusun tekrar büyütmesine yol açar. Lahey Konferansı ˘ ve pe¸ isıra gelen sava¸ . yine vatanseverlik geregi. uluslararası hakemlik s mahkemelerinin. Ve aynı sey istihkamlar ve donanmalarda da olur: bir devlet on tane ¸ zırhlı yapar. beyaz bayrak ta¸ ıyıcıların bir toplantı için s ˙ biraraya gelirken yaptıkları gibi. sonra ilki on iki tane yapar ve bu s böyle sonsuza kadar sürer. Iktidarlar. yakın zamandaki ˘ ˘ s hadiselerle artık kapanmı¸ durumda. Güçlerin birbirine güvenmesi içinse. s tarafların birbirine güvenmesi gerek. silahlanma ve sava¸ las rın sonlandırılması imkansızdır. Lahey Konferansı’nı ve hemen s ˙ pe¸ inden gelen Ingiltere Transvaal sava¸ ını kastediyorum. ordularını dagıtmak ya da küçültmek yerine.”.” “Yumrugu patlatacagım.” “Seni kamçılayaca˘ ˘ ˘ gım. Ama hepsi bu degil. ama en uys s gar iktidarların en yüksek temsilcileri arasında.˙ Vatanseverlik ve Iktidar lıkta cesaretlendiriyorlar. . vatansever sebeplerle büyütmeye çabalar) ˘ kom¸ ularını da. sürüp giden tam da budur. Lahey Konferansı’ndan sonra ˘ s apaçık hale geldi ki. meseleye bu yolla bir çözüm bulmanın imkans s sızlıgını en somut biçimde göstermi¸ tir. tehlikede oldugundan.” “Seni vuracagım. s s Az ya da sadece yüzeysel dü¸ ünen insanlar. silahlarını bırakmaları lazım. Saf insanların inandıgı bir kaçı¸ yolu.

i¸ e yaradı. düzmece oldukları besbelli bildiri ve tebligatlarına itiraz izni vermezken. ne de saldırır ˘ 61 Kötü çocuk. hepsi özen göstererek s milletler arasında barı¸ ın düzenlenmesiyle dürüstçe ugra¸ ır gibi yaptı. komik ve besbelli düzmece olan bu müzakereyi. ama hiçbir halk bir digerine ne saldırmak ister. Varolmak için bir gerekçeleri ˘ bulunsun diye.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ilavelerine mukabil. ˘ ¸ ˘ s s çünkü iktidarların. ya bir eglence. halkları muzdarip eden melanetleri düzeltemeyecegini ve gerçekten dileselerdi bile silahlanmaya da. iktidarlar. Türkistan’la Çin’i yagmalamı¸ s ˘ s ˘ s ve özellikle de Finlandiya’nın nefesini kesmeye çalı¸ mı¸ ken. yurtta s ¸ s kimseye. Polonya’yı bogazlamı¸ . halk huzurunda açıkça öyle sözler telaffuz ediliyordu ki. ne kadar tuhaf. ya bir ˘ münasebetsizlik ya da bunların tümüdür. ya bir aldatma. kimsenin durdurmaya yeltenmemi¸ s s oldugu veya su an yeltenmedigi korkunç kanlı Transvaal Sava¸ ı geldi– ˘ ¸ ˘ s asla beklendigi sekilde degilse bile. en ufak bir tereddüt göstermeden kendi halkını silahlanmayla mahvetmi¸ . kendi halklarının gözü önünde reddedemediler ve delegeler bundan hiçbir sey çıkmayacagını pe¸ inen bilerek biraraya geldiler ve birkaç hafta. beklenmedik ve münasebetsizse de. hep büyüttükçe ve Güç’lerden her birinin fırsatını bulur bulmaz kom¸ usuna saldıracagını bilerek. herkesin s s inanacagına dair tam bir güvenle iktidarlara silahsızlanma teklifinde ˘ bulunmu¸ tur. yine de bir i¸ e yaradı. diger güçlerin ˘ hükümetleri. Bu konferansta enfant terrible61 olmak. –[Acar Burak Bengi] 150 . s ˘ s Lahey Konferansı –ki pe¸ inden. sava¸ lara da son ˘ s veremeyecegini en açık biçimde gösterdi. digerlerinden ziyade Rus ikti˘ darına özellikle yakı¸ ıyordu. bu ¸ ˘ s sürede iyi maa¸ lar alıp. bir anla¸ ma mümkün degildir ve s ˘ her konferans ya bir budalalık. casuslar yardımıyla s ˘ orduların her hareketini izledikçe. içlerinden gülseler de. Rus hükümeti öyle sımarmı¸ tır ki. s Ama tam kendi ordusunda bir büyümeye hazırlandıgı anda gelen ˘ böyle bir teklif. halklarını diger halkların saldırılarından koru˘ malıdırlar.

iktidarlar daima kutsallıga s ˘ ˘ tam ters ögelerden olu¸ ur –en küstah. halkını. ¸ ˘ ˘ VI Günümüzde insanların. özenle. genelde iktidarlar. ama ancak ve ancak. Ne var ki. faydalı demesem ˘ de en azından. her iktidar dünyadaki en korkunç ve tehlikeli organizasyondur. hem diger milletleri tahrik edebilir. Çinlilerin teorisindeki gibi. ¸ Sadece askerî iktidarlar degil. ˘ hem de kendilerininkinde vatanseverligi uyandırabilirler ve her ikisini ˘ de özenle yaparlar. lekesiz. ama artık iktidarlar s ˘ s gereksizle¸ mi¸ tir ve halklarını korkuttukları tüm tehlikelerden çok daha s s büyük bir serdir. En geni¸ anlamda ˘ s 151 . bugün aksine. iktidarlar milletler arasında varolan barı¸ ı suni biçimde bozuyor ve aralarında dü¸ manlık uyandırıyorlar. Oysa iktidarların halklarını yapmaya zorladıkları sey tam da budur: varolan ¸ ve iktidarlar bulunmasa hiçbir seyin bozamayacagı birligi bozmak. kutsal insanlardan olu¸ saydı. sürmek akıllıcaydı. s s Ekmek için sürmek gerektiginde. ba¸ ka türlü de yapamazlar. siddet s ¸ eylemleri i¸ lemeye dayalı faaliyeti geregi. tehlikede olduguna ve savunulması gerektigine inandırır. barı¸ istemek bir yana. Kendilerine kar¸ ı diger halkın s s ˘ nefretini ve kendi halkının vatanseverligini uyandırdıktan sonra her ikti˘ dar. s Eskiden halklarını diger halkların saldırılarına kar¸ ı savunmak için ˘ s iktidarlar lazımdıysa da.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ve bu yüzden iktidarlar. kaba ve sapkın insanlardan. zararsız olabilirdi. ˘ s Dolayısıyla. ama tohum ˘ ekildikten sonra sürmeye devam etmek besbelli saçma ve zararlıdır. çünkü varolu¸ ları bu s s temel üzerine bina edilmi¸ tir. diger milletlerde s ˘ kendilerine kar¸ ı bir nefret uyandırırlar. ˘ ˘ Ve gücü ellerinde tutan iktidarlar. onsuz varolamayacaklarını dü¸ ündükleri bu s iktidarlar nedir gerçekte? Belki bir zamanlar bu iktidarlar gerekliydi ve örgütlenmi¸ kom¸ ular s s kar¸ ısındaki savunmasızlıga nazaran ehveni¸ erdi. özellikle de askerî güçle donatıldıgında.

Aleksandr. tüm bölümleri tamamıyla. onlara egemen küçük bir bölümün gücü altında istifleyen bir organizasyondan ba¸ ka bir sey degildir. küstah ve vicdansız ˘ insanlar veya o küstah ve vicdansızların her nasılsa vârisi olmu¸ tek bir s ki¸ i hüküm sürer. Ülkeleri Rusya tarafından ilhak edildiginde ˘ ˘ bunun örnekleri ya¸ andı. ta ki sonunda ˘ askerî zorla tüm digerleri üzerinde güç sahibi olan birkaç ki¸ iye veya tek ˘ s bir insana varana kadar. her nasılsa tepede bulunan o insanların veya o tek bir ki¸ inin gücü altında toplayan s bir koniyi andırır bütün bu organizasyon. ˙ Insanlar. oyna¸ larıyla kocasını öldüren iffetsiz Yekaterina. Chamberlain veya Rhodes. Öyle ki. ˘ 62 Sarıldıklarında hepsi sava¸ arak ölsün ve kimse kaçmasın diye. bugün Boris Godunov. Anar¸ istlerin bomba¸ s s larından korkarlar da. ahlaken en ¸ degersiz olanın ele geçirmesinden yanadır). halkın büyük bölümünü. s O. digerlerinden daha kurnaz. Kafkasyalılar kendilerini s ayaklarından birbirlerine baglarlardı. kapitalistler ve basın dahil. her kim ele geçirebis liyorsa onun ele geçirmesine izin veriyor (ki sans daima. saldırılara direnirken Çerkezlerin62 yaptıgı gibi. yarın Grigori Otrepyev olabilir. yarın bir Burbon veya bir Orleans. bugün Napolyon olabilir. s ˙ Insanlar. bugün. yarın ¸ Salisbury.˙ Vatanseverlik ve Iktidar iktidar. –[Aylmer Maude] s 152 . bu deh¸ etli erk aygıtını tesis ediyor. bir Boulanger veya bir Panama Sirketi. sonra s deli Pavel. Ve herkesin sadece can ve malları üzerinde degil. ögrenimi ve dinî egitimi üzerinde de mutlak erk sahibi olmasına s ˘ ˘ izin veriliyor böyle iktidarların. ruhani ve ahlaki ˘ geli¸ imi. onları her an en büyük facialarla tehdit eden bu deh¸ etli organizasyondan korkmazlar. bu küçük bölümse daha da küçük bir bölüme s ¸ ˘ tabidir ve o da daha küçügüne ve bu böyle devam eder. Nikolay veya III. Koninin tepesinde. dü¸ manla˘ s rına direnmek için kendilerini birbirlerine baglamayı yararlı buluyor. köle gibi ona itaat ediyor ˘ ve sonra da bundan melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar. bugün Gladstone olabilir. O. yarın Pugaçev.

erkin en kötü insanlar eline dü¸ ebilecegi ve daima s s ˘ dü¸ tügü o iktidar organizasyonunu üretir. zararlı. kongreler. bir bogaya veya bir gladyatöre de dönü¸ türür. kendilerini baglayan ipin ucunu fırlatıp. s kendi amaçları için degil iktidarının amaçları için ziyan eden bir dö˘ vü¸ horozuna. Hıris˘ tiyanlıgın bize ögrettigi üzere Tanrı’nın bir oglu oldugunu veya hatta ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ 153 . ahlaksız s ˘ s bir duygudur. antla¸ malar ya da hakemlik mahkemeleri degil. kötü ve her¸ eyden önce ahlaksız bir duygu oldugunu insanların s ˘ anlamasına. rezil bir duygudur. gücünü ve hayatını. kendilerinin i¸ lemeye hazır oldukları ˘ s tecavüzleri bekleyen insanlara mahsustur sadece. ˘ serbest bırakıyorlar. tam da bunu yapmıyorlar mı? VII ˙ Insanları silahlanma ve sava¸ ların deh¸ etli ve sürekli artan. Böyle yapıp. iktidarlar denen ve s ˘ insanlıgın en büyük melanetlerine kaynaklık eden o siddet araçlarının ˘ ¸ imhası gereklidir. kendilerini özenle bags ˘ ˘ lıyorlar. konferanslar. çünkü diger halklarla avantajlı. Bir ki¸ i hepsine her istedigini yaptırsın diye. sonra. ˙ Iktidar siddetini yok etmek için sadece bir seye ihtiyaç var: o siddet ¸ ¸ ¸ aracını tek ba¸ ına destekleyen vatanseverlik duygusunun kaba. alçagın veya ahmagın biri ele geçirsin ve onlara aklına ˘ ˘ gelen her zararı versin diye. onu idame ettirdiklerinde. çünkü en a¸ agı ahlak seviyesinde s ˘ bulunan ve diger milletlerden de. ne¸ eli ve barı¸ içindeki ili¸ kileri bozar ˘ s s s ve her¸ eyden önce.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ama ortada tehlike falan yokken de. ¸ s Ve insanlar örgütlü ve askerî bir iktidar kurup. hâlâ kendilerini birbirlerine bagla˘ maya devam ediyorlar. çünkü vatanseverligin etkisi altındaki her insan. Bu kaba bir duygudur. sonra da bundan bir melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar. s rezil. ona itaat ettikleri. çünkü s ˘ insanı sadece bir köleye dönü¸ türmekle kalmaz. kendilerini s s muzdarip eden melanetlerinden sakınmak için. zararlı bir duygudur.

elimizde avucumuzda ne varsa yiyorlar. Kendi evlerimiz var. do¸ s s ˘ nanmamızı büyütmemiz ve ordumuza takviye yapmamız gerektigi söyleniyor. s s Bizi rahat bırakın! Ama politikacılar bizi rahat bırakmak istemiyorlar. s s sava¸ tan korkar. s ˙ktidardan beslenen tüm o sayısız insan. Bu aldatmacadır ve gerçek dı¸ ıdır. Bizi yönetmekte ˘ ve emegimizden geçinmekte ısrarlılar. her an Avrupa bize kar¸ ı birle¸ ebilir diye. s ˙ Insanların sadece bunu anlaması yeterli. Biz sadece s s rahat bırakılmak istiyoruz. bizi askere alıyorlar. o zaman. s Ve insanlar halihazırda bunu anlamaya ba¸ lıyorlar. Mesela. Almanların onlara saldırmaya hazır oldugunu söyleyerek korkutuyor. ögretmeniz ve hepimizin ˘ bütün istedigi. Fransa. imalatçıyız. bizi birbirimize zincirleyen deh¸ etli bag bir mücadele gerektirmeksizin s ˘ kendiliginden paramparça olacak ve onunla birlikte ürettigi deh¸ etli ve ˘ ˘ s i¸ e yaramaz melanetler sona erecektir. taciriz. memleket savunması için orduya ˘ ¸ ihtiyaç oldugu seklindeki bahane katıksız bir aldatmacadır. ondan nefret ederiz. ˙ngilizler herkesten korkuyor I I ve simdi Amerika’da. anne babaları. çocukları. s ˘ Biz yalnızca. Fransız ˘ Hükümeti. Karıları. iktidarın bizi vergilenI dirmesine yaslanıyor ve bizi ba¸ arılı bir sekilde vergilendirmek için s ¸ hazır ordular muhafaza ediliyor. dostlas ˘ rımızı seviyoruz. kendi i¸ imize bakma hakkı. ˘ ˘ anavatanının oglu ve iktidarının kölesi oldugunu ikrar eder ve aklıyla ˘ ˘ vicdanına ters fiiller i¸ ler. halkını. iktidar denen.˙ Vatanseverlik ve Iktidar kendi aklının rehberligindeki hür bir insan oldugunu ikrar etmek yerine. Biz barı¸ çılız. evleri olan insanlar gidip birileriyle sava¸ mak istemezler. gençlerimizi sava¸ larına gönderiyorlar. Almanya. Bizi vergilendiriyorlar. kendimize yapılmasını istemedigimiz seyi ba¸ kasına ¸ s 154 . ailelerimize baglıyız ve kom¸ ularımıza karı¸ mayız. Ruslar ˙ngilizlerden. Kuzey s Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı söyle yazıyor: s s ¸ ˘ Biz çiftçiyiz. makinistiz. ˙ns I giltere ve Amerika’daki sıradan insanlar sava¸ a kar¸ ıdır. s s i¸ imiz var ve çalı¸ mak istiyoruz.

üstelik. ülkemizin s dü¸ manı yok. silahlarla para onlarda ve onlar bizden daha uzun süre dayanabilirler. s s Karınıza bir telgraf veya dostunuza bir paket yollayamazsınız ya da bakkalınıza çek yazamazsınız. s hazır bir orduyu muhafaza eden ülke. insanlara. iktidarlarca vergilendiriliyor. dü¸ manını affetmeyi ve öldürmenin yanlı¸ ˘ ˘ I s s ˘ ˘ ˘ oldugunu ögretti. zorbalıga maruz bırakılıyor. ama pirinç dügmeler ve pahalı süslerle bezeli güzel elbiseler ku¸ ananlardan. Büyük. bir gün. Halkları sava¸ mak s s s ˘ ˘ istedigi için degil. vergilendirilmeye boyun egmemiz kar¸ ılıgında s s ˘ çıkarlarımızı gözetecekmi¸ gibi yapan üst sınıftan gayrı. topraga ektiklerimizle beslenenlerden nasıl kurtaraca˘ gız? Onlarla sava¸ alım mı? s Ama biz kan dökmeye inanmayız. Zas ten birkaç kez sava¸ tılar ve yine sava¸ acaklar. onlarda birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık s s uyandırıp. kendilerini korumak amacıyla sava¸ maları ges ˘ ˘ rektigini dü¸ ündürttügü için. sınıf”. ülkelerini dü¸ manlarına kar¸ ı koruyarak Tanrı’ya s s hizmet ettikleri dü¸ üncesiyle aldatılan kom¸ ularımız ve karde¸ lerimizs s s ˘ den olu¸ uyor. er ya da geç sava¸ ır. bunu yapmaktan ˘ Böylece. aldatılıyor ve sava¸ a sürükleniyor. sırf birbirlerine kar¸ ı güçlerini sınamak için fırsat kolluyorlar. ˙ncil insanlara yemin etmemeyi ögretir. silahlı adamlar olmasının kaçınılmaz bir sonucudur. ta ki önce silahlı adamları –süratle sizi öldürmek için kullanılabilecek ve ödemezseniz sizi hapsedecek 155 . Bu yolla kaynaklarımızı bo¸ altıyorlar ve bizi güdüp s s küçük dü¸ ürsünler diye gerçek karde¸ lerimizi üzerimize çeviriyorlar. s ˙sa uysallıgı. Fakat. bizim s ˘ ˘ emegimizle. zahmet çekmeyen. bize saldıracak olan ordu kimlerden olu¸ uyor? s Bu ordu da bizden. Almanya’yla Fransa s s da. ama “üst I ˙ncil üzerine yemin ettiriyor bize. Sava¸ . Yumruk s kavgasındaki gücüyle gururlanan adam. inanmadıkları I ˘ Peki kendimizi bu sülüklerden.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yapmamayı istiyoruz. munisligi. kendini daha iyi gören biriyle kar¸ ıla¸ acaktır ve bunlar kavga eder. üst sınıflar. Halbuki. s ˙sa’nın ögretisini izlemek isteyen halk. I ˘ alıkonup.

Vergilerinizi. kendilerine nasıl davranılmasını istiyorlarsa. s ˘ Biz orduya yazılmayacagız. onlarsa inanmıyor. gerekçe olarak vatanseverlik nutuks ˘ ları atan vaizleri desteklemeyi bırakın. “üst sınıfı” neyin memnun edecegini dü¸ ünüyorlarsa onu söylüyorlar. insanlara öldürmenin yanlı¸ oldugunu telkin etmekte. ocakları için mücadele eden çiftçiler ve ˘ çobanlara ate¸ açmayacagız. Ilımlı ve uysal bir halka kar¸ ı süngü hücumuna geçmeyecegiz. erk sahiplerini. ödemeyecegiz ve her fırsatta dü¸ ündügümüzü s s ˘ söyleyecegiz. sırf ˘ ˘ mecbur oldugumuz için ödüyoruz. s s ¸ Sunlar da bir Alman askerinin yazdıkları: ¸ 156 . ˙sa ne dü¸ ünüyorsa onu I I s ˘ söylerdi. s Cecil Rhodes’un telkiniyle. Varsın onlar da bizim gibi i¸ e gitsinler.˙ Vatanseverlik ve Iktidar silahlı adamları– muhafaza etmek için gereken vergiyi ödeyene kadar. ˙nsanları egitecegiz. Hıristiyanca. o üst sınıfı sessizce bertaraf s ˘ edin. ˘ ˘ I Ve sessiz etkimiz her zaman kendini hissettirecek. gelebilir. s ˘ “Dünyada barı¸ !”. Kiliselere. kan dökme ve çatı¸ ma hayatından daha iyi oldugu s s ˘ dü¸ üncesini telkin edecegiz insanlara. ba¸ s ˘ ˘ kalarına da öyle davranmaları gerektigini. onlarsa. s s onlara tüm kuralı. Mecbur oldugumuzdan ötesini ˘ ödemeyecegiz. sahte sofularınıza vergi ve ikiyüzlü yardım ˘ ˘ derneklerinize a¸ ar. Sava¸ çıgırtkanlıgı yapıp. sava¸ . askere yazılanlar duraksayıp sava¸ mayı reddedecek. hayırsever bir s ˘ hayatın. s Biz ˙sa’ya inanıyoruz. Onların emirleriyle ate¸ etmeyeces ˘ ˘ giz. Askerî ˘ feti¸ leri önünde egilmeyi reddederek. ˘ Tek kurtulu¸ . ancak insanlar orduları dagıttıklarında ve kendis ˘ lerine ne yapılmasını istiyorlarsa diger insanlara da aynısını yaptıklarında. Böyle yazıyor Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı ve s s çe¸ itli taraflardan. çe¸ itli sekillerde. ögretmekte yatıyor. s ˘ ˘ Sizin sahte “Kurt! Kurt!” çıglıgınız bizi ürkütmez. bu tip sesler duyuluyor.

St. dü¸ manını sevmek yolundaki düsturları s (Yeni Ahit. mesela surada: Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din ¸ g ˙ de˘ il. 2006. Privat saldırı˘ sında isabet alan sag kolum için günde 80 fenik alıyorum. yedekteyken. 2005. kötürüm bir askerin. veya surada: Inancım Neden Ibarettir?. çünkü bana tarifi imkansız s felaketler getirdi.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Prusya Muhafız Alayı’yla (1866 ve 1870’de) iki sefere katıldım ve tüm ruhumla sava¸ tan nefret ediyorum. –[Acar Burak Bengi] ˘ 157 . sava¸ yalnızca daha büyük ¸ s ˘ çaplı bir ticarettir. halkların mutluluguyla yapılan haris ve güçlü bir ticaret. Lev Tolstoy. Ve onun yüzünden ne deh¸ etler ya¸ ıyor insan! ˙nsanın iliklerine s s I ˘ i¸ leyen acıklı feryatları asla unutmayacagım! s ˘ Birbirlerine asla kötülügü dokunmamı¸ insanlar vah¸ i hayvanlar s s gibi birbirini katletmeye ba¸ lıyor ve küçük. . yeni bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık). Matta 5: 38-48. çev. köle ruhlar iyi Tanrı’yı s 63 Isa’nın ˙ “Kötülüge direnme: Sana tokat atana öbür yanagını dön” seklindeki ve intikam ˘ ˘ ¸ gütmemek. çev. hayır kurumlarınca ikmal edilen dilenci sadakasıyla hayatta ˘ kalmaktan ba¸ ka yapacagı bir sey yoktu. sürekli vazeder. s ¸ ˙nsanların egitilmi¸ hayvanlar gibi ko¸ u¸ turdukları ve servet ugruna ˘ ˘ I s s s birbirinin kuyusunu kazmaktan ba¸ ka bir sey dü¸ ünmedikleri bir düns ¸ s ˘ yada. varsın kaçık oldugumu dü¸ ünsün insanlar. s ˘ Dagdaki Vaaz’da çok güzel ifade edilen. . 18 Agustos 1870. Hıristiyanlıgın kasten tahrif ve ihmal edilen temelleri olarak s ˘ görüp. fazlas s s s ˘ sıyla deh¸ et görmü¸ tüm. Biz yaralanan askerler genellikle öyle sefil bir taz˘ minat alıyoruz ki. senden çalana fazlasını vermek. ilahi barı¸ tasavvurunu63 s hissediyorum. içimde hep. yine de. Bir bira imalathanesinde iyi bir pozisyonu kaybettim ve sonradan da ona geri dönemedim. Daha 1866’da Avusturya’ya kar¸ ı sava¸ ta yer almı¸ ve Trautenau ve Königgratz’da sava¸ ıp. Privat saldırısında yaralandım: sag kolum iki kez boyluboyunca isabet aldı. Mesela ben. Esriklik hali kısa zamanda geçti. 1870’de. Luka 6: 27-36) Tolstoy. Ve ben iki kez yaralanan kolum yüzünden yıllarca acı çektim. O zamandan beri ˘ asla ayaga kalkamadım. Lev Tolstoy. En kati kanaatim su ki. Dominik Pamir. Bazı av köpeklerinin bakımına daha fazla ayrılıyor. ¸ Eko Kitaplıgı. tekrar çagrıldım ve s s ˘ ˘ söyledigim gibi St. bu düsturları ve özellikle kötülüge ˘ cebirle kar¸ ı koymamayı. Dominik Pamir. bir zamanlar vatansever oldugumuz için gerçekten ˘ utanmamız lazım. Kaos g s s ˙ ˙ Yayınları.

ama ¸ o zaman insanlar böyle yeti¸ tirilmeyecek. insanların birbirine s ˘ tecavüz edip. iktidarlar olmazsa yerine ne olacak?” diye sorulur genellikle. ˙ Insanlar. böyle fiillerde onu yardakçıları yapıyorlar. s VIII “Ama. gereksiz olmakla zararlı hale gelmi¸ ¸ s bir organ ilga edilecek. (sonradan soylu ˙mparator Frederick olacak) Veliaht Prens Frederick o I ˘ zamanlar günlügüne sunları yazmı¸ tı: “Sava¸ ˙ncil üzerine bir ironi¸ s sI dir. . Hiçbir sey olmayacak. Zavallıcık acıdan deliye döns ˘ mü¸ tü. sunun ¸ beklenmesi gerekir: siddet organının ilgası. . s s yanımdaki erin çenesini parçalamı¸ tı.˙ Vatanseverlik ve Iktidar buna bula¸ tırıp. insanların birbirine tecavüz ¸ edip. birbirlerini öldürür. Çılgınlar gibi ko¸ turuyor ve kavurucu yaz sıcagında korkunç s s yarasını serinletecek suyu bile bulamıyordu. bir siddet organizasyonu ¸ ¸ bulunmayacak ve zamanımız insanlarına dogal gelen siddet ve cinayet. ˘ ¸ daima ve herkes tarafından kötü sayılacak.” derler genellikle. tüm iktidarların onları angaje etmek için onca zahmete girdigi ˘ vatanseverlik yutturmacasını anlamaya ba¸ lıyorlar. 158 . hiç kimse digerlerine kar¸ ı s ˘ s siddet kullanma hakkına sahip olmayacak. Neden? Siddet sonucu ortaya çıkan ve siddet uygulamak için ku¸ aktan ¸ ¸ s ku¸ aga geçen.”. Bir kur¸ un. bu siddet ve öldürme de iyi ve yüce faaliyetler sayılıyor. “Ama iktidar olmazsa insanlar birbirine tecavüz edip. Komutanımız. Su an diger insanları öldürmek ve onlara siddet uygulamak üzere ¸ ˘ ¸ özellikle egitilip hazırlanan insanlar var (¸ iddet kullanmaya hakkı bulun˘ s dugu varsayılan ve bu amaç için varolan bir organizasyondan yararlanan ˘ insanlar). artık kadük bir organizasyonun ilgası. yalnızca uzun zamandır i¸ e yaramaz ve dolayı¸ s sıyla lüzumsuz ve kötü olan bir sey. birbirini öldürmeyi bırakmasına yol açacaktır. birbirini öldürmesine neden sebep olsun? Aksine.

