VATANSEVERL˙GE KARSI I˘ ¸

Lev Nikolayeviç Tolstoy
Çev. ve ed. Acar Burak Bengi

Özgür yazılım LYX ile hazırlanmı¸tır. s Ticari amaç dı¸ında ve hiçbir de˘ i¸iklik yapmaksızın özgürce kullanılabilir. s gs acarbura@gmail.com

˙ Yoku¸ Yayınları, Istanbul, 2007 s

˙çindekiler I
Çeviri Hakkında Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Hristiyanlık ve Vatanseverlik Elestirilere Cevap ¸ Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸ Vatanseverlik ve ˙ktidar I Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? Kaynaklar Dizin 3 6 61 124 130 140 163 182 187

2

Çeviri Hakkında
˙ Tolstoy’un bu kitaptaki makalelerini, Aylmer Maude’un Ingilizce baskılarından (“Christianity and Patriotism” [1]; “A Reply to Criticisms” [2]; “Patriotism, or Peace?” [2]; “Patriotism and Government” [1]) Türkçeye çevirdim. Aylmer Maude, Tolstoy’u sahsen tanımı¸ , Oxford Üniversitesi ¸ s için Tolstoy biyografisi yazıp, ondokuz cilt Tolstoy çevirmi¸ ve çevirileri s (mektupla¸ malarında) Tolstoy’un onayını almı¸ biridir. Maude baskılarıs s nın tüm bu güvenilirligine ragmen, Rusça çevirmeni Koray Karasulu, ˘ ˘ ˙ ricam üzerine, benim Ingilizceden yaptıgım çeviriyi, en yetkin Rusça ˘ baskıyla, 90 ciltlik Polnoe Sobranie Soçineniy ile kar¸ ıla¸ tırarak kontrol s s etti. Yalnız, Karasulu’nun tüm düzeltilerine baglı kalmadım, bunlarda ˘ ve tabii tüm çeviride sorumluluk süphesiz bana ait. ¸ ˙ Önsöz, Sonsöz ve dipnotlardaki tüm çeviriler de bana aittir ve Ingilizceden yapılmı¸ tır, bana ait olmayan çevirileri metin içinde gösterdim. Bir s sey belirtmedigimde, Tolstoy’un mektup ve günlüklerinden yaptıgım ¸ ˘ ˘ ˙ çevirilerin kaynagı R. F. Christian’ın iki¸ er ciltlik Ingilizce derlemeleridir ˘ s [3, 4]. Christian’ın günlük derlemesinin kısaltılmı¸ , sansürlü ve bozuk bir s ˙ Türkçe çevirisi var: Ibrahim Kapaklıkaya’nın Günlükler’i (Anka Yayınları, 2005). [5, s. 90] Bazı kelimelerin (“pantalon” yerine “pantolon”, “yekûn” yerine “yekün”, “bagırsak” yerine “barsak”, “agabey” yerine “abi”, “ıstırap” yerine ˘ ˘ “ızdırap” gibi) sözlüge uymayan yazımları, benim bilinçli tercihlerimdir; ˘ “ıstırap” veya “agabey” gibi kelimeler Türkçede yoktur, sadece Türkçe ˘ sözlükte vardır. Kimsenin “ıstırap” veya “agabey” dedigini duymuyo˘ ˘

3

Veya “kâretmek” ˘ derken “â”yı uzun ve “k”yı ince. Dogru söyleyi¸ leri verebilmek için birçok s ˘ s kelimeyi hem inceltme hem de uzatma i¸ aretleriyle ve farklı sekillerde s ¸ donatmamız gerekirdi.Çeviri Hakkında rum. “tevazuu” ˘ ¸ gibi kullanımlar da Türkçeden dü¸ mü¸ tür. Bunlar Türkçede “ızdırap” ve “abi”ye evrilmi¸ tir. Veya “makul” derken “a”yı uzun ve “l”yi ince ya da “tarih” veya “mana” derken “a”ları uzun söylüyoruz. Türkiye’de sol kesimin veya bir bölümünün “vatanseverlik”e kötü. Aynı sekilde. bilinçlerden de bir an önce ka˘ ˘ zımak sart. Mesela “kâfir”de hem “k”yı ince. hiçbir vatan˘ severlik türünü iyi saymıyor Tolstoy ve ben de ba¸ lıkta ve kitap içinde s “vatanseverlik” kelimesini tercih ederken. ama bunlara atanmı¸ bir s i¸ aret (en azından bugün) yok. Hele “agabey” s ˘ kelimesini. “yurtseverlik”e iyi anlam yükledigini duydum. Tolstoy’un TürkErmeni meselesine ili¸ kin bir sözünün anlamını teyit eden. “Bilmem ne Kilisesi” dedigis s ˘ miz gibi. kanserojen bir bilinç genidir. Tolstoy Cemiyeti Ba¸ kanı Prof. “yurtseverlik” veya “vatanperverlik” ve hele “milliyetçilik/ulusalcılık”ı Tolstoy’un ele¸ tirilerinden s sakınmı¸ degilim. zira karde¸ ler arasında “aga-beylik” (ve süphesiz her tür ¸ s ˘ ¸ agalık). “camii”. “Bilmem ne Camisi” demeliyiz ve diyoruz. sadece dogru yazmak degil. ama “kâgıt”taysa sadece “k”yı ince söylüyoruz. ama “kârlı” derken sadece “k”yı ince söylüyoruz. Tolstoy’un kullandıgı ˘ ˘ kelime patriotism ve makalelerde de açıkça görülecegi üzere. Toronto s Üniversitesi’nin ünlü Tolstoy uzmanı. s 4 . hem de “a”yı s s uzun. Kakülleri (yani kâkülleri). “hala” ile “hâlâ” veya “askeri” ile “askerî” gibi kimi kelimelerin birbirine karı¸ masını önlemek dı¸ ında kullanmıs s yorum. kelimelerin nasıl okundugunu göstermek veya ˘ Türkçeyi okundugu gibi yazmak bakımlarından yetersizler ve çeli¸ kili ˘ s i¸ levler üstlenmi¸ ler. s ˘ Katkıları dolayısıyla: Çeviriyi Rusçasından kontrol eden Koray Karasulu’ya. çünkü kaküller.

Yasnaya Polyana müzesi Uluslararası Ili¸ kiler ofisinden Elena Petrova’ya.Çeviri Hakkında Donna Tussing Orwin’e. aynı yardımı yapmak dı¸ ında kapak fotografını s ˘ ˙ s da temin eden. ˘ s 5 . ve Fransız milli mar¸ ıyla bazı Fransızca bölümleri s çeviren Alper Altug’a müte¸ ekkirim.

ve “Biz” Kimiz? Tolstoy. sadece Sava¸ ve Barı¸’ı yazmadı. yüz yılı a¸ kın bir süre sonra ilk kez yayınlanıyor. s s Aslında reformcu Tolstoy. onunla yazı¸ arak bu ögretilerden etkilenmi¸ s ˘ s ve bunların Budizm ve Hinduizmdeki kaynaklarına ba¸ vurmu¸ tur. her türlü iktidarı lanetleyip. Bu dönemde yazdıkları. en ba¸ tan beri ˘ s vardır ve sanatçı Tolstoy’u hem tamamlayan. hatta Sava¸ ve Barı¸’tan önce sanatı tamamen bırakma kararı s s alıp. Çarlık Rusyası’nda yasaklanıp. kendini pedagojik çalı¸ malara vermesine. s Kiliseyi (her türlüsünü) aforoz eden ve sonra kilise tarafından aforoz edilen Tolstoy da. i¸ te bu reformcu ˘ s Tolstoy’dur. sadece son otuz yılda degil. Lenin tarafından “Rus devriminin aynası” diye nitelenen. ömrünün son ˘ otuz yılını adadıgı mücadelesi ve bu dönemde yazdıklarıyla. çiftligi Yasnaya s ˘ ˘ 6 . s s s s sadece dünyanın en büyük romancılarından biri degildir. mevcut egitim sistemlerini reddederek. ama bu aynada. belli degil” türünden yorumlar da yine reformcu Tolstoy’a ili¸ kin˘ s ˙ dir. bu amaçla Avrupa’yı s dola¸ masına. Türkiye’deyse. Batı’da çe¸ itli dillerde yayınlanmı¸ ve Rusya’da s s Rusça olarak da el altından okuyucuya ula¸ mı¸ tır. siddete dayalı bir ¸ devrimin hayır getirmeyecegini gösteren Tolstoy da. entes s resandır. s reformcu Tolstoy’u okuyup. Ve hangisi daha güçlü.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “Rusya’da iki büyük güç var: Tolstoy ve Çar. bir zihin ve ˘ vicdan reformcusudur da aynı zamanda. sava¸ ve barı¸ üzerine de yazdı. hem de onunla çatı¸ an bir s unsurdur. Pasif direni¸ ve sivil itaatsizlikle Ingiltere’yi dize getiren Gandi de.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Polyana’da köylü çocuklar için tamamen özgürlükçü bir egitim anlayı˘ sıyla okul açmasına, onlara ögretmenlik yapmasına ve egitim üzerine ¸ ˘ ˘ makaleler yazmasına yol açmı¸ tır. Bu çalı¸ malara tekrar tekrar dönecek s s ve daha ileride reformcu yanı hakimiyeti ele geçirdiginde de halk için ˘ egitici içerikli hikayeler yazacak, Posrednik (Aracı) yayınevini kurup ˘ ucuz ve degerli edebiyat yayınlayacaktır. ˘ Tolstoy’un bu reformcu-sanatçı ikiliginin kökeninde yatan seyse, ha˘ ¸ yatı, kendisine ba¸ rol yazılmı¸ bir senaryo gibi, hatta ba¸ rolünü kendi s s s yazıp oynadıgı bir senaryo gibi algılayan benlik ile aynı benligin bu ˘ ˘ algılamayı yadsıyan bilgisi arasındaki çeli¸ kiyi kuvetle ya¸ amasıydı. s s ˙ uyarınca benci, ikincisi uyarıncaysa özgeciydi. Ilki uyarınca pagan, ˙ Ilki ˙ ikincisi uyarıncaysa ahlakçıydı. Ilki uyarınca (evlenene kadar) kumar ve kadın dü¸ künü, ikincisi uyarıncaysa günlügünde daima ve sürekli s ˘ pi¸ mandı (ve ya¸ lılıgında cinsel perhizi vazetme a¸ ırılıgına gidecekti). s s ˘ s ˘ Kazaklar’da Olenin, ilki uyarınca tabiatla bütünle¸ ir, pagan Ero¸ ka ve s s Luka¸ ka’ya hayranlık duyar, ikincisi uyarıncaysa (daha ziyade umuts suzlugu yüzünden) ba¸ kaları için ya¸ amak ister, ama tüm benligine ˘ s s ˘ hayat enerjisi zerkeden pagan, tutkulu bir a¸ kın diriltmesiyle (tekrar ilki s uyarınca) o isteginin hakiki ve samimi olmadıgını, bir kaçı¸ oldugunu ˘ ˘ s ˘ anlar, yalnız ne var ki, kar¸ ılıksız a¸ kın diriltmesi de geçicidir. Sava¸ ve s s s ˘ Barı¸’ta, ilki uyarınca, güzel Sonya hiç bencil olmadıgı için defolu ve s köylü Karatayev benligini eritip hayat ve insanlıkla bütünle¸ tigi için ˘ s ˘ bilge bulunurlar. . . Ve Tolstoy ilki uyarınca kendini varetmeye yönelir, ama sonunda, yok olacagı gerçegiyle yüzle¸ ip, ikincisi uyarınca bir ya˘ ˘ s sama döner. Benliginin hiçlikte erimesiyle –ölümle– sonuçlanacak bu ¸ ˘ ba¸ rol yanılsamasından vazgeçip, içinde eriyecegi hiçlige kar¸ ı, içinde s ˘ ˘ s eriyecegi hakikatin pe¸ ine dü¸ er. Hayatı, bu hummalı arayı¸ ın ve elde ˘ s s s ettigi ipuçlarına göre ya¸ ama mücadelesinin dramıdır –sürekli a¸ agı ˘ s s ˘ yuvarlanacak bir kayayı sonsuza dek tekrar yoku¸ yukarı yuvarlamaya s mahkum Sisifus’unki, yani, insanlıgınki gibi. ˘

7

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Ömrünün son otuz yılında, çogu zaman resmî, kurumsal din ve va˘ tanseverlik (ulusalcılık, milliyetçilik) sekillerinde tezahür eden, hakikat ¸ yerine ikame edilen ve insanların, içinde eriyerek aslında nefslerini geni¸ letmek istedikleri, dolayısıyla insan ve toplum hayatını yönlendirip s tarumar eden, akla da vicdana da aykırı, temel bir irrasyonel elementle –kayayı a¸ agı yuvarlatan pagan tanrıyla, Nefs’le– sava¸ ır. Hem bu eles ˘ s menti besleyip manipüle eden, hem de bu element tarafından üretilen iktidar, devlet, ordu, kilise, ulema vb. gibi hükümran unsurları ve bunlara yanda¸ veya kar¸ ı her tür cebir failini kar¸ ısına alır. Tahrifat ve s s s hurafatını ayıklayıp tüm dinlerin ortak ve hakiki özüne, Tanrı’nın içi˙ ˘ ˘ mizdeki krallı˘ ına dönmeyi, Isa’nın “Dag’daki Vaaz”ı uyarınca “kötülüge g cebirle direnmeme”yi, “dü¸ manını sevme”yi, vicdani reddi, sivil itaats sizligi ve almaya degil vermeye dayalı bir hayat tarzınıysa, kurtulu¸ un ˘ ˘ s yegane güzergahı olarak savunur. O irrasyonel elementin temel tezahürlerinden birine, yani resmî, kurumsal dine ili¸ kin Tolstoy ele¸ tirilerinin bir özetini daha önce vermi¸ tim s s s [5]. Bu derlemeyse, Tolstoy’un vatanseverlik üzerine ele¸ tirilerini bis raraya getiriyor, yani o irrasyonel elementin diger tezahürüne ili¸ kin ˘ s ele¸ tirilerini. Bugün ya¸ asa, o irrasyonel elementin üçüncü ve irrasyonels s ligi en çıplak sekilde gösteren tezahürünü de incelerdi, futbolu! ˘ ¸ D. S. Mirsky, vaiz Tolstoy öncesinde, sanatçı Tolstoy’da da bulunan bu çıplaklı˘ ı i¸aret etme huyunu, sanatına atfen, hakikati etiket ve teamülg s lerden ayıklamak seklinde tanımlıyor [6]. Böylesi bir hakikat arayı¸ ı ¸ s bugün Tolstoy’la öyle özde¸ le¸ mi¸ tir ki, Sanat Nedir?’de formüle ettigi s s s ˘ te¸ hisi, internette rastladıgım üzere, Tolstoy Sendromu diye ve “Olanca s ˘ delile ragmen hakikati görmezden gelme seklinde bir insan davranı¸ ı” ˘ ¸ s açıklamasıyla kavramsalla¸ tırılmı¸ tır: s s
˘ ˘ Sunu biliyorum ki, insanların çogu, sadece zeki sayılanlar degil, ger¸ çekten zeki olanlar, en karma¸ ık bilimsel, matematiksel ve felsefi s ˘ çözümlemeleri anlayabilenler, eger herhangi bir konuda, kimi zaman büyük çabayla olu¸ turdukları bir yargının, gurur duydukları bir s

8

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz?
˘ yargının, ba¸ kalarına ögrettikleri, üzerine tüm hayatlarını temellens ˘ dirdikleri bu yargının yanlı¸ olabilecegini itirafa zorlayan türdense, en s basit ve bariz bir hakikati çok nadiren anlayabilirler. [7]

Çok sonraları, en karma¸ ık çözümlemelerle ba¸ ı ho¸ en zeki insanlara s s s dair, muhakkak engin tecrübeleri olan ve Tolstoy gibi vatanseverlikle militarizme kar¸ ı duran Einstein, benzer bir te¸ hisi su formülle basitle¸ s s ¸ s tirip me¸ hur edecektir: “Bir önyargıyı yıkmak, atomu parçalamaktan s zordur.” Tolstoy Sendromu’nun te¸ hisine de yol açan ve Tolstoy’un sanatına s en ba¸ ından beri egemen olan bu özellige, hakikati gösterme yöntes ˘ mine, Sovyet edebiyat ele¸ tirmeni Viktor Sklovski “tuhafla¸ tırma” adını s ¸ s veriyor. Tolstoy bugün ya¸ asaydı, bu yöntem uyarınca mesela futbolu söyle s ¸ gözler önüne sererdi: Çelik çomak veya uzun e¸ ek gibi bir oyunken ve s rakiplerin tek farkı üzerlerindeki elbiselerin renkleriyken ve bizzat oyuncular da sürekli o renkleri degi¸ tirip rakip takımlara transfer olurken, ˘ s oyun dı¸ ındakilerin, o renklere ve o renkleri kullanan ticari müesseselere s “biz” veya “bizim takım” diye tapması ve sonuçta oyunun, kazanmak ugrunda her¸ eyi mübah sayan bir sava¸ a dönü¸ erek ahlak erozyonuna, ˘ s s s bilinç garabetine yol açması, oyun dı¸ ındaki insanların birbirini budas ması, bu tuhaf hadiseyi hayatlarının en önemli meselelerinden biri haline getirmesi, bu ugurda devasa miktarlarda para ve emegin harcanması, ˘ ˘ dünyanın en önemli meselesiymi¸ gibi medyada programların, açık s oturumların yapılıp tartı¸ ılması vs. s Aynı yöntemle mesela özel otomobili de söyle tanımlardı Tolstoy: ¸ Hayat kalitesini yükseltme, ula¸ ımı kolayla¸ tırma ve rahatlatma i¸ les s s viyle ortaya çıkıp, pek tabii tam tersine, ula¸ ımı imkansız hale, hatta s i¸ kence haline getiren, yarattıgı bu imkansızlık ve i¸ kence ke¸ meke¸ i s ˘ s s s içinde insanları canavarla¸ tıran, hem dünya kaynaklarını hem de iktisadi s birikimleri berhava eden, ya¸ am alanlarını teneke, plastik, egzoz, asfalt, s

9

bir vaiz olmadan önce. küresel ısınmaya hatırı sayılır katkılarıyla dünyayı. ama aslında Sklovski’nin bu yakı¸ tırması ˘ s ¸ s tuhafla¸ tırma. Çocuk: Ne bayramı? 10 . aynen “kral çıplak” diyen çocugunki s ˘ gibi. ilk eserlerinde de bulunan bu özelligine “tuhafla¸ tırma” diyor. Bu ˘ s g çalı¸ mada. çocukça sorular sorma özelliginden. olaganüstü gerçeklik hissini de yine büyük oranda. Ilk üç konu¸ ma “Din”. tuhafla¸ tırma degil. çünkü Tolstoy’unki. s ˘ ˘ s Tolstoy. hayatına tecavüz eden ˘ ˘ bu avantajlar yüzünden kanun koyucuların takdirini fazlasıyla kazanan teneke ve plastik karı¸ ımı sey. kaza cehennemine çeviren. bu avantajları daha da arttırmak için satıcıların sürekli ye˘ nisini piyasaya çıkardıgı ve herkesin özgürlügüne. etiketlerle teamülleri ayıklayıp dünyayı “yaradılı¸ güs nünde Adem’e göründügü gibi” [6] gösterme ugra¸ ından. sanatçılıgının ayırıcı bir niteligini ve gücünü. hayatı yok eden ve cennetin tam aksine cehennem tasvirine uygun tüm bu avantajları yüzünden insanların sürekli yenisini almak için ya¸ ayıp köle gibi s emek harcadıgı. ve biz de kiliseye gidecegiz. Tolstoy’un bir re¸ s s formcu. yarattıgı o me¸ ˘ ˘ ˘ s hur. yani o irrasyonel elementin iki asli tezahürü üzerinedir: Çocuk: Dadı bugün niçin giyinip ku¸ andı. solumayı imkansızla¸ tırıp insanları s zehirleyen. tuhaflıgı te¸ hir etme. “her¸ eyi ilk ˘ s kez görüyormu¸ casına yazma”sından. kimilerince ˘ ˘ s Einstein dehasının da temel bir unsuru sayılan. ve “Biz” Kimiz? gürültü. çe¸ itli ba¸ lıklar altında çocukları ve kimi zaman da çocuks s s ˙ larla büyükleri konu¸ turur Tolstoy. bu türden bir bakı¸ açısı ve yakla¸ ıma. Yayınlanmı¸ ilk eseri (diger çogu ˘ s ˘ ˘ gibi kısmen otobiyografik) Çocukluk. bitirmeden ve revize s etmeden bıraktıgı son çalı¸ masının adı da Çocukların Bilgeli˘ i’dir. hakikati göstermedir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “her¸ eyi varolu¸ prensibi içinde s s s görme”sinden. “Sava¸ ” ve s s s “Anavatan: Devlet” üzerine. bir çocugun gözleriyle bakar hayata ˘ ve 1910’da. s ¸ Sklovski. saf çocuk gözleriyle bakıp ko¸ ullandırılmamı¸ çocuk bi˘ s s linciyle sorgulama yeteneginden alır. ömrünün son birkaç ayında ba¸ layıp. benim üzerime de bu s ˘ yeni gömlegi geçirdi? ˘ ˘ Anne: Bugün bayram oldugu için.

Çocuk: “Miraç” ne demek? ˘ ˘ Anne: Efendimiz ˙sa Mesih göge agdı.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Çocuk: Ayinden sonra çikolata yiyecek miyiz? • Karlhen Smit [9 ya¸ ında]: Prusyamız. (Kendi kendine. çıkıyoruz. I ˘ Çocuk: “Agdı” ne demek? Anne: Yükseldi. Rusların bizden toprak al¸ s masına izin vermeyecek! ˘ Petya Orlov [10 ya¸ ında]: Biz de diyoruz ki. Orada yıldızlardan ba¸ ka bir sey yok. Çocuk: Ama hakiki iman ne? Anne: Bizim imanımız. “Biz”. atkını da tak. yıldızs s ¸ ˘ ların ötesinde yine yıldızlar var ve gök dedigimiz seyin de sonu yok. 11 . ve “Biz” Kimiz? Anne: Miraç. Çocuk: Nasıl yükseldi? Kanatlanarak mı? ˘ ˘ Anne: Hayır. babana söyle. (Yüksek sesle. anlamazsın. ¸ ˘ ˘ Çocuk: Ama neyin aptalca olup. gök aslında sadece bo¸ luk. çünkü o s Tanrı ve Tanrı her¸ eyi yapabilir. demek. ¸ Öyleyse o nereye gitti? Anne (gülerek): Her¸ eyi anlayamaz insan. demek. Aptalca olan hiçbir seye inanmamalısın. önce biz fethettigimize s göre toprak bize ait. ülkemizin halkı demek. aptalca seylere ¸ ˘ inanmamam gerektigini sen kendin söyledin! ˘ Anne: Çok dogru. s ˘ Çocuk: Ama nereye gitti? Babamın bana söyledigine göre. ˘ Çocuk: Ama tuz saçıldı diye biri ölecek dedigimde. Ma¸ a Orlova [8 ya¸ ında]: “Biz” kimiz? s s Petya: Sen daha çocuksun. s I Çocuk: Neye imanı? ˘ ˘ Anne: Diger insanların söyledigine. ˙manı olmalı. neyin olmadıgını nasıl bilecegim? Anne: Hakiki imana inanmalısın.) Galiba saçmalıyorum. kanatlanarak degil.) Git. Bayagı yükseldi i¸ te.

Gazetelerde bir ¸ ˘ seyler okudum. ama bu oyun ˘ degil. Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Karlhen: E çünkü. ho¸ ça kal! Tanrı bir daha görü¸ memize izin verecek mi acaba? s s ˘ Mi¸ a [efendisinin küçük oglu]: Gerçekten gidiyor musun? s Gavrila: Tabii! Sava¸ var ve ben de yedekteyim. hepsi gibi. ¸ • ˘ Gavrila [u¸ ak ve asker yedegi]: Evet. ve “Biz” Kimiz? Karlhen: Her yerde böyledir. her insan kendi anavatanını sever. sevgili küçük efens s dim. Ve her ülkenin kendi çarı I ya da kralı vardır. hepimiz gibi. s Petya: Küçüksün. s Ma¸ a: Anlamıyorum. . . Hep beraber olmak s daha iyi olmaz mıydı? Petya: Oyun oynamak için beraber olmak daha iyi. s Mi¸ a: Kimle sava¸ ? Kim kime kar¸ ı sava¸ ıyor? s s s s ˘ ˘ Gavrila: Tanrı bilir! Benim anlayacagım sey degil. ama simdiden inatçısın. Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Petya: Ne demek? Her ülke farklıdır. Mi¸ enka. Ma¸ a: Ama ya istemezsem? s Petya: ˙stesen de. Ma¸ a: Ben kime aitim? s Petya: Rusya’ya. Avusturyak’ın gücendigini ¸ söylüyorlar. hepsini anlayamıyorum. . Ma¸ a: Öyleyse büyümek istemiyorum. istemesen de Russun. Petya: Hepsinin kendi ordusu vardır ve hepsi kendi halkından vergi toplar. s Karlhen: Büyüyünce anlarsın. ¸ 12 . Karlhen (araya girerek): Ya da Parlamento’su. bazıları da ˘ digerine aittir. Bazı insanlar bir ülkeye. Ma¸ a: Neden ayrı olduklarını anlamıyorum. bizimkiler seyleri tuttu diye –neydi adları.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. . önemli bir¸ ey.

sosyal. hem de hayvani s s saldırganlık dürtüsü ve pagan iktidar saiki gibi. bırak sava¸ ı s s s onlar yapsın. ideolojik. ˘ asla cennetin krallıgına girmeyeceksiniz” sözüne dikkat çeker. Gavrila: Nasıl gitmeyeyim? Çar. ko¸ ullar ve odaklarca manipüle ˘ s edilir. çünkü. çünkü kanun böyle. Isa’nın “dönüp çocuklar gibi olmazsanız. psikolojik vs. Emirler verilir ve insan sürüklenip götürülür. Ne yaparlar sana? Gavrila (güler): Ne mi yaparlar? Zorla sürükleyip götürürler! Mi¸ a: Ama kim seni sürükleyip götürür? s Gavrila: Benim gibi adamlar tabii –emir altındaki adamlar! Mi¸ a: Senin gibi adamlarsa. 13 . ¸ ˘ Tolstoy’unsa makalelerde açıkladıgı üzere– be¸ eri. siyasi. Mi¸ a: Ne tür bir kanun? s Gavrila: Acayip acayip seyler söylüyorsun! Seninle fazla çene ¸ çaldım. ˘ s cografi. yani tabiatın fa¸ ist yanını haklı çıkaracak s veya hükümran kılacak sekilde ve bilge olmayan çocuklarda görüldügü.. dinî. Ama bu ˘ bilge ve saf çocuklar kadar bilge ve saf kalmak çok kolay degildir. Anavatan ve Ortodoks Dini için. degil mi? s Gavrila: Kim karısı ve çocuklarını bırakmak ister? Hem niye böyle iyi bir yerden ayrılmak isteyeyim? ˘ Mi¸ a: Öyleyse niye gidiyorsun? Onlara. [8] ˙ Tolstoy diger yazılarında da. gitmek istemedigini ve s ˘ gitmeyecegini söyle. Mi¸ a: Ya onlar da reddederse? s Gavrila: Ellerinden gelmez. Mi¸ a: Niye gelmez? s Gavrila: Niye mi. ailevi. çünkü ˘ hem arsızla¸ ıp doyumsuzla¸ arak aleyhe dönen bencillik. sosyal Darwinizmi. ve “Biz” Kimiz? Mi¸ a: Ama sen niçin gidiyorsun? Çarlar dala¸ tıysa.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. korunma paranoyasıyla me¸ rula¸ tırılıp yüceltilen sahte ve mütecaviz unsurlar –yardımla¸ ma s s s yerine. Semaveri son kez hazırlamamın zamanı. niye seni sürükleyip götürürler? s Gavrila: Kumandanların emri. ˘ Mi¸ a: Ama gitmek istemiyorsun..

” Rusya’nın oraya neden geldigini sormaksa henüz aklına dü¸ mez. en ba¸ tan itibaren. Volkonski. ama kimyası sekillenirs ˘ ¸ ken. sava¸ lara katılmı¸ s s s s s bir aileye. Gençlik. sava¸ konusunda çocukken sahip oldugum bakı¸ ¸ s ˘ s 14 . bir yıl sonra Baskın’a malzeme olacak Kafkasya macerasının ba¸ ında. A˘ aç Kesme. Tolstoy’un. Kar Fırtınası gibi ilk eserlerini gönüllü gittigi bu ˘ cephelerde yazmı¸ veya tasarlamı¸ tır. yukarıdaki bilge ve bilge olmayan çocukla˘ rın. hayatına bir yön verememi¸ olmanın çares s sizligiyle ve sefih ya¸ antısından kurtulmak amacıyla. Baskın. Üç yıl Kafkasya’da Samil’e ve iki yıl da Kırım’da Os¸ ˙ manlı. kahramanlık ve sava¸ gibi olguları s da bu ilk eserlerinin kimilerinden itibaren sorgulamaya ba¸ lar. anne tarafından dedesi. s 1851’de 23 ya¸ ındayken. ˘ s 5 Subat 1852 tarihli günlük giri¸ inde de söyle der: “Tuhaftır. Neden geldim? Bunu da bilmiyorum. g Delikanlılık. “onsuz bir s Rusya dü¸ ünemiyorum” dedigi Yasnaya Polyana çiftligi de bu dedesinin s ˘ ˘ mirasıydı. Tolstoy bu ko¸ ulların kölesi degildi. Tüm s bunlar. Ingiliz ve Fransız birliklerine kar¸ ı sava¸ tı. biyografilerinde aktarılan böylesi bir iklimden etkilenmi¸ ti. Nikolay Tolstoy. kölelere ve büyük çiftliklere sahip bir Kont’tu s s ba¸ langıçta. görs kemli bir ki¸ ilik ve saygın bir eski generaldi. giderek birbirleriyle çatı¸ an bir karı¸ ımıydı. kendini Rusya’nın sahibi hisseden bir gelenege mensuptu. Çocukluk. Hem baba hem de anne s s tarafından yüzlerce yıl geriye giden aristokrat bir ailenin ve gelenegin ˘ bir üyesi olarak yeti¸ mi¸ . vatanseverlikle me¸ rula¸ tırılıp yüs s s s celtilen ve hüküm süren militarizm. ve “Biz” Kimiz? Tolstoy da. Sivastopol Skeçleri. Bir yıl sonra. ˘ Sava¸ ve Barı¸’taki Nikolay Rostov’a model olan babası. çe¸ itli askerî ve idari görevler üstlenmi¸ . kralın çıplaklıgını tümüyle gören bilge s ˘ bir çocuk degildi her zaman. günlügüne su iç çatı¸ ma yansır: “Buraya nasıl s ˘ ¸ s geldim? Bilmiyorum. Sefih ya¸ amdan tam s s s olarak kurtulamasa da. s 30 Mayıs 1851’de. aile gelenegine ve ˘ s ˘ büyük abisi Nikolay’ın önerisine uyarak orduya katılıp. onunla birlikte Kafkasya’ya gitti.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bana en ¸ s ¸ rahatlatıcı gelen sey. Sava¸ ve Barı¸’taki s s s s s s ya¸ lı Bolkonski’ye model olan. s s Napolyon’a kar¸ ı sava¸ ıp Fransızlara esir dü¸ mü¸ tü. bilge ve saf çocukla çatı¸ an etkenlerdi.

Baskın ise aynı yıl su satırlarla ˘ ¸ ba¸ lar: s Sava¸ daima ilgimi çekmi¸ tir: büyük generallerce tasarlanan manevs s ralar anlamındaki sava¸ degil –hayal gücüm böyle devasa devinimleri s ˘ ˘ izlemeyi reddediyordu. kendini tehlikeye atmaya. ya da övüngenlik yüzünden bir insan karde¸ ini öldürmeye sıvanıp. ayrılmamasının ˘ ˘ nedeni rütbe ve madalya alma arzusudur. sık sık ordudan ayrılmak istedigini yazar günlügüne. ˘ Cesaret nedir –bütün çaglarda ve bütün milletler arasında saygı ˘ ˘ gören o nitelik? Neden bu iyi nitelige –tüm digerlerinin aksine– bazan ˘ melun insanlarda rastlanır? Tehlikeye sogukkanlı tahammül yalnızca fiziksel bir kapasite mi yoksa ve insanlar da ona. s düpedüz öldürmeydi ilgimi çeken. yoksa korkaklık mı ˘ ˘ denecegi. aynen bir adamın uzun endam veya yapılı cüssesine duydukları sekilde mi saygı du¸ yuyorlar. bunları anlamıyordum– sava¸ ın gerçekligi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. paramparça olmak üzere kendini sarp bir yerden a¸ agıya atan bir ata gözüpek denebilir mi. bilge çocuklarınkine degil. Ona cesaret mi. . kendini öldürülme tehlikesine s maruz bırakan bir adama? Her tehlikede bir seçim vardır. tersine. hangi duygunun etkisi altında. kendisi için belirgin bir avantaj olmaksızın. kaybolacagı bir ormana kaçan bir ço˘ ˘ cuga. ] Bir insan. ya da rezil olma korkusuyla bebegini öldürüp ceza çarptırımına katlanmak zorunda kalan bir kadına. seçime soylu bir duygunun mu. kendini koruma ve görev duygularını varsaymak zorunda kaldım. ve “Biz” Kimiz? açısı –hamaset. Çocuk bakı¸ açısına sık sık geri dönüyorum. ya s ˘ ˘ da cezalandırılmaktan korkup. Nitekim 29 Mayıs 1852’de bu sefer de ˘ ˙ “bütün sabah Kafkasya’nın fethini hayal” eder. daha da sa¸ ırtıcı ¸ s olanı. yoksa bayagı bir duygunun 15 . bu olabilir mi? Kırbaçtan korkup.” Ama belli s ki. Ve Kafkasya’da gönülllü katıldıgı bir baskından mülhem hikayesi. ama tüm o sava¸ anlas s s ˘ rın her daim öfkeli olduklarını varsayamayacagımıza göre. ne sekilde ve hangi duygunun etkisi ¸ ˘ ˘ altında bir askerin digerini öldürdügüyle ilgiliydim. Austerlitz ve Borodino’daki ordula˘ rın nasıl düzenlendiginden çok. [. Ilerki aylarda. insan karde¸ lerini öldürmeye karar verir? Öfkenin etkisi altında s ˘ bunun yapıldıgını dü¸ ünmek istemi¸ imdir hep. .

zengin ve kültürlü kom¸ u Rus topraklas s rını vah¸ i ve sava¸ kan kabilelerin soygun. ama dag insanlarıyla husumet içinde s olmak için ne bir nedeni ne de arzusu. mutlulugunu olu¸ turan her¸ eyden mahrum edilecegini s s görerek. ˘ Rusların dag kabilelerine kar¸ ı sava¸ ında. cinayet ve baskınlarından s s kim sakınacaktı? Ama iki ayrı insan dü¸ ünün.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Kendini koruma ve dos layısıyla hakkaniyet duygusu kimin safındadır? Su sersefilin safında ¸ mı: Rusların yakla¸ tıgını duyup duvardan eski silahını kapan. annesi. ve Kafkasya’ya sırf sans eseri ¸ ve cesaretini göstermek için gelmi¸ . arkada¸ ları. çaresiz bir kızgınlık içinde ve umutsuz bir feryatla lime lime ceketini yırtıp silahını atan ve pösteki ba¸ lıgını gözlerinin üzerine s ˘ dü¸ ürüp ölüm-¸ arkısını söyleyen ve sadece elindeki bir hançerle s s ˘ kendini dosdogru Rus süngülerine atan bir Cemi’nin safında mı? Hakkaniyet onun safında mı. karısı ve çocuklarının korkuyla titreyip saklandıkları vadiye yakla¸ tıs ˘ ˘ ˘ gını görerek. altıncı bölümde de sunları söyler: ¸ ˘ Sava¸ ! Ne akıl almaz bir olgu! ˙nsanın mantıgı “Haklı mı. bir iç ses daima “Hayır” kar¸ ılıgını veriyor. gerekli s I mi?” diye sorunca. serfleri ve s ˘ onlara kar¸ ı yükümlülükleri var. yakmak üzere Rusların hâlâ ilerledigini görerek. Yoksa. generalin maiyetindeki su suba¸ ¸ yın safında mı? Rusya’da bir ailesi. topçulardan ate¸ leme çubugu isteyen su s ¸ genç Almanın safında mı? Hangi allahın belası onu anavatanından 16 . sırf en kısa zamanda s yüzba¸ ı rütbesi ve rahat bir mevki edinmek isteyen ve bu nedenle s ˘ dag insanlarının dü¸ manı olan yaver ahbabımın safında mı? Yoksa. yoksa tam yanımızdan geçerken pek güzel Fransız sansonları söyleyen. s ˘ ˘ agır bir Alman aksanıyla. keses ˘ ˘ sine (ancak istemeye istemeye bo¸ altacagı) üç ya da dört mermi s ˘ koyup gavurlarla kar¸ ıla¸ maya ko¸ an ve sürdügü tarlalarla kulübes s s ˘ sini ezmek. kendini koruma duygus s ˘ suna dayanan hakkaniyetin bizim safımızda oldugundan kim ku¸ ku s duyar? Bu sava¸ olmasaydı. Bu s ˘ gayritabii hadisenin sırf inatçı mevcudiyeti onu tabii gösteriyor ve kendini koruma duygusu da haklı. akrabaları. ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ mu vesile olduguna baglı degil midir? [9] Daha ileride.

Majesteleri! Hurra!” diye bagırdılar. onu sürdürenler vicdanlarının sesini ¸ bastırmaya çalı¸ ırlar. ama bu insanları gördügüm ve bu sanlı zamanda ¸ ˘ ya¸ adıgım için Tanrı’ya sükrediyorum. kimi kaynaklarca söylenen dogruysa. bu tezi destekler niteliktedir: “Sava¸ s s o kadar haksız ve melun bir sey ki. ˘ s Hatta. . . ˘ ˘ 6 Ocak 1853 tarihli günlük giri¸ i de. Ve bu göstermelik degildi. R. F. “Ordudaki sevkin ˘ ¸ tarifi imkansız”dır: Antik Yunan’da bile böylesine kahramanlık yoktu. Bass ˘ ˘ kın’ın sansürlenerek yayınlandıgını ve elyazmasından farklı oldugunu. bu ¸ delipoyraz kom¸ ularla kana susamı¸ ihtilafımıza neden karı¸ sın? [9] s s s Görüldügü gibi. yakını Tatyana Aleksandrovna Yergolskaya’ya yazdıgı ˘ ˘ 5 Temmuz tarihli mektuba göreyse: “insanların birbirini öldürdügünü ˘ izlemek tuhaf bir zevk” olsa da.000 ki¸ i halihazırda bu sözü tutmu¸ tu. Christian da. ölecek misiniz gençler?” dediginde. cidden oldugunu her yüzde görebilirdin ve 22. 90 ciltlik Tolstoy külliyatında ve bazı Ingilizce çevirilerde bu bölümler yer almaz. ve “Biz” Kimiz? bu ücra bölgeye getirip bıraktı? Su Sakson. Ama Aylmer Maude gibi kimi kaynaklara göreyse. ˘ ˘ mahsuscuktan degil. 40-50 yıl sonra vatanseverlik üzerine yazdıgı makale˘ ˘ lere aykırı dü¸ meyecek ve 20 yıl kadar sonra yazdıgı Anna Karenina’nın s ˘ son bölümüyle örtü¸ ecek bu satırlara ragmen. ] “Öl˘ meniz emredilse. . hâlâ gönüllü bir askerdir s ˘ Tolstoy. [. s ˙ nitekim. bu bölümler Çarlık Rusyası’nda sansürlenmi¸ tir. içindeki bilge çocukla pagan çocugun çatı¸ ması sürmektedir. ] Bir kez bile çarpı¸ s s s ˘ mada yer almadım.” s Ama 1854’de. bu çatı¸ ma öyle sürmektedir ˘ s ki. Kaspar Lavrentiç.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Kornilov [. Tolstoy yukarıdaki bölümleri Baskın’a dahil etmekten vazgeçmi¸ tir. Silistre’de her sabah ve ak¸ am saatlerce s bu “muhte¸ em” manzarayı uzaktan seyretmektedirler. Ortanca abisi s Sergey’e 20 Kasım 1854’de yazdıgı mektuba göre de. Türkçe çevirilerde de bu bölümlerin ya biri ya da ikisi eksiktir. sas ¸ 17 . . askerler “Öle˘ ˘ ˘ cegiz. Tolstoy’un yayına gönderdigi metninse mevcut olmadıgını belirtiyor [10]. 5’indeki bombardıman. çok daha kanlı bir sava¸ ın ya¸ andıgı ve gönüllü gits s ˘ tigi Kırım’dan.

bunun gerçekle¸ mesi yolunda kullandıkları yöntemlerse tehdit ve zorbalıktır. “çocukluk hamasetine geri dönüp”. Kahramanlar kendilerini seve seve ölüme atmaktadırlar. Fransız ve özellikle de Ingiliz askerlere hayranlıgından. yaralıların yüce tevazularını ve dayanıklılıgını. Rusların kahramanlıklarından ve bir ordu gazetesi çıkarma planından sözeder. ruhunu. gibi yolsuzluklar yaygındır [13. ve “Biz” Kimiz? ˘ dece Rus tarihinin degil. s Rus ordusu gerçekten iyile¸ meye muhtaçtır: Yiyecek için ayrılan paraya s el koyarak erleri aç bırakmak. ciddi bir moral zaaf içindedir ve etkin biçimde sava¸ amaz. kahramans lıgını ve fedakarlıklarını. en iyi erzak ve mühimmat için alınan parayla en kötülerini temin etmek vb. “Rus Askeri ve Subayının s Olumsuz Yanlarına Dair Bir Not” yazar (özetlersek): Askerleri. çogu askerlikten ba¸ ka bir meslek s ˘ ˘ s için uygunsuzdur ve hizmette asıl amaçları da para kazanmaktır. Sivastopol Skeçleri’nin ilkini. Çar’ın ogullarından birine göndermek niyetiyle. “Aralık’ta Sivastopol”u yazar ve görkemli sava¸ manzaralarını. Sivastopol’dakileri 18 . Sivastopol’u dü¸ mana bırakma niyeti ve ihtimalinin ˘ s zerresi yoktur. ˘ ˘ duygulu bir mesafeden. 1855’de. “gurur ve kahramanlık hissinin s ruhunuza nüfuz etmesi ve kanınızın damarlarınızda daha hızlı akması” için yeterlidir. Rus subayı egitimsizdir. bir yıl önce ortanca abisi Sergey’e mektubunda degindigi ˘ ˘ konuyu i¸ leyerek (komutan Kornilov’un askerlerle konu¸ masını da aks s tararak). ¸ ¸ hovardalık ve tehditse saygınlık sebebidir. Tolstoy. Rus insanının gücünü. [11] ˙ Mektup. Tolstoy bu notu göndermez. tüm dünya tarihinin en parlak ve sanlı ¸ menkıbesı olarak kalacak. onla˘ rın “ahlaken ve fiziken” Ruslara üstünlüklerinden. tersine.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tüm fizikî imkan¸ sızlıklara ragmen. izlenimler seklinde rapor eder. 12. s askerî seref. sövalye ruhu ve vatan sevgisi alay konularıdır. bu tür ˘ yolsuzlukları ve kötü yönetimi te¸ hir eden. zorbalık. Orduda iyile¸ meye yardımcı olacak bu yayın Çar’ın iznini alamayacaktır ama. pipo içtikleri veya komutanlar onları soyarken seslerini çıkarmaya cüret ettikleri için kırbaçlanan bir ordu. aksi imkansızdır. Sivastopol’da olmak dü¸ üncesi bile. önsöz].

bunlar kısa günlük notlar ve s s gerçekte ne hissedip ya¸ adıgını. pislik ve aralıksız s çalı¸ maya katlanarak bu ko¸ ullarda ya¸ amaya. s ˘ bu olaydan altı gün sonra. tamamen farklı ve daha güçlü bir ˘ ˘ dogası oldugunu artık kavrıyorsunuz.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Bu saik. çocuklara siddetin Tolstoy’da iz bıraktıgına ve Tolstoy’un bu ¸ ˘ konuyu eserlerinde tekrar tekrar i¸ ledigine dikkat çekiyor [14]. Her gün top ve bomba saganagı altında ˘ ˘ ˘ benim bulundugum bölgeye geliyordu. yüz çe¸ it ölüm ihtimaliyle burun burunayken ons ˘ ları. s ˘ ˘ bilge veya bilge olmayan. Nitekim (benim hafızamda yer etmemi¸ se de) Susan s Layton. kendi ya¸ adıgınız bo¸ . çogumuz gibi böylesi sadece bir ihtimalle burun buruna gelen insanlar kadar sakin ya¸ amaya. bir s ˘ ˘ ˘ denizci karısının çocugu. s Bu hazin olay ardından hiçbir elem belirtisi göstermeksizin soguk algınlı˘ gını kaydetmesi enteresan. böyle korkunç ko¸ ullara. bir madalya ya s I s da ni¸ an yüzünden veya tehdit edildikleri için katlanmazlar: ba¸ ka s s ve daha yüce bir saik olmalı. Rus insanında ancak nadiren ˘ yüzeye çıkan. ve de uykusuzluk. top mermilerinin ˘ ˘ saganagı altında. masum çocuklar öldürülmektedir: ˘ Dün sokakta atçılık oynayan bir oglanla kızın yakınına bir top mermisi ˘ dü¸ tü: kollarını birbirlerine doladılar ve birlikte yere yıgıldılar. s ˘ soguk algınlıgına geçmeden önce bir iç geçirip on dakikalık bir melan˘ ˘ koli ya¸ amı¸ mıdır. bütün günü böyle bir melankoli içinde mi geçmi¸ tir. ama belki de sadece kendi elemini kaydetmek ˘ istememi¸ tir veya bunu gereksiz bulmu¸ tur. ama ruhunun derinliginde gömülü yatan bir hissiyat. ve “Biz” Kimiz? ˘ harekete geçiren hissiyatın. [12] Bu aradaysa. ˙nsanlar. günlügüne sunları kaydeder ˘ ¸ Tolstoy: ˘s Tehlikenin degi¸ mez cazibesi ve beraber ya¸ adıgım askerlere ili¸ kin s ˘ s 19 . Yine de. 13 Nisan’da. muktedir adamlar s s s haline getirmi¸ tir. 7 Nisan 1855 tarihli günlük giri¸ inden ögrendigimize göre. iç ya¸ antısının apaçık bir tasviri olmayan s ˘ s kelimeler dizisiyle belirlemeye çalı¸ mak çok dogru bir fikir vermeyebilir. Soguk algınlıgım öyle feci ki hiçbir i¸ e koyulamıyorum. dar ve bön duys s ˘ gularla ortak bir yanı bulunmadıgı. bu hissiyat. bir anavatan sevgisidir. s s s bunları bilmiyoruz. Kız.

Mektup ve günlüklerindeki bu ifadeler. masum kan akıyor ve figanlarla beddualar ortalıgı kaplıyor. özellikle de gerçekle¸ ecek bir taarruzda s yeralmak isterken. ˙ste bu defa istedigimi söyledim. “Mayıs’ta Sivastopol”da nöbet geçmi¸ tir ˘ s ve Tolstoy. o sıra fena bir vatanseverlik nöbetine yakalanmı¸ tım. [. . ve “Biz” Kimiz? gözlemlerim. . Çar “Aralık’ta ˘ ˘ ˘ Sivastopol”u Fransızcaya çevirtmi¸ ve sava¸ ta Tolstoy’un kollanmasını s s istemi¸ tir. s s s s Beyaz bayraklar indiriliyor. Aylmer Maude’un önsözünde aktardıgı üzere. s s co¸ ku ve sevinç gözya¸ larıyla karde¸ çe kucakla¸ mıyorlar. ölüm ve ızdırap makineleri tekrar gürlü˘ yor. bilge çocukla çeli¸ ip s “Aralık’ta Sivastopol”un hamasetiyle örtü¸ üyor. bus s rayı terketmek istemiyorum. kendilerine hayat vermi¸ ve herbirinin ruhuna ölüm korkusuyla iyi ve güzel sevs gisini yerle¸ tirmi¸ olanın önünde. kaçınılması gereken kötü ve örnek alınması gereken iyi nerede? Kim hikayenin canisi. bu sava¸ ı görmek içindi s s . önceki hamaseti giderme çabası ta¸ ır. ] ˘ I¸ Bu hikayede. ama en çok da vatanseverlik yüzündendi. s s gülü¸ üyor. kim kahramanı? Hepsi iyi ve hepsi kötü. 20 . Masıy 1855’de s ˘ abisi Sergey’e yazdıgı mektuptaysa söyle der Tolstoy: ˘ ¸ Kırım’a gönderilmem yolundaki ba¸ vurum. kapsamı ve nihai yargısını ortaya koymayan bu notlar. bilincinin tüm devinimi. s ˘ ˘ s Binlerce insan biraraya toplanıyor. s Bu mektupla aynı yıl yazdıgı. Bu hikayelerin Ingilizce çevirisine yazs dıgı önsözde Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre. hemen nedametle diz çökmüyor. O’nun önünde. konu¸ uyor. hatta onun ötesine de s ˙ geçip pagan çocukla bulu¸ uyor. denizciler ve bizzat sava¸ ın yöntemleri öyle ho¸ ki. Ve bu insanlar –yüce bir sevgi ve fedakarlık yasası ikrar s eden Hıristiyanlar– ne yaptıklarını görüp. askerlerin kahramanlıks ları ardında yatan korkular ve övüngenlik saikinden söz eder. birbiriyle bakı¸ ıyor. itiraf edeyim. . ate¸ kes s sırasında Fransız ve Rus askerlerin dostane konu¸ malarını aktararak s sava¸ ın anlamsızlıgını ve hunharlıgını te¸ hir eder.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. .

] ˘ ˘ Hikayemin –tüm benligimle sevip tüm güzelligiyle çizmeye çalı¸ s ˘ tıgım. on yıllık didinmeyle kurdugu evini. . ama “ho¸ a gitmeyeceginden de emin”dir. Mesela be¸ inci bölümde. . kendi bölgemizi savunuyoruz ve kanımızın son damlasına kadar savunmaya devam edecegiz. gönüllü. cepheye aylarca ula¸ amayı¸ ı ve yakla¸ tıkça duydugu korkunç s s s ˘ ölüm ve yaralanma hikayeleri yüzünden “küllenen vatanseverlik ate¸ ini” s 21 . s ˘ s ˘ Biz sadece anavatanımızı. Kendisine ˘ s riskli gibi görünen bölümler için alternatiflerini yazmı¸ . gazeteler ve arkada¸ larının s s mektuplarındaki kahramanlık hikayeleri ve rütbe ve ni¸ an hayalleri yüs zünden “vatanseverlikle tutu¸ an” ve “bu duyguya çok sey feda eden”. hakikati ˘ ˘ ˘ kahraman yapar. hikayenin sansürden geçebilmesi için. “kendinden önceki ve sonraki birçokları” gibi. ˘ “Agustos’ta Sivastopol” da yine. [9] Aylmer Maude’un önsözünde degindigi ve diger çevirmen David Mc˘ ˘ ˘ Duff’ın önsözündeyse daha ayrıntılı aktarıldıgı üzere. “Mayıs’ta Sivas˘ ˙ topol”u yayıncıya gönderirken yanına bir not ekler Tolstoy: Ilk skeç “Mayıs’ta Sivastopol”un.” Panayev’in bu eki. aktif hizmete yazılan bir gönüllü tasvir edilir. ve “Biz” Kimiz? [. kahramanlıgı hakikat degil. atılabilecek s ba¸ ka bazı bölümleriyse i¸ aretlemi¸ tir. dün. “kıyaslanamayacak ölçüde ikincisinden iyi olduguna kani”dir. bugün ve yarın hep güzel olan– kahramanı Hakikat’tir. ama “Eger i¸ aretlemedigim bös s s ˘ s ˘ lümleri dahi atmaya kalkarlarsa.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bu korkunç kan dökmeyi kı¸ kırtan da biz degildik. bu satırları “her okudugumda. s ¸ mükemmel bir mevkiyi. onları yazılı görmektense yüz kırbaç yemeyi ˘ yegliyorum” diyecektir. dost çevre˘ sini ve iyi bir evlilik yapma umutlarını terkedip. Panayev ise. hatta sansür ˘ s ˘ heyetince tamamen yasaklanabilecegi korkusunu dahi ta¸ ır. ˘ 1886’dan sonraki hiçbir baskıya dahil edilmeyecek ve Tolstoy. katiyen parçayı yayınlamayın lütfen” der editör Panayev’e. yukarıdaki finale su ekin yapılması gerektigini yazar: “Ama bu sava¸ ı ¸ ˘ s ba¸ latan biz degildik.

“Count Leo Tolstoi”. ˘ s 1889’da bir ba¸ ka subayın Sivastopol anılarına önsöz yazıp. bunu yapmanın fiziken ve ˘ ˘ ahlaken kötü oldugu dünya kuruldugundan beri bilinirken? Çünkü öylesine kaçınılmaz bir ihtiyaçtı ki.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. temel zooloji yasasını yerine getiriyorlardı. hatta bunlara sansürcülerce farklı seyler eklenir ve ¸ bu skeçler nedeniyle Tolstoy. bu geçicidir. s s 22 . otuz dört yıl sonra. Çar himayesinden mahrum kalır. içindeki çatı¸ mayı. “Ya¸ amak. zavallı bir ödlege dönü¸ mü¸ ve gönüllü olmakla s ˘ s s “en aptalca bir hata” yaptıgını anlamı¸ tır. 1888. hayatla uyum içindekiler. ama Sava¸ ve Barı¸ için de aynı derecede. kendini hayatın akı¸ ına bıraka˘ s bilenler. bilge ve pagan çocuklar arasındaki çatı¸ s s mayı bir sonuca ula¸ tırmı¸ tır sanki. arıların ˘ da sonbaharda birbirlerini öldürürken yerine getirdigi ve erkek hayvanların birbirini yok etmesine sebep olan. tabiat ananın katil yanına ragmen ve o yandaki çok daha s s ˘ habis unsurlara gözünü dikmi¸ Dostoyevski’nin tersine. her¸ eyiyle s s s hayat kadar gerçek kıldıgı. sava¸ deh¸ etiyle somut s s s olarak kar¸ ıla¸ tıgındaki hayal ve ki¸ ilik kırılmasını yine tasvir edecektir. hatta daha fazla geçerli. kimilerince de s ˙ “hayata yazılmı¸ bir kasidedir”. ve “Biz” Kimiz? tamamıyla kaybetmi¸ . ama hayır. ba¸ ı ve sonu bulunmayan o devasa Sava¸ ve Barı¸ ev˘ s s s 1 Matthew Arnold.” (sonradan Itiraflar’da söyles s yecegi üzere. Tolstoy. 1887. (Tolstoy. insanlar bunu yapmakla. [16] Sava¸ ve Barı¸. hayatla mutlu s bir uzla¸ ma (daha ziyade galiplerin mutlu uzla¸ ması) içinde görünür. Essays in Criticism. son iki Sivastopol skeçi yogun ˘ ˘ ˘ biçimde sansürlenir. “hayatla esrik” kalabilenler kazanır ve mutlu aileler kurar. s s hatta kimilerince “tabiat tarafından yazılmı¸ ” gibidir.) s s ˘ s Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre.) “hayatla esrik olundugu sürece mümkündür sadece”[17] ˘ ˘ ve hayatın anlamını sorgulayanlar degil. On yıl kadar sonra Sava¸ ve Barı¸’taysa sava¸ üzerine su yargıya varır s s s ¸ Tolstoy: Neden milyonlarca insan birbirini öldürdü. Aslında Anna Karenina için söylüyor. benzer saiks ler ve hayallerle sava¸ a giden genç bir askerin. “bir sanat eserinden ziyade hayatın kendisi ˘ olarak yarattıgı”1 .

Tolstoy’un hem kendi çıplaklıs s gını hem de kralınkini görmesiyle ve bilge çocugun öne çıkmasıyla ˘ ˘ sonuçlanacaktır. Çatı¸ ma güçlenecek ve Sava¸ ve Barı¸ ardından dügümlenmeye s s s ˘ ba¸ layan bir varolu¸ krizi neticesinde. vaiz. artık kati bir rotaya girmi¸ tir ve “kötülüge cebirle direnmeme” s ˘ akidesi de sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır. hayal gücünü zorlayan hunharlıklar yaptıgı anlatılır (bu tür haberlerin. Osmanlı yönetimine kar¸ ı ayaklanırlar. reformcu Tolstoy’un dogumu Itiraflar’da gerçek˘ ˘ le¸ ecektir. Tolstoy da Anna Karenina’nın son bölümünü s s ˘ yazmaktadır. bu hunharlıkları. Çok sonra buradaki makalelerde vatanseverligin melanetleri diye sayacagı sava¸ ve askerlige dair kanaati. söylentiler ve anekdotlarda. Dostoyevski de. Bu s ˘ s s sancıların konumuzla. kendis s s sini de.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. yani Saava¸ ve Barı¸’ın asıl ba¸ kahramanı. Rusya’nın da ˘ te¸ vikiyle. kadın ve özellikle çocuklara akıl almaz. ¸ s s • Anna Karenina’yı 1875’de tefrika etmeye ba¸ lar ve aynı yıl Bosna-Hersek. Gazeteler ve kulaktan kulaga dola¸ an ˘ s haberler. Hayat. yaratma eylemi ve tanrı rolü sona ermi¸ tir. Rusya Panislavizmin etkisi altındadır. ama dogum sancıları Anna Karenina’da çoktan ba¸ lamı¸ tır. ˘ ˘ s ˘ Baskın’dan beri içinde kabaran ama sonuçlandırıp kesinle¸ tiremedigi s ˘ kanaati. s o tabiat yasaları. vatanseverlikle ilgili olanları Anna Karenina’nın son (sekizinci) bölümünde hissedilir. Sırbistan ve Karadag’daki Ortodoks Slavlar. ve “Biz” Kimiz? reni sonsuza kadar sürse de. 1877’de bu ayaklans s malar Rusya’nın katılımıyla Osmanlı-Rus (93 Harbi veya Rus-Türk) sava¸ ına dönü¸ tügünde. 23 . ˙ Bilge çocugun. Batı medyasına ˘ da yansıdıgı anla¸ ılıyor). s Bulgaristan. Türkler ve ˘ s 2 Ölmeden kısa bir süre önce Turgenyev’in Tolstoy’a yazdıgı son mektubundaki ünlü ˘ sözü. en azından kısmen. Türklerin sivil Slavlara. Dostoyevski’nin aynı yıllarda aylık olarak yayınladıgı Bir Yazarın Günlü˘ ü yarı yarıya Panis˘ g lavist propagandayla doludur. “Rus topragının büyük yazarı”2 Kont Tolstoy’u bile öldürecektir ˘ bir gün.

˙nsanlar bazan insan vahI setini “hayvani” diye tarif eder. Bebek sevinçle kıkırdayıp parlayan silahı minik elleriyle yakalamaya ˘ ˘ çalı¸ ıyor ve sanatkar aniden silahı dosdogru bebegin yüzüne sıkıp s ˘ minik ba¸ ını paramparça ediyor. Türkler eglenceli bir oyun ˘ icad ediyorlar. Köyleri yakıyor. bir hayvan asla bir insan kadar vah¸ i olamaz. o kadar sanatkarane bir sekilde vah¸ i olamaz. mazlum Slavları kurtars 3 Ama bu bölüm on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlenmi¸ tir. Sanatkarane. genel s s ˘ bir Slav ayaklanmasından korkan Türklerin ve Kafkasyalıların tüm Bulgaristan boyunca yaptıkları zalimlikleri anlattı.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. degil mi? Bu arada. ¸ s ˘ Kaplan sadece ısırıp parçalar. Tam o anda Türklerden ˘ ˘ biri silahını bebege dogrultup. asla aklına dü¸ mezdi. gülsün diye kendileri gülüyorlar. 1878-80 arasında yazdıgı Kag ˘ ˙ ramazov Karde¸ler’in “Isyan” (veya “Ba¸ kaldırı”) ba¸ lıklı bölümündeyse s s s ˙ ˙ Ivan Karamazov’a anlattırır3 (be¸ ayrı ve saygın Ingilizce baskıdan [21] s yaptıgım kombine çeviriyle veriyorum): ˘ Bu arada. Bu s Türkler ise çocuklara zulmetmekten zevk alıyorlar –ana rahmindeki bebekleri hançerle kesip almaktan. Kollarında bebegiyle. [5] s 24 . bütün yapabilecegi budur. ˙nsanları I kulaklarından çivilemek. s o kadar maharetle. geçenlerde Moskova’da kar¸ ıla¸ tıgım bir Bulgar. kadın ve çocuklara tecavüz ediyor. Sos nunda istedikleri oluyor ve bebek gülüyor. ve “Biz” Kimiz? Müslümanlara kar¸ ı toptancılıga varan bir öfkeyle ve ayrıntılarıyla Bir s ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nde [18] sık sık anlatır. Ama Bulgar’ın bana anlattıkları arasında su sahne özellikle il¸ ¸ ˘ gimi çekti. s ˘ titreyen bir anneyi gözünün önüne getir. sabaha kadar öylece bırakıp sonra da asıyorlar –akıl almaz her türlü zalimlik. esirlerini kulaklarından siper kazıklarına çiviliyor. kundaktaki bebekleri havaya atıp annelerinin gözü önünde süngü ucuyla yakalamaya kadar her¸ eyi s yapıyorlar. bebegi ok¸ uyor. ¸ Türklerin hunharlıklarına ili¸ kin bu hikayeler. yapabilseydi bile. s Türklerin tatlı seyleri çok sevdiklerini söylerler. Türkler arasında çembere alınmı¸ . ama bu hayvanlara kar¸ ı büyük bir ¸ s haksızlık ve hakaret. öldürüyor. Bunu annelerinin gözü önünde yapmak asıl zevk aldıkları sey. yüzünden on santim mesafede tutuyor.

en azından o za˘ ˘ 25 . birlik ve barı¸ tan s söz edip. Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi. yüz binlerce masum insanın kıyımı. gazeteler gittikçe daha fazla yalan söyledi. resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. ] o zaman da Moskova’da yiyip. ] sadece. ] vatanseverlik timsalleri olarak anılan. . kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. s I [. Tolstoy 1894’de.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Rusya’ysa s s yayılmacı ve Panislavist politikasıyla. ve “Biz” Kimiz? maya yönelik bir kamuoyu vicdanı sekillenmesine. . Romanya. yani. (daha önce Tolstoy’un katıldıgı ˘ Kırım Sava¸ ı’nda da oldugu gibi) Avrupa’yı kar¸ ısına alır ve 1878’de s ˘ s Osmanlıları maglup eden sava¸ sonunda. Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve iktidar tedricen oyunda s yer almaya ba¸ ladı. bu Karadaglılar. Karadag ve Bosna-Hersek ise bagımsızlık veya özerklik kaza˘ ˘ nırlar. Berlin Kongresi’ni dayatan Britanya s ˘ ve Avusturya-Macaristan tarafından kısıtlanır. Sırplar veya Bulgarların herhangi birinden. s uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. s s 1894’de dile getirdigi bu görü¸ lere. asıl mesele –Türkiye’ye kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz s kaldılar. bu olayların cereyan ettigi ve Anna ˘ s ˘ Karenina’yı yazdıgı zaman da pek uzak degildir Tolstoy. ˙lk önce. ¸ s ˘ sava¸ gönüllülerinin olu¸ umuna ve Panislavizme hizmet eder. [. sava¸ taraftarlıgına. içip. O zaman da aynı co¸ kunluklar. . bu kitabın “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı ilk s makalesinde aynı dönem üzerine sunları söyleyecektir: ¸ Türk sava¸ ından önce de. Sırbistan ayaklandı. Sırbistan. sava¸ s gerçekle¸ ti. Ruslarla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler. Diplomatik notalar ve yarıs resmî makaleler ba¸ ladı. . . birbirlerine budala seyler ¸ söylediler ve vecd duygularıyla mütehassis oldular. Fransızlar ve ˙ngilizler daima ve I ˘ hâlâ bize. . [. O zaman da. Aleks ˘ sandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigimiz üzere. . ] biz Ruslarla yüzlerce yıldır kimsenin s ˘ hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani bir sevginin s ˘ alevlendigi varsayıldı –Almanlar. milyonların s zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması. aslen sava¸ istemeyen III. Bulgaristan. Rusya’nın Ayastefanos Ant˘ s la¸ ması’yla elde ettigi kazanımlar. simdi s s ¸ [. .

