VATANSEVERL˙GE KARSI I˘ ¸

Lev Nikolayeviç Tolstoy
Çev. ve ed. Acar Burak Bengi

Özgür yazılım LYX ile hazırlanmı¸tır. s Ticari amaç dı¸ında ve hiçbir de˘ i¸iklik yapmaksızın özgürce kullanılabilir. s gs acarbura@gmail.com

˙ Yoku¸ Yayınları, Istanbul, 2007 s

˙çindekiler I
Çeviri Hakkında Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Hristiyanlık ve Vatanseverlik Elestirilere Cevap ¸ Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸ Vatanseverlik ve ˙ktidar I Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? Kaynaklar Dizin 3 6 61 124 130 140 163 182 187

2

Çeviri Hakkında
˙ Tolstoy’un bu kitaptaki makalelerini, Aylmer Maude’un Ingilizce baskılarından (“Christianity and Patriotism” [1]; “A Reply to Criticisms” [2]; “Patriotism, or Peace?” [2]; “Patriotism and Government” [1]) Türkçeye çevirdim. Aylmer Maude, Tolstoy’u sahsen tanımı¸ , Oxford Üniversitesi ¸ s için Tolstoy biyografisi yazıp, ondokuz cilt Tolstoy çevirmi¸ ve çevirileri s (mektupla¸ malarında) Tolstoy’un onayını almı¸ biridir. Maude baskılarıs s nın tüm bu güvenilirligine ragmen, Rusça çevirmeni Koray Karasulu, ˘ ˘ ˙ ricam üzerine, benim Ingilizceden yaptıgım çeviriyi, en yetkin Rusça ˘ baskıyla, 90 ciltlik Polnoe Sobranie Soçineniy ile kar¸ ıla¸ tırarak kontrol s s etti. Yalnız, Karasulu’nun tüm düzeltilerine baglı kalmadım, bunlarda ˘ ve tabii tüm çeviride sorumluluk süphesiz bana ait. ¸ ˙ Önsöz, Sonsöz ve dipnotlardaki tüm çeviriler de bana aittir ve Ingilizceden yapılmı¸ tır, bana ait olmayan çevirileri metin içinde gösterdim. Bir s sey belirtmedigimde, Tolstoy’un mektup ve günlüklerinden yaptıgım ¸ ˘ ˘ ˙ çevirilerin kaynagı R. F. Christian’ın iki¸ er ciltlik Ingilizce derlemeleridir ˘ s [3, 4]. Christian’ın günlük derlemesinin kısaltılmı¸ , sansürlü ve bozuk bir s ˙ Türkçe çevirisi var: Ibrahim Kapaklıkaya’nın Günlükler’i (Anka Yayınları, 2005). [5, s. 90] Bazı kelimelerin (“pantalon” yerine “pantolon”, “yekûn” yerine “yekün”, “bagırsak” yerine “barsak”, “agabey” yerine “abi”, “ıstırap” yerine ˘ ˘ “ızdırap” gibi) sözlüge uymayan yazımları, benim bilinçli tercihlerimdir; ˘ “ıstırap” veya “agabey” gibi kelimeler Türkçede yoktur, sadece Türkçe ˘ sözlükte vardır. Kimsenin “ıstırap” veya “agabey” dedigini duymuyo˘ ˘

3

zira karde¸ ler arasında “aga-beylik” (ve süphesiz her tür ¸ s ˘ ¸ agalık). bilinçlerden de bir an önce ka˘ ˘ zımak sart. s 4 . Dogru söyleyi¸ leri verebilmek için birçok s ˘ s kelimeyi hem inceltme hem de uzatma i¸ aretleriyle ve farklı sekillerde s ¸ donatmamız gerekirdi. “hala” ile “hâlâ” veya “askeri” ile “askerî” gibi kimi kelimelerin birbirine karı¸ masını önlemek dı¸ ında kullanmıs s yorum. “yurtseverlik” veya “vatanperverlik” ve hele “milliyetçilik/ulusalcılık”ı Tolstoy’un ele¸ tirilerinden s sakınmı¸ degilim. Bunlar Türkçede “ızdırap” ve “abi”ye evrilmi¸ tir. Tolstoy’un kullandıgı ˘ ˘ kelime patriotism ve makalelerde de açıkça görülecegi üzere.Çeviri Hakkında rum. “Bilmem ne Camisi” demeliyiz ve diyoruz. ama “kârlı” derken sadece “k”yı ince söylüyoruz. çünkü kaküller. Tolstoy’un TürkErmeni meselesine ili¸ kin bir sözünün anlamını teyit eden. “Bilmem ne Kilisesi” dedigis s ˘ miz gibi. s ˘ Katkıları dolayısıyla: Çeviriyi Rusçasından kontrol eden Koray Karasulu’ya. Aynı sekilde. sadece dogru yazmak degil. Mesela “kâfir”de hem “k”yı ince. Toronto s Üniversitesi’nin ünlü Tolstoy uzmanı. ama “kâgıt”taysa sadece “k”yı ince söylüyoruz. “yurtseverlik”e iyi anlam yükledigini duydum. kanserojen bir bilinç genidir. Kakülleri (yani kâkülleri). ama bunlara atanmı¸ bir s i¸ aret (en azından bugün) yok. hiçbir vatan˘ severlik türünü iyi saymıyor Tolstoy ve ben de ba¸ lıkta ve kitap içinde s “vatanseverlik” kelimesini tercih ederken. Tolstoy Cemiyeti Ba¸ kanı Prof. Türkiye’de sol kesimin veya bir bölümünün “vatanseverlik”e kötü. “camii”. kelimelerin nasıl okundugunu göstermek veya ˘ Türkçeyi okundugu gibi yazmak bakımlarından yetersizler ve çeli¸ kili ˘ s i¸ levler üstlenmi¸ ler. Veya “makul” derken “a”yı uzun ve “l”yi ince ya da “tarih” veya “mana” derken “a”ları uzun söylüyoruz. “tevazuu” ˘ ¸ gibi kullanımlar da Türkçeden dü¸ mü¸ tür. hem de “a”yı s s uzun. Hele “agabey” s ˘ kelimesini. Veya “kâretmek” ˘ derken “â”yı uzun ve “k”yı ince.

ve Fransız milli mar¸ ıyla bazı Fransızca bölümleri s çeviren Alper Altug’a müte¸ ekkirim. aynı yardımı yapmak dı¸ ında kapak fotografını s ˘ ˙ s da temin eden. Yasnaya Polyana müzesi Uluslararası Ili¸ kiler ofisinden Elena Petrova’ya.Çeviri Hakkında Donna Tussing Orwin’e. ˘ s 5 .

bir zihin ve ˘ vicdan reformcusudur da aynı zamanda. ve “Biz” Kimiz? Tolstoy. kendini pedagojik çalı¸ malara vermesine. belli degil” türünden yorumlar da yine reformcu Tolstoy’a ili¸ kin˘ s ˙ dir. yüz yılı a¸ kın bir süre sonra ilk kez yayınlanıyor. s Kiliseyi (her türlüsünü) aforoz eden ve sonra kilise tarafından aforoz edilen Tolstoy da.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. sadece Sava¸ ve Barı¸’ı yazmadı. Çarlık Rusyası’nda yasaklanıp. Lenin tarafından “Rus devriminin aynası” diye nitelenen. sava¸ ve barı¸ üzerine de yazdı. i¸ te bu reformcu ˘ s Tolstoy’dur. Batı’da çe¸ itli dillerde yayınlanmı¸ ve Rusya’da s s Rusça olarak da el altından okuyucuya ula¸ mı¸ tır. sadece son otuz yılda degil. bu amaçla Avrupa’yı s dola¸ masına. “Rusya’da iki büyük güç var: Tolstoy ve Çar. onunla yazı¸ arak bu ögretilerden etkilenmi¸ s ˘ s ve bunların Budizm ve Hinduizmdeki kaynaklarına ba¸ vurmu¸ tur. s s s s sadece dünyanın en büyük romancılarından biri degildir. ömrünün son ˘ otuz yılını adadıgı mücadelesi ve bu dönemde yazdıklarıyla. s reformcu Tolstoy’u okuyup. hatta Sava¸ ve Barı¸’tan önce sanatı tamamen bırakma kararı s s alıp. ama bu aynada. her türlü iktidarı lanetleyip. hem de onunla çatı¸ an bir s unsurdur. en ba¸ tan beri ˘ s vardır ve sanatçı Tolstoy’u hem tamamlayan. çiftligi Yasnaya s ˘ ˘ 6 . s s Aslında reformcu Tolstoy. Ve hangisi daha güçlü. entes s resandır. siddete dayalı bir ¸ devrimin hayır getirmeyecegini gösteren Tolstoy da. Pasif direni¸ ve sivil itaatsizlikle Ingiltere’yi dize getiren Gandi de. Bu dönemde yazdıkları. Türkiye’deyse. mevcut egitim sistemlerini reddederek.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Polyana’da köylü çocuklar için tamamen özgürlükçü bir egitim anlayı˘ sıyla okul açmasına, onlara ögretmenlik yapmasına ve egitim üzerine ¸ ˘ ˘ makaleler yazmasına yol açmı¸ tır. Bu çalı¸ malara tekrar tekrar dönecek s s ve daha ileride reformcu yanı hakimiyeti ele geçirdiginde de halk için ˘ egitici içerikli hikayeler yazacak, Posrednik (Aracı) yayınevini kurup ˘ ucuz ve degerli edebiyat yayınlayacaktır. ˘ Tolstoy’un bu reformcu-sanatçı ikiliginin kökeninde yatan seyse, ha˘ ¸ yatı, kendisine ba¸ rol yazılmı¸ bir senaryo gibi, hatta ba¸ rolünü kendi s s s yazıp oynadıgı bir senaryo gibi algılayan benlik ile aynı benligin bu ˘ ˘ algılamayı yadsıyan bilgisi arasındaki çeli¸ kiyi kuvetle ya¸ amasıydı. s s ˙ uyarınca benci, ikincisi uyarıncaysa özgeciydi. Ilki uyarınca pagan, ˙ Ilki ˙ ikincisi uyarıncaysa ahlakçıydı. Ilki uyarınca (evlenene kadar) kumar ve kadın dü¸ künü, ikincisi uyarıncaysa günlügünde daima ve sürekli s ˘ pi¸ mandı (ve ya¸ lılıgında cinsel perhizi vazetme a¸ ırılıgına gidecekti). s s ˘ s ˘ Kazaklar’da Olenin, ilki uyarınca tabiatla bütünle¸ ir, pagan Ero¸ ka ve s s Luka¸ ka’ya hayranlık duyar, ikincisi uyarıncaysa (daha ziyade umuts suzlugu yüzünden) ba¸ kaları için ya¸ amak ister, ama tüm benligine ˘ s s ˘ hayat enerjisi zerkeden pagan, tutkulu bir a¸ kın diriltmesiyle (tekrar ilki s uyarınca) o isteginin hakiki ve samimi olmadıgını, bir kaçı¸ oldugunu ˘ ˘ s ˘ anlar, yalnız ne var ki, kar¸ ılıksız a¸ kın diriltmesi de geçicidir. Sava¸ ve s s s ˘ Barı¸’ta, ilki uyarınca, güzel Sonya hiç bencil olmadıgı için defolu ve s köylü Karatayev benligini eritip hayat ve insanlıkla bütünle¸ tigi için ˘ s ˘ bilge bulunurlar. . . Ve Tolstoy ilki uyarınca kendini varetmeye yönelir, ama sonunda, yok olacagı gerçegiyle yüzle¸ ip, ikincisi uyarınca bir ya˘ ˘ s sama döner. Benliginin hiçlikte erimesiyle –ölümle– sonuçlanacak bu ¸ ˘ ba¸ rol yanılsamasından vazgeçip, içinde eriyecegi hiçlige kar¸ ı, içinde s ˘ ˘ s eriyecegi hakikatin pe¸ ine dü¸ er. Hayatı, bu hummalı arayı¸ ın ve elde ˘ s s s ettigi ipuçlarına göre ya¸ ama mücadelesinin dramıdır –sürekli a¸ agı ˘ s s ˘ yuvarlanacak bir kayayı sonsuza dek tekrar yoku¸ yukarı yuvarlamaya s mahkum Sisifus’unki, yani, insanlıgınki gibi. ˘

7

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Ömrünün son otuz yılında, çogu zaman resmî, kurumsal din ve va˘ tanseverlik (ulusalcılık, milliyetçilik) sekillerinde tezahür eden, hakikat ¸ yerine ikame edilen ve insanların, içinde eriyerek aslında nefslerini geni¸ letmek istedikleri, dolayısıyla insan ve toplum hayatını yönlendirip s tarumar eden, akla da vicdana da aykırı, temel bir irrasyonel elementle –kayayı a¸ agı yuvarlatan pagan tanrıyla, Nefs’le– sava¸ ır. Hem bu eles ˘ s menti besleyip manipüle eden, hem de bu element tarafından üretilen iktidar, devlet, ordu, kilise, ulema vb. gibi hükümran unsurları ve bunlara yanda¸ veya kar¸ ı her tür cebir failini kar¸ ısına alır. Tahrifat ve s s s hurafatını ayıklayıp tüm dinlerin ortak ve hakiki özüne, Tanrı’nın içi˙ ˘ ˘ mizdeki krallı˘ ına dönmeyi, Isa’nın “Dag’daki Vaaz”ı uyarınca “kötülüge g cebirle direnmeme”yi, “dü¸ manını sevme”yi, vicdani reddi, sivil itaats sizligi ve almaya degil vermeye dayalı bir hayat tarzınıysa, kurtulu¸ un ˘ ˘ s yegane güzergahı olarak savunur. O irrasyonel elementin temel tezahürlerinden birine, yani resmî, kurumsal dine ili¸ kin Tolstoy ele¸ tirilerinin bir özetini daha önce vermi¸ tim s s s [5]. Bu derlemeyse, Tolstoy’un vatanseverlik üzerine ele¸ tirilerini bis raraya getiriyor, yani o irrasyonel elementin diger tezahürüne ili¸ kin ˘ s ele¸ tirilerini. Bugün ya¸ asa, o irrasyonel elementin üçüncü ve irrasyonels s ligi en çıplak sekilde gösteren tezahürünü de incelerdi, futbolu! ˘ ¸ D. S. Mirsky, vaiz Tolstoy öncesinde, sanatçı Tolstoy’da da bulunan bu çıplaklı˘ ı i¸aret etme huyunu, sanatına atfen, hakikati etiket ve teamülg s lerden ayıklamak seklinde tanımlıyor [6]. Böylesi bir hakikat arayı¸ ı ¸ s bugün Tolstoy’la öyle özde¸ le¸ mi¸ tir ki, Sanat Nedir?’de formüle ettigi s s s ˘ te¸ hisi, internette rastladıgım üzere, Tolstoy Sendromu diye ve “Olanca s ˘ delile ragmen hakikati görmezden gelme seklinde bir insan davranı¸ ı” ˘ ¸ s açıklamasıyla kavramsalla¸ tırılmı¸ tır: s s
˘ ˘ Sunu biliyorum ki, insanların çogu, sadece zeki sayılanlar degil, ger¸ çekten zeki olanlar, en karma¸ ık bilimsel, matematiksel ve felsefi s ˘ çözümlemeleri anlayabilenler, eger herhangi bir konuda, kimi zaman büyük çabayla olu¸ turdukları bir yargının, gurur duydukları bir s

8

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz?
˘ yargının, ba¸ kalarına ögrettikleri, üzerine tüm hayatlarını temellens ˘ dirdikleri bu yargının yanlı¸ olabilecegini itirafa zorlayan türdense, en s basit ve bariz bir hakikati çok nadiren anlayabilirler. [7]

Çok sonraları, en karma¸ ık çözümlemelerle ba¸ ı ho¸ en zeki insanlara s s s dair, muhakkak engin tecrübeleri olan ve Tolstoy gibi vatanseverlikle militarizme kar¸ ı duran Einstein, benzer bir te¸ hisi su formülle basitle¸ s s ¸ s tirip me¸ hur edecektir: “Bir önyargıyı yıkmak, atomu parçalamaktan s zordur.” Tolstoy Sendromu’nun te¸ hisine de yol açan ve Tolstoy’un sanatına s en ba¸ ından beri egemen olan bu özellige, hakikati gösterme yöntes ˘ mine, Sovyet edebiyat ele¸ tirmeni Viktor Sklovski “tuhafla¸ tırma” adını s ¸ s veriyor. Tolstoy bugün ya¸ asaydı, bu yöntem uyarınca mesela futbolu söyle s ¸ gözler önüne sererdi: Çelik çomak veya uzun e¸ ek gibi bir oyunken ve s rakiplerin tek farkı üzerlerindeki elbiselerin renkleriyken ve bizzat oyuncular da sürekli o renkleri degi¸ tirip rakip takımlara transfer olurken, ˘ s oyun dı¸ ındakilerin, o renklere ve o renkleri kullanan ticari müesseselere s “biz” veya “bizim takım” diye tapması ve sonuçta oyunun, kazanmak ugrunda her¸ eyi mübah sayan bir sava¸ a dönü¸ erek ahlak erozyonuna, ˘ s s s bilinç garabetine yol açması, oyun dı¸ ındaki insanların birbirini budas ması, bu tuhaf hadiseyi hayatlarının en önemli meselelerinden biri haline getirmesi, bu ugurda devasa miktarlarda para ve emegin harcanması, ˘ ˘ dünyanın en önemli meselesiymi¸ gibi medyada programların, açık s oturumların yapılıp tartı¸ ılması vs. s Aynı yöntemle mesela özel otomobili de söyle tanımlardı Tolstoy: ¸ Hayat kalitesini yükseltme, ula¸ ımı kolayla¸ tırma ve rahatlatma i¸ les s s viyle ortaya çıkıp, pek tabii tam tersine, ula¸ ımı imkansız hale, hatta s i¸ kence haline getiren, yarattıgı bu imkansızlık ve i¸ kence ke¸ meke¸ i s ˘ s s s içinde insanları canavarla¸ tıran, hem dünya kaynaklarını hem de iktisadi s birikimleri berhava eden, ya¸ am alanlarını teneke, plastik, egzoz, asfalt, s

9

“her¸ eyi ilk ˘ s kez görüyormu¸ casına yazma”sından. ve biz de kiliseye gidecegiz. olaganüstü gerçeklik hissini de yine büyük oranda. küresel ısınmaya hatırı sayılır katkılarıyla dünyayı. bir vaiz olmadan önce. Çocuk: Ne bayramı? 10 . etiketlerle teamülleri ayıklayıp dünyayı “yaradılı¸ güs nünde Adem’e göründügü gibi” [6] gösterme ugra¸ ından. Tolstoy’un bir re¸ s s formcu.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. çe¸ itli ba¸ lıklar altında çocukları ve kimi zaman da çocuks s s ˙ larla büyükleri konu¸ turur Tolstoy. ama aslında Sklovski’nin bu yakı¸ tırması ˘ s ¸ s tuhafla¸ tırma. ve “Biz” Kimiz? gürültü. saf çocuk gözleriyle bakıp ko¸ ullandırılmamı¸ çocuk bi˘ s s linciyle sorgulama yeteneginden alır. solumayı imkansızla¸ tırıp insanları s zehirleyen. tuhaflıgı te¸ hir etme. Ilk üç konu¸ ma “Din”. hayatı yok eden ve cennetin tam aksine cehennem tasvirine uygun tüm bu avantajları yüzünden insanların sürekli yenisini almak için ya¸ ayıp köle gibi s emek harcadıgı. kimilerince ˘ ˘ s Einstein dehasının da temel bir unsuru sayılan. s ¸ Sklovski. hakikati göstermedir. tuhafla¸ tırma degil. yani o irrasyonel elementin iki asli tezahürü üzerinedir: Çocuk: Dadı bugün niçin giyinip ku¸ andı. bir çocugun gözleriyle bakar hayata ˘ ve 1910’da. yarattıgı o me¸ ˘ ˘ ˘ s hur. benim üzerime de bu s ˘ yeni gömlegi geçirdi? ˘ ˘ Anne: Bugün bayram oldugu için. ilk eserlerinde de bulunan bu özelligine “tuhafla¸ tırma” diyor. bitirmeden ve revize s etmeden bıraktıgı son çalı¸ masının adı da Çocukların Bilgeli˘ i’dir. ömrünün son birkaç ayında ba¸ layıp. “her¸ eyi varolu¸ prensibi içinde s s s görme”sinden. s ˘ ˘ s Tolstoy. Bu ˘ s g çalı¸ mada. Yayınlanmı¸ ilk eseri (diger çogu ˘ s ˘ ˘ gibi kısmen otobiyografik) Çocukluk. “Sava¸ ” ve s s s “Anavatan: Devlet” üzerine. sanatçılıgının ayırıcı bir niteligini ve gücünü. çocukça sorular sorma özelliginden. bu türden bir bakı¸ açısı ve yakla¸ ıma. hayatına tecavüz eden ˘ ˘ bu avantajlar yüzünden kanun koyucuların takdirini fazlasıyla kazanan teneke ve plastik karı¸ ımı sey. kaza cehennemine çeviren. bu avantajları daha da arttırmak için satıcıların sürekli ye˘ nisini piyasaya çıkardıgı ve herkesin özgürlügüne. çünkü Tolstoy’unki. aynen “kral çıplak” diyen çocugunki s ˘ gibi.

neyin olmadıgını nasıl bilecegim? Anne: Hakiki imana inanmalısın. çünkü o s Tanrı ve Tanrı her¸ eyi yapabilir. gök aslında sadece bo¸ luk. ve “Biz” Kimiz? Anne: Miraç. aptalca seylere ¸ ˘ inanmamam gerektigini sen kendin söyledin! ˘ Anne: Çok dogru. önce biz fethettigimize s göre toprak bize ait. Rusların bizden toprak al¸ s masına izin vermeyecek! ˘ Petya Orlov [10 ya¸ ında]: Biz de diyoruz ki. Çocuk: “Miraç” ne demek? ˘ ˘ Anne: Efendimiz ˙sa Mesih göge agdı. ¸ Öyleyse o nereye gitti? Anne (gülerek): Her¸ eyi anlayamaz insan. Çocuk: Nasıl yükseldi? Kanatlanarak mı? ˘ ˘ Anne: Hayır. ˙manı olmalı. Çocuk: Ayinden sonra çikolata yiyecek miyiz? • Karlhen Smit [9 ya¸ ında]: Prusyamız.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. I ˘ Çocuk: “Agdı” ne demek? Anne: Yükseldi. 11 . çıkıyoruz. Aptalca olan hiçbir seye inanmamalısın.) Galiba saçmalıyorum. babana söyle. Bayagı yükseldi i¸ te. anlamazsın. yıldızs s ¸ ˘ ların ötesinde yine yıldızlar var ve gök dedigimiz seyin de sonu yok. demek. atkını da tak. Orada yıldızlardan ba¸ ka bir sey yok. Çocuk: Ama hakiki iman ne? Anne: Bizim imanımız. ¸ ˘ ˘ Çocuk: Ama neyin aptalca olup. (Kendi kendine. s I Çocuk: Neye imanı? ˘ ˘ Anne: Diger insanların söyledigine. (Yüksek sesle. Ma¸ a Orlova [8 ya¸ ında]: “Biz” kimiz? s s Petya: Sen daha çocuksun.) Git. “Biz”. ˘ Çocuk: Ama tuz saçıldı diye biri ölecek dedigimde. kanatlanarak degil. s ˘ Çocuk: Ama nereye gitti? Babamın bana söyledigine göre. ülkemizin halkı demek. demek.

Hep beraber olmak s daha iyi olmaz mıydı? Petya: Oyun oynamak için beraber olmak daha iyi. sevgili küçük efens s dim. Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Petya: Ne demek? Her ülke farklıdır. hepsi gibi. her insan kendi anavatanını sever. Bazı insanlar bir ülkeye. istemesen de Russun. . Karlhen (araya girerek): Ya da Parlamento’su. ¸ • ˘ Gavrila [u¸ ak ve asker yedegi]: Evet. hepsini anlayamıyorum. hepimiz gibi. Ve her ülkenin kendi çarı I ya da kralı vardır. bizimkiler seyleri tuttu diye –neydi adları. . Ma¸ a: Ben kime aitim? s Petya: Rusya’ya. s Karlhen: Büyüyünce anlarsın. . ve “Biz” Kimiz? Karlhen: Her yerde böyledir. ama bu oyun ˘ degil. Ma¸ a: Ama ya istemezsem? s Petya: ˙stesen de. Mi¸ enka. bazıları da ˘ digerine aittir. Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Karlhen: E çünkü. ¸ 12 .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Petya: Hepsinin kendi ordusu vardır ve hepsi kendi halkından vergi toplar. Ma¸ a: Neden ayrı olduklarını anlamıyorum. s Ma¸ a: Anlamıyorum. önemli bir¸ ey. Avusturyak’ın gücendigini ¸ söylüyorlar. Gazetelerde bir ¸ ˘ seyler okudum. s Petya: Küçüksün. . s Mi¸ a: Kimle sava¸ ? Kim kime kar¸ ı sava¸ ıyor? s s s s ˘ ˘ Gavrila: Tanrı bilir! Benim anlayacagım sey degil. Ma¸ a: Öyleyse büyümek istemiyorum. ho¸ ça kal! Tanrı bir daha görü¸ memize izin verecek mi acaba? s s ˘ Mi¸ a [efendisinin küçük oglu]: Gerçekten gidiyor musun? s Gavrila: Tabii! Sava¸ var ve ben de yedekteyim. ama simdiden inatçısın.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Mi¸ a: Ne tür bir kanun? s Gavrila: Acayip acayip seyler söylüyorsun! Seninle fazla çene ¸ çaldım. sosyal Darwinizmi.. Mi¸ a: Niye gelmez? s Gavrila: Niye mi. ¸ ˘ Tolstoy’unsa makalelerde açıkladıgı üzere– be¸ eri. ideolojik. ve “Biz” Kimiz? Mi¸ a: Ama sen niçin gidiyorsun? Çarlar dala¸ tıysa. hem de hayvani s s saldırganlık dürtüsü ve pagan iktidar saiki gibi. ailevi. çünkü ˘ hem arsızla¸ ıp doyumsuzla¸ arak aleyhe dönen bencillik. Emirler verilir ve insan sürüklenip götürülür. yani tabiatın fa¸ ist yanını haklı çıkaracak s veya hükümran kılacak sekilde ve bilge olmayan çocuklarda görüldügü. Ama bu ˘ bilge ve saf çocuklar kadar bilge ve saf kalmak çok kolay degildir. siyasi. sosyal. [8] ˙ Tolstoy diger yazılarında da. korunma paranoyasıyla me¸ rula¸ tırılıp yüceltilen sahte ve mütecaviz unsurlar –yardımla¸ ma s s s yerine. ˘ asla cennetin krallıgına girmeyeceksiniz” sözüne dikkat çeker. gitmek istemedigini ve s ˘ gitmeyecegini söyle. niye seni sürükleyip götürürler? s Gavrila: Kumandanların emri. Anavatan ve Ortodoks Dini için. çünkü kanun böyle. Ne yaparlar sana? Gavrila (güler): Ne mi yaparlar? Zorla sürükleyip götürürler! Mi¸ a: Ama kim seni sürükleyip götürür? s Gavrila: Benim gibi adamlar tabii –emir altındaki adamlar! Mi¸ a: Senin gibi adamlarsa. dinî. Isa’nın “dönüp çocuklar gibi olmazsanız.. Mi¸ a: Ya onlar da reddederse? s Gavrila: Ellerinden gelmez. Semaveri son kez hazırlamamın zamanı. bırak sava¸ ı s s s onlar yapsın. Gavrila: Nasıl gitmeyeyim? Çar. degil mi? s Gavrila: Kim karısı ve çocuklarını bırakmak ister? Hem niye böyle iyi bir yerden ayrılmak isteyeyim? ˘ Mi¸ a: Öyleyse niye gidiyorsun? Onlara. ko¸ ullar ve odaklarca manipüle ˘ s edilir. ˘ s cografi. 13 . psikolojik vs. ˘ Mi¸ a: Ama gitmek istemiyorsun. çünkü.

sava¸ lara katılmı¸ s s s s s bir aileye. görs kemli bir ki¸ ilik ve saygın bir eski generaldi. sava¸ konusunda çocukken sahip oldugum bakı¸ ¸ s ˘ s 14 . en ba¸ tan itibaren. kendini Rusya’nın sahibi hisseden bir gelenege mensuptu. Hem baba hem de anne s s tarafından yüzlerce yıl geriye giden aristokrat bir ailenin ve gelenegin ˘ bir üyesi olarak yeti¸ mi¸ . bilge ve saf çocukla çatı¸ an etkenlerdi. Sefih ya¸ amdan tam s s s olarak kurtulamasa da. aile gelenegine ve ˘ s ˘ büyük abisi Nikolay’ın önerisine uyarak orduya katılıp. s 30 Mayıs 1851’de. ˘ Sava¸ ve Barı¸’taki Nikolay Rostov’a model olan babası. Nikolay Tolstoy.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? Tolstoy da. vatanseverlikle me¸ rula¸ tırılıp yüs s s s celtilen ve hüküm süren militarizm. Sivastopol Skeçleri. Bir yıl sonra. Üç yıl Kafkasya’da Samil’e ve iki yıl da Kırım’da Os¸ ˙ manlı. s s Napolyon’a kar¸ ı sava¸ ıp Fransızlara esir dü¸ mü¸ tü. onunla birlikte Kafkasya’ya gitti. anne tarafından dedesi. ama kimyası sekillenirs ˘ ¸ ken. “onsuz bir s Rusya dü¸ ünemiyorum” dedigi Yasnaya Polyana çiftligi de bu dedesinin s ˘ ˘ mirasıydı. kralın çıplaklıgını tümüyle gören bilge s ˘ bir çocuk degildi her zaman. bir yıl sonra Baskın’a malzeme olacak Kafkasya macerasının ba¸ ında.” Rusya’nın oraya neden geldigini sormaksa henüz aklına dü¸ mez. Neden geldim? Bunu da bilmiyorum. günlügüne su iç çatı¸ ma yansır: “Buraya nasıl s ˘ ¸ s geldim? Bilmiyorum. Ingiliz ve Fransız birliklerine kar¸ ı sava¸ tı. Tüm s bunlar. kölelere ve büyük çiftliklere sahip bir Kont’tu s s ba¸ langıçta. Tolstoy bu ko¸ ulların kölesi degildi. yukarıdaki bilge ve bilge olmayan çocukla˘ rın. Kar Fırtınası gibi ilk eserlerini gönüllü gittigi bu ˘ cephelerde yazmı¸ veya tasarlamı¸ tır. A˘ aç Kesme. Baskın. Çocukluk. bana en ¸ s ¸ rahatlatıcı gelen sey. çe¸ itli askerî ve idari görevler üstlenmi¸ . Volkonski. Tolstoy’un. ˘ s 5 Subat 1852 tarihli günlük giri¸ inde de söyle der: “Tuhaftır. Sava¸ ve Barı¸’taki s s s s s s ya¸ lı Bolkonski’ye model olan. Gençlik. biyografilerinde aktarılan böylesi bir iklimden etkilenmi¸ ti. giderek birbirleriyle çatı¸ an bir karı¸ ımıydı. g Delikanlılık. s 1851’de 23 ya¸ ındayken. kahramanlık ve sava¸ gibi olguları s da bu ilk eserlerinin kimilerinden itibaren sorgulamaya ba¸ lar. hayatına bir yön verememi¸ olmanın çares s sizligiyle ve sefih ya¸ antısından kurtulmak amacıyla.

yoksa korkaklık mı ˘ ˘ denecegi. kendisi için belirgin bir avantaj olmaksızın. paramparça olmak üzere kendini sarp bir yerden a¸ agıya atan bir ata gözüpek denebilir mi. sık sık ordudan ayrılmak istedigini yazar günlügüne. ama tüm o sava¸ anlas s s ˘ rın her daim öfkeli olduklarını varsayamayacagımıza göre. kaybolacagı bir ormana kaçan bir ço˘ ˘ cuga. insan karde¸ lerini öldürmeye karar verir? Öfkenin etkisi altında s ˘ bunun yapıldıgını dü¸ ünmek istemi¸ imdir hep. bu olabilir mi? Kırbaçtan korkup. bunları anlamıyordum– sava¸ ın gerçekligi. ] Bir insan. [. seçime soylu bir duygunun mu. hangi duygunun etkisi altında. ve “Biz” Kimiz? açısı –hamaset. . bilge çocuklarınkine degil. ˘ Cesaret nedir –bütün çaglarda ve bütün milletler arasında saygı ˘ ˘ gören o nitelik? Neden bu iyi nitelige –tüm digerlerinin aksine– bazan ˘ melun insanlarda rastlanır? Tehlikeye sogukkanlı tahammül yalnızca fiziksel bir kapasite mi yoksa ve insanlar da ona. Nitekim 29 Mayıs 1852’de bu sefer de ˘ ˙ “bütün sabah Kafkasya’nın fethini hayal” eder. Ve Kafkasya’da gönülllü katıldıgı bir baskından mülhem hikayesi. s düpedüz öldürmeydi ilgimi çeken. kendini tehlikeye atmaya. . ya s ˘ ˘ da cezalandırılmaktan korkup. Ilerki aylarda. yoksa bayagı bir duygunun 15 . aynen bir adamın uzun endam veya yapılı cüssesine duydukları sekilde mi saygı du¸ yuyorlar. kendini öldürülme tehlikesine s maruz bırakan bir adama? Her tehlikede bir seçim vardır. kendini koruma ve görev duygularını varsaymak zorunda kaldım. Ona cesaret mi. ya da rezil olma korkusuyla bebegini öldürüp ceza çarptırımına katlanmak zorunda kalan bir kadına. Çocuk bakı¸ açısına sık sık geri dönüyorum. daha da sa¸ ırtıcı ¸ s olanı. Baskın ise aynı yıl su satırlarla ˘ ¸ ba¸ lar: s Sava¸ daima ilgimi çekmi¸ tir: büyük generallerce tasarlanan manevs s ralar anlamındaki sava¸ degil –hayal gücüm böyle devasa devinimleri s ˘ ˘ izlemeyi reddediyordu. Austerlitz ve Borodino’daki ordula˘ rın nasıl düzenlendiginden çok. ya da övüngenlik yüzünden bir insan karde¸ ini öldürmeye sıvanıp.” Ama belli s ki.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. tersine. ayrılmamasının ˘ ˘ nedeni rütbe ve madalya alma arzusudur. ne sekilde ve hangi duygunun etkisi ¸ ˘ ˘ altında bir askerin digerini öldürdügüyle ilgiliydim.

Bu s ˘ gayritabii hadisenin sırf inatçı mevcudiyeti onu tabii gösteriyor ve kendini koruma duygusu da haklı. generalin maiyetindeki su suba¸ ¸ yın safında mı? Rusya’da bir ailesi. Kendini koruma ve dos layısıyla hakkaniyet duygusu kimin safındadır? Su sersefilin safında ¸ mı: Rusların yakla¸ tıgını duyup duvardan eski silahını kapan. s ˘ ˘ agır bir Alman aksanıyla. karısı ve çocuklarının korkuyla titreyip saklandıkları vadiye yakla¸ tıs ˘ ˘ ˘ gını görerek. yakmak üzere Rusların hâlâ ilerledigini görerek. çaresiz bir kızgınlık içinde ve umutsuz bir feryatla lime lime ceketini yırtıp silahını atan ve pösteki ba¸ lıgını gözlerinin üzerine s ˘ dü¸ ürüp ölüm-¸ arkısını söyleyen ve sadece elindeki bir hançerle s s ˘ kendini dosdogru Rus süngülerine atan bir Cemi’nin safında mı? Hakkaniyet onun safında mı. serfleri ve s ˘ onlara kar¸ ı yükümlülükleri var. cinayet ve baskınlarından s s kim sakınacaktı? Ama iki ayrı insan dü¸ ünün. akrabaları. mutlulugunu olu¸ turan her¸ eyden mahrum edilecegini s s görerek. Yoksa. arkada¸ ları. yoksa tam yanımızdan geçerken pek güzel Fransız sansonları söyleyen.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bir iç ses daima “Hayır” kar¸ ılıgını veriyor. annesi. sırf en kısa zamanda s yüzba¸ ı rütbesi ve rahat bir mevki edinmek isteyen ve bu nedenle s ˘ dag insanlarının dü¸ manı olan yaver ahbabımın safında mı? Yoksa. keses ˘ ˘ sine (ancak istemeye istemeye bo¸ altacagı) üç ya da dört mermi s ˘ koyup gavurlarla kar¸ ıla¸ maya ko¸ an ve sürdügü tarlalarla kulübes s s ˘ sini ezmek. ˘ Rusların dag kabilelerine kar¸ ı sava¸ ında. altıncı bölümde de sunları söyler: ¸ ˘ Sava¸ ! Ne akıl almaz bir olgu! ˙nsanın mantıgı “Haklı mı. ve Kafkasya’ya sırf sans eseri ¸ ve cesaretini göstermek için gelmi¸ . zengin ve kültürlü kom¸ u Rus topraklas s rını vah¸ i ve sava¸ kan kabilelerin soygun. ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ mu vesile olduguna baglı degil midir? [9] Daha ileride. topçulardan ate¸ leme çubugu isteyen su s ¸ genç Almanın safında mı? Hangi allahın belası onu anavatanından 16 . ama dag insanlarıyla husumet içinde s olmak için ne bir nedeni ne de arzusu. gerekli s I mi?” diye sorunca. kendini koruma duygus s ˘ suna dayanan hakkaniyetin bizim safımızda oldugundan kim ku¸ ku s duyar? Bu sava¸ olmasaydı.

çok daha kanlı bir sava¸ ın ya¸ andıgı ve gönüllü gits s ˘ tigi Kırım’dan. yakını Tatyana Aleksandrovna Yergolskaya’ya yazdıgı ˘ ˘ 5 Temmuz tarihli mektuba göreyse: “insanların birbirini öldürdügünü ˘ izlemek tuhaf bir zevk” olsa da. 40-50 yıl sonra vatanseverlik üzerine yazdıgı makale˘ ˘ lere aykırı dü¸ meyecek ve 20 yıl kadar sonra yazdıgı Anna Karenina’nın s ˘ son bölümüyle örtü¸ ecek bu satırlara ragmen. ˘ ˘ mahsuscuktan degil. R. F.000 ki¸ i halihazırda bu sözü tutmu¸ tu. Christian da. sas ¸ 17 . içindeki bilge çocukla pagan çocugun çatı¸ ması sürmektedir. bu ¸ delipoyraz kom¸ ularla kana susamı¸ ihtilafımıza neden karı¸ sın? [9] s s s Görüldügü gibi. . Tolstoy’un yayına gönderdigi metninse mevcut olmadıgını belirtiyor [10]. ] Bir kez bile çarpı¸ s s s ˘ mada yer almadım. . [. Tolstoy yukarıdaki bölümleri Baskın’a dahil etmekten vazgeçmi¸ tir. Ama Aylmer Maude gibi kimi kaynaklara göreyse. bu bölümler Çarlık Rusyası’nda sansürlenmi¸ tir. ölecek misiniz gençler?” dediginde. bu tezi destekler niteliktedir: “Sava¸ s s o kadar haksız ve melun bir sey ki. . Ve bu göstermelik degildi. hâlâ gönüllü bir askerdir s ˘ Tolstoy. Kornilov [. Türkçe çevirilerde de bu bölümlerin ya biri ya da ikisi eksiktir. kimi kaynaklarca söylenen dogruysa. ama bu insanları gördügüm ve bu sanlı zamanda ¸ ˘ ya¸ adıgım için Tanrı’ya sükrediyorum. bu çatı¸ ma öyle sürmektedir ˘ s ki. ˘ s Hatta. Majesteleri! Hurra!” diye bagırdılar. cidden oldugunu her yüzde görebilirdin ve 22. Silistre’de her sabah ve ak¸ am saatlerce s bu “muhte¸ em” manzarayı uzaktan seyretmektedirler. Ortanca abisi s Sergey’e 20 Kasım 1854’de yazdıgı mektuba göre de. 90 ciltlik Tolstoy külliyatında ve bazı Ingilizce çevirilerde bu bölümler yer almaz. ˘ ˘ 6 Ocak 1853 tarihli günlük giri¸ i de. ] “Öl˘ meniz emredilse. ve “Biz” Kimiz? bu ücra bölgeye getirip bıraktı? Su Sakson.” s Ama 1854’de. . “Ordudaki sevkin ˘ ¸ tarifi imkansız”dır: Antik Yunan’da bile böylesine kahramanlık yoktu. Bass ˘ ˘ kın’ın sansürlenerek yayınlandıgını ve elyazmasından farklı oldugunu. askerler “Öle˘ ˘ ˘ cegiz.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Kaspar Lavrentiç. s ˙ nitekim. 5’indeki bombardıman. onu sürdürenler vicdanlarının sesini ¸ bastırmaya çalı¸ ırlar.

[11] ˙ Mektup. Sivastopol’u dü¸ mana bırakma niyeti ve ihtimalinin ˘ s zerresi yoktur. Rus subayı egitimsizdir. Orduda iyile¸ meye yardımcı olacak bu yayın Çar’ın iznini alamayacaktır ama. Tolstoy. bir yıl önce ortanca abisi Sergey’e mektubunda degindigi ˘ ˘ konuyu i¸ leyerek (komutan Kornilov’un askerlerle konu¸ masını da aks s tararak). ¸ ¸ hovardalık ve tehditse saygınlık sebebidir. izlenimler seklinde rapor eder. onla˘ rın “ahlaken ve fiziken” Ruslara üstünlüklerinden. ciddi bir moral zaaf içindedir ve etkin biçimde sava¸ amaz. bunun gerçekle¸ mesi yolunda kullandıkları yöntemlerse tehdit ve zorbalıktır. çogu askerlikten ba¸ ka bir meslek s ˘ ˘ s için uygunsuzdur ve hizmette asıl amaçları da para kazanmaktır.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? ˘ dece Rus tarihinin degil. sövalye ruhu ve vatan sevgisi alay konularıdır. Rus insanının gücünü. “Rus Askeri ve Subayının s Olumsuz Yanlarına Dair Bir Not” yazar (özetlersek): Askerleri. “gurur ve kahramanlık hissinin s ruhunuza nüfuz etmesi ve kanınızın damarlarınızda daha hızlı akması” için yeterlidir. aksi imkansızdır. Tüm fizikî imkan¸ sızlıklara ragmen. tüm dünya tarihinin en parlak ve sanlı ¸ menkıbesı olarak kalacak. önsöz]. tersine. zorbalık. pipo içtikleri veya komutanlar onları soyarken seslerini çıkarmaya cüret ettikleri için kırbaçlanan bir ordu. “Aralık’ta Sivastopol”u yazar ve görkemli sava¸ manzaralarını. Tolstoy bu notu göndermez. Fransız ve özellikle de Ingiliz askerlere hayranlıgından. ruhunu. bu tür ˘ yolsuzlukları ve kötü yönetimi te¸ hir eden. 12. ˘ ˘ duygulu bir mesafeden. Rusların kahramanlıklarından ve bir ordu gazetesi çıkarma planından sözeder. en iyi erzak ve mühimmat için alınan parayla en kötülerini temin etmek vb. Kahramanlar kendilerini seve seve ölüme atmaktadırlar. “çocukluk hamasetine geri dönüp”. yaralıların yüce tevazularını ve dayanıklılıgını. Sivastopol Skeçleri’nin ilkini. gibi yolsuzluklar yaygındır [13. s Rus ordusu gerçekten iyile¸ meye muhtaçtır: Yiyecek için ayrılan paraya s el koyarak erleri aç bırakmak. Sivastopol’da olmak dü¸ üncesi bile. Sivastopol’dakileri 18 . kahramans lıgını ve fedakarlıklarını. s askerî seref. 1855’de. Çar’ın ogullarından birine göndermek niyetiyle.

Kız. Bu saik. s ˘ ˘ bilge veya bilge olmayan. çocuklara siddetin Tolstoy’da iz bıraktıgına ve Tolstoy’un bu ¸ ˘ konuyu eserlerinde tekrar tekrar i¸ ledigine dikkat çekiyor [14]. ve de uykusuzluk. Nitekim (benim hafızamda yer etmemi¸ se de) Susan s Layton. Rus insanında ancak nadiren ˘ yüzeye çıkan. Yine de. bu hissiyat. bunlar kısa günlük notlar ve s s gerçekte ne hissedip ya¸ adıgını. iç ya¸ antısının apaçık bir tasviri olmayan s ˘ s kelimeler dizisiyle belirlemeye çalı¸ mak çok dogru bir fikir vermeyebilir. kendi ya¸ adıgınız bo¸ . ama belki de sadece kendi elemini kaydetmek ˘ istememi¸ tir veya bunu gereksiz bulmu¸ tur. 13 Nisan’da. ama ruhunun derinliginde gömülü yatan bir hissiyat. top mermilerinin ˘ ˘ saganagı altında. [12] Bu aradaysa. 7 Nisan 1855 tarihli günlük giri¸ inden ögrendigimize göre. yüz çe¸ it ölüm ihtimaliyle burun burunayken ons ˘ ları. s ˘ bu olaydan altı gün sonra. s ˘ soguk algınlıgına geçmeden önce bir iç geçirip on dakikalık bir melan˘ ˘ koli ya¸ amı¸ mıdır. Her gün top ve bomba saganagı altında ˘ ˘ ˘ benim bulundugum bölgeye geliyordu. günlügüne sunları kaydeder ˘ ¸ Tolstoy: ˘s Tehlikenin degi¸ mez cazibesi ve beraber ya¸ adıgım askerlere ili¸ kin s ˘ s 19 . masum çocuklar öldürülmektedir: ˘ Dün sokakta atçılık oynayan bir oglanla kızın yakınına bir top mermisi ˘ dü¸ tü: kollarını birbirlerine doladılar ve birlikte yere yıgıldılar. pislik ve aralıksız s çalı¸ maya katlanarak bu ko¸ ullarda ya¸ amaya. Soguk algınlıgım öyle feci ki hiçbir i¸ e koyulamıyorum. tamamen farklı ve daha güçlü bir ˘ ˘ dogası oldugunu artık kavrıyorsunuz. çogumuz gibi böylesi sadece bir ihtimalle burun buruna gelen insanlar kadar sakin ya¸ amaya.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bir s ˘ ˘ ˘ denizci karısının çocugu. dar ve bön duys s ˘ gularla ortak bir yanı bulunmadıgı. muktedir adamlar s s s haline getirmi¸ tir. böyle korkunç ko¸ ullara. ve “Biz” Kimiz? ˘ harekete geçiren hissiyatın. bir anavatan sevgisidir. ˙nsanlar. bir madalya ya s I s da ni¸ an yüzünden veya tehdit edildikleri için katlanmazlar: ba¸ ka s s ve daha yüce bir saik olmalı. s Bu hazin olay ardından hiçbir elem belirtisi göstermeksizin soguk algınlı˘ gını kaydetmesi enteresan. s s s bunları bilmiyoruz. bütün günü böyle bir melankoli içinde mi geçmi¸ tir.

[. s ˘ ˘ s Binlerce insan biraraya toplanıyor. . “Mayıs’ta Sivastopol”da nöbet geçmi¸ tir ˘ s ve Tolstoy. Ve bu insanlar –yüce bir sevgi ve fedakarlık yasası ikrar s eden Hıristiyanlar– ne yaptıklarını görüp. kapsamı ve nihai yargısını ortaya koymayan bu notlar. s Bu mektupla aynı yıl yazdıgı. önceki hamaseti giderme çabası ta¸ ır. . O’nun önünde. s s co¸ ku ve sevinç gözya¸ larıyla karde¸ çe kucakla¸ mıyorlar. bu sava¸ ı görmek içindi s s . Aylmer Maude’un önsözünde aktardıgı üzere. denizciler ve bizzat sava¸ ın yöntemleri öyle ho¸ ki. konu¸ uyor. s s s s Beyaz bayraklar indiriliyor. bus s rayı terketmek istemiyorum. bilincinin tüm devinimi. Bu hikayelerin Ingilizce çevirisine yazs dıgı önsözde Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre. . ölüm ve ızdırap makineleri tekrar gürlü˘ yor. ] ˘ I¸ Bu hikayede. 20 . Çar “Aralık’ta ˘ ˘ ˘ Sivastopol”u Fransızcaya çevirtmi¸ ve sava¸ ta Tolstoy’un kollanmasını s s istemi¸ tir. hatta onun ötesine de s ˙ geçip pagan çocukla bulu¸ uyor. hemen nedametle diz çökmüyor. . askerlerin kahramanlıks ları ardında yatan korkular ve övüngenlik saikinden söz eder. itiraf edeyim. ama en çok da vatanseverlik yüzündendi. s s gülü¸ üyor. ve “Biz” Kimiz? gözlemlerim. bilge çocukla çeli¸ ip s “Aralık’ta Sivastopol”un hamasetiyle örtü¸ üyor. o sıra fena bir vatanseverlik nöbetine yakalanmı¸ tım. özellikle de gerçekle¸ ecek bir taarruzda s yeralmak isterken.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. kaçınılması gereken kötü ve örnek alınması gereken iyi nerede? Kim hikayenin canisi. kendilerine hayat vermi¸ ve herbirinin ruhuna ölüm korkusuyla iyi ve güzel sevs gisini yerle¸ tirmi¸ olanın önünde. kim kahramanı? Hepsi iyi ve hepsi kötü. ate¸ kes s sırasında Fransız ve Rus askerlerin dostane konu¸ malarını aktararak s sava¸ ın anlamsızlıgını ve hunharlıgını te¸ hir eder. birbiriyle bakı¸ ıyor. Masıy 1855’de s ˘ abisi Sergey’e yazdıgı mektuptaysa söyle der Tolstoy: ˘ ¸ Kırım’a gönderilmem yolundaki ba¸ vurum. Mektup ve günlüklerindeki bu ifadeler. masum kan akıyor ve figanlarla beddualar ortalıgı kaplıyor. ˙ste bu defa istedigimi söyledim.

katiyen parçayı yayınlamayın lütfen” der editör Panayev’e. onları yazılı görmektense yüz kırbaç yemeyi ˘ yegliyorum” diyecektir. hikayenin sansürden geçebilmesi için. cepheye aylarca ula¸ amayı¸ ı ve yakla¸ tıkça duydugu korkunç s s s ˘ ölüm ve yaralanma hikayeleri yüzünden “küllenen vatanseverlik ate¸ ini” s 21 . “kendinden önceki ve sonraki birçokları” gibi. ama “Eger i¸ aretlemedigim bös s s ˘ s ˘ lümleri dahi atmaya kalkarlarsa. kendi bölgemizi savunuyoruz ve kanımızın son damlasına kadar savunmaya devam edecegiz. kahramanlıgı hakikat degil. bugün ve yarın hep güzel olan– kahramanı Hakikat’tir. “Mayıs’ta Sivas˘ ˙ topol”u yayıncıya gönderirken yanına bir not ekler Tolstoy: Ilk skeç “Mayıs’ta Sivastopol”un. . gazeteler ve arkada¸ larının s s mektuplarındaki kahramanlık hikayeleri ve rütbe ve ni¸ an hayalleri yüs zünden “vatanseverlikle tutu¸ an” ve “bu duyguya çok sey feda eden”. atılabilecek s ba¸ ka bazı bölümleriyse i¸ aretlemi¸ tir. Mesela be¸ inci bölümde. hatta sansür ˘ s ˘ heyetince tamamen yasaklanabilecegi korkusunu dahi ta¸ ır. ] ˘ ˘ Hikayemin –tüm benligimle sevip tüm güzelligiyle çizmeye çalı¸ s ˘ tıgım. s ¸ mükemmel bir mevkiyi. “kıyaslanamayacak ölçüde ikincisinden iyi olduguna kani”dir. ˘ 1886’dan sonraki hiçbir baskıya dahil edilmeyecek ve Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? [. aktif hizmete yazılan bir gönüllü tasvir edilir. yukarıdaki finale su ekin yapılması gerektigini yazar: “Ama bu sava¸ ı ¸ ˘ s ba¸ latan biz degildik. bu satırları “her okudugumda.” Panayev’in bu eki.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. gönüllü. bu korkunç kan dökmeyi kı¸ kırtan da biz degildik. . dün. Kendisine ˘ s riskli gibi görünen bölümler için alternatiflerini yazmı¸ . dost çevre˘ sini ve iyi bir evlilik yapma umutlarını terkedip. Panayev ise. on yıllık didinmeyle kurdugu evini. [9] Aylmer Maude’un önsözünde degindigi ve diger çevirmen David Mc˘ ˘ ˘ Duff’ın önsözündeyse daha ayrıntılı aktarıldıgı üzere. ˘ “Agustos’ta Sivastopol” da yine. hakikati ˘ ˘ ˘ kahraman yapar. s ˘ s ˘ Biz sadece anavatanımızı. ama “ho¸ a gitmeyeceginden de emin”dir.

hayatla mutlu s bir uzla¸ ma (daha ziyade galiplerin mutlu uzla¸ ması) içinde görünür. içindeki çatı¸ mayı.) “hayatla esrik olundugu sürece mümkündür sadece”[17] ˘ ˘ ve hayatın anlamını sorgulayanlar degil. hatta bunlara sansürcülerce farklı seyler eklenir ve ¸ bu skeçler nedeniyle Tolstoy. “Count Leo Tolstoi”. bu geçicidir. [16] Sava¸ ve Barı¸. “bir sanat eserinden ziyade hayatın kendisi ˘ olarak yarattıgı”1 . insanlar bunu yapmakla.” (sonradan Itiraflar’da söyles s yecegi üzere. ama Sava¸ ve Barı¸ için de aynı derecede. kimilerince de s ˙ “hayata yazılmı¸ bir kasidedir”. (Tolstoy. otuz dört yıl sonra. Tolstoy. s s hatta kimilerince “tabiat tarafından yazılmı¸ ” gibidir. “hayatla esrik” kalabilenler kazanır ve mutlu aileler kurar. “Ya¸ amak. her¸ eyiyle s s s hayat kadar gerçek kıldıgı. arıların ˘ da sonbaharda birbirlerini öldürürken yerine getirdigi ve erkek hayvanların birbirini yok etmesine sebep olan. 1888. ve “Biz” Kimiz? tamamıyla kaybetmi¸ . bilge ve pagan çocuklar arasındaki çatı¸ s s mayı bir sonuca ula¸ tırmı¸ tır sanki. On yıl kadar sonra Sava¸ ve Barı¸’taysa sava¸ üzerine su yargıya varır s s s ¸ Tolstoy: Neden milyonlarca insan birbirini öldürdü. son iki Sivastopol skeçi yogun ˘ ˘ ˘ biçimde sansürlenir. ama hayır. ˘ s 1889’da bir ba¸ ka subayın Sivastopol anılarına önsöz yazıp. Aslında Anna Karenina için söylüyor. temel zooloji yasasını yerine getiriyorlardı. kendini hayatın akı¸ ına bıraka˘ s bilenler. hayatla uyum içindekiler. tabiat ananın katil yanına ragmen ve o yandaki çok daha s s ˘ habis unsurlara gözünü dikmi¸ Dostoyevski’nin tersine. zavallı bir ödlege dönü¸ mü¸ ve gönüllü olmakla s ˘ s s “en aptalca bir hata” yaptıgını anlamı¸ tır. hatta daha fazla geçerli.) s s ˘ s Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ba¸ ı ve sonu bulunmayan o devasa Sava¸ ve Barı¸ ev˘ s s s 1 Matthew Arnold. benzer saiks ler ve hayallerle sava¸ a giden genç bir askerin. Çar himayesinden mahrum kalır. bunu yapmanın fiziken ve ˘ ˘ ahlaken kötü oldugu dünya kuruldugundan beri bilinirken? Çünkü öylesine kaçınılmaz bir ihtiyaçtı ki. 1887. Essays in Criticism. s s 22 . sava¸ deh¸ etiyle somut s s s olarak kar¸ ıla¸ tıgındaki hayal ve ki¸ ilik kırılmasını yine tasvir edecektir.

Tolstoy’un hem kendi çıplaklıs s gını hem de kralınkini görmesiyle ve bilge çocugun öne çıkmasıyla ˘ ˘ sonuçlanacaktır. s Bulgaristan. en azından kısmen. ama dogum sancıları Anna Karenina’da çoktan ba¸ lamı¸ tır. hayal gücünü zorlayan hunharlıklar yaptıgı anlatılır (bu tür haberlerin. Gazeteler ve kulaktan kulaga dola¸ an ˘ s haberler. Türkler ve ˘ s 2 Ölmeden kısa bir süre önce Turgenyev’in Tolstoy’a yazdıgı son mektubundaki ünlü ˘ sözü. ¸ s s • Anna Karenina’yı 1875’de tefrika etmeye ba¸ lar ve aynı yıl Bosna-Hersek. söylentiler ve anekdotlarda. kendis s s sini de. Osmanlı yönetimine kar¸ ı ayaklanırlar. Sırbistan ve Karadag’daki Ortodoks Slavlar. Rusya Panislavizmin etkisi altındadır. yani Saava¸ ve Barı¸’ın asıl ba¸ kahramanı. ˘ ˘ s ˘ Baskın’dan beri içinde kabaran ama sonuçlandırıp kesinle¸ tiremedigi s ˘ kanaati. Rusya’nın da ˘ te¸ vikiyle.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. vaiz. reformcu Tolstoy’un dogumu Itiraflar’da gerçek˘ ˘ le¸ ecektir. Bu s ˘ s s sancıların konumuzla. Dostoyevski de. Türklerin sivil Slavlara. Çok sonra buradaki makalelerde vatanseverligin melanetleri diye sayacagı sava¸ ve askerlige dair kanaati. yaratma eylemi ve tanrı rolü sona ermi¸ tir. Dostoyevski’nin aynı yıllarda aylık olarak yayınladıgı Bir Yazarın Günlü˘ ü yarı yarıya Panis˘ g lavist propagandayla doludur. Tolstoy da Anna Karenina’nın son bölümünü s s ˘ yazmaktadır. bu hunharlıkları. kadın ve özellikle çocuklara akıl almaz. artık kati bir rotaya girmi¸ tir ve “kötülüge cebirle direnmeme” s ˘ akidesi de sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır. Hayat. 1877’de bu ayaklans s malar Rusya’nın katılımıyla Osmanlı-Rus (93 Harbi veya Rus-Türk) sava¸ ına dönü¸ tügünde. “Rus topragının büyük yazarı”2 Kont Tolstoy’u bile öldürecektir ˘ bir gün. ˙ Bilge çocugun. s o tabiat yasaları. vatanseverlikle ilgili olanları Anna Karenina’nın son (sekizinci) bölümünde hissedilir. Batı medyasına ˘ da yansıdıgı anla¸ ılıyor). Çatı¸ ma güçlenecek ve Sava¸ ve Barı¸ ardından dügümlenmeye s s s ˘ ba¸ layan bir varolu¸ krizi neticesinde. 23 . ve “Biz” Kimiz? reni sonsuza kadar sürse de.

s o kadar maharetle. [5] s 24 . esirlerini kulaklarından siper kazıklarına çiviliyor. kundaktaki bebekleri havaya atıp annelerinin gözü önünde süngü ucuyla yakalamaya kadar her¸ eyi s yapıyorlar. s ˘ titreyen bir anneyi gözünün önüne getir. ˙nsanları I kulaklarından çivilemek. sabaha kadar öylece bırakıp sonra da asıyorlar –akıl almaz her türlü zalimlik. yüzünden on santim mesafede tutuyor. genel s s ˘ bir Slav ayaklanmasından korkan Türklerin ve Kafkasyalıların tüm Bulgaristan boyunca yaptıkları zalimlikleri anlattı. bebegi ok¸ uyor. asla aklına dü¸ mezdi. Bunu annelerinin gözü önünde yapmak asıl zevk aldıkları sey. Köyleri yakıyor. Tam o anda Türklerden ˘ ˘ biri silahını bebege dogrultup. öldürüyor. Bebek sevinçle kıkırdayıp parlayan silahı minik elleriyle yakalamaya ˘ ˘ çalı¸ ıyor ve sanatkar aniden silahı dosdogru bebegin yüzüne sıkıp s ˘ minik ba¸ ını paramparça ediyor. yapabilseydi bile. mazlum Slavları kurtars 3 Ama bu bölüm on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlenmi¸ tir. geçenlerde Moskova’da kar¸ ıla¸ tıgım bir Bulgar. kadın ve çocuklara tecavüz ediyor. Türkler eglenceli bir oyun ˘ icad ediyorlar. bütün yapabilecegi budur. ˙nsanlar bazan insan vahI setini “hayvani” diye tarif eder. s Türklerin tatlı seyleri çok sevdiklerini söylerler. ¸ s ˘ Kaplan sadece ısırıp parçalar. ¸ Türklerin hunharlıklarına ili¸ kin bu hikayeler. Bu s Türkler ise çocuklara zulmetmekten zevk alıyorlar –ana rahmindeki bebekleri hançerle kesip almaktan.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? Müslümanlara kar¸ ı toptancılıga varan bir öfkeyle ve ayrıntılarıyla Bir s ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nde [18] sık sık anlatır. 1878-80 arasında yazdıgı Kag ˘ ˙ ramazov Karde¸ler’in “Isyan” (veya “Ba¸ kaldırı”) ba¸ lıklı bölümündeyse s s s ˙ ˙ Ivan Karamazov’a anlattırır3 (be¸ ayrı ve saygın Ingilizce baskıdan [21] s yaptıgım kombine çeviriyle veriyorum): ˘ Bu arada. Sos nunda istedikleri oluyor ve bebek gülüyor. Türkler arasında çembere alınmı¸ . bir hayvan asla bir insan kadar vah¸ i olamaz. degil mi? Bu arada. ama bu hayvanlara kar¸ ı büyük bir ¸ s haksızlık ve hakaret. Sanatkarane. o kadar sanatkarane bir sekilde vah¸ i olamaz. gülsün diye kendileri gülüyorlar. Ama Bulgar’ın bana anlattıkları arasında su sahne özellikle il¸ ¸ ˘ gimi çekti. Kollarında bebegiyle.

. yüz binlerce masum insanın kıyımı. [. Bulgaristan. . Romanya. . birlik ve barı¸ tan s söz edip. . ] biz Ruslarla yüzlerce yıldır kimsenin s ˘ hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani bir sevginin s ˘ alevlendigi varsayıldı –Almanlar. kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. birbirlerine budala seyler ¸ söylediler ve vecd duygularıyla mütehassis oldular. sava¸ taraftarlıgına. Ruslarla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler. Rusya’nın Ayastefanos Ant˘ s la¸ ması’yla elde ettigi kazanımlar. Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve iktidar tedricen oyunda s yer almaya ba¸ ladı. Fransızlar ve ˙ngilizler daima ve I ˘ hâlâ bize. . O zaman da aynı co¸ kunluklar. s s 1894’de dile getirdigi bu görü¸ lere. Aleks ˘ sandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigimiz üzere. gazeteler gittikçe daha fazla yalan söyledi. Karadag ve Bosna-Hersek ise bagımsızlık veya özerklik kaza˘ ˘ nırlar. Sırplar veya Bulgarların herhangi birinden. Diplomatik notalar ve yarıs resmî makaleler ba¸ ladı. sava¸ s gerçekle¸ ti. s I [. en azından o za˘ ˘ 25 . Sırbistan ayaklandı.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bu olayların cereyan ettigi ve Anna ˘ s ˘ Karenina’yı yazdıgı zaman da pek uzak degildir Tolstoy. ] vatanseverlik timsalleri olarak anılan. Berlin Kongresi’ni dayatan Britanya s ˘ ve Avusturya-Macaristan tarafından kısıtlanır. ve “Biz” Kimiz? maya yönelik bir kamuoyu vicdanı sekillenmesine. resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. . içip. Tolstoy 1894’de. ˙lk önce. milyonların s zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması. . s uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. bu kitabın “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı ilk s makalesinde aynı dönem üzerine sunları söyleyecektir: ¸ Türk sava¸ ından önce de. Sırbistan. aslen sava¸ istemeyen III. [. Rusya’ysa s s yayılmacı ve Panislavist politikasıyla. Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi. ] sadece. (daha önce Tolstoy’un katıldıgı ˘ Kırım Sava¸ ı’nda da oldugu gibi) Avrupa’yı kar¸ ısına alır ve 1878’de s ˘ s Osmanlıları maglup eden sava¸ sonunda. . ¸ s ˘ sava¸ gönüllülerinin olu¸ umuna ve Panislavizme hizmet eder. bu Karadaglılar. O zaman da. ] o zaman da Moskova’da yiyip. yani. asıl mesele –Türkiye’ye kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz s kaldılar. simdi s s ¸ [.

gibi meseleler yerine “Slav meselesi öne çıkmı¸ tı ve evvelce bu davanın s destekçilerinden biri olan Kozni¸ ev kendini tamamıyla ona adadı. azınlıklar meselesi. ne toplum ne de yazıp çizenler üzerinde. Anna Karenina’nın son (sekizinci) s s bölümü. Aylak kalabalıgın s ¸ s ˘ genelde zaman öldürmek için yaptıgı her¸ ey. Tolstoy tarafından ayrıca yayınlanır ve Dostoyevski tarafından da Bir Yazarın Günlü˘ ü’nde agır biçimde ele¸ tirilir. kitabının ba¸ arısızlıgından sonraki ˘ S s ˘ bu en güç zamanda. siyasi ve felsefi konularla ˘ hemhal bir fikir adamı olan Kozni¸ ev’le açılır. Altı yılda s s yazdıgı kitabı.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s ˘ s s s ama bu benzerlikleri yüzünden onunla bir ili¸ ki kuramamı¸ tır. Anna Karenina’ysa “Tüm mutlu s s aileler birbirine benzer. o çok istedigi ˘ ˘ etkiyi yaratamamı¸ tır. mutsuz bir ailenin s s evlilik dı¸ ı bir a¸ k ya¸ ayan kahramanı. yani Tolstoy’un yukarıda “körükleme” i¸ iyle andıgı. “vatanseverlik timsali” Katkov tarafından reds ˘ dedilir. intihar etmi¸ tir. Hayır i¸ leriyle ugra¸ an ve kendisi gibi ihtirassız olan bir genç kızla yakınla¸ mı¸ . tüm roman s s kahramanları içinde Tolstoy’a en çok benzetilen Levin’in abisidir. Ve bu nedenle. saglıklı ve enerjikti. Kozni¸ ev. kazanma hırsı ve gösteri¸ s s s ugruna harika bir atı zorlayarak mahvettigi gibi.” “¸ ansına. a¸ ıgı s s s s s ˘ Vronski. ˘ ˘ ˘ Anna’nın daha tutkulu ama kırılgan ruhuna da ne deva olabilmi¸ . önceden me¸ hur yarı¸ sahnesinde. Ve yedinci bölümde. s Sekizinci bölümse. romanı tefrika eden dergi editörü. ama bu enerjisini nereye s ˘ ˘ yöneltecegini bilmiyordu. ama her mutsuz ailenin mutsuzlugu kendine ˘ özgüdür” [22] diye ba¸ lamı¸ tır. spritüalizm vb.” s ˘ O sıra. simdi Slavların hayrı s ¸ 26 . tüm ihtirasına ragmen. ve “Biz” Kimiz? man da sava¸ a kar¸ ıdır. mensup oldugu çevrede Slav meselesi ve Sırp sava¸ ından s ˘ ba¸ ka hiçbir sey üzerine yazılıp konu¸ ulmuyordu. bir ihtiras adamı degil. s s Yazacak ba¸ ka bir seyi de olmadıgı için. “Zeki. durumu daha acıklı bir hal s ¸ ˘ almı¸ tır. sadece bir tepki gelmi¸ tir ve o da aleyhtedir. ne s cevap verebilmi¸ tir. Anna. g ˘ s • s Sava¸ ve Barı¸ mutlu ailelerle bitmi¸ ti. iyi egitimli.” kıtlık.

men˘ faatkar saiklerle ele aldıgını da görüyordu. ve “Biz” Kimiz? için yapılıyordu. Balolar. Artık tüm zamanı öyle doluydu ki. Toplu¸ ˘ mun bu genel galeyanı içinde öne çıkıp herkesten çok bagıranların. kamuoyu tezahürüydü. bira. sırf birbirin˘ den daha fazla bagırıp dikkati kendi üzerlerine çekmek maksadıyla. gelen mektup ve taleplerin hepsini cevaplayamıyordu. bakanlıkları olmayan bakanlar. Ve büyük bir dava için sava¸ an s s ˘ ˘ Sırplarla Karadaglıların kahramanlıgı. hanımların s elbiseleri. Sımarıktır. biri evvelce Moskovalı zengin bir tüccarken. 22 ya¸ ına s gelmeden büyük bir serveti tüketmi¸ tir. ˘ ¸ Kozni¸ ev. Toplum katiyetle arzusunu dile getirmi¸ ti. konu üzerine konu¸ ulup yazılan çogu seye detaylarda s s katılmıyordu. tüm ulusta. onun devasa boyutlara ula¸ ıp. Kozni¸ ev. Gazetelerin. Slav meselesinin. Trende. izlendiklerini farkedip caka satan. s Dinda¸ ve karde¸ Slavların katli. konu¸ malar. ˘ ba¸ arısızlarla tatminsizler oldugunu görüyordu: askerleri olmayan s ba¸ kumandanlar. konserler. “milletin ruhu ifade bulmu¸ tu”. Kozni¸ ev’i sevindiren bir ba¸ ka olgu ortaya s s çıktı: bu. ku¸ kuya yer s s vermeyen ve sürekli artan co¸ kuyu da görüyor ve teslim ediyordu. dostu Katavasov’la beraber.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Fakat bunlarla birlikte. Kozni¸ ev’in deyi¸ iyle. pek çok insanın meseleyi övüngen. gazeteleri olmas yan gazeteciler ve takipçileri olmayan parti liderleri. s Kendini tümüyle bu büyük davanın hizmetine adadı ve kitabını tamamen unuttu. Kendini s s s s ˘ meseleye daha fazla verince. karde¸ i Levin’in çiftligine dogru s s ˘ ˘ yola çıkar. sarho¸ tur ve kahs ¸ s 27 . tavernalar –hepsi Slavlara sempatimizin deliliydi. ˘ lüzumsuz ve abartılı çok sey yayınladıgını teslim ediyordu. sürekli birbiri yerine geçerek toplumu me¸ gul etmeye yarayan su son moda oyalanma araçlarından biri s ¸ ˘ haline geldigini görüyordu. yemekler. övüngen gönüllüler de vardır. karde¸ lerine artık s ˘ ˘ sözde degil eylemde yardım etme arzusu doguruyordu. mazlumlara kar¸ ı sempati ve zalims s s lerine kar¸ ı da infial uyandırıyordu. Pek çok seyin ¸ ˘ lüzumsuz ve gülünç oldugunu görüyordu. ama toplumun tüm sınıflarını birle¸ tiren ve sempati duyulmaması imkansız olan. çıgır s ˘ açacak bir husus oldugu daha açık göründü Kozni¸ ev’e.

mutlu bir evlilik yapmı¸ olan Levin. yolcular arasındaki ya¸ lı ˘ s bir askerin görü¸ lerini ögrenmek ister. menfaati söz konusu olma˘ s s dıgında sevkinin de köreldigini görmü¸ tür. Kiti’yle. Kozni¸ ev’le konu¸ masında. ölmeyi istediginden. ızdırabını bir çiçek gibi yakasına tutturmu¸ tur s ve bütün bu muzdarip. hatta kendi ya¸ adıgı bölgede bir ayya¸ ve s s ˘ s hırsızın bile gönüllü oldugundan sözetmek ister. s s ölüme gittiginden. ama zevahire aykırı ko˘ nu¸ manın tehlikesini sezerek bir sey söylemez ve böylece Katavasov’la. meselenin Kozni¸ ev’le Levin arasında ˘ s s tartı¸ ılmasına geçmeden önce. s ¸ gerçekte konu¸ amadan. toplumun degi¸ ik kesimlerine mensup farklı ki¸ iliklerde ˘ s s gönüllülerin asıl saikleri. “di¸ inin kes s sintisiz zonklayan agrısı yüzünden sabırsızca çenesini oynatıyordu ve ˘ bu. sakil teknik terimlerle süsleyerek anlatmaktadır. menfaati dogrultusunda. bir sürü i¸ e girip çıkmı¸ tır ve bunları tamamen lüzumsuzca s s s uzun uzadıya. zira Vronski bu sayede yapacak. ˘ ¸ ˘ s ˘ atalarından devraldıgı varlıklarını aynı sekilde bayındırla¸ tırarak ço˘ ¸ s 28 . en azından kısmen. özsaygısını yeniden kazanabilecek. Vronski. istedigi yüz ifadesiyle konu¸ masına bile mani oluyordu. Levin’in tamamen farklı ruh alemine s tanık ediliriz. sosyeteyle basının tutumu ve Kozni¸ ev’in sava¸ s s taraftarlıgı tasvir edilmi¸ olur. ama rütbe alamamı¸ bir askerdir. kendisi için ölüm dı¸ ında bir ˘ ˘ s seçenek kalmadıgından vs. Gönüllülerin s yarattıgı bu izlenimden rahatsız olan Katavasov. çene çalarlar. kendini vakfedecek önemli bir i¸ bulmu¸ tur. yıkılmı¸ adam lakırdıları arasında. süslü bir ızdırap çekmek˘ tedir. s Bir ba¸ ka gönüllüyse bedbaht Vronski’dir. sözedip yazıklanır. bu mut˘ s luluguna ragmen giderek artan bir huzursuzluk içindedir. ˘ s Bir ba¸ kası. tüm bu gönüllüles ˘ s rin i¸ e yaramazlıklarından. pek naho¸ biçimde böbürlenmektedir. Annesi sava¸ ı Tanrı’nın bir s s lütfu olarak görür. Toplumun ˘ ˘ hayrı dogrultusundaki giri¸ imleri tavsamı¸ .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Üçüncüsü mütevazı ve samimi. hayata yenis s den dönebilecektir (tabii ölmezse). Sevdigi kadınla. Ya¸ lı asker. ve “Biz” Kimiz? ramanlıgından besbelli emindir.” ˘ s Böylece.

˘ O tarihte kölelik kaldırılmı¸ tır. Ruh4 için ya¸ ar. ama yine huzur bulamamı¸ tır. Sonuç s itibariyle tüm bunlar. Hancı insafsızdır ve köylülerin canı pahasına iste˘ digini almaktadır.” “Nasıl yani? Nasıl Tanrı’yı hatırlar? Nasıl ruh5 için ya¸ ar?” dedi s 4 Diger ˘ çevirilere bakmadım. hayatın anlamı. köylülerin durumunda hakiki s bir iyile¸ meye yol açmamı¸ tır. s s ˘ 5 Ergin Altay. insanlar farklı i¸ te! Kimi sadece kendi ihtiyaçları için ya sar: s ¸ ˘ mesela Mityuka [hancı]. “öteki dünya” demi¸ . ölüm ve ebedi yokolu¸ bulundugu gerçegiyle yüzle¸ tirmi¸ tir Levin’i. s. hancının nasıl ˘ ödeyebildigini sorar. Itiraflar’daki Tolstoy gibi. ve “Biz” Kimiz? cuklarına devretmek için çalı¸ tıgındaysa verim alabilmektedir ve o da s ˘ hayıtını böylece dogal akı¸ ına bırakmı¸ . bü˘ s ˘ tün o köylüler neden böylesine çalı¸ ıp didinmektedirler. herkesin önünde sadece ızdırap. “ruh” yerine “Tanrı” demi¸ [19. Platon’sa tersine insanlara borç vermekte. ˘ s s s hayatın dogal akı¸ ı dogal görünmemektedir. [19. ya da intihar ¸ ˙ etmelidir. bu sekilde s ˘ ˘ s s ¸ ya¸ amak imkansızdır. Levin de uzak bir köydeki topragını bir hancıya kiralamı¸ tır ve ˘ s simdi köylü Fyodor’a. hayatın anlamını kavramalı ve böylece bir seys ¸ tani gücün melun sakası gibi görünmesini engellemelidir. kendisi dahil. s. onları tanır. 785]. Platon’un. ama Platon dogru dürüst bir ihtiyardır. ölüm kapıda beklerken. hatta bazan ˘ birinin borcunu silip. Fyodor’a göre. kendisi neden s öteye beriye ko¸ turarak onların ba¸ ında dikilmektedir? Yakın geçmi¸ te s s s abisinin ölümü.” s “Ama birinin borcunu neden silsin?” “Evet. ileride Kozni¸ ev’le tartı¸ masında da Levin’in kullanacagı bir kavram.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. 785] s 29 . kendisi mahrumiyet içine dü¸ mektedir. söz konusu ki¸ inin s ˘ ˘ “ne çe¸ it bir adam olduguna baglı. burada da “ruh” yerine. ama Ergin Altay. s Halbuki “ruh”. s s Tanrı’yı hatırlar. ama bu. o köyde ya¸ ayan hali vakti iyi ve saygın bir ba¸ ka ¸ s s köylünün. gelecek yıl topragı kiralayıp kiralamayacagını ve ˘ ˘ Fyodor kiranın çok yüksek oldugu cevabını verince de. inanç ve Tanrı konularıyla bogu¸ maktadır Levin ve nihayet kitaplarda veya akıl yürüterek ˘ s bulamadıgı Tanrı ve inancın izine bir köylüde rastlayıp. sadece kendi midesini nasıl dolduracagını ˘ dü¸ ünür. yine de bazıları topragı kiralayabilmeks s ˘ tedir.

insanlar farklıdır! Sizi alalım mesela. kavranılmaz bir sey ¸ s ¸ ˘ ˘ için ya¸ amalıyız. Tanrı yolunca. Bu anlas sılır ve aklî. edemezdim de6 Sadece ben de degil. ya¸ aması s s ˘ gerektigini söylüyor ve daha sözün ba¸ ında onu anlıyorum! Ben ve s asırlar önce ya¸ ayan milyonlarca insan ve bugün ya¸ ayanlar –köys s ˘ lüler. aklî yaratıklar olarak. Diger çeviriler s ˘ de böyleyse. s s ˙htiyaçların için degil. Tanrı yolunca. kimsenin ne anlayabildigi. midemiz için ya¸ amaktan ¸ s ba¸ kasını yapamayız. insanın midesi için s ˘ ya¸ amasının kötü oldugunu ve Hakikat için. ve “Biz” Kimiz? ˘ Levin neredeyse bagırarak. ne de tanımlayabildigi s Tanrı için. ˘ Bildiginiz gibi. bu yan cümleyi de söyle çevirmi¸ : “Hiçbir zaman ku¸ kulanmadım bundan. . ˘ s ˘ ˘ “Bayagı i¸ te. [. hancı Kirilov’un midesi için ya¸ adıgını söylüyor. tek bunu tamamıyla anlıyor.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. anladım. Tanrı için ya¸ amak! Hangi Tanrı için? Tanrı ˘ I s için. . Ve sonra o aynı Fyodor. dü¸ künler ve muglak kelimeleriyle aynı seyi söyleyerek onun s ¸ üzerine dü¸ ünüp yazan bilgeler– biz hepimiz su tek seyde hemfikiriz: s ¸ ¸ 6 Ergin Altay. 30 . o bilinç iklimini hatırlamı¸ tır. siz de kimseyi incitmezsiniz. herkesin bildigi gibi: hakikat geregince. arzuladıgımız sey için ya¸ amamalıyız da. hayatta an˘ ladıgım her¸ eyden daha açıkça ve tamamıyla anladım ve hayatımda s ˘ bundan asla süphe etmedim. Bizler. Tanrı için. Türkçede Tolstoy ve Anna Karenina okunamıyor ve hiç okunamamı¸ s demektir. “hakikat geregince. tüm dünya. ¸ herkes. anladıgımız ve bize cazip s ˘ gelen. s. ” Levin çok heycanlıdır. ] ˘ Fyodor. ¸ s s Edemem de.” [19. dogrulugundan süphe ettim mi? Onları budala. 786] Buna benzer ba¸ ka örnekler de var bu çeviride. tümüyle aynen onun anladıgı sekilde. Peki? Fyodor’un o anlamsız sözlerini anlamadım mı? Ve ˘ ˘ ˘ anlayınca. tek bundan suphe ¸ etmiyorlar ve bunda daima hemfikirler. daha dogrusu ¸ ¸ s ˘ ayılmı¸ . muglak ve ¸ yanlı¸ buldum mu? s ˘ ¸ Hayır. ruhu için ya˘ sama” seklindeki bu basit sözler sayesinde aydınlanmı¸ tır. . ihtiyaçları I ˘ ˘ için ya¸ amaması gerektigini söyledi –yani. Söylediklerinden daha anlamsız ne olabilir? ˙nsanın. .

o inançlara sahip olmasaydım. nasıl ya¸ ardım. s s s s Kozni¸ ev’in su sözlerinde salona giriyoruz: s ¸ 7 Ergin Altay. ˘ neyin kötü olduguna dair bilgimle.” [19. artık perdeyi açıp. Öyleyse iyilik. . Levin i¸ te böyle bir s ˘ s ruh hali içindedir. Aklın çıkarsaması bu. tam tersini söylemi¸ : “Mantıgın açıga kavu¸ turdugu bir bilgidir bu. hepimiz onu biliyoruz. bir sonucu. Ben ve diger s tüm insanlar. Tolstoy. . sebep sonuç zincirinin ötesindedir. ] Soruma bir cevap aradım. sebebi yok ve sonuçları olamaz. Ve ben onu biliyorum. ] Ne hale gelir. ˙yiligin bir sebebi varsa. Akıl. çünkü bu gayriakli. verildi çünkü onu hiçbir yerden alamazdım. s ˘ ˘ s ˘ 786] 31 . yalan söyler. Ve bu bilgiyi herhangi bir sekilde ¸ ˘ kazanmadım. açık ve kesin bir sekilde ¸ ¸ biliyoruz ve bu bilgi akılla açıklanamaz:7 aklın ötesinde. s s Slav meselesiyle hemhal olan Kozni¸ ev geldiginde. ba¸ kasına yönelik sevgiyi ke¸ fedemezdi. [. varolu¸ ¸ s s mücadelesini ke¸ fetti ve de arzularımın tatmini önündeki herkesi s ˘ ˘ bogazlamam gerektigine dair yasayı. s ¸ [. ama biz çok az bir gecikmeyle.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ ˘ Onu nereden edindim? Kom¸ umu bogazlamayıp sevmem gerektigi s bilgisine varı¸ ım akıl yoluyla mıydı? Çocukken bana böyle söylediler s ve ben de memnuniyetle ona inandım. neyin iyi. insas ˘ ˘ nın kendi ihtiyaçları için degil. çünkü zaten ruhumda bulunan ˘ seyi söylediler bana. Hayatımın temel sevinçlerini olu¸ turan seylerden hiçbiri varolmazdı benim için. bir ödülü ˘ I ˘ ˘ varsa. kendi ölçüsüne gelmeyen soruma cevap veremezdi. öldürürdüm. s. sadece bir seyi sarsılmaz. yine iyilik degildir. o artık iyilik degildir. bana da herkese verildigi gibi verildi. sava¸ ve barı¸ üzerine tartı¸ mayı ba¸ latır. sahneyi hazırladıktan sonra. ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ ne için ya¸ amamız gerektigi ve neyin iyi oldugunda. Ama kim ke¸ fetti onu? Akıl degil! Akıl. Cevabı hayatın kendisi verdi. Ama akıl. Tanrı için ya¸ aması gerektigini bilmes seydim? Çalar. . .

dinda¸ larıs s mız veya karde¸ lerimiz dahi olmadıklarını. baktıgım bütün Türkçe Anna Karenina’larda. ˙ Müslüman soyunun kaynagı sayılan Ismail’in annesi ve Haceriler. Slav karde¸ leriyle s s ˘ ˘ degil de. [5] ˘ 32 . insanın duyguları tecavüze ugruyor ve s Ruslar bu deh¸ etleri durdurmaya yardım etmek için atılıyorlar. Müslümanları ˘ kastediyor. “ama ben bunu görmüyorum. Hıristiyan hissiyatın bir s ifadesi var. “Yurtdı¸ ında ya¸ ıyor ve gazeteleri okuyordum. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. “Halk içinde.” kar¸ ılıgını verdi Levin. Üzüntüye kapılıp. sadece çocuk. Bulgarlara uygulanan hunharlıklardan dahi önce ve ben onlara kar¸ ı bir sevgi beslemezken. sadece Rusya’yla alakalı olan ba¸ kalarının da bulundugunu s gördüm.” “Belki sende yok. s ˘ “Evet.” “Bilmiyorum. pe¸ inen söyleyemem. 13 çevirinin hepsinde sansürlü. ‘kafir Hacerilerin’8 boyundurugu altında s ˘ ızdırap çeken Ortodoks Hıristiyanlara dair hikayeler canlılıgını koruyor. Tüm s s s ˘ Rusya –halk– iradesini ifade ettiginde. niçin tüm Rusların s ansızın Slav karde¸ lerine böyle muhabbet duyar hale geldiklerini s ˘ hiç anlayamıyordum. sanırım. sadece insani.” s “Belki. Kan ve din karde¸ lerimizi öldürüyorlar. Biri Konstantin [Levin].” “Ki¸ isel görü¸ lerin hükmü yok bu hususta. ve “Biz” Kimiz? “Burada bir sava¸ ilanı yok. bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini sormak için s durmazdın.” “Ben de” dedi Prens.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.” dedi Kozni¸ ev. artık bu bir ki¸ isel görü¸ s s 8 Hacer. s s ve itiraf etmeliyim ki. bir canavar oldugumu ya da ˘ Karlsbad sularının üzerimde böyle bir etki yaptıgını dü¸ ündüm! Ama s geri dönünce rahatladım. kadın ve s ˘ ya¸ lı olduklarını farzedelim. Ben s kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. çünkü benim dı¸ ımda. Böyle bir sey görseydim. kendimi anlık duygu ma bı¸ rakırdım. yukarıdaki ve tespit ettigim üzere Rusça orijinaldeki “kafir Hacerîler” ˘ ifadesi. Halk karde¸ lerinin ızdırabını duydu ve sesini çıkardı. öldürürdün. Yolda s ˘ ˘ ˘ yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövdügünü has ˘ yal et. ama ba¸ kalarında var” dedi Kozni¸ ev keyifsizce s s ˘ ka¸ ını çatarak. Peki.” dedi Levin geçi¸ tirerek. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz.

ne üzerine ifade etmeleri ge¸ ˘ ˘ rektigi hakkında en ufak bir fikre bile sahip degildir! O zaman. Kozni¸ ev ise. Canlı bir örnek olarak yanlarındaki ya¸ lı bir ˘ ˘ s köylüye ba¸ vururlar ve köylü Levin’in tezini haklı çıkararır: sava¸ ıp s s sava¸ mayacakları hususunda dogru karar Çar’a aittir. özel bir ön cephe birligine. Ama Levin’e göre: ˘ ˘ Seksen milyonluk bir ulusta. damadı bürokratik ve fuzuli bir mevki elde etmi¸ tir. halk iradesi tartı¸ ılır. Levin. . irade ˘ s gösterdigini ileri sürer. Sırbistan’a gitmeye daima amade. halkın ˘ iradesi oldugunu söylemeye ne hakkımız var? Az ileride. iradelerini ifade etmek söyle dursun. “halk” kelimesinin de çok belirsiz oldugunu savunur. ve “Biz” Kimiz? ˘ meselesi degildir. Pugas çev’in soygun çetesine katılmaya. Me˘ murlar. ögretmenler ve köylülerin binde biri ya¸ ananlardan haberdardır ˘ s belki. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. halkın bir s s seyden haberdar olmadıgını. herkesin önünde s hücuma.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Kiva’ya. Ama i¸ te. simdiki gibi yüzler degil. sekiz s bin rublenin yararına inanmamak da imkansızdır. Levin (ve Tolstoy) kanadı. Prens. . kilise vaazinde söylenenlere körü körüne ¸ ˘ boyun egdigini savunur. sana en gerekli sey ˘ ˘ ˘ I¸ ¸ ˘ ˘ oldugunu kanıtlayacaktır! Ve dogru sözlü bir adamdır. öteki damadından örnek verir. epigramlarıyla ünlü romancı ve gazeteci Alphonse Karr’ın Prusya’yla sava¸ tan önce söyledigi su sözü aktarır sonunda: s ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. ama geri kalan seksen milyon. ˘ ˘ yüzlerce insanın sözkonusu haklı dava ugruna her¸ eyini feda edip. sosyal po¸ zisyonunu kaybetmi¸ onbinlerce insan daima bulunabilir. taarruza gönderin! 33 . s ˘ s böyle bir örnege ihtiyacı bulunmadıgını ve bizzat tanık oldukları üzere. avare insanlar. ayrıca.” Pe¸ inden. Levin’in kayınpederi Prens. ama aslında o s mevkide yapılacak bir i¸ yoktur: s ˙sinin bir yarar saglayıp saglamayacagını sor. . .

Katavasov. sava¸ kanların. s s s anla¸ maya varmanın imkansızlıgını farkederek çekilir. savunmayı s bahane edip. aslında menfaat ve övüngenlik saiklerine hizmet ettiklerini 34 .” diye ekledi. Levin’in söz˘ s ˙ lerini. Isa-kılıç meselesini zaten tuhaf buldugunu (ki sonradan ˘ ˘ ˙ Tolstoy da. vaiz s s s bilge çocugun dogum sancılarını çekmektedir burada. Ama Levin. o sözlerin Isa’ya yamandıgına inanacaktır) ve gönüllüleri. s ˘ bu tartı¸ malar öncesinde benligini saran “hakikat geregince. sadece son sözlerini cevaplas ˘ makla yetinir: ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki. tanrı için. ˘ intikam ve cinai saiklerin esiri olarak tanımladıgını anlarız. kılıç getirmek için geldim” seklindeki sözs ˘ ¸ leriyle kar¸ ılar. “ruh” ile neyi kastettigini sorar. “˙nsanlar. Isa’nın “Barı¸ degil. milliyetçi ve Panislavist dergi editörü Katkov tarafından reddedilmi¸ ve Dostoyevski tarafından da ele¸ tirilmi¸ tir. Levin’in iç mos ˘ ˙ nologundan. mazlum s karde¸ leri için kendini feda etmek üzere ayaklandıgını söyler. Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle. Levin’se. ve “Biz” Kimiz? Kozni¸ ev. ¸ s s Tolstoy. Tolstoy ise. ˘ • Yukarıda çevirip aktardıgım yerleri nedeniyle Anna Karenina’nın bu ˘ son bölümü. Kozni¸ ev ise. fikir adamlarıs s ˘ nınsa gazetelere yazıp kamuoyuna tercüman olması gerektigi yollu bir ˘ savunma getirir ve pe¸ inden. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. vatanseverlerin ve benzerlerinin. toplumda i¸ bölümü bulundugu. s ˘ ˘ ruhu için ya¸ ama” akideleri hâlâ bilincine hükmettiginden. Kozni¸ ev’in s ˘ s Alphonse Karr’a kar¸ ı savunmasını degil. Rus halkının. bu sözlere. tek bir birey gibi. konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama bilge çocuga ˘ ˘ ˘ aykırı bir akide –asla “kötülüge cebirle direnmeme” akidesi– de yine ˘ burada sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır. tartı¸ maya girmi¸ olmaktan hicap duyup. cinayet için degil.

Bu ezberin. kıs˘ men bilinç sürçmesine. inanç arayı¸ ıyla bogu¸ maktadır ve sonradan tapacagı. orada buldukları ˘ herkesi katlettiler. yukas rıda andıgım ilk hikayelerinde de göstermi¸ tir. sava¸ ın nasıl bir sey oldugunu bizzat ya¸ ayarak bilen Tolstoy s ¸ ˘ s –hunharlık hikayelerindeki muhtemel abartmaları kestirebilecegi gibi– ˘ sava¸ larda hunharlıkların i¸ lenebildigine de evvelce bizzat tanıklık etmi¸ . “gazeteler gittikçe ˘ daha fazla yalan söyledi. ˘ s kendisi de eski bir gönüllüdür ve diger gönüllüleri. bunların benzerlerini. ˘ s aynı dönemde Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü tefrika eden Dostoyevski –irrasg yonel Panislavist propagandadan bazan azade– sert ele¸ tiriler getirir. tutulmasına yol açtıgı anla¸ ılıyor. kimi zaman kendilerinden bile sakladıkları gönlünü tanımı¸ tır. ˘ ˘ 5 Temmuz 1854 tarihli mektubunda yakını Yergolskaya’ya nakletmi¸ . s Ama bu dogru te¸ hislerinin yanısıra bir bilinç sürçmesi de ya¸ amaktadır. s s harem için yeteri kadar genç olan kadınlar hariç. s s ˘ s üstelik yine buradaki gibi Türklerle Bulgarların rol aldıgı bir örnegini.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama Anna Karenina’yı yazarken. sava¸ kar¸ ıtlarının savunmaları. ¸ s Tolstoy bu tip hunharlıklar ya¸ andıgını bilen. buna bizzat tanık olmu¸ s ˘ s ˙ biridir. Türkler girip. s 35 . Itiraflar’da dile getirecegi varo˘ lu¸ kriziyle. süt ve meyva temini için gittigim bir köy vardı ve bu sekilde yok edilmi¸ ti. uydurdu ve hararetlendi” diyecektir (ki Dostoyevski’nin inandıgı türden hunharlık hikayelerinin propaganda amacıyla ˘ her zaman uyduruldugu veya abartıldıgı söylenir). s Silistre’de “Türklerin hunharlıklarından korumak için yanımıza aldıgı˘ mız yakla¸ ık 7000 Bulgar ailesi”ni ve “¸ üpheciligime ragmen inanmak s s ˘ ˘ zorunda kaldıgım bir hunharlık”ı dile getirmi¸ tir: ˘ s ˘ Biz i¸ gal ettigimiz çe¸ itli Bulgar köylerini terkeder etmez. Bu sürçmelere. ama Slavlara uygu˘ ˘ lanan hunharlık hikayeleriyle e¸ zamanlı yazdıgı Anna Karenina’nın son s ˘ bölümünde. ˘ s s Bu kitabın 1894 tarihli ve “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı mas kalesinden yukarıya alıntıladıgım bölümde Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? –ikiyüzlülüklerini– gösterirken ba¸ arılıdır. asla s s ˘ s ˘ “kötülüge cebirle direnmeme” akidesini ezberlemektedir. bu hikayeler küllen inkar edilmiyor. bu hikayelerin küllen yalan s s oldugu iddiasına dayandırılmıyor. Kamptan. ˘ Ayrıca. gönüllülerin gerçek ˘ gönlünü. Bu konuda tecrübelidir.

gerçegin ta kendisi. i¸ kenceyle parçalanmasını gündeme getirmeliydi. öldürürdün. s en hastalıklı. Slavlardan. s. [.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s s Örnek. hunharlıklar kar¸ ısında insanın infial s s duydugunu ve Rusların da kurbanları bu hunharlıklardan kurtarmak ˘ için atıldıklarını ileri sürüyor ve su örnegi veriyordu: ¸ ˘ ˘ ˘ “Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövs ˘ ˘ dügünü hayal et. öldürmeye degil. ayrıca.” Dostoyevski. çünkü dövülen bir kadına s s yardım ederken kim sarho¸ ları öldürmeyi dü¸ ünür ki? Kurtarmak için s s ˘ ˘ atılır. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz. bir kadın ya da bir çocugun s ˘ ˘ dövülmesini degil. aynı kefeye konamaz. bir kadının sarho¸ lar tarafından dövüldügünü görse. s ˘ “Evet. bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini s sormak için durmazdın. kendimi anlık duyguma bı¸ rakırdım. . Levin’e. pe¸ inen söyleyemem. i¸ kencelerden konu¸ uyorlar. Oysa mesele hiç de sokak kavgası falan degil.” kar¸ ılıgını verdi Levin. Levin “Ama öldürmezdim!” diye itiraz ediyor. öldürürdün!” diye s diretiyor. Kozni¸ ev “Hayır. en kudurmu¸ bir imgelemin fantezisini a¸ ıp geçiyor.” “Bilmiyorum. ] Slavların ugradıgı sınırsız i¸ kence ve acıların s ˘ ˘ tümüyle gerçek oldugu biliniyordu. ˘ 920] aynen aktarıyorum): ˘ Kozni¸ ev ısrarla. s s ˘ Levin’in hemen atılıp kadını kurtaracagını söylüyor. ˘ s çünkü gündemde olan. ] “Ben kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. Ama Tolstoy’un sadece örnegi s ˘ yanlı¸ degil. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. ve “Biz” Kimiz? Yukarıdaki bölümde. Levin’e yönelttigi soru da yanlı¸ . ku¸ kusuz bu anlamsız bir çıkı¸ . simdi binlerce görgü tanıgının dogruladıgı bir gerçek. bütün ülke˘ ˘ ˘ lerin. tartı¸ ılan buydu. sanırım.” [. . Levin de Slavlardan söz s s ˘ ˘ ˘ ettigini biliyor. Kozni¸ ev. Levin galip gelsin diye Tolstoy’un burada Kozni¸ ev’e yanlı¸ s s bir örnek verdirdigini yazar (Kayhan Yükseler’in [YKY] çevirisiyle [18. . ˘ kar¸ ıla¸ tırma yanlı¸ . ugradıkları s s s soykırımdan. . Dostoyevski’nin i¸ aret ettigi üzere. Böyle bir sey görseydim. Bu bir ¸ ˘ ˘ buçuk yılda Slavların maruz kaldıgı vah¸ et üzerine ögrendiklerimiz. böyle s ˘ ˘ s 36 .

s. belli belirsiz ilk kez o ezberi telaffuz ettirir: ¸ ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki. ama tüm bunlar yapılacak dogru seyin bunlardan biri oldugunu ˘ ¸ ˘ göstermez. karde¸ ini Türk’ün elinden kurtarmak için atılıyor. aynı soruyu tekrar yöneltmeyi gerektirecek sekilde. ve “Biz” Kimiz? bir durumda ne yapacagı degil. duygusunun dogru olacagını göstermez. bu sözlerinden sonra cidden nasıl davranırdı? Evet. kollarına aldıgı s ˘ ˘ bir bebegin gözlerini oymaya hazırlanıyor. Bizim Levin s dü¸ ünceler içinde bekliyor. çocugun yedi ya¸ larındaki s ablası. ama bu. umursamayabilir. cinayet için degil. ˘ ˘ Levin’e bu soruyu yöneltmez ve mazlumu kurtarma sava¸ ı bu kez s kendini feda pahasına savunulunca da. Levin ˘ ˘ sa¸ ırabilir... bayılabilir. korkabilir. elinde süngülü tüfegi dikiliyor. kendinden ˘ iki adım uzaklıkta bir Türk kendinden geçmi¸ . çocugu ˘ nasıl kurtarırdı? Çocugun öldürülmesine göz mü yumardı acaba. Levin’e aynı soruyu yöneltmez. ne yapman gerekir?’ g Tolstoy. sadece dizgi hatası bir virgülü kaldırdım): ˘ Levin orada. 37 . Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle. Kozni¸ ev’in yanlı¸ sorusuna.” diye ekledi. Levin anlık duygusuna göre davranacagını söy˘ ˘ ˘ leyebilir tabii. Hiçbir sey hissetmiyorum. ama s s ˘ meseleyi sonuçlandırmayan bir cevap vermi¸ tir. Kozni¸ ev’in ortaya koys s ması gereken örnek ve (Tolstoy’la) Levin’in cevaplaması gereken soru su olmalıydı: ‘Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un çocukları i¸kenceyle ¸ ˘ s s parçaladı˘ ını hayal et. Ne ˘ ˘ ˘ yapacagı soruldugunda. “˙nsanlar.” ˘ Evet. ¸ ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı içten bir duygu yoktur ve olamaz s s da!. kalp krizi geçirebilir ¸ s vs. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi ezberlemekte oldugu için.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Levin kolay ve dogru. 921-2] aynen aktarıyorum. Tolstoy. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak. Sırbistan’da. tereddüt geçiriyor: s ˘ “Ne yapacagımı bilmiyorum. Ben halkım. ama Dostoyevski benzerini yöneltir (Kayhan Yükseler’in çevirisiyle [18. ne yapması gerektigi sorulmalıydı. hazla.

” Yalnız Dostoyevski’nin bu ele¸ tirisi tamamen dogru sayılmaz. bu sürçmenin yönels digi ve ileride demir atacagı “kötülüge cebirle direnmeme” akidesince. ruhu için ya¸ ama” akidelerine bag˘ s ˘ layarak.. tam olarak Dostoyevski’nin yönelttigi sekilde degilse de. “Kiti’ye gitme” bencilligi sergilemez. “konu¸ mayı gayriihtiyari ˘ s zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ encelere baglayarak”. süngüye geçirildigini. Tolstoy. Ben Kiti’ye gidecegim. ˘ ˘ ˘ buradaki makalelerde kısmen. iyiyi kötülükten. çocugu kurtarmak için Türk’ü saf dı¸ ı etmek gerekmez I s mi?” “Evet. Çocukları kurtarmanın tek yolu hunharları ˘ öldürmekken. yataga nına davranırsa! O zaman Türk’ü öldürmem gerekmeyecek mi?” “O halde öldür be karde¸ im!” s ˘ “Hayır.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. masum ˘ ¸ ve mazlumu zulüm ve çılgınlıktan. çıglıklar.. görüyorsun. hatta kendini siper ve feda ederek diren. Tanrı’nın içimizdeki krallı˘ ına gitme bencilligi sergiler. Tanrı için. yapamam! Hayır. “ruhu için kendini feda”ya da razı olan (ama o akidelere taban tabana aykırı biçimde çocukları fedaya da razı olan) ve yazarının da bizzat yöneldigi. ama ba¸ ka yazılarında sürekli sunu vazes ¸ decektir: kötülüge kesinlikle. ruhun için yag pabilecegin ve yapman gereken ilk ve tek sey. çünkü s ˘ Levin. ho¸ görü ˘ ˘ s s 38 . iyi ve kötü bilgisi. Tanrı için. gözlerinin s ˘ ˘ oyuldugunu vs. ve “Biz” Kimiz? ˘ yoksa çocugu kurtarmak için hemen zalim Türk’ün üzerine mi atılırdı? ˘ “˙yi de. ˘ g ˘ böylesi bir bilinç sürçmesi ya¸ amaktadır. canını çıkarsın. ya Türk çocugu vermek istemez. yani “iyi ve kötü s s ˘ bilgisi. Türk’ü öldürmek olmaz! Bebegin gözlerini ˘ oysun daha iyi. hakikat gere˘ ince. Le˘ ¸ ˘ vin’e ve kendine o aynı örnegi ve soruyu geni¸ leterek yöneltmeliydi (ve ˘ s cevabını almalıydı): ‘Yolda yürüyorsun ve çocukların. ˘ ama asla cebir kullanma. yakarı¸ ˘ s lar içinde i¸ kenceyle parçalandıgını. tecavüz edileni tecavüzden kurtarmak. yani çocukları kurtarmak ve bunun geregi olarak hunharları öldürmek ˘ ˙ degil midir? Yok eger (Isa’nın “dü¸ manını sev” düsturunu. Tolstoy. hakikat geregince. yap sen de!” ˘ ˘ “Yap demek kolay da.

imkanlarımızın ötesinde. [. canlıyla zombiyi. Kabul etmedigim Tanrı degil Alyo¸ a. zalimle mazlumu.’ Tıpkı Ivan Karamazov’un iade ettigi gibi: g s ˘ ˘ ˘ Kendisine ne yapıldıgını bile anlayamayan minicik bir yaratıgın. [. hakikat böyle bir bedele degmez. [21. ona giri¸ için s ˘ böylesine agır bir ödeme yapmak. çünkü iyiyi kötüden ayırdedemezmi¸ . ˙nsanlıga duydugum sevgi nedeniyle I istemiyorum [. Tolstoy’sa bu en canalıcı meseleyle ˘ 39 . iyiyle kötüyü. karde¸ im. o hakikati. bunun gerekçesini anlayabiliyor mus ˘ sun – böyle bir alçaklıgı anlayabiliyor musun. katille maktülü. . uysal. bu kadar feci bir bedel ödenmesi gerekiyorsa. . Bu s s kadar feci bir bedel ödenecekse. itirazım var. . ] kurtarsın diye ‘sevgili Tanrı Baba’ya ızdırap dolu. . Dostoyevski bir yıl sonra 1881’de bileti iade etmeden (veya ettigi için) ölür. tecavüz s edilenle tecavüz edeni bir tutma irrasyonelligine vardırıp. . Dolayı˘ sıyla bir an önce giri¸ biletimi geri vermek istiyorum ve eger dürüst s bir adamsam onu en yakın zamanda geri vermek zorundayım. o küçük çocugun ‘sevgili Tanrı Baba’ya ˘ ˘ döktügü gözya¸ larına degmez. ˘ ˘ Ebedi] ahengi istemiyorum. ] ahenk için istenen bedel çok yüksek. dostum. canla caniyi. s [. hakikat gere˘ ince.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ ˘ ˘ bu saçmalıga neden ihtiyaç oldugunu ve neden izin verildigini an˘ layabiliyor musun? Böyle olmazsa. canla can ¸ dü¸ manını. o Tanrı’yı çöpe at. insanoglu bu dünyada hayatını sürdüremezmi¸ . sadece s ˙syan"] en derin saygılarımla O’na biletini iade ediyorum. . ve “Biz” Kimiz? telkini seklinde almak yerine. . diyorlar. ] Hakikat için ödenecek toplam ızdırap çocukların ızdıraplarıyla ˘ ˘ çogaltılıyorsa. ruhun için çocukg ların parçalanmasına izin vermen gerekiyorsa. Ve ˘ ˘ ben de bunu yapıyorum. böyle bir dü¸ ˘ s man sevgisinin ikiyüzlülük ve aslında kimseyi sevmemek anlamlarına gelecegini unutarak. o ruhu. s hayatını tanrı hizmetine adamaya hevesli munis rahip adayım benim. ve asla “kötülüge cebirle direnmeme”ye fanatikçe ˘ ˘ taparak) iyi ve kötü bilgisi. munis gözya¸ ları dökmesinin gerekçesini. kim bilmek ister su kahrolası iyi-ve¸ ˘ kötüyü? Evrendeki tüm bilgi. "I ˙ Ivan roman sonunda çıldırır. o Tanrı’nın ˙ krallı˘ ına giri¸ biletini iade et. Tanrı için. .

onları hayas ˘ limizde bile canlandıramadıgımızı görürüz. çogunluk olsa da). 1887’de yazdıgı Hayat Üzerine s ˘ adlı eserinin son bölümünde bile. bir yanıyla tabiattan. yakınındaki insanları da avladıgı ve kendisini de er ya da geç avlayacagı hakikatiyle ˘ ˘ yüzle¸ tikten ve imana döndükten sonra. pire ısırıgı yüzünden. ki irrasyonel bir varlıgın acısı s hafızasında iz bırakmaz. akli s bilinçle donanmı¸ bir varlıkta ula¸ tıgı azap derecesine asla ula¸ maz. Yasnaya Polyana’da köksalan Tolstoy. Gayriakli varlıkların ızdırap tezahürü. ve “Biz” Kimiz? asla böylesine canalıcı ve müthi¸ biçimde yüzle¸ mez. kurbanlarla empati kurma. Tolstoy kendini her bakımdan mükemmel˘ le¸ tirmeye ve aynı program dahilinde vücudunu da türlü egzersizlerle s güçlendirmeye çalı¸ ırken. s ˘ ˘ sadece onlara ili¸ kin bir hatıramız bulunmadıgını degil. beyin. sehir insanı Doss s ¸ toyevski’nin aksine.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. [23] s ˙ Itiraflar’da anlattıgı üzere. bir kont olarak. s s ˘ s ˘ ˘ Bazan bir çocugun. onlarınkinden çok s bizim kendi ızdırabımızdır. tabii s s ˘ ki. pagan yanından hiç kopmayan. acımasız tabiat yasalarını sızlanma ve mızıkçılıga kaçmadan sportmenlik ve metanetle kar¸ ılayan ˘ s insanlar gibidir. Çocuk ve hayvanların ızdırap manzaraları kar¸ ısındaki etkilenmemiz. hatta bu yanıyla tabiat ananın en sevdigi spora. avcılıga ˘ ˘ da meraklıdır. kurbanlar ˘ arasında yer almadıgından. tanrı inancının cevaplayamadıgı (ve ˘ ˙ Ivan’ı çıldırtan) meseleye –yani “ızdırap (ve kötülük) varolduguna göre. hele bilge çocugun ¸ s ˘ asla yana¸ mayacagı bir açıklama getirecektir: s ˘ Hayvanda ve çocukta acı. ˘ Tanrı ya mutlak iyi degildir ya da mutlak kudrette degildir ve bunların ˘ ˘ her ikisine sahip olmayan sey de Tanrı degildir” seklinde özetlenebi¸ ˘ ¸ lecek çeli¸ kiye– yani can havliyle sarıldıgı imanın önündeki asıl engele. s ˘ sa¸ ılacak kadar irrasyonel ve bir o kadar insafsız. açıkça tanımlanmı¸ ve oldukça hafiftir. Veya bir aristokrat. acı çekme organı ˘ 40 . sanki kalbinin bir bölümü adale baglamı¸ s ˘ s veya ta¸ kesmi¸ gibi görünüyor burada (böyle görünmedigi yerler. Çocukluk acılarımızı hatırlamaya çalı¸ ırsak. sevgili abisi Nikolay dahil. tabiat ananın. ate¸ lenme ve tifüs s s hastalıklarında ve çe¸ itli illetlerde görülebilir bu. bir iç organı parçalan˘ ˘ ˘ mı¸ casına acı acı agladıgını görürüz. ızdırabın kendisinden kıyaslanamayacak kadar büyüktür ve dolayısıyla acıma duygumuzu a¸ ırı boyutlara çıkarır ki.

spor için bu i¸ i yapan s bir avcıdır ve bu avların bazan ekstra hunharlık içerdigi söylenir. resmî ˘ ¸ kilise dini degil. Belli ki. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bun¸ ları vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. Hıristiyanlık dahil. Zira yirmi yıl kadar sonra s s Tolstoy bir mezbahayı ziyaret ederek. temel ve evrensel insani degerler seklinde özetlenmeye ˘ ˘ ¸ çok daha yatkın bir anlayı¸ tır. Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve ¸ s onlara var gücüyle kar¸ ıkoymak için. s ˘ ˘ ˘ Kasaplar yedigimiz sıgırları öldürüyor. Hıristiyan olmak yeter. Lehlerin ˘ ayaklanmaları ve siddetle bastırılmaları üzerine de sunları söylemi¸ tir ¸ ¸ s mesela: ˘ ˘ ˘ Lehlere Lehçe konu¸ ma yasagı. sempati duydugum bir sey degil. ölene kadar vejeteryanlıgı vazedecektir. ve “Biz” Kimiz? güdük kalmı¸ gibi görünüyor. kurumsal s dinleri insan ızdıraplarının asıl sorumlusu sayıp. beni hiç alakadar etmiyor. saraydaki yakını Aleks sandra Tolstaya’ya yazdıgı 14 Kasım 1865 tarihli mektubunda. tüm resmî. ve Muravyovlarla Çerkaskileri suçlamı¸ ˘ ˘ yorum. kendisi kasapların çok ötesinde bir hunhar. bu özü de en iyi s ˘ 41 . Tolstoy’un. ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. “Hıristiyan olmak” ile burada ve daima kastettigi sey. Ama ben öyle görmüyorum. s ¸ ˘ ˘ ama kızdıgım bir sey de degil. Hayvanlara kıyım bakımındansa. Leh mese˘ ˘ lesi üzerineyse. Çok daha önceleri. ama onları suçlamak ya da ˘ onlara sempati duymak zorunda degilim. üç yıl sonra 1895’de yazdıgı ve bu kitapta da yer alan ˘ “Ele¸ tirilere Bir Cevap” ba¸ lıklı mektup-makalesinde söyle diyecektir: s s ¸ Yabani. alı¸ ık olmadıgı bir perspektiften s ˘ tabiat anayı tüm vah¸ etiyle görecek ve 1892’de yazdıgı “Ilk Adım” [24] s ˘ ˙ ba¸ lıklı uzun makalesinde kasapların sıgırları nasıl öldürdüklerini tüm s ˘ çıplaklıgıyla anlatıp. tahrifat ve hurafattan arındırılsa. kimin Lehleri sindirdigi veya Schleswig-Holstein’ı elegeçirdigi veya zemstvo toplantısında konu¸ tugu. ˘ alı¸ kanlıklar her¸ eyi masum gösterebiliyor. Muravyov Lehlere kıyan kasaplardan biridir. insanın Leh ya da vatansever s olması gerekmez. tüm dinlerin ortak bir özde bulu¸ acagını.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.

ruhani uyanı¸ la kavranabilecek bir seydir söz konusu olan s ¸ ˙ ki. Binlerce. bunun temel tezahürü de sevgidir. Tolstoy. kurtaracas s ˘ s s gımız çocugun ileride hayırlı biri. dü¸ mana ˘ s duyulan sevgi. olabils ˘ ˘ digince kı¸ kırtıcı ve özendirici oldugu biliniyor. hunharca seyler yapabildigini ¸ ˘ inkar ederek. söz konusu durumların istisnai oldugu. Yoksa tek (ve aslen azımsanamayacak) mesele Levin’in orada (ve bir gelecek zamanda) bulunmayı¸ ı mıdır? (Dostoyevski’nin Bir Yazarın Günlü˘ ü’nden. onu öldürecek biri ve bunu engelleyebilecek digeri’ gibi durumların gerçekçi sayılamayacagını. ama s ˘ hayat böyle arızi durumları bazan dayatmaktadır da gerçekten. Öte yandansa. Isa’nın vazettigi sevgi. on binlerce s 42 . s g Kayhan Yükseler çevirisiyle [18. Levin’i geregi gibi muhatap etmedigi o soruyla. 920-1] aynen aktarıyorum:) ˘ Bir kere bu öldürmelerin geli¸ igüzel degil. sistemli. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi vazeden ve Levin’in. sürçer: Insanların çılgınca. ama ilk kez belli belirsiz Anna Karenina’da s ˙ telaffuz ettigi. Nite˘ ¸ ˘ ˘ ˙ kim kendi Incil’ini yazmı¸ tır. hatta Anna ˘ Karenina’daki durumun da arızi veya abartılı veya sava¸ ya da gönüllü s askerlikle halledilemeyecek kadar karma¸ ık oldugu söylenebilir. ayrıca. ˘ ¸ ölmeden iki yıl önce 1908’de yazdıgı “Sevgi Yasası ve Siddet Yasası”nın ˘ ¸ son ek bölümünde. ve ne olursa olsun asla cebir kullanmamak sarttır. bu düsturu ˘ ˘ vazettigi ilerki yıllarda zaman zaman bizzat muhatap olur. s. “kötülüge cebirle direnmeme” seklindeki Isa düsturu. ˘ ˘ ¸ ˙ kendi Incili’nin de temel düsturudur. Tolstoy’un. öldürdügümüz hunharınsa hayırsız ˘ ˘ ˘ biri olup olmayacagı ve çocuk öldürülene kadar bu cinayetin gerçekle¸ ip ˘ s gerçekle¸ meyecegi (gibi sahte sorgulamaların cevapları da) malumumuz s ˘ degildir. Nihayet. ˘ çocukları parçalanmaktan kurtaracak sey ile ruhu için yapacagı seyi bir ¸ ˘ ¸ tutmayan bu kategorik savunmalarında bir bilinç sürçmesi oldugu a¸ i˘ s kar. hayatta böyle durum˘ ˘ larla kar¸ ıla¸ ılmadıgını (bo¸ yere) savunmaya çalı¸ ır. ama onu ˘ ˙ cevaplayamaz. ‘bir çocuk. bile bile.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. meseleye mantıki açıklama getirilemeyecegini tes˘ lim eder. ve “Biz” Kimiz? (kendi anladıgı sekliyle) Hıristiyanlıgın ifade ettigini savunur [5].

ölene kadar korkunç acılar içinde uzun süre çıglıklar ˘ attıgını i¸ itince bu bay hastalanmı¸ . annelerin gözleri önünde bebekleri süngülere geçirilip havaya kaldırılıyor. buna defalarca tanık olduguma Bay Le˘ vin’i inandırmak isterdim. olamayacagını a¸ ırı bir heyecanla iddia ediyor. hiçbir sey hissetmiyorum i¸ te!” Saka bir yana. sapkın duygular içinde olan insanlar vardır. bir hiç. Elbette duygusuz. Ama Levin ˘ ˘ bu duygunun hem olamayacagını. i¸ ini yapamayacak kadar agır ruh hali içinde bulmu¸ s s ˘ lar. . hem de hiçbir sey hissetmedigini ¸ söyleyip duruyor. tamamen duygulu bir insan görüntüsü veriyor. kadınların ırzına geçiliyor. Örnegin duygularından söz etmekten pek ˘ ho¸ lanmayan bir bayla kar¸ ıla¸ mı¸ tım. sabaha kadar uyuyamamı¸ . ¸ s ˘ Levin efendi de hiçbir sey (!) hissetmedigini söylüyor ve Slavların ¸ ˘ ˘ ugradıgı baskı ve siddete kar¸ ı halkımızda içten bir acıma duygusu ol¸ s ˘ ˘ madıgını. kaba. orada bebeklerin gözlerinin oyuldus ˘ ˘ gunu canlandırın gözünüzde. dünyanın öbür ucunda. Mesafe insani duyguları gerçekten etkiliyorsa akla ¸ 43 . En dehs seti çocukların i¸ kenceler içinde acı çektire çektire öldürülmesi. . ˙skencelerde öyle incelikler vardı ki geçs I¸ mi¸ te bir benzerini ne okuduk. Halkımızda s ˘ ˘ bu duygunun var olduguna. Dünyada olmamı¸ tır diye üzülmezdik. ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı toplumumuzun bütün tabakalarında s s ˘ güçlü. bizde degil s s ˘ ˘ ki!” Bunu dogrudan dogruya söylemese de dü¸ ünüyor. ne de duyduk. Çocuklarının gözleri s önünde insanların canlı canlı derileri yüzülüyor. iki s s s ˘ gün sonra onu. yani hiçbir s sey hissetmiyor. Mars ¸ s ¸ gezegeninde insanlar ya¸ adıgını.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s en azından çok üzülmezdik. Bu benim için bir muammadır. s ˘ bir Pugaçev çetesi üyesi olmadıgına Levin’in inanmasını isterdim. tecavüz anında hançerle delik de¸ ik ediliyor. Burada uzaklık etkileyici olmasın! Gerçekten de kimi ki¸ ilerde bu s psikolojik özellik yok mudur? “Ben görmüyorum ki. ama Levin her˘ halde böyle degil. iki ya¸ ındaki bir oglanın kız s s s s s ˘ ˘ karde¸ inin gözleri önünde gözlerine si¸ sokuldugunu ve sonra kazıga s ¸s ˘ ˘ geçirildigini. benden uzakta oluyor bunlar. içten duygular beslendigini dile getirmek isterdim. ve “Biz” Kimiz? insan kılıçtan geçirilmi¸ tir. öyle mi? Aynı olay dünyanın çok uzak ˘ bir kö¸ esinde ya¸ anabilir: “Eh. Bu bayın onurlu ve tartı¸ masız dürüst bir insan olduguna.

yıkıcı s hunharlıklardır ve Dostoyevski’nin bunlardan içtenlikle muzdarip olabilecegini. hem bunlarla ve hunharlıklarıyla mücadele etmeyi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy bunların günahlarını te¸ hir etmeyi seçmi¸ ve daha s s 1863’de yazdıgı Kazaklar’da. tarihin en baskıcı ve s zorba bir rejimi altında ya¸ arken. gaflet ve hatta bazan mahva sürükleyebilir. masum ve makul bir tedbir sayılabilir ve bu tedbiri s ‘ırkçılık’ diye kökünden kestirip atmak. burnunun dibindeki. Ama Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü ˘ g okuyanlar da. ama bu soruyu sorunun sahibine. Rusya’daki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlık içindedir. uzaktaki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlıkla suçlarken. akla s ˘ s ˙ su soru da geliyor: ‘Insanlık hangi yakınlıkta sona eriyor?’ ¸ Dostoyevski’nin anlattıgı hunharlıklar insanın insicamını bozan. bu ızdırap yanında. Yani. bu soru gerçekten de akla geliyor. Dostoyevski. Tolstoy ise. ama böyle tedbirler sezdirmeksizin köprüyü geçerek. bu da zulüm kar¸ ıtını veya mazlumu s ˘ s zalime dönü¸ türür. Çar’a ve Ortodoks kiliseye biat eden bir milliyetçi s ve Panislavisttir. Panislavizmin ve Türklerle Müslümanlara kar¸ ı toptancı bir hıncın öne çıktıgından süphelenecektir. Ka˘ s ˘ zak Ero¸ ka agzından Rusların çocuk cinayetlerini zikretmi¸ tir. o kapıya artık ih˘ tiyatla yakla¸ mak. Susan Layton’ın i¸ aret ettigi üzere [14]. Tolstoy’u. bu zorbalıgın mimarlarından yana s ˘ olmayı seçmi¸ tir. Dostoyevski. hem de yakınındaki kurbanlarına yardım etmeyi seçer. kilisesini ve mutlakiyetini melekler olarak görürken. in˘ sanların sava¸ meydanında ölmesine kıyasla çok daha korkunç. kendisi daha tuhaf ama aslında yaygın s bir duyarsızlık içinde. bir paranoya ve nefrete dönü¸ üp ırkçılıga da götürebilir ki. Rus ordusunu. ‘burası zalimler kapısı’ diye damgalamaya. yakındaki. Dostoyevski’ye sormak da akla geliyor. Dostoyevski bu köprüye girip çıkıyor olabilir. Bir s ˘ ¸ kapıdan sürekli veya çogunlukla zalimler çıkıyorsa. ve “Biz” Kimiz? ister istemez su soru geliyor: “˙nsanlık hangi mesafede sona eriyor?” ¸ I Evet. ama o s mazlum Slavların gelecek ku¸ akları malesef köprüyü kesinlikle geçip s zalimle¸ tiler ve o hunharlıkları atalarına uygulayanlarla aynı uyruk ya s 44 . onu okuyan herkes teslim eder.

Lübnan’da sivilleri katlederken de insicamımız bozuldu. Mesela. ama günlük gaile ve avuntularla s hayatımızı. s s s “i¸ ini yapamayacak kadar agır bir ruh hali”ne mıhlanmı¸ . Ve hunharlıklar Balkanlar’da s bu sefer Müslümanlara kar¸ ı i¸ lendiginde Dostoyevski gibi bizim de s s ˘ insicamımız bozuldu (bu insanlar Müslüman oldugundan degil tabii. o s ˘ s 45 . bunlara kar¸ ı bir sey yapmayı¸ ıs s ¸ s mıza veya yapamayı¸ ımıza üzülüyoruz. Levin’in aksine. benzer hunharlıkların dünyanın s s her yerinde her an ya¸ andıgını ve burnumuzun dibinde de ya¸ andıgını s ˘ s ˘ (mesela organ mafyasını. ayakta kalacagı süpheli veya kal˘ ¸ mayacagı ve hasar görecegi süphesiz binalara mahkum edilen insanların ˘ ˘ ¸ bir depremle hunharca katledilecegini vs. ama gönüllü sava¸ a gitmemi¸ . gerekiyorsa kendimizi feda ˘ etmemizi saglayacak kadar güçlü olmuyor. ¸ s kızarttıgımız balık veya tavuklarla hunharlıgına katıldıgımız hayatı –ha˘ ˘ ˘ yatımızı– sürdürüyoruz. herkesin birbirini yemesi seklindeki gayrime¸ ru bir tabiat yasasına dayalı hayatı. bazı haber ve olaylar öne çıkıp zihnimizi ku¸ atıyor ve yakınla¸ ıyorsa bile. o hunharlıklar ya¸ anmasa ˘ ˘ s da herkesi tarumar edip öldüren ve ölümle beslenen hayatı. kurbanları kurtarmaya gönüllü gitmiyoruz. bugünün ba¸ ka örneklerinden de bili˘ s yoruz. Vicdanımızın bir kö¸ esinde ˘ s o hunharlıklara.) hatırlamamız. Sonuçta. yine eskiden zulüm görmü¸ s ˙ bir halkın bugün zalim devleti. sahsen tanıdıgımız insanlar ¸ ˘ degillerse. Dostoyevski’nin sözünü ettigi adam da çok ˘ etkilenmi¸ söz konusu hunharlıklardan. insicamımızı ˘ bozmaya fazlasıyla yeter. kendilerine Türk ve Kürt diyen insanların birbirlerini katletmeyi sürdürdüklerini. Halbuki. ve “Biz” Kimiz? da dine mensubiyet dı¸ ında hiçbir günahı bulunmayan yeni ku¸ aklara. fenalıgını farkettigimiz hayatı. uzaktaki hunharlıklar kar¸ ısında ˘ s insicamımızın bozulabilecegini. Örnek çok ama. merhametimiz ˘ ve kurtarma istegimiz.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ ˘ kurban oldugundan). insanların böyle hunharla¸ abilmesine. s s bir yüzyılı a¸ kın bir süre sonra zulmettiler. daha yakın bir zamanda. dünyanın fena bir yer olmasına. gönüllü gitmemizi. kendi ba¸ ımıza da kolaylıkla gelebilecek ve gelmese s bile insicamımızı yıkan fenalıklara. Israil.

ama karısının in˘ ˘ fiali ve Çar’a müracaatla bunak raporu çıkartmak gibi tehditleri sonucu. “hiçbir sey hissetmedigi”ni akla ¸ ˘ getirebilecek türdendi. asgari tüketim ve bedensel çalı¸ mayı vazedecek. Levin’i hiçbir sey hissetmemekle suçlar ama. 1886’da tamamlayacagı. 1873’de ya¸ anan kıtlıkta insanların yardımına s ko¸ an Tolstoy’dur ve bunu o tarihte yazmaya ba¸ ladıgı Anna Karenina’ya s s ˘ ara vererek yapmı¸ tır. ardından varını yogunu köylülere dagıtmak isteyecek. Yukarıda degindigim ¸ g ˘ ˘ bazı örnekler de. Tolstoy’un. dört yılda. Tüm buns ˘ larda bazan ve kısmen dogruluk payı vardır belki (azizlerin de günahkar ˘ olabilecekleri gibi). Öyleyse Ne Yapmalıyız? [15] adlı ˘ kitabında anlatıp. ba¸ kaları için duydugu s ˘ s s ˘ merhamet yüzünden degil. Yaptıgı hayır i¸ lerini de. Rusya’nın ve dünyanın dikkatini meseleye çekecek. “agır bir ruh hali”yle (ama “i¸ ini yapamaya˘ s cak” bir duruma mıhlanmadan) meseleye sahip çıkacak. ama sanki bu tür hassasiyetlere sahip olmadıgı için vazediyormu¸ gibi bir ˘ s ku¸ ku yaratır insanda. temalar dillenir. s 1882’de Moskova sayımına katılacak. Ama Levin hiçbir sey hissetmedi˘ ini ileri sürüyor. Gazetelere yazdıgı açık mektupla da dikkatleri ve s ˘ iki milyon rubleyi kıtlıktan kıvranan köylülerin yardımına çekmi¸ tir. tüm buns ları. Nitekim Dosto˘ ¸ yevski. 46 . Tanrı’ya döndükten sonra da aynılarını vazeder.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. halkın sefaletini somut olarak kendi gözleriyle görüp. ama belki de sadece ızdırap çekme sekli Dosto¸ yevski’ninkinden farklıdır. Levin gibi. Ba¸ kalarının ızdıraplarını payla¸ amıyormu¸ gibi s s s görünür Tolstoy buralarda. belki de Levin’den daha iyi degi˘ liz. gerekeni yapmak seklinde ızdırap çekiyordur. Dostoyevski ve biz. sefaletin hayır i¸ leriyle giderilemeyecegine ve (Proudhon’un) “mülkiyet hırsızlıktır” s ˘ sözünün dogruluguna tanıklık edip. ve “Biz” Kimiz? adamı saymazsak. kendini kurbanla¸ tırıp sızlanmak seklinde s ¸ degil. Levin o lakırdıları ¸ etmeden dört yıl önce. Eserlerindeyse sık sık ba¸ kaları için ya¸ amak s s vb. öyle yapması gerektigine inancı ve kendini ˘ ˘ mükemmelle¸ tirme ihtirası yüzünden yaptıgı akla gelebilir. almaya degil vermeye dayalı bir ˘ ˘ ˘ hayat tarzını.

Robert Service da. onu 82 ya¸ ında evden kaçmaya zorlayana kadar). ba¸ kalarını bu seferberlige çekecek. Ve halkın genel sefaletiyle maruz kaldıgı hunharlıkları te¸ hir ˘ ˘ s ˙ eden yazıları Çar tarafından yasaklanacak. hayır i¸ leriyle s toplumun kurtulamayacagını vazettigi ve Levin’in duyarsızlıgına ben˘ ˘ ˘ zer bir kayıtsızlık gösterdigi halde. kendisi de egilecek ve gözlerinde ya¸ larla. açlık ve ˘ s hastalıkla pençele¸ en köylülerin yardımına ko¸ acak. Bu genç Vladimir Ilyiç Ulyanov’dur. onaltı bin s ki¸ iyi doyuracaktır (ki ogullarının faaliyetleri bu rakamlara dahil des ˘ gildir). yine. yardım birimlerinin se¸ killenmesine bile göz yummuyor. 2000 yılında yazdıgı Lenin ˘ biyografisiyle [26] bu bilgileri teyit ediyor: Lenin. (yardım faaliyetleriyle kendini heba ˘ edip ölecek olan) dostu Rayevski’den durumun aciliyetini ve vahametini ögrenince. böylesi grupları devrimci propaganda 47 . yani hiçbir sey hissetmeyen ¸ Levin. yerli ve yabancı s s para ve gıda yardımı temin edecek. Iki sene ˘ evinden uzakta kıtlıkla mücadele eden Tolstoy. [20] s ˘ Bu arada. ve “Biz” Kimiz? tüm varlıgını ve 1881 öncesi eserlerinin telif haklarını ailesine devredip. toplumun hayır i¸ leriyle kurtulamayacagını vazeden bir s ˘ genç de o sıra kıtlık bölgesindedir ve yardım ve a¸ evi faaliyetlerine s ˙ katılmayan iki siyasi sürgünden biridir [25]. bütün ailesiyle çe¸ itli bölgelere yayılacak. s Kıtlıksa 1891-92 yıllarında tekrarlaycaktır ve Tolstoy.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s ˘ 124’ü çocuklar için 370 a¸ evi açacak ve günde üç bini çocuk. yani Lenin. Ingiltere’de yayınlattıgı bir ˘ yazı nedeniyle Çar kendisine kar¸ ı bir önlem almayı dü¸ ünecek ama s s cesaret edemeyecek. genç ogluyla önünde egilip yardım isteyen bir köylünün kar¸ ı˘ ˘ s sında. ˘ daha sonra yazdıgı ve yazacagı her seyin her tür telif hakkından vazgeç˘ ˘ ¸ tigini ilan edecek ve vazettigi sekilde ya¸ amaya çalı¸ acaktır (karısının ˘ ˘ ¸ s s dinmeyen infiali. ondan kendini böyle ˘ s a¸ agılamamasını dileyecektir. kontrol için gelen iktidar yetkililerinden korumak üzere evini çembere alıp. ha˙ sat zamanı bölgeyi terkederken onu minnetle ugurlayacaktır. ama asıl kalabalıksa. rahipler onu Deccal ilan edecek ve bazı köylüler buna inanıp tehditkar bir tutum takınacak.

Rusya’nın ˘ en çalkantılı ve baskıcı bir döneminde. Bu ¸ ˘ s “ilerici” kıtlık yakla¸ ık 400. s s Hiçbir sey hissetmeyen Levin’in aksine.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama Tolstoy’un son otuz yılı. Bu yüzden. ve “Biz” Kimiz? için kullanıyormu¸ . inançları yüzünden gadredilen. kıtlık bölges sinde kilise restorasyonu için para harcama pe¸ indedir [27]. Levin’in s ötesinde.3 milyon ve 1932-33 kıtlıgında da en az 5 milyon ˘ ˘ ki¸ i ölmü¸ . kıtlık s sartlarına ragmen köylüleri eksiksiz kira ödemeye mecbur etmi¸ . Aleksandr üzerinde nüfuz sahibi olan ve Kutsal Konsey’in uzun süre ba¸ ında kalan Pobedonostsev. Ailesi Samara’daki bir çiftlikten gelir s temin ediyormu¸ ve Lenin gayet “ilerici” bir fedekarlıkta bulunup. Lenin’e göre. Çar ve kilise hükümranlıgı altında telef olan halk adına korku˘ suz bir mücadeleyle geçecektir. [27] s Levin hiçbir sey hissetmedigini söyler. eserlerini sansürleyip aforoz ettigi ˘ Tolstoy’un ba¸ dü¸ manı ve Dostoyevski’ninse dostudur. vicdani redci Hıristiyan toplulugu Dukhoborların Kanada’ya göçünü saglamasıdır. Buna vesile ˘ ˘ 48 . Tolstoy’un bir ba¸ ka öne çı¸ s kan eylemi de.000 ki¸ inin ölümüyle sonuçlanırken. kapitalizmin geli¸ imini ve ˘ s dolayısıyla önündeki nihai sosyalist ilerlemeyi yava¸ latacagı için. Lenin’in s s “ilerici” iktidarı tesis edildikten sonraysa kıtlık da daha “ilerici” olmu¸ s ve 1921 kıtlıgında 1-1. kıtlık “ilerici bir s faktör olarak rol oynuyor”mu¸ . Lenin’in kayıtsızlıgı aile üyelerini bile sa¸ ırtmı¸ . dı¸ yardım ve s s ˘ s s hükümet müdahalesine izin vermemi¸ . insanlar s açlıktan telef olur ve Tolstoy onları kurtarmaya çalı¸ ırken. ¸ ˘ sürekli. bu çalkantı ve baskının en büyük mimar ve uygulayıcılarından biri. daha çok Lenin’in yukarıdaki portresine benzeyen. Lenin’den de “ilerici” oldugu anla¸ ılan Stalin. s ˘ ¸ s s kızkarde¸ i yardım faaliyetlerine katıldıgı halde o katılmayı reddetmi¸ . s ˘ s çünkü insani önlemler sadece yetersiz degil. 1899’da bu sefil manzarayı ve (Toporov karakteriyle) Kutsal Konsey’in (en yüksek dinî otoritenin) ba¸ ındaki s Pobedonostsev’i te¸ hir eden Dirili¸. bardagı ta¸ ırıp Tolstoy’un aforozuna s s ˘ s yol açan son damla olacaktır. zas ˘ rarlıymı¸ da aynı zamanda. ideolojisi ugruna insanların telef olmasına aldırmayan Pobedonostsev. III.

Aylmer Maude’un biyografisinde anlatıldıgı üzere. Tolstoy’un “kötülüge s ˘ cebirle direnmeme” dogmatizminde. Tolstoy’u. aynı inanç ve s pratikleri benimseyen Dukhoborların yanına gönderilir ve 1895’de Dukhoborların vicdani reddine öncülük ettigi (yanlı¸ ) gerekçesiyle Balkan ˘ s eyaletlerine sürülür. kendi iç iks tidar entrikaları nedeniyle Tolstoy’un görü¸ lerini benimsemeleri. Maude. • 49 . Dukhoborların Kanada’ya s göçüne vakfedecek ve bu i¸ i düzenlemeye de ogullarıyla takipçilerini s ˘ görevlendirecektir. kraldan çok kralcı müs s ridleri de sorumlu tutuyor [28]. bilerek ya da s s s bilmeyerek iktidar. ba¸ ka bazı naho¸ Dukhobor özelliklerinden de söz ediyor: ˘ s s gerçekte bir süredir eski pasifist geleneklerine aykırı ya¸ ayıp. Dukhoborların gördügü muameleden haberdar eden i¸ te ˘ s bu Kilkov’dur. Tolstoy. ama Dirili¸’in gelirini kabullenip. bir ba¸ ka deyi¸ le. inançların.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. yani gayrisamimileri veya (aynı derecede samimiyetsiz) a¸ ırı samimi fanatikleri. Rusya’ya dönü¸ te pasifizmi benimseyen. Kilkov. 1877-78 Osmanlı-Rus sava¸ ında bir Türkü s öldürmekten hicap duyup. s küçük bir bölümünü kendine ayırarak topragını köylülere dagıtan ve ˘ ˘ onlar gibi ya¸ ayan Prens Kilkov’dur. o tarihte artık epeydir eserlerini telifsiz yayınlamaktadır. Dukhoborların. liderlerini Tanrı elçisi saymak gibi bazı batıl inançları vardır ve Tolstoy bunlardan haberdardır. ama bu macerada bizzat yer alan Aylmer Maude. katı ve s irrasyonel tutumları. kutsalların kiliselerini kuran (aslen putperest) ruhban sınıfını– Farisileri. Tolstoy’un takipçileri arasında en samimi ve yetenekli ki¸ i s diye gösterilen Kilkov. Rus ors ˘ dusunun en genç albayı olan. ho¸ görüsüzlükleri vs. Kafkasya’ya. sonunda bu yöntemle bir sey yapılamayacagına ¸ ˘ hükmedip sosyalist devrimci olacaktır. ve “Biz” Kimiz? olan ki¸ iyse. etrafını çevreleyen ve Tolstoyculuk kilisesi kurup ruhban sınıf olu¸ turmaya çalı¸ an. üç yıl sonraysa Kilkov’un dı¸ sürgüne gitmesine s izin verilir. izmlerin. Tolstoy’un müritlerince haberdar edilmedigi. menfaat ve övüngenlik saiklerini gizleyen hakikat bezirganlarını –tüm önderlerin.

taarruza gönderin!” Çok sonraları. ˘ s ˘ öyle arızi bir durumla somut olarak yüzle¸ tiginde de. hiçbir düstur s ˘ ugruna çocukları feda etmeyip.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bir hipnotizma. sırf Isa’ya atfedilen bu düsturlar yüzünden. benzer bir formülü. Ayrıca. s. her durumda ve daima kolları sıvama kararı sadece kolun ˘ sahibiyle onun vicdanı arasındaki bir meseledir. Yukarıdaki “vatansever kadınlar” yerine. kar¸ ılıgını ben veririm” seklindeki Kutsal Kitap s ˘ ¸ sözlerini epigraf yaparak ba¸ lamı¸ tır ve sekizinci bölümün yukarıda s s inceledigim tartı¸ masına son noktayı da. Nitekim Anna Karenina ˙ da. 108]9 s Alphonse Karr’ın yukarıdaki sözlerine kar¸ ın Kozni¸ ev. sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu. Kozni¸ ev’in ˘ s 9 Bu kitap Türkçeye de çevrilmi¸ . Tolstoy’un. niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. “ülke ˘ s ˘ s sevgisi” denmi¸ . Tanrı’nın krallıgına giri¸ biletini iade ˘ ˘ s ederek. s. “milliyetçi s kadınlar” deniyor. herkesin önünde s hücuma. ama hayır i¸ lerinin yetersizli˘ s gini vazedip kıtlık vahametiyle yüzle¸ tiginde kolları sıvayan Tolstoy’un. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. Alphonse Karr’dan yaptıgı su ˘ s ˘ ¸ alıntı ve alıntının mantıki ve vicdani icaplarıyla. “yurt sevgisi”. [33. özel bir ön cephe birligine. yine kolları sıvayacagına süphe yok. ve “Biz” Kimiz? Kayıtsız sartsız her ko¸ ulda. ˘ s arızi veya degil. kamuoyuna ˘ tercüman olması gerektigi yollu haksız bir savunma getirir. toplumda i¸ s s s bölümü bulundugu. En azından. “Intikam benim.123] s 50 . parçalanacak bir çocugu ¸ s ˘ ˙ kurtarmanın son çaresiyken bile cebri yasaklamak. latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli. Ve yine süphesiz. kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben Einstein da kuracaktır: Bence. Vatanseverligin ele¸ tirildigi ba¸ ka yerlerde de. öyle arizi ˘ ¸ ¸ bir durumda vicdani reddin ne kadar vicdani olacagı tartı¸ ılabilirse de. Levin’in kayınpederi Prens daha önce koymu¸ tur aslında: s ˘ “Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. fikir adamlarının gazetelere yazıp. bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine. kategorik olarak. tuhaf bir sekilde kendini kurtarama¸ dıgı bir Tolstoy Sendromu.

Kısa bir Tolstoy biyografisi de yazan. “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi” ba¸ lıklı s ˘ ˘ ˘ s bir barı¸ çagrısı kaleme alır. ananızı. Zorunlu askerlik bir yana. kaçınılmaz oldugunu vazeden herkes. Tolstoy’dur. babanızı. Dünya Sava¸ ı bittiginde. “hiç önlem alınmadıgı için” insanların ˘ ˘ 51 . Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? bu i¸ bölümü savunması. en önde sava¸ malıdır. ama bu gelenegin en etkili sözcüsü ve ta¸ ıyıcısı. hiç ihmal etmeyecektir. s ˘ Vicdani redci. ‘I¸ bölümü geregi. ya¸ ı vs. sonradan yazdıklarında bu meseleyi asla cevapsız bırakmayacak. cinsiyeti. karınızı ¸ ˘ yasa bogmak varsa. sanatını ve s ˘ ˘ zihnini Devlet hizmetine verdigi”. 1900’de yazdıgı ve bu kitabın son ma˘ ˘ ˙ ˙ kalesi olan “Vatanseverlik ve Iktidar”da: “Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden bu deh¸ etli düzenleme” veya ˘ s “kadim dünyanın herhangi bir köleliginden kıyaslanmayacak kadar beter ˘ derecede bir a¸ agılanma ve itaat gerektiren bir kölelik durumu”. Alphonse Karr’ın sözlerini. zorla ˘ ˘ asker yapıldıgı bir yerdeyse haklı görülemez. ˘ s Tolstoy’u i¸ ine geldigi gibi karakterlerine yanlı¸ örnekler verdirmekle s ˘ s ve konu¸ turmakla suçlayan Dostoyevski de. vicdani red hareketlerinin. sava¸ ın ˘ s gerekli. Tolstoy’un paltosundan çıktı˘ ına g veya güç aldıgına dikkat çeker. Gandi’yi de ˘ s ˙ esinleyen Tanrı’nın Krallı˘ ı Içinizdedir [29] gibi eserleriyle. anti-militarist ve pasifist gelenekler tarihte epey gerilere gidiyor.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Bildiride. s o sözlerin mantıki ve vicdani icaplarını ve (Tolstoy’un ihmaliyle) cevapsız bırakılmasını es geçer. barı¸ giri¸ imlerinin ve s s Milletler Cemiyeti gibi örgütlenmelerin. ancak insanların kendi iradeleriyle asker ols dugu bir yerde haklı görülebilirdi belki. gidip ölün ve öldürün’ diyemez. zorunsuz askerligi de en sert biçimde lanetleyecek ve vicdani ˘ red ile redcileri savunacaktır. hele 20’li ya¸ lardaki çocuklara. Bu kitaptaki makalelerde de bu meseleye zaman zaman deginir. “çogu aydının bilimini. ünlü ˘ Fransız yazar Romain Rolland’ın esin kaynagı da Tolstoy’dur ve Rolland. bana ne. sizin s ˘ sansınıza ölmek ve öldürmek. sansı. ˘ 1919’da I. mesela. kendi iradeleriyle degil de. çocugunuzu. insanlara. g Aylmer Maude da. ˘ ¸ s yüzünden asker olmayan veya askerligini tehlikesiz bir sekilde savan ˘ ¸ ˙s biri.

˙nancımız su ki. Bu yönde en etkili ˘ ˘ düzenleme. ama bu tecrübeden. “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri” ba¸ lıs s gıyla. Romain Rolland. . ˘ Dolayısıyla. ] Mutlak silahsızlanmaya dogru kati bir adım ve uygar ulusların di˘ ˘ magının demilitarize edilmesi için çagrı yapıyoruz. zorunlu asker orduları. demokrasiye ve insan hayatına saygıyı yerlebir ediyor. [30] 1926’da. Milletler Cemiyeti’ne hitaben ve Tolstoy’la daha somut biçimde ˘ örtü¸ en yeni bir bildiri kaleme alınır. bütünü için çalı¸ ma” çagrısı ˘ s ˘ yapılır. zümre tanımadan. askerî talim. Millet˘ ler Cemiyeti’nden. H. Henri Barbusse. bu kez Britanya’da. “Insanlıgın çıkarları için. Georges Duhamel. aydınların insanlar arası sevgi ve anlayı¸ ı yok etmeye. Zorunlu askerlik. barı¸ için ciddi bir tehdittir. . Vatanda¸ larını sas 52 . hakiki silahsızlanmaya dogru bir ilk adım olarak. ˘ s tüm güçleriyle nefret ekmeye hizmet ettigi ve “elçileri olmaları gereken ˘ Dü¸ ünce”ye tecavüz edip. ˙nsanları. ba¸ ı bo¸ bırakılan bu güçlerle aklın bir ˘ s s kenara itildigi. ne kadar haksız ve aptalca olursa olsun ˘ emirlere körü körüne itaat ve düpedüz katletmeye yönelik egitim. insan haysiyetini ayaklar altına alıyor. Martin Buber. Bertrand Russell. ölüm saçmaya zorlamak. gelecek ˘ için ders çıkarmaları gerektigi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “onu sosyal veya siyasi bir zümrenin. dünya çapında zorunlu askerligin lagvedilmesi olacaktır. Wells vs. G. Miguel de Unamuno. zorunlu askerligin tüm ülkelerde kaldırılmasına yönelik bir teklif getirmesini istiyoruz. hayatlarından vazgeçmeye ya da iradelerine ragmen ˘ I ˘ veya eylemlerinin haklılıgına kani olmadıkları halde. sadece “Hakikat’e ˘ ˙ hizmet etme”. Gandi. berabes ˘ rinde insan ki¸ iliginin alçalmasını ve özgürlügün yıkımını getiriyor. s ˘ Baraka hayatı. ve “Biz” Kimiz? “çok güçlü kolektif cereyanlara” kapıldıgı. ırk. imzalayanlar arasında su gibi s ¸ isimler vardır (italik yazdıklarım önceki bildiriyi de imzalamı¸ lardır): s Einstein. Bu gibi ki¸ ilerin ve daha birçogunun imzaladıgı bildiride sunlar vurgulanır: s ˘ ˘ ¸ [31] ˘ [. geni¸ profesyonel subay I ¸ s takımlarıyla. bir ülkenin veya bir sınıfın bencil çıkarları ve tutkularına alet ettigi” vurgulanır ve sınır. bireye. bir s devletin. Tagore.

diyor insanlar ısrarla. ¸ bence. bizi cebren askerî hizmete ve sava¸ a girmeye zorlayınca. ˘ ˘ Bu degerlendirmeyi layıgıyla irdeleyebilmek için. uluslararası ˘ ˘ düzene en büyük engel. gençligin gözünde kaba kuvet aygıtını da putla¸ tırmalıdır. Okullarıns ˘ daysa. dı¸ mekanizs ˘ mayla10 zihnin iç haleti arasında kar¸ ılıklı bir ili¸ ki bulundugunu s s farketmek lazım. yakından ili¸ kili. Zorunlu askerlikle. tüm bir erkek nüfusa. onlarda muhakkak milliyetçi bir ruh uyandıra˘ caktır ki bu. erkekler sava¸ ı kaçınılmaz ve hatta arzulanır bir s ˘ s sey olarak görmeye ba¸ lıyorlar. 112] s ba¸ ka Ingilizce çeviriye göre “bu dinin yanısıra”. Ahalisinden askerî hizmet s talep eden bir devlet. milliyetçilik dininin yanısıra. [. etkilenmeye en açık bir ya¸ ta. militarist saldırganlık ruhu nak¸ ediliyor. daha kibar adıyla söylersek. s 10 Türkçe 11 Bir çevirisinde. ] Ruhani silahsızlanma. ama yanlı¸ s s kullanılan vatanseverlik adıyla da malum seyin– korkunç abartılan ¸ ruhudur. maddi silahsızlanmadan önce gelmelidir. ve “Biz” Kimiz? va¸ a gitmeye zorlamak konusunda kendini yetkili gören bir Devlet. men¸ eyi ve idamesini onlara borçlu bulunmuyor. s s Sava¸ egitimiyle. bu put her yerde ürkünç ve son derece habis bir güç edindi. . haklı olarak diyorlar ki. ayrıca. . ] ¸ s Tolstoy ve Einstein’ın yolları sık sık kesi¸ iyor –bu bildirinin yanısıra. Son yüz elli yıldır. bu emri ihlal s ediyor [. Dahası. s. ulusal ordularla. . ˘ Su an milliyetçiligin böylesine esef verici bir seviyeye yükselmesi. milliyetçiligin –kulaga ho¸ gelen. yani. mevcut s mekanizmanın kendisi de milli hissiyat kalıpları üzerinde etkili bir rol oynuyor. s ˙ 53 .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “mekanizma” yerine sürekli “Makine Sanayii” denmi¸ . Devlet. dinin11 yanısıra. [33. s ˘ ˘ barı¸ ta onların hayatlarının esenligine ve degerine asla gereken s önemi vermez. Sadece mekanizma geleneksel hissiyat kalıplarına dayanıp. s mesela Einstein’ın su gibi görü¸ leriyle de: ¸ s ˘ Devlet bizim hizmetkarımız olmalı. askerî yeterligin psikolojik temelini olu¸ turur. biz onun kölesi degil. . zorunlu askerlik hizmeti uygulamasıyla.

[33. siyasi devlet degil. s. ancak s ˘ o. ve “Biz” Kimiz? Dolayısıyla zorunlu askerlik uygulaması. ] ˘ ˘ ˘ Saglıksız milliyetçiligin kaynagı olan zorunlu askerlik hizme tiyle mücadele edilmeli. vicdani redciler13 ulusla rarası düzeyde korunmalı. en önemlisi. beyaz ırkın ˘ ahlaki çökü¸ ündeki temel sebeptir ve sadece uygarlıgımızın hayatta s ˘ kalmasını degil. sürü tabiatının su en berbat ürününe. Bu konu beni. Bir adamın. sürüyse. askerî egitim ve bunun yüceltilmesidir. . bana göre. yaratıcı. 113] s 12 Türkçe 54 . s. ki¸ iliktir. [32. toplum için bir utanç ˘ kaynagı olmak bakımından? [. [33. bir bando nagmeleri e¸ liginde. midemi bu¸ ˘ landıran askerî sisteme getiriyor. dörtlü sıra halinde uygun adım yürümekten zevk alması. bana ˘ I ¸ ˘ göre.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Bu s s ˘ ¸ ˘ ˘ gelenegin esas ta¸ ıyıcısıysa. s ˘ aynı zamanda da. “vicdani redciler” yerine. . 112] s s 13 Türkçe çevirisinde. Dolayısıyla uluslararası bir ruhun olu¸ umunu desteklemek ve sös ¸ venizmle mücadele etmek isteyenler zorunlu askerlik hizmetine kar¸ ı s bir duru¸ sergilemeliler. farkedebilen bireydir. geçmi¸ yüzyıllarda din sehitlerinin s ¸ maruz kaldıkları arasında bir nebze fark var mı. [. Bu mutlak surette gerekli ˘ ˘ ilerlemeye direncin kaynagı. “kendini bu konuya adamı¸ muhalifler” s denmi¸ . büyük toplumsal hayırları da olan Fransız Dev˘ rimi’yle ba¸ ladı ve çok geçmeden tüm diger ulusları etkisi altına s aldı. sürü olmaklıgıyla dü¸ üncede s ˘ ˘ sıg. ] Ulusların sorumluluk sahibi liderlerinin aslında sava¸ ı bertaraf ets meyi samimiyetle istediklerine inanıyorum. s ˘ çevirisinde. duyguda sıg kalır. soylu ve yüce olanı yaratır. “Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin” ifadesi yerine. egitim sisteminin i¸ leyi¸ iyle kalıtsal bir s s hastalık gibi ku¸ aktan ku¸ aga geçen su talihsiz milli geleneklerdir. . Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin12 s ˘ bugün maruz kaldıgı feci ezayla. Basın’ın agır sanayi ve askeriye tarafından kontrol edilen o bölümüdür. 96-99] ˙nsanlık tarihinin sayfalarında gerçekten degerli olan sey. s. “askeri hizmete kendini adayarak kar¸ ı olanların” denmi¸ . . Bu lanet. mevcudiyetimizi de kökünden ciddi biçimde tehdit etmektedir.

zira inanıyorum ˘ ki. [32. Izlanda. birkaç çıkar grubunun ˘ adi emelleri ugruna. eger milletlerin s ˘ sagduyusu. s s ˙ ˙ mesela: Australya. bana göre. s. Büyük beyni kendisine tamamen yanlı¸ lıkla verilmi¸ . Yine de.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Birle¸ ik Krallık. vicdani red hakkını gerçekten ve dürüstçe tanıma ve ˘ uygulama çagrısı yapıyorlar. Zorunlu askerlik hizmeti. insanlar üniformaları s giyip ölmeye ve öldürülmeye hazır hale gelirler. s 55 . ona tek gereken muhafazasız bir omurilikti. vicdan ve inanç özgürlügü çerçes ˘ vesinde temel bir insan hakkı olarak kabulleniyorlar. bu melanet epey önce ortadan kalkmı¸ olurdu. 15] Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumlar. bugün. ve “Biz” Kimiz? onu hakir görmem için yeterli. ba¸ vuru süresini kısıtlamaksızın ve bu s hakkı gizlemeksizin tanıyan) düzenlemeleri yapıp hayata geçirme ve hem mahiyet hem de süre bakımından cezalandırıcı (yani askerî veya uzun) olmayan. epey zamandır da ülkelere çagrıda bulunuyor. öyle azgın bir öfkeye sevkedilebilir ki. s. okullar ve basın üzerinden sistematik biçimde yozla¸ tırılmı¸ olmasaydı. tüm s ˘ ˘ ˘ bunlara ragmen. Bugün birçok ülkede (kimilerinde epey ˘ zamandır) vicdani red hakkı tanınıyor. s s vicdani reddi destekliyor ve dü¸ ünce. Irlanda. birey haysiyetindeki sakatlıgın en utanç verici semptomudur. insanoglu gözümde çok degerli. kanunda ve uygulamada bu hakkı tanıyan ˘ (insanları sorguya çekmeksizin. ahmakça siddet ve vatanseverlik adı altında giden ¸ ˘ tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! Sava¸ s ˘ ˘ son derece bayagı. herhangi bir ülkenin koyun kitleleri gazetelerce I kı¸ kırtılıp. ordu dı¸ ı alternatif sivil hizmet uygulamasına geçme s çagrısı. 10] s s ˙ki hafta içinde. [32. bugün uy˘ ˘ gar dünyayı muzdarip eden sakatlıgın. Kanada. kısaca. a¸ agılık bir sey bana göre! Böyle igrenç bir s ˘ ¸ i¸ te yeralmaktansa parçalara ayrılmayı tercih ederim. profesyonel veya gönüllülerden olu¸ an ordular var ve zorunlu askerlik yok veya kaldırılmı¸ bulunuyor. Emir üzerine kahramanlık. ticari ve politik çıkarlarca. Uygars s ˘ ˘ lıgın bu veba kaynagı en kısa zamanda yok edilmeli. Arjantin.

Ermenistan ve Yunanistan gibi birkaç ülkedeyse vicdani red hakkı sözde tanınıyor. Hollanda. Belçika. Slovenya. Letonya. zorunsuz askerlige de. ama epey zamandır vicdani red hakkı tanınıyor ve alternatif hizmet uygulaması var. nitekim. Slovakya. din içinde de aynı seyin ˘ ¸ ya¸ andıgını gösterdigi gibi). atom bombasının icadına ¸ gerekçesi de. s ˘ ˘ Te¸ hislerinde haklı bulunur Tolstoy. Estonya. Karadag. ama Avrupa Konseyi üyesi olan sadece iki ülkede. bunların yanısıra. Lüksemburg. Macaristan. Lituanya. ˘ s o irrasyonel unsurun diger tezahürü içinde. [34] • Zorunlu askerlige de. 2006’da Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. Ispanya. Portekiz. Yeni Zelanda. Almanya. bir vicdani redcinin (Mehmet Tarhan) davasında Türkiye’yi suçlu buldu. Tolstoy Nazileri görmedi. her s 56 . Birle¸ ik Devletler. etkin bir uluslararası hakemlikten ve ordusundan da yana olur. Malta. Fransa. Danimarka.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. zorunlu askerligi süphesiz savun˘ ¸ mamakla birlikte. Nazilerin onu daha önce ele geçirmesini engellemektir. Azerbaycan’da ve 1949’dan beri üye olan Türkiye’de vicdani red hakkı hiç. Monako. mesela: Avusturya. Malezya. hem Einstein. s Ama Einstein. Romanya. Isveç. ama daha ziyade ba¸ ka eserles s rinde (etkin bir) pasif direni¸ i en uç noktaya kadar savunan devası. Fas. ˘ Bazı ülkelerdeyse zorunlu askerlik kalkmadı. Kimi ülkelerde. ˘ insanlıgın sürekli bu irrasyonel unsur içinde debelendigini ve böyle gi˘ ˘ derse daha da batacagını herkesten iyi görüyordu (ba¸ ka makalelerinde. hele Rusya. Çek Cumhuriyeti. yukarıda özetledigim ˘ Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi kriterlerine uymayan yasa veya s s uygulama aksaklıkları var. Güney ˙ ˙ Afrika. Italya. ve hatta. s ˙ ˙ Polonya. Isviçre. yasada bile tanınmıyor ve vicdani ˙ redciler de gadrediliyor. Norveç. ama bu kitaptaki makalelerin kanıtladıgı üzere. ve “Biz” Kimiz? Hindistan. aynı sekilde. Nazizmin daha önce durdurulmayı¸ ından Britanyalı s pasifistleri de sorumlu tutar. hem de ˘ ˘ Tolstoy kar¸ ı çıkarlar –Tolstoy daha kapsamlı ve daha sert olmak üzere.

adam olmak yerine kurtadam oldugu. zalimleri ve s ˘ 57 . çünkü gelecek tepki. adamlıgın. insan olmak yerine hayvan. orada vicdani redcilerin bulunması yüzünden degil. ˘ köpekler ve diger bazı hayvanlar gibi. Gandi-Britanya örnegiyle verilebilirmi¸ gibi görünmü˘ s yor pek. ve “Biz” Kimiz? zaman tamamen tedavi edebilir mi. ya da seni parçalarız” seklindedir. bunu kestirmek zor. vicdanen sorumlu bireyler degil. dini veya uyruguna bakmaksızın. Gandi pasif direni¸ le Britanya’yı dize getirdi. ˘ kurtadam olmak esastır. sırf sürüye ait görmedikleri için ˘ ba¸ kalarını bogazladıgı Nazi Almanya’sına. ˘ s Dolayısıyla. Çocukların Bilgeli˘ i’ndeki Ma¸ a’nın “‘Biz’ kis g s miz?” sorusuna kar¸ ı. bulunmaması yüzünden. cevap biraz süpheli. zaten adam olmak degil.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. yani Tolstoy’un te¸ hisidir zaten deva olan. bir buçuk asır boyunca. “Evet tabii. artık kurtadamla¸ ma salgını ve parçalamalar hızlanır. Nitekim. aklın ve vicdanın s ˘ s ˘ hakim kılınmasıdır. bilincinde feci bir yara açmı¸ ve kolaylıkla hortlayıp ˘ s insanları ele geçirebilecegini de kanıtlamı¸ olur. ¸ s hatta dı¸ arıya yayılır ve sonuçta uzun bir kan cehenneminden –i¸ i¸ ten– s s s geçtikten sonra kurtadamlar durdurulur. artık bünye s deva kabul etmez. kurtadamlıga ˘ ˘ geçmenin nerede ba¸ ladıgını te¸ his ederek. ˘ tam tersine. ya sen de kurtadam olursun. sadece kan cehenneminden beslenir. emir-komuta ˘ zincirinde halkalar imal eden militer bilincin tüm toplum kesimlerine nak¸ edilmesi yüzünden. s Nazi Almanya’sı da. ama bu seytani gen insanlı¸ gın vicdanında. vicdanın katledilmesi yüzünden. ama insanların ¸ s korkunç bir salgınla cinnet geçirip içindeki en hunhar yanları azdırarak. tedavi ancak kurtadamla¸ madan önce uygulanabilir ve s deva da zaten hakikatten. artık “Hey sa¸ sırdınız mı? Adam olmaktan çıkıp kurtadam oldunuz” diye uyarmanın ¸ anlamı yoktur. fa¸ izme kar¸ ı Tolstoy’un s ˘ ˘ s s devası ne kadar tedavi saglayabilirdi veya hiç saglayabilir miydi? Bu ˘ ˘ soruların cevabı. adamlıktan nerede sapıldıgını. yalnız burada gözardı edilmemesi gereken önemli bir nokta var: Kurtadamla¸ ma salgını hakimiyet kazandıktan ve akıl ile vicdan s devre dı¸ ı kaldıktan sonra deva aramak zaten nafiledir.

Tıpkı Port Arthur (Rus-Japon) sava¸ ı nedeniyle. hür aklı ve vicdanı devre dı¸ ı bırakıp tecavüz etmemek s seklinde özetlenebilecek temel ve evrensel degerleri ve ülküleri –yani ¸ ˘ hakikati– katlederek. bu pagan ˘ tanrının. “Bizim s ˘ s zamanımızda asla böyle bir sey yapmazdık” dedigi söylenir. saikleri yüce degerlermi¸ gibi sunup hakikat yerine ikame ederek. övüngenlik vb. mazlum da ˘ s olsa Almanlıgın ülküle¸ tirilmesi yüzünden. bu sözlerin muhatabı olan bir “Tolstoycu”yla Tolstoy arasındaki bu konu¸ manın söyle sürdügünü yazıyor (soran s ¸ ˘ Tolstoycu): “Ne yapardınız?” “Teslim etmektense. insanları ve toplumları yozla¸ tırs s dıgını. tarih boyunca aslen din veya sövenizmin türevleri seklinde teza¸ ¸ hür ettigini görüyordu. ˘ s kendi içinde gördügü gibi. Ma¸ a’nın “Hep beraber ˘ s s olmak daha iyi olmaz mıydı?” sorusuna kar¸ ı. Nefs’in– simgeler ve kutsallar üzerinden. Diger kimi hatıra ve biyografilerde de. Büyük kızı ¸ ˘ Tatyana ise hatıralarında. masumları ve masumiyeti “Biz” sayan bir cevap ver˘ s mek yerine. orayı havaya uçururduk. Tolstoy. yozla¸ anların daha da putperestle¸ ip baskıcı iktidara katıldıgını ˘ s s ˘ ve bunun tekrar daha fazla yozla¸ mayla putperestlige neden oldugunu s ˘ ˘ ve insanlıgı tarumar eden bu irrasyonel. zalim de olsa. tüm bunları görüyordu. ama güçlü elementin. tarumar etti. vatan. önder vb. çehreler altında. s aynı irrasyonel elementin –yani yalan. Nazi Almanya’sını görmemi¸ ti ama. Port Arthur’un teslim edilmesi üzerine Tolstoy’un gözya¸ ı döktügünü söyler [28]. bayrak. kutsalla¸ tırma. bu s ˘ ˘ teslimiyete ve geçmi¸ te kendi katıldıgı Sivastopol sava¸ ına atfen. ˘ s ayrıca sava¸ larla katliamlara yol açarak. ve “Biz” Kimiz? zalimligi dı¸ layıp. millet. halk. güç. propaganda.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. din. iktidar. vatanseverlik hipnozus nun hakim kılınması yüzünden. gerçekte tapılan ve taptırılan putun. ˘ Aylmer Maude. maddi ve manevi menfaat. hips notizma ve hamasetle. insanlıgı ülküle¸ tirmek yerine. adam olmak yerine kurtadam oldu ve tarumar olup.” ˘ “Oradaki bütün insanların hayatlarını feda edeceginizi mi söylüyor- 58 .

baskı ve zorbalık daha da arttırıldı. Tolstoy ise. kısmen degerli bulmakla birlikte. Tolstoy uzmanları da. Tolstoy’un. hatta aristokratik s ˘ ˘ bencilligin kölesi oldugum kadar onun da kölesiyim. her iki ülkenin sömürülen halk kesimlerinden yana oldugu yolundaki sözleri aktarılır. Onunla büyütüldüm ve ki¸ isel. böyle bir konu¸ ma gerçekle¸ tigini söylüyor. Sisifus gibi didinmesine ragmen. sık aktarılan ba¸ ka anekdotlarda da. ve sonra o da çöktü. Tolstoy’un tüm uyarılarına. Çarlık rejimiyle kıyaslanamasa bile yine baskıcı bir rejim hakim oldu. Tüm bu bencillikler içimde canlı. ama içimde ilahi yasanın bilinci de var ve bu bilinç. ne Rusya’yı ne de ˘ Japonya’yı tutmayıp. Bu vatanseverlik.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Ve onu dogru dürüst yaparsın. zorbalıgın devamı halinde kanlı bir ˘ ˘ ayaklanmanın kaçınılmazlıgını çok önceden haber vermesine ragmen. Ve o bencillikler yava¸ yava¸ köreliyor. “Kendinize Gelin!”de söyler. epey s ˘ kan dökülmesi bir yana. s sava¸ süresince halkta vatanseverligi kı¸ kırtmak için seferber edilen s ˘ s hamaset ve propagandadan nefret ettigi ve ayrıca. ailevi. s s Port Arthur üzerine. Bugünse. yapacagın i¸ bellidir. Ve neticede. ˘ ˘ kaya a¸ agı itilerek. ˘ bu aile içi hatırata (hele karısı Sofya’nınkilere) tamamen güvenmemek gerektigini söyler.” [35] Kızı Tatyana. kendine gelmedi. Ama Tolstoy. en etkili sava¸ kar¸ ıtı yazılarından biri olan ˘ s s uzun makalesi. s s ˘ ama Tolstoy’un kendisi de hatıra yazarlarının “çogu zaman konu¸ maları ˘ s uydurdugunu” (ki bu sözü de müzisyen Goldenweizer’ın hatıralarında ˘ [36] nakledilir!!). Port Arthur sava¸ ı ˘ s üzerine asıl söyleyecegini. canımı yakıyor. 31 Aralık 1904 tarihli günlük giri¸ inde ˘ s söyle söylüyor: ¸ Port Arhtur’un teslim edilmesi beni kahredip. o bencilliklerin hizmetkarı olmayayım diye onları kontrol altında tutuyor. bu çagda¸ Sisifus’un ˘ s 59 . ve “Biz” Kimiz? sun?” ˘ s ˘ “Ne sanıyorsun? Bir askersen. hatıralarında. • Çarlık Rusyası malesef.

s ¸ milliyetçilik. sekillerde tezahür eden. s Tolstoy. arsızlıktır. sahips lenme hırsını. en temel hakikatlere. putperestligin arkasın¸ ˘ daki sey. yeni bir Nuh tufanı getiren sey. vatanseverlikle desteklenen ve ordularla yürütülen bir tarihin. vatanseverlik. ve “Biz” Kimiz? ya¸ adıgı. Nefs’in arsızlıgı. dincilik vb. yabancılara saldıran ˘ fa¸ ist dazlaklar var. Zira insanlıgı mahveden tüm sa˘ ˘ ˘ va¸ ların. hatta dünyayı cehenneme çeviren. ¸ ˘ ˘ hep beslemeye yönelik toplumsal modeller hakim görünüyor. önce tecavüz ¸ etmeme yasasına ve pe¸ inden herkese tecavüz ettiren sey. insanlıgı büyük sava¸ ve kıyımlarla mahvedecegi uyarısını da yapmı¸ tı ˘ s ˘ s ve bu dedikleri de gerçekle¸ ti. tüm çatı¸ ma ve çeki¸ melerin tek nedeni ve dünya kaynaklarını s s s da yok eden. Yasnaya Polyana çiftliginin s ˘ ˘ ˘ ve Moskova’daki evinin müze yapıldıgı ülkede. Acar Burak Bengi 28 Subat 2007 ¸ 60 . özellikle iktidar hırsını köreltmenin tek kurtulu¸ olduguna s ˘ dair ögütleri de sürekli dogrulanıyor. bu makaleleri yazdıgı topraklarda. ki malesef onu ıslah etmeye degil. Ve tüketimi asgariye indirmenin. hatta ısıtarak mahveden.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.

˘ s ˘ orada bulunan herkes. pe¸ inden sa¸ kınlık ve nihayet bir infial hissi uyandırdı ve bunu s ¸ s kısa bir dergi yazısıyla anlatmak istedim. haberlerini diger gazetelerden derleyen s ˘ 61 . iktidarlarının kı¸ kırttıgı. bütün bu milyonlarca Rus ve Fransız insanı. aniden birbirlerine özel bir dü¸ künlük besledikleri. hatta bulunmasa da. geçen Ekim ayı boyunca en sıradı¸ ı biçimlerde s ifade edildi. çe¸ itli saraplardan s s ¸ epeyce içtigi için ve aynı sekilde bir Rus filosu geçen yıl Toulon’u ziyaret ˘ ¸ ettigi. simdi okuyucuya ¸ sundugum görü¸ lere vardım. subayları Paris’e gittigi ve daha da sahte sapan sözler duyup ˘ ˘ sarfederken epeyce yiyip içtigi için. bir Fransız filosu iki yıl önce s s ¸ Kron¸ tad’ı ziyaret ettigi. Bu duygular Fransa’da. kıyıya çıkan subayları sahte sapan epeyce söz s ˘ dinleyip sarfederken çe¸ itli yerlerde epeyce yiyip. muhtemelen ba¸ ka birçok ki¸ ide oldugu gibi bende de önce s s ˘ keyif. Rus denizcilerin kar¸ ılanması. yani bütün Frans sızların bütün Rusları ve bütün Rusların da bütün Fransızları sevdigi ˘ hayaline kapıldı. yalnızca gazetelerden bunları okuyup duyanlar bile. ama malesef çogu zaman da. sadece yiyip içip konu¸ anlar degil.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Geçen yıl (1893) Ekim ayı boyunca Fransa’da gerçekle¸ en Franko-Rus s kutlamaları. ama bu tuhaf olgunun temel sebeplerini her defasında daha dikkatli irdeleyince. ˘ s Ruslarla Fransızlar yüzyıllardır birbirlerini tanıyarak ve bazan dostane. gayet hasmane ˘ s ˘ ili¸ kilere girerek ya¸ adılar ve simdi aniden.

Böylesine kitlesel bir co¸ ku manzarası kar¸ ısında denizcilerimiz göz ya¸ larını s s s tutamadılar. ¸ ˘ co¸ ku içinde degerli misafirlerin onuruna sallanıyordu. ate¸ li ve co¸ kulu “Hurra!” “Ya¸ asın Rusya!” “Ya¸ asın Fransa!” s s s s nidalarıyla kar¸ ıladılar. Amiral Avelan. denizcilerin bereleri ve sapkalarıyla izleyenlerin mendilleri. s Rus sancak gemisi Fransız filosu onuruna on be¸ parelik bir top s atı¸ ı yaptı ve Fransız sancak gemisi de iki misli. Toulon’daki Fransız donanması limanda iki çizgi halinde hizaya ˘ girdi ve filomuz. tek bir s 14 Ta¸ ra s 15 Bir Habercisi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Selskiy Vestnik14 gazetesinde söyle anlatılıyor: ¸ Rus ve Fransız gemileri bulu¸ tuklarında birbirlerini. önde amiralin zırhlısı ve ardında diger gemiler olmak üzere. bayrak. Rus denizciler. s karadan. Vive la Russie. Fransız donanmasının ba¸ kurmayları s ve Toulon limanının en kıdemli subayları tarafından kar¸ ılandılar. –[Koray Karasulu] Rus deyimi. s s ˘ ˘ Bu çıglıklar. ellerinde ¸ çiçek demetleri tutan köylüler. s yerel yetkilileri selamlamak için mürettebatının subaylarıyla kıyıya çıktı. Fevkalade görkemli bir hava hakim olmu¸ tu. otuz parelik bir s ˘ atı¸ la kar¸ ılık verdi. Fransız gemisinden Rus milli mar¸ ının nagmeleri s s s gürledi. hepsi. s Birçok özel teknede. aralarından geçti. dört bir yandan tek bir ses gürlüyordu: “Ya¸ asın Rusya. Donanma bandosu milli mar¸ “Tanrı Çar’ı Korusun”u s ˘ ˘ çaldı. özel teknelerde s halk sapka. hem müzigi hem de top atı¸ larını bastıran güçlü. ama halkın “Ya¸ asın Çar! Ya¸ asın Rusya!” çıglıklarına boguldu. köylü kadınlar ve çocuklarıyla dolu birçok mavna bulunuyordu ve çocuklar dahi demetlerini sallayıp alt˘ larını ıslatıncaya kadar15 bagırıyorlardı. Fransız denizciler yelken sereniyle direklere tırmandılar ve ˘ her iki filoyla çevredeki gemilerden kesintisiz selam naraları yagdı. s ˘ ya¸ asın Fransa!”Bahriye gelenegine uygun olarak. mendil ve çiçek demetleri sallıyordu. Denizden. iskelede. –[Koray Karasulu] 62 . Rus milli mar¸ ı “Tanrı Çar’ı Korusun” ve Frans sız milli mar¸ ı Marseillaise’i çalan bandolar vardı. Top s ˘ gürlemeleri ve çan sesleri arasında kalabalıgın dostça el sıkı¸ maları s birbirini izledi. salvoların yanıs sıra.

ba¸ ı açık bir halde ve Rus ve Fransız subaylar e¸ liginde.” ˘ Amiral. sükran duygularını ifade edemeyecegi kar¸ ılıgını verdi. Hükümet ve tüm Fransa sizi ve maiyetinizdekileri. pences s ¸ 63 . Kasırga besbelli yakla¸ maktaydı. epey ötelerden bir alkı¸ ve I s feryatlar kasırgasının gürlemesi duyuldu. ama bunun ˘ kolay bir i¸ olmadıgı anla¸ ıldı. Nihayet. Amiral Avelan. Rus denizcilerin görünecegi. Rus ve Fransız halkları arasındaki sempatiye s ˘ tanıklık eden iki mahaldir. .Hristiyanlık ve Vatanseverlik haykırı¸ seklinde kayna¸ tı. Aynı s s ˘ ˘ anda kortej üzerinde kulakları sagır eden bir çıglık koptu: “Vive la Russie! Vive les Russes!” (“Ya¸ asın Rusya! Ya¸ asın Russ s lar!”). Polis Cercle Militaire yolunu açmaya davrandı. s Gazeteler Paris’teki kar¸ ılamayı da söyle anlatıyor: s ¸ ˙ ˘ Bütün bakı¸ lar. . Kalabalık arasında tarifsiz bir izdiham s s ve sıkı¸ ıklık vardı. s¸ s ˘ Tanıklar. . Paris’teki kar¸ ılama ve kutlama larsa s s daha da sıradı¸ ıydı. Meydanda büyük bir izdis s ham vardı. balkonlardaki ve hatta s çatılardaki tıkı¸ tıkı¸ halk sapka. Fransız s s ˘ ˘ Deniz Bakanı tarafından beklendigi donanma idaresi karargahına yöneldi. Bütün ba¸ lar açıktı ve pencerelerdeki. Nihayet. . . Gürleme giderek güçlenip netle¸ ti. bayrak ve mendiller sallayıp. tüm Rusların kalplerine s kazınmı¸ olan sözleri telaffuz etmeksizin ayrılmak istemiyorum: ‘Çok s ya¸ a Fransa’” (Selskiy Vestnik. Amiral’i kabul ederken Bakan söyle dedi: ¸ “Kron¸ tad ve Toulon. 1893 No: 41) s Toulon’daki kar¸ ılama böyleydi. her yerde candan dostlar olarak agırlanacaksınız.” Kısa bir sohbet sonunda Bakan’dan ayrılırken. boulevard des Italiens’e s (˙talyan Bulvarı’na) çevriliydi. kortejin ba¸ ı meydanda göründü. Amiral tekrar konuk˘ severligi için te¸ ekkür edip ekledi: “Sizden.” dedi. o an devasa halk kitlesindeki ço¸ kunlugun son kerteye s ula¸ tıgını ve oradaki herkesin kalbinden ta¸ an duyguları aktarabis ˘ s ˘ lecek söz bulmanın imkansız oldugunu bildiriyorlar. “konukseverliginizi takdir edecektir. ¸ s ˘ ˘ “Rus filosu ve tüm Rusya. ‘büyük ve asil bir halkın’ temsilcileri olarak selamlıyor.

Tüm bir mendil. “Vive la s ˘ Russie! Vive les Russes!” diye bagıran yüz bin ki¸ ilik kalabalık. Burada kelimeler kifayetsiz kalıyor. Kelimeler.) Bir ba¸ ka muhabir. ruhu canlandırıp sevgiyle titreten –insanların karde¸ ligine kani bir sevgiyle. kan ve ilhak siddetine ve sevgili s ˘ ¸ annesinden çocuklarını koparmayaysa hasım bir sevgiyle titreten– bir olay diye anlatmakta haklılar. s s Neredeydim ben? Ne olmu¸ tu? Hangi sihirli cereyan tüm bunları tek s bir duyguda. Daha çarpıcı. saf ve yüce seylerle doluyor I ¸ ˘ ki. Bu co¸ ku degildi –bu kelime ¸ s fazla banal– co¸ kudan daha iyiydi. sapka ve bayraklar denizi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik relerden küçük. ¸ s ¸ ˘ meydandaki kalabalıgın ba¸ ları üzerinde dalgalanıyordu. degerli misafirlerini daha iyi görmeye çabalıyordu. (Nos voye Vremya16 gazetesinden. daha s sevinçli ve daha çe¸ itli. kalem bunların tümünü ifade edemiyor. Amiral Avelan ikinci katın balkonunda görüns ˘ ˘ dügü an Cercle Militaire’de bulunmanın nasıl bir sey oldugunu tarif ¸ etmek imkansız. Ayin sırasında. O zaman Paris’te bulunan bir Rus gazeteci bu denizciler geçidini söyle tasvir ediyor: ¸ Bunu. sadece a¸ kın s s ˘ anlarda insanların üzerine sinen daha yüksek bir idealin varlıgı. s s ˘ gerçekten de. sokakta bir ne16 Yeni Zamanlar. dünya çapında. kullarını esirge!”yi söylerken. karde¸ lik ve sevgi Tanrı’sının varlıgı. üniformaları altın nakı¸ lı Fransız Hükümet s temsilcileri ve fraklı belediye üyeleri arasında durmak ve “Vive la ˘ Russie! Vive le czar !” çıglıkları e¸ liginde milli mar¸ ımızın tekrar s ˘ s ˘ tekrar çalındıgını i¸ itmek. görkemli. Lyon Garı’nda. gördügüm ve ˘ ˘ hissettigim seyin yanında soluk kalıyor. –[Acar Burak Bengi] 64 . acayip ve ba¸ döndüren bir duyguydu. rengarenk konfeti bulutlarını a¸ agıya atarak canhıra¸ s ˘ s bir sekilde alkı¸ lıyordu. de˘ gil mi? ˙nsanın kalbi öylesine harika. sa¸ ırtıcı. daha derin. sempatilerini mümkün olan her sekilde ifade etmeye ¸ ˘ çalı¸ ırken. koro kilisede “Tanrım. els lerini uzatıp. Birkaç saat bir çe¸ it hezeyan içins deydim. tek bir kavrayı¸ ta harmanlamı¸ tı? Burada hissedilen. kalabalıktaki co¸ kunun hezeyan sınırına vardıgını s s ˘ yazıyor. insanın gözlerini ya¸ artan ¸ s s bir olay diye anlatmakta.

Mesela. tüketilen bütün o börek ve mezeleriyle. Faisans á la Périgord. Ama dahası. Hiçbir kelimenin aktaramayacagı muhte¸ em bir etki yarattı. Desserts. Noisette de boeuf á la béarnaise. Bernaise ˘ soslu sıgır filetosu. Cuma s s günü nerede ne yiyip içtiklerinin. Tatlılar. yemek ˘ mönüleri bile bildirildi. Croûte de fruits toulonaise. Ve Çar¸ amba günü nerede ne yiyip içtiklerinin. (Et suyu. To¸ ˘ ulouse tavugu. ˘ ¸ içip konu¸ tular. küçük börekler. sadece ¸ kaldırılan kadehler degil. Ekim 1893) s II Fransa’ya giden Rus denizciler. Paris usulü kremalı ıstakoz. bu sözler de derhal tüm dünyaya nakledildi.) 65 . gazetelerin sevki öyle bir raddedeydi ki. petits pâtés. Chaud-froid de volailles á la Toulouse. Toulon meyveleri. Salade russe. Mantarlı. Ananaslı dondurma. N gazetesinde yemegin bir sanat eseri oldugu vurgulanıyordu: ˘ ˘ Consommé de volailles. Casseroles de truffes au champagne. sampanyalı salata. Rus salatası. Rus kaptanlarından biri Fransa’nın saglıgına içer içmez. Parfaits á l’ananas.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ fesli çalgılar grubunca çalınan Marseillaise’in muzaffer nagmeleri ˘ açık kapıları yararak içeri yayıldı. bu vakıa derhal dünyaya duyuruldu ve Rus Amiral ˘ ˘ “Güzel Fransa’ya içiyorum” der demez. bu sırada neler söylendiginin haber˘ leri telgrafla bütün Rusya’ya iletildi. (Novoye Vremya. iki haftanın tamamı boyunca bir sö¸ lenden digerine gezdiler ve her sölen sırasında ya da akabinde yiyip. Perigord sülünü. Mousse de homard parisienne.

sürekli aynı kelimelerin s s s farklı sekillerde e¸ le¸ tirilip sıralanmasından ibaretti. Esturgeon braisé moldave. filoları ve orduları! Orduyu seviyoruz.Hristiyanlık ve Vatanseverlik N’nin bir sonraki sayısında söyle deniyordu: “A¸ çılık bakımından ye¸ s mekte yok yoktu. Bir Ingiliz gazetesinde. Mönü suydu: ¸ Potage livonien et St. tek s s maksadımız barı¸. sölen katılımcılarının içtigi içkilerin tanımları da veriliyordu: bir ¸ ˘ tür “vudka”.-Germain. ne de kaybedilen yerlerin geri alınması. Zephyrs Nantua. Zéphyrs Nantua. s ˙ Moët sampanyası) vs. Her mönüyle birlikte. –[Tolstoy] s 66 . Maksadımız ne ˘ sava¸ . birçok farklı sarabın içildigi bu yerlerin adları. Sölene katılanların yaptıkları konu¸ malar da nakledildi. barı¸ı s s seviyoruz ve donanma komutanını seviyoruz! Konu¸ malar su nakarat s ¸ beytiyle bitiyordu: Toulon-Kron¸ tad ya da Kron¸ tad-Toulon. ama mönüler ¸ s konu¸ malardan daha çe¸ itliydi. Germain çorbaları. bu kadar s kısa bir zamanda bu kadar içkiyi. Geyik gögsü. Avrupa’da barı¸ ve s s s ˘ s ˙ ˙ huzur. Miktar öyle kabarıktı ki. barı¸ın güvenligi. onları seviyoruz ve s de barı¸ı. s s s s s Ya¸ asın Fransa ve Rusya. bu sölenler sırasında ¸ ¸ tüketilmi¸ bütün esritici içkiler sayıldı. onları da seviyoruz ve de barı¸ı.17 bir tür Bourgogne vieux. ne revanche (rövan¸ ). her iki ˘ ¸ ˘ 17 Vodkanın Fransızlarca yanlı¸ bir telaffuzu. Selle de daguet grand veneur. Moldovya ˘ ˘ usulü mersinbalıgı. Rusya’yla Fransa’daki tüm ayya¸ lar s biraraya gelse bitiremezdi.) Gazetenin sonraki sayısındaysa yeni bir mönü verildi. barı¸ın nimetleri. Ya¸ asın Cumhurba¸ kanı ve e¸ i. Birçok farklı s s yemegin yenip. Konu¸ malar. Grand Moët (Yıllanmı¸ Bourgogne. Bu kelimeler daima ¸ s s aynı anlama geliyordu: birbirimizi muhabbetle seviyoruz ve birbirimizi aniden böyle muhabbetle sevdigimiz için vecd içindeyiz. Ya¸ asın Rus Imparatoru ve Imparatoriçesi. (Livonien ve St.

s Böylesine kısa bir süredeki kadar çok toplu dua Concordat19 zamanından beri yapılmamı¸ tır. Kardinallerle Piskoposlar her yerde dua reçeteleri hazırladılar ve kendileri de en tuhaf duaları okudular. s ˘ Muhabbet duygularını daha bir iyi ifade edenler ni¸ anlarla ödüller s aldılar. 2001-05] s 67 . Pius arasında akdolunan 1801 Concordat’ı. Kron¸ tads ¸ s s Toulon! Buna daha ne eklenebilirdi ki?! . bu sözlerle her¸ ey anla¸ ıldıgı için. benzer hizmetler veya sadece sevgi ta¸ kınlıgı yüs ˘ zünden. içinde hiçbir sey yazmadıgı veya en azından kim¸ ˘ senin bilmesi gereken bir sey yazmadıgı anla¸ ılan bir tür altın kitap ¸ ˘ s hediye etti. azimle kendi okullarından çıkardıkları o tasvirleri özenle Rus denizcilerin odalarına asıp. Tüm Fransızlar aniden fevkalade dindar oldular ve s batıl inançların zararlı araçları diye. s Bütün bu tuhaf davranı¸ lara. Napolyon. Mesela Toulon’daki bir piskopos Jorigiberi zırhlısının denize indirili¸ i sırasında barı¸ ın Tanrı’sına dua s s 18 Fransız ve Rus milli mar¸ larının Türkçe çevirileri bu bölümün sonunda. artık söylenecek s s ˘ ba¸ ka bir sey kalmıyordu. Rus filo kumandanıysa. diger birçok beklenmedik hediyenin ˘ yanısıra. özellikle de aynı anda iki mar¸ ı birden çalan bandoların muzaffer müzigi e¸ liginde söylenince: s ˘ s ˘ Çar’ı yüceltip tuttugunu altın etsin diye Tanrı’ya yakaran bir mar¸ ile ˘ s bütün çarlar ve kralları lanetleyip yıkımları için beddua eden digeri18 ˘ e¸ liginde söylenince. kimilerineyse. çok tuhaf ve beklenmedik hediyeler verildi. ˘ s yerini saglamla¸ tırmak ve köylü-çiftçi ekseriyetin destegini almak gibi politik hedefler ˘ s ˘ pe¸ indeydi. ama devlet otoritesine tabi kılan bu anla¸ mayla. Rus Çarı’na. kaynak: The Columbia Encyclopedia. Mesela Fransız filosu. Birbirimizi ve barı¸ı seviyoruz. . daha da tuhaf dinî ayinlerle toplu dualar e¸ lik etti. . –[Aylmer Maude] Fransa’da Roma Katolik Kilisesi’nin yeniden tesisini saglayan ve Katolisizmi çogunlu˘ ˘ gun dini olarak tanıyan. –[Acar Burak Bengi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik milletin de en asil ve kahramanca eylemlerini çagrı¸ tıran kelimeler olarak ˘ s telaffuz ediliyordu. –[Acar Burak s Bengi] 19 Napolyon ile Papa VII. Fransızların epeydir alı¸ kın olmadıkları s s izlenimi uyandıran. sürekli dua ettiler. daha da sa¸ ırtıcı bir nesne aldı –alüminyumdan yapılmı¸ ve ¸ s s çiçeklerle kaplanmı¸ bir köylü sabanı.

˘ Falanca kentin Bölge Mahkemesi’nde Rus avukat adayları Fransız milletine yönelik vecd duygularını bildirdiler. . Hayvanları Koruma Dernegi üyeleri. “Kaderinin ne olacagını sadece Tanrı bilir” dedi. denetimi altındaki tüm ögrencilerin. –[Aylmer Maude] ˘ 68 . Nikolas’ın ikinci oglu. dü¸ manı kar¸ ılamaya s s s s gidecektir. ˘ Fransız Egitim Bakanı’na. denize yeni ¸ ˘ indirilen gemiden söz ederken. “Korkunç rahminden ölüm kusup kusmayacagı bilinmez. Fransızlara kar¸ ı ani bir muhabbet beslemeye s ba¸ ladıklarını açıkladı. on binlerce telgraf Rusya’dan Fransa’ya. ” Bu arada. general falancayı. Fransızlara s ˘ ate¸ li baglılıklarını açıkladılar ve benzer bir açıklama da Kazan Belediye s ˘ Meclisi’nden geldi. suna s ¸ kesinlikle kaniyiz ki. bu iki ulusu barı¸ ın koruyucuları ˘ s yapsın. ˘ ˘ s s bundan sonra artık sava¸ ın Tanrı’sına yalvarmak zorundaysak. mürettebatı bugün bizimkiyle böylesine sıkı ve karde¸ çe birle¸ en görkemli gemilerle elele. . ama gerekirse sava¸ ın Tanrı’sına da yalvarabilecegini hissettirecek s ˘ sekilde. Ama eger. Bir Rus aktörler top¸ lulugu Fransız aktörlere tebrik gönderdi ve Fransız aktörler de Rus ˘ aktörlerin tebrigini kalplerinin derinliklerine gömdüklerini bildirdiler. Jorigiberi. Ama bu ya¸ anmasın ve bugünkü kutlamalar. Rus Sarayı’nın Yüce Ba¸ Rahibi’ni temin etti: Rusya’ya. yalnızca barı¸ çıl hatıralar bıraksın s ve Fransa’yla Rusya’nın dostlugu.Hristiyanlık ve Vatanseverlik etti. Fransa’dan da Rusya’ya uçtu. General falanca. Rus mils letine kar¸ ı besledigi sıcak duyguların yakıcılıgı konusunda temin etti. Rus Egitim Bakanı. madam filancaya te¸ ekkür etti ve madam filanca da. Arras Papazı. Fransız kadınlar Rus kadınlara tebrik gönderdi. bugün barı¸ ın Tanrı’sına yalvarmı¸ ken. s ˘ ˘ Rus çocuklar. ögret˘ ˘ ˘ menlerin ve yazarların. Rus kadınlar da Fransız kadınlara sükranlarını sundu. Fransız çocuklara manzum iltifatlar yazdılar ve Fransız çocuklar da manzum ve nesir cevaplar gönderdiler. Quirinal denize s indirilirken Büyük Prens Konstantin’in burada bulunması gibi [Konstantin Nikolayeviç20 1857’de Toulon’daydı]. s 20 General ve Amiral. I.

Hepsi birini bir sey için kutladı ve birine bir sey için te¸ ekkür etti. ˘ ama bir tek gazete tarafından bile kabul edilmeyen a¸ agıdaki protestoyu s ˘ ben biliyorum: ˘ Fransız ögrencilere açık mektup. Çar’larına gönülden ba˘ lı tüm Rus halkının kalbinde co¸ kuyla g s yankılanıyordu. Kutsal Bakire’ye taptıgı içtenlikle güveniyordu Fransa’ya. s ˘ bu grubun yetki takınmasını ve Fransız ögrencilerle aralarındaki tebrik alı¸ veri¸ ini siddetle protesto ediyoruz. tam tersine. onu. insanlıgın gelecekteki 69 . ve Rus halkı. epey benzer duyurular yapıldı. Ba¸ larındaki Üniversite Müfetti¸ i’yle birlikte bir grup Moskovalı hus s ˘ kuk ögrencisi. s ˘ ˘ Biz. Fransa’daki tüm Kardinal ve Ba¸ piskopos’ların da kalplerinin s derinliklerine i¸ liyordu. Rus gençliginin en iyi tabakası. telgraf ˘ memurları ve kabzımallarca. Yüce Ba¸ ˘ s ˙ Rahip de cevapladı: Fransız din adamlarının Imparator Ailesi’ne yönelik duaları. ama kimse tus ¸ haflıgını farketmedi. çe¸ itli bölgelerden ögrencilerin Moskova Birligi temsilcileri. ¸ ¸ s Heyecan öyle büyüktü ki. e¸ itlik ve karde¸ lik ideallerinin geçmi¸ te s s s ˘ ˘ tüm dünya için sürekli sözcülügünü ve haberciligini yapmı¸ ve hayata s geçirilme çabalarına kahramanca öncülük etmi¸ büyük bir ulus olarak s ˘ ˘ görmemizdir. yüce özgürlük. Aleksandr’a ve muhterem ailesine besledikleri sevgi. Her türden generaller. aynı türden bir sey ¸ yapma tela¸ ı içindeydi. Rus ögrenciler tarafından kaleme alınan ve Paris’e gönderilen. ölümde ve kalımda. bu protestolar ya susturuldu ya da gürültüye getirildi. Mesela. herkes bunları onaylıyordu ve de ˘ memnundu ve geride kalmamak için bir an önce. ama bizim böyle anmamızın sebebi. Toulon kutlamaları üzerine tüm Moskovalı ˘ ögrenciler adına konu¸ ma cüreti gösterdi. hatta yazılıp basıldıysa da. geçenlerde. en sıradı¸ ı seyler yapıldı. Bu çılgın gidi¸ atın saçmalıgına dair protestolar s s ˘ dile getirildiyse. ve hem Fransız hem de Rus rahipler Kutsal s Bakire önünde egiliyor ve neredeyse aynı inancı ikrar ediyordu.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙ Majesteleri Imparator III. Biz de Fransa’yı sıcak s s ¸ duygular ve derin saygıyla anıyoruz.

Ama biz Kron¸ tad ve Toulon’dakiler gibi s s kutlamaları böyle tebrikler için uygun vesileler olarak görmüyoruz. Fransa’nın genç ku¸ akları. s ˘ 24 Moskova Ögrenci Federasyonu Konseyi Bu kutlamalarda –harcanan milyonlarca i¸ günü ya da katılanların. s ˘ özgürlük ve bagımsızlık hasletini amansızca ve pervasızca yerle bir eden Rus Hükümeti önünde. normal ˘ hayat geli¸ imini sistematik olarak sekteye ugratan. hazin bir durumu i¸ aret ediyor –Fransa’nın. büyük Fransa ve Almanya ulusları arasında ˘ yarattıgı çatı¸ ma dramının bir perdesidir. mevcut hadiseleri s ¸ ˘ nasıl yorumlayıp onlara kar¸ ı nasıl tavır alması gerektigini bilecektir. bu kutlamalar. milli I s ˘ ˘ sövenizmle sürüklenmeyecek ve insanlıgın yöneldigi daha iyi top¸ lumsal ko¸ ullar için mücadeleye hazır bir sekilde. ˙naniyoruz ki. Bu sekilde birkaç düzine insan ezilerek öldürüldü ve kimse bunu ¸ zikretme geregi duymadı. s ˘ umarız. Bu çatı¸ ma. Aksine.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ esenligi için mücadelede Fransa’yı önder olarak tebrik etmeye her zaman hazır bulunmu¸ tur. geçici olmasını umsak da. tüm s yetkililerce ho¸ kar¸ ılanan topyekün sarho¸ lugu ve atılan nutukların s s s ˘ anlamsızlıgı bir yana– en deli ve vah¸ ice seyler yapıldı ve kimse oralı ˘ s ¸ olmadı. Toulon gösterileri. simdi s s s ¸ ˘ ˘ kendi özgürlükçülügünden yüz çeviriyor ve bir halkın dogal. önceki büyük tarihî rolüne ihanetini: bir zas ˘ manlar tüm dünyayı istibdat zincirlerini kırmaya çagırmı¸ ve özgürlük s için sava¸ an her halka karde¸ çe yardım elini uzatmı¸ bir ülke. her aydınlanma. III. tütsü yakıyor. Bu kutlamalar bizde. kendi ülkemize kar¸ ı ızdırap ve Fransız s ˘ toplumunun böylesi büyük bir kesiminin körlügüne kar¸ ı da esef s duyguları uyandırıyor. su an Paris’te Rus denizcilerden ˘ ¸ herhangi birinin arzularını tatmin etme görevini yerine getirmeyecek 70 . kararlı protestomuz Fransız gençliginin kalbinde duyguda¸ s bir kar¸ ılık bulur. Bir muhabir. Napolyon ve Bismarck’ın. tüm Avrupa’yı s s ˘ silah altında tutuyor ve Rus mutlakiyetini –daima özgürlüge kar¸ ı s istibdat ile zor kullanımının ve sömürülenlere kar¸ ı sömürenlerin dess tekçisi olmu¸ bir mutlakiyeti– dünyada siyasi kaderlerin belirleyicisi s yapıyor.

Sudan çıkarılıp. yuvarlanan bir kartopu ˘ gibi büyüdükçe büyüdü ve sonunda sadece hemen oracıkta bulunanlar. Fransız kadınlar sokaklarda ˘ kendilerini Rus denizcilerin kollarına atıp onları öptüler. iki hafta boyunca çevresinde ˘ tüm olup biteni gözleyip. sanki öyle olmalıymı¸ gibi. çocuklarını getirdiler onlara. III Geçenlerde. öpsünler diye. Hatırlıyorum da. bunu neden yaptıgı sorulunca. Sikorskiy adında bir Psikiyatri Profesörü. “Vive la Russie!” diye bagırarak köprüden ˘ nehre atladı ve boguldu. s ˘ gayet saglıklı görünen bir Rus denizci. Kiev Üniversitesi Haberleri’nde. denizcilerin muzaffer bir sekilde kar¸ ılanmasına ¸ s ili¸ kin tasvirlerden birini öylesine okurken. Kiev eyaletindeki Vasilkovski bölgesinin bazı köylerinde 71 . ˘ ˘ Bu acayip heyecan öyle bula¸ ıcıydı ki. des s nizcilerin gelmesini bekleyip. s ˘ Böylece kimsenin engel olmadıgı heyecan. bir Fransızdan bir baloda duydugu ˘ ˘ sözleri yazdı ve bütün bunlar kimsenin dikkatini çekmedi. Fransa onuruna gemi etrafında yüzecegine dair ant içtigi. ˘ ˘ kar¸ ılıgını verdi. ve Rus denizciler bu istegi yerine getirince. Çiçeklerle çe¸ it çe¸ it kurdele atmanın ve s s hediyelerle iltifatlar yagdırmanın yanısıra. güçlü ve normal insanlar ˘ bile genel haleti ruhiyeye kapılıp anormal bir vaziyet aldılar. güpegündüz gemisinden denize atladı ve “Vif ˘ ˘ lya Frans!” diye bagırarak yüzdü. bir muhabirin aktardıgı üzere. ˘ Genelde bütün bu kutlamalarda kadınlar dikkati çeken bir rol oynadı ve hatta erkekleri yönlendirdi. sadece yatkın ve sinirleri zayıf olanlar degil. orada bulunanların hepsi vecd içinde agladı. Bariz çılgınlık vakaları bile vardı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bir kadın bulunmadıgı yolunda. Mesela Fransız ve s Rus bayraklarının renklerinden olu¸ an bir elbise giymi¸ bir kadın. aniden bir duygunun kendini s hissettirmekte oldugunu ve hatta gözya¸ larının e¸ iginde bulundugumu ˘ s s˘ ˘ farkettim ve bu duyguya direnmek için çaba sarfetmem gerekti. kimileri de nedense.

makalesini su sözlerle sonuçlandırıyor: “Malevanizm hasta ¸ bir nüfusun çıglıgı. a¸ ırı derecede nazik. Profesör bu insanların halini anormal bulmu¸ . Duygusals ˘ s lıga meyilliydiler.Hristiyanlık ve Vatanseverlik inceledigi psikopatik bir –kendi tabiriyle– Malevanizm salgınından söz ˘ etti. bayramlık giyinmeleri. dünyanın sonu yakındır deyip tüm ya¸ am biçimlerini degi¸ tirerek malı mülkü s ˘ s dagıtmaları. s s Fransa’daki sehir nüfusunun büyük bir bölümüyle Rusya’daki idari ve ¸ ayrıcalıklı sınıfların neredeyse tamamını korkunç bir hızla ele geçiren bu yeni illet.” s s Ama eger Malevanizm hasta bir nüfusun çıglıgıysa ve alkolle za˘ ˘ ˘ rarlı toplumsal ko¸ ullardan kurtarılma yakarı¸ ıysa. istemiyorsam. daima basmakalıp kar¸ ılık s ˘ ˘ s ˙ veriyorlardı: ‘Istersem çalı¸ ırım. hasta bir nüfustan gelen ne kadar daha korkunç bir çıglık ve ˘ alkolle bozuk toplumsal ko¸ ullardan kurtarılmak için nasıl bir yalvarı¸ tır s s acaba? 72 . Paris’te patlak verip. Daima ne¸ eli bir ruh s s hali içindeydiler ve tam bir bayram havasında ya¸ ıyorlardı: birbirlerini s ziyaret ediyor. hareketli ve ˘ s s geldigi kadar kolayca ve iz bırakmadan kaybolan sevinç gözya¸ ları dök˘ s meye hazır bir haldeydiler. Çalı¸ mayı reddetmenin s s a¸ ikar saçmalıgına dikkatleri çekildiginde. iyi seyler yiyip içmeleri ve çalı¸ mayı ˘ ¸ s bırakmalarından olu¸ uyor. . Bolca tatlı yiyorlardı. o köylerde Malevanov adında bir önderin etkisi altındaki bazı insanların. neden zorlayayım kens dimi?’” Alim profesör. Bay Sikorskiy’in demesine göre. Bu salgının özü. birlikte dola¸ ıp duruyorlardı. s s Söyle diyor: “Sıradı¸ ı gamsızlıkları çogu zaman ne¸ eli bir vecd halini ¸ s ˘ s alıyordu –dı¸ etkenlerin tetiklemedigi bir co¸ kunluk halini. oldukça konu¸ kan. Semsiyeler. ipek sallar ve benzeri aksesuarlar ¸ ¸ almak için zaruri ihtiyaçları satıyorlardı ve sallar sadece tuvalet süsü ¸ olarak i¸ lerine yarıyordu. . yayılmasını engellemek için iktidara tedbir alma tavsiyesinde bulunurken. alkolden kurtarılmak ve egitimle saglık ko¸ ullarının ˘ ˘ ˘ ˘ s iyile¸ tirilmesi için yakarı¸ ı. bu insanların durumunu bariz bir psikopatik salgın sayıp.

diger insanlara siddet uygulama imkanları (tüfekler. aynı gezinmeler ve ziyaretler. ruh s s ¸ hallerini sadece ki¸ isel ve sifahi aktarımla ba¸ kalarına bula¸ tıran birkaç s ¸ s s düzine gariban uysal köylüyle sınırlı. resepsiyonlar ve ziyafet ˘ konu¸ malarında takınılan o gayritabii pozları hedefledigini anladıgım. Benzerlik tıpatıp! Tek ve bunların cereyan ettigi toplum için fevkalade ˘ önemli olan fark su ki. ne kadar daha tehlikeli addetmemiz gerekir ve böyle salgınların yayılmasını engellemeye dair kati tedbirler almak. büyük paraları kontrol eden. Toulon ve Paris’te ortaya çıkıp tüm Fransa ve Rusya’ya yayılan bu yeni salgını. aynı anlamsız konu¸ malar. aynı kutlamalar. sürüyle gazete ve enfeksiyonu dünyanın dört ucuna yaymak için birbiriyle yarı¸ halindeki s her tür yayına) sahip olan milyonlarca insanın deliligi. aynı kadın yönlendirmesi ve Sikorskiy’in Malevanistler arasında gözlemledigi. Bir ba¸ ka fark ˘ s daha var: ilk gruptakiler. aynı duygusals s s lık. kim bilir. telgraf. a¸ ırı nezaket ve konu¸ kanlık. benimse merasimler. –[Acar Burak Bengi] 73 . aynı bayram havası. aynı aylaklık. ˘ ¸ istihkamlar. nedensiz gelip giden ve sık dökülen s s aynı duygu selleri. aynı sarkı söys ¸ leme ve müzik. vakalardan birinde delilik. bazı önderlerini tımarhaneler ve manastırlara kapatıp digerlerini ücra bölgelere sürecek düzenlemeleri ˘ yapmakla iyi edecekse. barut ve dinamiti) olan. öteki vakaysa. en gösteri¸ li elbiselerle aynı süslenmeler. iktidar için degilse toplum için.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve eger Malevanistlerin akli dengesizligi tehlikeli addediliyorsa ve ˘ ˘ iktidar. ne kadar daha ˘ gereklidir acaba? ˙ Iki hastalık arasındaki benzerlik tıpatıp. aynı seçme s yiyecek merakı. dahası deliliklerini yaymanın en güçlü imkanlarına (posta hizmetleri. süngüler. s ˘ ˘ attitudes passionelles21 içindeki aynı palyaço pozları. bırakın sarho¸ olacak kadar içmeyi. profesörün tavsiyesine uyarak. kendi küçük imkan¸ larıyla ya¸ ayan ve dolayısıyla kom¸ ularına siddet uygulayamayan. Durup dururken ortaya çıkan ve ne¸ eli bir vecd haline dönü¸ en aynı sıradı¸ ı gamsızlık. zırhlılar. hiç alkol s 21 Tutku edaları.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik kullanmazken, ikinci gruptakiler, sürekli yarı sarho¸ , hatta ayakta bile s duramayacak bir haldeler. Öyleyse, bu vakaların cereyan ettigi toplum ˘ için, Bay Sikorskiy’in bilgilerine göre, hiçbir siddet eylemi veya cinayetin ¸ gerçekle¸ medigi Kiev salgınıyla, bir resmi geçitte yirmi kadının ezilerek s ˘ öldügü Paris salgını arasındaki fark, sobadan sıçrayarak yerde için için ˘ yanıp duran, tutu¸ mayacagı besbelli bir köz ile bir evin kapıları ve duvars ˘ larına çoktan ula¸ mı¸ bir yangın arasındaki fark kadar büyüktür. Kiev s s salgını sonucu, en kötü durumda, Rusya’nın milyonda biri kadar bir bölgenin köylüleri me¸ akkatle kazandıklarını harcayacaklar ve devlete s vergi ödeyemeyeceklerdir. Ama korkunç bir erke, devasa miktarlarda paraya, siddet silahlarına ve deliliklerini yayma araçlarına hakim durum¸ daki insanları ele geçiren Toulon-Paris salgınının sonuçlarıysa korkunç olabilir ve olmaya mecburdur. IV Takkesi ve sabahlıgıyla dermansız ve silahsız ihtiyar bir bunak abuk ˘ subuk konu¸ tugunda, kar¸ ı çıkmadan merhametle dinleyebiliriz onu, s ˘ s hatta sakayla huyuna bile gidebiliriz; ama ba¸ tan a¸ aga keskin kasatura¸ s s ˘ lar, kılıçlar ve dolu silahlarla donanmı¸ , güçlü kuvetli, tüm bir deliler s kalabalıgı, ipini koparıp heyecan içinde ölümcül silahlarını saga sola ˘ ˘ salladıgında, onların huyuna gidemez insan, hatta bir an bile huzur ˘ duyamaz. Ve simdi Fransız ve Rus toplumlarını sarıp Fransızların kar¸ ı¸ s lamasıyla yükselen heyecanda da durum böyle. Çünkü bu psikopatlık salgınına kapılanlar en korkunç cinayet ve imha silahlarına sahipler. Evet, bu kutlamalar sırasında yapılan tüm konu¸ malar, kaldırılan s tüm kadehler ve yazılan tüm makalelerde, sürekli, ya¸ ananların barı¸ ı s s korumak adına oldugu ilan edildi. Sava¸ taraftarları bile, kaybedilen ˘ s bölgelerin i¸ galcilerine yönelik bir nefretten degil de, bir sekilde nefret s ˘ ¸ eden bir tür sevgiden söz ettiler. Ama akıldan zoru olanların kurnazlıgı bilinen bir seydir ve “Sava¸ ˘ ¸ s

74

Hristiyanlık ve Vatanseverlik istemiyoruz, barı¸ istiyoruz!” cümlesinin sürekli tekrarı ve herkesin s zihnindekine dair sessizlik, en tehditkar bir belirtidir. Rus elçi Elysée’deki ziyafette cevaben kaldırdıgı kadehle söyle dedi: ˘ ¸ “Sadece bu duvarlar arasında bulunan herkesin degil, büyük ve güzel ˘ Fransa’nın her yerinde ve tüm Rusya’da kalpleri su an bizimkiyle bir¸ likte atan uzak yakın herkesin tüm kalbiyle kar¸ ılık verecegi bir kadeh s ˘ kaldırma teklifinden önce, Çar tarafından Kron¸ tad ziyaretinin iadesiyle s yetkilendirilen Amiral’e yönelik iyi niyet sözleriniz kar¸ ısındaki derin s sükranlarımızın ifadesini size aktarmama izin verin. Böylesine fevkalade ¸ bir birlik, baglılık ve samimiyetle kutlanmakta olan muhte¸ em ve barı¸çıl ˘ s s zaferin gerçek önemine dair sözleriniz, i¸ gal ettiginiz ulvi mevkiyle s ˘ agırlık kazanıyor.” ˘ Tamamen yersiz, aynı barı¸ atfı Fransız Cumhurba¸ kanı’nın konu¸ mas s s sında da vardı: “Rusya’yla Fransa’yı birle¸ tiren sevgi bagları” dedi, “(ki iki yıl önce s ˘ Kron¸ tad’da filomuz adına yapılan dokunaklı gösterilerle güçlenmi¸ ti) s s her gün güçleniyor; dostane duygularımızın içtenlikli alı¸ veri¸ i, barı¸, s s s güven ve emniyetin lütfunu gönlünde ta¸ ıyan herkese ilham vermelis dir”–vs. Her iki konu¸ mada da barı¸ lütufları ve barı¸ çıl kutlamalara tamamen s s s umulmadık ve yersiz bir sekilde atıfta bulunuluyor. ¸ ˙ Rus Imparatoru’yla Fransız Cumhurba¸ kanı arasındaki telgraf alı¸ ves s ˙ ri¸ inde de durum aynı. Rus Imparatoru su telgrafı çekti: s ¸
Au moment où l’escadre russe quitte la France, il me tient à caeur de vous exprimer combien je suis touché et reconnaissant de laccueil chaleureux et splendide que mes marins ont trouvé partout sur le sol français. Les témoignages de vive sympathie qui se sont manifestés encore une fois avec tant d’éloquence, joindront un nouveau lien à ceux qui unissent les deux pays et contribueront, je l’espère, à l’affermissement de la paix générale, objet de leurs efforts et de leurs vaeux les plus constants.

75

Hristiyanlık ve Vatanseverlik
(Rus filosu Fransa’dan ayrılırken, Fransa topraklarının her yerinde ˘ denizcilerimin muhatap oldugu sıcak ve görkemli kar¸ ılamanızdan s ˘ ˘ ötürü ne kadar duygulandıgımı ve müte¸ ekkir kaldıgımı size bildirs mek isterim. Umarım, iki ülke arasındaki sıcak duyguda¸ lıgın bir kez s ˘ ˘ daha böylesine belagatla ifade edilmesi ve onları birle¸ tiren yeni bags ˘s lar eklenmesi, çaba ve arzularının degi¸ mez hedefini, dünya barı¸ ını, s ˘ saglamla¸ tırmaya hizmet eder.)22 s

Fransız Cumhurba¸ kanı da cevap telgrafında söyle dedi: s ¸
La dépêche dont je remercie votre majesté m’est parvenue au moment où je quittais Toulon pour rentrer à Paris. La belle escadre sur laquelle j’ai eu la vive satisfaction de saluer le pavillon russe dans les eaux françaises, l’accueil cordial et spontané que vos braves marins ont recontré partout en France affirment une fois de plus avec éclat les sympathies sincères qui unissent nos deux pays. Ils marquent en même temps une foi profonde dans l’influence bienfaisante que peuvent exercer ensemble deux grandes nations devouées à la cause de la paix. ˘ (Paris’e dönmek üzere Toulon’dan ayrılırken aldıgım telgrafınıza ˘ te¸ ekkür ederim majesteleri. Üzerindeki Rus bayragını Fransız sus larında selamlama zevkine eri¸ tigim mükemmel filo ve cesur denizs ˘ cilerinizin, Fransa’nın her yerinde kar¸ ıla¸ tıkları dostane ve renkli s s ˘ kutlamalar, ülkelerimizi ne kadar içten bir sempatinin birle¸ tirdigini s bir kez daha göstermi¸ tir. Bunlar aynı zamanda, kendilerini barı¸ a s s ˘ vakfetmi¸ iki büyük ulusun yararlı bir etki yaratabilecegine dair derin s bir inanç da tesis ediyor.)

Yine her iki telgrafta da, ne sırası ne geregiyken, denizcilerin kar¸ ılan˘ s masıyla hiç alakası olmayan barı¸ a bir atıf var. s Bütün bu sefih ayinlerin Avrupa barı¸ ı adına yapıldıgını söylemeyen s ˘ bir tek konu¸ ma ya da makale bile yoktu. s
22 Tolstoy’un,

parantezler içinde, Fransızcadan Rusçaya aktardıgı bölümleri, Rusçadan ˘ Türkçeye Koray Karasulu çevirdi. –[Acar Burak Bengi]

76

para bellum. cumhuriyet barı¸ tır. ki nitekim.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Rus basın temsilcilerinin verdigi yemekte herkes barı¸ tan söz etti. sadece geceyi huzur içinde geçirmek istedigine. bazan yaramazlıklarını saklamaktan öyle ¸ haz alırlar ki. gözlerini morartmak veya kollarını kırmak gibi s bir niyeti olmadıgına. “Ama bütün bunlar barı¸ ı güvence altına almak için yapılıyor. la république c’est la paix. ısrarla. s ¸ s eger gerçekten onu dü¸ ünmüyorsak? ˘ s V Kimse sava¸ ı dü¸ ünmüyor. ama sava¸ hazırlıklarına milyarlar harcanıyor s s s ve milyonlarca insan Rusya’yla Fransa’da silah altında. aynı sekilde. kutlamalar sırasında tacitu consensu (sessiz mutabakatla) herkesten saklanması kararla¸ tırılan seyi kimse s ¸ dı¸ a vurmadı.” Kutlamalar hakkında yazılan birçok makale açık ve naif bir haz ifadesi barındırıyordu. sava¸ hakkında s bir söz söylemeyip sadece barı¸ tan söz ettiler. kims ˘ senin di¸ lerini dökmek. her fırsatta. ˘ ˘ oradakileri temin etmesine benziyordu. hazları onları ele verir. Rusya’da kendi aramızda. barı¸ çıl bir topluluga katılıp. Kimsenin sava¸ hakkında bir sey söylemeyi¸ ine neden böyle sevinelim. L’empire c’est la paix.) s s s Ama eger öyleyse. sadece ˘ egitimli varsayılan insanlara yönelik gazeteler ve dergilerde degil. hiç degilse onlardan ˘ bize söz etmeye kalkmayın. sadece polis tarafından hemen uzakla¸ tırılan gafil bir s s adam herkesin dü¸ ündügü seyi bagırdı: “A bas l’Allemagne!” (Kahrolsun s ˘ ¸ ˘ Almanya!) Çocuklar da. o zaman neden. ˘ s Geçenlerde sava¸ ın gerekli ve hatta faydalı oldugunu yazan Bay Zola s ˘ ve aynı fikri birkaç defa ifade eden Bay De Vogue. Meclis oturumları son s zamanlardaki kutlamalar üzerine konu¸ malarla açıldı ve konu¸ macılar s s bu sölenlerin Avrupa’ya barı¸ bildirisi oldugunu beyan ettiler. “Kimsenin süphesi yok” demek ¸ istiyor insan: “Böyle kötü niyetleriniz varsa bile.” (Barı¸ s ˙ istiyorsan sava¸ a hazırlan. ¸ s ˘ Tıpkı bir adamın. Si vis s pacem. Rus ˘ ˘ 77 . Imparatorluk barı¸ tır.

1899) a¸ agıdakileri içeren ders kitabıyla ögretiliyor tarih: s ˘ ˘ Depuis que l’insurrection de la Commune a éte vaincue. Ils détestent l’Allemagne. le grand devoir de votre vie. elle s’est remise au travail. Bay Lavisse tarafından derlenip (21. Plus de quinze cent mille hommes qui habitaient nos départements du Haut-Rhin. du Bas-Rhin et de la Moselle. beklentilerin aksine. Mais l’Allemagne tient à sa conquête. baskı. Selskiy Vestnik’te bile. Almanya’yla sava¸ halinde Fransa’yla ittifakımızın askerî avantajs ları izah edildi ve iktidar tarafından kandırılan bu talihsiz insanlara su telkin yapıldı: “Sözünü ettigimiz Güçler (Almanya. Mais la France a perdu sa renommée militaire pendant la guerre de 1870. et c’est un grand pays dont tous les habitants aiment sincèrement leur patrie et dont les soldats sont braves et disciplinés. . bu kolay bir lokma olmayacagı ve hatta ba¸ arılı bir mücadele büyük ˘ s fedakarlıklar ve kayıplar gerektirecegi için. Ve neden tüm Fransız ortaokullarında. C’est pour que vous deveniez de bons soldats que vos maîtres vous apprennent l’histoire de la France. elle a perdu une partie de son territoire. Au lendemain de la guerre. . s ˘ sadece Tanrı’nın yardımıyla Rusya kendi ba¸ ının çaresine bakabilirse s de. Avusturya ve ¸ ˘ ˙ Italya). ont été obligés de devenir Allemands. Azincourt. Pour reprendre à l’Allemagne ce qu’elle nous a pris. et qui étaient de bons Français. la France n’a plus été troublée. . Fransa’yla dost olmak Rusya ˘ için yararlı ve avantajlıdır”–vs. ils espèrent toujours redevenir Français. 43. C’est à vous–enfants élevés aujourd’hui dans nos écoles–qu’il appartient à venger vos péres. Ils ne sont pas résignés à leur sort. il faut que nous soyons de bons citoyens et de bons soldats. (Selskiy Vestnik. vaincus à Sedan et à Metz. Vous devez y 78 . 1893). Elle a paye aux Allemands sans difficultés l’énorme contribution de guerre de cinq milliards. L’histoire de la France montre que dans notre pays les fils ont toujours vengé les désastres de leurs pères.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Hükümeti’nce köylüler için yayınlanan bir gazetede. Rusya’yla barı¸ ı ihlal etme kararı aldıgında. No. à Poitiers. Les Français du temps du Charles VII ont vengé leurs pères vaincus à Créy. C’est votre devoir.

Hiç zorlanmadan Almanlara be¸ s s milyarlık sava¸ tazminatı ödedi. Kuzey ve Güney ˘ ˘ Korelilerin ve hem Japon hem de uluslararası akademisyenlerin tepkisini aldı. ˙yi askerler olabilmek için s I ˘ ˘ de. Daima bunu dü¸ ünmelisiniz. solun ve s s s tarihçilerin tepkisini çekti ve maddenin iptaline yönelik 180. .Hristiyanlık ve Vatanseverlik penser tourjours. Sorular da söyle: ¸ 23 Benzer uygulamalar bugün de ya¸ anıyor. . . Fransa ve Japonya örnekleri. zaman ¸ zaman soykırıma varan katliamlar üzerine. –[Acar Burak Bengi] ˘ ˘ 79 . Burayı Almanya’dan geri almak için iyi yurtta¸ lar ve iyi askerler olmalıyız. tahrif ve manipüle edildigine ˘ ˘ çogu ülkede rastlandıgı belirtiliyor. Ama kaderlerine boyun egs s mediler. Subat 2005’de. ˘ s The Guardian. Fransa ta˘ ˘ rihi. tarihçiler. (Fransa Komün’lerin isyanları bastırıldıktan sonra rahatladı. Jon Henley’nin haberi). Charles zamanında ya¸ amı¸ Fransızlar. Sava¸ s tan hemen sonra da i¸ e koyuldu. cesur ve disiplinli askerler olan insanların ya¸ adıgı bu s ˘ ˘ büyük bölgeye– çok deger veriyor. Japonya’da da sagcı ve milliyetçiler. Ama Fransa 1870 sava¸ ında askerî s s ününü kaybetmi¸ ti. Ve topraklarının da bir kısmını. kolonyalizmin sadece olumlu taraflarına yer vererek. Fransa’nın sag hükümeti. Çinlilerin. Alman olmaya zorlanmı¸ tı. Yukarı-Ren. Crecy’de.000 imza toplandı. Ayrıca. okul kitaps larında hakikatin. deniza¸ ırı Fransız vatanda¸ larının. sürekli tekrar Fransız olmayı ˘ umut ediyorlar. Ama Almanya zaptettigi bu bölgeye –vatanlarını içtenlikle seven. Poitis s ers’de. vs. devletin tarih yazmasından ve sömürgeciligin s ˘ deh¸ etlerinden muzdarip göçmenlerin. geçmi¸ teki ˘ s hunharlıklarını sansürlemek. kurulu¸ mitini tarihi gerçek olarak sunmak vb. Azincourt’da yenilen babalarının intikamını almı¸ tır. . Simdi s ¸ ˘ okullarımızda egitim gören siz çocuklar da Sedan’da ve Metz’de yenilen babalarınızın intikamını almalısınız. son zamanlardaki yeni giri¸ imleriyle öne çıksalar da. A¸ agıs s ˘ Ren ve Moselle bölgelerinde ya¸ ayan yüz elli binden fazla Fransız s ˘ vatanda¸ ı. ögretmenlerinizden Fransa tarihini iyi ögrenmelisiniz. yazarlar ve aydınlardan olu¸ an 1000 ki¸ ilik ikinci bir imza kampanyasında s s da söyle dendi: “Bu yasa. ya¸ amınızın en büyük görevi. Almanya’dan nefret ediyorlar. VII.)23 s s Sayfanın dibinde yukarıdakiler üzerine bir dizi soru var. s ˘ ¸ Fransız sömürgeciliginin faydalarından söz edecek bir egitime yönelik yasal düzenle˘ ˘ meye giri¸ ti. ülkemizde daima talihsiz babaların intikamını ogulların aldıgını gösterir. vatanseverlik ve milliyetçilik ugruna. Bu sizin görevinizdir. gibiler s dogrultusunda bir egitim “reformu” yaptı ve Japonların. köle ticareti üzerine ve Fransa’nın bugün miras aldıgı ırkçılık üzerine resmî bir yalanı nak¸ etmektedir” (kaynak: 16 Aralık 2005. Söz konusu yasa maddesi.

budala. baktıkları halde onları aldatıp onlara en korkunç faciaları hazırlayan adamların tüketmesi için– tüm bu sülünlerle kiraz ku¸ larını. cephanelikleri. dogrulugu. sava¸ ın gerekliligi. önlerine dikilmi¸ ölümcül dü¸ manlar ve kaçmalarını engellemek s s için arkalarına dikilmi¸ amansız subaylar. paylarına ne amiraller. . soguk. s s ˘ s bir çocuk saflıgıyla sevinç çıglıkları atan ve etrafa bakmalarına zaman ˘ ˘ kalmadan. yaralar. istiridyeleri ve sarapları bulup getis ¸ renler. ama “bu hatıra cesaretlerini kırmamalı.” s s s Qui diable trompe-t-on ici? (Lanet olsun. s topları. ızdırap. barakaları. mendirekleri ve tüm bu sarayları. salonları. kitaba göndermeler) de var. büyütüp. ne ba¸ kanlar. süslenip dalgalanan bayraklar altında yerini almı¸ her amirale ve s ba¸ kana. tersine. el altından ve sürekli. saglıklı beyaz di¸ lerini göstererek. yigitliklerini uyandırmalı” diyen. resmi konu¸ malarda büyük bir ısrarla barı¸ tan söz ediliyorsa. açlık ve s s ˘ elem. Öyle ki. ˘ ˘ s O kurban. Réflexions sur le ˘ livre VII (VII. Tek derdimiz barı¸ . platformları ve zafer taklarınıyapanlar. ˘ “Sava¸ ı dü¸ ünmüyoruz. bu soruyu sormaya gerek varmı¸ ve aldatılan s talihsiz kurbanın kim oldugu çok açık degilmi¸ gibi. aldatılan. burada kimi kandırıyorsunuz?) diye sormak istiyor insan. tüm bu gazetelerle kitapları dizip basanlar ve –besleyip. s s sıradan insanlara. her zaman her yerde. . avantajı ve s ˘ ˘ ˘ hatta kahramanlıgı telkin ediliyor.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Topraklarının bir bölümü dı¸ ında. paylarına sadece çamurlu sava¸ meydanı. kaleleri. “Fransa’nın çocukları 1870’deki yenilgilerimizi hatırlamalı” ve “bu hatıranın yükünü kalplerinde hissetmeli”. s su toplamı¸ elleriyle bütün o gemileri. çürüyen s 80 . genç ku¸ aga ve genel olarak tüm Rus ve Fransızlara s ˘ da. havai fi¸ eklere ve bandoya. buharlı gemileri. kan. Fransa ne kaybetti? Kaç Fransız s o toprakların kaybıyla Almana dönü¸ tü? Bu Fransızlar Almanya’yı s ˘ seviyorlar mı? Bir gün Almanya’nın bizden aldıgını geri almak için ne yapmalıyız? . çalı¸ an insanlardır. ne de bans dolar dü¸ en. ne bayraklar. limanları.

kastedildigi sekilde. Üçlü Ittifak’ın barı¸ ımızı s ˘ s ve Avrupa barı¸ ını tehdit ettigi ve Fransa’yla ittifakımızın güçleri denges ˘ leyecegi ve dolayısıyla barı¸ ın bir garantisi olacagı söyleniyor bize. s ˘ VI “Ama öyle bir sey yok. iki ¸ s milletin kar¸ ılıklı olarak birbirine sempati duyup. s ˘ ˙ Almanya’nın Rusya’ya kar¸ ı planları oldugu. Avrupa barı¸ ını tehdit eden tehlikeli bir s s kom¸ uya kar¸ ı savunma bakımından önemi olabilecegini teslim etsek s s ˘ bile.Hristiyanlık ve Vatanseverlik cesetler ve anlamsız. önlerinde iyi sarap dolu kadehlerle ve di¸ lerinin arasında purolarla. ne de simdi Almanlara özel bir ¸ dü¸ manlık duymadıgımız gibi. sava¸ çı niyetler yok” deniyor bize. Fransızların da Ruslara bu ani. en a¸ ikar ve arsız bir s sahtekarlık. Almanları sevmeyi¸ imiz ve onlara ˘ ¸ s güvenmeyi¸ imiz de sahte. bütün bu yakı¸ ıksız ve anlamsız sefih s s ayinlerin Avrupa barı¸ ını koruma amacı güttügünü söylemek daha da s ˘ sahte. Ve. ¸ s iyi bir ak¸ am yemeginden sonra koyu renk bez çadırlar içinde oturacaks ˘ lar ve bir haritaya saplanmı¸ ignelerle. budala s insanlar. Ne daha önce. Rusların Fransızlara. bu duyguyu birbirine s ifade etmesinden ibaret. Bir dost milletin temsilcilerinin diger milletin ˘ temsilcileri tarafından özel kutlamalarla ve seref duyarak kar¸ ılanma¸ s ˙ sında yanlı¸ olan ne? Ittifakın. filan-filan vaziyeti almak veya su s ˘ ¸ ya da bu kurdele veya ni¸ anı kapmak için. bunun neresi kötü?” Bu kötü. ne de simdi Fransızlara özel bir sevgi duymadıgımızı ¸ ˘ hepimiz biliyoruz. Ama ˘ s ˘ bu iddianın sersemligi öyle açık ki. ne daha önce. lüzumsuz bir ölüm dü¸ en hep aynı munis. yine o s halktan olu¸ turulan top-yeminin harcanacagı noktaları gösterecekler. insan ciddi ciddi onu çürütmekten ˘ 81 . “Durum. çünkü hiçbir mazareti bulunmayan. Ve simdi su Toulon ve Paris kutlamalarında ziyafet çekenler gibi adam¸ ¸ lar. filan-filan miktarda. aynen. sıradı¸ ı s sevgisi sahte.

O zaman da aynı co¸ kunluklar. Sırplar veya Bulgarların herhangi ˘ birinden. bu Karadaglılar. simdi s s ¸ Paris’te vatanseverlik timsalleri olarak anılan Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi. s s ˘ ˙ Tamamen aynı sekilde. o zaman aynı seyi. sadece. Fransızlar ve Ingilizler ˘ daima ve hâlâ bize. O zaman da. önsöze bak. aralarında bir denge kuruls ˘ ˙ ması gereken birimler nasıl belirlenebilir? Ingilizler simdi Rusya’yla ¸ Fransa ittifakının kendilerini tehdit ettigini ve bu yüzden yeni bir it˘ tifak olu¸ turmaları gerektigini söylüyorlar. Türk sava¸ ından25 önce de. Seytan bir katil ve yalanların babasıdır. simdi oldugu gibi. tıpkı simdiki gibi.24 Yalan daima cinayete yol ¸ açar. kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. Yuhanna 8: 44. –[Acar Burak Bengi] Harbi. resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. Böyle olması. biz Ruslarla yüzlerce s ¸ yıldır kimsenin hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani ˘ s ˙ bir sevginin alevlendigi varsayıldı –Almanlar. Hatta daha da büyük. toprak kaybını hazmedemeyen Fransa’nın ¸ ˙ yapma tehlikesi çok daha büyüktür. barı¸ güç dengesine baglıysa. Nitekim. Bir denge olu¸ turmak için s ˘ s Avrupa kaç ittifaka bölünmek zorunda? Madem i¸ ler böyle yürüyor. s s O zaman. o s zaman herhangi bir insan toplulugunda en güçlü adam bir tehlikedir ve ˘ digerleri onu dengelemek için ittifaklar kurmak zorundadır. Bu kötü. Özellikle de bu gibi bir durumda. çünkü bir yalan ve bir yalan asla zararsız olmaz. Üçlü Ittifak da kendini barı¸ -ligi olarak adlandırdı. ˘ “Fransa’yla Rusya’nın barı¸ ı garanti altına almak için kar¸ ılıklı sempas s tilerini ifade etmelerinde kötü olan ne?” diye soruyorlar. yani bir ittifakın barı¸ ı garantilemesi için. Rus¸ ˘ 24 Yeni 25 93 Ahit. tehlike hâlâ mevcut. tüm s güçlerin matematiksel bir e¸ itlik içinde olması gerekirdi. Üstünlük simdi s ¸ Franko-Rus ittifakındaysa. bize bir sava¸ ligi olarak göründügü halde. –[Acar Burak Bengi] 82 . çünkü Wilhelm’in bir Avrupa ittifakı önderliginde barı¸ ı bozma tehlikesi ˘ s varsa.Hristiyanlık ve Vatanseverlik utanıyor. Franko-Rus Ittifakı da gerçekte neyse –yani bir ¸ sava¸ ligi– ondan ba¸ ka türlü görünemez.

gazeteler gittikçe daha s fazla yalan söyledi. gazeteler yalans larını basacaklar. uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. asıl mesele –Türkiye’ye s kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz kaldılar. çaglar öncesine uzanan. kendilerini katliama gön˘ dermeyi Tanrı huzurunda görev bildigimizi. ne kadar barı¸ yanlısı olursa olsun. Tanıdık. o zaman da Moskova’da Ilk ¸ ˘ yiyip. vatanseverlik s ˘ s s 83 . ˘ Rusya’ya. çevresindeki herkesçe. aynen simdi Paris’te oldugu gibi. aslen sava¸ s istemeyen III. Çanlar çalacak ve uzun saçlı adamlar altın i¸ lemeli cüppelerini giyip s cinayet adına dua etmeye ba¸ layacaklar. zengin insanlar kalabalıgı vatansever konu¸ malar geveleyecek ve ˘ s Almanya’ya kar¸ ı dü¸ manlık a¸ ılayacak ve hadiseler öyle sekillenecek ki. Finlandiya Büyük Prensi. Aleksandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigi˘ miz üzere. içip. birlik ve barı¸ tan söz edip. bize Tanrı tarafından ema˘ net edilen sevgili insanlarımızın iyiligi için. Aleksandr. vs. Tanrı onlarla olsun. Çe¸ itli generaller ve bakanlar. Tanrı’nın lütfuyla tüm Rusya’nın otokratik ˙mparatoru. s s s ¸ III. zamanları ve enerjileriyle ne yapacaklarını bilmeyen aylak. besbelli aynı yola veya ¸ daha da kötü facialara yöneliyor. ordulara ve filolara içecekler.. vs. Toulon ve Paris’te yas s pılan ve gazetelerde hâlâ yapılmakta olan sey de. çe¸ itli bölüklere. yüz binlerce masum insanın kıyımı. Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve s s iktidar tedricen oyunda yer almaya ba¸ ladı. sava¸ gerçekle¸ ti. Diplos matik notalar ve yarı-resmî makaleler ba¸ ladı. s ˙ önce. yani. “Tanrı s Çar’ı Korusun” ve “la Marseillaise” nagmelerine içtikleri gibi. tüm sadık tebaamıza duyururuz. s s milyonların zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması. Gazetelerin editörleri. s ˘ deh¸ etli ugra¸ yeniden ba¸ layacak. Fransa’ya. Polonya I Kralı. Ve biz etrafa s bakmaya zaman bulamadan. birbirlerine budala seyler söylediler ve vecd duygularıyla ¸ mütehassis oldular. s bütün gazetelerce ve tüm milletin kamuoyunca talep edilen (veya bu gibi durumlarda daima tüm milletin kamuoyunca talep ediliyormu¸ s gibi görünen) bir sava¸ ı onaylamaktan kaçınamayacak. o bildik ugursuz ve budala duyuru gazete ˘ sütunlarında görünecek: Biz. –vs. Sırbistan ayaklandı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik larla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler.

bir süreligine duracaklar. Aylak hanımlarla beyefendiler. Ordu komutanları. o çürüyen top-yemiyle enfekte olunca. dört dönecekler. munis insan. donacak. ta ˘ ki bunu ba¸ latanlar usanana ya da gerekli görenler istediklerini alana s kadar. karılarından. ˘ yaralılar bir sekilde toplanacak. nereye sürülürlerse oraya yürüyecekler. Ve böylece bir kez daha insanlar barbarla¸ tırılmı¸ . ölüler üzerlerine kireç serpilerek gömülecek ve pe¸ inden bir kez s daha. bütün bu aldatılan insanlar kalabalıgı ileri. nefret ve cinayeti te¸ vik için çalı¸ maya koyulacaklar ve sas s tı¸ larını iki katına çıkarmaktan sevinç duyacaklar. yaralı ve ölü sayısı. hastalar rastgele bir yere getirilip üstüste ¸ atılacak. s s s 26 Önsöze bak. Uygun adım ilerleyecek. s Ve hasta. kocalarıyla karde¸ lerinin ¸ s öldürmeye giri¸ tigi insanların yaralarını sarmaya hazırlanarak ve böyles ˘ likle en Hıristiyanca bir i¸ yaptıklarını hayal ederek. ni¸ anlar ve yıldızlar almayı umarak. vah¸ ile¸ tirilmi¸ s s s s s ve zalimle¸ tirilmi¸ olacak ve dünyada sevgi azalacak. ellerindeki ¸ ölümcül silahlarla. s Ve sükunet içindeki çalı¸ ıp didinmelerinden. hastalanacak. daha ileri sürülecek. ruhlarındaki ızdırabı sarkılar. bunları toplayacak yeteri kadar insanın kalmadıgı noktaya ula¸ ınca ve hava. nedenini kendileri bilmeden. s ˘ türlü kurdeleler. çifte maa¸ s s ve istihkak çekerek. daha önce hiç görmedikleri ve kendilerine ne bir kötülük yapmı¸ ne de yapması mümkün olan s binlerce ba¸ ka insanı öldürecekler. simdiden Kızıl Haç için adlarını kaydettirip. Fabrikatörler. hastalıktan ölecek ve nihayet insanların onları biner biner öldürecekleri yere gelecekler ve onlar da. hovardalık ve votkayla bastırarak. s s Her zamankinden daha çok çalma fırsatını sezen her türden memur dört dönmeye ba¸ layacak. insanları öldürmeleri geregi. insanoglunun s s ˘ halihazırda ba¸ lamı¸ bulunan Hıristiyanla¸ ması26 tekrar on yıllarca. –[Acar Burak Bengi] 84 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik kisvesi altında. açlık sefaleti çekecek. haçlar. komutanlara bile naho¸ gelecek ˘ s s kadar. annelerins den ve çocuklarından koparılan yüzbinlerce basit. tüccarlar s ve mühimmat satıcıları iki kat kâr beklentisi sevinciyle ko¸ u¸ turacaklar. dört dönecekler.

onların zımni sos nuçlarına kar¸ ı çıkmaktan kendini alamaz. ba¸ rahiplerinkilerle ve s elçilerinkilerle birlikte atmayıp. Dolayısıyla o gazeteci baylar. s tüm Rusların Kron¸ tad ve Toulon ve Paris’te olup bitenlerle duyguda¸ lık s s içinde bulundugunu ve bu ölüm kalım ittifakının tüm bir halk iradesiyle ˘ onaylandıgını öne sürünce ve Rus Egitim Bakanı duygularını. Rus çocuklarının. söz ve eylemlerince bilerek veya 27 Soganlı ˘ be¸ amelli yelveku¸ u ve donmu¸ kartavugu. pe¸ inen sarts s ¸ landırılıp. muhatap oldukları kar¸ ılamadan ötürü tüm Rusya’nın minnettar kalacagına Fransızları s ˘ ˙ temin edince ve ba¸ rahipler. ¸ ˘ i¸ te o zaman. s VII ˙s I¸ te böyle Toulon kutlamaları gibi vatansever gösteriler gerçekle¸ tiginde. kendilerinden emin. cemaatleri adına kefil olunca ve Rus halkının temsilcisi ˘ diye görülen Paris’teki Rus elçi. görünü¸ te uzak gelecek için olsa da. bu çılgınlıktan azade olan bizler. bir ortolans à la soubise et logopèdes glacées27 tabagından sonra. vatanseverligin daima yol açtıgı alı¸ ılageldik insafsızlıklara ˘ ˘ s rehnedilir ve bu kutlamaların önemini farkeden ki¸ i.Hristiyanlık ve Vatanseverlik yüzyıllarca geriye atılacak. ˘ ¸ ani ve müstesna bir güzel Fransa (la belle France) sevgisiyle dolup tasan kalbinin tüm Rusların kalplerine tercüman oldugunu beyan edince. filo komutanlarınınkilerle. sava¸ tan kazanç saglayacak s ˘ olanlar. böyle bir duyuruyu en canhıra¸ bi˘ s çimde protesto etmeyi ve kalplerimizin. s ˘ insanların iradeleri. –[Alper Altug] s s s ˘ ˘ 85 . egitim ˘ bakanlarınınkilerle. Ve bir kez daha. sadece kendimiz için s degil on milyonlarca Rus için de. bilginlerin ve yazarların payla¸ tıgına s ˘ Fransız bakanları temin edince ya da Rus filo komutanı. sava¸ ın mevcudiyetini onun gerekliligine s ˘ kanıt gösterecekler ve yine gelecek ku¸ akları sava¸ a hazırlayacaklar. aksine. tüm emri ˘ ˘ altındakilerin. eline bir kadeh Grand Moët sampanyası alarak. Fransızların Imparator ailesine yönelik s hayır dualarının muhakkak ki Çar-sever Rus halkının kalbinde sevinçle yankılandıgına. o gazeteci baylarınkilerle. s s onları çocukluktan itibaren sapkınla¸ tırarak.

daha ziyade suça katılmaya hazırlanırken suçluların daldıkları sefih ayinler ve esriklige benzeyen bütün bu sarho¸ vecdlerin. ama bunları s sadece kendileri için yapsınlar. Geldiginde biz ot biçiyorduk. besbelli gurur duydugu. Alman hakimiyetindeki ˘ ¸ s 28 Paul Déroulède (1846-1914). vatansever bir ant içtigini anlattı: ˘ ˘ ˘ Fransa’nın dirligi ve serefi yeniden tesis edilene kadar Almanya’yla ˘ ¸ sava¸ için ajitasyon yapmayı bırakmayacakmı¸ . Kaybettigi bölgeleri geri alana kadar Fransa’nın s ˘ huzur bulamayacagı seklindeki savlamasına. kar¸ ılıgını verdik. Ögle yemegi için eve dönü¸ te ziya˘ ˘ ˘ s retçimizle ahbaplık ettik ve bize hemen nasıl sava¸ tıgını. –[Aylmer Maude] 86 . s s Bizim çevre. makaleler yazıp konu¸ malar yapsınlar. Toulon baharının ilk cırcır böcegi –Almanya’yla s ˘ sava¸ ma taraftarlıgı iyi bilinen bir Fransız ajitatör28 – bir Franko-Rus s ˘ ittifakına zemin hazırlamak üzere Rusya’ya geldi ve köyde bizi ziyaret etti. konu¸ maların ˘ s s ve kucakla¸ maların altında ne gizlendigini biliyoruz.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bilmeyerek etrafa saçtıkları ölümcül yalan ve yanlı¸ lar kar¸ ısında. s ˘ VIII Yakla¸ ık dört yıl önce. öfke ve s s ˙ tiksintiyle doldugunu ilan etmeyi kutsal görevimiz addederiz. Almanların da tekrar onun öcünü almak zorunda s kalacakları ve bunun böylece sonsuza kadar gidecegi. esir dü¸ üp s ˘ s kaçtıgını ve. Jena’nın öcünü alana kadar ˘ ¸ da Prusya’nın huzur bulamayacagı ve simdi Fransa lehine bir revanche ˘ ¸ gerçekle¸ mesi halinde. Chants du Soldat yazarı. söyledikleri gibi barı¸ ın onanmasına benzemes yip. ¸ Göz yumamayız çünkü. kendini Hıristiyan addeden bizler bu beyefendilerin söyleyip yazdıklarıyla sartlandırılmaya göz yumamayız. Fransa’nın eski sınırlarıyla gücü ve sanının geri kazanımı ¸ için ve kendimizi Almanya’nın ugursuz planlarına kar¸ ı emniyet altına ˘ s almak için. seklindeki savunmasına kar¸ ılık. Rusya’yla Fransa arasındaki bir ittifakın gerekli oldugu ˘ kanaatini payla¸ madı. ˘ s ˘ Fransızların kendilerinden koparılan karde¸ lerini kurtarmakla yüs kümlü oldugu. Istedikleri ˘ kadar Moët içsinler.

böyle bir kaybın daha çok bir kazanç olarak deger˘ ˘ lendirilebilecegi. milliyet ayrımı yapmaksızın herkesi karde¸ sayarak. ziyaretçimiz sadece omuzlarını silkip. Bizse bu hile ve desis seyi görüyoruz. ama Baltık Eyaletleri29 veya Pos ˘ lonya bizden alınsaydı ba¸ ka türlü konu¸ acagımızı söylediginde. dolayısıyla ona teslim olamayız. ne de idrakımızı bulandıracak ba¸ ka bir seyimiz bulun¸ s ¸ dugundan. sadece kiliselerden haçları s ˘ kaldırmakla. sadece tüm cinayetleri yasakla˘ makla kalmayıp. dedik. s ¸ Estonya. siyasi s s ˘ ˘ bakı¸ açısıyla bile. tutarlı olmak adına. gerektirdikleri askerî güçle siyasi harcamadan bizi ˘ kurtaracagına göre. rahiplere s ˙ ba¸ ka görevler vermekle ve her¸ eyden önce Incil’i yasaklamakla kalmas s malı. Bir Hıristiyan Hükümet sa˘ s ˘ va¸ a girdiginde. Sovyetler’in çökü¸ ünden sonra bu eyaletler su devletler oldu: Litvanya. insanlar. Hıristiyan bakı¸ açısıylaysa. cevabını verdik. karakteristik Fransız ˘ 29 Bugün. ne sampanyamız. Hıristiyanlık yok edilene kadar. –[Acar Burak Bengi] 87 . Polonya veya Baltık Eyaletleri’nin kaybı bir facia s sayılamayacagına. bizim için böyle ko˘ nu¸ makta hiç sakınca bulunmadıgını. C’est à prendre ou à laisser (Bu ancak böyle yapılabilir) dedik.Hristiyanlık ve Vatanseverlik çalı¸ an kesim mensubu Alsace-Lorraine sakinlerinin. Alman degil de Fransız sayılmak daha ˘ ˘ ho¸ gelecek diye ve ziyaretçimiz Fransız ordularının sanını yeniden s ¸ kazanmasını istiyor diye. genelde. simdi oldugu ¸ ˘ gibi. sava¸ insanların öldürül˘ s s mesini talep ettigine ve Hıristiyanlık. ˘ Fransa’nın katlandıklarına katlanmadıgımızdan. kar¸ ılıgını verdik. kilise binalarını ba¸ ka amaçlara uyarlamakla. Ve ne bandomuz. hiçbir durumda sava¸ ı ˘ s onaylayamayacagımız. s tüm insanlara iyilik yapılmasını istedigine göre. Fransız s hakimiyetindekinden hiçbir sekilde hiç de daha kötü bir durumda ol¸ madıgı ve kimi Alsace’lılara. aynı zamanda Hıristiyan ögretilerden kaynaklanan bütün ahlak ˘ kaidelerini de reddetmeli. hatta bir tek insan hayatını feda etmenin bile dogru ˘ ˘ ˘ olmadıgı. sava¸ ın yol açacagı korkunç ızdırapları çeks ˘ meye degmeyecegi. ancak hile ve desiseyle sürüklenebilir sava¸ a. Letonya.

¸ ˘ s “Peki ama. 88 . ˘ ¸ ¸ onlara bir çıkı¸ yolu bırakmalıyız. Bu sözler besbelli. iki ˘ büklüm bir mujik olan.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kibarlıgıyla. Varlıklı bir Fransız oldugunu söyledim. söz ve jestlerin anlamını izah ettigimdeki munis sa¸ kınlıgını ve alaycılıgını hatırlıyorum. halk arasında ˘ fikirlerine daha fazla sempati bulacagını umarak. onları her iki yandan sıkı¸ tırırsak” dedi Prokofi. Prokofi’nin. s ¸ s yeti¸ kin ve egitimli bir adamın. ˘ ¸ s ˘ ˘ Belli ki. ihtiyar. ama hâlâ azimle çalı¸ maya devam eden mesai s arkada¸ ım Prokofi’ye. s s ˘ “Peki hangi i¸ için gelmi¸ ?” diye sordu Prokofi. sert bir sesle. Ruslarla Fransızların Almanları her iki yandan s sıkı¸ tırmasına matuf hareket planını tercüme etmemi istedi. sakin ve ayıkken. ¸ s ¸ “O kimlerden?” diye sordu Prokofi. Almanları sıkı¸ tırma önerisinden de çok s sa¸ ırttı Prokofi’yi ve onda biraz süphe uyandırdı. ˘ s ba¸ ıyla ziyaretçimi i¸ aret ederek. saka olarak s ¸ aldıgı seye sakayla cevap vererek. s ˘ “Dites-lui que nous aimons les Russes. Fransız. gidip ˘ dagınık otları tırmıklamalarını bagırınca. bunu fiilen gösterdi ona. sava¸ tan arzu edilir s ˘ s bir sey gibi söz edebilecegine inanması mümkün olmamı¸ tı. evimizdeki misafirperver kar¸ ılamadan ötürü fevkalade ˘ s müte¸ ekkir kaldıgını. solgun. s beyaz parmaklarıyla Prokofi’nin ter içindeki kenevir gömlegini her ˘ yanından sıkarak. Almanları her iki yandan sıkı¸ tırma önerisini saka olarak almı¸ tı. güvenmedigi anla¸ ılacak biçimde. ˘ IX Bu sohbetten sonra misafirimizle otluga gittik ve orada. duygularını gayriihtiyari açıga ˘ ˘ ˘ vurdu.” (Ona Rusları sevdigimizi söyle˘ yin) dedi. Almanya’ya kar¸ ı s s s sava¸ halinde Rusların Fransa yanında yer almasını saglamak umuduyla s ˘ geldigini açıkladıgım zaman Prokofi besbelli memnun kalmadı ve küçük ˘ ˘ ot yıgınları arasında oturan köylü kadınlara dönerek.” s Bu kar¸ ılıgı ziyaretçime tercüme ettim. ama görü¸ lerinin benzer sekilde kar¸ ılanmayı¸ ına s ˘ s ¸ s s çok yazıklandıgını söyledi. “kımıldayacak bir yerleri kalmaz.

o zaman. Kalkın. “Oh. uyuyorsunuz. sonradan bu sekilde kendilerini ¸ defedenleri besleyip koruyanlar. çatalı omuzuna attı ve kadınlara gitti. Sava¸ ve Barı¸’ta Napolyon’un da beyaz ellerine sürekli s ˘ s s vurgu yapar. sonra da ¸ s ˘ aynı insanları top-yemi olarak kullanan bütün o insanlar cisimleniyordu. siz kargalar. Prokofi bunu söyleyip. I¸ i bitirdigimizde birlikte gezintiye çıkarız. kelimenin Rusçası hem “sıkı¸ tırmak”. le brave homme!” (Ah ne cesur adam!) diye haykırdı kibar Fransız gülerek. yıpranmı¸ di¸ lerinin köklerini gösteren munis bir tebess s sümle ekledi: “Gelip bizle çalı¸ san ve Almanları da yanında getirsen s ˙s daha iyi edersin.32 omuzundaki koca bir yaba dolusu otla ve uzun adımlarla. ve agır i¸ yüzünden si¸ mi¸ parmaklarıyla. sürekli çalı¸ mayla eci¸ bücü¸ . tembel degil ama. saçında ot tu˘ s ¸s s tamlarıyla. Tolstoy’un bilinen ve sıkça ba¸ vurdugu bir yöntemdir. çalı¸ maya alı¸ ık olmayan beyaz elleriyle31 enerjik bir bis s çimde Almanların nasıl sıkı¸ tırılması gerektigini gösteren iyi beslenmi¸ s ˘ s zarif Fransız. Ve sonra. –[Acar Burak Bengi] 32 Hu¸ agacından çarık. hem de “biçmek” anlamlarında kullanılıyor. diz altından baglanan ev yapımı bol pantolonu ve a¸ ınmı¸ ˘ s s laptileriyle. daima bitkin ama feci iki s s s büklüm haline ragmen hep çalı¸ an Prokofi’nin kaba figürü– bu iki ada˘ s mın olu¸ turdugu güçlü tezat. ekonomik devi˘ s ˘ nimlerle yürüyen. Birinin sahsında. I¸ te Almanları sıkı¸ tırma zas manı! Otlar daha toplanmadı ve Çar¸ amba günü de biçmeye30 gelecegiz s ˘ gibi görünüyor” dedi. Birbirinden böylesine farklı bu iki adamın görüntüsü –silindir sapkası ¸ ve o zamanlar çok moda olan uzun paltosuyla. çalı¸ an bir adamın daima yaptıgı gibi. yaslandıgı yabanın di¸ leri ˘ s arasından damarlı elini çekti. Prokofi’deyse o top-yeminin kendisi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙s “Hey. canlılık ve özgüven parıltısıyla. Almanları ˘ da alırız yanımıza”. insanların me¸ akkatli emegiyle beslenip. –[Koray Karasulu] s ˘ 30 Bu 89 . s –[Koray Karasulu] 31 Bazı karakteristik özellikleri leytmotif olarak kullanması. Ve Rus halkına yönelik diplomatik misyonu böylece sona erdi. yabancı ziyaretçiyi incitmi¸ olmaktan s korkarcasına. bana çok daha açık göründü ve s ˘ simdi Toulon-Paris kutlamalarından sonra bütün canlılıgıyla aklıma geli¸ ˘ yor.

gerçek Rus halkının s olu¸ turdugu büyük kitle içinde bir vatanseverlik tezahürü veya ifadesi s ˘ –askerî hizmette ögrenilen ya da daha özsüz ve a¸ agı halk kesimlerince ˘ s ˘ kitaplardan kopyalanan vatansever formüller haricinde– ne gördüm ne de duydum. bir kere en önce. tüm insanlarda içkin bir his oldugu ve sonra da. ¸ Çalı¸ an kesim. Rusların. Ama bu ˘ s kabullerden ne biri ne de digeri dogrudur. halk arasındaki en ciddi ve saygın ˘ s insanlardan.” Böyle ˘ ˙ sözler sarfedilirken Fransızların. kendilerini ve ailelerini geçindirme 90 . ama tam aksine. ondan mahrum kalanlara zerkedilmesini gerekti˘ recek kadar yüce bir ahlaki his oldugu pe¸ inen kabul edilir. sevgili bir anneden koparılan s çocuklar. Vatanseverlik hissinin.Hristiyanlık ve Vatanseverlik X “Ama Fransızlardan iki eyalet alınmı¸ . Polonya’dan ve Kafkasya’dan. Diger ülkelerin çalı¸ an s ˘ ˘ s kesimi arasında da aynı seyi gözlemledim ve egitimli Fransızlar. sürekli. her¸ eyi fedaya hazır oldukları pe¸ inen kabul edilir ˘ s s genelde. vatanseverligin temel saikleri olarak boy gösteren siyasi s ˘ meselelerle ilgilenemeyecek kadar. onca kurban vererek kazandıgı avantajları kaybetme ihtimaline göz yumamaz. muhafaza etmek ugruna. bana sürekli s aynı seyi söylediler. Almanların ve Ingilizlerin kaybedilen bölgeleri geri almak. tıpkı Fransızlar gibi. bölgelerinden mahrum edilme riskini de göze alamaz: Baltık eyaletlerinden. Dogu’daki nüfuzlarını idame ettirmek. Ben Rus halkı içinde ya˘ ˘ rım yüzyıl ya¸ adım ve bütün bu süre boyunca. Alman¸ ˘ ˙ lar ve Ingilizler de. her türlü vatansever tezahür kar¸ ısında tam bir s kayıtsızlık ve hatta a¸ agılama ifadeleri duydum. ˘ birlik ve güçlerini veya denizdeki üstünlüklerini vs. ˘ ˙ Ama Ingiltere denizlerdeki üstünlügünü hiç kimseye kaptırmaz. Ama Rusya. Ama Almanya da. Almanya’nın kendine buyurmasına ve Dogu’daki ˘ tarihi misyonundan onu mahrum etmesine izin veremez. tabiyatıyla. kendi çalı¸ an kesimleriyle ilgili olarak. Vatanseverlik hissine dair ifadelerin halkımızca dillendirildigini hiç i¸ itmedim.

Çar’a ve Anavatan’a ˘ baglılık ve sevgi biçimindeki vatanseverligin. onun için önemli olan. bir ˘ devletin su veya bu bölgesinin digerine devri vs. okullar. askerî hizmetin uzun sürüp sürmeyecegi. simdi Paris’te oldugu gibi. –[Acar Burak Bengi] 91 . sosyalizm ˘ ˘ ˘ insan kitlelerine giderek daha fazla nüfuz ediyor. iktidarla hükümran ˘ sınıfların yogun hipnotizmasına maruz kaldıgında gerçekle¸ iyor ve bu ˘ ˘ s vatanseverlik. ne kadar vergi ödemesi ˘ gerekecegi. Als s ˘ manya’nın birligi. milli ve siyasi menfaatlerden ta˘ mamıyla farklı sorular.Hristiyanlık ve Vatanseverlik derdine dü¸ mü¸ durumda: Rusya’nın Dogu’daki nüfuzu meselesi. iktidar elinde bulunan her ˘ ˘ araçla –Kilise. Iman. daima tamamen ka˘ ˘ ˘ yıtsız kaldıgı konulardır. ancak hipnoz etkisi korundugu sürece tutunabiliyor halk ˘ arasında. Çar ve Anava˘ s ˘ 33 Bugün Zimbabve’nin batı yakası. ˙ Rusya da bu durumun bir örnegidir: Iman’a. ¸ ˘ ama sadece bu meselelerin hangi ko¸ ullarda ortaya çıktıklarını hiç bilmes dikleri için degil. dahası gitgide kayboluyor ve sadece ondan çıkarı bulunan üst sınıflar arasında tutunuyor. Bu yüzden. Vatanseverligin. dahası hayati menfaatleri milli ve siyasi menfaatlerden ˘ tamamen ayrı oldugu için. ˘ ¸ ˘ bazan kalabalıgı ele geçirmesi de. kaybedilen Fransız bölgelerinin geri alınması. basın ve her çe¸ it kutlamalarla– ve olaganüstü s ˘ ˙ bir yogunlukla Rus halkına a¸ ılandıgı bir yerde. Saksonya veya Braunschweig’in Al˘ man Birligi’ne dahil olup olmayacagı. nereye bir sınır çizilecegi. arazi için uzun ˘ ˘ yıllar ödeme yapması gerekip gerekmeyecegi ve emegi kar¸ ılıgında çok ˘ ˘ s ˘ kazanıp kazanmayacagıdır –hepsi de. ˘ ˘ Konstantinople’un kime ait olacagı. ancak kitleler. Avustralya veya Matabeleland’ın33 ˘ ˘ ˙ Ingiltere’ye ait olup olmayacagı ve hatta vergilerini hangi hükümete ˘ ödeyecegi ve ogullarını hangi orduya gönderecegi. onları ilgilendirmiyor. iktidar tarafından öylesine özenle a¸ ılandıkları vatanseverlik ise yalnızca yayılamamakla s kalmayıp. iktidarların sarfettigi yogun çabaya ragmen. içkin olmayan bir vatanseverligi ˘ insanlara kazımak ve aralarında geli¸ mekte olan sosyalizm fikirlerini s bastırmak için. Halktan biri için.

Bu. ne saldırılabilen ne de savunulabilen bir inancı. s ˘ ˘ ˘ Çar’ına kar¸ ı tavrı da. Lehlerin son ayaklanması ve Fransız Hükümeti’nin bizim i¸ lerimize müdahalesi s arifesindeydi. A. vatanseverlik aldatmacasından ve Iman. benimsemezler. onunla diger ülkeler arasında ayrım yapmaz. evvelce Avusturya veya Türkiye’ye göçmelerinden tamamen farksız olarak. siddet kullanan tüm otoritelere kar¸ ı takındıgıyla s ¸ s ˘ aynıdır. kendisi köyde yalnız s ya¸ ayan eski dostum D. Çar ˙ ve Anavatan’a baglılıktan en bagımsız olanlardır. yani. ¸ ˘ s ˙ aslında tüm halk arasında. ama bilge ve saygıdeger köylü– kah˘ yasıyla sık sık sohbet eder ve. Basının söyleminden etkilenerek (ve eski bir ordu s 34 Süphesiz.34 uzun güz ak¸ amlarında raporunu sunmak s s üzere gelen –okuma yazmasız. ˘ Ruslar bugün. yogun denemelere ragmen. mutlak kayıtsızlıktır. Rusya’da veya dı¸ arıda. s s siyasi ili¸ kilerimiz son derece gerginle¸ ti ve Fransa’yla sava¸ söylentileri s s s duyulur oldu. yani.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tan’larına özellikle baglı oldukları yolunda kendilerine atfedilen haksız ˘ söhrete ragmen. diger seyler yanında. O sırada vatansever Rus gazeteleri bu müdahale yüzünden öfkeyle yanıp tutu¸ uyordu ve hükümran sınıfları öyle kızı¸ tırdı ki. Rusya’nın çalı¸ an sınıfı. bizimkine kıyasla ˘ ¸ Fransız iktidar sisteminin avantajından söz ederdi ona. Anavatan’ındansa ˘ –bununla kendi köyü veya bölgesi kastedilmedikçe– ya tamamen bihaberdir veya haberdarsa da. kınama degilse. Çogu zaman Iman ˘ ˘ ˘ –baglı oldugu varsayılan su Ortodoks Devlet imanı– hakkında hiçbir sey ˘ ˘ ¸ ¸ bilmezler ve tanır tanımaz onu reddedip rasyonalist olurlar. Rusya’yla Fransa arasındaki ili¸ kilerden söz etti. Bir baglı˘ lık hissi nak¸ etme ugrundaki sonu gelmez. ¸ Delikanlılık ve Gençlik’teki Dimitri karakterini yaratırken model aldıgı D. Türkiye’de veya Çin’de s yerle¸ ik durumdalar. yüz milyonlarca Rus insanı. –[Aylmer Maude] 92 . ˘ Dyakov. s XI Kı¸ ın Paris’teki karısını arada bir ziyaret edip. Gazeteleri okuyan dostum kahyasına.

” ˘ dedi kahya gayet ciddi bir biçimde. bana dedigine göre. Her bir Rus köylüsü için hangi iktidar altında ya¸ ayacagı meselesi. ¸ s s Çar’larını ve Anavatan’larını sevmelerinden söz ederler. bir tek Rus köylü cemaati bile hangisine yerle¸ ecegi konusunda bir an tereddüt etmezdi: Rusya’ya. fevkalade daha az bir öneme sahiptir. bizim için de düzenlemeler yapsınlar. Fransızlarla s ˘ Sivastopol’un bir ‘revanche’ını gerekli görüyordu. iktidarın hipnotik etkisi altında bulunmayan. oysa su iki yer ¸ arasında seçim yapması gerekseydi. Hollandalı ve Alman ˘ 93 . taptıkları Anavatan’larına.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mensubu olarak) bir sava¸ halinde orduya tekrar girip Fransızlarla s sava¸ maya gidecegini söyledi. hepsi ikinciyi seçerdi. “Niye sava¸ alım?” diye sordu kahya. ama daha çok ve daha iyi topraga. Amerika’ya göçen Ingiliz. aklı ba˙ sında her çalı¸ an Rus insanından i¸ itilebilir. Rus köylülerinin Iman’larını. Beyaz Çar babaları ve Ortodoks inancı olmaksızın. ne ˘ ¸ s s kar¸ ılık verecegini bilememi¸ ve gerçege çok benzer bir rüyadan uyanan s ˘ s ˘ biri gibi gülmü¸ sadece. sanılabilirdi ki. kutsal Ortodoks ˘ ˙ Iman’larıyla. Çin. s “E. bu yoruma öyle sa¸ akalmı¸ ki. “Varsın. (kitaps ˘ larda tabir edildigi üzere) Çar babalarının emri altında. yönetimi altına ˘ ˘ girebilecekleri her iktidarın –Avrupa’da daha kötüsü bulunmadıgına ˘ göre– elbette Rusya’dakinden daha iyi olacagı gerçegidir. Fransa’nın bize buyurmasına nasıl izin verebiliriz?” “Ama siz kendiniz onların bizden daha iyi yönetildigini söylediniz. O sıra vatansever Ruslar. ama öyle degil: ˘ ˘ ˘ ˙ bildigim kadarıyla. Prusya. (hangisi olursa olsun kendisini aynı s ˘ sekilde soyacagını bildigi için) –suyun iyi olup olmadıgından bile deme¸ ˘ ˘ ˘ yecegim– topragın yumu¸ ak ve killi olup olmadıgından ve lahananın iyi ˘ ˘ s ˘ yeti¸ ip yeti¸ meyeceginden.” Ve dostum. bunu daha önce çok ˘ gördük ve bugün de hâlâ görmekteyiz. s s ˘ Rusların bu kayıtsızlıgının kaynagı. Türkiye veya ˘ s Avusturya’ya. ama daha az ve daha kötü topraga veya Rusya dı¸ ındaki herhangi bir yere. s Böyle yorumlar.

taç s giyme töreninde35 veya Ekim’in 17’sindeki Çar’ı öldürme giri¸ iminde. Kalabalıgın co¸ kusu. –[Aylmer Maude] Karkov yakınında. Türklerinkinden Avustur˘ yalılarınkine veya Fransızlarınkinden Almanlarınkine kayması. Almanya’da. köylü cemaatlerinden ve fabrikalardan insanlar onu ˘ kar¸ ılayıp buyur etmek üzere biraraya getiriliyorlar. Borki’de III. çalı¸ an s sınıfın ko¸ ullarında o kadar küçük bir fark yaratır ki. Aleksandr’ın çocuklarından biri yaralandı. mesela Rusya’da. Bu kar¸ ılamayı gören herkes. 94 . çe¸ itli merasimler sayesinde ˘ ˘ s halkta ifade bulan tezahürlerini i¸ aret ederler. –[Koray Karasulu] 36 1888’de. bir keresinde ak¸ am yemeginden sonra kaleskasını37 o s ˘ sıra kampta bulunan alaya sürmü¸ . Çar’ın her ˘ yolculugu sırasında. Bu eski bir sanat ve dolayısıyla uzmanları da o vecd hallerini hazırlamada virtüöz seviyesine ula¸ mı¸ durumdalar. Rus ˘ s s 35 III. Kaleskası görünür görünmez. s s –[Aylmer Maude] 37 Dört tereklekli gezinti arabası. Aleksandr’ınki. II. ˘ Avrupa halklarının bir yönetimden digerine. s ˘ s bunu kendileri için gerekli görenlerce. Mesela Rusya’da. tahta çıkmasından iki yıl sonra. 1883’te. Prusya’ya sava¸ ilan edildiginde. veya bu Franko-Rus senliklerinde. sadece o co¸ kuyu organize edenlerin s s sanat seviyesini gösteriyor. çalı¸ anlar arasında s katiyen tepkiye yol açamaz.Hristiyanlık ve Vatanseverlik köylüler ve Rusya’ya gelen digerleri arasında da aynı tutum hakim. iktidarlarla hüs kümran sınıfların telkinlerine maruz bırakılmazlarsa. s s Aleksandr henüz veliahtken ve gelenek icabı Preobrajenskiy Alayı’nı kumanda ederken. askers ler –anlatıldıgı üzere– oldukları gibi. zafer kutlas ˘ maları yapıldıgında. büyük oranda suni olarak hazırlanıyor ve sergilenen co¸ ku seviyesi. Ama bu teza˘ ¸ hürlerin nasıl hazırlandıgını bilmek lazım.36 s Fransa’da. XII Vatanseverligin varlıgının kanıtı olarak. Aleksandr’ın seyahat ettigi treni havaya uçurma ˘ amacıyla bir terörist giri¸ imi gerçekle¸ ti. sırtlarında yalnızca gömlekleriyle ˘ onu kar¸ ılamaya ko¸ mu¸ lar ve yüce kumandanlarını müthi¸ bir co¸ kuyla s s s s s selamlayıp. hep birden kaleskanın pe¸ isıra yarı¸ a tutu¸ mu¸ lar ve veliaht s s s s bakarken birçogu istavroz çıkarmı¸ .

[malumatını tüm diger gazetelerden toplayan iktidar organı Selskiy Vestnik’ten aktarıyorum yine] sırf nispeten uzunca olan Toulon-Paris güzergahındaki ˘ irili ufaklı bütün kasabalarda degil. . dört . on. halk hissiyatının ˘ ¸ spontan bir ifadesi gibi görünen Franko-Rus senlikleri de kendiliginden ¸ ˘ gerçekle¸ mediler. ıstavroz ˙ çıkaracaksın. ˘ ˘ ˘ ˘ Rus denizcilerin geldigi ögrenilir ögrenilmez. Yalnız. bölük komutanlarını biraraya toplayıp. hepsi suniydi ve su sekilde hazırlanmı¸ tı: veliaht. senlikler organize etmek için derhal komiteler olu¸ turuldu. aksine çok maharetli ve gayet bariz bir sekilde Fransız s ¸ hükümetince hazırlandılar. ˘ “Ha¸ metmeaplarını ne zaman bekleyebiliriz?” s “Muhtemelen ak¸ am. Bu. vatansever tezahürler olan her yerde. epey uzaktaki birçok kasaba ve köyde de. tamamen aynı sekilde yapılır. Rus denizcilerin bir günlügüne. önceki gün ¸ ¸ s resmî geçitten sonra tugay komutanına ertesi gün gelecegini belirtti. . aynen gerçekle¸ tigi üzere. Ne s s var ki. üç. Ba¸ ças ˘ s vu¸ lar bölükleri tefti¸ ettiler ve her adamı birer birer sayarken onuncuda s s durdular: “Bir. Paris’teki imparatorluk elçimize temsilciler gönderdi. Denizcilerimizin kalmaları ayarlanan tüm kasa- 95 . . . ” Hepsi emre göre yapıldı ve veliaht ile oradaki herkes üzerinde. ¸ s ˘s Her yerde bu senliklerin masrafları için bagı¸ listeleri açıldı. bölükteki her on adamdan birinin s s de ko¸ arken ıstavroz çıkarması dogrultusunda talimatlar verdi. iki. üç. s ˘ ˘ yüzleriyle jestlerinin ifade ettigi yapmacıksız ve besbelli spontan dinî ˘ co¸ kudan ve özellikle istavroz çıkarmalarından mütehassis olmu¸ . Bize. dört . sekiz. . dokuz. “Hurra!” çıglıklarıyla kar¸ ılamaya ko¸ maları s ˘ ˘ s s ve arabanın pe¸ inden ko¸ turmaları. bütün askerlerin ertesi gün temiz gömlek giymeleri ve kaleskası görünür görünmez (ki bunun için gözcü dikilecekti) veliahdı. Ivanov.Hristiyanlık ve Vatanseverlik askerlerinin Çar ve vârisine kar¸ ı duydugu saf baglılık ve sevgiden. Birçok ¸ ˘ ˘ kasaba.” s Veliaht gider gitmez tugay komutanı. bir. hatta bir saatligine bile olsa ˘ kendilerini ziyaret etmeleri dilegiyle. hatta askerlerle subaylar ve her¸ eyi düzenleyen alay komutanı üzerinde kusursuz bir co¸ ku s s izlenimi yaratıldı. . ıstavroz çıkar. lütfen hazırlık yapılmasın. böylesine kaba degilse de. iki. Sidorenko.

Bir iktidar böylece. tüm millet iradesinin ˘ ¸ spontan bir ifadesi bu. Rus s ¸ ziyaretçileri selamlamak ve Fransa hatıraları diye onlara hediyeler vermek için Toulon’a veya Paris’e özel temsilciler yollama veya onlara tebrikler ve ho¸ geldin telgrafları gönderme kararı aldı. halkın belli bir kesimini. her yerde (elindeki güç sayesinde daima muktedir oldugu) e¸ zamanlı düzenlemeler yapıp. daha da büyük meblaglar s ˘ harcamaya hazır bulundugunu duyurdu. devasa meblaglar ayırdı ve sırf kar¸ ılamalar ve s ˘ ˘ kutlamalar alabildigine müthi¸ olsun diye. alt düzey yetkililerin aldıkları cezaların affına karar verildi. senliklerin düzenlenmesi için özel bir ko mite tarafın¸ dan yüklü bir miktar toplandı ve Fransız Hükümeti. ˘ Bizzat Paris’te. Rus ziyaretçilerin ˘ ˘ kar¸ ılanmasında eglence harcamaları olarak. demiryolu tarifeleri yarı yarıya dü¸ ürüldü ve özel s s trenler tahsis edildi. Bakanlar ile diger yets kililere yüz bin rubleden fazla para tahsis etti. anormal derecede heyecanlı bir ˙s hale getirdiginde. yerel yönetimce bu amaçlara tahsis edilen meblagların yanısıra. Birçok kasaba ve bölge.” Son zamanlarda Toulon ve Paris’te gerçekle¸ en. s ˙ Almanya’da Imparator’un veya Bismarck’ın resepsiyonlarında. Halkın Toulon’u ziyaretini ve Rus filosunu kar¸ ılamaya katılımını s kolayla¸ tırmak için. tatil edilmesine karar verildi. Ekim’in 1’ini minnetle Fransa için bir sevinç günü olarak hatırlayabilsinler diye. halkta vatansever 96 . çe¸ itli sölen ve senliklerin organizasyonu için yüz s ¸ ¸ ˘ bin rubleden fazla. as˘ s len kasaba ayaktakımının çamurunu. onları kontrol ˘ eden iktidar ve hükümran sınıflar her istediklerinde. Lothringen’deki manevralarda gerçekle¸ en ve Rusya’da her merasim vesilesiyle s sürekli tekrarlanan türden tezahürler sadece sunu kanıtlıyor: kalaba¸ lıgı heyecanlandırmak için varolan araçlar öyle güçlü ki. Rusya onuruna Ekim’in 1’inde çe¸ itli senlikler düzenleme kararı alındı. Paris’tekilereyse iki günün.Hristiyanlık ve Vatanseverlik baların belediyeleri. Ekim’in s ˘ 1’inin her yerde milli bayram olarak kabul edilmesine ve tüm egitim ˘ kurumlarında ögrencilere o günün. insanlar sunu der: “I¸ te bakın. Denizcilerimizin hiç ˘ görünmedigi birçok kasabada da yine.

Öte yandansa. portresini her yerde sergilemeyi ˘ bıraksınlar. varsayılan bu vatanseverligin ne kadarı günümüz halklarının ˘ karakteristigi. Rusya’yla ilgili olarak s ˘ ˙ ˙ böyle. ˘ ˘ Vatansever duygular insanlarda gerçekten o kadar içkin olsaydı. takvimlere ve okul kitaplarına basmaktan vazgeçsinler. sonra ¸ ˘ 97 . gazetelerle. bir yıllıgına. Çar hakkındaki en hafif saygısız bir söz yüzünden insanları kovu¸ turup hapse atmayı bıraksınlar. vaazlarla. tamamen bu amaca adanmı¸ özel kitaplar ve gazetelerde s onu yüceltmeyi bıraksınlar. Italya. çocukluktan itibaren tüm imkanlarla –okul kitaplarıyla. halkın –Prokofi ve muhtar Ivan ve ˘ tüm Rus köylüleri gibi gerçek çalı¸ an insanların– kendilerini o ya da bu s sekilde toprak sahipleriyle genel olarak zengin insanların ellerine teslim ¸ eden Çar’a (insanların bizi temin ettigi ve yabancıların inandıgı gibi) ˘ ˘ peresti¸ duymasının ne kadarı dogal. Sadece bir anlıs gına.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tezahürler yaratabiliyorlar. onu suni olarak husule getirmek için su ˘ ¸ an iktidarlarla hükümran sınıfların sarfettigi yogun çabalar ve bütün bu ˘ ˘ çabalara ragmen elde edilen sonuçların küçüklügüdür. vatanseverlik ve mevcut iktidarlara biat ve baglılık husule getirmek ˘ için hükümran sınıflarca hararetle yapılanları yapmaktan vazgeçsinler de. s siirlerle ve anıtlarla– sürekli aynı dogrultuda hipnotize ediliyor. ama aynı sekilde Almanya. kitaplarla. serbestçe kendiliginden ortaya çıkmaya terkedilirdi. hatta bunlara ili¸ kin zamirleri s koca harflerle dua kitaplarına. su ˘ ˘ ¸ an yapıldıgı gibi. sadakat yeminine zorlamayı bıraksınlar. konu¸ malarla. görelim. ˘ onun dogum ve isim günlerini –çanların çalması. sürekli suni araçlarla ˘ ve de özel durumlarda i¸ lenmek zorunda kalmazdı. kandiller ve çalı¸ ma ˘ s yasagıyla– tatil yapmayı bıraksınlar. vatanseverligin insanlarda ˘ bulunmadıgının en açık kanıtı. tüm Rus halkını taç giyme töreninde her Çar’a. görelim. her Kilise ˘ ayininde agır bir ciddiyetle Çar için bildik duaları okumayı bıraksınlar. bunları yapmayı s ˙ sadece bir anlıgına bıraksınlar da. Fransa. ismini ve ailesindeki isimleri. Ingiltere ve Amerika’da ¸ da. Kilise ayinleriyle. ˘ Ama insanlar.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik birkaç bin insan zorla veya rü¸ vetle biraraya getiriliyor ve seyirlik ne s varsa görmekten daima ho¸ lanan meraklıların da katılımıyla. ikincisi. Orleans’a.41 Slav karde¸ lerimize.40 Nikolay’a. yine aynı sekilde bagırıp sapkalarını sallayas ¸ ˘ ¸ caklardı. –[Aylmer Maude] s 41 Maximilian Eugène Joseph Napolyon (Leuchtenberg dukalıgını satın alan Eugène de ˘ Beauharnais’nin oglu). Aleksandr’a. parıltılar ve her tür sa¸ aaya refakaten önlerinde ne bagırılıyorsa ¸ s ˘ aynısını bagırmaya ba¸ ladıkları zaman. Birinci Napolyon’un Rusya’yla sava¸ ına. III. Konstantin’e. sonra tekrar Müttefiklere. ˘ s –[Aylmer Maude] 39 Suikaste 98 . 1825’te Dekabrist komplocular tarafından Imparator ˙ s ilan edilmi¸ ti. bunun tüm milletçe payla¸ ı˘ s s lan duyguların ifadesi oldugu söyleniyor bize. Pyotr. Aleksandr’a.39 yarın Katerina’ya. öbür gün Paul’e. sonra tekrar Napolyon’a. Ingiltere. Burbonlara. Fransız denizcilere ve yetkililerin buyur edilmesini istedigi ˘ ˙ ˙ herkese tezahürat yapıyorlar.38 Cumhuriyet’e. Almanya ve Italya’da da aynısı oluyor. Napolyon’a ve Boulanger’ye benzer co¸ kunlukla tezahürat yaptılar. iktidarın elde etmek is¸ 38 Kral Louis-Philippe. tüm nüfusun ˘ ancak on binde birlik minik bir bölümünü olu¸ turur. bugün s s Pyotr’a. bugün. böyle ˘ kutlamalarda bagıran bu binler veya en fazla on binler. Leuchtenberg Dükü’ne. Rusya’da bizde ¸ ˘ ˘ yapıldıgı gibi zorla biraraya toplanmamı¸ sa. –[Aylmer Maude] kurban giden III. –[Aylmer Maude] 40 Aleksandr ve II. II. üçüncüsü. dördüncüsü. Aleksandr’ın kızkarde¸ i Marya Nikolayevna’yla evlendi. bu sava¸ ın açıldıgı s s ˘ I. su veya bu yemle ustaca ˘ s ¸ oraya çekilmi¸ tir. bütün o binler arasında tüm bunların ne s anlama geldigini bilen ancak birkaç düzine vardır ve ya¸ ananların tam ˘ s tersi gerçekle¸ iyor olsaydı. Vatanseverlik denen sey. bir yanda. Prusya s Kralı’na. top. Rusya’daysa aynı co¸ kunlukla. Amerika. bans dolar. iktidarın arzu ve talep etmedigi bir sey bagıran ˘ ¸ ˘ herkesi –Franko-Rus kutlamaları sırasında hararetle yapıldıgı üzere– ˘ derhal susturup uzakla¸ tıran polis var. s Fransa’da. Ama birincisi. Nikolay’ın karde¸ i. bu bagırıp s ˘ sapka sallayan on binlerce insanın büyük çogunlugu.

hükümran sınıflara göre halkta geli¸ tirilmesi gereken bu s yüce duygu nedir? Bu hissiyat. ¸ Almanya. Iktidarın yaptıgı da tam olarak budur. yani s ¸ ˘ vatansever Alman sarkısı Deutschland. budaladır. onu hissets tiklerine kendilerini inandırmaya çalı¸ ırlar veya en azından hissediyors mu¸ gibi yaparlar. en kati tanımıyla. hepsinden yücesin) ile eksiksiz ifadesini bulan bir duygudur ki. Bu yüce duyguya henüz ula¸ mamı¸ larsa. ama onun hiç de yüce s degil. Italien veya bir ba¸ ka s krallık koymak yeterlidir. s XIII “Ama sıradan insanlar vatansever duygular beslemiyorsa. hükümran sınıflarca benimsenen özel yöntemlerle zihnî ve ahlaki seviyesi en dü¸ ük kesimlerde uyandırılıp.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tedigi hedefler geregi okullar. Baskı altındaki milliyetlerin vatanseverligi de müstesna degil. vatanseverligin yüce bir hissiyat ol˘ duguna dair öylesine tam bir inançla söylerler ki bunu. bu.” s ˘ Hükümran sınıfların insanları. her egi˘ timli insan için dogal olan o yüce duygunun katına henüz ula¸ madıkları ˘ s içindir. s Peki ama. kendi krallıgını veya halkını diger bütün ˘ ˘ krallık veya halkların önüne koymaktan ba¸ ka bir sey degildir. din ve satılmı¸ bir basın tarafından halk ˘ ˘ s arasında sürekli üretilip desteklenen bir ruh halidir yalnızca. aksine çok budala ve ahlaksız bir hissiyat oldugunu görmemek ˘ ˘ imkansız. Deutschland über alles (Almanya. o duyguyu ˘ tatmamı¸ sıradan ve saf insanlar bu yüzden suçluluk duyup. Frankreich. çünkü her krallık kendini diger hepsinden daha ˘ 99 . bu duygu onlarda s s ˙ geli¸ tirilmelidir. yüce vatanseverlik duygusunun en net formülünü elde etmek için Deutschland yerine sadece Russland. pe¸ inden tüm ulusun daimi s s iradesinin bir ifadesi diye ortaya sürülen geçici bir etkidir. O da emekçi yıgınlar ˘ ˘ ˘ içinde gayritabiidir ve onlara suni olarak üst sınıflar tarafından a¸ ılanır. diger yan˘ daysa. Süphesiz iktidarlar ve bir devletin bütünlügü ¸ ˘ için çok kullanı¸ lı ve arzulanan bir duygudur bu.

ve ahlaksızdır. çünkü onu ˘ hisseden herkesi. sunu ¸ 100 . bir insanın. kaçınılmaz olarak diger devletler ve halklar aleyhinde ˘ kendi devleti ve halkı için avantaj arayı¸ ına –kendimize yapılmasını s istemedigimiz seyi ba¸ kasına yapmamak seklindeki. tek bir milli dini benimsemi¸ ken ve ilahi olarak atanan hükümdarının mutlak iktidas rına tabiyken ve kendini. sürekli onu yutmaya ugra¸ an bir barbarlar ˘ s okyanusu ortasında bir ada gibi görürken. çevredeki barbarlara kar¸ ı dü¸ ˘ s s manca bir duygu besleyebilmesi ve kendi halkını savunmak için onları öldürebilmesi anla¸ ılabilir bir sey. bir erdemdi belki.Hristiyanlık ve Vatanseverlik iyi addederse hepsinin yanılacagı açıktır. Böyle bir durumda vatanseverlik –yani toplumsal düzeni yıkmaya hazır olmakla kalmayıp yagma. bu anla¸ ılabilir bir sey. Kadim dünyada. bir erdem olmamaktan da öte. kesinlikle bir ahlak kusurudur. Ama zamanımızda. bir devlet ve bir s ˘ s ˘ ˘ halkın tüm ötekilere üstünlügünü kabul ederken. insandan –o zaman eri¸ ilebilir en s yüksek ideale– Anavatan’ına sadakat talep ederken. kadim dünyada. erkeklere kölelik ˘ ve kadınlara tecavüz tehdidi dayatan barbar saldırılarına kar¸ ıkoyma s arzusu– dogal bir duyguydu. toplu kıyım. hem dinî hem ahlaki idealimize ters bir sey talep ¸ ederken ve insanların e¸ itligi ve karde¸ ligini degil. her millet az çok homojenken. Vatanseverlik. ken˘ s ¸ dini ve vatanda¸ larını böyle bir felaketten korumak için. yani vatanseverlik gerçek anlamıyla zamanımızda varolamaz. esaret. s ¸ Ama böyle bir duygunun Hıristiyan çagımızda ne anlamı olabilir? ˘ Zamanımızın bir Rusu. vatanseverlik nasıl bir ˘ erdem olabilir? Bu hissiyat zamanımızda artık. çünkü maddi ve manevi zemini yok. hangi gerekçeler ve amaçla gidip Fransızları ve Almanları öldürebilir veya bir Fransız nasıl Almanları öldürebilir. vatanseverligin bir anlamı ˘ vardı. kendi halkını s bütün digerlerinin önüne koyabilmesi. herkesce tanınan ˘ ¸ s ¸ temel ahlak yasasının tam tersi bir dürtüye– itecektir. bu duygu.

Hıristiyandır. bir devlet ve bir dine mensup ¸ s bulundugu kadim zamanlardaki kadar belirgin bir biçimde tanımla˘ nabilir olmaktan çıkmı¸ tır. kadimler için dogal olan vatanseverlik hissiyatını ˘ duyamazlar. bir milleti olu¸ turan halkın bir ırk. ekonomik menfaatleri. ˙ Ama günümüzde. yani ticarette. bilimsel veya sanatsal menfaatleri) kendi ülkelerinde degil. manevi menfaatlerde veya her ikisinde s çogu zaman kendisiyle biraraya gelen. kimi zaman. ¸ ¸ ˘ s s ülkemiz dedigimiz ve geri kalanların hepsinden ayrı tutmamız beklenen ˘ sey. Anavatanlarını savunurken. Rusya. barı¸ ve barı¸ çıl bir ürün alı¸ veri¸ i arzulayan ve ortak s s s s i¸ menfaatlerinde. Romalıların vatanseverligi o kadim ˘ zamanların örnekleridir. kimi zas ˘ man. dogdukları toprakları ve devletlerini de savunan ˘ Mısırlıların. tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının yöneltildigi o s s ˘ ˘ 101 . hem¸ erilerinden çok bir ba¸ ka s s devletin insanlarına yakın ve lazımdır –ticaretle ugra¸ anlarda. aynı zamanda s dinlerini. manevi. karıları ba¸ ka bir milletten oldugunda. barbar degil. Britanya’daki Hintli ve Rusya’yla Türkiye’deki Tatarla Ermeni benzer bir durumdadır. hayat sartlarının kendisi su an öyle degi¸ mi¸ durumda ki. Ama bu birkaç tabi milliyet bir yana. diniyle s s ˙ Roma’ya. dogu¸ tan Irlanda’ya ve bir vatanda¸ olarak Birle¸ ik Devletler’e ˘ s s s aitken.Hristiyanlık ve Vatanseverlik –ne kadar kötü egitim almı¸ olursa olsun– gayet iyi biliyorken: diger ˘ s ˘ devletin insanları ve tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının hedef aldıgı s ˘ ˘ halklar. ˘ onun dı¸ ındadır. ailevi menfaatleri. çünkü pek sıklıkla temel hayati menfaatleri (kimi zaman. s ˘ sermayeleri yurt dı¸ ına yatırıldıgında. ˘ Ayrıca. çogu zaman kendisiyle aynı mezhep ˘ ˘ ve meslekten olan. pek sıklıkla. Prusya ve Avusturya’daki Leh. kendisi gibi insanlardır yalnızca? ˘ Öyle ki. Fransa ve Prusya gibi en homojen devletlerin insanları bile artık. ba¸ ka ˘ s s milletten i¸ verenlerle baglantılı çalı¸ anlarda ve özellikle bilim adamları s ˘ s ve sanatçılarda vaki oldugu üzere. Birle¸ ik Devletler’de ya¸ ayan bir Irlandalı. vatanseverligi hangi yönde ifade bulabilir? Avusturya’daki Çek. ˘ Rusya. bir devletin insanları. milliyetlerini. Yahudilerin. Greklerin.

kimilerinin ¸ ˘ i¸ ine geldigi için kaldırılmayan bir iskeleye benziyor. en ham ve aptal insanlar bile. sürdü¸ s ˘ rülmektedir. heterojen nüfuslardan olu¸ an ve barbarlara kar¸ ı savunma s s ihtiyacı duyan güçlü devletlerin sekillenmesi ve bütünle¸ mesi için bir ¸ s gereklilikti. ona tırpanlar ve makineler temin eden Alman arasında dü¸ manlık hayal etmek daha da imkansızdır. ya¸ anıp bitmi¸ bir geçmi¸ ten ardakalan s s s zalim bir gelenektir. farklı ˘ ˘ s milliyetlere mensup bilim adamları. s ˙ Alman ve Italyan i¸ çilerle ilgili olarak da durum aynıdır. s 102 . Zamanımızda vatanseverlik. Sınır bölgelerinde ve ba¸ kentlerde barı¸ s s içinde birlikte çalı¸ an Rus ve Alman i¸ çilerin nasıl ve neden birbirleriyle s s dala¸ maya ba¸ layacagını insan hayal dahi edemez. sırf atalet sayesinde ve iktidarlarla hükümran sınıflar. ˘ s ˘ XIV Vatanseverlik. Fransız. o yine de hayatımıza i¸ lemi¸ tir ve hayatımızı o ölçüde kontrol s s etmektedir ki. s ˘ Artık uzun bir zamandan beri Hıristiyan milletlerin dala¸ ma gereks çeleri yoktur ve olamaz da. Ve her¸ eyden önce. sanatçılar ve yazarlar arasındaki bir dala¸ manın bahsiyse yalnızca gülünçtür. Ama Hıristiyan aydınlanma o devletleri içeriden dönü¸ üme s ugratıp. vatanseverlik yalnızca ˘ gereksiz olmakla kalmadı. erkleriyle mevcudiyetlerinin ona dayandıgını hissederek. yanısıra ya¸ adıkları ahlaki s ilkelerle vatanseverligin mutlak uyu¸ mazlıgını görmezden gelemezler. hile ve siddetle kı¸ kırtıp muhafaza ettigi için.Hristiyanlık ve Vatanseverlik devlettedir. s Zamanımızda vatanseverlik. Milliyet ve s siyasetten bagımsız olarak aynı genel menfaatlere yogunla¸ an. Bir Almana hububat s s ˘ temin eden Kazanlı bir köylüyle. bir binanın duvar in¸ asında s ihtiyaç duyulan ve su an bina kullanımını engelledigi halde. vatanseverlik zamanımızda imkansızdır çünkü. hepsine aynı temel ilkeleri verir vermez. Hıs ristiyanlıgın anlamını 1800 yıl boyunca her ne kadar gizlemeye çalı¸ mı¸ ˘ s s olsak da. Hıristiyan bilincin milletleri hazırladıgı o ˘ birle¸ meye de yegane engel oldu. onu ˘ halk arasında ısrar.

barı¸ içinde emek ürünü ve hizmet alı¸ veri¸ leri yaparak. sınırlarında s s s sükunetle ya¸ amaktadırlar ve ansızın. çünkü bir gümrük sava¸ ından. heyecanlı hayvanı kontrol edemiyormu¸ gibi yapıp. onu ba¸ s s latanlar degil ba¸ kaları zarar görür) ve geçenlerde Rusya’yla Almanya ˘ s arasında sürdürülenki gibi bir gümrük sava¸ ı ba¸ latılır. Ama nasıl koruyorlar? ˙ Insanlar Ren kıyılarında birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde ya¸ arlars s s ken. ¸ s ˙ Iktidarların nasıl halkı etkileyip. krallar ve imparatorlar arasındaki çe¸ itli anla¸ mazlıklar s s ve entrikalar neticesinde sava¸ ba¸ lar ve Fransız hükümetine. tek degilse de.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ama iktidarlar halkı rahat –yani. büyük ulusların iktidarları arasında dü¸ manlık s s s tekrar ba¸ gösterir ve fevkalade bo¸ bahanelerle bir sava¸ ba¸ latılır ve s s s s Almanlara. birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde– s s bırakamazlar. Atının kuyrugu ˘ altına biber serpen ve onu ahırında kamçılayan bir çingenenin. Franko-Rus senlikleriyle daha da alevlendirilir ve her an kanlı bir sava¸ a yol açabilir. Asırlar geçer. ansızın. temel varlık sebebi dü¸ ˘ s manca ili¸ kilerini bertaraf etmek ve düzenlemekte yatar. ˙ Iktidarların halklar arasında barı¸ ı koruma tela¸ ında olduguna temin s s ˘ ediliyoruz. sırf istedikleri olsun da kar¸ ısındakiler dize s gelsin diye kendini cezalandırma hilesine ba¸ vururlar (ki bu vakıada s kendileri için çok uygundur. bu adamları tekrar Alman ilan etmek gerekli görünür ve tüm Fransızlarla Almanlar arasında husumet yaratılır. bu dü¸ manca ili¸ kileri tahrik s s eder ve sonra da onları bertaraf etme gösterisi yaparlar. Veya Almanlarla Ruslar. yularına asılarak. çünkü iktidarların. halk duruma alı¸ mı¸ ken. Ve böylelikle s iktidarlar. vatanseverlik kisvesi altında. Gazetelerin yars s dımıyla Almanlar ve Ruslar arasında husumet yaratılır. onlarda diger milletlere kar¸ ı husu˘ s 103 . oranın s s sakinlerinden bazılarını Fransız ilan etmek gerekli görünür. ¸ o çocuklara mahsus hileye. milletler arasında barı¸ ı idame s s ettirmek maksadıyla varolan o aynı kurumlar dala¸ maya ba¸ larlar. ahs s maklık ardına ahmaklık ederler ve yapacak daha iyi bir sey bulamayıp. dı¸ arı s s salması gibi.

gerçekte vazedilen budur. diger milletlerden veya içindeki dü¸ manlardan ge˘ s lecek bir saldırı tehlikesi altında olduguna ve bu tehlikeyi yegane sa˘ vu¸ turma yolunun da iktidara köle itaatinden geçtigine temin ederler. Halklar iktidarların ta˘ hakkümü altında olunca. Zamanımızın insanları bir aydınlanma ˘ dönemine girmi¸ durumdalar. sagduyuyu ve vicdanı terk etmesinden ve iktidara ˘ köle itaatinden ba¸ ka bir sey degildir. iktidar ˘ telkinleri dogrultusunda bir inanç halklar arasında tesis edilir. varlık sebebini ve kullandıgı tüm siddetin me¸ ruiyetini. ikna ve soruna ili¸ kin kararı tarafsız ve makul insanlara has vale ederek giderirler. Iktidarlar. Her iktidar. en sarih ve en tartı¸ masız anlamıyla. devrimler ve diktatörlükler sırasında tüm açıklıgıyla görülür ve ˘ iktidar olan her yerde ve daima meydana gelir. çünkü bunlar modern ˘ s vakıalar. iktidarlar onları diger halklara saldırmaya ˘ zorlarlar. iktidarın s muhteris ve çıkarcı emellerine ula¸ masındaki bir araçtan. Zamanımızın ulusları da böyle davranmalı. s s 104 . kazanılsa bile s daima zarar verdigi halkın menfaatiyle tamamen alakasız bir sekilde. Vatanseverligin vazedildigi her s ¸ ˘ ˘ ˘ yerde. Bu savlar oldukça dogru görünüyor. ˘ ¸ iktidarlar. diye temellendirir. orada bulunmasaydı ˘ ¸ s ˙ i¸ ler daha kötüye gidecekti. ama yalnızca iktidarlar tarafından tetiklenmi¸ olmasın. Vatanseverlik köleliktir. tehlike altında s olduguna ikna ederek halka tahakküm ederler. bars s barlar ve barbar milletler de. (Böl ve yönet. yönetilenlerin s de insan haysiyetini. Ama rasyonel insanlar anla¸ mazlıklarını s müzakere. ama tüm tarih boyunca bir tek sava¸ yoktur ki.Hristiyanlık ve Vatanseverlik met yarattıgına ili¸ kin bu son iki vakıayı aktardım. Böylelikle. s ˘ Bu. ˘ Divide et impera. diger milletlerin saldırı tehlikelerine dair. Ama bu sav.) Vatanseverlik en basit. birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık beslemiyors s s lar ve anla¸ mazlıklarını barı¸ çıl bir yoldan giderebilirler. s ˙ Iktidarlar halkı. Hakemlik yöntemiyle barı¸ ı savunanlar söyle akıl yürütüyor: iki hays ¸ van avlarını sava¸ madan bölü¸ emez: çocuklar da böyle davranır.

yerle¸ tirildi. yani bir sekilde hükümranlar mevkiine gelmi¸ adamlarca ¸ s emredilecek (insanları öldürmek de dahil) her¸ eyi yerine getirmeye s pe¸ inen söz verenlerin rasyonelliginden bahsetmek ne kadar anlamlıdır? s ˘ Petersburg. neredeyse. halkların iktidarlar kar¸ ısındaki daima irrasyonel ve tahripkar s itaati devam ettigi müddetçe. bilmedigi insanların tüm hüs ˘ kümlerini sorgusuz sualsiz itaatle yerine getirmeyi üstlenen insanlar rasyonel olamazlar ve iktidarlar. Bu ˘ nedenle.Hristiyanlık ve Vatanseverlik yalnız halka i¸ aret ettigi müddetçe ve halk iktidar sultası altında degilse. milletler arasında barı¸ . Viyana ve Paris’te ya¸ ayan. yani böyle bir erke hükmedenlerse daha da az rasyoneldirler. Iktidarlarına tabi insanlar rasyonel olamaz. Vatansever˘ ¸ s lik adına Ruslar Fransızlara kar¸ ı ve Fransızlar da Ruslara kar¸ ı sava¸ tılar s s s ve yine vatanseverlik adına Ruslar ve Fransızlar simdi Almanlarla sa¸ 105 . böylesine izansız ve korkunç bir erki kötüye kullanmamaları ve bu yüzden çılgına dönmemeleri mümkün degildir. Devrim’den sonra da Kamu Güvenligi Komitesi’nin iktidarı bu vatanse˘ ˙ verlige dayanıyordu. ˘ s kongre ve hakemler yöntemiyle tesis edilemez. onları tehdit ettigi varsayılan tehlikelerden korumak ˘ ugrunda insanların iktidara itaate hazır olmasıdır. çünkü her iktidarın dayanagı vatanseverliktir –yani halkını ve ülkesini. çünkü ˘ zaten tabiyet halihazırda azami irrasyonelligin bir göstergesidir. s Söylemesi korkunç ama. ˘ ˙ Iktidar. ve aynı vatanses verlik üzerine Bay Boulanger’nin iktidarı. aynı vatanseverlik üzerine (Konsül ve Imparator ˘ olarak) Napolyon’un iktidarı in¸ a edildi ve Napolyon’un devirilmes sinden sonra da Burbonların iktidarı ve pe¸ inden Cumhuriyet’inki ve s Louis-Philippe’inki ve pe¸ inden tekrar Cumhuriyet’inki ve tekrar Bonas parte’ınki ve pe¸ inden bir kez daha Cumhuriyet’inki. ˘ yani devletini. s ˘ ˘ ˙ dogrudur sadece. Vatanseverlik varoldukça insanların iktidara tabiyeti daima sürecek. vatanseverlik adına ˘ uygulamadıgı hiçbir siddet eylemi yoktur ve asla olmamı¸ tır. rasyonel yollarla. bir grup insanın digerine. ˘ Devrim’den önce Fransız kralların halkları üzerindeki iktidarı.

yüzeysel egitimin araçları. ögretmenler. Ama sava¸ lar da degil sadece. ˙ Iktidarlar erklerini muhafaza etmekte ne kadar zorlanırlarsa. artan seya¸ ˘ hat ve temas imkanları ve özellikle gitgide iktidar tarafından daha fazla kontrol edilen basının geli¸ imi. simdiyse s ¸ o iktidar ve sagladıgı avantajlar sadece memurlar ve din adamlarınca ˘ ˘ degil. o kadar çok insanla payla¸ ırlar onu. adli meslek üyeleri. Ama gerçek su ki. farklı milletler arasında ˘ s s s artan temaslar. hatta sanatçılar ve özellikle gazetecilerce payla¸ ılıyor. XV Egitimin yaygınla¸ ması. milletler arasında kar¸ ılıklı dü¸ manlık s s s duyguları uyandırmada fevkalade olanaklar yaratıyor ve vatanseverligin ˘ faydasızlıgıyla tahripkarlıgı ne kadar a¸ ikar olmu¸ sa. aynı zamanda büyük ve hatta küçük kapitalistler. vatanseverlik adına Komün üyeleri Versailles’daki insanları ve Versailles’daki insanlar Komün üyelerini katlettiler. toprak sahip˘ leri. vatanseverlik s s ˘ adına Ruslar Lehlere ve Almanlar Slavlara baskı uyguluyorlar. bizzat o genel. s Geçmi¸ le bugün arasındaki tek fark. bugün daha çok insanın. vatanseverlik aldatmacasını sürdürmeyi gitgide daha da zorla¸ tırmalı ve nihayet imkansız hale getirmeliymi¸ s s gibi görünüyor. basının büyümesi ve en ba¸ ta da diger milletlerden kays ˘ naklanan tehlikenin azalması. üst s sınıflara vatanseverlikle saglanan avantajları payla¸ ması ve bir o kadar ˘ s insanın bu acayip batıl inancı yayıp korumaya katılımıdır.Hristiyanlık ve Vatanseverlik va¸ maya hazırlanıyorlar ve vatanseverlik adına Almanlar iki cephede s sava¸ maya hazırlanıyorlar. s Önceden. ufak bir hükümranlar grubunun elindeydi iktidar: imparatorlar. dükler ve onların memurlarıyla sava¸ çıları. halk arasında va˘ ˘ s s tanseverligi uyandırmak için iktidarlar ve hükümran sınıflarca kullanılan ˘ nüfuz da o kadar artmı¸ durumda bulunuyor. krallar. Ve bütün s 106 . bilim ˘ s adamları. bankerler. geli¸ kin ula¸ ım araçları. ta¸ ra memurları.

ne de fırsatı bulunuyor ve ˘ böylelikle esenligi adına kendisine dayatılan taleplere sikayet etmeksizin ˘ ¸ teslim oluyor. kitleler iktidarlarının kimlerden olu¸ ¸ s tugunu ve çevrelerinde hangi milletlerin bulundugunu büyük oranda ˘ ˘ okuyup ögrenebilirken. s Ve basının. ˘ s iktidarlar. okuma yazmasız kitleler. Aldatma araçlarının geli¸ imi ve artık daha fazla sayıda insanın katılımı sayesinde. kendilerini kölele¸ tiren yerel memurlarla soylulara körü körüne s itaat ederlerdi. yasal hükümlerin. okur-yazarlıgın ve seyahat imkanlarının geli¸ imi sayesinde. Ve kitleler kendilerinden isteneni itaatkarca yerine getirsin diye. s aldatma öyle ba¸ arıyla sürdürülüyor ki. avantajlı pozisyonlarının idamesi için vazgeçilmez olan vatanseverlik aldatmacasını yayıyorlar. iktidarlarının kimlerden olu¸ tuguna veya kendilerini s ˘ çevreleyen milletlere dair bir mefhumu bulunmayan. iktidarın bu memurlarla soyluları rü¸ vet ve ödüllerle kontrol s altında tutması kafiydi. halkın iktidar ˘ s emirlerini yerine getirmesine matuf kuru talepler artık yeterli degil. Yüzyıl önce. okullar ve gazetelerin aracılıgıyla. ˘ halkın hayata ili¸ kin hakkaniyetli fikirlerini bulandırmak ve hayat sarts ¸ larıyla diger milletlerin kendisine kar¸ ı tutumu hakkında. kilise ögre˘ tisinin. Simdiyse. karakteristikleri ve niyetleri konusunda halkın içine en vah¸ i s ve en sapkın bir mefhumu yerle¸ tiriyorlar ve halk çalı¸ ıp didinmeyle s s öyle baskı altında tutuluyor ki. rü¸ vetlere ve iktidar hipnos 107 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik bu insanlar. çok daha zorla¸ masına ragmen. ˘ s s çıkarları. içine ba¸ ka ˘ s s mefhumlar yerle¸ tirmek de gerekli. Kendilerini sürekli çalı¸ ıp didinmekten kurtararak biraz egitim alabis ˘ len ve dolayısıyla maruz bırakıldıkları aldatmacayı anlayabilecek gibi görünen halk kesimleriyse. içine yerle¸ tirilen fikirlerin önemini anlas mak ve haklılıgını sınamak için ne zamanı. öyle tehditlere. bilerek veya bilmeyerek. halkların kar¸ ılıklı ili¸ kileri. s s ˘ halk her zamanki kadar aldatılıyor. halktan insanlar sürekli ve kolaylıkla seyahat ˘ edip dünyada neler yapıldıgına dair haberleri ta¸ ırken. her yerde ajan bulundurarak.

neredeyse istisnasız derhal iktidar tarafına geçip ögretmen. tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem. taç giyme törenlerini. yaptıkları seyin onlara yarayacagını dü¸ ündükleri için ˘ ˘ ¸ ˘ s böyle davranıyorlar. etraflarındaki herkesin sempatisi ve onayıyla süs ˘ rekli desteklenen bir inanç e¸ liginde aldatıyorlar. ama halkı kandırmak ˘ istegiyle degil. yarattıkları aldatmacanın farkında olarak degil. rapor. öteye beriye gidip gelmeler ve ciddi edalarla yaptıkları ve hasım sayılan (sava¸ mayı asla dü¸ ünmeyecek) halklar arasında barı¸ ın s s s nasıl korunacagına deginen isti¸ arelerini– i¸ te bu sekilde gerçekle¸ ti˘ ˘ s s ¸ s riyorlar. Yine aynı sekilde. Yanlarındaki bakanlarıyla krallar ve imparatorlar da. rahip. ˘ s ˙ Insan. ve tüm yaptıklarının son derece degerli ve makul olduguna ˘ ˘ tamamen kaniler. bu aldatmacanın tüm zalimligini anlayınca. açgözlü mak˘ ¸ satlarla veya övüngenlik yüzünden insanların sadece bedenlerini degil ˘ ruhlarını da yok eden bu zalim aldatmacayı yürütenlere ba¸ langıçta öfs keleniyor ve bu zalim aldatıcıları te¸ hir etmek istiyor. sahsi. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. ekseriya iyi ve yüce bir sey yaptıklarına dair ˘ ¸ saf bir inanç e¸ liginde. Ve Makyavelist bir tutumla. çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat. ba¸ ka türlü davranamadıkları ˘ s için böyle yapıyorlar. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. s ¸ aldatıcılar aldatmak istedikleri için degil. Güçlerinin ve avantajlı s ˘ pozisyonlarının bu aldatmacaya dayandıgını belli belirsiz hissederek.Hristiyanlık ve Vatanseverlik zuna duçar ediliyorlar ki. 108 . Agır emek altında ezilen kitleler içins s ˘ den o veya bu sekilde kurtulan herkesin kaçınılmaz olarak yakalandıgı ¸ ˘ kapanlar egitim kapılarında kurulmu¸ gibi. ˘ ister istemez onun cazibesine kapıldıkları dogru. dostlarını mahveden aldatmacayı yayma i¸ inde yer almaya ba¸ lıyorlar. manevralarını. diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. kendi faaliyetleri olmasa. Ama hakikat su ki. subay veya memur seklinde avantajlı ve yüksek ˘ ¸ ödenekli mevkiler edinerek. tefti¸ lerini ve kar¸ ılıklı ziyaretlerini –yani çe¸ itli s s s üniformalar.

Dahası. alayların bando e¸ liginde uygun adım yürüdügünü. bir sey söyleyip yazdıgını vs. rapor. icra mahalindeki ¸ herkesin sempatisini kazanıp onayını alıyorlar. imparatorlarla krallar ve birbirlerinin yaptıkları haklı gösteriliyor– ama bununla da kalmıyor. çünkü tüm hayatları bu aldatmaca üzerine kurulu oldugundan ona ihtiyaçları var ve ba¸ ka bir ˘ s sey yapamazlar. diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. askeriye. resmi görevliler ve din adamlarıncaysa. ˘ mesela. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. kendi faaliyetleri olmasa. Franko-Rus senlikleri gibi senliklerin düzen¸ ¸ leyicileri de bundan ku¸ ku duymuyorlar ve vatansever konu¸ malar s s yapıp kadeh kaldırırken içtenlikle müteessir oluyorlar. özellikle sehir kalabalıgı. zafer takları dikildigini. çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. birbirlerinin icraat ve faaliyetlerini onaylayıp ˘ haklı gösteriyorlar –imparatorlarla krallarca askeriye. yazdıkları vatansever siirlerle ¸ okul kitapları kar¸ ılıgında cömertçe ödüllendirilen yazarlarla gazeteciler s ˘ de aynı inanca sahipler. görüyor ve tüm bunların en s ˘ ¸ ˘ 109 . resmî görevliler ve din adamlarının yaptıkları haklı gösteriliyor. Yine aynı sekilde. halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler. tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem. çanların s ˘ çaldıgını. bu arada. Bütün bu insanlar rollerini farkında olmaksızın icra ediyorlar. topların atıldıgını. üniformalar ve papaz ˘ cüppeleriyle süslendiklerini. ister istemez ona özel ve neredeyse dogaüstü bir önem de atfediyor. birbirlerine tamamen baglı olduklarından. havai fi¸ eklerin. Vatanseverlik vazeden din adamları da. ¸ ˘ bu insanların tüm yaptıklarında kavranabilir bir anlam görmeyip. bizzat bu icraatlarla da. insanların taçlar. s ˘ s s ˘ endi¸ eli insanların tuhaf esvapları içinde durmaksızın öteye beriye at s ko¸ turdugunu.Hristiyanlık ve Vatanseverlik halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler. belge ˘ s ˘ ˘ ve telgrafların uçu¸ tugunu ve ulakların oradan oraya ko¸ u¸ turdugunu. Kalabalık.

bir de üzerine kırmızı s s bir pelerin geçirerek tebaasının önüne çıktı ve bunun gerekli. baglı oldugun iktidarı tanıyıp ˘ ˘ ˘ ona itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. zaman zaman hakim olan haz ile daima s ˘ hakim olan saygının bu dı¸ avurumları tüm o sersemlikleri yapanların s güvenini güçlendiriyor. dogrudan Çar’a baglı bir tür muhafız alayı. epey uzun bir zamandır. Geçenlerde II. ona özel. s ˘ ˘ –[Koray Karasulu] 110 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik ufak bir geregi yokken yapılmakta oldugunu (ki aslında durum budur) ˘ ˘ belirleyecek pozisyonda bulunmadıgından. bir halkın digerini maglup edip silah zoruyla boyundurugu altında tuttugu veya ˘ ˘ ˘ ˘ hükümranların silahsız bir halk arasında silahlı yeniçeri. Ikti˘ darların erki. kazancını ˘ ˘ vergi biçiminde hükümete vermenin dogruluk ve gerekliligine dair. s XVI ˙ Iktidarların halklar üzerindeki erki. Wilhelm kendine. kamuoyu denen seye dayanıyor. gizemli ve mühim ˘ bir anlam atfedip. epey zamandır ve halen. mah˘ ˘ keme kararlarını kabullenmenin dogruluk ve gerekliligine dair ve iktidar ˘ ˘ adamlarının bize ula¸ tırdıgı her¸ eyi. ilahi hakikat s ˘ s 42 IV. özel süslemeli yeni bir taht ısmarladı ve gögsünde zırhı. opriçnik42 ve ˙ muhafız alayları bulundurdugu günlerdeki gibi. Ve kalabalıga. ˙ (Korkunç) Ivan zamanında kurulmu¸ . zora dayanmıyor. ve tebaası ˘ bunda gülünç hiçbir sey görmemekle kalmadı. hiç kontrol etmeden. manzarayı pek ¸ muhte¸ em de buldu. dahası. bütün bu gösterileri vecd çıglıkları veya saygılı bir ses˘ sizlikle kar¸ ılıyor. ¸ Vatanseverligin yüce bir ahlaki hissiyat olduguna dair ve kendi mil˘ ˘ letinle devletini dünyanın en iyileri diye görmenin dogruluk ve gerek˘ liligine dair bir kamuoyu var ve bu da. çok önemli bir hadise olduguna mutlak bir inançla o yeni tahta oturdu. orduda hizmet edip ˘ ˘ onun disiplinine itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. diz altından bagcıklı dar pantolonu ve migferinin ˘ ˘ ˘ tepesinde ku¸ olan beyaz bir üniforma ku¸ anıp.

tüm organlarıyla –memurları. disipline edilmi¸ orduları. postayı. sonra yine bir monar¸ iyi yıkıp yerine s s s bir cumhuriyet getiriyormu¸ gibi) salınıyorsa. Kamuoyunun. telefonları. kiliseleri ve hatta basınlarıyla– daima kendilerine gereken türden kamuoyunu destekleyebilir iktidarlar. okulları. kamuoyunun s iktidarlarca suni olarak üretilen dı¸ tezahürlerine baktıgımızda böyle s ˘ görünür. telgrafı. kendisi için bir gereklilik olan bu kamuoyunu halk arasında idame ettirir. asla duragan ˘ kalmayıp. birincisi. kamuoyu. Ama sükür ki öyle degil.Hristiyanlık ve Vatanseverlik diye kabul etmenin dogruluk ve gerekliligine dair bir kamuoyuna yol ˘ ˘ açıyor. Ve sanki bu durumdan kaçı¸ yokmu¸ gibi görünür. ¸ Kamuoyu kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa veya bugünkü onlarca yıl öncekiyle aynıysa veya kimi ko¸ ullarda sanki önceki bir s duruma dönüyormu¸ gibi (mesela cumhuriyetçi bir hükümeti yıkıp s yerine bir monar¸ iyi getiriyormu¸ . tıpkı ˘ ˘ güne¸ in yönlendirdigi yolda sa¸ madan ilerleyen gündüz ya da bahar s ˘ ¸ s gibi. ˙ Iktidarların erki kamuoyuna dayanır ve erki ellerinde tutarak. itaatkar din adamlarını. s okulları ve hatta gazeteleri kontrol eden kudretli bir iktidar tesis edilir ve bu iktidar. daima devindigini. aksine sürekli degi¸ ip insanoglunun devinimiyle ˘ ¸ ˘ ˘s ˘ devinen bir sey ve. ˘ ˘ ˘ 111 . Kamuoyu erki üretir. mahkemeleri. daima insanlıgın katettigi yolda ısrarla ilerledigini görmek için. polisi. tıpkı günler ya da aylar gibi. günümüzde milyarlarca parayı. iktidarlarca keyfi olarak üretilemedigi gibi. organize bir idari mekanizmayı. Bir kez böyle bir kamuoyu varoldu mu. eger kamuoyu sabit ve degi¸ mez bir sey ˘ ˘s ¸ olsaydı ve iktidarlar kendilerine gereken kamuoyunu daima üretebilselerdi. bu sadece. mahkemeleri. s s Gerçekten de öyle olabilirdi. degi¸ mez veya ¸ ˘ ˘ s duragan bir sey degil. gecikme ve salınımlara ragmen. ¸ ˘ iktidarları üretip erki onlara veren veya onlardan alan seydir. sabit. ikincisi. erk de kamuoyunu.

Bize ˘ ˘ kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa. sava¸ lar. yeni ve gerçek kamuoyunun ortaya çıkmasını engelleyen ki¸ iler bulunmasındandır. simdi vatanseverligi ¸ ˘ insan hayatının zaruri bir ko¸ ulu diye ileri süren iktidarlarla hükümran s sınıfları olu¸ turanlardır. fark edilmeyen degi¸ imlerin s ˘s kendi içimizde gerçekle¸ mesidir. o kadar fazla büyü˙ yecek ve o kadar güçlü bir sekilde ifade bulacaktır. ama kamuoyu hep akı¸ kan ve geli¸ en bir sey oldugu için. belli bir kamuoyu evresinin avantajlı bir pozisyonunu kapıp tüm güçleriyle onu kalıcı kılmaya çalı¸ an ve henüz tamamen ifade edilmemi¸ se de. kamuoyunun devinimini olu¸ turan. aynen bir bendin akan suyu 112 . insanların s s bilincindeki canlı. simdiyse iktidarlar bir zamanların ya¸ ayan kamuoyunu suni ¸ s olarak ayakta tuttukları için varlar. Katolisizm. s Kamuoyu dogası geregi sürekli ve zaptedilmez bir devinimdir. genç olan büyür. iktidarlarının dayanagı olan eski vatansever ˘ kamuoyunu idame ettirmeye ve onu yok edecek yeni kamuoyunun tezahürünü durdurmaya çalı¸ ırlar. her yerde. eskiden kamuoyu talep ettigi için vardı ˘ bunlar. s s Söyle ki. elli ¸ yıl öncesiyle neredeyse aynı oldugu halde. halkların bu durumla ili¸ kisi ˘ s elli yıl öncekinden çok farklıdır. ordular. bu. harici unsurlarında. s Bu insanların kontrolündeki imkanlar devasa. bugün Avrupa halklarının durumu. Iktidarlar ve hüküm¸ ran sınıflar tüm güçleriyle. s Yeni kamuoyu ne kadar uzun süre engellenirse. vergiler.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kamuoyunu halkın tüm ya¸ amıyla ili¸ kisi içinde ele almamız kafidir. Elli yıl önceki o aynı hükümranlar. Ortodoksluk s ve Luthercilik hâlâ varsa da. Ama eskiyi koruyup yeniyi durdurmak s sadece belli sınırlar dahilinde mümkündür. lüks ve yoksulluk. çabalarının bo¸ a çıkması kaçınıls s ¸ ˘ s mazdır: Ya¸ lı olan çürür. Kamuoyunun bu devinimini –tıpkı akıntıyla yüzerken nehrin devinimini de fark etmedigimiz gibi– çogu zaman fark etmiyorsak bunun ˘ ˘ nedeni. Ve miadı dolmu¸ bir kamuoyunu elden s s bırakmayıp yenisini örtbas eden böyle insanlar.

s s ˘ ˘ giderek daha fazla. hem Hıristiyanlar hem de zamanımızın sıradan insanları olarak ne ikrar ettigimizi bir dü¸ ünmektir –sosyal. Hepimiz s ˘ s ˘ kendimizi özgür. Aleksandr’ın barı¸ sever s s 113 . aslında s ˘ tek yapmamız gereken. N. biz egitimli. s ˘ Sırf.Hristiyanlık ve Vatanseverlik sadece belli bir seviyeye kadar durdurabilecegi gibi. ˘ s ˙ Iktidarın yogun çabalarınca hâlâ kamuoyumuz sayılan sey ile bilinci˘ ¸ miz arasında ne ölçüde bir çeli¸ ki bulundugunu görmek için. miadı dolmu¸ kamuoyundan yenisine geçi¸ i kaçınılmaz olarak gers s çekle¸ mek zorundadır. ama herkese besledigimiz türden dostça duygular ˘ ˘ besledigimiz insanları öldürmek zorundayız. oysa ˘ öyle bir durumdayız ki. yarın Wilhelm. vatanseverligin kahramanlıgı seklindeki –artık ˘ ˘ ¸ onlar için dogal olmayan– eski kamuoyunu ne kadar alevlendirmeye ça˘ lı¸ ırlarsa çalı¸ sınlar. tüm milletlerin dayanı¸ ması ve karde¸ ligine inanıyors s ˘ lar. bizi temin ettikleri üzere. yani o ahlak ilkelerini ve vatanseverlik s adına kendimizi dü¸ ürdügümüz durumu gözden geçirmektir. bu durumu III. tanımadıgımız. tüm halkların karde¸ ligiyse. Bu henüz gerçekle¸ me˘ s mi¸ se. son kuru yapragın dü¸ mesi ve baharda s s ˘ s dolgun tomurcuklardan tazelerinin açması kadar kaçınılmazdır. o kadar ısrarcı olur ve kaçınılmazs lıgı da o kadar a¸ ikardır. ˘ ˙ Iktidarlar insanlarda. insancıl Hıristiyanlar. ailevi ve ˘ s ki¸ isel hayatımızın rehberini. Ve bu geçi¸ ne kadar geciktirilirse. hepimiz ¸ ˘ gidip.. bu talepler ile hepimizin pays la¸ tıgı o gerçek kamuoyunun ne boyutta çeli¸ tigini anlarız. egitimli. Aleksandr’a gücense veya Bay N. Bu geçi¸ . Dogu sorunu üzerine ate¸ li bir makale yazsa veya filanca prens ˘ s bazı Bulgarları ya da Sırpları yagmalasa veya kraliçe ya da imparatori˘ çenin biri bir seye gücense. insanoglunun aklına ve gön¸ s ˘ ˘ lüne giderek daha fazla yerle¸ en bir idealdir. Ve dolayısıyla insanların s eski. vatanseverligin bize gayet basit ve dogal seyler olarak sunulan ˘ ˘ ¸ en sıradan talepleri üzerine dü¸ ünsek. insancıl ve hatta Hıristiyan sayıyoruz. çagımız insanları artık vatanseverlige inanmıyorlar. Vatanseverlik artık insanlara en korkunç bir gelecekten ba¸ ka hiçbir s sey sunmuyor.

yeni ve sıra dı¸ ı ¸ s bir seyin planlanması falan gerekmiyor. ne sendikalar. bugün yanlı¸ ve epeydir ölü bir kamus ˘ s s oyuna muvafakatın terk edilmesi ve her bireyin gerçekten dü¸ ündügü ve s ˘ hissettigi seyi söylemesi veya en azından dü¸ ünmedigi seyi söylememe˘ ¸ s ˘ ¸ ˙ sidir. ya¸ ayan bir kamuoyu ˘ s kendini gösterirdi. henüz birbirimizin gırtlagını kesmemi¸ sek. o zaman kana susamı¸ hayvanlar gibi s birbirimizin barsaklarını de¸ mek için atılacagız. Insanlar. Ve kamuoyu degi¸ imiyle. birkaçı bile. Bu türden kanaatler en ilerici ve liberal basın s organlarının hepsinde sogukkanlılıkla tekrarlanıyor. kendiliginden degi¸ irdi. ˘ Bir ay sonra. Su an üzerlerine çullanan musibetlerden tüm ˘ ˘ s ¸ 43 [Aleks-androviç: Aleksandr-oglu] Kasım 1894’de II. insanları ezip ˘ s tarumar eden tüm o iç dokusu da. bin yıllık Hıristiyanlar. mevcut herhangi bir seyin yalanlanması. Hesse’li Prenses Alexandra’yla evlendi. ne barikatlar. iktidarların suni ¸ biçimde kı¸ kırttıgı. bunu bir yapacak olsaydı. ne milyonlarca insanın silahlanması. tek gereken bir kamuoyu s degi¸ imidir.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mizacına borçluyuz veya Nikolay Aleksandroviç’in. eskimi¸ kamuoyu s derhal ve kendiliginden yıkılır ve yeni. ne devrimler. ne patlayıcılar. tek gereken. ne yeni icatlar. hayatların. –[Aylmer Maude] 114 . geçmi¸ e ait. ne gösteriler düzenlenmesi. gerçek. Zamanımızda varsayıs ˘ lan kamuoyu i¸ te budur.43 Victoria’nın torunuyla evlenecek olmasına. ne yeni yollar ve makineler yapılması. Nikolay olarak Rus tahtına çıktı. hiçbir ek çabaya gerek kalmaksızın. Alice ˘ s yerine Amelia’yla evlenecek olsa. ˘ Ki bu korkunç! XVII ˙ Insanlıgın hayatında en büyük ve önemli degi¸ iklikleri gerçekle¸ tirmek ˘ ˘ s s için hiçbir kahramanlık gösterisi gerekmiyor. Aleksandr yapmamıza izin vermedigindendir. Ama Aleksandr’ın yerinde ba¸ kası olsa s veya Aleksandr’ın mizacı degi¸ ecek veya Nikolay Aleksandroviç.. ˘ s sırf III. Kraliçe Victoria’nın ikinci kızı Prenses Alice’ten olma torunu. ˘ Biz. Kamuoyunun degi¸ imi için de herhangi bir fikrî çaba gös˘ s ˘ s terilmesi. ne havacılık çalı¸ maları vs.

ne olur ˘ s ˘ yani? Bütün bunlar önemsiz gibi durabilir. önemsiz gibi duran bu s eylemlerde –irrasyonel oldugunu apaçık gördügümüz seylerin mantık˘ ˘ ¸ sızlıgını gücümüz yettigince gösterip ona katılımdan kaçınmamızda– ˘ ˘ yatıyor ve ilerlemesiyle tüm insanlıgı harekete geçiren asıl sahici ka˘ 115 . Ortodoksluk veya Luthercilik ya da Napolyon ve Pyotr gibi sava¸ kahramanları ya da hükümranlar veya bunların Boulanger s ve Skobelev gibi çagda¸ ları göklere çıkarıldıgında sessiz kalsa. Oysa büyük ve kar¸ ı konulmaz gücümüz. kendisiyle hiçbir ortak yanı bulunmayan insanların ˘ saglıgına içip. gidip onun kabul odasında beklese ve sonra herkeste. tuhaf ˘ ˘ ünvanlarla ona hitap etmek üzere. kral ya da fatihe “Vive la France” veya “Hurra!” diye bagırsa. onun önünde egilse. dü¸ ünüp hissetmedikleri seyi söylemeye hele bir son versinler. hem de tüm iktidar ellerinde olsa bile devrimcilerin yüzlerce yılda ba¸ aramayacagı sekilde. üzerine saraylı üniforması giyse.Hristiyanlık ve Vatanseverlik insanları kurtarmak için ne kadar küçük bir seyin gerekli oldugunu ¸ ˘ söylemeye insan utanıyor: yalan söylemeyi bırakmak gerekli sadece. Fransızlar veya Ins gilizler aleyhine bir makale yazsa. insanlar kendilerine empoze edilen yalanı hele bir reddetsin. özellikle de genç ve egitimsiz ki¸ ilerde. Yeter ki. Ruslar. s ˘ ¸ Gücün kudrette degil hakikatte yattıgına bir inansalardı insanlar ve o ˘ ˘ hakikati cesaretle dile getirselerdi veya en azından söz ya da eylemde caymasalardı. ˘ ˘ anla¸ malarla ittifakların degerini ve faydasını teslim etse veya kendi hals ˘ kımızla devletimiz yüceltilirken diger ırklara kara çalınıp sövüldügünde ˘ ˘ ya da Katolisizm. ne olur yani? Hatta sohbette. bu çok takdire ˘ s ˙ sayan diye bir izlenim yaratsa. dü¸ ünmedikleri seyi söylemeyi ve kötü ve budala bulduks ¸ ları seyi yapmayı bir bırakacak olsalardı! ¸ ˙ Insan bir imparator. onlara methiyeler dizse. ne olur? Ya da vatansever senliklere ¸ gitse ve sevmedigi. ne olur yani? Ya da Franko-Rus Ittifakı ¸ ˙ veya gümrük sava¸ ı lehine ya da Almanlar. o zaman s ¸ hayatımızın tüm tertibinde böyle bir degi¸ im derhal gerçekle¸ tirilecek˘ s s tir.

s s s 116 . ne de s devrimler yaratabilir ve yaratacaktır. özgür de olsa. bir özgür insan. kendine söyle der: “Tek ba¸ ıma. Dü¸ üncesini s ˘ s içtenlikle ifade eden insanın tecrit altında kalacagı sanılabilir. s ˘ s s Mevcut halde her insan. s ¸ s Ve bu dü¸ ünce yerle¸ ir yerle¸ mez. ˘ ele avuca sıgmaz ve bagımsız kuvet insan ruhunda gösterir kendini. Insan ˘ yalnızken ve dünya meseleleri üzerine dü¸ ünürken. arkada¸ ına ve (aksini günah saydıgı s s s ˘ için) hakikati saklayamayacagı kimselere ifade ederken. dogru bildigini basitçe ifade etmekle yaratabilecegi seyi. bagımsız dü¸ üncenin bu ifadesinden kor˘ s karlar. bugün ekseriyetin genel dü¸ üncesi olur. Ve dün bir ¸ s ˘ ˘ insanın yeni dü¸ üncesi olan sey. ne milyonlarca müfreze. içtenlikle ne dü¸ ünüp ne hissettigini söyler. ¸ s üzerimize çöreklenen bu melanet ve hıyanet okyanusuna kar¸ ı ne yapas bilirim ben? Fikrimi ifade etmenin neye faydası var? Hatta neden bir fikir olu¸ turayım ki? Bu müphem ve çetrefil meseleler üzerine dü¸ ünmemek s s daha iyi. ˘ ˙ daima bagımsızdır. ˘ ˙ Iktidarlar bunu bilirler ve o kuvetin önünde titreyip. zihin faaliyeti ve bunun açık ifadesinde yattıgını ˘ ˘ bilirler ve bir ordudan ziyade. varolan ve kendisine dayatılan izlenimden bagımsız ˘ olarak. sonra gayriihtiyarı s dü¸ üncelerini karısına. ˘ ˘ Özgür bir insanın. fakat ˘ çogu durumda diger herkesin veya ekseriyetin uzun zamandır aynı ˘ ˘ seyi dü¸ ünüp hissettigi. kapana kısılamaz. ne mil˘ ˘ ˘ ¸ yarlarca ruble. Belki de bu çeli¸ kiler varolu¸ umuzun kaçınılmaz bir ko¸ uludur. ona kar¸ ıkoymak s ya da onu zaptetmek için her yola ba¸ vururlar. Ama dünyayı devindiren ruhani kuvet onları bertaraf eder. derhal algılanamayacak ölçülerde ama s s s kar¸ ı konulamaz biçimde. s Kuvetin zorda degil. gazetelere rü¸ vet verir ve okullarla s dini kontrol altında tutarlar. o bir kitapta veya gazetede degildir. çünkü insan bilincinin derinliklerinde yatar. bu yüzden sansürü tesis eder. bu en güçlü. ne bir kurum. karde¸ ine. Eylem ve sözleriyle tam ters bir tutum içindeki binlerce insan arasında. sadece ifade etmedigi ortaya çıkar. ne sava¸ lar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik muoyunun temelindeki o zaptedilmez kuvet de bu güçten doguyor. insanoglunun tavrı farklıla¸ maya ba¸ lar.

kendini ve ba¸ kalarını ˘ s temin eder. hakikat bilincini ve onun ifadesini. bildigi ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ hakikati ortaya koymaz. kullanmak söyle dursun. kral. bir be¸ inci. s Kimi. ailesini geçindirmesine ˘ yarayan kazançlı bir pozisyondan onu yoksun bırakabilecegi için.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve neden ben tek ba¸ ıma dünyanın tüm melanetiyle mücadele edeyim s ki? Beni sürükleyen akıntıya uymak daha iyi degil mi: bir sey yapılabi˘ ¸ lirse. kendini mesai birligi yaptıgı insanlara baglı hissettigi için. o kudretli fikir enstrümanıyla onun dünyayı harekete geçiren ifadesini elden bırakıp. Tıpkı. kadim ve kutsal bir gelenekten s ˘ kopmak istemedigi için. yalnız degil. insanları incitmek istemedigi için.” Ve her ˘ s ˘ insan. ˘ ˘ ˘ Kimi. 117 . söhret ve ˘ ¸ güce ula¸ mak istedigi için. diger insanlarla ortakla¸ a yapılması lazım. bıçagın ˘ ˘ ucuyla çivi çakmaya ba¸ laması gibi. sonradan insanlıgın hizmetinde kullanılmak üzere. bir imparator. ˘ s ˘ altıncısı da. hakikatin söylenmesi kovu¸ turmaya neden olacagı ve kens ˘ dini adadıgı ya da adamaya niyetlendigi iyi bir sosyal faaliyeti sekteye ˘ ˘ ugratacagı için. tüm benligimizle uyu¸ mazlık içindeki hayatımızın anlamsız ˘ s düzeninden yakınırız ve yine de elimizdeki biricik ve güçlü enstrümanı. varolan düzenle hayalî bir çatı¸ maya kurban ederiz. hiç degilse bir ölçüde ˘ hakikatten sapacagını ve kendisine sunulan kudretli mücadele silahının ˘ etkisini yok edici ödünler verecegini farketmektedir. ne tüm sosyal faaliyet sekillerinin. bir dördüncü. yaptıgı ˘ iyilikler sayesinde fazlasıyla telafi edildigine. bildigi hakikati ortaya koymaz. ne de dünyamızda varolan bir ˘ sosyal faaliyete katılımda her insanın mecburen. memur veya asker olarak görev yapar ve hakikatten –kendi pozisyonunda kaçınılmaz olan– sapmaların. ¸ kötülükle mücadele bahanesiyle yok eder. bakan. tam da mücadele etmesi gereken ¸ o temellere dayandıgını farketmekte. digeriyse. bir ˘ üçüncüsü. s Hepimiz. bu hakikat. kendini sosyal faaliyet enstrümanına verir ki. tam aksine. eline her¸ eyi ˘ s kesebilecek. olaganüstü keskinlikte bir bıçak verilen bir adamın.

Özgür insanlar. o yeni. iyilik yaptıgından hiç süphe ˘ ˘ ˘ ¸ duymaz. hayatın s yeni taleplerini farkeden insanların onları açıkça ifade etmesi gerekir. miadı dolmu¸ s kamuoyunun yeni ve canlı olanla degi¸ tirilmesi gerekir. yalnızca hakikat ve onun ifadesi tesis edebilir. ama biz bildigimiz hakikati söylemeyi becerememekle kalmı˘ yoruz. s ˘ s ˙ Insanların vicdanına ters dü¸ en hayat düzeninin degi¸ tirilebilmesi s ˘ s ve yerine vicdanlarına uygun olanın getirilebilmesi için. hatta ne de faaliyetinin ba¸ arısı için gerekli yalanlar. Miadı dolmu¸ ve zararlı hayat düzes nini ıslah edecek yeni kamuoyunu. gücü bulunmayan ve hiçbir zaman özgür olmayan bir seye. Eski. hem söz hem de fiille bu ˘ s taleplerin tam tersini onaylıyorlar. devrimci veya anar¸ ist olarak. aldatıcı ˘ kamuoyu kurumu¸ bir deri gibi kendiliginden soyulup. Ama bu yeni taleplerin farkında olanlar –biri bir seyin. Açıkça ve mertçe halihazırda mazhar oldukları hakikati (tüm milletlerin karde¸ ligini ve s ˘ münhasıran kendininkine adanmanın suçunu) bir ifade etselerdi. ˘ s 118 . canlı s ˘ kamuoyunu ortaya çıkarırdı –taleplerini kuvetle ve açıkça bildirmek ve insanoglunun vicdanına uygun yeni varolu¸ biçimlerini tesis etmek için. çogu zaman bizzat hatalı buldugumuz seyi dogrudan kendimiz ˘ ˘ ¸ ˘ ifadelendiriyoruz. edebiyat aracılıgıyla insanları ˘ egitir ve iktidarla toplum kendine kar¸ ı ayaklanmasın diye tüm hakikati ˘ s söylememek geregine tabi oldugu halde. bir dördüncü. ama yaptıgı iyilikleri göz önüne alarak. ne hakikatin susturulması. ugra¸ ının faydasını yok eder. ¸ yani hakikate ve onun ifadesine güvenseler. ögrettigi her¸ eye ruhunun de˘ ˘ ˘ s rinliklerinde inanmaz. Bir üçüncüsü. yani harici zora yaslanmayı bir bırakıp. kendine ˘ hakikatten sapma izni verir. yeterdi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ruhani önder mevkiindeki bir digeri. digeri digerinin ¸ ˘ ˘ ugruna– onları sessizce geçi¸ tirmekle kalmıyor. mevcut düzenle s açıkça mücadele eder ve suna tamamen ikna edilmi¸ tir: güttügü amaçlar ¸ s ˘ öyle hayırlıdır ki. iktidarların güçleri ve yarattıkları tüm kötülüklerin yaslandıgı o ölü. miadı ˘ s dolmu¸ kamuoyunun yeni ve canlı olana yol vermesi içinse. daima güçlü ve özgür olana.

kendilerine kamuoyu diye dagıtılıp. ve her¸ eyden önce. ki bunların ˘ ˘ vatanseverlikten ba¸ ka hiçbir temeli yok. Bir ülkenin digerine. hakikatin. basını. XVIII ˙ Insanlar sadece. ˙ Insanlar dü¸ ündükleri seyi söyleyecek ve dü¸ ünmedikleri seyi söyles ¸ s ¸ mekten bir kaçınacak olsaydı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik artık sadece zaptı altında bulundugu eski kabugun dü¸ mesini bekleyen ˘ ˘ s kamuoyunu. ikti˘ ˘ darlarca körüklenen kin ve dü¸ manlıgı biterdi. sabık ¸ ˘ kamuoyunun ölü bir kalıntısı oldugunu anlasalar yeter. sırf mevcut toplumsal görü¸ e s s aykırılıgı yüzünden ifade edilmeyen seyin. yani s ˘ cinayetin yüceltilmesi de sona ererdi. ˘ s dayatmacı ve suni yollarla idame ettirilen seyin kamuoyu degil. kiliseyi. çevredeki insanlarca söylenende degil. o ˘ zaman aldatıcı ve suni biçimde idame ettirilen kamuoyu anında yitip gidecek ve hakiki bir kamuoyu kendini tesis edecektir. ˙ Iktidarlar okulları. her¸ eyden önce ˘ s kendilerine inansalar –ruhlarının derinliklerinde bilincinde oldukları. güç sahiplerine s saygı ve emir kulluguyla emegin teslimiyeti son bulurdu. milyarlarca rubleyi ve disipline edilip makinelere dönü¸ türülmü¸ milyonlarca insanı kontrol edebilirler. yani Tanrı tarafından söylenende yattıgına inansalar yeter. her birinde dı¸ avurulmayı talep edip. daima dı¸ etkilerle yönlendirilen ve zayıf insans lardan olu¸ an devasa kitle. böylesine karma¸ ık. Ve s eskisinin yerine yeni bir kamuoyu hakim olurdu. bir halkın digerine. s Sırf bu yapılsaydı. s s ama tüm bu besbelli korkunç kaba kuvet organizasyonu. dünyayı dönü¸ türen o kuvet ˘ ¸ s oldugu ve insanın onu ifadelendirmekle yükümlü bulundugu gerçegine ˘ ˘ ˘ inansalar– yeter. askerî zaferlerin. vic˘ danlarınca. anında yeni kamuoyu tarafına geçerdi. vatanseverlikle beslenen tüm batıl inançlar –bunlardan kaynaklanan tüm habis duygular ve siddet eylemleriyle ¸ birlikte– derhal yıkılırdı. hakikatin gücüne vakıf her insanın ruhunda kabaran ve bir alevin sonsuz sayıda alev 119 .

. –[Koray Karasulu] ˘ s 45 Yeni Ahit. –[Koray Karasulu] 120 . Önceliklerini. bir tabak mercimek çorbası kar¸ ılıgında s s ˘ ilk ogulluk (behorluk) hakkını karde¸ i Yakup’a satar. Ve o barı¸ gerçekten de artık s s bizimle ve onu korumak bize baglı. ne de suç ortaklas rına dagıttıkları. Yaratılı¸ 25: 29. hep arzuladıkları barı¸ –diplomatik görü¸ melerle. Dolayısıyla. 34: Esav.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tutu¸ turabilmesi gibi. hükümranları. sölenlerle. ¸ söylevlerle. kendi barı¸ımı size veriyorum: kalbiniz tasalans s masın ve de korkmasın.”45 demi¸ ti Mesih. ˘ Bireysel olarak insanların kalpleri. simdiki gibi. halkın iflahını keserek vergilendirmeyle ve milletin gözbebegini geçim me¸ akkatine ˘ s daldırıp oymakla elde edilen barı¸ degil. toplarla. 33. kaçınılmazdır ve bu˘ s ˘ nun gerçekle¸ memesi. Yuhanna 14:27. . bir degi¸ im sadece mümkün degil. 30. insanları keyiflerince evrensel bir kıyıma sürükleyip ¸ sürüklememe tehdidine cüret etmek bir yana. kendilerine ves rilmi¸ bu gücü. her saat üzerlerine çullanan ig˘ valarla tasalandırılıp onları panige sevkeden hayalî deh¸ etlerle kor˘ s kutulmasaydı. dinamit ve barutla. bir anlasalardı. bireysel olarak her insanın s ˘ 44 Eski Ahit. Yalnızca o ate¸ in tutu¸ turulması las s s zım. ˙ Insanlar. “Size barı¸ bırakıyorum. istihkamlarla. . Ellerindeki gücü bir kullanacak olsalardı. disipline edilmi¸ katillerin tefti¸ ve manevralarını ˘ s s gerçekle¸ tirmeye. 32. ne barı¸ çıl bir toplulus gun gözleri önünde. hakikati ifadelendiren sözdeki müthi¸ gücü. . ondan bir ikincisine ve bir üçüncüsüne aktarılan s hakikat bilinci kar¸ ısında bir hiçtir. . mercimek çorbasına s satmasalardı44 . ne kendilerinin ve suç ortaklarının çıkarları ugruna s ˘ gümrük anla¸ maları düzenlemeye veya bozmaya. o zaman tüm o görünürdeki muazzam organizasyon ate¸ önündeki s mum gibi eriyip gidecektir. ˘ s s imparator ve kralların bir kasabadan ötekine ziyaretleriyle. ölü bir agacın çürüyüp devrilmemesi ve genç s ˘ olanın büyümemesi kadar imkansızdır. 31. insanlar muazzam ve engel tanımaz güçlerinin nerede yattıgını bir bilseydi. . cinayet hazırlıklarına harcadıkları milyonlarca rubleyi ˘ halktan almaya cüret edebilirlerdi.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik özgür hakikat taraftarlıgıyla korunan barı¸ – çoktan tesis edilmi¸ olurdu ˘ s s aramızda. ••• 121 .

Hristiyanlık ve Vatanseverlik LA MARSEILLAISE Haydi vatan evlatları Zafer günü geldi. çünkü nihayet Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Sizinle sava¸ mak için silah ku¸ andı herkes. s s Ey Fransızlar. . çattı Zulüm açmı¸ kanlı bayragını s ˘ Kanlı bayragını ˘ ˙s I¸ itiyor musunuz su zalim askerlerin ¸ Kırlarda attıkları naraları? Neredeyse koynumuza girip Evladımızı. kelepçeler? Ey Fransızlar! Ne büyük utanç bizim için! Ve ne büyük bir ta¸ kınlıga vesile olmalı! s ˘ Sindirmeye çalı¸ tıkları biziz bu küstahların. kalle¸ ler s Her türden reziller Titreyin. Bagı¸ layın bize kar¸ ı ˘s s ˙ Istemeye istemeye silah ku¸ anmı¸ s s 122 . s s Titreyin zalimler ve siz. . kadınımızı bogazlayacaklar ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar s s Safları sıkıla¸tırın s Dü¸manın pis kanıyla topra˘ ımızı sulamak için s g ˙ Ileri. yüce gönüllü sava¸ çılar. . s s s Ve eger dü¸ erse genç kahramanlarımız. s Vurun darbenizi ya da tutun kendinizi. ˘ s Fransa yenilerini yaratacak Herbiri sizinle vuru¸ maya yeminli s Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. bu hainler. . ileri Ne ister bizden bu güruh? Bu köleler. bu katil krallar? Kimin için bu igrenç prangalar? ˘ Bu zincirler. s Geçmi¸ in köleligine mahkum etmek istedikleri s ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. kelepçeler? Bu zincirler. her¸ ey.

Güçlü ve ha¸ metli Çarı. s Özgürlük.F. Jukovski’ye. s Ortodoks Çarı. s s s Sözler V. Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut. 1834-1917 yılları arasında milli mar¸ olmu¸ . destek ol cesur intikam sava¸ çılarımıza. s Hükmetsin bizim serefimize. seni haykıran yigit sesleri taçlandırsın ˘ Ve can çeki¸ en dü¸ manların son nefeslerinde. ¸ Hükmetsin dü¸ manın korkusuna. . hainlere Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. Sancaklarımızın altında Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut. s s Ey kutsal vatan sevdası. müzik A. sevgili özgürlük. Ki zafer. Nikolay zamanında yazılmı¸ . Tanrı Çarı korusun! Çeviren Koray Karasulu 46 I. . s s Görsünler senin zaferini ve bizim sanımızı ¸ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Su zavallı kurbanları ¸ Su zavallı kurbanları ¸ Ama acımak yok o kanlı despota Bouillé’nin suç ortaklarına Analarının yüregine acımasızca hançer saplayan ˘ O zalimlere. s s Çeviren Alper Altug ˘ TANRI ÇARI KORUSUN46 Tanrı Çarı korusun. Lvov’a ait. . . Yol göster. –[Koray Karasulu] 123 .A.

ama internet s ˘ ve elimdeki bir kaynaga bakarak yaptıgım yüzeysel bir ara¸ tırma farklı seyleri öne ˘ ˘ s ¸ ˙ çıkarıyor: Adam Mickiewicz (1798-1855. Tolstoy bunun gibi bazı meks s tuplarını kimi zaman makale yazar gibi. Makale¸ s nizden ögrendim ki. daha çok Slav kültürü ve edebiyatı üzerine çalı¸ mı¸ . Polonya’nın (o zamanlar daha ¸ ziyade Polonya-Litvanya’nın) bagımsızlıgı için çalı¸ an bir milliyetçiymi¸ ve ömrünü ˘ ˘ s s sürgünde (Avrupa’da) geçirmi¸ .. Mickiewicz’le Towianski’den haberim vardı. (Ko˘ s ˙ ray Karasulu’nun dikkat çektigi üzere. Sonraları. mistik ve milliyetçi Andrzej Towianski’nin s (1799-1855) etkisi altında kalmı¸ . dünya¸ nın da büyük sairlerinden biri olarak kabul ediliyor. Polonya’nın en büyük sairi. Istanbul. –[Koray Karasulu] 49 Muhatabının. 1918’den itibaren Bol¸ evizm. bunun en ünlü ve uzun örneklerinden biri “Bir Hintliye Mektup”tur. ˘ s Makale mükemmel.49 s Makalem “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik”e pek çok itiraz yükseldi. Fransız. benim için yeni ve sevinç kaynagı olan çok sey ˘ ¸ ögrendim ondan. Dolapdere’de bir Adam Mickiewicz ˘ Müzesi var.) –[Acar Burak Bengi] 124 . ˘ ˘ s soyluluk ve içtenlik bakımından gayet dokunaklı bir Hıristiyan hareketin öncülleriymi¸ ler sadece. –[Acar Burak Bengi] 48 Kuzey Kuryesi. Alman ve Avusturyalı filozoflar ve gazeteciler itiraz ettiler 47 Zdziechowski (1861-1938). Tolstoy’a bu ki¸ iler hakkında ne söyledigini bilmiyorum. kimi zamansa tamamen makaleler seklinde ¸ kaleme almı¸ tır ve Tolstoy yayıncılıgında da bu mektuplar aynı sekilde makale olarak s ˘ ¸ yer alırlar. vatanseverlige kar¸ ı ortaya çıkan ve hâlâ direnen. Polonya’nın (Isa gibi) kurtarıcı bir misyonu bulundugunu savunuyormu¸ . Towianski. bu iki sahsın sıradı¸ ı mizaçlarına yoruyordum. Istanbul). ˘ ˘ s s materyalizm ve komünizm kar¸ ıtı polemikler yazmı¸ . Ona dikkatimi çektiginiz için size çok müte¸ ekkirim.Elestirilere Cevap ¸ Marian Edmundovich. Rus.47 Mektubunuzu aldım ve hemen Severniy Vestnik’teki48 makalenizi okumaya koyuldum. –[Koray Karasulu] Polonyalı edebiyat ve kültür tarihçisi ve denemeci olan Zdziechowski. Ama dinî ˘ yönelimlerini.. Hıristiyanlıgın yeni bir evresini haber s ˘ ˙ verip. s s Hıristiyanlıgı ve Avrupa’nın liberal gelenegini savunmu¸ .

sadece dü¸ mana kar¸ ı kendi ˘ s s anadiliyle dinini korumayı hedefleyen. kibritte titrese de. ˘ ˘ mantıksız bir ögretidir de aynı zamanda. gayriinsani vatanseverligi yanında. bencillik misali. Dahası. Ama ulusların ezilmesi veya güçlü olması. diger uluslardan çok kendi ulu˘ suna sevgisi kastedilir. vatanseverlik. ˘ ˘ ¸ ˘ katiyen iyi olamaz. ezilenlerin vatanseverligi de ezenlerinkin˘ den daha mazur görülebilir diyorsanız. tüm itirazlar. Bir ulusu digerlerine yeglemenin nasıl iyi ve ˘ ˘ ˘ dolayısıyla arzulanır bir egilim sayıldıgını tahayyül etmek zor. Ate¸ daima aynı. ˘ Vatanseverlik kelimesiyle.Ele¸tirilere Cevap s ve simdi de siz ediyorsunuz. ama ˘ ˘ bu iyi ve yararlı vatanseverligin nelerden olu¸ tugunu ve kötü vatanse˘ s ˘ verlikten nasıl ayırdedilebildigini henüz hiç kimse açıklama zahmetine ˘ katlanmadı. yakıcı ve tehlikeli ate¸ tir. “güçlü ulusların istilacı. Isa ˘ ögretilerinin temel prensiplerine aykırı oldugu için mantıksız degildir. insanın. insanın. sizinki de dahil. sadece kötü bir egilim degil. ˘ ˘ bu sevgi ve yeglemenin iyi ve yararlı bir ögreti oldugu da kastedili˘ ˘ ˘ ˙ yor. Mektubunuzda diyorsunuz ki. digerlerinden çok kendini ˘ sevmek kastedildigi gibi. s “Vatanseverlik”le gerçekte. buna tamamen zıt. kölele¸ tirilmi¸ ulusların kar¸ ıt s s s vatanseverligi var bir de. ezilenlerinkini iyi vatanseverlik ˘ ¸ olarak belirliyorsunuz. vatansever¸ ligi kınamamın. kötü vatanseverligi hedef aldıgında haklı. Bogazla˘ ˘ ˘ nan birindeki bencillik tezahürünün rahat bırakılan birindekinden daha mazur görülebilmesi gibi. size katılmamak imkansız. içgüdüsel sevgisi ve onu tüm diger uluslara yeglemesi kastedilmiyor sadece. Bir ˘ s ulusu tüm digerlerine yeglemek seklindeki bu egilim. ulusuna yönelik spontan. ama ezende de ezilende de görülse. ama iyi ve ˘ ˘ ˘ yararlı vatanseverlik bakımından temelsiz olduguna baglanıyor. kamp s s ate¸ inde parlasa da. aynen “bencillik”le. Sadece. vatanseverlik tabiatını degi¸ tiremez.” Bu sekilde. vatanseverlik denen seyde ¸ temel bir fark yaratmaz. Bu ögreti özellikle Hıristiyan uluslarda mantıksızdır. ˘ ˘ ˘ 125 .

vatanseverlikle hedeflenen her¸ eyi kendi yolundan kazans dıgı ve böylece vatanseverligi. ki Leh degilim. her Lehle boy ölçü¸ ürüm. Insanlıgın s ¸ ˘ mübarek kaderine Polonya’nın ve Polonya’ya da (kendisininki gibi) eski asil ailelerin önderlik ettigine inanıyormu¸ . insanın Leh ya da vatansever olması s gerekmez. ˘ ˘ s˘ yararsız ve engelleyici bir hale getirdigi için de mantıksızdır. mesela ben. Yabani. bir Hıristiyan olmaya gayret ettigim için. Hıristiyanlık. Hıristiyan olmak yeter. –[Acar Burak Bengi] ˘ s 126 . Rus hükümet yetki˘ lilerinin Lehlere yönelttigi o yabani ve ahmakça tutumlar kar¸ ısındaki ˘ s infial ve tiksintimin derecesi bakımından. aynı fedakarlıgı ˘ tüm insanların iyiligi için talep etmektedir ki. Krasinski50 gibi bir adam artık bir vatansever olamaz. ˘ ˘ Alsace veya Bohemya’da benzer seylerin olmaması için. kendi ulusu için olandan ˘ çok daha etkili ve tabii bir taleptir bu. vatanseverligin ¸ ˘ degil. gün ı¸ ıgında yanan bir lamba gibi. çünkü vatanseverligin kendisinden talep ettigi her¸ eyi. ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. militanlarından vatanda¸ ları ugruna s ˘ hayatlarını feda etmelerini talep ederken. Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve onlara ¸ s var gücüyle kar¸ ıkoymak için. insan e¸ itliginin idrakını ve insan hays ˘ 50 Zygmunt ˙ Krasinski (1812-1859). onun sonuçları olan. ˘ “Tanrı’nın Kilisesi su veya bu yerde. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bunları ¸ vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. Polonya. Bu yüzden. Ama ben öyle görmüyorum. hakiki Hıristiyanlıgın yayılmasına muhtacız. ˘ ˘ “Biz Hıristiyanlıgı kabullenmek istemiyoruz ve dolayısıyla vatanse˘ verligi yüceltmekte özgürüz” diyebilirler. Polonya’nın bir ba¸ ka ünlü ve milliyetçi sairi. Hıristiyanlık ˘ ˘ s adına yapar.Ele¸tirilere Cevap s Hıristiyanlık. s hatta o tutumlara kar¸ ı gelme arzumda da oldukça ileri giderim. fuzuli. ama s Katolisizmi diger dinlerden veya Leh dilini diger dillerden çok sevdigim ˘ ˘ ˘ için degil. Bu noktada. ama Hıristiyanlıgı veya en ˘ ˘ azından. Mesela vatanseverlik. yine de. su veya bu törende de˘ il. tüm geze¸ ¸ g gende ve bireylerle uluslar arasında bulunabilen tüm ili¸kilerdedir” seklindeki s ¸ bir inanca sahip.

ezilen kesimin s ¸ ¸ vatanseverligini savunanlar. onu imha ˘ etmeye. Vatanseverlik onlara bir varolu¸ zemini sunuyor. neden böyle yaptıklarını sorun. (ne kadar mükemmel ve rafine olarak su˘ nulursa sunulsun) vatanseverligin bizzat kendi somut davaları için ne ˘ kadar zararlı oldugunu görmüyorlar. yüzyıl ˘ sonu insanları su an yaptıkları alçaklıklara azmedecek kadar dibe batmı¸ ¸ s durumda olmayacaklardı. böyle siddet eylemlerinin ¸ gerçekle¸ tigi her yerde yapılanlar. ˘ Polonya’da. –[Koray Karasulu] Önsöze bak. dil ve din ugruna gerçekle¸ tirilen bütün o semeresiz eziyetlerin ˘ s deh¸ etlerini bilirler. ne adına i¸ lenmi¸ ve i¸ lenmektedir? s ˘ s s s Savundugunuz o vatanseverlik dı¸ ında hiçbir sey adına. böyle yapmazlarsa dilleriyle dinlerinin zarar görecegini söyleyeceklerdir. Vatanda¸ lık Hukuku Kürsüsü’nde ders veren. Tarihi ˘ bilirler. Yahudilere eziyet edenlere. ama. XIX. Baltık bölgesinde. Bohemya’da dil ve dine yapılan ve Rusya’da Yahudilere yapılan o saldırılar. ˘ ˙ Ikincisi. bir ulusun sahsiyetini ortaya ¸ koymasının yolu. baskıdan muzdarip olanları. vatanseverligin teorik temellerini yıkmaya. tersine. –[Acar Burak Bengi] ˘ 127 . Polonya’yı ve Baltık eyaletlerini Russ la¸ tırıcılara. vatanseverlik doktrini sayesinde. Ve de ˘ Rusların Polonyalı. Bugün. mazaretleri s var.Ele¸tirilere Cevap s siyetine saygıyı bir kez ikrar ettik mi. fethedilen ulusları. ˘ Vatanseverligi hayırlı sayan bir doktrin bulunmasaydı. Yahudi yapılacagını. ˘ s ¸ Bizim yabani Rusla¸ tırıcılara. Pobedonosts s sev oldugunu belirtiyorlar. Hıristiyanlık ise s ayaklarının altından çekiyor. yüceltmeye degil. küçümsemeye mecbur ediyor. anadilleriyle dinlerini savunmak için yaptıklarını. Kutsal Konsey ba¸ kanı K.P. sahsi˘ ¸ yetini unutmak ve sonra var gücüyle. ortaya koymak için çabalamak degil. kabullenilse bile. artık vatanseverlige yer kalmaz. s Size bunu. egitimli insanlar (ki en zorba dinî eziyetçimiz eski bir profe˘ sördür51 ) vatanseverligi dayanacak bir zemin olarak görüyorlar. Alman. o zaman bile. Böylece. Alsace’da. bu profesörün 1860-1865 yılları arasında Moskova Üniversitesi. halkının en iyi yapabilecegini ˘ 51 Rusça baskının editörleri. ˘ Tüm bunlarda beni en çok hayrete dü¸ üren sey su ki.

Ele¸tirilere Cevap s hissettigi ve dolayısıyla en çok yapmak istedigi seyi gerçekle¸ tirmektir; ˘ ˘ ¸ s aynen bir bireyin, ki¸ iligini, ona dikkat kesildiginde degil, onu unutup, s ˘ ˘ ˘ gücü ve kapasitesi elverdigince tabiatına hitap eden seyi yaptıgında, en ˘ ¸ ˘ fazla ortaya koyacagı gibi.52 ˘ Ahlaksızlıgı savunmada kullanılan en bildik safsatalardan biri, varo˘ lan ile olması gerekeni kasten birbirine karı¸ tırmak ve bir seyden söz s ¸ etmeye ba¸ layıp, onu digeriyle ikame etmektir. Vatanseverlikle ilgili s ˘ olarak, her¸ eyden önce kullanılan i¸ te bu safsatadır. Her Leh için en s s yakın ve candan ki¸ inin Leh oldugu; Alman için Alman oldugu; Yahudi s ˘ ˘ için Yahudi oldugu; Rus için Rus oldugu bir vakıadır. Hatta, tarihsel ˘ ˘ sebepler ve kötü egitim sonucu, bir ulus halkının digerine içgüdüsel ˘ ˘ olarak antipati ve garez duydugu da dogrudur. Bunların hepsi dogrudur, ˘ ˘ ˘ ama bunu teslim etmek, her insanın kendini digerlerinden çok sevdigini ˘ ˘ teslim etmesi misali, böyle olması gerektigini asla kanıtlayamaz. Tersine: ˘ tüm insanlıgın ve her bir bireyin bütün esenligi, bu tercihleri ve garezleri ˘ ˘ bastırmada, onlarla mücadele etmede ve insanın diger uluslarla yabancı ˘ bireylere, tıpkı kendi ulusuyla yurtta¸ larına davrandıgı gibi davranmas ˘ sında yatar. Vatanseverlige, her insanda i¸ lenmesi gereken bir duygu ˘ s diye ihtimam göstermek tamamen lüzumsuzdur. Tanrı, veya tabiat, zaten, bizim ihtimamımız olmadan bu duyguyu öyle tertiplemi¸ tir ki, s kendimiz ve ba¸ kalarında i¸ leme derdine dü¸ memize gerek kalmaksızın, s s s o her insanda bulunur. Alakadar olmamız gereken mesele, vatanseverlik degil, içimizde bulunan ı¸ ıgı hayata kavu¸ turmak, hayatın karakterini ˘ s ˘ s degi¸ tirmek ve onu gözümüzün önünde duran ideale yakla¸ tırmak˘ s s ˙ tır. Zamanımızda her insanın gözü önünde duran ve Isa’nın gerçek ˙ ı¸ ıgıyla aydınlanmı¸ bu ideal; Polonya’nın, Bohemya’nın, Irlanda’nın, s ˘ s ˙ Ermenistan’ın uyanı¸ ıyla ya da Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın, s
52 Bu,

bir topluluk halinde geçimleri için çalı¸ an, farklı yerlerde farklı i¸ ler yapan bir halk s s için de böyledir. Yeter ki, her biri, toplum için en gerekli olanı, gücü ve kapasitesi ölçüsünde, elinden geldigince yapsın, o zaman hepsi kaçınılmaz biçimde farklı i¸ lerde, ˘ s farklı aletlerle ve farklı yerlerde çalı¸ acaklardır. –[Tolstoy] s

128

Ele¸tirilere Cevap s Avusturya’nın bütünlük ve büyüklügünü korumayla alakalı degildir; ˘ ˘ ˙ tersine, Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın ve digerlerinin bütün˘ lük ve büyüklügünü yıkmakla, cebren sürdürülen ve devletler denen ˘ o kar¸ ı-Hırisitiyan ala¸ ımları imha etmekle, bütün gerçek ilerlemenin s s önünde duran ve baskı ve i¸ gal altındaki ulusların ızdıraplarına, çagda¸ s ˘ s insanlıgın muzdarip oldugu tüm o melanetlere yol açan o ala¸ ımları ˘ ˘ s imha etmekle alakalıdır. Bu imha ancak gerçek aydınlanma sayesinde mümkündür: Rus, Leh, Alman olmadan önce insan oldugumuzu, bir ˘ ögretmenin takipçileri oldugumuzu, bir Baba’nın çocukları oldugumuzu, ˘ ˘ ˘ karde¸ oldugumuzu ikrarla. Ve bunu, makalenizde gayet mükemmel s ˘ gösterdiginiz üzere, Leh ulusunun en iyi temsilcileri anlamı¸ tır ve an˘ s lamaktadır. Günbegün, tüm dünya çapında giderek daha çok insan tarafından anla¸ ılmaktadır bu. Dolayısıyla, devlet siddetinin günleri s ¸ artık sayılıdır ve sadece boyunduruk altındaki ulusların degil, ezilmi¸ ˘ s çalı¸ an insanların kurtulu¸ u da yakındır; yeter ki, eylem ve sözle iktidars s ların siddet uygulamalarına katılarak, kurtulu¸ anını bizzat kendimiz ¸ s geciktirmeyelim. Herhangi bir türden vatanseverligin iyi kabul edil˘ mesi ve halkın vatanseverlige kı¸ kırtılması, kar¸ ımızda duran o ideallere ˘ s s ula¸ manın ba¸ lıca engellerindendir. s s Bir kez daha, mektubunuz ve mükemmel makale için ve bunlarla bana, vatanseverlik hakkındaki görü¸ lerimi yeniden irdeleme, tartma ve s ifade etme fırsatı verdiginiz için çok te¸ ekkür ediyorum. ˘ s En içten saygılarımla. . . •••

129

Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸
Sayın Bayım, Bana yazarak, “Hıristiyan duru¸ ve gerçek barı¸ adına”, Kuzey Ames s ˙ rika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasındaki meseleye ili¸ kin görüs s sümü belirtmemi istiyor ve “ulusların, yakında, uluslararası barı¸ ı temi¸ s nat altına alacak yegane yola uyandırılabilmesi” umudunu dile getiriyorsunuz. Ben de aynı umudu besliyorum. Aynı umudu besliyorum çünkü, zamanımızda vatanseverligi yüceltip, genç ku¸ agı bu batıl inanç dogrul˘ s ˘ ˘ tusunda egiten ve bu arada vatanseverligin o kaçınılmaz sonucunu, yani ˘ ˘ sava¸ ı es geçen ulusların bu çapra¸ ıklıgı kanımca o raddeye ula¸ mı¸ tır s s ˘ s s ki, artık her önyargısız ki¸ inin aklına gelen türden en basit bir degers ˘ lendirme, içine dü¸ ürüldükleri çıldırtıcı çeli¸ kiyi insanlara göstermeye s s yeter. Gayet cazip ama birarada bulunamayacak, iki seyden hangisini seçe¸ ˙ cegini sordugunuzda, çogu zaman “Ikisi de” diye cevap verir çocuklar. ˘ ˘ ˘ Hangisini istiyorsun: dola¸ maya çıkmak mı, evde oynamak mı? Dola¸ s s maya çıkmak ve evde oynamak. Hıristiyan uluslar da, hayat su soruyu önlerine getirdiginde aynı ¸ ˘ cevabı veriyorlar: “Hangisini seçiyorsun: vatanseverlik mi, barı¸ mı?” s Vatanseverlikle barı¸ ı bagda¸ tırmak, aynı anda hem dola¸ maya çıkmak s ˘ s s hem de evde kalmak kadar imkansız olsa da, söyle cevaplarlar: “Hem ¸ vatanseverlik, hem barı¸ ”. s ˙ Geçenlerde Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasında s

130

güç. s Çünkü. Attila’nın tüm sava¸ larında öldürülenden daha fazla insanı öldürecek silahlar s tasarlamakta oldugunu söyledi ve her iki ulus da hararetli sava¸ ha˘ s zırlıkları yapmaya ba¸ ladı. Ama. bakı¸ ın pek az perspicacité ˘ s (nüfuz) edebiliyor olması lazım. her gün gers s çekle¸ tigi üzere. daima sava¸ arayı¸ ında olacaklar. s ihtilaf konusunun –özellikle de. ˘ s ˘ o veya bu sebepten. hem s s ˙ Ingiltere’de hem de Amerika’da çe¸ itli yazar. sava¸ kan çıglıklar yükseldi. borsada panik ya¸ andı. omuz omuza s verip digerlerine tahakküm etmeleri gereken ve aynı dili konu¸ an iki ˘ s Anglo-Saxon ulus arasında– sava¸ mayı gerektirecek kadar ciddi olmas dıgı ısrarıyla. birbiriyle sava¸ mak yerine. Ingiltere’yle Almanya arasında. Salisbury bir seye razı s ¸ olmadı. mevcut ihtilaf sava¸ sız çözülmü¸ olsa s s ˙ bile. dinî veya siyasi bir bag yoksa. yarın veya öbür gün Ingiltere’yle Amerika ˙ ˙ arasında. Barı¸ mı? s Venezuela sınırı üzerine bir anla¸ mazlık çıktı. bir saatte. sava¸ kan ˘ s s s 131 . ˙ Ingiltere’yle Türkiye arasında ve mümkün her e¸ le¸ mede. s ˘ o zaman açık degil midir ki. prens ve devlet adamları. kaçınılmaz biçimde. Ve insanlar s ˘ yatı¸ tı. bu sava¸ hazırlıklarının yanısıra. Cleveland. insanlar s ˘ s milyonlarca paund ve dolar kaybettiler. s ˙ Ama. servet ˘ ˘ ve sanı en büyük erdemler ve bunları kom¸ ularının kaybı pahasına si¸ s lahla elde etmeyi de en takdire layık i¸ sayan iki silahlı adam yanyana s ya¸ ıyorsa ve bu adamları alıkoyan ahlaki. Ingiltere’yle Amerika arasındaki ihtilafa yol açan sebeplerin hâlâ aynen baki kaldıgını görmemek için. çocukluktan itibaren kendilerine ögretildigi üzere. bu kez sava¸ olmayacagı ortaya çıktı. Ya bu yüzden. Edison. her iki ulusun iktidarlarına sava¸ tan kaçınmaları yolunda ˘ s çagrı yapmaya ba¸ ladılar. Senato’ya bir mesaj yazdı ve her iki taraftan da vatansever. din ˘ s adamı ve din büyügü dua edip kilisesinde mesele üzerine vaaz verdigin˘ ˘ den veya her iki taraf da henüz hazır bulunmadıgını dü¸ ündügünden. ba¸ ka ihtilaflar çıkacaktır ve içlerinden herhangi biri s ˘ s kesinlikle sava¸ a yol açacaktır.Vatanseverlik mi. Ingiltere’yle Rusya arasında. ya da her tür piskopos.

tüm ulusların önünde Amerika’nın büyüklügü ve ikbalini ˘ ˙ arzularsa ve aynısını Ingiliz de kendi ulusu için arzularsa ve Rus. Venezuela s veya Transvaal. Türkiye. küçük bir sava¸ duraksas s s madan sürüp gitmektedir ve bir ara büyük gerçek bir sava¸ ba¸ layabilir s s ve ba¸ lamaya mecburdur. kah burada. vatanseverlik erdemi diye yüceltir. s ön cephedeki kar¸ ılıklı silah atı¸ maları benzeri.Vatanseverlik mi. uluslararası s ˘ kongreler kurma çabaları. pour mieux sauter53 ayrılacaklar. s Amerikalı. s bazan da Afrika toprakları. bazan Pamirler. Venezuelalı. böyle biri kamuoyunca kınanıp. Türk. (zaten hiçbir nüfuz ve nasihate aldırı¸ etmemek üzere silahlans mı¸ ) güçlü devletlerin asla kabul etmeyecegi besbelli olan. ˘ muhtemel bir sava¸ sebebi görürsünüz: bazan Kore’dir. Gazeteleri açın. Habe¸ . yani daha iyi gerilip birbirlerinin üzerine daha vah¸ ice s atılmak için geri çekileceklerdir? Bireyin bencilligi korkunçtur. istediginiz gün. daima ve her an bir karanlık nokta. Boer. hırsız ve soyguncu diye anılır. Soygun i¸ i bir an bile durmaz. bireyin s s s her siddet eylemini cezalandıran kamuoyu. kendi ülkesinin gücünü ¸ arttırmak maksadıyla diger halkın mülkiyetine yönelen her gaspıysa ˘ övüp. derhal polis tarafından yakalanıp. Fransız atasözündeki gibi. Leh. rakiplerine kar¸ ı silah hazırlıgını veya kullanımını iyi say˘ s ˘ mazlar. –[Alper Altug] ˘ 132 . ama özel hayatın bencilleri silahlanmı¸ ˘ s degillerdir. Habe¸ istan. üzerlerinde hiçbir nüfuz yoktur. hapse atılır. Elinde silahla. kah orada. ve her¸ eyden önce. Hollandalı. Çek. her biri benzer s bir arzuya sahipse. kuyruguna tuz serperek bir ku¸ u yakalamaya ˘ s kalkı¸ maktan daha komik bir giri¸ imdir. onların bencilligi devlet güçleri ve kamuoyunca kontrol altında ˘ tutulur. s Dahası. kom¸ usunu bir inekten veya bir hektar tarladan s mahrum eden bir ki¸ i. Barı¸ mı? s ili¸ kileri olaganla¸ tıracaklar ve bir kez birbirlerinin bogazlarına sarıldıks ˘ s ˘ tan sonra. bu arzuların gizlenip bastırılması gerektigine degil ˘ ˘ 53 Daha iyi sıçramak için. bir daha ancak. Ermeni. Ermenistan. Devletlerdeyse tam tersi: hepsi silahlıdır.

ancak digerine veya bazan birçok ülke ve ulusa ˘ ˘ zarar verme pahasına elde edilebiliyorsa. “Evet. ¸ Vatanseverlik iyi olamaz. Neden insanlar bencilligin iyi olabilecegini ˘ ˘ söylemez. vaazlar vermek ve barı¸ ugruna Tanrı’ya s s ˘ yakarmak degil. i¸ galci olmayabilir. ˙ Insanlara sava¸ ın melanet oldugunu söyleyin. ikili ve üçlü kar¸ ı ittifaklar yapmak degil.” Ama nedir s s ˘ s ˙ vatanseverlik. tersine. Ve bu vatanseverlik en kötülerinden biridir. yani siddet s s ¸ ve cinayetle becerilebilir. çogunun dedigi bu iyi vatanseverlik. Ama vatanseverlik alıkoymaya bile yönelik olmazsa. Lehlerin. Vatanseverligi yok etmek içinse. hem de ba¸ kalarında s te¸ vik edilecek bir sey olduguna hepsi kaniyse ve birinin ülkesinin s ¸ ˘ büyüklügü ve ikbali. yani vatanseverlik denen seydir. her¸ ey˘ ˘ s den önce onun melun olduguna dair kanaati üretmek gerekir ve bunu ˘ yapmak da zordur. kimse açıklamaz. belli ki. o zaman sava¸ nasıl olmaz? s Sava¸ tan kaçınmak için. çünkü en hınçlısı ve ˘ siddeti en fazla tahrik edenidir. Sava¸ ın kökü de. s ˙ Çeklerin. o zaman da. ama bir çekinceyle. diger uluslara tahakküm etsinler diye English speaking ˘ ˘ ˙ s s s nations’ı (Ingilizce konu¸ an ulusları) barı¸ içinde birlikte ya¸ amaya ikna etmek degil. Öyleyse. ister istemez alıkoymaya yöneliktir. çogu ˘ ˘ ˘ kabul edecektir. yani. gurur duyulacak ve hem kendinde. Iyi ˘ ˘ üzere. sava¸ ı yok etmek ¸ s için. Irlandalıların vs.Vatanseverlik mi. i¸ galci olmas s yanı bile. yanlı¸ vatanseverlik bir melas nettir. münhasıran kendi halkının hayrını s arzulama. ama bir ba¸ ka çe¸ idi var. öyle ki. sava¸ ın kökünü ˘ s kazımak gereklidir. i¸ galsiz kurulan tek bir ulus s yoktur ve i¸ gal de sadece kendisini gerçekle¸ tiren yollarla. bizim güttügümüz çe¸ idi. Barı¸ mı? s de. yeniden yapılanmaya yönelik vatanseverligidir. insanlar önceden zaptettiklerini alıkoymak isterler. farklı uluslardan ˘ s ˘ prenslerle prensesleri birbirleriyle evlendirmek degil. bunu s ˘ kim bilmez ki? Onlara vatanseverligin melanet oldugunu söyleyin. zapt ve i¸ gal edilen ulusların. tabii bir duygu olan bencillik hususunda s 133 . insan yaradılı¸ ına ait. Ermenilerin. vatanseverligi yok etmeli. ama yine de her vatanseverlik. güleceklerdir.

aynı vatanseverligin simdi 1800 yıllık Hıriss ˘ ˘ ¸ tiyan ya¸ antısından sonra da aynı sekilde hayırlı oldugunu söylemek. Türkiye’deki Ermenilerin gadredildiklerini ve tek s umutlarının devrim oldugunu söyleyen Rus-Ermeni ögrencilere Tolstoy söyle kar¸ ılık ˘ ˘ ¸ s ˙ verir: “Hadi ama. Eger Türk-Ermenileri yarın özgür bırakılsaydı. hepsi ¸ ˙ birbirine kar¸ ı. 1890’larda Tolstoy’la Rus-Ermeni ögrenciler arasında geçen bir ko˘ nu¸ mayı aktarır biyografisinde. ¸ ˘ s Bir zamanlar insanlıga sagladıgı kazanımlar anısına. Ama tapınaklar insana zarar vermeden ayakta kalırlar. kabir˘ ˘ ˘ ler vb. devletleri ˘ ˘ ˘ birle¸ tirdigini söylemekle. fakir ve zayıfları tamamen ˘ ˘ ˙ aynı sekilde bir ba¸ ka Iktidar gadrederdi. Yunanistan’da ve s Roma’da serpildigi zaman vatanseverligin hayırlı oldugunu. ama. Fransız. kendi insanlarını. Rus ya da Fransız Iktidarı olup ¸ s ˙ 134 . . . s ˘ Denecek ki. Rus vatanseverlikleri s varken. Ama insanlar artık devletler ˘ içinde birle¸ mi¸ tir ve bu i¸ tamamlanmı¸ tır. tüm devletler ve uluslar için ˘ ˘ ˘ ˙ korkunç felaketler yaratırken? Insanlıgı devletlere kayna¸ tıran o aynı ˘ s vatanseverlik simdi o aynı devletleri yok ediyor i¸ te. gibi kadim anıtları korudugumuz sekilde. Türklerin ˘ ya da Kürtlerin sıkı¸ tırdıgından daha az sıkı¸ tırmıyordur. Neden vah¸ ilere dönü¸ en Ermenilerle Türkler birbirlerini bogazlıyors s ˘ lar? Her ikisi de Türkiye’den kendi payına dü¸ ecek miras için kaygılanan s ˙ Ingiltere’yle Rusya neden bu Ermeni kıyımlarına54 son vermeyip. vatanseverlik ise hesaba gelmez dertler açmaktan geri durmaz. o zaman onu birle¸ s tirici veya hayırlı sayma imkanı bulunurdu. daha nüfuzlu ve zengin olanları. öylece 54 Aylmer Maude. parçalıyor. “Vatanseverlik insanoglunu devletlere kayna¸ tırmı¸ tır ve ˘ s s devletlerin birligini idame ettirmektedir”. Barı¸ mı? s daha kolay serdedilebilirdi bu. mesela sadece Ingilizlerinki olsaydı. Amerikan. simdiki gibi. Ingiliz. mesele milliyet meselesi s ˘ s degil!. durumları gerçekten o kadar umutsuz mu? Insanlar abartmıyor mu? Tamamen dogru oldugunu varsaysak bile. vatanseverlik artık birle¸ tirmiyor. Sadece bir tek ¸ s ˙ vatanseverlik. tapınaklar.Vatanseverlik mi. vatanseverligi ya¸ atmak ˘ ¸ ˘ s da iyi olabilirdi. . artık münhasıran kendi s s s s devletine baglılıgın ne geregi var –bu. muhakkak bazı Ermeniler de gadre katılıyor˘ ˘ lardır. . ve Ermeni. Alman. s ¸ ˘ ekmeden önce tarlayı sürmek iyi ve faydalı diye. simdi ekin çıktıktan ¸ sonra sürmenin de aynı sekilde iyi oldugunu söylemeye e¸ tir. Demek istedigim. gayritabii bir duygu olan ve suni biçimde insana a¸ ılanan vatanseverlige kıyasla.

Halihazırda birkaç kez vatanseverlik üzerine yazma fırsatım oldu –sa˙ dece dogru anla¸ ılan bir Isa ögretisine tamamen aykırılıgı üzerine degil. s. muazzam bir günah i¸ lemektedirler. Lehlerin. ˘ s ˘ ˘ ˘ Hıristiyan bir toplumdaki en hafif ahlaki taleplere de tamamen aykırılıgı üzerine– ve her seferinde savlarım. cilt 2. s s Ciddi. konumları sayesinde kitleleri ızdıraplarından kurtarabilecekken bunu yapmayanlar. hükmü geçersiz bu kalıntısından ˘ s kendilerini azat edemezlerse. Türk. Ermenilerin. The Life of Tolstoy. anar¸ izm ve kozmopolitizmin ütopik lakırdıları olduguna s ˘ dair magrur imalarla kar¸ ılandı. kozmopolitizm. bu magrur sessiz˘ ligi en inandırıcı sav olarak kabullenip gafletin karanlıgında yürümeye ˘ ˘ devam ederler. Alman. eger insanlar uzak geçmi¸ in. neden Transvaal’de bir digeri? Ya Çin-Japon. Çogunlukla fikirlerim hülasa edildi ve ˘ s ˘ pe¸ ine. 1987. olgun. Irlandalıların s hıncı! Ya bir uluslararası sava¸ ın hazırlıkları? Bütün bunlar vatanseverlis gin meyvalarıdır.” (Aylmer Maude. iyi insanlar ve –en önemlisi de– küçük dagları yara˘ tan. vatanseverligin me¸ ruiyeti ve hayrının fevkalade açık ve kesin ˘ s oldugunu. Barı¸ mı? s ˙ bekliyorlar? Habe¸ ler ve Italyanlar neden katlediliyorlar? Venezuela’da s neden kıyıma ramak kalmı¸ korkunç bir sava¸ vardı ve o zamandan s s beri. ˙s I¸ te bu yüzden. çocukluktan ˘ ˘ s ˘ itibaren aldatılanlar ve vatanseverlik zerkedilenler. iki cilt birarada. “bunun kozmopolitizmden a¸ agı kalır yanı s s s ˘ yok” ibaresi eklendi. bu kutsal duyguya yönelik bo¸ ve budala saldırıları cevap˘ s lamaya degmeyecegini dü¸ ünürler ve insanların çogu da. ya sessizlikle ya da fikirlerimin ˘ mistisizm. zeki.Vatanseverlik mi. sanki bu kelime. 333-4) –[Acar Burak Bengi] 135 . gerçekten farketmez. Isa’nın sadece bir kez olmaması. Kan denizleri akıtılmı¸ tır bu duygu ugruna ve daha da ˘ s ˘ akıtılacak. kar¸ ı savlar yerine. s ˙ Dünyada en korkunç melanet ikiyüzlülüktür. örnek te¸ kil ederek kitleleri gayriihtiyari sürükleyen insanlar. tüm savlarımı tartı¸ ılmaz biçimde çürütüyormu¸ gibi. Oxford. böyle s insanlar. Fransız ˘ ˙ sava¸ ları? Ya zaptedilen ulusların.

her alanda varoldugu biliniyor ve bunlara “Farisi” ve “Farisilik” ˘ deniyor. ikiyüzlü. Böyle bir ögreti çok elveri¸ li. kutsiyetle aldatıp empoze etmek mümkün oldugunda. Barı¸ mı? s öfkelenmesi bo¸ una degildir. Farisiler en dogru insanlardır ˘ ˘ ve bizimkinin yanında. ve bu Farisilerin55 ikiyüzlülügüne kar¸ ıdır. iktidar ve maddi/manevi menfaat elde eden. övüngen ve Isa’ya hasım ˙ bir Yahudi toplulugu olarak resmedilir. Yuhanna 2. su soru insanlıgın kar¸ ısında net olarak ¸ ˘ s duruyor: Hesaba gelmez insan ızdıraplarına.Vatanseverlik mi. ama yalanlar agının yıkılacagı ˘ s ˘ ˘ gün geliyor ve iki ucu birarada tutmak mümkün degil artık. s ˘ ˘ s Ama kendi çagımızın ikiyüzlülügüyle kısaylandıgında. ya da. ya insanlıga verdigi ˘ ˘ ˘ tüm o korkunç ızdırapların kefaretini ödeyecek kadar hayırlı oldugunu ˘ göstermek. Ba¸ ka türlüsü de olamaz. kutsiyet ˘ devreye sokuluyor. aldatma ba¸ arısız oldugundaysa. kurtulmak için insanın var gücüyle mücadele etmesi ¸ ˘ gereken bir melanet oldugunu kabul etmek gereklidir. 4546. Hıristiyanlıga –tevazu ve sevgi ögretisinin s ˘ ˘ ikrarına– refakaten. s ¸ Bir ucunda Hıristiyan kutsiyeti ve doayısıyla yanılmazlıgı. silahlı bir soygun çetesi arasında ya¸ anan tüm has yatlarımız. sadece insanlara i¸ lenip telkin edilmemesi gereken bir s sey degil. ama ˙ gerçekte dinin (hakikatin) özüne aykırı davranan. hem fiziksel hem ahlaki ızdıraplara yol açan bu vatanseverlik nasıl gerekli olabilir ve bir erdem sayılabilir? Ve bu soru cevaplanmak zorundadır. –[Acar Burak Bengi] 136 . Vatanseverligin. diger ucun˘ ˘ daysa pagan kılıç ve daragacı olan bir ögreti ikrar etmek çok elveri¸ li. aynısını ˘ ¸ ba¸ kalarına da dayatıp vazeden. kesintisiz bir ikiyüzlülükten ba¸ ka bir sey olamaz. Iki bin yıl önce ya¸ amı¸ gerçek Farisilerin bu ˘ s s resme uyup uymadıklarını tartı¸ anlar var. Luka 19. kılıç ve daragacı i¸ e s ˘ ˘ s koyuluyor. onların ikiyüzlülük mahareti çocuk oyunudur. her yerde. ˘ 55 Yeni ˙ Ahit’e gönderme: Isa. ruhani/ahlaki s üstünlük taslayan ve böylece otorite. Tapınak’ta alım satım yapan tacirlerle sarrafların masa ve sandalyelerini devirip onları. Farisi ikiyüzlü˘ ˘ ˘ lügü nedir ki? Bizim ikiyüzlülere kıyasla. ama bu resme uyan insanların ve tutumun s daima. Yeni Ahit’te Farisiler. ya birine ˘ ya da öbürüne katılmak zorundayız. Vatanseverlik ögretisi bakımından ˘ bu gerçekle¸ mek üzeredir. ˘ ˘ s böylece. dini (hakikati) kendi tekelinde gören. 12-17. dahası. 13-16). s ˙ Insanlar istese de istemese de. geleneklere ve (çogu seklî) bazı kurallara sıkı sıkıya uyarak. Tanrı’nın evini pazar meydanına veya hırsız sıgınagına ˘ ˘ çevirmekle suçlayarak kovar (Matta 21. korkunç.

o zaman da. Hıristiyanlık hakikatse ve barı¸ içinde ya¸ amak istiyorsak. o gücün zayıflamasına sevinmeli ve yardım da etmeliyiz. Baltık Eyaletleri. –[Alper Altug] ˘ 137 . siirlerde. her çareye ba¸ vurarak s s s ˘ s onu söküp atmak gerekir: vaazla. o zaman da. ˘ Hindistan ve diger müstemlekeleri bakımından aynı sey söz konusu ˘ ¸ oldugunda sevinmeli ve buna yardım etmelidir. makalelerde. ulusların fiziksel ve ruhsal hayatlarını yok ˘ ˘ 56 Keyfin bilir. c’est à prendre ou à laisser. alayla. nasıl istersen. Polonya. o zaman. kendi ulusunu övmek –yani bugün yalanla dolu milli tarihlerde. ülkemizin s s gücünden haz duymayı bırakmak yanında. barı¸ sunan Hıristiyanlık bo¸ hülyadır ve bu ögreti ne s s ˘ kadar erken sökülüp atılırsa. Irlanda. ba¸ kasının s s muhtaç oldugu seyi cebren alarak kaba bencilligini göstermekten su ˘ ¸ ˘ ¸ an nasıl utanıyorsa. resimlerde. ˙ ˙ Ermenistan Rusya’dan ayrıldıgında sevinmeliyiz. onun ufalmasını. Ama eger Hıristiyanlık ˘ gerçekten barı¸ sunuyorsa ve biz gerçekten barı¸ istiyorsak. Ve genç ku¸ agı bu sekilde yeti¸ tirmemiz gerekiyor. zayıflamasını arzulayıp. maskaralık ¸ sayılıyorsa. anıtlarda. iknayla. çünkü devlet ne kadar ˘ büyükse vatanseverligi o kadar kötü ve zalimdir ve üzerinde gücünün ˘ temellendigi ızdırap yekünü de o kadar büyüktür.56 Eger vatanseverlik ˘ ˘ iyiyse. küçümsemeyle. her¸ eyi yiyip digerlerine hiçbir sey ˘ s ˘ ¸ bırakmayarak. devletimizin büyümesine yönelik ˘ ¸ mevcut arzumuzdan vazgeçmemiz gerekmiyor sadece. var gücümüzle buna yardım etmemiz de gerekiyor. Barı¸ mı? s Fransızların dedigi gibi.Vatanseverlik mi. o kadar iyi olur. ders kitaplarında. geçebilmek için zayıf olanı yolun dı¸ ına iterek. Finlandiya. o zaman. o zaman s s vatanseverlik barbar geçmi¸ in bir kalıntısıdır ve simdi yaptıgımız sekilde. Genç ku¸ agı s ˘ ¸ s s ˘ öyle egitmeliyiz ki. genç bir adam. bir Ingiliz de. kendini övmek su an nasıl ahmaklık. s ¸ ˘ ¸ onu kı¸ kırtıp geli¸ tirmenin yanlı¸ lıgı bir yana. ülkesinin büyümesini arzulamaktan aynı derecede utansın. vaazlarda ve aptal milli mar¸ larda yapılan sey– aynı ölçüde ¸ s ¸ budalalık olarak görülsün. Vatanseverligi övdügümüz ve genç ku¸ agı ˘ ˘ s ˘ onunla egittigimiz sürece. Öyleyse. gerçekten ˘ ikrar ettigimiz sey olmak istiyorsak.

kaba. ˙ Vatanseverlikleri ugruna Isa’yı unutan Avrupa ulusları bu barı¸ çıl in˘ s sanları. boyun egmeyi reddeden güneyli bir kabileyi ele geçirmek ˘ için birliklerine kaç adamlık ve ne sekilde ilave yapması gerektigi hu¸ ˘ susunda. kısa sürede kaçınılmaz biçimde. ¸ “Ögrenci ögretmeninden üstün degildir. feci sava¸ lar olacagı. müzisyen. Avrupa uluslarının birle¸ mesi gerektigine i¸ aret ediyor.Vatanseverlik mi. deniz kıyısında. Buda ve Konfiçyüs ögretilerini tamamen ˘ ˘ ˘ bir unuturlarsa. bu çabucak ögreniliyor) ve cesur. ressam ve hepsinden önce de bir vatansever olan Imparator Wilhelm. s Tablo. vatansever bakı¸ s s açısından tamamen haklı. öldürme sanatında çabucak ustala¸ ırlar (Japonya’nın s gösterdigi üzere. pagan. bizim Isa s s ögretisini unuttugumuz gibi. oturan s s s Buda ve Konfiçyüs figürlerine gözlerini dikmi¸ dururlarken resmetti. eger Avrupa kar¸ ılarına ¸ ˘ ˘ s silahlanma ve Edison icatlarından daha kuvetli bir sey çıkaramazsa. gerçekten de. giderek daha fazla vatanseverlik ve sava¸ a kı¸ kırttılar ve simdi o s s ¸ ˙ derece co¸ turmu¸ durumdalar ki. simdi ˘ s ˘ ¸ hazırlandıgımız türden –Uzak Dogu’nun yeni ve korkulası sava¸ çılarını ˘ ˘ s vatanseverligimizle yozla¸ tırarak içine çekmekte oldugumuz türden– ˘ s ˘ devasa. geçenlerde Avrupa’nın tüm uluslarını. uzaktaki. gösterilen yönden yakla¸ an tehlikeyi kar¸ ıs s lamak üzere. bir hatip. bap) ˘ Konfiçyüs. ama mükemmele¸ en her biri ˘ ˘ ˘ s ögretmeni gibi olacaktır. o zaman güneyli kabile kralını sürecek ve sava¸ madan sana boyun s egecektir. s ˘ s Zamanımızın en komik ki¸ iliklerinden biri. sair. anla¸ ılmalıdır. Avrupa ülkelerinin simdi Afrika’ya yaptıgını Avrupa’ya yaparlar.” (Luka 6:40. küçük bir krala su kar¸ ılıgı vermi¸ ti: “Tüm ordunu lagvet. Wilhelm’in niyetince. Barı¸ mı? s etmek üzere silahlanmamızın devam edecegi ve sava¸ lar olacagı. su ¸ s ˘ s ˘ ¸ an birliklerine harcadıgını halkının egitimi ve tarımın geli¸ imi için kul˘ ˘ s lan.” ˘ 138 . 1800 yıllık köhne. s ¸ ˙ dramaturg. Japonya ve Çin. kuvetli ve kala˘ ˘ balık olduklarından. Ve s ˘ s kendi bakı¸ açısından. mahir. çekilmi¸ kılıçlarıyla ve Ba¸ melek Mikail’in i¸ areti uyarınca.

yani cidden. Buda ve Konfiçyüs’ün s s ögretileri. yeni s dü¸ manlar yaratıyoruz kendimize sadece. s Wilhelm’in çizdigi tabloyu görmü¸ bir arkada¸ ım söyle dedi: “Tablo ˘ s s ¸ harika. e¸ kiyalar gibi kılıçlar ku¸ anıp deniza¸ ırı karde¸ lerimizi ˘ s s s s öldürmeye atılmamızla degil. Isa’nın bize ögrettigi s ˘ ˘ ˘ karde¸ çe ya¸ amın bir örnegini göstermemizle gerçekle¸ ir. o barbar zamanların kalıntısını. Barı¸ mı? s Korkmamız ögütlenen Konfiçyüs böyle ögretmi¸ ti. Buda’nın munisligiyle Konfiçyüs’ün sagduyu˘ ˘ sunu. silahsızlanarak inkar etmemizle ve Dogu ˘ ˘ ˙ uluslarına. onu inkar etmi¸ olan bizlerse.” Ve biz ¸ ˙ sahiden.Vatanseverlik mi.” Sunu da ekleyebilirdi: “Ve Lao-Tsu’nun tevazusunu. ˘ vatanseverligi reddetmemizle. Ba¸ melek Mis kail’i. Yalnız altında yazılana hiç de tercüman olmuyor. yabani vatanseverlik ve vah¸ etin degil. silahlarını ku¸ anıp biraraya toplanmı¸ e¸ kiyalar olarak resmedilen s s s tüm Avrupa iktidarlarına. sahte Hıristiyan uluslarımıza rehberlik eden su hayvani vatan˘ ¸ severlikten kıyaslanamayacak kadar yüksekte duruyor. uluslara cebren hükmetmek s s istiyoruz ve böylelikle de mevcut kom¸ ularımızdan daha da güçlü. tersine. Isa’yı öylesine unuttuk ve Hıristiyan olan ˘ her¸ eyi öylesine a¸ ındırıp hayatımızdan attık ki. Wilhelm’in ress mettigi biçimde. onları telef ve yok edecek seyi i¸ aret ederken ¸ s gösteriyor. Avrupa’nın ve tüm Hıristiyan dünyanın kurtulu¸ u. ikiyüzlülügümüzle. s s ˘ s ••• 139 . Isa’nın ögretisini ˘ ˘ s ˙ ˘ unutmu¸ .

hepimizin bildigi ve sonuçlarından s ˘ müthi¸ muzdarip oldugu. s ˘ ˙ Geçenlerde bir Ingilizle mevcut sava¸ hakkında konu¸ urken. s Bu gerçek. sava¸ ın s s s 140 . ya sessizlik. ya açık˘ ˘ lama yerine birtakım si¸ irilmi¸ . ama ˘ ¸ gerçek iyi vatanseverligin –kınanması irrasyonel ve hatta fena– çok yüce ˘ ahlaki bir duygu oldugu yollu. vatanseverlikle hiçbir ortak yanı bulunmayan s ˘ bir sey ikame edilir. iyi vatanseverligin. ˘ s insanları tarumar eden evrensel silahlanma ve tahripkar sava¸ ların tek s bu duygudan kaynaklandıgı inkar edilemez ve apaçık bir haldeyken. gerçek ˘ ˘ menfaatlerden olu¸ tugu söylenir. ˘ ¸ s ˘ tersine tüm rasyonel insani yollardan bastırılması ve kazınıp atılması gerektigi dü¸ üncesini halihazırda birkaç kez ifade ettim. daima ve halen. ya da s yalnız kötü vatanseverligin (Jingoizm veya Sövenizm’in) melun. irrasyonel ve zararlı bir duygu ˘ oldugu. cafcaflı ifadeler dile getirilir. insanın kendi halkı veya dev˘ letine matuf ve diger milletlerin esenligine halel getirmeyecek. Ama ilginçtir. tuhaf. ˘ vatanseverligin gericiligini.Vatanseverlik ve ˙ktidar I Vatanseverligin günümüzde gayritabii. ¸ Genellikle gerçek. köhneligini ve zararını gösteren tüm savla˘ ˘ ˘ rım. simdiki gibi i¸ lenmemesi gerektigi. insanlıgı muzdarip eden illetlerin büyük bir kısmının sebebi ˘ ˘ oldugu ve dolayısıyla bu duygunun. degi¸ mez bir cevapla kar¸ ılanmı¸ ˘ ˘ s s s ve kar¸ ılanmaktadır. ya kasten yanlı¸ yorumlama. iyi vatanseverligin içerigi bize ya asla söylenmez. ya da vatan¸s s severlik adı altında bir ba¸ ka kavram.

açgözlü amaçlar olmayıp. yani tüm insanlara uzandıgını. söyledigine göre. –[Aylmer Maude] Britanya ve Hollandalı Boer’lar s ˙ arasındaki Ikinci Boer Sava¸ ı (Birincisi. hakiki menfaatlerin karakteristigini. itikatları. Polonya ve Irlanda s ˘ 57 Güney Afrika Sava¸ ı. dilleri– insan hayatı için bir zamanlar gerekli sartlardıysa da. ırk ˘ s ayrımına dayalı rejimse 1994’de son buldu. bilimsel veya hatta maddi ve pratik olsun. Ama gayet a¸ ikar degil mi: halks ˘ ların bu hususiyetleri –gelenekleri. Acar Burak Bengi] 141 . bu cevapla. Güney ˘ ˘ Afrika Birligi kuruldu. 1902’de Boer’lar s s s ˙ sava¸ ı kaybetmi¸ ve Boer cumhuriyetleri Britanya Imparatorlugu’na katılmı¸ tı. Diyorlar ki. ama. bu gerilim sava¸ a dönü¸ mü¸ tü. öyleyse ˘ ˘ ˙ bile. ˘ ˘ ¸ ama böyle menfaatleri herkes için isteyen ki¸ i. vatanseverlik savunucularınca maksatlı biçimde vatanseverlik kavramıyla ikame edilir ama. Ingiliz vatanda¸ larını iyi davranmaya sevkedecekti. 1899-1902. halkların hususiyetleri insanlıgın ilerlemesinin temel ˘ bir sartıdır ve bu hususiyetlerin korunmasını gözeten vatanseverlik de ¸ öyleyse iyi ve yararlı bir duygudur. Rus. herhangi bir milliyetin korunup ˙ savunulması ve böylece kar¸ ılıgında sadece Macar. Britanya sömürgeciligindeki ˘ ˘ ˘ ırk ayrımcılıgını çok daha ileri noktalara ta¸ ıdı ve 1960’da Topluluk’tan çekildi. ¸ çoktandır bir ideal olarak kabul edilen seyin –halkların karde¸ çe birle¸ ¸ s s mesinin– önündeki temel engeli olu¸ turmaktadır? Ve dolayısıyla. s ˙ “Yani sadece Ingilizlerin mi iyi davranmasını istiyorsunuz?” diye sordum. sadece vatansever olmas makla kalmaz. iyi ˘ s ˙ vatanseverlik. Transvaal Sava¸ ı olarak da anılıyor). s Alman.˙ Vatanseverlik ve Iktidar asıl sebebinin. Boer’ların hüküm sürdügü Birlik. zamanımızda aynı hususiyetler. “Herkesin öyle davranmasını istiyorum” dedi. net bir sekilde açık ediyordu. dahası onun tersidir. 1880-81. vatanseverligi olu¸ ˘ s turmaz. Halkların hususiyetleri de. Britanya Uluslar Toplulugu’nun bir üyesi olarak. genellikle söylendigi gibi. 1910’da. Tolss s ˘ s toy’un öldügü yıl. Fransız ya da Anglo-Saxon. –[internet. kendi içine i¸ leyen türden. s s Britanya’yla Boer’lar arasında sürekli bir gerilim vardı ve Britanyalılar Boer bölgelerinde çıkan altına hücumu edince.57 ˘ ˙ Ingiliz toplumunun tüm ruh halince sergilendigi üzere. Ingiliz bana katılmadı. vatanseverlik ˘ ˙ oldugunu söyledim ona. su an Ingilizleri esinleyen vatanseverligin kötü bir vatanserverlik ¸ ˘ oldugunu gösteriyordu bu yalnızca. ahlaki.

vatanseverligin zararlı ve irrasyo˘ nel olu¸ unun her türlü if¸ asına. Demek ki. insanın kendi halkı için manevi menfaatler istemesi ˘ degildir (insanın sadece kendi halkı için manevi menfaatler dilemesi ˘ imkansızdır). halkların hususiyetleri de degildir (bunlar duygu degil. s ˘ s II Vatanseverligin zararlı ve irrasyonel olu¸ unun insanlara a¸ ikar görün˘ s s mesi beklenirdi. hepimizin bil˘ digi vatanseverlik. diger tüm halklar ve devletlerden önce kendi ˘ halkı veya devletini yegleme seklindeki gayet kati bir duygu ve bunun ˘ ¸ sonucu olarak o halk veya devlet için elde edilebilecek en büyük refahla gücü –ancak diger halklar veya devletlerin refahıyla güçleri pahasına ˘ ele geçirilebilecek seyleri– elde etme istegidir. Acar Burak Bengi] s 142 . herhangi bir rasyonel temelden yoksun s s en koyu bagnazlık ve hararetle de direniyorlar ve onun yararlarıyla ˘ yüceligini övmeye devam ediyorlar.58 Çuva¸ ve birçok diger ˘ s ˘ milliyetin de korunup savunulması. –[internet. bir doktrin olarak da ahmaklıktır. vatanseverlik. hepsinin kesif ve zararlı bir gaflet içinde ya¸ ayacagı a¸ ikardır. Mordvin. Ama sa¸ ırtıcı vaziyet su ki. insanlar arasında yakınla¸ maya ve s birle¸ meye degil. vatanseverlik bir duygu olarak kötü ve zararlı. bugün Mordvinlerin üçte biri bu bölgede ya¸ ıyor. bugün çogu insanı güt˘ ˘ mekte kullanılan ve insanlıgı gaddarca tarumar eden. çünkü her halk ve her devlet kendini halkların ve devletlerin en iyisi sayarsa. ˘ Bu ne anlama geliyor? Bu sa¸ ırtıcı durumun bana sundugu tek bir açıklama var. hayalî degil gerçek vatanseverlik.˙ Vatanseverlik ve Iktidar milliyetlerinin degil. gittikçe artan yabancıla¸ maya ve bölünmeye hizmet s ˘ s etmektedir. Bask. hem bireyler hem de ˘ 58 Rusya’daki özerk Mordovya (veya Mordva) Cumhuriyeti. hu˘ ˘ susiyettir). En eski ¸ s ˘ çaglardan günümüze kadar tüm insanlık tarihi. ¸ ˘ Dolayısıyla açıkça görülecektir ki. kültürlü ve okumu¸ adamlar ¸ s ¸ s bunu bizzat görmemekle kalmıyorlar. Provanslı.

çogunlugu olu¸ turan üçüncülerse ortada bir ˘ ˘ s yerde seyrederler. hem ˘ bireyler hem de homojen insan grupları –öndeki. tasavvurlar sadece anı olarak kalmı¸ tır. en a¸ agıda s ˘ hayvani hayat seviyesinden. Ve daima. kendis lerine yabancıla¸ mı¸ ve geri dönemeyecekleri tasavvurları hep varolmu¸ s s s tur. Ama hepsi. bir de s egitim. mesela bizim Hıristiyan dünyamız için yamyamlık. gibi tasavvurlar. evrensel bir din ve insanların genel bir karde¸ ligi gibi tasavvurlar. henüz uygulamada eski hayat tarzlarıyla çatı¸ maya girmemi¸ olan s s digerleri. belli bir dönemde. birbirini izleyen basamak dizileri seklinde s ˘ ˘ ˘ ¸ temsil edilebilir.˙ Vatanseverlik ve Iktidar homojen grupların bilincinde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek tasavvurlara s bir devinim olarak ele alınabilir. Ve bir de gelecegin ˘ tasavvurları var: kimileri halihazırda yürürlüge yakla¸ ıp insanları hayat ˘ s tarzlarını degi¸ tirmeye ve önceki tarzlara kar¸ ı mücadeleye zorlayan ˘ s s tasavvurlar –mesela günümüzde emekçileri özgürle¸ tirme. hangi evreye ula¸ mı¸ olurlarsa olsunlar. ötekiler çok geride. ortadaki veya geridekiler– seyrettikleri üç tasavvur evresiyle üç farklı ili¸ ki halindedirler. tarihin belli bir döneminde insan bilincinin ula¸ tıgı en yüksegine dogru. evrensel talan ve kadınlara tecavüz vb. s s kaçınılmaz ve kar¸ ı konulmaz biçimde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek s s tasavvurlara dogru seyretmektedirler. mesela günümüzdeki mülkiyet. ticaret. Insanlıgın bir bölümü s ˘ önde. Bu türden olanlara ideal deniyor: siddete son verilmesi. kadınlara s e¸ itlik hakkı. s ˘ 143 . Her insan –her ayrı homojen grup. s Hem bireyler hem de ayrı insan grupları için. et yemeyi bırakma vb. fiilî örnek ve etraflarındaki herkesin genel faaliyetiyle insanların ˘ zihinlerine kazınan ve belli bir dönem sultası altında ya¸ adıkları zamane s tasavvurları var. tasavvurlar– ve halihazırda tanınmı¸ s s ama. ko˘ ¸ münal bir mülkiyet sistemi düzenlemesi. geçmi¸ in eskiyen. Hem bireyler hem de homojen gruplarca katedilen yol. devlet sistemi. millet veya devlet gibi– daima bu ˙ tasavvurlar merdivenini çıkmı¸ ve çıkmaktadır. evcil hayvanların kullanımı vb.

hangi seviyede bulunursa bulunsun. kazançlı pozisyonları s s köhne dinî tasavvura baglı bulunan rahiplerin. köhne vatansever tasavvur ile aksi yönde ilerleyen. ya¸ amın degi¸ en tüm biçimleriyle keskin bir zıtlık içinde oldugu s ˘s ˘ halde.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ve dolayısıyla. Ve bu durumda. halihazırda Hıristiyan dünyanın bilincine girmi¸ olan tüm tasavvurs lar akıntısı arasındaki tuhaf tezatın açıklaması burada yatıyor. Köhne tasavvurların böylesi alıkoyumu din alanında daima gerçekle¸ s mi¸ ve halen gerçekle¸ mektedir. ardında geçmi¸ in köhne anıları ve önünde ges lecegin idealleri bulunmak üzere. evvelce kullanı¸ lı ve hatta gerekli olmu¸ bir s s tasavvur gereksizle¸ ip. III ˙ Insanın kendi halkına özel sevgisi seklinde bir duygu ve dü¸ manların ¸ s zorbalıgıyla katliamına kar¸ ı halkını savunma ugruna huzurunu. Ve insanları etkileme bakımından en güçlü silahlara sahip olduklarından. kasten insanları ˘ bu köhne tasavvura tabi tutmak için kullanmalarıdır. toplumlarında en güçlü etkiye ˘s s sahip ki¸ ilere kazanç saglayan türdendir. her insan ve her homojen insan grubu. uzun veya kısa bir mücadeleden sonra yerini s yeni bir tasavvura –o zamana kadar bir ideal olan ve bu sayede mevcut bir tasavvur haline gelen yenisine– bırakır. ˘ s Bundan kazanç saglayacak insanlar o tasavvuru. Bana öyle geliyor ki. varını ˘ s ˘ 144 . suni yöntemlerle idame ettirirler. Aynı sey. güçlerini. idamesi. halihazırda insanların bilincinde daha yüksegiyle ˘ degi¸ tirilmi¸ . Ama öyle olur ki. anlam ve yararından ˘ artık mahrum olsa da. Bunun nedeni de. bunu daima becerebilirler. Genelde. bu köhne tas ˘ savvur. insanları etkilemeye ve eylemlerini yönlendirmeye devam eder. daima bugünün ölüm dö¸ egindeki ˘ s ˘ tasavvurlarıyla yarının hayata uyanan tasavvurları arasında bir mücadele halindedir. benzer nedenlerle ve her tür devlet sisteminin dayanagı ¸ ˘ yapılan vatansever tasavvur dogrultusunda. köhne bir tasavvur. politik alanda da gerçekle¸ ir.

kar¸ ılıklı olarak avantajlı ve dostane. ˘ s s ticari. yabancı mülkleri gasp etmelerine ve gasp ettiklerini zor kullanarak savunmalarına sempati duymakla kalmıyor. gittikçe silinip sonunda tamamen ortadan kalkması gerektigini dü¸ ü˘ s nürdü insan. insanlar bugün birbirlerine öylesine baglılar ki. bilgeliginin en yüksek temsilcilerinin sahsında. kom¸ u bir halktan kaynaklanan i¸ gal. Çekler. anlamsız ve zararlı vatanseverlik duygusunu onlardan s kapıyorlar ve öyle bir kapıyorlar ki. sanatlar ve bilimde birlik uyarınca. Finler veya Ermeniler– kendilerini fethedenlerin ezen vatanseverligine tepki duyup. sanatsal ve entelektüel ili¸ kiler içinde birlikte ya¸ ıs s yorlar ve bunu bozmaya ne niyetleri ne de ihtiyaçları var. iktidarların diger milletlere saldırıla˘ rına. s s s ticaret. Ama bunun tam tersi oluyor: bu zararlı ve köhne duygu varlıgını sürdürmekle kalmıyor. Irlandalılar. dönemin ˘ s ˘ en yüksek tasavvuruydu. gaspları ve savunmaları bizzat talep ediyorlar ve bunlardan memnuniyet ve gurur duyuyorlar. ˘s s s s lüzumsuz ve bu bilince aykırı olan köhne vatanseverlik duygusunun. gittikçe daha da kuvetle alevleniyor. ˘ Halklar. ezilen küçük ˘ s s ˙ milletler –Lehler. hatta hayatını feda etme hamaseti seklinde bir doktrin olarak ˘ ¸ vatanseverlik. makul bir zemini bulunmaksızın ve kendi dogruluk anlayı¸ ˘ s larının da. Büyük devletlerin boyundurugu altına dü¸ mü¸ . avantajlarının da tersine. kıyım veya ˘ s s zorbalık tehlikeleri artık tamamen ortadan kalkmı¸ tır ve tüm halklar s (devletler degil.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yogunu. insanın karde¸ ligi sek˘ ¸ s ˘ ¸ lindeki daha yüksek tasavvuru tanımaya ba¸ ladı ve o tasavvur insanın s bilincine gitgide daha fazla nüfuz edip. günümüzde en degi¸ ik biçim˘ s lerde gerçekle¸ ir oldu. artık lüzumu kalma˘ mı¸ ve köhne. tüm faaliyetleri ona yogunla¸ ıyor ve ˘ s daha güçlü milletlerin vatanseverliginden bizzat muzdarip bulundukları ˘ 145 . halklar) barı¸ çıl. bu saldırıları. degi¸ ik milliyetlerden insanlar arasındaki karde¸ lik bilincine ula¸ mı¸ ken. Geli¸ kin ileti¸ im araçları sayesinde ve endüstri. Dolayısıyla. her millet kendi avantajı için diger milletlerin halkını kat˘ liam ve yagmaya tabi tutmayı münasip ve me¸ ru saydıgında. endüstriyel. ama halihazırda 2000 yıl kadar önce insanlık.

˘ Halkı etkileyecek en güçlü araçlar ellerindedir ve daima sebatla kendilerinde ve ba¸ kalarında vatansever duyguları beslerler. okulları. abideler ve yalancı vatansever bir basınla tutu¸ tururlar. s iktidar erkini ayakta tutan o duygular. yıl s s s s dönümleri. aynı se¸ kilde. kendi halkında yabancıya kar¸ ı dü¸ manlık s ˘ s s uyandırmak için kullanarak. ve s her¸ eyden önce. ˘ ˘ Her imparator ve kral vatanseverlige kendini ne kadar vakfederse. vatanseverlik ugruna. Vatanseverlik ve yol açtıgı sava¸ lar. alevlendirirler vatanseverligi. ˘ Bu korkunç vatanseverlik duygusunun yogunla¸ ması Avrupa halkla˘ s 146 . basını ve parayı ellerinde tutarlar. Okullarda. o erk tarafından daima en iyi sekilde ödüllendirilenler olunca. ¸ Hükümran sınıflar orduyu. çünkü hükümran sınıflar (sadece asıl hükümranlarla memurları degil. ˘ s ancak vatanseverlige yaslanan iktidar sistemi sayesinde koruyabilirler. sıradı¸ ı avantajlara sahip bir konumun keyfini süren tüm ˘ s sınıflar: kapitalistler. yeti¸ kinler arasında bu duyguyu. nümayi¸ ler. ¸ Bir memur ne kadar vatanseverse. o ˘ kadar söhret kazanır. kariyerinde o kadar ilerler. Her yazar. bir askerin terfi etmesi de yalnızca vatanseverligin ürettigi sava¸ la ˘ ˘ s mümkündür.˙ Vatanseverlik ve Iktidar halde. özellikle de. gazetelere muazzam bir gelir ve ˘ s diger pek çok ticaret alanına da kâr saglar. ögretmen ve ˘ ˘ ˘ profesör vatanseverligi ne kadar vazederse. ˘ emekçi yıgınlarınkine nazaran sıradı¸ ı avantajlara sahip konumlarını. diger halklara kar¸ ı i¸ lemeye hazır hale ˘ ˘ s s geliyorlar. diger milletlere kar¸ ı her türlü haksızlık ve gaddarlıgı s ˘ s ˘ yaparak. fethedenlerin kendilerine kar¸ ı i¸ lemi¸ ve i¸ lemekte oldukları aynı s s s s fiilleri. yerini o kadar saglama alır. onlarda kendi halklarına kar¸ ı dü¸ manlık tahrik ederek ve s s sonra da bu dü¸ manlıgı. gazeteciler ve sanatçılarla bilim adamlarının çogu). dini. Böyle oluyor. kendi halklarını tüm halkların en iyisi ve daima haklı olarak tasvir eden tarihler aracılıgıyla çocuklarda vatanseverlik ˘ ate¸ ini tutu¸ tururlar.

˘ s s IV Pek ya¸ lı olmayan günümüz insanlarının bile hatırlayacagı üzere. kısmen de açgözlülük yüzünden– diger halkların topraklarını ˘ gasp yarı¸ ı ba¸ ladı ve iktidarlar arası güvensizlik ve husumet de giderek s s arttı. kendi babalarını ve karde¸ lerini– öldürmeye ˘ s tamamıyla amade bulunmak zorundaydılar. Wilhelm tarafından halka ilan edildigi üzere. üst rütbelilerin itaatkar köleleri olmak ve öldürmeleri emredilen herkesi –ezilen milletlerin insanlarını. Fransızlara kar¸ ı zafer kazanmaları s sonucunu dogurdu.˙ Vatanseverlik ve Iktidar rında hızla yükselen bir ilerlemeyle süregelmi¸ ve zamanımızda. iktidarların küstahlıgı. daha s fazla yayılacak yerin bulunmadıgı en uç noktalara ula¸ mı¸ tır. II. Hıristiyan halk arasında vatanseverligin yol açtıgı sa¸ ırtıcı ˘ ˘ ¸ s esrimeyi en bariz biçimde gösteren bir hadise ya¸ andı. ˙ Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden ˘ bu deh¸ etli düzenleme. direnmeksizin. zalimligi ve çılgınlıgı hiçbir ˘ ˘ ˘ sınır tanımadı. Asya. vatanseverligin etkisi altında Alman halkının s ˘ sessiz sedasız mutabakatını kazandı. kısmen övüngenlik. ve hatta hükümranların o en küstahı. Rusya ve diger güçlerinkini. s Almanya’nın hükümran sınıfları. Afrika ve Amerika’da –kısmen keyif. haklarını savunan kendi çalı¸ an s insanlarını. babalar. tüm ogullar. istisnasız tüm ˘ s erkeklerin asker olmasını öngören bir yasa teklifi verildi. kendi halk yıgınlarının vatanseverli˘ gini öyle tutu¸ turdular ki. kadim dünyanın herhangi bir köleli˘ ginden kıyaslanmayacak kadar beter derecede bir a¸ agılanma ve itaat ˘ s ˘ gerektiren bir kölelik durumuna. ˘ kocalar. Vatanseverlik çagrılarına yıgınların bu ˘ ˘ köle itaatinden sonra. genel askerlik hizmeti uygulamasına boyun egdiler –yani. yüzyılın ikinci yarısında. sonundaysa ˘ kıta ülkelerinin tüm insanları. Bu zafer Almanya’nın vatanseverligini daha da alev˘ ˘ lendirdi ve ardından da Fransa. XIX. okumu¸ adamlar ve din adamları cinayet i¸ lemeyi ögs s ˘ renmek. kısa s ˘ bir süre önce. 147 .

Farklı halklar ve devletler arasındaki kar¸ ılıklı husumet son zamanlarda öyle sa¸ ılası boyutlara ula¸ tı s ¸ s s ki. bilge çocuklar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ele geçirilen toprakların sakinlerine kıymak tamamen dogal bir i¸ lem ˘ s olarak kabullenildi. diger halkların topragını ilk önce kimin ˘ ˘ ele geçirip sakinlerine kıyacagıydı.”59 s ˘ Ve sadece yeti¸ kinler degil. sevinç duyuyorlar. böyle suçları i¸ leyen iktidar ba¸ kalarınınki degil de s s ˘ kendilerininkiyse. hangisinin ˘ ölümüne sevinilecegini duyanın milliyeti belirliyor.60 o gün s ˘ lidit veya diger toplarla öldürülüp parçalanan insan sayısının yedi yüz ˘ ˙ yerine bin Ingiliz veya Boer oldugunu duyunca seviniyorlar. ve halklar bütün bunlarda onlara sempati duymu¸ ve halen duyuyor olmakla s kalmayıp. evlerinde huzur içinde ya¸ arken. pençeleriyle di¸ lerini ˘ ˘ s çıkarmı¸ vaziyette duruyor ve mümkün oldugunca az riskle saldırıp pars ˘ çalamak için. Hıristiyan oldugu söylenen dünyanın tüm halkları vatanseverlikle ˘ öyle canavarla¸ tırıldılar ki. ˘ ˘ s ba¸ parmagın a¸ agı çevrilmesiydi (pollice verso). fethedilen halklara ve birbirlerine kar¸ ı adaletin ilk s sartlarını en bariz biçimde ihlal etmi¸ ve ediyor olmakla kalmayıp. dahası. –[Acar Burak Bengi] 148 . artık sadece öldürmeye ve ölmeye mecbur s edilenler cinayeti arzulayıp bundan sevinç duymuyor. her ¸ s türden sahtekarlık. casusluk. kana susamı¸ çıglıklar atıyorlar: “Pollice verso. her sava¸ ta –ileti¸ im araçlarının geli¸ mesi ve s s s s basın sayesinde– bir Roma sirkindeki seyircilere dönü¸ üp. ˘ Ve anne babalar –böyle durumlar biliyorum– çocuklarını bu gaddar59 Roma anfiteatrlarında maglup bir gladyatörün katlini isteyen seyircilerin verdigi i¸ aret. onlar gibi s cinayetten haz alarak. birinin ba¸ ına bir felaket gelip zayıf dü¸ mesini bekliyorlar s s sadece. Avrupa’yla Amerika’nın tüm halkı. ˘ Tüm iktidarlar. bütün iktidarlar. bir devletin digerine saldırması için hiçbir sebep bulunmamasına ˘ ragmen. Tek mesele. hile. hiç kimsenin tehdidi altında bulunmadan. saf. herkesçe bilindigi üzere. rü¸ vetçilik. çocuklar da. dolandırıcılık. –[Aylmer Maude] s ˘ s ˘ 60 Önsöze bak. soygun ve s cinayetten de suçluydular ve suçlu olmayı sürdürüyorlar.

kom¸ usu da on bir tane. Lahey Konferansı’ndan sonra ˘ s apaçık hale geldi ki. sonra ilki on iki tane yapar ve bu s böyle sonsuza kadar sürer. silahlı iktidarlar varoldukça. Saf insanların inandıgı bir kaçı¸ yolu. yakın zamandaki ˘ ˘ s hadiselerle artık kapanmı¸ durumda. . uluslararası hakemlik s mahkemelerinin. yine vatanseverlik geregi. Ama hepsi bu degil. s tarafların birbirine güvenmesi gerek.” “Seni sopalayacagım.˙ Vatanseverlik ve Iktidar lıkta cesaretlendiriyorlar. ordularını dagıtmak ya da küçültmek yerine. ama en uys s gar iktidarların en yüksek temsilcileri arasında. Güçlerin birbirine güvenmesi içinse. tebaalarının egitim ve ˘ ahlakını yönlendiren o insanlar arasında. silahlanma ve sava¸ las rın sonlandırılması imkansızdır.” “Seni vuracagım. beyaz bayrak ta¸ ıyıcıların bir toplantı için s ˙ biraraya gelirken yaptıkları gibi. ˘ ˘ ˘ sarho¸ adamlar veya hayvanlar böyle dala¸ ıp kavga eder. ordularını büyütmeye mecbur s ˘ eder ve bu ilk ulusun tekrar büyütmesine yol açar. Lahey Konferansı ˘ ve pe¸ isıra gelen sava¸ . vatansever sebeplerle büyütmeye çabalar) ˘ kom¸ ularını da.” “Seni kamçılayaca˘ ˘ ˘ gım. Bir devletin ordusundaki her büyüme (ki her ˘ devlet. . Lahey Konferansı’nı ve hemen s ˙ pe¸ inden gelen Ingiltere Transvaal sava¸ ını kastediyorum. “Seni cimcikleyecegim. tehlikede oldugundan. s s Az ya da sadece yüzeysel dü¸ ünen insanlar. V Vaziyet gitgide kötüle¸ iyor ve besbelli mahva sürükleyen bu ini¸ in dus s racagı yok. sürüp giden tam da budur. silahlarını bırakmaları lazım.”. kom¸ ularının ˘ s 149 . meseleye bu yolla bir çözüm bulmanın imkans s sızlıgını en somut biçimde göstermi¸ tir.” “Yumrugu patlatacagım. sava¸ felaketlerini ve durmadan artan silahlanmayı s azaltacagı fikriyle kendilerini avutabiliyordularsa. birbirlerine güvenmemeyi sürdürerek. Iktidarlar. Ve aynı sey istihkamlar ve donanmalarda da olur: bir devlet on tane ¸ zırhlı yapar. Bir anla¸ manın mümkün olması için. Sadece kötü çocuklar.

casuslar yardımıyla s ˘ orduların her hareketini izledikçe. herkesin s s inanacagına dair tam bir güvenle iktidarlara silahsızlanma teklifinde ˘ bulunmu¸ tur.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ilavelerine mukabil. ama hiçbir halk bir digerine ne saldırmak ister. s Ama tam kendi ordusunda bir büyümeye hazırlandıgı anda gelen ˘ böyle bir teklif. en ufak bir tereddüt göstermeden kendi halkını silahlanmayla mahvetmi¸ . beklenmedik ve münasebetsizse de. halklarını diger halkların saldırılarından koru˘ malıdırlar. i¸ e yaradı. hep büyüttükçe ve Güç’lerden her birinin fırsatını bulur bulmaz kom¸ usuna saldıracagını bilerek. diger güçlerin ˘ hükümetleri. Rus hükümeti öyle sımarmı¸ tır ki. s ˘ s Lahey Konferansı –ki pe¸ inden. kimsenin durdurmaya yeltenmemi¸ s s oldugu veya su an yeltenmedigi korkunç kanlı Transvaal Sava¸ ı geldi– ˘ ¸ ˘ s asla beklendigi sekilde degilse bile. bir anla¸ ma mümkün degildir ve s ˘ her konferans ya bir budalalık. Varolmak için bir gerekçeleri ˘ bulunsun diye. yine de bir i¸ e yaradı. ne de saldırır ˘ 61 Kötü çocuk. ya bir ˘ münasebetsizlik ya da bunların tümüdür. Bu konferansta enfant terrible61 olmak. komik ve besbelli düzmece olan bu müzakereyi. hepsi özen göstererek s milletler arasında barı¸ ın düzenlenmesiyle dürüstçe ugra¸ ır gibi yaptı. kendi halklarının gözü önünde reddedemediler ve delegeler bundan hiçbir sey çıkmayacagını pe¸ inen bilerek biraraya geldiler ve birkaç hafta. sava¸ lara da son ˘ s veremeyecegini en açık biçimde gösterdi. Türkistan’la Çin’i yagmalamı¸ s ˘ s ˘ s ve özellikle de Finlandiya’nın nefesini kesmeye çalı¸ mı¸ ken. düzmece oldukları besbelli bildiri ve tebligatlarına itiraz izni vermezken. ya bir aldatma. ya bir eglence. bu ¸ ˘ s sürede iyi maa¸ lar alıp. halk huzurunda açıkça öyle sözler telaffuz ediliyordu ki. yurtta s ¸ s kimseye. digerlerinden ziyade Rus ikti˘ darına özellikle yakı¸ ıyordu. –[Acar Burak Bengi] 150 . halkları muzdarip eden melanetleri düzeltemeyecegini ve gerçekten dileselerdi bile silahlanmaya da. içlerinden gülseler de. Polonya’yı bogazlamı¸ . ne kadar tuhaf. iktidarlar. ˘ ¸ ˘ s s çünkü iktidarların.

faydalı demesem ˘ de en azından. genelde iktidarlar. ¸ ˘ ˘ VI Günümüzde insanların. özellikle de askerî güçle donatıldıgında. halkını. iktidarlar milletler arasında varolan barı¸ ı suni biçimde bozuyor ve aralarında dü¸ manlık uyandırıyorlar. ama ancak ve ancak. zararsız olabilirdi. siddet s ¸ eylemleri i¸ lemeye dayalı faaliyeti geregi. barı¸ istemek bir yana. ¸ Sadece askerî iktidarlar degil. onsuz varolamayacaklarını dü¸ ündükleri bu s iktidarlar nedir gerçekte? Belki bir zamanlar bu iktidarlar gerekliydi ve örgütlenmi¸ kom¸ ular s s kar¸ ısındaki savunmasızlıga nazaran ehveni¸ erdi. özenle. iktidarlar daima kutsallıga s ˘ ˘ tam ters ögelerden olu¸ ur –en küstah. Çinlilerin teorisindeki gibi. ˘ hem de kendilerininkinde vatanseverligi uyandırabilirler ve her ikisini ˘ de özenle yaparlar. ˘ s Dolayısıyla. En geni¸ anlamda ˘ s 151 . ˘ ˘ Ve gücü ellerinde tutan iktidarlar. Oysa iktidarların halklarını yapmaya zorladıkları sey tam da budur: varolan ¸ ve iktidarlar bulunmasa hiçbir seyin bozamayacagı birligi bozmak. tehlikede olduguna ve savunulması gerektigine inandırır. hem diger milletleri tahrik edebilir. sürmek akıllıcaydı. ama artık iktidarlar s ˘ s gereksizle¸ mi¸ tir ve halklarını korkuttukları tüm tehlikelerden çok daha s s büyük bir serdir. lekesiz. kutsal insanlardan olu¸ saydı. diger milletlerde s ˘ kendilerine kar¸ ı bir nefret uyandırırlar. s s Ekmek için sürmek gerektiginde. çünkü varolu¸ ları bu s s temel üzerine bina edilmi¸ tir. ba¸ ka türlü de yapamazlar. ama tohum ˘ ekildikten sonra sürmeye devam etmek besbelli saçma ve zararlıdır.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ve bu yüzden iktidarlar. Kendilerine kar¸ ı diger halkın s s ˘ nefretini ve kendi halkının vatanseverligini uyandırdıktan sonra her ikti˘ dar. kaba ve sapkın insanlardan. s Eskiden halklarını diger halkların saldırılarına kar¸ ı savunmak için ˘ s iktidarlar lazımdıysa da. bugün aksine. her iktidar dünyadaki en korkunç ve tehlikeli organizasyondur. Ne var ki.

˙ Insanlar. ögrenimi ve dinî egitimi üzerinde de mutlak erk sahibi olmasına s ˘ ˘ izin veriliyor böyle iktidarların. tüm bölümleri tamamıyla. O. köle gibi ona itaat ediyor ˘ ve sonra da bundan melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar. yarın Pugaçev. s ˙ Insanlar. Ve herkesin sadece can ve malları üzerinde degil. bu deh¸ etli erk aygıtını tesis ediyor. kapitalistler ve basın dahil. Anar¸ istlerin bomba¸ s s larından korkarlar da. ruhani ve ahlaki ˘ geli¸ imi. Koninin tepesinde.˙ Vatanseverlik ve Iktidar iktidar. Kafkasyalılar kendilerini s ayaklarından birbirlerine baglarlardı. halkın büyük bölümünü. bu küçük bölümse daha da küçük bir bölüme s ¸ ˘ tabidir ve o da daha küçügüne ve bu böyle devam eder. Ülkeleri Rusya tarafından ilhak edildiginde ˘ ˘ bunun örnekleri ya¸ andı. küstah ve vicdansız ˘ insanlar veya o küstah ve vicdansızların her nasılsa vârisi olmu¸ tek bir s ki¸ i hüküm sürer. Öyle ki. bir Boulanger veya bir Panama Sirketi. oyna¸ larıyla kocasını öldüren iffetsiz Yekaterina. her kim ele geçirebis liyorsa onun ele geçirmesine izin veriyor (ki sans daima. bugün Boris Godunov. bugün Napolyon olabilir. bugün. s O. digerlerinden daha kurnaz. onlara egemen küçük bir bölümün gücü altında istifleyen bir organizasyondan ba¸ ka bir sey degildir. –[Aylmer Maude] s 152 . sonra s deli Pavel. ahlaken en ¸ degersiz olanın ele geçirmesinden yanadır). yarın bir Burbon veya bir Orleans. Aleksandr. dü¸ manla˘ s rına direnmek için kendilerini birbirlerine baglamayı yararlı buluyor. ˘ 62 Sarıldıklarında hepsi sava¸ arak ölsün ve kimse kaçmasın diye. Chamberlain veya Rhodes. yarın Grigori Otrepyev olabilir. yarın ¸ Salisbury. her nasılsa tepede bulunan o insanların veya o tek bir ki¸ inin gücü altında toplayan s bir koniyi andırır bütün bu organizasyon. ta ki sonunda ˘ askerî zorla tüm digerleri üzerinde güç sahibi olan birkaç ki¸ iye veya tek ˘ s bir insana varana kadar. Nikolay veya III. saldırılara direnirken Çerkezlerin62 yaptıgı gibi. bugün Gladstone olabilir. onları her an en büyük facialarla tehdit eden bu deh¸ etli organizasyondan korkmazlar.

çünkü en a¸ agı ahlak seviyesinde s ˘ bulunan ve diger milletlerden de. onu idame ettirdiklerinde. çünkü diger halklarla avantajlı. sonra da bundan bir melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar. kendilerinin i¸ lemeye hazır oldukları ˘ s tecavüzleri bekleyen insanlara mahsustur sadece. gücünü ve hayatını. erkin en kötü insanlar eline dü¸ ebilecegi ve daima s s ˘ dü¸ tügü o iktidar organizasyonunu üretir. kötü ve her¸ eyden önce ahlaksız bir duygu oldugunu insanların s ˘ anlamasına. rezil bir duygudur. alçagın veya ahmagın biri ele geçirsin ve onlara aklına ˘ ˘ gelen her zararı versin diye. kendilerini özenle bags ˘ ˘ lıyorlar. konferanslar. ˘ serbest bırakıyorlar. Bir ki¸ i hepsine her istedigini yaptırsın diye. antla¸ malar ya da hakemlik mahkemeleri degil. Hıris˘ tiyanlıgın bize ögrettigi üzere Tanrı’nın bir oglu oldugunu veya hatta ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ 153 . tam da bunu yapmıyorlar mı? VII ˙ Insanları silahlanma ve sava¸ ların deh¸ etli ve sürekli artan. s kendi amaçları için degil iktidarının amaçları için ziyan eden bir dö˘ vü¸ horozuna. ne¸ eli ve barı¸ içindeki ili¸ kileri bozar ˘ s s s ve her¸ eyden önce. s rezil. Bu kaba bir duygudur. çünkü vatanseverligin etkisi altındaki her insan.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ama ortada tehlike falan yokken de. hâlâ kendilerini birbirlerine bagla˘ maya devam ediyorlar. sonra. kendilerini baglayan ipin ucunu fırlatıp. ¸ s Ve insanlar örgütlü ve askerî bir iktidar kurup. Böyle yapıp. ahlaksız s ˘ s bir duygudur. kendilerini s s muzdarip eden melanetlerinden sakınmak için. kongreler. zararlı. zararlı bir duygudur. ona itaat ettikleri. ˙ Iktidar siddetini yok etmek için sadece bir seye ihtiyaç var: o siddet ¸ ¸ ¸ aracını tek ba¸ ına destekleyen vatanseverlik duygusunun kaba. iktidarlar denen ve s ˘ insanlıgın en büyük melanetlerine kaynaklık eden o siddet araçlarının ˘ ¸ imhası gereklidir. çünkü s ˘ insanı sadece bir köleye dönü¸ türmekle kalmaz. bir bogaya veya bir gladyatöre de dönü¸ türür.

Bizi vergilendiriyorlar. memleket savunması için orduya ˘ ¸ ihtiyaç oldugu seklindeki bahane katıksız bir aldatmacadır. dostlas ˘ rımızı seviyoruz. s s i¸ imiz var ve çalı¸ mak istiyoruz. iktidarın bizi vergilenI dirmesine yaslanıyor ve bizi ba¸ arılı bir sekilde vergilendirmek için s ¸ hazır ordular muhafaza ediliyor. s s sava¸ tan korkar. Bu aldatmacadır ve gerçek dı¸ ıdır. çocukları. s ˙ktidardan beslenen tüm o sayısız insan. ˘ ˘ anavatanının oglu ve iktidarının kölesi oldugunu ikrar eder ve aklıyla ˘ ˘ vicdanına ters fiiller i¸ ler. taciriz. ögretmeniz ve hepimizin ˘ bütün istedigi. gençlerimizi sava¸ larına gönderiyorlar. imalatçıyız. anne babaları. elimizde avucumuzda ne varsa yiyorlar. Biz barı¸ çılız. ˙ns I giltere ve Amerika’daki sıradan insanlar sava¸ a kar¸ ıdır. ˙ngilizler herkesten korkuyor I I ve simdi Amerika’da. kendimize yapılmasını istemedigimiz seyi ba¸ kasına ¸ s 154 . Fransa. s ˘ Biz yalnızca. Kuzey s Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı söyle yazıyor: s s ¸ ˘ Biz çiftçiyiz. Biz sadece s s rahat bırakılmak istiyoruz. Fransız ˘ Hükümeti. Almanya. her an Avrupa bize kar¸ ı birle¸ ebilir diye. kendi i¸ imize bakma hakkı. s s Bizi rahat bırakın! Ama politikacılar bizi rahat bırakmak istemiyorlar. Almanların onlara saldırmaya hazır oldugunu söyleyerek korkutuyor. ailelerimize baglıyız ve kom¸ ularımıza karı¸ mayız.˙ Vatanseverlik ve Iktidar kendi aklının rehberligindeki hür bir insan oldugunu ikrar etmek yerine. Karıları. Kendi evlerimiz var. bizi askere alıyorlar. Ruslar ˙ngilizlerden. o zaman. evleri olan insanlar gidip birileriyle sava¸ mak istemezler. s Ve insanlar halihazırda bunu anlamaya ba¸ lıyorlar. makinistiz. bizi birbirimize zincirleyen deh¸ etli bag bir mücadele gerektirmeksizin s ˘ kendiliginden paramparça olacak ve onunla birlikte ürettigi deh¸ etli ve ˘ ˘ s i¸ e yaramaz melanetler sona erecektir. do¸ s s ˘ nanmamızı büyütmemiz ve ordumuza takviye yapmamız gerektigi söyleniyor. Bizi yönetmekte ˘ ve emegimizden geçinmekte ısrarlılar. halkını. ondan nefret ederiz. s ˙ Insanların sadece bunu anlaması yeterli. iktidar denen. Mesela.

Halkları sava¸ mak s s s ˘ ˘ istedigi için degil. silahlı adamlar olmasının kaçınılmaz bir sonucudur. munisligi. topraga ektiklerimizle beslenenlerden nasıl kurtaraca˘ gız? Onlarla sava¸ alım mı? s Ama biz kan dökmeye inanmayız. ˙ncil insanlara yemin etmemeyi ögretir. bunu yapmaktan ˘ Böylece. sınıf”. Almanya’yla Fransa s s da. ama pirinç dügmeler ve pahalı süslerle bezeli güzel elbiseler ku¸ ananlardan. üst sınıflar. kendilerini korumak amacıyla sava¸ maları ges ˘ ˘ rektigini dü¸ ündürttügü için. bize saldıracak olan ordu kimlerden olu¸ uyor? s Bu ordu da bizden. inanmadıkları I ˘ Peki kendimizi bu sülüklerden. bir gün. dü¸ manını affetmeyi ve öldürmenin yanlı¸ ˘ ˘ I s s ˘ ˘ ˘ oldugunu ögretti. ta ki önce silahlı adamları –süratle sizi öldürmek için kullanılabilecek ve ödemezseniz sizi hapsedecek 155 . bizim s ˘ ˘ emegimizle. Fakat. silahlarla para onlarda ve onlar bizden daha uzun süre dayanabilirler. Büyük. s s Karınıza bir telgraf veya dostunuza bir paket yollayamazsınız ya da bakkalınıza çek yazamazsınız. s hazır bir orduyu muhafaza eden ülke. Bu yolla kaynaklarımızı bo¸ altıyorlar ve bizi güdüp s s küçük dü¸ ürsünler diye gerçek karde¸ lerimizi üzerimize çeviriyorlar. ama “üst I ˙ncil üzerine yemin ettiriyor bize. aldatılıyor ve sava¸ a sürükleniyor. Sava¸ . vergilendirilmeye boyun egmemiz kar¸ ılıgında s s ˘ çıkarlarımızı gözetecekmi¸ gibi yapan üst sınıftan gayrı. onlarda birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık s s uyandırıp. s ˙sa’nın ögretisini izlemek isteyen halk. insanlara. er ya da geç sava¸ ır. zahmet çekmeyen. s ˙sa uysallıgı. kendini daha iyi gören biriyle kar¸ ıla¸ acaktır ve bunlar kavga eder. ülkelerini dü¸ manlarına kar¸ ı koruyarak Tanrı’ya s s hizmet ettikleri dü¸ üncesiyle aldatılan kom¸ ularımız ve karde¸ lerimizs s s ˘ den olu¸ uyor. ülkemizin s dü¸ manı yok. üstelik. I ˘ alıkonup. iktidarlarca vergilendiriliyor. sırf birbirlerine kar¸ ı güçlerini sınamak için fırsat kolluyorlar. zorbalıga maruz bırakılıyor.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yapmamayı istiyoruz. Halbuki. Zas ten birkaç kez sava¸ tılar ve yine sava¸ acaklar. Yumruk s kavgasındaki gücüyle gururlanan adam.

çe¸ itli sekillerde. s ˘ ˘ Sizin sahte “Kurt! Kurt!” çıglıgınız bizi ürkütmez. ˙sa ne dü¸ ünüyorsa onu I I s ˘ söylerdi. gerekçe olarak vatanseverlik nutuks ˘ ları atan vaizleri desteklemeyi bırakın. ˙nsanları egitecegiz. Böyle yazıyor Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı ve s s çe¸ itli taraflardan. ˘ Tek kurtulu¸ . hayırsever bir s ˘ hayatın. kendilerine nasıl davranılmasını istiyorlarsa. onlarsa. kan dökme ve çatı¸ ma hayatından daha iyi oldugu s s ˘ dü¸ üncesini telkin edecegiz insanlara. Varsın onlar da bizim gibi i¸ e gitsinler. Sava¸ çıgırtkanlıgı yapıp. ödemeyecegiz ve her fırsatta dü¸ ündügümüzü s s ˘ söyleyecegiz. s s ¸ Sunlar da bir Alman askerinin yazdıkları: ¸ 156 . sahte sofularınıza vergi ve ikiyüzlü yardım ˘ ˘ derneklerinize a¸ ar. onlarsa inanmıyor. erk sahiplerini. ancak insanlar orduları dagıttıklarında ve kendis ˘ lerine ne yapılmasını istiyorlarsa diger insanlara da aynısını yaptıklarında. Askerî ˘ feti¸ leri önünde egilmeyi reddederek. Ilımlı ve uysal bir halka kar¸ ı süngü hücumuna geçmeyecegiz. gelebilir. bu tip sesler duyuluyor. ˘ ˘ I Ve sessiz etkimiz her zaman kendini hissettirecek. ögretmekte yatıyor. ba¸ s ˘ ˘ kalarına da öyle davranmaları gerektigini. Hıristiyanca. Vergilerinizi. sırf ˘ ˘ mecbur oldugumuz için ödüyoruz. Kiliselere.˙ Vatanseverlik ve Iktidar silahlı adamları– muhafaza etmek için gereken vergiyi ödeyene kadar. Mecbur oldugumuzdan ötesini ˘ ödemeyecegiz. s ˘ Biz orduya yazılmayacagız. askere yazılanlar duraksayıp sava¸ mayı reddedecek. “üst sınıfı” neyin memnun edecegini dü¸ ünüyorlarsa onu söylüyorlar. ocakları için mücadele eden çiftçiler ve ˘ çobanlara ate¸ açmayacagız. o üst sınıfı sessizce bertaraf s ˘ edin. Onların emirleriyle ate¸ etmeyeces ˘ ˘ giz. sava¸ . s Cecil Rhodes’un telkiniyle. s Biz ˙sa’ya inanıyoruz. insanlara öldürmenin yanlı¸ oldugunu telkin etmekte. s s onlara tüm kuralı. s ˘ “Dünyada barı¸ !”.

Biz yaralanan askerler genellikle öyle sefil bir taz˘ minat alıyoruz ki. dü¸ manını sevmek yolundaki düsturları s (Yeni Ahit. bu düsturları ve özellikle kötülüge ˘ cebirle kar¸ ı koymamayı. mesela surada: Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din ¸ g ˙ de˘ il. Privat saldırı˘ sında isabet alan sag kolum için günde 80 fenik alıyorum. Bazı av köpeklerinin bakımına daha fazla ayrılıyor. içimde hep. O zamandan beri ˘ asla ayaga kalkamadım. tekrar çagrıldım ve s s ˘ ˘ söyledigim gibi St. bir zamanlar vatansever oldugumuz için gerçekten ˘ utanmamız lazım. veya surada: Inancım Neden Ibarettir?. ilahi barı¸ tasavvurunu63 s hissediyorum. 2006. En kati kanaatim su ki. –[Acar Burak Bengi] ˘ 157 . Matta 5: 38-48. yedekteyken. Ve ben iki kez yaralanan kolum yüzünden yıllarca acı çektim. Ve onun yüzünden ne deh¸ etler ya¸ ıyor insan! ˙nsanın iliklerine s s I ˘ i¸ leyen acıklı feryatları asla unutmayacagım! s ˘ Birbirlerine asla kötülügü dokunmamı¸ insanlar vah¸ i hayvanlar s s gibi birbirini katletmeye ba¸ lıyor ve küçük. köle ruhlar iyi Tanrı’yı s 63 Isa’nın ˙ “Kötülüge direnme: Sana tokat atana öbür yanagını dön” seklindeki ve intikam ˘ ˘ ¸ gütmemek.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Prusya Muhafız Alayı’yla (1866 ve 1870’de) iki sefere katıldım ve tüm ruhumla sava¸ tan nefret ediyorum. yeni bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık). hayır kurumlarınca ikmal edilen dilenci sadakasıyla hayatta ˘ kalmaktan ba¸ ka yapacagı bir sey yoktu. Daha 1866’da Avusturya’ya kar¸ ı sava¸ ta yer almı¸ ve Trautenau ve Königgratz’da sava¸ ıp. varsın kaçık oldugumu dü¸ ünsün insanlar. . fazlas s s s ˘ sıyla deh¸ et görmü¸ tüm. halkların mutluluguyla yapılan haris ve güçlü bir ticaret. Bir bira imalathanesinde iyi bir pozisyonu kaybettim ve sonradan da ona geri dönemedim. Hıristiyanlıgın kasten tahrif ve ihmal edilen temelleri olarak s ˘ görüp. çev. Dominik Pamir. s ¸ ˙nsanların egitilmi¸ hayvanlar gibi ko¸ u¸ turdukları ve servet ugruna ˘ ˘ I s s s birbirinin kuyusunu kazmaktan ba¸ ka bir sey dü¸ ünmedikleri bir düns ¸ s ˘ yada. kötürüm bir askerin. Privat saldırısında yaralandım: sag kolum iki kez boyluboyunca isabet aldı. 1870’de. Esriklik hali kısa zamanda geçti. Dominik Pamir. 2005. çünkü bana tarifi imkansız s felaketler getirdi. yine de. çev. . Kaos g s s ˙ ˙ Yayınları. St. sürekli vazeder. s ˘ Dagdaki Vaaz’da çok güzel ifade edilen. Lev Tolstoy. 18 Agustos 1870. ¸ Eko Kitaplıgı. Lev Tolstoy. senden çalana fazlasını vermek. Luka 6: 27-36) Tolstoy. Mesela ben. sava¸ yalnızca daha büyük ¸ s ˘ çaplı bir ticarettir.

Zavallıcık acıdan deliye döns ˘ mü¸ tü. ˘ ¸ daima ve herkes tarafından kötü sayılacak. Hiçbir sey olmayacak. gereksiz olmakla zararlı hale gelmi¸ ¸ s bir organ ilga edilecek. birbirini öldürmesine neden sebep olsun? Aksine. ama ¸ o zaman insanlar böyle yeti¸ tirilmeyecek. ˙ Insanlar. Bir kur¸ un. s VIII “Ama. bu siddet ve öldürme de iyi ve yüce faaliyetler sayılıyor. Komutanımız. böyle fiillerde onu yardakçıları yapıyorlar. . “Ama iktidar olmazsa insanlar birbirine tecavüz edip. insanların birbirine s ˘ tecavüz edip. birbirlerini öldürür. tüm iktidarların onları angaje etmek için onca zahmete girdigi ˘ vatanseverlik yutturmacasını anlamaya ba¸ lıyorlar. Su an diger insanları öldürmek ve onlara siddet uygulamak üzere ¸ ˘ ¸ özellikle egitilip hazırlanan insanlar var (¸ iddet kullanmaya hakkı bulun˘ s dugu varsayılan ve bu amaç için varolan bir organizasyondan yararlanan ˘ insanlar). bir siddet organizasyonu ¸ ¸ bulunmayacak ve zamanımız insanlarına dogal gelen siddet ve cinayet.˙ Vatanseverlik ve Iktidar buna bula¸ tırıp. (sonradan soylu ˙mparator Frederick olacak) Veliaht Prens Frederick o I ˘ zamanlar günlügüne sunları yazmı¸ tı: “Sava¸ ˙ncil üzerine bir ironi¸ s sI dir. s s yanımdaki erin çenesini parçalamı¸ tı. insanların birbirine tecavüz ¸ edip. iktidarlar olmazsa yerine ne olacak?” diye sorulur genellikle. Çılgınlar gibi ko¸ turuyor ve kavurucu yaz sıcagında korkunç s s yarasını serinletecek suyu bile bulamıyordu. 158 . Neden? Siddet sonucu ortaya çıkan ve siddet uygulamak için ku¸ aktan ¸ ¸ s ku¸ aga geçen. yalnızca uzun zamandır i¸ e yaramaz ve dolayı¸ s sıyla lüzumsuz ve kötü olan bir sey.”. . birbirini öldürmeyi bırakmasına yol açacaktır.” derler genellikle. hiç kimse digerlerine kar¸ ı s ˘ s siddet kullanma hakkına sahip olmayacak. artık kadük bir organizasyonun ilgası. sunun ¸ beklenmesi gerekir: siddet organının ilgası.

kamu i¸ leri ve kamu egitimi. Halkın durumu simdi öyle bir noktada ki. yasalarda veya mahkemelerde veya mülkiyette veya poliste veya mali düzenlemelerde veya kamu egitiminde makul ve iyi olanın ve ˘ dolayısıyla siddete dayanmayanın ilgasını hiç de gerektirmez. hepsi. melun olan ve halk iradesinin özgür ifadesini engelleyen yok edilecek sadece. s ˘ halkın gerçekten ihtiyaç duydugu ölçüde varolacaklar. Ya da erkeklerin yanısıra kadınlar da mı asker olmalı? Bu da ba¸ ladı –Transvaal’de. ˘ bir siddet uygulama ve bunu me¸ rula¸ tırma organizasyonundan azat ¸ s s edecektir bizi sadece. ne de kamu egitimi olacak” derler. devraldıgımız eski. Italya’da ve Hindistan’da. lüzumsuz bir organizasyondan. ama mevcut ikti˘ dar formunun barındırdıgı melanetleri devreye sokmayan bir formda ˘ varolacaklar. Insanlar telef ediliyor ve telefat giderek daha da artıyor. daha adil ve makul bir sosyal düzen ˘ ¸ fırsatı yaratacaktır. o zaman bile. Mahkemeler. ˙ Iktidarların siddet kullanımını çe¸ itli sosyal faaliyetlerle kasten karı¸ tı¸ s s ran insanlar “Ama o zaman ne yasalar. Aksine. ˘ ˘ ˙ Iktidarların ilgası. Dahası mı? Telef edilen halklar açlıktan mı ölmeli? Bu dahi ba¸ lıyor s ˙ artık –Rusya’da. ne mahkemeler. ne polis. ¸ tamamen kendi kendini desteklemeye yarayan kaba iktidar gücünün yoklugu. Tüm erkekler sava¸ kölelerine dönü¸ türülüyorlar ve s s gidip öldürmeleri ve öldürülmeleri için emir beklemek zorundalar her an. ne mülkiyet. ˘ ˙ Insanlara siddet uygulamak için olu¸ turulan iktidar organizasyonu¸ s nun ilgası. s 159 . bu eylemlerin su ¸ ¸ ankinden –yani onları i¸ lemek için özellikle tasarlanmı¸ bir organizasyos s nun varoldugu ve hem onların hem de cinayetlerin iyi ve yararlı eylemler ˘ sayıldıgı zamankinden– daha az olacagı açıktır. Ama iktidarların bulunmayı¸ ıyla karga¸ alar ve iç çeki¸ melerin yas s s sanacagını farzetsek bile. siddete ihtiyaç duymayan. daha kö¸ ˙ tüsünü hayal etmek bile zor. halkın durumu su ankinden ¸ ˘ ¸ daha iyi olacaktır.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ˙ Iktidarların ilgası siddet eylemlerine yol açsa bile.

˙s I¸ te bu nedenle. Iktidarlar aynı sekilde. ˘ Sizi tehlikeden korumayı üstlendiler ve bu sahte korumayı öyle bir noktaya vardırdılar ki. Ruslar olmadıgını. sizi ve çocuklarınızı silahlandıracak. telef edecek ˘ ve sapkınla¸ tıracak ve kimse bunu durdurmanıza ya da engellemenize s yardım etmeyecek. anar¸ iyi kastetseydi bile –ki böyle bir anlamı hiç yoktur– s ama o zaman bile. Ingilizler. yegane hasımlarınızın. Rhodes ve Çar adına halkın hükümranı konumundaki bizim diktatörlerimiz gibi örneklerde gördügümüz üzere– ne kadar zalim ve insanlık dı¸ ı olurlarsa o gücü o kadar ˘ s 160 . sizi ˘ baskı altında tutup mutsuz eden iktidarları vatanseverliginizle idame ˘ ettiren sizler. ta kendiniz oldugunu anlayın. ˘ Sadece bir tür yardım mümkün: zirveyi ele geçirmede ba¸ arılı olmu¸ s s ki¸ i ya da ki¸ ileri tüm digerleri üzerinde erk sahibi kılan ve –Napols s ˘ yonlar. hepiniz asker –köle– oldunuz. hiçbir anar¸ ik düzensizlik. insanlar için vatanseverlikten ve üzerine bina edilen iktidarların despotizminden kurtulmak en yararlı i¸ tir. Bismarck. Almanlar. . iktidar bulunmayı¸ ı gerçekten. Çekler. ˘ ˘ hem abiler hem de ablalarınız için. sıkıca gerilmi¸ s kordonun kopmasını ve çocuklarınızla birlikte korkunç katlinizin ba¸ las masını bekliyor olabilirsiniz ve de olmalısınız. eger siz kendi kendinize yardım etmezseniz. Fransızlar. s IX ˙ Insanlar. Nikolay. Chamberlain. kelimenin olumsuz. Ve bu katliam ne kadar büyük olursa olsun ve ihtilaf nasıl sonuçlanırsa ˙ sonuçlansın. iktidarların halklarını s halihazırda içine dü¸ ürdügü ve dü¸ ürmeyi sürdürdügü durumdan daha s ˘ s ˘ kötü olamazdı. Finler. kendinize gelin. hatta s ¸ daha da yogun olarak. hepiniz telef edildiniz ve giderek daha fazla telef ediliyorsunuz ve her an. düzensiz s anlamıyla.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Öyleyse. hem fiziksel hem de ruhsal saglıgınız için. I. . aynı ko¸ ullar sürüp gidecek. Boer’lar. bir durun ve ne yaptıgınızı irdeleyip ˘ dü¸ ünün! s ˙ Kendinize gelin ve hasımlarınızın.

Irlandalı ya da ˘ s Leh olsanız bile. 1895’de Japon yönetimine geçmi¸ ti. kimin elinde bulunursa ¸ s ˙ bulunsun istediginiz yerde ya¸ ayabilirsiniz. ˘ ˙ ˙ Fransız. Çin’de bir mülki idare. askerlerin. çünkü halkınıza vurulan boyunduruk. ˘ ˙ Imparatorların. tıpkı zevk ve sevinçleriniz gibi. meclis üyelerinin. –[internet. ızdırabını çektiginiz tüm ˘ ˘ melanetlere kendiniz yol açtıgınızı anlayın. Bu koniyi birarada tutan bagları yok etmenin de sadece bir yolu var: ˘ vatanseverligin hipnozundan uyanmak. endüstriyel. Sunu anlayın ki. Alsace’ın Alman ¸ ˙ veya Fransız olmasıyla ve Irlanda ya da Polonya’nın özgür veya köle olmasıyla hayatınız hiçbir sekilde iyile¸ mez.64 ¸ Port Arthur veya Küba’yı zapt altına almayı becerecegi. Alsace’lı. Rus. Leh. yöneticilerin. bu zaptların gerçekle¸ tirilmesi veya gerçekle¸ tirildiginde sürdüs s ˘ rülebilmesi için gerekli tek seye. ticari. s 64 Bugün Weihai. ˘ Sunu anlayın ki. iktidarınızca gerçekle¸ tirilen böyle her ˘ s zapt. Ingiliz. kapitalistlerin. sizin için önemli ˘ bir mesele olmadıgı gibi.˙ Vatanseverlik ve Iktidar sıkı tutmalarını mümkün kılan o korkunç siddet konisinin baglarını yok ¸ ˘ etmek. hizmet alı¸ veri¸ i. size zarar verir. sizin iktidarınızın mı. Acar Burak Bengi] 161 . tüm gerçek be¸ eri menfaatlerinizin. rahiplerin. Irlandalı ya da Çek. soygun ve siddete katılımınızı icbar ¸ ¸ etmek maksadıyla kaçınılmaz biçimde her tür iktidar baskısını beraberinde getirerek. sanatsal veya bilimsel– hangisi olursa olsun. 1898-1930 s arasındaysa kullanım hakkı Britanya’daydı. kralların. sanatçıların ve emeginizden ge˘ çinmek için bu vatanseverlik yutturmacasına muhtaç herkesin sizi aldatmada kullandıgı telkinlere teslim olarak. yazarların. hiçbir s sekilde diger halklar veya devletlerin menfaatlerine ters dü¸ medigini ve ¸ ˘ s ˘ kar¸ ılıklı i¸ birligi. yoksa ötekinin mi Weihaiwei. vatanseverligi kızı¸ tırarak sadece ¸ ˘ s durumunuzu kötüle¸ tirirsiniz. dahası. sunu da anlayın ki. geni¸ karde¸ lik ili¸ kilerinin hazzı ve s s ˘ s s s s s malların yanısıra dü¸ ünce ve duyguların da alı¸ veri¸ i sayesinde halklarla s s s birlik içinde bulundugunuzu anlayın. kim olursanız olun –tarımsal.

˘ ˙ Insanlar. ken¸ dinizi köhne vatanseverlik tasavvurundan ve ona dayanan iktidarlara itaatten azat ettiginizde ve halihazırda hayat bulup. a¸ agılanmalar ve s ˘ suçlar kendiliklerinden yok olurdu. her yandan sizi ˘ kendine çagıran ve halkların karde¸ çe birligini öngören o daha yüksek ˘ s ˘ tasavvur bölgesine cesurca girdiginizde mümkündür. ihlaller. Sunu anlayın ki. sırf bunu. bir anlasalar. tüm dertlerinizden kurtulmanız ancak. bir anavatanın ya da ötekinin veya iktidarların çocukları olmadıklarını.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yalnızca vatanseverliklerin mücadelesinden dogmu¸ tur ve bir milletteki ˘ s her vatanseverlik tezahürü. s iktidarlar denen o çılgın. lüzumsuz. eski çaglara ait. digerinde de ona kar¸ ılık gelen bir tepkiyi ˘ s tahrik eder. habis organizas˘ yonlar ve onlarla birlikte gelen tüm ızdıraplar. ••• 162 . Tanrı’nın çocukları olduklarını ve dolayısıyla diger insan˘ ların kölesi de dü¸ manı da olamayacaklarını.

ne I s Amerika’da. ama hayati soruyla Türkiye’de asla yüzle¸ ilmiyor ve s s yüzle¸ ilmemesiyle ilk ve en büyük yanlı¸ yapılıyor. bu soruyla simdi yüzle¸ seler. Bu malum. önce hakikat severlik. Hakikat Severlik mi? E tabii ki insanlar sava¸ istemezler. 278-279] 66 Bu yazı bu kitabın sonsözü olarak kaleme alındı. Bir çiftlikteki zavallı bir ahmak nes ˘ ˘ den bir sava¸ ta hayatını riske atmak istesin. sayısında yayınlandı. çiftligine tek parça halinde geri dönmekken? Dogal olarak. . ülkenin liderleridir siyaseti belirleyen ve demokrasi de olsa. onlara. . hakikati zaten umursas maz hale gelmi¸ durumdalar veya ikisinin aynı sey oldugu yolunda s ¸ ˘ kendilerini kandırıyorlar. bundan saglayabilecegi s ˘ ˘ en iyi sey. Tek yapmanız gereken. Parlamento da olsa veya komünist diktatörlük de olsa.65 ¸ s Ba¸ lıktaki66 basit. s s s 163 . Kimileriyse. bunda ne var? Ikisi 65 En kıdemli Nazilerden Hermann Göring’in 18 Nisan 1946’da. dergiye gönderilen yazının biraz revize edilmi¸ ve geni¸ letilmi¸ halidir. ne sıradan insanlar sava¸ istemezler.Sonsöz: Vatanseverlik mi. sal˘ dırıya ugradıklarını söylemek ve pasifistleri. ne de Almanya’da. nihayetinde. ¸ ˙ngiltere’de. ˙nsanlar daima liderlerin s I emrine uydurulabilirler. ne Rusya’da. ama daha önce Birikim dergisinin (Mart 2007) 215. fa¸ ist diktatörlük s de olsa. buradaki. Kimileri fanatikle¸ ip. tutukluyken söyledigi ˘ sözler. pe¸ inden de yanlı¸ s s s s cevaplar hakim kılınıyor. s. insanları sürüklemek daima basit bir i¸ tir. . vatansever olmadıkları ve ülkeyi tehlikeye soktukları yolunda suçlamak. sonra da vatanseverlik. Kolay. Bu her ülkede aynı sekilde i¸ ler. [37. Ama. ‘Ta¸ s ˙ mam.

Bierce’ın kitabının bir s s Türkçe çevirisi var [40]. . s. Johnson’ın me¸ hur sözünü de almı¸ kendi kitabına [39]. kirli i¸ lerini. bir asrı a¸ kın bir süre sonra. Ve böylece s kurtulur. 164 . [38] Bu sözler. (iç sava¸ a da katılan) Amerikalı s s yazar Ambrose Bierce’ın su cevabıyla peki¸ tirildi: ¸ s ˘ ˘ [. sıkısıkıya ¸ ¸ ˘ gururlanmanın son çaresine. ne de Bierce’ınkiler asla anla¸ ılmıyor s bu Türkçe çeviride. ] naçizane belirtmek isterim ki. yeteneksız bir adamın me¸ hur olabilecegi tek yoldur. [41] s Bir ba¸ ka me¸ hur Amerikalı dü¸ ünür Emerson da söyle diyor: s s s ¸ ˘ Tüm bir ulusun avaz avaz vatanseverlik kükredigi bir anda.67 Büyük Alman sair Heine’nin benzer sözleriniyse Tolstoy alıntılıyor (John¸ son’ınkini de alıntılamı¸ tır): s ˘ Ne tuhaf bir sey! Çogu alçak.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ahmakça siddet ve vatanseverlik adı ¸ ˘ altında giden tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! [32. Hakikat Severlik mi? birbiriyle çeli¸ miyor ki’ diyeceklerdir muhtemelen. [43] Ve Bernard Shaw’a göre: ˘ Sehitlik . din yoluna adanmı¸ lık¸ s s larıyla veya yüksek ahlaklarıyla veya anavatanlarına sevgileriyle maskelemeye çalı¸ ır. [44] ¸ s Einstein da söyle formüle etmi¸ : ¸ s Emir üzerine kahramanlık. kendisinin olan hataları ve ahmaklıkları dört el savunmaya hazırdır. . ama ne Johnson’ın sözü. ellerinin ˘ ˘ temizligine ve kalbinin saflıgına gözatmak isterim. Dünyada gururla˘ nabilecegi hiçbir seyi bulunmayan su zavallı dilenciyse. . kendi milletinin kusurlarını en net s biçimde görür. artık minnetle. s s Hatta Britanyalı me¸ hur kültür adamı Dr Samuel Johnson’a göre: s ˘ ˘ ˘ Vatanseverlik bir alçagın son sıgınagıdır. Ama çeli¸ ebiliyor. [42] Alman filozof Schopenhauer’a göreyse: Esaslı ki¸ isel meziyetleri olan biri. zira hep gözünün önündedirler. ilk sıgınagıdır. ait oldugu millete yapı¸ ır. . 10] 67 Bierce.

Hakikat Severlik mi? ˙ Insanlıgın bu ataları. Atatürkçülüge. menfaatin veya kamuoyunun bu hakikatlere müracaatla. kısaca tecavüz etmeme yasasıyla özetlenebilecek– temel ve ev˘ rensel degerleri kabullenmemiz sart. Tanesi iki liradan iki tane limon ˘ ¸ almak isteyen biri. ˘ tersine. mutlak s ˘ hakikatleri unutmayıp. bilinci dumura ugramamı¸ veya hipnotize edilmemi¸ herkes. bir öndere. katliamın. milliyetçilige. ideolojiye. referanduma veya kamu˘ s oyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini nasıl bilip benimsiyorsa ˘ ve bu gerçege göre ya¸ ıyorsa. hırsızlıgın. bir peygambere. alı¸ veri¸ imkansız ve bu ki¸ i ˘ s s s de ıslaha muhtaç demektir. iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel. ¸ ˘ yalanın vb. sagduyu vb. ki¸ isel veya millli menfaatlere.Sonsöz: Vatanseverlik mi. gibilerin –kısaca tecavüzün– iyi oldugunu iddia eden bi˘ riyle de konu¸ mak. iki kere ikinin ˘ s s dört ettigini ve bu gerçegin vatanseverlige. her tür önderin. ˘ ˘ s Marksizme. kralın çıplaklıgını te¸ hir ediyorlar sadece. gibi ˘ ˘ degerleri. Aynı sekilde. Tolstoy gibi dahiler. aynı sekilde. ama aklın ve vicdanın emrettigi. hakkaniyet. referanduma veya kamuoyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini. ˘ s Alı¸ veri¸ yapabilmek için iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel s s gerçekleri kabullenmemiz nasıl sartsa. bu ˘ s s hakikatlerin de hiçbir öndere. ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ Türklüge. çok farklı s s s görü¸ leri savunup pazarlık edebiliriz. AB’ye veya ba¸ ka bir seye ˘ s ¸ satılmı¸ degiller. ulusalcılıga. s ˘ temel ve evrensel degerlerde –bu hakikatlerde– mutabık olmamız sart. gaspın. komünizme veya ba¸ ka bir ideolojiye. ˘ ¸ Zeka özürlü ya da sahtekar ya da fanatik bir çılgın olmayan. tartı¸ abilmek ve ¸ s s birarada esenlikle ya¸ ayabilmek için de benzer temel hakikatleri. tartı¸ mak. ama tutarın zaten üç lira oldugunu iddia ederse. hür s aklın ve vicdanın emrettigi –dürüstlük. hür aklın ve vicdanın em˘ s ¸ rettigi –tecavüz etmemek seklinde özetlenebilecek– temel ve evrensel ˘ ¸ degerleri de bilip benimser ve bu hakikatlere göre ya¸ amaya çalı¸ ır. pazarlık edip üç lira ödemeyi teklif edebilir. hür akıl ve vicdana müracaatla 165 . Müss lümanlıga veya ba¸ ka bir dine. konu¸ abilmek. ideolojinin. kitaba. dinin. dine. kitabın. menfaate. kutsal kitaplara. birarada ya¸ amak imkansızdır.

kimileriniyse tamamen atmak ˘ gerekirken. tüm fikirleri hakikatin. ir˘ rasyonellige. insan olmak. ulusalcılık vs. menfaatçi olmamak. kısaca tecavüz etmemektir. faydalı yanları degerlendirip muzırları atmak. yalanın yanında yer almamak. bu ikisi zaten birbirinden ayrı dü¸ ünülemez. siddete ve güce tapıp tapındırmak degil. aslolan. hür. pe¸ ins den de bu hipnotizmanın failleri üretiliyor. sagduyulu olmak. nefrete. iki kere ikinin dört etmesi kadar açıkken. ˘ s Hakikat bu kadar. hakikatler de barındırır ve dindarlar arasında bilerek veya bilmeyerek onun sadece hakikatlerine yönelen. sınıf bilinci/mücadelesi veya etnik degerler veya ezilen s ˘ ulus milliyetçiligi veya milli/ulusal degerler degil. ve de s ˘ esenligimizdir ki. din veya milliyetçilik/ulusalcılık sekil¸ lerinde tezahür eden çok güçlü bir irrasyonel element hakim kılınıyor. hak sever˘ lik. ˘ ˘ s s ama sürekli ihlal edilen formülüyle söylersek. Hakikat Severlik mi? sınanıp ıslah edilmesi gerektigini bilip benimser. iyi severlik. en basit. özgürlügümüzü ba¸ ka˘ s sınınkinin ba¸ ladıgı yerle sınırlamaktır. iyi olmaktır. çalmamak. hakikat içinde tüm insanlıkla bütünle¸ meyi özleyen insanlar s 166 . haktan. ˘ ¸ ˘ masumdan. adam olmak. ele¸ tirel akıl ve vicdan devre dı¸ ı s s bırakılarak veya rehnalınarak. iki kere iki farkına bile varmadan üç ettiriliyor ve Allah’ın veya vatanın “intikamına memur” olma hipnotizması. cinayet i¸ lememektir. adil olmak. ancak bu yolla. aklın ve vicdanın ˘ ˘ ˘ emrettigi. geli¸ memiz ve (Türkiye’de ve dünyada) birarada ya¸ ayabil˘ s s memiz için sartken. ˘ Bilir ve benimser ki. hür aklın ve vicdanın süzgecinden geçirerek. vatanseverlik veya bilmemnecilik degil. temel ve evrensel degerlerdir. tam tersi yapılıyor. hakikate inanıp ˘ sevgi duymaktır. me¸ hur ve tartı¸ masız. makuldan yana olmak. dogmalar. s tapındırmayla. Din. ˘ milliyetçilik. magdurdan.Sonsöz: Vatanseverlik mi. objektif ˘ olmak. hakikati. baskılar. gaspetmemek. hakikat bir kenara atılıp. esenligimiz için de aslolan. putla¸ tırma¸ s lar ve kutsalla¸ tırmaların fevkalade güçlü büyüsü ve hipnotizmasıyla. hür aklı ve vicdanı telkin etmek ve hakim kılmak esenligimiz. dürüst olmak. degil. vatanseverlik. iyiye. yalancı olmamak. hakikat severliktir.

kana doymayan. Soyutlamalar. tehdit paranoyasıyla saldırı emri veren. ulu önder Atatürk kutsalla¸ tırılarak. bir tanrının arkasında. s ¸ ¸ kahramanlık. fedakarlık gibi sunulur. Kendinden ba¸ kası bilinmez veya dü¸ man bilinir ve bir sonraki adımda. övüngen bir seydir. ˘ anne kendisiyle çiftle¸ sin diye yavruyu parçalatan seydir. bilinci tamamen ˘ ¸ ele geçirdiginde Hayvan’ın (¸ eytan’ın) krallıgını kuracak olan ve kimi ˘ S ˘ 167 . en belirgin ve sevdigi ¸ ˘ ˙ simgeler. hakikate kar¸ ıdır ve her ikisi s de –dinin negatif yanı ve milliyetçilik/ulusalcılık– sürüle¸ meye. güce. bayrak. sürüye ait olmayanlar par˘ çalanır. hissedilir. putla¸ tırılarak ve bunlara tapılarak. Freud’un Id ile. tapınmaya. s ˘ ˘ ¸ futbol taraftarlarının azgınlıgında. bayrak. aidiyetlerle ve bir önderin. Tapılan. türünü ˘ ¸ devam ettirmek çılgınlıgıyla. hayatta kalmak. esrikliginde de kendini gösteren sey˘ ˘ ¸ dir. Hakikat Severlik mi? vardır. için fedakarlık ve digergamlık maskesine bürünerek gerçekte en ˘ akıl almaz egoizmi ve putperestligi saklar. din vs. hayvan ve kan olan sey. on yedi ¸ ¸ aylık çocuga tecavüz ettiren seydir. biz farkında olmadan nefes aldıran. Kendini kurban etme ve asıl yaygın olan. gizlenir. ama milliyetçilik/ulusalcılık vb. vatan. san. küçük veya en büyük hunharlıklar. bir peygamberin. tecavüzcü. simgeler ve sloganlar üzerinden. vatan. dinî s vs. dü¸ünen. ba¸ kalarını kurban s etmeler. kanımızı pompalayan. Jung’unsa benligin ¸ ˘ negatif yanına atfen. Putla¸ tırılıp tapılan milli. sürü içinde eritmesiyle güçlenir ve bu gayet egoist davranı¸ . millet. kurbana. s ¸ iktidara.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Gölge ile. söylev. s s maymunlar ve benzerlerinin yaptıgı gibi. s s hipnotizma ve esrimeyle yürür. halk. ordu. hayvan s yanımıza yönelip güçlenir. seref. s ¸ gerçekte tüm kutsalla¸ tırmaların yöneldigi ve putların kastettigi seydir. katil bir sey. köpekler. peygamber. son derece güçlü ˘ bir puttur. bilincin derinlerinde bilinci kontrol s edebilen elementer. kitap. sava¸ a. etnik. kastettigi kolektif bir sey. nefretle beslenen ve nefreti besleyen seydir. kolektif bir seydir. insanların nefslerini (gerçekte büyütme saikiyle) kolektif bir Nefs içinde. devlet. kaplana. vücuda emirler gönderen. (ki bu da tam anlamıyla negatif bir dindir) hiçbir hakikat barındırmaz.

Bir profesör sırf. dogrulugu yanlı¸ lıgı bulunan bir ˘ ˘ ˘ ˘ s ˘ insan –ne kadar büyük biri olursa olsun– bir tanrıya. Tanrı’larına kurban sunma sehvetiyle çılgınla˘ ¸ san. gerçekte ˘ ˘ ˘ tapılan bu Nefs’tir. bazan da ikisi kolkola giriyorlar. ˘ ¸ s putla¸ tırılan her¸ eyde gerçekte tapılan. aslında (Nazizmi görmedigi için) farkında degilse de Nefs’e matuf sözleri. Hakikat Severlik mi? ilahiyatta açıkça Seytan olarak tanımlanan seydir –yani Nefs’tir. okuldan itibaren tüm bir nüfusa dayatılıyor. Bu derece zı¸ vanadan çıkılmı¸ durumda. desteklemesi gereken okullar. Negatif (politik) dinin putunu yıkmak için s de. öteki din (Milliyetçilik/Atatürkçülük) devleti dayatılıyor. insan olmak yerine. desteklenmesi gerekirken. görevinden uzakla¸ tırılıyor. “vatan”. Tanrı kelamı ˘ ˘ yapılıp. Nefs’in hükümranlıgı bu humma üzerinden s ˘ yürüyor ve Atatürk’ün kurdugu. s bu hipnotizmayla ba¸ lıyor. herkes tapmaya zorlandıgında. tam tersine. dipsiz sunagına sürekli kurban s s ˘ isteyen put. Tanrı’larının “intikamına memur” olan tapınak rahiplerinin cadı ¸ avına maruz kalıyor. puta dönü¸ türüls dügünde ve ona tapıldıgında. taptıgı. tam s tersine bir ba¸ ka put. Türk olmayı yeterli sayan. hür aklın ve vicdanın geli¸ tirilmesi. Çocuklarda hür aklı ve vicdanı geli¸ tirmesi. Nefs’e tapıldıgı ˘ ˘ ˙ hiç umursanmadan. ¸ ¸ ˙s I¸ te korumak için bir sürü insanın yırtındıgı.Sonsöz: Vatanseverlik mi. “yabancılar görse. “millet” filan diye isimlendir˘ digi sey: kendi nefsleri ve onu geni¸ letmek için katıldıkları kolektif Nefs. putla¸ tırılan Atatürk dayatılıyor –farklı ruhban s s sınıfı. tapınagı ve çehreleriyle gerçekte hep o aynı puta. (‘Ne mutlu Fenerbahçeliyim diyene’ demekten farksız). Tüm insanlar gibi iyiligi kötülügü. iki kere ikiyi üç ettiren. hakikate aykırı. onun “Ne mutlu Türküm diyene” gibi. Bir din (Islam) devleti yerine. kanun koydugu. 168 . katil de olsa. aynı putperestlik nedeniyle. maktul de olsa. ‘bu adam da kim?’ diye sorar” dedigi için. Atatürkçülükle içeriden yıkılıyor. ˘ ˘ ˘ adam öldürdügü ve “Türklük”. Aynı ˘ hipnotizma ve tapınma. bir ba¸ ka profesörün s s bir TV programında ısrarla ve tekrar tekrar “her sekilde bu adamın yok ¸ olmasını istiyorum” seklindeki çılgın feryadıyla mıhlanıyor.

çocuk pornosuyla ugra¸ anlar vb. kimsenin ˘ ˘ ˘ hakkına tecavüz etmediginin vs. kudurmak ve küçülmekte s s mi kurtulu¸ ? Veya ‘Vay. münferit ˘ görülebilir ve asıl önemlisi.Sonsöz: Vatanseverlik mi. bir insanın yalan söylemediginin. bilinç ikliminde on yedi aylık bir bebege ˘ ˘ tecavüz edilebiliyorsa. orada bir sa˘ katlık var demektir. Halbuki. kamuya. Ve daha beteri su ki. bu gibi seylerin ¸ tek bir örnegi varsa bile (ki dünyanın her yerinde vardır). hep bir din devleti olarak kalıyor. Fakat hakim bir 169 . Ve bunların hepsi her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ ti ve hepsi Müslüman. bu ˘ s kabul edilemez’ diye kı¸ kırtmak. bir de bunları ˘ s ¸ yakalamayan veya (mesela pornocuları) yakalayıp altı ay sonra serbest bırakan bir sistem var. bunu a¸ agıladın’ demeden. Peygamber’e hakaret etmi¸ ler. organ mafyasındakiler. (Atatürkçü ve vatanseverlerden) olu¸ uyor ve her toplulukta bulundugu gibi. sahibini ¸ s ˘ s küçültecegini bir kenara bırakıp. putla¸ tırma fanatizminde. ama geregi derhal yapılıyorsa bunlar arızi. garantisi ve kanıtı olabilir mi? Bu ˘ ülke Türk ve Müslüman insanlardan. seriatı için kelle kesiyor ve her zaman baskı ˘ ¸ hakim kılınıyor. ele¸ tirilebilmesinde degil mi kurtulu¸ ? s s ˘ s Önce kutsalla¸ tırma.) olması. kültürde. rahatça S s ˘ her¸eyin sorgulanabilmesinde. insanlıga malolmu¸ seylere ˘ ˘ s¸ hakaretin ki¸ isel alınamayacagını idrak edememekte ve hakaret kar¸ ıs ˘ s sında siddete ba¸ vurma ilkelliginde mi kurtulu¸ ? Hakaretin. Hakikat Severlik mi? ama asla Türkiye laik olamıyor. zaten kimse bu hunharlıkları övmedigine ˘ göre. pe¸ inden her¸ eyi hakas s s s ret sayma deliliginde. kı¸ kırmak. sonra halka. s ˘ caniler. böyle yaratıklar üreyebiliyorsa. s Bir cografyada. Atatürk’e “bu adam” demi¸ ler’ diye (ki denen s s bu bile degil aslında) çıldırmakta mı? Veya “Ne mutlu Türküm diyene” ˘ demekte mi gerçekten? Atatürkçü. bazan birininki. gerçegi saklamadıgının. bunlar hakim bir bilinç garabeti sayılmayabilir. ‘Vay. bazan digerininki. ‘¸ una hakaret ettin. de Türk ve Müslüman. Türk veya Müslüman (veya milliyetçi/ulusalcı vs. bunlar arasında da katiller. sahtekarlar bulunuyor.

çocuk. Cinayetler. faili meçhul veya belli cinayetler. s in¸ aat. kutsal vatan topra˘ ını ve tabiatını g katleden. karnından sıpayı”. hatta yüce kılabiliyor.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ama kurbanları kurs s tarmaya memur birimlerin tek bir müdahalesince halledilebilecek bu tecavüz kar¸ ısında hukuk. ˘ ¸ mafya vb. beton mezarlıgına döndüren. Batılıya vs. yolsuzluklar. Araba. kadın ve çocuklara hunharlıklar. avrat. deprem teröründen. “at. ama yine de. si˘ lah”. Agalık ve a¸ iret düzeni hâlâ hakim. sever de” vb. bar vb. tarifi hiç yapılmayan –ama “kol kırılır. onu siyasetçi-seçmen-mafya suç ortaklıgına. bebek demeden insanların dinlenme. kabadayılık. tecavüzler sürekli adetten ve töreden sayılıp hakimiyet kazanmı¸ durumda. ˘ ben talan ederim’ diyerek. s çalı¸ ma. uyuma. hasta. Darbeler. yırtıcıla¸ an vasıfsız bir s s s nüfus sürekli hakimiyet kazanıyor. “kızını dövmeyen. köpek. kanser gibi her s yere nüfuz etmi¸ çeteler. yagmalayan. silahlı kutlama ilkelligi. deprem mezarlıgından kurtulmanın ˘ 170 . çocugu katleden. gibilerin gürültü terörü her an ve sürekli insanlara tecas vüz edebiliyor. ˘ belki yüz binlerce veya milyonlarca insanı katledecek ve vatanın kutsal ba˘ ımsızlı˘ ını da iktisaden ve siyaseten yok edecek olan müteahhitler ve g g asıl bunların politikacı ve devlet adamı suç ortaklarıyla. ‘Kürde. ev veya i¸ yeri alarmı. talan ettirmem. belediye hakim degil. ya¸ ama hakkını elinden alabiliyor. “kadının sırtından sopayı. masum veya makul. Hakikat Severlik mi? garabet var: Hür aklın ve vicdanın emrettigi temel ve evrensel degerler ˘ ˘ yerine. “kadın erkegin elinin kiridir”. sırf milli degerler diye. bu ˘ katliamı on yıllardır tüm uyarılara ragmen sürdüren ve yine on binlerce. garabetler. Artan ve daha fazla yozla¸ ıp. polis. ya¸ lı. ˘ yen içinde kalır”. mafya ili¸ kileri ve s s çürümü¸ lük hakim. s ˘ s idamlar ve i¸ kenceler. tüm bu hunharları üretip panzehirini üretmeyen bu sosyal/siyasal sistem hakim. siddet. Çürük zemine s ˘ çürük binalar dikip durmadan on binlerce insanı. ek ˘ ˘ imar izni gibi. ˘ emlak talanına ve ranta kurban eden. içeren– de˘ erler hakimiyet g kazanmı¸ durumda ve sırf milli veya dinî olması bir takım hassasiyets leri haklı. Susurluklar. dizini döver”. Ermeniye. ‘Vatan topragı kutsaldır’ deyip. “baba (veya koca) döver de.

geregi yapılmıyor ˘ ve temizlenmeye gidilmiyor da. ˘ kurumlara ve mıhlayanlarla onların zihniyetlerine kar¸ ı söz söyleyenler. bu duruma mıhlanan Türklüge. cinnet kudurganlıgı son yıllarda öyle körüklenip egemen kılındı ki. çürümü¸ lük ve tecavüzün çok daha vahim. yani kral çırılçıplak. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi. ya azınlık veya istatistikî çogunluk. yapılamıyor. suna buna hakaret ettin!” diye. Türklük. sorumluları. bu ¸ cografyanın insanlarına. bilinç iklimine tecavüz edilirken ve ˘ (bu tecavüzleri gizlemek ve baskı aygıtını elde tutmak için uydurulan. seyircileri Müslüman ve Türk. ortakları. önce kanunla ve bir süredir ¸ de alenen kudurtulan kalabalıklarla gadrediliyor. de tecavüz edilirken. hatta vatansever kahs ramanlar olarak taltif edilmesi vs. taptırılan) o kutsallara. ama etkisiz eleman. tecavüzcülerin yargı önüne bile çıkarılamayı¸ ı. ¸ 171 . Suçlar ve failleri. Listeyi çok uzatabiliriz ve ¸ yolsuzluk. (gayrıme¸ ru) yasal ˘ s s s s s engeller. Türklüge. Ve tüm bu garabetin. putlara da.Sonsöz: Vatanseverlik mi. tapılan. beden yakabilen ve ba¸ ka baskılar uygulayabilen bir s seriat bilinci de hakimiyetini kaybetmiyor. bu duruma dü¸ üs rülmü¸ ve hiç kurtarılmamı¸ ken. Acıtmadan kelle kesip. Hakikat Severlik mi? en basit ve gerçekçi bir yolunu bile açmayan bir garabet hakim. vatana. Bütün bunları yapanlar da Müslüman ve Türk. cinayetlerle taçlanabildi. vatana. “Vay. akıl durduran s örneklerini sıralayabiliriz –televizyon ve gazetelerde zaman zaman açıga ˘ çıkan garabetleri: hukugun i¸ lemeyi¸ i. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi. kültürüne. s tecavüzler ve tecavüzcüler. her¸ey de ortada. çıkarılanların s da ceza almayı¸ ı veya göstermelik cezalar alması. Bütün bu çırılçıplak tecavüz garabetiyle. s s ¸ Ve bu “Ne mutlu Türküm diyene” deyip cana okuma. teca˘ vüzün suçluları. kurumlar vs. kurumlara ˘ vb. i¸ letilmeyi¸ i. kangrene veya en habis kansere veya s s kuduza “münferit” denip bunların hesabı sorulmuyor. s kralın çırılçıplak oldu˘ unu söyleyenler. linç. vatanın gerçek hayrı için söz söyleg yenler. ne˘ ticede tehdit. ama hiçbir s sey yapılmıyor. Bu arada masumlarsa. saldırganlık ve siddetin yanısıra. hatta ba¸ ka bir sey demiyorlar. siddete. sansür. tehdide maruz ¸ bırakılıyor. vatan.

bir ba¸ ka ve çok masum görünü¸ lü bir sorumlu daha var: s s vatanseverlik. sürekli onanıp kutsalla¸ tırılan. ama fazlasının zararlı oldugunu ˘ ˘ 172 . Bu tip suçlamaları yapanlar. öldürebildigi ve bu hunharlıklarda ˘ ˘ ˘ desteklendigi bir cehennemden korumanın– daha gerekli oldugu bir ˘ ˘ noktaya gelindi. Hrant Dink cinayeti ardından genellikle ırkçı/etnik/a¸ ırı milliyetçilik s suçlandı. üzerindeki insanların ve kültü˘ rün. vatanseverliginse tamamen zıt. artık insanları insanlardan korumanın –isteyenin istedigini tehdit edebildigi. bilincin sürekli tecavüze maruz kalmasına ve Nefs’in krallıgına bir ˘ tepki olarak. kanserojen bir bilinç geninin kapkara bir bulut s gibi üzerimize çökertilmesi ve o putun –Nefs’in– krallıgının tescili ol˘ dugu için. hatta yüce bir deger oldugu. iyi bir sey oldugunu savundular. s yüceltilen böylesi fa¸ ist. ˘ ¸ ˘ ama kimsenin vatanseverligi suçladıgını duymadım. bu kadar infial uyandırdı ve bu yüzden “Hepimiz Hrant’ız. ˘ hepimiz Ermeniyiz” sözleri benimsendi –kafaya (kur¸ unla) kakılan bir s Türklüge kar¸ ı. Zira. Ama Nefs’in krallıgını yola çıkaran. Kimileri de milliyetçiligin kendisini ¸ ˘ ˘ suçlayıp. “Türklük” ˘ s ˘ ve “vatan” vs. gerçek milliyetçiligin tamamen ˘ zıt. saglıklı bir demokraside sart oldugu üzere. ve katil Müslüman ve Türk. Vatanseverligin iyi ˘ ˘ ˘ bir sey. s Hrant Dink cinayeti. ba¸ ka bazı kesims lerce de vatan evladı olarak sahiplenildi. vatan kahramanı olarak kameraya alınıp lanse edilebildi. aklı ba¸ ında insanları da kan˘ s dırabilen. vatanseverligin iyi. insanları ˘ ¸ ˘ devletten korumak gerekliyken. iyi bir sey oldugunu savundu. Halbuki. bu cografyanın. diye diye. Hakikat Severlik mi? hatta katillerden biri (Samsun) emniyet dairesinde. suç ve melanetinse bir doz a¸ ımın¸ ˘ ˘ s dan sonra ba¸ ladıgı seklinde bula¸ ıcı bir hipnotizma hakim kılınmı¸ s ˘ ¸ s s durumda. üstelik Atatürk’ün “Vatan toprakları kutsaldır. kaderine terkedilemez” sözü altında. insanlıgı hakim kılma özleminin isyanı olarak.Sonsöz: Vatanseverlik mi. hakikat yerine. cinayetten önce namaz kılmı¸ ve “kutsalına” (Türklüge) hakaret ettigi s ˘ ˘ için bir insanı öldürmü¸ tü.

sıgaranın iyi. adil. hakikat yerine ikame edildikten sonra. ele¸ tiren. kültürde. kims senin magdur edilmemesini. havanın ve suyun temiz ˘ s olmasını. Ya vatansever denebilir mi? Yine hayır. özlüyoruz. semtte. özlemek ve bunlar ugruna söz söylemek ˘ için vatansever olmak gerekmez. mitle. en bayagı ve hunhar yanlarını ortaya çıkarıyor. insanlara vatan haini denebilir ˘ ˘ s mi? Kesinlikle hayır. doganın ve tarihi eserlerin korunmasını. hamasetle. dünyada mutlu olmayı ve kimseye tecavüz etmemeyi. töre cinayetlerinin. hakikat sever olmak gerekir. zaman zaman hayal s s kırıklıgı ve küskünlükle agır ele¸ tiren.Sonsöz: Vatanseverlik mi. yani daha ilk dozundan itibaren melanet yola çıkmı¸ oluyor ve pe¸ inden gelecekler de kaçınılmazla¸ ıyor. çünkü bu saydıklarımı istemek. insanların dürüst. Hakikat Severlik mi? söylemek. mahallede. s Nefs’in dürtülerini uyaran en etkili uyu¸ turucuya dönü¸ üyor. adalet ˘ olmasını. Peki bunları özleyip. sehirde. bunları 173 . (daha fazla dürüstlügün daha iyi olması gibi) daha fazla va˘ tanseverlik de daha iyi ve (en fazla dürüstlügün en iyi olması gibi) en ˘ fazla vatanseverlikse en iyisi olarak pompalanıp. güzel. insanlar s s onu kana kana içip. sanat ve bilimin s geli¸ mesini. hakimiyet s ve kutsiyet kazanıyor. Pe¸ inden de. soludugumuz ha˘ ˘ ˘ yatta. hatta kutsal˘ la¸ tırıldıktan. ˘ ¸ ülkede. ama fazlasının zararlı oldugunu söylemeye ben˘ ziyor. köyde. Vatanseverlik s s s (mesela dürüstlük gibi) bir kez yüce bir deger sayıldıktan. aklı ve vicdanı tamamen uyu¸ tus s rup. iyi ve sagduyulu olmasını. mar¸ la. ba¸ kalarının da mutlu olmasını ve kimseye tecavüz edilmemesini. içinde bulundugumuz çevrede. tam tersi. istis yoruz. hipnotizmayla. bu ˘ yanlarına mazaret buluyor ve hunharlıklar i¸ liyorlar. organ mafyasının son bulmasını vb. yani hakikat yerine ˘ s ikame edilmesiyle. hatta kutsalla¸ tırılmasıyla. depremde insanların ölmemesini. çirkin degil. sava¸ olmamasını. me¸ ruiyet. artık kaçınılmaz s biçimde. Büyük bir gaflet veya hakikate ihanet içinde vatanseverligin yüce ˘ bir deger sayılmasıyla. propagandayla. sırf bu özlemler dogrultusunda ˘ iyile¸ meler olsun diye fikir beyan eden. s Bir çogumuz (ama etkisiz eleman olan çogumuz). güzel bir ˘ ˘ çevrede ya¸ amayı. destanla.

Ame˘ s rika’dan gelecek para yardımını da hesaba katarak. daha s çok sevmekle devam ettiler ve nihayet vatanlarından ba¸ ka hiçbir seyi s ¸ sevmemeye varıp. O zaman Ba¸ bakan Tayyip Erdogan ve kimi s ˘ politika yorumcuları. vatanseverligin daha en ba¸ ta temel degers ˘ ˘ s ˘ lerle. en masum dozunda vatanyorumcuları a¸ ırı milliyetçi filan degildi. cinayete göz yummuyor veya kı¸ kırtmıyor. bu saikler. hakikatle çeli¸ tigine yakın bir örnegi. eger ba¸ ka emeller ve saikler yoksa? Ve böyle bir ˘ s ad verilip. s önce yava¸ yava¸ hipnotize oluyor. kana kana içiliyor. böyle ˘ bir saptırmayla vatanseverlik hakikatin yerine ikame ediliyor ve zehir böylelikle hayat iksiri olarak empoze edilip. vatanlarını sevmekle ba¸ ladılar. I¸ s ˘ severligin tanımı ve bildigimiz tüm temel degerlerle çeli¸ kisi. ¸ Melanetin a¸ ırı. aniden bir günde cinnet geçirmedi. yani bu igrenç katliama ˘ (Türk çocukların azmettiricisi ve ölüme göndericisi olarak) katılmayı istemi¸ lerdi ve hâlâ da kimileri bunun gerçekle¸ medigine üzülüyorlar s s ˘ ki. Amerika’nın Irak’a saldırdıgı s ˘ ˘ ˘ günlerden hatırlayabiliriz. Kimse. Hakikat Severlik mi? özlemek. hayat s s s s ˘ iksiri diye yutulan tatlı bir seyle. vatanseverlik saymakla. Türkiye’nin çıkarına olacagı dü¸ üncesiyle. dünyayı ve kendilerini kana buladılar. Amerika yanında Irak’a girmeyi. yani vatanseverlik nedeniyle. durup dururken gidip cinayet i¸ lemiyor. masum s s ˘ vatanseverlikle ba¸ ladıgına. hakikate ˘ ˘ ˘ s 174 . bir kilise kurmaya ne gerek var. Bu saydıklarımı istemeyi. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil. Ba¸ bakan’ı bilmem ama. çok sevmekle ilerlediler. iktidar saikleridir. ertesi gün aniden bir katil olarak yataktan kalkmıyorlar. istemek için “vatanseverlik” diye bir ad koymaya. fa¸ izmle degil. yava¸ yava¸ s s hipnotize oldular. Nazi Almanyası. hayat iksiri diye yuts s ˘ tukları tatlı bir seyle. örgütlemiyor. etnik veya ırkçı milliyetçilikle. ˙ Insanlar bir aziz kadar safken. ¸ s azmettirmiyor. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil. simdi isimlerini hatırlamadıgım o politika s ¸ ˘ ˙ ste. en özet ifadesiyle ve zaten hiç matah olmayan kelimenin en kötü anlamıyla.Sonsöz: Vatanseverlik mi. ba¸ ka emel ve saikler daima vardır veya s ürer ya da üretilir ki. hakikat severlik degil de. kilise kuruldu mu.

˘ Katliam da. fa¸ izmle ba¸ lamıyor. s ˘ Irak örneginde gerçekle¸ medi. tetigi çekmekle ba¸ lamıyor. henüz yoksa s ¸ ˘ tesis edilmesi gerektigi açık açık savunuluyor ve böylece hakikate iha˘ net. Bu yasaya kar¸ ı ˘ s s söylenen her¸ ey (fa¸ izan bir uygulama olması. fa¸ izmle ve katliamla bitiyor. milliyetçilikle ba¸ lamıyor. fikir ˘ s ˘ ifade etmeyi kanunda ve bilinçlerde yasaklayan yargı ve saldırganlıkla. ama vatanseverlikle çürümenin ger˘ s çekle¸ tigine yakın ve enteresan bir örnek. etnik veya a¸ ırı veya ırkçı milliyet˘ s s s çilikle ba¸ lamıyor. tıpkı Bernard Shaw’un. sansürcülükle. ¸ ˘ Vatan hainligi. vatanseverlik bumerangının devasıysa. yani. bizzat vatanseverlik. “vatan” denen bu cografya ˘ ˘ böyle bir bilinç garabetinin hakim oldugu bir yer yapılacaktı. tetigi çekmekle bitiyor. “Katl sansürün ekstrem biçimidir” [45] diyerek dikkat çektigi üzere. hakikate s s ˘ Hrant Dink cinayetiyle ihanette. jeopolitik. derin devlet bahislerinde s ˘ ˙ ya¸ anıyor. her devletin gizli. yani çü˘ rüme gerçekle¸ ecekti –hakikate her ihanette gerçekle¸ tigi gibi. 301’le ba¸ lıyor. ˘ sonuçta vatana hayır gelmeyecekti. ihanetlerde gerçekle¸ tigi gibi. yetmi¸ mils s yonun tamamı bu suçun ortagı edilecekti. hakikate ihanet nedeniyle çürüme ve dolayısıyla vatana da ihanet gerçekle¸ iyor. bu abuklugun mimarı. Böyle bir katliama katılmakla. illegal fiiller i¸ lemesinin ˘ s me¸ruiyeti ve dolayısıyla derin devletin iyi bir sey oldugu. Bu ölüms s cül döngünün. Ve illegallige me¸ ruiyet kazandırıp vatana da ihanet eden s ˘ s sey. Adalet Bakanı gibilerin s s 175 . böyle bir günah me¸ ruiyet ve hakimiyet kazanacaktı. hakikat akıl s almaz biçimde igfal edilerek. tecavüzle ba¸ lıyor. organ mafyasıyla ihanette vs. faili meçhul cinayetlerle ihanette. jeostratejik veya iktisadi ya da siyasi menfaatler saglanacak olsaydı bile. Iki kere iki. vatanseverlikle ve her tür s s putperestlikle. çünkü “Türkiye” denen bu cog˘ rafyada ve kültürde en temel hakikat çignenecek ve menfaat ugruna ˘ ˘ hunharlık yapma seklindeki böyle bir bilinç garabeti. yani vatanseverlikle. böyle bir kara ¸ bulut. vatansevmezlik degil. hakikat severliktir. Hakikat Severlik mi? ihaneti. akıl almaz biçimde üç ettirilerek.Sonsöz: Vatanseverlik mi.

nefret et” zihniyetinin terkedilmesi s ve Dostoyevski’nin de. vatana. sansürü. s ˘ sansüre ba¸ vuracak ve böylece o çok sevgili milliyetinin temizlenmesine s degil. kirlenmesine yol açacaktır. millete. ama benzer s bir uygulama. aslında Dostoyevski’nin de yasaklanmasını savunuyor durumdalar. büyüyemeyen ve babasıyla. babasını hep mükemmel görmeye ça¸ lı¸ acak. 301’e göre ayrıca. milliyetçilik geni. ˘ Karamazov Karde¸ler yasaklanmadı tabii. o ˘ ˘ ˘ zaman bu belgelenir ki. Eger Dostoyevski ˘ haklıysa. Hakikat Severlik mi? iddiasının aksine. tabii. zaten Dostoyevski’de marazi bir gen de vardır.Sonsöz: Vatanseverlik mi. katarak hakim oldu. s söz konusu bölüm. her¸ eyin de.) bir yana. degilse bile ona tapınıp taptırmaya zorlayacak. uygar Batı toplumlarında muadilinin bulunmayı¸ ı ve s verilen örneklerdeki mahkumiyetlerin tamamen farklı suçlara dayanması vb. Yok eger Dostoyevski haklı degilse. dı¸ lamak. yakla¸ ık iki yüz bin ki¸ iye ˘ s s s 176 . Karamazov Karde¸ler’i de ve s bayraga. dogru ve yanlı¸ tarafları nesnellikle s ˘ s belirlenerek degerlendirilmesi gerekir büyümek için. malesef. atasıyla. bu garip olurdu. ondan temizs lenmek gerekir. hunharlıgı günümüz Türkiye’sinin kültürel bir geni yapmaya ˘ hizmet edildi. soyuyla övünmeye çalı¸ an yeniyetme zavallılıgı. o hunhar geni kınayıp mahkum etmek. g bizzat kendisi hunharca bir durum ve 301’i savunanlar. bu mükemmelen saçma. ama daha acısı su: bu Dostoyevski sansürüyle Tolstoy ¸ sansürlerini ve gazetelerde yogunca i¸ lenip. on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlendi ve böylece hunharlıkları yalanlamak veya mahkum edip dı¸ layarak s temizlenmektense. dine nefretle en agır hakaretleri yagdıran Bir ˘ ˘ ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nü de yasaklamak lazım ki. ya tep. örtbas edip kafayı kuma gömerek sahiplenen ve bizzat kendisi sahtekarlık ve katl karı¸ ımı bir hunharlık olan s sansürle. i¸ in içine bir de yalanı. Dostoyevski gibi dünya kültür mirasının devlerinden birini ve (Türklerle ilgili hunharlık hikayeleri barındırıyor diye) onun en büyük eserini. yani “ya tap. s ˘ yani sövenizmin her türü. ama kendine yeterli bir birey olamayan. bu gen yüzünden abartılara veya toptancı bir nefrete kapılmı¸ olabilir. tersine. hatta yalana.

Halbuki. Milliyetçilerin ve kı¸ kırtanların arasında. apaçık. gayet acı ve adi bir fars sahnelendi: Türklügü ˘ a¸ agılamayı yasaklayan bir kanun ve (kraldan çok kralcılıkla) bu kanunu s ˘ da a¸ an kudurtmalar neticesinde. sansür bilincini. “Katl sansürün ekstrem biçimi˘ dir” yalnızca. krallıgını tama˘ ˘ ˘ men kurması degildir. kirletti. hunharlık. Zehrin ya da asaletin kanda bulunabilecegi s ˘ seklindeki ırkçı ve irrasyonel üslubu bir yana bırakırsak. ama Nazi Almanya’sı ˘ s krallıgının tek biçimi degildir ve ayrıca tek felaket de.Sonsöz: Vatanseverlik mi. hakimiyetini epey arttırmı¸ tır. onun hakimiyet kazanması yeteri kadar fecidir ki. ve Nefs’in krallıgına yönelik. Bu teamülü yaratmak s içinse. bir insan öldürülerek Türk kanının sahiden de zehirli oldugu fiilen ˘ kanıtlanmaya çalı¸ ılıyor. 301 kar¸ıtı basın yayın dünyasınca örtbas edilmi¸ tir [5]. böyle bir cina¸ yet. ˘ Türkiye’de hep güçlü olmu¸ ve son yıllarda. malesef son derece talihs siz kı¸ kırtmalarla. ama hepsinin tama˘ men kurtadamla¸ madıgını umuyor ve uyanmalarını diliyorum. pankartı veya bayragına ya da dindarlıga degil. ama tabii çok daha hunhar ve– inanılmaz. gayet hazin ve ironik bir tuhaflıkla. Hrant Dink cinayetinde de –Dostoyevski ve Tolstoy sansürlerindeki gibi. Türkiye’deki kültür. ˘ tecavüzdür. Türkiye milliyetçilikle s s mi kurulmu¸ tur bilmem ama. her ikisi de susturmaya yöneliktir. Türk kanını zehirli buldugu gerekçes ˘ siyle. ihtiyaç var. bu teamülü yaratmalıdır. ama arkasındaki deh¸ etli ve s etkin hipnotizma bakımından hegemonik. bilinç iklimini gerçekten zehirledi. Hakikat Severlik mi? yutturulmu¸ “Müslüman Tolstoy” aldatmacasını te¸ hir eden çalı¸ malas s s rım da. ve 301 kar¸ ıtları da. ˘ Nefs. yani 301’i mahkum etmeye. ho¸ larına gidenin degil. s ˘ milliyetçilikle batıyor. her¸ eyden önce ˘ ˘ ˘ s sansürlememeye. krallıgını Nazi Almanya’sında kurmu¸ tu. çünkü istatistikî bakımdan münferit. bu sekilde ¸ örnek olmaya. Nefs’in s tamamen ele geçirdigi kurtadamlar var muhakkak. s s Bernard Shaw’un dikkat çektigi üzere. özgürlügün gaspıdır. daima hakikas s ˘ tin tesisine çalı¸ malı. sol yumrugunu kaldırmaya veya bilmemne-izme veya bilmemne ˘ sloganı. ama bu s ˘ 177 . yukarıdaki manzaranın gösterdigi üzere.

ölüm riskine. bu hakaretler yenilir yutulur degil . çünkü fikirler. tartaklanmaya. bu insanların belki ˘ ˘ de sadece (dogru veya yanlı¸ ) inandıkları seyi savunduklarını. hele kutsallar. ˘ ˘ duygulanmalarının sahici. s menfaatleri için vatanı satan hainler olmayabileceklerini. satılıyor . bir an durup dü¸ ünüyorlar mı? ¸ s Ayrıca. . kızgınlıklarına. bölücülük yaptıklarını hâlâ itiraf s s edemiyorlar mı? Cesaretlerini toplayıp. kı¸ kırıp s s kı¸ kırtmakla –‘vatan ku¸ atılmı¸ . . s s s ˘ sıkıntı çıkar . tüm bu manzara kars ˘ g sısında ellerini vicdanlarına koyup. hem daha mutlu. s ˘ haklı olma ihtiraslarına hizmet ettiklerini hiç akıllarından geçirmiyorlar mı? Bögürlerinde kabaran her duygunun hakiki olmayabilecegini. yanıldıgını. Bu i¸ yapılacak mı. hatta ilan etseler. vatan hainleri’ ˘ vb. hem de vatana büyük bir hizmet yapmı¸ . menfaat için insanın kendini tehditlere. belki de kendi menfaatlerine. vurulmaya maruz bırakmasının.Sonsöz: Vatanseverlik mi. en basit mantıga aykırı oldugunu. Sisifus’un s s s Türkiye’de hep a¸ agı yuvarlanan kayası. . Hakikat Severlik mi? da çok zor bir i¸ tabii. s son derece güçlüdür ve ki¸ ilik artık ondan ibaret gibi algılanır. epeyce bir cesaret ve ˘ s ˘ güç gerektiriyor ki bu da. Ve bu zor i¸ in kotarılması lazım. . “Günah” diye bir seyi hatırlamıyorlar ¸ mı –cehennemde yakan “günah”ı degil. yazının s ˘ ba¸ ından beri özetledigim ve aslen herkesin bildi˘ i. . yanlı¸ yaptıgını itiraf etmek. kendileri gibi dü¸ ünmeyen insanları hedef göstermekle. bir sinege bile zarar vermesin ˘ ˘ diye çocuklara “Günahtır” derken kastedilen seyi? ¸ Ermeni soykırımını kabullenen Türk (veya Türkiyeli) vatanda¸ ların. sorum˘ s ¸ luluk ve vicdan geregi. insanlıgı ve ˘ ˘ 178 . vatans da¸ a degil. kı¸ kırtmalarla– yanlı¸ yaptıklarını. ama duygunun sahte ve melun olabilecegini ˘ akıllarından geçirmiyorlar mı?. Nefs’in hipnotizması. ama küçülten degil büyülten ˘ bir i¸ tir. Dolas yısıyla. insanlar sokaga dökülür. ulusalcılar.. günahtan kurtulmak istediklerini. . bu yüzle¸ meyi gerçekle¸ tirebils s seler ve bu itirafı yapsalar. kı¸ kırtıcılar ve digerleri. tutkularına. bir kez olsun yukarı itilecek s ˘ mi? Bütün o milliyetçiler. olmayacaklar mı? Vatana. bir kitlenin övgüsüyle ve kahramanlıkla taltif edilerek ölüme gitmekten çok daha zor.

hele insanların kendi iradeleriyle degil. taarruza gönderin! Veya Einstein’ın.68 Güneydogu’da kangren olmu¸ ve Türkiye’yi de kangren eden. güvenilir ki¸ ilerden olu¸ turulacak ˘ s s seffaf bir komisyona verelim. ba¸ ka s çözüm dü¸ ünmeyerek. Hakikat Severlik mi? bugünkü Türkiye’yi bu günahtan temizlemek istediklerini. hamaset ve inata esir olarak. ‘bölünmez bütünlük’le sıkı¸ tırıp çatlatma ve çürütme s yoluna mı gidiliyor? Hrant Dink cinayetinden sonra. seyler yapmakla. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. neden ölüyor o çocuklar? Bu sart mı? Sart oldugunu ¸ ¸ ˘ savunanlar. Tolstoy’un Anna Karenina’da Fransız ˘ yazar Alphonse Karr’dan alıntıladıgı su sözlere uymalılar: ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. ne ¸ ˘ yapacagız? Bu sava¸ ı sonsuza kadar sürdürmek mi iyi? Tekrar tekrar ˘ s isyanlar çıkması mı iyi? Ba¸ arılabilse bile. özel bir ön cephe birligine. ordakilerin insan s ¸ gibi ya¸ amalarını saglamakla. digerleriyse ele¸ tirip suçlar. agalık ˘ s s ˘ ve a¸ iret düzenini ıslah etmek vb. Peki bu çözüm de mümkün degilse. herkesin önünde s hücuma. [41] 179 . kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben söyledigi su sözlere: ˘ ¸ 68 Talmud’dan aktaran Tolstoy. varlıgımızın mesela üçte birini. bu yolu deneyelim. sehitler için infial ¸ duyulmadıgı yolunda ele¸ tiriler yapıldı. bunun için geç s ˘ degilse ve para lazımsa. psikolojik. mesele hallolabilecekse. ekonomik. akıllarına hiç getirmiyorlar mı? Neden dostun acı söyledigi hatırlanmıyor? ˘ ˘ Bazı arkada¸ ların seni över. s s melanetiyle hayrı arasında– bir muhasebe yapılıyor mu? Yoksa. dü¸ ünmeye çalı¸ anları da vatan haini diye kas s s nunla ve hedef göstermekle susturarak. mecburen askere ˘ gittigi bir yerde bunu savunanlar. övenlerdense uzak dur. ahlaki vs. götürüs leriyle getirisi arasında –vatana. oradakilerin hepsini öldürmek s mi iyi? Bu didi¸ menin siyasi. baskıyla. a¸ götürmek. Oraya okul. böyle bir i¸ için her biri˘ s miz. vatanda¸ a ili¸ kin götürüleriyle getirisi. hastane. ama duyurulamı˘ s yor ki? Gerçekten. i¸ .Sonsöz: Vatanseverlik mi. Duyuluyor. seni suçlas s yanlara yakın ol. vatanı. askerî ˘ s müdahalelerle hallolmayan ve tarihte iki düzine kadar ayaklanmayla azdıgı söylenen bir yara var.

Veya bir ba¸ ka deyi¸ le: Sadece tuhaf kimyasal bis s le¸ imli bir bitkiyi yiyerek ya da bir travma geçirerek ya da belli bir s süre ritmik tam-tam sesleri duyarak ya da belki ailesinden fazla sevgi görerek.] s Baskı ve sıkı¸ tırmayla çatlatma ve çürütme. bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine. vatanseverlik ve ba¸ ka -lik. daha yukarıda özetledigim –cinayet. bilinç sahibi ˘ s s oldu ve kendi kendisinin farkına vardı. dürüstçe. bir ˘ ¸ matematik problemi çözer gibi. 108. kendi içlerindeki günaha dı¸ arıda keçi arayarak. Bedeni ve dürtüleriyle hâlâ kısmen hayvan kalsa da. yozla¸ ma ve baskı arttıkça. bu yozla¸ maların hesabının sorulmaması. Baskıyla insanlar s yozla¸ ıyor. s Kıbrıs. etmeye bileniyorlar. bilimsel bir yakla¸ ımla. deprem. kimseyi vatan haini diye s s hedef tahtasına çevirmeden tartı¸ ılmıyor? s Deprem bir yana. hayatını ben-biz. Ayrıca. hakimiyet kazanmasıyla. Amerikalılık. Kürt (veya PKK) vb. meseleler.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Ermeni. latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. mafya ˘ vs. Hakikat Severlik mi? Bence. vicdanlarının ve haysiyetlerinin s s sesini susturabilmek için. Müslümanlık. hakikat dı¸ ı vaziyetle tarumar olmak çıldırtıcı s s degil mi? Bu halimiz. baskıcının tarafına geçip. beyninde elektro-kimyasal bir degi¸ im ya¸ ayıp. küresel ısınmayla da kıyamet kapıdayken. ama “günah”ı s unutmadan. hâlâ tüm bu akıl ve vicdan dı¸ ı. türü– yozla¸ malarla. sogukkanlı bir sekilde. onu kurban ediyor. bir ba¸ ka yoldan daha s s yürüyor. (Türklük. En azından. o-onlar seklinde parçalayan ¸ 180 . bir gazetede veya dergide bir platform olu¸ turulmuyor ve AB. Hıristiyan˘ lık. Susurluk. -lıklarla) üzerine bindigi küreyi ısıtan s ˘ ˙ insanlıgın genel halinden ne kadar farklı acaba? Insanlıgın su halinden: ˘ ˘ ¸ Bilgi agacının yasak elmasını yiyerek kendi çıplaklıgını farketti ve ˘ ˘ cennetten kovuldu. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli. s. niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. kı¸ kırıp kı¸ kırtmadan. ıslah s s edilmemesi ve me¸ ruiyet. s Bütün bunlar neden umursanmıyor? Neden. sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu.

Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? yeni bilinciyle hayvanlar aleminden kovuldu ve sahip oldugu o yeni ˘ bilince ragmen kendini bilemedigi için, o bilinçle cami avlusuna bıra˘ ˘ kılmı¸ durumda kaldı. Epey zamandır da, kendisini vareden kaynakla s göbek bagını bulma, kayıp cennete geri dönme ve kendini bilme ihtiyacı ˘ içinde –biberon diye minareyi, çanı, vatanı, bayrak diregini, bir önderin ˘ büstünü, sag ya da sol yumrugunu veya bir ba¸ ka putu agzına tıkıp– o ˘ ˘ s ˘ camiyi, kiliseyi, havrayı, futbol takımını, ideolojiyi, önderi, devleti, halkı, bayragı veya vatanı putla¸ tırarak, umutsuzca bunlara tapıyor. O bilinç sa˘ s yesinde ayrı¸ an iyi-kötü, biz-onlar ikileminde iyinin, “biz”in yanında yer s aldıgı, kendisini vareden kaynaga baglandıgı ve kayıp cennetin kapısını ˘ ˘ ˘ ˘ buldugu yolunda kendini ve ba¸ kalarını kandırmaya çalı¸ ıyor, ama as˘ s s lında tüm bunlardan uzakla¸ makta, doyumsuz nefsini geni¸ letme çabası s s içinde, kudret pe¸ inde ko¸ makta, nefsinin, hatta kollektif bir Nefs’in ve s s kudretin kölesi olmakta, hayvani yanının emirlerine boyun egip sürüye ˘ katılmakta ve hayvani bir güç ve haz tatmininin sonu gelmez arayı¸ ı s içinde, arsız bir menfaat, sahiplenme ve lüks i¸ tahının doymak bilmez s fukaralıgı içinde, tüm bu melanet ve irrasyonellik içinde tarumar olup, ˘ tarumar etmektedir. Halbuki, asıl vatanı hakikattir ve o da içinde bir yerlerde olmalı. Acar Burak Bengi 13 Mart 2007

181

Kaynaklar
[1] L. Tolstoy, The Kingdom of God and Peace Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1942. 3 [2] L. Tolstoy, On Civil Disobedience and Non-Violence, çev. Aylmer Maude, Signet, 1967. 3 ˙ [3] Tolstoy’s Letters, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1978. 3 ˙ [4] Tolstoy’s Diaries, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1985. 3 [5] Acar Burak Bengi, Sansürlenen Tolstoy (Tolstoy’un Din Ele¸tirisi ve s s ¸ Türkiye’de Karanlı˘ ın Gücü), Yoku¸ Yayınları, 2007. Su adresten ücg retsiz indirebilirsiniz: http://yokus.yolasite.com/ 3, 8, 24, 32, 42, 177 [6] D. S. Mirsky, A History of Russian Literature, 1927. Alıntıyı yapan Henry Gifford (Leo Tolstoy, A Critical Anthology, Penguin, 1971). 8, 10 [7] L., Tolstoy, What is Art?, çev. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky, Penguin, 1995. 9 [8] L., Tolstoy, Recollections and Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1937. 13

182

Kaynaklar [9] L., Tolstoy, Tales of Army Life, çev. Louise ve Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1963. 16, 17, 21 [10] R. F. Christian, Tolstoy, A Critical Introduction, Cambridge University Press, 1969. 17 [11] Mektubun bu bölümü, R. F. Christian’ın derlemesi dı¸ ında, David s McDuff’ın, The Sebastopol Sketches (Penguin, 1986) çevirisine yazdıgı ˘ önsözde de alıntılanıyor; her ikisinden kombine çeviri yaptım. 18 [12] L. Tolstoy, The Sebastopol Sketches, çev. David McDuff, Penguin, 1986. 18, 19 [13] V. Shklovsky, Lev Tolstoy, çev. Olga Shartse, Progress Publishers, Moscow, 1978. 18 [14] Susan Layton, Russian Literature and Empire (Conquest of the Caucasus from Pushkin to Tolstoy), Cambridge University Press, 1994. 19, 44 [15] L. Tolstoy, What Then Must We Do?, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1934. 46 [16] Alıntıyı yapan Aylmer Maude, Tales of Army Life’ın önsözünde. 22 [17] L. Tolstoy, A Confession and Other Religious Writings, çev. Jane Kentish, Penguin, 1987. 22 [18] F. M. Dostoyevski, Bir Yazarın Günlü˘ ü, çev. Kayhan Yükseler, YKY, g 2001. 24, 36, 37, 42 [19] L. Tolstoy, Anna Karenina, çev. Ergin Altay, Ergin Altay, ed. Orhan ˙ s Pamuk, Ileti¸ im, 7. baskı, 2006. 29, 30, 31 [20] E. J. Simmons, Leo Tolstoy, Vintage, 1960. 47

183

Norton & Company. 311-2. (II) Maria Ilinichna Ul’yanova. OUP. Essays and Letters. 184 . s ˘ onun için de. 1953. s. “On Life”. Farrar. Lenin. Constance Garnett. online ödeme yapamamak gibi bir zorluk ortaya çıktı): (I) V. s. belgeleri sipari¸ im sonuçsuz kaldı ve sadece 2. Grant Richards. s. 1989. David McDuff. 41 [25] Edmund Wilson. s. 26 [23] L. 2003. Wilson. ve David Magarshack çevirisi (Signet. 1961. 2002. Ignat Avsey. ama 1. Tolstoy. Service. 1995). Aylmer Maude. s. 87-8 (çe¸ itli baskıları var). çev. Richard Pevear ile Larissa Volokhonsky’nin ödüllü yeni çevirisi (Penguin. Na chuzhoi storone. çev. 238-9. M. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky. Doubleday Anchor. Lenin’e ili¸ kin bilgilerin kaynaklarını veriyor ˘ s (Rusya Milli Kütüphanesi’nden ısmarladım. Moscow. Oxford University Press. N. Ralph E. Prague. On Life and Essays On Religion. Straus and Giroux. Adrew R. 40 [24] L. 24. Matlaw. bu s paragrafta aktardıgım. 1976. Dostoevsky. Vodovozov. (II) çev. Bu kaynaga ˘ dikkatimi çeken: A. cilt 12. 2000. (The World’s Classics). Ballantine Books. A Biography. 1925. 47 [26] Robert Service. cilt 1. Tolstoy. s. ve 3. 39 [22] Bu ve Anna Karenina’dan yapacagım sonraki alıntı ve özetlerin ˘ ˙ kaynagı su üç Ingilizce çeviridir: George Gibian’ın revize ettigi. Tolstoy. s. The Belknap Press of Harvard University Press. Penguin. 219-20. 1989-91. Vospominaniya o Vladimire Il’iche Lenine. The Brothers Karamazov: (I) çev. To the Finland Station (A Study in the Writing and Acting of History). Aylmer Maude. 1959. 1903. ‘Moe znakomstvo s Leninym’. 2003. 1998. s. 316-7. 2005). belgeyi alabilecegim belirtildi. 2002). 298-9. s. çev. 367. ˘ ¸ ˘ Aylmer Maude çevirisi (Norton & Company. (III) çev.Kaynaklar [21] F. (IV) çev. 177-8. ed. Bantam Classics. MacAndrew.

Tolstoy. Eylül 1945. Quaker Council For European Affairs. 2005. Einstein. OUP. Tolstoy Remembered. 53. Z. Wilson. Alex Aronson ve Krishna Kripalani. Wings Books. 59 185 . Christian Bartolf’un “Tolstoy’s Legacy For Mankind: A Manifesto For Nonviolence” ba¸ lıklı yazısında bulup. Derek Coltman. 54. Elif Çakmak. Kaos s s Yayınları. “The Disarmament Conference of 1932”. The Life of Tolstoy. 1954. Lenin. 2. McGraw-Hill. Ahmes dabad 1969. 52 [31] “Anti-Conscription Manifesto” ba¸ lıklı bildiriyi Christian Bartolf’un s yazısında bulup. 164. çev. European Bureau For Conscientious Objection. 51 [30] Bildiriyi internette. Moscow. yeni g ˙ g bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık). 50. Ballantine Books. I. çev. Calcutta. Lenina. oras dan özetledim. 52 [32] A. 48 [28] Aylmer Maude. s. 47 [27] A. (iki cilt birarada) 1987. Fikirler ve Tercihler. 192. 414. I. (III) V. Bartolf bildiri metnini su kay¸ naktan almı¸ : The Collected Works of Mahatma Gandi. Arion Yayınevi. Einstein. çev. Polnoe sobranie sochinenii V. N. 58 [29] L. 50. 56 [35] Tatyana Tolstoy. Dominik Pamir. 1999. s. Visva-Bharati. cilt.Kaynaklar 208. 55. Tolstoy. çev. Sonja Bargmann. 20-24. Fr. Ideas and Opinions. Bartolf bildiri metnini su kaynaktan almı¸ : Rolland ¸ s and Tagore. ed. Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din de˘ il. cilt 55. oradan çevirdim. Amnesty International ve Wikipedia gibi internet siteleridir. 1958-65. 31. 1977. 180 [33] A. 49. 54 [34] Bu paragraftaki bigilerin kaynakları. 1989. s.

164 [39] Ambrose Bierce. Journals. Peter Sekirin. Nuremberg Diary. 1911.Kaynaklar [36] A. The Rejected Statement. çev. B. internette bulup ˙ Ingilizceden çevirdim. 164. çev. Horizon Press. Part I. The Devil’s Dictionary. Shaw. 1824. çev. New York: Farrar. 1901. Koteliansky ve Virginia Woolf. 3. B. A Calendar of Wisdom. 164 [45] G. 163 [38] James Boswell. Shaw. S. Tolstoy. 2005 164 [41] L. Omega Yayın¸ g ları. (Muss ˘ ˙s tafa Tüzel. 2006) adlı kitabın üçüncü bölümünde de bulunabilir. S. 1998. Straus and Company. Aphorismen zur Lebensweisheit. der.. Perde. Shewing-Up of Blanco Posnet (1911) “Limits to Toleration”. (1904-1910). I¸ Bankası. 164 [40] Ambrose Bierce. 1969. 1947. Cemal Atila. The Life of Samuel Johnson. 164 [44] G. B. Schopenhauer. Emerson. 179 [42] R. Goldenweiser. 175 186 . The Devil’s Disciple. 164 [43] A. Ya¸ am Bilgeligi Üzerine Aforizmalar. Talks With Tolstoy. 1791. 59 [37] Gustave Gilbert. Hodder and Stoughton. Seytanın Sözlü˘ ü. W.

164 ¸ g Birle¸ mi¸ Milletler. 185 Arnold. 131 Concordat. 177. 165. 77 Déroulède. R. 99 Dink. Deutschland über alles.Dizin A Aksakov. 29–31 Amnesty International. VII. 172. 6 Burbonlar. 131 ˙ Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. Martin. 25 Ayastefanos Antla¸ ması. Ergin. 56 Avrupa Konseyi. 55. Matthew. 22 Atatürk(çülük). 94. 104 Seytanın Sözlü˘ ü. 69. 105. 67 D De Vogue. 152 Altay. 167–169. Christian. 70 Boulanger. 56 s s Bismarck. 25 Aleksandr. 175.. 172 Attila. 56 Avusturya-Macaristan. 185 Berlin Kongresi. 52 Buda. 83. 25 Bierce. 17 Cleveland. 79 Christian. 113. 55. Hrant. 115 Buber.. 25 s B Barbusse. 105 187 . 114. 48. F. Ambrose C Charles. 179 Divide et impera. 52 Bartolf. 86 Deutschland. 3. 98. 139 Budizm. Henri. 185 “Anti-Conscription Manifesto”.

19. 98. 42. Susan. 33 Katkov. 6.Dizin Dostoyevski. 164 Eski Ahit. 44 Lenin. 138 Einstein. 185 F Farisi. 25. 177 Bir Yazarın Günlü˘ ü. 52. 176 Tolstoy Ele¸ tirisi. 49 Konfiçyüs. 23. 131. 26. 44–46. 139 Lavisse. 91 Kozmopolitizm. 78 Layton. 24. 6. 42–44 Duhamel. 135 Krasinski. 23. 164 Johnson. 176. 52 Dukhoborlar. 26. 73 s Marseillaise. 120 European Bureau For Conscientious Objection. 98 Louis-Philippe. 26. 50. Alphonse. 72. 176 Karamazov Karde¸ler. 179 Emerson. 24. 164 J Johnson. 35–38. 126 Kürt. 9. Samuel. 22–24. 134 H Heine. 52–56. 164. 136 Fransız Devrimi. 105 M Malevanizm. 51. 54 G Gandi. 149. 141 s 188 . 138. Boris. 48. 82 Kilkov. 24. 59 Göring. 47. 152 Goldenweizer. 34–40. Georges. le (Fransız milli mar¸ ı). 163 L Lahey Konferansı. 48. 139 Konstantinople. 51. 57 Godunov. 34. g 26. 39 s Türkiye’de sansürlenmesi. 42–44. 10. 49. 24. 122 K Karr. 184 Leuchtenberg Dükü. Hermann. 150 Lao-Tsu. 164 Güney Afrika Sava¸ ı. s 35–38. 49 E Edison.

Romain. 58 s Russell. 23. 105 Nazizm. 64 O Osmanlı-Rus sava¸ ı (93 Harbi). 52 Mirsky.. 156 T Tagore. 56. 95 Service. 89. S. 164. 62. 58 Rolland. B.Dizin Maude. Aylmer. 59 Posrednik. 10 S Sikorskiy. V. 168 Novoye Vremya. 51. 8 S N Napolyon. 71. 124 Shaw. 97 Proudhon. 51. Mehmet. 49 P Panayev. 51. 138 s Milletler Cemiyeti. 17. Ba¸ melek. 56 Tolstaya. 47 Severniy Vestnik. 7 Prokofi. 131 Schopenhauer. Robert. 48 A˘ aç Kesme. Aleksandra. 58. 124 Mikail. 3. 52 s Tanrı Çarı Korusun (Rus milli mar¸ ı). (¸ klovski). 152 Q Quaker Council For European Affairs. 33. 44 Pobedonostsev. 52 “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi”. 58. 52 189 . s 23. ˘ ˘ 51 Rus-Japon sava¸ ı. 21 ˘ Salisbury. 175. G. 78. 70. 48.. 48 Sukhotina-Tolstaya. 14 g “Agustos’ta Sivastopol”. Bertrand. 73. D. 127 Port Arthur. 74 Sisifus. 89. 185 R Rhodes. 41 Tolstoy aforoz edilmesi. Cecil. 134 Mickiewicz. 6 Stalin. 98. 21 Panislavizm. 63. Tatyana (büyük kızı). 25. 88. 46 Pugaçev. 9. 67. 123 Tarhan. 49. 164 Selskiy Vestnik. 177 Shklovsky.

26– 38. 50 Türkçe çevirisi. 43. 150 Turgenyev. 48. 8 Sava¸ ve Barı¸. 92–94. Sergey (ortanca abisi). 52 V Vicdani red. 42 Sivastopol Skeçleri. 17. 14 Kazaklar. 23–27. 22. 32.Dizin Anna Karenina. 29–32 “Aralık’ta Sivastopol”. 177 Öyleyse Ne Yapmalıyız?. 9. 40 ˙ “Ilk Adım”. 22. 134. s 141. 14 Hayat Üzerine. 10. 35. 10 s Tolstoy. 82. H. 8. 17. G. 18 Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdeg ˙ dir. 49. 41 ˙ Itiraflar. 178 Türk-Slav. 10 g Çocukluk. 157 Tolstoy Sendromu. 23. Nikolay (babası). 40 Kar Fırtınası. 47 “Mayıs’ta Sivastopol”. 46. 35. 7. 29. 7 Sanat Nedir?. 6 reformcu-sanatçı. 50 “tuhafla¸ tırma”. 22–24. 14. 44 U Unamuno. 54–57 W Wells. 51. 132 Türk-Ermeni. 34. 38. 23 Türk. 17. 47 Çocukların Bilgeli˘ i. 14 Tolstoy. 20 aristokrat. 21 “Müslüman Tolstoy” aldatmacası. 124 Transvaal (Güney Afrika) Sava¸ ı. 23 Çarlık Rusyası’nda sansürlenmesi. 49 s egitimci. 14 Dirili¸. 14–17.. 20. 23. 89 “Sevgi Yasası ve Siddet Ya¸ sası”. 42. 9. s s 26. 14. 145. 18. 8. 18. 14. 14 Delikanlılık. 44. 50. 14 Tolstoy. 35–37. 149. 14. 3 reformcu. 7. 37. 101. 44 Kırım Sava¸ ı. 52 190 . Nikolay (büyük abisi). 46 Polnoe Sobranie Soçineniy. 59 Baskın. 20 Towianski. 20 s kıtlık faaliyetleri. 46. 17. 21. 6 ˘ Gençlik. 23–25.

136. 152 Yeni Ahit. 34. 120. 157 ˙ Isa. 82. 113. 42 Z Zdziechowski. Kayhan. Tatyana Aleksandrovna. s 52 191 . 7. 36. 110. 60 Yekaterina. 42 Yergolskaya. 124 Zola. 77 Zorunlu askerlik. 51–56 “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri”. 37. 13. 147 Y Yasnaya Polyana. 138. 82.Dizin Wilhelm. 35 Yükseler. 38. 139. 40. 17. 14. 8.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful