VATANSEVERL˙GE KARSI I˘ ¸

Lev Nikolayeviç Tolstoy
Çev. ve ed. Acar Burak Bengi

Özgür yazılım LYX ile hazırlanmı¸tır. s Ticari amaç dı¸ında ve hiçbir de˘ i¸iklik yapmaksızın özgürce kullanılabilir. s gs acarbura@gmail.com

˙ Yoku¸ Yayınları, Istanbul, 2007 s

˙çindekiler I
Çeviri Hakkında Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Hristiyanlık ve Vatanseverlik Elestirilere Cevap ¸ Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸ Vatanseverlik ve ˙ktidar I Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? Kaynaklar Dizin 3 6 61 124 130 140 163 182 187

2

Çeviri Hakkında
˙ Tolstoy’un bu kitaptaki makalelerini, Aylmer Maude’un Ingilizce baskılarından (“Christianity and Patriotism” [1]; “A Reply to Criticisms” [2]; “Patriotism, or Peace?” [2]; “Patriotism and Government” [1]) Türkçeye çevirdim. Aylmer Maude, Tolstoy’u sahsen tanımı¸ , Oxford Üniversitesi ¸ s için Tolstoy biyografisi yazıp, ondokuz cilt Tolstoy çevirmi¸ ve çevirileri s (mektupla¸ malarında) Tolstoy’un onayını almı¸ biridir. Maude baskılarıs s nın tüm bu güvenilirligine ragmen, Rusça çevirmeni Koray Karasulu, ˘ ˘ ˙ ricam üzerine, benim Ingilizceden yaptıgım çeviriyi, en yetkin Rusça ˘ baskıyla, 90 ciltlik Polnoe Sobranie Soçineniy ile kar¸ ıla¸ tırarak kontrol s s etti. Yalnız, Karasulu’nun tüm düzeltilerine baglı kalmadım, bunlarda ˘ ve tabii tüm çeviride sorumluluk süphesiz bana ait. ¸ ˙ Önsöz, Sonsöz ve dipnotlardaki tüm çeviriler de bana aittir ve Ingilizceden yapılmı¸ tır, bana ait olmayan çevirileri metin içinde gösterdim. Bir s sey belirtmedigimde, Tolstoy’un mektup ve günlüklerinden yaptıgım ¸ ˘ ˘ ˙ çevirilerin kaynagı R. F. Christian’ın iki¸ er ciltlik Ingilizce derlemeleridir ˘ s [3, 4]. Christian’ın günlük derlemesinin kısaltılmı¸ , sansürlü ve bozuk bir s ˙ Türkçe çevirisi var: Ibrahim Kapaklıkaya’nın Günlükler’i (Anka Yayınları, 2005). [5, s. 90] Bazı kelimelerin (“pantalon” yerine “pantolon”, “yekûn” yerine “yekün”, “bagırsak” yerine “barsak”, “agabey” yerine “abi”, “ıstırap” yerine ˘ ˘ “ızdırap” gibi) sözlüge uymayan yazımları, benim bilinçli tercihlerimdir; ˘ “ıstırap” veya “agabey” gibi kelimeler Türkçede yoktur, sadece Türkçe ˘ sözlükte vardır. Kimsenin “ıstırap” veya “agabey” dedigini duymuyo˘ ˘

3

“Bilmem ne Kilisesi” dedigis s ˘ miz gibi. Veya “makul” derken “a”yı uzun ve “l”yi ince ya da “tarih” veya “mana” derken “a”ları uzun söylüyoruz. Bunlar Türkçede “ızdırap” ve “abi”ye evrilmi¸ tir. kelimelerin nasıl okundugunu göstermek veya ˘ Türkçeyi okundugu gibi yazmak bakımlarından yetersizler ve çeli¸ kili ˘ s i¸ levler üstlenmi¸ ler. kanserojen bir bilinç genidir. “yurtseverlik” veya “vatanperverlik” ve hele “milliyetçilik/ulusalcılık”ı Tolstoy’un ele¸ tirilerinden s sakınmı¸ degilim. ama “kâgıt”taysa sadece “k”yı ince söylüyoruz. Mesela “kâfir”de hem “k”yı ince. bilinçlerden de bir an önce ka˘ ˘ zımak sart. “tevazuu” ˘ ¸ gibi kullanımlar da Türkçeden dü¸ mü¸ tür. Türkiye’de sol kesimin veya bir bölümünün “vatanseverlik”e kötü. Veya “kâretmek” ˘ derken “â”yı uzun ve “k”yı ince. Kakülleri (yani kâkülleri). hiçbir vatan˘ severlik türünü iyi saymıyor Tolstoy ve ben de ba¸ lıkta ve kitap içinde s “vatanseverlik” kelimesini tercih ederken. “hala” ile “hâlâ” veya “askeri” ile “askerî” gibi kimi kelimelerin birbirine karı¸ masını önlemek dı¸ ında kullanmıs s yorum. s 4 . zira karde¸ ler arasında “aga-beylik” (ve süphesiz her tür ¸ s ˘ ¸ agalık). “camii”. Tolstoy’un kullandıgı ˘ ˘ kelime patriotism ve makalelerde de açıkça görülecegi üzere. ama “kârlı” derken sadece “k”yı ince söylüyoruz. Dogru söyleyi¸ leri verebilmek için birçok s ˘ s kelimeyi hem inceltme hem de uzatma i¸ aretleriyle ve farklı sekillerde s ¸ donatmamız gerekirdi. Tolstoy’un TürkErmeni meselesine ili¸ kin bir sözünün anlamını teyit eden. Tolstoy Cemiyeti Ba¸ kanı Prof. çünkü kaküller. ama bunlara atanmı¸ bir s i¸ aret (en azından bugün) yok. Aynı sekilde. hem de “a”yı s s uzun. Toronto s Üniversitesi’nin ünlü Tolstoy uzmanı.Çeviri Hakkında rum. “Bilmem ne Camisi” demeliyiz ve diyoruz. “yurtseverlik”e iyi anlam yükledigini duydum. sadece dogru yazmak degil. s ˘ Katkıları dolayısıyla: Çeviriyi Rusçasından kontrol eden Koray Karasulu’ya. Hele “agabey” s ˘ kelimesini.

aynı yardımı yapmak dı¸ ında kapak fotografını s ˘ ˙ s da temin eden. ˘ s 5 . Yasnaya Polyana müzesi Uluslararası Ili¸ kiler ofisinden Elena Petrova’ya.Çeviri Hakkında Donna Tussing Orwin’e. ve Fransız milli mar¸ ıyla bazı Fransızca bölümleri s çeviren Alper Altug’a müte¸ ekkirim.

s s Aslında reformcu Tolstoy. Pasif direni¸ ve sivil itaatsizlikle Ingiltere’yi dize getiren Gandi de. Ve hangisi daha güçlü. sadece son otuz yılda degil. en ba¸ tan beri ˘ s vardır ve sanatçı Tolstoy’u hem tamamlayan. Lenin tarafından “Rus devriminin aynası” diye nitelenen. her türlü iktidarı lanetleyip. sava¸ ve barı¸ üzerine de yazdı. mevcut egitim sistemlerini reddederek. bu amaçla Avrupa’yı s dola¸ masına. belli degil” türünden yorumlar da yine reformcu Tolstoy’a ili¸ kin˘ s ˙ dir. onunla yazı¸ arak bu ögretilerden etkilenmi¸ s ˘ s ve bunların Budizm ve Hinduizmdeki kaynaklarına ba¸ vurmu¸ tur. i¸ te bu reformcu ˘ s Tolstoy’dur. s s s s sadece dünyanın en büyük romancılarından biri degildir. kendini pedagojik çalı¸ malara vermesine. “Rusya’da iki büyük güç var: Tolstoy ve Çar. s Kiliseyi (her türlüsünü) aforoz eden ve sonra kilise tarafından aforoz edilen Tolstoy da. Bu dönemde yazdıkları. ama bu aynada. bir zihin ve ˘ vicdan reformcusudur da aynı zamanda. entes s resandır. Türkiye’deyse. Batı’da çe¸ itli dillerde yayınlanmı¸ ve Rusya’da s s Rusça olarak da el altından okuyucuya ula¸ mı¸ tır. hatta Sava¸ ve Barı¸’tan önce sanatı tamamen bırakma kararı s s alıp. yüz yılı a¸ kın bir süre sonra ilk kez yayınlanıyor. hem de onunla çatı¸ an bir s unsurdur. çiftligi Yasnaya s ˘ ˘ 6 .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. sadece Sava¸ ve Barı¸’ı yazmadı. siddete dayalı bir ¸ devrimin hayır getirmeyecegini gösteren Tolstoy da. Çarlık Rusyası’nda yasaklanıp. ömrünün son ˘ otuz yılını adadıgı mücadelesi ve bu dönemde yazdıklarıyla. s reformcu Tolstoy’u okuyup. ve “Biz” Kimiz? Tolstoy.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Polyana’da köylü çocuklar için tamamen özgürlükçü bir egitim anlayı˘ sıyla okul açmasına, onlara ögretmenlik yapmasına ve egitim üzerine ¸ ˘ ˘ makaleler yazmasına yol açmı¸ tır. Bu çalı¸ malara tekrar tekrar dönecek s s ve daha ileride reformcu yanı hakimiyeti ele geçirdiginde de halk için ˘ egitici içerikli hikayeler yazacak, Posrednik (Aracı) yayınevini kurup ˘ ucuz ve degerli edebiyat yayınlayacaktır. ˘ Tolstoy’un bu reformcu-sanatçı ikiliginin kökeninde yatan seyse, ha˘ ¸ yatı, kendisine ba¸ rol yazılmı¸ bir senaryo gibi, hatta ba¸ rolünü kendi s s s yazıp oynadıgı bir senaryo gibi algılayan benlik ile aynı benligin bu ˘ ˘ algılamayı yadsıyan bilgisi arasındaki çeli¸ kiyi kuvetle ya¸ amasıydı. s s ˙ uyarınca benci, ikincisi uyarıncaysa özgeciydi. Ilki uyarınca pagan, ˙ Ilki ˙ ikincisi uyarıncaysa ahlakçıydı. Ilki uyarınca (evlenene kadar) kumar ve kadın dü¸ künü, ikincisi uyarıncaysa günlügünde daima ve sürekli s ˘ pi¸ mandı (ve ya¸ lılıgında cinsel perhizi vazetme a¸ ırılıgına gidecekti). s s ˘ s ˘ Kazaklar’da Olenin, ilki uyarınca tabiatla bütünle¸ ir, pagan Ero¸ ka ve s s Luka¸ ka’ya hayranlık duyar, ikincisi uyarıncaysa (daha ziyade umuts suzlugu yüzünden) ba¸ kaları için ya¸ amak ister, ama tüm benligine ˘ s s ˘ hayat enerjisi zerkeden pagan, tutkulu bir a¸ kın diriltmesiyle (tekrar ilki s uyarınca) o isteginin hakiki ve samimi olmadıgını, bir kaçı¸ oldugunu ˘ ˘ s ˘ anlar, yalnız ne var ki, kar¸ ılıksız a¸ kın diriltmesi de geçicidir. Sava¸ ve s s s ˘ Barı¸’ta, ilki uyarınca, güzel Sonya hiç bencil olmadıgı için defolu ve s köylü Karatayev benligini eritip hayat ve insanlıkla bütünle¸ tigi için ˘ s ˘ bilge bulunurlar. . . Ve Tolstoy ilki uyarınca kendini varetmeye yönelir, ama sonunda, yok olacagı gerçegiyle yüzle¸ ip, ikincisi uyarınca bir ya˘ ˘ s sama döner. Benliginin hiçlikte erimesiyle –ölümle– sonuçlanacak bu ¸ ˘ ba¸ rol yanılsamasından vazgeçip, içinde eriyecegi hiçlige kar¸ ı, içinde s ˘ ˘ s eriyecegi hakikatin pe¸ ine dü¸ er. Hayatı, bu hummalı arayı¸ ın ve elde ˘ s s s ettigi ipuçlarına göre ya¸ ama mücadelesinin dramıdır –sürekli a¸ agı ˘ s s ˘ yuvarlanacak bir kayayı sonsuza dek tekrar yoku¸ yukarı yuvarlamaya s mahkum Sisifus’unki, yani, insanlıgınki gibi. ˘

7

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz? Ömrünün son otuz yılında, çogu zaman resmî, kurumsal din ve va˘ tanseverlik (ulusalcılık, milliyetçilik) sekillerinde tezahür eden, hakikat ¸ yerine ikame edilen ve insanların, içinde eriyerek aslında nefslerini geni¸ letmek istedikleri, dolayısıyla insan ve toplum hayatını yönlendirip s tarumar eden, akla da vicdana da aykırı, temel bir irrasyonel elementle –kayayı a¸ agı yuvarlatan pagan tanrıyla, Nefs’le– sava¸ ır. Hem bu eles ˘ s menti besleyip manipüle eden, hem de bu element tarafından üretilen iktidar, devlet, ordu, kilise, ulema vb. gibi hükümran unsurları ve bunlara yanda¸ veya kar¸ ı her tür cebir failini kar¸ ısına alır. Tahrifat ve s s s hurafatını ayıklayıp tüm dinlerin ortak ve hakiki özüne, Tanrı’nın içi˙ ˘ ˘ mizdeki krallı˘ ına dönmeyi, Isa’nın “Dag’daki Vaaz”ı uyarınca “kötülüge g cebirle direnmeme”yi, “dü¸ manını sevme”yi, vicdani reddi, sivil itaats sizligi ve almaya degil vermeye dayalı bir hayat tarzınıysa, kurtulu¸ un ˘ ˘ s yegane güzergahı olarak savunur. O irrasyonel elementin temel tezahürlerinden birine, yani resmî, kurumsal dine ili¸ kin Tolstoy ele¸ tirilerinin bir özetini daha önce vermi¸ tim s s s [5]. Bu derlemeyse, Tolstoy’un vatanseverlik üzerine ele¸ tirilerini bis raraya getiriyor, yani o irrasyonel elementin diger tezahürüne ili¸ kin ˘ s ele¸ tirilerini. Bugün ya¸ asa, o irrasyonel elementin üçüncü ve irrasyonels s ligi en çıplak sekilde gösteren tezahürünü de incelerdi, futbolu! ˘ ¸ D. S. Mirsky, vaiz Tolstoy öncesinde, sanatçı Tolstoy’da da bulunan bu çıplaklı˘ ı i¸aret etme huyunu, sanatına atfen, hakikati etiket ve teamülg s lerden ayıklamak seklinde tanımlıyor [6]. Böylesi bir hakikat arayı¸ ı ¸ s bugün Tolstoy’la öyle özde¸ le¸ mi¸ tir ki, Sanat Nedir?’de formüle ettigi s s s ˘ te¸ hisi, internette rastladıgım üzere, Tolstoy Sendromu diye ve “Olanca s ˘ delile ragmen hakikati görmezden gelme seklinde bir insan davranı¸ ı” ˘ ¸ s açıklamasıyla kavramsalla¸ tırılmı¸ tır: s s
˘ ˘ Sunu biliyorum ki, insanların çogu, sadece zeki sayılanlar degil, ger¸ çekten zeki olanlar, en karma¸ ık bilimsel, matematiksel ve felsefi s ˘ çözümlemeleri anlayabilenler, eger herhangi bir konuda, kimi zaman büyük çabayla olu¸ turdukları bir yargının, gurur duydukları bir s

8

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy; ve “Biz” Kimiz?
˘ yargının, ba¸ kalarına ögrettikleri, üzerine tüm hayatlarını temellens ˘ dirdikleri bu yargının yanlı¸ olabilecegini itirafa zorlayan türdense, en s basit ve bariz bir hakikati çok nadiren anlayabilirler. [7]

Çok sonraları, en karma¸ ık çözümlemelerle ba¸ ı ho¸ en zeki insanlara s s s dair, muhakkak engin tecrübeleri olan ve Tolstoy gibi vatanseverlikle militarizme kar¸ ı duran Einstein, benzer bir te¸ hisi su formülle basitle¸ s s ¸ s tirip me¸ hur edecektir: “Bir önyargıyı yıkmak, atomu parçalamaktan s zordur.” Tolstoy Sendromu’nun te¸ hisine de yol açan ve Tolstoy’un sanatına s en ba¸ ından beri egemen olan bu özellige, hakikati gösterme yöntes ˘ mine, Sovyet edebiyat ele¸ tirmeni Viktor Sklovski “tuhafla¸ tırma” adını s ¸ s veriyor. Tolstoy bugün ya¸ asaydı, bu yöntem uyarınca mesela futbolu söyle s ¸ gözler önüne sererdi: Çelik çomak veya uzun e¸ ek gibi bir oyunken ve s rakiplerin tek farkı üzerlerindeki elbiselerin renkleriyken ve bizzat oyuncular da sürekli o renkleri degi¸ tirip rakip takımlara transfer olurken, ˘ s oyun dı¸ ındakilerin, o renklere ve o renkleri kullanan ticari müesseselere s “biz” veya “bizim takım” diye tapması ve sonuçta oyunun, kazanmak ugrunda her¸ eyi mübah sayan bir sava¸ a dönü¸ erek ahlak erozyonuna, ˘ s s s bilinç garabetine yol açması, oyun dı¸ ındaki insanların birbirini budas ması, bu tuhaf hadiseyi hayatlarının en önemli meselelerinden biri haline getirmesi, bu ugurda devasa miktarlarda para ve emegin harcanması, ˘ ˘ dünyanın en önemli meselesiymi¸ gibi medyada programların, açık s oturumların yapılıp tartı¸ ılması vs. s Aynı yöntemle mesela özel otomobili de söyle tanımlardı Tolstoy: ¸ Hayat kalitesini yükseltme, ula¸ ımı kolayla¸ tırma ve rahatlatma i¸ les s s viyle ortaya çıkıp, pek tabii tam tersine, ula¸ ımı imkansız hale, hatta s i¸ kence haline getiren, yarattıgı bu imkansızlık ve i¸ kence ke¸ meke¸ i s ˘ s s s içinde insanları canavarla¸ tıran, hem dünya kaynaklarını hem de iktisadi s birikimleri berhava eden, ya¸ am alanlarını teneke, plastik, egzoz, asfalt, s

9

yarattıgı o me¸ ˘ ˘ ˘ s hur. aynen “kral çıplak” diyen çocugunki s ˘ gibi. bitirmeden ve revize s etmeden bıraktıgı son çalı¸ masının adı da Çocukların Bilgeli˘ i’dir. küresel ısınmaya hatırı sayılır katkılarıyla dünyayı. kimilerince ˘ ˘ s Einstein dehasının da temel bir unsuru sayılan. Bu ˘ s g çalı¸ mada. Tolstoy’un bir re¸ s s formcu. tuhaflıgı te¸ hir etme. s ˘ ˘ s Tolstoy. ilk eserlerinde de bulunan bu özelligine “tuhafla¸ tırma” diyor. ve “Biz” Kimiz? gürültü. olaganüstü gerçeklik hissini de yine büyük oranda. hayatına tecavüz eden ˘ ˘ bu avantajlar yüzünden kanun koyucuların takdirini fazlasıyla kazanan teneke ve plastik karı¸ ımı sey. çünkü Tolstoy’unki. hayatı yok eden ve cennetin tam aksine cehennem tasvirine uygun tüm bu avantajları yüzünden insanların sürekli yenisini almak için ya¸ ayıp köle gibi s emek harcadıgı. s ¸ Sklovski. bir vaiz olmadan önce. ömrünün son birkaç ayında ba¸ layıp.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ve biz de kiliseye gidecegiz. Yayınlanmı¸ ilk eseri (diger çogu ˘ s ˘ ˘ gibi kısmen otobiyografik) Çocukluk. “her¸ eyi ilk ˘ s kez görüyormu¸ casına yazma”sından. hakikati göstermedir. sanatçılıgının ayırıcı bir niteligini ve gücünü. etiketlerle teamülleri ayıklayıp dünyayı “yaradılı¸ güs nünde Adem’e göründügü gibi” [6] gösterme ugra¸ ından. bu türden bir bakı¸ açısı ve yakla¸ ıma. saf çocuk gözleriyle bakıp ko¸ ullandırılmamı¸ çocuk bi˘ s s linciyle sorgulama yeteneginden alır. bu avantajları daha da arttırmak için satıcıların sürekli ye˘ nisini piyasaya çıkardıgı ve herkesin özgürlügüne. ama aslında Sklovski’nin bu yakı¸ tırması ˘ s ¸ s tuhafla¸ tırma. benim üzerime de bu s ˘ yeni gömlegi geçirdi? ˘ ˘ Anne: Bugün bayram oldugu için. Ilk üç konu¸ ma “Din”. tuhafla¸ tırma degil. yani o irrasyonel elementin iki asli tezahürü üzerinedir: Çocuk: Dadı bugün niçin giyinip ku¸ andı. Çocuk: Ne bayramı? 10 . “Sava¸ ” ve s s s “Anavatan: Devlet” üzerine. kaza cehennemine çeviren. “her¸ eyi varolu¸ prensibi içinde s s s görme”sinden. çocukça sorular sorma özelliginden. bir çocugun gözleriyle bakar hayata ˘ ve 1910’da. çe¸ itli ba¸ lıklar altında çocukları ve kimi zaman da çocuks s s ˙ larla büyükleri konu¸ turur Tolstoy. solumayı imkansızla¸ tırıp insanları s zehirleyen.

demek. Çocuk: Ama hakiki iman ne? Anne: Bizim imanımız. Ma¸ a Orlova [8 ya¸ ında]: “Biz” kimiz? s s Petya: Sen daha çocuksun. çıkıyoruz. Aptalca olan hiçbir seye inanmamalısın. “Biz”. yıldızs s ¸ ˘ ların ötesinde yine yıldızlar var ve gök dedigimiz seyin de sonu yok. Çocuk: Ayinden sonra çikolata yiyecek miyiz? • Karlhen Smit [9 ya¸ ında]: Prusyamız. Orada yıldızlardan ba¸ ka bir sey yok. ve “Biz” Kimiz? Anne: Miraç. ˙manı olmalı. ˘ Çocuk: Ama tuz saçıldı diye biri ölecek dedigimde. neyin olmadıgını nasıl bilecegim? Anne: Hakiki imana inanmalısın.) Galiba saçmalıyorum.) Git. anlamazsın. çünkü o s Tanrı ve Tanrı her¸ eyi yapabilir. s ˘ Çocuk: Ama nereye gitti? Babamın bana söyledigine göre. Çocuk: Nasıl yükseldi? Kanatlanarak mı? ˘ ˘ Anne: Hayır. ülkemizin halkı demek. (Yüksek sesle. aptalca seylere ¸ ˘ inanmamam gerektigini sen kendin söyledin! ˘ Anne: Çok dogru. kanatlanarak degil. I ˘ Çocuk: “Agdı” ne demek? Anne: Yükseldi. s I Çocuk: Neye imanı? ˘ ˘ Anne: Diger insanların söyledigine. babana söyle. gök aslında sadece bo¸ luk. önce biz fethettigimize s göre toprak bize ait.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. 11 . atkını da tak. ¸ ˘ ˘ Çocuk: Ama neyin aptalca olup. ¸ Öyleyse o nereye gitti? Anne (gülerek): Her¸ eyi anlayamaz insan. Rusların bizden toprak al¸ s masına izin vermeyecek! ˘ Petya Orlov [10 ya¸ ında]: Biz de diyoruz ki. demek. Çocuk: “Miraç” ne demek? ˘ ˘ Anne: Efendimiz ˙sa Mesih göge agdı. (Kendi kendine. Bayagı yükseldi i¸ te.

. Ma¸ a: Öyleyse büyümek istemiyorum. hepsi gibi. ama bu oyun ˘ degil. hepimiz gibi. Petya: Hepsinin kendi ordusu vardır ve hepsi kendi halkından vergi toplar. . bizimkiler seyleri tuttu diye –neydi adları. Avusturyak’ın gücendigini ¸ söylüyorlar. ¸ • ˘ Gavrila [u¸ ak ve asker yedegi]: Evet. Bazı insanlar bir ülkeye. Hep beraber olmak s daha iyi olmaz mıydı? Petya: Oyun oynamak için beraber olmak daha iyi. .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Ve her ülkenin kendi çarı I ya da kralı vardır. Karlhen (araya girerek): Ya da Parlamento’su. Gazetelerde bir ¸ ˘ seyler okudum. hepsini anlayamıyorum. istemesen de Russun. sevgili küçük efens s dim. s Ma¸ a: Anlamıyorum. önemli bir¸ ey. ho¸ ça kal! Tanrı bir daha görü¸ memize izin verecek mi acaba? s s ˘ Mi¸ a [efendisinin küçük oglu]: Gerçekten gidiyor musun? s Gavrila: Tabii! Sava¸ var ve ben de yedekteyim. Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Petya: Ne demek? Her ülke farklıdır. s Petya: Küçüksün. Ma¸ a: Ben kime aitim? s Petya: Rusya’ya. ama simdiden inatçısın. s Karlhen: Büyüyünce anlarsın. Ma¸ a: Neden ayrı olduklarını anlamıyorum. ¸ 12 . her insan kendi anavatanını sever. . Ma¸ a: Ama ya istemezsem? s Petya: ˙stesen de. ve “Biz” Kimiz? Karlhen: Her yerde böyledir. Mi¸ enka. s Mi¸ a: Kimle sava¸ ? Kim kime kar¸ ı sava¸ ıyor? s s s s ˘ ˘ Gavrila: Tanrı bilir! Benim anlayacagım sey degil. Ma¸ a: Ama niye böyle ayrılmı¸ lar? s s Karlhen: E çünkü. bazıları da ˘ digerine aittir.

[8] ˙ Tolstoy diger yazılarında da. ˘ Mi¸ a: Ama gitmek istemiyorsun. psikolojik vs. Anavatan ve Ortodoks Dini için. Mi¸ a: Ya onlar da reddederse? s Gavrila: Ellerinden gelmez.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Mi¸ a: Ne tür bir kanun? s Gavrila: Acayip acayip seyler söylüyorsun! Seninle fazla çene ¸ çaldım. çünkü ˘ hem arsızla¸ ıp doyumsuzla¸ arak aleyhe dönen bencillik. Mi¸ a: Niye gelmez? s Gavrila: Niye mi. bırak sava¸ ı s s s onlar yapsın. ¸ ˘ Tolstoy’unsa makalelerde açıkladıgı üzere– be¸ eri. ˘ s cografi. Semaveri son kez hazırlamamın zamanı. dinî. ve “Biz” Kimiz? Mi¸ a: Ama sen niçin gidiyorsun? Çarlar dala¸ tıysa. siyasi. Isa’nın “dönüp çocuklar gibi olmazsanız. degil mi? s Gavrila: Kim karısı ve çocuklarını bırakmak ister? Hem niye böyle iyi bir yerden ayrılmak isteyeyim? ˘ Mi¸ a: Öyleyse niye gidiyorsun? Onlara. 13 . Gavrila: Nasıl gitmeyeyim? Çar... ˘ asla cennetin krallıgına girmeyeceksiniz” sözüne dikkat çeker. niye seni sürükleyip götürürler? s Gavrila: Kumandanların emri. yani tabiatın fa¸ ist yanını haklı çıkaracak s veya hükümran kılacak sekilde ve bilge olmayan çocuklarda görüldügü. Ama bu ˘ bilge ve saf çocuklar kadar bilge ve saf kalmak çok kolay degildir. çünkü kanun böyle. çünkü. sosyal. korunma paranoyasıyla me¸ rula¸ tırılıp yüceltilen sahte ve mütecaviz unsurlar –yardımla¸ ma s s s yerine. ailevi. ko¸ ullar ve odaklarca manipüle ˘ s edilir. sosyal Darwinizmi. hem de hayvani s s saldırganlık dürtüsü ve pagan iktidar saiki gibi. gitmek istemedigini ve s ˘ gitmeyecegini söyle. Emirler verilir ve insan sürüklenip götürülür. ideolojik. Ne yaparlar sana? Gavrila (güler): Ne mi yaparlar? Zorla sürükleyip götürürler! Mi¸ a: Ama kim seni sürükleyip götürür? s Gavrila: Benim gibi adamlar tabii –emir altındaki adamlar! Mi¸ a: Senin gibi adamlarsa.

Çocukluk. s s Napolyon’a kar¸ ı sava¸ ıp Fransızlara esir dü¸ mü¸ tü. Tüm s bunlar. günlügüne su iç çatı¸ ma yansır: “Buraya nasıl s ˘ ¸ s geldim? Bilmiyorum. Hem baba hem de anne s s tarafından yüzlerce yıl geriye giden aristokrat bir ailenin ve gelenegin ˘ bir üyesi olarak yeti¸ mi¸ . ve “Biz” Kimiz? Tolstoy da. aile gelenegine ve ˘ s ˘ büyük abisi Nikolay’ın önerisine uyarak orduya katılıp. hayatına bir yön verememi¸ olmanın çares s sizligiyle ve sefih ya¸ antısından kurtulmak amacıyla. kendini Rusya’nın sahibi hisseden bir gelenege mensuptu. ˘ s 5 Subat 1852 tarihli günlük giri¸ inde de söyle der: “Tuhaftır. Neden geldim? Bunu da bilmiyorum. A˘ aç Kesme. Ingiliz ve Fransız birliklerine kar¸ ı sava¸ tı. g Delikanlılık. kahramanlık ve sava¸ gibi olguları s da bu ilk eserlerinin kimilerinden itibaren sorgulamaya ba¸ lar. bir yıl sonra Baskın’a malzeme olacak Kafkasya macerasının ba¸ ında. sava¸ lara katılmı¸ s s s s s bir aileye. vatanseverlikle me¸ rula¸ tırılıp yüs s s s celtilen ve hüküm süren militarizm. Tolstoy’un. bilge ve saf çocukla çatı¸ an etkenlerdi. Kar Fırtınası gibi ilk eserlerini gönüllü gittigi bu ˘ cephelerde yazmı¸ veya tasarlamı¸ tır. “onsuz bir s Rusya dü¸ ünemiyorum” dedigi Yasnaya Polyana çiftligi de bu dedesinin s ˘ ˘ mirasıydı. anne tarafından dedesi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ Sava¸ ve Barı¸’taki Nikolay Rostov’a model olan babası. Volkonski. en ba¸ tan itibaren. Sivastopol Skeçleri. s 1851’de 23 ya¸ ındayken. giderek birbirleriyle çatı¸ an bir karı¸ ımıydı. Nikolay Tolstoy. s 30 Mayıs 1851’de. çe¸ itli askerî ve idari görevler üstlenmi¸ . kölelere ve büyük çiftliklere sahip bir Kont’tu s s ba¸ langıçta. Bir yıl sonra. kralın çıplaklıgını tümüyle gören bilge s ˘ bir çocuk degildi her zaman. yukarıdaki bilge ve bilge olmayan çocukla˘ rın. Baskın. görs kemli bir ki¸ ilik ve saygın bir eski generaldi. onunla birlikte Kafkasya’ya gitti.” Rusya’nın oraya neden geldigini sormaksa henüz aklına dü¸ mez. Gençlik. Tolstoy bu ko¸ ulların kölesi degildi. Üç yıl Kafkasya’da Samil’e ve iki yıl da Kırım’da Os¸ ˙ manlı. bana en ¸ s ¸ rahatlatıcı gelen sey. Sefih ya¸ amdan tam s s s olarak kurtulamasa da. biyografilerinde aktarılan böylesi bir iklimden etkilenmi¸ ti. sava¸ konusunda çocukken sahip oldugum bakı¸ ¸ s ˘ s 14 . Sava¸ ve Barı¸’taki s s s s s s ya¸ lı Bolkonski’ye model olan. ama kimyası sekillenirs ˘ ¸ ken.

aynen bir adamın uzun endam veya yapılı cüssesine duydukları sekilde mi saygı du¸ yuyorlar. insan karde¸ lerini öldürmeye karar verir? Öfkenin etkisi altında s ˘ bunun yapıldıgını dü¸ ünmek istemi¸ imdir hep. Nitekim 29 Mayıs 1852’de bu sefer de ˘ ˙ “bütün sabah Kafkasya’nın fethini hayal” eder. seçime soylu bir duygunun mu. bilge çocuklarınkine degil. ˘ Cesaret nedir –bütün çaglarda ve bütün milletler arasında saygı ˘ ˘ gören o nitelik? Neden bu iyi nitelige –tüm digerlerinin aksine– bazan ˘ melun insanlarda rastlanır? Tehlikeye sogukkanlı tahammül yalnızca fiziksel bir kapasite mi yoksa ve insanlar da ona. ama tüm o sava¸ anlas s s ˘ rın her daim öfkeli olduklarını varsayamayacagımıza göre. kendisi için belirgin bir avantaj olmaksızın. ne sekilde ve hangi duygunun etkisi ¸ ˘ ˘ altında bir askerin digerini öldürdügüyle ilgiliydim. Austerlitz ve Borodino’daki ordula˘ rın nasıl düzenlendiginden çok. kaybolacagı bir ormana kaçan bir ço˘ ˘ cuga. ve “Biz” Kimiz? açısı –hamaset. hangi duygunun etkisi altında.” Ama belli s ki. ayrılmamasının ˘ ˘ nedeni rütbe ve madalya alma arzusudur.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. paramparça olmak üzere kendini sarp bir yerden a¸ agıya atan bir ata gözüpek denebilir mi. [. ya s ˘ ˘ da cezalandırılmaktan korkup. kendini tehlikeye atmaya. daha da sa¸ ırtıcı ¸ s olanı. Baskın ise aynı yıl su satırlarla ˘ ¸ ba¸ lar: s Sava¸ daima ilgimi çekmi¸ tir: büyük generallerce tasarlanan manevs s ralar anlamındaki sava¸ degil –hayal gücüm böyle devasa devinimleri s ˘ ˘ izlemeyi reddediyordu. sık sık ordudan ayrılmak istedigini yazar günlügüne. Çocuk bakı¸ açısına sık sık geri dönüyorum. . ] Bir insan. yoksa korkaklık mı ˘ ˘ denecegi. ya da rezil olma korkusuyla bebegini öldürüp ceza çarptırımına katlanmak zorunda kalan bir kadına. bunları anlamıyordum– sava¸ ın gerçekligi. . Ona cesaret mi. kendini koruma ve görev duygularını varsaymak zorunda kaldım. bu olabilir mi? Kırbaçtan korkup. ya da övüngenlik yüzünden bir insan karde¸ ini öldürmeye sıvanıp. tersine. s düpedüz öldürmeydi ilgimi çeken. Ve Kafkasya’da gönülllü katıldıgı bir baskından mülhem hikayesi. yoksa bayagı bir duygunun 15 . Ilerki aylarda. kendini öldürülme tehlikesine s maruz bırakan bir adama? Her tehlikede bir seçim vardır.

Yoksa. kendini koruma duygus s ˘ suna dayanan hakkaniyetin bizim safımızda oldugundan kim ku¸ ku s duyar? Bu sava¸ olmasaydı. s ˘ ˘ agır bir Alman aksanıyla. arkada¸ ları. gerekli s I mi?” diye sorunca. ˘ Rusların dag kabilelerine kar¸ ı sava¸ ında. zengin ve kültürlü kom¸ u Rus topraklas s rını vah¸ i ve sava¸ kan kabilelerin soygun. akrabaları. topçulardan ate¸ leme çubugu isteyen su s ¸ genç Almanın safında mı? Hangi allahın belası onu anavatanından 16 .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ mu vesile olduguna baglı degil midir? [9] Daha ileride. Kendini koruma ve dos layısıyla hakkaniyet duygusu kimin safındadır? Su sersefilin safında ¸ mı: Rusların yakla¸ tıgını duyup duvardan eski silahını kapan. ve Kafkasya’ya sırf sans eseri ¸ ve cesaretini göstermek için gelmi¸ . generalin maiyetindeki su suba¸ ¸ yın safında mı? Rusya’da bir ailesi. mutlulugunu olu¸ turan her¸ eyden mahrum edilecegini s s görerek. çaresiz bir kızgınlık içinde ve umutsuz bir feryatla lime lime ceketini yırtıp silahını atan ve pösteki ba¸ lıgını gözlerinin üzerine s ˘ dü¸ ürüp ölüm-¸ arkısını söyleyen ve sadece elindeki bir hançerle s s ˘ kendini dosdogru Rus süngülerine atan bir Cemi’nin safında mı? Hakkaniyet onun safında mı. serfleri ve s ˘ onlara kar¸ ı yükümlülükleri var. cinayet ve baskınlarından s s kim sakınacaktı? Ama iki ayrı insan dü¸ ünün. yoksa tam yanımızdan geçerken pek güzel Fransız sansonları söyleyen. annesi. yakmak üzere Rusların hâlâ ilerledigini görerek. bir iç ses daima “Hayır” kar¸ ılıgını veriyor. sırf en kısa zamanda s yüzba¸ ı rütbesi ve rahat bir mevki edinmek isteyen ve bu nedenle s ˘ dag insanlarının dü¸ manı olan yaver ahbabımın safında mı? Yoksa. ama dag insanlarıyla husumet içinde s olmak için ne bir nedeni ne de arzusu. altıncı bölümde de sunları söyler: ¸ ˘ Sava¸ ! Ne akıl almaz bir olgu! ˙nsanın mantıgı “Haklı mı. karısı ve çocuklarının korkuyla titreyip saklandıkları vadiye yakla¸ tıs ˘ ˘ ˘ gını görerek. Bu s ˘ gayritabii hadisenin sırf inatçı mevcudiyeti onu tabii gösteriyor ve kendini koruma duygusu da haklı. keses ˘ ˘ sine (ancak istemeye istemeye bo¸ altacagı) üç ya da dört mermi s ˘ koyup gavurlarla kar¸ ıla¸ maya ko¸ an ve sürdügü tarlalarla kulübes s s ˘ sini ezmek.

cidden oldugunu her yüzde görebilirdin ve 22. askerler “Öle˘ ˘ ˘ cegiz. Tolstoy yukarıdaki bölümleri Baskın’a dahil etmekten vazgeçmi¸ tir. ˘ ˘ 6 Ocak 1853 tarihli günlük giri¸ i de. yakını Tatyana Aleksandrovna Yergolskaya’ya yazdıgı ˘ ˘ 5 Temmuz tarihli mektuba göreyse: “insanların birbirini öldürdügünü ˘ izlemek tuhaf bir zevk” olsa da. Türkçe çevirilerde de bu bölümlerin ya biri ya da ikisi eksiktir. R. bu tezi destekler niteliktedir: “Sava¸ s s o kadar haksız ve melun bir sey ki. Ve bu göstermelik degildi. ˘ ˘ mahsuscuktan degil. s ˙ nitekim. 5’indeki bombardıman. Tolstoy’un yayına gönderdigi metninse mevcut olmadıgını belirtiyor [10]. 90 ciltlik Tolstoy külliyatında ve bazı Ingilizce çevirilerde bu bölümler yer almaz. . bu bölümler Çarlık Rusyası’nda sansürlenmi¸ tir. sas ¸ 17 . Kaspar Lavrentiç. . çok daha kanlı bir sava¸ ın ya¸ andıgı ve gönüllü gits s ˘ tigi Kırım’dan. ölecek misiniz gençler?” dediginde. Silistre’de her sabah ve ak¸ am saatlerce s bu “muhte¸ em” manzarayı uzaktan seyretmektedirler. ] Bir kez bile çarpı¸ s s s ˘ mada yer almadım. . Ortanca abisi s Sergey’e 20 Kasım 1854’de yazdıgı mektuba göre de. kimi kaynaklarca söylenen dogruysa. ama bu insanları gördügüm ve bu sanlı zamanda ¸ ˘ ya¸ adıgım için Tanrı’ya sükrediyorum. hâlâ gönüllü bir askerdir s ˘ Tolstoy.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ s Hatta. 40-50 yıl sonra vatanseverlik üzerine yazdıgı makale˘ ˘ lere aykırı dü¸ meyecek ve 20 yıl kadar sonra yazdıgı Anna Karenina’nın s ˘ son bölümüyle örtü¸ ecek bu satırlara ragmen. F. ve “Biz” Kimiz? bu ücra bölgeye getirip bıraktı? Su Sakson. Majesteleri! Hurra!” diye bagırdılar. . Bass ˘ ˘ kın’ın sansürlenerek yayınlandıgını ve elyazmasından farklı oldugunu. bu ¸ delipoyraz kom¸ ularla kana susamı¸ ihtilafımıza neden karı¸ sın? [9] s s s Görüldügü gibi.” s Ama 1854’de. Christian da. ] “Öl˘ meniz emredilse. bu çatı¸ ma öyle sürmektedir ˘ s ki. [. Ama Aylmer Maude gibi kimi kaynaklara göreyse.000 ki¸ i halihazırda bu sözü tutmu¸ tu. “Ordudaki sevkin ˘ ¸ tarifi imkansız”dır: Antik Yunan’da bile böylesine kahramanlık yoktu. Kornilov [. içindeki bilge çocukla pagan çocugun çatı¸ ması sürmektedir. onu sürdürenler vicdanlarının sesini ¸ bastırmaya çalı¸ ırlar.

Fransız ve özellikle de Ingiliz askerlere hayranlıgından. ˘ ˘ duygulu bir mesafeden. Sivastopol’u dü¸ mana bırakma niyeti ve ihtimalinin ˘ s zerresi yoktur. Rus subayı egitimsizdir. s Rus ordusu gerçekten iyile¸ meye muhtaçtır: Yiyecek için ayrılan paraya s el koyarak erleri aç bırakmak. önsöz]. [11] ˙ Mektup. Kahramanlar kendilerini seve seve ölüme atmaktadırlar. ¸ ¸ hovardalık ve tehditse saygınlık sebebidir. bunun gerçekle¸ mesi yolunda kullandıkları yöntemlerse tehdit ve zorbalıktır. Rusların kahramanlıklarından ve bir ordu gazetesi çıkarma planından sözeder. Tüm fizikî imkan¸ sızlıklara ragmen. çogu askerlikten ba¸ ka bir meslek s ˘ ˘ s için uygunsuzdur ve hizmette asıl amaçları da para kazanmaktır.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy. Çar’ın ogullarından birine göndermek niyetiyle. tersine. ciddi bir moral zaaf içindedir ve etkin biçimde sava¸ amaz. bu tür ˘ yolsuzlukları ve kötü yönetimi te¸ hir eden. ruhunu. 12. en iyi erzak ve mühimmat için alınan parayla en kötülerini temin etmek vb. 1855’de. pipo içtikleri veya komutanlar onları soyarken seslerini çıkarmaya cüret ettikleri için kırbaçlanan bir ordu. Sivastopol Skeçleri’nin ilkini. Sivastopol’dakileri 18 . aksi imkansızdır. gibi yolsuzluklar yaygındır [13. Sivastopol’da olmak dü¸ üncesi bile. ve “Biz” Kimiz? ˘ dece Rus tarihinin degil. s askerî seref. zorbalık. onla˘ rın “ahlaken ve fiziken” Ruslara üstünlüklerinden. sövalye ruhu ve vatan sevgisi alay konularıdır. Rus insanının gücünü. Tolstoy bu notu göndermez. yaralıların yüce tevazularını ve dayanıklılıgını. “Rus Askeri ve Subayının s Olumsuz Yanlarına Dair Bir Not” yazar (özetlersek): Askerleri. tüm dünya tarihinin en parlak ve sanlı ¸ menkıbesı olarak kalacak. “çocukluk hamasetine geri dönüp”. Orduda iyile¸ meye yardımcı olacak bu yayın Çar’ın iznini alamayacaktır ama. “Aralık’ta Sivastopol”u yazar ve görkemli sava¸ manzaralarını. kahramans lıgını ve fedakarlıklarını. izlenimler seklinde rapor eder. “gurur ve kahramanlık hissinin s ruhunuza nüfuz etmesi ve kanınızın damarlarınızda daha hızlı akması” için yeterlidir. bir yıl önce ortanca abisi Sergey’e mektubunda degindigi ˘ ˘ konuyu i¸ leyerek (komutan Kornilov’un askerlerle konu¸ masını da aks s tararak).

Bu saik. s Bu hazin olay ardından hiçbir elem belirtisi göstermeksizin soguk algınlı˘ gını kaydetmesi enteresan. 13 Nisan’da. s ˘ ˘ bilge veya bilge olmayan. Rus insanında ancak nadiren ˘ yüzeye çıkan. ve de uykusuzluk. günlügüne sunları kaydeder ˘ ¸ Tolstoy: ˘s Tehlikenin degi¸ mez cazibesi ve beraber ya¸ adıgım askerlere ili¸ kin s ˘ s 19 . bir anavatan sevgisidir. ama ruhunun derinliginde gömülü yatan bir hissiyat. pislik ve aralıksız s çalı¸ maya katlanarak bu ko¸ ullarda ya¸ amaya. bir madalya ya s I s da ni¸ an yüzünden veya tehdit edildikleri için katlanmazlar: ba¸ ka s s ve daha yüce bir saik olmalı. bunlar kısa günlük notlar ve s s gerçekte ne hissedip ya¸ adıgını. dar ve bön duys s ˘ gularla ortak bir yanı bulunmadıgı. kendi ya¸ adıgınız bo¸ . tamamen farklı ve daha güçlü bir ˘ ˘ dogası oldugunu artık kavrıyorsunuz. çocuklara siddetin Tolstoy’da iz bıraktıgına ve Tolstoy’un bu ¸ ˘ konuyu eserlerinde tekrar tekrar i¸ ledigine dikkat çekiyor [14]. s ˘ soguk algınlıgına geçmeden önce bir iç geçirip on dakikalık bir melan˘ ˘ koli ya¸ amı¸ mıdır. Her gün top ve bomba saganagı altında ˘ ˘ ˘ benim bulundugum bölgeye geliyordu.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bütün günü böyle bir melankoli içinde mi geçmi¸ tir. Nitekim (benim hafızamda yer etmemi¸ se de) Susan s Layton. muktedir adamlar s s s haline getirmi¸ tir. böyle korkunç ko¸ ullara. ama belki de sadece kendi elemini kaydetmek ˘ istememi¸ tir veya bunu gereksiz bulmu¸ tur. 7 Nisan 1855 tarihli günlük giri¸ inden ögrendigimize göre. s s s bunları bilmiyoruz. top mermilerinin ˘ ˘ saganagı altında. ve “Biz” Kimiz? ˘ harekete geçiren hissiyatın. iç ya¸ antısının apaçık bir tasviri olmayan s ˘ s kelimeler dizisiyle belirlemeye çalı¸ mak çok dogru bir fikir vermeyebilir. Kız. yüz çe¸ it ölüm ihtimaliyle burun burunayken ons ˘ ları. Soguk algınlıgım öyle feci ki hiçbir i¸ e koyulamıyorum. çogumuz gibi böylesi sadece bir ihtimalle burun buruna gelen insanlar kadar sakin ya¸ amaya. Yine de. bu hissiyat. masum çocuklar öldürülmektedir: ˘ Dün sokakta atçılık oynayan bir oglanla kızın yakınına bir top mermisi ˘ dü¸ tü: kollarını birbirlerine doladılar ve birlikte yere yıgıldılar. bir s ˘ ˘ ˘ denizci karısının çocugu. s ˘ bu olaydan altı gün sonra. ˙nsanlar. [12] Bu aradaysa.

Ve bu insanlar –yüce bir sevgi ve fedakarlık yasası ikrar s eden Hıristiyanlar– ne yaptıklarını görüp. kaçınılması gereken kötü ve örnek alınması gereken iyi nerede? Kim hikayenin canisi. kapsamı ve nihai yargısını ortaya koymayan bu notlar. . ölüm ve ızdırap makineleri tekrar gürlü˘ yor. bus s rayı terketmek istemiyorum. . s Bu mektupla aynı yıl yazdıgı. önceki hamaseti giderme çabası ta¸ ır. bu sava¸ ı görmek içindi s s . ] ˘ I¸ Bu hikayede. s ˘ ˘ s Binlerce insan biraraya toplanıyor. O’nun önünde. ˙ste bu defa istedigimi söyledim. Bu hikayelerin Ingilizce çevirisine yazs dıgı önsözde Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre. o sıra fena bir vatanseverlik nöbetine yakalanmı¸ tım. ate¸ kes s sırasında Fransız ve Rus askerlerin dostane konu¸ malarını aktararak s sava¸ ın anlamsızlıgını ve hunharlıgını te¸ hir eder. 20 . s s co¸ ku ve sevinç gözya¸ larıyla karde¸ çe kucakla¸ mıyorlar. [. ama en çok da vatanseverlik yüzündendi. kim kahramanı? Hepsi iyi ve hepsi kötü. Mektup ve günlüklerindeki bu ifadeler. s s gülü¸ üyor. . bilincinin tüm devinimi. itiraf edeyim. denizciler ve bizzat sava¸ ın yöntemleri öyle ho¸ ki. Aylmer Maude’un önsözünde aktardıgı üzere. hemen nedametle diz çökmüyor.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. askerlerin kahramanlıks ları ardında yatan korkular ve övüngenlik saikinden söz eder. konu¸ uyor. . Çar “Aralık’ta ˘ ˘ ˘ Sivastopol”u Fransızcaya çevirtmi¸ ve sava¸ ta Tolstoy’un kollanmasını s s istemi¸ tir. masum kan akıyor ve figanlarla beddualar ortalıgı kaplıyor. kendilerine hayat vermi¸ ve herbirinin ruhuna ölüm korkusuyla iyi ve güzel sevs gisini yerle¸ tirmi¸ olanın önünde. birbiriyle bakı¸ ıyor. Masıy 1855’de s ˘ abisi Sergey’e yazdıgı mektuptaysa söyle der Tolstoy: ˘ ¸ Kırım’a gönderilmem yolundaki ba¸ vurum. özellikle de gerçekle¸ ecek bir taarruzda s yeralmak isterken. s s s s Beyaz bayraklar indiriliyor. hatta onun ötesine de s ˙ geçip pagan çocukla bulu¸ uyor. “Mayıs’ta Sivastopol”da nöbet geçmi¸ tir ˘ s ve Tolstoy. bilge çocukla çeli¸ ip s “Aralık’ta Sivastopol”un hamasetiyle örtü¸ üyor. ve “Biz” Kimiz? gözlemlerim.

s ˘ s ˘ Biz sadece anavatanımızı. dün. Panayev ise. “Mayıs’ta Sivas˘ ˙ topol”u yayıncıya gönderirken yanına bir not ekler Tolstoy: Ilk skeç “Mayıs’ta Sivastopol”un. ] ˘ ˘ Hikayemin –tüm benligimle sevip tüm güzelligiyle çizmeye çalı¸ s ˘ tıgım. “kıyaslanamayacak ölçüde ikincisinden iyi olduguna kani”dir. “kendinden önceki ve sonraki birçokları” gibi. ve “Biz” Kimiz? [. bugün ve yarın hep güzel olan– kahramanı Hakikat’tir. ˘ “Agustos’ta Sivastopol” da yine. bu korkunç kan dökmeyi kı¸ kırtan da biz degildik. gönüllü. s ¸ mükemmel bir mevkiyi. Mesela be¸ inci bölümde. atılabilecek s ba¸ ka bazı bölümleriyse i¸ aretlemi¸ tir. gazeteler ve arkada¸ larının s s mektuplarındaki kahramanlık hikayeleri ve rütbe ve ni¸ an hayalleri yüs zünden “vatanseverlikle tutu¸ an” ve “bu duyguya çok sey feda eden”. hatta sansür ˘ s ˘ heyetince tamamen yasaklanabilecegi korkusunu dahi ta¸ ır. ˘ 1886’dan sonraki hiçbir baskıya dahil edilmeyecek ve Tolstoy. katiyen parçayı yayınlamayın lütfen” der editör Panayev’e. Kendisine ˘ s riskli gibi görünen bölümler için alternatiflerini yazmı¸ . kahramanlıgı hakikat degil. dost çevre˘ sini ve iyi bir evlilik yapma umutlarını terkedip. onları yazılı görmektense yüz kırbaç yemeyi ˘ yegliyorum” diyecektir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama “ho¸ a gitmeyeceginden de emin”dir. bu satırları “her okudugumda. kendi bölgemizi savunuyoruz ve kanımızın son damlasına kadar savunmaya devam edecegiz. on yıllık didinmeyle kurdugu evini. . . ama “Eger i¸ aretlemedigim bös s s ˘ s ˘ lümleri dahi atmaya kalkarlarsa. aktif hizmete yazılan bir gönüllü tasvir edilir. cepheye aylarca ula¸ amayı¸ ı ve yakla¸ tıkça duydugu korkunç s s s ˘ ölüm ve yaralanma hikayeleri yüzünden “küllenen vatanseverlik ate¸ ini” s 21 . hikayenin sansürden geçebilmesi için. yukarıdaki finale su ekin yapılması gerektigini yazar: “Ama bu sava¸ ı ¸ ˘ s ba¸ latan biz degildik.” Panayev’in bu eki. hakikati ˘ ˘ ˘ kahraman yapar. [9] Aylmer Maude’un önsözünde degindigi ve diger çevirmen David Mc˘ ˘ ˘ Duff’ın önsözündeyse daha ayrıntılı aktarıldıgı üzere.

) “hayatla esrik olundugu sürece mümkündür sadece”[17] ˘ ˘ ve hayatın anlamını sorgulayanlar degil. hatta bunlara sansürcülerce farklı seyler eklenir ve ¸ bu skeçler nedeniyle Tolstoy. otuz dört yıl sonra.) s s ˘ s Aylmer Maude’dan ögrendigimize göre.” (sonradan Itiraflar’da söyles s yecegi üzere. [16] Sava¸ ve Barı¸. ama hayır. s s hatta kimilerince “tabiat tarafından yazılmı¸ ” gibidir. “Ya¸ amak. benzer saiks ler ve hayallerle sava¸ a giden genç bir askerin. zavallı bir ödlege dönü¸ mü¸ ve gönüllü olmakla s ˘ s s “en aptalca bir hata” yaptıgını anlamı¸ tır. bilge ve pagan çocuklar arasındaki çatı¸ s s mayı bir sonuca ula¸ tırmı¸ tır sanki. ama Sava¸ ve Barı¸ için de aynı derecede. ˘ s 1889’da bir ba¸ ka subayın Sivastopol anılarına önsöz yazıp. her¸ eyiyle s s s hayat kadar gerçek kıldıgı. 1887. s s 22 . insanlar bunu yapmakla. hayatla uyum içindekiler. Aslında Anna Karenina için söylüyor. “bir sanat eserinden ziyade hayatın kendisi ˘ olarak yarattıgı”1 . ba¸ ı ve sonu bulunmayan o devasa Sava¸ ve Barı¸ ev˘ s s s 1 Matthew Arnold. “Count Leo Tolstoi”. içindeki çatı¸ mayı. Çar himayesinden mahrum kalır. son iki Sivastopol skeçi yogun ˘ ˘ ˘ biçimde sansürlenir. kendini hayatın akı¸ ına bıraka˘ s bilenler. sava¸ deh¸ etiyle somut s s s olarak kar¸ ıla¸ tıgındaki hayal ve ki¸ ilik kırılmasını yine tasvir edecektir. bu geçicidir. arıların ˘ da sonbaharda birbirlerini öldürürken yerine getirdigi ve erkek hayvanların birbirini yok etmesine sebep olan. hayatla mutlu s bir uzla¸ ma (daha ziyade galiplerin mutlu uzla¸ ması) içinde görünür. (Tolstoy. tabiat ananın katil yanına ragmen ve o yandaki çok daha s s ˘ habis unsurlara gözünü dikmi¸ Dostoyevski’nin tersine. “hayatla esrik” kalabilenler kazanır ve mutlu aileler kurar. bunu yapmanın fiziken ve ˘ ˘ ahlaken kötü oldugu dünya kuruldugundan beri bilinirken? Çünkü öylesine kaçınılmaz bir ihtiyaçtı ki. Tolstoy. kimilerince de s ˙ “hayata yazılmı¸ bir kasidedir”.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. 1888. hatta daha fazla geçerli. ve “Biz” Kimiz? tamamıyla kaybetmi¸ . On yıl kadar sonra Sava¸ ve Barı¸’taysa sava¸ üzerine su yargıya varır s s s ¸ Tolstoy: Neden milyonlarca insan birbirini öldürdü. Essays in Criticism. temel zooloji yasasını yerine getiriyorlardı.

Rusya Panislavizmin etkisi altındadır. 1877’de bu ayaklans s malar Rusya’nın katılımıyla Osmanlı-Rus (93 Harbi veya Rus-Türk) sava¸ ına dönü¸ tügünde. kadın ve özellikle çocuklara akıl almaz. s Bulgaristan. reformcu Tolstoy’un dogumu Itiraflar’da gerçek˘ ˘ le¸ ecektir. Tolstoy’un hem kendi çıplaklıs s gını hem de kralınkini görmesiyle ve bilge çocugun öne çıkmasıyla ˘ ˘ sonuçlanacaktır. Türkler ve ˘ s 2 Ölmeden kısa bir süre önce Turgenyev’in Tolstoy’a yazdıgı son mektubundaki ünlü ˘ sözü. Çatı¸ ma güçlenecek ve Sava¸ ve Barı¸ ardından dügümlenmeye s s s ˘ ba¸ layan bir varolu¸ krizi neticesinde. artık kati bir rotaya girmi¸ tir ve “kötülüge cebirle direnmeme” s ˘ akidesi de sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır. yaratma eylemi ve tanrı rolü sona ermi¸ tir. bu hunharlıkları.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ve “Biz” Kimiz? reni sonsuza kadar sürse de. Batı medyasına ˘ da yansıdıgı anla¸ ılıyor). Osmanlı yönetimine kar¸ ı ayaklanırlar. Gazeteler ve kulaktan kulaga dola¸ an ˘ s haberler. Türklerin sivil Slavlara. ama dogum sancıları Anna Karenina’da çoktan ba¸ lamı¸ tır. s o tabiat yasaları. kendis s s sini de. Dostoyevski’nin aynı yıllarda aylık olarak yayınladıgı Bir Yazarın Günlü˘ ü yarı yarıya Panis˘ g lavist propagandayla doludur. Çok sonra buradaki makalelerde vatanseverligin melanetleri diye sayacagı sava¸ ve askerlige dair kanaati. Sırbistan ve Karadag’daki Ortodoks Slavlar. söylentiler ve anekdotlarda. “Rus topragının büyük yazarı”2 Kont Tolstoy’u bile öldürecektir ˘ bir gün. en azından kısmen. ¸ s s • Anna Karenina’yı 1875’de tefrika etmeye ba¸ lar ve aynı yıl Bosna-Hersek. Rusya’nın da ˘ te¸ vikiyle. vaiz. Bu s ˘ s s sancıların konumuzla. Hayat. hayal gücünü zorlayan hunharlıklar yaptıgı anlatılır (bu tür haberlerin. ˙ Bilge çocugun. yani Saava¸ ve Barı¸’ın asıl ba¸ kahramanı. Tolstoy da Anna Karenina’nın son bölümünü s s ˘ yazmaktadır. Dostoyevski de. vatanseverlikle ilgili olanları Anna Karenina’nın son (sekizinci) bölümünde hissedilir. 23 . ˘ ˘ s ˘ Baskın’dan beri içinde kabaran ama sonuçlandırıp kesinle¸ tiremedigi s ˘ kanaati.

s o kadar maharetle. Bunu annelerinin gözü önünde yapmak asıl zevk aldıkları sey. s ˘ titreyen bir anneyi gözünün önüne getir. ˙nsanlar bazan insan vahI setini “hayvani” diye tarif eder. kadın ve çocuklara tecavüz ediyor. ama bu hayvanlara kar¸ ı büyük bir ¸ s haksızlık ve hakaret. ¸ s ˘ Kaplan sadece ısırıp parçalar. yüzünden on santim mesafede tutuyor. degil mi? Bu arada. geçenlerde Moskova’da kar¸ ıla¸ tıgım bir Bulgar. Bebek sevinçle kıkırdayıp parlayan silahı minik elleriyle yakalamaya ˘ ˘ çalı¸ ıyor ve sanatkar aniden silahı dosdogru bebegin yüzüne sıkıp s ˘ minik ba¸ ını paramparça ediyor. genel s s ˘ bir Slav ayaklanmasından korkan Türklerin ve Kafkasyalıların tüm Bulgaristan boyunca yaptıkları zalimlikleri anlattı. yapabilseydi bile. ˙nsanları I kulaklarından çivilemek. asla aklına dü¸ mezdi. bütün yapabilecegi budur. Kollarında bebegiyle. kundaktaki bebekleri havaya atıp annelerinin gözü önünde süngü ucuyla yakalamaya kadar her¸ eyi s yapıyorlar. Köyleri yakıyor. s Türklerin tatlı seyleri çok sevdiklerini söylerler. ve “Biz” Kimiz? Müslümanlara kar¸ ı toptancılıga varan bir öfkeyle ve ayrıntılarıyla Bir s ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nde [18] sık sık anlatır. bir hayvan asla bir insan kadar vah¸ i olamaz. Ama Bulgar’ın bana anlattıkları arasında su sahne özellikle il¸ ¸ ˘ gimi çekti. [5] s 24 . sabaha kadar öylece bırakıp sonra da asıyorlar –akıl almaz her türlü zalimlik. Bu s Türkler ise çocuklara zulmetmekten zevk alıyorlar –ana rahmindeki bebekleri hançerle kesip almaktan. Tam o anda Türklerden ˘ ˘ biri silahını bebege dogrultup. ¸ Türklerin hunharlıklarına ili¸ kin bu hikayeler. Türkler arasında çembere alınmı¸ .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. o kadar sanatkarane bir sekilde vah¸ i olamaz. mazlum Slavları kurtars 3 Ama bu bölüm on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlenmi¸ tir. gülsün diye kendileri gülüyorlar. esirlerini kulaklarından siper kazıklarına çiviliyor. Türkler eglenceli bir oyun ˘ icad ediyorlar. 1878-80 arasında yazdıgı Kag ˘ ˙ ramazov Karde¸ler’in “Isyan” (veya “Ba¸ kaldırı”) ba¸ lıklı bölümündeyse s s s ˙ ˙ Ivan Karamazov’a anlattırır3 (be¸ ayrı ve saygın Ingilizce baskıdan [21] s yaptıgım kombine çeviriyle veriyorum): ˘ Bu arada. Sos nunda istedikleri oluyor ve bebek gülüyor. Sanatkarane. bebegi ok¸ uyor. öldürüyor.

Rusya’nın Ayastefanos Ant˘ s la¸ ması’yla elde ettigi kazanımlar. s uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. [. ] sadece. Sırbistan. ] o zaman da Moskova’da yiyip. Aleks ˘ sandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigimiz üzere. s I [. O zaman da aynı co¸ kunluklar. yani. . Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi. s s 1894’de dile getirdigi bu görü¸ lere. kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. sava¸ taraftarlıgına. [. milyonların s zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması. O zaman da. Diplomatik notalar ve yarıs resmî makaleler ba¸ ladı. bu Karadaglılar. Bulgaristan. Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve iktidar tedricen oyunda s yer almaya ba¸ ladı. (daha önce Tolstoy’un katıldıgı ˘ Kırım Sava¸ ı’nda da oldugu gibi) Avrupa’yı kar¸ ısına alır ve 1878’de s ˘ s Osmanlıları maglup eden sava¸ sonunda. bu olayların cereyan ettigi ve Anna ˘ s ˘ Karenina’yı yazdıgı zaman da pek uzak degildir Tolstoy. ˙lk önce. asıl mesele –Türkiye’ye kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz s kaldılar. Ruslarla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler. Karadag ve Bosna-Hersek ise bagımsızlık veya özerklik kaza˘ ˘ nırlar. . . resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. yüz binlerce masum insanın kıyımı. Romanya. simdi s s ¸ [. içip. en azından o za˘ ˘ 25 . . Sırbistan ayaklandı. . Tolstoy 1894’de. Rusya’ysa s s yayılmacı ve Panislavist politikasıyla. ve “Biz” Kimiz? maya yönelik bir kamuoyu vicdanı sekillenmesine. Berlin Kongresi’ni dayatan Britanya s ˘ ve Avusturya-Macaristan tarafından kısıtlanır. bu kitabın “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı ilk s makalesinde aynı dönem üzerine sunları söyleyecektir: ¸ Türk sava¸ ından önce de. birbirlerine budala seyler ¸ söylediler ve vecd duygularıyla mütehassis oldular. sava¸ s gerçekle¸ ti. birlik ve barı¸ tan s söz edip. aslen sava¸ istemeyen III. . gazeteler gittikçe daha fazla yalan söyledi.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. . ] vatanseverlik timsalleri olarak anılan. Sırplar veya Bulgarların herhangi birinden. ] biz Ruslarla yüzlerce yıldır kimsenin s ˘ hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani bir sevginin s ˘ alevlendigi varsayıldı –Almanlar. . ¸ s ˘ sava¸ gönüllülerinin olu¸ umuna ve Panislavizme hizmet eder. Fransızlar ve ˙ngilizler daima ve I ˘ hâlâ bize.

durumu daha acıklı bir hal s ¸ ˘ almı¸ tır. saglıklı ve enerjikti. s Sekizinci bölümse. ˘ ˘ ˘ Anna’nın daha tutkulu ama kırılgan ruhuna da ne deva olabilmi¸ . Tolstoy tarafından ayrıca yayınlanır ve Dostoyevski tarafından da Bir Yazarın Günlü˘ ü’nde agır biçimde ele¸ tirilir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. iyi egitimli. simdi Slavların hayrı s ¸ 26 . kitabının ba¸ arısızlıgından sonraki ˘ S s ˘ bu en güç zamanda. gibi meseleler yerine “Slav meselesi öne çıkmı¸ tı ve evvelce bu davanın s destekçilerinden biri olan Kozni¸ ev kendini tamamıyla ona adadı. Altı yılda s s yazdıgı kitabı. intihar etmi¸ tir. sadece bir tepki gelmi¸ tir ve o da aleyhtedir. Hayır i¸ leriyle ugra¸ an ve kendisi gibi ihtirassız olan bir genç kızla yakınla¸ mı¸ . ne toplum ne de yazıp çizenler üzerinde. Anna Karenina’ysa “Tüm mutlu s s aileler birbirine benzer. yani Tolstoy’un yukarıda “körükleme” i¸ iyle andıgı. s ˘ s s s ama bu benzerlikleri yüzünden onunla bir ili¸ ki kuramamı¸ tır. ne s cevap verebilmi¸ tir. Ve yedinci bölümde. azınlıklar meselesi. “vatanseverlik timsali” Katkov tarafından reds ˘ dedilir. s s Yazacak ba¸ ka bir seyi de olmadıgı için.” s ˘ O sıra. Anna. Ve bu nedenle.” kıtlık. Aylak kalabalıgın s ¸ s ˘ genelde zaman öldürmek için yaptıgı her¸ ey. g ˘ s • s Sava¸ ve Barı¸ mutlu ailelerle bitmi¸ ti. Anna Karenina’nın son (sekizinci) s s bölümü. kazanma hırsı ve gösteri¸ s s s ugruna harika bir atı zorlayarak mahvettigi gibi. “Zeki. mutsuz bir ailenin s s evlilik dı¸ ı bir a¸ k ya¸ ayan kahramanı. romanı tefrika eden dergi editörü. tüm roman s s kahramanları içinde Tolstoy’a en çok benzetilen Levin’in abisidir. önceden me¸ hur yarı¸ sahnesinde. ama bu enerjisini nereye s ˘ ˘ yöneltecegini bilmiyordu. mensup oldugu çevrede Slav meselesi ve Sırp sava¸ ından s ˘ ba¸ ka hiçbir sey üzerine yazılıp konu¸ ulmuyordu. Kozni¸ ev. ve “Biz” Kimiz? man da sava¸ a kar¸ ıdır. siyasi ve felsefi konularla ˘ hemhal bir fikir adamı olan Kozni¸ ev’le açılır. bir ihtiras adamı degil. a¸ ıgı s s s s s ˘ Vronski. o çok istedigi ˘ ˘ etkiyi yaratamamı¸ tır.” “¸ ansına. spritüalizm vb. ama her mutsuz ailenin mutsuzlugu kendine ˘ özgüdür” [22] diye ba¸ lamı¸ tır. tüm ihtirasına ragmen.

˘ ¸ Kozni¸ ev. bakanlıkları olmayan bakanlar. Fakat bunlarla birlikte. Kendini s s s s ˘ meseleye daha fazla verince. izlendiklerini farkedip caka satan. Pek çok seyin ¸ ˘ lüzumsuz ve gülünç oldugunu görüyordu. Sımarıktır. biri evvelce Moskovalı zengin bir tüccarken. Kozni¸ ev’in deyi¸ iyle. Trende. sürekli birbiri yerine geçerek toplumu me¸ gul etmeye yarayan su son moda oyalanma araçlarından biri s ¸ ˘ haline geldigini görüyordu. karde¸ lerine artık s ˘ ˘ sözde degil eylemde yardım etme arzusu doguruyordu. konu¸ malar. Kozni¸ ev’i sevindiren bir ba¸ ka olgu ortaya s s çıktı: bu. ˘ lüzumsuz ve abartılı çok sey yayınladıgını teslim ediyordu. övüngen gönüllüler de vardır. 22 ya¸ ına s gelmeden büyük bir serveti tüketmi¸ tir. bira. çıgır s ˘ açacak bir husus oldugu daha açık göründü Kozni¸ ev’e. tavernalar –hepsi Slavlara sempatimizin deliliydi. mazlumlara kar¸ ı sempati ve zalims s s lerine kar¸ ı da infial uyandırıyordu. karde¸ i Levin’in çiftligine dogru s s ˘ ˘ yola çıkar. Toplum katiyetle arzusunu dile getirmi¸ ti. pek çok insanın meseleyi övüngen. gelen mektup ve taleplerin hepsini cevaplayamıyordu. konserler. Artık tüm zamanı öyle doluydu ki. s Kendini tümüyle bu büyük davanın hizmetine adadı ve kitabını tamamen unuttu. hanımların s elbiseleri. Kozni¸ ev. kamuoyu tezahürüydü. Ve büyük bir dava için sava¸ an s s ˘ ˘ Sırplarla Karadaglıların kahramanlıgı. tüm ulusta. sarho¸ tur ve kahs ¸ s 27 . gazeteleri olmas yan gazeteciler ve takipçileri olmayan parti liderleri. dostu Katavasov’la beraber. ku¸ kuya yer s s vermeyen ve sürekli artan co¸ kuyu da görüyor ve teslim ediyordu. “milletin ruhu ifade bulmu¸ tu”. Gazetelerin. ˘ ba¸ arısızlarla tatminsizler oldugunu görüyordu: askerleri olmayan s ba¸ kumandanlar. onun devasa boyutlara ula¸ ıp. ve “Biz” Kimiz? için yapılıyordu. konu üzerine konu¸ ulup yazılan çogu seye detaylarda s s katılmıyordu. yemekler. ama toplumun tüm sınıflarını birle¸ tiren ve sempati duyulmaması imkansız olan. s Dinda¸ ve karde¸ Slavların katli. men˘ faatkar saiklerle ele aldıgını da görüyordu. Toplu¸ ˘ mun bu genel galeyanı içinde öne çıkıp herkesten çok bagıranların. Balolar.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Slav meselesinin. sırf birbirin˘ den daha fazla bagırıp dikkati kendi üzerlerine çekmek maksadıyla.

kendini vakfedecek önemli bir i¸ bulmu¸ tur. yıkılmı¸ adam lakırdıları arasında. ve “Biz” Kimiz? ramanlıgından besbelli emindir. Toplumun ˘ ˘ hayrı dogrultusundaki giri¸ imleri tavsamı¸ . çene çalarlar. Gönüllülerin s yarattıgı bu izlenimden rahatsız olan Katavasov. Kiti’yle. ama rütbe alamamı¸ bir askerdir. Kozni¸ ev’le konu¸ masında. sözedip yazıklanır. menfaati söz konusu olma˘ s s dıgında sevkinin de köreldigini görmü¸ tür. Annesi sava¸ ı Tanrı’nın bir s s lütfu olarak görür. Sevdigi kadınla. meselenin Kozni¸ ev’le Levin arasında ˘ s s tartı¸ ılmasına geçmeden önce. hayata yenis s den dönebilecektir (tabii ölmezse). Vronski. Levin’in tamamen farklı ruh alemine s tanık ediliriz. sosyeteyle basının tutumu ve Kozni¸ ev’in sava¸ s s taraftarlıgı tasvir edilmi¸ olur. s ¸ gerçekte konu¸ amadan. Üçüncüsü mütevazı ve samimi. “di¸ inin kes s sintisiz zonklayan agrısı yüzünden sabırsızca çenesini oynatıyordu ve ˘ bu. özsaygısını yeniden kazanabilecek. Ya¸ lı asker. hatta kendi ya¸ adıgı bölgede bir ayya¸ ve s s ˘ s hırsızın bile gönüllü oldugundan sözetmek ister. en azından kısmen. ızdırabını bir çiçek gibi yakasına tutturmu¸ tur s ve bütün bu muzdarip. bu mut˘ s luluguna ragmen giderek artan bir huzursuzluk içindedir. istedigi yüz ifadesiyle konu¸ masına bile mani oluyordu.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. pek naho¸ biçimde böbürlenmektedir. toplumun degi¸ ik kesimlerine mensup farklı ki¸ iliklerde ˘ s s gönüllülerin asıl saikleri. ölmeyi istediginden. sakil teknik terimlerle süsleyerek anlatmaktadır. mutlu bir evlilik yapmı¸ olan Levin. s s ölüme gittiginden. kendisi için ölüm dı¸ ında bir ˘ ˘ s seçenek kalmadıgından vs. bir sürü i¸ e girip çıkmı¸ tır ve bunları tamamen lüzumsuzca s s s uzun uzadıya. zira Vronski bu sayede yapacak. ˘ ¸ ˘ s ˘ atalarından devraldıgı varlıklarını aynı sekilde bayındırla¸ tırarak ço˘ ¸ s 28 . menfaati dogrultusunda. süslü bir ızdırap çekmek˘ tedir. ˘ s Bir ba¸ kası.” ˘ s Böylece. tüm bu gönüllüles ˘ s rin i¸ e yaramazlıklarından. s Bir ba¸ ka gönüllüyse bedbaht Vronski’dir. yolcular arasındaki ya¸ lı ˘ s bir askerin görü¸ lerini ögrenmek ister. ama zevahire aykırı ko˘ nu¸ manın tehlikesini sezerek bir sey söylemez ve böylece Katavasov’la.

s Halbuki “ruh”. ˘ O tarihte kölelik kaldırılmı¸ tır. yine de bazıları topragı kiralayabilmeks s ˘ tedir. Hancı insafsızdır ve köylülerin canı pahasına iste˘ digini almaktadır. Platon’un. inanç ve Tanrı konularıyla bogu¸ maktadır Levin ve nihayet kitaplarda veya akıl yürüterek ˘ s bulamadıgı Tanrı ve inancın izine bir köylüde rastlayıp. [19. 785] s 29 . kendisi neden s öteye beriye ko¸ turarak onların ba¸ ında dikilmektedir? Yakın geçmi¸ te s s s abisinin ölümü. s. ama Ergin Altay. ˘ s s s hayatın dogal akı¸ ı dogal görünmemektedir. ölüm kapıda beklerken. s. “ruh” yerine “Tanrı” demi¸ [19. “öteki dünya” demi¸ . insanlar farklı i¸ te! Kimi sadece kendi ihtiyaçları için ya sar: s ¸ ˘ mesela Mityuka [hancı]. gelecek yıl topragı kiralayıp kiralamayacagını ve ˘ ˘ Fyodor kiranın çok yüksek oldugu cevabını verince de.” “Nasıl yani? Nasıl Tanrı’yı hatırlar? Nasıl ruh5 için ya¸ ar?” dedi s 4 Diger ˘ çevirilere bakmadım. 785]. söz konusu ki¸ inin s ˘ ˘ “ne çe¸ it bir adam olduguna baglı. ya da intihar ¸ ˙ etmelidir. ölüm ve ebedi yokolu¸ bulundugu gerçegiyle yüzle¸ tirmi¸ tir Levin’i. burada da “ruh” yerine. Platon’sa tersine insanlara borç vermekte. bu sekilde s ˘ ˘ s s ¸ ya¸ amak imkansızdır. sadece kendi midesini nasıl dolduracagını ˘ dü¸ ünür.” s “Ama birinin borcunu neden silsin?” “Evet. hatta bazan ˘ birinin borcunu silip. hayatın anlamını kavramalı ve böylece bir seys ¸ tani gücün melun sakası gibi görünmesini engellemelidir. ileride Kozni¸ ev’le tartı¸ masında da Levin’in kullanacagı bir kavram. herkesin önünde sadece ızdırap. kendisi dahil. Levin de uzak bir köydeki topragını bir hancıya kiralamı¸ tır ve ˘ s simdi köylü Fyodor’a. ama bu. s s Tanrı’yı hatırlar. s s ˘ 5 Ergin Altay. kendisi mahrumiyet içine dü¸ mektedir. ve “Biz” Kimiz? cuklarına devretmek için çalı¸ tıgındaysa verim alabilmektedir ve o da s ˘ hayıtını böylece dogal akı¸ ına bırakmı¸ . ama Platon dogru dürüst bir ihtiyardır. Itiraflar’daki Tolstoy gibi. o köyde ya¸ ayan hali vakti iyi ve saygın bir ba¸ ka ¸ s s köylünün. köylülerin durumunda hakiki s bir iyile¸ meye yol açmamı¸ tır. hancının nasıl ˘ ödeyebildigini sorar. hayatın anlamı. ama yine huzur bulamamı¸ tır. Sonuç s itibariyle tüm bunlar. onları tanır. Ruh4 için ya¸ ar.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Fyodor’a göre. bü˘ s ˘ tün o köylüler neden böylesine çalı¸ ıp didinmektedirler.

ihtiyaçları I ˘ ˘ için ya¸ amaması gerektigini söyledi –yani. Bu anlas sılır ve aklî.” [19. Tanrı yolunca. . ve “Biz” Kimiz? ˘ Levin neredeyse bagırarak. tümüyle aynen onun anladıgı sekilde. “hakikat geregince. 786] Buna benzer ba¸ ka örnekler de var bu çeviride. herkesin bildigi gibi: hakikat geregince. Ve sonra o aynı Fyodor. insanlar farklıdır! Sizi alalım mesela. arzuladıgımız sey için ya¸ amamalıyız da. o bilinç iklimini hatırlamı¸ tır. anladıgımız ve bize cazip s ˘ gelen. 30 . s s ˙htiyaçların için degil. ne de tanımlayabildigi s Tanrı için. hayatta an˘ ladıgım her¸ eyden daha açıkça ve tamamıyla anladım ve hayatımda s ˘ bundan asla süphe etmedim. kavranılmaz bir sey ¸ s ¸ ˘ ˘ için ya¸ amalıyız. s. edemezdim de6 Sadece ben de degil. ¸ herkes. bu yan cümleyi de söyle çevirmi¸ : “Hiçbir zaman ku¸ kulanmadım bundan. . Söylediklerinden daha anlamsız ne olabilir? ˙nsanın. tüm dünya. siz de kimseyi incitmezsiniz. . Tanrı için. muglak ve ¸ yanlı¸ buldum mu? s ˘ ¸ Hayır. [. anladım. Tanrı yolunca.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. . ¸ s s Edemem de. dogrulugundan süphe ettim mi? Onları budala. ˘ s ˘ ˘ “Bayagı i¸ te. Peki? Fyodor’un o anlamsız sözlerini anlamadım mı? Ve ˘ ˘ ˘ anlayınca. tek bunu tamamıyla anlıyor. aklî yaratıklar olarak. ] ˘ Fyodor. Bizler. insanın midesi için s ˘ ya¸ amasının kötü oldugunu ve Hakikat için. daha dogrusu ¸ ¸ s ˘ ayılmı¸ . Tanrı için ya¸ amak! Hangi Tanrı için? Tanrı ˘ I s için. Türkçede Tolstoy ve Anna Karenina okunamıyor ve hiç okunamamı¸ s demektir. ˘ Bildiginiz gibi. kimsenin ne anlayabildigi. midemiz için ya¸ amaktan ¸ s ba¸ kasını yapamayız. ruhu için ya˘ sama” seklindeki bu basit sözler sayesinde aydınlanmı¸ tır. dü¸ künler ve muglak kelimeleriyle aynı seyi söyleyerek onun s ¸ üzerine dü¸ ünüp yazan bilgeler– biz hepimiz su tek seyde hemfikiriz: s ¸ ¸ 6 Ergin Altay. tek bundan suphe ¸ etmiyorlar ve bunda daima hemfikirler. ” Levin çok heycanlıdır. hancı Kirilov’un midesi için ya¸ adıgını söylüyor. Diger çeviriler s ˘ de böyleyse. ya¸ aması s s ˘ gerektigini söylüyor ve daha sözün ba¸ ında onu anlıyorum! Ben ve s asırlar önce ya¸ ayan milyonlarca insan ve bugün ya¸ ayanlar –köys s ˘ lüler.

[. o artık iyilik degildir. o inançlara sahip olmasaydım. çünkü zaten ruhumda bulunan ˘ seyi söylediler bana. hepimiz onu biliyoruz. . Ve bu bilgiyi herhangi bir sekilde ¸ ˘ kazanmadım. Hayatımın temel sevinçlerini olu¸ turan seylerden hiçbiri varolmazdı benim için. Aklın çıkarsaması bu. ba¸ kasına yönelik sevgiyi ke¸ fedemezdi. insas ˘ ˘ nın kendi ihtiyaçları için degil. bir sonucu. bana da herkese verildigi gibi verildi. ama biz çok az bir gecikmeyle. kendi ölçüsüne gelmeyen soruma cevap veremezdi. açık ve kesin bir sekilde ¸ ¸ biliyoruz ve bu bilgi akılla açıklanamaz:7 aklın ötesinde. ve “Biz” Kimiz? ˘ ˘ ˘ ne için ya¸ amamız gerektigi ve neyin iyi oldugunda. ] Soruma bir cevap aradım. artık perdeyi açıp. s ˘ ˘ s ˘ 786] 31 . Akıl. Ben ve diger s tüm insanlar.” [19. sebebi yok ve sonuçları olamaz. çünkü bu gayriakli. Tanrı için ya¸ aması gerektigini bilmes seydim? Çalar. Cevabı hayatın kendisi verdi. Ama akıl. öldürürdüm. yine iyilik degildir. s s s s Kozni¸ ev’in su sözlerinde salona giriyoruz: s ¸ 7 Ergin Altay. . neyin iyi. sadece bir seyi sarsılmaz. nasıl ya¸ ardım. s s Slav meselesiyle hemhal olan Kozni¸ ev geldiginde. Öyleyse iyilik. tam tersini söylemi¸ : “Mantıgın açıga kavu¸ turdugu bir bilgidir bu. . sebep sonuç zincirinin ötesindedir. Ama kim ke¸ fetti onu? Akıl degil! Akıl. Tolstoy. yalan söyler. . ˘ neyin kötü olduguna dair bilgimle. ˙yiligin bir sebebi varsa. ˘ ˘ Onu nereden edindim? Kom¸ umu bogazlamayıp sevmem gerektigi s bilgisine varı¸ ım akıl yoluyla mıydı? Çocukken bana böyle söylediler s ve ben de memnuniyetle ona inandım. Levin i¸ te böyle bir s ˘ s ruh hali içindedir. s. sahneyi hazırladıktan sonra.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ] Ne hale gelir. sava¸ ve barı¸ üzerine tartı¸ mayı ba¸ latır. verildi çünkü onu hiçbir yerden alamazdım. varolu¸ ¸ s s mücadelesini ke¸ fetti ve de arzularımın tatmini önündeki herkesi s ˘ ˘ bogazlamam gerektigine dair yasayı. Ve ben onu biliyorum. bir ödülü ˘ I ˘ ˘ varsa. s ¸ [.

“Halk içinde.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.” “Bilmiyorum. sanırım. Üzüntüye kapılıp. Kan ve din karde¸ lerimizi öldürüyorlar. ‘kafir Hacerilerin’8 boyundurugu altında s ˘ ızdırap çeken Ortodoks Hıristiyanlara dair hikayeler canlılıgını koruyor. s ˘ “Evet. [5] ˘ 32 . ama ba¸ kalarında var” dedi Kozni¸ ev keyifsizce s s ˘ ka¸ ını çatarak. Müslümanları ˘ kastediyor. Ben s kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. insanın duyguları tecavüze ugruyor ve s Ruslar bu deh¸ etleri durdurmaya yardım etmek için atılıyorlar. ve “Biz” Kimiz? “Burada bir sava¸ ilanı yok. Bulgarlara uygulanan hunharlıklardan dahi önce ve ben onlara kar¸ ı bir sevgi beslemezken. Biri Konstantin [Levin]. Hıristiyan hissiyatın bir s ifadesi var. ˙ Müslüman soyunun kaynagı sayılan Ismail’in annesi ve Haceriler. Böyle bir sey görseydim.” dedi Levin geçi¸ tirerek. artık bu bir ki¸ isel görü¸ s s 8 Hacer. Slav karde¸ leriyle s s ˘ ˘ degil de. sadece çocuk. bir canavar oldugumu ya da ˘ Karlsbad sularının üzerimde böyle bir etki yaptıgını dü¸ ündüm! Ama s geri dönünce rahatladım.” kar¸ ılıgını verdi Levin. s s ve itiraf etmeliyim ki. kadın ve s ˘ ya¸ lı olduklarını farzedelim. Halk karde¸ lerinin ızdırabını duydu ve sesini çıkardı. “ama ben bunu görmüyorum.” “Belki sende yok. yukarıdaki ve tespit ettigim üzere Rusça orijinaldeki “kafir Hacerîler” ˘ ifadesi. Peki. bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini sormak için s durmazdın. baktıgım bütün Türkçe Anna Karenina’larda. “Yurtdı¸ ında ya¸ ıyor ve gazeteleri okuyordum. sadece Rusya’yla alakalı olan ba¸ kalarının da bulundugunu s gördüm. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. Yolda s ˘ ˘ ˘ yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövdügünü has ˘ yal et. Tüm s s s ˘ Rusya –halk– iradesini ifade ettiginde. sadece insani. öldürürdün. çünkü benim dı¸ ımda.” “Ki¸ isel görü¸ lerin hükmü yok bu hususta. kendimi anlık duygu ma bı¸ rakırdım.” “Ben de” dedi Prens. niçin tüm Rusların s ansızın Slav karde¸ lerine böyle muhabbet duyar hale geldiklerini s ˘ hiç anlayamıyordum.” dedi Kozni¸ ev. 13 çevirinin hepsinde sansürlü.” s “Belki. pe¸ inen söyleyemem. dinda¸ larıs s mız veya karde¸ lerimiz dahi olmadıklarını.

Levin. Prens. Me˘ murlar. epigramlarıyla ünlü romancı ve gazeteci Alphonse Karr’ın Prusya’yla sava¸ tan önce söyledigi su sözü aktarır sonunda: s ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. sekiz s bin rublenin yararına inanmamak da imkansızdır. kilise vaazinde söylenenlere körü körüne ¸ ˘ boyun egdigini savunur. . iradelerini ifade etmek söyle dursun.” Pe¸ inden. s ˘ s böyle bir örnege ihtiyacı bulunmadıgını ve bizzat tanık oldukları üzere. ama aslında o s mevkide yapılacak bir i¸ yoktur: s ˙sinin bir yarar saglayıp saglamayacagını sor. halkın bir s s seyden haberdar olmadıgını. Ama Levin’e göre: ˘ ˘ Seksen milyonluk bir ulusta. ve “Biz” Kimiz? ˘ meselesi degildir. damadı bürokratik ve fuzuli bir mevki elde etmi¸ tir. . ayrıca. Pugas çev’in soygun çetesine katılmaya. Canlı bir örnek olarak yanlarındaki ya¸ lı bir ˘ ˘ s köylüye ba¸ vururlar ve köylü Levin’in tezini haklı çıkararır: sava¸ ıp s s sava¸ mayacakları hususunda dogru karar Çar’a aittir. irade ˘ s gösterdigini ileri sürer. halk iradesi tartı¸ ılır. ˘ ˘ yüzlerce insanın sözkonusu haklı dava ugruna her¸ eyini feda edip. sosyal po¸ zisyonunu kaybetmi¸ onbinlerce insan daima bulunabilir. Levin’in kayınpederi Prens. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. Kiva’ya. . Sırbistan’a gitmeye daima amade. Ama i¸ te. Levin (ve Tolstoy) kanadı. ne üzerine ifade etmeleri ge¸ ˘ ˘ rektigi hakkında en ufak bir fikre bile sahip degildir! O zaman. Kozni¸ ev ise. ögretmenler ve köylülerin binde biri ya¸ ananlardan haberdardır ˘ s belki. simdiki gibi yüzler degil. taarruza gönderin! 33 . özel bir ön cephe birligine. öteki damadından örnek verir. sana en gerekli sey ˘ ˘ ˘ I¸ ¸ ˘ ˘ oldugunu kanıtlayacaktır! Ve dogru sözlü bir adamdır. avare insanlar. . ama geri kalan seksen milyon.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “halk” kelimesinin de çok belirsiz oldugunu savunur. halkın ˘ iradesi oldugunu söylemeye ne hakkımız var? Az ileride. herkesin önünde s hücuma.

mazlum s karde¸ leri için kendini feda etmek üzere ayaklandıgını söyler. sava¸ kanların. Rus halkının. ama bilge çocuga ˘ ˘ ˘ aykırı bir akide –asla “kötülüge cebirle direnmeme” akidesi– de yine ˘ burada sekillenmeye ba¸ lamı¸ tır. cinayet için degil. konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak. o sözlerin Isa’ya yamandıgına inanacaktır) ve gönüllüleri. milliyetçi ve Panislavist dergi editörü Katkov tarafından reddedilmi¸ ve Dostoyevski tarafından da ele¸ tirilmi¸ tir. Isa-kılıç meselesini zaten tuhaf buldugunu (ki sonradan ˘ ˘ ˙ Tolstoy da. vaiz s s s bilge çocugun dogum sancılarını çekmektedir burada. Levin’in söz˘ s ˙ lerini. aslında menfaat ve övüngenlik saiklerine hizmet ettiklerini 34 . “˙nsanlar. Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle. “ruh” ile neyi kastettigini sorar. toplumda i¸ bölümü bulundugu. ¸ s s Tolstoy. fikir adamlarıs s ˘ nınsa gazetelere yazıp kamuoyuna tercüman olması gerektigi yollu bir ˘ savunma getirir ve pe¸ inden. Ama Levin. kılıç getirmek için geldim” seklindeki sözs ˘ ¸ leriyle kar¸ ılar. savunmayı s bahane edip. Levin’se. Isa’nın “Barı¸ degil. Levin’in iç mos ˘ ˙ nologundan. tek bir birey gibi. bu sözlere. tartı¸ maya girmi¸ olmaktan hicap duyup.” diye ekledi. Kozni¸ ev ise. ve “Biz” Kimiz? Kozni¸ ev. sadece son sözlerini cevaplas ˘ makla yetinir: ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki. tanrı için.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Katavasov. s ˘ ˘ ruhu için ya¸ ama” akideleri hâlâ bilincine hükmettiginden. ˘ • Yukarıda çevirip aktardıgım yerleri nedeniyle Anna Karenina’nın bu ˘ son bölümü. s ˘ bu tartı¸ malar öncesinde benligini saran “hakikat geregince. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. vatanseverlerin ve benzerlerinin. s s s anla¸ maya varmanın imkansızlıgını farkederek çekilir. Kozni¸ ev’in s ˘ s Alphonse Karr’a kar¸ ı savunmasını degil. Tolstoy ise. ˘ intikam ve cinai saiklerin esiri olarak tanımladıgını anlarız.

kıs˘ men bilinç sürçmesine. ˘ Ayrıca. sava¸ ın nasıl bir sey oldugunu bizzat ya¸ ayarak bilen Tolstoy s ¸ ˘ s –hunharlık hikayelerindeki muhtemel abartmaları kestirebilecegi gibi– ˘ sava¸ larda hunharlıkların i¸ lenebildigine de evvelce bizzat tanıklık etmi¸ . gönüllülerin gerçek ˘ gönlünü. kimi zaman kendilerinden bile sakladıkları gönlünü tanımı¸ tır. inanç arayı¸ ıyla bogu¸ maktadır ve sonradan tapacagı. s Silistre’de “Türklerin hunharlıklarından korumak için yanımıza aldıgı˘ mız yakla¸ ık 7000 Bulgar ailesi”ni ve “¸ üpheciligime ragmen inanmak s s ˘ ˘ zorunda kaldıgım bir hunharlık”ı dile getirmi¸ tir: ˘ s ˘ Biz i¸ gal ettigimiz çe¸ itli Bulgar köylerini terkeder etmez. orada buldukları ˘ herkesi katlettiler. Bu sürçmelere. ˘ s aynı dönemde Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü tefrika eden Dostoyevski –irrasg yonel Panislavist propagandadan bazan azade– sert ele¸ tiriler getirir. buna bizzat tanık olmu¸ s ˘ s ˙ biridir. ˘ s s Bu kitabın 1894 tarihli ve “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik” ba¸ lıklı mas kalesinden yukarıya alıntıladıgım bölümde Tolstoy. uydurdu ve hararetlendi” diyecektir (ki Dostoyevski’nin inandıgı türden hunharlık hikayelerinin propaganda amacıyla ˘ her zaman uyduruldugu veya abartıldıgı söylenir). ¸ s Tolstoy bu tip hunharlıklar ya¸ andıgını bilen. s s ˘ s üstelik yine buradaki gibi Türklerle Bulgarların rol aldıgı bir örnegini. asla s s ˘ s ˘ “kötülüge cebirle direnmeme” akidesini ezberlemektedir.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Bu konuda tecrübelidir. ama Anna Karenina’yı yazarken. ˘ s kendisi de eski bir gönüllüdür ve diger gönüllüleri. bunların benzerlerini. yukas rıda andıgım ilk hikayelerinde de göstermi¸ tir. bu hikayeler küllen inkar edilmiyor. tutulmasına yol açtıgı anla¸ ılıyor. Bu ezberin. “gazeteler gittikçe ˘ daha fazla yalan söyledi. ˘ ˘ 5 Temmuz 1854 tarihli mektubunda yakını Yergolskaya’ya nakletmi¸ . Kamptan. s s harem için yeteri kadar genç olan kadınlar hariç. Itiraflar’da dile getirecegi varo˘ lu¸ kriziyle. ve “Biz” Kimiz? –ikiyüzlülüklerini– gösterirken ba¸ arılıdır. s Ama bu dogru te¸ hislerinin yanısıra bir bilinç sürçmesi de ya¸ amaktadır. ama Slavlara uygu˘ ˘ lanan hunharlık hikayeleriyle e¸ zamanlı yazdıgı Anna Karenina’nın son s ˘ bölümünde. bu hikayelerin küllen yalan s s oldugu iddiasına dayandırılmıyor. Türkler girip. sava¸ kar¸ ıtlarının savunmaları. süt ve meyva temini için gittigim bir köy vardı ve bu sekilde yok edilmi¸ ti. s 35 .

bir kadın ya da bir çocugun s ˘ ˘ dövülmesini degil. ayrıca. bütün ülke˘ ˘ ˘ lerin. böyle s ˘ ˘ s 36 . ku¸ kusuz bu anlamsız bir çıkı¸ . simdi binlerce görgü tanıgının dogruladıgı bir gerçek. tartı¸ ılan buydu. Levin galip gelsin diye Tolstoy’un burada Kozni¸ ev’e yanlı¸ s s bir örnek verdirdigini yazar (Kayhan Yükseler’in [YKY] çevirisiyle [18. . ] “Ben kendim halkım ve bunu hissetmiyorum. Böyle bir sey görseydim. . çünkü dövülen bir kadına s s yardım ederken kim sarho¸ ları öldürmeyi dü¸ ünür ki? Kurtarmak için s s ˘ ˘ atılır. i¸ kencelerden konu¸ uyorlar. s ˘ “Evet. öldürürdün. . Levin’e yönelttigi soru da yanlı¸ . ˘ kar¸ ıla¸ tırma yanlı¸ . Levin’e. ] Slavların ugradıgı sınırsız i¸ kence ve acıların s ˘ ˘ tümüyle gerçek oldugu biliniyordu. sanırım.” [. [. .” Dostoyevski. gerçegin ta kendisi.” “Bilmiyorum. Bu bir ¸ ˘ ˘ buçuk yılda Slavların maruz kaldıgı vah¸ et üzerine ögrendiklerimiz. ˘ s çünkü gündemde olan. kendimi anlık duyguma bı¸ rakırdım. Kozni¸ ev.” kar¸ ılıgını verdi Levin. onun üzerine atılır ve kurbanı savunurdun!” “Ama adamı öldürmezdim. Oysa mesele hiç de sokak kavgası falan degil. hunharlıklar kar¸ ısında insanın infial s s duydugunu ve Rusların da kurbanları bu hunharlıklardan kurtarmak ˘ için atıldıklarını ileri sürüyor ve su örnegi veriyordu: ¸ ˘ ˘ ˘ “Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un bir kadın ya da çocugu dövs ˘ ˘ dügünü hayal et. s en hastalıklı. Slavlardan. Levin “Ama öldürmezdim!” diye itiraz ediyor. ve “Biz” Kimiz? Yukarıdaki bölümde. öldürmeye degil. bir kadının sarho¸ lar tarafından dövüldügünü görse. ˘ 920] aynen aktarıyorum): ˘ Kozni¸ ev ısrarla. bu adama sava¸ ilan edilip edilmedigini s sormak için durmazdın. Kozni¸ ev “Hayır. öldürürdün!” diye s diretiyor.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. i¸ kenceyle parçalanmasını gündeme getirmeliydi. s s ˘ Levin’in hemen atılıp kadını kurtaracagını söylüyor. pe¸ inen söyleyemem. en kudurmu¸ bir imgelemin fantezisini a¸ ıp geçiyor. aynı kefeye konamaz. ugradıkları s s s soykırımdan. Dostoyevski’nin i¸ aret ettigi üzere. s s Örnek. Levin de Slavlardan söz s s ˘ ˘ ˘ ettigini biliyor. Slavlara zulüm konusundaysa böyle s bir anlık duygu yok ve olamaz. s. Ama Tolstoy’un sadece örnegi s ˘ yanlı¸ degil.

çocugun yedi ya¸ larındaki s ablası. kollarına aldıgı s ˘ ˘ bir bebegin gözlerini oymaya hazırlanıyor. cinayet için degil.” diye ekledi. bayılabilir. Bizim Levin s dü¸ ünceler içinde bekliyor. hazla. tereddüt geçiriyor: s ˘ “Ne yapacagımı bilmiyorum. ruhları için kendilerini feda ederler I ˘ ve daima etmeye hazırdırlar. s. Sırbistan’da. duygusunun dogru olacagını göstermez. ne yapması gerektigi sorulmalıydı. ama Dostoyevski benzerini yöneltir (Kayhan Yükseler’in çevirisiyle [18.. Kozni¸ ev’in ortaya koys s ması gereken örnek ve (Tolstoy’la) Levin’in cevaplaması gereken soru su olmalıydı: ‘Yolda yürüdügünü ve bir sarho¸ un çocukları i¸kenceyle ¸ ˘ s s parçaladı˘ ını hayal et. ˘ ˘ Levin’e bu soruyu yöneltmez ve mazlumu kurtarma sava¸ ı bu kez s kendini feda pahasına savunulunca da. Ne ˘ ˘ ˘ yapacagı soruldugunda. kalp krizi geçirebilir ¸ s vs. ¸ ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı içten bir duygu yoktur ve olamaz s s da!. Türkleri de öldürmek” dedi Levin çekingenlikle. ama tüm bunlar yapılacak dogru seyin bunlardan biri oldugunu ˘ ¸ ˘ göstermez. umursamayabilir. Levin anlık duygusuna göre davranacagını söy˘ ˘ ˘ leyebilir tabii. ve “Biz” Kimiz? bir durumda ne yapacagı degil. elinde süngülü tüfegi dikiliyor. sadece dizgi hatası bir virgülü kaldırdım): ˘ Levin orada. Kozni¸ ev’in yanlı¸ sorusuna.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. konu¸ s ˘ mayı gayriihtiyari zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ üncelere baglayas s rak. ama s s ˘ meseleyi sonuçlandırmayan bir cevap vermi¸ tir. Levin’e aynı soruyu yöneltmez. Levin ˘ ˘ sa¸ ırabilir. çocugu ˘ nasıl kurtarırdı? Çocugun öldürülmesine göz mü yumardı acaba. belli belirsiz ilk kez o ezberi telaffuz ettirir: ¸ ˘ “Ama bu sadece kendini feda etmek degil ki. 37 . kendinden ˘ iki adım uzaklıkta bir Türk kendinden geçmi¸ . Levin kolay ve dogru. bu sözlerinden sonra cidden nasıl davranırdı? Evet. karde¸ ini Türk’ün elinden kurtarmak için atılıyor. Ben halkım. aynı soruyu tekrar yöneltmeyi gerektirecek sekilde. Tolstoy. “˙nsanlar. korkabilir. ama bu.. 921-2] aynen aktarıyorum. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi ezberlemekte oldugu için. Hiçbir sey hissetmiyorum.” ˘ Evet. ne yapman gerekir?’ g Tolstoy.

“ruhu için kendini feda”ya da razı olan (ama o akidelere taban tabana aykırı biçimde çocukları fedaya da razı olan) ve yazarının da bizzat yöneldigi. tam olarak Dostoyevski’nin yönelttigi sekilde degilse de. bu sürçmenin yönels digi ve ileride demir atacagı “kötülüge cebirle direnmeme” akidesince. ˘ g ˘ böylesi bir bilinç sürçmesi ya¸ amaktadır. Ben Kiti’ye gidecegim. masum ˘ ¸ ve mazlumu zulüm ve çılgınlıktan. ruhu için ya¸ ama” akidelerine bag˘ s ˘ layarak. ya Türk çocugu vermek istemez. iyi ve kötü bilgisi. “konu¸ mayı gayriihtiyari ˘ s zihnini fazlasıyla i¸ gal eden dü¸ encelere baglayarak”. yap sen de!” ˘ ˘ “Yap demek kolay da. hatta kendini siper ve feda ederek diren. yani çocukları kurtarmak ve bunun geregi olarak hunharları öldürmek ˘ ˙ degil midir? Yok eger (Isa’nın “dü¸ manını sev” düsturunu. Tanrı için. Tolstoy. ˘ ama asla cebir kullanma. çünkü s ˘ Levin. hakikat geregince. Türk’ü öldürmek olmaz! Bebegin gözlerini ˘ oysun daha iyi. Tolstoy. tecavüz edileni tecavüzden kurtarmak. görüyorsun. yataga nına davranırsa! O zaman Türk’ü öldürmem gerekmeyecek mi?” “O halde öldür be karde¸ im!” s ˘ “Hayır.” Yalnız Dostoyevski’nin bu ele¸ tirisi tamamen dogru sayılmaz. gözlerinin s ˘ ˘ oyuldugunu vs. çocugu kurtarmak için Türk’ü saf dı¸ ı etmek gerekmez I s mi?” “Evet. Tanrı’nın içimizdeki krallı˘ ına gitme bencilligi sergiler. çıglıklar. iyiyi kötülükten. ruhun için yag pabilecegin ve yapman gereken ilk ve tek sey. Le˘ ¸ ˘ vin’e ve kendine o aynı örnegi ve soruyu geni¸ leterek yöneltmeliydi (ve ˘ s cevabını almalıydı): ‘Yolda yürüyorsun ve çocukların. ˘ ˘ ˘ buradaki makalelerde kısmen.. ho¸ görü ˘ ˘ s s 38 . yakarı¸ ˘ s lar içinde i¸ kenceyle parçalandıgını. Tanrı için. yapamam! Hayır. ama ba¸ ka yazılarında sürekli sunu vazes ¸ decektir: kötülüge kesinlikle. yani “iyi ve kötü s s ˘ bilgisi. hakikat gere˘ ince. “Kiti’ye gitme” bencilligi sergilemez.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Çocukları kurtarmanın tek yolu hunharları ˘ öldürmekken. süngüye geçirildigini. canını çıkarsın.. ve “Biz” Kimiz? ˘ yoksa çocugu kurtarmak için hemen zalim Türk’ün üzerine mi atılırdı? ˘ “˙yi de.

dostum. canlıyla zombiyi. çünkü iyiyi kötüden ayırdedemezmi¸ . ] Hakikat için ödenecek toplam ızdırap çocukların ızdıraplarıyla ˘ ˘ çogaltılıyorsa. "I ˙ Ivan roman sonunda çıldırır. o hakikati. uysal. o Tanrı’yı çöpe at. canla caniyi. ] kurtarsın diye ‘sevgili Tanrı Baba’ya ızdırap dolu. karde¸ im. Dolayı˘ sıyla bir an önce giri¸ biletimi geri vermek istiyorum ve eger dürüst s bir adamsam onu en yakın zamanda geri vermek zorundayım. Tanrı için. s hayatını tanrı hizmetine adamaya hevesli munis rahip adayım benim.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. hakikat böyle bir bedele degmez. . diyorlar. . ruhun için çocukg ların parçalanmasına izin vermen gerekiyorsa. . . o ruhu. . ˙nsanlıga duydugum sevgi nedeniyle I istemiyorum [. imkanlarımızın ötesinde. Bu s s kadar feci bir bedel ödenecekse. iyiyle kötüyü. tecavüz s edilenle tecavüz edeni bir tutma irrasyonelligine vardırıp. ona giri¸ için s ˘ böylesine agır bir ödeme yapmak. [. . [. bunun gerekçesini anlayabiliyor mus ˘ sun – böyle bir alçaklıgı anlayabiliyor musun. insanoglu bu dünyada hayatını sürdüremezmi¸ . hakikat gere˘ ince. canla can ¸ dü¸ manını. böyle bir dü¸ ˘ s man sevgisinin ikiyüzlülük ve aslında kimseyi sevmemek anlamlarına gelecegini unutarak. . s [. munis gözya¸ ları dökmesinin gerekçesini. [21. Dostoyevski bir yıl sonra 1881’de bileti iade etmeden (veya ettigi için) ölür. Tolstoy’sa bu en canalıcı meseleyle ˘ 39 . o küçük çocugun ‘sevgili Tanrı Baba’ya ˘ ˘ döktügü gözya¸ larına degmez. ˘ ˘ Ebedi] ahengi istemiyorum. katille maktülü. Kabul etmedigim Tanrı degil Alyo¸ a.’ Tıpkı Ivan Karamazov’un iade ettigi gibi: g s ˘ ˘ ˘ Kendisine ne yapıldıgını bile anlayamayan minicik bir yaratıgın. ve “Biz” Kimiz? telkini seklinde almak yerine. Ve ˘ ˘ ben de bunu yapıyorum. zalimle mazlumu. ˘ ˘ ˘ bu saçmalıga neden ihtiyaç oldugunu ve neden izin verildigini an˘ layabiliyor musun? Böyle olmazsa. bu kadar feci bir bedel ödenmesi gerekiyorsa. ] ahenk için istenen bedel çok yüksek. o Tanrı’nın ˙ krallı˘ ına giri¸ biletini iade et. ve asla “kötülüge cebirle direnmeme”ye fanatikçe ˘ ˘ taparak) iyi ve kötü bilgisi. sadece s ˙syan"] en derin saygılarımla O’na biletini iade ediyorum. . kim bilmek ister su kahrolası iyi-ve¸ ˘ kötüyü? Evrendeki tüm bilgi. itirazım var.

ki irrasyonel bir varlıgın acısı s hafızasında iz bırakmaz. açıkça tanımlanmı¸ ve oldukça hafiftir. [23] s ˙ Itiraflar’da anlattıgı üzere. kurbanlarla empati kurma. ızdırabın kendisinden kıyaslanamayacak kadar büyüktür ve dolayısıyla acıma duygumuzu a¸ ırı boyutlara çıkarır ki. pagan yanından hiç kopmayan. acı çekme organı ˘ 40 . yakınındaki insanları da avladıgı ve kendisini de er ya da geç avlayacagı hakikatiyle ˘ ˘ yüzle¸ tikten ve imana döndükten sonra. s ˘ sa¸ ılacak kadar irrasyonel ve bir o kadar insafsız. ˘ Tanrı ya mutlak iyi degildir ya da mutlak kudrette degildir ve bunların ˘ ˘ her ikisine sahip olmayan sey de Tanrı degildir” seklinde özetlenebi¸ ˘ ¸ lecek çeli¸ kiye– yani can havliyle sarıldıgı imanın önündeki asıl engele. Çocuk ve hayvanların ızdırap manzaraları kar¸ ısındaki etkilenmemiz. çogunluk olsa da). onları hayas ˘ limizde bile canlandıramadıgımızı görürüz. pire ısırıgı yüzünden. 1887’de yazdıgı Hayat Üzerine s ˘ adlı eserinin son bölümünde bile. s ˘ ˘ sadece onlara ili¸ kin bir hatıramız bulunmadıgını degil. beyin. hele bilge çocugun ¸ s ˘ asla yana¸ mayacagı bir açıklama getirecektir: s ˘ Hayvanda ve çocukta acı.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Gayriakli varlıkların ızdırap tezahürü. kurbanlar ˘ arasında yer almadıgından. bir kont olarak. sevgili abisi Nikolay dahil. s s ˘ s ˘ ˘ Bazan bir çocugun. tabii s s ˘ ki. ate¸ lenme ve tifüs s s hastalıklarında ve çe¸ itli illetlerde görülebilir bu. bir iç organı parçalan˘ ˘ ˘ mı¸ casına acı acı agladıgını görürüz. tanrı inancının cevaplayamadıgı (ve ˘ ˙ Ivan’ı çıldırtan) meseleye –yani “ızdırap (ve kötülük) varolduguna göre. sanki kalbinin bir bölümü adale baglamı¸ s ˘ s veya ta¸ kesmi¸ gibi görünüyor burada (böyle görünmedigi yerler. Yasnaya Polyana’da köksalan Tolstoy. Çocukluk acılarımızı hatırlamaya çalı¸ ırsak. Tolstoy kendini her bakımdan mükemmel˘ le¸ tirmeye ve aynı program dahilinde vücudunu da türlü egzersizlerle s güçlendirmeye çalı¸ ırken. bir yanıyla tabiattan. acımasız tabiat yasalarını sızlanma ve mızıkçılıga kaçmadan sportmenlik ve metanetle kar¸ ılayan ˘ s insanlar gibidir. onlarınkinden çok s bizim kendi ızdırabımızdır. avcılıga ˘ ˘ da meraklıdır. tabiat ananın. sehir insanı Doss s ¸ toyevski’nin aksine. Veya bir aristokrat. hatta bu yanıyla tabiat ananın en sevdigi spora. ve “Biz” Kimiz? asla böylesine canalıcı ve müthi¸ biçimde yüzle¸ mez. akli s bilinçle donanmı¸ bir varlıkta ula¸ tıgı azap derecesine asla ula¸ maz.

tahrifat ve hurafattan arındırılsa. Tolstoy’un. Leh mese˘ ˘ lesi üzerineyse. bu özü de en iyi s ˘ 41 . temel ve evrensel insani degerler seklinde özetlenmeye ˘ ˘ ¸ çok daha yatkın bir anlayı¸ tır. Ama ben öyle görmüyorum. s ˘ ˘ ˘ Kasaplar yedigimiz sıgırları öldürüyor. Lehlerin ˘ ayaklanmaları ve siddetle bastırılmaları üzerine de sunları söylemi¸ tir ¸ ¸ s mesela: ˘ ˘ ˘ Lehlere Lehçe konu¸ ma yasagı. Hıristiyanlık dahil. ve Muravyovlarla Çerkaskileri suçlamı¸ ˘ ˘ yorum. Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve ¸ s onlara var gücüyle kar¸ ıkoymak için. ama onları suçlamak ya da ˘ onlara sempati duymak zorunda degilim. Hıristiyan olmak yeter. kurumsal s dinleri insan ızdıraplarının asıl sorumlusu sayıp. spor için bu i¸ i yapan s bir avcıdır ve bu avların bazan ekstra hunharlık içerdigi söylenir. s ¸ ˘ ˘ ama kızdıgım bir sey de degil. Çok daha önceleri. resmî ˘ ¸ kilise dini degil. insanın Leh ya da vatansever s olması gerekmez. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bun¸ ları vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. beni hiç alakadar etmiyor. ve “Biz” Kimiz? güdük kalmı¸ gibi görünüyor. tüm resmî. üç yıl sonra 1895’de yazdıgı ve bu kitapta da yer alan ˘ “Ele¸ tirilere Bir Cevap” ba¸ lıklı mektup-makalesinde söyle diyecektir: s s ¸ Yabani. “Hıristiyan olmak” ile burada ve daima kastettigi sey. kendisi kasapların çok ötesinde bir hunhar. Muravyov Lehlere kıyan kasaplardan biridir. ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. Hayvanlara kıyım bakımındansa. Belli ki.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ölene kadar vejeteryanlıgı vazedecektir. sempati duydugum bir sey degil. ˘ alı¸ kanlıklar her¸ eyi masum gösterebiliyor. tüm dinlerin ortak bir özde bulu¸ acagını. kimin Lehleri sindirdigi veya Schleswig-Holstein’ı elegeçirdigi veya zemstvo toplantısında konu¸ tugu. saraydaki yakını Aleks sandra Tolstaya’ya yazdıgı 14 Kasım 1865 tarihli mektubunda. Zira yirmi yıl kadar sonra s s Tolstoy bir mezbahayı ziyaret ederek. alı¸ ık olmadıgı bir perspektiften s ˘ tabiat anayı tüm vah¸ etiyle görecek ve 1892’de yazdıgı “Ilk Adım” [24] s ˘ ˙ ba¸ lıklı uzun makalesinde kasapların sıgırları nasıl öldürdüklerini tüm s ˘ çıplaklıgıyla anlatıp.

on binlerce s 42 . ayrıca. onu öldürecek biri ve bunu engelleyebilecek digeri’ gibi durumların gerçekçi sayılamayacagını. bunun temel tezahürü de sevgidir. ˘ çocukları parçalanmaktan kurtaracak sey ile ruhu için yapacagı seyi bir ¸ ˘ ¸ tutmayan bu kategorik savunmalarında bir bilinç sürçmesi oldugu a¸ i˘ s kar. s. ama ilk kez belli belirsiz Anna Karenina’da s ˙ telaffuz ettigi. Öte yandansa. Tolstoy’un. Tolstoy. 920-1] aynen aktarıyorum:) ˘ Bir kere bu öldürmelerin geli¸ igüzel degil. ˘ ¸ ölmeden iki yıl önce 1908’de yazdıgı “Sevgi Yasası ve Siddet Yasası”nın ˘ ¸ son ek bölümünde. öldürdügümüz hunharınsa hayırsız ˘ ˘ ˘ biri olup olmayacagı ve çocuk öldürülene kadar bu cinayetin gerçekle¸ ip ˘ s gerçekle¸ meyecegi (gibi sahte sorgulamaların cevapları da) malumumuz s ˘ degildir. ama s ˘ hayat böyle arızi durumları bazan dayatmaktadır da gerçekten. ‘bir çocuk. sistemli. ama onu ˘ ˙ cevaplayamaz. meseleye mantıki açıklama getirilemeyecegini tes˘ lim eder. “kötülüge cebirle direnmeme” seklindeki Isa düsturu. bu düsturu ˘ ˘ vazettigi ilerki yıllarda zaman zaman bizzat muhatap olur. söz konusu durumların istisnai oldugu. Isa’nın vazettigi sevgi. ruhani uyanı¸ la kavranabilecek bir seydir söz konusu olan s ¸ ˙ ki. ˘ ˘ ¸ ˙ kendi Incili’nin de temel düsturudur. asla “kötülüge cebirle direnmeme”yi vazeden ve Levin’in. Binlerce. sürçer: Insanların çılgınca. hatta Anna ˘ Karenina’daki durumun da arızi veya abartılı veya sava¸ ya da gönüllü s askerlikle halledilemeyecek kadar karma¸ ık oldugu söylenebilir. Yoksa tek (ve aslen azımsanamayacak) mesele Levin’in orada (ve bir gelecek zamanda) bulunmayı¸ ı mıdır? (Dostoyevski’nin Bir Yazarın Günlü˘ ü’nden. ve ne olursa olsun asla cebir kullanmamak sarttır. Nihayet. s g Kayhan Yükseler çevirisiyle [18. ve “Biz” Kimiz? (kendi anladıgı sekliyle) Hıristiyanlıgın ifade ettigini savunur [5]. dü¸ mana ˘ s duyulan sevgi. hunharca seyler yapabildigini ¸ ˘ inkar ederek. hayatta böyle durum˘ ˘ larla kar¸ ıla¸ ılmadıgını (bo¸ yere) savunmaya çalı¸ ır. olabils ˘ ˘ digince kı¸ kırtıcı ve özendirici oldugu biliniyor.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. kurtaracas s ˘ s s gımız çocugun ileride hayırlı biri. Levin’i geregi gibi muhatap etmedigi o soruyla. Nite˘ ¸ ˘ ˘ ˙ kim kendi Incil’ini yazmı¸ tır. bile bile.

Elbette duygusuz. ama Levin her˘ halde böyle degil. Ama Levin ˘ ˘ bu duygunun hem olamayacagını. ¸ s ˘ Levin efendi de hiçbir sey (!) hissetmedigini söylüyor ve Slavların ¸ ˘ ˘ ugradıgı baskı ve siddete kar¸ ı halkımızda içten bir acıma duygusu ol¸ s ˘ ˘ madıgını. ne de duyduk. orada bebeklerin gözlerinin oyuldus ˘ ˘ gunu canlandırın gözünüzde. i¸ ini yapamayacak kadar agır ruh hali içinde bulmu¸ s s ˘ lar. En dehs seti çocukların i¸ kenceler içinde acı çektire çektire öldürülmesi. sapkın duygular içinde olan insanlar vardır. annelerin gözleri önünde bebekleri süngülere geçirilip havaya kaldırılıyor. iki s s s ˘ gün sonra onu. kadınların ırzına geçiliyor.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Bu bayın onurlu ve tartı¸ masız dürüst bir insan olduguna. kaba. Mesafe insani duyguları gerçekten etkiliyorsa akla ¸ 43 . hem de hiçbir sey hissetmedigini ¸ söyleyip duruyor. iki ya¸ ındaki bir oglanın kız s s s s s ˘ ˘ karde¸ inin gözleri önünde gözlerine si¸ sokuldugunu ve sonra kazıga s ¸s ˘ ˘ geçirildigini. dünyanın öbür ucunda. benden uzakta oluyor bunlar. . Örnegin duygularından söz etmekten pek ˘ ho¸ lanmayan bir bayla kar¸ ıla¸ mı¸ tım. bir hiç. Burada uzaklık etkileyici olmasın! Gerçekten de kimi ki¸ ilerde bu s psikolojik özellik yok mudur? “Ben görmüyorum ki. s en azından çok üzülmezdik. öyle mi? Aynı olay dünyanın çok uzak ˘ bir kö¸ esinde ya¸ anabilir: “Eh. tamamen duygulu bir insan görüntüsü veriyor. içten duygular beslendigini dile getirmek isterdim. Halkımızda s ˘ ˘ bu duygunun var olduguna. Bu benim için bir muammadır. ölene kadar korkunç acılar içinde uzun süre çıglıklar ˘ attıgını i¸ itince bu bay hastalanmı¸ . Dünyada olmamı¸ tır diye üzülmezdik. s ˘ bir Pugaçev çetesi üyesi olmadıgına Levin’in inanmasını isterdim. sabaha kadar uyuyamamı¸ . olamayacagını a¸ ırı bir heyecanla iddia ediyor. yani hiçbir s sey hissetmiyor. . tecavüz anında hançerle delik de¸ ik ediliyor. Mars ¸ s ¸ gezegeninde insanlar ya¸ adıgını. ˙skencelerde öyle incelikler vardı ki geçs I¸ mi¸ te bir benzerini ne okuduk. ve “Biz” Kimiz? insan kılıçtan geçirilmi¸ tir. hiçbir sey hissetmiyorum i¸ te!” Saka bir yana. Çocuklarının gözleri s önünde insanların canlı canlı derileri yüzülüyor. ˘ ˘ Slavların ugradıgı vah¸ ete kar¸ ı toplumumuzun bütün tabakalarında s s ˘ güçlü. bizde degil s s ˘ ˘ ki!” Bunu dogrudan dogruya söylemese de dü¸ ünüyor. buna defalarca tanık olduguma Bay Le˘ vin’i inandırmak isterdim.

Tolstoy’u. Tolstoy bunların günahlarını te¸ hir etmeyi seçmi¸ ve daha s s 1863’de yazdıgı Kazaklar’da. bir paranoya ve nefrete dönü¸ üp ırkçılıga da götürebilir ki. Yani. Bir s ˘ ¸ kapıdan sürekli veya çogunlukla zalimler çıkıyorsa. Dostoyevski bu köprüye girip çıkıyor olabilir. Rusya’daki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlık içindedir. bu zorbalıgın mimarlarından yana s ˘ olmayı seçmi¸ tir. Tolstoy ise. yıkıcı s hunharlıklardır ve Dostoyevski’nin bunlardan içtenlikle muzdarip olabilecegini. burnunun dibindeki. hem bunlarla ve hunharlıklarıyla mücadele etmeyi. ve “Biz” Kimiz? ister istemez su soru geliyor: “˙nsanlık hangi mesafede sona eriyor?” ¸ I Evet. Ama Bir Yazarın Günlü˘ ü’nü ˘ g okuyanlar da.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bu ızdırap yanında. Panislavizmin ve Türklerle Müslümanlara kar¸ ı toptancı bir hıncın öne çıktıgından süphelenecektir. kilisesini ve mutlakiyetini melekler olarak görürken. onu okuyan herkes teslim eder. ama böyle tedbirler sezdirmeksizin köprüyü geçerek. masum ve makul bir tedbir sayılabilir ve bu tedbiri s ‘ırkçılık’ diye kökünden kestirip atmak. ‘burası zalimler kapısı’ diye damgalamaya. kendisi daha tuhaf ama aslında yaygın s bir duyarsızlık içinde. gaflet ve hatta bazan mahva sürükleyebilir. Dostoyevski. uzaktaki hunharlıklara kar¸ ı duyarsızlıkla suçlarken. tarihin en baskıcı ve s zorba bir rejimi altında ya¸ arken. Susan Layton’ın i¸ aret ettigi üzere [14]. o kapıya artık ih˘ tiyatla yakla¸ mak. hem de yakınındaki kurbanlarına yardım etmeyi seçer. ama bu soruyu sorunun sahibine. Rus ordusunu. bu da zulüm kar¸ ıtını veya mazlumu s ˘ s zalime dönü¸ türür. Ka˘ s ˘ zak Ero¸ ka agzından Rusların çocuk cinayetlerini zikretmi¸ tir. Dostoyevski. akla s ˘ s ˙ su soru da geliyor: ‘Insanlık hangi yakınlıkta sona eriyor?’ ¸ Dostoyevski’nin anlattıgı hunharlıklar insanın insicamını bozan. in˘ sanların sava¸ meydanında ölmesine kıyasla çok daha korkunç. yakındaki. Dostoyevski’ye sormak da akla geliyor. Çar’a ve Ortodoks kiliseye biat eden bir milliyetçi s ve Panislavisttir. ama o s mazlum Slavların gelecek ku¸ akları malesef köprüyü kesinlikle geçip s zalimle¸ tiler ve o hunharlıkları atalarına uygulayanlarla aynı uyruk ya s 44 . bu soru gerçekten de akla geliyor.

Vicdanımızın bir kö¸ esinde ˘ s o hunharlıklara. yine eskiden zulüm görmü¸ s ˙ bir halkın bugün zalim devleti.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Örnek çok ama. benzer hunharlıkların dünyanın s s her yerinde her an ya¸ andıgını ve burnumuzun dibinde de ya¸ andıgını s ˘ s ˘ (mesela organ mafyasını. Lübnan’da sivilleri katlederken de insicamımız bozuldu. Dostoyevski’nin sözünü ettigi adam da çok ˘ etkilenmi¸ söz konusu hunharlıklardan. insicamımızı ˘ bozmaya fazlasıyla yeter. kurbanları kurtarmaya gönüllü gitmiyoruz. kendi ba¸ ımıza da kolaylıkla gelebilecek ve gelmese s bile insicamımızı yıkan fenalıklara. bunlara kar¸ ı bir sey yapmayı¸ ıs s ¸ s mıza veya yapamayı¸ ımıza üzülüyoruz. Israil. ˘ ˘ kurban oldugundan). o s ˘ s 45 .) hatırlamamız. gerekiyorsa kendimizi feda ˘ etmemizi saglayacak kadar güçlü olmuyor. herkesin birbirini yemesi seklindeki gayrime¸ ru bir tabiat yasasına dayalı hayatı. ve “Biz” Kimiz? da dine mensubiyet dı¸ ında hiçbir günahı bulunmayan yeni ku¸ aklara. ayakta kalacagı süpheli veya kal˘ ¸ mayacagı ve hasar görecegi süphesiz binalara mahkum edilen insanların ˘ ˘ ¸ bir depremle hunharca katledilecegini vs. Ve hunharlıklar Balkanlar’da s bu sefer Müslümanlara kar¸ ı i¸ lendiginde Dostoyevski gibi bizim de s s ˘ insicamımız bozuldu (bu insanlar Müslüman oldugundan degil tabii. ama gönüllü sava¸ a gitmemi¸ . bugünün ba¸ ka örneklerinden de bili˘ s yoruz. Levin’in aksine. daha yakın bir zamanda. Sonuçta. dünyanın fena bir yer olmasına. o hunharlıklar ya¸ anmasa ˘ ˘ s da herkesi tarumar edip öldüren ve ölümle beslenen hayatı. sahsen tanıdıgımız insanlar ¸ ˘ degillerse. Mesela. merhametimiz ˘ ve kurtarma istegimiz. s s s “i¸ ini yapamayacak kadar agır bir ruh hali”ne mıhlanmı¸ . ¸ s kızarttıgımız balık veya tavuklarla hunharlıgına katıldıgımız hayatı –ha˘ ˘ ˘ yatımızı– sürdürüyoruz. Halbuki. bazı haber ve olaylar öne çıkıp zihnimizi ku¸ atıyor ve yakınla¸ ıyorsa bile. gönüllü gitmemizi. insanların böyle hunharla¸ abilmesine. s s bir yüzyılı a¸ kın bir süre sonra zulmettiler. ama günlük gaile ve avuntularla s hayatımızı. uzaktaki hunharlıklar kar¸ ısında ˘ s insicamımızın bozulabilecegini. kendilerine Türk ve Kürt diyen insanların birbirlerini katletmeyi sürdürdüklerini. fenalıgını farkettigimiz hayatı.

Ba¸ kalarının ızdıraplarını payla¸ amıyormu¸ gibi s s s görünür Tolstoy buralarda. gerekeni yapmak seklinde ızdırap çekiyordur. sefaletin hayır i¸ leriyle giderilemeyecegine ve (Proudhon’un) “mülkiyet hırsızlıktır” s ˘ sözünün dogruluguna tanıklık edip. almaya degil vermeye dayalı bir ˘ ˘ ˘ hayat tarzını. Ama Levin hiçbir sey hissetmedi˘ ini ileri sürüyor. Nitekim Dosto˘ ¸ yevski. Dostoyevski ve biz. ama sanki bu tür hassasiyetlere sahip olmadıgı için vazediyormu¸ gibi bir ˘ s ku¸ ku yaratır insanda. öyle yapması gerektigine inancı ve kendini ˘ ˘ mükemmelle¸ tirme ihtirası yüzünden yaptıgı akla gelebilir. belki de Levin’den daha iyi degi˘ liz. asgari tüketim ve bedensel çalı¸ mayı vazedecek. ardından varını yogunu köylülere dagıtmak isteyecek. 1873’de ya¸ anan kıtlıkta insanların yardımına s ko¸ an Tolstoy’dur ve bunu o tarihte yazmaya ba¸ ladıgı Anna Karenina’ya s s ˘ ara vererek yapmı¸ tır. Levin’i hiçbir sey hissetmemekle suçlar ama. 46 . Öyleyse Ne Yapmalıyız? [15] adlı ˘ kitabında anlatıp. Eserlerindeyse sık sık ba¸ kaları için ya¸ amak s s vb. Gazetelere yazdıgı açık mektupla da dikkatleri ve s ˘ iki milyon rubleyi kıtlıktan kıvranan köylülerin yardımına çekmi¸ tir. kendini kurbanla¸ tırıp sızlanmak seklinde s ¸ degil. ba¸ kaları için duydugu s ˘ s s ˘ merhamet yüzünden degil. Tüm buns ˘ larda bazan ve kısmen dogruluk payı vardır belki (azizlerin de günahkar ˘ olabilecekleri gibi). Yukarıda degindigim ¸ g ˘ ˘ bazı örnekler de. temalar dillenir. halkın sefaletini somut olarak kendi gözleriyle görüp. Yaptıgı hayır i¸ lerini de. Levin gibi. Tolstoy’un.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ama karısının in˘ ˘ fiali ve Çar’a müracaatla bunak raporu çıkartmak gibi tehditleri sonucu. “hiçbir sey hissetmedigi”ni akla ¸ ˘ getirebilecek türdendi. s 1882’de Moskova sayımına katılacak. Levin o lakırdıları ¸ etmeden dört yıl önce. Rusya’nın ve dünyanın dikkatini meseleye çekecek. ama belki de sadece ızdırap çekme sekli Dosto¸ yevski’ninkinden farklıdır. 1886’da tamamlayacagı. dört yılda. tüm buns ları. “agır bir ruh hali”yle (ama “i¸ ini yapamaya˘ s cak” bir duruma mıhlanmadan) meseleye sahip çıkacak. ve “Biz” Kimiz? adamı saymazsak. Tanrı’ya döndükten sonra da aynılarını vazeder.

hayır i¸ leriyle s toplumun kurtulamayacagını vazettigi ve Levin’in duyarsızlıgına ben˘ ˘ ˘ zer bir kayıtsızlık gösterdigi halde. yani hiçbir sey hissetmeyen ¸ Levin. Bu genç Vladimir Ilyiç Ulyanov’dur. bütün ailesiyle çe¸ itli bölgelere yayılacak. yerli ve yabancı s s para ve gıda yardımı temin edecek. böylesi grupları devrimci propaganda 47 . ha˙ sat zamanı bölgeyi terkederken onu minnetle ugurlayacaktır. Robert Service da. 2000 yılında yazdıgı Lenin ˘ biyografisiyle [26] bu bilgileri teyit ediyor: Lenin. onaltı bin s ki¸ iyi doyuracaktır (ki ogullarının faaliyetleri bu rakamlara dahil des ˘ gildir). yani Lenin. ama asıl kalabalıksa. ba¸ kalarını bu seferberlige çekecek. onu 82 ya¸ ında evden kaçmaya zorlayana kadar).Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. ˘ daha sonra yazdıgı ve yazacagı her seyin her tür telif hakkından vazgeç˘ ˘ ¸ tigini ilan edecek ve vazettigi sekilde ya¸ amaya çalı¸ acaktır (karısının ˘ ˘ ¸ s s dinmeyen infiali. genç ogluyla önünde egilip yardım isteyen bir köylünün kar¸ ı˘ ˘ s sında. toplumun hayır i¸ leriyle kurtulamayacagını vazeden bir s ˘ genç de o sıra kıtlık bölgesindedir ve yardım ve a¸ evi faaliyetlerine s ˙ katılmayan iki siyasi sürgünden biridir [25]. s ˘ 124’ü çocuklar için 370 a¸ evi açacak ve günde üç bini çocuk. kendisi de egilecek ve gözlerinde ya¸ larla. (yardım faaliyetleriyle kendini heba ˘ edip ölecek olan) dostu Rayevski’den durumun aciliyetini ve vahametini ögrenince. s Kıtlıksa 1891-92 yıllarında tekrarlaycaktır ve Tolstoy. kontrol için gelen iktidar yetkililerinden korumak üzere evini çembere alıp. ve “Biz” Kimiz? tüm varlıgını ve 1881 öncesi eserlerinin telif haklarını ailesine devredip. Iki sene ˘ evinden uzakta kıtlıkla mücadele eden Tolstoy. ondan kendini böyle ˘ s a¸ agılamamasını dileyecektir. Ve halkın genel sefaletiyle maruz kaldıgı hunharlıkları te¸ hir ˘ ˘ s ˙ eden yazıları Çar tarafından yasaklanacak. Ingiltere’de yayınlattıgı bir ˘ yazı nedeniyle Çar kendisine kar¸ ı bir önlem almayı dü¸ ünecek ama s s cesaret edemeyecek. yine. yardım birimlerinin se¸ killenmesine bile göz yummuyor. [20] s ˘ Bu arada. açlık ve ˘ s hastalıkla pençele¸ en köylülerin yardımına ko¸ acak. rahipler onu Deccal ilan edecek ve bazı köylüler buna inanıp tehditkar bir tutum takınacak.

