P. 1
Vat An

Vat An

|Views: 55|Likes:
Yayınlayan: zaf_yilmaz8369

More info:

Published by: zaf_yilmaz8369 on Nov 06, 2010
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

05/23/2012

pdf

text

original

VATANSEVERL˙GE KARSI I˘ ¸

Lev Nikolayeviç Tolstoy
Çev. ve ed. Acar Burak Bengi

Özgür yazılım LYX ile hazırlanmı¸tır. s Ticari amaç dı¸ında ve hiçbir de˘ i¸iklik yapmaksızın özgürce kullanılabilir. s gs acarbura@gmail.com

˙ Yoku¸ Yayınları, Istanbul, 2007 s

˙çindekiler I
Çeviri Hakkında Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Hristiyanlık ve Vatanseverlik Elestirilere Cevap ¸ Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸ Vatanseverlik ve ˙ktidar I Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? Kaynaklar Dizin 3 6 61 124 130 140 163 182 187

2

Çeviri Hakkında
˙ Tolstoy’un bu kitaptaki makalelerini, Aylmer Maude’un Ingilizce baskılarından (“Christianity and Patriotism” [1]; “A Reply to Criticisms” [2]; “Patriotism, or Peace?” [2]; “Patriotism and Government” [1]) Türkçeye çevirdim. Aylmer Maude, Tolstoy’u sahsen tanımı¸ , Oxford Üniversitesi ¸ s için Tolstoy biyografisi yazıp, ondokuz cilt Tolstoy çevirmi¸ ve çevirileri s (mektupla¸ malarında) Tolstoy’un onayını almı¸ biridir. Maude baskılarıs s nın tüm bu güvenilirligine ragmen, Rusça çevirmeni Koray Karasulu, ˘ ˘ ˙ ricam üzerine, benim Ingilizceden yaptıgım çeviriyi, en yetkin Rusça ˘ baskıyla, 90 ciltlik Polnoe Sobranie Soçineniy ile kar¸ ıla¸ tırarak kontrol s s etti. Yalnız, Karasulu’nun tüm düzeltilerine baglı kalmadım, bunlarda ˘ ve tabii tüm çeviride sorumluluk süphesiz bana ait. ¸ ˙ Önsöz, Sonsöz ve dipnotlardaki tüm çeviriler de bana aittir ve Ingilizceden yapılmı¸ tır, bana ait olmayan çevirileri metin içinde gösterdim. Bir s sey belirtmedigimde, Tolstoy’un mektup ve günlüklerinden yaptıgım ¸ ˘ ˘ ˙ çevirilerin kaynagı R. F. Christian’ın iki¸ er ciltlik Ingilizce derlemeleridir ˘ s [3, 4]. Christian’ın günlük derlemesinin kısaltılmı¸ , sansürlü ve bozuk bir s ˙ Türkçe çevirisi var: Ibrahim Kapaklıkaya’nın Günlükler’i (Anka Yayınları, 2005). [5, s. 90] Bazı kelimelerin (“pantalon” yerine “pantolon”, “yekûn” yerine “yekün”, “bagırsak” yerine “barsak”, “agabey” yerine “abi”, “ıstırap” yerine ˘ ˘ “ızdırap” gibi) sözlüge uymayan yazımları, benim bilinçli tercihlerimdir; ˘ “ıstırap” veya “agabey” gibi kelimeler Türkçede yoktur, sadece Türkçe ˘ sözlükte vardır. Kimsenin “ıstırap” veya “agabey” dedigini duymuyo˘ ˘

3

Tolstoy Cemiyeti Ba¸ kanı Prof. ama “kârlı” derken sadece “k”yı ince söylüyoruz.Çeviri Hakkında rum. Kakülleri (yani kâkülleri). Toronto s Üniversitesi’nin ünlü Tolstoy uzmanı. bilinçlerden de bir an önce ka˘ ˘ zımak sart. hem de “a”yı s s uzun. Tolstoy’un TürkErmeni meselesine ili¸ kin bir sözünün anlamını teyit eden. sadece dogru yazmak degil. Mesela “kâfir”de hem “k”yı ince. zira karde¸ ler arasında “aga-beylik” (ve süphesiz her tür ¸ s ˘ ¸ agalık). Aynı sekilde. Veya “kâretmek” ˘ derken “â”yı uzun ve “k”yı ince. ama “kâgıt”taysa sadece “k”yı ince söylüyoruz. s ˘ Katkıları dolayısıyla: Çeviriyi Rusçasından kontrol eden Koray Karasulu’ya. ama bunlara atanmı¸ bir s i¸ aret (en azından bugün) yok. “Bilmem ne Kilisesi” dedigis s ˘ miz gibi. çünkü kaküller. kanserojen bir bilinç genidir. “tevazuu” ˘ ¸ gibi kullanımlar da Türkçeden dü¸ mü¸ tür. Dogru söyleyi¸ leri verebilmek için birçok s ˘ s kelimeyi hem inceltme hem de uzatma i¸ aretleriyle ve farklı sekillerde s ¸ donatmamız gerekirdi. Hele “agabey” s ˘ kelimesini. Türkiye’de sol kesimin veya bir bölümünün “vatanseverlik”e kötü. s 4 . kelimelerin nasıl okundugunu göstermek veya ˘ Türkçeyi okundugu gibi yazmak bakımlarından yetersizler ve çeli¸ kili ˘ s i¸ levler üstlenmi¸ ler. “yurtseverlik”e iyi anlam yükledigini duydum. Tolstoy’un kullandıgı ˘ ˘ kelime patriotism ve makalelerde de açıkça görülecegi üzere. “camii”. “hala” ile “hâlâ” veya “askeri” ile “askerî” gibi kimi kelimelerin birbirine karı¸ masını önlemek dı¸ ında kullanmıs s yorum. hiçbir vatan˘ severlik türünü iyi saymıyor Tolstoy ve ben de ba¸ lıkta ve kitap içinde s “vatanseverlik” kelimesini tercih ederken. Veya “makul” derken “a”yı uzun ve “l”yi ince ya da “tarih” veya “mana” derken “a”ları uzun söylüyoruz. “Bilmem ne Camisi” demeliyiz ve diyoruz. Bunlar Türkçede “ızdırap” ve “abi”ye evrilmi¸ tir. “yurtseverlik” veya “vatanperverlik” ve hele “milliyetçilik/ulusalcılık”ı Tolstoy’un ele¸ tirilerinden s sakınmı¸ degilim.

Yasnaya Polyana müzesi Uluslararası Ili¸ kiler ofisinden Elena Petrova’ya.Çeviri Hakkında Donna Tussing Orwin’e. ve Fransız milli mar¸ ıyla bazı Fransızca bölümleri s çeviren Alper Altug’a müte¸ ekkirim. ˘ s 5 . aynı yardımı yapmak dı¸ ında kapak fotografını s ˘ ˙ s da temin eden.

s reformcu Tolstoy’u okuyup. sadece son otuz yılda degil. mevcut egitim sistemlerini reddederek. sadece Sava¸ ve Barı¸’ı yazmadı. s s s s sadece dünyanın en büyük romancılarından biri degildir. ve “Biz” Kimiz? Tolstoy. i¸ te bu reformcu ˘ s Tolstoy’dur. Bu dönemde yazdıkları. s Kiliseyi (her türlüsünü) aforoz eden ve sonra kilise tarafından aforoz edilen Tolstoy da. onunla yazı¸ arak bu ögretilerden etkilenmi¸ s ˘ s ve bunların Budizm ve Hinduizmdeki kaynaklarına ba¸ vurmu¸ tur. en ba¸ tan beri ˘ s vardır ve sanatçı Tolstoy’u hem tamamlayan. yüz yılı a¸ kın bir süre sonra ilk kez yayınlanıyor. bu amaçla Avrupa’yı s dola¸ masına. Batı’da çe¸ itli dillerde yayınlanmı¸ ve Rusya’da s s Rusça olarak da el altından okuyucuya ula¸ mı¸ tır. ömrünün son ˘ otuz yılını adadıgı mücadelesi ve bu dönemde yazdıklarıyla. çiftligi Yasnaya s ˘ ˘ 6 . Türkiye’deyse. ama bu aynada. entes s resandır. bir zihin ve ˘ vicdan reformcusudur da aynı zamanda. Pasif direni¸ ve sivil itaatsizlikle Ingiltere’yi dize getiren Gandi de. belli degil” türünden yorumlar da yine reformcu Tolstoy’a ili¸ kin˘ s ˙ dir. her türlü iktidarı lanetleyip. Lenin tarafından “Rus devriminin aynası” diye nitelenen. kendini pedagojik çalı¸ malara vermesine. s s Aslında reformcu Tolstoy. hatta Sava¸ ve Barı¸’tan önce sanatı tamamen bırakma kararı s s alıp. “Rusya’da iki büyük güç var: Tolstoy ve Çar. siddete dayalı bir ¸ devrimin hayır getirmeyecegini gösteren Tolstoy da. Ve hangisi daha güçlü. sava¸ ve barı¸ üzerine de yazdı. Çarlık Rusyası’nda yasaklanıp.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. hem de onunla çatı¸ an bir s unsurdur.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Polyana’da köylü çocuklar için tamamen özgürlükçü bir egitim anlayı˘ sıyla okul açmasına, onlara ögretmenlik yapmasına ve egitim üzerine ¸ ˘ ˘ makaleler yazmasına yol açmı¸ tır. Bu çalı¸ malara tekrar tekrar dönecek s s ve daha ileride reformcu yanı hakimiyeti ele geçirdiginde de halk için ˘ egitici içerikli hikayeler yazacak, Posrednik (Aracı) yayınevini kurup ˘ ucuz ve degerli edebiyat yayınlayacaktır. ˘ Tolstoy’un bu reformcu-sanatçı ikiliginin kökeninde yatan seyse, ha˘ ¸ yatı, kendisine ba¸ rol yazılmı¸ bir senaryo gibi, hatta ba¸ rolünü kendi s s s yazıp oynadıgı bir senaryo gibi algılayan benlik ile aynı benligin bu ˘ ˘ algılamayı yadsıyan bilgisi arasındaki çeli¸ kiyi kuvetle ya¸ amasıydı. s s ˙ uyarınca benci, ikincisi uyarıncaysa özgeciydi. Ilki uyarınca pagan, ˙ Ilki ˙ ikincisi uyarıncaysa ahlakçıydı. Ilki uyarınca (evlenene kadar) kumar ve kadın dü¸ künü, ikincisi uyarıncaysa günlügünde daima ve sürekli s ˘ pi¸ mandı (ve ya¸ lılıgında cinsel perhizi vazetme a¸ ırılıgına gidecekti). s s ˘ s ˘ Kazaklar’da Olenin, ilki uyarınca tabiatla bütünle¸ ir, pagan Ero¸ ka ve s s Luka¸ ka’ya hayranlık duyar, ikincisi uyarıncaysa (daha ziyade umuts suzlugu yüzünden) ba¸ kaları için ya¸ amak ister, ama tüm benligine ˘ s s ˘ hayat enerjisi zerkeden pagan, tutkulu bir a¸ kın diriltmesiyle (tekrar ilki s uyarınca) o isteginin hakiki ve samimi olmadıgını, bir kaçı¸ oldugunu ˘ ˘ s ˘ anlar, yalnız ne var ki, kar¸ ılıksız a¸ kın diriltmesi de geçicidir. Sava¸ ve s s s ˘ Barı¸’ta, ilki uyarınca, güzel Sonya hiç bencil olmadıgı için defolu ve s köylü Karatayev benligini eritip hayat ve insanlıkla bütünle¸ tigi için ˘ s ˘ bilge bulunurlar. . . Ve Tolstoy ilki uyarınca kendini varetmeye yönelir, ama sonunda, yok olacagı gerçegiyle yüzle¸ ip, ikincisi uyarınca bir ya˘ ˘ s sama döner. Benliginin hiçlikte erimesiyle –ölümle– sonuçlanacak bu ¸ ˘ ba¸ rol yanılsamasından vazgeçip, içinde eriyecegi hiçlige kar¸ ı, içinde s ˘ ˘ s eriyecegi hakikatin pe¸ ine dü¸ er. Hayatı, bu hummalı arayı¸ ın ve elde ˘ s s s ettigi ipuçlarına göre ya¸ ama mücadelesinin dramıdır –sürekli a¸ agı ˘ s s ˘ yuvarlanacak bir kayayı sonsuza dek tekrar yoku¸ yukarı yuvarlamaya s mahkum Sisifus’unki, yani, insanlıgınki gibi. ˘

7

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Ömrünün son otuz yılında, çogu zaman resmî, kurumsal din ve va˘ tanseverlik (ulusalcılık, milliyetçilik) sekillerinde tezahür eden, hakikat ¸ yerine ikame edilen ve insanların, içinde eriyerek aslında nefslerini geni¸ letmek istedikleri, dolayısıyla insan ve toplum hayatını yönlendirip s tarumar eden, akla da vicdana da aykırı, temel bir irrasyonel elementle –kayayı a¸ agı yuvarlatan pagan tanrıyla, Nefs’le– sava¸ ır. Hem bu eles ˘ s menti besleyip manipüle eden, hem de bu element tarafından üretilen iktidar, devlet, ordu, kilise, ulema vb. gibi hükümran unsurları ve bunlara yanda¸ veya kar¸ ı her tür cebir failini kar¸ ısına alır. Tahrifat ve s s s hurafatını ayıklayıp tüm dinlerin ortak ve hakiki özüne, Tanrı’nın içi˙ ˘ ˘ mizdeki krallı˘ ına dönmeyi, Isa’nın “Dag’daki Vaaz”ı uyarınca “kötülüge g cebirle direnmeme”yi, “dü¸ manını sevme”yi, vicdani reddi, sivil itaats sizligi ve almaya degil vermeye dayalı bir hayat tarzınıysa, kurtulu¸ un ˘ ˘ s yegane güzergahı olarak savunur. O irrasyonel elementin temel tezahürlerinden birine, yani resmî, kurumsal dine ili¸ kin Tolstoy ele¸ tirilerinin bir özetini daha önce vermi¸ tim s s s [5]. Bu derlemeyse, Tolstoy’un vatanseverlik üzerine ele¸ tirilerini bis raraya getiriyor, yani o irrasyonel elementin diger tezahürüne ili¸ kin ˘ s ele¸ tirilerini. Bugün ya¸ asa, o irrasyonel elementin üçüncü ve irrasyonels s ligi en çıplak sekilde gösteren tezahürünü de incelerdi, futbolu! ˘ ¸ D. S. Mirsky, vaiz Tolstoy öncesinde, sanatçı Tolstoy’da da bulunan bu çıplaklı˘ ı i¸aret etme huyunu, sanatına atfen, hakikati etiket ve teamülg s lerden ayıklamak seklinde tanımlıyor [6]. Böylesi bir hakikat arayı¸ ı ¸ s bugün Tolstoy’la öyle özde¸ le¸ mi¸ tir ki, Sanat Nedir?’de formüle ettigi s s s ˘ te¸ hisi, internette rastladıgım üzere, Tolstoy Sendromu diye ve “Olanca s ˘ delile ragmen hakikati görmezden gelme seklinde bir insan davranı¸ ı” ˘ ¸ s açıklamasıyla kavramsalla¸ tırılmı¸ tır: s s
˘ ˘ Sunu biliyorum ki, insanların çogu, sadece zeki sayılanlar degil, ger¸ çekten zeki olanlar, en karma¸ ık bilimsel, matematiksel ve felsefi s ˘ çözümlemeleri anlayabilenler, eger herhangi bir konuda, kimi zaman büyük çabayla olu¸ turdukları bir yargının, gurur duydukları bir s

8

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz?
˘ yargının, ba¸ kalarına ögrettikleri, üzerine tüm hayatlarını temellens ˘ dirdikleri bu yargının yanlı¸ olabilecegini itirafa zorlayan türdense, en s basit ve bariz bir hakikati çok nadiren anlayabilirler. [7]

Çok sonraları, en karma¸ ık çözümlemelerle ba¸ ı ho¸ en zeki insanlara s s s dair, muhakkak engin tecrübeleri olan ve Tolstoy gibi vatanseverlikle militarizme kar¸ ı duran Einstein, benzer bir te¸ hisi su formülle basitle¸ s s ¸ s tirip me¸ hur edecektir: “Bir önyargıyı yıkmak, atomu parçalamaktan s zordur.” Tolstoy Sendromu’nun te¸ hisine de yol açan ve Tolstoy’un sanatına s en ba¸ ından beri egemen olan bu özellige, hakikati gösterme yöntes ˘ mine, Sovyet edebiyat ele¸ tirmeni Viktor Sklovski “tuhafla¸ tırma” adını s ¸ s veriyor. Tolstoy bugün ya¸ asaydı, bu yöntem uyarınca mesela futbolu söyle s ¸ gözler önüne sererdi: Çelik çomak veya uzun e¸ ek gibi bir oyunken ve s rakiplerin tek farkı üzerlerindeki elbiselerin renkleriyken ve bizzat oyuncular da sürekli o renkleri degi¸ tirip rakip takımlara transfer olurken, ˘ s oyun dı¸ ındakilerin, o renklere ve o renkleri kullanan ticari müesseselere s “biz” veya “bizim takım” diye tapması ve sonuçta oyunun, kazanmak ugrunda her¸ eyi mübah sayan bir sava¸ a dönü¸ erek ahlak erozyonuna, ˘ s s s bilinç garabetine yol açması, oyun dı¸ ındaki insanların birbirini budas ması, bu tuhaf hadiseyi hayatlarının en önemli meselelerinden biri haline getirmesi, bu ugurda devasa miktarlarda para ve emegin harcanması, ˘ ˘ dünyanın en önemli meselesiymi¸ gibi medyada programların, açık s oturumların yapılıp tartı¸ ılması vs. s Aynı yöntemle mesela özel otomobili de söyle tanımlardı Tolstoy: ¸ Hayat kalitesini yükseltme, ula¸ ımı kolayla¸ tırma ve rahatlatma i¸ les s s viyle ortaya çıkıp, pek tabii tam tersine, ula¸ ımı imkansız hale, hatta s i¸ kence haline getiren, yarattıgı bu imkansızlık ve i¸ kence ke¸ meke¸ i s ˘ s s s içinde insanları canavarla¸ tıran, hem dünya kaynaklarını hem de iktisadi s birikimleri berhava eden, ya¸ am alanlarını teneke, plastik, egzoz, asfalt, s

9

ilk eserlerinde de bulunan bu özelligine “tuhafla¸ tırma” diyor. “her¸ eyi varolu¸ prensibi içinde s s s görme”sinden. çünkü Tolstoy’unki. bir çocugun gözleriyle bakar hayata ˘ ve 1910’da. olaganüstü gerçeklik hissini de yine büyük oranda. çe¸ itli ba¸ lıklar altında çocukları ve kimi zaman da çocuks s s ˙ larla büyükleri konu¸ turur Tolstoy. s ˘ ˘ s Tolstoy. küresel ısınmaya hatırı sayılır katkılarıyla dünyayı. ömrünün son birkaç ayında ba¸ layıp. yarattıgı o me¸ ˘ ˘ ˘ s hur. aynen “kral çıplak” diyen çocugunki s ˘ gibi. ve biz de kiliseye gidecegiz. Ilk üç konu¸ ma “Din”. yani o irrasyonel elementin iki asli tezahürü üzerinedir: Çocuk: Dadı bugün niçin giyinip ku¸ andı.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy’un bir re¸ s s formcu. bitirmeden ve revize s etmeden bıraktıgı son çalı¸ masının adı da Çocukların Bilgeli˘ i’dir. tuhaflıgı te¸ hir etme. hayatı yok eden ve cennetin tam aksine cehennem tasvirine uygun tüm bu avantajları yüzünden insanların sürekli yenisini almak için ya¸ ayıp köle gibi s emek harcadıgı. benim üzerime de bu s ˘ yeni gömlegi geçirdi? ˘ ˘ Anne: Bugün bayram oldugu için. hayatına tecavüz eden ˘ ˘ bu avantajlar yüzünden kanun koyucuların takdirini fazlasıyla kazanan teneke ve plastik karı¸ ımı sey. s ¸ Sklovski. bir vaiz olmadan önce. etiketlerle teamülleri ayıklayıp dünyayı “yaradılı¸ güs nünde Adem’e göründügü gibi” [6] gösterme ugra¸ ından. bu türden bir bakı¸ açısı ve yakla¸ ıma. kaza cehennemine çeviren. ve “Biz” Kimiz? gürültü. saf çocuk gözleriyle bakıp ko¸ ullandırılmamı¸ çocuk bi˘ s s linciyle sorgulama yeteneginden alır. solumayı imkansızla¸ tırıp insanları s zehirleyen. Çocuk: Ne bayramı? 10 . Bu ˘ s g çalı¸ mada. “Sava¸ ” ve s s s “Anavatan: Devlet” üzerine. “her¸ eyi ilk ˘ s kez görüyormu¸ casına yazma”sından. çocukça sorular sorma özelliginden. kimilerince ˘ ˘ s Einstein dehasının da temel bir unsuru sayılan. tuhafla¸ tırma degil. sanatçılıgının ayırıcı bir niteligini ve gücünü. Yayınlanmı¸ ilk eseri (diger çogu ˘ s ˘ ˘ gibi kısmen otobiyografik) Çocukluk. hakikati göstermedir. ama aslında Sklovski’nin bu yakı¸ tırması ˘ s ¸ s tuhafla¸ tırma. bu avantajları daha da arttırmak için satıcıların sürekli ye˘ nisini piyasaya çıkardıgı ve herkesin özgürlügüne.

demek. yıldızs s ¸ ˘ ların ötesinde yine yıldızlar var ve gök dedigimiz seyin de sonu yok. Çocuk: Nasıl yükseldi? Kanatlanarak mı? ˘ ˘ Anne: Hayır. anlamazsın.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ¸ Öyleyse o nereye gitti? Anne (gülerek): Her¸ eyi anlayamaz insan. I ˘ Çocuk: “Agdı” ne demek? Anne: Yükseldi. ve “Biz” Kimiz? Anne: Miraç. ˘ Çocuk: Ama tuz saçıldı diye biri ölecek dedigimde. s I Çocuk: Neye imanı? ˘ ˘ Anne: Diger insanların söyledigine. Aptalca olan hiçbir seye inanmamalısın. atkını da tak. Çocuk: Ama hakiki iman ne? Anne: Bizim imanımız. ülkemizin halkı demek. babana söyle. Çocuk: Ayinden sonra çikolata yiyecek miyiz? • Karlhen Smit [9 ya¸ ında]: Prusyamız.) Git. çıkıyoruz. Çocuk: “Miraç” ne demek? ˘ ˘ Anne: Efendimiz ˙sa Mesih göge agdı. demek. Ma¸ a Orlova [8 ya¸ ında]: “Biz” kimiz? s s Petya: Sen daha çocuksun. Rusların bizden toprak al¸ s masına izin vermeyecek! ˘ Petya Orlov [10 ya¸ ında]: Biz de diyoruz ki. gök aslında sadece bo¸ luk. “Biz”. (Yüksek sesle. ¸ ˘ ˘ Çocuk: Ama neyin aptalca olup. önce biz fethettigimize s göre toprak bize ait. Bayagı yükseldi i¸ te. neyin olmadıgını nasıl bilecegim? Anne: Hakiki imana inanmalısın. Orada yıldızlardan ba¸ ka bir sey yok. ˙manı olmalı. çünkü o s Tanrı ve Tanrı her¸ eyi yapabilir. 11 .) Galiba saçmalıyorum. s ˘ Çocuk: Ama nereye gitti? Babamın bana söyledigine göre. (Kendi kendine. kanatlanarak degil. aptalca seylere ¸ ˘ inanmamam gerektigini sen kendin söyledin! ˘ Anne: Çok dogru.

Hep beraber olmak s daha iyi olmaz mıydı? Petya: Oyun oynamak için beraber olmak daha iyi. Avusturyak’ın gücendigini ¸ söylüyorlar. Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Karlhen: E çünkü. Gazetelerde bir ¸ ˘ seyler okudum. Ma¸ a: Neden ayrı olduklarını anlamıyorum. önemli bir¸ ey. hepsini anlayamıyorum. . s Mi¸ a: Kimle sava¸ ? Kim kime kar¸ ı sava¸ ıyor? s s s s ˘ ˘ Gavrila: Tanrı bilir! Benim anlayacagım sey degil. Ma¸ a: Ben kime aitim? s Petya: Rusya’ya. . ¸ • ˘ Gavrila [u¸ ak ve asker yedegi]: Evet. ho¸ ça kal! Tanrı bir daha görü¸ memize izin verecek mi acaba? s s ˘ Mi¸ a [efendisinin küçük oglu]: Gerçekten gidiyor musun? s Gavrila: Tabii! Sava¸ var ve ben de yedekteyim.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Ve her ülkenin kendi çarı I ya da kralı vardır. Bazı insanlar bir ülkeye. Petya: Hepsinin kendi ordusu vardır ve hepsi kendi halkından vergi toplar. . bizimkiler seyleri tuttu diye –neydi adları. istemesen de Russun. s Petya: Küçüksün. Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Petya: Ne demek? Her ülke farklıdır. s Ma¸ a: Anlamıyorum. bazıları da ˘ digerine aittir. Mi¸ enka. hepimiz gibi. ¸ 12 . ama bu oyun ˘ degil. hepsi gibi. Karlhen (araya girerek): Ya da Parlamento’su. ve “Biz” Kimiz? Karlhen: Her yerde böyledir. sevgili küçük efens s dim. ama simdiden inatçısın. . Ma¸ a: Ama ya istemezsem? s Petya: ˙stesen de. s Karlhen: Büyüyünce anlarsın. Ma¸ a: Öyleyse büyümek istemiyorum. her insan kendi anavatanını sever.

Ama bu ˘ bilge ve saf çocuklar kadar bilge ve saf kalmak çok kolay degildir. psikolojik vs. Ne yaparlar sana? Gavrila (güler): Ne mi yaparlar? Zorla sürükleyip götürürler! Mi¸ a: Ama kim seni sürükleyip götürür? s Gavrila: Benim gibi adamlar tabii –emir altındaki adamlar! Mi¸ a: Senin gibi adamlarsa. gitmek istemedigini ve s ˘ gitmeyecegini söyle. ˘ s cografi. degil mi? s Gavrila: Kim karısı ve çocuklarını bırakmak ister? Hem niye böyle iyi bir yerden ayrılmak isteyeyim? ˘ Mi¸ a: Öyleyse niye gidiyorsun? Onlara. Isa’nın “dönüp çocuklar gibi olmazsanız. bırak sava¸ ı s s s onlar yapsın. Gavrila: Nasıl gitmeyeyim? Çar. Mi¸ a: Ne tür bir kanun? s Gavrila: Acayip acayip seyler söylüyorsun! Seninle fazla çene ¸ çaldım. ¸ ˘ Tolstoy’unsa makalelerde açıkladıgı üzere– be¸ eri. ve “Biz” Kimiz? Mi¸ a: Ama sen niçin gidiyorsun? Çarlar dala¸ tıysa. ideolojik. siyasi. yani tabiatın fa¸ ist yanını haklı çıkaracak s veya hükümran kılacak sekilde ve bilge olmayan çocuklarda görüldügü. sosyal Darwinizmi. ailevi. çünkü kanun böyle. 13 . ˘ Mi¸ a: Ama gitmek istemiyorsun. ˘ asla cennetin krallıgına girmeyeceksiniz” sözüne dikkat çeker. niye seni sürükleyip götürürler? s Gavrila: Kumandanların emri. Mi¸ a: Niye gelmez? s Gavrila: Niye mi. Semaveri son kez hazırlamamın zamanı. Anavatan ve Ortodoks Dini için. dinî.. çünkü.. sosyal. çünkü ˘ hem arsızla¸ ıp doyumsuzla¸ arak aleyhe dönen bencillik. korunma paranoyasıyla me¸ rula¸ tırılıp yüceltilen sahte ve mütecaviz unsurlar –yardımla¸ ma s s s yerine. ko¸ ullar ve odaklarca manipüle ˘ s edilir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. [8] ˙ Tolstoy diger yazılarında da. Emirler verilir ve insan sürüklenip götürülür. hem de hayvani s s saldırganlık dürtüsü ve pagan iktidar saiki gibi. Mi¸ a: Ya onlar da reddederse? s Gavrila: Ellerinden gelmez.

Gençlik. vatanseverlikle me¸ rula¸ tırılıp yüs s s s celtilen ve hüküm süren militarizm. yukarıdaki bilge ve bilge olmayan çocukla˘ rın. Sivastopol Skeçleri. sava¸ konusunda çocukken sahip oldugum bakı¸ ¸ s ˘ s 14 . Tolstoy bu ko¸ ulların kölesi degildi. Nikolay Tolstoy. A˘ aç Kesme. aile gelenegine ve ˘ s ˘ büyük abisi Nikolay’ın önerisine uyarak orduya katılıp. kendini Rusya’nın sahibi hisseden bir gelenege mensuptu. Volkonski. Hem baba hem de anne s s tarafından yüzlerce yıl geriye giden aristokrat bir ailenin ve gelenegin ˘ bir üyesi olarak yeti¸ mi¸ . bir yıl sonra Baskın’a malzeme olacak Kafkasya macerasının ba¸ ında. Baskın.” Rusya’nın oraya neden geldigini sormaksa henüz aklına dü¸ mez. s 1851’de 23 ya¸ ındayken. hayatına bir yön verememi¸ olmanın çares s sizligiyle ve sefih ya¸ antısından kurtulmak amacıyla. Bir yıl sonra. Neden geldim? Bunu da bilmiyorum. “onsuz bir s Rusya dü¸ ünemiyorum” dedigi Yasnaya Polyana çiftligi de bu dedesinin s ˘ ˘ mirasıydı. kralın çıplaklıgını tümüyle gören bilge s ˘ bir çocuk degildi her zaman. onunla birlikte Kafkasya’ya gitti. kölelere ve büyük çiftliklere sahip bir Kont’tu s s ba¸ langıçta. g Delikanlılık. Ingiliz ve Fransız birliklerine kar¸ ı sava¸ tı.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. anne tarafından dedesi. s 30 Mayıs 1851’de. çe¸ itli askerî ve idari görevler üstlenmi¸ . Sefih ya¸ amdan tam s s s olarak kurtulamasa da. s s Napolyon’a kar¸ ı sava¸ ıp Fransızlara esir dü¸ mü¸ tü. sava¸ lara katılmı¸ s s s s s bir aileye. Tüm s bunlar. Sava¸ ve Barı¸’taki s s s s s s ya¸ lı Bolkonski’ye model olan. kahramanlık ve sava¸ gibi olguları s da bu ilk eserlerinin kimilerinden itibaren sorgulamaya ba¸ lar. ve “Biz” Kimiz? Tolstoy da. bilge ve saf çocukla çatı¸ an etkenlerdi. ˘ s 5 Subat 1852 tarihli günlük giri¸ inde de söyle der: “Tuhaftır. giderek birbirleriyle çatı¸ an bir karı¸ ımıydı. en ba¸ tan itibaren. günlügüne su iç çatı¸ ma yansır: “Buraya nasıl s ˘ ¸ s geldim? Bilmiyorum. biyografilerinde aktarılan böylesi bir iklimden etkilenmi¸ ti. Üç yıl Kafkasya’da Samil’e ve iki yıl da Kırım’da Os¸ ˙ manlı. görs kemli bir ki¸ ilik ve saygın bir eski generaldi. ama kimyası sekillenirs ˘ ¸ ken. Çocukluk. Tolstoy’un. Kar Fırtınası gibi ilk eserlerini gönüllü gittigi bu ˘ cephelerde yazmı¸ veya tasarlamı¸ tır. bana en ¸ s ¸ rahatlatıcı gelen sey. ˘ Sava¸ ve Barı¸’taki Nikolay Rostov’a model olan babası.

. ] Bir insan. yoksa korkaklık mı ˘ ˘ denecegi. ˘ Cesaret nedir –bütün çaglarda ve bütün milletler arasında saygı ˘ ˘ gören o nitelik? Neden bu iyi nitelige –tüm digerlerinin aksine– bazan ˘ melun insanlarda rastlanır? Tehlikeye sogukkanlı tahammül yalnızca fiziksel bir kapasite mi yoksa ve insanlar da ona. kendisi için belirgin bir avantaj olmaksızın. yoksa bayagı bir duygunun 15 . aynen bir adamın uzun endam veya yapılı cüssesine duydukları sekilde mi saygı du¸ yuyorlar. ya da övüngenlik yüzünden bir insan karde¸ ini öldürmeye sıvanıp. kaybolacagı bir ormana kaçan bir ço˘ ˘ cuga. Çocuk bakı¸ açısına sık sık geri dönüyorum. bilge çocuklarınkine degil. Ve Kafkasya’da gönülllü katıldıgı bir baskından mülhem hikayesi. ne sekilde ve hangi duygunun etkisi ¸ ˘ ˘ altında bir askerin digerini öldürdügüyle ilgiliydim. Nitekim 29 Mayıs 1852’de bu sefer de ˘ ˙ “bütün sabah Kafkasya’nın fethini hayal” eder. insan karde¸ lerini öldürmeye karar verir? Öfkenin etkisi altında s ˘ bunun yapıldıgını dü¸ ünmek istemi¸ imdir hep. ama tüm o sava¸ anlas s s ˘ rın her daim öfkeli olduklarını varsayamayacagımıza göre. . daha da sa¸ ırtıcı ¸ s olanı. paramparça olmak üzere kendini sarp bir yerden a¸ agıya atan bir ata gözüpek denebilir mi. ya s ˘ ˘ da cezalandırılmaktan korkup. ve “Biz” Kimiz? açısı –hamaset. s düpedüz öldürmeydi ilgimi çeken. hangi duygunun etkisi altında. kendini öldürülme tehlikesine s maruz bırakan bir adama? Her tehlikede bir seçim vardır. Ona cesaret mi. bu olabilir mi? Kırbaçtan korkup. tersine. kendini koruma ve görev duygularını varsaymak zorunda kaldım. Ilerki aylarda. kendini tehlikeye atmaya. ya da rezil olma korkusuyla bebegini öldürüp ceza çarptırımına katlanmak zorunda kalan bir kadına. sık sık ordudan ayrılmak istedigini yazar günlügüne.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. seçime soylu bir duygunun mu. Austerlitz ve Borodino’daki ordula˘ rın nasıl düzenlendiginden çok.” Ama belli s ki. bunları anlamıyordum– sava¸ ın gerçekligi. [. Baskın ise aynı yıl su satırlarla ˘ ¸ ba¸ lar: s Sava¸ daima ilgimi çekmi¸ tir: büyük generallerce tasarlanan manevs s ralar anlamındaki sava¸ degil –hayal gücüm böyle devasa devinimleri s ˘ ˘ izlemeyi reddediyordu. ayrılmamasının ˘ ˘ nedeni rütbe ve madalya alma arzusudur.

Yoksa. ve Kafkasya’ya sırf sans eseri ¸ ve cesaretini göstermek için gelmi¸ . s ˘ ˘ agır bir Alman aksanıyla. ama dag insanlarıyla husumet içinde s olmak için ne bir nedeni ne de arzusu. ˘ Rusların dag kabilelerine kar¸ ı sava¸ ında. akrabaları. yoksa tam yanımızdan geçerken pek güzel Fransız sansonları söyleyen. serfleri ve s ˘ onlara kar¸ ı yükümlülükleri var. ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ mu vesile olduguna baglı degil midir? [9] Daha ileride. bir iç ses daima “Hayır” kar¸ ılıgını veriyor.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Kendini koruma ve dos layısıyla hakkaniyet duygusu kimin safındadır? Su sersefilin safında ¸ mı: Rusların yakla¸ tıgını duyup duvardan eski silahını kapan. annesi. keses ˘ ˘ sine (ancak istemeye istemeye bo¸ altacagı) üç ya da dört mermi s ˘ koyup gavurlarla kar¸ ıla¸ maya ko¸ an ve sürdügü tarlalarla kulübes s s ˘ sini ezmek. Bu s ˘ gayritabii hadisenin sırf inatçı mevcudiyeti onu tabii gösteriyor ve kendini koruma duygusu da haklı. arkada¸ ları. mutlulugunu olu¸ turan her¸ eyden mahrum edilecegini s s görerek. generalin maiyetindeki su suba¸ ¸ yın safında mı? Rusya’da bir ailesi. kendini koruma duygus s ˘ suna dayanan hakkaniyetin bizim safımızda oldugundan kim ku¸ ku s duyar? Bu sava¸ olmasaydı. yakmak üzere Rusların hâlâ ilerledigini görerek. cinayet ve baskınlarından s s kim sakınacaktı? Ama iki ayrı insan dü¸ ünün. gerekli s I mi?” diye sorunca. altıncı bölümde de sunları söyler: ¸ ˘ Sava¸ ! Ne akıl almaz bir olgu! ˙nsanın mantıgı “Haklı mı. sırf en kısa zamanda s yüzba¸ ı rütbesi ve rahat bir mevki edinmek isteyen ve bu nedenle s ˘ dag insanlarının dü¸ manı olan yaver ahbabımın safında mı? Yoksa. zengin ve kültürlü kom¸ u Rus topraklas s rını vah¸ i ve sava¸ kan kabilelerin soygun. karısı ve çocuklarının korkuyla titreyip saklandıkları vadiye yakla¸ tıs ˘ ˘ ˘ gını görerek. topçulardan ate¸ leme çubugu isteyen su s ¸ genç Almanın safında mı? Hangi allahın belası onu anavatanından 16 . çaresiz bir kızgınlık içinde ve umutsuz bir feryatla lime lime ceketini yırtıp silahını atan ve pösteki ba¸ lıgını gözlerinin üzerine s ˘ dü¸ ürüp ölüm-¸ arkısını söyleyen ve sadece elindeki bir hançerle s s ˘ kendini dosdogru Rus süngülerine atan bir Cemi’nin safında mı? Hakkaniyet onun safında mı.

hâlâ gönüllü bir askerdir s ˘ Tolstoy. Majesteleri! Hurra!” diye bagırdılar. R. ama bu insanları gördügüm ve bu sanlı zamanda ¸ ˘ ya¸ adıgım için Tanrı’ya sükrediyorum. Kaspar Lavrentiç. Türkçe çevirilerde de bu bölümlerin ya biri ya da ikisi eksiktir. yakını Tatyana Aleksandrovna Yergolskaya’ya yazdıgı ˘ ˘ 5 Temmuz tarihli mektuba göreyse: “insanların birbirini öldürdügünü ˘ izlemek tuhaf bir zevk” olsa da. Tolstoy yukarıdaki bölümleri Baskın’a dahil etmekten vazgeçmi¸ tir. Tolstoy’un yayına gönderdigi metninse mevcut olmadıgını belirtiyor [10]. Ve bu göstermelik degildi. 5’indeki bombardıman. ] “Öl˘ meniz emredilse. 40-50 yıl sonra vatanseverlik üzerine yazdıgı makale˘ ˘ lere aykırı dü¸ meyecek ve 20 yıl kadar sonra yazdıgı Anna Karenina’nın s ˘ son bölümüyle örtü¸ ecek bu satırlara ragmen. 90 ciltlik Tolstoy külliyatında ve bazı Ingilizce çevirilerde bu bölümler yer almaz. sas ¸ 17 . ve “Biz” Kimiz? bu ücra bölgeye getirip bıraktı? Su Sakson. askerler “Öle˘ ˘ ˘ cegiz. Silistre’de her sabah ve ak¸ am saatlerce s bu “muhte¸ em” manzarayı uzaktan seyretmektedirler. ˘ ˘ mahsuscuktan degil. Ama Aylmer Maude gibi kimi kaynaklara göreyse. . . [. bu çatı¸ ma öyle sürmektedir ˘ s ki. bu tezi destekler niteliktedir: “Sava¸ s s o kadar haksız ve melun bir sey ki.” s Ama 1854’de. Ortanca abisi s Sergey’e 20 Kasım 1854’de yazdıgı mektuba göre de. . . Kornilov [. içindeki bilge çocukla pagan çocugun çatı¸ ması sürmektedir. cidden oldugunu her yüzde görebilirdin ve 22. ˘ ˘ 6 Ocak 1853 tarihli günlük giri¸ i de. Christian da. onu sürdürenler vicdanlarının sesini ¸ bastırmaya çalı¸ ırlar. kimi kaynaklarca söylenen dogruysa. ölecek misiniz gençler?” dediginde.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ] Bir kez bile çarpı¸ s s s ˘ mada yer almadım. çok daha kanlı bir sava¸ ın ya¸ andıgı ve gönüllü gits s ˘ tigi Kırım’dan. bu bölümler Çarlık Rusyası’nda sansürlenmi¸ tir. bu ¸ delipoyraz kom¸ ularla kana susamı¸ ihtilafımıza neden karı¸ sın? [9] s s s Görüldügü gibi. s ˙ nitekim.000 ki¸ i halihazırda bu sözü tutmu¸ tu. “Ordudaki sevkin ˘ ¸ tarifi imkansız”dır: Antik Yunan’da bile böylesine kahramanlık yoktu. Bass ˘ ˘ kın’ın sansürlenerek yayınlandıgını ve elyazmasından farklı oldugunu. F. ˘ s Hatta.

“gurur ve kahramanlık hissinin s ruhunuza nüfuz etmesi ve kanınızın damarlarınızda daha hızlı akması” için yeterlidir. Rusların kahramanlıklarından ve bir ordu gazetesi çıkarma planından sözeder. çogu askerlikten ba¸ ka bir meslek s ˘ ˘ s için uygunsuzdur ve hizmette asıl amaçları da para kazanmaktır. Sivastopol’dakileri 18 . Sivastopol’u dü¸ mana bırakma niyeti ve ihtimalinin ˘ s zerresi yoktur. zorbalık.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. yaralıların yüce tevazularını ve dayanıklılıgını. ruhunu. ¸ ¸ hovardalık ve tehditse saygınlık sebebidir. Rus insanının gücünü. Tüm fizikî imkan¸ sızlıklara ragmen. “Aralık’ta Sivastopol”u yazar ve görkemli sava¸ manzaralarını. Tolstoy. “Rus Askeri ve Subayının s Olumsuz Yanlarına Dair Bir Not” yazar (özetlersek): Askerleri. önsöz]. tüm dünya tarihinin en parlak ve sanlı ¸ menkıbesı olarak kalacak. Rus subayı egitimsizdir. aksi imkansızdır. izlenimler seklinde rapor eder. s Rus ordusu gerçekten iyile¸ meye muhtaçtır: Yiyecek için ayrılan paraya s el koyarak erleri aç bırakmak. s askerî seref. kahramans lıgını ve fedakarlıklarını. sövalye ruhu ve vatan sevgisi alay konularıdır. ˘ ˘ duygulu bir mesafeden. 1855’de. Kahramanlar kendilerini seve seve ölüme atmaktadırlar. Sivastopol’da olmak dü¸ üncesi bile. ciddi bir moral zaaf içindedir ve etkin biçimde sava¸ amaz. en iyi erzak ve mühimmat için alınan parayla en kötülerini temin etmek vb. Çar’ın ogullarından birine göndermek niyetiyle. Orduda iyile¸ meye yardımcı olacak bu yayın Çar’ın iznini alamayacaktır ama. onla˘ rın “ahlaken ve fiziken” Ruslara üstünlüklerinden. Sivastopol Skeçleri’nin ilkini. Tolstoy bu notu göndermez. pipo içtikleri veya komutanlar onları soyarken seslerini çıkarmaya cüret ettikleri için kırbaçlanan bir ordu. tersine. [11] ˙ Mektup. bunun gerçekle¸ mesi yolunda kullandıkları yöntemlerse tehdit ve zorbalıktır. bir yıl önce ortanca abisi Sergey’e mektubunda degindigi ˘ ˘ konuyu i¸ leyerek (komutan Kornilov’un askerlerle konu¸ masını da aks s tararak). “çocukluk hamasetine geri dönüp”. 12. bu tür ˘ yolsuzlukları ve kötü yönetimi te¸ hir eden. Fransız ve özellikle de Ingiliz askerlere hayranlıgından. gibi yolsuzluklar yaygındır [13. ve “Biz” Kimiz? ˘ dece Rus tarihinin degil.

s Bu hazin olay ardından hiçbir elem belirtisi göstermeksizin soguk algınlı˘ gını kaydetmesi enteresan. masum çocuklar öldürülmektedir: ˘ Dün sokakta atçılık oynayan bir oglanla kızın yakınına bir top mermisi ˘ dü¸ tü: kollarını birbirlerine doladılar ve birlikte yere yıgıldılar. ve de uykusuzluk. ve “Biz” Kimiz? ˘ harekete geçiren hissiyatın. kendi ya¸ adıgınız bo¸ . iç ya¸ antısının apaçık bir tasviri olmayan s ˘ s kelimeler dizisiyle belirlemeye çalı¸ mak çok dogru bir fikir vermeyebilir. bir s ˘ ˘ ˘ denizci karısının çocugu. ama belki de sadece kendi elemini kaydetmek ˘ istememi¸ tir veya bunu gereksiz bulmu¸ tur. bu hissiyat. bir madalya ya s I s da ni¸ an yüzünden veya tehdit edildikleri için katlanmazlar: ba¸ ka s s ve daha yüce bir saik olmalı. Soguk algınlıgım öyle feci ki hiçbir i¸ e koyulamıyorum. Her gün top ve bomba saganagı altında ˘ ˘ ˘ benim bulundugum bölgeye geliyordu. yüz çe¸ it ölüm ihtimaliyle burun burunayken ons ˘ ları. s ˘ ˘ bilge veya bilge olmayan. bunlar kısa günlük notlar ve s s gerçekte ne hissedip ya¸ adıgını. top mermilerinin ˘ ˘ saganagı altında. Kız. 7 Nisan 1855 tarihli günlük giri¸ inden ögrendigimize göre. Yine de. [12] Bu aradaysa. bir anavatan sevgisidir. bütün günü böyle bir melankoli içinde mi geçmi¸ tir. ama ruhunun derinliginde gömülü yatan bir hissiyat. günlügüne sunları kaydeder ˘ ¸ Tolstoy: ˘s Tehlikenin degi¸ mez cazibesi ve beraber ya¸ adıgım askerlere ili¸ kin s ˘ s 19 . böyle korkunç ko¸ ullara.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. çogumuz gibi böylesi sadece bir ihtimalle burun buruna gelen insanlar kadar sakin ya¸ amaya. s ˘ soguk algınlıgına geçmeden önce bir iç geçirip on dakikalık bir melan˘ ˘ koli ya¸ amı¸ mıdır. 13 Nisan’da. çocuklara siddetin Tolstoy’da iz bıraktıgına ve Tolstoy’un bu ¸ ˘ konuyu eserlerinde tekrar tekrar i¸ ledigine dikkat çekiyor [14]. s s s bunları bilmiyoruz. s ˘ bu olaydan altı gün sonra. Bu saik. tamamen farklı ve daha güçlü bir ˘ ˘ dogası oldugunu artık kavrıyorsunuz. muktedir adamlar s s s haline getirmi¸ tir. pislik ve aralıksız s çalı¸ maya katlanarak bu ko¸ ullarda ya¸ amaya. ˙nsanlar. Rus insanında ancak nadiren ˘ yüzeye çıkan. Nitekim (benim hafızamda yer etmemi¸ se de) Susan s Layton. dar ve bön duys s ˘ gularla ortak bir yanı bulunmadıgı.

s ˘ ˘ s Binlerce insan biraraya toplanıyor. hatta onun ötesine de s ˙ geçip pagan çocukla bulu¸ uyor. Bu hikayelerin Ingilizce çevirisine yazs dıgı önsözde Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre. Mektup ve günlüklerindeki bu ifadeler. [. kapsamı ve nihai yargısını ortaya koymayan bu notlar. askerlerin kahramanlıks ları ardında yatan korkular ve övüngenlik saikinden söz eder. kendilerine hayat vermi¸ ve herbirinin ruhuna ölüm korkusuyla iyi ve güzel sevs gisini yerle¸ tirmi¸ olanın önünde. ˙ste bu defa istedigimi söyledim. birbiriyle bakı¸ ıyor. konu¸ uyor. s s s s Beyaz bayraklar indiriliyor. ama en çok da vatanseverlik yüzündendi. . itiraf edeyim. . .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. hemen nedametle diz çökmüyor. bus s rayı terketmek istemiyorum. kim kahramanı? Hepsi iyi ve hepsi kötü. ölüm ve ızdırap makineleri tekrar gürlü˘ yor. ate¸ kes s sırasında Fransız ve Rus askerlerin dostane konu¸ malarını aktararak s sava¸ ın anlamsızlıgını ve hunharlıgını te¸ hir eder. özellikle de gerçekle¸ ecek bir taarruzda s yeralmak isterken. Aylmer Maude’un önsözünde aktardıgı üzere. O’nun önünde. Çar “Aralık’ta ˘ ˘ ˘ Sivastopol”u Fransızcaya çevirtmi¸ ve sava¸ ta Tolstoy’un kollanmasını s s istemi¸ tir. kaçınılması gereken kötü ve örnek alınması gereken iyi nerede? Kim hikayenin canisi. denizciler ve bizzat sava¸ ın yöntemleri öyle ho¸ ki. . ] ˘ I¸ Bu hikayede. bilge çocukla çeli¸ ip s “Aralık’ta Sivastopol”un hamasetiyle örtü¸ üyor. o sıra fena bir vatanseverlik nöbetine yakalanmı¸ tım. ve “Biz” Kimiz? gözlemlerim. s s co¸ ku ve sevinç gözya¸ larıyla karde¸ çe kucakla¸ mıyorlar. 20 . bu sava¸ ı görmek içindi s s . s s gülü¸ üyor. önceki hamaseti giderme çabası ta¸ ır. Ve bu insanlar –yüce bir sevgi ve fedakarlık yasası ikrar s eden Hıristiyanlar– ne yaptıklarını görüp. s Bu mektupla aynı yıl yazdıgı. bilincinin tüm devinimi. masum kan akıyor ve figanlarla beddualar ortalıgı kaplıyor. “Mayıs’ta Sivastopol”da nöbet geçmi¸ tir ˘ s ve Tolstoy. Masıy 1855’de s ˘ abisi Sergey’e yazdıgı mektuptaysa söyle der Tolstoy: ˘ ¸ Kırım’a gönderilmem yolundaki ba¸ vurum.

atılabilecek s ba¸ ka bazı bölümleriyse i¸ aretlemi¸ tir. kahramanlıgı hakikat degil. ] ˘ ˘ Hikayemin –tüm benligimle sevip tüm güzelligiyle çizmeye çalı¸ s ˘ tıgım. s ¸ mükemmel bir mevkiyi. s ˘ s ˘ Biz sadece anavatanımızı. ˘ “Agustos’ta Sivastopol” da yine. ve “Biz” Kimiz? [. Panayev ise. [9] Aylmer Maude’un önsözünde degindigi ve diger çevirmen David Mc˘ ˘ ˘ Duff’ın önsözündeyse daha ayrıntılı aktarıldıgı üzere. dün. Kendisine ˘ s riskli gibi görünen bölümler için alternatiflerini yazmı¸ . . ˘ 1886’dan sonraki hiçbir baskıya dahil edilmeyecek ve Tolstoy. gönüllü. hakikati ˘ ˘ ˘ kahraman yapar. ama “Eger i¸ aretlemedigim bös s s ˘ s ˘ lümleri dahi atmaya kalkarlarsa. kendi bölgemizi savunuyoruz ve kanımızın son damlasına kadar savunmaya devam edecegiz. yukarıdaki finale su ekin yapılması gerektigini yazar: “Ama bu sava¸ ı ¸ ˘ s ba¸ latan biz degildik. bugün ve yarın hep güzel olan– kahramanı Hakikat’tir. Mesela be¸ inci bölümde. aktif hizmete yazılan bir gönüllü tasvir edilir. onları yazılı görmektense yüz kırbaç yemeyi ˘ yegliyorum” diyecektir. hatta sansür ˘ s ˘ heyetince tamamen yasaklanabilecegi korkusunu dahi ta¸ ır.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama “ho¸ a gitmeyeceginden de emin”dir. bu korkunç kan dökmeyi kı¸ kırtan da biz degildik. on yıllık didinmeyle kurdugu evini. cepheye aylarca ula¸ amayı¸ ı ve yakla¸ tıkça duydugu korkunç s s s ˘ ölüm ve yaralanma hikayeleri yüzünden “küllenen vatanseverlik ate¸ ini” s 21 . gazeteler ve arkada¸ larının s s mektuplarındaki kahramanlık hikayeleri ve rütbe ve ni¸ an hayalleri yüs zünden “vatanseverlikle tutu¸ an” ve “bu duyguya çok sey feda eden”. dost çevre˘ sini ve iyi bir evlilik yapma umutlarını terkedip. bu satırları “her okudugumda. katiyen parçayı yayınlamayın lütfen” der editör Panayev’e. . “kıyaslanamayacak ölçüde ikincisinden iyi olduguna kani”dir.” Panayev’in bu eki. “kendinden önceki ve sonraki birçokları” gibi. hikayenin sansürden geçebilmesi için. “Mayıs’ta Sivas˘ ˙ topol”u yayıncıya gönderirken yanına bir not ekler Tolstoy: Ilk skeç “Mayıs’ta Sivastopol”un.

) s s ˘ s Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre. Çar himayesinden mahrum kalır. “Ya¸ amak. zavallı bir ödlege dönü¸ mü¸ ve gönüllü olmakla s ˘ s s “en aptalca bir hata” yaptıgını anlamı¸ tır. hayatla mutlu s bir uzla¸ ma (daha ziyade galiplerin mutlu uzla¸ ması) içinde görünür. arıların ˘ da sonbaharda birbirlerini öldürürken yerine getirdigi ve erkek hayvanların birbirini yok etmesine sebep olan. Aslında Anna Karenina için söylüyor. ˘ s 1889’da bir ba¸ ka subayın Sivastopol anılarına önsöz yazıp. “bir sanat eserinden ziyade hayatın kendisi ˘ olarak yarattıgı”1 .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama Sava¸ ve Barı¸ için de aynı derecede. ve “Biz” Kimiz? tamamıyla kaybetmi¸ . tabiat ananın katil yanına ragmen ve o yandaki çok daha s s ˘ habis unsurlara gözünü dikmi¸ Dostoyevski’nin tersine. otuz dört yıl sonra.” (sonradan Itiraflar’da söyles s yecegi üzere. hatta daha fazla geçerli. bunu yapmanın fiziken ve ˘ ˘ ahlaken kötü oldugu dünya kuruldugundan beri bilinirken? Çünkü öylesine kaçınılmaz bir ihtiyaçtı ki. [16] Sava¸ ve Barı¸. hayatla uyum içindekiler. sava¸ deh¸ etiyle somut s s s olarak kar¸ ıla¸ tıgındaki hayal ve ki¸ ilik kırılmasını yine tasvir edecektir. s s 22 . son iki Sivastopol skeçi yogun ˘ ˘ ˘ biçimde sansürlenir.) “hayatla esrik olundugu sürece mümkündür sadece”[17] ˘ ˘ ve hayatın anlamını sorgulayanlar degil. 1888. ba¸ ı ve sonu bulunmayan o devasa Sava¸ ve Barı¸ ev˘ s s s 1 Matthew Arnold. hatta bunlara sansürcülerce farklı seyler eklenir ve ¸ bu skeçler nedeniyle Tolstoy. ama hayır. her¸ eyiyle s s s hayat kadar gerçek kıldıgı. 1887. (Tolstoy. bilge ve pagan çocuklar arasındaki çatı¸ s s mayı bir sonuca ula¸ tırmı¸ tır sanki. “Count Leo Tolstoi”. içindeki çatı¸ mayı. bu geçicidir. temel zooloji yasasını yerine getiriyorlardı. kimilerince de s ˙ “hayata yazılmı¸ bir kasidedir”. s s hatta kimilerince “tabiat tarafından yazılmı¸ ” gibidir. insanlar bunu yapmakla. benzer saiks ler ve hayallerle sava¸ a giden genç bir askerin. Essays in Criticism. kendini hayatın akı¸ ına bıraka˘ s bilenler. Tolstoy. “hayatla esrik” kalabilenler kazanır ve mutlu aileler kurar. On yıl kadar sonra Sava¸ ve Barı¸’taysa sava¸ üzerine su yargıya varır s s s ¸ Tolstoy: Neden milyonlarca insan birbirini öldürdü.

vaiz. Türklerin sivil Slavlara. Dostoyevski’nin aynı yıllarda aylık olarak yayınladıgı Bir Yazarın Günlü˘ ü yarı yarıya Panis˘ g lavist propagandayla doludur. yani Saava¸ ve Barı¸’ın asıl ba¸ kahramanı. söylentiler ve anekdotlarda. artık kati bir rotaya girmi¸ tir ve “kötülüge cebirle direnmeme” s ˘ akidesi de sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır. Rusya Panislavizmin etkisi altındadır. vatanseverlikle ilgili olanları Anna Karenina’nın son (sekizinci) bölümünde hissedilir. “Rus topragının büyük yazarı”2 Kont Tolstoy’u bile öldürecektir ˘ bir gün. Hayat. Çatı¸ ma güçlenecek ve Sava¸ ve Barı¸ ardından dügümlenmeye s s s ˘ ba¸ layan bir varolu¸ krizi neticesinde. Tolstoy da Anna Karenina’nın son bölümünü s s ˘ yazmaktadır. hayal gücünü zorlayan hunharlıklar yaptıgı anlatılır (bu tür haberlerin. ve “Biz” Kimiz? reni sonsuza kadar sürse de. en azından kısmen. Çok sonra buradaki makalelerde vatanseverligin melanetleri diye sayacagı sava¸ ve askerlige dair kanaati. Batı medyasına ˘ da yansıdıgı anla¸ ılıyor). s o tabiat yasaları. Gazeteler ve kulaktan kulaga dola¸ an ˘ s haberler.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. 23 . 1877’de bu ayaklans s malar Rusya’nın katılımıyla Osmanlı-Rus (93 Harbi veya Rus-Türk) sava¸ ına dönü¸ tügünde. Dostoyevski de. Sırbistan ve Karadag’daki Ortodoks Slavlar. ama dogum sancıları Anna Karenina’da çoktan ba¸ lamı¸ tır. kendis s s sini de. s Bulgaristan. Türkler ve ˘ s 2 Ölmeden kısa bir süre önce Turgenyev’in Tolstoy’a yazdıgı son mektubundaki ünlü ˘ sözü. kadın ve özellikle çocuklara akıl almaz. ¸ s s • Anna Karenina’yı 1875’de tefrika etmeye ba¸ lar ve aynı yıl Bosna-Hersek. reformcu Tolstoy’un dogumu Itiraflar’da gerçek˘ ˘ le¸ ecektir. ˘ ˘ s ˘ Baskın’dan beri içinde kabaran ama sonuçlandırıp kesinle¸ tiremedigi s ˘ kanaati. bu hunharlıkları. Tolstoy’un hem kendi çıplaklıs s gını hem de kralınkini görmesiyle ve bilge çocugun öne çıkmasıyla ˘ ˘ sonuçlanacaktır. Osmanlı yönetimine kar¸ ı ayaklanırlar. yaratma eylemi ve tanrı rolü sona ermi¸ tir. Bu s ˘ s s sancıların konumuzla. ˙ Bilge çocugun. Rusya’nın da ˘ te¸ vikiyle.

kundaktaki bebekleri havaya atıp annelerinin gözü önünde süngü ucuyla yakalamaya kadar her¸ eyi s yapıyorlar. ˙nsanlar bazan insan vahI setini “hayvani” diye tarif eder. ¸ Türklerin hunharlıklarına ili¸ kin bu hikayeler. Bunu annelerinin gözü önünde yapmak asıl zevk aldıkları sey. Köyleri yakıyor. asla aklına dü¸ mezdi. gülsün diye kendileri gülüyorlar. Bebek sevinçle kıkırdayıp parlayan silahı minik elleriyle yakalamaya ˘ ˘ çalı¸ ıyor ve sanatkar aniden silahı dosdogru bebegin yüzüne sıkıp s ˘ minik ba¸ ını paramparça ediyor. s o kadar maharetle. 1878-80 arasında yazdıgı Kag ˘ ˙ ramazov Karde¸ler’in “Isyan” (veya “Ba¸ kaldırı”) ba¸ lıklı bölümündeyse s s s ˙ ˙ Ivan Karamazov’a anlattırır3 (be¸ ayrı ve saygın Ingilizce baskıdan [21] s yaptıgım kombine çeviriyle veriyorum): ˘ Bu arada. ve “Biz” Kimiz? Müslümanlara kar¸ ı toptancılıga varan bir öfkeyle ve ayrıntılarıyla Bir s ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nde [18] sık sık anlatır. mazlum Slavları kurtars 3 Ama bu bölüm on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlenmi¸ tir. ¸ s ˘ Kaplan sadece ısırıp parçalar. Türkler arasında çembere alınmı¸ . o kadar sanatkarane bir sekilde vah¸ i olamaz.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Bu s Türkler ise çocuklara zulmetmekten zevk alıyorlar –ana rahmindeki bebekleri hançerle kesip almaktan. bütün yapabilecegi budur. genel s s ˘ bir Slav ayaklanmasından korkan Türklerin ve Kafkasyalıların tüm Bulgaristan boyunca yaptıkları zalimlikleri anlattı. Sos nunda istedikleri oluyor ve bebek gülüyor. ama bu hayvanlara kar¸ ı büyük bir ¸ s haksızlık ve hakaret. ˙nsanları I kulaklarından çivilemek. Sanatkarane. bir hayvan asla bir insan kadar vah¸ i olamaz. bebegi ok¸ uyor. s Türklerin tatlı seyleri çok sevdiklerini söylerler. geçenlerde Moskova’da kar¸ ıla¸ tıgım bir Bulgar. degil mi? Bu arada. esirlerini kulaklarından siper kazıklarına çiviliyor. sabaha kadar öylece bırakıp sonra da asıyorlar –akıl almaz her türlü zalimlik. Tam o anda Türklerden ˘ ˘ biri silahını bebege dogrultup. [5] s 24 . Kollarında bebegiyle. Ama Bulgar’ın bana anlattıkları arasında su sahne özellikle il¸ ¸ ˘ gimi çekti. yapabilseydi bile. yüzünden on santim mesafede tutuyor. kadın ve çocuklara tecavüz ediyor. s ˘ titreyen bir anneyi gözünün önüne getir. Türkler eglenceli bir oyun ˘ icad ediyorlar. öldürüyor.

. Aleks ˘ sandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigimiz üzere. gazeteler gittikçe daha fazla yalan söyledi. . Berlin Kongresi’ni dayatan Britanya s ˘ ve Avusturya-Macaristan tarafından kısıtlanır. . sava¸ s gerçekle¸ ti. O zaman da aynı co¸ kunluklar. . ] o zaman da Moskova’da yiyip. [. Diplomatik notalar ve yarıs resmî makaleler ba¸ ladı. Rusya’nın Ayastefanos Ant˘ s la¸ ması’yla elde ettigi kazanımlar. birbirlerine budala seyler ¸ söylediler ve vecd duygularıyla mütehassis oldular. s uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. Karadag ve Bosna-Hersek ise bagımsızlık veya özerklik kaza˘ ˘ nırlar. ] vatanseverlik timsalleri olarak anılan. Sırbistan ayaklandı. en azından o za˘ ˘ 25 . asıl mesele –Türkiye’ye kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz s kaldılar. Fransızlar ve ˙ngilizler daima ve I ˘ hâlâ bize. Ruslarla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler. ] sadece. Romanya. sava¸ taraftarlıgına. Sırplar veya Bulgarların herhangi birinden. Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi. yani. Tolstoy 1894’de. ¸ s ˘ sava¸ gönüllülerinin olu¸ umuna ve Panislavizme hizmet eder. Rusya’ysa s s yayılmacı ve Panislavist politikasıyla. O zaman da. ˙lk önce. yüz binlerce masum insanın kıyımı. bu kitabın “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı ilk s makalesinde aynı dönem üzerine sunları söyleyecektir: ¸ Türk sava¸ ından önce de. Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve iktidar tedricen oyunda s yer almaya ba¸ ladı. simdi s s ¸ [. . Sırbistan. bu Karadaglılar. içip. s s 1894’de dile getirdigi bu görü¸ lere. [. Bulgaristan. milyonların s zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması. bu olayların cereyan ettigi ve Anna ˘ s ˘ Karenina’yı yazdıgı zaman da pek uzak degildir Tolstoy. . . kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. s I [. . birlik ve barı¸ tan s söz edip.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. (daha önce Tolstoy’un katıldıgı ˘ Kırım Sava¸ ı’nda da oldugu gibi) Avrupa’yı kar¸ ısına alır ve 1878’de s ˘ s Osmanlıları maglup eden sava¸ sonunda. resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. ] biz Ruslarla yüzlerce yıldır kimsenin s ˘ hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani bir sevginin s ˘ alevlendigi varsayıldı –Almanlar. aslen sava¸ istemeyen III. ve “Biz” Kimiz? maya yönelik bir kamuoyu vicdanı sekillenmesine.

“vatanseverlik timsali” Katkov tarafından reds ˘ dedilir. kazanma hırsı ve gösteri¸ s s s ugruna harika bir atı zorlayarak mahvettigi gibi. yani Tolstoy’un yukarıda “körükleme” i¸ iyle andıgı. “Zeki. ama bu enerjisini nereye s ˘ ˘ yöneltecegini bilmiyordu. simdi Slavların hayrı s ¸ 26 . mensup oldugu çevrede Slav meselesi ve Sırp sava¸ ından s ˘ ba¸ ka hiçbir sey üzerine yazılıp konu¸ ulmuyordu.” s ˘ O sıra. tüm roman s s kahramanları içinde Tolstoy’a en çok benzetilen Levin’in abisidir. Anna Karenina’nın son (sekizinci) s s bölümü. Anna.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bir ihtiras adamı degil. durumu daha acıklı bir hal s ¸ ˘ almı¸ tır. s Sekizinci bölümse. o çok istedigi ˘ ˘ etkiyi yaratamamı¸ tır.” “¸ ansına. Ve yedinci bölümde. saglıklı ve enerjikti. spritüalizm vb. ne toplum ne de yazıp çizenler üzerinde. ve “Biz” Kimiz? man da sava¸ a kar¸ ıdır. s s Yazacak ba¸ ka bir seyi de olmadıgı için. azınlıklar meselesi. sadece bir tepki gelmi¸ tir ve o da aleyhtedir. ˘ ˘ ˘ Anna’nın daha tutkulu ama kırılgan ruhuna da ne deva olabilmi¸ . önceden me¸ hur yarı¸ sahnesinde. Aylak kalabalıgın s ¸ s ˘ genelde zaman öldürmek için yaptıgı her¸ ey. a¸ ıgı s s s s s ˘ Vronski. Kozni¸ ev. kitabının ba¸ arısızlıgından sonraki ˘ S s ˘ bu en güç zamanda. tüm ihtirasına ragmen. ne s cevap verebilmi¸ tir. siyasi ve felsefi konularla ˘ hemhal bir fikir adamı olan Kozni¸ ev’le açılır. gibi meseleler yerine “Slav meselesi öne çıkmı¸ tı ve evvelce bu davanın s destekçilerinden biri olan Kozni¸ ev kendini tamamıyla ona adadı. Hayır i¸ leriyle ugra¸ an ve kendisi gibi ihtirassız olan bir genç kızla yakınla¸ mı¸ . romanı tefrika eden dergi editörü. mutsuz bir ailenin s s evlilik dı¸ ı bir a¸ k ya¸ ayan kahramanı. s ˘ s s s ama bu benzerlikleri yüzünden onunla bir ili¸ ki kuramamı¸ tır. g ˘ s • s Sava¸ ve Barı¸ mutlu ailelerle bitmi¸ ti. ama her mutsuz ailenin mutsuzlugu kendine ˘ özgüdür” [22] diye ba¸ lamı¸ tır.” kıtlık. intihar etmi¸ tir. Altı yılda s s yazdıgı kitabı. Ve bu nedenle. Anna Karenina’ysa “Tüm mutlu s s aileler birbirine benzer. Tolstoy tarafından ayrıca yayınlanır ve Dostoyevski tarafından da Bir Yazarın Günlü˘ ü’nde agır biçimde ele¸ tirilir. iyi egitimli.

gelen mektup ve taleplerin hepsini cevaplayamıyordu. Slav meselesinin. Artık tüm zamanı öyle doluydu ki. ˘ lüzumsuz ve abartılı çok sey yayınladıgını teslim ediyordu. “milletin ruhu ifade bulmu¸ tu”. ama toplumun tüm sınıflarını birle¸ tiren ve sempati duyulmaması imkansız olan. ˘ ¸ Kozni¸ ev. bakanlıkları olmayan bakanlar. sarho¸ tur ve kahs ¸ s 27 . s Kendini tümüyle bu büyük davanın hizmetine adadı ve kitabını tamamen unuttu. konu¸ malar. karde¸ lerine artık s ˘ ˘ sözde degil eylemde yardım etme arzusu doguruyordu. Toplum katiyetle arzusunu dile getirmi¸ ti. Balolar. pek çok insanın meseleyi övüngen. Trende. kamuoyu tezahürüydü. Gazetelerin. övüngen gönüllüler de vardır. gazeteleri olmas yan gazeteciler ve takipçileri olmayan parti liderleri.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. çıgır s ˘ açacak bir husus oldugu daha açık göründü Kozni¸ ev’e. onun devasa boyutlara ula¸ ıp. 22 ya¸ ına s gelmeden büyük bir serveti tüketmi¸ tir. Kozni¸ ev’i sevindiren bir ba¸ ka olgu ortaya s s çıktı: bu. sürekli birbiri yerine geçerek toplumu me¸ gul etmeye yarayan su son moda oyalanma araçlarından biri s ¸ ˘ haline geldigini görüyordu. Fakat bunlarla birlikte. sırf birbirin˘ den daha fazla bagırıp dikkati kendi üzerlerine çekmek maksadıyla. hanımların s elbiseleri. men˘ faatkar saiklerle ele aldıgını da görüyordu. Kendini s s s s ˘ meseleye daha fazla verince. dostu Katavasov’la beraber. tavernalar –hepsi Slavlara sempatimizin deliliydi. ˘ ba¸ arısızlarla tatminsizler oldugunu görüyordu: askerleri olmayan s ba¸ kumandanlar. s Dinda¸ ve karde¸ Slavların katli. konserler. karde¸ i Levin’in çiftligine dogru s s ˘ ˘ yola çıkar. izlendiklerini farkedip caka satan. Kozni¸ ev’in deyi¸ iyle. ku¸ kuya yer s s vermeyen ve sürekli artan co¸ kuyu da görüyor ve teslim ediyordu. Pek çok seyin ¸ ˘ lüzumsuz ve gülünç oldugunu görüyordu. Kozni¸ ev. Ve büyük bir dava için sava¸ an s s ˘ ˘ Sırplarla Karadaglıların kahramanlıgı. Toplu¸ ˘ mun bu genel galeyanı içinde öne çıkıp herkesten çok bagıranların. biri evvelce Moskovalı zengin bir tüccarken. ve “Biz” Kimiz? için yapılıyordu. yemekler. bira. tüm ulusta. Sımarıktır. konu üzerine konu¸ ulup yazılan çogu seye detaylarda s s katılmıyordu. mazlumlara kar¸ ı sempati ve zalims s s lerine kar¸ ı da infial uyandırıyordu.

s s ölüme gittiginden. ama zevahire aykırı ko˘ nu¸ manın tehlikesini sezerek bir sey söylemez ve böylece Katavasov’la. sözedip yazıklanır. Üçüncüsü mütevazı ve samimi. sosyeteyle basının tutumu ve Kozni¸ ev’in sava¸ s s taraftarlıgı tasvir edilmi¸ olur. yolcular arasındaki ya¸ lı ˘ s bir askerin görü¸ lerini ögrenmek ister. Toplumun ˘ ˘ hayrı dogrultusundaki giri¸ imleri tavsamı¸ . Kiti’yle. menfaati dogrultusunda.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? ramanlıgından besbelli emindir. pek naho¸ biçimde böbürlenmektedir. süslü bir ızdırap çekmek˘ tedir. menfaati söz konusu olma˘ s s dıgında sevkinin de köreldigini görmü¸ tür. s Bir ba¸ ka gönüllüyse bedbaht Vronski’dir. sakil teknik terimlerle süsleyerek anlatmaktadır. ölmeyi istediginden. özsaygısını yeniden kazanabilecek. s ¸ gerçekte konu¸ amadan. çene çalarlar. bir sürü i¸ e girip çıkmı¸ tır ve bunları tamamen lüzumsuzca s s s uzun uzadıya. Ya¸ lı asker. “di¸ inin kes s sintisiz zonklayan agrısı yüzünden sabırsızca çenesini oynatıyordu ve ˘ bu. kendisi için ölüm dı¸ ında bir ˘ ˘ s seçenek kalmadıgından vs. yıkılmı¸ adam lakırdıları arasında. Kozni¸ ev’le konu¸ masında.” ˘ s Böylece. Sevdigi kadınla. en azından kısmen. ızdırabını bir çiçek gibi yakasına tutturmu¸ tur s ve bütün bu muzdarip. hatta kendi ya¸ adıgı bölgede bir ayya¸ ve s s ˘ s hırsızın bile gönüllü oldugundan sözetmek ister. tüm bu gönüllüles ˘ s rin i¸ e yaramazlıklarından. zira Vronski bu sayede yapacak. ˘ s Bir ba¸ kası. kendini vakfedecek önemli bir i¸ bulmu¸ tur. ˘ ¸ ˘ s ˘ atalarından devraldıgı varlıklarını aynı sekilde bayındırla¸ tırarak ço˘ ¸ s 28 . hayata yenis s den dönebilecektir (tabii ölmezse). mutlu bir evlilik yapmı¸ olan Levin. Levin’in tamamen farklı ruh alemine s tanık ediliriz. toplumun degi¸ ik kesimlerine mensup farklı ki¸ iliklerde ˘ s s gönüllülerin asıl saikleri. istedigi yüz ifadesiyle konu¸ masına bile mani oluyordu. Gönüllülerin s yarattıgı bu izlenimden rahatsız olan Katavasov. ama rütbe alamamı¸ bir askerdir. meselenin Kozni¸ ev’le Levin arasında ˘ s s tartı¸ ılmasına geçmeden önce. Vronski. bu mut˘ s luluguna ragmen giderek artan bir huzursuzluk içindedir. Annesi sava¸ ı Tanrı’nın bir s s lütfu olarak görür.

kendisi mahrumiyet içine dü¸ mektedir. gelecek yıl topragı kiralayıp kiralamayacagını ve ˘ ˘ Fyodor kiranın çok yüksek oldugu cevabını verince de. insanlar farklı i¸ te! Kimi sadece kendi ihtiyaçları için ya sar: s ¸ ˘ mesela Mityuka [hancı]. ya da intihar ¸ ˙ etmelidir. ama Ergin Altay. ve “Biz” Kimiz? cuklarına devretmek için çalı¸ tıgındaysa verim alabilmektedir ve o da s ˘ hayıtını böylece dogal akı¸ ına bırakmı¸ . Hancı insafsızdır ve köylülerin canı pahasına iste˘ digini almaktadır. burada da “ruh” yerine. ama Platon dogru dürüst bir ihtiyardır. ölüm ve ebedi yokolu¸ bulundugu gerçegiyle yüzle¸ tirmi¸ tir Levin’i. bü˘ s ˘ tün o köylüler neden böylesine çalı¸ ıp didinmektedirler. Platon’un. inanç ve Tanrı konularıyla bogu¸ maktadır Levin ve nihayet kitaplarda veya akıl yürüterek ˘ s bulamadıgı Tanrı ve inancın izine bir köylüde rastlayıp. 785] s 29 . söz konusu ki¸ inin s ˘ ˘ “ne çe¸ it bir adam olduguna baglı. ˘ O tarihte kölelik kaldırılmı¸ tır. köylülerin durumunda hakiki s bir iyile¸ meye yol açmamı¸ tır. s Halbuki “ruh”. hancının nasıl ˘ ödeyebildigini sorar. Levin de uzak bir köydeki topragını bir hancıya kiralamı¸ tır ve ˘ s simdi köylü Fyodor’a. “ruh” yerine “Tanrı” demi¸ [19. sadece kendi midesini nasıl dolduracagını ˘ dü¸ ünür. ama bu. hayatın anlamını kavramalı ve böylece bir seys ¸ tani gücün melun sakası gibi görünmesini engellemelidir. ileride Kozni¸ ev’le tartı¸ masında da Levin’in kullanacagı bir kavram. Fyodor’a göre.” “Nasıl yani? Nasıl Tanrı’yı hatırlar? Nasıl ruh5 için ya¸ ar?” dedi s 4 Diger ˘ çevirilere bakmadım. ama yine huzur bulamamı¸ tır. Platon’sa tersine insanlara borç vermekte. onları tanır. o köyde ya¸ ayan hali vakti iyi ve saygın bir ba¸ ka ¸ s s köylünün. herkesin önünde sadece ızdırap. 785]. ˘ s s s hayatın dogal akı¸ ı dogal görünmemektedir. kendisi neden s öteye beriye ko¸ turarak onların ba¸ ında dikilmektedir? Yakın geçmi¸ te s s s abisinin ölümü.” s “Ama birinin borcunu neden silsin?” “Evet. ölüm kapıda beklerken. s. hatta bazan ˘ birinin borcunu silip. bu sekilde s ˘ ˘ s s ¸ ya¸ amak imkansızdır. Itiraflar’daki Tolstoy gibi. s s Tanrı’yı hatırlar. yine de bazıları topragı kiralayabilmeks s ˘ tedir. s s ˘ 5 Ergin Altay. “öteki dünya” demi¸ . Ruh4 için ya¸ ar. s. Sonuç s itibariyle tüm bunlar.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. [19. kendisi dahil. hayatın anlamı.

kavranılmaz bir sey ¸ s ¸ ˘ ˘ için ya¸ amalıyız. [. herkesin bildigi gibi: hakikat geregince.” [19. kimsenin ne anlayabildigi. Söylediklerinden daha anlamsız ne olabilir? ˙nsanın. dü¸ künler ve muglak kelimeleriyle aynı seyi söyleyerek onun s ¸ üzerine dü¸ ünüp yazan bilgeler– biz hepimiz su tek seyde hemfikiriz: s ¸ ¸ 6 Ergin Altay. ¸ s s Edemem de. Tanrı yolunca. ihtiyaçları I ˘ ˘ için ya¸ amaması gerektigini söyledi –yani. . “hakikat geregince. tümüyle aynen onun anladıgı sekilde. ” Levin çok heycanlıdır. Türkçede Tolstoy ve Anna Karenina okunamıyor ve hiç okunamamı¸ s demektir. ¸ herkes. Peki? Fyodor’un o anlamsız sözlerini anlamadım mı? Ve ˘ ˘ ˘ anlayınca. o bilinç iklimini hatırlamı¸ tır. arzuladıgımız sey için ya¸ amamalıyız da. tek bundan suphe ¸ etmiyorlar ve bunda daima hemfikirler. Bu anlas sılır ve aklî. Tanrı için ya¸ amak! Hangi Tanrı için? Tanrı ˘ I s için. Bizler. . anladım. 786] Buna benzer ba¸ ka örnekler de var bu çeviride. insanlar farklıdır! Sizi alalım mesela. hayatta an˘ ladıgım her¸ eyden daha açıkça ve tamamıyla anladım ve hayatımda s ˘ bundan asla süphe etmedim. ˘ s ˘ ˘ “Bayagı i¸ te. muglak ve ¸ yanlı¸ buldum mu? s ˘ ¸ Hayır. ] ˘ Fyodor. Tanrı yolunca. siz de kimseyi incitmezsiniz. aklî yaratıklar olarak. anladıgımız ve bize cazip s ˘ gelen.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. midemiz için ya¸ amaktan ¸ s ba¸ kasını yapamayız. ve “Biz” Kimiz? ˘ Levin neredeyse bagırarak. bu yan cümleyi de söyle çevirmi¸ : “Hiçbir zaman ku¸ kulanmadım bundan. Ve sonra o aynı Fyodor. ya¸ aması s s ˘ gerektigini söylüyor ve daha sözün ba¸ ında onu anlıyorum! Ben ve s asırlar önce ya¸ ayan milyonlarca insan ve bugün ya¸ ayanlar –köys s ˘ lüler. ne de tanımlayabildigi s Tanrı için. ˘ Bildiginiz gibi. . s. hancı Kirilov’un midesi için ya¸ adıgını söylüyor. Tanrı için. tüm dünya. tek bunu tamamıyla anlıyor. ruhu için ya˘ sama” seklindeki bu basit sözler sayesinde aydınlanmı¸ tır. s s ˙htiyaçların için degil. dogrulugundan süphe ettim mi? Onları budala. daha dogrusu ¸ ¸ s ˘ ayılmı¸ . 30 . . insanın midesi için s ˘ ya¸ amasının kötü oldugunu ve Hakikat için. edemezdim de6 Sadece ben de degil. Diger çeviriler s ˘ de böyleyse.

˘ neyin kötü olduguna dair bilgimle. [. Tanrı için ya¸ aması gerektigini bilmes seydim? Çalar. bir sonucu. . o inançlara sahip olmasaydım. ˙yiligin bir sebebi varsa. ama biz çok az bir gecikmeyle. Levin i¸ te böyle bir s ˘ s ruh hali içindedir. Ama kim ke¸ fetti onu? Akıl degil! Akıl. Cevabı hayatın kendisi verdi. Tolstoy. o artık iyilik degildir. sava¸ ve barı¸ üzerine tartı¸ mayı ba¸ latır. yine iyilik degildir. yalan söyler. nasıl ya¸ ardım. Ve ben onu biliyorum. . sebep sonuç zincirinin ötesindedir. s ¸ [. insas ˘ ˘ nın kendi ihtiyaçları için degil. hepimiz onu biliyoruz. sebebi yok ve sonuçları olamaz. öldürürdüm. bana da herkese verildigi gibi verildi. sadece bir seyi sarsılmaz. s ˘ ˘ s ˘ 786] 31 . s s s s Kozni¸ ev’in su sözlerinde salona giriyoruz: s ¸ 7 Ergin Altay.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. sahneyi hazırladıktan sonra. tam tersini söylemi¸ : “Mantıgın açıga kavu¸ turdugu bir bilgidir bu. çünkü bu gayriakli. ] Soruma bir cevap aradım. varolu¸ ¸ s s mücadelesini ke¸ fetti ve de arzularımın tatmini önündeki herkesi s ˘ ˘ bogazlamam gerektigine dair yasayı. çünkü zaten ruhumda bulunan ˘ seyi söylediler bana. açık ve kesin bir sekilde ¸ ¸ biliyoruz ve bu bilgi akılla açıklanamaz:7 aklın ötesinde. . s.” [19. Aklın çıkarsaması bu. Öyleyse iyilik. kendi ölçüsüne gelmeyen soruma cevap veremezdi. neyin iyi. ba¸ kasına yönelik sevgiyi ke¸ fedemezdi. Hayatımın temel sevinçlerini olu¸ turan seylerden hiçbiri varolmazdı benim için. Ben ve diger s tüm insanlar. artık perdeyi açıp. . s s Slav meselesiyle hemhal olan Kozni¸ ev geldiginde. Akıl. ] Ne hale gelir. ˘ ˘ Onu nereden edindim? Kom¸ umu bogazlamayıp sevmem gerektigi s bilgisine varı¸ ım akıl yoluyla mıydı? Çocukken bana böyle söylediler s ve ben de memnuniyetle ona inandım. verildi çünkü onu hiçbir yerden alamazdım. Ve bu bilgiyi herhangi bir sekilde ¸ ˘ kazanmadım. bir ödülü ˘ I ˘ ˘ varsa. ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ ne için ya¸ amamız gerektigi ve neyin iyi oldugunda. Ama akıl.

s ˘ “Evet. çünkü benim dı¸ ımda.” “Ki¸ isel görü¸ lerin hükmü yok bu hususta. bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini sormak için s durmazdın. [5] ˘ 32 . Müslümanları ˘ kastediyor. kendimi anlık duygu ma bı¸ rakırdım. sadece insani. Peki. sanırım. ve “Biz” Kimiz? “Burada bir sava¸ ilanı yok. ˙ Müslüman soyunun kaynagı sayılan Ismail’in annesi ve Haceriler. bir canavar oldugumu ya da ˘ Karlsbad sularının üzerimde böyle bir etki yaptıgını dü¸ ündüm! Ama s geri dönünce rahatladım. ‘kafir Hacerilerin’8 boyundurugu altında s ˘ ızdırap çeken Ortodoks Hıristiyanlara dair hikayeler canlılıgını koruyor. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz.” kar¸ ılıgını verdi Levin. kadın ve s ˘ ya¸ lı olduklarını farzedelim. 13 çevirinin hepsinde sansürlü.” dedi Levin geçi¸ tirerek.” “Bilmiyorum. niçin tüm Rusların s ansızın Slav karde¸ lerine böyle muhabbet duyar hale geldiklerini s ˘ hiç anlayamıyordum. Tüm s s s ˘ Rusya –halk– iradesini ifade ettiginde. baktıgım bütün Türkçe Anna Karenina’larda.” dedi Kozni¸ ev. Yolda s ˘ ˘ ˘ yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövdügünü has ˘ yal et. “ama ben bunu görmüyorum. insanın duyguları tecavüze ugruyor ve s Ruslar bu deh¸ etleri durdurmaya yardım etmek için atılıyorlar. Bulgarlara uygulanan hunharlıklardan dahi önce ve ben onlara kar¸ ı bir sevgi beslemezken. öldürürdün. yukarıdaki ve tespit ettigim üzere Rusça orijinaldeki “kafir Hacerîler” ˘ ifadesi. ama ba¸ kalarında var” dedi Kozni¸ ev keyifsizce s s ˘ ka¸ ını çatarak. Kan ve din karde¸ lerimizi öldürüyorlar. Üzüntüye kapılıp.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Ben s kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. Böyle bir sey görseydim. s s ve itiraf etmeliyim ki. sadece çocuk. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. sadece Rusya’yla alakalı olan ba¸ kalarının da bulundugunu s gördüm.” s “Belki. artık bu bir ki¸ isel görü¸ s s 8 Hacer. Biri Konstantin [Levin]. “Halk içinde. dinda¸ larıs s mız veya karde¸ lerimiz dahi olmadıklarını. “Yurtdı¸ ında ya¸ ıyor ve gazeteleri okuyordum. pe¸ inen söyleyemem. Halk karde¸ lerinin ızdırabını duydu ve sesini çıkardı. Hıristiyan hissiyatın bir s ifadesi var. Slav karde¸ leriyle s s ˘ ˘ degil de.” “Ben de” dedi Prens.” “Belki sende yok.

ayrıca. s ˘ s böyle bir örnege ihtiyacı bulunmadıgını ve bizzat tanık oldukları üzere. sana en gerekli sey ˘ ˘ ˘ I¸ ¸ ˘ ˘ oldugunu kanıtlayacaktır! Ve dogru sözlü bir adamdır. ögretmenler ve köylülerin binde biri ya¸ ananlardan haberdardır ˘ s belki. Me˘ murlar. epigramlarıyla ünlü romancı ve gazeteci Alphonse Karr’ın Prusya’yla sava¸ tan önce söyledigi su sözü aktarır sonunda: s ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz.” Pe¸ inden. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. sosyal po¸ zisyonunu kaybetmi¸ onbinlerce insan daima bulunabilir. Prens. halkın ˘ iradesi oldugunu söylemeye ne hakkımız var? Az ileride. . . halk iradesi tartı¸ ılır. özel bir ön cephe birligine. ve “Biz” Kimiz? ˘ meselesi degildir. Levin (ve Tolstoy) kanadı. Pugas çev’in soygun çetesine katılmaya. kilise vaazinde söylenenlere körü körüne ¸ ˘ boyun egdigini savunur. Sırbistan’a gitmeye daima amade.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. irade ˘ s gösterdigini ileri sürer. “halk” kelimesinin de çok belirsiz oldugunu savunur. Kozni¸ ev ise. . ama aslında o s mevkide yapılacak bir i¸ yoktur: s ˙sinin bir yarar saglayıp saglamayacagını sor. simdiki gibi yüzler degil. herkesin önünde s hücuma. ne üzerine ifade etmeleri ge¸ ˘ ˘ rektigi hakkında en ufak bir fikre bile sahip degildir! O zaman. ama geri kalan seksen milyon. halkın bir s s seyden haberdar olmadıgını. Levin. iradelerini ifade etmek söyle dursun. . avare insanlar. Ama i¸ te. sekiz s bin rublenin yararına inanmamak da imkansızdır. Canlı bir örnek olarak yanlarındaki ya¸ lı bir ˘ ˘ s köylüye ba¸ vururlar ve köylü Levin’in tezini haklı çıkararır: sava¸ ıp s s sava¸ mayacakları hususunda dogru karar Çar’a aittir. Kiva’ya. öteki damadından örnek verir. ˘ ˘ yüzlerce insanın sözkonusu haklı dava ugruna her¸ eyini feda edip. Levin’in kayınpederi Prens. taarruza gönderin! 33 . damadı bürokratik ve fuzuli bir mevki elde etmi¸ tir. Ama Levin’e göre: ˘ ˘ Seksen milyonluk bir ulusta.

toplumda i¸ bölümü bulundugu. ¸ s s Tolstoy. ama bilge çocuga ˘ ˘ ˘ aykırı bir akide –asla “kötülüge cebirle direnmeme” akidesi– de yine ˘ burada sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır. savunmayı s bahane edip. tek bir birey gibi. Kozni¸ ev ise. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. sava¸ kanların. ˘ • Yukarıda çevirip aktardıgım yerleri nedeniyle Anna Karenina’nın bu ˘ son bölümü. s s s anla¸ maya varmanın imkansızlıgını farkederek çekilir. s ˘ ˘ ruhu için ya¸ ama” akideleri hâlâ bilincine hükmettiginden. s ˘ bu tartı¸ malar öncesinde benligini saran “hakikat geregince. kılıç getirmek için geldim” seklindeki sözs ˘ ¸ leriyle kar¸ ılar. mazlum s karde¸ leri için kendini feda etmek üzere ayaklandıgını söyler.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. tanrı için. ve “Biz” Kimiz? Kozni¸ ev.” diye ekledi. Levin’in söz˘ s ˙ lerini. milliyetçi ve Panislavist dergi editörü Katkov tarafından reddedilmi¸ ve Dostoyevski tarafından da ele¸ tirilmi¸ tir. tartı¸ maya girmi¸ olmaktan hicap duyup. o sözlerin Isa’ya yamandıgına inanacaktır) ve gönüllüleri. Rus halkının. vaiz s s s bilge çocugun dogum sancılarını çekmektedir burada. aslında menfaat ve övüngenlik saiklerine hizmet ettiklerini 34 . konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak. cinayet için degil. bu sözlere. sadece son sözlerini cevaplas ˘ makla yetinir: ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki. Levin’se. Isa’nın “Barı¸ degil. Isa-kılıç meselesini zaten tuhaf buldugunu (ki sonradan ˘ ˘ ˙ Tolstoy da. ˘ intikam ve cinai saiklerin esiri olarak tanımladıgını anlarız. “˙nsanlar. Tolstoy ise. fikir adamlarıs s ˘ nınsa gazetelere yazıp kamuoyuna tercüman olması gerektigi yollu bir ˘ savunma getirir ve pe¸ inden. “ruh” ile neyi kastettigini sorar. vatanseverlerin ve benzerlerinin. Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle. Ama Levin. Katavasov. Levin’in iç mos ˘ ˙ nologundan. Kozni¸ ev’in s ˘ s Alphonse Karr’a kar¸ ı savunmasını degil.

Itiraflar’da dile getirecegi varo˘ lu¸ kriziyle. Bu sürçmelere. uydurdu ve hararetlendi” diyecektir (ki Dostoyevski’nin inandıgı türden hunharlık hikayelerinin propaganda amacıyla ˘ her zaman uyduruldugu veya abartıldıgı söylenir). s s harem için yeteri kadar genç olan kadınlar hariç. gönüllülerin gerçek ˘ gönlünü. sava¸ kar¸ ıtlarının savunmaları. kimi zaman kendilerinden bile sakladıkları gönlünü tanımı¸ tır. s 35 . ve “Biz” Kimiz? –ikiyüzlülüklerini– gösterirken ba¸ arılıdır. sava¸ ın nasıl bir sey oldugunu bizzat ya¸ ayarak bilen Tolstoy s ¸ ˘ s –hunharlık hikayelerindeki muhtemel abartmaları kestirebilecegi gibi– ˘ sava¸ larda hunharlıkların i¸ lenebildigine de evvelce bizzat tanıklık etmi¸ . süt ve meyva temini için gittigim bir köy vardı ve bu sekilde yok edilmi¸ ti. Türkler girip. Bu konuda tecrübelidir. ˘ s kendisi de eski bir gönüllüdür ve diger gönüllüleri. Kamptan. ama Anna Karenina’yı yazarken. ˘ ˘ 5 Temmuz 1854 tarihli mektubunda yakını Yergolskaya’ya nakletmi¸ . buna bizzat tanık olmu¸ s ˘ s ˙ biridir. bu hikayeler küllen inkar edilmiyor. s Ama bu dogru te¸ hislerinin yanısıra bir bilinç sürçmesi de ya¸ amaktadır. kıs˘ men bilinç sürçmesine. ˘ s aynı dönemde Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü tefrika eden Dostoyevski –irrasg yonel Panislavist propagandadan bazan azade– sert ele¸ tiriler getirir. orada buldukları ˘ herkesi katlettiler. ˘ Ayrıca. asla s s ˘ s ˘ “kötülüge cebirle direnmeme” akidesini ezberlemektedir. s Silistre’de “Türklerin hunharlıklarından korumak için yanımıza aldıgı˘ mız yakla¸ ık 7000 Bulgar ailesi”ni ve “¸ üpheciligime ragmen inanmak s s ˘ ˘ zorunda kaldıgım bir hunharlık”ı dile getirmi¸ tir: ˘ s ˘ Biz i¸ gal ettigimiz çe¸ itli Bulgar köylerini terkeder etmez. ¸ s Tolstoy bu tip hunharlıklar ya¸ andıgını bilen. ˘ s s Bu kitabın 1894 tarihli ve “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı mas kalesinden yukarıya alıntıladıgım bölümde Tolstoy. bu hikayelerin küllen yalan s s oldugu iddiasına dayandırılmıyor.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Bu ezberin. bunların benzerlerini. “gazeteler gittikçe ˘ daha fazla yalan söyledi. inanç arayı¸ ıyla bogu¸ maktadır ve sonradan tapacagı. s s ˘ s üstelik yine buradaki gibi Türklerle Bulgarların rol aldıgı bir örnegini. yukas rıda andıgım ilk hikayelerinde de göstermi¸ tir. ama Slavlara uygu˘ ˘ lanan hunharlık hikayeleriyle e¸ zamanlı yazdıgı Anna Karenina’nın son s ˘ bölümünde. tutulmasına yol açtıgı anla¸ ılıyor.

Ama Tolstoy’un sadece örnegi s ˘ yanlı¸ degil. en kudurmu¸ bir imgelemin fantezisini a¸ ıp geçiyor. . . bütün ülke˘ ˘ ˘ lerin. ˘ s çünkü gündemde olan. tartı¸ ılan buydu. kendimi anlık duyguma bı¸ rakırdım. Oysa mesele hiç de sokak kavgası falan degil. simdi binlerce görgü tanıgının dogruladıgı bir gerçek. ve “Biz” Kimiz? Yukarıdaki bölümde. Levin galip gelsin diye Tolstoy’un burada Kozni¸ ev’e yanlı¸ s s bir örnek verdirdigini yazar (Kayhan Yükseler’in [YKY] çevirisiyle [18. ] “Ben kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. Levin’e. hunharlıklar kar¸ ısında insanın infial s s duydugunu ve Rusların da kurbanları bu hunharlıklardan kurtarmak ˘ için atıldıklarını ileri sürüyor ve su örnegi veriyordu: ¸ ˘ ˘ ˘ “Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövs ˘ ˘ dügünü hayal et. i¸ kencelerden konu¸ uyorlar. i¸ kenceyle parçalanmasını gündeme getirmeliydi. sanırım. Kozni¸ ev “Hayır. öldürmeye degil. . Slavlardan. Dostoyevski’nin i¸ aret ettigi üzere. ugradıkları s s s soykırımdan. pe¸ inen söyleyemem. bir kadın ya da bir çocugun s ˘ ˘ dövülmesini degil. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. Böyle bir sey görseydim. böyle s ˘ ˘ s 36 . s en hastalıklı. öldürürdün!” diye s diretiyor. aynı kefeye konamaz. ˘ 920] aynen aktarıyorum): ˘ Kozni¸ ev ısrarla.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.” [.” kar¸ ılıgını verdi Levin. s ˘ “Evet. gerçegin ta kendisi. s s ˘ Levin’in hemen atılıp kadını kurtaracagını söylüyor. ayrıca. Levin “Ama öldürmezdim!” diye itiraz ediyor. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz. Bu bir ¸ ˘ ˘ buçuk yılda Slavların maruz kaldıgı vah¸ et üzerine ögrendiklerimiz. bir kadının sarho¸ lar tarafından dövüldügünü görse. Kozni¸ ev.” Dostoyevski. [. öldürürdün. Levin de Slavlardan söz s s ˘ ˘ ˘ ettigini biliyor. çünkü dövülen bir kadına s s yardım ederken kim sarho¸ ları öldürmeyi dü¸ ünür ki? Kurtarmak için s s ˘ ˘ atılır.” “Bilmiyorum. . ku¸ kusuz bu anlamsız bir çıkı¸ . s s Örnek. ˘ kar¸ ıla¸ tırma yanlı¸ . ] Slavların ugradıgı sınırsız i¸ kence ve acıların s ˘ ˘ tümüyle gerçek oldugu biliniyordu. s. bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini s sormak için durmazdın. Levin’e yönelttigi soru da yanlı¸ .

çocugu ˘ nasıl kurtarırdı? Çocugun öldürülmesine göz mü yumardı acaba. Sırbistan’da.” ˘ Evet. korkabilir. umursamayabilir. Levin anlık duygusuna göre davranacagını söy˘ ˘ ˘ leyebilir tabii. tereddüt geçiriyor: s ˘ “Ne yapacagımı bilmiyorum. ne yapması gerektigi sorulmalıydı. sadece dizgi hatası bir virgülü kaldırdım): ˘ Levin orada. Levin’e aynı soruyu yöneltmez. bayılabilir. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. kalp krizi geçirebilir ¸ s vs. duygusunun dogru olacagını göstermez. ama bu. belli belirsiz ilk kez o ezberi telaffuz ettirir: ¸ ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki. kollarına aldıgı s ˘ ˘ bir bebegin gözlerini oymaya hazırlanıyor. ve “Biz” Kimiz? bir durumda ne yapacagı degil. elinde süngülü tüfegi dikiliyor. Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle. ama Dostoyevski benzerini yöneltir (Kayhan Yükseler’in çevirisiyle [18.. Hiçbir sey hissetmiyorum. Levin kolay ve dogru. karde¸ ini Türk’ün elinden kurtarmak için atılıyor.” diye ekledi.. çocugun yedi ya¸ larındaki s ablası. Bizim Levin s dü¸ ünceler içinde bekliyor. ama tüm bunlar yapılacak dogru seyin bunlardan biri oldugunu ˘ ¸ ˘ göstermez. bu sözlerinden sonra cidden nasıl davranırdı? Evet. 921-2] aynen aktarıyorum. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi ezberlemekte oldugu için. s. Kozni¸ ev’in yanlı¸ sorusuna. “˙nsanlar. ¸ ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı içten bir duygu yoktur ve olamaz s s da!. kendinden ˘ iki adım uzaklıkta bir Türk kendinden geçmi¸ . ama s s ˘ meseleyi sonuçlandırmayan bir cevap vermi¸ tir. Levin ˘ ˘ sa¸ ırabilir. 37 .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. aynı soruyu tekrar yöneltmeyi gerektirecek sekilde. Kozni¸ ev’in ortaya koys s ması gereken örnek ve (Tolstoy’la) Levin’in cevaplaması gereken soru su olmalıydı: ‘Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un çocukları i¸kenceyle ¸ ˘ s s parçaladı˘ ını hayal et. Ben halkım. ˘ ˘ Levin’e bu soruyu yöneltmez ve mazlumu kurtarma sava¸ ı bu kez s kendini feda pahasına savunulunca da. Ne ˘ ˘ ˘ yapacagı soruldugunda. ne yapman gerekir?’ g Tolstoy. cinayet için degil. konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak. Tolstoy. hazla.

yakarı¸ ˘ s lar içinde i¸ kenceyle parçalandıgını. süngüye geçirildigini. ya Türk çocugu vermek istemez. “konu¸ mayı gayriihtiyari ˘ s zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ encelere baglayarak”. “Kiti’ye gitme” bencilligi sergilemez. çıglıklar. ˘ ama asla cebir kullanma. gözlerinin s ˘ ˘ oyuldugunu vs. ˘ g ˘ böylesi bir bilinç sürçmesi ya¸ amaktadır. tam olarak Dostoyevski’nin yönelttigi sekilde degilse de. bu sürçmenin yönels digi ve ileride demir atacagı “kötülüge cebirle direnmeme” akidesince. iyi ve kötü bilgisi. Le˘ ¸ ˘ vin’e ve kendine o aynı örnegi ve soruyu geni¸ leterek yöneltmeliydi (ve ˘ s cevabını almalıydı): ‘Yolda yürüyorsun ve çocukların. “ruhu için kendini feda”ya da razı olan (ama o akidelere taban tabana aykırı biçimde çocukları fedaya da razı olan) ve yazarının da bizzat yöneldigi. yataga nına davranırsa! O zaman Türk’ü öldürmem gerekmeyecek mi?” “O halde öldür be karde¸ im!” s ˘ “Hayır. ruhun için yag pabilecegin ve yapman gereken ilk ve tek sey. Ben Kiti’ye gidecegim. ho¸ görü ˘ ˘ s s 38 . ˘ ˘ ˘ buradaki makalelerde kısmen. çünkü s ˘ Levin. ve “Biz” Kimiz? ˘ yoksa çocugu kurtarmak için hemen zalim Türk’ün üzerine mi atılırdı? ˘ “˙yi de. hakikat geregince. Türk’ü öldürmek olmaz! Bebegin gözlerini ˘ oysun daha iyi. Tanrı için. tecavüz edileni tecavüzden kurtarmak. hatta kendini siper ve feda ederek diren. Tanrı’nın içimizdeki krallı˘ ına gitme bencilligi sergiler. ruhu için ya¸ ama” akidelerine bag˘ s ˘ layarak. yani çocukları kurtarmak ve bunun geregi olarak hunharları öldürmek ˘ ˙ degil midir? Yok eger (Isa’nın “dü¸ manını sev” düsturunu.. yap sen de!” ˘ ˘ “Yap demek kolay da. Tanrı için. Tolstoy.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. canını çıkarsın. iyiyi kötülükten. ama ba¸ ka yazılarında sürekli sunu vazes ¸ decektir: kötülüge kesinlikle.. yani “iyi ve kötü s s ˘ bilgisi. Çocukları kurtarmanın tek yolu hunharları ˘ öldürmekken. görüyorsun. çocugu kurtarmak için Türk’ü saf dı¸ ı etmek gerekmez I s mi?” “Evet. yapamam! Hayır. masum ˘ ¸ ve mazlumu zulüm ve çılgınlıktan. Tolstoy.” Yalnız Dostoyevski’nin bu ele¸ tirisi tamamen dogru sayılmaz. hakikat gere˘ ince.

ona giri¸ için s ˘ böylesine agır bir ödeme yapmak. kim bilmek ister su kahrolası iyi-ve¸ ˘ kötüyü? Evrendeki tüm bilgi. s [. s hayatını tanrı hizmetine adamaya hevesli munis rahip adayım benim. ruhun için çocukg ların parçalanmasına izin vermen gerekiyorsa.’ Tıpkı Ivan Karamazov’un iade ettigi gibi: g s ˘ ˘ ˘ Kendisine ne yapıldıgını bile anlayamayan minicik bir yaratıgın. uysal. Dostoyevski bir yıl sonra 1881’de bileti iade etmeden (veya ettigi için) ölür. canla caniyi. o ruhu. itirazım var. iyiyle kötüyü. ve asla “kötülüge cebirle direnmeme”ye fanatikçe ˘ ˘ taparak) iyi ve kötü bilgisi. hakikat gere˘ ince. tecavüz s edilenle tecavüz edeni bir tutma irrasyonelligine vardırıp. "I ˙ Ivan roman sonunda çıldırır. ˘ ˘ ˘ bu saçmalıga neden ihtiyaç oldugunu ve neden izin verildigini an˘ layabiliyor musun? Böyle olmazsa. diyorlar. . sadece s ˙syan"] en derin saygılarımla O’na biletini iade ediyorum. çünkü iyiyi kötüden ayırdedemezmi¸ . canlıyla zombiyi. Tanrı için. ˙nsanlıga duydugum sevgi nedeniyle I istemiyorum [. katille maktülü. . . böyle bir dü¸ ˘ s man sevgisinin ikiyüzlülük ve aslında kimseyi sevmemek anlamlarına gelecegini unutarak. . munis gözya¸ ları dökmesinin gerekçesini. . o küçük çocugun ‘sevgili Tanrı Baba’ya ˘ ˘ döktügü gözya¸ larına degmez. bunun gerekçesini anlayabiliyor mus ˘ sun – böyle bir alçaklıgı anlayabiliyor musun. dostum. Ve ˘ ˘ ben de bunu yapıyorum. Tolstoy’sa bu en canalıcı meseleyle ˘ 39 . [. . ˘ ˘ Ebedi] ahengi istemiyorum. . [21. bu kadar feci bir bedel ödenmesi gerekiyorsa.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. o Tanrı’yı çöpe at. Dolayı˘ sıyla bir an önce giri¸ biletimi geri vermek istiyorum ve eger dürüst s bir adamsam onu en yakın zamanda geri vermek zorundayım. o Tanrı’nın ˙ krallı˘ ına giri¸ biletini iade et. imkanlarımızın ötesinde. Bu s s kadar feci bir bedel ödenecekse. Kabul etmedigim Tanrı degil Alyo¸ a. ] Hakikat için ödenecek toplam ızdırap çocukların ızdıraplarıyla ˘ ˘ çogaltılıyorsa. ve “Biz” Kimiz? telkini seklinde almak yerine. ] ahenk için istenen bedel çok yüksek. hakikat böyle bir bedele degmez. insanoglu bu dünyada hayatını sürdüremezmi¸ . ] kurtarsın diye ‘sevgili Tanrı Baba’ya ızdırap dolu. [. . o hakikati. karde¸ im. canla can ¸ dü¸ manını. zalimle mazlumu.

kurbanlar ˘ arasında yer almadıgından. acı çekme organı ˘ 40 . pire ısırıgı yüzünden. s ˘ ˘ sadece onlara ili¸ kin bir hatıramız bulunmadıgını degil. bir yanıyla tabiattan. yakınındaki insanları da avladıgı ve kendisini de er ya da geç avlayacagı hakikatiyle ˘ ˘ yüzle¸ tikten ve imana döndükten sonra. onları hayas ˘ limizde bile canlandıramadıgımızı görürüz. akli s bilinçle donanmı¸ bir varlıkta ula¸ tıgı azap derecesine asla ula¸ maz. 1887’de yazdıgı Hayat Üzerine s ˘ adlı eserinin son bölümünde bile. Çocuk ve hayvanların ızdırap manzaraları kar¸ ısındaki etkilenmemiz. Yasnaya Polyana’da köksalan Tolstoy. bir iç organı parçalan˘ ˘ ˘ mı¸ casına acı acı agladıgını görürüz. Tolstoy kendini her bakımdan mükemmel˘ le¸ tirmeye ve aynı program dahilinde vücudunu da türlü egzersizlerle s güçlendirmeye çalı¸ ırken. hele bilge çocugun ¸ s ˘ asla yana¸ mayacagı bir açıklama getirecektir: s ˘ Hayvanda ve çocukta acı. pagan yanından hiç kopmayan. tabii s s ˘ ki. [23] s ˙ Itiraflar’da anlattıgı üzere. hatta bu yanıyla tabiat ananın en sevdigi spora. onlarınkinden çok s bizim kendi ızdırabımızdır. kurbanlarla empati kurma. çogunluk olsa da).Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. beyin. Çocukluk acılarımızı hatırlamaya çalı¸ ırsak. s ˘ sa¸ ılacak kadar irrasyonel ve bir o kadar insafsız. ki irrasyonel bir varlıgın acısı s hafızasında iz bırakmaz. ˘ Tanrı ya mutlak iyi degildir ya da mutlak kudrette degildir ve bunların ˘ ˘ her ikisine sahip olmayan sey de Tanrı degildir” seklinde özetlenebi¸ ˘ ¸ lecek çeli¸ kiye– yani can havliyle sarıldıgı imanın önündeki asıl engele. sehir insanı Doss s ¸ toyevski’nin aksine. ızdırabın kendisinden kıyaslanamayacak kadar büyüktür ve dolayısıyla acıma duygumuzu a¸ ırı boyutlara çıkarır ki. sanki kalbinin bir bölümü adale baglamı¸ s ˘ s veya ta¸ kesmi¸ gibi görünüyor burada (böyle görünmedigi yerler. avcılıga ˘ ˘ da meraklıdır. acımasız tabiat yasalarını sızlanma ve mızıkçılıga kaçmadan sportmenlik ve metanetle kar¸ ılayan ˘ s insanlar gibidir. ate¸ lenme ve tifüs s s hastalıklarında ve çe¸ itli illetlerde görülebilir bu. tanrı inancının cevaplayamadıgı (ve ˘ ˙ Ivan’ı çıldırtan) meseleye –yani “ızdırap (ve kötülük) varolduguna göre. tabiat ananın. açıkça tanımlanmı¸ ve oldukça hafiftir. s s ˘ s ˘ ˘ Bazan bir çocugun. ve “Biz” Kimiz? asla böylesine canalıcı ve müthi¸ biçimde yüzle¸ mez. Gayriakli varlıkların ızdırap tezahürü. bir kont olarak. sevgili abisi Nikolay dahil. Veya bir aristokrat.

Tolstoy’un. beni hiç alakadar etmiyor. ölene kadar vejeteryanlıgı vazedecektir. temel ve evrensel insani degerler seklinde özetlenmeye ˘ ˘ ¸ çok daha yatkın bir anlayı¸ tır. Belli ki. kimin Lehleri sindirdigi veya Schleswig-Holstein’ı elegeçirdigi veya zemstvo toplantısında konu¸ tugu. spor için bu i¸ i yapan s bir avcıdır ve bu avların bazan ekstra hunharlık içerdigi söylenir. s ˘ ˘ ˘ Kasaplar yedigimiz sıgırları öldürüyor. Hıristiyanlık dahil. tahrifat ve hurafattan arındırılsa. ve “Biz” Kimiz? güdük kalmı¸ gibi görünüyor. alı¸ ık olmadıgı bir perspektiften s ˘ tabiat anayı tüm vah¸ etiyle görecek ve 1892’de yazdıgı “Ilk Adım” [24] s ˘ ˙ ba¸ lıklı uzun makalesinde kasapların sıgırları nasıl öldürdüklerini tüm s ˘ çıplaklıgıyla anlatıp. insanın Leh ya da vatansever s olması gerekmez.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s ¸ ˘ ˘ ama kızdıgım bir sey de degil. ˘ alı¸ kanlıklar her¸ eyi masum gösterebiliyor. sempati duydugum bir sey degil. ve Muravyovlarla Çerkaskileri suçlamı¸ ˘ ˘ yorum. “Hıristiyan olmak” ile burada ve daima kastettigi sey. kendisi kasapların çok ötesinde bir hunhar. tüm dinlerin ortak bir özde bulu¸ acagını. Hıristiyan olmak yeter. ama onları suçlamak ya da ˘ onlara sempati duymak zorunda degilim. Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve ¸ s onlara var gücüyle kar¸ ıkoymak için. ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. Hayvanlara kıyım bakımındansa. Zira yirmi yıl kadar sonra s s Tolstoy bir mezbahayı ziyaret ederek. resmî ˘ ¸ kilise dini degil. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bun¸ ları vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. üç yıl sonra 1895’de yazdıgı ve bu kitapta da yer alan ˘ “Ele¸ tirilere Bir Cevap” ba¸ lıklı mektup-makalesinde söyle diyecektir: s s ¸ Yabani. kurumsal s dinleri insan ızdıraplarının asıl sorumlusu sayıp. Leh mese˘ ˘ lesi üzerineyse. bu özü de en iyi s ˘ 41 . Lehlerin ˘ ayaklanmaları ve siddetle bastırılmaları üzerine de sunları söylemi¸ tir ¸ ¸ s mesela: ˘ ˘ ˘ Lehlere Lehçe konu¸ ma yasagı. tüm resmî. Ama ben öyle görmüyorum. saraydaki yakını Aleks sandra Tolstaya’ya yazdıgı 14 Kasım 1865 tarihli mektubunda. Muravyov Lehlere kıyan kasaplardan biridir. Çok daha önceleri.

dü¸ mana ˘ s duyulan sevgi. olabils ˘ ˘ digince kı¸ kırtıcı ve özendirici oldugu biliniyor. ve “Biz” Kimiz? (kendi anladıgı sekliyle) Hıristiyanlıgın ifade ettigini savunur [5]. Binlerce.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Nihayet. ˘ çocukları parçalanmaktan kurtaracak sey ile ruhu için yapacagı seyi bir ¸ ˘ ¸ tutmayan bu kategorik savunmalarında bir bilinç sürçmesi oldugu a¸ i˘ s kar. bile bile. Nite˘ ¸ ˘ ˘ ˙ kim kendi Incil’ini yazmı¸ tır. hatta Anna ˘ Karenina’daki durumun da arızi veya abartılı veya sava¸ ya da gönüllü s askerlikle halledilemeyecek kadar karma¸ ık oldugu söylenebilir. on binlerce s 42 . s. Levin’i geregi gibi muhatap etmedigi o soruyla. Tolstoy. hayatta böyle durum˘ ˘ larla kar¸ ıla¸ ılmadıgını (bo¸ yere) savunmaya çalı¸ ır. söz konusu durumların istisnai oldugu. ve ne olursa olsun asla cebir kullanmamak sarttır. hunharca seyler yapabildigini ¸ ˘ inkar ederek. ama ilk kez belli belirsiz Anna Karenina’da s ˙ telaffuz ettigi. kurtaracas s ˘ s s gımız çocugun ileride hayırlı biri. Tolstoy’un. ‘bir çocuk. 920-1] aynen aktarıyorum:) ˘ Bir kere bu öldürmelerin geli¸ igüzel degil. ama s ˘ hayat böyle arızi durumları bazan dayatmaktadır da gerçekten. Yoksa tek (ve aslen azımsanamayacak) mesele Levin’in orada (ve bir gelecek zamanda) bulunmayı¸ ı mıdır? (Dostoyevski’nin Bir Yazarın Günlü˘ ü’nden. bunun temel tezahürü de sevgidir. öldürdügümüz hunharınsa hayırsız ˘ ˘ ˘ biri olup olmayacagı ve çocuk öldürülene kadar bu cinayetin gerçekle¸ ip ˘ s gerçekle¸ meyecegi (gibi sahte sorgulamaların cevapları da) malumumuz s ˘ degildir. Öte yandansa. onu öldürecek biri ve bunu engelleyebilecek digeri’ gibi durumların gerçekçi sayılamayacagını. ama onu ˘ ˙ cevaplayamaz. ayrıca. bu düsturu ˘ ˘ vazettigi ilerki yıllarda zaman zaman bizzat muhatap olur. sürçer: Insanların çılgınca. meseleye mantıki açıklama getirilemeyecegini tes˘ lim eder. Isa’nın vazettigi sevgi. ˘ ˘ ¸ ˙ kendi Incili’nin de temel düsturudur. sistemli. ruhani uyanı¸ la kavranabilecek bir seydir söz konusu olan s ¸ ˙ ki. s g Kayhan Yükseler çevirisiyle [18. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi vazeden ve Levin’in. “kötülüge cebirle direnmeme” seklindeki Isa düsturu. ˘ ¸ ölmeden iki yıl önce 1908’de yazdıgı “Sevgi Yasası ve Siddet Yasası”nın ˘ ¸ son ek bölümünde.

i¸ ini yapamayacak kadar agır ruh hali içinde bulmu¸ s s ˘ lar. Ama Levin ˘ ˘ bu duygunun hem olamayacagını. ve “Biz” Kimiz? insan kılıçtan geçirilmi¸ tir. bizde degil s s ˘ ˘ ki!” Bunu dogrudan dogruya söylemese de dü¸ ünüyor. tecavüz anında hançerle delik de¸ ik ediliyor. ne de duyduk. sapkın duygular içinde olan insanlar vardır. benden uzakta oluyor bunlar. kadınların ırzına geçiliyor. orada bebeklerin gözlerinin oyuldus ˘ ˘ gunu canlandırın gözünüzde. dünyanın öbür ucunda. tamamen duygulu bir insan görüntüsü veriyor. öyle mi? Aynı olay dünyanın çok uzak ˘ bir kö¸ esinde ya¸ anabilir: “Eh. s ˘ bir Pugaçev çetesi üyesi olmadıgına Levin’in inanmasını isterdim. Burada uzaklık etkileyici olmasın! Gerçekten de kimi ki¸ ilerde bu s psikolojik özellik yok mudur? “Ben görmüyorum ki. ama Levin her˘ halde böyle degil. yani hiçbir s sey hissetmiyor. Mars ¸ s ¸ gezegeninde insanlar ya¸ adıgını. s en azından çok üzülmezdik. ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı toplumumuzun bütün tabakalarında s s ˘ güçlü. sabaha kadar uyuyamamı¸ . Dünyada olmamı¸ tır diye üzülmezdik. içten duygular beslendigini dile getirmek isterdim. iki ya¸ ındaki bir oglanın kız s s s s s ˘ ˘ karde¸ inin gözleri önünde gözlerine si¸ sokuldugunu ve sonra kazıga s ¸s ˘ ˘ geçirildigini. ˙skencelerde öyle incelikler vardı ki geçs I¸ mi¸ te bir benzerini ne okuduk. olamayacagını a¸ ırı bir heyecanla iddia ediyor. hem de hiçbir sey hissetmedigini ¸ söyleyip duruyor. hiçbir sey hissetmiyorum i¸ te!” Saka bir yana. bir hiç. ¸ s ˘ Levin efendi de hiçbir sey (!) hissetmedigini söylüyor ve Slavların ¸ ˘ ˘ ugradıgı baskı ve siddete kar¸ ı halkımızda içten bir acıma duygusu ol¸ s ˘ ˘ madıgını. Bu benim için bir muammadır. Örnegin duygularından söz etmekten pek ˘ ho¸ lanmayan bir bayla kar¸ ıla¸ mı¸ tım.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. . Çocuklarının gözleri s önünde insanların canlı canlı derileri yüzülüyor. ölene kadar korkunç acılar içinde uzun süre çıglıklar ˘ attıgını i¸ itince bu bay hastalanmı¸ . kaba. Bu bayın onurlu ve tartı¸ masız dürüst bir insan olduguna. Elbette duygusuz. buna defalarca tanık olduguma Bay Le˘ vin’i inandırmak isterdim. Mesafe insani duyguları gerçekten etkiliyorsa akla ¸ 43 . annelerin gözleri önünde bebekleri süngülere geçirilip havaya kaldırılıyor. . iki s s s ˘ gün sonra onu. En dehs seti çocukların i¸ kenceler içinde acı çektire çektire öldürülmesi. Halkımızda s ˘ ˘ bu duygunun var olduguna.

Panislavizmin ve Türklerle Müslümanlara kar¸ ı toptancı bir hıncın öne çıktıgından süphelenecektir. uzaktaki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlıkla suçlarken. o kapıya artık ih˘ tiyatla yakla¸ mak. Rus ordusunu. ve “Biz” Kimiz? ister istemez su soru geliyor: “˙nsanlık hangi mesafede sona eriyor?” ¸ I Evet. Dostoyevski’ye sormak da akla geliyor. ama böyle tedbirler sezdirmeksizin köprüyü geçerek. Dostoyevski. ‘burası zalimler kapısı’ diye damgalamaya. Susan Layton’ın i¸ aret ettigi üzere [14]. bu zorbalıgın mimarlarından yana s ˘ olmayı seçmi¸ tir. yıkıcı s hunharlıklardır ve Dostoyevski’nin bunlardan içtenlikle muzdarip olabilecegini. hem de yakınındaki kurbanlarına yardım etmeyi seçer. Tolstoy ise. Çar’a ve Ortodoks kiliseye biat eden bir milliyetçi s ve Panislavisttir. onu okuyan herkes teslim eder. Tolstoy’u. Ka˘ s ˘ zak Ero¸ ka agzından Rusların çocuk cinayetlerini zikretmi¸ tir. masum ve makul bir tedbir sayılabilir ve bu tedbiri s ‘ırkçılık’ diye kökünden kestirip atmak. Bir s ˘ ¸ kapıdan sürekli veya çogunlukla zalimler çıkıyorsa. bu da zulüm kar¸ ıtını veya mazlumu s ˘ s zalime dönü¸ türür. Ama Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü ˘ g okuyanlar da. bu soru gerçekten de akla geliyor. Dostoyevski. bir paranoya ve nefrete dönü¸ üp ırkçılıga da götürebilir ki.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. hem bunlarla ve hunharlıklarıyla mücadele etmeyi. gaflet ve hatta bazan mahva sürükleyebilir. bu ızdırap yanında. Rusya’daki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlık içindedir. in˘ sanların sava¸ meydanında ölmesine kıyasla çok daha korkunç. ama o s mazlum Slavların gelecek ku¸ akları malesef köprüyü kesinlikle geçip s zalimle¸ tiler ve o hunharlıkları atalarına uygulayanlarla aynı uyruk ya s 44 . akla s ˘ s ˙ su soru da geliyor: ‘Insanlık hangi yakınlıkta sona eriyor?’ ¸ Dostoyevski’nin anlattıgı hunharlıklar insanın insicamını bozan. Yani. Dostoyevski bu köprüye girip çıkıyor olabilir. burnunun dibindeki. Tolstoy bunların günahlarını te¸ hir etmeyi seçmi¸ ve daha s s 1863’de yazdıgı Kazaklar’da. kilisesini ve mutlakiyetini melekler olarak görürken. tarihin en baskıcı ve s zorba bir rejimi altında ya¸ arken. yakındaki. ama bu soruyu sorunun sahibine. kendisi daha tuhaf ama aslında yaygın s bir duyarsızlık içinde.

ama günlük gaile ve avuntularla s hayatımızı. yine eskiden zulüm görmü¸ s ˙ bir halkın bugün zalim devleti. kendi ba¸ ımıza da kolaylıkla gelebilecek ve gelmese s bile insicamımızı yıkan fenalıklara.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. dünyanın fena bir yer olmasına. Dostoyevski’nin sözünü ettigi adam da çok ˘ etkilenmi¸ söz konusu hunharlıklardan. insanların böyle hunharla¸ abilmesine. o hunharlıklar ya¸ anmasa ˘ ˘ s da herkesi tarumar edip öldüren ve ölümle beslenen hayatı. gönüllü gitmemizi. ama gönüllü sava¸ a gitmemi¸ . kendilerine Türk ve Kürt diyen insanların birbirlerini katletmeyi sürdürdüklerini. daha yakın bir zamanda. Ve hunharlıklar Balkanlar’da s bu sefer Müslümanlara kar¸ ı i¸ lendiginde Dostoyevski gibi bizim de s s ˘ insicamımız bozuldu (bu insanlar Müslüman oldugundan degil tabii.) hatırlamamız. Levin’in aksine. Israil. Vicdanımızın bir kö¸ esinde ˘ s o hunharlıklara. ˘ ˘ kurban oldugundan). uzaktaki hunharlıklar kar¸ ısında ˘ s insicamımızın bozulabilecegini. gerekiyorsa kendimizi feda ˘ etmemizi saglayacak kadar güçlü olmuyor. Sonuçta. Lübnan’da sivilleri katlederken de insicamımız bozuldu. herkesin birbirini yemesi seklindeki gayrime¸ ru bir tabiat yasasına dayalı hayatı. kurbanları kurtarmaya gönüllü gitmiyoruz. ve “Biz” Kimiz? da dine mensubiyet dı¸ ında hiçbir günahı bulunmayan yeni ku¸ aklara. insicamımızı ˘ bozmaya fazlasıyla yeter. bugünün ba¸ ka örneklerinden de bili˘ s yoruz. benzer hunharlıkların dünyanın s s her yerinde her an ya¸ andıgını ve burnumuzun dibinde de ya¸ andıgını s ˘ s ˘ (mesela organ mafyasını. fenalıgını farkettigimiz hayatı. sahsen tanıdıgımız insanlar ¸ ˘ degillerse. ayakta kalacagı süpheli veya kal˘ ¸ mayacagı ve hasar görecegi süphesiz binalara mahkum edilen insanların ˘ ˘ ¸ bir depremle hunharca katledilecegini vs. Halbuki. Örnek çok ama. s s bir yüzyılı a¸ kın bir süre sonra zulmettiler. bunlara kar¸ ı bir sey yapmayı¸ ıs s ¸ s mıza veya yapamayı¸ ımıza üzülüyoruz. bazı haber ve olaylar öne çıkıp zihnimizi ku¸ atıyor ve yakınla¸ ıyorsa bile. o s ˘ s 45 . s s s “i¸ ini yapamayacak kadar agır bir ruh hali”ne mıhlanmı¸ . ¸ s kızarttıgımız balık veya tavuklarla hunharlıgına katıldıgımız hayatı –ha˘ ˘ ˘ yatımızı– sürdürüyoruz. Mesela. merhametimiz ˘ ve kurtarma istegimiz.

Gazetelere yazdıgı açık mektupla da dikkatleri ve s ˘ iki milyon rubleyi kıtlıktan kıvranan köylülerin yardımına çekmi¸ tir. almaya degil vermeye dayalı bir ˘ ˘ ˘ hayat tarzını. 1873’de ya¸ anan kıtlıkta insanların yardımına s ko¸ an Tolstoy’dur ve bunu o tarihte yazmaya ba¸ ladıgı Anna Karenina’ya s s ˘ ara vererek yapmı¸ tır. Eserlerindeyse sık sık ba¸ kaları için ya¸ amak s s vb. temalar dillenir. “agır bir ruh hali”yle (ama “i¸ ini yapamaya˘ s cak” bir duruma mıhlanmadan) meseleye sahip çıkacak. tüm buns ları. Levin o lakırdıları ¸ etmeden dört yıl önce. Rusya’nın ve dünyanın dikkatini meseleye çekecek. Tolstoy’un. Nitekim Dosto˘ ¸ yevski. ba¸ kaları için duydugu s ˘ s s ˘ merhamet yüzünden degil.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Ama Levin hiçbir sey hissetmedi˘ ini ileri sürüyor. Ba¸ kalarının ızdıraplarını payla¸ amıyormu¸ gibi s s s görünür Tolstoy buralarda. Tanrı’ya döndükten sonra da aynılarını vazeder. Yukarıda degindigim ¸ g ˘ ˘ bazı örnekler de. 46 . dört yılda. 1886’da tamamlayacagı. kendini kurbanla¸ tırıp sızlanmak seklinde s ¸ degil. sefaletin hayır i¸ leriyle giderilemeyecegine ve (Proudhon’un) “mülkiyet hırsızlıktır” s ˘ sözünün dogruluguna tanıklık edip. “hiçbir sey hissetmedigi”ni akla ¸ ˘ getirebilecek türdendi. gerekeni yapmak seklinde ızdırap çekiyordur. belki de Levin’den daha iyi degi˘ liz. Tüm buns ˘ larda bazan ve kısmen dogruluk payı vardır belki (azizlerin de günahkar ˘ olabilecekleri gibi). ardından varını yogunu köylülere dagıtmak isteyecek. Levin’i hiçbir sey hissetmemekle suçlar ama. Dostoyevski ve biz. Levin gibi. asgari tüketim ve bedensel çalı¸ mayı vazedecek. öyle yapması gerektigine inancı ve kendini ˘ ˘ mükemmelle¸ tirme ihtirası yüzünden yaptıgı akla gelebilir. ama sanki bu tür hassasiyetlere sahip olmadıgı için vazediyormu¸ gibi bir ˘ s ku¸ ku yaratır insanda. Yaptıgı hayır i¸ lerini de. Öyleyse Ne Yapmalıyız? [15] adlı ˘ kitabında anlatıp. ve “Biz” Kimiz? adamı saymazsak. ama karısının in˘ ˘ fiali ve Çar’a müracaatla bunak raporu çıkartmak gibi tehditleri sonucu. s 1882’de Moskova sayımına katılacak. ama belki de sadece ızdırap çekme sekli Dosto¸ yevski’ninkinden farklıdır. halkın sefaletini somut olarak kendi gözleriyle görüp.

yerli ve yabancı s s para ve gıda yardımı temin edecek. bütün ailesiyle çe¸ itli bölgelere yayılacak. Ve halkın genel sefaletiyle maruz kaldıgı hunharlıkları te¸ hir ˘ ˘ s ˙ eden yazıları Çar tarafından yasaklanacak. hayır i¸ leriyle s toplumun kurtulamayacagını vazettigi ve Levin’in duyarsızlıgına ben˘ ˘ ˘ zer bir kayıtsızlık gösterdigi halde. onaltı bin s ki¸ iyi doyuracaktır (ki ogullarının faaliyetleri bu rakamlara dahil des ˘ gildir). yani Lenin. kendisi de egilecek ve gözlerinde ya¸ larla. böylesi grupları devrimci propaganda 47 . onu 82 ya¸ ında evden kaçmaya zorlayana kadar). s Kıtlıksa 1891-92 yıllarında tekrarlaycaktır ve Tolstoy. yani hiçbir sey hissetmeyen ¸ Levin. ba¸ kalarını bu seferberlige çekecek. Ingiltere’de yayınlattıgı bir ˘ yazı nedeniyle Çar kendisine kar¸ ı bir önlem almayı dü¸ ünecek ama s s cesaret edemeyecek. ha˙ sat zamanı bölgeyi terkederken onu minnetle ugurlayacaktır. ama asıl kalabalıksa. [20] s ˘ Bu arada. rahipler onu Deccal ilan edecek ve bazı köylüler buna inanıp tehditkar bir tutum takınacak. ondan kendini böyle ˘ s a¸ agılamamasını dileyecektir. yine. Iki sene ˘ evinden uzakta kıtlıkla mücadele eden Tolstoy. ˘ daha sonra yazdıgı ve yazacagı her seyin her tür telif hakkından vazgeç˘ ˘ ¸ tigini ilan edecek ve vazettigi sekilde ya¸ amaya çalı¸ acaktır (karısının ˘ ˘ ¸ s s dinmeyen infiali.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Bu genç Vladimir Ilyiç Ulyanov’dur. kontrol için gelen iktidar yetkililerinden korumak üzere evini çembere alıp. s ˘ 124’ü çocuklar için 370 a¸ evi açacak ve günde üç bini çocuk. yardım birimlerinin se¸ killenmesine bile göz yummuyor. (yardım faaliyetleriyle kendini heba ˘ edip ölecek olan) dostu Rayevski’den durumun aciliyetini ve vahametini ögrenince. 2000 yılında yazdıgı Lenin ˘ biyografisiyle [26] bu bilgileri teyit ediyor: Lenin. genç ogluyla önünde egilip yardım isteyen bir köylünün kar¸ ı˘ ˘ s sında. ve “Biz” Kimiz? tüm varlıgını ve 1881 öncesi eserlerinin telif haklarını ailesine devredip. açlık ve ˘ s hastalıkla pençele¸ en köylülerin yardımına ko¸ acak. Robert Service da. toplumun hayır i¸ leriyle kurtulamayacagını vazeden bir s ˘ genç de o sıra kıtlık bölgesindedir ve yardım ve a¸ evi faaliyetlerine s ˙ katılmayan iki siyasi sürgünden biridir [25].

ve “Biz” Kimiz? için kullanıyormu¸ . s ˘ ¸ s s kızkarde¸ i yardım faaliyetlerine katıldıgı halde o katılmayı reddetmi¸ . Tolstoy’un bir ba¸ ka öne çı¸ s kan eylemi de.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Çar ve kilise hükümranlıgı altında telef olan halk adına korku˘ suz bir mücadeleyle geçecektir. dı¸ yardım ve s s ˘ s s hükümet müdahalesine izin vermemi¸ . s s Hiçbir sey hissetmeyen Levin’in aksine. Bu yüzden. kıtlık “ilerici bir s faktör olarak rol oynuyor”mu¸ . III. zas ˘ rarlıymı¸ da aynı zamanda. [27] s Levin hiçbir sey hissetmedigini söyler. ¸ ˘ sürekli. vicdani redci Hıristiyan toplulugu Dukhoborların Kanada’ya göçünü saglamasıdır.000 ki¸ inin ölümüyle sonuçlanırken. Lenin’in kayıtsızlıgı aile üyelerini bile sa¸ ırtmı¸ . Levin’in s ötesinde. bu çalkantı ve baskının en büyük mimar ve uygulayıcılarından biri. Rusya’nın ˘ en çalkantılı ve baskıcı bir döneminde. inançları yüzünden gadredilen. Ailesi Samara’daki bir çiftlikten gelir s temin ediyormu¸ ve Lenin gayet “ilerici” bir fedekarlıkta bulunup. Bu ¸ ˘ s “ilerici” kıtlık yakla¸ ık 400. bardagı ta¸ ırıp Tolstoy’un aforozuna s s ˘ s yol açan son damla olacaktır. Lenin’in s s “ilerici” iktidarı tesis edildikten sonraysa kıtlık da daha “ilerici” olmu¸ s ve 1921 kıtlıgında 1-1. Aleksandr üzerinde nüfuz sahibi olan ve Kutsal Konsey’in uzun süre ba¸ ında kalan Pobedonostsev. kapitalizmin geli¸ imini ve ˘ s dolayısıyla önündeki nihai sosyalist ilerlemeyi yava¸ latacagı için. Lenin’den de “ilerici” oldugu anla¸ ılan Stalin. insanlar s açlıktan telef olur ve Tolstoy onları kurtarmaya çalı¸ ırken. ideolojisi ugruna insanların telef olmasına aldırmayan Pobedonostsev. s ˘ s çünkü insani önlemler sadece yetersiz degil. Lenin’e göre. Buna vesile ˘ ˘ 48 . ama Tolstoy’un son otuz yılı. 1899’da bu sefil manzarayı ve (Toporov karakteriyle) Kutsal Konsey’in (en yüksek dinî otoritenin) ba¸ ındaki s Pobedonostsev’i te¸ hir eden Dirili¸.3 milyon ve 1932-33 kıtlıgında da en az 5 milyon ˘ ˘ ki¸ i ölmü¸ . kıtlık s sartlarına ragmen köylüleri eksiksiz kira ödemeye mecbur etmi¸ . daha çok Lenin’in yukarıdaki portresine benzeyen. eserlerini sansürleyip aforoz ettigi ˘ Tolstoy’un ba¸ dü¸ manı ve Dostoyevski’ninse dostudur. kıtlık bölges sinde kilise restorasyonu için para harcama pe¸ indedir [27].

ba¸ ka bazı naho¸ Dukhobor özelliklerinden de söz ediyor: ˘ s s gerçekte bir süredir eski pasifist geleneklerine aykırı ya¸ ayıp. yani gayrisamimileri veya (aynı derecede samimiyetsiz) a¸ ırı samimi fanatikleri. bilerek ya da s s s bilmeyerek iktidar. üç yıl sonraysa Kilkov’un dı¸ sürgüne gitmesine s izin verilir. ho¸ görüsüzlükleri vs. kendi iç iks tidar entrikaları nedeniyle Tolstoy’un görü¸ lerini benimsemeleri. etrafını çevreleyen ve Tolstoyculuk kilisesi kurup ruhban sınıf olu¸ turmaya çalı¸ an. Tolstoy’un “kötülüge s ˘ cebirle direnmeme” dogmatizminde. • 49 . Dukhoborların. inançların. sonunda bu yöntemle bir sey yapılamayacagına ¸ ˘ hükmedip sosyalist devrimci olacaktır. Tolstoy’u. izmlerin. aynı inanç ve s pratikleri benimseyen Dukhoborların yanına gönderilir ve 1895’de Dukhoborların vicdani reddine öncülük ettigi (yanlı¸ ) gerekçesiyle Balkan ˘ s eyaletlerine sürülür. Rusya’ya dönü¸ te pasifizmi benimseyen. katı ve s irrasyonel tutumları. 1877-78 Osmanlı-Rus sava¸ ında bir Türkü s öldürmekten hicap duyup. ama Dirili¸’in gelirini kabullenip. Kilkov. Tolstoy’un takipçileri arasında en samimi ve yetenekli ki¸ i s diye gösterilen Kilkov. kraldan çok kralcı müs s ridleri de sorumlu tutuyor [28]. menfaat ve övüngenlik saiklerini gizleyen hakikat bezirganlarını –tüm önderlerin.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s küçük bir bölümünü kendine ayırarak topragını köylülere dagıtan ve ˘ ˘ onlar gibi ya¸ ayan Prens Kilkov’dur. ama bu macerada bizzat yer alan Aylmer Maude. kutsalların kiliselerini kuran (aslen putperest) ruhban sınıfını– Farisileri. Tolstoy’un müritlerince haberdar edilmedigi. Aylmer Maude’un biyografisinde anlatıldıgı üzere. Tolstoy. Maude. Kafkasya’ya. bir ba¸ ka deyi¸ le. Dukhoborların Kanada’ya s göçüne vakfedecek ve bu i¸ i düzenlemeye de ogullarıyla takipçilerini s ˘ görevlendirecektir. liderlerini Tanrı elçisi saymak gibi bazı batıl inançları vardır ve Tolstoy bunlardan haberdardır. Dukhoborların gördügü muameleden haberdar eden i¸ te ˘ s bu Kilkov’dur. Rus ors ˘ dusunun en genç albayı olan. o tarihte artık epeydir eserlerini telifsiz yayınlamaktadır. ve “Biz” Kimiz? olan ki¸ iyse.

bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine. ˘ s ˘ öyle arızi bir durumla somut olarak yüzle¸ tiginde de. [33. Levin’in kayınpederi Prens daha önce koymu¸ tur aslında: s ˘ “Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. benzer bir formülü. Vatanseverligin ele¸ tirildigi ba¸ ka yerlerde de. En azından. “ülke ˘ s ˘ s sevgisi” denmi¸ . Ayrıca. ˘ s arızi veya degil. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli.123] s 50 . bir hipnotizma. parçalanacak bir çocugu ¸ s ˘ ˙ kurtarmanın son çaresiyken bile cebri yasaklamak. Kozni¸ ev’in ˘ s 9 Bu kitap Türkçeye de çevrilmi¸ . ve “Biz” Kimiz? Kayıtsız sartsız her ko¸ ulda.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “milliyetçi s kadınlar” deniyor. Yukarıdaki “vatansever kadınlar” yerine. kar¸ ılıgını ben veririm” seklindeki Kutsal Kitap s ˘ ¸ sözlerini epigraf yaparak ba¸ lamı¸ tır ve sekizinci bölümün yukarıda s s inceledigim tartı¸ masına son noktayı da. “Intikam benim. herkesin önünde s hücuma. fikir adamlarının gazetelere yazıp. s. kamuoyuna ˘ tercüman olması gerektigi yollu haksız bir savunma getirir. s. 108]9 s Alphonse Karr’ın yukarıdaki sözlerine kar¸ ın Kozni¸ ev. Tanrı’nın krallıgına giri¸ biletini iade ˘ ˘ s ederek. Ve yine süphesiz. niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. taarruza gönderin!” Çok sonraları. sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu. tuhaf bir sekilde kendini kurtarama¸ dıgı bir Tolstoy Sendromu. kategorik olarak. ama hayır i¸ lerinin yetersizli˘ s gini vazedip kıtlık vahametiyle yüzle¸ tiginde kolları sıvayan Tolstoy’un. her durumda ve daima kolları sıvama kararı sadece kolun ˘ sahibiyle onun vicdanı arasındaki bir meseledir. kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben Einstein da kuracaktır: Bence. Alphonse Karr’dan yaptıgı su ˘ s ˘ ¸ alıntı ve alıntının mantıki ve vicdani icaplarıyla. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. özel bir ön cephe birligine. Nitekim Anna Karenina ˙ da. “yurt sevgisi”. hiçbir düstur s ˘ ugruna çocukları feda etmeyip. yine kolları sıvayacagına süphe yok. toplumda i¸ s s s bölümü bulundugu. öyle arizi ˘ ¸ ¸ bir durumda vicdani reddin ne kadar vicdani olacagı tartı¸ ılabilirse de. sırf Isa’ya atfedilen bu düsturlar yüzünden. Tolstoy’un.

ve “Biz” Kimiz? bu i¸ bölümü savunması. karınızı ¸ ˘ yasa bogmak varsa. ama bu gelenegin en etkili sözcüsü ve ta¸ ıyıcısı. Gandi’yi de ˘ s ˙ esinleyen Tanrı’nın Krallı˘ ı Içinizdedir [29] gibi eserleriyle. s ˘ Vicdani redci. gidip ölün ve öldürün’ diyemez. sava¸ ın ˘ s gerekli. kaçınılmaz oldugunu vazeden herkes. Bildiride. Alphonse Karr’ın sözlerini. ˘ s Tolstoy’u i¸ ine geldigi gibi karakterlerine yanlı¸ örnekler verdirmekle s ˘ s ve konu¸ turmakla suçlayan Dostoyevski de. mesela. çocugunuzu. ˘ 1919’da I. babanızı. hele 20’li ya¸ lardaki çocuklara. Kısa bir Tolstoy biyografisi de yazan. sizin s ˘ sansınıza ölmek ve öldürmek. Tolstoy’un paltosundan çıktı˘ ına g veya güç aldıgına dikkat çeker. Tolstoy. ˘ ¸ s yüzünden asker olmayan veya askerligini tehlikesiz bir sekilde savan ˘ ¸ ˙s biri. cinsiyeti. sonradan yazdıklarında bu meseleyi asla cevapsız bırakmayacak. insanlara.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. hiç ihmal etmeyecektir. en önde sava¸ malıdır. bana ne. 1900’de yazdıgı ve bu kitabın son ma˘ ˘ ˙ ˙ kalesi olan “Vatanseverlik ve Iktidar”da: “Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden bu deh¸ etli düzenleme” veya ˘ s “kadim dünyanın herhangi bir köleliginden kıyaslanmayacak kadar beter ˘ derecede bir a¸ agılanma ve itaat gerektiren bir kölelik durumu”. Dünya Sava¸ ı bittiginde. Zorunlu askerlik bir yana. ya¸ ı vs. “hiç önlem alınmadıgı için” insanların ˘ ˘ 51 . “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi” ba¸ lıklı s ˘ ˘ ˘ s bir barı¸ çagrısı kaleme alır. Tolstoy’dur. g Aylmer Maude da. ananızı. zorunsuz askerligi de en sert biçimde lanetleyecek ve vicdani ˘ red ile redcileri savunacaktır. anti-militarist ve pasifist gelenekler tarihte epey gerilere gidiyor. vicdani red hareketlerinin. ‘I¸ bölümü geregi. zorla ˘ ˘ asker yapıldıgı bir yerdeyse haklı görülemez. s o sözlerin mantıki ve vicdani icaplarını ve (Tolstoy’un ihmaliyle) cevapsız bırakılmasını es geçer. sanatını ve s ˘ ˘ zihnini Devlet hizmetine verdigi”. kendi iradeleriyle degil de. ünlü ˘ Fransız yazar Romain Rolland’ın esin kaynagı da Tolstoy’dur ve Rolland. sansı. “çogu aydının bilimini. Bu kitaptaki makalelerde de bu meseleye zaman zaman deginir. ancak insanların kendi iradeleriyle asker ols dugu bir yerde haklı görülebilirdi belki. barı¸ giri¸ imlerinin ve s s Milletler Cemiyeti gibi örgütlenmelerin.

[30] 1926’da. bir ülkenin veya bir sınıfın bencil çıkarları ve tutkularına alet ettigi” vurgulanır ve sınır. aydınların insanlar arası sevgi ve anlayı¸ ı yok etmeye. Bu yönde en etkili ˘ ˘ düzenleme. hakiki silahsızlanmaya dogru bir ilk adım olarak.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Gandi. Millet˘ ler Cemiyeti’nden. ba¸ ı bo¸ bırakılan bu güçlerle aklın bir ˘ s s kenara itildigi. Tagore. s ˘ Baraka hayatı. ne kadar haksız ve aptalca olursa olsun ˘ emirlere körü körüne itaat ve düpedüz katletmeye yönelik egitim. sadece “Hakikat’e ˘ ˙ hizmet etme”. “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri” ba¸ lıs s gıyla. G. ˙nancımız su ki. ölüm saçmaya zorlamak. Bertrand Russell. insan haysiyetini ayaklar altına alıyor. ırk. askerî talim. bir s devletin. berabes ˘ rinde insan ki¸ iliginin alçalmasını ve özgürlügün yıkımını getiriyor. bütünü için çalı¸ ma” çagrısı ˘ s ˘ yapılır. zorunlu asker orduları. zorunlu askerligin tüm ülkelerde kaldırılmasına yönelik bir teklif getirmesini istiyoruz. barı¸ için ciddi bir tehdittir. H. Vatanda¸ larını sas 52 . Milletler Cemiyeti’ne hitaben ve Tolstoy’la daha somut biçimde ˘ örtü¸ en yeni bir bildiri kaleme alınır. Martin Buber. Bu gibi ki¸ ilerin ve daha birçogunun imzaladıgı bildiride sunlar vurgulanır: s ˘ ˘ ¸ [31] ˘ [. gelecek ˘ için ders çıkarmaları gerektigi. “Insanlıgın çıkarları için. bu kez Britanya’da. ˘ s tüm güçleriyle nefret ekmeye hizmet ettigi ve “elçileri olmaları gereken ˘ Dü¸ ünce”ye tecavüz edip. hayatlarından vazgeçmeye ya da iradelerine ragmen ˘ I ˘ veya eylemlerinin haklılıgına kani olmadıkları halde. . ˙nsanları. demokrasiye ve insan hayatına saygıyı yerlebir ediyor. bireye. dünya çapında zorunlu askerligin lagvedilmesi olacaktır. Henri Barbusse. . Georges Duhamel. ve “Biz” Kimiz? “çok güçlü kolektif cereyanlara” kapıldıgı. geni¸ profesyonel subay I ¸ s takımlarıyla. ˘ Dolayısıyla. zümre tanımadan. Romain Rolland. imzalayanlar arasında su gibi s ¸ isimler vardır (italik yazdıklarım önceki bildiriyi de imzalamı¸ lardır): s Einstein. Wells vs. “onu sosyal veya siyasi bir zümrenin. Miguel de Unamuno. ] Mutlak silahsızlanmaya dogru kati bir adım ve uygar ulusların di˘ ˘ magının demilitarize edilmesi için çagrı yapıyoruz. Zorunlu askerlik. ama bu tecrübeden.

Zorunlu askerlikle. s 10 Türkçe 11 Bir çevirisinde. ˘ ˘ Bu degerlendirmeyi layıgıyla irdeleyebilmek için. bizi cebren askerî hizmete ve sava¸ a girmeye zorlayınca. ¸ bence. Devlet. diyor insanlar ısrarla. s mesela Einstein’ın su gibi görü¸ leriyle de: ¸ s ˘ Devlet bizim hizmetkarımız olmalı. Okullarıns ˘ daysa. militarist saldırganlık ruhu nak¸ ediliyor. erkekler sava¸ ı kaçınılmaz ve hatta arzulanır bir s ˘ s sey olarak görmeye ba¸ lıyorlar. milliyetçilik dininin yanısıra. askerî yeterligin psikolojik temelini olu¸ turur. ulusal ordularla. dı¸ mekanizs ˘ mayla10 zihnin iç haleti arasında kar¸ ılıklı bir ili¸ ki bulundugunu s s farketmek lazım. onlarda muhakkak milliyetçi bir ruh uyandıra˘ caktır ki bu. Ahalisinden askerî hizmet s talep eden bir devlet. . s. [. Son yüz elli yıldır. ] ¸ s Tolstoy ve Einstein’ın yolları sık sık kesi¸ iyor –bu bildirinin yanısıra. ama yanlı¸ s s kullanılan vatanseverlik adıyla da malum seyin– korkunç abartılan ¸ ruhudur. milliyetçiligin –kulaga ho¸ gelen. ˘ Su an milliyetçiligin böylesine esef verici bir seviyeye yükselmesi. bu emri ihlal s ediyor [. haklı olarak diyorlar ki. uluslararası ˘ ˘ düzene en büyük engel. s ˙ 53 . daha kibar adıyla söylersek. s ˘ ˘ barı¸ ta onların hayatlarının esenligine ve degerine asla gereken s önemi vermez. gençligin gözünde kaba kuvet aygıtını da putla¸ tırmalıdır. Sadece mekanizma geleneksel hissiyat kalıplarına dayanıp. ] Ruhani silahsızlanma. bu put her yerde ürkünç ve son derece habis bir güç edindi. men¸ eyi ve idamesini onlara borçlu bulunmuyor. yakından ili¸ kili. s s Sava¸ egitimiyle. tüm bir erkek nüfusa. [33. etkilenmeye en açık bir ya¸ ta.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “mekanizma” yerine sürekli “Makine Sanayii” denmi¸ . . ve “Biz” Kimiz? va¸ a gitmeye zorlamak konusunda kendini yetkili gören bir Devlet. . 112] s ba¸ ka Ingilizce çeviriye göre “bu dinin yanısıra”. . ayrıca. biz onun kölesi degil. dinin11 yanısıra. yani. Dahası. mevcut s mekanizmanın kendisi de milli hissiyat kalıpları üzerinde etkili bir rol oynuyor. maddi silahsızlanmadan önce gelmelidir. zorunlu askerlik hizmeti uygulamasıyla.

[. büyük toplumsal hayırları da olan Fransız Dev˘ rimi’yle ba¸ ladı ve çok geçmeden tüm diger ulusları etkisi altına s aldı. Bir adamın. bana göre. 113] s 12 Türkçe 54 . . Bu s s ˘ ¸ ˘ ˘ gelenegin esas ta¸ ıyıcısıysa. [33. “Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin” ifadesi yerine. “askeri hizmete kendini adayarak kar¸ ı olanların” denmi¸ . 96-99] ˙nsanlık tarihinin sayfalarında gerçekten degerli olan sey. vicdani redciler13 ulusla rarası düzeyde korunmalı. “vicdani redciler” yerine. Bu konu beni. [32. duyguda sıg kalır. 112] s s 13 Türkçe çevirisinde. midemi bu¸ ˘ landıran askerî sisteme getiriyor. . Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin12 s ˘ bugün maruz kaldıgı feci ezayla. siyasi devlet degil. yaratıcı. beyaz ırkın ˘ ahlaki çökü¸ ündeki temel sebeptir ve sadece uygarlıgımızın hayatta s ˘ kalmasını degil. sürü tabiatının su en berbat ürününe. . ki¸ iliktir. Bu mutlak surette gerekli ˘ ˘ ilerlemeye direncin kaynagı. s. s ˘ aynı zamanda da. bana ˘ I ¸ ˘ göre. sürüyse. geçmi¸ yüzyıllarda din sehitlerinin s ¸ maruz kaldıkları arasında bir nebze fark var mı. sürü olmaklıgıyla dü¸ üncede s ˘ ˘ sıg. en önemlisi. ] ˘ ˘ ˘ Saglıksız milliyetçiligin kaynagı olan zorunlu askerlik hizme tiyle mücadele edilmeli. ve “Biz” Kimiz? Dolayısıyla zorunlu askerlik uygulaması. s ˘ çevirisinde. Dolayısıyla uluslararası bir ruhun olu¸ umunu desteklemek ve sös ¸ venizmle mücadele etmek isteyenler zorunlu askerlik hizmetine kar¸ ı s bir duru¸ sergilemeliler. Bu lanet. dörtlü sıra halinde uygun adım yürümekten zevk alması. [33. ] Ulusların sorumluluk sahibi liderlerinin aslında sava¸ ı bertaraf ets meyi samimiyetle istediklerine inanıyorum. . toplum için bir utanç ˘ kaynagı olmak bakımından? [. “kendini bu konuya adamı¸ muhalifler” s denmi¸ . mevcudiyetimizi de kökünden ciddi biçimde tehdit etmektedir. egitim sisteminin i¸ leyi¸ iyle kalıtsal bir s s hastalık gibi ku¸ aktan ku¸ aga geçen su talihsiz milli geleneklerdir. askerî egitim ve bunun yüceltilmesidir. Basın’ın agır sanayi ve askeriye tarafından kontrol edilen o bölümüdür. soylu ve yüce olanı yaratır. s. farkedebilen bireydir. ancak s ˘ o. s. bir bando nagmeleri e¸ liginde.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.

ordu dı¸ ı alternatif sivil hizmet uygulamasına geçme s çagrısı. Irlanda. vicdani red hakkını gerçekten ve dürüstçe tanıma ve ˘ uygulama çagrısı yapıyorlar. s s vicdani reddi destekliyor ve dü¸ ünce. okullar ve basın üzerinden sistematik biçimde yozla¸ tırılmı¸ olmasaydı. s 55 . insanoglu gözümde çok degerli. kısaca. epey zamandır da ülkelere çagrıda bulunuyor. Zorunlu askerlik hizmeti. eger milletlerin s ˘ sagduyusu. a¸ agılık bir sey bana göre! Böyle igrenç bir s ˘ ¸ i¸ te yeralmaktansa parçalara ayrılmayı tercih ederim. Yine de. s s ˙ ˙ mesela: Australya. bugün uy˘ ˘ gar dünyayı muzdarip eden sakatlıgın. s.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. birey haysiyetindeki sakatlıgın en utanç verici semptomudur. bana göre. Uygars s ˘ ˘ lıgın bu veba kaynagı en kısa zamanda yok edilmeli. vicdan ve inanç özgürlügü çerçes ˘ vesinde temel bir insan hakkı olarak kabulleniyorlar. [32. Kanada. Bugün birçok ülkede (kimilerinde epey ˘ zamandır) vicdani red hakkı tanınıyor. ticari ve politik çıkarlarca. ona tek gereken muhafazasız bir omurilikti. ahmakça siddet ve vatanseverlik adı altında giden ¸ ˘ tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! Sava¸ s ˘ ˘ son derece bayagı. Emir üzerine kahramanlık. kanunda ve uygulamada bu hakkı tanıyan ˘ (insanları sorguya çekmeksizin. zira inanıyorum ˘ ki. Arjantin. Büyük beyni kendisine tamamen yanlı¸ lıkla verilmi¸ . Izlanda. profesyonel veya gönüllülerden olu¸ an ordular var ve zorunlu askerlik yok veya kaldırılmı¸ bulunuyor. Birle¸ ik Krallık. bu melanet epey önce ortadan kalkmı¸ olurdu. tüm s ˘ ˘ ˘ bunlara ragmen. herhangi bir ülkenin koyun kitleleri gazetelerce I kı¸ kırtılıp. bugün. ba¸ vuru süresini kısıtlamaksızın ve bu s hakkı gizlemeksizin tanıyan) düzenlemeleri yapıp hayata geçirme ve hem mahiyet hem de süre bakımından cezalandırıcı (yani askerî veya uzun) olmayan. ve “Biz” Kimiz? onu hakir görmem için yeterli. 15] Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumlar. 10] s s ˙ki hafta içinde. birkaç çıkar grubunun ˘ adi emelleri ugruna. insanlar üniformaları s giyip ölmeye ve öldürülmeye hazır hale gelirler. öyle azgın bir öfkeye sevkedilebilir ki. [32. s.

ama Avrupa Konseyi üyesi olan sadece iki ülkede. aynı sekilde. Slovenya. Portekiz. Norveç. Kimi ülkelerde. ve hatta. Slovakya. Nazilerin onu daha önce ele geçirmesini engellemektir. Malta. Almanya. Lituanya. Nazizmin daha önce durdurulmayı¸ ından Britanyalı s pasifistleri de sorumlu tutar. Yeni Zelanda. Çek Cumhuriyeti. yasada bile tanınmıyor ve vicdani ˙ redciler de gadrediliyor. bunların yanısıra. Macaristan.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy Nazileri görmedi. s ˘ ˘ Te¸ hislerinde haklı bulunur Tolstoy. hem Einstein. Belçika. Fransa. zorunsuz askerlige de. ˘ s o irrasyonel unsurun diger tezahürü içinde. Güney ˙ ˙ Afrika. bir vicdani redcinin (Mehmet Tarhan) davasında Türkiye’yi suçlu buldu. Estonya. Isveç. Romanya. Ermenistan ve Yunanistan gibi birkaç ülkedeyse vicdani red hakkı sözde tanınıyor. Italya. s ˙ ˙ Polonya. atom bombasının icadına ¸ gerekçesi de. Ispanya. yukarıda özetledigim ˘ Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi kriterlerine uymayan yasa veya s s uygulama aksaklıkları var. ˘ insanlıgın sürekli bu irrasyonel unsur içinde debelendigini ve böyle gi˘ ˘ derse daha da batacagını herkesten iyi görüyordu (ba¸ ka makalelerinde. Hollanda. mesela: Avusturya. Azerbaycan’da ve 1949’dan beri üye olan Türkiye’de vicdani red hakkı hiç. Birle¸ ik Devletler. nitekim. ama bu kitaptaki makalelerin kanıtladıgı üzere. Danimarka. Malezya. ama daha ziyade ba¸ ka eserles s rinde (etkin bir) pasif direni¸ i en uç noktaya kadar savunan devası. her s 56 . s Ama Einstein. Isviçre. 2006’da Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. hele Rusya. ve “Biz” Kimiz? Hindistan. Monako. Lüksemburg. etkin bir uluslararası hakemlikten ve ordusundan da yana olur. [34] • Zorunlu askerlige de. Letonya. ama epey zamandır vicdani red hakkı tanınıyor ve alternatif hizmet uygulaması var. din içinde de aynı seyin ˘ ¸ ya¸ andıgını gösterdigi gibi). Fas. ˘ Bazı ülkelerdeyse zorunlu askerlik kalkmadı. Karadag. hem de ˘ ˘ Tolstoy kar¸ ı çıkarlar –Tolstoy daha kapsamlı ve daha sert olmak üzere. zorunlu askerligi süphesiz savun˘ ¸ mamakla birlikte.

fa¸ izme kar¸ ı Tolstoy’un s ˘ ˘ s s devası ne kadar tedavi saglayabilirdi veya hiç saglayabilir miydi? Bu ˘ ˘ soruların cevabı. adam olmak yerine kurtadam oldugu. orada vicdani redcilerin bulunması yüzünden degil. ˘ s Dolayısıyla. dini veya uyruguna bakmaksızın. tedavi ancak kurtadamla¸ madan önce uygulanabilir ve s deva da zaten hakikatten. çünkü gelecek tepki. sırf sürüye ait görmedikleri için ˘ ba¸ kalarını bogazladıgı Nazi Almanya’sına. artık bünye s deva kabul etmez. Nitekim. bunu kestirmek zor. yalnız burada gözardı edilmemesi gereken önemli bir nokta var: Kurtadamla¸ ma salgını hakimiyet kazandıktan ve akıl ile vicdan s devre dı¸ ı kaldıktan sonra deva aramak zaten nafiledir. vicdanın katledilmesi yüzünden. ¸ s hatta dı¸ arıya yayılır ve sonuçta uzun bir kan cehenneminden –i¸ i¸ ten– s s s geçtikten sonra kurtadamlar durdurulur. bulunmaması yüzünden. insan olmak yerine hayvan. ˘ tam tersine. artık “Hey sa¸ sırdınız mı? Adam olmaktan çıkıp kurtadam oldunuz” diye uyarmanın ¸ anlamı yoktur. vicdanen sorumlu bireyler degil. aklın ve vicdanın s ˘ s ˘ hakim kılınmasıdır. zaten adam olmak degil. ve “Biz” Kimiz? zaman tamamen tedavi edebilir mi. Çocukların Bilgeli˘ i’ndeki Ma¸ a’nın “‘Biz’ kis g s miz?” sorusuna kar¸ ı. adamlıktan nerede sapıldıgını. ama insanların ¸ s korkunç bir salgınla cinnet geçirip içindeki en hunhar yanları azdırarak. ya sen de kurtadam olursun. bilincinde feci bir yara açmı¸ ve kolaylıkla hortlayıp ˘ s insanları ele geçirebilecegini de kanıtlamı¸ olur. kurtadamlıga ˘ ˘ geçmenin nerede ba¸ ladıgını te¸ his ederek. emir-komuta ˘ zincirinde halkalar imal eden militer bilincin tüm toplum kesimlerine nak¸ edilmesi yüzünden. yani Tolstoy’un te¸ hisidir zaten deva olan. s Nazi Almanya’sı da. bir buçuk asır boyunca.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ köpekler ve diger bazı hayvanlar gibi. cevap biraz süpheli. sadece kan cehenneminden beslenir. ˘ kurtadam olmak esastır. adamlıgın. “Evet tabii. Gandi pasif direni¸ le Britanya’yı dize getirdi. ya da seni parçalarız” seklindedir. artık kurtadamla¸ ma salgını ve parçalamalar hızlanır. Gandi-Britanya örnegiyle verilebilirmi¸ gibi görünmü˘ s yor pek. zalimleri ve s ˘ 57 . ama bu seytani gen insanlı¸ gın vicdanında.

masumları ve masumiyeti “Biz” sayan bir cevap ver˘ s mek yerine. Port Arthur’un teslim edilmesi üzerine Tolstoy’un gözya¸ ı döktügünü söyler [28]. ama güçlü elementin. övüngenlik vb. millet. adam olmak yerine kurtadam oldu ve tarumar olup. “Bizim s ˘ s zamanımızda asla böyle bir sey yapmazdık” dedigi söylenir. s aynı irrasyonel elementin –yani yalan. Diger kimi hatıra ve biyografilerde de. mazlum da ˘ s olsa Almanlıgın ülküle¸ tirilmesi yüzünden. kutsalla¸ tırma. maddi ve manevi menfaat. zalim de olsa. çehreler altında. Nefs’in– simgeler ve kutsallar üzerinden. saikleri yüce degerlermi¸ gibi sunup hakikat yerine ikame ederek. insanlıgı ülküle¸ tirmek yerine. hür aklı ve vicdanı devre dı¸ ı bırakıp tecavüz etmemek s seklinde özetlenebilecek temel ve evrensel degerleri ve ülküleri –yani ¸ ˘ hakikati– katlederek. orayı havaya uçururduk. ˘ s ayrıca sava¸ larla katliamlara yol açarak. propaganda. insanları ve toplumları yozla¸ tırs s dıgını.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. önder vb. Büyük kızı ¸ ˘ Tatyana ise hatıralarında. bu sözlerin muhatabı olan bir “Tolstoycu”yla Tolstoy arasındaki bu konu¸ manın söyle sürdügünü yazıyor (soran s ¸ ˘ Tolstoycu): “Ne yapardınız?” “Teslim etmektense. güç. Tolstoy. ˘ s kendi içinde gördügü gibi. Ma¸ a’nın “Hep beraber ˘ s s olmak daha iyi olmaz mıydı?” sorusuna kar¸ ı. vatanseverlik hipnozus nun hakim kılınması yüzünden. bu pagan ˘ tanrının. tarih boyunca aslen din veya sövenizmin türevleri seklinde teza¸ ¸ hür ettigini görüyordu. halk. Nazi Almanya’sını görmemi¸ ti ama. gerçekte tapılan ve taptırılan putun. yozla¸ anların daha da putperestle¸ ip baskıcı iktidara katıldıgını ˘ s s ˘ ve bunun tekrar daha fazla yozla¸ mayla putperestlige neden oldugunu s ˘ ˘ ve insanlıgı tarumar eden bu irrasyonel.” ˘ “Oradaki bütün insanların hayatlarını feda edeceginizi mi söylüyor- 58 . vatan. tarumar etti. din. ve “Biz” Kimiz? zalimligi dı¸ layıp. bu s ˘ ˘ teslimiyete ve geçmi¸ te kendi katıldıgı Sivastopol sava¸ ına atfen. bayrak. Tıpkı Port Arthur (Rus-Japon) sava¸ ı nedeniyle. tüm bunları görüyordu. iktidar. hips notizma ve hamasetle. ˘ Aylmer Maude.

s s Port Arthur üzerine. Tolstoy’un. en etkili sava¸ kar¸ ıtı yazılarından biri olan ˘ s s uzun makalesi. ve sonra o da çöktü. yapacagın i¸ bellidir. s s ˘ ama Tolstoy’un kendisi de hatıra yazarlarının “çogu zaman konu¸ maları ˘ s uydurdugunu” (ki bu sözü de müzisyen Goldenweizer’ın hatıralarında ˘ [36] nakledilir!!). s sava¸ süresince halkta vatanseverligi kı¸ kırtmak için seferber edilen s ˘ s hamaset ve propagandadan nefret ettigi ve ayrıca. Ve neticede. 31 Aralık 1904 tarihli günlük giri¸ inde ˘ s söyle söylüyor: ¸ Port Arhtur’un teslim edilmesi beni kahredip. Çarlık rejimiyle kıyaslanamasa bile yine baskıcı bir rejim hakim oldu. Bu vatanseverlik. sık aktarılan ba¸ ka anekdotlarda da. Tolstoy uzmanları da. bu çagda¸ Sisifus’un ˘ s 59 . Port Arthur sava¸ ı ˘ s üzerine asıl söyleyecegini. Tüm bu bencillikler içimde canlı. baskı ve zorbalık daha da arttırıldı. Tolstoy ise. canımı yakıyor. ama içimde ilahi yasanın bilinci de var ve bu bilinç. ailevi. Onunla büyütüldüm ve ki¸ isel. ve “Biz” Kimiz? sun?” ˘ s ˘ “Ne sanıyorsun? Bir askersen. Ve onu dogru dürüst yaparsın. • Çarlık Rusyası malesef. her iki ülkenin sömürülen halk kesimlerinden yana oldugu yolundaki sözleri aktarılır. o bencilliklerin hizmetkarı olmayayım diye onları kontrol altında tutuyor. Sisifus gibi didinmesine ragmen. ne Rusya’yı ne de ˘ Japonya’yı tutmayıp. Ama Tolstoy. böyle bir konu¸ ma gerçekle¸ tigini söylüyor. epey s ˘ kan dökülmesi bir yana. hatta aristokratik s ˘ ˘ bencilligin kölesi oldugum kadar onun da kölesiyim.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Ve o bencillikler yava¸ yava¸ köreliyor. kendine gelmedi. hatıralarında. Bugünse. kısmen degerli bulmakla birlikte. ˘ ˘ kaya a¸ agı itilerek. Tolstoy’un tüm uyarılarına.” [35] Kızı Tatyana. zorbalıgın devamı halinde kanlı bir ˘ ˘ ayaklanmanın kaçınılmazlıgını çok önceden haber vermesine ragmen. “Kendinize Gelin!”de söyler. ˘ bu aile içi hatırata (hele karısı Sofya’nınkilere) tamamen güvenmemek gerektigini söyler.

Yasnaya Polyana çiftliginin s ˘ ˘ ˘ ve Moskova’daki evinin müze yapıldıgı ülkede. putperestligin arkasın¸ ˘ daki sey. s Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? ya¸ adıgı. s ¸ milliyetçilik. önce tecavüz ¸ etmeme yasasına ve pe¸ inden herkese tecavüz ettiren sey. özellikle iktidar hırsını köreltmenin tek kurtulu¸ olduguna s ˘ dair ögütleri de sürekli dogrulanıyor. dincilik vb. yabancılara saldıran ˘ fa¸ ist dazlaklar var. yeni bir Nuh tufanı getiren sey. Acar Burak Bengi 28 Subat 2007 ¸ 60 . hatta ısıtarak mahveden. Zira insanlıgı mahveden tüm sa˘ ˘ ˘ va¸ ların. ¸ ˘ ˘ hep beslemeye yönelik toplumsal modeller hakim görünüyor. hatta dünyayı cehenneme çeviren. arsızlıktır. Nefs’in arsızlıgı. sahips lenme hırsını.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. tüm çatı¸ ma ve çeki¸ melerin tek nedeni ve dünya kaynaklarını s s s da yok eden. insanlıgı büyük sava¸ ve kıyımlarla mahvedecegi uyarısını da yapmı¸ tı ˘ s ˘ s ve bu dedikleri de gerçekle¸ ti. sekillerde tezahür eden. ki malesef onu ıslah etmeye degil. vatanseverlikle desteklenen ve ordularla yürütülen bir tarihin. vatanseverlik. bu makaleleri yazdıgı topraklarda. en temel hakikatlere. Ve tüketimi asgariye indirmenin.

Bu duygular Fransa’da. gayet hasmane ˘ s ˘ ili¸ kilere girerek ya¸ adılar ve simdi aniden. sadece yiyip içip konu¸ anlar degil. yalnızca gazetelerden bunları okuyup duyanlar bile. Rus denizcilerin kar¸ ılanması. iktidarlarının kı¸ kırttıgı. hatta bulunmasa da.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Geçen yıl (1893) Ekim ayı boyunca Fransa’da gerçekle¸ en Franko-Rus s kutlamaları. ˘ s ˘ orada bulunan herkes. aniden birbirlerine özel bir dü¸ künlük besledikleri. ama malesef çogu zaman da. ˘ s Ruslarla Fransızlar yüzyıllardır birbirlerini tanıyarak ve bazan dostane. haberlerini diger gazetelerden derleyen s ˘ 61 . yani bütün Frans sızların bütün Rusları ve bütün Rusların da bütün Fransızları sevdigi ˘ hayaline kapıldı. subayları Paris’e gittigi ve daha da sahte sapan sözler duyup ˘ ˘ sarfederken epeyce yiyip içtigi için. muhtemelen ba¸ ka birçok ki¸ ide oldugu gibi bende de önce s s ˘ keyif. bütün bu milyonlarca Rus ve Fransız insanı. simdi okuyucuya ¸ sundugum görü¸ lere vardım. çe¸ itli saraplardan s s ¸ epeyce içtigi için ve aynı sekilde bir Rus filosu geçen yıl Toulon’u ziyaret ˘ ¸ ettigi. kıyıya çıkan subayları sahte sapan epeyce söz s ˘ dinleyip sarfederken çe¸ itli yerlerde epeyce yiyip. geçen Ekim ayı boyunca en sıradı¸ ı biçimlerde s ifade edildi. bir Fransız filosu iki yıl önce s s ¸ Kron¸ tad’ı ziyaret ettigi. pe¸ inden sa¸ kınlık ve nihayet bir infial hissi uyandırdı ve bunu s ¸ s kısa bir dergi yazısıyla anlatmak istedim. ama bu tuhaf olgunun temel sebeplerini her defasında daha dikkatli irdeleyince.

Fransız gemisinden Rus milli mar¸ ının nagmeleri s s s gürledi. Rus milli mar¸ ı “Tanrı Çar’ı Korusun” ve Frans sız milli mar¸ ı Marseillaise’i çalan bandolar vardı. dört bir yandan tek bir ses gürlüyordu: “Ya¸ asın Rusya. ellerinde ¸ çiçek demetleri tutan köylüler. otuz parelik bir s ˘ atı¸ la kar¸ ılık verdi. salvoların yanıs sıra. ama halkın “Ya¸ asın Çar! Ya¸ asın Rusya!” çıglıklarına boguldu. bayrak. Vive la Russie. s Rus sancak gemisi Fransız filosu onuruna on be¸ parelik bir top s atı¸ ı yaptı ve Fransız sancak gemisi de iki misli. s ˘ ya¸ asın Fransa!”Bahriye gelenegine uygun olarak. Top s ˘ gürlemeleri ve çan sesleri arasında kalabalıgın dostça el sıkı¸ maları s birbirini izledi. Toulon’daki Fransız donanması limanda iki çizgi halinde hizaya ˘ girdi ve filomuz. hem müzigi hem de top atı¸ larını bastıran güçlü. ate¸ li ve co¸ kulu “Hurra!” “Ya¸ asın Rusya!” “Ya¸ asın Fransa!” s s s s nidalarıyla kar¸ ıladılar. iskelede. denizcilerin bereleri ve sapkalarıyla izleyenlerin mendilleri. s yerel yetkilileri selamlamak için mürettebatının subaylarıyla kıyıya çıktı. tek bir s 14 Ta¸ ra s 15 Bir Habercisi. s karadan. Fevkalade görkemli bir hava hakim olmu¸ tu. Fransız denizciler yelken sereniyle direklere tırmandılar ve ˘ her iki filoyla çevredeki gemilerden kesintisiz selam naraları yagdı. Denizden. Rus denizciler. aralarından geçti. ¸ ˘ co¸ ku içinde degerli misafirlerin onuruna sallanıyordu. hepsi. özel teknelerde s halk sapka. önde amiralin zırhlısı ve ardında diger gemiler olmak üzere. köylü kadınlar ve çocuklarıyla dolu birçok mavna bulunuyordu ve çocuklar dahi demetlerini sallayıp alt˘ larını ıslatıncaya kadar15 bagırıyorlardı. s Birçok özel teknede. Amiral Avelan. –[Koray Karasulu] Rus deyimi. Donanma bandosu milli mar¸ “Tanrı Çar’ı Korusun”u s ˘ ˘ çaldı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Selskiy Vestnik14 gazetesinde söyle anlatılıyor: ¸ Rus ve Fransız gemileri bulu¸ tuklarında birbirlerini. Fransız donanmasının ba¸ kurmayları s ve Toulon limanının en kıdemli subayları tarafından kar¸ ılandılar. Böylesine kitlesel bir co¸ ku manzarası kar¸ ısında denizcilerimiz göz ya¸ larını s s s tutamadılar. –[Koray Karasulu] 62 . mendil ve çiçek demetleri sallıyordu. s s ˘ ˘ Bu çıglıklar.

Hükümet ve tüm Fransa sizi ve maiyetinizdekileri. ¸ s ˘ ˘ “Rus filosu ve tüm Rusya. bayrak ve mendiller sallayıp. s Gazeteler Paris’teki kar¸ ılamayı da söyle anlatıyor: s ¸ ˙ ˘ Bütün bakı¸ lar. Bütün ba¸ lar açıktı ve pencerelerdeki. boulevard des Italiens’e s (˙talyan Bulvarı’na) çevriliydi. . . . Meydanda büyük bir izdis s ham vardı. . . tüm Rusların kalplerine s kazınmı¸ olan sözleri telaffuz etmeksizin ayrılmak istemiyorum: ‘Çok s ya¸ a Fransa’” (Selskiy Vestnik. Nihayet. s¸ s ˘ Tanıklar.” ˘ Amiral. Amiral tekrar konuk˘ severligi için te¸ ekkür edip ekledi: “Sizden. Rus ve Fransız halkları arasındaki sempatiye s ˘ tanıklık eden iki mahaldir. o an devasa halk kitlesindeki ço¸ kunlugun son kerteye s ula¸ tıgını ve oradaki herkesin kalbinden ta¸ an duyguları aktarabis ˘ s ˘ lecek söz bulmanın imkansız oldugunu bildiriyorlar. “konukseverliginizi takdir edecektir. Paris’teki kar¸ ılama ve kutlama larsa s s daha da sıradı¸ ıydı. sükran duygularını ifade edemeyecegi kar¸ ılıgını verdi. Gürleme giderek güçlenip netle¸ ti.” Kısa bir sohbet sonunda Bakan’dan ayrılırken. her yerde candan dostlar olarak agırlanacaksınız. Polis Cercle Militaire yolunu açmaya davrandı. Kalabalık arasında tarifsiz bir izdiham s s ve sıkı¸ ıklık vardı. 1893 No: 41) s Toulon’daki kar¸ ılama böyleydi. ‘büyük ve asil bir halkın’ temsilcileri olarak selamlıyor.” dedi. ba¸ ı açık bir halde ve Rus ve Fransız subaylar e¸ liginde. Aynı s s ˘ ˘ anda kortej üzerinde kulakları sagır eden bir çıglık koptu: “Vive la Russie! Vive les Russes!” (“Ya¸ asın Rusya! Ya¸ asın Russ s lar!”). Kasırga besbelli yakla¸ maktaydı. Amiral Avelan. Rus denizcilerin görünecegi. Fransız s s ˘ ˘ Deniz Bakanı tarafından beklendigi donanma idaresi karargahına yöneldi. Nihayet. epey ötelerden bir alkı¸ ve I s feryatlar kasırgasının gürlemesi duyuldu. ama bunun ˘ kolay bir i¸ olmadıgı anla¸ ıldı. balkonlardaki ve hatta s çatılardaki tıkı¸ tıkı¸ halk sapka. pences s ¸ 63 . kortejin ba¸ ı meydanda göründü.Hristiyanlık ve Vatanseverlik haykırı¸ seklinde kayna¸ tı. Amiral’i kabul ederken Bakan söyle dedi: ¸ “Kron¸ tad ve Toulon.

koro kilisede “Tanrım. sa¸ ırtıcı. sapka ve bayraklar denizi. ¸ s ¸ ˘ meydandaki kalabalıgın ba¸ ları üzerinde dalgalanıyordu. sempatilerini mümkün olan her sekilde ifade etmeye ¸ ˘ çalı¸ ırken. insanın gözlerini ya¸ artan ¸ s s bir olay diye anlatmakta. –[Acar Burak Bengi] 64 . Daha çarpıcı. Burada kelimeler kifayetsiz kalıyor. sokakta bir ne16 Yeni Zamanlar. üniformaları altın nakı¸ lı Fransız Hükümet s temsilcileri ve fraklı belediye üyeleri arasında durmak ve “Vive la ˘ Russie! Vive le czar !” çıglıkları e¸ liginde milli mar¸ ımızın tekrar s ˘ s ˘ tekrar çalındıgını i¸ itmek. degerli misafirlerini daha iyi görmeye çabalıyordu. kan ve ilhak siddetine ve sevgili s ˘ ¸ annesinden çocuklarını koparmayaysa hasım bir sevgiyle titreten– bir olay diye anlatmakta haklılar. Tüm bir mendil. de˘ gil mi? ˙nsanın kalbi öylesine harika. Birkaç saat bir çe¸ it hezeyan içins deydim.Hristiyanlık ve Vatanseverlik relerden küçük. O zaman Paris’te bulunan bir Rus gazeteci bu denizciler geçidini söyle tasvir ediyor: ¸ Bunu. daha derin.) Bir ba¸ ka muhabir. acayip ve ba¸ döndüren bir duyguydu. daha s sevinçli ve daha çe¸ itli. tek bir kavrayı¸ ta harmanlamı¸ tı? Burada hissedilen. els lerini uzatıp. Ayin sırasında. “Vive la s ˘ Russie! Vive les Russes!” diye bagıran yüz bin ki¸ ilik kalabalık. sadece a¸ kın s s ˘ anlarda insanların üzerine sinen daha yüksek bir idealin varlıgı. karde¸ lik ve sevgi Tanrı’sının varlıgı. görkemli. gördügüm ve ˘ ˘ hissettigim seyin yanında soluk kalıyor. kalem bunların tümünü ifade edemiyor. s s Neredeydim ben? Ne olmu¸ tu? Hangi sihirli cereyan tüm bunları tek s bir duyguda. Lyon Garı’nda. s s ˘ gerçekten de. dünya çapında. Kelimeler. Bu co¸ ku degildi –bu kelime ¸ s fazla banal– co¸ kudan daha iyiydi. rengarenk konfeti bulutlarını a¸ agıya atarak canhıra¸ s ˘ s bir sekilde alkı¸ lıyordu. saf ve yüce seylerle doluyor I ¸ ˘ ki. kalabalıktaki co¸ kunun hezeyan sınırına vardıgını s s ˘ yazıyor. ruhu canlandırıp sevgiyle titreten –insanların karde¸ ligine kani bir sevgiyle. Amiral Avelan ikinci katın balkonunda görüns ˘ ˘ dügü an Cercle Militaire’de bulunmanın nasıl bir sey oldugunu tarif ¸ etmek imkansız. kullarını esirge!”yi söylerken. (Nos voye Vremya16 gazetesinden.

Mantarlı. Ama dahası. gazetelerin sevki öyle bir raddedeydi ki. ˘ ¸ içip konu¸ tular. Croûte de fruits toulonaise. küçük börekler. bu sözler de derhal tüm dünyaya nakledildi. bu sırada neler söylendiginin haber˘ leri telgrafla bütün Rusya’ya iletildi. Bernaise ˘ soslu sıgır filetosu. tüketilen bütün o börek ve mezeleriyle. Noisette de boeuf á la béarnaise. Cuma s s günü nerede ne yiyip içtiklerinin. petits pâtés. yemek ˘ mönüleri bile bildirildi. Mousse de homard parisienne. N gazetesinde yemegin bir sanat eseri oldugu vurgulanıyordu: ˘ ˘ Consommé de volailles. iki haftanın tamamı boyunca bir sö¸ lenden digerine gezdiler ve her sölen sırasında ya da akabinde yiyip. Ve Çar¸ amba günü nerede ne yiyip içtiklerinin. Casseroles de truffes au champagne. Chaud-froid de volailles á la Toulouse. Salade russe. Rus salatası. Desserts.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ fesli çalgılar grubunca çalınan Marseillaise’in muzaffer nagmeleri ˘ açık kapıları yararak içeri yayıldı. Faisans á la Périgord. Ananaslı dondurma. sampanyalı salata. (Et suyu. To¸ ˘ ulouse tavugu. Paris usulü kremalı ıstakoz. Perigord sülünü. sadece ¸ kaldırılan kadehler degil. bu vakıa derhal dünyaya duyuruldu ve Rus Amiral ˘ ˘ “Güzel Fransa’ya içiyorum” der demez. Toulon meyveleri. Hiçbir kelimenin aktaramayacagı muhte¸ em bir etki yarattı. Tatlılar. Mesela. Rus kaptanlarından biri Fransa’nın saglıgına içer içmez.) 65 . Parfaits á l’ananas. Ekim 1893) s II Fransa’ya giden Rus denizciler. (Novoye Vremya.

-Germain. Sölene katılanların yaptıkları konu¸ malar da nakledildi.) Gazetenin sonraki sayısındaysa yeni bir mönü verildi. Mönü suydu: ¸ Potage livonien et St. Esturgeon braisé moldave. Moldovya ˘ ˘ usulü mersinbalıgı. s ˙ Moët sampanyası) vs. Zephyrs Nantua. birçok farklı sarabın içildigi bu yerlerin adları. Konu¸ malar. filoları ve orduları! Orduyu seviyoruz. onları da seviyoruz ve de barı¸ı. sürekli aynı kelimelerin s s s farklı sekillerde e¸ le¸ tirilip sıralanmasından ibaretti. Ya¸ asın Cumhurba¸ kanı ve e¸ i. barı¸ı s s seviyoruz ve donanma komutanını seviyoruz! Konu¸ malar su nakarat s ¸ beytiyle bitiyordu: Toulon-Kron¸ tad ya da Kron¸ tad-Toulon. Ya¸ asın Rus Imparatoru ve Imparatoriçesi. Zéphyrs Nantua. ne revanche (rövan¸ ). Bir Ingiliz gazetesinde. Grand Moët (Yıllanmı¸ Bourgogne. barı¸ın nimetleri. Maksadımız ne ˘ sava¸ . Birçok farklı s s yemegin yenip. her iki ˘ ¸ ˘ 17 Vodkanın Fransızlarca yanlı¸ bir telaffuzu. Rusya’yla Fransa’daki tüm ayya¸ lar s biraraya gelse bitiremezdi. Germain çorbaları. bu sölenler sırasında ¸ ¸ tüketilmi¸ bütün esritici içkiler sayıldı. (Livonien ve St. onları seviyoruz ve s de barı¸ı. Miktar öyle kabarıktı ki. Her mönüyle birlikte. Bu kelimeler daima ¸ s s aynı anlama geliyordu: birbirimizi muhabbetle seviyoruz ve birbirimizi aniden böyle muhabbetle sevdigimiz için vecd içindeyiz.Hristiyanlık ve Vatanseverlik N’nin bir sonraki sayısında söyle deniyordu: “A¸ çılık bakımından ye¸ s mekte yok yoktu. barı¸ın güvenligi. Avrupa’da barı¸ ve s s s ˘ s ˙ ˙ huzur.17 bir tür Bourgogne vieux. –[Tolstoy] s 66 . Selle de daguet grand veneur. sölen katılımcılarının içtigi içkilerin tanımları da veriliyordu: bir ¸ ˘ tür “vudka”. ama mönüler ¸ s konu¸ malardan daha çe¸ itliydi. s s s s s Ya¸ asın Fransa ve Rusya. bu kadar s kısa bir zamanda bu kadar içkiyi. tek s s maksadımız barı¸. Geyik gögsü. ne de kaybedilen yerlerin geri alınması.

˘ s yerini saglamla¸ tırmak ve köylü-çiftçi ekseriyetin destegini almak gibi politik hedefler ˘ s ˘ pe¸ indeydi. s ˘ Muhabbet duygularını daha bir iyi ifade edenler ni¸ anlarla ödüller s aldılar. s Bütün bu tuhaf davranı¸ lara. –[Acar Burak s Bengi] 19 Napolyon ile Papa VII. –[Aylmer Maude] Fransa’da Roma Katolik Kilisesi’nin yeniden tesisini saglayan ve Katolisizmi çogunlu˘ ˘ gun dini olarak tanıyan.Hristiyanlık ve Vatanseverlik milletin de en asil ve kahramanca eylemlerini çagrı¸ tıran kelimeler olarak ˘ s telaffuz ediliyordu. kimilerineyse. Napolyon. daha da sa¸ ırtıcı bir nesne aldı –alüminyumdan yapılmı¸ ve ¸ s s çiçeklerle kaplanmı¸ bir köylü sabanı. benzer hizmetler veya sadece sevgi ta¸ kınlıgı yüs ˘ zünden. –[Acar Burak Bengi. Birbirimizi ve barı¸ı seviyoruz. Tüm Fransızlar aniden fevkalade dindar oldular ve s batıl inançların zararlı araçları diye. daha da tuhaf dinî ayinlerle toplu dualar e¸ lik etti. Mesela Toulon’daki bir piskopos Jorigiberi zırhlısının denize indirili¸ i sırasında barı¸ ın Tanrı’sına dua s s 18 Fransız ve Rus milli mar¸ larının Türkçe çevirileri bu bölümün sonunda. diger birçok beklenmedik hediyenin ˘ yanısıra. çok tuhaf ve beklenmedik hediyeler verildi. . özellikle de aynı anda iki mar¸ ı birden çalan bandoların muzaffer müzigi e¸ liginde söylenince: s ˘ s ˘ Çar’ı yüceltip tuttugunu altın etsin diye Tanrı’ya yakaran bir mar¸ ile ˘ s bütün çarlar ve kralları lanetleyip yıkımları için beddua eden digeri18 ˘ e¸ liginde söylenince. azimle kendi okullarından çıkardıkları o tasvirleri özenle Rus denizcilerin odalarına asıp. kaynak: The Columbia Encyclopedia. Kron¸ tads ¸ s s Toulon! Buna daha ne eklenebilirdi ki?! . sürekli dua ettiler. artık söylenecek s s ˘ ba¸ ka bir sey kalmıyordu. bu sözlerle her¸ ey anla¸ ıldıgı için. Rus filo kumandanıysa. 2001-05] s 67 . Fransızların epeydir alı¸ kın olmadıkları s s izlenimi uyandıran. Mesela Fransız filosu. Kardinallerle Piskoposlar her yerde dua reçeteleri hazırladılar ve kendileri de en tuhaf duaları okudular. s Böylesine kısa bir süredeki kadar çok toplu dua Concordat19 zamanından beri yapılmamı¸ tır. . Pius arasında akdolunan 1801 Concordat’ı. ama devlet otoritesine tabi kılan bu anla¸ mayla. içinde hiçbir sey yazmadıgı veya en azından kim¸ ˘ senin bilmesi gereken bir sey yazmadıgı anla¸ ılan bir tür altın kitap ¸ ˘ s hediye etti. Rus Çarı’na.

Ama eger. on binlerce telgraf Rusya’dan Fransa’ya.Hristiyanlık ve Vatanseverlik etti. s 20 General ve Amiral. ˘ Fransız Egitim Bakanı’na. denetimi altındaki tüm ögrencilerin. ama gerekirse sava¸ ın Tanrı’sına da yalvarabilecegini hissettirecek s ˘ sekilde. “Kaderinin ne olacagını sadece Tanrı bilir” dedi. ˘ Falanca kentin Bölge Mahkemesi’nde Rus avukat adayları Fransız milletine yönelik vecd duygularını bildirdiler. Fransız çocuklara manzum iltifatlar yazdılar ve Fransız çocuklar da manzum ve nesir cevaplar gönderdiler. Fransızlara s ˘ ate¸ li baglılıklarını açıkladılar ve benzer bir açıklama da Kazan Belediye s ˘ Meclisi’nden geldi. yalnızca barı¸ çıl hatıralar bıraksın s ve Fransa’yla Rusya’nın dostlugu. General falanca. Rus Sarayı’nın Yüce Ba¸ Rahibi’ni temin etti: Rusya’ya. madam filancaya te¸ ekkür etti ve madam filanca da. mürettebatı bugün bizimkiyle böylesine sıkı ve karde¸ çe birle¸ en görkemli gemilerle elele. ögret˘ ˘ ˘ menlerin ve yazarların. –[Aylmer Maude] ˘ 68 . Rus mils letine kar¸ ı besledigi sıcak duyguların yakıcılıgı konusunda temin etti. “Korkunç rahminden ölüm kusup kusmayacagı bilinmez. Fransız kadınlar Rus kadınlara tebrik gönderdi. suna s ¸ kesinlikle kaniyiz ki. Jorigiberi. ” Bu arada. Rus kadınlar da Fransız kadınlara sükranlarını sundu. Nikolas’ın ikinci oglu. . I. Arras Papazı. denize yeni ¸ ˘ indirilen gemiden söz ederken. ˘ ˘ s s bundan sonra artık sava¸ ın Tanrı’sına yalvarmak zorundaysak. Fransa’dan da Rusya’ya uçtu. Hayvanları Koruma Dernegi üyeleri. Ama bu ya¸ anmasın ve bugünkü kutlamalar. Fransızlara kar¸ ı ani bir muhabbet beslemeye s ba¸ ladıklarını açıkladı. s ˘ ˘ Rus çocuklar. Bir Rus aktörler top¸ lulugu Fransız aktörlere tebrik gönderdi ve Fransız aktörler de Rus ˘ aktörlerin tebrigini kalplerinin derinliklerine gömdüklerini bildirdiler. general falancayı. Quirinal denize s indirilirken Büyük Prens Konstantin’in burada bulunması gibi [Konstantin Nikolayeviç20 1857’de Toulon’daydı]. dü¸ manı kar¸ ılamaya s s s s gidecektir. . bugün barı¸ ın Tanrı’sına yalvarmı¸ ken. Rus Egitim Bakanı. bu iki ulusu barı¸ ın koruyucuları ˘ s yapsın.

hatta yazılıp basıldıysa da. Biz de Fransa’yı sıcak s s ¸ duygular ve derin saygıyla anıyoruz. ˘ ama bir tek gazete tarafından bile kabul edilmeyen a¸ agıdaki protestoyu s ˘ ben biliyorum: ˘ Fransız ögrencilere açık mektup. Bu çılgın gidi¸ atın saçmalıgına dair protestolar s s ˘ dile getirildiyse. ölümde ve kalımda. Her türden generaller. Çar’larına gönülden ba˘ lı tüm Rus halkının kalbinde co¸ kuyla g s yankılanıyordu. Fransa’daki tüm Kardinal ve Ba¸ piskopos’ların da kalplerinin s derinliklerine i¸ liyordu. ve hem Fransız hem de Rus rahipler Kutsal s Bakire önünde egiliyor ve neredeyse aynı inancı ikrar ediyordu.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙ Majesteleri Imparator III. Ba¸ larındaki Üniversite Müfetti¸ i’yle birlikte bir grup Moskovalı hus s ˘ kuk ögrencisi. aynı türden bir sey ¸ yapma tela¸ ı içindeydi. tam tersine. ¸ ¸ s Heyecan öyle büyüktü ki. insanlıgın gelecekteki 69 . Kutsal Bakire’ye taptıgı içtenlikle güveniyordu Fransa’ya. çe¸ itli bölgelerden ögrencilerin Moskova Birligi temsilcileri. Toulon kutlamaları üzerine tüm Moskovalı ˘ ögrenciler adına konu¸ ma cüreti gösterdi. geçenlerde. s ˘ ˘ Biz. s ˘ bu grubun yetki takınmasını ve Fransız ögrencilerle aralarındaki tebrik alı¸ veri¸ ini siddetle protesto ediyoruz. Hepsi birini bir sey için kutladı ve birine bir sey için te¸ ekkür etti. onu. e¸ itlik ve karde¸ lik ideallerinin geçmi¸ te s s s ˘ ˘ tüm dünya için sürekli sözcülügünü ve haberciligini yapmı¸ ve hayata s geçirilme çabalarına kahramanca öncülük etmi¸ büyük bir ulus olarak s ˘ ˘ görmemizdir. telgraf ˘ memurları ve kabzımallarca. ama kimse tus ¸ haflıgını farketmedi. ve Rus halkı. bu protestolar ya susturuldu ya da gürültüye getirildi. ama bizim böyle anmamızın sebebi. epey benzer duyurular yapıldı. Rus gençliginin en iyi tabakası. en sıradı¸ ı seyler yapıldı. herkes bunları onaylıyordu ve de ˘ memnundu ve geride kalmamak için bir an önce. Mesela. Aleksandr’a ve muhterem ailesine besledikleri sevgi. Yüce Ba¸ ˘ s ˙ Rahip de cevapladı: Fransız din adamlarının Imparator Ailesi’ne yönelik duaları. yüce özgürlük. Rus ögrenciler tarafından kaleme alınan ve Paris’e gönderilen.

kendi ülkemize kar¸ ı ızdırap ve Fransız s ˘ toplumunun böylesi büyük bir kesiminin körlügüne kar¸ ı da esef s duyguları uyandırıyor. Toulon gösterileri. geçici olmasını umsak da. su an Paris’te Rus denizcilerden ˘ ¸ herhangi birinin arzularını tatmin etme görevini yerine getirmeyecek 70 . büyük Fransa ve Almanya ulusları arasında ˘ yarattıgı çatı¸ ma dramının bir perdesidir. tütsü yakıyor. ˙naniyoruz ki. bu kutlamalar. mevcut hadiseleri s ¸ ˘ nasıl yorumlayıp onlara kar¸ ı nasıl tavır alması gerektigini bilecektir. Bir muhabir. simdi s s s ¸ ˘ ˘ kendi özgürlükçülügünden yüz çeviriyor ve bir halkın dogal. Ama biz Kron¸ tad ve Toulon’dakiler gibi s s kutlamaları böyle tebrikler için uygun vesileler olarak görmüyoruz. Aksine. Bu kutlamalar bizde. Fransa’nın genç ku¸ akları. normal ˘ hayat geli¸ imini sistematik olarak sekteye ugratan. Napolyon ve Bismarck’ın. s ˘ umarız. Bu sekilde birkaç düzine insan ezilerek öldürüldü ve kimse bunu ¸ zikretme geregi duymadı. Bu çatı¸ ma. s ˘ 24 Moskova Ögrenci Federasyonu Konseyi Bu kutlamalarda –harcanan milyonlarca i¸ günü ya da katılanların. önceki büyük tarihî rolüne ihanetini: bir zas ˘ manlar tüm dünyayı istibdat zincirlerini kırmaya çagırmı¸ ve özgürlük s için sava¸ an her halka karde¸ çe yardım elini uzatmı¸ bir ülke. hazin bir durumu i¸ aret ediyor –Fransa’nın. milli I s ˘ ˘ sövenizmle sürüklenmeyecek ve insanlıgın yöneldigi daha iyi top¸ lumsal ko¸ ullar için mücadeleye hazır bir sekilde. her aydınlanma. s ˘ özgürlük ve bagımsızlık hasletini amansızca ve pervasızca yerle bir eden Rus Hükümeti önünde. tüm s yetkililerce ho¸ kar¸ ılanan topyekün sarho¸ lugu ve atılan nutukların s s s ˘ anlamsızlıgı bir yana– en deli ve vah¸ ice seyler yapıldı ve kimse oralı ˘ s ¸ olmadı. kararlı protestomuz Fransız gençliginin kalbinde duyguda¸ s bir kar¸ ılık bulur. tüm Avrupa’yı s s ˘ silah altında tutuyor ve Rus mutlakiyetini –daima özgürlüge kar¸ ı s istibdat ile zor kullanımının ve sömürülenlere kar¸ ı sömürenlerin dess tekçisi olmu¸ bir mutlakiyeti– dünyada siyasi kaderlerin belirleyicisi s yapıyor. III.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ esenligi için mücadelede Fransa’yı önder olarak tebrik etmeye her zaman hazır bulunmu¸ tur.

sanki öyle olmalıymı¸ gibi. bir Fransızdan bir baloda duydugu ˘ ˘ sözleri yazdı ve bütün bunlar kimsenin dikkatini çekmedi. s ˘ Böylece kimsenin engel olmadıgı heyecan. Kiev Üniversitesi Haberleri’nde. aniden bir duygunun kendini s hissettirmekte oldugunu ve hatta gözya¸ larının e¸ iginde bulundugumu ˘ s s˘ ˘ farkettim ve bu duyguya direnmek için çaba sarfetmem gerekti. Hatırlıyorum da. güpegündüz gemisinden denize atladı ve “Vif ˘ ˘ lya Frans!” diye bagırarak yüzdü. des s nizcilerin gelmesini bekleyip. ˘ Genelde bütün bu kutlamalarda kadınlar dikkati çeken bir rol oynadı ve hatta erkekleri yönlendirdi. Sudan çıkarılıp. güçlü ve normal insanlar ˘ bile genel haleti ruhiyeye kapılıp anormal bir vaziyet aldılar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bir kadın bulunmadıgı yolunda. öpsünler diye. Fransız kadınlar sokaklarda ˘ kendilerini Rus denizcilerin kollarına atıp onları öptüler. iki hafta boyunca çevresinde ˘ tüm olup biteni gözleyip. ˘ ˘ kar¸ ılıgını verdi. Sikorskiy adında bir Psikiyatri Profesörü. orada bulunanların hepsi vecd içinde agladı. sadece yatkın ve sinirleri zayıf olanlar degil. Bariz çılgınlık vakaları bile vardı. Mesela Fransız ve s Rus bayraklarının renklerinden olu¸ an bir elbise giymi¸ bir kadın. Kiev eyaletindeki Vasilkovski bölgesinin bazı köylerinde 71 . yuvarlanan bir kartopu ˘ gibi büyüdükçe büyüdü ve sonunda sadece hemen oracıkta bulunanlar. s ˘ gayet saglıklı görünen bir Rus denizci. III Geçenlerde. ˘ ˘ Bu acayip heyecan öyle bula¸ ıcıydı ki. bir muhabirin aktardıgı üzere. Fransa onuruna gemi etrafında yüzecegine dair ant içtigi. ve Rus denizciler bu istegi yerine getirince. Çiçeklerle çe¸ it çe¸ it kurdele atmanın ve s s hediyelerle iltifatlar yagdırmanın yanısıra. bunu neden yaptıgı sorulunca. çocuklarını getirdiler onlara. denizcilerin muzaffer bir sekilde kar¸ ılanmasına ¸ s ili¸ kin tasvirlerden birini öylesine okurken. “Vive la Russie!” diye bagırarak köprüden ˘ nehre atladı ve boguldu. kimileri de nedense.

yayılmasını engellemek için iktidara tedbir alma tavsiyesinde bulunurken. ipek sallar ve benzeri aksesuarlar ¸ ¸ almak için zaruri ihtiyaçları satıyorlardı ve sallar sadece tuvalet süsü ¸ olarak i¸ lerine yarıyordu.Hristiyanlık ve Vatanseverlik inceledigi psikopatik bir –kendi tabiriyle– Malevanizm salgınından söz ˘ etti. a¸ ırı derecede nazik. Bolca tatlı yiyorlardı. iyi seyler yiyip içmeleri ve çalı¸ mayı ˘ ¸ s bırakmalarından olu¸ uyor. hasta bir nüfustan gelen ne kadar daha korkunç bir çıglık ve ˘ alkolle bozuk toplumsal ko¸ ullardan kurtarılmak için nasıl bir yalvarı¸ tır s s acaba? 72 . s s Fransa’daki sehir nüfusunun büyük bir bölümüyle Rusya’daki idari ve ¸ ayrıcalıklı sınıfların neredeyse tamamını korkunç bir hızla ele geçiren bu yeni illet. Duygusals ˘ s lıga meyilliydiler. Bu salgının özü. bu insanların durumunu bariz bir psikopatik salgın sayıp. birlikte dola¸ ıp duruyorlardı. Paris’te patlak verip. daima basmakalıp kar¸ ılık s ˘ ˘ s ˙ veriyorlardı: ‘Istersem çalı¸ ırım. oldukça konu¸ kan. . alkolden kurtarılmak ve egitimle saglık ko¸ ullarının ˘ ˘ ˘ ˘ s iyile¸ tirilmesi için yakarı¸ ı. Bay Sikorskiy’in demesine göre. . bayramlık giyinmeleri. Çalı¸ mayı reddetmenin s s a¸ ikar saçmalıgına dikkatleri çekildiginde. s s Söyle diyor: “Sıradı¸ ı gamsızlıkları çogu zaman ne¸ eli bir vecd halini ¸ s ˘ s alıyordu –dı¸ etkenlerin tetiklemedigi bir co¸ kunluk halini. o köylerde Malevanov adında bir önderin etkisi altındaki bazı insanların. dünyanın sonu yakındır deyip tüm ya¸ am biçimlerini degi¸ tirerek malı mülkü s ˘ s dagıtmaları.” s s Ama eger Malevanizm hasta bir nüfusun çıglıgıysa ve alkolle za˘ ˘ ˘ rarlı toplumsal ko¸ ullardan kurtarılma yakarı¸ ıysa. Daima ne¸ eli bir ruh s s hali içindeydiler ve tam bir bayram havasında ya¸ ıyorlardı: birbirlerini s ziyaret ediyor. Semsiyeler. makalesini su sözlerle sonuçlandırıyor: “Malevanizm hasta ¸ bir nüfusun çıglıgı. hareketli ve ˘ s s geldigi kadar kolayca ve iz bırakmadan kaybolan sevinç gözya¸ ları dök˘ s meye hazır bir haldeydiler. Profesör bu insanların halini anormal bulmu¸ . istemiyorsam. neden zorlayayım kens dimi?’” Alim profesör.

barut ve dinamiti) olan. hiç alkol s 21 Tutku edaları.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve eger Malevanistlerin akli dengesizligi tehlikeli addediliyorsa ve ˘ ˘ iktidar. aynı aylaklık. bırakın sarho¸ olacak kadar içmeyi. Bir ba¸ ka fark ˘ s daha var: ilk gruptakiler. kendi küçük imkan¸ larıyla ya¸ ayan ve dolayısıyla kom¸ ularına siddet uygulayamayan. aynı duygusals s s lık. a¸ ırı nezaket ve konu¸ kanlık. Toulon ve Paris’te ortaya çıkıp tüm Fransa ve Rusya’ya yayılan bu yeni salgını. aynı bayram havası. Durup dururken ortaya çıkan ve ne¸ eli bir vecd haline dönü¸ en aynı sıradı¸ ı gamsızlık. sürüyle gazete ve enfeksiyonu dünyanın dört ucuna yaymak için birbiriyle yarı¸ halindeki s her tür yayına) sahip olan milyonlarca insanın deliligi. aynı gezinmeler ve ziyaretler. iktidar için degilse toplum için. öteki vakaysa. profesörün tavsiyesine uyarak. s ˘ ˘ attitudes passionelles21 içindeki aynı palyaço pozları. bazı önderlerini tımarhaneler ve manastırlara kapatıp digerlerini ücra bölgelere sürecek düzenlemeleri ˘ yapmakla iyi edecekse. –[Acar Burak Bengi] 73 . aynı sarkı söys ¸ leme ve müzik. ne kadar daha tehlikeli addetmemiz gerekir ve böyle salgınların yayılmasını engellemeye dair kati tedbirler almak. aynı anlamsız konu¸ malar. diger insanlara siddet uygulama imkanları (tüfekler. resepsiyonlar ve ziyafet ˘ konu¸ malarında takınılan o gayritabii pozları hedefledigini anladıgım. büyük paraları kontrol eden. en gösteri¸ li elbiselerle aynı süslenmeler. aynı kutlamalar. vakalardan birinde delilik. telgraf. süngüler. dahası deliliklerini yaymanın en güçlü imkanlarına (posta hizmetleri. ne kadar daha ˘ gereklidir acaba? ˙ Iki hastalık arasındaki benzerlik tıpatıp. ruh s s ¸ hallerini sadece ki¸ isel ve sifahi aktarımla ba¸ kalarına bula¸ tıran birkaç s ¸ s s düzine gariban uysal köylüyle sınırlı. aynı seçme s yiyecek merakı. benimse merasimler. zırhlılar. aynı kadın yönlendirmesi ve Sikorskiy’in Malevanistler arasında gözlemledigi. ˘ ¸ istihkamlar. nedensiz gelip giden ve sık dökülen s s aynı duygu selleri. Benzerlik tıpatıp! Tek ve bunların cereyan ettigi toplum için fevkalade ˘ önemli olan fark su ki. kim bilir.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik kullanmazken, ikinci gruptakiler, sürekli yarı sarho¸ , hatta ayakta bile s duramayacak bir haldeler. Öyleyse, bu vakaların cereyan ettigi toplum ˘ için, Bay Sikorskiy’in bilgilerine göre, hiçbir siddet eylemi veya cinayetin ¸ gerçekle¸ medigi Kiev salgınıyla, bir resmi geçitte yirmi kadının ezilerek s ˘ öldügü Paris salgını arasındaki fark, sobadan sıçrayarak yerde için için ˘ yanıp duran, tutu¸ mayacagı besbelli bir köz ile bir evin kapıları ve duvars ˘ larına çoktan ula¸ mı¸ bir yangın arasındaki fark kadar büyüktür. Kiev s s salgını sonucu, en kötü durumda, Rusya’nın milyonda biri kadar bir bölgenin köylüleri me¸ akkatle kazandıklarını harcayacaklar ve devlete s vergi ödeyemeyeceklerdir. Ama korkunç bir erke, devasa miktarlarda paraya, siddet silahlarına ve deliliklerini yayma araçlarına hakim durum¸ daki insanları ele geçiren Toulon-Paris salgınının sonuçlarıysa korkunç olabilir ve olmaya mecburdur. IV Takkesi ve sabahlıgıyla dermansız ve silahsız ihtiyar bir bunak abuk ˘ subuk konu¸ tugunda, kar¸ ı çıkmadan merhametle dinleyebiliriz onu, s ˘ s hatta sakayla huyuna bile gidebiliriz; ama ba¸ tan a¸ aga keskin kasatura¸ s s ˘ lar, kılıçlar ve dolu silahlarla donanmı¸ , güçlü kuvetli, tüm bir deliler s kalabalıgı, ipini koparıp heyecan içinde ölümcül silahlarını saga sola ˘ ˘ salladıgında, onların huyuna gidemez insan, hatta bir an bile huzur ˘ duyamaz. Ve simdi Fransız ve Rus toplumlarını sarıp Fransızların kar¸ ı¸ s lamasıyla yükselen heyecanda da durum böyle. Çünkü bu psikopatlık salgınına kapılanlar en korkunç cinayet ve imha silahlarına sahipler. Evet, bu kutlamalar sırasında yapılan tüm konu¸ malar, kaldırılan s tüm kadehler ve yazılan tüm makalelerde, sürekli, ya¸ ananların barı¸ ı s s korumak adına oldugu ilan edildi. Sava¸ taraftarları bile, kaybedilen ˘ s bölgelerin i¸ galcilerine yönelik bir nefretten degil de, bir sekilde nefret s ˘ ¸ eden bir tür sevgiden söz ettiler. Ama akıldan zoru olanların kurnazlıgı bilinen bir seydir ve “Sava¸ ˘ ¸ s

74

Hristiyanlık ve Vatanseverlik istemiyoruz, barı¸ istiyoruz!” cümlesinin sürekli tekrarı ve herkesin s zihnindekine dair sessizlik, en tehditkar bir belirtidir. Rus elçi Elysée’deki ziyafette cevaben kaldırdıgı kadehle söyle dedi: ˘ ¸ “Sadece bu duvarlar arasında bulunan herkesin degil, büyük ve güzel ˘ Fransa’nın her yerinde ve tüm Rusya’da kalpleri su an bizimkiyle bir¸ likte atan uzak yakın herkesin tüm kalbiyle kar¸ ılık verecegi bir kadeh s ˘ kaldırma teklifinden önce, Çar tarafından Kron¸ tad ziyaretinin iadesiyle s yetkilendirilen Amiral’e yönelik iyi niyet sözleriniz kar¸ ısındaki derin s sükranlarımızın ifadesini size aktarmama izin verin. Böylesine fevkalade ¸ bir birlik, baglılık ve samimiyetle kutlanmakta olan muhte¸ em ve barı¸çıl ˘ s s zaferin gerçek önemine dair sözleriniz, i¸ gal ettiginiz ulvi mevkiyle s ˘ agırlık kazanıyor.” ˘ Tamamen yersiz, aynı barı¸ atfı Fransız Cumhurba¸ kanı’nın konu¸ mas s s sında da vardı: “Rusya’yla Fransa’yı birle¸ tiren sevgi bagları” dedi, “(ki iki yıl önce s ˘ Kron¸ tad’da filomuz adına yapılan dokunaklı gösterilerle güçlenmi¸ ti) s s her gün güçleniyor; dostane duygularımızın içtenlikli alı¸ veri¸ i, barı¸, s s s güven ve emniyetin lütfunu gönlünde ta¸ ıyan herkese ilham vermelis dir”–vs. Her iki konu¸ mada da barı¸ lütufları ve barı¸ çıl kutlamalara tamamen s s s umulmadık ve yersiz bir sekilde atıfta bulunuluyor. ¸ ˙ Rus Imparatoru’yla Fransız Cumhurba¸ kanı arasındaki telgraf alı¸ ves s ˙ ri¸ inde de durum aynı. Rus Imparatoru su telgrafı çekti: s ¸
Au moment où l’escadre russe quitte la France, il me tient à caeur de vous exprimer combien je suis touché et reconnaissant de laccueil chaleureux et splendide que mes marins ont trouvé partout sur le sol français. Les témoignages de vive sympathie qui se sont manifestés encore une fois avec tant d’éloquence, joindront un nouveau lien à ceux qui unissent les deux pays et contribueront, je l’espère, à l’affermissement de la paix générale, objet de leurs efforts et de leurs vaeux les plus constants.

75

Hristiyanlık ve Vatanseverlik
(Rus filosu Fransa’dan ayrılırken, Fransa topraklarının her yerinde ˘ denizcilerimin muhatap oldugu sıcak ve görkemli kar¸ ılamanızdan s ˘ ˘ ötürü ne kadar duygulandıgımı ve müte¸ ekkir kaldıgımı size bildirs mek isterim. Umarım, iki ülke arasındaki sıcak duyguda¸ lıgın bir kez s ˘ ˘ daha böylesine belagatla ifade edilmesi ve onları birle¸ tiren yeni bags ˘s lar eklenmesi, çaba ve arzularının degi¸ mez hedefini, dünya barı¸ ını, s ˘ saglamla¸ tırmaya hizmet eder.)22 s

Fransız Cumhurba¸ kanı da cevap telgrafında söyle dedi: s ¸
La dépêche dont je remercie votre majesté m’est parvenue au moment où je quittais Toulon pour rentrer à Paris. La belle escadre sur laquelle j’ai eu la vive satisfaction de saluer le pavillon russe dans les eaux françaises, l’accueil cordial et spontané que vos braves marins ont recontré partout en France affirment une fois de plus avec éclat les sympathies sincères qui unissent nos deux pays. Ils marquent en même temps une foi profonde dans l’influence bienfaisante que peuvent exercer ensemble deux grandes nations devouées à la cause de la paix. ˘ (Paris’e dönmek üzere Toulon’dan ayrılırken aldıgım telgrafınıza ˘ te¸ ekkür ederim majesteleri. Üzerindeki Rus bayragını Fransız sus larında selamlama zevkine eri¸ tigim mükemmel filo ve cesur denizs ˘ cilerinizin, Fransa’nın her yerinde kar¸ ıla¸ tıkları dostane ve renkli s s ˘ kutlamalar, ülkelerimizi ne kadar içten bir sempatinin birle¸ tirdigini s bir kez daha göstermi¸ tir. Bunlar aynı zamanda, kendilerini barı¸ a s s ˘ vakfetmi¸ iki büyük ulusun yararlı bir etki yaratabilecegine dair derin s bir inanç da tesis ediyor.)

Yine her iki telgrafta da, ne sırası ne geregiyken, denizcilerin kar¸ ılan˘ s masıyla hiç alakası olmayan barı¸ a bir atıf var. s Bütün bu sefih ayinlerin Avrupa barı¸ ı adına yapıldıgını söylemeyen s ˘ bir tek konu¸ ma ya da makale bile yoktu. s
22 Tolstoy’un,

parantezler içinde, Fransızcadan Rusçaya aktardıgı bölümleri, Rusçadan ˘ Türkçeye Koray Karasulu çevirdi. –[Acar Burak Bengi]

76

L’empire c’est la paix. ısrarla. ama sava¸ hazırlıklarına milyarlar harcanıyor s s s ve milyonlarca insan Rusya’yla Fransa’da silah altında. la république c’est la paix. “Kimsenin süphesi yok” demek ¸ istiyor insan: “Böyle kötü niyetleriniz varsa bile. Rusya’da kendi aramızda. Si vis s pacem. sadece geceyi huzur içinde geçirmek istedigine. sadece ˘ egitimli varsayılan insanlara yönelik gazeteler ve dergilerde degil. Imparatorluk barı¸ tır. Rus ˘ ˘ 77 .” Kutlamalar hakkında yazılan birçok makale açık ve naif bir haz ifadesi barındırıyordu. cumhuriyet barı¸ tır. ˘ s Geçenlerde sava¸ ın gerekli ve hatta faydalı oldugunu yazan Bay Zola s ˘ ve aynı fikri birkaç defa ifade eden Bay De Vogue. barı¸ çıl bir topluluga katılıp. ˘ ˘ oradakileri temin etmesine benziyordu.) s s s Ama eger öyleyse.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Rus basın temsilcilerinin verdigi yemekte herkes barı¸ tan söz etti. hiç degilse onlardan ˘ bize söz etmeye kalkmayın. Kimsenin sava¸ hakkında bir sey söylemeyi¸ ine neden böyle sevinelim. “Ama bütün bunlar barı¸ ı güvence altına almak için yapılıyor. bazan yaramazlıklarını saklamaktan öyle ¸ haz alırlar ki. s ¸ s eger gerçekten onu dü¸ ünmüyorsak? ˘ s V Kimse sava¸ ı dü¸ ünmüyor. her fırsatta.” (Barı¸ s ˙ istiyorsan sava¸ a hazırlan. ki nitekim. para bellum. kims ˘ senin di¸ lerini dökmek. Meclis oturumları son s zamanlardaki kutlamalar üzerine konu¸ malarla açıldı ve konu¸ macılar s s bu sölenlerin Avrupa’ya barı¸ bildirisi oldugunu beyan ettiler. hazları onları ele verir. ¸ s ˘ Tıpkı bir adamın. o zaman neden. kutlamalar sırasında tacitu consensu (sessiz mutabakatla) herkesten saklanması kararla¸ tırılan seyi kimse s ¸ dı¸ a vurmadı. sadece polis tarafından hemen uzakla¸ tırılan gafil bir s s adam herkesin dü¸ ündügü seyi bagırdı: “A bas l’Allemagne!” (Kahrolsun s ˘ ¸ ˘ Almanya!) Çocuklar da. sava¸ hakkında s bir söz söylemeyip sadece barı¸ tan söz ettiler. gözlerini morartmak veya kollarını kırmak gibi s bir niyeti olmadıgına. aynı sekilde.

baskı. s ˘ sadece Tanrı’nın yardımıyla Rusya kendi ba¸ ının çaresine bakabilirse s de. 1893). Bay Lavisse tarafından derlenip (21. Pour reprendre à l’Allemagne ce qu’elle nous a pris. il faut que nous soyons de bons citoyens et de bons soldats. . Ve neden tüm Fransız ortaokullarında. Vous devez y 78 . Almanya’yla sava¸ halinde Fransa’yla ittifakımızın askerî avantajs ları izah edildi ve iktidar tarafından kandırılan bu talihsiz insanlara su telkin yapıldı: “Sözünü ettigimiz Güçler (Almanya. Les Français du temps du Charles VII ont vengé leurs pères vaincus à Créy. elle a perdu une partie de son territoire. L’histoire de la France montre que dans notre pays les fils ont toujours vengé les désastres de leurs pères. Rusya’yla barı¸ ı ihlal etme kararı aldıgında. Ils détestent l’Allemagne. . C’est votre devoir. C’est pour que vous deveniez de bons soldats que vos maîtres vous apprennent l’histoire de la France. Fransa’yla dost olmak Rusya ˘ için yararlı ve avantajlıdır”–vs. C’est à vous–enfants élevés aujourd’hui dans nos écoles–qu’il appartient à venger vos péres. le grand devoir de votre vie. No. la France n’a plus été troublée. Selskiy Vestnik’te bile. Azincourt. beklentilerin aksine. Ils ne sont pas résignés à leur sort. et c’est un grand pays dont tous les habitants aiment sincèrement leur patrie et dont les soldats sont braves et disciplinés. Elle a paye aux Allemands sans difficultés l’énorme contribution de guerre de cinq milliards. Mais l’Allemagne tient à sa conquête. Plus de quinze cent mille hommes qui habitaient nos départements du Haut-Rhin. ils espèrent toujours redevenir Français. Au lendemain de la guerre. Avusturya ve ¸ ˘ ˙ Italya). elle s’est remise au travail. 1899) a¸ agıdakileri içeren ders kitabıyla ögretiliyor tarih: s ˘ ˘ Depuis que l’insurrection de la Commune a éte vaincue. et qui étaient de bons Français. bu kolay bir lokma olmayacagı ve hatta ba¸ arılı bir mücadele büyük ˘ s fedakarlıklar ve kayıplar gerektirecegi için. vaincus à Sedan et à Metz. ont été obligés de devenir Allemands. Mais la France a perdu sa renommée militaire pendant la guerre de 1870. (Selskiy Vestnik. 43. à Poitiers. .Hristiyanlık ve Vatanseverlik Hükümeti’nce köylüler için yayınlanan bir gazetede. du Bas-Rhin et de la Moselle.

Japonya’da da sagcı ve milliyetçiler. Azincourt’da yenilen babalarının intikamını almı¸ tır. Ama Almanya zaptettigi bu bölgeye –vatanlarını içtenlikle seven. sürekli tekrar Fransız olmayı ˘ umut ediyorlar. ˙yi askerler olabilmek için s I ˘ ˘ de. Ama kaderlerine boyun egs s mediler. . köle ticareti üzerine ve Fransa’nın bugün miras aldıgı ırkçılık üzerine resmî bir yalanı nak¸ etmektedir” (kaynak: 16 Aralık 2005. Sorular da söyle: ¸ 23 Benzer uygulamalar bugün de ya¸ anıyor. . s ˘ ¸ Fransız sömürgeciliginin faydalarından söz edecek bir egitime yönelik yasal düzenle˘ ˘ meye giri¸ ti. devletin tarih yazmasından ve sömürgeciligin s ˘ deh¸ etlerinden muzdarip göçmenlerin. . ülkemizde daima talihsiz babaların intikamını ogulların aldıgını gösterir. tarihçiler. Crecy’de. (Fransa Komün’lerin isyanları bastırıldıktan sonra rahatladı. Kuzey ve Güney ˘ ˘ Korelilerin ve hem Japon hem de uluslararası akademisyenlerin tepkisini aldı. Hiç zorlanmadan Almanlara be¸ s s milyarlık sava¸ tazminatı ödedi. zaman ¸ zaman soykırıma varan katliamlar üzerine. Almanya’dan nefret ediyorlar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik penser tourjours. yazarlar ve aydınlardan olu¸ an 1000 ki¸ ilik ikinci bir imza kampanyasında s s da söyle dendi: “Bu yasa. son zamanlardaki yeni giri¸ imleriyle öne çıksalar da. Simdi s ¸ ˘ okullarımızda egitim gören siz çocuklar da Sedan’da ve Metz’de yenilen babalarınızın intikamını almalısınız. tahrif ve manipüle edildigine ˘ ˘ çogu ülkede rastlandıgı belirtiliyor. ˘ s The Guardian. geçmi¸ teki ˘ s hunharlıklarını sansürlemek. Charles zamanında ya¸ amı¸ Fransızlar. Ve topraklarının da bir kısmını. okul kitaps larında hakikatin. Fransa ta˘ ˘ rihi. Ama Fransa 1870 sava¸ ında askerî s s ününü kaybetmi¸ ti. Burayı Almanya’dan geri almak için iyi yurtta¸ lar ve iyi askerler olmalıyız. Poitis s ers’de.)23 s s Sayfanın dibinde yukarıdakiler üzerine bir dizi soru var. Subat 2005’de. Ayrıca. VII. vs. kolonyalizmin sadece olumlu taraflarına yer vererek. A¸ agıs s ˘ Ren ve Moselle bölgelerinde ya¸ ayan yüz elli binden fazla Fransız s ˘ vatanda¸ ı. solun ve s s s tarihçilerin tepkisini çekti ve maddenin iptaline yönelik 180. Jon Henley’nin haberi). Yukarı-Ren. ya¸ amınızın en büyük görevi. gibiler s dogrultusunda bir egitim “reformu” yaptı ve Japonların. Fransa’nın sag hükümeti. –[Acar Burak Bengi] ˘ ˘ 79 . Sava¸ s tan hemen sonra da i¸ e koyuldu. Bu sizin görevinizdir. Çinlilerin. . cesur ve disiplinli askerler olan insanların ya¸ adıgı bu s ˘ ˘ büyük bölgeye– çok deger veriyor. Daima bunu dü¸ ünmelisiniz. kurulu¸ mitini tarihi gerçek olarak sunmak vb. Söz konusu yasa maddesi. vatanseverlik ve milliyetçilik ugruna. Alman olmaya zorlanmı¸ tı.000 imza toplandı. deniza¸ ırı Fransız vatanda¸ larının. ögretmenlerinizden Fransa tarihini iyi ögrenmelisiniz. Fransa ve Japonya örnekleri.

budala. dogrulugu. ne bayraklar. “Fransa’nın çocukları 1870’deki yenilgilerimizi hatırlamalı” ve “bu hatıranın yükünü kalplerinde hissetmeli”. süslenip dalgalanan bayraklar altında yerini almı¸ her amirale ve s ba¸ kana. . önlerine dikilmi¸ ölümcül dü¸ manlar ve kaçmalarını engellemek s s için arkalarına dikilmi¸ amansız subaylar. Fransa ne kaybetti? Kaç Fransız s o toprakların kaybıyla Almana dönü¸ tü? Bu Fransızlar Almanya’yı s ˘ seviyorlar mı? Bir gün Almanya’nın bizden aldıgını geri almak için ne yapmalıyız? .Hristiyanlık ve Vatanseverlik Topraklarının bir bölümü dı¸ ında. yigitliklerini uyandırmalı” diyen. çürüyen s 80 . her zaman her yerde. sava¸ ın gerekliligi. resmi konu¸ malarda büyük bir ısrarla barı¸ tan söz ediliyorsa. burada kimi kandırıyorsunuz?) diye sormak istiyor insan. ama “bu hatıra cesaretlerini kırmamalı. s s sıradan insanlara. s su toplamı¸ elleriyle bütün o gemileri. soguk. kan. s topları. tersine. paylarına sadece çamurlu sava¸ meydanı. salonları. tüm bu gazetelerle kitapları dizip basanlar ve –besleyip. açlık ve s s ˘ elem. kaleleri. paylarına ne amiraller. saglıklı beyaz di¸ lerini göstererek. genç ku¸ aga ve genel olarak tüm Rus ve Fransızlara s ˘ da. s s ˘ s bir çocuk saflıgıyla sevinç çıglıkları atan ve etrafa bakmalarına zaman ˘ ˘ kalmadan. cephanelikleri. ızdırap. büyütüp. ˘ ˘ s O kurban. buharlı gemileri. yaralar. Öyle ki. bu soruyu sormaya gerek varmı¸ ve aldatılan s talihsiz kurbanın kim oldugu çok açık degilmi¸ gibi. mendirekleri ve tüm bu sarayları. avantajı ve s ˘ ˘ ˘ hatta kahramanlıgı telkin ediliyor. Tek derdimiz barı¸ . limanları. baktıkları halde onları aldatıp onlara en korkunç faciaları hazırlayan adamların tüketmesi için– tüm bu sülünlerle kiraz ku¸ larını. barakaları. aldatılan. ne ba¸ kanlar. el altından ve sürekli.” s s s Qui diable trompe-t-on ici? (Lanet olsun. ˘ “Sava¸ ı dü¸ ünmüyoruz. platformları ve zafer taklarınıyapanlar. havai fi¸ eklere ve bandoya. ne de bans dolar dü¸ en. çalı¸ an insanlardır. . kitaba göndermeler) de var. Réflexions sur le ˘ livre VII (VII. istiridyeleri ve sarapları bulup getis ¸ renler.

Ve simdi su Toulon ve Paris kutlamalarında ziyafet çekenler gibi adam¸ ¸ lar. bunun neresi kötü?” Bu kötü. bu duyguyu birbirine s ifade etmesinden ibaret. Almanları sevmeyi¸ imiz ve onlara ˘ ¸ s güvenmeyi¸ imiz de sahte. budala s insanlar. iki ¸ s milletin kar¸ ılıklı olarak birbirine sempati duyup. ¸ s iyi bir ak¸ am yemeginden sonra koyu renk bez çadırlar içinde oturacaks ˘ lar ve bir haritaya saplanmı¸ ignelerle. Ama ˘ s ˘ bu iddianın sersemligi öyle açık ki. kastedildigi sekilde. “Durum. Ne daha önce. ne de simdi Almanlara özel bir ¸ dü¸ manlık duymadıgımız gibi. önlerinde iyi sarap dolu kadehlerle ve di¸ lerinin arasında purolarla. Ve. lüzumsuz bir ölüm dü¸ en hep aynı munis. Rusların Fransızlara. ne de simdi Fransızlara özel bir sevgi duymadıgımızı ¸ ˘ hepimiz biliyoruz. sava¸ çı niyetler yok” deniyor bize. filan-filan vaziyeti almak veya su s ˘ ¸ ya da bu kurdele veya ni¸ anı kapmak için. en a¸ ikar ve arsız bir s sahtekarlık. çünkü hiçbir mazareti bulunmayan. sıradı¸ ı s sevgisi sahte. s ˘ VI “Ama öyle bir sey yok. Avrupa barı¸ ını tehdit eden tehlikeli bir s s kom¸ uya kar¸ ı savunma bakımından önemi olabilecegini teslim etsek s s ˘ bile. bütün bu yakı¸ ıksız ve anlamsız sefih s s ayinlerin Avrupa barı¸ ını koruma amacı güttügünü söylemek daha da s ˘ sahte. Bir dost milletin temsilcilerinin diger milletin ˘ temsilcileri tarafından özel kutlamalarla ve seref duyarak kar¸ ılanma¸ s ˙ sında yanlı¸ olan ne? Ittifakın. Üçlü Ittifak’ın barı¸ ımızı s ˘ s ve Avrupa barı¸ ını tehdit ettigi ve Fransa’yla ittifakımızın güçleri denges ˘ leyecegi ve dolayısıyla barı¸ ın bir garantisi olacagı söyleniyor bize. Fransızların da Ruslara bu ani.Hristiyanlık ve Vatanseverlik cesetler ve anlamsız. ne daha önce. yine o s halktan olu¸ turulan top-yeminin harcanacagı noktaları gösterecekler. filan-filan miktarda. aynen. s ˘ ˙ Almanya’nın Rusya’ya kar¸ ı planları oldugu. insan ciddi ciddi onu çürütmekten ˘ 81 .

resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. Yuhanna 8: 44. Özellikle de bu gibi bir durumda. O zaman da aynı co¸ kunluklar. tüm s güçlerin matematiksel bir e¸ itlik içinde olması gerekirdi. Üçlü Ittifak da kendini barı¸ -ligi olarak adlandırdı. O zaman da. simdi oldugu gibi. bize bir sava¸ ligi olarak göründügü halde.24 Yalan daima cinayete yol ¸ açar. Sırplar veya Bulgarların herhangi ˘ birinden. çünkü Wilhelm’in bir Avrupa ittifakı önderliginde barı¸ ı bozma tehlikesi ˘ s varsa. barı¸ güç dengesine baglıysa. biz Ruslarla yüzlerce s ¸ yıldır kimsenin hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani ˘ s ˙ bir sevginin alevlendigi varsayıldı –Almanlar. s s O zaman. Seytan bir katil ve yalanların babasıdır. önsöze bak. Franko-Rus Ittifakı da gerçekte neyse –yani bir ¸ sava¸ ligi– ondan ba¸ ka türlü görünemez. aralarında bir denge kuruls ˘ ˙ ması gereken birimler nasıl belirlenebilir? Ingilizler simdi Rusya’yla ¸ Fransa ittifakının kendilerini tehdit ettigini ve bu yüzden yeni bir it˘ tifak olu¸ turmaları gerektigini söylüyorlar. ˘ “Fransa’yla Rusya’nın barı¸ ı garanti altına almak için kar¸ ılıklı sempas s tilerini ifade etmelerinde kötü olan ne?” diye soruyorlar. –[Acar Burak Bengi] Harbi. o zaman aynı seyi. Hatta daha da büyük. sadece. toprak kaybını hazmedemeyen Fransa’nın ¸ ˙ yapma tehlikesi çok daha büyüktür.Hristiyanlık ve Vatanseverlik utanıyor. o s zaman herhangi bir insan toplulugunda en güçlü adam bir tehlikedir ve ˘ digerleri onu dengelemek için ittifaklar kurmak zorundadır. –[Acar Burak Bengi] 82 . yani bir ittifakın barı¸ ı garantilemesi için. Böyle olması. Rus¸ ˘ 24 Yeni 25 93 Ahit. Türk sava¸ ından25 önce de. Nitekim. Fransızlar ve Ingilizler ˘ daima ve hâlâ bize. tıpkı simdiki gibi. kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. s s ˘ ˙ Tamamen aynı sekilde. simdi s s ¸ Paris’te vatanseverlik timsalleri olarak anılan Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi. çünkü bir yalan ve bir yalan asla zararsız olmaz. bu Karadaglılar. Bir denge olu¸ turmak için s ˘ s Avrupa kaç ittifaka bölünmek zorunda? Madem i¸ ler böyle yürüyor. Bu kötü. Üstünlük simdi s ¸ Franko-Rus ittifakındaysa. tehlike hâlâ mevcut.

o bildik ugursuz ve budala duyuru gazete ˘ sütunlarında görünecek: Biz. uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. yani. ne kadar barı¸ yanlısı olursa olsun. s bütün gazetelerce ve tüm milletin kamuoyunca talep edilen (veya bu gibi durumlarda daima tüm milletin kamuoyunca talep ediliyormu¸ s gibi görünen) bir sava¸ ı onaylamaktan kaçınamayacak. s ˙ önce. vs. Aleksandr. sava¸ gerçekle¸ ti. gazeteler yalans larını basacaklar. ordulara ve filolara içecekler. o zaman da Moskova’da Ilk ¸ ˘ yiyip. Sırbistan ayaklandı. Çanlar çalacak ve uzun saçlı adamlar altın i¸ lemeli cüppelerini giyip s cinayet adına dua etmeye ba¸ layacaklar.. çevresindeki herkesçe. –vs. ˘ Rusya’ya. birbirlerine budala seyler söylediler ve vecd duygularıyla ¸ mütehassis oldular. s s milyonların zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması. asıl mesele –Türkiye’ye s kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz kaldılar. kendilerini katliama gön˘ dermeyi Tanrı huzurunda görev bildigimizi. bize Tanrı tarafından ema˘ net edilen sevgili insanlarımızın iyiligi için. Tanıdık. zengin insanlar kalabalıgı vatansever konu¸ malar geveleyecek ve ˘ s Almanya’ya kar¸ ı dü¸ manlık a¸ ılayacak ve hadiseler öyle sekillenecek ki. aynen simdi Paris’te oldugu gibi. gazeteler gittikçe daha s fazla yalan söyledi. Tanrı’nın lütfuyla tüm Rusya’nın otokratik ˙mparatoru. Ve biz etrafa s bakmaya zaman bulamadan. Toulon ve Paris’te yas s pılan ve gazetelerde hâlâ yapılmakta olan sey de. zamanları ve enerjileriyle ne yapacaklarını bilmeyen aylak. vatanseverlik s ˘ s s 83 . birlik ve barı¸ tan söz edip. yüz binlerce masum insanın kıyımı. tüm sadık tebaamıza duyururuz. Polonya I Kralı. Tanrı onlarla olsun.Hristiyanlık ve Vatanseverlik larla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler. s ˘ deh¸ etli ugra¸ yeniden ba¸ layacak. Diplos matik notalar ve yarı-resmî makaleler ba¸ ladı. Çe¸ itli generaller ve bakanlar. çe¸ itli bölüklere. “Tanrı s Çar’ı Korusun” ve “la Marseillaise” nagmelerine içtikleri gibi. Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve s s iktidar tedricen oyunda yer almaya ba¸ ladı. aslen sava¸ s istemeyen III. Fransa’ya. s s s ¸ III. Aleksandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigi˘ miz üzere. vs. Gazetelerin editörleri. içip. besbelli aynı yola veya ¸ daha da kötü facialara yöneliyor. Finlandiya Büyük Prensi. çaglar öncesine uzanan.

hastalar rastgele bir yere getirilip üstüste ¸ atılacak. s ˘ türlü kurdeleler. daha önce hiç görmedikleri ve kendilerine ne bir kötülük yapmı¸ ne de yapması mümkün olan s binlerce ba¸ ka insanı öldürecekler. annelerins den ve çocuklarından koparılan yüzbinlerce basit. nefret ve cinayeti te¸ vik için çalı¸ maya koyulacaklar ve sas s tı¸ larını iki katına çıkarmaktan sevinç duyacaklar. Aylak hanımlarla beyefendiler. bir süreligine duracaklar. o çürüyen top-yemiyle enfekte olunca. simdiden Kızıl Haç için adlarını kaydettirip. –[Acar Burak Bengi] 84 . Ve böylece bir kez daha insanlar barbarla¸ tırılmı¸ . komutanlara bile naho¸ gelecek ˘ s s kadar. ruhlarındaki ızdırabı sarkılar. ˘ yaralılar bir sekilde toplanacak. bunları toplayacak yeteri kadar insanın kalmadıgı noktaya ula¸ ınca ve hava. dört dönecekler. munis insan. haçlar. s s s 26 Önsöze bak. açlık sefaleti çekecek. yaralı ve ölü sayısı. Fabrikatörler. dört dönecekler. hastalanacak. nereye sürülürlerse oraya yürüyecekler. Ordu komutanları. donacak. ölüler üzerlerine kireç serpilerek gömülecek ve pe¸ inden bir kez s daha. kocalarıyla karde¸ lerinin ¸ s öldürmeye giri¸ tigi insanların yaralarını sarmaya hazırlanarak ve böyles ˘ likle en Hıristiyanca bir i¸ yaptıklarını hayal ederek. ni¸ anlar ve yıldızlar almayı umarak. s Ve sükunet içindeki çalı¸ ıp didinmelerinden. insanları öldürmeleri geregi. çifte maa¸ s s ve istihkak çekerek. nedenini kendileri bilmeden. karılarından. insanoglunun s s ˘ halihazırda ba¸ lamı¸ bulunan Hıristiyanla¸ ması26 tekrar on yıllarca. bütün bu aldatılan insanlar kalabalıgı ileri. hovardalık ve votkayla bastırarak.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kisvesi altında. vah¸ ile¸ tirilmi¸ s s s s s ve zalimle¸ tirilmi¸ olacak ve dünyada sevgi azalacak. hastalıktan ölecek ve nihayet insanların onları biner biner öldürecekleri yere gelecekler ve onlar da. tüccarlar s ve mühimmat satıcıları iki kat kâr beklentisi sevinciyle ko¸ u¸ turacaklar. s s Her zamankinden daha çok çalma fırsatını sezen her türden memur dört dönmeye ba¸ layacak. Uygun adım ilerleyecek. s Ve hasta. ellerindeki ¸ ölümcül silahlarla. ta ˘ ki bunu ba¸ latanlar usanana ya da gerekli görenler istediklerini alana s kadar. daha ileri sürülecek.

Dolayısıyla o gazeteci baylar. s VII ˙s I¸ te böyle Toulon kutlamaları gibi vatansever gösteriler gerçekle¸ tiginde. eline bir kadeh Grand Moët sampanyası alarak. ¸ ˘ i¸ te o zaman. onların zımni sos nuçlarına kar¸ ı çıkmaktan kendini alamaz. tüm emri ˘ ˘ altındakilerin. sadece kendimiz için s degil on milyonlarca Rus için de. ba¸ rahiplerinkilerle ve s elçilerinkilerle birlikte atmayıp.Hristiyanlık ve Vatanseverlik yüzyıllarca geriye atılacak. s ˘ insanların iradeleri. sava¸ ın mevcudiyetini onun gerekliligine s ˘ kanıt gösterecekler ve yine gelecek ku¸ akları sava¸ a hazırlayacaklar. söz ve eylemlerince bilerek veya 27 Soganlı ˘ be¸ amelli yelveku¸ u ve donmu¸ kartavugu. sava¸ tan kazanç saglayacak s ˘ olanlar. pe¸ inen sarts s ¸ landırılıp. bilginlerin ve yazarların payla¸ tıgına s ˘ Fransız bakanları temin edince ya da Rus filo komutanı. o gazeteci baylarınkilerle. Fransızların Imparator ailesine yönelik s hayır dualarının muhakkak ki Çar-sever Rus halkının kalbinde sevinçle yankılandıgına. bir ortolans à la soubise et logopèdes glacées27 tabagından sonra. kendilerinden emin. vatanseverligin daima yol açtıgı alı¸ ılageldik insafsızlıklara ˘ ˘ s rehnedilir ve bu kutlamaların önemini farkeden ki¸ i. filo komutanlarınınkilerle. muhatap oldukları kar¸ ılamadan ötürü tüm Rusya’nın minnettar kalacagına Fransızları s ˘ ˙ temin edince ve ba¸ rahipler. –[Alper Altug] s s s ˘ ˘ 85 . egitim ˘ bakanlarınınkilerle. Ve bir kez daha. s tüm Rusların Kron¸ tad ve Toulon ve Paris’te olup bitenlerle duyguda¸ lık s s içinde bulundugunu ve bu ölüm kalım ittifakının tüm bir halk iradesiyle ˘ onaylandıgını öne sürünce ve Rus Egitim Bakanı duygularını. s s onları çocukluktan itibaren sapkınla¸ tırarak. ˘ ¸ ani ve müstesna bir güzel Fransa (la belle France) sevgisiyle dolup tasan kalbinin tüm Rusların kalplerine tercüman oldugunu beyan edince. bu çılgınlıktan azade olan bizler. böyle bir duyuruyu en canhıra¸ bi˘ s çimde protesto etmeyi ve kalplerimizin. görünü¸ te uzak gelecek için olsa da. Rus çocuklarının. cemaatleri adına kefil olunca ve Rus halkının temsilcisi ˘ diye görülen Paris’teki Rus elçi. aksine.

–[Aylmer Maude] 86 . Ögle yemegi için eve dönü¸ te ziya˘ ˘ ˘ s retçimizle ahbaplık ettik ve bize hemen nasıl sava¸ tıgını. Kaybettigi bölgeleri geri alana kadar Fransa’nın s ˘ huzur bulamayacagı seklindeki savlamasına. kar¸ ılıgını verdik. s ˘ VIII Yakla¸ ık dört yıl önce. Fransa’nın eski sınırlarıyla gücü ve sanının geri kazanımı ¸ için ve kendimizi Almanya’nın ugursuz planlarına kar¸ ı emniyet altına ˘ s almak için. esir dü¸ üp s ˘ s kaçtıgını ve. öfke ve s s ˙ tiksintiyle doldugunu ilan etmeyi kutsal görevimiz addederiz. daha ziyade suça katılmaya hazırlanırken suçluların daldıkları sefih ayinler ve esriklige benzeyen bütün bu sarho¸ vecdlerin. söyledikleri gibi barı¸ ın onanmasına benzemes yip. seklindeki savunmasına kar¸ ılık. Geldiginde biz ot biçiyorduk. ¸ Göz yumamayız çünkü. konu¸ maların ˘ s s ve kucakla¸ maların altında ne gizlendigini biliyoruz. makaleler yazıp konu¸ malar yapsınlar. Jena’nın öcünü alana kadar ˘ ¸ da Prusya’nın huzur bulamayacagı ve simdi Fransa lehine bir revanche ˘ ¸ gerçekle¸ mesi halinde. Istedikleri ˘ kadar Moët içsinler.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bilmeyerek etrafa saçtıkları ölümcül yalan ve yanlı¸ lar kar¸ ısında. vatansever bir ant içtigini anlattı: ˘ ˘ ˘ Fransa’nın dirligi ve serefi yeniden tesis edilene kadar Almanya’yla ˘ ¸ sava¸ için ajitasyon yapmayı bırakmayacakmı¸ . s s Bizim çevre. ama bunları s sadece kendileri için yapsınlar. Chants du Soldat yazarı. Toulon baharının ilk cırcır böcegi –Almanya’yla s ˘ sava¸ ma taraftarlıgı iyi bilinen bir Fransız ajitatör28 – bir Franko-Rus s ˘ ittifakına zemin hazırlamak üzere Rusya’ya geldi ve köyde bizi ziyaret etti. Rusya’yla Fransa arasındaki bir ittifakın gerekli oldugu ˘ kanaatini payla¸ madı. ˘ s ˘ Fransızların kendilerinden koparılan karde¸ lerini kurtarmakla yüs kümlü oldugu. kendini Hıristiyan addeden bizler bu beyefendilerin söyleyip yazdıklarıyla sartlandırılmaya göz yumamayız. besbelli gurur duydugu. Almanların da tekrar onun öcünü almak zorunda s kalacakları ve bunun böylece sonsuza kadar gidecegi. Alman hakimiyetindeki ˘ ¸ s 28 Paul Déroulède (1846-1914).

sadece tüm cinayetleri yasakla˘ makla kalmayıp. Bizse bu hile ve desis seyi görüyoruz. karakteristik Fransız ˘ 29 Bugün. Ve ne bandomuz. Hıristiyanlık yok edilene kadar. s ¸ Estonya. kar¸ ılıgını verdik. aynı zamanda Hıristiyan ögretilerden kaynaklanan bütün ahlak ˘ kaidelerini de reddetmeli. sadece kiliselerden haçları s ˘ kaldırmakla. simdi oldugu ¸ ˘ gibi. milliyet ayrımı yapmaksızın herkesi karde¸ sayarak. ziyaretçimiz sadece omuzlarını silkip. Letonya. dolayısıyla ona teslim olamayız. –[Acar Burak Bengi] 87 . s tüm insanlara iyilik yapılmasını istedigine göre. C’est à prendre ou à laisser (Bu ancak böyle yapılabilir) dedik. kilise binalarını ba¸ ka amaçlara uyarlamakla. cevabını verdik. bizim için böyle ko˘ nu¸ makta hiç sakınca bulunmadıgını. Bir Hıristiyan Hükümet sa˘ s ˘ va¸ a girdiginde. hiçbir durumda sava¸ ı ˘ s onaylayamayacagımız. tutarlı olmak adına. ne sampanyamız. rahiplere s ˙ ba¸ ka görevler vermekle ve her¸ eyden önce Incil’i yasaklamakla kalmas s malı. Fransız s hakimiyetindekinden hiçbir sekilde hiç de daha kötü bir durumda ol¸ madıgı ve kimi Alsace’lılara. Alman degil de Fransız sayılmak daha ˘ ˘ ho¸ gelecek diye ve ziyaretçimiz Fransız ordularının sanını yeniden s ¸ kazanmasını istiyor diye. dedik. ne de idrakımızı bulandıracak ba¸ ka bir seyimiz bulun¸ s ¸ dugundan.Hristiyanlık ve Vatanseverlik çalı¸ an kesim mensubu Alsace-Lorraine sakinlerinin. ancak hile ve desiseyle sürüklenebilir sava¸ a. Hıristiyan bakı¸ açısıylaysa. genelde. sava¸ insanların öldürül˘ s s mesini talep ettigine ve Hıristiyanlık. siyasi s s ˘ ˘ bakı¸ açısıyla bile. ˘ Fransa’nın katlandıklarına katlanmadıgımızdan. gerektirdikleri askerî güçle siyasi harcamadan bizi ˘ kurtaracagına göre. Polonya veya Baltık Eyaletleri’nin kaybı bir facia s sayılamayacagına. hatta bir tek insan hayatını feda etmenin bile dogru ˘ ˘ ˘ olmadıgı. ama Baltık Eyaletleri29 veya Pos ˘ lonya bizden alınsaydı ba¸ ka türlü konu¸ acagımızı söylediginde. Sovyetler’in çökü¸ ünden sonra bu eyaletler su devletler oldu: Litvanya. böyle bir kaybın daha çok bir kazanç olarak deger˘ ˘ lendirilebilecegi. insanlar. sava¸ ın yol açacagı korkunç ızdırapları çeks ˘ meye degmeyecegi.

“kımıldayacak bir yerleri kalmaz. halk arasında ˘ fikirlerine daha fazla sempati bulacagını umarak. solgun. Ruslarla Fransızların Almanları her iki yandan s sıkı¸ tırmasına matuf hareket planını tercüme etmemi istedi. onları her iki yandan sıkı¸ tırırsak” dedi Prokofi. Almanya’ya kar¸ ı s s s sava¸ halinde Rusların Fransa yanında yer almasını saglamak umuduyla s ˘ geldigini açıkladıgım zaman Prokofi besbelli memnun kalmadı ve küçük ˘ ˘ ot yıgınları arasında oturan köylü kadınlara dönerek. sava¸ tan arzu edilir s ˘ s bir sey gibi söz edebilecegine inanması mümkün olmamı¸ tı. Varlıklı bir Fransız oldugunu söyledim. sert bir sesle. saka olarak s ¸ aldıgı seye sakayla cevap vererek. bunu fiilen gösterdi ona. sakin ve ayıkken. güvenmedigi anla¸ ılacak biçimde. ama hâlâ azimle çalı¸ maya devam eden mesai s arkada¸ ım Prokofi’ye. ˘ ¸ ¸ onlara bir çıkı¸ yolu bırakmalıyız. duygularını gayriihtiyari açıga ˘ ˘ ˘ vurdu. ama görü¸ lerinin benzer sekilde kar¸ ılanmayı¸ ına s ˘ s ¸ s s çok yazıklandıgını söyledi. ˘ ¸ s ˘ ˘ Belli ki. ˘ s ba¸ ıyla ziyaretçimi i¸ aret ederek. Bu sözler besbelli. Fransız. evimizdeki misafirperver kar¸ ılamadan ötürü fevkalade ˘ s müte¸ ekkir kaldıgını. s ¸ s yeti¸ kin ve egitimli bir adamın. iki ˘ büklüm bir mujik olan. ˘ IX Bu sohbetten sonra misafirimizle otluga gittik ve orada. s s ˘ “Peki hangi i¸ için gelmi¸ ?” diye sordu Prokofi. ¸ s ¸ “O kimlerden?” diye sordu Prokofi.” (Ona Rusları sevdigimizi söyle˘ yin) dedi. Almanları her iki yandan sıkı¸ tırma önerisini saka olarak almı¸ tı. s ˘ “Dites-lui que nous aimons les Russes. ¸ ˘ s “Peki ama. ihtiyar. Prokofi’nin. Almanları sıkı¸ tırma önerisinden de çok s sa¸ ırttı Prokofi’yi ve onda biraz süphe uyandırdı. gidip ˘ dagınık otları tırmıklamalarını bagırınca. söz ve jestlerin anlamını izah ettigimdeki munis sa¸ kınlıgını ve alaycılıgını hatırlıyorum. s beyaz parmaklarıyla Prokofi’nin ter içindeki kenevir gömlegini her ˘ yanından sıkarak.” s Bu kar¸ ılıgı ziyaretçime tercüme ettim. 88 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik kibarlıgıyla.

Birinin sahsında. Tolstoy’un bilinen ve sıkça ba¸ vurdugu bir yöntemdir. çalı¸ an bir adamın daima yaptıgı gibi. kelimenin Rusçası hem “sıkı¸ tırmak”.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙s “Hey. canlılık ve özgüven parıltısıyla. çatalı omuzuna attı ve kadınlara gitti. insanların me¸ akkatli emegiyle beslenip. diz altından baglanan ev yapımı bol pantolonu ve a¸ ınmı¸ ˘ s s laptileriyle. Almanları ˘ da alırız yanımıza”. sonradan bu sekilde kendilerini ¸ defedenleri besleyip koruyanlar. uyuyorsunuz. Kalkın. yabancı ziyaretçiyi incitmi¸ olmaktan s korkarcasına. Birbirinden böylesine farklı bu iki adamın görüntüsü –silindir sapkası ¸ ve o zamanlar çok moda olan uzun paltosuyla. Ve Rus halkına yönelik diplomatik misyonu böylece sona erdi. yaslandıgı yabanın di¸ leri ˘ s arasından damarlı elini çekti. ekonomik devi˘ s ˘ nimlerle yürüyen. hem de “biçmek” anlamlarında kullanılıyor. s –[Koray Karasulu] 31 Bazı karakteristik özellikleri leytmotif olarak kullanması. sonra da ¸ s ˘ aynı insanları top-yemi olarak kullanan bütün o insanlar cisimleniyordu. tembel degil ama. çalı¸ maya alı¸ ık olmayan beyaz elleriyle31 enerjik bir bis s çimde Almanların nasıl sıkı¸ tırılması gerektigini gösteren iyi beslenmi¸ s ˘ s zarif Fransız. I¸ te Almanları sıkı¸ tırma zas manı! Otlar daha toplanmadı ve Çar¸ amba günü de biçmeye30 gelecegiz s ˘ gibi görünüyor” dedi. ve agır i¸ yüzünden si¸ mi¸ parmaklarıyla. Prokofi’deyse o top-yeminin kendisi. siz kargalar. Ve sonra. o zaman. le brave homme!” (Ah ne cesur adam!) diye haykırdı kibar Fransız gülerek. sürekli çalı¸ mayla eci¸ bücü¸ . –[Koray Karasulu] s ˘ 30 Bu 89 .32 omuzundaki koca bir yaba dolusu otla ve uzun adımlarla. yıpranmı¸ di¸ lerinin köklerini gösteren munis bir tebess s sümle ekledi: “Gelip bizle çalı¸ san ve Almanları da yanında getirsen s ˙s daha iyi edersin. –[Acar Burak Bengi] 32 Hu¸ agacından çarık. bana çok daha açık göründü ve s ˘ simdi Toulon-Paris kutlamalarından sonra bütün canlılıgıyla aklıma geli¸ ˘ yor. saçında ot tu˘ s ¸s s tamlarıyla. Prokofi bunu söyleyip. daima bitkin ama feci iki s s s büklüm haline ragmen hep çalı¸ an Prokofi’nin kaba figürü– bu iki ada˘ s mın olu¸ turdugu güçlü tezat. I¸ i bitirdigimizde birlikte gezintiye çıkarız. “Oh. Sava¸ ve Barı¸’ta Napolyon’un da beyaz ellerine sürekli s ˘ s s vurgu yapar.

Rusların. Ama bu ˘ s kabullerden ne biri ne de digeri dogrudur. onca kurban vererek kazandıgı avantajları kaybetme ihtimaline göz yumamaz. tüm insanlarda içkin bir his oldugu ve sonra da. muhafaza etmek ugruna. Almanya’nın kendine buyurmasına ve Dogu’daki ˘ tarihi misyonundan onu mahrum etmesine izin veremez. Ama Rusya. Ben Rus halkı içinde ya˘ ˘ rım yüzyıl ya¸ adım ve bütün bu süre boyunca. sürekli. ¸ Çalı¸ an kesim. kendilerini ve ailelerini geçindirme 90 . bölgelerinden mahrum edilme riskini de göze alamaz: Baltık eyaletlerinden. Diger ülkelerin çalı¸ an s ˘ ˘ s kesimi arasında da aynı seyi gözlemledim ve egitimli Fransızlar. ondan mahrum kalanlara zerkedilmesini gerekti˘ recek kadar yüce bir ahlaki his oldugu pe¸ inen kabul edilir. tıpkı Fransızlar gibi. Almanların ve Ingilizlerin kaybedilen bölgeleri geri almak. vatanseverligin temel saikleri olarak boy gösteren siyasi s ˘ meselelerle ilgilenemeyecek kadar. bir kere en önce. tabiyatıyla.” Böyle ˘ ˙ sözler sarfedilirken Fransızların. sevgili bir anneden koparılan s çocuklar. her türlü vatansever tezahür kar¸ ısında tam bir s kayıtsızlık ve hatta a¸ agılama ifadeleri duydum. halk arasındaki en ciddi ve saygın ˘ s insanlardan. Vatanseverlik hissine dair ifadelerin halkımızca dillendirildigini hiç i¸ itmedim. Polonya’dan ve Kafkasya’dan. gerçek Rus halkının s olu¸ turdugu büyük kitle içinde bir vatanseverlik tezahürü veya ifadesi s ˘ –askerî hizmette ögrenilen ya da daha özsüz ve a¸ agı halk kesimlerince ˘ s ˘ kitaplardan kopyalanan vatansever formüller haricinde– ne gördüm ne de duydum. ˘ ˙ Ama Ingiltere denizlerdeki üstünlügünü hiç kimseye kaptırmaz. kendi çalı¸ an kesimleriyle ilgili olarak. bana sürekli s aynı seyi söylediler. Vatanseverlik hissinin. ˘ birlik ve güçlerini veya denizdeki üstünlüklerini vs.Hristiyanlık ve Vatanseverlik X “Ama Fransızlardan iki eyalet alınmı¸ . Dogu’daki nüfuzlarını idame ettirmek. Ama Almanya da. Alman¸ ˘ ˙ lar ve Ingilizler de. her¸ eyi fedaya hazır oldukları pe¸ inen kabul edilir ˘ s s genelde. ama tam aksine.

kaybedilen Fransız bölgelerinin geri alınması. ˙ Rusya da bu durumun bir örnegidir: Iman’a. ne kadar vergi ödemesi ˘ gerekecegi. Halktan biri için. nereye bir sınır çizilecegi. ˘ ˘ Konstantinople’un kime ait olacagı. Çar ve Anava˘ s ˘ 33 Bugün Zimbabve’nin batı yakası. arazi için uzun ˘ ˘ yıllar ödeme yapması gerekip gerekmeyecegi ve emegi kar¸ ılıgında çok ˘ ˘ s ˘ kazanıp kazanmayacagıdır –hepsi de. iktidarla hükümran ˘ sınıfların yogun hipnotizmasına maruz kaldıgında gerçekle¸ iyor ve bu ˘ ˘ s vatanseverlik. ˘ ¸ ˘ bazan kalabalıgı ele geçirmesi de. Çar’a ve Anavatan’a ˘ baglılık ve sevgi biçimindeki vatanseverligin. askerî hizmetin uzun sürüp sürmeyecegi. Saksonya veya Braunschweig’in Al˘ man Birligi’ne dahil olup olmayacagı. bir ˘ devletin su veya bu bölgesinin digerine devri vs. onun için önemli olan. Iman. okullar. ancak hipnoz etkisi korundugu sürece tutunabiliyor halk ˘ arasında. sosyalizm ˘ ˘ ˘ insan kitlelerine giderek daha fazla nüfuz ediyor. daima tamamen ka˘ ˘ ˘ yıtsız kaldıgı konulardır. ancak kitleler. iktidarların sarfettigi yogun çabaya ragmen. dahası gitgide kayboluyor ve sadece ondan çıkarı bulunan üst sınıflar arasında tutunuyor. iktidar elinde bulunan her ˘ ˘ araçla –Kilise. Avustralya veya Matabeleland’ın33 ˘ ˘ ˙ Ingiltere’ye ait olup olmayacagı ve hatta vergilerini hangi hükümete ˘ ödeyecegi ve ogullarını hangi orduya gönderecegi. ¸ ˘ ama sadece bu meselelerin hangi ko¸ ullarda ortaya çıktıklarını hiç bilmes dikleri için degil. içkin olmayan bir vatanseverligi ˘ insanlara kazımak ve aralarında geli¸ mekte olan sosyalizm fikirlerini s bastırmak için. iktidar tarafından öylesine özenle a¸ ılandıkları vatanseverlik ise yalnızca yayılamamakla s kalmayıp.Hristiyanlık ve Vatanseverlik derdine dü¸ mü¸ durumda: Rusya’nın Dogu’daki nüfuzu meselesi. milli ve siyasi menfaatlerden ta˘ mamıyla farklı sorular. onları ilgilendirmiyor. Vatanseverligin. –[Acar Burak Bengi] 91 . Bu yüzden. basın ve her çe¸ it kutlamalarla– ve olaganüstü s ˘ ˙ bir yogunlukla Rus halkına a¸ ılandıgı bir yerde. simdi Paris’te oldugu gibi. dahası hayati menfaatleri milli ve siyasi menfaatlerden ˘ tamamen ayrı oldugu için. Als s ˘ manya’nın birligi.

yogun denemelere ragmen. A. Basının söyleminden etkilenerek (ve eski bir ordu s 34 Süphesiz.34 uzun güz ak¸ amlarında raporunu sunmak s s üzere gelen –okuma yazmasız. –[Aylmer Maude] 92 . s ˘ ˘ ˘ Çar’ına kar¸ ı tavrı da. Lehlerin son ayaklanması ve Fransız Hükümeti’nin bizim i¸ lerimize müdahalesi s arifesindeydi. Çar ˙ ve Anavatan’a baglılıktan en bagımsız olanlardır. Rusya’yla Fransa arasındaki ili¸ kilerden söz etti. kendisi köyde yalnız s ya¸ ayan eski dostum D. Gazeteleri okuyan dostum kahyasına. Türkiye’de veya Çin’de s yerle¸ ik durumdalar. Rusya’nın çalı¸ an sınıfı. siddet kullanan tüm otoritelere kar¸ ı takındıgıyla s ¸ s ˘ aynıdır. evvelce Avusturya veya Türkiye’ye göçmelerinden tamamen farksız olarak. s s siyasi ili¸ kilerimiz son derece gerginle¸ ti ve Fransa’yla sava¸ söylentileri s s s duyulur oldu. benimsemezler. ˘ Ruslar bugün. bizimkine kıyasla ˘ ¸ Fransız iktidar sisteminin avantajından söz ederdi ona. yani. Anavatan’ındansa ˘ –bununla kendi köyü veya bölgesi kastedilmedikçe– ya tamamen bihaberdir veya haberdarsa da. Çogu zaman Iman ˘ ˘ ˘ –baglı oldugu varsayılan su Ortodoks Devlet imanı– hakkında hiçbir sey ˘ ˘ ¸ ¸ bilmezler ve tanır tanımaz onu reddedip rasyonalist olurlar. Bu. ama bilge ve saygıdeger köylü– kah˘ yasıyla sık sık sohbet eder ve. Bir baglı˘ lık hissi nak¸ etme ugrundaki sonu gelmez. O sırada vatansever Rus gazeteleri bu müdahale yüzünden öfkeyle yanıp tutu¸ uyordu ve hükümran sınıfları öyle kızı¸ tırdı ki. s XI Kı¸ ın Paris’teki karısını arada bir ziyaret edip. yani. diger seyler yanında. vatanseverlik aldatmacasından ve Iman. ne saldırılabilen ne de savunulabilen bir inancı. Rusya’da veya dı¸ arıda. ¸ ˘ s ˙ aslında tüm halk arasında. yüz milyonlarca Rus insanı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tan’larına özellikle baglı oldukları yolunda kendilerine atfedilen haksız ˘ söhrete ragmen. ¸ Delikanlılık ve Gençlik’teki Dimitri karakterini yaratırken model aldıgı D. mutlak kayıtsızlıktır. kınama degilse. onunla diger ülkeler arasında ayrım yapmaz. ˘ Dyakov.

Rus köylülerinin Iman’larını. bunu daha önce çok ˘ gördük ve bugün de hâlâ görmekteyiz. kutsal Ortodoks ˘ ˙ Iman’larıyla. Fransızlarla s ˘ Sivastopol’un bir ‘revanche’ını gerekli görüyordu. Çin. bu yoruma öyle sa¸ akalmı¸ ki. Amerika’ya göçen Ingiliz. “Niye sava¸ alım?” diye sordu kahya. hepsi ikinciyi seçerdi. bana dedigine göre. sanılabilirdi ki. yönetimi altına ˘ ˘ girebilecekleri her iktidarın –Avrupa’da daha kötüsü bulunmadıgına ˘ göre– elbette Rusya’dakinden daha iyi olacagı gerçegidir. s s ˘ Rusların bu kayıtsızlıgının kaynagı. (kitaps ˘ larda tabir edildigi üzere) Çar babalarının emri altında.” Ve dostum. ¸ s s Çar’larını ve Anavatan’larını sevmelerinden söz ederler. taptıkları Anavatan’larına. bir tek Rus köylü cemaati bile hangisine yerle¸ ecegi konusunda bir an tereddüt etmezdi: Rusya’ya. Türkiye veya ˘ s Avusturya’ya. Fransa’nın bize buyurmasına nasıl izin verebiliriz?” “Ama siz kendiniz onların bizden daha iyi yönetildigini söylediniz. iktidarın hipnotik etkisi altında bulunmayan. Her bir Rus köylüsü için hangi iktidar altında ya¸ ayacagı meselesi. aklı ba˙ sında her çalı¸ an Rus insanından i¸ itilebilir. Hollandalı ve Alman ˘ 93 . ama daha az ve daha kötü topraga veya Rusya dı¸ ındaki herhangi bir yere. “Varsın.” ˘ dedi kahya gayet ciddi bir biçimde. (hangisi olursa olsun kendisini aynı s ˘ sekilde soyacagını bildigi için) –suyun iyi olup olmadıgından bile deme¸ ˘ ˘ ˘ yecegim– topragın yumu¸ ak ve killi olup olmadıgından ve lahananın iyi ˘ ˘ s ˘ yeti¸ ip yeti¸ meyeceginden. oysa su iki yer ¸ arasında seçim yapması gerekseydi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mensubu olarak) bir sava¸ halinde orduya tekrar girip Fransızlarla s sava¸ maya gidecegini söyledi. Prusya. s “E. ne ˘ ¸ s s kar¸ ılık verecegini bilememi¸ ve gerçege çok benzer bir rüyadan uyanan s ˘ s ˘ biri gibi gülmü¸ sadece. ama daha çok ve daha iyi topraga. s Böyle yorumlar. ama öyle degil: ˘ ˘ ˘ ˙ bildigim kadarıyla. O sıra vatansever Ruslar. Beyaz Çar babaları ve Ortodoks inancı olmaksızın. bizim için de düzenlemeler yapsınlar. fevkalade daha az bir öneme sahiptir.

Rus ˘ s s 35 III. sadece o co¸ kuyu organize edenlerin s s sanat seviyesini gösteriyor. taç s giyme töreninde35 veya Ekim’in 17’sindeki Çar’ı öldürme giri¸ iminde. çalı¸ an s sınıfın ko¸ ullarında o kadar küçük bir fark yaratır ki. Bu eski bir sanat ve dolayısıyla uzmanları da o vecd hallerini hazırlamada virtüöz seviyesine ula¸ mı¸ durumdalar. çalı¸ anlar arasında s katiyen tepkiye yol açamaz. XII Vatanseverligin varlıgının kanıtı olarak. 1883’te.36 s Fransa’da. hep birden kaleskanın pe¸ isıra yarı¸ a tutu¸ mu¸ lar ve veliaht s s s s bakarken birçogu istavroz çıkarmı¸ . zafer kutlas ˘ maları yapıldıgında. büyük oranda suni olarak hazırlanıyor ve sergilenen co¸ ku seviyesi. ˘ Avrupa halklarının bir yönetimden digerine. –[Koray Karasulu] 36 1888’de. köylü cemaatlerinden ve fabrikalardan insanlar onu ˘ kar¸ ılayıp buyur etmek üzere biraraya getiriliyorlar. askers ler –anlatıldıgı üzere– oldukları gibi. Aleksandr’ın seyahat ettigi treni havaya uçurma ˘ amacıyla bir terörist giri¸ imi gerçekle¸ ti. –[Aylmer Maude] Karkov yakınında. II. Almanya’da. s ˘ s bunu kendileri için gerekli görenlerce. 94 . Prusya’ya sava¸ ilan edildiginde. iktidarlarla hüs kümran sınıfların telkinlerine maruz bırakılmazlarsa. s s Aleksandr henüz veliahtken ve gelenek icabı Preobrajenskiy Alayı’nı kumanda ederken. Aleksandr’ın çocuklarından biri yaralandı. Bu kar¸ ılamayı gören herkes. çe¸ itli merasimler sayesinde ˘ ˘ s halkta ifade bulan tezahürlerini i¸ aret ederler. sırtlarında yalnızca gömlekleriyle ˘ onu kar¸ ılamaya ko¸ mu¸ lar ve yüce kumandanlarını müthi¸ bir co¸ kuyla s s s s s selamlayıp. bir keresinde ak¸ am yemeginden sonra kaleskasını37 o s ˘ sıra kampta bulunan alaya sürmü¸ . Ama bu teza˘ ¸ hürlerin nasıl hazırlandıgını bilmek lazım. Türklerinkinden Avustur˘ yalılarınkine veya Fransızlarınkinden Almanlarınkine kayması. mesela Rusya’da. veya bu Franko-Rus senliklerinde. Mesela Rusya’da. s s –[Aylmer Maude] 37 Dört tereklekli gezinti arabası. Borki’de III.Hristiyanlık ve Vatanseverlik köylüler ve Rusya’ya gelen digerleri arasında da aynı tutum hakim. Çar’ın her ˘ yolculugu sırasında. tahta çıkmasından iki yıl sonra. Kalabalıgın co¸ kusu. Aleksandr’ınki. Kaleskası görünür görünmez.

. ıstavroz ˙ çıkaracaksın. Sidorenko. “Hurra!” çıglıklarıyla kar¸ ılamaya ko¸ maları s ˘ ˘ s s ve arabanın pe¸ inden ko¸ turmaları. hatta askerlerle subaylar ve her¸ eyi düzenleyen alay komutanı üzerinde kusursuz bir co¸ ku s s izlenimi yaratıldı. aksine çok maharetli ve gayet bariz bir sekilde Fransız s ¸ hükümetince hazırlandılar. halk hissiyatının ˘ ¸ spontan bir ifadesi gibi görünen Franko-Rus senlikleri de kendiliginden ¸ ˘ gerçekle¸ mediler. Ba¸ ças ˘ s vu¸ lar bölükleri tefti¸ ettiler ve her adamı birer birer sayarken onuncuda s s durdular: “Bir. Ne s s var ki. Paris’teki imparatorluk elçimize temsilciler gönderdi. Rus denizcilerin bir günlügüne. . ” Hepsi emre göre yapıldı ve veliaht ile oradaki herkes üzerinde. Bu. bütün askerlerin ertesi gün temiz gömlek giymeleri ve kaleskası görünür görünmez (ki bunun için gözcü dikilecekti) veliahdı. iki. Bize. Denizcilerimizin kalmaları ayarlanan tüm kasa- 95 . lütfen hazırlık yapılmasın. Yalnız. önceki gün ¸ ¸ s resmî geçitten sonra tugay komutanına ertesi gün gelecegini belirtti. tamamen aynı sekilde yapılır. s ˘ ˘ yüzleriyle jestlerinin ifade ettigi yapmacıksız ve besbelli spontan dinî ˘ co¸ kudan ve özellikle istavroz çıkarmalarından mütehassis olmu¸ . ıstavroz çıkar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik askerlerinin Çar ve vârisine kar¸ ı duydugu saf baglılık ve sevgiden. . Ivanov. [malumatını tüm diger gazetelerden toplayan iktidar organı Selskiy Vestnik’ten aktarıyorum yine] sırf nispeten uzunca olan Toulon-Paris güzergahındaki ˘ irili ufaklı bütün kasabalarda degil. . dört . ¸ s ˘s Her yerde bu senliklerin masrafları için bagı¸ listeleri açıldı. . üç. ˘ “Ha¸ metmeaplarını ne zaman bekleyebiliriz?” s “Muhtemelen ak¸ am. aynen gerçekle¸ tigi üzere. senlikler organize etmek için derhal komiteler olu¸ turuldu. on. epey uzaktaki birçok kasaba ve köyde de. bir. iki. ˘ ˘ ˘ ˘ Rus denizcilerin geldigi ögrenilir ögrenilmez. hatta bir saatligine bile olsa ˘ kendilerini ziyaret etmeleri dilegiyle. sekiz. böylesine kaba degilse de. bölük komutanlarını biraraya toplayıp. üç. bölükteki her on adamdan birinin s s de ko¸ arken ıstavroz çıkarması dogrultusunda talimatlar verdi. dokuz. . hepsi suniydi ve su sekilde hazırlanmı¸ tı: veliaht.” s Veliaht gider gitmez tugay komutanı. vatansever tezahürler olan her yerde. Birçok ¸ ˘ ˘ kasaba. dört .

” Son zamanlarda Toulon ve Paris’te gerçekle¸ en. çe¸ itli sölen ve senliklerin organizasyonu için yüz s ¸ ¸ ˘ bin rubleden fazla. senliklerin düzenlenmesi için özel bir ko mite tarafın¸ dan yüklü bir miktar toplandı ve Fransız Hükümeti. Ekim’in 1’ini minnetle Fransa için bir sevinç günü olarak hatırlayabilsinler diye. yerel yönetimce bu amaçlara tahsis edilen meblagların yanısıra. tatil edilmesine karar verildi. her yerde (elindeki güç sayesinde daima muktedir oldugu) e¸ zamanlı düzenlemeler yapıp. ˘ Bizzat Paris’te. Bir iktidar böylece. as˘ s len kasaba ayaktakımının çamurunu. Paris’tekilereyse iki günün. Rus ziyaretçilerin ˘ ˘ kar¸ ılanmasında eglence harcamaları olarak. devasa meblaglar ayırdı ve sırf kar¸ ılamalar ve s ˘ ˘ kutlamalar alabildigine müthi¸ olsun diye. Birçok kasaba ve bölge. s ˙ Almanya’da Imparator’un veya Bismarck’ın resepsiyonlarında. tüm millet iradesinin ˘ ¸ spontan bir ifadesi bu. halkta vatansever 96 . alt düzey yetkililerin aldıkları cezaların affına karar verildi. Halkın Toulon’u ziyaretini ve Rus filosunu kar¸ ılamaya katılımını s kolayla¸ tırmak için.Hristiyanlık ve Vatanseverlik baların belediyeleri. insanlar sunu der: “I¸ te bakın. Rusya onuruna Ekim’in 1’inde çe¸ itli senlikler düzenleme kararı alındı. halkın belli bir kesimini. demiryolu tarifeleri yarı yarıya dü¸ ürüldü ve özel s s trenler tahsis edildi. Rus s ¸ ziyaretçileri selamlamak ve Fransa hatıraları diye onlara hediyeler vermek için Toulon’a veya Paris’e özel temsilciler yollama veya onlara tebrikler ve ho¸ geldin telgrafları gönderme kararı aldı. daha da büyük meblaglar s ˘ harcamaya hazır bulundugunu duyurdu. anormal derecede heyecanlı bir ˙s hale getirdiginde. Lothringen’deki manevralarda gerçekle¸ en ve Rusya’da her merasim vesilesiyle s sürekli tekrarlanan türden tezahürler sadece sunu kanıtlıyor: kalaba¸ lıgı heyecanlandırmak için varolan araçlar öyle güçlü ki. onları kontrol ˘ eden iktidar ve hükümran sınıflar her istediklerinde. Denizcilerimizin hiç ˘ görünmedigi birçok kasabada da yine. Bakanlar ile diger yets kililere yüz bin rubleden fazla para tahsis etti. Ekim’in s ˘ 1’inin her yerde milli bayram olarak kabul edilmesine ve tüm egitim ˘ kurumlarında ögrencilere o günün.

Çar hakkındaki en hafif saygısız bir söz yüzünden insanları kovu¸ turup hapse atmayı bıraksınlar. tamamen bu amaca adanmı¸ özel kitaplar ve gazetelerde s onu yüceltmeyi bıraksınlar. Rusya’yla ilgili olarak s ˘ ˙ ˙ böyle. ˘ onun dogum ve isim günlerini –çanların çalması. Sadece bir anlıs gına. su ˘ ˘ ¸ an yapıldıgı gibi. s siirlerle ve anıtlarla– sürekli aynı dogrultuda hipnotize ediliyor. vatanseverlik ve mevcut iktidarlara biat ve baglılık husule getirmek ˘ için hükümran sınıflarca hararetle yapılanları yapmaktan vazgeçsinler de. bir yıllıgına. Öte yandansa. gazetelerle. kandiller ve çalı¸ ma ˘ s yasagıyla– tatil yapmayı bıraksınlar. ismini ve ailesindeki isimleri. ˘ ˘ Vatansever duygular insanlarda gerçekten o kadar içkin olsaydı. vaazlarla. varsayılan bu vatanseverligin ne kadarı günümüz halklarının ˘ karakteristigi. görelim. sadakat yeminine zorlamayı bıraksınlar. konu¸ malarla. Fransa. Ingiltere ve Amerika’da ¸ da. onu suni olarak husule getirmek için su ˘ ¸ an iktidarlarla hükümran sınıfların sarfettigi yogun çabalar ve bütün bu ˘ ˘ çabalara ragmen elde edilen sonuçların küçüklügüdür. bunları yapmayı s ˙ sadece bir anlıgına bıraksınlar da. hatta bunlara ili¸ kin zamirleri s koca harflerle dua kitaplarına. Kilise ayinleriyle. kitaplarla. vatanseverligin insanlarda ˘ bulunmadıgının en açık kanıtı. tüm Rus halkını taç giyme töreninde her Çar’a. görelim. Italya. halkın –Prokofi ve muhtar Ivan ve ˘ tüm Rus köylüleri gibi gerçek çalı¸ an insanların– kendilerini o ya da bu s sekilde toprak sahipleriyle genel olarak zengin insanların ellerine teslim ¸ eden Çar’a (insanların bizi temin ettigi ve yabancıların inandıgı gibi) ˘ ˘ peresti¸ duymasının ne kadarı dogal. takvimlere ve okul kitaplarına basmaktan vazgeçsinler. serbestçe kendiliginden ortaya çıkmaya terkedilirdi. çocukluktan itibaren tüm imkanlarla –okul kitaplarıyla. sürekli suni araçlarla ˘ ve de özel durumlarda i¸ lenmek zorunda kalmazdı. portresini her yerde sergilemeyi ˘ bıraksınlar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tezahürler yaratabiliyorlar. ama aynı sekilde Almanya. sonra ¸ ˘ 97 . ˘ Ama insanlar. her Kilise ˘ ayininde agır bir ciddiyetle Çar için bildik duaları okumayı bıraksınlar.

Birinci Napolyon’un Rusya’yla sava¸ ına. Napolyon’a ve Boulanger’ye benzer co¸ kunlukla tezahürat yaptılar.41 Slav karde¸ lerimize. Aleksandr’a. Leuchtenberg Dükü’ne. iktidarın arzu ve talep etmedigi bir sey bagıran ˘ ¸ ˘ herkesi –Franko-Rus kutlamaları sırasında hararetle yapıldıgı üzere– ˘ derhal susturup uzakla¸ tıran polis var. su veya bu yemle ustaca ˘ s ¸ oraya çekilmi¸ tir. Almanya ve Italya’da da aynısı oluyor. dördüncüsü. Amerika. bugün. Nikolay’ın karde¸ i.38 Cumhuriyet’e. bans dolar. Vatanseverlik denen sey. Aleksandr’a. Rusya’daysa aynı co¸ kunlukla. ikincisi. sonra tekrar Napolyon’a. s Fransa’da. yine aynı sekilde bagırıp sapkalarını sallayas ¸ ˘ ¸ caklardı. bunun tüm milletçe payla¸ ı˘ s s lan duyguların ifadesi oldugu söyleniyor bize. top. iktidarın elde etmek is¸ 38 Kral Louis-Philippe. bu bagırıp s ˘ sapka sallayan on binlerce insanın büyük çogunlugu. üçüncüsü. Konstantin’e. Pyotr. Prusya s Kralı’na. Burbonlara. sonra tekrar Müttefiklere. bu sava¸ ın açıldıgı s s ˘ I. Aleksandr’ın kızkarde¸ i Marya Nikolayevna’yla evlendi.39 yarın Katerina’ya. Fransız denizcilere ve yetkililerin buyur edilmesini istedigi ˘ ˙ ˙ herkese tezahürat yapıyorlar. bütün o binler arasında tüm bunların ne s anlama geldigini bilen ancak birkaç düzine vardır ve ya¸ ananların tam ˘ s tersi gerçekle¸ iyor olsaydı. 1825’te Dekabrist komplocular tarafından Imparator ˙ s ilan edilmi¸ ti. Orleans’a. II. –[Aylmer Maude] 40 Aleksandr ve II.40 Nikolay’a. –[Aylmer Maude] s 41 Maximilian Eugène Joseph Napolyon (Leuchtenberg dukalıgını satın alan Eugène de ˘ Beauharnais’nin oglu). böyle ˘ kutlamalarda bagıran bu binler veya en fazla on binler. bugün s s Pyotr’a. öbür gün Paul’e.Hristiyanlık ve Vatanseverlik birkaç bin insan zorla veya rü¸ vetle biraraya getiriliyor ve seyirlik ne s varsa görmekten daima ho¸ lanan meraklıların da katılımıyla. ˘ s –[Aylmer Maude] 39 Suikaste 98 . –[Aylmer Maude] kurban giden III. Ingiltere. Rusya’da bizde ¸ ˘ ˘ yapıldıgı gibi zorla biraraya toplanmamı¸ sa. III. tüm nüfusun ˘ ancak on binde birlik minik bir bölümünü olu¸ turur. bir yanda. Ama birincisi. parıltılar ve her tür sa¸ aaya refakaten önlerinde ne bagırılıyorsa ¸ s ˘ aynısını bagırmaya ba¸ ladıkları zaman.

s XIII “Ama sıradan insanlar vatansever duygular beslemiyorsa. onu hissets tiklerine kendilerini inandırmaya çalı¸ ırlar veya en azından hissediyors mu¸ gibi yaparlar. Deutschland über alles (Almanya. vatanseverligin yüce bir hissiyat ol˘ duguna dair öylesine tam bir inançla söylerler ki bunu. Frankreich. ¸ Almanya. diger yan˘ daysa. en kati tanımıyla. o duyguyu ˘ tatmamı¸ sıradan ve saf insanlar bu yüzden suçluluk duyup. budaladır. çünkü her krallık kendini diger hepsinden daha ˘ 99 .” s ˘ Hükümran sınıfların insanları. aksine çok budala ve ahlaksız bir hissiyat oldugunu görmemek ˘ ˘ imkansız. Bu yüce duyguya henüz ula¸ mamı¸ larsa. kendi krallıgını veya halkını diger bütün ˘ ˘ krallık veya halkların önüne koymaktan ba¸ ka bir sey degildir. hepsinden yücesin) ile eksiksiz ifadesini bulan bir duygudur ki. s Peki ama.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tedigi hedefler geregi okullar. hükümran sınıflarca benimsenen özel yöntemlerle zihnî ve ahlaki seviyesi en dü¸ ük kesimlerde uyandırılıp. Iktidarın yaptıgı da tam olarak budur. ama onun hiç de yüce s degil. bu duygu onlarda s s ˙ geli¸ tirilmelidir. yüce vatanseverlik duygusunun en net formülünü elde etmek için Deutschland yerine sadece Russland. her egi˘ timli insan için dogal olan o yüce duygunun katına henüz ula¸ madıkları ˘ s içindir. yani s ¸ ˘ vatansever Alman sarkısı Deutschland. Baskı altındaki milliyetlerin vatanseverligi de müstesna degil. Süphesiz iktidarlar ve bir devletin bütünlügü ¸ ˘ için çok kullanı¸ lı ve arzulanan bir duygudur bu. bu. din ve satılmı¸ bir basın tarafından halk ˘ ˘ s arasında sürekli üretilip desteklenen bir ruh halidir yalnızca. Italien veya bir ba¸ ka s krallık koymak yeterlidir. O da emekçi yıgınlar ˘ ˘ ˘ içinde gayritabiidir ve onlara suni olarak üst sınıflar tarafından a¸ ılanır. pe¸ inden tüm ulusun daimi s s iradesinin bir ifadesi diye ortaya sürülen geçici bir etkidir. hükümran sınıflara göre halkta geli¸ tirilmesi gereken bu s yüce duygu nedir? Bu hissiyat.

ken˘ s ¸ dini ve vatanda¸ larını böyle bir felaketten korumak için. çünkü maddi ve manevi zemini yok. vatanseverlik nasıl bir ˘ erdem olabilir? Bu hissiyat zamanımızda artık. Vatanseverlik. ve ahlaksızdır. kaçınılmaz olarak diger devletler ve halklar aleyhinde ˘ kendi devleti ve halkı için avantaj arayı¸ ına –kendimize yapılmasını s istemedigimiz seyi ba¸ kasına yapmamak seklindeki. erkeklere kölelik ˘ ve kadınlara tecavüz tehdidi dayatan barbar saldırılarına kar¸ ıkoyma s arzusu– dogal bir duyguydu. çünkü onu ˘ hisseden herkesi. toplu kıyım. hangi gerekçeler ve amaçla gidip Fransızları ve Almanları öldürebilir veya bir Fransız nasıl Almanları öldürebilir. bir erdemdi belki. hem dinî hem ahlaki idealimize ters bir sey talep ¸ ederken ve insanların e¸ itligi ve karde¸ ligini degil. bir devlet ve bir s ˘ s ˘ ˘ halkın tüm ötekilere üstünlügünü kabul ederken. vatanseverligin bir anlamı ˘ vardı. esaret. çevredeki barbarlara kar¸ ı dü¸ ˘ s s manca bir duygu besleyebilmesi ve kendi halkını savunmak için onları öldürebilmesi anla¸ ılabilir bir sey. bu duygu. bir insanın. bir erdem olmamaktan da öte. Ama zamanımızda. Böyle bir durumda vatanseverlik –yani toplumsal düzeni yıkmaya hazır olmakla kalmayıp yagma. her millet az çok homojenken. herkesce tanınan ˘ ¸ s ¸ temel ahlak yasasının tam tersi bir dürtüye– itecektir. yani vatanseverlik gerçek anlamıyla zamanımızda varolamaz. sunu ¸ 100 . kesinlikle bir ahlak kusurudur. tek bir milli dini benimsemi¸ ken ve ilahi olarak atanan hükümdarının mutlak iktidas rına tabiyken ve kendini.Hristiyanlık ve Vatanseverlik iyi addederse hepsinin yanılacagı açıktır. sürekli onu yutmaya ugra¸ an bir barbarlar ˘ s okyanusu ortasında bir ada gibi görürken. kadim dünyada. insandan –o zaman eri¸ ilebilir en s yüksek ideale– Anavatan’ına sadakat talep ederken. kendi halkını s bütün digerlerinin önüne koyabilmesi. bu anla¸ ılabilir bir sey. s ¸ Ama böyle bir duygunun Hıristiyan çagımızda ne anlamı olabilir? ˘ Zamanımızın bir Rusu. Kadim dünyada.

aynı zamanda s dinlerini. Prusya ve Avusturya’daki Leh. bir milleti olu¸ turan halkın bir ırk. s ˘ sermayeleri yurt dı¸ ına yatırıldıgında. ba¸ ka ˘ s s milletten i¸ verenlerle baglantılı çalı¸ anlarda ve özellikle bilim adamları s ˘ s ve sanatçılarda vaki oldugu üzere. ekonomik menfaatleri. barbar degil. manevi menfaatlerde veya her ikisinde s çogu zaman kendisiyle biraraya gelen. yani ticarette. barı¸ ve barı¸ çıl bir ürün alı¸ veri¸ i arzulayan ve ortak s s s s i¸ menfaatlerinde. kimi zaman. ˘ Ayrıca. Britanya’daki Hintli ve Rusya’yla Türkiye’deki Tatarla Ermeni benzer bir durumdadır. ¸ ¸ ˘ s s ülkemiz dedigimiz ve geri kalanların hepsinden ayrı tutmamız beklenen ˘ sey. vatanseverligi hangi yönde ifade bulabilir? Avusturya’daki Çek. Birle¸ ik Devletler’de ya¸ ayan bir Irlandalı. diniyle s s ˙ Roma’ya. Yahudilerin. ˘ onun dı¸ ındadır. bilimsel veya sanatsal menfaatleri) kendi ülkelerinde degil. kadimler için dogal olan vatanseverlik hissiyatını ˘ duyamazlar. bir devlet ve bir dine mensup ¸ s bulundugu kadim zamanlardaki kadar belirgin bir biçimde tanımla˘ nabilir olmaktan çıkmı¸ tır. pek sıklıkla. manevi. Hıristiyandır. tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının yöneltildigi o s s ˘ ˘ 101 . Rusya. kendisi gibi insanlardır yalnızca? ˘ Öyle ki. Romalıların vatanseverligi o kadim ˘ zamanların örnekleridir. dogdukları toprakları ve devletlerini de savunan ˘ Mısırlıların. karıları ba¸ ka bir milletten oldugunda. dogu¸ tan Irlanda’ya ve bir vatanda¸ olarak Birle¸ ik Devletler’e ˘ s s s aitken. hayat sartlarının kendisi su an öyle degi¸ mi¸ durumda ki. ˘ Rusya. kimi zas ˘ man. Ama bu birkaç tabi milliyet bir yana. çünkü pek sıklıkla temel hayati menfaatleri (kimi zaman. Anavatanlarını savunurken. ˙ Ama günümüzde. Greklerin. çogu zaman kendisiyle aynı mezhep ˘ ˘ ve meslekten olan. ailevi menfaatleri. Fransa ve Prusya gibi en homojen devletlerin insanları bile artık. hem¸ erilerinden çok bir ba¸ ka s s devletin insanlarına yakın ve lazımdır –ticaretle ugra¸ anlarda. milliyetlerini. bir devletin insanları.Hristiyanlık ve Vatanseverlik –ne kadar kötü egitim almı¸ olursa olsun– gayet iyi biliyorken: diger ˘ s ˘ devletin insanları ve tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının hedef aldıgı s ˘ ˘ halklar.

Fransız. en ham ve aptal insanlar bile. heterojen nüfuslardan olu¸ an ve barbarlara kar¸ ı savunma s s ihtiyacı duyan güçlü devletlerin sekillenmesi ve bütünle¸ mesi için bir ¸ s gereklilikti. sırf atalet sayesinde ve iktidarlarla hükümran sınıflar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik devlettedir. hile ve siddetle kı¸ kırtıp muhafaza ettigi için. Bir Almana hububat s s ˘ temin eden Kazanlı bir köylüyle. Sınır bölgelerinde ve ba¸ kentlerde barı¸ s s içinde birlikte çalı¸ an Rus ve Alman i¸ çilerin nasıl ve neden birbirleriyle s s dala¸ maya ba¸ layacagını insan hayal dahi edemez. farklı ˘ ˘ s milliyetlere mensup bilim adamları. Ama Hıristiyan aydınlanma o devletleri içeriden dönü¸ üme s ugratıp. hepsine aynı temel ilkeleri verir vermez. s ˙ Alman ve Italyan i¸ çilerle ilgili olarak da durum aynıdır. ˘ s ˘ XIV Vatanseverlik. ona tırpanlar ve makineler temin eden Alman arasında dü¸ manlık hayal etmek daha da imkansızdır. s ˘ Artık uzun bir zamandan beri Hıristiyan milletlerin dala¸ ma gereks çeleri yoktur ve olamaz da. bir binanın duvar in¸ asında s ihtiyaç duyulan ve su an bina kullanımını engelledigi halde. Hıs ristiyanlıgın anlamını 1800 yıl boyunca her ne kadar gizlemeye çalı¸ mı¸ ˘ s s olsak da. ya¸ anıp bitmi¸ bir geçmi¸ ten ardakalan s s s zalim bir gelenektir. vatanseverlik yalnızca ˘ gereksiz olmakla kalmadı. Ve her¸ eyden önce. s 102 . s Zamanımızda vatanseverlik. erkleriyle mevcudiyetlerinin ona dayandıgını hissederek. Hıristiyan bilincin milletleri hazırladıgı o ˘ birle¸ meye de yegane engel oldu. kimilerinin ¸ ˘ i¸ ine geldigi için kaldırılmayan bir iskeleye benziyor. Zamanımızda vatanseverlik. Milliyet ve s siyasetten bagımsız olarak aynı genel menfaatlere yogunla¸ an. vatanseverlik zamanımızda imkansızdır çünkü. onu ˘ halk arasında ısrar. yanısıra ya¸ adıkları ahlaki s ilkelerle vatanseverligin mutlak uyu¸ mazlıgını görmezden gelemezler. sanatçılar ve yazarlar arasındaki bir dala¸ manın bahsiyse yalnızca gülünçtür. o yine de hayatımıza i¸ lemi¸ tir ve hayatımızı o ölçüde kontrol s s etmektedir ki. sürdü¸ s ˘ rülmektedir.

¸ o çocuklara mahsus hileye. bu adamları tekrar Alman ilan etmek gerekli görünür ve tüm Fransızlarla Almanlar arasında husumet yaratılır. Atının kuyrugu ˘ altına biber serpen ve onu ahırında kamçılayan bir çingenenin. Gazetelerin yars s dımıyla Almanlar ve Ruslar arasında husumet yaratılır. oranın s s sakinlerinden bazılarını Fransız ilan etmek gerekli görünür. sınırlarında s s s sükunetle ya¸ amaktadırlar ve ansızın. milletler arasında barı¸ ı idame s s ettirmek maksadıyla varolan o aynı kurumlar dala¸ maya ba¸ larlar. onu ba¸ s s latanlar degil ba¸ kaları zarar görür) ve geçenlerde Rusya’yla Almanya ˘ s arasında sürdürülenki gibi bir gümrük sava¸ ı ba¸ latılır. halk duruma alı¸ mı¸ ken. temel varlık sebebi dü¸ ˘ s manca ili¸ kilerini bertaraf etmek ve düzenlemekte yatar. ¸ s ˙ Iktidarların nasıl halkı etkileyip.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ama iktidarlar halkı rahat –yani. Ama nasıl koruyorlar? ˙ Insanlar Ren kıyılarında birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde ya¸ arlars s s ken. Franko-Rus senlikleriyle daha da alevlendirilir ve her an kanlı bir sava¸ a yol açabilir. barı¸ içinde emek ürünü ve hizmet alı¸ veri¸ leri yaparak. ˙ Iktidarların halklar arasında barı¸ ı koruma tela¸ ında olduguna temin s s ˘ ediliyoruz. birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde– s s bırakamazlar. tek degilse de. sırf istedikleri olsun da kar¸ ısındakiler dize s gelsin diye kendini cezalandırma hilesine ba¸ vururlar (ki bu vakıada s kendileri için çok uygundur. yularına asılarak. çünkü bir gümrük sava¸ ından. dı¸ arı s s salması gibi. çünkü iktidarların. bu dü¸ manca ili¸ kileri tahrik s s eder ve sonra da onları bertaraf etme gösterisi yaparlar. onlarda diger milletlere kar¸ ı husu˘ s 103 . Ve böylelikle s iktidarlar. ahs s maklık ardına ahmaklık ederler ve yapacak daha iyi bir sey bulamayıp. vatanseverlik kisvesi altında. krallar ve imparatorlar arasındaki çe¸ itli anla¸ mazlıklar s s ve entrikalar neticesinde sava¸ ba¸ lar ve Fransız hükümetine. Veya Almanlarla Ruslar. büyük ulusların iktidarları arasında dü¸ manlık s s s tekrar ba¸ gösterir ve fevkalade bo¸ bahanelerle bir sava¸ ba¸ latılır ve s s s s Almanlara. ansızın. Asırlar geçer. heyecanlı hayvanı kontrol edemiyormu¸ gibi yapıp.

˘ Divide et impera. ama yalnızca iktidarlar tarafından tetiklenmi¸ olmasın. Zamanımızın insanları bir aydınlanma ˘ dönemine girmi¸ durumdalar. Bu savlar oldukça dogru görünüyor. iktidarlar onları diger halklara saldırmaya ˘ zorlarlar. Ama rasyonel insanlar anla¸ mazlıklarını s müzakere. yönetilenlerin s de insan haysiyetini. diger milletlerin saldırı tehlikelerine dair.Hristiyanlık ve Vatanseverlik met yarattıgına ili¸ kin bu son iki vakıayı aktardım. s ˘ Bu. Iktidarlar.) Vatanseverlik en basit. Ama bu sav. s ˙ Iktidarlar halkı. iktidar ˘ telkinleri dogrultusunda bir inanç halklar arasında tesis edilir. orada bulunmasaydı ˘ ¸ s ˙ i¸ ler daha kötüye gidecekti. (Böl ve yönet. diye temellendirir. bars s barlar ve barbar milletler de. çünkü bunlar modern ˘ s vakıalar. Böylelikle. sagduyuyu ve vicdanı terk etmesinden ve iktidara ˘ köle itaatinden ba¸ ka bir sey degildir. ikna ve soruna ili¸ kin kararı tarafsız ve makul insanlara has vale ederek giderirler. diger milletlerden veya içindeki dü¸ manlardan ge˘ s lecek bir saldırı tehlikesi altında olduguna ve bu tehlikeyi yegane sa˘ vu¸ turma yolunun da iktidara köle itaatinden geçtigine temin ederler. tehlike altında s olduguna ikna ederek halka tahakküm ederler. kazanılsa bile s daima zarar verdigi halkın menfaatiyle tamamen alakasız bir sekilde. iktidarın s muhteris ve çıkarcı emellerine ula¸ masındaki bir araçtan. gerçekte vazedilen budur. Vatanseverligin vazedildigi her s ¸ ˘ ˘ ˘ yerde. Vatanseverlik köleliktir. ama tüm tarih boyunca bir tek sava¸ yoktur ki. Her iktidar. Hakemlik yöntemiyle barı¸ ı savunanlar söyle akıl yürütüyor: iki hays ¸ van avlarını sava¸ madan bölü¸ emez: çocuklar da böyle davranır. devrimler ve diktatörlükler sırasında tüm açıklıgıyla görülür ve ˘ iktidar olan her yerde ve daima meydana gelir. Halklar iktidarların ta˘ hakkümü altında olunca. s s 104 . varlık sebebini ve kullandıgı tüm siddetin me¸ ruiyetini. Zamanımızın ulusları da böyle davranmalı. en sarih ve en tartı¸ masız anlamıyla. ˘ ¸ iktidarlar. birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık beslemiyors s s lar ve anla¸ mazlıklarını barı¸ çıl bir yoldan giderebilirler.

onları tehdit ettigi varsayılan tehlikelerden korumak ˘ ugrunda insanların iktidara itaate hazır olmasıdır. ˘ yani devletini. çünkü ˘ zaten tabiyet halihazırda azami irrasyonelligin bir göstergesidir. Iktidarlarına tabi insanlar rasyonel olamaz. yerle¸ tirildi. çünkü her iktidarın dayanagı vatanseverliktir –yani halkını ve ülkesini. ˘ s kongre ve hakemler yöntemiyle tesis edilemez. vatanseverlik adına ˘ uygulamadıgı hiçbir siddet eylemi yoktur ve asla olmamı¸ tır. milletler arasında barı¸ . böylesine izansız ve korkunç bir erki kötüye kullanmamaları ve bu yüzden çılgına dönmemeleri mümkün degildir. halkların iktidarlar kar¸ ısındaki daima irrasyonel ve tahripkar s itaati devam ettigi müddetçe. bir grup insanın digerine.Hristiyanlık ve Vatanseverlik yalnız halka i¸ aret ettigi müddetçe ve halk iktidar sultası altında degilse. Vatansever˘ ¸ s lik adına Ruslar Fransızlara kar¸ ı ve Fransızlar da Ruslara kar¸ ı sava¸ tılar s s s ve yine vatanseverlik adına Ruslar ve Fransızlar simdi Almanlarla sa¸ 105 . Viyana ve Paris’te ya¸ ayan. Bu ˘ nedenle. yani bir sekilde hükümranlar mevkiine gelmi¸ adamlarca ¸ s emredilecek (insanları öldürmek de dahil) her¸ eyi yerine getirmeye s pe¸ inen söz verenlerin rasyonelliginden bahsetmek ne kadar anlamlıdır? s ˘ Petersburg. s ˘ ˘ ˙ dogrudur sadece. aynı vatanseverlik üzerine (Konsül ve Imparator ˘ olarak) Napolyon’un iktidarı in¸ a edildi ve Napolyon’un devirilmes sinden sonra da Burbonların iktidarı ve pe¸ inden Cumhuriyet’inki ve s Louis-Philippe’inki ve pe¸ inden tekrar Cumhuriyet’inki ve tekrar Bonas parte’ınki ve pe¸ inden bir kez daha Cumhuriyet’inki. ˘ Devrim’den önce Fransız kralların halkları üzerindeki iktidarı. Devrim’den sonra da Kamu Güvenligi Komitesi’nin iktidarı bu vatanse˘ ˙ verlige dayanıyordu. yani böyle bir erke hükmedenlerse daha da az rasyoneldirler. neredeyse. ve aynı vatanses verlik üzerine Bay Boulanger’nin iktidarı. Vatanseverlik varoldukça insanların iktidara tabiyeti daima sürecek. ˘ ˙ Iktidar. rasyonel yollarla. s Söylemesi korkunç ama. bilmedigi insanların tüm hüs ˘ kümlerini sorgusuz sualsiz itaatle yerine getirmeyi üstlenen insanlar rasyonel olamazlar ve iktidarlar.

ögretmenler. o kadar çok insanla payla¸ ırlar onu. bugün daha çok insanın. bilim ˘ s adamları. basının büyümesi ve en ba¸ ta da diger milletlerden kays ˘ naklanan tehlikenin azalması. s Önceden. vatanseverlik adına Komün üyeleri Versailles’daki insanları ve Versailles’daki insanlar Komün üyelerini katlettiler. artan seya¸ ˘ hat ve temas imkanları ve özellikle gitgide iktidar tarafından daha fazla kontrol edilen basının geli¸ imi. hatta sanatçılar ve özellikle gazetecilerce payla¸ ılıyor. ufak bir hükümranlar grubunun elindeydi iktidar: imparatorlar. adli meslek üyeleri. bankerler. Ama sava¸ lar da degil sadece. yüzeysel egitimin araçları. krallar. Ama gerçek su ki. simdiyse s ¸ o iktidar ve sagladıgı avantajlar sadece memurlar ve din adamlarınca ˘ ˘ degil. vatanseverlik aldatmacasını sürdürmeyi gitgide daha da zorla¸ tırmalı ve nihayet imkansız hale getirmeliymi¸ s s gibi görünüyor. ˙ Iktidarlar erklerini muhafaza etmekte ne kadar zorlanırlarsa.Hristiyanlık ve Vatanseverlik va¸ maya hazırlanıyorlar ve vatanseverlik adına Almanlar iki cephede s sava¸ maya hazırlanıyorlar. halk arasında va˘ ˘ s s tanseverligi uyandırmak için iktidarlar ve hükümran sınıflarca kullanılan ˘ nüfuz da o kadar artmı¸ durumda bulunuyor. bizzat o genel. üst s sınıflara vatanseverlikle saglanan avantajları payla¸ ması ve bir o kadar ˘ s insanın bu acayip batıl inancı yayıp korumaya katılımıdır. toprak sahip˘ leri. milletler arasında kar¸ ılıklı dü¸ manlık s s s duyguları uyandırmada fevkalade olanaklar yaratıyor ve vatanseverligin ˘ faydasızlıgıyla tahripkarlıgı ne kadar a¸ ikar olmu¸ sa. aynı zamanda büyük ve hatta küçük kapitalistler. XV Egitimin yaygınla¸ ması. s Geçmi¸ le bugün arasındaki tek fark. ta¸ ra memurları. Ve bütün s 106 . geli¸ kin ula¸ ım araçları. dükler ve onların memurlarıyla sava¸ çıları. vatanseverlik s s ˘ adına Ruslar Lehlere ve Almanlar Slavlara baskı uyguluyorlar. farklı milletler arasında ˘ s s s artan temaslar.

˘ halkın hayata ili¸ kin hakkaniyetli fikirlerini bulandırmak ve hayat sarts ¸ larıyla diger milletlerin kendisine kar¸ ı tutumu hakkında. halkın iktidar ˘ s emirlerini yerine getirmesine matuf kuru talepler artık yeterli degil. Yüzyıl önce. ˘ s iktidarlar. içine yerle¸ tirilen fikirlerin önemini anlas mak ve haklılıgını sınamak için ne zamanı. Kendilerini sürekli çalı¸ ıp didinmekten kurtararak biraz egitim alabis ˘ len ve dolayısıyla maruz bırakıldıkları aldatmacayı anlayabilecek gibi görünen halk kesimleriyse. avantajlı pozisyonlarının idamesi için vazgeçilmez olan vatanseverlik aldatmacasını yayıyorlar. s s ˘ halk her zamanki kadar aldatılıyor. okuma yazmasız kitleler. halkların kar¸ ılıklı ili¸ kileri. iktidarın bu memurlarla soyluları rü¸ vet ve ödüllerle kontrol s altında tutması kafiydi. Simdiyse. Ve kitleler kendilerinden isteneni itaatkarca yerine getirsin diye. öyle tehditlere. s Ve basının. kitleler iktidarlarının kimlerden olu¸ ¸ s tugunu ve çevrelerinde hangi milletlerin bulundugunu büyük oranda ˘ ˘ okuyup ögrenebilirken. halktan insanlar sürekli ve kolaylıkla seyahat ˘ edip dünyada neler yapıldıgına dair haberleri ta¸ ırken. yasal hükümlerin. ˘ s s çıkarları. bilerek veya bilmeyerek. s aldatma öyle ba¸ arıyla sürdürülüyor ki. okur-yazarlıgın ve seyahat imkanlarının geli¸ imi sayesinde. karakteristikleri ve niyetleri konusunda halkın içine en vah¸ i s ve en sapkın bir mefhumu yerle¸ tiriyorlar ve halk çalı¸ ıp didinmeyle s s öyle baskı altında tutuluyor ki. kendilerini kölele¸ tiren yerel memurlarla soylulara körü körüne s itaat ederlerdi. çok daha zorla¸ masına ragmen.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bu insanlar. içine ba¸ ka ˘ s s mefhumlar yerle¸ tirmek de gerekli. iktidarlarının kimlerden olu¸ tuguna veya kendilerini s ˘ çevreleyen milletlere dair bir mefhumu bulunmayan. ne de fırsatı bulunuyor ve ˘ böylelikle esenligi adına kendisine dayatılan taleplere sikayet etmeksizin ˘ ¸ teslim oluyor. her yerde ajan bulundurarak. Aldatma araçlarının geli¸ imi ve artık daha fazla sayıda insanın katılımı sayesinde. okullar ve gazetelerin aracılıgıyla. rü¸ vetlere ve iktidar hipnos 107 . kilise ögre˘ tisinin.

öteye beriye gidip gelmeler ve ciddi edalarla yaptıkları ve hasım sayılan (sava¸ mayı asla dü¸ ünmeyecek) halklar arasında barı¸ ın s s s nasıl korunacagına deginen isti¸ arelerini– i¸ te bu sekilde gerçekle¸ ti˘ ˘ s s ¸ s riyorlar. ba¸ ka türlü davranamadıkları ˘ s için böyle yapıyorlar. ekseriya iyi ve yüce bir sey yaptıklarına dair ˘ ¸ saf bir inanç e¸ liginde. 108 . dostlarını mahveden aldatmacayı yayma i¸ inde yer almaya ba¸ lıyorlar. rahip. ˘ ister istemez onun cazibesine kapıldıkları dogru. taç giyme törenlerini. neredeyse istisnasız derhal iktidar tarafına geçip ögretmen. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. Ve Makyavelist bir tutumla. Agır emek altında ezilen kitleler içins s ˘ den o veya bu sekilde kurtulan herkesin kaçınılmaz olarak yakalandıgı ¸ ˘ kapanlar egitim kapılarında kurulmu¸ gibi. ve tüm yaptıklarının son derece degerli ve makul olduguna ˘ ˘ tamamen kaniler. kendi faaliyetleri olmasa. s ¸ aldatıcılar aldatmak istedikleri için degil. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. ama halkı kandırmak ˘ istegiyle degil. bu aldatmacanın tüm zalimligini anlayınca. yarattıkları aldatmacanın farkında olarak degil. subay veya memur seklinde avantajlı ve yüksek ˘ ¸ ödenekli mevkiler edinerek. tefti¸ lerini ve kar¸ ılıklı ziyaretlerini –yani çe¸ itli s s s üniformalar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik zuna duçar ediliyorlar ki. manevralarını. Ama hakikat su ki. Güçlerinin ve avantajlı s ˘ pozisyonlarının bu aldatmacaya dayandıgını belli belirsiz hissederek. Yanlarındaki bakanlarıyla krallar ve imparatorlar da. yaptıkları seyin onlara yarayacagını dü¸ ündükleri için ˘ ˘ ¸ ˘ s böyle davranıyorlar. ˘ s ˙ Insan. Yine aynı sekilde. tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem. diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat. rapor. sahsi. etraflarındaki herkesin sempatisi ve onayıyla süs ˘ rekli desteklenen bir inanç e¸ liginde aldatıyorlar. açgözlü mak˘ ¸ satlarla veya övüngenlik yüzünden insanların sadece bedenlerini degil ˘ ruhlarını da yok eden bu zalim aldatmacayı yürütenlere ba¸ langıçta öfs keleniyor ve bu zalim aldatıcıları te¸ hir etmek istiyor.

topların atıldıgını. çanların s ˘ çaldıgını. kendi faaliyetleri olmasa. ister istemez ona özel ve neredeyse dogaüstü bir önem de atfediyor. rapor. Yine aynı sekilde. tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem. imparatorlarla krallar ve birbirlerinin yaptıkları haklı gösteriliyor– ama bununla da kalmıyor. Vatanseverlik vazeden din adamları da. Bütün bu insanlar rollerini farkında olmaksızın icra ediyorlar. özellikle sehir kalabalıgı. görüyor ve tüm bunların en s ˘ ¸ ˘ 109 . resmî görevliler ve din adamlarının yaptıkları haklı gösteriliyor. Dahası. icra mahalindeki ¸ herkesin sempatisini kazanıp onayını alıyorlar. birbirlerinin icraat ve faaliyetlerini onaylayıp ˘ haklı gösteriyorlar –imparatorlarla krallarca askeriye. Franko-Rus senlikleri gibi senliklerin düzen¸ ¸ leyicileri de bundan ku¸ ku duymuyorlar ve vatansever konu¸ malar s s yapıp kadeh kaldırırken içtenlikle müteessir oluyorlar. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. s ˘ s s ˘ endi¸ eli insanların tuhaf esvapları içinde durmaksızın öteye beriye at s ko¸ turdugunu. ¸ ˘ bu insanların tüm yaptıklarında kavranabilir bir anlam görmeyip. resmi görevliler ve din adamlarıncaysa. çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat. zafer takları dikildigini. bir sey söyleyip yazdıgını vs.Hristiyanlık ve Vatanseverlik halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler. birbirlerine tamamen baglı olduklarından. diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. bizzat bu icraatlarla da. ˘ mesela. askeriye. çünkü tüm hayatları bu aldatmaca üzerine kurulu oldugundan ona ihtiyaçları var ve ba¸ ka bir ˘ s sey yapamazlar. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. Kalabalık. bu arada. alayların bando e¸ liginde uygun adım yürüdügünü. yazdıkları vatansever siirlerle ¸ okul kitapları kar¸ ılıgında cömertçe ödüllendirilen yazarlarla gazeteciler s ˘ de aynı inanca sahipler. havai fi¸ eklerin. insanların taçlar. belge ˘ s ˘ ˘ ve telgrafların uçu¸ tugunu ve ulakların oradan oraya ko¸ u¸ turdugunu. halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler. üniformalar ve papaz ˘ cüppeleriyle süslendiklerini.

kamuoyu denen seye dayanıyor. bir de üzerine kırmızı s s bir pelerin geçirerek tebaasının önüne çıktı ve bunun gerekli. Wilhelm kendine. bir halkın digerini maglup edip silah zoruyla boyundurugu altında tuttugu veya ˘ ˘ ˘ ˘ hükümranların silahsız bir halk arasında silahlı yeniçeri. bütün bu gösterileri vecd çıglıkları veya saygılı bir ses˘ sizlikle kar¸ ılıyor. diz altından bagcıklı dar pantolonu ve migferinin ˘ ˘ ˘ tepesinde ku¸ olan beyaz bir üniforma ku¸ anıp. baglı oldugun iktidarı tanıyıp ˘ ˘ ˘ ona itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. Geçenlerde II. manzarayı pek ¸ muhte¸ em de buldu. ¸ Vatanseverligin yüce bir ahlaki hissiyat olduguna dair ve kendi mil˘ ˘ letinle devletini dünyanın en iyileri diye görmenin dogruluk ve gerek˘ liligine dair bir kamuoyu var ve bu da. zaman zaman hakim olan haz ile daima s ˘ hakim olan saygının bu dı¸ avurumları tüm o sersemlikleri yapanların s güvenini güçlendiriyor.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ufak bir geregi yokken yapılmakta oldugunu (ki aslında durum budur) ˘ ˘ belirleyecek pozisyonda bulunmadıgından. zora dayanmıyor. Ve kalabalıga. s ˘ ˘ –[Koray Karasulu] 110 . dahası. ˙ (Korkunç) Ivan zamanında kurulmu¸ . opriçnik42 ve ˙ muhafız alayları bulundurdugu günlerdeki gibi. epey uzun bir zamandır. orduda hizmet edip ˘ ˘ onun disiplinine itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. ve tebaası ˘ bunda gülünç hiçbir sey görmemekle kalmadı. ona özel. dogrudan Çar’a baglı bir tür muhafız alayı. gizemli ve mühim ˘ bir anlam atfedip. kazancını ˘ ˘ vergi biçiminde hükümete vermenin dogruluk ve gerekliligine dair. ilahi hakikat s ˘ s 42 IV. özel süslemeli yeni bir taht ısmarladı ve gögsünde zırhı. Ikti˘ darların erki. s XVI ˙ Iktidarların halklar üzerindeki erki. mah˘ ˘ keme kararlarını kabullenmenin dogruluk ve gerekliligine dair ve iktidar ˘ ˘ adamlarının bize ula¸ tırdıgı her¸ eyi. hiç kontrol etmeden. çok önemli bir hadise olduguna mutlak bir inançla o yeni tahta oturdu. epey zamandır ve halen.

asla duragan ˘ kalmayıp. telefonları.Hristiyanlık ve Vatanseverlik diye kabul etmenin dogruluk ve gerekliligine dair bir kamuoyuna yol ˘ ˘ açıyor. kamuoyu. kiliseleri ve hatta basınlarıyla– daima kendilerine gereken türden kamuoyunu destekleyebilir iktidarlar. s s Gerçekten de öyle olabilirdi. Kamuoyunun. aksine sürekli degi¸ ip insanoglunun devinimiyle ˘ ¸ ˘ ˘s ˘ devinen bir sey ve. Ve sanki bu durumdan kaçı¸ yokmu¸ gibi görünür. mahkemeleri. kamuoyunun s iktidarlarca suni olarak üretilen dı¸ tezahürlerine baktıgımızda böyle s ˘ görünür. erk de kamuoyunu. organize bir idari mekanizmayı. ¸ Kamuoyu kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa veya bugünkü onlarca yıl öncekiyle aynıysa veya kimi ko¸ ullarda sanki önceki bir s duruma dönüyormu¸ gibi (mesela cumhuriyetçi bir hükümeti yıkıp s yerine bir monar¸ iyi getiriyormu¸ . postayı. mahkemeleri. ¸ ˘ iktidarları üretip erki onlara veren veya onlardan alan seydir. ˘ ˘ ˘ 111 . Bir kez böyle bir kamuoyu varoldu mu. Ama sükür ki öyle degil. kendisi için bir gereklilik olan bu kamuoyunu halk arasında idame ettirir. tıpkı ˘ ˘ güne¸ in yönlendirdigi yolda sa¸ madan ilerleyen gündüz ya da bahar s ˘ ¸ s gibi. daima insanlıgın katettigi yolda ısrarla ilerledigini görmek için. iktidarlarca keyfi olarak üretilemedigi gibi. s okulları ve hatta gazeteleri kontrol eden kudretli bir iktidar tesis edilir ve bu iktidar. polisi. degi¸ mez veya ¸ ˘ ˘ s duragan bir sey degil. daima devindigini. gecikme ve salınımlara ragmen. tıpkı günler ya da aylar gibi. Kamuoyu erki üretir. ikincisi. günümüzde milyarlarca parayı. ˙ Iktidarların erki kamuoyuna dayanır ve erki ellerinde tutarak. telgrafı. okulları. birincisi. disipline edilmi¸ orduları. bu sadece. sonra yine bir monar¸ iyi yıkıp yerine s s s bir cumhuriyet getiriyormu¸ gibi) salınıyorsa. eger kamuoyu sabit ve degi¸ mez bir sey ˘ ˘s ¸ olsaydı ve iktidarlar kendilerine gereken kamuoyunu daima üretebilselerdi. itaatkar din adamlarını. tüm organlarıyla –memurları. sabit.

elli ¸ yıl öncesiyle neredeyse aynı oldugu halde. aynen bir bendin akan suyu 112 . yeni ve gerçek kamuoyunun ortaya çıkmasını engelleyen ki¸ iler bulunmasındandır. insanların s s bilincindeki canlı. harici unsurlarında. çabalarının bo¸ a çıkması kaçınıls s ¸ ˘ s mazdır: Ya¸ lı olan çürür. s s Söyle ki. ordular. lüks ve yoksulluk. halkların bu durumla ili¸ kisi ˘ s elli yıl öncekinden çok farklıdır.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kamuoyunu halkın tüm ya¸ amıyla ili¸ kisi içinde ele almamız kafidir. Elli yıl önceki o aynı hükümranlar. Bize ˘ ˘ kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa. o kadar fazla büyü˙ yecek ve o kadar güçlü bir sekilde ifade bulacaktır. Iktidarlar ve hüküm¸ ran sınıflar tüm güçleriyle. simdi vatanseverligi ¸ ˘ insan hayatının zaruri bir ko¸ ulu diye ileri süren iktidarlarla hükümran s sınıfları olu¸ turanlardır. simdiyse iktidarlar bir zamanların ya¸ ayan kamuoyunu suni ¸ s olarak ayakta tuttukları için varlar. belli bir kamuoyu evresinin avantajlı bir pozisyonunu kapıp tüm güçleriyle onu kalıcı kılmaya çalı¸ an ve henüz tamamen ifade edilmemi¸ se de. Ortodoksluk s ve Luthercilik hâlâ varsa da. s Kamuoyu dogası geregi sürekli ve zaptedilmez bir devinimdir. Ve miadı dolmu¸ bir kamuoyunu elden s s bırakmayıp yenisini örtbas eden böyle insanlar. sava¸ lar. her yerde. eskiden kamuoyu talep ettigi için vardı ˘ bunlar. vergiler. s Bu insanların kontrolündeki imkanlar devasa. s Yeni kamuoyu ne kadar uzun süre engellenirse. fark edilmeyen degi¸ imlerin s ˘s kendi içimizde gerçekle¸ mesidir. genç olan büyür. Kamuoyunun bu devinimini –tıpkı akıntıyla yüzerken nehrin devinimini de fark etmedigimiz gibi– çogu zaman fark etmiyorsak bunun ˘ ˘ nedeni. Katolisizm. ama kamuoyu hep akı¸ kan ve geli¸ en bir sey oldugu için. bu. Ama eskiyi koruyup yeniyi durdurmak s sadece belli sınırlar dahilinde mümkündür. iktidarlarının dayanagı olan eski vatansever ˘ kamuoyunu idame ettirmeye ve onu yok edecek yeni kamuoyunun tezahürünü durdurmaya çalı¸ ırlar. bugün Avrupa halklarının durumu. kamuoyunun devinimini olu¸ turan.

hepimiz ¸ ˘ gidip. N. Aleksandr’ın barı¸ sever s s 113 . Aleksandr’a gücense veya Bay N. tanımadıgımız. Ve bu geçi¸ ne kadar geciktirilirse. Bu geçi¸ . insancıl ve hatta Hıristiyan sayıyoruz. yarın Wilhelm. Hepimiz s ˘ s ˘ kendimizi özgür. s ˘ Sırf. miadı dolmu¸ kamuoyundan yenisine geçi¸ i kaçınılmaz olarak gers s çekle¸ mek zorundadır. biz egitimli. o kadar ısrarcı olur ve kaçınılmazs lıgı da o kadar a¸ ikardır. Ve dolayısıyla insanların s eski. oysa ˘ öyle bir durumdayız ki. yani o ahlak ilkelerini ve vatanseverlik s adına kendimizi dü¸ ürdügümüz durumu gözden geçirmektir. aslında s ˘ tek yapmamız gereken. Dogu sorunu üzerine ate¸ li bir makale yazsa veya filanca prens ˘ s bazı Bulgarları ya da Sırpları yagmalasa veya kraliçe ya da imparatori˘ çenin biri bir seye gücense. vatanseverligin bize gayet basit ve dogal seyler olarak sunulan ˘ ˘ ¸ en sıradan talepleri üzerine dü¸ ünsek. ailevi ve ˘ s ki¸ isel hayatımızın rehberini. insancıl Hıristiyanlar. çagımız insanları artık vatanseverlige inanmıyorlar. s s ˘ ˘ giderek daha fazla. bizi temin ettikleri üzere. bu durumu III. egitimli. ˘ ˙ Iktidarlar insanlarda.Hristiyanlık ve Vatanseverlik sadece belli bir seviyeye kadar durdurabilecegi gibi. ˘ s ˙ Iktidarın yogun çabalarınca hâlâ kamuoyumuz sayılan sey ile bilinci˘ ¸ miz arasında ne ölçüde bir çeli¸ ki bulundugunu görmek için. Vatanseverlik artık insanlara en korkunç bir gelecekten ba¸ ka hiçbir s sey sunmuyor. bu talepler ile hepimizin pays la¸ tıgı o gerçek kamuoyunun ne boyutta çeli¸ tigini anlarız. Bu henüz gerçekle¸ me˘ s mi¸ se.. hem Hıristiyanlar hem de zamanımızın sıradan insanları olarak ne ikrar ettigimizi bir dü¸ ünmektir –sosyal. insanoglunun aklına ve gön¸ s ˘ ˘ lüne giderek daha fazla yerle¸ en bir idealdir. vatanseverligin kahramanlıgı seklindeki –artık ˘ ˘ ¸ onlar için dogal olmayan– eski kamuoyunu ne kadar alevlendirmeye ça˘ lı¸ ırlarsa çalı¸ sınlar. tüm milletlerin dayanı¸ ması ve karde¸ ligine inanıyors s ˘ lar. tüm halkların karde¸ ligiyse. son kuru yapragın dü¸ mesi ve baharda s s ˘ s dolgun tomurcuklardan tazelerinin açması kadar kaçınılmazdır. ama herkese besledigimiz türden dostça duygular ˘ ˘ besledigimiz insanları öldürmek zorundayız.

ne havacılık çalı¸ maları vs. ne yeni icatlar. gerçek. ˘ Biz. Insanlar. bugün yanlı¸ ve epeydir ölü bir kamus ˘ s s oyuna muvafakatın terk edilmesi ve her bireyin gerçekten dü¸ ündügü ve s ˘ hissettigi seyi söylemesi veya en azından dü¸ ünmedigi seyi söylememe˘ ¸ s ˘ ¸ ˙ sidir. bin yıllık Hıristiyanlar. Su an üzerlerine çullanan musibetlerden tüm ˘ ˘ s ¸ 43 [Aleks-androviç: Aleksandr-oglu] Kasım 1894’de II. Kraliçe Victoria’nın ikinci kızı Prenses Alice’ten olma torunu. ne gösteriler düzenlenmesi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mizacına borçluyuz veya Nikolay Aleksandroviç’in. eskimi¸ kamuoyu s derhal ve kendiliginden yıkılır ve yeni. mevcut herhangi bir seyin yalanlanması. ne barikatlar. geçmi¸ e ait. ne milyonlarca insanın silahlanması. ˘ Bir ay sonra. Ama Aleksandr’ın yerinde ba¸ kası olsa s veya Aleksandr’ın mizacı degi¸ ecek veya Nikolay Aleksandroviç. birkaçı bile. ˘ s sırf III. hayatların. Bu türden kanaatler en ilerici ve liberal basın s organlarının hepsinde sogukkanlılıkla tekrarlanıyor. tek gereken bir kamuoyu s degi¸ imidir. insanları ezip ˘ s tarumar eden tüm o iç dokusu da. o zaman kana susamı¸ hayvanlar gibi s birbirimizin barsaklarını de¸ mek için atılacagız. Zamanımızda varsayıs ˘ lan kamuoyu i¸ te budur. Nikolay olarak Rus tahtına çıktı. –[Aylmer Maude] 114 . hiçbir ek çabaya gerek kalmaksızın. ne patlayıcılar. kendiliginden degi¸ irdi. iktidarların suni ¸ biçimde kı¸ kırttıgı.43 Victoria’nın torunuyla evlenecek olmasına. Ve kamuoyu degi¸ imiyle. Hesse’li Prenses Alexandra’yla evlendi. ya¸ ayan bir kamuoyu ˘ s kendini gösterirdi. Kamuoyunun degi¸ imi için de herhangi bir fikrî çaba gös˘ s ˘ s terilmesi. henüz birbirimizin gırtlagını kesmemi¸ sek. ne devrimler. yeni ve sıra dı¸ ı ¸ s bir seyin planlanması falan gerekmiyor. ne sendikalar. bunu bir yapacak olsaydı.. ˘ Ki bu korkunç! XVII ˙ Insanlıgın hayatında en büyük ve önemli degi¸ iklikleri gerçekle¸ tirmek ˘ ˘ s s için hiçbir kahramanlık gösterisi gerekmiyor. Alice ˘ s yerine Amelia’yla evlenecek olsa. Aleksandr yapmamıza izin vermedigindendir. tek gereken. ne yeni yollar ve makineler yapılması.

önemsiz gibi duran bu s eylemlerde –irrasyonel oldugunu apaçık gördügümüz seylerin mantık˘ ˘ ¸ sızlıgını gücümüz yettigince gösterip ona katılımdan kaçınmamızda– ˘ ˘ yatıyor ve ilerlemesiyle tüm insanlıgı harekete geçiren asıl sahici ka˘ 115 . ne olur? Ya da vatansever senliklere ¸ gitse ve sevmedigi. onun önünde egilse. dü¸ ünmedikleri seyi söylemeyi ve kötü ve budala bulduks ¸ ları seyi yapmayı bir bırakacak olsalardı! ¸ ˙ Insan bir imparator. Fransızlar veya Ins gilizler aleyhine bir makale yazsa. dü¸ ünüp hissetmedikleri seyi söylemeye hele bir son versinler. gidip onun kabul odasında beklese ve sonra herkeste. s ˘ ¸ Gücün kudrette degil hakikatte yattıgına bir inansalardı insanlar ve o ˘ ˘ hakikati cesaretle dile getirselerdi veya en azından söz ya da eylemde caymasalardı. özellikle de genç ve egitimsiz ki¸ ilerde. tuhaf ˘ ˘ ünvanlarla ona hitap etmek üzere. kral ya da fatihe “Vive la France” veya “Hurra!” diye bagırsa. Ortodoksluk veya Luthercilik ya da Napolyon ve Pyotr gibi sava¸ kahramanları ya da hükümranlar veya bunların Boulanger s ve Skobelev gibi çagda¸ ları göklere çıkarıldıgında sessiz kalsa. ne olur yani? Hatta sohbette. ˘ ˘ anla¸ malarla ittifakların degerini ve faydasını teslim etse veya kendi hals ˘ kımızla devletimiz yüceltilirken diger ırklara kara çalınıp sövüldügünde ˘ ˘ ya da Katolisizm. onlara methiyeler dizse. üzerine saraylı üniforması giyse. Yeter ki. Ruslar. bu çok takdire ˘ s ˙ sayan diye bir izlenim yaratsa. ne olur yani? Ya da Franko-Rus Ittifakı ¸ ˙ veya gümrük sava¸ ı lehine ya da Almanlar. hem de tüm iktidar ellerinde olsa bile devrimcilerin yüzlerce yılda ba¸ aramayacagı sekilde. insanlar kendilerine empoze edilen yalanı hele bir reddetsin. Oysa büyük ve kar¸ ı konulmaz gücümüz. o zaman s ¸ hayatımızın tüm tertibinde böyle bir degi¸ im derhal gerçekle¸ tirilecek˘ s s tir. kendisiyle hiçbir ortak yanı bulunmayan insanların ˘ saglıgına içip.Hristiyanlık ve Vatanseverlik insanları kurtarmak için ne kadar küçük bir seyin gerekli oldugunu ¸ ˘ söylemeye insan utanıyor: yalan söylemeyi bırakmak gerekli sadece. ne olur ˘ s ˘ yani? Bütün bunlar önemsiz gibi durabilir.

ne mil˘ ˘ ˘ ¸ yarlarca ruble. derhal algılanamayacak ölçülerde ama s s s kar¸ ı konulamaz biçimde. s ¸ s Ve bu dü¸ ünce yerle¸ ir yerle¸ mez. ne sava¸ lar. fakat ˘ çogu durumda diger herkesin veya ekseriyetin uzun zamandır aynı ˘ ˘ seyi dü¸ ünüp hissettigi. dogru bildigini basitçe ifade etmekle yaratabilecegi seyi. ¸ s üzerimize çöreklenen bu melanet ve hıyanet okyanusuna kar¸ ı ne yapas bilirim ben? Fikrimi ifade etmenin neye faydası var? Hatta neden bir fikir olu¸ turayım ki? Bu müphem ve çetrefil meseleler üzerine dü¸ ünmemek s s daha iyi. o bir kitapta veya gazetede degildir. Belki de bu çeli¸ kiler varolu¸ umuzun kaçınılmaz bir ko¸ uludur. bu yüzden sansürü tesis eder. varolan ve kendisine dayatılan izlenimden bagımsız ˘ olarak. özgür de olsa. s s s 116 . ne de s devrimler yaratabilir ve yaratacaktır. karde¸ ine. arkada¸ ına ve (aksini günah saydıgı s s s ˘ için) hakikati saklayamayacagı kimselere ifade ederken. bir özgür insan. zihin faaliyeti ve bunun açık ifadesinde yattıgını ˘ ˘ bilirler ve bir ordudan ziyade. çünkü insan bilincinin derinliklerinde yatar. s ˘ s s Mevcut halde her insan. ˘ ele avuca sıgmaz ve bagımsız kuvet insan ruhunda gösterir kendini.Hristiyanlık ve Vatanseverlik muoyunun temelindeki o zaptedilmez kuvet de bu güçten doguyor. Insan ˘ yalnızken ve dünya meseleleri üzerine dü¸ ünürken. ne bir kurum. Ve dün bir ¸ s ˘ ˘ insanın yeni dü¸ üncesi olan sey. bugün ekseriyetin genel dü¸ üncesi olur. ˘ ˙ Iktidarlar bunu bilirler ve o kuvetin önünde titreyip. kendine söyle der: “Tek ba¸ ıma. ˘ ˙ daima bagımsızdır. bagımsız dü¸ üncenin bu ifadesinden kor˘ s karlar. bu en güçlü. sadece ifade etmedigi ortaya çıkar. içtenlikle ne dü¸ ünüp ne hissettigini söyler. sonra gayriihtiyarı s dü¸ üncelerini karısına. s Kuvetin zorda degil. Eylem ve sözleriyle tam ters bir tutum içindeki binlerce insan arasında. Dü¸ üncesini s ˘ s içtenlikle ifade eden insanın tecrit altında kalacagı sanılabilir. kapana kısılamaz. ne milyonlarca müfreze. Ama dünyayı devindiren ruhani kuvet onları bertaraf eder. gazetelere rü¸ vet verir ve okullarla s dini kontrol altında tutarlar. ona kar¸ ıkoymak s ya da onu zaptetmek için her yola ba¸ vururlar. insanoglunun tavrı farklıla¸ maya ba¸ lar. ˘ ˘ Özgür bir insanın.

yaptıgı ˘ iyilikler sayesinde fazlasıyla telafi edildigine. tam da mücadele etmesi gereken ¸ o temellere dayandıgını farketmekte. bildigi hakikati ortaya koymaz. bıçagın ˘ ˘ ucuyla çivi çakmaya ba¸ laması gibi. ˘ ˘ ˘ Kimi. o kudretli fikir enstrümanıyla onun dünyayı harekete geçiren ifadesini elden bırakıp. insanları incitmek istemedigi için. varolan düzenle hayalî bir çatı¸ maya kurban ederiz.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve neden ben tek ba¸ ıma dünyanın tüm melanetiyle mücadele edeyim s ki? Beni sürükleyen akıntıya uymak daha iyi degil mi: bir sey yapılabi˘ ¸ lirse. s Hepimiz. hiç degilse bir ölçüde ˘ hakikatten sapacagını ve kendisine sunulan kudretli mücadele silahının ˘ etkisini yok edici ödünler verecegini farketmektedir. ailesini geçindirmesine ˘ yarayan kazançlı bir pozisyondan onu yoksun bırakabilecegi için. Tıpkı. kendini mesai birligi yaptıgı insanlara baglı hissettigi için. yalnız degil. 117 . s Kimi. ne tüm sosyal faaliyet sekillerinin. olaganüstü keskinlikte bir bıçak verilen bir adamın. tüm benligimizle uyu¸ mazlık içindeki hayatımızın anlamsız ˘ s düzeninden yakınırız ve yine de elimizdeki biricik ve güçlü enstrümanı. diger insanlarla ortakla¸ a yapılması lazım. ne de dünyamızda varolan bir ˘ sosyal faaliyete katılımda her insanın mecburen. bu hakikat. kendini sosyal faaliyet enstrümanına verir ki. ¸ kötülükle mücadele bahanesiyle yok eder. bir dördüncü. tam aksine. ˘ s ˘ altıncısı da. bir ˘ üçüncüsü. sonradan insanlıgın hizmetinde kullanılmak üzere. hakikat bilincini ve onun ifadesini. kadim ve kutsal bir gelenekten s ˘ kopmak istemedigi için. kendini ve ba¸ kalarını ˘ s temin eder. memur veya asker olarak görev yapar ve hakikatten –kendi pozisyonunda kaçınılmaz olan– sapmaların. eline her¸ eyi ˘ s kesebilecek.” Ve her ˘ s ˘ insan. bir be¸ inci. bir imparator. digeriyse. kral. kullanmak söyle dursun. bakan. bildigi ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ hakikati ortaya koymaz. hakikatin söylenmesi kovu¸ turmaya neden olacagı ve kens ˘ dini adadıgı ya da adamaya niyetlendigi iyi bir sosyal faaliyeti sekteye ˘ ˘ ugratacagı için. söhret ve ˘ ¸ güce ula¸ mak istedigi için.

ama biz bildigimiz hakikati söylemeyi becerememekle kalmı˘ yoruz. hem söz hem de fiille bu ˘ s taleplerin tam tersini onaylıyorlar. devrimci veya anar¸ ist olarak. Bir üçüncüsü. ¸ yani hakikate ve onun ifadesine güvenseler. Eski. mevcut düzenle s açıkça mücadele eder ve suna tamamen ikna edilmi¸ tir: güttügü amaçlar ¸ s ˘ öyle hayırlıdır ki. aldatıcı ˘ kamuoyu kurumu¸ bir deri gibi kendiliginden soyulup. digeri digerinin ¸ ˘ ˘ ugruna– onları sessizce geçi¸ tirmekle kalmıyor. ama yaptıgı iyilikleri göz önüne alarak. yeterdi. Ama bu yeni taleplerin farkında olanlar –biri bir seyin. miadı ˘ s dolmu¸ kamuoyunun yeni ve canlı olana yol vermesi içinse. hayatın s yeni taleplerini farkeden insanların onları açıkça ifade etmesi gerekir. iyilik yaptıgından hiç süphe ˘ ˘ ˘ ¸ duymaz.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ruhani önder mevkiindeki bir digeri. o yeni. daima güçlü ve özgür olana. Açıkça ve mertçe halihazırda mazhar oldukları hakikati (tüm milletlerin karde¸ ligini ve s ˘ münhasıran kendininkine adanmanın suçunu) bir ifade etselerdi. bir dördüncü. s ˘ s ˙ Insanların vicdanına ters dü¸ en hayat düzeninin degi¸ tirilebilmesi s ˘ s ve yerine vicdanlarına uygun olanın getirilebilmesi için. miadı dolmu¸ s kamuoyunun yeni ve canlı olanla degi¸ tirilmesi gerekir. ugra¸ ının faydasını yok eder. ˘ s 118 . ögrettigi her¸ eye ruhunun de˘ ˘ ˘ s rinliklerinde inanmaz. hatta ne de faaliyetinin ba¸ arısı için gerekli yalanlar. yani harici zora yaslanmayı bir bırakıp. Miadı dolmu¸ ve zararlı hayat düzes nini ıslah edecek yeni kamuoyunu. çogu zaman bizzat hatalı buldugumuz seyi dogrudan kendimiz ˘ ˘ ¸ ˘ ifadelendiriyoruz. yalnızca hakikat ve onun ifadesi tesis edebilir. kendine ˘ hakikatten sapma izni verir. canlı s ˘ kamuoyunu ortaya çıkarırdı –taleplerini kuvetle ve açıkça bildirmek ve insanoglunun vicdanına uygun yeni varolu¸ biçimlerini tesis etmek için. edebiyat aracılıgıyla insanları ˘ egitir ve iktidarla toplum kendine kar¸ ı ayaklanmasın diye tüm hakikati ˘ s söylememek geregine tabi oldugu halde. Özgür insanlar. iktidarların güçleri ve yarattıkları tüm kötülüklerin yaslandıgı o ölü. ne hakikatin susturulması. gücü bulunmayan ve hiçbir zaman özgür olmayan bir seye.

çevredeki insanlarca söylenende degil. Ve s eskisinin yerine yeni bir kamuoyu hakim olurdu. o ˘ zaman aldatıcı ve suni biçimde idame ettirilen kamuoyu anında yitip gidecek ve hakiki bir kamuoyu kendini tesis edecektir. ve her¸ eyden önce. askerî zaferlerin. anında yeni kamuoyu tarafına geçerdi. hakikatin. vatanseverlikle beslenen tüm batıl inançlar –bunlardan kaynaklanan tüm habis duygular ve siddet eylemleriyle ¸ birlikte– derhal yıkılırdı. güç sahiplerine s saygı ve emir kulluguyla emegin teslimiyeti son bulurdu. kiliseyi. vic˘ danlarınca. s s ama tüm bu besbelli korkunç kaba kuvet organizasyonu. sabık ¸ ˘ kamuoyunun ölü bir kalıntısı oldugunu anlasalar yeter. Bir ülkenin digerine. XVIII ˙ Insanlar sadece. böylesine karma¸ ık. ˙ Insanlar dü¸ ündükleri seyi söyleyecek ve dü¸ ünmedikleri seyi söyles ¸ s ¸ mekten bir kaçınacak olsaydı. daima dı¸ etkilerle yönlendirilen ve zayıf insans lardan olu¸ an devasa kitle. dünyayı dönü¸ türen o kuvet ˘ ¸ s oldugu ve insanın onu ifadelendirmekle yükümlü bulundugu gerçegine ˘ ˘ ˘ inansalar– yeter. milyarlarca rubleyi ve disipline edilip makinelere dönü¸ türülmü¸ milyonlarca insanı kontrol edebilirler. yani Tanrı tarafından söylenende yattıgına inansalar yeter. yani s ˘ cinayetin yüceltilmesi de sona ererdi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik artık sadece zaptı altında bulundugu eski kabugun dü¸ mesini bekleyen ˘ ˘ s kamuoyunu. s Sırf bu yapılsaydı. hakikatin gücüne vakıf her insanın ruhunda kabaran ve bir alevin sonsuz sayıda alev 119 . ˘ s dayatmacı ve suni yollarla idame ettirilen seyin kamuoyu degil. sırf mevcut toplumsal görü¸ e s s aykırılıgı yüzünden ifade edilmeyen seyin. kendilerine kamuoyu diye dagıtılıp. ˙ Iktidarlar okulları. her¸ eyden önce ˘ s kendilerine inansalar –ruhlarının derinliklerinde bilincinde oldukları. ki bunların ˘ ˘ vatanseverlikten ba¸ ka hiçbir temeli yok. ikti˘ ˘ darlarca körüklenen kin ve dü¸ manlıgı biterdi. basını. bir halkın digerine. her birinde dı¸ avurulmayı talep edip.

”45 demi¸ ti Mesih.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tutu¸ turabilmesi gibi. Ve o barı¸ gerçekten de artık s s bizimle ve onu korumak bize baglı. hükümranları. 31. kendi barı¸ımı size veriyorum: kalbiniz tasalans s masın ve de korkmasın. mercimek çorbasına s satmasalardı44 . . ne de suç ortaklas rına dagıttıkları. ˙ Insanlar. 30. insanlar muazzam ve engel tanımaz güçlerinin nerede yattıgını bir bilseydi. ne kendilerinin ve suç ortaklarının çıkarları ugruna s ˘ gümrük anla¸ maları düzenlemeye veya bozmaya. . bir tabak mercimek çorbası kar¸ ılıgında s s ˘ ilk ogulluk (behorluk) hakkını karde¸ i Yakup’a satar. Yaratılı¸ 25: 29. hep arzuladıkları barı¸ –diplomatik görü¸ melerle. bir degi¸ im sadece mümkün degil. istihkamlarla. sölenlerle. bir anlasalardı. 32. bireysel olarak her insanın s ˘ 44 Eski Ahit. toplarla. –[Koray Karasulu] 120 . 33. ˘ s s imparator ve kralların bir kasabadan ötekine ziyaretleriyle. Dolayısıyla. ondan bir ikincisine ve bir üçüncüsüne aktarılan s hakikat bilinci kar¸ ısında bir hiçtir. –[Koray Karasulu] ˘ s 45 Yeni Ahit. . . . Yuhanna 14:27. “Size barı¸ bırakıyorum. halkın iflahını keserek vergilendirmeyle ve milletin gözbebegini geçim me¸ akkatine ˘ s daldırıp oymakla elde edilen barı¸ degil. disipline edilmi¸ katillerin tefti¸ ve manevralarını ˘ s s gerçekle¸ tirmeye. her saat üzerlerine çullanan ig˘ valarla tasalandırılıp onları panige sevkeden hayalî deh¸ etlerle kor˘ s kutulmasaydı. simdiki gibi. Ellerindeki gücü bir kullanacak olsalardı. ne barı¸ çıl bir toplulus gun gözleri önünde. ölü bir agacın çürüyüp devrilmemesi ve genç s ˘ olanın büyümemesi kadar imkansızdır. ¸ söylevlerle. dinamit ve barutla. insanları keyiflerince evrensel bir kıyıma sürükleyip ¸ sürüklememe tehdidine cüret etmek bir yana. o zaman tüm o görünürdeki muazzam organizasyon ate¸ önündeki s mum gibi eriyip gidecektir. . hakikati ifadelendiren sözdeki müthi¸ gücü. kaçınılmazdır ve bu˘ s ˘ nun gerçekle¸ memesi. 34: Esav. Yalnızca o ate¸ in tutu¸ turulması las s s zım. ˘ Bireysel olarak insanların kalpleri. cinayet hazırlıklarına harcadıkları milyonlarca rubleyi ˘ halktan almaya cüret edebilirlerdi. kendilerine ves rilmi¸ bu gücü. Önceliklerini.

••• 121 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik özgür hakikat taraftarlıgıyla korunan barı¸ – çoktan tesis edilmi¸ olurdu ˘ s s aramızda.

yüce gönüllü sava¸ çılar. kadınımızı bogazlayacaklar ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar s s Safları sıkıla¸tırın s Dü¸manın pis kanıyla topra˘ ımızı sulamak için s g ˙ Ileri.Hristiyanlık ve Vatanseverlik LA MARSEILLAISE Haydi vatan evlatları Zafer günü geldi. s Vurun darbenizi ya da tutun kendinizi. ˘ s Fransa yenilerini yaratacak Herbiri sizinle vuru¸ maya yeminli s Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. bu katil krallar? Kimin için bu igrenç prangalar? ˘ Bu zincirler. kelepçeler? Ey Fransızlar! Ne büyük utanç bizim için! Ve ne büyük bir ta¸ kınlıga vesile olmalı! s ˘ Sindirmeye çalı¸ tıkları biziz bu küstahların. Bagı¸ layın bize kar¸ ı ˘s s ˙ Istemeye istemeye silah ku¸ anmı¸ s s 122 . . kelepçeler? Bu zincirler. s s Titreyin zalimler ve siz. bu hainler. her¸ ey. kalle¸ ler s Her türden reziller Titreyin. . s Geçmi¸ in köleligine mahkum etmek istedikleri s ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. s s s Ve eger dü¸ erse genç kahramanlarımız. . . s s Ey Fransızlar. ileri Ne ister bizden bu güruh? Bu köleler. çattı Zulüm açmı¸ kanlı bayragını s ˘ Kanlı bayragını ˘ ˙s I¸ itiyor musunuz su zalim askerlerin ¸ Kırlarda attıkları naraları? Neredeyse koynumuza girip Evladımızı. çünkü nihayet Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Sizinle sava¸ mak için silah ku¸ andı herkes.

destek ol cesur intikam sava¸ çılarımıza. s s Çeviren Alper Altug ˘ TANRI ÇARI KORUSUN46 Tanrı Çarı korusun. Jukovski’ye. . . s Ortodoks Çarı. Ki zafer. Tanrı Çarı korusun! Çeviren Koray Karasulu 46 I. Yol göster. Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut. s Hükmetsin bizim serefimize. 1834-1917 yılları arasında milli mar¸ olmu¸ . sevgili özgürlük. ¸ Hükmetsin dü¸ manın korkusuna. –[Koray Karasulu] 123 .F.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Su zavallı kurbanları ¸ Su zavallı kurbanları ¸ Ama acımak yok o kanlı despota Bouillé’nin suç ortaklarına Analarının yüregine acımasızca hançer saplayan ˘ O zalimlere. seni haykıran yigit sesleri taçlandırsın ˘ Ve can çeki¸ en dü¸ manların son nefeslerinde. Lvov’a ait.A. . s Özgürlük. Güçlü ve ha¸ metli Çarı. Nikolay zamanında yazılmı¸ . s s Ey kutsal vatan sevdası. s s s Sözler V. müzik A. Sancaklarımızın altında Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut. s s Görsünler senin zaferini ve bizim sanımızı ¸ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. . hainlere Silah ba¸ına ey yurtta¸lar.

. Polonya’nın en büyük sairi.. Polonya’nın (Isa gibi) kurtarıcı bir misyonu bulundugunu savunuyormu¸ . Hıristiyanlıgın yeni bir evresini haber s ˘ ˙ verip. (Ko˘ s ˙ ray Karasulu’nun dikkat çektigi üzere. Ona dikkatimi çektiginiz için size çok müte¸ ekkirim. Alman ve Avusturyalı filozoflar ve gazeteciler itiraz ettiler 47 Zdziechowski (1861-1938). ˘ ˘ s s materyalizm ve komünizm kar¸ ıtı polemikler yazmı¸ . Towianski. Istanbul. daha çok Slav kültürü ve edebiyatı üzerine çalı¸ mı¸ .Elestirilere Cevap ¸ Marian Edmundovich. mistik ve milliyetçi Andrzej Towianski’nin s (1799-1855) etkisi altında kalmı¸ . –[Acar Burak Bengi] 48 Kuzey Kuryesi.) –[Acar Burak Bengi] 124 . ˘ s Makale mükemmel. s s Hıristiyanlıgı ve Avrupa’nın liberal gelenegini savunmu¸ . Tolstoy’a bu ki¸ iler hakkında ne söyledigini bilmiyorum. vatanseverlige kar¸ ı ortaya çıkan ve hâlâ direnen. Dolapdere’de bir Adam Mickiewicz ˘ Müzesi var. Rus. Mickiewicz’le Towianski’den haberim vardı. –[Koray Karasulu] Polonyalı edebiyat ve kültür tarihçisi ve denemeci olan Zdziechowski. dünya¸ nın da büyük sairlerinden biri olarak kabul ediliyor. Istanbul). kimi zamansa tamamen makaleler seklinde ¸ kaleme almı¸ tır ve Tolstoy yayıncılıgında da bu mektuplar aynı sekilde makale olarak s ˘ ¸ yer alırlar. ama internet s ˘ ve elimdeki bir kaynaga bakarak yaptıgım yüzeysel bir ara¸ tırma farklı seyleri öne ˘ ˘ s ¸ ˙ çıkarıyor: Adam Mickiewicz (1798-1855. Makale¸ s nizden ögrendim ki. Ama dinî ˘ yönelimlerini. Fransız. 1918’den itibaren Bol¸ evizm. ˘ ˘ s soyluluk ve içtenlik bakımından gayet dokunaklı bir Hıristiyan hareketin öncülleriymi¸ ler sadece. –[Koray Karasulu] 49 Muhatabının. benim için yeni ve sevinç kaynagı olan çok sey ˘ ¸ ögrendim ondan. bunun en ünlü ve uzun örneklerinden biri “Bir Hintliye Mektup”tur. Tolstoy bunun gibi bazı meks s tuplarını kimi zaman makale yazar gibi.49 s Makalem “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik”e pek çok itiraz yükseldi. Polonya’nın (o zamanlar daha ¸ ziyade Polonya-Litvanya’nın) bagımsızlıgı için çalı¸ an bir milliyetçiymi¸ ve ömrünü ˘ ˘ s s sürgünde (Avrupa’da) geçirmi¸ . bu iki sahsın sıradı¸ ı mizaçlarına yoruyordum. Sonraları.47 Mektubunuzu aldım ve hemen Severniy Vestnik’teki48 makalenizi okumaya koyuldum.

Bogazla˘ ˘ ˘ nan birindeki bencillik tezahürünün rahat bırakılan birindekinden daha mazur görülebilmesi gibi. vatanseverlik tabiatını degi¸ tiremez. digerlerinden çok kendini ˘ sevmek kastedildigi gibi. “güçlü ulusların istilacı. ezilenlerin vatanseverligi de ezenlerinkin˘ den daha mazur görülebilir diyorsanız. Bir ˘ s ulusu tüm digerlerine yeglemek seklindeki bu egilim. kötü vatanseverligi hedef aldıgında haklı. Sadece. aynen “bencillik”le. Bir ulusu digerlerine yeglemenin nasıl iyi ve ˘ ˘ ˘ dolayısıyla arzulanır bir egilim sayıldıgını tahayyül etmek zor. ˘ ˘ ¸ ˘ katiyen iyi olamaz. sadece dü¸ mana kar¸ ı kendi ˘ s s anadiliyle dinini korumayı hedefleyen. ˘ ˘ mantıksız bir ögretidir de aynı zamanda. Bu ögreti özellikle Hıristiyan uluslarda mantıksızdır. yakıcı ve tehlikeli ate¸ tir. size katılmamak imkansız. vatansever¸ ligi kınamamın. tüm itirazlar. ˘ ˘ bu sevgi ve yeglemenin iyi ve yararlı bir ögreti oldugu da kastedili˘ ˘ ˘ ˙ yor. insanın.” Bu sekilde. ama iyi ve ˘ ˘ ˘ yararlı vatanseverlik bakımından temelsiz olduguna baglanıyor. Ate¸ daima aynı. buna tamamen zıt. Ama ulusların ezilmesi veya güçlü olması. sadece kötü bir egilim degil. kamp s s ate¸ inde parlasa da. ama ˘ ˘ bu iyi ve yararlı vatanseverligin nelerden olu¸ tugunu ve kötü vatanse˘ s ˘ verlikten nasıl ayırdedilebildigini henüz hiç kimse açıklama zahmetine ˘ katlanmadı. kölele¸ tirilmi¸ ulusların kar¸ ıt s s s vatanseverligi var bir de.Ele¸tirilere Cevap s ve simdi de siz ediyorsunuz. diger uluslardan çok kendi ulu˘ suna sevgisi kastedilir. içgüdüsel sevgisi ve onu tüm diger uluslara yeglemesi kastedilmiyor sadece. s “Vatanseverlik”le gerçekte. insanın. Dahası. ˘ Vatanseverlik kelimesiyle. sizinki de dahil. Mektubunuzda diyorsunuz ki. gayriinsani vatanseverligi yanında. ezilenlerinkini iyi vatanseverlik ˘ ¸ olarak belirliyorsunuz. ˘ ˘ ˘ 125 . bencillik misali. kibritte titrese de. ulusuna yönelik spontan. ama ezende de ezilende de görülse. vatanseverlik denen seyde ¸ temel bir fark yaratmaz. Isa ˘ ögretilerinin temel prensiplerine aykırı oldugu için mantıksız degildir. vatanseverlik.

bir Hıristiyan olmaya gayret ettigim için.Ele¸tirilere Cevap s Hıristiyanlık. su veya bu törende de˘ il. Insanlıgın s ¸ ˘ mübarek kaderine Polonya’nın ve Polonya’ya da (kendisininki gibi) eski asil ailelerin önderlik ettigine inanıyormu¸ . kendi ulusu için olandan ˘ çok daha etkili ve tabii bir taleptir bu. Hıristiyan olmak yeter. tüm geze¸ ¸ g gende ve bireylerle uluslar arasında bulunabilen tüm ili¸kilerdedir” seklindeki s ¸ bir inanca sahip. Rus hükümet yetki˘ lilerinin Lehlere yönelttigi o yabani ve ahmakça tutumlar kar¸ ısındaki ˘ s infial ve tiksintimin derecesi bakımından. Ama ben öyle görmüyorum. Bu yüzden. hakiki Hıristiyanlıgın yayılmasına muhtacız. Krasinski50 gibi bir adam artık bir vatansever olamaz. ki Leh degilim. –[Acar Burak Bengi] ˘ s 126 . Bu noktada. ˘ ˘ Alsace veya Bohemya’da benzer seylerin olmaması için. aynı fedakarlıgı ˘ tüm insanların iyiligi için talep etmektedir ki. Hıristiyanlık ˘ ˘ s adına yapar. ˘ “Tanrı’nın Kilisesi su veya bu yerde. Polonya. çünkü vatanseverligin kendisinden talep ettigi her¸ eyi. Mesela vatanseverlik. vatanseverligin ¸ ˘ degil. vatanseverlikle hedeflenen her¸ eyi kendi yolundan kazans dıgı ve böylece vatanseverligi. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bunları ¸ vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. insan e¸ itliginin idrakını ve insan hays ˘ 50 Zygmunt ˙ Krasinski (1812-1859). ˘ ˘ “Biz Hıristiyanlıgı kabullenmek istemiyoruz ve dolayısıyla vatanse˘ verligi yüceltmekte özgürüz” diyebilirler. ama s Katolisizmi diger dinlerden veya Leh dilini diger dillerden çok sevdigim ˘ ˘ ˘ için degil. yine de. her Lehle boy ölçü¸ ürüm. insanın Leh ya da vatansever olması s gerekmez. s hatta o tutumlara kar¸ ı gelme arzumda da oldukça ileri giderim. Hıristiyanlık. ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. ˘ ˘ s˘ yararsız ve engelleyici bir hale getirdigi için de mantıksızdır. Polonya’nın bir ba¸ ka ünlü ve milliyetçi sairi. onun sonuçları olan. fuzuli. Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve onlara ¸ s var gücüyle kar¸ ıkoymak için. Yabani. ama Hıristiyanlıgı veya en ˘ ˘ azından. gün ı¸ ıgında yanan bir lamba gibi. militanlarından vatanda¸ ları ugruna s ˘ hayatlarını feda etmelerini talep ederken. mesela ben.

ezilen kesimin s ¸ ¸ vatanseverligini savunanlar. Yahudilere eziyet edenlere.P. mazaretleri s var. Kutsal Konsey ba¸ kanı K. vatanseverlik doktrini sayesinde. bir ulusun sahsiyetini ortaya ¸ koymasının yolu. ˘ Vatanseverligi hayırlı sayan bir doktrin bulunmasaydı. vatanseverligin teorik temellerini yıkmaya. yüceltmeye degil. egitimli insanlar (ki en zorba dinî eziyetçimiz eski bir profe˘ sördür51 ) vatanseverligi dayanacak bir zemin olarak görüyorlar. Pobedonosts s sev oldugunu belirtiyorlar. küçümsemeye mecbur ediyor. Vatanseverlik onlara bir varolu¸ zemini sunuyor. ˘ Polonya’da. neden böyle yaptıklarını sorun. s Size bunu. sahsi˘ ¸ yetini unutmak ve sonra var gücüyle. ne adına i¸ lenmi¸ ve i¸ lenmektedir? s ˘ s s s Savundugunuz o vatanseverlik dı¸ ında hiçbir sey adına. –[Koray Karasulu] Önsöze bak. Hıristiyanlık ise s ayaklarının altından çekiyor. onu imha ˘ etmeye. Polonya’yı ve Baltık eyaletlerini Russ la¸ tırıcılara. Alsace’da. ˘ ˙ Ikincisi. Yahudi yapılacagını. yüzyıl ˘ sonu insanları su an yaptıkları alçaklıklara azmedecek kadar dibe batmı¸ ¸ s durumda olmayacaklardı. Bugün. artık vatanseverlige yer kalmaz. (ne kadar mükemmel ve rafine olarak su˘ nulursa sunulsun) vatanseverligin bizzat kendi somut davaları için ne ˘ kadar zararlı oldugunu görmüyorlar. bu profesörün 1860-1865 yılları arasında Moskova Üniversitesi.Ele¸tirilere Cevap s siyetine saygıyı bir kez ikrar ettik mi. Böylece. Bohemya’da dil ve dine yapılan ve Rusya’da Yahudilere yapılan o saldırılar. tersine. böyle yapmazlarsa dilleriyle dinlerinin zarar görecegini söyleyeceklerdir. Tarihi ˘ bilirler. Vatanda¸ lık Hukuku Kürsüsü’nde ders veren. dil ve din ugruna gerçekle¸ tirilen bütün o semeresiz eziyetlerin ˘ s deh¸ etlerini bilirler. Ve de ˘ Rusların Polonyalı. baskıdan muzdarip olanları. Alman. XIX. anadilleriyle dinlerini savunmak için yaptıklarını. o zaman bile. –[Acar Burak Bengi] ˘ 127 . halkının en iyi yapabilecegini ˘ 51 Rusça baskının editörleri. ˘ Tüm bunlarda beni en çok hayrete dü¸ üren sey su ki. ˘ s ¸ Bizim yabani Rusla¸ tırıcılara. Baltık bölgesinde. kabullenilse bile. ortaya koymak için çabalamak degil. ama. böyle siddet eylemlerinin ¸ gerçekle¸ tigi her yerde yapılanlar. fethedilen ulusları.

Ele¸tirilere Cevap s hissettigi ve dolayısıyla en çok yapmak istedigi seyi gerçekle¸ tirmektir; ˘ ˘ ¸ s aynen bir bireyin, ki¸ iligini, ona dikkat kesildiginde degil, onu unutup, s ˘ ˘ ˘ gücü ve kapasitesi elverdigince tabiatına hitap eden seyi yaptıgında, en ˘ ¸ ˘ fazla ortaya koyacagı gibi.52 ˘ Ahlaksızlıgı savunmada kullanılan en bildik safsatalardan biri, varo˘ lan ile olması gerekeni kasten birbirine karı¸ tırmak ve bir seyden söz s ¸ etmeye ba¸ layıp, onu digeriyle ikame etmektir. Vatanseverlikle ilgili s ˘ olarak, her¸ eyden önce kullanılan i¸ te bu safsatadır. Her Leh için en s s yakın ve candan ki¸ inin Leh oldugu; Alman için Alman oldugu; Yahudi s ˘ ˘ için Yahudi oldugu; Rus için Rus oldugu bir vakıadır. Hatta, tarihsel ˘ ˘ sebepler ve kötü egitim sonucu, bir ulus halkının digerine içgüdüsel ˘ ˘ olarak antipati ve garez duydugu da dogrudur. Bunların hepsi dogrudur, ˘ ˘ ˘ ama bunu teslim etmek, her insanın kendini digerlerinden çok sevdigini ˘ ˘ teslim etmesi misali, böyle olması gerektigini asla kanıtlayamaz. Tersine: ˘ tüm insanlıgın ve her bir bireyin bütün esenligi, bu tercihleri ve garezleri ˘ ˘ bastırmada, onlarla mücadele etmede ve insanın diger uluslarla yabancı ˘ bireylere, tıpkı kendi ulusuyla yurtta¸ larına davrandıgı gibi davranmas ˘ sında yatar. Vatanseverlige, her insanda i¸ lenmesi gereken bir duygu ˘ s diye ihtimam göstermek tamamen lüzumsuzdur. Tanrı, veya tabiat, zaten, bizim ihtimamımız olmadan bu duyguyu öyle tertiplemi¸ tir ki, s kendimiz ve ba¸ kalarında i¸ leme derdine dü¸ memize gerek kalmaksızın, s s s o her insanda bulunur. Alakadar olmamız gereken mesele, vatanseverlik degil, içimizde bulunan ı¸ ıgı hayata kavu¸ turmak, hayatın karakterini ˘ s ˘ s degi¸ tirmek ve onu gözümüzün önünde duran ideale yakla¸ tırmak˘ s s ˙ tır. Zamanımızda her insanın gözü önünde duran ve Isa’nın gerçek ˙ ı¸ ıgıyla aydınlanmı¸ bu ideal; Polonya’nın, Bohemya’nın, Irlanda’nın, s ˘ s ˙ Ermenistan’ın uyanı¸ ıyla ya da Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın, s
52 Bu,

bir topluluk halinde geçimleri için çalı¸ an, farklı yerlerde farklı i¸ ler yapan bir halk s s için de böyledir. Yeter ki, her biri, toplum için en gerekli olanı, gücü ve kapasitesi ölçüsünde, elinden geldigince yapsın, o zaman hepsi kaçınılmaz biçimde farklı i¸ lerde, ˘ s farklı aletlerle ve farklı yerlerde çalı¸ acaklardır. –[Tolstoy] s

128

Ele¸tirilere Cevap s Avusturya’nın bütünlük ve büyüklügünü korumayla alakalı degildir; ˘ ˘ ˙ tersine, Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın ve digerlerinin bütün˘ lük ve büyüklügünü yıkmakla, cebren sürdürülen ve devletler denen ˘ o kar¸ ı-Hırisitiyan ala¸ ımları imha etmekle, bütün gerçek ilerlemenin s s önünde duran ve baskı ve i¸ gal altındaki ulusların ızdıraplarına, çagda¸ s ˘ s insanlıgın muzdarip oldugu tüm o melanetlere yol açan o ala¸ ımları ˘ ˘ s imha etmekle alakalıdır. Bu imha ancak gerçek aydınlanma sayesinde mümkündür: Rus, Leh, Alman olmadan önce insan oldugumuzu, bir ˘ ögretmenin takipçileri oldugumuzu, bir Baba’nın çocukları oldugumuzu, ˘ ˘ ˘ karde¸ oldugumuzu ikrarla. Ve bunu, makalenizde gayet mükemmel s ˘ gösterdiginiz üzere, Leh ulusunun en iyi temsilcileri anlamı¸ tır ve an˘ s lamaktadır. Günbegün, tüm dünya çapında giderek daha çok insan tarafından anla¸ ılmaktadır bu. Dolayısıyla, devlet siddetinin günleri s ¸ artık sayılıdır ve sadece boyunduruk altındaki ulusların degil, ezilmi¸ ˘ s çalı¸ an insanların kurtulu¸ u da yakındır; yeter ki, eylem ve sözle iktidars s ların siddet uygulamalarına katılarak, kurtulu¸ anını bizzat kendimiz ¸ s geciktirmeyelim. Herhangi bir türden vatanseverligin iyi kabul edil˘ mesi ve halkın vatanseverlige kı¸ kırtılması, kar¸ ımızda duran o ideallere ˘ s s ula¸ manın ba¸ lıca engellerindendir. s s Bir kez daha, mektubunuz ve mükemmel makale için ve bunlarla bana, vatanseverlik hakkındaki görü¸ lerimi yeniden irdeleme, tartma ve s ifade etme fırsatı verdiginiz için çok te¸ ekkür ediyorum. ˘ s En içten saygılarımla. . . •••

129

Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸
Sayın Bayım, Bana yazarak, “Hıristiyan duru¸ ve gerçek barı¸ adına”, Kuzey Ames s ˙ rika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasındaki meseleye ili¸ kin görüs s sümü belirtmemi istiyor ve “ulusların, yakında, uluslararası barı¸ ı temi¸ s nat altına alacak yegane yola uyandırılabilmesi” umudunu dile getiriyorsunuz. Ben de aynı umudu besliyorum. Aynı umudu besliyorum çünkü, zamanımızda vatanseverligi yüceltip, genç ku¸ agı bu batıl inanç dogrul˘ s ˘ ˘ tusunda egiten ve bu arada vatanseverligin o kaçınılmaz sonucunu, yani ˘ ˘ sava¸ ı es geçen ulusların bu çapra¸ ıklıgı kanımca o raddeye ula¸ mı¸ tır s s ˘ s s ki, artık her önyargısız ki¸ inin aklına gelen türden en basit bir degers ˘ lendirme, içine dü¸ ürüldükleri çıldırtıcı çeli¸ kiyi insanlara göstermeye s s yeter. Gayet cazip ama birarada bulunamayacak, iki seyden hangisini seçe¸ ˙ cegini sordugunuzda, çogu zaman “Ikisi de” diye cevap verir çocuklar. ˘ ˘ ˘ Hangisini istiyorsun: dola¸ maya çıkmak mı, evde oynamak mı? Dola¸ s s maya çıkmak ve evde oynamak. Hıristiyan uluslar da, hayat su soruyu önlerine getirdiginde aynı ¸ ˘ cevabı veriyorlar: “Hangisini seçiyorsun: vatanseverlik mi, barı¸ mı?” s Vatanseverlikle barı¸ ı bagda¸ tırmak, aynı anda hem dola¸ maya çıkmak s ˘ s s hem de evde kalmak kadar imkansız olsa da, söyle cevaplarlar: “Hem ¸ vatanseverlik, hem barı¸ ”. s ˙ Geçenlerde Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasında s

130

çocukluktan itibaren kendilerine ögretildigi üzere. Ya bu yüzden. ˙ Ingiltere’yle Türkiye arasında ve mümkün her e¸ le¸ mede. Senato’ya bir mesaj yazdı ve her iki taraftan da vatansever. Barı¸ mı? s Venezuela sınırı üzerine bir anla¸ mazlık çıktı. prens ve devlet adamları. daima sava¸ arayı¸ ında olacaklar. Ama. ˘ s ˘ o veya bu sebepten. güç. s ˙ Ama. bir saatte. ya da her tür piskopos. Ve insanlar s ˘ yatı¸ tı. hem s s ˙ Ingiltere’de hem de Amerika’da çe¸ itli yazar. omuz omuza s verip digerlerine tahakküm etmeleri gereken ve aynı dili konu¸ an iki ˘ s Anglo-Saxon ulus arasında– sava¸ mayı gerektirecek kadar ciddi olmas dıgı ısrarıyla. s ˘ o zaman açık degil midir ki. sava¸ kan çıglıklar yükseldi.Vatanseverlik mi. bu kez sava¸ olmayacagı ortaya çıktı. servet ˘ ˘ ve sanı en büyük erdemler ve bunları kom¸ ularının kaybı pahasına si¸ s lahla elde etmeyi de en takdire layık i¸ sayan iki silahlı adam yanyana s ya¸ ıyorsa ve bu adamları alıkoyan ahlaki. din ˘ s adamı ve din büyügü dua edip kilisesinde mesele üzerine vaaz verdigin˘ ˘ den veya her iki taraf da henüz hazır bulunmadıgını dü¸ ündügünden. ba¸ ka ihtilaflar çıkacaktır ve içlerinden herhangi biri s ˘ s kesinlikle sava¸ a yol açacaktır. birbiriyle sava¸ mak yerine. bakı¸ ın pek az perspicacité ˘ s (nüfuz) edebiliyor olması lazım. her gün gers s çekle¸ tigi üzere. sava¸ kan ˘ s s s 131 . Ingiltere’yle Rusya arasında. Cleveland. bu sava¸ hazırlıklarının yanısıra. insanlar s ˘ s milyonlarca paund ve dolar kaybettiler. Attila’nın tüm sava¸ larında öldürülenden daha fazla insanı öldürecek silahlar s tasarlamakta oldugunu söyledi ve her iki ulus da hararetli sava¸ ha˘ s zırlıkları yapmaya ba¸ ladı. s ihtilaf konusunun –özellikle de. Edison. Ingiltere’yle Amerika arasındaki ihtilafa yol açan sebeplerin hâlâ aynen baki kaldıgını görmemek için. her iki ulusun iktidarlarına sava¸ tan kaçınmaları yolunda ˘ s çagrı yapmaya ba¸ ladılar. yarın veya öbür gün Ingiltere’yle Amerika ˙ ˙ arasında. s Çünkü. borsada panik ya¸ andı. Ingiltere’yle Almanya arasında. kaçınılmaz biçimde. dinî veya siyasi bir bag yoksa. Salisbury bir seye razı s ¸ olmadı. mevcut ihtilaf sava¸ sız çözülmü¸ olsa s s ˙ bile.

kuyruguna tuz serperek bir ku¸ u yakalamaya ˘ s kalkı¸ maktan daha komik bir giri¸ imdir. Elinde silahla. bireyin s s s her siddet eylemini cezalandıran kamuoyu. Ermenistan. kendi ülkesinin gücünü ¸ arttırmak maksadıyla diger halkın mülkiyetine yönelen her gaspıysa ˘ övüp. ama özel hayatın bencilleri silahlanmı¸ ˘ s degillerdir. Gazeteleri açın. s Dahası. Türkiye. yani daha iyi gerilip birbirlerinin üzerine daha vah¸ ice s atılmak için geri çekileceklerdir? Bireyin bencilligi korkunçtur. pour mieux sauter53 ayrılacaklar. Çek. Venezuelalı. ve her¸ eyden önce. hapse atılır. istediginiz gün. bir daha ancak. küçük bir sava¸ duraksas s s madan sürüp gitmektedir ve bir ara büyük gerçek bir sava¸ ba¸ layabilir s s ve ba¸ lamaya mecburdur. s bazan da Afrika toprakları. derhal polis tarafından yakalanıp. her biri benzer s bir arzuya sahipse. Barı¸ mı? s ili¸ kileri olaganla¸ tıracaklar ve bir kez birbirlerinin bogazlarına sarıldıks ˘ s ˘ tan sonra. onların bencilligi devlet güçleri ve kamuoyunca kontrol altında ˘ tutulur. s ön cephedeki kar¸ ılıklı silah atı¸ maları benzeri. Venezuela s veya Transvaal. s Amerikalı. bu arzuların gizlenip bastırılması gerektigine degil ˘ ˘ 53 Daha iyi sıçramak için. böyle biri kamuoyunca kınanıp. daima ve her an bir karanlık nokta. Boer. Habe¸ . Fransız atasözündeki gibi. rakiplerine kar¸ ı silah hazırlıgını veya kullanımını iyi say˘ s ˘ mazlar. üzerlerinde hiçbir nüfuz yoktur. ˘ muhtemel bir sava¸ sebebi görürsünüz: bazan Kore’dir. bazan Pamirler. tüm ulusların önünde Amerika’nın büyüklügü ve ikbalini ˘ ˙ arzularsa ve aynısını Ingiliz de kendi ulusu için arzularsa ve Rus. kah burada. Devletlerdeyse tam tersi: hepsi silahlıdır. Ermeni. Habe¸ istan. Leh. vatanseverlik erdemi diye yüceltir. Türk. Soygun i¸ i bir an bile durmaz. kom¸ usunu bir inekten veya bir hektar tarladan s mahrum eden bir ki¸ i. (zaten hiçbir nüfuz ve nasihate aldırı¸ etmemek üzere silahlans mı¸ ) güçlü devletlerin asla kabul etmeyecegi besbelli olan. –[Alper Altug] ˘ 132 . hırsız ve soyguncu diye anılır. Hollandalı. kah orada.Vatanseverlik mi. uluslararası s ˘ kongreler kurma çabaları.

yani. Barı¸ mı? s de. i¸ galsiz kurulan tek bir ulus s yoktur ve i¸ gal de sadece kendisini gerçekle¸ tiren yollarla. insan yaradılı¸ ına ait. belli ki. “Evet. insanlar önceden zaptettiklerini alıkoymak isterler. yani siddet s s ¸ ve cinayetle becerilebilir. bizim güttügümüz çe¸ idi. ama bir çekinceyle. kimse açıklamaz. ¸ Vatanseverlik iyi olamaz. s ˙ Çeklerin. Neden insanlar bencilligin iyi olabilecegini ˘ ˘ söylemez. o zaman da. her¸ ey˘ ˘ s den önce onun melun olduguna dair kanaati üretmek gerekir ve bunu ˘ yapmak da zordur. i¸ galci olmayabilir. Öyleyse. Irlandalıların vs. i¸ galci olmas s yanı bile. Ermenilerin. münhasıran kendi halkının hayrını s arzulama. Lehlerin. Ve bu vatanseverlik en kötülerinden biridir. ama yine de her vatanseverlik. Sava¸ ın kökü de. ˙ Insanlara sava¸ ın melanet oldugunu söyleyin. Iyi ˘ ˘ üzere. çogu ˘ ˘ ˘ kabul edecektir. zapt ve i¸ gal edilen ulusların. çünkü en hınçlısı ve ˘ siddeti en fazla tahrik edenidir. vatanseverligi yok etmeli.” Ama nedir s s ˘ s ˙ vatanseverlik. güleceklerdir. gurur duyulacak ve hem kendinde. ikili ve üçlü kar¸ ı ittifaklar yapmak degil. sava¸ ın kökünü ˘ s kazımak gereklidir. ister istemez alıkoymaya yöneliktir. tersine. o zaman sava¸ nasıl olmaz? s Sava¸ tan kaçınmak için.Vatanseverlik mi. diger uluslara tahakküm etsinler diye English speaking ˘ ˘ ˙ s s s nations’ı (Ingilizce konu¸ an ulusları) barı¸ içinde birlikte ya¸ amaya ikna etmek degil. ancak digerine veya bazan birçok ülke ve ulusa ˘ ˘ zarar verme pahasına elde edilebiliyorsa. sava¸ ı yok etmek ¸ s için. hem de ba¸ kalarında s te¸ vik edilecek bir sey olduguna hepsi kaniyse ve birinin ülkesinin s ¸ ˘ büyüklügü ve ikbali. Vatanseverligi yok etmek içinse. ama bir ba¸ ka çe¸ idi var. vaazlar vermek ve barı¸ ugruna Tanrı’ya s s ˘ yakarmak degil. yani vatanseverlik denen seydir. bunu s ˘ kim bilmez ki? Onlara vatanseverligin melanet oldugunu söyleyin. yeniden yapılanmaya yönelik vatanseverligidir. öyle ki. farklı uluslardan ˘ s ˘ prenslerle prensesleri birbirleriyle evlendirmek degil. çogunun dedigi bu iyi vatanseverlik. yanlı¸ vatanseverlik bir melas nettir. Ama vatanseverlik alıkoymaya bile yönelik olmazsa. tabii bir duygu olan bencillik hususunda s 133 .

s ˘ Denecek ki. . . ama. durumları gerçekten o kadar umutsuz mu? Insanlar abartmıyor mu? Tamamen dogru oldugunu varsaysak bile. parçalıyor. öylece 54 Aylmer Maude. Türklerin ˘ ya da Kürtlerin sıkı¸ tırdıgından daha az sıkı¸ tırmıyordur. . devletleri ˘ ˘ ˘ birle¸ tirdigini söylemekle. mesela sadece Ingilizlerinki olsaydı. kendi insanlarını. vatanseverligi ya¸ atmak ˘ ¸ ˘ s da iyi olabilirdi.Vatanseverlik mi. Rus vatanseverlikleri s varken. Amerikan. ve Ermeni. Yunanistan’da ve s Roma’da serpildigi zaman vatanseverligin hayırlı oldugunu. simdiki gibi. gayritabii bir duygu olan ve suni biçimde insana a¸ ılanan vatanseverlige kıyasla. o zaman onu birle¸ s tirici veya hayırlı sayma imkanı bulunurdu. tüm devletler ve uluslar için ˘ ˘ ˘ ˙ korkunç felaketler yaratırken? Insanlıgı devletlere kayna¸ tıran o aynı ˘ s vatanseverlik simdi o aynı devletleri yok ediyor i¸ te. Ama tapınaklar insana zarar vermeden ayakta kalırlar. Fransız. daha nüfuzlu ve zengin olanları. hepsi ¸ ˙ birbirine kar¸ ı. s ¸ ˘ ekmeden önce tarlayı sürmek iyi ve faydalı diye. mesele milliyet meselesi s ˘ s degil!. kabir˘ ˘ ˘ ler vb. Eger Türk-Ermenileri yarın özgür bırakılsaydı. Neden vah¸ ilere dönü¸ en Ermenilerle Türkler birbirlerini bogazlıyors s ˘ lar? Her ikisi de Türkiye’den kendi payına dü¸ ecek miras için kaygılanan s ˙ Ingiltere’yle Rusya neden bu Ermeni kıyımlarına54 son vermeyip. . simdi ekin çıktıktan ¸ sonra sürmenin de aynı sekilde iyi oldugunu söylemeye e¸ tir. Rus ya da Fransız Iktidarı olup ¸ s ˙ 134 . Demek istedigim. Barı¸ mı? s daha kolay serdedilebilirdi bu. “Vatanseverlik insanoglunu devletlere kayna¸ tırmı¸ tır ve ˘ s s devletlerin birligini idame ettirmektedir”. Ama insanlar artık devletler ˘ içinde birle¸ mi¸ tir ve bu i¸ tamamlanmı¸ tır. fakir ve zayıfları tamamen ˘ ˘ ˙ aynı sekilde bir ba¸ ka Iktidar gadrederdi. gibi kadim anıtları korudugumuz sekilde. Ingiliz. aynı vatanseverligin simdi 1800 yıllık Hıriss ˘ ˘ ¸ tiyan ya¸ antısından sonra da aynı sekilde hayırlı oldugunu söylemek. ¸ ˘ s Bir zamanlar insanlıga sagladıgı kazanımlar anısına. Türkiye’deki Ermenilerin gadredildiklerini ve tek s umutlarının devrim oldugunu söyleyen Rus-Ermeni ögrencilere Tolstoy söyle kar¸ ılık ˘ ˘ ¸ s ˙ verir: “Hadi ama. muhakkak bazı Ermeniler de gadre katılıyor˘ ˘ lardır. tapınaklar. 1890’larda Tolstoy’la Rus-Ermeni ögrenciler arasında geçen bir ko˘ nu¸ mayı aktarır biyografisinde. Alman. artık münhasıran kendi s s s s devletine baglılıgın ne geregi var –bu. vatanseverlik ise hesaba gelmez dertler açmaktan geri durmaz. Sadece bir tek ¸ s ˙ vatanseverlik. vatanseverlik artık birle¸ tirmiyor.

sanki bu kelime. hükmü geçersiz bu kalıntısından ˘ s kendilerini azat edemezlerse. s.” (Aylmer Maude. s ˙ Dünyada en korkunç melanet ikiyüzlülüktür. Lehlerin. kozmopolitizm. Çogunlukla fikirlerim hülasa edildi ve ˘ s ˘ pe¸ ine. Oxford. anar¸ izm ve kozmopolitizmin ütopik lakırdıları olduguna s ˘ dair magrur imalarla kar¸ ılandı. The Life of Tolstoy. ya sessizlikle ya da fikirlerimin ˘ mistisizm. “bunun kozmopolitizmden a¸ agı kalır yanı s s s ˘ yok” ibaresi eklendi. iki cilt birarada. böyle s insanlar. eger insanlar uzak geçmi¸ in. olgun. cilt 2.Vatanseverlik mi. neden Transvaal’de bir digeri? Ya Çin-Japon. kar¸ ı savlar yerine. muazzam bir günah i¸ lemektedirler. vatanseverligin me¸ ruiyeti ve hayrının fevkalade açık ve kesin ˘ s oldugunu. Alman. çocukluktan ˘ ˘ s ˘ itibaren aldatılanlar ve vatanseverlik zerkedilenler. 333-4) –[Acar Burak Bengi] 135 . Türk. tüm savlarımı tartı¸ ılmaz biçimde çürütüyormu¸ gibi. iyi insanlar ve –en önemlisi de– küçük dagları yara˘ tan. Ermenilerin. Fransız ˘ ˙ sava¸ ları? Ya zaptedilen ulusların. Kan denizleri akıtılmı¸ tır bu duygu ugruna ve daha da ˘ s ˘ akıtılacak. bu magrur sessiz˘ ligi en inandırıcı sav olarak kabullenip gafletin karanlıgında yürümeye ˘ ˘ devam ederler. Barı¸ mı? s ˙ bekliyorlar? Habe¸ ler ve Italyanlar neden katlediliyorlar? Venezuela’da s neden kıyıma ramak kalmı¸ korkunç bir sava¸ vardı ve o zamandan s s beri. örnek te¸ kil ederek kitleleri gayriihtiyari sürükleyen insanlar. ˙s I¸ te bu yüzden. Isa’nın sadece bir kez olmaması. bu kutsal duyguya yönelik bo¸ ve budala saldırıları cevap˘ s lamaya degmeyecegini dü¸ ünürler ve insanların çogu da. konumları sayesinde kitleleri ızdıraplarından kurtarabilecekken bunu yapmayanlar. s s Ciddi. Halihazırda birkaç kez vatanseverlik üzerine yazma fırsatım oldu –sa˙ dece dogru anla¸ ılan bir Isa ögretisine tamamen aykırılıgı üzerine degil. Irlandalıların s hıncı! Ya bir uluslararası sava¸ ın hazırlıkları? Bütün bunlar vatanseverlis gin meyvalarıdır. gerçekten farketmez. ˘ s ˘ ˘ ˘ Hıristiyan bir toplumdaki en hafif ahlaki taleplere de tamamen aykırılıgı üzerine– ve her seferinde savlarım. 1987. zeki.

kurtulmak için insanın var gücüyle mücadele etmesi ¸ ˘ gereken bir melanet oldugunu kabul etmek gereklidir. 4546. ama bu resme uyan insanların ve tutumun s daima. Yuhanna 2. Tanrı’nın evini pazar meydanına veya hırsız sıgınagına ˘ ˘ çevirmekle suçlayarak kovar (Matta 21. kutsiyetle aldatıp empoze etmek mümkün oldugunda. onların ikiyüzlülük mahareti çocuk oyunudur. iktidar ve maddi/manevi menfaat elde eden. ikiyüzlü. silahlı bir soygun çetesi arasında ya¸ anan tüm has yatlarımız. ya da. her yerde. kesintisiz bir ikiyüzlülükten ba¸ ka bir sey olamaz. Vatanseverlik ögretisi bakımından ˘ bu gerçekle¸ mek üzeredir. 12-17. övüngen ve Isa’ya hasım ˙ bir Yahudi toplulugu olarak resmedilir. kutsiyet ˘ devreye sokuluyor. aynısını ˘ ¸ ba¸ kalarına da dayatıp vazeden. diger ucun˘ ˘ daysa pagan kılıç ve daragacı olan bir ögreti ikrar etmek çok elveri¸ li. dini (hakikati) kendi tekelinde gören. Tapınak’ta alım satım yapan tacirlerle sarrafların masa ve sandalyelerini devirip onları. dahası.Vatanseverlik mi. Farisiler en dogru insanlardır ˘ ˘ ve bizimkinin yanında. s ˘ ˘ s Ama kendi çagımızın ikiyüzlülügüyle kısaylandıgında. Farisi ikiyüzlü˘ ˘ ˘ lügü nedir ki? Bizim ikiyüzlülere kıyasla. Hıristiyanlıga –tevazu ve sevgi ögretisinin s ˘ ˘ ikrarına– refakaten. Barı¸ mı? s öfkelenmesi bo¸ una degildir. hem fiziksel hem ahlaki ızdıraplara yol açan bu vatanseverlik nasıl gerekli olabilir ve bir erdem sayılabilir? Ve bu soru cevaplanmak zorundadır. ruhani/ahlaki s üstünlük taslayan ve böylece otorite. s ˙ Insanlar istese de istemese de. sadece insanlara i¸ lenip telkin edilmemesi gereken bir s sey degil. su soru insanlıgın kar¸ ısında net olarak ¸ ˘ s duruyor: Hesaba gelmez insan ızdıraplarına. geleneklere ve (çogu seklî) bazı kurallara sıkı sıkıya uyarak. ya insanlıga verdigi ˘ ˘ ˘ tüm o korkunç ızdırapların kefaretini ödeyecek kadar hayırlı oldugunu ˘ göstermek. ve bu Farisilerin55 ikiyüzlülügüne kar¸ ıdır. ama yalanlar agının yıkılacagı ˘ s ˘ ˘ gün geliyor ve iki ucu birarada tutmak mümkün degil artık. aldatma ba¸ arısız oldugundaysa. Vatanseverligin. ya birine ˘ ya da öbürüne katılmak zorundayız. ˘ ˘ s böylece. ama ˙ gerçekte dinin (hakikatin) özüne aykırı davranan. 13-16). her alanda varoldugu biliniyor ve bunlara “Farisi” ve “Farisilik” ˘ deniyor. Yeni Ahit’te Farisiler. Luka 19. korkunç. s ¸ Bir ucunda Hıristiyan kutsiyeti ve doayısıyla yanılmazlıgı. Böyle bir ögreti çok elveri¸ li. Iki bin yıl önce ya¸ amı¸ gerçek Farisilerin bu ˘ s s resme uyup uymadıklarını tartı¸ anlar var. ˘ 55 Yeni ˙ Ahit’e gönderme: Isa. –[Acar Burak Bengi] 136 . kılıç ve daragacı i¸ e s ˘ ˘ s koyuluyor. Ba¸ ka türlüsü de olamaz.

–[Alper Altug] ˘ 137 . ulusların fiziksel ve ruhsal hayatlarını yok ˘ ˘ 56 Keyfin bilir. alayla. ders kitaplarında. ˘ Hindistan ve diger müstemlekeleri bakımından aynı sey söz konusu ˘ ¸ oldugunda sevinmeli ve buna yardım etmelidir. resimlerde. ˙ ˙ Ermenistan Rusya’dan ayrıldıgında sevinmeliyiz. nasıl istersen. o gücün zayıflamasına sevinmeli ve yardım da etmeliyiz. devletimizin büyümesine yönelik ˘ ¸ mevcut arzumuzdan vazgeçmemiz gerekmiyor sadece. anıtlarda. zayıflamasını arzulayıp. makalelerde. Ama eger Hıristiyanlık ˘ gerçekten barı¸ sunuyorsa ve biz gerçekten barı¸ istiyorsak. o zaman s s vatanseverlik barbar geçmi¸ in bir kalıntısıdır ve simdi yaptıgımız sekilde. o zaman. geçebilmek için zayıf olanı yolun dı¸ ına iterek. o kadar iyi olur. o zaman da. s ¸ ˘ ¸ onu kı¸ kırtıp geli¸ tirmenin yanlı¸ lıgı bir yana. çünkü devlet ne kadar ˘ büyükse vatanseverligi o kadar kötü ve zalimdir ve üzerinde gücünün ˘ temellendigi ızdırap yekünü de o kadar büyüktür. Vatanseverligi övdügümüz ve genç ku¸ agı ˘ ˘ s ˘ onunla egittigimiz sürece. Genç ku¸ agı s ˘ ¸ s s ˘ öyle egitmeliyiz ki. Barı¸ mı? s Fransızların dedigi gibi. bir Ingiliz de. genç bir adam. ülkemizin s s gücünden haz duymayı bırakmak yanında. ba¸ kasının s s muhtaç oldugu seyi cebren alarak kaba bencilligini göstermekten su ˘ ¸ ˘ ¸ an nasıl utanıyorsa. o zaman. barı¸ sunan Hıristiyanlık bo¸ hülyadır ve bu ögreti ne s s ˘ kadar erken sökülüp atılırsa.56 Eger vatanseverlik ˘ ˘ iyiyse. c’est à prendre ou à laisser. kendini övmek su an nasıl ahmaklık. Baltık Eyaletleri. küçümsemeyle. Irlanda. var gücümüzle buna yardım etmemiz de gerekiyor. gerçekten ˘ ikrar ettigimiz sey olmak istiyorsak.Vatanseverlik mi. maskaralık ¸ sayılıyorsa. o zaman da. onun ufalmasını. kendi ulusunu övmek –yani bugün yalanla dolu milli tarihlerde. vaazlarda ve aptal milli mar¸ larda yapılan sey– aynı ölçüde ¸ s ¸ budalalık olarak görülsün. Finlandiya. her¸ eyi yiyip digerlerine hiçbir sey ˘ s ˘ ¸ bırakmayarak. Hıristiyanlık hakikatse ve barı¸ içinde ya¸ amak istiyorsak. Ve genç ku¸ agı bu sekilde yeti¸ tirmemiz gerekiyor. siirlerde. iknayla. her çareye ba¸ vurarak s s s ˘ s onu söküp atmak gerekir: vaazla. Polonya. ülkesinin büyümesini arzulamaktan aynı derecede utansın. Öyleyse.

mahir. giderek daha fazla vatanseverlik ve sava¸ a kı¸ kırttılar ve simdi o s s ¸ ˙ derece co¸ turmu¸ durumdalar ki. Japonya ve Çin. Avrupa ülkelerinin simdi Afrika’ya yaptıgını Avrupa’ya yaparlar. ˙ Vatanseverlikleri ugruna Isa’yı unutan Avrupa ulusları bu barı¸ çıl in˘ s sanları. bizim Isa s s ögretisini unuttugumuz gibi. o zaman güneyli kabile kralını sürecek ve sava¸ madan sana boyun s egecektir. s ˘ s Zamanımızın en komik ki¸ iliklerinden biri. kısa sürede kaçınılmaz biçimde. Ve s ˘ s kendi bakı¸ açısından. geçenlerde Avrupa’nın tüm uluslarını. pagan. boyun egmeyi reddeden güneyli bir kabileyi ele geçirmek ˘ için birliklerine kaç adamlık ve ne sekilde ilave yapması gerektigi hu¸ ˘ susunda. sair. Barı¸ mı? s etmek üzere silahlanmamızın devam edecegi ve sava¸ lar olacagı. deniz kıyısında. bir hatip. uzaktaki. gösterilen yönden yakla¸ an tehlikeyi kar¸ ıs s lamak üzere. vatansever bakı¸ s s açısından tamamen haklı. öldürme sanatında çabucak ustala¸ ırlar (Japonya’nın s gösterdigi üzere. ¸ “Ögrenci ögretmeninden üstün degildir.Vatanseverlik mi. kaba. küçük bir krala su kar¸ ılıgı vermi¸ ti: “Tüm ordunu lagvet. s ¸ ˙ dramaturg. çekilmi¸ kılıçlarıyla ve Ba¸ melek Mikail’in i¸ areti uyarınca. müzisyen. bu çabucak ögreniliyor) ve cesur. eger Avrupa kar¸ ılarına ¸ ˘ ˘ s silahlanma ve Edison icatlarından daha kuvetli bir sey çıkaramazsa. Avrupa uluslarının birle¸ mesi gerektigine i¸ aret ediyor. Wilhelm’in niyetince. ressam ve hepsinden önce de bir vatansever olan Imparator Wilhelm. gerçekten de.” (Luka 6:40. Buda ve Konfiçyüs ögretilerini tamamen ˘ ˘ ˘ bir unuturlarsa. kuvetli ve kala˘ ˘ balık olduklarından. su ¸ s ˘ s ˘ ¸ an birliklerine harcadıgını halkının egitimi ve tarımın geli¸ imi için kul˘ ˘ s lan. simdi ˘ s ˘ ¸ hazırlandıgımız türden –Uzak Dogu’nun yeni ve korkulası sava¸ çılarını ˘ ˘ s vatanseverligimizle yozla¸ tırarak içine çekmekte oldugumuz türden– ˘ s ˘ devasa. s Tablo. oturan s s s Buda ve Konfiçyüs figürlerine gözlerini dikmi¸ dururlarken resmetti. anla¸ ılmalıdır. bap) ˘ Konfiçyüs. ama mükemmele¸ en her biri ˘ ˘ ˘ s ögretmeni gibi olacaktır. 1800 yıllık köhne. feci sava¸ lar olacagı.” ˘ 138 .

silahlarını ku¸ anıp biraraya toplanmı¸ e¸ kiyalar olarak resmedilen s s s tüm Avrupa iktidarlarına. Barı¸ mı? s Korkmamız ögütlenen Konfiçyüs böyle ögretmi¸ ti. Wilhelm’in ress mettigi biçimde. onu inkar etmi¸ olan bizlerse. silahsızlanarak inkar etmemizle ve Dogu ˘ ˘ ˙ uluslarına. yani cidden. s s ˘ s ••• 139 . o barbar zamanların kalıntısını.” Sunu da ekleyebilirdi: “Ve Lao-Tsu’nun tevazusunu. s Wilhelm’in çizdigi tabloyu görmü¸ bir arkada¸ ım söyle dedi: “Tablo ˘ s s ¸ harika. onları telef ve yok edecek seyi i¸ aret ederken ¸ s gösteriyor. Isa’yı öylesine unuttuk ve Hıristiyan olan ˘ her¸ eyi öylesine a¸ ındırıp hayatımızdan attık ki. uluslara cebren hükmetmek s s istiyoruz ve böylelikle de mevcut kom¸ ularımızdan daha da güçlü. ˘ vatanseverligi reddetmemizle.” Ve biz ¸ ˙ sahiden. ikiyüzlülügümüzle. Buda ve Konfiçyüs’ün s s ögretileri. yabani vatanseverlik ve vah¸ etin degil. tersine. sahte Hıristiyan uluslarımıza rehberlik eden su hayvani vatan˘ ¸ severlikten kıyaslanamayacak kadar yüksekte duruyor. Isa’nın ögretisini ˘ ˘ s ˙ ˘ unutmu¸ .Vatanseverlik mi. e¸ kiyalar gibi kılıçlar ku¸ anıp deniza¸ ırı karde¸ lerimizi ˘ s s s s öldürmeye atılmamızla degil. Ba¸ melek Mis kail’i. Buda’nın munisligiyle Konfiçyüs’ün sagduyu˘ ˘ sunu. Yalnız altında yazılana hiç de tercüman olmuyor. Avrupa’nın ve tüm Hıristiyan dünyanın kurtulu¸ u. yeni s dü¸ manlar yaratıyoruz kendimize sadece. Isa’nın bize ögrettigi s ˘ ˘ ˘ karde¸ çe ya¸ amın bir örnegini göstermemizle gerçekle¸ ir.

ya da vatan¸s s severlik adı altında bir ba¸ ka kavram. ˘ s insanları tarumar eden evrensel silahlanma ve tahripkar sava¸ ların tek s bu duygudan kaynaklandıgı inkar edilemez ve apaçık bir haldeyken. s ˘ ˙ Geçenlerde bir Ingilizle mevcut sava¸ hakkında konu¸ urken. sava¸ ın s s s 140 . köhneligini ve zararını gösteren tüm savla˘ ˘ ˘ rım. tuhaf. Ama ilginçtir. iyi vatanseverligin. cafcaflı ifadeler dile getirilir. irrasyonel ve zararlı bir duygu ˘ oldugu. ˘ vatanseverligin gericiligini.Vatanseverlik ve ˙ktidar I Vatanseverligin günümüzde gayritabii. simdiki gibi i¸ lenmemesi gerektigi. ya da s yalnız kötü vatanseverligin (Jingoizm veya Sövenizm’in) melun. ¸ Genellikle gerçek. ama ˘ ¸ gerçek iyi vatanseverligin –kınanması irrasyonel ve hatta fena– çok yüce ˘ ahlaki bir duygu oldugu yollu. degi¸ mez bir cevapla kar¸ ılanmı¸ ˘ ˘ s s s ve kar¸ ılanmaktadır. insanın kendi halkı veya dev˘ letine matuf ve diger milletlerin esenligine halel getirmeyecek. vatanseverlikle hiçbir ortak yanı bulunmayan s ˘ bir sey ikame edilir. ya açık˘ ˘ lama yerine birtakım si¸ irilmi¸ . insanlıgı muzdarip eden illetlerin büyük bir kısmının sebebi ˘ ˘ oldugu ve dolayısıyla bu duygunun. ya sessizlik. iyi vatanseverligin içerigi bize ya asla söylenmez. hepimizin bildigi ve sonuçlarından s ˘ müthi¸ muzdarip oldugu. ˘ ¸ s ˘ tersine tüm rasyonel insani yollardan bastırılması ve kazınıp atılması gerektigi dü¸ üncesini halihazırda birkaç kez ifade ettim. daima ve halen. ya kasten yanlı¸ yorumlama. s Bu gerçek. gerçek ˘ ˘ menfaatlerden olu¸ tugu söylenir.

57 ˘ ˙ Ingiliz toplumunun tüm ruh halince sergilendigi üzere. Britanya Uluslar Toplulugu’nun bir üyesi olarak. ırk ˘ s ayrımına dayalı rejimse 1994’de son buldu. bu cevapla.˙ Vatanseverlik ve Iktidar asıl sebebinin. vatanseverlik savunucularınca maksatlı biçimde vatanseverlik kavramıyla ikame edilir ama. genellikle söylendigi gibi. söyledigine göre. su an Ingilizleri esinleyen vatanseverligin kötü bir vatanserverlik ¸ ˘ oldugunu gösteriyordu bu yalnızca. Güney ˘ ˘ Afrika Birligi kuruldu. hakiki menfaatlerin karakteristigini. itikatları. ˘ ˘ ¸ ama böyle menfaatleri herkes için isteyen ki¸ i. açgözlü amaçlar olmayıp. Ama gayet a¸ ikar degil mi: halks ˘ ların bu hususiyetleri –gelenekleri. s s Britanya’yla Boer’lar arasında sürekli bir gerilim vardı ve Britanyalılar Boer bölgelerinde çıkan altına hücumu edince. Tolss s ˘ s toy’un öldügü yıl. Transvaal Sava¸ ı olarak da anılıyor). vatanseverlik ˘ ˙ oldugunu söyledim ona. kendi içine i¸ leyen türden. Ingiliz vatanda¸ larını iyi davranmaya sevkedecekti. Polonya ve Irlanda s ˘ 57 Güney Afrika Sava¸ ı. –[internet. öyleyse ˘ ˘ ˙ bile. s Alman. 1880-81. “Herkesin öyle davranmasını istiyorum” dedi. iyi ˘ s ˙ vatanseverlik. net bir sekilde açık ediyordu. Ingiliz bana katılmadı. zamanımızda aynı hususiyetler. 1902’de Boer’lar s s s ˙ sava¸ ı kaybetmi¸ ve Boer cumhuriyetleri Britanya Imparatorlugu’na katılmı¸ tı. Acar Burak Bengi] 141 . Fransız ya da Anglo-Saxon. Diyorlar ki. Rus. s ˙ “Yani sadece Ingilizlerin mi iyi davranmasını istiyorsunuz?” diye sordum. dilleri– insan hayatı için bir zamanlar gerekli sartlardıysa da. 1899-1902. Boer’ların hüküm sürdügü Birlik. Halkların hususiyetleri de. 1910’da. ama. halkların hususiyetleri insanlıgın ilerlemesinin temel ˘ bir sartıdır ve bu hususiyetlerin korunmasını gözeten vatanseverlik de ¸ öyleyse iyi ve yararlı bir duygudur. bilimsel veya hatta maddi ve pratik olsun. bu gerilim sava¸ a dönü¸ mü¸ tü. ahlaki. sadece vatansever olmas makla kalmaz. Britanya sömürgeciligindeki ˘ ˘ ˘ ırk ayrımcılıgını çok daha ileri noktalara ta¸ ıdı ve 1960’da Topluluk’tan çekildi. yani tüm insanlara uzandıgını. ¸ çoktandır bir ideal olarak kabul edilen seyin –halkların karde¸ çe birle¸ ¸ s s mesinin– önündeki temel engeli olu¸ turmaktadır? Ve dolayısıyla. –[Aylmer Maude] Britanya ve Hollandalı Boer’lar s ˙ arasındaki Ikinci Boer Sava¸ ı (Birincisi. herhangi bir milliyetin korunup ˙ savunulması ve böylece kar¸ ılıgında sadece Macar. dahası onun tersidir. vatanseverligi olu¸ ˘ s turmaz.

Demek ki. Ama sa¸ ırtıcı vaziyet su ki. insanın kendi halkı için manevi menfaatler istemesi ˘ degildir (insanın sadece kendi halkı için manevi menfaatler dilemesi ˘ imkansızdır). hepsinin kesif ve zararlı bir gaflet içinde ya¸ ayacagı a¸ ikardır.˙ Vatanseverlik ve Iktidar milliyetlerinin degil. Acar Burak Bengi] s 142 . vatanseverlik. s ˘ s II Vatanseverligin zararlı ve irrasyonel olu¸ unun insanlara a¸ ikar görün˘ s s mesi beklenirdi. Bask. hepimizin bil˘ digi vatanseverlik. bir doktrin olarak da ahmaklıktır. hu˘ ˘ susiyettir). kültürlü ve okumu¸ adamlar ¸ s ¸ s bunu bizzat görmemekle kalmıyorlar. Provanslı. halkların hususiyetleri de degildir (bunlar duygu degil. hayalî degil gerçek vatanseverlik. Mordvin. çünkü her halk ve her devlet kendini halkların ve devletlerin en iyisi sayarsa. diger tüm halklar ve devletlerden önce kendi ˘ halkı veya devletini yegleme seklindeki gayet kati bir duygu ve bunun ˘ ¸ sonucu olarak o halk veya devlet için elde edilebilecek en büyük refahla gücü –ancak diger halklar veya devletlerin refahıyla güçleri pahasına ˘ ele geçirilebilecek seyleri– elde etme istegidir. insanlar arasında yakınla¸ maya ve s birle¸ meye degil. –[internet. ˘ Bu ne anlama geliyor? Bu sa¸ ırtıcı durumun bana sundugu tek bir açıklama var.58 Çuva¸ ve birçok diger ˘ s ˘ milliyetin de korunup savunulması. vatanseverligin zararlı ve irrasyo˘ nel olu¸ unun her türlü if¸ asına. bugün Mordvinlerin üçte biri bu bölgede ya¸ ıyor. vatanseverlik bir duygu olarak kötü ve zararlı. bugün çogu insanı güt˘ ˘ mekte kullanılan ve insanlıgı gaddarca tarumar eden. gittikçe artan yabancıla¸ maya ve bölünmeye hizmet s ˘ s etmektedir. herhangi bir rasyonel temelden yoksun s s en koyu bagnazlık ve hararetle de direniyorlar ve onun yararlarıyla ˘ yüceligini övmeye devam ediyorlar. hem bireyler hem de ˘ 58 Rusya’daki özerk Mordovya (veya Mordva) Cumhuriyeti. En eski ¸ s ˘ çaglardan günümüze kadar tüm insanlık tarihi. ¸ ˘ Dolayısıyla açıkça görülecektir ki.

˙ Vatanseverlik ve Iktidar homojen grupların bilincinde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek tasavvurlara s bir devinim olarak ele alınabilir. evcil hayvanların kullanımı vb. en a¸ agıda s ˘ hayvani hayat seviyesinden. tasavvurlar sadece anı olarak kalmı¸ tır. Ama hepsi. Hem bireyler hem de homojen gruplarca katedilen yol. evrensel talan ve kadınlara tecavüz vb. belli bir dönemde. mesela bizim Hıristiyan dünyamız için yamyamlık. ötekiler çok geride. s s kaçınılmaz ve kar¸ ı konulmaz biçimde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek s s tasavvurlara dogru seyretmektedirler. devlet sistemi. bir de s egitim. çogunlugu olu¸ turan üçüncülerse ortada bir ˘ ˘ s yerde seyrederler. Bu türden olanlara ideal deniyor: siddete son verilmesi. ticaret. Ve daima. mesela günümüzdeki mülkiyet. millet veya devlet gibi– daima bu ˙ tasavvurlar merdivenini çıkmı¸ ve çıkmaktadır. fiilî örnek ve etraflarındaki herkesin genel faaliyetiyle insanların ˘ zihinlerine kazınan ve belli bir dönem sultası altında ya¸ adıkları zamane s tasavvurları var. kadınlara s e¸ itlik hakkı. henüz uygulamada eski hayat tarzlarıyla çatı¸ maya girmemi¸ olan s s digerleri. ortadaki veya geridekiler– seyrettikleri üç tasavvur evresiyle üç farklı ili¸ ki halindedirler. Ve bir de gelecegin ˘ tasavvurları var: kimileri halihazırda yürürlüge yakla¸ ıp insanları hayat ˘ s tarzlarını degi¸ tirmeye ve önceki tarzlara kar¸ ı mücadeleye zorlayan ˘ s s tasavvurlar –mesela günümüzde emekçileri özgürle¸ tirme. s Hem bireyler hem de ayrı insan grupları için. geçmi¸ in eskiyen. tarihin belli bir döneminde insan bilincinin ula¸ tıgı en yüksegine dogru. Insanlıgın bir bölümü s ˘ önde. evrensel bir din ve insanların genel bir karde¸ ligi gibi tasavvurlar. ko˘ ¸ münal bir mülkiyet sistemi düzenlemesi. s ˘ 143 . Her insan –her ayrı homojen grup. et yemeyi bırakma vb. tasavvurlar– ve halihazırda tanınmı¸ s s ama. birbirini izleyen basamak dizileri seklinde s ˘ ˘ ˘ ¸ temsil edilebilir. gibi tasavvurlar. kendis lerine yabancıla¸ mı¸ ve geri dönemeyecekleri tasavvurları hep varolmu¸ s s s tur. hem ˘ bireyler hem de homojen insan grupları –öndeki. hangi evreye ula¸ mı¸ olurlarsa olsunlar.

toplumlarında en güçlü etkiye ˘s s sahip ki¸ ilere kazanç saglayan türdendir. suni yöntemlerle idame ettirirler. politik alanda da gerçekle¸ ir. insanları etkilemeye ve eylemlerini yönlendirmeye devam eder. uzun veya kısa bir mücadeleden sonra yerini s yeni bir tasavvura –o zamana kadar bir ideal olan ve bu sayede mevcut bir tasavvur haline gelen yenisine– bırakır. Bana öyle geliyor ki. kazançlı pozisyonları s s köhne dinî tasavvura baglı bulunan rahiplerin. ya¸ amın degi¸ en tüm biçimleriyle keskin bir zıtlık içinde oldugu s ˘s ˘ halde. hangi seviyede bulunursa bulunsun. evvelce kullanı¸ lı ve hatta gerekli olmu¸ bir s s tasavvur gereksizle¸ ip. Bunun nedeni de. anlam ve yararından ˘ artık mahrum olsa da. bu köhne tas ˘ savvur. daima bugünün ölüm dö¸ egindeki ˘ s ˘ tasavvurlarıyla yarının hayata uyanan tasavvurları arasında bir mücadele halindedir. Aynı sey. güçlerini. Ama öyle olur ki. Ve insanları etkileme bakımından en güçlü silahlara sahip olduklarından. halihazırda Hıristiyan dünyanın bilincine girmi¸ olan tüm tasavvurs lar akıntısı arasındaki tuhaf tezatın açıklaması burada yatıyor. her insan ve her homojen insan grubu. Köhne tasavvurların böylesi alıkoyumu din alanında daima gerçekle¸ s mi¸ ve halen gerçekle¸ mektedir. ardında geçmi¸ in köhne anıları ve önünde ges lecegin idealleri bulunmak üzere. benzer nedenlerle ve her tür devlet sisteminin dayanagı ¸ ˘ yapılan vatansever tasavvur dogrultusunda. bunu daima becerebilirler. halihazırda insanların bilincinde daha yüksegiyle ˘ degi¸ tirilmi¸ . kasten insanları ˘ bu köhne tasavvura tabi tutmak için kullanmalarıdır. varını ˘ s ˘ 144 . III ˙ Insanın kendi halkına özel sevgisi seklinde bir duygu ve dü¸ manların ¸ s zorbalıgıyla katliamına kar¸ ı halkını savunma ugruna huzurunu. ˘ s Bundan kazanç saglayacak insanlar o tasavvuru. idamesi.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ve dolayısıyla. Genelde. köhne bir tasavvur. Ve bu durumda. köhne vatansever tasavvur ile aksi yönde ilerleyen.

makul bir zemini bulunmaksızın ve kendi dogruluk anlayı¸ ˘ s larının da. kom¸ u bir halktan kaynaklanan i¸ gal. halklar) barı¸ çıl. insanın karde¸ ligi sek˘ ¸ s ˘ ¸ lindeki daha yüksek tasavvuru tanımaya ba¸ ladı ve o tasavvur insanın s bilincine gitgide daha fazla nüfuz edip. Büyük devletlerin boyundurugu altına dü¸ mü¸ . Irlandalılar. Çekler. s s s ticaret. degi¸ ik milliyetlerden insanlar arasındaki karde¸ lik bilincine ula¸ mı¸ ken. her millet kendi avantajı için diger milletlerin halkını kat˘ liam ve yagmaya tabi tutmayı münasip ve me¸ ru saydıgında. yabancı mülkleri gasp etmelerine ve gasp ettiklerini zor kullanarak savunmalarına sempati duymakla kalmıyor. sanatsal ve entelektüel ili¸ kiler içinde birlikte ya¸ ıs s yorlar ve bunu bozmaya ne niyetleri ne de ihtiyaçları var. gittikçe daha da kuvetle alevleniyor. bilgeliginin en yüksek temsilcilerinin sahsında. kıyım veya ˘ s s zorbalık tehlikeleri artık tamamen ortadan kalkmı¸ tır ve tüm halklar s (devletler degil. tüm faaliyetleri ona yogunla¸ ıyor ve ˘ s daha güçlü milletlerin vatanseverliginden bizzat muzdarip bulundukları ˘ 145 . ama halihazırda 2000 yıl kadar önce insanlık. hatta hayatını feda etme hamaseti seklinde bir doktrin olarak ˘ ¸ vatanseverlik. bu saldırıları. ˘s s s s lüzumsuz ve bu bilince aykırı olan köhne vatanseverlik duygusunun. gittikçe silinip sonunda tamamen ortadan kalkması gerektigini dü¸ ü˘ s nürdü insan. Finler veya Ermeniler– kendilerini fethedenlerin ezen vatanseverligine tepki duyup. anlamsız ve zararlı vatanseverlik duygusunu onlardan s kapıyorlar ve öyle bir kapıyorlar ki. günümüzde en degi¸ ik biçim˘ s lerde gerçekle¸ ir oldu. dönemin ˘ s ˘ en yüksek tasavvuruydu. Dolayısıyla. insanlar bugün birbirlerine öylesine baglılar ki. iktidarların diger milletlere saldırıla˘ rına. artık lüzumu kalma˘ mı¸ ve köhne. sanatlar ve bilimde birlik uyarınca. ˘ s s ticari. Ama bunun tam tersi oluyor: bu zararlı ve köhne duygu varlıgını sürdürmekle kalmıyor.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yogunu. avantajlarının da tersine. ezilen küçük ˘ s s ˙ milletler –Lehler. ˘ Halklar. endüstriyel. kar¸ ılıklı olarak avantajlı ve dostane. Geli¸ kin ileti¸ im araçları sayesinde ve endüstri. gaspları ve savunmaları bizzat talep ediyorlar ve bunlardan memnuniyet ve gurur duyuyorlar.

yıl s s s s dönümleri. nümayi¸ ler. vatanseverlik ugruna. sıradı¸ ı avantajlara sahip bir konumun keyfini süren tüm ˘ s sınıflar: kapitalistler. Böyle oluyor. ˘ Bu korkunç vatanseverlik duygusunun yogunla¸ ması Avrupa halkla˘ s 146 . onlarda kendi halklarına kar¸ ı dü¸ manlık tahrik ederek ve s s sonra da bu dü¸ manlıgı. ¸ Bir memur ne kadar vatanseverse. diger milletlere kar¸ ı her türlü haksızlık ve gaddarlıgı s ˘ s ˘ yaparak. aynı se¸ kilde. fethedenlerin kendilerine kar¸ ı i¸ lemi¸ ve i¸ lemekte oldukları aynı s s s s fiilleri. Her yazar. alevlendirirler vatanseverligi. abideler ve yalancı vatansever bir basınla tutu¸ tururlar. ve s her¸ eyden önce. o erk tarafından daima en iyi sekilde ödüllendirilenler olunca. basını ve parayı ellerinde tutarlar. gazeteciler ve sanatçılarla bilim adamlarının çogu). Vatanseverlik ve yol açtıgı sava¸ lar. gazetelere muazzam bir gelir ve ˘ s diger pek çok ticaret alanına da kâr saglar. kendi halkında yabancıya kar¸ ı dü¸ manlık s ˘ s s uyandırmak için kullanarak. yerini o kadar saglama alır. özellikle de. ˘ s ancak vatanseverlige yaslanan iktidar sistemi sayesinde koruyabilirler. ˘ Halkı etkileyecek en güçlü araçlar ellerindedir ve daima sebatla kendilerinde ve ba¸ kalarında vatansever duyguları beslerler. kendi halklarını tüm halkların en iyisi ve daima haklı olarak tasvir eden tarihler aracılıgıyla çocuklarda vatanseverlik ˘ ate¸ ini tutu¸ tururlar. ˘ ˘ Her imparator ve kral vatanseverlige kendini ne kadar vakfederse. çünkü hükümran sınıflar (sadece asıl hükümranlarla memurları degil. o ˘ kadar söhret kazanır.˙ Vatanseverlik ve Iktidar halde. ˘ emekçi yıgınlarınkine nazaran sıradı¸ ı avantajlara sahip konumlarını. Okullarda. diger halklara kar¸ ı i¸ lemeye hazır hale ˘ ˘ s s geliyorlar. kariyerinde o kadar ilerler. bir askerin terfi etmesi de yalnızca vatanseverligin ürettigi sava¸ la ˘ ˘ s mümkündür. dini. s iktidar erkini ayakta tutan o duygular. yeti¸ kinler arasında bu duyguyu. okulları. ¸ Hükümran sınıflar orduyu. ögretmen ve ˘ ˘ ˘ profesör vatanseverligi ne kadar vazederse.

kendi babalarını ve karde¸ lerini– öldürmeye ˘ s tamamıyla amade bulunmak zorundaydılar. ve hatta hükümranların o en küstahı. kısa s ˘ bir süre önce. iktidarların küstahlıgı. daha s fazla yayılacak yerin bulunmadıgı en uç noktalara ula¸ mı¸ tır. üst rütbelilerin itaatkar köleleri olmak ve öldürmeleri emredilen herkesi –ezilen milletlerin insanlarını. istisnasız tüm ˘ s erkeklerin asker olmasını öngören bir yasa teklifi verildi. kendi halk yıgınlarının vatanseverli˘ gini öyle tutu¸ turdular ki. II. Asya. Bu zafer Almanya’nın vatanseverligini daha da alev˘ ˘ lendirdi ve ardından da Fransa. zalimligi ve çılgınlıgı hiçbir ˘ ˘ ˘ sınır tanımadı. babalar. kadim dünyanın herhangi bir köleli˘ ginden kıyaslanmayacak kadar beter derecede bir a¸ agılanma ve itaat ˘ s ˘ gerektiren bir kölelik durumuna. haklarını savunan kendi çalı¸ an s insanlarını. Fransızlara kar¸ ı zafer kazanmaları s sonucunu dogurdu. kısmen övüngenlik. Hıristiyan halk arasında vatanseverligin yol açtıgı sa¸ ırtıcı ˘ ˘ ¸ s esrimeyi en bariz biçimde gösteren bir hadise ya¸ andı. s Almanya’nın hükümran sınıfları. Afrika ve Amerika’da –kısmen keyif. yüzyılın ikinci yarısında. Vatanseverlik çagrılarına yıgınların bu ˘ ˘ köle itaatinden sonra.˙ Vatanseverlik ve Iktidar rında hızla yükselen bir ilerlemeyle süregelmi¸ ve zamanımızda. 147 . ˙ Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden ˘ bu deh¸ etli düzenleme. ˘ s s IV Pek ya¸ lı olmayan günümüz insanlarının bile hatırlayacagı üzere. XIX. direnmeksizin. Rusya ve diger güçlerinkini. ˘ kocalar. tüm ogullar. sonundaysa ˘ kıta ülkelerinin tüm insanları. vatanseverligin etkisi altında Alman halkının s ˘ sessiz sedasız mutabakatını kazandı. okumu¸ adamlar ve din adamları cinayet i¸ lemeyi ögs s ˘ renmek. Wilhelm tarafından halka ilan edildigi üzere. kısmen de açgözlülük yüzünden– diger halkların topraklarını ˘ gasp yarı¸ ı ba¸ ladı ve iktidarlar arası güvensizlik ve husumet de giderek s s arttı. genel askerlik hizmeti uygulamasına boyun egdiler –yani.

˘ Tüm iktidarlar. dolandırıcılık. ˘ Ve anne babalar –böyle durumlar biliyorum– çocuklarını bu gaddar59 Roma anfiteatrlarında maglup bir gladyatörün katlini isteyen seyircilerin verdigi i¸ aret. artık sadece öldürmeye ve ölmeye mecbur s edilenler cinayeti arzulayıp bundan sevinç duymuyor. her sava¸ ta –ileti¸ im araçlarının geli¸ mesi ve s s s s basın sayesinde– bir Roma sirkindeki seyircilere dönü¸ üp. Avrupa’yla Amerika’nın tüm halkı. bir devletin digerine saldırması için hiçbir sebep bulunmamasına ˘ ragmen. onlar gibi s cinayetten haz alarak. saf. evlerinde huzur içinde ya¸ arken. bütün iktidarlar. Farklı halklar ve devletler arasındaki kar¸ ılıklı husumet son zamanlarda öyle sa¸ ılası boyutlara ula¸ tı s ¸ s s ki.60 o gün s ˘ lidit veya diger toplarla öldürülüp parçalanan insan sayısının yedi yüz ˘ ˙ yerine bin Ingiliz veya Boer oldugunu duyunca seviniyorlar. ˘ ˘ s ba¸ parmagın a¸ agı çevrilmesiydi (pollice verso). pençeleriyle di¸ lerini ˘ ˘ s çıkarmı¸ vaziyette duruyor ve mümkün oldugunca az riskle saldırıp pars ˘ çalamak için. ve halklar bütün bunlarda onlara sempati duymu¸ ve halen duyuyor olmakla s kalmayıp. böyle suçları i¸ leyen iktidar ba¸ kalarınınki degil de s s ˘ kendilerininkiyse. her ¸ s türden sahtekarlık. –[Acar Burak Bengi] 148 . bilge çocuklar. sevinç duyuyorlar. casusluk. soygun ve s cinayetten de suçluydular ve suçlu olmayı sürdürüyorlar. Tek mesele. fethedilen halklara ve birbirlerine kar¸ ı adaletin ilk s sartlarını en bariz biçimde ihlal etmi¸ ve ediyor olmakla kalmayıp.”59 s ˘ Ve sadece yeti¸ kinler degil.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ele geçirilen toprakların sakinlerine kıymak tamamen dogal bir i¸ lem ˘ s olarak kabullenildi. birinin ba¸ ına bir felaket gelip zayıf dü¸ mesini bekliyorlar s s sadece. herkesçe bilindigi üzere. –[Aylmer Maude] s ˘ s ˘ 60 Önsöze bak. hangisinin ˘ ölümüne sevinilecegini duyanın milliyeti belirliyor. kana susamı¸ çıglıklar atıyorlar: “Pollice verso. diger halkların topragını ilk önce kimin ˘ ˘ ele geçirip sakinlerine kıyacagıydı. hile. rü¸ vetçilik. hiç kimsenin tehdidi altında bulunmadan. Hıristiyan oldugu söylenen dünyanın tüm halkları vatanseverlikle ˘ öyle canavarla¸ tırıldılar ki. çocuklar da. dahası.

s s Az ya da sadece yüzeysel dü¸ ünen insanlar. Ve aynı sey istihkamlar ve donanmalarda da olur: bir devlet on tane ¸ zırhlı yapar. V Vaziyet gitgide kötüle¸ iyor ve besbelli mahva sürükleyen bu ini¸ in dus s racagı yok.” “Seni kamçılayaca˘ ˘ ˘ gım. silahlarını bırakmaları lazım. Lahey Konferansı ˘ ve pe¸ isıra gelen sava¸ . Saf insanların inandıgı bir kaçı¸ yolu.” “Yumrugu patlatacagım. sonra ilki on iki tane yapar ve bu s böyle sonsuza kadar sürer. tehlikede oldugundan. Sadece kötü çocuklar. kom¸ ularının ˘ s 149 . ˘ ˘ ˘ sarho¸ adamlar veya hayvanlar böyle dala¸ ıp kavga eder. uluslararası hakemlik s mahkemelerinin. ordularını dagıtmak ya da küçültmek yerine. Bir devletin ordusundaki her büyüme (ki her ˘ devlet. . sürüp giden tam da budur. silahlanma ve sava¸ las rın sonlandırılması imkansızdır.” “Seni sopalayacagım. . yakın zamandaki ˘ ˘ s hadiselerle artık kapanmı¸ durumda. “Seni cimcikleyecegim. Bir anla¸ manın mümkün olması için.˙ Vatanseverlik ve Iktidar lıkta cesaretlendiriyorlar. Iktidarlar. Güçlerin birbirine güvenmesi içinse. sava¸ felaketlerini ve durmadan artan silahlanmayı s azaltacagı fikriyle kendilerini avutabiliyordularsa.” “Seni vuracagım. Lahey Konferansı’nı ve hemen s ˙ pe¸ inden gelen Ingiltere Transvaal sava¸ ını kastediyorum. silahlı iktidarlar varoldukça. ordularını büyütmeye mecbur s ˘ eder ve bu ilk ulusun tekrar büyütmesine yol açar. meseleye bu yolla bir çözüm bulmanın imkans s sızlıgını en somut biçimde göstermi¸ tir. Lahey Konferansı’ndan sonra ˘ s apaçık hale geldi ki. kom¸ usu da on bir tane. tebaalarının egitim ve ˘ ahlakını yönlendiren o insanlar arasında. Ama hepsi bu degil. yine vatanseverlik geregi. beyaz bayrak ta¸ ıyıcıların bir toplantı için s ˙ biraraya gelirken yaptıkları gibi.”. ama en uys s gar iktidarların en yüksek temsilcileri arasında. vatansever sebeplerle büyütmeye çabalar) ˘ kom¸ ularını da. s tarafların birbirine güvenmesi gerek. birbirlerine güvenmemeyi sürdürerek.

kendi halklarının gözü önünde reddedemediler ve delegeler bundan hiçbir sey çıkmayacagını pe¸ inen bilerek biraraya geldiler ve birkaç hafta. komik ve besbelli düzmece olan bu müzakereyi. yurtta s ¸ s kimseye. Polonya’yı bogazlamı¸ . Rus hükümeti öyle sımarmı¸ tır ki. halkları muzdarip eden melanetleri düzeltemeyecegini ve gerçekten dileselerdi bile silahlanmaya da. hepsi özen göstererek s milletler arasında barı¸ ın düzenlenmesiyle dürüstçe ugra¸ ır gibi yaptı. kimsenin durdurmaya yeltenmemi¸ s s oldugu veya su an yeltenmedigi korkunç kanlı Transvaal Sava¸ ı geldi– ˘ ¸ ˘ s asla beklendigi sekilde degilse bile. bir anla¸ ma mümkün degildir ve s ˘ her konferans ya bir budalalık. ya bir aldatma. düzmece oldukları besbelli bildiri ve tebligatlarına itiraz izni vermezken. Bu konferansta enfant terrible61 olmak. hep büyüttükçe ve Güç’lerden her birinin fırsatını bulur bulmaz kom¸ usuna saldıracagını bilerek. diger güçlerin ˘ hükümetleri. Türkistan’la Çin’i yagmalamı¸ s ˘ s ˘ s ve özellikle de Finlandiya’nın nefesini kesmeye çalı¸ mı¸ ken. Varolmak için bir gerekçeleri ˘ bulunsun diye. bu ¸ ˘ s sürede iyi maa¸ lar alıp. ya bir eglence. beklenmedik ve münasebetsizse de. s ˘ s Lahey Konferansı –ki pe¸ inden. en ufak bir tereddüt göstermeden kendi halkını silahlanmayla mahvetmi¸ . herkesin s s inanacagına dair tam bir güvenle iktidarlara silahsızlanma teklifinde ˘ bulunmu¸ tur. ya bir ˘ münasebetsizlik ya da bunların tümüdür. yine de bir i¸ e yaradı. ne kadar tuhaf. casuslar yardımıyla s ˘ orduların her hareketini izledikçe. digerlerinden ziyade Rus ikti˘ darına özellikle yakı¸ ıyordu. s Ama tam kendi ordusunda bir büyümeye hazırlandıgı anda gelen ˘ böyle bir teklif. ama hiçbir halk bir digerine ne saldırmak ister. ˘ ¸ ˘ s s çünkü iktidarların. sava¸ lara da son ˘ s veremeyecegini en açık biçimde gösterdi. halklarını diger halkların saldırılarından koru˘ malıdırlar. iktidarlar. halk huzurunda açıkça öyle sözler telaffuz ediliyordu ki. i¸ e yaradı. –[Acar Burak Bengi] 150 . ne de saldırır ˘ 61 Kötü çocuk.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ilavelerine mukabil. içlerinden gülseler de.

kutsal insanlardan olu¸ saydı. Çinlilerin teorisindeki gibi. tehlikede olduguna ve savunulması gerektigine inandırır. s s Ekmek için sürmek gerektiginde. ama ancak ve ancak. halkını. siddet s ¸ eylemleri i¸ lemeye dayalı faaliyeti geregi. ¸ Sadece askerî iktidarlar degil. iktidarlar milletler arasında varolan barı¸ ı suni biçimde bozuyor ve aralarında dü¸ manlık uyandırıyorlar. bugün aksine. her iktidar dünyadaki en korkunç ve tehlikeli organizasyondur. ba¸ ka türlü de yapamazlar. kaba ve sapkın insanlardan. ama artık iktidarlar s ˘ s gereksizle¸ mi¸ tir ve halklarını korkuttukları tüm tehlikelerden çok daha s s büyük bir serdir. ¸ ˘ ˘ VI Günümüzde insanların. zararsız olabilirdi. Oysa iktidarların halklarını yapmaya zorladıkları sey tam da budur: varolan ¸ ve iktidarlar bulunmasa hiçbir seyin bozamayacagı birligi bozmak. Ne var ki. çünkü varolu¸ ları bu s s temel üzerine bina edilmi¸ tir. s Eskiden halklarını diger halkların saldırılarına kar¸ ı savunmak için ˘ s iktidarlar lazımdıysa da. ˘ hem de kendilerininkinde vatanseverligi uyandırabilirler ve her ikisini ˘ de özenle yaparlar. ˘ s Dolayısıyla. lekesiz. ama tohum ˘ ekildikten sonra sürmeye devam etmek besbelli saçma ve zararlıdır. sürmek akıllıcaydı. ˘ ˘ Ve gücü ellerinde tutan iktidarlar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ve bu yüzden iktidarlar. onsuz varolamayacaklarını dü¸ ündükleri bu s iktidarlar nedir gerçekte? Belki bir zamanlar bu iktidarlar gerekliydi ve örgütlenmi¸ kom¸ ular s s kar¸ ısındaki savunmasızlıga nazaran ehveni¸ erdi. Kendilerine kar¸ ı diger halkın s s ˘ nefretini ve kendi halkının vatanseverligini uyandırdıktan sonra her ikti˘ dar. faydalı demesem ˘ de en azından. iktidarlar daima kutsallıga s ˘ ˘ tam ters ögelerden olu¸ ur –en küstah. En geni¸ anlamda ˘ s 151 . hem diger milletleri tahrik edebilir. genelde iktidarlar. diger milletlerde s ˘ kendilerine kar¸ ı bir nefret uyandırırlar. özenle. barı¸ istemek bir yana. özellikle de askerî güçle donatıldıgında.

Koninin tepesinde. bugün Boris Godunov. bugün Napolyon olabilir. küstah ve vicdansız ˘ insanlar veya o küstah ve vicdansızların her nasılsa vârisi olmu¸ tek bir s ki¸ i hüküm sürer. yarın Pugaçev. bu küçük bölümse daha da küçük bir bölüme s ¸ ˘ tabidir ve o da daha küçügüne ve bu böyle devam eder. yarın bir Burbon veya bir Orleans. Ülkeleri Rusya tarafından ilhak edildiginde ˘ ˘ bunun örnekleri ya¸ andı. bu deh¸ etli erk aygıtını tesis ediyor. s ˙ Insanlar. her kim ele geçirebis liyorsa onun ele geçirmesine izin veriyor (ki sans daima. tüm bölümleri tamamıyla. ahlaken en ¸ degersiz olanın ele geçirmesinden yanadır). Anar¸ istlerin bomba¸ s s larından korkarlar da. kapitalistler ve basın dahil. her nasılsa tepede bulunan o insanların veya o tek bir ki¸ inin gücü altında toplayan s bir koniyi andırır bütün bu organizasyon. köle gibi ona itaat ediyor ˘ ve sonra da bundan melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar. yarın Grigori Otrepyev olabilir. sonra s deli Pavel. dü¸ manla˘ s rına direnmek için kendilerini birbirlerine baglamayı yararlı buluyor. –[Aylmer Maude] s 152 . s O. Nikolay veya III. onları her an en büyük facialarla tehdit eden bu deh¸ etli organizasyondan korkmazlar. ta ki sonunda ˘ askerî zorla tüm digerleri üzerinde güç sahibi olan birkaç ki¸ iye veya tek ˘ s bir insana varana kadar. yarın ¸ Salisbury. Chamberlain veya Rhodes. bugün Gladstone olabilir. ruhani ve ahlaki ˘ geli¸ imi. Kafkasyalılar kendilerini s ayaklarından birbirlerine baglarlardı. Aleksandr. halkın büyük bölümünü. Ve herkesin sadece can ve malları üzerinde degil. ˘ 62 Sarıldıklarında hepsi sava¸ arak ölsün ve kimse kaçmasın diye.˙ Vatanseverlik ve Iktidar iktidar. ˙ Insanlar. O. bugün. oyna¸ larıyla kocasını öldüren iffetsiz Yekaterina. onlara egemen küçük bir bölümün gücü altında istifleyen bir organizasyondan ba¸ ka bir sey degildir. ögrenimi ve dinî egitimi üzerinde de mutlak erk sahibi olmasına s ˘ ˘ izin veriliyor böyle iktidarların. digerlerinden daha kurnaz. Öyle ki. saldırılara direnirken Çerkezlerin62 yaptıgı gibi. bir Boulanger veya bir Panama Sirketi.

kendilerini baglayan ipin ucunu fırlatıp. gücünü ve hayatını. erkin en kötü insanlar eline dü¸ ebilecegi ve daima s s ˘ dü¸ tügü o iktidar organizasyonunu üretir. ¸ s Ve insanlar örgütlü ve askerî bir iktidar kurup. kötü ve her¸ eyden önce ahlaksız bir duygu oldugunu insanların s ˘ anlamasına. ahlaksız s ˘ s bir duygudur. çünkü vatanseverligin etkisi altındaki her insan. sonra da bundan bir melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ama ortada tehlike falan yokken de. kongreler. Böyle yapıp. ˙ Iktidar siddetini yok etmek için sadece bir seye ihtiyaç var: o siddet ¸ ¸ ¸ aracını tek ba¸ ına destekleyen vatanseverlik duygusunun kaba. hâlâ kendilerini birbirlerine bagla˘ maya devam ediyorlar. Bu kaba bir duygudur. rezil bir duygudur. kendilerini s s muzdarip eden melanetlerinden sakınmak için. antla¸ malar ya da hakemlik mahkemeleri degil. çünkü en a¸ agı ahlak seviyesinde s ˘ bulunan ve diger milletlerden de. s kendi amaçları için degil iktidarının amaçları için ziyan eden bir dö˘ vü¸ horozuna. zararlı. s rezil. zararlı bir duygudur. çünkü diger halklarla avantajlı. çünkü s ˘ insanı sadece bir köleye dönü¸ türmekle kalmaz. ne¸ eli ve barı¸ içindeki ili¸ kileri bozar ˘ s s s ve her¸ eyden önce. Hıris˘ tiyanlıgın bize ögrettigi üzere Tanrı’nın bir oglu oldugunu veya hatta ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ 153 . kendilerini özenle bags ˘ ˘ lıyorlar. kendilerinin i¸ lemeye hazır oldukları ˘ s tecavüzleri bekleyen insanlara mahsustur sadece. konferanslar. Bir ki¸ i hepsine her istedigini yaptırsın diye. onu idame ettirdiklerinde. iktidarlar denen ve s ˘ insanlıgın en büyük melanetlerine kaynaklık eden o siddet araçlarının ˘ ¸ imhası gereklidir. sonra. ˘ serbest bırakıyorlar. tam da bunu yapmıyorlar mı? VII ˙ Insanları silahlanma ve sava¸ ların deh¸ etli ve sürekli artan. alçagın veya ahmagın biri ele geçirsin ve onlara aklına ˘ ˘ gelen her zararı versin diye. bir bogaya veya bir gladyatöre de dönü¸ türür. ona itaat ettikleri.

˘ ˘ anavatanının oglu ve iktidarının kölesi oldugunu ikrar eder ve aklıyla ˘ ˘ vicdanına ters fiiller i¸ ler. çocukları. ondan nefret ederiz. s Ve insanlar halihazırda bunu anlamaya ba¸ lıyorlar. kendimize yapılmasını istemedigimiz seyi ba¸ kasına ¸ s 154 . taciriz. Ruslar ˙ngilizlerden. memleket savunması için orduya ˘ ¸ ihtiyaç oldugu seklindeki bahane katıksız bir aldatmacadır. dostlas ˘ rımızı seviyoruz. Biz sadece s s rahat bırakılmak istiyoruz. s s sava¸ tan korkar. s ˙ Insanların sadece bunu anlaması yeterli. evleri olan insanlar gidip birileriyle sava¸ mak istemezler. do¸ s s ˘ nanmamızı büyütmemiz ve ordumuza takviye yapmamız gerektigi söyleniyor. gençlerimizi sava¸ larına gönderiyorlar. Fransa. elimizde avucumuzda ne varsa yiyorlar. halkını. Bizi vergilendiriyorlar. ögretmeniz ve hepimizin ˘ bütün istedigi. Kuzey s Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı söyle yazıyor: s s ¸ ˘ Biz çiftçiyiz.˙ Vatanseverlik ve Iktidar kendi aklının rehberligindeki hür bir insan oldugunu ikrar etmek yerine. Mesela. s ˘ Biz yalnızca. iktidarın bizi vergilenI dirmesine yaslanıyor ve bizi ba¸ arılı bir sekilde vergilendirmek için s ¸ hazır ordular muhafaza ediliyor. s ˙ktidardan beslenen tüm o sayısız insan. bizi birbirimize zincirleyen deh¸ etli bag bir mücadele gerektirmeksizin s ˘ kendiliginden paramparça olacak ve onunla birlikte ürettigi deh¸ etli ve ˘ ˘ s i¸ e yaramaz melanetler sona erecektir. ˙ngilizler herkesten korkuyor I I ve simdi Amerika’da. Biz barı¸ çılız. s s Bizi rahat bırakın! Ama politikacılar bizi rahat bırakmak istemiyorlar. bizi askere alıyorlar. anne babaları. s s i¸ imiz var ve çalı¸ mak istiyoruz. Kendi evlerimiz var. o zaman. kendi i¸ imize bakma hakkı. ailelerimize baglıyız ve kom¸ ularımıza karı¸ mayız. imalatçıyız. Almanların onlara saldırmaya hazır oldugunu söyleyerek korkutuyor. Bu aldatmacadır ve gerçek dı¸ ıdır. Fransız ˘ Hükümeti. iktidar denen. ˙ns I giltere ve Amerika’daki sıradan insanlar sava¸ a kar¸ ıdır. Almanya. makinistiz. Bizi yönetmekte ˘ ve emegimizden geçinmekte ısrarlılar. Karıları. her an Avrupa bize kar¸ ı birle¸ ebilir diye.

sınıf”. zahmet çekmeyen. s ˙sa’nın ögretisini izlemek isteyen halk. bizim s ˘ ˘ emegimizle. Fakat. Sava¸ . bunu yapmaktan ˘ Böylece. er ya da geç sava¸ ır. Almanya’yla Fransa s s da. sırf birbirlerine kar¸ ı güçlerini sınamak için fırsat kolluyorlar. Yumruk s kavgasındaki gücüyle gururlanan adam. silahlarla para onlarda ve onlar bizden daha uzun süre dayanabilirler. bir gün. dü¸ manını affetmeyi ve öldürmenin yanlı¸ ˘ ˘ I s s ˘ ˘ ˘ oldugunu ögretti. kendini daha iyi gören biriyle kar¸ ıla¸ acaktır ve bunlar kavga eder. I ˘ alıkonup. Zas ten birkaç kez sava¸ tılar ve yine sava¸ acaklar. aldatılıyor ve sava¸ a sürükleniyor. onlarda birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık s s uyandırıp. ülkelerini dü¸ manlarına kar¸ ı koruyarak Tanrı’ya s s hizmet ettikleri dü¸ üncesiyle aldatılan kom¸ ularımız ve karde¸ lerimizs s s ˘ den olu¸ uyor. Büyük. Bu yolla kaynaklarımızı bo¸ altıyorlar ve bizi güdüp s s küçük dü¸ ürsünler diye gerçek karde¸ lerimizi üzerimize çeviriyorlar. topraga ektiklerimizle beslenenlerden nasıl kurtaraca˘ gız? Onlarla sava¸ alım mı? s Ama biz kan dökmeye inanmayız. üstelik. insanlara. ama pirinç dügmeler ve pahalı süslerle bezeli güzel elbiseler ku¸ ananlardan. zorbalıga maruz bırakılıyor. ta ki önce silahlı adamları –süratle sizi öldürmek için kullanılabilecek ve ödemezseniz sizi hapsedecek 155 . ülkemizin s dü¸ manı yok. Halbuki. iktidarlarca vergilendiriliyor. kendilerini korumak amacıyla sava¸ maları ges ˘ ˘ rektigini dü¸ ündürttügü için. üst sınıflar. s s Karınıza bir telgraf veya dostunuza bir paket yollayamazsınız ya da bakkalınıza çek yazamazsınız. bize saldıracak olan ordu kimlerden olu¸ uyor? s Bu ordu da bizden. silahlı adamlar olmasının kaçınılmaz bir sonucudur. Halkları sava¸ mak s s s ˘ ˘ istedigi için degil.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yapmamayı istiyoruz. inanmadıkları I ˘ Peki kendimizi bu sülüklerden. s hazır bir orduyu muhafaza eden ülke. s ˙sa uysallıgı. ama “üst I ˙ncil üzerine yemin ettiriyor bize. vergilendirilmeye boyun egmemiz kar¸ ılıgında s s ˘ çıkarlarımızı gözetecekmi¸ gibi yapan üst sınıftan gayrı. ˙ncil insanlara yemin etmemeyi ögretir. munisligi.

s ˘ Biz orduya yazılmayacagız. ˙sa ne dü¸ ünüyorsa onu I I s ˘ söylerdi. s ˘ ˘ Sizin sahte “Kurt! Kurt!” çıglıgınız bizi ürkütmez. hayırsever bir s ˘ hayatın. onlarsa inanmıyor. Sava¸ çıgırtkanlıgı yapıp. Vergilerinizi. Hıristiyanca. ˘ Tek kurtulu¸ . s s onlara tüm kuralı. Mecbur oldugumuzdan ötesini ˘ ödemeyecegiz. Onların emirleriyle ate¸ etmeyeces ˘ ˘ giz. gelebilir. Böyle yazıyor Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı ve s s çe¸ itli taraflardan. s ˘ “Dünyada barı¸ !”. s Biz ˙sa’ya inanıyoruz. s s ¸ Sunlar da bir Alman askerinin yazdıkları: ¸ 156 . sahte sofularınıza vergi ve ikiyüzlü yardım ˘ ˘ derneklerinize a¸ ar. onlarsa. sava¸ . çe¸ itli sekillerde. ancak insanlar orduları dagıttıklarında ve kendis ˘ lerine ne yapılmasını istiyorlarsa diger insanlara da aynısını yaptıklarında.˙ Vatanseverlik ve Iktidar silahlı adamları– muhafaza etmek için gereken vergiyi ödeyene kadar. Varsın onlar da bizim gibi i¸ e gitsinler. Kiliselere. ba¸ s ˘ ˘ kalarına da öyle davranmaları gerektigini. s Cecil Rhodes’un telkiniyle. Askerî ˘ feti¸ leri önünde egilmeyi reddederek. kan dökme ve çatı¸ ma hayatından daha iyi oldugu s s ˘ dü¸ üncesini telkin edecegiz insanlara. Ilımlı ve uysal bir halka kar¸ ı süngü hücumuna geçmeyecegiz. ocakları için mücadele eden çiftçiler ve ˘ çobanlara ate¸ açmayacagız. gerekçe olarak vatanseverlik nutuks ˘ ları atan vaizleri desteklemeyi bırakın. bu tip sesler duyuluyor. o üst sınıfı sessizce bertaraf s ˘ edin. erk sahiplerini. ˙nsanları egitecegiz. insanlara öldürmenin yanlı¸ oldugunu telkin etmekte. ˘ ˘ I Ve sessiz etkimiz her zaman kendini hissettirecek. askere yazılanlar duraksayıp sava¸ mayı reddedecek. “üst sınıfı” neyin memnun edecegini dü¸ ünüyorlarsa onu söylüyorlar. ödemeyecegiz ve her fırsatta dü¸ ündügümüzü s s ˘ söyleyecegiz. kendilerine nasıl davranılmasını istiyorlarsa. ögretmekte yatıyor. sırf ˘ ˘ mecbur oldugumuz için ödüyoruz.

dü¸ manını sevmek yolundaki düsturları s (Yeni Ahit.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Prusya Muhafız Alayı’yla (1866 ve 1870’de) iki sefere katıldım ve tüm ruhumla sava¸ tan nefret ediyorum. ¸ Eko Kitaplıgı. çev. Kaos g s s ˙ ˙ Yayınları. sürekli vazeder. . s ˘ Dagdaki Vaaz’da çok güzel ifade edilen. Privat saldırısında yaralandım: sag kolum iki kez boyluboyunca isabet aldı. –[Acar Burak Bengi] ˘ 157 . s ¸ ˙nsanların egitilmi¸ hayvanlar gibi ko¸ u¸ turdukları ve servet ugruna ˘ ˘ I s s s birbirinin kuyusunu kazmaktan ba¸ ka bir sey dü¸ ünmedikleri bir düns ¸ s ˘ yada. Dominik Pamir. Hıristiyanlıgın kasten tahrif ve ihmal edilen temelleri olarak s ˘ görüp. Biz yaralanan askerler genellikle öyle sefil bir taz˘ minat alıyoruz ki. halkların mutluluguyla yapılan haris ve güçlü bir ticaret. Bir bira imalathanesinde iyi bir pozisyonu kaybettim ve sonradan da ona geri dönemedim. Matta 5: 38-48. bu düsturları ve özellikle kötülüge ˘ cebirle kar¸ ı koymamayı. yeni bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık). varsın kaçık oldugumu dü¸ ünsün insanlar. veya surada: Inancım Neden Ibarettir?. Ve ben iki kez yaralanan kolum yüzünden yıllarca acı çektim. çev. kötürüm bir askerin. 2005. Lev Tolstoy. tekrar çagrıldım ve s s ˘ ˘ söyledigim gibi St. hayır kurumlarınca ikmal edilen dilenci sadakasıyla hayatta ˘ kalmaktan ba¸ ka yapacagı bir sey yoktu. Lev Tolstoy. senden çalana fazlasını vermek. mesela surada: Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din ¸ g ˙ de˘ il. En kati kanaatim su ki. bir zamanlar vatansever oldugumuz için gerçekten ˘ utanmamız lazım. Daha 1866’da Avusturya’ya kar¸ ı sava¸ ta yer almı¸ ve Trautenau ve Königgratz’da sava¸ ıp. yedekteyken. Luka 6: 27-36) Tolstoy. Esriklik hali kısa zamanda geçti. O zamandan beri ˘ asla ayaga kalkamadım. 2006. . Ve onun yüzünden ne deh¸ etler ya¸ ıyor insan! ˙nsanın iliklerine s s I ˘ i¸ leyen acıklı feryatları asla unutmayacagım! s ˘ Birbirlerine asla kötülügü dokunmamı¸ insanlar vah¸ i hayvanlar s s gibi birbirini katletmeye ba¸ lıyor ve küçük. Privat saldırı˘ sında isabet alan sag kolum için günde 80 fenik alıyorum. Mesela ben. yine de. içimde hep. Dominik Pamir. St. fazlas s s s ˘ sıyla deh¸ et görmü¸ tüm. köle ruhlar iyi Tanrı’yı s 63 Isa’nın ˙ “Kötülüge direnme: Sana tokat atana öbür yanagını dön” seklindeki ve intikam ˘ ˘ ¸ gütmemek. 1870’de. 18 Agustos 1870. çünkü bana tarifi imkansız s felaketler getirdi. sava¸ yalnızca daha büyük ¸ s ˘ çaplı bir ticarettir. Bazı av köpeklerinin bakımına daha fazla ayrılıyor. ilahi barı¸ tasavvurunu63 s hissediyorum.

Bir kur¸ un. birbirini öldürmeyi bırakmasına yol açacaktır. Zavallıcık acıdan deliye döns ˘ mü¸ tü. insanların birbirine tecavüz ¸ edip. “Ama iktidar olmazsa insanlar birbirine tecavüz edip. birbirlerini öldürür. birbirini öldürmesine neden sebep olsun? Aksine. iktidarlar olmazsa yerine ne olacak?” diye sorulur genellikle. gereksiz olmakla zararlı hale gelmi¸ ¸ s bir organ ilga edilecek. . Komutanımız. böyle fiillerde onu yardakçıları yapıyorlar. hiç kimse digerlerine kar¸ ı s ˘ s siddet kullanma hakkına sahip olmayacak. sunun ¸ beklenmesi gerekir: siddet organının ilgası. ˙ Insanlar. bu siddet ve öldürme de iyi ve yüce faaliyetler sayılıyor. Su an diger insanları öldürmek ve onlara siddet uygulamak üzere ¸ ˘ ¸ özellikle egitilip hazırlanan insanlar var (¸ iddet kullanmaya hakkı bulun˘ s dugu varsayılan ve bu amaç için varolan bir organizasyondan yararlanan ˘ insanlar). ˘ ¸ daima ve herkes tarafından kötü sayılacak. . yalnızca uzun zamandır i¸ e yaramaz ve dolayı¸ s sıyla lüzumsuz ve kötü olan bir sey. Çılgınlar gibi ko¸ turuyor ve kavurucu yaz sıcagında korkunç s s yarasını serinletecek suyu bile bulamıyordu. (sonradan soylu ˙mparator Frederick olacak) Veliaht Prens Frederick o I ˘ zamanlar günlügüne sunları yazmı¸ tı: “Sava¸ ˙ncil üzerine bir ironi¸ s sI dir. bir siddet organizasyonu ¸ ¸ bulunmayacak ve zamanımız insanlarına dogal gelen siddet ve cinayet. s s yanımdaki erin çenesini parçalamı¸ tı. 158 . Hiçbir sey olmayacak.˙ Vatanseverlik ve Iktidar buna bula¸ tırıp. artık kadük bir organizasyonun ilgası. Neden? Siddet sonucu ortaya çıkan ve siddet uygulamak için ku¸ aktan ¸ ¸ s ku¸ aga geçen. s VIII “Ama.”. ama ¸ o zaman insanlar böyle yeti¸ tirilmeyecek. tüm iktidarların onları angaje etmek için onca zahmete girdigi ˘ vatanseverlik yutturmacasını anlamaya ba¸ lıyorlar. insanların birbirine s ˘ tecavüz edip.” derler genellikle.

Mahkemeler. daha kö¸ ˙ tüsünü hayal etmek bile zor. bu eylemlerin su ¸ ¸ ankinden –yani onları i¸ lemek için özellikle tasarlanmı¸ bir organizasyos s nun varoldugu ve hem onların hem de cinayetlerin iyi ve yararlı eylemler ˘ sayıldıgı zamankinden– daha az olacagı açıktır. Dahası mı? Telef edilen halklar açlıktan mı ölmeli? Bu dahi ba¸ lıyor s ˙ artık –Rusya’da. ˘ ˘ ˙ Iktidarların ilgası. ne de kamu egitimi olacak” derler. Insanlar telef ediliyor ve telefat giderek daha da artıyor. ne polis. halkın durumu su ankinden ¸ ˘ ¸ daha iyi olacaktır. ¸ tamamen kendi kendini desteklemeye yarayan kaba iktidar gücünün yoklugu. lüzumsuz bir organizasyondan. Ama iktidarların bulunmayı¸ ıyla karga¸ alar ve iç çeki¸ melerin yas s s sanacagını farzetsek bile. Aksine.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ˙ Iktidarların ilgası siddet eylemlerine yol açsa bile. ama mevcut ikti˘ dar formunun barındırdıgı melanetleri devreye sokmayan bir formda ˘ varolacaklar. devraldıgımız eski. ˘ ˙ Insanlara siddet uygulamak için olu¸ turulan iktidar organizasyonu¸ s nun ilgası. ne mahkemeler. hepsi. siddete ihtiyaç duymayan. Ya da erkeklerin yanısıra kadınlar da mı asker olmalı? Bu da ba¸ ladı –Transvaal’de. Halkın durumu simdi öyle bir noktada ki. ˘ bir siddet uygulama ve bunu me¸ rula¸ tırma organizasyonundan azat ¸ s s edecektir bizi sadece. s ˘ halkın gerçekten ihtiyaç duydugu ölçüde varolacaklar. o zaman bile. Italya’da ve Hindistan’da. Tüm erkekler sava¸ kölelerine dönü¸ türülüyorlar ve s s gidip öldürmeleri ve öldürülmeleri için emir beklemek zorundalar her an. daha adil ve makul bir sosyal düzen ˘ ¸ fırsatı yaratacaktır. ne mülkiyet. kamu i¸ leri ve kamu egitimi. melun olan ve halk iradesinin özgür ifadesini engelleyen yok edilecek sadece. s 159 . yasalarda veya mahkemelerde veya mülkiyette veya poliste veya mali düzenlemelerde veya kamu egitiminde makul ve iyi olanın ve ˘ dolayısıyla siddete dayanmayanın ilgasını hiç de gerektirmez. ˙ Iktidarların siddet kullanımını çe¸ itli sosyal faaliyetlerle kasten karı¸ tı¸ s s ran insanlar “Ama o zaman ne yasalar.

˘ Sizi tehlikeden korumayı üstlendiler ve bu sahte korumayı öyle bir noktaya vardırdılar ki. sizi ˘ baskı altında tutup mutsuz eden iktidarları vatanseverliginizle idame ˘ ettiren sizler. s IX ˙ Insanlar. ta kendiniz oldugunu anlayın. Rhodes ve Çar adına halkın hükümranı konumundaki bizim diktatörlerimiz gibi örneklerde gördügümüz üzere– ne kadar zalim ve insanlık dı¸ ı olurlarsa o gücü o kadar ˘ s 160 . sizi ve çocuklarınızı silahlandıracak. hepiniz telef edildiniz ve giderek daha fazla telef ediliyorsunuz ve her an. hepiniz asker –köle– oldunuz. Ruslar olmadıgını. ˘ Sadece bir tür yardım mümkün: zirveyi ele geçirmede ba¸ arılı olmu¸ s s ki¸ i ya da ki¸ ileri tüm digerleri üzerinde erk sahibi kılan ve –Napols s ˘ yonlar. hatta s ¸ daha da yogun olarak. iktidar bulunmayı¸ ı gerçekten. I. Iktidarlar aynı sekilde. Boer’lar. yegane hasımlarınızın. Nikolay. kendinize gelin. düzensiz s anlamıyla. eger siz kendi kendinize yardım etmezseniz. ˙s I¸ te bu nedenle. Bismarck. . telef edecek ˘ ve sapkınla¸ tıracak ve kimse bunu durdurmanıza ya da engellemenize s yardım etmeyecek. Almanlar. hiçbir anar¸ ik düzensizlik. Finler. . ˘ ˘ hem abiler hem de ablalarınız için. iktidarların halklarını s halihazırda içine dü¸ ürdügü ve dü¸ ürmeyi sürdürdügü durumdan daha s ˘ s ˘ kötü olamazdı. insanlar için vatanseverlikten ve üzerine bina edilen iktidarların despotizminden kurtulmak en yararlı i¸ tir. hem fiziksel hem de ruhsal saglıgınız için.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Öyleyse. bir durun ve ne yaptıgınızı irdeleyip ˘ dü¸ ünün! s ˙ Kendinize gelin ve hasımlarınızın. Fransızlar. Ingilizler. sıkıca gerilmi¸ s kordonun kopmasını ve çocuklarınızla birlikte korkunç katlinizin ba¸ las masını bekliyor olabilirsiniz ve de olmalısınız. aynı ko¸ ullar sürüp gidecek. Çekler. kelimenin olumsuz. anar¸ iyi kastetseydi bile –ki böyle bir anlamı hiç yoktur– s ama o zaman bile. Chamberlain. Ve bu katliam ne kadar büyük olursa olsun ve ihtilaf nasıl sonuçlanırsa ˙ sonuçlansın.

Alsace’lı. ˘ Sunu anlayın ki. 1895’de Japon yönetimine geçmi¸ ti. dahası. yazarların. –[internet. hiçbir s sekilde diger halklar veya devletlerin menfaatlerine ters dü¸ medigini ve ¸ ˘ s ˘ kar¸ ılıklı i¸ birligi. Çin’de bir mülki idare. size zarar verir.64 ¸ Port Arthur veya Küba’yı zapt altına almayı becerecegi. bu zaptların gerçekle¸ tirilmesi veya gerçekle¸ tirildiginde sürdüs s ˘ rülebilmesi için gerekli tek seye. çünkü halkınıza vurulan boyunduruk. kapitalistlerin. ˘ ˙ Imparatorların. hizmet alı¸ veri¸ i. soygun ve siddete katılımınızı icbar ¸ ¸ etmek maksadıyla kaçınılmaz biçimde her tür iktidar baskısını beraberinde getirerek. ızdırabını çektiginiz tüm ˘ ˘ melanetlere kendiniz yol açtıgınızı anlayın. rahiplerin. ˘ ˙ ˙ Fransız. 1898-1930 s arasındaysa kullanım hakkı Britanya’daydı. yoksa ötekinin mi Weihaiwei. kim olursanız olun –tarımsal. sizin iktidarınızın mı. tüm gerçek be¸ eri menfaatlerinizin. Ingiliz. meclis üyelerinin. sunu da anlayın ki. yöneticilerin. Alsace’ın Alman ¸ ˙ veya Fransız olmasıyla ve Irlanda ya da Polonya’nın özgür veya köle olmasıyla hayatınız hiçbir sekilde iyile¸ mez. Bu koniyi birarada tutan bagları yok etmenin de sadece bir yolu var: ˘ vatanseverligin hipnozundan uyanmak. ticari. s 64 Bugün Weihai. sanatçıların ve emeginizden ge˘ çinmek için bu vatanseverlik yutturmacasına muhtaç herkesin sizi aldatmada kullandıgı telkinlere teslim olarak. kralların. Rus. Leh. kimin elinde bulunursa ¸ s ˙ bulunsun istediginiz yerde ya¸ ayabilirsiniz. geni¸ karde¸ lik ili¸ kilerinin hazzı ve s s ˘ s s s s s malların yanısıra dü¸ ünce ve duyguların da alı¸ veri¸ i sayesinde halklarla s s s birlik içinde bulundugunuzu anlayın. sanatsal veya bilimsel– hangisi olursa olsun.˙ Vatanseverlik ve Iktidar sıkı tutmalarını mümkün kılan o korkunç siddet konisinin baglarını yok ¸ ˘ etmek. Irlandalı ya da ˘ s Leh olsanız bile. endüstriyel. Sunu anlayın ki. Acar Burak Bengi] 161 . iktidarınızca gerçekle¸ tirilen böyle her ˘ s zapt. vatanseverligi kızı¸ tırarak sadece ¸ ˘ s durumunuzu kötüle¸ tirirsiniz. askerlerin. sizin için önemli ˘ bir mesele olmadıgı gibi. tıpkı zevk ve sevinçleriniz gibi. Irlandalı ya da Çek.

a¸ agılanmalar ve s ˘ suçlar kendiliklerinden yok olurdu. Sunu anlayın ki. ihlaller. eski çaglara ait. ˘ ˙ Insanlar. ••• 162 .˙ Vatanseverlik ve Iktidar yalnızca vatanseverliklerin mücadelesinden dogmu¸ tur ve bir milletteki ˘ s her vatanseverlik tezahürü. habis organizas˘ yonlar ve onlarla birlikte gelen tüm ızdıraplar. her yandan sizi ˘ kendine çagıran ve halkların karde¸ çe birligini öngören o daha yüksek ˘ s ˘ tasavvur bölgesine cesurca girdiginizde mümkündür. ken¸ dinizi köhne vatanseverlik tasavvurundan ve ona dayanan iktidarlara itaatten azat ettiginizde ve halihazırda hayat bulup. s iktidarlar denen o çılgın. sırf bunu. lüzumsuz. bir anavatanın ya da ötekinin veya iktidarların çocukları olmadıklarını. digerinde de ona kar¸ ılık gelen bir tepkiyi ˘ s tahrik eder. tüm dertlerinizden kurtulmanız ancak. bir anlasalar. Tanrı’nın çocukları olduklarını ve dolayısıyla diger insan˘ ların kölesi de dü¸ manı da olamayacaklarını.

Hakikat Severlik mi? E tabii ki insanlar sava¸ istemezler. s. Tek yapmanız gereken. . Parlamento da olsa veya komünist diktatörlük de olsa. dergiye gönderilen yazının biraz revize edilmi¸ ve geni¸ letilmi¸ halidir. Kimileri fanatikle¸ ip.65 ¸ s Ba¸ lıktaki66 basit. hakikati zaten umursas maz hale gelmi¸ durumdalar veya ikisinin aynı sey oldugu yolunda s ¸ ˘ kendilerini kandırıyorlar. önce hakikat severlik. ülkenin liderleridir siyaseti belirleyen ve demokrasi de olsa. ama daha önce Birikim dergisinin (Mart 2007) 215. Bir çiftlikteki zavallı bir ahmak nes ˘ ˘ den bir sava¸ ta hayatını riske atmak istesin. . Kolay. Bu her ülkede aynı sekilde i¸ ler. ‘Ta¸ s ˙ mam. . vatansever olmadıkları ve ülkeyi tehlikeye soktukları yolunda suçlamak. bunda ne var? Ikisi 65 En kıdemli Nazilerden Hermann Göring’in 18 Nisan 1946’da. Bu malum. sayısında yayınlandı. bu soruyla simdi yüzle¸ seler. bundan saglayabilecegi s ˘ ˘ en iyi sey. 278-279] 66 Bu yazı bu kitabın sonsözü olarak kaleme alındı. ˙nsanlar daima liderlerin s I emrine uydurulabilirler.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ne I s Amerika’da. buradaki. sal˘ dırıya ugradıklarını söylemek ve pasifistleri. sonra da vatanseverlik. Ama. çiftligine tek parça halinde geri dönmekken? Dogal olarak. [37. onlara. ¸ ˙ngiltere’de. pe¸ inden de yanlı¸ s s s s cevaplar hakim kılınıyor. fa¸ ist diktatörlük s de olsa. nihayetinde. ama hayati soruyla Türkiye’de asla yüzle¸ ilmiyor ve s s yüzle¸ ilmemesiyle ilk ve en büyük yanlı¸ yapılıyor. s s s 163 . ne Rusya’da. tutukluyken söyledigi ˘ sözler. ne de Almanya’da. Kimileriyse. insanları sürüklemek daima basit bir i¸ tir. ne sıradan insanlar sava¸ istemezler.

ama ne Johnson’ın sözü. kendi milletinin kusurlarını en net s biçimde görür. 164 .Sonsöz: Vatanseverlik mi. ne de Bierce’ınkiler asla anla¸ ılmıyor s bu Türkçe çeviride. din yoluna adanmı¸ lık¸ s s larıyla veya yüksek ahlaklarıyla veya anavatanlarına sevgileriyle maskelemeye çalı¸ ır. Johnson’ın me¸ hur sözünü de almı¸ kendi kitabına [39]. kirli i¸ lerini. ilk sıgınagıdır. Ve böylece s kurtulur. sıkısıkıya ¸ ¸ ˘ gururlanmanın son çaresine. ellerinin ˘ ˘ temizligine ve kalbinin saflıgına gözatmak isterim. s s Hatta Britanyalı me¸ hur kültür adamı Dr Samuel Johnson’a göre: s ˘ ˘ ˘ Vatanseverlik bir alçagın son sıgınagıdır. [43] Ve Bernard Shaw’a göre: ˘ Sehitlik . Ama çeli¸ ebiliyor. . 10] 67 Bierce. [44] ¸ s Einstein da söyle formüle etmi¸ : ¸ s Emir üzerine kahramanlık. bir asrı a¸ kın bir süre sonra. ait oldugu millete yapı¸ ır. s. (iç sava¸ a da katılan) Amerikalı s s yazar Ambrose Bierce’ın su cevabıyla peki¸ tirildi: ¸ s ˘ ˘ [. Dünyada gururla˘ nabilecegi hiçbir seyi bulunmayan su zavallı dilenciyse. Hakikat Severlik mi? birbiriyle çeli¸ miyor ki’ diyeceklerdir muhtemelen. kendisinin olan hataları ve ahmaklıkları dört el savunmaya hazırdır. ahmakça siddet ve vatanseverlik adı ¸ ˘ altında giden tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! [32. [42] Alman filozof Schopenhauer’a göreyse: Esaslı ki¸ isel meziyetleri olan biri. . ] naçizane belirtmek isterim ki. . . zira hep gözünün önündedirler.67 Büyük Alman sair Heine’nin benzer sözleriniyse Tolstoy alıntılıyor (John¸ son’ınkini de alıntılamı¸ tır): s ˘ Ne tuhaf bir sey! Çogu alçak. artık minnetle. [41] s Bir ba¸ ka me¸ hur Amerikalı dü¸ ünür Emerson da söyle diyor: s s s ¸ ˘ Tüm bir ulusun avaz avaz vatanseverlik kükredigi bir anda. yeteneksız bir adamın me¸ hur olabilecegi tek yoldur. Bierce’ın kitabının bir s s Türkçe çevirisi var [40]. [38] Bu sözler.

katliamın. aynı sekilde. ama aklın ve vicdanın emrettigi. dine. ˘ tersine. ¸ ˘ yalanın vb. her tür önderin. mutlak s ˘ hakikatleri unutmayıp. bilinci dumura ugramamı¸ veya hipnotize edilmemi¸ herkes. milliyetçilige. alı¸ veri¸ imkansız ve bu ki¸ i ˘ s s s de ıslaha muhtaç demektir. Hakikat Severlik mi? ˙ Insanlıgın bu ataları. ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ Türklüge. Müss lümanlıga veya ba¸ ka bir dine. çok farklı s s s görü¸ leri savunup pazarlık edebiliriz. menfaate. ideolojiye. tartı¸ abilmek ve ¸ s s birarada esenlikle ya¸ ayabilmek için de benzer temel hakikatleri. ulusalcılıga. AB’ye veya ba¸ ka bir seye ˘ s ¸ satılmı¸ degiller. hür aklın ve vicdanın em˘ s ¸ rettigi –tecavüz etmemek seklinde özetlenebilecek– temel ve evrensel ˘ ¸ degerleri de bilip benimser ve bu hakikatlere göre ya¸ amaya çalı¸ ır. sagduyu vb. iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel. gaspın. konu¸ abilmek. ideolojinin. bir öndere. hür akıl ve vicdana müracaatla 165 . ama tutarın zaten üç lira oldugunu iddia ederse. referanduma veya kamu˘ s oyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini nasıl bilip benimsiyorsa ˘ ve bu gerçege göre ya¸ ıyorsa. ˘ ˘ s Marksizme. referanduma veya kamuoyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini. kısaca tecavüz etmeme yasasıyla özetlenebilecek– temel ve ev˘ rensel degerleri kabullenmemiz sart. hırsızlıgın. gibi ˘ ˘ degerleri. hakkaniyet. kitabın. menfaatin veya kamuoyunun bu hakikatlere müracaatla. bu ˘ s s hakikatlerin de hiçbir öndere. Aynı sekilde. ˘ s Alı¸ veri¸ yapabilmek için iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel s s gerçekleri kabullenmemiz nasıl sartsa. dinin. iki kere ikinin ˘ s s dört ettigini ve bu gerçegin vatanseverlige. kutsal kitaplara. s ˘ temel ve evrensel degerlerde –bu hakikatlerde– mutabık olmamız sart. komünizme veya ba¸ ka bir ideolojiye. kitaba. bir peygambere. tartı¸ mak. Atatürkçülüge. ˘ ¸ Zeka özürlü ya da sahtekar ya da fanatik bir çılgın olmayan.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Tolstoy gibi dahiler. ki¸ isel veya millli menfaatlere. hür s aklın ve vicdanın emrettigi –dürüstlük. birarada ya¸ amak imkansızdır. kralın çıplaklıgını te¸ hir ediyorlar sadece. pazarlık edip üç lira ödemeyi teklif edebilir. Tanesi iki liradan iki tane limon ˘ ¸ almak isteyen biri. gibilerin –kısaca tecavüzün– iyi oldugunu iddia eden bi˘ riyle de konu¸ mak.

adam olmak. iyi olmaktır. insan olmak. s tapındırmayla. nefrete. aklın ve vicdanın ˘ ˘ ˘ emrettigi. bu ikisi zaten birbirinden ayrı dü¸ ünülemez. din veya milliyetçilik/ulusalcılık sekil¸ lerinde tezahür eden çok güçlü bir irrasyonel element hakim kılınıyor. hakikati. ir˘ rasyonellige. putla¸ tırma¸ s lar ve kutsalla¸ tırmaların fevkalade güçlü büyüsü ve hipnotizmasıyla. makuldan yana olmak. ancak bu yolla. özgürlügümüzü ba¸ ka˘ s sınınkinin ba¸ ladıgı yerle sınırlamaktır. Din. kimileriniyse tamamen atmak ˘ gerekirken. baskılar. vatanseverlik. iyi severlik. hakikatler de barındırır ve dindarlar arasında bilerek veya bilmeyerek onun sadece hakikatlerine yönelen. gaspetmemek. iyiye. geli¸ memiz ve (Türkiye’de ve dünyada) birarada ya¸ ayabil˘ s s memiz için sartken. temel ve evrensel degerlerdir. hakikat içinde tüm insanlıkla bütünle¸ meyi özleyen insanlar s 166 . kısaca tecavüz etmemektir. hür aklı ve vicdanı telkin etmek ve hakim kılmak esenligimiz. siddete ve güce tapıp tapındırmak degil. yalancı olmamak. hakikat bir kenara atılıp. adil olmak. aslolan. yalanın yanında yer almamak. sınıf bilinci/mücadelesi veya etnik degerler veya ezilen s ˘ ulus milliyetçiligi veya milli/ulusal degerler degil. hak sever˘ lik. pe¸ ins den de bu hipnotizmanın failleri üretiliyor. en basit. sagduyulu olmak. hakikate inanıp ˘ sevgi duymaktır. esenligimiz için de aslolan. hür aklın ve vicdanın süzgecinden geçirerek. dogmalar. haktan. faydalı yanları degerlendirip muzırları atmak. magdurdan. ele¸ tirel akıl ve vicdan devre dı¸ ı s s bırakılarak veya rehnalınarak. degil. Hakikat Severlik mi? sınanıp ıslah edilmesi gerektigini bilip benimser. ˘ s Hakikat bu kadar. tüm fikirleri hakikatin. vatanseverlik veya bilmemnecilik degil. cinayet i¸ lememektir. iki kere iki farkına bile varmadan üç ettiriliyor ve Allah’ın veya vatanın “intikamına memur” olma hipnotizması. çalmamak. ˘ Bilir ve benimser ki. me¸ hur ve tartı¸ masız. hakikat severliktir. ˘ ˘ s s ama sürekli ihlal edilen formülüyle söylersek. iki kere ikinin dört etmesi kadar açıkken.Sonsöz: Vatanseverlik mi. tam tersi yapılıyor. ulusalcılık vs. objektif ˘ olmak. menfaatçi olmamak. hür. ˘ ¸ ˘ masumdan. ve de s ˘ esenligimizdir ki. dürüst olmak. ˘ milliyetçilik.

kanımızı pompalayan. dinî s vs. vatan. katil bir sey. bir peygamberin. küçük veya en büyük hunharlıklar. s ¸ ¸ kahramanlık. Hakikat Severlik mi? vardır. en belirgin ve sevdigi ¸ ˘ ˙ simgeler. Kendinden ba¸ kası bilinmez veya dü¸ man bilinir ve bir sonraki adımda. bir tanrının arkasında. esrikliginde de kendini gösteren sey˘ ˘ ¸ dir. ama milliyetçilik/ulusalcılık vb. övüngen bir seydir. sava¸ a. tecavüzcü. son derece güçlü ˘ bir puttur. köpekler. hakikate kar¸ ıdır ve her ikisi s de –dinin negatif yanı ve milliyetçilik/ulusalcılık– sürüle¸ meye. Freud’un Id ile. kaplana. tapınmaya. ulu önder Atatürk kutsalla¸ tırılarak. bayrak. gizlenir. putla¸ tırılarak ve bunlara tapılarak. bilinci tamamen ˘ ¸ ele geçirdiginde Hayvan’ın (¸ eytan’ın) krallıgını kuracak olan ve kimi ˘ S ˘ 167 . Soyutlamalar. kolektif bir seydir. san. kurbana. sürüye ait olmayanlar par˘ çalanır. fedakarlık gibi sunulur. dü¸ünen. halk. Kendini kurban etme ve asıl yaygın olan. biz farkında olmadan nefes aldıran. kastettigi kolektif bir sey. devlet. etnik. s s maymunlar ve benzerlerinin yaptıgı gibi. vatan. hissedilir. ba¸ kalarını kurban s etmeler. nefretle beslenen ve nefreti besleyen seydir. söylev. ordu. simgeler ve sloganlar üzerinden. Jung’unsa benligin ¸ ˘ negatif yanına atfen. insanların nefslerini (gerçekte büyütme saikiyle) kolektif bir Nefs içinde. (ki bu da tam anlamıyla negatif bir dindir) hiçbir hakikat barındırmaz. hayvan s yanımıza yönelip güçlenir. tehdit paranoyasıyla saldırı emri veren. hayvan ve kan olan sey. güce. seref. ˘ anne kendisiyle çiftle¸ sin diye yavruyu parçalatan seydir. s s hipnotizma ve esrimeyle yürür. s ¸ iktidara. bayrak. Tapılan. s ˘ ˘ ¸ futbol taraftarlarının azgınlıgında. türünü ˘ ¸ devam ettirmek çılgınlıgıyla. hayatta kalmak. din vs. bilincin derinlerinde bilinci kontrol s edebilen elementer. s ¸ gerçekte tüm kutsalla¸ tırmaların yöneldigi ve putların kastettigi seydir. Putla¸ tırılıp tapılan milli. on yedi ¸ ¸ aylık çocuga tecavüz ettiren seydir. vücuda emirler gönderen.Sonsöz: Vatanseverlik mi. aidiyetlerle ve bir önderin. için fedakarlık ve digergamlık maskesine bürünerek gerçekte en ˘ akıl almaz egoizmi ve putperestligi saklar. millet. peygamber. sürü içinde eritmesiyle güçlenir ve bu gayet egoist davranı¸ . kitap. Gölge ile. kana doymayan.

Sonsöz: Vatanseverlik mi. okuldan itibaren tüm bir nüfusa dayatılıyor. maktul de olsa. Bir profesör sırf. Nefs’in hükümranlıgı bu humma üzerinden s ˘ yürüyor ve Atatürk’ün kurdugu. Nefs’e tapıldıgı ˘ ˘ ˙ hiç umursanmadan. Negatif (politik) dinin putunu yıkmak için s de. taptıgı. ˘ ¸ s putla¸ tırılan her¸ eyde gerçekte tapılan. kanun koydugu. öteki din (Milliyetçilik/Atatürkçülük) devleti dayatılıyor. Aynı ˘ hipnotizma ve tapınma. tam s tersine bir ba¸ ka put. ¸ ¸ ˙s I¸ te korumak için bir sürü insanın yırtındıgı. desteklenmesi gerekirken. aynı putperestlik nedeniyle. (‘Ne mutlu Fenerbahçeliyim diyene’ demekten farksız). putla¸ tırılan Atatürk dayatılıyor –farklı ruhban s s sınıfı. Türk olmayı yeterli sayan. iki kere ikiyi üç ettiren. aslında (Nazizmi görmedigi için) farkında degilse de Nefs’e matuf sözleri. gerçekte ˘ ˘ ˘ tapılan bu Nefs’tir. Tanrı kelamı ˘ ˘ yapılıp. görevinden uzakla¸ tırılıyor. tapınagı ve çehreleriyle gerçekte hep o aynı puta. herkes tapmaya zorlandıgında. hakikate aykırı. tam tersine. 168 . Atatürkçülükle içeriden yıkılıyor. puta dönü¸ türüls dügünde ve ona tapıldıgında. hür aklın ve vicdanın geli¸ tirilmesi. insan olmak yerine. bir ba¸ ka profesörün s s bir TV programında ısrarla ve tekrar tekrar “her sekilde bu adamın yok ¸ olmasını istiyorum” seklindeki çılgın feryadıyla mıhlanıyor. Hakikat Severlik mi? ilahiyatta açıkça Seytan olarak tanımlanan seydir –yani Nefs’tir. “millet” filan diye isimlendir˘ digi sey: kendi nefsleri ve onu geni¸ letmek için katıldıkları kolektif Nefs. Bu derece zı¸ vanadan çıkılmı¸ durumda. “yabancılar görse. dogrulugu yanlı¸ lıgı bulunan bir ˘ ˘ ˘ ˘ s ˘ insan –ne kadar büyük biri olursa olsun– bir tanrıya. Tanrı’larının “intikamına memur” olan tapınak rahiplerinin cadı ¸ avına maruz kalıyor. Çocuklarda hür aklı ve vicdanı geli¸ tirmesi. bazan da ikisi kolkola giriyorlar. Tüm insanlar gibi iyiligi kötülügü. desteklemesi gereken okullar. ‘bu adam da kim?’ diye sorar” dedigi için. Tanrı’larına kurban sunma sehvetiyle çılgınla˘ ¸ san. Bir din (Islam) devleti yerine. ˘ ˘ ˘ adam öldürdügü ve “Türklük”. “vatan”. onun “Ne mutlu Türküm diyene” gibi. katil de olsa. dipsiz sunagına sürekli kurban s s ˘ isteyen put. s bu hipnotizmayla ba¸ lıyor.

de Türk ve Müslüman. kudurmak ve küçülmekte s s mi kurtulu¸ ? Veya ‘Vay. çocuk pornosuyla ugra¸ anlar vb.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Fakat hakim bir 169 . zaten kimse bu hunharlıkları övmedigine ˘ göre. münferit ˘ görülebilir ve asıl önemlisi. putla¸ tırma fanatizminde. s Bir cografyada. bazan birininki. bu gibi seylerin ¸ tek bir örnegi varsa bile (ki dünyanın her yerinde vardır). bilinç ikliminde on yedi aylık bir bebege ˘ ˘ tecavüz edilebiliyorsa. ele¸ tirilebilmesinde degil mi kurtulu¸ ? s s ˘ s Önce kutsalla¸ tırma. Peygamber’e hakaret etmi¸ ler. hep bir din devleti olarak kalıyor. pe¸ inden her¸ eyi hakas s s s ret sayma deliliginde. (Atatürkçü ve vatanseverlerden) olu¸ uyor ve her toplulukta bulundugu gibi. sahibini ¸ s ˘ s küçültecegini bir kenara bırakıp. kimsenin ˘ ˘ ˘ hakkına tecavüz etmediginin vs. sahtekarlar bulunuyor. bunlar hakim bir bilinç garabeti sayılmayabilir. sonra halka. Hakikat Severlik mi? ama asla Türkiye laik olamıyor. bir insanın yalan söylemediginin. ‘Vay. gerçegi saklamadıgının. bazan digerininki. rahatça S s ˘ her¸eyin sorgulanabilmesinde. bu ˘ s kabul edilemez’ diye kı¸ kırtmak. garantisi ve kanıtı olabilir mi? Bu ˘ ülke Türk ve Müslüman insanlardan. ama geregi derhal yapılıyorsa bunlar arızi. Halbuki. kültürde. Ve bunların hepsi her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ ti ve hepsi Müslüman. Ve daha beteri su ki. Türk veya Müslüman (veya milliyetçi/ulusalcı vs. insanlıga malolmu¸ seylere ˘ ˘ s¸ hakaretin ki¸ isel alınamayacagını idrak edememekte ve hakaret kar¸ ıs ˘ s sında siddete ba¸ vurma ilkelliginde mi kurtulu¸ ? Hakaretin. Atatürk’e “bu adam” demi¸ ler’ diye (ki denen s s bu bile degil aslında) çıldırmakta mı? Veya “Ne mutlu Türküm diyene” ˘ demekte mi gerçekten? Atatürkçü. böyle yaratıklar üreyebiliyorsa. organ mafyasındakiler. seriatı için kelle kesiyor ve her zaman baskı ˘ ¸ hakim kılınıyor. bunlar arasında da katiller. orada bir sa˘ katlık var demektir. kamuya. ‘¸ una hakaret ettin. s ˘ caniler. bir de bunları ˘ s ¸ yakalamayan veya (mesela pornocuları) yakalayıp altı ay sonra serbest bırakan bir sistem var. bunu a¸ agıladın’ demeden.) olması. kı¸ kırmak.

siddet. çocuk. si˘ lah”. Cinayetler. “baba (veya koca) döver de. beton mezarlıgına döndüren. ˘ belki yüz binlerce veya milyonlarca insanı katledecek ve vatanın kutsal ba˘ ımsızlı˘ ını da iktisaden ve siyaseten yok edecek olan müteahhitler ve g g asıl bunların politikacı ve devlet adamı suç ortaklarıyla. polis. ‘Kürde. avrat. masum veya makul. belediye hakim degil. bu ˘ katliamı on yıllardır tüm uyarılara ragmen sürdüren ve yine on binlerce. Batılıya vs. hatta yüce kılabiliyor. kabadayılık. Susurluklar. s in¸ aat. faili meçhul veya belli cinayetler. Hakikat Severlik mi? garabet var: Hür aklın ve vicdanın emrettigi temel ve evrensel degerler ˘ ˘ yerine. kanser gibi her s yere nüfuz etmi¸ çeteler. yagmalayan. deprem teröründen. ama kurbanları kurs s tarmaya memur birimlerin tek bir müdahalesince halledilebilecek bu tecavüz kar¸ ısında hukuk. Ermeniye. uyuma. tecavüzler sürekli adetten ve töreden sayılıp hakimiyet kazanmı¸ durumda. “kadının sırtından sopayı. s çalı¸ ma. yırtıcıla¸ an vasıfsız bir s s s nüfus sürekli hakimiyet kazanıyor. ˘ ben talan ederim’ diyerek. ya¸ ama hakkını elinden alabiliyor. ˘ yen içinde kalır”. silahlı kutlama ilkelligi. karnından sıpayı”. onu siyasetçi-seçmen-mafya suç ortaklıgına. ek ˘ ˘ imar izni gibi. Çürük zemine s ˘ çürük binalar dikip durmadan on binlerce insanı. içeren– de˘ erler hakimiyet g kazanmı¸ durumda ve sırf milli veya dinî olması bir takım hassasiyets leri haklı. deprem mezarlıgından kurtulmanın ˘ 170 . ya¸ lı. Agalık ve a¸ iret düzeni hâlâ hakim. ama yine de. tüm bu hunharları üretip panzehirini üretmeyen bu sosyal/siyasal sistem hakim. çocugu katleden. ‘Vatan topragı kutsaldır’ deyip. gibilerin gürültü terörü her an ve sürekli insanlara tecas vüz edebiliyor. sever de” vb. s ˘ s idamlar ve i¸ kenceler. talan ettirmem.Sonsöz: Vatanseverlik mi. bar vb. dizini döver”. Darbeler. hasta. Araba. yolsuzluklar. “kadın erkegin elinin kiridir”. bebek demeden insanların dinlenme. Artan ve daha fazla yozla¸ ıp. garabetler. “kızını dövmeyen. tarifi hiç yapılmayan –ama “kol kırılır. “at. sırf milli degerler diye. ev veya i¸ yeri alarmı. kadın ve çocuklara hunharlıklar. mafya ili¸ kileri ve s s çürümü¸ lük hakim. köpek. ˘ ¸ mafya vb. ˘ emlak talanına ve ranta kurban eden. kutsal vatan topra˘ ını ve tabiatını g katleden.

taptırılan) o kutsallara. ortakları. cinayetlerle taçlanabildi. ya azınlık veya istatistikî çogunluk. vatan. önce kanunla ve bir süredir ¸ de alenen kudurtulan kalabalıklarla gadrediliyor. kangrene veya en habis kansere veya s s kuduza “münferit” denip bunların hesabı sorulmuyor. geregi yapılmıyor ˘ ve temizlenmeye gidilmiyor da. s kralın çırılçıplak oldu˘ unu söyleyenler. bu duruma dü¸ üs rülmü¸ ve hiç kurtarılmamı¸ ken. bu duruma mıhlanan Türklüge. çıkarılanların s da ceza almayı¸ ı veya göstermelik cezalar alması. seyircileri Müslüman ve Türk. ama hiçbir s sey yapılmıyor. akıl durduran s örneklerini sıralayabiliriz –televizyon ve gazetelerde zaman zaman açıga ˘ çıkan garabetleri: hukugun i¸ lemeyi¸ i. saldırganlık ve siddetin yanısıra. de tecavüz edilirken. Hakikat Severlik mi? en basit ve gerçekçi bir yolunu bile açmayan bir garabet hakim. beden yakabilen ve ba¸ ka baskılar uygulayabilen bir s seriat bilinci de hakimiyetini kaybetmiyor. s s ¸ Ve bu “Ne mutlu Türküm diyene” deyip cana okuma. hatta vatansever kahs ramanlar olarak taltif edilmesi vs. sorumluları. sansür. Ve tüm bu garabetin. bu ¸ cografyanın insanlarına. Listeyi çok uzatabiliriz ve ¸ yolsuzluk. linç. hatta ba¸ ka bir sey demiyorlar. Bütün bunları yapanlar da Müslüman ve Türk. Suçlar ve failleri. putlara da. kurumlar vs. cinnet kudurganlıgı son yıllarda öyle körüklenip egemen kılındı ki. Bütün bu çırılçıplak tecavüz garabetiyle. kültürüne. s tecavüzler ve tecavüzcüler. teca˘ vüzün suçluları. Türklüge. her¸ey de ortada. i¸ letilmeyi¸ i. vatana. Türklük. Bu arada masumlarsa. bilinç iklimine tecavüz edilirken ve ˘ (bu tecavüzleri gizlemek ve baskı aygıtını elde tutmak için uydurulan. ˘ kurumlara ve mıhlayanlarla onların zihniyetlerine kar¸ ı söz söyleyenler. kurumlara ˘ vb. ¸ 171 . ne˘ ticede tehdit. tecavüzcülerin yargı önüne bile çıkarılamayı¸ ı. çürümü¸ lük ve tecavüzün çok daha vahim. siddete. ama etkisiz eleman. tapılan. (gayrıme¸ ru) yasal ˘ s s s s s engeller. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi. vatanın gerçek hayrı için söz söyleg yenler. yapılamıyor. vatana. tehdide maruz ¸ bırakılıyor. yani kral çırılçıplak. suna buna hakaret ettin!” diye. “Vay. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Acıtmadan kelle kesip.

Hakikat Severlik mi? hatta katillerden biri (Samsun) emniyet dairesinde. ba¸ ka bazı kesims lerce de vatan evladı olarak sahiplenildi. ˘ ¸ ˘ ama kimsenin vatanseverligi suçladıgını duymadım. hakikat yerine. iyi bir sey oldugunu savundular. vatan kahramanı olarak kameraya alınıp lanse edilebildi. Vatanseverligin iyi ˘ ˘ ˘ bir sey. hatta yüce bir deger oldugu. bilincin sürekli tecavüze maruz kalmasına ve Nefs’in krallıgına bir ˘ tepki olarak. Kimileri de milliyetçiligin kendisini ¸ ˘ ˘ suçlayıp. saglıklı bir demokraside sart oldugu üzere. aklı ba¸ ında insanları da kan˘ s dırabilen. “Türklük” ˘ s ˘ ve “vatan” vs. öldürebildigi ve bu hunharlıklarda ˘ ˘ ˘ desteklendigi bir cehennemden korumanın– daha gerekli oldugu bir ˘ ˘ noktaya gelindi. Zira. ˘ hepimiz Ermeniyiz” sözleri benimsendi –kafaya (kur¸ unla) kakılan bir s Türklüge kar¸ ı. vatanseverligin iyi. üstelik Atatürk’ün “Vatan toprakları kutsaldır. bir ba¸ ka ve çok masum görünü¸ lü bir sorumlu daha var: s s vatanseverlik. s Hrant Dink cinayeti. Ama Nefs’in krallıgını yola çıkaran. ve katil Müslüman ve Türk. insanlıgı hakim kılma özleminin isyanı olarak. suç ve melanetinse bir doz a¸ ımın¸ ˘ ˘ s dan sonra ba¸ ladıgı seklinde bula¸ ıcı bir hipnotizma hakim kılınmı¸ s ˘ ¸ s s durumda. bu kadar infial uyandırdı ve bu yüzden “Hepimiz Hrant’ız. artık insanları insanlardan korumanın –isteyenin istedigini tehdit edebildigi. kaderine terkedilemez” sözü altında. üzerindeki insanların ve kültü˘ rün. Bu tip suçlamaları yapanlar. gerçek milliyetçiligin tamamen ˘ zıt. Halbuki. diye diye. sürekli onanıp kutsalla¸ tırılan. s yüceltilen böylesi fa¸ ist. insanları ˘ ¸ ˘ devletten korumak gerekliyken. Hrant Dink cinayeti ardından genellikle ırkçı/etnik/a¸ ırı milliyetçilik s suçlandı. kanserojen bir bilinç geninin kapkara bir bulut s gibi üzerimize çökertilmesi ve o putun –Nefs’in– krallıgının tescili ol˘ dugu için. vatanseverliginse tamamen zıt. bu cografyanın. cinayetten önce namaz kılmı¸ ve “kutsalına” (Türklüge) hakaret ettigi s ˘ ˘ için bir insanı öldürmü¸ tü.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ama fazlasının zararlı oldugunu ˘ ˘ 172 . iyi bir sey oldugunu savundu.

havanın ve suyun temiz ˘ s olmasını. artık kaçınılmaz s biçimde. adalet ˘ olmasını. s Nefs’in dürtülerini uyaran en etkili uyu¸ turucuya dönü¸ üyor. adil. güzel bir ˘ ˘ çevrede ya¸ amayı. sırf bu özlemler dogrultusunda ˘ iyile¸ meler olsun diye fikir beyan eden. çirkin degil. özlüyoruz. ama fazlasının zararlı oldugunu söylemeye ben˘ ziyor. aklı ve vicdanı tamamen uyu¸ tus s rup. doganın ve tarihi eserlerin korunmasını. kims senin magdur edilmemesini. kültürde. tam tersi. insanlara vatan haini denebilir ˘ ˘ s mi? Kesinlikle hayır. hakikat sever olmak gerekir. güzel. Hakikat Severlik mi? söylemek. organ mafyasının son bulmasını vb. hakikat yerine ikame edildikten sonra. iyi ve sagduyulu olmasını. depremde insanların ölmemesini. hakimiyet s ve kutsiyet kazanıyor. sanat ve bilimin s geli¸ mesini. yani daha ilk dozundan itibaren melanet yola çıkmı¸ oluyor ve pe¸ inden gelecekler de kaçınılmazla¸ ıyor. hatta kutsal˘ la¸ tırıldıktan. bu ˘ yanlarına mazaret buluyor ve hunharlıklar i¸ liyorlar. Büyük bir gaflet veya hakikate ihanet içinde vatanseverligin yüce ˘ bir deger sayılmasıyla. soludugumuz ha˘ ˘ ˘ yatta. propagandayla. ˘ ¸ ülkede. içinde bulundugumuz çevrede. s Bir çogumuz (ama etkisiz eleman olan çogumuz). mar¸ la. (daha fazla dürüstlügün daha iyi olması gibi) daha fazla va˘ tanseverlik de daha iyi ve (en fazla dürüstlügün en iyi olması gibi) en ˘ fazla vatanseverlikse en iyisi olarak pompalanıp. destanla. semtte. Ya vatansever denebilir mi? Yine hayır. Vatanseverlik s s s (mesela dürüstlük gibi) bir kez yüce bir deger sayıldıktan. en bayagı ve hunhar yanlarını ortaya çıkarıyor. hipnotizmayla. Peki bunları özleyip. hamasetle. mitle. istis yoruz. mahallede. me¸ ruiyet. köyde. çünkü bu saydıklarımı istemek. özlemek ve bunlar ugruna söz söylemek ˘ için vatansever olmak gerekmez. hatta kutsalla¸ tırılmasıyla. insanların dürüst. sava¸ olmamasını. Pe¸ inden de. sıgaranın iyi. ele¸ tiren. sehirde. töre cinayetlerinin.Sonsöz: Vatanseverlik mi. dünyada mutlu olmayı ve kimseye tecavüz etmemeyi. bunları 173 . insanlar s s onu kana kana içip. zaman zaman hayal s s kırıklıgı ve küskünlükle agır ele¸ tiren. ba¸ kalarının da mutlu olmasını ve kimseye tecavüz edilmemesini. yani hakikat yerine ˘ s ikame edilmesiyle.

Hakikat Severlik mi? özlemek. Ame˘ s rika’dan gelecek para yardımını da hesaba katarak. Amerika yanında Irak’a girmeyi. iktidar saikleridir. ¸ s azmettirmiyor. böyle ˘ bir saptırmayla vatanseverlik hakikatin yerine ikame ediliyor ve zehir böylelikle hayat iksiri olarak empoze edilip. daha s çok sevmekle devam ettiler ve nihayet vatanlarından ba¸ ka hiçbir seyi s ¸ sevmemeye varıp. eger ba¸ ka emeller ve saikler yoksa? Ve böyle bir ˘ s ad verilip. bir kilise kurmaya ne gerek var. kilise kuruldu mu. Bu saydıklarımı istemeyi. aniden bir günde cinnet geçirmedi. ba¸ ka emel ve saikler daima vardır veya s ürer ya da üretilir ki. Kimse. vatanseverlik saymakla. yani vatanseverlik nedeniyle. yani bu igrenç katliama ˘ (Türk çocukların azmettiricisi ve ölüme göndericisi olarak) katılmayı istemi¸ lerdi ve hâlâ da kimileri bunun gerçekle¸ medigine üzülüyorlar s s ˘ ki. hakikat severlik degil de. Türkiye’nin çıkarına olacagı dü¸ üncesiyle. etnik veya ırkçı milliyetçilikle. cinayete göz yummuyor veya kı¸ kırtmıyor. durup dururken gidip cinayet i¸ lemiyor. bu saikler. ˙ Insanlar bir aziz kadar safken. s önce yava¸ yava¸ hipnotize oluyor. Nazi Almanyası. örgütlemiyor. yava¸ yava¸ s s hipnotize oldular. masum s s ˘ vatanseverlikle ba¸ ladıgına. en özet ifadesiyle ve zaten hiç matah olmayan kelimenin en kötü anlamıyla. Amerika’nın Irak’a saldırdıgı s ˘ ˘ ˘ günlerden hatırlayabiliriz. Ba¸ bakan’ı bilmem ama. kana kana içiliyor. hakikate ˘ ˘ ˘ s 174 . istemek için “vatanseverlik” diye bir ad koymaya. hakikatle çeli¸ tigine yakın bir örnegi. dünyayı ve kendilerini kana buladılar. vatanseverligin daha en ba¸ ta temel degers ˘ ˘ s ˘ lerle. simdi isimlerini hatırlamadıgım o politika s ¸ ˘ ˙ ste. çok sevmekle ilerlediler. ertesi gün aniden bir katil olarak yataktan kalkmıyorlar. hayat s s s s ˘ iksiri diye yutulan tatlı bir seyle. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil.Sonsöz: Vatanseverlik mi. O zaman Ba¸ bakan Tayyip Erdogan ve kimi s ˘ politika yorumcuları. ¸ Melanetin a¸ ırı. I¸ s ˘ severligin tanımı ve bildigimiz tüm temel degerlerle çeli¸ kisi. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil. fa¸ izmle degil. en masum dozunda vatanyorumcuları a¸ ırı milliyetçi filan degildi. vatanlarını sevmekle ba¸ ladılar. hayat iksiri diye yuts s ˘ tukları tatlı bir seyle.

Hakikat Severlik mi? ihaneti. tıpkı Bernard Shaw’un. Ve illegallige me¸ ruiyet kazandırıp vatana da ihanet eden s ˘ s sey. çünkü “Türkiye” denen bu cog˘ rafyada ve kültürde en temel hakikat çignenecek ve menfaat ugruna ˘ ˘ hunharlık yapma seklindeki böyle bir bilinç garabeti. hakikate s s ˘ Hrant Dink cinayetiyle ihanette. yani. “vatan” denen bu cografya ˘ ˘ böyle bir bilinç garabetinin hakim oldugu bir yer yapılacaktı. ama vatanseverlikle çürümenin ger˘ s çekle¸ tigine yakın ve enteresan bir örnek. ihanetlerde gerçekle¸ tigi gibi. yetmi¸ mils s yonun tamamı bu suçun ortagı edilecekti. organ mafyasıyla ihanette vs. fa¸ izmle ve katliamla bitiyor. Iki kere iki. Bu yasaya kar¸ ı ˘ s s söylenen her¸ ey (fa¸ izan bir uygulama olması. yani çü˘ rüme gerçekle¸ ecekti –hakikate her ihanette gerçekle¸ tigi gibi. milliyetçilikle ba¸ lamıyor. ˘ Katliam da. her devletin gizli. sansürcülükle. “Katl sansürün ekstrem biçimidir” [45] diyerek dikkat çektigi üzere. tecavüzle ba¸ lıyor. yani vatanseverlikle. henüz yoksa s ¸ ˘ tesis edilmesi gerektigi açık açık savunuluyor ve böylece hakikate iha˘ net. illegal fiiller i¸ lemesinin ˘ s me¸ruiyeti ve dolayısıyla derin devletin iyi bir sey oldugu. böyle bir günah me¸ ruiyet ve hakimiyet kazanacaktı. 301’le ba¸ lıyor. tetigi çekmekle bitiyor. bizzat vatanseverlik. hakikat akıl s almaz biçimde igfal edilerek. böyle bir kara ¸ bulut. vatansevmezlik degil. hakikat severliktir. vatanseverlik bumerangının devasıysa. s ˘ Irak örneginde gerçekle¸ medi. etnik veya a¸ ırı veya ırkçı milliyet˘ s s s çilikle ba¸ lamıyor. derin devlet bahislerinde s ˘ ˙ ya¸ anıyor. Bu ölüms s cül döngünün. akıl almaz biçimde üç ettirilerek. fikir ˘ s ˘ ifade etmeyi kanunda ve bilinçlerde yasaklayan yargı ve saldırganlıkla. hakikate ihanet nedeniyle çürüme ve dolayısıyla vatana da ihanet gerçekle¸ iyor. ˘ sonuçta vatana hayır gelmeyecekti. tetigi çekmekle ba¸ lamıyor. Adalet Bakanı gibilerin s s 175 . Böyle bir katliama katılmakla. vatanseverlikle ve her tür s s putperestlikle. jeopolitik. bu abuklugun mimarı. jeostratejik veya iktisadi ya da siyasi menfaatler saglanacak olsaydı bile. ¸ ˘ Vatan hainligi. fa¸ izmle ba¸ lamıyor.Sonsöz: Vatanseverlik mi. faili meçhul cinayetlerle ihanette.

yani “ya tap. her¸ eyin de. Dostoyevski gibi dünya kültür mirasının devlerinden birini ve (Türklerle ilgili hunharlık hikayeleri barındırıyor diye) onun en büyük eserini. soyuyla övünmeye çalı¸ an yeniyetme zavallılıgı. kirlenmesine yol açacaktır. ama benzer s bir uygulama. on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlendi ve böylece hunharlıkları yalanlamak veya mahkum edip dı¸ layarak s temizlenmektense. bu garip olurdu. hatta yalana. Hakikat Severlik mi? iddiasının aksine. s ˘ yani sövenizmin her türü. aslında Dostoyevski’nin de yasaklanmasını savunuyor durumdalar. ondan temizs lenmek gerekir. g bizzat kendisi hunharca bir durum ve 301’i savunanlar. ama daha acısı su: bu Dostoyevski sansürüyle Tolstoy ¸ sansürlerini ve gazetelerde yogunca i¸ lenip. o ˘ ˘ ˘ zaman bu belgelenir ki. bu mükemmelen saçma. dine nefretle en agır hakaretleri yagdıran Bir ˘ ˘ ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nü de yasaklamak lazım ki. malesef. hunharlıgı günümüz Türkiye’sinin kültürel bir geni yapmaya ˘ hizmet edildi. Karamazov Karde¸ler’i de ve s bayraga. milliyetçilik geni. yakla¸ ık iki yüz bin ki¸ iye ˘ s s s 176 . babasını hep mükemmel görmeye ça¸ lı¸ acak. nefret et” zihniyetinin terkedilmesi s ve Dostoyevski’nin de. dı¸ lamak. ˘ Karamazov Karde¸ler yasaklanmadı tabii. i¸ in içine bir de yalanı.Sonsöz: Vatanseverlik mi. atasıyla. degilse bile ona tapınıp taptırmaya zorlayacak. s ˘ sansüre ba¸ vuracak ve böylece o çok sevgili milliyetinin temizlenmesine s degil. o hunhar geni kınayıp mahkum etmek. millete. zaten Dostoyevski’de marazi bir gen de vardır. katarak hakim oldu. örtbas edip kafayı kuma gömerek sahiplenen ve bizzat kendisi sahtekarlık ve katl karı¸ ımı bir hunharlık olan s sansürle. sansürü. s söz konusu bölüm. uygar Batı toplumlarında muadilinin bulunmayı¸ ı ve s verilen örneklerdeki mahkumiyetlerin tamamen farklı suçlara dayanması vb. 301’e göre ayrıca.) bir yana. bu gen yüzünden abartılara veya toptancı bir nefrete kapılmı¸ olabilir. Yok eger Dostoyevski haklı degilse. büyüyemeyen ve babasıyla. ama kendine yeterli bir birey olamayan. tersine. tabii. Eger Dostoyevski ˘ haklıysa. vatana. ya tep. dogru ve yanlı¸ tarafları nesnellikle s ˘ s belirlenerek degerlendirilmesi gerekir büyümek için.

Nefs’in s tamamen ele geçirdigi kurtadamlar var muhakkak. böyle bir cina¸ yet. Hakikat Severlik mi? yutturulmu¸ “Müslüman Tolstoy” aldatmacasını te¸ hir eden çalı¸ malas s s rım da.Sonsöz: Vatanseverlik mi. bilinç iklimini gerçekten zehirledi. krallıgını Nazi Almanya’sında kurmu¸ tu. bir insan öldürülerek Türk kanının sahiden de zehirli oldugu fiilen ˘ kanıtlanmaya çalı¸ ılıyor. ho¸ larına gidenin degil. sol yumrugunu kaldırmaya veya bilmemne-izme veya bilmemne ˘ sloganı. Bu teamülü yaratmak s içinse. Türkiye’deki kültür. Türk kanını zehirli buldugu gerekçes ˘ siyle. s ˘ milliyetçilikle batıyor. 301 kar¸ıtı basın yayın dünyasınca örtbas edilmi¸ tir [5]. gayet acı ve adi bir fars sahnelendi: Türklügü ˘ a¸ agılamayı yasaklayan bir kanun ve (kraldan çok kralcılıkla) bu kanunu s ˘ da a¸ an kudurtmalar neticesinde. apaçık. onun hakimiyet kazanması yeteri kadar fecidir ki. ama hepsinin tama˘ men kurtadamla¸ madıgını umuyor ve uyanmalarını diliyorum. kirletti. yukarıdaki manzaranın gösterdigi üzere. malesef son derece talihs siz kı¸ kırtmalarla. daima hakikas s ˘ tin tesisine çalı¸ malı. Zehrin ya da asaletin kanda bulunabilecegi s ˘ seklindeki ırkçı ve irrasyonel üslubu bir yana bırakırsak. Milliyetçilerin ve kı¸ kırtanların arasında. ve Nefs’in krallıgına yönelik. hakimiyetini epey arttırmı¸ tır. Hrant Dink cinayetinde de –Dostoyevski ve Tolstoy sansürlerindeki gibi. ˘ Türkiye’de hep güçlü olmu¸ ve son yıllarda. Türkiye milliyetçilikle s s mi kurulmu¸ tur bilmem ama. ama arkasındaki deh¸ etli ve s etkin hipnotizma bakımından hegemonik. pankartı veya bayragına ya da dindarlıga degil. çünkü istatistikî bakımdan münferit. gayet hazin ve ironik bir tuhaflıkla. ˘ tecavüzdür. Halbuki. yani 301’i mahkum etmeye. ˘ Nefs. ve 301 kar¸ ıtları da. sansür bilincini. özgürlügün gaspıdır. bu sekilde ¸ örnek olmaya. s s Bernard Shaw’un dikkat çektigi üzere. her ikisi de susturmaya yöneliktir. hunharlık. her¸ eyden önce ˘ ˘ ˘ s sansürlememeye. ihtiyaç var. krallıgını tama˘ ˘ ˘ men kurması degildir. ama tabii çok daha hunhar ve– inanılmaz. ama Nazi Almanya’sı ˘ s krallıgının tek biçimi degildir ve ayrıca tek felaket de. bu teamülü yaratmalıdır. ama bu s ˘ 177 . “Katl sansürün ekstrem biçimi˘ dir” yalnızca.

yazının s ˘ ba¸ ından beri özetledigim ve aslen herkesin bildi˘ i. . hem daha mutlu. s ˘ haklı olma ihtiraslarına hizmet ettiklerini hiç akıllarından geçirmiyorlar mı? Bögürlerinde kabaran her duygunun hakiki olmayabilecegini. vatan hainleri’ ˘ vb.Sonsöz: Vatanseverlik mi. kı¸ kırtıcılar ve digerleri. kı¸ kırtmalarla– yanlı¸ yaptıklarını. yanlı¸ yaptıgını itiraf etmek. bu insanların belki ˘ ˘ de sadece (dogru veya yanlı¸ ) inandıkları seyi savunduklarını. bu hakaretler yenilir yutulur degil . tutkularına. bir sinege bile zarar vermesin ˘ ˘ diye çocuklara “Günahtır” derken kastedilen seyi? ¸ Ermeni soykırımını kabullenen Türk (veya Türkiyeli) vatanda¸ ların. hatta ilan etseler. Ve bu zor i¸ in kotarılması lazım. kendileri gibi dü¸ ünmeyen insanları hedef göstermekle. epeyce bir cesaret ve ˘ s ˘ güç gerektiriyor ki bu da. “Günah” diye bir seyi hatırlamıyorlar ¸ mı –cehennemde yakan “günah”ı degil.. ˘ ˘ duygulanmalarının sahici. hele kutsallar. sorum˘ s ¸ luluk ve vicdan geregi. s menfaatleri için vatanı satan hainler olmayabileceklerini. insanlıgı ve ˘ ˘ 178 . Sisifus’un s s s Türkiye’de hep a¸ agı yuvarlanan kayası. ama duygunun sahte ve melun olabilecegini ˘ akıllarından geçirmiyorlar mı?. Nefs’in hipnotizması. ama küçülten degil büyülten ˘ bir i¸ tir. vatans da¸ a degil. . kızgınlıklarına. bir an durup dü¸ ünüyorlar mı? ¸ s Ayrıca. bu yüzle¸ meyi gerçekle¸ tirebils s seler ve bu itirafı yapsalar. s son derece güçlüdür ve ki¸ ilik artık ondan ibaret gibi algılanır. çünkü fikirler. bir kez olsun yukarı itilecek s ˘ mi? Bütün o milliyetçiler. . günahtan kurtulmak istediklerini. olmayacaklar mı? Vatana. Dolas yısıyla. . belki de kendi menfaatlerine. bir kitlenin övgüsüyle ve kahramanlıkla taltif edilerek ölüme gitmekten çok daha zor. en basit mantıga aykırı oldugunu. tüm bu manzara kars ˘ g sısında ellerini vicdanlarına koyup. hem de vatana büyük bir hizmet yapmı¸ . s s s ˘ sıkıntı çıkar . bölücülük yaptıklarını hâlâ itiraf s s edemiyorlar mı? Cesaretlerini toplayıp. tartaklanmaya. satılıyor . . ulusalcılar. menfaat için insanın kendini tehditlere. Hakikat Severlik mi? da çok zor bir i¸ tabii. insanlar sokaga dökülür. . yanıldıgını. vurulmaya maruz bırakmasının. ölüm riskine. Bu i¸ yapılacak mı. kı¸ kırıp s s kı¸ kırtmakla –‘vatan ku¸ atılmı¸ .

bu yolu deneyelim. dü¸ ünmeye çalı¸ anları da vatan haini diye kas s s nunla ve hedef göstermekle susturarak. oradakilerin hepsini öldürmek s mi iyi? Bu didi¸ menin siyasi. agalık ˘ s s ˘ ve a¸ iret düzenini ıslah etmek vb. Hakikat Severlik mi? bugünkü Türkiye’yi bu günahtan temizlemek istediklerini. böyle bir i¸ için her biri˘ s miz. Oraya okul. psikolojik. ekonomik. akıllarına hiç getirmiyorlar mı? Neden dostun acı söyledigi hatırlanmıyor? ˘ ˘ Bazı arkada¸ ların seni över. hamaset ve inata esir olarak. götürüs leriyle getirisi arasında –vatana. neden ölüyor o çocuklar? Bu sart mı? Sart oldugunu ¸ ¸ ˘ savunanlar. vatanı.68 Güneydogu’da kangren olmu¸ ve Türkiye’yi de kangren eden. askerî ˘ s müdahalelerle hallolmayan ve tarihte iki düzine kadar ayaklanmayla azdıgı söylenen bir yara var. ama duyurulamı˘ s yor ki? Gerçekten. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. özel bir ön cephe birligine. seyler yapmakla. vatanda¸ a ili¸ kin götürüleriyle getirisi. varlıgımızın mesela üçte birini. sehitler için infial ¸ duyulmadıgı yolunda ele¸ tiriler yapıldı. Duyuluyor. ordakilerin insan s ¸ gibi ya¸ amalarını saglamakla. herkesin önünde s hücuma. [41] 179 . bunun için geç s ˘ degilse ve para lazımsa. baskıyla. ‘bölünmez bütünlük’le sıkı¸ tırıp çatlatma ve çürütme s yoluna mı gidiliyor? Hrant Dink cinayetinden sonra. taarruza gönderin! Veya Einstein’ın. ba¸ ka s çözüm dü¸ ünmeyerek.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Peki bu çözüm de mümkün degilse. övenlerdense uzak dur. güvenilir ki¸ ilerden olu¸ turulacak ˘ s s seffaf bir komisyona verelim. s s melanetiyle hayrı arasında– bir muhasebe yapılıyor mu? Yoksa. mecburen askere ˘ gittigi bir yerde bunu savunanlar. ahlaki vs. ne ¸ ˘ yapacagız? Bu sava¸ ı sonsuza kadar sürdürmek mi iyi? Tekrar tekrar ˘ s isyanlar çıkması mı iyi? Ba¸ arılabilse bile. hele insanların kendi iradeleriyle degil. i¸ . kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben söyledigi su sözlere: ˘ ¸ 68 Talmud’dan aktaran Tolstoy. Tolstoy’un Anna Karenina’da Fransız ˘ yazar Alphonse Karr’dan alıntıladıgı su sözlere uymalılar: ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. a¸ götürmek. mesele hallolabilecekse. hastane. seni suçlas s yanlara yakın ol. digerleriyse ele¸ tirip suçlar.

vatanseverlik ve ba¸ ka -lik. yozla¸ ma ve baskı arttıkça. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli. dürüstçe.Sonsöz: Vatanseverlik mi. baskıcının tarafına geçip. (Türklük. Baskıyla insanlar s yozla¸ ıyor. Hakikat Severlik mi? Bence. sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu. hakikat dı¸ ı vaziyetle tarumar olmak çıldırtıcı s s degil mi? Bu halimiz. sogukkanlı bir sekilde. vicdanlarının ve haysiyetlerinin s s sesini susturabilmek için. Müslümanlık. etmeye bileniyorlar. Ayrıca. s. s Kıbrıs. Amerikalılık. bu yozla¸ maların hesabının sorulmaması. kendi içlerindeki günaha dı¸ arıda keçi arayarak. 108. En azından. beyninde elektro-kimyasal bir degi¸ im ya¸ ayıp. bilimsel bir yakla¸ ımla. Kürt (veya PKK) vb. o-onlar seklinde parçalayan ¸ 180 . niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. mafya ˘ vs. bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine. deprem. meseleler. latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. hakimiyet kazanmasıyla. ama “günah”ı s unutmadan. onu kurban ediyor. küresel ısınmayla da kıyamet kapıdayken. Ermeni. ıslah s s edilmemesi ve me¸ ruiyet. bilinç sahibi ˘ s s oldu ve kendi kendisinin farkına vardı. Veya bir ba¸ ka deyi¸ le: Sadece tuhaf kimyasal bis s le¸ imli bir bitkiyi yiyerek ya da bir travma geçirerek ya da belli bir s süre ritmik tam-tam sesleri duyarak ya da belki ailesinden fazla sevgi görerek. kimseyi vatan haini diye s s hedef tahtasına çevirmeden tartı¸ ılmıyor? s Deprem bir yana. hayatını ben-biz. bir ˘ ¸ matematik problemi çözer gibi. Susurluk. -lıklarla) üzerine bindigi küreyi ısıtan s ˘ ˙ insanlıgın genel halinden ne kadar farklı acaba? Insanlıgın su halinden: ˘ ˘ ¸ Bilgi agacının yasak elmasını yiyerek kendi çıplaklıgını farketti ve ˘ ˘ cennetten kovuldu.] s Baskı ve sıkı¸ tırmayla çatlatma ve çürütme. Bedeni ve dürtüleriyle hâlâ kısmen hayvan kalsa da. bir gazetede veya dergide bir platform olu¸ turulmuyor ve AB. kı¸ kırıp kı¸ kırtmadan. hâlâ tüm bu akıl ve vicdan dı¸ ı. türü– yozla¸ malarla. Hıristiyan˘ lık. daha yukarıda özetledigim –cinayet. bir ba¸ ka yoldan daha s s yürüyor. s Bütün bunlar neden umursanmıyor? Neden.

Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? yeni bilinciyle hayvanlar aleminden kovuldu ve sahip oldugu o yeni ˘ bilince ragmen kendini bilemedigi için, o bilinçle cami avlusuna bıra˘ ˘ kılmı¸ durumda kaldı. Epey zamandır da, kendisini vareden kaynakla s göbek bagını bulma, kayıp cennete geri dönme ve kendini bilme ihtiyacı ˘ içinde –biberon diye minareyi, çanı, vatanı, bayrak diregini, bir önderin ˘ büstünü, sag ya da sol yumrugunu veya bir ba¸ ka putu agzına tıkıp– o ˘ ˘ s ˘ camiyi, kiliseyi, havrayı, futbol takımını, ideolojiyi, önderi, devleti, halkı, bayragı veya vatanı putla¸ tırarak, umutsuzca bunlara tapıyor. O bilinç sa˘ s yesinde ayrı¸ an iyi-kötü, biz-onlar ikileminde iyinin, “biz”in yanında yer s aldıgı, kendisini vareden kaynaga baglandıgı ve kayıp cennetin kapısını ˘ ˘ ˘ ˘ buldugu yolunda kendini ve ba¸ kalarını kandırmaya çalı¸ ıyor, ama as˘ s s lında tüm bunlardan uzakla¸ makta, doyumsuz nefsini geni¸ letme çabası s s içinde, kudret pe¸ inde ko¸ makta, nefsinin, hatta kollektif bir Nefs’in ve s s kudretin kölesi olmakta, hayvani yanının emirlerine boyun egip sürüye ˘ katılmakta ve hayvani bir güç ve haz tatmininin sonu gelmez arayı¸ ı s içinde, arsız bir menfaat, sahiplenme ve lüks i¸ tahının doymak bilmez s fukaralıgı içinde, tüm bu melanet ve irrasyonellik içinde tarumar olup, ˘ tarumar etmektedir. Halbuki, asıl vatanı hakikattir ve o da içinde bir yerlerde olmalı. Acar Burak Bengi 13 Mart 2007

181

Kaynaklar
[1] L. Tolstoy, The Kingdom of God and Peace Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1942. 3 [2] L. Tolstoy, On Civil Disobedience and Non-Violence, çev. Aylmer Maude, Signet, 1967. 3 ˙ [3] Tolstoy’s Letters, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1978. 3 ˙ [4] Tolstoy’s Diaries, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1985. 3 [5] Acar Burak Bengi, Sansürlenen Tolstoy (Tolstoy’un Din Ele¸tirisi ve s s ¸ Türkiye’de Karanlı˘ ın Gücü), Yoku¸ Yayınları, 2007. Su adresten ücg retsiz indirebilirsiniz: http://yokus.yolasite.com/ 3, 8, 24, 32, 42, 177 [6] D. S. Mirsky, A History of Russian Literature, 1927. Alıntıyı yapan Henry Gifford (Leo Tolstoy, A Critical Anthology, Penguin, 1971). 8, 10 [7] L., Tolstoy, What is Art?, çev. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky, Penguin, 1995. 9 [8] L., Tolstoy, Recollections and Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1937. 13

182

Kaynaklar [9] L., Tolstoy, Tales of Army Life, çev. Louise ve Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1963. 16, 17, 21 [10] R. F. Christian, Tolstoy, A Critical Introduction, Cambridge University Press, 1969. 17 [11] Mektubun bu bölümü, R. F. Christian’ın derlemesi dı¸ ında, David s McDuff’ın, The Sebastopol Sketches (Penguin, 1986) çevirisine yazdıgı ˘ önsözde de alıntılanıyor; her ikisinden kombine çeviri yaptım. 18 [12] L. Tolstoy, The Sebastopol Sketches, çev. David McDuff, Penguin, 1986. 18, 19 [13] V. Shklovsky, Lev Tolstoy, çev. Olga Shartse, Progress Publishers, Moscow, 1978. 18 [14] Susan Layton, Russian Literature and Empire (Conquest of the Caucasus from Pushkin to Tolstoy), Cambridge University Press, 1994. 19, 44 [15] L. Tolstoy, What Then Must We Do?, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1934. 46 [16] Alıntıyı yapan Aylmer Maude, Tales of Army Life’ın önsözünde. 22 [17] L. Tolstoy, A Confession and Other Religious Writings, çev. Jane Kentish, Penguin, 1987. 22 [18] F. M. Dostoyevski, Bir Yazarın Günlü˘ ü, çev. Kayhan Yükseler, YKY, g 2001. 24, 36, 37, 42 [19] L. Tolstoy, Anna Karenina, çev. Ergin Altay, Ergin Altay, ed. Orhan ˙ s Pamuk, Ileti¸ im, 7. baskı, 2006. 29, 30, 31 [20] E. J. Simmons, Leo Tolstoy, Vintage, 1960. 47

183

To the Finland Station (A Study in the Writing and Acting of History). 2002. Farrar. Moscow. ama 1. Tolstoy. 367. A Biography. Tolstoy. (II) çev. Wilson. Prague. Na chuzhoi storone. 87-8 (çe¸ itli baskıları var). Grant Richards. M. s ˘ onun için de. ed. 2000. OUP. s. belgeyi alabilecegim belirtildi. The Brothers Karamazov: (I) çev. cilt 1. ve David Magarshack çevirisi (Signet. “On Life”. MacAndrew. Matlaw. Penguin. Vospominaniya o Vladimire Il’iche Lenine. Ballantine Books. Richard Pevear ile Larissa Volokhonsky’nin ödüllü yeni çevirisi (Penguin. bu s paragrafta aktardıgım. Aylmer Maude. (III) çev. 298-9. Norton & Company. ‘Moe znakomstvo s Leninym’. Oxford University Press. Adrew R. 1995). 39 [22] Bu ve Anna Karenina’dan yapacagım sonraki alıntı ve özetlerin ˘ ˙ kaynagı su üç Ingilizce çeviridir: George Gibian’ın revize ettigi. çev. Aylmer Maude. 40 [24] L. 47 [26] Robert Service. çev. 2003. Constance Garnett. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky. 41 [25] Edmund Wilson. 1989-91. N. s. 311-2. 177-8. Ralph E. Service. 2003. The Belknap Press of Harvard University Press. s. 238-9. s. Dostoevsky. 1989. s. ve 3. 2002). 316-7. 219-20. s. Lenin. Tolstoy. Bantam Classics. ˘ ¸ ˘ Aylmer Maude çevirisi (Norton & Company. 1903. Bu kaynaga ˘ dikkatimi çeken: A. s. 24. 1976. 1961. Vodovozov. s. Essays and Letters. online ödeme yapamamak gibi bir zorluk ortaya çıktı): (I) V. çev. David McDuff. 2005). Ignat Avsey. 26 [23] L. Lenin’e ili¸ kin bilgilerin kaynaklarını veriyor ˘ s (Rusya Milli Kütüphanesi’nden ısmarladım.Kaynaklar [21] F. (II) Maria Ilinichna Ul’yanova. 184 . Straus and Giroux. On Life and Essays On Religion. (IV) çev. 1998. cilt 12. s. belgeleri sipari¸ im sonuçsuz kaldı ve sadece 2. (The World’s Classics). 1925. 1959. Doubleday Anchor. 1953.

Wings Books.Kaynaklar 208. Visva-Bharati. Bartolf bildiri metnini su kaynaktan almı¸ : Rolland ¸ s and Tagore. Derek Coltman. 48 [28] Aylmer Maude. 164. 31. Quaker Council For European Affairs. I. cilt 55. oradan çevirdim. Z. Alex Aronson ve Krishna Kripalani. Wilson. Ahmes dabad 1969. OUP. Ideas and Opinions. 50. Tolstoy Remembered. s. N. 2005. McGraw-Hill. “The Disarmament Conference of 1932”. 54. 51 [30] Bildiriyi internette. çev. Einstein. European Bureau For Conscientious Objection. Eylül 1945. 52 [32] A. Calcutta. Amnesty International ve Wikipedia gibi internet siteleridir. Dominik Pamir. oras dan özetledim. Kaos s s Yayınları. Elif Çakmak. Christian Bartolf’un “Tolstoy’s Legacy For Mankind: A Manifesto For Nonviolence” ba¸ lıklı yazısında bulup. 1954. 192. Bartolf bildiri metnini su kay¸ naktan almı¸ : The Collected Works of Mahatma Gandi. Polnoe sobranie sochinenii V. Ballantine Books. 1977. (III) V. 20-24. 1999. Lenina. 414. 2. 1958-65. I. 58 [29] L. 52 [31] “Anti-Conscription Manifesto” ba¸ lıklı bildiriyi Christian Bartolf’un s yazısında bulup. yeni g ˙ g bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık). çev. çev. cilt. Einstein. Fr. Sonja Bargmann. 53. 54 [34] Bu paragraftaki bigilerin kaynakları. 56 [35] Tatyana Tolstoy. (iki cilt birarada) 1987. Fikirler ve Tercihler. The Life of Tolstoy. 47 [27] A. ed. 180 [33] A. Arion Yayınevi. Lenin. Tolstoy. s. 59 185 . 50. Tolstoy. 1989. Moscow. çev. s. 49. Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din de˘ il. 55.

çev. Peter Sekirin. 164 [39] Ambrose Bierce. 1911. Omega Yayın¸ g ları. 164 [45] G. I¸ Bankası.Kaynaklar [36] A. The Devil’s Disciple. Nuremberg Diary. Perde. (1904-1910). Aphorismen zur Lebensweisheit. 59 [37] Gustave Gilbert. çev. Journals. 164. W. Straus and Company. Talks With Tolstoy. 1998. 1947. 164 [44] G. Shaw. 163 [38] James Boswell. Goldenweiser. 1824. The Devil’s Dictionary. S. 179 [42] R. 175 186 . The Life of Samuel Johnson. Ya¸ am Bilgeligi Üzerine Aforizmalar. A Calendar of Wisdom. 1969. 2006) adlı kitabın üçüncü bölümünde de bulunabilir. çev. 164 [43] A. Cemal Atila. 2005 164 [41] L. Hodder and Stoughton. Tolstoy. Schopenhauer. Shewing-Up of Blanco Posnet (1911) “Limits to Toleration”. Emerson. B. 164 [40] Ambrose Bierce. 1901. New York: Farrar. Part I. Koteliansky ve Virginia Woolf. The Rejected Statement. B. B. Seytanın Sözlü˘ ü.. (Muss ˘ ˙s tafa Tüzel. Shaw. 1791. S. der. 3. internette bulup ˙ Ingilizceden çevirdim. Horizon Press.

Ergin. 105. 114. 79 Christian. 25 Bierce. Henri. 172. 70 Boulanger. 29–31 Amnesty International. 164 ¸ g Birle¸ mi¸ Milletler. 94. 25 Ayastefanos Antla¸ ması. VII. Deutschland über alles. 167–169. 165. 22 Atatürk(çülük). 131 Concordat. 179 Divide et impera.Dizin A Aksakov. 52 Buda. 69. 25 s B Barbusse. 131 ˙ Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. F. 55. 177. 56 Avusturya-Macaristan. 67 D De Vogue. 77 Déroulède. 115 Buber.. 56 Avrupa Konseyi. 139 Budizm. 52 Bartolf. 185 Arnold. 152 Altay. 98. 104 Seytanın Sözlü˘ ü. 99 Dink.. 86 Deutschland. 56 s s Bismarck. 185 “Anti-Conscription Manifesto”. 175. 3. Martin. 105 187 . R. 48. Matthew. 6 Burbonlar. Hrant. 83. Christian. 185 Berlin Kongresi. Ambrose C Charles. 113. 17 Cleveland. 25 Aleksandr. 55. 172 Attila.

25. 73 s Marseillaise. 164 J Johnson. 141 s 188 . 91 Kozmopolitizm. 6. 149. 42–44. 48. Samuel. le (Fransız milli mar¸ ı). 44 Lenin. 24. 176. 48. 150 Lao-Tsu. 136 Fransız Devrimi. 34. Susan. 78 Layton. 24. 164 Johnson. 44–46. 23. 139 Konstantinople.Dizin Dostoyevski. 184 Leuchtenberg Dükü. 35–38. 52–56. 163 L Lahey Konferansı. 23. 51. 10. 24. 49 Konfiçyüs. 42. 42–44 Duhamel. 24. 134 H Heine. 34–40. 176 Tolstoy Ele¸ tirisi. 82 Kilkov. 139 Lavisse. 33 Katkov. 49. 6. 50. 131. 54 G Gandi. 152 Goldenweizer. 164 Güney Afrika Sava¸ ı. 179 Emerson. 26. Hermann. Georges. Alphonse. 164. 135 Krasinski. 47. 39 s Türkiye’de sansürlenmesi. 9. 164 Eski Ahit. 72. 138 Einstein. g 26. Boris. 51. 105 M Malevanizm. 126 Kürt. s 35–38. 22–24. 26. 98 Louis-Philippe. 19. 138. 176 Karamazov Karde¸ler. 52. 52 Dukhoborlar. 185 F Farisi. 49 E Edison. 120 European Bureau For Conscientious Objection. 26. 98. 177 Bir Yazarın Günlü˘ ü. 59 Göring. 57 Godunov. 122 K Karr.

(¸ klovski). 67. 73. 48 Sukhotina-Tolstaya. 58 s Russell. 51. 49. S. 47 Severniy Vestnik. 177 Shklovsky. 152 Q Quaker Council For European Affairs. G. 71. 124 Mikail. 51. 95 Service. 64 O Osmanlı-Rus sava¸ ı (93 Harbi). 52 “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi”. s 23. 21 Panislavizm. 138 s Milletler Cemiyeti. 58. 41 Tolstoy aforoz edilmesi. 9. 25. 134 Mickiewicz. 59 Posrednik. Cecil. 49 P Panayev. 127 Port Arthur. 156 T Tagore. 46 Pugaçev. 21 ˘ Salisbury. D. 48 A˘ aç Kesme. Aleksandra. Aylmer. 14 g “Agustos’ta Sivastopol”. 56. 63. 52 s Tanrı Çarı Korusun (Rus milli mar¸ ı). Romain. 70. 164. 175. 105 Nazizm. 88. 164 Selskiy Vestnik. 89. 98. Robert. 58. 48. 10 S Sikorskiy.. 17. 33. 56 Tolstaya. 124 Shaw. 74 Sisifus. 7 Prokofi. 51. 58 Rolland. 23.. 89. B. 62. 78. Mehmet. Ba¸ melek. 52 189 . 185 R Rhodes. Bertrand. 44 Pobedonostsev. Tatyana (büyük kızı). 52 Mirsky. 6 Stalin. 131 Schopenhauer. 123 Tarhan.Dizin Maude. ˘ ˘ 51 Rus-Japon sava¸ ı. 168 Novoye Vremya. 8 S N Napolyon. 3. V. 97 Proudhon.

s 141. 23. 44. 14 Kazaklar. 14. 46. 3 reformcu. 20 aristokrat. 41 ˙ Itiraflar. 124 Transvaal (Güney Afrika) Sava¸ ı. 42 Sivastopol Skeçleri. 20. 101. Sergey (ortanca abisi). 49 s egitimci. 50 Türkçe çevirisi. 157 Tolstoy Sendromu. 150 Turgenyev. 44 Kırım Sava¸ ı. 23 Çarlık Rusyası’nda sansürlenmesi. 14 Delikanlılık. 14 Dirili¸. 35. 7 Sanat Nedir?. 59 Baskın. 14. 48. 23–27. s s 26. 134. 23. 35–37. 14. 23 Türk. 14 Tolstoy. 40 ˙ “Ilk Adım”. 54–57 W Wells. 47 Çocukların Bilgeli˘ i. 14 Tolstoy. Nikolay (babası). 6 reformcu-sanatçı. 8. 18. 7. 17. 23–25. 22–24. 49. 42. 89 “Sevgi Yasası ve Siddet Ya¸ sası”. 17. 22. Nikolay (büyük abisi). H. 29. 14–17. 46 Polnoe Sobranie Soçineniy. 17. 18. G. 40 Kar Fırtınası. 6 ˘ Gençlik.. 10 g Çocukluk. 14. 52 190 . 178 Türk-Slav. 21 “Müslüman Tolstoy” aldatmacası. 10 s Tolstoy. 14 Hayat Üzerine. 52 V Vicdani red. 177 Öyleyse Ne Yapmalıyız?. 44 U Unamuno. 50 “tuhafla¸ tırma”. 21. 46. 92–94. 9. 149. 50. 34.Dizin Anna Karenina. 47 “Mayıs’ta Sivastopol”. 38. 29–32 “Aralık’ta Sivastopol”. 26– 38. 43. 17. 8. 10. 20 s kıtlık faaliyetleri. 8 Sava¸ ve Barı¸. 51. 132 Türk-Ermeni. 35. 9. 20 Towianski. 18 Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdeg ˙ dir. 32. 22. 82. 145. 7. 37.

110. 120. 152 Yeni Ahit. 37. 124 Zola. 60 Yekaterina. Kayhan. 7. 77 Zorunlu askerlik. 17.Dizin Wilhelm. Tatyana Aleksandrovna. 51–56 “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri”. 147 Y Yasnaya Polyana. 40. 139. 38. 8. 35 Yükseler. 34. 82. s 52 191 . 13. 136. 113. 42 Yergolskaya. 82. 42 Z Zdziechowski. 36. 14. 157 ˙ Isa. 138.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->