devraldıgımız eski. ama mevcut ikti˘ dar formunun barındırdıgı melanetleri devreye sokmayan bir formda ˘ varolacaklar. yasalarda veya mahkemelerde veya mülkiyette veya poliste veya mali düzenlemelerde veya kamu egitiminde makul ve iyi olanın ve ˘ dolayısıyla siddete dayanmayanın ilgasını hiç de gerektirmez. Italya’da ve Hindistan’da. ne mülkiyet. Halkın durumu simdi öyle bir noktada ki. ˙ Iktidarların siddet kullanımını çe¸ itli sosyal faaliyetlerle kasten karı¸ tı¸ s s ran insanlar “Ama o zaman ne yasalar. halkın durumu su ankinden ¸ ˘ ¸ daha iyi olacaktır. Ama iktidarların bulunmayı¸ ıyla karga¸ alar ve iç çeki¸ melerin yas s s sanacagını farzetsek bile. ˘ ˘ ˙ Iktidarların ilgası. ne mahkemeler. hepsi. melun olan ve halk iradesinin özgür ifadesini engelleyen yok edilecek sadece. ¸ tamamen kendi kendini desteklemeye yarayan kaba iktidar gücünün yoklugu. Mahkemeler. daha adil ve makul bir sosyal düzen ˘ ¸ fırsatı yaratacaktır. Insanlar telef ediliyor ve telefat giderek daha da artıyor. kamu i¸ leri ve kamu egitimi. o zaman bile. s 159 . ˘ ˙ Insanlara siddet uygulamak için olu¸ turulan iktidar organizasyonu¸ s nun ilgası. Ya da erkeklerin yanısıra kadınlar da mı asker olmalı? Bu da ba¸ ladı –Transvaal’de. Tüm erkekler sava¸ kölelerine dönü¸ türülüyorlar ve s s gidip öldürmeleri ve öldürülmeleri için emir beklemek zorundalar her an. Dahası mı? Telef edilen halklar açlıktan mı ölmeli? Bu dahi ba¸ lıyor s ˙ artık –Rusya’da. daha kö¸ ˙ tüsünü hayal etmek bile zor.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ˙ Iktidarların ilgası siddet eylemlerine yol açsa bile. Aksine. s ˘ halkın gerçekten ihtiyaç duydugu ölçüde varolacaklar. siddete ihtiyaç duymayan. ne de kamu egitimi olacak” derler. ne polis. ˘ bir siddet uygulama ve bunu me¸ rula¸ tırma organizasyonundan azat ¸ s s edecektir bizi sadece. lüzumsuz bir organizasyondan. bu eylemlerin su ¸ ¸ ankinden –yani onları i¸ lemek için özellikle tasarlanmı¸ bir organizasyos s nun varoldugu ve hem onların hem de cinayetlerin iyi ve yararlı eylemler ˘ sayıldıgı zamankinden– daha az olacagı açıktır.

kendinize gelin. Ve bu katliam ne kadar büyük olursa olsun ve ihtilaf nasıl sonuçlanırsa ˙ sonuçlansın. hatta s ¸ daha da yogun olarak. I. hiçbir anar¸ ik düzensizlik. sizi ˘ baskı altında tutup mutsuz eden iktidarları vatanseverliginizle idame ˘ ettiren sizler. ˘ Sadece bir tür yardım mümkün: zirveyi ele geçirmede ba¸ arılı olmu¸ s s ki¸ i ya da ki¸ ileri tüm digerleri üzerinde erk sahibi kılan ve –Napols s ˘ yonlar. . Ingilizler. s IX ˙ Insanlar. eger siz kendi kendinize yardım etmezseniz. aynı ko¸ ullar sürüp gidecek. Iktidarlar aynı sekilde. anar¸ iyi kastetseydi bile –ki böyle bir anlamı hiç yoktur– s ama o zaman bile. Fransızlar. Boer’lar. Finler. ta kendiniz oldugunu anlayın. insanlar için vatanseverlikten ve üzerine bina edilen iktidarların despotizminden kurtulmak en yararlı i¸ tir. Çekler. Ruslar olmadıgını. Nikolay. hepiniz telef edildiniz ve giderek daha fazla telef ediliyorsunuz ve her an. hem fiziksel hem de ruhsal saglıgınız için. hepiniz asker –köle– oldunuz. sıkıca gerilmi¸ s kordonun kopmasını ve çocuklarınızla birlikte korkunç katlinizin ba¸ las masını bekliyor olabilirsiniz ve de olmalısınız. bir durun ve ne yaptıgınızı irdeleyip ˘ dü¸ ünün! s ˙ Kendinize gelin ve hasımlarınızın. Rhodes ve Çar adına halkın hükümranı konumundaki bizim diktatörlerimiz gibi örneklerde gördügümüz üzere– ne kadar zalim ve insanlık dı¸ ı olurlarsa o gücü o kadar ˘ s 160 . kelimenin olumsuz. ˙s I¸ te bu nedenle. Almanlar. ˘ Sizi tehlikeden korumayı üstlendiler ve bu sahte korumayı öyle bir noktaya vardırdılar ki. ˘ ˘ hem abiler hem de ablalarınız için. Chamberlain. Bismarck. iktidarların halklarını s halihazırda içine dü¸ ürdügü ve dü¸ ürmeyi sürdürdügü durumdan daha s ˘ s ˘ kötü olamazdı.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Öyleyse. yegane hasımlarınızın. iktidar bulunmayı¸ ı gerçekten. düzensiz s anlamıyla. telef edecek ˘ ve sapkınla¸ tıracak ve kimse bunu durdurmanıza ya da engellemenize s yardım etmeyecek. sizi ve çocuklarınızı silahlandıracak. .

hiçbir s sekilde diger halklar veya devletlerin menfaatlerine ters dü¸ medigini ve ¸ ˘ s ˘ kar¸ ılıklı i¸ birligi. iktidarınızca gerçekle¸ tirilen böyle her ˘ s zapt. Irlandalı ya da Çek. sanatsal veya bilimsel– hangisi olursa olsun. kimin elinde bulunursa ¸ s ˙ bulunsun istediginiz yerde ya¸ ayabilirsiniz. ticari. Rus. s 64 Bugün Weihai. yazarların. yoksa ötekinin mi Weihaiwei. meclis üyelerinin. sizin için önemli ˘ bir mesele olmadıgı gibi. –[internet. yöneticilerin. Sunu anlayın ki. Bu koniyi birarada tutan bagları yok etmenin de sadece bir yolu var: ˘ vatanseverligin hipnozundan uyanmak.64 ¸ Port Arthur veya Küba’yı zapt altına almayı becerecegi. Acar Burak Bengi] 161 . geni¸ karde¸ lik ili¸ kilerinin hazzı ve s s ˘ s s s s s malların yanısıra dü¸ ünce ve duyguların da alı¸ veri¸ i sayesinde halklarla s s s birlik içinde bulundugunuzu anlayın. sanatçıların ve emeginizden ge˘ çinmek için bu vatanseverlik yutturmacasına muhtaç herkesin sizi aldatmada kullandıgı telkinlere teslim olarak. ˘ ˙ Imparatorların. Çin’de bir mülki idare.˙ Vatanseverlik ve Iktidar sıkı tutmalarını mümkün kılan o korkunç siddet konisinin baglarını yok ¸ ˘ etmek. dahası. ˘ ˙ ˙ Fransız. ızdırabını çektiginiz tüm ˘ ˘ melanetlere kendiniz yol açtıgınızı anlayın. çünkü halkınıza vurulan boyunduruk. kim olursanız olun –tarımsal. rahiplerin. Leh. endüstriyel. kralların. soygun ve siddete katılımınızı icbar ¸ ¸ etmek maksadıyla kaçınılmaz biçimde her tür iktidar baskısını beraberinde getirerek. sizin iktidarınızın mı. tıpkı zevk ve sevinçleriniz gibi. vatanseverligi kızı¸ tırarak sadece ¸ ˘ s durumunuzu kötüle¸ tirirsiniz. Ingiliz. Irlandalı ya da ˘ s Leh olsanız bile. tüm gerçek be¸ eri menfaatlerinizin. 1898-1930 s arasındaysa kullanım hakkı Britanya’daydı. hizmet alı¸ veri¸ i. askerlerin. bu zaptların gerçekle¸ tirilmesi veya gerçekle¸ tirildiginde sürdüs s ˘ rülebilmesi için gerekli tek seye. 1895’de Japon yönetimine geçmi¸ ti. sunu da anlayın ki. size zarar verir. Alsace’ın Alman ¸ ˙ veya Fransız olmasıyla ve Irlanda ya da Polonya’nın özgür veya köle olmasıyla hayatınız hiçbir sekilde iyile¸ mez. Alsace’lı. ˘ Sunu anlayın ki. kapitalistlerin.

ihlaller. ken¸ dinizi köhne vatanseverlik tasavvurundan ve ona dayanan iktidarlara itaatten azat ettiginizde ve halihazırda hayat bulup. her yandan sizi ˘ kendine çagıran ve halkların karde¸ çe birligini öngören o daha yüksek ˘ s ˘ tasavvur bölgesine cesurca girdiginizde mümkündür. bir anavatanın ya da ötekinin veya iktidarların çocukları olmadıklarını. a¸ agılanmalar ve s ˘ suçlar kendiliklerinden yok olurdu. ••• 162 . eski çaglara ait. tüm dertlerinizden kurtulmanız ancak. lüzumsuz. Sunu anlayın ki. habis organizas˘ yonlar ve onlarla birlikte gelen tüm ızdıraplar. Tanrı’nın çocukları olduklarını ve dolayısıyla diger insan˘ ların kölesi de dü¸ manı da olamayacaklarını. bir anlasalar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yalnızca vatanseverliklerin mücadelesinden dogmu¸ tur ve bir milletteki ˘ s her vatanseverlik tezahürü. ˘ ˙ Insanlar. s iktidarlar denen o çılgın. sırf bunu. digerinde de ona kar¸ ılık gelen bir tepkiyi ˘ s tahrik eder.

tutukluyken söyledigi ˘ sözler. ¸ ˙ngiltere’de. Bu malum. fa¸ ist diktatörlük s de olsa. Kolay. bunda ne var? Ikisi 65 En kıdemli Nazilerden Hermann Göring’in 18 Nisan 1946’da. sonra da vatanseverlik. bundan saglayabilecegi s ˘ ˘ en iyi sey. ne I s Amerika’da. s s s 163 . . ülkenin liderleridir siyaseti belirleyen ve demokrasi de olsa. 278-279] 66 Bu yazı bu kitabın sonsözü olarak kaleme alındı. Bu her ülkede aynı sekilde i¸ ler.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ˙nsanlar daima liderlerin s I emrine uydurulabilirler. hakikati zaten umursas maz hale gelmi¸ durumdalar veya ikisinin aynı sey oldugu yolunda s ¸ ˘ kendilerini kandırıyorlar. Ama. ne Rusya’da. önce hakikat severlik. Parlamento da olsa veya komünist diktatörlük de olsa. ne sıradan insanlar sava¸ istemezler. buradaki. nihayetinde. [37. dergiye gönderilen yazının biraz revize edilmi¸ ve geni¸ letilmi¸ halidir. . s. onlara. Kimileri fanatikle¸ ip. sayısında yayınlandı. ama daha önce Birikim dergisinin (Mart 2007) 215. vatansever olmadıkları ve ülkeyi tehlikeye soktukları yolunda suçlamak. bu soruyla simdi yüzle¸ seler. ‘Ta¸ s ˙ mam. pe¸ inden de yanlı¸ s s s s cevaplar hakim kılınıyor. Hakikat Severlik mi? E tabii ki insanlar sava¸ istemezler. çiftligine tek parça halinde geri dönmekken? Dogal olarak. ama hayati soruyla Türkiye’de asla yüzle¸ ilmiyor ve s s yüzle¸ ilmemesiyle ilk ve en büyük yanlı¸ yapılıyor.65 ¸ s Ba¸ lıktaki66 basit. Bir çiftlikteki zavallı bir ahmak nes ˘ ˘ den bir sava¸ ta hayatını riske atmak istesin. insanları sürüklemek daima basit bir i¸ tir. sal˘ dırıya ugradıklarını söylemek ve pasifistleri. ne de Almanya’da. Tek yapmanız gereken. Kimileriyse. .