Lenin’den de “ilerici” oldugu anla¸ ılan Stalin. bardagı ta¸ ırıp Tolstoy’un aforozuna s s ˘ s yol açan son damla olacaktır. kapitalizmin geli¸ imini ve ˘ s dolayısıyla önündeki nihai sosyalist ilerlemeyi yava¸ latacagı için. Rusya’nın ˘ en çalkantılı ve baskıcı bir döneminde. eserlerini sansürleyip aforoz ettigi ˘ Tolstoy’un ba¸ dü¸ manı ve Dostoyevski’ninse dostudur. Levin’in s ötesinde. vicdani redci Hıristiyan toplulugu Dukhoborların Kanada’ya göçünü saglamasıdır. s s Hiçbir sey hissetmeyen Levin’in aksine. dı¸ yardım ve s s ˘ s s hükümet müdahalesine izin vermemi¸ . kıtlık bölges sinde kilise restorasyonu için para harcama pe¸ indedir [27]. Lenin’e göre. Bu ¸ ˘ s “ilerici” kıtlık yakla¸ ık 400. ve “Biz” Kimiz? için kullanıyormu¸ .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. insanlar s açlıktan telef olur ve Tolstoy onları kurtarmaya çalı¸ ırken. daha çok Lenin’in yukarıdaki portresine benzeyen. s ˘ s çünkü insani önlemler sadece yetersiz degil. Bu yüzden. kıtlık “ilerici bir s faktör olarak rol oynuyor”mu¸ . ama Tolstoy’un son otuz yılı. Tolstoy’un bir ba¸ ka öne çı¸ s kan eylemi de. 1899’da bu sefil manzarayı ve (Toporov karakteriyle) Kutsal Konsey’in (en yüksek dinî otoritenin) ba¸ ındaki s Pobedonostsev’i te¸ hir eden Dirili¸. Ailesi Samara’daki bir çiftlikten gelir s temin ediyormu¸ ve Lenin gayet “ilerici” bir fedekarlıkta bulunup. Lenin’in kayıtsızlıgı aile üyelerini bile sa¸ ırtmı¸ . kıtlık s sartlarına ragmen köylüleri eksiksiz kira ödemeye mecbur etmi¸ . Lenin’in s s “ilerici” iktidarı tesis edildikten sonraysa kıtlık da daha “ilerici” olmu¸ s ve 1921 kıtlıgında 1-1. [27] s Levin hiçbir sey hissetmedigini söyler. ideolojisi ugruna insanların telef olmasına aldırmayan Pobedonostsev. s ˘ ¸ s s kızkarde¸ i yardım faaliyetlerine katıldıgı halde o katılmayı reddetmi¸ . Çar ve kilise hükümranlıgı altında telef olan halk adına korku˘ suz bir mücadeleyle geçecektir. III.000 ki¸ inin ölümüyle sonuçlanırken. Aleksandr üzerinde nüfuz sahibi olan ve Kutsal Konsey’in uzun süre ba¸ ında kalan Pobedonostsev. Buna vesile ˘ ˘ 48 . bu çalkantı ve baskının en büyük mimar ve uygulayıcılarından biri. zas ˘ rarlıymı¸ da aynı zamanda.3 milyon ve 1932-33 kıtlıgında da en az 5 milyon ˘ ˘ ki¸ i ölmü¸ . ¸ ˘ sürekli. inançları yüzünden gadredilen.

yani gayrisamimileri veya (aynı derecede samimiyetsiz) a¸ ırı samimi fanatikleri. etrafını çevreleyen ve Tolstoyculuk kilisesi kurup ruhban sınıf olu¸ turmaya çalı¸ an. 1877-78 Osmanlı-Rus sava¸ ında bir Türkü s öldürmekten hicap duyup. Dukhoborların Kanada’ya s göçüne vakfedecek ve bu i¸ i düzenlemeye de ogullarıyla takipçilerini s ˘ görevlendirecektir. kendi iç iks tidar entrikaları nedeniyle Tolstoy’un görü¸ lerini benimsemeleri. Maude. ama Dirili¸’in gelirini kabullenip. kutsalların kiliselerini kuran (aslen putperest) ruhban sınıfını– Farisileri. ho¸ görüsüzlükleri vs. • 49 . Tolstoy’un müritlerince haberdar edilmedigi. bilerek ya da s s s bilmeyerek iktidar. inançların. katı ve s irrasyonel tutumları. Tolstoy’un “kötülüge s ˘ cebirle direnmeme” dogmatizminde. ba¸ ka bazı naho¸ Dukhobor özelliklerinden de söz ediyor: ˘ s s gerçekte bir süredir eski pasifist geleneklerine aykırı ya¸ ayıp. aynı inanç ve s pratikleri benimseyen Dukhoborların yanına gönderilir ve 1895’de Dukhoborların vicdani reddine öncülük ettigi (yanlı¸ ) gerekçesiyle Balkan ˘ s eyaletlerine sürülür. üç yıl sonraysa Kilkov’un dı¸ sürgüne gitmesine s izin verilir. menfaat ve övüngenlik saiklerini gizleyen hakikat bezirganlarını –tüm önderlerin. Tolstoy. Kafkasya’ya. o tarihte artık epeydir eserlerini telifsiz yayınlamaktadır. Tolstoy’u. Rus ors ˘ dusunun en genç albayı olan. izmlerin. Kilkov. Dukhoborların. Rusya’ya dönü¸ te pasifizmi benimseyen. Tolstoy’un takipçileri arasında en samimi ve yetenekli ki¸ i s diye gösterilen Kilkov. liderlerini Tanrı elçisi saymak gibi bazı batıl inançları vardır ve Tolstoy bunlardan haberdardır. Aylmer Maude’un biyografisinde anlatıldıgı üzere. ama bu macerada bizzat yer alan Aylmer Maude. bir ba¸ ka deyi¸ le. sonunda bu yöntemle bir sey yapılamayacagına ¸ ˘ hükmedip sosyalist devrimci olacaktır. ve “Biz” Kimiz? olan ki¸ iyse. Dukhoborların gördügü muameleden haberdar eden i¸ te ˘ s bu Kilkov’dur.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. s küçük bir bölümünü kendine ayırarak topragını köylülere dagıtan ve ˘ ˘ onlar gibi ya¸ ayan Prens Kilkov’dur. kraldan çok kralcı müs s ridleri de sorumlu tutuyor [28].

˘ s ˘ öyle arızi bir durumla somut olarak yüzle¸ tiginde de. kar¸ ılıgını ben veririm” seklindeki Kutsal Kitap s ˘ ¸ sözlerini epigraf yaparak ba¸ lamı¸ tır ve sekizinci bölümün yukarıda s s inceledigim tartı¸ masına son noktayı da. hiçbir düstur s ˘ ugruna çocukları feda etmeyip. s. ve “Biz” Kimiz? Kayıtsız sartsız her ko¸ ulda. fikir adamlarının gazetelere yazıp. 108]9 s Alphonse Karr’ın yukarıdaki sözlerine kar¸ ın Kozni¸ ev. her durumda ve daima kolları sıvama kararı sadece kolun ˘ sahibiyle onun vicdanı arasındaki bir meseledir. “ülke ˘ s ˘ s sevgisi” denmi¸ . Kozni¸ ev’in ˘ s 9 Bu kitap Türkçeye de çevrilmi¸ . yine kolları sıvayacagına süphe yok. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli. kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben Einstein da kuracaktır: Bence. Ve yine süphesiz. Ayrıca. “Intikam benim.123] s 50 . sırf Isa’ya atfedilen bu düsturlar yüzünden. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. ama hayır i¸ lerinin yetersizli˘ s gini vazedip kıtlık vahametiyle yüzle¸ tiginde kolları sıvayan Tolstoy’un. herkesin önünde s hücuma. benzer bir formülü. [33.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy’un. tuhaf bir sekilde kendini kurtarama¸ dıgı bir Tolstoy Sendromu. “milliyetçi s kadınlar” deniyor. kamuoyuna ˘ tercüman olması gerektigi yollu haksız bir savunma getirir. niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. En azından. Nitekim Anna Karenina ˙ da. s. taarruza gönderin!” Çok sonraları. sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu. ˘ s arızi veya degil. Alphonse Karr’dan yaptıgı su ˘ s ˘ ¸ alıntı ve alıntının mantıki ve vicdani icaplarıyla. bir hipnotizma. latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. kategorik olarak. “yurt sevgisi”. Vatanseverligin ele¸ tirildigi ba¸ ka yerlerde de. toplumda i¸ s s s bölümü bulundugu. Yukarıdaki “vatansever kadınlar” yerine. bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine. öyle arizi ˘ ¸ ¸ bir durumda vicdani reddin ne kadar vicdani olacagı tartı¸ ılabilirse de. özel bir ön cephe birligine. parçalanacak bir çocugu ¸ s ˘ ˙ kurtarmanın son çaresiyken bile cebri yasaklamak. Tanrı’nın krallıgına giri¸ biletini iade ˘ ˘ s ederek. Levin’in kayınpederi Prens daha önce koymu¸ tur aslında: s ˘ “Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz.

karınızı ¸ ˘ yasa bogmak varsa. Tolstoy. s o sözlerin mantıki ve vicdani icaplarını ve (Tolstoy’un ihmaliyle) cevapsız bırakılmasını es geçer. Zorunlu askerlik bir yana. gidip ölün ve öldürün’ diyemez. ananızı. en önde sava¸ malıdır. ya¸ ı vs. hele 20’li ya¸ lardaki çocuklara. ancak insanların kendi iradeleriyle asker ols dugu bir yerde haklı görülebilirdi belki. s ˘ Vicdani redci. bana ne. ünlü ˘ Fransız yazar Romain Rolland’ın esin kaynagı da Tolstoy’dur ve Rolland. Alphonse Karr’ın sözlerini. Bu kitaptaki makalelerde de bu meseleye zaman zaman deginir. hiç ihmal etmeyecektir. mesela. Dünya Sava¸ ı bittiginde. ‘I¸ bölümü geregi. sansı. zorunsuz askerligi de en sert biçimde lanetleyecek ve vicdani ˘ red ile redcileri savunacaktır. sizin s ˘ sansınıza ölmek ve öldürmek. çocugunuzu. ve “Biz” Kimiz? bu i¸ bölümü savunması.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. “hiç önlem alınmadıgı için” insanların ˘ ˘ 51 . sonradan yazdıklarında bu meseleyi asla cevapsız bırakmayacak. cinsiyeti. “çogu aydının bilimini. kendi iradeleriyle degil de. sava¸ ın ˘ s gerekli. anti-militarist ve pasifist gelenekler tarihte epey gerilere gidiyor. ˘ 1919’da I. kaçınılmaz oldugunu vazeden herkes. babanızı. barı¸ giri¸ imlerinin ve s s Milletler Cemiyeti gibi örgütlenmelerin. Gandi’yi de ˘ s ˙ esinleyen Tanrı’nın Krallı˘ ı Içinizdedir [29] gibi eserleriyle. ama bu gelenegin en etkili sözcüsü ve ta¸ ıyıcısı. vicdani red hareketlerinin. 1900’de yazdıgı ve bu kitabın son ma˘ ˘ ˙ ˙ kalesi olan “Vatanseverlik ve Iktidar”da: “Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden bu deh¸ etli düzenleme” veya ˘ s “kadim dünyanın herhangi bir köleliginden kıyaslanmayacak kadar beter ˘ derecede bir a¸ agılanma ve itaat gerektiren bir kölelik durumu”. zorla ˘ ˘ asker yapıldıgı bir yerdeyse haklı görülemez. insanlara. “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi” ba¸ lıklı s ˘ ˘ ˘ s bir barı¸ çagrısı kaleme alır. g Aylmer Maude da. Tolstoy’un paltosundan çıktı˘ ına g veya güç aldıgına dikkat çeker. Tolstoy’dur. ˘ s Tolstoy’u i¸ ine geldigi gibi karakterlerine yanlı¸ örnekler verdirmekle s ˘ s ve konu¸ turmakla suçlayan Dostoyevski de. Bildiride. sanatını ve s ˘ ˘ zihnini Devlet hizmetine verdigi”. Kısa bir Tolstoy biyografisi de yazan. ˘ ¸ s yüzünden asker olmayan veya askerligini tehlikesiz bir sekilde savan ˘ ¸ ˙s biri.

Bu yönde en etkili ˘ ˘ düzenleme. Bu gibi ki¸ ilerin ve daha birçogunun imzaladıgı bildiride sunlar vurgulanır: s ˘ ˘ ¸ [31] ˘ [. Millet˘ ler Cemiyeti’nden. ˙nsanları. Georges Duhamel. ba¸ ı bo¸ bırakılan bu güçlerle aklın bir ˘ s s kenara itildigi. ama bu tecrübeden. zorunlu asker orduları. bütünü için çalı¸ ma” çagrısı ˘ s ˘ yapılır. .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. [30] 1926’da. hakiki silahsızlanmaya dogru bir ilk adım olarak. hayatlarından vazgeçmeye ya da iradelerine ragmen ˘ I ˘ veya eylemlerinin haklılıgına kani olmadıkları halde. G. Martin Buber. “onu sosyal veya siyasi bir zümrenin. Wells vs. aydınların insanlar arası sevgi ve anlayı¸ ı yok etmeye. bir s devletin. gelecek ˘ için ders çıkarmaları gerektigi. bir ülkenin veya bir sınıfın bencil çıkarları ve tutkularına alet ettigi” vurgulanır ve sınır. imzalayanlar arasında su gibi s ¸ isimler vardır (italik yazdıklarım önceki bildiriyi de imzalamı¸ lardır): s Einstein. ] Mutlak silahsızlanmaya dogru kati bir adım ve uygar ulusların di˘ ˘ magının demilitarize edilmesi için çagrı yapıyoruz. bireye. bu kez Britanya’da. Henri Barbusse. sadece “Hakikat’e ˘ ˙ hizmet etme”. geni¸ profesyonel subay I ¸ s takımlarıyla. dünya çapında zorunlu askerligin lagvedilmesi olacaktır. ırk. ˘ Dolayısıyla. ne kadar haksız ve aptalca olursa olsun ˘ emirlere körü körüne itaat ve düpedüz katletmeye yönelik egitim. Bertrand Russell. zorunlu askerligin tüm ülkelerde kaldırılmasına yönelik bir teklif getirmesini istiyoruz. Gandi. zümre tanımadan. Vatanda¸ larını sas 52 . “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri” ba¸ lıs s gıyla. s ˘ Baraka hayatı. . insan haysiyetini ayaklar altına alıyor. ölüm saçmaya zorlamak. Milletler Cemiyeti’ne hitaben ve Tolstoy’la daha somut biçimde ˘ örtü¸ en yeni bir bildiri kaleme alınır. Romain Rolland. Tagore. ve “Biz” Kimiz? “çok güçlü kolektif cereyanlara” kapıldıgı. “Insanlıgın çıkarları için. ˘ s tüm güçleriyle nefret ekmeye hizmet ettigi ve “elçileri olmaları gereken ˘ Dü¸ ünce”ye tecavüz edip. berabes ˘ rinde insan ki¸ iliginin alçalmasını ve özgürlügün yıkımını getiriyor. Zorunlu askerlik. ˙nancımız su ki. askerî talim. Miguel de Unamuno. barı¸ için ciddi bir tehdittir. demokrasiye ve insan hayatına saygıyı yerlebir ediyor. H.

Ahalisinden askerî hizmet s talep eden bir devlet. 112] s ba¸ ka Ingilizce çeviriye göre “bu dinin yanısıra”. s mesela Einstein’ın su gibi görü¸ leriyle de: ¸ s ˘ Devlet bizim hizmetkarımız olmalı. haklı olarak diyorlar ki. zorunlu askerlik hizmeti uygulamasıyla. dı¸ mekanizs ˘ mayla10 zihnin iç haleti arasında kar¸ ılıklı bir ili¸ ki bulundugunu s s farketmek lazım. yani. s ˘ ˘ barı¸ ta onların hayatlarının esenligine ve degerine asla gereken s önemi vermez. s. Son yüz elli yıldır. tüm bir erkek nüfusa. ¸ bence. bu emri ihlal s ediyor [. askerî yeterligin psikolojik temelini olu¸ turur. . mevcut s mekanizmanın kendisi de milli hissiyat kalıpları üzerinde etkili bir rol oynuyor. ve “Biz” Kimiz? va¸ a gitmeye zorlamak konusunda kendini yetkili gören bir Devlet. bu put her yerde ürkünç ve son derece habis bir güç edindi. s 10 Türkçe 11 Bir çevirisinde. yakından ili¸ kili. biz onun kölesi degil. [33. onlarda muhakkak milliyetçi bir ruh uyandıra˘ caktır ki bu. ama yanlı¸ s s kullanılan vatanseverlik adıyla da malum seyin– korkunç abartılan ¸ ruhudur. ˘ ˘ Bu degerlendirmeyi layıgıyla irdeleyebilmek için. . s s Sava¸ egitimiyle. men¸ eyi ve idamesini onlara borçlu bulunmuyor. uluslararası ˘ ˘ düzene en büyük engel. maddi silahsızlanmadan önce gelmelidir. “mekanizma” yerine sürekli “Makine Sanayii” denmi¸ . gençligin gözünde kaba kuvet aygıtını da putla¸ tırmalıdır. etkilenmeye en açık bir ya¸ ta. ] Ruhani silahsızlanma. . dinin11 yanısıra. ayrıca. ulusal ordularla. milliyetçiligin –kulaga ho¸ gelen. . militarist saldırganlık ruhu nak¸ ediliyor. Okullarıns ˘ daysa. Sadece mekanizma geleneksel hissiyat kalıplarına dayanıp. Devlet. daha kibar adıyla söylersek. diyor insanlar ısrarla. Dahası.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. bizi cebren askerî hizmete ve sava¸ a girmeye zorlayınca. s ˙ 53 . ] ¸ s Tolstoy ve Einstein’ın yolları sık sık kesi¸ iyor –bu bildirinin yanısıra. milliyetçilik dininin yanısıra. [. erkekler sava¸ ı kaçınılmaz ve hatta arzulanır bir s ˘ s sey olarak görmeye ba¸ lıyorlar. ˘ Su an milliyetçiligin böylesine esef verici bir seviyeye yükselmesi. Zorunlu askerlikle.

büyük toplumsal hayırları da olan Fransız Dev˘ rimi’yle ba¸ ladı ve çok geçmeden tüm diger ulusları etkisi altına s aldı. Bir adamın. bir bando nagmeleri e¸ liginde. duyguda sıg kalır. [32. . . s ˘ çevirisinde. ancak s ˘ o. . [. ki¸ iliktir. Bu s s ˘ ¸ ˘ ˘ gelenegin esas ta¸ ıyıcısıysa. egitim sisteminin i¸ leyi¸ iyle kalıtsal bir s s hastalık gibi ku¸ aktan ku¸ aga geçen su talihsiz milli geleneklerdir. ve “Biz” Kimiz? Dolayısıyla zorunlu askerlik uygulaması. [33. “vicdani redciler” yerine. toplum için bir utanç ˘ kaynagı olmak bakımından? [. farkedebilen bireydir. geçmi¸ yüzyıllarda din sehitlerinin s ¸ maruz kaldıkları arasında bir nebze fark var mı. siyasi devlet degil. 96-99] ˙nsanlık tarihinin sayfalarında gerçekten degerli olan sey. [33. midemi bu¸ ˘ landıran askerî sisteme getiriyor. ] ˘ ˘ ˘ Saglıksız milliyetçiligin kaynagı olan zorunlu askerlik hizme tiyle mücadele edilmeli. “Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin” ifadesi yerine. en önemlisi. bana göre. s ˘ aynı zamanda da. mevcudiyetimizi de kökünden ciddi biçimde tehdit etmektedir. bana ˘ I ¸ ˘ göre. Bu lanet. yaratıcı. “askeri hizmete kendini adayarak kar¸ ı olanların” denmi¸ . 112] s s 13 Türkçe çevirisinde. beyaz ırkın ˘ ahlaki çökü¸ ündeki temel sebeptir ve sadece uygarlıgımızın hayatta s ˘ kalmasını degil. Basın’ın agır sanayi ve askeriye tarafından kontrol edilen o bölümüdür. Dolayısıyla uluslararası bir ruhun olu¸ umunu desteklemek ve sös ¸ venizmle mücadele etmek isteyenler zorunlu askerlik hizmetine kar¸ ı s bir duru¸ sergilemeliler. dörtlü sıra halinde uygun adım yürümekten zevk alması. s. sürü tabiatının su en berbat ürününe. Bu konu beni. . ] Ulusların sorumluluk sahibi liderlerinin aslında sava¸ ı bertaraf ets meyi samimiyetle istediklerine inanıyorum. Askerî hizmete direnen vicdani redcilerin12 s ˘ bugün maruz kaldıgı feci ezayla. sürüyse. sürü olmaklıgıyla dü¸ üncede s ˘ ˘ sıg. askerî egitim ve bunun yüceltilmesidir. “kendini bu konuya adamı¸ muhalifler” s denmi¸ .Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Bu mutlak surette gerekli ˘ ˘ ilerlemeye direncin kaynagı. s. vicdani redciler13 ulusla rarası düzeyde korunmalı. 113] s 12 Türkçe 54 . soylu ve yüce olanı yaratır. s.

bu melanet epey önce ortadan kalkmı¸ olurdu. Arjantin.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Uygars s ˘ ˘ lıgın bu veba kaynagı en kısa zamanda yok edilmeli. Büyük beyni kendisine tamamen yanlı¸ lıkla verilmi¸ . eger milletlerin s ˘ sagduyusu. Zorunlu askerlik hizmeti. kanunda ve uygulamada bu hakkı tanıyan ˘ (insanları sorguya çekmeksizin. ona tek gereken muhafazasız bir omurilikti. kısaca. vicdani red hakkını gerçekten ve dürüstçe tanıma ve ˘ uygulama çagrısı yapıyorlar. insanoglu gözümde çok degerli. Irlanda. birey haysiyetindeki sakatlıgın en utanç verici semptomudur. a¸ agılık bir sey bana göre! Böyle igrenç bir s ˘ ¸ i¸ te yeralmaktansa parçalara ayrılmayı tercih ederim. ticari ve politik çıkarlarca. Yine de. s. birkaç çıkar grubunun ˘ adi emelleri ugruna. 15] Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumlar. s s vicdani reddi destekliyor ve dü¸ ünce. Kanada. Emir üzerine kahramanlık. ahmakça siddet ve vatanseverlik adı altında giden ¸ ˘ tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! Sava¸ s ˘ ˘ son derece bayagı. zira inanıyorum ˘ ki. bugün uy˘ ˘ gar dünyayı muzdarip eden sakatlıgın. s 55 . 10] s s ˙ki hafta içinde. ordu dı¸ ı alternatif sivil hizmet uygulamasına geçme s çagrısı. profesyonel veya gönüllülerden olu¸ an ordular var ve zorunlu askerlik yok veya kaldırılmı¸ bulunuyor. s s ˙ ˙ mesela: Australya. öyle azgın bir öfkeye sevkedilebilir ki. Bugün birçok ülkede (kimilerinde epey ˘ zamandır) vicdani red hakkı tanınıyor. Birle¸ ik Krallık. epey zamandır da ülkelere çagrıda bulunuyor. ve “Biz” Kimiz? onu hakir görmem için yeterli. vicdan ve inanç özgürlügü çerçes ˘ vesinde temel bir insan hakkı olarak kabulleniyorlar. okullar ve basın üzerinden sistematik biçimde yozla¸ tırılmı¸ olmasaydı. tüm s ˘ ˘ ˘ bunlara ragmen. bana göre. [32. [32. bugün. insanlar üniformaları s giyip ölmeye ve öldürülmeye hazır hale gelirler. Izlanda. herhangi bir ülkenin koyun kitleleri gazetelerce I kı¸ kırtılıp. s. ba¸ vuru süresini kısıtlamaksızın ve bu s hakkı gizlemeksizin tanıyan) düzenlemeleri yapıp hayata geçirme ve hem mahiyet hem de süre bakımından cezalandırıcı (yani askerî veya uzun) olmayan.

Portekiz. Nazilerin onu daha önce ele geçirmesini engellemektir. ve hatta. zorunlu askerligi süphesiz savun˘ ¸ mamakla birlikte. Kimi ülkelerde. Lituanya. Ispanya. Romanya. yukarıda özetledigim ˘ Birle¸ mi¸ Milletler ve Avrupa Konseyi kriterlerine uymayan yasa veya s s uygulama aksaklıkları var. Malezya. 2006’da Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. Güney ˙ ˙ Afrika. s ˘ ˘ Te¸ hislerinde haklı bulunur Tolstoy. Azerbaycan’da ve 1949’dan beri üye olan Türkiye’de vicdani red hakkı hiç. Ermenistan ve Yunanistan gibi birkaç ülkedeyse vicdani red hakkı sözde tanınıyor. ama epey zamandır vicdani red hakkı tanınıyor ve alternatif hizmet uygulaması var. hem de ˘ ˘ Tolstoy kar¸ ı çıkarlar –Tolstoy daha kapsamlı ve daha sert olmak üzere. Isveç. Slovenya. Italya. ama bu kitaptaki makalelerin kanıtladıgı üzere. Almanya. zorunsuz askerlige de. Letonya. Norveç. hele Rusya. ama Avrupa Konseyi üyesi olan sadece iki ülkede. ˘ Bazı ülkelerdeyse zorunlu askerlik kalkmadı. atom bombasının icadına ¸ gerekçesi de. Birle¸ ik Devletler. ˘ insanlıgın sürekli bu irrasyonel unsur içinde debelendigini ve böyle gi˘ ˘ derse daha da batacagını herkesten iyi görüyordu (ba¸ ka makalelerinde. bir vicdani redcinin (Mehmet Tarhan) davasında Türkiye’yi suçlu buldu. Tolstoy Nazileri görmedi. ve “Biz” Kimiz? Hindistan. Hollanda. Fransa. etkin bir uluslararası hakemlikten ve ordusundan da yana olur.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. yasada bile tanınmıyor ve vicdani ˙ redciler de gadrediliyor. din içinde de aynı seyin ˘ ¸ ya¸ andıgını gösterdigi gibi). her s 56 . Danimarka. Monako. nitekim. [34] • Zorunlu askerlige de. Slovakya. Karadag. Lüksemburg. ama daha ziyade ba¸ ka eserles s rinde (etkin bir) pasif direni¸ i en uç noktaya kadar savunan devası. hem Einstein. Macaristan. ˘ s o irrasyonel unsurun diger tezahürü içinde. Belçika. Malta. Estonya. Yeni Zelanda. aynı sekilde. bunların yanısıra. mesela: Avusturya. Fas. Isviçre. s Ama Einstein. s ˙ ˙ Polonya. Çek Cumhuriyeti. Nazizmin daha önce durdurulmayı¸ ından Britanyalı s pasifistleri de sorumlu tutar.

Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. tedavi ancak kurtadamla¸ madan önce uygulanabilir ve s deva da zaten hakikatten. Gandi pasif direni¸ le Britanya’yı dize getirdi. ama bu seytani gen insanlı¸ gın vicdanında. bir buçuk asır boyunca. bilincinde feci bir yara açmı¸ ve kolaylıkla hortlayıp ˘ s insanları ele geçirebilecegini de kanıtlamı¸ olur. ˘ tam tersine. adamlıgın. insan olmak yerine hayvan. artık kurtadamla¸ ma salgını ve parçalamalar hızlanır. sadece kan cehenneminden beslenir. dini veya uyruguna bakmaksızın. ˘ köpekler ve diger bazı hayvanlar gibi. yani Tolstoy’un te¸ hisidir zaten deva olan. bunu kestirmek zor. ˘ kurtadam olmak esastır. bulunmaması yüzünden. ¸ s hatta dı¸ arıya yayılır ve sonuçta uzun bir kan cehenneminden –i¸ i¸ ten– s s s geçtikten sonra kurtadamlar durdurulur. ya sen de kurtadam olursun. “Evet tabii. s Nazi Almanya’sı da. ˘ s Dolayısıyla. vicdanın katledilmesi yüzünden. zaten adam olmak degil. çünkü gelecek tepki. orada vicdani redcilerin bulunması yüzünden degil. Gandi-Britanya örnegiyle verilebilirmi¸ gibi görünmü˘ s yor pek. cevap biraz süpheli. emir-komuta ˘ zincirinde halkalar imal eden militer bilincin tüm toplum kesimlerine nak¸ edilmesi yüzünden. Çocukların Bilgeli˘ i’ndeki Ma¸ a’nın “‘Biz’ kis g s miz?” sorusuna kar¸ ı. vicdanen sorumlu bireyler degil. artık “Hey sa¸ sırdınız mı? Adam olmaktan çıkıp kurtadam oldunuz” diye uyarmanın ¸ anlamı yoktur. zalimleri ve s ˘ 57 . sırf sürüye ait görmedikleri için ˘ ba¸ kalarını bogazladıgı Nazi Almanya’sına. aklın ve vicdanın s ˘ s ˘ hakim kılınmasıdır. ya da seni parçalarız” seklindedir. ama insanların ¸ s korkunç bir salgınla cinnet geçirip içindeki en hunhar yanları azdırarak. fa¸ izme kar¸ ı Tolstoy’un s ˘ ˘ s s devası ne kadar tedavi saglayabilirdi veya hiç saglayabilir miydi? Bu ˘ ˘ soruların cevabı. kurtadamlıga ˘ ˘ geçmenin nerede ba¸ ladıgını te¸ his ederek. ve “Biz” Kimiz? zaman tamamen tedavi edebilir mi. adam olmak yerine kurtadam oldugu. Nitekim. yalnız burada gözardı edilmemesi gereken önemli bir nokta var: Kurtadamla¸ ma salgını hakimiyet kazandıktan ve akıl ile vicdan s devre dı¸ ı kaldıktan sonra deva aramak zaten nafiledir. artık bünye s deva kabul etmez. adamlıktan nerede sapıldıgını.

bu s ˘ ˘ teslimiyete ve geçmi¸ te kendi katıldıgı Sivastopol sava¸ ına atfen. tarumar etti. Tıpkı Port Arthur (Rus-Japon) sava¸ ı nedeniyle. hür aklı ve vicdanı devre dı¸ ı bırakıp tecavüz etmemek s seklinde özetlenebilecek temel ve evrensel degerleri ve ülküleri –yani ¸ ˘ hakikati– katlederek. propaganda. adam olmak yerine kurtadam oldu ve tarumar olup. halk. çehreler altında. gerçekte tapılan ve taptırılan putun. “Bizim s ˘ s zamanımızda asla böyle bir sey yapmazdık” dedigi söylenir. ama güçlü elementin. bu pagan ˘ tanrının. tarih boyunca aslen din veya sövenizmin türevleri seklinde teza¸ ¸ hür ettigini görüyordu. Tolstoy. ˘ Aylmer Maude. saikleri yüce degerlermi¸ gibi sunup hakikat yerine ikame ederek. ˘ s kendi içinde gördügü gibi. Büyük kızı ¸ ˘ Tatyana ise hatıralarında. vatanseverlik hipnozus nun hakim kılınması yüzünden. s aynı irrasyonel elementin –yani yalan. önder vb. ˘ s ayrıca sava¸ larla katliamlara yol açarak. bayrak. zalim de olsa. Nazi Almanya’sını görmemi¸ ti ama. mazlum da ˘ s olsa Almanlıgın ülküle¸ tirilmesi yüzünden. vatan. millet. maddi ve manevi menfaat. iktidar. övüngenlik vb. masumları ve masumiyeti “Biz” sayan bir cevap ver˘ s mek yerine. hips notizma ve hamasetle. güç. kutsalla¸ tırma. insanları ve toplumları yozla¸ tırs s dıgını. yozla¸ anların daha da putperestle¸ ip baskıcı iktidara katıldıgını ˘ s s ˘ ve bunun tekrar daha fazla yozla¸ mayla putperestlige neden oldugunu s ˘ ˘ ve insanlıgı tarumar eden bu irrasyonel. orayı havaya uçururduk. Port Arthur’un teslim edilmesi üzerine Tolstoy’un gözya¸ ı döktügünü söyler [28]. ve “Biz” Kimiz? zalimligi dı¸ layıp. insanlıgı ülküle¸ tirmek yerine. tüm bunları görüyordu. din. Nefs’in– simgeler ve kutsallar üzerinden. Ma¸ a’nın “Hep beraber ˘ s s olmak daha iyi olmaz mıydı?” sorusuna kar¸ ı.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy.” ˘ “Oradaki bütün insanların hayatlarını feda edeceginizi mi söylüyor- 58 . Diger kimi hatıra ve biyografilerde de. bu sözlerin muhatabı olan bir “Tolstoycu”yla Tolstoy arasındaki bu konu¸ manın söyle sürdügünü yazıyor (soran s ¸ ˘ Tolstoycu): “Ne yapardınız?” “Teslim etmektense.

˘ bu aile içi hatırata (hele karısı Sofya’nınkilere) tamamen güvenmemek gerektigini söyler. epey s ˘ kan dökülmesi bir yana. • Çarlık Rusyası malesef. “Kendinize Gelin!”de söyler. o bencilliklerin hizmetkarı olmayayım diye onları kontrol altında tutuyor. en etkili sava¸ kar¸ ıtı yazılarından biri olan ˘ s s uzun makalesi. bu çagda¸ Sisifus’un ˘ s 59 .” [35] Kızı Tatyana. her iki ülkenin sömürülen halk kesimlerinden yana oldugu yolundaki sözleri aktarılır. Çarlık rejimiyle kıyaslanamasa bile yine baskıcı bir rejim hakim oldu. Port Arthur sava¸ ı ˘ s üzerine asıl söyleyecegini.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. Tolstoy’un. ne Rusya’yı ne de ˘ Japonya’yı tutmayıp. Ve onu dogru dürüst yaparsın. s s ˘ ama Tolstoy’un kendisi de hatıra yazarlarının “çogu zaman konu¸ maları ˘ s uydurdugunu” (ki bu sözü de müzisyen Goldenweizer’ın hatıralarında ˘ [36] nakledilir!!). ve sonra o da çöktü. canımı yakıyor. Onunla büyütüldüm ve ki¸ isel. Tolstoy’un tüm uyarılarına. yapacagın i¸ bellidir. kısmen degerli bulmakla birlikte. Ve o bencillikler yava¸ yava¸ köreliyor. ailevi. ˘ ˘ kaya a¸ agı itilerek. s s Port Arthur üzerine. 31 Aralık 1904 tarihli günlük giri¸ inde ˘ s söyle söylüyor: ¸ Port Arhtur’un teslim edilmesi beni kahredip. kendine gelmedi. s sava¸ süresince halkta vatanseverligi kı¸ kırtmak için seferber edilen s ˘ s hamaset ve propagandadan nefret ettigi ve ayrıca. Bugünse. böyle bir konu¸ ma gerçekle¸ tigini söylüyor. baskı ve zorbalık daha da arttırıldı. zorbalıgın devamı halinde kanlı bir ˘ ˘ ayaklanmanın kaçınılmazlıgını çok önceden haber vermesine ragmen. Tolstoy ise. sık aktarılan ba¸ ka anekdotlarda da. Ama Tolstoy. hatta aristokratik s ˘ ˘ bencilligin kölesi oldugum kadar onun da kölesiyim. Tüm bu bencillikler içimde canlı. Ve neticede. ve “Biz” Kimiz? sun?” ˘ s ˘ “Ne sanıyorsun? Bir askersen. ama içimde ilahi yasanın bilinci de var ve bu bilinç. hatıralarında. Bu vatanseverlik. Tolstoy uzmanları da. Sisifus gibi didinmesine ragmen.

vatanseverlikle desteklenen ve ordularla yürütülen bir tarihin. vatanseverlik. ¸ ˘ ˘ hep beslemeye yönelik toplumsal modeller hakim görünüyor. Yasnaya Polyana çiftliginin s ˘ ˘ ˘ ve Moskova’daki evinin müze yapıldıgı ülkede. Zira insanlıgı mahveden tüm sa˘ ˘ ˘ va¸ ların. sahips lenme hırsını. bu makaleleri yazdıgı topraklarda. Nefs’in arsızlıgı. Ve tüketimi asgariye indirmenin. ve “Biz” Kimiz? ya¸ adıgı. önce tecavüz ¸ etmeme yasasına ve pe¸ inden herkese tecavüz ettiren sey. arsızlıktır. ki malesef onu ıslah etmeye degil. putperestligin arkasın¸ ˘ daki sey. Acar Burak Bengi 28 Subat 2007 ¸ 60 . özellikle iktidar hırsını köreltmenin tek kurtulu¸ olduguna s ˘ dair ögütleri de sürekli dogrulanıyor. yabancılara saldıran ˘ fa¸ ist dazlaklar var. en temel hakikatlere. s Tolstoy. sekillerde tezahür eden. insanlıgı büyük sava¸ ve kıyımlarla mahvedecegi uyarısını da yapmı¸ tı ˘ s ˘ s ve bu dedikleri de gerçekle¸ ti. yeni bir Nuh tufanı getiren sey. s ¸ milliyetçilik.Önsöz: Sisifus’un Kayası ve Tolstoy. dincilik vb. hatta dünyayı cehenneme çeviren. hatta ısıtarak mahveden. tüm çatı¸ ma ve çeki¸ melerin tek nedeni ve dünya kaynaklarını s s s da yok eden.

ama bu tuhaf olgunun temel sebeplerini her defasında daha dikkatli irdeleyince. subayları Paris’e gittigi ve daha da sahte sapan sözler duyup ˘ ˘ sarfederken epeyce yiyip içtigi için. simdi okuyucuya ¸ sundugum görü¸ lere vardım.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Geçen yıl (1893) Ekim ayı boyunca Fransa’da gerçekle¸ en Franko-Rus s kutlamaları. yalnızca gazetelerden bunları okuyup duyanlar bile. gayet hasmane ˘ s ˘ ili¸ kilere girerek ya¸ adılar ve simdi aniden. muhtemelen ba¸ ka birçok ki¸ ide oldugu gibi bende de önce s s ˘ keyif. geçen Ekim ayı boyunca en sıradı¸ ı biçimlerde s ifade edildi. aniden birbirlerine özel bir dü¸ künlük besledikleri. iktidarlarının kı¸ kırttıgı. sadece yiyip içip konu¸ anlar degil. pe¸ inden sa¸ kınlık ve nihayet bir infial hissi uyandırdı ve bunu s ¸ s kısa bir dergi yazısıyla anlatmak istedim. Bu duygular Fransa’da. bir Fransız filosu iki yıl önce s s ¸ Kron¸ tad’ı ziyaret ettigi. ˘ s ˘ orada bulunan herkes. hatta bulunmasa da. ama malesef çogu zaman da. yani bütün Frans sızların bütün Rusları ve bütün Rusların da bütün Fransızları sevdigi ˘ hayaline kapıldı. bütün bu milyonlarca Rus ve Fransız insanı. Rus denizcilerin kar¸ ılanması. çe¸ itli saraplardan s s ¸ epeyce içtigi için ve aynı sekilde bir Rus filosu geçen yıl Toulon’u ziyaret ˘ ¸ ettigi. kıyıya çıkan subayları sahte sapan epeyce söz s ˘ dinleyip sarfederken çe¸ itli yerlerde epeyce yiyip. haberlerini diger gazetelerden derleyen s ˘ 61 . ˘ s Ruslarla Fransızlar yüzyıllardır birbirlerini tanıyarak ve bazan dostane.

ellerinde ¸ çiçek demetleri tutan köylüler. s yerel yetkilileri selamlamak için mürettebatının subaylarıyla kıyıya çıktı. özel teknelerde s halk sapka. s Birçok özel teknede. Fransız donanmasının ba¸ kurmayları s ve Toulon limanının en kıdemli subayları tarafından kar¸ ılandılar. Top s ˘ gürlemeleri ve çan sesleri arasında kalabalıgın dostça el sıkı¸ maları s birbirini izledi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Selskiy Vestnik14 gazetesinde söyle anlatılıyor: ¸ Rus ve Fransız gemileri bulu¸ tuklarında birbirlerini. s karadan. Rus denizciler. s s ˘ ˘ Bu çıglıklar. Denizden. önde amiralin zırhlısı ve ardında diger gemiler olmak üzere. Fevkalade görkemli bir hava hakim olmu¸ tu. Vive la Russie. dört bir yandan tek bir ses gürlüyordu: “Ya¸ asın Rusya. iskelede. Donanma bandosu milli mar¸ “Tanrı Çar’ı Korusun”u s ˘ ˘ çaldı. tek bir s 14 Ta¸ ra s 15 Bir Habercisi. köylü kadınlar ve çocuklarıyla dolu birçok mavna bulunuyordu ve çocuklar dahi demetlerini sallayıp alt˘ larını ıslatıncaya kadar15 bagırıyorlardı. Amiral Avelan. s Rus sancak gemisi Fransız filosu onuruna on be¸ parelik bir top s atı¸ ı yaptı ve Fransız sancak gemisi de iki misli. hem müzigi hem de top atı¸ larını bastıran güçlü. otuz parelik bir s ˘ atı¸ la kar¸ ılık verdi. Böylesine kitlesel bir co¸ ku manzarası kar¸ ısında denizcilerimiz göz ya¸ larını s s s tutamadılar. aralarından geçti. denizcilerin bereleri ve sapkalarıyla izleyenlerin mendilleri. salvoların yanıs sıra. Fransız gemisinden Rus milli mar¸ ının nagmeleri s s s gürledi. ¸ ˘ co¸ ku içinde degerli misafirlerin onuruna sallanıyordu. Rus milli mar¸ ı “Tanrı Çar’ı Korusun” ve Frans sız milli mar¸ ı Marseillaise’i çalan bandolar vardı. Toulon’daki Fransız donanması limanda iki çizgi halinde hizaya ˘ girdi ve filomuz. bayrak. s ˘ ya¸ asın Fransa!”Bahriye gelenegine uygun olarak. –[Koray Karasulu] 62 . –[Koray Karasulu] Rus deyimi. hepsi. ate¸ li ve co¸ kulu “Hurra!” “Ya¸ asın Rusya!” “Ya¸ asın Fransa!” s s s s nidalarıyla kar¸ ıladılar. mendil ve çiçek demetleri sallıyordu. ama halkın “Ya¸ asın Çar! Ya¸ asın Rusya!” çıglıklarına boguldu. Fransız denizciler yelken sereniyle direklere tırmandılar ve ˘ her iki filoyla çevredeki gemilerden kesintisiz selam naraları yagdı.

.” dedi. Aynı s s ˘ ˘ anda kortej üzerinde kulakları sagır eden bir çıglık koptu: “Vive la Russie! Vive les Russes!” (“Ya¸ asın Rusya! Ya¸ asın Russ s lar!”). Polis Cercle Militaire yolunu açmaya davrandı. Kasırga besbelli yakla¸ maktaydı. . Amiral Avelan. 1893 No: 41) s Toulon’daki kar¸ ılama böyleydi. o an devasa halk kitlesindeki ço¸ kunlugun son kerteye s ula¸ tıgını ve oradaki herkesin kalbinden ta¸ an duyguları aktarabis ˘ s ˘ lecek söz bulmanın imkansız oldugunu bildiriyorlar. Gürleme giderek güçlenip netle¸ ti.” Kısa bir sohbet sonunda Bakan’dan ayrılırken. Nihayet. ama bunun ˘ kolay bir i¸ olmadıgı anla¸ ıldı. boulevard des Italiens’e s (˙talyan Bulvarı’na) çevriliydi. “konukseverliginizi takdir edecektir. Meydanda büyük bir izdis s ham vardı. pences s ¸ 63 . ba¸ ı açık bir halde ve Rus ve Fransız subaylar e¸ liginde. her yerde candan dostlar olarak agırlanacaksınız. Kalabalık arasında tarifsiz bir izdiham s s ve sıkı¸ ıklık vardı. Fransız s s ˘ ˘ Deniz Bakanı tarafından beklendigi donanma idaresi karargahına yöneldi. Hükümet ve tüm Fransa sizi ve maiyetinizdekileri. Amiral tekrar konuk˘ severligi için te¸ ekkür edip ekledi: “Sizden. s¸ s ˘ Tanıklar. Rus ve Fransız halkları arasındaki sempatiye s ˘ tanıklık eden iki mahaldir.Hristiyanlık ve Vatanseverlik haykırı¸ seklinde kayna¸ tı.” ˘ Amiral. . ¸ s ˘ ˘ “Rus filosu ve tüm Rusya. Bütün ba¸ lar açıktı ve pencerelerdeki. balkonlardaki ve hatta s çatılardaki tıkı¸ tıkı¸ halk sapka. kortejin ba¸ ı meydanda göründü. s Gazeteler Paris’teki kar¸ ılamayı da söyle anlatıyor: s ¸ ˙ ˘ Bütün bakı¸ lar. ‘büyük ve asil bir halkın’ temsilcileri olarak selamlıyor. Rus denizcilerin görünecegi. epey ötelerden bir alkı¸ ve I s feryatlar kasırgasının gürlemesi duyuldu. Paris’teki kar¸ ılama ve kutlama larsa s s daha da sıradı¸ ıydı. tüm Rusların kalplerine s kazınmı¸ olan sözleri telaffuz etmeksizin ayrılmak istemiyorum: ‘Çok s ya¸ a Fransa’” (Selskiy Vestnik. . . bayrak ve mendiller sallayıp. sükran duygularını ifade edemeyecegi kar¸ ılıgını verdi. Amiral’i kabul ederken Bakan söyle dedi: ¸ “Kron¸ tad ve Toulon. Nihayet.

s s ˘ gerçekten de. acayip ve ba¸ döndüren bir duyguydu.Hristiyanlık ve Vatanseverlik relerden küçük. insanın gözlerini ya¸ artan ¸ s s bir olay diye anlatmakta. degerli misafirlerini daha iyi görmeye çabalıyordu. Burada kelimeler kifayetsiz kalıyor. s s Neredeydim ben? Ne olmu¸ tu? Hangi sihirli cereyan tüm bunları tek s bir duyguda. Daha çarpıcı. dünya çapında. Lyon Garı’nda. sa¸ ırtıcı. “Vive la s ˘ Russie! Vive les Russes!” diye bagıran yüz bin ki¸ ilik kalabalık. sapka ve bayraklar denizi.) Bir ba¸ ka muhabir. kan ve ilhak siddetine ve sevgili s ˘ ¸ annesinden çocuklarını koparmayaysa hasım bir sevgiyle titreten– bir olay diye anlatmakta haklılar. sempatilerini mümkün olan her sekilde ifade etmeye ¸ ˘ çalı¸ ırken. karde¸ lik ve sevgi Tanrı’sının varlıgı. kalem bunların tümünü ifade edemiyor. O zaman Paris’te bulunan bir Rus gazeteci bu denizciler geçidini söyle tasvir ediyor: ¸ Bunu. ¸ s ¸ ˘ meydandaki kalabalıgın ba¸ ları üzerinde dalgalanıyordu. Ayin sırasında. Amiral Avelan ikinci katın balkonunda görüns ˘ ˘ dügü an Cercle Militaire’de bulunmanın nasıl bir sey oldugunu tarif ¸ etmek imkansız. rengarenk konfeti bulutlarını a¸ agıya atarak canhıra¸ s ˘ s bir sekilde alkı¸ lıyordu. Bu co¸ ku degildi –bu kelime ¸ s fazla banal– co¸ kudan daha iyiydi. –[Acar Burak Bengi] 64 . üniformaları altın nakı¸ lı Fransız Hükümet s temsilcileri ve fraklı belediye üyeleri arasında durmak ve “Vive la ˘ Russie! Vive le czar !” çıglıkları e¸ liginde milli mar¸ ımızın tekrar s ˘ s ˘ tekrar çalındıgını i¸ itmek. sadece a¸ kın s s ˘ anlarda insanların üzerine sinen daha yüksek bir idealin varlıgı. ruhu canlandırıp sevgiyle titreten –insanların karde¸ ligine kani bir sevgiyle. saf ve yüce seylerle doluyor I ¸ ˘ ki. (Nos voye Vremya16 gazetesinden. tek bir kavrayı¸ ta harmanlamı¸ tı? Burada hissedilen. sokakta bir ne16 Yeni Zamanlar. daha s sevinçli ve daha çe¸ itli. Birkaç saat bir çe¸ it hezeyan içins deydim. gördügüm ve ˘ ˘ hissettigim seyin yanında soluk kalıyor. els lerini uzatıp. Kelimeler. görkemli. koro kilisede “Tanrım. de˘ gil mi? ˙nsanın kalbi öylesine harika. daha derin. kalabalıktaki co¸ kunun hezeyan sınırına vardıgını s s ˘ yazıyor. Tüm bir mendil. kullarını esirge!”yi söylerken.

Ekim 1893) s II Fransa’ya giden Rus denizciler. Ve Çar¸ amba günü nerede ne yiyip içtiklerinin. petits pâtés. Hiçbir kelimenin aktaramayacagı muhte¸ em bir etki yarattı.) 65 . (Novoye Vremya. Mesela. Croûte de fruits toulonaise. Casseroles de truffes au champagne. Bernaise ˘ soslu sıgır filetosu. Tatlılar. tüketilen bütün o börek ve mezeleriyle. ˘ ¸ içip konu¸ tular. Mousse de homard parisienne. Rus salatası. bu sırada neler söylendiginin haber˘ leri telgrafla bütün Rusya’ya iletildi. Paris usulü kremalı ıstakoz. Rus kaptanlarından biri Fransa’nın saglıgına içer içmez. Mantarlı. Faisans á la Périgord. bu sözler de derhal tüm dünyaya nakledildi. Desserts. iki haftanın tamamı boyunca bir sö¸ lenden digerine gezdiler ve her sölen sırasında ya da akabinde yiyip. Toulon meyveleri. Ama dahası. Salade russe.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ fesli çalgılar grubunca çalınan Marseillaise’in muzaffer nagmeleri ˘ açık kapıları yararak içeri yayıldı. Cuma s s günü nerede ne yiyip içtiklerinin. (Et suyu. küçük börekler. To¸ ˘ ulouse tavugu. sampanyalı salata. Perigord sülünü. yemek ˘ mönüleri bile bildirildi. Ananaslı dondurma. Noisette de boeuf á la béarnaise. gazetelerin sevki öyle bir raddedeydi ki. bu vakıa derhal dünyaya duyuruldu ve Rus Amiral ˘ ˘ “Güzel Fransa’ya içiyorum” der demez. Parfaits á l’ananas. sadece ¸ kaldırılan kadehler degil. N gazetesinde yemegin bir sanat eseri oldugu vurgulanıyordu: ˘ ˘ Consommé de volailles. Chaud-froid de volailles á la Toulouse.

onları da seviyoruz ve de barı¸ı. bu sölenler sırasında ¸ ¸ tüketilmi¸ bütün esritici içkiler sayıldı. sürekli aynı kelimelerin s s s farklı sekillerde e¸ le¸ tirilip sıralanmasından ibaretti. Rusya’yla Fransa’daki tüm ayya¸ lar s biraraya gelse bitiremezdi. Miktar öyle kabarıktı ki. Geyik gögsü.) Gazetenin sonraki sayısındaysa yeni bir mönü verildi. Bu kelimeler daima ¸ s s aynı anlama geliyordu: birbirimizi muhabbetle seviyoruz ve birbirimizi aniden böyle muhabbetle sevdigimiz için vecd içindeyiz. sölen katılımcılarının içtigi içkilerin tanımları da veriliyordu: bir ¸ ˘ tür “vudka”. barı¸ın nimetleri. Moldovya ˘ ˘ usulü mersinbalıgı. barı¸ı s s seviyoruz ve donanma komutanını seviyoruz! Konu¸ malar su nakarat s ¸ beytiyle bitiyordu: Toulon-Kron¸ tad ya da Kron¸ tad-Toulon.-Germain. Ya¸ asın Rus Imparatoru ve Imparatoriçesi. filoları ve orduları! Orduyu seviyoruz. onları seviyoruz ve s de barı¸ı. Sölene katılanların yaptıkları konu¸ malar da nakledildi. Bir Ingiliz gazetesinde. ama mönüler ¸ s konu¸ malardan daha çe¸ itliydi. barı¸ın güvenligi. ne de kaybedilen yerlerin geri alınması. Selle de daguet grand veneur. –[Tolstoy] s 66 . (Livonien ve St.Hristiyanlık ve Vatanseverlik N’nin bir sonraki sayısında söyle deniyordu: “A¸ çılık bakımından ye¸ s mekte yok yoktu. birçok farklı sarabın içildigi bu yerlerin adları. ne revanche (rövan¸ ). Mönü suydu: ¸ Potage livonien et St. Konu¸ malar.17 bir tür Bourgogne vieux. s s s s s Ya¸ asın Fransa ve Rusya. Grand Moët (Yıllanmı¸ Bourgogne. Maksadımız ne ˘ sava¸ . Avrupa’da barı¸ ve s s s ˘ s ˙ ˙ huzur. tek s s maksadımız barı¸. Birçok farklı s s yemegin yenip. Zephyrs Nantua. Esturgeon braisé moldave. her iki ˘ ¸ ˘ 17 Vodkanın Fransızlarca yanlı¸ bir telaffuzu. bu kadar s kısa bir zamanda bu kadar içkiyi. Germain çorbaları. Ya¸ asın Cumhurba¸ kanı ve e¸ i. s ˙ Moët sampanyası) vs. Her mönüyle birlikte. Zéphyrs Nantua.

˘ s yerini saglamla¸ tırmak ve köylü-çiftçi ekseriyetin destegini almak gibi politik hedefler ˘ s ˘ pe¸ indeydi. –[Aylmer Maude] Fransa’da Roma Katolik Kilisesi’nin yeniden tesisini saglayan ve Katolisizmi çogunlu˘ ˘ gun dini olarak tanıyan. –[Acar Burak Bengi. Mesela Toulon’daki bir piskopos Jorigiberi zırhlısının denize indirili¸ i sırasında barı¸ ın Tanrı’sına dua s s 18 Fransız ve Rus milli mar¸ larının Türkçe çevirileri bu bölümün sonunda. Mesela Fransız filosu. özellikle de aynı anda iki mar¸ ı birden çalan bandoların muzaffer müzigi e¸ liginde söylenince: s ˘ s ˘ Çar’ı yüceltip tuttugunu altın etsin diye Tanrı’ya yakaran bir mar¸ ile ˘ s bütün çarlar ve kralları lanetleyip yıkımları için beddua eden digeri18 ˘ e¸ liginde söylenince. Tüm Fransızlar aniden fevkalade dindar oldular ve s batıl inançların zararlı araçları diye. azimle kendi okullarından çıkardıkları o tasvirleri özenle Rus denizcilerin odalarına asıp. benzer hizmetler veya sadece sevgi ta¸ kınlıgı yüs ˘ zünden. Pius arasında akdolunan 1801 Concordat’ı. daha da sa¸ ırtıcı bir nesne aldı –alüminyumdan yapılmı¸ ve ¸ s s çiçeklerle kaplanmı¸ bir köylü sabanı. s Böylesine kısa bir süredeki kadar çok toplu dua Concordat19 zamanından beri yapılmamı¸ tır. Kardinallerle Piskoposlar her yerde dua reçeteleri hazırladılar ve kendileri de en tuhaf duaları okudular. Birbirimizi ve barı¸ı seviyoruz.Hristiyanlık ve Vatanseverlik milletin de en asil ve kahramanca eylemlerini çagrı¸ tıran kelimeler olarak ˘ s telaffuz ediliyordu. Kron¸ tads ¸ s s Toulon! Buna daha ne eklenebilirdi ki?! . s ˘ Muhabbet duygularını daha bir iyi ifade edenler ni¸ anlarla ödüller s aldılar. ama devlet otoritesine tabi kılan bu anla¸ mayla. kimilerineyse. s Bütün bu tuhaf davranı¸ lara. . daha da tuhaf dinî ayinlerle toplu dualar e¸ lik etti. diger birçok beklenmedik hediyenin ˘ yanısıra. Rus filo kumandanıysa. sürekli dua ettiler. –[Acar Burak s Bengi] 19 Napolyon ile Papa VII. çok tuhaf ve beklenmedik hediyeler verildi. Rus Çarı’na. artık söylenecek s s ˘ ba¸ ka bir sey kalmıyordu. kaynak: The Columbia Encyclopedia. 2001-05] s 67 . bu sözlerle her¸ ey anla¸ ıldıgı için. Fransızların epeydir alı¸ kın olmadıkları s s izlenimi uyandıran. Napolyon. içinde hiçbir sey yazmadıgı veya en azından kim¸ ˘ senin bilmesi gereken bir sey yazmadıgı anla¸ ılan bir tür altın kitap ¸ ˘ s hediye etti. .

Fransız çocuklara manzum iltifatlar yazdılar ve Fransız çocuklar da manzum ve nesir cevaplar gönderdiler. –[Aylmer Maude] ˘ 68 . Nikolas’ın ikinci oglu. Rus mils letine kar¸ ı besledigi sıcak duyguların yakıcılıgı konusunda temin etti. ˘ ˘ s s bundan sonra artık sava¸ ın Tanrı’sına yalvarmak zorundaysak. bu iki ulusu barı¸ ın koruyucuları ˘ s yapsın. madam filancaya te¸ ekkür etti ve madam filanca da. s ˘ ˘ Rus çocuklar. s 20 General ve Amiral. Ama eger. Rus Sarayı’nın Yüce Ba¸ Rahibi’ni temin etti: Rusya’ya. ˘ Falanca kentin Bölge Mahkemesi’nde Rus avukat adayları Fransız milletine yönelik vecd duygularını bildirdiler. General falanca. ama gerekirse sava¸ ın Tanrı’sına da yalvarabilecegini hissettirecek s ˘ sekilde. Fransız kadınlar Rus kadınlara tebrik gönderdi. Quirinal denize s indirilirken Büyük Prens Konstantin’in burada bulunması gibi [Konstantin Nikolayeviç20 1857’de Toulon’daydı]. denetimi altındaki tüm ögrencilerin. Fransızlara s ˘ ate¸ li baglılıklarını açıkladılar ve benzer bir açıklama da Kazan Belediye s ˘ Meclisi’nden geldi. bugün barı¸ ın Tanrı’sına yalvarmı¸ ken. on binlerce telgraf Rusya’dan Fransa’ya. Rus kadınlar da Fransız kadınlara sükranlarını sundu. Hayvanları Koruma Dernegi üyeleri. general falancayı. Fransa’dan da Rusya’ya uçtu. I. Ama bu ya¸ anmasın ve bugünkü kutlamalar. . . Arras Papazı. Bir Rus aktörler top¸ lulugu Fransız aktörlere tebrik gönderdi ve Fransız aktörler de Rus ˘ aktörlerin tebrigini kalplerinin derinliklerine gömdüklerini bildirdiler. Fransızlara kar¸ ı ani bir muhabbet beslemeye s ba¸ ladıklarını açıkladı. ögret˘ ˘ ˘ menlerin ve yazarların. ” Bu arada. Jorigiberi. dü¸ manı kar¸ ılamaya s s s s gidecektir. ˘ Fransız Egitim Bakanı’na. denize yeni ¸ ˘ indirilen gemiden söz ederken. suna s ¸ kesinlikle kaniyiz ki.Hristiyanlık ve Vatanseverlik etti. “Kaderinin ne olacagını sadece Tanrı bilir” dedi. “Korkunç rahminden ölüm kusup kusmayacagı bilinmez. Rus Egitim Bakanı. mürettebatı bugün bizimkiyle böylesine sıkı ve karde¸ çe birle¸ en görkemli gemilerle elele. yalnızca barı¸ çıl hatıralar bıraksın s ve Fransa’yla Rusya’nın dostlugu.

Rus gençliginin en iyi tabakası. ve Rus halkı. Her türden generaller. tam tersine. s ˘ bu grubun yetki takınmasını ve Fransız ögrencilerle aralarındaki tebrik alı¸ veri¸ ini siddetle protesto ediyoruz. bu protestolar ya susturuldu ya da gürültüye getirildi. hatta yazılıp basıldıysa da. Mesela. epey benzer duyurular yapıldı. Biz de Fransa’yı sıcak s s ¸ duygular ve derin saygıyla anıyoruz. e¸ itlik ve karde¸ lik ideallerinin geçmi¸ te s s s ˘ ˘ tüm dünya için sürekli sözcülügünü ve haberciligini yapmı¸ ve hayata s geçirilme çabalarına kahramanca öncülük etmi¸ büyük bir ulus olarak s ˘ ˘ görmemizdir. Kutsal Bakire’ye taptıgı içtenlikle güveniyordu Fransa’ya. onu. ¸ ¸ s Heyecan öyle büyüktü ki. en sıradı¸ ı seyler yapıldı. Yüce Ba¸ ˘ s ˙ Rahip de cevapladı: Fransız din adamlarının Imparator Ailesi’ne yönelik duaları. yüce özgürlük. Çar’larına gönülden ba˘ lı tüm Rus halkının kalbinde co¸ kuyla g s yankılanıyordu. Ba¸ larındaki Üniversite Müfetti¸ i’yle birlikte bir grup Moskovalı hus s ˘ kuk ögrencisi. çe¸ itli bölgelerden ögrencilerin Moskova Birligi temsilcileri. ama kimse tus ¸ haflıgını farketmedi. telgraf ˘ memurları ve kabzımallarca. ölümde ve kalımda. Rus ögrenciler tarafından kaleme alınan ve Paris’e gönderilen. ama bizim böyle anmamızın sebebi. Bu çılgın gidi¸ atın saçmalıgına dair protestolar s s ˘ dile getirildiyse. Toulon kutlamaları üzerine tüm Moskovalı ˘ ögrenciler adına konu¸ ma cüreti gösterdi. Hepsi birini bir sey için kutladı ve birine bir sey için te¸ ekkür etti. ve hem Fransız hem de Rus rahipler Kutsal s Bakire önünde egiliyor ve neredeyse aynı inancı ikrar ediyordu. ˘ ama bir tek gazete tarafından bile kabul edilmeyen a¸ agıdaki protestoyu s ˘ ben biliyorum: ˘ Fransız ögrencilere açık mektup. Aleksandr’a ve muhterem ailesine besledikleri sevgi. Fransa’daki tüm Kardinal ve Ba¸ piskopos’ların da kalplerinin s derinliklerine i¸ liyordu. insanlıgın gelecekteki 69 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙ Majesteleri Imparator III. aynı türden bir sey ¸ yapma tela¸ ı içindeydi. geçenlerde. herkes bunları onaylıyordu ve de ˘ memnundu ve geride kalmamak için bir an önce. s ˘ ˘ Biz.

Bu kutlamalar bizde. kendi ülkemize kar¸ ı ızdırap ve Fransız s ˘ toplumunun böylesi büyük bir kesiminin körlügüne kar¸ ı da esef s duyguları uyandırıyor. milli I s ˘ ˘ sövenizmle sürüklenmeyecek ve insanlıgın yöneldigi daha iyi top¸ lumsal ko¸ ullar için mücadeleye hazır bir sekilde. Toulon gösterileri. Bu sekilde birkaç düzine insan ezilerek öldürüldü ve kimse bunu ¸ zikretme geregi duymadı. Bir muhabir. Napolyon ve Bismarck’ın. her aydınlanma. Bu çatı¸ ma. geçici olmasını umsak da. tüm Avrupa’yı s s ˘ silah altında tutuyor ve Rus mutlakiyetini –daima özgürlüge kar¸ ı s istibdat ile zor kullanımının ve sömürülenlere kar¸ ı sömürenlerin dess tekçisi olmu¸ bir mutlakiyeti– dünyada siyasi kaderlerin belirleyicisi s yapıyor. s ˘ 24 Moskova Ögrenci Federasyonu Konseyi Bu kutlamalarda –harcanan milyonlarca i¸ günü ya da katılanların. önceki büyük tarihî rolüne ihanetini: bir zas ˘ manlar tüm dünyayı istibdat zincirlerini kırmaya çagırmı¸ ve özgürlük s için sava¸ an her halka karde¸ çe yardım elini uzatmı¸ bir ülke. büyük Fransa ve Almanya ulusları arasında ˘ yarattıgı çatı¸ ma dramının bir perdesidir. simdi s s s ¸ ˘ ˘ kendi özgürlükçülügünden yüz çeviriyor ve bir halkın dogal. bu kutlamalar. su an Paris’te Rus denizcilerden ˘ ¸ herhangi birinin arzularını tatmin etme görevini yerine getirmeyecek 70 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˘ esenligi için mücadelede Fransa’yı önder olarak tebrik etmeye her zaman hazır bulunmu¸ tur. III. s ˘ özgürlük ve bagımsızlık hasletini amansızca ve pervasızca yerle bir eden Rus Hükümeti önünde. ˙naniyoruz ki. Aksine. tüm s yetkililerce ho¸ kar¸ ılanan topyekün sarho¸ lugu ve atılan nutukların s s s ˘ anlamsızlıgı bir yana– en deli ve vah¸ ice seyler yapıldı ve kimse oralı ˘ s ¸ olmadı. hazin bir durumu i¸ aret ediyor –Fransa’nın. normal ˘ hayat geli¸ imini sistematik olarak sekteye ugratan. s ˘ umarız. Ama biz Kron¸ tad ve Toulon’dakiler gibi s s kutlamaları böyle tebrikler için uygun vesileler olarak görmüyoruz. tütsü yakıyor. Fransa’nın genç ku¸ akları. mevcut hadiseleri s ¸ ˘ nasıl yorumlayıp onlara kar¸ ı nasıl tavır alması gerektigini bilecektir. kararlı protestomuz Fransız gençliginin kalbinde duyguda¸ s bir kar¸ ılık bulur.

Fransız kadınlar sokaklarda ˘ kendilerini Rus denizcilerin kollarına atıp onları öptüler. “Vive la Russie!” diye bagırarak köprüden ˘ nehre atladı ve boguldu. Kiev eyaletindeki Vasilkovski bölgesinin bazı köylerinde 71 . yuvarlanan bir kartopu ˘ gibi büyüdükçe büyüdü ve sonunda sadece hemen oracıkta bulunanlar. ˘ Genelde bütün bu kutlamalarda kadınlar dikkati çeken bir rol oynadı ve hatta erkekleri yönlendirdi. çocuklarını getirdiler onlara. sadece yatkın ve sinirleri zayıf olanlar degil. ve Rus denizciler bu istegi yerine getirince. Mesela Fransız ve s Rus bayraklarının renklerinden olu¸ an bir elbise giymi¸ bir kadın. des s nizcilerin gelmesini bekleyip. Kiev Üniversitesi Haberleri’nde. Sikorskiy adında bir Psikiyatri Profesörü.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bir kadın bulunmadıgı yolunda. Çiçeklerle çe¸ it çe¸ it kurdele atmanın ve s s hediyelerle iltifatlar yagdırmanın yanısıra. aniden bir duygunun kendini s hissettirmekte oldugunu ve hatta gözya¸ larının e¸ iginde bulundugumu ˘ s s˘ ˘ farkettim ve bu duyguya direnmek için çaba sarfetmem gerekti. s ˘ Böylece kimsenin engel olmadıgı heyecan. iki hafta boyunca çevresinde ˘ tüm olup biteni gözleyip. Sudan çıkarılıp. kimileri de nedense. orada bulunanların hepsi vecd içinde agladı. öpsünler diye. güçlü ve normal insanlar ˘ bile genel haleti ruhiyeye kapılıp anormal bir vaziyet aldılar. ˘ ˘ Bu acayip heyecan öyle bula¸ ıcıydı ki. sanki öyle olmalıymı¸ gibi. Fransa onuruna gemi etrafında yüzecegine dair ant içtigi. Hatırlıyorum da. ˘ ˘ kar¸ ılıgını verdi. Bariz çılgınlık vakaları bile vardı. güpegündüz gemisinden denize atladı ve “Vif ˘ ˘ lya Frans!” diye bagırarak yüzdü. III Geçenlerde. bir Fransızdan bir baloda duydugu ˘ ˘ sözleri yazdı ve bütün bunlar kimsenin dikkatini çekmedi. bunu neden yaptıgı sorulunca. denizcilerin muzaffer bir sekilde kar¸ ılanmasına ¸ s ili¸ kin tasvirlerden birini öylesine okurken. s ˘ gayet saglıklı görünen bir Rus denizci. bir muhabirin aktardıgı üzere.

Semsiyeler. dünyanın sonu yakındır deyip tüm ya¸ am biçimlerini degi¸ tirerek malı mülkü s ˘ s dagıtmaları. a¸ ırı derecede nazik. Daima ne¸ eli bir ruh s s hali içindeydiler ve tam bir bayram havasında ya¸ ıyorlardı: birbirlerini s ziyaret ediyor. . makalesini su sözlerle sonuçlandırıyor: “Malevanizm hasta ¸ bir nüfusun çıglıgı.” s s Ama eger Malevanizm hasta bir nüfusun çıglıgıysa ve alkolle za˘ ˘ ˘ rarlı toplumsal ko¸ ullardan kurtarılma yakarı¸ ıysa. yayılmasını engellemek için iktidara tedbir alma tavsiyesinde bulunurken. iyi seyler yiyip içmeleri ve çalı¸ mayı ˘ ¸ s bırakmalarından olu¸ uyor. o köylerde Malevanov adında bir önderin etkisi altındaki bazı insanların. oldukça konu¸ kan. Paris’te patlak verip. Bu salgının özü. Bolca tatlı yiyorlardı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik inceledigi psikopatik bir –kendi tabiriyle– Malevanizm salgınından söz ˘ etti. Profesör bu insanların halini anormal bulmu¸ . . Çalı¸ mayı reddetmenin s s a¸ ikar saçmalıgına dikkatleri çekildiginde. s s Fransa’daki sehir nüfusunun büyük bir bölümüyle Rusya’daki idari ve ¸ ayrıcalıklı sınıfların neredeyse tamamını korkunç bir hızla ele geçiren bu yeni illet. Duygusals ˘ s lıga meyilliydiler. birlikte dola¸ ıp duruyorlardı. istemiyorsam. daima basmakalıp kar¸ ılık s ˘ ˘ s ˙ veriyorlardı: ‘Istersem çalı¸ ırım. bu insanların durumunu bariz bir psikopatik salgın sayıp. hareketli ve ˘ s s geldigi kadar kolayca ve iz bırakmadan kaybolan sevinç gözya¸ ları dök˘ s meye hazır bir haldeydiler. s s Söyle diyor: “Sıradı¸ ı gamsızlıkları çogu zaman ne¸ eli bir vecd halini ¸ s ˘ s alıyordu –dı¸ etkenlerin tetiklemedigi bir co¸ kunluk halini. hasta bir nüfustan gelen ne kadar daha korkunç bir çıglık ve ˘ alkolle bozuk toplumsal ko¸ ullardan kurtarılmak için nasıl bir yalvarı¸ tır s s acaba? 72 . neden zorlayayım kens dimi?’” Alim profesör. ipek sallar ve benzeri aksesuarlar ¸ ¸ almak için zaruri ihtiyaçları satıyorlardı ve sallar sadece tuvalet süsü ¸ olarak i¸ lerine yarıyordu. alkolden kurtarılmak ve egitimle saglık ko¸ ullarının ˘ ˘ ˘ ˘ s iyile¸ tirilmesi için yakarı¸ ı. bayramlık giyinmeleri. Bay Sikorskiy’in demesine göre.

aynı sarkı söys ¸ leme ve müzik. bırakın sarho¸ olacak kadar içmeyi. kendi küçük imkan¸ larıyla ya¸ ayan ve dolayısıyla kom¸ ularına siddet uygulayamayan. Toulon ve Paris’te ortaya çıkıp tüm Fransa ve Rusya’ya yayılan bu yeni salgını. nedensiz gelip giden ve sık dökülen s s aynı duygu selleri. a¸ ırı nezaket ve konu¸ kanlık. Bir ba¸ ka fark ˘ s daha var: ilk gruptakiler. telgraf. öteki vakaysa. aynı aylaklık. Benzerlik tıpatıp! Tek ve bunların cereyan ettigi toplum için fevkalade ˘ önemli olan fark su ki. diger insanlara siddet uygulama imkanları (tüfekler. kim bilir. ˘ ¸ istihkamlar. büyük paraları kontrol eden. vakalardan birinde delilik. süngüler. aynı duygusals s s lık. hiç alkol s 21 Tutku edaları. profesörün tavsiyesine uyarak. bazı önderlerini tımarhaneler ve manastırlara kapatıp digerlerini ücra bölgelere sürecek düzenlemeleri ˘ yapmakla iyi edecekse. barut ve dinamiti) olan. Durup dururken ortaya çıkan ve ne¸ eli bir vecd haline dönü¸ en aynı sıradı¸ ı gamsızlık. iktidar için degilse toplum için. benimse merasimler. resepsiyonlar ve ziyafet ˘ konu¸ malarında takınılan o gayritabii pozları hedefledigini anladıgım. aynı kadın yönlendirmesi ve Sikorskiy’in Malevanistler arasında gözlemledigi. ne kadar daha ˘ gereklidir acaba? ˙ Iki hastalık arasındaki benzerlik tıpatıp. aynı seçme s yiyecek merakı. s ˘ ˘ attitudes passionelles21 içindeki aynı palyaço pozları. ne kadar daha tehlikeli addetmemiz gerekir ve böyle salgınların yayılmasını engellemeye dair kati tedbirler almak. aynı anlamsız konu¸ malar. aynı gezinmeler ve ziyaretler. dahası deliliklerini yaymanın en güçlü imkanlarına (posta hizmetleri. ruh s s ¸ hallerini sadece ki¸ isel ve sifahi aktarımla ba¸ kalarına bula¸ tıran birkaç s ¸ s s düzine gariban uysal köylüyle sınırlı. –[Acar Burak Bengi] 73 . zırhlılar. aynı bayram havası. aynı kutlamalar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve eger Malevanistlerin akli dengesizligi tehlikeli addediliyorsa ve ˘ ˘ iktidar. sürüyle gazete ve enfeksiyonu dünyanın dört ucuna yaymak için birbiriyle yarı¸ halindeki s her tür yayına) sahip olan milyonlarca insanın deliligi. en gösteri¸ li elbiselerle aynı süslenmeler.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik kullanmazken, ikinci gruptakiler, sürekli yarı sarho¸ , hatta ayakta bile s duramayacak bir haldeler. Öyleyse, bu vakaların cereyan ettigi toplum ˘ için, Bay Sikorskiy’in bilgilerine göre, hiçbir siddet eylemi veya cinayetin ¸ gerçekle¸ medigi Kiev salgınıyla, bir resmi geçitte yirmi kadının ezilerek s ˘ öldügü Paris salgını arasındaki fark, sobadan sıçrayarak yerde için için ˘ yanıp duran, tutu¸ mayacagı besbelli bir köz ile bir evin kapıları ve duvars ˘ larına çoktan ula¸ mı¸ bir yangın arasındaki fark kadar büyüktür. Kiev s s salgını sonucu, en kötü durumda, Rusya’nın milyonda biri kadar bir bölgenin köylüleri me¸ akkatle kazandıklarını harcayacaklar ve devlete s vergi ödeyemeyeceklerdir. Ama korkunç bir erke, devasa miktarlarda paraya, siddet silahlarına ve deliliklerini yayma araçlarına hakim durum¸ daki insanları ele geçiren Toulon-Paris salgınının sonuçlarıysa korkunç olabilir ve olmaya mecburdur. IV Takkesi ve sabahlıgıyla dermansız ve silahsız ihtiyar bir bunak abuk ˘ subuk konu¸ tugunda, kar¸ ı çıkmadan merhametle dinleyebiliriz onu, s ˘ s hatta sakayla huyuna bile gidebiliriz; ama ba¸ tan a¸ aga keskin kasatura¸ s s ˘ lar, kılıçlar ve dolu silahlarla donanmı¸ , güçlü kuvetli, tüm bir deliler s kalabalıgı, ipini koparıp heyecan içinde ölümcül silahlarını saga sola ˘ ˘ salladıgında, onların huyuna gidemez insan, hatta bir an bile huzur ˘ duyamaz. Ve simdi Fransız ve Rus toplumlarını sarıp Fransızların kar¸ ı¸ s lamasıyla yükselen heyecanda da durum böyle. Çünkü bu psikopatlık salgınına kapılanlar en korkunç cinayet ve imha silahlarına sahipler. Evet, bu kutlamalar sırasında yapılan tüm konu¸ malar, kaldırılan s tüm kadehler ve yazılan tüm makalelerde, sürekli, ya¸ ananların barı¸ ı s s korumak adına oldugu ilan edildi. Sava¸ taraftarları bile, kaybedilen ˘ s bölgelerin i¸ galcilerine yönelik bir nefretten degil de, bir sekilde nefret s ˘ ¸ eden bir tür sevgiden söz ettiler. Ama akıldan zoru olanların kurnazlıgı bilinen bir seydir ve “Sava¸ ˘ ¸ s

74

Hristiyanlık ve Vatanseverlik istemiyoruz, barı¸ istiyoruz!” cümlesinin sürekli tekrarı ve herkesin s zihnindekine dair sessizlik, en tehditkar bir belirtidir. Rus elçi Elysée’deki ziyafette cevaben kaldırdıgı kadehle söyle dedi: ˘ ¸ “Sadece bu duvarlar arasında bulunan herkesin degil, büyük ve güzel ˘ Fransa’nın her yerinde ve tüm Rusya’da kalpleri su an bizimkiyle bir¸ likte atan uzak yakın herkesin tüm kalbiyle kar¸ ılık verecegi bir kadeh s ˘ kaldırma teklifinden önce, Çar tarafından Kron¸ tad ziyaretinin iadesiyle s yetkilendirilen Amiral’e yönelik iyi niyet sözleriniz kar¸ ısındaki derin s sükranlarımızın ifadesini size aktarmama izin verin. Böylesine fevkalade ¸ bir birlik, baglılık ve samimiyetle kutlanmakta olan muhte¸ em ve barı¸çıl ˘ s s zaferin gerçek önemine dair sözleriniz, i¸ gal ettiginiz ulvi mevkiyle s ˘ agırlık kazanıyor.” ˘ Tamamen yersiz, aynı barı¸ atfı Fransız Cumhurba¸ kanı’nın konu¸ mas s s sında da vardı: “Rusya’yla Fransa’yı birle¸ tiren sevgi bagları” dedi, “(ki iki yıl önce s ˘ Kron¸ tad’da filomuz adına yapılan dokunaklı gösterilerle güçlenmi¸ ti) s s her gün güçleniyor; dostane duygularımızın içtenlikli alı¸ veri¸ i, barı¸, s s s güven ve emniyetin lütfunu gönlünde ta¸ ıyan herkese ilham vermelis dir”–vs. Her iki konu¸ mada da barı¸ lütufları ve barı¸ çıl kutlamalara tamamen s s s umulmadık ve yersiz bir sekilde atıfta bulunuluyor. ¸ ˙ Rus Imparatoru’yla Fransız Cumhurba¸ kanı arasındaki telgraf alı¸ ves s ˙ ri¸ inde de durum aynı. Rus Imparatoru su telgrafı çekti: s ¸
Au moment où l’escadre russe quitte la France, il me tient à caeur de vous exprimer combien je suis touché et reconnaissant de laccueil chaleureux et splendide que mes marins ont trouvé partout sur le sol français. Les témoignages de vive sympathie qui se sont manifestés encore une fois avec tant d’éloquence, joindront un nouveau lien à ceux qui unissent les deux pays et contribueront, je l’espère, à l’affermissement de la paix générale, objet de leurs efforts et de leurs vaeux les plus constants.

75

Hristiyanlık ve Vatanseverlik
(Rus filosu Fransa’dan ayrılırken, Fransa topraklarının her yerinde ˘ denizcilerimin muhatap oldugu sıcak ve görkemli kar¸ ılamanızdan s ˘ ˘ ötürü ne kadar duygulandıgımı ve müte¸ ekkir kaldıgımı size bildirs mek isterim. Umarım, iki ülke arasındaki sıcak duyguda¸ lıgın bir kez s ˘ ˘ daha böylesine belagatla ifade edilmesi ve onları birle¸ tiren yeni bags ˘s lar eklenmesi, çaba ve arzularının degi¸ mez hedefini, dünya barı¸ ını, s ˘ saglamla¸ tırmaya hizmet eder.)22 s

Fransız Cumhurba¸ kanı da cevap telgrafında söyle dedi: s ¸
La dépêche dont je remercie votre majesté m’est parvenue au moment où je quittais Toulon pour rentrer à Paris. La belle escadre sur laquelle j’ai eu la vive satisfaction de saluer le pavillon russe dans les eaux françaises, l’accueil cordial et spontané que vos braves marins ont recontré partout en France affirment une fois de plus avec éclat les sympathies sincères qui unissent nos deux pays. Ils marquent en même temps une foi profonde dans l’influence bienfaisante que peuvent exercer ensemble deux grandes nations devouées à la cause de la paix. ˘ (Paris’e dönmek üzere Toulon’dan ayrılırken aldıgım telgrafınıza ˘ te¸ ekkür ederim majesteleri. Üzerindeki Rus bayragını Fransız sus larında selamlama zevkine eri¸ tigim mükemmel filo ve cesur denizs ˘ cilerinizin, Fransa’nın her yerinde kar¸ ıla¸ tıkları dostane ve renkli s s ˘ kutlamalar, ülkelerimizi ne kadar içten bir sempatinin birle¸ tirdigini s bir kez daha göstermi¸ tir. Bunlar aynı zamanda, kendilerini barı¸ a s s ˘ vakfetmi¸ iki büyük ulusun yararlı bir etki yaratabilecegine dair derin s bir inanç da tesis ediyor.)

Yine her iki telgrafta da, ne sırası ne geregiyken, denizcilerin kar¸ ılan˘ s masıyla hiç alakası olmayan barı¸ a bir atıf var. s Bütün bu sefih ayinlerin Avrupa barı¸ ı adına yapıldıgını söylemeyen s ˘ bir tek konu¸ ma ya da makale bile yoktu. s
22 Tolstoy’un,

parantezler içinde, Fransızcadan Rusçaya aktardıgı bölümleri, Rusçadan ˘ Türkçeye Koray Karasulu çevirdi. –[Acar Burak Bengi]

76

Hristiyanlık ve Vatanseverlik Rus basın temsilcilerinin verdigi yemekte herkes barı¸ tan söz etti. Si vis s pacem. “Kimsenin süphesi yok” demek ¸ istiyor insan: “Böyle kötü niyetleriniz varsa bile. sadece polis tarafından hemen uzakla¸ tırılan gafil bir s s adam herkesin dü¸ ündügü seyi bagırdı: “A bas l’Allemagne!” (Kahrolsun s ˘ ¸ ˘ Almanya!) Çocuklar da. ˘ ˘ oradakileri temin etmesine benziyordu. aynı sekilde. para bellum. ısrarla. ki nitekim. la république c’est la paix. hazları onları ele verir. Meclis oturumları son s zamanlardaki kutlamalar üzerine konu¸ malarla açıldı ve konu¸ macılar s s bu sölenlerin Avrupa’ya barı¸ bildirisi oldugunu beyan ettiler. barı¸ çıl bir topluluga katılıp. kims ˘ senin di¸ lerini dökmek. sadece ˘ egitimli varsayılan insanlara yönelik gazeteler ve dergilerde degil. Kimsenin sava¸ hakkında bir sey söylemeyi¸ ine neden böyle sevinelim. her fırsatta. kutlamalar sırasında tacitu consensu (sessiz mutabakatla) herkesten saklanması kararla¸ tırılan seyi kimse s ¸ dı¸ a vurmadı. gözlerini morartmak veya kollarını kırmak gibi s bir niyeti olmadıgına.) s s s Ama eger öyleyse. bazan yaramazlıklarını saklamaktan öyle ¸ haz alırlar ki. hiç degilse onlardan ˘ bize söz etmeye kalkmayın.” (Barı¸ s ˙ istiyorsan sava¸ a hazırlan. ¸ s ˘ Tıpkı bir adamın. L’empire c’est la paix. cumhuriyet barı¸ tır. sadece geceyi huzur içinde geçirmek istedigine. sava¸ hakkında s bir söz söylemeyip sadece barı¸ tan söz ettiler. ama sava¸ hazırlıklarına milyarlar harcanıyor s s s ve milyonlarca insan Rusya’yla Fransa’da silah altında.” Kutlamalar hakkında yazılan birçok makale açık ve naif bir haz ifadesi barındırıyordu. ˘ s Geçenlerde sava¸ ın gerekli ve hatta faydalı oldugunu yazan Bay Zola s ˘ ve aynı fikri birkaç defa ifade eden Bay De Vogue. Imparatorluk barı¸ tır. o zaman neden. “Ama bütün bunlar barı¸ ı güvence altına almak için yapılıyor. Rusya’da kendi aramızda. s ¸ s eger gerçekten onu dü¸ ünmüyorsak? ˘ s V Kimse sava¸ ı dü¸ ünmüyor. Rus ˘ ˘ 77 .

ils espèrent toujours redevenir Français. 43. 1893). Elle a paye aux Allemands sans difficultés l’énorme contribution de guerre de cinq milliards. elle a perdu une partie de son territoire. No. Vous devez y 78 . Ils détestent l’Allemagne. C’est pour que vous deveniez de bons soldats que vos maîtres vous apprennent l’histoire de la France. Bay Lavisse tarafından derlenip (21. Almanya’yla sava¸ halinde Fransa’yla ittifakımızın askerî avantajs ları izah edildi ve iktidar tarafından kandırılan bu talihsiz insanlara su telkin yapıldı: “Sözünü ettigimiz Güçler (Almanya. Ve neden tüm Fransız ortaokullarında. et c’est un grand pays dont tous les habitants aiment sincèrement leur patrie et dont les soldats sont braves et disciplinés. bu kolay bir lokma olmayacagı ve hatta ba¸ arılı bir mücadele büyük ˘ s fedakarlıklar ve kayıplar gerektirecegi için. il faut que nous soyons de bons citoyens et de bons soldats. (Selskiy Vestnik. Fransa’yla dost olmak Rusya ˘ için yararlı ve avantajlıdır”–vs. L’histoire de la France montre que dans notre pays les fils ont toujours vengé les désastres de leurs pères. C’est à vous–enfants élevés aujourd’hui dans nos écoles–qu’il appartient à venger vos péres. la France n’a plus été troublée. Les Français du temps du Charles VII ont vengé leurs pères vaincus à Créy. Au lendemain de la guerre.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Hükümeti’nce köylüler için yayınlanan bir gazetede. Plus de quinze cent mille hommes qui habitaient nos départements du Haut-Rhin. . C’est votre devoir. et qui étaient de bons Français. baskı. Azincourt. Ils ne sont pas résignés à leur sort. ont été obligés de devenir Allemands. s ˘ sadece Tanrı’nın yardımıyla Rusya kendi ba¸ ının çaresine bakabilirse s de. vaincus à Sedan et à Metz. beklentilerin aksine. 1899) a¸ agıdakileri içeren ders kitabıyla ögretiliyor tarih: s ˘ ˘ Depuis que l’insurrection de la Commune a éte vaincue. . Rusya’yla barı¸ ı ihlal etme kararı aldıgında. le grand devoir de votre vie. Pour reprendre à l’Allemagne ce qu’elle nous a pris. Mais l’Allemagne tient à sa conquête. Avusturya ve ¸ ˘ ˙ Italya). à Poitiers. du Bas-Rhin et de la Moselle. Mais la France a perdu sa renommée militaire pendant la guerre de 1870. elle s’est remise au travail. Selskiy Vestnik’te bile. .

zaman ¸ zaman soykırıma varan katliamlar üzerine. yazarlar ve aydınlardan olu¸ an 1000 ki¸ ilik ikinci bir imza kampanyasında s s da söyle dendi: “Bu yasa. Daima bunu dü¸ ünmelisiniz. Poitis s ers’de. ˘ s The Guardian. ˙yi askerler olabilmek için s I ˘ ˘ de. deniza¸ ırı Fransız vatanda¸ larının. Bu sizin görevinizdir. Fransa ta˘ ˘ rihi. s ˘ ¸ Fransız sömürgeciliginin faydalarından söz edecek bir egitime yönelik yasal düzenle˘ ˘ meye giri¸ ti. Azincourt’da yenilen babalarının intikamını almı¸ tır.)23 s s Sayfanın dibinde yukarıdakiler üzerine bir dizi soru var. Ayrıca. Simdi s ¸ ˘ okullarımızda egitim gören siz çocuklar da Sedan’da ve Metz’de yenilen babalarınızın intikamını almalısınız. okul kitaps larında hakikatin. vs. Charles zamanında ya¸ amı¸ Fransızlar. devletin tarih yazmasından ve sömürgeciligin s ˘ deh¸ etlerinden muzdarip göçmenlerin. . cesur ve disiplinli askerler olan insanların ya¸ adıgı bu s ˘ ˘ büyük bölgeye– çok deger veriyor. Crecy’de. . ögretmenlerinizden Fransa tarihini iyi ögrenmelisiniz. solun ve s s s tarihçilerin tepkisini çekti ve maddenin iptaline yönelik 180. geçmi¸ teki ˘ s hunharlıklarını sansürlemek. köle ticareti üzerine ve Fransa’nın bugün miras aldıgı ırkçılık üzerine resmî bir yalanı nak¸ etmektedir” (kaynak: 16 Aralık 2005. kolonyalizmin sadece olumlu taraflarına yer vererek. Ama Fransa 1870 sava¸ ında askerî s s ününü kaybetmi¸ ti. tahrif ve manipüle edildigine ˘ ˘ çogu ülkede rastlandıgı belirtiliyor. VII. Almanya’dan nefret ediyorlar. Fransa’nın sag hükümeti. tarihçiler. Ama Almanya zaptettigi bu bölgeye –vatanlarını içtenlikle seven. vatanseverlik ve milliyetçilik ugruna.000 imza toplandı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik penser tourjours. Ve topraklarının da bir kısmını. Yukarı-Ren. Alman olmaya zorlanmı¸ tı. Japonya’da da sagcı ve milliyetçiler. Sorular da söyle: ¸ 23 Benzer uygulamalar bugün de ya¸ anıyor. sürekli tekrar Fransız olmayı ˘ umut ediyorlar. Söz konusu yasa maddesi. Subat 2005’de. Fransa ve Japonya örnekleri. gibiler s dogrultusunda bir egitim “reformu” yaptı ve Japonların. –[Acar Burak Bengi] ˘ ˘ 79 . Kuzey ve Güney ˘ ˘ Korelilerin ve hem Japon hem de uluslararası akademisyenlerin tepkisini aldı. ülkemizde daima talihsiz babaların intikamını ogulların aldıgını gösterir. Burayı Almanya’dan geri almak için iyi yurtta¸ lar ve iyi askerler olmalıyız. kurulu¸ mitini tarihi gerçek olarak sunmak vb. son zamanlardaki yeni giri¸ imleriyle öne çıksalar da. Çinlilerin. . Ama kaderlerine boyun egs s mediler. Jon Henley’nin haberi). Hiç zorlanmadan Almanlara be¸ s s milyarlık sava¸ tazminatı ödedi. ya¸ amınızın en büyük görevi. (Fransa Komün’lerin isyanları bastırıldıktan sonra rahatladı. . A¸ agıs s ˘ Ren ve Moselle bölgelerinde ya¸ ayan yüz elli binden fazla Fransız s ˘ vatanda¸ ı. Sava¸ s tan hemen sonra da i¸ e koyuldu.

s s sıradan insanlara. cephanelikleri. ne ba¸ kanlar. dogrulugu. Öyle ki. kitaba göndermeler) de var. yaralar. önlerine dikilmi¸ ölümcül dü¸ manlar ve kaçmalarını engellemek s s için arkalarına dikilmi¸ amansız subaylar. paylarına ne amiraller. burada kimi kandırıyorsunuz?) diye sormak istiyor insan. çürüyen s 80 . . ˘ “Sava¸ ı dü¸ ünmüyoruz. baktıkları halde onları aldatıp onlara en korkunç faciaları hazırlayan adamların tüketmesi için– tüm bu sülünlerle kiraz ku¸ larını. budala. “Fransa’nın çocukları 1870’deki yenilgilerimizi hatırlamalı” ve “bu hatıranın yükünü kalplerinde hissetmeli”. avantajı ve s ˘ ˘ ˘ hatta kahramanlıgı telkin ediliyor. paylarına sadece çamurlu sava¸ meydanı. s su toplamı¸ elleriyle bütün o gemileri. Fransa ne kaybetti? Kaç Fransız s o toprakların kaybıyla Almana dönü¸ tü? Bu Fransızlar Almanya’yı s ˘ seviyorlar mı? Bir gün Almanya’nın bizden aldıgını geri almak için ne yapmalıyız? . limanları. Réflexions sur le ˘ livre VII (VII. süslenip dalgalanan bayraklar altında yerini almı¸ her amirale ve s ba¸ kana. aldatılan. salonları. ızdırap. ne de bans dolar dü¸ en. genç ku¸ aga ve genel olarak tüm Rus ve Fransızlara s ˘ da. ˘ ˘ s O kurban. kaleleri.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Topraklarının bir bölümü dı¸ ında. yigitliklerini uyandırmalı” diyen. buharlı gemileri. havai fi¸ eklere ve bandoya. çalı¸ an insanlardır. mendirekleri ve tüm bu sarayları. sava¸ ın gerekliligi. her zaman her yerde. s topları. kan. platformları ve zafer taklarınıyapanlar. barakaları. saglıklı beyaz di¸ lerini göstererek. resmi konu¸ malarda büyük bir ısrarla barı¸ tan söz ediliyorsa. büyütüp. ama “bu hatıra cesaretlerini kırmamalı.” s s s Qui diable trompe-t-on ici? (Lanet olsun. soguk. açlık ve s s ˘ elem. tersine. tüm bu gazetelerle kitapları dizip basanlar ve –besleyip. . s s ˘ s bir çocuk saflıgıyla sevinç çıglıkları atan ve etrafa bakmalarına zaman ˘ ˘ kalmadan. el altından ve sürekli. Tek derdimiz barı¸ . istiridyeleri ve sarapları bulup getis ¸ renler. ne bayraklar. bu soruyu sormaya gerek varmı¸ ve aldatılan s talihsiz kurbanın kim oldugu çok açık degilmi¸ gibi.

en a¸ ikar ve arsız bir s sahtekarlık. sıradı¸ ı s sevgisi sahte. Ve simdi su Toulon ve Paris kutlamalarında ziyafet çekenler gibi adam¸ ¸ lar. insan ciddi ciddi onu çürütmekten ˘ 81 . bütün bu yakı¸ ıksız ve anlamsız sefih s s ayinlerin Avrupa barı¸ ını koruma amacı güttügünü söylemek daha da s ˘ sahte. Rusların Fransızlara. ne de simdi Almanlara özel bir ¸ dü¸ manlık duymadıgımız gibi. Fransızların da Ruslara bu ani. ¸ s iyi bir ak¸ am yemeginden sonra koyu renk bez çadırlar içinde oturacaks ˘ lar ve bir haritaya saplanmı¸ ignelerle. Ama ˘ s ˘ bu iddianın sersemligi öyle açık ki. önlerinde iyi sarap dolu kadehlerle ve di¸ lerinin arasında purolarla. budala s insanlar. Bir dost milletin temsilcilerinin diger milletin ˘ temsilcileri tarafından özel kutlamalarla ve seref duyarak kar¸ ılanma¸ s ˙ sında yanlı¸ olan ne? Ittifakın. Üçlü Ittifak’ın barı¸ ımızı s ˘ s ve Avrupa barı¸ ını tehdit ettigi ve Fransa’yla ittifakımızın güçleri denges ˘ leyecegi ve dolayısıyla barı¸ ın bir garantisi olacagı söyleniyor bize. sava¸ çı niyetler yok” deniyor bize. Almanları sevmeyi¸ imiz ve onlara ˘ ¸ s güvenmeyi¸ imiz de sahte. yine o s halktan olu¸ turulan top-yeminin harcanacagı noktaları gösterecekler. Avrupa barı¸ ını tehdit eden tehlikeli bir s s kom¸ uya kar¸ ı savunma bakımından önemi olabilecegini teslim etsek s s ˘ bile. Ne daha önce. ne daha önce. ne de simdi Fransızlara özel bir sevgi duymadıgımızı ¸ ˘ hepimiz biliyoruz.Hristiyanlık ve Vatanseverlik cesetler ve anlamsız. iki ¸ s milletin kar¸ ılıklı olarak birbirine sempati duyup. aynen. bunun neresi kötü?” Bu kötü. çünkü hiçbir mazareti bulunmayan. “Durum. s ˘ ˙ Almanya’nın Rusya’ya kar¸ ı planları oldugu. bu duyguyu birbirine s ifade etmesinden ibaret. filan-filan vaziyeti almak veya su s ˘ ¸ ya da bu kurdele veya ni¸ anı kapmak için. kastedildigi sekilde. Ve. s ˘ VI “Ama öyle bir sey yok. filan-filan miktarda. lüzumsuz bir ölüm dü¸ en hep aynı munis.

Böyle olması. Sırplar veya Bulgarların herhangi ˘ birinden. Rus¸ ˘ 24 Yeni 25 93 Ahit. önsöze bak. toprak kaybını hazmedemeyen Fransa’nın ¸ ˙ yapma tehlikesi çok daha büyüktür. o s zaman herhangi bir insan toplulugunda en güçlü adam bir tehlikedir ve ˘ digerleri onu dengelemek için ittifaklar kurmak zorundadır. resepsiyonlar ve kutlamalar ba¸ latılıp. tehlike hâlâ mevcut. Franko-Rus Ittifakı da gerçekte neyse –yani bir ¸ sava¸ ligi– ondan ba¸ ka türlü görünemez. Seytan bir katil ve yalanların babasıdır. tıpkı simdiki gibi. Özellikle de bu gibi bir durumda. Üstünlük simdi s ¸ Franko-Rus ittifakındaysa. çünkü Wilhelm’in bir Avrupa ittifakı önderliginde barı¸ ı bozma tehlikesi ˘ s varsa.24 Yalan daima cinayete yol ¸ açar. O zaman da. ˘ “Fransa’yla Rusya’nın barı¸ ı garanti altına almak için kar¸ ılıklı sempas s tilerini ifade etmelerinde kötü olan ne?” diye soruyorlar. kıyas kabul etmeyecek ölçüde daha yakın ve akrabayken. s s O zaman. Hatta daha da büyük. bize bir sava¸ ligi olarak göründügü halde. aralarında bir denge kuruls ˘ ˙ ması gereken birimler nasıl belirlenebilir? Ingilizler simdi Rusya’yla ¸ Fransa ittifakının kendilerini tehdit ettigini ve bu yüzden yeni bir it˘ tifak olu¸ turmaları gerektigini söylüyorlar. Yuhanna 8: 44. Üçlü Ittifak da kendini barı¸ -ligi olarak adlandırdı. Nitekim. Fransızlar ve Ingilizler ˘ daima ve hâlâ bize. s s ˘ ˙ Tamamen aynı sekilde. çünkü bir yalan ve bir yalan asla zararsız olmaz. biz Ruslarla yüzlerce s ¸ yıldır kimsenin hiç kaale almadıgı bazı Slav karde¸ lerimiz arasında ani ˘ s ˙ bir sevginin alevlendigi varsayıldı –Almanlar. tüm s güçlerin matematiksel bir e¸ itlik içinde olması gerekirdi. yani bir ittifakın barı¸ ı garantilemesi için. o zaman aynı seyi. Bu kötü.Hristiyanlık ve Vatanseverlik utanıyor. bu Karadaglılar. O zaman da aynı co¸ kunluklar. sadece. Bir denge olu¸ turmak için s ˘ s Avrupa kaç ittifaka bölünmek zorunda? Madem i¸ ler böyle yürüyor. –[Acar Burak Bengi] 82 . simdi oldugu gibi. barı¸ güç dengesine baglıysa. Türk sava¸ ından25 önce de. simdi s s ¸ Paris’te vatanseverlik timsalleri olarak anılan Aksakovlar ile Katkovlar tarafından körüklendi. –[Acar Burak Bengi] Harbi.

asıl mesele –Türkiye’ye s kar¸ ı tertipler– hakkında sessiz kaldılar. vs. gazeteler gittikçe daha s fazla yalan söyledi. Tanrı’nın lütfuyla tüm Rusya’nın otokratik ˙mparatoru. Sırbistan ayaklandı. ˘ Rusya’ya. vs. sava¸ gerçekle¸ ti. Polonya I Kralı. s ˙ önce. Finlandiya Büyük Prensi. Toulon ve Paris’te yas s pılan ve gazetelerde hâlâ yapılmakta olan sey de. ordulara ve filolara içecekler. s ˘ deh¸ etli ugra¸ yeniden ba¸ layacak. Tanıdık. o zaman da Moskova’da Ilk ¸ ˘ yiyip. yüz binlerce masum insanın kıyımı. zengin insanlar kalabalıgı vatansever konu¸ malar geveleyecek ve ˘ s Almanya’ya kar¸ ı dü¸ manlık a¸ ılayacak ve hadiseler öyle sekillenecek ki. aynen simdi Paris’te oldugu gibi. birbirlerine budala seyler söylediler ve vecd duygularıyla ¸ mütehassis oldular. gazeteler yalans larını basacaklar. s s milyonların zalimle¸ tirilmesi ve aptalla¸ tırılması. kendilerini katliama gön˘ dermeyi Tanrı huzurunda görev bildigimizi. Diplos matik notalar ve yarı-resmî makaleler ba¸ ladı. Aleksandr rıza göstermekten kaçınamadı ve artık bildigi˘ miz üzere. çaglar öncesine uzanan. –vs. çe¸ itli bölüklere.Hristiyanlık ve Vatanseverlik larla Slavlar arasında ansızın alevlenen kar¸ ılıklı sevgiden söz ettiler. Aleksandr. Gazeteler heyecanı kızı¸ tırdı ve s s iktidar tedricen oyunda yer almaya ba¸ ladı. içip. birlik ve barı¸ tan söz edip. s s s ¸ III. Gazetelerin editörleri. Tanrı onlarla olsun. o bildik ugursuz ve budala duyuru gazete ˘ sütunlarında görünecek: Biz. yani. besbelli aynı yola veya ¸ daha da kötü facialara yöneliyor. “Tanrı s Çar’ı Korusun” ve “la Marseillaise” nagmelerine içtikleri gibi.. vatanseverlik s ˘ s s 83 . ne kadar barı¸ yanlısı olursa olsun. aslen sava¸ s istemeyen III. zamanları ve enerjileriyle ne yapacaklarını bilmeyen aylak. Çanlar çalacak ve uzun saçlı adamlar altın i¸ lemeli cüppelerini giyip s cinayet adına dua etmeye ba¸ layacaklar. Ve biz etrafa s bakmaya zaman bulamadan. Fransa’ya. Çe¸ itli generaller ve bakanlar. uydurdu ve hararetlendi ve sonunda. bize Tanrı tarafından ema˘ net edilen sevgili insanlarımızın iyiligi için. s bütün gazetelerce ve tüm milletin kamuoyunca talep edilen (veya bu gibi durumlarda daima tüm milletin kamuoyunca talep ediliyormu¸ s gibi görünen) bir sava¸ ı onaylamaktan kaçınamayacak. çevresindeki herkesçe. tüm sadık tebaamıza duyururuz.

daha önce hiç görmedikleri ve kendilerine ne bir kötülük yapmı¸ ne de yapması mümkün olan s binlerce ba¸ ka insanı öldürecekler. insanları öldürmeleri geregi. çifte maa¸ s s ve istihkak çekerek. Fabrikatörler. donacak. kocalarıyla karde¸ lerinin ¸ s öldürmeye giri¸ tigi insanların yaralarını sarmaya hazırlanarak ve böyles ˘ likle en Hıristiyanca bir i¸ yaptıklarını hayal ederek. hastalıktan ölecek ve nihayet insanların onları biner biner öldürecekleri yere gelecekler ve onlar da. Ordu komutanları. s s s 26 Önsöze bak. nereye sürülürlerse oraya yürüyecekler. munis insan. açlık sefaleti çekecek. ˘ yaralılar bir sekilde toplanacak. Aylak hanımlarla beyefendiler. dört dönecekler. Ve böylece bir kez daha insanlar barbarla¸ tırılmı¸ . nefret ve cinayeti te¸ vik için çalı¸ maya koyulacaklar ve sas s tı¸ larını iki katına çıkarmaktan sevinç duyacaklar. s Ve hasta. annelerins den ve çocuklarından koparılan yüzbinlerce basit. ruhlarındaki ızdırabı sarkılar. karılarından. s Ve sükunet içindeki çalı¸ ıp didinmelerinden. –[Acar Burak Bengi] 84 . insanoglunun s s ˘ halihazırda ba¸ lamı¸ bulunan Hıristiyanla¸ ması26 tekrar on yıllarca. vah¸ ile¸ tirilmi¸ s s s s s ve zalimle¸ tirilmi¸ olacak ve dünyada sevgi azalacak. ta ˘ ki bunu ba¸ latanlar usanana ya da gerekli görenler istediklerini alana s kadar. simdiden Kızıl Haç için adlarını kaydettirip. haçlar. bir süreligine duracaklar. bunları toplayacak yeteri kadar insanın kalmadıgı noktaya ula¸ ınca ve hava. yaralı ve ölü sayısı.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kisvesi altında. daha ileri sürülecek. hastalanacak. tüccarlar s ve mühimmat satıcıları iki kat kâr beklentisi sevinciyle ko¸ u¸ turacaklar. hovardalık ve votkayla bastırarak. hastalar rastgele bir yere getirilip üstüste ¸ atılacak. s ˘ türlü kurdeleler. komutanlara bile naho¸ gelecek ˘ s s kadar. Uygun adım ilerleyecek. bütün bu aldatılan insanlar kalabalıgı ileri. o çürüyen top-yemiyle enfekte olunca. dört dönecekler. nedenini kendileri bilmeden. s s Her zamankinden daha çok çalma fırsatını sezen her türden memur dört dönmeye ba¸ layacak. ölüler üzerlerine kireç serpilerek gömülecek ve pe¸ inden bir kez s daha. ellerindeki ¸ ölümcül silahlarla. ni¸ anlar ve yıldızlar almayı umarak.

bu çılgınlıktan azade olan bizler. pe¸ inen sarts s ¸ landırılıp. s VII ˙s I¸ te böyle Toulon kutlamaları gibi vatansever gösteriler gerçekle¸ tiginde. tüm emri ˘ ˘ altındakilerin. Dolayısıyla o gazeteci baylar. sava¸ tan kazanç saglayacak s ˘ olanlar. –[Alper Altug] s s s ˘ ˘ 85 . aksine. böyle bir duyuruyu en canhıra¸ bi˘ s çimde protesto etmeyi ve kalplerimizin. bir ortolans à la soubise et logopèdes glacées27 tabagından sonra. onların zımni sos nuçlarına kar¸ ı çıkmaktan kendini alamaz. muhatap oldukları kar¸ ılamadan ötürü tüm Rusya’nın minnettar kalacagına Fransızları s ˘ ˙ temin edince ve ba¸ rahipler. filo komutanlarınınkilerle. s s onları çocukluktan itibaren sapkınla¸ tırarak. Fransızların Imparator ailesine yönelik s hayır dualarının muhakkak ki Çar-sever Rus halkının kalbinde sevinçle yankılandıgına. s tüm Rusların Kron¸ tad ve Toulon ve Paris’te olup bitenlerle duyguda¸ lık s s içinde bulundugunu ve bu ölüm kalım ittifakının tüm bir halk iradesiyle ˘ onaylandıgını öne sürünce ve Rus Egitim Bakanı duygularını. ¸ ˘ i¸ te o zaman. eline bir kadeh Grand Moët sampanyası alarak. Rus çocuklarının. ˘ ¸ ani ve müstesna bir güzel Fransa (la belle France) sevgisiyle dolup tasan kalbinin tüm Rusların kalplerine tercüman oldugunu beyan edince. söz ve eylemlerince bilerek veya 27 Soganlı ˘ be¸ amelli yelveku¸ u ve donmu¸ kartavugu. ba¸ rahiplerinkilerle ve s elçilerinkilerle birlikte atmayıp. o gazeteci baylarınkilerle. cemaatleri adına kefil olunca ve Rus halkının temsilcisi ˘ diye görülen Paris’teki Rus elçi. s ˘ insanların iradeleri. vatanseverligin daima yol açtıgı alı¸ ılageldik insafsızlıklara ˘ ˘ s rehnedilir ve bu kutlamaların önemini farkeden ki¸ i. sadece kendimiz için s degil on milyonlarca Rus için de. sava¸ ın mevcudiyetini onun gerekliligine s ˘ kanıt gösterecekler ve yine gelecek ku¸ akları sava¸ a hazırlayacaklar. bilginlerin ve yazarların payla¸ tıgına s ˘ Fransız bakanları temin edince ya da Rus filo komutanı. egitim ˘ bakanlarınınkilerle. kendilerinden emin. görünü¸ te uzak gelecek için olsa da.Hristiyanlık ve Vatanseverlik yüzyıllarca geriye atılacak. Ve bir kez daha.

Alman hakimiyetindeki ˘ ¸ s 28 Paul Déroulède (1846-1914). makaleler yazıp konu¸ malar yapsınlar. Istedikleri ˘ kadar Moët içsinler. Ögle yemegi için eve dönü¸ te ziya˘ ˘ ˘ s retçimizle ahbaplık ettik ve bize hemen nasıl sava¸ tıgını.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bilmeyerek etrafa saçtıkları ölümcül yalan ve yanlı¸ lar kar¸ ısında. ama bunları s sadece kendileri için yapsınlar. s s Bizim çevre. Chants du Soldat yazarı. esir dü¸ üp s ˘ s kaçtıgını ve. ˘ s ˘ Fransızların kendilerinden koparılan karde¸ lerini kurtarmakla yüs kümlü oldugu. besbelli gurur duydugu. Kaybettigi bölgeleri geri alana kadar Fransa’nın s ˘ huzur bulamayacagı seklindeki savlamasına. konu¸ maların ˘ s s ve kucakla¸ maların altında ne gizlendigini biliyoruz. seklindeki savunmasına kar¸ ılık. söyledikleri gibi barı¸ ın onanmasına benzemes yip. Rusya’yla Fransa arasındaki bir ittifakın gerekli oldugu ˘ kanaatini payla¸ madı. vatansever bir ant içtigini anlattı: ˘ ˘ ˘ Fransa’nın dirligi ve serefi yeniden tesis edilene kadar Almanya’yla ˘ ¸ sava¸ için ajitasyon yapmayı bırakmayacakmı¸ . öfke ve s s ˙ tiksintiyle doldugunu ilan etmeyi kutsal görevimiz addederiz. s ˘ VIII Yakla¸ ık dört yıl önce. –[Aylmer Maude] 86 . daha ziyade suça katılmaya hazırlanırken suçluların daldıkları sefih ayinler ve esriklige benzeyen bütün bu sarho¸ vecdlerin. kendini Hıristiyan addeden bizler bu beyefendilerin söyleyip yazdıklarıyla sartlandırılmaya göz yumamayız. Geldiginde biz ot biçiyorduk. Toulon baharının ilk cırcır böcegi –Almanya’yla s ˘ sava¸ ma taraftarlıgı iyi bilinen bir Fransız ajitatör28 – bir Franko-Rus s ˘ ittifakına zemin hazırlamak üzere Rusya’ya geldi ve köyde bizi ziyaret etti. Fransa’nın eski sınırlarıyla gücü ve sanının geri kazanımı ¸ için ve kendimizi Almanya’nın ugursuz planlarına kar¸ ı emniyet altına ˘ s almak için. ¸ Göz yumamayız çünkü. Almanların da tekrar onun öcünü almak zorunda s kalacakları ve bunun böylece sonsuza kadar gidecegi. Jena’nın öcünü alana kadar ˘ ¸ da Prusya’nın huzur bulamayacagı ve simdi Fransa lehine bir revanche ˘ ¸ gerçekle¸ mesi halinde. kar¸ ılıgını verdik.

gerektirdikleri askerî güçle siyasi harcamadan bizi ˘ kurtaracagına göre. Ve ne bandomuz. aynı zamanda Hıristiyan ögretilerden kaynaklanan bütün ahlak ˘ kaidelerini de reddetmeli. hiçbir durumda sava¸ ı ˘ s onaylayamayacagımız. hatta bir tek insan hayatını feda etmenin bile dogru ˘ ˘ ˘ olmadıgı. cevabını verdik. ne sampanyamız. milliyet ayrımı yapmaksızın herkesi karde¸ sayarak. sadece tüm cinayetleri yasakla˘ makla kalmayıp. ziyaretçimiz sadece omuzlarını silkip. genelde. siyasi s s ˘ ˘ bakı¸ açısıyla bile. ama Baltık Eyaletleri29 veya Pos ˘ lonya bizden alınsaydı ba¸ ka türlü konu¸ acagımızı söylediginde. Bizse bu hile ve desis seyi görüyoruz. Hıristiyanlık yok edilene kadar. ancak hile ve desiseyle sürüklenebilir sava¸ a. Letonya. ne de idrakımızı bulandıracak ba¸ ka bir seyimiz bulun¸ s ¸ dugundan. böyle bir kaybın daha çok bir kazanç olarak deger˘ ˘ lendirilebilecegi. Fransız s hakimiyetindekinden hiçbir sekilde hiç de daha kötü bir durumda ol¸ madıgı ve kimi Alsace’lılara. sava¸ ın yol açacagı korkunç ızdırapları çeks ˘ meye degmeyecegi. Sovyetler’in çökü¸ ünden sonra bu eyaletler su devletler oldu: Litvanya. s ¸ Estonya. Polonya veya Baltık Eyaletleri’nin kaybı bir facia s sayılamayacagına. –[Acar Burak Bengi] 87 . simdi oldugu ¸ ˘ gibi. insanlar. Bir Hıristiyan Hükümet sa˘ s ˘ va¸ a girdiginde. rahiplere s ˙ ba¸ ka görevler vermekle ve her¸ eyden önce Incil’i yasaklamakla kalmas s malı. dolayısıyla ona teslim olamayız.Hristiyanlık ve Vatanseverlik çalı¸ an kesim mensubu Alsace-Lorraine sakinlerinin. ˘ Fransa’nın katlandıklarına katlanmadıgımızdan. Alman degil de Fransız sayılmak daha ˘ ˘ ho¸ gelecek diye ve ziyaretçimiz Fransız ordularının sanını yeniden s ¸ kazanmasını istiyor diye. kilise binalarını ba¸ ka amaçlara uyarlamakla. sava¸ insanların öldürül˘ s s mesini talep ettigine ve Hıristiyanlık. dedik. karakteristik Fransız ˘ 29 Bugün. kar¸ ılıgını verdik. bizim için böyle ko˘ nu¸ makta hiç sakınca bulunmadıgını. Hıristiyan bakı¸ açısıylaysa. sadece kiliselerden haçları s ˘ kaldırmakla. s tüm insanlara iyilik yapılmasını istedigine göre. C’est à prendre ou à laisser (Bu ancak böyle yapılabilir) dedik. tutarlı olmak adına.

s beyaz parmaklarıyla Prokofi’nin ter içindeki kenevir gömlegini her ˘ yanından sıkarak. ama görü¸ lerinin benzer sekilde kar¸ ılanmayı¸ ına s ˘ s ¸ s s çok yazıklandıgını söyledi. 88 . “kımıldayacak bir yerleri kalmaz. s ¸ s yeti¸ kin ve egitimli bir adamın. s ˘ “Dites-lui que nous aimons les Russes. Varlıklı bir Fransız oldugunu söyledim. ihtiyar. sakin ve ayıkken. sert bir sesle. Prokofi’nin. duygularını gayriihtiyari açıga ˘ ˘ ˘ vurdu. sava¸ tan arzu edilir s ˘ s bir sey gibi söz edebilecegine inanması mümkün olmamı¸ tı. Bu sözler besbelli. bunu fiilen gösterdi ona. onları her iki yandan sıkı¸ tırırsak” dedi Prokofi. ¸ ˘ s “Peki ama. söz ve jestlerin anlamını izah ettigimdeki munis sa¸ kınlıgını ve alaycılıgını hatırlıyorum.” s Bu kar¸ ılıgı ziyaretçime tercüme ettim. evimizdeki misafirperver kar¸ ılamadan ötürü fevkalade ˘ s müte¸ ekkir kaldıgını. s s ˘ “Peki hangi i¸ için gelmi¸ ?” diye sordu Prokofi. Almanları her iki yandan sıkı¸ tırma önerisini saka olarak almı¸ tı. ama hâlâ azimle çalı¸ maya devam eden mesai s arkada¸ ım Prokofi’ye. Fransız.” (Ona Rusları sevdigimizi söyle˘ yin) dedi. solgun. güvenmedigi anla¸ ılacak biçimde. ¸ s ¸ “O kimlerden?” diye sordu Prokofi. gidip ˘ dagınık otları tırmıklamalarını bagırınca. iki ˘ büklüm bir mujik olan. saka olarak s ¸ aldıgı seye sakayla cevap vererek. Almanya’ya kar¸ ı s s s sava¸ halinde Rusların Fransa yanında yer almasını saglamak umuduyla s ˘ geldigini açıkladıgım zaman Prokofi besbelli memnun kalmadı ve küçük ˘ ˘ ot yıgınları arasında oturan köylü kadınlara dönerek. halk arasında ˘ fikirlerine daha fazla sempati bulacagını umarak. Almanları sıkı¸ tırma önerisinden de çok s sa¸ ırttı Prokofi’yi ve onda biraz süphe uyandırdı. Ruslarla Fransızların Almanları her iki yandan s sıkı¸ tırmasına matuf hareket planını tercüme etmemi istedi. ˘ IX Bu sohbetten sonra misafirimizle otluga gittik ve orada.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kibarlıgıyla. ˘ s ba¸ ıyla ziyaretçimi i¸ aret ederek. ˘ ¸ s ˘ ˘ Belli ki. ˘ ¸ ¸ onlara bir çıkı¸ yolu bırakmalıyız.

Birinin sahsında. çalı¸ maya alı¸ ık olmayan beyaz elleriyle31 enerjik bir bis s çimde Almanların nasıl sıkı¸ tırılması gerektigini gösteren iyi beslenmi¸ s ˘ s zarif Fransız. Kalkın. Birbirinden böylesine farklı bu iki adamın görüntüsü –silindir sapkası ¸ ve o zamanlar çok moda olan uzun paltosuyla. Ve sonra. tembel degil ama. hem de “biçmek” anlamlarında kullanılıyor. ekonomik devi˘ s ˘ nimlerle yürüyen. sonradan bu sekilde kendilerini ¸ defedenleri besleyip koruyanlar. –[Acar Burak Bengi] 32 Hu¸ agacından çarık. yabancı ziyaretçiyi incitmi¸ olmaktan s korkarcasına. kelimenin Rusçası hem “sıkı¸ tırmak”. sürekli çalı¸ mayla eci¸ bücü¸ .Hristiyanlık ve Vatanseverlik ˙s “Hey. s –[Koray Karasulu] 31 Bazı karakteristik özellikleri leytmotif olarak kullanması. daima bitkin ama feci iki s s s büklüm haline ragmen hep çalı¸ an Prokofi’nin kaba figürü– bu iki ada˘ s mın olu¸ turdugu güçlü tezat. –[Koray Karasulu] s ˘ 30 Bu 89 . yaslandıgı yabanın di¸ leri ˘ s arasından damarlı elini çekti. Prokofi bunu söyleyip. ve agır i¸ yüzünden si¸ mi¸ parmaklarıyla. Almanları ˘ da alırız yanımıza”. çalı¸ an bir adamın daima yaptıgı gibi. sonra da ¸ s ˘ aynı insanları top-yemi olarak kullanan bütün o insanlar cisimleniyordu. Prokofi’deyse o top-yeminin kendisi. insanların me¸ akkatli emegiyle beslenip. canlılık ve özgüven parıltısıyla. saçında ot tu˘ s ¸s s tamlarıyla. I¸ te Almanları sıkı¸ tırma zas manı! Otlar daha toplanmadı ve Çar¸ amba günü de biçmeye30 gelecegiz s ˘ gibi görünüyor” dedi. yıpranmı¸ di¸ lerinin köklerini gösteren munis bir tebess s sümle ekledi: “Gelip bizle çalı¸ san ve Almanları da yanında getirsen s ˙s daha iyi edersin. le brave homme!” (Ah ne cesur adam!) diye haykırdı kibar Fransız gülerek. o zaman. çatalı omuzuna attı ve kadınlara gitti. Tolstoy’un bilinen ve sıkça ba¸ vurdugu bir yöntemdir.32 omuzundaki koca bir yaba dolusu otla ve uzun adımlarla. siz kargalar. bana çok daha açık göründü ve s ˘ simdi Toulon-Paris kutlamalarından sonra bütün canlılıgıyla aklıma geli¸ ˘ yor. I¸ i bitirdigimizde birlikte gezintiye çıkarız. Ve Rus halkına yönelik diplomatik misyonu böylece sona erdi. Sava¸ ve Barı¸’ta Napolyon’un da beyaz ellerine sürekli s ˘ s s vurgu yapar. “Oh. uyuyorsunuz. diz altından baglanan ev yapımı bol pantolonu ve a¸ ınmı¸ ˘ s s laptileriyle.

her¸ eyi fedaya hazır oldukları pe¸ inen kabul edilir ˘ s s genelde. tabiyatıyla. onca kurban vererek kazandıgı avantajları kaybetme ihtimaline göz yumamaz. Almanya’nın kendine buyurmasına ve Dogu’daki ˘ tarihi misyonundan onu mahrum etmesine izin veremez. sürekli. halk arasındaki en ciddi ve saygın ˘ s insanlardan. bana sürekli s aynı seyi söylediler.” Böyle ˘ ˙ sözler sarfedilirken Fransızların. ¸ Çalı¸ an kesim. kendilerini ve ailelerini geçindirme 90 . Almanların ve Ingilizlerin kaybedilen bölgeleri geri almak. Ben Rus halkı içinde ya˘ ˘ rım yüzyıl ya¸ adım ve bütün bu süre boyunca. bir kere en önce. Rusların. her türlü vatansever tezahür kar¸ ısında tam bir s kayıtsızlık ve hatta a¸ agılama ifadeleri duydum. Ama Rusya. Ama bu ˘ s kabullerden ne biri ne de digeri dogrudur. ama tam aksine. Vatanseverlik hissine dair ifadelerin halkımızca dillendirildigini hiç i¸ itmedim. Diger ülkelerin çalı¸ an s ˘ ˘ s kesimi arasında da aynı seyi gözlemledim ve egitimli Fransızlar. Vatanseverlik hissinin. Dogu’daki nüfuzlarını idame ettirmek. bölgelerinden mahrum edilme riskini de göze alamaz: Baltık eyaletlerinden. Ama Almanya da. gerçek Rus halkının s olu¸ turdugu büyük kitle içinde bir vatanseverlik tezahürü veya ifadesi s ˘ –askerî hizmette ögrenilen ya da daha özsüz ve a¸ agı halk kesimlerince ˘ s ˘ kitaplardan kopyalanan vatansever formüller haricinde– ne gördüm ne de duydum. ˘ birlik ve güçlerini veya denizdeki üstünlüklerini vs. Alman¸ ˘ ˙ lar ve Ingilizler de. vatanseverligin temel saikleri olarak boy gösteren siyasi s ˘ meselelerle ilgilenemeyecek kadar. ˘ ˙ Ama Ingiltere denizlerdeki üstünlügünü hiç kimseye kaptırmaz. tüm insanlarda içkin bir his oldugu ve sonra da. muhafaza etmek ugruna. kendi çalı¸ an kesimleriyle ilgili olarak. Polonya’dan ve Kafkasya’dan. sevgili bir anneden koparılan s çocuklar. tıpkı Fransızlar gibi. ondan mahrum kalanlara zerkedilmesini gerekti˘ recek kadar yüce bir ahlaki his oldugu pe¸ inen kabul edilir.Hristiyanlık ve Vatanseverlik X “Ama Fransızlardan iki eyalet alınmı¸ .

daima tamamen ka˘ ˘ ˘ yıtsız kaldıgı konulardır. milli ve siyasi menfaatlerden ta˘ mamıyla farklı sorular. ancak kitleler. iktidarların sarfettigi yogun çabaya ragmen. –[Acar Burak Bengi] 91 . içkin olmayan bir vatanseverligi ˘ insanlara kazımak ve aralarında geli¸ mekte olan sosyalizm fikirlerini s bastırmak için. iktidar tarafından öylesine özenle a¸ ılandıkları vatanseverlik ise yalnızca yayılamamakla s kalmayıp. dahası hayati menfaatleri milli ve siyasi menfaatlerden ˘ tamamen ayrı oldugu için. Bu yüzden. kaybedilen Fransız bölgelerinin geri alınması.Hristiyanlık ve Vatanseverlik derdine dü¸ mü¸ durumda: Rusya’nın Dogu’daki nüfuzu meselesi. simdi Paris’te oldugu gibi. Iman. Çar’a ve Anavatan’a ˘ baglılık ve sevgi biçimindeki vatanseverligin. sosyalizm ˘ ˘ ˘ insan kitlelerine giderek daha fazla nüfuz ediyor. ˙ Rusya da bu durumun bir örnegidir: Iman’a. dahası gitgide kayboluyor ve sadece ondan çıkarı bulunan üst sınıflar arasında tutunuyor. ne kadar vergi ödemesi ˘ gerekecegi. ancak hipnoz etkisi korundugu sürece tutunabiliyor halk ˘ arasında. Avustralya veya Matabeleland’ın33 ˘ ˘ ˙ Ingiltere’ye ait olup olmayacagı ve hatta vergilerini hangi hükümete ˘ ödeyecegi ve ogullarını hangi orduya gönderecegi. arazi için uzun ˘ ˘ yıllar ödeme yapması gerekip gerekmeyecegi ve emegi kar¸ ılıgında çok ˘ ˘ s ˘ kazanıp kazanmayacagıdır –hepsi de. iktidarla hükümran ˘ sınıfların yogun hipnotizmasına maruz kaldıgında gerçekle¸ iyor ve bu ˘ ˘ s vatanseverlik. okullar. Als s ˘ manya’nın birligi. ˘ ˘ Konstantinople’un kime ait olacagı. bir ˘ devletin su veya bu bölgesinin digerine devri vs. basın ve her çe¸ it kutlamalarla– ve olaganüstü s ˘ ˙ bir yogunlukla Rus halkına a¸ ılandıgı bir yerde. ˘ ¸ ˘ bazan kalabalıgı ele geçirmesi de. Vatanseverligin. onları ilgilendirmiyor. Saksonya veya Braunschweig’in Al˘ man Birligi’ne dahil olup olmayacagı. nereye bir sınır çizilecegi. ¸ ˘ ama sadece bu meselelerin hangi ko¸ ullarda ortaya çıktıklarını hiç bilmes dikleri için degil. onun için önemli olan. askerî hizmetin uzun sürüp sürmeyecegi. Halktan biri için. iktidar elinde bulunan her ˘ ˘ araçla –Kilise. Çar ve Anava˘ s ˘ 33 Bugün Zimbabve’nin batı yakası.

onunla diger ülkeler arasında ayrım yapmaz. –[Aylmer Maude] 92 . s ˘ ˘ ˘ Çar’ına kar¸ ı tavrı da. ˘ Dyakov. diger seyler yanında. kendisi köyde yalnız s ya¸ ayan eski dostum D. mutlak kayıtsızlıktır. s XI Kı¸ ın Paris’teki karısını arada bir ziyaret edip. Rusya’yla Fransa arasındaki ili¸ kilerden söz etti. Gazeteleri okuyan dostum kahyasına. ama bilge ve saygıdeger köylü– kah˘ yasıyla sık sık sohbet eder ve. ¸ Delikanlılık ve Gençlik’teki Dimitri karakterini yaratırken model aldıgı D. Rusya’nın çalı¸ an sınıfı. s s siyasi ili¸ kilerimiz son derece gerginle¸ ti ve Fransa’yla sava¸ söylentileri s s s duyulur oldu. Çogu zaman Iman ˘ ˘ ˘ –baglı oldugu varsayılan su Ortodoks Devlet imanı– hakkında hiçbir sey ˘ ˘ ¸ ¸ bilmezler ve tanır tanımaz onu reddedip rasyonalist olurlar. yani. evvelce Avusturya veya Türkiye’ye göçmelerinden tamamen farksız olarak.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tan’larına özellikle baglı oldukları yolunda kendilerine atfedilen haksız ˘ söhrete ragmen. yüz milyonlarca Rus insanı. yani. Bir baglı˘ lık hissi nak¸ etme ugrundaki sonu gelmez. siddet kullanan tüm otoritelere kar¸ ı takındıgıyla s ¸ s ˘ aynıdır. ¸ ˘ s ˙ aslında tüm halk arasında. Basının söyleminden etkilenerek (ve eski bir ordu s 34 Süphesiz. Rusya’da veya dı¸ arıda. vatanseverlik aldatmacasından ve Iman. Anavatan’ındansa ˘ –bununla kendi köyü veya bölgesi kastedilmedikçe– ya tamamen bihaberdir veya haberdarsa da. Bu. O sırada vatansever Rus gazeteleri bu müdahale yüzünden öfkeyle yanıp tutu¸ uyordu ve hükümran sınıfları öyle kızı¸ tırdı ki. A. Lehlerin son ayaklanması ve Fransız Hükümeti’nin bizim i¸ lerimize müdahalesi s arifesindeydi. Çar ˙ ve Anavatan’a baglılıktan en bagımsız olanlardır. Türkiye’de veya Çin’de s yerle¸ ik durumdalar. bizimkine kıyasla ˘ ¸ Fransız iktidar sisteminin avantajından söz ederdi ona. kınama degilse. benimsemezler. ˘ Ruslar bugün. yogun denemelere ragmen.34 uzun güz ak¸ amlarında raporunu sunmak s s üzere gelen –okuma yazmasız. ne saldırılabilen ne de savunulabilen bir inancı.

ne ˘ ¸ s s kar¸ ılık verecegini bilememi¸ ve gerçege çok benzer bir rüyadan uyanan s ˘ s ˘ biri gibi gülmü¸ sadece. yönetimi altına ˘ ˘ girebilecekleri her iktidarın –Avrupa’da daha kötüsü bulunmadıgına ˘ göre– elbette Rusya’dakinden daha iyi olacagı gerçegidir. Rus köylülerinin Iman’larını. bunu daha önce çok ˘ gördük ve bugün de hâlâ görmekteyiz. aklı ba˙ sında her çalı¸ an Rus insanından i¸ itilebilir. Fransızlarla s ˘ Sivastopol’un bir ‘revanche’ını gerekli görüyordu. Beyaz Çar babaları ve Ortodoks inancı olmaksızın. fevkalade daha az bir öneme sahiptir. oysa su iki yer ¸ arasında seçim yapması gerekseydi. Çin.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mensubu olarak) bir sava¸ halinde orduya tekrar girip Fransızlarla s sava¸ maya gidecegini söyledi. bana dedigine göre. (hangisi olursa olsun kendisini aynı s ˘ sekilde soyacagını bildigi için) –suyun iyi olup olmadıgından bile deme¸ ˘ ˘ ˘ yecegim– topragın yumu¸ ak ve killi olup olmadıgından ve lahananın iyi ˘ ˘ s ˘ yeti¸ ip yeti¸ meyeceginden. “Varsın. Prusya. ¸ s s Çar’larını ve Anavatan’larını sevmelerinden söz ederler. iktidarın hipnotik etkisi altında bulunmayan. s “E. ama daha çok ve daha iyi topraga. sanılabilirdi ki. s s ˘ Rusların bu kayıtsızlıgının kaynagı. bir tek Rus köylü cemaati bile hangisine yerle¸ ecegi konusunda bir an tereddüt etmezdi: Rusya’ya. kutsal Ortodoks ˘ ˙ Iman’larıyla.” ˘ dedi kahya gayet ciddi bir biçimde. Türkiye veya ˘ s Avusturya’ya. “Niye sava¸ alım?” diye sordu kahya. bizim için de düzenlemeler yapsınlar. Her bir Rus köylüsü için hangi iktidar altında ya¸ ayacagı meselesi. s Böyle yorumlar. ama öyle degil: ˘ ˘ ˘ ˙ bildigim kadarıyla. Hollandalı ve Alman ˘ 93 . Amerika’ya göçen Ingiliz.” Ve dostum. O sıra vatansever Ruslar. taptıkları Anavatan’larına. hepsi ikinciyi seçerdi. bu yoruma öyle sa¸ akalmı¸ ki. (kitaps ˘ larda tabir edildigi üzere) Çar babalarının emri altında. Fransa’nın bize buyurmasına nasıl izin verebiliriz?” “Ama siz kendiniz onların bizden daha iyi yönetildigini söylediniz. ama daha az ve daha kötü topraga veya Rusya dı¸ ındaki herhangi bir yere.

Aleksandr’ın seyahat ettigi treni havaya uçurma ˘ amacıyla bir terörist giri¸ imi gerçekle¸ ti. s s Aleksandr henüz veliahtken ve gelenek icabı Preobrajenskiy Alayı’nı kumanda ederken. 94 . Aleksandr’ın çocuklarından biri yaralandı. Borki’de III. sadece o co¸ kuyu organize edenlerin s s sanat seviyesini gösteriyor. büyük oranda suni olarak hazırlanıyor ve sergilenen co¸ ku seviyesi. Almanya’da. iktidarlarla hüs kümran sınıfların telkinlerine maruz bırakılmazlarsa. Mesela Rusya’da. köylü cemaatlerinden ve fabrikalardan insanlar onu ˘ kar¸ ılayıp buyur etmek üzere biraraya getiriliyorlar. Bu eski bir sanat ve dolayısıyla uzmanları da o vecd hallerini hazırlamada virtüöz seviyesine ula¸ mı¸ durumdalar. sırtlarında yalnızca gömlekleriyle ˘ onu kar¸ ılamaya ko¸ mu¸ lar ve yüce kumandanlarını müthi¸ bir co¸ kuyla s s s s s selamlayıp.36 s Fransa’da. askers ler –anlatıldıgı üzere– oldukları gibi. Ama bu teza˘ ¸ hürlerin nasıl hazırlandıgını bilmek lazım. çe¸ itli merasimler sayesinde ˘ ˘ s halkta ifade bulan tezahürlerini i¸ aret ederler. hep birden kaleskanın pe¸ isıra yarı¸ a tutu¸ mu¸ lar ve veliaht s s s s bakarken birçogu istavroz çıkarmı¸ . 1883’te. ˘ Avrupa halklarının bir yönetimden digerine. Çar’ın her ˘ yolculugu sırasında. veya bu Franko-Rus senliklerinde. Türklerinkinden Avustur˘ yalılarınkine veya Fransızlarınkinden Almanlarınkine kayması. II. bir keresinde ak¸ am yemeginden sonra kaleskasını37 o s ˘ sıra kampta bulunan alaya sürmü¸ . Prusya’ya sava¸ ilan edildiginde. Bu kar¸ ılamayı gören herkes. XII Vatanseverligin varlıgının kanıtı olarak. Kalabalıgın co¸ kusu. –[Aylmer Maude] Karkov yakınında. s ˘ s bunu kendileri için gerekli görenlerce. mesela Rusya’da. –[Koray Karasulu] 36 1888’de.Hristiyanlık ve Vatanseverlik köylüler ve Rusya’ya gelen digerleri arasında da aynı tutum hakim. Aleksandr’ınki. çalı¸ anlar arasında s katiyen tepkiye yol açamaz. çalı¸ an s sınıfın ko¸ ullarında o kadar küçük bir fark yaratır ki. zafer kutlas ˘ maları yapıldıgında. tahta çıkmasından iki yıl sonra. Rus ˘ s s 35 III. Kaleskası görünür görünmez. taç s giyme töreninde35 veya Ekim’in 17’sindeki Çar’ı öldürme giri¸ iminde. s s –[Aylmer Maude] 37 Dört tereklekli gezinti arabası.

. ıstavroz çıkar. . aynen gerçekle¸ tigi üzere. ¸ s ˘s Her yerde bu senliklerin masrafları için bagı¸ listeleri açıldı. Rus denizcilerin bir günlügüne. böylesine kaba degilse de. Ivanov. ıstavroz ˙ çıkaracaksın. lütfen hazırlık yapılmasın. ” Hepsi emre göre yapıldı ve veliaht ile oradaki herkes üzerinde. aksine çok maharetli ve gayet bariz bir sekilde Fransız s ¸ hükümetince hazırlandılar. bölük komutanlarını biraraya toplayıp. Ba¸ ças ˘ s vu¸ lar bölükleri tefti¸ ettiler ve her adamı birer birer sayarken onuncuda s s durdular: “Bir. hatta askerlerle subaylar ve her¸ eyi düzenleyen alay komutanı üzerinde kusursuz bir co¸ ku s s izlenimi yaratıldı. Ne s s var ki.” s Veliaht gider gitmez tugay komutanı. önceki gün ¸ ¸ s resmî geçitten sonra tugay komutanına ertesi gün gelecegini belirtti. senlikler organize etmek için derhal komiteler olu¸ turuldu. epey uzaktaki birçok kasaba ve köyde de. Birçok ¸ ˘ ˘ kasaba. iki. üç. sekiz. dokuz. Denizcilerimizin kalmaları ayarlanan tüm kasa- 95 . on. dört . . tamamen aynı sekilde yapılır. halk hissiyatının ˘ ¸ spontan bir ifadesi gibi görünen Franko-Rus senlikleri de kendiliginden ¸ ˘ gerçekle¸ mediler. iki. Sidorenko. “Hurra!” çıglıklarıyla kar¸ ılamaya ko¸ maları s ˘ ˘ s s ve arabanın pe¸ inden ko¸ turmaları. . . bölükteki her on adamdan birinin s s de ko¸ arken ıstavroz çıkarması dogrultusunda talimatlar verdi. hepsi suniydi ve su sekilde hazırlanmı¸ tı: veliaht. hatta bir saatligine bile olsa ˘ kendilerini ziyaret etmeleri dilegiyle. Yalnız. . Bize. bir. [malumatını tüm diger gazetelerden toplayan iktidar organı Selskiy Vestnik’ten aktarıyorum yine] sırf nispeten uzunca olan Toulon-Paris güzergahındaki ˘ irili ufaklı bütün kasabalarda degil. Bu.Hristiyanlık ve Vatanseverlik askerlerinin Çar ve vârisine kar¸ ı duydugu saf baglılık ve sevgiden. ˘ “Ha¸ metmeaplarını ne zaman bekleyebiliriz?” s “Muhtemelen ak¸ am. üç. Paris’teki imparatorluk elçimize temsilciler gönderdi. dört . vatansever tezahürler olan her yerde. ˘ ˘ ˘ ˘ Rus denizcilerin geldigi ögrenilir ögrenilmez. s ˘ ˘ yüzleriyle jestlerinin ifade ettigi yapmacıksız ve besbelli spontan dinî ˘ co¸ kudan ve özellikle istavroz çıkarmalarından mütehassis olmu¸ . bütün askerlerin ertesi gün temiz gömlek giymeleri ve kaleskası görünür görünmez (ki bunun için gözcü dikilecekti) veliahdı.

Birçok kasaba ve bölge. anormal derecede heyecanlı bir ˙s hale getirdiginde. çe¸ itli sölen ve senliklerin organizasyonu için yüz s ¸ ¸ ˘ bin rubleden fazla. Ekim’in s ˘ 1’inin her yerde milli bayram olarak kabul edilmesine ve tüm egitim ˘ kurumlarında ögrencilere o günün. Bir iktidar böylece. tatil edilmesine karar verildi. onları kontrol ˘ eden iktidar ve hükümran sınıflar her istediklerinde.Hristiyanlık ve Vatanseverlik baların belediyeleri. alt düzey yetkililerin aldıkları cezaların affına karar verildi. halkın belli bir kesimini. Paris’tekilereyse iki günün. s ˙ Almanya’da Imparator’un veya Bismarck’ın resepsiyonlarında. Ekim’in 1’ini minnetle Fransa için bir sevinç günü olarak hatırlayabilsinler diye. yerel yönetimce bu amaçlara tahsis edilen meblagların yanısıra. senliklerin düzenlenmesi için özel bir ko mite tarafın¸ dan yüklü bir miktar toplandı ve Fransız Hükümeti. halkta vatansever 96 . Rus ziyaretçilerin ˘ ˘ kar¸ ılanmasında eglence harcamaları olarak.” Son zamanlarda Toulon ve Paris’te gerçekle¸ en. demiryolu tarifeleri yarı yarıya dü¸ ürüldü ve özel s s trenler tahsis edildi. Rusya onuruna Ekim’in 1’inde çe¸ itli senlikler düzenleme kararı alındı. tüm millet iradesinin ˘ ¸ spontan bir ifadesi bu. Denizcilerimizin hiç ˘ görünmedigi birçok kasabada da yine. daha da büyük meblaglar s ˘ harcamaya hazır bulundugunu duyurdu. Rus s ¸ ziyaretçileri selamlamak ve Fransa hatıraları diye onlara hediyeler vermek için Toulon’a veya Paris’e özel temsilciler yollama veya onlara tebrikler ve ho¸ geldin telgrafları gönderme kararı aldı. devasa meblaglar ayırdı ve sırf kar¸ ılamalar ve s ˘ ˘ kutlamalar alabildigine müthi¸ olsun diye. insanlar sunu der: “I¸ te bakın. Lothringen’deki manevralarda gerçekle¸ en ve Rusya’da her merasim vesilesiyle s sürekli tekrarlanan türden tezahürler sadece sunu kanıtlıyor: kalaba¸ lıgı heyecanlandırmak için varolan araçlar öyle güçlü ki. as˘ s len kasaba ayaktakımının çamurunu. ˘ Bizzat Paris’te. her yerde (elindeki güç sayesinde daima muktedir oldugu) e¸ zamanlı düzenlemeler yapıp. Halkın Toulon’u ziyaretini ve Rus filosunu kar¸ ılamaya katılımını s kolayla¸ tırmak için. Bakanlar ile diger yets kililere yüz bin rubleden fazla para tahsis etti.

ama aynı sekilde Almanya. Rusya’yla ilgili olarak s ˘ ˙ ˙ böyle. serbestçe kendiliginden ortaya çıkmaya terkedilirdi. her Kilise ˘ ayininde agır bir ciddiyetle Çar için bildik duaları okumayı bıraksınlar. varsayılan bu vatanseverligin ne kadarı günümüz halklarının ˘ karakteristigi. görelim. vatanseverligin insanlarda ˘ bulunmadıgının en açık kanıtı. kandiller ve çalı¸ ma ˘ s yasagıyla– tatil yapmayı bıraksınlar. Öte yandansa. halkın –Prokofi ve muhtar Ivan ve ˘ tüm Rus köylüleri gibi gerçek çalı¸ an insanların– kendilerini o ya da bu s sekilde toprak sahipleriyle genel olarak zengin insanların ellerine teslim ¸ eden Çar’a (insanların bizi temin ettigi ve yabancıların inandıgı gibi) ˘ ˘ peresti¸ duymasının ne kadarı dogal. tamamen bu amaca adanmı¸ özel kitaplar ve gazetelerde s onu yüceltmeyi bıraksınlar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tezahürler yaratabiliyorlar. sonra ¸ ˘ 97 . çocukluktan itibaren tüm imkanlarla –okul kitaplarıyla. ˘ Ama insanlar. sürekli suni araçlarla ˘ ve de özel durumlarda i¸ lenmek zorunda kalmazdı. ˘ onun dogum ve isim günlerini –çanların çalması. ˘ ˘ Vatansever duygular insanlarda gerçekten o kadar içkin olsaydı. Sadece bir anlıs gına. bunları yapmayı s ˙ sadece bir anlıgına bıraksınlar da. takvimlere ve okul kitaplarına basmaktan vazgeçsinler. konu¸ malarla. su ˘ ˘ ¸ an yapıldıgı gibi. hatta bunlara ili¸ kin zamirleri s koca harflerle dua kitaplarına. vaazlarla. Italya. Fransa. onu suni olarak husule getirmek için su ˘ ¸ an iktidarlarla hükümran sınıfların sarfettigi yogun çabalar ve bütün bu ˘ ˘ çabalara ragmen elde edilen sonuçların küçüklügüdür. görelim. bir yıllıgına. Kilise ayinleriyle. gazetelerle. tüm Rus halkını taç giyme töreninde her Çar’a. portresini her yerde sergilemeyi ˘ bıraksınlar. kitaplarla. vatanseverlik ve mevcut iktidarlara biat ve baglılık husule getirmek ˘ için hükümran sınıflarca hararetle yapılanları yapmaktan vazgeçsinler de. ismini ve ailesindeki isimleri. Ingiltere ve Amerika’da ¸ da. sadakat yeminine zorlamayı bıraksınlar. s siirlerle ve anıtlarla– sürekli aynı dogrultuda hipnotize ediliyor. Çar hakkındaki en hafif saygısız bir söz yüzünden insanları kovu¸ turup hapse atmayı bıraksınlar.

III. yine aynı sekilde bagırıp sapkalarını sallayas ¸ ˘ ¸ caklardı. top. iktidarın arzu ve talep etmedigi bir sey bagıran ˘ ¸ ˘ herkesi –Franko-Rus kutlamaları sırasında hararetle yapıldıgı üzere– ˘ derhal susturup uzakla¸ tıran polis var. Almanya ve Italya’da da aynısı oluyor. bir yanda. bu sava¸ ın açıldıgı s s ˘ I. sonra tekrar Müttefiklere. Aleksandr’ın kızkarde¸ i Marya Nikolayevna’yla evlendi. Rusya’daysa aynı co¸ kunlukla. ˘ s –[Aylmer Maude] 39 Suikaste 98 . Orleans’a. öbür gün Paul’e. parıltılar ve her tür sa¸ aaya refakaten önlerinde ne bagırılıyorsa ¸ s ˘ aynısını bagırmaya ba¸ ladıkları zaman. –[Aylmer Maude] kurban giden III. II. Pyotr. Burbonlara. –[Aylmer Maude] 40 Aleksandr ve II.40 Nikolay’a. Nikolay’ın karde¸ i. bans dolar. Ingiltere. Konstantin’e. bugün. Rusya’da bizde ¸ ˘ ˘ yapıldıgı gibi zorla biraraya toplanmamı¸ sa. Vatanseverlik denen sey. Prusya s Kralı’na. bugün s s Pyotr’a.Hristiyanlık ve Vatanseverlik birkaç bin insan zorla veya rü¸ vetle biraraya getiriliyor ve seyirlik ne s varsa görmekten daima ho¸ lanan meraklıların da katılımıyla. –[Aylmer Maude] s 41 Maximilian Eugène Joseph Napolyon (Leuchtenberg dukalıgını satın alan Eugène de ˘ Beauharnais’nin oglu). Leuchtenberg Dükü’ne. bunun tüm milletçe payla¸ ı˘ s s lan duyguların ifadesi oldugu söyleniyor bize. Napolyon’a ve Boulanger’ye benzer co¸ kunlukla tezahürat yaptılar. dördüncüsü. iktidarın elde etmek is¸ 38 Kral Louis-Philippe. bütün o binler arasında tüm bunların ne s anlama geldigini bilen ancak birkaç düzine vardır ve ya¸ ananların tam ˘ s tersi gerçekle¸ iyor olsaydı. Amerika. Birinci Napolyon’un Rusya’yla sava¸ ına. Aleksandr’a. sonra tekrar Napolyon’a. tüm nüfusun ˘ ancak on binde birlik minik bir bölümünü olu¸ turur. s Fransa’da. Ama birincisi. 1825’te Dekabrist komplocular tarafından Imparator ˙ s ilan edilmi¸ ti. ikincisi.39 yarın Katerina’ya.38 Cumhuriyet’e. üçüncüsü. Fransız denizcilere ve yetkililerin buyur edilmesini istedigi ˘ ˙ ˙ herkese tezahürat yapıyorlar. su veya bu yemle ustaca ˘ s ¸ oraya çekilmi¸ tir.41 Slav karde¸ lerimize. bu bagırıp s ˘ sapka sallayan on binlerce insanın büyük çogunlugu. Aleksandr’a. böyle ˘ kutlamalarda bagıran bu binler veya en fazla on binler.

o duyguyu ˘ tatmamı¸ sıradan ve saf insanlar bu yüzden suçluluk duyup. Baskı altındaki milliyetlerin vatanseverligi de müstesna degil. kendi krallıgını veya halkını diger bütün ˘ ˘ krallık veya halkların önüne koymaktan ba¸ ka bir sey degildir. Italien veya bir ba¸ ka s krallık koymak yeterlidir. pe¸ inden tüm ulusun daimi s s iradesinin bir ifadesi diye ortaya sürülen geçici bir etkidir. çünkü her krallık kendini diger hepsinden daha ˘ 99 . ¸ Almanya. bu duygu onlarda s s ˙ geli¸ tirilmelidir. yüce vatanseverlik duygusunun en net formülünü elde etmek için Deutschland yerine sadece Russland. her egi˘ timli insan için dogal olan o yüce duygunun katına henüz ula¸ madıkları ˘ s içindir. hepsinden yücesin) ile eksiksiz ifadesini bulan bir duygudur ki. en kati tanımıyla. Bu yüce duyguya henüz ula¸ mamı¸ larsa. O da emekçi yıgınlar ˘ ˘ ˘ içinde gayritabiidir ve onlara suni olarak üst sınıflar tarafından a¸ ılanır. onu hissets tiklerine kendilerini inandırmaya çalı¸ ırlar veya en azından hissediyors mu¸ gibi yaparlar. aksine çok budala ve ahlaksız bir hissiyat oldugunu görmemek ˘ ˘ imkansız. vatanseverligin yüce bir hissiyat ol˘ duguna dair öylesine tam bir inançla söylerler ki bunu. hükümran sınıflarca benimsenen özel yöntemlerle zihnî ve ahlaki seviyesi en dü¸ ük kesimlerde uyandırılıp. din ve satılmı¸ bir basın tarafından halk ˘ ˘ s arasında sürekli üretilip desteklenen bir ruh halidir yalnızca.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tedigi hedefler geregi okullar. diger yan˘ daysa. budaladır. yani s ¸ ˘ vatansever Alman sarkısı Deutschland.” s ˘ Hükümran sınıfların insanları. Frankreich. Süphesiz iktidarlar ve bir devletin bütünlügü ¸ ˘ için çok kullanı¸ lı ve arzulanan bir duygudur bu. ama onun hiç de yüce s degil. bu. s XIII “Ama sıradan insanlar vatansever duygular beslemiyorsa. Iktidarın yaptıgı da tam olarak budur. s Peki ama. hükümran sınıflara göre halkta geli¸ tirilmesi gereken bu s yüce duygu nedir? Bu hissiyat. Deutschland über alles (Almanya.

hem dinî hem ahlaki idealimize ters bir sey talep ¸ ederken ve insanların e¸ itligi ve karde¸ ligini degil. Böyle bir durumda vatanseverlik –yani toplumsal düzeni yıkmaya hazır olmakla kalmayıp yagma. insandan –o zaman eri¸ ilebilir en s yüksek ideale– Anavatan’ına sadakat talep ederken. ve ahlaksızdır. bu anla¸ ılabilir bir sey. vatanseverlik nasıl bir ˘ erdem olabilir? Bu hissiyat zamanımızda artık. vatanseverligin bir anlamı ˘ vardı. sürekli onu yutmaya ugra¸ an bir barbarlar ˘ s okyanusu ortasında bir ada gibi görürken. bir insanın. kesinlikle bir ahlak kusurudur. s ¸ Ama böyle bir duygunun Hıristiyan çagımızda ne anlamı olabilir? ˘ Zamanımızın bir Rusu. kadim dünyada. çevredeki barbarlara kar¸ ı dü¸ ˘ s s manca bir duygu besleyebilmesi ve kendi halkını savunmak için onları öldürebilmesi anla¸ ılabilir bir sey. kendi halkını s bütün digerlerinin önüne koyabilmesi.Hristiyanlık ve Vatanseverlik iyi addederse hepsinin yanılacagı açıktır. Kadim dünyada. esaret. çünkü maddi ve manevi zemini yok. bir erdemdi belki. bir erdem olmamaktan da öte. yani vatanseverlik gerçek anlamıyla zamanımızda varolamaz. hangi gerekçeler ve amaçla gidip Fransızları ve Almanları öldürebilir veya bir Fransız nasıl Almanları öldürebilir. sunu ¸ 100 . Ama zamanımızda. erkeklere kölelik ˘ ve kadınlara tecavüz tehdidi dayatan barbar saldırılarına kar¸ ıkoyma s arzusu– dogal bir duyguydu. herkesce tanınan ˘ ¸ s ¸ temel ahlak yasasının tam tersi bir dürtüye– itecektir. tek bir milli dini benimsemi¸ ken ve ilahi olarak atanan hükümdarının mutlak iktidas rına tabiyken ve kendini. bu duygu. bir devlet ve bir s ˘ s ˘ ˘ halkın tüm ötekilere üstünlügünü kabul ederken. toplu kıyım. kaçınılmaz olarak diger devletler ve halklar aleyhinde ˘ kendi devleti ve halkı için avantaj arayı¸ ına –kendimize yapılmasını s istemedigimiz seyi ba¸ kasına yapmamak seklindeki. her millet az çok homojenken. çünkü onu ˘ hisseden herkesi. ken˘ s ¸ dini ve vatanda¸ larını böyle bir felaketten korumak için. Vatanseverlik.

bir devletin insanları. s ˘ sermayeleri yurt dı¸ ına yatırıldıgında.Hristiyanlık ve Vatanseverlik –ne kadar kötü egitim almı¸ olursa olsun– gayet iyi biliyorken: diger ˘ s ˘ devletin insanları ve tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının hedef aldıgı s ˘ ˘ halklar. barbar degil. çünkü pek sıklıkla temel hayati menfaatleri (kimi zaman. ˙ Ama günümüzde. çogu zaman kendisiyle aynı mezhep ˘ ˘ ve meslekten olan. Yahudilerin. hayat sartlarının kendisi su an öyle degi¸ mi¸ durumda ki. diniyle s s ˙ Roma’ya. Britanya’daki Hintli ve Rusya’yla Türkiye’deki Tatarla Ermeni benzer bir durumdadır. tahrik edilen vatansever dü¸ manlıgının yöneltildigi o s s ˘ ˘ 101 . bilimsel veya sanatsal menfaatleri) kendi ülkelerinde degil. Rusya. ba¸ ka ˘ s s milletten i¸ verenlerle baglantılı çalı¸ anlarda ve özellikle bilim adamları s ˘ s ve sanatçılarda vaki oldugu üzere. ¸ ¸ ˘ s s ülkemiz dedigimiz ve geri kalanların hepsinden ayrı tutmamız beklenen ˘ sey. Prusya ve Avusturya’daki Leh. Anavatanlarını savunurken. kimi zas ˘ man. bir milleti olu¸ turan halkın bir ırk. manevi menfaatlerde veya her ikisinde s çogu zaman kendisiyle biraraya gelen. ˘ onun dı¸ ındadır. dogdukları toprakları ve devletlerini de savunan ˘ Mısırlıların. yani ticarette. ekonomik menfaatleri. bir devlet ve bir dine mensup ¸ s bulundugu kadim zamanlardaki kadar belirgin bir biçimde tanımla˘ nabilir olmaktan çıkmı¸ tır. Greklerin. hem¸ erilerinden çok bir ba¸ ka s s devletin insanlarına yakın ve lazımdır –ticaretle ugra¸ anlarda. barı¸ ve barı¸ çıl bir ürün alı¸ veri¸ i arzulayan ve ortak s s s s i¸ menfaatlerinde. kadimler için dogal olan vatanseverlik hissiyatını ˘ duyamazlar. dogu¸ tan Irlanda’ya ve bir vatanda¸ olarak Birle¸ ik Devletler’e ˘ s s s aitken. Fransa ve Prusya gibi en homojen devletlerin insanları bile artık. vatanseverligi hangi yönde ifade bulabilir? Avusturya’daki Çek. pek sıklıkla. karıları ba¸ ka bir milletten oldugunda. Hıristiyandır. Romalıların vatanseverligi o kadim ˘ zamanların örnekleridir. aynı zamanda s dinlerini. kendisi gibi insanlardır yalnızca? ˘ Öyle ki. Ama bu birkaç tabi milliyet bir yana. milliyetlerini. ailevi menfaatleri. manevi. Birle¸ ik Devletler’de ya¸ ayan bir Irlandalı. ˘ Ayrıca. ˘ Rusya. kimi zaman.

Bir Almana hububat s s ˘ temin eden Kazanlı bir köylüyle. kimilerinin ¸ ˘ i¸ ine geldigi için kaldırılmayan bir iskeleye benziyor. Ama Hıristiyan aydınlanma o devletleri içeriden dönü¸ üme s ugratıp. hile ve siddetle kı¸ kırtıp muhafaza ettigi için.Hristiyanlık ve Vatanseverlik devlettedir. Ve her¸ eyden önce. Zamanımızda vatanseverlik. erkleriyle mevcudiyetlerinin ona dayandıgını hissederek. s 102 . en ham ve aptal insanlar bile. yanısıra ya¸ adıkları ahlaki s ilkelerle vatanseverligin mutlak uyu¸ mazlıgını görmezden gelemezler. s Zamanımızda vatanseverlik. ona tırpanlar ve makineler temin eden Alman arasında dü¸ manlık hayal etmek daha da imkansızdır. Milliyet ve s siyasetten bagımsız olarak aynı genel menfaatlere yogunla¸ an. farklı ˘ ˘ s milliyetlere mensup bilim adamları. sırf atalet sayesinde ve iktidarlarla hükümran sınıflar. onu ˘ halk arasında ısrar. s ˘ Artık uzun bir zamandan beri Hıristiyan milletlerin dala¸ ma gereks çeleri yoktur ve olamaz da. sanatçılar ve yazarlar arasındaki bir dala¸ manın bahsiyse yalnızca gülünçtür. ˘ s ˘ XIV Vatanseverlik. Hıristiyan bilincin milletleri hazırladıgı o ˘ birle¸ meye de yegane engel oldu. hepsine aynı temel ilkeleri verir vermez. vatanseverlik zamanımızda imkansızdır çünkü. sürdü¸ s ˘ rülmektedir. ya¸ anıp bitmi¸ bir geçmi¸ ten ardakalan s s s zalim bir gelenektir. Fransız. Hıs ristiyanlıgın anlamını 1800 yıl boyunca her ne kadar gizlemeye çalı¸ mı¸ ˘ s s olsak da. s ˙ Alman ve Italyan i¸ çilerle ilgili olarak da durum aynıdır. heterojen nüfuslardan olu¸ an ve barbarlara kar¸ ı savunma s s ihtiyacı duyan güçlü devletlerin sekillenmesi ve bütünle¸ mesi için bir ¸ s gereklilikti. vatanseverlik yalnızca ˘ gereksiz olmakla kalmadı. bir binanın duvar in¸ asında s ihtiyaç duyulan ve su an bina kullanımını engelledigi halde. o yine de hayatımıza i¸ lemi¸ tir ve hayatımızı o ölçüde kontrol s s etmektedir ki. Sınır bölgelerinde ve ba¸ kentlerde barı¸ s s içinde birlikte çalı¸ an Rus ve Alman i¸ çilerin nasıl ve neden birbirleriyle s s dala¸ maya ba¸ layacagını insan hayal dahi edemez.

büyük ulusların iktidarları arasında dü¸ manlık s s s tekrar ba¸ gösterir ve fevkalade bo¸ bahanelerle bir sava¸ ba¸ latılır ve s s s s Almanlara. Asırlar geçer. birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde– s s bırakamazlar. Franko-Rus senlikleriyle daha da alevlendirilir ve her an kanlı bir sava¸ a yol açabilir. bu dü¸ manca ili¸ kileri tahrik s s eder ve sonra da onları bertaraf etme gösterisi yaparlar. sınırlarında s s s sükunetle ya¸ amaktadırlar ve ansızın. ¸ o çocuklara mahsus hileye. onu ba¸ s s latanlar degil ba¸ kaları zarar görür) ve geçenlerde Rusya’yla Almanya ˘ s arasında sürdürülenki gibi bir gümrük sava¸ ı ba¸ latılır. bu adamları tekrar Alman ilan etmek gerekli görünür ve tüm Fransızlarla Almanlar arasında husumet yaratılır. vatanseverlik kisvesi altında. tek degilse de. sırf istedikleri olsun da kar¸ ısındakiler dize s gelsin diye kendini cezalandırma hilesine ba¸ vururlar (ki bu vakıada s kendileri için çok uygundur. milletler arasında barı¸ ı idame s s ettirmek maksadıyla varolan o aynı kurumlar dala¸ maya ba¸ larlar. ahs s maklık ardına ahmaklık ederler ve yapacak daha iyi bir sey bulamayıp. Atının kuyrugu ˘ altına biber serpen ve onu ahırında kamçılayan bir çingenenin. krallar ve imparatorlar arasındaki çe¸ itli anla¸ mazlıklar s s ve entrikalar neticesinde sava¸ ba¸ lar ve Fransız hükümetine. barı¸ içinde emek ürünü ve hizmet alı¸ veri¸ leri yaparak. Gazetelerin yars s dımıyla Almanlar ve Ruslar arasında husumet yaratılır. ¸ s ˙ Iktidarların nasıl halkı etkileyip. temel varlık sebebi dü¸ ˘ s manca ili¸ kilerini bertaraf etmek ve düzenlemekte yatar. yularına asılarak. Ama nasıl koruyorlar? ˙ Insanlar Ren kıyılarında birbirleriyle barı¸ çıl ili¸ kiler içinde ya¸ arlars s s ken. ansızın. oranın s s sakinlerinden bazılarını Fransız ilan etmek gerekli görünür.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ama iktidarlar halkı rahat –yani. heyecanlı hayvanı kontrol edemiyormu¸ gibi yapıp. onlarda diger milletlere kar¸ ı husu˘ s 103 . ˙ Iktidarların halklar arasında barı¸ ı koruma tela¸ ında olduguna temin s s ˘ ediliyoruz. çünkü iktidarların. halk duruma alı¸ mı¸ ken. çünkü bir gümrük sava¸ ından. Ve böylelikle s iktidarlar. dı¸ arı s s salması gibi. Veya Almanlarla Ruslar.

Ama bu sav. çünkü bunlar modern ˘ s vakıalar. Iktidarlar. ama tüm tarih boyunca bir tek sava¸ yoktur ki. iktidar ˘ telkinleri dogrultusunda bir inanç halklar arasında tesis edilir. iktidarlar onları diger halklara saldırmaya ˘ zorlarlar. Vatanseverlik köleliktir. Hakemlik yöntemiyle barı¸ ı savunanlar söyle akıl yürütüyor: iki hays ¸ van avlarını sava¸ madan bölü¸ emez: çocuklar da böyle davranır. Zamanımızın insanları bir aydınlanma ˘ dönemine girmi¸ durumdalar. Zamanımızın ulusları da böyle davranmalı. diger milletlerden veya içindeki dü¸ manlardan ge˘ s lecek bir saldırı tehlikesi altında olduguna ve bu tehlikeyi yegane sa˘ vu¸ turma yolunun da iktidara köle itaatinden geçtigine temin ederler. yönetilenlerin s de insan haysiyetini. en sarih ve en tartı¸ masız anlamıyla. ˘ Divide et impera. Her iktidar. varlık sebebini ve kullandıgı tüm siddetin me¸ ruiyetini. s ˙ Iktidarlar halkı. Ama rasyonel insanlar anla¸ mazlıklarını s müzakere. Bu savlar oldukça dogru görünüyor. sagduyuyu ve vicdanı terk etmesinden ve iktidara ˘ köle itaatinden ba¸ ka bir sey degildir. ˘ ¸ iktidarlar. ikna ve soruna ili¸ kin kararı tarafsız ve makul insanlara has vale ederek giderirler. orada bulunmasaydı ˘ ¸ s ˙ i¸ ler daha kötüye gidecekti.) Vatanseverlik en basit. tehlike altında s olduguna ikna ederek halka tahakküm ederler. kazanılsa bile s daima zarar verdigi halkın menfaatiyle tamamen alakasız bir sekilde. (Böl ve yönet. devrimler ve diktatörlükler sırasında tüm açıklıgıyla görülür ve ˘ iktidar olan her yerde ve daima meydana gelir. diye temellendirir. gerçekte vazedilen budur. s s 104 . Halklar iktidarların ta˘ hakkümü altında olunca. iktidarın s muhteris ve çıkarcı emellerine ula¸ masındaki bir araçtan. bars s barlar ve barbar milletler de. Vatanseverligin vazedildigi her s ¸ ˘ ˘ ˘ yerde.Hristiyanlık ve Vatanseverlik met yarattıgına ili¸ kin bu son iki vakıayı aktardım. Böylelikle. birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık beslemiyors s s lar ve anla¸ mazlıklarını barı¸ çıl bir yoldan giderebilirler. ama yalnızca iktidarlar tarafından tetiklenmi¸ olmasın. s ˘ Bu. diger milletlerin saldırı tehlikelerine dair.

bir grup insanın digerine. milletler arasında barı¸ . çünkü ˘ zaten tabiyet halihazırda azami irrasyonelligin bir göstergesidir. Devrim’den sonra da Kamu Güvenligi Komitesi’nin iktidarı bu vatanse˘ ˙ verlige dayanıyordu. rasyonel yollarla. vatanseverlik adına ˘ uygulamadıgı hiçbir siddet eylemi yoktur ve asla olmamı¸ tır. halkların iktidarlar kar¸ ısındaki daima irrasyonel ve tahripkar s itaati devam ettigi müddetçe. neredeyse. ˘ yani devletini. yerle¸ tirildi. onları tehdit ettigi varsayılan tehlikelerden korumak ˘ ugrunda insanların iktidara itaate hazır olmasıdır. bilmedigi insanların tüm hüs ˘ kümlerini sorgusuz sualsiz itaatle yerine getirmeyi üstlenen insanlar rasyonel olamazlar ve iktidarlar. Bu ˘ nedenle. s ˘ ˘ ˙ dogrudur sadece. yani bir sekilde hükümranlar mevkiine gelmi¸ adamlarca ¸ s emredilecek (insanları öldürmek de dahil) her¸ eyi yerine getirmeye s pe¸ inen söz verenlerin rasyonelliginden bahsetmek ne kadar anlamlıdır? s ˘ Petersburg. ˘ ˙ Iktidar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik yalnız halka i¸ aret ettigi müddetçe ve halk iktidar sultası altında degilse. s Söylemesi korkunç ama. çünkü her iktidarın dayanagı vatanseverliktir –yani halkını ve ülkesini. ˘ s kongre ve hakemler yöntemiyle tesis edilemez. Vatanseverlik varoldukça insanların iktidara tabiyeti daima sürecek. Vatansever˘ ¸ s lik adına Ruslar Fransızlara kar¸ ı ve Fransızlar da Ruslara kar¸ ı sava¸ tılar s s s ve yine vatanseverlik adına Ruslar ve Fransızlar simdi Almanlarla sa¸ 105 . ve aynı vatanses verlik üzerine Bay Boulanger’nin iktidarı. aynı vatanseverlik üzerine (Konsül ve Imparator ˘ olarak) Napolyon’un iktidarı in¸ a edildi ve Napolyon’un devirilmes sinden sonra da Burbonların iktidarı ve pe¸ inden Cumhuriyet’inki ve s Louis-Philippe’inki ve pe¸ inden tekrar Cumhuriyet’inki ve tekrar Bonas parte’ınki ve pe¸ inden bir kez daha Cumhuriyet’inki. Viyana ve Paris’te ya¸ ayan. ˘ Devrim’den önce Fransız kralların halkları üzerindeki iktidarı. yani böyle bir erke hükmedenlerse daha da az rasyoneldirler. Iktidarlarına tabi insanlar rasyonel olamaz. böylesine izansız ve korkunç bir erki kötüye kullanmamaları ve bu yüzden çılgına dönmemeleri mümkün degildir.

toprak sahip˘ leri. halk arasında va˘ ˘ s s tanseverligi uyandırmak için iktidarlar ve hükümran sınıflarca kullanılan ˘ nüfuz da o kadar artmı¸ durumda bulunuyor. ˙ Iktidarlar erklerini muhafaza etmekte ne kadar zorlanırlarsa. bugün daha çok insanın. Ve bütün s 106 . ögretmenler. Ama gerçek su ki. s Geçmi¸ le bugün arasındaki tek fark. bizzat o genel.Hristiyanlık ve Vatanseverlik va¸ maya hazırlanıyorlar ve vatanseverlik adına Almanlar iki cephede s sava¸ maya hazırlanıyorlar. vatanseverlik s s ˘ adına Ruslar Lehlere ve Almanlar Slavlara baskı uyguluyorlar. milletler arasında kar¸ ılıklı dü¸ manlık s s s duyguları uyandırmada fevkalade olanaklar yaratıyor ve vatanseverligin ˘ faydasızlıgıyla tahripkarlıgı ne kadar a¸ ikar olmu¸ sa. krallar. farklı milletler arasında ˘ s s s artan temaslar. vatanseverlik adına Komün üyeleri Versailles’daki insanları ve Versailles’daki insanlar Komün üyelerini katlettiler. yüzeysel egitimin araçları. ta¸ ra memurları. hatta sanatçılar ve özellikle gazetecilerce payla¸ ılıyor. geli¸ kin ula¸ ım araçları. bankerler. vatanseverlik aldatmacasını sürdürmeyi gitgide daha da zorla¸ tırmalı ve nihayet imkansız hale getirmeliymi¸ s s gibi görünüyor. artan seya¸ ˘ hat ve temas imkanları ve özellikle gitgide iktidar tarafından daha fazla kontrol edilen basının geli¸ imi. aynı zamanda büyük ve hatta küçük kapitalistler. üst s sınıflara vatanseverlikle saglanan avantajları payla¸ ması ve bir o kadar ˘ s insanın bu acayip batıl inancı yayıp korumaya katılımıdır. simdiyse s ¸ o iktidar ve sagladıgı avantajlar sadece memurlar ve din adamlarınca ˘ ˘ degil. dükler ve onların memurlarıyla sava¸ çıları. basının büyümesi ve en ba¸ ta da diger milletlerden kays ˘ naklanan tehlikenin azalması. bilim ˘ s adamları. ufak bir hükümranlar grubunun elindeydi iktidar: imparatorlar. s Önceden. o kadar çok insanla payla¸ ırlar onu. adli meslek üyeleri. Ama sava¸ lar da degil sadece. XV Egitimin yaygınla¸ ması.

Aldatma araçlarının geli¸ imi ve artık daha fazla sayıda insanın katılımı sayesinde. içine yerle¸ tirilen fikirlerin önemini anlas mak ve haklılıgını sınamak için ne zamanı. s Ve basının. Ve kitleler kendilerinden isteneni itaatkarca yerine getirsin diye. halkların kar¸ ılıklı ili¸ kileri. iktidarın bu memurlarla soyluları rü¸ vet ve ödüllerle kontrol s altında tutması kafiydi. avantajlı pozisyonlarının idamesi için vazgeçilmez olan vatanseverlik aldatmacasını yayıyorlar. okullar ve gazetelerin aracılıgıyla. çok daha zorla¸ masına ragmen. ˘ halkın hayata ili¸ kin hakkaniyetli fikirlerini bulandırmak ve hayat sarts ¸ larıyla diger milletlerin kendisine kar¸ ı tutumu hakkında. karakteristikleri ve niyetleri konusunda halkın içine en vah¸ i s ve en sapkın bir mefhumu yerle¸ tiriyorlar ve halk çalı¸ ıp didinmeyle s s öyle baskı altında tutuluyor ki. rü¸ vetlere ve iktidar hipnos 107 . halkın iktidar ˘ s emirlerini yerine getirmesine matuf kuru talepler artık yeterli degil. Simdiyse. Yüzyıl önce. ˘ s iktidarlar. yasal hükümlerin. s aldatma öyle ba¸ arıyla sürdürülüyor ki.Hristiyanlık ve Vatanseverlik bu insanlar. halktan insanlar sürekli ve kolaylıkla seyahat ˘ edip dünyada neler yapıldıgına dair haberleri ta¸ ırken. okur-yazarlıgın ve seyahat imkanlarının geli¸ imi sayesinde. okuma yazmasız kitleler. öyle tehditlere. Kendilerini sürekli çalı¸ ıp didinmekten kurtararak biraz egitim alabis ˘ len ve dolayısıyla maruz bırakıldıkları aldatmacayı anlayabilecek gibi görünen halk kesimleriyse. içine ba¸ ka ˘ s s mefhumlar yerle¸ tirmek de gerekli. ˘ s s çıkarları. kilise ögre˘ tisinin. ne de fırsatı bulunuyor ve ˘ böylelikle esenligi adına kendisine dayatılan taleplere sikayet etmeksizin ˘ ¸ teslim oluyor. kendilerini kölele¸ tiren yerel memurlarla soylulara körü körüne s itaat ederlerdi. kitleler iktidarlarının kimlerden olu¸ ¸ s tugunu ve çevrelerinde hangi milletlerin bulundugunu büyük oranda ˘ ˘ okuyup ögrenebilirken. s s ˘ halk her zamanki kadar aldatılıyor. bilerek veya bilmeyerek. iktidarlarının kimlerden olu¸ tuguna veya kendilerini s ˘ çevreleyen milletlere dair bir mefhumu bulunmayan. her yerde ajan bulundurarak.

kendi faaliyetleri olmasa. açgözlü mak˘ ¸ satlarla veya övüngenlik yüzünden insanların sadece bedenlerini degil ˘ ruhlarını da yok eden bu zalim aldatmacayı yürütenlere ba¸ langıçta öfs keleniyor ve bu zalim aldatıcıları te¸ hir etmek istiyor. tefti¸ lerini ve kar¸ ılıklı ziyaretlerini –yani çe¸ itli s s s üniformalar. rahip. ba¸ ka türlü davranamadıkları ˘ s için böyle yapıyorlar. diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. öteye beriye gidip gelmeler ve ciddi edalarla yaptıkları ve hasım sayılan (sava¸ mayı asla dü¸ ünmeyecek) halklar arasında barı¸ ın s s s nasıl korunacagına deginen isti¸ arelerini– i¸ te bu sekilde gerçekle¸ ti˘ ˘ s s ¸ s riyorlar. Yanlarındaki bakanlarıyla krallar ve imparatorlar da. taç giyme törenlerini. s ¸ aldatıcılar aldatmak istedikleri için degil.Hristiyanlık ve Vatanseverlik zuna duçar ediliyorlar ki. Ama hakikat su ki. tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem. ˘ ister istemez onun cazibesine kapıldıkları dogru. 108 . yarattıkları aldatmacanın farkında olarak degil. çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat. sahsi. manevralarını. dostlarını mahveden aldatmacayı yayma i¸ inde yer almaya ba¸ lıyorlar. ve tüm yaptıklarının son derece degerli ve makul olduguna ˘ ˘ tamamen kaniler. ama halkı kandırmak ˘ istegiyle degil. subay veya memur seklinde avantajlı ve yüksek ˘ ¸ ödenekli mevkiler edinerek. Güçlerinin ve avantajlı s ˘ pozisyonlarının bu aldatmacaya dayandıgını belli belirsiz hissederek. etraflarındaki herkesin sempatisi ve onayıyla süs ˘ rekli desteklenen bir inanç e¸ liginde aldatıyorlar. yaptıkları seyin onlara yarayacagını dü¸ ündükleri için ˘ ˘ ¸ ˘ s böyle davranıyorlar. neredeyse istisnasız derhal iktidar tarafına geçip ögretmen. Yine aynı sekilde. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. rapor. ekseriya iyi ve yüce bir sey yaptıklarına dair ˘ ¸ saf bir inanç e¸ liginde. ˘ s ˙ Insan. Agır emek altında ezilen kitleler içins s ˘ den o veya bu sekilde kurtulan herkesin kaçınılmaz olarak yakalandıgı ¸ ˘ kapanlar egitim kapılarında kurulmu¸ gibi. Ve Makyavelist bir tutumla. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. bu aldatmacanın tüm zalimligini anlayınca.

ister istemez ona özel ve neredeyse dogaüstü bir önem de atfediyor. s ˘ s s ˘ endi¸ eli insanların tuhaf esvapları içinde durmaksızın öteye beriye at s ko¸ turdugunu. yazdıkları vatansever siirlerle ¸ okul kitapları kar¸ ılıgında cömertçe ödüllendirilen yazarlarla gazeteciler s ˘ de aynı inanca sahipler. çanların s ˘ çaldıgını. havai fi¸ eklerin. bizzat bu icraatlarla da. özellikle sehir kalabalıgı. bu arada. insanların taçlar. tümü fi¸ lenecek güzel kagıtlara müphem. resmî görevliler ve din adamlarının yaptıkları haklı gösteriliyor. çünkü tüm hayatları bu aldatmaca üzerine kurulu oldugundan ona ihtiyaçları var ve ba¸ ka bir ˘ s sey yapamazlar. Yine aynı sekilde. diplomatlar ve hür türden resmi görevliler de. imparatorlarla krallar ve birbirlerinin yaptıkları haklı gösteriliyor– ama bununla da kalmıyor. ¸ ˘ bu insanların tüm yaptıklarında kavranabilir bir anlam görmeyip. Dahası. zafer takları dikildigini. bir sey söyleyip yazdıgını vs. belge ˘ s ˘ ˘ ve telgrafların uçu¸ tugunu ve ulakların oradan oraya ko¸ u¸ turdugunu. Vatanseverlik vazeden din adamları da. türlü kurdele ve ni¸ anlarla üniformalarını ku¸ a¸ s s nıp. Franko-Rus senlikleri gibi senliklerin düzen¸ ¸ leyicileri de bundan ku¸ ku duymuyorlar ve vatansever konu¸ malar s s yapıp kadeh kaldırırken içtenlikle müteessir oluyorlar. Bütün bu insanlar rollerini farkında olmaksızın icra ediyorlar. talimatname ve projelerini özenle yazan bakanlar. topların atıldıgını. kendi faaliyetleri olmasa. birbirlerinin icraat ve faaliyetlerini onaylayıp ˘ haklı gösteriyorlar –imparatorlarla krallarca askeriye. ˘ mesela. halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler. üniformalar ve papaz ˘ cüppeleriyle süslendiklerini. alayların bando e¸ liginde uygun adım yürüdügünü. birbirlerine tamamen baglı olduklarından. rapor. icra mahalindeki ¸ herkesin sempatisini kazanıp onayını alıyorlar. Kalabalık. askeriye. görüyor ve tüm bunların en s ˘ ¸ ˘ 109 . çetrefil ve i¸ e yaramaz s ˘ s muhaberat. resmi görevliler ve din adamlarıncaysa.Hristiyanlık ve Vatanseverlik halkın tüm ya¸ amının sekteye ugrayacagına veya yerle bir olacagına s ˘ ˘ ˘ tamamen kaniler.

hiç kontrol etmeden. dogrudan Çar’a baglı bir tür muhafız alayı. Ikti˘ darların erki. bir de üzerine kırmızı s s bir pelerin geçirerek tebaasının önüne çıktı ve bunun gerekli. mah˘ ˘ keme kararlarını kabullenmenin dogruluk ve gerekliligine dair ve iktidar ˘ ˘ adamlarının bize ula¸ tırdıgı her¸ eyi. s ˘ ˘ –[Koray Karasulu] 110 . zaman zaman hakim olan haz ile daima s ˘ hakim olan saygının bu dı¸ avurumları tüm o sersemlikleri yapanların s güvenini güçlendiriyor. baglı oldugun iktidarı tanıyıp ˘ ˘ ˘ ona itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. gizemli ve mühim ˘ bir anlam atfedip. orduda hizmet edip ˘ ˘ onun disiplinine itaat etmenin dogruluk ve gerekliligine dair. kamuoyu denen seye dayanıyor. kazancını ˘ ˘ vergi biçiminde hükümete vermenin dogruluk ve gerekliligine dair. s XVI ˙ Iktidarların halklar üzerindeki erki. bir halkın digerini maglup edip silah zoruyla boyundurugu altında tuttugu veya ˘ ˘ ˘ ˘ hükümranların silahsız bir halk arasında silahlı yeniçeri.Hristiyanlık ve Vatanseverlik ufak bir geregi yokken yapılmakta oldugunu (ki aslında durum budur) ˘ ˘ belirleyecek pozisyonda bulunmadıgından. Wilhelm kendine. bütün bu gösterileri vecd çıglıkları veya saygılı bir ses˘ sizlikle kar¸ ılıyor. epey uzun bir zamandır. ¸ Vatanseverligin yüce bir ahlaki hissiyat olduguna dair ve kendi mil˘ ˘ letinle devletini dünyanın en iyileri diye görmenin dogruluk ve gerek˘ liligine dair bir kamuoyu var ve bu da. ˙ (Korkunç) Ivan zamanında kurulmu¸ . dahası. özel süslemeli yeni bir taht ısmarladı ve gögsünde zırhı. manzarayı pek ¸ muhte¸ em de buldu. Geçenlerde II. ona özel. Ve kalabalıga. diz altından bagcıklı dar pantolonu ve migferinin ˘ ˘ ˘ tepesinde ku¸ olan beyaz bir üniforma ku¸ anıp. epey zamandır ve halen. çok önemli bir hadise olduguna mutlak bir inançla o yeni tahta oturdu. ve tebaası ˘ bunda gülünç hiçbir sey görmemekle kalmadı. ilahi hakikat s ˘ s 42 IV. zora dayanmıyor. opriçnik42 ve ˙ muhafız alayları bulundurdugu günlerdeki gibi.

daima insanlıgın katettigi yolda ısrarla ilerledigini görmek için. organize bir idari mekanizmayı. Kamuoyu erki üretir. bu sadece. itaatkar din adamlarını. tıpkı ˘ ˘ güne¸ in yönlendirdigi yolda sa¸ madan ilerleyen gündüz ya da bahar s ˘ ¸ s gibi. ikincisi. disipline edilmi¸ orduları. eger kamuoyu sabit ve degi¸ mez bir sey ˘ ˘s ¸ olsaydı ve iktidarlar kendilerine gereken kamuoyunu daima üretebilselerdi. gecikme ve salınımlara ragmen. erk de kamuoyunu. s okulları ve hatta gazeteleri kontrol eden kudretli bir iktidar tesis edilir ve bu iktidar. postayı. polisi. aksine sürekli degi¸ ip insanoglunun devinimiyle ˘ ¸ ˘ ˘s ˘ devinen bir sey ve. s s Gerçekten de öyle olabilirdi. ˘ ˘ ˘ 111 . mahkemeleri. kamuoyunun s iktidarlarca suni olarak üretilen dı¸ tezahürlerine baktıgımızda böyle s ˘ görünür. telefonları. Ve sanki bu durumdan kaçı¸ yokmu¸ gibi görünür. kiliseleri ve hatta basınlarıyla– daima kendilerine gereken türden kamuoyunu destekleyebilir iktidarlar. telgrafı. okulları. tüm organlarıyla –memurları. asla duragan ˘ kalmayıp. kamuoyu. ¸ ˘ iktidarları üretip erki onlara veren veya onlardan alan seydir. mahkemeleri. degi¸ mez veya ¸ ˘ ˘ s duragan bir sey degil. tıpkı günler ya da aylar gibi. sonra yine bir monar¸ iyi yıkıp yerine s s s bir cumhuriyet getiriyormu¸ gibi) salınıyorsa. ¸ Kamuoyu kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa veya bugünkü onlarca yıl öncekiyle aynıysa veya kimi ko¸ ullarda sanki önceki bir s duruma dönüyormu¸ gibi (mesela cumhuriyetçi bir hükümeti yıkıp s yerine bir monar¸ iyi getiriyormu¸ . iktidarlarca keyfi olarak üretilemedigi gibi. Bir kez böyle bir kamuoyu varoldu mu. kendisi için bir gereklilik olan bu kamuoyunu halk arasında idame ettirir. Ama sükür ki öyle degil. ˙ Iktidarların erki kamuoyuna dayanır ve erki ellerinde tutarak. daima devindigini.Hristiyanlık ve Vatanseverlik diye kabul etmenin dogruluk ve gerekliligine dair bir kamuoyuna yol ˘ ˘ açıyor. Kamuoyunun. sabit. günümüzde milyarlarca parayı. birincisi.

halkların bu durumla ili¸ kisi ˘ s elli yıl öncekinden çok farklıdır. o kadar fazla büyü˙ yecek ve o kadar güçlü bir sekilde ifade bulacaktır. simdi vatanseverligi ¸ ˘ insan hayatının zaruri bir ko¸ ulu diye ileri süren iktidarlarla hükümran s sınıfları olu¸ turanlardır. Katolisizm. simdiyse iktidarlar bir zamanların ya¸ ayan kamuoyunu suni ¸ s olarak ayakta tuttukları için varlar. kamuoyunun devinimini olu¸ turan. vergiler. fark edilmeyen degi¸ imlerin s ˘s kendi içimizde gerçekle¸ mesidir. s s Söyle ki. Iktidarlar ve hüküm¸ ran sınıflar tüm güçleriyle. insanların s s bilincindeki canlı. genç olan büyür. ordular. s Kamuoyu dogası geregi sürekli ve zaptedilmez bir devinimdir. her yerde. sava¸ lar. çabalarının bo¸ a çıkması kaçınıls s ¸ ˘ s mazdır: Ya¸ lı olan çürür. yeni ve gerçek kamuoyunun ortaya çıkmasını engelleyen ki¸ iler bulunmasındandır. s Bu insanların kontrolündeki imkanlar devasa. iktidarlarının dayanagı olan eski vatansever ˘ kamuoyunu idame ettirmeye ve onu yok edecek yeni kamuoyunun tezahürünü durdurmaya çalı¸ ırlar. belli bir kamuoyu evresinin avantajlı bir pozisyonunu kapıp tüm güçleriyle onu kalıcı kılmaya çalı¸ an ve henüz tamamen ifade edilmemi¸ se de. Bize ˘ ˘ kımıldamadan duruyor gibi görünüyorsa. Ortodoksluk s ve Luthercilik hâlâ varsa da. Ve miadı dolmu¸ bir kamuoyunu elden s s bırakmayıp yenisini örtbas eden böyle insanlar. bu. ama kamuoyu hep akı¸ kan ve geli¸ en bir sey oldugu için. aynen bir bendin akan suyu 112 . lüks ve yoksulluk. elli ¸ yıl öncesiyle neredeyse aynı oldugu halde. eskiden kamuoyu talep ettigi için vardı ˘ bunlar. Ama eskiyi koruyup yeniyi durdurmak s sadece belli sınırlar dahilinde mümkündür.Hristiyanlık ve Vatanseverlik kamuoyunu halkın tüm ya¸ amıyla ili¸ kisi içinde ele almamız kafidir. harici unsurlarında. Elli yıl önceki o aynı hükümranlar. bugün Avrupa halklarının durumu. s Yeni kamuoyu ne kadar uzun süre engellenirse. Kamuoyunun bu devinimini –tıpkı akıntıyla yüzerken nehrin devinimini de fark etmedigimiz gibi– çogu zaman fark etmiyorsak bunun ˘ ˘ nedeni.

miadı dolmu¸ kamuoyundan yenisine geçi¸ i kaçınılmaz olarak gers s çekle¸ mek zorundadır. Ve bu geçi¸ ne kadar geciktirilirse. s s ˘ ˘ giderek daha fazla. biz egitimli. hem Hıristiyanlar hem de zamanımızın sıradan insanları olarak ne ikrar ettigimizi bir dü¸ ünmektir –sosyal. aslında s ˘ tek yapmamız gereken. s ˘ Sırf. bizi temin ettikleri üzere. Aleksandr’ın barı¸ sever s s 113 . oysa ˘ öyle bir durumdayız ki. vatanseverligin bize gayet basit ve dogal seyler olarak sunulan ˘ ˘ ¸ en sıradan talepleri üzerine dü¸ ünsek. çagımız insanları artık vatanseverlige inanmıyorlar. Dogu sorunu üzerine ate¸ li bir makale yazsa veya filanca prens ˘ s bazı Bulgarları ya da Sırpları yagmalasa veya kraliçe ya da imparatori˘ çenin biri bir seye gücense. o kadar ısrarcı olur ve kaçınılmazs lıgı da o kadar a¸ ikardır. egitimli. insancıl ve hatta Hıristiyan sayıyoruz. Hepimiz s ˘ s ˘ kendimizi özgür. Aleksandr’a gücense veya Bay N. Ve dolayısıyla insanların s eski. vatanseverligin kahramanlıgı seklindeki –artık ˘ ˘ ¸ onlar için dogal olmayan– eski kamuoyunu ne kadar alevlendirmeye ça˘ lı¸ ırlarsa çalı¸ sınlar.Hristiyanlık ve Vatanseverlik sadece belli bir seviyeye kadar durdurabilecegi gibi. ailevi ve ˘ s ki¸ isel hayatımızın rehberini. N. ˘ ˙ Iktidarlar insanlarda. tüm milletlerin dayanı¸ ması ve karde¸ ligine inanıyors s ˘ lar. insanoglunun aklına ve gön¸ s ˘ ˘ lüne giderek daha fazla yerle¸ en bir idealdir. son kuru yapragın dü¸ mesi ve baharda s s ˘ s dolgun tomurcuklardan tazelerinin açması kadar kaçınılmazdır. Vatanseverlik artık insanlara en korkunç bir gelecekten ba¸ ka hiçbir s sey sunmuyor. ˘ s ˙ Iktidarın yogun çabalarınca hâlâ kamuoyumuz sayılan sey ile bilinci˘ ¸ miz arasında ne ölçüde bir çeli¸ ki bulundugunu görmek için. yani o ahlak ilkelerini ve vatanseverlik s adına kendimizi dü¸ ürdügümüz durumu gözden geçirmektir. insancıl Hıristiyanlar. Bu geçi¸ . tüm halkların karde¸ ligiyse. tanımadıgımız. yarın Wilhelm. hepimiz ¸ ˘ gidip. ama herkese besledigimiz türden dostça duygular ˘ ˘ besledigimiz insanları öldürmek zorundayız. Bu henüz gerçekle¸ me˘ s mi¸ se.. bu durumu III. bu talepler ile hepimizin pays la¸ tıgı o gerçek kamuoyunun ne boyutta çeli¸ tigini anlarız.

bin yıllık Hıristiyanlar. Ve kamuoyu degi¸ imiyle. kendiliginden degi¸ irdi. ˘ s sırf III. hiçbir ek çabaya gerek kalmaksızın. ne barikatlar. bunu bir yapacak olsaydı.43 Victoria’nın torunuyla evlenecek olmasına. Su an üzerlerine çullanan musibetlerden tüm ˘ ˘ s ¸ 43 [Aleks-androviç: Aleksandr-oglu] Kasım 1894’de II. tek gereken bir kamuoyu s degi¸ imidir. Hesse’li Prenses Alexandra’yla evlendi. Bu türden kanaatler en ilerici ve liberal basın s organlarının hepsinde sogukkanlılıkla tekrarlanıyor. ne milyonlarca insanın silahlanması. birkaçı bile. gerçek. ne patlayıcılar. ne gösteriler düzenlenmesi. ne sendikalar. Nikolay olarak Rus tahtına çıktı. hayatların. ˘ Ki bu korkunç! XVII ˙ Insanlıgın hayatında en büyük ve önemli degi¸ iklikleri gerçekle¸ tirmek ˘ ˘ s s için hiçbir kahramanlık gösterisi gerekmiyor. Kamuoyunun degi¸ imi için de herhangi bir fikrî çaba gös˘ s ˘ s terilmesi.. insanları ezip ˘ s tarumar eden tüm o iç dokusu da. iktidarların suni ¸ biçimde kı¸ kırttıgı. tek gereken. ya¸ ayan bir kamuoyu ˘ s kendini gösterirdi. ne havacılık çalı¸ maları vs. Aleksandr yapmamıza izin vermedigindendir. henüz birbirimizin gırtlagını kesmemi¸ sek. ˘ Bir ay sonra. geçmi¸ e ait. ˘ Biz. Zamanımızda varsayıs ˘ lan kamuoyu i¸ te budur. Kraliçe Victoria’nın ikinci kızı Prenses Alice’ten olma torunu. ne yeni icatlar. –[Aylmer Maude] 114 . ne yeni yollar ve makineler yapılması. Insanlar. Alice ˘ s yerine Amelia’yla evlenecek olsa. o zaman kana susamı¸ hayvanlar gibi s birbirimizin barsaklarını de¸ mek için atılacagız. Ama Aleksandr’ın yerinde ba¸ kası olsa s veya Aleksandr’ın mizacı degi¸ ecek veya Nikolay Aleksandroviç. bugün yanlı¸ ve epeydir ölü bir kamus ˘ s s oyuna muvafakatın terk edilmesi ve her bireyin gerçekten dü¸ ündügü ve s ˘ hissettigi seyi söylemesi veya en azından dü¸ ünmedigi seyi söylememe˘ ¸ s ˘ ¸ ˙ sidir. ne devrimler. mevcut herhangi bir seyin yalanlanması.Hristiyanlık ve Vatanseverlik mizacına borçluyuz veya Nikolay Aleksandroviç’in. yeni ve sıra dı¸ ı ¸ s bir seyin planlanması falan gerekmiyor. eskimi¸ kamuoyu s derhal ve kendiliginden yıkılır ve yeni.

˘ ˘ anla¸ malarla ittifakların degerini ve faydasını teslim etse veya kendi hals ˘ kımızla devletimiz yüceltilirken diger ırklara kara çalınıp sövüldügünde ˘ ˘ ya da Katolisizm. onun önünde egilse.Hristiyanlık ve Vatanseverlik insanları kurtarmak için ne kadar küçük bir seyin gerekli oldugunu ¸ ˘ söylemeye insan utanıyor: yalan söylemeyi bırakmak gerekli sadece. Yeter ki. o zaman s ¸ hayatımızın tüm tertibinde böyle bir degi¸ im derhal gerçekle¸ tirilecek˘ s s tir. insanlar kendilerine empoze edilen yalanı hele bir reddetsin. üzerine saraylı üniforması giyse. s ˘ ¸ Gücün kudrette degil hakikatte yattıgına bir inansalardı insanlar ve o ˘ ˘ hakikati cesaretle dile getirselerdi veya en azından söz ya da eylemde caymasalardı. Ortodoksluk veya Luthercilik ya da Napolyon ve Pyotr gibi sava¸ kahramanları ya da hükümranlar veya bunların Boulanger s ve Skobelev gibi çagda¸ ları göklere çıkarıldıgında sessiz kalsa. Oysa büyük ve kar¸ ı konulmaz gücümüz. özellikle de genç ve egitimsiz ki¸ ilerde. kendisiyle hiçbir ortak yanı bulunmayan insanların ˘ saglıgına içip. Ruslar. bu çok takdire ˘ s ˙ sayan diye bir izlenim yaratsa. önemsiz gibi duran bu s eylemlerde –irrasyonel oldugunu apaçık gördügümüz seylerin mantık˘ ˘ ¸ sızlıgını gücümüz yettigince gösterip ona katılımdan kaçınmamızda– ˘ ˘ yatıyor ve ilerlemesiyle tüm insanlıgı harekete geçiren asıl sahici ka˘ 115 . dü¸ ünüp hissetmedikleri seyi söylemeye hele bir son versinler. tuhaf ˘ ˘ ünvanlarla ona hitap etmek üzere. kral ya da fatihe “Vive la France” veya “Hurra!” diye bagırsa. ne olur? Ya da vatansever senliklere ¸ gitse ve sevmedigi. dü¸ ünmedikleri seyi söylemeyi ve kötü ve budala bulduks ¸ ları seyi yapmayı bir bırakacak olsalardı! ¸ ˙ Insan bir imparator. ne olur yani? Ya da Franko-Rus Ittifakı ¸ ˙ veya gümrük sava¸ ı lehine ya da Almanlar. gidip onun kabul odasında beklese ve sonra herkeste. hem de tüm iktidar ellerinde olsa bile devrimcilerin yüzlerce yılda ba¸ aramayacagı sekilde. ne olur ˘ s ˘ yani? Bütün bunlar önemsiz gibi durabilir. ne olur yani? Hatta sohbette. onlara methiyeler dizse. Fransızlar veya Ins gilizler aleyhine bir makale yazsa.

Ama dünyayı devindiren ruhani kuvet onları bertaraf eder. gazetelere rü¸ vet verir ve okullarla s dini kontrol altında tutarlar. Belki de bu çeli¸ kiler varolu¸ umuzun kaçınılmaz bir ko¸ uludur. s ¸ s Ve bu dü¸ ünce yerle¸ ir yerle¸ mez. Insan ˘ yalnızken ve dünya meseleleri üzerine dü¸ ünürken. bagımsız dü¸ üncenin bu ifadesinden kor˘ s karlar. s Kuvetin zorda degil. bir özgür insan. s ˘ s s Mevcut halde her insan. çünkü insan bilincinin derinliklerinde yatar. Ve dün bir ¸ s ˘ ˘ insanın yeni dü¸ üncesi olan sey. varolan ve kendisine dayatılan izlenimden bagımsız ˘ olarak. fakat ˘ çogu durumda diger herkesin veya ekseriyetin uzun zamandır aynı ˘ ˘ seyi dü¸ ünüp hissettigi. ˘ ˘ Özgür bir insanın. karde¸ ine. özgür de olsa. ne de s devrimler yaratabilir ve yaratacaktır. bu yüzden sansürü tesis eder. ne milyonlarca müfreze. kapana kısılamaz. dogru bildigini basitçe ifade etmekle yaratabilecegi seyi. s s s 116 . Eylem ve sözleriyle tam ters bir tutum içindeki binlerce insan arasında. ona kar¸ ıkoymak s ya da onu zaptetmek için her yola ba¸ vururlar. o bir kitapta veya gazetede degildir. insanoglunun tavrı farklıla¸ maya ba¸ lar. ne bir kurum. sonra gayriihtiyarı s dü¸ üncelerini karısına. bu en güçlü.Hristiyanlık ve Vatanseverlik muoyunun temelindeki o zaptedilmez kuvet de bu güçten doguyor. zihin faaliyeti ve bunun açık ifadesinde yattıgını ˘ ˘ bilirler ve bir ordudan ziyade. ˘ ˙ Iktidarlar bunu bilirler ve o kuvetin önünde titreyip. ne sava¸ lar. Dü¸ üncesini s ˘ s içtenlikle ifade eden insanın tecrit altında kalacagı sanılabilir. bugün ekseriyetin genel dü¸ üncesi olur. arkada¸ ına ve (aksini günah saydıgı s s s ˘ için) hakikati saklayamayacagı kimselere ifade ederken. derhal algılanamayacak ölçülerde ama s s s kar¸ ı konulamaz biçimde. ˘ ele avuca sıgmaz ve bagımsız kuvet insan ruhunda gösterir kendini. ¸ s üzerimize çöreklenen bu melanet ve hıyanet okyanusuna kar¸ ı ne yapas bilirim ben? Fikrimi ifade etmenin neye faydası var? Hatta neden bir fikir olu¸ turayım ki? Bu müphem ve çetrefil meseleler üzerine dü¸ ünmemek s s daha iyi. ne mil˘ ˘ ˘ ¸ yarlarca ruble. içtenlikle ne dü¸ ünüp ne hissettigini söyler. ˘ ˙ daima bagımsızdır. sadece ifade etmedigi ortaya çıkar. kendine söyle der: “Tek ba¸ ıma.

kendini ve ba¸ kalarını ˘ s temin eder. o kudretli fikir enstrümanıyla onun dünyayı harekete geçiren ifadesini elden bırakıp. ˘ s ˘ altıncısı da. kendini sosyal faaliyet enstrümanına verir ki. insanları incitmek istemedigi için. bakan. yaptıgı ˘ iyilikler sayesinde fazlasıyla telafi edildigine. bıçagın ˘ ˘ ucuyla çivi çakmaya ba¸ laması gibi. tüm benligimizle uyu¸ mazlık içindeki hayatımızın anlamsız ˘ s düzeninden yakınırız ve yine de elimizdeki biricik ve güçlü enstrümanı. hiç degilse bir ölçüde ˘ hakikatten sapacagını ve kendisine sunulan kudretli mücadele silahının ˘ etkisini yok edici ödünler verecegini farketmektedir. s Hepimiz. Tıpkı. bildigi ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ hakikati ortaya koymaz. söhret ve ˘ ¸ güce ula¸ mak istedigi için. bir ˘ üçüncüsü. ne de dünyamızda varolan bir ˘ sosyal faaliyete katılımda her insanın mecburen. memur veya asker olarak görev yapar ve hakikatten –kendi pozisyonunda kaçınılmaz olan– sapmaların. ne tüm sosyal faaliyet sekillerinin. kral.” Ve her ˘ s ˘ insan. 117 . bir be¸ inci. kadim ve kutsal bir gelenekten s ˘ kopmak istemedigi için. bildigi hakikati ortaya koymaz. hakikat bilincini ve onun ifadesini.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ve neden ben tek ba¸ ıma dünyanın tüm melanetiyle mücadele edeyim s ki? Beni sürükleyen akıntıya uymak daha iyi degil mi: bir sey yapılabi˘ ¸ lirse. ¸ kötülükle mücadele bahanesiyle yok eder. hakikatin söylenmesi kovu¸ turmaya neden olacagı ve kens ˘ dini adadıgı ya da adamaya niyetlendigi iyi bir sosyal faaliyeti sekteye ˘ ˘ ugratacagı için. kendini mesai birligi yaptıgı insanlara baglı hissettigi için. s Kimi. yalnız degil. diger insanlarla ortakla¸ a yapılması lazım. digeriyse. kullanmak söyle dursun. varolan düzenle hayalî bir çatı¸ maya kurban ederiz. tam aksine. sonradan insanlıgın hizmetinde kullanılmak üzere. eline her¸ eyi ˘ s kesebilecek. olaganüstü keskinlikte bir bıçak verilen bir adamın. bu hakikat. bir dördüncü. ailesini geçindirmesine ˘ yarayan kazançlı bir pozisyondan onu yoksun bırakabilecegi için. ˘ ˘ ˘ Kimi. bir imparator. tam da mücadele etmesi gereken ¸ o temellere dayandıgını farketmekte.

˘ s 118 . Ama bu yeni taleplerin farkında olanlar –biri bir seyin. gücü bulunmayan ve hiçbir zaman özgür olmayan bir seye. Bir üçüncüsü. ama yaptıgı iyilikleri göz önüne alarak. hayatın s yeni taleplerini farkeden insanların onları açıkça ifade etmesi gerekir. aldatıcı ˘ kamuoyu kurumu¸ bir deri gibi kendiliginden soyulup. yeterdi. ugra¸ ının faydasını yok eder. hatta ne de faaliyetinin ba¸ arısı için gerekli yalanlar. ¸ yani hakikate ve onun ifadesine güvenseler. edebiyat aracılıgıyla insanları ˘ egitir ve iktidarla toplum kendine kar¸ ı ayaklanmasın diye tüm hakikati ˘ s söylememek geregine tabi oldugu halde. miadı ˘ s dolmu¸ kamuoyunun yeni ve canlı olana yol vermesi içinse. ama biz bildigimiz hakikati söylemeyi becerememekle kalmı˘ yoruz. miadı dolmu¸ s kamuoyunun yeni ve canlı olanla degi¸ tirilmesi gerekir. Açıkça ve mertçe halihazırda mazhar oldukları hakikati (tüm milletlerin karde¸ ligini ve s ˘ münhasıran kendininkine adanmanın suçunu) bir ifade etselerdi. ögrettigi her¸ eye ruhunun de˘ ˘ ˘ s rinliklerinde inanmaz. iktidarların güçleri ve yarattıkları tüm kötülüklerin yaslandıgı o ölü. Özgür insanlar. yalnızca hakikat ve onun ifadesi tesis edebilir. s ˘ s ˙ Insanların vicdanına ters dü¸ en hayat düzeninin degi¸ tirilebilmesi s ˘ s ve yerine vicdanlarına uygun olanın getirilebilmesi için. daima güçlü ve özgür olana. Miadı dolmu¸ ve zararlı hayat düzes nini ıslah edecek yeni kamuoyunu. digeri digerinin ¸ ˘ ˘ ugruna– onları sessizce geçi¸ tirmekle kalmıyor. devrimci veya anar¸ ist olarak. canlı s ˘ kamuoyunu ortaya çıkarırdı –taleplerini kuvetle ve açıkça bildirmek ve insanoglunun vicdanına uygun yeni varolu¸ biçimlerini tesis etmek için. ne hakikatin susturulması. yani harici zora yaslanmayı bir bırakıp. mevcut düzenle s açıkça mücadele eder ve suna tamamen ikna edilmi¸ tir: güttügü amaçlar ¸ s ˘ öyle hayırlıdır ki. iyilik yaptıgından hiç süphe ˘ ˘ ˘ ¸ duymaz. çogu zaman bizzat hatalı buldugumuz seyi dogrudan kendimiz ˘ ˘ ¸ ˘ ifadelendiriyoruz. hem söz hem de fiille bu ˘ s taleplerin tam tersini onaylıyorlar. bir dördüncü. Eski. kendine ˘ hakikatten sapma izni verir.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Ruhani önder mevkiindeki bir digeri. o yeni.

˙ Insanlar dü¸ ündükleri seyi söyleyecek ve dü¸ ünmedikleri seyi söyles ¸ s ¸ mekten bir kaçınacak olsaydı. sırf mevcut toplumsal görü¸ e s s aykırılıgı yüzünden ifade edilmeyen seyin. ki bunların ˘ ˘ vatanseverlikten ba¸ ka hiçbir temeli yok. s Sırf bu yapılsaydı. böylesine karma¸ ık. s s ama tüm bu besbelli korkunç kaba kuvet organizasyonu. çevredeki insanlarca söylenende degil. hakikatin gücüne vakıf her insanın ruhunda kabaran ve bir alevin sonsuz sayıda alev 119 . her birinde dı¸ avurulmayı talep edip. ve her¸ eyden önce. hakikatin. o ˘ zaman aldatıcı ve suni biçimde idame ettirilen kamuoyu anında yitip gidecek ve hakiki bir kamuoyu kendini tesis edecektir. milyarlarca rubleyi ve disipline edilip makinelere dönü¸ türülmü¸ milyonlarca insanı kontrol edebilirler. ikti˘ ˘ darlarca körüklenen kin ve dü¸ manlıgı biterdi. askerî zaferlerin. kiliseyi. bir halkın digerine. vic˘ danlarınca. Bir ülkenin digerine. XVIII ˙ Insanlar sadece. sabık ¸ ˘ kamuoyunun ölü bir kalıntısı oldugunu anlasalar yeter. yani Tanrı tarafından söylenende yattıgına inansalar yeter. ˙ Iktidarlar okulları. dünyayı dönü¸ türen o kuvet ˘ ¸ s oldugu ve insanın onu ifadelendirmekle yükümlü bulundugu gerçegine ˘ ˘ ˘ inansalar– yeter. Ve s eskisinin yerine yeni bir kamuoyu hakim olurdu.Hristiyanlık ve Vatanseverlik artık sadece zaptı altında bulundugu eski kabugun dü¸ mesini bekleyen ˘ ˘ s kamuoyunu. ˘ s dayatmacı ve suni yollarla idame ettirilen seyin kamuoyu degil. vatanseverlikle beslenen tüm batıl inançlar –bunlardan kaynaklanan tüm habis duygular ve siddet eylemleriyle ¸ birlikte– derhal yıkılırdı. kendilerine kamuoyu diye dagıtılıp. daima dı¸ etkilerle yönlendirilen ve zayıf insans lardan olu¸ an devasa kitle. her¸ eyden önce ˘ s kendilerine inansalar –ruhlarının derinliklerinde bilincinde oldukları. yani s ˘ cinayetin yüceltilmesi de sona ererdi. anında yeni kamuoyu tarafına geçerdi. basını. güç sahiplerine s saygı ve emir kulluguyla emegin teslimiyeti son bulurdu.

32. hakikati ifadelendiren sözdeki müthi¸ gücü. Yalnızca o ate¸ in tutu¸ turulması las s s zım. . istihkamlarla.Hristiyanlık ve Vatanseverlik tutu¸ turabilmesi gibi. kendilerine ves rilmi¸ bu gücü. bireysel olarak her insanın s ˘ 44 Eski Ahit. kendi barı¸ımı size veriyorum: kalbiniz tasalans s masın ve de korkmasın. Önceliklerini. disipline edilmi¸ katillerin tefti¸ ve manevralarını ˘ s s gerçekle¸ tirmeye. . cinayet hazırlıklarına harcadıkları milyonlarca rubleyi ˘ halktan almaya cüret edebilirlerdi. . ne barı¸ çıl bir toplulus gun gözleri önünde. ¸ söylevlerle. insanlar muazzam ve engel tanımaz güçlerinin nerede yattıgını bir bilseydi. . sölenlerle. ˘ s s imparator ve kralların bir kasabadan ötekine ziyaretleriyle. “Size barı¸ bırakıyorum. insanları keyiflerince evrensel bir kıyıma sürükleyip ¸ sürüklememe tehdidine cüret etmek bir yana. Dolayısıyla. Ellerindeki gücü bir kullanacak olsalardı. ˙ Insanlar. ˘ Bireysel olarak insanların kalpleri. hükümranları. her saat üzerlerine çullanan ig˘ valarla tasalandırılıp onları panige sevkeden hayalî deh¸ etlerle kor˘ s kutulmasaydı. . ne kendilerinin ve suç ortaklarının çıkarları ugruna s ˘ gümrük anla¸ maları düzenlemeye veya bozmaya. . mercimek çorbasına s satmasalardı44 . Ve o barı¸ gerçekten de artık s s bizimle ve onu korumak bize baglı. o zaman tüm o görünürdeki muazzam organizasyon ate¸ önündeki s mum gibi eriyip gidecektir. bir degi¸ im sadece mümkün degil. bir tabak mercimek çorbası kar¸ ılıgında s s ˘ ilk ogulluk (behorluk) hakkını karde¸ i Yakup’a satar. ondan bir ikincisine ve bir üçüncüsüne aktarılan s hakikat bilinci kar¸ ısında bir hiçtir. Yuhanna 14:27. hep arzuladıkları barı¸ –diplomatik görü¸ melerle. –[Koray Karasulu] ˘ s 45 Yeni Ahit. ölü bir agacın çürüyüp devrilmemesi ve genç s ˘ olanın büyümemesi kadar imkansızdır. Yaratılı¸ 25: 29. –[Koray Karasulu] 120 . 30. simdiki gibi. ne de suç ortaklas rına dagıttıkları. bir anlasalardı.”45 demi¸ ti Mesih. toplarla. kaçınılmazdır ve bu˘ s ˘ nun gerçekle¸ memesi. halkın iflahını keserek vergilendirmeyle ve milletin gözbebegini geçim me¸ akkatine ˘ s daldırıp oymakla elde edilen barı¸ degil. 31. 34: Esav. 33. dinamit ve barutla.

••• 121 .Hristiyanlık ve Vatanseverlik özgür hakikat taraftarlıgıyla korunan barı¸ – çoktan tesis edilmi¸ olurdu ˘ s s aramızda.

Hristiyanlık ve Vatanseverlik LA MARSEILLAISE Haydi vatan evlatları Zafer günü geldi. kelepçeler? Ey Fransızlar! Ne büyük utanç bizim için! Ve ne büyük bir ta¸ kınlıga vesile olmalı! s ˘ Sindirmeye çalı¸ tıkları biziz bu küstahların. . . s Geçmi¸ in köleligine mahkum etmek istedikleri s ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. bu hainler. çattı Zulüm açmı¸ kanlı bayragını s ˘ Kanlı bayragını ˘ ˙s I¸ itiyor musunuz su zalim askerlerin ¸ Kırlarda attıkları naraları? Neredeyse koynumuza girip Evladımızı. her¸ ey. s s Titreyin zalimler ve siz. Bagı¸ layın bize kar¸ ı ˘s s ˙ Istemeye istemeye silah ku¸ anmı¸ s s 122 . çünkü nihayet Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Bedelini ödeyeceksiniz vatana ihanetin Sizinle sava¸ mak için silah ku¸ andı herkes. kadınımızı bogazlayacaklar ˘ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar s s Safları sıkıla¸tırın s Dü¸manın pis kanıyla topra˘ ımızı sulamak için s g ˙ Ileri. . kalle¸ ler s Her türden reziller Titreyin. . ˘ s Fransa yenilerini yaratacak Herbiri sizinle vuru¸ maya yeminli s Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. s s Ey Fransızlar. yüce gönüllü sava¸ çılar. ileri Ne ister bizden bu güruh? Bu köleler. s Vurun darbenizi ya da tutun kendinizi. kelepçeler? Bu zincirler. bu katil krallar? Kimin için bu igrenç prangalar? ˘ Bu zincirler. s s s Ve eger dü¸ erse genç kahramanlarımız.

Lvov’a ait. sevgili özgürlük. Yol göster. . hainlere Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. s s s Sözler V. Güçlü ve ha¸ metli Çarı.A. s s Çeviren Alper Altug ˘ TANRI ÇARI KORUSUN46 Tanrı Çarı korusun. ¸ Hükmetsin dü¸ manın korkusuna. Ki zafer. s s Görsünler senin zaferini ve bizim sanımızı ¸ Silah ba¸ına ey yurtta¸lar. s s Ey kutsal vatan sevdası. s Hükmetsin bizim serefimize. müzik A. –[Koray Karasulu] 123 . seni haykıran yigit sesleri taçlandırsın ˘ Ve can çeki¸ en dü¸ manların son nefeslerinde. 1834-1917 yılları arasında milli mar¸ olmu¸ .F. Tanrı Çarı korusun! Çeviren Koray Karasulu 46 I. . s Ortodoks Çarı. Nikolay zamanında yazılmı¸ . s Özgürlük.Hristiyanlık ve Vatanseverlik Su zavallı kurbanları ¸ Su zavallı kurbanları ¸ Ama acımak yok o kanlı despota Bouillé’nin suç ortaklarına Analarının yüregine acımasızca hançer saplayan ˘ O zalimlere. . Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut. Sancaklarımızın altında Sana sahip çıkanlarla birlikte saf tut. . destek ol cesur intikam sava¸ çılarımıza. Jukovski’ye.

˘ ˘ s s materyalizm ve komünizm kar¸ ıtı polemikler yazmı¸ . kimi zamansa tamamen makaleler seklinde ¸ kaleme almı¸ tır ve Tolstoy yayıncılıgında da bu mektuplar aynı sekilde makale olarak s ˘ ¸ yer alırlar. Sonraları. –[Koray Karasulu] Polonyalı edebiyat ve kültür tarihçisi ve denemeci olan Zdziechowski. Ama dinî ˘ yönelimlerini. dünya¸ nın da büyük sairlerinden biri olarak kabul ediliyor. –[Acar Burak Bengi] 48 Kuzey Kuryesi. bunun en ünlü ve uzun örneklerinden biri “Bir Hintliye Mektup”tur.. Tolstoy bunun gibi bazı meks s tuplarını kimi zaman makale yazar gibi. 1918’den itibaren Bol¸ evizm. ˘ ˘ s soyluluk ve içtenlik bakımından gayet dokunaklı bir Hıristiyan hareketin öncülleriymi¸ ler sadece.49 s Makalem “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik”e pek çok itiraz yükseldi. Hıristiyanlıgın yeni bir evresini haber s ˘ ˙ verip. Dolapdere’de bir Adam Mickiewicz ˘ Müzesi var. Tolstoy’a bu ki¸ iler hakkında ne söyledigini bilmiyorum. ˘ s Makale mükemmel. vatanseverlige kar¸ ı ortaya çıkan ve hâlâ direnen. bu iki sahsın sıradı¸ ı mizaçlarına yoruyordum. ama internet s ˘ ve elimdeki bir kaynaga bakarak yaptıgım yüzeysel bir ara¸ tırma farklı seyleri öne ˘ ˘ s ¸ ˙ çıkarıyor: Adam Mickiewicz (1798-1855. Polonya’nın (Isa gibi) kurtarıcı bir misyonu bulundugunu savunuyormu¸ . –[Koray Karasulu] 49 Muhatabının. benim için yeni ve sevinç kaynagı olan çok sey ˘ ¸ ögrendim ondan. daha çok Slav kültürü ve edebiyatı üzerine çalı¸ mı¸ . Istanbul). Ona dikkatimi çektiginiz için size çok müte¸ ekkirim. Towianski.) –[Acar Burak Bengi] 124 . Polonya’nın (o zamanlar daha ¸ ziyade Polonya-Litvanya’nın) bagımsızlıgı için çalı¸ an bir milliyetçiymi¸ ve ömrünü ˘ ˘ s s sürgünde (Avrupa’da) geçirmi¸ .Elestirilere Cevap ¸ Marian Edmundovich. Rus. mistik ve milliyetçi Andrzej Towianski’nin s (1799-1855) etkisi altında kalmı¸ .47 Mektubunuzu aldım ve hemen Severniy Vestnik’teki48 makalenizi okumaya koyuldum. Polonya’nın en büyük sairi. Fransız. Istanbul.. Alman ve Avusturyalı filozoflar ve gazeteciler itiraz ettiler 47 Zdziechowski (1861-1938). Makale¸ s nizden ögrendim ki. Mickiewicz’le Towianski’den haberim vardı. (Ko˘ s ˙ ray Karasulu’nun dikkat çektigi üzere. s s Hıristiyanlıgı ve Avrupa’nın liberal gelenegini savunmu¸ .

˘ Vatanseverlik kelimesiyle. sizinki de dahil. Bu ögreti özellikle Hıristiyan uluslarda mantıksızdır. ˘ ˘ ˘ 125 . yakıcı ve tehlikeli ate¸ tir. tüm itirazlar. “güçlü ulusların istilacı. digerlerinden çok kendini ˘ sevmek kastedildigi gibi. vatanseverlik. size katılmamak imkansız. bencillik misali. Mektubunuzda diyorsunuz ki. insanın. Bir ulusu digerlerine yeglemenin nasıl iyi ve ˘ ˘ ˘ dolayısıyla arzulanır bir egilim sayıldıgını tahayyül etmek zor. Ate¸ daima aynı. ama ˘ ˘ bu iyi ve yararlı vatanseverligin nelerden olu¸ tugunu ve kötü vatanse˘ s ˘ verlikten nasıl ayırdedilebildigini henüz hiç kimse açıklama zahmetine ˘ katlanmadı. sadece dü¸ mana kar¸ ı kendi ˘ s s anadiliyle dinini korumayı hedefleyen. kibritte titrese de. Dahası. ˘ ˘ ¸ ˘ katiyen iyi olamaz. vatansever¸ ligi kınamamın. Ama ulusların ezilmesi veya güçlü olması. kötü vatanseverligi hedef aldıgında haklı. Bogazla˘ ˘ ˘ nan birindeki bencillik tezahürünün rahat bırakılan birindekinden daha mazur görülebilmesi gibi. s “Vatanseverlik”le gerçekte. içgüdüsel sevgisi ve onu tüm diger uluslara yeglemesi kastedilmiyor sadece. ˘ ˘ mantıksız bir ögretidir de aynı zamanda. ezilenlerinkini iyi vatanseverlik ˘ ¸ olarak belirliyorsunuz. insanın. aynen “bencillik”le. ama ezende de ezilende de görülse. kamp s s ate¸ inde parlasa da. ezilenlerin vatanseverligi de ezenlerinkin˘ den daha mazur görülebilir diyorsanız. gayriinsani vatanseverligi yanında. Bir ˘ s ulusu tüm digerlerine yeglemek seklindeki bu egilim. ama iyi ve ˘ ˘ ˘ yararlı vatanseverlik bakımından temelsiz olduguna baglanıyor. kölele¸ tirilmi¸ ulusların kar¸ ıt s s s vatanseverligi var bir de. buna tamamen zıt. vatanseverlik tabiatını degi¸ tiremez. sadece kötü bir egilim degil. diger uluslardan çok kendi ulu˘ suna sevgisi kastedilir. Isa ˘ ögretilerinin temel prensiplerine aykırı oldugu için mantıksız degildir. ulusuna yönelik spontan. Sadece. vatanseverlik denen seyde ¸ temel bir fark yaratmaz.Ele¸tirilere Cevap s ve simdi de siz ediyorsunuz. ˘ ˘ bu sevgi ve yeglemenin iyi ve yararlı bir ögreti oldugu da kastedili˘ ˘ ˘ ˙ yor.” Bu sekilde.

aynı fedakarlıgı ˘ tüm insanların iyiligi için talep etmektedir ki. çünkü vatanseverligin kendisinden talep ettigi her¸ eyi. su veya bu törende de˘ il. Polonya’nın bir ba¸ ka ünlü ve milliyetçi sairi. tüm geze¸ ¸ g gende ve bireylerle uluslar arasında bulunabilen tüm ili¸kilerdedir” seklindeki s ¸ bir inanca sahip. vatanseverligin ¸ ˘ degil. ˘ ˘ s˘ yararsız ve engelleyici bir hale getirdigi için de mantıksızdır. yine de. Hıristiyan olmak yeter. s hatta o tutumlara kar¸ ı gelme arzumda da oldukça ileri giderim. ˘ “Tanrı’nın Kilisesi su veya bu yerde. fuzuli. Hıristiyanlık. ama Hıristiyanlıgı veya en ˘ ˘ azından. Hıristiyanlık ˘ ˘ s adına yapar. ˘ ˘ “Biz Hıristiyanlıgı kabullenmek istemiyoruz ve dolayısıyla vatanse˘ verligi yüceltmekte özgürüz” diyebilirler. vatanseverlikle hedeflenen her¸ eyi kendi yolundan kazans dıgı ve böylece vatanseverligi. –[Acar Burak Bengi] ˘ s 126 . onun sonuçları olan. Ama ben öyle görmüyorum. Lehlerin inanç s ve dillerine yönelik korkunç siddet eylemlerini yazıyorsunuz ve bunları ¸ vatansever harekete bir argüman olarak sunuyorsunuz. kendi ulusu için olandan ˘ çok daha etkili ve tabii bir taleptir bu. bir Hıristiyan olmaya gayret ettigim için. ahmak ve zalim Rus hükümetlerince i¸ lenen. insan e¸ itliginin idrakını ve insan hays ˘ 50 Zygmunt ˙ Krasinski (1812-1859). Polonya. militanlarından vatanda¸ ları ugruna s ˘ hayatlarını feda etmelerini talep ederken. Bu siddet eylemleri kar¸ ısında infial duymak ve onlara ¸ s var gücüyle kar¸ ıkoymak için. hakiki Hıristiyanlıgın yayılmasına muhtacız. her Lehle boy ölçü¸ ürüm. ama s Katolisizmi diger dinlerden veya Leh dilini diger dillerden çok sevdigim ˘ ˘ ˘ için degil. Krasinski50 gibi bir adam artık bir vatansever olamaz. gün ı¸ ıgında yanan bir lamba gibi. Yabani.Ele¸tirilere Cevap s Hıristiyanlık. Insanlıgın s ¸ ˘ mübarek kaderine Polonya’nın ve Polonya’ya da (kendisininki gibi) eski asil ailelerin önderlik ettigine inanıyormu¸ . insanın Leh ya da vatansever olması s gerekmez. Bu noktada. mesela ben. Rus hükümet yetki˘ lilerinin Lehlere yönelttigi o yabani ve ahmakça tutumlar kar¸ ısındaki ˘ s infial ve tiksintimin derecesi bakımından. ki Leh degilim. Mesela vatanseverlik. Bu yüzden. ˘ ˘ Alsace veya Bohemya’da benzer seylerin olmaması için.

Tarihi ˘ bilirler. (ne kadar mükemmel ve rafine olarak su˘ nulursa sunulsun) vatanseverligin bizzat kendi somut davaları için ne ˘ kadar zararlı oldugunu görmüyorlar. Alman. baskıdan muzdarip olanları. Baltık bölgesinde. XIX.Ele¸tirilere Cevap s siyetine saygıyı bir kez ikrar ettik mi. Pobedonosts s sev oldugunu belirtiyorlar. Kutsal Konsey ba¸ kanı K. kabullenilse bile. ˘ s ¸ Bizim yabani Rusla¸ tırıcılara. Polonya’yı ve Baltık eyaletlerini Russ la¸ tırıcılara. onu imha ˘ etmeye. Ve de ˘ Rusların Polonyalı. Hıristiyanlık ise s ayaklarının altından çekiyor. böyle siddet eylemlerinin ¸ gerçekle¸ tigi her yerde yapılanlar. küçümsemeye mecbur ediyor. neden böyle yaptıklarını sorun. egitimli insanlar (ki en zorba dinî eziyetçimiz eski bir profe˘ sördür51 ) vatanseverligi dayanacak bir zemin olarak görüyorlar. dil ve din ugruna gerçekle¸ tirilen bütün o semeresiz eziyetlerin ˘ s deh¸ etlerini bilirler. mazaretleri s var. böyle yapmazlarsa dilleriyle dinlerinin zarar görecegini söyleyeceklerdir. ˘ Tüm bunlarda beni en çok hayrete dü¸ üren sey su ki. Bohemya’da dil ve dine yapılan ve Rusya’da Yahudilere yapılan o saldırılar. ezilen kesimin s ¸ ¸ vatanseverligini savunanlar. ortaya koymak için çabalamak degil. bu profesörün 1860-1865 yılları arasında Moskova Üniversitesi. s Size bunu. anadilleriyle dinlerini savunmak için yaptıklarını. –[Acar Burak Bengi] ˘ 127 . Yahudilere eziyet edenlere. sahsi˘ ¸ yetini unutmak ve sonra var gücüyle. –[Koray Karasulu] Önsöze bak. ˘ Polonya’da. fethedilen ulusları. Vatanseverlik onlara bir varolu¸ zemini sunuyor. yüceltmeye degil. Yahudi yapılacagını. ama. Bugün. Alsace’da. Böylece. bir ulusun sahsiyetini ortaya ¸ koymasının yolu. ˘ Vatanseverligi hayırlı sayan bir doktrin bulunmasaydı. vatanseverligin teorik temellerini yıkmaya. vatanseverlik doktrini sayesinde. artık vatanseverlige yer kalmaz. ne adına i¸ lenmi¸ ve i¸ lenmektedir? s ˘ s s s Savundugunuz o vatanseverlik dı¸ ında hiçbir sey adına. ˘ ˙ Ikincisi. halkının en iyi yapabilecegini ˘ 51 Rusça baskının editörleri. tersine. Vatanda¸ lık Hukuku Kürsüsü’nde ders veren. o zaman bile. yüzyıl ˘ sonu insanları su an yaptıkları alçaklıklara azmedecek kadar dibe batmı¸ ¸ s durumda olmayacaklardı.P.

Ele¸tirilere Cevap s hissettigi ve dolayısıyla en çok yapmak istedigi seyi gerçekle¸ tirmektir; ˘ ˘ ¸ s aynen bir bireyin, ki¸ iligini, ona dikkat kesildiginde degil, onu unutup, s ˘ ˘ ˘ gücü ve kapasitesi elverdigince tabiatına hitap eden seyi yaptıgında, en ˘ ¸ ˘ fazla ortaya koyacagı gibi.52 ˘ Ahlaksızlıgı savunmada kullanılan en bildik safsatalardan biri, varo˘ lan ile olması gerekeni kasten birbirine karı¸ tırmak ve bir seyden söz s ¸ etmeye ba¸ layıp, onu digeriyle ikame etmektir. Vatanseverlikle ilgili s ˘ olarak, her¸ eyden önce kullanılan i¸ te bu safsatadır. Her Leh için en s s yakın ve candan ki¸ inin Leh oldugu; Alman için Alman oldugu; Yahudi s ˘ ˘ için Yahudi oldugu; Rus için Rus oldugu bir vakıadır. Hatta, tarihsel ˘ ˘ sebepler ve kötü egitim sonucu, bir ulus halkının digerine içgüdüsel ˘ ˘ olarak antipati ve garez duydugu da dogrudur. Bunların hepsi dogrudur, ˘ ˘ ˘ ama bunu teslim etmek, her insanın kendini digerlerinden çok sevdigini ˘ ˘ teslim etmesi misali, böyle olması gerektigini asla kanıtlayamaz. Tersine: ˘ tüm insanlıgın ve her bir bireyin bütün esenligi, bu tercihleri ve garezleri ˘ ˘ bastırmada, onlarla mücadele etmede ve insanın diger uluslarla yabancı ˘ bireylere, tıpkı kendi ulusuyla yurtta¸ larına davrandıgı gibi davranmas ˘ sında yatar. Vatanseverlige, her insanda i¸ lenmesi gereken bir duygu ˘ s diye ihtimam göstermek tamamen lüzumsuzdur. Tanrı, veya tabiat, zaten, bizim ihtimamımız olmadan bu duyguyu öyle tertiplemi¸ tir ki, s kendimiz ve ba¸ kalarında i¸ leme derdine dü¸ memize gerek kalmaksızın, s s s o her insanda bulunur. Alakadar olmamız gereken mesele, vatanseverlik degil, içimizde bulunan ı¸ ıgı hayata kavu¸ turmak, hayatın karakterini ˘ s ˘ s degi¸ tirmek ve onu gözümüzün önünde duran ideale yakla¸ tırmak˘ s s ˙ tır. Zamanımızda her insanın gözü önünde duran ve Isa’nın gerçek ˙ ı¸ ıgıyla aydınlanmı¸ bu ideal; Polonya’nın, Bohemya’nın, Irlanda’nın, s ˘ s ˙ Ermenistan’ın uyanı¸ ıyla ya da Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın, s
52 Bu,

bir topluluk halinde geçimleri için çalı¸ an, farklı yerlerde farklı i¸ ler yapan bir halk s s için de böyledir. Yeter ki, her biri, toplum için en gerekli olanı, gücü ve kapasitesi ölçüsünde, elinden geldigince yapsın, o zaman hepsi kaçınılmaz biçimde farklı i¸ lerde, ˘ s farklı aletlerle ve farklı yerlerde çalı¸ acaklardır. –[Tolstoy] s

128

Ele¸tirilere Cevap s Avusturya’nın bütünlük ve büyüklügünü korumayla alakalı degildir; ˘ ˘ ˙ tersine, Rusya’nın, Ingiltere’nin, Almanya’nın ve digerlerinin bütün˘ lük ve büyüklügünü yıkmakla, cebren sürdürülen ve devletler denen ˘ o kar¸ ı-Hırisitiyan ala¸ ımları imha etmekle, bütün gerçek ilerlemenin s s önünde duran ve baskı ve i¸ gal altındaki ulusların ızdıraplarına, çagda¸ s ˘ s insanlıgın muzdarip oldugu tüm o melanetlere yol açan o ala¸ ımları ˘ ˘ s imha etmekle alakalıdır. Bu imha ancak gerçek aydınlanma sayesinde mümkündür: Rus, Leh, Alman olmadan önce insan oldugumuzu, bir ˘ ögretmenin takipçileri oldugumuzu, bir Baba’nın çocukları oldugumuzu, ˘ ˘ ˘ karde¸ oldugumuzu ikrarla. Ve bunu, makalenizde gayet mükemmel s ˘ gösterdiginiz üzere, Leh ulusunun en iyi temsilcileri anlamı¸ tır ve an˘ s lamaktadır. Günbegün, tüm dünya çapında giderek daha çok insan tarafından anla¸ ılmaktadır bu. Dolayısıyla, devlet siddetinin günleri s ¸ artık sayılıdır ve sadece boyunduruk altındaki ulusların degil, ezilmi¸ ˘ s çalı¸ an insanların kurtulu¸ u da yakındır; yeter ki, eylem ve sözle iktidars s ların siddet uygulamalarına katılarak, kurtulu¸ anını bizzat kendimiz ¸ s geciktirmeyelim. Herhangi bir türden vatanseverligin iyi kabul edil˘ mesi ve halkın vatanseverlige kı¸ kırtılması, kar¸ ımızda duran o ideallere ˘ s s ula¸ manın ba¸ lıca engellerindendir. s s Bir kez daha, mektubunuz ve mükemmel makale için ve bunlarla bana, vatanseverlik hakkındaki görü¸ lerimi yeniden irdeleme, tartma ve s ifade etme fırsatı verdiginiz için çok te¸ ekkür ediyorum. ˘ s En içten saygılarımla. . . •••

129

Vatanseverlik mi, Barıs mı? ¸
Sayın Bayım, Bana yazarak, “Hıristiyan duru¸ ve gerçek barı¸ adına”, Kuzey Ames s ˙ rika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasındaki meseleye ili¸ kin görüs s sümü belirtmemi istiyor ve “ulusların, yakında, uluslararası barı¸ ı temi¸ s nat altına alacak yegane yola uyandırılabilmesi” umudunu dile getiriyorsunuz. Ben de aynı umudu besliyorum. Aynı umudu besliyorum çünkü, zamanımızda vatanseverligi yüceltip, genç ku¸ agı bu batıl inanç dogrul˘ s ˘ ˘ tusunda egiten ve bu arada vatanseverligin o kaçınılmaz sonucunu, yani ˘ ˘ sava¸ ı es geçen ulusların bu çapra¸ ıklıgı kanımca o raddeye ula¸ mı¸ tır s s ˘ s s ki, artık her önyargısız ki¸ inin aklına gelen türden en basit bir degers ˘ lendirme, içine dü¸ ürüldükleri çıldırtıcı çeli¸ kiyi insanlara göstermeye s s yeter. Gayet cazip ama birarada bulunamayacak, iki seyden hangisini seçe¸ ˙ cegini sordugunuzda, çogu zaman “Ikisi de” diye cevap verir çocuklar. ˘ ˘ ˘ Hangisini istiyorsun: dola¸ maya çıkmak mı, evde oynamak mı? Dola¸ s s maya çıkmak ve evde oynamak. Hıristiyan uluslar da, hayat su soruyu önlerine getirdiginde aynı ¸ ˘ cevabı veriyorlar: “Hangisini seçiyorsun: vatanseverlik mi, barı¸ mı?” s Vatanseverlikle barı¸ ı bagda¸ tırmak, aynı anda hem dola¸ maya çıkmak s ˘ s s hem de evde kalmak kadar imkansız olsa da, söyle cevaplarlar: “Hem ¸ vatanseverlik, hem barı¸ ”. s ˙ Geçenlerde Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’yle Ingiltere arasında s

130

her iki ulusun iktidarlarına sava¸ tan kaçınmaları yolunda ˘ s çagrı yapmaya ba¸ ladılar. Ya bu yüzden. hem s s ˙ Ingiltere’de hem de Amerika’da çe¸ itli yazar.Vatanseverlik mi. bu kez sava¸ olmayacagı ortaya çıktı. insanlar s ˘ s milyonlarca paund ve dolar kaybettiler. Attila’nın tüm sava¸ larında öldürülenden daha fazla insanı öldürecek silahlar s tasarlamakta oldugunu söyledi ve her iki ulus da hararetli sava¸ ha˘ s zırlıkları yapmaya ba¸ ladı. prens ve devlet adamları. omuz omuza s verip digerlerine tahakküm etmeleri gereken ve aynı dili konu¸ an iki ˘ s Anglo-Saxon ulus arasında– sava¸ mayı gerektirecek kadar ciddi olmas dıgı ısrarıyla. sava¸ kan çıglıklar yükseldi. Ama. güç. çocukluktan itibaren kendilerine ögretildigi üzere. kaçınılmaz biçimde. Senato’ya bir mesaj yazdı ve her iki taraftan da vatansever. ya da her tür piskopos. daima sava¸ arayı¸ ında olacaklar. din ˘ s adamı ve din büyügü dua edip kilisesinde mesele üzerine vaaz verdigin˘ ˘ den veya her iki taraf da henüz hazır bulunmadıgını dü¸ ündügünden. Salisbury bir seye razı s ¸ olmadı. bir saatte. bu sava¸ hazırlıklarının yanısıra. dinî veya siyasi bir bag yoksa. s Çünkü. ˘ s ˘ o veya bu sebepten. Ingiltere’yle Rusya arasında. servet ˘ ˘ ve sanı en büyük erdemler ve bunları kom¸ ularının kaybı pahasına si¸ s lahla elde etmeyi de en takdire layık i¸ sayan iki silahlı adam yanyana s ya¸ ıyorsa ve bu adamları alıkoyan ahlaki. her gün gers s çekle¸ tigi üzere. Ingiltere’yle Almanya arasında. ˙ Ingiltere’yle Türkiye arasında ve mümkün her e¸ le¸ mede. s ˘ o zaman açık degil midir ki. Ingiltere’yle Amerika arasındaki ihtilafa yol açan sebeplerin hâlâ aynen baki kaldıgını görmemek için. Cleveland. s ˙ Ama. Barı¸ mı? s Venezuela sınırı üzerine bir anla¸ mazlık çıktı. birbiriyle sava¸ mak yerine. mevcut ihtilaf sava¸ sız çözülmü¸ olsa s s ˙ bile. borsada panik ya¸ andı. Ve insanlar s ˘ yatı¸ tı. bakı¸ ın pek az perspicacité ˘ s (nüfuz) edebiliyor olması lazım. Edison. s ihtilaf konusunun –özellikle de. sava¸ kan ˘ s s s 131 . yarın veya öbür gün Ingiltere’yle Amerika ˙ ˙ arasında. ba¸ ka ihtilaflar çıkacaktır ve içlerinden herhangi biri s ˘ s kesinlikle sava¸ a yol açacaktır.

Boer. üzerlerinde hiçbir nüfuz yoktur. Fransız atasözündeki gibi. vatanseverlik erdemi diye yüceltir. bireyin s s s her siddet eylemini cezalandıran kamuoyu. hapse atılır. Ermeni. Elinde silahla. Habe¸ . böyle biri kamuoyunca kınanıp. bir daha ancak. küçük bir sava¸ duraksas s s madan sürüp gitmektedir ve bir ara büyük gerçek bir sava¸ ba¸ layabilir s s ve ba¸ lamaya mecburdur. kuyruguna tuz serperek bir ku¸ u yakalamaya ˘ s kalkı¸ maktan daha komik bir giri¸ imdir. Habe¸ istan. Devletlerdeyse tam tersi: hepsi silahlıdır. kendi ülkesinin gücünü ¸ arttırmak maksadıyla diger halkın mülkiyetine yönelen her gaspıysa ˘ övüp. yani daha iyi gerilip birbirlerinin üzerine daha vah¸ ice s atılmak için geri çekileceklerdir? Bireyin bencilligi korkunçtur. daima ve her an bir karanlık nokta. kah orada. tüm ulusların önünde Amerika’nın büyüklügü ve ikbalini ˘ ˙ arzularsa ve aynısını Ingiliz de kendi ulusu için arzularsa ve Rus. s ön cephedeki kar¸ ılıklı silah atı¸ maları benzeri. –[Alper Altug] ˘ 132 . s bazan da Afrika toprakları. istediginiz gün. Soygun i¸ i bir an bile durmaz. hırsız ve soyguncu diye anılır. pour mieux sauter53 ayrılacaklar. s Dahası. rakiplerine kar¸ ı silah hazırlıgını veya kullanımını iyi say˘ s ˘ mazlar. (zaten hiçbir nüfuz ve nasihate aldırı¸ etmemek üzere silahlans mı¸ ) güçlü devletlerin asla kabul etmeyecegi besbelli olan. bu arzuların gizlenip bastırılması gerektigine degil ˘ ˘ 53 Daha iyi sıçramak için. Türk. uluslararası s ˘ kongreler kurma çabaları. Leh. Çek. kah burada. Barı¸ mı? s ili¸ kileri olaganla¸ tıracaklar ve bir kez birbirlerinin bogazlarına sarıldıks ˘ s ˘ tan sonra. bazan Pamirler. kom¸ usunu bir inekten veya bir hektar tarladan s mahrum eden bir ki¸ i. s Amerikalı. Ermenistan. Venezuelalı. ˘ muhtemel bir sava¸ sebebi görürsünüz: bazan Kore’dir. Hollandalı. derhal polis tarafından yakalanıp. Gazeteleri açın. Türkiye. ve her¸ eyden önce. Venezuela s veya Transvaal. her biri benzer s bir arzuya sahipse. onların bencilligi devlet güçleri ve kamuoyunca kontrol altında ˘ tutulur. ama özel hayatın bencilleri silahlanmı¸ ˘ s degillerdir.Vatanseverlik mi.

tersine. ama bir ba¸ ka çe¸ idi var. bizim güttügümüz çe¸ idi. vatanseverligi yok etmeli. o zaman da. ancak digerine veya bazan birçok ülke ve ulusa ˘ ˘ zarar verme pahasına elde edilebiliyorsa. i¸ galsiz kurulan tek bir ulus s yoktur ve i¸ gal de sadece kendisini gerçekle¸ tiren yollarla. sava¸ ın kökünü ˘ s kazımak gereklidir. ikili ve üçlü kar¸ ı ittifaklar yapmak degil. münhasıran kendi halkının hayrını s arzulama. yani siddet s s ¸ ve cinayetle becerilebilir. Ermenilerin. ister istemez alıkoymaya yöneliktir. Barı¸ mı? s de. ama yine de her vatanseverlik. Ve bu vatanseverlik en kötülerinden biridir. Ama vatanseverlik alıkoymaya bile yönelik olmazsa. ama bir çekinceyle. insan yaradılı¸ ına ait. Vatanseverligi yok etmek içinse. o zaman sava¸ nasıl olmaz? s Sava¸ tan kaçınmak için. sava¸ ı yok etmek ¸ s için. bunu s ˘ kim bilmez ki? Onlara vatanseverligin melanet oldugunu söyleyin. Lehlerin. belli ki. insanlar önceden zaptettiklerini alıkoymak isterler. öyle ki. ˙ Insanlara sava¸ ın melanet oldugunu söyleyin. Sava¸ ın kökü de. çogunun dedigi bu iyi vatanseverlik. yani vatanseverlik denen seydir. Iyi ˘ ˘ üzere. her¸ ey˘ ˘ s den önce onun melun olduguna dair kanaati üretmek gerekir ve bunu ˘ yapmak da zordur.” Ama nedir s s ˘ s ˙ vatanseverlik. zapt ve i¸ gal edilen ulusların. Öyleyse. çünkü en hınçlısı ve ˘ siddeti en fazla tahrik edenidir. çogu ˘ ˘ ˘ kabul edecektir. kimse açıklamaz. Irlandalıların vs. s ˙ Çeklerin. yani. i¸ galci olmas s yanı bile. Neden insanlar bencilligin iyi olabilecegini ˘ ˘ söylemez. diger uluslara tahakküm etsinler diye English speaking ˘ ˘ ˙ s s s nations’ı (Ingilizce konu¸ an ulusları) barı¸ içinde birlikte ya¸ amaya ikna etmek degil. i¸ galci olmayabilir. vaazlar vermek ve barı¸ ugruna Tanrı’ya s s ˘ yakarmak degil. hem de ba¸ kalarında s te¸ vik edilecek bir sey olduguna hepsi kaniyse ve birinin ülkesinin s ¸ ˘ büyüklügü ve ikbali. tabii bir duygu olan bencillik hususunda s 133 . gurur duyulacak ve hem kendinde. yanlı¸ vatanseverlik bir melas nettir. güleceklerdir. “Evet. ¸ Vatanseverlik iyi olamaz. farklı uluslardan ˘ s ˘ prenslerle prensesleri birbirleriyle evlendirmek degil. yeniden yapılanmaya yönelik vatanseverligidir.Vatanseverlik mi.

Rus vatanseverlikleri s varken. ama. o zaman onu birle¸ s tirici veya hayırlı sayma imkanı bulunurdu. Ingiliz. s ˘ Denecek ki. durumları gerçekten o kadar umutsuz mu? Insanlar abartmıyor mu? Tamamen dogru oldugunu varsaysak bile. vatanseverlik ise hesaba gelmez dertler açmaktan geri durmaz. simdi ekin çıktıktan ¸ sonra sürmenin de aynı sekilde iyi oldugunu söylemeye e¸ tir. tapınaklar. Amerikan. tüm devletler ve uluslar için ˘ ˘ ˘ ˙ korkunç felaketler yaratırken? Insanlıgı devletlere kayna¸ tıran o aynı ˘ s vatanseverlik simdi o aynı devletleri yok ediyor i¸ te. . kabir˘ ˘ ˘ ler vb. ¸ ˘ s Bir zamanlar insanlıga sagladıgı kazanımlar anısına. s ¸ ˘ ekmeden önce tarlayı sürmek iyi ve faydalı diye. Demek istedigim. gibi kadim anıtları korudugumuz sekilde. parçalıyor. vatanseverligi ya¸ atmak ˘ ¸ ˘ s da iyi olabilirdi. Barı¸ mı? s daha kolay serdedilebilirdi bu. simdiki gibi. Yunanistan’da ve s Roma’da serpildigi zaman vatanseverligin hayırlı oldugunu. aynı vatanseverligin simdi 1800 yıllık Hıriss ˘ ˘ ¸ tiyan ya¸ antısından sonra da aynı sekilde hayırlı oldugunu söylemek. Ama insanlar artık devletler ˘ içinde birle¸ mi¸ tir ve bu i¸ tamamlanmı¸ tır. Alman. hepsi ¸ ˙ birbirine kar¸ ı. artık münhasıran kendi s s s s devletine baglılıgın ne geregi var –bu. Fransız. fakir ve zayıfları tamamen ˘ ˘ ˙ aynı sekilde bir ba¸ ka Iktidar gadrederdi. muhakkak bazı Ermeniler de gadre katılıyor˘ ˘ lardır. devletleri ˘ ˘ ˘ birle¸ tirdigini söylemekle. ve Ermeni. . Türklerin ˘ ya da Kürtlerin sıkı¸ tırdıgından daha az sıkı¸ tırmıyordur. kendi insanlarını. vatanseverlik artık birle¸ tirmiyor. mesele milliyet meselesi s ˘ s degil!. daha nüfuzlu ve zengin olanları. . Ama tapınaklar insana zarar vermeden ayakta kalırlar. Eger Türk-Ermenileri yarın özgür bırakılsaydı. gayritabii bir duygu olan ve suni biçimde insana a¸ ılanan vatanseverlige kıyasla. öylece 54 Aylmer Maude. “Vatanseverlik insanoglunu devletlere kayna¸ tırmı¸ tır ve ˘ s s devletlerin birligini idame ettirmektedir”. Neden vah¸ ilere dönü¸ en Ermenilerle Türkler birbirlerini bogazlıyors s ˘ lar? Her ikisi de Türkiye’den kendi payına dü¸ ecek miras için kaygılanan s ˙ Ingiltere’yle Rusya neden bu Ermeni kıyımlarına54 son vermeyip. 1890’larda Tolstoy’la Rus-Ermeni ögrenciler arasında geçen bir ko˘ nu¸ mayı aktarır biyografisinde.Vatanseverlik mi. Türkiye’deki Ermenilerin gadredildiklerini ve tek s umutlarının devrim oldugunu söyleyen Rus-Ermeni ögrencilere Tolstoy söyle kar¸ ılık ˘ ˘ ¸ s ˙ verir: “Hadi ama. mesela sadece Ingilizlerinki olsaydı. Rus ya da Fransız Iktidarı olup ¸ s ˙ 134 . Sadece bir tek ¸ s ˙ vatanseverlik. .

kar¸ ı savlar yerine. zeki.” (Aylmer Maude. çocukluktan ˘ ˘ s ˘ itibaren aldatılanlar ve vatanseverlik zerkedilenler. Alman. Isa’nın sadece bir kez olmaması. kozmopolitizm. vatanseverligin me¸ ruiyeti ve hayrının fevkalade açık ve kesin ˘ s oldugunu. bu kutsal duyguya yönelik bo¸ ve budala saldırıları cevap˘ s lamaya degmeyecegini dü¸ ünürler ve insanların çogu da. s ˙ Dünyada en korkunç melanet ikiyüzlülüktür. neden Transvaal’de bir digeri? Ya Çin-Japon. böyle s insanlar. olgun. sanki bu kelime. Çogunlukla fikirlerim hülasa edildi ve ˘ s ˘ pe¸ ine. ya sessizlikle ya da fikirlerimin ˘ mistisizm. iyi insanlar ve –en önemlisi de– küçük dagları yara˘ tan. ˙s I¸ te bu yüzden. Türk. eger insanlar uzak geçmi¸ in. Oxford. Irlandalıların s hıncı! Ya bir uluslararası sava¸ ın hazırlıkları? Bütün bunlar vatanseverlis gin meyvalarıdır.Vatanseverlik mi. iki cilt birarada. 1987. s. Ermenilerin. 333-4) –[Acar Burak Bengi] 135 . Lehlerin. hükmü geçersiz bu kalıntısından ˘ s kendilerini azat edemezlerse. anar¸ izm ve kozmopolitizmin ütopik lakırdıları olduguna s ˘ dair magrur imalarla kar¸ ılandı. Halihazırda birkaç kez vatanseverlik üzerine yazma fırsatım oldu –sa˙ dece dogru anla¸ ılan bir Isa ögretisine tamamen aykırılıgı üzerine degil. ˘ s ˘ ˘ ˘ Hıristiyan bir toplumdaki en hafif ahlaki taleplere de tamamen aykırılıgı üzerine– ve her seferinde savlarım. tüm savlarımı tartı¸ ılmaz biçimde çürütüyormu¸ gibi. muazzam bir günah i¸ lemektedirler. gerçekten farketmez. konumları sayesinde kitleleri ızdıraplarından kurtarabilecekken bunu yapmayanlar. “bunun kozmopolitizmden a¸ agı kalır yanı s s s ˘ yok” ibaresi eklendi. Kan denizleri akıtılmı¸ tır bu duygu ugruna ve daha da ˘ s ˘ akıtılacak. bu magrur sessiz˘ ligi en inandırıcı sav olarak kabullenip gafletin karanlıgında yürümeye ˘ ˘ devam ederler. cilt 2. The Life of Tolstoy. örnek te¸ kil ederek kitleleri gayriihtiyari sürükleyen insanlar. Barı¸ mı? s ˙ bekliyorlar? Habe¸ ler ve Italyanlar neden katlediliyorlar? Venezuela’da s neden kıyıma ramak kalmı¸ korkunç bir sava¸ vardı ve o zamandan s s beri. Fransız ˘ ˙ sava¸ ları? Ya zaptedilen ulusların. s s Ciddi.

Yeni Ahit’te Farisiler. diger ucun˘ ˘ daysa pagan kılıç ve daragacı olan bir ögreti ikrar etmek çok elveri¸ li. Böyle bir ögreti çok elveri¸ li. geleneklere ve (çogu seklî) bazı kurallara sıkı sıkıya uyarak. Vatanseverlik ögretisi bakımından ˘ bu gerçekle¸ mek üzeredir. kurtulmak için insanın var gücüyle mücadele etmesi ¸ ˘ gereken bir melanet oldugunu kabul etmek gereklidir. hem fiziksel hem ahlaki ızdıraplara yol açan bu vatanseverlik nasıl gerekli olabilir ve bir erdem sayılabilir? Ve bu soru cevaplanmak zorundadır. aldatma ba¸ arısız oldugundaysa. kutsiyetle aldatıp empoze etmek mümkün oldugunda. kutsiyet ˘ devreye sokuluyor. Ba¸ ka türlüsü de olamaz. dini (hakikati) kendi tekelinde gören. Barı¸ mı? s öfkelenmesi bo¸ una degildir. ˘ ˘ s böylece. s ¸ Bir ucunda Hıristiyan kutsiyeti ve doayısıyla yanılmazlıgı. iktidar ve maddi/manevi menfaat elde eden. sadece insanlara i¸ lenip telkin edilmemesi gereken bir s sey degil. ama ˙ gerçekte dinin (hakikatin) özüne aykırı davranan. ikiyüzlü. Tapınak’ta alım satım yapan tacirlerle sarrafların masa ve sandalyelerini devirip onları. su soru insanlıgın kar¸ ısında net olarak ¸ ˘ s duruyor: Hesaba gelmez insan ızdıraplarına. her alanda varoldugu biliniyor ve bunlara “Farisi” ve “Farisilik” ˘ deniyor. Vatanseverligin. 13-16). silahlı bir soygun çetesi arasında ya¸ anan tüm has yatlarımız. Tanrı’nın evini pazar meydanına veya hırsız sıgınagına ˘ ˘ çevirmekle suçlayarak kovar (Matta 21. –[Acar Burak Bengi] 136 . 4546. ruhani/ahlaki s üstünlük taslayan ve böylece otorite. kesintisiz bir ikiyüzlülükten ba¸ ka bir sey olamaz. Iki bin yıl önce ya¸ amı¸ gerçek Farisilerin bu ˘ s s resme uyup uymadıklarını tartı¸ anlar var. korkunç. ya birine ˘ ya da öbürüne katılmak zorundayız. övüngen ve Isa’ya hasım ˙ bir Yahudi toplulugu olarak resmedilir. ya da. kılıç ve daragacı i¸ e s ˘ ˘ s koyuluyor. 12-17. ama bu resme uyan insanların ve tutumun s daima. ama yalanlar agının yıkılacagı ˘ s ˘ ˘ gün geliyor ve iki ucu birarada tutmak mümkün degil artık. Farisi ikiyüzlü˘ ˘ ˘ lügü nedir ki? Bizim ikiyüzlülere kıyasla. aynısını ˘ ¸ ba¸ kalarına da dayatıp vazeden. Yuhanna 2. onların ikiyüzlülük mahareti çocuk oyunudur. ya insanlıga verdigi ˘ ˘ ˘ tüm o korkunç ızdırapların kefaretini ödeyecek kadar hayırlı oldugunu ˘ göstermek. Luka 19. ve bu Farisilerin55 ikiyüzlülügüne kar¸ ıdır. s ˙ Insanlar istese de istemese de. Hıristiyanlıga –tevazu ve sevgi ögretisinin s ˘ ˘ ikrarına– refakaten. her yerde. Farisiler en dogru insanlardır ˘ ˘ ve bizimkinin yanında. s ˘ ˘ s Ama kendi çagımızın ikiyüzlülügüyle kısaylandıgında. dahası. ˘ 55 Yeni ˙ Ahit’e gönderme: Isa.Vatanseverlik mi.

ulusların fiziksel ve ruhsal hayatlarını yok ˘ ˘ 56 Keyfin bilir. o zaman s s vatanseverlik barbar geçmi¸ in bir kalıntısıdır ve simdi yaptıgımız sekilde. anıtlarda. vaazlarda ve aptal milli mar¸ larda yapılan sey– aynı ölçüde ¸ s ¸ budalalık olarak görülsün. nasıl istersen. ders kitaplarında. maskaralık ¸ sayılıyorsa. Baltık Eyaletleri. Ve genç ku¸ agı bu sekilde yeti¸ tirmemiz gerekiyor. Barı¸ mı? s Fransızların dedigi gibi. bir Ingiliz de. s ¸ ˘ ¸ onu kı¸ kırtıp geli¸ tirmenin yanlı¸ lıgı bir yana. iknayla. Polonya. Genç ku¸ agı s ˘ ¸ s s ˘ öyle egitmeliyiz ki. o kadar iyi olur. gerçekten ˘ ikrar ettigimiz sey olmak istiyorsak. onun ufalmasını. o zaman.56 Eger vatanseverlik ˘ ˘ iyiyse. Vatanseverligi övdügümüz ve genç ku¸ agı ˘ ˘ s ˘ onunla egittigimiz sürece. çünkü devlet ne kadar ˘ büyükse vatanseverligi o kadar kötü ve zalimdir ve üzerinde gücünün ˘ temellendigi ızdırap yekünü de o kadar büyüktür. alayla. genç bir adam. Hıristiyanlık hakikatse ve barı¸ içinde ya¸ amak istiyorsak. siirlerde.Vatanseverlik mi. ülkesinin büyümesini arzulamaktan aynı derecede utansın. kendini övmek su an nasıl ahmaklık. var gücümüzle buna yardım etmemiz de gerekiyor. o zaman da. her¸ eyi yiyip digerlerine hiçbir sey ˘ s ˘ ¸ bırakmayarak. ˘ Hindistan ve diger müstemlekeleri bakımından aynı sey söz konusu ˘ ¸ oldugunda sevinmeli ve buna yardım etmelidir. ˙ ˙ Ermenistan Rusya’dan ayrıldıgında sevinmeliyiz. c’est à prendre ou à laisser. o gücün zayıflamasına sevinmeli ve yardım da etmeliyiz. Öyleyse. barı¸ sunan Hıristiyanlık bo¸ hülyadır ve bu ögreti ne s s ˘ kadar erken sökülüp atılırsa. Finlandiya. kendi ulusunu övmek –yani bugün yalanla dolu milli tarihlerde. küçümsemeyle. zayıflamasını arzulayıp. ba¸ kasının s s muhtaç oldugu seyi cebren alarak kaba bencilligini göstermekten su ˘ ¸ ˘ ¸ an nasıl utanıyorsa. Ama eger Hıristiyanlık ˘ gerçekten barı¸ sunuyorsa ve biz gerçekten barı¸ istiyorsak. her çareye ba¸ vurarak s s s ˘ s onu söküp atmak gerekir: vaazla. –[Alper Altug] ˘ 137 . ülkemizin s s gücünden haz duymayı bırakmak yanında. devletimizin büyümesine yönelik ˘ ¸ mevcut arzumuzdan vazgeçmemiz gerekmiyor sadece. resimlerde. geçebilmek için zayıf olanı yolun dı¸ ına iterek. o zaman da. Irlanda. o zaman. makalelerde.

kuvetli ve kala˘ ˘ balık olduklarından. ˙ Vatanseverlikleri ugruna Isa’yı unutan Avrupa ulusları bu barı¸ çıl in˘ s sanları. vatansever bakı¸ s s açısından tamamen haklı. bir hatip.” ˘ 138 . su ¸ s ˘ s ˘ ¸ an birliklerine harcadıgını halkının egitimi ve tarımın geli¸ imi için kul˘ ˘ s lan. uzaktaki. mahir. simdi ˘ s ˘ ¸ hazırlandıgımız türden –Uzak Dogu’nun yeni ve korkulası sava¸ çılarını ˘ ˘ s vatanseverligimizle yozla¸ tırarak içine çekmekte oldugumuz türden– ˘ s ˘ devasa. çekilmi¸ kılıçlarıyla ve Ba¸ melek Mikail’in i¸ areti uyarınca. bu çabucak ögreniliyor) ve cesur. pagan. eger Avrupa kar¸ ılarına ¸ ˘ ˘ s silahlanma ve Edison icatlarından daha kuvetli bir sey çıkaramazsa. oturan s s s Buda ve Konfiçyüs figürlerine gözlerini dikmi¸ dururlarken resmetti. sair. s ¸ ˙ dramaturg. kaba. Barı¸ mı? s etmek üzere silahlanmamızın devam edecegi ve sava¸ lar olacagı. ¸ “Ögrenci ögretmeninden üstün degildir. boyun egmeyi reddeden güneyli bir kabileyi ele geçirmek ˘ için birliklerine kaç adamlık ve ne sekilde ilave yapması gerektigi hu¸ ˘ susunda. bizim Isa s s ögretisini unuttugumuz gibi. gösterilen yönden yakla¸ an tehlikeyi kar¸ ıs s lamak üzere. kısa sürede kaçınılmaz biçimde. Wilhelm’in niyetince. küçük bir krala su kar¸ ılıgı vermi¸ ti: “Tüm ordunu lagvet. s Tablo.Vatanseverlik mi. Ve s ˘ s kendi bakı¸ açısından. ama mükemmele¸ en her biri ˘ ˘ ˘ s ögretmeni gibi olacaktır. o zaman güneyli kabile kralını sürecek ve sava¸ madan sana boyun s egecektir. geçenlerde Avrupa’nın tüm uluslarını. bap) ˘ Konfiçyüs. müzisyen. Buda ve Konfiçyüs ögretilerini tamamen ˘ ˘ ˘ bir unuturlarsa. Avrupa uluslarının birle¸ mesi gerektigine i¸ aret ediyor. feci sava¸ lar olacagı. anla¸ ılmalıdır. s ˘ s Zamanımızın en komik ki¸ iliklerinden biri. Japonya ve Çin. öldürme sanatında çabucak ustala¸ ırlar (Japonya’nın s gösterdigi üzere. gerçekten de. giderek daha fazla vatanseverlik ve sava¸ a kı¸ kırttılar ve simdi o s s ¸ ˙ derece co¸ turmu¸ durumdalar ki. Avrupa ülkelerinin simdi Afrika’ya yaptıgını Avrupa’ya yaparlar.” (Luka 6:40. ressam ve hepsinden önce de bir vatansever olan Imparator Wilhelm. 1800 yıllık köhne. deniz kıyısında.

e¸ kiyalar gibi kılıçlar ku¸ anıp deniza¸ ırı karde¸ lerimizi ˘ s s s s öldürmeye atılmamızla degil. Isa’nın ögretisini ˘ ˘ s ˙ ˘ unutmu¸ . ikiyüzlülügümüzle. Buda ve Konfiçyüs’ün s s ögretileri. Buda’nın munisligiyle Konfiçyüs’ün sagduyu˘ ˘ sunu. Yalnız altında yazılana hiç de tercüman olmuyor. uluslara cebren hükmetmek s s istiyoruz ve böylelikle de mevcut kom¸ ularımızdan daha da güçlü. Isa’nın bize ögrettigi s ˘ ˘ ˘ karde¸ çe ya¸ amın bir örnegini göstermemizle gerçekle¸ ir. tersine. silahsızlanarak inkar etmemizle ve Dogu ˘ ˘ ˙ uluslarına. Wilhelm’in ress mettigi biçimde. onu inkar etmi¸ olan bizlerse.” Ve biz ¸ ˙ sahiden.” Sunu da ekleyebilirdi: “Ve Lao-Tsu’nun tevazusunu. yeni s dü¸ manlar yaratıyoruz kendimize sadece. silahlarını ku¸ anıp biraraya toplanmı¸ e¸ kiyalar olarak resmedilen s s s tüm Avrupa iktidarlarına. sahte Hıristiyan uluslarımıza rehberlik eden su hayvani vatan˘ ¸ severlikten kıyaslanamayacak kadar yüksekte duruyor. onları telef ve yok edecek seyi i¸ aret ederken ¸ s gösteriyor. Barı¸ mı? s Korkmamız ögütlenen Konfiçyüs böyle ögretmi¸ ti. yani cidden. Ba¸ melek Mis kail’i. Isa’yı öylesine unuttuk ve Hıristiyan olan ˘ her¸ eyi öylesine a¸ ındırıp hayatımızdan attık ki. o barbar zamanların kalıntısını. ˘ vatanseverligi reddetmemizle. s s ˘ s ••• 139 . s Wilhelm’in çizdigi tabloyu görmü¸ bir arkada¸ ım söyle dedi: “Tablo ˘ s s ¸ harika. yabani vatanseverlik ve vah¸ etin degil. Avrupa’nın ve tüm Hıristiyan dünyanın kurtulu¸ u.Vatanseverlik mi.

vatanseverlikle hiçbir ortak yanı bulunmayan s ˘ bir sey ikame edilir. tuhaf. iyi vatanseverligin. insanın kendi halkı veya dev˘ letine matuf ve diger milletlerin esenligine halel getirmeyecek. ya da s yalnız kötü vatanseverligin (Jingoizm veya Sövenizm’in) melun. s ˘ ˙ Geçenlerde bir Ingilizle mevcut sava¸ hakkında konu¸ urken. iyi vatanseverligin içerigi bize ya asla söylenmez. köhneligini ve zararını gösteren tüm savla˘ ˘ ˘ rım.Vatanseverlik ve ˙ktidar I Vatanseverligin günümüzde gayritabii. cafcaflı ifadeler dile getirilir. ¸ Genellikle gerçek. sava¸ ın s s s 140 . degi¸ mez bir cevapla kar¸ ılanmı¸ ˘ ˘ s s s ve kar¸ ılanmaktadır. ama ˘ ¸ gerçek iyi vatanseverligin –kınanması irrasyonel ve hatta fena– çok yüce ˘ ahlaki bir duygu oldugu yollu. insanlıgı muzdarip eden illetlerin büyük bir kısmının sebebi ˘ ˘ oldugu ve dolayısıyla bu duygunun. s Bu gerçek. ya da vatan¸s s severlik adı altında bir ba¸ ka kavram. daima ve halen. hepimizin bildigi ve sonuçlarından s ˘ müthi¸ muzdarip oldugu. ˘ ¸ s ˘ tersine tüm rasyonel insani yollardan bastırılması ve kazınıp atılması gerektigi dü¸ üncesini halihazırda birkaç kez ifade ettim. ˘ s insanları tarumar eden evrensel silahlanma ve tahripkar sava¸ ların tek s bu duygudan kaynaklandıgı inkar edilemez ve apaçık bir haldeyken. simdiki gibi i¸ lenmemesi gerektigi. ya açık˘ ˘ lama yerine birtakım si¸ irilmi¸ . ya kasten yanlı¸ yorumlama. ya sessizlik. ˘ vatanseverligin gericiligini. gerçek ˘ ˘ menfaatlerden olu¸ tugu söylenir. irrasyonel ve zararlı bir duygu ˘ oldugu. Ama ilginçtir.

Halkların hususiyetleri de. yani tüm insanlara uzandıgını. itikatları. herhangi bir milliyetin korunup ˙ savunulması ve böylece kar¸ ılıgında sadece Macar. hakiki menfaatlerin karakteristigini. Rus. 1880-81. Ingiliz vatanda¸ larını iyi davranmaya sevkedecekti. –[internet. Britanya Uluslar Toplulugu’nun bir üyesi olarak. net bir sekilde açık ediyordu. bu gerilim sava¸ a dönü¸ mü¸ tü. vatanseverlik ˘ ˙ oldugunu söyledim ona. Fransız ya da Anglo-Saxon. ırk ˘ s ayrımına dayalı rejimse 1994’de son buldu. vatanseverligi olu¸ ˘ s turmaz. bilimsel veya hatta maddi ve pratik olsun. dahası onun tersidir. Tolss s ˘ s toy’un öldügü yıl. ˘ ˘ ¸ ama böyle menfaatleri herkes için isteyen ki¸ i. bu cevapla. sadece vatansever olmas makla kalmaz. Boer’ların hüküm sürdügü Birlik. kendi içine i¸ leyen türden. Ama gayet a¸ ikar degil mi: halks ˘ ların bu hususiyetleri –gelenekleri. 1902’de Boer’lar s s s ˙ sava¸ ı kaybetmi¸ ve Boer cumhuriyetleri Britanya Imparatorlugu’na katılmı¸ tı. söyledigine göre. s ˙ “Yani sadece Ingilizlerin mi iyi davranmasını istiyorsunuz?” diye sordum. Güney ˘ ˘ Afrika Birligi kuruldu. halkların hususiyetleri insanlıgın ilerlemesinin temel ˘ bir sartıdır ve bu hususiyetlerin korunmasını gözeten vatanseverlik de ¸ öyleyse iyi ve yararlı bir duygudur. genellikle söylendigi gibi. s Alman. ¸ çoktandır bir ideal olarak kabul edilen seyin –halkların karde¸ çe birle¸ ¸ s s mesinin– önündeki temel engeli olu¸ turmaktadır? Ve dolayısıyla. ahlaki. 1910’da. dilleri– insan hayatı için bir zamanlar gerekli sartlardıysa da. Polonya ve Irlanda s ˘ 57 Güney Afrika Sava¸ ı. ama. 1899-1902. iyi ˘ s ˙ vatanseverlik.˙ Vatanseverlik ve Iktidar asıl sebebinin. “Herkesin öyle davranmasını istiyorum” dedi. Ingiliz bana katılmadı. –[Aylmer Maude] Britanya ve Hollandalı Boer’lar s ˙ arasındaki Ikinci Boer Sava¸ ı (Birincisi. açgözlü amaçlar olmayıp. zamanımızda aynı hususiyetler. Diyorlar ki. Transvaal Sava¸ ı olarak da anılıyor). öyleyse ˘ ˘ ˙ bile. s s Britanya’yla Boer’lar arasında sürekli bir gerilim vardı ve Britanyalılar Boer bölgelerinde çıkan altına hücumu edince. Acar Burak Bengi] 141 .57 ˘ ˙ Ingiliz toplumunun tüm ruh halince sergilendigi üzere. Britanya sömürgeciligindeki ˘ ˘ ˘ ırk ayrımcılıgını çok daha ileri noktalara ta¸ ıdı ve 1960’da Topluluk’tan çekildi. su an Ingilizleri esinleyen vatanseverligin kötü bir vatanserverlik ¸ ˘ oldugunu gösteriyordu bu yalnızca. vatanseverlik savunucularınca maksatlı biçimde vatanseverlik kavramıyla ikame edilir ama.

vatanseverligin zararlı ve irrasyo˘ nel olu¸ unun her türlü if¸ asına. Demek ki. ˘ Bu ne anlama geliyor? Bu sa¸ ırtıcı durumun bana sundugu tek bir açıklama var. insanlar arasında yakınla¸ maya ve s birle¸ meye degil. hepsinin kesif ve zararlı bir gaflet içinde ya¸ ayacagı a¸ ikardır.˙ Vatanseverlik ve Iktidar milliyetlerinin degil. Provanslı. hayalî degil gerçek vatanseverlik.58 Çuva¸ ve birçok diger ˘ s ˘ milliyetin de korunup savunulması. bugün Mordvinlerin üçte biri bu bölgede ya¸ ıyor. Ama sa¸ ırtıcı vaziyet su ki. bir doktrin olarak da ahmaklıktır. s ˘ s II Vatanseverligin zararlı ve irrasyonel olu¸ unun insanlara a¸ ikar görün˘ s s mesi beklenirdi. vatanseverlik. hem bireyler hem de ˘ 58 Rusya’daki özerk Mordovya (veya Mordva) Cumhuriyeti. halkların hususiyetleri de degildir (bunlar duygu degil. hepimizin bil˘ digi vatanseverlik. Acar Burak Bengi] s 142 . gittikçe artan yabancıla¸ maya ve bölünmeye hizmet s ˘ s etmektedir. En eski ¸ s ˘ çaglardan günümüze kadar tüm insanlık tarihi. –[internet. çünkü her halk ve her devlet kendini halkların ve devletlerin en iyisi sayarsa. herhangi bir rasyonel temelden yoksun s s en koyu bagnazlık ve hararetle de direniyorlar ve onun yararlarıyla ˘ yüceligini övmeye devam ediyorlar. bugün çogu insanı güt˘ ˘ mekte kullanılan ve insanlıgı gaddarca tarumar eden. ¸ ˘ Dolayısıyla açıkça görülecektir ki. diger tüm halklar ve devletlerden önce kendi ˘ halkı veya devletini yegleme seklindeki gayet kati bir duygu ve bunun ˘ ¸ sonucu olarak o halk veya devlet için elde edilebilecek en büyük refahla gücü –ancak diger halklar veya devletlerin refahıyla güçleri pahasına ˘ ele geçirilebilecek seyleri– elde etme istegidir. Bask. kültürlü ve okumu¸ adamlar ¸ s ¸ s bunu bizzat görmemekle kalmıyorlar. vatanseverlik bir duygu olarak kötü ve zararlı. Mordvin. hu˘ ˘ susiyettir). insanın kendi halkı için manevi menfaatler istemesi ˘ degildir (insanın sadece kendi halkı için manevi menfaatler dilemesi ˘ imkansızdır).

Insanlıgın bir bölümü s ˘ önde. s s kaçınılmaz ve kar¸ ı konulmaz biçimde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek s s tasavvurlara dogru seyretmektedirler. Hem bireyler hem de homojen gruplarca katedilen yol. evrensel talan ve kadınlara tecavüz vb. ötekiler çok geride. gibi tasavvurlar. kadınlara s e¸ itlik hakkı. mesela günümüzdeki mülkiyet. Ama hepsi. en a¸ agıda s ˘ hayvani hayat seviyesinden. et yemeyi bırakma vb. geçmi¸ in eskiyen. belli bir dönemde. çogunlugu olu¸ turan üçüncülerse ortada bir ˘ ˘ s yerde seyrederler. hem ˘ bireyler hem de homojen insan grupları –öndeki. Ve daima.˙ Vatanseverlik ve Iktidar homojen grupların bilincinde dü¸ ük tasavvurlardan yüksek tasavvurlara s bir devinim olarak ele alınabilir. henüz uygulamada eski hayat tarzlarıyla çatı¸ maya girmemi¸ olan s s digerleri. birbirini izleyen basamak dizileri seklinde s ˘ ˘ ˘ ¸ temsil edilebilir. s ˘ 143 . millet veya devlet gibi– daima bu ˙ tasavvurlar merdivenini çıkmı¸ ve çıkmaktadır. tasavvurlar– ve halihazırda tanınmı¸ s s ama. fiilî örnek ve etraflarındaki herkesin genel faaliyetiyle insanların ˘ zihinlerine kazınan ve belli bir dönem sultası altında ya¸ adıkları zamane s tasavvurları var. s Hem bireyler hem de ayrı insan grupları için. Her insan –her ayrı homojen grup. hangi evreye ula¸ mı¸ olurlarsa olsunlar. ticaret. Ve bir de gelecegin ˘ tasavvurları var: kimileri halihazırda yürürlüge yakla¸ ıp insanları hayat ˘ s tarzlarını degi¸ tirmeye ve önceki tarzlara kar¸ ı mücadeleye zorlayan ˘ s s tasavvurlar –mesela günümüzde emekçileri özgürle¸ tirme. evcil hayvanların kullanımı vb. bir de s egitim. ortadaki veya geridekiler– seyrettikleri üç tasavvur evresiyle üç farklı ili¸ ki halindedirler. Bu türden olanlara ideal deniyor: siddete son verilmesi. devlet sistemi. ko˘ ¸ münal bir mülkiyet sistemi düzenlemesi. mesela bizim Hıristiyan dünyamız için yamyamlık. evrensel bir din ve insanların genel bir karde¸ ligi gibi tasavvurlar. kendis lerine yabancıla¸ mı¸ ve geri dönemeyecekleri tasavvurları hep varolmu¸ s s s tur. tasavvurlar sadece anı olarak kalmı¸ tır. tarihin belli bir döneminde insan bilincinin ula¸ tıgı en yüksegine dogru.

Bunun nedeni de. Aynı sey. suni yöntemlerle idame ettirirler. bu köhne tas ˘ savvur. güçlerini. insanları etkilemeye ve eylemlerini yönlendirmeye devam eder. Ve insanları etkileme bakımından en güçlü silahlara sahip olduklarından. idamesi. daima bugünün ölüm dö¸ egindeki ˘ s ˘ tasavvurlarıyla yarının hayata uyanan tasavvurları arasında bir mücadele halindedir. ardında geçmi¸ in köhne anıları ve önünde ges lecegin idealleri bulunmak üzere. hangi seviyede bulunursa bulunsun. köhne bir tasavvur. Genelde. Ve bu durumda. kazançlı pozisyonları s s köhne dinî tasavvura baglı bulunan rahiplerin. Köhne tasavvurların böylesi alıkoyumu din alanında daima gerçekle¸ s mi¸ ve halen gerçekle¸ mektedir. köhne vatansever tasavvur ile aksi yönde ilerleyen. ˘ s Bundan kazanç saglayacak insanlar o tasavvuru. politik alanda da gerçekle¸ ir. halihazırda Hıristiyan dünyanın bilincine girmi¸ olan tüm tasavvurs lar akıntısı arasındaki tuhaf tezatın açıklaması burada yatıyor. ya¸ amın degi¸ en tüm biçimleriyle keskin bir zıtlık içinde oldugu s ˘s ˘ halde. evvelce kullanı¸ lı ve hatta gerekli olmu¸ bir s s tasavvur gereksizle¸ ip. toplumlarında en güçlü etkiye ˘s s sahip ki¸ ilere kazanç saglayan türdendir. kasten insanları ˘ bu köhne tasavvura tabi tutmak için kullanmalarıdır. Bana öyle geliyor ki. benzer nedenlerle ve her tür devlet sisteminin dayanagı ¸ ˘ yapılan vatansever tasavvur dogrultusunda. anlam ve yararından ˘ artık mahrum olsa da. uzun veya kısa bir mücadeleden sonra yerini s yeni bir tasavvura –o zamana kadar bir ideal olan ve bu sayede mevcut bir tasavvur haline gelen yenisine– bırakır. her insan ve her homojen insan grubu. Ama öyle olur ki. halihazırda insanların bilincinde daha yüksegiyle ˘ degi¸ tirilmi¸ .˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ve dolayısıyla. bunu daima becerebilirler. III ˙ Insanın kendi halkına özel sevgisi seklinde bir duygu ve dü¸ manların ¸ s zorbalıgıyla katliamına kar¸ ı halkını savunma ugruna huzurunu. varını ˘ s ˘ 144 .

halklar) barı¸ çıl. kom¸ u bir halktan kaynaklanan i¸ gal. ˘s s s s lüzumsuz ve bu bilince aykırı olan köhne vatanseverlik duygusunun. ˘ Halklar. ezilen küçük ˘ s s ˙ milletler –Lehler. insanın karde¸ ligi sek˘ ¸ s ˘ ¸ lindeki daha yüksek tasavvuru tanımaya ba¸ ladı ve o tasavvur insanın s bilincine gitgide daha fazla nüfuz edip. her millet kendi avantajı için diger milletlerin halkını kat˘ liam ve yagmaya tabi tutmayı münasip ve me¸ ru saydıgında. kıyım veya ˘ s s zorbalık tehlikeleri artık tamamen ortadan kalkmı¸ tır ve tüm halklar s (devletler degil. tüm faaliyetleri ona yogunla¸ ıyor ve ˘ s daha güçlü milletlerin vatanseverliginden bizzat muzdarip bulundukları ˘ 145 . kar¸ ılıklı olarak avantajlı ve dostane. sanatlar ve bilimde birlik uyarınca. Çekler. anlamsız ve zararlı vatanseverlik duygusunu onlardan s kapıyorlar ve öyle bir kapıyorlar ki. avantajlarının da tersine. sanatsal ve entelektüel ili¸ kiler içinde birlikte ya¸ ıs s yorlar ve bunu bozmaya ne niyetleri ne de ihtiyaçları var. degi¸ ik milliyetlerden insanlar arasındaki karde¸ lik bilincine ula¸ mı¸ ken. günümüzde en degi¸ ik biçim˘ s lerde gerçekle¸ ir oldu. Dolayısıyla. s s s ticaret. hatta hayatını feda etme hamaseti seklinde bir doktrin olarak ˘ ¸ vatanseverlik. yabancı mülkleri gasp etmelerine ve gasp ettiklerini zor kullanarak savunmalarına sempati duymakla kalmıyor. ˘ s s ticari. endüstriyel. bu saldırıları. bilgeliginin en yüksek temsilcilerinin sahsında. iktidarların diger milletlere saldırıla˘ rına. Irlandalılar. Ama bunun tam tersi oluyor: bu zararlı ve köhne duygu varlıgını sürdürmekle kalmıyor. gaspları ve savunmaları bizzat talep ediyorlar ve bunlardan memnuniyet ve gurur duyuyorlar. dönemin ˘ s ˘ en yüksek tasavvuruydu. gittikçe daha da kuvetle alevleniyor. Geli¸ kin ileti¸ im araçları sayesinde ve endüstri.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yogunu. insanlar bugün birbirlerine öylesine baglılar ki. makul bir zemini bulunmaksızın ve kendi dogruluk anlayı¸ ˘ s larının da. Finler veya Ermeniler– kendilerini fethedenlerin ezen vatanseverligine tepki duyup. Büyük devletlerin boyundurugu altına dü¸ mü¸ . gittikçe silinip sonunda tamamen ortadan kalkması gerektigini dü¸ ü˘ s nürdü insan. ama halihazırda 2000 yıl kadar önce insanlık. artık lüzumu kalma˘ mı¸ ve köhne.

vatanseverlik ugruna. diger milletlere kar¸ ı her türlü haksızlık ve gaddarlıgı s ˘ s ˘ yaparak. abideler ve yalancı vatansever bir basınla tutu¸ tururlar. bir askerin terfi etmesi de yalnızca vatanseverligin ürettigi sava¸ la ˘ ˘ s mümkündür. alevlendirirler vatanseverligi. ˘ s ancak vatanseverlige yaslanan iktidar sistemi sayesinde koruyabilirler. kendi halkında yabancıya kar¸ ı dü¸ manlık s ˘ s s uyandırmak için kullanarak. yıl s s s s dönümleri. onlarda kendi halklarına kar¸ ı dü¸ manlık tahrik ederek ve s s sonra da bu dü¸ manlıgı. yerini o kadar saglama alır.˙ Vatanseverlik ve Iktidar halde. ¸ Bir memur ne kadar vatanseverse. kendi halklarını tüm halkların en iyisi ve daima haklı olarak tasvir eden tarihler aracılıgıyla çocuklarda vatanseverlik ˘ ate¸ ini tutu¸ tururlar. ve s her¸ eyden önce. ˘ ˘ Her imparator ve kral vatanseverlige kendini ne kadar vakfederse. aynı se¸ kilde. ögretmen ve ˘ ˘ ˘ profesör vatanseverligi ne kadar vazederse. Vatanseverlik ve yol açtıgı sava¸ lar. yeti¸ kinler arasında bu duyguyu. Her yazar. Böyle oluyor. özellikle de. o ˘ kadar söhret kazanır. gazetelere muazzam bir gelir ve ˘ s diger pek çok ticaret alanına da kâr saglar. dini. diger halklara kar¸ ı i¸ lemeye hazır hale ˘ ˘ s s geliyorlar. gazeteciler ve sanatçılarla bilim adamlarının çogu). o erk tarafından daima en iyi sekilde ödüllendirilenler olunca. ˘ emekçi yıgınlarınkine nazaran sıradı¸ ı avantajlara sahip konumlarını. basını ve parayı ellerinde tutarlar. ˘ Halkı etkileyecek en güçlü araçlar ellerindedir ve daima sebatla kendilerinde ve ba¸ kalarında vatansever duyguları beslerler. ¸ Hükümran sınıflar orduyu. sıradı¸ ı avantajlara sahip bir konumun keyfini süren tüm ˘ s sınıflar: kapitalistler. s iktidar erkini ayakta tutan o duygular. nümayi¸ ler. ˘ Bu korkunç vatanseverlik duygusunun yogunla¸ ması Avrupa halkla˘ s 146 . fethedenlerin kendilerine kar¸ ı i¸ lemi¸ ve i¸ lemekte oldukları aynı s s s s fiilleri. kariyerinde o kadar ilerler. okulları. çünkü hükümran sınıflar (sadece asıl hükümranlarla memurları degil. Okullarda.

˘ s s IV Pek ya¸ lı olmayan günümüz insanlarının bile hatırlayacagı üzere. tüm ogullar. kendi babalarını ve karde¸ lerini– öldürmeye ˘ s tamamıyla amade bulunmak zorundaydılar. Fransızlara kar¸ ı zafer kazanmaları s sonucunu dogurdu. ˙ Insanın en iyi duygularının tümüne en igrenç biçimde tecavüz eden ˘ bu deh¸ etli düzenleme. okumu¸ adamlar ve din adamları cinayet i¸ lemeyi ögs s ˘ renmek. sonundaysa ˘ kıta ülkelerinin tüm insanları. Hıristiyan halk arasında vatanseverligin yol açtıgı sa¸ ırtıcı ˘ ˘ ¸ s esrimeyi en bariz biçimde gösteren bir hadise ya¸ andı. babalar. Asya. Afrika ve Amerika’da –kısmen keyif. haklarını savunan kendi çalı¸ an s insanlarını. 147 . istisnasız tüm ˘ s erkeklerin asker olmasını öngören bir yasa teklifi verildi. kadim dünyanın herhangi bir köleli˘ ginden kıyaslanmayacak kadar beter derecede bir a¸ agılanma ve itaat ˘ s ˘ gerektiren bir kölelik durumuna. XIX. daha s fazla yayılacak yerin bulunmadıgı en uç noktalara ula¸ mı¸ tır. üst rütbelilerin itaatkar köleleri olmak ve öldürmeleri emredilen herkesi –ezilen milletlerin insanlarını. Vatanseverlik çagrılarına yıgınların bu ˘ ˘ köle itaatinden sonra. Wilhelm tarafından halka ilan edildigi üzere. yüzyılın ikinci yarısında. vatanseverligin etkisi altında Alman halkının s ˘ sessiz sedasız mutabakatını kazandı.˙ Vatanseverlik ve Iktidar rında hızla yükselen bir ilerlemeyle süregelmi¸ ve zamanımızda. iktidarların küstahlıgı. kendi halk yıgınlarının vatanseverli˘ gini öyle tutu¸ turdular ki. ˘ kocalar. Rusya ve diger güçlerinkini. s Almanya’nın hükümran sınıfları. kısmen de açgözlülük yüzünden– diger halkların topraklarını ˘ gasp yarı¸ ı ba¸ ladı ve iktidarlar arası güvensizlik ve husumet de giderek s s arttı. kısa s ˘ bir süre önce. Bu zafer Almanya’nın vatanseverligini daha da alev˘ ˘ lendirdi ve ardından da Fransa. zalimligi ve çılgınlıgı hiçbir ˘ ˘ ˘ sınır tanımadı. direnmeksizin. ve hatta hükümranların o en küstahı. II. genel askerlik hizmeti uygulamasına boyun egdiler –yani. kısmen övüngenlik.

çocuklar da. diger halkların topragını ilk önce kimin ˘ ˘ ele geçirip sakinlerine kıyacagıydı.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ele geçirilen toprakların sakinlerine kıymak tamamen dogal bir i¸ lem ˘ s olarak kabullenildi. sevinç duyuyorlar. kana susamı¸ çıglıklar atıyorlar: “Pollice verso. hiç kimsenin tehdidi altında bulunmadan. Avrupa’yla Amerika’nın tüm halkı. bütün iktidarlar. Farklı halklar ve devletler arasındaki kar¸ ılıklı husumet son zamanlarda öyle sa¸ ılası boyutlara ula¸ tı s ¸ s s ki. bilge çocuklar. Hıristiyan oldugu söylenen dünyanın tüm halkları vatanseverlikle ˘ öyle canavarla¸ tırıldılar ki. Tek mesele. rü¸ vetçilik. fethedilen halklara ve birbirlerine kar¸ ı adaletin ilk s sartlarını en bariz biçimde ihlal etmi¸ ve ediyor olmakla kalmayıp. pençeleriyle di¸ lerini ˘ ˘ s çıkarmı¸ vaziyette duruyor ve mümkün oldugunca az riskle saldırıp pars ˘ çalamak için. her sava¸ ta –ileti¸ im araçlarının geli¸ mesi ve s s s s basın sayesinde– bir Roma sirkindeki seyircilere dönü¸ üp. –[Acar Burak Bengi] 148 . ve halklar bütün bunlarda onlara sempati duymu¸ ve halen duyuyor olmakla s kalmayıp. hangisinin ˘ ölümüne sevinilecegini duyanın milliyeti belirliyor. ˘ ˘ s ba¸ parmagın a¸ agı çevrilmesiydi (pollice verso).60 o gün s ˘ lidit veya diger toplarla öldürülüp parçalanan insan sayısının yedi yüz ˘ ˙ yerine bin Ingiliz veya Boer oldugunu duyunca seviniyorlar. ˘ Tüm iktidarlar. dolandırıcılık. casusluk. dahası. evlerinde huzur içinde ya¸ arken. hile. bir devletin digerine saldırması için hiçbir sebep bulunmamasına ˘ ragmen. birinin ba¸ ına bir felaket gelip zayıf dü¸ mesini bekliyorlar s s sadece. artık sadece öldürmeye ve ölmeye mecbur s edilenler cinayeti arzulayıp bundan sevinç duymuyor. onlar gibi s cinayetten haz alarak. soygun ve s cinayetten de suçluydular ve suçlu olmayı sürdürüyorlar. her ¸ s türden sahtekarlık.”59 s ˘ Ve sadece yeti¸ kinler degil. –[Aylmer Maude] s ˘ s ˘ 60 Önsöze bak. herkesçe bilindigi üzere. böyle suçları i¸ leyen iktidar ba¸ kalarınınki degil de s s ˘ kendilerininkiyse. saf. ˘ Ve anne babalar –böyle durumlar biliyorum– çocuklarını bu gaddar59 Roma anfiteatrlarında maglup bir gladyatörün katlini isteyen seyircilerin verdigi i¸ aret.

ama en uys s gar iktidarların en yüksek temsilcileri arasında. yine vatanseverlik geregi.”. meseleye bu yolla bir çözüm bulmanın imkans s sızlıgını en somut biçimde göstermi¸ tir.” “Seni sopalayacagım. . sonra ilki on iki tane yapar ve bu s böyle sonsuza kadar sürer. Ve aynı sey istihkamlar ve donanmalarda da olur: bir devlet on tane ¸ zırhlı yapar. sürüp giden tam da budur.” “Seni vuracagım. silahlanma ve sava¸ las rın sonlandırılması imkansızdır. . ˘ ˘ ˘ sarho¸ adamlar veya hayvanlar böyle dala¸ ıp kavga eder.” “Yumrugu patlatacagım. Ama hepsi bu degil. ordularını büyütmeye mecbur s ˘ eder ve bu ilk ulusun tekrar büyütmesine yol açar. Bir devletin ordusundaki her büyüme (ki her ˘ devlet. yakın zamandaki ˘ ˘ s hadiselerle artık kapanmı¸ durumda. “Seni cimcikleyecegim. s s Az ya da sadece yüzeysel dü¸ ünen insanlar. uluslararası hakemlik s mahkemelerinin. Lahey Konferansı’nı ve hemen s ˙ pe¸ inden gelen Ingiltere Transvaal sava¸ ını kastediyorum. Iktidarlar. Bir anla¸ manın mümkün olması için. Güçlerin birbirine güvenmesi içinse.˙ Vatanseverlik ve Iktidar lıkta cesaretlendiriyorlar. tebaalarının egitim ve ˘ ahlakını yönlendiren o insanlar arasında. birbirlerine güvenmemeyi sürdürerek. sava¸ felaketlerini ve durmadan artan silahlanmayı s azaltacagı fikriyle kendilerini avutabiliyordularsa. kom¸ ularının ˘ s 149 . Lahey Konferansı ˘ ve pe¸ isıra gelen sava¸ . Saf insanların inandıgı bir kaçı¸ yolu.” “Seni kamçılayaca˘ ˘ ˘ gım. beyaz bayrak ta¸ ıyıcıların bir toplantı için s ˙ biraraya gelirken yaptıkları gibi. s tarafların birbirine güvenmesi gerek. Lahey Konferansı’ndan sonra ˘ s apaçık hale geldi ki. ordularını dagıtmak ya da küçültmek yerine. kom¸ usu da on bir tane. tehlikede oldugundan. silahlı iktidarlar varoldukça. silahlarını bırakmaları lazım. V Vaziyet gitgide kötüle¸ iyor ve besbelli mahva sürükleyen bu ini¸ in dus s racagı yok. Sadece kötü çocuklar. vatansever sebeplerle büyütmeye çabalar) ˘ kom¸ ularını da.

kendi halklarının gözü önünde reddedemediler ve delegeler bundan hiçbir sey çıkmayacagını pe¸ inen bilerek biraraya geldiler ve birkaç hafta. düzmece oldukları besbelli bildiri ve tebligatlarına itiraz izni vermezken. komik ve besbelli düzmece olan bu müzakereyi. s Ama tam kendi ordusunda bir büyümeye hazırlandıgı anda gelen ˘ böyle bir teklif. yine de bir i¸ e yaradı. ya bir eglence. casuslar yardımıyla s ˘ orduların her hareketini izledikçe. ya bir ˘ münasebetsizlik ya da bunların tümüdür. halk huzurunda açıkça öyle sözler telaffuz ediliyordu ki. digerlerinden ziyade Rus ikti˘ darına özellikle yakı¸ ıyordu. yurtta s ¸ s kimseye. ne kadar tuhaf. –[Acar Burak Bengi] 150 . iktidarlar. herkesin s s inanacagına dair tam bir güvenle iktidarlara silahsızlanma teklifinde ˘ bulunmu¸ tur. diger güçlerin ˘ hükümetleri. kimsenin durdurmaya yeltenmemi¸ s s oldugu veya su an yeltenmedigi korkunç kanlı Transvaal Sava¸ ı geldi– ˘ ¸ ˘ s asla beklendigi sekilde degilse bile. halklarını diger halkların saldırılarından koru˘ malıdırlar. beklenmedik ve münasebetsizse de. ya bir aldatma. Polonya’yı bogazlamı¸ . halkları muzdarip eden melanetleri düzeltemeyecegini ve gerçekten dileselerdi bile silahlanmaya da. Rus hükümeti öyle sımarmı¸ tır ki. Varolmak için bir gerekçeleri ˘ bulunsun diye. bir anla¸ ma mümkün degildir ve s ˘ her konferans ya bir budalalık. hepsi özen göstererek s milletler arasında barı¸ ın düzenlenmesiyle dürüstçe ugra¸ ır gibi yaptı. hep büyüttükçe ve Güç’lerden her birinin fırsatını bulur bulmaz kom¸ usuna saldıracagını bilerek. sava¸ lara da son ˘ s veremeyecegini en açık biçimde gösterdi. s ˘ s Lahey Konferansı –ki pe¸ inden. i¸ e yaradı. içlerinden gülseler de. ne de saldırır ˘ 61 Kötü çocuk.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ilavelerine mukabil. ˘ ¸ ˘ s s çünkü iktidarların. bu ¸ ˘ s sürede iyi maa¸ lar alıp. Türkistan’la Çin’i yagmalamı¸ s ˘ s ˘ s ve özellikle de Finlandiya’nın nefesini kesmeye çalı¸ mı¸ ken. Bu konferansta enfant terrible61 olmak. en ufak bir tereddüt göstermeden kendi halkını silahlanmayla mahvetmi¸ . ama hiçbir halk bir digerine ne saldırmak ister.

s s Ekmek için sürmek gerektiginde. iktidarlar milletler arasında varolan barı¸ ı suni biçimde bozuyor ve aralarında dü¸ manlık uyandırıyorlar. Ne var ki. genelde iktidarlar. kutsal insanlardan olu¸ saydı. ama ancak ve ancak. çünkü varolu¸ ları bu s s temel üzerine bina edilmi¸ tir. lekesiz. her iktidar dünyadaki en korkunç ve tehlikeli organizasyondur. s Eskiden halklarını diger halkların saldırılarına kar¸ ı savunmak için ˘ s iktidarlar lazımdıysa da. bugün aksine.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ve bu yüzden iktidarlar. onsuz varolamayacaklarını dü¸ ündükleri bu s iktidarlar nedir gerçekte? Belki bir zamanlar bu iktidarlar gerekliydi ve örgütlenmi¸ kom¸ ular s s kar¸ ısındaki savunmasızlıga nazaran ehveni¸ erdi. halkını. faydalı demesem ˘ de en azından. barı¸ istemek bir yana. ama artık iktidarlar s ˘ s gereksizle¸ mi¸ tir ve halklarını korkuttukları tüm tehlikelerden çok daha s s büyük bir serdir. diger milletlerde s ˘ kendilerine kar¸ ı bir nefret uyandırırlar. ¸ Sadece askerî iktidarlar degil. ˘ hem de kendilerininkinde vatanseverligi uyandırabilirler ve her ikisini ˘ de özenle yaparlar. ˘ s Dolayısıyla. ˘ ˘ Ve gücü ellerinde tutan iktidarlar. zararsız olabilirdi. Kendilerine kar¸ ı diger halkın s s ˘ nefretini ve kendi halkının vatanseverligini uyandırdıktan sonra her ikti˘ dar. hem diger milletleri tahrik edebilir. En geni¸ anlamda ˘ s 151 . özellikle de askerî güçle donatıldıgında. kaba ve sapkın insanlardan. sürmek akıllıcaydı. Oysa iktidarların halklarını yapmaya zorladıkları sey tam da budur: varolan ¸ ve iktidarlar bulunmasa hiçbir seyin bozamayacagı birligi bozmak. ba¸ ka türlü de yapamazlar. Çinlilerin teorisindeki gibi. ama tohum ˘ ekildikten sonra sürmeye devam etmek besbelli saçma ve zararlıdır. tehlikede olduguna ve savunulması gerektigine inandırır. ¸ ˘ ˘ VI Günümüzde insanların. siddet s ¸ eylemleri i¸ lemeye dayalı faaliyeti geregi. özenle. iktidarlar daima kutsallıga s ˘ ˘ tam ters ögelerden olu¸ ur –en küstah.

ruhani ve ahlaki ˘ geli¸ imi. dü¸ manla˘ s rına direnmek için kendilerini birbirlerine baglamayı yararlı buluyor. Koninin tepesinde. ahlaken en ¸ degersiz olanın ele geçirmesinden yanadır).˙ Vatanseverlik ve Iktidar iktidar. Nikolay veya III. –[Aylmer Maude] s 152 . yarın bir Burbon veya bir Orleans. ta ki sonunda ˘ askerî zorla tüm digerleri üzerinde güç sahibi olan birkaç ki¸ iye veya tek ˘ s bir insana varana kadar. yarın Pugaçev. s ˙ Insanlar. Chamberlain veya Rhodes. Kafkasyalılar kendilerini s ayaklarından birbirlerine baglarlardı. ˘ 62 Sarıldıklarında hepsi sava¸ arak ölsün ve kimse kaçmasın diye. bugün Boris Godunov. köle gibi ona itaat ediyor ˘ ve sonra da bundan melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar. saldırılara direnirken Çerkezlerin62 yaptıgı gibi. onlara egemen küçük bir bölümün gücü altında istifleyen bir organizasyondan ba¸ ka bir sey degildir. ögrenimi ve dinî egitimi üzerinde de mutlak erk sahibi olmasına s ˘ ˘ izin veriliyor böyle iktidarların. halkın büyük bölümünü. bugün. bugün Napolyon olabilir. bugün Gladstone olabilir. kapitalistler ve basın dahil. digerlerinden daha kurnaz. Anar¸ istlerin bomba¸ s s larından korkarlar da. Ülkeleri Rusya tarafından ilhak edildiginde ˘ ˘ bunun örnekleri ya¸ andı. her nasılsa tepede bulunan o insanların veya o tek bir ki¸ inin gücü altında toplayan s bir koniyi andırır bütün bu organizasyon. yarın Grigori Otrepyev olabilir. onları her an en büyük facialarla tehdit eden bu deh¸ etli organizasyondan korkmazlar. küstah ve vicdansız ˘ insanlar veya o küstah ve vicdansızların her nasılsa vârisi olmu¸ tek bir s ki¸ i hüküm sürer. Aleksandr. ˙ Insanlar. oyna¸ larıyla kocasını öldüren iffetsiz Yekaterina. tüm bölümleri tamamıyla. Ve herkesin sadece can ve malları üzerinde degil. bu küçük bölümse daha da küçük bir bölüme s ¸ ˘ tabidir ve o da daha küçügüne ve bu böyle devam eder. her kim ele geçirebis liyorsa onun ele geçirmesine izin veriyor (ki sans daima. sonra s deli Pavel. bir Boulanger veya bir Panama Sirketi. s O. Öyle ki. yarın ¸ Salisbury. bu deh¸ etli erk aygıtını tesis ediyor. O.

konferanslar. hâlâ kendilerini birbirlerine bagla˘ maya devam ediyorlar. s rezil.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Ama ortada tehlike falan yokken de. ahlaksız s ˘ s bir duygudur. iktidarlar denen ve s ˘ insanlıgın en büyük melanetlerine kaynaklık eden o siddet araçlarının ˘ ¸ imhası gereklidir. kendilerini özenle bags ˘ ˘ lıyorlar. s kendi amaçları için degil iktidarının amaçları için ziyan eden bir dö˘ vü¸ horozuna. Bu kaba bir duygudur. kendilerini s s muzdarip eden melanetlerinden sakınmak için. çünkü s ˘ insanı sadece bir köleye dönü¸ türmekle kalmaz. onu idame ettirdiklerinde. Bir ki¸ i hepsine her istedigini yaptırsın diye. kongreler. ¸ s Ve insanlar örgütlü ve askerî bir iktidar kurup. çünkü diger halklarla avantajlı. çünkü vatanseverligin etkisi altındaki her insan. kendilerini baglayan ipin ucunu fırlatıp. alçagın veya ahmagın biri ele geçirsin ve onlara aklına ˘ ˘ gelen her zararı versin diye. çünkü en a¸ agı ahlak seviyesinde s ˘ bulunan ve diger milletlerden de. antla¸ malar ya da hakemlik mahkemeleri degil. zararlı bir duygudur. rezil bir duygudur. ona itaat ettikleri. erkin en kötü insanlar eline dü¸ ebilecegi ve daima s s ˘ dü¸ tügü o iktidar organizasyonunu üretir. sonra. Hıris˘ tiyanlıgın bize ögrettigi üzere Tanrı’nın bir oglu oldugunu veya hatta ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ 153 . ˘ serbest bırakıyorlar. tam da bunu yapmıyorlar mı? VII ˙ Insanları silahlanma ve sava¸ ların deh¸ etli ve sürekli artan. Böyle yapıp. ne¸ eli ve barı¸ içindeki ili¸ kileri bozar ˘ s s s ve her¸ eyden önce. kendilerinin i¸ lemeye hazır oldukları ˘ s tecavüzleri bekleyen insanlara mahsustur sadece. ˙ Iktidar siddetini yok etmek için sadece bir seye ihtiyaç var: o siddet ¸ ¸ ¸ aracını tek ba¸ ına destekleyen vatanseverlik duygusunun kaba. kötü ve her¸ eyden önce ahlaksız bir duygu oldugunu insanların s ˘ anlamasına. gücünü ve hayatını. zararlı. bir bogaya veya bir gladyatöre de dönü¸ türür. sonra da bundan bir melanet çıkmasına sa¸ ıyorlar.

evleri olan insanlar gidip birileriyle sava¸ mak istemezler. Kuzey s Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı söyle yazıyor: s s ¸ ˘ Biz çiftçiyiz. dostlas ˘ rımızı seviyoruz. kendimize yapılmasını istemedigimiz seyi ba¸ kasına ¸ s 154 . elimizde avucumuzda ne varsa yiyorlar. s s sava¸ tan korkar. Biz barı¸ çılız. s s i¸ imiz var ve çalı¸ mak istiyoruz. imalatçıyız. Bizi vergilendiriyorlar. Bu aldatmacadır ve gerçek dı¸ ıdır. s s Bizi rahat bırakın! Ama politikacılar bizi rahat bırakmak istemiyorlar. s ˘ Biz yalnızca. ailelerimize baglıyız ve kom¸ ularımıza karı¸ mayız. makinistiz. gençlerimizi sava¸ larına gönderiyorlar. s ˙ktidardan beslenen tüm o sayısız insan. ˙ns I giltere ve Amerika’daki sıradan insanlar sava¸ a kar¸ ıdır. s Ve insanlar halihazırda bunu anlamaya ba¸ lıyorlar. bizi askere alıyorlar. bizi birbirimize zincirleyen deh¸ etli bag bir mücadele gerektirmeksizin s ˘ kendiliginden paramparça olacak ve onunla birlikte ürettigi deh¸ etli ve ˘ ˘ s i¸ e yaramaz melanetler sona erecektir. Kendi evlerimiz var. ondan nefret ederiz. Mesela. Karıları. halkını. Almanların onlara saldırmaya hazır oldugunu söyleyerek korkutuyor. taciriz. Ruslar ˙ngilizlerden. do¸ s s ˘ nanmamızı büyütmemiz ve ordumuza takviye yapmamız gerektigi söyleniyor. iktidarın bizi vergilenI dirmesine yaslanıyor ve bizi ba¸ arılı bir sekilde vergilendirmek için s ¸ hazır ordular muhafaza ediliyor. anne babaları. s ˙ Insanların sadece bunu anlaması yeterli. Fransa. iktidar denen. ˘ ˘ anavatanının oglu ve iktidarının kölesi oldugunu ikrar eder ve aklıyla ˘ ˘ vicdanına ters fiiller i¸ ler. memleket savunması için orduya ˘ ¸ ihtiyaç oldugu seklindeki bahane katıksız bir aldatmacadır. kendi i¸ imize bakma hakkı. çocukları. her an Avrupa bize kar¸ ı birle¸ ebilir diye. ögretmeniz ve hepimizin ˘ bütün istedigi. Almanya. ˙ngilizler herkesten korkuyor I I ve simdi Amerika’da. Biz sadece s s rahat bırakılmak istiyoruz. Bizi yönetmekte ˘ ve emegimizden geçinmekte ısrarlılar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar kendi aklının rehberligindeki hür bir insan oldugunu ikrar etmek yerine. Fransız ˘ Hükümeti. o zaman.

üst sınıflar. munisligi. vergilendirilmeye boyun egmemiz kar¸ ılıgında s s ˘ çıkarlarımızı gözetecekmi¸ gibi yapan üst sınıftan gayrı. ülkemizin s dü¸ manı yok. topraga ektiklerimizle beslenenlerden nasıl kurtaraca˘ gız? Onlarla sava¸ alım mı? s Ama biz kan dökmeye inanmayız. insanlara. ˙ncil insanlara yemin etmemeyi ögretir. onlarda birbirlerine kar¸ ı dü¸ manlık s s uyandırıp. Almanya’yla Fransa s s da.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yapmamayı istiyoruz. ülkelerini dü¸ manlarına kar¸ ı koruyarak Tanrı’ya s s hizmet ettikleri dü¸ üncesiyle aldatılan kom¸ ularımız ve karde¸ lerimizs s s ˘ den olu¸ uyor. bize saldıracak olan ordu kimlerden olu¸ uyor? s Bu ordu da bizden. s s Karınıza bir telgraf veya dostunuza bir paket yollayamazsınız ya da bakkalınıza çek yazamazsınız. Halbuki. sınıf”. inanmadıkları I ˘ Peki kendimizi bu sülüklerden. sırf birbirlerine kar¸ ı güçlerini sınamak için fırsat kolluyorlar. ama pirinç dügmeler ve pahalı süslerle bezeli güzel elbiseler ku¸ ananlardan. s ˙sa’nın ögretisini izlemek isteyen halk. I ˘ alıkonup. iktidarlarca vergilendiriliyor. bizim s ˘ ˘ emegimizle. silahlı adamlar olmasının kaçınılmaz bir sonucudur. aldatılıyor ve sava¸ a sürükleniyor. Sava¸ . kendilerini korumak amacıyla sava¸ maları ges ˘ ˘ rektigini dü¸ ündürttügü için. s ˙sa uysallıgı. Büyük. ama “üst I ˙ncil üzerine yemin ettiriyor bize. üstelik. Halkları sava¸ mak s s s ˘ ˘ istedigi için degil. Bu yolla kaynaklarımızı bo¸ altıyorlar ve bizi güdüp s s küçük dü¸ ürsünler diye gerçek karde¸ lerimizi üzerimize çeviriyorlar. bir gün. kendini daha iyi gören biriyle kar¸ ıla¸ acaktır ve bunlar kavga eder. s hazır bir orduyu muhafaza eden ülke. ta ki önce silahlı adamları –süratle sizi öldürmek için kullanılabilecek ve ödemezseniz sizi hapsedecek 155 . Fakat. dü¸ manını affetmeyi ve öldürmenin yanlı¸ ˘ ˘ I s s ˘ ˘ ˘ oldugunu ögretti. bunu yapmaktan ˘ Böylece. er ya da geç sava¸ ır. zorbalıga maruz bırakılıyor. zahmet çekmeyen. Zas ten birkaç kez sava¸ tılar ve yine sava¸ acaklar. silahlarla para onlarda ve onlar bizden daha uzun süre dayanabilirler. Yumruk s kavgasındaki gücüyle gururlanan adam.

Hıristiyanca. Onların emirleriyle ate¸ etmeyeces ˘ ˘ giz. erk sahiplerini. Mecbur oldugumuzdan ötesini ˘ ödemeyecegiz. ocakları için mücadele eden çiftçiler ve ˘ çobanlara ate¸ açmayacagız. onlarsa inanmıyor. insanlara öldürmenin yanlı¸ oldugunu telkin etmekte. s ˘ Biz orduya yazılmayacagız. ögretmekte yatıyor. ˘ Tek kurtulu¸ . çe¸ itli sekillerde. s Cecil Rhodes’un telkiniyle. s Biz ˙sa’ya inanıyoruz. askere yazılanlar duraksayıp sava¸ mayı reddedecek. ancak insanlar orduları dagıttıklarında ve kendis ˘ lerine ne yapılmasını istiyorlarsa diger insanlara da aynısını yaptıklarında. ˘ ˘ I Ve sessiz etkimiz her zaman kendini hissettirecek. ˙nsanları egitecegiz. ba¸ s ˘ ˘ kalarına da öyle davranmaları gerektigini. Varsın onlar da bizim gibi i¸ e gitsinler. o üst sınıfı sessizce bertaraf s ˘ edin. ödemeyecegiz ve her fırsatta dü¸ ündügümüzü s s ˘ söyleyecegiz. kendilerine nasıl davranılmasını istiyorlarsa. Böyle yazıyor Kuzey Amerika Birle¸ ik Devletleri’nin bir vatanda¸ ı ve s s çe¸ itli taraflardan. gerekçe olarak vatanseverlik nutuks ˘ ları atan vaizleri desteklemeyi bırakın. s ˘ “Dünyada barı¸ !”. “üst sınıfı” neyin memnun edecegini dü¸ ünüyorlarsa onu söylüyorlar. s s ¸ Sunlar da bir Alman askerinin yazdıkları: ¸ 156 . gelebilir. Ilımlı ve uysal bir halka kar¸ ı süngü hücumuna geçmeyecegiz. kan dökme ve çatı¸ ma hayatından daha iyi oldugu s s ˘ dü¸ üncesini telkin edecegiz insanlara. sahte sofularınıza vergi ve ikiyüzlü yardım ˘ ˘ derneklerinize a¸ ar. bu tip sesler duyuluyor. Sava¸ çıgırtkanlıgı yapıp. Askerî ˘ feti¸ leri önünde egilmeyi reddederek. Vergilerinizi.˙ Vatanseverlik ve Iktidar silahlı adamları– muhafaza etmek için gereken vergiyi ödeyene kadar. ˙sa ne dü¸ ünüyorsa onu I I s ˘ söylerdi. s ˘ ˘ Sizin sahte “Kurt! Kurt!” çıglıgınız bizi ürkütmez. hayırsever bir s ˘ hayatın. sava¸ . Kiliselere. onlarsa. s s onlara tüm kuralı. sırf ˘ ˘ mecbur oldugumuz için ödüyoruz.

senden çalana fazlasını vermek. içimde hep. çünkü bana tarifi imkansız s felaketler getirdi. 2005. mesela surada: Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din ¸ g ˙ de˘ il. En kati kanaatim su ki. ¸ Eko Kitaplıgı. bu düsturları ve özellikle kötülüge ˘ cebirle kar¸ ı koymamayı. s ˘ Dagdaki Vaaz’da çok güzel ifade edilen. Matta 5: 38-48. varsın kaçık oldugumu dü¸ ünsün insanlar. yedekteyken. Biz yaralanan askerler genellikle öyle sefil bir taz˘ minat alıyoruz ki. ilahi barı¸ tasavvurunu63 s hissediyorum. veya surada: Inancım Neden Ibarettir?. Esriklik hali kısa zamanda geçti. Hıristiyanlıgın kasten tahrif ve ihmal edilen temelleri olarak s ˘ görüp. Dominik Pamir. Mesela ben. Daha 1866’da Avusturya’ya kar¸ ı sava¸ ta yer almı¸ ve Trautenau ve Königgratz’da sava¸ ıp. çev. dü¸ manını sevmek yolundaki düsturları s (Yeni Ahit. Privat saldırı˘ sında isabet alan sag kolum için günde 80 fenik alıyorum. yeni bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık).˙ Vatanseverlik ve Iktidar Prusya Muhafız Alayı’yla (1866 ve 1870’de) iki sefere katıldım ve tüm ruhumla sava¸ tan nefret ediyorum. Bir bira imalathanesinde iyi bir pozisyonu kaybettim ve sonradan da ona geri dönemedim. Dominik Pamir. Lev Tolstoy. sava¸ yalnızca daha büyük ¸ s ˘ çaplı bir ticarettir. O zamandan beri ˘ asla ayaga kalkamadım. 18 Agustos 1870. Privat saldırısında yaralandım: sag kolum iki kez boyluboyunca isabet aldı. s ¸ ˙nsanların egitilmi¸ hayvanlar gibi ko¸ u¸ turdukları ve servet ugruna ˘ ˘ I s s s birbirinin kuyusunu kazmaktan ba¸ ka bir sey dü¸ ünmedikleri bir düns ¸ s ˘ yada. köle ruhlar iyi Tanrı’yı s 63 Isa’nın ˙ “Kötülüge direnme: Sana tokat atana öbür yanagını dön” seklindeki ve intikam ˘ ˘ ¸ gütmemek. halkların mutluluguyla yapılan haris ve güçlü bir ticaret. hayır kurumlarınca ikmal edilen dilenci sadakasıyla hayatta ˘ kalmaktan ba¸ ka yapacagı bir sey yoktu. yine de. Ve onun yüzünden ne deh¸ etler ya¸ ıyor insan! ˙nsanın iliklerine s s I ˘ i¸ leyen acıklı feryatları asla unutmayacagım! s ˘ Birbirlerine asla kötülügü dokunmamı¸ insanlar vah¸ i hayvanlar s s gibi birbirini katletmeye ba¸ lıyor ve küçük. Bazı av köpeklerinin bakımına daha fazla ayrılıyor. çev. . 2006. Ve ben iki kez yaralanan kolum yüzünden yıllarca acı çektim. –[Acar Burak Bengi] ˘ 157 . sürekli vazeder. . Lev Tolstoy. bir zamanlar vatansever oldugumuz için gerçekten ˘ utanmamız lazım. fazlas s s s ˘ sıyla deh¸ et görmü¸ tüm. 1870’de. tekrar çagrıldım ve s s ˘ ˘ söyledigim gibi St. kötürüm bir askerin. Luka 6: 27-36) Tolstoy. Kaos g s s ˙ ˙ Yayınları. St.

iktidarlar olmazsa yerine ne olacak?” diye sorulur genellikle. birbirini öldürmesine neden sebep olsun? Aksine. s VIII “Ama. Neden? Siddet sonucu ortaya çıkan ve siddet uygulamak için ku¸ aktan ¸ ¸ s ku¸ aga geçen. tüm iktidarların onları angaje etmek için onca zahmete girdigi ˘ vatanseverlik yutturmacasını anlamaya ba¸ lıyorlar. . ˙ Insanlar. Çılgınlar gibi ko¸ turuyor ve kavurucu yaz sıcagında korkunç s s yarasını serinletecek suyu bile bulamıyordu. ˘ ¸ daima ve herkes tarafından kötü sayılacak.”. insanların birbirine tecavüz ¸ edip.˙ Vatanseverlik ve Iktidar buna bula¸ tırıp. ama ¸ o zaman insanlar böyle yeti¸ tirilmeyecek. “Ama iktidar olmazsa insanlar birbirine tecavüz edip. bir siddet organizasyonu ¸ ¸ bulunmayacak ve zamanımız insanlarına dogal gelen siddet ve cinayet. birbirini öldürmeyi bırakmasına yol açacaktır. artık kadük bir organizasyonun ilgası. s s yanımdaki erin çenesini parçalamı¸ tı. yalnızca uzun zamandır i¸ e yaramaz ve dolayı¸ s sıyla lüzumsuz ve kötü olan bir sey. hiç kimse digerlerine kar¸ ı s ˘ s siddet kullanma hakkına sahip olmayacak. böyle fiillerde onu yardakçıları yapıyorlar. 158 . insanların birbirine s ˘ tecavüz edip. . Komutanımız. birbirlerini öldürür. sunun ¸ beklenmesi gerekir: siddet organının ilgası. Zavallıcık acıdan deliye döns ˘ mü¸ tü. (sonradan soylu ˙mparator Frederick olacak) Veliaht Prens Frederick o I ˘ zamanlar günlügüne sunları yazmı¸ tı: “Sava¸ ˙ncil üzerine bir ironi¸ s sI dir. Bir kur¸ un. Hiçbir sey olmayacak.” derler genellikle. bu siddet ve öldürme de iyi ve yüce faaliyetler sayılıyor. Su an diger insanları öldürmek ve onlara siddet uygulamak üzere ¸ ˘ ¸ özellikle egitilip hazırlanan insanlar var (¸ iddet kullanmaya hakkı bulun˘ s dugu varsayılan ve bu amaç için varolan bir organizasyondan yararlanan ˘ insanlar). gereksiz olmakla zararlı hale gelmi¸ ¸ s bir organ ilga edilecek.

Ama iktidarların bulunmayı¸ ıyla karga¸ alar ve iç çeki¸ melerin yas s s sanacagını farzetsek bile. ˘ bir siddet uygulama ve bunu me¸ rula¸ tırma organizasyonundan azat ¸ s s edecektir bizi sadece. halkın durumu su ankinden ¸ ˘ ¸ daha iyi olacaktır. ne de kamu egitimi olacak” derler. Mahkemeler. Ya da erkeklerin yanısıra kadınlar da mı asker olmalı? Bu da ba¸ ladı –Transvaal’de. Halkın durumu simdi öyle bir noktada ki. devraldıgımız eski. ama mevcut ikti˘ dar formunun barındırdıgı melanetleri devreye sokmayan bir formda ˘ varolacaklar. kamu i¸ leri ve kamu egitimi. Dahası mı? Telef edilen halklar açlıktan mı ölmeli? Bu dahi ba¸ lıyor s ˙ artık –Rusya’da. bu eylemlerin su ¸ ¸ ankinden –yani onları i¸ lemek için özellikle tasarlanmı¸ bir organizasyos s nun varoldugu ve hem onların hem de cinayetlerin iyi ve yararlı eylemler ˘ sayıldıgı zamankinden– daha az olacagı açıktır. ne mahkemeler. ˙ Iktidarların siddet kullanımını çe¸ itli sosyal faaliyetlerle kasten karı¸ tı¸ s s ran insanlar “Ama o zaman ne yasalar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar ˙ Iktidarların ilgası siddet eylemlerine yol açsa bile. yasalarda veya mahkemelerde veya mülkiyette veya poliste veya mali düzenlemelerde veya kamu egitiminde makul ve iyi olanın ve ˘ dolayısıyla siddete dayanmayanın ilgasını hiç de gerektirmez. daha adil ve makul bir sosyal düzen ˘ ¸ fırsatı yaratacaktır. Insanlar telef ediliyor ve telefat giderek daha da artıyor. ¸ tamamen kendi kendini desteklemeye yarayan kaba iktidar gücünün yoklugu. ˘ ˘ ˙ Iktidarların ilgası. ne polis. hepsi. o zaman bile. ˘ ˙ Insanlara siddet uygulamak için olu¸ turulan iktidar organizasyonu¸ s nun ilgası. s 159 . daha kö¸ ˙ tüsünü hayal etmek bile zor. lüzumsuz bir organizasyondan. Italya’da ve Hindistan’da. Tüm erkekler sava¸ kölelerine dönü¸ türülüyorlar ve s s gidip öldürmeleri ve öldürülmeleri için emir beklemek zorundalar her an. melun olan ve halk iradesinin özgür ifadesini engelleyen yok edilecek sadece. Aksine. s ˘ halkın gerçekten ihtiyaç duydugu ölçüde varolacaklar. ne mülkiyet. siddete ihtiyaç duymayan.

s IX ˙ Insanlar.˙ Vatanseverlik ve Iktidar Öyleyse. bir durun ve ne yaptıgınızı irdeleyip ˘ dü¸ ünün! s ˙ Kendinize gelin ve hasımlarınızın. Fransızlar. Nikolay. Ve bu katliam ne kadar büyük olursa olsun ve ihtilaf nasıl sonuçlanırsa ˙ sonuçlansın. sizi ve çocuklarınızı silahlandıracak. iktidarların halklarını s halihazırda içine dü¸ ürdügü ve dü¸ ürmeyi sürdürdügü durumdan daha s ˘ s ˘ kötü olamazdı. anar¸ iyi kastetseydi bile –ki böyle bir anlamı hiç yoktur– s ama o zaman bile. kelimenin olumsuz. ˘ Sadece bir tür yardım mümkün: zirveyi ele geçirmede ba¸ arılı olmu¸ s s ki¸ i ya da ki¸ ileri tüm digerleri üzerinde erk sahibi kılan ve –Napols s ˘ yonlar. hiçbir anar¸ ik düzensizlik. telef edecek ˘ ve sapkınla¸ tıracak ve kimse bunu durdurmanıza ya da engellemenize s yardım etmeyecek. Bismarck. Ingilizler. Iktidarlar aynı sekilde. Ruslar olmadıgını. Almanlar. ˘ Sizi tehlikeden korumayı üstlendiler ve bu sahte korumayı öyle bir noktaya vardırdılar ki. sizi ˘ baskı altında tutup mutsuz eden iktidarları vatanseverliginizle idame ˘ ettiren sizler. hatta s ¸ daha da yogun olarak. aynı ko¸ ullar sürüp gidecek. düzensiz s anlamıyla. Finler. . ˘ ˘ hem abiler hem de ablalarınız için. insanlar için vatanseverlikten ve üzerine bina edilen iktidarların despotizminden kurtulmak en yararlı i¸ tir. Rhodes ve Çar adına halkın hükümranı konumundaki bizim diktatörlerimiz gibi örneklerde gördügümüz üzere– ne kadar zalim ve insanlık dı¸ ı olurlarsa o gücü o kadar ˘ s 160 . ta kendiniz oldugunu anlayın. hepiniz telef edildiniz ve giderek daha fazla telef ediliyorsunuz ve her an. Chamberlain. Çekler. iktidar bulunmayı¸ ı gerçekten. ˙s I¸ te bu nedenle. eger siz kendi kendinize yardım etmezseniz. . Boer’lar. sıkıca gerilmi¸ s kordonun kopmasını ve çocuklarınızla birlikte korkunç katlinizin ba¸ las masını bekliyor olabilirsiniz ve de olmalısınız. yegane hasımlarınızın. hem fiziksel hem de ruhsal saglıgınız için. hepiniz asker –köle– oldunuz. I. kendinize gelin.

bu zaptların gerçekle¸ tirilmesi veya gerçekle¸ tirildiginde sürdüs s ˘ rülebilmesi için gerekli tek seye. size zarar verir. iktidarınızca gerçekle¸ tirilen böyle her ˘ s zapt. Alsace’lı. kimin elinde bulunursa ¸ s ˙ bulunsun istediginiz yerde ya¸ ayabilirsiniz. sunu da anlayın ki. vatanseverligi kızı¸ tırarak sadece ¸ ˘ s durumunuzu kötüle¸ tirirsiniz. tüm gerçek be¸ eri menfaatlerinizin. s 64 Bugün Weihai. hiçbir s sekilde diger halklar veya devletlerin menfaatlerine ters dü¸ medigini ve ¸ ˘ s ˘ kar¸ ılıklı i¸ birligi. sanatsal veya bilimsel– hangisi olursa olsun. tıpkı zevk ve sevinçleriniz gibi. ızdırabını çektiginiz tüm ˘ ˘ melanetlere kendiniz yol açtıgınızı anlayın. meclis üyelerinin. –[internet. kim olursanız olun –tarımsal. 1898-1930 s arasındaysa kullanım hakkı Britanya’daydı. Sunu anlayın ki. Bu koniyi birarada tutan bagları yok etmenin de sadece bir yolu var: ˘ vatanseverligin hipnozundan uyanmak. 1895’de Japon yönetimine geçmi¸ ti. yoksa ötekinin mi Weihaiwei.˙ Vatanseverlik ve Iktidar sıkı tutmalarını mümkün kılan o korkunç siddet konisinin baglarını yok ¸ ˘ etmek. sizin için önemli ˘ bir mesele olmadıgı gibi. Alsace’ın Alman ¸ ˙ veya Fransız olmasıyla ve Irlanda ya da Polonya’nın özgür veya köle olmasıyla hayatınız hiçbir sekilde iyile¸ mez. Ingiliz. sizin iktidarınızın mı. askerlerin. ticari. Irlandalı ya da Çek. Acar Burak Bengi] 161 . soygun ve siddete katılımınızı icbar ¸ ¸ etmek maksadıyla kaçınılmaz biçimde her tür iktidar baskısını beraberinde getirerek. dahası. kralların. ˘ ˙ ˙ Fransız. Rus.64 ¸ Port Arthur veya Küba’yı zapt altına almayı becerecegi. Irlandalı ya da ˘ s Leh olsanız bile. geni¸ karde¸ lik ili¸ kilerinin hazzı ve s s ˘ s s s s s malların yanısıra dü¸ ünce ve duyguların da alı¸ veri¸ i sayesinde halklarla s s s birlik içinde bulundugunuzu anlayın. Leh. yöneticilerin. kapitalistlerin. rahiplerin. çünkü halkınıza vurulan boyunduruk. yazarların. ˘ ˙ Imparatorların. ˘ Sunu anlayın ki. hizmet alı¸ veri¸ i. Çin’de bir mülki idare. endüstriyel. sanatçıların ve emeginizden ge˘ çinmek için bu vatanseverlik yutturmacasına muhtaç herkesin sizi aldatmada kullandıgı telkinlere teslim olarak.

Tanrı’nın çocukları olduklarını ve dolayısıyla diger insan˘ ların kölesi de dü¸ manı da olamayacaklarını. digerinde de ona kar¸ ılık gelen bir tepkiyi ˘ s tahrik eder.˙ Vatanseverlik ve Iktidar yalnızca vatanseverliklerin mücadelesinden dogmu¸ tur ve bir milletteki ˘ s her vatanseverlik tezahürü. bir anavatanın ya da ötekinin veya iktidarların çocukları olmadıklarını. ••• 162 . eski çaglara ait. tüm dertlerinizden kurtulmanız ancak. lüzumsuz. bir anlasalar. Sunu anlayın ki. s iktidarlar denen o çılgın. sırf bunu. her yandan sizi ˘ kendine çagıran ve halkların karde¸ çe birligini öngören o daha yüksek ˘ s ˘ tasavvur bölgesine cesurca girdiginizde mümkündür. a¸ agılanmalar ve s ˘ suçlar kendiliklerinden yok olurdu. ˘ ˙ Insanlar. habis organizas˘ yonlar ve onlarla birlikte gelen tüm ızdıraplar. ken¸ dinizi köhne vatanseverlik tasavvurundan ve ona dayanan iktidarlara itaatten azat ettiginizde ve halihazırda hayat bulup. ihlaller.

bu soruyla simdi yüzle¸ seler. Tek yapmanız gereken. ¸ ˙ngiltere’de. buradaki. nihayetinde. s. Ama. tutukluyken söyledigi ˘ sözler. hakikati zaten umursas maz hale gelmi¸ durumdalar veya ikisinin aynı sey oldugu yolunda s ¸ ˘ kendilerini kandırıyorlar. ama hayati soruyla Türkiye’de asla yüzle¸ ilmiyor ve s s yüzle¸ ilmemesiyle ilk ve en büyük yanlı¸ yapılıyor. ‘Ta¸ s ˙ mam. Parlamento da olsa veya komünist diktatörlük de olsa. ne I s Amerika’da. ama daha önce Birikim dergisinin (Mart 2007) 215. fa¸ ist diktatörlük s de olsa. 278-279] 66 Bu yazı bu kitabın sonsözü olarak kaleme alındı. ne sıradan insanlar sava¸ istemezler. bundan saglayabilecegi s ˘ ˘ en iyi sey. pe¸ inden de yanlı¸ s s s s cevaplar hakim kılınıyor. sayısında yayınlandı. bunda ne var? Ikisi 65 En kıdemli Nazilerden Hermann Göring’in 18 Nisan 1946’da. çiftligine tek parça halinde geri dönmekken? Dogal olarak. ülkenin liderleridir siyaseti belirleyen ve demokrasi de olsa. sal˘ dırıya ugradıklarını söylemek ve pasifistleri. Kolay. vatansever olmadıkları ve ülkeyi tehlikeye soktukları yolunda suçlamak. ne Rusya’da. [37. dergiye gönderilen yazının biraz revize edilmi¸ ve geni¸ letilmi¸ halidir. Kimileriyse. . Bu her ülkede aynı sekilde i¸ ler. Kimileri fanatikle¸ ip. . Hakikat Severlik mi? E tabii ki insanlar sava¸ istemezler. ˙nsanlar daima liderlerin s I emrine uydurulabilirler. insanları sürüklemek daima basit bir i¸ tir.65 ¸ s Ba¸ lıktaki66 basit. onlara. . Bir çiftlikteki zavallı bir ahmak nes ˘ ˘ den bir sava¸ ta hayatını riske atmak istesin. sonra da vatanseverlik. önce hakikat severlik. ne de Almanya’da. Bu malum. s s s 163 .Sonsöz: Vatanseverlik mi.

10] 67 Bierce. Ve böylece s kurtulur. Dünyada gururla˘ nabilecegi hiçbir seyi bulunmayan su zavallı dilenciyse. (iç sava¸ a da katılan) Amerikalı s s yazar Ambrose Bierce’ın su cevabıyla peki¸ tirildi: ¸ s ˘ ˘ [. artık minnetle. [43] Ve Bernard Shaw’a göre: ˘ Sehitlik . din yoluna adanmı¸ lık¸ s s larıyla veya yüksek ahlaklarıyla veya anavatanlarına sevgileriyle maskelemeye çalı¸ ır. . sıkısıkıya ¸ ¸ ˘ gururlanmanın son çaresine.67 Büyük Alman sair Heine’nin benzer sözleriniyse Tolstoy alıntılıyor (John¸ son’ınkini de alıntılamı¸ tır): s ˘ Ne tuhaf bir sey! Çogu alçak. ] naçizane belirtmek isterim ki. Hakikat Severlik mi? birbiriyle çeli¸ miyor ki’ diyeceklerdir muhtemelen. . ama ne Johnson’ın sözü. bir asrı a¸ kın bir süre sonra. kendi milletinin kusurlarını en net s biçimde görür. Bierce’ın kitabının bir s s Türkçe çevirisi var [40]. ahmakça siddet ve vatanseverlik adı ¸ ˘ altında giden tüm igrenç saçmalık – bunlardan nasıl da nefret ediyorum! [32. kirli i¸ lerini. ne de Bierce’ınkiler asla anla¸ ılmıyor s bu Türkçe çeviride. [44] ¸ s Einstein da söyle formüle etmi¸ : ¸ s Emir üzerine kahramanlık. kendisinin olan hataları ve ahmaklıkları dört el savunmaya hazırdır. [41] s Bir ba¸ ka me¸ hur Amerikalı dü¸ ünür Emerson da söyle diyor: s s s ¸ ˘ Tüm bir ulusun avaz avaz vatanseverlik kükredigi bir anda. ilk sıgınagıdır. ellerinin ˘ ˘ temizligine ve kalbinin saflıgına gözatmak isterim.Sonsöz: Vatanseverlik mi. 164 . s s Hatta Britanyalı me¸ hur kültür adamı Dr Samuel Johnson’a göre: s ˘ ˘ ˘ Vatanseverlik bir alçagın son sıgınagıdır. [42] Alman filozof Schopenhauer’a göreyse: Esaslı ki¸ isel meziyetleri olan biri. yeteneksız bir adamın me¸ hur olabilecegi tek yoldur. s. Ama çeli¸ ebiliyor. Johnson’ın me¸ hur sözünü de almı¸ kendi kitabına [39]. zira hep gözünün önündedirler. [38] Bu sözler. . . ait oldugu millete yapı¸ ır.

kısaca tecavüz etmeme yasasıyla özetlenebilecek– temel ve ev˘ rensel degerleri kabullenmemiz sart. komünizme veya ba¸ ka bir ideolojiye. ki¸ isel veya millli menfaatlere. iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel. hür aklın ve vicdanın em˘ s ¸ rettigi –tecavüz etmemek seklinde özetlenebilecek– temel ve evrensel ˘ ¸ degerleri de bilip benimser ve bu hakikatlere göre ya¸ amaya çalı¸ ır. kralın çıplaklıgını te¸ hir ediyorlar sadece. milliyetçilige. referanduma veya kamuoyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini. Tolstoy gibi dahiler. hür akıl ve vicdana müracaatla 165 . Müss lümanlıga veya ba¸ ka bir dine. iki kere ikinin ˘ s s dört ettigini ve bu gerçegin vatanseverlige. gibilerin –kısaca tecavüzün– iyi oldugunu iddia eden bi˘ riyle de konu¸ mak. ˘ ˘ s Marksizme. kutsal kitaplara. katliamın. ama aklın ve vicdanın emrettigi. Tanesi iki liradan iki tane limon ˘ ¸ almak isteyen biri. her tür önderin. gibi ˘ ˘ degerleri. bilinci dumura ugramamı¸ veya hipnotize edilmemi¸ herkes. s ˘ temel ve evrensel degerlerde –bu hakikatlerde– mutabık olmamız sart. Atatürkçülüge. tartı¸ abilmek ve ¸ s s birarada esenlikle ya¸ ayabilmek için de benzer temel hakikatleri. referanduma veya kamu˘ s oyuna müracaatla sınanıp ıslah edilemeyecegini nasıl bilip benimsiyorsa ˘ ve bu gerçege göre ya¸ ıyorsa. çok farklı s s s görü¸ leri savunup pazarlık edebiliriz. bir öndere. bu ˘ s s hakikatlerin de hiçbir öndere. pazarlık edip üç lira ödemeyi teklif edebilir. ulusalcılıga. menfaatin veya kamuoyunun bu hakikatlere müracaatla. ideolojinin. gaspın. Hakikat Severlik mi? ˙ Insanlıgın bu ataları. ideolojiye. dinin. konu¸ abilmek. hırsızlıgın. ˘ s Alı¸ veri¸ yapabilmek için iki kere ikinin dört etmesi gibi bazı temel s s gerçekleri kabullenmemiz nasıl sartsa. aynı sekilde. ˘ ˘ ˘ ˘ ˘ Türklüge. ama tutarın zaten üç lira oldugunu iddia ederse. Aynı sekilde. ¸ ˘ yalanın vb. kitaba. bir peygambere. birarada ya¸ amak imkansızdır.Sonsöz: Vatanseverlik mi. AB’ye veya ba¸ ka bir seye ˘ s ¸ satılmı¸ degiller. sagduyu vb. ˘ ¸ Zeka özürlü ya da sahtekar ya da fanatik bir çılgın olmayan. ˘ tersine. alı¸ veri¸ imkansız ve bu ki¸ i ˘ s s s de ıslaha muhtaç demektir. menfaate. dine. hakkaniyet. kitabın. tartı¸ mak. hür s aklın ve vicdanın emrettigi –dürüstlük. mutlak s ˘ hakikatleri unutmayıp.

hür. hakikatler de barındırır ve dindarlar arasında bilerek veya bilmeyerek onun sadece hakikatlerine yönelen. çalmamak. me¸ hur ve tartı¸ masız. ˘ Bilir ve benimser ki. hakikat severliktir. ulusalcılık vs. yalanın yanında yer almamak. iyiye. kimileriniyse tamamen atmak ˘ gerekirken. tam tersi yapılıyor. dogmalar. en basit. hür aklın ve vicdanın süzgecinden geçirerek. makuldan yana olmak. ˘ ˘ s s ama sürekli ihlal edilen formülüyle söylersek. s tapındırmayla. iki kere iki farkına bile varmadan üç ettiriliyor ve Allah’ın veya vatanın “intikamına memur” olma hipnotizması. bu ikisi zaten birbirinden ayrı dü¸ ünülemez. tüm fikirleri hakikatin. ˘ ¸ ˘ masumdan. baskılar. gaspetmemek. hakikati. ˘ milliyetçilik. ve de s ˘ esenligimizdir ki. ˘ s Hakikat bu kadar. sagduyulu olmak. pe¸ ins den de bu hipnotizmanın failleri üretiliyor. vatanseverlik veya bilmemnecilik degil. özgürlügümüzü ba¸ ka˘ s sınınkinin ba¸ ladıgı yerle sınırlamaktır. dürüst olmak. haktan. hakikate inanıp ˘ sevgi duymaktır. putla¸ tırma¸ s lar ve kutsalla¸ tırmaların fevkalade güçlü büyüsü ve hipnotizmasıyla. objektif ˘ olmak. ir˘ rasyonellige. sınıf bilinci/mücadelesi veya etnik degerler veya ezilen s ˘ ulus milliyetçiligi veya milli/ulusal degerler degil. menfaatçi olmamak. magdurdan.Sonsöz: Vatanseverlik mi. esenligimiz için de aslolan. degil. adam olmak. insan olmak. hakikat içinde tüm insanlıkla bütünle¸ meyi özleyen insanlar s 166 . aklın ve vicdanın ˘ ˘ ˘ emrettigi. yalancı olmamak. Din. iyi olmaktır. hak sever˘ lik. hür aklı ve vicdanı telkin etmek ve hakim kılmak esenligimiz. temel ve evrensel degerlerdir. Hakikat Severlik mi? sınanıp ıslah edilmesi gerektigini bilip benimser. geli¸ memiz ve (Türkiye’de ve dünyada) birarada ya¸ ayabil˘ s s memiz için sartken. ele¸ tirel akıl ve vicdan devre dı¸ ı s s bırakılarak veya rehnalınarak. faydalı yanları degerlendirip muzırları atmak. adil olmak. ancak bu yolla. nefrete. cinayet i¸ lememektir. vatanseverlik. hakikat bir kenara atılıp. kısaca tecavüz etmemektir. iyi severlik. siddete ve güce tapıp tapındırmak degil. din veya milliyetçilik/ulusalcılık sekil¸ lerinde tezahür eden çok güçlü bir irrasyonel element hakim kılınıyor. iki kere ikinin dört etmesi kadar açıkken. aslolan.

Freud’un Id ile. gizlenir. simgeler ve sloganlar üzerinden. esrikliginde de kendini gösteren sey˘ ˘ ¸ dir. sürüye ait olmayanlar par˘ çalanır. s ¸ gerçekte tüm kutsalla¸ tırmaların yöneldigi ve putların kastettigi seydir. vatan. kana doymayan. bayrak. için fedakarlık ve digergamlık maskesine bürünerek gerçekte en ˘ akıl almaz egoizmi ve putperestligi saklar. din vs. kaplana. Tapılan. hayvan s yanımıza yönelip güçlenir. bayrak. bir peygamberin. kurbana. devlet. ˘ anne kendisiyle çiftle¸ sin diye yavruyu parçalatan seydir. küçük veya en büyük hunharlıklar. peygamber. tehdit paranoyasıyla saldırı emri veren. ba¸ kalarını kurban s etmeler. halk. bilincin derinlerinde bilinci kontrol s edebilen elementer. sürü içinde eritmesiyle güçlenir ve bu gayet egoist davranı¸ . tapınmaya. kanımızı pompalayan. vatan. etnik. Jung’unsa benligin ¸ ˘ negatif yanına atfen. Soyutlamalar. s ¸ ¸ kahramanlık. kitap. (ki bu da tam anlamıyla negatif bir dindir) hiçbir hakikat barındırmaz. güce.Sonsöz: Vatanseverlik mi. bilinci tamamen ˘ ¸ ele geçirdiginde Hayvan’ın (¸ eytan’ın) krallıgını kuracak olan ve kimi ˘ S ˘ 167 . insanların nefslerini (gerçekte büyütme saikiyle) kolektif bir Nefs içinde. biz farkında olmadan nefes aldıran. sava¸ a. nefretle beslenen ve nefreti besleyen seydir. millet. Kendini kurban etme ve asıl yaygın olan. söylev. Gölge ile. son derece güçlü ˘ bir puttur. övüngen bir seydir. dinî s vs. aidiyetlerle ve bir önderin. dü¸ünen. ordu. hayatta kalmak. kolektif bir seydir. Putla¸ tırılıp tapılan milli. seref. s s maymunlar ve benzerlerinin yaptıgı gibi. s ¸ iktidara. hissedilir. ulu önder Atatürk kutsalla¸ tırılarak. türünü ˘ ¸ devam ettirmek çılgınlıgıyla. tecavüzcü. san. köpekler. hayvan ve kan olan sey. ama milliyetçilik/ulusalcılık vb. kastettigi kolektif bir sey. on yedi ¸ ¸ aylık çocuga tecavüz ettiren seydir. s ˘ ˘ ¸ futbol taraftarlarının azgınlıgında. hakikate kar¸ ıdır ve her ikisi s de –dinin negatif yanı ve milliyetçilik/ulusalcılık– sürüle¸ meye. putla¸ tırılarak ve bunlara tapılarak. Kendinden ba¸ kası bilinmez veya dü¸ man bilinir ve bir sonraki adımda. katil bir sey. bir tanrının arkasında. s s hipnotizma ve esrimeyle yürür. Hakikat Severlik mi? vardır. fedakarlık gibi sunulur. vücuda emirler gönderen. en belirgin ve sevdigi ¸ ˘ ˙ simgeler.

Türk olmayı yeterli sayan. desteklenmesi gerekirken. Bir profesör sırf. s bu hipnotizmayla ba¸ lıyor. putla¸ tırılan Atatürk dayatılıyor –farklı ruhban s s sınıfı. Nefs’e tapıldıgı ˘ ˘ ˙ hiç umursanmadan. “vatan”. onun “Ne mutlu Türküm diyene” gibi. Negatif (politik) dinin putunu yıkmak için s de. maktul de olsa. tam tersine. Atatürkçülükle içeriden yıkılıyor. öteki din (Milliyetçilik/Atatürkçülük) devleti dayatılıyor. katil de olsa. Tüm insanlar gibi iyiligi kötülügü. hür aklın ve vicdanın geli¸ tirilmesi. Nefs’in hükümranlıgı bu humma üzerinden s ˘ yürüyor ve Atatürk’ün kurdugu. Aynı ˘ hipnotizma ve tapınma. bazan da ikisi kolkola giriyorlar. ¸ ¸ ˙s I¸ te korumak için bir sürü insanın yırtındıgı. Bu derece zı¸ vanadan çıkılmı¸ durumda. puta dönü¸ türüls dügünde ve ona tapıldıgında. (‘Ne mutlu Fenerbahçeliyim diyene’ demekten farksız). tapınagı ve çehreleriyle gerçekte hep o aynı puta. Tanrı kelamı ˘ ˘ yapılıp. Hakikat Severlik mi? ilahiyatta açıkça Seytan olarak tanımlanan seydir –yani Nefs’tir. herkes tapmaya zorlandıgında. Tanrı’larına kurban sunma sehvetiyle çılgınla˘ ¸ san. Tanrı’larının “intikamına memur” olan tapınak rahiplerinin cadı ¸ avına maruz kalıyor. insan olmak yerine. hakikate aykırı. görevinden uzakla¸ tırılıyor. dogrulugu yanlı¸ lıgı bulunan bir ˘ ˘ ˘ ˘ s ˘ insan –ne kadar büyük biri olursa olsun– bir tanrıya. “millet” filan diye isimlendir˘ digi sey: kendi nefsleri ve onu geni¸ letmek için katıldıkları kolektif Nefs. ˘ ˘ ˘ adam öldürdügü ve “Türklük”. gerçekte ˘ ˘ ˘ tapılan bu Nefs’tir. aslında (Nazizmi görmedigi için) farkında degilse de Nefs’e matuf sözleri. Çocuklarda hür aklı ve vicdanı geli¸ tirmesi. aynı putperestlik nedeniyle. Bir din (Islam) devleti yerine.Sonsöz: Vatanseverlik mi. tam s tersine bir ba¸ ka put. iki kere ikiyi üç ettiren. desteklemesi gereken okullar. okuldan itibaren tüm bir nüfusa dayatılıyor. ‘bu adam da kim?’ diye sorar” dedigi için. bir ba¸ ka profesörün s s bir TV programında ısrarla ve tekrar tekrar “her sekilde bu adamın yok ¸ olmasını istiyorum” seklindeki çılgın feryadıyla mıhlanıyor. ˘ ¸ s putla¸ tırılan her¸ eyde gerçekte tapılan. taptıgı. dipsiz sunagına sürekli kurban s s ˘ isteyen put. kanun koydugu. “yabancılar görse. 168 .

böyle yaratıklar üreyebiliyorsa. bazan birininki. seriatı için kelle kesiyor ve her zaman baskı ˘ ¸ hakim kılınıyor. Ve daha beteri su ki. bu gibi seylerin ¸ tek bir örnegi varsa bile (ki dünyanın her yerinde vardır). bir insanın yalan söylemediginin. Atatürk’e “bu adam” demi¸ ler’ diye (ki denen s s bu bile degil aslında) çıldırmakta mı? Veya “Ne mutlu Türküm diyene” ˘ demekte mi gerçekten? Atatürkçü. kı¸ kırmak. Ve bunların hepsi her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ ti ve hepsi Müslüman. ele¸ tirilebilmesinde degil mi kurtulu¸ ? s s ˘ s Önce kutsalla¸ tırma. ‘¸ una hakaret ettin. bir de bunları ˘ s ¸ yakalamayan veya (mesela pornocuları) yakalayıp altı ay sonra serbest bırakan bir sistem var. bunlar arasında da katiller. bu ˘ s kabul edilemez’ diye kı¸ kırtmak. (Atatürkçü ve vatanseverlerden) olu¸ uyor ve her toplulukta bulundugu gibi. Peygamber’e hakaret etmi¸ ler. ama geregi derhal yapılıyorsa bunlar arızi.) olması. sonra halka. sahibini ¸ s ˘ s küçültecegini bir kenara bırakıp. Hakikat Severlik mi? ama asla Türkiye laik olamıyor. kudurmak ve küçülmekte s s mi kurtulu¸ ? Veya ‘Vay. bazan digerininki. kamuya. Fakat hakim bir 169 . Türk veya Müslüman (veya milliyetçi/ulusalcı vs. orada bir sa˘ katlık var demektir. pe¸ inden her¸ eyi hakas s s s ret sayma deliliginde. ‘Vay. s Bir cografyada.Sonsöz: Vatanseverlik mi. bilinç ikliminde on yedi aylık bir bebege ˘ ˘ tecavüz edilebiliyorsa. sahtekarlar bulunuyor. Halbuki. organ mafyasındakiler. gerçegi saklamadıgının. s ˘ caniler. münferit ˘ görülebilir ve asıl önemlisi. kültürde. de Türk ve Müslüman. putla¸ tırma fanatizminde. insanlıga malolmu¸ seylere ˘ ˘ s¸ hakaretin ki¸ isel alınamayacagını idrak edememekte ve hakaret kar¸ ıs ˘ s sında siddete ba¸ vurma ilkelliginde mi kurtulu¸ ? Hakaretin. zaten kimse bu hunharlıkları övmedigine ˘ göre. rahatça S s ˘ her¸eyin sorgulanabilmesinde. bunu a¸ agıladın’ demeden. bunlar hakim bir bilinç garabeti sayılmayabilir. kimsenin ˘ ˘ ˘ hakkına tecavüz etmediginin vs. çocuk pornosuyla ugra¸ anlar vb. hep bir din devleti olarak kalıyor. garantisi ve kanıtı olabilir mi? Bu ˘ ülke Türk ve Müslüman insanlardan.

Hakikat Severlik mi? garabet var: Hür aklın ve vicdanın emrettigi temel ve evrensel degerler ˘ ˘ yerine. ek ˘ ˘ imar izni gibi. silahlı kutlama ilkelligi. dizini döver”. sever de” vb. avrat. ˘ yen içinde kalır”. mafya ili¸ kileri ve s s çürümü¸ lük hakim. köpek. içeren– de˘ erler hakimiyet g kazanmı¸ durumda ve sırf milli veya dinî olması bir takım hassasiyets leri haklı. beton mezarlıgına döndüren. uyuma. tarifi hiç yapılmayan –ama “kol kırılır. ‘Kürde. faili meçhul veya belli cinayetler.Sonsöz: Vatanseverlik mi. bebek demeden insanların dinlenme. siddet. “kadının sırtından sopayı. hatta yüce kılabiliyor. Darbeler. çocuk. “kadın erkegin elinin kiridir”. talan ettirmem. tecavüzler sürekli adetten ve töreden sayılıp hakimiyet kazanmı¸ durumda. ama yine de. bu ˘ katliamı on yıllardır tüm uyarılara ragmen sürdüren ve yine on binlerce. kutsal vatan topra˘ ını ve tabiatını g katleden. ˘ belki yüz binlerce veya milyonlarca insanı katledecek ve vatanın kutsal ba˘ ımsızlı˘ ını da iktisaden ve siyaseten yok edecek olan müteahhitler ve g g asıl bunların politikacı ve devlet adamı suç ortaklarıyla. “at. Araba. s çalı¸ ma. Cinayetler. çocugu katleden. sırf milli degerler diye. “baba (veya koca) döver de. belediye hakim degil. si˘ lah”. kadın ve çocuklara hunharlıklar. yırtıcıla¸ an vasıfsız bir s s s nüfus sürekli hakimiyet kazanıyor. hasta. Ermeniye. deprem mezarlıgından kurtulmanın ˘ 170 . Artan ve daha fazla yozla¸ ıp. karnından sıpayı”. Susurluklar. polis. Agalık ve a¸ iret düzeni hâlâ hakim. masum veya makul. kabadayılık. gibilerin gürültü terörü her an ve sürekli insanlara tecas vüz edebiliyor. ya¸ lı. Batılıya vs. “kızını dövmeyen. tüm bu hunharları üretip panzehirini üretmeyen bu sosyal/siyasal sistem hakim. yagmalayan. Çürük zemine s ˘ çürük binalar dikip durmadan on binlerce insanı. s in¸ aat. bar vb. ˘ ¸ mafya vb. ˘ ben talan ederim’ diyerek. kanser gibi her s yere nüfuz etmi¸ çeteler. onu siyasetçi-seçmen-mafya suç ortaklıgına. garabetler. deprem teröründen. ama kurbanları kurs s tarmaya memur birimlerin tek bir müdahalesince halledilebilecek bu tecavüz kar¸ ısında hukuk. yolsuzluklar. ev veya i¸ yeri alarmı. ya¸ ama hakkını elinden alabiliyor. s ˘ s idamlar ve i¸ kenceler. ‘Vatan topragı kutsaldır’ deyip. ˘ emlak talanına ve ranta kurban eden.

tehdide maruz ¸ bırakılıyor. linç. bu ¸ cografyanın insanlarına. i¸ letilmeyi¸ i. her¸ey de ortada. teca˘ vüzün suçluları. hatta ba¸ ka bir sey demiyorlar. tapılan. taptırılan) o kutsallara. siddete. ¸ 171 . “Vay. yapılamıyor. suna buna hakaret ettin!” diye. seyircileri Müslüman ve Türk.Sonsöz: Vatanseverlik mi. kurumlar vs. beden yakabilen ve ba¸ ka baskılar uygulayabilen bir s seriat bilinci de hakimiyetini kaybetmiyor. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi. ˘ kurumlara ve mıhlayanlarla onların zihniyetlerine kar¸ ı söz söyleyenler. vatana. geregi yapılmıyor ˘ ve temizlenmeye gidilmiyor da. hatta vatansever kahs ramanlar olarak taltif edilmesi vs. Türklük. sansür. yani kral çırılçıplak. kültürüne. Ve tüm bu garabetin. s kralın çırılçıplak oldu˘ unu söyleyenler. Bütün bu çırılçıplak tecavüz garabetiyle. kangrene veya en habis kansere veya s s kuduza “münferit” denip bunların hesabı sorulmuyor. vatana. bilinç iklimine tecavüz edilirken ve ˘ (bu tecavüzleri gizlemek ve baskı aygıtını elde tutmak için uydurulan. (gayrıme¸ ru) yasal ˘ s s s s s engeller. akıl durduran s örneklerini sıralayabiliriz –televizyon ve gazetelerde zaman zaman açıga ˘ çıkan garabetleri: hukugun i¸ lemeyi¸ i. saldırganlık ve siddetin yanısıra. ama hiçbir s sey yapılmıyor. vatan. ortakları. putlara da. cinnet kudurganlıgı son yıllarda öyle körüklenip egemen kılındı ki. cinayetlerle taçlanabildi. önce kanunla ve bir süredir ¸ de alenen kudurtulan kalabalıklarla gadrediliyor. vatanın gerçek hayrı için söz söyleg yenler. Listeyi çok uzatabiliriz ve ¸ yolsuzluk. kurumlara ˘ vb. her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” demi¸ lerdi. ama etkisiz eleman. çıkarılanların s da ceza almayı¸ ı veya göstermelik cezalar alması. sorumluları. Bütün bunları yapanlar da Müslüman ve Türk. Türklüge. Bu arada masumlarsa. çürümü¸ lük ve tecavüzün çok daha vahim. s s ¸ Ve bu “Ne mutlu Türküm diyene” deyip cana okuma. Suçlar ve failleri. de tecavüz edilirken. ne˘ ticede tehdit. Acıtmadan kelle kesip. s tecavüzler ve tecavüzcüler. bu duruma mıhlanan Türklüge. Hakikat Severlik mi? en basit ve gerçekçi bir yolunu bile açmayan bir garabet hakim. tecavüzcülerin yargı önüne bile çıkarılamayı¸ ı. ya azınlık veya istatistikî çogunluk. bu duruma dü¸ üs rülmü¸ ve hiç kurtarılmamı¸ ken.

Hakikat Severlik mi? hatta katillerden biri (Samsun) emniyet dairesinde. bu cografyanın. üzerindeki insanların ve kültü˘ rün. hakikat yerine. artık insanları insanlardan korumanın –isteyenin istedigini tehdit edebildigi. s yüceltilen böylesi fa¸ ist. suç ve melanetinse bir doz a¸ ımın¸ ˘ ˘ s dan sonra ba¸ ladıgı seklinde bula¸ ıcı bir hipnotizma hakim kılınmı¸ s ˘ ¸ s s durumda. kanserojen bir bilinç geninin kapkara bir bulut s gibi üzerimize çökertilmesi ve o putun –Nefs’in– krallıgının tescili ol˘ dugu için. ˘ ¸ ˘ ama kimsenin vatanseverligi suçladıgını duymadım. üstelik Atatürk’ün “Vatan toprakları kutsaldır. sürekli onanıp kutsalla¸ tırılan. Kimileri de milliyetçiligin kendisini ¸ ˘ ˘ suçlayıp. vatan kahramanı olarak kameraya alınıp lanse edilebildi. iyi bir sey oldugunu savundular. insanlıgı hakim kılma özleminin isyanı olarak. bu kadar infial uyandırdı ve bu yüzden “Hepimiz Hrant’ız. kaderine terkedilemez” sözü altında. Ama Nefs’in krallıgını yola çıkaran.Sonsöz: Vatanseverlik mi. gerçek milliyetçiligin tamamen ˘ zıt. s Hrant Dink cinayeti. cinayetten önce namaz kılmı¸ ve “kutsalına” (Türklüge) hakaret ettigi s ˘ ˘ için bir insanı öldürmü¸ tü. “Türklük” ˘ s ˘ ve “vatan” vs. Zira. vatanseverligin iyi. ˘ hepimiz Ermeniyiz” sözleri benimsendi –kafaya (kur¸ unla) kakılan bir s Türklüge kar¸ ı. vatanseverliginse tamamen zıt. ama fazlasının zararlı oldugunu ˘ ˘ 172 . insanları ˘ ¸ ˘ devletten korumak gerekliyken. diye diye. bilincin sürekli tecavüze maruz kalmasına ve Nefs’in krallıgına bir ˘ tepki olarak. aklı ba¸ ında insanları da kan˘ s dırabilen. öldürebildigi ve bu hunharlıklarda ˘ ˘ ˘ desteklendigi bir cehennemden korumanın– daha gerekli oldugu bir ˘ ˘ noktaya gelindi. Bu tip suçlamaları yapanlar. hatta yüce bir deger oldugu. saglıklı bir demokraside sart oldugu üzere. ve katil Müslüman ve Türk. Halbuki. bir ba¸ ka ve çok masum görünü¸ lü bir sorumlu daha var: s s vatanseverlik. Hrant Dink cinayeti ardından genellikle ırkçı/etnik/a¸ ırı milliyetçilik s suçlandı. iyi bir sey oldugunu savundu. Vatanseverligin iyi ˘ ˘ ˘ bir sey. ba¸ ka bazı kesims lerce de vatan evladı olarak sahiplenildi.

(daha fazla dürüstlügün daha iyi olması gibi) daha fazla va˘ tanseverlik de daha iyi ve (en fazla dürüstlügün en iyi olması gibi) en ˘ fazla vatanseverlikse en iyisi olarak pompalanıp. ˘ ¸ ülkede. hakikat yerine ikame edildikten sonra. Pe¸ inden de. zaman zaman hayal s s kırıklıgı ve küskünlükle agır ele¸ tiren. güzel. hatta kutsalla¸ tırılmasıyla. doganın ve tarihi eserlerin korunmasını. istis yoruz. sanat ve bilimin s geli¸ mesini. ele¸ tiren. özlemek ve bunlar ugruna söz söylemek ˘ için vatansever olmak gerekmez. adil. insanlar s s onu kana kana içip. güzel bir ˘ ˘ çevrede ya¸ amayı. Ya vatansever denebilir mi? Yine hayır. kültürde. mitle. yani daha ilk dozundan itibaren melanet yola çıkmı¸ oluyor ve pe¸ inden gelecekler de kaçınılmazla¸ ıyor. aklı ve vicdanı tamamen uyu¸ tus s rup. tam tersi. köyde. propagandayla. semtte. insanların dürüst. sırf bu özlemler dogrultusunda ˘ iyile¸ meler olsun diye fikir beyan eden. Hakikat Severlik mi? söylemek. hatta kutsal˘ la¸ tırıldıktan. destanla. dünyada mutlu olmayı ve kimseye tecavüz etmemeyi. hamasetle. ama fazlasının zararlı oldugunu söylemeye ben˘ ziyor. organ mafyasının son bulmasını vb. Vatanseverlik s s s (mesela dürüstlük gibi) bir kez yüce bir deger sayıldıktan. havanın ve suyun temiz ˘ s olmasını. çünkü bu saydıklarımı istemek. en bayagı ve hunhar yanlarını ortaya çıkarıyor. me¸ ruiyet. artık kaçınılmaz s biçimde. hipnotizmayla. mahallede. bu ˘ yanlarına mazaret buluyor ve hunharlıklar i¸ liyorlar. Büyük bir gaflet veya hakikate ihanet içinde vatanseverligin yüce ˘ bir deger sayılmasıyla. s Nefs’in dürtülerini uyaran en etkili uyu¸ turucuya dönü¸ üyor. sehirde. çirkin degil. mar¸ la. kims senin magdur edilmemesini. hakikat sever olmak gerekir. töre cinayetlerinin. ba¸ kalarının da mutlu olmasını ve kimseye tecavüz edilmemesini. sıgaranın iyi. içinde bulundugumuz çevrede. adalet ˘ olmasını. s Bir çogumuz (ama etkisiz eleman olan çogumuz). iyi ve sagduyulu olmasını. yani hakikat yerine ˘ s ikame edilmesiyle. bunları 173 . insanlara vatan haini denebilir ˘ ˘ s mi? Kesinlikle hayır. Peki bunları özleyip. depremde insanların ölmemesini. özlüyoruz.Sonsöz: Vatanseverlik mi. soludugumuz ha˘ ˘ ˘ yatta. sava¸ olmamasını. hakimiyet s ve kutsiyet kazanıyor.

Amerika’nın Irak’a saldırdıgı s ˘ ˘ ˘ günlerden hatırlayabiliriz. böyle ˘ bir saptırmayla vatanseverlik hakikatin yerine ikame ediliyor ve zehir böylelikle hayat iksiri olarak empoze edilip. ¸ s azmettirmiyor. iktidar saikleridir. bir kilise kurmaya ne gerek var. Ame˘ s rika’dan gelecek para yardımını da hesaba katarak. en masum dozunda vatanyorumcuları a¸ ırı milliyetçi filan degildi. en özet ifadesiyle ve zaten hiç matah olmayan kelimenin en kötü anlamıyla. vatanlarını sevmekle ba¸ ladılar. Nazi Almanyası. ˙ Insanlar bir aziz kadar safken. hakikatle çeli¸ tigine yakın bir örnegi. hakikate ˘ ˘ ˘ s 174 . daha s çok sevmekle devam ettiler ve nihayet vatanlarından ba¸ ka hiçbir seyi s ¸ sevmemeye varıp. bu saikler. ¸ Melanetin a¸ ırı. masum s s ˘ vatanseverlikle ba¸ ladıgına. hakikat severlik degil de. örgütlemiyor. Hakikat Severlik mi? özlemek. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil. s önce yava¸ yava¸ hipnotize oluyor. yani vatanseverlik nedeniyle. hayat s s s s ˘ iksiri diye yutulan tatlı bir seyle.Sonsöz: Vatanseverlik mi. hayat iksiri diye yuts s ˘ tukları tatlı bir seyle. simdi isimlerini hatırlamadıgım o politika s ¸ ˘ ˙ ste. I¸ s ˘ severligin tanımı ve bildigimiz tüm temel degerlerle çeli¸ kisi. Amerika yanında Irak’a girmeyi. Kimse. kana kana içiliyor. O zaman Ba¸ bakan Tayyip Erdogan ve kimi s ˘ politika yorumcuları. aniden bir günde cinnet geçirmedi. eger ba¸ ka emeller ve saikler yoksa? Ve böyle bir ˘ s ad verilip. ertesi gün aniden bir katil olarak yataktan kalkmıyorlar. istemek için “vatanseverlik” diye bir ad koymaya. Türkiye’nin çıkarına olacagı dü¸ üncesiyle. Ba¸ bakan’ı bilmem ama. çok sevmekle ilerlediler. yani bu igrenç katliama ˘ (Türk çocukların azmettiricisi ve ölüme göndericisi olarak) katılmayı istemi¸ lerdi ve hâlâ da kimileri bunun gerçekle¸ medigine üzülüyorlar s s ˘ ki. deh¸ etli bir uyu¸ turucu degil. cinayete göz yummuyor veya kı¸ kırtmıyor. dünyayı ve kendilerini kana buladılar. vatanseverlik saymakla. yava¸ yava¸ s s hipnotize oldular. durup dururken gidip cinayet i¸ lemiyor. kilise kuruldu mu. ba¸ ka emel ve saikler daima vardır veya s ürer ya da üretilir ki. etnik veya ırkçı milliyetçilikle. Bu saydıklarımı istemeyi. fa¸ izmle degil. vatanseverligin daha en ba¸ ta temel degers ˘ ˘ s ˘ lerle.

Böyle bir katliama katılmakla. ˘ sonuçta vatana hayır gelmeyecekti. Bu yasaya kar¸ ı ˘ s s söylenen her¸ ey (fa¸ izan bir uygulama olması. hakikat akıl s almaz biçimde igfal edilerek. ˘ Katliam da. yani. faili meçhul cinayetlerle ihanette. yani vatanseverlikle. böyle bir kara ¸ bulut. fikir ˘ s ˘ ifade etmeyi kanunda ve bilinçlerde yasaklayan yargı ve saldırganlıkla. vatansevmezlik degil. her devletin gizli. tıpkı Bernard Shaw’un. fa¸ izmle ve katliamla bitiyor. bizzat vatanseverlik. sansürcülükle. tecavüzle ba¸ lıyor. tetigi çekmekle ba¸ lamıyor. “vatan” denen bu cografya ˘ ˘ böyle bir bilinç garabetinin hakim oldugu bir yer yapılacaktı. 301’le ba¸ lıyor. bu abuklugun mimarı. derin devlet bahislerinde s ˘ ˙ ya¸ anıyor. Hakikat Severlik mi? ihaneti. çünkü “Türkiye” denen bu cog˘ rafyada ve kültürde en temel hakikat çignenecek ve menfaat ugruna ˘ ˘ hunharlık yapma seklindeki böyle bir bilinç garabeti. ¸ ˘ Vatan hainligi. milliyetçilikle ba¸ lamıyor. illegal fiiller i¸ lemesinin ˘ s me¸ruiyeti ve dolayısıyla derin devletin iyi bir sey oldugu. hakikate ihanet nedeniyle çürüme ve dolayısıyla vatana da ihanet gerçekle¸ iyor. Adalet Bakanı gibilerin s s 175 . böyle bir günah me¸ ruiyet ve hakimiyet kazanacaktı.Sonsöz: Vatanseverlik mi. yani çü˘ rüme gerçekle¸ ecekti –hakikate her ihanette gerçekle¸ tigi gibi. s ˘ Irak örneginde gerçekle¸ medi. “Katl sansürün ekstrem biçimidir” [45] diyerek dikkat çektigi üzere. vatanseverlik bumerangının devasıysa. etnik veya a¸ ırı veya ırkçı milliyet˘ s s s çilikle ba¸ lamıyor. Ve illegallige me¸ ruiyet kazandırıp vatana da ihanet eden s ˘ s sey. tetigi çekmekle bitiyor. yetmi¸ mils s yonun tamamı bu suçun ortagı edilecekti. hakikate s s ˘ Hrant Dink cinayetiyle ihanette. vatanseverlikle ve her tür s s putperestlikle. akıl almaz biçimde üç ettirilerek. ihanetlerde gerçekle¸ tigi gibi. Bu ölüms s cül döngünün. fa¸ izmle ba¸ lamıyor. jeopolitik. hakikat severliktir. henüz yoksa s ¸ ˘ tesis edilmesi gerektigi açık açık savunuluyor ve böylece hakikate iha˘ net. ama vatanseverlikle çürümenin ger˘ s çekle¸ tigine yakın ve enteresan bir örnek. jeostratejik veya iktisadi ya da siyasi menfaatler saglanacak olsaydı bile. Iki kere iki. organ mafyasıyla ihanette vs.

milliyetçilik geni. ya tep. o ˘ ˘ ˘ zaman bu belgelenir ki. dı¸ lamak. hatta yalana. ˘ Karamazov Karde¸ler yasaklanmadı tabii. o hunhar geni kınayıp mahkum etmek. kirlenmesine yol açacaktır. hunharlıgı günümüz Türkiye’sinin kültürel bir geni yapmaya ˘ hizmet edildi. dine nefretle en agır hakaretleri yagdıran Bir ˘ ˘ ˘ Yazarın Günlü˘ ü’nü de yasaklamak lazım ki. g bizzat kendisi hunharca bir durum ve 301’i savunanlar. on bir Türkçe çevirinin dokuzunda sansürlendi ve böylece hunharlıkları yalanlamak veya mahkum edip dı¸ layarak s temizlenmektense. yakla¸ ık iki yüz bin ki¸ iye ˘ s s s 176 . s ˘ sansüre ba¸ vuracak ve böylece o çok sevgili milliyetinin temizlenmesine s degil. vatana. uygar Batı toplumlarında muadilinin bulunmayı¸ ı ve s verilen örneklerdeki mahkumiyetlerin tamamen farklı suçlara dayanması vb. Hakikat Severlik mi? iddiasının aksine. ama benzer s bir uygulama. yani “ya tap.) bir yana. tersine. malesef. tabii.Sonsöz: Vatanseverlik mi. s ˘ yani sövenizmin her türü. ondan temizs lenmek gerekir. ama daha acısı su: bu Dostoyevski sansürüyle Tolstoy ¸ sansürlerini ve gazetelerde yogunca i¸ lenip. degilse bile ona tapınıp taptırmaya zorlayacak. i¸ in içine bir de yalanı. Eger Dostoyevski ˘ haklıysa. s söz konusu bölüm. Dostoyevski gibi dünya kültür mirasının devlerinden birini ve (Türklerle ilgili hunharlık hikayeleri barındırıyor diye) onun en büyük eserini. bu gen yüzünden abartılara veya toptancı bir nefrete kapılmı¸ olabilir. Karamazov Karde¸ler’i de ve s bayraga. millete. atasıyla. 301’e göre ayrıca. katarak hakim oldu. nefret et” zihniyetinin terkedilmesi s ve Dostoyevski’nin de. soyuyla övünmeye çalı¸ an yeniyetme zavallılıgı. bu mükemmelen saçma. ama kendine yeterli bir birey olamayan. zaten Dostoyevski’de marazi bir gen de vardır. sansürü. büyüyemeyen ve babasıyla. babasını hep mükemmel görmeye ça¸ lı¸ acak. örtbas edip kafayı kuma gömerek sahiplenen ve bizzat kendisi sahtekarlık ve katl karı¸ ımı bir hunharlık olan s sansürle. dogru ve yanlı¸ tarafları nesnellikle s ˘ s belirlenerek degerlendirilmesi gerekir büyümek için. aslında Dostoyevski’nin de yasaklanmasını savunuyor durumdalar. Yok eger Dostoyevski haklı degilse. bu garip olurdu. her¸ eyin de.

sansür bilincini. ama tabii çok daha hunhar ve– inanılmaz. yukarıdaki manzaranın gösterdigi üzere. daima hakikas s ˘ tin tesisine çalı¸ malı. bilinç iklimini gerçekten zehirledi. Nefs’in s tamamen ele geçirdigi kurtadamlar var muhakkak. bir insan öldürülerek Türk kanının sahiden de zehirli oldugu fiilen ˘ kanıtlanmaya çalı¸ ılıyor. ho¸ larına gidenin degil. özgürlügün gaspıdır. ve Nefs’in krallıgına yönelik. hunharlık. ˘ tecavüzdür. ama arkasındaki deh¸ etli ve s etkin hipnotizma bakımından hegemonik. malesef son derece talihs siz kı¸ kırtmalarla. krallıgını tama˘ ˘ ˘ men kurması degildir. ama bu s ˘ 177 . s ˘ milliyetçilikle batıyor. ama Nazi Almanya’sı ˘ s krallıgının tek biçimi degildir ve ayrıca tek felaket de. bu sekilde ¸ örnek olmaya. ihtiyaç var. böyle bir cina¸ yet. ama hepsinin tama˘ men kurtadamla¸ madıgını umuyor ve uyanmalarını diliyorum. bu teamülü yaratmalıdır. Türkiye’deki kültür. pankartı veya bayragına ya da dindarlıga degil. hakimiyetini epey arttırmı¸ tır. Bu teamülü yaratmak s içinse. s s Bernard Shaw’un dikkat çektigi üzere. kirletti. “Katl sansürün ekstrem biçimi˘ dir” yalnızca. Milliyetçilerin ve kı¸ kırtanların arasında.Sonsöz: Vatanseverlik mi. her¸ eyden önce ˘ ˘ ˘ s sansürlememeye. Hrant Dink cinayetinde de –Dostoyevski ve Tolstoy sansürlerindeki gibi. onun hakimiyet kazanması yeteri kadar fecidir ki. 301 kar¸ıtı basın yayın dünyasınca örtbas edilmi¸ tir [5]. Türkiye milliyetçilikle s s mi kurulmu¸ tur bilmem ama. her ikisi de susturmaya yöneliktir. sol yumrugunu kaldırmaya veya bilmemne-izme veya bilmemne ˘ sloganı. ve 301 kar¸ ıtları da. krallıgını Nazi Almanya’sında kurmu¸ tu. çünkü istatistikî bakımdan münferit. ˘ Türkiye’de hep güçlü olmu¸ ve son yıllarda. gayet hazin ve ironik bir tuhaflıkla. ˘ Nefs. yani 301’i mahkum etmeye. Hakikat Severlik mi? yutturulmu¸ “Müslüman Tolstoy” aldatmacasını te¸ hir eden çalı¸ malas s s rım da. apaçık. Türk kanını zehirli buldugu gerekçes ˘ siyle. Halbuki. gayet acı ve adi bir fars sahnelendi: Türklügü ˘ a¸ agılamayı yasaklayan bir kanun ve (kraldan çok kralcılıkla) bu kanunu s ˘ da a¸ an kudurtmalar neticesinde. Zehrin ya da asaletin kanda bulunabilecegi s ˘ seklindeki ırkçı ve irrasyonel üslubu bir yana bırakırsak.

günahtan kurtulmak istediklerini. hele kutsallar. en basit mantıga aykırı oldugunu. ulusalcılar. bölücülük yaptıklarını hâlâ itiraf s s edemiyorlar mı? Cesaretlerini toplayıp. insanlıgı ve ˘ ˘ 178 .Sonsöz: Vatanseverlik mi. satılıyor . yanlı¸ yaptıgını itiraf etmek. bir an durup dü¸ ünüyorlar mı? ¸ s Ayrıca. kızgınlıklarına. . kı¸ kırtmalarla– yanlı¸ yaptıklarını. ˘ ˘ duygulanmalarının sahici. Ve bu zor i¸ in kotarılması lazım. bir kez olsun yukarı itilecek s ˘ mi? Bütün o milliyetçiler. bir kitlenin övgüsüyle ve kahramanlıkla taltif edilerek ölüme gitmekten çok daha zor. s ˘ haklı olma ihtiraslarına hizmet ettiklerini hiç akıllarından geçirmiyorlar mı? Bögürlerinde kabaran her duygunun hakiki olmayabilecegini. insanlar sokaga dökülür. tüm bu manzara kars ˘ g sısında ellerini vicdanlarına koyup. Dolas yısıyla. yanıldıgını. vurulmaya maruz bırakmasının. Sisifus’un s s s Türkiye’de hep a¸ agı yuvarlanan kayası. bu yüzle¸ meyi gerçekle¸ tirebils s seler ve bu itirafı yapsalar. belki de kendi menfaatlerine. . kı¸ kırtıcılar ve digerleri. tutkularına. s son derece güçlüdür ve ki¸ ilik artık ondan ibaret gibi algılanır. ama küçülten degil büyülten ˘ bir i¸ tir. ölüm riskine. . ama duygunun sahte ve melun olabilecegini ˘ akıllarından geçirmiyorlar mı?. s s s ˘ sıkıntı çıkar . .. . kendileri gibi dü¸ ünmeyen insanları hedef göstermekle. çünkü fikirler. olmayacaklar mı? Vatana. bir sinege bile zarar vermesin ˘ ˘ diye çocuklara “Günahtır” derken kastedilen seyi? ¸ Ermeni soykırımını kabullenen Türk (veya Türkiyeli) vatanda¸ ların. tartaklanmaya. hem de vatana büyük bir hizmet yapmı¸ . vatan hainleri’ ˘ vb. Hakikat Severlik mi? da çok zor bir i¸ tabii. menfaat için insanın kendini tehditlere. hatta ilan etseler. Bu i¸ yapılacak mı. kı¸ kırıp s s kı¸ kırtmakla –‘vatan ku¸ atılmı¸ . “Günah” diye bir seyi hatırlamıyorlar ¸ mı –cehennemde yakan “günah”ı degil. bu hakaretler yenilir yutulur degil . hem daha mutlu. vatans da¸ a degil. s menfaatleri için vatanı satan hainler olmayabileceklerini. yazının s ˘ ba¸ ından beri özetledigim ve aslen herkesin bildi˘ i. Nefs’in hipnotizması. sorum˘ s ¸ luluk ve vicdan geregi. epeyce bir cesaret ve ˘ s ˘ güç gerektiriyor ki bu da. . bu insanların belki ˘ ˘ de sadece (dogru veya yanlı¸ ) inandıkları seyi savunduklarını.

digerleriyse ele¸ tirip suçlar. ne ¸ ˘ yapacagız? Bu sava¸ ı sonsuza kadar sürdürmek mi iyi? Tekrar tekrar ˘ s isyanlar çıkması mı iyi? Ba¸ arılabilse bile. hastane. bu yolu deneyelim. seyler yapmakla. götürüs leriyle getirisi arasında –vatana. ekonomik. böyle bir i¸ için her biri˘ s miz. mesele hallolabilecekse. askerî ˘ s müdahalelerle hallolmayan ve tarihte iki düzine kadar ayaklanmayla azdıgı söylenen bir yara var.68 Güneydogu’da kangren olmu¸ ve Türkiye’yi de kangren eden. Peki bu çözüm de mümkün degilse. bunun için geç s ˘ degilse ve para lazımsa. ordakilerin insan s ¸ gibi ya¸ amalarını saglamakla. Oraya okul. ahlaki vs. vatanı. baskıyla. sehitler için infial ¸ duyulmadıgı yolunda ele¸ tiriler yapıldı. psikolojik. a¸ götürmek. güvenilir ki¸ ilerden olu¸ turulacak ˘ s s seffaf bir komisyona verelim. dü¸ ünmeye çalı¸ anları da vatan haini diye kas s s nunla ve hedef göstermekle susturarak. Tolstoy’un Anna Karenina’da Fransız ˘ yazar Alphonse Karr’dan alıntıladıgı su sözlere uymalılar: ˘ ¸ ˘ Sava¸ ın kaçınılmaz oldugunu dü¸ ünüyorsunuz. Duyuluyor. öyle mi? Çok güs s ˘ zel! Sava¸ vazedeni. Hakikat Severlik mi? bugünkü Türkiye’yi bu günahtan temizlemek istediklerini. s s melanetiyle hayrı arasında– bir muhasebe yapılıyor mu? Yoksa. akıllarına hiç getirmiyorlar mı? Neden dostun acı söyledigi hatırlanmıyor? ˘ ˘ Bazı arkada¸ ların seni över. agalık ˘ s s ˘ ve a¸ iret düzenini ıslah etmek vb. mecburen askere ˘ gittigi bir yerde bunu savunanlar. özel bir ön cephe birligine. ba¸ ka s çözüm dü¸ ünmeyerek. i¸ . seni suçlas s yanlara yakın ol. kendisine saldıran vatansever kadınlara cevaben söyledigi su sözlere: ˘ ¸ 68 Talmud’dan aktaran Tolstoy. oradakilerin hepsini öldürmek s mi iyi? Bu didi¸ menin siyasi. hele insanların kendi iradeleriyle degil. hamaset ve inata esir olarak. övenlerdense uzak dur. ama duyurulamı˘ s yor ki? Gerçekten. neden ölüyor o çocuklar? Bu sart mı? Sart oldugunu ¸ ¸ ˘ savunanlar. taarruza gönderin! Veya Einstein’ın. herkesin önünde s hücuma.Sonsöz: Vatanseverlik mi. varlıgımızın mesela üçte birini. vatanda¸ a ili¸ kin götürüleriyle getirisi. ‘bölünmez bütünlük’le sıkı¸ tırıp çatlatma ve çürütme s yoluna mı gidiliyor? Hrant Dink cinayetinden sonra. [41] 179 .

Veya bir ba¸ ka deyi¸ le: Sadece tuhaf kimyasal bis s le¸ imli bir bitkiyi yiyerek ya da bir travma geçirerek ya da belli bir s süre ritmik tam-tam sesleri duyarak ya da belki ailesinden fazla sevgi görerek. bilinç sahibi ˘ s s oldu ve kendi kendisinin farkına vardı.] s Baskı ve sıkı¸ tırmayla çatlatma ve çürütme. bir ˘ ¸ matematik problemi çözer gibi. ama “günah”ı s unutmadan. vatansever kadınlar ceps heye gönderilmeli. niye savunmasız bir sivile saldırmaktan daha gösteri¸ li bir ifade bulmasın ki? [32. vicdanlarının ve haysiyetlerinin s s sesini susturabilmek için. kı¸ kırıp kı¸ kırtmadan. bir ba¸ ka yoldan daha s s yürüyor. hakimiyet kazanmasıyla. yozla¸ ma ve baskı arttıkça. bir gazetede veya dergide bir platform olu¸ turulmuyor ve AB. hakikat dı¸ ı vaziyetle tarumar olmak çıldırtıcı s s degil mi? Bu halimiz. o-onlar seklinde parçalayan ¸ 180 . deprem. Bedeni ve dürtüleriyle hâlâ kısmen hayvan kalsa da. onu kurban ediyor. 108. -lıklarla) üzerine bindigi küreyi ısıtan s ˘ ˙ insanlıgın genel halinden ne kadar farklı acaba? Insanlıgın su halinden: ˘ ˘ ¸ Bilgi agacının yasak elmasını yiyerek kendi çıplaklıgını farketti ve ˘ ˘ cennetten kovuldu. etmeye bileniyorlar. s Bütün bunlar neden umursanmıyor? Neden. baskıcının tarafına geçip. bilimsel bir yakla¸ ımla. latif cinsin böylesi kahramanca duyguları. hâlâ tüm bu akıl ve vicdan dı¸ ı. mafya ˘ vs. bir sonraki sava¸ ta erkekler yerine. kendi içlerindeki günaha dı¸ arıda keçi arayarak. s Kıbrıs. Susurluk. sogukkanlı bir sekilde. hayatını ben-biz. meseleler. türü– yozla¸ malarla. Hakikat Severlik mi? Bence. En azından. bu yozla¸ maların hesabının sorulmaması. Kürt (veya PKK) vb. (Türklük. daha yukarıda özetledigim –cinayet. Müslümanlık. kimseyi vatan haini diye s s hedef tahtasına çevirmeden tartı¸ ılmıyor? s Deprem bir yana. küresel ısınmayla da kıyamet kapıdayken. Ayrıca. Hıristiyan˘ lık. ıslah s s edilmemesi ve me¸ ruiyet. dürüstçe. sonu gelmez bir karga¸ anın hüküm s ˘ sürdügü bu kasvetli alanda bir yenilik olurdu. vatanseverlik ve ba¸ ka -lik.Sonsöz: Vatanseverlik mi. Amerikalılık. Baskıyla insanlar s yozla¸ ıyor. s. beyninde elektro-kimyasal bir degi¸ im ya¸ ayıp. Ermeni.

Sonsöz: Vatanseverlik mi, Hakikat Severlik mi? yeni bilinciyle hayvanlar aleminden kovuldu ve sahip oldugu o yeni ˘ bilince ragmen kendini bilemedigi için, o bilinçle cami avlusuna bıra˘ ˘ kılmı¸ durumda kaldı. Epey zamandır da, kendisini vareden kaynakla s göbek bagını bulma, kayıp cennete geri dönme ve kendini bilme ihtiyacı ˘ içinde –biberon diye minareyi, çanı, vatanı, bayrak diregini, bir önderin ˘ büstünü, sag ya da sol yumrugunu veya bir ba¸ ka putu agzına tıkıp– o ˘ ˘ s ˘ camiyi, kiliseyi, havrayı, futbol takımını, ideolojiyi, önderi, devleti, halkı, bayragı veya vatanı putla¸ tırarak, umutsuzca bunlara tapıyor. O bilinç sa˘ s yesinde ayrı¸ an iyi-kötü, biz-onlar ikileminde iyinin, “biz”in yanında yer s aldıgı, kendisini vareden kaynaga baglandıgı ve kayıp cennetin kapısını ˘ ˘ ˘ ˘ buldugu yolunda kendini ve ba¸ kalarını kandırmaya çalı¸ ıyor, ama as˘ s s lında tüm bunlardan uzakla¸ makta, doyumsuz nefsini geni¸ letme çabası s s içinde, kudret pe¸ inde ko¸ makta, nefsinin, hatta kollektif bir Nefs’in ve s s kudretin kölesi olmakta, hayvani yanının emirlerine boyun egip sürüye ˘ katılmakta ve hayvani bir güç ve haz tatmininin sonu gelmez arayı¸ ı s içinde, arsız bir menfaat, sahiplenme ve lüks i¸ tahının doymak bilmez s fukaralıgı içinde, tüm bu melanet ve irrasyonellik içinde tarumar olup, ˘ tarumar etmektedir. Halbuki, asıl vatanı hakikattir ve o da içinde bir yerlerde olmalı. Acar Burak Bengi 13 Mart 2007

181

Kaynaklar
[1] L. Tolstoy, The Kingdom of God and Peace Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1942. 3 [2] L. Tolstoy, On Civil Disobedience and Non-Violence, çev. Aylmer Maude, Signet, 1967. 3 ˙ [3] Tolstoy’s Letters, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1978. 3 ˙ [4] Tolstoy’s Diaries, Ing. çev. ve ed., R. F. Christian, iki cilt, Athlone Press, 1985. 3 [5] Acar Burak Bengi, Sansürlenen Tolstoy (Tolstoy’un Din Ele¸tirisi ve s s ¸ Türkiye’de Karanlı˘ ın Gücü), Yoku¸ Yayınları, 2007. Su adresten ücg retsiz indirebilirsiniz: http://yokus.yolasite.com/ 3, 8, 24, 32, 42, 177 [6] D. S. Mirsky, A History of Russian Literature, 1927. Alıntıyı yapan Henry Gifford (Leo Tolstoy, A Critical Anthology, Penguin, 1971). 8, 10 [7] L., Tolstoy, What is Art?, çev. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky, Penguin, 1995. 9 [8] L., Tolstoy, Recollections and Essays, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1937. 13

182

Kaynaklar [9] L., Tolstoy, Tales of Army Life, çev. Louise ve Aylmer Maude, OUP, (The World’s Classics), 1963. 16, 17, 21 [10] R. F. Christian, Tolstoy, A Critical Introduction, Cambridge University Press, 1969. 17 [11] Mektubun bu bölümü, R. F. Christian’ın derlemesi dı¸ ında, David s McDuff’ın, The Sebastopol Sketches (Penguin, 1986) çevirisine yazdıgı ˘ önsözde de alıntılanıyor; her ikisinden kombine çeviri yaptım. 18 [12] L. Tolstoy, The Sebastopol Sketches, çev. David McDuff, Penguin, 1986. 18, 19 [13] V. Shklovsky, Lev Tolstoy, çev. Olga Shartse, Progress Publishers, Moscow, 1978. 18 [14] Susan Layton, Russian Literature and Empire (Conquest of the Caucasus from Pushkin to Tolstoy), Cambridge University Press, 1994. 19, 44 [15] L. Tolstoy, What Then Must We Do?, çev. Aylmer Maude, OUP, (Tolstoy Centenary Edition), 1934. 46 [16] Alıntıyı yapan Aylmer Maude, Tales of Army Life’ın önsözünde. 22 [17] L. Tolstoy, A Confession and Other Religious Writings, çev. Jane Kentish, Penguin, 1987. 22 [18] F. M. Dostoyevski, Bir Yazarın Günlü˘ ü, çev. Kayhan Yükseler, YKY, g 2001. 24, 36, 37, 42 [19] L. Tolstoy, Anna Karenina, çev. Ergin Altay, Ergin Altay, ed. Orhan ˙ s Pamuk, Ileti¸ im, 7. baskı, 2006. 29, 30, 31 [20] E. J. Simmons, Leo Tolstoy, Vintage, 1960. 47

183

1953. s. Aylmer Maude. s. Wilson. ve 3. (The World’s Classics). The Brothers Karamazov: (I) çev. 298-9. Bantam Classics. Vodovozov. N. David McDuff. s. Dostoevsky. 1995). (II) çev. 1976. çev. 1998. 177-8. Richard Pevear ile Larissa Volokhonsky’nin ödüllü yeni çevirisi (Penguin. (III) çev. Na chuzhoi storone. Ignat Avsey. A Biography. 1989. 1989-91. Richard Pevear ve Larissa Volokhonsky. Moscow. 40 [24] L. Essays and Letters. çev. “On Life”. Bu kaynaga ˘ dikkatimi çeken: A. çev. Norton & Company. online ödeme yapamamak gibi bir zorluk ortaya çıktı): (I) V. Tolstoy. belgeleri sipari¸ im sonuçsuz kaldı ve sadece 2. 2005). 2000. 41 [25] Edmund Wilson. Adrew R. Straus and Giroux. Service. 2002. s. (IV) çev. Constance Garnett. ama 1. 24. 2003. s. MacAndrew. s ˘ onun için de. 238-9. bu s paragrafta aktardıgım. M. OUP. Farrar. Lenin’e ili¸ kin bilgilerin kaynaklarını veriyor ˘ s (Rusya Milli Kütüphanesi’nden ısmarladım. s. Matlaw. 311-2. 219-20. 1959. 184 . (II) Maria Ilinichna Ul’yanova. ˘ ¸ ˘ Aylmer Maude çevirisi (Norton & Company. Tolstoy. 1961.Kaynaklar [21] F. Oxford University Press. Penguin. 2003. cilt 12. 367. Ralph E. Lenin. Vospominaniya o Vladimire Il’iche Lenine. Aylmer Maude. 26 [23] L. To the Finland Station (A Study in the Writing and Acting of History). 87-8 (çe¸ itli baskıları var). Prague. ‘Moe znakomstvo s Leninym’. On Life and Essays On Religion. ed. s. 2002). Tolstoy. s. cilt 1. Doubleday Anchor. The Belknap Press of Harvard University Press. 316-7. Grant Richards. belgeyi alabilecegim belirtildi. 1925. ve David Magarshack çevirisi (Signet. 39 [22] Bu ve Anna Karenina’dan yapacagım sonraki alıntı ve özetlerin ˘ ˙ kaynagı su üç Ingilizce çeviridir: George Gibian’ın revize ettigi. Ballantine Books. 47 [26] Robert Service. s. 1903.

1954. Alex Aronson ve Krishna Kripalani. Fr. Christian Bartolf’un “Tolstoy’s Legacy For Mankind: A Manifesto For Nonviolence” ba¸ lıklı yazısında bulup. Einstein. 58 [29] L. 54. çev. Bartolf bildiri metnini su kay¸ naktan almı¸ : The Collected Works of Mahatma Gandi. oras dan özetledim. 1958-65. (iki cilt birarada) 1987. 52 [31] “Anti-Conscription Manifesto” ba¸ lıklı bildiriyi Christian Bartolf’un s yazısında bulup. Arion Yayınevi. Tolstoy. Wings Books. cilt. 1977. I. Ideas and Opinions. 1989. 50. 20-24. I. The Life of Tolstoy. 47 [27] A. (III) V. 59 185 . s. Lenin. 192. Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdedir (Mistik bir din de˘ il. 53. Tolstoy. Ballantine Books. Moscow. Polnoe sobranie sochinenii V. N. Amnesty International ve Wikipedia gibi internet siteleridir. cilt 55. OUP. Bartolf bildiri metnini su kaynaktan almı¸ : Rolland ¸ s and Tagore. “The Disarmament Conference of 1932”. Dominik Pamir. 164. s. Lenina. 180 [33] A. Wilson. 2005. Visva-Bharati. Einstein. çev. Eylül 1945. 52 [32] A. 1999. Ahmes dabad 1969. 55. 54 [34] Bu paragraftaki bigilerin kaynakları. çev. 49. 48 [28] Aylmer Maude. 51 [30] Bildiriyi internette. ed. s.Kaynaklar 208. 414. 50. Elif Çakmak. European Bureau For Conscientious Objection. 2. Quaker Council For European Affairs. Kaos s s Yayınları. Z. Tolstoy Remembered. Derek Coltman. Fikirler ve Tercihler. oradan çevirdim. yeni g ˙ g bir ya¸am anlayı¸ı olarak Hıristiyanlık). çev. 31. Calcutta. McGraw-Hill. Sonja Bargmann. 56 [35] Tatyana Tolstoy.

New York: Farrar. The Devil’s Dictionary. Koteliansky ve Virginia Woolf. 163 [38] James Boswell. B. B. Emerson.. 1947. çev. 2006) adlı kitabın üçüncü bölümünde de bulunabilir. 1998. S. (1904-1910). 164 [39] Ambrose Bierce. Part I. Shewing-Up of Blanco Posnet (1911) “Limits to Toleration”. Shaw. I¸ Bankası. 1791. 164. çev. (Muss ˘ ˙s tafa Tüzel. Cemal Atila. Aphorismen zur Lebensweisheit. Seytanın Sözlü˘ ü. der.Kaynaklar [36] A. 2005 164 [41] L. Talks With Tolstoy. 1901. 59 [37] Gustave Gilbert. W. Shaw. Peter Sekirin. Omega Yayın¸ g ları. 179 [42] R. Journals. The Life of Samuel Johnson. 175 186 . Ya¸ am Bilgeligi Üzerine Aforizmalar. 164 [40] Ambrose Bierce. 164 [45] G. 164 [44] G. 1911. Hodder and Stoughton. 1824. 1969. 164 [43] A. Horizon Press. internette bulup ˙ Ingilizceden çevirdim. Perde. B. 3. Nuremberg Diary. A Calendar of Wisdom. S. The Rejected Statement. Tolstoy. çev. The Devil’s Disciple. Straus and Company. Schopenhauer. Goldenweiser.

48. Henri. 69. 86 Deutschland. 172 Attila. 105 187 . 179 Divide et impera. 83. F.Dizin A Aksakov. 67 D De Vogue. 3. 29–31 Amnesty International. 185 Berlin Kongresi. VII. 131 Concordat. 94. 6 Burbonlar. 55.. Hrant. Ergin. 139 Budizm. 115 Buber. Martin. 113. Deutschland über alles. 79 Christian. 164 ¸ g Birle¸ mi¸ Milletler. 56 Avrupa Konseyi. Ambrose C Charles. R. 165. 131 ˙ Avrupa Insan Hakları Mahkemesi. 77 Déroulède. 17 Cleveland. Matthew. 52 Bartolf. 177. 25 Bierce. 25 s B Barbusse. 172. 185 Arnold. 70 Boulanger. 22 Atatürk(çülük). 167–169. 25 Ayastefanos Antla¸ ması. 98. 56 Avusturya-Macaristan.. Christian. 52 Buda. 105. 104 Seytanın Sözlü˘ ü. 55. 114. 25 Aleksandr. 152 Altay. 185 “Anti-Conscription Manifesto”. 175. 56 s s Bismarck. 99 Dink.

44–46. 91 Kozmopolitizm. 6. 52–56. 73 s Marseillaise. 57 Godunov. 51. 26.Dizin Dostoyevski. 139 Lavisse. 164 Eski Ahit. 42–44. 150 Lao-Tsu. 179 Emerson. 49. 24. 131. 126 Kürt. Susan. 163 L Lahey Konferansı. 164 Güney Afrika Sava¸ ı. 22–24. 35–38. 23. 33 Katkov. 52. 34–40. 139 Konstantinople. 52 Dukhoborlar. Hermann. Boris. 10. 78 Layton. 141 s 188 . 39 s Türkiye’de sansürlenmesi. 164 J Johnson. 136 Fransız Devrimi. le (Fransız milli mar¸ ı). 26. 49 Konfiçyüs. 152 Goldenweizer. 51. 42–44 Duhamel. 135 Krasinski. g 26. 176. 23. 176 Karamazov Karde¸ler. 6. Samuel. 25. s 35–38. 120 European Bureau For Conscientious Objection. 164. 50. 34. 26. 9. 24. 177 Bir Yazarın Günlü˘ ü. 24. 149. 24. Georges. 185 F Farisi. 48. 164 Johnson. 134 H Heine. 49 E Edison. 176 Tolstoy Ele¸ tirisi. 54 G Gandi. 19. 59 Göring. 48. 98. 105 M Malevanizm. 138. 82 Kilkov. 47. 42. 72. 98 Louis-Philippe. 184 Leuchtenberg Dükü. 44 Lenin. 122 K Karr. 138 Einstein. Alphonse.

48 Sukhotina-Tolstaya. 64 O Osmanlı-Rus sava¸ ı (93 Harbi). 63. 58 Rolland. 134 Mickiewicz. 89. 46 Pugaçev. Romain. 52 189 . 9.Dizin Maude. 47 Severniy Vestnik. 33. 51. 21 ˘ Salisbury. 62. 97 Proudhon. 105 Nazizm. 168 Novoye Vremya. 71. B. 3. 25. 124 Shaw. Cecil. 152 Q Quaker Council For European Affairs. Tatyana (büyük kızı). 59 Posrednik. 51. 98. D. 49. 73. 14 g “Agustos’ta Sivastopol”. 41 Tolstoy aforoz edilmesi. 7 Prokofi. 52 “Ruhun Bagımsızlıgı Bildirisi”. Ba¸ melek. 127 Port Arthur. 6 Stalin. 56 Tolstaya. Robert.. Mehmet. 177 Shklovsky. 95 Service. 89. 58. 44 Pobedonostsev. 52 s Tanrı Çarı Korusun (Rus milli mar¸ ı). 48. 58 s Russell. 17. Aylmer. Aleksandra. 185 R Rhodes. 164 Selskiy Vestnik. s 23. 156 T Tagore. 138 s Milletler Cemiyeti. 78. 67. 49 P Panayev. 21 Panislavizm.. Bertrand. V. (¸ klovski). 164. 88. 74 Sisifus. G. 52 Mirsky. 51. 56. S. ˘ ˘ 51 Rus-Japon sava¸ ı. 131 Schopenhauer. 8 S N Napolyon. 10 S Sikorskiy. 58. 23. 175. 124 Mikail. 123 Tarhan. 70. 48 A˘ aç Kesme.

6 ˘ Gençlik. 40 Kar Fırtınası. 82. 50 “tuhafla¸ tırma”. Sergey (ortanca abisi). 23. 3 reformcu. 14. 23. 54–57 W Wells. 26– 38. 9. 14 Delikanlılık. 22. 22–24. 51. 23 Türk. 124 Transvaal (Güney Afrika) Sava¸ ı. 17. 44 U Unamuno. 46 Polnoe Sobranie Soçineniy. 20 s kıtlık faaliyetleri. 9. 46. 20 Towianski. 47 “Mayıs’ta Sivastopol”. 157 Tolstoy Sendromu. 14. 47 Çocukların Bilgeli˘ i. 134. 29. 14 Dirili¸. 37. 21. 18 Tanrı’nın Egemenli˘ i Içinizdeg ˙ dir. 48. 34. 20. 10 g Çocukluk. 7. 14 Tolstoy. 23 Çarlık Rusyası’nda sansürlenmesi. 42 Sivastopol Skeçleri. 49. 92–94. 35. 17. 41 ˙ Itiraflar. 52 V Vicdani red. 44 Kırım Sava¸ ı. 50 Türkçe çevirisi. 7. 101. 52 190 . 18. H. 32. 149. 17. 23–25. 14 Kazaklar. 177 Öyleyse Ne Yapmalıyız?. 50.. G. 22. 29–32 “Aralık’ta Sivastopol”. 43. 10 s Tolstoy. 18. 178 Türk-Slav. 38. 10. 23–27. s 141. Nikolay (babası). 132 Türk-Ermeni. 7 Sanat Nedir?. 46. 14. 8. 14 Tolstoy. s s 26. 14. 21 “Müslüman Tolstoy” aldatmacası. 49 s egitimci.Dizin Anna Karenina. 20 aristokrat. 59 Baskın. 14–17. 35–37. Nikolay (büyük abisi). 150 Turgenyev. 8. 145. 14 Hayat Üzerine. 8 Sava¸ ve Barı¸. 6 reformcu-sanatçı. 44. 42. 89 “Sevgi Yasası ve Siddet Ya¸ sası”. 35. 17. 40 ˙ “Ilk Adım”.

Dizin Wilhelm. 138. 36. 8. 157 ˙ Isa. 34. 35 Yükseler. 136. 13. 152 Yeni Ahit. 82. s 52 191 . 17. 14. 42 Z Zdziechowski. 42 Yergolskaya. 37. 113. 51–56 “Zorunlu Askerlik Kar¸ ıtı Bildiri”. 120. 60 Yekaterina. 77 Zorunlu askerlik. 124 Zola. 110. Tatyana Aleksandrovna. Kayhan. 147 Y Yasnaya Polyana. 139. 7. 40. 38. 82.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful