P. 1
"Tehlikeli Sınıflar"dan "Sessiz İsyankârlar"a: Küresel Güneyde Kentsel Maduniyet Siyaseti

"Tehlikeli Sınıflar"dan "Sessiz İsyankârlar"a: Küresel Güneyde Kentsel Maduniyet Siyaseti

|Views: 136|Likes:
Yayınlayan: Özgür Gökmen
http://www.iletisim.com.tr/kitap/ortadoğuda-maduniyet-1206.aspx
http://www.iletisim.com.tr/kitap/ortadoğuda-maduniyet-1206.aspx

More info:

Published by: Özgür Gökmen on Oct 14, 2010
Telif Hakkı:Traditional Copyright: All rights reserved

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF or read online from Scribd
See more
See less

11/06/2012

pdf

IKINel BOLOM

"Tehlikeli Smrflar'tdan "Sessiz lsyankarlar'ta:

Kuresel Guneyde Kentsel Maduniyet Siyaseti*

Giri~

Kuresellesme tezinin (ulus-devletlerin azalan rolu, srmrlann ortadan kalkmasi, hayat tarzlannm, kulturlerin, siyasal sistemlerin ve benzerlerinin turdes hale gelmesi benzeri' birtakim asm deger bicilen iddialanndan bagunsiz olarak, kuresel pazar "disiplin"i, esnek birikim ve "finansal derinlesme'lden olusan kuresellesme iktisadiyatmm 50- murge sonrasi .toplumlarda derin bir etkisi oldugu uzerinde genel olarak uzlasihr (Hoogvelt, 1997). Yeni kuresel

'yeniden yapilanmanm gelismekte olan ulkelerdeki temel sonuclanndan biri, bir yandan butunlesmeyi, ote yandan toplumsal dislanma ve enformalizasyonu iceren ikili bir surec olmustur,

(*) Bu metni ilk olarak 1998'de Mcntreal'deki Diinya Sosyoloji Kongresi'nin Kuresellesme ve Kolektif Eylem bashkli panelinde sundum. Profes6r Jan Nederveen Pieterse'ye paneli duzenledigi ve degerli yorum ve elestirileri icin tesekkiir ederim.

1 Kuresellesrne tezinin abarnlrrus halinin bir elestirisi icin Gordon'a (1988) bakiruz.

27

Periferide, Yapisal Duzenlerne Prograrm dolayrrmyla, 505- yalist ve populist rejimlerden liberal iktisat politikalanna dogru yasanan tarihsel kayma, toplumsal sozlesmentn, kolektif sorumlulugun ve refah devleti yapilanmn cogunun erozyonuna sebep olmustur, Boylece, kuresel Guney'de devlet yardirmna dayanan milyonlarca insan arnk kendi basma hayatta kalmak zorundadir, Konut, kira ve: gider bedellerinin deregulasyonu, bircok yoksul insanm mulkiyet guvenllgini, bu insanlan evsiz kalma riskine maruz birakarak tehlikeye atrmsnr, Toplumsal programlara yonelik harcamalarda yapilan kisulama, iyi bir egitim, saghk bakirm, kentsel gelisme ve kamu konutlanna kisitlanrms erisim anlamma gelmektedir. Ekmek, otobus ucretleri ya da yakit nzerlndeki subvansiyonlarm tedricen kaldmlmast, milyonlarca korunmasiz grubun hayat standartlanm radikal bir bicimde etkilemlstir, Aym zamanda, ozellestirmeye yonelik bir taarruzla, kamu sektorleri ya saulrms ya da refonna tabi tutulmustur ki her iki durum da belirgin bir iktisadi gelisme saglama ve varhgi surdurebilir isler yaratma ihtimali 01- madan kitlesel isten cikarmalara sebep olmustur, Dunya Bankasi'na gore, 1990'lann basmda, sosyalizm sonrasi pazar ekonomilerine geciste, islah edilen Latin Amerika ve Ortadogu ulkelerinde, resmi istihdam.yuzde 5-15 arasmda azalmisnr (Dunya Bankasi, 1995). Afrika'da 1980'ler boyunca emegin formel ucretli emek sektoru icinde sogurumu azalmaya devam ederken, issizlerin sa}'lsi her sene yuzde 10 artrmsnr (Vandemoortele, 1990). 1990'lann sonuna gelindiginde, dunya emek gucunun ucte birini temsil eden, cogu Guney'den hayret verici sayida 1 milyar i;;~i ya issizdir ya da yetersiz istihdam edilmektedir (CIA, 1992). Bir zamanlann egttimh, hali vakti yerinde orta sirnflannm buyuk bir kesimi (hukumet cahsanlan ve ogrenciler), kamu sektoru cahsanlan ve aym sektlde koylulerin buyuk bir

28

kisrm, emek ve konut pazarlannda kent yoksuIlan mevki. ine itilmistir,

Boylece bu yeni yapilanma, asm derecede zengin gruplann gelisimi refakatinde, Ucuncu Dunya kentlerinde marjinallesmis ve kurumsuzlasrms bir maduniyetin gelisimini luzlandirmtsnr; Arnk gittikce artan sayida issiz, ktsmen istihdam edilmis, anzi emek gucu sahibi, geclmini sokaktan kazanan isci, sokak cocugu ve yeraln dunyasi mensubu mevcuttur - bunlar degisken bir bicimde "kent marjinalleri", "kent yoksunlan", "kent yoksullan" olarak anfta bulunulan gruplar. Boylesi toplumsal olarak dislanrms ve enformel gruplar kesinlikle yeni bir tarihsel olgu degildlr, Bununla birlikte, yakm zamanh kuresel yeniden yapilanma bunlan yogunlasurrms ve gentsletmts gorunmektedir, Sadece 1998 finansal krizinde Guney Kore'de en az 2 milyon, Tayland'da 3 milyon ve Endonezya'da hayret verici 10 milyon insan issiz kalrmsttr (ILO, 1999; McNally, 1998). Bu doneme dair orijinal olan, buyuk orta smif kesimlerinin marjinallesmesidir, Gecekondularda· yasamak, gecici isler ve sokak sancihgi arnk geleneksel yoksullann niteligi olmaktan cikrms, daha yuksek statu, beklenti ve toplumsal becerilere sahip egitimli gencler arasmda yaygm hale gelmistir,

Ucuncu Dunya'da artan sayidaki bu kent yoksunlan hayatlanm etkileyen daha bnyuk toplumsal surecler karsismda nasil tavir ahyorlar, elbette eger bir tavir ahrlarsa ve aldiklarmda? Kuresellesmeyi destekleyenler, nihai bir milli iktisadi buyumenin dolayh sonuclanmn uzun vadede yoksullann gecis donerninde maruz kaldiklan kacirulmaz fedakarhklankarsilayacaguu ileri surrnekte. Ara donernde, toplumsal fonlar ve STK'lar i;; yaratmaya ve zorluklan giderecek ve toplumsal huzursuzlugu engelleyecek toplumsal programlan desteklemeye tesvik ediliyorlar. Gercekten, bazilan STK'lann 1980'lerden bu yana Guney'de arnsnu, top-

29

lumsal gelisme icin orgutlu eylemliligin ve tabandan gelen kurumlann bir tezahuru olarak gorurler, Bununla birlikte, kalkmma STK'lannm kayda deger bicimde farkhhk gosterdiginin kabulu, bunlann yoksullar icin bagimsiz ve demokratik kalkmma orgum olarak mevcut potansiyeline oldugundan fazla deger bicmektedir, Hindistan uzerine yazan Niel Webster'in (1995) kaydettigi uzere, savunuculan kalkmma STK'lanndan kabaca cok fazla beklentide bulunmaya meylederler ve boylece anlamh bir kalkmma stratejisi icin yapisal kisithhklanm (ornegin, orgutsel mannk, yukumsuzluk ve profesyonel orta simf liderlik) kucumserler, Benim Ortadogu kalkmma STK'lan uzerine cahsmalanm bu sonucu destekliyor. STK'lann profesyonellesmesi, tab andan eylemliligin seferber olabilme niteligini azalnyor, aym zamanda yeni klientalizm turlerinin olusmasma sebep oluyor (Bayat, 2000).

Soldaki bircoklan, kuresellesmeye, bu olgunun sundugu teknolojileri kendine mal ederek meydan okudugunu soyledikleri "tepkisel hareketler"e (kimlik politikalan) isaret ediyor. Melucci'nin "yeni toplumsal hareketler"i (2004) ozellikle "ust duzeyde farkhlasrms" Banh toplumlara odaklamrken, Manuel Castells ve Ankie Hoogvelt gibi dtgerleri, guneyli bir bakis acisiyla, dinsel, etnik ve feminist hareketler kadar Latin Amerikan kalkmma-sonrasi fikirlerin kuresellesme karsin egilimm belkernigi oldugunu soyluyorlar, Kimlik hareketleri somurge sonrasi toplumlarda kuresellesmenin meydan okumalannm bir kisrmm olusturuyor, Bununla birlikte, bunlar siradan insanlann hakiki gundelik pratiklerinden ziyade orta simf entelektuellerin dusuncelerini yansmyor, Tabandakiler ne dusnnuyor ya da ne yaplyorlar? Kendi marjmallesmis gruplar, eger siyasetle ugrasiyorlarsa, ne tur bir siyaset guduyorlar? Bu makale bu sorulara cevap vermeye cahsiyor, Yoksulluk kulturu, hayatta

30

kalma stratejisi, kentsel toplumsal hareketler ve gundelik direnisi iceren hakim modeller arasmda elestirel bir bicimde dolanarak, yeni kuresel yeniden yapilanmamn (issizler, gecici emek, gecirnini sokaktan saglayan iciler ve sokak cocuklan gibi marjinallesmis ve kurumsalhktan yoksunlasrms) oznellikleri, toplumsal mekam ve dolayisiyla bugunku kuramsal bakis acilannm kendi baslanna muhasebesini yapamadigi siyasal mucadele alamm yeniden urettigini iddia edecegim, Kuresel Guney'in kentlerindeki marjinallesmis gruplann eylemlerine daha uygun olabilecegini dusundugum alternatif bir bakis teklif ediyorum: "sessiz tecavuz". * Sessiz tecavuz, bireylerin ve ailelerin, hayatlan icin temel ihtiyaclan (bannacak yer, kentsel kolektif tuketim, enformel isler, is olanaklan ve kamusal alan) karsilamak uzere, sessiz ve mutevazt bir tarzda kolektif olmayan fakat uzun sure devam eden dogrudan eylemine anfta bulunur. Bu bakts benim Ortadogu'daki kentsel sureclere yonelik gozlemlerimden dogmus olsa da, diger Ucuncu Dunya kentleri icin de gecerlilik tasiyabilir,

Hakim bakrs acrlan

Kent "marjinalligi'tnin sosyolojik olarak incelemesi on dokuzuncu yuzyil Avrupa'sma dayamr. Kentlesmeyle bagdasunlan sorunlar (kent suclan, kent ici kosullar, issizlik, goc, kulturel ikilik ve benzerleri) toplumsal bilimler cemaatince ele ahnmisnr, George Simmel'in "Yabanci''si sehre yeni yerlesenlerin sosyo-psikolojikozellikleri uzerinedir, Durkheim ise ozellikle onlann "umitsizllglne" merakhdtr, Bu tur bir kavramsallasnrma, daha soma 1920 ve 1930'larda Sikago, bu sehre akm eden sayisiz etnik gocmenin toplumsal

(*) Aym zamanda, el uzatma, gasp olarak anlasilmah. lOG]

31

varhklanm inceleyen bir laboratuvar haline geldiglnde, ABD'deSikago Sosyoloji ve KentselCahsmalar Okulu'nun cahsmalanm belirlemistir, Everrett Stonequist (1935) ve Robert Park (1928) icin bircok gocmen, "marjinal'tdi - bu onlann toplumsal yapilanrun icine iyice yerlesmis olan bir ozellikti. Marjinai kisilik, hicbirinin tam uyesi olmadan iki kulturun de smmnda ya~ayan, kulturel melezligin bir belirtisiydi.

Bununla birlikte, ana akrm Marksizm, Sikago Okulu islevselcilerinin aksine, bu meseleyi ciddiye almadi. Toplumsal donusumun faili olarak cahsmanm merkeziligiyle ilgili olarak, Marksist kuram kent yoksullanm ya gormezden geldi ya da onlan "lumpen proletarya" (Marx'm kendisi tarafmdan kullamlan bir kavram olan), "proleter olmayan" kentsel gruplar olarak tarif etti. Bu durum, Hall Draper'in (1978: Cilt 2, 453) kaydettigi gibi, "sonu gelmeyen yanhs anlamalara ve hatah cevirilere" yol acn. Marx icin lump en proletarya bir siyasal iktisat kategorisiydi. Uretrneyen mulksuz insanlara, "cahsmayan proletarya"ya anfta bulunuyordu - bunlar, genelde yoksul olan ve diger cahsan insanlann ernegiyle ya~ayan, dilenciler, hirsizlar, eskiyalar ve suclular gibi terkedilrnis toplumsal unsurlardi. Boyle bir iktisadi varolusa bagh olarak, nihayetinde ureten simflann C;1- karlanna aykm oiabilecek bir bagli olmama siyaseti guttukleri soyleniyordu (Draper, 1978: Cilt 2, Bolum 15). Hem Marx hem de Engels icin lump en proletaryayi "toplumsal curuf", "tum simflann supruntusu", "tehlikeli simflar'' kiIan bu belirsiz siyasetti, Her ne kadar Marx daha soma onIan "yedek emek ordusu", dolayisiyla isci snufmm bir parcast olarak kuramsallasnrdrysa da, bu insanlann yeniden istihdam edilmesine cok sans tammadigi icin bu kavramm mevcut kapitalist yapisallasma icindeki gecerliligine dair tartismalar devam etmistir, Bazilan., kent yoksunlanmn

32

"yedek" te olmanm tam tersine, kapitalist illskiler icinde butunlesmis olduklanm iddia etti (Worsley, 1984). Frantz Fanon'un (1967) lumpen proletaryayi somurgelerdeki devrimci gU~ olarak tutkulu savunusuyla dahi, Ucuncu Dunya'daki komunist partileri kent yoksunlanna isci simfiyla bir ittifak potansiyeli tasiyabilecek "cahsan kitleler" olarak bakmamn otesine gecmediler.

Ne var ki, (bircok gelismekte olan ulkede sayilan sinal isci snnfmm sayismm acikca ustunde olan) bu "enforrneller"in suregiden onerni ve gelismekte olan ulkelerdeki siyasal istikrara yonelik varoldugu farzolunan tehdidi, onlan tekrar akademik incelemelerin konusu yapn. Betimsel "enformeller" ve kucumseyici "Iumpen proletarya" kavramlanna karst, McGee (1979) ve Cohen (1982) "proto-proletarya"; Peter Worsley (1984) "kent yoksullan" kavramlanm tercih etti - bunlar bu kesimlere bir tur faiIlik atfeden kavramlardi.

Bununla birlikte, Ucuncu Dunya'da kentsel madunlarm toplumsal kosullan ve siyasetine dair daha clddicalismalar ABD'li toplumsal bilimciler icin 1960'larda bir alan olarak ortaya cikn. Modernlesme ve kentsel goc, gelismekte olan ulkelerde yoksullasrms kentsel yerlesimlerin dramatik olarak yayilmasma yol acmisn ve buyuyen "simfalnrnm, Soguk Savas'm ortasmda ABD'nin ve yerli seckinlerin siyasal cikarlan icin tehlike olarak algilanan radikal gerilla hareketlerinin yayilmasi icin bir ureme alam sagladigi kabul ediliyordu. 1949'daki Cin devrimi He 1959'daki Kuba devrimi ve Ucuncu Dunya'nm muhtelif bolgelerindeki buyuyen gerilla hareketleri siyasal gozlemcilerce ikna edici kamtlar olarak kabul ediliyordu. Bununla birlikte, Latin Arnerika, kentsel smifaltmm toplumsal ve siyasal davramslanna dair cok tarnsilan kuramlann bir laboratuvan olarak islev gordu, Digerlerinin yamsira, Samuel H~ntington ve Joan

33

Nelson'm cahsmalan donemin kaygilanru yansinr (Huntington, 1968; Nelson, 1970; Huntington ve Nelson, 1976). Burada cahsmalann hakim ilgisi yoksullann mevcut duzene "siyasal tehdidi" uzerine odaklanrmsur, Cogu toplumsal bilimci olan arasnrmactlar, gocmen yoksullann-istikran bozucu bir guc olup olmadigiyla mesguldur.Toan Nelson (1970: 393-414), "yeni gocmenlerin radikal ya da siddete meyilli olduklanm gosterir hicbir karnt olmadigim" one surer. Bu tur mesguliyetler yoksullann gundelik hayat dinamiklerini gozden kacirdi, Bircoklan yoksulluk siyasetini, meseleye baska bir acidan bakma ihtimalini kisitlayan devrimci/edilgin ikiligi cercevesinde ele aldi. Ozculuk tartismamn her iki tarafim da belirledi. Cikan tarnsmalar dort ayn tammlanabilir bakis .acisma evrildi: "edilgin yoksullar", "hayatta kalma stratejisi", "kentsel yerel hareket" ve "gundelik direnis" modelleri.

Edilgin yoksulJar

lslevselci paradigmayla cahsan birtaktm gozlemciler kent yoksullanm esasen kargasaya yol acan nitelikte ve umitsizlik hisleriyle dolu olarak gorse de; bunlann cogu, yoksullan hala sadece ay sonunu getirebilmek icin rnucadele eden siyaseten edilgin bir grup olarak degerlendiriyordu. Oscar Lewis'in (1959, 1961, 1966), Puerto Rico ve Meksika'daki kent yoksullan icinden etnografilere dayanan "yoksulluk kulturu" kurarm, bu fikirlere bilimsel bir mesruiyet kazandirdi. Yoksulluk kulturunun bilesenleri olarak (kadercilik, koksuzluk, uyumsuzluk, gelenekselcilik, sue, amacsizhk, umutsuzluk ve benzeri) belirli kulturel/psikolojik esaslara dikkat ceken Lewis farkmda olmadan "edilgin yoksul' fikrini yaygrnlasnrdi. "Marjinal insan"i kulmrel bir tip olarak tammlayan temel vurgusuyla "yoksulluk kulturu", ABD'de

34

yoksulluk-karsin soylemi ve politikayt oldugu gibi, Ucuncu Dunya seckinlerinin yoksullara yonelik algisim da belirleyerek uzun yillar boyuncabaskm bakis a~ISI olarak kaldi.

Yoksullarla duygudashgma ragmen Lewis'in "yoksulluk kulturn'tnun kavramsal zayifhgi cok gecmeden ortaya cikn. Kabaca, Lewis "yoksulluk kulturu" bircok baska kulturden sadece biri oldugu icin, yoksullann kulturunun ozunu tammladi, Lewis'in genellemesi, farkh kulturlerde yoksullann yoksullukla bas ettikleri birbirinden farkh yollan gaz ardi etti, Worsley gibi elestirmenler, Lewis'i yoksulluklanndan ve edilginliklerinden atur11 yoksullan suclayan orta simfa mensup bir arasnrmaci olmakla itham etti (Worsley, 1984: 190-4).2 Lewis'in kavramsallasurmasi, ilginc bir bicimde, Stonequist ve Robert Park gibi Sikago Okulu kent sosyologlan ve hatta daha onceki kusagm Simmel gibi dusunurleriyle bircok ozelligl paylastr, Janice Perlman'm (1976) The Myth of Marginality bashkh glir;lu elestirisi, Manuel Castells'in elestirel katkilanyla beraber, bu gorusun temelini resmiyette olmasa dahi akademide curuttu. Marjinallik mitinin yoksullann toplumsal denetiminin bir araci oldugunu ve marjinallesmis yoksullann kapitalist toplumsal yapmm urunu oldugunu gosterdiler,

Hayatta kalma miicadelesi veren yoksullar

"Hayatta kalma stratejisi", aslmda dogrudan yoksulluk siyasetiyle ugrasmadi, Bu bakts acismm temelini,ilintili, ustu kapah kavramsal bir varsayim teskil eder. Hayatta kalma stratejisi modeli, yoksullann gur;suz olmalarma ragmen, kaderlerinin hayatlanm belirlemesini beklemediklerini ima ederek bir adlm ileri gider. Bekalanm saglamak icin kendi

2 Yoksulluk kiiltiirii tezinin daha gents bir elestirisi icin Leeds (1971) ve Valentine'a (1968) bakimz,

35

tarzlannda etkindiler. Nitekim lssizlik ya da fiyat arnslanna karst koymak icin sik sik hirsizhga, dilencilige, fahtsellge ya da tuketim kahplanm yeniden sekillendirmeye muracaat ederler; kithk ya da savasa karst, goc yetkili makamlarca engellendiginde dahi yasadiklan yerleri terk etmeyi secerler. Bu dusunceye gore, yoksullann hayatta kaldiklan ve yasamaya devam ettikleri kabul edilir; ne var ki hayatta kalmalan kendi ya da yoldaslanmn hayatlan pahasma gerceklesir (Scott, 1996). Bircok kulturde, yoksullar arasmda gercek hayatta basa cikma mekanizmalanna muracaat etmek cok yaygm gorulse de, hayatta kalma stratejisi dilinin gereginden fazla vurgulanmasi, Escobar'm (1995) kaydettigi gibi, yoksullann, onlara herhangi bir faillik tanmmadan, kurban olarak tasvir edilmelerini guclendirmeye katkida bulunabilir. Gercek, yoksullann da direnmeye ve firsat cikugmda hayatlanm iyilestlrmeye cabaladiklandrr, Bunun otesinde, dunyanm bircok bolgesindeki deliller, hayatlanm iyilestirmek icin frrsatlar yaratnklanm gosteriyor - orgutlentrler ve cekismeli siyasete dahil olurlar. John Friedmann's (1992, 1996) "salahiyetli kilma" kavrarm, yoksullann boylesi firsat yaratma egiltmlertnin kamtlarmdan sadece bir tanesidir. Yoksullarm kolektif olarak hayatta kalmak icin kendinden orglitllilugunli, nzkm uretilmesi icin merkezi unsur olarak hane halki kurumu, torel iktisat (guven, karsihkhhk, iradecilik) ve "toplumsal gucleri'tnin (serbest zaman, toplumsal yetenek, ag iliskileri, uretim birlikleri ve araclannm) kullarulmasi dolayirmyla tarif eder.

SiyasaJ yoksullar

"Edilgin yoksullar" ve "yoksulluk kulturu" modellerinin elestirisi, kentsel madunlann siyasal aktorler olarak belirdikleri bir bakism, "kentsel yerel hareket" bakismm gelismesine

36

yol acn, Perlman, Castells ve Latin Amerikah baska arasnrmacilar yoksullann marjinal olmadigi, toplumla burnnlesmis oidukian konusunda tsrar ettiler. Daha ziyade "marjinallestirilmis oiduklan"m, iktisaden somurulmus, siyaseten baski alnna almrms, toplumsal olarak darngalanrms ve kulturel olarak kapah bir toplumsal sistemden dislanrms olduklanm ileri surduler, Yoksullar, sadeee parti siyasetine, secimIere ve ana akim iktisadi etkinliklere kaulrmyor, daha onemlist kendi yerel toplumsal hareketlerini insa ediyorlardi, BOYIeee, eemaat demekleri, banios, tuketici orgutleri, ashaneler, geeekondu destek gruplan, kilise etkinlikleri ve benzerleri, (Castells'e gore, 1983) "toplumsal donusum", (Sehuurman ve Van Naerssen'e gore, 1999) "ozgurlesme" icin cabalayan yoksullann orgutlenmis ve yerel temelli hareketleri ya da John Friedmann (1989) kelimeleriyle, modemitenin tiranhgina karst bir altematif olarak goruldu. Gundelik etkinliklerinde yoksullar kentsel hizmetler ya da "toplumsal tuketim"den bir pay elde etmek icin mucadele ederler.

Bu hareketlerin yerel niteligi, faillerinin (kent yoksullanrun) var olma tarzlanndan kaynaklamr. (Gelir, statu, mesIek ve uretim iliskileri bakunmdan) cok farkhlasrms oisalar da, kent yoksuUanmn ortak bir ikamet mekamm, bir cemaati paylasnklan dnsnnalnr, Ortak mekan ve ortak mulkiyetIe ilintili ihtiyaclar boylece bu insanlara bir "mekansal dayamsma" imkam sunar (Houreade, 1989). Kent yoksullan arasmda cekismeli siyaseti oldugu kadar cekismeli oimayan isbirligmi vurgulamaya yonelik cabalar, kent yoksunlarma onemli bir faillik tamyarak siddetli bir bicimde hem "yoksulluk kulturu" hem de "hayatta kalma" goruslerlnin alum oyar. Bununla birlikte "kentsel hareketler bakis acisi'', buyuk olcude bolgenin sosyopolitik kosullanna dayah bir Latin Amerikan modeli olarak ortaya cikar, Sasirucr oimayan bir biclmde, aslen Latin Amerika uzerine cahsan arasnrma-

37

cilarca (omegin, Stiefel ve Wolfe, 1994)onerilmi~tir. Yerel ashaneler, mahalle demekleri, kilise gruplan ya da seyyar saner sendikalan, (Hindistan ve Guney Afrika gibi ulkeler istisna tutulursa) omegin, Ortadogu, Asya ya da Afrika'da gorunen ortak olgular degildir, Ortadogu'da, ornegin, sivil derneklerden sakman (despotik, populist ya da diktatoryel turden) otoriter devletlerin hakimiyeti, aile ve akraba baglanmn gl1c;;lu olmasiyla birlikte, birincil dayamsmalan, ikinci dereceden demekler ya da to plum sal hareketlerden daha uygun' kilar (Bayat, 2000). Hayir cemiyetleri ve cami dernekleri gibi kolektif orgutler bulunsa da, bunlar populer SImflann siyasal hareketliligine nadiren onculuk eder. Mahalle iliskileri, ev halki ya da geleneksel kredi sistemlerine dayanan demekler oldukca yaygm da olsa, akrabahk ya da etnisiteyi asan toplumsal aglar buyuk olcude gelisiguzel, yapllanmarms ve patemalisttir (Bayat, 1997a, 2000). Bazi arasnrmacilar, bolgedeki lslamt hareketleri, kentsel toplumsal hareketlerin Ortadogu modeli olarak sunma egllimindeler. Birkac islevsel benzerlik bir yana, lslamcihk kimllginin ozellikle kent yoksullanna iliskln bir kaygidan hasil olmadigr gercegi degismiyor, Katolik Kilisesi, ozellikle de Kurtulus Teolojisi Hareketi'nden farkh bir bicirnde lsI ami hareketler genellikle yoksullan degil, siyasal degi~imin asli failleri olarak gordukleri egitimli orta simflan seferber etmeye meyleder (Bayat, 1998). Boylece, belli bir duzeyde seferberlik ve cekismeli siyaset, devrimci han ya da kriz icindeki Cezayir'de oldugu gibi, temel olarak istisnai durumlarda (ornegin, kriz ve devrim kosullannda) tesvik edilir. Turkiye'de Islarnci Refah Partisi'nin gecekonduculan seferber ettigi dogrudur, ancak bu esasen Turkiye'nin serbest secim sisteminin kent marjinallerine oy kullanma yetkisi, dolayisiyla mesru bir siyasal parti olarak Islamcilarm kullanabilecegi bir guc tamrms olmasi nedeniyle boyle olmustur,

38

Gene de Latin Amerika'daki kentsel hareketlerin yaygm-' hgmm epey cesitlilik arz ettigini kaydetmek gerek. Leeds ve Leeds'in (1976: 211) gostermis oldugu gibi, birbiriyle cekisen cikar grupIannm (hukumet, ozel cikarlar ve digerlerinin) cokluguna bagh olarak yoksullar, maruz kaldiklan sikmnlann derecesinin yoksullan, "hayatlanm iyilestirmeyi iltimas ve cikar ticaretinin paternalist, bireyci kanallannda aramaya" mecbur kildigi Brezilya'dan ziyade Peru'da kolektif eylem firsau bulmuslardrr, Sili'de, siyasal acikhk ve radikal orgutlenme donemlerinde, yoksullar daha yaygm olarak orgutlenmislerdir.

Direnen yoksullar

GeIeneksei kolektif eylemierin -ozellikle de madun gruplar (yoksullar, koyluler ve kadmlar) arasmda cekismeli protestolann- yoklugu, hakim sosyalist partilerin neden oldugu hayal kinkhgiyla birlikte, bircok radikal gozlemciyi, her ne kadar kucuk caph, yerel ya da bireysel dahi olsa, farkh eylemlilik turleri "kesfetmeye" ve bunlan on plana cikarrnaya itti. Bu arayis, 1980'lerde mikro-siyaseti ve "gundelik direnis"! populer bir bakis acisi kilan yapisalcihk sonrasiyla ilintilendirilen kuramsal paradigmalar dalgasma hem katkida bulundu hem de bundan yararlandi. James Scott'un, 1980'lerde, Asya'da kcylulugun davramslanm cahsirken (kendisinin tore! iktisat olarak adlandirdigi, gecimlik koyluler ile toprak agalan arasmdaki karsihkh iliskiyi aciklayan) yapisalci bir pozisyondan yola.cikarak, koylulerin bireysel tepkilerine odaklanan daha etnografik bir yonteme ulasmasi, bu paradigma kaymasma onernli katkida bulundu (Scott, 1985). Bu sirada-Foucault'mm "rnerkezden anndinlrms" iktidar kavrarm, yeni Gramscici kultur siyasetinin (hegemonya) yeniden dirilmesiyle birlikte, mikro-siyaset ve

391

boylece "dlrenis" paradigmasma temel bir kuramsal destek sagladi.

"Direnis" kavrarm, iktidar ve karst iktidann ikili bir karsithk icinde bulunmadigmm, birbirinden aynlrms, karmasik, kararstz ve surekli bir "denetim dansi" oldugunun alum cizdi (Pile, 1997: 2). "Nerede iktidar varsa, orada direnis vardir" fikrini temel aldi; direnis, buyuk olcude faillerinin, maruz kaldigi siyasal baski kosullan altmda, eklemlemeye muktedir olabildikleri kncuk caph, gundelik, kucuk etkinliklerden meydana gelse de. Bu direnis kavraytsi, sadece 0 . gune dek kuramsal olmayan koylu cahsmalarma degil, emek cahsmalan, etnisite, kadm cahsmalan, egitim ve kentsel maduniyet cahsmalan gibi farkh alanlara nufuz etti.

Boylece cesitli cahsmalar, mucizelerle ilgili hikayelerin "populer direnise" nasil "ses verdiglni" (Revees, 1995), yoksun kadmlann halk hikayeleri anlatarak, sarkilar soyleyerek ya da deli ya da kacik gorunerek ataerkillige nasil direndiklerini (Abu-Lughod, 1990), aile baglannm genislemesinin kent yoksullan arasmda nasil bir "siyasal kanhm yolu"nu temsil ettigini (Singerman, 1995) ele aldi. Barlarda cahsan Filipinli kizlarla Banh erkeklerin iliskisi, basit bir sekilde topyekun tahakkum olarak degil, karmastk ve kosullara bagh bir tarzda tarnsildi (Pile, 1997). Cahsan Musluman kadmlann ortunmesi, basit bir sekilde itaat olarak degil, kararsiz bir sekilde protesto ve kendine mal etme, dolayisiyla "protestonun telif edilmesi" olarak sunuldu (Macleod, 1991). Gercekten, duruma bagh olarak, ortunmek de, ortunmemek de eszamanh bir sekilde direnis simgesi olarak kabul edildi!

Supheslz, 0 vakte kadar "edilgin yoksullar", "itaatkar kadmlar", "apolitik koyluler" ve "baski altma almrms isciler" olarak tarif edilen oznelere faillik atfetmeye yonelik bu tar bir caba, olumlu bir gelismeydt. Direnis paradigmasi, genel

40

olarak toplumdaki iktidar iliskilerinin karmasikhginm, ozel olarak da maduniyet siyasetinin ortusunu kaldirmaya yardimcr olur. Bize, evrensel bir mucadele tarzt umamayacagirruzi; her seyi biraraya toplayan resimlerin genellikle insanlann degisim hakkmdaki algilamalanndaki farkhhklan tahrip ettiglni; yerelin bir cozumleme birimi oldugu kadar, onernli bir mucadele alam olarak da tanmmast gerektigini; orgutlu kolektif direnisin her yerde mumkun olamayabilecegini, dolayisiyla alternatif mucadele tarzlanmn kesfedilmesi ve tanmmasi gerektigini; baskmm hukum surdugu durumlarda orgl1tlu protestonun illa ki ayncahkh bir konumu olamayabilecegini sayler. Dolayisiyla, daha esnek, kucuk caph ve burokratik eylemliligin onemi de kabul edilmelidir." Bunlar, "direnis'tin post-yapisalci taraftarlanm elestirenlerin (ornegin, Cole ve Hill'in, 1995) gormezden geldigi meselelerin bir ktsrmdir,

Gene de bu paradigma, bir dizi kavramsal ve siyasal sorunu beraberinde getirir. Hemen karsumza cikan ilk sorun, direnisin, iktidar, tahakkum ve itaatle olan iliskisini nasil kavramsallasuracagmuzdir, James Scott, direnisle ne kastettigi hususunda acik gorunuyor:

Smif direnisi, fist simf karsismda, bir alt simf uyesinin/uyelerinin, ya bu simfa list smif (ornegin, toprak agalan, buyuk ciftciler ya da devlet) tarafmdan dayanlan talepleri (omegin, kira, vergi, nnfuz) tadil ya da reddetmeye; ya da kendi taleplerini (ornegin, is, toprak, yardim, saygi) dayatmaya meyleden hertiir eylernini icerir (Scott, 1995: 290; vurgular benim).

Ne var ki, "her tur" deyimi, Scott'un siraladigi niteliksel olarak birbirinden farkh eylem turlerini, bunlann arasma bi-

3 Piven ve Cloward'm (1979) Arnerikan yoksul halk hareketlerinin sahip olmasi. m diledikleri bir nitelik,

41

rer cizgi koyarak betimlemeye engel olur. Bayuk caph koIektif eylemle, bireysel eylemler, ornegin vergi hilekarhgi arasmda aynm yapmayacak rmyiz? Yikici da olsa, gozlerden uzak bir sekilde siir okumak ile silahh mucadele esit degerde midir? Boylesi farkh eylemlerden birbirine denk olmayan etkililik ya da cikarsamalar beklememeli miyiz? Scott, bunun farkmdaydi ve farkh direnis tnrleri, -ornegin, org11t1u, sistemli, onceden planlannns ya da devrimci sonuclar doguran digerkam eylemlere aufta bulunan "gercek direnis'Te, devrimci sonuclar yaratmayan, orgutsuz, rastlantisal ve iktidar yapisi ic;inde telif edilen eylemlere isaret eden "sembolik direnis" (Scott, 1985: 292)- arasmda aynm yapanlann fikirlerine katildi. Gene de, "sembolik direnis'Tn, en az "gercek direnis" kadar gercek oldugu hususunda israr ettl. Bununla birlikte, Scott'un takipcileri yeni aynmlar yapmaya devam ettiler. Nathan Brown (1990), omegin.i Misrr'da koylu siyaseti uzerine cahsirken, ur;; tur siyaset tammlar: atomist (bireylerin ya da kucuk gruplann anlasilmasi g11c; bir icerige sahip siyaseti), ortak (uretimi yavaslatmak ve benzeri, sistemi bozmaya yonelik grup cabasi) ve ayaklanma (sistemi etkisiz hale getirecek devrimin bir alt asamasi).

Bunun otesinde, direnis uzerine yazan bircok kisi, baski konusundaki bir bilinclilik ile baskiya karst direnisi birbirine kansnrmaya meyleder. Yoksul kadmlann ozel toplanulannda kotn durumlan hakkmda ya da erkekleri alay konusu etmek icin soyledikleri sarkilar, cinsiyet dinamigini kavrayislanm gosterir, Ne var ki ne bu; ne de yoksul kentlilerin azizlerin gelip zorlulan cezalandirdigim hayal eden mucize hikayeleri, onlann direnis eylemlerine kanldiklan anlamma gelir. Boylesi bir "direnis" kavrayisi, cansma ve nza gosterme ve iktidar sistemleri icindeki fikir ve eylemler arasmdaki asm derecede karrnasik karsihkh oyunu anlamaktan yoksundur. Bilinc ve eylem arasmdaki bag, gercekten temel

42

bir toplumbilimsel ikilem olarak varhgmi surduruyor (Giddens, 2000).

Scott, direnisin kasith bir eylem oldugunu acikca belirtir.

Weberci gelenege bagh olarak, eylemin anlannm temel bir unsur olarak ele ahr. Bu kasithhk, kendi icinde onernliyken, kasith ya da kasitsiz sonuclan birbirine uymayan bircok bireysel ya da kolektif eylemi asikar bir bicimde disanda birakir, Kahire ve Tahran'da, omegm, bircok yoksul aile, yasadisi davraruslanmn farkmda olmalarma ragmen, belediyenin elektrik ve suyunu yasal olmayan sekillerde kullamr. Lakin kentsel hizmetleri otoriteler nezdinde muhalefet ve mukavemetlerini ifade etmek icin calmazlar, Bunu, daha ziyade, onurlu bir hayat icin bu hizmetlere ihtiyac duyduklanndan, bu hizmetleri baska bir sekilde alamadiklan icin yaparlar. Fakat bu cok siradan eylemler surdugunde, kentsel yapi, toplumsal politika ve faillerin kendi hayatlannda onernli degi~ikliklere yol acar, Faillerin gundelik eylemlerinin kasith olmayan sonuclanmn onemli olmasi bundandn, Gercekten, direnis paradigmasi icindeki bircok yazar, "dlrenis'Tn tezahurleri olarak hem kasith hem de kasitsiz pratiklere odaklanarak, kasit ve maksadi terk etmislerdir,

Bir soru daha var. Direnis, halihazirda elde edilmis bir kazarurm korumak (Scott'un terimleriyle hakim gruplann alt gruplardan taleplerinin reddedilmesi) anlamma nu gelir, yoksa benim "tecavuz" olarak adlandirdigim, yeni taleplerde bulunmak ("kendi isteklerini ilerletmek") anlamma rm? Direnis yazmmm cogunda bu aynm eksiktir. Bunlarm ortl1~tl1gl1 anlar hayal edilebilse de, bu iki strateji farkh siyasal sonuclan takip eder; bu, ozellikle bunlan hakim iktidarla ilintili olarak ele aldigirmzda boyledir, Lenin'in Ne YapmaII'SI (1973), "ekonomizm/sendikacihk" ve "sosyal demokra-

. tik siyaset/parti siyaseti" terimleriyle bu iki stratejinin tarnsmasma adanrmsnr,

43

Leninist/oncucu paradigma hakkmda ne dusunulurse dusunulsun, bu ozgo.l bir devlet ve iktidar kuramma (isci srmfi partisinin onderlik ettigi kitlesel bir hareketin ele gecirecegi kapitalist bir devlet) tekabul ediyordu; buna ek olarak, bu stratejininisci smifim nereye (sosyalist bir devlet kurmaya) goturmek istedigi aciku. Simdi, "direnis" paradigmasmm devlet kavrayisi nedir? Direnis paradigmasr failIerlni/oznelerini, "en kotnsune mani olma ve daha iyisini taahhut etme"nin (Scott, 1985: 350) otesinde nereye goturmek istiyor?

Direnis yazmmm cogu Foucault'nun eklemledigt bir iktidar anlayisma dayamr; iktidar her yerdedir, "dolasir" ve asla "burada ya da orada birinin elinde yerini belirlemez" (Foucault, 1972). Boylesi bir duzenlerne, siradan olamn gucsuzlugo. mitini asmak ve siradan olana bir faillik atfetmek icin elbette yol gostericidir, Gene de bu bircok post-yapisalct "direnis" yazannca paylasilan "merkezden anndmlrms" iktidar kavrarm, iktidar deveran ediyor olsa dahi, bunu esit 01- mayan bir bicimde yapngmi (bazi yerlerde, digerlertne gore, daha agtr, daha yogunlasrms ve "kesif''tir) gormeyi beceremedigi icin, devlet iktidanna, ozellikle de bunun simf boyutuna degerinin altmda bir paha bicer, Diger bir deyisle, hosunuza gitsin, gitmesin, devlet onemlidir ve kentsel maduniyet eylemliliginin potansiyeli tartisihrken bunu gozonunde bulundurmak gerekir. Foucault, iktidar sistemlerinin dismda ve ondan bagunsiz gerceklestiginde direnisin gercek oldugunda israr ederken, "direnis" yazmml belirleyen iktidar kavraytsi, bir iktidar sistemi olarak devlet iktidanm cozumlerneye cok imkan tammaz. Bu yuzden, "direnis" aciklamalannm neredeyse tumunde bir devlet kuranu ve kendine mal etme ihtimalinin eksik olmasi rastlannsal degtldir, Bunun bir sonucu olarak, yurekten benimsenen "direnis" eylemleri, mevcut iktidar dnzeni ile kararsiz ve gergin bir

44

uyum sonucuna yol acarak bilinmeyen, belirsiz ve kararsiz bir iktidar iliskileri evreninde amacsizca yuzer,

Belirgin bir direnis kavrammm yoklugu, bunun otesinde, bu turun yazarlannm genellikle faillerin edimlerini cok fazla e1e almasma ve bunlara gereginden fazla deger bicmelerlne sebep olur. Sonne, oznelerin neredeyse her eyleminin potansiyel olarak bir "direnis" eylemi olarak gorulmesidir, "Kacimlmaz" direnis eylemleri tespit etmeye kararh postyapisalci yazarlar genellikle "oznelerini degistirrnek'' zorunda kahrlar (MacAdam et al., 1997). "Edilgin yoksullar", "itaatkar Musluman kadmlar" ve "etkisiz kitleler" turn bakis acilanmn ozculugune meydan okumaya kalksalar da, siradan davramsa cok fazla deger bicerek, bunu illa ki bilincli ya da cekismeli bir muhalefet eylemi olarak yorumlayarak tersinden bir ozculugnn tuzagma duserler, Bu, bu eylemlerin coklukla hakim iktidar sistemleri icinde meydana geldigme dair onemli gercegi gormezden geldikleri icin boyledir,

Ornegin, Ortadogu'da, bazi yazarlann "direnis", muhalefetin "teklifsiz siyaset"i ya da "kanhm yolu" olarak okudukIan birtakrm alt smif etkinlikleri, esasen devletin istikrar ve mesruiyetlne katkida bulunabilir (Singennann, 1995; Hoodfar, 1997). Insanlann kendilerine yardim edebilmeye ve aglanm genisletebilmeye muktedir olduklan gercegi, suphesiz gundelik eylemliliklerini ve miicadelelerini gosterir, Ne var ki, boyle yaparak failler devletten (ya da sermaye ve ataerkillik gibi dtger iktidar odaklanndan) .. hem en hemen hicbir sey kazanamazlar - tahakkume ilIa ki meydan okuyor degildirler, Aslmda hukumetler, muhalif olmadiklan muddetce, kendi kendine yardim ve yerel girisimleri cogu kez tesvik ederler. Bunu, refah devleti kosul ve sorumluluklannm yukunun bir kismmi vatandasm ustune kaydirmak icin yaparlar. Kuresel Guney'de STK'larm hizla cogalmasi

45

bunun guvenilir bir belirtisidir. Kisaca, direnis yazmmm cogu, (faillerin bekasmm kendileri ya da yoldaslan pahasina saglandigi) basa cikma stratejileri olarak gorulebilecek eylemlerle, etkin kanhm ya da tahakkumun yikilmasun birbirine kansnrmaktadir,

Son bir soru daha var, Yoksullar her zaman farkh yollarla (soylem ya da eylemle, bireysel ya da kolektif olarak, ustn ortuk ya da acik bicimde) tahakkum sistemlerine karst direnmeye muktedirse, onlara .yol gosterme ihtiyaci nereden kaynaklamyor? Yoksullar her daim siyaseten muktedir vatandaslarsa, devletin ya da herhangi baska bir failin onlan guclendirmeslni neden beklemeliyiz? Yoksullann davramslanm hatah okumak, esasen, savunmasizlara karst ahlaki sorumlulugumuzu bosa cikanyor, Michael Brown'm (1996: 730) kaydettigi gibi, "cocuklugun kucuk magduriyetlerini gercekten baski altmda olanlann isnraplan duzeyine cikardigmizda, adaletsizlige duyarhhgmnzi yogunlasttrmaktan ziyade azaltan zalim bir tesviye" yaprms oluyorsunuz.

srradan olarun sessiz tecavuzu

Hakim bakis acilarmm kusurlanm (yani, "edilgin yoksullar"m ozcalugunn, "hayatta kalma"mn lndirgemeciliglni, "siyaseten etkin yoksullar"m Latin-merkezciligini ve "direnis yazmr'nm kavramsal kansikhgim) goz onunde tutarak, gelismekte olan dunyada kentsel marjinaller siyasetini bir baska acidan, "siradan olamn sessiz tecavuzu" olarak degerlendtrmek istiyorum. Bu kavramm, bu yetersizliklerin bir kismmm ustesinden gelebilecegini ve kuresellesme kosullarmda kentsel maduniyet siyasetinin ozunu daha iyi kavrayabileceg;ini dusunuyorum."

4 Bu bakis aC;1SInl butun aynnnlanyla Street Politics kitabrmda e!e aldnn. But-ada sadece terne! noktalara degtniyorum.

46

"Sessiz tecavuz" kavrarm, siradan insanlann hayatta kalabilrnek ve hayatlanm iyilestirebilmek icin mulk ve iktidar sahibi olanlara dogru suskun, uzun vadeli fakat yaygm ilerleyisini tarif eder. Bu, donemsel kolektif eylernlerle, suskun, buyuk olcnde parcalara bolunmus ve uzun vadeli bir seferberlikce (belirli bir liderligi, ideolojisi ya da yapilandmlrms bir orgutu olmayan acik ve pozisyon degistiren mucadelelerce) belirlenir. Sessiz tecavuz kendi basma bir "toplumsal hareket" olarak gornlernezse de, aym zarnanda hayatta kalrna stratejilerinden ya da "gundelik direnis'lten de farkhdir; cunku ilk olarak, faillerin mucadele ve kazammlan kendileri ya da yoldaslanmn pahasma degll, devletin, zenginlerin ve iktidar sahiplerinin pahasma gerceklesir, Nitekirn kent yoksullan bannaklanm aydmlatrnak icin elektrigi komsulanndan degil, belediyenin elektrik direklerinden calarlar; ya da hayat standartlanrn yukseltmek icin cocuklanmn okula gitrnesine engel olrnazlar da enforrnel sektorde ikinci bir i;; yaprnak icin kendi i;; saatlerinden calarlar,

Buna ek olarak, bu mucadeleler sirf direnis alanmda ille . de savunrnaya yonelik olarak gorulmez, artan bir bicimde mutecavizdir; yani aktorler ilerleyecek yeni pozisyonlar kazanarak alanlanm genisletirler, Bu tur sessiz ve tedrici tabandan hareketler, devlet yetkilerinin (duzenin anlarm, karnusal mekanm, karnusal ve ozel rnallann denetirni ve modemitenin anlamhhgi dahil olrnak uzere) bircok ternel cehresine rneydan okurnaya egilimlidlr.

Dalgalanan toplurnsal gruplarm (gocmenlerin, multecilerin, issizlerin, gecekonduculann, sokak sancilannm, sokak cocuklanmn ve aruslan iktisadi kuresellesme He hizlanan diger rnarjinal gruplann) hayat boyu suren mucadelelerini kastediyorurn. Akhmda, rnilyonlarca erkek ve kadmm uzun goc yolculuklanna ciknklan, is, barmak, toprak ve yasama letafeti elde ederek uzak ve cogu kez yabanci cevrelere ya-

47

yildiklan uzun surecler var. Ktrsal gocmenler kentlere ve kentlerin ko1ektif tuketimine e1 uzanrlar, multeciler ve uluslararasi gocmenler konuk devletlere ve on1ann sagladiklanna, gecekonducu ve isgalciler kamusa1 ve ozel arazilere ya da halihazirda insa edilmis evlere ve isslzler, gecimini sokaktan saglayan insan1ar olarak kamusal mekanlara ve dukkan esnafi tarafmdan yarau1an i~ olanaklarma. Ve hepsi birden Ucuncu Dunya seckinlerince benimsenen duzen, modern kent ve kentsel yonetim kavram1arma meydan okumaya mey1ederler.

Somut tecavuz bicimleri epey cesltlidir. Devrim sonrasi !ran, kamusa1 ve ozel kentsel a1amn, apartman1ann, otellerin, ka1dmm1ann ve kamu araclannm, cogu kez yoksullar tarafmdan, benzeri gorulmemisbir bicimde somurge haline getirildigine tamk oldu. 1980 ile 1992 arasmda, hukumetin muhalefetine ragmen, Tahran'm yuzolcumu 200 km2'den 600 km2'ye cikti ve bu buyuk Tahran ve cevresinde 100'u askm enformel cemaat olustu (Bayat, 1997b: 79). Kitlesel enforme1 iktisadm aktorleri, yeni "lumpen orta srmf"), 1980'lerde kamu sektoru konum1an hizla coken egitim sahibi maashlan da kapsayacak bicimde tipik marjina1 yoksullann otesine gecti. Daha dramatik bir vaka, Kahire'nin etek1erinde milyon1arca kirsal gocmenin, kent yoksu1unun ve Orta smif yoksullann sessizce mezarhklan, canlan ve devlet/kamu arazilerini ele gecirerek, 5 milyon kisiyi banndiran 100'un uzerinde kendiliginden cemaat yaratrnasi 01- duo Bir kere yerlesti mi, tecavuz bircok yonde yayihr, Oturan1ar, bicimsel tamm ve kosullara karst, bina1ann icine ve ustune odalar, balkonlar ve ek mekanlar eklerler. Dev1et tarafmdan insa edilmis kamu konutlannda kendilerine ev veri1en1er, mekanlanm bolerek, yeni a1an1ar ek1eyerek ve icat ederek, yasal olmayan bicirnlerde kendi ihtiyaclanna gore yeniden tasarlar ve duzenlerler (Bayat, 1997a; Ghannam,

48

1997). Yoksullar ile yetkililer ve seckinler arasmda gundelik hayatlarmdaki yo gun mucadele ve uzlasmalar sonueunda cogu kez tamamen yeni eemaatler ortaya cikar (Kuppinger, 1997).

Aym zamanda, mutecavizler, aksi takdirde bunlan yasal olmayan bicimlerde cekip ucretsiz kullanarak yetkilileri mahallelerine kentsel hizmet getirmeye zorlarmslardir, Ne var ki hizmet saglandiktan soma bircogu kullandigi hizmetin bedelini oderneyi reddeder. Guney Beyrut'ta enformel bir cemaat olan Hayy-Assaloum'un yoksul mukimlerinin yuzde 40'1 elektrik faturalanm odemeyi reddediyor. Misrr Iskenderiye'de odenmemis su faturalannm maliyeti yilda 3 milyon Amerikan dolanm buluyor. Yoksullann c;;ogu kez yetkililerin arzusu hilafma kentsel kamu hizmetlerini elde etmek icin mucadele ettikten soma, bunlann bedelini odemeyi donemsel olarak reddetugi Sili ve Guney Afrika'nm kentsel bolgelermden de benzer hikayeler duyuluyor. Kahire, Istanbul ve Tahran'da yuz binlerce sokak sancisi, dukkan esnafmm yaratngi elverisli i~ olanaklanna tecavuz ederek belli bash tieari merkezlerde sokaklan isgal etmistir, Bu kentlerde binleree kisi, denetim altmda tuttuklan ve azami park yeri yaratmak uzere dikkatle duzenledikleri sokaklarda araba parkmdan kazandiklan bahsislerle gecimlerini saghyor, Son olarak, Guney Kore'dekiler gibi, bircok Ucuncu Dunya sehrinde sokak satlcilannm. etiket ve markalann telif haklanna yonelik tecavuzu cokuluslu sirketlerin kacimlmaz tepkilerine yol aciyor,

Bu aktorler eylemlerini onceden dusnnulmus siyasal edimler olarak gerceklestlrmiyor; daha ziyade, bunlan ihtiyaclan dayatngt icm yapiyorlar, Hayatta kalmak ve daha onurlu bir hayat kurmak geregi onlan zorluyor. Onlarm onurlu bir hayat surmek icin cogu kez kanun disi olan edimlerini ahlaki, hatta "dogal" olarak mesru kilan, ihtiyac

49

kavrami. Gene de, bu cok basit ve gorunuste srradan pratikler, onlan cekismeli siyaset alanma kaymaya meylediyor. Cekisenler.kolektlf eyleme giriyorlar ve kazammlanm tehdit edenlerle karstlasnklarmda, eylemlerini ve kendilerini siyasi olarak gornyorlar, llerleme, sessiz, bireysel olarak ve tedricen saglansa da, kazammlann savunulmasmm, her zaman olmasa da, kolektif ve sesli olmasi, bu yuzden sessiz tecavuzun onemli bir niteligi.

lhtiyaclarmm (iktisadi yeniden yapilanmanm etkileri, tanmsal iflas, fiziki guclukler, savas ve yerinden yurdundan olma) zoruyla gudulerek, ise, cogu kez akrabahk baglanyla orglltlu bir sekilde, daha ziyade bireysel ve cok yaygara cikarmadan anhyorlar, Hatta ozellikle kolektif cabalardan, buyuk caphislerden, karmasadan ve reklamdan kacmiyorlar. Zaman zaman gecekonducular, ornegin, belli yerlerde digerlerlninkendllerine kanlmasma engel oluyor ve sokak sancilan aym ~i yapan digerlertnm aym bolgede i~ yapmasmm onune geciyor, Cogu, hatta benzer gruplarla kent hizmeti alma stratejileri hakkmdaki bilgilerini paylasmaya dahi tereddut ediyor. Gene de gonmuste caresiz olan bu birey ve aileler, benzer yollan takip ettikce, sirf birikerek. artan kazammlan onlan nihayetinde toplumsal bir guc haline getiriyor. Bu da sessiz tecavuzun bir baska niteligi.

Fakat neden kolektif taleplerde bulunmak yerine bireysel ve sessiz dogrudan eylem seciliyor? Fabrika iscilerinden, ogrenctlerden ya da meslek sahiplerinden farkh olarak bu insanlar, surekli degisikllk icinde olan gruplan temsil ederler ve yapisal olarak, buyuk olcude, magdurtyetlerini ifade edebilecekleri ve taleplerini dayatabilecekleri kurumsal mekanizmalann dismda hareket ederler. Orgutsel engel olma gucunden, omegin grey yapma ihtimalinden, yoksundurlar. Populer hosnutsuzlugun genel ifadesinin bir parr,;aSl olarak sokak gostertlerine kanlabilirler; ama ancak (devrim sonra-

50

si lran, ic savas donerni Beyrut ya da 1988'de Endonezya'da Suharto dustukten soma oldugu glbi) bu yontemlerin rnakul bir gecerliligt ve mesruiyeti oldugunda ve harici liderler tarafmdan seferber edildiklerinde. Boylece, kentsel arazi isgalcilerine solcu eylemciler rehberlik edebilir ve issizler He sokak sancilan sendika kurmaya davet edilebilir (devrimden soma lran'da, Lima'da ya da Hindistan'da oldugu gibi). Ne var ki bu olagandisr bir olguyu temsil eder cunku c;ogu zaman kolektif talepleri dile getirmek icin seferberlik, bu mucadelelerin cogunlukla gerceklestigi gelismekte olan ulkelerde siyasal baski yoluyla engellenir. Bunun sonucunda, bu gruplar protesto etmek ya da halkm dikkatini cekmek yerine, her ne kadar bireysel ve ihtiyathca da olsa, ihtiyaclanm kendileri karsilarna yoluna giderler. Kisaca, onlarmki protesto degil tazminat siyaseti, bireysel dogrudan eylem yoluyla acil sonuc elde etme mucadelesidir,

Bu insanlarm amaci nedir? lki ternel hedef guduyor gibi gorunurler, Ilki, kolektif tuketim (toprak, bannak, su, elektrik, yol), kamusal mekan (kaldmmlar, kavsaklar, caddelerde park alanlan), firsat (elverisli i~ kosullan, mevki ve etiket) ve hayatta kalmak ve asgari standartlan saglamak uzere gerekli diger ya~am firsatlan bicimde toplumsal meta ve firsatlarm (kanun disi ve dogrudan) yeniden daginrmdir,

Diger hedef, devlet ve diger modern kurumlann dayatngi kural, kurum ve disiplinden hem kulturel, hem siyasal ozerklik elde etmektir. Enformel bir hayat arayismdaki yoksullar, iliskilerini bireysel cikar, sabit kural ve sozlesmelere dair modern kavramlardan ziyade karsihkhhk, gOven ve pazarhga dayandirarak, mumkun oldugunca devletin ve modern burokratik kurumlann dismda hareket ederler. Boylece, modern is yerinin disiplini altmda cahsmaktansa, kendi yaratnklan islerde cahsmayt; sorunlanm polise gitmektense enformel bir sekilde cozmeyi; belediye dairesin-

51

dense, yerel enformel prosedurler altmda (Ortadogu'da imam nikalu ile) evlenmeyi; modem bankalardansa enformel kredi demeklerinden bore almayi tercih edebilirler. Bu, esasen bu insanlar gayri ya da anti-modem olduklan icin degtl, varoluslan onlan enformel bir hayat tarzma zorladtgi icin boyledir, Zira modemite pahah bir keyfiyettir, herkesin durumu modem olmaya elvermez. Cunku modemite, cogu korunmasiz insanm gercekten bedelini odeyemeyecegt davrams bicimlerine ve hayat tarzlarma (zarnan, mekan, sozlesme ve sair disiplinlere siki baghhk) uyum yetenegini gerektirir. Boylece, yoksunlar renkli televizyon seyretmeyi, temiz musluk suyu icmeyi ve i~ guvencesi e1de etmeyi arzu ederken, vergilerini ve faturalanm odernekten ya da belirli saatlerde i~ basmda olmaktan bezerler.

Fakat kuresellesme kosullannda, yaygmlasan butunles-

. me ortasmda, kentsel madunlar ozerkligi ne derece kullanabilir? Sorun yoksullann sadece ozerklik aramalan degtl, aym zamanda devlet gozetiminden guvenli olma ihtiyact duymalandir, Modemite kosullannda enformel bir hayat aym zamanda guvensiz bir hayattrr, Ornek olarak, sokak sancilan modem is kurumlanmn disiplininden azade olabilirler ama cahsma izinleri olmadigi icin polis tacizinden mustariptirler. Yoksullarm cemaatlerini guclendirme, okul, klinik ve kanalizasyon e1de etme mucadeleleri onlan, kacimlmaz olarak, uzak durmak istedikleri hakim iktidar sistemleriyle (yani devlet ve modem burokratik kurumlarla) butunlestlrecektir, Guvenlik arayismda yoksullar boylece ozerklik ve butunlesme arasmda daimi bir pazarhk ve tereddat icindedirler, Gene de, butunlesme yapi ve surecleri icinde mevcut muhtemel her alanda ozerklik arayt~ml surdururler,

52

Siyasalla~mak

Tecavuz, kendine atfedilen cok az bir siyasal anlamla bashyorsa, yasadisi eylemler cogu kez ahlaki temelde mesru kihrnyorsa, nasil kolektif/siyasal bir mucadeleye donusur? Aktorlerin, herhangi bir otoriteyle ciddi olarak karst karsiya gelmeden gundelik kazammlanm elde ettikleri surece, kazammlanrn srradan gundelik pratikler olarak degerlendirmeleri muhtemeldir. Ne var ki, kazammlan bir kez tehdit edildiginde, cogu kez bunlan kolektif ve sesli sekilde savunarak, hareketlerinin ve kazammlanmn degerinin bilincine varmaya meylederler. Ornekler, Tahran'da 1976'da gecekonducularm, 1980'de sokak saucilanrnn seferber olmasi ve 1990'lann basmda muhtelif kentlerde gecekonduculann ctkardtgi sokak isyanlan olabilir. Ya da aktorler kazammlanm ille de kolektif direnise gecmeden sessiz itaatsizlikle koruyabilirler. Kahire ya da lstanbul'da seyyar sancilar, zabita geldigtnde kolektif olarak islerinin baslannda durmak yerine, arka sokaklara cekilirler ve zabita gider gitmez hizla islerinin basma donerler, Oyle ya da boyle, aktorlerin otoritelere karst mucadelesi bir kazamm elde etmekle degtl, esasen halihazrrda elde edilmis kazammlan korumak ve gelistirmekle ilgilidir. Ama bu mucadeleler hemen hem en her zaman devlet iktidanm icerirler,

Devletin bu tur etkinliklere karst pozisyonu, ilk olarak gozetleme yeteneginin olcusu, ikinci olarak sessiz tecavuzun ikili dogasi (mulke ve iktidara tecavuz etme ve aym zamanda kendi kendine yetme etkinligi) tarafmdan etkilenir. Ucuncu Dunya ulkeleri, cok smrrh olsa da, benzeri etkinliklerin gerceklestigi ABD gibi sanayilesmis ulke devletlerine gore, sessiz tecavuze karst daha hosgorulu gorunurler .. Sanayilesmis ulkeler, nufuslanru gozetleme altmda tutmak icin ideolojik, teknolojik ve kurumsal araclarla cok daha iyi

53

donanrruslardrr, Diger bir deyisle, insanlar Guney'in korunmastz ve "mulayim devletleri"nde, vergiden kacmanm, ozel mulke ve devlet arazisine tecavuzun ciddi sue sayildigi gelismis endustriyel ulkelerdeklne gore, daha fazla ozerklik . alanma sahiptir.

Ote yandan, sessiz tecavuz, kamu mulku ve iktidanna tecavuz olmakla beraber, bircok acidan Ucuncu Dunya hukumetlerinin isine gelebilir. Bu hukumetlerin bu turden etkinliklere ~ogu kez birbiriyle celiskili tepkiler gostermesi sasirncr degildir, "Mulayim'' ve korunmasiz devletler, ozellikle kriz zamanlannda, tecavuz halen simrhyken buna izin vermeye meylederler. Mutecavizlere gelince, onlar ashnda karst konulmasi cok zor olacak derecede yayihrken, daimi olarak srmrh ve hosgorulebilir gorunmeye cahsirlar, Bunu taktiksel olarak geri cekilerek, gonmmez hale gelerek, memurlara rusvet vererek ya da belirli ya da daha az stratejik yerlerde yogunlasarak (omegin, uzak yerlerde gecekondular kurarak ya da gozden irakta isportacihk yaparak) becerirler.

Bununla beraber, gercek yayilmalan ve etkileri bir kez a~lga cikngmda, aktorlerin ve hareketlerinin birikerek cogalan buyumesi hosgorulebilir srmrlan asngmda, devletin siki onlemleri beklenir hale gelir. Gene de bircok durumda bu onlemler sonuc dogurmaz, zira cok ge~, mutecavizler gorunebilir hale gelerek ve geri donusu olmayan noktayi gecerek yayilrms olduklannda uygulanrmslardir. Gercekten, gorevlilerin bu sureci "kanser" olarak tarif etmesi, bu hareketlerin dinamigini tecrubeye dayanarak ispat eder.

Aktorler ve devlet arasmdaki cansma kaynaklanm tammlamak zor degildir. 11k olarak, kamusal hizmetlerin cogu kez "enforrnel" ve ucretsiz daginrm, devletin denetledigi kaynaklara agir bir yuk getirir. Yarnsira zenginler de (gayrimenkul sahipleri, tuccarlar ve dukkancilar) mal, marka ve is firsatlanru kaybederler. Devlet ve mulklu gruplann ittifa-

54

ki, cansmaya bir simf boyutu katar. Ote yandan aktorlerin gundelik hayatlannda ozerklik arayr~l modern devletin egemenlik alanmda ciddi bir bosluk yaranr, Ozerk hayat, modern devletleri, ozellikle de populist olanlanm, anlamsiz kilar. Bunun da otesinde (faillerin, etkinliklerin ve mekanlann) ozerkligi ve enforrnelligi, devletleri gozetleme uygulamak icin gerekli bilgiden yoksun birakir, Duzenlenmemis isler, kayit altma ahnmarms insanlar ve mekanlar, isimsiz caddeler ve dar sokaklar, polissiz mahalleler, bunlann devletin sicil defterlerinde yer almadigi anlamma gelir. Denetleyebilmek icin devletlerin bunlan seffaf hale getirmesi ge-. rekir. Gercekten, gecekondu islah programlan, denetim aluna alabilmek icin bilinmeyeni aetna stratejisinin bir parcaSl olarak gorulebilir, Mutecavizlerle devlet arasmda cansma, bu yuzden kacuulmazdir,

Bu cansma, hicbir yerde, essiz bir kamusal mekan olan "sokaklar"da oldugu kadar asikar degildir, Zira "sokaklar", gecekonduculan, isstzleri, gecimini sokaktan saglayanlan, sokak cocuklanm, yeraln dunyasmm insanlanru ve ev kadmlanm icerecek ve sadece bunlarla srmrh olmayan bir bicimde, cogu kez hosnutsuzluklanru dile getirecek kurumsal ortarm olmayanlar icin tek kolektif ifade mevkii olma i~levi gorur, Fabrika iscileri ya da ogrenciler ornegin, grey yaparak aksama yaratabilirken, issizler ve isportacilar sikayetlerini sadece kamusal mekanlarda, sokaklarda dile getirebilir. Gercekten bu yoksunlann cogu icin, sokaklar (toplanmak, arkadas edinmek, gecimlerini kazanmak, bos zamanlanrugecirmek ve hosnutsuzluklanru dile getirmek gibi) gundellk islerini yapabilecekleri temel, belki de tek yerdir. Buna ek olarak sokaklar aym zamanda, polis devriyesi, trafik duzenlemesi ve mekansal aynmlar, kisaca kamu duzeni olarak ifade edilen devlet varhgmm en asikar bicimde gorulebilecegi kamusal mekanlardir, Mutecavizler ve otoriteler

55

arasmdaki iktidar iliskisinin dtnamigi, benim "sokak siyaseti" dedigim seydir, "Sokak siyaseti" ile (dar sokaklardan daha goz onundeki caddelerin kaldmmlarma, kamu park ve spor alanlanna kadar) "sokaklar"m fiziksel ve toplumsal mekanmda olusan ve ifade edilen, kolektif bir nufus ile otoriteler arasmdaki bir dizi cansma ve buna bagh sakh anlamlan kastediyorum. Sokak siyaseti, farkh toplumsal fail gruplannm hosnutsuzlugunun buyuk olcude modem kurumlar dismda, tutarh bir ideoloji ya da belirgin bir liderlik olmakstzm eklemlenmesi anlamma gelir (Bayat, 1997b).

lki ana unsur sokaklan siyaset arenasma cevirir, tIki, kamusal mekarnn aktorler ile otoriteler arasmda bir cekisme alam olarak kullamrrudir, Bu anlamda, sokaklan siyasal bir alan kilan, kamusal mekarnn etkin ya da (edilgin karsin) kanhmci bir bicimde kullamlmastdrr, Bu, bu alanlar (kaldinmlar, kamusal parklar, kavsaklar ve benzerleri) giderek artan bir biclmde, bunlann kullarnrmm duzenleyen, onlan "duzenli" hale getiren devletin sahasi haline geldigi icin boyledir, Devlet kullamcilann buralarda edilgin olmasmi istiyor. -Etkin bir kullamm, devletin ve bu duzenden cikar saglayan gruplann otoritesine meydan okuyor.

Sokak siyasetini sekillendiren ikinci unsur, kamusal mekam kullanan ve burada Is goren insanlar arasmda, benim "edilgin ag" olarak adlandirdtgrm seyin varhgidir. "Edilgin ag" ile ortak kimliklerinin sozsuz ifade olunan kabulunce yaranlan ve mekan dolaynmyla arabuluculuk edilen par(,;alanrms bireyler arasmdaki ani iletisimi kastediyorum. Bir kadm erkek davetlilerle dolu bir partiye gittiginde partideki diger kadim aniden gorur, Bir sokaktaki isportacilann birbirlerini tammasi, daha once birbirlerini gormernis ve tamsmarms olsalar dahi cok muhtemeldir. Partideki kadmlar ya da sokaktaki isportacilar bir tehditle karsilasnklannda, birbirlerini tammasalar ya da bunu daha once den plan-

56

Iamarms oisalar da biraraya gelirler, Bu kavramm onemi, orgutlerden ya da kasith aglardan buyuk olcude yoksun, sessiz mutecavizler gibi parcalara aynlrms bireylerin seferberligini hayal etme imkamnda yatar. "Edilgin ag" bireylerin etkin ya da kasith olarak insa edilmis aglar olmaksizm seferber edilebilecegint ima eder. Kamusal mekan olarak sokak, edilgin aglar kurulmasi dolayurnyla insanlann seferber olmasim mumkun kilan bu esash nuelige sahiptir. Bireysel aktorler, mutecavizler, bir kez tehditle karst karsiya geidikierinde, edilgin aglarmm etkin iletisim ve isbirligine donusmesi muhtemeldir. Bir tahliye tehdidi ya da polis baskim, birbirini daha onceden tammayan gecekonduculan ya da isportacilan aniden boyle biraraya getirir. Eibette, edilgin agdan koleknf direnise kayis asIa verili degtldir. Aktorler, taktik geri cekilmenin cansmadan daha iyi sonuc verebilecegini hissedebilirler. Bu bugunku Kahire sokaklannda cok yaygm bir egilimdir, fakat yerinde kolektif direnisin hukum surdugu devrim donemi lran'mda olagandrsiydr (Bayat, 1997b).

Sonw_;;

Baslarken, yeni kuresel yeniden yapilanmanm temel bir sonucunun, bir yanda butunlesme, ote yanda toplumsal dislama ve enformalizasyon olmak uzere ikili bir surec oldugunu one surdum, tki surec de Ucuncu Dunya'daki kentsel tabaniar adma buyuk bir hosnutsuzluk yaranyor,

11k olarak, kentsel yoksunlar arasmda, pazar disiplini, sozlesmeler, degisim degeri, hIZ ve burokratik mannk tarafmdan nitelenen modernlestirici iktisadi ve kulturel sistemler icerislnde, i~ gormeyi, yasamayi ve cahsmayi zor bulan bircoklan bulunuyor. Bu insanlar, altematif ve daha tamdik ya da enformel kurumlar ve iliskiler arayarak, boylesi top-

57

lumsal ve iktisadi duzenlerden cikmaya cahsryor, lkinci olarak, kuresellesme, yapisal duzenleme programlan dolaymnyla, bircok insam issiz kilarak ya da onlan enfonnel uretim, ticaret, bannma ve ulasima iterek bir enformellestirme egilimi tasiyor, (Omegin, yeni Orta Asya Cumhuriyetleri ve Istanbul ya da Jamaika ve Miami arasmda dolasan) ulusasm isportacilar, bu cagm son unmlerinden. Kisaca, yeni kuresel yeniden yapilanma, gelismekte olan ulkelerin kentlerini belirlemeye baslayan oznelliklerin, toplurnsal mekamn ve siyasal mucadeleler alammn buyumesini yogunla;;tlnnaya meylediyor.

Hakim bakis acilan (hayatta kalma stratejisi, kentsel toplumsal hareketler ve gundelik direnis), kentsel madunlann etkinliklerine bakmak icln yararh acilar saglamakla beraber, bunlarm bazi temel kusurlan var. Bu kusurlar, "edllgin yoksullar"m ozculugunde, "hayatta kalmaya cahsan yoksullann" indlrgemeciliginde, "siyasal yoksullar"m Latin merkezci olmasmda ve "direnis yaznu'tmn kavramsal kansikhgmda goruluyor. Ben "sessiz tecavuz" bakis acisrmn bu kavramsal sorunlara bir cozum olabilecegini iddia ettim. Bu acidan bakmca, yoksullar sadece hayatta kalmak icin mucadele etmiyor, kendi paylanm arnrmak icin, kamu mallan ile seckin gruplarm iktidar ve mulklerine cogu kez bireysel ve sessizce tecavuz ederek, hayat boyu bir surecte cabahyorlar. Bu surecte yoksullar kuresellesmenin etkisine dogrudan meydan okumuyor. Daha ziyade, guvenlik arayislannda, etkilenmeden kalrms her alanda ozerklik saglamak ve aramak .icin, kuresellesmeyle daimi bir pazarhk icine giriyorlar. Aym zamanda, bu surecte, gunluk tecavuz ve pazarhklannm niyet edilmernis sonuclan, kentsel yapilar ve sureclerde, demografide ve kamu politikasmda onemli toplumsal degisiklikler doguruyor, Boylesi bir stratejinin kentsel tabanmhayatmda ne denli onemli oldugunu daha once

58

tarnsnm. Gene de sessiz tecavuzun bu aktorleri nereye kadar goturebilecegl sorusu duruyor.

Varolussal kisithhklanmn (kit yetenek ve egirimlennin ya da yetersiz gelir, bag ve orgutlerinin) verili oldugu kosullarda, sessiz tecavuz, marjinallesmis gruplann hayatta kalmasi ve paylanna dnseni arnrmasi icin uygun bir muktedir kilma stratejisi olarak i;; goruyor, Bununla beraber, bu gayri hareket ne daha genis siyasal donusume yol acmaya muktedirdir ne de boyle bir amaci vardir, Daha gents milli toplumsal hareketlerin boylesi bir donusnm yetenegi vardir, Gene de kuresel/milli seferberlikle kiyaslandigmda, bu yerel mucadeleler aktorler icin hem anlamh hem de idare edilebilirdir. Aktorler 'amacm ne oldugunu anlayabildikleri ve bu eylemlerin sonuclan hakkmda bir fikir sahibi olabildikleri icin anlamhdir, Uzaktaki milli liderlerden ziyade, aktorlerin kendileri gundemi belirledigi, hedefleri saptadigi ve sonucu denetledigi icin idare edilebilirdir. Bu anlamda yoksullar icin yerel olan, kuresel/milli olandan daha ayncahkhdir,

Kentsel tabamn hayat boyu suren mucadeleler dolayimiyla hayat imkanlanm genisletrnede gorece basanh oldugu dogrudur; bununla beraber, cok onemli toplumsal mekanlar onlann denetimi dismda kahr. Yoksullar, bannaklanm insa etmek uzere bir parca toprak isgal etmeye muktedir olabilir, ana caddeden ya da komsulanndan musluk suyu ya da elektrik calabilir; sokagm kosesinde birseyler satarak kendilerine bir is edinebilir ve arada sirada zabitaya rusvet vermeye ya da onu atlatmaya muktedir olabilir. Fakat okul, saghk hizmeti, kamu parklan, yapilrms yollar ve guvenligi (daha buyuk yapilan ve surecleri, milli devletlere ve kuresel iktisada bagh toplumsal hizmetleri) nasil elde eder? Diger bir deyisle, elde ettiklerine ragmen, yoksunlann buyuk olcude parcalara aynlrms ve yerelstratejileri, da-

\ 59

ha genis, milli anlamda bir toplumsal adalet arayisma hizmet etmez. Yoksunlar kolektif bir temelde seferber olmadiklan ve mucadeleleri daha gents toplumsal hareketlere ve sivil toplum orgutlerine baglanmadigi surece, bunlann daha genis anlamda etkin olmalan muhtemel degildir," Gene de, bu gerceklesene ve sonuclan smanana dek, kentsel tabamn, biz toplumsal bilimcilerin hakkmda ne dusundugunden bagimsiz olarak surdurdugu sessiz tecavuzun en uygulanabilir muktedir kilma stratejisi olarak kalacagrm hatirda tutmak onemlidir,

Ceviren OZGOR GOKMEN

KAYNAKC;:A

Abu-Lughod, Lila (1990), "The Romance of Resistance: Tracing Transformations of Power Through Bedouin Women", American Ethnologist 17 (1): 41-55.

Arevalo, Pedro (1997), "Huaycan Self-Managing Urban Community: May Hope be Realized", Environment and Urbanization 9(1): 59-79.

Bayat, Asef (1997a), "Cairo's Poor: Dilemmas of Survival and Solidarity", Middle East Report 202: 2-6.

Bayat, Asef (1997b), Street Politics: Poor Peoples Movements in Iran. New York: Columbia University Press.

Bayat, Asef (1998) "Globalizing Social Movements? Comparing Middle Eastern Islamist Movements and Latin American Liberation Theology", yayimlanmarms makale, Kahire.

Bayat, Asef (2000) , "Activism and Social Development in the Middle East", World Social Summit icin hazrrlanrms tarnsma metni, Cenevre, Agustos 2000.

Brown, Michael (1996) "On Resisting Resistance", American AnthropolOgist 98(4): 729-49.

Brown, Nathan (1990) Peasant Politics in Modem Egypt: VIe Struggles vs. tlte State.

New Haven, CT: Yale University Press.

Castells, M. (1983) The City and Grassroots. Berkeley: University of California Press. CIA (1992) World Fact Booh 1992. Washington, DC: CIA.

Cohen, R. (1982) "Cities in Developing Societies", H. Alavi ve T. Shanin (der.) Introduction to the Sociology oj "Developing Societies" tcinde, s. 366-86. Londra:

Macmillan.

5 Peru'da boylesi gents bir ittifakm bir ornegt icin, Arevalo'ya (1997) bakiruz. 60

Cole. Mike ve Dave Hill (1995) "Games of Despair and Rhetorics of Resistance:

Postmodernism, Education and Reaction". Journal of Sociology of Education 16(2): 133-50.

Draper. Hall (1978) Karl Marx~ Theory of Revolution. New York: Monthly Review Press.

Escobar. Ernesto (1995) Encountering Development. Princeton. NJ: Princeton Uni-

versity Press.

Fanon, Frantz (1967) The VvTetched of the Earth. Harmondsworth: Penguin. Foucault. Michel (1972) KnowledgeIPower. New York: Pantheon.

Friedmann. John (1989) "Dialectic of Reason". International Journal of Urban and Regional Research 13(2): 217-44.

Friedmann. John (1992) Empowerment: The Politics of Alternative Development.

Londra: Blackwell.

Friedmann •. John (1996) "Rethinking Poverty: Empowerment and Citizen Rights". International Social ScienceJoumal148: 161-72.

Ghannam, Farha (1997) "Relocation and Use of Urban Space". Middle East Report 202: 17-20.

Giddens. Anthony (2000) Sociology. Oxford: Polity Press.

Gordon. David (1988) "The Global Economy: New Edifice or Crumbling Foundations?". New Left Review 168: 24-64.

Hoodfar, Homa (1997) From Marriage to Market. Berkeley: University of California Press.

Hoogvelt, Ankie (1997) Globalization and the Postcolonial World. Baltimore. MD:

The John Hopkins University Press.

Hourcade, Bernard (1989) "Conseillisme, Classe Sociale et Space Urbain: Les squatters du sud de Tehran. 1978-1981". K. Brown et al (der.) Urban Crisis and Social Movements in the Middle East lcinde. Paris: Editions L'Harmattan.

Huntington. S. (1968) Political Order in Changing SOciety. Ithaca. NY: Yale University Press.

Huntington. S. ve ]. Nelson (1976) No Easy Choice: Political Participation in Deve-

loping Countries. Cambridge. MA: Harvard University Press.

ILO (1999) World Development Report. 1998-99. Cenevre: ILO. Kuppinger, P. (1997) "Giza Spaces". Middle East Report 202: 14-16.

Leeds. A. (1971) "The Concept of the 'Culture of Poverty': Conceptual. Logical and Empirical Problems with Perspectives from Brazil and Peru". E.B. Leacock (der.), TIle Culture of Poverty: A Critique icinde. New York: Simon and Schuster.

Leeds. A. ve E. Leeds (1976) "Accounting for Behavioral Differences: Three Political Systems and the Responses of Squatters in Brazil. Peru and Chile". J. Walton.ve L Magotti (der.), The City in Comparative Perspective icinde, s. 193-248. Londra ve New York: John Wiley.

61

Lenin, Vl. (1973) What Is To Be Done. Peking: Foreign Language Press.

Lewis, Oscar (1959) Five Families: Mexican Case Studies in the Culture of Poverty.

New York: Basic Books.

Lewis, Oscar (1961) The Children of Sanchez: Autobiography of a Mexican Family.

New York: Random House.

Lewis, Oscar (1966) La Vida: A Puerto Rican Family in the Culture of Poverty. New York: Random House.

McAdam, D., Tarrow, S. ve C. Tilly (1997), "Towards an Integrated Perspective on Social Movements and Revolution", M.l. Linchbach ve A. Zuckerman (der.), Comparative Politics: Rationality, Culture and Structure icinde. Cambridge:

Cambridge University Press.

McGee, T.G. (1979) "The Persistence of Proto-Proletariat: Occupational Structures and Planning of the Future of Third World Cities", J. Abu-Lughod ve R Hay (der.), Third World Urbanization icinde, s. 257-70. New York: Methuen.

Macleod, A. (1991) Accommodating Protest: Working Women, the New Veiling, and Change in Cairo. New York: Columbia University Press.

McNally. David (1998) "Globalization on Trial: Crisis and Class Struggle in East Asia", Monthly Review 50(4): 1-13.

Melucci, A. (1994) "A Strange Kind of Newness: What's 'New' in New Social Movements?" E. Larana et al (der.), New Social Movements icinde, s. 101-30. Philadelphia, PA: Temple University Press.

Nelson, Joan (1970) "The Urban Poor: Disruption or Political Integration in the Third World Cities", World Politics 22: 393-414.

Park, R (1982) "Human Migration and Marginal Man", American Journal of Sociology 33(6): 881-93.

Perlrnan.]. (1976) Myth of Marginality. Berkeley: University of California Press. Pile, Steve (1997) "Opposition, Political Identities, and Spaces of Resistance", S.

Pile ve M. Keith (der.), Geographies of Resistance icinde, s. 1-32. Londra: Routledge.

Piven, E ve R Cloward (1979) Poor People~ Movements: Why They Succeed, How They Fail. New York: Vintage.

Reeves, E.B. (1995) "Power, Resistance and the Cult of Muslim Saints in a Northern Egyptian Town", American EthnolOgist 22(2): 306-22.

Schuurman, E ve T. van Naerssen (1989) Urban Social Movements in the Third World. Londra: Croom Helm.

Scoot, James (1985) Weapons of the Weak: Everyday Forms of Peasant Resistance.

New Haven, CT ve Londra: Yale University Press.

Scoot, James (1986) "Everyday Form of Peasant Resistance", The Journal of Peasant Studies 13(2): 5-35.

Singerman, Diane (1995) Avenues of Participation: Family, Politics and Networks in Urban Quarters of Cairo. Princeton, NJ: Princeton University Press.

62

Stiefel, M. ve M. Wolfe (1994) A voice jor the Excluded: Popular Partidpation Development. Londra: Zed Dost.

Stonequist, E. (1935) "The Problem of the Marginal Man", American Journal of 50- dology 41(1): 1-12.

Valentine, J. (1968) Culture and Poverty: Critique and Counter Proposals. Chicago, IL: University of Chicago Press.

Vandemoortele, j. (1990) "The African Employment Crisis of the 1990s", C.

Grey-Johnson (der.), The Employment Crisis in Africa icinde. Harare: African Association for Public Administration and Management.

Webster, Niel (1995) "The Role of the NGDOs in Indian Development: Some Lessons from West Bengal and Kamataka", The European Journal of Development Research 7(2): 407-33.

Dunya Bankasi (1995) World Development 1995. Oxford: Oxford University Press. Worsley, Peter (1984) The Three Worlds. Londra: Wiedenfeld and Nicolson.

63

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->