zira hep gözünün önündedirler. . Hakikat Severlik mi? birbiriyle çeli¸ miyor ki’ diyeceklerdir muhtemelen. Ama çeli¸ ebiliyor. ellerinin ˘ ˘ temizligine ve kalbinin saflıgına gözatmak isterim. s. 10] 67 Bierce. Johnson’ın me¸ hur sözünü de almı¸ kendi kitabına [39]. Bierce’ın kitabının bir s s Türkçe çevirisi var [40]. sıkısıkıya ¸ ¸ ˘ gururlanmanın son çaresine. Ve böylece s kurtulur. kirli i¸ lerini. kendisinin olan hataları ve ahmaklıkları dört el savunmaya hazırdır. yeteneksız bir adamın me¸ hur olabilecegi tek yoldur. din yoluna adanmı¸ lık¸ s s larıyla veya yüksek ahlaklarıyla veya anavatanlarına sevgileriyle maskelemeye çalı¸ ır. ait oldugu millete yapı¸ ır. 164 . ama ne Johnson’ın sözü. . [44] ¸ s Einstein da söyle formüle etmi¸ : ¸ s Emir üzerine kahramanlık. [38] Bu sözler. . artık minnetle. (iç sava¸ a da katılan) Amerikalı s s yazar Ambrose Bierce’ın su cevabıyla peki¸ tirildi: ¸ s ˘ ˘ [.67 Büyük Alman sair Heine’nin benzer sözleriniyse Tolstoy alıntılıyor (John¸ son’ınkini de alıntılamı¸ tır): s ˘ Ne tuhaf bir sey! Çogu alçak. Dünyada gururla˘ nabilecegi hiçbir seyi bulunmayan su zavallı dilenciyse. kendi milletinin kusurlarını en net s biçimde görür. ne de Bierce’ınkiler asla anla¸ ılmıyor s bu Türkçe çeviride.Sonsöz: Vatanseverlik mi. . [43] Ve Bernard Shaw’a göre: ˘ Sehitlik . ] naçizane belirtmek isterim ki. ilk sıgınagıdır. ahmakça siddet ve vatanseverlik adı ¸ ˘ altında giden tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! [32. bir asrı a¸ kın bir süre sonra. [41] s Bir ba¸ ka me¸ hur Amerikalı dü¸ ünür Emerson da söyle diyor: s s s ¸ ˘ Tüm bir ulusun avaz avaz vatanseverlik kükredigi bir anda. s s Hatta Britanyalı me¸ hur kültür adamı Dr Samuel Johnson’a göre: s ˘ ˘ ˘ Vatanseverlik bir alçagın son sıgınagıdır. [42] Alman filozof Schopenhauer’a göreyse: Esaslı ki¸ isel meziyetleri olan biri.

iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel. iki kere ikinin ˘ s s dört ettigini ve bu gerçegin vatanseverlige. birarada ya¸ amak imkansızdır. kısaca tecavüz etmeme yasasıyla özetlenebilecek– temel ve ev˘ rensel degerleri kabullenmemiz sart. gibi ˘ ˘ degerleri. pazarlık edip üç lira ödemeyi teklif edebilir. konu¸ abilmek. ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ Türklüge. bir öndere. gaspın. kitabın. ˘ tersine. ¸ ˘ yalanın vb. ideolojiye. menfaate. kralın çıplaklıgını te¸ hir ediyorlar sadece. referanduma veya kamu˘ s oyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini nasıl bilip benimsiyorsa ˘ ve bu gerçege göre ya¸ ıyorsa. ˘ ¸ Zeka özürlü ya da sahtekar ya da fanatik bir çılgın olmayan. bu ˘ s s hakikatlerin de hiçbir öndere. ideolojinin. ˘ s Alı¸ veri¸ yapabilmek için iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel s s gerçekleri kabullenmemiz nasıl sartsa. kutsal kitaplara. Atatürkçülüge. Tolstoy gibi dahiler. hırsızlıgın. dinin. mutlak s ˘ hakikatleri unutmayıp. hür aklın ve vicdanın em˘ s ¸ rettigi –tecavüz etmemek seklinde özetlenebilecek– temel ve evrensel ˘ ¸ degerleri de bilip benimser ve bu hakikatlere göre ya¸ amaya çalı¸ ır. AB’ye veya ba¸ ka bir seye ˘ s ¸ satılmı¸ degiller. Hakikat Severlik mi? ˙ Insanlıgın bu ataları. kitaba. bilinci dumura ugramamı¸ veya hipnotize edilmemi¸ herkes. ulusalcılıga. ama tutarın zaten üç lira oldugunu iddia ederse.Sonsöz: Vatanseverlik mi. tartı¸ mak. komünizme veya ba¸ ka bir ideolojiye. Aynı sekilde. gibilerin –kısaca tecavüzün– iyi oldugunu iddia eden bi˘ riyle de konu¸ mak. dine. sagduyu vb. tartı¸ abilmek ve ¸ s s birarada esenlikle ya¸ ayabilmek için de benzer temel hakikatleri. ˘ ˘ s Marksizme. referanduma veya kamuoyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini. bir peygambere. menfaatin veya kamuoyunun bu hakikatlere müracaatla. katliamın. alı¸ veri¸ imkansız ve bu ki¸ i ˘ s s s de ıslaha muhtaç demektir. milliyetçilige. hür s aklın ve vicdanın emrettigi –dürüstlük. Müss lümanlıga veya ba¸ ka bir dine. s ˘ temel ve evrensel degerlerde –bu hakikatlerde– mutabık olmamız sart. ki¸ isel veya millli menfaatlere. Tanesi iki liradan iki tane limon ˘ ¸ almak isteyen biri. hakkaniyet. aynı sekilde. ama aklın ve vicdanın emrettigi. her tür önderin. hür akıl ve vicdana müracaatla 165 . çok farklı s s s görü¸ leri savunup pazarlık edebiliriz.

Sonsöz: Vatanseverlik mi. hakikati. dogmalar. makuldan yana olmak. kimileriniyse tamamen atmak ˘ gerekirken. bu ikisi zaten birbirinden ayrı dü¸ ünülemez. adil olmak. degil. menfaatçi olmamak. dürüst olmak. özgürlügümüzü ba¸ ka˘ s sınınkinin ba¸ ladıgı yerle sınırlamaktır. nefrete. cinayet i¸ lememektir. din veya milliyetçilik/ulusalcılık sekil¸ lerinde tezahür eden çok güçlü bir irrasyonel element hakim kılınıyor. ve de s ˘ esenligimizdir ki. esenligimiz için de aslolan. geli¸ memiz ve (Türkiye’de ve dünyada) birarada ya¸ ayabil˘ s s memiz için sartken. hakikat severliktir. en basit. yalancı olmamak. hür aklı ve vicdanı telkin etmek ve hakim kılmak esenligimiz. ir˘ rasyonellige. ulusalcılık vs. s tapındırmayla. tam tersi yapılıyor. ele¸ tirel akıl ve vicdan devre dı¸ ı s s bırakılarak veya rehnalınarak. baskılar. hakikat içinde tüm insanlıkla bütünle¸ meyi özleyen insanlar s 166 . kısaca tecavüz etmemektir. ˘ Bilir ve benimser ki. magdurdan. sagduyulu olmak. yalanın yanında yer almamak. insan olmak. ˘ ˘ s s ama sürekli ihlal edilen formülüyle söylersek. objektif ˘ olmak. siddete ve güce tapıp tapındırmak degil. haktan. ˘ milliyetçilik. Hakikat Severlik mi? sınanıp ıslah edilmesi gerektigini bilip benimser. ˘ s Hakikat bu kadar. hür. gaspetmemek. aslolan. hür aklın ve vicdanın süzgecinden geçirerek. hakikate inanıp ˘ sevgi duymaktır. iki kere iki farkına bile varmadan üç ettiriliyor ve Allah’ın veya vatanın “intikamına memur” olma hipnotizması. putla¸ tırma¸ s lar ve kutsalla¸ tırmaların fevkalade güçlü büyüsü ve hipnotizmasıyla. vatanseverlik. tüm fikirleri hakikatin. Din. sınıf bilinci/mücadelesi veya etnik degerler veya ezilen s ˘ ulus milliyetçiligi veya milli/ulusal degerler degil. hak sever˘ lik. faydalı yanları degerlendirip muzırları atmak. adam olmak. pe¸ ins den de bu hipnotizmanın failleri üretiliyor. ˘ ¸ ˘ masumdan. hakikatler de barındırır ve dindarlar arasında bilerek veya bilmeyerek onun sadece hakikatlerine yönelen. hakikat bir kenara atılıp. çalmamak. temel ve evrensel degerlerdir. aklın ve vicdanın ˘ ˘ ˘ emrettigi. iyiye. iyi olmaktır. ancak bu yolla. iki kere ikinin dört etmesi kadar açıkken. vatanseverlik veya bilmemnecilik degil. me¸ hur ve tartı¸ masız. iyi severlik.

esrikliginde de kendini gösteren sey˘ ˘ ¸ dir. kitap. kolektif bir seydir. için fedakarlık ve digergamlık maskesine bürünerek gerçekte en ˘ akıl almaz egoizmi ve putperestligi saklar. Soyutlamalar. aidiyetlerle ve bir önderin. san. hayatta kalmak. kaplana. bayrak. seref. on yedi ¸ ¸ aylık çocuga tecavüz ettiren seydir. biz farkında olmadan nefes aldıran. katil bir sey. vatan. halk. hayvan ve kan olan sey. tapınmaya. hakikate kar¸ ıdır ve her ikisi s de –dinin negatif yanı ve milliyetçilik/ulusalcılık– sürüle¸ meye. ama milliyetçilik/ulusalcılık vb. ba¸ kalarını kurban s etmeler. türünü ˘ ¸ devam ettirmek çılgınlıgıyla. nefretle beslenen ve nefreti besleyen seydir. hissedilir. köpekler. s ¸ iktidara. ˘ anne kendisiyle çiftle¸ sin diye yavruyu parçalatan seydir. putla¸ tırılarak ve bunlara tapılarak. ulu önder Atatürk kutsalla¸ tırılarak. övüngen bir seydir. güce. kana doymayan. s s maymunlar ve benzerlerinin yaptıgı gibi. Kendini kurban etme ve asıl yaygın olan. s ¸ gerçekte tüm kutsalla¸ tırmaların yöneldigi ve putların kastettigi seydir. bir tanrının arkasında. vatan. tehdit paranoyasıyla saldırı emri veren. Jung’unsa benligin ¸ ˘ negatif yanına atfen. tecavüzcü. s ˘ ˘ ¸ futbol taraftarlarının azgınlıgında. bir peygamberin. bayrak. bilincin derinlerinde bilinci kontrol s edebilen elementer. hayvan s yanımıza yönelip güçlenir. dü¸ünen. peygamber. sava¸ a. etnik. s s hipnotizma ve esrimeyle yürür. kastettigi kolektif bir sey. kanımızı pompalayan. sürü içinde eritmesiyle güçlenir ve bu gayet egoist davranı¸ . fedakarlık gibi sunulur. devlet. ordu. sürüye ait olmayanlar par˘ çalanır. bilinci tamamen ˘ ¸ ele geçirdiginde Hayvan’ın (¸ eytan’ın) krallıgını kuracak olan ve kimi ˘ S ˘ 167 . Tapılan. son derece güçlü ˘ bir puttur. küçük veya en büyük hunharlıklar. söylev. Putla¸ tırılıp tapılan milli.Sonsöz: Vatanseverlik mi. simgeler ve sloganlar üzerinden. Freud’un Id ile. insanların nefslerini (gerçekte büyütme saikiyle) kolektif bir Nefs içinde. kurbana. Hakikat Severlik mi? vardır. en belirgin ve sevdigi ¸ ˘ ˙ simgeler. dinî s vs. vücuda emirler gönderen. Gölge ile. millet. (ki bu da tam anlamıyla negatif bir dindir) hiçbir hakikat barındırmaz. gizlenir. s ¸ ¸ kahramanlık. Kendinden ba¸ kası bilinmez veya dü¸ man bilinir ve bir sonraki adımda. din vs.

hür aklın ve vicdanın geli¸ tirilmesi. aslında (Nazizmi görmedigi için) farkında degilse de Nefs’e matuf sözleri. taptıgı. iki kere ikiyi üç ettiren. Bir profesör sırf. insan olmak yerine. görevinden uzakla¸ tırılıyor. “millet” filan diye isimlendir˘ digi sey: kendi nefsleri ve onu geni¸ letmek için katıldıkları kolektif Nefs. katil de olsa. s bu hipnotizmayla ba¸ lıyor. dogrulugu yanlı¸ lıgı bulunan bir ˘ ˘ ˘ ˘ s ˘ insan –ne kadar büyük biri olursa olsun– bir tanrıya. Tanrı’larına kurban sunma sehvetiyle çılgınla˘ ¸ san. Türk olmayı yeterli sayan. tam s tersine bir ba¸ ka put. “yabancılar görse. bir ba¸ ka profesörün s s bir TV programında ısrarla ve tekrar tekrar “her sekilde bu adamın yok ¸ olmasını istiyorum” seklindeki çılgın feryadıyla mıhlanıyor. Tanrı kelamı ˘ ˘ yapılıp. putla¸ tırılan Atatürk dayatılıyor –farklı ruhban s s sınıfı. Tüm insanlar gibi iyiligi kötülügü. desteklenmesi gerekirken. ˘ ˘ ˘ adam öldürdügü ve “Türklük”. maktul de olsa. Aynı ˘ hipnotizma ve tapınma. desteklemesi gereken okullar. ‘bu adam da kim?’ diye sorar” dedigi için. (‘Ne mutlu Fenerbahçeliyim diyene’ demekten farksız). Çocuklarda hür aklı ve vicdanı geli¸ tirmesi. bazan da ikisi kolkola giriyorlar. tapınagı ve çehreleriyle gerçekte hep o aynı puta. gerçekte ˘ ˘ ˘ tapılan bu Nefs’tir. Nefs’in hükümranlıgı bu humma üzerinden s ˘ yürüyor ve Atatürk’ün kurdugu. Bu derece zı¸ vanadan çıkılmı¸ durumda. aynı putperestlik nedeniyle. Hakikat Severlik mi? ilahiyatta açıkça Seytan olarak tanımlanan seydir –yani Nefs’tir. dipsiz sunagına sürekli kurban s s ˘ isteyen put. ¸ ¸ ˙s I¸ te korumak için bir sürü insanın yırtındıgı. hakikate aykırı. 168 .Sonsöz: Vatanseverlik mi. Nefs’e tapıldıgı ˘ ˘ ˙ hiç umursanmadan. Bir din (Islam) devleti yerine. öteki din (Milliyetçilik/Atatürkçülük) devleti dayatılıyor. tam tersine. Atatürkçülükle içeriden yıkılıyor. okuldan itibaren tüm bir nüfusa dayatılıyor. kanun koydugu. onun “Ne mutlu Türküm diyene” gibi. herkes tapmaya zorlandıgında. “vatan”. puta dönü¸ türüls dügünde ve ona tapıldıgında. Tanrı’larının “intikamına memur” olan tapınak rahiplerinin cadı ¸ avına maruz kalıyor. ˘ ¸ s putla¸ tırılan her¸ eyde gerçekte tapılan. Negatif (politik) dinin putunu yıkmak için s de.