Kozni¸ ev. siyasi ve felsefi konularla ˘ hemhal bir fikir adamı olan Kozni¸ ev’le açılır. “vatanseverlik timsali” Katkov tarafından reds ˘ dedilir. simdi Slavların hayrı s ¸ 26 . Tolstoy tarafından ayrıca yayınlanır ve Dostoyevski tarafından da Bir Yazarın Günlü˘ ü’nde agır biçimde ele¸ tirilir. s Sekizinci bölümse. o çok istedigi ˘ ˘ etkiyi yaratamamı¸ tır. mutsuz bir ailenin s s evlilik dı¸ ı bir a¸ k ya¸ ayan kahramanı. romanı tefrika eden dergi editörü. tüm ihtirasına ragmen. intihar etmi¸ tir. durumu daha acıklı bir hal s ¸ ˘ almı¸ tır. Aylak kalabalıgın s ¸ s ˘ genelde zaman öldürmek için yaptıgı her¸ ey. tüm roman s s kahramanları içinde Tolstoy’a en çok benzetilen Levin’in abisidir. kitabının ba¸ arısızlıgından sonraki ˘ S s ˘ bu en güç zamanda. kazanma hırsı ve gösteri¸ s s s ugruna harika bir atı zorlayarak mahvettigi gibi. a¸ ıgı s s s s s ˘ Vronski.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. gibi meseleler yerine “Slav meselesi öne çıkmı¸ tı ve evvelce bu davanın s destekçilerinden biri olan Kozni¸ ev kendini tamamıyla ona adadı. Anna. ve “Biz” Kimiz? man da sava¸ a kar¸ ıdır. yani Tolstoy’un yukarıda “körükleme” i¸ iyle andıgı. s ˘ s s s ama bu benzerlikleri yüzünden onunla bir ili¸ ki kuramamı¸ tır. Ve bu nedenle. Altı yılda s s yazdıgı kitabı. spritüalizm vb. bir ihtiras adamı degil. ˘ ˘ ˘ Anna’nın daha tutkulu ama kırılgan ruhuna da ne deva olabilmi¸ . Hayır i¸ leriyle ugra¸ an ve kendisi gibi ihtirassız olan bir genç kızla yakınla¸ mı¸ . mensup oldugu çevrede Slav meselesi ve Sırp sava¸ ından s ˘ ba¸ ka hiçbir sey üzerine yazılıp konu¸ ulmuyordu. Anna Karenina’nın son (sekizinci) s s bölümü. g ˘ s • s Sava¸ ve Barı¸ mutlu ailelerle bitmi¸ ti.” s ˘ O sıra. ama her mutsuz ailenin mutsuzlugu kendine ˘ özgüdür” [22] diye ba¸ lamı¸ tır.” kıtlık. “Zeki. Anna Karenina’ysa “Tüm mutlu s s aileler birbirine benzer. s s Yazacak ba¸ ka bir seyi de olmadıgı için. Ve yedinci bölümde.” “¸ ansına. ne toplum ne de yazıp çizenler üzerinde. ama bu enerjisini nereye s ˘ ˘ yöneltecegini bilmiyordu. iyi egitimli. ne s cevap verebilmi¸ tir. saglıklı ve enerjikti. sadece bir tepki gelmi¸ tir ve o da aleyhtedir. azınlıklar meselesi. önceden me¸ hur yarı¸ sahnesinde.

˘ ¸ Kozni¸ ev. Ve büyük bir dava için sava¸ an s s ˘ ˘ Sırplarla Karadaglıların kahramanlıgı. gazeteleri olmas yan gazeteciler ve takipçileri olmayan parti liderleri. bakanlıkları olmayan bakanlar. Gazetelerin. Pek çok seyin ¸ ˘ lüzumsuz ve gülünç oldugunu görüyordu. men˘ faatkar saiklerle ele aldıgını da görüyordu. karde¸ lerine artık s ˘ ˘ sözde degil eylemde yardım etme arzusu doguruyordu. pek çok insanın meseleyi övüngen. sırf birbirin˘ den daha fazla bagırıp dikkati kendi üzerlerine çekmek maksadıyla. Fakat bunlarla birlikte. hanımların s elbiseleri. izlendiklerini farkedip caka satan. Sımarıktır. çıgır s ˘ açacak bir husus oldugu daha açık göründü Kozni¸ ev’e. Balolar. konserler. Slav meselesinin. kamuoyu tezahürüydü. ve “Biz” Kimiz? için yapılıyordu. Toplu¸ ˘ mun bu genel galeyanı içinde öne çıkıp herkesten çok bagıranların. konu üzerine konu¸ ulup yazılan çogu seye detaylarda s s katılmıyordu. mazlumlara kar¸ ı sempati ve zalims s s lerine kar¸ ı da infial uyandırıyordu. s Kendini tümüyle bu büyük davanın hizmetine adadı ve kitabını tamamen unuttu. bira. sürekli birbiri yerine geçerek toplumu me¸ gul etmeye yarayan su son moda oyalanma araçlarından biri s ¸ ˘ haline geldigini görüyordu. ˘ ba¸ arısızlarla tatminsizler oldugunu görüyordu: askerleri olmayan s ba¸ kumandanlar. Kozni¸ ev. Kozni¸ ev’in deyi¸ iyle. s Dinda¸ ve karde¸ Slavların katli. ku¸ kuya yer s s vermeyen ve sürekli artan co¸ kuyu da görüyor ve teslim ediyordu. ˘ lüzumsuz ve abartılı çok sey yayınladıgını teslim ediyordu. yemekler. Artık tüm zamanı öyle doluydu ki. Kendini s s s s ˘ meseleye daha fazla verince. övüngen gönüllüler de vardır. biri evvelce Moskovalı zengin bir tüccarken. karde¸ i Levin’in çiftligine dogru s s ˘ ˘ yola çıkar. konu¸ malar. 22 ya¸ ına s gelmeden büyük bir serveti tüketmi¸ tir. Toplum katiyetle arzusunu dile getirmi¸ ti. tavernalar –hepsi Slavlara sempatimizin deliliydi. ama toplumun tüm sınıflarını birle¸ tiren ve sempati duyulmaması imkansız olan. tüm ulusta. onun devasa boyutlara ula¸ ıp. sarho¸ tur ve kahs ¸ s 27 .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “milletin ruhu ifade bulmu¸ tu”. dostu Katavasov’la beraber. Kozni¸ ev’i sevindiren bir ba¸ ka olgu ortaya s s çıktı: bu. gelen mektup ve taleplerin hepsini cevaplayamıyordu. Trende.

meselenin Kozni¸ ev’le Levin arasında ˘ s s tartı¸ ılmasına geçmeden önce. Levin’in tamamen farklı ruh alemine s tanık ediliriz. ölmeyi istediginden. çene çalarlar. zira Vronski bu sayede yapacak. ˘ s Bir ba¸ kası. ama rütbe alamamı¸ bir askerdir. yıkılmı¸ adam lakırdıları arasında. tüm bu gönüllüles ˘ s rin i¸ e yaramazlıklarından. menfaati söz konusu olma˘ s s dıgında sevkinin de köreldigini görmü¸ tür. sakil teknik terimlerle süsleyerek anlatmaktadır. Ya¸ lı asker. istedigi yüz ifadesiyle konu¸ masına bile mani oluyordu. Toplumun ˘ ˘ hayrı dogrultusundaki giri¸ imleri tavsamı¸ . Vronski. en azından kısmen. sözedip yazıklanır. Annesi sava¸ ı Tanrı’nın bir s s lütfu olarak görür. hatta kendi ya¸ adıgı bölgede bir ayya¸ ve s s ˘ s hırsızın bile gönüllü oldugundan sözetmek ister. Gönüllülerin s yarattıgı bu izlenimden rahatsız olan Katavasov. bu mut˘ s luluguna ragmen giderek artan bir huzursuzluk içindedir. ve “Biz” Kimiz? ramanlıgından besbelli emindir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bir sürü i¸ e girip çıkmı¸ tır ve bunları tamamen lüzumsuzca s s s uzun uzadıya. mutlu bir evlilik yapmı¸ olan Levin. s s ölüme gittiginden. ama zevahire aykırı ko˘ nu¸ manın tehlikesini sezerek bir sey söylemez ve böylece Katavasov’la. sosyeteyle basının tutumu ve Kozni¸ ev’in sava¸ s s taraftarlıgı tasvir edilmi¸ olur. kendisi için ölüm dı¸ ında bir ˘ ˘ s seçenek kalmadıgından vs. ˘ ¸ ˘ s ˘ atalarından devraldıgı varlıklarını aynı sekilde bayındırla¸ tırarak ço˘ ¸ s 28 . süslü bir ızdırap çekmek˘ tedir. s ¸ gerçekte konu¸ amadan. Kozni¸ ev’le konu¸ masında. özsaygısını yeniden kazanabilecek. hayata yenis s den dönebilecektir (tabii ölmezse). kendini vakfedecek önemli bir i¸ bulmu¸ tur.” ˘ s Böylece. Kiti’yle. pek naho¸ biçimde böbürlenmektedir. ızdırabını bir çiçek gibi yakasına tutturmu¸ tur s ve bütün bu muzdarip. Üçüncüsü mütevazı ve samimi. toplumun degi¸ ik kesimlerine mensup farklı ki¸ iliklerde ˘ s s gönüllülerin asıl saikleri. yolcular arasındaki ya¸ lı ˘ s bir askerin görü¸ lerini ögrenmek ister. Sevdigi kadınla. “di¸ inin kes s sintisiz zonklayan agrısı yüzünden sabırsızca çenesini oynatıyordu ve ˘ bu. menfaati dogrultusunda. s Bir ba¸ ka gönüllüyse bedbaht Vronski’dir.

Platon’un. s. ölüm ve ebedi yokolu¸ bulundugu gerçegiyle yüzle¸ tirmi¸ tir Levin’i.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. 785]. bu sekilde s ˘ ˘ s s ¸ ya¸ amak imkansızdır. onları tanır. ˘ O tarihte kölelik kaldırılmı¸ tır. Hancı insafsızdır ve köylülerin canı pahasına iste˘ digini almaktadır. “öteki dünya” demi¸ . hancının nasıl ˘ ödeyebildigini sorar. herkesin önünde sadece ızdırap. sadece kendi midesini nasıl dolduracagını ˘ dü¸ ünür. ölüm kapıda beklerken. yine de bazıları topragı kiralayabilmeks s ˘ tedir. gelecek yıl topragı kiralayıp kiralamayacagını ve ˘ ˘ Fyodor kiranın çok yüksek oldugu cevabını verince de. inanç ve Tanrı konularıyla bogu¸ maktadır Levin ve nihayet kitaplarda veya akıl yürüterek ˘ s bulamadıgı Tanrı ve inancın izine bir köylüde rastlayıp. burada da “ruh” yerine.” s “Ama birinin borcunu neden silsin?” “Evet. Fyodor’a göre. söz konusu ki¸ inin s ˘ ˘ “ne çe¸ it bir adam olduguna baglı. kendisi neden s öteye beriye ko¸ turarak onların ba¸ ında dikilmektedir? Yakın geçmi¸ te s s s abisinin ölümü. s s Tanrı’yı hatırlar. ama Ergin Altay. 785] s 29 . ya da intihar ¸ ˙ etmelidir. Platon’sa tersine insanlara borç vermekte.” “Nasıl yani? Nasıl Tanrı’yı hatırlar? Nasıl ruh5 için ya¸ ar?” dedi s 4 Diger ˘ çevirilere bakmadım. hatta bazan ˘ birinin borcunu silip. Ruh4 için ya¸ ar. bü˘ s ˘ tün o köylüler neden böylesine çalı¸ ıp didinmektedirler. ˘ s s s hayatın dogal akı¸ ı dogal görünmemektedir. “ruh” yerine “Tanrı” demi¸ [19. Sonuç s itibariyle tüm bunlar. hayatın anlamı. s. kendisi mahrumiyet içine dü¸ mektedir. s s ˘ 5 Ergin Altay. insanlar farklı i¸ te! Kimi sadece kendi ihtiyaçları için ya sar: s ¸ ˘ mesela Mityuka [hancı]. kendisi dahil. köylülerin durumunda hakiki s bir iyile¸ meye yol açmamı¸ tır. ama bu. o köyde ya¸ ayan hali vakti iyi ve saygın bir ba¸ ka ¸ s s köylünün. ve “Biz” Kimiz? cuklarına devretmek için çalı¸ tıgındaysa verim alabilmektedir ve o da s ˘ hayıtını böylece dogal akı¸ ına bırakmı¸ . hayatın anlamını kavramalı ve böylece bir seys ¸ tani gücün melun sakası gibi görünmesini engellemelidir. Levin de uzak bir köydeki topragını bir hancıya kiralamı¸ tır ve ˘ s simdi köylü Fyodor’a. Itiraflar’daki Tolstoy gibi. ama Platon dogru dürüst bir ihtiyardır. s Halbuki “ruh”. ama yine huzur bulamamı¸ tır. ileride Kozni¸ ev’le tartı¸ masında da Levin’in kullanacagı bir kavram. [19.

Söylediklerinden daha anlamsız ne olabilir? ˙nsanın. anladıgımız ve bize cazip s ˘ gelen. ve “Biz” Kimiz? ˘ Levin neredeyse bagırarak. herkesin bildigi gibi: hakikat geregince. ¸ s s Edemem de. ne de tanımlayabildigi s Tanrı için. anladım.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. o bilinç iklimini hatırlamı¸ tır. arzuladıgımız sey için ya¸ amamalıyız da. 30 . ¸ herkes. Tanrı yolunca. 786] Buna benzer ba¸ ka örnekler de var bu çeviride. ˘ Bildiginiz gibi. dü¸ künler ve muglak kelimeleriyle aynı seyi söyleyerek onun s ¸ üzerine dü¸ ünüp yazan bilgeler– biz hepimiz su tek seyde hemfikiriz: s ¸ ¸ 6 Ergin Altay. “hakikat geregince. aklî yaratıklar olarak. Ve sonra o aynı Fyodor. muglak ve ¸ yanlı¸ buldum mu? s ˘ ¸ Hayır. . ˘ s ˘ ˘ “Bayagı i¸ te. ihtiyaçları I ˘ ˘ için ya¸ amaması gerektigini söyledi –yani. midemiz için ya¸ amaktan ¸ s ba¸ kasını yapamayız. siz de kimseyi incitmezsiniz. insanlar farklıdır! Sizi alalım mesela. Bizler. Tanrı yolunca. hancı Kirilov’un midesi için ya¸ adıgını söylüyor. tümüyle aynen onun anladıgı sekilde. hayatta an˘ ladıgım her¸ eyden daha açıkça ve tamamıyla anladım ve hayatımda s ˘ bundan asla süphe etmedim. Diger çeviriler s ˘ de böyleyse. kavranılmaz bir sey ¸ s ¸ ˘ ˘ için ya¸ amalıyız. edemezdim de6 Sadece ben de degil. dogrulugundan süphe ettim mi? Onları budala. insanın midesi için s ˘ ya¸ amasının kötü oldugunu ve Hakikat için.” [19. bu yan cümleyi de söyle çevirmi¸ : “Hiçbir zaman ku¸ kulanmadım bundan. Tanrı için. ” Levin çok heycanlıdır. ] ˘ Fyodor. tüm dünya. [. ya¸ aması s s ˘ gerektigini söylüyor ve daha sözün ba¸ ında onu anlıyorum! Ben ve s asırlar önce ya¸ ayan milyonlarca insan ve bugün ya¸ ayanlar –köys s ˘ lüler. Türkçede Tolstoy ve Anna Karenina okunamıyor ve hiç okunamamı¸ s demektir. tek bundan suphe ¸ etmiyorlar ve bunda daima hemfikirler. . tek bunu tamamıyla anlıyor. Tanrı için ya¸ amak! Hangi Tanrı için? Tanrı ˘ I s için. Peki? Fyodor’un o anlamsız sözlerini anlamadım mı? Ve ˘ ˘ ˘ anlayınca. kimsenin ne anlayabildigi. ruhu için ya˘ sama” seklindeki bu basit sözler sayesinde aydınlanmı¸ tır. daha dogrusu ¸ ¸ s ˘ ayılmı¸ . s. . . s s ˙htiyaçların için degil. Bu anlas sılır ve aklî.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. varolu¸ ¸ s s mücadelesini ke¸ fetti ve de arzularımın tatmini önündeki herkesi s ˘ ˘ bogazlamam gerektigine dair yasayı. o artık iyilik degildir. o inançlara sahip olmasaydım. insas ˘ ˘ nın kendi ihtiyaçları için degil. Levin i¸ te böyle bir s ˘ s ruh hali içindedir. Ama akıl. çünkü bu gayriakli. bir ödülü ˘ I ˘ ˘ varsa. Öyleyse iyilik. yine iyilik degildir. Ve ben onu biliyorum. bana da herkese verildigi gibi verildi. . ] Soruma bir cevap aradım. s. hepimiz onu biliyoruz. Ama kim ke¸ fetti onu? Akıl degil! Akıl. . [. Akıl. . yalan söyler. Tanrı için ya¸ aması gerektigini bilmes seydim? Çalar. tam tersini söylemi¸ : “Mantıgın açıga kavu¸ turdugu bir bilgidir bu. sava¸ ve barı¸ üzerine tartı¸ mayı ba¸ latır. Ve bu bilgiyi herhangi bir sekilde ¸ ˘ kazanmadım. Tolstoy. Ben ve diger s tüm insanlar. neyin iyi.” [19. s s s s Kozni¸ ev’in su sözlerinde salona giriyoruz: s ¸ 7 Ergin Altay. öldürürdüm. ˘ ˘ Onu nereden edindim? Kom¸ umu bogazlamayıp sevmem gerektigi s bilgisine varı¸ ım akıl yoluyla mıydı? Çocukken bana böyle söylediler s ve ben de memnuniyetle ona inandım. ] Ne hale gelir. Aklın çıkarsaması bu. s ¸ [. ama biz çok az bir gecikmeyle. s ˘ ˘ s ˘ 786] 31 . sebebi yok ve sonuçları olamaz. bir sonucu. sahneyi hazırladıktan sonra. artık perdeyi açıp. ˙yiligin bir sebebi varsa. Hayatımın temel sevinçlerini olu¸ turan seylerden hiçbiri varolmazdı benim için. açık ve kesin bir sekilde ¸ ¸ biliyoruz ve bu bilgi akılla açıklanamaz:7 aklın ötesinde. sebep sonuç zincirinin ötesindedir. s s Slav meselesiyle hemhal olan Kozni¸ ev geldiginde. ba¸ kasına yönelik sevgiyi ke¸ fedemezdi. . ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ ne için ya¸ amamız gerektigi ve neyin iyi oldugunda. Cevabı hayatın kendisi verdi. kendi ölçüsüne gelmeyen soruma cevap veremezdi. ˘ neyin kötü olduguna dair bilgimle. nasıl ya¸ ardım. çünkü zaten ruhumda bulunan ˘ seyi söylediler bana. verildi çünkü onu hiçbir yerden alamazdım. sadece bir seyi sarsılmaz.

Halk karde¸ lerinin ızdırabını duydu ve sesini çıkardı. sadece Rusya’yla alakalı olan ba¸ kalarının da bulundugunu s gördüm. kendimi anlık duygu ma bı¸ rakırdım. Müslümanları ˘ kastediyor. niçin tüm Rusların s ansızın Slav karde¸ lerine böyle muhabbet duyar hale geldiklerini s ˘ hiç anlayamıyordum. Peki. Kan ve din karde¸ lerimizi öldürüyorlar. bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini sormak için s durmazdın. ve “Biz” Kimiz? “Burada bir sava¸ ilanı yok. s ˘ “Evet. 13 çevirinin hepsinde sansürlü. s s ve itiraf etmeliyim ki. Slav karde¸ leriyle s s ˘ ˘ degil de. sadece insani. ama ba¸ kalarında var” dedi Kozni¸ ev keyifsizce s s ˘ ka¸ ını çatarak. bir canavar oldugumu ya da ˘ Karlsbad sularının üzerimde böyle bir etki yaptıgını dü¸ ündüm! Ama s geri dönünce rahatladım. öldürürdün. insanın duyguları tecavüze ugruyor ve s Ruslar bu deh¸ etleri durdurmaya yardım etmek için atılıyorlar. baktıgım bütün Türkçe Anna Karenina’larda.” kar¸ ılıgını verdi Levin. Biri Konstantin [Levin].” dedi Levin geçi¸ tirerek.” dedi Kozni¸ ev.” s “Belki. Tüm s s s ˘ Rusya –halk– iradesini ifade ettiginde.” “Ben de” dedi Prens. Ben s kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. dinda¸ larıs s mız veya karde¸ lerimiz dahi olmadıklarını. ˙ Müslüman soyunun kaynagı sayılan Ismail’in annesi ve Haceriler. “Halk içinde. kadın ve s ˘ ya¸ lı olduklarını farzedelim. sadece çocuk. Bulgarlara uygulanan hunharlıklardan dahi önce ve ben onlara kar¸ ı bir sevgi beslemezken. ‘kafir Hacerilerin’8 boyundurugu altında s ˘ ızdırap çeken Ortodoks Hıristiyanlara dair hikayeler canlılıgını koruyor. artık bu bir ki¸ isel görü¸ s s 8 Hacer. “Yurtdı¸ ında ya¸ ıyor ve gazeteleri okuyordum. [5] ˘ 32 . Yolda s ˘ ˘ ˘ yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövdügünü has ˘ yal et. çünkü benim dı¸ ımda. Hıristiyan hissiyatın bir s ifadesi var.” “Belki sende yok. yukarıdaki ve tespit ettigim üzere Rusça orijinaldeki “kafir Hacerîler” ˘ ifadesi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Üzüntüye kapılıp. pe¸ inen söyleyemem.” “Ki¸ isel görü¸ lerin hükmü yok bu hususta. Böyle bir sey görseydim. sanırım. “ama ben bunu görmüyorum.” “Bilmiyorum.

Ama i¸ te. ama aslında o s mevkide yapılacak bir i¸ yoktur: s ˙sinin bir yarar saglayıp saglamayacagını sor. halk iradesi tartı¸ ılır. Levin (ve Tolstoy) kanadı. Kozni¸ ev ise. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. özel bir ön cephe birligine. ve “Biz” Kimiz? ˘ meselesi degildir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. simdiki gibi yüzler degil. ögretmenler ve köylülerin binde biri ya¸ ananlardan haberdardır ˘ s belki. Prens. ama geri kalan seksen milyon. iradelerini ifade etmek söyle dursun. . . ne üzerine ifade etmeleri ge¸ ˘ ˘ rektigi hakkında en ufak bir fikre bile sahip degildir! O zaman. herkesin önünde s hücuma. halkın bir s s seyden haberdar olmadıgını. Kiva’ya. avare insanlar. Sırbistan’a gitmeye daima amade. Ama Levin’e göre: ˘ ˘ Seksen milyonluk bir ulusta. Levin. . . ˘ ˘ yüzlerce insanın sözkonusu haklı dava ugruna her¸ eyini feda edip. Pugas çev’in soygun çetesine katılmaya. Me˘ murlar. öteki damadından örnek verir. halkın ˘ iradesi oldugunu söylemeye ne hakkımız var? Az ileride. kilise vaazinde söylenenlere körü körüne ¸ ˘ boyun egdigini savunur. s ˘ s böyle bir örnege ihtiyacı bulunmadıgını ve bizzat tanık oldukları üzere. Canlı bir örnek olarak yanlarındaki ya¸ lı bir ˘ ˘ s köylüye ba¸ vururlar ve köylü Levin’in tezini haklı çıkararır: sava¸ ıp s s sava¸ mayacakları hususunda dogru karar Çar’a aittir. taarruza gönderin! 33 . irade ˘ s gösterdigini ileri sürer. sana en gerekli sey ˘ ˘ ˘ I¸ ¸ ˘ ˘ oldugunu kanıtlayacaktır! Ve dogru sözlü bir adamdır. Levin’in kayınpederi Prens. sekiz s bin rublenin yararına inanmamak da imkansızdır.” Pe¸ inden. ayrıca. “halk” kelimesinin de çok belirsiz oldugunu savunur. epigramlarıyla ünlü romancı ve gazeteci Alphonse Karr’ın Prusya’yla sava¸ tan önce söyledigi su sözü aktarır sonunda: s ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. sosyal po¸ zisyonunu kaybetmi¸ onbinlerce insan daima bulunabilir. damadı bürokratik ve fuzuli bir mevki elde etmi¸ tir.

konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak. cinayet için degil. savunmayı s bahane edip. tek bir birey gibi. bu sözlere. Levin’in iç mos ˘ ˙ nologundan. kılıç getirmek için geldim” seklindeki sözs ˘ ¸ leriyle kar¸ ılar. Isa-kılıç meselesini zaten tuhaf buldugunu (ki sonradan ˘ ˘ ˙ Tolstoy da. ˘ • Yukarıda çevirip aktardıgım yerleri nedeniyle Anna Karenina’nın bu ˘ son bölümü. Kozni¸ ev’in s ˘ s Alphonse Karr’a kar¸ ı savunmasını degil.” diye ekledi. ˘ intikam ve cinai saiklerin esiri olarak tanımladıgını anlarız. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. tartı¸ maya girmi¸ olmaktan hicap duyup. sava¸ kanların. Levin’in söz˘ s ˙ lerini. Katavasov. ve “Biz” Kimiz? Kozni¸ ev. Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. vaiz s s s bilge çocugun dogum sancılarını çekmektedir burada. Ama Levin. s ˘ ˘ ruhu için ya¸ ama” akideleri hâlâ bilincine hükmettiginden. Isa’nın “Barı¸ degil. Tolstoy ise. s s s anla¸ maya varmanın imkansızlıgını farkederek çekilir. tanrı için. ama bilge çocuga ˘ ˘ ˘ aykırı bir akide –asla “kötülüge cebirle direnmeme” akidesi– de yine ˘ burada sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır. milliyetçi ve Panislavist dergi editörü Katkov tarafından reddedilmi¸ ve Dostoyevski tarafından da ele¸ tirilmi¸ tir. s ˘ bu tartı¸ malar öncesinde benligini saran “hakikat geregince. sadece son sözlerini cevaplas ˘ makla yetinir: ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki. aslında menfaat ve övüngenlik saiklerine hizmet ettiklerini 34 . “ruh” ile neyi kastettigini sorar. Rus halkının. o sözlerin Isa’ya yamandıgına inanacaktır) ve gönüllüleri. fikir adamlarıs s ˘ nınsa gazetelere yazıp kamuoyuna tercüman olması gerektigi yollu bir ˘ savunma getirir ve pe¸ inden. mazlum s karde¸ leri için kendini feda etmek üzere ayaklandıgını söyler. vatanseverlerin ve benzerlerinin. ¸ s s Tolstoy. toplumda i¸ bölümü bulundugu. Levin’se. Kozni¸ ev ise. “˙nsanlar.

Bu konuda tecrübelidir. ˘ s kendisi de eski bir gönüllüdür ve diger gönüllüleri. ve “Biz” Kimiz? –ikiyüzlülüklerini– gösterirken ba¸ arılıdır. Itiraflar’da dile getirecegi varo˘ lu¸ kriziyle. “gazeteler gittikçe ˘ daha fazla yalan söyledi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. süt ve meyva temini için gittigim bir köy vardı ve bu sekilde yok edilmi¸ ti. s Silistre’de “Türklerin hunharlıklarından korumak için yanımıza aldıgı˘ mız yakla¸ ık 7000 Bulgar ailesi”ni ve “¸ üpheciligime ragmen inanmak s s ˘ ˘ zorunda kaldıgım bir hunharlık”ı dile getirmi¸ tir: ˘ s ˘ Biz i¸ gal ettigimiz çe¸ itli Bulgar köylerini terkeder etmez. ¸ s Tolstoy bu tip hunharlıklar ya¸ andıgını bilen. ˘ ˘ 5 Temmuz 1854 tarihli mektubunda yakını Yergolskaya’ya nakletmi¸ . s 35 . Bu ezberin. s s harem için yeteri kadar genç olan kadınlar hariç. kimi zaman kendilerinden bile sakladıkları gönlünü tanımı¸ tır. inanç arayı¸ ıyla bogu¸ maktadır ve sonradan tapacagı. orada buldukları ˘ herkesi katlettiler. Kamptan. gönüllülerin gerçek ˘ gönlünü. asla s s ˘ s ˘ “kötülüge cebirle direnmeme” akidesini ezberlemektedir. sava¸ kar¸ ıtlarının savunmaları. ˘ s s Bu kitabın 1894 tarihli ve “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı mas kalesinden yukarıya alıntıladıgım bölümde Tolstoy. s s ˘ s üstelik yine buradaki gibi Türklerle Bulgarların rol aldıgı bir örnegini. s Ama bu dogru te¸ hislerinin yanısıra bir bilinç sürçmesi de ya¸ amaktadır. yukas rıda andıgım ilk hikayelerinde de göstermi¸ tir. tutulmasına yol açtıgı anla¸ ılıyor. sava¸ ın nasıl bir sey oldugunu bizzat ya¸ ayarak bilen Tolstoy s ¸ ˘ s –hunharlık hikayelerindeki muhtemel abartmaları kestirebilecegi gibi– ˘ sava¸ larda hunharlıkların i¸ lenebildigine de evvelce bizzat tanıklık etmi¸ . Türkler girip. Bu sürçmelere. ˘ s aynı dönemde Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü tefrika eden Dostoyevski –irrasg yonel Panislavist propagandadan bazan azade– sert ele¸ tiriler getirir. uydurdu ve hararetlendi” diyecektir (ki Dostoyevski’nin inandıgı türden hunharlık hikayelerinin propaganda amacıyla ˘ her zaman uyduruldugu veya abartıldıgı söylenir). bu hikayeler küllen inkar edilmiyor. ama Anna Karenina’yı yazarken. ˘ Ayrıca. ama Slavlara uygu˘ ˘ lanan hunharlık hikayeleriyle e¸ zamanlı yazdıgı Anna Karenina’nın son s ˘ bölümünde. bunların benzerlerini. kıs˘ men bilinç sürçmesine. buna bizzat tanık olmu¸ s ˘ s ˙ biridir. bu hikayelerin küllen yalan s s oldugu iddiasına dayandırılmıyor.

Kozni¸ ev “Hayır. sanırım.” [. i¸ kenceyle parçalanmasını gündeme getirmeliydi.” kar¸ ılıgını verdi Levin. bütün ülke˘ ˘ ˘ lerin. aynı kefeye konamaz. ugradıkları s s s soykırımdan. Böyle bir sey görseydim. en kudurmu¸ bir imgelemin fantezisini a¸ ıp geçiyor. bir kadının sarho¸ lar tarafından dövüldügünü görse. öldürmeye degil. s ˘ “Evet. simdi binlerce görgü tanıgının dogruladıgı bir gerçek. Dostoyevski’nin i¸ aret ettigi üzere. öldürürdün!” diye s diretiyor. .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Levin “Ama öldürmezdim!” diye itiraz ediyor. . ve “Biz” Kimiz? Yukarıdaki bölümde. s s ˘ Levin’in hemen atılıp kadını kurtaracagını söylüyor. s s Örnek. böyle s ˘ ˘ s 36 .” “Bilmiyorum. ] “Ben kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. hunharlıklar kar¸ ısında insanın infial s s duydugunu ve Rusların da kurbanları bu hunharlıklardan kurtarmak ˘ için atıldıklarını ileri sürüyor ve su örnegi veriyordu: ¸ ˘ ˘ ˘ “Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövs ˘ ˘ dügünü hayal et. çünkü dövülen bir kadına s s yardım ederken kim sarho¸ ları öldürmeyi dü¸ ünür ki? Kurtarmak için s s ˘ ˘ atılır. tartı¸ ılan buydu. Oysa mesele hiç de sokak kavgası falan degil. ˘ s çünkü gündemde olan. ku¸ kusuz bu anlamsız bir çıkı¸ . ayrıca. Bu bir ¸ ˘ ˘ buçuk yılda Slavların maruz kaldıgı vah¸ et üzerine ögrendiklerimiz. Ama Tolstoy’un sadece örnegi s ˘ yanlı¸ degil. [. bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini s sormak için durmazdın. ˘ kar¸ ıla¸ tırma yanlı¸ . kendimi anlık duyguma bı¸ rakırdım. Slavlardan. ˘ 920] aynen aktarıyorum): ˘ Kozni¸ ev ısrarla. . Levin galip gelsin diye Tolstoy’un burada Kozni¸ ev’e yanlı¸ s s bir örnek verdirdigini yazar (Kayhan Yükseler’in [YKY] çevirisiyle [18. . pe¸ inen söyleyemem. Levin’e yönelttigi soru da yanlı¸ . Kozni¸ ev. gerçegin ta kendisi. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. öldürürdün. ] Slavların ugradıgı sınırsız i¸ kence ve acıların s ˘ ˘ tümüyle gerçek oldugu biliniyordu. Levin’e. s. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz. s en hastalıklı. i¸ kencelerden konu¸ uyorlar. Levin de Slavlardan söz s s ˘ ˘ ˘ ettigini biliyor.” Dostoyevski. bir kadın ya da bir çocugun s ˘ ˘ dövülmesini degil.

Tolstoy. çocugun yedi ya¸ larındaki s ablası. sadece dizgi hatası bir virgülü kaldırdım): ˘ Levin orada. Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle. s. ama Dostoyevski benzerini yöneltir (Kayhan Yükseler’in çevirisiyle [18. elinde süngülü tüfegi dikiliyor. Levin anlık duygusuna göre davranacagını söy˘ ˘ ˘ leyebilir tabii. Levin kolay ve dogru. kalp krizi geçirebilir ¸ s vs. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. Kozni¸ ev’in yanlı¸ sorusuna.. ne yapman gerekir?’ g Tolstoy. ama s s ˘ meseleyi sonuçlandırmayan bir cevap vermi¸ tir. cinayet için degil. Hiçbir sey hissetmiyorum. hazla. Ne ˘ ˘ ˘ yapacagı soruldugunda. ve “Biz” Kimiz? bir durumda ne yapacagı degil. Bizim Levin s dü¸ ünceler içinde bekliyor. bu sözlerinden sonra cidden nasıl davranırdı? Evet. Sırbistan’da. ¸ ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı içten bir duygu yoktur ve olamaz s s da!. kollarına aldıgı s ˘ ˘ bir bebegin gözlerini oymaya hazırlanıyor. ama bu. ˘ ˘ Levin’e bu soruyu yöneltmez ve mazlumu kurtarma sava¸ ı bu kez s kendini feda pahasına savunulunca da. çocugu ˘ nasıl kurtarırdı? Çocugun öldürülmesine göz mü yumardı acaba.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi ezberlemekte oldugu için. korkabilir. aynı soruyu tekrar yöneltmeyi gerektirecek sekilde.” diye ekledi. konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak. ama tüm bunlar yapılacak dogru seyin bunlardan biri oldugunu ˘ ¸ ˘ göstermez. kendinden ˘ iki adım uzaklıkta bir Türk kendinden geçmi¸ .” ˘ Evet. Ben halkım. 37 . karde¸ ini Türk’ün elinden kurtarmak için atılıyor. Levin ˘ ˘ sa¸ ırabilir. Levin’e aynı soruyu yöneltmez. “˙nsanlar. belli belirsiz ilk kez o ezberi telaffuz ettirir: ¸ ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki. 921-2] aynen aktarıyorum. duygusunun dogru olacagını göstermez. bayılabilir.. tereddüt geçiriyor: s ˘ “Ne yapacagımı bilmiyorum. ne yapması gerektigi sorulmalıydı. umursamayabilir. Kozni¸ ev’in ortaya koys s ması gereken örnek ve (Tolstoy’la) Levin’in cevaplaması gereken soru su olmalıydı: ‘Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un çocukları i¸kenceyle ¸ ˘ s s parçaladı˘ ını hayal et.

yani çocukları kurtarmak ve bunun geregi olarak hunharları öldürmek ˘ ˙ degil midir? Yok eger (Isa’nın “dü¸ manını sev” düsturunu. görüyorsun. hakikat geregince. Ben Kiti’ye gidecegim. tam olarak Dostoyevski’nin yönelttigi sekilde degilse de. ˘ g ˘ böylesi bir bilinç sürçmesi ya¸ amaktadır.. “konu¸ mayı gayriihtiyari ˘ s zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ encelere baglayarak”.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “ruhu için kendini feda”ya da razı olan (ama o akidelere taban tabana aykırı biçimde çocukları fedaya da razı olan) ve yazarının da bizzat yöneldigi. çıglıklar. bu sürçmenin yönels digi ve ileride demir atacagı “kötülüge cebirle direnmeme” akidesince. yakarı¸ ˘ s lar içinde i¸ kenceyle parçalandıgını. yapamam! Hayır. “Kiti’ye gitme” bencilligi sergilemez. Tanrı için. ve “Biz” Kimiz? ˘ yoksa çocugu kurtarmak için hemen zalim Türk’ün üzerine mi atılırdı? ˘ “˙yi de. yataga nına davranırsa! O zaman Türk’ü öldürmem gerekmeyecek mi?” “O halde öldür be karde¸ im!” s ˘ “Hayır.” Yalnız Dostoyevski’nin bu ele¸ tirisi tamamen dogru sayılmaz. çocugu kurtarmak için Türk’ü saf dı¸ ı etmek gerekmez I s mi?” “Evet. gözlerinin s ˘ ˘ oyuldugunu vs. Tanrı’nın içimizdeki krallı˘ ına gitme bencilligi sergiler. yap sen de!” ˘ ˘ “Yap demek kolay da. çünkü s ˘ Levin. masum ˘ ¸ ve mazlumu zulüm ve çılgınlıktan. iyiyi kötülükten. ruhun için yag pabilecegin ve yapman gereken ilk ve tek sey. Çocukları kurtarmanın tek yolu hunharları ˘ öldürmekken. süngüye geçirildigini. hakikat gere˘ ince. yani “iyi ve kötü s s ˘ bilgisi. Tolstoy. Tanrı için. ˘ ama asla cebir kullanma. hatta kendini siper ve feda ederek diren. Le˘ ¸ ˘ vin’e ve kendine o aynı örnegi ve soruyu geni¸ leterek yöneltmeliydi (ve ˘ s cevabını almalıydı): ‘Yolda yürüyorsun ve çocukların. canını çıkarsın. ama ba¸ ka yazılarında sürekli sunu vazes ¸ decektir: kötülüge kesinlikle. tecavüz edileni tecavüzden kurtarmak. Türk’ü öldürmek olmaz! Bebegin gözlerini ˘ oysun daha iyi. ho¸ görü ˘ ˘ s s 38 . ya Türk çocugu vermek istemez. iyi ve kötü bilgisi. Tolstoy.. ruhu için ya¸ ama” akidelerine bag˘ s ˘ layarak. ˘ ˘ ˘ buradaki makalelerde kısmen.

canla can ¸ dü¸ manını. [. ona giri¸ için s ˘ böylesine agır bir ödeme yapmak. tecavüz s edilenle tecavüz edeni bir tutma irrasyonelligine vardırıp. o ruhu. ] ahenk için istenen bedel çok yüksek. Kabul etmedigim Tanrı degil Alyo¸ a. . o Tanrı’nın ˙ krallı˘ ına giri¸ biletini iade et. o hakikati. hakikat gere˘ ince. Tolstoy’sa bu en canalıcı meseleyle ˘ 39 . kim bilmek ister su kahrolası iyi-ve¸ ˘ kötüyü? Evrendeki tüm bilgi. s [. Dolayı˘ sıyla bir an önce giri¸ biletimi geri vermek istiyorum ve eger dürüst s bir adamsam onu en yakın zamanda geri vermek zorundayım. böyle bir dü¸ ˘ s man sevgisinin ikiyüzlülük ve aslında kimseyi sevmemek anlamlarına gelecegini unutarak. Dostoyevski bir yıl sonra 1881’de bileti iade etmeden (veya ettigi için) ölür. imkanlarımızın ötesinde.’ Tıpkı Ivan Karamazov’un iade ettigi gibi: g s ˘ ˘ ˘ Kendisine ne yapıldıgını bile anlayamayan minicik bir yaratıgın. o küçük çocugun ‘sevgili Tanrı Baba’ya ˘ ˘ döktügü gözya¸ larına degmez. itirazım var. s hayatını tanrı hizmetine adamaya hevesli munis rahip adayım benim. zalimle mazlumu. karde¸ im. hakikat böyle bir bedele degmez. . iyiyle kötüyü. canlıyla zombiyi. ruhun için çocukg ların parçalanmasına izin vermen gerekiyorsa. diyorlar. Tanrı için. insanoglu bu dünyada hayatını sürdüremezmi¸ . ˙nsanlıga duydugum sevgi nedeniyle I istemiyorum [. Ve ˘ ˘ ben de bunu yapıyorum. çünkü iyiyi kötüden ayırdedemezmi¸ . katille maktülü. Bu s s kadar feci bir bedel ödenecekse. . [21. dostum. ] kurtarsın diye ‘sevgili Tanrı Baba’ya ızdırap dolu. bunun gerekçesini anlayabiliyor mus ˘ sun – böyle bir alçaklıgı anlayabiliyor musun. o Tanrı’yı çöpe at. "I ˙ Ivan roman sonunda çıldırır. ve asla “kötülüge cebirle direnmeme”ye fanatikçe ˘ ˘ taparak) iyi ve kötü bilgisi. . . bu kadar feci bir bedel ödenmesi gerekiyorsa. . ] Hakikat için ödenecek toplam ızdırap çocukların ızdıraplarıyla ˘ ˘ çogaltılıyorsa. . [. sadece s ˙syan"] en derin saygılarımla O’na biletini iade ediyorum. ˘ ˘ Ebedi] ahengi istemiyorum. ve “Biz” Kimiz? telkini seklinde almak yerine. uysal. canla caniyi. .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ ˘ ˘ bu saçmalıga neden ihtiyaç oldugunu ve neden izin verildigini an˘ layabiliyor musun? Böyle olmazsa. munis gözya¸ ları dökmesinin gerekçesini.

çogunluk olsa da). onları hayas ˘ limizde bile canlandıramadıgımızı görürüz. kurbanlarla empati kurma. s ˘ sa¸ ılacak kadar irrasyonel ve bir o kadar insafsız. tabiat ananın. Tolstoy kendini her bakımdan mükemmel˘ le¸ tirmeye ve aynı program dahilinde vücudunu da türlü egzersizlerle s güçlendirmeye çalı¸ ırken. acımasız tabiat yasalarını sızlanma ve mızıkçılıga kaçmadan sportmenlik ve metanetle kar¸ ılayan ˘ s insanlar gibidir. 1887’de yazdıgı Hayat Üzerine s ˘ adlı eserinin son bölümünde bile. sevgili abisi Nikolay dahil. beyin. akli s bilinçle donanmı¸ bir varlıkta ula¸ tıgı azap derecesine asla ula¸ maz. sehir insanı Doss s ¸ toyevski’nin aksine. pagan yanından hiç kopmayan. açıkça tanımlanmı¸ ve oldukça hafiftir. s ˘ ˘ sadece onlara ili¸ kin bir hatıramız bulunmadıgını degil. pire ısırıgı yüzünden. Çocuk ve hayvanların ızdırap manzaraları kar¸ ısındaki etkilenmemiz. Yasnaya Polyana’da köksalan Tolstoy. ızdırabın kendisinden kıyaslanamayacak kadar büyüktür ve dolayısıyla acıma duygumuzu a¸ ırı boyutlara çıkarır ki.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? asla böylesine canalıcı ve müthi¸ biçimde yüzle¸ mez. tanrı inancının cevaplayamadıgı (ve ˘ ˙ Ivan’ı çıldırtan) meseleye –yani “ızdırap (ve kötülük) varolduguna göre. yakınındaki insanları da avladıgı ve kendisini de er ya da geç avlayacagı hakikatiyle ˘ ˘ yüzle¸ tikten ve imana döndükten sonra. onlarınkinden çok s bizim kendi ızdırabımızdır. bir kont olarak. Gayriakli varlıkların ızdırap tezahürü. hele bilge çocugun ¸ s ˘ asla yana¸ mayacagı bir açıklama getirecektir: s ˘ Hayvanda ve çocukta acı. acı çekme organı ˘ 40 . bir yanıyla tabiattan. Çocukluk acılarımızı hatırlamaya çalı¸ ırsak. ate¸ lenme ve tifüs s s hastalıklarında ve çe¸ itli illetlerde görülebilir bu. ki irrasyonel bir varlıgın acısı s hafızasında iz bırakmaz. hatta bu yanıyla tabiat ananın en sevdigi spora. Veya bir aristokrat. bir iç organı parçalan˘ ˘ ˘ mı¸ casına acı acı agladıgını görürüz. tabii s s ˘ ki. avcılıga ˘ ˘ da meraklıdır. sanki kalbinin bir bölümü adale baglamı¸ s ˘ s veya ta¸ kesmi¸ gibi görünüyor burada (böyle görünmedigi yerler. ˘ Tanrı ya mutlak iyi degildir ya da mutlak kudrette degildir ve bunların ˘ ˘ her ikisine sahip olmayan sey de Tanrı degildir” seklinde özetlenebi¸ ˘ ¸ lecek çeli¸ kiye– yani can havliyle sarıldıgı imanın önündeki asıl engele. kurbanlar ˘ arasında yer almadıgından. [23] s ˙ Itiraflar’da anlattıgı üzere. s s ˘ s ˘ ˘ Bazan bir çocugun.

ve “Biz” Kimiz? güdük kalmı¸ gibi görünüyor. Zira yirmi yıl kadar sonra s s Tolstoy bir mezbahayı ziyaret ederek. kendisi kasapların çok ötesinde bir hunhar. alı¸ ık olmadıgı bir perspektiften s ˘ tabiat anayı tüm vah¸ etiyle görecek ve 1892’de yazdıgı “Ilk Adım” [24] s ˘ ˙ ba¸ lıklı uzun makalesinde kasapların sıgırları nasıl öldürdüklerini tüm s ˘ çıplaklıgıyla anlatıp. Hıristiyanlık dahil. resmî ˘ ¸ kilise dini degil. kimin Lehleri sindirdigi veya Schleswig-Holstein’ı elegeçirdigi veya zemstvo toplantısında konu¸ tugu. Tolstoy’un. s ˘ ˘ ˘ Kasaplar yedigimiz sıgırları öldürüyor. Muravyov Lehlere kıyan kasaplardan biridir. ölene kadar vejeteryanlıgı vazedecektir. sempati duydugum bir sey degil. ˘ alı¸ kanlıklar her¸ eyi masum gösterebiliyor. tüm resmî. ve Muravyovlarla Çerkaskileri suçlamı¸ ˘ ˘ yorum. ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. saraydaki yakını Aleks sandra Tolstaya’ya yazdıgı 14 Kasım 1865 tarihli mektubunda. “Hıristiyan olmak” ile burada ve daima kastettigi sey. Lehlerin ˘ ayaklanmaları ve siddetle bastırılmaları üzerine de sunları söylemi¸ tir ¸ ¸ s mesela: ˘ ˘ ˘ Lehlere Lehçe konu¸ ma yasagı. spor için bu i¸ i yapan s bir avcıdır ve bu avların bazan ekstra hunharlık içerdigi söylenir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Hıristiyan olmak yeter. ama onları suçlamak ya da ˘ onlara sempati duymak zorunda degilim. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bun¸ ları vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. Çok daha önceleri. Hayvanlara kıyım bakımındansa. insanın Leh ya da vatansever s olması gerekmez. üç yıl sonra 1895’de yazdıgı ve bu kitapta da yer alan ˘ “Ele¸ tirilere Bir Cevap” ba¸ lıklı mektup-makalesinde söyle diyecektir: s s ¸ Yabani. Belli ki. tahrifat ve hurafattan arındırılsa. temel ve evrensel insani degerler seklinde özetlenmeye ˘ ˘ ¸ çok daha yatkın bir anlayı¸ tır. s ¸ ˘ ˘ ama kızdıgım bir sey de degil. Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve ¸ s onlara var gücüyle kar¸ ıkoymak için. bu özü de en iyi s ˘ 41 . beni hiç alakadar etmiyor. Ama ben öyle görmüyorum. Leh mese˘ ˘ lesi üzerineyse. kurumsal s dinleri insan ızdıraplarının asıl sorumlusu sayıp. tüm dinlerin ortak bir özde bulu¸ acagını.

hayatta böyle durum˘ ˘ larla kar¸ ıla¸ ılmadıgını (bo¸ yere) savunmaya çalı¸ ır. ˘ çocukları parçalanmaktan kurtaracak sey ile ruhu için yapacagı seyi bir ¸ ˘ ¸ tutmayan bu kategorik savunmalarında bir bilinç sürçmesi oldugu a¸ i˘ s kar. ‘bir çocuk. söz konusu durumların istisnai oldugu. Isa’nın vazettigi sevgi. bunun temel tezahürü de sevgidir. öldürdügümüz hunharınsa hayırsız ˘ ˘ ˘ biri olup olmayacagı ve çocuk öldürülene kadar bu cinayetin gerçekle¸ ip ˘ s gerçekle¸ meyecegi (gibi sahte sorgulamaların cevapları da) malumumuz s ˘ degildir. ruhani uyanı¸ la kavranabilecek bir seydir söz konusu olan s ¸ ˙ ki. ve “Biz” Kimiz? (kendi anladıgı sekliyle) Hıristiyanlıgın ifade ettigini savunur [5]. “kötülüge cebirle direnmeme” seklindeki Isa düsturu. olabils ˘ ˘ digince kı¸ kırtıcı ve özendirici oldugu biliniyor. ama s ˘ hayat böyle arızi durumları bazan dayatmaktadır da gerçekten. ama ilk kez belli belirsiz Anna Karenina’da s ˙ telaffuz ettigi. Tolstoy’un. Levin’i geregi gibi muhatap etmedigi o soruyla. s g Kayhan Yükseler çevirisiyle [18. ve ne olursa olsun asla cebir kullanmamak sarttır. Öte yandansa. ayrıca. ˘ ˘ ¸ ˙ kendi Incili’nin de temel düsturudur. Nihayet. bile bile. sistemli. onu öldürecek biri ve bunu engelleyebilecek digeri’ gibi durumların gerçekçi sayılamayacagını. ˘ ¸ ölmeden iki yıl önce 1908’de yazdıgı “Sevgi Yasası ve Siddet Yasası”nın ˘ ¸ son ek bölümünde.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama onu ˘ ˙ cevaplayamaz. s. Tolstoy. dü¸ mana ˘ s duyulan sevgi. hatta Anna ˘ Karenina’daki durumun da arızi veya abartılı veya sava¸ ya da gönüllü s askerlikle halledilemeyecek kadar karma¸ ık oldugu söylenebilir. Binlerce. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi vazeden ve Levin’in. sürçer: Insanların çılgınca. Yoksa tek (ve aslen azımsanamayacak) mesele Levin’in orada (ve bir gelecek zamanda) bulunmayı¸ ı mıdır? (Dostoyevski’nin Bir Yazarın Günlü˘ ü’nden. on binlerce s 42 . hunharca seyler yapabildigini ¸ ˘ inkar ederek. meseleye mantıki açıklama getirilemeyecegini tes˘ lim eder. kurtaracas s ˘ s s gımız çocugun ileride hayırlı biri. Nite˘ ¸ ˘ ˘ ˙ kim kendi Incil’ini yazmı¸ tır. bu düsturu ˘ ˘ vazettigi ilerki yıllarda zaman zaman bizzat muhatap olur. 920-1] aynen aktarıyorum:) ˘ Bir kere bu öldürmelerin geli¸ igüzel degil.

Dünyada olmamı¸ tır diye üzülmezdik. dünyanın öbür ucunda. ölene kadar korkunç acılar içinde uzun süre çıglıklar ˘ attıgını i¸ itince bu bay hastalanmı¸ . . ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı toplumumuzun bütün tabakalarında s s ˘ güçlü. . iki ya¸ ındaki bir oglanın kız s s s s s ˘ ˘ karde¸ inin gözleri önünde gözlerine si¸ sokuldugunu ve sonra kazıga s ¸s ˘ ˘ geçirildigini. tamamen duygulu bir insan görüntüsü veriyor. kaba. Halkımızda s ˘ ˘ bu duygunun var olduguna. sapkın duygular içinde olan insanlar vardır. annelerin gözleri önünde bebekleri süngülere geçirilip havaya kaldırılıyor. s en azından çok üzülmezdik. tecavüz anında hançerle delik de¸ ik ediliyor. buna defalarca tanık olduguma Bay Le˘ vin’i inandırmak isterdim. Çocuklarının gözleri s önünde insanların canlı canlı derileri yüzülüyor. ve “Biz” Kimiz? insan kılıçtan geçirilmi¸ tir. Mars ¸ s ¸ gezegeninde insanlar ya¸ adıgını. Bu benim için bir muammadır. orada bebeklerin gözlerinin oyuldus ˘ ˘ gunu canlandırın gözünüzde. ama Levin her˘ halde böyle degil. En dehs seti çocukların i¸ kenceler içinde acı çektire çektire öldürülmesi. sabaha kadar uyuyamamı¸ . bir hiç. Elbette duygusuz. Ama Levin ˘ ˘ bu duygunun hem olamayacagını. yani hiçbir s sey hissetmiyor. olamayacagını a¸ ırı bir heyecanla iddia ediyor. Örnegin duygularından söz etmekten pek ˘ ho¸ lanmayan bir bayla kar¸ ıla¸ mı¸ tım. bizde degil s s ˘ ˘ ki!” Bunu dogrudan dogruya söylemese de dü¸ ünüyor. s ˘ bir Pugaçev çetesi üyesi olmadıgına Levin’in inanmasını isterdim. kadınların ırzına geçiliyor. benden uzakta oluyor bunlar. içten duygular beslendigini dile getirmek isterdim. Burada uzaklık etkileyici olmasın! Gerçekten de kimi ki¸ ilerde bu s psikolojik özellik yok mudur? “Ben görmüyorum ki. ¸ s ˘ Levin efendi de hiçbir sey (!) hissetmedigini söylüyor ve Slavların ¸ ˘ ˘ ugradıgı baskı ve siddete kar¸ ı halkımızda içten bir acıma duygusu ol¸ s ˘ ˘ madıgını.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ne de duyduk. öyle mi? Aynı olay dünyanın çok uzak ˘ bir kö¸ esinde ya¸ anabilir: “Eh. ˙skencelerde öyle incelikler vardı ki geçs I¸ mi¸ te bir benzerini ne okuduk. i¸ ini yapamayacak kadar agır ruh hali içinde bulmu¸ s s ˘ lar. iki s s s ˘ gün sonra onu. hem de hiçbir sey hissetmedigini ¸ söyleyip duruyor. Mesafe insani duyguları gerçekten etkiliyorsa akla ¸ 43 . Bu bayın onurlu ve tartı¸ masız dürüst bir insan olduguna. hiçbir sey hissetmiyorum i¸ te!” Saka bir yana.

tarihin en baskıcı ve s zorba bir rejimi altında ya¸ arken. kilisesini ve mutlakiyetini melekler olarak görürken. Rusya’daki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlık içindedir. ‘burası zalimler kapısı’ diye damgalamaya. Ama Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü ˘ g okuyanlar da. ama bu soruyu sorunun sahibine. onu okuyan herkes teslim eder. yakındaki. o kapıya artık ih˘ tiyatla yakla¸ mak. in˘ sanların sava¸ meydanında ölmesine kıyasla çok daha korkunç. Rus ordusunu. gaflet ve hatta bazan mahva sürükleyebilir. yıkıcı s hunharlıklardır ve Dostoyevski’nin bunlardan içtenlikle muzdarip olabilecegini. bu ızdırap yanında. kendisi daha tuhaf ama aslında yaygın s bir duyarsızlık içinde. hem bunlarla ve hunharlıklarıyla mücadele etmeyi. Çar’a ve Ortodoks kiliseye biat eden bir milliyetçi s ve Panislavisttir. Susan Layton’ın i¸ aret ettigi üzere [14]. Panislavizmin ve Türklerle Müslümanlara kar¸ ı toptancı bir hıncın öne çıktıgından süphelenecektir. Dostoyevski bu köprüye girip çıkıyor olabilir. bu soru gerçekten de akla geliyor. akla s ˘ s ˙ su soru da geliyor: ‘Insanlık hangi yakınlıkta sona eriyor?’ ¸ Dostoyevski’nin anlattıgı hunharlıklar insanın insicamını bozan. Bir s ˘ ¸ kapıdan sürekli veya çogunlukla zalimler çıkıyorsa. Ka˘ s ˘ zak Ero¸ ka agzından Rusların çocuk cinayetlerini zikretmi¸ tir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy’u. bu da zulüm kar¸ ıtını veya mazlumu s ˘ s zalime dönü¸ türür. ama böyle tedbirler sezdirmeksizin köprüyü geçerek. ve “Biz” Kimiz? ister istemez su soru geliyor: “˙nsanlık hangi mesafede sona eriyor?” ¸ I Evet. bu zorbalıgın mimarlarından yana s ˘ olmayı seçmi¸ tir. Tolstoy ise. uzaktaki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlıkla suçlarken. Dostoyevski’ye sormak da akla geliyor. Dostoyevski. ama o s mazlum Slavların gelecek ku¸ akları malesef köprüyü kesinlikle geçip s zalimle¸ tiler ve o hunharlıkları atalarına uygulayanlarla aynı uyruk ya s 44 . Tolstoy bunların günahlarını te¸ hir etmeyi seçmi¸ ve daha s s 1863’de yazdıgı Kazaklar’da. hem de yakınındaki kurbanlarına yardım etmeyi seçer. bir paranoya ve nefrete dönü¸ üp ırkçılıga da götürebilir ki. Yani. Dostoyevski. masum ve makul bir tedbir sayılabilir ve bu tedbiri s ‘ırkçılık’ diye kökünden kestirip atmak. burnunun dibindeki.

Ve hunharlıklar Balkanlar’da s bu sefer Müslümanlara kar¸ ı i¸ lendiginde Dostoyevski gibi bizim de s s ˘ insicamımız bozuldu (bu insanlar Müslüman oldugundan degil tabii. ayakta kalacagı süpheli veya kal˘ ¸ mayacagı ve hasar görecegi süphesiz binalara mahkum edilen insanların ˘ ˘ ¸ bir depremle hunharca katledilecegini vs. ama gönüllü sava¸ a gitmemi¸ . Levin’in aksine. kendi ba¸ ımıza da kolaylıkla gelebilecek ve gelmese s bile insicamımızı yıkan fenalıklara. ve “Biz” Kimiz? da dine mensubiyet dı¸ ında hiçbir günahı bulunmayan yeni ku¸ aklara. daha yakın bir zamanda. uzaktaki hunharlıklar kar¸ ısında ˘ s insicamımızın bozulabilecegini. gerekiyorsa kendimizi feda ˘ etmemizi saglayacak kadar güçlü olmuyor. s s bir yüzyılı a¸ kın bir süre sonra zulmettiler. ˘ ˘ kurban oldugundan). fenalıgını farkettigimiz hayatı. Vicdanımızın bir kö¸ esinde ˘ s o hunharlıklara. kurbanları kurtarmaya gönüllü gitmiyoruz. bugünün ba¸ ka örneklerinden de bili˘ s yoruz. bazı haber ve olaylar öne çıkıp zihnimizi ku¸ atıyor ve yakınla¸ ıyorsa bile. gönüllü gitmemizi. insanların böyle hunharla¸ abilmesine. Halbuki. sahsen tanıdıgımız insanlar ¸ ˘ degillerse. bunlara kar¸ ı bir sey yapmayı¸ ıs s ¸ s mıza veya yapamayı¸ ımıza üzülüyoruz. Israil. Dostoyevski’nin sözünü ettigi adam da çok ˘ etkilenmi¸ söz konusu hunharlıklardan. dünyanın fena bir yer olmasına. ¸ s kızarttıgımız balık veya tavuklarla hunharlıgına katıldıgımız hayatı –ha˘ ˘ ˘ yatımızı– sürdürüyoruz. o s ˘ s 45 . yine eskiden zulüm görmü¸ s ˙ bir halkın bugün zalim devleti. insicamımızı ˘ bozmaya fazlasıyla yeter. kendilerine Türk ve Kürt diyen insanların birbirlerini katletmeyi sürdürdüklerini. s s s “i¸ ini yapamayacak kadar agır bir ruh hali”ne mıhlanmı¸ . Örnek çok ama. o hunharlıklar ya¸ anmasa ˘ ˘ s da herkesi tarumar edip öldüren ve ölümle beslenen hayatı. Mesela. Sonuçta.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama günlük gaile ve avuntularla s hayatımızı.) hatırlamamız. merhametimiz ˘ ve kurtarma istegimiz. Lübnan’da sivilleri katlederken de insicamımız bozuldu. herkesin birbirini yemesi seklindeki gayrime¸ ru bir tabiat yasasına dayalı hayatı. benzer hunharlıkların dünyanın s s her yerinde her an ya¸ andıgını ve burnumuzun dibinde de ya¸ andıgını s ˘ s ˘ (mesela organ mafyasını.

Yaptıgı hayır i¸ lerini de. Levin o lakırdıları ¸ etmeden dört yıl önce. belki de Levin’den daha iyi degi˘ liz. kendini kurbanla¸ tırıp sızlanmak seklinde s ¸ degil. Tüm buns ˘ larda bazan ve kısmen dogruluk payı vardır belki (azizlerin de günahkar ˘ olabilecekleri gibi). Levin gibi. tüm buns ları. 1886’da tamamlayacagı. 1873’de ya¸ anan kıtlıkta insanların yardımına s ko¸ an Tolstoy’dur ve bunu o tarihte yazmaya ba¸ ladıgı Anna Karenina’ya s s ˘ ara vererek yapmı¸ tır. Dostoyevski ve biz. “hiçbir sey hissetmedigi”ni akla ¸ ˘ getirebilecek türdendi. ama sanki bu tür hassasiyetlere sahip olmadıgı için vazediyormu¸ gibi bir ˘ s ku¸ ku yaratır insanda. temalar dillenir. s 1882’de Moskova sayımına katılacak. ama karısının in˘ ˘ fiali ve Çar’a müracaatla bunak raporu çıkartmak gibi tehditleri sonucu. Ba¸ kalarının ızdıraplarını payla¸ amıyormu¸ gibi s s s görünür Tolstoy buralarda. ve “Biz” Kimiz? adamı saymazsak. ardından varını yogunu köylülere dagıtmak isteyecek. Gazetelere yazdıgı açık mektupla da dikkatleri ve s ˘ iki milyon rubleyi kıtlıktan kıvranan köylülerin yardımına çekmi¸ tir. gerekeni yapmak seklinde ızdırap çekiyordur. Nitekim Dosto˘ ¸ yevski. Öyleyse Ne Yapmalıyız? [15] adlı ˘ kitabında anlatıp. Eserlerindeyse sık sık ba¸ kaları için ya¸ amak s s vb. halkın sefaletini somut olarak kendi gözleriyle görüp. Tanrı’ya döndükten sonra da aynılarını vazeder. öyle yapması gerektigine inancı ve kendini ˘ ˘ mükemmelle¸ tirme ihtirası yüzünden yaptıgı akla gelebilir. ama belki de sadece ızdırap çekme sekli Dosto¸ yevski’ninkinden farklıdır. Levin’i hiçbir sey hissetmemekle suçlar ama. Yukarıda degindigim ¸ g ˘ ˘ bazı örnekler de. Ama Levin hiçbir sey hissetmedi˘ ini ileri sürüyor. sefaletin hayır i¸ leriyle giderilemeyecegine ve (Proudhon’un) “mülkiyet hırsızlıktır” s ˘ sözünün dogruluguna tanıklık edip. “agır bir ruh hali”yle (ama “i¸ ini yapamaya˘ s cak” bir duruma mıhlanmadan) meseleye sahip çıkacak. almaya degil vermeye dayalı bir ˘ ˘ ˘ hayat tarzını. ba¸ kaları için duydugu s ˘ s s ˘ merhamet yüzünden degil.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy’un. dört yılda. Rusya’nın ve dünyanın dikkatini meseleye çekecek. asgari tüketim ve bedensel çalı¸ mayı vazedecek. 46 .

˘ daha sonra yazdıgı ve yazacagı her seyin her tür telif hakkından vazgeç˘ ˘ ¸ tigini ilan edecek ve vazettigi sekilde ya¸ amaya çalı¸ acaktır (karısının ˘ ˘ ¸ s s dinmeyen infiali. Ingiltere’de yayınlattıgı bir ˘ yazı nedeniyle Çar kendisine kar¸ ı bir önlem almayı dü¸ ünecek ama s s cesaret edemeyecek. s Kıtlıksa 1891-92 yıllarında tekrarlaycaktır ve Tolstoy. ondan kendini böyle ˘ s a¸ agılamamasını dileyecektir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. onaltı bin s ki¸ iyi doyuracaktır (ki ogullarının faaliyetleri bu rakamlara dahil des ˘ gildir). ba¸ kalarını bu seferberlige çekecek. hayır i¸ leriyle s toplumun kurtulamayacagını vazettigi ve Levin’in duyarsızlıgına ben˘ ˘ ˘ zer bir kayıtsızlık gösterdigi halde. ha˙ sat zamanı bölgeyi terkederken onu minnetle ugurlayacaktır. bütün ailesiyle çe¸ itli bölgelere yayılacak. kontrol için gelen iktidar yetkililerinden korumak üzere evini çembere alıp. ve “Biz” Kimiz? tüm varlıgını ve 1881 öncesi eserlerinin telif haklarını ailesine devredip. (yardım faaliyetleriyle kendini heba ˘ edip ölecek olan) dostu Rayevski’den durumun aciliyetini ve vahametini ögrenince. Bu genç Vladimir Ilyiç Ulyanov’dur. ama asıl kalabalıksa. yerli ve yabancı s s para ve gıda yardımı temin edecek. 2000 yılında yazdıgı Lenin ˘ biyografisiyle [26] bu bilgileri teyit ediyor: Lenin. yine. Iki sene ˘ evinden uzakta kıtlıkla mücadele eden Tolstoy. Robert Service da. rahipler onu Deccal ilan edecek ve bazı köylüler buna inanıp tehditkar bir tutum takınacak. yardım birimlerinin se¸ killenmesine bile göz yummuyor. böylesi grupları devrimci propaganda 47 . [20] s ˘ Bu arada. açlık ve ˘ s hastalıkla pençele¸ en köylülerin yardımına ko¸ acak. yani Lenin. toplumun hayır i¸ leriyle kurtulamayacagını vazeden bir s ˘ genç de o sıra kıtlık bölgesindedir ve yardım ve a¸ evi faaliyetlerine s ˙ katılmayan iki siyasi sürgünden biridir [25]. Ve halkın genel sefaletiyle maruz kaldıgı hunharlıkları te¸ hir ˘ ˘ s ˙ eden yazıları Çar tarafından yasaklanacak. yani hiçbir sey hissetmeyen ¸ Levin. kendisi de egilecek ve gözlerinde ya¸ larla. genç ogluyla önünde egilip yardım isteyen bir köylünün kar¸ ı˘ ˘ s sında. s ˘ 124’ü çocuklar için 370 a¸ evi açacak ve günde üç bini çocuk. onu 82 ya¸ ında evden kaçmaya zorlayana kadar).

Lenin’e göre. kıtlık s sartlarına ragmen köylüleri eksiksiz kira ödemeye mecbur etmi¸ . bu çalkantı ve baskının en büyük mimar ve uygulayıcılarından biri. Bu yüzden.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Rusya’nın ˘ en çalkantılı ve baskıcı bir döneminde. s s Hiçbir sey hissetmeyen Levin’in aksine. daha çok Lenin’in yukarıdaki portresine benzeyen. insanlar s açlıktan telef olur ve Tolstoy onları kurtarmaya çalı¸ ırken. kıtlık bölges sinde kilise restorasyonu için para harcama pe¸ indedir [27].3 milyon ve 1932-33 kıtlıgında da en az 5 milyon ˘ ˘ ki¸ i ölmü¸ . vicdani redci Hıristiyan toplulugu Dukhoborların Kanada’ya göçünü saglamasıdır. Bu ¸ ˘ s “ilerici” kıtlık yakla¸ ık 400. ve “Biz” Kimiz? için kullanıyormu¸ . dı¸ yardım ve s s ˘ s s hükümet müdahalesine izin vermemi¸ . Lenin’den de “ilerici” oldugu anla¸ ılan Stalin. ama Tolstoy’un son otuz yılı. Ailesi Samara’daki bir çiftlikten gelir s temin ediyormu¸ ve Lenin gayet “ilerici” bir fedekarlıkta bulunup. Lenin’in s s “ilerici” iktidarı tesis edildikten sonraysa kıtlık da daha “ilerici” olmu¸ s ve 1921 kıtlıgında 1-1. Aleksandr üzerinde nüfuz sahibi olan ve Kutsal Konsey’in uzun süre ba¸ ında kalan Pobedonostsev. III. Lenin’in kayıtsızlıgı aile üyelerini bile sa¸ ırtmı¸ . Levin’in s ötesinde. zas ˘ rarlıymı¸ da aynı zamanda. kıtlık “ilerici bir s faktör olarak rol oynuyor”mu¸ . inançları yüzünden gadredilen.000 ki¸ inin ölümüyle sonuçlanırken. Buna vesile ˘ ˘ 48 . s ˘ ¸ s s kızkarde¸ i yardım faaliyetlerine katıldıgı halde o katılmayı reddetmi¸ . kapitalizmin geli¸ imini ve ˘ s dolayısıyla önündeki nihai sosyalist ilerlemeyi yava¸ latacagı için. eserlerini sansürleyip aforoz ettigi ˘ Tolstoy’un ba¸ dü¸ manı ve Dostoyevski’ninse dostudur. 1899’da bu sefil manzarayı ve (Toporov karakteriyle) Kutsal Konsey’in (en yüksek dinî otoritenin) ba¸ ındaki s Pobedonostsev’i te¸ hir eden Dirili¸. ¸ ˘ sürekli. s ˘ s çünkü insani önlemler sadece yetersiz degil. Çar ve kilise hükümranlıgı altında telef olan halk adına korku˘ suz bir mücadeleyle geçecektir. bardagı ta¸ ırıp Tolstoy’un aforozuna s s ˘ s yol açan son damla olacaktır. Tolstoy’un bir ba¸ ka öne çı¸ s kan eylemi de. [27] s Levin hiçbir sey hissetmedigini söyler. ideolojisi ugruna insanların telef olmasına aldırmayan Pobedonostsev.

Aylmer Maude’un biyografisinde anlatıldıgı üzere. kendi iç iks tidar entrikaları nedeniyle Tolstoy’un görü¸ lerini benimsemeleri. ama Dirili¸’in gelirini kabullenip.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. üç yıl sonraysa Kilkov’un dı¸ sürgüne gitmesine s izin verilir. Tolstoy’un takipçileri arasında en samimi ve yetenekli ki¸ i s diye gösterilen Kilkov. ama bu macerada bizzat yer alan Aylmer Maude. Tolstoy’u. Tolstoy’un müritlerince haberdar edilmedigi. Dukhoborların gördügü muameleden haberdar eden i¸ te ˘ s bu Kilkov’dur. Kafkasya’ya. izmlerin. yani gayrisamimileri veya (aynı derecede samimiyetsiz) a¸ ırı samimi fanatikleri. Dukhoborların Kanada’ya s göçüne vakfedecek ve bu i¸ i düzenlemeye de ogullarıyla takipçilerini s ˘ görevlendirecektir. bilerek ya da s s s bilmeyerek iktidar. aynı inanç ve s pratikleri benimseyen Dukhoborların yanına gönderilir ve 1895’de Dukhoborların vicdani reddine öncülük ettigi (yanlı¸ ) gerekçesiyle Balkan ˘ s eyaletlerine sürülür. Rus ors ˘ dusunun en genç albayı olan. menfaat ve övüngenlik saiklerini gizleyen hakikat bezirganlarını –tüm önderlerin. ve “Biz” Kimiz? olan ki¸ iyse. o tarihte artık epeydir eserlerini telifsiz yayınlamaktadır. liderlerini Tanrı elçisi saymak gibi bazı batıl inançları vardır ve Tolstoy bunlardan haberdardır. 1877-78 Osmanlı-Rus sava¸ ında bir Türkü s öldürmekten hicap duyup. ho¸ görüsüzlükleri vs. kutsalların kiliselerini kuran (aslen putperest) ruhban sınıfını– Farisileri. s küçük bir bölümünü kendine ayırarak topragını köylülere dagıtan ve ˘ ˘ onlar gibi ya¸ ayan Prens Kilkov’dur. Tolstoy. bir ba¸ ka deyi¸ le. Kilkov. inançların. katı ve s irrasyonel tutumları. kraldan çok kralcı müs s ridleri de sorumlu tutuyor [28]. • 49 . Tolstoy’un “kötülüge s ˘ cebirle direnmeme” dogmatizminde. Dukhoborların. sonunda bu yöntemle bir sey yapılamayacagına ¸ ˘ hükmedip sosyalist devrimci olacaktır. Maude. Rusya’ya dönü¸ te pasifizmi benimseyen. etrafını çevreleyen ve Tolstoyculuk kilisesi kurup ruhban sınıf olu¸ turmaya çalı¸ an. ba¸ ka bazı naho¸ Dukhobor özelliklerinden de söz ediyor: ˘ s s gerçekte bir süredir eski pasifist geleneklerine aykırı ya¸ ayıp.

Yukarıdaki “vatansever kadınlar” yerine. ama hayır i¸ lerinin yetersizli˘ s gini vazedip kıtlık vahametiyle yüzle¸ tiginde kolları sıvayan Tolstoy’un. toplumda i¸ s s s bölümü bulundugu. yine kolları sıvayacagına süphe yok. “Intikam benim. özel bir ön cephe birligine. parçalanacak bir çocugu ¸ s ˘ ˙ kurtarmanın son çaresiyken bile cebri yasaklamak.123] s 50 . öyle arizi ˘ ¸ ¸ bir durumda vicdani reddin ne kadar vicdani olacagı tartı¸ ılabilirse de. En azından. ˘ s ˘ öyle arızi bir durumla somut olarak yüzle¸ tiginde de. sırf Isa’ya atfedilen bu düsturlar yüzünden. s. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli. bir hipnotizma. hiçbir düstur s ˘ ugruna çocukları feda etmeyip. tuhaf bir sekilde kendini kurtarama¸ dıgı bir Tolstoy Sendromu. kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben Einstein da kuracaktır: Bence. niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. kar¸ ılıgını ben veririm” seklindeki Kutsal Kitap s ˘ ¸ sözlerini epigraf yaparak ba¸ lamı¸ tır ve sekizinci bölümün yukarıda s s inceledigim tartı¸ masına son noktayı da. Tolstoy’un. Nitekim Anna Karenina ˙ da. fikir adamlarının gazetelere yazıp. bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine. Tanrı’nın krallıgına giri¸ biletini iade ˘ ˘ s ederek. herkesin önünde s hücuma. “yurt sevgisi”. ve “Biz” Kimiz? Kayıtsız sartsız her ko¸ ulda. taarruza gönderin!” Çok sonraları. Kozni¸ ev’in ˘ s 9 Bu kitap Türkçeye de çevrilmi¸ . Ayrıca. ˘ s arızi veya degil. Vatanseverligin ele¸ tirildigi ba¸ ka yerlerde de. kategorik olarak. Ve yine süphesiz. “ülke ˘ s ˘ s sevgisi” denmi¸ . latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu. her durumda ve daima kolları sıvama kararı sadece kolun ˘ sahibiyle onun vicdanı arasındaki bir meseledir. kamuoyuna ˘ tercüman olması gerektigi yollu haksız bir savunma getirir. Alphonse Karr’dan yaptıgı su ˘ s ˘ ¸ alıntı ve alıntının mantıki ve vicdani icaplarıyla. “milliyetçi s kadınlar” deniyor.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s. [33. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. Levin’in kayınpederi Prens daha önce koymu¸ tur aslında: s ˘ “Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. 108]9 s Alphonse Karr’ın yukarıdaki sözlerine kar¸ ın Kozni¸ ev. benzer bir formülü.

Tolstoy’un paltosundan çıktı˘ ına g veya güç aldıgına dikkat çeker. ˘ 1919’da I. 1900’de yazdıgı ve bu kitabın son ma˘ ˘ ˙ ˙ kalesi olan “Vatanseverlik ve Iktidar”da: “Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden bu deh¸ etli düzenleme” veya ˘ s “kadim dünyanın herhangi bir köleliginden kıyaslanmayacak kadar beter ˘ derecede bir a¸ agılanma ve itaat gerektiren bir kölelik durumu”. ünlü ˘ Fransız yazar Romain Rolland’ın esin kaynagı da Tolstoy’dur ve Rolland. sansı. Tolstoy. sanatını ve s ˘ ˘ zihnini Devlet hizmetine verdigi”. s ˘ Vicdani redci. ve “Biz” Kimiz? bu i¸ bölümü savunması. kaçınılmaz oldugunu vazeden herkes. barı¸ giri¸ imlerinin ve s s Milletler Cemiyeti gibi örgütlenmelerin. zorla ˘ ˘ asker yapıldıgı bir yerdeyse haklı görülemez. Bu kitaptaki makalelerde de bu meseleye zaman zaman deginir. vicdani red hareketlerinin. “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi” ba¸ lıklı s ˘ ˘ ˘ s bir barı¸ çagrısı kaleme alır. ‘I¸ bölümü geregi. Dünya Sava¸ ı bittiginde. Alphonse Karr’ın sözlerini. Bildiride. g Aylmer Maude da. s o sözlerin mantıki ve vicdani icaplarını ve (Tolstoy’un ihmaliyle) cevapsız bırakılmasını es geçer.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama bu gelenegin en etkili sözcüsü ve ta¸ ıyıcısı. zorunsuz askerligi de en sert biçimde lanetleyecek ve vicdani ˘ red ile redcileri savunacaktır. “çogu aydının bilimini. çocugunuzu. hele 20’li ya¸ lardaki çocuklara. gidip ölün ve öldürün’ diyemez. Tolstoy’dur. en önde sava¸ malıdır. ˘ ¸ s yüzünden asker olmayan veya askerligini tehlikesiz bir sekilde savan ˘ ¸ ˙s biri. Kısa bir Tolstoy biyografisi de yazan. babanızı. “hiç önlem alınmadıgı için” insanların ˘ ˘ 51 . sonradan yazdıklarında bu meseleyi asla cevapsız bırakmayacak. ˘ s Tolstoy’u i¸ ine geldigi gibi karakterlerine yanlı¸ örnekler verdirmekle s ˘ s ve konu¸ turmakla suçlayan Dostoyevski de. ya¸ ı vs. hiç ihmal etmeyecektir. ananızı. ancak insanların kendi iradeleriyle asker ols dugu bir yerde haklı görülebilirdi belki. kendi iradeleriyle degil de. mesela. bana ne. sava¸ ın ˘ s gerekli. insanlara. Gandi’yi de ˘ s ˙ esinleyen Tanrı’nın Krallı˘ ı Içinizdedir [29] gibi eserleriyle. karınızı ¸ ˘ yasa bogmak varsa. anti-militarist ve pasifist gelenekler tarihte epey gerilere gidiyor. sizin s ˘ sansınıza ölmek ve öldürmek. Zorunlu askerlik bir yana. cinsiyeti.

“onu sosyal veya siyasi bir zümrenin. Bu gibi ki¸ ilerin ve daha birçogunun imzaladıgı bildiride sunlar vurgulanır: s ˘ ˘ ¸ [31] ˘ [. bireye. ˘ Dolayısıyla. Henri Barbusse. Romain Rolland. ölüm saçmaya zorlamak. geni¸ profesyonel subay I ¸ s takımlarıyla. gelecek ˘ için ders çıkarmaları gerektigi. ama bu tecrübeden. hayatlarından vazgeçmeye ya da iradelerine ragmen ˘ I ˘ veya eylemlerinin haklılıgına kani olmadıkları halde. zümre tanımadan. insan haysiyetini ayaklar altına alıyor. bu kez Britanya’da. Bertrand Russell. ne kadar haksız ve aptalca olursa olsun ˘ emirlere körü körüne itaat ve düpedüz katletmeye yönelik egitim. Gandi. Zorunlu askerlik. H. barı¸ için ciddi bir tehdittir. berabes ˘ rinde insan ki¸ iliginin alçalmasını ve özgürlügün yıkımını getiriyor. . Miguel de Unamuno. demokrasiye ve insan hayatına saygıyı yerlebir ediyor. ˙nsanları. ˘ s tüm güçleriyle nefret ekmeye hizmet ettigi ve “elçileri olmaları gereken ˘ Dü¸ ünce”ye tecavüz edip. Wells vs. Bu yönde en etkili ˘ ˘ düzenleme. imzalayanlar arasında su gibi s ¸ isimler vardır (italik yazdıklarım önceki bildiriyi de imzalamı¸ lardır): s Einstein.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Georges Duhamel. Tagore. ] Mutlak silahsızlanmaya dogru kati bir adım ve uygar ulusların di˘ ˘ magının demilitarize edilmesi için çagrı yapıyoruz. zorunlu askerligin tüm ülkelerde kaldırılmasına yönelik bir teklif getirmesini istiyoruz. bir s devletin. zorunlu asker orduları. [30] 1926’da. . bir ülkenin veya bir sınıfın bencil çıkarları ve tutkularına alet ettigi” vurgulanır ve sınır. Millet˘ ler Cemiyeti’nden. ve “Biz” Kimiz? “çok güçlü kolektif cereyanlara” kapıldıgı. dünya çapında zorunlu askerligin lagvedilmesi olacaktır. “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri” ba¸ lıs s gıyla. sadece “Hakikat’e ˘ ˙ hizmet etme”. G. Vatanda¸ larını sas 52 . ba¸ ı bo¸ bırakılan bu güçlerle aklın bir ˘ s s kenara itildigi. Martin Buber. askerî talim. ırk. “Insanlıgın çıkarları için. ˙nancımız su ki. Milletler Cemiyeti’ne hitaben ve Tolstoy’la daha somut biçimde ˘ örtü¸ en yeni bir bildiri kaleme alınır. hakiki silahsızlanmaya dogru bir ilk adım olarak. s ˘ Baraka hayatı. aydınların insanlar arası sevgi ve anlayı¸ ı yok etmeye. bütünü için çalı¸ ma” çagrısı ˘ s ˘ yapılır.

militarist saldırganlık ruhu nak¸ ediliyor. daha kibar adıyla söylersek. dı¸ mekanizs ˘ mayla10 zihnin iç haleti arasında kar¸ ılıklı bir ili¸ ki bulundugunu s s farketmek lazım. Devlet. ayrıca. yakından ili¸ kili. etkilenmeye en açık bir ya¸ ta.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ] Ruhani silahsızlanma. ˘ ˘ Bu degerlendirmeyi layıgıyla irdeleyebilmek için. gençligin gözünde kaba kuvet aygıtını da putla¸ tırmalıdır. s mesela Einstein’ın su gibi görü¸ leriyle de: ¸ s ˘ Devlet bizim hizmetkarımız olmalı. Zorunlu askerlikle. ¸ bence. mevcut s mekanizmanın kendisi de milli hissiyat kalıpları üzerinde etkili bir rol oynuyor. Sadece mekanizma geleneksel hissiyat kalıplarına dayanıp. milliyetçilik dininin yanısıra. tüm bir erkek nüfusa. [33. men¸ eyi ve idamesini onlara borçlu bulunmuyor. dinin11 yanısıra. haklı olarak diyorlar ki. s ˘ ˘ barı¸ ta onların hayatlarının esenligine ve degerine asla gereken s önemi vermez. ama yanlı¸ s s kullanılan vatanseverlik adıyla da malum seyin– korkunç abartılan ¸ ruhudur. ve “Biz” Kimiz? va¸ a gitmeye zorlamak konusunda kendini yetkili gören bir Devlet. ] ¸ s Tolstoy ve Einstein’ın yolları sık sık kesi¸ iyor –bu bildirinin yanısıra. erkekler sava¸ ı kaçınılmaz ve hatta arzulanır bir s ˘ s sey olarak görmeye ba¸ lıyorlar. Ahalisinden askerî hizmet s talep eden bir devlet. . milliyetçiligin –kulaga ho¸ gelen. askerî yeterligin psikolojik temelini olu¸ turur. yani. ˘ Su an milliyetçiligin böylesine esef verici bir seviyeye yükselmesi. s ˙ 53 . s. s 10 Türkçe 11 Bir çevirisinde. onlarda muhakkak milliyetçi bir ruh uyandıra˘ caktır ki bu. biz onun kölesi degil. . Okullarıns ˘ daysa. Dahası. diyor insanlar ısrarla. bu emri ihlal s ediyor [. uluslararası ˘ ˘ düzene en büyük engel. s s Sava¸ egitimiyle. bu put her yerde ürkünç ve son derece habis bir güç edindi. . 112] s ba¸ ka Ingilizce çeviriye göre “bu dinin yanısıra”. [. bizi cebren askerî hizmete ve sava¸ a girmeye zorlayınca. Son yüz elli yıldır. maddi silahsızlanmadan önce gelmelidir. “mekanizma” yerine sürekli “Makine Sanayii” denmi¸ . . zorunlu askerlik hizmeti uygulamasıyla. ulusal ordularla.

bana ˘ I ¸ ˘ göre. mevcudiyetimizi de kökünden ciddi biçimde tehdit etmektedir. sürüyse. midemi bu¸ ˘ landıran askerî sisteme getiriyor. Bu konu beni. ki¸ iliktir. ancak s ˘ o.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. askerî egitim ve bunun yüceltilmesidir. [. 96-99] ˙nsanlık tarihinin sayfalarında gerçekten degerli olan sey. ve “Biz” Kimiz? Dolayısıyla zorunlu askerlik uygulaması. . bir bando nagmeleri e¸ liginde. Dolayısıyla uluslararası bir ruhun olu¸ umunu desteklemek ve sös ¸ venizmle mücadele etmek isteyenler zorunlu askerlik hizmetine kar¸ ı s bir duru¸ sergilemeliler. duyguda sıg kalır. [33. “askeri hizmete kendini adayarak kar¸ ı olanların” denmi¸ . 112] s s 13 Türkçe çevirisinde. Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin12 s ˘ bugün maruz kaldıgı feci ezayla. 113] s 12 Türkçe 54 . Basın’ın agır sanayi ve askeriye tarafından kontrol edilen o bölümüdür. “Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin” ifadesi yerine. s. . sürü olmaklıgıyla dü¸ üncede s ˘ ˘ sıg. [32. en önemlisi. siyasi devlet degil. vicdani redciler13 ulusla rarası düzeyde korunmalı. Bir adamın. sürü tabiatının su en berbat ürününe. s ˘ aynı zamanda da. s. soylu ve yüce olanı yaratır. egitim sisteminin i¸ leyi¸ iyle kalıtsal bir s s hastalık gibi ku¸ aktan ku¸ aga geçen su talihsiz milli geleneklerdir. Bu lanet. Bu mutlak surette gerekli ˘ ˘ ilerlemeye direncin kaynagı. büyük toplumsal hayırları da olan Fransız Dev˘ rimi’yle ba¸ ladı ve çok geçmeden tüm diger ulusları etkisi altına s aldı. beyaz ırkın ˘ ahlaki çökü¸ ündeki temel sebeptir ve sadece uygarlıgımızın hayatta s ˘ kalmasını degil. s ˘ çevirisinde. geçmi¸ yüzyıllarda din sehitlerinin s ¸ maruz kaldıkları arasında bir nebze fark var mı. . s. “vicdani redciler” yerine. dörtlü sıra halinde uygun adım yürümekten zevk alması. ] Ulusların sorumluluk sahibi liderlerinin aslında sava¸ ı bertaraf ets meyi samimiyetle istediklerine inanıyorum. [33. toplum için bir utanç ˘ kaynagı olmak bakımından? [. bana göre. Bu s s ˘ ¸ ˘ ˘ gelenegin esas ta¸ ıyıcısıysa. ] ˘ ˘ ˘ Saglıksız milliyetçiligin kaynagı olan zorunlu askerlik hizme tiyle mücadele edilmeli. yaratıcı. farkedebilen bireydir. “kendini bu konuya adamı¸ muhalifler” s denmi¸ . .

Emir üzerine kahramanlık. bana göre. kısaca. bu melanet epey önce ortadan kalkmı¸ olurdu. s s ˙ ˙ mesela: Australya. insanlar üniformaları s giyip ölmeye ve öldürülmeye hazır hale gelirler. herhangi bir ülkenin koyun kitleleri gazetelerce I kı¸ kırtılıp. s. Zorunlu askerlik hizmeti. Birle¸ ik Krallık. s s vicdani reddi destekliyor ve dü¸ ünce. Arjantin. insanoglu gözümde çok degerli. ordu dı¸ ı alternatif sivil hizmet uygulamasına geçme s çagrısı. 15] Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumlar. birkaç çıkar grubunun ˘ adi emelleri ugruna. ona tek gereken muhafazasız bir omurilikti. vicdani red hakkını gerçekten ve dürüstçe tanıma ve ˘ uygulama çagrısı yapıyorlar. [32. Izlanda. Uygars s ˘ ˘ lıgın bu veba kaynagı en kısa zamanda yok edilmeli. bugün. s 55 . öyle azgın bir öfkeye sevkedilebilir ki. tüm s ˘ ˘ ˘ bunlara ragmen. Bugün birçok ülkede (kimilerinde epey ˘ zamandır) vicdani red hakkı tanınıyor. profesyonel veya gönüllülerden olu¸ an ordular var ve zorunlu askerlik yok veya kaldırılmı¸ bulunuyor. ticari ve politik çıkarlarca.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. 10] s s ˙ki hafta içinde. a¸ agılık bir sey bana göre! Böyle igrenç bir s ˘ ¸ i¸ te yeralmaktansa parçalara ayrılmayı tercih ederim. [32. zira inanıyorum ˘ ki. bugün uy˘ ˘ gar dünyayı muzdarip eden sakatlıgın. Kanada. ba¸ vuru süresini kısıtlamaksızın ve bu s hakkı gizlemeksizin tanıyan) düzenlemeleri yapıp hayata geçirme ve hem mahiyet hem de süre bakımından cezalandırıcı (yani askerî veya uzun) olmayan. ahmakça siddet ve vatanseverlik adı altında giden ¸ ˘ tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! Sava¸ s ˘ ˘ son derece bayagı. vicdan ve inanç özgürlügü çerçes ˘ vesinde temel bir insan hakkı olarak kabulleniyorlar. okullar ve basın üzerinden sistematik biçimde yozla¸ tırılmı¸ olmasaydı. Yine de. eger milletlerin s ˘ sagduyusu. epey zamandır da ülkelere çagrıda bulunuyor. kanunda ve uygulamada bu hakkı tanıyan ˘ (insanları sorguya çekmeksizin. Büyük beyni kendisine tamamen yanlı¸ lıkla verilmi¸ . ve “Biz” Kimiz? onu hakir görmem için yeterli. s. Irlanda. birey haysiyetindeki sakatlıgın en utanç verici semptomudur.

2006’da Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. Lituanya. Macaristan. ˘ Bazı ülkelerdeyse zorunlu askerlik kalkmadı. Slovakya. Monako. Ermenistan ve Yunanistan gibi birkaç ülkedeyse vicdani red hakkı sözde tanınıyor. Hollanda. zorunlu askerligi süphesiz savun˘ ¸ mamakla birlikte. Isveç. s ˙ ˙ Polonya. Malta. [34] • Zorunlu askerlige de. Belçika. Karadag. Estonya. yukarıda özetledigim ˘ Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi kriterlerine uymayan yasa veya s s uygulama aksaklıkları var. hem de ˘ ˘ Tolstoy kar¸ ı çıkarlar –Tolstoy daha kapsamlı ve daha sert olmak üzere. ˘ s o irrasyonel unsurun diger tezahürü içinde. s ˘ ˘ Te¸ hislerinde haklı bulunur Tolstoy. Letonya. Kimi ülkelerde. ve “Biz” Kimiz? Hindistan. Ispanya. Isviçre. Slovenya. hele Rusya. zorunsuz askerlige de. Malezya. ama Avrupa Konseyi üyesi olan sadece iki ülkede. Fransa. Almanya. nitekim. Azerbaycan’da ve 1949’dan beri üye olan Türkiye’de vicdani red hakkı hiç. aynı sekilde. Lüksemburg. Tolstoy Nazileri görmedi. ama epey zamandır vicdani red hakkı tanınıyor ve alternatif hizmet uygulaması var. Nazizmin daha önce durdurulmayı¸ ından Britanyalı s pasifistleri de sorumlu tutar. ˘ insanlıgın sürekli bu irrasyonel unsur içinde debelendigini ve böyle gi˘ ˘ derse daha da batacagını herkesten iyi görüyordu (ba¸ ka makalelerinde. mesela: Avusturya. din içinde de aynı seyin ˘ ¸ ya¸ andıgını gösterdigi gibi). s Ama Einstein. Fas. yasada bile tanınmıyor ve vicdani ˙ redciler de gadrediliyor. bir vicdani redcinin (Mehmet Tarhan) davasında Türkiye’yi suçlu buldu. Çek Cumhuriyeti. atom bombasının icadına ¸ gerekçesi de. ama daha ziyade ba¸ ka eserles s rinde (etkin bir) pasif direni¸ i en uç noktaya kadar savunan devası. bunların yanısıra. Danimarka. Norveç. her s 56 . Romanya. Yeni Zelanda. etkin bir uluslararası hakemlikten ve ordusundan da yana olur. ama bu kitaptaki makalelerin kanıtladıgı üzere.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Portekiz. ve hatta. Birle¸ ik Devletler. Nazilerin onu daha önce ele geçirmesini engellemektir. Italya. hem Einstein. Güney ˙ ˙ Afrika.

ya da seni parçalarız” seklindedir. sırf sürüye ait görmedikleri için ˘ ba¸ kalarını bogazladıgı Nazi Almanya’sına. bir buçuk asır boyunca. Gandi pasif direni¸ le Britanya’yı dize getirdi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ¸ s hatta dı¸ arıya yayılır ve sonuçta uzun bir kan cehenneminden –i¸ i¸ ten– s s s geçtikten sonra kurtadamlar durdurulur. ˘ tam tersine. bunu kestirmek zor. ve “Biz” Kimiz? zaman tamamen tedavi edebilir mi. insan olmak yerine hayvan. “Evet tabii. dini veya uyruguna bakmaksızın. adamlıgın. Gandi-Britanya örnegiyle verilebilirmi¸ gibi görünmü˘ s yor pek. artık “Hey sa¸ sırdınız mı? Adam olmaktan çıkıp kurtadam oldunuz” diye uyarmanın ¸ anlamı yoktur. ama bu seytani gen insanlı¸ gın vicdanında. ama insanların ¸ s korkunç bir salgınla cinnet geçirip içindeki en hunhar yanları azdırarak. zalimleri ve s ˘ 57 . çünkü gelecek tepki. bulunmaması yüzünden. cevap biraz süpheli. vicdanın katledilmesi yüzünden. ˘ s Dolayısıyla. artık bünye s deva kabul etmez. Nitekim. ˘ köpekler ve diger bazı hayvanlar gibi. kurtadamlıga ˘ ˘ geçmenin nerede ba¸ ladıgını te¸ his ederek. sadece kan cehenneminden beslenir. aklın ve vicdanın s ˘ s ˘ hakim kılınmasıdır. adamlıktan nerede sapıldıgını. adam olmak yerine kurtadam oldugu. orada vicdani redcilerin bulunması yüzünden degil. ya sen de kurtadam olursun. fa¸ izme kar¸ ı Tolstoy’un s ˘ ˘ s s devası ne kadar tedavi saglayabilirdi veya hiç saglayabilir miydi? Bu ˘ ˘ soruların cevabı. Çocukların Bilgeli˘ i’ndeki Ma¸ a’nın “‘Biz’ kis g s miz?” sorusuna kar¸ ı. emir-komuta ˘ zincirinde halkalar imal eden militer bilincin tüm toplum kesimlerine nak¸ edilmesi yüzünden. bilincinde feci bir yara açmı¸ ve kolaylıkla hortlayıp ˘ s insanları ele geçirebilecegini de kanıtlamı¸ olur. zaten adam olmak degil. vicdanen sorumlu bireyler degil. yani Tolstoy’un te¸ hisidir zaten deva olan. artık kurtadamla¸ ma salgını ve parçalamalar hızlanır. yalnız burada gözardı edilmemesi gereken önemli bir nokta var: Kurtadamla¸ ma salgını hakimiyet kazandıktan ve akıl ile vicdan s devre dı¸ ı kaldıktan sonra deva aramak zaten nafiledir. ˘ kurtadam olmak esastır. s Nazi Almanya’sı da. tedavi ancak kurtadamla¸ madan önce uygulanabilir ve s deva da zaten hakikatten.

bayrak. adam olmak yerine kurtadam oldu ve tarumar olup. vatanseverlik hipnozus nun hakim kılınması yüzünden. kutsalla¸ tırma. Büyük kızı ¸ ˘ Tatyana ise hatıralarında. hips notizma ve hamasetle.” ˘ “Oradaki bütün insanların hayatlarını feda edeceginizi mi söylüyor- 58 . Tıpkı Port Arthur (Rus-Japon) sava¸ ı nedeniyle. yozla¸ anların daha da putperestle¸ ip baskıcı iktidara katıldıgını ˘ s s ˘ ve bunun tekrar daha fazla yozla¸ mayla putperestlige neden oldugunu s ˘ ˘ ve insanlıgı tarumar eden bu irrasyonel. saikleri yüce degerlermi¸ gibi sunup hakikat yerine ikame ederek. vatan. hür aklı ve vicdanı devre dı¸ ı bırakıp tecavüz etmemek s seklinde özetlenebilecek temel ve evrensel degerleri ve ülküleri –yani ¸ ˘ hakikati– katlederek. bu pagan ˘ tanrının. halk. Nefs’in– simgeler ve kutsallar üzerinden. masumları ve masumiyeti “Biz” sayan bir cevap ver˘ s mek yerine. güç. tarumar etti. ˘ s kendi içinde gördügü gibi. Nazi Almanya’sını görmemi¸ ti ama. s aynı irrasyonel elementin –yani yalan. maddi ve manevi menfaat. övüngenlik vb. Tolstoy. iktidar. din. Port Arthur’un teslim edilmesi üzerine Tolstoy’un gözya¸ ı döktügünü söyler [28]. mazlum da ˘ s olsa Almanlıgın ülküle¸ tirilmesi yüzünden. “Bizim s ˘ s zamanımızda asla böyle bir sey yapmazdık” dedigi söylenir. millet. orayı havaya uçururduk. insanlıgı ülküle¸ tirmek yerine. insanları ve toplumları yozla¸ tırs s dıgını. Diger kimi hatıra ve biyografilerde de. ˘ Aylmer Maude. ˘ s ayrıca sava¸ larla katliamlara yol açarak. çehreler altında. zalim de olsa. tarih boyunca aslen din veya sövenizmin türevleri seklinde teza¸ ¸ hür ettigini görüyordu. tüm bunları görüyordu. bu s ˘ ˘ teslimiyete ve geçmi¸ te kendi katıldıgı Sivastopol sava¸ ına atfen. Ma¸ a’nın “Hep beraber ˘ s s olmak daha iyi olmaz mıydı?” sorusuna kar¸ ı. propaganda. ve “Biz” Kimiz? zalimligi dı¸ layıp. ama güçlü elementin.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. önder vb. gerçekte tapılan ve taptırılan putun. bu sözlerin muhatabı olan bir “Tolstoycu”yla Tolstoy arasındaki bu konu¸ manın söyle sürdügünü yazıyor (soran s ¸ ˘ Tolstoycu): “Ne yapardınız?” “Teslim etmektense.

Ve onu dogru dürüst yaparsın. Tolstoy’un tüm uyarılarına. Tolstoy ise. sık aktarılan ba¸ ka anekdotlarda da. epey s ˘ kan dökülmesi bir yana. ˘ ˘ kaya a¸ agı itilerek. ve sonra o da çöktü. Tolstoy’un. s s Port Arthur üzerine. ailevi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bu çagda¸ Sisifus’un ˘ s 59 . en etkili sava¸ kar¸ ıtı yazılarından biri olan ˘ s s uzun makalesi. böyle bir konu¸ ma gerçekle¸ tigini söylüyor. kısmen degerli bulmakla birlikte. ne Rusya’yı ne de ˘ Japonya’yı tutmayıp. canımı yakıyor. Ama Tolstoy. Bu vatanseverlik. s s ˘ ama Tolstoy’un kendisi de hatıra yazarlarının “çogu zaman konu¸ maları ˘ s uydurdugunu” (ki bu sözü de müzisyen Goldenweizer’ın hatıralarında ˘ [36] nakledilir!!). yapacagın i¸ bellidir. kendine gelmedi. • Çarlık Rusyası malesef. Çarlık rejimiyle kıyaslanamasa bile yine baskıcı bir rejim hakim oldu. s sava¸ süresince halkta vatanseverligi kı¸ kırtmak için seferber edilen s ˘ s hamaset ve propagandadan nefret ettigi ve ayrıca. ˘ bu aile içi hatırata (hele karısı Sofya’nınkilere) tamamen güvenmemek gerektigini söyler. Sisifus gibi didinmesine ragmen. ve “Biz” Kimiz? sun?” ˘ s ˘ “Ne sanıyorsun? Bir askersen.” [35] Kızı Tatyana. o bencilliklerin hizmetkarı olmayayım diye onları kontrol altında tutuyor. baskı ve zorbalık daha da arttırıldı. “Kendinize Gelin!”de söyler. hatıralarında. Bugünse. Onunla büyütüldüm ve ki¸ isel. 31 Aralık 1904 tarihli günlük giri¸ inde ˘ s söyle söylüyor: ¸ Port Arhtur’un teslim edilmesi beni kahredip. Port Arthur sava¸ ı ˘ s üzerine asıl söyleyecegini. zorbalıgın devamı halinde kanlı bir ˘ ˘ ayaklanmanın kaçınılmazlıgını çok önceden haber vermesine ragmen. her iki ülkenin sömürülen halk kesimlerinden yana oldugu yolundaki sözleri aktarılır. ama içimde ilahi yasanın bilinci de var ve bu bilinç. Ve o bencillikler yava¸ yava¸ köreliyor. Ve neticede. Tüm bu bencillikler içimde canlı. hatta aristokratik s ˘ ˘ bencilligin kölesi oldugum kadar onun da kölesiyim. Tolstoy uzmanları da.

Zira insanlıgı mahveden tüm sa˘ ˘ ˘ va¸ ların. sekillerde tezahür eden. en temel hakikatlere. yabancılara saldıran ˘ fa¸ ist dazlaklar var. dincilik vb. yeni bir Nuh tufanı getiren sey. s ¸ milliyetçilik. arsızlıktır. Ve tüketimi asgariye indirmenin. Yasnaya Polyana çiftliginin s ˘ ˘ ˘ ve Moskova’daki evinin müze yapıldıgı ülkede. vatanseverlikle desteklenen ve ordularla yürütülen bir tarihin. putperestligin arkasın¸ ˘ daki sey. tüm çatı¸ ma ve çeki¸ melerin tek nedeni ve dünya kaynaklarını s s s da yok eden. ki malesef onu ıslah etmeye degil. ¸ ˘ ˘ hep beslemeye yönelik toplumsal modeller hakim görünüyor. Nefs’in arsızlıgı. hatta dünyayı cehenneme çeviren.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. özellikle iktidar hırsını köreltmenin tek kurtulu¸ olduguna s ˘ dair ögütleri de sürekli dogrulanıyor. bu makaleleri yazdıgı topraklarda. hatta ısıtarak mahveden. Acar Burak Bengi 28 Subat 2007 ¸ 60 . vatanseverlik. ve “Biz” Kimiz? ya¸ adıgı. insanlıgı büyük sava¸ ve kıyımlarla mahvedecegi uyarısını da yapmı¸ tı ˘ s ˘ s ve bu dedikleri de gerçekle¸ ti. önce tecavüz ¸ etmeme yasasına ve pe¸ inden herkese tecavüz ettiren sey. s Tolstoy. sahips lenme hırsını.

Rus denizcilerin kar¸ ılanması. aniden birbirlerine özel bir dü¸ künlük besledikleri. çe¸ itli saraplardan s s ¸ epeyce içtigi için ve aynı sekilde bir Rus filosu geçen yıl Toulon’u ziyaret ˘ ¸ ettigi. ama bu tuhaf olgunun temel sebeplerini her defasında daha dikkatli irdeleyince. yani bütün Frans sızların bütün Rusları ve bütün Rusların da bütün Fransızları sevdigi ˘ hayaline kapıldı. geçen Ekim ayı boyunca en sıradı¸ ı biçimlerde s ifade edildi. kıyıya çıkan subayları sahte sapan epeyce söz s ˘ dinleyip sarfederken çe¸ itli yerlerde epeyce yiyip. hatta bulunmasa da. ama malesef çogu zaman da. pe¸ inden sa¸ kınlık ve nihayet bir infial hissi uyandırdı ve bunu s ¸ s kısa bir dergi yazısıyla anlatmak istedim. ˘ s ˘ orada bulunan herkes. muhtemelen ba¸ ka birçok ki¸ ide oldugu gibi bende de önce s s ˘ keyif. sadece yiyip içip konu¸ anlar degil. gayet hasmane ˘ s ˘ ili¸ kilere girerek ya¸ adılar ve simdi aniden. bir Fransız filosu iki yıl önce s s ¸ Kron¸ tad’ı ziyaret ettigi. Bu duygular Fransa’da. yalnızca gazetelerden bunları okuyup duyanlar bile. simdi okuyucuya ¸ sundugum görü¸ lere vardım. bütün bu milyonlarca Rus ve Fransız insanı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Geçen yıl (1893) Ekim ayı boyunca Fransa’da gerçekle¸ en Franko-Rus s kutlamaları. subayları Paris’e gittigi ve daha da sahte sapan sözler duyup ˘ ˘ sarfederken epeyce yiyip içtigi için. haberlerini diger gazetelerden derleyen s ˘ 61 . ˘ s Ruslarla Fransızlar yüzyıllardır birbirlerini tanıyarak ve bazan dostane. iktidarlarının kı¸ kırttıgı.

Fransız gemisinden Rus milli mar¸ ının nagmeleri s s s gürledi. Denizden. s ˘ ya¸ asın Fransa!”Bahriye gelenegine uygun olarak. tek bir s 14 Ta¸ ra s 15 Bir Habercisi. ate¸ li ve co¸ kulu “Hurra!” “Ya¸ asın Rusya!” “Ya¸ asın Fransa!” s s s s nidalarıyla kar¸ ıladılar. özel teknelerde s halk sapka. ¸ ˘ co¸ ku içinde degerli misafirlerin onuruna sallanıyordu. s karadan. Böylesine kitlesel bir co¸ ku manzarası kar¸ ısında denizcilerimiz göz ya¸ larını s s s tutamadılar. Vive la Russie. Fevkalade görkemli bir hava hakim olmu¸ tu. Toulon’daki Fransız donanması limanda iki çizgi halinde hizaya ˘ girdi ve filomuz. Top s ˘ gürlemeleri ve çan sesleri arasında kalabalıgın dostça el sıkı¸ maları s birbirini izledi. –[Koray Karasulu] 62 . bayrak. s yerel yetkilileri selamlamak için mürettebatının subaylarıyla kıyıya çıktı. –[Koray Karasulu] Rus deyimi. s s ˘ ˘ Bu çıglıklar. Fransız denizciler yelken sereniyle direklere tırmandılar ve ˘ her iki filoyla çevredeki gemilerden kesintisiz selam naraları yagdı. önde amiralin zırhlısı ve ardında diger gemiler olmak üzere. mendil ve çiçek demetleri sallıyordu. hepsi. aralarından geçti. ama halkın “Ya¸ asın Çar! Ya¸ asın Rusya!” çıglıklarına boguldu. Rus milli mar¸ ı “Tanrı Çar’ı Korusun” ve Frans sız milli mar¸ ı Marseillaise’i çalan bandolar vardı. iskelede. salvoların yanıs sıra. ellerinde ¸ çiçek demetleri tutan köylüler. Amiral Avelan. dört bir yandan tek bir ses gürlüyordu: “Ya¸ asın Rusya. Fransız donanmasının ba¸ kurmayları s ve Toulon limanının en kıdemli subayları tarafından kar¸ ılandılar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Selskiy Vestnik14 gazetesinde söyle anlatılıyor: ¸ Rus ve Fransız gemileri bulu¸ tuklarında birbirlerini. otuz parelik bir s ˘ atı¸ la kar¸ ılık verdi. Rus denizciler. s Birçok özel teknede. köylü kadınlar ve çocuklarıyla dolu birçok mavna bulunuyordu ve çocuklar dahi demetlerini sallayıp alt˘ larını ıslatıncaya kadar15 bagırıyorlardı. Donanma bandosu milli mar¸ “Tanrı Çar’ı Korusun”u s ˘ ˘ çaldı. s Rus sancak gemisi Fransız filosu onuruna on be¸ parelik bir top s atı¸ ı yaptı ve Fransız sancak gemisi de iki misli. denizcilerin bereleri ve sapkalarıyla izleyenlerin mendilleri. hem müzigi hem de top atı¸ larını bastıran güçlü.

Hükümet ve tüm Fransa sizi ve maiyetinizdekileri. s¸ s ˘ Tanıklar. . Rus denizcilerin görünecegi. Nihayet. Nihayet. . bayrak ve mendiller sallayıp. balkonlardaki ve hatta s çatılardaki tıkı¸ tıkı¸ halk sapka. kortejin ba¸ ı meydanda göründü. . s Gazeteler Paris’teki kar¸ ılamayı da söyle anlatıyor: s ¸ ˙ ˘ Bütün bakı¸ lar. Aynı s s ˘ ˘ anda kortej üzerinde kulakları sagır eden bir çıglık koptu: “Vive la Russie! Vive les Russes!” (“Ya¸ asın Rusya! Ya¸ asın Russ s lar!”). Meydanda büyük bir izdis s ham vardı. Kalabalık arasında tarifsiz bir izdiham s s ve sıkı¸ ıklık vardı. ba¸ ı açık bir halde ve Rus ve Fransız subaylar e¸ liginde. Amiral tekrar konuk˘ severligi için te¸ ekkür edip ekledi: “Sizden. “konukseverliginizi takdir edecektir. Kasırga besbelli yakla¸ maktaydı. ¸ s ˘ ˘ “Rus filosu ve tüm Rusya. Bütün ba¸ lar açıktı ve pencerelerdeki. sükran duygularını ifade edemeyecegi kar¸ ılıgını verdi.” ˘ Amiral. Amiral Avelan. 1893 No: 41) s Toulon’daki kar¸ ılama böyleydi. ama bunun ˘ kolay bir i¸ olmadıgı anla¸ ıldı. pences s ¸ 63 . Amiral’i kabul ederken Bakan söyle dedi: ¸ “Kron¸ tad ve Toulon. her yerde candan dostlar olarak agırlanacaksınız. . Paris’teki kar¸ ılama ve kutlama larsa s s daha da sıradı¸ ıydı.” dedi.” Kısa bir sohbet sonunda Bakan’dan ayrılırken.Hristiyanlık ve Vatanseverlik haykırı¸ seklinde kayna¸ tı. epey ötelerden bir alkı¸ ve I s feryatlar kasırgasının gürlemesi duyuldu. ‘büyük ve asil bir halkın’ temsilcileri olarak selamlıyor. Gürleme giderek güçlenip netle¸ ti. . Fransız s s ˘ ˘ Deniz Bakanı tarafından beklendigi donanma idaresi karargahına yöneldi. o an devasa halk kitlesindeki ço¸ kunlugun son kerteye s ula¸ tıgını ve oradaki herkesin kalbinden ta¸ an duyguları aktarabis ˘ s ˘ lecek söz bulmanın imkansız oldugunu bildiriyorlar. Rus ve Fransız halkları arasındaki sempatiye s ˘ tanıklık eden iki mahaldir. Polis Cercle Militaire yolunu açmaya davrandı. tüm Rusların kalplerine s kazınmı¸ olan sözleri telaffuz etmeksizin ayrılmak istemiyorum: ‘Çok s ya¸ a Fransa’” (Selskiy Vestnik. boulevard des Italiens’e s (˙talyan Bulvarı’na) çevriliydi.

daha s sevinçli ve daha çe¸ itli.Hristiyanlık ve Vatanseverlik relerden küçük. sempatilerini mümkün olan her sekilde ifade etmeye ¸ ˘ çalı¸ ırken. Kelimeler. sa¸ ırtıcı. Bu co¸ ku degildi –bu kelime ¸ s fazla banal– co¸ kudan daha iyiydi. saf ve yüce seylerle doluyor I ¸ ˘ ki. Daha çarpıcı. degerli misafirlerini daha iyi görmeye çabalıyordu. de˘ gil mi? ˙nsanın kalbi öylesine harika. ruhu canlandırıp sevgiyle titreten –insanların karde¸ ligine kani bir sevgiyle. (Nos voye Vremya16 gazetesinden. tek bir kavrayı¸ ta harmanlamı¸ tı? Burada hissedilen. insanın gözlerini ya¸ artan ¸ s s bir olay diye anlatmakta. karde¸ lik ve sevgi Tanrı’sının varlıgı. rengarenk konfeti bulutlarını a¸ agıya atarak canhıra¸ s ˘ s bir sekilde alkı¸ lıyordu. s s Neredeydim ben? Ne olmu¸ tu? Hangi sihirli cereyan tüm bunları tek s bir duyguda. s s ˘ gerçekten de. daha derin. kalabalıktaki co¸ kunun hezeyan sınırına vardıgını s s ˘ yazıyor. sokakta bir ne16 Yeni Zamanlar. kullarını esirge!”yi söylerken. els lerini uzatıp. Tüm bir mendil. Burada kelimeler kifayetsiz kalıyor. “Vive la s ˘ Russie! Vive les Russes!” diye bagıran yüz bin ki¸ ilik kalabalık. kan ve ilhak siddetine ve sevgili s ˘ ¸ annesinden çocuklarını koparmayaysa hasım bir sevgiyle titreten– bir olay diye anlatmakta haklılar. acayip ve ba¸ döndüren bir duyguydu. kalem bunların tümünü ifade edemiyor. Ayin sırasında. Lyon Garı’nda. gördügüm ve ˘ ˘ hissettigim seyin yanında soluk kalıyor. sapka ve bayraklar denizi. O zaman Paris’te bulunan bir Rus gazeteci bu denizciler geçidini söyle tasvir ediyor: ¸ Bunu. koro kilisede “Tanrım. Amiral Avelan ikinci katın balkonunda görüns ˘ ˘ dügü an Cercle Militaire’de bulunmanın nasıl bir sey oldugunu tarif ¸ etmek imkansız. görkemli. sadece a¸ kın s s ˘ anlarda insanların üzerine sinen daha yüksek bir idealin varlıgı. Birkaç saat bir çe¸ it hezeyan içins deydim. dünya çapında. –[Acar Burak Bengi] 64 . üniformaları altın nakı¸ lı Fransız Hükümet s temsilcileri ve fraklı belediye üyeleri arasında durmak ve “Vive la ˘ Russie! Vive le czar !” çıglıkları e¸ liginde milli mar¸ ımızın tekrar s ˘ s ˘ tekrar çalındıgını i¸ itmek. ¸ s ¸ ˘ meydandaki kalabalıgın ba¸ ları üzerinde dalgalanıyordu.) Bir ba¸ ka muhabir.

Parfaits á l’ananas. Cuma s s günü nerede ne yiyip içtiklerinin. N gazetesinde yemegin bir sanat eseri oldugu vurgulanıyordu: ˘ ˘ Consommé de volailles. ˘ ¸ içip konu¸ tular. Tatlılar. Desserts. Ama dahası. bu sırada neler söylendiginin haber˘ leri telgrafla bütün Rusya’ya iletildi. Hiçbir kelimenin aktaramayacagı muhte¸ em bir etki yarattı. Salade russe. Casseroles de truffes au champagne. Bernaise ˘ soslu sıgır filetosu. sampanyalı salata. bu sözler de derhal tüm dünyaya nakledildi. To¸ ˘ ulouse tavugu. Rus kaptanlarından biri Fransa’nın saglıgına içer içmez. tüketilen bütün o börek ve mezeleriyle. Ananaslı dondurma. Paris usulü kremalı ıstakoz. (Novoye Vremya. Toulon meyveleri. Chaud-froid de volailles á la Toulouse. Mousse de homard parisienne. Ekim 1893) s II Fransa’ya giden Rus denizciler. Perigord sülünü. sadece ¸ kaldırılan kadehler degil. (Et suyu. iki haftanın tamamı boyunca bir sö¸ lenden digerine gezdiler ve her sölen sırasında ya da akabinde yiyip. Mesela. Noisette de boeuf á la béarnaise. Ve Çar¸ amba günü nerede ne yiyip içtiklerinin.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ fesli çalgılar grubunca çalınan Marseillaise’in muzaffer nagmeleri ˘ açık kapıları yararak içeri yayıldı. gazetelerin sevki öyle bir raddedeydi ki. bu vakıa derhal dünyaya duyuruldu ve Rus Amiral ˘ ˘ “Güzel Fransa’ya içiyorum” der demez. yemek ˘ mönüleri bile bildirildi. Mantarlı. petits pâtés. Croûte de fruits toulonaise. küçük börekler.) 65 . Rus salatası. Faisans á la Périgord.

bu kadar s kısa bir zamanda bu kadar içkiyi. Ya¸ asın Rus Imparatoru ve Imparatoriçesi. onları da seviyoruz ve de barı¸ı. Esturgeon braisé moldave.-Germain. ama mönüler ¸ s konu¸ malardan daha çe¸ itliydi. Germain çorbaları. Miktar öyle kabarıktı ki.) Gazetenin sonraki sayısındaysa yeni bir mönü verildi. barı¸ın nimetleri. Avrupa’da barı¸ ve s s s ˘ s ˙ ˙ huzur. bu sölenler sırasında ¸ ¸ tüketilmi¸ bütün esritici içkiler sayıldı. barı¸ın güvenligi. birçok farklı sarabın içildigi bu yerlerin adları. Konu¸ malar. Bir Ingiliz gazetesinde. Moldovya ˘ ˘ usulü mersinbalıgı. Selle de daguet grand veneur. Sölene katılanların yaptıkları konu¸ malar da nakledildi. Ya¸ asın Cumhurba¸ kanı ve e¸ i. Mönü suydu: ¸ Potage livonien et St. Rusya’yla Fransa’daki tüm ayya¸ lar s biraraya gelse bitiremezdi. onları seviyoruz ve s de barı¸ı. barı¸ı s s seviyoruz ve donanma komutanını seviyoruz! Konu¸ malar su nakarat s ¸ beytiyle bitiyordu: Toulon-Kron¸ tad ya da Kron¸ tad-Toulon. sölen katılımcılarının içtigi içkilerin tanımları da veriliyordu: bir ¸ ˘ tür “vudka”. ne de kaybedilen yerlerin geri alınması. tek s s maksadımız barı¸. ne revanche (rövan¸ ). s ˙ Moët sampanyası) vs.17 bir tür Bourgogne vieux. –[Tolstoy] s 66 . Geyik gögsü. filoları ve orduları! Orduyu seviyoruz. Grand Moët (Yıllanmı¸ Bourgogne. Maksadımız ne ˘ sava¸ . her iki ˘ ¸ ˘ 17 Vodkanın Fransızlarca yanlı¸ bir telaffuzu. Birçok farklı s s yemegin yenip. (Livonien ve St. s s s s s Ya¸ asın Fransa ve Rusya. Zephyrs Nantua.Hristiyanlık ve Vatanseverlik N’nin bir sonraki sayısında söyle deniyordu: “A¸ çılık bakımından ye¸ s mekte yok yoktu. Zéphyrs Nantua. Her mönüyle birlikte. Bu kelimeler daima ¸ s s aynı anlama geliyordu: birbirimizi muhabbetle seviyoruz ve birbirimizi aniden böyle muhabbetle sevdigimiz için vecd içindeyiz. sürekli aynı kelimelerin s s s farklı sekillerde e¸ le¸ tirilip sıralanmasından ibaretti.

diger birçok beklenmedik hediyenin ˘ yanısıra. kimilerineyse. Napolyon. benzer hizmetler veya sadece sevgi ta¸ kınlıgı yüs ˘ zünden. Fransızların epeydir alı¸ kın olmadıkları s s izlenimi uyandıran. –[Acar Burak s Bengi] 19 Napolyon ile Papa VII. Mesela Toulon’daki bir piskopos Jorigiberi zırhlısının denize indirili¸ i sırasında barı¸ ın Tanrı’sına dua s s 18 Fransız ve Rus milli mar¸ larının Türkçe çevirileri bu bölümün sonunda. ˘ s yerini saglamla¸ tırmak ve köylü-çiftçi ekseriyetin destegini almak gibi politik hedefler ˘ s ˘ pe¸ indeydi. sürekli dua ettiler. özellikle de aynı anda iki mar¸ ı birden çalan bandoların muzaffer müzigi e¸ liginde söylenince: s ˘ s ˘ Çar’ı yüceltip tuttugunu altın etsin diye Tanrı’ya yakaran bir mar¸ ile ˘ s bütün çarlar ve kralları lanetleyip yıkımları için beddua eden digeri18 ˘ e¸ liginde söylenince. 2001-05] s 67 . Birbirimizi ve barı¸ı seviyoruz. Rus filo kumandanıysa. –[Acar Burak Bengi. daha da tuhaf dinî ayinlerle toplu dualar e¸ lik etti. s Bütün bu tuhaf davranı¸ lara. bu sözlerle her¸ ey anla¸ ıldıgı için. s Böylesine kısa bir süredeki kadar çok toplu dua Concordat19 zamanından beri yapılmamı¸ tır. s ˘ Muhabbet duygularını daha bir iyi ifade edenler ni¸ anlarla ödüller s aldılar. ama devlet otoritesine tabi kılan bu anla¸ mayla. daha da sa¸ ırtıcı bir nesne aldı –alüminyumdan yapılmı¸ ve ¸ s s çiçeklerle kaplanmı¸ bir köylü sabanı. . . çok tuhaf ve beklenmedik hediyeler verildi. Mesela Fransız filosu. artık söylenecek s s ˘ ba¸ ka bir sey kalmıyordu. Kardinallerle Piskoposlar her yerde dua reçeteleri hazırladılar ve kendileri de en tuhaf duaları okudular. içinde hiçbir sey yazmadıgı veya en azından kim¸ ˘ senin bilmesi gereken bir sey yazmadıgı anla¸ ılan bir tür altın kitap ¸ ˘ s hediye etti. azimle kendi okullarından çıkardıkları o tasvirleri özenle Rus denizcilerin odalarına asıp. Kron¸ tads ¸ s s Toulon! Buna daha ne eklenebilirdi ki?! . kaynak: The Columbia Encyclopedia.Hristiyanlık ve Vatanseverlik milletin de en asil ve kahramanca eylemlerini çagrı¸ tıran kelimeler olarak ˘ s telaffuz ediliyordu. Rus Çarı’na. Pius arasında akdolunan 1801 Concordat’ı. Tüm Fransızlar aniden fevkalade dindar oldular ve s batıl inançların zararlı araçları diye. –[Aylmer Maude] Fransa’da Roma Katolik Kilisesi’nin yeniden tesisini saglayan ve Katolisizmi çogunlu˘ ˘ gun dini olarak tanıyan.

Fransız çocuklara manzum iltifatlar yazdılar ve Fransız çocuklar da manzum ve nesir cevaplar gönderdiler. . Fransızlara kar¸ ı ani bir muhabbet beslemeye s ba¸ ladıklarını açıkladı. denetimi altındaki tüm ögrencilerin. ögret˘ ˘ ˘ menlerin ve yazarların. s ˘ ˘ Rus çocuklar. “Kaderinin ne olacagını sadece Tanrı bilir” dedi. Hayvanları Koruma Dernegi üyeleri. Nikolas’ın ikinci oglu. Bir Rus aktörler top¸ lulugu Fransız aktörlere tebrik gönderdi ve Fransız aktörler de Rus ˘ aktörlerin tebrigini kalplerinin derinliklerine gömdüklerini bildirdiler. ˘ Falanca kentin Bölge Mahkemesi’nde Rus avukat adayları Fransız milletine yönelik vecd duygularını bildirdiler. Arras Papazı. suna s ¸ kesinlikle kaniyiz ki. ama gerekirse sava¸ ın Tanrı’sına da yalvarabilecegini hissettirecek s ˘ sekilde. yalnızca barı¸ çıl hatıralar bıraksın s ve Fransa’yla Rusya’nın dostlugu. on binlerce telgraf Rusya’dan Fransa’ya. bugün barı¸ ın Tanrı’sına yalvarmı¸ ken. Rus Sarayı’nın Yüce Ba¸ Rahibi’ni temin etti: Rusya’ya.Hristiyanlık ve Vatanseverlik etti. Ama bu ya¸ anmasın ve bugünkü kutlamalar. ” Bu arada. Fransa’dan da Rusya’ya uçtu. Fransızlara s ˘ ate¸ li baglılıklarını açıkladılar ve benzer bir açıklama da Kazan Belediye s ˘ Meclisi’nden geldi. dü¸ manı kar¸ ılamaya s s s s gidecektir. general falancayı. mürettebatı bugün bizimkiyle böylesine sıkı ve karde¸ çe birle¸ en görkemli gemilerle elele. ˘ Fransız Egitim Bakanı’na. Rus kadınlar da Fransız kadınlara sükranlarını sundu. Ama eger. ˘ ˘ s s bundan sonra artık sava¸ ın Tanrı’sına yalvarmak zorundaysak. –[Aylmer Maude] ˘ 68 . I. Jorigiberi. General falanca. . Rus Egitim Bakanı. Quirinal denize s indirilirken Büyük Prens Konstantin’in burada bulunması gibi [Konstantin Nikolayeviç20 1857’de Toulon’daydı]. “Korkunç rahminden ölüm kusup kusmayacagı bilinmez. bu iki ulusu barı¸ ın koruyucuları ˘ s yapsın. Rus mils letine kar¸ ı besledigi sıcak duyguların yakıcılıgı konusunda temin etti. s 20 General ve Amiral. madam filancaya te¸ ekkür etti ve madam filanca da. Fransız kadınlar Rus kadınlara tebrik gönderdi. denize yeni ¸ ˘ indirilen gemiden söz ederken.

Rus ögrenciler tarafından kaleme alınan ve Paris’e gönderilen. Yüce Ba¸ ˘ s ˙ Rahip de cevapladı: Fransız din adamlarının Imparator Ailesi’ne yönelik duaları. Aleksandr’a ve muhterem ailesine besledikleri sevgi. geçenlerde. Rus gençliginin en iyi tabakası. ama bizim böyle anmamızın sebebi. Ba¸ larındaki Üniversite Müfetti¸ i’yle birlikte bir grup Moskovalı hus s ˘ kuk ögrencisi. herkes bunları onaylıyordu ve de ˘ memnundu ve geride kalmamak için bir an önce. Kutsal Bakire’ye taptıgı içtenlikle güveniyordu Fransa’ya. Mesela. Bu çılgın gidi¸ atın saçmalıgına dair protestolar s s ˘ dile getirildiyse. çe¸ itli bölgelerden ögrencilerin Moskova Birligi temsilcileri. onu. en sıradı¸ ı seyler yapıldı. e¸ itlik ve karde¸ lik ideallerinin geçmi¸ te s s s ˘ ˘ tüm dünya için sürekli sözcülügünü ve haberciligini yapmı¸ ve hayata s geçirilme çabalarına kahramanca öncülük etmi¸ büyük bir ulus olarak s ˘ ˘ görmemizdir. insanlıgın gelecekteki 69 . ˘ ama bir tek gazete tarafından bile kabul edilmeyen a¸ agıdaki protestoyu s ˘ ben biliyorum: ˘ Fransız ögrencilere açık mektup. Her türden generaller. Toulon kutlamaları üzerine tüm Moskovalı ˘ ögrenciler adına konu¸ ma cüreti gösterdi. ¸ ¸ s Heyecan öyle büyüktü ki. epey benzer duyurular yapıldı. tam tersine. ve hem Fransız hem de Rus rahipler Kutsal s Bakire önünde egiliyor ve neredeyse aynı inancı ikrar ediyordu. Hepsi birini bir sey için kutladı ve birine bir sey için te¸ ekkür etti. ölümde ve kalımda. ve Rus halkı. Çar’larına gönülden ba˘ lı tüm Rus halkının kalbinde co¸ kuyla g s yankılanıyordu. telgraf ˘ memurları ve kabzımallarca.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙ Majesteleri Imparator III. yüce özgürlük. s ˘ ˘ Biz. Fransa’daki tüm Kardinal ve Ba¸ piskopos’ların da kalplerinin s derinliklerine i¸ liyordu. aynı türden bir sey ¸ yapma tela¸ ı içindeydi. hatta yazılıp basıldıysa da. bu protestolar ya susturuldu ya da gürültüye getirildi. s ˘ bu grubun yetki takınmasını ve Fransız ögrencilerle aralarındaki tebrik alı¸ veri¸ ini siddetle protesto ediyoruz. Biz de Fransa’yı sıcak s s ¸ duygular ve derin saygıyla anıyoruz. ama kimse tus ¸ haflıgını farketmedi.

kararlı protestomuz Fransız gençliginin kalbinde duyguda¸ s bir kar¸ ılık bulur. s ˘ özgürlük ve bagımsızlık hasletini amansızca ve pervasızca yerle bir eden Rus Hükümeti önünde. simdi s s s ¸ ˘ ˘ kendi özgürlükçülügünden yüz çeviriyor ve bir halkın dogal. su an Paris’te Rus denizcilerden ˘ ¸ herhangi birinin arzularını tatmin etme görevini yerine getirmeyecek 70 . geçici olmasını umsak da. milli I s ˘ ˘ sövenizmle sürüklenmeyecek ve insanlıgın yöneldigi daha iyi top¸ lumsal ko¸ ullar için mücadeleye hazır bir sekilde. hazin bir durumu i¸ aret ediyor –Fransa’nın. Ama biz Kron¸ tad ve Toulon’dakiler gibi s s kutlamaları böyle tebrikler için uygun vesileler olarak görmüyoruz. Aksine. her aydınlanma. Bu kutlamalar bizde.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ esenligi için mücadelede Fransa’yı önder olarak tebrik etmeye her zaman hazır bulunmu¸ tur. normal ˘ hayat geli¸ imini sistematik olarak sekteye ugratan. tüm Avrupa’yı s s ˘ silah altında tutuyor ve Rus mutlakiyetini –daima özgürlüge kar¸ ı s istibdat ile zor kullanımının ve sömürülenlere kar¸ ı sömürenlerin dess tekçisi olmu¸ bir mutlakiyeti– dünyada siyasi kaderlerin belirleyicisi s yapıyor. önceki büyük tarihî rolüne ihanetini: bir zas ˘ manlar tüm dünyayı istibdat zincirlerini kırmaya çagırmı¸ ve özgürlük s için sava¸ an her halka karde¸ çe yardım elini uzatmı¸ bir ülke. III. s ˘ umarız. Fransa’nın genç ku¸ akları. tüm s yetkililerce ho¸ kar¸ ılanan topyekün sarho¸ lugu ve atılan nutukların s s s ˘ anlamsızlıgı bir yana– en deli ve vah¸ ice seyler yapıldı ve kimse oralı ˘ s ¸ olmadı. Bu sekilde birkaç düzine insan ezilerek öldürüldü ve kimse bunu ¸ zikretme geregi duymadı. Bir muhabir. tütsü yakıyor. Toulon gösterileri. Bu çatı¸ ma. büyük Fransa ve Almanya ulusları arasında ˘ yarattıgı çatı¸ ma dramının bir perdesidir. ˙naniyoruz ki. bu kutlamalar. s ˘ 24 Moskova Ögrenci Federasyonu Konseyi Bu kutlamalarda –harcanan milyonlarca i¸ günü ya da katılanların. mevcut hadiseleri s ¸ ˘ nasıl yorumlayıp onlara kar¸ ı nasıl tavır alması gerektigini bilecektir. Napolyon ve Bismarck’ın. kendi ülkemize kar¸ ı ızdırap ve Fransız s ˘ toplumunun böylesi büyük bir kesiminin körlügüne kar¸ ı da esef s duyguları uyandırıyor.

yuvarlanan bir kartopu ˘ gibi büyüdükçe büyüdü ve sonunda sadece hemen oracıkta bulunanlar. sadece yatkın ve sinirleri zayıf olanlar degil. aniden bir duygunun kendini s hissettirmekte oldugunu ve hatta gözya¸ larının e¸ iginde bulundugumu ˘ s s˘ ˘ farkettim ve bu duyguya direnmek için çaba sarfetmem gerekti. Bariz çılgınlık vakaları bile vardı. III Geçenlerde. bir muhabirin aktardıgı üzere. Sikorskiy adında bir Psikiyatri Profesörü. çocuklarını getirdiler onlara. ve Rus denizciler bu istegi yerine getirince. kimileri de nedense. ˘ Genelde bütün bu kutlamalarda kadınlar dikkati çeken bir rol oynadı ve hatta erkekleri yönlendirdi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bir kadın bulunmadıgı yolunda. öpsünler diye. güçlü ve normal insanlar ˘ bile genel haleti ruhiyeye kapılıp anormal bir vaziyet aldılar. denizcilerin muzaffer bir sekilde kar¸ ılanmasına ¸ s ili¸ kin tasvirlerden birini öylesine okurken. bunu neden yaptıgı sorulunca. s ˘ Böylece kimsenin engel olmadıgı heyecan. Mesela Fransız ve s Rus bayraklarının renklerinden olu¸ an bir elbise giymi¸ bir kadın. Hatırlıyorum da. des s nizcilerin gelmesini bekleyip. Fransa onuruna gemi etrafında yüzecegine dair ant içtigi. bir Fransızdan bir baloda duydugu ˘ ˘ sözleri yazdı ve bütün bunlar kimsenin dikkatini çekmedi. ˘ ˘ Bu acayip heyecan öyle bula¸ ıcıydı ki. orada bulunanların hepsi vecd içinde agladı. sanki öyle olmalıymı¸ gibi. Çiçeklerle çe¸ it çe¸ it kurdele atmanın ve s s hediyelerle iltifatlar yagdırmanın yanısıra. “Vive la Russie!” diye bagırarak köprüden ˘ nehre atladı ve boguldu. s ˘ gayet saglıklı görünen bir Rus denizci. Fransız kadınlar sokaklarda ˘ kendilerini Rus denizcilerin kollarına atıp onları öptüler. Sudan çıkarılıp. ˘ ˘ kar¸ ılıgını verdi. iki hafta boyunca çevresinde ˘ tüm olup biteni gözleyip. Kiev Üniversitesi Haberleri’nde. Kiev eyaletindeki Vasilkovski bölgesinin bazı köylerinde 71 . güpegündüz gemisinden denize atladı ve “Vif ˘ ˘ lya Frans!” diye bagırarak yüzdü.

Bay Sikorskiy’in demesine göre. Bu salgının özü. makalesini su sözlerle sonuçlandırıyor: “Malevanizm hasta ¸ bir nüfusun çıglıgı. Profesör bu insanların halini anormal bulmu¸ . o köylerde Malevanov adında bir önderin etkisi altındaki bazı insanların. a¸ ırı derecede nazik. neden zorlayayım kens dimi?’” Alim profesör. . dünyanın sonu yakındır deyip tüm ya¸ am biçimlerini degi¸ tirerek malı mülkü s ˘ s dagıtmaları. oldukça konu¸ kan. istemiyorsam. yayılmasını engellemek için iktidara tedbir alma tavsiyesinde bulunurken. Çalı¸ mayı reddetmenin s s a¸ ikar saçmalıgına dikkatleri çekildiginde. Semsiyeler.Hristiyanlık ve Vatanseverlik inceledigi psikopatik bir –kendi tabiriyle– Malevanizm salgınından söz ˘ etti.” s s Ama eger Malevanizm hasta bir nüfusun çıglıgıysa ve alkolle za˘ ˘ ˘ rarlı toplumsal ko¸ ullardan kurtarılma yakarı¸ ıysa. . Bolca tatlı yiyorlardı. iyi seyler yiyip içmeleri ve çalı¸ mayı ˘ ¸ s bırakmalarından olu¸ uyor. bu insanların durumunu bariz bir psikopatik salgın sayıp. Daima ne¸ eli bir ruh s s hali içindeydiler ve tam bir bayram havasında ya¸ ıyorlardı: birbirlerini s ziyaret ediyor. ipek sallar ve benzeri aksesuarlar ¸ ¸ almak için zaruri ihtiyaçları satıyorlardı ve sallar sadece tuvalet süsü ¸ olarak i¸ lerine yarıyordu. hasta bir nüfustan gelen ne kadar daha korkunç bir çıglık ve ˘ alkolle bozuk toplumsal ko¸ ullardan kurtarılmak için nasıl bir yalvarı¸ tır s s acaba? 72 . Paris’te patlak verip. hareketli ve ˘ s s geldigi kadar kolayca ve iz bırakmadan kaybolan sevinç gözya¸ ları dök˘ s meye hazır bir haldeydiler. Duygusals ˘ s lıga meyilliydiler. birlikte dola¸ ıp duruyorlardı. bayramlık giyinmeleri. alkolden kurtarılmak ve egitimle saglık ko¸ ullarının ˘ ˘ ˘ ˘ s iyile¸ tirilmesi için yakarı¸ ı. s s Fransa’daki sehir nüfusunun büyük bir bölümüyle Rusya’daki idari ve ¸ ayrıcalıklı sınıfların neredeyse tamamını korkunç bir hızla ele geçiren bu yeni illet. s s Söyle diyor: “Sıradı¸ ı gamsızlıkları çogu zaman ne¸ eli bir vecd halini ¸ s ˘ s alıyordu –dı¸ etkenlerin tetiklemedigi bir co¸ kunluk halini. daima basmakalıp kar¸ ılık s ˘ ˘ s ˙ veriyorlardı: ‘Istersem çalı¸ ırım.

aynı anlamsız konu¸ malar. a¸ ırı nezaket ve konu¸ kanlık. ruh s s ¸ hallerini sadece ki¸ isel ve sifahi aktarımla ba¸ kalarına bula¸ tıran birkaç s ¸ s s düzine gariban uysal köylüyle sınırlı. ne kadar daha ˘ gereklidir acaba? ˙ Iki hastalık arasındaki benzerlik tıpatıp. diger insanlara siddet uygulama imkanları (tüfekler. dahası deliliklerini yaymanın en güçlü imkanlarına (posta hizmetleri. –[Acar Burak Bengi] 73 . Durup dururken ortaya çıkan ve ne¸ eli bir vecd haline dönü¸ en aynı sıradı¸ ı gamsızlık. aynı seçme s yiyecek merakı. bazı önderlerini tımarhaneler ve manastırlara kapatıp digerlerini ücra bölgelere sürecek düzenlemeleri ˘ yapmakla iyi edecekse. ne kadar daha tehlikeli addetmemiz gerekir ve böyle salgınların yayılmasını engellemeye dair kati tedbirler almak. Bir ba¸ ka fark ˘ s daha var: ilk gruptakiler. hiç alkol s 21 Tutku edaları. aynı aylaklık. aynı kadın yönlendirmesi ve Sikorskiy’in Malevanistler arasında gözlemledigi. süngüler. kim bilir. sürüyle gazete ve enfeksiyonu dünyanın dört ucuna yaymak için birbiriyle yarı¸ halindeki s her tür yayına) sahip olan milyonlarca insanın deliligi. vakalardan birinde delilik. ˘ ¸ istihkamlar. resepsiyonlar ve ziyafet ˘ konu¸ malarında takınılan o gayritabii pozları hedefledigini anladıgım. zırhlılar. aynı bayram havası. benimse merasimler. aynı kutlamalar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve eger Malevanistlerin akli dengesizligi tehlikeli addediliyorsa ve ˘ ˘ iktidar. aynı gezinmeler ve ziyaretler. telgraf. aynı sarkı söys ¸ leme ve müzik. bırakın sarho¸ olacak kadar içmeyi. iktidar için degilse toplum için. barut ve dinamiti) olan. nedensiz gelip giden ve sık dökülen s s aynı duygu selleri. kendi küçük imkan¸ larıyla ya¸ ayan ve dolayısıyla kom¸ ularına siddet uygulayamayan. büyük paraları kontrol eden. profesörün tavsiyesine uyarak. en gösteri¸ li elbiselerle aynı süslenmeler. aynı duygusals s s lık. Toulon ve Paris’te ortaya çıkıp tüm Fransa ve Rusya’ya yayılan bu yeni salgını. s ˘ ˘ attitudes passionelles21 içindeki aynı palyaço pozları. öteki vakaysa. Benzerlik tıpatıp! Tek ve bunların cereyan ettigi toplum için fevkalade ˘ önemli olan fark su ki.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik kullanmazken, ikinci gruptakiler, sürekli yarı sarho¸ , hatta ayakta bile s duramayacak bir haldeler. Öyleyse, bu vakaların cereyan ettigi toplum ˘ için, Bay Sikorskiy’in bilgilerine göre, hiçbir siddet eylemi veya cinayetin ¸ gerçekle¸ medigi Kiev salgınıyla, bir resmi geçitte yirmi kadının ezilerek s ˘ öldügü Paris salgını arasındaki fark, sobadan sıçrayarak yerde için için ˘ yanıp duran, tutu¸ mayacagı besbelli bir köz ile bir evin kapıları ve duvars ˘ larına çoktan ula¸ mı¸ bir yangın arasındaki fark kadar büyüktür. Kiev s s salgını sonucu, en kötü durumda, Rusya’nın milyonda biri kadar bir bölgenin köylüleri me¸ akkatle kazandıklarını harcayacaklar ve devlete s vergi ödeyemeyeceklerdir. Ama korkunç bir erke, devasa miktarlarda paraya, siddet silahlarına ve deliliklerini yayma araçlarına hakim durum¸ daki insanları ele geçiren Toulon-Paris salgınının sonuçlarıysa korkunç olabilir ve olmaya mecburdur. IV Takkesi ve sabahlıgıyla dermansız ve silahsız ihtiyar bir bunak abuk ˘ subuk konu¸ tugunda, kar¸ ı çıkmadan merhametle dinleyebiliriz onu, s ˘ s hatta sakayla huyuna bile gidebiliriz; ama ba¸ tan a¸ aga keskin kasatura¸ s s ˘ lar, kılıçlar ve dolu silahlarla donanmı¸ , güçlü kuvetli, tüm bir deliler s kalabalıgı, ipini koparıp heyecan içinde ölümcül silahlarını saga sola ˘ ˘ salladıgında, onların huyuna gidemez insan, hatta bir an bile huzur ˘ duyamaz. Ve simdi Fransız ve Rus toplumlarını sarıp Fransızların kar¸ ı¸ s lamasıyla yükselen heyecanda da durum böyle. Çünkü bu psikopatlık salgınına kapılanlar en korkunç cinayet ve imha silahlarına sahipler. Evet, bu kutlamalar sırasında yapılan tüm konu¸ malar, kaldırılan s tüm kadehler ve yazılan tüm makalelerde, sürekli, ya¸ ananların barı¸ ı s s korumak adına oldugu ilan edildi. Sava¸ taraftarları bile, kaybedilen ˘ s bölgelerin i¸ galcilerine yönelik bir nefretten degil de, bir sekilde nefret s ˘ ¸ eden bir tür sevgiden söz ettiler. Ama akıldan zoru olanların kurnazlıgı bilinen bir seydir ve “Sava¸ ˘ ¸ s

74

Hristiyanlık ve Vatanseverlik istemiyoruz, barı¸ istiyoruz!” cümlesinin sürekli tekrarı ve herkesin s zihnindekine dair sessizlik, en tehditkar bir belirtidir. Rus elçi Elysée’deki ziyafette cevaben kaldırdıgı kadehle söyle dedi: ˘ ¸ “Sadece bu duvarlar arasında bulunan herkesin degil, büyük ve güzel ˘ Fransa’nın her yerinde ve tüm Rusya’da kalpleri su an bizimkiyle bir¸ likte atan uzak yakın herkesin tüm kalbiyle kar¸ ılık verecegi bir kadeh s ˘ kaldırma teklifinden önce, Çar tarafından Kron¸ tad ziyaretinin iadesiyle s yetkilendirilen Amiral’e yönelik iyi niyet sözleriniz kar¸ ısındaki derin s sükranlarımızın ifadesini size aktarmama izin verin. Böylesine fevkalade ¸ bir birlik, baglılık ve samimiyetle kutlanmakta olan muhte¸ em ve barı¸çıl ˘ s s zaferin gerçek önemine dair sözleriniz, i¸ gal ettiginiz ulvi mevkiyle s ˘ agırlık kazanıyor.” ˘ Tamamen yersiz, aynı barı¸ atfı Fransız Cumhurba¸ kanı’nın konu¸ mas s s sında da vardı: “Rusya’yla Fransa’yı birle¸ tiren sevgi bagları” dedi, “(ki iki yıl önce s ˘ Kron¸ tad’da filomuz adına yapılan dokunaklı gösterilerle güçlenmi¸ ti) s s her gün güçleniyor; dostane duygularımızın içtenlikli alı¸ veri¸ i, barı¸, s s s güven ve emniyetin lütfunu gönlünde ta¸ ıyan herkese ilham vermelis dir”–vs. Her iki konu¸ mada da barı¸ lütufları ve barı¸ çıl kutlamalara tamamen s s s umulmadık ve yersiz bir sekilde atıfta bulunuluyor. ¸ ˙ Rus Imparatoru’yla Fransız Cumhurba¸ kanı arasındaki telgraf alı¸ ves s ˙ ri¸ inde de durum aynı. Rus Imparatoru su telgrafı çekti: s ¸
Au moment où l’escadre russe quitte la France, il me tient à caeur de vous exprimer combien je suis touché et reconnaissant de laccueil chaleureux et splendide que mes marins ont trouvé partout sur le sol français. Les témoignages de vive sympathie qui se sont manifestés encore une fois avec tant d’éloquence, joindront un nouveau lien à ceux qui unissent les deux pays et contribueront, je l’espère, à l’affermissement de la paix générale, objet de leurs efforts et de leurs vaeux les plus constants.

75

Hristiyanlık ve Vatanseverlik
(Rus filosu Fransa’dan ayrılırken, Fransa topraklarının her yerinde ˘ denizcilerimin muhatap oldugu sıcak ve görkemli kar¸ ılamanızdan s ˘ ˘ ötürü ne kadar duygulandıgımı ve müte¸ ekkir kaldıgımı size bildirs mek isterim. Umarım, iki ülke arasındaki sıcak duyguda¸ lıgın bir kez s ˘ ˘ daha böylesine belagatla ifade edilmesi ve onları birle¸ tiren yeni bags ˘s lar eklenmesi, çaba ve arzularının degi¸ mez hedefini, dünya barı¸ ını, s ˘ saglamla¸ tırmaya hizmet eder.)22 s

Fransız Cumhurba¸ kanı da cevap telgrafında söyle dedi: s ¸
La dépêche dont je remercie votre majesté m’est parvenue au moment où je quittais Toulon pour rentrer à Paris. La belle escadre sur laquelle j’ai eu la vive satisfaction de saluer le pavillon russe dans les eaux françaises, l’accueil cordial et spontané que vos braves marins ont recontré partout en France affirment une fois de plus avec éclat les sympathies sincères qui unissent nos deux pays. Ils marquent en même temps une foi profonde dans l’influence bienfaisante que peuvent exercer ensemble deux grandes nations devouées à la cause de la paix. ˘ (Paris’e dönmek üzere Toulon’dan ayrılırken aldıgım telgrafınıza ˘ te¸ ekkür ederim majesteleri. Üzerindeki Rus bayragını Fransız sus larında selamlama zevkine eri¸ tigim mükemmel filo ve cesur denizs ˘ cilerinizin, Fransa’nın her yerinde kar¸ ıla¸ tıkları dostane ve renkli s s ˘ kutlamalar, ülkelerimizi ne kadar içten bir sempatinin birle¸ tirdigini s bir kez daha göstermi¸ tir. Bunlar aynı zamanda, kendilerini barı¸ a s s ˘ vakfetmi¸ iki büyük ulusun yararlı bir etki yaratabilecegine dair derin s bir inanç da tesis ediyor.)

Yine her iki telgrafta da, ne sırası ne geregiyken, denizcilerin kar¸ ılan˘ s masıyla hiç alakası olmayan barı¸ a bir atıf var. s Bütün bu sefih ayinlerin Avrupa barı¸ ı adına yapıldıgını söylemeyen s ˘ bir tek konu¸ ma ya da makale bile yoktu. s
22 Tolstoy’un,

parantezler içinde, Fransızcadan Rusçaya aktardıgı bölümleri, Rusçadan ˘ Türkçeye Koray Karasulu çevirdi. –[Acar Burak Bengi]

76

bazan yaramazlıklarını saklamaktan öyle ¸ haz alırlar ki. “Kimsenin süphesi yok” demek ¸ istiyor insan: “Böyle kötü niyetleriniz varsa bile.” Kutlamalar hakkında yazılan birçok makale açık ve naif bir haz ifadesi barındırıyordu. sadece ˘ egitimli varsayılan insanlara yönelik gazeteler ve dergilerde degil. sava¸ hakkında s bir söz söylemeyip sadece barı¸ tan söz ettiler. barı¸ çıl bir topluluga katılıp.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Rus basın temsilcilerinin verdigi yemekte herkes barı¸ tan söz etti. para bellum. Imparatorluk barı¸ tır. ki nitekim. sadece polis tarafından hemen uzakla¸ tırılan gafil bir s s adam herkesin dü¸ ündügü seyi bagırdı: “A bas l’Allemagne!” (Kahrolsun s ˘ ¸ ˘ Almanya!) Çocuklar da. “Ama bütün bunlar barı¸ ı güvence altına almak için yapılıyor. Meclis oturumları son s zamanlardaki kutlamalar üzerine konu¸ malarla açıldı ve konu¸ macılar s s bu sölenlerin Avrupa’ya barı¸ bildirisi oldugunu beyan ettiler. cumhuriyet barı¸ tır. hiç degilse onlardan ˘ bize söz etmeye kalkmayın. Rus ˘ ˘ 77 . L’empire c’est la paix. aynı sekilde.) s s s Ama eger öyleyse.” (Barı¸ s ˙ istiyorsan sava¸ a hazırlan. o zaman neden. ısrarla. Rusya’da kendi aramızda. sadece geceyi huzur içinde geçirmek istedigine. ˘ s Geçenlerde sava¸ ın gerekli ve hatta faydalı oldugunu yazan Bay Zola s ˘ ve aynı fikri birkaç defa ifade eden Bay De Vogue. kutlamalar sırasında tacitu consensu (sessiz mutabakatla) herkesten saklanması kararla¸ tırılan seyi kimse s ¸ dı¸ a vurmadı. ˘ ˘ oradakileri temin etmesine benziyordu. kims ˘ senin di¸ lerini dökmek. Si vis s pacem. s ¸ s eger gerçekten onu dü¸ ünmüyorsak? ˘ s V Kimse sava¸ ı dü¸ ünmüyor. la république c’est la paix. ¸ s ˘ Tıpkı bir adamın. gözlerini morartmak veya kollarını kırmak gibi s bir niyeti olmadıgına. her fırsatta. Kimsenin sava¸ hakkında bir sey söylemeyi¸ ine neden böyle sevinelim. ama sava¸ hazırlıklarına milyarlar harcanıyor s s s ve milyonlarca insan Rusya’yla Fransa’da silah altında. hazları onları ele verir.

et c’est un grand pays dont tous les habitants aiment sincèrement leur patrie et dont les soldats sont braves et disciplinés. à Poitiers. Almanya’yla sava¸ halinde Fransa’yla ittifakımızın askerî avantajs ları izah edildi ve iktidar tarafından kandırılan bu talihsiz insanlara su telkin yapıldı: “Sözünü ettigimiz Güçler (Almanya. baskı. Mais l’Allemagne tient à sa conquête. la France n’a plus été troublée. Rusya’yla barı¸ ı ihlal etme kararı aldıgında. ont été obligés de devenir Allemands. 43. s ˘ sadece Tanrı’nın yardımıyla Rusya kendi ba¸ ının çaresine bakabilirse s de. Pour reprendre à l’Allemagne ce qu’elle nous a pris. No. Selskiy Vestnik’te bile. et qui étaient de bons Français. 1893). Mais la France a perdu sa renommée militaire pendant la guerre de 1870. Azincourt. Ve neden tüm Fransız ortaokullarında. . Ils détestent l’Allemagne. (Selskiy Vestnik. Les Français du temps du Charles VII ont vengé leurs pères vaincus à Créy. Vous devez y 78 . Au lendemain de la guerre. Elle a paye aux Allemands sans difficultés l’énorme contribution de guerre de cinq milliards. il faut que nous soyons de bons citoyens et de bons soldats. Bay Lavisse tarafından derlenip (21.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Hükümeti’nce köylüler için yayınlanan bir gazetede. . Ils ne sont pas résignés à leur sort. beklentilerin aksine. L’histoire de la France montre que dans notre pays les fils ont toujours vengé les désastres de leurs pères. elle s’est remise au travail. 1899) a¸ agıdakileri içeren ders kitabıyla ögretiliyor tarih: s ˘ ˘ Depuis que l’insurrection de la Commune a éte vaincue. elle a perdu une partie de son territoire. bu kolay bir lokma olmayacagı ve hatta ba¸ arılı bir mücadele büyük ˘ s fedakarlıklar ve kayıplar gerektirecegi için. Avusturya ve ¸ ˘ ˙ Italya). vaincus à Sedan et à Metz. C’est votre devoir. le grand devoir de votre vie. ils espèrent toujours redevenir Français. . Fransa’yla dost olmak Rusya ˘ için yararlı ve avantajlıdır”–vs. C’est à vous–enfants élevés aujourd’hui dans nos écoles–qu’il appartient à venger vos péres. Plus de quinze cent mille hommes qui habitaient nos départements du Haut-Rhin. C’est pour que vous deveniez de bons soldats que vos maîtres vous apprennent l’histoire de la France. du Bas-Rhin et de la Moselle.

Ama Almanya zaptettigi bu bölgeye –vatanlarını içtenlikle seven. Japonya’da da sagcı ve milliyetçiler. geçmi¸ teki ˘ s hunharlıklarını sansürlemek. Poitis s ers’de. Sava¸ s tan hemen sonra da i¸ e koyuldu.000 imza toplandı. yazarlar ve aydınlardan olu¸ an 1000 ki¸ ilik ikinci bir imza kampanyasında s s da söyle dendi: “Bu yasa. ögretmenlerinizden Fransa tarihini iyi ögrenmelisiniz. Ama kaderlerine boyun egs s mediler. Ama Fransa 1870 sava¸ ında askerî s s ününü kaybetmi¸ ti. zaman ¸ zaman soykırıma varan katliamlar üzerine. Fransa ve Japonya örnekleri. Ayrıca. (Fransa Komün’lerin isyanları bastırıldıktan sonra rahatladı. –[Acar Burak Bengi] ˘ ˘ 79 . Azincourt’da yenilen babalarının intikamını almı¸ tır. ˘ s The Guardian. köle ticareti üzerine ve Fransa’nın bugün miras aldıgı ırkçılık üzerine resmî bir yalanı nak¸ etmektedir” (kaynak: 16 Aralık 2005. gibiler s dogrultusunda bir egitim “reformu” yaptı ve Japonların. . Alman olmaya zorlanmı¸ tı. Hiç zorlanmadan Almanlara be¸ s s milyarlık sava¸ tazminatı ödedi.)23 s s Sayfanın dibinde yukarıdakiler üzerine bir dizi soru var. Yukarı-Ren. devletin tarih yazmasından ve sömürgeciligin s ˘ deh¸ etlerinden muzdarip göçmenlerin. Fransa’nın sag hükümeti. . Subat 2005’de. Crecy’de. kurulu¸ mitini tarihi gerçek olarak sunmak vb. . Sorular da söyle: ¸ 23 Benzer uygulamalar bugün de ya¸ anıyor. Ve topraklarının da bir kısmını. tahrif ve manipüle edildigine ˘ ˘ çogu ülkede rastlandıgı belirtiliyor. VII. Fransa ta˘ ˘ rihi. A¸ agıs s ˘ Ren ve Moselle bölgelerinde ya¸ ayan yüz elli binden fazla Fransız s ˘ vatanda¸ ı. vs. solun ve s s s tarihçilerin tepkisini çekti ve maddenin iptaline yönelik 180. vatanseverlik ve milliyetçilik ugruna. Charles zamanında ya¸ amı¸ Fransızlar. tarihçiler. Burayı Almanya’dan geri almak için iyi yurtta¸ lar ve iyi askerler olmalıyız. cesur ve disiplinli askerler olan insanların ya¸ adıgı bu s ˘ ˘ büyük bölgeye– çok deger veriyor. Çinlilerin. son zamanlardaki yeni giri¸ imleriyle öne çıksalar da. Bu sizin görevinizdir. Kuzey ve Güney ˘ ˘ Korelilerin ve hem Japon hem de uluslararası akademisyenlerin tepkisini aldı. s ˘ ¸ Fransız sömürgeciliginin faydalarından söz edecek bir egitime yönelik yasal düzenle˘ ˘ meye giri¸ ti. Simdi s ¸ ˘ okullarımızda egitim gören siz çocuklar da Sedan’da ve Metz’de yenilen babalarınızın intikamını almalısınız. sürekli tekrar Fransız olmayı ˘ umut ediyorlar. Jon Henley’nin haberi). ülkemizde daima talihsiz babaların intikamını ogulların aldıgını gösterir.Hristiyanlık ve Vatanseverlik penser tourjours. Söz konusu yasa maddesi. ˙yi askerler olabilmek için s I ˘ ˘ de. Almanya’dan nefret ediyorlar. . ya¸ amınızın en büyük görevi. deniza¸ ırı Fransız vatanda¸ larının. okul kitaps larında hakikatin. kolonyalizmin sadece olumlu taraflarına yer vererek. Daima bunu dü¸ ünmelisiniz.

buharlı gemileri. ama “bu hatıra cesaretlerini kırmamalı. “Fransa’nın çocukları 1870’deki yenilgilerimizi hatırlamalı” ve “bu hatıranın yükünü kalplerinde hissetmeli”. budala. ne de bans dolar dü¸ en. açlık ve s s ˘ elem. limanları. havai fi¸ eklere ve bandoya. s topları. avantajı ve s ˘ ˘ ˘ hatta kahramanlıgı telkin ediliyor.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Topraklarının bir bölümü dı¸ ında. ˘ “Sava¸ ı dü¸ ünmüyoruz. . dogrulugu. genç ku¸ aga ve genel olarak tüm Rus ve Fransızlara s ˘ da. platformları ve zafer taklarınıyapanlar. cephanelikleri. sava¸ ın gerekliligi. el altından ve sürekli. süslenip dalgalanan bayraklar altında yerini almı¸ her amirale ve s ba¸ kana. yigitliklerini uyandırmalı” diyen. burada kimi kandırıyorsunuz?) diye sormak istiyor insan. ne bayraklar. tersine. ızdırap. saglıklı beyaz di¸ lerini göstererek. önlerine dikilmi¸ ölümcül dü¸ manlar ve kaçmalarını engellemek s s için arkalarına dikilmi¸ amansız subaylar. baktıkları halde onları aldatıp onlara en korkunç faciaları hazırlayan adamların tüketmesi için– tüm bu sülünlerle kiraz ku¸ larını. Tek derdimiz barı¸ . paylarına sadece çamurlu sava¸ meydanı. tüm bu gazetelerle kitapları dizip basanlar ve –besleyip. soguk. Réflexions sur le ˘ livre VII (VII. kan. yaralar. istiridyeleri ve sarapları bulup getis ¸ renler. büyütüp. s s sıradan insanlara. s s ˘ s bir çocuk saflıgıyla sevinç çıglıkları atan ve etrafa bakmalarına zaman ˘ ˘ kalmadan.” s s s Qui diable trompe-t-on ici? (Lanet olsun. resmi konu¸ malarda büyük bir ısrarla barı¸ tan söz ediliyorsa. ne ba¸ kanlar. aldatılan. her zaman her yerde. Fransa ne kaybetti? Kaç Fransız s o toprakların kaybıyla Almana dönü¸ tü? Bu Fransızlar Almanya’yı s ˘ seviyorlar mı? Bir gün Almanya’nın bizden aldıgını geri almak için ne yapmalıyız? . s su toplamı¸ elleriyle bütün o gemileri. çürüyen s 80 . çalı¸ an insanlardır. barakaları. kaleleri. salonları. mendirekleri ve tüm bu sarayları. paylarına ne amiraller. bu soruyu sormaya gerek varmı¸ ve aldatılan s talihsiz kurbanın kim oldugu çok açık degilmi¸ gibi. ˘ ˘ s O kurban. kitaba göndermeler) de var. Öyle ki. .

kastedildigi sekilde. Üçlü Ittifak’ın barı¸ ımızı s ˘ s ve Avrupa barı¸ ını tehdit ettigi ve Fransa’yla ittifakımızın güçleri denges ˘ leyecegi ve dolayısıyla barı¸ ın bir garantisi olacagı söyleniyor bize. Rusların Fransızlara. Avrupa barı¸ ını tehdit eden tehlikeli bir s s kom¸ uya kar¸ ı savunma bakımından önemi olabilecegini teslim etsek s s ˘ bile. aynen. sava¸ çı niyetler yok” deniyor bize. bütün bu yakı¸ ıksız ve anlamsız sefih s s ayinlerin Avrupa barı¸ ını koruma amacı güttügünü söylemek daha da s ˘ sahte. insan ciddi ciddi onu çürütmekten ˘ 81 . Ve simdi su Toulon ve Paris kutlamalarında ziyafet çekenler gibi adam¸ ¸ lar. Ve. budala s insanlar. Bir dost milletin temsilcilerinin diger milletin ˘ temsilcileri tarafından özel kutlamalarla ve seref duyarak kar¸ ılanma¸ s ˙ sında yanlı¸ olan ne? Ittifakın. yine o s halktan olu¸ turulan top-yeminin harcanacagı noktaları gösterecekler. ¸ s iyi bir ak¸ am yemeginden sonra koyu renk bez çadırlar içinde oturacaks ˘ lar ve bir haritaya saplanmı¸ ignelerle. iki ¸ s milletin kar¸ ılıklı olarak birbirine sempati duyup. Fransızların da Ruslara bu ani. çünkü hiçbir mazareti bulunmayan. Almanları sevmeyi¸ imiz ve onlara ˘ ¸ s güvenmeyi¸ imiz de sahte. bu duyguyu birbirine s ifade etmesinden ibaret. lüzumsuz bir ölüm dü¸ en hep aynı munis. Ne daha önce. filan-filan vaziyeti almak veya su s ˘ ¸ ya da bu kurdele veya ni¸ anı kapmak için. ne de simdi Fransızlara özel bir sevgi duymadıgımızı ¸ ˘ hepimiz biliyoruz. filan-filan miktarda. ne daha önce. s ˘ VI “Ama öyle bir sey yok. bunun neresi kötü?” Bu kötü. en a¸ ikar ve arsız bir s sahtekarlık. Ama ˘ s ˘ bu iddianın sersemligi öyle açık ki. s ˘ ˙ Almanya’nın Rusya’ya kar¸ ı planları oldugu. “Durum.Hristiyanlık ve Vatanseverlik cesetler ve anlamsız. önlerinde iyi sarap dolu kadehlerle ve di¸ lerinin arasında purolarla. ne de simdi Almanlara özel bir ¸ dü¸ manlık duymadıgımız gibi. sıradı¸ ı s sevgisi sahte.

simdi s s ¸ Paris’te vatanseverlik timsalleri olarak anılan Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi. toprak kaybını hazmedemeyen Fransa’nın ¸ ˙ yapma tehlikesi çok daha büyüktür. –[Acar Burak Bengi] Harbi. Yuhanna 8: 44. ˘ “Fransa’yla Rusya’nın barı¸ ı garanti altına almak için kar¸ ılıklı sempas s tilerini ifade etmelerinde kötü olan ne?” diye soruyorlar. Fransızlar ve Ingilizler ˘ daima ve hâlâ bize. bize bir sava¸ ligi olarak göründügü halde. tıpkı simdiki gibi. Rus¸ ˘ 24 Yeni 25 93 Ahit. Seytan bir katil ve yalanların babasıdır. o zaman aynı seyi. Özellikle de bu gibi bir durumda. biz Ruslarla yüzlerce s ¸ yıldır kimsenin hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani ˘ s ˙ bir sevginin alevlendigi varsayıldı –Almanlar. tüm s güçlerin matematiksel bir e¸ itlik içinde olması gerekirdi. barı¸ güç dengesine baglıysa. Sırplar veya Bulgarların herhangi ˘ birinden. kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. –[Acar Burak Bengi] 82 . Nitekim. s s ˘ ˙ Tamamen aynı sekilde.Hristiyanlık ve Vatanseverlik utanıyor. simdi oldugu gibi. Böyle olması. resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. aralarında bir denge kuruls ˘ ˙ ması gereken birimler nasıl belirlenebilir? Ingilizler simdi Rusya’yla ¸ Fransa ittifakının kendilerini tehdit ettigini ve bu yüzden yeni bir it˘ tifak olu¸ turmaları gerektigini söylüyorlar. Hatta daha da büyük. çünkü Wilhelm’in bir Avrupa ittifakı önderliginde barı¸ ı bozma tehlikesi ˘ s varsa. tehlike hâlâ mevcut. Franko-Rus Ittifakı da gerçekte neyse –yani bir ¸ sava¸ ligi– ondan ba¸ ka türlü görünemez. O zaman da. s s O zaman. yani bir ittifakın barı¸ ı garantilemesi için. çünkü bir yalan ve bir yalan asla zararsız olmaz. Türk sava¸ ından25 önce de. o s zaman herhangi bir insan toplulugunda en güçlü adam bir tehlikedir ve ˘ digerleri onu dengelemek için ittifaklar kurmak zorundadır.24 Yalan daima cinayete yol ¸ açar. Bu kötü. bu Karadaglılar. Üçlü Ittifak da kendini barı¸ -ligi olarak adlandırdı. O zaman da aynı co¸ kunluklar. Üstünlük simdi s ¸ Franko-Rus ittifakındaysa. sadece. önsöze bak. Bir denge olu¸ turmak için s ˘ s Avrupa kaç ittifaka bölünmek zorunda? Madem i¸ ler böyle yürüyor.

zamanları ve enerjileriyle ne yapacaklarını bilmeyen aylak. s s milyonların zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması. o zaman da Moskova’da Ilk ¸ ˘ yiyip. s ˙ önce. zengin insanlar kalabalıgı vatansever konu¸ malar geveleyecek ve ˘ s Almanya’ya kar¸ ı dü¸ manlık a¸ ılayacak ve hadiseler öyle sekillenecek ki. Aleksandr. birbirlerine budala seyler söylediler ve vecd duygularıyla ¸ mütehassis oldular. Tanrı’nın lütfuyla tüm Rusya’nın otokratik ˙mparatoru. vs. gazeteler gittikçe daha s fazla yalan söyledi. Diplos matik notalar ve yarı-resmî makaleler ba¸ ladı. Çe¸ itli generaller ve bakanlar. Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve s s iktidar tedricen oyunda yer almaya ba¸ ladı. tüm sadık tebaamıza duyururuz.. çaglar öncesine uzanan. vatanseverlik s ˘ s s 83 . bize Tanrı tarafından ema˘ net edilen sevgili insanlarımızın iyiligi için. Tanıdık. Toulon ve Paris’te yas s pılan ve gazetelerde hâlâ yapılmakta olan sey de.Hristiyanlık ve Vatanseverlik larla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler. aslen sava¸ s istemeyen III. ˘ Rusya’ya. Gazetelerin editörleri. ordulara ve filolara içecekler. besbelli aynı yola veya ¸ daha da kötü facialara yöneliyor. gazeteler yalans larını basacaklar. Çanlar çalacak ve uzun saçlı adamlar altın i¸ lemeli cüppelerini giyip s cinayet adına dua etmeye ba¸ layacaklar. birlik ve barı¸ tan söz edip. vs. s bütün gazetelerce ve tüm milletin kamuoyunca talep edilen (veya bu gibi durumlarda daima tüm milletin kamuoyunca talep ediliyormu¸ s gibi görünen) bir sava¸ ı onaylamaktan kaçınamayacak. asıl mesele –Türkiye’ye s kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz kaldılar. çevresindeki herkesçe. Finlandiya Büyük Prensi. Ve biz etrafa s bakmaya zaman bulamadan. Tanrı onlarla olsun. s ˘ deh¸ etli ugra¸ yeniden ba¸ layacak. –vs. “Tanrı s Çar’ı Korusun” ve “la Marseillaise” nagmelerine içtikleri gibi. uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. Polonya I Kralı. Sırbistan ayaklandı. ne kadar barı¸ yanlısı olursa olsun. Fransa’ya. s s s ¸ III. sava¸ gerçekle¸ ti. yüz binlerce masum insanın kıyımı. içip. o bildik ugursuz ve budala duyuru gazete ˘ sütunlarında görünecek: Biz. kendilerini katliama gön˘ dermeyi Tanrı huzurunda görev bildigimizi. yani. çe¸ itli bölüklere. aynen simdi Paris’te oldugu gibi. Aleksandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigi˘ miz üzere.

–[Acar Burak Bengi] 84 . bunları toplayacak yeteri kadar insanın kalmadıgı noktaya ula¸ ınca ve hava. açlık sefaleti çekecek. daha önce hiç görmedikleri ve kendilerine ne bir kötülük yapmı¸ ne de yapması mümkün olan s binlerce ba¸ ka insanı öldürecekler. tüccarlar s ve mühimmat satıcıları iki kat kâr beklentisi sevinciyle ko¸ u¸ turacaklar. hastalıktan ölecek ve nihayet insanların onları biner biner öldürecekleri yere gelecekler ve onlar da. bir süreligine duracaklar. donacak. nereye sürülürlerse oraya yürüyecekler. hastalar rastgele bir yere getirilip üstüste ¸ atılacak. karılarından. daha ileri sürülecek. bütün bu aldatılan insanlar kalabalıgı ileri. s s Her zamankinden daha çok çalma fırsatını sezen her türden memur dört dönmeye ba¸ layacak. dört dönecekler. o çürüyen top-yemiyle enfekte olunca. Ve böylece bir kez daha insanlar barbarla¸ tırılmı¸ . komutanlara bile naho¸ gelecek ˘ s s kadar. Uygun adım ilerleyecek. s ˘ türlü kurdeleler. dört dönecekler. simdiden Kızıl Haç için adlarını kaydettirip. ruhlarındaki ızdırabı sarkılar. nefret ve cinayeti te¸ vik için çalı¸ maya koyulacaklar ve sas s tı¸ larını iki katına çıkarmaktan sevinç duyacaklar. haçlar. insanları öldürmeleri geregi. Ordu komutanları. yaralı ve ölü sayısı. annelerins den ve çocuklarından koparılan yüzbinlerce basit. insanoglunun s s ˘ halihazırda ba¸ lamı¸ bulunan Hıristiyanla¸ ması26 tekrar on yıllarca. çifte maa¸ s s ve istihkak çekerek. hovardalık ve votkayla bastırarak.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kisvesi altında. ölüler üzerlerine kireç serpilerek gömülecek ve pe¸ inden bir kez s daha. nedenini kendileri bilmeden. s Ve sükunet içindeki çalı¸ ıp didinmelerinden. kocalarıyla karde¸ lerinin ¸ s öldürmeye giri¸ tigi insanların yaralarını sarmaya hazırlanarak ve böyles ˘ likle en Hıristiyanca bir i¸ yaptıklarını hayal ederek. hastalanacak. ellerindeki ¸ ölümcül silahlarla. munis insan. ˘ yaralılar bir sekilde toplanacak. s s s 26 Önsöze bak. vah¸ ile¸ tirilmi¸ s s s s s ve zalimle¸ tirilmi¸ olacak ve dünyada sevgi azalacak. Aylak hanımlarla beyefendiler. s Ve hasta. ni¸ anlar ve yıldızlar almayı umarak. Fabrikatörler. ta ˘ ki bunu ba¸ latanlar usanana ya da gerekli görenler istediklerini alana s kadar.

–[Alper Altug] s s s ˘ ˘ 85 . aksine. eline bir kadeh Grand Moët sampanyası alarak. ¸ ˘ i¸ te o zaman. s VII ˙s I¸ te böyle Toulon kutlamaları gibi vatansever gösteriler gerçekle¸ tiginde.Hristiyanlık ve Vatanseverlik yüzyıllarca geriye atılacak. Ve bir kez daha. ˘ ¸ ani ve müstesna bir güzel Fransa (la belle France) sevgisiyle dolup tasan kalbinin tüm Rusların kalplerine tercüman oldugunu beyan edince. tüm emri ˘ ˘ altındakilerin. cemaatleri adına kefil olunca ve Rus halkının temsilcisi ˘ diye görülen Paris’teki Rus elçi. o gazeteci baylarınkilerle. böyle bir duyuruyu en canhıra¸ bi˘ s çimde protesto etmeyi ve kalplerimizin. s tüm Rusların Kron¸ tad ve Toulon ve Paris’te olup bitenlerle duyguda¸ lık s s içinde bulundugunu ve bu ölüm kalım ittifakının tüm bir halk iradesiyle ˘ onaylandıgını öne sürünce ve Rus Egitim Bakanı duygularını. onların zımni sos nuçlarına kar¸ ı çıkmaktan kendini alamaz. Dolayısıyla o gazeteci baylar. Rus çocuklarının. s ˘ insanların iradeleri. vatanseverligin daima yol açtıgı alı¸ ılageldik insafsızlıklara ˘ ˘ s rehnedilir ve bu kutlamaların önemini farkeden ki¸ i. sava¸ tan kazanç saglayacak s ˘ olanlar. pe¸ inen sarts s ¸ landırılıp. sava¸ ın mevcudiyetini onun gerekliligine s ˘ kanıt gösterecekler ve yine gelecek ku¸ akları sava¸ a hazırlayacaklar. söz ve eylemlerince bilerek veya 27 Soganlı ˘ be¸ amelli yelveku¸ u ve donmu¸ kartavugu. Fransızların Imparator ailesine yönelik s hayır dualarının muhakkak ki Çar-sever Rus halkının kalbinde sevinçle yankılandıgına. egitim ˘ bakanlarınınkilerle. bu çılgınlıktan azade olan bizler. bilginlerin ve yazarların payla¸ tıgına s ˘ Fransız bakanları temin edince ya da Rus filo komutanı. bir ortolans à la soubise et logopèdes glacées27 tabagından sonra. filo komutanlarınınkilerle. muhatap oldukları kar¸ ılamadan ötürü tüm Rusya’nın minnettar kalacagına Fransızları s ˘ ˙ temin edince ve ba¸ rahipler. sadece kendimiz için s degil on milyonlarca Rus için de. görünü¸ te uzak gelecek için olsa da. kendilerinden emin. s s onları çocukluktan itibaren sapkınla¸ tırarak. ba¸ rahiplerinkilerle ve s elçilerinkilerle birlikte atmayıp.

seklindeki savunmasına kar¸ ılık. kar¸ ılıgını verdik. ¸ Göz yumamayız çünkü. esir dü¸ üp s ˘ s kaçtıgını ve. Jena’nın öcünü alana kadar ˘ ¸ da Prusya’nın huzur bulamayacagı ve simdi Fransa lehine bir revanche ˘ ¸ gerçekle¸ mesi halinde. söyledikleri gibi barı¸ ın onanmasına benzemes yip. s ˘ VIII Yakla¸ ık dört yıl önce. –[Aylmer Maude] 86 . Kaybettigi bölgeleri geri alana kadar Fransa’nın s ˘ huzur bulamayacagı seklindeki savlamasına. ama bunları s sadece kendileri için yapsınlar. besbelli gurur duydugu. ˘ s ˘ Fransızların kendilerinden koparılan karde¸ lerini kurtarmakla yüs kümlü oldugu. Chants du Soldat yazarı. makaleler yazıp konu¸ malar yapsınlar. öfke ve s s ˙ tiksintiyle doldugunu ilan etmeyi kutsal görevimiz addederiz. kendini Hıristiyan addeden bizler bu beyefendilerin söyleyip yazdıklarıyla sartlandırılmaya göz yumamayız. konu¸ maların ˘ s s ve kucakla¸ maların altında ne gizlendigini biliyoruz. Fransa’nın eski sınırlarıyla gücü ve sanının geri kazanımı ¸ için ve kendimizi Almanya’nın ugursuz planlarına kar¸ ı emniyet altına ˘ s almak için. Alman hakimiyetindeki ˘ ¸ s 28 Paul Déroulède (1846-1914). vatansever bir ant içtigini anlattı: ˘ ˘ ˘ Fransa’nın dirligi ve serefi yeniden tesis edilene kadar Almanya’yla ˘ ¸ sava¸ için ajitasyon yapmayı bırakmayacakmı¸ . Almanların da tekrar onun öcünü almak zorunda s kalacakları ve bunun böylece sonsuza kadar gidecegi. daha ziyade suça katılmaya hazırlanırken suçluların daldıkları sefih ayinler ve esriklige benzeyen bütün bu sarho¸ vecdlerin. Rusya’yla Fransa arasındaki bir ittifakın gerekli oldugu ˘ kanaatini payla¸ madı. Toulon baharının ilk cırcır böcegi –Almanya’yla s ˘ sava¸ ma taraftarlıgı iyi bilinen bir Fransız ajitatör28 – bir Franko-Rus s ˘ ittifakına zemin hazırlamak üzere Rusya’ya geldi ve köyde bizi ziyaret etti. s s Bizim çevre. Ögle yemegi için eve dönü¸ te ziya˘ ˘ ˘ s retçimizle ahbaplık ettik ve bize hemen nasıl sava¸ tıgını. Istedikleri ˘ kadar Moët içsinler.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bilmeyerek etrafa saçtıkları ölümcül yalan ve yanlı¸ lar kar¸ ısında. Geldiginde biz ot biçiyorduk.

sava¸ ın yol açacagı korkunç ızdırapları çeks ˘ meye degmeyecegi. Letonya. dolayısıyla ona teslim olamayız. rahiplere s ˙ ba¸ ka görevler vermekle ve her¸ eyden önce Incil’i yasaklamakla kalmas s malı. aynı zamanda Hıristiyan ögretilerden kaynaklanan bütün ahlak ˘ kaidelerini de reddetmeli. sadece kiliselerden haçları s ˘ kaldırmakla. kar¸ ılıgını verdik. milliyet ayrımı yapmaksızın herkesi karde¸ sayarak. –[Acar Burak Bengi] 87 . Alman degil de Fransız sayılmak daha ˘ ˘ ho¸ gelecek diye ve ziyaretçimiz Fransız ordularının sanını yeniden s ¸ kazanmasını istiyor diye. kilise binalarını ba¸ ka amaçlara uyarlamakla. Fransız s hakimiyetindekinden hiçbir sekilde hiç de daha kötü bir durumda ol¸ madıgı ve kimi Alsace’lılara. bizim için böyle ko˘ nu¸ makta hiç sakınca bulunmadıgını. Hıristiyanlık yok edilene kadar. Hıristiyan bakı¸ açısıylaysa. gerektirdikleri askerî güçle siyasi harcamadan bizi ˘ kurtaracagına göre. hatta bir tek insan hayatını feda etmenin bile dogru ˘ ˘ ˘ olmadıgı. Ve ne bandomuz. Bir Hıristiyan Hükümet sa˘ s ˘ va¸ a girdiginde. dedik. sava¸ insanların öldürül˘ s s mesini talep ettigine ve Hıristiyanlık. Bizse bu hile ve desis seyi görüyoruz. ne de idrakımızı bulandıracak ba¸ ka bir seyimiz bulun¸ s ¸ dugundan. insanlar. tutarlı olmak adına. s ¸ Estonya. karakteristik Fransız ˘ 29 Bugün. ama Baltık Eyaletleri29 veya Pos ˘ lonya bizden alınsaydı ba¸ ka türlü konu¸ acagımızı söylediginde. ne sampanyamız. Sovyetler’in çökü¸ ünden sonra bu eyaletler su devletler oldu: Litvanya. hiçbir durumda sava¸ ı ˘ s onaylayamayacagımız. cevabını verdik. s tüm insanlara iyilik yapılmasını istedigine göre. ˘ Fransa’nın katlandıklarına katlanmadıgımızdan. siyasi s s ˘ ˘ bakı¸ açısıyla bile. böyle bir kaybın daha çok bir kazanç olarak deger˘ ˘ lendirilebilecegi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik çalı¸ an kesim mensubu Alsace-Lorraine sakinlerinin. ancak hile ve desiseyle sürüklenebilir sava¸ a. sadece tüm cinayetleri yasakla˘ makla kalmayıp. genelde. C’est à prendre ou à laisser (Bu ancak böyle yapılabilir) dedik. ziyaretçimiz sadece omuzlarını silkip. simdi oldugu ¸ ˘ gibi. Polonya veya Baltık Eyaletleri’nin kaybı bir facia s sayılamayacagına.

evimizdeki misafirperver kar¸ ılamadan ötürü fevkalade ˘ s müte¸ ekkir kaldıgını.” (Ona Rusları sevdigimizi söyle˘ yin) dedi. duygularını gayriihtiyari açıga ˘ ˘ ˘ vurdu. ¸ s ¸ “O kimlerden?” diye sordu Prokofi. Varlıklı bir Fransız oldugunu söyledim. onları her iki yandan sıkı¸ tırırsak” dedi Prokofi. solgun. Bu sözler besbelli. halk arasında ˘ fikirlerine daha fazla sempati bulacagını umarak. 88 . s ˘ “Dites-lui que nous aimons les Russes. “kımıldayacak bir yerleri kalmaz. s beyaz parmaklarıyla Prokofi’nin ter içindeki kenevir gömlegini her ˘ yanından sıkarak. s ¸ s yeti¸ kin ve egitimli bir adamın. gidip ˘ dagınık otları tırmıklamalarını bagırınca. sert bir sesle. sakin ve ayıkken. bunu fiilen gösterdi ona. söz ve jestlerin anlamını izah ettigimdeki munis sa¸ kınlıgını ve alaycılıgını hatırlıyorum. sava¸ tan arzu edilir s ˘ s bir sey gibi söz edebilecegine inanması mümkün olmamı¸ tı. güvenmedigi anla¸ ılacak biçimde.” s Bu kar¸ ılıgı ziyaretçime tercüme ettim. iki ˘ büklüm bir mujik olan. Fransız. saka olarak s ¸ aldıgı seye sakayla cevap vererek. ˘ s ba¸ ıyla ziyaretçimi i¸ aret ederek. Almanları sıkı¸ tırma önerisinden de çok s sa¸ ırttı Prokofi’yi ve onda biraz süphe uyandırdı. ¸ ˘ s “Peki ama. ˘ ¸ s ˘ ˘ Belli ki. Prokofi’nin. Almanya’ya kar¸ ı s s s sava¸ halinde Rusların Fransa yanında yer almasını saglamak umuduyla s ˘ geldigini açıkladıgım zaman Prokofi besbelli memnun kalmadı ve küçük ˘ ˘ ot yıgınları arasında oturan köylü kadınlara dönerek. Ruslarla Fransızların Almanları her iki yandan s sıkı¸ tırmasına matuf hareket planını tercüme etmemi istedi. ihtiyar. ama hâlâ azimle çalı¸ maya devam eden mesai s arkada¸ ım Prokofi’ye. ˘ IX Bu sohbetten sonra misafirimizle otluga gittik ve orada. ˘ ¸ ¸ onlara bir çıkı¸ yolu bırakmalıyız. ama görü¸ lerinin benzer sekilde kar¸ ılanmayı¸ ına s ˘ s ¸ s s çok yazıklandıgını söyledi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kibarlıgıyla. Almanları her iki yandan sıkı¸ tırma önerisini saka olarak almı¸ tı. s s ˘ “Peki hangi i¸ için gelmi¸ ?” diye sordu Prokofi.

bana çok daha açık göründü ve s ˘ simdi Toulon-Paris kutlamalarından sonra bütün canlılıgıyla aklıma geli¸ ˘ yor. tembel degil ama. Prokofi bunu söyleyip. “Oh. –[Koray Karasulu] s ˘ 30 Bu 89 . diz altından baglanan ev yapımı bol pantolonu ve a¸ ınmı¸ ˘ s s laptileriyle. I¸ i bitirdigimizde birlikte gezintiye çıkarız. canlılık ve özgüven parıltısıyla. Kalkın. Sava¸ ve Barı¸’ta Napolyon’un da beyaz ellerine sürekli s ˘ s s vurgu yapar.32 omuzundaki koca bir yaba dolusu otla ve uzun adımlarla. yaslandıgı yabanın di¸ leri ˘ s arasından damarlı elini çekti. insanların me¸ akkatli emegiyle beslenip. Birbirinden böylesine farklı bu iki adamın görüntüsü –silindir sapkası ¸ ve o zamanlar çok moda olan uzun paltosuyla. yıpranmı¸ di¸ lerinin köklerini gösteren munis bir tebess s sümle ekledi: “Gelip bizle çalı¸ san ve Almanları da yanında getirsen s ˙s daha iyi edersin. sonradan bu sekilde kendilerini ¸ defedenleri besleyip koruyanlar. sonra da ¸ s ˘ aynı insanları top-yemi olarak kullanan bütün o insanlar cisimleniyordu. –[Acar Burak Bengi] 32 Hu¸ agacından çarık. Tolstoy’un bilinen ve sıkça ba¸ vurdugu bir yöntemdir. o zaman. sürekli çalı¸ mayla eci¸ bücü¸ . Birinin sahsında. le brave homme!” (Ah ne cesur adam!) diye haykırdı kibar Fransız gülerek. hem de “biçmek” anlamlarında kullanılıyor. Ve Rus halkına yönelik diplomatik misyonu böylece sona erdi. s –[Koray Karasulu] 31 Bazı karakteristik özellikleri leytmotif olarak kullanması. Ve sonra. yabancı ziyaretçiyi incitmi¸ olmaktan s korkarcasına. Almanları ˘ da alırız yanımıza”. çalı¸ maya alı¸ ık olmayan beyaz elleriyle31 enerjik bir bis s çimde Almanların nasıl sıkı¸ tırılması gerektigini gösteren iyi beslenmi¸ s ˘ s zarif Fransız. uyuyorsunuz. ekonomik devi˘ s ˘ nimlerle yürüyen.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙s “Hey. daima bitkin ama feci iki s s s büklüm haline ragmen hep çalı¸ an Prokofi’nin kaba figürü– bu iki ada˘ s mın olu¸ turdugu güçlü tezat. ve agır i¸ yüzünden si¸ mi¸ parmaklarıyla. kelimenin Rusçası hem “sıkı¸ tırmak”. saçında ot tu˘ s ¸s s tamlarıyla. çatalı omuzuna attı ve kadınlara gitti. I¸ te Almanları sıkı¸ tırma zas manı! Otlar daha toplanmadı ve Çar¸ amba günü de biçmeye30 gelecegiz s ˘ gibi görünüyor” dedi. siz kargalar. çalı¸ an bir adamın daima yaptıgı gibi. Prokofi’deyse o top-yeminin kendisi.

kendilerini ve ailelerini geçindirme 90 . sevgili bir anneden koparılan s çocuklar. Almanya’nın kendine buyurmasına ve Dogu’daki ˘ tarihi misyonundan onu mahrum etmesine izin veremez. ˘ ˙ Ama Ingiltere denizlerdeki üstünlügünü hiç kimseye kaptırmaz. sürekli.Hristiyanlık ve Vatanseverlik X “Ama Fransızlardan iki eyalet alınmı¸ . Rusların. tabiyatıyla. ¸ Çalı¸ an kesim. Diger ülkelerin çalı¸ an s ˘ ˘ s kesimi arasında da aynı seyi gözlemledim ve egitimli Fransızlar. onca kurban vererek kazandıgı avantajları kaybetme ihtimaline göz yumamaz. Ama bu ˘ s kabullerden ne biri ne de digeri dogrudur. bana sürekli s aynı seyi söylediler. ˘ birlik ve güçlerini veya denizdeki üstünlüklerini vs. tüm insanlarda içkin bir his oldugu ve sonra da. Ama Rusya. gerçek Rus halkının s olu¸ turdugu büyük kitle içinde bir vatanseverlik tezahürü veya ifadesi s ˘ –askerî hizmette ögrenilen ya da daha özsüz ve a¸ agı halk kesimlerince ˘ s ˘ kitaplardan kopyalanan vatansever formüller haricinde– ne gördüm ne de duydum. Vatanseverlik hissine dair ifadelerin halkımızca dillendirildigini hiç i¸ itmedim. bölgelerinden mahrum edilme riskini de göze alamaz: Baltık eyaletlerinden. vatanseverligin temel saikleri olarak boy gösteren siyasi s ˘ meselelerle ilgilenemeyecek kadar. Alman¸ ˘ ˙ lar ve Ingilizler de. muhafaza etmek ugruna. her türlü vatansever tezahür kar¸ ısında tam bir s kayıtsızlık ve hatta a¸ agılama ifadeleri duydum. Polonya’dan ve Kafkasya’dan. Dogu’daki nüfuzlarını idame ettirmek. Vatanseverlik hissinin. tıpkı Fransızlar gibi. bir kere en önce. Almanların ve Ingilizlerin kaybedilen bölgeleri geri almak. halk arasındaki en ciddi ve saygın ˘ s insanlardan. ama tam aksine.” Böyle ˘ ˙ sözler sarfedilirken Fransızların. her¸ eyi fedaya hazır oldukları pe¸ inen kabul edilir ˘ s s genelde. Ama Almanya da. Ben Rus halkı içinde ya˘ ˘ rım yüzyıl ya¸ adım ve bütün bu süre boyunca. ondan mahrum kalanlara zerkedilmesini gerekti˘ recek kadar yüce bir ahlaki his oldugu pe¸ inen kabul edilir. kendi çalı¸ an kesimleriyle ilgili olarak.

içkin olmayan bir vatanseverligi ˘ insanlara kazımak ve aralarında geli¸ mekte olan sosyalizm fikirlerini s bastırmak için. arazi için uzun ˘ ˘ yıllar ödeme yapması gerekip gerekmeyecegi ve emegi kar¸ ılıgında çok ˘ ˘ s ˘ kazanıp kazanmayacagıdır –hepsi de. milli ve siyasi menfaatlerden ta˘ mamıyla farklı sorular. ¸ ˘ ama sadece bu meselelerin hangi ko¸ ullarda ortaya çıktıklarını hiç bilmes dikleri için degil. iktidarla hükümran ˘ sınıfların yogun hipnotizmasına maruz kaldıgında gerçekle¸ iyor ve bu ˘ ˘ s vatanseverlik. daima tamamen ka˘ ˘ ˘ yıtsız kaldıgı konulardır. iktidarların sarfettigi yogun çabaya ragmen. Çar ve Anava˘ s ˘ 33 Bugün Zimbabve’nin batı yakası. dahası hayati menfaatleri milli ve siyasi menfaatlerden ˘ tamamen ayrı oldugu için. basın ve her çe¸ it kutlamalarla– ve olaganüstü s ˘ ˙ bir yogunlukla Rus halkına a¸ ılandıgı bir yerde. Iman. ˙ Rusya da bu durumun bir örnegidir: Iman’a. Bu yüzden. bir ˘ devletin su veya bu bölgesinin digerine devri vs. Saksonya veya Braunschweig’in Al˘ man Birligi’ne dahil olup olmayacagı. –[Acar Burak Bengi] 91 . ne kadar vergi ödemesi ˘ gerekecegi. Als s ˘ manya’nın birligi. ˘ ¸ ˘ bazan kalabalıgı ele geçirmesi de. sosyalizm ˘ ˘ ˘ insan kitlelerine giderek daha fazla nüfuz ediyor. Çar’a ve Anavatan’a ˘ baglılık ve sevgi biçimindeki vatanseverligin. iktidar tarafından öylesine özenle a¸ ılandıkları vatanseverlik ise yalnızca yayılamamakla s kalmayıp. Vatanseverligin. kaybedilen Fransız bölgelerinin geri alınması. ancak hipnoz etkisi korundugu sürece tutunabiliyor halk ˘ arasında. askerî hizmetin uzun sürüp sürmeyecegi. okullar. onları ilgilendirmiyor. ancak kitleler. nereye bir sınır çizilecegi. ˘ ˘ Konstantinople’un kime ait olacagı. onun için önemli olan. Avustralya veya Matabeleland’ın33 ˘ ˘ ˙ Ingiltere’ye ait olup olmayacagı ve hatta vergilerini hangi hükümete ˘ ödeyecegi ve ogullarını hangi orduya gönderecegi. Halktan biri için. simdi Paris’te oldugu gibi. iktidar elinde bulunan her ˘ ˘ araçla –Kilise.Hristiyanlık ve Vatanseverlik derdine dü¸ mü¸ durumda: Rusya’nın Dogu’daki nüfuzu meselesi. dahası gitgide kayboluyor ve sadece ondan çıkarı bulunan üst sınıflar arasında tutunuyor.

Basının söyleminden etkilenerek (ve eski bir ordu s 34 Süphesiz. –[Aylmer Maude] 92 . yani.34 uzun güz ak¸ amlarında raporunu sunmak s s üzere gelen –okuma yazmasız. mutlak kayıtsızlıktır. Gazeteleri okuyan dostum kahyasına. Lehlerin son ayaklanması ve Fransız Hükümeti’nin bizim i¸ lerimize müdahalesi s arifesindeydi. Bir baglı˘ lık hissi nak¸ etme ugrundaki sonu gelmez. s s siyasi ili¸ kilerimiz son derece gerginle¸ ti ve Fransa’yla sava¸ söylentileri s s s duyulur oldu. diger seyler yanında. Rusya’da veya dı¸ arıda. ama bilge ve saygıdeger köylü– kah˘ yasıyla sık sık sohbet eder ve. ¸ ˘ s ˙ aslında tüm halk arasında.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tan’larına özellikle baglı oldukları yolunda kendilerine atfedilen haksız ˘ söhrete ragmen. ˘ Dyakov. Rusya’yla Fransa arasındaki ili¸ kilerden söz etti. s XI Kı¸ ın Paris’teki karısını arada bir ziyaret edip. ne saldırılabilen ne de savunulabilen bir inancı. Bu. ¸ Delikanlılık ve Gençlik’teki Dimitri karakterini yaratırken model aldıgı D. A. s ˘ ˘ ˘ Çar’ına kar¸ ı tavrı da. yogun denemelere ragmen. bizimkine kıyasla ˘ ¸ Fransız iktidar sisteminin avantajından söz ederdi ona. O sırada vatansever Rus gazeteleri bu müdahale yüzünden öfkeyle yanıp tutu¸ uyordu ve hükümran sınıfları öyle kızı¸ tırdı ki. kınama degilse. ˘ Ruslar bugün. kendisi köyde yalnız s ya¸ ayan eski dostum D. evvelce Avusturya veya Türkiye’ye göçmelerinden tamamen farksız olarak. vatanseverlik aldatmacasından ve Iman. Türkiye’de veya Çin’de s yerle¸ ik durumdalar. yani. yüz milyonlarca Rus insanı. Rusya’nın çalı¸ an sınıfı. benimsemezler. Çar ˙ ve Anavatan’a baglılıktan en bagımsız olanlardır. siddet kullanan tüm otoritelere kar¸ ı takındıgıyla s ¸ s ˘ aynıdır. Çogu zaman Iman ˘ ˘ ˘ –baglı oldugu varsayılan su Ortodoks Devlet imanı– hakkında hiçbir sey ˘ ˘ ¸ ¸ bilmezler ve tanır tanımaz onu reddedip rasyonalist olurlar. onunla diger ülkeler arasında ayrım yapmaz. Anavatan’ındansa ˘ –bununla kendi köyü veya bölgesi kastedilmedikçe– ya tamamen bihaberdir veya haberdarsa da.

Amerika’ya göçen Ingiliz.” ˘ dedi kahya gayet ciddi bir biçimde. O sıra vatansever Ruslar. Çin. taptıkları Anavatan’larına. “Varsın. yönetimi altına ˘ ˘ girebilecekleri her iktidarın –Avrupa’da daha kötüsü bulunmadıgına ˘ göre– elbette Rusya’dakinden daha iyi olacagı gerçegidir. Türkiye veya ˘ s Avusturya’ya. ¸ s s Çar’larını ve Anavatan’larını sevmelerinden söz ederler. ne ˘ ¸ s s kar¸ ılık verecegini bilememi¸ ve gerçege çok benzer bir rüyadan uyanan s ˘ s ˘ biri gibi gülmü¸ sadece. s s ˘ Rusların bu kayıtsızlıgının kaynagı. bana dedigine göre. Hollandalı ve Alman ˘ 93 . fevkalade daha az bir öneme sahiptir. bunu daha önce çok ˘ gördük ve bugün de hâlâ görmekteyiz. Prusya. Rus köylülerinin Iman’larını. (kitaps ˘ larda tabir edildigi üzere) Çar babalarının emri altında. Her bir Rus köylüsü için hangi iktidar altında ya¸ ayacagı meselesi. s “E. bir tek Rus köylü cemaati bile hangisine yerle¸ ecegi konusunda bir an tereddüt etmezdi: Rusya’ya. (hangisi olursa olsun kendisini aynı s ˘ sekilde soyacagını bildigi için) –suyun iyi olup olmadıgından bile deme¸ ˘ ˘ ˘ yecegim– topragın yumu¸ ak ve killi olup olmadıgından ve lahananın iyi ˘ ˘ s ˘ yeti¸ ip yeti¸ meyeceginden. Fransa’nın bize buyurmasına nasıl izin verebiliriz?” “Ama siz kendiniz onların bizden daha iyi yönetildigini söylediniz. s Böyle yorumlar. bizim için de düzenlemeler yapsınlar. oysa su iki yer ¸ arasında seçim yapması gerekseydi. “Niye sava¸ alım?” diye sordu kahya. ama öyle degil: ˘ ˘ ˘ ˙ bildigim kadarıyla. aklı ba˙ sında her çalı¸ an Rus insanından i¸ itilebilir. sanılabilirdi ki. hepsi ikinciyi seçerdi. Beyaz Çar babaları ve Ortodoks inancı olmaksızın. ama daha az ve daha kötü topraga veya Rusya dı¸ ındaki herhangi bir yere. Fransızlarla s ˘ Sivastopol’un bir ‘revanche’ını gerekli görüyordu.” Ve dostum. kutsal Ortodoks ˘ ˙ Iman’larıyla.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mensubu olarak) bir sava¸ halinde orduya tekrar girip Fransızlarla s sava¸ maya gidecegini söyledi. bu yoruma öyle sa¸ akalmı¸ ki. ama daha çok ve daha iyi topraga. iktidarın hipnotik etkisi altında bulunmayan.

