P. 1
AZOT VE AZOTUN ÖNEMİ

AZOT VE AZOTUN ÖNEMİ

|Views: 2,653|Likes:
Yayınlayan: atilay29

More info:

Published by: atilay29 on Oct 31, 2010
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/27/2013

pdf

text

original

AZOT VE AZOTUN ÖNEMİ

Dersin Adı: Atıksulardan Azot ve Fosfat Uzaklaştırma Teknikleri Sorumlu Öğretim Üyesi: Prof.Dr. Halil KUMBUR

Hazırlayan: Olcay GÜLÇİÇEK

AZOT VE AZOTUN ÖNEMİ Azot, periyodik cetvelde N simgesi ile gösterilen bir element olup atom numarası 7 dır. Renksiz, kokusuz, tatsız ve inert bir gazdır. Azot, dünya atmosferinin %78'ini oluşturur ve tüm canlı dokularda bulunur. Azot ayrıca, amino asit, amonyak, nitrik asit, ve siyanür gibi önemli bileşikler de oluşturur. Azot bir ametal olup elektro-negatiflik değeri 3,04 tür. Dış yörüngesinde beş elektron bulunur ve dolayısıyla pek çok bileşiğinde 3 değerlidir. Saf azot, oda sıcaklığında renksiz ve reaktif olmayan bir gazdır. Dünya atmosferinin %78.08'ini oluşturur. 77 K de yoğunlaşır ve 63 K de donar. Sıvı azot iyi bilinen bir dondurucudur. Azot adının İngilizcesi olan Natrium sözcüğü, (Latince nitrum, Yunanca ("doğal soda", "genler", "şekillenmek" anlamında olan) Nitron dan gelmektedir. Daniel Rutherford 1772'de azotu keşfettiğinde onu zararlı hava veya sabit hava olarak adlandırmıştır. Havanın belli bir oranının yanma olayında yer almadığı, 18. yüzyıl kimyacıları tarafından iyi bilinmekteydi. Azot, yaklaşık aynı tarihlerde Carl Wilhelm Scheele, Henry Cavendish ve Joseph Priestley tarafından da araştırılmaktaydı. Antoine Lavoisier de azotu, Yunanca αζωτος "cansız" anlamına gelen azote olarak adlandırmıştı. Bu sözcük Fransızcada kullanılır oldu ve sonraları pek çok dile girdi. Azot bileşikleri orta çağlarda biliniyordu. Simyacılar nitrik asidi aqua fortis olarak biliyorlardı. Altını çözebilen karışım olması dolayısıyla, nitrik asit ve hidroklorik asit karışımı; aqua regia (kral suyu) olarak biliniyordu. Azot bileşiklerinin ilk endüstriyel ve zirai kullanımı; güherçile (sodyum veya potasyum nitrat) ve kısmen de barut yapımı şeklinde oldu. Daha sonraları da gübre ve kimyasal hammadde olarak kullanıldı. Kullanım alanları; Azot bileşikleri Moleküler azot, atmosferde reaktif değildir fakat doğada, canlı organizmalar (bakteriler) tarafından biyolojik ve endüstriyel anlamda faydalı bileşiklere dönüştürülür. Endüstriyel

2

anlamda azot ve doğal gaz, Haber prosesi ile amonyağa dönüştürülür. Amonyak da ya gübre olarak, ya da patlayıcılar gibi başka maddelerin üretiminde (Ostwald prosesi ile nitrik asit üretimi) başlangıç maddesi olarak kullanılır. Azot tuzları içinde en önemlilerinden biri potasyum nitrat (veya saltpeter: güherçile) olup tarih boyunca barut yapımında kullanılmıştır. Diğer bir tuz da amonyum nitrattır ve gübre olarak kullanılır. Diğer azotlu organik bileşikler nitrogliserin ve trinitrotoluen olup patlayıcı yapımında kullanılırlar. Nitrik asit sıvı yakıtlı füzelerde oksitleyici olarak kullanılır. Hidrazin ve türevleri füze yakıtlarında kullanılır. Moleküler azot (gaz ve sıvı) Azot gazı, sıvı azotun ısınarak buharlaşmaya bırakılmasıyla kolayca elde edilebilir. Çok geniş kullanım alanları olup, oksidasyonun istenmediği ortamlarda hava yerine kullanılabilir:
• • • • •

Paketlenmiş gıdaların tazeliğini korumak için, Güvenlik amacıyla sıvı patlayıcıların üzerini örtmek için, Transistor, diyot ve bütünleşmiş devre gibi elektronik parçaların üretiminde, Paslanmaz çelik üretiminde, inert, nemsiz ve oksitleyici olmayan özelliklerinden dolayı otomobil ve uçak tekerleklerinin doluşunda.

Sıvı azot endüstriyel anlamda ve büyük miktarlarda sıvılaştırılmış havadan destilasyon yoluyla üretilir ve LN2 şeklinde tanımlanırsa da doğru yazılış şekli N2(l) dır. Dondurucu bir sıvı olup canlı dokuyla temas etmesi halinde ani donmaya neden olur. Ortam sıcaklığından uygun şekilde izole edilmesi durumunda, basınç uygulaması gerektirmeyen bir azot gazı kaynağı oluşturur. Suyun donma noktasının çok altındaki sıcaklıklarda kalabilme özelliği (77 K, -196°C veya -320°F), sıvı azotun çok değişik alanlarda kullanımını mümkün kılar:
• •

Gıda ürünlerinin daldırılarak dondurulması ve taşınımı, Canlı dokuların, üreme hücrelerinin (sperm, yumurta), ve diğer biyolojik örnek ve malzemelerin dondurularak korunması, Bilim eğitimindeki görsel deneylerde, Yüksek hassasiyetteki algılayıcılar ve düşük gürültü seviyeli amplifikatörlerde soğutucu olarak,

• •

3

Dermatolojide, nahoş görünümlü siğil veya potansiyel kanser riski taşıyan cilt yaralarının alınmasında, CPU veya GPU gibi bilgisayar donanımlarının soğutma sistemlerinde soğutucu olarak.

Elde edilmesi; Azot, sodyum azidin (NaN3) ve amonyum dikromatın bozunması ile saf olarak elde edilebilir: NaN3 → 2Na + 3N2 (300°C) (NH4)2Cr2O7 → N2 + Cr2O3 + 4H2O Azot eldesinde kullanılan bir diğer yöntem ise, amonyağın kireç kaymağı ile reaksiyonudur: 2NH3 + 3Ca(OCl) → 3CaCl3 + N2 +3H2O

Azot Bileşikleri; Amonyak Amonyum tuzlarının baz ile reaksiyonu sonucunda elde edilir. NH4X + OH- à NH3 + H2O + XEndüstriyel olarak Haber-Bosch yöntemi ile elde edilir. Bu reaksiyon 400–500ºC’ de 102–103 atm basınç altında katalizör varlığında gerçekleşir. N2(g) + 3H2 (g) 2NH3 (g) ∆ H = -46kJ/mol

Amonyak renksiz, keskin kokulu bir gazdır(KN: -33.35 ºC). Sıvı amonyak dielektrik sabitinin sudan küçük olması nedeniyle organik bileşikler için iyi bir çözücüdür. Fiziksel yapısı suya benzediği için kuvvetli H bağları oluşturur. Elektropozitif metallere karşı sudan daha az reaktiftir. Amonyak gazı havada yanar 4

4NH3 (g) + O2 (g) Hidroksil amin

2N2(g) + 6H2O

Hidroksil amin (NH2OH) amonyaktan daha zayıf bir bazdır. Nitrat ve nitritlerin elektrolitik olarak yada SO2 ile kontrollü şartlarda indirgenmesi ile elde edilir. Beyaz renkli karalı olmayan bir katıdır. Sulu çözeltisi veya (NH3OH)Cl , (NH3OH)2SO4 gibi tuzları indirgen olarak kullanılır.

Hidrazin Hidrazin (N2H4) amonyaktaki bir hidrojen yerine NH2 grubunun geçmesi sonucunda oluşur. Bifonksiyonel bazdır. Susuz N2H4 dumanlar oluşturan renksiz bir sıvıdır. Kaynama noktası 114 ºC dır. Havada ısı vererek yanar. N2H4(s) + O2 (g) à N2 (g) + 2 H2O (s) Bazik sulu çözeltilerinde kuvvetli bir indirgendir. Kendisi yükseltgenerek azotu oluşturur. Amonyak çözeltisinin sodyum hipoklorit ile etkileşmesinden elde edilir. NH3 + NaOCl à NaOH + NH2Cl (hızlı) NH3 (g) + NH2Cl + NaOH à N2H4 + NaCl + H2O

Nitroz Oksit (N2O) Amonyum nitratın ısısal bozunması sonucunda elde edilir. Reaksiyon ortamında safsızlık olarak bulunan NO, gaz karışımının demir(II) sülfat çözeltisinden geçirilmesiyle yok edilir. Oda sıcaklığında halojenlere, alkali metallere ve ozona karşı inerttir. Isıtılınca N2 ve O2 ye ayrışır. Anestetik olarak kullanılır. 250ºC NH4NO3 àN2O + 2H2O

5

Nitrik Oksit (NO) Nitrat ve nitrit çözeltisinin, nitrik asidin indirgendiği reaksiyonlar sonucunda oluşur. Örneğin 8 N nitrik asidin indirgenmesi ile elde ediliş reaksiyonu aşağıdaki gibidir. 8 HNO3 + 3Cu à3 Cu(NO3)2 + 4H2O + 2NO

Suda bulunan (NO2)- iyonunda bulunan azotun indirgenmesi ile de elde edilir. 2NaNO2 + 2NaI + 4H2SO4 à I2 + 4NaHSO4 +2H2O +2NO

2NaNO2 + 2FeSO4 + 3H2SO4àFe2(SO4)3 +2NaHSO4 + 2H2O +2NO

Azot dioksit (NO2) ve Diazottetraoksit (N2O4) Gaz veya çözelti fazında bu iki oksit arasında şu denge vardır. 2NO2 N2O4

N2O4 renksiz ve dia manyetiktir. NO2 ise kahverengi ve para manyetiktir. N2O4 ve NO2 karışımı metal nitratlarının ısıtılması veya nitrik asidin ve nitratların indirgenmesi sonucunda elde edilir. Bu iki gaz son derece toksiktir. Metallerle hızlı bir şekilde reaksiyon verir. 2NO2 + H2O HNO2 + HNO3

NO2 ‘nin ısısal bozunması ile NO ve hidrojen gazı oluşur. NO2 2NO + H2

N2O4 çözücü olarak kullanılır. Susuz nitratların ve nitrat komplekslerin elde edilmesinde kullanılır. Diazot Pentaoksit (N2O5)

6

Kararlı olmayan renksiz kristaller halindedir. Nitrik asidin anhidritidir. Katı halde nitronyum ve nitrat iyonları [(NO2)+ (NO3)-] halindedir 2HNO3 +P2O5 à 2HPO3 +N2O5 Reaksiyonu sonucunda elde edilir.

Azot bileşiklerinin +5 ile -3 değerlikleri arası yaptığı bileşiklerden örnek yukarıdaki tablo da verilmiştir.

Reaksiyonları; Hava ile Reaksiyonu Azot normal koşullar altında hava ile reaksiyon vermez. Su ile Reaksiyonu Azot gazı su ile reaksiyon vermez.

7

Halojenler ile Reaksiyonu Azot gazı normal koşullar altında halojenler ile reaksiyon vermez. Asit ve Baz ile Reaksiyonu Azot gazı normal koşullar altında asitlerle ve bazlarla reaksiyon vermez. SU KİRLİLİĞİNDE AZOTLU MADDELERİN ETKİLERİ Azot bileşikleri su kirliliğinde yaptığı başlıca etkiler, ötrofikasyon, oksijen derişiminin etkilenmesi ve içme sularında neden olduğu toksikolojik sorunlardır. Canlı besin maddelerinin temel taşlarındandır. Canlı bünyesinde, besin maddelerinde ve ölü organizmalarda bulunan azot, doğada azot çevrimi olarak adlandırılan bir döngü içinde sürekli bir dolanım halindedir. Bu biyojeokimyasal döngü sırasında azot, çeşitli oksidasyon aşamalarından geçer. Azot döngüsünde önemli olaylar; moleküler azotun bağlanması amonyaklaşma, nitrifikasyon ve denitrifikasyon dur. YÜZEYSEL SULARDA AZOT BİLEŞİKLERİNİN KAYNAKLARI Yüzeysel sulara karışan azot bileşikleri doğal ya da antropojen kökenli olabilir. Toplama havzasının özelliklerine göre suların azot yükünün bileşimi büyük farklılıklar görebilir. Günümüzde inceleme konusu olan yüzeysel sularda antropojen kaynaklı azot yüklerinin doğal kaynaklı olanlara kıyasla çok daha büyük önem taşıdığı görülmektedir. Yüzeysel suların doğal azot yükleri bu ortamlarda bulunan mikroorganizmaların bağladığı, yağışların getirdiği azot bileşiklerden oluşur. Bunun ötesinde yüzey akışı veya yeraltı akışı sırasında sulara karışan azot bileşikleri de doğal azot yükünün bir bileşimini oluşturur. Antropojen etkilerden uzak bölgelerdeki yağmur sularının getirdiği azot yüklerine; 0,2 g/m3 toplam azot ( İsveç’te yağmur sularında ölçülmüştür.) 0,18 g/m3 toplam azot (Sierra Nevada, A.B.D. de kar ölçümleri), örnekleri verilebilir. Endüstrileşmenin ve kentleşmenin yoğunlaştığı bölgelerde yağmur sularındaki azot miktarının daha yüksek değerlere (1 g toplam N/m3)’ e ulaştığı gözlenmiştir. Topraktan gelen azot yükleri zemin cinsi, iklim ve bitki örtüsü tarafından farklı şekillerde etkilenmekte ve 0,1 – 2,0 gN/m3 (amonyum olarak) 0,01 – 0,1 gN/m3 (nitrit olarak)

8

0,8 – 7,0 gN/m3 (nitrat olarak) gibi farklı sınırlar arasında değişen azot değerleri verilmektedir. Antropojen azot yüklerinin belirlenmesinde kaynaklar noktasal ve dağınık olarak iki grupta sınıflandırılır. Noktasal kaynakları, kentsel endüstriyel atık su kanalizasyonu çıkışları oluşturur. Ayrıca; yağmur suyu kanalizasyonları, bileşik kanalizasyon sistemleri ve çöp deponileri de önemli noktasal kaynaklardır. Dağınık kaynaklar, azot yükünün verilme şekline göre iki gruba ayrılır. Bunlardan birincisi, toprak drenajından yıkanma yoluyla gelen azot yüklerinin oluşturduğu kaynaklar, ikincisi ise, su kütlesine azot yükünün doğrudan girdiği dağınık kaynaklardır. Noktasal Kaynaklar Noktasal azot yüklerinin en önemlisi; kentsel atıksu arıtma tesislerinin çıkış suyudur. Atık sularda bulunan organik ve anorganik azot bileşiklerinin genellikle üre ve proteinden oluştuğu bilinmektedir. Konvansiyonel mekanik biyolojik arıtma tesisleri bu atık sulardaki toplam azotun % 40 kadarını giderebilir. Tesise özgü işletme koşullarına bağımlı olarak boyutları değişebilen bir nitrifikasyon da söz konusu olur. Kentsel atık su tesislerinin yanı sıra bazı endüstri kuruluşları da noktasal azot yükü kaynakları oluştururlar. Bunların içinde en önemlileri, koklaştırma tesisleri, bazı kimyasal endüstriler (yapay gübre, Amonyum Nitrat (%26-%33 Azot içeren… Gibi ve nitroselüloz fabrikaları) yoğun hayvancılık tesisleri, tekstil (yün) gıda endüstrileri, deri endüstrileri, bira fabrikaları, süt endüstrileri ve mezbahalardır. Dağınık Kaynaklar Antropojen kökenli dağınık kaynakların en önemli bölümünü tarımsal üretim oluşturur. Bunun nedeni toprağın fosfat ve amonyum iyonlarına kıyasla nitrat iyonlarının daha güç bağlayabilmesi ve sonuçta drenaj sularıyla bu iyonların yıkanmasıdır. Topraktaki nitrat iyonlarının kaynağı ise gübreler ve toprakta bulunan organik maddenin mineralleşmesidir. Doğal gübrelerin kullanılması halinde bile toprak bakterilerinin metabolik faaliyetleri sonucunda nitrat iyonları oluşacağından zaman içinde bunların yıkanması söz konusudur.. Tarımsal arazinin drenajı ile oluşan nitrat yükü çeşitli faktörlere bağımlıdır. Bunlarının en önemlileri: • • • Bitkilerin cinsi, besi maddesi gereksinimi ve büyüme süresi Toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri, toprak nemliliği ve yeraltı su hareketleri Gübrelemenin cinsi, miktarı ve zaman içindeki dağılım

9

• •

Yağış miktarı ve zaman içindeki dağılımları Arazinin topografyasıdır.

YÜZEYSEL SULARA VERİLEN AZOTUN ETKİLERİ Sulara verilen organik azot, amonyak ve nitrit, biyolojik süreçler aracılığı ile nitrat şekline dönüşebilmektedir. Bu reaksiyonlarda tüketilen oksijen önemli boyutlara ulaşmaktadır. (4,57 g O2/g NH4+-N). Çamur yükü yüksek olan arıtma tesislerinin çıkış suyu, yüksek derişimlerde amonyak içerir. Bu durumlarda alıcı ortamdaki oksijen tüketimi çıkış suyunun amonyak derişimi ile belirlenir ve akarsudaki nitrifikasyon süreçleri, organik maddelerin heteretrof parçalanmasında çok daha fazla oksijen tüketimine neden olur. Organik maddelerin heteretrof organizmalar tarafından parçalanması yoğun bir bakteri faaliyetini içerir, kısa akarsularda bu parçalanma tamamlanır. Buna karşın nitrifikasyon olayı çok daha yavaş gerçekleştiğinden tamamlanması genellikle çok uzun akarsu boyları gerektirir. Liebig’in minimum yasasına göre bir ortamdaki büyüme hızı, bu ortamda bulunan nütrientler içinde en kısıtlı olan nütrient tarafından belirlenir. Yüzeysel su ortamlarında birincil üretimin sınırlayabileceği faktörler azot ve fosfor olmaktadır. Bu nütrientler kullanılmış sularda önemli ölçülerde bulunabildikleri için birincil üretimi hızlandırmakta, böylece ötrofikasyona neden olmaktadır. Ortalama atık su kompozisyonları incelendiğinde, ötrofikasyon açısından yukarıda sözü geçen büyüme minimumu azottan çok fosforun etkileyebileceği ortaya çıkmaktadır. Azota ötrofikasyon açısından anahtar görevi düşmemekler beraber, akarsu ve göllerdeki primer metabolizmanın dinamiği açısından mutlaka incelenmesi gerekmektedir. İÇME SUYUNDA AZOT BİLEŞİKLERİ İçme suyu temininde hijyenik ve toksikolojik açıdan azot birleşiklerinin önemi büyüktür. a) Amonyum Yüzeysel sulardan temin edilen içme sularında amonyum derişimlerinin yüksek olması halinde karşılaşılan sorunlar; Suların dezenfeksiyonu sırasında klor tüketimi olağanüstü derece artmakta ve kanserojen olma klorlu organik maddeler ortaya çıkması, Amonyak içeren içme suları dağıtım şebekelerinde bakteri büyümesine neden olmasıdır.

10

İçme suyu sağlamak amacı ile kullanılacak olan yüzeysel sularda amonyum derişimlerinin 0,2–1,5 g/m3 arasında olması istenmektedir. Sınır değerini sağlayabilmek için toplama havzasında bulunan arıtma tesislerinde tam nitrifikasyon yapılmalıdır. b) Nitrat İçme suları ile bünyeye giren nitratlar, barsak kanalında 4-12 saat içimde absorbe olur ve böbrekler aracılığıyla vücuttan atılırlar. Bu mekanizmanın yanı sıra vücuda giren nitratlar, tükrük bezlerinde yoğunlaştırılmış olabilirler. Ağızda anaerobik ortamlarda nitrite indirgenirler. Nitratların toksikolojik etkilerini, — Primer toksisite: içme sularında nitrat derişimleri 500 g NO3- /m3 değerini aşmaması halinde yetişkinlerde bağırsak, sindirim ve idrar sisteminde iltihaplanmalar görülmektedir. — Sekonder toksikoloji: içme sularındaki yüksek nitrat derişimleri bebeklerde “methamoglobina” hastalığına neden olmaktadır. Bu ortamda nitratlar nitrite indirgenmekte ve sindirim sisteminde oluşan nitrit kandaki hemoglobin ile reaksiyona girerek methemoglobin oluşmaktadır. Hemoglobin içerdiği Fe3+’e yükseltgenmekte ve böylece kan oksijen taşınım işlevini yitirmekte, bunun sonucu bebekler boğularak ölmektedir. İlerleyen yaşlarda bu etki midedeki asidin artması sonucu ortadan kalkmaktadır. — Tersiyer toksikler: tersiyer toksisite nitritlerin asit ortamında sekonder ve tersiyer aminler, alkil amonyum bazlar ve amidlerle reaksiyona girmeleri sonucunda ortaya çıkar. Bunun sonucunda nitrosaminler ve nitrosamidler oluşur. Son yıllarda yapılan araştırmalarla bu bileşiklerin (özellikle dimetil nitrosamin ve dietil nitrosamin) kuvvetli kanserojen etkileri saptanmıştır.

11

AZOT DÖNGÜSÜ;

Azot, amino asitlerle, bunlardan türeyen proteinler başta olmak üzere, amin, amid, nitro bileşikleri gibi organik maddelerin yapısına girebilen bir elementtir. İnorganik bileşikler, azot atomunun dış yörüngesindeki elektron sayısı nedeniyle -3 ile +5 arasında değişen değerliklerde azot ihtiva edebilirler. Aşağıdaki sıralamaya göre hemen tümü gaz halde olan ve beşinci ile yedincisi kuvvetli asit anhidriti olan çeşitli inorganik azot bileşikleri doğada bulunur:

12

• • •

NO ve NO2 bileşikleri önemli hava kirleticilerindendir. Yüksek sıcaklıkta veya atmosferde yıldırım, şimşek gibi elektrik deşarjları sırasında havanın N2 ve O2’inden kimyasal reaksiyon yoluyla oluşur. Çevresel önemlerine karşılık biyokimyasal reaksiyonlara girmeyen bu maddelerin dışında kalan NH3, NO2, N2O3, ve N2O5 gibi azotlu bileşikler, çeşitli yollardan organik azotlu bileşiklere dönüştürülebilmektedir.

Örneğin, atmosferde elektrik deşarjları sırasında NO ve NO2’nin yanı sıra oluşan, bir üst seviyedeki oksitlenme ürünü azot pentaoksit (N2O5), atmosferde yağış ile yıkanarak nitrik asit (HNO3) şeklinde toprağa inmektedir. Toprakta bir bitki besin tuzu olan NO3− iyonu, klorofilli organizmalarca özümlenerek, protein üretiminde kullanılır. havanın serbest azotunu organik azota çevirirler. N2+özel bakteriler — protein Ayrıca amonyak ve amonyum bileşikleri (üre) daha fazla protein üretimi için toprağa verilebilir. Yalnızca klorofilli bitkilerden özümleme yoluyla bitkisel protein şeklindeki organik azot bileşikleri haline dönüşen azot,bu bitkilerin ölüp su dibine sediment veya toprağa ölü bitki parçaları halinde çökelmesinden sonra,parçalayıcı bakteriler tarafından ayrıştırılır. Bu ayrışma bitkileri yiyerek beslenen veya birbirlerini yiyen hayvanlara geçerek bu kez hayvansal protein halini alan organik azot bileşiklerinde de benzer şekilde meydana gelir. Hetotrofik bakterilerin etkisi organik azotlu bileşikler taşıyan hayvansal sıvı ve katı atıklarda da ayni şekildedir. Buradaki ayrışma ürünü ister anaerobik ister aerobik olsun proteinlerin ayrışma ürünü her seferinde amonyaktır. NH3 bilindiği gibi anorganik azot bileşiklerinin en fazla redüklenmiş halidir. Doğada yine biyokimyasal yoldan Nitrosomonas grubu bakterilerin etkisiyle oksijenli ortamda nitrite oksitlenir ve oluşan nitrit çok daha hızlı bir reaksiyonla nitrata oksitlenir. Sadece bazı bakteri türleri

13

Böylece bir doğal çevrenin tamamlandığı göz önünde bulundurularak doğal azot devri yukarıdaki şekildeki gibi gösterilebilir. Azot çevrimi yükseltgenme yönünden aerobik, indirgenme yönünden anaerobiktir. Amonyağın nitrata dönüşümü olayına nitrifikasyon denir. Nitrifikasyonun gerçekleşmesinden sorumlu doğal nitrifikasyon bakterileri; Nitrosomanas ve nitrobakter dediğimiz iki tip organizmadan oluşur. Nitrifikasyon koşulların elverişli olması halinde meydana gelen; yüzeysel sularda, bunlara karışan arıtılmış sularda, ve dıştan havalandırma ile arıtım sağlanan biyolojik atıksu arıtma tesislerinde fazladan çözünmüş oksijen kaybına yol açan, istenmeyen bir proses olmakla birlikte; amonyağın tasfiyesi içinde uygun, doğal bir sistemdir. Diğer taraftan anaerobik koşullarda nitrifikasyonun tersi,son aşamada havanın doğal bileşeni olan N2 nin oluşup havaya çıkmasıyla biten denitrifikasyon olayı ile oluşur. Aktif çamur sistemi ile çalışan arıtma tesislerinde serbest kalan azot gazı, son çökeltme havuzunda çamurun yüzeye çıkmasına neden olabilir. Bu reaksiyon oksijensiz koşullarda bataklık Denitrifikasyon yararı yerlerde suda nitrat konsantrasyonlarının azalmasına sebep olur. uzaklaştırılmasını sağlamasıdır. AZOTLU BİLEŞİKLERİN ÇEVRESEL ÖNEMİ

sularda istenmeyen alg ve diğer bitkilerin gelişimine yol açan azot bileşiklerinin

• •

İçme ve kullanma sularıyla, yüzeysel suların ve kirlenmiş su kütlelerinin içerdiği İçme suyunda NH3 tespit edilmesi, fekal bir kirlenmeye işaret eder.

organik ve inorganik azotlu bileşiklerin ölçümü birçok bakımdan önem taşır.

14

• •

Şekilde görüldüğü gibi amonyak azotu zaman içinde azalmaya başlamakta ve buna Buna göre, genel olarak, organik azot ve amonyak kirlenmenin yeni ve nitrit ve

karşılık nitrit ve sonra nitrat artmaya başlamaktadır. nitrat ise kirlenmenin eski olduğunu ifade edecektir. NO3- iyonunun sularda fazla miktarda bulunmasının, bu suyu içen toplumlarda bebekler arasında metemoglobinemya adı verilen kalp ve dolaşım bozukluğuna neden olduğu öne sürülmektedir. Bu nedenle örneğin, A.B.D. Çevre Koruma Ajansı (E.P.A.) içme suları ile ilgili normlarda nitrat azotunun (NO3—N) 10 mg/L ile sınırlı kalmasını istemektedir. Ülkemiz içme suyu standardı TS 266 da ise nitrat için maksimum müsaade edilen yoğunlaşma olarak 45 mg/l söz konusudur. Bu sakıncalara karşılık azotlu maddeler, biyolojik arıtma tesislerinde belirli oranlarda bulunması zorunlu olan besleyici unsurlardır. Arıtılacak olan atık suların, mevcut BOİ: N, 100:5 oranını geçecek şekilde azotlu maddenin dışarıdan atık suya eklenmesi gereklidir. Bu ise doğal olarak işletme ekonomisini etkileyen bir unsurdur. Azot deneyleri genelde biyolojik arıtmanın verimini kontrol için yapılır. BOI testinin

yardımıyla organik maddenin stabilizasyonunun nitrifikasyon kademesine gelmeden 15

başarılabileceğini göstermiştir. Bu ayni zamanda amonyak gideriminin zorunlu tutulmadığı durumda hem zaman hem de hava verilmesini azalttığından bir kazanç sağlamaktadır. Arıtma tesislerinin dizaynın da ve işletmesinde yukarıda sayılan sebeplerden dolayı azot kontrolu önem kazanmıştır. Ayrıca balık hayatı üzerindeki toksik etki yüzünden de çeşitli sınırlamalar getirilmiştir. ANALİZ YÖNTEMLERİ Çevre mühendisleri genel olarak dört önemli azot formu ile ilgilidir. Bunlar amonyak azotu, nitrit azotu, nitrat azotu, ve organik azot olup yüzeysel sularda ve kirletilmiş sularda ölçülmesi gereken azot şekilleridir. Amonyak azotu; Amonyak azotu suda çözünmüş halde amonyum iyonuna dönüşür. Bu dönüşüm ortamın Ph sına bağlıdır. Amonyak azotunun dört yöntemle belirlenebileceği standart metotlarla açıklanmıştır. Bunlarda ikisi kolorimetrik, biri volumetrik, birisi de enstrümantal yöntemdir. • Doğrudan nesslerizasyon ile amonyak tayini; kolorimetrik bir metot olup, numuneler çinko sülfat ve sodyum ile ön arıtmadan geçirilir. Ca, Mg, Fe, S çöktürülür, çünkü bunlar nessler reaktifi ile bulanıklık yaparlar. Daha sonra nessler reaktifi eklenir ve amonyak ile alkali çözeltide, sarımsı-kahverengi koloidal dispersiyon teşekkül eder. Bu renk numunedeki amonyak miktarı ile orantılıdır. • Doğrudan fenat eklenmesi; bu da kolorimetrik bir metotdur. Numuneye mangan tuzu ile beraber alkali fenol çözeltisinin eklenmesidir. görevi görür. • Distilasyon vasıtası ile amonyak tayini; bu metot, amonyağı girişim yapan maddelerden ayıran ve amonyak azot tayininin yukarıda anlatılan kolorimetrik yöntemler de dahil olmak üzere bir çok yöntemle tayin edilebildiği bir yöntemdir. Amonyum iyonları amonyak ve hidrojen iyonu ile denge halindedir. Ph 8 in üstüne çıktığında denge sağa doğru kayar ve numune kaynatıldığında amonyak gaz formunda ortamdan ayrılır. Mangan; fenol, hipoklorit ve amonyak arasındaki yoğun mavi renkli indofenol un oluştuğu reaksiyonda katalizör

16

Hacimsel analiz;

numunenin 2 mg\L den fazla miktarda amonyak azotu içermesi

durumunda, borik asit için distile edilmiş ve tutunmuş amonyağın standart sülfürik asit çözeltisi ile titre edilmesiyle bulunabilir. • İyon seçici elektrotlar yardımıyla; bu metot da çok az miktarda amonyum iyonlarının konsantrasyonları bile amonyak gazı basıncına duyarlı membran içeren elektrod tarafından ölçülebilmektedir.

Organik azot Evsel atıksularda rastlanan polipeptit ve aminoasit atıkları organik azot kaynaklarıdır. Kjeldah yönteminde şiddetli oksitleyici koşullarda organik bileşikteki azotu amonyak haline dönüştürmekle işe başlanır. Bu oksidasyon derişik H2SO 4 ile, bu asidin kaynama noktasının üzerindeki bir sıcaklıkta (340 C°) yapıldığında, asidin kaynama noktası potasyum sülfat eklenerek 360-370 C° ye yükseltmek gerekir. Bu reaksiyonun tamamlanması, kaynama balonunda tüm su buharlaşıp, sülfürik asidin kaynamaya başladığı beyaz renkli dumanlar çıkarmasından, sonra karbonun kabarcıklar halinde karbondioksit olarak ortamdan uzaklaşması, ve bu suretle numunenin tekrar berraklaşmasına kadar en az 20 dakika sonra olur. Bu durumda azotlu bileşiklerin amonyağa dönüştüğü düşünüldüğünde; önce sülfürik asidin fazlası fenolftalein indikatörü kullanılarak nötralize edilir daha sonra pH 7 civarında suda kalan amonyak azotu normal amonyak azotu tayin metotlarından biri ile ölçülür. Nitrat azotu • UV-spektrofotometresi ile; nitrat iyonu 220 nm de UV Işınları absorblama

özelliğinden yararlanarak, asitlendirilmiş örneğin bu dalga boyundaki absorblama miktarına göre nitrat azotu miktarı bulunur. • • • İyon kromotografi metodu; Nitrat elektrodu ile; elektrotlardandır. Kadmiyum indirgeme metodu; bu metot da, Cd ile doldurulmuş bir kolondan geçirilen nitratlar indirgenerek nitrite dönüştürülür ve nitrit şeklinde tayin edilir. iyon kromotografi metodu 0.2 mg\L lik nitrat azotu konsantrasyonu üzerindeki tayinler de çok kullanışlıdır. düşük miktarlarda nitratı bile bulabilen sıvı membranlı

17

• •

Brusin metodu; Brusin doğal bir organik madde olup, asit şartlarda ve yüksek sıcaklıkta nitrat ile sarı renk veren bir kompleks oluşturur. Kromotropik asit metodu; iki molekül nitrat,ve bir molekül Kromotropik asit arasında oluşan reaksiyon sonucu elde edilen sarı renkli kompleksin verdiği rengin yoğunluğunu ölçmek suretiyle nitrat azotu tayini yapılmaktadır.

KAYNAK
• • • • • www.wikipedi.org\wiki\azot www.kimyaevi.org/elementler/azot www.suurunleri.comu.edu.tr/sukalitesi.htm ‘ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ KİMYASI’ Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU, syf;306–310

‘ATIKSULARDAN AZOT VE FOSFAT UAZKLASTIRMA TEKNIKLERI DERS NOTLARI’ Prof. Dr. Halil KUMBUR, syf;367–400

18

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->