seriatı için kelle kesiyor ve her zaman baskı ˘ ¸ hakim kılınıyor. gerçegi saklamadıgının. de Türk ve Müslüman. Atatürk’e “bu adam” demi¸ ler’ diye (ki denen s s bu bile degil aslında) çıldırmakta mı? Veya “Ne mutlu Türküm diyene” ˘ demekte mi gerçekten? Atatürkçü. pe¸ inden her¸ eyi hakas s s s ret sayma deliliginde. insanlıga malolmu¸ seylere ˘ ˘ s¸ hakaretin ki¸ isel alınamayacagını idrak edememekte ve hakaret kar¸ ıs ˘ s sında siddete ba¸ vurma ilkelliginde mi kurtulu¸ ? Hakaretin. kimsenin ˘ ˘ ˘ hakkına tecavüz etmediginin vs. hep bir din devleti olarak kalıyor. kı¸ kırmak. bu ˘ s kabul edilemez’ diye kı¸ kırtmak. s ˘ caniler. s Bir cografyada. bilinç ikliminde on yedi aylık bir bebege ˘ ˘ tecavüz edilebiliyorsa. sahibini ¸ s ˘ s küçültecegini bir kenara bırakıp. Hakikat Severlik mi? ama asla Türkiye laik olamıyor. ‘¸ una hakaret ettin. bir insanın yalan söylemediginin. bazan digerininki. Fakat hakim bir 169 .) olması. kültürde. ‘Vay. ama geregi derhal yapılıyorsa bunlar arızi. kamuya. bunlar arasında da katiller. bir de bunları ˘ s ¸ yakalamayan veya (mesela pornocuları) yakalayıp altı ay sonra serbest bırakan bir sistem var.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Türk veya Müslüman (veya milliyetçi/ulusalcı vs. (Atatürkçü ve vatanseverlerden) olu¸ uyor ve her toplulukta bulundugu gibi. sonra halka. Ve daha beteri su ki. sahtekarlar bulunuyor. çocuk pornosuyla ugra¸ anlar vb. rahatça S s ˘ her¸eyin sorgulanabilmesinde. putla¸ tırma fanatizminde. orada bir sa˘ katlık var demektir. bazan birininki. bunu a¸ agıladın’ demeden. Halbuki. bunlar hakim bir bilinç garabeti sayılmayabilir. münferit ˘ görülebilir ve asıl önemlisi. bu gibi seylerin ¸ tek bir örnegi varsa bile (ki dünyanın her yerinde vardır). Ve bunların hepsi her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ ti ve hepsi Müslüman. ele¸ tirilebilmesinde degil mi kurtulu¸ ? s s ˘ s Önce kutsalla¸ tırma. Peygamber’e hakaret etmi¸ ler. garantisi ve kanıtı olabilir mi? Bu ˘ ülke Türk ve Müslüman insanlardan. böyle yaratıklar üreyebiliyorsa. organ mafyasındakiler. zaten kimse bu hunharlıkları övmedigine ˘ göre. kudurmak ve küçülmekte s s mi kurtulu¸ ? Veya ‘Vay.

s ˘ s idamlar ve i¸ kenceler. köpek. kanser gibi her s yere nüfuz etmi¸ çeteler. si˘ lah”. deprem teröründen. avrat. bebek demeden insanların dinlenme. silahlı kutlama ilkelligi. tecavüzler sürekli adetten ve töreden sayılıp hakimiyet kazanmı¸ durumda. “kadının sırtından sopayı. “kızını dövmeyen. ˘ belki yüz binlerce veya milyonlarca insanı katledecek ve vatanın kutsal ba˘ ımsızlı˘ ını da iktisaden ve siyaseten yok edecek olan müteahhitler ve g g asıl bunların politikacı ve devlet adamı suç ortaklarıyla. Artan ve daha fazla yozla¸ ıp. “at. kutsal vatan topra˘ ını ve tabiatını g katleden. beton mezarlıgına döndüren. gibilerin gürültü terörü her an ve sürekli insanlara tecas vüz edebiliyor. tarifi hiç yapılmayan –ama “kol kırılır. mafya ili¸ kileri ve s s çürümü¸ lük hakim. Darbeler. “kadın erkegin elinin kiridir”. talan ettirmem. tüm bu hunharları üretip panzehirini üretmeyen bu sosyal/siyasal sistem hakim. yırtıcıla¸ an vasıfsız bir s s s nüfus sürekli hakimiyet kazanıyor. uyuma. Çürük zemine s ˘ çürük binalar dikip durmadan on binlerce insanı. siddet. çocugu katleden. ˘ ben talan ederim’ diyerek. masum veya makul. ‘Kürde. polis. hasta. çocuk. karnından sıpayı”. ya¸ lı. ˘ ¸ mafya vb. bu ˘ katliamı on yıllardır tüm uyarılara ragmen sürdüren ve yine on binlerce. hatta yüce kılabiliyor. Hakikat Severlik mi? garabet var: Hür aklın ve vicdanın emrettigi temel ve evrensel degerler ˘ ˘ yerine. sırf milli degerler diye. Batılıya vs. içeren– de˘ erler hakimiyet g kazanmı¸ durumda ve sırf milli veya dinî olması bir takım hassasiyets leri haklı. faili meçhul veya belli cinayetler. yolsuzluklar. ama kurbanları kurs s tarmaya memur birimlerin tek bir müdahalesince halledilebilecek bu tecavüz kar¸ ısında hukuk. ek ˘ ˘ imar izni gibi. ˘ yen içinde kalır”. s in¸ aat. “baba (veya koca) döver de. yagmalayan. ya¸ ama hakkını elinden alabiliyor. onu siyasetçi-seçmen-mafya suç ortaklıgına. garabetler. ‘Vatan topragı kutsaldır’ deyip. sever de” vb. deprem mezarlıgından kurtulmanın ˘ 170 . Ermeniye. s çalı¸ ma. dizini döver”. kabadayılık. ama yine de. bar vb. ˘ emlak talanına ve ranta kurban eden. Cinayetler. kadın ve çocuklara hunharlıklar. Araba. Susurluklar.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ev veya i¸ yeri alarmı. belediye hakim degil. Agalık ve a¸ iret düzeni hâlâ hakim.

Bu arada masumlarsa. yapılamıyor. beden yakabilen ve ba¸ ka baskılar uygulayabilen bir s seriat bilinci de hakimiyetini kaybetmiyor. akıl durduran s örneklerini sıralayabiliriz –televizyon ve gazetelerde zaman zaman açıga ˘ çıkan garabetleri: hukugun i¸ lemeyi¸ i. saldırganlık ve siddetin yanısıra. s s ¸ Ve bu “Ne mutlu Türküm diyene” deyip cana okuma. Acıtmadan kelle kesip. tecavüzcülerin yargı önüne bile çıkarılamayı¸ ı. Suçlar ve failleri. ¸ 171 . tapılan. vatana. hatta ba¸ ka bir sey demiyorlar. ne˘ ticede tehdit. Hakikat Severlik mi? en basit ve gerçekçi bir yolunu bile açmayan bir garabet hakim. cinnet kudurganlıgı son yıllarda öyle körüklenip egemen kılındı ki. ya azınlık veya istatistikî çogunluk. bu duruma dü¸ üs rülmü¸ ve hiç kurtarılmamı¸ ken. kangrene veya en habis kansere veya s s kuduza “münferit” denip bunların hesabı sorulmuyor. seyircileri Müslüman ve Türk. sansür. (gayrıme¸ ru) yasal ˘ s s s s s engeller. Türklüge. taptırılan) o kutsallara. siddete. Bütün bunları yapanlar da Müslüman ve Türk. bu ¸ cografyanın insanlarına. suna buna hakaret ettin!” diye. ama hiçbir s sey yapılmıyor. cinayetlerle taçlanabildi. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi. kurumlar vs. hatta vatansever kahs ramanlar olarak taltif edilmesi vs. bilinç iklimine tecavüz edilirken ve ˘ (bu tecavüzleri gizlemek ve baskı aygıtını elde tutmak için uydurulan. vatana. ortakları. Listeyi çok uzatabiliriz ve ¸ yolsuzluk. önce kanunla ve bir süredir ¸ de alenen kudurtulan kalabalıklarla gadrediliyor. ama etkisiz eleman. çıkarılanların s da ceza almayı¸ ı veya göstermelik cezalar alması. teca˘ vüzün suçluları. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi. vatan. vatanın gerçek hayrı için söz söyleg yenler. Bütün bu çırılçıplak tecavüz garabetiyle. i¸ letilmeyi¸ i. de tecavüz edilirken. Ve tüm bu garabetin. linç. tehdide maruz ¸ bırakılıyor. geregi yapılmıyor ˘ ve temizlenmeye gidilmiyor da. yani kral çırılçıplak. s kralın çırılçıplak oldu˘ unu söyleyenler. sorumluları. ˘ kurumlara ve mıhlayanlarla onların zihniyetlerine kar¸ ı söz söyleyenler. “Vay.Sonsöz: Vatanseverlik mi. kültürüne. Türklük. kurumlara ˘ vb. çürümü¸ lük ve tecavüzün çok daha vahim. putlara da. bu duruma mıhlanan Türklüge. her¸ey de ortada. s tecavüzler ve tecavüzcüler.

bu kadar infial uyandırdı ve bu yüzden “Hepimiz Hrant’ız. saglıklı bir demokraside sart oldugu üzere. kaderine terkedilemez” sözü altında. artık insanları insanlardan korumanın –isteyenin istedigini tehdit edebildigi. kanserojen bir bilinç geninin kapkara bir bulut s gibi üzerimize çökertilmesi ve o putun –Nefs’in– krallıgının tescili ol˘ dugu için. ˘ hepimiz Ermeniyiz” sözleri benimsendi –kafaya (kur¸ unla) kakılan bir s Türklüge kar¸ ı. ama fazlasının zararlı oldugunu ˘ ˘ 172 . üstelik Atatürk’ün “Vatan toprakları kutsaldır. üzerindeki insanların ve kültü˘ rün. suç ve melanetinse bir doz a¸ ımın¸ ˘ ˘ s dan sonra ba¸ ladıgı seklinde bula¸ ıcı bir hipnotizma hakim kılınmı¸ s ˘ ¸ s s durumda. Hakikat Severlik mi? hatta katillerden biri (Samsun) emniyet dairesinde. vatanseverliginse tamamen zıt. s Hrant Dink cinayeti. insanları ˘ ¸ ˘ devletten korumak gerekliyken. Hrant Dink cinayeti ardından genellikle ırkçı/etnik/a¸ ırı milliyetçilik s suçlandı. “Türklük” ˘ s ˘ ve “vatan” vs. vatan kahramanı olarak kameraya alınıp lanse edilebildi. cinayetten önce namaz kılmı¸ ve “kutsalına” (Türklüge) hakaret ettigi s ˘ ˘ için bir insanı öldürmü¸ tü. bu cografyanın. insanlıgı hakim kılma özleminin isyanı olarak. vatanseverligin iyi. Ama Nefs’in krallıgını yola çıkaran. ˘ ¸ ˘ ama kimsenin vatanseverligi suçladıgını duymadım. ba¸ ka bazı kesims lerce de vatan evladı olarak sahiplenildi. hatta yüce bir deger oldugu. aklı ba¸ ında insanları da kan˘ s dırabilen.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Halbuki. bilincin sürekli tecavüze maruz kalmasına ve Nefs’in krallıgına bir ˘ tepki olarak. öldürebildigi ve bu hunharlıklarda ˘ ˘ ˘ desteklendigi bir cehennemden korumanın– daha gerekli oldugu bir ˘ ˘ noktaya gelindi. iyi bir sey oldugunu savundular. hakikat yerine. Kimileri de milliyetçiligin kendisini ¸ ˘ ˘ suçlayıp. ve katil Müslüman ve Türk. Bu tip suçlamaları yapanlar. iyi bir sey oldugunu savundu. Zira. bir ba¸ ka ve çok masum görünü¸ lü bir sorumlu daha var: s s vatanseverlik. diye diye. s yüceltilen böylesi fa¸ ist. gerçek milliyetçiligin tamamen ˘ zıt. Vatanseverligin iyi ˘ ˘ ˘ bir sey. sürekli onanıp kutsalla¸ tırılan.

sıgaranın iyi. sırf bu özlemler dogrultusunda ˘ iyile¸ meler olsun diye fikir beyan eden. me¸ ruiyet. propagandayla. insanların dürüst. adil. iyi ve sagduyulu olmasını. hatta kutsal˘ la¸ tırıldıktan. dünyada mutlu olmayı ve kimseye tecavüz etmemeyi. içinde bulundugumuz çevrede. ele¸ tiren. depremde insanların ölmemesini. yani daha ilk dozundan itibaren melanet yola çıkmı¸ oluyor ve pe¸ inden gelecekler de kaçınılmazla¸ ıyor. hakikat yerine ikame edildikten sonra. sanat ve bilimin s geli¸ mesini. Hakikat Severlik mi? söylemek. güzel. özlüyoruz.Sonsöz: Vatanseverlik mi. istis yoruz. zaman zaman hayal s s kırıklıgı ve küskünlükle agır ele¸ tiren. hipnotizmayla. özlemek ve bunlar ugruna söz söylemek ˘ için vatansever olmak gerekmez. çirkin degil. organ mafyasının son bulmasını vb. Vatanseverlik s s s (mesela dürüstlük gibi) bir kez yüce bir deger sayıldıktan. mar¸ la. adalet ˘ olmasını. insanlara vatan haini denebilir ˘ ˘ s mi? Kesinlikle hayır. doganın ve tarihi eserlerin korunmasını. semtte. çünkü bu saydıklarımı istemek. töre cinayetlerinin. Büyük bir gaflet veya hakikate ihanet içinde vatanseverligin yüce ˘ bir deger sayılmasıyla. güzel bir ˘ ˘ çevrede ya¸ amayı. sava¸ olmamasını. yani hakikat yerine ˘ s ikame edilmesiyle. kims senin magdur edilmemesini. havanın ve suyun temiz ˘ s olmasını. s Bir çogumuz (ama etkisiz eleman olan çogumuz). hamasetle. hatta kutsalla¸ tırılmasıyla. tam tersi. insanlar s s onu kana kana içip. mahallede. ba¸ kalarının da mutlu olmasını ve kimseye tecavüz edilmemesini. mitle. kültürde. destanla. sehirde. hakimiyet s ve kutsiyet kazanıyor. aklı ve vicdanı tamamen uyu¸ tus s rup. bunları 173 . Peki bunları özleyip. artık kaçınılmaz s biçimde. soludugumuz ha˘ ˘ ˘ yatta. ama fazlasının zararlı oldugunu söylemeye ben˘ ziyor. s Nefs’in dürtülerini uyaran en etkili uyu¸ turucuya dönü¸ üyor. Pe¸ inden de. hakikat sever olmak gerekir. Ya vatansever denebilir mi? Yine hayır. köyde. ˘ ¸ ülkede. bu ˘ yanlarına mazaret buluyor ve hunharlıklar i¸ liyorlar. en bayagı ve hunhar yanlarını ortaya çıkarıyor. (daha fazla dürüstlügün daha iyi olması gibi) daha fazla va˘ tanseverlik de daha iyi ve (en fazla dürüstlügün en iyi olması gibi) en ˘ fazla vatanseverlikse en iyisi olarak pompalanıp.

en masum dozunda vatanyorumcuları a¸ ırı milliyetçi filan degildi. etnik veya ırkçı milliyetçilikle. eger ba¸ ka emeller ve saikler yoksa? Ve böyle bir ˘ s ad verilip. en özet ifadesiyle ve zaten hiç matah olmayan kelimenin en kötü anlamıyla. Nazi Almanyası. dünyayı ve kendilerini kana buladılar. kilise kuruldu mu. vatanseverligin daha en ba¸ ta temel degers ˘ ˘ s ˘ lerle. simdi isimlerini hatırlamadıgım o politika s ¸ ˘ ˙ ste. yani vatanseverlik nedeniyle. vatanlarını sevmekle ba¸ ladılar. ¸ s azmettirmiyor. hakikatle çeli¸ tigine yakın bir örnegi. Bu saydıklarımı istemeyi. yava¸ yava¸ s s hipnotize oldular. hakikate ˘ ˘ ˘ s 174 . Hakikat Severlik mi? özlemek. kana kana içiliyor. Amerika’nın Irak’a saldırdıgı s ˘ ˘ ˘ günlerden hatırlayabiliriz. daha s çok sevmekle devam ettiler ve nihayet vatanlarından ba¸ ka hiçbir seyi s ¸ sevmemeye varıp. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil. örgütlemiyor. Amerika yanında Irak’a girmeyi. hayat s s s s ˘ iksiri diye yutulan tatlı bir seyle. Kimse. hayat iksiri diye yuts s ˘ tukları tatlı bir seyle. iktidar saikleridir. ¸ Melanetin a¸ ırı. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil. çok sevmekle ilerlediler. bu saikler. istemek için “vatanseverlik” diye bir ad koymaya. fa¸ izmle degil. Türkiye’nin çıkarına olacagı dü¸ üncesiyle. böyle ˘ bir saptırmayla vatanseverlik hakikatin yerine ikame ediliyor ve zehir böylelikle hayat iksiri olarak empoze edilip. cinayete göz yummuyor veya kı¸ kırtmıyor. ba¸ ka emel ve saikler daima vardır veya s ürer ya da üretilir ki. s önce yava¸ yava¸ hipnotize oluyor. vatanseverlik saymakla.Sonsöz: Vatanseverlik mi. hakikat severlik degil de. bir kilise kurmaya ne gerek var. I¸ s ˘ severligin tanımı ve bildigimiz tüm temel degerlerle çeli¸ kisi. O zaman Ba¸ bakan Tayyip Erdogan ve kimi s ˘ politika yorumcuları. aniden bir günde cinnet geçirmedi. yani bu igrenç katliama ˘ (Türk çocukların azmettiricisi ve ölüme göndericisi olarak) katılmayı istemi¸ lerdi ve hâlâ da kimileri bunun gerçekle¸ medigine üzülüyorlar s s ˘ ki. Ame˘ s rika’dan gelecek para yardımını da hesaba katarak. durup dururken gidip cinayet i¸ lemiyor. Ba¸ bakan’ı bilmem ama. masum s s ˘ vatanseverlikle ba¸ ladıgına. ˙ Insanlar bir aziz kadar safken. ertesi gün aniden bir katil olarak yataktan kalkmıyorlar.

s ˘ Irak örneginde gerçekle¸ medi. derin devlet bahislerinde s ˘ ˙ ya¸ anıyor. organ mafyasıyla ihanette vs. hakikate s s ˘ Hrant Dink cinayetiyle ihanette. etnik veya a¸ ırı veya ırkçı milliyet˘ s s s çilikle ba¸ lamıyor. vatanseverlik bumerangının devasıysa. Bu yasaya kar¸ ı ˘ s s söylenen her¸ ey (fa¸ izan bir uygulama olması. Bu ölüms s cül döngünün. Adalet Bakanı gibilerin s s 175 . Hakikat Severlik mi? ihaneti. jeopolitik. böyle bir kara ¸ bulut. hakikat severliktir. yani. ˘ sonuçta vatana hayır gelmeyecekti.Sonsöz: Vatanseverlik mi. milliyetçilikle ba¸ lamıyor. böyle bir günah me¸ ruiyet ve hakimiyet kazanacaktı. fa¸ izmle ve katliamla bitiyor. Böyle bir katliama katılmakla. sansürcülükle. tıpkı Bernard Shaw’un. bu abuklugun mimarı. illegal fiiller i¸ lemesinin ˘ s me¸ruiyeti ve dolayısıyla derin devletin iyi bir sey oldugu. fikir ˘ s ˘ ifade etmeyi kanunda ve bilinçlerde yasaklayan yargı ve saldırganlıkla. hakikate ihanet nedeniyle çürüme ve dolayısıyla vatana da ihanet gerçekle¸ iyor. yani çü˘ rüme gerçekle¸ ecekti –hakikate her ihanette gerçekle¸ tigi gibi. fa¸ izmle ba¸ lamıyor. yetmi¸ mils s yonun tamamı bu suçun ortagı edilecekti. ama vatanseverlikle çürümenin ger˘ s çekle¸ tigine yakın ve enteresan bir örnek. ˘ Katliam da. faili meçhul cinayetlerle ihanette. yani vatanseverlikle. her devletin gizli. Ve illegallige me¸ ruiyet kazandırıp vatana da ihanet eden s ˘ s sey. ihanetlerde gerçekle¸ tigi gibi. tetigi çekmekle bitiyor. henüz yoksa s ¸ ˘ tesis edilmesi gerektigi açık açık savunuluyor ve böylece hakikate iha˘ net. jeostratejik veya iktisadi ya da siyasi menfaatler saglanacak olsaydı bile. tecavüzle ba¸ lıyor. akıl almaz biçimde üç ettirilerek. 301’le ba¸ lıyor. Iki kere iki. bizzat vatanseverlik. ¸ ˘ Vatan hainligi. çünkü “Türkiye” denen bu cog˘ rafyada ve kültürde en temel hakikat çignenecek ve menfaat ugruna ˘ ˘ hunharlık yapma seklindeki böyle bir bilinç garabeti. vatansevmezlik degil. “vatan” denen bu cografya ˘ ˘ böyle bir bilinç garabetinin hakim oldugu bir yer yapılacaktı. vatanseverlikle ve her tür s s putperestlikle. hakikat akıl s almaz biçimde igfal edilerek. tetigi çekmekle ba¸ lamıyor. “Katl sansürün ekstrem biçimidir” [45] diyerek dikkat çektigi üzere.

millete. on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlendi ve böylece hunharlıkları yalanlamak veya mahkum edip dı¸ layarak s temizlenmektense. nefret et” zihniyetinin terkedilmesi s ve Dostoyevski’nin de. yani “ya tap. hunharlıgı günümüz Türkiye’sinin kültürel bir geni yapmaya ˘ hizmet edildi. zaten Dostoyevski’de marazi bir gen de vardır. s ˘ sansüre ba¸ vuracak ve böylece o çok sevgili milliyetinin temizlenmesine s degil. sansürü. ama daha acısı su: bu Dostoyevski sansürüyle Tolstoy ¸ sansürlerini ve gazetelerde yogunca i¸ lenip. soyuyla övünmeye çalı¸ an yeniyetme zavallılıgı. Dostoyevski gibi dünya kültür mirasının devlerinden birini ve (Türklerle ilgili hunharlık hikayeleri barındırıyor diye) onun en büyük eserini. dı¸ lamak. Eger Dostoyevski ˘ haklıysa.Sonsöz: Vatanseverlik mi. s söz konusu bölüm. malesef. g bizzat kendisi hunharca bir durum ve 301’i savunanlar. ya tep. tabii.) bir yana. her¸ eyin de. yakla¸ ık iki yüz bin ki¸ iye ˘ s s s 176 . bu garip olurdu. bu gen yüzünden abartılara veya toptancı bir nefrete kapılmı¸ olabilir. aslında Dostoyevski’nin de yasaklanmasını savunuyor durumdalar. tersine. atasıyla. uygar Batı toplumlarında muadilinin bulunmayı¸ ı ve s verilen örneklerdeki mahkumiyetlerin tamamen farklı suçlara dayanması vb. Karamazov Karde¸ler’i de ve s bayraga. büyüyemeyen ve babasıyla. dine nefretle en agır hakaretleri yagdıran Bir ˘ ˘ ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nü de yasaklamak lazım ki. s ˘ yani sövenizmin her türü. vatana. ama benzer s bir uygulama. i¸ in içine bir de yalanı. ondan temizs lenmek gerekir. ˘ Karamazov Karde¸ler yasaklanmadı tabii. Hakikat Severlik mi? iddiasının aksine. dogru ve yanlı¸ tarafları nesnellikle s ˘ s belirlenerek degerlendirilmesi gerekir büyümek için. kirlenmesine yol açacaktır. hatta yalana. o hunhar geni kınayıp mahkum etmek. örtbas edip kafayı kuma gömerek sahiplenen ve bizzat kendisi sahtekarlık ve katl karı¸ ımı bir hunharlık olan s sansürle. babasını hep mükemmel görmeye ça¸ lı¸ acak. degilse bile ona tapınıp taptırmaya zorlayacak. o ˘ ˘ ˘ zaman bu belgelenir ki. ama kendine yeterli bir birey olamayan. Yok eger Dostoyevski haklı degilse. milliyetçilik geni. bu mükemmelen saçma. katarak hakim oldu. 301’e göre ayrıca.

ho¸ larına gidenin degil. bu teamülü yaratmalıdır. Türkiye’deki kültür.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Bu teamülü yaratmak s içinse. Halbuki. Nefs’in s tamamen ele geçirdigi kurtadamlar var muhakkak. Hrant Dink cinayetinde de –Dostoyevski ve Tolstoy sansürlerindeki gibi. böyle bir cina¸ yet. ve 301 kar¸ ıtları da. krallıgını tama˘ ˘ ˘ men kurması degildir. Milliyetçilerin ve kı¸ kırtanların arasında. kirletti. s ˘ milliyetçilikle batıyor. gayet acı ve adi bir fars sahnelendi: Türklügü ˘ a¸ agılamayı yasaklayan bir kanun ve (kraldan çok kralcılıkla) bu kanunu s ˘ da a¸ an kudurtmalar neticesinde. apaçık. sol yumrugunu kaldırmaya veya bilmemne-izme veya bilmemne ˘ sloganı. Türk kanını zehirli buldugu gerekçes ˘ siyle. bir insan öldürülerek Türk kanının sahiden de zehirli oldugu fiilen ˘ kanıtlanmaya çalı¸ ılıyor. bilinç iklimini gerçekten zehirledi. Zehrin ya da asaletin kanda bulunabilecegi s ˘ seklindeki ırkçı ve irrasyonel üslubu bir yana bırakırsak. yani 301’i mahkum etmeye. ˘ Türkiye’de hep güçlü olmu¸ ve son yıllarda. çünkü istatistikî bakımdan münferit. sansür bilincini. “Katl sansürün ekstrem biçimi˘ dir” yalnızca. bu sekilde ¸ örnek olmaya. ama hepsinin tama˘ men kurtadamla¸ madıgını umuyor ve uyanmalarını diliyorum. ihtiyaç var. her¸ eyden önce ˘ ˘ ˘ s sansürlememeye. özgürlügün gaspıdır. gayet hazin ve ironik bir tuhaflıkla. 301 kar¸ıtı basın yayın dünyasınca örtbas edilmi¸ tir [5]. ama Nazi Almanya’sı ˘ s krallıgının tek biçimi degildir ve ayrıca tek felaket de. s s Bernard Shaw’un dikkat çektigi üzere. onun hakimiyet kazanması yeteri kadar fecidir ki. pankartı veya bayragına ya da dindarlıga degil. malesef son derece talihs siz kı¸ kırtmalarla. krallıgını Nazi Almanya’sında kurmu¸ tu. ˘ Nefs. ama arkasındaki deh¸ etli ve s etkin hipnotizma bakımından hegemonik. her ikisi de susturmaya yöneliktir. Hakikat Severlik mi? yutturulmu¸ “Müslüman Tolstoy” aldatmacasını te¸ hir eden çalı¸ malas s s rım da. yukarıdaki manzaranın gösterdigi üzere. Türkiye milliyetçilikle s s mi kurulmu¸ tur bilmem ama. ˘ tecavüzdür. hunharlık. ama bu s ˘ 177 . ama tabii çok daha hunhar ve– inanılmaz. ve Nefs’in krallıgına yönelik. daima hakikas s ˘ tin tesisine çalı¸ malı. hakimiyetini epey arttırmı¸ tır.

ama küçülten degil büyülten ˘ bir i¸ tir. bu yüzle¸ meyi gerçekle¸ tirebils s seler ve bu itirafı yapsalar. . kızgınlıklarına. insanlar sokaga dökülür. insanlıgı ve ˘ ˘ 178 . “Günah” diye bir seyi hatırlamıyorlar ¸ mı –cehennemde yakan “günah”ı degil. menfaat için insanın kendini tehditlere. yanlı¸ yaptıgını itiraf etmek. hele kutsallar. Sisifus’un s s s Türkiye’de hep a¸ agı yuvarlanan kayası. ama duygunun sahte ve melun olabilecegini ˘ akıllarından geçirmiyorlar mı?. . bir an durup dü¸ ünüyorlar mı? ¸ s Ayrıca. vatans da¸ a degil. vurulmaya maruz bırakmasının. s s s ˘ sıkıntı çıkar . hatta ilan etseler. yanıldıgını. çünkü fikirler. Hakikat Severlik mi? da çok zor bir i¸ tabii. satılıyor . kı¸ kırtmalarla– yanlı¸ yaptıklarını. s son derece güçlüdür ve ki¸ ilik artık ondan ibaret gibi algılanır. tutkularına. bölücülük yaptıklarını hâlâ itiraf s s edemiyorlar mı? Cesaretlerini toplayıp. bir sinege bile zarar vermesin ˘ ˘ diye çocuklara “Günahtır” derken kastedilen seyi? ¸ Ermeni soykırımını kabullenen Türk (veya Türkiyeli) vatanda¸ ların. ulusalcılar. kı¸ kırtıcılar ve digerleri. ˘ ˘ duygulanmalarının sahici. hem daha mutlu. Ve bu zor i¸ in kotarılması lazım. Dolas yısıyla. bu insanların belki ˘ ˘ de sadece (dogru veya yanlı¸ ) inandıkları seyi savunduklarını. kı¸ kırıp s s kı¸ kırtmakla –‘vatan ku¸ atılmı¸ . vatan hainleri’ ˘ vb. bir kitlenin övgüsüyle ve kahramanlıkla taltif edilerek ölüme gitmekten çok daha zor.Sonsöz: Vatanseverlik mi. . sorum˘ s ¸ luluk ve vicdan geregi. kendileri gibi dü¸ ünmeyen insanları hedef göstermekle. bu hakaretler yenilir yutulur degil . epeyce bir cesaret ve ˘ s ˘ güç gerektiriyor ki bu da. günahtan kurtulmak istediklerini. belki de kendi menfaatlerine. s ˘ haklı olma ihtiraslarına hizmet ettiklerini hiç akıllarından geçirmiyorlar mı? Bögürlerinde kabaran her duygunun hakiki olmayabilecegini. Bu i¸ yapılacak mı.. . tüm bu manzara kars ˘ g sısında ellerini vicdanlarına koyup. tartaklanmaya. . en basit mantıga aykırı oldugunu. . hem de vatana büyük bir hizmet yapmı¸ . s menfaatleri için vatanı satan hainler olmayabileceklerini. yazının s ˘ ba¸ ından beri özetledigim ve aslen herkesin bildi˘ i. olmayacaklar mı? Vatana. Nefs’in hipnotizması. bir kez olsun yukarı itilecek s ˘ mi? Bütün o milliyetçiler. ölüm riskine.

dü¸ ünmeye çalı¸ anları da vatan haini diye kas s s nunla ve hedef göstermekle susturarak. seni suçlas s yanlara yakın ol. taarruza gönderin! Veya Einstein’ın. vatanda¸ a ili¸ kin götürüleriyle getirisi. s s melanetiyle hayrı arasında– bir muhasebe yapılıyor mu? Yoksa. Peki bu çözüm de mümkün degilse. böyle bir i¸ için her biri˘ s miz. askerî ˘ s müdahalelerle hallolmayan ve tarihte iki düzine kadar ayaklanmayla azdıgı söylenen bir yara var. özel bir ön cephe birligine. ba¸ ka s çözüm dü¸ ünmeyerek. seyler yapmakla. ne ¸ ˘ yapacagız? Bu sava¸ ı sonsuza kadar sürdürmek mi iyi? Tekrar tekrar ˘ s isyanlar çıkması mı iyi? Ba¸ arılabilse bile. psikolojik. kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben söyledigi su sözlere: ˘ ¸ 68 Talmud’dan aktaran Tolstoy. akıllarına hiç getirmiyorlar mı? Neden dostun acı söyledigi hatırlanmıyor? ˘ ˘ Bazı arkada¸ ların seni över. bu yolu deneyelim. Oraya okul. baskıyla. Hakikat Severlik mi? bugünkü Türkiye’yi bu günahtan temizlemek istediklerini. neden ölüyor o çocuklar? Bu sart mı? Sart oldugunu ¸ ¸ ˘ savunanlar. oradakilerin hepsini öldürmek s mi iyi? Bu didi¸ menin siyasi. güvenilir ki¸ ilerden olu¸ turulacak ˘ s s seffaf bir komisyona verelim.Sonsöz: Vatanseverlik mi. hastane. agalık ˘ s s ˘ ve a¸ iret düzenini ıslah etmek vb. varlıgımızın mesela üçte birini. a¸ götürmek. hele insanların kendi iradeleriyle degil. sehitler için infial ¸ duyulmadıgı yolunda ele¸ tiriler yapıldı. mesele hallolabilecekse. götürüs leriyle getirisi arasında –vatana. ‘bölünmez bütünlük’le sıkı¸ tırıp çatlatma ve çürütme s yoluna mı gidiliyor? Hrant Dink cinayetinden sonra. ordakilerin insan s ¸ gibi ya¸ amalarını saglamakla. bunun için geç s ˘ degilse ve para lazımsa. i¸ . hamaset ve inata esir olarak. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. Tolstoy’un Anna Karenina’da Fransız ˘ yazar Alphonse Karr’dan alıntıladıgı su sözlere uymalılar: ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. ahlaki vs. digerleriyse ele¸ tirip suçlar. övenlerdense uzak dur. [41] 179 . herkesin önünde s hücuma. mecburen askere ˘ gittigi bir yerde bunu savunanlar. ekonomik.68 Güneydogu’da kangren olmu¸ ve Türkiye’yi de kangren eden. vatanı. ama duyurulamı˘ s yor ki? Gerçekten. Duyuluyor.

Amerikalılık. Hakikat Severlik mi? Bence. bir ba¸ ka yoldan daha s s yürüyor. kendi içlerindeki günaha dı¸ arıda keçi arayarak. hakimiyet kazanmasıyla. hayatını ben-biz. kimseyi vatan haini diye s s hedef tahtasına çevirmeden tartı¸ ılmıyor? s Deprem bir yana. vatanseverlik ve ba¸ ka -lik. bir gazetede veya dergide bir platform olu¸ turulmuyor ve AB. meseleler.Sonsöz: Vatanseverlik mi. sogukkanlı bir sekilde. deprem. Ermeni. etmeye bileniyorlar. s Bütün bunlar neden umursanmıyor? Neden.] s Baskı ve sıkı¸ tırmayla çatlatma ve çürütme. s. bir ˘ ¸ matematik problemi çözer gibi. s Kıbrıs. Bedeni ve dürtüleriyle hâlâ kısmen hayvan kalsa da. onu kurban ediyor. dürüstçe. Kürt (veya PKK) vb. o-onlar seklinde parçalayan ¸ 180 . hâlâ tüm bu akıl ve vicdan dı¸ ı. bilimsel bir yakla¸ ımla. kı¸ kırıp kı¸ kırtmadan. sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu. (Türklük. -lıklarla) üzerine bindigi küreyi ısıtan s ˘ ˙ insanlıgın genel halinden ne kadar farklı acaba? Insanlıgın su halinden: ˘ ˘ ¸ Bilgi agacının yasak elmasını yiyerek kendi çıplaklıgını farketti ve ˘ ˘ cennetten kovuldu. niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. bu yozla¸ maların hesabının sorulmaması. bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine. yozla¸ ma ve baskı arttıkça. baskıcının tarafına geçip. bilinç sahibi ˘ s s oldu ve kendi kendisinin farkına vardı. beyninde elektro-kimyasal bir degi¸ im ya¸ ayıp. türü– yozla¸ malarla. daha yukarıda özetledigim –cinayet. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli. hakikat dı¸ ı vaziyetle tarumar olmak çıldırtıcı s s degil mi? Bu halimiz. Müslümanlık. mafya ˘ vs. Baskıyla insanlar s yozla¸ ıyor. latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. ama “günah”ı s unutmadan. vicdanlarının ve haysiyetlerinin s s sesini susturabilmek için. Susurluk. Ayrıca. küresel ısınmayla da kıyamet kapıdayken. Hıristiyan˘ lık. ıslah s s edilmemesi ve me¸ ruiyet. 108. En azından. Veya bir ba¸ ka deyi¸ le: Sadece tuhaf kimyasal bis s le¸ imli bir bitkiyi yiyerek ya da bir travma geçirerek ya da belli bir s süre ritmik tam-tam sesleri duyarak ya da belki ailesinden fazla sevgi görerek.

Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? yeni bilinciyle hayvanlar aleminden kovuldu ve sahip oldugu o yeni ˘ bilince ragmen kendini bilemedigi için, o bilinçle cami avlusuna bıra˘ ˘ kılmı¸ durumda kaldı. Epey zamandır da, kendisini vareden kaynakla s göbek bagını bulma, kayıp cennete geri dönme ve kendini bilme ihtiyacı ˘ içinde –biberon diye minareyi, çanı, vatanı, bayrak diregini, bir önderin ˘ büstünü, sag ya da sol yumrugunu veya bir ba¸ ka putu agzına tıkıp– o ˘ ˘ s ˘ camiyi, kiliseyi, havrayı, futbol takımını, ideolojiyi, önderi, devleti, halkı, bayragı veya vatanı putla¸ tırarak, umutsuzca bunlara tapıyor. O bilinç sa˘ s yesinde ayrı¸ an iyi-kötü, biz-onlar ikileminde iyinin, “biz”in yanında yer s aldıgı, kendisini vareden kaynaga baglandıgı ve kayıp cennetin kapısını ˘ ˘ ˘ ˘ buldugu yolunda kendini ve ba¸ kalarını kandırmaya çalı¸ ıyor, ama as˘ s s lında tüm bunlardan uzakla¸ makta, doyumsuz nefsini geni¸ letme çabası s s içinde, kudret pe¸ inde ko¸ makta, nefsinin, hatta kollektif bir Nefs’in ve s s kudretin kölesi olmakta, hayvani yanının emirlerine boyun egip sürüye ˘ katılmakta ve hayvani bir güç ve haz tatmininin sonu gelmez arayı¸ ı s içinde, arsız bir menfaat, sahiplenme ve lüks i¸ tahının doymak bilmez s fukaralıgı içinde, tüm bu melanet ve irrasyonellik içinde tarumar olup, ˘ tarumar etmektedir. Halbuki, asıl vatanı hakikattir ve o da içinde bir yerlerde olmalı. Acar Burak Bengi 13 Mart 2007

181

Kaynaklar
[1] L. Tolstoy, The Kingdom of God and Peace Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1942. 3 [2] L. Tolstoy, On Civil Disobedience and Non-Violence, çev. Aylmer Maude, Signet, 1967. 3 ˙ [3] Tolstoy’s Letters, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1978. 3 ˙ [4] Tolstoy’s Diaries, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1985. 3 [5] Acar Burak Bengi, Sansürlenen Tolstoy (Tolstoy’un Din Ele¸tirisi ve s s ¸ Türkiye’de Karanlı˘ ın Gücü), Yoku¸ Yayınları, 2007. Su adresten ücg retsiz indirebilirsiniz: http://yokus.yolasite.com/ 3, 8, 24, 32, 42, 177 [6] D. S. Mirsky, A History of Russian Literature, 1927. Alıntıyı yapan Henry Gifford (Leo Tolstoy, A Critical Anthology, Penguin, 1971). 8, 10 [7] L., Tolstoy, What is Art?, çev. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky, Penguin, 1995. 9 [8] L., Tolstoy, Recollections and Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1937. 13

182

Kaynaklar [9] L., Tolstoy, Tales of Army Life, çev. Louise ve Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1963. 16, 17, 21 [10] R. F. Christian, Tolstoy, A Critical Introduction, Cambridge University Press, 1969. 17 [11] Mektubun bu bölümü, R. F. Christian’ın derlemesi dı¸ ında, David s McDuff’ın, The Sebastopol Sketches (Penguin, 1986) çevirisine yazdıgı ˘ önsözde de alıntılanıyor; her ikisinden kombine çeviri yaptım. 18 [12] L. Tolstoy, The Sebastopol Sketches, çev. David McDuff, Penguin, 1986. 18, 19 [13] V. Shklovsky, Lev Tolstoy, çev. Olga Shartse, Progress Publishers, Moscow, 1978. 18 [14] Susan Layton, Russian Literature and Empire (Conquest of the Caucasus from Pushkin to Tolstoy), Cambridge University Press, 1994. 19, 44 [15] L. Tolstoy, What Then Must We Do?, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1934. 46 [16] Alıntıyı yapan Aylmer Maude, Tales of Army Life’ın önsözünde. 22 [17] L. Tolstoy, A Confession and Other Religious Writings, çev. Jane Kentish, Penguin, 1987. 22 [18] F. M. Dostoyevski, Bir Yazarın Günlü˘ ü, çev. Kayhan Yükseler, YKY, g 2001. 24, 36, 37, 42 [19] L. Tolstoy, Anna Karenina, çev. Ergin Altay, Ergin Altay, ed. Orhan ˙ s Pamuk, Ileti¸ im, 7. baskı, 2006. 29, 30, 31 [20] E. J. Simmons, Leo Tolstoy, Vintage, 1960. 47

183

A Biography. Tolstoy. 2003. Bu kaynaga ˘ dikkatimi çeken: A. Vospominaniya o Vladimire Il’iche Lenine. (III) çev. Moscow. Tolstoy. belgeleri sipari¸ im sonuçsuz kaldı ve sadece 2. Matlaw. 39 [22] Bu ve Anna Karenina’dan yapacagım sonraki alıntı ve özetlerin ˘ ˙ kaynagı su üç Ingilizce çeviridir: George Gibian’ın revize ettigi. Adrew R. Straus and Giroux. 2000. OUP. Oxford University Press. Vodovozov. 1959. Lenin’e ili¸ kin bilgilerin kaynaklarını veriyor ˘ s (Rusya Milli Kütüphanesi’nden ısmarladım. Essays and Letters. 1989-91. 1903. MacAndrew. cilt 12. 2003. Ballantine Books. Penguin. 24. s. Wilson. Na chuzhoi storone. 40 [24] L. belgeyi alabilecegim belirtildi. (II) Maria Ilinichna Ul’yanova. s. ˘ ¸ ˘ Aylmer Maude çevirisi (Norton & Company. 1961. 367. s. Aylmer Maude. bu s paragrafta aktardıgım. Aylmer Maude. Prague. Richard Pevear ile Larissa Volokhonsky’nin ödüllü yeni çevirisi (Penguin. The Brothers Karamazov: (I) çev. cilt 1. 47 [26] Robert Service. Constance Garnett. (The World’s Classics). 1976. 26 [23] L. çev. 184 . çev. 2002). ve 3. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky. 238-9. s. ama 1. online ödeme yapamamak gibi bir zorluk ortaya çıktı): (I) V. 316-7. To the Finland Station (A Study in the Writing and Acting of History). s. (II) çev. 41 [25] Edmund Wilson. ed. 1925. Lenin. (IV) çev. Service. The Belknap Press of Harvard University Press. Grant Richards. 2002. s ˘ onun için de. Norton & Company. “On Life”.Kaynaklar [21] F. 311-2. s. David McDuff. M. 2005). 87-8 (çe¸ itli baskıları var). 1989. 1998. On Life and Essays On Religion. 177-8. Doubleday Anchor. 298-9. s. 1953. s. s. 219-20. N. ‘Moe znakomstvo s Leninym’. 1995). Tolstoy. Ignat Avsey. Dostoevsky. çev. Bantam Classics. Farrar. Ralph E. ve David Magarshack çevirisi (Signet.

2005. 48 [28] Aylmer Maude. Wings Books. s. çev. 51 [30] Bildiriyi internette. 53. Eylül 1945. 1958-65. s. 59 185 . 50. Ideas and Opinions. 192. çev. Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din de˘ il. 2. oradan çevirdim. McGraw-Hill. Dominik Pamir. oras dan özetledim. Kaos s s Yayınları. (iki cilt birarada) 1987. 180 [33] A. 20-24. 50. Quaker Council For European Affairs. Z. çev. Moscow. 1954. Visva-Bharati. Elif Çakmak. Bartolf bildiri metnini su kaynaktan almı¸ : Rolland ¸ s and Tagore. 1999. 54. 1977.Kaynaklar 208. 1989. Ballantine Books. çev. 49. European Bureau For Conscientious Objection. 58 [29] L. Einstein. Amnesty International ve Wikipedia gibi internet siteleridir. Einstein. Fr. 414. “The Disarmament Conference of 1932”. yeni g ˙ g bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık). cilt 55. Bartolf bildiri metnini su kay¸ naktan almı¸ : The Collected Works of Mahatma Gandi. Lenin. N. Derek Coltman. ed. s. Lenina. The Life of Tolstoy. Fikirler ve Tercihler. Ahmes dabad 1969. Tolstoy. Calcutta. 55. 52 [32] A. 164. Sonja Bargmann. Tolstoy. 52 [31] “Anti-Conscription Manifesto” ba¸ lıklı bildiriyi Christian Bartolf’un s yazısında bulup. Arion Yayınevi. OUP. Wilson. Alex Aronson ve Krishna Kripalani. I. Polnoe sobranie sochinenii V. 56 [35] Tatyana Tolstoy. 47 [27] A. Christian Bartolf’un “Tolstoy’s Legacy For Mankind: A Manifesto For Nonviolence” ba¸ lıklı yazısında bulup. cilt. I. (III) V. 31. Tolstoy Remembered. 54 [34] Bu paragraftaki bigilerin kaynakları.

Peter Sekirin. 1969. 164 [43] A. Straus and Company. Omega Yayın¸ g ları. 164 [45] G. B. 2005 164 [41] L. 3. 1791. 164. Cemal Atila. 164 [44] G. New York: Farrar. S. Tolstoy. Shaw. The Life of Samuel Johnson. Shewing-Up of Blanco Posnet (1911) “Limits to Toleration”. 1911. çev. A Calendar of Wisdom. (Muss ˘ ˙s tafa Tüzel.. Ya¸ am Bilgeligi Üzerine Aforizmalar. I¸ Bankası. 179 [42] R. W. Seytanın Sözlü˘ ü. The Devil’s Dictionary. Shaw. Part I. 175 186 . 1947. çev. Goldenweiser. internette bulup ˙ Ingilizceden çevirdim. 2006) adlı kitabın üçüncü bölümünde de bulunabilir. 59 [37] Gustave Gilbert. B. 1824. Horizon Press. 163 [38] James Boswell. Talks With Tolstoy. B. Koteliansky ve Virginia Woolf. 164 [40] Ambrose Bierce. The Devil’s Disciple. Nuremberg Diary. S. Emerson. (1904-1910). Schopenhauer. der. 1998.Kaynaklar [36] A. Journals. çev. 164 [39] Ambrose Bierce. Perde. The Rejected Statement. Hodder and Stoughton. Aphorismen zur Lebensweisheit. 1901.

55. 25 s B Barbusse. 25 Bierce. 55. 86 Deutschland. 25 Aleksandr. 56 Avrupa Konseyi. 175. 114. 17 Cleveland. 172. 79 Christian. 69. Ambrose C Charles. 29–31 Amnesty International. 67 D De Vogue. 105. 104 Seytanın Sözlü˘ ü. Matthew.. 131 ˙ Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. 115 Buber. 52 Buda. 3. 94. Deutschland über alles. 52 Bartolf. 22 Atatürk(çülük). 99 Dink. 56 s s Bismarck. Martin. Hrant. 139 Budizm. Ergin. 113. 185 Berlin Kongresi. 6 Burbonlar. Christian. Henri. 25 Ayastefanos Antla¸ ması. 152 Altay. VII. F.. 179 Divide et impera. 48. 70 Boulanger. 164 ¸ g Birle¸ mi¸ Milletler. 105 187 . 77 Déroulède. 185 Arnold. R. 131 Concordat. 165. 98. 177. 185 “Anti-Conscription Manifesto”. 172 Attila. 83. 167–169.Dizin A Aksakov. 56 Avusturya-Macaristan.

6. 49 Konfiçyüs. 163 L Lahey Konferansı. 49. 131. 19. 126 Kürt. g 26. Georges.Dizin Dostoyevski. 136 Fransız Devrimi. Susan. 122 K Karr. 138 Einstein. 57 Godunov. 42. 42–44 Duhamel. 164. 91 Kozmopolitizm. 54 G Gandi. 49 E Edison. 98 Louis-Philippe. 24. 138. 72. 33 Katkov. Hermann. 164 Johnson. 42–44. 139 Konstantinople. 48. 59 Göring. 6. 24. 22–24. 52–56. 176. 10. 23. 44–46. 164 J Johnson. 51. 164 Eski Ahit. 105 M Malevanizm. le (Fransız milli mar¸ ı). 149. 150 Lao-Tsu. 44 Lenin. 9. 35–38. 24. 139 Lavisse. 24. s 35–38. 52 Dukhoborlar. 177 Bir Yazarın Günlü˘ ü. Boris. 50. 23. 141 s 188 . 82 Kilkov. 176 Tolstoy Ele¸ tirisi. 39 s Türkiye’de sansürlenmesi. 73 s Marseillaise. 152 Goldenweizer. 34. 78 Layton. 26. 52. 179 Emerson. 26. 26. Alphonse. 51. 25. 184 Leuchtenberg Dükü. 98. 120 European Bureau For Conscientious Objection. 34–40. 164 Güney Afrika Sava¸ ı. 176 Karamazov Karde¸ler. Samuel. 134 H Heine. 185 F Farisi. 48. 135 Krasinski. 47.

52 s Tanrı Çarı Korusun (Rus milli mar¸ ı). 175. 168 Novoye Vremya. 73. 51. 58. 138 s Milletler Cemiyeti. Aleksandra. 9. 185 R Rhodes. 3. 6 Stalin. S. 95 Service. 105 Nazizm. 58 s Russell. Mehmet. 33. 127 Port Arthur. 78. 58. 56. Romain. 164. (¸ klovski). 48. 49. 123 Tarhan. 98. ˘ ˘ 51 Rus-Japon sava¸ ı. 23. 52 189 . 41 Tolstoy aforoz edilmesi. 8 S N Napolyon. 63. 49 P Panayev. G. 177 Shklovsky.Dizin Maude. 56 Tolstaya. Cecil. 21 ˘ Salisbury. Robert. 10 S Sikorskiy. 71. 52 Mirsky. 124 Mikail. B. 44 Pobedonostsev. 7 Prokofi. 62. 131 Schopenhauer. s 23. 46 Pugaçev. 134 Mickiewicz. 88. 164 Selskiy Vestnik. 48 A˘ aç Kesme. 17. 156 T Tagore. 67. 47 Severniy Vestnik. 89.. 14 g “Agustos’ta Sivastopol”. Bertrand. 51. 152 Q Quaker Council For European Affairs. D. 89.. 124 Shaw. 51. Ba¸ melek. 58 Rolland. 74 Sisifus. V. 97 Proudhon. 48 Sukhotina-Tolstaya. Aylmer. 70. 52 “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi”. 59 Posrednik. Tatyana (büyük kızı). 21 Panislavizm. 25. 64 O Osmanlı-Rus sava¸ ı (93 Harbi).

48. 7. 49 s egitimci. 38. 3 reformcu. 29–32 “Aralık’ta Sivastopol”. 50. 35. H. Nikolay (babası). 14 Hayat Üzerine. 35–37. 46 Polnoe Sobranie Soçineniy. 145. 23. 17. 22. 42 Sivastopol Skeçleri. 40 ˙ “Ilk Adım”. 26– 38. 6 ˘ Gençlik. 49. 47 Çocukların Bilgeli˘ i. 132 Türk-Ermeni. 6 reformcu-sanatçı. 14 Dirili¸. 42. 150 Turgenyev. 9. 23–27. 14–17. 23. 8. 20 s kıtlık faaliyetleri. s 141. 10 g Çocukluk. 10. 44. 18. 17. 89 “Sevgi Yasası ve Siddet Ya¸ sası”. Sergey (ortanca abisi). 177 Öyleyse Ne Yapmalıyız?. 14 Tolstoy. 20. 32. 124 Transvaal (Güney Afrika) Sava¸ ı. 47 “Mayıs’ta Sivastopol”. 134. 54–57 W Wells. 50 “tuhafla¸ tırma”. 52 V Vicdani red. 23 Çarlık Rusyası’nda sansürlenmesi. 20 aristokrat. 7 Sanat Nedir?. 101. 92–94. 8.Dizin Anna Karenina. 14 Kazaklar. 14. 21 “Müslüman Tolstoy” aldatmacası. 51. 34. 23–25. 14. 37. Nikolay (büyük abisi). 35. 14 Delikanlılık. 82. 22. 23 Türk. 59 Baskın. 9. 17. 46. 7. 20 Towianski. 44 Kırım Sava¸ ı. 44 U Unamuno. 17. G. 40 Kar Fırtınası. 10 s Tolstoy. 22–24.. 41 ˙ Itiraflar. 178 Türk-Slav. 14. 46. 18 Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdeg ˙ dir. 52 190 . s s 26. 43. 18. 21. 149. 157 Tolstoy Sendromu. 50 Türkçe çevirisi. 8 Sava¸ ve Barı¸. 14. 14 Tolstoy. 29.

35 Yükseler. 124 Zola. 136. 120. 37. 8. 38. Kayhan. 157 ˙ Isa. 42 Z Zdziechowski. 7. 138. 42 Yergolskaya. 110. 147 Y Yasnaya Polyana. 40. 77 Zorunlu askerlik. 34. 36. 113. 82. 152 Yeni Ahit.Dizin Wilhelm. 82. 17. 13. 51–56 “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri”. 139. 14. s 52 191 . Tatyana Aleksandrovna. 60 Yekaterina.