Bu kar¸ ılamayı gören herkes. Borki’de III. Rus ˘ s s 35 III. Çar’ın her ˘ yolculugu sırasında. köylü cemaatlerinden ve fabrikalardan insanlar onu ˘ kar¸ ılayıp buyur etmek üzere biraraya getiriliyorlar. Türklerinkinden Avustur˘ yalılarınkine veya Fransızlarınkinden Almanlarınkine kayması. tahta çıkmasından iki yıl sonra. çalı¸ an s sınıfın ko¸ ullarında o kadar küçük bir fark yaratır ki. sırtlarında yalnızca gömlekleriyle ˘ onu kar¸ ılamaya ko¸ mu¸ lar ve yüce kumandanlarını müthi¸ bir co¸ kuyla s s s s s selamlayıp. veya bu Franko-Rus senliklerinde. Almanya’da. s s –[Aylmer Maude] 37 Dört tereklekli gezinti arabası. Kalabalıgın co¸ kusu.36 s Fransa’da. Mesela Rusya’da. s s Aleksandr henüz veliahtken ve gelenek icabı Preobrajenskiy Alayı’nı kumanda ederken. Kaleskası görünür görünmez. hep birden kaleskanın pe¸ isıra yarı¸ a tutu¸ mu¸ lar ve veliaht s s s s bakarken birçogu istavroz çıkarmı¸ . 94 . Aleksandr’ın çocuklarından biri yaralandı. Prusya’ya sava¸ ilan edildiginde. Ama bu teza˘ ¸ hürlerin nasıl hazırlandıgını bilmek lazım. Bu eski bir sanat ve dolayısıyla uzmanları da o vecd hallerini hazırlamada virtüöz seviyesine ula¸ mı¸ durumdalar. zafer kutlas ˘ maları yapıldıgında. ˘ Avrupa halklarının bir yönetimden digerine. sadece o co¸ kuyu organize edenlerin s s sanat seviyesini gösteriyor. çe¸ itli merasimler sayesinde ˘ ˘ s halkta ifade bulan tezahürlerini i¸ aret ederler. mesela Rusya’da. büyük oranda suni olarak hazırlanıyor ve sergilenen co¸ ku seviyesi. bir keresinde ak¸ am yemeginden sonra kaleskasını37 o s ˘ sıra kampta bulunan alaya sürmü¸ . çalı¸ anlar arasında s katiyen tepkiye yol açamaz. 1883’te. askers ler –anlatıldıgı üzere– oldukları gibi. s ˘ s bunu kendileri için gerekli görenlerce. II. iktidarlarla hüs kümran sınıfların telkinlerine maruz bırakılmazlarsa. –[Aylmer Maude] Karkov yakınında. taç s giyme töreninde35 veya Ekim’in 17’sindeki Çar’ı öldürme giri¸ iminde.Hristiyanlık ve Vatanseverlik köylüler ve Rusya’ya gelen digerleri arasında da aynı tutum hakim. Aleksandr’ınki. –[Koray Karasulu] 36 1888’de. Aleksandr’ın seyahat ettigi treni havaya uçurma ˘ amacıyla bir terörist giri¸ imi gerçekle¸ ti. XII Vatanseverligin varlıgının kanıtı olarak.

bölük komutanlarını biraraya toplayıp. üç. . bütün askerlerin ertesi gün temiz gömlek giymeleri ve kaleskası görünür görünmez (ki bunun için gözcü dikilecekti) veliahdı. on. epey uzaktaki birçok kasaba ve köyde de. Rus denizcilerin bir günlügüne. hatta askerlerle subaylar ve her¸ eyi düzenleyen alay komutanı üzerinde kusursuz bir co¸ ku s s izlenimi yaratıldı. hatta bir saatligine bile olsa ˘ kendilerini ziyaret etmeleri dilegiyle. s ˘ ˘ yüzleriyle jestlerinin ifade ettigi yapmacıksız ve besbelli spontan dinî ˘ co¸ kudan ve özellikle istavroz çıkarmalarından mütehassis olmu¸ .Hristiyanlık ve Vatanseverlik askerlerinin Çar ve vârisine kar¸ ı duydugu saf baglılık ve sevgiden. üç. Bu.” s Veliaht gider gitmez tugay komutanı. Ivanov. senlikler organize etmek için derhal komiteler olu¸ turuldu. böylesine kaba degilse de. dört . ıstavroz çıkar. tamamen aynı sekilde yapılır. “Hurra!” çıglıklarıyla kar¸ ılamaya ko¸ maları s ˘ ˘ s s ve arabanın pe¸ inden ko¸ turmaları. Sidorenko. hepsi suniydi ve su sekilde hazırlanmı¸ tı: veliaht. sekiz. önceki gün ¸ ¸ s resmî geçitten sonra tugay komutanına ertesi gün gelecegini belirtti. [malumatını tüm diger gazetelerden toplayan iktidar organı Selskiy Vestnik’ten aktarıyorum yine] sırf nispeten uzunca olan Toulon-Paris güzergahındaki ˘ irili ufaklı bütün kasabalarda degil. iki. . . Yalnız. aynen gerçekle¸ tigi üzere. ¸ s ˘s Her yerde bu senliklerin masrafları için bagı¸ listeleri açıldı. dört . Bize. Birçok ¸ ˘ ˘ kasaba. Denizcilerimizin kalmaları ayarlanan tüm kasa- 95 . halk hissiyatının ˘ ¸ spontan bir ifadesi gibi görünen Franko-Rus senlikleri de kendiliginden ¸ ˘ gerçekle¸ mediler. iki. . Paris’teki imparatorluk elçimize temsilciler gönderdi. lütfen hazırlık yapılmasın. ˘ ˘ ˘ ˘ Rus denizcilerin geldigi ögrenilir ögrenilmez. Ne s s var ki. dokuz. bölükteki her on adamdan birinin s s de ko¸ arken ıstavroz çıkarması dogrultusunda talimatlar verdi. ˘ “Ha¸ metmeaplarını ne zaman bekleyebiliriz?” s “Muhtemelen ak¸ am. Ba¸ ças ˘ s vu¸ lar bölükleri tefti¸ ettiler ve her adamı birer birer sayarken onuncuda s s durdular: “Bir. . ıstavroz ˙ çıkaracaksın. . vatansever tezahürler olan her yerde. ” Hepsi emre göre yapıldı ve veliaht ile oradaki herkes üzerinde. aksine çok maharetli ve gayet bariz bir sekilde Fransız s ¸ hükümetince hazırlandılar. bir.

daha da büyük meblaglar s ˘ harcamaya hazır bulundugunu duyurdu. Denizcilerimizin hiç ˘ görünmedigi birçok kasabada da yine. anormal derecede heyecanlı bir ˙s hale getirdiginde. as˘ s len kasaba ayaktakımının çamurunu. Birçok kasaba ve bölge. onları kontrol ˘ eden iktidar ve hükümran sınıflar her istediklerinde.Hristiyanlık ve Vatanseverlik baların belediyeleri. halkta vatansever 96 . senliklerin düzenlenmesi için özel bir ko mite tarafın¸ dan yüklü bir miktar toplandı ve Fransız Hükümeti. ˘ Bizzat Paris’te.” Son zamanlarda Toulon ve Paris’te gerçekle¸ en. tatil edilmesine karar verildi. her yerde (elindeki güç sayesinde daima muktedir oldugu) e¸ zamanlı düzenlemeler yapıp. halkın belli bir kesimini. Bakanlar ile diger yets kililere yüz bin rubleden fazla para tahsis etti. alt düzey yetkililerin aldıkları cezaların affına karar verildi. Rus ziyaretçilerin ˘ ˘ kar¸ ılanmasında eglence harcamaları olarak. Ekim’in s ˘ 1’inin her yerde milli bayram olarak kabul edilmesine ve tüm egitim ˘ kurumlarında ögrencilere o günün. yerel yönetimce bu amaçlara tahsis edilen meblagların yanısıra. Lothringen’deki manevralarda gerçekle¸ en ve Rusya’da her merasim vesilesiyle s sürekli tekrarlanan türden tezahürler sadece sunu kanıtlıyor: kalaba¸ lıgı heyecanlandırmak için varolan araçlar öyle güçlü ki. insanlar sunu der: “I¸ te bakın. Rusya onuruna Ekim’in 1’inde çe¸ itli senlikler düzenleme kararı alındı. Ekim’in 1’ini minnetle Fransa için bir sevinç günü olarak hatırlayabilsinler diye. Paris’tekilereyse iki günün. demiryolu tarifeleri yarı yarıya dü¸ ürüldü ve özel s s trenler tahsis edildi. devasa meblaglar ayırdı ve sırf kar¸ ılamalar ve s ˘ ˘ kutlamalar alabildigine müthi¸ olsun diye. s ˙ Almanya’da Imparator’un veya Bismarck’ın resepsiyonlarında. Bir iktidar böylece. Rus s ¸ ziyaretçileri selamlamak ve Fransa hatıraları diye onlara hediyeler vermek için Toulon’a veya Paris’e özel temsilciler yollama veya onlara tebrikler ve ho¸ geldin telgrafları gönderme kararı aldı. çe¸ itli sölen ve senliklerin organizasyonu için yüz s ¸ ¸ ˘ bin rubleden fazla. tüm millet iradesinin ˘ ¸ spontan bir ifadesi bu. Halkın Toulon’u ziyaretini ve Rus filosunu kar¸ ılamaya katılımını s kolayla¸ tırmak için.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik tezahürler yaratabiliyorlar. su ˘ ˘ ¸ an yapıldıgı gibi. Fransa. hatta bunlara ili¸ kin zamirleri s koca harflerle dua kitaplarına. bunları yapmayı s ˙ sadece bir anlıgına bıraksınlar da. vatanseverlik ve mevcut iktidarlara biat ve baglılık husule getirmek ˘ için hükümran sınıflarca hararetle yapılanları yapmaktan vazgeçsinler de. görelim. s siirlerle ve anıtlarla– sürekli aynı dogrultuda hipnotize ediliyor. çocukluktan itibaren tüm imkanlarla –okul kitaplarıyla. her Kilise ˘ ayininde agır bir ciddiyetle Çar için bildik duaları okumayı bıraksınlar. Rusya’yla ilgili olarak s ˘ ˙ ˙ böyle. onu suni olarak husule getirmek için su ˘ ¸ an iktidarlarla hükümran sınıfların sarfettigi yogun çabalar ve bütün bu ˘ ˘ çabalara ragmen elde edilen sonuçların küçüklügüdür. sadakat yeminine zorlamayı bıraksınlar. vaazlarla. ˘ ˘ Vatansever duygular insanlarda gerçekten o kadar içkin olsaydı. Çar hakkındaki en hafif saygısız bir söz yüzünden insanları kovu¸ turup hapse atmayı bıraksınlar. halkın –Prokofi ve muhtar Ivan ve ˘ tüm Rus köylüleri gibi gerçek çalı¸ an insanların– kendilerini o ya da bu s sekilde toprak sahipleriyle genel olarak zengin insanların ellerine teslim ¸ eden Çar’a (insanların bizi temin ettigi ve yabancıların inandıgı gibi) ˘ ˘ peresti¸ duymasının ne kadarı dogal. vatanseverligin insanlarda ˘ bulunmadıgının en açık kanıtı. Öte yandansa. görelim. Kilise ayinleriyle. ismini ve ailesindeki isimleri. varsayılan bu vatanseverligin ne kadarı günümüz halklarının ˘ karakteristigi. Ingiltere ve Amerika’da ¸ da. ˘ onun dogum ve isim günlerini –çanların çalması. sürekli suni araçlarla ˘ ve de özel durumlarda i¸ lenmek zorunda kalmazdı. serbestçe kendiliginden ortaya çıkmaya terkedilirdi. takvimlere ve okul kitaplarına basmaktan vazgeçsinler. kitaplarla. konu¸ malarla. portresini her yerde sergilemeyi ˘ bıraksınlar. sonra ¸ ˘ 97 . Sadece bir anlıs gına. tamamen bu amaca adanmı¸ özel kitaplar ve gazetelerde s onu yüceltmeyi bıraksınlar. bir yıllıgına. kandiller ve çalı¸ ma ˘ s yasagıyla– tatil yapmayı bıraksınlar. gazetelerle. tüm Rus halkını taç giyme töreninde her Çar’a. Italya. ˘ Ama insanlar. ama aynı sekilde Almanya.

iktidarın arzu ve talep etmedigi bir sey bagıran ˘ ¸ ˘ herkesi –Franko-Rus kutlamaları sırasında hararetle yapıldıgı üzere– ˘ derhal susturup uzakla¸ tıran polis var. Orleans’a. –[Aylmer Maude] kurban giden III. ikincisi. üçüncüsü. bütün o binler arasında tüm bunların ne s anlama geldigini bilen ancak birkaç düzine vardır ve ya¸ ananların tam ˘ s tersi gerçekle¸ iyor olsaydı. öbür gün Paul’e. Prusya s Kralı’na. bu bagırıp s ˘ sapka sallayan on binlerce insanın büyük çogunlugu. Aleksandr’ın kızkarde¸ i Marya Nikolayevna’yla evlendi.40 Nikolay’a. tüm nüfusun ˘ ancak on binde birlik minik bir bölümünü olu¸ turur. Nikolay’ın karde¸ i. su veya bu yemle ustaca ˘ s ¸ oraya çekilmi¸ tir. yine aynı sekilde bagırıp sapkalarını sallayas ¸ ˘ ¸ caklardı. parıltılar ve her tür sa¸ aaya refakaten önlerinde ne bagırılıyorsa ¸ s ˘ aynısını bagırmaya ba¸ ladıkları zaman. bu sava¸ ın açıldıgı s s ˘ I. Amerika. Leuchtenberg Dükü’ne.41 Slav karde¸ lerimize. –[Aylmer Maude] 40 Aleksandr ve II. ˘ s –[Aylmer Maude] 39 Suikaste 98 . Fransız denizcilere ve yetkililerin buyur edilmesini istedigi ˘ ˙ ˙ herkese tezahürat yapıyorlar. bunun tüm milletçe payla¸ ı˘ s s lan duyguların ifadesi oldugu söyleniyor bize. sonra tekrar Müttefiklere. Aleksandr’a. Almanya ve Italya’da da aynısı oluyor. –[Aylmer Maude] s 41 Maximilian Eugène Joseph Napolyon (Leuchtenberg dukalıgını satın alan Eugène de ˘ Beauharnais’nin oglu). Birinci Napolyon’un Rusya’yla sava¸ ına. Rusya’daysa aynı co¸ kunlukla. top. Napolyon’a ve Boulanger’ye benzer co¸ kunlukla tezahürat yaptılar. sonra tekrar Napolyon’a. Rusya’da bizde ¸ ˘ ˘ yapıldıgı gibi zorla biraraya toplanmamı¸ sa.Hristiyanlık ve Vatanseverlik birkaç bin insan zorla veya rü¸ vetle biraraya getiriliyor ve seyirlik ne s varsa görmekten daima ho¸ lanan meraklıların da katılımıyla. II. dördüncüsü. bir yanda. Pyotr. Konstantin’e. s Fransa’da. Burbonlara. bugün. 1825’te Dekabrist komplocular tarafından Imparator ˙ s ilan edilmi¸ ti. Vatanseverlik denen sey. Ama birincisi. böyle ˘ kutlamalarda bagıran bu binler veya en fazla on binler.39 yarın Katerina’ya.38 Cumhuriyet’e. bugün s s Pyotr’a. iktidarın elde etmek is¸ 38 Kral Louis-Philippe. bans dolar. Ingiltere. III. Aleksandr’a.

Frankreich. en kati tanımıyla. vatanseverligin yüce bir hissiyat ol˘ duguna dair öylesine tam bir inançla söylerler ki bunu. ama onun hiç de yüce s degil. hükümran sınıflara göre halkta geli¸ tirilmesi gereken bu s yüce duygu nedir? Bu hissiyat.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tedigi hedefler geregi okullar. bu. diger yan˘ daysa. din ve satılmı¸ bir basın tarafından halk ˘ ˘ s arasında sürekli üretilip desteklenen bir ruh halidir yalnızca. bu duygu onlarda s s ˙ geli¸ tirilmelidir. Deutschland über alles (Almanya. s Peki ama. ¸ Almanya. pe¸ inden tüm ulusun daimi s s iradesinin bir ifadesi diye ortaya sürülen geçici bir etkidir. yüce vatanseverlik duygusunun en net formülünü elde etmek için Deutschland yerine sadece Russland. hükümran sınıflarca benimsenen özel yöntemlerle zihnî ve ahlaki seviyesi en dü¸ ük kesimlerde uyandırılıp.” s ˘ Hükümran sınıfların insanları. hepsinden yücesin) ile eksiksiz ifadesini bulan bir duygudur ki. budaladır. yani s ¸ ˘ vatansever Alman sarkısı Deutschland. s XIII “Ama sıradan insanlar vatansever duygular beslemiyorsa. her egi˘ timli insan için dogal olan o yüce duygunun katına henüz ula¸ madıkları ˘ s içindir. Baskı altındaki milliyetlerin vatanseverligi de müstesna degil. çünkü her krallık kendini diger hepsinden daha ˘ 99 . Iktidarın yaptıgı da tam olarak budur. kendi krallıgını veya halkını diger bütün ˘ ˘ krallık veya halkların önüne koymaktan ba¸ ka bir sey degildir. Bu yüce duyguya henüz ula¸ mamı¸ larsa. Süphesiz iktidarlar ve bir devletin bütünlügü ¸ ˘ için çok kullanı¸ lı ve arzulanan bir duygudur bu. onu hissets tiklerine kendilerini inandırmaya çalı¸ ırlar veya en azından hissediyors mu¸ gibi yaparlar. aksine çok budala ve ahlaksız bir hissiyat oldugunu görmemek ˘ ˘ imkansız. o duyguyu ˘ tatmamı¸ sıradan ve saf insanlar bu yüzden suçluluk duyup. Italien veya bir ba¸ ka s krallık koymak yeterlidir. O da emekçi yıgınlar ˘ ˘ ˘ içinde gayritabiidir ve onlara suni olarak üst sınıflar tarafından a¸ ılanır.

ken˘ s ¸ dini ve vatanda¸ larını böyle bir felaketten korumak için. sürekli onu yutmaya ugra¸ an bir barbarlar ˘ s okyanusu ortasında bir ada gibi görürken. s ¸ Ama böyle bir duygunun Hıristiyan çagımızda ne anlamı olabilir? ˘ Zamanımızın bir Rusu. bu duygu. vatanseverligin bir anlamı ˘ vardı. bir devlet ve bir s ˘ s ˘ ˘ halkın tüm ötekilere üstünlügünü kabul ederken. ve ahlaksızdır. yani vatanseverlik gerçek anlamıyla zamanımızda varolamaz. bir erdemdi belki. kendi halkını s bütün digerlerinin önüne koyabilmesi. kadim dünyada. insandan –o zaman eri¸ ilebilir en s yüksek ideale– Anavatan’ına sadakat talep ederken. çevredeki barbarlara kar¸ ı dü¸ ˘ s s manca bir duygu besleyebilmesi ve kendi halkını savunmak için onları öldürebilmesi anla¸ ılabilir bir sey. bir erdem olmamaktan da öte. Vatanseverlik. bu anla¸ ılabilir bir sey. her millet az çok homojenken. kesinlikle bir ahlak kusurudur.Hristiyanlık ve Vatanseverlik iyi addederse hepsinin yanılacagı açıktır. çünkü onu ˘ hisseden herkesi. Kadim dünyada. hangi gerekçeler ve amaçla gidip Fransızları ve Almanları öldürebilir veya bir Fransız nasıl Almanları öldürebilir. vatanseverlik nasıl bir ˘ erdem olabilir? Bu hissiyat zamanımızda artık. Böyle bir durumda vatanseverlik –yani toplumsal düzeni yıkmaya hazır olmakla kalmayıp yagma. esaret. Ama zamanımızda. tek bir milli dini benimsemi¸ ken ve ilahi olarak atanan hükümdarının mutlak iktidas rına tabiyken ve kendini. kaçınılmaz olarak diger devletler ve halklar aleyhinde ˘ kendi devleti ve halkı için avantaj arayı¸ ına –kendimize yapılmasını s istemedigimiz seyi ba¸ kasına yapmamak seklindeki. bir insanın. erkeklere kölelik ˘ ve kadınlara tecavüz tehdidi dayatan barbar saldırılarına kar¸ ıkoyma s arzusu– dogal bir duyguydu. çünkü maddi ve manevi zemini yok. toplu kıyım. sunu ¸ 100 . hem dinî hem ahlaki idealimize ters bir sey talep ¸ ederken ve insanların e¸ itligi ve karde¸ ligini degil. herkesce tanınan ˘ ¸ s ¸ temel ahlak yasasının tam tersi bir dürtüye– itecektir.

¸ ¸ ˘ s s ülkemiz dedigimiz ve geri kalanların hepsinden ayrı tutmamız beklenen ˘ sey. manevi menfaatlerde veya her ikisinde s çogu zaman kendisiyle biraraya gelen. hayat sartlarının kendisi su an öyle degi¸ mi¸ durumda ki. milliyetlerini. çünkü pek sıklıkla temel hayati menfaatleri (kimi zaman. kendisi gibi insanlardır yalnızca? ˘ Öyle ki. barı¸ ve barı¸ çıl bir ürün alı¸ veri¸ i arzulayan ve ortak s s s s i¸ menfaatlerinde. Anavatanlarını savunurken. barbar degil. aynı zamanda s dinlerini. ˘ Rusya. ailevi menfaatleri. Yahudilerin. Prusya ve Avusturya’daki Leh. karıları ba¸ ka bir milletten oldugunda. çogu zaman kendisiyle aynı mezhep ˘ ˘ ve meslekten olan. Birle¸ ik Devletler’de ya¸ ayan bir Irlandalı. pek sıklıkla. hem¸ erilerinden çok bir ba¸ ka s s devletin insanlarına yakın ve lazımdır –ticaretle ugra¸ anlarda. Hıristiyandır. Rusya. manevi. bir devletin insanları. Greklerin.Hristiyanlık ve Vatanseverlik –ne kadar kötü egitim almı¸ olursa olsun– gayet iyi biliyorken: diger ˘ s ˘ devletin insanları ve tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının hedef aldıgı s ˘ ˘ halklar. yani ticarette. Britanya’daki Hintli ve Rusya’yla Türkiye’deki Tatarla Ermeni benzer bir durumdadır. dogu¸ tan Irlanda’ya ve bir vatanda¸ olarak Birle¸ ik Devletler’e ˘ s s s aitken. ˘ onun dı¸ ındadır. kimi zas ˘ man. ba¸ ka ˘ s s milletten i¸ verenlerle baglantılı çalı¸ anlarda ve özellikle bilim adamları s ˘ s ve sanatçılarda vaki oldugu üzere. kimi zaman. Fransa ve Prusya gibi en homojen devletlerin insanları bile artık. kadimler için dogal olan vatanseverlik hissiyatını ˘ duyamazlar. ˙ Ama günümüzde. bilimsel veya sanatsal menfaatleri) kendi ülkelerinde degil. s ˘ sermayeleri yurt dı¸ ına yatırıldıgında. ekonomik menfaatleri. diniyle s s ˙ Roma’ya. bir devlet ve bir dine mensup ¸ s bulundugu kadim zamanlardaki kadar belirgin bir biçimde tanımla˘ nabilir olmaktan çıkmı¸ tır. Ama bu birkaç tabi milliyet bir yana. dogdukları toprakları ve devletlerini de savunan ˘ Mısırlıların. vatanseverligi hangi yönde ifade bulabilir? Avusturya’daki Çek. tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının yöneltildigi o s s ˘ ˘ 101 . bir milleti olu¸ turan halkın bir ırk. Romalıların vatanseverligi o kadim ˘ zamanların örnekleridir. ˘ Ayrıca.

Milliyet ve s siyasetten bagımsız olarak aynı genel menfaatlere yogunla¸ an. farklı ˘ ˘ s milliyetlere mensup bilim adamları. ona tırpanlar ve makineler temin eden Alman arasında dü¸ manlık hayal etmek daha da imkansızdır. s ˙ Alman ve Italyan i¸ çilerle ilgili olarak da durum aynıdır. o yine de hayatımıza i¸ lemi¸ tir ve hayatımızı o ölçüde kontrol s s etmektedir ki.Hristiyanlık ve Vatanseverlik devlettedir. Bir Almana hububat s s ˘ temin eden Kazanlı bir köylüyle. vatanseverlik yalnızca ˘ gereksiz olmakla kalmadı. ya¸ anıp bitmi¸ bir geçmi¸ ten ardakalan s s s zalim bir gelenektir. erkleriyle mevcudiyetlerinin ona dayandıgını hissederek. bir binanın duvar in¸ asında s ihtiyaç duyulan ve su an bina kullanımını engelledigi halde. Hıs ristiyanlıgın anlamını 1800 yıl boyunca her ne kadar gizlemeye çalı¸ mı¸ ˘ s s olsak da. ˘ s ˘ XIV Vatanseverlik. onu ˘ halk arasında ısrar. Sınır bölgelerinde ve ba¸ kentlerde barı¸ s s içinde birlikte çalı¸ an Rus ve Alman i¸ çilerin nasıl ve neden birbirleriyle s s dala¸ maya ba¸ layacagını insan hayal dahi edemez. Hıristiyan bilincin milletleri hazırladıgı o ˘ birle¸ meye de yegane engel oldu. heterojen nüfuslardan olu¸ an ve barbarlara kar¸ ı savunma s s ihtiyacı duyan güçlü devletlerin sekillenmesi ve bütünle¸ mesi için bir ¸ s gereklilikti. Ve her¸ eyden önce. sürdü¸ s ˘ rülmektedir. s 102 . kimilerinin ¸ ˘ i¸ ine geldigi için kaldırılmayan bir iskeleye benziyor. yanısıra ya¸ adıkları ahlaki s ilkelerle vatanseverligin mutlak uyu¸ mazlıgını görmezden gelemezler. sırf atalet sayesinde ve iktidarlarla hükümran sınıflar. sanatçılar ve yazarlar arasındaki bir dala¸ manın bahsiyse yalnızca gülünçtür. vatanseverlik zamanımızda imkansızdır çünkü. en ham ve aptal insanlar bile. s Zamanımızda vatanseverlik. Zamanımızda vatanseverlik. s ˘ Artık uzun bir zamandan beri Hıristiyan milletlerin dala¸ ma gereks çeleri yoktur ve olamaz da. hepsine aynı temel ilkeleri verir vermez. hile ve siddetle kı¸ kırtıp muhafaza ettigi için. Ama Hıristiyan aydınlanma o devletleri içeriden dönü¸ üme s ugratıp. Fransız.

Atının kuyrugu ˘ altına biber serpen ve onu ahırında kamçılayan bir çingenenin. ahs s maklık ardına ahmaklık ederler ve yapacak daha iyi bir sey bulamayıp. onlarda diger milletlere kar¸ ı husu˘ s 103 . Franko-Rus senlikleriyle daha da alevlendirilir ve her an kanlı bir sava¸ a yol açabilir. ˙ Iktidarların halklar arasında barı¸ ı koruma tela¸ ında olduguna temin s s ˘ ediliyoruz. ¸ o çocuklara mahsus hileye. Gazetelerin yars s dımıyla Almanlar ve Ruslar arasında husumet yaratılır. büyük ulusların iktidarları arasında dü¸ manlık s s s tekrar ba¸ gösterir ve fevkalade bo¸ bahanelerle bir sava¸ ba¸ latılır ve s s s s Almanlara. onu ba¸ s s latanlar degil ba¸ kaları zarar görür) ve geçenlerde Rusya’yla Almanya ˘ s arasında sürdürülenki gibi bir gümrük sava¸ ı ba¸ latılır. birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde– s s bırakamazlar. Asırlar geçer. ansızın. milletler arasında barı¸ ı idame s s ettirmek maksadıyla varolan o aynı kurumlar dala¸ maya ba¸ larlar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ama iktidarlar halkı rahat –yani. vatanseverlik kisvesi altında. tek degilse de. yularına asılarak. barı¸ içinde emek ürünü ve hizmet alı¸ veri¸ leri yaparak. Veya Almanlarla Ruslar. oranın s s sakinlerinden bazılarını Fransız ilan etmek gerekli görünür. Ama nasıl koruyorlar? ˙ Insanlar Ren kıyılarında birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde ya¸ arlars s s ken. Ve böylelikle s iktidarlar. bu adamları tekrar Alman ilan etmek gerekli görünür ve tüm Fransızlarla Almanlar arasında husumet yaratılır. dı¸ arı s s salması gibi. çünkü iktidarların. sırf istedikleri olsun da kar¸ ısındakiler dize s gelsin diye kendini cezalandırma hilesine ba¸ vururlar (ki bu vakıada s kendileri için çok uygundur. halk duruma alı¸ mı¸ ken. çünkü bir gümrük sava¸ ından. bu dü¸ manca ili¸ kileri tahrik s s eder ve sonra da onları bertaraf etme gösterisi yaparlar. ¸ s ˙ Iktidarların nasıl halkı etkileyip. krallar ve imparatorlar arasındaki çe¸ itli anla¸ mazlıklar s s ve entrikalar neticesinde sava¸ ba¸ lar ve Fransız hükümetine. heyecanlı hayvanı kontrol edemiyormu¸ gibi yapıp. temel varlık sebebi dü¸ ˘ s manca ili¸ kilerini bertaraf etmek ve düzenlemekte yatar. sınırlarında s s s sükunetle ya¸ amaktadırlar ve ansızın.

diger milletlerin saldırı tehlikelerine dair. ˘ Divide et impera. Böylelikle. Ama rasyonel insanlar anla¸ mazlıklarını s müzakere. Ama bu sav. ikna ve soruna ili¸ kin kararı tarafsız ve makul insanlara has vale ederek giderirler. Hakemlik yöntemiyle barı¸ ı savunanlar söyle akıl yürütüyor: iki hays ¸ van avlarını sava¸ madan bölü¸ emez: çocuklar da böyle davranır. orada bulunmasaydı ˘ ¸ s ˙ i¸ ler daha kötüye gidecekti. gerçekte vazedilen budur. iktidarın s muhteris ve çıkarcı emellerine ula¸ masındaki bir araçtan. s ˘ Bu. Iktidarlar. en sarih ve en tartı¸ masız anlamıyla. Her iktidar. bars s barlar ve barbar milletler de.Hristiyanlık ve Vatanseverlik met yarattıgına ili¸ kin bu son iki vakıayı aktardım. Zamanımızın ulusları da böyle davranmalı. sagduyuyu ve vicdanı terk etmesinden ve iktidara ˘ köle itaatinden ba¸ ka bir sey degildir.) Vatanseverlik en basit. s ˙ Iktidarlar halkı. kazanılsa bile s daima zarar verdigi halkın menfaatiyle tamamen alakasız bir sekilde. iktidarlar onları diger halklara saldırmaya ˘ zorlarlar. tehlike altında s olduguna ikna ederek halka tahakküm ederler. diger milletlerden veya içindeki dü¸ manlardan ge˘ s lecek bir saldırı tehlikesi altında olduguna ve bu tehlikeyi yegane sa˘ vu¸ turma yolunun da iktidara köle itaatinden geçtigine temin ederler. ˘ ¸ iktidarlar. yönetilenlerin s de insan haysiyetini. Zamanımızın insanları bir aydınlanma ˘ dönemine girmi¸ durumdalar. diye temellendirir. Bu savlar oldukça dogru görünüyor. çünkü bunlar modern ˘ s vakıalar. birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık beslemiyors s s lar ve anla¸ mazlıklarını barı¸ çıl bir yoldan giderebilirler. ama tüm tarih boyunca bir tek sava¸ yoktur ki. Vatanseverlik köleliktir. Halklar iktidarların ta˘ hakkümü altında olunca. s s 104 . Vatanseverligin vazedildigi her s ¸ ˘ ˘ ˘ yerde. iktidar ˘ telkinleri dogrultusunda bir inanç halklar arasında tesis edilir. devrimler ve diktatörlükler sırasında tüm açıklıgıyla görülür ve ˘ iktidar olan her yerde ve daima meydana gelir. ama yalnızca iktidarlar tarafından tetiklenmi¸ olmasın. varlık sebebini ve kullandıgı tüm siddetin me¸ ruiyetini. (Böl ve yönet.

çünkü ˘ zaten tabiyet halihazırda azami irrasyonelligin bir göstergesidir. böylesine izansız ve korkunç bir erki kötüye kullanmamaları ve bu yüzden çılgına dönmemeleri mümkün degildir. çünkü her iktidarın dayanagı vatanseverliktir –yani halkını ve ülkesini. onları tehdit ettigi varsayılan tehlikelerden korumak ˘ ugrunda insanların iktidara itaate hazır olmasıdır. milletler arasında barı¸ . s ˘ ˘ ˙ dogrudur sadece. Vatansever˘ ¸ s lik adına Ruslar Fransızlara kar¸ ı ve Fransızlar da Ruslara kar¸ ı sava¸ tılar s s s ve yine vatanseverlik adına Ruslar ve Fransızlar simdi Almanlarla sa¸ 105 . ˘ s kongre ve hakemler yöntemiyle tesis edilemez. s Söylemesi korkunç ama. ˘ yani devletini. halkların iktidarlar kar¸ ısındaki daima irrasyonel ve tahripkar s itaati devam ettigi müddetçe. Iktidarlarına tabi insanlar rasyonel olamaz. aynı vatanseverlik üzerine (Konsül ve Imparator ˘ olarak) Napolyon’un iktidarı in¸ a edildi ve Napolyon’un devirilmes sinden sonra da Burbonların iktidarı ve pe¸ inden Cumhuriyet’inki ve s Louis-Philippe’inki ve pe¸ inden tekrar Cumhuriyet’inki ve tekrar Bonas parte’ınki ve pe¸ inden bir kez daha Cumhuriyet’inki. bilmedigi insanların tüm hüs ˘ kümlerini sorgusuz sualsiz itaatle yerine getirmeyi üstlenen insanlar rasyonel olamazlar ve iktidarlar. yani böyle bir erke hükmedenlerse daha da az rasyoneldirler. rasyonel yollarla. ˘ Devrim’den önce Fransız kralların halkları üzerindeki iktidarı. vatanseverlik adına ˘ uygulamadıgı hiçbir siddet eylemi yoktur ve asla olmamı¸ tır. yani bir sekilde hükümranlar mevkiine gelmi¸ adamlarca ¸ s emredilecek (insanları öldürmek de dahil) her¸ eyi yerine getirmeye s pe¸ inen söz verenlerin rasyonelliginden bahsetmek ne kadar anlamlıdır? s ˘ Petersburg. Vatanseverlik varoldukça insanların iktidara tabiyeti daima sürecek. Viyana ve Paris’te ya¸ ayan. ˘ ˙ Iktidar. ve aynı vatanses verlik üzerine Bay Boulanger’nin iktidarı. bir grup insanın digerine.Hristiyanlık ve Vatanseverlik yalnız halka i¸ aret ettigi müddetçe ve halk iktidar sultası altında degilse. yerle¸ tirildi. Devrim’den sonra da Kamu Güvenligi Komitesi’nin iktidarı bu vatanse˘ ˙ verlige dayanıyordu. Bu ˘ nedenle. neredeyse.

ta¸ ra memurları. s Önceden. vatanseverlik s s ˘ adına Ruslar Lehlere ve Almanlar Slavlara baskı uyguluyorlar. yüzeysel egitimin araçları. basının büyümesi ve en ba¸ ta da diger milletlerden kays ˘ naklanan tehlikenin azalması. geli¸ kin ula¸ ım araçları. halk arasında va˘ ˘ s s tanseverligi uyandırmak için iktidarlar ve hükümran sınıflarca kullanılan ˘ nüfuz da o kadar artmı¸ durumda bulunuyor. hatta sanatçılar ve özellikle gazetecilerce payla¸ ılıyor. milletler arasında kar¸ ılıklı dü¸ manlık s s s duyguları uyandırmada fevkalade olanaklar yaratıyor ve vatanseverligin ˘ faydasızlıgıyla tahripkarlıgı ne kadar a¸ ikar olmu¸ sa. Ama gerçek su ki. aynı zamanda büyük ve hatta küçük kapitalistler. XV Egitimin yaygınla¸ ması. bilim ˘ s adamları. Ve bütün s 106 . s Geçmi¸ le bugün arasındaki tek fark. simdiyse s ¸ o iktidar ve sagladıgı avantajlar sadece memurlar ve din adamlarınca ˘ ˘ degil. ögretmenler. krallar. toprak sahip˘ leri. artan seya¸ ˘ hat ve temas imkanları ve özellikle gitgide iktidar tarafından daha fazla kontrol edilen basının geli¸ imi. Ama sava¸ lar da degil sadece. vatanseverlik aldatmacasını sürdürmeyi gitgide daha da zorla¸ tırmalı ve nihayet imkansız hale getirmeliymi¸ s s gibi görünüyor. ufak bir hükümranlar grubunun elindeydi iktidar: imparatorlar. adli meslek üyeleri. dükler ve onların memurlarıyla sava¸ çıları. bankerler. üst s sınıflara vatanseverlikle saglanan avantajları payla¸ ması ve bir o kadar ˘ s insanın bu acayip batıl inancı yayıp korumaya katılımıdır. bugün daha çok insanın. vatanseverlik adına Komün üyeleri Versailles’daki insanları ve Versailles’daki insanlar Komün üyelerini katlettiler. bizzat o genel. farklı milletler arasında ˘ s s s artan temaslar. o kadar çok insanla payla¸ ırlar onu.Hristiyanlık ve Vatanseverlik va¸ maya hazırlanıyorlar ve vatanseverlik adına Almanlar iki cephede s sava¸ maya hazırlanıyorlar. ˙ Iktidarlar erklerini muhafaza etmekte ne kadar zorlanırlarsa.

karakteristikleri ve niyetleri konusunda halkın içine en vah¸ i s ve en sapkın bir mefhumu yerle¸ tiriyorlar ve halk çalı¸ ıp didinmeyle s s öyle baskı altında tutuluyor ki. Aldatma araçlarının geli¸ imi ve artık daha fazla sayıda insanın katılımı sayesinde. ˘ s iktidarlar. avantajlı pozisyonlarının idamesi için vazgeçilmez olan vatanseverlik aldatmacasını yayıyorlar. ˘ halkın hayata ili¸ kin hakkaniyetli fikirlerini bulandırmak ve hayat sarts ¸ larıyla diger milletlerin kendisine kar¸ ı tutumu hakkında. ˘ s s çıkarları. halkın iktidar ˘ s emirlerini yerine getirmesine matuf kuru talepler artık yeterli degil. yasal hükümlerin. okur-yazarlıgın ve seyahat imkanlarının geli¸ imi sayesinde. içine ba¸ ka ˘ s s mefhumlar yerle¸ tirmek de gerekli. kilise ögre˘ tisinin. Yüzyıl önce. halkların kar¸ ılıklı ili¸ kileri. Kendilerini sürekli çalı¸ ıp didinmekten kurtararak biraz egitim alabis ˘ len ve dolayısıyla maruz bırakıldıkları aldatmacayı anlayabilecek gibi görünen halk kesimleriyse. s s ˘ halk her zamanki kadar aldatılıyor. içine yerle¸ tirilen fikirlerin önemini anlas mak ve haklılıgını sınamak için ne zamanı. s aldatma öyle ba¸ arıyla sürdürülüyor ki. Simdiyse. kitleler iktidarlarının kimlerden olu¸ ¸ s tugunu ve çevrelerinde hangi milletlerin bulundugunu büyük oranda ˘ ˘ okuyup ögrenebilirken. s Ve basının. rü¸ vetlere ve iktidar hipnos 107 . her yerde ajan bulundurarak.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bu insanlar. bilerek veya bilmeyerek. iktidarın bu memurlarla soyluları rü¸ vet ve ödüllerle kontrol s altında tutması kafiydi. öyle tehditlere. ne de fırsatı bulunuyor ve ˘ böylelikle esenligi adına kendisine dayatılan taleplere sikayet etmeksizin ˘ ¸ teslim oluyor. halktan insanlar sürekli ve kolaylıkla seyahat ˘ edip dünyada neler yapıldıgına dair haberleri ta¸ ırken. iktidarlarının kimlerden olu¸ tuguna veya kendilerini s ˘ çevreleyen milletlere dair bir mefhumu bulunmayan. okullar ve gazetelerin aracılıgıyla. kendilerini kölele¸ tiren yerel memurlarla soylulara körü körüne s itaat ederlerdi. Ve kitleler kendilerinden isteneni itaatkarca yerine getirsin diye. okuma yazmasız kitleler. çok daha zorla¸ masına ragmen.

diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. yaptıkları seyin onlara yarayacagını dü¸ ündükleri için ˘ ˘ ¸ ˘ s böyle davranıyorlar. dostlarını mahveden aldatmacayı yayma i¸ inde yer almaya ba¸ lıyorlar. yarattıkları aldatmacanın farkında olarak degil. etraflarındaki herkesin sempatisi ve onayıyla süs ˘ rekli desteklenen bir inanç e¸ liginde aldatıyorlar. ekseriya iyi ve yüce bir sey yaptıklarına dair ˘ ¸ saf bir inanç e¸ liginde. neredeyse istisnasız derhal iktidar tarafına geçip ögretmen. ama halkı kandırmak ˘ istegiyle degil. ve tüm yaptıklarının son derece degerli ve makul olduguna ˘ ˘ tamamen kaniler. Güçlerinin ve avantajlı s ˘ pozisyonlarının bu aldatmacaya dayandıgını belli belirsiz hissederek. sahsi. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. Ama hakikat su ki. Ve Makyavelist bir tutumla. çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat. s ¸ aldatıcılar aldatmak istedikleri için degil.Hristiyanlık ve Vatanseverlik zuna duçar ediliyorlar ki. rapor. Yine aynı sekilde. Agır emek altında ezilen kitleler içins s ˘ den o veya bu sekilde kurtulan herkesin kaçınılmaz olarak yakalandıgı ¸ ˘ kapanlar egitim kapılarında kurulmu¸ gibi. açgözlü mak˘ ¸ satlarla veya övüngenlik yüzünden insanların sadece bedenlerini degil ˘ ruhlarını da yok eden bu zalim aldatmacayı yürütenlere ba¸ langıçta öfs keleniyor ve bu zalim aldatıcıları te¸ hir etmek istiyor. subay veya memur seklinde avantajlı ve yüksek ˘ ¸ ödenekli mevkiler edinerek. Yanlarındaki bakanlarıyla krallar ve imparatorlar da. öteye beriye gidip gelmeler ve ciddi edalarla yaptıkları ve hasım sayılan (sava¸ mayı asla dü¸ ünmeyecek) halklar arasında barı¸ ın s s s nasıl korunacagına deginen isti¸ arelerini– i¸ te bu sekilde gerçekle¸ ti˘ ˘ s s ¸ s riyorlar. tefti¸ lerini ve kar¸ ılıklı ziyaretlerini –yani çe¸ itli s s s üniformalar. ˘ ister istemez onun cazibesine kapıldıkları dogru. manevralarını. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. ba¸ ka türlü davranamadıkları ˘ s için böyle yapıyorlar. kendi faaliyetleri olmasa. rahip. 108 . tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem. bu aldatmacanın tüm zalimligini anlayınca. taç giyme törenlerini. ˘ s ˙ Insan.

Franko-Rus senlikleri gibi senliklerin düzen¸ ¸ leyicileri de bundan ku¸ ku duymuyorlar ve vatansever konu¸ malar s s yapıp kadeh kaldırırken içtenlikle müteessir oluyorlar. bizzat bu icraatlarla da. tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem. Dahası. kendi faaliyetleri olmasa. birbirlerinin icraat ve faaliyetlerini onaylayıp ˘ haklı gösteriyorlar –imparatorlarla krallarca askeriye. bir sey söyleyip yazdıgını vs. insanların taçlar. çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat. s ˘ s s ˘ endi¸ eli insanların tuhaf esvapları içinde durmaksızın öteye beriye at s ko¸ turdugunu. alayların bando e¸ liginde uygun adım yürüdügünü. havai fi¸ eklerin. imparatorlarla krallar ve birbirlerinin yaptıkları haklı gösteriliyor– ama bununla da kalmıyor. topların atıldıgını.Hristiyanlık ve Vatanseverlik halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler. diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. Bütün bu insanlar rollerini farkında olmaksızın icra ediyorlar. üniformalar ve papaz ˘ cüppeleriyle süslendiklerini. askeriye. bu arada. zafer takları dikildigini. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. görüyor ve tüm bunların en s ˘ ¸ ˘ 109 . çünkü tüm hayatları bu aldatmaca üzerine kurulu oldugundan ona ihtiyaçları var ve ba¸ ka bir ˘ s sey yapamazlar. çanların s ˘ çaldıgını. birbirlerine tamamen baglı olduklarından. Vatanseverlik vazeden din adamları da. belge ˘ s ˘ ˘ ve telgrafların uçu¸ tugunu ve ulakların oradan oraya ko¸ u¸ turdugunu. ister istemez ona özel ve neredeyse dogaüstü bir önem de atfediyor. resmî görevliler ve din adamlarının yaptıkları haklı gösteriliyor. özellikle sehir kalabalıgı. resmi görevliler ve din adamlarıncaysa. Yine aynı sekilde. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. rapor. ˘ mesela. Kalabalık. ¸ ˘ bu insanların tüm yaptıklarında kavranabilir bir anlam görmeyip. icra mahalindeki ¸ herkesin sempatisini kazanıp onayını alıyorlar. yazdıkları vatansever siirlerle ¸ okul kitapları kar¸ ılıgında cömertçe ödüllendirilen yazarlarla gazeteciler s ˘ de aynı inanca sahipler. halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler.

kazancını ˘ ˘ vergi biçiminde hükümete vermenin dogruluk ve gerekliligine dair. epey uzun bir zamandır. epey zamandır ve halen. ˙ (Korkunç) Ivan zamanında kurulmu¸ . s XVI ˙ Iktidarların halklar üzerindeki erki. s ˘ ˘ –[Koray Karasulu] 110 . bir halkın digerini maglup edip silah zoruyla boyundurugu altında tuttugu veya ˘ ˘ ˘ ˘ hükümranların silahsız bir halk arasında silahlı yeniçeri. hiç kontrol etmeden. ona özel. zaman zaman hakim olan haz ile daima s ˘ hakim olan saygının bu dı¸ avurumları tüm o sersemlikleri yapanların s güvenini güçlendiriyor. orduda hizmet edip ˘ ˘ onun disiplinine itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. çok önemli bir hadise olduguna mutlak bir inançla o yeni tahta oturdu. ve tebaası ˘ bunda gülünç hiçbir sey görmemekle kalmadı. bütün bu gösterileri vecd çıglıkları veya saygılı bir ses˘ sizlikle kar¸ ılıyor. dahası. Ikti˘ darların erki. ¸ Vatanseverligin yüce bir ahlaki hissiyat olduguna dair ve kendi mil˘ ˘ letinle devletini dünyanın en iyileri diye görmenin dogruluk ve gerek˘ liligine dair bir kamuoyu var ve bu da. bir de üzerine kırmızı s s bir pelerin geçirerek tebaasının önüne çıktı ve bunun gerekli. zora dayanmıyor. manzarayı pek ¸ muhte¸ em de buldu. kamuoyu denen seye dayanıyor. mah˘ ˘ keme kararlarını kabullenmenin dogruluk ve gerekliligine dair ve iktidar ˘ ˘ adamlarının bize ula¸ tırdıgı her¸ eyi. baglı oldugun iktidarı tanıyıp ˘ ˘ ˘ ona itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. özel süslemeli yeni bir taht ısmarladı ve gögsünde zırhı. opriçnik42 ve ˙ muhafız alayları bulundurdugu günlerdeki gibi. Ve kalabalıga. ilahi hakikat s ˘ s 42 IV. Geçenlerde II. dogrudan Çar’a baglı bir tür muhafız alayı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ufak bir geregi yokken yapılmakta oldugunu (ki aslında durum budur) ˘ ˘ belirleyecek pozisyonda bulunmadıgından. Wilhelm kendine. gizemli ve mühim ˘ bir anlam atfedip. diz altından bagcıklı dar pantolonu ve migferinin ˘ ˘ ˘ tepesinde ku¸ olan beyaz bir üniforma ku¸ anıp.

Kamuoyunun. ¸ ˘ iktidarları üretip erki onlara veren veya onlardan alan seydir. gecikme ve salınımlara ragmen. tüm organlarıyla –memurları. kiliseleri ve hatta basınlarıyla– daima kendilerine gereken türden kamuoyunu destekleyebilir iktidarlar. Kamuoyu erki üretir. asla duragan ˘ kalmayıp. bu sadece. s okulları ve hatta gazeteleri kontrol eden kudretli bir iktidar tesis edilir ve bu iktidar. ˘ ˘ ˘ 111 . kamuoyunun s iktidarlarca suni olarak üretilen dı¸ tezahürlerine baktıgımızda böyle s ˘ görünür. ikincisi. erk de kamuoyunu. daima devindigini. okulları. sabit. mahkemeleri. disipline edilmi¸ orduları. tıpkı günler ya da aylar gibi. Ama sükür ki öyle degil. iktidarlarca keyfi olarak üretilemedigi gibi. daima insanlıgın katettigi yolda ısrarla ilerledigini görmek için. kamuoyu. itaatkar din adamlarını. postayı. tıpkı ˘ ˘ güne¸ in yönlendirdigi yolda sa¸ madan ilerleyen gündüz ya da bahar s ˘ ¸ s gibi. telefonları. ˙ Iktidarların erki kamuoyuna dayanır ve erki ellerinde tutarak. polisi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik diye kabul etmenin dogruluk ve gerekliligine dair bir kamuoyuna yol ˘ ˘ açıyor. birincisi. kendisi için bir gereklilik olan bu kamuoyunu halk arasında idame ettirir. mahkemeleri. s s Gerçekten de öyle olabilirdi. eger kamuoyu sabit ve degi¸ mez bir sey ˘ ˘s ¸ olsaydı ve iktidarlar kendilerine gereken kamuoyunu daima üretebilselerdi. sonra yine bir monar¸ iyi yıkıp yerine s s s bir cumhuriyet getiriyormu¸ gibi) salınıyorsa. Ve sanki bu durumdan kaçı¸ yokmu¸ gibi görünür. günümüzde milyarlarca parayı. ¸ Kamuoyu kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa veya bugünkü onlarca yıl öncekiyle aynıysa veya kimi ko¸ ullarda sanki önceki bir s duruma dönüyormu¸ gibi (mesela cumhuriyetçi bir hükümeti yıkıp s yerine bir monar¸ iyi getiriyormu¸ . aksine sürekli degi¸ ip insanoglunun devinimiyle ˘ ¸ ˘ ˘s ˘ devinen bir sey ve. degi¸ mez veya ¸ ˘ ˘ s duragan bir sey degil. organize bir idari mekanizmayı. telgrafı. Bir kez böyle bir kamuoyu varoldu mu.

s Yeni kamuoyu ne kadar uzun süre engellenirse. genç olan büyür. kamuoyunun devinimini olu¸ turan. bu. s s Söyle ki. halkların bu durumla ili¸ kisi ˘ s elli yıl öncekinden çok farklıdır. fark edilmeyen degi¸ imlerin s ˘s kendi içimizde gerçekle¸ mesidir. sava¸ lar. eskiden kamuoyu talep ettigi için vardı ˘ bunlar. harici unsurlarında. Elli yıl önceki o aynı hükümranlar. Ortodoksluk s ve Luthercilik hâlâ varsa da. iktidarlarının dayanagı olan eski vatansever ˘ kamuoyunu idame ettirmeye ve onu yok edecek yeni kamuoyunun tezahürünü durdurmaya çalı¸ ırlar. elli ¸ yıl öncesiyle neredeyse aynı oldugu halde. belli bir kamuoyu evresinin avantajlı bir pozisyonunu kapıp tüm güçleriyle onu kalıcı kılmaya çalı¸ an ve henüz tamamen ifade edilmemi¸ se de. Iktidarlar ve hüküm¸ ran sınıflar tüm güçleriyle. her yerde. vergiler. Kamuoyunun bu devinimini –tıpkı akıntıyla yüzerken nehrin devinimini de fark etmedigimiz gibi– çogu zaman fark etmiyorsak bunun ˘ ˘ nedeni. aynen bir bendin akan suyu 112 . ordular. insanların s s bilincindeki canlı. Ama eskiyi koruyup yeniyi durdurmak s sadece belli sınırlar dahilinde mümkündür. s Kamuoyu dogası geregi sürekli ve zaptedilmez bir devinimdir. lüks ve yoksulluk.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kamuoyunu halkın tüm ya¸ amıyla ili¸ kisi içinde ele almamız kafidir. Katolisizm. o kadar fazla büyü˙ yecek ve o kadar güçlü bir sekilde ifade bulacaktır. yeni ve gerçek kamuoyunun ortaya çıkmasını engelleyen ki¸ iler bulunmasındandır. Ve miadı dolmu¸ bir kamuoyunu elden s s bırakmayıp yenisini örtbas eden böyle insanlar. çabalarının bo¸ a çıkması kaçınıls s ¸ ˘ s mazdır: Ya¸ lı olan çürür. s Bu insanların kontrolündeki imkanlar devasa. simdiyse iktidarlar bir zamanların ya¸ ayan kamuoyunu suni ¸ s olarak ayakta tuttukları için varlar. bugün Avrupa halklarının durumu. Bize ˘ ˘ kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa. ama kamuoyu hep akı¸ kan ve geli¸ en bir sey oldugu için. simdi vatanseverligi ¸ ˘ insan hayatının zaruri bir ko¸ ulu diye ileri süren iktidarlarla hükümran s sınıfları olu¸ turanlardır.

yani o ahlak ilkelerini ve vatanseverlik s adına kendimizi dü¸ ürdügümüz durumu gözden geçirmektir. Vatanseverlik artık insanlara en korkunç bir gelecekten ba¸ ka hiçbir s sey sunmuyor. Ve dolayısıyla insanların s eski. Dogu sorunu üzerine ate¸ li bir makale yazsa veya filanca prens ˘ s bazı Bulgarları ya da Sırpları yagmalasa veya kraliçe ya da imparatori˘ çenin biri bir seye gücense. s ˘ Sırf. Aleksandr’a gücense veya Bay N. oysa ˘ öyle bir durumdayız ki. o kadar ısrarcı olur ve kaçınılmazs lıgı da o kadar a¸ ikardır. vatanseverligin bize gayet basit ve dogal seyler olarak sunulan ˘ ˘ ¸ en sıradan talepleri üzerine dü¸ ünsek. Hepimiz s ˘ s ˘ kendimizi özgür. insanoglunun aklına ve gön¸ s ˘ ˘ lüne giderek daha fazla yerle¸ en bir idealdir..Hristiyanlık ve Vatanseverlik sadece belli bir seviyeye kadar durdurabilecegi gibi. yarın Wilhelm. çagımız insanları artık vatanseverlige inanmıyorlar. Aleksandr’ın barı¸ sever s s 113 . bu talepler ile hepimizin pays la¸ tıgı o gerçek kamuoyunun ne boyutta çeli¸ tigini anlarız. ailevi ve ˘ s ki¸ isel hayatımızın rehberini. insancıl ve hatta Hıristiyan sayıyoruz. vatanseverligin kahramanlıgı seklindeki –artık ˘ ˘ ¸ onlar için dogal olmayan– eski kamuoyunu ne kadar alevlendirmeye ça˘ lı¸ ırlarsa çalı¸ sınlar. bizi temin ettikleri üzere. ama herkese besledigimiz türden dostça duygular ˘ ˘ besledigimiz insanları öldürmek zorundayız. ˘ ˙ Iktidarlar insanlarda. Bu geçi¸ . N. tanımadıgımız. ˘ s ˙ Iktidarın yogun çabalarınca hâlâ kamuoyumuz sayılan sey ile bilinci˘ ¸ miz arasında ne ölçüde bir çeli¸ ki bulundugunu görmek için. hem Hıristiyanlar hem de zamanımızın sıradan insanları olarak ne ikrar ettigimizi bir dü¸ ünmektir –sosyal. Ve bu geçi¸ ne kadar geciktirilirse. bu durumu III. tüm milletlerin dayanı¸ ması ve karde¸ ligine inanıyors s ˘ lar. aslında s ˘ tek yapmamız gereken. Bu henüz gerçekle¸ me˘ s mi¸ se. son kuru yapragın dü¸ mesi ve baharda s s ˘ s dolgun tomurcuklardan tazelerinin açması kadar kaçınılmazdır. biz egitimli. insancıl Hıristiyanlar. tüm halkların karde¸ ligiyse. hepimiz ¸ ˘ gidip. egitimli. s s ˘ ˘ giderek daha fazla. miadı dolmu¸ kamuoyundan yenisine geçi¸ i kaçınılmaz olarak gers s çekle¸ mek zorundadır.

birkaçı bile. gerçek. Bu türden kanaatler en ilerici ve liberal basın s organlarının hepsinde sogukkanlılıkla tekrarlanıyor. Su an üzerlerine çullanan musibetlerden tüm ˘ ˘ s ¸ 43 [Aleks-androviç: Aleksandr-oglu] Kasım 1894’de II. ya¸ ayan bir kamuoyu ˘ s kendini gösterirdi. mevcut herhangi bir seyin yalanlanması. geçmi¸ e ait. ˘ Bir ay sonra. hiçbir ek çabaya gerek kalmaksızın. ˘ Biz. Zamanımızda varsayıs ˘ lan kamuoyu i¸ te budur. ne yeni icatlar. hayatların. ne yeni yollar ve makineler yapılması. yeni ve sıra dı¸ ı ¸ s bir seyin planlanması falan gerekmiyor.. henüz birbirimizin gırtlagını kesmemi¸ sek. Ve kamuoyu degi¸ imiyle. Ama Aleksandr’ın yerinde ba¸ kası olsa s veya Aleksandr’ın mizacı degi¸ ecek veya Nikolay Aleksandroviç. o zaman kana susamı¸ hayvanlar gibi s birbirimizin barsaklarını de¸ mek için atılacagız. bin yıllık Hıristiyanlar. –[Aylmer Maude] 114 . eskimi¸ kamuoyu s derhal ve kendiliginden yıkılır ve yeni. Insanlar. tek gereken. ne milyonlarca insanın silahlanması. bunu bir yapacak olsaydı. ne havacılık çalı¸ maları vs. insanları ezip ˘ s tarumar eden tüm o iç dokusu da. iktidarların suni ¸ biçimde kı¸ kırttıgı. kendiliginden degi¸ irdi. ne devrimler.43 Victoria’nın torunuyla evlenecek olmasına. Kamuoyunun degi¸ imi için de herhangi bir fikrî çaba gös˘ s ˘ s terilmesi. ˘ s sırf III. bugün yanlı¸ ve epeydir ölü bir kamus ˘ s s oyuna muvafakatın terk edilmesi ve her bireyin gerçekten dü¸ ündügü ve s ˘ hissettigi seyi söylemesi veya en azından dü¸ ünmedigi seyi söylememe˘ ¸ s ˘ ¸ ˙ sidir. ˘ Ki bu korkunç! XVII ˙ Insanlıgın hayatında en büyük ve önemli degi¸ iklikleri gerçekle¸ tirmek ˘ ˘ s s için hiçbir kahramanlık gösterisi gerekmiyor. Nikolay olarak Rus tahtına çıktı. Aleksandr yapmamıza izin vermedigindendir. Alice ˘ s yerine Amelia’yla evlenecek olsa. ne gösteriler düzenlenmesi. ne barikatlar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mizacına borçluyuz veya Nikolay Aleksandroviç’in. ne patlayıcılar. ne sendikalar. Kraliçe Victoria’nın ikinci kızı Prenses Alice’ten olma torunu. Hesse’li Prenses Alexandra’yla evlendi. tek gereken bir kamuoyu s degi¸ imidir.

s ˘ ¸ Gücün kudrette degil hakikatte yattıgına bir inansalardı insanlar ve o ˘ ˘ hakikati cesaretle dile getirselerdi veya en azından söz ya da eylemde caymasalardı. onun önünde egilse. tuhaf ˘ ˘ ünvanlarla ona hitap etmek üzere. bu çok takdire ˘ s ˙ sayan diye bir izlenim yaratsa. Ruslar. dü¸ ünmedikleri seyi söylemeyi ve kötü ve budala bulduks ¸ ları seyi yapmayı bir bırakacak olsalardı! ¸ ˙ Insan bir imparator.Hristiyanlık ve Vatanseverlik insanları kurtarmak için ne kadar küçük bir seyin gerekli oldugunu ¸ ˘ söylemeye insan utanıyor: yalan söylemeyi bırakmak gerekli sadece. ˘ ˘ anla¸ malarla ittifakların degerini ve faydasını teslim etse veya kendi hals ˘ kımızla devletimiz yüceltilirken diger ırklara kara çalınıp sövüldügünde ˘ ˘ ya da Katolisizm. Fransızlar veya Ins gilizler aleyhine bir makale yazsa. hem de tüm iktidar ellerinde olsa bile devrimcilerin yüzlerce yılda ba¸ aramayacagı sekilde. kendisiyle hiçbir ortak yanı bulunmayan insanların ˘ saglıgına içip. gidip onun kabul odasında beklese ve sonra herkeste. ne olur ˘ s ˘ yani? Bütün bunlar önemsiz gibi durabilir. ne olur yani? Hatta sohbette. ne olur yani? Ya da Franko-Rus Ittifakı ¸ ˙ veya gümrük sava¸ ı lehine ya da Almanlar. ne olur? Ya da vatansever senliklere ¸ gitse ve sevmedigi. insanlar kendilerine empoze edilen yalanı hele bir reddetsin. Oysa büyük ve kar¸ ı konulmaz gücümüz. kral ya da fatihe “Vive la France” veya “Hurra!” diye bagırsa. dü¸ ünüp hissetmedikleri seyi söylemeye hele bir son versinler. onlara methiyeler dizse. Yeter ki. Ortodoksluk veya Luthercilik ya da Napolyon ve Pyotr gibi sava¸ kahramanları ya da hükümranlar veya bunların Boulanger s ve Skobelev gibi çagda¸ ları göklere çıkarıldıgında sessiz kalsa. o zaman s ¸ hayatımızın tüm tertibinde böyle bir degi¸ im derhal gerçekle¸ tirilecek˘ s s tir. özellikle de genç ve egitimsiz ki¸ ilerde. önemsiz gibi duran bu s eylemlerde –irrasyonel oldugunu apaçık gördügümüz seylerin mantık˘ ˘ ¸ sızlıgını gücümüz yettigince gösterip ona katılımdan kaçınmamızda– ˘ ˘ yatıyor ve ilerlemesiyle tüm insanlıgı harekete geçiren asıl sahici ka˘ 115 . üzerine saraylı üniforması giyse.

Insan ˘ yalnızken ve dünya meseleleri üzerine dü¸ ünürken. Eylem ve sözleriyle tam ters bir tutum içindeki binlerce insan arasında. derhal algılanamayacak ölçülerde ama s s s kar¸ ı konulamaz biçimde. bu en güçlü. içtenlikle ne dü¸ ünüp ne hissettigini söyler. s Kuvetin zorda degil. s s s 116 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik muoyunun temelindeki o zaptedilmez kuvet de bu güçten doguyor. dogru bildigini basitçe ifade etmekle yaratabilecegi seyi. ne milyonlarca müfreze. Ve dün bir ¸ s ˘ ˘ insanın yeni dü¸ üncesi olan sey. gazetelere rü¸ vet verir ve okullarla s dini kontrol altında tutarlar. sonra gayriihtiyarı s dü¸ üncelerini karısına. ne bir kurum. s ¸ s Ve bu dü¸ ünce yerle¸ ir yerle¸ mez. sadece ifade etmedigi ortaya çıkar. Belki de bu çeli¸ kiler varolu¸ umuzun kaçınılmaz bir ko¸ uludur. ne mil˘ ˘ ˘ ¸ yarlarca ruble. Dü¸ üncesini s ˘ s içtenlikle ifade eden insanın tecrit altında kalacagı sanılabilir. bugün ekseriyetin genel dü¸ üncesi olur. s ˘ s s Mevcut halde her insan. varolan ve kendisine dayatılan izlenimden bagımsız ˘ olarak. kendine söyle der: “Tek ba¸ ıma. ona kar¸ ıkoymak s ya da onu zaptetmek için her yola ba¸ vururlar. ˘ ˘ Özgür bir insanın. zihin faaliyeti ve bunun açık ifadesinde yattıgını ˘ ˘ bilirler ve bir ordudan ziyade. ¸ s üzerimize çöreklenen bu melanet ve hıyanet okyanusuna kar¸ ı ne yapas bilirim ben? Fikrimi ifade etmenin neye faydası var? Hatta neden bir fikir olu¸ turayım ki? Bu müphem ve çetrefil meseleler üzerine dü¸ ünmemek s s daha iyi. özgür de olsa. Ama dünyayı devindiren ruhani kuvet onları bertaraf eder. fakat ˘ çogu durumda diger herkesin veya ekseriyetin uzun zamandır aynı ˘ ˘ seyi dü¸ ünüp hissettigi. kapana kısılamaz. insanoglunun tavrı farklıla¸ maya ba¸ lar. bir özgür insan. ne de s devrimler yaratabilir ve yaratacaktır. ne sava¸ lar. çünkü insan bilincinin derinliklerinde yatar. bagımsız dü¸ üncenin bu ifadesinden kor˘ s karlar. ˘ ˙ Iktidarlar bunu bilirler ve o kuvetin önünde titreyip. o bir kitapta veya gazetede degildir. karde¸ ine. bu yüzden sansürü tesis eder. arkada¸ ına ve (aksini günah saydıgı s s s ˘ için) hakikati saklayamayacagı kimselere ifade ederken. ˘ ele avuca sıgmaz ve bagımsız kuvet insan ruhunda gösterir kendini. ˘ ˙ daima bagımsızdır.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve neden ben tek ba¸ ıma dünyanın tüm melanetiyle mücadele edeyim s ki? Beni sürükleyen akıntıya uymak daha iyi degil mi: bir sey yapılabi˘ ¸ lirse. kendini sosyal faaliyet enstrümanına verir ki. kral. bir ˘ üçüncüsü. tam da mücadele etmesi gereken ¸ o temellere dayandıgını farketmekte. tüm benligimizle uyu¸ mazlık içindeki hayatımızın anlamsız ˘ s düzeninden yakınırız ve yine de elimizdeki biricik ve güçlü enstrümanı. hakikat bilincini ve onun ifadesini. kendini ve ba¸ kalarını ˘ s temin eder. söhret ve ˘ ¸ güce ula¸ mak istedigi için. s Kimi. ˘ s ˘ altıncısı da. bir be¸ inci. bildigi ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ hakikati ortaya koymaz. yaptıgı ˘ iyilikler sayesinde fazlasıyla telafi edildigine. varolan düzenle hayalî bir çatı¸ maya kurban ederiz.” Ve her ˘ s ˘ insan. hiç degilse bir ölçüde ˘ hakikatten sapacagını ve kendisine sunulan kudretli mücadele silahının ˘ etkisini yok edici ödünler verecegini farketmektedir. o kudretli fikir enstrümanıyla onun dünyayı harekete geçiren ifadesini elden bırakıp. yalnız degil. bir imparator. 117 . ailesini geçindirmesine ˘ yarayan kazançlı bir pozisyondan onu yoksun bırakabilecegi için. ˘ ˘ ˘ Kimi. ne tüm sosyal faaliyet sekillerinin. diger insanlarla ortakla¸ a yapılması lazım. sonradan insanlıgın hizmetinde kullanılmak üzere. hakikatin söylenmesi kovu¸ turmaya neden olacagı ve kens ˘ dini adadıgı ya da adamaya niyetlendigi iyi bir sosyal faaliyeti sekteye ˘ ˘ ugratacagı için. memur veya asker olarak görev yapar ve hakikatten –kendi pozisyonunda kaçınılmaz olan– sapmaların. bildigi hakikati ortaya koymaz. kullanmak söyle dursun. tam aksine. bakan. eline her¸ eyi ˘ s kesebilecek. digeriyse. insanları incitmek istemedigi için. bir dördüncü. Tıpkı. s Hepimiz. bıçagın ˘ ˘ ucuyla çivi çakmaya ba¸ laması gibi. kendini mesai birligi yaptıgı insanlara baglı hissettigi için. olaganüstü keskinlikte bir bıçak verilen bir adamın. ¸ kötülükle mücadele bahanesiyle yok eder. bu hakikat. kadim ve kutsal bir gelenekten s ˘ kopmak istemedigi için. ne de dünyamızda varolan bir ˘ sosyal faaliyete katılımda her insanın mecburen.

ama biz bildigimiz hakikati söylemeyi becerememekle kalmı˘ yoruz. Özgür insanlar. miadı dolmu¸ s kamuoyunun yeni ve canlı olanla degi¸ tirilmesi gerekir. mevcut düzenle s açıkça mücadele eder ve suna tamamen ikna edilmi¸ tir: güttügü amaçlar ¸ s ˘ öyle hayırlıdır ki. s ˘ s ˙ Insanların vicdanına ters dü¸ en hayat düzeninin degi¸ tirilebilmesi s ˘ s ve yerine vicdanlarına uygun olanın getirilebilmesi için. Bir üçüncüsü. ¸ yani hakikate ve onun ifadesine güvenseler. miadı ˘ s dolmu¸ kamuoyunun yeni ve canlı olana yol vermesi içinse. aldatıcı ˘ kamuoyu kurumu¸ bir deri gibi kendiliginden soyulup. ne hakikatin susturulması. edebiyat aracılıgıyla insanları ˘ egitir ve iktidarla toplum kendine kar¸ ı ayaklanmasın diye tüm hakikati ˘ s söylememek geregine tabi oldugu halde. çogu zaman bizzat hatalı buldugumuz seyi dogrudan kendimiz ˘ ˘ ¸ ˘ ifadelendiriyoruz. canlı s ˘ kamuoyunu ortaya çıkarırdı –taleplerini kuvetle ve açıkça bildirmek ve insanoglunun vicdanına uygun yeni varolu¸ biçimlerini tesis etmek için. yalnızca hakikat ve onun ifadesi tesis edebilir. ögrettigi her¸ eye ruhunun de˘ ˘ ˘ s rinliklerinde inanmaz. bir dördüncü. ˘ s 118 . yeterdi. o yeni. gücü bulunmayan ve hiçbir zaman özgür olmayan bir seye. digeri digerinin ¸ ˘ ˘ ugruna– onları sessizce geçi¸ tirmekle kalmıyor. yani harici zora yaslanmayı bir bırakıp. hem söz hem de fiille bu ˘ s taleplerin tam tersini onaylıyorlar. kendine ˘ hakikatten sapma izni verir. Ama bu yeni taleplerin farkında olanlar –biri bir seyin. Eski. iyilik yaptıgından hiç süphe ˘ ˘ ˘ ¸ duymaz. Açıkça ve mertçe halihazırda mazhar oldukları hakikati (tüm milletlerin karde¸ ligini ve s ˘ münhasıran kendininkine adanmanın suçunu) bir ifade etselerdi. hatta ne de faaliyetinin ba¸ arısı için gerekli yalanlar. hayatın s yeni taleplerini farkeden insanların onları açıkça ifade etmesi gerekir. ugra¸ ının faydasını yok eder. iktidarların güçleri ve yarattıkları tüm kötülüklerin yaslandıgı o ölü. daima güçlü ve özgür olana.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ruhani önder mevkiindeki bir digeri. Miadı dolmu¸ ve zararlı hayat düzes nini ıslah edecek yeni kamuoyunu. devrimci veya anar¸ ist olarak. ama yaptıgı iyilikleri göz önüne alarak.

˙ Iktidarlar okulları. hakikatin. çevredeki insanlarca söylenende degil. basını. ki bunların ˘ ˘ vatanseverlikten ba¸ ka hiçbir temeli yok. vatanseverlikle beslenen tüm batıl inançlar –bunlardan kaynaklanan tüm habis duygular ve siddet eylemleriyle ¸ birlikte– derhal yıkılırdı. dünyayı dönü¸ türen o kuvet ˘ ¸ s oldugu ve insanın onu ifadelendirmekle yükümlü bulundugu gerçegine ˘ ˘ ˘ inansalar– yeter. ˘ s dayatmacı ve suni yollarla idame ettirilen seyin kamuoyu degil. ve her¸ eyden önce.Hristiyanlık ve Vatanseverlik artık sadece zaptı altında bulundugu eski kabugun dü¸ mesini bekleyen ˘ ˘ s kamuoyunu. s s ama tüm bu besbelli korkunç kaba kuvet organizasyonu. kendilerine kamuoyu diye dagıtılıp. kiliseyi. yani Tanrı tarafından söylenende yattıgına inansalar yeter. XVIII ˙ Insanlar sadece. sabık ¸ ˘ kamuoyunun ölü bir kalıntısı oldugunu anlasalar yeter. bir halkın digerine. Ve s eskisinin yerine yeni bir kamuoyu hakim olurdu. vic˘ danlarınca. güç sahiplerine s saygı ve emir kulluguyla emegin teslimiyeti son bulurdu. Bir ülkenin digerine. s Sırf bu yapılsaydı. hakikatin gücüne vakıf her insanın ruhunda kabaran ve bir alevin sonsuz sayıda alev 119 . daima dı¸ etkilerle yönlendirilen ve zayıf insans lardan olu¸ an devasa kitle. her birinde dı¸ avurulmayı talep edip. sırf mevcut toplumsal görü¸ e s s aykırılıgı yüzünden ifade edilmeyen seyin. ikti˘ ˘ darlarca körüklenen kin ve dü¸ manlıgı biterdi. milyarlarca rubleyi ve disipline edilip makinelere dönü¸ türülmü¸ milyonlarca insanı kontrol edebilirler. anında yeni kamuoyu tarafına geçerdi. o ˘ zaman aldatıcı ve suni biçimde idame ettirilen kamuoyu anında yitip gidecek ve hakiki bir kamuoyu kendini tesis edecektir. askerî zaferlerin. her¸ eyden önce ˘ s kendilerine inansalar –ruhlarının derinliklerinde bilincinde oldukları. ˙ Insanlar dü¸ ündükleri seyi söyleyecek ve dü¸ ünmedikleri seyi söyles ¸ s ¸ mekten bir kaçınacak olsaydı. yani s ˘ cinayetin yüceltilmesi de sona ererdi. böylesine karma¸ ık.

˘ Bireysel olarak insanların kalpleri. . halkın iflahını keserek vergilendirmeyle ve milletin gözbebegini geçim me¸ akkatine ˘ s daldırıp oymakla elde edilen barı¸ degil. 30. bir anlasalardı. . hükümranları. ne de suç ortaklas rına dagıttıkları. bireysel olarak her insanın s ˘ 44 Eski Ahit. toplarla. Yaratılı¸ 25: 29. kaçınılmazdır ve bu˘ s ˘ nun gerçekle¸ memesi. . kendi barı¸ımı size veriyorum: kalbiniz tasalans s masın ve de korkmasın. sölenlerle. bir tabak mercimek çorbası kar¸ ılıgında s s ˘ ilk ogulluk (behorluk) hakkını karde¸ i Yakup’a satar. . Önceliklerini. “Size barı¸ bırakıyorum. ondan bir ikincisine ve bir üçüncüsüne aktarılan s hakikat bilinci kar¸ ısında bir hiçtir. .Hristiyanlık ve Vatanseverlik tutu¸ turabilmesi gibi. . istihkamlarla. Dolayısıyla. her saat üzerlerine çullanan ig˘ valarla tasalandırılıp onları panige sevkeden hayalî deh¸ etlerle kor˘ s kutulmasaydı. Ve o barı¸ gerçekten de artık s s bizimle ve onu korumak bize baglı. dinamit ve barutla. ˘ s s imparator ve kralların bir kasabadan ötekine ziyaretleriyle. 32. kendilerine ves rilmi¸ bu gücü. –[Koray Karasulu] ˘ s 45 Yeni Ahit. Yuhanna 14:27. simdiki gibi. 34: Esav. ne barı¸ çıl bir toplulus gun gözleri önünde. –[Koray Karasulu] 120 . ölü bir agacın çürüyüp devrilmemesi ve genç s ˘ olanın büyümemesi kadar imkansızdır. Yalnızca o ate¸ in tutu¸ turulması las s s zım. insanlar muazzam ve engel tanımaz güçlerinin nerede yattıgını bir bilseydi. o zaman tüm o görünürdeki muazzam organizasyon ate¸ önündeki s mum gibi eriyip gidecektir. 31. disipline edilmi¸ katillerin tefti¸ ve manevralarını ˘ s s gerçekle¸ tirmeye. ˙ Insanlar. mercimek çorbasına s satmasalardı44 . Ellerindeki gücü bir kullanacak olsalardı. insanları keyiflerince evrensel bir kıyıma sürükleyip ¸ sürüklememe tehdidine cüret etmek bir yana. hakikati ifadelendiren sözdeki müthi¸ gücü.”45 demi¸ ti Mesih. 33. cinayet hazırlıklarına harcadıkları milyonlarca rubleyi ˘ halktan almaya cüret edebilirlerdi. bir degi¸ im sadece mümkün degil. ¸ söylevlerle. hep arzuladıkları barı¸ –diplomatik görü¸ melerle. ne kendilerinin ve suç ortaklarının çıkarları ugruna s ˘ gümrük anla¸ maları düzenlemeye veya bozmaya.

••• 121 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik özgür hakikat taraftarlıgıyla korunan barı¸ – çoktan tesis edilmi¸ olurdu ˘ s s aramızda.

. . s Geçmi¸ in köleligine mahkum etmek istedikleri s ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. kalle¸ ler s Her türden reziller Titreyin. çünkü nihayet Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Sizinle sava¸ mak için silah ku¸ andı herkes. . s s s Ve eger dü¸ erse genç kahramanlarımız.Hristiyanlık ve Vatanseverlik LA MARSEILLAISE Haydi vatan evlatları Zafer günü geldi. bu hainler. s s Ey Fransızlar. Bagı¸ layın bize kar¸ ı ˘s s ˙ Istemeye istemeye silah ku¸ anmı¸ s s 122 . kadınımızı bogazlayacaklar ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar s s Safları sıkıla¸tırın s Dü¸manın pis kanıyla topra˘ ımızı sulamak için s g ˙ Ileri. s Vurun darbenizi ya da tutun kendinizi. ˘ s Fransa yenilerini yaratacak Herbiri sizinle vuru¸ maya yeminli s Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. . her¸ ey. ileri Ne ister bizden bu güruh? Bu köleler. kelepçeler? Bu zincirler. yüce gönüllü sava¸ çılar. kelepçeler? Ey Fransızlar! Ne büyük utanç bizim için! Ve ne büyük bir ta¸ kınlıga vesile olmalı! s ˘ Sindirmeye çalı¸ tıkları biziz bu küstahların. çattı Zulüm açmı¸ kanlı bayragını s ˘ Kanlı bayragını ˘ ˙s I¸ itiyor musunuz su zalim askerlerin ¸ Kırlarda attıkları naraları? Neredeyse koynumuza girip Evladımızı. s s Titreyin zalimler ve siz. bu katil krallar? Kimin için bu igrenç prangalar? ˘ Bu zincirler.

müzik A. .F. Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut. s Hükmetsin bizim serefimize. Nikolay zamanında yazılmı¸ . seni haykıran yigit sesleri taçlandırsın ˘ Ve can çeki¸ en dü¸ manların son nefeslerinde. s Ortodoks Çarı. s s Çeviren Alper Altug ˘ TANRI ÇARI KORUSUN46 Tanrı Çarı korusun. Sancaklarımızın altında Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut. . Tanrı Çarı korusun! Çeviren Koray Karasulu 46 I. s s Ey kutsal vatan sevdası. s s Görsünler senin zaferini ve bizim sanımızı ¸ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. s Özgürlük. s s s Sözler V. Lvov’a ait.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Su zavallı kurbanları ¸ Su zavallı kurbanları ¸ Ama acımak yok o kanlı despota Bouillé’nin suç ortaklarına Analarının yüregine acımasızca hançer saplayan ˘ O zalimlere. Güçlü ve ha¸ metli Çarı. destek ol cesur intikam sava¸ çılarımıza. .A. Jukovski’ye. hainlere Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. ¸ Hükmetsin dü¸ manın korkusuna. sevgili özgürlük. Yol göster. 1834-1917 yılları arasında milli mar¸ olmu¸ . Ki zafer. . –[Koray Karasulu] 123 .

. benim için yeni ve sevinç kaynagı olan çok sey ˘ ¸ ögrendim ondan. Ona dikkatimi çektiginiz için size çok müte¸ ekkirim. Polonya’nın (o zamanlar daha ¸ ziyade Polonya-Litvanya’nın) bagımsızlıgı için çalı¸ an bir milliyetçiymi¸ ve ömrünü ˘ ˘ s s sürgünde (Avrupa’da) geçirmi¸ . ˘ s Makale mükemmel. –[Acar Burak Bengi] 48 Kuzey Kuryesi. 1918’den itibaren Bol¸ evizm. Istanbul. bunun en ünlü ve uzun örneklerinden biri “Bir Hintliye Mektup”tur. Dolapdere’de bir Adam Mickiewicz ˘ Müzesi var.47 Mektubunuzu aldım ve hemen Severniy Vestnik’teki48 makalenizi okumaya koyuldum. ˘ ˘ s soyluluk ve içtenlik bakımından gayet dokunaklı bir Hıristiyan hareketin öncülleriymi¸ ler sadece.Elestirilere Cevap ¸ Marian Edmundovich. s s Hıristiyanlıgı ve Avrupa’nın liberal gelenegini savunmu¸ . bu iki sahsın sıradı¸ ı mizaçlarına yoruyordum. Istanbul). Polonya’nın en büyük sairi. Rus. Towianski. vatanseverlige kar¸ ı ortaya çıkan ve hâlâ direnen. Ama dinî ˘ yönelimlerini. Hıristiyanlıgın yeni bir evresini haber s ˘ ˙ verip. Tolstoy’a bu ki¸ iler hakkında ne söyledigini bilmiyorum. Polonya’nın (Isa gibi) kurtarıcı bir misyonu bulundugunu savunuyormu¸ . Alman ve Avusturyalı filozoflar ve gazeteciler itiraz ettiler 47 Zdziechowski (1861-1938). Fransız. Makale¸ s nizden ögrendim ki. ama internet s ˘ ve elimdeki bir kaynaga bakarak yaptıgım yüzeysel bir ara¸ tırma farklı seyleri öne ˘ ˘ s ¸ ˙ çıkarıyor: Adam Mickiewicz (1798-1855. ˘ ˘ s s materyalizm ve komünizm kar¸ ıtı polemikler yazmı¸ . Sonraları. kimi zamansa tamamen makaleler seklinde ¸ kaleme almı¸ tır ve Tolstoy yayıncılıgında da bu mektuplar aynı sekilde makale olarak s ˘ ¸ yer alırlar.) –[Acar Burak Bengi] 124 . –[Koray Karasulu] 49 Muhatabının. dünya¸ nın da büyük sairlerinden biri olarak kabul ediliyor. Mickiewicz’le Towianski’den haberim vardı. Tolstoy bunun gibi bazı meks s tuplarını kimi zaman makale yazar gibi.. –[Koray Karasulu] Polonyalı edebiyat ve kültür tarihçisi ve denemeci olan Zdziechowski. daha çok Slav kültürü ve edebiyatı üzerine çalı¸ mı¸ . mistik ve milliyetçi Andrzej Towianski’nin s (1799-1855) etkisi altında kalmı¸ . (Ko˘ s ˙ ray Karasulu’nun dikkat çektigi üzere.49 s Makalem “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik”e pek çok itiraz yükseldi.

size katılmamak imkansız. sizinki de dahil. aynen “bencillik”le. ezilenlerinkini iyi vatanseverlik ˘ ¸ olarak belirliyorsunuz. Bu ögreti özellikle Hıristiyan uluslarda mantıksızdır. vatanseverlik tabiatını degi¸ tiremez. yakıcı ve tehlikeli ate¸ tir. ˘ ˘ ¸ ˘ katiyen iyi olamaz. “güçlü ulusların istilacı. Bir ulusu digerlerine yeglemenin nasıl iyi ve ˘ ˘ ˘ dolayısıyla arzulanır bir egilim sayıldıgını tahayyül etmek zor. Isa ˘ ögretilerinin temel prensiplerine aykırı oldugu için mantıksız degildir. Bogazla˘ ˘ ˘ nan birindeki bencillik tezahürünün rahat bırakılan birindekinden daha mazur görülebilmesi gibi. diger uluslardan çok kendi ulu˘ suna sevgisi kastedilir. kölele¸ tirilmi¸ ulusların kar¸ ıt s s s vatanseverligi var bir de. vatanseverlik. ama iyi ve ˘ ˘ ˘ yararlı vatanseverlik bakımından temelsiz olduguna baglanıyor. sadece kötü bir egilim degil. ulusuna yönelik spontan.” Bu sekilde. Mektubunuzda diyorsunuz ki. Bir ˘ s ulusu tüm digerlerine yeglemek seklindeki bu egilim. insanın. sadece dü¸ mana kar¸ ı kendi ˘ s s anadiliyle dinini korumayı hedefleyen. kamp s s ate¸ inde parlasa da. insanın. Sadece. buna tamamen zıt. vatanseverlik denen seyde ¸ temel bir fark yaratmaz. ˘ Vatanseverlik kelimesiyle. Dahası. s “Vatanseverlik”le gerçekte. ˘ ˘ mantıksız bir ögretidir de aynı zamanda. ama ˘ ˘ bu iyi ve yararlı vatanseverligin nelerden olu¸ tugunu ve kötü vatanse˘ s ˘ verlikten nasıl ayırdedilebildigini henüz hiç kimse açıklama zahmetine ˘ katlanmadı. Ate¸ daima aynı. Ama ulusların ezilmesi veya güçlü olması. ama ezende de ezilende de görülse. ezilenlerin vatanseverligi de ezenlerinkin˘ den daha mazur görülebilir diyorsanız. bencillik misali. kibritte titrese de. gayriinsani vatanseverligi yanında.Ele¸tirilere Cevap s ve simdi de siz ediyorsunuz. içgüdüsel sevgisi ve onu tüm diger uluslara yeglemesi kastedilmiyor sadece. tüm itirazlar. digerlerinden çok kendini ˘ sevmek kastedildigi gibi. vatansever¸ ligi kınamamın. kötü vatanseverligi hedef aldıgında haklı. ˘ ˘ ˘ 125 . ˘ ˘ bu sevgi ve yeglemenin iyi ve yararlı bir ögreti oldugu da kastedili˘ ˘ ˘ ˙ yor.

Ama ben öyle görmüyorum. vatanseverligin ¸ ˘ degil. insan e¸ itliginin idrakını ve insan hays ˘ 50 Zygmunt ˙ Krasinski (1812-1859). kendi ulusu için olandan ˘ çok daha etkili ve tabii bir taleptir bu. çünkü vatanseverligin kendisinden talep ettigi her¸ eyi. Bu yüzden. ki Leh degilim. Mesela vatanseverlik. Yabani. Hıristiyan olmak yeter. ama s Katolisizmi diger dinlerden veya Leh dilini diger dillerden çok sevdigim ˘ ˘ ˘ için degil. bir Hıristiyan olmaya gayret ettigim için. Insanlıgın s ¸ ˘ mübarek kaderine Polonya’nın ve Polonya’ya da (kendisininki gibi) eski asil ailelerin önderlik ettigine inanıyormu¸ . Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve onlara ¸ s var gücüyle kar¸ ıkoymak için. Polonya. aynı fedakarlıgı ˘ tüm insanların iyiligi için talep etmektedir ki. su veya bu törende de˘ il. tüm geze¸ ¸ g gende ve bireylerle uluslar arasında bulunabilen tüm ili¸kilerdedir” seklindeki s ¸ bir inanca sahip. Hıristiyanlık. vatanseverlikle hedeflenen her¸ eyi kendi yolundan kazans dıgı ve böylece vatanseverligi. onun sonuçları olan. her Lehle boy ölçü¸ ürüm. ˘ “Tanrı’nın Kilisesi su veya bu yerde. Hıristiyanlık ˘ ˘ s adına yapar. ˘ ˘ Alsace veya Bohemya’da benzer seylerin olmaması için. hakiki Hıristiyanlıgın yayılmasına muhtacız. Polonya’nın bir ba¸ ka ünlü ve milliyetçi sairi. yine de. Rus hükümet yetki˘ lilerinin Lehlere yönelttigi o yabani ve ahmakça tutumlar kar¸ ısındaki ˘ s infial ve tiksintimin derecesi bakımından. –[Acar Burak Bengi] ˘ s 126 . insanın Leh ya da vatansever olması s gerekmez. gün ı¸ ıgında yanan bir lamba gibi. Bu noktada. fuzuli. ˘ ˘ s˘ yararsız ve engelleyici bir hale getirdigi için de mantıksızdır. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bunları ¸ vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. Krasinski50 gibi bir adam artık bir vatansever olamaz. ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. mesela ben. ama Hıristiyanlıgı veya en ˘ ˘ azından. militanlarından vatanda¸ ları ugruna s ˘ hayatlarını feda etmelerini talep ederken. ˘ ˘ “Biz Hıristiyanlıgı kabullenmek istemiyoruz ve dolayısıyla vatanse˘ verligi yüceltmekte özgürüz” diyebilirler.Ele¸tirilere Cevap s Hıristiyanlık. s hatta o tutumlara kar¸ ı gelme arzumda da oldukça ileri giderim.

neden böyle yaptıklarını sorun.P. Vatanseverlik onlara bir varolu¸ zemini sunuyor. Hıristiyanlık ise s ayaklarının altından çekiyor. onu imha ˘ etmeye. Bugün. s Size bunu. Böylece. vatanseverligin teorik temellerini yıkmaya. mazaretleri s var. anadilleriyle dinlerini savunmak için yaptıklarını. o zaman bile. baskıdan muzdarip olanları. yüceltmeye degil. bir ulusun sahsiyetini ortaya ¸ koymasının yolu. Yahudilere eziyet edenlere. ama. Vatanda¸ lık Hukuku Kürsüsü’nde ders veren. (ne kadar mükemmel ve rafine olarak su˘ nulursa sunulsun) vatanseverligin bizzat kendi somut davaları için ne ˘ kadar zararlı oldugunu görmüyorlar. Alsace’da. egitimli insanlar (ki en zorba dinî eziyetçimiz eski bir profe˘ sördür51 ) vatanseverligi dayanacak bir zemin olarak görüyorlar.Ele¸tirilere Cevap s siyetine saygıyı bir kez ikrar ettik mi. ˘ Vatanseverligi hayırlı sayan bir doktrin bulunmasaydı. –[Koray Karasulu] Önsöze bak. Bohemya’da dil ve dine yapılan ve Rusya’da Yahudilere yapılan o saldırılar. ezilen kesimin s ¸ ¸ vatanseverligini savunanlar. ˘ ˙ Ikincisi. Kutsal Konsey ba¸ kanı K. kabullenilse bile. Pobedonosts s sev oldugunu belirtiyorlar. tersine. ˘ s ¸ Bizim yabani Rusla¸ tırıcılara. Alman. Tarihi ˘ bilirler. halkının en iyi yapabilecegini ˘ 51 Rusça baskının editörleri. yüzyıl ˘ sonu insanları su an yaptıkları alçaklıklara azmedecek kadar dibe batmı¸ ¸ s durumda olmayacaklardı. fethedilen ulusları. vatanseverlik doktrini sayesinde. ˘ Polonya’da. böyle siddet eylemlerinin ¸ gerçekle¸ tigi her yerde yapılanlar. Polonya’yı ve Baltık eyaletlerini Russ la¸ tırıcılara. ne adına i¸ lenmi¸ ve i¸ lenmektedir? s ˘ s s s Savundugunuz o vatanseverlik dı¸ ında hiçbir sey adına. ˘ Tüm bunlarda beni en çok hayrete dü¸ üren sey su ki. ortaya koymak için çabalamak degil. dil ve din ugruna gerçekle¸ tirilen bütün o semeresiz eziyetlerin ˘ s deh¸ etlerini bilirler. Yahudi yapılacagını. küçümsemeye mecbur ediyor. Ve de ˘ Rusların Polonyalı. bu profesörün 1860-1865 yılları arasında Moskova Üniversitesi. sahsi˘ ¸ yetini unutmak ve sonra var gücüyle. –[Acar Burak Bengi] ˘ 127 . Baltık bölgesinde. XIX. böyle yapmazlarsa dilleriyle dinlerinin zarar görecegini söyleyeceklerdir. artık vatanseverlige yer kalmaz.

Ele¸tirilere Cevap s hissettigi ve dolayısıyla en çok yapmak istedigi seyi gerçekle¸ tirmektir; ˘ ˘ ¸ s aynen bir bireyin, ki¸ iligini, ona dikkat kesildiginde degil, onu unutup, s ˘ ˘ ˘ gücü ve kapasitesi elverdigince tabiatına hitap eden seyi yaptıgında, en ˘ ¸ ˘ fazla ortaya koyacagı gibi.52 ˘ Ahlaksızlıgı savunmada kullanılan en bildik safsatalardan biri, varo˘ lan ile olması gerekeni kasten birbirine karı¸ tırmak ve bir seyden söz s ¸ etmeye ba¸ layıp, onu digeriyle ikame etmektir. Vatanseverlikle ilgili s ˘ olarak, her¸ eyden önce kullanılan i¸ te bu safsatadır. Her Leh için en s s yakın ve candan ki¸ inin Leh oldugu; Alman için Alman oldugu; Yahudi s ˘ ˘ için Yahudi oldugu; Rus için Rus oldugu bir vakıadır. Hatta, tarihsel ˘ ˘ sebepler ve kötü egitim sonucu, bir ulus halkının digerine içgüdüsel ˘ ˘ olarak antipati ve garez duydugu da dogrudur. Bunların hepsi dogrudur, ˘ ˘ ˘ ama bunu teslim etmek, her insanın kendini digerlerinden çok sevdigini ˘ ˘ teslim etmesi misali, böyle olması gerektigini asla kanıtlayamaz. Tersine: ˘ tüm insanlıgın ve her bir bireyin bütün esenligi, bu tercihleri ve garezleri ˘ ˘ bastırmada, onlarla mücadele etmede ve insanın diger uluslarla yabancı ˘ bireylere, tıpkı kendi ulusuyla yurtta¸ larına davrandıgı gibi davranmas ˘ sında yatar. Vatanseverlige, her insanda i¸ lenmesi gereken bir duygu ˘ s diye ihtimam göstermek tamamen lüzumsuzdur. Tanrı, veya tabiat, zaten, bizim ihtimamımız olmadan bu duyguyu öyle tertiplemi¸ tir ki, s kendimiz ve ba¸ kalarında i¸ leme derdine dü¸ memize gerek kalmaksızın, s s s o her insanda bulunur. Alakadar olmamız gereken mesele, vatanseverlik degil, içimizde bulunan ı¸ ıgı hayata kavu¸ turmak, hayatın karakterini ˘ s ˘ s degi¸ tirmek ve onu gözümüzün önünde duran ideale yakla¸ tırmak˘ s s ˙ tır. Zamanımızda her insanın gözü önünde duran ve Isa’nın gerçek ˙ ı¸ ıgıyla aydınlanmı¸ bu ideal; Polonya’nın, Bohemya’nın, Irlanda’nın, s ˘ s ˙ Ermenistan’ın uyanı¸ ıyla ya da Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın, s
52 Bu,

bir topluluk halinde geçimleri için çalı¸ an, farklı yerlerde farklı i¸ ler yapan bir halk s s için de böyledir. Yeter ki, her biri, toplum için en gerekli olanı, gücü ve kapasitesi ölçüsünde, elinden geldigince yapsın, o zaman hepsi kaçınılmaz biçimde farklı i¸ lerde, ˘ s farklı aletlerle ve farklı yerlerde çalı¸ acaklardır. –[Tolstoy] s

128

Ele¸tirilere Cevap s Avusturya’nın bütünlük ve büyüklügünü korumayla alakalı degildir; ˘ ˘ ˙ tersine, Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın ve digerlerinin bütün˘ lük ve büyüklügünü yıkmakla, cebren sürdürülen ve devletler denen ˘ o kar¸ ı-Hırisitiyan ala¸ ımları imha etmekle, bütün gerçek ilerlemenin s s önünde duran ve baskı ve i¸ gal altındaki ulusların ızdıraplarına, çagda¸ s ˘ s insanlıgın muzdarip oldugu tüm o melanetlere yol açan o ala¸ ımları ˘ ˘ s imha etmekle alakalıdır. Bu imha ancak gerçek aydınlanma sayesinde mümkündür: Rus, Leh, Alman olmadan önce insan oldugumuzu, bir ˘ ögretmenin takipçileri oldugumuzu, bir Baba’nın çocukları oldugumuzu, ˘ ˘ ˘ karde¸ oldugumuzu ikrarla. Ve bunu, makalenizde gayet mükemmel s ˘ gösterdiginiz üzere, Leh ulusunun en iyi temsilcileri anlamı¸ tır ve an˘ s lamaktadır. Günbegün, tüm dünya çapında giderek daha çok insan tarafından anla¸ ılmaktadır bu. Dolayısıyla, devlet siddetinin günleri s ¸ artık sayılıdır ve sadece boyunduruk altındaki ulusların degil, ezilmi¸ ˘ s çalı¸ an insanların kurtulu¸ u da yakındır; yeter ki, eylem ve sözle iktidars s ların siddet uygulamalarına katılarak, kurtulu¸ anını bizzat kendimiz ¸ s geciktirmeyelim. Herhangi bir türden vatanseverligin iyi kabul edil˘ mesi ve halkın vatanseverlige kı¸ kırtılması, kar¸ ımızda duran o ideallere ˘ s s ula¸ manın ba¸ lıca engellerindendir. s s Bir kez daha, mektubunuz ve mükemmel makale için ve bunlarla bana, vatanseverlik hakkındaki görü¸ lerimi yeniden irdeleme, tartma ve s ifade etme fırsatı verdiginiz için çok te¸ ekkür ediyorum. ˘ s En içten saygılarımla. . . •••

129

Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸
Sayın Bayım, Bana yazarak, “Hıristiyan duru¸ ve gerçek barı¸ adına”, Kuzey Ames s ˙ rika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasındaki meseleye ili¸ kin görüs s sümü belirtmemi istiyor ve “ulusların, yakında, uluslararası barı¸ ı temi¸ s nat altına alacak yegane yola uyandırılabilmesi” umudunu dile getiriyorsunuz. Ben de aynı umudu besliyorum. Aynı umudu besliyorum çünkü, zamanımızda vatanseverligi yüceltip, genç ku¸ agı bu batıl inanç dogrul˘ s ˘ ˘ tusunda egiten ve bu arada vatanseverligin o kaçınılmaz sonucunu, yani ˘ ˘ sava¸ ı es geçen ulusların bu çapra¸ ıklıgı kanımca o raddeye ula¸ mı¸ tır s s ˘ s s ki, artık her önyargısız ki¸ inin aklına gelen türden en basit bir degers ˘ lendirme, içine dü¸ ürüldükleri çıldırtıcı çeli¸ kiyi insanlara göstermeye s s yeter. Gayet cazip ama birarada bulunamayacak, iki seyden hangisini seçe¸ ˙ cegini sordugunuzda, çogu zaman “Ikisi de” diye cevap verir çocuklar. ˘ ˘ ˘ Hangisini istiyorsun: dola¸ maya çıkmak mı, evde oynamak mı? Dola¸ s s maya çıkmak ve evde oynamak. Hıristiyan uluslar da, hayat su soruyu önlerine getirdiginde aynı ¸ ˘ cevabı veriyorlar: “Hangisini seçiyorsun: vatanseverlik mi, barı¸ mı?” s Vatanseverlikle barı¸ ı bagda¸ tırmak, aynı anda hem dola¸ maya çıkmak s ˘ s s hem de evde kalmak kadar imkansız olsa da, söyle cevaplarlar: “Hem ¸ vatanseverlik, hem barı¸ ”. s ˙ Geçenlerde Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasında s

130

s Çünkü. bu sava¸ hazırlıklarının yanısıra. omuz omuza s verip digerlerine tahakküm etmeleri gereken ve aynı dili konu¸ an iki ˘ s Anglo-Saxon ulus arasında– sava¸ mayı gerektirecek kadar ciddi olmas dıgı ısrarıyla. ba¸ ka ihtilaflar çıkacaktır ve içlerinden herhangi biri s ˘ s kesinlikle sava¸ a yol açacaktır. Edison. ˘ s ˘ o veya bu sebepten. servet ˘ ˘ ve sanı en büyük erdemler ve bunları kom¸ ularının kaybı pahasına si¸ s lahla elde etmeyi de en takdire layık i¸ sayan iki silahlı adam yanyana s ya¸ ıyorsa ve bu adamları alıkoyan ahlaki. Ve insanlar s ˘ yatı¸ tı. bir saatte. Ya bu yüzden. mevcut ihtilaf sava¸ sız çözülmü¸ olsa s s ˙ bile. sava¸ kan ˘ s s s 131 . borsada panik ya¸ andı. Attila’nın tüm sava¸ larında öldürülenden daha fazla insanı öldürecek silahlar s tasarlamakta oldugunu söyledi ve her iki ulus da hararetli sava¸ ha˘ s zırlıkları yapmaya ba¸ ladı. sava¸ kan çıglıklar yükseldi. din ˘ s adamı ve din büyügü dua edip kilisesinde mesele üzerine vaaz verdigin˘ ˘ den veya her iki taraf da henüz hazır bulunmadıgını dü¸ ündügünden.Vatanseverlik mi. Ama. güç. Ingiltere’yle Rusya arasında. her iki ulusun iktidarlarına sava¸ tan kaçınmaları yolunda ˘ s çagrı yapmaya ba¸ ladılar. bakı¸ ın pek az perspicacité ˘ s (nüfuz) edebiliyor olması lazım. kaçınılmaz biçimde. s ihtilaf konusunun –özellikle de. s ˘ o zaman açık degil midir ki. Ingiltere’yle Amerika arasındaki ihtilafa yol açan sebeplerin hâlâ aynen baki kaldıgını görmemek için. Senato’ya bir mesaj yazdı ve her iki taraftan da vatansever. Cleveland. birbiriyle sava¸ mak yerine. hem s s ˙ Ingiltere’de hem de Amerika’da çe¸ itli yazar. Ingiltere’yle Almanya arasında. Salisbury bir seye razı s ¸ olmadı. dinî veya siyasi bir bag yoksa. her gün gers s çekle¸ tigi üzere. s ˙ Ama. çocukluktan itibaren kendilerine ögretildigi üzere. yarın veya öbür gün Ingiltere’yle Amerika ˙ ˙ arasında. ˙ Ingiltere’yle Türkiye arasında ve mümkün her e¸ le¸ mede. insanlar s ˘ s milyonlarca paund ve dolar kaybettiler. prens ve devlet adamları. daima sava¸ arayı¸ ında olacaklar. bu kez sava¸ olmayacagı ortaya çıktı. Barı¸ mı? s Venezuela sınırı üzerine bir anla¸ mazlık çıktı. ya da her tür piskopos.

Türk. Türkiye. Fransız atasözündeki gibi. Boer. s ön cephedeki kar¸ ılıklı silah atı¸ maları benzeri. onların bencilligi devlet güçleri ve kamuoyunca kontrol altında ˘ tutulur. bireyin s s s her siddet eylemini cezalandıran kamuoyu. hapse atılır. kom¸ usunu bir inekten veya bir hektar tarladan s mahrum eden bir ki¸ i. s bazan da Afrika toprakları. Habe¸ istan. tüm ulusların önünde Amerika’nın büyüklügü ve ikbalini ˘ ˙ arzularsa ve aynısını Ingiliz de kendi ulusu için arzularsa ve Rus. üzerlerinde hiçbir nüfuz yoktur. bu arzuların gizlenip bastırılması gerektigine degil ˘ ˘ 53 Daha iyi sıçramak için. bir daha ancak. pour mieux sauter53 ayrılacaklar. Elinde silahla. hırsız ve soyguncu diye anılır. kendi ülkesinin gücünü ¸ arttırmak maksadıyla diger halkın mülkiyetine yönelen her gaspıysa ˘ övüp. Ermeni. –[Alper Altug] ˘ 132 . (zaten hiçbir nüfuz ve nasihate aldırı¸ etmemek üzere silahlans mı¸ ) güçlü devletlerin asla kabul etmeyecegi besbelli olan. s Amerikalı.Vatanseverlik mi. ˘ muhtemel bir sava¸ sebebi görürsünüz: bazan Kore’dir. Hollandalı. Çek. Ermenistan. daima ve her an bir karanlık nokta. kah burada. uluslararası s ˘ kongreler kurma çabaları. vatanseverlik erdemi diye yüceltir. her biri benzer s bir arzuya sahipse. bazan Pamirler. yani daha iyi gerilip birbirlerinin üzerine daha vah¸ ice s atılmak için geri çekileceklerdir? Bireyin bencilligi korkunçtur. ve her¸ eyden önce. s Dahası. Leh. Venezuela s veya Transvaal. rakiplerine kar¸ ı silah hazırlıgını veya kullanımını iyi say˘ s ˘ mazlar. Devletlerdeyse tam tersi: hepsi silahlıdır. böyle biri kamuoyunca kınanıp. Soygun i¸ i bir an bile durmaz. Barı¸ mı? s ili¸ kileri olaganla¸ tıracaklar ve bir kez birbirlerinin bogazlarına sarıldıks ˘ s ˘ tan sonra. istediginiz gün. ama özel hayatın bencilleri silahlanmı¸ ˘ s degillerdir. kuyruguna tuz serperek bir ku¸ u yakalamaya ˘ s kalkı¸ maktan daha komik bir giri¸ imdir. Venezuelalı. Habe¸ . kah orada. derhal polis tarafından yakalanıp. küçük bir sava¸ duraksas s s madan sürüp gitmektedir ve bir ara büyük gerçek bir sava¸ ba¸ layabilir s s ve ba¸ lamaya mecburdur. Gazeteleri açın.

o zaman sava¸ nasıl olmaz? s Sava¸ tan kaçınmak için. çogu ˘ ˘ ˘ kabul edecektir. çünkü en hınçlısı ve ˘ siddeti en fazla tahrik edenidir. ama bir çekinceyle. ancak digerine veya bazan birçok ülke ve ulusa ˘ ˘ zarar verme pahasına elde edilebiliyorsa. Lehlerin. Irlandalıların vs. diger uluslara tahakküm etsinler diye English speaking ˘ ˘ ˙ s s s nations’ı (Ingilizce konu¸ an ulusları) barı¸ içinde birlikte ya¸ amaya ikna etmek degil. ama yine de her vatanseverlik. zapt ve i¸ gal edilen ulusların. farklı uluslardan ˘ s ˘ prenslerle prensesleri birbirleriyle evlendirmek degil. ister istemez alıkoymaya yöneliktir. tersine. Vatanseverligi yok etmek içinse. münhasıran kendi halkının hayrını s arzulama. insanlar önceden zaptettiklerini alıkoymak isterler. Sava¸ ın kökü de. sava¸ ın kökünü ˘ s kazımak gereklidir. ¸ Vatanseverlik iyi olamaz. hem de ba¸ kalarında s te¸ vik edilecek bir sey olduguna hepsi kaniyse ve birinin ülkesinin s ¸ ˘ büyüklügü ve ikbali.Vatanseverlik mi.” Ama nedir s s ˘ s ˙ vatanseverlik. Neden insanlar bencilligin iyi olabilecegini ˘ ˘ söylemez. çogunun dedigi bu iyi vatanseverlik. yani vatanseverlik denen seydir. ikili ve üçlü kar¸ ı ittifaklar yapmak degil. i¸ galci olmas s yanı bile. Öyleyse. Ama vatanseverlik alıkoymaya bile yönelik olmazsa. her¸ ey˘ ˘ s den önce onun melun olduguna dair kanaati üretmek gerekir ve bunu ˘ yapmak da zordur. öyle ki. tabii bir duygu olan bencillik hususunda s 133 . i¸ galsiz kurulan tek bir ulus s yoktur ve i¸ gal de sadece kendisini gerçekle¸ tiren yollarla. “Evet. yeniden yapılanmaya yönelik vatanseverligidir. yanlı¸ vatanseverlik bir melas nettir. Ermenilerin. insan yaradılı¸ ına ait. kimse açıklamaz. i¸ galci olmayabilir. ama bir ba¸ ka çe¸ idi var. belli ki. gurur duyulacak ve hem kendinde. Barı¸ mı? s de. vaazlar vermek ve barı¸ ugruna Tanrı’ya s s ˘ yakarmak degil. vatanseverligi yok etmeli. yani siddet s s ¸ ve cinayetle becerilebilir. güleceklerdir. bizim güttügümüz çe¸ idi. yani. ˙ Insanlara sava¸ ın melanet oldugunu söyleyin. Iyi ˘ ˘ üzere. o zaman da. Ve bu vatanseverlik en kötülerinden biridir. bunu s ˘ kim bilmez ki? Onlara vatanseverligin melanet oldugunu söyleyin. sava¸ ı yok etmek ¸ s için. s ˙ Çeklerin.

s ˘ Denecek ki. Eger Türk-Ermenileri yarın özgür bırakılsaydı. Fransız. vatanseverligi ya¸ atmak ˘ ¸ ˘ s da iyi olabilirdi. gibi kadim anıtları korudugumuz sekilde. kabir˘ ˘ ˘ ler vb. . Türkiye’deki Ermenilerin gadredildiklerini ve tek s umutlarının devrim oldugunu söyleyen Rus-Ermeni ögrencilere Tolstoy söyle kar¸ ılık ˘ ˘ ¸ s ˙ verir: “Hadi ama. simdi ekin çıktıktan ¸ sonra sürmenin de aynı sekilde iyi oldugunu söylemeye e¸ tir. simdiki gibi. Amerikan. fakir ve zayıfları tamamen ˘ ˘ ˙ aynı sekilde bir ba¸ ka Iktidar gadrederdi. .Vatanseverlik mi. Türklerin ˘ ya da Kürtlerin sıkı¸ tırdıgından daha az sıkı¸ tırmıyordur. “Vatanseverlik insanoglunu devletlere kayna¸ tırmı¸ tır ve ˘ s s devletlerin birligini idame ettirmektedir”. mesele milliyet meselesi s ˘ s degil!. Rus ya da Fransız Iktidarı olup ¸ s ˙ 134 . gayritabii bir duygu olan ve suni biçimde insana a¸ ılanan vatanseverlige kıyasla. Demek istedigim. vatanseverlik ise hesaba gelmez dertler açmaktan geri durmaz. parçalıyor. Ingiliz. . tüm devletler ve uluslar için ˘ ˘ ˘ ˙ korkunç felaketler yaratırken? Insanlıgı devletlere kayna¸ tıran o aynı ˘ s vatanseverlik simdi o aynı devletleri yok ediyor i¸ te. ¸ ˘ s Bir zamanlar insanlıga sagladıgı kazanımlar anısına. kendi insanlarını. aynı vatanseverligin simdi 1800 yıllık Hıriss ˘ ˘ ¸ tiyan ya¸ antısından sonra da aynı sekilde hayırlı oldugunu söylemek. Ama tapınaklar insana zarar vermeden ayakta kalırlar. Rus vatanseverlikleri s varken. hepsi ¸ ˙ birbirine kar¸ ı. vatanseverlik artık birle¸ tirmiyor. Sadece bir tek ¸ s ˙ vatanseverlik. o zaman onu birle¸ s tirici veya hayırlı sayma imkanı bulunurdu. Barı¸ mı? s daha kolay serdedilebilirdi bu. daha nüfuzlu ve zengin olanları. durumları gerçekten o kadar umutsuz mu? Insanlar abartmıyor mu? Tamamen dogru oldugunu varsaysak bile. . Yunanistan’da ve s Roma’da serpildigi zaman vatanseverligin hayırlı oldugunu. öylece 54 Aylmer Maude. tapınaklar. ve Ermeni. muhakkak bazı Ermeniler de gadre katılıyor˘ ˘ lardır. devletleri ˘ ˘ ˘ birle¸ tirdigini söylemekle. Alman. ama. 1890’larda Tolstoy’la Rus-Ermeni ögrenciler arasında geçen bir ko˘ nu¸ mayı aktarır biyografisinde. Ama insanlar artık devletler ˘ içinde birle¸ mi¸ tir ve bu i¸ tamamlanmı¸ tır. Neden vah¸ ilere dönü¸ en Ermenilerle Türkler birbirlerini bogazlıyors s ˘ lar? Her ikisi de Türkiye’den kendi payına dü¸ ecek miras için kaygılanan s ˙ Ingiltere’yle Rusya neden bu Ermeni kıyımlarına54 son vermeyip. s ¸ ˘ ekmeden önce tarlayı sürmek iyi ve faydalı diye. mesela sadece Ingilizlerinki olsaydı. artık münhasıran kendi s s s s devletine baglılıgın ne geregi var –bu.

muazzam bir günah i¸ lemektedirler. bu kutsal duyguya yönelik bo¸ ve budala saldırıları cevap˘ s lamaya degmeyecegini dü¸ ünürler ve insanların çogu da. vatanseverligin me¸ ruiyeti ve hayrının fevkalade açık ve kesin ˘ s oldugunu. Fransız ˘ ˙ sava¸ ları? Ya zaptedilen ulusların. “bunun kozmopolitizmden a¸ agı kalır yanı s s s ˘ yok” ibaresi eklendi. bu magrur sessiz˘ ligi en inandırıcı sav olarak kabullenip gafletin karanlıgında yürümeye ˘ ˘ devam ederler. kar¸ ı savlar yerine. ˙s I¸ te bu yüzden. Halihazırda birkaç kez vatanseverlik üzerine yazma fırsatım oldu –sa˙ dece dogru anla¸ ılan bir Isa ögretisine tamamen aykırılıgı üzerine degil.” (Aylmer Maude. neden Transvaal’de bir digeri? Ya Çin-Japon. Kan denizleri akıtılmı¸ tır bu duygu ugruna ve daha da ˘ s ˘ akıtılacak. tüm savlarımı tartı¸ ılmaz biçimde çürütüyormu¸ gibi. kozmopolitizm. olgun. anar¸ izm ve kozmopolitizmin ütopik lakırdıları olduguna s ˘ dair magrur imalarla kar¸ ılandı. örnek te¸ kil ederek kitleleri gayriihtiyari sürükleyen insanlar. Ermenilerin. Oxford. Barı¸ mı? s ˙ bekliyorlar? Habe¸ ler ve Italyanlar neden katlediliyorlar? Venezuela’da s neden kıyıma ramak kalmı¸ korkunç bir sava¸ vardı ve o zamandan s s beri. iyi insanlar ve –en önemlisi de– küçük dagları yara˘ tan. Türk. s. Lehlerin. Isa’nın sadece bir kez olmaması. iki cilt birarada. zeki. s s Ciddi. böyle s insanlar. sanki bu kelime. ˘ s ˘ ˘ ˘ Hıristiyan bir toplumdaki en hafif ahlaki taleplere de tamamen aykırılıgı üzerine– ve her seferinde savlarım. konumları sayesinde kitleleri ızdıraplarından kurtarabilecekken bunu yapmayanlar. hükmü geçersiz bu kalıntısından ˘ s kendilerini azat edemezlerse. Alman. 1987. cilt 2. s ˙ Dünyada en korkunç melanet ikiyüzlülüktür. Çogunlukla fikirlerim hülasa edildi ve ˘ s ˘ pe¸ ine. ya sessizlikle ya da fikirlerimin ˘ mistisizm. çocukluktan ˘ ˘ s ˘ itibaren aldatılanlar ve vatanseverlik zerkedilenler.Vatanseverlik mi. The Life of Tolstoy. 333-4) –[Acar Burak Bengi] 135 . gerçekten farketmez. Irlandalıların s hıncı! Ya bir uluslararası sava¸ ın hazırlıkları? Bütün bunlar vatanseverlis gin meyvalarıdır. eger insanlar uzak geçmi¸ in.

Hıristiyanlıga –tevazu ve sevgi ögretisinin s ˘ ˘ ikrarına– refakaten. dahası. aynısını ˘ ¸ ba¸ kalarına da dayatıp vazeden. onların ikiyüzlülük mahareti çocuk oyunudur. s ˘ ˘ s Ama kendi çagımızın ikiyüzlülügüyle kısaylandıgında. ve bu Farisilerin55 ikiyüzlülügüne kar¸ ıdır. Luka 19. kurtulmak için insanın var gücüyle mücadele etmesi ¸ ˘ gereken bir melanet oldugunu kabul etmek gereklidir. Vatanseverligin. ya insanlıga verdigi ˘ ˘ ˘ tüm o korkunç ızdırapların kefaretini ödeyecek kadar hayırlı oldugunu ˘ göstermek. Ba¸ ka türlüsü de olamaz. korkunç. 4546. Yeni Ahit’te Farisiler. –[Acar Burak Bengi] 136 . ya da. s ¸ Bir ucunda Hıristiyan kutsiyeti ve doayısıyla yanılmazlıgı. Barı¸ mı? s öfkelenmesi bo¸ una degildir. ama bu resme uyan insanların ve tutumun s daima. sadece insanlara i¸ lenip telkin edilmemesi gereken bir s sey degil. Vatanseverlik ögretisi bakımından ˘ bu gerçekle¸ mek üzeredir. övüngen ve Isa’ya hasım ˙ bir Yahudi toplulugu olarak resmedilir. Iki bin yıl önce ya¸ amı¸ gerçek Farisilerin bu ˘ s s resme uyup uymadıklarını tartı¸ anlar var. dini (hakikati) kendi tekelinde gören. aldatma ba¸ arısız oldugundaysa. Tapınak’ta alım satım yapan tacirlerle sarrafların masa ve sandalyelerini devirip onları. geleneklere ve (çogu seklî) bazı kurallara sıkı sıkıya uyarak. ruhani/ahlaki s üstünlük taslayan ve böylece otorite. ama yalanlar agının yıkılacagı ˘ s ˘ ˘ gün geliyor ve iki ucu birarada tutmak mümkün degil artık. silahlı bir soygun çetesi arasında ya¸ anan tüm has yatlarımız. ama ˙ gerçekte dinin (hakikatin) özüne aykırı davranan. her yerde. ˘ 55 Yeni ˙ Ahit’e gönderme: Isa. 12-17. kılıç ve daragacı i¸ e s ˘ ˘ s koyuluyor. 13-16). s ˙ Insanlar istese de istemese de.Vatanseverlik mi. diger ucun˘ ˘ daysa pagan kılıç ve daragacı olan bir ögreti ikrar etmek çok elveri¸ li. su soru insanlıgın kar¸ ısında net olarak ¸ ˘ s duruyor: Hesaba gelmez insan ızdıraplarına. Farisiler en dogru insanlardır ˘ ˘ ve bizimkinin yanında. ˘ ˘ s böylece. her alanda varoldugu biliniyor ve bunlara “Farisi” ve “Farisilik” ˘ deniyor. kutsiyetle aldatıp empoze etmek mümkün oldugunda. Tanrı’nın evini pazar meydanına veya hırsız sıgınagına ˘ ˘ çevirmekle suçlayarak kovar (Matta 21. kutsiyet ˘ devreye sokuluyor. Yuhanna 2. ikiyüzlü. kesintisiz bir ikiyüzlülükten ba¸ ka bir sey olamaz. iktidar ve maddi/manevi menfaat elde eden. hem fiziksel hem ahlaki ızdıraplara yol açan bu vatanseverlik nasıl gerekli olabilir ve bir erdem sayılabilir? Ve bu soru cevaplanmak zorundadır. Farisi ikiyüzlü˘ ˘ ˘ lügü nedir ki? Bizim ikiyüzlülere kıyasla. Böyle bir ögreti çok elveri¸ li. ya birine ˘ ya da öbürüne katılmak zorundayız.

Finlandiya. o zaman da. kendi ulusunu övmek –yani bugün yalanla dolu milli tarihlerde. maskaralık ¸ sayılıyorsa. o zaman. vaazlarda ve aptal milli mar¸ larda yapılan sey– aynı ölçüde ¸ s ¸ budalalık olarak görülsün. barı¸ sunan Hıristiyanlık bo¸ hülyadır ve bu ögreti ne s s ˘ kadar erken sökülüp atılırsa. bir Ingiliz de. ˙ ˙ Ermenistan Rusya’dan ayrıldıgında sevinmeliyiz. alayla. siirlerde. kendini övmek su an nasıl ahmaklık. Öyleyse. onun ufalmasını. geçebilmek için zayıf olanı yolun dı¸ ına iterek. makalelerde. zayıflamasını arzulayıp.Vatanseverlik mi. Vatanseverligi övdügümüz ve genç ku¸ agı ˘ ˘ s ˘ onunla egittigimiz sürece.56 Eger vatanseverlik ˘ ˘ iyiyse. o gücün zayıflamasına sevinmeli ve yardım da etmeliyiz. gerçekten ˘ ikrar ettigimiz sey olmak istiyorsak. c’est à prendre ou à laisser. resimlerde. s ¸ ˘ ¸ onu kı¸ kırtıp geli¸ tirmenin yanlı¸ lıgı bir yana. ülkemizin s s gücünden haz duymayı bırakmak yanında. ulusların fiziksel ve ruhsal hayatlarını yok ˘ ˘ 56 Keyfin bilir. Baltık Eyaletleri. Polonya. iknayla. her çareye ba¸ vurarak s s s ˘ s onu söküp atmak gerekir: vaazla. küçümsemeyle. o kadar iyi olur. o zaman da. –[Alper Altug] ˘ 137 . Irlanda. o zaman. çünkü devlet ne kadar ˘ büyükse vatanseverligi o kadar kötü ve zalimdir ve üzerinde gücünün ˘ temellendigi ızdırap yekünü de o kadar büyüktür. her¸ eyi yiyip digerlerine hiçbir sey ˘ s ˘ ¸ bırakmayarak. ˘ Hindistan ve diger müstemlekeleri bakımından aynı sey söz konusu ˘ ¸ oldugunda sevinmeli ve buna yardım etmelidir. Genç ku¸ agı s ˘ ¸ s s ˘ öyle egitmeliyiz ki. Ve genç ku¸ agı bu sekilde yeti¸ tirmemiz gerekiyor. nasıl istersen. ders kitaplarında. devletimizin büyümesine yönelik ˘ ¸ mevcut arzumuzdan vazgeçmemiz gerekmiyor sadece. o zaman s s vatanseverlik barbar geçmi¸ in bir kalıntısıdır ve simdi yaptıgımız sekilde. var gücümüzle buna yardım etmemiz de gerekiyor. anıtlarda. genç bir adam. Ama eger Hıristiyanlık ˘ gerçekten barı¸ sunuyorsa ve biz gerçekten barı¸ istiyorsak. ba¸ kasının s s muhtaç oldugu seyi cebren alarak kaba bencilligini göstermekten su ˘ ¸ ˘ ¸ an nasıl utanıyorsa. Hıristiyanlık hakikatse ve barı¸ içinde ya¸ amak istiyorsak. Barı¸ mı? s Fransızların dedigi gibi. ülkesinin büyümesini arzulamaktan aynı derecede utansın.

bizim Isa s s ögretisini unuttugumuz gibi. 1800 yıllık köhne. oturan s s s Buda ve Konfiçyüs figürlerine gözlerini dikmi¸ dururlarken resmetti. kuvetli ve kala˘ ˘ balık olduklarından. kaba. eger Avrupa kar¸ ılarına ¸ ˘ ˘ s silahlanma ve Edison icatlarından daha kuvetli bir sey çıkaramazsa. bir hatip. Avrupa ülkelerinin simdi Afrika’ya yaptıgını Avrupa’ya yaparlar. ressam ve hepsinden önce de bir vatansever olan Imparator Wilhelm. bu çabucak ögreniliyor) ve cesur. su ¸ s ˘ s ˘ ¸ an birliklerine harcadıgını halkının egitimi ve tarımın geli¸ imi için kul˘ ˘ s lan. Avrupa uluslarının birle¸ mesi gerektigine i¸ aret ediyor. o zaman güneyli kabile kralını sürecek ve sava¸ madan sana boyun s egecektir. pagan. gösterilen yönden yakla¸ an tehlikeyi kar¸ ıs s lamak üzere. ama mükemmele¸ en her biri ˘ ˘ ˘ s ögretmeni gibi olacaktır. Barı¸ mı? s etmek üzere silahlanmamızın devam edecegi ve sava¸ lar olacagı. ¸ “Ögrenci ögretmeninden üstün degildir. Wilhelm’in niyetince. Japonya ve Çin. feci sava¸ lar olacagı. boyun egmeyi reddeden güneyli bir kabileyi ele geçirmek ˘ için birliklerine kaç adamlık ve ne sekilde ilave yapması gerektigi hu¸ ˘ susunda.” ˘ 138 . ˙ Vatanseverlikleri ugruna Isa’yı unutan Avrupa ulusları bu barı¸ çıl in˘ s sanları. vatansever bakı¸ s s açısından tamamen haklı. deniz kıyısında. giderek daha fazla vatanseverlik ve sava¸ a kı¸ kırttılar ve simdi o s s ¸ ˙ derece co¸ turmu¸ durumdalar ki. s ˘ s Zamanımızın en komik ki¸ iliklerinden biri. gerçekten de.” (Luka 6:40. Buda ve Konfiçyüs ögretilerini tamamen ˘ ˘ ˘ bir unuturlarsa. uzaktaki. çekilmi¸ kılıçlarıyla ve Ba¸ melek Mikail’in i¸ areti uyarınca. bap) ˘ Konfiçyüs. s ¸ ˙ dramaturg. s Tablo. müzisyen. sair.Vatanseverlik mi. simdi ˘ s ˘ ¸ hazırlandıgımız türden –Uzak Dogu’nun yeni ve korkulası sava¸ çılarını ˘ ˘ s vatanseverligimizle yozla¸ tırarak içine çekmekte oldugumuz türden– ˘ s ˘ devasa. küçük bir krala su kar¸ ılıgı vermi¸ ti: “Tüm ordunu lagvet. anla¸ ılmalıdır. öldürme sanatında çabucak ustala¸ ırlar (Japonya’nın s gösterdigi üzere. geçenlerde Avrupa’nın tüm uluslarını. kısa sürede kaçınılmaz biçimde. Ve s ˘ s kendi bakı¸ açısından. mahir.

onları telef ve yok edecek seyi i¸ aret ederken ¸ s gösteriyor. Buda’nın munisligiyle Konfiçyüs’ün sagduyu˘ ˘ sunu. uluslara cebren hükmetmek s s istiyoruz ve böylelikle de mevcut kom¸ ularımızdan daha da güçlü. silahsızlanarak inkar etmemizle ve Dogu ˘ ˘ ˙ uluslarına. Avrupa’nın ve tüm Hıristiyan dünyanın kurtulu¸ u. s s ˘ s ••• 139 .Vatanseverlik mi.” Ve biz ¸ ˙ sahiden. ˘ vatanseverligi reddetmemizle. sahte Hıristiyan uluslarımıza rehberlik eden su hayvani vatan˘ ¸ severlikten kıyaslanamayacak kadar yüksekte duruyor. ikiyüzlülügümüzle. Barı¸ mı? s Korkmamız ögütlenen Konfiçyüs böyle ögretmi¸ ti. yeni s dü¸ manlar yaratıyoruz kendimize sadece. s Wilhelm’in çizdigi tabloyu görmü¸ bir arkada¸ ım söyle dedi: “Tablo ˘ s s ¸ harika. Ba¸ melek Mis kail’i. Wilhelm’in ress mettigi biçimde. o barbar zamanların kalıntısını. Buda ve Konfiçyüs’ün s s ögretileri. Yalnız altında yazılana hiç de tercüman olmuyor. Isa’nın ögretisini ˘ ˘ s ˙ ˘ unutmu¸ .” Sunu da ekleyebilirdi: “Ve Lao-Tsu’nun tevazusunu. tersine. e¸ kiyalar gibi kılıçlar ku¸ anıp deniza¸ ırı karde¸ lerimizi ˘ s s s s öldürmeye atılmamızla degil. yabani vatanseverlik ve vah¸ etin degil. onu inkar etmi¸ olan bizlerse. yani cidden. Isa’yı öylesine unuttuk ve Hıristiyan olan ˘ her¸ eyi öylesine a¸ ındırıp hayatımızdan attık ki. silahlarını ku¸ anıp biraraya toplanmı¸ e¸ kiyalar olarak resmedilen s s s tüm Avrupa iktidarlarına. Isa’nın bize ögrettigi s ˘ ˘ ˘ karde¸ çe ya¸ amın bir örnegini göstermemizle gerçekle¸ ir.

s Bu gerçek.Vatanseverlik ve ˙ktidar I Vatanseverligin günümüzde gayritabii. ya kasten yanlı¸ yorumlama. hepimizin bildigi ve sonuçlarından s ˘ müthi¸ muzdarip oldugu. tuhaf. cafcaflı ifadeler dile getirilir. insanlıgı muzdarip eden illetlerin büyük bir kısmının sebebi ˘ ˘ oldugu ve dolayısıyla bu duygunun. degi¸ mez bir cevapla kar¸ ılanmı¸ ˘ ˘ s s s ve kar¸ ılanmaktadır. ¸ Genellikle gerçek. insanın kendi halkı veya dev˘ letine matuf ve diger milletlerin esenligine halel getirmeyecek. köhneligini ve zararını gösteren tüm savla˘ ˘ ˘ rım. iyi vatanseverligin içerigi bize ya asla söylenmez. Ama ilginçtir. ya açık˘ ˘ lama yerine birtakım si¸ irilmi¸ . vatanseverlikle hiçbir ortak yanı bulunmayan s ˘ bir sey ikame edilir. irrasyonel ve zararlı bir duygu ˘ oldugu. ya sessizlik. simdiki gibi i¸ lenmemesi gerektigi. ˘ vatanseverligin gericiligini. sava¸ ın s s s 140 . daima ve halen. ya da vatan¸s s severlik adı altında bir ba¸ ka kavram. ˘ ¸ s ˘ tersine tüm rasyonel insani yollardan bastırılması ve kazınıp atılması gerektigi dü¸ üncesini halihazırda birkaç kez ifade ettim. s ˘ ˙ Geçenlerde bir Ingilizle mevcut sava¸ hakkında konu¸ urken. gerçek ˘ ˘ menfaatlerden olu¸ tugu söylenir. ya da s yalnız kötü vatanseverligin (Jingoizm veya Sövenizm’in) melun. ama ˘ ¸ gerçek iyi vatanseverligin –kınanması irrasyonel ve hatta fena– çok yüce ˘ ahlaki bir duygu oldugu yollu. iyi vatanseverligin. ˘ s insanları tarumar eden evrensel silahlanma ve tahripkar sava¸ ların tek s bu duygudan kaynaklandıgı inkar edilemez ve apaçık bir haldeyken.

Rus. Tolss s ˘ s toy’un öldügü yıl. s Alman. Ama gayet a¸ ikar degil mi: halks ˘ ların bu hususiyetleri –gelenekleri. bu gerilim sava¸ a dönü¸ mü¸ tü. Britanya sömürgeciligindeki ˘ ˘ ˘ ırk ayrımcılıgını çok daha ileri noktalara ta¸ ıdı ve 1960’da Topluluk’tan çekildi. kendi içine i¸ leyen türden.˙ Vatanseverlik ve Iktidar asıl sebebinin. –[Aylmer Maude] Britanya ve Hollandalı Boer’lar s ˙ arasındaki Ikinci Boer Sava¸ ı (Birincisi. Transvaal Sava¸ ı olarak da anılıyor). öyleyse ˘ ˘ ˙ bile. halkların hususiyetleri insanlıgın ilerlemesinin temel ˘ bir sartıdır ve bu hususiyetlerin korunmasını gözeten vatanseverlik de ¸ öyleyse iyi ve yararlı bir duygudur. 1910’da. yani tüm insanlara uzandıgını. net bir sekilde açık ediyordu. sadece vatansever olmas makla kalmaz. vatanseverligi olu¸ ˘ s turmaz. ¸ çoktandır bir ideal olarak kabul edilen seyin –halkların karde¸ çe birle¸ ¸ s s mesinin– önündeki temel engeli olu¸ turmaktadır? Ve dolayısıyla. Fransız ya da Anglo-Saxon.57 ˘ ˙ Ingiliz toplumunun tüm ruh halince sergilendigi üzere. vatanseverlik ˘ ˙ oldugunu söyledim ona. Halkların hususiyetleri de. –[internet. bu cevapla. ˘ ˘ ¸ ama böyle menfaatleri herkes için isteyen ki¸ i. Britanya Uluslar Toplulugu’nun bir üyesi olarak. ahlaki. iyi ˘ s ˙ vatanseverlik. ırk ˘ s ayrımına dayalı rejimse 1994’de son buldu. s s Britanya’yla Boer’lar arasında sürekli bir gerilim vardı ve Britanyalılar Boer bölgelerinde çıkan altına hücumu edince. ama. açgözlü amaçlar olmayıp. Boer’ların hüküm sürdügü Birlik. “Herkesin öyle davranmasını istiyorum” dedi. Ingiliz vatanda¸ larını iyi davranmaya sevkedecekti. Diyorlar ki. bilimsel veya hatta maddi ve pratik olsun. dahası onun tersidir. su an Ingilizleri esinleyen vatanseverligin kötü bir vatanserverlik ¸ ˘ oldugunu gösteriyordu bu yalnızca. dilleri– insan hayatı için bir zamanlar gerekli sartlardıysa da. itikatları. Acar Burak Bengi] 141 . 1899-1902. zamanımızda aynı hususiyetler. 1902’de Boer’lar s s s ˙ sava¸ ı kaybetmi¸ ve Boer cumhuriyetleri Britanya Imparatorlugu’na katılmı¸ tı. Polonya ve Irlanda s ˘ 57 Güney Afrika Sava¸ ı. s ˙ “Yani sadece Ingilizlerin mi iyi davranmasını istiyorsunuz?” diye sordum. vatanseverlik savunucularınca maksatlı biçimde vatanseverlik kavramıyla ikame edilir ama. 1880-81. söyledigine göre. Güney ˘ ˘ Afrika Birligi kuruldu. Ingiliz bana katılmadı. genellikle söylendigi gibi. herhangi bir milliyetin korunup ˙ savunulması ve böylece kar¸ ılıgında sadece Macar. hakiki menfaatlerin karakteristigini.

Demek ki. halkların hususiyetleri de degildir (bunlar duygu degil.˙ Vatanseverlik ve Iktidar milliyetlerinin degil. hem bireyler hem de ˘ 58 Rusya’daki özerk Mordovya (veya Mordva) Cumhuriyeti. Ama sa¸ ırtıcı vaziyet su ki. çünkü her halk ve her devlet kendini halkların ve devletlerin en iyisi sayarsa. bugün çogu insanı güt˘ ˘ mekte kullanılan ve insanlıgı gaddarca tarumar eden. Provanslı. kültürlü ve okumu¸ adamlar ¸ s ¸ s bunu bizzat görmemekle kalmıyorlar. hepimizin bil˘ digi vatanseverlik. bugün Mordvinlerin üçte biri bu bölgede ya¸ ıyor. Bask. diger tüm halklar ve devletlerden önce kendi ˘ halkı veya devletini yegleme seklindeki gayet kati bir duygu ve bunun ˘ ¸ sonucu olarak o halk veya devlet için elde edilebilecek en büyük refahla gücü –ancak diger halklar veya devletlerin refahıyla güçleri pahasına ˘ ele geçirilebilecek seyleri– elde etme istegidir. gittikçe artan yabancıla¸ maya ve bölünmeye hizmet s ˘ s etmektedir. Acar Burak Bengi] s 142 . ¸ ˘ Dolayısıyla açıkça görülecektir ki. Mordvin. ˘ Bu ne anlama geliyor? Bu sa¸ ırtıcı durumun bana sundugu tek bir açıklama var. bir doktrin olarak da ahmaklıktır.58 Çuva¸ ve birçok diger ˘ s ˘ milliyetin de korunup savunulması. vatanseverlik bir duygu olarak kötü ve zararlı. s ˘ s II Vatanseverligin zararlı ve irrasyonel olu¸ unun insanlara a¸ ikar görün˘ s s mesi beklenirdi. insanın kendi halkı için manevi menfaatler istemesi ˘ degildir (insanın sadece kendi halkı için manevi menfaatler dilemesi ˘ imkansızdır). insanlar arasında yakınla¸ maya ve s birle¸ meye degil. herhangi bir rasyonel temelden yoksun s s en koyu bagnazlık ve hararetle de direniyorlar ve onun yararlarıyla ˘ yüceligini övmeye devam ediyorlar. –[internet. vatanseverligin zararlı ve irrasyo˘ nel olu¸ unun her türlü if¸ asına. hu˘ ˘ susiyettir). vatanseverlik. hayalî degil gerçek vatanseverlik. hepsinin kesif ve zararlı bir gaflet içinde ya¸ ayacagı a¸ ikardır. En eski ¸ s ˘ çaglardan günümüze kadar tüm insanlık tarihi.

çogunlugu olu¸ turan üçüncülerse ortada bir ˘ ˘ s yerde seyrederler. Bu türden olanlara ideal deniyor: siddete son verilmesi. evrensel bir din ve insanların genel bir karde¸ ligi gibi tasavvurlar. hangi evreye ula¸ mı¸ olurlarsa olsunlar. birbirini izleyen basamak dizileri seklinde s ˘ ˘ ˘ ¸ temsil edilebilir. kendis lerine yabancıla¸ mı¸ ve geri dönemeyecekleri tasavvurları hep varolmu¸ s s s tur. s Hem bireyler hem de ayrı insan grupları için. ticaret. s s kaçınılmaz ve kar¸ ı konulmaz biçimde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek s s tasavvurlara dogru seyretmektedirler. gibi tasavvurlar. kadınlara s e¸ itlik hakkı. et yemeyi bırakma vb. bir de s egitim. Insanlıgın bir bölümü s ˘ önde. en a¸ agıda s ˘ hayvani hayat seviyesinden. ko˘ ¸ münal bir mülkiyet sistemi düzenlemesi. henüz uygulamada eski hayat tarzlarıyla çatı¸ maya girmemi¸ olan s s digerleri. Ve daima. evrensel talan ve kadınlara tecavüz vb. tasavvurlar– ve halihazırda tanınmı¸ s s ama. Hem bireyler hem de homojen gruplarca katedilen yol. s ˘ 143 . devlet sistemi. tasavvurlar sadece anı olarak kalmı¸ tır. belli bir dönemde. Her insan –her ayrı homojen grup. evcil hayvanların kullanımı vb. mesela bizim Hıristiyan dünyamız için yamyamlık. geçmi¸ in eskiyen. Ama hepsi.˙ Vatanseverlik ve Iktidar homojen grupların bilincinde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek tasavvurlara s bir devinim olarak ele alınabilir. ötekiler çok geride. tarihin belli bir döneminde insan bilincinin ula¸ tıgı en yüksegine dogru. fiilî örnek ve etraflarındaki herkesin genel faaliyetiyle insanların ˘ zihinlerine kazınan ve belli bir dönem sultası altında ya¸ adıkları zamane s tasavvurları var. Ve bir de gelecegin ˘ tasavvurları var: kimileri halihazırda yürürlüge yakla¸ ıp insanları hayat ˘ s tarzlarını degi¸ tirmeye ve önceki tarzlara kar¸ ı mücadeleye zorlayan ˘ s s tasavvurlar –mesela günümüzde emekçileri özgürle¸ tirme. ortadaki veya geridekiler– seyrettikleri üç tasavvur evresiyle üç farklı ili¸ ki halindedirler. millet veya devlet gibi– daima bu ˙ tasavvurlar merdivenini çıkmı¸ ve çıkmaktadır. mesela günümüzdeki mülkiyet. hem ˘ bireyler hem de homojen insan grupları –öndeki.

politik alanda da gerçekle¸ ir. uzun veya kısa bir mücadeleden sonra yerini s yeni bir tasavvura –o zamana kadar bir ideal olan ve bu sayede mevcut bir tasavvur haline gelen yenisine– bırakır. bu köhne tas ˘ savvur. Genelde. Bana öyle geliyor ki. varını ˘ s ˘ 144 . ardında geçmi¸ in köhne anıları ve önünde ges lecegin idealleri bulunmak üzere. köhne bir tasavvur. suni yöntemlerle idame ettirirler. ya¸ amın degi¸ en tüm biçimleriyle keskin bir zıtlık içinde oldugu s ˘s ˘ halde. Ve bu durumda. bunu daima becerebilirler. Ama öyle olur ki. köhne vatansever tasavvur ile aksi yönde ilerleyen. benzer nedenlerle ve her tür devlet sisteminin dayanagı ¸ ˘ yapılan vatansever tasavvur dogrultusunda. güçlerini. Köhne tasavvurların böylesi alıkoyumu din alanında daima gerçekle¸ s mi¸ ve halen gerçekle¸ mektedir. halihazırda insanların bilincinde daha yüksegiyle ˘ degi¸ tirilmi¸ . anlam ve yararından ˘ artık mahrum olsa da. toplumlarında en güçlü etkiye ˘s s sahip ki¸ ilere kazanç saglayan türdendir. kasten insanları ˘ bu köhne tasavvura tabi tutmak için kullanmalarıdır. idamesi. halihazırda Hıristiyan dünyanın bilincine girmi¸ olan tüm tasavvurs lar akıntısı arasındaki tuhaf tezatın açıklaması burada yatıyor. Bunun nedeni de. evvelce kullanı¸ lı ve hatta gerekli olmu¸ bir s s tasavvur gereksizle¸ ip. kazançlı pozisyonları s s köhne dinî tasavvura baglı bulunan rahiplerin. daima bugünün ölüm dö¸ egindeki ˘ s ˘ tasavvurlarıyla yarının hayata uyanan tasavvurları arasında bir mücadele halindedir. III ˙ Insanın kendi halkına özel sevgisi seklinde bir duygu ve dü¸ manların ¸ s zorbalıgıyla katliamına kar¸ ı halkını savunma ugruna huzurunu.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ve dolayısıyla. hangi seviyede bulunursa bulunsun. her insan ve her homojen insan grubu. ˘ s Bundan kazanç saglayacak insanlar o tasavvuru. Ve insanları etkileme bakımından en güçlü silahlara sahip olduklarından. insanları etkilemeye ve eylemlerini yönlendirmeye devam eder. Aynı sey.

sanatsal ve entelektüel ili¸ kiler içinde birlikte ya¸ ıs s yorlar ve bunu bozmaya ne niyetleri ne de ihtiyaçları var. degi¸ ik milliyetlerden insanlar arasındaki karde¸ lik bilincine ula¸ mı¸ ken. bilgeliginin en yüksek temsilcilerinin sahsında. dönemin ˘ s ˘ en yüksek tasavvuruydu. ezilen küçük ˘ s s ˙ milletler –Lehler. anlamsız ve zararlı vatanseverlik duygusunu onlardan s kapıyorlar ve öyle bir kapıyorlar ki. Ama bunun tam tersi oluyor: bu zararlı ve köhne duygu varlıgını sürdürmekle kalmıyor. kar¸ ılıklı olarak avantajlı ve dostane. s s s ticaret. bu saldırıları. Büyük devletlerin boyundurugu altına dü¸ mü¸ . kıyım veya ˘ s s zorbalık tehlikeleri artık tamamen ortadan kalkmı¸ tır ve tüm halklar s (devletler degil. endüstriyel. Finler veya Ermeniler– kendilerini fethedenlerin ezen vatanseverligine tepki duyup. Dolayısıyla. ama halihazırda 2000 yıl kadar önce insanlık. makul bir zemini bulunmaksızın ve kendi dogruluk anlayı¸ ˘ s larının da. kom¸ u bir halktan kaynaklanan i¸ gal. gittikçe daha da kuvetle alevleniyor. iktidarların diger milletlere saldırıla˘ rına. gaspları ve savunmaları bizzat talep ediyorlar ve bunlardan memnuniyet ve gurur duyuyorlar. insanlar bugün birbirlerine öylesine baglılar ki. hatta hayatını feda etme hamaseti seklinde bir doktrin olarak ˘ ¸ vatanseverlik. Çekler. Irlandalılar. Geli¸ kin ileti¸ im araçları sayesinde ve endüstri.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yogunu. günümüzde en degi¸ ik biçim˘ s lerde gerçekle¸ ir oldu. artık lüzumu kalma˘ mı¸ ve köhne. her millet kendi avantajı için diger milletlerin halkını kat˘ liam ve yagmaya tabi tutmayı münasip ve me¸ ru saydıgında. gittikçe silinip sonunda tamamen ortadan kalkması gerektigini dü¸ ü˘ s nürdü insan. tüm faaliyetleri ona yogunla¸ ıyor ve ˘ s daha güçlü milletlerin vatanseverliginden bizzat muzdarip bulundukları ˘ 145 . insanın karde¸ ligi sek˘ ¸ s ˘ ¸ lindeki daha yüksek tasavvuru tanımaya ba¸ ladı ve o tasavvur insanın s bilincine gitgide daha fazla nüfuz edip. sanatlar ve bilimde birlik uyarınca. ˘ Halklar. avantajlarının da tersine. halklar) barı¸ çıl. ˘s s s s lüzumsuz ve bu bilince aykırı olan köhne vatanseverlik duygusunun. yabancı mülkleri gasp etmelerine ve gasp ettiklerini zor kullanarak savunmalarına sempati duymakla kalmıyor. ˘ s s ticari.

abideler ve yalancı vatansever bir basınla tutu¸ tururlar. ˘ Bu korkunç vatanseverlik duygusunun yogunla¸ ması Avrupa halkla˘ s 146 . ögretmen ve ˘ ˘ ˘ profesör vatanseverligi ne kadar vazederse. nümayi¸ ler. ˘ Halkı etkileyecek en güçlü araçlar ellerindedir ve daima sebatla kendilerinde ve ba¸ kalarında vatansever duyguları beslerler. bir askerin terfi etmesi de yalnızca vatanseverligin ürettigi sava¸ la ˘ ˘ s mümkündür. gazetelere muazzam bir gelir ve ˘ s diger pek çok ticaret alanına da kâr saglar. çünkü hükümran sınıflar (sadece asıl hükümranlarla memurları degil. ˘ s ancak vatanseverlige yaslanan iktidar sistemi sayesinde koruyabilirler. fethedenlerin kendilerine kar¸ ı i¸ lemi¸ ve i¸ lemekte oldukları aynı s s s s fiilleri. onlarda kendi halklarına kar¸ ı dü¸ manlık tahrik ederek ve s s sonra da bu dü¸ manlıgı. ve s her¸ eyden önce. sıradı¸ ı avantajlara sahip bir konumun keyfini süren tüm ˘ s sınıflar: kapitalistler. kariyerinde o kadar ilerler. Böyle oluyor. yeti¸ kinler arasında bu duyguyu. diger halklara kar¸ ı i¸ lemeye hazır hale ˘ ˘ s s geliyorlar. diger milletlere kar¸ ı her türlü haksızlık ve gaddarlıgı s ˘ s ˘ yaparak. okulları. ˘ emekçi yıgınlarınkine nazaran sıradı¸ ı avantajlara sahip konumlarını. yıl s s s s dönümleri. ¸ Hükümran sınıflar orduyu. ˘ ˘ Her imparator ve kral vatanseverlige kendini ne kadar vakfederse. basını ve parayı ellerinde tutarlar. Her yazar. yerini o kadar saglama alır. o erk tarafından daima en iyi sekilde ödüllendirilenler olunca. ¸ Bir memur ne kadar vatanseverse. Okullarda. o ˘ kadar söhret kazanır. kendi halkında yabancıya kar¸ ı dü¸ manlık s ˘ s s uyandırmak için kullanarak. gazeteciler ve sanatçılarla bilim adamlarının çogu). vatanseverlik ugruna. özellikle de. Vatanseverlik ve yol açtıgı sava¸ lar. s iktidar erkini ayakta tutan o duygular. alevlendirirler vatanseverligi. kendi halklarını tüm halkların en iyisi ve daima haklı olarak tasvir eden tarihler aracılıgıyla çocuklarda vatanseverlik ˘ ate¸ ini tutu¸ tururlar. aynı se¸ kilde.˙ Vatanseverlik ve Iktidar halde. dini.

istisnasız tüm ˘ s erkeklerin asker olmasını öngören bir yasa teklifi verildi. Hıristiyan halk arasında vatanseverligin yol açtıgı sa¸ ırtıcı ˘ ˘ ¸ s esrimeyi en bariz biçimde gösteren bir hadise ya¸ andı. ve hatta hükümranların o en küstahı. haklarını savunan kendi çalı¸ an s insanlarını. babalar. okumu¸ adamlar ve din adamları cinayet i¸ lemeyi ögs s ˘ renmek. s Almanya’nın hükümran sınıfları. vatanseverligin etkisi altında Alman halkının s ˘ sessiz sedasız mutabakatını kazandı. tüm ogullar. yüzyılın ikinci yarısında. XIX. sonundaysa ˘ kıta ülkelerinin tüm insanları. kısmen övüngenlik. ˘ s s IV Pek ya¸ lı olmayan günümüz insanlarının bile hatırlayacagı üzere. ˘ kocalar. zalimligi ve çılgınlıgı hiçbir ˘ ˘ ˘ sınır tanımadı. Vatanseverlik çagrılarına yıgınların bu ˘ ˘ köle itaatinden sonra. iktidarların küstahlıgı. Fransızlara kar¸ ı zafer kazanmaları s sonucunu dogurdu. kadim dünyanın herhangi bir köleli˘ ginden kıyaslanmayacak kadar beter derecede bir a¸ agılanma ve itaat ˘ s ˘ gerektiren bir kölelik durumuna. Asya. Bu zafer Almanya’nın vatanseverligini daha da alev˘ ˘ lendirdi ve ardından da Fransa. Wilhelm tarafından halka ilan edildigi üzere.˙ Vatanseverlik ve Iktidar rında hızla yükselen bir ilerlemeyle süregelmi¸ ve zamanımızda. kendi babalarını ve karde¸ lerini– öldürmeye ˘ s tamamıyla amade bulunmak zorundaydılar. kendi halk yıgınlarının vatanseverli˘ gini öyle tutu¸ turdular ki. kısmen de açgözlülük yüzünden– diger halkların topraklarını ˘ gasp yarı¸ ı ba¸ ladı ve iktidarlar arası güvensizlik ve husumet de giderek s s arttı. daha s fazla yayılacak yerin bulunmadıgı en uç noktalara ula¸ mı¸ tır. 147 . üst rütbelilerin itaatkar köleleri olmak ve öldürmeleri emredilen herkesi –ezilen milletlerin insanlarını. Afrika ve Amerika’da –kısmen keyif. genel askerlik hizmeti uygulamasına boyun egdiler –yani. Rusya ve diger güçlerinkini. kısa s ˘ bir süre önce. II. ˙ Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden ˘ bu deh¸ etli düzenleme. direnmeksizin.

˘ Tüm iktidarlar. birinin ba¸ ına bir felaket gelip zayıf dü¸ mesini bekliyorlar s s sadece. casusluk. bütün iktidarlar. Farklı halklar ve devletler arasındaki kar¸ ılıklı husumet son zamanlarda öyle sa¸ ılası boyutlara ula¸ tı s ¸ s s ki. kana susamı¸ çıglıklar atıyorlar: “Pollice verso. hiç kimsenin tehdidi altında bulunmadan. saf. her sava¸ ta –ileti¸ im araçlarının geli¸ mesi ve s s s s basın sayesinde– bir Roma sirkindeki seyircilere dönü¸ üp. dolandırıcılık. her ¸ s türden sahtekarlık. fethedilen halklara ve birbirlerine kar¸ ı adaletin ilk s sartlarını en bariz biçimde ihlal etmi¸ ve ediyor olmakla kalmayıp. ˘ ˘ s ba¸ parmagın a¸ agı çevrilmesiydi (pollice verso). Hıristiyan oldugu söylenen dünyanın tüm halkları vatanseverlikle ˘ öyle canavarla¸ tırıldılar ki. artık sadece öldürmeye ve ölmeye mecbur s edilenler cinayeti arzulayıp bundan sevinç duymuyor. dahası. hile. onlar gibi s cinayetten haz alarak. Avrupa’yla Amerika’nın tüm halkı. –[Aylmer Maude] s ˘ s ˘ 60 Önsöze bak. sevinç duyuyorlar. Tek mesele. rü¸ vetçilik. herkesçe bilindigi üzere. bir devletin digerine saldırması için hiçbir sebep bulunmamasına ˘ ragmen.”59 s ˘ Ve sadece yeti¸ kinler degil. evlerinde huzur içinde ya¸ arken. ˘ Ve anne babalar –böyle durumlar biliyorum– çocuklarını bu gaddar59 Roma anfiteatrlarında maglup bir gladyatörün katlini isteyen seyircilerin verdigi i¸ aret. ve halklar bütün bunlarda onlara sempati duymu¸ ve halen duyuyor olmakla s kalmayıp. çocuklar da. diger halkların topragını ilk önce kimin ˘ ˘ ele geçirip sakinlerine kıyacagıydı. hangisinin ˘ ölümüne sevinilecegini duyanın milliyeti belirliyor.60 o gün s ˘ lidit veya diger toplarla öldürülüp parçalanan insan sayısının yedi yüz ˘ ˙ yerine bin Ingiliz veya Boer oldugunu duyunca seviniyorlar. bilge çocuklar. soygun ve s cinayetten de suçluydular ve suçlu olmayı sürdürüyorlar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ele geçirilen toprakların sakinlerine kıymak tamamen dogal bir i¸ lem ˘ s olarak kabullenildi. pençeleriyle di¸ lerini ˘ ˘ s çıkarmı¸ vaziyette duruyor ve mümkün oldugunca az riskle saldırıp pars ˘ çalamak için. böyle suçları i¸ leyen iktidar ba¸ kalarınınki degil de s s ˘ kendilerininkiyse. –[Acar Burak Bengi] 148 .

”. tebaalarının egitim ve ˘ ahlakını yönlendiren o insanlar arasında. Iktidarlar. ama en uys s gar iktidarların en yüksek temsilcileri arasında. Sadece kötü çocuklar.” “Yumrugu patlatacagım. Bir anla¸ manın mümkün olması için. s s Az ya da sadece yüzeysel dü¸ ünen insanlar. ordularını dagıtmak ya da küçültmek yerine. sava¸ felaketlerini ve durmadan artan silahlanmayı s azaltacagı fikriyle kendilerini avutabiliyordularsa. Ama hepsi bu degil. sonra ilki on iki tane yapar ve bu s böyle sonsuza kadar sürer. kom¸ usu da on bir tane. Saf insanların inandıgı bir kaçı¸ yolu. vatansever sebeplerle büyütmeye çabalar) ˘ kom¸ ularını da. silahlarını bırakmaları lazım. Ve aynı sey istihkamlar ve donanmalarda da olur: bir devlet on tane ¸ zırhlı yapar. meseleye bu yolla bir çözüm bulmanın imkans s sızlıgını en somut biçimde göstermi¸ tir. “Seni cimcikleyecegim. birbirlerine güvenmemeyi sürdürerek. silahlı iktidarlar varoldukça.” “Seni vuracagım.” “Seni kamçılayaca˘ ˘ ˘ gım.˙ Vatanseverlik ve Iktidar lıkta cesaretlendiriyorlar.” “Seni sopalayacagım. kom¸ ularının ˘ s 149 . Güçlerin birbirine güvenmesi içinse. s tarafların birbirine güvenmesi gerek. Lahey Konferansı’ndan sonra ˘ s apaçık hale geldi ki. sürüp giden tam da budur. . . Bir devletin ordusundaki her büyüme (ki her ˘ devlet. ordularını büyütmeye mecbur s ˘ eder ve bu ilk ulusun tekrar büyütmesine yol açar. tehlikede oldugundan. beyaz bayrak ta¸ ıyıcıların bir toplantı için s ˙ biraraya gelirken yaptıkları gibi. Lahey Konferansı’nı ve hemen s ˙ pe¸ inden gelen Ingiltere Transvaal sava¸ ını kastediyorum. yine vatanseverlik geregi. yakın zamandaki ˘ ˘ s hadiselerle artık kapanmı¸ durumda. V Vaziyet gitgide kötüle¸ iyor ve besbelli mahva sürükleyen bu ini¸ in dus s racagı yok. uluslararası hakemlik s mahkemelerinin. silahlanma ve sava¸ las rın sonlandırılması imkansızdır. ˘ ˘ ˘ sarho¸ adamlar veya hayvanlar böyle dala¸ ıp kavga eder. Lahey Konferansı ˘ ve pe¸ isıra gelen sava¸ .

halk huzurunda açıkça öyle sözler telaffuz ediliyordu ki. Varolmak için bir gerekçeleri ˘ bulunsun diye. beklenmedik ve münasebetsizse de. i¸ e yaradı. s ˘ s Lahey Konferansı –ki pe¸ inden. digerlerinden ziyade Rus ikti˘ darına özellikle yakı¸ ıyordu. hep büyüttükçe ve Güç’lerden her birinin fırsatını bulur bulmaz kom¸ usuna saldıracagını bilerek. yine de bir i¸ e yaradı. ya bir eglence. sava¸ lara da son ˘ s veremeyecegini en açık biçimde gösterdi. iktidarlar. en ufak bir tereddüt göstermeden kendi halkını silahlanmayla mahvetmi¸ . komik ve besbelli düzmece olan bu müzakereyi. ama hiçbir halk bir digerine ne saldırmak ister. ya bir ˘ münasebetsizlik ya da bunların tümüdür. kimsenin durdurmaya yeltenmemi¸ s s oldugu veya su an yeltenmedigi korkunç kanlı Transvaal Sava¸ ı geldi– ˘ ¸ ˘ s asla beklendigi sekilde degilse bile. s Ama tam kendi ordusunda bir büyümeye hazırlandıgı anda gelen ˘ böyle bir teklif. halkları muzdarip eden melanetleri düzeltemeyecegini ve gerçekten dileselerdi bile silahlanmaya da. kendi halklarının gözü önünde reddedemediler ve delegeler bundan hiçbir sey çıkmayacagını pe¸ inen bilerek biraraya geldiler ve birkaç hafta. ne de saldırır ˘ 61 Kötü çocuk. yurtta s ¸ s kimseye. ya bir aldatma. casuslar yardımıyla s ˘ orduların her hareketini izledikçe. düzmece oldukları besbelli bildiri ve tebligatlarına itiraz izni vermezken. herkesin s s inanacagına dair tam bir güvenle iktidarlara silahsızlanma teklifinde ˘ bulunmu¸ tur. Bu konferansta enfant terrible61 olmak. halklarını diger halkların saldırılarından koru˘ malıdırlar. içlerinden gülseler de. diger güçlerin ˘ hükümetleri.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ilavelerine mukabil. Türkistan’la Çin’i yagmalamı¸ s ˘ s ˘ s ve özellikle de Finlandiya’nın nefesini kesmeye çalı¸ mı¸ ken. bu ¸ ˘ s sürede iyi maa¸ lar alıp. ˘ ¸ ˘ s s çünkü iktidarların. ne kadar tuhaf. Rus hükümeti öyle sımarmı¸ tır ki. Polonya’yı bogazlamı¸ . bir anla¸ ma mümkün degildir ve s ˘ her konferans ya bir budalalık. –[Acar Burak Bengi] 150 . hepsi özen göstererek s milletler arasında barı¸ ın düzenlenmesiyle dürüstçe ugra¸ ır gibi yaptı.

tehlikede olduguna ve savunulması gerektigine inandırır. diger milletlerde s ˘ kendilerine kar¸ ı bir nefret uyandırırlar. sürmek akıllıcaydı. özenle. s Eskiden halklarını diger halkların saldırılarına kar¸ ı savunmak için ˘ s iktidarlar lazımdıysa da. ama artık iktidarlar s ˘ s gereksizle¸ mi¸ tir ve halklarını korkuttukları tüm tehlikelerden çok daha s s büyük bir serdir. onsuz varolamayacaklarını dü¸ ündükleri bu s iktidarlar nedir gerçekte? Belki bir zamanlar bu iktidarlar gerekliydi ve örgütlenmi¸ kom¸ ular s s kar¸ ısındaki savunmasızlıga nazaran ehveni¸ erdi. faydalı demesem ˘ de en azından. Çinlilerin teorisindeki gibi. ¸ ˘ ˘ VI Günümüzde insanların. hem diger milletleri tahrik edebilir. halkını. kaba ve sapkın insanlardan. ˘ ˘ Ve gücü ellerinde tutan iktidarlar. zararsız olabilirdi.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ve bu yüzden iktidarlar. ¸ Sadece askerî iktidarlar degil. ama ancak ve ancak. her iktidar dünyadaki en korkunç ve tehlikeli organizasyondur. ama tohum ˘ ekildikten sonra sürmeye devam etmek besbelli saçma ve zararlıdır. bugün aksine. özellikle de askerî güçle donatıldıgında. Oysa iktidarların halklarını yapmaya zorladıkları sey tam da budur: varolan ¸ ve iktidarlar bulunmasa hiçbir seyin bozamayacagı birligi bozmak. ˘ hem de kendilerininkinde vatanseverligi uyandırabilirler ve her ikisini ˘ de özenle yaparlar. Kendilerine kar¸ ı diger halkın s s ˘ nefretini ve kendi halkının vatanseverligini uyandırdıktan sonra her ikti˘ dar. lekesiz. siddet s ¸ eylemleri i¸ lemeye dayalı faaliyeti geregi. s s Ekmek için sürmek gerektiginde. iktidarlar milletler arasında varolan barı¸ ı suni biçimde bozuyor ve aralarında dü¸ manlık uyandırıyorlar. çünkü varolu¸ ları bu s s temel üzerine bina edilmi¸ tir. iktidarlar daima kutsallıga s ˘ ˘ tam ters ögelerden olu¸ ur –en küstah. barı¸ istemek bir yana. En geni¸ anlamda ˘ s 151 . ˘ s Dolayısıyla. kutsal insanlardan olu¸ saydı. ba¸ ka türlü de yapamazlar. genelde iktidarlar. Ne var ki.

˘ 62 Sarıldıklarında hepsi sava¸ arak ölsün ve kimse kaçmasın diye. s O. halkın büyük bölümünü. bir Boulanger veya bir Panama Sirketi. ˙ Insanlar. bugün Boris Godunov.˙ Vatanseverlik ve Iktidar iktidar. Chamberlain veya Rhodes. Ülkeleri Rusya tarafından ilhak edildiginde ˘ ˘ bunun örnekleri ya¸ andı. Anar¸ istlerin bomba¸ s s larından korkarlar da. her kim ele geçirebis liyorsa onun ele geçirmesine izin veriyor (ki sans daima. sonra s deli Pavel. Aleksandr. ögrenimi ve dinî egitimi üzerinde de mutlak erk sahibi olmasına s ˘ ˘ izin veriliyor böyle iktidarların. Nikolay veya III. yarın Grigori Otrepyev olabilir. saldırılara direnirken Çerkezlerin62 yaptıgı gibi. ta ki sonunda ˘ askerî zorla tüm digerleri üzerinde güç sahibi olan birkaç ki¸ iye veya tek ˘ s bir insana varana kadar. digerlerinden daha kurnaz. O. küstah ve vicdansız ˘ insanlar veya o küstah ve vicdansızların her nasılsa vârisi olmu¸ tek bir s ki¸ i hüküm sürer. tüm bölümleri tamamıyla. kapitalistler ve basın dahil. Kafkasyalılar kendilerini s ayaklarından birbirlerine baglarlardı. bugün Napolyon olabilir. Öyle ki. onları her an en büyük facialarla tehdit eden bu deh¸ etli organizasyondan korkmazlar. bugün. ruhani ve ahlaki ˘ geli¸ imi. köle gibi ona itaat ediyor ˘ ve sonra da bundan melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar. –[Aylmer Maude] s 152 . dü¸ manla˘ s rına direnmek için kendilerini birbirlerine baglamayı yararlı buluyor. yarın Pugaçev. yarın bir Burbon veya bir Orleans. Ve herkesin sadece can ve malları üzerinde degil. ahlaken en ¸ degersiz olanın ele geçirmesinden yanadır). yarın ¸ Salisbury. oyna¸ larıyla kocasını öldüren iffetsiz Yekaterina. her nasılsa tepede bulunan o insanların veya o tek bir ki¸ inin gücü altında toplayan s bir koniyi andırır bütün bu organizasyon. bu deh¸ etli erk aygıtını tesis ediyor. bu küçük bölümse daha da küçük bir bölüme s ¸ ˘ tabidir ve o da daha küçügüne ve bu böyle devam eder. bugün Gladstone olabilir. onlara egemen küçük bir bölümün gücü altında istifleyen bir organizasyondan ba¸ ka bir sey degildir. s ˙ Insanlar. Koninin tepesinde.

bir bogaya veya bir gladyatöre de dönü¸ türür. zararlı.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ama ortada tehlike falan yokken de. Bir ki¸ i hepsine her istedigini yaptırsın diye. hâlâ kendilerini birbirlerine bagla˘ maya devam ediyorlar. konferanslar. gücünü ve hayatını. Böyle yapıp. kendilerini özenle bags ˘ ˘ lıyorlar. ˙ Iktidar siddetini yok etmek için sadece bir seye ihtiyaç var: o siddet ¸ ¸ ¸ aracını tek ba¸ ına destekleyen vatanseverlik duygusunun kaba. kendilerini s s muzdarip eden melanetlerinden sakınmak için. kongreler. erkin en kötü insanlar eline dü¸ ebilecegi ve daima s s ˘ dü¸ tügü o iktidar organizasyonunu üretir. rezil bir duygudur. alçagın veya ahmagın biri ele geçirsin ve onlara aklına ˘ ˘ gelen her zararı versin diye. ona itaat ettikleri. zararlı bir duygudur. onu idame ettirdiklerinde. ne¸ eli ve barı¸ içindeki ili¸ kileri bozar ˘ s s s ve her¸ eyden önce. Hıris˘ tiyanlıgın bize ögrettigi üzere Tanrı’nın bir oglu oldugunu veya hatta ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ 153 . kendilerinin i¸ lemeye hazır oldukları ˘ s tecavüzleri bekleyen insanlara mahsustur sadece. çünkü diger halklarla avantajlı. s kendi amaçları için degil iktidarının amaçları için ziyan eden bir dö˘ vü¸ horozuna. antla¸ malar ya da hakemlik mahkemeleri degil. iktidarlar denen ve s ˘ insanlıgın en büyük melanetlerine kaynaklık eden o siddet araçlarının ˘ ¸ imhası gereklidir. sonra da bundan bir melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar. sonra. s rezil. tam da bunu yapmıyorlar mı? VII ˙ Insanları silahlanma ve sava¸ ların deh¸ etli ve sürekli artan. Bu kaba bir duygudur. kötü ve her¸ eyden önce ahlaksız bir duygu oldugunu insanların s ˘ anlamasına. ˘ serbest bırakıyorlar. çünkü vatanseverligin etkisi altındaki her insan. çünkü s ˘ insanı sadece bir köleye dönü¸ türmekle kalmaz. ¸ s Ve insanlar örgütlü ve askerî bir iktidar kurup. ahlaksız s ˘ s bir duygudur. çünkü en a¸ agı ahlak seviyesinde s ˘ bulunan ve diger milletlerden de. kendilerini baglayan ipin ucunu fırlatıp.

Fransa. Biz barı¸ çılız. Bizi yönetmekte ˘ ve emegimizden geçinmekte ısrarlılar. Fransız ˘ Hükümeti. s s i¸ imiz var ve çalı¸ mak istiyoruz. s ˙ Insanların sadece bunu anlaması yeterli. do¸ s s ˘ nanmamızı büyütmemiz ve ordumuza takviye yapmamız gerektigi söyleniyor. s ˘ Biz yalnızca. s ˙ktidardan beslenen tüm o sayısız insan. ˙ns I giltere ve Amerika’daki sıradan insanlar sava¸ a kar¸ ıdır. imalatçıyız. gençlerimizi sava¸ larına gönderiyorlar. ˙ngilizler herkesten korkuyor I I ve simdi Amerika’da. her an Avrupa bize kar¸ ı birle¸ ebilir diye. Ruslar ˙ngilizlerden. Kendi evlerimiz var. evleri olan insanlar gidip birileriyle sava¸ mak istemezler.˙ Vatanseverlik ve Iktidar kendi aklının rehberligindeki hür bir insan oldugunu ikrar etmek yerine. Bizi vergilendiriyorlar. bizi birbirimize zincirleyen deh¸ etli bag bir mücadele gerektirmeksizin s ˘ kendiliginden paramparça olacak ve onunla birlikte ürettigi deh¸ etli ve ˘ ˘ s i¸ e yaramaz melanetler sona erecektir. s s Bizi rahat bırakın! Ama politikacılar bizi rahat bırakmak istemiyorlar. halkını. makinistiz. Almanya. Bu aldatmacadır ve gerçek dı¸ ıdır. Mesela. Kuzey s Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı söyle yazıyor: s s ¸ ˘ Biz çiftçiyiz. ondan nefret ederiz. kendimize yapılmasını istemedigimiz seyi ba¸ kasına ¸ s 154 . elimizde avucumuzda ne varsa yiyorlar. s Ve insanlar halihazırda bunu anlamaya ba¸ lıyorlar. Biz sadece s s rahat bırakılmak istiyoruz. ögretmeniz ve hepimizin ˘ bütün istedigi. memleket savunması için orduya ˘ ¸ ihtiyaç oldugu seklindeki bahane katıksız bir aldatmacadır. ailelerimize baglıyız ve kom¸ ularımıza karı¸ mayız. s s sava¸ tan korkar. taciriz. ˘ ˘ anavatanının oglu ve iktidarının kölesi oldugunu ikrar eder ve aklıyla ˘ ˘ vicdanına ters fiiller i¸ ler. Karıları. kendi i¸ imize bakma hakkı. o zaman. dostlas ˘ rımızı seviyoruz. iktidar denen. bizi askere alıyorlar. iktidarın bizi vergilenI dirmesine yaslanıyor ve bizi ba¸ arılı bir sekilde vergilendirmek için s ¸ hazır ordular muhafaza ediliyor. Almanların onlara saldırmaya hazır oldugunu söyleyerek korkutuyor. anne babaları. çocukları.

ta ki önce silahlı adamları –süratle sizi öldürmek için kullanılabilecek ve ödemezseniz sizi hapsedecek 155 . zorbalıga maruz bırakılıyor. sınıf”. ama pirinç dügmeler ve pahalı süslerle bezeli güzel elbiseler ku¸ ananlardan. ˙ncil insanlara yemin etmemeyi ögretir. üstelik. insanlara. iktidarlarca vergilendiriliyor. silahlarla para onlarda ve onlar bizden daha uzun süre dayanabilirler. bir gün. ülkelerini dü¸ manlarına kar¸ ı koruyarak Tanrı’ya s s hizmet ettikleri dü¸ üncesiyle aldatılan kom¸ ularımız ve karde¸ lerimizs s s ˘ den olu¸ uyor. Halkları sava¸ mak s s s ˘ ˘ istedigi için degil. Almanya’yla Fransa s s da. Büyük. s ˙sa’nın ögretisini izlemek isteyen halk. Halbuki. onlarda birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık s s uyandırıp. vergilendirilmeye boyun egmemiz kar¸ ılıgında s s ˘ çıkarlarımızı gözetecekmi¸ gibi yapan üst sınıftan gayrı. topraga ektiklerimizle beslenenlerden nasıl kurtaraca˘ gız? Onlarla sava¸ alım mı? s Ama biz kan dökmeye inanmayız. Bu yolla kaynaklarımızı bo¸ altıyorlar ve bizi güdüp s s küçük dü¸ ürsünler diye gerçek karde¸ lerimizi üzerimize çeviriyorlar. Yumruk s kavgasındaki gücüyle gururlanan adam. inanmadıkları I ˘ Peki kendimizi bu sülüklerden. sırf birbirlerine kar¸ ı güçlerini sınamak için fırsat kolluyorlar. s hazır bir orduyu muhafaza eden ülke. zahmet çekmeyen.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yapmamayı istiyoruz. s ˙sa uysallıgı. ama “üst I ˙ncil üzerine yemin ettiriyor bize. s s Karınıza bir telgraf veya dostunuza bir paket yollayamazsınız ya da bakkalınıza çek yazamazsınız. Zas ten birkaç kez sava¸ tılar ve yine sava¸ acaklar. kendini daha iyi gören biriyle kar¸ ıla¸ acaktır ve bunlar kavga eder. kendilerini korumak amacıyla sava¸ maları ges ˘ ˘ rektigini dü¸ ündürttügü için. silahlı adamlar olmasının kaçınılmaz bir sonucudur. bunu yapmaktan ˘ Böylece. Sava¸ . munisligi. aldatılıyor ve sava¸ a sürükleniyor. ülkemizin s dü¸ manı yok. Fakat. dü¸ manını affetmeyi ve öldürmenin yanlı¸ ˘ ˘ I s s ˘ ˘ ˘ oldugunu ögretti. er ya da geç sava¸ ır. bize saldıracak olan ordu kimlerden olu¸ uyor? s Bu ordu da bizden. üst sınıflar. I ˘ alıkonup. bizim s ˘ ˘ emegimizle.

onlarsa. Hıristiyanca. Mecbur oldugumuzdan ötesini ˘ ödemeyecegiz. s s onlara tüm kuralı. ˘ Tek kurtulu¸ . ögretmekte yatıyor. bu tip sesler duyuluyor. kan dökme ve çatı¸ ma hayatından daha iyi oldugu s s ˘ dü¸ üncesini telkin edecegiz insanlara. Onların emirleriyle ate¸ etmeyeces ˘ ˘ giz. ba¸ s ˘ ˘ kalarına da öyle davranmaları gerektigini. kendilerine nasıl davranılmasını istiyorlarsa. sahte sofularınıza vergi ve ikiyüzlü yardım ˘ ˘ derneklerinize a¸ ar. Böyle yazıyor Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı ve s s çe¸ itli taraflardan. Vergilerinizi. Sava¸ çıgırtkanlıgı yapıp. çe¸ itli sekillerde. gerekçe olarak vatanseverlik nutuks ˘ ları atan vaizleri desteklemeyi bırakın. s Cecil Rhodes’un telkiniyle. ocakları için mücadele eden çiftçiler ve ˘ çobanlara ate¸ açmayacagız. ˙nsanları egitecegiz. ˘ ˘ I Ve sessiz etkimiz her zaman kendini hissettirecek. Kiliselere. sırf ˘ ˘ mecbur oldugumuz için ödüyoruz. Ilımlı ve uysal bir halka kar¸ ı süngü hücumuna geçmeyecegiz. gelebilir. s ˘ ˘ Sizin sahte “Kurt! Kurt!” çıglıgınız bizi ürkütmez. sava¸ . s Biz ˙sa’ya inanıyoruz. erk sahiplerini. ˙sa ne dü¸ ünüyorsa onu I I s ˘ söylerdi. insanlara öldürmenin yanlı¸ oldugunu telkin etmekte. ödemeyecegiz ve her fırsatta dü¸ ündügümüzü s s ˘ söyleyecegiz. o üst sınıfı sessizce bertaraf s ˘ edin.˙ Vatanseverlik ve Iktidar silahlı adamları– muhafaza etmek için gereken vergiyi ödeyene kadar. s ˘ “Dünyada barı¸ !”. hayırsever bir s ˘ hayatın. ancak insanlar orduları dagıttıklarında ve kendis ˘ lerine ne yapılmasını istiyorlarsa diger insanlara da aynısını yaptıklarında. askere yazılanlar duraksayıp sava¸ mayı reddedecek. onlarsa inanmıyor. Varsın onlar da bizim gibi i¸ e gitsinler. “üst sınıfı” neyin memnun edecegini dü¸ ünüyorlarsa onu söylüyorlar. s ˘ Biz orduya yazılmayacagız. s s ¸ Sunlar da bir Alman askerinin yazdıkları: ¸ 156 . Askerî ˘ feti¸ leri önünde egilmeyi reddederek.

Bazı av köpeklerinin bakımına daha fazla ayrılıyor. St. En kati kanaatim su ki. Dominik Pamir. –[Acar Burak Bengi] ˘ 157 . fazlas s s s ˘ sıyla deh¸ et görmü¸ tüm. veya surada: Inancım Neden Ibarettir?. Dominik Pamir. sava¸ yalnızca daha büyük ¸ s ˘ çaplı bir ticarettir. ilahi barı¸ tasavvurunu63 s hissediyorum. Biz yaralanan askerler genellikle öyle sefil bir taz˘ minat alıyoruz ki. Ve ben iki kez yaralanan kolum yüzünden yıllarca acı çektim. halkların mutluluguyla yapılan haris ve güçlü bir ticaret. hayır kurumlarınca ikmal edilen dilenci sadakasıyla hayatta ˘ kalmaktan ba¸ ka yapacagı bir sey yoktu. Hıristiyanlıgın kasten tahrif ve ihmal edilen temelleri olarak s ˘ görüp. . 2005. kötürüm bir askerin. mesela surada: Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din ¸ g ˙ de˘ il. bu düsturları ve özellikle kötülüge ˘ cebirle kar¸ ı koymamayı. Kaos g s s ˙ ˙ Yayınları. Ve onun yüzünden ne deh¸ etler ya¸ ıyor insan! ˙nsanın iliklerine s s I ˘ i¸ leyen acıklı feryatları asla unutmayacagım! s ˘ Birbirlerine asla kötülügü dokunmamı¸ insanlar vah¸ i hayvanlar s s gibi birbirini katletmeye ba¸ lıyor ve küçük. köle ruhlar iyi Tanrı’yı s 63 Isa’nın ˙ “Kötülüge direnme: Sana tokat atana öbür yanagını dön” seklindeki ve intikam ˘ ˘ ¸ gütmemek. 1870’de. 2006. s ˘ Dagdaki Vaaz’da çok güzel ifade edilen. Lev Tolstoy. 18 Agustos 1870. senden çalana fazlasını vermek. Lev Tolstoy. yine de. dü¸ manını sevmek yolundaki düsturları s (Yeni Ahit. varsın kaçık oldugumu dü¸ ünsün insanlar. tekrar çagrıldım ve s s ˘ ˘ söyledigim gibi St. Daha 1866’da Avusturya’ya kar¸ ı sava¸ ta yer almı¸ ve Trautenau ve Königgratz’da sava¸ ıp.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Prusya Muhafız Alayı’yla (1866 ve 1870’de) iki sefere katıldım ve tüm ruhumla sava¸ tan nefret ediyorum. Esriklik hali kısa zamanda geçti. içimde hep. Privat saldırısında yaralandım: sag kolum iki kez boyluboyunca isabet aldı. çev. Privat saldırı˘ sında isabet alan sag kolum için günde 80 fenik alıyorum. Mesela ben. Matta 5: 38-48. çünkü bana tarifi imkansız s felaketler getirdi. bir zamanlar vatansever oldugumuz için gerçekten ˘ utanmamız lazım. . sürekli vazeder. O zamandan beri ˘ asla ayaga kalkamadım. s ¸ ˙nsanların egitilmi¸ hayvanlar gibi ko¸ u¸ turdukları ve servet ugruna ˘ ˘ I s s s birbirinin kuyusunu kazmaktan ba¸ ka bir sey dü¸ ünmedikleri bir düns ¸ s ˘ yada. Luka 6: 27-36) Tolstoy. yeni bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık). çev. ¸ Eko Kitaplıgı. Bir bira imalathanesinde iyi bir pozisyonu kaybettim ve sonradan da ona geri dönemedim. yedekteyken.

artık kadük bir organizasyonun ilgası. iktidarlar olmazsa yerine ne olacak?” diye sorulur genellikle. gereksiz olmakla zararlı hale gelmi¸ ¸ s bir organ ilga edilecek. tüm iktidarların onları angaje etmek için onca zahmete girdigi ˘ vatanseverlik yutturmacasını anlamaya ba¸ lıyorlar. Bir kur¸ un.” derler genellikle. s VIII “Ama. Su an diger insanları öldürmek ve onlara siddet uygulamak üzere ¸ ˘ ¸ özellikle egitilip hazırlanan insanlar var (¸ iddet kullanmaya hakkı bulun˘ s dugu varsayılan ve bu amaç için varolan bir organizasyondan yararlanan ˘ insanlar). birbirini öldürmesine neden sebep olsun? Aksine. . 158 . (sonradan soylu ˙mparator Frederick olacak) Veliaht Prens Frederick o I ˘ zamanlar günlügüne sunları yazmı¸ tı: “Sava¸ ˙ncil üzerine bir ironi¸ s sI dir. ˙ Insanlar. birbirlerini öldürür. böyle fiillerde onu yardakçıları yapıyorlar. s s yanımdaki erin çenesini parçalamı¸ tı.”. insanların birbirine tecavüz ¸ edip. ama ¸ o zaman insanlar böyle yeti¸ tirilmeyecek. birbirini öldürmeyi bırakmasına yol açacaktır. bu siddet ve öldürme de iyi ve yüce faaliyetler sayılıyor. hiç kimse digerlerine kar¸ ı s ˘ s siddet kullanma hakkına sahip olmayacak. . “Ama iktidar olmazsa insanlar birbirine tecavüz edip. Hiçbir sey olmayacak. sunun ¸ beklenmesi gerekir: siddet organının ilgası. Çılgınlar gibi ko¸ turuyor ve kavurucu yaz sıcagında korkunç s s yarasını serinletecek suyu bile bulamıyordu. yalnızca uzun zamandır i¸ e yaramaz ve dolayı¸ s sıyla lüzumsuz ve kötü olan bir sey. insanların birbirine s ˘ tecavüz edip. Neden? Siddet sonucu ortaya çıkan ve siddet uygulamak için ku¸ aktan ¸ ¸ s ku¸ aga geçen. ˘ ¸ daima ve herkes tarafından kötü sayılacak. Zavallıcık acıdan deliye döns ˘ mü¸ tü.˙ Vatanseverlik ve Iktidar buna bula¸ tırıp. bir siddet organizasyonu ¸ ¸ bulunmayacak ve zamanımız insanlarına dogal gelen siddet ve cinayet. Komutanımız.

yasalarda veya mahkemelerde veya mülkiyette veya poliste veya mali düzenlemelerde veya kamu egitiminde makul ve iyi olanın ve ˘ dolayısıyla siddete dayanmayanın ilgasını hiç de gerektirmez. Italya’da ve Hindistan’da. bu eylemlerin su ¸ ¸ ankinden –yani onları i¸ lemek için özellikle tasarlanmı¸ bir organizasyos s nun varoldugu ve hem onların hem de cinayetlerin iyi ve yararlı eylemler ˘ sayıldıgı zamankinden– daha az olacagı açıktır. Insanlar telef ediliyor ve telefat giderek daha da artıyor. Dahası mı? Telef edilen halklar açlıktan mı ölmeli? Bu dahi ba¸ lıyor s ˙ artık –Rusya’da. ne mahkemeler. s 159 . ˙ Iktidarların siddet kullanımını çe¸ itli sosyal faaliyetlerle kasten karı¸ tı¸ s s ran insanlar “Ama o zaman ne yasalar. ¸ tamamen kendi kendini desteklemeye yarayan kaba iktidar gücünün yoklugu. Halkın durumu simdi öyle bir noktada ki. daha adil ve makul bir sosyal düzen ˘ ¸ fırsatı yaratacaktır. kamu i¸ leri ve kamu egitimi.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ˙ Iktidarların ilgası siddet eylemlerine yol açsa bile. o zaman bile. Ama iktidarların bulunmayı¸ ıyla karga¸ alar ve iç çeki¸ melerin yas s s sanacagını farzetsek bile. halkın durumu su ankinden ¸ ˘ ¸ daha iyi olacaktır. ne mülkiyet. Tüm erkekler sava¸ kölelerine dönü¸ türülüyorlar ve s s gidip öldürmeleri ve öldürülmeleri için emir beklemek zorundalar her an. Ya da erkeklerin yanısıra kadınlar da mı asker olmalı? Bu da ba¸ ladı –Transvaal’de. ˘ ˙ Insanlara siddet uygulamak için olu¸ turulan iktidar organizasyonu¸ s nun ilgası. lüzumsuz bir organizasyondan. ˘ ˘ ˙ Iktidarların ilgası. ne de kamu egitimi olacak” derler. hepsi. Aksine. s ˘ halkın gerçekten ihtiyaç duydugu ölçüde varolacaklar. ne polis. siddete ihtiyaç duymayan. ama mevcut ikti˘ dar formunun barındırdıgı melanetleri devreye sokmayan bir formda ˘ varolacaklar. daha kö¸ ˙ tüsünü hayal etmek bile zor. devraldıgımız eski. melun olan ve halk iradesinin özgür ifadesini engelleyen yok edilecek sadece. ˘ bir siddet uygulama ve bunu me¸ rula¸ tırma organizasyonundan azat ¸ s s edecektir bizi sadece. Mahkemeler.

. Iktidarlar aynı sekilde. Ruslar olmadıgını. hepiniz telef edildiniz ve giderek daha fazla telef ediliyorsunuz ve her an. iktidarların halklarını s halihazırda içine dü¸ ürdügü ve dü¸ ürmeyi sürdürdügü durumdan daha s ˘ s ˘ kötü olamazdı. . sıkıca gerilmi¸ s kordonun kopmasını ve çocuklarınızla birlikte korkunç katlinizin ba¸ las masını bekliyor olabilirsiniz ve de olmalısınız. insanlar için vatanseverlikten ve üzerine bina edilen iktidarların despotizminden kurtulmak en yararlı i¸ tir. s IX ˙ Insanlar. iktidar bulunmayı¸ ı gerçekten. telef edecek ˘ ve sapkınla¸ tıracak ve kimse bunu durdurmanıza ya da engellemenize s yardım etmeyecek. sizi ˘ baskı altında tutup mutsuz eden iktidarları vatanseverliginizle idame ˘ ettiren sizler. Çekler.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Öyleyse. hiçbir anar¸ ik düzensizlik. hepiniz asker –köle– oldunuz. Nikolay. Ve bu katliam ne kadar büyük olursa olsun ve ihtilaf nasıl sonuçlanırsa ˙ sonuçlansın. ˘ Sadece bir tür yardım mümkün: zirveyi ele geçirmede ba¸ arılı olmu¸ s s ki¸ i ya da ki¸ ileri tüm digerleri üzerinde erk sahibi kılan ve –Napols s ˘ yonlar. düzensiz s anlamıyla. Fransızlar. ˘ Sizi tehlikeden korumayı üstlendiler ve bu sahte korumayı öyle bir noktaya vardırdılar ki. Bismarck. yegane hasımlarınızın. Ingilizler. ˙s I¸ te bu nedenle. aynı ko¸ ullar sürüp gidecek. hatta s ¸ daha da yogun olarak. I. Chamberlain. ta kendiniz oldugunu anlayın. eger siz kendi kendinize yardım etmezseniz. hem fiziksel hem de ruhsal saglıgınız için. Rhodes ve Çar adına halkın hükümranı konumundaki bizim diktatörlerimiz gibi örneklerde gördügümüz üzere– ne kadar zalim ve insanlık dı¸ ı olurlarsa o gücü o kadar ˘ s 160 . Boer’lar. sizi ve çocuklarınızı silahlandıracak. kendinize gelin. anar¸ iyi kastetseydi bile –ki böyle bir anlamı hiç yoktur– s ama o zaman bile. ˘ ˘ hem abiler hem de ablalarınız için. bir durun ve ne yaptıgınızı irdeleyip ˘ dü¸ ünün! s ˙ Kendinize gelin ve hasımlarınızın. Finler. Almanlar. kelimenin olumsuz.

rahiplerin. kapitalistlerin. sunu da anlayın ki. ızdırabını çektiginiz tüm ˘ ˘ melanetlere kendiniz yol açtıgınızı anlayın. Irlandalı ya da Çek. sanatsal veya bilimsel– hangisi olursa olsun. s 64 Bugün Weihai.˙ Vatanseverlik ve Iktidar sıkı tutmalarını mümkün kılan o korkunç siddet konisinin baglarını yok ¸ ˘ etmek. Ingiliz. ˘ ˙ Imparatorların. Leh. ˘ ˙ ˙ Fransız. Çin’de bir mülki idare. –[internet. sanatçıların ve emeginizden ge˘ çinmek için bu vatanseverlik yutturmacasına muhtaç herkesin sizi aldatmada kullandıgı telkinlere teslim olarak. ˘ Sunu anlayın ki. bu zaptların gerçekle¸ tirilmesi veya gerçekle¸ tirildiginde sürdüs s ˘ rülebilmesi için gerekli tek seye. askerlerin. kim olursanız olun –tarımsal.64 ¸ Port Arthur veya Küba’yı zapt altına almayı becerecegi. hiçbir s sekilde diger halklar veya devletlerin menfaatlerine ters dü¸ medigini ve ¸ ˘ s ˘ kar¸ ılıklı i¸ birligi. Alsace’ın Alman ¸ ˙ veya Fransız olmasıyla ve Irlanda ya da Polonya’nın özgür veya köle olmasıyla hayatınız hiçbir sekilde iyile¸ mez. soygun ve siddete katılımınızı icbar ¸ ¸ etmek maksadıyla kaçınılmaz biçimde her tür iktidar baskısını beraberinde getirerek. yoksa ötekinin mi Weihaiwei. çünkü halkınıza vurulan boyunduruk. meclis üyelerinin. yöneticilerin. Rus. tıpkı zevk ve sevinçleriniz gibi. 1895’de Japon yönetimine geçmi¸ ti. Sunu anlayın ki. kimin elinde bulunursa ¸ s ˙ bulunsun istediginiz yerde ya¸ ayabilirsiniz. 1898-1930 s arasındaysa kullanım hakkı Britanya’daydı. size zarar verir. sizin iktidarınızın mı. tüm gerçek be¸ eri menfaatlerinizin. kralların. hizmet alı¸ veri¸ i. yazarların. vatanseverligi kızı¸ tırarak sadece ¸ ˘ s durumunuzu kötüle¸ tirirsiniz. geni¸ karde¸ lik ili¸ kilerinin hazzı ve s s ˘ s s s s s malların yanısıra dü¸ ünce ve duyguların da alı¸ veri¸ i sayesinde halklarla s s s birlik içinde bulundugunuzu anlayın. dahası. Acar Burak Bengi] 161 . ticari. Alsace’lı. Irlandalı ya da ˘ s Leh olsanız bile. Bu koniyi birarada tutan bagları yok etmenin de sadece bir yolu var: ˘ vatanseverligin hipnozundan uyanmak. sizin için önemli ˘ bir mesele olmadıgı gibi. iktidarınızca gerçekle¸ tirilen böyle her ˘ s zapt. endüstriyel.

˘ ˙ Insanlar. bir anlasalar. eski çaglara ait. her yandan sizi ˘ kendine çagıran ve halkların karde¸ çe birligini öngören o daha yüksek ˘ s ˘ tasavvur bölgesine cesurca girdiginizde mümkündür. ••• 162 . lüzumsuz. s iktidarlar denen o çılgın. sırf bunu. ihlaller. ken¸ dinizi köhne vatanseverlik tasavvurundan ve ona dayanan iktidarlara itaatten azat ettiginizde ve halihazırda hayat bulup. habis organizas˘ yonlar ve onlarla birlikte gelen tüm ızdıraplar. tüm dertlerinizden kurtulmanız ancak.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yalnızca vatanseverliklerin mücadelesinden dogmu¸ tur ve bir milletteki ˘ s her vatanseverlik tezahürü. Tanrı’nın çocukları olduklarını ve dolayısıyla diger insan˘ ların kölesi de dü¸ manı da olamayacaklarını. bir anavatanın ya da ötekinin veya iktidarların çocukları olmadıklarını. digerinde de ona kar¸ ılık gelen bir tepkiyi ˘ s tahrik eder. Sunu anlayın ki. a¸ agılanmalar ve s ˘ suçlar kendiliklerinden yok olurdu.

onlara. Parlamento da olsa veya komünist diktatörlük de olsa. Bu malum. Bu her ülkede aynı sekilde i¸ ler. ‘Ta¸ s ˙ mam. s s s 163 . insanları sürüklemek daima basit bir i¸ tir. ne sıradan insanlar sava¸ istemezler. 278-279] 66 Bu yazı bu kitabın sonsözü olarak kaleme alındı. dergiye gönderilen yazının biraz revize edilmi¸ ve geni¸ letilmi¸ halidir. nihayetinde. önce hakikat severlik. hakikati zaten umursas maz hale gelmi¸ durumdalar veya ikisinin aynı sey oldugu yolunda s ¸ ˘ kendilerini kandırıyorlar. sal˘ dırıya ugradıklarını söylemek ve pasifistleri. sonra da vatanseverlik. ama hayati soruyla Türkiye’de asla yüzle¸ ilmiyor ve s s yüzle¸ ilmemesiyle ilk ve en büyük yanlı¸ yapılıyor. [37. bu soruyla simdi yüzle¸ seler. vatansever olmadıkları ve ülkeyi tehlikeye soktukları yolunda suçlamak. tutukluyken söyledigi ˘ sözler. ne Rusya’da. pe¸ inden de yanlı¸ s s s s cevaplar hakim kılınıyor. . Ama. .65 ¸ s Ba¸ lıktaki66 basit. sayısında yayınlandı. buradaki. ne I s Amerika’da. ülkenin liderleridir siyaseti belirleyen ve demokrasi de olsa. Kolay. . fa¸ ist diktatörlük s de olsa. bundan saglayabilecegi s ˘ ˘ en iyi sey. ama daha önce Birikim dergisinin (Mart 2007) 215. ¸ ˙ngiltere’de. Hakikat Severlik mi? E tabii ki insanlar sava¸ istemezler.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Kimileriyse. Tek yapmanız gereken. Bir çiftlikteki zavallı bir ahmak nes ˘ ˘ den bir sava¸ ta hayatını riske atmak istesin. s. çiftligine tek parça halinde geri dönmekken? Dogal olarak. bunda ne var? Ikisi 65 En kıdemli Nazilerden Hermann Göring’in 18 Nisan 1946’da. ne de Almanya’da. Kimileri fanatikle¸ ip. ˙nsanlar daima liderlerin s I emrine uydurulabilirler.

Sonsöz: Vatanseverlik mi. [43] Ve Bernard Shaw’a göre: ˘ Sehitlik . 164 . Hakikat Severlik mi? birbiriyle çeli¸ miyor ki’ diyeceklerdir muhtemelen. . . ahmakça siddet ve vatanseverlik adı ¸ ˘ altında giden tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! [32. sıkısıkıya ¸ ¸ ˘ gururlanmanın son çaresine. (iç sava¸ a da katılan) Amerikalı s s yazar Ambrose Bierce’ın su cevabıyla peki¸ tirildi: ¸ s ˘ ˘ [. [38] Bu sözler. . ellerinin ˘ ˘ temizligine ve kalbinin saflıgına gözatmak isterim. . ne de Bierce’ınkiler asla anla¸ ılmıyor s bu Türkçe çeviride. kendisinin olan hataları ve ahmaklıkları dört el savunmaya hazırdır. Dünyada gururla˘ nabilecegi hiçbir seyi bulunmayan su zavallı dilenciyse.67 Büyük Alman sair Heine’nin benzer sözleriniyse Tolstoy alıntılıyor (John¸ son’ınkini de alıntılamı¸ tır): s ˘ Ne tuhaf bir sey! Çogu alçak. Ve böylece s kurtulur. 10] 67 Bierce. kirli i¸ lerini. [41] s Bir ba¸ ka me¸ hur Amerikalı dü¸ ünür Emerson da söyle diyor: s s s ¸ ˘ Tüm bir ulusun avaz avaz vatanseverlik kükredigi bir anda. bir asrı a¸ kın bir süre sonra. [44] ¸ s Einstein da söyle formüle etmi¸ : ¸ s Emir üzerine kahramanlık. yeteneksız bir adamın me¸ hur olabilecegi tek yoldur. Bierce’ın kitabının bir s s Türkçe çevirisi var [40]. Ama çeli¸ ebiliyor. ilk sıgınagıdır. artık minnetle. ] naçizane belirtmek isterim ki. s. [42] Alman filozof Schopenhauer’a göreyse: Esaslı ki¸ isel meziyetleri olan biri. ait oldugu millete yapı¸ ır. Johnson’ın me¸ hur sözünü de almı¸ kendi kitabına [39]. zira hep gözünün önündedirler. ama ne Johnson’ın sözü. s s Hatta Britanyalı me¸ hur kültür adamı Dr Samuel Johnson’a göre: s ˘ ˘ ˘ Vatanseverlik bir alçagın son sıgınagıdır. din yoluna adanmı¸ lık¸ s s larıyla veya yüksek ahlaklarıyla veya anavatanlarına sevgileriyle maskelemeye çalı¸ ır. kendi milletinin kusurlarını en net s biçimde görür.

konu¸ abilmek. referanduma veya kamu˘ s oyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini nasıl bilip benimsiyorsa ˘ ve bu gerçege göre ya¸ ıyorsa. tartı¸ abilmek ve ¸ s s birarada esenlikle ya¸ ayabilmek için de benzer temel hakikatleri. gaspın. ama tutarın zaten üç lira oldugunu iddia ederse. s ˘ temel ve evrensel degerlerde –bu hakikatlerde– mutabık olmamız sart. ˘ tersine.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ˘ ˘ s Marksizme. katliamın. sagduyu vb. Aynı sekilde. her tür önderin. ki¸ isel veya millli menfaatlere. milliyetçilige. hırsızlıgın. kitabın. ideolojinin. Hakikat Severlik mi? ˙ Insanlıgın bu ataları. alı¸ veri¸ imkansız ve bu ki¸ i ˘ s s s de ıslaha muhtaç demektir. tartı¸ mak. ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ Türklüge. gibilerin –kısaca tecavüzün– iyi oldugunu iddia eden bi˘ riyle de konu¸ mak. hakkaniyet. Müss lümanlıga veya ba¸ ka bir dine. birarada ya¸ amak imkansızdır. menfaatin veya kamuoyunun bu hakikatlere müracaatla. kralın çıplaklıgını te¸ hir ediyorlar sadece. kısaca tecavüz etmeme yasasıyla özetlenebilecek– temel ve ev˘ rensel degerleri kabullenmemiz sart. komünizme veya ba¸ ka bir ideolojiye. bir öndere. hür akıl ve vicdana müracaatla 165 . pazarlık edip üç lira ödemeyi teklif edebilir. ˘ ¸ Zeka özürlü ya da sahtekar ya da fanatik bir çılgın olmayan. dine. hür s aklın ve vicdanın emrettigi –dürüstlük. aynı sekilde. çok farklı s s s görü¸ leri savunup pazarlık edebiliriz. hür aklın ve vicdanın em˘ s ¸ rettigi –tecavüz etmemek seklinde özetlenebilecek– temel ve evrensel ˘ ¸ degerleri de bilip benimser ve bu hakikatlere göre ya¸ amaya çalı¸ ır. iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel. bu ˘ s s hakikatlerin de hiçbir öndere. ideolojiye. mutlak s ˘ hakikatleri unutmayıp. AB’ye veya ba¸ ka bir seye ˘ s ¸ satılmı¸ degiller. Tanesi iki liradan iki tane limon ˘ ¸ almak isteyen biri. ¸ ˘ yalanın vb. ama aklın ve vicdanın emrettigi. iki kere ikinin ˘ s s dört ettigini ve bu gerçegin vatanseverlige. bir peygambere. Atatürkçülüge. bilinci dumura ugramamı¸ veya hipnotize edilmemi¸ herkes. ulusalcılıga. ˘ s Alı¸ veri¸ yapabilmek için iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel s s gerçekleri kabullenmemiz nasıl sartsa. dinin. kutsal kitaplara. kitaba. Tolstoy gibi dahiler. referanduma veya kamuoyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini. menfaate. gibi ˘ ˘ degerleri.

sagduyulu olmak. vatanseverlik veya bilmemnecilik degil. hak sever˘ lik. ir˘ rasyonellige. ˘ ˘ s s ama sürekli ihlal edilen formülüyle söylersek. cinayet i¸ lememektir. iyi severlik. ve de s ˘ esenligimizdir ki. nefrete. magdurdan. ˘ ¸ ˘ masumdan. makuldan yana olmak. dürüst olmak. dogmalar. faydalı yanları degerlendirip muzırları atmak. baskılar. adil olmak. hür aklın ve vicdanın süzgecinden geçirerek. adam olmak. kimileriniyse tamamen atmak ˘ gerekirken. yalanın yanında yer almamak. din veya milliyetçilik/ulusalcılık sekil¸ lerinde tezahür eden çok güçlü bir irrasyonel element hakim kılınıyor. iyi olmaktır. kısaca tecavüz etmemektir. geli¸ memiz ve (Türkiye’de ve dünyada) birarada ya¸ ayabil˘ s s memiz için sartken. en basit. vatanseverlik. hür. iyiye. Hakikat Severlik mi? sınanıp ıslah edilmesi gerektigini bilip benimser. iki kere iki farkına bile varmadan üç ettiriliyor ve Allah’ın veya vatanın “intikamına memur” olma hipnotizması. menfaatçi olmamak. aslolan. pe¸ ins den de bu hipnotizmanın failleri üretiliyor. s tapındırmayla.Sonsöz: Vatanseverlik mi. hakikate inanıp ˘ sevgi duymaktır. tüm fikirleri hakikatin. aklın ve vicdanın ˘ ˘ ˘ emrettigi. hür aklı ve vicdanı telkin etmek ve hakim kılmak esenligimiz. ˘ s Hakikat bu kadar. ancak bu yolla. ulusalcılık vs. putla¸ tırma¸ s lar ve kutsalla¸ tırmaların fevkalade güçlü büyüsü ve hipnotizmasıyla. sınıf bilinci/mücadelesi veya etnik degerler veya ezilen s ˘ ulus milliyetçiligi veya milli/ulusal degerler degil. hakikat severliktir. bu ikisi zaten birbirinden ayrı dü¸ ünülemez. gaspetmemek. insan olmak. iki kere ikinin dört etmesi kadar açıkken. yalancı olmamak. ˘ milliyetçilik. hakikatler de barındırır ve dindarlar arasında bilerek veya bilmeyerek onun sadece hakikatlerine yönelen. esenligimiz için de aslolan. siddete ve güce tapıp tapındırmak degil. ele¸ tirel akıl ve vicdan devre dı¸ ı s s bırakılarak veya rehnalınarak. objektif ˘ olmak. tam tersi yapılıyor. Din. çalmamak. hakikat bir kenara atılıp. hakikat içinde tüm insanlıkla bütünle¸ meyi özleyen insanlar s 166 . özgürlügümüzü ba¸ ka˘ s sınınkinin ba¸ ladıgı yerle sınırlamaktır. haktan. hakikati. temel ve evrensel degerlerdir. me¸ hur ve tartı¸ masız. ˘ Bilir ve benimser ki. degil.

kana doymayan. devlet. etnik. insanların nefslerini (gerçekte büyütme saikiyle) kolektif bir Nefs içinde. aidiyetlerle ve bir önderin. hayvan s yanımıza yönelip güçlenir. köpekler. tapınmaya. bilincin derinlerinde bilinci kontrol s edebilen elementer. on yedi ¸ ¸ aylık çocuga tecavüz ettiren seydir. biz farkında olmadan nefes aldıran. vatan. övüngen bir seydir. sürüye ait olmayanlar par˘ çalanır. Tapılan. için fedakarlık ve digergamlık maskesine bürünerek gerçekte en ˘ akıl almaz egoizmi ve putperestligi saklar. tecavüzcü. s ˘ ˘ ¸ futbol taraftarlarının azgınlıgında. nefretle beslenen ve nefreti besleyen seydir. hissedilir. bir tanrının arkasında. peygamber. s ¸ iktidara. bayrak. vücuda emirler gönderen. bayrak. ordu. küçük veya en büyük hunharlıklar. Kendinden ba¸ kası bilinmez veya dü¸ man bilinir ve bir sonraki adımda. söylev. dinî s vs. gizlenir. simgeler ve sloganlar üzerinden. seref. kastettigi kolektif bir sey. ulu önder Atatürk kutsalla¸ tırılarak. hakikate kar¸ ıdır ve her ikisi s de –dinin negatif yanı ve milliyetçilik/ulusalcılık– sürüle¸ meye. fedakarlık gibi sunulur. ˘ anne kendisiyle çiftle¸ sin diye yavruyu parçalatan seydir. türünü ˘ ¸ devam ettirmek çılgınlıgıyla. Gölge ile. s ¸ ¸ kahramanlık. kanımızı pompalayan. en belirgin ve sevdigi ¸ ˘ ˙ simgeler. katil bir sey. (ki bu da tam anlamıyla negatif bir dindir) hiçbir hakikat barındırmaz. kolektif bir seydir. kurbana. ama milliyetçilik/ulusalcılık vb. s s hipnotizma ve esrimeyle yürür. sava¸ a. hayvan ve kan olan sey. tehdit paranoyasıyla saldırı emri veren. Freud’un Id ile. bir peygamberin. Soyutlamalar. dü¸ünen. esrikliginde de kendini gösteren sey˘ ˘ ¸ dir. halk. bilinci tamamen ˘ ¸ ele geçirdiginde Hayvan’ın (¸ eytan’ın) krallıgını kuracak olan ve kimi ˘ S ˘ 167 . millet. din vs. vatan. hayatta kalmak. Kendini kurban etme ve asıl yaygın olan. sürü içinde eritmesiyle güçlenir ve bu gayet egoist davranı¸ . san. kaplana. son derece güçlü ˘ bir puttur. Jung’unsa benligin ¸ ˘ negatif yanına atfen. güce. putla¸ tırılarak ve bunlara tapılarak. Putla¸ tırılıp tapılan milli. Hakikat Severlik mi? vardır. kitap. s ¸ gerçekte tüm kutsalla¸ tırmaların yöneldigi ve putların kastettigi seydir. s s maymunlar ve benzerlerinin yaptıgı gibi. ba¸ kalarını kurban s etmeler.Sonsöz: Vatanseverlik mi.

dipsiz sunagına sürekli kurban s s ˘ isteyen put. bir ba¸ ka profesörün s s bir TV programında ısrarla ve tekrar tekrar “her sekilde bu adamın yok ¸ olmasını istiyorum” seklindeki çılgın feryadıyla mıhlanıyor. Hakikat Severlik mi? ilahiyatta açıkça Seytan olarak tanımlanan seydir –yani Nefs’tir. “millet” filan diye isimlendir˘ digi sey: kendi nefsleri ve onu geni¸ letmek için katıldıkları kolektif Nefs. desteklenmesi gerekirken. aynı putperestlik nedeniyle. Tanrı’larına kurban sunma sehvetiyle çılgınla˘ ¸ san. Tüm insanlar gibi iyiligi kötülügü. “vatan”. kanun koydugu. ˘ ˘ ˘ adam öldürdügü ve “Türklük”. Negatif (politik) dinin putunu yıkmak için s de. Bir din (Islam) devleti yerine. tapınagı ve çehreleriyle gerçekte hep o aynı puta. bazan da ikisi kolkola giriyorlar. herkes tapmaya zorlandıgında. hür aklın ve vicdanın geli¸ tirilmesi. tam s tersine bir ba¸ ka put. Aynı ˘ hipnotizma ve tapınma. okuldan itibaren tüm bir nüfusa dayatılıyor. 168 . Bu derece zı¸ vanadan çıkılmı¸ durumda. putla¸ tırılan Atatürk dayatılıyor –farklı ruhban s s sınıfı. tam tersine. “yabancılar görse. desteklemesi gereken okullar. görevinden uzakla¸ tırılıyor. ¸ ¸ ˙s I¸ te korumak için bir sürü insanın yırtındıgı. Bir profesör sırf. (‘Ne mutlu Fenerbahçeliyim diyene’ demekten farksız). Türk olmayı yeterli sayan. Çocuklarda hür aklı ve vicdanı geli¸ tirmesi. iki kere ikiyi üç ettiren. gerçekte ˘ ˘ ˘ tapılan bu Nefs’tir. aslında (Nazizmi görmedigi için) farkında degilse de Nefs’e matuf sözleri. Nefs’in hükümranlıgı bu humma üzerinden s ˘ yürüyor ve Atatürk’ün kurdugu. dogrulugu yanlı¸ lıgı bulunan bir ˘ ˘ ˘ ˘ s ˘ insan –ne kadar büyük biri olursa olsun– bir tanrıya.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Tanrı kelamı ˘ ˘ yapılıp. öteki din (Milliyetçilik/Atatürkçülük) devleti dayatılıyor. Atatürkçülükle içeriden yıkılıyor. s bu hipnotizmayla ba¸ lıyor. Tanrı’larının “intikamına memur” olan tapınak rahiplerinin cadı ¸ avına maruz kalıyor. ‘bu adam da kim?’ diye sorar” dedigi için. onun “Ne mutlu Türküm diyene” gibi. taptıgı. insan olmak yerine. puta dönü¸ türüls dügünde ve ona tapıldıgında. ˘ ¸ s putla¸ tırılan her¸ eyde gerçekte tapılan. katil de olsa. hakikate aykırı. maktul de olsa. Nefs’e tapıldıgı ˘ ˘ ˙ hiç umursanmadan.

Türk veya Müslüman (veya milliyetçi/ulusalcı vs. bunu a¸ agıladın’ demeden. insanlıga malolmu¸ seylere ˘ ˘ s¸ hakaretin ki¸ isel alınamayacagını idrak edememekte ve hakaret kar¸ ıs ˘ s sında siddete ba¸ vurma ilkelliginde mi kurtulu¸ ? Hakaretin. sonra halka. gerçegi saklamadıgının. bunlar hakim bir bilinç garabeti sayılmayabilir. zaten kimse bu hunharlıkları övmedigine ˘ göre. s Bir cografyada. ‘¸ una hakaret ettin.) olması. Hakikat Severlik mi? ama asla Türkiye laik olamıyor. kamuya. münferit ˘ görülebilir ve asıl önemlisi. Fakat hakim bir 169 . böyle yaratıklar üreyebiliyorsa. kudurmak ve küçülmekte s s mi kurtulu¸ ? Veya ‘Vay. seriatı için kelle kesiyor ve her zaman baskı ˘ ¸ hakim kılınıyor. Peygamber’e hakaret etmi¸ ler. Atatürk’e “bu adam” demi¸ ler’ diye (ki denen s s bu bile degil aslında) çıldırmakta mı? Veya “Ne mutlu Türküm diyene” ˘ demekte mi gerçekten? Atatürkçü. ama geregi derhal yapılıyorsa bunlar arızi. bu ˘ s kabul edilemez’ diye kı¸ kırtmak. s ˘ caniler. pe¸ inden her¸ eyi hakas s s s ret sayma deliliginde. (Atatürkçü ve vatanseverlerden) olu¸ uyor ve her toplulukta bulundugu gibi. bir insanın yalan söylemediginin. Ve bunların hepsi her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ ti ve hepsi Müslüman. bilinç ikliminde on yedi aylık bir bebege ˘ ˘ tecavüz edilebiliyorsa. Ve daha beteri su ki. kültürde. kı¸ kırmak. çocuk pornosuyla ugra¸ anlar vb. bazan digerininki. hep bir din devleti olarak kalıyor. bir de bunları ˘ s ¸ yakalamayan veya (mesela pornocuları) yakalayıp altı ay sonra serbest bırakan bir sistem var. bunlar arasında da katiller. de Türk ve Müslüman. ‘Vay. Halbuki. organ mafyasındakiler. sahtekarlar bulunuyor. kimsenin ˘ ˘ ˘ hakkına tecavüz etmediginin vs. ele¸ tirilebilmesinde degil mi kurtulu¸ ? s s ˘ s Önce kutsalla¸ tırma. sahibini ¸ s ˘ s küçültecegini bir kenara bırakıp. bazan birininki. garantisi ve kanıtı olabilir mi? Bu ˘ ülke Türk ve Müslüman insanlardan.Sonsöz: Vatanseverlik mi. rahatça S s ˘ her¸eyin sorgulanabilmesinde. orada bir sa˘ katlık var demektir. putla¸ tırma fanatizminde. bu gibi seylerin ¸ tek bir örnegi varsa bile (ki dünyanın her yerinde vardır).

ek ˘ ˘ imar izni gibi. tüm bu hunharları üretip panzehirini üretmeyen bu sosyal/siyasal sistem hakim. kabadayılık. ev veya i¸ yeri alarmı. gibilerin gürültü terörü her an ve sürekli insanlara tecas vüz edebiliyor. ˘ yen içinde kalır”. tecavüzler sürekli adetten ve töreden sayılıp hakimiyet kazanmı¸ durumda. onu siyasetçi-seçmen-mafya suç ortaklıgına. avrat. yolsuzluklar. Ermeniye. talan ettirmem. Araba. ‘Kürde. çocuk. deprem mezarlıgından kurtulmanın ˘ 170 . polis. sever de” vb. si˘ lah”. kadın ve çocuklara hunharlıklar. “kadının sırtından sopayı.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ya¸ lı. belediye hakim degil. s ˘ s idamlar ve i¸ kenceler. Batılıya vs. siddet. bar vb. “baba (veya koca) döver de. hasta. “at. “kadın erkegin elinin kiridir”. ˘ emlak talanına ve ranta kurban eden. kanser gibi her s yere nüfuz etmi¸ çeteler. masum veya makul. Çürük zemine s ˘ çürük binalar dikip durmadan on binlerce insanı. yırtıcıla¸ an vasıfsız bir s s s nüfus sürekli hakimiyet kazanıyor. mafya ili¸ kileri ve s s çürümü¸ lük hakim. karnından sıpayı”. içeren– de˘ erler hakimiyet g kazanmı¸ durumda ve sırf milli veya dinî olması bir takım hassasiyets leri haklı. “kızını dövmeyen. kutsal vatan topra˘ ını ve tabiatını g katleden. bu ˘ katliamı on yıllardır tüm uyarılara ragmen sürdüren ve yine on binlerce. ˘ belki yüz binlerce veya milyonlarca insanı katledecek ve vatanın kutsal ba˘ ımsızlı˘ ını da iktisaden ve siyaseten yok edecek olan müteahhitler ve g g asıl bunların politikacı ve devlet adamı suç ortaklarıyla. ya¸ ama hakkını elinden alabiliyor. köpek. tarifi hiç yapılmayan –ama “kol kırılır. yagmalayan. uyuma. Cinayetler. deprem teröründen. ˘ ben talan ederim’ diyerek. bebek demeden insanların dinlenme. ama yine de. Agalık ve a¸ iret düzeni hâlâ hakim. sırf milli degerler diye. ‘Vatan topragı kutsaldır’ deyip. silahlı kutlama ilkelligi. Artan ve daha fazla yozla¸ ıp. Hakikat Severlik mi? garabet var: Hür aklın ve vicdanın emrettigi temel ve evrensel degerler ˘ ˘ yerine. beton mezarlıgına döndüren. Susurluklar. faili meçhul veya belli cinayetler. çocugu katleden. Darbeler. ˘ ¸ mafya vb. dizini döver”. s çalı¸ ma. s in¸ aat. hatta yüce kılabiliyor. ama kurbanları kurs s tarmaya memur birimlerin tek bir müdahalesince halledilebilecek bu tecavüz kar¸ ısında hukuk. garabetler.

“Vay. Ve tüm bu garabetin. ˘ kurumlara ve mıhlayanlarla onların zihniyetlerine kar¸ ı söz söyleyenler. tehdide maruz ¸ bırakılıyor. sorumluları. hatta vatansever kahs ramanlar olarak taltif edilmesi vs. Bu arada masumlarsa. kangrene veya en habis kansere veya s s kuduza “münferit” denip bunların hesabı sorulmuyor. yapılamıyor. çürümü¸ lük ve tecavüzün çok daha vahim. ne˘ ticede tehdit. suna buna hakaret ettin!” diye.Sonsöz: Vatanseverlik mi. kurumlar vs. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi. önce kanunla ve bir süredir ¸ de alenen kudurtulan kalabalıklarla gadrediliyor. ama hiçbir s sey yapılmıyor. de tecavüz edilirken. yani kral çırılçıplak. bu ¸ cografyanın insanlarına. taptırılan) o kutsallara. i¸ letilmeyi¸ i. bilinç iklimine tecavüz edilirken ve ˘ (bu tecavüzleri gizlemek ve baskı aygıtını elde tutmak için uydurulan. Suçlar ve failleri. s kralın çırılçıplak oldu˘ unu söyleyenler. Listeyi çok uzatabiliriz ve ¸ yolsuzluk. vatana. Türklük. vatana. Türklüge. saldırganlık ve siddetin yanısıra. cinayetlerle taçlanabildi. s tecavüzler ve tecavüzcüler. kültürüne. Bütün bu çırılçıplak tecavüz garabetiyle. tapılan. Acıtmadan kelle kesip. ¸ 171 . beden yakabilen ve ba¸ ka baskılar uygulayabilen bir s seriat bilinci de hakimiyetini kaybetmiyor. sansür. Hakikat Severlik mi? en basit ve gerçekçi bir yolunu bile açmayan bir garabet hakim. vatan. ortakları. akıl durduran s örneklerini sıralayabiliriz –televizyon ve gazetelerde zaman zaman açıga ˘ çıkan garabetleri: hukugun i¸ lemeyi¸ i. teca˘ vüzün suçluları. geregi yapılmıyor ˘ ve temizlenmeye gidilmiyor da. ya azınlık veya istatistikî çogunluk. kurumlara ˘ vb. linç. bu duruma mıhlanan Türklüge. ama etkisiz eleman. putlara da. siddete. (gayrıme¸ ru) yasal ˘ s s s s s engeller. tecavüzcülerin yargı önüne bile çıkarılamayı¸ ı. bu duruma dü¸ üs rülmü¸ ve hiç kurtarılmamı¸ ken. seyircileri Müslüman ve Türk. vatanın gerçek hayrı için söz söyleg yenler. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi. hatta ba¸ ka bir sey demiyorlar. cinnet kudurganlıgı son yıllarda öyle körüklenip egemen kılındı ki. çıkarılanların s da ceza almayı¸ ı veya göstermelik cezalar alması. Bütün bunları yapanlar da Müslüman ve Türk. s s ¸ Ve bu “Ne mutlu Türküm diyene” deyip cana okuma. her¸ey de ortada.

Sonsöz: Vatanseverlik mi. üstelik Atatürk’ün “Vatan toprakları kutsaldır. ˘ hepimiz Ermeniyiz” sözleri benimsendi –kafaya (kur¸ unla) kakılan bir s Türklüge kar¸ ı. aklı ba¸ ında insanları da kan˘ s dırabilen. ve katil Müslüman ve Türk. Halbuki. diye diye. vatanseverligin iyi. artık insanları insanlardan korumanın –isteyenin istedigini tehdit edebildigi. Zira. ba¸ ka bazı kesims lerce de vatan evladı olarak sahiplenildi. Bu tip suçlamaları yapanlar. bu cografyanın. cinayetten önce namaz kılmı¸ ve “kutsalına” (Türklüge) hakaret ettigi s ˘ ˘ için bir insanı öldürmü¸ tü. kanserojen bir bilinç geninin kapkara bir bulut s gibi üzerimize çökertilmesi ve o putun –Nefs’in– krallıgının tescili ol˘ dugu için. “Türklük” ˘ s ˘ ve “vatan” vs. üzerindeki insanların ve kültü˘ rün. vatan kahramanı olarak kameraya alınıp lanse edilebildi. ama fazlasının zararlı oldugunu ˘ ˘ 172 . iyi bir sey oldugunu savundular. bir ba¸ ka ve çok masum görünü¸ lü bir sorumlu daha var: s s vatanseverlik. kaderine terkedilemez” sözü altında. Kimileri de milliyetçiligin kendisini ¸ ˘ ˘ suçlayıp. saglıklı bir demokraside sart oldugu üzere. gerçek milliyetçiligin tamamen ˘ zıt. insanları ˘ ¸ ˘ devletten korumak gerekliyken. s yüceltilen böylesi fa¸ ist. hakikat yerine. bu kadar infial uyandırdı ve bu yüzden “Hepimiz Hrant’ız. Ama Nefs’in krallıgını yola çıkaran. Vatanseverligin iyi ˘ ˘ ˘ bir sey. Hrant Dink cinayeti ardından genellikle ırkçı/etnik/a¸ ırı milliyetçilik s suçlandı. öldürebildigi ve bu hunharlıklarda ˘ ˘ ˘ desteklendigi bir cehennemden korumanın– daha gerekli oldugu bir ˘ ˘ noktaya gelindi. vatanseverliginse tamamen zıt. hatta yüce bir deger oldugu. insanlıgı hakim kılma özleminin isyanı olarak. ˘ ¸ ˘ ama kimsenin vatanseverligi suçladıgını duymadım. s Hrant Dink cinayeti. sürekli onanıp kutsalla¸ tırılan. Hakikat Severlik mi? hatta katillerden biri (Samsun) emniyet dairesinde. suç ve melanetinse bir doz a¸ ımın¸ ˘ ˘ s dan sonra ba¸ ladıgı seklinde bula¸ ıcı bir hipnotizma hakim kılınmı¸ s ˘ ¸ s s durumda. bilincin sürekli tecavüze maruz kalmasına ve Nefs’in krallıgına bir ˘ tepki olarak. iyi bir sey oldugunu savundu.

adil. Büyük bir gaflet veya hakikate ihanet içinde vatanseverligin yüce ˘ bir deger sayılmasıyla. çünkü bu saydıklarımı istemek. özlüyoruz. soludugumuz ha˘ ˘ ˘ yatta. Ya vatansever denebilir mi? Yine hayır. güzel. hatta kutsal˘ la¸ tırıldıktan. kims senin magdur edilmemesini. kültürde.Sonsöz: Vatanseverlik mi. mahallede. adalet ˘ olmasını. hakimiyet s ve kutsiyet kazanıyor. depremde insanların ölmemesini. istis yoruz. ele¸ tiren. içinde bulundugumuz çevrede. hakikat yerine ikame edildikten sonra. Pe¸ inden de. ˘ ¸ ülkede. güzel bir ˘ ˘ çevrede ya¸ amayı. hipnotizmayla. sava¸ olmamasını. organ mafyasının son bulmasını vb. Hakikat Severlik mi? söylemek. mar¸ la. yani hakikat yerine ˘ s ikame edilmesiyle. sırf bu özlemler dogrultusunda ˘ iyile¸ meler olsun diye fikir beyan eden. zaman zaman hayal s s kırıklıgı ve küskünlükle agır ele¸ tiren. bu ˘ yanlarına mazaret buluyor ve hunharlıklar i¸ liyorlar. hakikat sever olmak gerekir. sehirde. semtte. insanlara vatan haini denebilir ˘ ˘ s mi? Kesinlikle hayır. Vatanseverlik s s s (mesela dürüstlük gibi) bir kez yüce bir deger sayıldıktan. hamasetle. insanlar s s onu kana kana içip. insanların dürüst. en bayagı ve hunhar yanlarını ortaya çıkarıyor. me¸ ruiyet. aklı ve vicdanı tamamen uyu¸ tus s rup. ama fazlasının zararlı oldugunu söylemeye ben˘ ziyor. özlemek ve bunlar ugruna söz söylemek ˘ için vatansever olmak gerekmez. sıgaranın iyi. mitle. hatta kutsalla¸ tırılmasıyla. ba¸ kalarının da mutlu olmasını ve kimseye tecavüz edilmemesini. propagandayla. çirkin degil. s Bir çogumuz (ama etkisiz eleman olan çogumuz). doganın ve tarihi eserlerin korunmasını. dünyada mutlu olmayı ve kimseye tecavüz etmemeyi. sanat ve bilimin s geli¸ mesini. köyde. Peki bunları özleyip. tam tersi. bunları 173 . yani daha ilk dozundan itibaren melanet yola çıkmı¸ oluyor ve pe¸ inden gelecekler de kaçınılmazla¸ ıyor. havanın ve suyun temiz ˘ s olmasını. iyi ve sagduyulu olmasını. (daha fazla dürüstlügün daha iyi olması gibi) daha fazla va˘ tanseverlik de daha iyi ve (en fazla dürüstlügün en iyi olması gibi) en ˘ fazla vatanseverlikse en iyisi olarak pompalanıp. töre cinayetlerinin. destanla. s Nefs’in dürtülerini uyaran en etkili uyu¸ turucuya dönü¸ üyor. artık kaçınılmaz s biçimde.

kana kana içiliyor. Amerika’nın Irak’a saldırdıgı s ˘ ˘ ˘ günlerden hatırlayabiliriz. çok sevmekle ilerlediler. hayat iksiri diye yuts s ˘ tukları tatlı bir seyle. fa¸ izmle degil. ¸ Melanetin a¸ ırı. hakikatle çeli¸ tigine yakın bir örnegi. yani vatanseverlik nedeniyle. ba¸ ka emel ve saikler daima vardır veya s ürer ya da üretilir ki. Nazi Almanyası. yani bu igrenç katliama ˘ (Türk çocukların azmettiricisi ve ölüme göndericisi olarak) katılmayı istemi¸ lerdi ve hâlâ da kimileri bunun gerçekle¸ medigine üzülüyorlar s s ˘ ki. etnik veya ırkçı milliyetçilikle. ¸ s azmettirmiyor. örgütlemiyor. bir kilise kurmaya ne gerek var. Amerika yanında Irak’a girmeyi. dünyayı ve kendilerini kana buladılar. kilise kuruldu mu. O zaman Ba¸ bakan Tayyip Erdogan ve kimi s ˘ politika yorumcuları. en özet ifadesiyle ve zaten hiç matah olmayan kelimenin en kötü anlamıyla. vatanseverligin daha en ba¸ ta temel degers ˘ ˘ s ˘ lerle. vatanseverlik saymakla. I¸ s ˘ severligin tanımı ve bildigimiz tüm temel degerlerle çeli¸ kisi. Ba¸ bakan’ı bilmem ama. istemek için “vatanseverlik” diye bir ad koymaya. eger ba¸ ka emeller ve saikler yoksa? Ve böyle bir ˘ s ad verilip. Bu saydıklarımı istemeyi. iktidar saikleridir. daha s çok sevmekle devam ettiler ve nihayet vatanlarından ba¸ ka hiçbir seyi s ¸ sevmemeye varıp. yava¸ yava¸ s s hipnotize oldular. Kimse. Türkiye’nin çıkarına olacagı dü¸ üncesiyle. ˙ Insanlar bir aziz kadar safken. ertesi gün aniden bir katil olarak yataktan kalkmıyorlar. hayat s s s s ˘ iksiri diye yutulan tatlı bir seyle. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil. böyle ˘ bir saptırmayla vatanseverlik hakikatin yerine ikame ediliyor ve zehir böylelikle hayat iksiri olarak empoze edilip. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil. masum s s ˘ vatanseverlikle ba¸ ladıgına. s önce yava¸ yava¸ hipnotize oluyor.Sonsöz: Vatanseverlik mi. cinayete göz yummuyor veya kı¸ kırtmıyor. simdi isimlerini hatırlamadıgım o politika s ¸ ˘ ˙ ste. vatanlarını sevmekle ba¸ ladılar. bu saikler. aniden bir günde cinnet geçirmedi. en masum dozunda vatanyorumcuları a¸ ırı milliyetçi filan degildi. durup dururken gidip cinayet i¸ lemiyor. Ame˘ s rika’dan gelecek para yardımını da hesaba katarak. Hakikat Severlik mi? özlemek. hakikate ˘ ˘ ˘ s 174 . hakikat severlik degil de.

böyle bir kara ¸ bulut. hakikate ihanet nedeniyle çürüme ve dolayısıyla vatana da ihanet gerçekle¸ iyor.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Bu ölüms s cül döngünün. vatanseverlik bumerangının devasıysa. jeopolitik. fikir ˘ s ˘ ifade etmeyi kanunda ve bilinçlerde yasaklayan yargı ve saldırganlıkla. hakikate s s ˘ Hrant Dink cinayetiyle ihanette. fa¸ izmle ba¸ lamıyor. yetmi¸ mils s yonun tamamı bu suçun ortagı edilecekti. hakikat akıl s almaz biçimde igfal edilerek. vatanseverlikle ve her tür s s putperestlikle. tecavüzle ba¸ lıyor. milliyetçilikle ba¸ lamıyor. ¸ ˘ Vatan hainligi. 301’le ba¸ lıyor. Bu yasaya kar¸ ı ˘ s s söylenen her¸ ey (fa¸ izan bir uygulama olması. tetigi çekmekle ba¸ lamıyor. organ mafyasıyla ihanette vs. bizzat vatanseverlik. her devletin gizli. etnik veya a¸ ırı veya ırkçı milliyet˘ s s s çilikle ba¸ lamıyor. “Katl sansürün ekstrem biçimidir” [45] diyerek dikkat çektigi üzere. akıl almaz biçimde üç ettirilerek. tetigi çekmekle bitiyor. Adalet Bakanı gibilerin s s 175 . böyle bir günah me¸ ruiyet ve hakimiyet kazanacaktı. çünkü “Türkiye” denen bu cog˘ rafyada ve kültürde en temel hakikat çignenecek ve menfaat ugruna ˘ ˘ hunharlık yapma seklindeki böyle bir bilinç garabeti. Ve illegallige me¸ ruiyet kazandırıp vatana da ihanet eden s ˘ s sey. sansürcülükle. yani çü˘ rüme gerçekle¸ ecekti –hakikate her ihanette gerçekle¸ tigi gibi. derin devlet bahislerinde s ˘ ˙ ya¸ anıyor. illegal fiiller i¸ lemesinin ˘ s me¸ruiyeti ve dolayısıyla derin devletin iyi bir sey oldugu. yani. ˘ Katliam da. jeostratejik veya iktisadi ya da siyasi menfaatler saglanacak olsaydı bile. ˘ sonuçta vatana hayır gelmeyecekti. bu abuklugun mimarı. vatansevmezlik degil. henüz yoksa s ¸ ˘ tesis edilmesi gerektigi açık açık savunuluyor ve böylece hakikate iha˘ net. hakikat severliktir. Böyle bir katliama katılmakla. ihanetlerde gerçekle¸ tigi gibi. Iki kere iki. “vatan” denen bu cografya ˘ ˘ böyle bir bilinç garabetinin hakim oldugu bir yer yapılacaktı. faili meçhul cinayetlerle ihanette. yani vatanseverlikle. Hakikat Severlik mi? ihaneti. ama vatanseverlikle çürümenin ger˘ s çekle¸ tigine yakın ve enteresan bir örnek. fa¸ izmle ve katliamla bitiyor. s ˘ Irak örneginde gerçekle¸ medi. tıpkı Bernard Shaw’un.

s söz konusu bölüm. o ˘ ˘ ˘ zaman bu belgelenir ki. atasıyla. tabii. aslında Dostoyevski’nin de yasaklanmasını savunuyor durumdalar. s ˘ yani sövenizmin her türü. millete. degilse bile ona tapınıp taptırmaya zorlayacak. o hunhar geni kınayıp mahkum etmek. ya tep. 301’e göre ayrıca. yani “ya tap. Dostoyevski gibi dünya kültür mirasının devlerinden birini ve (Türklerle ilgili hunharlık hikayeleri barındırıyor diye) onun en büyük eserini. vatana. ama daha acısı su: bu Dostoyevski sansürüyle Tolstoy ¸ sansürlerini ve gazetelerde yogunca i¸ lenip. hunharlıgı günümüz Türkiye’sinin kültürel bir geni yapmaya ˘ hizmet edildi. g bizzat kendisi hunharca bir durum ve 301’i savunanlar. ˘ Karamazov Karde¸ler yasaklanmadı tabii. bu garip olurdu. Karamazov Karde¸ler’i de ve s bayraga. soyuyla övünmeye çalı¸ an yeniyetme zavallılıgı. yakla¸ ık iki yüz bin ki¸ iye ˘ s s s 176 . kirlenmesine yol açacaktır. Hakikat Severlik mi? iddiasının aksine. on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlendi ve böylece hunharlıkları yalanlamak veya mahkum edip dı¸ layarak s temizlenmektense. Eger Dostoyevski ˘ haklıysa. milliyetçilik geni. ondan temizs lenmek gerekir. s ˘ sansüre ba¸ vuracak ve böylece o çok sevgili milliyetinin temizlenmesine s degil. katarak hakim oldu. hatta yalana. Yok eger Dostoyevski haklı degilse. bu gen yüzünden abartılara veya toptancı bir nefrete kapılmı¸ olabilir. tersine. i¸ in içine bir de yalanı. dı¸ lamak. ama kendine yeterli bir birey olamayan.) bir yana. dogru ve yanlı¸ tarafları nesnellikle s ˘ s belirlenerek degerlendirilmesi gerekir büyümek için. uygar Batı toplumlarında muadilinin bulunmayı¸ ı ve s verilen örneklerdeki mahkumiyetlerin tamamen farklı suçlara dayanması vb. babasını hep mükemmel görmeye ça¸ lı¸ acak. büyüyemeyen ve babasıyla. bu mükemmelen saçma. sansürü.Sonsöz: Vatanseverlik mi. malesef. zaten Dostoyevski’de marazi bir gen de vardır. dine nefretle en agır hakaretleri yagdıran Bir ˘ ˘ ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nü de yasaklamak lazım ki. nefret et” zihniyetinin terkedilmesi s ve Dostoyevski’nin de. örtbas edip kafayı kuma gömerek sahiplenen ve bizzat kendisi sahtekarlık ve katl karı¸ ımı bir hunharlık olan s sansürle. ama benzer s bir uygulama. her¸ eyin de.

Türkiye milliyetçilikle s s mi kurulmu¸ tur bilmem ama. bir insan öldürülerek Türk kanının sahiden de zehirli oldugu fiilen ˘ kanıtlanmaya çalı¸ ılıyor. ho¸ larına gidenin degil. ama Nazi Almanya’sı ˘ s krallıgının tek biçimi degildir ve ayrıca tek felaket de. Zehrin ya da asaletin kanda bulunabilecegi s ˘ seklindeki ırkçı ve irrasyonel üslubu bir yana bırakırsak. ˘ Türkiye’de hep güçlü olmu¸ ve son yıllarda. Hrant Dink cinayetinde de –Dostoyevski ve Tolstoy sansürlerindeki gibi. Bu teamülü yaratmak s içinse.Sonsöz: Vatanseverlik mi. 301 kar¸ıtı basın yayın dünyasınca örtbas edilmi¸ tir [5]. her¸ eyden önce ˘ ˘ ˘ s sansürlememeye. gayet hazin ve ironik bir tuhaflıkla. bilinç iklimini gerçekten zehirledi. Milliyetçilerin ve kı¸ kırtanların arasında. ama arkasındaki deh¸ etli ve s etkin hipnotizma bakımından hegemonik. ama tabii çok daha hunhar ve– inanılmaz. yani 301’i mahkum etmeye. ve Nefs’in krallıgına yönelik. onun hakimiyet kazanması yeteri kadar fecidir ki. ve 301 kar¸ ıtları da. çünkü istatistikî bakımdan münferit. hunharlık. Türk kanını zehirli buldugu gerekçes ˘ siyle. hakimiyetini epey arttırmı¸ tır. her ikisi de susturmaya yöneliktir. s ˘ milliyetçilikle batıyor. gayet acı ve adi bir fars sahnelendi: Türklügü ˘ a¸ agılamayı yasaklayan bir kanun ve (kraldan çok kralcılıkla) bu kanunu s ˘ da a¸ an kudurtmalar neticesinde. bu teamülü yaratmalıdır. krallıgını tama˘ ˘ ˘ men kurması degildir. böyle bir cina¸ yet. pankartı veya bayragına ya da dindarlıga degil. Halbuki. Türkiye’deki kültür. apaçık. “Katl sansürün ekstrem biçimi˘ dir” yalnızca. ˘ Nefs. bu sekilde ¸ örnek olmaya. sansür bilincini. yukarıdaki manzaranın gösterdigi üzere. ama hepsinin tama˘ men kurtadamla¸ madıgını umuyor ve uyanmalarını diliyorum. sol yumrugunu kaldırmaya veya bilmemne-izme veya bilmemne ˘ sloganı. malesef son derece talihs siz kı¸ kırtmalarla. krallıgını Nazi Almanya’sında kurmu¸ tu. Nefs’in s tamamen ele geçirdigi kurtadamlar var muhakkak. ihtiyaç var. ama bu s ˘ 177 . kirletti. ˘ tecavüzdür. daima hakikas s ˘ tin tesisine çalı¸ malı. s s Bernard Shaw’un dikkat çektigi üzere. Hakikat Severlik mi? yutturulmu¸ “Müslüman Tolstoy” aldatmacasını te¸ hir eden çalı¸ malas s s rım da. özgürlügün gaspıdır.

yanlı¸ yaptıgını itiraf etmek. bu yüzle¸ meyi gerçekle¸ tirebils s seler ve bu itirafı yapsalar.. “Günah” diye bir seyi hatırlamıyorlar ¸ mı –cehennemde yakan “günah”ı degil. ölüm riskine. kızgınlıklarına. tartaklanmaya.Sonsöz: Vatanseverlik mi. menfaat için insanın kendini tehditlere. tüm bu manzara kars ˘ g sısında ellerini vicdanlarına koyup. . Ve bu zor i¸ in kotarılması lazım. . belki de kendi menfaatlerine. s ˘ haklı olma ihtiraslarına hizmet ettiklerini hiç akıllarından geçirmiyorlar mı? Bögürlerinde kabaran her duygunun hakiki olmayabilecegini. Hakikat Severlik mi? da çok zor bir i¸ tabii. tutkularına. kı¸ kırıp s s kı¸ kırtmakla –‘vatan ku¸ atılmı¸ . çünkü fikirler. sorum˘ s ¸ luluk ve vicdan geregi. en basit mantıga aykırı oldugunu. vatan hainleri’ ˘ vb. s son derece güçlüdür ve ki¸ ilik artık ondan ibaret gibi algılanır. günahtan kurtulmak istediklerini. kendileri gibi dü¸ ünmeyen insanları hedef göstermekle. hele kutsallar. Nefs’in hipnotizması. vurulmaya maruz bırakmasının. olmayacaklar mı? Vatana. kı¸ kırtıcılar ve digerleri. . Bu i¸ yapılacak mı. bu hakaretler yenilir yutulur degil . insanlar sokaga dökülür. vatans da¸ a degil. bir kez olsun yukarı itilecek s ˘ mi? Bütün o milliyetçiler. Dolas yısıyla. hatta ilan etseler. bir kitlenin övgüsüyle ve kahramanlıkla taltif edilerek ölüme gitmekten çok daha zor. bölücülük yaptıklarını hâlâ itiraf s s edemiyorlar mı? Cesaretlerini toplayıp. bu insanların belki ˘ ˘ de sadece (dogru veya yanlı¸ ) inandıkları seyi savunduklarını. insanlıgı ve ˘ ˘ 178 . hem de vatana büyük bir hizmet yapmı¸ . hem daha mutlu. Sisifus’un s s s Türkiye’de hep a¸ agı yuvarlanan kayası. . ˘ ˘ duygulanmalarının sahici. ama küçülten degil büyülten ˘ bir i¸ tir. bir sinege bile zarar vermesin ˘ ˘ diye çocuklara “Günahtır” derken kastedilen seyi? ¸ Ermeni soykırımını kabullenen Türk (veya Türkiyeli) vatanda¸ ların. . yazının s ˘ ba¸ ından beri özetledigim ve aslen herkesin bildi˘ i. yanıldıgını. s s s ˘ sıkıntı çıkar . bir an durup dü¸ ünüyorlar mı? ¸ s Ayrıca. ulusalcılar. kı¸ kırtmalarla– yanlı¸ yaptıklarını. epeyce bir cesaret ve ˘ s ˘ güç gerektiriyor ki bu da. satılıyor . s menfaatleri için vatanı satan hainler olmayabileceklerini. ama duygunun sahte ve melun olabilecegini ˘ akıllarından geçirmiyorlar mı?. .

68 Güneydogu’da kangren olmu¸ ve Türkiye’yi de kangren eden. böyle bir i¸ için her biri˘ s miz. Peki bu çözüm de mümkün degilse. ordakilerin insan s ¸ gibi ya¸ amalarını saglamakla. akıllarına hiç getirmiyorlar mı? Neden dostun acı söyledigi hatırlanmıyor? ˘ ˘ Bazı arkada¸ ların seni över. a¸ götürmek. baskıyla. ne ¸ ˘ yapacagız? Bu sava¸ ı sonsuza kadar sürdürmek mi iyi? Tekrar tekrar ˘ s isyanlar çıkması mı iyi? Ba¸ arılabilse bile. seni suçlas s yanlara yakın ol. ahlaki vs. ekonomik. kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben söyledigi su sözlere: ˘ ¸ 68 Talmud’dan aktaran Tolstoy. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. mesele hallolabilecekse. sehitler için infial ¸ duyulmadıgı yolunda ele¸ tiriler yapıldı. [41] 179 . askerî ˘ s müdahalelerle hallolmayan ve tarihte iki düzine kadar ayaklanmayla azdıgı söylenen bir yara var.Sonsöz: Vatanseverlik mi. hamaset ve inata esir olarak. güvenilir ki¸ ilerden olu¸ turulacak ˘ s s seffaf bir komisyona verelim. Hakikat Severlik mi? bugünkü Türkiye’yi bu günahtan temizlemek istediklerini. götürüs leriyle getirisi arasında –vatana. Duyuluyor. s s melanetiyle hayrı arasında– bir muhasebe yapılıyor mu? Yoksa. ‘bölünmez bütünlük’le sıkı¸ tırıp çatlatma ve çürütme s yoluna mı gidiliyor? Hrant Dink cinayetinden sonra. varlıgımızın mesela üçte birini. bunun için geç s ˘ degilse ve para lazımsa. özel bir ön cephe birligine. agalık ˘ s s ˘ ve a¸ iret düzenini ıslah etmek vb. hele insanların kendi iradeleriyle degil. hastane. bu yolu deneyelim. vatanı. herkesin önünde s hücuma. taarruza gönderin! Veya Einstein’ın. Tolstoy’un Anna Karenina’da Fransız ˘ yazar Alphonse Karr’dan alıntıladıgı su sözlere uymalılar: ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. Oraya okul. i¸ . mecburen askere ˘ gittigi bir yerde bunu savunanlar. digerleriyse ele¸ tirip suçlar. psikolojik. dü¸ ünmeye çalı¸ anları da vatan haini diye kas s s nunla ve hedef göstermekle susturarak. seyler yapmakla. ba¸ ka s çözüm dü¸ ünmeyerek. vatanda¸ a ili¸ kin götürüleriyle getirisi. övenlerdense uzak dur. oradakilerin hepsini öldürmek s mi iyi? Bu didi¸ menin siyasi. ama duyurulamı˘ s yor ki? Gerçekten. neden ölüyor o çocuklar? Bu sart mı? Sart oldugunu ¸ ¸ ˘ savunanlar.

ıslah s s edilmemesi ve me¸ ruiyet. bir gazetede veya dergide bir platform olu¸ turulmuyor ve AB. etmeye bileniyorlar. bilimsel bir yakla¸ ımla. -lıklarla) üzerine bindigi küreyi ısıtan s ˘ ˙ insanlıgın genel halinden ne kadar farklı acaba? Insanlıgın su halinden: ˘ ˘ ¸ Bilgi agacının yasak elmasını yiyerek kendi çıplaklıgını farketti ve ˘ ˘ cennetten kovuldu. Bedeni ve dürtüleriyle hâlâ kısmen hayvan kalsa da. Ermeni. vatanseverlik ve ba¸ ka -lik. Susurluk. En azından. Müslümanlık.Sonsöz: Vatanseverlik mi. kimseyi vatan haini diye s s hedef tahtasına çevirmeden tartı¸ ılmıyor? s Deprem bir yana. baskıcının tarafına geçip. daha yukarıda özetledigim –cinayet. Hakikat Severlik mi? Bence. Amerikalılık. dürüstçe. niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. mafya ˘ vs. s. bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine. vicdanlarının ve haysiyetlerinin s s sesini susturabilmek için. hayatını ben-biz. beyninde elektro-kimyasal bir degi¸ im ya¸ ayıp.] s Baskı ve sıkı¸ tırmayla çatlatma ve çürütme. ama “günah”ı s unutmadan. s Kıbrıs. Ayrıca. 108. küresel ısınmayla da kıyamet kapıdayken. türü– yozla¸ malarla. onu kurban ediyor. meseleler. sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu. Hıristiyan˘ lık. hakimiyet kazanmasıyla. bir ˘ ¸ matematik problemi çözer gibi. bu yozla¸ maların hesabının sorulmaması. Kürt (veya PKK) vb. latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. Baskıyla insanlar s yozla¸ ıyor. s Bütün bunlar neden umursanmıyor? Neden. bir ba¸ ka yoldan daha s s yürüyor. (Türklük. kendi içlerindeki günaha dı¸ arıda keçi arayarak. hâlâ tüm bu akıl ve vicdan dı¸ ı. yozla¸ ma ve baskı arttıkça. kı¸ kırıp kı¸ kırtmadan. o-onlar seklinde parçalayan ¸ 180 . sogukkanlı bir sekilde. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli. bilinç sahibi ˘ s s oldu ve kendi kendisinin farkına vardı. deprem. hakikat dı¸ ı vaziyetle tarumar olmak çıldırtıcı s s degil mi? Bu halimiz. Veya bir ba¸ ka deyi¸ le: Sadece tuhaf kimyasal bis s le¸ imli bir bitkiyi yiyerek ya da bir travma geçirerek ya da belli bir s süre ritmik tam-tam sesleri duyarak ya da belki ailesinden fazla sevgi görerek.

Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? yeni bilinciyle hayvanlar aleminden kovuldu ve sahip oldugu o yeni ˘ bilince ragmen kendini bilemedigi için, o bilinçle cami avlusuna bıra˘ ˘ kılmı¸ durumda kaldı. Epey zamandır da, kendisini vareden kaynakla s göbek bagını bulma, kayıp cennete geri dönme ve kendini bilme ihtiyacı ˘ içinde –biberon diye minareyi, çanı, vatanı, bayrak diregini, bir önderin ˘ büstünü, sag ya da sol yumrugunu veya bir ba¸ ka putu agzına tıkıp– o ˘ ˘ s ˘ camiyi, kiliseyi, havrayı, futbol takımını, ideolojiyi, önderi, devleti, halkı, bayragı veya vatanı putla¸ tırarak, umutsuzca bunlara tapıyor. O bilinç sa˘ s yesinde ayrı¸ an iyi-kötü, biz-onlar ikileminde iyinin, “biz”in yanında yer s aldıgı, kendisini vareden kaynaga baglandıgı ve kayıp cennetin kapısını ˘ ˘ ˘ ˘ buldugu yolunda kendini ve ba¸ kalarını kandırmaya çalı¸ ıyor, ama as˘ s s lında tüm bunlardan uzakla¸ makta, doyumsuz nefsini geni¸ letme çabası s s içinde, kudret pe¸ inde ko¸ makta, nefsinin, hatta kollektif bir Nefs’in ve s s kudretin kölesi olmakta, hayvani yanının emirlerine boyun egip sürüye ˘ katılmakta ve hayvani bir güç ve haz tatmininin sonu gelmez arayı¸ ı s içinde, arsız bir menfaat, sahiplenme ve lüks i¸ tahının doymak bilmez s fukaralıgı içinde, tüm bu melanet ve irrasyonellik içinde tarumar olup, ˘ tarumar etmektedir. Halbuki, asıl vatanı hakikattir ve o da içinde bir yerlerde olmalı. Acar Burak Bengi 13 Mart 2007

181

Kaynaklar
[1] L. Tolstoy, The Kingdom of God and Peace Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1942. 3 [2] L. Tolstoy, On Civil Disobedience and Non-Violence, çev. Aylmer Maude, Signet, 1967. 3 ˙ [3] Tolstoy’s Letters, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1978. 3 ˙ [4] Tolstoy’s Diaries, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1985. 3 [5] Acar Burak Bengi, Sansürlenen Tolstoy (Tolstoy’un Din Ele¸tirisi ve s s ¸ Türkiye’de Karanlı˘ ın Gücü), Yoku¸ Yayınları, 2007. Su adresten ücg retsiz indirebilirsiniz: http://yokus.yolasite.com/ 3, 8, 24, 32, 42, 177 [6] D. S. Mirsky, A History of Russian Literature, 1927. Alıntıyı yapan Henry Gifford (Leo Tolstoy, A Critical Anthology, Penguin, 1971). 8, 10 [7] L., Tolstoy, What is Art?, çev. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky, Penguin, 1995. 9 [8] L., Tolstoy, Recollections and Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1937. 13

182

Kaynaklar [9] L., Tolstoy, Tales of Army Life, çev. Louise ve Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1963. 16, 17, 21 [10] R. F. Christian, Tolstoy, A Critical Introduction, Cambridge University Press, 1969. 17 [11] Mektubun bu bölümü, R. F. Christian’ın derlemesi dı¸ ında, David s McDuff’ın, The Sebastopol Sketches (Penguin, 1986) çevirisine yazdıgı ˘ önsözde de alıntılanıyor; her ikisinden kombine çeviri yaptım. 18 [12] L. Tolstoy, The Sebastopol Sketches, çev. David McDuff, Penguin, 1986. 18, 19 [13] V. Shklovsky, Lev Tolstoy, çev. Olga Shartse, Progress Publishers, Moscow, 1978. 18 [14] Susan Layton, Russian Literature and Empire (Conquest of the Caucasus from Pushkin to Tolstoy), Cambridge University Press, 1994. 19, 44 [15] L. Tolstoy, What Then Must We Do?, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1934. 46 [16] Alıntıyı yapan Aylmer Maude, Tales of Army Life’ın önsözünde. 22 [17] L. Tolstoy, A Confession and Other Religious Writings, çev. Jane Kentish, Penguin, 1987. 22 [18] F. M. Dostoyevski, Bir Yazarın Günlü˘ ü, çev. Kayhan Yükseler, YKY, g 2001. 24, 36, 37, 42 [19] L. Tolstoy, Anna Karenina, çev. Ergin Altay, Ergin Altay, ed. Orhan ˙ s Pamuk, Ileti¸ im, 7. baskı, 2006. 29, 30, 31 [20] E. J. Simmons, Leo Tolstoy, Vintage, 1960. 47

183

cilt 1. 1989. (II) çev. 2005). MacAndrew. s. Constance Garnett. Prague. 1959. Ignat Avsey. N. s. Service. 1961. 184 . The Belknap Press of Harvard University Press. Adrew R. çev. 311-2. 1976. s. 2003. 87-8 (çe¸ itli baskıları var). s. 26 [23] L. ed. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky. 2002. ˘ ¸ ˘ Aylmer Maude çevirisi (Norton & Company.Kaynaklar [21] F. (IV) çev. s. 1998. David McDuff. ama 1. 1953. The Brothers Karamazov: (I) çev. 177-8. s. ‘Moe znakomstvo s Leninym’. 298-9. s ˘ onun için de. A Biography. 24. Dostoevsky. cilt 12. Norton & Company. 39 [22] Bu ve Anna Karenina’dan yapacagım sonraki alıntı ve özetlerin ˘ ˙ kaynagı su üç Ingilizce çeviridir: George Gibian’ın revize ettigi. Essays and Letters. OUP. Oxford University Press. (III) çev. Aylmer Maude. 1989-91. çev. 1995). Vodovozov. 41 [25] Edmund Wilson. ve 3. s. 1903. Aylmer Maude. 47 [26] Robert Service. 316-7. Tolstoy. On Life and Essays On Religion. belgeyi alabilecegim belirtildi. (II) Maria Ilinichna Ul’yanova. “On Life”. 367. Wilson. çev. Farrar. Matlaw. Ralph E. Straus and Giroux. bu s paragrafta aktardıgım. Bantam Classics. 40 [24] L. Lenin’e ili¸ kin bilgilerin kaynaklarını veriyor ˘ s (Rusya Milli Kütüphanesi’nden ısmarladım. ve David Magarshack çevirisi (Signet. Tolstoy. Grant Richards. Na chuzhoi storone. Bu kaynaga ˘ dikkatimi çeken: A. Richard Pevear ile Larissa Volokhonsky’nin ödüllü yeni çevirisi (Penguin. Tolstoy. To the Finland Station (A Study in the Writing and Acting of History). Moscow. 238-9. M. (The World’s Classics). Ballantine Books. belgeleri sipari¸ im sonuçsuz kaldı ve sadece 2. online ödeme yapamamak gibi bir zorluk ortaya çıktı): (I) V. s. Penguin. Vospominaniya o Vladimire Il’iche Lenine. 1925. 2002). 219-20. Doubleday Anchor. Lenin. 2003. s. 2000.

s. Alex Aronson ve Krishna Kripalani. 52 [32] A. Einstein. Einstein. 47 [27] A. 54. 50. çev. Fikirler ve Tercihler. 56 [35] Tatyana Tolstoy. I. Tolstoy. 50. s. oras dan özetledim. 1954. Ahmes dabad 1969. European Bureau For Conscientious Objection. Bartolf bildiri metnini su kay¸ naktan almı¸ : The Collected Works of Mahatma Gandi. (III) V. cilt. 1999. OUP. 164. 49. çev. ed. 180 [33] A. 51 [30] Bildiriyi internette. “The Disarmament Conference of 1932”. (iki cilt birarada) 1987. 52 [31] “Anti-Conscription Manifesto” ba¸ lıklı bildiriyi Christian Bartolf’un s yazısında bulup. Amnesty International ve Wikipedia gibi internet siteleridir. Moscow. 2005. Wilson. Kaos s s Yayınları. The Life of Tolstoy. Visva-Bharati. 414. Eylül 1945. 58 [29] L. Calcutta. Lenina. 53. oradan çevirdim. N. Arion Yayınevi. 1989. Quaker Council For European Affairs. Derek Coltman. Tolstoy Remembered. 48 [28] Aylmer Maude. s. McGraw-Hill. Ideas and Opinions. Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din de˘ il. Z. Wings Books. Ballantine Books. Elif Çakmak. 192. Lenin. Dominik Pamir. 54 [34] Bu paragraftaki bigilerin kaynakları. 20-24. 31. Bartolf bildiri metnini su kaynaktan almı¸ : Rolland ¸ s and Tagore. 1977. çev. 55. 2. cilt 55. 59 185 .Kaynaklar 208. Fr. çev. Polnoe sobranie sochinenii V. 1958-65. Sonja Bargmann. yeni g ˙ g bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık). Tolstoy. Christian Bartolf’un “Tolstoy’s Legacy For Mankind: A Manifesto For Nonviolence” ba¸ lıklı yazısında bulup. I.

A Calendar of Wisdom. Peter Sekirin. S. 164 [45] G. 59 [37] Gustave Gilbert. Journals. 164 [40] Ambrose Bierce. Ya¸ am Bilgeligi Üzerine Aforizmalar. Nuremberg Diary. internette bulup ˙ Ingilizceden çevirdim. 175 186 . B. 2006) adlı kitabın üçüncü bölümünde de bulunabilir. Tolstoy. 164 [43] A. Perde. çev. (Muss ˘ ˙s tafa Tüzel. çev. 1911. B. Shaw. 2005 164 [41] L. Shaw. 179 [42] R. Shewing-Up of Blanco Posnet (1911) “Limits to Toleration”. 1791. S. Straus and Company. I¸ Bankası. Omega Yayın¸ g ları. 164. W. (1904-1910). Aphorismen zur Lebensweisheit. 1969. New York: Farrar. The Life of Samuel Johnson. The Devil’s Dictionary. Horizon Press. 1901. The Devil’s Disciple. der.Kaynaklar [36] A.. 1947. 1824. Hodder and Stoughton. Goldenweiser. 164 [44] G. Seytanın Sözlü˘ ü. 1998. 164 [39] Ambrose Bierce. Talks With Tolstoy. çev. Koteliansky ve Virginia Woolf. Schopenhauer. The Rejected Statement. Cemal Atila. Part I. 163 [38] James Boswell. B. Emerson. 3.

69. 55. Henri. Christian. 98. Martin. 25 Bierce. 70 Boulanger. 165. 29–31 Amnesty International. 55. 25 Ayastefanos Antla¸ ması. 172 Attila. 56 s s Bismarck. 77 Déroulède. 172. 94. 175. 3. 185 “Anti-Conscription Manifesto”. 167–169. 115 Buber. 185 Arnold. 56 Avrupa Konseyi. 179 Divide et impera. 131 ˙ Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. 83.. F. 185 Berlin Kongresi. 79 Christian. 105. 114. VII. 17 Cleveland. 52 Buda. 113. R. 48. 6 Burbonlar. 104 Seytanın Sözlü˘ ü. 22 Atatürk(çülük). Ergin. Ambrose C Charles. 177. 164 ¸ g Birle¸ mi¸ Milletler. Matthew. 131 Concordat.Dizin A Aksakov. 52 Bartolf. 56 Avusturya-Macaristan. 99 Dink.. 25 Aleksandr. 25 s B Barbusse. Deutschland über alles. 67 D De Vogue. 139 Budizm. 152 Altay. 86 Deutschland. 105 187 . Hrant.

Hermann. 51. 22–24. 164 Johnson. 136 Fransız Devrimi. 122 K Karr. le (Fransız milli mar¸ ı). 50. 52 Dukhoborlar. Georges. 134 H Heine. 164 J Johnson. 48. 49. 47. 42–44 Duhamel. Susan. 138 Einstein. 185 F Farisi. s 35–38. 179 Emerson. 105 M Malevanizm. 164. 176 Karamazov Karde¸ler. 54 G Gandi. 24. 164 Güney Afrika Sava¸ ı. 91 Kozmopolitizm. 44 Lenin. 26. 73 s Marseillaise. 150 Lao-Tsu. 42–44. 72. 176 Tolstoy Ele¸ tirisi. 6. 163 L Lahey Konferansı. 24. 78 Layton. 138. 44–46. 48. 26. 52. g 26. Alphonse. 34. 33 Katkov. 9. 120 European Bureau For Conscientious Objection. 25. 24. 82 Kilkov. 49 E Edison. 126 Kürt. 135 Krasinski. 184 Leuchtenberg Dükü. 39 s Türkiye’de sansürlenmesi. 10.Dizin Dostoyevski. 6. 42. 98 Louis-Philippe. 49 Konfiçyüs. 139 Lavisse. 23. 98. Samuel. 24. 59 Göring. 177 Bir Yazarın Günlü˘ ü. 139 Konstantinople. 131. 141 s 188 . 152 Goldenweizer. 34–40. 35–38. 149. Boris. 176. 164 Eski Ahit. 57 Godunov. 51. 26. 19. 52–56. 23.

58. 51. 58. 14 g “Agustos’ta Sivastopol”. 56. 71. 105 Nazizm. S. 9. B. 47 Severniy Vestnik. 33. Ba¸ melek. 58 s Russell. 21 ˘ Salisbury. Robert. 23. 58 Rolland. 131 Schopenhauer. 78. Bertrand. 88. (¸ klovski). 95 Service. 138 s Milletler Cemiyeti. 52 s Tanrı Çarı Korusun (Rus milli mar¸ ı). 25. 6 Stalin. 49. 10 S Sikorskiy. 70. 59 Posrednik. G. Aleksandra. Cecil.. 98. Tatyana (büyük kızı). 89. 156 T Tagore. s 23. 62. D. 52 189 . 46 Pugaçev. Mehmet. 123 Tarhan. 177 Shklovsky. 48 Sukhotina-Tolstaya. 89. 134 Mickiewicz. 21 Panislavizm. 67. 51. 124 Mikail. 164. 127 Port Arthur. 49 P Panayev. 124 Shaw.Dizin Maude. 51. 44 Pobedonostsev. 7 Prokofi. 97 Proudhon.. 164 Selskiy Vestnik. 56 Tolstaya. 74 Sisifus. ˘ ˘ 51 Rus-Japon sava¸ ı. 41 Tolstoy aforoz edilmesi. 185 R Rhodes. Romain. 8 S N Napolyon. 48. 3. Aylmer. 63. 168 Novoye Vremya. 64 O Osmanlı-Rus sava¸ ı (93 Harbi). 152 Q Quaker Council For European Affairs. 52 Mirsky. V. 175. 48 A˘ aç Kesme. 17. 73. 52 “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi”.

14 Delikanlılık. 9. 157 Tolstoy Sendromu. 52 V Vicdani red. 43. 44 Kırım Sava¸ ı. 26– 38. 20 s kıtlık faaliyetleri. H. 21 “Müslüman Tolstoy” aldatmacası. 10 g Çocukluk. 22–24. 7. 92–94. 8 Sava¸ ve Barı¸. 52 190 . 54–57 W Wells. 14. 3 reformcu. 51. 18. 82. 101. 132 Türk-Ermeni. 29. 37. 124 Transvaal (Güney Afrika) Sava¸ ı. 50. 38. 8. 35. 32. 150 Turgenyev. 6 reformcu-sanatçı. 23. 22. 42.Dizin Anna Karenina. 29–32 “Aralık’ta Sivastopol”. 59 Baskın. 14 Hayat Üzerine. 23 Türk. 6 ˘ Gençlik. 41 ˙ Itiraflar. 48.. 134. 149. 49 s egitimci. 14 Kazaklar. Nikolay (büyük abisi). 23. 47 Çocukların Bilgeli˘ i. 14–17. 40 Kar Fırtınası. 14. 20 aristokrat. 145. 34. 46. 9. 20 Towianski. 42 Sivastopol Skeçleri. 14 Dirili¸. 44. 50 Türkçe çevirisi. 35–37. 89 “Sevgi Yasası ve Siddet Ya¸ sası”. G. 10. 49. 22. 7. 23 Çarlık Rusyası’nda sansürlenmesi. 177 Öyleyse Ne Yapmalıyız?. s 141. 178 Türk-Slav. 8. 7 Sanat Nedir?. 46 Polnoe Sobranie Soçineniy. 50 “tuhafla¸ tırma”. Sergey (ortanca abisi). s s 26. 14 Tolstoy. 18 Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdeg ˙ dir. 17. 17. 23–27. 21. 14 Tolstoy. 40 ˙ “Ilk Adım”. 23–25. 18. Nikolay (babası). 46. 10 s Tolstoy. 14. 35. 20. 44 U Unamuno. 47 “Mayıs’ta Sivastopol”. 14. 17. 17.

152 Yeni Ahit. 113.Dizin Wilhelm. 34. 37. 138. 40. 38. 77 Zorunlu askerlik. 51–56 “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri”. 17. 147 Y Yasnaya Polyana. 139. 13. Kayhan. 42 Z Zdziechowski. 82. 14. 36. 82. 8. Tatyana Aleksandrovna. 157 ˙ Isa. 120. 60 Yekaterina. s 52 191 . 124 Zola. 136. 110. 35 Yükseler. 42 Yergolskaya. 7.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful