ONSOZ

MYTHOS VE MYTH0L0G1A İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz m ü , hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos'a tarih değeri olmayan güvenil­ mez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydur­ m a , boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı ar­ mağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Ozanın sözünü tanımlayan epos böylece şiir, destan, ezgi anlamına gel­ miş ve o gün bugün epik ve e p o p e diye Batılı dillerin hepsinde yerini almıştır. Mythos'la epos arasında ilkinden bir yakınlık vardır, mythos söylenen sözün, anlatılan öykünün içeriği ise, epos da o n u n doğal olarak aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçimidir. Epos ne kadar güzelse, mythos o kadar etkili olur, epos'la mythos'un bu başarılı evlenmesidir ki, ilkçağdan kalma efsanelerin ürün vere ve­ re günümüze dek yaşamasını ve mythos kavramının çağlar ve uluslararası bir ni­ telik kazanarak ölmezliğe kavuşmasını sağlamıştır. Ama bir de logos vardı. O n u n sözcüğünü başta Herakleitos olmak üzere lonya düşünürleri eski deyimiyle "physiologoi", yani doğa bilginleri yapmıştır. O n ­ lara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve d o ­ ğanın da logos'u vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve her şeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos'u bulmak, sırlarını göz ö n ü n e sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl ödevidir. Logos kavramıyla açılan bu çığır dosdoğru bilime varmış, öyle ki logos-logia bugün herhangi bir araştırma dalında bilgini ve bilimi dile getirmek için kullanılan birer ek olmuştur. Mythos'la epos uyumlu bir bütün içinde birleştikleri halde, onlarla logos ara­ sında ilkinden ve gün geçtikçe kesinleşen bir karşıtlık baş göstermiştir. Birbirine zıt iki akım almış yürümüştür. Ege kıyılarında filiz veren destanlar, övgüler, ezgi­ lerin yanında, gene tonya'da doğup gelişen bilim kolları: Fizik Tiatematik, yer ve gök bilimi, tarih ve coğrafya. Bilginler mythos'un uydurduğu epos'un dile ge­ tirdiği tanrı masallarını hor görür, yerdikçe yerer, evreni ve insanı anlatmakta bu türün yalancı ve zararlı yollara saptığını ileri sürer dururlar. Ne var ki evren tanımını dile getirmek için bu bilginlerin çoğu da epos biçimine, yani destana özgü heksametron ölçüsüne başvurmaktan alamazlar kendilerini. Yalnız Herakleitos düzyazıyla dile getirir düşüncesini.

Platon'un tutumu daha da ibret vericidir. Homeros'u tanrılar üstüne yalanlar uydurdu, topluma zararlı efsaneler düzdü-diye suçlamakla başımızı şişiren bu fi­ lozof "Devlet", ya da "Gorgias" gibi en önemli dialoglannın sonunda gerçeğin gerçeğini, tanrılar katındaki hakikati gözümüzün ö n ü n e sermek, fiziküstü kanıt­ larla tanımlamak istedi m i , bir mythos uydurur. Ne yapsın ki mythos'tan ayrı düşünemez, düşüncesi mythos kalıbına kendiliğinden girer. Mythos Yunan dü­ şüncesiyle özdeştir denebilir h e m yalnız Yunan m ı , insan düşüncesi ve o n u n ürettiği dille özdeş olsa gerek ki, H o m e r o s ' t a n bugüne dünya sanatçıları mythos'u kendilerine tükenmez bir esin kaynağı olarak almışlardır. Ama "mythologia" sözcüğünde mythos'la logos'un, karşıt bu iki kavramın birleştiğini görmüyor muyuz? Mythologia efsaneler bilimi anlamına gelmez mi? H e m gelir, h e m de gelmez. Erken ilkçağda "mythologein" diye bir f i i l vardır, masal anlatmak demektir, sözlü gelenekle dilden dile aktarılan efsanelerin ozanlarca sürdürülmesini de belirtir. Mythologia kavramı da aynı anlama gelir. H e m masal ve efsanelerin toplandığı kitap için, h e m de ilkçağın sonlarında "mythographos", yani mythos yazarı denilen derleyicilerin yaptığı iş için kullanılır. Ama mythologia bugün taşıdığı geniş ve kapsayıcı anlama gelmemiştir ilkçağın hiçbir d ö n e m i n d e . Mythos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane, mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mythologia ilkçağın din kitabı olmak gerek, oysa değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Ç ü n ­ kü bu efsaneler İnanç - tek tanrılı dinlerde söz konusu edilen inanç - düzeyine yükselmemiştir. Sözlü ya da yazılı yazın ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mythos'lar ne kadar ozan, yazar, sa­ natçı varsa, o kadar biçim almış, bu nedenle hiçbir zaman belli bir dinin tek kita­ bı halinde toplanamamıştır. Böyle bir çeşitlilik, böylesine öğreti ve yöntem yok­ luğu, bu tür başıboşluk, özgürlük ve özerklik başka hiçbir din ve efsanelerinde görülmemiştir. İlkçağ mythos'u layiktir, din adamının değil, sanatçının uğraşıdır, o n u n anlamı, yön ve biçimi din alanında verilmez, sanat alanında verilir. Asıl ya­ ratıcısı da sözdür ve söz ustasıdır. Mythos, epos, giderek logos bile birleşmişler­ dir o n u n doğup gelişmesine. Gerçekle ilişkisi olup olmadığına gelince, mythos'un gerçeğini sözün dışında aramak boşunadır. Asıl gerçek insan sözü­ nün içinde, özünde, şiirindedir. Bunu anladığı içindir ki, ilkçağ insanı sözle birbi­ rinden renkli, büyüleyici ve inandırıcı yapıtlar yaratabilmiş ve sözün bir kitap içinde donmasını önleyerek, çağdan çağa, insan kanı gibi sıcak sıcak akmasını, böylece canlılığını sonsuzluğa dek aktarmasını sağlamıştır.

MYTHOS

YARATICILARI

H e r o d o t der ki, tanrı soylarını sayıp döken, tanrılara adlarını veren, niteliklerini tanımlayan ve efsanelerini anlatan, Homeros'la Hesiodos'tur. Yani çok tanrılı ilkçağ dininin yaratıcıları, peygamberleridir onlar demeye getirir. Ne var ki bu yaratıcılığın neye yarayacağını bilmez, bilemez H e r o d o t . Yunan mythos'unun yazına vurulması, evet, H o m e r o s ve Hesiodos'la başlar, a m a orada kalmaz, H o meros'la Hesiodos'un yarattıkları tanrı soylarına ve efsanelerine - ki bu konuda ilk iki yaratıcının bile söyledikleri birbirini tutmaz - ekler, katkılar yapılır, yazın türleri çoğaldıkça mythoslar da yeni anlatımlar ve yorumlarla zenginleşir. Des­ t a n çağını îonya'da d a , Yunanistan'da da "melos" denilen lirik şiir türleri izler,

çalgı eşliğiyle Irk klflnln, ya da bir koronun söylediği bu ezgilerde de mythos önemli bir yer hıl<ır, "hymnos" denilen övgülerde başlıca konudur. Hele traged­ ya ile mythos yeniden doğar, tragedya yazarlarının elinde bir daha yitiremeyecegi bir öz ve anlamla yüklenir: İnsanlık dramının aynası, simgesi oluverir. K o ­ nusunu gerçek olaylardan alan bir iki tragedya dışında - ki bunlar da büyük t e p ­ kiyle karşılanmış ve tutunamamıştır - tragedyanın tek kaynağı mythos'tur. D e s ­ t a n d a n tragedyaya tür ve görüş ayrılığının gerektirdiği büyük bir farklılık vardır. Destanda başrolü oynayan tanrılar arka plana itilir, yeni tanrılar, yeni kahra­ manlar ön plana alınıp tragedya yazarının seyircilerine yaşatmak istediği dra­ mın gereklerine göre aydınlanır. D r a m insan dramıdır a m a İpleri gene de tanrı­ ların elindedir, onları destanda olduğu gibi bir dağın tepesinden savaşı yönetir ya da bir insanın ölüm kalımını tartıya vurur görmeyiz, a m a ç ve eylemleri saklı kalır, anlaşılmadığı oranda da korkuçtur; tragedya tanrıları, bilerek ya da bilme­ yerek işlediği bir suç için insanı yıkıma götüren amansız yazgıyı, lanete uğramış bütün bir soyun zincirleme suç ve cezasını simgeler. Tragedyanın bu açıdan aydınlattığı mythos böylece alabildiğine zenginleşir, a m a iş bununla da bitmez: Bin bir kent devletine ayrılmış olan Yunanistan'ın her bölgesi yerli mythos'unu yaratmak ve yaşatmak hevesindedir. Koruyucu olarak seçtiği bir tanrı üstüne kendi bölgesiyle İlgili efsaneler uydurmakta ya da olan efsaneleri kendi din ve devlet politikasına göre yorumlayıp değiştirmekte­ dir. Efsane çemberleri böylece genişledikçe genişler: Troya savaşı çemberine Atina, Thebai, Korinthos çemberleri katılır, Odysseus'un serüvenleri destanına Argonaut'lar destanı eklenir, Dor ırklı boylar lon mythos'unun kişileriyle boy öl­ çüşecek bir destan kahramanı yaratıp bütün efsanelerini Herakles diye bir yarı tanrının çevresinde toplarlar. Mythos böylece İçinden çıkılmaz girift ve karmaşık bir toplam oluverir. Bu çokluğu aydınlığa kavuşturmak için gerçekten bir mythos bilimine gerek vardır: O sırada, yani Yunan'ın klasik denilen parlak çağı sona erip de yaratıcılığı azaldığı, sanat gücünün tükenmeye yüz tuttuğu Hellenistik denilen d ö n e m d e efsaneleri toplama ve derleme işine girişilir. İskenderiye ve Bergama kitaplıklarının kurulup çalışmaya açıldığı elyazmalarının alabildiğine çoğaltılıp eleştirildiği dönemdir. Bu d ö n e m d e türeyen mythos yazarları bir yan­ dan başta H o m e r o s olmak üzere büyük yazın yapıtlarını şerhler, notlar ve açık­ lamalarla kopya etmeye, bir yandan da efsaneler toplayıp kitaplar yazmaya ko­ yulurlar. Bunların efsane derlemeleri bizim için önemli bir kaynaktır. R o m a im­ paratorluğu döneminde de efsane düzme süreci canlıdır. R o m a , Yunan mythos'undan esinlenerek kendi din ve mitolojisini kurmak hevesine kapılır. Yunan tanrılarını kendi yerli tanrılarıyla bir tutarak adlarını değiştirir, efsanele­ rin kimini benimser, kimini atar, kimini yerli efsaneleriyle karşıtım. Ta ilkçağın sonuna kadar bu böyle gider. Yunan-Roma mitolojisi dediğimiz bütün bu kay­ naklardan ve daha sayamadığımız başkalarından alınmış, toplanmış, özetlenmiş efsane, masal ve öykülerin toplamıdır.

AKDENİZ MİTOLOJİSİ Şimdi sorarım size: Mitoloji diye bir kitap yazmaya girişince bu bin bir kaynak arasından hangisini seçip de anlatsın çağdaş bir yazar? Kaldı ki mitoloji deyince başta Yunan-Roma mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Bu anlayış da hatalıdır.

Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır, onu Yunanistan ve R o ma'ya mal etmemiz, bu efsanelerin Yunanistan ve R o m a uyruklu yazarların ka­ lemiyle Yunanca ve Latince olarak yazılmış olmasından ileri gelir. Oysa bu efsa­ nelerin çıkış yeri ne Yunanistandır, ne de İtalya, Anadolu'dur, Girit'tir, Mezopo­ tamya'dır, Fenike, Mısır'dır, ya da bütün bu yerlerdeki sözlü geleneklerin karışı­ mından ortaya çıkmış bir bütündür. Yunanlı ya da Romalı kaynak yazarlar a n ­ lattıkları efsanenin asıl kaynağını araştırmazlar, onu bilseler bile kimi zaman si­ yasal amaçlar güderek saklarlar, bile bile değiştirirler. H e m ozanlar ve yazarlar özgür müdürler? Kimin için yazdıkları, kime hizmet ettikleri belli olur. En büyük iki destan yazarı buna örnektir: H o m e r o s lonya'lıdır, gönlü Troya'dan yanadır, a m a efendileri Troya savaşını kazanmış, Anadolu'nun kilit noktası olan Dardanos kalesini yıkmış Akhalardır, onları kahraman göstermek zorundadır, oysa asıl insan-kahraman Hektor'dur Ilyada'da. Vergilius ise Augustus çağının kültür politikasına hizmet etmekle görevlidir, Roma'ya bir kahramanlık geçmişi yarat­ mak amacıyla yazar Aeneis destanını ve H o m e r o s ' u n t a m tersine asıl gücü kuv­ veti Troyalılarda göstermeye çalışır. Bu açı ve erek farkları mythos anlatımında da farklılıklara yol açar. İkinci bir güçlük mythos anlayışında gün geçtikçe artan değişik görüşlerdir. S o n yıllara dek "Yunan mucizesi" diye bir balon uçup dururdu. Batı dünyası in­ san değerlerinin dile geldiği ve büyük sanat yapıtlarıyla ölümsüzlük kazandığı tek kaynağın Yunan-Roma uygarlığı ve kültürü olduğuna inanırdı. Bu dar görüş­ lü açıdan bakılınca Yunan mucizesini yaratan asıl kaynak ve etkenlerin ne oldu­ ğu araştırılmaz, görmezlikten gelinir, bu inancı sarsacak bir bulut ortaya çıktı m ı , bile bile ve bilimselliğe aykırı bir tek yönlülükle tartışmaya, giderek kavgaya girişilirdi. Troya'nın Çanakkale yöresinde olmadığını, Schliemann-DörpfeldBlegen üçlüsünün gün ışığına çıkardıkları koca uygarlık merkezinin H o m e r o s ' u n llyada'sıyla bir ilişkisi bulunmadığını ileri sürmekte direnen sözüm ona bilginler bugün bile ortalıkta dolaşır ve kör görüşlerini kitaplara aktarmak yolunu bulur­ lar. Arkeolojinin son buluşları tarihle ilgili bilim kollarını göz kamaştırıcı bir ışıkla aydınlatmaktadır ama Anadolu arkeolojisi daha yenidir, Hititlere ancak son o n , on beş yıl içinde yazılmış kitaplarda yer verilir, yüzyılımızın başlangıcında yayım­ lanmış bir mitoljide bakarsınız ki Ana Tanrıça Kybele'ye ancak yarım sütunluk bir yer ayrılmıştır. Apollon ya da Artemis'i Türkiye'nin Ege bölgesinde toprak­ t a n çıkarılan anıtların ışığında yorumlamak, değerlendirmek daha hiçbir derli toplu mitoloji kitabına erek ve görev olmamıştır. Kısacası ilkçağın yazılı kaynak­ larıyla günümüzün buluşlarını bir araya getirerek çok yönlü bir görüşle toplama­ ya daha pek az bilgin girişmektedir. Bu yolda Halikarnas Balıkçısı çığır açıcı, yol göstericidir, yani Yunan'ı, Türk'ü olmayan, uluslararası tek bilimsel gerçeği ara­ maya koyulan gerçek bir bilgindir. O n u n açtığı yoldan gitmekle birlikte eski ya­ zın kaynaklarına da hakkını vermek "Mitoloji Sözlüğü" adıyla okuyucuya sundu­ ğumuz bu kitabın tek amacıdır. H e m e n söyleyelim ki bu kitap bir denemedir, eksiklerini, yetersizliklerini bile bile yayımlamaya giriştiğimiz bir d e n e m e . Yukarda sözünü ettiğimiz sorunları bir dereceye kadar çözümleyebilmek için bu "Mitoloji Sözlügü"nü h e m bir sözlük, h e m de bir antoloji olarak düzenlemek yolunu seçtik. Efsanelik kişilerden kim söz ediyorsa H o m e r o s mu, Hesiodos m u , tragedya yazarları mı, onların anlatımını elden geldiği kadar kendi metinle­ rinden vermeyi denedik. Burada Türkiye'de Türkçe olarak bulunan kaynakların H

çokluğu bizi sevindirdi Tercüme Bürosunun açtığı çığır ve M i l l i Egitim Bakanlığı nın yayımladığı İ l k klasikleri çevirilerinden bu yana çok çalışılmış v e ; YunanLatin yazınının ana yapıtları bugün okunur bir dille kazandırılmış bulunmakta­ dır. D a h a öteye gidilmiş, mitolojik öyküler ve kişiler Batı yazınına olduğu gibi bi­ zim de şiirimize konu olmuştur. Bizden önce Türkçe mitolojiler de yayımlanmış­ tır. Elimize geçenleri çalışmamıza ortak ettik. Bu çapta bir mitoloji sözlüğü bir tek kişinin yapacağı iş değildi. Batı kaynaklı bir tek mitoloji kitabını çevirmektense, kendi olanaklarımızla, kendi yazılı kaynaklarımızdan faydalanarak özgün bir d e n e m e yapmayı yeg gördük. Hangi kaynaklardan nasıl faydalandığımızı, bu kitabı nasıl hazırlayıp hangi yöntemlere göre dizdiğimizi kitabın sonuna eklediği­ miz Sonsöz'de belirtmekteyiz. Okuyucu bu bölümde, sözlüğü nasıl kullanacağını da bulabilecektir. Sözün kısası ben burada tek başıma değil, yapıtları ve çalışmaları elime ge­ çen birçok yazarlarla birlikte ortaya çıkmak istedim. Bu kaynakları bulmada ve değerlendirmede ister istemez kişisel eğilimlerime göre bir seçme yaptım. Oku­ yucu bunu bana bağışlasın ve eleştirilerini, yergilerini, önerilerini benden esirge­ mesin. Çabamın tek ödülü bu olabilir. Borcum büyüktür: En başta h o c a m Prof. D r . Georg Rohde'yi anmak isterim. Mythos ve mythologia'nm ne olduğunu, böyle bir çalışmanın bilimsel yollardan nasıl sürdürüleceğini de göstermiştir. Bu kitaptaki "Kybele" maddesini o n u n 1937'deki Türk Tarih Kongresinde verdiği tebliğe borçluyum. Ama asıl esin kaynağım sevgili ustam ve dostum Halikarnas Balıkçısı'dır. Yurdumuzun eşsiz değerlerine saygıyı ve sevgiyi o aşıladı bana. Çok borçlu olduğum bir kişi d e , birlikte çevirdiğimiz llyada ve Odysseia'yı güzelim şiir diliyle Türkçeye kazandı­ ran arkadaşım A. Kadir'dir. Bu kitap Homeros'la doludur, nasıl olmasın ki Batı uygarlığının ilk ve en büyük ozanı yurttaşımız H o m e r o s burcu burucu Anadolu kokar. Azra Erhat İstanbul, 1972

A
Abas. (1) İlyada'da adı geçen Abant'lar bo­ yuna adını veren kahraman. Poseidon ile su perisi Arethusa'nun oğlu. (2) Aigyptos oğullan amcaları Danaos'un kızlarıyla zorla evlenince, gerdeğe girdikleri gece kanları tarafından öldürülürler. Yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirger, ikisi­ nin birleşmesinden Abas adlı bir erkek çocuk doğar (Tab. 10). Abas Argos'ta kral olur, ev­ lenerek Akrisios'la Proitos'u meydana getirir. Akrisios'tan D a n a e , Danae'den Perseus do­ ğar. Acca Larentia. (1) Roma'nın kuruluş efsanesi'nde sözü geçen çoban Faustulus'un karı­ sı. Kocasının dağda bulduğu Romulus ve Remus bebeklerini benimser ve kendi on iki ço­ cuğuyla birlikte büyütür (Romulus). (2) Roma'nın kuruluş dönemlerinde güzelli­ ğiyle ün salmış bir kız. Bir bayram günü Her­ cules tapınağında tanrı ile tapınak bekçisi bahse girişirler, zar oyununda kim kazana-' caksa "ötekine bir ziyafet çekecek ve bu güzel kızla yatmasını sağlayacaktır. Oyunu Hercu­ les kazanır ve Acca ile sevişir. K ı z sonraları zengin bir Etrüsk'le evlenir ve yaşlı kocası ölünce bütün varlığını Roma halkına bağışlar. Admete. Bir Samos (Sisam) efsanesine gö­ re, Perseus soyundan olan Admete Argos'ta tanrıça Hera tapınağının rahibesiymiş. E l l i sekiz yıl bu tapınağa hizmet ettikten sonra, babası Eurystheus ölünce Argos'tan kaçmak zorunda kalmış. Tanrıçanın heykelini yanına alarak Sisam adasına sığınmış. Bir süre sonra Argos'luların parayla tuttukları korsanlar H e ra heykelini kaçırmaya kalkışmışlar, ama ge­ miye bindirilen heykel yelkenlerin açılmasına engel olmuş, tanrıça böylelikle Samos'ta kal­ mak istediğini belli etmiş. Samos Hera'sı diye anılan ünlü bir heykel İlkçağ arkaik sanatının en önemli yapıtlanndan sayılır. Sisamlılar Hera ve Admete adına yılda bir bayram ya­ parlardı. Admetos. Pherai (bugün Elestino) şehrinin kralı. Delikanlı olarak Kalydon avına ve Ar-

gonaut'lar seferine katılmış. Kyklop'ları öl­ dürdü diye bir yıl Olympos'tan sürülen Apollon'u sığırtmaç olarak kullanmış (Apotlon, Kyklop'lar). Pelias'ın kızı Alkestis'e gönül ve­ ren Admetos onu elde etmek için arabasına bir aslan; bir de yaban domuzu koşmak zo­ runda kalınca Apollon tanrı o n a yardım et­ miş ve Admetos Alkestis'i almış, ne var ki dü­ ğün günü Artemis'e kurban kesmeyi unuttu­ ğu için, tanrıça gerdeğini yılanlarla doldur­ muş. Apollon Admetos'u bu beladan kurtar­ mış, bununla da kalmayıp Admetos'un kade­ rini de değiştirmeyi başarmış: Kader Admetos'un ölümü için saptadığı gün Pherai kralı yerine ölecek başka birini bulursa ertelemeye razı olmuş. Ama o gün gelince Admetos yeri­ ni alacak kimseyi bulamamış: Ne anası, ne babası, ne uşağı, kimse ölmek istememiş, yal­ nız genç karısı Alkestis kendisini feda etmiş. Alkestis Hades'e indikten sonra Herakles ta­ rafından kurtarılır (Herakles). D e l i Dumrul e f sanesine de konu olan bu motifi Euripides "Alkestis" adlı tragedyasında işlemiştir (Alkestis). Adonis. Köken ve kaynakları güney Akde­ niz çevresine uzanan tipik bir Anadolu efsa­ nesi. Kybele-Attis mythos'unun bir başka an­ latımını veren Adonis efsanesi bir toprak-bereket öyküsüdür. Birçok şiir ve masal yazarla­ rının özene bezene işledikleri bu öykü şöyle özetlenebilir: Suriye kralı Theias, ya da Kıbrıs kralı Kinyras'ın Myrrha ya da Smyma adında bir kızı varmış, tanrıça Aphrodite'in lanetine uğra­ yan bu kız babasına tutulmuş, onunla seviş­ mek istemiş. Dadısının kurduğu bir düzenle babasının yatağına girmiş ve on iki gece onunla sevişmiş, son gecesi de gebe kalmış. O gece babası, yanında yatan kadının kendi kızı olduğunu anlamış ve bu korkunç günahı temizlemek için, kılıcıyla kızının üstüne yürü­ yüp onu öldürmek istemiş. Ama tanrılar Myrrha'ya acımışlar ve onu babasının elinden kurtarmak için bir mersin ağacına çevirmiş­ ler. On ay kadar sonra ağacın kabuğu çatla­ mış, gövdesinden dünya güzeli bir bebek çık­ mış. Çocuğun güzelliğine vurulan Aphrodite onu büyütsün diye yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Ama Persephone de çocuğa

tutulmuş. Bu arada Oidipus oğullarından Eteokles. Adonis sekiz ay Aphrodite'nin yanında kalmayı seçince. ama babasını öldüren Amphiarâos'la görünüşte banşarak. Efsanesi Thebai'ye karşı Yediler seferiy­ le ilgilidir. Argos kralı (Tab. kocası da gider Efes'ten onun kız kardeşi Khelidon'u (Yun. Bülbül). onu tanır. yolda onu kirletir. öte yandan da adam öl­ dürdüğü için Kalydon'dan sürülen Tydeus. sepetlere tohum dikerler. ölen önderlerin oğullarıyla Thebai'ye karşı Epikon'lar seferi­ ne katılır ve bu kez zaferi kazanır. Eriphylej. ama savaş­ ta yitirdiği ogulunun yasına dayanamayıp ölür. dedesi Sikyon kralı Polybos'un yanı­ na sığınmak zorunda kalır. Aedon kız kardeşinin bir gün çeşme başında dert yandığını duyunca. Aedon Pandareos'un kızı ve Thebaili Zethos'un karışıdır. Kocasıyla birlikte Kolophon' da mutlu günler yaşarlar. baharla birlikte yeryüzüne dönen ve aşk cümbüşü içinde fışkırıp gelişen bitkisel varlığı simgeleyen Adonis'e Suriye'de özellikle kadınlar tapınırlardi: Yılda bir bahar bayramları yaparlar. Falcı ve bilici olan Amphiaraos bu savaşta bütün önderle­ rin öleceğini. (Yun. Hera ceza olarak kavga tanrıçası Eris'i sokar arala­ rına. Ama mutlulukları başlarına vurur. 518) anlatıldığı­ na göre. 23). bir Adrastos'un sağ kalacağını öngörmüştü. Aedon eltisini kıskanır ve bir gece en büyük oğlunu uykusunda öldür­ meye kalkışır. dört ayını da Aphrodite'nin yanında geçireceğine. Adrastos ölümsüz atına bi­ nerek Argos'a kaçar. Bir süre sonra da onun vârisi olarak tahta çıkar. (2) Miletos efsanesi şöyledir: Aedon Milet'li Pandareos'un kızı ve Polytekhnos adlı sanat­ çının karışıdır. öbürü Deipyle'yi de Tydeus'a verir ve Polyneikes'le birlikte Thebai'ye karşı Yediler seferine önayak olur. Toprağı sulayan kanından Manisa lalesi denilen bahar çiçekleri bitmiş. Tanrıçalar arasında ko­ pan kavgaya yargıçlık eden Zeus. gurura kapılırlar-. iki kız kardeşi öldürmek ister. İki kız kardeş öç almaya karar ve­ rirler. Zethos'un kardeşi Amphion Niobe ile evlenip çok çocuğu oldu­ ğu halde. Polytekhnos işin farkına varınca çılgı­ na döner. bir yandan Polyneikes. Yarışmayı Aedon kazanır. Gerçekten de öyle olur. Zeus . büyük yenilgiden sonra. Adonis'in yılın dört ayını Persephone'nin. saksıla­ ra. Adrastos kızlarından birini Polyneikes'e. Polytekhnos araba yapmakta. Talos'un oğlu. tanrıçanın güzel delikanlıya olan aşkını kıskanan öbür tanrılar (Ares ya da Artemis) Adonis'in üstü­ ne bir yaban domuzu salmışlar. Adrastos. kasığından yaralanan Adonis'de kanaya kanaya can ver­ miş. Sonra. Aedon. K i m daha çabuk bitirecekse. Argos'a sığınırlar. kardeşi Polyneikes'i Thebai'den sürünce. saçlarını ke­ sip köle kılığına sokar ve kız kardeşine kim olduğunu bildirirse. ne var ki yanılır. Bir aile kavgası yüzünden yurdunu bırakıp. Adonis efsanesi Sümer ve Hitit kaynakla­ rından gelmedir. öbürüne bir hizmetçi bulup getirecektir. onu öldüreceğini söyleye­ rek Aedon'a verir. Odysseia'da ( X I X . İtys adında bir oğul­ ları olur. İtys'i öldürüp pişirirler ve babasına yedirirler. böylece hızla büyüyen bu bit­ kiler kısa zamanda solup ölürlerdi. onu Aphrodite'ye bir daha geri ver­ meye yaraşmamış. Karı koca birbirleriyle yarışmaya girişir­ ler. Tanrılar Aedon'a acıyıp onu bir bülbü­ le dönüştürürler. geri ka­ lan zamanda da istediği yerde yaşayabileceği­ ne karar vermiş. sıyrığından akan bir damla kan tanrıçanın çiçeği olan beyaz gülü kırmızıya boyamış. öte yandan sevgilisinin yardımına koşan Aphrodite'nin ayağına diken batmış. Kırlangıç) alır. (1) İlkçağ yazarlarını çok etkileyen bu efsaneye ilkin Homeros'ta rastlanır. Adonis bahçeleri denilen bu çiçeklerin karşısında ka­ dınlar yas tutar ve "O ton Odonin" (Vah Adonis!) çığlıklarıyle dövünürlerdi. Zeus ile Hera'dan daha mutlu bir çift olmakla övündükleri için. onları sıcak su­ larla sularlardı. karanlıkta Niobe'nin oğlunu değil de kendi çocuğunu öl­ dürür. kız kardeşi Eriphyle'yi ona verir ve Argos krallığına döner (Amphiaraos. Tammuz-Adonis efsanesiyle Hitit bereket tanrısı Telepinu efsanesi arasında ilişki ve benzerlik göze çarpmaktadır (Kinyas). Aedon'la Zethos'un yalnız bir ç o ­ cukları olur: Itylos. Kışın yeraltında saklanan. Aedon ku­ maş dokumakta. Adonis İbranîce "efendi" anlamına gelen Tammuz (Türkçe Temmuz) adının yunancalaştırılmış karşılığıdır.

Agamedes. Anlat o kutsal ağıtlarınla Oğlumuz ffys'in başına gelenleri. T a n n onlara en büyük ödül diye tatlı bir ölüm bağışlamış. Para hırsına kapılan iki mimar da hazine odasını. Atreus'tan Thyestes'e ve ondan Agamemnon'a aktarılır. Sık fundalıklardan göklere yükselsin. Öyle olmuş. sonra Atreus'un karısı olur. (3) Atina efsanesi: Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles'in yitik "Tereus" traged yasında anlatıldığı gibi. Tanrılar Prokne'yi bülbül. Bir tuzak kurmuşlar ve iki hır­ sızı tam yakalayacakken. Kızıl boynundan su gibi aksın Oğlumuzun adını inleyen sesin. Ve ölümsüz dudaklarından çıkan ezgiler Karışsın sesine mutlu yüceliklerde. İlyada'da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez. hem güçlü bir savaşçı" olarak tanıtır. tan­ rıdan ücretlerini istemişler. 1 1 . Buyruğuna tek sınır. efsaneler boyunca onun simgele­ diği kavramı onun kadar etkin ve belirgin ni­ teliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur. Aello. Girit kralı Katreus'un kızı (Tab.araya girer ve birini bülbül. 100 vd. İlyada'nın üçüncü bölümünde Helene surla­ rın üstüne dizilmiş. Aerope. Agamedes ile Trophonios Delphoi tapınağını bitirince. her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında. krallık normal yoldan Pelops'tan Atreus'a. Delphoi ve Thebai şehirlerinde yaptıkları anıtlar parmakla gösterilirmiş: Delphoi'de Apollon. Bu bakımdan destana olduu kadar. Varlığının gün geçtikçe eksildi­ ğini gören kral Girit'ten ünlü mimar Daidalos'u çağırmış. hazineden bir şeyler araklarlarmış. Homeros onun asasının. bu kurultayda da başlıca kural danışmadır. tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon. Tanrı koroları kursun yukarda. hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. bölgesel kralların toplantısında çizilir. Agamemnon Yunan mythos'unda tektir. başka bir efsane koluna göre Agamemnon'un ilk atası Tantalos'tu. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonu I ! . Adı Kasırga anla­ mına gelir (Harpyalar). soyunu Pelops'a kadar götü­ rür. Agamemnon kraldır. Karşılık versin sana. Dök yüreğindeki acılan. kral değneğinin tarihçesini çizerken (İl. eşsiz bir tiptir. Prokne Trakya kralı Tereus'la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. altın saçlı t a n r ı Duyup bu acı yankıları. ondan üstün bir güç bulunduğunu gös­ terdiği gibi. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatma­ sın diye dilini koparır. Harpya'lardan biri. Agamemnon'un kral­ lık yetkisi Zeus'tan gelmiştir. savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon'u "hem iyi bir kral. yalnız İlyada'da değil. Boiotia kralı da onla­ ra hazinesini saklamak için sağlam bir yapı ıs­ marlamış. Aerope. Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion'un kızlarıdır. Aristophanes "Kuşlar" komedyasında bu dramı Hüthüt'ün ağzından şöyle anlatır: yan garip bülbülüm. Girit'ten sürülüp Argos'a gelir ve ilkin Pleisthenes ile evlenir. Agamedes üvey oğlu Trophonios'la birlikte Yunanistan'ın en ünlü mimarlarındanmış. 15). Atreus'la Thyestes arasındaki kardeş kavgasında ölür (Atreus). onları ordularıyla bir­ likte yöneten başkomutandır. Tereus'u da hüthüt kuşuna dönüştürürler. A p o l l o n . Agamemnon. uyan. 14 ve 15). Arkadya'da Poseidon tapınakları ve Thebai'de Alkmene'nin yatak odası ellerinden çıkmış. yedinci günü emeklerinin karşılığını alacaklarını bildirmiş. Agamemnon ve Menelaos'un anaları olarak gösterilir. krallar kralı Agamemnon'un kişi­ liğinde de krallığın hem erdemlerim. Alsın fildişi çalgısını. İki kız kardeş İtys'i ke­ sip babasına yedirmekle öç alırlar. Apollon da altı gün yiyip içip eğlenmelerini. (Tab. krallar kralıdır. öbürünü kırlangıç haline sokar. bir taşını yerinden oynatıp kolayca çıkarabilecekleri biçimde yapmışlar Geceleri buraya girer. Başka bir anlatıma göre. Philomela'yı kırlangıç (baş­ ka bir anlatıma göre adı güzel sesli anlamına gelen Philomela bülbül olur). Çöz tanrısal dilini.). Yunan mythos'u tanrılar tanrısı Zeus'un üs­ tünde. yedinci gece uykuya dalınca iki mimar bir daha uyanmamışlar. Trophonios Agamedes'in kafasını keserek kaçmış.

): ... n e de o n u n sözlerine uyulmasını salık veren Akhilleus'u.). Hadi yurda dönelim gemilerimizle. "Ey doymak bilmek adam. çıkarma düşkün yürek. Öfkelenip de Akha'lara yıkım getirmesin sakın.. Bu eleştiri yalnız kralı degil. karakteri ve kişiliği b ü t ü n açıklığıyla o r t a ­ ya serilir. 1 9 3 vd. I. Bu davranışı tepki uyandırır. Gene mi bir fisteğin var. otursun onur payının üstüne. Kral azgın olur kızınca ayak takımından birine. kadınla dolu. bir tek baş olmalı.. tersler. istek ve buyruklarını e m r i n ­ deki i n s a n l a n n k i n d e n üstün g ö r m e k t e ve bu İnanışa g ö r e d a v r a n m a k t a d ı r . ne savaşta geçer. aldı onur payını. tek başına bırakalım Troya'da onu. o adamın b ü t ü n Argos'lulara her yerde sözü geçer... unutamaz kinini. . Bu eleştiri Akhilleus'un a ğ z ı n d a n şöyle dile gelir. 78 vd. Seni şarap fıçısı.. Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz. I. Seni gidi edep­ siz. Akhilleus'un içinde büyük bir kin yok gene de.). feodal Akha d ü z e n i n i n t ü m ü n ü k a p s a m a k t a ­ dır (İl. seni it gözlü. Akha oğulları denmez size artık. yiğit Atreus kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği. tlyada'nın k o n u s u . 2 2 5 vd. Akha kadınları demeli.. daha güçlüdür onlar senden. sizi aşağılık herifler sizi. A t h e n a ' n ı n verdiği esinle Odysseus sıraları dolaşıp şöyle yatıştırır h e r ­ kesi (İl.. bildiğini y a p a r . altınla versin sana. en üstün yiğidimize. Saygısızlık etti Akhllleus'a. Zeus'un beslediği kralların amansızdır öfkesi. Halkın y ö n e ­ ticisini eleştirmesi d ü n y a yazınında ilk kez gö­ rülmektedir b u r a d a . Yardım etmeyelim de görsün sonunu. seni geyik yürekli. h i ç e sayar (İl. yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen. Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun pay­ lar.c u n d a İşlenen k o r k u n ç suçlar d a h a çok t r a ­ gedyaya k o n u olmuştur (Atreus).). bütün gözlerden uzakta. gelsin babası kurtulmalık versin sana.bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne? Akha oğullarını yokluyor şimdi o. 1 2 2 . 1 0 2 vd. ( İ l . bu senin son küfrün olurdu ona. bir tek kral. Tutsağı Khrysels'i geri v e r m e k i s t e m e m e s i ... Ne kurultayda geçer sözün. ması (Thersitesj. ama ezecek yakında başlarını. Atreus oğlu? Barakaların tunçla. T e p k i n i n . A g a m e m n o n kraldır ve h e r kral gi­ di kendi çıkarını. Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon. bir zaman öfkesini yenerse de. o r d u n u n alt tabaka­ sını simgeleyen bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkati ç e k e r . Bir şehri alır almaz biz Akha 'lar onları sana verdiydik ilk peşin. kapatmaya kendine? Başbuğsun. Halkını ke­ miren bir kralsın s e n " .). oğlu.. yanıyordu iki gözü yalım yalım. Kızdıracağım saydığı adamı.. dışarı vurana dek taşır yüreğinde onu. A m a yiğidin sözlerinden d a h a da şaşırtıcıdır T h e r s i t e s ' i n . A g a m e m n o r i ile Akhilleııs arasındaki kavga A g a m e m n o n y ü z ü n d e n k o p a r . hem gevşek davranmasaydı sana. A m a A g a m e m n o n n e Kalkhas'ı dinler. yoksun bıraktı onu. Bir de altın mı istiyor canın şimdi? Tutup getirelim Troya'Mardan birini. yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus'tan gelmemesi. II. Bu s o r u n u Akha o r d u s u n u n nasıl ç ö z ü m l e ­ diği de ilginçtir. Ve bu kavgada krallar kralının t u t u ­ m u . I I . Sense savaştan anlamaz korkağın birisin. Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki. Size diyorum Akha oğulları. vermek z o r u n ­ da kalınca Akhilleus'unkini a l m a k t a hiçbir sa­ kınca g ö r m e m e s i kavganın asıl n e d e n i d i r . I.. vd. halktan bir a d a m ı n kralı kına14 biliyorum Akha'lartn . düşüp kalkmaya. A m a d e s t a n A g a m e m n o n ' u bir krala özgü b ü t ü n nitelikle­ riyle canlandırır. öyle mi? Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa. Bu kral portresi ü s t ü n d e d u r m a y a değer. hey... Atreus oğlu. Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkileri size krallık etsin diye verdi Agamemnon'al A p o l l o n ' u n Akha'lara gönderdiği salgının n e d e n i n i bilen Kalkhas bu öfke karşısında ç e ­ kinir gerçeği söylemeye (İl.

küçük parmağı da oynamaya de­ vam edecekmiş. Ayrıca mezarı üstünde bir badem ağacı büyümüş.). Attes ölür. bundan gebe kalarak Attes (başka kaynaklara göre Attis) adlı bir oğlan doğurur. Agdistis de sevgilisinin bedeninin bozulma­ masını sağlar. Zeus bir gece düş görerek tohumunu yeryüzüne döker. onu bir tekenin sütüyle beslemişler. Ne var ki Attes Agdistls'ten kaçmak İ ç i n Pesslnus'a gider ve orada kralın kızıyla evlenmeye k. Agdistis Zeus'a yalvarmış Attis'in bedeni hiç bozulmadan kalsın. Attis'in saçları bü­ yümeye. Bu efsanelerde Agdistis ile ana tanrıça Kybele birbirine karışmaktadır. bu­ nun meyvesini Sangarios ırmağının kızı Nana göğsüne almış. adının Phrygi a dilinde teke anlamına gelen "artagus" teke ile ilişkisini göstermektedir. gebe kalıp Attes'i doğurmuş. Zeus tanrıçaya tutul­ muş. Agaue. öyle eşsiz güzellikte bir delikanlı olur ki o zaman salt kadın olan Agdistis ona âşık olur. hünsa imiş. oğlu Pentheus'u bir vah­ şi hayvan sanarak kendi eliyle parçalamış. t e ­ kenin sütü olamayacağı halde. Karısının ve onun âşığı olan kendi amcaoglunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik. hem erkek olan bu yaratığı tanrı­ lar ele geçirir ve erkeklik uzvunu kesip atar­ lar. ama Phrygia kralı Midas onu kendi kızına almak istiyormuş.1 r . Zeus da bu dileğini yerine getirmiş. İlyada onun kahramanlıkları ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur. Sangarios Nana'ya çocuğu dağa bırakmasını buyurmuş. çürümesin diye. Agdistis. Hem kadın. Ne var ki bu artagus sözcüğü "güzel" anlamına da gelebilir. Bu efsanenin başka bir anlatımı da şöyle­ dir: Phyrgia ilinin sınırlarında Agdos adlı ıssız bir kaya varmış. yarı trajik kaderin belirtisidir (Klytaimestra. Bebek gelen geçenin ilgisini çek­ miş. bu yüz­ den kızı İphigeneia'yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir (İphigeneia). Bakkha'lar). Kybele tanrıça onu göm­ müş. Zeus'la Semele'nin aşkı üstüne de­ dikodu yaptığı için. Agamemnon gene de bir zorba olarak gös­ terilmez llyada'da. Jno ile Semele'nin kardeşi. aslında talihsiz bir adam­ dır: Akhilleus'u kırdığına bin pişman olur. uzvundan bir badem ağacı çıkmış. ama Agamemnon burada da tam başarılı değildir. Her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon'uh: Aulis'te avlanırken Artemis'i kızdırması. Pausanias'ın anlattığı Agdistis e f sanesi ana tanrıça Kybele'nin Pessinus'taki kültüne ilişkin bir efsanedir. Bu konu Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın­ da işlenmiştir (Pentheus.At ıi >r . orada gömmüş ve anısına bir bayram ile bir rahip heyeti kurmuş. Tam düğün gecesi düğün ezgileri söylen­ mektedir ki Agdistis birdenbire çıkagelir. toprağa akan kanından biten menekşe­ ler dibinde öldüğü çamı çepeçevre sarmışlar. 85 vd. Kybele onu da gömmüş ve onun me­ zarı üstünde de menekşeler bitmiş. Attes büyüyünce öyle yakışıklı. XIX. ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir. 18). uzuvdan bir badem ağacı meydana gelir. Pentheus'un anası (Tab. bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl. ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. Onun kişiliğin­ de Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini or­ taya sermek istemişlerdir sanki. Attes onu görünce çıldırır ve erkekliğini keser. Agdistis'i Dionysos sarhoş ederek erkekliğinden et­ miş. Motifleri t o p ­ rak bereketini ve bitkinin öldükten sonra ye­ niden dirilmesini simgeleyen bu efsaneler da- . Kadmos ile Harmonia'nın kızı. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra.ılkı şır. Bakhalar sürü­ süne katılan Agaue. ba­ rışmak için ödün vermeye razıdır. ırmak tanrı Sangarios'un (Sakarya) kızı bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne saklar. Pessİnus kralı da aynı şeyi yapar. onunla birleşmeyi başaramayınca tohu­ munu bir kayanın üstüne bırakmış. Onu dağa bırakır. Aigisthos). Derken Agdistis Attes'i çıldırtmış. delikanlı bir çam ağacının dibinde erkekliğini keserek can vermiş. Bundan hünsa bir varlık doğar: Agdistis. Semele'nin oğlu tanrı Dionysos anasının öcünü almış. Bu sözü aldıktan sonra Agdisüs sevgilisinin ölüsünü Pessinus'a götür­ müş. orada Kybele tanrıçaya bir taş biçiminde tapılırmış. Midas'ın kızı da umutsuzluğa düşerek canına kıymış. Bu t o ­ humdan Agdistis doğmuş. Her neyse Agdistis ile Kybele ikisi birden gö­ nül vermişler bu güzel delikanlıya.

Fok balığı) adlı bir 03lu olmuş. Io inek kılığında dünyayı dolaştıktan son­ ra Mısır'a gelir. Tanrıların çok sevdiği Aiakos'tan Yunanlı­ lar bir dilekte bulunmuşlar: Ülkelerini kasıp kavuran kuraklığa son vermesi için Zeus'a ya­ karmasını istemişler ve Zeus bu dileği de yeri­ ne getirmiş. Byssa martı oldu. Agron. ama h e p omuz om- . Gerçi H o meros destanlarında Aiakos'un böyle bir sıfa­ tı yoktur. 14 ve 21). Aiakos'un torunu Akhilleus sonraları Myrmidon'ları kendi ordusu olarak Troya seferine götürmüştür. Afrika'nın bir bölgesi­ ne adını veren bu kız tanrı Poseidon'la birle­ şerek ikiz doğurur: Agenor ile Belos. "aia" veya "gaia" toprak demek­ tir. Odysseia'da büyücü tanrıça Kirke'nin adasına verilen ad (Kirke). Kum) Phokos (Yun. Aglauros (yahut Agraulos). Aiaie. 524a). Akhilleus'un amca çocuğu ve Salamis adası­ nın kralıdır (Tab. 21). Bu hakseverliği ona öldükten sonra Hades ülkesinde yargıç olmayı sağlamış. Phoiniks ve K i l i k s ' i k ı z kardeşlerini aramaya gönderir. K ı z ı Europe tanrı Zeus tarafından kaçırılınca Agenor oğulları Kadmos. Akhilleus'a verilen Aias. "büyük Aias" Telamon'un oğlu. Kolkhis ülkesinin eski adıdır (Argonaut'lar). Ama kardeşleri Herse ve Pandrosos'la birlikte Aglauros m e ­ rakını yenemez ve sepeti açarlar. içinde Erikthonoios'u sakladığı sepeti ona ve­ rip sakın açmamasını söyler. Yun. 16 Aia. Aiakos da hak yerine gelsin diye sürmüş oğullarını Aigina'dan. Kybele tanrıçanın ise Ana­ dolu'da ve çevrede tarih öncesi çağlardan Roma devrine değin çeşitli adlarla tapım gör­ düğü herkesçe bilinmektedir (Kybele). 21). Bu üç kardeş toprak tanrıçasından başka hiçbir tanrıya saygı göstermedikleri için ceza olarak kuş biçimine sokuldular: Meropis baykuş ol­ du. Hiç biri de geri gelmez. ama Platon onu ölüler yargıcı ola­ rak gösterir ve Asya'lı Minos ile Rhadamanthys'in yanıbaşında Avrupa'dan gelen ruhları yargıladığını ileri sürer (Gorgias. Bu iki Aias birbi­ rinden çok ayrı kişilerdir. Pessinus'taki Kybele kültünde rahiple­ rin belli zamanlarda ve törenlerde erkeklik uzuvlarını kesmelerinin nedenini ve kaynağı­ nı anlatmaktadır. en dindarı diye anılan Aiakos. Aiakos da babası Zeus'a yal­ varmış ki adada bol sayıda bulunan karıncala­ rı insana dönüştürsün. Agenor. Bunlardan amaç. Belos Mısır'a. Belos. orada Zeus'tan olan oğlu Epaphos'u doğurur. İlyada'da iki Aias'ın adı geçer. llyada'da soyadı (Tab. Zeus'la su perisi Aigina'nın oğludur (Tab. biri. 10). Akdeniz çevresinde kentler kurup yerleşirler (îo. Aiakosoğlu. Agenor ise Fenike'ye yerleşir. Hesiodos'a gö­ re Aglaie Kharit'lerin en gencidir ve tanrı Hephaistos'la evlenmiştir. Agron da yagmurkuşu haline dönüştürüldü. Phokos'un atletik yarışmalarda başarılarını kıskanan ağabeyleri Telamon ile Peleus kafa­ sına bir disk atarak öldürmüşlejr onu.ha çok alegorik birer anlam taşır. Epaphos. Adı parlak anlamına gelen Aglaie Zeus ile Eurynome'den doğmuş üç Kharit tanrıçanın biridir (Kharit'ler). Aia. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Karıncalardan dog­ ma bu adamlara Myrmidon'lar (Yunanca "myrmeks" karınca demektir) denmiş. Europe). "küçük Aias" Oileus'un oğludur ve Lokris'lilerin önderi olarak gelmiştir Troya sava­ şına. içinde yı­ lanlarla sarılı bir bebek görünce korkudan çıldırarak Atina Akropolünden aşağıya atarlar kendilerini (Erikhthonios). Kos (Istanköy) adasında Byssa ve Meropis adlı iki kız kardeşiyle yaşayan ve yal­ nız toprak işleriyle uğraşan bir delikanlı. Tyr ile Sidon kentlerinin kralı olur. öteki. Yunanlıların en dürüstü. Baştanrı oğlunun bu dileğini yerine getirmiş. Aiakos'un Aigina'dan Telamon ile Peleus. Aiakos. Epaphos'un oğlu. bir denizkızı olan Psamathe'den (Yun. Tanrıça Athena. Anasının adını alan Aigina adasında kral iken uyruklarının hepsi vebadan ölmüş. bulup getirmedikçe dön­ memelerini buyurur. lo'nun torunu olan Agenor tanrı Zeus'un soyundandır (Tab. Epaphos da Nil tanrısı Neilos'un kızı Memphis'le evlenir ve Libya adında bir kızları olur. Aglaie.

VII. Tanrıça yiğidi böylece ö l ü m d e n korumuş olur. a m a o n u n k o m u t a ettiği bölükler hiç b e n z e m e z öbür savaşçılara: Okçular Lokris'liler.). ikinci yılından sonra kızlar kurban edilmeyip Athena rahibe­ si olarak T r o y a ' d a alıkonulmuşlar. Akhilleus'tan sonra en yiğit savaşçısıdır. gemilerin yanındaki çetin boğuşmaya katılır. tanrıçanın heykeline sımsıkı sarılmıştır.). Delphoi'ye çare sorulduğun­ da. Girit'lilerin ö n d e r i de şöyle tanımlar o n u (İl. Bu t ö r e de bin yıl sürdürülmelidir. bütün Hellen'leri. bu iki yiğidin nitelikleri ve ka­ derleriyle birbirinden çok değişik olmalarında aramalı. Aias H e k t o r ' a karşı teke tek savaşa da h a ­ zırdır. başaramayacakla­ rı hiçbir yiğitlik yoktur. 2 2 6 vd. M1. Bu dayanışmayı şöyle tanımlar H o m e r o s (İl. öteye de hiç gidemezler (İl. hafif silahları kullanmakta ustadırlar. llyada'daki olaylardan sonrasını an talan destanlarda A i a s ı n m İşlediği büyük bir suç söz k o n u s u d u r : Troya şehrinin düştüğü. Akh a ' l a n n . XIII. 2 0 6 vd. Aias.). Aias'ın işlediği günahların cezasını yurdu da çeker: Yiğit öldükten sonra bile uzun bir süre Lokris toprağı verimsiz kalır.). I I . boyu bosuyla küçük Aias'ın t a m karşıtıdır. Bunu d a h a iyi anlamak için h e r biri­ ni ayrı ayrı incelemeliyiz. (2) AİAS TELAMON O Ğ L U T e l a m o n ' u n oğlu Salamis'li Aias Troya sa­ vaşına yalnız on iki gemi getirdiği h a l d e . Irlyarı yiğit. beraberliğin asıl n e d e n i n i .' 17 . Argos'luları başıyla. yanındaki H e l e n e ' y e sorar (İl. geçer. XXIII. Bu iki yiğit Akha o r d u s u n u n canı ciğeridir. Aias İlyada'da şöyle çıkar karşımıza (İl. Kim o. Savaşa hazırlanırken şöyle tanımlanır Alas (İl. a m a bu kez Aias A t h e n a ' n ı n öfkesine karşın kurtulduğuna böbürlendiği için tanrıça Zeus'un yıldırımını alarak kendi öldürür akıl­ sız yiğidi.). Aias'lar arasındaki bu birlik. 7 0 2 vd. hem çok ufak. Oileus'un çevik oğlu Alas hiç. Aias'm gemisi batar. 4 8 3 vd. Akha'lann eline geçtiği sırada P r i a m o s ' u n kı­ zı Kassandra A t h e n a t a p ı n a ğ ı n a sığınmış. ikide bir salgın­ lar baş gösterir. G ö r ü n ü ş ü . akılsız adam. Poseidon yiğidi kur­ tarır. yeni sürülen tarlada şarap rengi İki öküz nasıl gönüldeş olur da çekerlerse sabanı. Lokris'liler b u n u yapmışlar. boynuzlarının kökü bol bol ter döker. Ama sert. katılmadıkları hiçbir savaş. Akha'ları kargı atmakta . dışarı çekmek ister ve dinsel töreleri hiçe sayarak bu işi başarır.). XIII. ama hiç ayrılamaz Telamon'un oğlu Aias'tan. senin aklında hiç çeviklik yok. Aias kızı sığınağından ayırmak. 7 1 2 vd. Akha'lardan geri kalırsın her İşte. Ne var ki bu kez kendi de A t h e n a sunağına sığınıp yalvarır. 5 2 6 vd. a m a cezasız bırakmaz: D ö n ü ş yolculu­ ğunda Akha'lar k o r k u n ç bir fırtınaya tutulur­ lar. tanrı sözcüsü şu cevabı verir: Kassand r a ' n ı n kaçırılıp ırzına geçilmesinin kefareti olarak her yıl Lokris'ten Troya'ya iki genç ki/ gönderilmeli ve Athena tapınağına kurban edilmelidir. öbür Akha'lı. soylu. III. gittikleri zaman yarık boyunca uca doğru yalnız cilalı boyunduruk ayırır onları birbirinden. kavgacı başı. 'kendirden bir zırh giymiş küçümencik bir adamdır ama. işte Aias'lar da tıpkı öyle. geniş omuzlarıyla aşan? H e l e n e de bu yiğidin "eşi görülmedik Aias" olduğunu söyler. Akha'lar bu günahı kendisine ö d e t m e k için Aias'ı taşlamaya koyulurlar. yatıştırır Aias'ı bu kötü huyu Aias'm başına bela olacaktır. oğlu Aias'mki ondan ufak. Akha'lann kalesi diye anılan Aias'ı P r i a m o s surların ü s t ü n d e n g ö r ü n c e ..za savaşırlar. kavgacı ve kimi z a m a n kabadır. Aias kırk t a n e kara gemiyle gelmiştir T r o ya'ya. kadar değil boyu boşu Aralarını s o n u n d a Akhilleus bulur. (1) AİAS O İ L E U S O Ğ L U . Patroklos'un ölüsünü Troyalıların elin­ d e n kurtarmaya da yardım e d e r . Lokris'lilere Oileus oğlu Telamon'un çevik Aias komuta eder. Patroklos'un ölüsü için yapılan araba yarışmasında Aias İ d o m e n e u s ' l a kavgaya tutuşur. omuz omza destek oluyordu birbirine.

"ovada duran. Troya savaşı da bittik­ ten sonra. Pandion bir devrim sonucu Atina'dan sürülünce. Kız kardeşi Helle ile Asya'ya kaçan Phriksos Kolkhis'e sığınmış ve üstünde uçtuğu ka­ natlı koçu Zeus'a kurban ettikten sonra. Aidoneus. Troya'nın sayısız yiğidini tepeler. Aietes. Thetis ister ki Akhilleus'tan sonra en yaman savaşçı kimse o alsın silahları. Çektiği acı korkunçtur. Aigreus onu . Bu işte tanrı parmağı vardır. Medeia'nın yardımıyla altın postu çalıp kaçan Argonaut'ların peşine takılmışsa da oğlu Apsyrtos'un. Korkunç diye nitelenen bu kalkan yedi kat deri. Öyle ki tanrılar bile derin bir saygı beslerler Aias'a. soykaları çadırına taşır. silahlarla sarıp sarmaladı bedenini. he­ men koşar. yürek kemiren savaş gücüyle birbirleri üstüne saldırttığı erler arasında savaşa giden Ares gibi tıpkı. Medeia'nın kesip denize serptiği parçalarını toplamakla vakit geçirmiş ve umutsuzluğa kapılarak Kolkhis'e dönmüş.). Aias kendi çıkarını hiç düşünmeyen ülkü­ cü bir kahramandır. fırladı. dev yapılı Aias. önde yürür. 268 vd. Aias kalkanıyla dikkati çeker Akha'lar ara­ sında. Hektor'la savaşta Troya'lı yiğidin kargısı altı kat deriyi geçer. iri" bir kaya parçası alır ve Aias'ın kalkanını tam gö­ beğinden vurur. hayvanların hepsini bir bir öldürür. ünü. Thetis'in tanrı Hephaistos'a yaptı­ rıp oğluna getirdiği silahlar kime kalacak diye kavga kopar Akha komutanları arasında. uzun gölgeli kargısı sallanıyordu. güçlerine güç ka­ tar. İşte böyle atıldı öne o. lason Argonaut'larla birlikte altın postu almaya gelince. kışkırtır onları. Theseus'un babası (Tab. V I I . altın postunu Aietes'e armağan etmiş. Aigeus. Büyücü Kirke'nin ve Minos'un karısı Pasiphae'nin kardeşi ve Medeia ile Apsyrtos'un babasıdır. değeri hiçe sayılıp ağır bir haka1 « rete uğramıştır. Kronos oğlunun. savaş arkadaşlarını hiçe saymasını sert sözler­ le kınar. Akhilleus'un bir kız uğruna savaştan çekilmesini. Sophokles'in bu tragedyasında ününü ömrü­ nün sonuna kadar koruyamayan büyük ada­ mın dramı dile getirilmiştir. Korkunç yüzünde bir gülümseme. Aias'ı tanrıça Athena bu korkunç ya­ nılgıya düşürür. derken Hektor. Güneş tanrı Helios ile Okeanos kızı Perseis'in oğlu (Tab. yıllar sonra yurdu­ na dönen kızı Medeia'nın yardımıyla tacını yeni baştan elde edebilmiş (Argonaut'lar). savaşın en çetin anların­ da aslan gibi dövüşür. Aias Hektor'u alt etmekle kalmaz. tıpkı dev yapılı Ares gibi yürüdü. İlyada'da en erdemli yiğit olarak karşımıza çıkan Telamon oğlu Aias'ın adına birçok ef­ saneler daha kurulmuştur. elinde kılıcıyla Akha ordusunu yok edeceğim diye bir sığır sürüsüne saldırır. saldırı­ da da. son katına saplanır kalır. bizim bugünkü deyimlerimizle bir şizofreni ya da paronaya krizi. O sırada bir bunalım geçirir. sorumluluk duygusu Agamemnon'unkinden daha üstündür. Geniş adımlar atıyordu altında ayakları. Bunca büyük bir kah­ ramanın böyle gülünç bir duruma düşmesi Aias'ın katlanacağı bir çöküntü değildir: Kılı­ cının üstüne atar kendini ve canına kıyar. 8). öç al­ dım diye şenlik yapar. savunmada da hep başta gelir. kara. pürtüklü. bir gece pusu kurar. Bunların arasında şair Sophokles'in "Aias" adlı tragedyasında ele aldığı yürekler acısı dramı üstünde dura­ lım: Akhilleus öldükten. Kral da onu tanrı Ares'e adanmış ormandaki bir meşe ağacına asmış ve bekçi olarak önüne korkunç bir ejder dikmiş. ama Agamemnon ile Menelaos ne yapıp yapıp silahlan Odysseus'a verirler. sonra Karadeniz'in güney-dogu kıyılannda. 24). Orada da tahtından olmuş. Aias çileden çıkmış. Akra'ların gevşediğini gördü mü. Yeraltı tanrısı Hades'in başka bir adı (Hades). Aietes ona birçok sınamaları başarırsa postu vereceğini söyle­ miş. Akha'lara söz geçirmek için ona baş vururlar. Atina kralı Pandion'un oğlu. öldürür. küçük düşü­ rülmüş.I \U l\ / I I I İ U O Aias giydi ısıldayım tunç zırhını. O adam da Telamon oğlu Aias'tır. Önce Korinthos tah­ tına çıkar. Ama Aias daha büyük bir ka­ yayla onu s a f dışı eder ( İ l . Akha'larm kalesi. Kafkas dağının eteklerinde bulunan Kolkhis (bugünkü Gürcistan) ülkesine kral olur. Aias kendine gelip ne yaptı­ ğını. bir kat da tunçtan yapılmıştır. kimleri öldürdüğünü görünce düşmanla­ rının karşısında rezil olmaya dayanamaz.

Agamemnorı Troya seferine çıkınca Aigisthos Mykenai'ye döner. Aiskhylos'un "Agamemnon" ile başlayan "Oresteia" üçlüsü. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" adlı tragedyaları bu aile dramını çeşitli ayrıntılarıyla ve başka başka açılardan ele ala­ rak canlandırırlar. B i r tanrı sözcüsü ona ancak öz kızından bir oğlu olursa. 10). Aigyptos ile ikiz kardeşi Danaos'un de­ deleri tann Poseidon. Atreus Thyestes'ln oğul larını öldürüp kendisini Mykenai'den kovun ca. yedi yıl hüküm sürdükten sonra Agamemnon'un oğlu Orestes tarafından öldürülür. Kimden olduğunu bilmediği bu çocuğu kırla­ ra bırakır. Dönüşte bu sözünü unutur ve ge­ misi kara yelkenleriyle girer limana. Bir süre baba-ogul Mykenai'clc hüküm sürerler. Aigisthos. Thyestes'ln oğlu (Tab. Bunun nedenini Delphoi tapınağında tanrı sözcüsüne sormaya gider. Aldığı cevabı pek anlamaz ama. Yola çıkmadan önce babasına söz verir ki zaferle dönerse. Delikanlılık çağına gelince.AİGYPTOS kardeşleriyle birlikte yeniden tahta çıkarmayı başarır. Atreus onu iyi karşı­ lar. 21). yani Mısır'ı fetheder ve oraya adını varlı . Aigina. Thyestes de bir gece gizlice kızı Pelopeia'nın koynuna girer ve onu gebe bıraktıktan sonra kaçar. Aithra bir ço­ cuk doğurur. Sonra da Thyestes'i öldürmekle görev­ lendirir. İçinde boğulduğu denize adı verilerek Aigaios Pontos (Ege denizi) denmiştir. Bu çocuk kahraman Theseus'tur. Çobanların keçi sütüyle besleyip büyüttükleri Aigisthos (adı Yun. Sophokles'in "Elektra". Afrika kıtasına ege­ men olan Belos o ğ l u Danaos'a Libya'yı. Bunca dert­ ten sonra. Zeus'un Girit mağarasında kendisini emziren keçi Amaltheia'nın derisiyle yaptığı bir kalkandır. Kuşaktan kuşağa süregiden bu kan davası tragedya şairlerine tükenmez bir esin kaynağı olmuştur. Zeus'un Titanlara karşı savaşında kullandığı ve kendisinden başka yalnız Athena'ya verdi­ ği bu kalkan kudretin bir simgesi olmuştur. bir oğlu olursa. Ama Aigisthos Thyestes'in kendi öz babası olduğunu anlar ve onun yerine Atreus'u öldürür. A l gyptos'a da Arabistan'ı verir. Patroklos'un babası olacak Menoitios'u dünyaya getirir. Homeros destanlarında tanrı Zeus ve Athena'nın kalıp sıfatlarından biri de "aigis taşıyan"dır. dönüş yolunda Troizen'de kalır ve ora kralının kızı Aithra ile birleşir. (Od. Sonradan Aktor'la evlenip. Panathenaia bayramında yarışan Girit atleti Androgeos'u öldürttüğü için kral Minos'un korkunç isteklerine uymak zorunda kalır: Her yıl Atina gençliğinden yedi erkek ve yedi kız Minotauros'a yedirilmek üzere Girit'e gönderilmektedir. Aiakos bir süre sonra adaya bir Pelasg soyu yerleştirip Oinone'ye anasının adını vererek Aigina der (Aiakos). Thyestes kardeşinden öç almak çarelerini arar. kralın karısı Klytaimestra'yı baştan çı­ karır. ama Aigyptos gider. Aigeus iki kez evlendiği halde çocuğu ol­ maz. Aigyptos. Theseus bu duruma bir son vermek üzere canavarı öldürmeye gi­ der. 256-275. Aigisthos. sonra Atreus'un oğlu Aga memnon tarafından kovulurlar. Ama Aigeus mutsuz bir kraldır. gemisine bir beyaz yelken çekecektir. or­ tasında bir Gorgo kafası bulunan aigis kalka­ nı korku salarak orduları bozguna ugratırmış. Aigis. Aigisthos adının "Odysseia" da da sık sık geçmesi. 518-537). I I I . Aigina'ya tutulan Zeus onu Oinone ada­ sına kaçırır. Atreus oğulları efsa­ nesinin Homeros destanları kadar eski oldu­ ğunu gösterir. "Melampodes" (kara ayaklar) üiktllnl. Aigina bu adada Aiakos'u doğu­ rur. Irmak tanrı Asopos'un kızı (Tab. I. Pelopeia Aigisthos'u doğurur. Yılanlarla çevrili. keçi anlamındaki "aix"ten türemedir) Mykenai sarayına gelir. babasının adını bil­ dirmeden büyütmesini söyler. Agamemnon Troya'dan dönünce ikisi birden kahpece vururlar onu. bir süre sonra da kendisini tanıma­ yan amcası Atreus'la evlenir. kendi ogluymuş gibi benimseyerek yetiş­ tirir. 32-43. Belos'la Ankhinoe'nin oğlu (Tab. Theseus'un yolunu gözleyen Aigeus kara yelkenleri görünce oğlunu öldü sanarak kendini denize atar. Theseus Atina'ya döner ve amcası Pallas'ın tahta göz dikmiş elli oğlunu alt edip babasına kendini tanıtır (Aithra). Aithra'ya. 14 ve 15). Atreus'u öldürebileceğini bil­ dirir. IV. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş kavgasını sürdürür. Aigis. ataları da Zeus'la lo' dan doğma Epaphos'tur.

Aineias'ın bu iki destanda da beliren çok yönlü kişiliğini incelemek gerekir: Soy ağaçlarından da belli olduğu gibi (Tab.). Aineias'ı kalçasından vurur. ama düğün gecesi kocalarını öldür­ müşler. . önünde kargısını. Hektor kadar yiğitçe savaşır Akha'ların en güçlü kahramanlarına karşı. Dardanos soyunu sürdürmekle görevli olduğu tanrı Poseidon'un ağzından söylenir İlyada'da (İl.). Aineias'ı Apollon Troya kalesindeki tapınağa kaçıra­ rak kurtarır. Danaos'un da elli kızı olmuş.). Aineias'ın Troya önünde ölmeyeceği.).). Bu sözler. Troya'nın kutsal heykellerinden Palladion'u da yüklenerek yola koyulur. Assarakos'tan üreme Ankhises ise Dardanie şehrinin yöneticisidir.. Derken Diomedes kocaman bir taş atar üs­ tüne. Ankhises ile Priamos ve Hektor ile Aineias aynı kuşak­ tan amcaogullarıdır. 335 vd. soylarının kaynağı olan Argos'a sıgınnuş. Girit ve kuzeybatı Yunanis- Babası nasıl tda dağının eteklerinde yaşa­ mışsa (Ankhises). Troya'nın yıkımından sonraki olaylardaki rolü bütün ayrıntılarıyla Aeneis'te anlatılır.). İlyada sonrası efsanelerinin çoğu bu destan­ da anlatılmıştır: Tahta atın şehre alınması ve Laokoon faciasından sonra (Laokoon). yiğit düşer. Aineias İlyada'da pek rol oy­ namaz artık. Kaderi kurtulmaktır Aineias'ın tohum ekmeden. kurtarır onu. Ankhises'in oğlu. 296 vd. Tanrıça Aphrodite ile Troya'lı prens Ankhises'in oğlu Aineias Homeros'un İlyada destanında önemli bir rol oynamakla kalmamış.V. karısı Kreusa arkalarından gelirken birden ana tan­ rıça Kaybele tarafından kaçırılır (Kreusa. Aineias (Lat. öldürmek için yanıyordu karşısına çıkanı.). II. kalkanımla Aineias yere atladı. yani Aeneas destanı Troya'lı yiğidin Troya yangınından sonra Anado­ lu'dan göçmesi ve İtalya'ya yerleşerek Roma _ şehrine temel olacak yeni bir yurt kurmasını anlatır. güçlü Aineias kral olacak Troya'lılara. Tek başına desteksiz kalan Aigyptos da üzüntüden ölmüş (Danaos. İlos'un torunu olan Priamos Troya kralı. Aigyptos bu kızları oğullarına almak istemiş. Bu konuda iki kardeşin arası açılmış ve Danaos elli kızıyla birlikte Afrika'dan ka­ çıp. Aphrodite bu yüzden yaralanır. X V I I . Öbür tanrılar da katılırlar bu ça­ baya. 90 vd. yuvarlak kalkanını tutuyordu. klasik Latin şairlerinin en büyüğü olan Vergilius'a da bir destan esinlemiştir. Odysseia' nın serüvenleri örnek alınarak anlatılan bu yolculuk Trakya. 311 vd. Aeneas).Aigyptos'un elli oğlu. Troya savaşında Aineias Priamos oğulların­ dan hiç geri kalmaz. "Aeneis". tanrısal Aphrodite doğurdu onu Ankhises'ten. Akhalar alıp götürmesin/er diye ölüyü gücüne güuenen aslan gibi dolaştı çevresinde. ama her kezinde 20 . iz bırakmadan ölmemeli. Savaş meyda­ nında görelim onu (İl. kral olacak çocuklarının çocukları. 292 vd. birleşti lda eteklerinde bir ölümlüyle. bizi dosdoğru Vergilius'un Aeneis'ine götürür. Kocaman kargısı. yok olmamalı Dardanos soyu. başında de bir tanrı korur. bakmadı tanrıçalığtna. kendilerini kovalayan Aigyptos oğullarıyla evlenmek zorunda kal­ mışlar. V. Ama Aineias'ın Priamos oğullarından üstünlüğü bir tanrıçanın oğlu ol­ masından gelir (İl. ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında Kronos oğlu Dardanos'u seuerdi en çok. İğreniyordu artık Priamos'un soyundan.. Troya'nın ku­ rucusu Tros ile kral soyu iki dala ayrılır: İlos ile Assarakos. X X . Dandanie'İllerin Aineias var. Danaos Kızla­ rı). XX. Hektor'la denk gider. 17) Troya kral soyunun ilk atası Zeus ile Elektra'nın oğlu Dardanos'tur. düşünde gördüğü Hektor'un tayfı da Aeneas'a batıda Hesperia ülkesine gidip Troya' yi orada yaşatmasını buyururlar. o sırada anası Aphrodite'nin telaşını görmeli (İI. Danaos kızları. Eşi de. deli­ kanlılığı da oralarda geçer. ki­ mi zaman Hektor'u bile aşıp ona öğüt ver­ mek durumuna gelir ( İ l . AkhiUeus'la ilk ça­ tışması da orada olur ( İ l . korkunç çığlıklar atıyordu. Aineias'ın çocukluğu. 819 vd. Aineias babası Ankhises'i omuzlarına alarak ve oğlu Askanios'u da elinden tutarak İda dağı­ na kaçar.

Tufan kahramanları Deukalion ile Pyrrha' nın torunu. Bütün bu bilgileri edindikten sonra Aeneas yeryüzüne döner. Büyük Latin şairinin amacı Augustus'un damgasını bastığı çağının dünya ve İnsan görülün* bir ufuk açmasıydı. Güney İtalya'da Cumae şehrine vanrlar. Çanakkale yarımadasından Mende res ırmağına kadar uzanıp. Aîolos. Önce lulius Caesar. Kretheus ile Salmoneus'un babası (Tab. Vergilius onu sona erdiremeden öl­ müş. Aiolos Notos. Yunanistan'dan göçme olan kral Evandrus Aeneas'ı iyi karşılar. Augustus'un ve Augustus çağı insanının ülkü bildiği geçmişe. Aeneas Turnus'u teke tek savaşta öl­ dürür. sonra korkunç bir fırtı­ na Aeneas'ı Libya kıyılarına atar. On iki bölümlük Aeneis destanı bitmiş de­ ğildir. ondan esinlenerek destan yaz­ dığını dile getirmekle Aeneis destanı gerçek­ ten çığır açmış. Oranın yerlileri. "Pius Aenas" (dindar Aenas) di­ ye anılan kahramanın tutum ve davranışı H o meros destanlarındaki yiğitlerinkinden farklı­ dır. Boreas. Doros ile Ksuthos'un kardeşi ve Sisyphos. Romalıların inançlarına göre burada yer­ altı ülkesine açılan Avernus gölü vardır. Odysseia destanında Odysseus'un Aiolos'un adasına varışı anlatılır. Burada Aeneas. ilkçağla ortaçağ arasında köprü kurmuştur. onun konuştuğu Aiol diline adı­ nı vermiştir. Yiğit ar­ kadaşlarıyla yola koyulur. Dido canına kıyar (Dido). Ankhises orada ölür. Aiolos. M i d i l l i adasını d . Roma'nm kuruluşuna ka­ dar olan olaylarla efsaneler tarihçilere konu olmuş ve uzun uzadıya anlatılmıştır. ba­ şında oğlu Pallas'ın bulunduğu bir bölük as­ kerle arkadaşlannın yanına gönderir. Aeneas'ı da yeni bir tip in­ san olarak canlandırmış olması üstünde dur­ maya değer. İtalya kıyılarını kuzeybatıya doğru iz­ leyip Tiber ırmağının arzına varır. ı içine alan Aiolis kıyı bölgesine ve onlarda oturan soyla. Bu­ rası Palantinus tepesiyle Roma şehrinin iler­ de kurulacağı yerdir. kültüre hizmet için en büyük örnekleri göz önünde tutarak yarat alıkta onlara ulaşma amacı ve bu uğurda sonsuz bir sorumluluk duygusu. Arthamas. kendisinin de Homeros gibi ozanların ozanına dayanıp onun yolunda. Destan Aeneas'ın bu zaferiyle kapa­ nır. Cumae'nin tanrı sözcüsü Sibylla Aeneas'ı ölüler ülkesine götürür. eserini bitiremediği için onun yakılması­ nı da buyurmuştu. geçmişin değerlerine bağlılık. Euros ile Zephyros adlı dört büyük yeli bir tulum içinde kapalı tutar ve ancak Zeus'tan aldığı buyruk­ larla ortaya salar. 20). ulusal tarih ve kültüre sonsuz saygı ile onu soylulaştırmak için başka. en ünlü sayfalarmdandır. Roma'nın geçmişini ta Anado­ lu'nun büyük uygarlık merkezi Troya'ya ka­ dar götürmekle ona uluslararası bir derinlik vermiş bulunmasıdır. (2) Deniz tanrı Poseidon'un oğlu. Bu ara­ da Rutul'ların kralı Turnus Troya'lılara saldır­ mıştır. bütün bunlar "pietas" denilen kavramın içerdiği ve Aeneis destanında canlandırılan Aeneas tipinin tam bir başarıyla simgelediği erdemlerdir. "Pietas" diye tanımlanan kavram dine saygıyı da aşan bir erdemdir. Aeneas'a gönlünü kaptıran Dido onu Afrika'da alıkoymak istediği halde. yabancı da olsa benimsenen k a y naklara bağlama çabası. Kartaca kraliçesi Dido epizodu Odysseus'un Alkinoos'un sarayında yaptığı gibi. yellerin yöneticisi. Vergilius'un Aeneis destanıyla en büyük' başarısı kendi çağının ulusal kültürüne bir kaynak bul­ muş olması. (1) Yunan ulusunun efsanelik atası sayılan Hellen ile Orseis adlı Nympha'nın oğ­ lu. bu ada şöyle niIrlrniî: . Aeneas'ın o gü­ ne kadar olan serüvenlerini anlatmasına f ı r sat verir. H o m e ros'la Dante'nin yeraltı dünyası anlatımı ara­ sında yer alan bu parça ilkçağ yazınının en belirgin.A l ( )| ( )S tan kıyılarından Sicilya'ya geçişle başlar. babası Ankhises'le görüşür ve kendisini bekleyen par­ lak kaderi onun ağzından öğrenir. Roma'nın Akdeniz'in en soylu haneda nınca kurulduktan sonra düşman olarak b i l i nen batı ile doğuyu büyük bir birlik içinde ba­ rıştırmış olmasını göstermek. Rutul'larla savaşa girişir ve arkadaş­ larını ırmak ağzında bırakıp içeriye doğru Pallantea şehrinin bulunduğu yere varır. sonra Augustus'un da soyu olan lulü'lerin Troyalı Aeneas ve Ankhises'le tanrıça Aphrodite'de kaynak buldukla rını. tanrı­ lar Aeneas'ın bir an önce yeni Troya'yı kur­ mak görevine dönmesini buyururlar.

Esir. Bu yüzden Theseus'un tanrı oğlu mu. bu tehlikeli sefer­ den sağ dönmeyeceğine inanarak (Argonaut'lar). Aithcr.Yıkılmaz tunçtan bir duvarla çevriliydi bu yüzden ada. insan oğlu mu olduğu belli de­ ğildir. Güneşe böyle yakın oldukları için yüzleri yan­ mış ve esmerleşmiştir. Troya savaşının İlyada'dan sonraki bölüm­ lerini anlatan "Aithiopis" destanı (kayıptır) adını bu ulustan aldığı gibi. Erebos ile Nyks. Kretheus'la Tyro'nun oğlu. Aithra. İason'un babası (Tab. Akademos'un mezarı Atina'nın dolayların­ da. Troya düştükten sonra torunları Aithra'yı kurtarmışlar. P o seidon ve İris gibi Olympos tanrıları ülkeleri­ ne sık sık uğrar. ama bu kez tanrı onu sert sözlerle kovar. Aius Locutius. 390) gökten ge­ len bir ses. yüzü yanıklar demek). Lat. Kimse bu sese kulak ver­ memiş. Kretheus'un Tesalya'da kurduğu İolkos şehri kendisine miras kalır. İason Medeia ile birlikte Yunanistan'a dönün­ ce. üstelik de oğlu İason'u Kolkhis'e al­ tın postu almaya gönderir. yeryüzü karanlığından dog­ madır. Odysseia'nın X. Latin şairi Ovidius'a göre. kız kardeşlerini aramaya gelen Dioskur'lara kızın saklandığı yeri bildirmiş. Bir söylentiye göre Helena'yı Paris'le kaçmaya iten bu kadınmış. diktatör Camülus tanrı sesinin duyulduğu yerde bir tapınak yapılmasını bu­ yurmuş ve Palatinus tepesinin kuzey eteğinde 'Aius Locutius" denilen tanrısal varlığa tapı­ nak dikilmişti. büyücü kadın Aison'u diriltmekle kalma­ mış. Odysseus uykuya dalar. şölenlerine katılırlar. güneşin do­ ğup battığı uçsuz bucaksız bir ülkede oturur. Ancak. Hesiodos'a göre Aither. şehri yakıp yıkmış­ lar. şehrin yaban ellerin saldırısına uğ­ rayacağını bildirmiş. korkunç bir fırtına kopar. "aius locutus" ise söylenmiş söz anlamına gelir. onu kıskanan yoldaşları da teknenin dibinde­ ki tulumu alıp çözerler. H o meros destanlarında sık sık adı geçen bu efV sanelik ulus Okeanos kıyılarında. (Yun. Aigeus kısırlığı konusunda kâhine danışmaya gitti­ ği Delphoi'den dönerken Troizen'de bir gece kalmış ve tanrının cevabını doğru yorumla­ yan Pittheus onun kızıyla yatmasını sağlamış. Odysseus'u i y i karşılar. ama Theseus'un ölüm haberini alınca Aithra canı­ na kıymış (Aigeus. Kerameikos denilen bölgenin ötesindey- 99 . yani dünyayı saran hava taba­ kasının üstündeki arı ve ışıklı gök. " a i o " ve "loquor" söz söylemek. Fırtına Odysseus'un gemisini gerisin geri Aiolia ada­ sına atar. Theseus). onu bir iksirle gençleştirmiş de. Aison. Pelias artık kardeşini kor­ kusuzca öldürmeyi göze alır. ama üvey kardeşi Pelias onu tahtından atıp tutuklar. 22). tam bir ay konukladıktan sonra içine azgın yelleri sımsıkı bağladığı sığır derisinden bir tu­ lum verir ona ve arkasından tatlı bir Zephyros yeli salarak uğurlar gemisini. Yeller tanrısı. Attika'lı kahraman. Sonsuz bir mutluluk içinde yaşarlar. Gerçekten de bir süre sonra lason'un öldüğü haberi gelir. şehir oturtulmuştu göğe yükselen bir kayanın üzerine. tanrıların lanetine uğramış bir adamı tutmaktan çekinir. Yeller hep birden dı­ şarıya fırlar. Aithiopcs. Theseus güzel Helena'yı kaçırıp Afrika'da alı­ koyunca. şölen yapıp gönül eğlendirmek­ tedir. bu birleşmeden de Theseus doğmuştu. Aiolos konağında bir düzine çocuğu ile yi­ yip içmekte. Troizen kralı Pittheus'un kızı. Akademos. baş kahramanı da Eos'la Tithonos'tan doğma Aithiopia kralı Memnon'dur (Memnon). Romalılar düşmanı kov­ duktan sonra. yani yer­ altı karanlığıyla. Galya orduları Brennus komutanlığında Roma'ya doğru ilerlerken (İ. A i son'un boğa kanı içerek kendi kendini zehir­ lemesine izin verir. İthaka toprakla­ rına yaklaşırlar ki.Ö. Ne var ki o gün Aithra tanrılara sunu sunarken Posddion'a rastlamış ve deniz tanrı ile sevi­ şip kızlığını yitirmişti. Aithra'yı Aigeus'la birlikte yaşadığı Attika'dan Dioskur'lar kaçırmışlar ve kardeşleri güzel Helena'nın yanına hizmetçi olarak ver­ mişler. bölümün­ de (1-79) anlatılan bu serüven destanın en renkli öykülerinden biridir. yağma etmişler. Bu yüzden de Zeus. tanrılara kurbanlar kesip gün boyu şölen yaparlar. Akademos. ama sesin dediği doğru çıkmış: Galyalılar Roma'ya saldırmış. Böylece do­ kuz gün dokuz gece giderler.

Kendisi daha çocukken. İlyada çevirisinde "Akhalar" ve "Danaolar" diye karşılanmış. Ama at adam Kheiron Peleus'u kurtarır. Kalydon avı sırasında Akastos'un başı der­ de girer: Arkadaşı Peleus kaza ile kaynatası Eurytion'u öldürür ve bu suçtan kendini arın­ dırmak için Akastos'un sarayına sığınır. Bir gece av yorgunluguyla uykuya dalmış olan konugunu dag başında silahsız olarak vahşi hay vanlara yem olsun diye bırakır. Akheloos Kalydon kralının kızı Deianeira'ya aşık­ mış. sadık. İlyada'da adı geçen Troya'lı yiğit. vefalı dost anlamına gelen bir deyim olmuştur. yiğidi namusuna göz dikmiş olmakla suçlar. ama boynuzu geri almak için Herakles'e Zeus'un keçisi Amaltheia'nın çiçek ve yemiş saçan bolluk boynuzunu vermiş. Akastos kral olur ve İason'la Medeia'yı İolkos'tan sürer (Pelias). Bu yüzden güçlü yiğitle ırmak tanrı arasında yaman bir güreş başlamış. kimi zaman ejder ol­ ma yetisinden ürken kız Herakles'Ie evlenme­ yi yeg görmüş. İolkos kralı Pelias'ın oğlu (Tab. Akastos. Kral Minos'un kızlarından biri. Troya sa­ vaşında rol oynayan. Troya yangınından kaçan Aineias'ın yanından ayrıl­ mamış. Pelias'ın kızları Medeia'nın öğütlerine uyarak babalarını kesip kazanda kaynatınca. Alkmaion ile su perisi Kallirhoe'nin oğlu. Batı Yunanistan'ın Akarnania ile Aitolia bölgeleri arasında akan en uzun ırma­ ğı. İ l k i k i isim bir ülke adına dayanmayıp. XII. "Danaoi" ya da "Argeioi" denmektedir. Akhalar. Akheloos. Sonra da batı Yunanis­ tan'da adını taşıyan Akarnania ülkesini kur­ muş. 84) adı geçen Akheloos Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin ırmağın en büyüğü ve ırmak tannlann kralı imiş. Homeros destanlarında ve özellik­ le İlyada'da Yunanistan yarımadasından gelip Troya seferine katılan savaşçıların hepsine birden "Akhaioi". başaramayınca. başka bir öyküye göre. ünlü bereket boynuzu ırmak tanrının kendi boynuzuymus. onu baş­ tan çıkarmaya uğraşır. Meriones tarafından öldürülür. Akastos konukluk yasalarını çiğnememek İ ç i n P e leus'u kendi eliyle öldürmek İstemez. bir oğulları bile olur.AKI I I I ( ) ( IS di. 23). ama ırmak tanrının biçimden biçime gir­ m e . Akheloos'un birçok öyküleri vardır: Herakles destanıyla ilgili bir efsaneye göre. Telamon oğlu Aias tarafından vurulur. Kutsal bir ormanla çevrili bu bölge de Pla­ ton "Akademeia" a d ı y l a anılan ü n l u okulunu kurmuştu. Akastos'un karısı Peleus'a tutulur. ama İlyada'da adı geç­ meyen Akha yiğidi. Argonaut'lar seferine ve Kalydon avına katılır. Argos diye bir kent bulunduğundan. Akastos'la karısını öldürür. çünkü yaygın . (1) Antenor'la Theano'nun oğlu. Akarnan birkaç ay içinde er­ ginlik çağına ermiş ve Phegeus'la çocuklarını öldürerek öç almış. anası tanrı Zeus'tan oğlunun çabuk büyü­ mesini dilemiş. Bu konu için İlyada çevirisinin önsözünde daha ayrıntı­ lı bilgi bulunabilir (s. ünlü kâhin Amphiaraos'un torunu (Tab. Peleus da öfkesine kapılıp gider. Akha'ların kampına saldırıda önemli bir rol oynar. (3) Theseus'la Phaidra'nm oğlu. Aineias'ın kara gün dostu. Akarnan. Argos adı da genellikle bütün Peloponez'e verildiğinden. Irmak tanrı Deianeira'dan vaz­ geçmiş. Paris Helena'yı kaçırın­ ca. kimi zaman boğa. 22). Akamas. Akakallis. onunla birlikte İtalya'ya kadar gitmiş ve bütün serüvenlerini paylaşmış. "Akademi" oradan gelir. "Argeioi" deyimi "Argoslular" diye verilmiştir. Hesiodos'ta (Theog. Herakles onu tam boğacak­ ken de azgın bir boğa oluvermiş. Akamas güzel kadını geri istemek için Troya'ya elçi olarak gönderilir. 25). Bu kez yiğit boğanın bir boynuzunu kopararak alt etmiş Akheloos'u. Akhates. Arkadya kralı Phegeus tarafından öldürülün­ ce. Troya'nın düşmesine yol açan tahta atla giren sekiz Akha yiğidinden biridir. (2) Gene İlyada'da adı geçen ve Troya'lılar safında dövüşen Trakya'lı önder. Latince "Fidus Achtes" diye anılan adı. Tanrı Apollon ile sevişmiş ve Miletos'u d o ­ ğurmuş (Miletos). 340) ve Homeros'ta ( İ l . babası. Sonuç verme­ yen görüşmeler sırasında Priamos'un kızı Laodikeia ile tanışır ve sevişir. İ l k karşılaşmada yenilen Akheloos koca bir yılan kılığına girmiş. yalnız bir ırk ya da ulus adı olarak kul­ lanıldığından.

Akheron Yunanistan'ın Epir bölgesinde akan bir ırmağın da adıdır. Akhilleus. Gerçi Thetis'in birçok çocukları olur. adları kavramlarıyla o gün bu­ gün hep yeni f i l i z veren bir ağaç gibi yaşar. bir başkasına göre Prometheus) Zeus'a haber verirler ki. deniz tanrı Poseidon da âşıktırlar. uzun uzun kavaklar göreceksin. Kharon'un kayıgıyla bu çamur ırmağını geçtikten sonradır ki varılır asıl Hades'e (Hades). Yun. ( 1 ) S O Y U V E D O Ğ U Ş U .AM-ltKUlN toprakları sulayan ırmaklar bereketin simge­ sidir (Deianeira. Yanlış bir etimoloji adını "Acılar Irma­ ğı" (akhos. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. 6). 21) belli olduğu gibi Akhilleus. bir Nereus kı­ zı. Thetis ile Peleus'un düğünü Tesalya'da Pelion dağının tepesinde kutlanır. Kavga tanrıçası Eris'in düğüne çağrılmadı diye kızıp masanın üstüne bir altın elma atması üç tanrıça arasın­ daki güzellik yarışmasına yol açar (Paris). onları ateşin üstüne tutarmış. yüreği benim gibi acılı biri var mı? Zeus bunlar arasında bir bana verdi acıları. çocuğu kaptığı gibi. Aeneas destanında da (Aen. Thetis'ten doğacak olan ço­ cuk kaderin buyruğuna göre babasından da­ ha güçlü olacaktır. aleve vermiş. Akheron.burgaçlandıgı dipsiz bir bataktır. 429 vd. Herakles). Tepesi atmış. Hephaistos. tanrıların hepsi de hazır bulunurlar. Thetis'i evinden kovmuş. Uğursuz başlayan bu evlilik uğursuz gider. Homeros'un büyük İlyada destanı aslında İlyon. acı demek) diye tanımlardı. Ama H o m e ros'un taslağı. Aiakos oğlu Peleus'a. o kadar ki Zeus onunla evlenmeyi bile düşünür. bundan amaç gövdelerindeki ölümlülük t o ­ humlarını yok etmekmiş. Akhilleus'un destanıdır.): tanrıçalar arasında. Olympos'taki . Akhilleus'un. Hades bataklığına doğru. bir eylemiy­ le biter. Akhilleus Yunan mythos'una en çok konu olmuş kişidir. sonra da ortaça­ ğın en büyük şiiriyle Dante. ölüler ülkesini bize ilk anlatan Homeros'tur. Yeraltında akan ırmakları şöyle tanımlar H o meros (Od. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Peleus'la Thetis'in oğludur. Thetis bu ev­ lenmeyi oğlu Akhilleus için silah istemeye git­ tiği Hephaistos'a yana yakıla şöyle anlatır (İl. 508): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. katlandım bir adamın yatağına girmeye. Aigina ise ırmak tanrı Asopos'un kı­ zı ve Okeanos ile Tethys'in torunudur. ilkçağ bu ırmağın yeraltı dünyasına aktığına inan­ mıştı. ama bir ölümlü ile evlendiğine üzülen ve çocuklarını kendisi gibi ölümsüz kılmak isteyen Thetis geceleri kalkar. orada Akheron'a Pyriphlegeton ve Kokytos akar. Birçok çocuğu böy­ lece yanarak öldükten sonra. X. VI. onları kapsayarak özet­ lemek için. bir ölümlüyle düşüp Söyle. yani Troya şehri­ nin destanı değil. Belki ıssız bir böl­ gede derin bir yarın içine dalıp kapkara bir ba­ tak olarak denize döküldüğü içindir ki. Soy ağaçlarından (Tab. ama bir kâhin ( b i r anlatıma göre tanrıça Themis. Thetis. Ne var ki İlyada'da anlatılan olaylar Akhilleus efsanesinin ancak çok kısa bir bölü­ müdür. istemeye istemeye. bunca deniz tanrıçalarından bir beni verdi ölümlü kocaya. XVIII. Zeus'la Aigina'nın oğludur. yani bir deniz tanrıçasıdır (Tab. bir gece Peleus uyanmış. bu kahramanın bir eylemiyle başlar. Efsaneye göre Akheron Helios'la Gaia'nın (güneşle toprağın) oğludur. 295) anla­ tılan Akheron çamurlu suların kaynayıp. Olympos tanrılarıyla Titan'lar arasındaki savaşta susuzluktan yanan devlere su içirdiği için Zeus'un laneti­ ne uğramış ve yeraltı ülkesine kapatılmıştır. doğuşu üstüne anlatılan efsa­ ne şudur: Nereus kızı Thetis'e tanrılar tanrısı Zeus da. Onun ardın­ dan Vergilius gelir ilkçağda. sonra çık yola. ama Akhilleus ana tarafından olduğu kadar baba tarafından da tanrılara ve en büyük tanrılara bağlıdır: Dedesi Aiakos. tiksine tiksine. bunun üzerine tanrılar Thetis'i bir ölümlü ile evlendirmekten başka çare bulamazlar ve kendisine koca olarak Phthia kralı Peleus'u seçerler. bölüm bölüm ayırmak gerekir. Yeraltı dünyasını. kısır söğütler. Orada alçak kıpı var ve Persephone'nin koruluğu. bakmış ki karısı olacak deniz kızı küçük Akhilleus'u topuğundan tutmuş. Bu kahraman üstüne ilkçağın başın­ dan sonuna dek uydurulan efsane ve masal­ lar o kadar çoktur ki.

saz çalıp ezgi söyleme­ sini." "Uzun değil. Ne var ki Akhilleus kız kılığına gir­ miş ve kralın kızları arasına karışmıştır. Peleus hekimlikte usta olan at adam Kheiron'a vermiş Akhilleus'u. Odysseus da onu peşine ta­ senin yüzünden neler çektim ben. neler. o zaman genç bir delikanlı olan Akhilleus sefere katılmamak İçin Yunanis­ tan'ın karşısındaki Skyros adasına gönderilir ve orada kral Lykomedes'in sarayında ko­ nuklanır. H a ­ remde yaşayan Akhilleus'a Pyrrha ( k ı z ı l saçlı) adı verilmiş. dudaklarına rer önlerine. Akhaların en büyük kahra­ rir. Thetis iki şıkkı şöyle dile getirmişti oğluna (Il. şarabı püskürtürdün almaya. XI. yalan söylememeyi. böylece gövdesini silah işlemez hale getirmiş. tükenmez bir ün var.. Bu konuda anlatılan ve İlyada'da izine rastlanmayan efsane şöyledir: Akha öndetL ri Troya seferine gitmek üzere hazırlığa baş­ layınca. bunu ken­ disi de. ama çocuğun dudak­ ları ve sağ ayağının aşık kemiği yanmış.): İki ayrı kader götürecek beni ölüme: Burada kalır. dönüş yok. kısacık bir ömür verdi kader sana. onları arsızlık eder. Kheiron'un yanın­ da Pelion dağında ne kadar kaldığı belli değil­ dir. İlyada'da Kheiron'dan eğitim gördüğü gerçi söylenir. kadınların önünde bohçası­ oturturdum seni dizlerimin üstüne. savaşırsam Troya çevresinde. canım gibi sevdim. araba sürmekte ve koşmakta kimseden geri kalmamasını.kalkmaktan hoşlanmayan tanrıça da denizin dibine dalmış. savaşmakta. ama Troya'ya kendisiyle gelen lalası Phoiniks onu nasıl büyüttüğünü şöyle anlatmaktadır (İl. Başka bir efsaneye göre Thetis oğlu­ nu ateş üstüne tutmamış da. karısı da çocuğa bakmışlar. Pyrrha kılığındakl göğsümde gömleğimi ıslatırdm boyuna. güzel konuşmasını ve her şeyden önce de kargı atmakta. Öte yandan Akhaların kâhini Kalkhas'ın Akhilleus sefere katılmazsa Troya'nın alınamayacağını bildirmesi üzerine.. ünüm olmasa da çok yaşayacağım. Akhilleus da bu yüzden böyle hızlı bir koşucu olmuş. Dönersem yurduma. ama anası ( y a da babası) onun ölmesini önlemek için bazı düzenler kurum lardı. ama topuğundan tuttuğu için bir orasından yara alabilirmiş. Erdemlerin her çeşidine de alış­ tırmış: Acıya dayanmayı. Nitekim Akhilleus sonradan bu yerinden vurulup öldürülmüş. ölüm öyle çabucak gelip çatmayacak. 485 vd. bir daha varmamış kocasının yanına. Kheiron'un ana­ sı da. kıymetli silah da vardır. koş­ makta üstüne olmayan bir devin iskeletinden aldığı bir kemikle değiştirmiş (Kheiron). cı kılığına girip Lykomedes'in haremine so­ ne de evde yemek yemek isterdi. gezgin satı­ bensiz ne şölene gitmek isterdi canın. biraz yeti­ şince at adam ona öğretmediğini bırakma­ mış: At yetiştirmesini. IX. seni b e n getirdim Odysseus yiğidi aramaya çıkar. kı)) Akha ordusunun toplandığı Aulls'e geti­ ( 3 ) A L İ N Y A Z İ S İ .): başarısızlık şanslarını elinde tutan o yenilnez savaşçının trajik bir yazgısı vardır." Akhilleus gerçi kaderini kendi seçebilir. At adamın yanında Akhilleus büyütülür ve eğitilir. böylece kimli ağzından. ölçülü ve dayanıklı olmayı h e p Kheiron'dan öğrenmiş. Peleus yedinci çocuğu olan Akhilleus'u böylece kurtarmış. Akhilleus bunları görünce dayanamaz. dövüşmekte. sevgili baba toprağına.. anası Thetis de şöyle dile getirirler ( İ l I. bir söylentiye göre de Lykomedes'in kızlarının biriyle sevişmiş ve ileride adı geçecek oğlu Neoptolemos (Pyrrhus) da o n ­ dan doğmuştu. nı açıp bir sürü kumaş dokuma ve işleme se­ etini keser. 4 1 1 vd. ama bohçanın dibinde birkaç uzatırdım şarabı. Troya savaşının başarı ve . o da yanan kemiği. ( 2 ) ÇOCUKLUĞU. çağın yiğitlerinin hepsinden üs­ tün olmasını. Styks ırmağına batırmış. Akhilleus az yaşasa da ünlü yaşamayı seç­ miş ve bunun için Troya savaşına katılmaya karar vermişti. ğini açığa vurur. manı Akhllleus'un. ağzına verir. kulur ve kızların. Tanrıya benzer Akhilleus. yetiştirdim seni rınca kurnazca bir düzen tasarlar. kullanmaya can atar. Skyros'a va­ bu hale. Akhilleus Kheiron'dan öğrendiği hekimliği ve edindiği ilaçlan Troya savaşında yaralılar üstünde kullanır. 352 ve 414): "Anaml Kısacık bir ömür sürmek için doğurdunsa beni.

Akhillus böy­ lece içinde karşıt eğilimlerin çarpıştığı gerçek bir insan oluverir. onurlu. Akhillus Apollon oğlunu Öldürürse Troya önünde si­ lahla öldürülmekten kurtulamayacaktır.AKHİLLEUS (4) T R O Y A SEFERİ. bilin­ diği gibi. Argos'tan yola çıkmaya hazırla­ nırken. eşine az rastlanır bir ustalık ve dünya­ nın başka hiçbir destanında görülmeyen eleş­ tirici bir anlayışla onu hem iyi. 165 vd. Bu olayların birbirini nasıl izlediği İlyada mad­ desinde anlatılmıştır. z a U m ve duygusuz bir adam gibi mi gösterilir İlyada'da? Homeros yiğitlerin yiğidini gerçi bu vasıflarla donatmış. Sonra da saldırganlar yanlış bölgeye çıktıklarını anlaya­ rak denize açılırlar. çobanları Aineis'le kavgaya tutuşur. ama yüreği ondan yana değil. hem burada kalayım. (5) AKHİLLEUS'UN D R A M I . Akhilleus'un öfkesi. Khryse'den Khryseis'i tutsak olarak alır. önlemeye çalışır. şehri yağma eder. düşmanlarını titreten. Anası Thetis'in bildirdiği bir tanrı buyaıguna göre. Biz burada Akhilleus'un kişiliği ve karakteri üstünde duralım. mal. A k h i U e us kargısıyla Telephos'u yaralar. payı başkomutan alır (İl. ama bir fırtına onları geri­ singeri Yunanistan kıyılarına atar. tıpkı bir romancı gibi Akhilleus'u bir insan olarak canlandırmayı amaç edinir ve akla karayı gereğince karıştı­ rarak. Burada rüzgârların esmesini sağlamak için İphigeneia'nın kurban edilmesine karar veri­ lir. Bu dokuz yıl böyle geçtikten sonra. saldırıya geçti mi "ovada bir yıl­ dız gibi parlayan" Akhillus yalnız üstün bir savaşçı ve üstünlüğünü bildiği için de gururlu.): Bir Atreus oğulları mı sever karılarım? Sever. ha. Agamemnon kızını güya Akhilleus'a nişanlamak için getirtir Aulis'e. H o meros destanının baş kahramanı. savaşın onuncu yılında Ilyada destanına konu olacak olaylar baş gösterir. Bir efsaneye göre. Akhillus orada Agamemnon'la i l k kez kavgaya tutuşur ve Apollon'un oğlu Tenes'i öldürür (Tenes). Bu kırgınlığını da şu basit. bacaklarından güç ve canlılık fışkıran. Telephos çıkagelir. . kazanmışım onu ben kendi kargımla. Lyrnessos'tan Briseis'i. kolların­ dan. korur karısını duygulu. küsüp savaştan çekilmesi ve Patrokolos'un ölümünden sonra gene savaşa dönüp Hektor'u öldürmesidir. yüreği yurdunu savunan durgun. Akhillus bilmeden bu işe alet olur. Akha donanması Argos'tan Aulis'e varır. tanrı sözcüğü bu ya­ rayı ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini bil­ dirmiştir (Telephos). erkektir. hırslı. ama başaramaz (Iphigeneia). er­ demli kahraman insan Hektor'dan yanadır Homeros'un. Akhilleus'un iyileştirdiği Telephos'un kıla­ vuzluğunda gene Anadolu kıyılarına doğru yola çıkılır ve Tenedos adasında durak yapıhr. Akhlleus durumu anla­ yınca. bu arada Patroklos ile birükte Ida dağındaki Troyalı sürülere saldırır. Hem onur payımdan olayım.): K ı y a s ı y a savaşta benim kollarım görür en büyük işi. getirir. aralarında savaş başlar. 340 vd. yaşantısı da gerçek bir dram olarak canlanır gözümüzde. çünkü sanatı on­ dan yanadır. yapılan haksızlığı unutamaz. Troya önünde dokuz yıl kalınır. insanca sözlerle dile getirir (İl. Akhilleus'un Agamemnon'a karşı öfkesinin asıl nedeni sömürüye karşı ayaklanmadır: Kendisi hiçbir çıkar gütmeden savaşır. AkhiUeus. Ben de yürekten seviyorum benimkini. bize hem olumlu. ölçülü. mülk sahibi edeyim diye seni? Agamemnon özür dileyip eünden aldığı Briseis'i geri vermeye razı olunca. IX. hem kötü bir adam olarak çıkarır karşımıza. tanrıça oğlu ve tanrılara denk AkhiUeus yal­ nız kaba kuvveti mi simgeler? Kimsenin karşı gelemediği. didi­ nir. Akhilleus'tan aldı­ ğı yara iyileşmiş değildir. ama bölüşmede payın en okkalısı sana gider. Bu sırada Akhilleus'un komşu bölgelere yaptığı çapul­ culuk seferleri İlyada'da ayrıntılarıyle anlatılır: Mysia'nın Thebe şehrinde Andromakhe'nin babası Eetion'u öldürüp. Bu kez Aulis'ten değil. insafsızca kesip biçen. inatçı v e alıngan. İlyada'nın konusu. akıllı her adam. çetin. G e n e de. hem olumsuz görünen bu nitelikleri en parlak ve çarpıcı renklerle belirtmiştir. Mysia'ya yerleşmiş olan Herakles'in oğlu Telephos on­ ları karşılar. Akhillus dönmek istemez. İlk çıkarmanın Troya'nın çok güneyinde Mysia bölgesine oldu­ ğu anlatılır. I. Akhalar Troas'a vardıklannı sa­ narak hemen yağmaya koyulurlar.

köpek. Uzun bir savaştan sonra üstün gelen Akrisios Proitos'u Lykia'ya sürerek tahta oturmuş. nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi? Ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını senin. şunun etini parçala. X X I I . insanları birbirine düşüren kav­ gaya. Hadi gel. tartsalar şurada. düşmanlık. yüreğim kışkırtıyor beni. çiğ çiğ ye. ama tanrıça Artemis hep bir hastalık çıkararak kızın evlen­ mesine engel olmuş. diyor. Akrisios. çare bulsun. Ama soylu olmadığı için kızı kendisine vermeyeceklerini bilen Akontios bir düzene baş vurmuş. iki insandır karşı kar­ şıya. avutsun diye. yalvarmalarına şöyle karşılık verir (İl. daha çok veririz deseler. 10). Proitos da Anadolu kıyıların­ da kral lobates'in kızı Anteia ile evlenmiş. konuklamakla kalmaz. bir ayva alıp üstüne şu sözleri kazmış: "Artemis tapınağı üzerine ant içiyo­ rum ki ben Akontios'a varacağım!" ve ayvayı kızın önüne atmış. bk. tanrılar bile dayanamaz bu manzaranın dehşetine (İl. Ayvayı eline alan Kydippe üstündeki yazıları yüksek sesle okumuş. Dardanos oğlu altın koşa teraziye senin ağırlığınca. tuttu elinden kaldırdı ihtiyarı. iki düşman hıçkıra hıçkıra dövünürler karşı karşıya. kendi babasını hatırlar. Hektor'un ölüsünü kendi yıkar. ko uyusun bağrında acılar. yalvarma bana anan.ıyn. Delphoi tanrı sözcüsü Akontios'un düzenini açığa vurunca Kydippe'yi Akontios'a vermekten başka çare kal­ mamış. 345 vd. ( 6 ) A K H İ L L E U S 'U N Ö L Ü M Ü . acımıştı ak sakalına. Akontios. sevgiyle diyeceğim. Ama bu kez Patroklos'un öcünü alaca­ ğım diye kudurür.ısından aldığı bir ordu ile Yunanis- . Priamos'u avutmak. döşeğine yatırıp ağlamayacak sana seni doğuran. gider. kuşlar yiyecek bütün bedenini. yiğit ve ihtiyar baba bakarlar birbirlerine doya doya. Briseis götürülünce çağırır onu. beni bir daha kandırmaya kalkmasın sakml Acı ağır basınca bir çocuk gibi ağlar dövü­ nür Akhilleus. XXI). Memnon. Aynı acımak bilmez azgınlıkla canını almak­ tadır yere serdiği Hektor'un. ne acılar çekmiş yüreğin! Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek başına. çünkü ihtiyar. genç adam da ihtiyarda kendi babası­ nı görür gibi olur. Atina'ya döndükten sonra ba­ bası kızını üç kez nişanlamış. yirmi katını. k. 514 vd. ama yemini ye­ min sayılmış. Ne yapalım yasımız çok büyükse. anasına yalvarır gelsin kurtar­ sın. baban admal Gönlüm.): Akhilleus oturduğu yerden birdenbire kalktı. G e n ç . Yırtınır canından çok sevdiği dostunu koruyamadı diye. senin bana bu yaptıklarından sonra. mey­ veyi sonra da fırlatmış atmış. kimse uzaklaştırmaz başından köpekleri. Keos adasında yaşayan çok yakı­ şıklı bir delikanltymış.il. hazır­ lar ve babasına verir. Kanatlı sözlerle seslendi ona dedi ki: "Talihsiz adam. kin ve öfke yok olup gitmiştir. aldı onur payımı.): Dizlerime sarılma. Patroklos'a ağlar. sonra (İl. ağarmış başına. köpekler. bir tanrının barakası­ na getirdiği ihtiyar Priamos'u görünce şaşırır. Ataları Aigyptos ile Danaos'un düşmanlığını özlerin­ de taşıyan bu ikizler daha ana karnındayken dövüşmeye başlamışlar. Demirden bir yürek varmış göğsünde. yüreği dayanamaz bahtsız kralın ağlamaları­ n a . Günün birinde Artemis şenliklerine Delos'a gitmiş ve yolda Atina'nın en soylu ailelerinden birinin kızı olan Kydippe'ye rastlamış. genç adamda kendi oğlunu. Patroklos ölünce çağırır onu. X X I V . Bin pişman olur insanın aklını başından alan öfkeye. otur üstüne şu iskemlenin. Babalan ölünce Argos'ta kimin kral olacağı konusunda birbirle­ rine girmişler. ne çıkar yürek donduran iniltilerden! Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu: Yaşayacak insanlar acı içinde". getirseler bana kurtulmalığın on katını. ırmak başında doğradığı yüzlerce düşmanın kanından kara toprak kızıl ırmağa döner. Ama tutmaz sözünü. Görür görmez de tutulmuş ona.AKKIMt )! Agarnemnon oyun oynadı bana. Abas'ın Proitos ile Akrisios adın­ da ikiz oğullan olmuştu (Tab. Savaş. Pentbesileia.

ko- 28 . Alkinoos. Agamemnon İlyada'nın sevimsiz kralıysa. diriler araşma geri göndermiş. Admetos'un karısı (Tab. Perseus ile Andromeda'nın oğlu. Argos ilini ikiye bölerek hüküm sürmüşler. bir oğ­ lu da olsun diye Delphoi tapınağına başvur­ duğunda. sonra değiştirilmiş­ ti (Herakles). Parçaladıkları geyiğin kendi efendileri olduğunu anlamayan köpekler uluyarak Aktaion'u aramaya koyul­ muşlar. Herakles'e verilen bir addır (Alkaios. barışmak bilmez" anlamına gelir (Erinys). At adam da hayvanları avut­ mak için Aktaion'a benzer bir heykel yapıp önlerine dikmiş (Kheiron). 22). Alkinoos Odysseia'nın sevimli. böylece Kheiron'un mağarasına ka­ dar gelmişler. Perseus binbir kahramanlık yap­ tıktan sonra Argos'a dönmek istemiş. tanrıça Artemis'ten de usta avcı olmakla övünmüş. Ama Zeus gö­ nül vermişmiş Danae'ye. İkiz kardeşler de bir anlaşmaya varmışlar. Alkestis. onunla boğuşur ve Alkestis'i kolları arasından koparıp Admetos'a geri getirir. Alkaios. kızının herhangi bir erkekle ilişki kurmasını önlemek için çepeçevre tunçla ör­ tülü bir odaya kapatmış onu. 13). ölüm tanrı Thanatos'un peşine düşer. Yiğit birçok şiirlerde bu isimle anılır. Amphitryon yiğit Herakles'in ölümlü babası olduğun­ dan. can vermiş ve cenazesi mezara indiril­ miştir ki. Bir başka anlatıma göre. 14). At adam Kheiron'un Kithairon dağlarında yetiştirdiği Aktaion öyle yaman bir avcı olmuş ki. Herakles'e ilkin Alkaios oğlu anlamına gelen Alkides adı verilmiş. Kader gene de yakasını bırakmamış: Bir rast­ lantıyla Larissa'da düzenlenen yarışmalara katılan Perseus disk atarken. Aison ile îason'un ataları (Tab.tan'a dönmüş ve Kyklop'ların koca taşlardan bir surla çevirdikleri Tiryns'e kral olmuş. Adı "öfkesi dinmez. üstüne vurulduğu zaman ses çı­ karılmış. Alkides. 18). Gurura kapıl­ mış Aktaion. Öç tanrıçaları Erinys'lerin biri. yıkı­ lan surları yeniden yapmakta tanrı Apollon Alkathoos'a yardım etmiş. Akrisios'un Danae adlı bir kızı vardı. Thebai'li bir avcı (Tab. Tanrı bu işi yapar­ ken lyra'sını bir taşa dayamış. Aleksandros. Kadınlar arasında yiğitlik ve feda­ kârlık örneği olarak gösterilen Alkestis Euripides'e en güzel tragedyalarından birini esinlemiştir. yel almış attığı diski Akrisios'un kafasına indirmiş. Herakles). Genç ve güzel Alkestis kocası Admetos uğ­ runa ölmeye razı olur (Admetos). Alekto. Pelias'ın kızı. ama torununun kendisi­ ni öldüreceğini bildirmiş Akrisios'a. Oğullarından biri bir aslan tarafından par­ çalanan kral Megareus kızını canavarın hak­ kından gelecek adama vereceğini bildirince. Zehri iç­ miş. Böylece kızla birlikte krallığı da elde et­ miş. bununla da kalmayıp gü­ nün birinde tanrıçayı derede yıkanırken çıp­ lak görmüş. Amphitryon'un babası (Tab. Argos kralı da böylece ölmüş (Danae. Pelops ile Hippodameia'nın oğ­ lu. Çoban Aristaios'la Autonoe'nin oğlu. çarasini bulmuş. Ana-oğul Seriphos adasında kara­ ya çıkmışlar. Alkathoos bu işe talip olmuş ve aslanı öldür­ müş. ağıtlarla. Aison'un karısı. al­ tın yağmuru halinde akmış çatı aralığından Danae'nin içine kadar. Aktaion. Priamos'un oğlu Paris'in baş­ ka bir adı (Paris). o taş tarihsel çağlarda da. Alkathoos. Alkestis'in öldüğünü duyunca. tanrı sözcüsü Danae'nin bir erkek çocuk doğuracağını. Atreus ile Thyestes'in kardeşi (Tab. Alkidike. Salmoneus'un karısı. onun üstüne yokmuş bütün bölgede. Telaşa düşen kral. Bu küstahlığa içerleyen tanrıça Aktaion'u bir geyik haline dönüştürmüş ve el­ li köpeğini de üstüne salmış. Haberi alan kral Tesalya'da Larissa şehrine kaçmış. Olup bitene akıl erdiremeyen Akrisios kızıyla torununu bir sandığa kapatarak de­ nize atmış. Perseus). ölüler ülkesinin acıma nedir bilmeyen tanrıçası Persephone Alkestis'i görünce yumuşamış ve onu daha genç ve daha güzel olarak yeryüzü­ n e . 22). lason'un anası (Tab. Alkimede. Kaynatası Megareus'un kurduğu Megaira şehri Girit'lilerin saldırısına uğrayınca. 22). iniltilerle çınlayan saraya Admetos'un dostu Herakles çıkagelir. Danae Perseus'u do­ ğurmuş.

(Od. yatıştırırdt bütün kavgalarını erkeklerin! Öyle bir cennettir ki Alkinoos'un ülkesi. cömertlikte de ilk iş­ marı veren Arete'dir. Arete'yi öyle saydı. bakın Alkinoos eşini nasıl baş tacı eder (Od. Odysseus'un sara­ ya varınca dosdoğru Arete'nin dizlerine ka­ panmasını salık verir ona (Od. Dört yandan surla çevirmişti kenti. 11): Tekmil Phaiak'ları yönetirdi Alkinoos halkı sayardı onu bir tanrı gibi. bütün Phaiak önderleri de danışmanları da uyarlar sözüne. hem çocukları saydı onu yürekten. duyar­ lıkla.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. yerleştirdi Skherie'ye. Odysseus kimliğini açığa vur mak zorunda kalır ve serüvenlerini anlatmaya girişir (Demodokos). Penelope gibi insanlı gın daha ince. oyun. giderek. Ama Alkinoos'un dün­ ya görüşü ve insanlık anlayışı sanata saygı İ l e de bitmez. kendisi­ ne damat edinmeyi özler. İç ve dış düzeni Odysseus'a bile par­ mak ısırtacak gibidir.). danışmanları ile birlikte yönetir ulusu­ nu. Tepegözler onların topraklarım boyuna yağma ederlerdi. Konukluk kurallarına uyarak Odysseus'u hemen. 67 vd. Nausikaa.): Benim kızım ödevini tam yapmamış. daha cana yakın. daha duyarlı ve becerikli yönü nü simgeleyen kadınlardır. Yatağı o yapar. tatlı sözlerle selam verirlerdi şehre inince o. Odysseia'da bundan daha güzel. tapınaklar yapmıştı tanrılara. insanseverlikle yerine getirebilir diye saymakta. denizci blı ulus olan Phaiak'ların başıdır. VI. 299 vd. sandığı o ha­ zırlar. Phaiak'ların sa­ rayında asıl onun sözü geçmektedir. Batı yazınında ilk "ütopya" diye tanımlayabi­ liriz onu. 4 vd. çok akıllıydı. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. . on iki kralın on üçüncüsü sayar kendini. kim olduğunu. istediği an gemileriyle onu yurduna göndermeye hazır olduğunu bil­ dirir ve bu sözünü hiç gecikmeden yerine ge­ tirir. tekmil toprakları dağıtmıştı. VII. güçte üstün. Alkinoos. hiçbir kadın böyle sayılmadı yeryüzünde. Ama biz Alkinoos'u Homeros'un arzından dinleyelim. tadına doyulmaz bir parça yoktur. halk da bir tanrıça gibi baktı ona. sevmektedir onu. Tanrı yüzlü Nausithoos on/arı kaldırdı. Konukseverlikte de. Homeros bir mimarlık baş eseri olan bu sarayı anlatmakla bitiremez (Od. yalnız Alkinoos değil. Ama bu saygının asıl nedeni Arete ile ev­ lenmiş olmasıdır. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. rahatını o sağlar konuğun. Odysseus'u öyle beğenmiştir ki. 310 vd. zorba Tepegözlere yakın.nuksever. ne diye evimize getirmedi alıp seni? Karısı Arete'ye saygısı da Homeros destan­ larında görülen kadına değer vermenin daha yüksek bir aşamasını yansıtır. düşünceleri tanrılardan gelen Alkinoos kraldı şimdi. Kadın. götürdü. yarışma Phalak'lann ya­ şamında büyük yer tutan uğraşlardı Ozan Demodokos'un Troya savaşından söz açması üzerinedir ki. VII. Arete erdem demek. evler kurmuş. evinde yaşayan hiçbir kadın. Kadın erkeğin mutluluğudur. VII. ülkesinin ön­ derleri. adı üs­ tünde Erdem'in kendisidir ve erkeğin başara­ madığı bazı edimleri daha bir incelikle. V I . ve madem sen yalvardtydm ona ilkin. erkeğinin buyruğunda. VI. Odysseia'ya üstün uygarlık havasını veren ki­ şiler Arete. iyi yürekliydi de ondan. Anasının kı­ zı olan Nausikaa da kurtarmamış mıydı Odysseus'u ölümden? (Nausikaa). 263 vd. hem kocası. Alkinoos sarayinin iç düzeni daha az parlak değildir: Şiir. konuğum. •M.). öyle saydı ki. Phaiak'ları şöyle anlatır (Od. Özgürlüğe olan eğilimi ilk ve orta çağlan çok aşan modern denebilecek bir nite­ lik taşır.): Alkinoos kendine karı aldı onu. uygar ve halkseveı kratıdıı Bugün Korfu adası olduğu genellikle benimsenen Sklıerie'ye yerleşmiş. Nausikaa da bunu bildiği içindir ki. konuğuna kıla­ vuzluk etmedi diye kızı Nausikaa'yı kınar (Od. Erkeği kadın­ sız olarak düşünmek olanaksızdır Homeros destanlarında. nereden geldiğini sormadan benimser. madem hizmetçileri vardı yanında. ama en ufak bir baskıda bulunmaz.

Herakies).ALKMAİON Alkmaion. A l k maion Eteokles'in oğlu Thebai kralı Laodamas'ı kendi eliyle öldürdü ve Polyneikes'in oğlu Thersandros'u tahta oturttu (Epigon' lar). Gene de ikircik­ liydi. Amphitryon da tanrı buyruğuna boyun eğerek. Amphitryon bu işi yapmaya gitmişken. Ne var ki Psophis topraklarında korkunç bir kuraklık baş gösterir. Dönüşte Alkmaion Delphoi'ye uğradı. ana­ sını öldürmek görevini yerine getirmenin ge­ rekli olup olmadığını sordu. çok yaşlı olarak ölen sevgilisini Zeus Mutlular Adasına götürüp. Harmonia'nın uğursuz süslerini de Apollon'a adak olarak Delphoi tapmağına verirler. Kocası ölün­ ce. Psophis kralı Phegeus'un sarayına varır. 13). Alkmene oğullarının izinden gitmiş. bir tanrı sö­ zü Alkmaion başlarına geçerse zafer kazana­ caklarını bildirmişti çünkü. Amphiaraos. yeraltı yargıcı Rhadamanthys'le ev­ lendirmiş. Yolda Keyks kor­ kunç bir fırtınaya tutulmuş. Aynı gece sabaha karşı seferden dö­ nen Amphitryon da güzel karısına kavuşur. H e rakles tanrılara karışınca. Ne var ki kocasının biraz önce boş bıraktığı yatağa gene döndüğünü görünce Alkmene de. ama dinletememiş. Alkyone. gözlerini oymuş. Dalgalar ölüsünü kıyı­ ya. Daha sonra aldatıl­ dığını öğrenen Amphitryon Alkene' yi diri di­ ri yakmak istemiş. Alkyone ile Keyks'i birer deniz kuşu haline getirmişler. Söylentiye göre. Zeus güneşe bu süre dolmadan görünmemesini buyurmuşmuş çünkü. Alkmene. Kallirhoe'nin yakarması üzeri­ ne çabuk yetişen oğlu Akarnan kan davasını sürdürerek Phegeus'un oğullarını öldürür. Onun üstüne hiçbir ölümlü kadınla da ilişki kurmamış Zeus (Amphitryon. Alkyon denilen bu masal kuşu. karısından fazla bir iltifat görmeyince Amphitryon da şaşmışlar. sonra da oğluna bunca eziyet yapan o kral da can verince. Alkyone yalvarmış gitmesin diye. Yalan meydana çıkınca Phegeus konukluk kurallarını bozmamak için Alkmaion'u kendi eliyle değil. birleşir onunla. ile Eriphyle'nin oğlu (Tab. yuvasını dal­ galar üstünde kuran bir çeşit martı imiş. dönüşünü gözleyen Alkyone'nin önüne . Rüzgârlar kralı Aiolos'un kızı Alkyone Sabah Yıldızının oğlu Keyks'le evlen­ miş. Argos'lu kâhin. kardeşlerini öldüren Taphos'luları cezalandırmasını ister ondan. Karı-koca öyle mutluymuşlar ki Zeus ile Hera'ya benzetirlermiş kendilerini. Ama öç perisi Erinys'ler hemen takıl­ dılar peşine. Apollon'un tapınağına adayacağını söyler. oğullarına analarını cezalandırmak gö­ revini yüklemişti. gemisi batmış. tanrıdan olumlu cevap alınca Argos'a döndü ve Eriphyle'yi öl­ dürdü. Bu kez de Eriphyle işe karıştı: Harmonia'nın gerdanlığından sonra. Phegeus onu su­ çundan arındırır ve kızı Arsinoe'yle evlendi­ rir. Amphiaraos. Zeus Amphitryon kılı­ ğında Alkmene'nin yatağına girer. Epigon'lar diye anılan Yediler'in oğulları ikinci Thebai seferine önder olarak Alkmaion'u seçmişlerdi. Kaza ile babasını öldüren amca oğlu Amphitryon'la evlenmeye razı olur. bu sevişme üç tam gün sürmüş. ırmak ağzında anasının ölümünden sonra meydana gelmiş bir toprak üstünde ırmak tanrı Alkmaion'u bir daha arındırır. Ovidius bu öyküyü biraz değişik biçimde anlatır: Günün birinde Keyks denizaşırı bir tapınağa gidecek olmuş. ama kız ona varmak için Harmonia'nın gerdanlığı ile peplos'unu şart koşar. orada da rahat bulamayınca. Eurystheus'un hış­ mından kurtulmak için Atina'ya sığınmış. ama Zeus odun yığınını. Alkmaion. 23). babasının can verdiği kente gitmekten çekiniyordu. Savaşta Epigon'lar üstün geldiler. karısının bir gece aralıkla doğurduğu Herakles'le İphikles'i bağrına basmış. gene Delphoi tapı­ nağına baş vurulur ve tanrı sözcüsü Alkrnaion'un ikinci bir kez arındırılması gerektiğini bildirir. üstüne yağmur yağdırarak söndürmüş. Tanrılar kıskanmış bu mutlu yuvayı. Alkmaion gene Psophis'e dönüp Phegeus'tan ister bunları. Gene yollara düşen ana katili ırmak tanrı Akheloos'un yanına varır. Önce Arkadya'da Oikles'in yanına sığınır. tanrı armağanı ünlü "peplos"unu da rüşvet alarak oğlunun sefere çıkmasını sağla­ dı. Tanrı bu süre içinde Herakles'i ana rahmine yerleş­ tirmiş. Mykene kralı Elektryon'un kızı (Tab. Ömrünün son günlerini gene Thebai'de geçirmiş. kendisi de boğulmuş. Akheloos da ona kızı Kallirhoe'yi verir. öleceğini bildiği Thebai seferine katılmadan önce. ülkeden ülkeye kovaladılar onu. Orada. oğullarının eliyle öldürür. ama önce.

denizle karanın yerini değiş­ tireceklerini bildirmişler. Sicilya'da yaşayan korkunç bir dev. . Yolda rastladığı bir başka deli­ kanlı onun yerine kurban olmayı kabul etmiş. Alphesiboia. Mr leagros da o saat ölmüş. sonra yermiş. Aloeusoğulları. Alpheios su perisi Arethusa'ya da tutkunmuş. Tanrı onu elde etmek için binbir çare düşünmüş. Alpos. cezalarını verirler bu azmanların. vurdular onu kalın zincirlere. Üstelik de âşık ol­ dukları Hera ile Artemis'i kaçırmayı tasarla­ mışlar. Aloeus'un karısı İphimedeia tanrı Poseidon'a aşıkmış.ı öldürül onları. Oğlu Meleagros yedi günlük iken Kader tanrıçaları Althaia'ya gelmişler ve ocaktaki bir odunu göstere­ rek. (1) Gök ile Toprak tanrıların meydana getirdikleri devler arasında en güç­ lülerinden biri. Dişisinin de denizde kuluçkaya yatabilmesi için Zeus Aiolos'a kış dönümünden yedi gün önce ve sonra yelleri dindirmesini buyurmuş. Ülkeyi ka­ na boyayan Lamia canavarına yem olmak üzere seçilmiş. Herakles bu yüzden onu sırtlanıp başka bir ülkeye götürmüş ve bir ok­ la öldürmüş (Herakles). Koşa koşa bir ırmağın kıyısına gelmişler. her gün deniz kı­ yısına gider. onu kafasın­ dan yakalayarak yere çalmış ve ezmiş (Lamia). Tanrıların canına tak der so­ nunda. tunç bir küpte kapalı kaldı tam on üç ay! Hermes kurtarır Ares'i. Odun çabucak tutuşup kül olmuş. denizleri topraklarla örtüp kurutacaklarını. kalkarmış. çünkü anası Toprağın üstüne düştükçe doğ­ rulur. dev çarpılıp denize. Althaia yaptığına bin pişman olup canına kıymış (Melcautoa). Yolcuları pusuya düşürür. Bunun için de Ossa dağını Olympos'un üstüne bindirip te­ pesine de Pelion dağını oturtarak göğe tır­ manacaklarını.ırıyl. bu odun yanıp kül olunca Meleagros da ölecek demişler. Otos'ia güçlü Ephialtes. İ M ş k . Alkyoneus. Kalydon kralı Oineus'un karısı.Al II IAIA atmış. Medos. ikisini de deniz kuşu yapmışlar. kız ırmağı geçebil mek için tanrının kollan arasına girmeye razı olmuş. Ne var ki Meleagros Kalydon avı sırasında Althaia'nın kardeşleri olan dayı larını öldürmüş. (2) Delphoi'li güzel bir delikanlı. Makedonya'daki devler savaşına katılmış. Ölümlü babaları Aloeus olduğu için Aloeusoğulları deniyor bunlara. geçilen ırmağa da Tıgris (Dicle) yani Kaplan ırmağı denmiş. Alpheios onlara yaklaşmak istemiş. ama savaş tanrı bit­ kin durumdadır. kayalar altında ezer. Sonunda tanrı birleşmiş onunla. Elis ile Arkadya bölgeleri arasında akan bir ırmak. altında Typhon devi­ nin bulunduğu adanın yanına düşmüş. Aloeus'un iki oğlu. Bu devi tanrı Dionysos öldürmüş: Thyrsos değneğini boynuna atın­ ca. eliyle su alıp göğsüne dökermiş. Rlı anlatıma göre Zeus yıldırımla çarpar. Alkyone de kendini dalgalara bırakın­ ca tanrılar acımış bu karı-kocaya. Bunu duyunca Althaia ocağı hemen söndürmüş ve odunu alarak bir sandı­ ğa saklamış. onu Sicilya'ya dek kovalamış (Arethusa). Dionysos'un tutkun olduğu Asya'lı nympha. sonunda bir kaplan olup kızı kovalamaya başlamış. Alpheios. periler de yüzlerine çamur sürerek kendilerini tanın­ maz hale getirmişler. ama onu yere sermek olanaksızmış. Hesiodos'un Theogonia'sında adı geçmez. Meleagros ve Deianeira'nın anası. Tanrıların başına açtıkları dertlerden birini Homeros şöyle anlatır Ilyada'da ( V . ı bir anlatıma göre Apollon okl. Artemis ve nympha'lara saldırıları masal konusu olmuştur: Günün birinde Artemis nympha'larla ırmak ağzında şenlik yaparken. Med'ler boyuna adını verdiği gibi. bir kulaç da boyuna giderlermiş. Althaia. öyle ki dokuz yaşına vardıkları zaman tanrılara savaş açmaya karar vermişler. Dionysos'tan gebe kalıp Medos'u do­ ğurmuş. Cezalan Hades'te de sürdürülür! Y ı lanlarla bir sütuna bağlı oldukları halde bir baykuşun durmadan ulayarak ötmesini dinle­ mek zorundadırlar. Bütün ır­ maklar gibi Okeanos ile Tethys'in oğlu sayı­ lır. Peloponez'de. 385): Ares de bu yüzden çok acılar çekti. Devmiş her ikiside: Her yıl bir karış enine. canavarın mağarasına girmiş. iki oğulları olmuş: Otos ile Ephialtes. Anası da öfkeye kapılarak sakladığı yarı yanmış odunu alıp ateşin içine atmış.

Bu tutum Anadolu'ya gelen Yunanlıları çok şa­ şırttığı içindir ki. Ünlü yontucu Pheidias'ın atelyesi bu korulukta imiş. Amaltheia. Latium kralı Latinus'un eşi. Erkekleri yanlarında köle ya da uşak olarak bulundururlar. Ama­ zon'ların erkek gibi oluşu. atı yalnız arabaya koşmak için kullanan ilk Yunanlıları özellikle etkilemiş olsa gerek. Efsaneye göre Amazon'lar savaş tanrı Ares i l e Harmonia'nın ( y a da Aphrodite'nin) k ı z l a rı sayılır. Bu baltaya hem Girit'te. çocuklannı doğar doğmaz yutan Kronos'tan kurtulup Girit'e kaçırdığı Zeus'a dadılık eden nymphanın adıdır. özellikle Halikarnas Balıkçısı'nda uyandırmıştır. Savaşçı karakterleri böylece kay­ naklarından da belli olan bu kadınlar ok ve yaydan başka bir de "labrys" denilen iki ağızlı baltayı silah olarak kullanırlar. yalnız kız çocuklarını yetiştirip aralarına alırlar. Yurtlan üstüne kaynaklar birbirlerini pek tutmaz. Amazon'lardan dem vuran en eski kaynak Homeros'tur: "Erkek gibi Amazon'lar" der ve Bellerophontes'in onları yendiğini belirtir (Bellerophontes). bütün bir düzeni dile getirir. Birçok efsanelere göre. Anadolu bin yıllarca anaerkil bir top­ lum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin sim­ gesi olan Ana Tanrıça'ya değişik adlarla tapınmıştır. Anadolu'nun mythos'a katkıları salt efsane. Amazon'ların at üstünde savaşmaları. Ana­ dolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır. Böylece her türlü yemişle dolan boynuz "Bolluk Boynuzu" oluvermiş. Amazon'ları anlatmakla biti­ remezler. Tanrı çocuk o kadar güçlüymüş ki sütninesinin bir boynuzunu kırmış ve bunu kendisine bakan nympha'lara verip içini diledikleri gibi doldurabileceklerini söylemiş. Çoğu efsanelerde Amazon'lar Kara­ deniz'de Thermodon (Terme) çayının kıyısın­ da Themiskyra şehrini kurmuşlar ve orada . Amazon adının kökeni de yazarlarca şöyle açıklanır: A-mazon. savaşçı bir kadın topluluğu olmalarından ileri gelir. Amaltheia çocuğu İda dağındaki bir mağaraya gö­ türmüş ve orada bir keçinin sütüyle beslemiş. Ne var ki Aeneas İtalya'ya ayak basın­ ca kral Latinus kızını onunla evlendirmeye karar verdi. uydurulmuş masal değildir./\ı ı r. Troya'nın önündeki bir t e ­ pede mezarı bulunan Myrrhine ise tanrılaşmış bir kahramana benzer. Amata kendi canına kıydı. Başka bir gele­ neğe göre Amaltheia asıl bu keçinin adıdır. tanrılarca başkadır (Myrina). başrahip Pontifex Maximus tarafından görev başına getiril­ dikleri gün Amata adıyla anılırlardı. Amazon. ama erkek ço­ cuklarını sakat eder ya da öldürürler. Başlarında hiçbir erkek bulunmadan kendi kendilerini yöneten Amazon'lar önder olarak bir kraliçe tanırlar. Bu yüzdendir ki bir gerçek payı ve tarihsel bir ni­ telik taşırlar. Titanlar ondan öylesine korkarlarmış ki Gaia onu Girit mağaralarında saklamak zo­ runda kalmış. tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinde rastlamamız bunu kanıtlar. Troya'lılara düşman olan Amata Turnus'u Aeneas'a savaş açmaya itti. K ı z ı L a vinia'yı Rutul'lar kralı Turnus'a vermek isti­ yordu. Amata. Zeus sonradan bu keçinin pos­ tu ile Aigis kalkanını yapmış. adın nedeni de bu savaşçı kadınların ya­ yı göğüslerine rahatça dayayabilmek için bir memelerini kesip çıkarmaları imiş. yaşamış kişileri konu alır. nitekim birçok kraliçelerinin adı ge­ çer efsanede. yüksek at­ layan" denmesi acaba atlı bir tanrıça olma­ sından mıdır? Amazon'ların yayıldığı bölge­ lerle Hitit'lerin bulunduğu bölgelerin birbirini tutması da dikkati çekmekte. Bu keçi Helios'tan dogma korkunç bir yaratıkmış. Amazon'lar işte bu düzenin kalıntı­ larıdır. yani memesiz demek­ miş. Amazon'ların Anadolu topraklarında bir Hitit kalıntısı. çünkü efsane­ leri yalnız bir olayı değil. H o meros'ta Myrina'ya "çok zıplayan. Amaltheia Rheia'nın. hem Hitit kabartmalarında rast­ lanır. çünkü halk ara­ sında adı başka. Roma'da Vesta rahibeleri. İzlerine destanlarda olduğu ka­ dar. Savaş Rutul'lar için korkunç bir yenilgi ile sonuçla­ nıp Turnus da ölünce. Amazon'lar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. ya da Hitit'lerle ilgili bir anı olabileceği varsayı­ mını bazı bilginlerde. onlarla cinsel alış­ veriş kurup çocuk doğururlar. babaerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan mythos'unu bu kadar etkilemiş olma­ ları da ondandır. Olympia şehrinin yöresinde Zeus'a adanmış kutsal orman. Altis.

Adrastos ise art düşüncelerle karşılar. Kybele). Adrastos onun Thebai'ye savaş açan Yediler'den ol­ masını İster. Amphiaraos. Ambrosia. ana tarafından dedesi Polybos'un yanına sığı­ nır (Adrastos) ve o ölünce kral olur. Trak­ ya'ya ya da güney İskitya'da Tuna ağzına yerleştirirler. Bu şehir bugünkü Fatsa ya da Ordu yakınında olsa gerek Argonaut'lar Kolkhis'e varmadan onlarla karşılaşırlar. Argos ili. Latince aşk anlamına gelen Amor (yahut Cupido) Roma imparatorluğu döne­ minde. Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanması bu kaynaklan yalancı çı­ karmaktadır. Amphiaraos'un da öyle. Adrastos Sikyon'a. Ölümsüz anlamına gelen ambrosia birçok çiçek özlerinin katıldığı bir çeşit balmış.oturmaktadırlar. tarihsel kimlik ve kişi­ likleri de ana tanrıça üstüne olan bilgilerimiz değerlendirildikçe açıklık ve kesinlik kazana­ caktır (Artemis. Myrina. mutluluk ve ölümsüzlük sağlarmış. anlayışsız kimselerin çıkarlarına kurban gitmiştir. O sırada Thebal'den kaidesi . Gryneion. Amphiaraos bu barışı candan ister. Ephesos ve Smyrna şehirlerinin birer Ama­ zon tarafından kurulduğu anlatılır. Bu soyların vârisleri arasında kavga çı­ kar günün birinde: Melampus soyundan Amphiaraos. Penthesileia'nın Akhilleus efsanesinde adı geçer (bkz. Ephesos ve Ptiene'nin ilk yerleşme yeri. Amazon'lar Ephesos'taki ünlü Artemis tapınağı ile de ilişkilidirler. elinde yayla okluk bulunan tombul. Amphiaraos Kalydon avına ve Argonaut'lar seferine katıldıktan sonra. Pompei fresklerinin mitolo­ jik sahnelerinde çok geçen Amores figürleri Batı sanatına Rönesans'la girmiş ve Rokoko üslubunun bir özelliği olarak XIX. Bir tanrıça sayılan Myrina'nın Lesbos ( M i d i l l i ) adasına göçüp oranın başken­ ti Mytilene'yi de kurduğu söylenir. Tanrı Dionysos bu güzel delikanlıya gö­ nül vermiş ve bir karaağaç dalından salkım salkım sarkan asmayı ona armağan etmiş. onlara gençlik. Ege kıyılarında Amazon kra­ liçeleri tarafından kuruldukları söylenen şe­ hirler şunlardır: Pitane. Geleceği bilen. birbirine vuran kal­ kanlarının ta Sardes'te dek yankılandığını ya­ zar. bu büyülü bal insanlara da içirildi mi. Smyrna. Kyme. bu adlar). Adı üzüm kütüğü anlamına gelen Ampelos bir satyr'le bir nympha'dan doğma imiş. Amores. kral Proitos zamanında üçe bö­ lünmüştü: Bir bölümünü kendisi alır. Amphiaraos'un kendisine karı olarak verdiği Eriphyle'yi bir şartla alır: Kaynatasıyla arasında bir anlaş­ mazlık çıkacak olursa. Dünyanın yedi ha­ rikasından biri olan bu tapınağı Amazon'ların yaptığı ya da orada rahibelik ettikleri anlatılır. kanatlı bir çocuk olarak canlandırılmıştır. Birçok Amazon'un büyük efsane yiğitleriyle ilişkisi olmuştur: Hippolyte'nin Herakles. Alkmaion ile Amphilokhos'un babası (Tab. Amazon'ların tarih öncesi çağlarda Batı Anadolu'ya yayıldıktan sonra Yunanistan'a dek sokuldukları ve Atina önünde savaştıklan anlaşılmaktadır. Amphiaraos bu şartı da kabul eder. Ampelos. Baş ka kaynaklar onları Kafkas eteklerine. Bir süre sonra Amphiaraos ile Adrastos barışırlar. Sa­ natta çoğaltılan bu figür Venüs'ün çevresinde uçuşur gösterilir. öbürünü aynı soydan olan Bias ile Melampus arasında böler. yargıçlığını Eriphyle yapacaktır. 23). Homeros destanlarında Olympos tanrıları "ambrosia" ve "nektar" ile bes­ lenirler. Bu savaşçı kadınlar kimi ozanların ezgilerinde Efes Artemis'i ile ilişkili olarak gösterilir: İskenderiye şairi Kallimakhos Artemis tanrıçaya övgüsün­ de cenkçi Amazon'ların Ephesos kıyısında tanrıçaya bir heykel diktiklerini ve çevresinde savaş raksı yaptıklarını. Oikles ile Hypermestra'nın oğlu. Öyküsü Thebai efsaneler zin­ cirine bağlı Melampus soyundan ünlü bir kâ­ hin. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile sıkı sıkı­ ya ilişkili oldukları apaçık belli olan Ama­ zon'ların efsaneleri de. Ambrosia ile beslenen tanrılar yaralan­ maz olurlar. antiope'nin Theseus. Dionysos sev­ gilisini gökte bir yıldız haline dönüştürmüş. yüzyıla ka­ dar tutunmuştur. her edimin doğuracağı so­ nucu önceden gören tanrı sözcülerinin hayatı yürekler acısıdır çokluk. Bias soyundan Adrastos'un ba­ bası Talaos'u öldürür. Ampelos ağaca tırmanıp bir salkım üzüm ko­ paracakken düşmüş ve ölmüş.

Penelopeia'nın talipleri ara­ sında en aklı başında olanıdır. sefere çıkar. babası gibi tanrı sözcüsü ve falcı olan Amphilokhos Anadolu'da kalır. Durgun ve öl- 34 . Efsaneye göre Amphilokhos Kilikya'da (Sey­ han bölgesinde) Mallos şehrini kurar. Efsaneye göre Attika başkentini tanrıça Athena'ya adayıp ona Atina adını veren ve Dionysos'u Attika'da ilk konuklayan bu kral­ dır. Zeus bu tanrı sözcüsüne ölümsüzlük bağışlamış: Attika'da Oropos denilen bir yerde kâhinliğini sürdürürmüş. Adı Ilyada'da geçmediği halde. Aikmaion'un küçük karde­ şi (Tab. Kalkhas'la birlikte birçok kehanet merkezleri kurarlar (Kalkhas). Yolda başlarına gelen bazı olaylardan (Hypsipyle. bekleyen ölüm!" Böyle söyledi kâhin. kocasını zor­ lar sefere katılmaya. 20). ama korkunç bir bozgun başlamıştır.Eteokles'in sürdüğü Polyneikes Adrastos'un konuğudur ve kardeşinden öç almak için yar­ dım istemektedir. Ama git­ meden önce oğullarına yemin ettirir: Anala­ rından öç alacaklardır. güçlü hasımlar göndermelisin derim ben: Tanrılara saygılı olandan korkulur. Ama Polyneikes Eriphyle'yi baştan çıkarır: Kadmos'la evlenirken Harmonia'ya tanrıların düğün hediyesi olarak verdikleri gerdanlığı armağan eder o n a . Deukalion ile Pyrrha'nın oğ­ lu. Amphilokhos. onunla kavgaya tutuşur. Troya seferi­ ne katıldığı ve özellikle dönüş efsanelerinde rol oynadığı görülür: Troya düştükten sonra. Bu çarpışmada her ikisi de can verir (Mopsos). Çarpışalım: Şerefsiz olmayacak beni . on yıl krallık ettikten sonra kendisi de Erikhthonios tarafından sürülmüş. Derin kazıyor yüreğinin derin düşünceler yetiştiren toprağını. iki kez çağırır onu adını heceleyerek ve şu sözler dökülür ağzından: "Güzel iş doğrusu bu yaptığın. kendisinin de sağ dönmeyeceğini bilir. çünkü Alkmaion gibi Erinys'lerin saldırısına uğramaz (Alkmaion). hem katılmak istemez. hem yiğit Sonra kardeşine. tanrıların seveceği. Böylesi bir insana hem akıllı. Ünlü kâhin Amphiaraos ile Eriphyle'nin oğlu. ben bu toprağı besleyeceğim ölü bedenimle. şehir kurtulur. Amphiaraos'un toprağa gömüldüğü yer Pausanias zamanında da gösterilirmiş. Ophettes) sonra. Düşman kardeşler Eteokles ile Polyneikes birbirlerini öldürünce. ama anası Eriphyle'nin öldürülmesinde bir rol oynamadığı sanılır. Thebai'ye varınca önderlerin her biri şehrin bir kapısına dayanır. Hiçbir arma yoktu kalkanında. Zeus'un saldığı bir şimşekle toprak yarı­ lır ve ünlü kâhini atları. kalın tunç kalkanını kaldırıp göğsüne. Amphiaraos tsmenos ırmağının kıyılarına doğru kaçar ve tam düşmanı Periklymenos ona yetişecek­ ken. çünkü o kahraman görünmek değil. hem yiğit bir adam ola­ rak tanımlanır (576 vd. soyunun tanrılarını perişan etmek! Hangi dava insana ana sütünü kurutma hakkını verir? Kılıçla fethedeceğin yurt toprağı mı destek olacak senin davana? Bana gelince. Epigon'lar seferine katıldığı. 23). Amphiaraos bu seferin yı­ kımla sonuçlanacağını. ama oranın krallığını kendisi gibi kâhin olan M o p sos ile paylaşamadığından. Amphinomos. torunlarının övünecekleri şanlı şerefli bir iş: Bir yabancı orduyu üstlerine salıp atalarının yurdunu. belli zamanlarda bütün kentle­ rin elçilerini bir araya getiren "amphiktyonia"lara adını veren de oymuş. Hellen'in kardeşi (Tab. Amphiktyon. hem de Adrastos'u vazgeçirmeye çalışır. kahraman olmak istiyordu. Yunan kentleri arasında dinsel birlikler ha­ linde kurulup. Amphiaraos verdiği sö­ zü tutmak zorundadır. Kadın büsbütün Polyneikes'le Adrastos'tan yana döner. Aiskhylos'un ölmez eseri "Thebai'ye Karşı Yediler" tragedyasında Amphiaraos hem akıllı. Yedilerin dü­ zenledikleri Nemea yarışmalarında Amphiaraos atlama ve disk atmada birinci gelir. Kızıyla evlen­ diği Atina'lı kral Kranaos'u tahtından atarak yerine geçmiş.): Polyneikes'e çevirir bakışlarını. ben düşman ülkesinde saklı kâhin. arabasıyla yutar.

394 vd ) Öbür talipler gibi dilenci kılığındaki Odysseus'a kötü davranmaz. Denizden olma bir sürü yaratığın başında. bir zamanlar kral Pterelaos'un oğullarınca öldürülen kardeşlerinin öcünü al­ malıdır. İkizler Thebai'ye dönerler. Amphion ise lyra çalı­ yor. onu öldürmüş ve Taphos'u yağma ettikten sonra Thllpti'yi (Inıımüş (Alkmene). Pterelaos ölünce. İkiz­ ler dağda çobanlar arasında büyür. 230 vd. ama Alkmene bu evlenme için bir şart koşar: Amphitryon. Zeus ile Antiope'nin oğlu. Kaza ile amcası Elektryon'u öldü rür. 13). çünkü kralın saçında onu ölümsüz kılan bir altın tel varmış. Ama Komaitho'ya şükran beslemek şöyle dursun. Amphitryon bu işi başarır. Dryope. Surları yaparken Zethos sırtında kocaman kaya parçalan taşıyor. çalgının güzel ve büyüleyici seslerine kendilerini kaptıran taşlar yerlerinden kımıldı­ yor. sonra da A l k mene'nin isteğini yerine getirmek için yola çıkar. yeter ki Dionysos'un Thebai ülkesine saldığı Teumessos tilkisinden kurtarsın bölge­ yi. talipleri yatıştırmaya çalışır ( X V I I I .tanrıçayla eulendi ve onların sevişmelerinden büyük Triton doğdu. dövülmesine karşı ge­ lir. Ahenkli isimlerini dize dize saymakla bitiremez Hesiodos (Theog. ama Hesiodos onun Triton'u doğurduğunu şöyle anlatır (Theog. Bkz. Evlenmişler ve o gün bugün mutlu bir ç i f t olarak yaşamışlar.): Toprağı sarsıp gümbürdeten Poseidon Amphitrite .). köpükler arasında ka­ yan bir arabada oturur gösterilen denizler kraliçesi Poseidon'a vefalı bir eş olmuş. Poseidon da bir yu nus balığı göndermiş peşinden. kimi efsaneciye göre çocuğu olmamış. istenilen sıraya girip yan yana diziliyor­ lardı. amcası Lykos onları Kithairon dağına bırakıp. 240 vd. dağda oğullarını bulur ve öcünü almaya iter onları. o da olanaksız. 121 vd. ora kralı Kreon onu bu suçundan arındırır. Amphitryon da Taphos'u ele geçir­ miş ve krallığını sefere kaülan arkadaşı Atlna'lı Kephalos'a vermiş. Antiope'yi de karısı Dirke'ye köle olarak verir. Amphion'un müziğe yeteneğini fark eden tanrı Apollon (ya da Hermes) ona bir lyra armağan et­ mişti. sevimli bir sanatçıydı. Zeus'un buyruğuyla Thebai şehrinin yönetimi bundan sonra Amphion'la Zethos'a geçer. Amphion ise tam tersine yumuşak. macerası yoktur her nedense. gücü kuvveti sonsuz. Yurdundan sürülüp Thebai'ye sığınır. Telemakhos'un öldürülme­ sine karşı çıkar (Od. . Amphitrite de bunlardan biridir.). yunus Anı phitrite'yi sırtladığı gibi. G t l inin birinde Poseldon onu bir kumsalda kız kardeşleriyle oynarken görmüş ve g ü z e l l i ğ i n e vurulmuş. öyküsü. Amphitryon kendisiyle birlikte Thebai'ye ge­ len amcakızı güzel Alkmene'ye talip olur. sert yaratışlı Zethos avcı ve savaşçı idi. Okeanos kızı Doris'in deniz tanrı Nereus'la birleşmesinden Nereides diye anılan elli kız doğar. Dirke'yi azgın bir boğanın boynuzlarına saçlarıyla bağlayarak salıverirler hayvanı. X V I . Amphissos. o Triton ki dalgaların dibinde. Zethos'un ikiz kardeşi (Tab. V. İkizler birbirlerine hiç benzemiyorlar. o ırmağa Dirke adı verilmiştir sonradan. Amphion Tantalos'un kızı Niobe ile evlen­ miş. Ama kız çok utangaçmış tanrıdan kaçmış ve Atlas'ın dünyayı omuzlarında taşı­ dığı uzak ülkelere varmış. Amphion. anasının ve soylu babasının yanında altından bir sarayda oturur korkular saçarak çevreye. X X I I . Apollon'la Artemis Niobe'nin çocukları­ nı oklarıyla vururken Amphios'u da küstah bir soy yarattı diye öldürmüşler (Niobe). Dirke kayalar üstünde parçalanıp can verir. Amphitryon'a tutulan kral kızı Komaitho babası­ nın başından altın teli koparmış. Kreon da bu işe yardım etmeye söz verir. Alkmene'nin kardeşlerini Taphos adasın­ dan gelme bir ordu öldürmüştü. Lykos'u öldürüp./ U l l I II I I \ I » ' I I v çülü bir adamdır. getirmiş deniz kralı­ na vermiş. bu adanın kentini almak ise kralı Pterelaos'u öldürmeye bağlıydı. 9). Amphitrite.). 90 vd. Antiope ikiz çocuklarını doğurunca. Günün birinde Dirke'nin yanından ka­ çan Antiope gelir. Ölüsü bir ırmağa atılır. Amphitryon. Tirnys kralı Alkaios'un oğlu (Tab. İkizler kentin surlarını kurmaya koyulurlar. Gene de taliplerin kaderini paylaşmak­ tan kurtulamaz ve Telemakhos'un kargısıyla vurulur (Od.

Güzel kıza gö­ nül veren Poseidon onunla birleşir ve N a u p lios adlı bir oğulları olur. ünlü bir atlet. Latin komedya yazan Plautus "Amphitruo" adlı oyununda aldatılmış koca moti­ fini bütün çıplaklığıyla ele alır. Argonaut'lar Bebryk'lerin ilinde Khalkedon'a (Kadıköy) vardıkları zaman. Tanrı Afrika'ya kıtlık sal­ mış. Amphitryon'un benzeri Sosias tipini de yaratarak M o liere'in tadına doyulmaz "Amphitryon" ko­ medyasına örnek olur. Tanrıçanın. Kıbrıs'lı bir kız: Güze'. Minos da öç alması için tanrı Zeus'a yalvarmış. O gece sabaha karşı Amphitryon da savaştan döner ve karısına kavuşup Iphikles'i üretir. çoğu zaman yener ve öldürürmüş. Amphitryon Alkmene'nin macerasını öğrenince. ama duygusuz ve kalpsizmlş. u. Amphitryon Batı yazınında ilk aldatılan ko­ ca olarak yaşar. Orada korkunç bir kuraklıkla karşılaşırlar. Tanrıça Aphrodite de bu kadar katı yürekliliğe kızarak Anaksarete'yi bir heykele dönüştürmüş. Amphitryon hangisi­ nin kendi oğlu olduğunu bilmek için çocukla­ rın odasına iki koca yılan koyar. sekiz aylık Herakles ise oynayarak boğar canavarları. kızın kapısına asmış kendini. avazı çıktığı kadar bağırır ve Poseidon'a yakarır. Amymone. çok saygıdeğer. "Su yüzüne çıkan.J U » 1 I I\> » l Ne var ki o sırada Zeus Amphitryon kılığın­ da Alkmene'nin koynuna girer. Amphitryon iki çocuğu birlikte yetiştir­ miş ve Herakles'in yanıbaşında Minyen'lere karşı bir savaşta can vermiş. dalgalardan doğan" anlamına gelir. Uranos'un denize savrulan atmıgıyla meydana gelmiş köpüklü dalgalardan doğduğunu belir­ tir (Uranos. Amphitryon böylece ölümsüz ço­ cuğun hangisi. Anaksarete bu­ na da aldırmamış. Danaos. Androgeos. son­ ra da Iphikles'i doğurur. ama Zeus buna engel olur. Tanrı çıkagelir. O sırada bir satyr'in saldırısına uğrar. Anadyomene. hem de kestos denilen kurşunlu bir eldivenle yarışırmış. Danaos'un elli kızından biri. Minotauros'a yem . ülkesine her geleni kendisiyle boy ölçüşmeye zorlar. nedeni de Poseidon'un öfkesidir: Göz koydu­ ğu Argos'un Hera'ya verilmesine kızmıştır. kıtlığı önlemek için Aigeus her yıl Girit'e Atina'dan yedi delikanlı ile yedi genç kız gön­ dermek zorunda kalmış. Amymone babasıyla birlikte Argos iline gelir. ona ceza ver­ meyi düşünür önce. Poseidon'un oğullarından bir dev. kız uyanır. kızlarını su aramaya gönderir. yabasını kaya­ ya vurup bir kaynak fışkırtır. Tanrıça Aphrodite'ye veri­ len bir sıfat. Androgeos bu işi başaramayıp ölmüş. ölümlünün hangisi olduğunu anlar. Amymone bütün bir gün kırlarda dolaştıktan son­ ra yorgun düşüp uykuya dalar. karşılık görmeyince. Bu kaynak son­ radan Amymone adını alır. Amykos. Ne var ki adı Homeros des­ tanlarında geçtikçe. İphikles ür­ ker. yeni komedya denilen Hellenistik çag tiyatrosu Amphitryon-Alkmene serüvenini işlemeye başlar. Bursa'dan Karadeniz'e uzanan Bithynia böl­ gesinde Bebrykes adlı bir boyun kralıymış. Zeus oğlu Polydeukes onunla güreşmeyi göze almış ve korkunç de­ vi yenerek yolculara karşı bu insafsızca dav­ ranmasına son vermiş (Argonaut'lar). delikanlının cenazesi evi­ nin önünden geçerken pencereye çıkıp kay­ gısızca seyretmiş. Atina'da Panathenaia bayram­ larında düzenlenen bütün yarışmaları kazan­ dığı için kral Aigeus onu kıskanmış ve Marathon ovasında korku salan bir boğayı öldür­ meye göndermiş. Nauplios Argos ili­ nin güneyinde Nauplia şehrinin kurucusu­ dur. Sonraları görüş­ ler değişmiş: Yunan ilkçağında Euripides'in "Alkmene" (kayıp) adlı bir tragedyası olduğu­ na göre. Anaksarete. şe­ ref sayılır Homerik çağlarda. bu işi Amphitryon değil de Zeus'u kıskanan Hera yap­ mış. çünkü büyük tanrı Zeus tarafından aldatılmak zül değil. "Amymone" Aiskhylos'un "Yalvarıcı Ka­ dınlar" ile başlayan ve Danaos kızları ile Aigyptosogullarının dramını anlatan trilogia'ya eklenmiş bir satyr oyununun (kayıp) adı olsa gerek. Başka bir anlatıma göre. konu komik sayılmamıştı daha. Aphrodite). giderek mutlu bir kişi olarak tanımlanır. satyr'i kovar. Yumruk dövüşünde pek usta olan bu dev hem çıplak yumrukla. Minos ile Pasiphae'nin oğlu. İphis adlı bir delikan­ lı ona delice âşık olmuş. Alkmene bir gün arayla Herakles'i. onu yiğit H e rakles'e gebe bırakır.

yetim koma yavrumuzu. B i r g ü n Hektor savaştan ara bulup şehre gelir. İkide bir savaşı gözlemek için çocuğunu dadıya verip batı kapısının üstündeki kuleye çıkar. çocuk büyür de bir gün Troya'ya kral olur umuduyla takmışlardır. bayırda davarlarını otlamaya giden. Troya surlarından bir çığlıktır kopar. yiğit. kardeş­ ten yüzü gülmemişti. karısı­ nı evde arar. sonra büyük bir kurtulmalık karşılığında serbest bırakmıştı. Uğursuz savaş Anadolu kıyılarına gelip çatınca. akıllı Adromakhe'yi Priamos'un en değerli oğlu Hektor'a verir. uzaktan Andromakhe'yi ve yavrusunu görün ce. Eetion kral Priamos'a dostluk bağlarıyla bağlıdır. Andromakhe'nin anasını da esirgememişti. Andromakhe. Andromakhe'nin anadan. rahat durmaz. dul kalmama. krali­ çeyi de Akhilleus esir sürüsüne katmış. Kral Eetion'un sarayında yapmadığını bı­ rakmamış. alıp götürdüğü zaman ölüm seni yalnız acılar kalacak bana. Ama Hektor'un ölümünden birkaç gün önce Astyanaks dadı­ sının kollarında dolaştırılan bir bebektir. bir ateş kıvılcımı da koruluğa düş­ müş. Homeros'un dediği gibi. Andromakhe gözyaşları döke rek ellerine sarılır (İl. batı kapılarına koşar. karını dul koma. Troya'ya getirmiş. Hektor acır kansına. Şehirden çıkıp. Akha ordusu dokuz yıldır Troya kapıları önünde pinekliyor. biliyorum . Troya yöresinde ra­ hat kalmamıştı. Samos (Sisam) adasını da o ele geçirmiş. ne ulu anam. kardeşimsin. Her geçen gün bir işkencedir. kalede kal. Andromakhe odasında mekik dokurken duyar bu vaveylayı. Hektor'la Andromakhe ancak yıkım gelip çattığı zaman. uslu. Sen bana bir babasın. Androklos hayvanı oracıkta öldürmüş ve tanrı buyruğunun gerçekleştiğini anlaya­ rak Ephesos şehrini o korulukta kurmuş. Priamos'un oğulları ve gelinleri için yapılmış önü revaklı evlerin birine nasıl gelin girmiş? Bunu şairler bize anlatmaz. Akha'lar üstüne saldırıp öldürecekler seni. Arada. Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi Benim senden başka dayanağım yok. E f saneye göre Efes bölgesine yerleşmiş Leleg'lerle Karia'lıları kovan lon göçmenlerinin önderi olan Androklos Ephesos şehrinin ku­ rucusudur. az gün var. Bölgede çapulculuk seferlerine çıkmış Aklıllleııs. mekik dokumakla vakit geçirir. ne yapsın. babadan. yaşlı başlı kralı öldürmüş. Theseus). yok. Burada. çünkü korku kaplamıştır yüreğini. Yiğit çe dövüşerek can verir. Günler geçer. talihsiz karına acıma yok sende. İlyada'da anlatılan savaşın dokuzuncu yılında Troya sahnesine çıkarlar. hizmetçileri arasında nakış işlemek­ le. Mysia'ya varmış ti.. Androklos. yedi Oğ lunun insafsızca canlarına kıymıştı. ağaçların arasından bir yaban domuzu çıkmış. Hektor. ne kadar yiğit de olsa Hektor'un bir gün düşman kargısı altında can vereceğinden korkar. Troya ovasında yiğitler boğuşurken. ama zavallı kadın. Ölüm-kalım savaşı. delı gibi fırlar . "Or­ manlık Plakos daginın eteğinde kraliçeydi anam" diyor Andromakhe yana yakıla. 407 vd. Troya'lılar Hektor'un oğluna "şehrin efendisi anlamına gelen bu adı. arkadaşısın sıcak döşeğimin. Hektor'un ölümüne karar vermiştir tanrılar. Ah kocacığım. gülümser.. yavruna. Andromakhe. düşüremiyorlardı bir türlü Anadolu'nun kutsal kalesini. Bir gece İon'lar ormanda balık kızartırken. İon göçmenlerine bir t a n n sözcüsü kuracakları şehrin yerini kendilerine bir ya­ ban domuzunun göstereceğini bildirmiş. dört duvar arasında. dayanağıdır. acı bana.olan bu gençleri kurtarmak İ ş i n i Theseus ba­ Şarmış (Aigeus. bu hırs yiyecek seni. Mysia bölge­ sinde Thebai şehrinin kralı olan Eetion'un kı­ zıdır. İ I yada destanının en dramatik sahnesi. balık sıçramış. dağda. Sarayında yedi oğlu ile büyüttüğü tek kızı sevimli. Ulu anamsm benim.)."hür gününü" görür görmez ölmüştü. atların çeşmeye süren tek tük Troya'lıları her fırsatta kovalayıp öldürmekle bile duyuramı­ yordu kana susamışlıgını. Hektor ile Akhilleus arasında teke tek savaş başlar. Mutlu günlerini bilme­ yiz bu güzel karı-kocanın. bir korkak gibi çekilecek değil ya savaştan Troya ordu­ sunun desteği. Dü­ ğün dernek nasıl olmuş? Andromakhe. bir çocukla­ rı olmuştur: Astyanaks. Ne babam var benim. Andromakhe Troya sarayında kadınlar dai­ resinde. Hele içi içine sığmayan genç ve atılgan Akhilleus çok sabırsızlanıyordu. Atina kralı Kodros'un oğlu.

Halk da Kepheus'u kızını feda etmeye zorlamış. Jean Anouilh'in "La Guerre de Troie n'aura Senin bir oğlun doğacak. yumuşatır yüreği­ ni ve ölüyü alır. Neoptolemos'un Delphoi'ye gidişin­ kanlının güzelliğine vurulur ve dağa iner. halde. Neoptolesevişmiş ve Aineias'ın babası olmuştur (Tab. Themis tapınağına sığındıkları tanımlanan İda dağına Aphrodite'nin inişi. sevgilisine şöyle şa çıkaran. gökten inmiş atı Pergasos üstünde. öç almasını istemişler. son dakikada peşinde vahşi hayvanlar sürükleyen ana tan­ kurtulurlar. Öv­ den faydalanarak. Perseus ejderi öldürüp kızı almış. Canavar da onu parçala­ Erkeğim benim. ne var ki Andromeda amcasına ama bana kaldı gene en büyük acı. Andromakhe ile oğlunu öl­ güde "canavarların anası. anana. Nereus kızlarının hepsinden daha güzel olmakla övünmüş. toplamış. şefkatli seslenir: bir ana tipidir. canavarı da öldürürüm. babasına gitmiş. Ama yiğit Gorgo kafasını tutmuş karşılarına.): Andromeda. deli­ kıskanır. gençlik çağma erer mi ki. tanrıçanın büyü­ Euripides'ten çok daha güzel. düğün gecesi saldırmış Perseus'a. Sonunda Andromeda'yı bir kayaya bağlamışlar. şöyle der (İl. Hektor. sonsuzluğa dek! Q8 . Sonra da babana. Troyalı prens arzu ile yanıp tragedyasında adı Pyrrhus'tur) aşkına karşılık tutuşarak tanrıçaya yaklaşır. Ozanlar arasında ağıda başlar. Hektor'un cenaze t ö ­ reninde görürüz şimdi de Andromakhe'yi. kayaya bağlı güzel kızı görmüş. Dile gelmez acılar bıraktın. Gorçocuğumuz da ufacık. binbir pınarlı" diye dürmek ister. Troya kral soyundan olan Asragedyasında. gözyaşı döke döke gece gündüz anayım onu hepsi birden taştan adam olmuşlar (Perseus). şöyle güzel bir söz söylemedin ki. kafasını eline almış. Onuncu günü akşam kral Priatnos A k hiUeus'un barakasına gider. soylu analarını. Bu işkence dokuz gün sürecektir: Her sa­ bah Akhilleus ölüyü arabasına bağlayıp sü­ rükler. Akhillus'un arabasına bağlayıp toz toprak içinde sürüklediği Hektor'un ölüsünü görünce. getirir. Zeus-Ammon tapınağının kâhinine başvuran kral kızını canavara kur­ ban ederse ülkesinin ejderden kurtulacağı ce­ vabını almış. rıçanın gelişine benzetilmiş. Homerik denilen övgülerden Aphrodite' ğu olmamıştır. mak üzere yaklaşırken. Troya'Iılara kral pas lieu" (Troya savaşı olmayacaktır) piyesin­ olacaktır o de de Andromakhe ilginç. kasıp kavuruyormuş ortalığı. yiğit ve bilinçli bir kadın. demiş ki. Pliineus'a sözlüyrnüş. go'yu öldürmüş. bu sevişmeyi en ufak ayrın­ getirdiği Andromakhe ona üç oğulla bir kız tılarına dek anlatır: Tanrıça Ankhises'i 1da ya­ vermiştir. çok daha in­ süne kapılan hayvanların ormanlarda. onun koruyucusu bekçisi. canavardan sen öldün. onlara kıyacaklardır ki. Neoptolemos'un (Fransız nür Ankhises'e. ama çocu­ 17). bilmem. Öyle olmuş. lıklarda sevişmesi gösterilmiştir.ruvun\jmcuf\ dışarıya. çekici bir tip ola­ Ve çocuklarına çocuklar doğacaktır rak canlanır gözümüzün önünde. kara talihli ikimizden. evimizde dul bıraktın beni. Phineus adamlarını Ölüm döşeğinde uzatmadın ellerini bana. XXIV. Tutulmuş da hemen ona. kurtarır. oysa tutsak olarak konağına ye ayrılmış olanı. N e reus kızları da Poseidon'a dert yanmışlar. Tanrı korkunç bir ejder salmış Kepheus'un ülkesine. bayılır. birden yiğit Perseus gittin. Gerçekten de çilesi bitmez Andromakhe'nin. Tanrıça P h yüzyıl Fransız şairi Racine'dir. Hektor'u bir rygialı bir genç kız kılığına girer de öyle görü­ türlü unutamayan. çocukları ayakta tutan. düşer. 7 2 5 vd. yormuş ki. dönübizden olan. Sevişmelerinin vermeyen ve Hermione'nin kıskançlığını bo­ sonunda gülümser tanrıça. bu şehir yerle bir olacak baştan aşağı. kızını bana verirsen. körpecik. evlenmişler. sen. Aithiopia kralı Kepheus'la Kassiepeia'nın kızı. AkhiUeus'un oğlu Neoptolekos'un oğlu Ankhises tanrıça Aphrodite ile mos'un sarayında görürüz onu. Hermione bu Troya'lı kadını fena maçlarında sığırlarını otlatırken görür. funda­ sanca bir Andromakhe tipi yaratan şair X V I I . Anası. mos kızı Hermione ile evlenmiştir. göçüp gittin genç yaşında. Euripides'in "Andromakhe" adlı tra­ Ankhises.

Antenor savaş sı­ rasında da işi tatlıya bağlamaktan. Anna Perenna. Bir altın tası . Kral da tutmuş.A I N I I II 1 K Tanrıça doğuracağı oğlanı büyütmek için nympha'lara vereceğini. en kıymetli eşyalarını atmış. Miletos zor­ bası Phobios'un sarayında yaşıyormuş ki. Menelos'la Paris arasındaki teke tek çarpış­ mada yargıçlık eder. Bu­ nun sonucunda topal . altın. Söy­ lentiye göre Antenor'un evinin kapısına bir pars postu konmuş. onu atacaksın. Uçuruma en değerli nen varsa. böylece bir zamanlar Ak ha'lara konukluk eden bu soy esirgenmiştir. Antaios. Troya' dan ayrılırken seksen yaşında olduğu da söy­ lenir. Ankhuros. Efsanesi Alkyoneus efsanesinin tıpkısıdır. Sonra da Antenor Trakya yoluyla ve oğullarıyla birlikte kuzey İtalya'ya göçmüş ve Po vadisine yerleşmiş. Venet'ler boyunun atası sayılırdı. Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sö­ zünü tutmaz. Eros tanrıya karşılık olarak göste­ rilen tanrısal varlık. Halkın orada aç kalmaması için Anna adlı bir kadın her gün kendi eliyle yaptığı çörekleri getirir. Biri şu: Roma'da çıkan bir iç savaş so­ nunda sınıflar arasında bir bölünme olmuş ve Plebs. Bir başka yoruma göre Anteros Eros'un kar­ şıtıdır. demiş sözcü. Anteia. Poseidon İ l e Gaia'dan doğma b i r dev. buluşmalarını ertellyorrnuş. V I . ucuz ucuz sararmış halka. Priamos'un arka­ daşı ve danışmanı. ama yarık bir türlü kapanmamış. 1 6 4 ) . ama doğa dışı sevgileri önleyerek bir düzen öğesi olarak rol oynar. Troya düştükten sonra Antenor ve oğulları Akha'larca korunur. Anteros. Antenor. Helena'yı mallarıyla Akha'lara geri vermekten yanadır. (Alkyoneus). Antheus. yoksa Zeus'un yıldırımına çarpılacağını söyler ve Ankhises'i bırakıp gi­ der. Baş­ kentinin yanıbaşında büyük bir toprak kay­ ması olmuş. Roma'nın biraz kuzeyinde Via Fiaminia'ya açılan kutsal bir koruluk var­ dı. fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile sevişmiş olmakla övünür ve çarpılır. Troya'lı ihtiyar. Halikarnassos'un (Bod­ rum) kral soyundan bir gençmiş. Troya'dan kaçarken Aineias'ın onu sırtına al­ masının nedeni bu olduğu anlatılır. Bu koruluk çok eski bir tanrıçaya adan­ mıştı. İhtiyar bir kadın olarak canlandırılan Anna Perenna üstüne çeşitli efsaneler anlatı­ lırdı. Phobios'un karısı. Ankhuros sonunda kendini atmış uçuruma. Anteia Tiryns'e gelen Bellerophontes'e tutulur ve ondan yüz görmeyince yıkımını kurar (Bellerophontes). Phrygia kralı Midas'ın oğlu. ona gönül vermiş. Antheus. Palladion'un çalınmasına yardım ettiği söyle­ nir. Roma'da tarihsel çağlara dek oyna­ nan Troya oyunları Aenas'ın kurduğu bu ya­ rışmalara dayanırmış (Aineias). atar atmaz da yarık kapanmış. öyle ki şe­ hir de içine yuvarlanıp yıkılacağa benzediğin­ den Ankhuros bir tanrı sözcüsüne ne yapaca­ ğını sormuş. Günün birinde kraliçenin sabrı tü­ kenmiş öç almaya karaı vermiş. Troya efsanelerinden sonra meydan gelen efsanelerde Antenor vatanını satan bir hain olarak görünür: Tahta atın şehre alınmasına.ya da kör . elmas. derin bir yarık açılmış. onu beş yaşında ha basına tanıtacağını ve çocuğun kimin okluğu sorulursa sakın Aphrodite'nin oğlu olduğunu lıildirmernesini. ya da konukluk ku­ rallarına karşı gelmekten çekindiğini İleri sü­ rerek kraliçeyi oyalıyor. Vergilius'un Aeneis'inde Ankhises'in Sicilya'da Drepanon burnunda öldüğü ve Aeneas'ın babası şerefine oyunlar tertiplendiği söylenir. Anlaşmazlık sona erip halk şehre dön­ dükten sonra Roma halkı kurtarıcısı saydığı bu kadını tanrılaştırmış. ama delikankyı kandırarriamış bir türlü. yani halk Mons Sacer denilen kutsal tepeye çekilmişti. katı yürekli ve duygusuzdur. sevgiye karşılık veren" anlamına gelir. tra­ gedya yazarlarının Sthenelıoia diye adlandırdikları bu kadın Lykia kralı lobates'ln kızıdır Kardeşi Akrisios tarafından Korinthos'tan sü­ rülüp Lykia'ya sığınan Proitos'la evlidir.kaldığı. Daha çok erkekler ara­ sındaki sevgide adı geçer ve "seveni bahtlı eden. Yakalana­ caklarından korktuğunu. Batı kapısında ihtiyarlar derneğinde bulunur ve Troya savaşından ön­ ce kaçırılan Helene'yi geri almak için elçi gönderilen Odysseus'la Menelaos'u evinde nasıl konukladığını anlatır. Homeros'un Antela ( İ l .

. insan sözlerini tanrıların yazıl­ mamış. çağ­ daş insanı derin derin etkileyen. Nasıl bilmem?Herkese ilan edildi. Böylece Oidipus'a bir sığınak bulup. Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır. ona hem des­ tek. Thebai'de krallığı paylaşamayan kardeşleri Eteokles ile Polyneikes bir­ birlerine karşı amansız bir savaş açmışlardır. delikanlı ku­ yunun dibine varınca üstüne kocaman bir taş atıp onu ezmiş. Kreon — Thebai'liler arasında bunu böyle gören yalnız sensin. Yalnız kız Antigone baht­ sız kahramanı elinden tutup. Thebai'den ayrılır. suç ve devlet yönetimi konularında yönetme­ nin kendisiyle tartışmaya kalkışır. yurduna yabancıların yardımıyla saldıran Polyneikes'in de mezarsız kalarak. değişmez kanunlarından daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyo­ rum. Kreon — B u işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun? A n t i g o n e —Biliyordum. Bu kez tahta çıkan Kreon Eteokles'in yurdu­ nu savunurken öldüğü için kahraman sayılıp törenle gömülmesini. Aiskhylos'un "Thebai'ye Karşı Yediler" tra­ gedyasına konu olan bu savaşta iki düşman kardeş birbirleriyle dövüşürken can verirler. S. yollara düşer. Sophokles'in ölümsüz "Antigone"sinin ko­ nusu işte budur. Oidipus'un ölümünden sonra Antigone Thebai'ye döner. Antigone traged­ ya kahramanlarının en cana yakını. bununla da kalmaz. Kreon — Birinin koruduğu bu memleketi öbürü harap ediyordu. Antigone — Olsun. Davranışı. yönetmene baş kaldırır. bunlar ebediyen menidirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur. Yurdu da. onun öç perileri Erinys'lerden kurtularak ra­ hat bir ölüme kavuşmasını sağlar. Hades'te hüküm süren Dike de biz fa­ nilere böyle bir nizam yüklememişti.ANTİCSONL derin bir kuyunun içine atarak.. Çünkü bu kanunlar yalnız dün ve bugün yaşamıyorlar. hem de kılavuz olur. Oidipus göz­ lerini kör ettikten sonra. Ve senin emirlerinde. oğulları da lanet okumuşlardır ona. sonsuzca dü­ şündüren bir kişilik taşır. Sophokles'ie işlen­ meye başlayan Antigone dramı canlılığını bu­ güne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi Batının en seçkin tiyatro yazarlarına konu olmuş ve olmaktadır. Sonra da ne büyük bir suç iş­ lediğini anlamış ve pişmanlık duyarak kendini asmış. fakat korkudan dillerini tutuyorlar. Kreon — Ötekine karşı alâka göstermekle buna karşı günaha girmiyor musun A n t i g o n e —• Mezarında yatan ölü böyle hü­ küm vermeyecektir. Kreon — Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun? A n t i g o n e — Öz kardeşime saygı göstermek­ te utanacak ne var? Krneon — Onunla dövüşüp ölen de bir kar­ deşin değil miydi? Antigone —• Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu. Yayınları. kardeşini gömer ve eyleminin suç değil.Eg. Antigone — Hepsi böyle görüyorlar. Antigone. Kreon — Demek buna rağmen benim emri­ me karşı gelmeye cüret ettin? Antigone — Fakat bana bu emri veren Zeus değildi. Sophokles'in "Oidipus Kolonos'ta" adlı bu tragedya­ sında Antigone'nin güçlü kişiliği belirmekte. 1 9 ) . Kâhin Teiresias'ın açıklamalarından ne kor­ kunç bir suç işlediğini anlayınca. Antigone — Onunla beraber ölen bir kardeş­ ti. Sophokles'in erişilmez bir başarıyla dile getirdiği bu tartışmadan bazı parçaları aşağıya alıyoruz (M. ölüsünün üstüne toprak serpmeyi bi­ le yasaklandırarak böyle bir işe girişecek ola­ nı ölümle cezalandıracağını bildirir. hayat hi­ kâyesi bize en çok dokunanıdır. Antheus'a inip tası çıkarmasını buyurmuş. K r e o n —Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun. tersine borç olduğunu ileri sürerek. Oidipus'un kendi anası İokaste'den dogma k ı z ı (Tab. hiçbir şeyi inkâr etmiyorum. ilerde ne korkusuz bir yürekle ne yaman bir eyleme girişeceği sezilmektedir. orada halkı acındırmayı ve kral Theseus karşısında babasını savunmayı başarır. Antigone Kreon'un bu emri­ ne karşı gelir. bir köle değil. eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki. Ali çevirisi): Antigone — Ben yaptığımı itiraf ediyorum. Kentten kente sürü­ nüp dilenen babasıyla birlikte Attika ilçesi Kolonos'a varır.B.

üç seferinde de bir gölge oldu. Sal­ dırgandır. Antikleia oğlu Odysseus Troya seferi­ ne çıkıp dönmeyince.). yigitligiyle dikkati çeker. en terbiyesiz ve en ahlaksız olanıdır. kötü adamla müsavi muamele görmeyi istemez. buna çatar. Penelopeia tiksinir ondan. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. 669 vd. A n t i g o n e — Ölüm diyarında da böyle bir ka­ ide olduğunu bana kim söyleyebilir? Kreon — Düşmanımız b i z i m İ ç i n hiçbir za­ man. hatta ölümünden sonra bile. görünce bir acıdım. sonra evlenmiş Laertes'le. Autolykos'un sarayına yerleşmişti. İros'la Odysseus'u güreştirmek ve iki dilencinin çilesin­ den eğlenmek fikri de ondan gelmedir. yüksekten atarak konuşur. Z03vd)i O böyle konuştu. yarışmanın yapılması için önayak olur. Troya savaşına katılır ve çevikliği. Aralarında içli bir ko­ nuşma olur. Yay germe oyununu önce kabul eder. 85 vd. Antigone — Ben dünyaya kin değil. şartsız. kaba ve zalim bir adamdır: Odysseus'un başına ilk tokmağı atan. dilenci­ yi galiz küfürlerle kovan odur. VI. yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü. Akhilleus ile Patrolos'un en ya­ kın arkadaşıdır. ama Kreon'un oğlu ve Antigone'nin nişanlısı Haimon babasını sert söz­ lerle kınadıktan sonra. 362 vd.). Gerçi Kreon ceza olarak onu kayalıkla­ ra diri diri kapatır. Kavgacı. Odysseus ölü ruhları diriltip konuşturacak kandan önce Teiresias'a içirir. şöyle der (XVII. Nestor'un oğullarından biri. Antinoos. Bazı bölümlerini bu­ raya alıyoruz: Birde baktım geçmiş. 499): İğrenirim bunlardan. çok içerler ve da­ ha kötü şeyler kurmaya başlar ( X V I . Antinoos'un tutum ve davranışı talipler arasında bile tepki ile karşılanır. göçmüş anamın ruhu çıkageldi. bu adam kara ölüm cadısına benzer. ah dedim anama bir sarılsam. sevgi paylaşmaya geldim. nişanlısını kurtarmaya koşar. sertliği simgeleyen Kreon artık yıkılmış. kederinden Haimon da canına kı­ yar. İthaka kralı Laertes'in karısı. Eupeithes'in oğlu Antinoos şıma rık. dadı. ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu. Devletin baskısına karşı kişi özgürlüğünü savunan Antigone sonunda tam bir zafer ka­ zanır. Bir söylentiye göre. göçmüş anamın ruhunu. sert.) ana oğlun buluşması destanın en gü­ zel parçalarından biridir. gözü doymaz. dost değil­ dir. tembel. pusula­ rın fikir babası hep Antinoos'tur: Pylos'tan dönüşünde Telemakhos'u öldürmek için pu­ suya yatmaya önayak olur (Od. kendi­ ni öldürür.. Antikleia bu sırada onunla ilişki kurmuş. sonra kimsenin başaramadığını . ama Odysseia'da şafak tanrıça Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldü­ rüldüğünü öğreniriz. Anası Eurydike buna dayanamaz. Sisyphos da bu yüzden gel­ miş. Antikleia. çökmüş bir adamdır (Kreon. asıl çekemediği kimse de amaçla­ rının gerçekleşmesini önleyen Telemakhos' tur. üç seferinde de uçtu. Haimon).. Üç sefer atıldım üstüne. Sonra Odysseus olanı biteni ve Hades'e n e ­ den indisini bildirir. Antigone'nin kendini asmış olduğunu görünce. Patroklos ölünce çok üzülür ve acı haberi Akhilleus'a verme görevini üstü­ ne alır. en küs­ tah. Odysseus'un malı nı. hasretine dayanama­ yıp canına kıymış. Devlet yasağında ve cezasında ka­ yıtsız. Autolykos Sisyphos'un sü­ rülerini çalmış.MIN I UN» » ' I K r e o n — Ama orada da İ y i o d a m .(Od X I . çal oynasın tükcl meye kararlı taliplerin başta geleni. bir ağladım. mülkünü vur patlasın. oysa kutsal llyon 'a giderken sağ bırakmıştım onu. Odysseus'un anası. ama Antinoos hepsinden beter. Antikleia da Ithake sara­ yındaki durumu anlatır. Antilokhos. gitti kollarımın arasından. Antilokhos'un İlyada'da sonuna ka­ dar savaştığı görülür. Ona karşı kurulan kumpasların. düş gibi. Odysseia'da anlatılan ( X I . Sonunda Odysseus anasına sarıl­ mak ister. hep kötülük kurarlar. benim gönlümse bir tek şey istiyordu Kucaklamak geçmiş. bu plan gerçekleşmeyince. Odysseus'u Sisyphos'un oğlu sayan efsaneler vardır. ona.

ama ölmeden kardeşi Lykos'a Antiope'yi bulup cezalandırmasını buyurmuş. yani şu ölümsüzleri. Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti. Daha başka sıfatlarla niteler onu şair­ ler: Bu güzeller güzeli tanrıça hep "gülümser"dir. şakalaşma onun içinde. öç almaya kışkırtan Antinoos'un baba­ sı Eupeithes'tir. Gaia'dan doğan çocuklarını. işte onları bana ver bugünlük.. ama günün birinde aklı başına gelir ve Phokos'a karı olur (Phokos). şöyle seslenir ona (İl. Zeus'un aklını çelmeyi aklına koyan Hera bu memeligl ister günün birinde Aphrodite'den. Çevik Ares'le Athena uğraşacak savaşla. (1) DOĞUŞU. sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini. önleyemez yayı almasını (Od. 421-547). Aphrodite Zeus ile Okeanos kızı Dione'den dogmadır. XIV. yavrum. çözdü göğsünden nakışlı memeliğini. Homeros'a göre. sert sözlerle çıkıştı ona. 197 vd.): Sende şu sevgi. Amca­ larının buyruğu üzerine dağa bırakılan ikizler çobanlarca yetiştirilirler (Amphion). dedi ki: . okşar ve bi­ leğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. bu ak köpükten. Antiope çok güzel oldu­ ğu için Zeus ona âşık olup bir satyr biçiminde yanaşır (Tab.. tanrıların babası. ama Penelopeia ile Telemakhos araya girince. istek onun içinde. Aphroditc. Aphrodîte dediler ona tanrılar ve İnsanlar. cilveleşme. Yunanis­ tan !da bir yerden bir yere atar kendini. en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde. sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil. İthake'liler korku ile kaçışır­ lar ( X X I V . onu Dirke'ye gerir verir­ ler. Sevgiyi. Bunun sırrını Homeros tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü mernelikte görür. Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu Narin ayaklarının bastığı yerden.370 vd. Sonralar» Antiope Dionysos'ın öfkesine uğrayarak çıldırır. Antiope. Antiope Amphion'la Zethos'u yolda doğurur. alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi. kutsal günde yarış­ ma olmaz diye vazgeçirmeye çalışır. Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar (Theog. Irmak tanrı Asopos ya da Thebai kralı Nykteus'un kızı. Ne var ki Amphion'la Zethos önceleri analarını tanımazlar. 160 -206): Dalgalı denize atar atmaz onları Gittiler engine doğru uzun zaman. acılarını dindirir ( İ l . çevresini sa­ ran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla ger- 42 . cilveli ve gönül alıcıdır.). Amphion ile Zethos'a gebe kalan Antiope babasının öfkesinden korkup evden kaçar ve Sikyon kralı Epopeus'un ya­ nına sığınır. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıça­ nın denizin köpüklü dalgalarından doğduğu­ nu anlatır (Yun. İlyada'da yiğit Diomedes'le çarpışıp yaralanan Aphrodite'yi anası Dione kollarına alır. gülümsedi insanların. . çağırdı yanma altın Aphrodite'yi. Dert yanan kızını da şöyle avutur Zeus: Böyle dedi o. Thebai'de Lykos'la karısı Dirke'nin zincire vurup eziyet ettikleri Antiope tanrıların yardımıyla zincirlerini çözer ve kaçıp ikizlerinin yanına sığınır. altın bir değer ölçüsü olmak üzere. V. bugün bayram. Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça. Lykos Sikyon'a saldırır. 9). X X I ) . Odysseus denemek isteyince. ölümlüleri alt ettiğin. sevgi onun içindeydi. Bir kız türeyiverdi. Ak köpükler çıktı/ordu tanrısal uzuvdan-. öbürü Homeros. "Cenk işleri sana vergi değil. A l t ı n Aphrodite diyor H o m e ros bu tanrıçaya. sonra da onunla evlenir. bu yüzden son oğlu Kronos'a bir tırpan verir. sever. Bir köpükten doğmuş olduğu için. Babası Nykteus üzüntüsünden canına kıymış. işveli. şu alım var ya. Epopeus'u öldürür ve Antiope'yi tu­ tuklu olarak Thebai'ye geri getirir. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos. Aphros köpük demek): Uranos. " ( 2 ) K İ Ş İ L İ Ğ İ .görünce. doğar doğ­ maz toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana şişmekte ve korkunç sancılarla kıvran­ maktadır. sonra çobanlardan kim olduğunu öğre­ nince analarını kurtarırlar ve Dirke ile Lykos' tan da öç alırlar. Her şey olup bittikten sonra İthake'lileri ayaklan­ dıran. Ölüm okunu Odysseus ilkin Antinoos'a karşı yöneltir ve bütün talipleri sıra ile öldürür. alacalı bulacak bir kurdeleydi bu.

bunlardan biri Adonis (Adonis). büyüsü. Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. ama Theogonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evıeır. başka bir anlatıma göre Halikarnassos kentinin batısın daki bir yarda biri Hermes'in öteki Aphrodl te'nin birer tapmağı varmış. bir rol düşmektedir.): Doğup da yürüyünce tanrılara doğru Eros'la Himeros (arzu) takıldılar hemen peşine. sevgi (Eros) Aphrodite'den ayrılmaz. daha doğrusu kendine özgü geçer. Hem bu tanrının ikiliği nasıl inkâr edilebilir? Biri. Aineias). Roma'da Venüs Genetrix olarak Aeneas destanıyla ilgili rolü Venüs bölümünde da bunca önemli bir yer tutan Aphrodite'nin açıklanır. Kişiliği Hellenistik çağdan sonra Röne­ öyküler az da. Güzelliği. yani Kazdagının tepesinde seviş misler. Kinyras'ın kızlarını kendilerini ya­ bancılara satmaya zorlar. kendilerine ye­ terince tapınmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadıgı bir ko­ ku verir. Şöl. sonra da yalancıktan Lemnos ada­ sına gider. sonradan katılır Aphrodite'nin alayına (Theog. İ k i tanrı sevişirlerken demir ağın içinde tutklu kalırlar. ona orta malı Aphrodite diyoruz. Ahenk. orada doğup ikisinin de adını alan ço­ cuğu dağ nympha'ları büyütmüş. 295 vd. Sokrates'in de bulunduğu bu şölene katılanlardan Pausanias şöyle der (Plat. 1 8 0 d . öbürü Troya kral soyundan Aineias'm babası Ankhises'tlr (Ankhises. Savaş tanrı Ares'le birleşmesinden ( k i bu birleşme de anlamlıdır) Phobos (bozgun) ve Deimos (korku). Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler. Bu ikiliği en kesin bir tanımlama ile Platon "Şö­ len" adlı diyalogunda dile getirir. Zeus'la Dione'nin kı­ zıdır.el bil güçtür. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır Al kineos'un sarayında toplanmış konuklara Ares'le Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrı görür ve Hephaistos'a haber verir. uyum anlamına ge­ len Harmonia'nın yanıbaşında korku ve boz­ gun Aphrodite'nin kişiligindeki olumlu ve olumsuz yanları ve çelişkileri simgelerler. dillere destan olmuştur. başkalarının baş kahraman ol­ sans sanatına da tükenmez bir konu olmuş. dukları öykülerde kendisine ikinci derecede resim ve heykelde işlendikçe işlenmiştir. nasıl ve nedeni belli değil. Aphrodite topal tanrı Hephaistos'la evlen­ dirilir. onları suçüstü yakala­ yan Hephaistos da acı acı bağırır. İlk günden bu oldu onun tanrılık payı İnsanlar arasında da. İlyada destanında oğlu Aineias'm koruyucusu olarak oynadığı rol bu kişi ile ilgili bölümde (3) E F S A N E L E R İ . tanrılar orada se­ vişip birleşmiş ve orada doğup büyüyen ço­ cukları Hermaphroditos'un başına Salmakls adlı su perisi ile olan serüveni gelmiş (Hermaphroditos. Bu tanrılarla ilgili iki türlü sevgi de olacak ister istemez. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur. öç almaları kor­ kunçtur: Şafak tanrıça Eos'a. Hora'lar ve düğün alaylarının ba­ şında giden Hymenaios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. Ne var ki aşk tanrıça­ sının kişiliği çelişkili ve belirsiz olarak canlan­ dırılmaktadır efsanede. ünlü demirci tanrı da kırılmaz. bir de Harmonia doğar. öbürüne göksel di­ yeceğiz" ballandıra anlatırlar. Daha sonra gelen bir başkası var ki. efsane yazarlarının kimine göre i k i tanrı îda. birine orta malı. Sevmenin. 201 vd. Kişiliği ile tanrılar arasın­ anlatılır. Üç Güzeller yarış­ masında oynadığı rol ve Paris'le Helena'nın başına getirdiği bela. ölümsüzler arasında da. gülüşmeleri oynaşmaları. Eros ile Psykhe masalında da adı efsaneleri azdır. Aphrodite tek olsaydı. ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra Kuşlardan güvercin ve serçe. sahneye seyirci olan tanrılar arasında da dinmez bir kahkaha kopar (Od. çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmış sayılır (inim kadar şairleri esinleyen bir tanrıça da . Salmakis).). sevgi de tek olurdu.e ) : "Herkes bilir ki. sevişmenin tadı. ama madem ki iki Aphrodite var. göksel dediğimiz Aphrodite ana karınından doğmuş değil. V I I I . Tanrı Hermes ile sevi­ şen Aphrodite'nin Hermaphroditos diye bir oğlu olur. çözülmez zincirler­ den büyülü bir ağ örer. göğün kızıdır. yani en eski­ si. Sev­ ginin de iki olması gerek. yerleştirir onu yatağı­ nın altına. Aphrodite'nin öfkeleri.çekleştirir. Ona düştü kız cilveleri. zarafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler.

daha öncesini ara­ ma ve anlama çabasından saptırmıştır. Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsa­ ne bağıra bağıra dile getirir. Ama Apollon. kısacası bil­ gi yoksulluğundan gelmekteydi. Friedrich Nietzsche'nin "Tragedyanın D o ­ ğuşu" adlı eserinde yaptığı Yunan varlığı üs­ tüne yorum bugün de geçerlidir sanıyo­ ruz. Bi­ zimkisi yalnız bir deneme. dur­ gun. ışıktır. Nietzsche'nin de bundan şüphesi yoktur her­ halde. Yunan mucizesi dendi. bir çeşit coşku ile asıl yolu olan inceleme. Böyle bir denemeyi bu sözlükte Apollon tanrının kökenleri ve kişiliği üstüne yapmak istiyoruz. Bu yanlışlığı bilim Homeros'tan başlamak üzere metinleri iyice okumamış olduğu için işlemiş­ tir. aydınlığın bir kez daha "Anadolu" denilen güneşin doğduğu ülkeden gelmiş ol­ duğunu gösterir. Yunandan kalma yapıtların. Apollon plastik sanattır. kökenlerinin de o zamanlar pek aydınlanamamış olmasından. Arkeolojinin katkıları da eklenirse. ama aynı zamanda da öngörmedir. akılla algılanabilecek tutarlı tarihsel bir sü­ reç olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. Delphoi tanrısı Apollon bunca bilicilik merkezleri. İşte bu gücü de Dionysos. ışığın doğayı bir projektör gibi aydın­ latıp karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir.APOLLON ha yoktur. Bu iki tanrı da Apollon'la Dionysos'tur. Nietzsche'nin Yunan varlığına özgü en şaşırtıcı yapıtı saydı­ ğı tragedyayı bağışlayana kadar akla karayı seçmiştir bu tanrı. insanı bir seyirci ve bir taklitçi olmaktan da ileri götüremez. ya da "apello" de­ fetmek. ölçülü gücü simgeler. İpuçlarını izlemek. özellikle yazı tanıtlarının çokluğu. ilkçağın Yunan denilen yaratıcılığında birbirinden ayrı iki öğeyi ayırmak doğru olsa gerek: Bu yaratıcılık iki tanrının simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesinden doğmuştur. Ama bu da az çekici bir iş değildir. İnsan için dü­ şünülmüş. yaratılmış bir tanrıdır. kimi Hitit yazıtlarında rasgelinen Apulunas tanrının adıyla bir olmasın? İlk­ çağdan beri bu adın köken ve anlamını açık­ lamak için boşuna çabalar gösterilmiş: "Apollon" yani cezalandırmak. Bu tür denemelere bizden önce gi­ rişenlerden esinlenerek ve elimizdeki bilgi ve görgülerden faydalanarak Apollon'un bir Anadolu tanrısı olduğunu tanıtlamaya çalışa­ cağız. ama hiçbir şair de Aphrodite'yi Midilli'li kadın şair Sappho kadar güzel dile getirmemiştir. gerçe­ ğin gün ışığına yakında çıkacağı umulur. Apollon. mu­ cizeyi aydınlatmak yolunda sayısız ipuçlarının hemen hepsinin Anadolu topraklarında bu­ lunması. ya da başka kökenlerden tü- . Dionysos'un doğudan geldiğini. Dionysos doğanın kendisi değil. İlkçağda Yunan denilen varlıkla Akdeniz çevresindeki uygarlık topluluğuna bir yenilik gelmiş olduğu su götürmez bir ger­ çektir. Bilimin de bugün asıl coşkusunu yaratan neden. Bundan ötürüdür ki yeni bilimsel ger­ çeklerin ışığında yeni yorumlar yaparak de­ nemelerimizi önermekten daha ileri gideme­ yiz. Ama bu güç. Ne var ki o gün bugün çok ileri gidilmiş ve elde edilen bulgularla olayın hiç de mucize olmadı­ ğı. Nitekim in­ san dişisinden doğmadır. karanlık güçlerin gizemine er­ mesini. Yalnız tragedyada değil. insana doğayla birleş­ meyi sağlayan bir araçtır sanki. bunların Batı uygarlığının bir başlan­ gıcı diye karşımıza çıkması ve gerek doğa. Mucize gibi ger­ çeküstü bir terim kullanılması. ta ki taşkın gücünün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana. bulguları çoğaltmak ve değerlendirmek durumundayız bugün. gerekse insan üstüne düşüncesinin o günden bugüne kesintisiz olarak süregelmesi bu ola­ yın bir başlangıç sayılmasına yol açmış. şarap tanrı simgeler. Apollon adının Y u nanca olmadığı artık herkesçe bilinir. tapınakları ve efsaneleriyle özbe­ öz Yunan. durgun akıl gücü. Acaba bu ad. yaratıcılık insa­ nın doğaya bir başka türlü coşkuyla karışma­ sını şart koşar. doğayı gör­ m e . Ama asıl kaynağı bugüne kadar açıklanamamıştır. bu olayın n e ­ denlerinin de. ' ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I . Bu olaya geçen yüzyılda bir ad da ta­ kıldı. bütün dallan ve bunları esinleyen perileriyle Apollon öz Hellen varlığı sayılırdı. insana karışır ve in­ san çilesini çeker. yani Yunanistan kökenliydi. anlama ve kavra­ madır. Apollon aydın. bilimi bir çeşit yetinmeye götürmüş. bir ana tanrıça değil de. varlığı akılla algılama ve akıl yetisine da­ yanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve ye­ teneğidir. kötülüğü önleyip korumak anlamına gelen fiillerden.

. güneşi simgelemedigidir.119): " Ü n salmış okçu Lykia'lı Apollon" (Pandaros). Lykia'lı oldukları bilinen Sarpedon. Lykia'da doğmuş anlamına gelir İster istemez.ykla'ya s ı k ı s ı k ı y a bağlı. Pandaros ise Alsepos Lykia'sından gelmişlerdir. bir. lanrının Lykia bölgesiyle ilişkisini dile getir­ mektedir.): . Tenedos'un güçlü kralı.): EyKhryse'yi. parlak demektir ve tanrının ışık saçan aydınlık varlığını dile getirir. Glaukos ve Pandaros'la ilgili metinlerde şöyle bir deyim geçer tanrı i ç i n ( İ l . Bunun dışında Apollon Troya şehrinin içine yerleşmiş gibidir. Ne var ki Yu nanlılar bile bu adı anlamamış olacaklar ki. Troya ile ilişkisi çok eskidir Apollon tanrının. Ama bu da Hitit çivi yazıtların­ dı geçen "Lukka" bölgesiyle bir tutulabilir mi ve tutulursa Lykia'nın adındaki L u k . Tenedos ise Bozcaada. iki yerde de kendisine "Lykegenes" denmektedir. Tanrının Lykia ile yakın ilişkisi bilindiği halde bu sıfatın ışık ya da kurt anlamına ge­ len . kalmayın Argos'lulardan aşağı. Pergamos tepesinden bağırdı Troya'hlara. tanrının özünü belirtmek için bir ek ad tak­ mışlar ona: Phoibos demişler. Bunu açık açık söyler. Apollon da. haydi.remlş oldugiı ileri sürülmüştür. bu kök ise Latince "lux"ta görülen ışık anlamlı köken olarak alınırsa bu anlam tanrının sıfatında da. 20 vd.eki soyu yansıtır. iki yer dile getirilir: Biri "ana­ forlu Ksanthos'un kıyılarında. Bu varlığı bize ilk niteleyen metin de Homeros'un İlyada'sidir. dinle beni. onların derileri ne taş. Sarpedon'la Glaukos Ksonthos Lykia'sından. Zeleie. I V .37 vd. 507 vd. Kaldı ki bu adın Apollon tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titan Phoibe (Tab. ne adı. anası ve kardeşi de Troya kale­ sinin iç tapmağında oturur gibidirler.): Öfkelendi Apollon. Kaldı ki "Lykegenes" sıfatındaki -gen.ı kalesi Pergamos tepesinden seslenir ovada dövüşenlere ( İ l . Lykia soylu. V. İlyada'da Lykia sözü geçince. Lykia ilinin adında da vardır. bu yüzden de merkezi Anadolu'da. 4) ile de bir ilişkisi vardır. nitekim rahibi Khryses İlyasa'nın başında şöyle seslenir tanrısına (İl. Laomedon'a ünlü İlyon su­ runu yapıp da Poseidon'la birlikte ücret al­ mayarak çekildikleri günden başlar (Laomedon).101. 432 vd. Tanrının Troya çevresindeki şehirlerde de önemi büyük­ tür. Böyle bir tartış­ manın yersizliği şuradan belli ki Lykia bölge­ sinin adı da . Yalnız şuna da dikkat edilsin ki hiçbir kaynak ya da efsanede Phoibos Apollon asıl güneşi simgeleyen Helios tanrı ve onun soyundan gelen tanrısal varlıklarla ilişki­ de gösterilmemektedir. uzak ve semiz Lykia toprakları" öteki Troas bölgesine. tartışmaya da gi­ rer Alhena Olympos'tan llyon'a fırlayıp gelir (İl. koruya gümüş yaylı. Diomedes tanrıça Aphrodite'yi yaraladık­ tan sonra. Bizim "Lykiâlı" diye çevirdimiz İni sıfat başka metinlerde geçen "Lykios" ve "Lykeios" sıfatları da göz önünde tutulursa. Phoibos'un anlamı belli. dedi ki: Atları i y i süren Troya'lılar. Apollon bütün yüreğiyle Troya'lılardan yana dır.l y k kökünden gelme.kö­ keni Yunancada olduğu gibi ışık anlamını İçerir mi. Srnintheus. Lykia'nın adı nereden geline olursa olsun. o başka bir sorundur. yay­ lıdır. SmlntheUl adı bu bölgede tanrının bambaşka bir isimle de anıldığını gösterir. IV. kutsalKilla'yı. dayanamazlar et delen tunç kargılara. ( 2 ) A N A D O L U L U T A N R İ . İlyada'da tanrının adı Apollon ya da Phoibos Apollon diye geçer.l y k kökünden türeme olup olmayacağı tartışma konusu edilmiştir. Sarpedon'un ölüsünü yurdu Lykia'ya taşımak hep Apollon'a düşer.. Zeleie'den Pandaros'u savaşa götürmek. özellikli Troya'da olan bir tanrı olarak çıkar karşımı za. .).Troy. Killa. Bunun nedeni de Apollon'un güneş olmadığı. Yerleri bugün kesinlikle belli değilse de. atılın ileri. I . Apollon kaynağında ve özünde bambaşka bir varlıktır. Apollon güneş tanrı değildir. ne demir. Apollon'un koruduğu Aineias'a da saldırmaktan alamaz kendini (İl. Khryse İda dağının eteğindi-ki kentlerdir. ne de nitelikleri Yunan mythos'unda G ü ­ neş tanrı ile bir tutulduğunu belli etmez. Apollon I İnme ros destanlarında I. bu ada eklenen sıfat çokluk okçu. hedefi vuran ya da gümüş. ne var ki deniz tanrı k i n tuttuğu halde. özel­ likle Pandaros'un yurdu olan Zeleie'ye yerleş­ miş Lykia'lıların ili. V I I .

güneşin gücü. İda'dan bir savaş ortağı gönderdi sana Kronos oğlu. niyetin ne. 247 vd.. bilirim. Ksanthos. gündüz. yumuşar bir yürek taşımaz göğsünde. gece. bak işte. onu kurtarmak için (İl. bayağı dokunur insana. kötülük tartışması da ışık tanrının yenilgisiyle biter. Lykia yazısının çözümü de bir gün başarılırsa. istiyordu zafer Troya'lıların olsun. nereye götürür seni ulu yüreğin? Oymak zaferi mi vermek istersin Danaolara? Kırılan Troya'lılara acımazsın.): Akhileus korkunç çığlıklarla atıldı öne. Ölüyken bile yüreğiniz varmıyor onu kurtarmaya. Hektor güvenle so­ rar ona (İl. Phoibos Apollon. Troya halkı. ölümsüz tanrıçalar. onu görmesin mi karısı. k i m s i n sen?. Akhilleus da sıyrıldı tıpkı onun gibi her türlü acıma duygusundan. 3 3 vd. gökten ovaya onun için kara bir bulut indirmişti.443vd. XX.): Aphrodite kovuyordu köpekleri yanından. X X I I . varsayımlarımızın hepsinin somut birer gerçek olacağı umulabilir. işiniz gücünüz kötülükte. gövdesini saran deriyi vakitsiz kurutsun İstemiyordu. anası. yakmasınlar. Aphrodite İle birlikte Hektor'un ölüsünü ko­ rumaktan başka çare bulamaz ( I I . alıp saygı göstermesinler mi ölüsüne. Ama Phoibos Apollon kaçırdı Hektor'u. başka kılığa girmek. kendini saklamak gereksinmesini duymaz. görmesin mi babası Priamos. Lykia'da sürdürülen arkeolojik araştırmalar bu tezi gün geçtikçe pekiştirmektedir.): Phoibos Apollon ölümsüzlere şöyle dedi: Amansız tanrılar. ateş payını vermesinler mi? Siz şu uğursuz Akhilleus'u tutuyorsunuz demek Oysa bilmez o töresince düşünmesini. 185 vd. belli. V.): Kimsin sen. kendine gel hadi. Apollon'un llyada'da oynadığı bu rol onu OIympos tanrılarından büsbütün ayırmakta.. gül kokulu tanrısal bir yağ sürmüştü ölünün bedenine. Patara ve birçok anıtları gün ışığına ye­ ni çıkarılıp. Zeus Akhilleus'la Hektor'un ecelini tartıya koyup Hektor'un ölümü ağır basınca. bir güzel doyurmak için karnını. Hektor'Ia yüz yüze gelir. yüksek kentini de. na buradayım.. Tanrılar arasında bu eşi­ ne rastlanmaz iyilik.Apollon birden onu karşıladı.. çocuğu. gör. Akhilleus onu sürüklerken yüzülmesin diye derisi. Söyle hadi. Görmüştü tanrıçayı Pergamos kalesinden. Aklınıza esmiş. yani Anadolu'nun tanrısı olarak karşımı­ za çıkarmaktadır. Apollon'la Artemis'in anası Leto'nun bölgede büyük bir yer tuttuğunu açığa vuran Letoon kutsal merkezi bu üç tanrının Anadolu topraklarına ne denli kök saldığını kanıtlar.. Apollon ne yapsın. bir tanrı için işten bile değildi bu. sakladı koyu bir bulutun arkasına. insanlara saygıdan çekti kendini. Karşıladı meşe ağacı altında. Altın kılıçlı Phoibos Apollon 'u gönderdi. Hektor'Ia Akhilleus arasındaki son ve kor­ kunç çarpışma başlayınca dört döner Hektor'un çevresinde. kötülerin dostu" der. en hayırlısı bu: Gel de günlük savaşa ara verelim. sevgili tanrı. öteden beri korurum seni de. Ama bir baş­ ka yönden de bakılınca ışık tanrı Apollon'la Lykia arasında sıkı sıkıya bağlantı kurulabilir. . Zeus 'un kızı. Gönlünüz bu şehri yok etmek ister. gözden kaçırmıştı ölünün kapladığı yeri. Apollon Hektor'a gönülden kılavuz ve ko­ ruyucu olur. Apollon da Hektor'u kaderine bırakmak zorunda kalır ve tanrılara karşı bir tanrı ağzından hiç duyulmamış bu eşsiz eleştiriyi dile getirir ( İ l X X I V . Gel. a z g ı n bir aslan gibidir tıpkı. bambaşka bir ahlak görüşü olan bir dünya­ nın.dinle beni. ÖnceZeus'un oğlu kral Apollon dedi ki: Ne diye geldin Olympos'tan ulu Zeus'un kızı. İyi bir şey mi bu. gelir saldırır insan kuzusuna. güzel bir şey mi? Bu güzelim uygarca sözlere Hera gene bir sürü safsata ile karşılık verir: "Oymak tanrı. Athena'nın Troya'lı yiğidi alda­ tarak öldürmek için kurduğu pis düzen karşı­ sında Apollon'un tutumu öyle isnacadır ki. Hektor'u öldürmek için yanıp tutuşuyordu. yanında durup seni koruyacak.

kar gibi ak bir kundağa. anlatmakla bitire­ mez onu şairler. sonra Yunanistan'da kültü yayılınca birçok yerler (tıpkı Homeros için olduğu gibi) tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir.. Burada şu noktaya dikkat edelim ki Apollo'nun doğumu bir "kral tanrı"nın doğumu sayılmakta.Apollon Musa'ların yöneticisi. tıpkı ormanlarla kaplı bir dağ doruğu gibi. Homeros'tan Roma çağından sonraki Kommagene krallarının zamanına dek hep aynı Anadolu'lu tanrıdır Apollon. Çiçekler içindeydi şimdi. şiir ve dansı.. Homerik denilen hymnos. anası emzirmedi altın kılıçlı Apollon'u. Zeus'tan gebe kalan Leto tanrıçanın çocuğunu doğurmak için yer araması.. Apollon Lykia deni­ len o ışık ülkesinde de yaşar. kimi vakit çıkarsın kayalı Kynthos'un doruğuna. biri Delos'lu Apollon'a. ışıkla karanlık arasın­ da yaman bir savaş verilmekte ve bin yıllar­ dan beri süregelen bu savaşı insan aklı ve sa­ natı kazanmaktadır. yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayı­ lan Patara'dır. nympha' lara yemyeşil birer yunak olmaktadır. müzikle yoğrulmuş gibi bir şiir havasıdır bu. yani övgüler arasında Apollon'a ayrılmış iki övgü vardır. Titrer tanrılar tepeden tırnağa Zeus'un sarayında o bir yürüdü mü.. ey Phoibos. bütün tanrılar fırlar ayağa. sonra başına altın şeritler doladılar. Delos adacığı da korkar böyle güçlü bir tan­ rıya sığınak olduktan sonra. 5). Titan kızı Leto ile baştanrı Zeus'un bir­ leşmesinden doğmuştur Apollon ve onun kız kardeşi Artemis (Tab. Hera'nın hışmı­ na uğradığı için hiçbir yerde sığınak bulama­ ması bu övgünün konusudur ve Leto madde­ sinde ayrıntılı olarak incelenecektir (Leto). Kıyıla­ rında dolaştınız mı.. ey gümüş yaylı. Doğum şöy­ le anlatılır: (Letoj İki koluyla Fenike ağacına sarılarak dayadı çimenlere dizlerini. çiçekler içinde Delos. Themis tanrıça nektar sundu ona ve bal gibi ambrosia sundu ölümsüz elleriyle. ak çöller gibi mavi engine kadar yayılan dalga dalga kumların arasından süzülerek. çalgı ve ezgiyi. duru bir suda. "güzel saçlı Leto'nun doğurdu­ ğu". . Gündüz gümüş yaylı tanrıya bir altın taht kuran. İlkçağdan bugüne lirik şiirlerin hepsinde belli bir hava içinde canlandırılır. lahitleri gördük mü. . Sevinç çığlıkları kopardı tanrıçalar hep bir ağızdan. ağzında kavalıyla bir Pan ya da Marsyas'ın korularda hoplaya hoplaya oynadığını görür gibi olursunuz. ama bu doğum öyle olağan bir doğum değildir. İşte o zaman. Ey uzağı vuran Apollon. Homeros destanlarında da "anaks" efendi. . Buralarda akla kara. besbelli ki Delos övgüsü daha eski. gece çatır çatır yıldızlarla birlikte kız kardeşi Aya doğru yükselen yalçın dorukları bu hava sarar. ışıkla dokunmuş. Av rıntıya girmeden şunu söyleyelim ki araştır maların verdiği sonuç ş u . Kekova. kısacası her türden sanatı esinle­ yen büyük yaratıcı tanrıdır. İlyada'nm ilk dizelerinde şöy­ le tanıtılır Apollon (İl. burası Apollon'un ülkesidir demekten alamayız kendimi­ zi. Olympos ve hepsi Anadolu'ya özgü adar taşıyan daha nice kentler boyunca. Hele Fethiye'nin gör­ kemli kral mezarlarından başlayıp. İşte bu hava Lykia'da sezilir.. 9 ve 36): "Lete ile Zeus'un oğlu". Anadolu bu zaferi Apollon tanrı ile simgelemiş.. bunların arasında başta ge­ len ve en çok da tutunan Delos efsanesi. öteki Delphoi tanrısına. yıkadı seni tanrıçalar kutsal elleriyle arı. 1 . Dile gelmez bir sevinç kapladı yüreğini Leto'nun.Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları. ama sonradan önce adalarda. kral diye nitelenir Apollon. incecik. Debussy'nin müziğini du­ yar. Delphoi'ninki çok daha ye- nidir ve sonradan eklenmiştir birincisine. Bilim bu iki övgü arasında bir zaman ayrımı saptamış. ( 3 ) DOĞUŞU. her biri birer tapınak gibi karşımıza çıkan. yaklaşıp parlak yayını bir gerdi mi o. ta uzak doğuda Nemrut dağının tepesindeki sivri külâhlı dev tanrı heykelleri arasında da baş yeri tutar. Demre. Apollon onu hor görüp denizin içine gömer diye. renk renk çakıllar üstün­ de çağlayan dereler de satyr'lere. övgüdeyse şöyle deniyor-. ve çocuk gün ışığına çıkıverdi. yepyeni bir kundağa sardılar. ka­ yalara oyulu ya da denizde yüzen o eşsiz mezarları. Kaş.

bir köşe­ nasıl toplanır insanlar burada ve dumanlar sine de Cumae Sibylla'sını oturtmuştur. insanlar yüzlük kurbanlarla nasıl el Vatikan'daki Sixtina kilisesinin tavanına buraya gelir.AI'OI I . Yunan tanrı dünyasına sonradan ka­ Ksanthos (Kocaçay) vadisiyle Pamphylia'ya tılan ve adı bile Yunanca olmayan Apolkadar uzanan bütün Lykia kıyıları vardır. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. öbür bilicilik merkezlerini zamanla gölgede bırakmıştır. ama gönlünü sevindiren yer. hiç durmadan. Tanrıçasından başkası olmadığı göz önüne bunların arasında daha bir sürü kutsaklar ve alınırsa. nice tapınakların oldu senin. Boğazlardan başlayarak bütün Ege ve A k deniz kıyıları Apollon'un bilicilik merkezlerin­ den bir çelenkle çevrilmiş gibidir. sevimli Maionia'nın efendisi Miletos da senindi. ilk ve en eski bilicilik merkezleriyse Anadolu'da­ dır. kâhin dizelerinde adı geçen Khryses gibi Srnintheus Apollon'un tapıcısı bir kadındır. Erythrai (ildir) bilicisi (4) BİLÎCİLİK MERKEZLERİ. Didyma ve tanrı­ da yahut Lat adıyla anılan Anadolu'nun Ana nın asıl doğum yeri ve yurdu sayılan Patara. tanrı orada H e bağlantı kuracak bir tek söz yok. ovalara bakan dağ başları. . Taşlıkjik bulgularla kanıtlanır. tıpkı İlyada'nın i l k ya da erkek "mantis" yani bilici. İda'lı yanan yağlı etlerden. Mopsos). Bütün bunlardan madem si'nin toprağında hiç bereket yok. hem de arkeolo­ sının kılavuzluğuna dayandığımı ve Z. falcı. kadın rin en ünlüsü Herophile. İnsanlar arasında kimi vakit. görürsün. sanki başka bir diyardan gelmektedir OlymZeleia var.asıl. Kalkhas Bir tanrıçanın ağzından dile gelen bu m o ­ ve Mopsos gibi efsanelik kişilerin serüveni de dern turizm anlayışı Yunanistan'da pek tu­ aynı gerçeği kanıtlar (Kalkhas. Anadolu'dan Güney İtalya'ya göçüp sünde Leto kurak ve kayalık adacığa parlak orada kent kuran Kyme'lilerin Sibylla'sıyla bir gelecek müjdeler: birlikte ilkçağ dünyasının en ünlü dört kadın Senin olursa okçu tanrı Apollon'un bilicilerinden biri sayılırdı. Bililon'un Kybele'nin oğlu Attis'le bir tutulması ciligin de bu merkezlerden çıkıp Yunanis­ gerekmez mi? Bu konuda Halikarnas Balıkçı­ tan'a yayıldığı hem efsane. Bunların ki­ minin izi silinmiş. Ama bunları saymakla bitiremeyiz. Delos'tu. ey tanrı. Didyma tapınağı gibi. (Brankhos) da bir yana. kimi­ si de akıllara durgunluk veren koca bir anıt gibi dikilir karşımızda. anlaşılan şu ki. sensin efendisi Lykia'nın. Pausanias'a göre. Leto'nun da Lykia'da LeSonra sırayla bugün de bilinen merkezler: Gryneion. bir nympha'nın kızıymış. H e tüter rophile adlı Sibylla. Kasbir saygıyla karşılandığı zaman bile Apollon sandra. kıyıdaki o büyülü şehir senin malın. fare ve sıçan kovan anlamına gelir ve büyük bir rol oynadığını tarihçiler anlatmakla Apollon tanrının "aleksikakos". Erythrai bilikenmez bir gelir kaynağı olmuş. Anadolu'dan çıkmış ve yayılmıştır. Apollon tanrıyla ilgili bilicilik sen de beslenir semirirsin başka elden.ON rek göz kamaştırıcı bir zenginlik toplamış. yaptığı freskin bir köşesine Erythrai. Ne var ki bu sonradan olmuş. Ladoruğunda tanrılar toplantısına varıp da aşırı okoon o tapınağın rahibidir (Helenos. Biliciligm ilkçağda nail geliştiğini ve ne ek adı. Helenos'la Kassandlıoglu'nun "Tanrı Apollon ve Anadolu ile M ü ra bir yana. Laokoon). yüce dağ başları şenin oldu. Srnintheus olur. Milletos'un kurduğu büyük Didynasebeti" (İstanbul 1954) adlı araştırmasından ma tapınağı ve onu işleten Brankhos oğulları faydalandığımı belirtmek isterim. Troya'nın yanıbaşında Thymbra' Bu övgüde Yunanistan'la tanrı arasında lı Apollon tapınağı vardır ki. Bu bilicile­ esinlediği öngörme yetisiyle insanlar. to'nun oğlu olduğu. bilicilik merkezlerine tü­ leri defetme gücünü dile getirir. yani kötülük­ bitiremez. Erythrai. Olympos lenos'la Kassandra'ya esinlemiş biliciligi. Apollon'un Sibylla adıyla dünyaya ün salmıştı. tunmuş ve Delphoi bu politikayı benimseyeatkılarda dolaşırsın. Bu sanat. nice kutsal koruların oldu. Biraz ötede Khryse. yerleri pek bilinmeyen bu merkez­ pos'lu tanrılar arasına. Killa. Bu güçlü tanrının Lelerin de önemli olduğu anlaşılır İlyada'dan. Klaros. O kadar ki Raphatapmağı. Delos övgü­ cisiyse.

Tanrı canavar da olsa bir cana kıydığı için arınmak zorunda kalmış. Pan. Kavruluyordu birbiri peşi sıra bir yığın ölü.): . Kassandra. gidip Yunanistan'da bir tapınak kurmasını buyurmuş. İndi Olympos'un doruklarından. Önce Boiotia'da Telphusa pınarının yanıbaşında kurmak istemiş tapınağını. Korintos körfezinin kuzeyinde. Marsyas). sonra Yunanistan'a gelmiş. Efsaneye göre bu ejderi Hera salmışmış Leto ile çocuklarının başına. Bu nokta bir de Delphoi'nin dünyanın göbeği sayılması ve o m p halos kavramıyla Kybele kültüne özgü bir motifi benimsemesi (Kybele). Omuzlarında y a y ı . Bu vezin ise Daktyl'ler ve Kybele kültüyle ilişki görün­ mektedir (Daktyl'ler). periden izin alamayınca (Telphusa). Leto). Apollon İlyada'nın ilk dizelerinde okçu tanrı olarak çıkar karşımıza. korkunç. Okçu ve yaman okçu oluşu onun doğu ile ilişkisini daha da pekiştirir. kargıcı Yunanlıların ödleri kopardı çünkü Doğu­ lu okçulardan. köpeklerin düştü peşine. doğayı simgeleyen perilere de yönel­ miş bu aşkların çoğu sonuç vermeyen bahtsız sevgiler diye nitelenir (Daphne. Musa'ların yöneticisi olarak ünü Yunan-Latin şiirinden başlamak üzere Batı şiirinde bugüne dek gök­ lere ağmıştır (Musa'lar). Delos'lu Apollon övgüsünden epey sonra ve onun örneği üzerine kaleme alınmış Delphoi'li Apollon övgüsünde şu efsane anla­ tılır: Apollon doğar doğmaz. Ordu içine tanrının okları yağdı tam dokuz gün. dönüşünde de Pytho yarış­ malarını kurmuş. İlyada'nın konusu Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavga ise. i l c i u c u ( ç a p a l ı okluğu.t M ^ >ı ı v Yunanistan'da Delphol merkezinin kurulu­ şuna değgin efsaneden de aynı sonuç çıkarı­ labilir. Parnassos dağının eteğinde yer yer ormanlarla örtü­ lü yemyeşil bir ovaya inmiş. Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzeri­ ne de birçok efsaneler anlatılır. köpürmüş. /I'I . Güzel delikanlılara olduğu kadar. Işıklı tanrının aşkları da önemli bir rol oy­ nar efsanelerinde. tanrı Zeus da oğluna kuğuların çektiği bir araba. Ne var ki bölgeyi bir ejder kasıp kavurmakta. Kaldı ki anası Leto ve kız kardeşi Artemis de doğrudan doğruya Kybele ile bağlantılıdırlar ('Artemis. Andolu'lu Apollon'la Anadolu'lu Ana Tanrıça ile bir bağ kurmayı esinler. saldı okunu. Kız kardeşi Artemis'le paylaştığı bu yetenek tanrıya büyük bir üstünlük sağlar. acı. bir süre Tesalya'da Admetos'a sığırtmaçlık etmiş (Admetos). Hyakinthos). Bu falcılık. Ama kuğular onu Hyperbore'liler ülkesine uçurmuşlar (Hyperboreoi). başının üstünde kuğu kuşları uçuşmaya başlamış. 4 5 vd. Leto'dan doğma iki okçu tanrı bu yetilerinden birçok efsanelerde faydalanırlar (Niobe). sonra saldı birsiuri o l c insanların üstüne. 1 . Pythia tıpkı Sibylla gibi tanrı sözlerini ya da buyruklarını insanlara Homerik destanların vezni olan hexametron ile aktarır. Kımıldandı mı. burada tanrıça Themis'e adanmış bir sunak varmış. oklar omzunda şangırdıyordu. Delphoi tapınağında dünya­ nın göbeği (Yun. Pytho diye anı­ lan bu merkez sonradan Delphoi adını almış­ tır. Yerleşti gemilerin ardına. Marpessa. Omphalos) sayılan bir çuku­ run üstüne bir üçayak yerleştirilmiş. başına bir altın külah ve eline de bir rebap vermiş. bu kav­ ganın nedeni de Apollon'un öfkesidir. Olympos'a ilk ayak bastığı gün öbür tanrıların kor­ kuyla yerlerinden fırlamaları da bundan. başka bir anlatıma göre Admetos'un yanın­ daki uşaklığı Kyklops'u öldürdüğünden dola­ yıdır (Kyklop'lar). tanrının bilici kadını Pythia bu üçayak üstüne oturarak ve çukurdan yükselen gazlarla kendinden ge­ çerek fal verirmiş. Tanrı­ nın asıl niteliğini açığa vuran bu dizeleri aşa­ ğıya alalım ( İ l .. tanrıça kehanet verirmiş o sunakta. bin vınlama çıktı gümüş yaydan.. öfkeli. Önce katırların. Apollon ya da Artemis'in okuyla ölmek ansızın tatlı bir ölüme kavuşmak anlamına gelir. Orada bayram ve şenlikler içinde yaşamış. ( 5 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . Python denilen bir canavar ekinlerin hepsini yok etmekteymiş. k ı z g ı n tanrı yürüyordu gece gibi. Müzik alanında baş­ ka tanrılar ve ölümlülerle giriştiği yarışmalar da birçok efsanelere konu olmuştur (Hermes. bilicilik sanatıy­ la Delphoi tapınağının ne hazineler topladığı dillere destan olmuştu. Apollon Python'u öldürür ve büyük bilicilik merkezini de ejderi öldürdüğü yerde kurar.

saygı göstermişse. Bkz. Argonaut'lar. Apsyrtos. ilenme anlamına gelen yunanca kelime. geçiyor bile. uğursuz ola­ rak nitelendirilen Ares insanların baş belası. Yaklaş ona. Ares. V. Kimi zaman çoğul ola­ rak gösterilip öç perileri Erinys'lerle bir tutu­ lur (Erinys). babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yapar­ mış. Atheria isterse gelsin nakışta yarışalım de­ miş. Apollon'la Athena Ares'i şöyle kınarlar (İl. İşlerini bitirince Athena bakmış ki kızın nakısı kusursuz. kızı da iş işlemede. Lydia kızları. Athena Olympos'un on iki büyük tanrısı­ nı işlemiş nakısına. giderek gururlu olurmuş. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş ki. o da Zeus'un yanına sığınıp ağlaşır.5): Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla Hebe'yi. biliyorum. Öğütler vermiş. şaşakalırlarmış yaptığı işlere. Apollon önce Ares'in işe karışmaması . insanların baş belası Ares. Yunan dün­ yası onu o kadar hor görmüş. Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini canlandır­ mış:' Zeus'un Europe'yi kaçırmasını. çılgın deli. bir bu yana. Hera'dan ben de ona zorla dinletirim sözümü. anadan gelme sana. elleri kanlı. kendininkinden aşağı kalmıyor. Tanrılar babası­ nın bu sızlanmalara verdiği karşılık şudur (İl. yokmuş onun üstüne bütün bölgede. son­ suzluğa dek tozlu duvar köşelerinde ag örsün de hiçbir faydasını görmesin. Aristaios). hep hırgür. sevimsiz. bir o yana döner. Tragedyalarda bu kavramla­ rı simgeleyen tanrıça. tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. 889 vd. kilim dokumada öylesine usta. kötünün kötüsüdür o. kavga. Arakhne. Azgın.Apollon birçok ozanların babası sayılır (Linos.) : Böyle ağlaşıp durma dizimin dibinde. kadınları bi­ linçli. Savaş tanrı Ares'in Roma'da karşılığı Mars'tır. hele babası Zeus'un ondan hoşlanmadığı besbellidir. saldırgan Ares'ten çekinme. Hekim tanrı olarak adı genellikle oğlu Asklepios'unkiyle birlikte anılır (Asklepios. Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera Ares'in anası Hera ile herhangi bir ilişkisi­ ne pek rastlanmaz destanlarda. öyle becerikliymiş ki. Tanrıça da o zaman kim olduğunu açık­ layarak başlamışlar gergef başında yarışma­ ya. yırtmış nakısını. H e ­ le Homeros destanlarında kaba kuvveti sim­ geleyen Ares'e eklenmedik aşağılayıcı sıfat kalmamıştır. gide­ rek gülünç bir kişi olarak canlandırmıştır. körü körüne çarpışmayı simgeler. nakış yapmada. Troya savaşında yiğit Diomedes Athena'nın yar­ dımıyla karnından yaralar Ares'i. ormandan periler bile gelir. 830): Ares. Ares ise akılsız­ ca. El sanatlarında Anadolu'nun Yu­ nanistan üzerine üstünlüğünü dile getiren bir efsanedir Arakhne efsanesi.dönek Olympos'ta oturan tanrılar arasında • benim iğrendiğim tanrısın sen. eleavuca sığmaz huysuzluğun. 30. Arakhne Lydia'lı bir kızmış. Asıl çekişmesi de Athena iledir. daha alçakgönüllü olma­ sını. Zeus'un kalkanıyla dövü­ şen Athena zaferi kazanacaktır. Danae'ye yaklaşmasını filan. İlyada'nm beşinci bölümünde tanrılar da Akha'larla Troya'lılar arasındaki kıyasıya savaşa katılın­ ca. bir koca­ karı kılığına girip çıkmış Arakhne'nin karşısı­ na. Lydia'lı kız üzüntü­ sünden kendini asmış. B u ça­ tışmada elbette ki akıl üstün gelecek. kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. Lanet. Arakhne de ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş ol­ makla geçinen Atina'nın baş tanrıçası Athena ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sü­ rer dururmuş. Ama Arakhne hiç oralı olmamış. ellerin kanlı. Paian). Ara. 921) bir daha pek söz etmez bu tan­ rıdan (Tab. Derken bü­ yük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini. delinin biridir. Doğuşunu üç dizede şöyle anlatan Hesiodos (Theog. Zeus'un kafasından çıkma. Roma devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş. Tanrıça buna kızmış. beddua. V. ey kaleler yıkan. Dağ­ dan. savaş işin gücün. Adının geçtiği sayısız efsaneler için yukar­ da gösterilen adlarla ilgili maddelere bakınız. Orpheus. çünkü Athena aklın yönettiği savaşı.

III. Phobos'la Deimos ayrılmazlar babalarının yanından. bu kaynağın dibinde de günün birinde Ares. karmlığm bağlandığı yere tam. Kıza tu­ tulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarı­ dır.Ö. bu tepe- nin eteğinde bir kaynak fışkırır. İ. Tanrılar mahkemede Ares'in beraatına karar vermiş. baş konusu sa­ vaş olan bir destanda savaş tanrının bu kadar hor görülmesi şaşılacak bir şeydir. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de büyük Dor şairi Pindaros işle­ miştir. İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonaut'lar serüvenini bize bir tüm olarak R o doslu Apollonios anlatmıştır. A R G O G E M İ S İ . ama Ares akıl ve man­ tık dinlemez. Savaşa doymaz Ares öylesine bağırmıştı. Arete. Bkz.). gene atılır körü körüne savaşa ve Herakles'ten yara alarak gene utana uta­ na döner Olympos'a. ama Alpheios gelip sularını sula rina karıştırmasın diye. Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur. buna karşı gelmenin akıl kârı olmayacağını söyler. Arethusa yerallın. V. Bu uzun öyküyü. Ares çıkagelir. vurdu onu. Ares kavgasına tutuşmuş dokuz. 855 vd. Palias Athene tutup yöneltti kargıyı tam Ares'in göbeği altına.): Gür narah Diomedes de atıldı tunç kargısınla. çeşitli bölümlerini başlık­ larla göstererek özetlemeye çalışalım. bir ej­ derin beklediği bir suyun kendisine adanmış olduğunu anlatır (Kadmos). V I I I . Athena araya girip Kaderin Kyknos'un yenilmesine karar verdiğini. biri Elis'te. Efsaneye göre. Odysseia'da anlatılan aşk macerasında (Aphrodite) Ares Hephaistos'un ağına düşüp yakalandıktan sonra hiç ses çıkarmaz. Artemis'in çevresindeki avcı kız­ lardan Arethusa günün birinde ay yorgunlu­ ğunu gidermek için ırmağa girmiş. savaşta nasıl bağırır çağırırsa. Dönekliği zaferi kimi zaman ona. ama işler çatallaşıp Aphrodite de yarala­ nınca. (Kyklopes). O koşmuş. Argonaut'lar (Argo Gemicileri). Aglauros tan olma kızı Alkippe'ye Poseidon'un oğlu H a lirrhotios'un saldırdığını görmüş ve öfkeye kapılarak öldürmüş saldıranı. Ares'in Aphrodite ile birleşmesinden P h o bos (Bozgun). Çırılçıplak yüzerken birdenbire ırmak­ tan yükselen bir erkek sesi duymuş. kimi zaman buna ver­ mesinden ileri gelmiyorsa da. Tanrıça da önce kızı bir buluta sarmış. Alkinoos. on bin kişi. Thebai'de de Kadmos'un atası olarak tapım gördüğünü. Herakles destanında Ares. Ares'in yabani Trakya boylarının yanında oturmaktan hoşlandığı ve bir gelene­ ğe göre kızları olan Amazonların da oradan kaynak bulduğu söylenir. sonra derisini yırtıp kargıyı çekti çıkardı. Argcs. Bu dev tanrı Homeros destanlarında yürek­ li ve yiğit olarak bile gösterilmiyor. Akha'larla Troya'lıları yakaladı bir titreme. 359 vd.ı gene yeryüzüne çıkmış (Alpheios). öbürü Sicilya'da Arethusa adlı iki kaynağın varlığını açıklamak için uydurulmuş olsa gerek. Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri. Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesinde fil . Ona kimi zaman Eriş (Kavga) de katılır. oğlu Kyknos'u yiğitle olan savaşında korumak ister. Kız sudan dışarıya fırlayıp olduğu gibi koşma­ ya başlamış. Medeia ile İason efsaneleri ise traged­ ya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Sene ca'ya konu olmuştur. Bu efsane. süklüm püklüm Trakya'ya doğru yol alır (Od. sonra bir kaynağa dö nüştürmüş. yani Ares tepe­ si diye bir yer vardır. so­ nunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye.için onu Skamandros ırmağınınkıyısına otur­ tur. Deimos (Korku) ve bir de Harmonia doğar. Derken Poseldon Olympos tanrılarını tepede toplamış ve Ares'in bu suçunu yargılamalarını istemiş. Arethusa. Enyo adındaki kızı da tanrı neredeyse oradadır. yaraladı karnından. yıkanıyormuş. Atina'da adam öldürmelerin ve dinsel suç­ ların yargılandığı Areopagos. ırmak kovalamış. savaşı şöyle anlatılır ( İ l . tunç Ares de öyle bağırdı.ı dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasınd.

Karadeniz'e çıkmadana Symplegad'lar yani çarpışan kayalar­ dan geçmeleri gerektiğini Phineus söyler Argonaut'lara. Mysia kıyılarına vardıklarında (Mudanya lima­ nına çıkmış olacaklar) Herakles ormana dalıp kırdığı küreğinin yerine yenisini kesmeye git­ ti. YOLCULUK. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlar­ lar. ozan Orpheus. L E M N O S ADASI. bu işte tanrıça Athena'dan da yardım gördükten sonra yola çıkar (Aison. Kadıköy'e yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzeri­ ne yelken açan Argo gemisini fırtına Boğaz­ dan uzaklara Trakya kıyılarına atar. Phineus Argonaut'lara şöyle bir denemede bulun­ malarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından. Herakles). Bu kral Harpya'lar belasına uğramıştır. Pelias cak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini bildirir da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gi­ (Amykos. Aietes). kadın yüzlü canavarlar olan H a r p ya'ları rüzgâr tanrı Boreas'ın oğulları Kalais üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. ara­ larında ne varsa paramparça olurmuş. Kalais ile Zetes). Aison'un ile Zetes yener ve kovarlar. Harpya'lar. yanında Hylas adlı çok sevdiği bir genç vardı. İason bu sefere çıkmak zorunda kalır. Bundan sonra da Çarpışan Kayaların çarpış- . Geri gelmeyince Herakles onu arama­ ya koyuldu ve şafak sökerken hâlâ dönmedik­ lerinden gemi Herakles'i Mysia'da bırakarak yoluna devam etti (Hylas. Argo gemisi Tesalya'daki bir limandan denize indirildi. arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasına girer ve kuş gibi ancak pupası biraz zedelenerek geçer. Phriksos. Adanın kadınları kocalannı öldür­ müşlerdi. atılgan yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan. yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır. Mythos yazarlarının bunlar üstüne verdikleri listeler birbirini tut­ maz. güvercin geçebilirse. dip Phriksos'un orada bıraktığı altın postu getirmesini buyurur. Altın Post. gemi ustası Argos. bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos'la Helle'yi sırtı­ na alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekisidir. kendileri de arkasından geçmeye kalkışsınlar. İason kuyruğundan birkaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer. Adada erkek olmadığından Lemnos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve ÇARPIŞAN KAYALAR. Delion'Iar kralı K y z i kos'u yanlışlıkla öldürdüler (Kyzikos). yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. Hypsipyle). Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisini iyi karşılayan Aletes'e Zeus'a kurban ettiği koçun altından olan postunu verir. Pelias. MYSİA'DA HYLAS'IN K A Y B O L M A S I . Çanakkale Bogazı'na girmeden Samothrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdü­ ne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. Birinci durak Lemnos adaşıydı. Onu yapan ustanın adı da Argos imiş. ARGONAUTLAR KİMLERDİR? Sefere katı­ lanlar Troya efsanesi kahramanlarından ön­ ceki kuşaktan kişilerdir. Ora­ dan da Marmara denizine girdiler ve Kapıdag yarımadasına vardılar. PHİNEUS. M a v i Kayalar diye de tanımla­ nan bu iki kaya aralarından bir gemi geçti mi. S E M E N D İ R E K . onlarla sevişerek gebe kaldılar (Thoas. Herakles ve daha başkaları. Boreas'ın oğulları Kalais'le Zetes. Meleagros. K Y Z l K O S . Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler. K ı z kardeşi Helle Boğazları geçerken de­ nize düştükten sonra. Peleus'la Telamon. ama genellikle en ünlü kahramanlar şunlardır: İason. Tanrı Apollon'a ya­ pılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı: İdmon'un kendisinden başka yolcuların hepsi geri dönecekti. İdmon. ALTIN POST. Kastor'la Polydeukes. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar (Athamas. S E F E R t N N E D E N İ . Yunanistan'da ne kadar gözü pek. Bu iyiliğe karşılık oğlu İason delikanlılık çağına gelince PeliPhineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıka­ as'm karşısına çıkıp tahtını geri ister. iason). AMYKOS. Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermiş­ lerdi. dümenci Tiphys.Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemiymiş. Helle. lolkos kralı Aison tahtını Kanatlı.

Burada Medeia'nın tüyler ürperti­ go gemisini yakmaya ve Argonaut'ları öldür­ ci bir oyunu yer almaktadır: Pelias'ın kızlarıy­ meye kalkar. Ar. İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. Amazon'ların ülke­ si Thermodon (Terme çayı) ve Themiskyra (Terme) şehriyle merkezlenir efsanede. İason'u konuklamak istemez. Medeia'nın halası olan büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. İason'a kendisini eş olarak Hephaistos'un yaptığı bu robot adama Girit almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. Girit'te eski tunç soyundan kalma Talos adın­ tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öl­ da bir dev yaşar. tandır. deia araya girer. Kral Airumlarını da geçerler. dev birden lanır. Bir anlatıma göre Argo Ka­ radeniz'de İstros (Tuna) ırmağının ağzına va­ rır ve ırmak yoluyla Adriyatik denizine çıkar (o zamanki coğrafya görüşlerine göre Tuna Karadeniz'i Adriyatik denizine bağlayan bir su yoluydu) . Argonaut'lar daha öteye gidip Ama­ zon'lar ülkesine çıkarlar. bu yüzden Argonaut'lara yetişemedi­ ler. ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölür­ ler. gonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Argonaut'lar Seiren'ler adasının önünden ge­ Aietes'in karşısına çıktıklarında.maktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıklan anlatılır. leyen ejderi uyutmuş ve koçun pöstekislnl alıp Argo gemisine kaçırmışlardır. Hera'nın dan böyle Argonaut'ların ve İason'un bütün koruyuculuğu altında Kharybdis'le Skylla uçu­ işlerini eline alır ve dilegince yönetir. laya ekip üstünde fışkıran silahlı adamları bir­ Babası Aison'un öldüğü haberini alır. Bu kez fırtına onları etes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır. DÖNÜŞ YOLCULUĞU. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir çareye başvurmuştu: Yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaş­ tılar. İstanbul Boğazında akıntı yüzün­ den oynak kayalar mı vardı. Meolup içinde bir kan damarı bulunmaktaydı. yoksa Boğazın olağanüstü anafor ve akıntıları efsaneye böy­ le bir imgeyle mi yansıtıldı? Her neyse bu en­ geli de aştıktan sonra Argonaut'lar Yunanlıla­ rın Pontos Eukseinos yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz'e çıkarlar. ara­ dan akmaya başlayan kan bir daha durmadı. kralın kızı çerken ozan Orpheus canavarları büyüler.arındırır ama. İason Altın Post'u yunduruk altına sokmayı ejderin dişlerini tar­ amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a döner. kralı Minos adayı koruma görevini vermişti. Kirke Medeia'yı kardeşini öldürmüş olma suçundan M E D E İ A . Ar­ ğını görür. larına bir taş atarsa. İason boğaları bo­ Y U N A N İ S T A N ' A V A R I Ş . A M A Z O N L A R VE KOLKHİS'E VARIŞ. ihtiyarlamakta olan baba mış. ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. ateş püsküren. İason'la el ele vererek Altın Post'u beklarını gençleştirmenin çaresini kendilerine . ama bir ejderi öldürmesini. Güçlü bir büyücü olan Medeia bun­ Seiren'lerin sesine kulak vermezler. şup birbirlerini öldüreceklerini de söyler. Du­ rak yapmadan Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerler ve Phasis ırmağına (Pasinus) yani Kolkhis (Gürcistan) ülkesine varır­ lar (Amazon 'lar). ama Medeia onu büyüledi. Pelibirlerine öldürtmeyi başırır. Argonaut'lar Girit'e yaklaşınca Talos koca Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah bir kaya alıp Argo gemisinin üstüne fırlatacak geçmez hale sokar. bunların kavgaya tutu­ Talos böylece can verdi (Talos). Medeia iason'u görür ve büyük bir aşkla ona söylediği ezgi o kadar güzeldir ki gemiciler tutulur. Ne var ki Aietes as'm da tahtı geri vermeye hiç de yanaşmadı­ gene de Altın Post'u vermeye razı olmaz. arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla vakit kay­ bettiler. Sonra da yiğide büyülü bir merhem hazırlar. Talos tepeden tırnağa tunç­ dürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. Ejderhanın dişlerini toprağa ayağını burkarak bileğini sıyırdı ve damannektikten sonra silahlı adamlar biteceğini. Ertesi sa­ bah Argo gemisi şafak sökmeden yola çıkar. oradan Girit'e geçerler. ne de ölür. bir gün boyunca ne yara­ oldu. Medeia'nın dediği gibi olur. Libya kıyılarına atar. A L T I N POST'UN ALINMASI. ama Medeia daha hızlı davran­ la arkadaşlık kurar. yalnız ayak bileklerinden biri etten fason ister istemez bu koşullara evet der. Kral Lykos onları iyi karşılar. Destanın bu bölü­ mü de karışıktır.

Kolkhis'e döndüğü ve daha birçok suç ve serüvenler­ den sonra babası Aietes'le barıştığı bazı efsa­ nelerde anlatılır (Medeia). O sırada bü­ yücü kadın ömrünün en korkunç suçunu iş­ ler: Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir. Ama Zeus Hermes'e İo'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. Hera da gözlerini kendisine özgü ve çok sevdiği tavus kuşunun tüylerine yerleştirmiş. . Argos'un yüz değil de. II. Ariadne. kız onu giyer giymez yanma­ ya başlar. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar. ikisi arkasında yalnız dört gözü varmış. hızlı demek) yapan ve ona adını veren usta. Tartışmalı yorumlara yol açan bu sıfa­ tın anlamında bilginler karar kılmış gibidir. ya da büyülü bir değnekle Argos'u bir daha uyanmayacağı bir uykuya dal­ dırmış. Theseus Girit'e Minotauros'la çarpışma­ ya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüş ve görür görmez de ona tutulmuştu. o kadarı açık kalıp bakarmış. kı­ zın güzelliğine vurulmuş ve onu alıp Olympos'a götürmüş. sonra da taç gökte bir yıldız olmuş (Theseus. Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. bu işler olup biterken İason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. Ariadne uya­ nıp bakmış ki adada yapayalnız. Düğün hediyesi olarak Ariadne'ye Hephaistos'un yaptığı altın bir taç vermiş. Minos'la Pasiphae'nin kızı (Tab. ikisi ı. 11). îason'la Medeia bu su­ çu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar. Hesiodos da Ekhidna canavarının orada kapalı olduğunu anlatır (Typhon. Kreon'un kızı Kreusa ile ev­ lenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. Başka bir anlatıma göre. (3) Homeros destanlarında tanrı Hermes "Argos u öldüren" "Argeiphontes" ek adıyla anılır. (1) Zeus ile Niobe'nin oğlu. bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. ama üzülme­ ye vakit kalmadan tanrı Dionysos gelmiş. kimine göre Pan'ın kavalını çalarak devi bü­ yülemiş ve bütün gözlerinin birden kapanma­ sını sağlamış. Argos ineği bir ağaca bağlayarak gece. sonra da Zeus'un inek bi­ çimine soktuğu sevgilisi lo'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş. Dionysos). (2) Argonaut'ların gemisi Argo'yu (argos.öğreteceğini söyler ve örnek vermek üzere yaşlı bir koç alarak keser. Sonra da Ariadne'yi kaçırıp Naksos adasına varmışlar. Atina'dan da sürülür. uyuduğu zaman bile gözlerinin hepsi kapanmaz. Nasıl olmuşsa olmuş ama Argos öl­ müş. Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtar­ mış. Sonrala­ rı Argos adı yalnız batısındaki Argos kentine ve Argolis denilen bölgeye ayrılmış. Bunu nasıl yaptığı konusunda söylentiler çeşitlidir: Kimine göre uzaktan attığı bir taşla yere sermiş Argos'u. Niobe Zeus'un sevdiği ilk ölümlü kadındır. MEDElA'NIN SONU. 782). gündüz gözlüyormuş. Ekhidna). Argos'lu ise Akha'ların hepsine ve­ rilen genel bir sıfattır. birden körpe bir kuzu çıktığını gösterir. ne kadarı kapanırsa. Pelias'ın kızları bu düzene kanarak babalannı öldürüp kazana atarlar. Minotauros'un bulunduğu bin bir dehlizli Labyrinthos mağa­ rasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti. Tartaros'la Gaia'dan dogma Ekhidna ca­ navarını öldürmüş./I kafasının önünde. Arima. ama bir süre sarayında alı­ koyduktan sonra. Dirilmedigini görünce çılgına dönerler ve yurtlarından sürülürler (Pelias). Medeia'yı uzaklaştırmak çarelerini arar. büyülü otlarla kay­ nayan bir kazana atar. Argos. Argos 1 1 yada destanında Yunanistan'dan gelip Troya'ya saldıranların tümünün yurdu olarak gösterilir. bu yüzden de Argos denmiş bütün yarımadaya. Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerden ilerledikçe yumağı açıp ipliği ye­ re bırakıyormuş. Argos'a Zeus Peloponez krallığını vermiş. Çünkü böyle bir efsane vardır: Hermes'in öl­ dürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. Efsa­ neye göre bu dağların altında iki ejder yat­ maktadır: Homeros'a göre Typhoeus'un ini buradadır (İl. Orada Aigeus'a kendisiyle evlenirse ço­ cuk doğuracağını söyler. lason da korkunç karısından bıkmışa benzer. Bundan sonra atası Helios'un kendi­ sine gönderdiği bir uçan arabayla Atina'ya uçar. Ama Theseus kızı o adada bırakıp gitmiş. Theseus'u öldürme­ ye çalışır. Güneydoğu Anadolu'nun Kilikya bölgesinde bulunan dağlık bölgenin adı.

Dithyrambosu ilk söyleyen odur". tragedyanın kayna­ ğı sayılır. tanrı Apollon da Arion'un sazıyla üstünde yolculuk ettiği yu­ nus balığını gökte birer burca dönüştürmüş. arılarının hepsi ölür. Orpheus). Babası gibi dağda. Aristaios sonradan Kadmos'un kızı Autonoe ile evlenir ve Aktaoin adlı bir oğlu olur. tragedyanın babası odur demek (Dionysos).) gi­ dip Mısır'da fok balıkları arasında yaşayan Proteus'u bulur ve onu sımsıkı bağlayarak ke­ hanetini ağzından alır: Dört boğa ile dört dü­ ve kurban edecek. O sıra Arion birdenbire çıkagelmez mi! Periandros gemicileri çarmıha gerdirmiş. Arion sanatıyla yalnız ün değil. Günün birinde adası dar gelmiş Arion'a dünya göre­ yim deyip Korinthos'a göçmüş. Bu yıkım karşısında Aristaios ana­ sı Kyrene'ye dert yanar. kaçarken Eurydike'nin ayağını yılan sokar. Her neyse. çalgısı öyle dokunaklı ki. özellikle Tesalya. Bağış­ landığını anlar. Zeus'la Artemis'in avcı kızlarından Kallisto'nun oğlu. Ora halkını da büyülemiş. alıp onu Libya'ya kaçırmış ve orada Aristaios adlı bir çocukları olmuş. Bir gece önce düşünde Apollon'u görmüşmüş Arion. Öyle güzel çalmış. Orada da bir süre kalıp. gerçek­ ten olmuş şaşılacak bir olay diye anlatır: Şair­ ler anası Lesbos'ta Arion adlı bir ozan yaşar­ mış. Bu kral Zeus'u sına­ mak istemiş. torununu doğrayıp parçalarını tanrının sofrasına çıkarmış. Yunanistan'ın bazı bölgelerinde. Sicilya'yı gezmek hevesine kapılmış. Dili öyle tatlı. Güvenmiş tanrıya ve bakmış ki başka kurtuluş yok. bayırda yetişen Ataion us­ ta bir avcıdır. gemiciler onu suya atıp paralarının üstüne oturmayı kurmuşlar. Aristaios. Ama Zeus aldanmamış. Zeus'un gebe bıraktığı Kallisto doğurup da öldükten yahut ayı kılığına sokulduktan son­ ra.ARKAS Arion. bana hayatımı bağışlayın di­ ye yalvarmış. diyor Herodot hemşerimiz. Aristaios da Odysseia'da Meneloas'un yaptığı gibi (Od. Apollon'un kutsal hayvanları yunus balıkları belirmiş çevrede: Toplanmış. bu tür. Aristaios tarım ve hayvancılıkla ilgili bilgilerin hepsini öğrenmiş. hayvancılık ve özellikle arıcılıkta ondan üstünü yokmuş. Arion ezgisini bitirince denize atlamış. Arkas ana tarafından Lykaon'un torunuydu. zeytincilik. öyle dokunak­ lı söylemiş ki. Taranto'dan gemiye binmiş. Periandros şairin ne olduğunu sormuş. dost Periandros'un yanına dönecek olmuş. çünkü en çok bu şehir adamlarına güvenirmiş. Lykaon'un ko­ nağına yıldırım yağdırmış. "Gitar çalmakta eşi yoktu. kesti­ ği kurbanları dokuz gün sonra yoklayınca. Ne var ki denize açılınca. 365 vd. sonra derdine çare bula­ caktır. İtalya'yı. leşlerinden binlerce arı çıktığını görür. ünü Midilli'den çok ötelere yayılmış. kralın kendisini de . Tesalya'lı ırmak tanrı Peneus'un tonınu olan Kyrene adlı nympha'yı tanrı Apollon görmüş ve sevmiş. dinliyorlarmış ozanı. Herodotos'un anlattığı masallar ara­ sında Arion'un masalı kadar sevimlisi yoktur. Hain gemiciler Korinthos'a varınca. Aristaios'a Vergilius "Georgica" adlı tarım­ sal konuları ele alan eserinde uzun bir parça ayırmıştır. tanrı Dionysos'a bir övgüdür. deni­ ze düşüp boğulduğunu söylemişler. Aristaios kâhinin dediğini yapar. servetler topladıktan sonra. yolculuk için Korinthos'lu bir geminin tayfasıyla pazarlığa giriş­ miş. çok para da kazanmış. Arkas. en güzel rubala­ rını giyip son bir kez güvertede denize karşı saz çalmayı dilemiş. güzel kadın düşüp ölür. hemen yunus balığının biri onu sırtına almış ve Yunanistan'a kadar gö­ türmüş. Arkadya bölgesinin efsanelik atası. Boiotia ve Arkadya'da Aristaios bir kır tanrısı olarak saygı görürdü (Eurydike. Çocuğu kırlarda at adam Kheiron ve nympha'lar büyütmüş. Arion fiskoslarını duymuş ve varı­ mı yoğumu alın. Dithyrambos. Zeus Arkas'ı büyütmek üzere Hermes'in anası Maia'ya vermiş. Tanrılar da Aristaios'u cezalandırmak için salgın düşürürler arı kovanlarına. Arion onu yarattıysa. Serüvenini şöyle anlatır: Dag ve su perilerini kovalamaktan hoşlanan Aristaios günün birinde ozan Orpheus'un karısı Eurydike'nin peşine takılır. H e m tarihçi onu bir masal diye değil. Kyrene oğluna deniz ihtiyarı diye anılan kâhin Proteus'a baş vur­ masını salık verir. duyduğuma göre de. üstelik Korinthos'un yöneticisi Periandros'u da dost edinmiş kendine. IV. sofrayı devirdiği gibi. Sonra da denize atacakmış kendini.

Lüb­ nan ve Filistin yoluyla Mısır'a ve Ege adala­ rıyla Girit'e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kapladığı gibi. K a y nağı Orta Anadolu'da bulunduğu en son ar­ keoloji kazılarından kesinlikle anlaşılan ve ge­ nel olarak Ana Tanrıça diye tanımlanabilen bu tanrısal varlık Yunan din ve efsanelerinde Artemis adıyla anılır. Adına takılan yüzlerce yersel sıfatı ise onun tapınıldığı çeşitli ülke ve bölgeleri açığa vur­ maktan başka bir işe yaramaz. Ülkenin yasalarına göre. Ölünce Arkadya üç oğlu arasında paylaşılmış. Arkas da Arkturos yani ara­ banın sürücüsü. Artemis için Altın sıfatının kullanılması dikkati çeker.. Yunanla ilgili çağlarında bu tanrıçanın aldığı biçimi ortaya sermekle erken taş çağında başlayıp Roma imparatorluğunun putperest­ likten Hıristiyanlığa geçişine kadar olan süre­ de tutarlı bir gelişmeyi izlemek olanağını ver­ mektedir. sonra ilkçağ yazını boyunca rastlanan okçu­ lukla ilgili sıfatlarıdır. Aşağıdaki incele­ m e . Efes'li Artemis'i tanımlamak için de Selçuk müze­ sinde gözümüzle görmek mutluluğuna erişti­ ğimiz eşsiz heykellerden faydalanacağız. burada yalnız Artemis'i tanıtma çabasına girişelim. Tek üstünde durulması gereken ve kişiliğinin özünü yansı­ tan sıfatları ilkin Homeros destanlarında. Artemis'in adı tıpkı Apollon'unki gibi Yunanca değildir. kardeşi Apollön gümüş yaylı olduğu halde. Artemis'in Apollon'un olduğu gibi parlaklık gösteren bir ek adı da yoktur. Çatalhöyük ve Hacılar kazılarında elde edilen bulgu­ lar ise Ana Tanrıçanın gelişmesinde başlan­ gıç noktasını İsa'dan önce 6100 yıllarına ka­ dar indirmekle bu evreye ışık tutmakta ve da­ ha sonraki aşamaların belli bir açıdan ince­ lenmesini kolaylaştırmaktadır.bir kurt haline sokmuş. ayı olan anasına rastlamış. Bu tanrıçanın kültü Anadolu'dan Mezopotamya'ya. onun bulgularının. Arkas'ın parçalarını bir araya getirip çocuğu yeni baştan diriltmiş. ayrıca kuzeyde İskandinav ülkelerine dek sokularak iz bırakmıştır. Efes'te bulu­ nan Artemis heykelleri de Anadolu'nun r. Ama Zeus acımış ana oğla ve ikisini de göğe alarak birer yıldız yapmış. başlamış onu kovalamaya ve hayvanın sığındığı Zeus tapınağına onun arkasından girmiş. tanımlarının ve şaşır­ tıcı bir kavrama ve bağlantı kurma gücüyle aydınlatıp canlandırdığı gerçeklerin bir derle­ mesi sayılabilir. Arkas Lykaon'un oğlundan kendisine miras kalan krallığa adını vermiş. Yunan kaynaklarında adı­ na rastlanan Artemis de zaman ve mekân içinde bir gelişmenin ürünüdür. Artemis. Homeros metinlerinde sözü geçen Artemis'ten Latin yazınındaki Diana'ya varmak için nice nice değişimlere uğramıştır bu tanrısal figür.Kallisto Büyükayı. İlyada'da bu tanrıçaya çokluk "ok taşıyan. ekmek yoğurma­ sını ve yün eğirmesini öğretmiş. oysa ayla ilişkili bir tan- . Dokunul­ mamış. Bu işte öncülük. ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I . Adı ne olursa olsun toprak ve bere­ ket tanrıçası ancak uzun ve yaygın bir geliş­ me süreci içindeki aşamaların sayım ve dökü­ münü Ana Tanrıçanın Anadolu'daki başlıca simgesi olan Kybele'ye ayırdığımız bölüme bırakarak.t. gerekse Artemis adıyla tam anlamına varmak bugüne bugün pek az bilginin başarabildiği bir iştir. Akdeniz çevresinde bin yıllarca tutunmuş bir tanrıçaya belli bir süre içinde ve belli bir bölgede verilen addır. tapınağa giren ölüm cezası­ na çarptırılmış. İlyada'da Artemis için "altın yaylı. bütün bu değişik ad ve biçimlerin ardında h e p aynı görüş ve inanç özüne rastlandığı artık yadsınmaz bir gerçek olmuştur. ya da yunanca bir deyimle "Araba" olmuş. Bun­ ları özetlemek için yazılı kaynaklardan. bu karmaşık varlığı bir bütün olarak görüp incelemeyi bilimin daha iyice çözümleyeme­ diği bir sorun haline getirmektedir. Suriye. Arkas delikanlılık çağma gelmiş. Yunanistan ve İtalya'ya da ya­ yılmış. bizim tarih ve din tarihi bilginimiz Halikarnas Balıkçısı'ndadır. altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı" deyimlerine rastlanır. Ana Tanrıçanın gerek Kybele. Arkadya denmiş bu bölgeye. Toprak ve bere­ keti simgeleyen bu tanrıçaya her çağ ve her bölgede başka başka adlarla ve ayrı ayrı bi­ çimlerde tapınıldığı. okçu tanrıça" denir. Artemis. Ne var ki isim ve biçim bolluğu tan­ rıçanın geçirdiği evreyi izlemeyi güçleştirmek­ t e . Çok yararlı bir kral olmuş: Uy­ ruklarına buğday ekmesini. bozulmamış anlamına yakın gelen "artemes" sıfatından üreme olduğunu kanıt­ lamak güçtür. ok saçan. avlanıyormuş ki.

burada her iki tanrının da Ege böl­ gesinden oldukları. üstünde doğduktan sonra Apol"Kaçıyorsun demek. kadınlara karşı aslan yapmışsa da seni Zeus istediğini öldürmek gücünü vermişsede sana. Bu metinden açıkça anlaşılan şu ki Leto ön­ ce Apollon'u Delos'ta. 470 vd. Klaros ve Homeros'un atası sayılan İzmir'deki Meles suyuyla ilişkisini açı­ ğa vurur. Hele bundan sonra Hera'nın tartışmaya karışıp Troya'dan yana olduğu için Artemis'e karşı öfkelenmesi büsbütün anlamlıdır (İl. ben­ zerlik vardır. yani Parlak Ada olarak de­ Poseidon'a bırakıyorsun zaferi büsbütün. İlkçağda bir­ çok yerler Ortygia adıyla anılmakta. Apollon bezmiştir. tanrıçası. okçu Artemis'i doğuran. Bir açıklamaya göre Ortygia Delos adasının konuştu avcı Artemis. Bu parlak çocukların anası. Efes'li Artemis'le ilişkiyi kurar.nçaya altını biz daha çok yakıştırabiliri*. övgüde Delos'la Ortygia ay­ Ne diye bir yayın var sentn. kızını Ortygie'de doğurduydun. utanmaz köpek? istersen yay taşıyıcısı ol sen. Homerik denilen bu övgünün başlangıcın­ daki bu dizeler iki bakımdan ilgi çekicidir: Biri Artemis'in İzmir. sensin kral Apollon'u. küçük düşürdü onu: eski adıymış. ya da adası nere­ deydi? Bu da tartışma konusu. atlarına yoğun sazlı Meles ırmağından su içirir ve Smyrna'dan hızla geçerek sürer altın arabasını bağlık Klaros'a doğru. Artemis. Delos'lu Apollon'un bir tıpkısı olan Artemis'e övgüde şöyle deniyor: Artemis'i övelim. okçu tanrı. Baş ka bir sıfatı ise onun Apollon'l.ıglcinl ısını daha açıkça belirtmektedir. tnopos akıntılarının orada. bölümünde Akhilleus'un eli atanda can veren Hektor'u savunup savun­ mamak konusunda tanrılar arasında tartışma vardır. vermiştin sırtını koca dağa.): Yabani hayvanlar tanrıçası diye çevrilen "potnia theron" Ana Tanrıça Kybele'nln w ona özgü bir sıfattır. '. sonra da Artemis'i Ortygie. X X I . orada bekler hedefi vuran tanrı kardeşi okçu tanrıçanın gelmesini. o kadar ki bu iki tanrıça kimi yerde birbirine karışır. rı yerler olarak gösteriliyor. Aşağıda tanrıçanın niteliklerini ele alırken incelediğimiz bu parçalar Artemis'in adı. İlerde görüleceği gibi Artemis'le Helios soyundan bir ay ve büyü tanrıçası olan Hekate arasında yakınlık.'/ . Musa. ki orada taht kurmuştur gümüş yaylı tanrı-. bir Fenike ağacı dibinde. Git dağlara. zor ölçersin gücünü benim gücümle. oradan kaynak alıp oraya yerleştikleri anlaşılır. Hekate üçlüsünün Anadolu ile daha bir ilişki­ sini mi dile getirir acaba? Ilyada'nın XXI. ya da Ortygia denilen yerde doğur­ du. ey ulu Leto. Derken Artemis. Artemis'in Anadolu'yla ilişkisini bir daha açıklar.ı lı. insanları kendi ka­ derlerine bırakmak düşüncesindedir. kayalı Delos'ta doğurduydun oğlunu. Ne var ki bu açıklama övgüde söy 1 hak etmediği bir ün veriyorsun ona. Bu aydınlanmamış köken Apollon. mutlu ana. okçu tanrının kız kardeşini Apollon 'la birlikte büyümüştür ok atan o kız oğlan kız. Delos'lu Apollon'a övgüde şöyle denir: Selam sana. Kynthos'un sarp eteklerine. (2) DOĞUŞU. yabani hayvanlar Artemis'e yurt olmak hevesini gütmekteydi. yaban keçilerini öldür. kendinden güçlüyle savaşmaktansa bu daha iyi. bu bıldırcın yeri. Hekate'nin adı da H e katos gibi çözümlenmemiş bir kökendendir. XXI. ikincisi Apollon için kul­ lanılan "Hekatos" ve "Hekatebolos" ek adla­ rıdır ki bunları "okçu. çıkıştı ona. okuyla hedefi vuran" diye çevirdiğimiz halde tam anlam ve kaynak­ larını bilmemekteyiz. aptal. lenene uymuyor. kardeşine sertçe ç ı k ı ş ı r ( İ l . "Ortyks" Yunanca bıldırcın demek oldu­ ğuna göre. hepsi de Ama kız kardeşi. ğiştirmiş. lon adını Delos.): Bana karşı komak mı şimdi niyetin. 3 8 1 vd. şu farkla ki Ino yaramadıktan sonra o yay İşine?". llyada'da Artemis'in bu nitelikle adlandırılması dikkati çeker. sa­ nıyla bir Anadolu'lu tanrıça olarak karşımıza çıktığını belirler.

Artemiş ve bugüne bugün orada duran bir zeytin mis ok. Hitit ka­ Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları bartmalarının su başlarında olduklarını ya­ elinde tutan "potnia theron" olarak gösterilir. geyiğini öldürüp böbürlendiği için İphigeneia kurbanını şart koşar. Herkesten önce Efesliler huzura çıktılar ve kardeşi Apollon. Artemis'lerin çokluğu . Efes'li da. da kaderini dilegirice saptar (Agamemnon. O yer "Sen kadınlar i ç i n bir aslansın" der ( İ l . Nitekim Sipylos (Manisa) dağının kuzey eteklerindeki Hitit tanrıçası Hepa. veya gitmişse de başaramamıştır. zar.221): Ortygia denilen yer. çok da­ sallanmış.. Kırkınca'lılar sularını ölen kadınların ölümü de Artemis'ten gelme­ oradan alırlar (s. daha başka ka­ ve bu hak Perslerin zamanında bile kaldırıl­ dınlar hep bu oklarla can verir.pos deresi. suyun yanıbaşındeşiyle paylaştığı bu üstün güç başka hiç bir daki Kırkınca (köyün bugün adı Şirince'dir) tanrıya vergi değildir. bu ros destanlarında Artemis'in rolü Apolyerlerin gerçeğiyle yalancısı ayrılabilsin. Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gel­ çanın değişmez nitelikleri olarak kalır. hırsızı olsun. Artemis öldürücü okunu öç ya da ceza ama­ cıyla atar (Niobe). her iki adımda bir. Ortygia adlı Sicilya'da bir ada var. Anası Leto. J. hiç biri doğum yerini değiştirmek yoluna gitmemiş. diklerinden. su kesine korkunç bir yaban domuzu salar (Mekaynaklarının. lon'unki kadar büyük değildir. HomeOnun için. ama bu araç ve silahları sonraki yazında oldu­ Bunun üzerine o koru tanrı buyruğuyla kutğu gibi av ve avlanma amacıyla değil. X X I şimdi Meryemana'nm evi olmuştur. Agamemnon avlanırken kutsal bir sı sürdürülmüştür. kimi zaman mamış. ama o söz konusu olamayacağına göre. Katili olsun. bir yerin seçilmesi. at ve arabayla yakından ilgilidir. Çocuk doğururken denilen köyün suyudur. Arvaliya vadisindedir. Garstang İlyada'da sözü edilen başka efsanelerde de "Hitit İmparatorluğu" adlı yapıtında. Kenkreios suyu da Meryemana'nm kutsal suyu oldu. 219): de bu yerle ilgili bulunması Ortygia denilen yerin bu olduğu görüşünü pekiştirir. Kendi ülkelerinde Kenkreios adlı bir su lar. Andromakhe' ğu zamanda bu yiğidin izniyle daha da artmış nin anası. s. den beri kutsal sayılırdı. Ares. Anadolu'daki kutsal yerlerin tem­ silcileri Roma'ya senatoya çağrılmışlar ki. Yunanis­ tan'da birçok yerler kendilerine özgü bir Artemis kültü edindikleri ve tanrıçaya bölgesel adlar verdikleri halde. Meryem Ana efsanesinin . ağacına dayanarak doğurmuş bu iki tanrıyı. ne var ki destanlarda kar­ Bu Kenkreios denilen su. kadın­ ne sığman Amazon'ları bağışlamış. böylece Troya savaşının Bu tez her bakımdan tutarlıdır: Artemis öv­ da.. öyle ki Apollon bile Kyklop'ları öl­ ha önemli bir iş için kullanır: Apollon gibi Ardürdükten sonra Zeus'un öfkesinden orada temis de insanları oklarıyla vurup öldürür. ayazma olarak kutsal sayılma­ leagros). Efes'li Artemis'e yurt olarak Efes'e çok yakın İphigeneia). likle sanıldığı gibi Delos'ta doğmuş değiller­ onları savunmada gevşeyen Apollon'u azar­ dir. korunmuş. kutsal yerler ve tapı­ Artemis'in bu adlı bütün tanrısal imgelere naklar varmış. Niobe'nin kızları. Bu yüzdendir ki doğumla doğrudan doğ­ ruya ilgili bir tanrıça olarak Hera Artemis'e ğının kuzeyinde. kalıyor Efes yöresindeki Ortygia. İmparator Tiberius zamanında Anadolu' tanrıçanın asıl kaynağını unutursa bile. İlyada'da Artemis'e verilen sıfatlar tanrı­ varmış ve bir de Ortygia denilen bir koruluk. Bu konuda Halikamas Balıkçısı'nın tanıklığına başvur­ malıyız (Hey Koca Yurt.. Aphrodite ve ırmak şunları söylediler: Apollon'la Artemis genel­ tanrı Ksanthos'la birlikte Troya'lıları tutar. Solmissos (Bülbül) da­ dir. Bizans çağında. yay. ülkede güvenlik kalmamıştı. (3) N İ T E L İ K L E R İ VE EFSANELERİ. 483) ve Zeus babanın kızına bu yetkiyi verdi­ Anadolu kurak olduğundan. yani Hav­ Meleagros'un babası Oineus'a kızdığı için ül­ va'nın önünde de su akar. Akha'ların başkomutanı Agamemnon'un güsünde tanrıçanın İzmir ve Klaros'la ilişkisi. Prof. bu çeşit kutsallığı Hercules'in Lydia'ya egemen oldu­ ölüm ise tatlı bir ölüm sayılır. bu yerlerin dokunulmazlığına kolayca sığınabil­ kaynak ve örnek olduğu apaçıktır. sözlüklerde Delos adasının bir su­ yudur deniyor. yine orada Liber baba (tanrı Bacchus) savaşta başarı kazanınca tapmak çevresi­ Ansızın ölüm erkekler için Apollon'un. su başları eski­ ğine yakınır.. Tapmağın lar için Artemis'in oklarıyla olur.

( l I V I I I- I I r

Artemis'in avcı kız ve kesinlikle kiz oğlan kız olarak nitelikleri Homeros destanlarında pek belirtilmiş değildir. Yalnız Odysseia'da denizden kurtulan Odysseus Phaiak'lar kralı­ nın kızı Nausikaa'yı hizmetçilerinin arasında görürken şöyle seslenir (Od. VI, 149 vd.): Yalvarırım, kraliçem sana, ister tanrı ol, ister insan. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansın. u / u Zeus'un kızı Artemis olmalısın, görünüşün, b o y u n bosun,dipdiri bedeninle tıpkı osun. Burada Odysseus'un demek istediği şu: Tanrıçaların da, kadınların da en güzelisin. Nitekim birçok yerlerde Artemis "Kalliste" (en güzeli) adıyla anılır. Doğada egemen, canlıların ölüm, kalımını elinde tutan güçlü tanrıça kavramından doğanın içinde hayvan­ larla birlikte yaşayan, ormanlarda derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı kız ve özellikle kız oğlan kız tanrıça kavramına geçiş, yani Efes'li Artemis'ten Hellenistik ve Latin şiirindeki Diana'ya geçiş kolayca anlaşı­ lır doğal ve olağan bir geçiştir. Sürekli bir ev­ re içinde gördüğümüz Artemis figürü böylece avcılık ve bakirelikle ilgili efsane ve masallar­ da rol almış (Aktaion) ve ay tanrıçası Selene, gecenin karanlık güçlerine egemen Hekate ile bir tutulmuştur. Biz yalnız şunu belirtmek isteriz ki, mythos'un kaynağı sayılan H o m e ros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok kişili­ ğinde dişi yaratığın üç aşamasını, yani kızlık, kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes'li tanrıçaya benzemektedir. Burdan çıkan sonuç da şu ki, Yunan din ve efsanesindeki Artemis kaynağını Anadolulu tan­ rıçadan almaktadır-, birçok mythos yazarları­ nın bugüne dek ileri sürdükleri tezin tersine Yunan asıllı olan Artemis sonradan Asia'lı Ana Tanrıça ile birleştirilmiş değildir. Bu tan­ rıçanın başka önemli bir kaynağı da Girit'tir. Britomartis ve Diktynna diye anılan Girit' li Artemis'ten bu adlar altında söz edilecek, Efes'li Artemis ise ayrı bir bölüme konu ola­ caktır.

din tarihinde de çığır açmıştır, Çünkü çok memeli Artemis figürlerinden daha önce or­ taya çıkıp Avrupa müzelerinde korunan tek tük örnekler var idiyse de, bu tanrıça tipinin Efes'e özgü olduğu ve Efes'te yapıldığı kesin­ likle bilinmiyor, yahut bilinse bile Ege tarih ve sanatına ışık tutmak amacıyla değerlendiril miyordu. Bugün bu Artemis heykellerini canlı canlı karşımızda görmekle, yalnız bu tanrıça­ yı değil, onunla ilgili bütün bir tanrı dünyası­ nı, arkasında da koca bir tarih çağım aydınla­ tabiliyor, gizli ya da karanlık kalmış birçok bi­ limsel sorunun çözümüne gidebiliyoruz. Da­ hası var, değeri paha biçilmez, güzelliği dille­ re destan Artemis Ege'nin şanını dünyaya ya­ yarak Türkiye turizmine çok önemli bir ileri adım artırmıştır. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in İngilizce olarak yazdığı ve İzmir Ter­ cüman Rehber Derneğince 1971'de yayımla­ nan "Asia Minör" adlı broşür Efes'li Artemis üstüne bütün bilgileri toplamakta ve tanrıça­ nın bugüne dek yapılmamış bir tanımını yap­ maktadır. Aşağıdaki yazıda bu broşürden fay dalanılmıştır: a) Kaynağı. Efes'li Artemis'in kaynağı hiç şüphe yok ki Anadolulu Ana Tanrıçadır. Sü­ mer'lerden önce var olduğu Çatalhöyük kazı­ larından anlaşılan ve Sümer'lerce Mâ ya da Marienna, Hitti'lerce Kupapa, Kubaba ya da Hepa, Suriye'den Arabistan'a kadar olan böl­ gede Lat, Girit'te Rhea, Phrygia'da Kybele, Lykia'da Leto olarak adlandırılan bu büyük bereket tanrıçasının Efes'e ne zaman geldiği, orada Artemis adıyla kültünün ne zaman baş­ ladığı kesinlikle saptanamazsa da, bu tanrıça­ nın Phrygia, Lydia ve Minoen Girit kültleri­ nin etkisi altında çeşitli evreler geçirerek yu­ karda adları sayılan tanrıçalardan ayrıldığı ve bugün Efes'li Artemis biçmine girdiği apaçık­ tır. Bu evreyi çağı çağına izleyemezsek de, arkeolojik bulgularla yazılı metinlerin karşılaş­ tırılmasından Efes'li Artemis'in İsa'dan önce II. bin yılda Efes yöresine yerleşmiş olduğu kanısına varılabilir.

b) İmgesi. Ana Tanrıça'nın bütün Akdeniz çevresinde ve özellikle Orta Anadolu'da bu­ lunmuş çeşitli imgeleri, idol, figürin ve küçük ( 4 ) E F E S L İ A R T E M İ S . Ephesos kazıları sıra­ heykelleri arasında Efes'li Artemis apayrı bir sında bulunan biri büyük, ikisi küçük üç Arte yer tutar. Efes'teki Artemislon adlı tapınağınmis heykeli arkeolojide olduğu kadar, dünya

)

da çok memeli, başı taçlı, gövdesi birçok f i gürlerle örtülü, ayakta duran, büyük boy hey­ keli herhalde çok eski, ilkel bir imgenin geliş­ tirilmiş biçimidir. Bu ilkel imge ise bir "ksoan o n " , yani hemen de hiç yontulmamış bir tahta heykel, ya da Pessinus'taki Kybele için olduğu gibi bir "diopetes" yani gökten düş­ müş sayılan bir taştı. Zamanla tanrıçanın im­ gesi zengileşerek, Artemis'in bütün nitelikle­ rini dile getiren yüklü ve süslü bir heykel ol­ muştur. Bu haliyle Artemis heykeli tanrıçanın doğa­ ya egemenliğini de, uygarlığın her türlüsünde yöneticiliğini de simgeler: Başının üstünde üç kat kule biçiminde üç tapınak taşır, bununla kırları olduğu kadar şehirleri de koruduğu gösterilir; derin ve ciddi bakışları sonsuzluğa dikilidir, tanrıçanın ulu gücünü yansıtır, ense­ si dolunay biçiminde bir diskle çevrilidir, al­ nında hilâl taşır, böylece ay tanrıçası olduğu belirlenir, diskin her i k i yanında beşer g r i f fon, yani kartal başlı aslan vardır ve boynun­ da zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkar. Onun altında da dört kat meme görülür. "Polymastos" yani çok m e ­ meli diye tanımlanan heykelin meme sayısı 17 ile 40 arasında değişir. Ama bu memele­ rin ucu olmadığından kimi bilginler bunları hurma ya da erkek arı gövdeleri diye yorum­ lamak yoluna gitmişlerdir. Tanrıçanın An Kraliçesi unvanıyla ilgili görülen bu sarkıntılar ne olursa olsun, Artemis'in bolluk ve bereket simgeleridir. Eteği altı kat dörtgen biçiminde plaklara bölünmüştür, her dörtgenin içinde kabartma aslanlar, keçiler, boğalar, g r i f fon'lar, sfenks'ler ve arılar görülür, bunların ortada olanları üçer üçer dizilmiştir. Gövdesi­ ni saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta yonutuna zaman zaman giydiri­ len birer giysi niteliğinde olsa gerek. Nitekim Efes'te tanrıçanın giysilerini korumakla gö­ revli soylu genç kızlar bulunduğu, bunların kız oğlan kız oldukları sürece hizmet gördükleri, evlenince ayrılıp yerlerini başka kızlara bırak­ tıkları bilinir. Tanrıça heykelinin değişmez kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır. Bu sayı ile Artemis'in üçlü karakteri dile gelmek­ t e , hem kız, hem evli kadın, hem de ana ola­ rak yaşam sürecinin bütününe egemenliği simgelenmektedir. Tanrıça evrenseldir: Sü-

rekli değişim halinde olan ayı etkisi altında tutar, doğum yeri çok doğurgan diye bilinen bıldırcınla ilgilidir, arıların kraliçesi, uygarlığın koruyucusudur, gökte ve yeryüzündeki ger­ çek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buyrugundadır. İnsanların da, hayvanların da ecesi, bütün doğanın yöneticisidir. Efes'li Artemis'in Ana Tanrıça ile paylaştığı bu nitelikleri İonya'ya özgü bir biçimde ve Prygia'da tapınılan Kybele'ninkilerden ayrı motif ve simgelerle dile getirrriesi, üstünde durulması gereken bir özellikti/, lonya, düşü­ nürleri ve sanatçılarıyla uygarlık dünyasına nasıl öncülük etmişse, Ana Tanrıça imgesini yaratmakta da başka hiçbir ülke ve yörede erişilemeyen bir yetkinliğe ulaşmış, göz ka­ maştırıcı bir başarı ortaya çıkarmıştır. Bu eş­ siz sanat anıtıyla çığır açıcı eşsiz bir düşünce­ nin taşıyıcısı olan Efes'li Herakleitos arasında ilişki kurmamak için kör olmalı. Kaldı ki do­ ğada akışı görüp evreyi ilk dile getiren büyük filozofun düşüncesini Artemis tapınağında tanrıçanın imgesine baka baka geliştirdiğini de biliyoruz. c) Tapmağı. Artemis'in Efes'teki tapınağı Artemision dünyanın yedi harikalarından bi­ riydi. İlkçağ yazarları onu anlatmakla bitire­ mezler. 190 metre boyunda, 55 metre enin­ deki yapı İonya üslubunda 127 sütun üstüne kurulmuştu. 15 metre yükseklikteki bu sütun­ ların 36'sı kabartmalarla süslüydü, bunların biri ünlü heykeltıraş Skopas'ın elinden çık­ mıştı. Sunağı Praksiteles'in eseriydi, içinde bulunan Amazon'lar anıtının heykellerinin yapılmasında Polykleitos, Pheidias, Kresilas, Kydon gibi Yunan ilkçağının en büyük sanat­ çıları çalışmış, resimleri Efes yurttaşı olan Apelles'in elinden çıkmıştı. En parlak çağın­ da Artemision Atina'daki Parthenon'dan dört kat büyük olup akıllara durgunluk veren bir yapıydı. Artemis'e adanmış kutsal bir alanda I.Ö. 652 yılında bitirilen ilk taş tapınak Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırısında yıkılmış ve İ.Ö. 564-546 yıllarında, bir dünya harikası sayılan asıl Artemision kurulmuştu. Büyük İs­ kender zamanına kadar tapınak olduğu gibi kalmış ve Ege yöresini ele geçiren yabancı idarelerce de saygı görmüştü. İskender'in

doğduğu t . Ö . 356 yılında l.ıpın.ık lli'iostr.ı tos denilen ve bir deli olduğu iter! ıtirüten bir Efes'imin eliyle yakılmış. Bu kadar koca bir yapının bir adam tarafından nasıl yok edilebi­ leceği bir sır olarak kaldığı gibi, bu işte tapı­ nağın paha biçilmez hazinelerini ele geçirme­ yi düşünen rahiplerin parmağı olduğu sanılır. 30 yıl sonra tapınağın yeniden yapılmasına başlanmış ve Lydia kralları gibi iskender de yapımına büyük bağışlarla katılmıştır. Yunan ve Roma ilkçağı boyunca uygar dünyanın hayranlığını üstüne çeken Artemision barın­ dırdığı sayısız rahip ve görevli heyetleriyle başlı başına bir idare haline gelmiş, para bası­ mı, kredi ve bankacılık işlemlerine önayak ol­ muş ve bu yolda uluslararası bir alışveriş ku­ rumu meydana getirmiştir. Bu dünya harikasının yerinde yeller esmesi, İngiliz çukuru denilen bir bataklık haline dön­ mesi Hıristiyanlıkla başlayan korkunç bir ça­ pulculuk hareketinin sonucudur. Aziz Paulus'un Efes'e gelişinde yeni dine karşı dire­ nen Efes'tiler Bizans imparatorluğunun yağ­ macılığına karşı koyamamışlar, zamanla dün­ ya harikasının taşları bir bir sökülerek Ayasofya'nın yapımına yaramıştır. Eşsiz mermer ve taşların geri kalanı da Efes'teki Sen J a n ki­ lisesinde kullanılmıştır. İki üç yüzyıl önce BritLh Museum'un Efes'e yolladığı bir arkeolog grubu da ne bulduysa İngiltere'ye aktarmış, böylece Artemis'in dillere destan tapınağı bo­ yuna taşıp şehri sular altında bırakan Kaystros'un (Küçük Menderes) da yardımıyla kur­ bağaların ötüşüp oynaştığı bir batak haline gelmiştir. Artemision'da görevli bulunan çeşitli rahip heyetleri ve tapınağın Ege'nin yaşamındaki engin rolü üstüne burada daha çok ayrıntıya gidemeyeceğimizden Halikarnas Balıkçısı'nın yukarda sözü geçen "Asia Minör" adlı kitabı­ na başvurulmasını salık veririz. Bu heyetler­ den Kybele bölümünde de söz edilecektir. d) Etkisi. Ana Tanrıçanın bir simgesi olan Efes'li Artemis'in Phrygia'lı tanrıça Kybele kadar etkisi olduğu ve adı ortadan silindikten sonra da başka tanrısal varlıkların arkasında gizli bir yaşam sürdürdüğü bir gerçektir. Artemis'i sürdüren en belirli tanrı kişiliği hiç şüp­ hesiz ki Meryem Ana'dır. A z i z Paulus'u Efes

tiyatrosunda dinledikten sonra ilkin direçle karşılayan ve isa ya da Meryem'den bize n e , bizim tanrıçamız büyük Artemis'tir diyen Efes'liler zamanla gevşemişler, denemez. O n ­ lar, kültür süreçlerinde eşi az görülen bir transposition örneği vermişler, yani inandık­ ları, tapındıkları büyük tanrıça kendilerine ya­ sak edilince, inançları yüzünden akla, hayale sığmaz İşkence ve saldırılara uğrayınca Mer­ yem diye karşılarına çıkarılan ve zorla kabul ettirilen tanrısal varlığa Artemis'in bütün nite­ liklerini aktarmışlar, böylece inançlarının özü korunduğu gibi Meryem Ana'yı yüceltmişler, onu da büyük bir ana, büyük bir tanrıça nite­ likleriyle dünyada tutulabilen bir varlık olarak yaratmışlardır. Onun içindir ki Meryem Ana' nın Efes'e getirilmesi, Efes'te Bülbül dağında­ ki tapı yerinde yaşayıp ölmesi olayı bir ger­ çek olsun ya da olmasın, Meryem Ana imge­ si Efes'le yakından ilgilidir, Meryem Ana Anadolu'nun ve özellikle Efes'in bir yaratısı, bir başarısıdır denebilir. Tarihte bir kültür sü­ recinin kesintisizce korunmasını başarmak, insanlığa kök salmış birkaç inancın çağlar bo­ yunca ve gelip geçen sayısız uluslar, yönetim­ ler, değişmelere karşın sürdürülmesini sağla­ mak uygarlık denilen büyük kavramın bir be­ lirtisidir. Bu yüzdendir ki Efesli Artemis bu­ gün karşımızda olanca canlılığıyla yaşamakta­ dır. Asia. Okeanos'la Tethys'in sayısız kızların­ dan biri. Bir kaynağa göre, Asia Titan İapetos'la evlenip Atlas, Prometheus, Epimetheus ve Menoitios'u doğurmuştur. Başka kay­ naklar bunun Asia değil, Klymene olduğunu ileri sürerler (Tab. 3). Bu Okeanos kızı adını Asya kıtasına ver­ miştir. Ne var ki Homeros destanlarında Asia bütün kıtanın değil, yalnız Batı Anadolu'nun adıdır. Özellikle, İlyada'nın ünlü dizeleri (İl. II, 459 vd.) eski Maionia, yani Gediz ovası için kullanılmaktadır. A s k a l a p h o s . (1) Ares'in oğlu. İtalya'da an­ latıldığına göre, Aktor'un kızı Astyokhe savaş tanrıyla gizlice sevişir ve Askalaphos'la İalmenos'u doğurur. Boiotia'da Orkhomenos şeh­ rinde hüküm süren bu iki kardeş Troya sava­ şına otuz gemiyle katılırlar (İl. 1 1 , 512-516). Savaş bitince İalmenos Yunanistan'a dön(.1

rnez, Karadeniz kıyılarında bir şehir kurup oraya yerleşir. Askalaphos'la lalmenos Argonaut'lar seferine de katılırlar. lalmenos Helene'nin talipleri arasında yer alır. (2) Yeraltı ırmaklarından Akheron'un oğlu. Persephone ölüler ülkesine indiği zaman H a des tanrıçaya oruç tutup hiçbir şey yemezse gene yeryüzüne dönebileceğini söylemişti. Ama Persephone dayanamayıp bir nar ısır­ mış, Askalaphos da bunu görmüş, gitmiş, Hades'e haber vermiş, Persephone'nin anası Demeter de öfkesinden onu gece kuşuna çe­ virmiş. Başka bir anlatıma göre, Demeter Askalaphos'u kocaman bir kaya ile ezmiş de, Herakles Hades'e indiği zaman bu kayayı kaldırmış. Askalaphos o zaman bir gece kuşu oluvermiş. Askanios. Aineias'la Kreusa'nın oğlu (Tab. 17). Başka bir kaynağa göre, Askanios Troya'da doğmamış, babası İtalya'ya göçtükten sonra Lavinia'dan olmuştu. Oysa efsanelerin çoğu Aineias'ın Troya yangını sırasında ba­ bası Ankhises'i omuzlarına alarak ve Askanios'u elinden tutarak kaçtığını anlatırlar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Askanios (Lat. Ascanius)'tan uzun boylu söz edilir. Ascanius babasının biricik umudu, büyükannesi tanrıça Aphrodite'nin gözbebeği, sevimli bir delikanlıdır. Aeneas öldükten sonra Ascanius Latin'lere kral olur, Etrüsk'lere karşı savaşa girişir ve babası Lavinium şehrini kurduktan otuz yıl sonra kendisi Alba Longa'yı kurar. Lavinia'nın kurduğu bir düzen sonucunda Ascanius Latin'lerin hışmına uğrar ve Alba kral­ lığı Lavinia'nin oğlu Silvius'a kalır. Aeneis'te Ascanius'un başka bir adı lulus'tur. Roma'ya imparatorlar veren İulii so­ yu (İulius Caesar da bu soydandır) Aeneas'ın oğlundan ve dolayısıyla tanrıça Venus'tan gelmekle övünürdü. Asklepios. Yunan dünyasında hekim tanrı olarak büyük bir ünü olan ve Roma'lıların da Aesculapius adıyla benimseyip tapındıkları Asklepios, Apollon'un oğludur (Tab. 5). H o meros destanlarında Apollon ordulara veba, kıran salan olumsuz, korkunç bir güç diye canlandırıldığı gibi, iyileştirici, derde deva bu­ lan tanrı anlamındaki Paian ek adıyla da anıd'A

lır. Destanlar boyunca adı geçen hekimlerin hepsi (İlyada'da Makhaon ve Podaleiros) bu Paian tanrının oğulları ve öğrencileri sayıldı­ ğına göre, Asklepios'un da karışık bir serü­ ven sonucunda Apollon tanrıdan doğmuş ol­ ması bir rastlantı değildir. (1) DOĞUŞU. Thessalia kralı Phlegyas'm Koronis adlı bir kızı vardır. Apollon'la sevişir ve ondan gebe kalır, ne var ki tanrının dölü­ nü karnında taşırken Arkadya'dan gelme bir yabancıyı da yatağına alır Koronis. Bu olayı tanrıya kutsal kuşu kuzgun haber verir, tanrı da öfkesinden bembeyaz olan bu kuşun tüyle­ rini karaya boyar. Şair Pindaros bu masalı benimsemez, ışık tanrı Phoibos Apollon'un olayı kendi gözüyle gördüğünü ile süreri Koronis korkunç bir cezaya çarptırılır: Bir odun yığınının üstünde diri diri yanacaktır. Alevler Koronis'i yalamaya başlar, kadın can vermek üzeredir ki, Apollon kanından olan çocuğun yok olmasına katlanamaz, ölünün karnından dölünü çıkarır ve büyümesi için at adam Kheiron'a teslim eder. Bu olay hekim tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simge­ sidir. Asklepios'a hekimlik sanatını öğreten Kheiron doğanın içinde yaşayan, doğanın sır­ larına ermiş bir varlıktır. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre Kheiron'un açık hava­ da, güneşin altında, şifalı sulardan ve otlar­ dan faydalanma yollarını bilmesi şaşılacak bir şey değildir. ( 2 ) E F S A N E S İ VE S A N A T I . Asklepios böyle­ ce usta bir hekim olarak yetişir, hekimliğin ve cerrahlığın bütün bilgilerin edinir, ama bu­ nunla da kalmaz ölüleri diriltmek yoluna bile sapar. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena Gorgo canavarı öldüğü za­ man bedeninden akan kanı toplamış ve Asklepios'a vermiş. Gorgo'nun sağ tarafındaki damarlarda dolaşan kan zehirli, sol tarafında­ ki damarlardaki ise faydalıymış. Bu şifalı kanı Asklepios ölüleri diriltmek için kullanırmış. Epey adam da diriltmiş, bunların arasında Kapaneus, Lykurgos, Minos'un oğlu Glaukos ve Theseus'un oğlu Hippolytos da varmış (Phaidra). Zeus doğal düzeni bozan hekim tanrının bu aşırı gücünden kuşku duymaya başlamış, bu haddini bilmezliği cezasız bırak-

mamış, Asklepios'un üstüne bir yıldırım sal­ mış, yakmış, yok etmiş onu. Ama Apollon da oğlunun öcünü almış, Zeus'a yıldırımı bağış­ layan Kyklop'ları öldürmüş, sonra da oğlu Asklepios'u gökte burçlar arasına yerleştir­ miş. Bir süre de ayrılmış Olympos'tan (Admetos). Asklepios sanatını kızı Hygieia (Yun. sağlık anlamına gelir) ve Asklepiades (yani Asklepios oğulları) diye sıkı bir lonca düzeni içinde birleşen hekimlerin aracıyla ilkçağ sonuna dek sürdürmüş bir tanrıdır. Öyle ki, hepsi ha­ lefleri, rahipleri, oğulları sayılan yaşamış h e ­ kimler bile onun efsanelik kişiliğinden fayda­ lanmışlardır. Örneğin Kos (Istanköy) adasın­ da hekimlik yapan Hippokrates'in bile haya­ tının ne kadarı gerçek, ne kadarı masal bilin­ mez bugün.

vermiş, yağmur yağmış, yazının özü böylece ota karışmış ve her derde deva sarmısak meydana gelmiş. Asopos. Korinthos körfezine dökülen Pelo^ ponez ırmağı; bütün ırmaklar gibi Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Metope adlı bir ırmak kızıyla evlenip iki oğluyla yirmi kızı olur. Bunlardan Aiginia'yı (Tab. 21) Zeus kartal biçimine girerek kaçırır. Korinthos kra­ lı Sisyphos olayı Asopos'a haber verir, o da öfkesinden taşıp bölgeyi altüst eder. Zeus ce­ za olarak Sisyphos'u Hades'e atar, ırmak tanrının üstüne de yıldırım salıp sularını geri çekmeye zorlar (Sisyphos).

Asterie. Titan çifti Koios'Ia Phoibe'nin kızı, Perses'in eşi ve Hekate'nin anası (Tab. 4). Zeus Asterie'ye âşık olup onu kovalamaya başlar. K ı z da bıldırcın biçimine girip habire ( 3 ) T A P I N A K L A R I . Asklepios tanrının tapı­kaçar, sonunda kendini denize atıp kayalı bir naklarına " Asklepieion" denir. Bunlardan en ada haline gelir. Bıldırcın anlamına gelen Yu­ ünlü birinin eski Pergamon, bugünkü Berga­ nanca ortyks kelimesinden bu adaya Ortygl.ı ma'da bulunuşu hekim tanrıya adanmış bu denmiş. Sonraları Asterie'nin kız kardeşi Le tapınak hastanelerin ne biçim yerler olduğu­ to Apollon'la Artemis'i bu adada doğurmuş nu bize açık açık göstermektedir. Ortygia adasının Delos'un eski adı olduğu ile­ Yunanistan'da en ünlü Asklepios tapınağı ri sürülür (Artemis). Epidauros'tadır. Bugün bile kullanılmakta Astraia. Bazı mythos yazarlarına göre Zeolan tiyatrosu büyük heykeltıraş Polykleius'la Themis'in kızı. Namuslu ve erdemli bir tos'un planlarına göre yapılmış. Hiçbir Asklebakire olan Astraia dünyanın altın çağlar ya­ pieion Bergama'nınki kadar yaygın ve çok şadığı dönemde insanlar arasında kalırmış. yönlü değildir. Hellenistik çağda kurulmuş Ama ahlaksızlık yeryüzünde artınca, Astraia olan bu kutsal alan Asklepios'tan başka tanrı­ kız kardeşi Pudicitia (Utanç) ile birlikte gökyü­ ça Hygieia'yı ve herhalde Asklepios kültün­ züne çıkmış ve Bakire burcu olmuş. Daha den önce Anadolu'da bulunan Telesphoros'u çok Latin yazarlarında adı geçer. bir araya getirmekte, ilkçağda şifalı su, iyi ha­ va, kaplıca gibi f i z i k tedavilerin yanıbaşında Astyanaks. Hektor'la Andromakhe'nin oğ­ telkin, eğlence ve kültür yoluyla hekimliğin lu. Adını Homeros, ünlü çiftin batı kapıların­ ne kadar ileri gittiğini göz önüne sermekte­ da buluştukları sırada şöyle açıklar (İl. VI, dir. Anadolu'ya özgü bir nitelik taşıyan bu 399 vd.): Asklepieion'un başka hiçbir yerde benzeri ol­ Andromakhe karşıladı Hektor'u madığı gibi, ne hazineler sakladığı da büsbü­ dadı da arkasından geliyordu, tün ortaya çıkmış değildir. Simgelediği tüm memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında, tedavi anlayışının ve yönteminin izlerine olsa Hektor'un gözbebeğiydi o, ışıldayan yıldıza benziyordu, olsa Selçuk ve Osmanlı çaglarındaki benzeri Hektor Skamandros'lu derdi ona, yapıtlarda rastlanır. başkaları Astyanaks, şehrin kralı, derdi, Anadolu Asklepios efsanesine de bir katkı­ îlyon'u tek başına koruyan Hektor'du da da bulunmuştur: İnsanları i y i ede de ölüme ondan meydan okuyan Asklepios'u Zeus yıldırımıyla yere serince, ünlü hekimin son deminde yaz­ Bebek babasının sorguçlu tunç tolgasnıdan dığı bir reçete oradaki bir otun üstüne ditft) ürküp ağlamaya başlayınca, Hektor onu kol
ı.l

kollarına aılır ve bir gün babası kadar ünlü olması İçin yakarır. Hektor'un ölümünden sonra, Andromakhe sevgili kocasına yaktığı ağıtta Astyanaks'm yetim olarak çekeceği çileyi tasarlayıp dile getirir. Oysa onunla bile kalmaz, Akha'lar Troya'yı yangına verdikleri gece yiğitlerden biri (Odysseus ya da Akhilleus) Hektor'un ço­ cuğunu surlardan aşağı atıp öldürür (Andromakhe). At-Adam. Bkz. Kentauros. Atalante. Arkadya (ya da Boiotia) bölgele­ rinde Artemis'i simgeleyen bir avcı kız. Arkas'm torunu, Lykurgos'un oğlu olan babası lasos erkek çocuğu olsun istermiş, Atalante kız olarak doğunca, onu bir dag başına bırak­ mış. Bebeği bir dişi ayı emzirmiş, sonra da avcılar alıp büyütmüşler, yaman bir avcı ola­ rak yetişmiş Atalante, koşuda kimse geçemezmiş o n u . Ama kız oğlan kız kalmak iste­ diği içindir ki, ırzına geçmeye yeltenen iki at adamı öldürdükten sonra, taliplerini kendisiy­ le koşuda yarışmaya zorlar, hepsini geçer ve sonra da kargısıyla vurur öldürürmüş. Kalydon avına da katılıp orada büyük bir başarı kazanmış olan Atalante'yi Melanion ( y a da Hippomenes) yenmiş, koşuya başlamadan önce yanına üç altın elma almış (bunlar Aphrodite'nin Kıbrıs'taki tapınağından, ya da Ba­ tı Kızlarının bahçesinden gelmeymiş), Atalante'nin yaklaştığını görünce elmalardan birini yere düşürür, kız da dayanamaz, eğilip top­ lar, böylece geri kalırmış. Melanion yarışı ka­ zandıktan sonra, Atalante'yle evlenmiş, ama bir gün av dönüşü karı-koca Zeus'un (ya da Kybele'nin) tapınağına girmişler, orada seviş­ mişler. Bu saygısızlığa içerleyen tanrılar ikisi­ ni de aslana çevirmişler (Meleagros). Ate. Eski Yunan düşününe özgü soyut bir kavram ve onu simgeleyen dişi cinsten tanrı­ sal bir varlık. Hesiodos'a göre Ate, kavga tanrıça Eris'ten doğmuştur. Akıl, insanın ger­ çeği olduğu gibi görmesini, iyiyi kötüden ayırt etmesini sağlayan yetidir. Aklı başından alınır, gözü karartılırsa, aldanır, basireti bağ­ lanır ve gaflete düşüp hata işler, suç işler, gü­ nah işler. Bunun sonucunda da cezaya çarpı­ lır. Çağdaş dillerde karşılığı zor bulunan bu
<rl

kavram Türkçemizde en iyi "gaflet" sözcü­ ğüyle karşılanabilir, ne var ki derin dinsel a n ­ lamı ve insanlık dramında bu kavramın oyna­ dığı büyük rol gene de yansıtılmış olmaz. En iyisi Yunan kaynaklarının kavramı nasıl ta­ nımladıklarına bakmaktır. İlkin Homeros'u alalım. İlyada destanının asıl konusu Akhilleus'la Agamemnon arasındaki kavga sona erince, krallar kralı hata ettiğini kabul eder ve şöyle der (İl. XIX, 85): Akhalar sık sık söylediler bana bunu, bana çıkıştılar, ama suçlu değilim ben, Zeus, Kader, karanlıkta yürüyen Erinys o toplantıda çeldiler aklımı, düşürdüler kötü bir çılgınlığa (Ate) aldığım gün Akhilleus'un onur payını, benim elimden ne gelirdi ki? Tanrı getirir her şeyin sonunu. İnsanları şaşırtan çılgınlık büyük kızıdır Zeus'un, uğursuzun inceciktir ayakları, basmaz yere, konar insanların kafalarına, bela olur, onu bunu alır ağının içine. Bir gün Zeus'u bile şaşırttı o, insanlardan, tanrılardan üstün Zeus'u Ate Zeus'u bile aldatmıştır: Tanrı Mykene krallığını Perseus'un ilk doğacak olan torunu­ na vereceğini söyledi ve bunun Herakles ola­ cağını sandı, oysa Hera'nın bir oyunuyla H e rakles'ten önce Eurystheus doğdu ve yiğit böylece bu akrabasına kul, köle olmak zorun­ da kaldı. Zeus Ate'nin bu düzenine kızarak onu saçlarından tutup tiksintiyle atar Olympos'tan aşağı, Ate de gelir yerleşir insanların arasına. Ate Kader'in elinde bir oyuncaktır ve insa­ na kendi eliyle bilmeden, istemeden nice ni­ ce suçlar işletir. Yunan tragedyasının başlıca yürütücüsü bu amansız tanrıçadır. Oidipus babası Laios'u öldürüp anasıyla evlendiğini bilmez, Kaderce bile bile aldatılmış, şaşırtılmıştır. Aiskhylos'un "Persler" tragedyasında Kserkses de Ate'nin kurbanı olur. Ate kralı bütün ordusuyla Boğazları geçmeye kandırır, Salamis'te ordu kırılınca imparatorluk çöker, suç işlenmiştir, geri dönüş yoktur. Ate böyle­ ce gözü kararıp suç ve günah işlemiş bahtsız - çoğu kez tanrıların lanetine uğramış - kişiyi öç tanrıçaları Erinys'Ierin eline bırakır. Kişi kurtulacağına, daha beter batar. Çıldırır ya da canına kıyar. Bir tanrı onu suçundan arın-

kız oğlan kız anlamına gelen bir sıfattan mı türemedir ve Pallas Athena mı anlaşılmakta­ dır? Bunu bugün kesinlikle saptamak güçtür. Bir anlatıma göre. öbü­ rü kız iki çocuğu olur. ) İno'ya Leukothea ( A k tanrıça) da denir (İno). ürünleri de ancak onun kafalın dan çıkabilmektedir.): Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından çakır gözlü yaman Athena'yi o dünyayı birbirine katan tanrıçayı. bilge tanrıçayı seçti kendine. Phriksos'la Helle adlı biri oğlan. deniz tanrısı Triton'la Athena'nın bir ilişkisi yoktur görünür­ de. adının Yunanca. Triton'dan dogma anlamına gele­ bilen bu ad da açık değildir. Phriksos tragedya­ lara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan. Tanrılar tanrısının kendine ilk eş olarak Metis'i seçmesi anlamlıdır. yeraltında da kur­ tuluş yoktur onun için. İlyada'da Zeus sevgili kızına "Tritogeneia" di­ ye seslenir. o cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan yüceler yücesi sayılan tanrıçayı. ülkede meydana gelen bir kıtlığa son vermek için kocasını Phriksos'u kurban etmeye zorlar. bir efsaneye göre. us. Sulara karışan İno sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına ko­ şan bir deniz tanrıçası olmuş. İno kaçarak deniz kıyısı­ na varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamış. 924 vd. Zeus'un kızı v e ı » n iki. Athamas. Athena. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öl­ dürmüş ve karısı tno'yu da öldürmek için ko­ valamaya başlamış. Pallas adlı bir Titan vardır. V. İlion (Troya)'un başına gelen bütün belalar bundandır (îlos. Metis Yunanca akıl. hangi efsaneleri nasıl işle­ dikleri belli değildir (Argonaut'lar). 886 vd. ama onu gebe bıraktıktan sonra dölüyle birlikte kendi gövdesine alması daha da derin bir anlam ta­ şır: Akıl gücü ve ancak onun aracıyla elde edilebilen dünya egemenliği baştanrıdan ayrı- lamamakta. atmak an­ lamına gelen bir kökenden türemiş olduğu sanılır. "pallo". Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada çakır gözlü Athena'yt. Nephele bunu önler ve çocuklarını altın postlu bir koç üstünde Karadeniz'in Kolkhis ülkesine kaçırır.dırmak yolunu bulamazsa. İşle böyle zalim olarak canlandırılmıştır Kader ve onun yardımcısı Ate Yunan efsanesinde (Erinys'ler). Ama yolda Helle denize düştüğünden Boğazlara Hellespontos (Helle denizi) denmiştir (Phriksos. gövdesinin içine aldı onu. Palladion). yani Pallas A thena diye anılır. Zeus Olympos tanrı­ larının egemenliğini kurduktan sonra ilkin Okeanos kızı Metis tanrıçayla birleşir (Tab. 5) çoğu zaman ik adla. düşünme gücü demektir. Amphitrite ve Triton adlarında geçen bu "trit" kökeni denizin uğultusunu yansıtan bir ses benzetmesi olabilir. Yoksa Pallas ek adı. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. ( 2 ) A D İ V E E K A D L A R I . anası Metis'in bir Okeanos kızı oluşundandır. ayrıca bir efsanede tanrıça Athena'nın Pallas adında Attika'lı bir devi öldür­ düğü de anlatılır (Pallas). 9). o hiç yorulmadan orduları yöneten.): Tanrı/arın kralı Zeus ilk eş olarak Metis'i. Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tanrıça Hera onu delirtmiş. tanrı Zeus'un öfkelene­ rek yeryüzüne attığı belalı tanrıça Anado­ lu'nun Phrygia bölgesindeki bir tepeye düş­ müştür. Athena adinin kökeni bilin medigi gibi. Metis en çok şey bilendir bütün tanrılar ve ölümlüler arasında. Helle). Ate tepesi (Gaflettepe) adı verilen bu tepenin üstüne sonraları İlos İlion kentini kur­ muştur. Pallas'm kaynağı da tartışma ko­ nusudur. tanrıça Athena babası Zeus'un kafasından silahlı ve elinde kargısı olarak çıkmıştır. 333 v d . Athamas. Bir efsaneye göre. Acaba Tritogeneia adı bu na mı çağrışımdır? . İno. Zeus Toprağın ve Göğün öğütlerine uyarak sevdalı sözlerle aldatıp eşini yuttu. ama Athena'nın de nizle tek ilişkisi. Athamas Nephele'yi boşar. İkinci süreç olarak Athena'nın Zeus'un ka­ fasından çıkması şöyle anlatılır (Theog. Bu kavram ve düşünceyi şöyle dile getirir Hesiodos (Theog. kargı sallamak. Kadmos'un kızı İno Nephele'nin ço­ cuklarını kıskanır. Athena'nın ek adı bu devlerle ve kargı sallamakla ilgili midir? B i lindiği gibi. Olympos tanrısının biri olan Athena (Tab. Yeller tanrısı Aiolos'un oğlu Boiotia kralı Athamas bulut tanrıça Nephele ile evlenir. ( 1 ) D O Ğ U Ş U .

ama her an varlı­ ğıyla oluşu etkiler yönetir. Aca Athena'nın kılavuz rolündeki eylem ve khilleus. ne kadar olay. ler(Hektor. masalların dogmasına yol açmıştır (Erikhtoyenilip yaralanmalarına yardım eder. PePallas Athena'nın kültü en ilginç biçimiyle Atina'nın klasik çağında kendini göstermiştir. le kazanmış diye anlatılır: Poseidon tanrıyla kaçırmak mı istersin onu canlara kıyan Pallas Athena bu yetkiyi kazanmak için yarış­ ölümden? maya girmişler. X X I I . ölümlü bir adamdır b u . davra­ gibi Athena tipini de yaratmış ve ölümsüzleşnışları hep hırs ve tutkuların etkisiyle olur: Attirmiştir. ama taraf tutar. en eski ve yoruz ki Odysseus "ölümlülerin en üstünüdür kutsal tapmağı bugün de kalıntıları görülen akıldan yana". sevmediği. kiler ( İ l . denebilir ki H o da çirkin bir rol oynar îlyada'da. Odysseus'a karşı davranışında da tutarlı bir duygusu belirir tan­ rıçanın: Çok çile çekmiş yiğide acır. El işçili­ mez: Akhilleus'Ia Hektor arasındaki savaşta ğini ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak ölüm kur'asını çekecek olan Zeus'u şöyle et­ Arakhne efsanesinde rol oynar (Arakhne). huylanması tuhaf bazı Aphrodite ve Ares'e karşı turumu insafsızdır. Troya'nın en büyük. Deiphobos). ak rıçanın oynadığı rol de ilginçtir. hena'nın Hera ve Poseidon'la birlikte babası Pallas Athena'nın efsaneleri o kadar çok Zeus'u nasıl zincire vurmak istediği anlatılır (I. bu akıllı adamı akıl ve erdem Athena tapınağı olduğu gibi. hepsi Athena'nın buyruğu. . eylem ve konuşma var­ sa. babası Zeus karşı­ gonaut'ları da tutar ve Argo gemisinin yapıl­ sında da atıp tutar. Odysseus'u tuttuğu gibi Arda yüksekten bakar onlara. Başka şehirler de Athena'yı koruyucu tanrı­ Odysseia'da Athena'nın rolü bir başkadır ça olarak benimsemişlerdir. nelope'ye. okşar onu. biz tanrılar olarak almışlar: Poseidon Atina akropolünün onaylamayız yaptığını.Sıfatları daha belirgin anlamlıdır: Aigis kal­ kanını taşıyan "aigiokhos" (Aigis). şiirlere girmiş. 127 vd. bütün ailesinin de kaderi onun elin­ birçok efsaneler doğmuştur (Palladion). îlyada'da Ada'daki tutumunun tam tersine hakkın üstün thena bir savaş tanrıçası olarak çıkar karşımı­ gelmesini ister. bu erdem meros Odysseia'da Odysseus tipini yarattığı tanrıçası hiç haktan yana görünmez. Odysseus ve Menelaos'u davranışlarının. kız oğlan kız oluşu ve bu niteliğini yi­ 400). Onun içindir ki destan boyun­ za. bir genç kız. Nausikaa'ya yapacağı işi. tutması da doğal gö­ tadan yapılmış ve Pallaidon diye anılan hey­ rünür. olabilir. tanrıçanın tah­ tanrıçası Athena tutar. tanrıça bu sevimli rolüyle baş­ pis düzenler kurmaktan hiç çekinmez. îlyada'da Zeus'un oynadığı yönetici keli şehir varlığının simgesi sayılırdı. bunca akıl ve dirayetin boşa gitmesini istemez. Mentes olur. üstünde tuzlu bir göl meydana getirmiş. Bundan rolü. Akha'lardan yanadır. baykuşla ilgili gö­ rülmüştür. konuşmalarının anlatımına her fırsatta korur. gök gözlü. Ve burada Athena Deiphobos kiyi Athena'ya bağışlamışlar.): Atina'nın kurucusu ve koruyucusu olarak tan­ Ne diyorsun kara bulutlu babam. benim­ seyeceği davranışı esinlemek için bin bir kılı­ ğa girer. Odysseia'da Athena oynar: Odysseötürüdür ki Palladion'un kaçırılmasıyla ilgili us'un da. sonra nios. kılavuzluguyla olur. son olarak "obrimopatre" babası güçlü olan sıfatı doğrudan doğruya baştanrı Zeus'un kızı oluşundandır. Aglauros). zeytin lık verir tanrıların babası. İlya( 3 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . kendisine rakip gördüğü tirmekten çekinmesi. Troya'lı yiğitlere karşı pis doyum olmaz. uyar isteklerine. Mentor olur. bunların başında ve anlamlıdır: Zeus'un kendi ağzından duyu­ Troya gelir. gü­ ağacını tuz gölünden daha yararlı bularak yet­ ler. onu eleştirmekten çekin­ masına yardım eder (Argonaut'lar). böylece Athena kılığına girerek aldatır Hektor'u ölüme sürük­ bölge ve kentin yönetimini elde etmiş. dedir. Aslın­ ka destanlara. Attika ilinin yıldınmlı! ve Atina şehrinin tanrıçası olma hakkını şöy­ Kaderi çoktan belli. tanrıça Odysseus'a Telemakhos'a. Olympos tanrılarını da yargıç Yap yapacağını ama. AKızının bu sert çıkışlarına yumuşakça karşı­ thena ise bir zeytin ağacı. Diomedes. değildir. Tanrılar. çakır gözlü "glaukopis" sıfatı tanrıçanın en sevdiği kuş olan "glauks". bir küçük çocuk olur.

başka hiçbir kaynakta izine rastlanmayan bir yitik ülke masalı uydurur. lapetos aldı Klymene 'yi. gerçekdışı ve gerçeküstü bir düzeni örnek olarak göster­ mek için canlandırdığı öbür dünya efsaneleri bir yana. Her neyse. Ne var ki. (1) Titan lapetos Okeanos kızı Klymene (başka bir kaynağa göre Asia) ile evlenir ve Atlas. hem de kültür ve sanat bakımından büyük bir yer tut­ muş. Atina'nın bu eski tarihi üstünde hiçbir bilgisi olmayışı. biri ona şöyle der (Tim. en büyük oğlu Atlas'ı hepsinin kralı olarak öbür oğulları arasında dağıttığı bölge­ lerin başına getirmiş. 22 b): — Ey Solon. yöneticiler surlar. Çılgınlığı ve aşırı gücü yüzünden . filmlere konu olan ve tarihçilerle coğrafyacıların üstünde kafa patlattıkları Atlantis efsanesi. li­ manlar kurarak ülkeyi son derecede uygar bir hale sokmuşlar. Kritias diyalogu birdenbire kesilir. Atlantis yerlilerinden Euenor'un bir kızı varmış. Timaios diyalogunda başla­ yıp. Atlas. Dünyanın kuruluşunda tanrılar yeryüzünü aralarında paylaşırken. çünkü eski bir geleneğe dayanan ne bir görüsünüz var. Menoitios. bir gece deprem Atlantis'i haritadan şilince. hay­ vanları ve özellikle madenleriyle çok zengin bir ülkeymiş: altın. canlandırmak ve Atina devletine dokuz bin yıl öncesine ka­ dar uzanan bir tarih yaratmak hevesine kapıl­ mış olsa gerek. Timaios ile Kritias diyalogla­ rının ütopya. Bunu niçin yapar? Timaios'ta Atina'lı devlet adamı ve şair Solon'un Mısır'a gidişi anlatılır. zaman kavramı bilmez mythos. bu ünlü olayı bir Mısır'lı rahibin ağzından öğrenmesi bütün öyküyü Platon'un uydurduğu kanısını uyandırmakla beraber. Atlantis fazla güç kazanmış ve Akdeniz'in büyük uluslarını köle durumuna sokacak bir saldırıya geçmiş de. hem de bütün kom­ şularını tek başına kurtarmış bu afetten. girdi onunla gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. güzel topuklu Okeanos kızını. günümüze dek ro­ manlara. Atina hem kenefini. Bazı diyologlarınm sonunda. siz Hellen'ler hep ço­ cuk kalırsınız. Yunan ilkçağında mythos yaratma işine koyulmamış hiçbir yazar yoktur. Nil deltasında bulunan Sais kentinin rahipleriyle konuşur Solon. bitmemiş Kritias diyalogunda yanda kalı­ yorsa da. köprüler. insanda tuhaf bir izle­ nim bırakmaktadır. Epimentheus diye dört oğlu olur (Tab. Atlantis bitkileri. Poseidon. Atlantis. yani hayal beldeleri anlatan öy­ küler arasında özlü bir yer tutmasına yol açar. Atina'nın oraya gönderdiği ordu Atlant'larla birlikte yok olur.3). Atina. bakır. Batıda Herakles sütunları (Cebeli­ tarık) yoluyla Akdeniz'den Okeanos'a çıkıldı­ ğı yerde karşılaşılan büyük bir ada ve çevre­ sindeki takımadalara verilen admış. Bu sözün doğruluğu en iyi mythos'ta görü­ lür. bu kızı sev- miş. onu merkez adaya bir kaleye yerleştir miş ve beş kuşak erkek çocuk yetiştirimiş onunla birlikte. ne de zamanla kocalmış bir bilginiz. Hiçbir zaman çözüleme­ miş bu gizdir ki. Ancak Timaios diyalogunda Mısırlı rahibin ağzından öğrenilen Atina'nın dokuz. T. on bin yıl önce bu ülkeyle savaşa giriştiğidir. Prometheus. 507 vd. şöyle özetlenebilir: Atlantis. Timaios ve Kritias diyaloglarında. başkentte yılda bir yapılan bir törene ve bu tören sırasında kesi­ len boğa kurbanlarına değindikten sonra. kanallar ve tünellerle bezenmiş kentler. tarih dışı insan gerçeklerini yansıtmak. tanrılardan Athena ve Hephaistos'a. Parthenon ve onun kabartmaları gibi ilkçağın en değerli yapıtlarının bazılarını esin­ lenmiştir.) onları şöyle tanımlar-. İki tanrı ku­ şağı arasında bulunup Olympos'lulara baş kaldıran bu dev yapılı yaratıklara eserlerinde özel bir yer ayıran Hesiodos Theogonia'da (Theog. Tanrı sonra adayı on bölgeye bölmüş.Tanrıçanın onuruna düzenlenen Panathenai bayramı Hellen dünyasında hem din.Ne demek istiyorsun? — Ruhunuz genç hepinizin. en başta da Pla­ t o n . yaslanmış bir tek Hellen yok­ tur. Ülkenin sosyal yapısı. demir ve "oreikhalkos" (yani dag bakırı) diye ateş gibi parlak bir madeni varmış. Atlantis de Poseidon'a düşmüş. Solon. asker­ lik durumu üstünde durup. Filozof­ lar bile bu çabaya katılırlar. Korkunç depremler sonucunda suların altına gömülen bu ada bir zamanlar Libya ile Asya'nın bir arada kapladıkları alandan daha yaygınmış.

kadın da altın postu Atreusogulları diye anıları Agamemnon'la gizlice kocasından aşırıp âşığına verir. onları sürer. iki kardeş arasında rekabetten doğan kor­ pso da onun kızları olarak gösterilir. Hermes'e vermişti. Pöstekinin çalındığını bilmeyen Atreus şartı kabul eder. Thyestes şartı kabul eder. tuttukları. Derken Atreus çocukların ke­ Thyestes de onu. gösterir babalarına. kalktı. çocuklarını yer. yoksa Thyestes'in non'un kral değneği şöyle tanımlanır: tahtta kalacağını bildirir Hermes. Her biri ötekini ortadan kaldırıp yerine geçebilmek için iğ­ Atlas Herakles efsanesinde de rol oynar renç düzenler kurar.) Agamemreus'un kral olacağını. daha doğrusu tragedyanın vazgeçilmez konu­ su olan suç ve lanet zincirlemesi destandan sonra efsaneye katılmış bir motiftir. Agamemnon 'a bırakmıştı. Pelops'la Hippodameia'nın oğlu. tragedyalara da sonsuz bir konu kay­ karabilirse diye öneride bulunur. Tyestes'in üç vermişti. İ l k lanetleme Pelops'la ri. kardeşiyle barışır gibi Pelops da erlerin güdücüsü Atreus'a olur. İapetos oğlu Atlas dır. güzel sesli akşam perilerinin karşısında dimdik durup ayakta tutuyor göğü başı ve yorulmaz kolları üstünde. bütün çileden çıkar. Bunca adalarda. onu Mykene'ye çağırır. ları Hippodameia'nın yardımıyla öldürürler. Atreus'un sürüsünde (Herakles). Atlas'a canava­ reus'la Thyestes Mykene'de kral Sthenerın kafasını göstererek onu bir kayaya çevir­ los'un yanına sığınırlar. Dione ve Kalyki. II. Akıllı Zeus'un ona ayırdığı kader bu. Bu kez de Güçlü Agamemnon. gerçek kralın başka bir tanrı işmaden biridir. AtGorgo'yu öldürdükten sonra. llyada'da (İl. MykeMenelaos'un babası (Tab. bu hayvanı Artemis'e kurban etmeye ant ile hiçbir ilişkisi olmasa gerek (Atlantis). Eurystheus döl bırakmadan ölünce. Ne var ki Thyestes Atreus'un Thyestes'in kardeşi. rıyla seçilmesi konusunda Thyestes'le anlaş­ Atreus'a değgin i l k kaynağımız H o m e masını buyurur. 1. nağı olmuştur. göğü birbirinden ayıran direkleri" taşır başlar: Atreus'la Thyestes babaları Pelops'un omuzlarında (Od. Hesperis'ten Heskral olarak seçmeyi buyurur. Ama Zeus Atreus'a düşünde Hermes'i nan mythos'unun başlıca efsane çemberlerin­ gönderir. 14 ve 15). güneş yolunu değiştirirse Atros'tur. sik kafalarını getirir. krallığı ona verdikleri besbellidir. Herodotos Atlas'ın bir nympha'dan olan oğlu Khrysippos'u ana­ K u z e y Afrika'da bir dag olduğunu söyler ( I V . Atreus ne'liler kardeşlerden hangisini kral seçecekle­ ve Atreuso§ullarının hayat hikâyesi destanla­ rini tartışınca. Tanrıların Atreus'u değneği. Homeros destanlarında karısı Aerope'yi ayartır. 100 vd.54). Thyestes'i kovar. çocuğunu doğrar. Zeus da Argos'u öldüren yol gösterici Atreus tahta çıkar çıkmaz. 184). Ama daha sonra karısı Aerope ile kardeşi atları kamçılayan kralPelops'a vermişti o arasındaki gönül macerasını öğrenince büs­ da. ama o akşam gü­ Hephaistos yapmıştı didine didine o neş doğuda batacak olur. taşısın diye. elinde değneği. kunç bir kin ve nefret başlar.Belli ki Homeros Atreusogullarının başına kuşaktan kuşağa süregelen laneti bilmiyor. kendine saklar. 68 . pişirir ve babalarının önü­ Atreus da bol sürüsü olan Thyestes'e ne koyar. Atlas göğü değil d e . vermişti onu Kronos oğlu kral Zeus'a. sözünde durmaz ve pöstekiyi Atreus. Tyestes farkına varmadan kendi" bırakmıştı ölürken. Atlas zorlu bir baskı altında kaldı: Dünyanın bittiği bir yerlerde. Bu dag şöyle meydana gelmiş: Perseus Pelops iki oğluna lanet okur. egemenlik simgesi altın postlu bir koyun var­ (2) Atlantis'in yöneticisi. İnsanlık dışı eylem ve tüyler Thyestes altın postu ortaya koyup kral seçi­ ürpertici faciaları canlandıran bu öyküler Y u lir. İşte o andadır perid'ler. Sthenelos'un oğlu miş. Argos'ta boydan boya Thyestes korkunç lanetler savurarak masayı sözünü geçirsin diye. içtiği halde. Thyestes hangisi altın postu çı­ ra da. yani akşam perileri. "ye­ örneklerinden biridir. bir tanrı Atlas'ın çok çocuğu olmuş: Pleione'den sözü Mykene'lilere Pelopsogullarından birini Pleiade's ve Hyades kızları. Atreusogulları efsanesi bu ilenme sürecinin en parlak Homeros'a göre.

Herakles'e işin karşılığını ödemek istememiş. Telephos gerçekten bir süre sonra amcalarını kaza ile öldürmüş (Telephos). Üçüne birden verilen ad. Herakles de bu işi bir günde yapaca­ ğını. canavarı vurmuş. ya da köle olarak satmış. Sisy phos'a da aynı şeyi yapmak istemiş. Odyseus'un sütninesi Eurykleia'nın anlattı­ ğına göre. Y i ğit de Alpheios'la Peneus ırmaklarını yatakla­ rını değiştirerek sularını ağıllardan geçirmiş ve bir günde hepsini temizlemiş. bu yüzden isterdi iyliğini. Odysseia'da şöyle tanıtı­ l ı r (Od. Yargıç her ikisini de suçlu bularak ülkeden sürmüş. hırsızlıkta ve yalan yere yeminde üstüne yoktu. 386-407). baş­ ka bir yerinde de Zeus'la Themis'ten doğmuş olduklarını söyler (Theog. Helios'un oğlu. Autolykos Amyntor'un öküz derisinden yapılmış sağlam tolga­ sını aşırmış ve Odysseus'a vermişti. 261 vd. ( İ l . Eurytos'un sürülerini çalmış. zengin sürüleri var­ mış. Atreus'u öldürür. Pazarlıkta uyuşmuşlar. Elis kralı (Tab. 8). Odysseus büyüyüp de Autolykos'un ko­ nağına misafir gidince. Augias. Attis. söylentiye göre de güneş o güln öy leşine ürkmüş. 395): Anasının soylu babasıydı Autolykos. kral kadının kim ol­ duğunu bilmeden onunla evlenir ve Aigisthos'u da benimser. ama ağıllarını temizlemeyi ihmal eltlği için. sonraları bu yara izi Odysseus'un sütninesi tarafından tanınmasına yol açar (Od. Tegeia kralı Aleos'un kızı. Thyestes bu kez Sikyon'a sığınır. Herakles'in arkadaşı Phyleos'la birlikte mahkemeye vermiş. Delphoi'deki tanrı sözcüsü Aleos'a kızının doğu­ racağı bir çocuğun amcalarını öldüreceğini bildirince. Antikleia'nın babası. Anado­ lu'nun Mysia kıyılarına çıkmışlar. Bkz. Ama yiğit Herakles kızı görüp sevmiş.devirmiş. Atreus'un Aerope'den iki oğlu olmuştu: Agamemnon'la Menelaos. ama karşılığında sürünün onda birini alacağını bildirmiş. hep yoldaş olurdu ona. Babası bunu öğrenince Auge'yle Telephos'u bir sandığa kapatıp de­ nize atmış. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynar. ayrıca da onu kendi oğlu. Atreusoğulları di­ ye anılan bu iki kahraman Homeros destanrında baş rolü oynarlar. Şafak tanrıça Eos'un Latince adı (Eos). ölümü simgeler (Moira). Auge bir süre sonra Telephos'u doğurmuş. ama ba- t . 902 vd. öylesine tiksinmiş ki gökteki yolunu tamamlamadan geri dönmüş. 218). Yarasını iyileştiren de Autolykos ol­ muş. Odysseus'a adını koyan dedesiymiş. Suç ve günahların iyice izine dalar: Kendi kızı Pelopeia ile kızın habe­ ri olmadan birleşir ve Aigisthos adlı oğlunu üretir. Ona gidip Thyestes'i öl­ dürmek görevini verir. davarları barınamaz olmuş. Dipsiz bir karanlığa bozulmuş ortalık.). ama Aigisthos son da­ kikada bu düzenin farkına varır ve kendi ba­ basını değil. yaktığı kuzu ve oğlak butlarından hoşlanmıştı çok.). Hesiodos Theogonia'nın bir yerinde bu tanrıçaların Gece'den (Theog. Moira ya da Ker'dir. dedesi ve amcalarıyla birlikte Parnesos dağında bir yaban domuzu avına katılmış. Aigisthos. Autolykos. Aktor'un kardeşi. Sonra Pelopeia'yı oğluyla birlikte Atreus'un sarayına yollar. amcası Atreus'un babasına karşı işlediği suçun öcünü Agamemnon'dan alır (Agarnemnon. Autolykos Hermes'in oğludur ve yakalanmadan hırsızlık yapma yeteneğini babasından almıştır. Aleos Auge'yi tanrıça Athena'nın tapınağına adamış. XIX. Kaderi simgeleyen tanrıçalar üç­ tür. Augias'ın büyük. Aurora. Bir orduyla geri gelen Herakles Augias'ı öldür­ müş. Ne var ki Augias verdiği sözde durmamış. Argonaut'lar seferine katıl­ mıştır. Auge kral Teuthras'la evlenmiş. Augias yiğil Herakles'i çağırıp ağıllarının temizlenmesini istemiş. Adı "geri dönülmez" anlamına gelen Atropos ömür ip­ liğini büken Moira'lar arasında eceli. Başka anlatımlara göre. Hermeias tanrının kendisi vermişti bu yetiyi ona. Aigisthos). Atropos. Odysseus'un dedesi. Auge. Atreusoğullarının la­ neti süregider. I X . kentini ele geçirip Phyleos'u babasının tahtına oturtmuş (Herakles). Agdistis ueKybele. ama bir yara almıştı.

Odysseus Laertes'in değil de. Bu anlatıma göre. İlyada'da AkhiUeus'un araba­ sını süren yiğit. Autolykos Laertes'e nişanladığı kızı Antikleia'yı önce Sisyphos'la birleştirmiş. Homeros bu görüşe katılmaz.AUTOMEDON saramamış. . Ege denizindeki adaların bi­ rinden Troya savaşına katılmaya gelmiş. Automedon. bundan da amacı doğacak toru­ nunun Sisyphos gibi kurnaz olmasıymış. Sisyphos'un oğluymuş. Başka kaynaklarda Autolykos'un Herakles'e güreş öğrettiği. Patroklos'un ölüsünü elde etmek için yiğit­ çe savaşan Automedon Akhilleus'un en vefalı arkadaşlarından sayılır (Balios). Sisyphos davarlarını geri almak için konağına gelince. Argonaut'lar seferine katıldığı ve çaldığı hayvanların postunu boyayıp onları tanınmaz hale getirmesini başardı­ ğı anlatılır. son­ radan Akhilleus'ın seyisi olmuştur: Ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'a bakar.

meşe ve çi­ çekli saparna dallarından çelenklerini başları­ na geçirdiler. içlerinden biri thyrsos'unu ya­ kalayıp bir kayaya vurdu: Kayadan sabahın çiyi kadar duru bir su fışkırdı. Başka biri nartheks'ini toprağa dokundurdu: Tanrı top­ raktan bir şarap gözesi kaynattı. otlattığım öküz sürüsüyle yüksek dağla­ rın başında düz ve kayalık bir yere varmıştım. B. Bazıları. sonra yanaklarını yalayan yılanları benekli postlarına kemer gibi sardılar. bayırda. saklandğım çalılıktan fırlayıp onu yakalamak istedim. geceleri d a ğ d a . a m a o n u n kavalı tek borulu ilkel bir kaval o l d u ğ u n d a n Apollon Babys'e ö n e m v e r m e m i ş . Nihayet hepsi sarmaşık. çalılıkların arasına saklanıp pusu kurduk. Bakkha'lar. memeleri süt dolu bir azgın iniği nasıl zaptedtyordu. Bakkha'lardan biri. bakire. çözülmüş nebris'lerini bağlayıp sıkıştırdılar. İçimiz­ den. onu Bakkha'lardan ayırıp kralı­ mızın gönlünü hoş edelim". u c u n d a bir ç a m kozalağı b u l u n a n sarmaşık ve a s m a yaprakları sarılı u z u n değ­ nekleri ve P r o m e t h e u s ' u n insanlara ateşi taşı­ dığı n a r t h e k s karnışıyla t a n r ı n ı n p e ş i n d e n k o ­ şarlar.B B a b y s . erkekler bize pusu kurmuş. senin anan. thyrsos'larınızı sallayıp ko­ şun!" diye bağırdı. birinin başında da lno vardı. kurt yavrularına bem­ beyaz bir süt veriyordu. boynuzlu öküzlerin böğürdüğünü duyar duy­ maz Bakkha'ların ortasından ayağa kalktı. Dionysos. Bakkha'lar derin uykularını gözlerinden sildiler. Bakkha'ları g ö r e n bir h a b e r c i o n l a r ı . taşlar Bakkha'larla bir olup coştu. hep bir ağızdan "lakkhos. hep bir araya gelip gördüğü­ müz garip şeyler üzerinde konuştuk. çılgınca kendilerinden geçtikleri z a m a n da M a i n a s ( m a i n o m a i . taşkın bir coşkuya kapılmak) d e n i r . yer yerinden oynadı. Hepsi se­ rilmiş uyuyordu. T a n n Apollon'la flüt yarışmasına gi­ rişen satyr Marsyas'ın kardeşi. na­ zik elleriyle. Üç alay kadın. O sı­ r a d a d o ğ a ile birlik o l a n Bakkha'lar ü s t ü n bir güçle ö n l e r i n e gelen vahşi hayvanları p a r ç a ­ larlar. hiç de. Canı isteyen de süt içiyordu: Parmaklarıyla toprağı kazın­ ca. öküz ve koyun çobanları. hep­ si birden. şarapla ve kaval sesleriyle sarhoş olmuş. görülmedik bir düzenle fırlayıp kalktılar. Gelin. inanmadı­ ğın bu tanrıya şükürler ederdin. S. Tanrı Dionysos-Bakkhos'un dinsel t ö r e n l e r i n i kutlayan kadınlar alayı. Eyuboglu çevirisi. taze çayırlarda otlayan sürülere saldırdılar. Bkz. o r m a n l a r d a k e n d i l e r i n d e n geçerek tanrıya karışırlar. gelin. T ı p ­ kı t a n r ı n ı n kendisi gibi çıplak bedenlerini n e b ris d e n i l e n benekli ceylan postlarıyla ö r t e r . Kimi sırtını bir çam kütüğü­ ne dayamış. birinin başın­ da Autonoe. O zaman dağlar. Sarma­ şıktı thyrsos'lardan bal damlıyordu. ş e h r e gidip gelen ve k o n u ş m a s ı n ı bilen biri dedi ki: "Ey. D i o n y s o s dinini b e n i m s e m i ş bu kadın­ lara olgun ermişlik a n l a r ı n d a T h y a s ( t h y o . E g . senin dediğin gibi. Ansızın Agaue'nin sıçrayarak yanımdan geçti­ ğini gördüm. Anan. meşe yap- raklarının üstüne koymuş. Genç danaları parça pal . Bizi tutamaymca. başlarına sarmaşık çelenkleri sarar ve ellerin­ d e t h y r s o s . Pentheus'un anası Agaue'nin ardı­ na düşelim. D i onysos dinini T h e b a i ' d e n sürmeye kararlı kral P e n t h e u s ' a şöyle anlatır ( M . vakit gelince. Kendimizi güç kurtardık. ora­ da olup da bu mucizeleri göreydin. H e r iki hallerini ve özlerindeki niteliği c a n ­ l a n d ı r m a k için Euripides'in " B a k k h a ' l a r " t r a ­ gedyasından bir p a r ç a y ı buraya almayı en uy­ g u n bulduk. ihtiyar. h e m d e bir Bakkha olan Agaue'nin k o r k u n ç d r a m ı canlandırılmakta­ dır. bunlar çocuklarını ye­ ni doğurup bırakmış. Önce saçlarını omuzlarına döktüler. böylece Babys Marsyas'ın uğradı­ ğı cezaya u ğ r a m a m ı ş (Marsyas). çıldır­ m a k . Ah. D i o n y s o s ' u n L a t i n c e a d ı . Bakkha'lar. kaçmasaydık Bakkha'lar bizi parçalayacaklar­ dı. topraktan oluk oluk süt akıyordu. Zeus'un oğlu Bromios" diye bağırdılar. Ya­ yınları. Bu düşünceyi doğru bulduk. üç koro gördüm. Babys de ka­ val çalarmış. ve­ cit h a l i n d e o l m a k ) . Görmeliydin. gelin ardımdan. memeleri süt dolu ka­ dınlardı. vahşi hayvanlar bile cümbüşe katıldı. uslu. s. ıssız ormanlar da Kypris'in peşine düşmüş değillerdi. kolla­ rında taşıdıkları geyik. yüce dağ başlarında yaşayan­ lar. O zaman Agaue Bakkha'lara: "Hey. genç. B a c c h u s . ellerinde bıçak mıçak yoktu. 4 6 ) : G ü n e ş ışıklarıyla toprağı ısıtmaya başlar­ ken. kimi başını toprağa. thyrsos'larını sallayarak ayinlerine başladılar. vü­ cutlarını saran uykuyu kovmak için keskin bir çığlık kopardı. benim rüzgâr kanatlı dişi tazılarım. birinin başında Agaue. Euripides'in s o n eserlerinden biri olan bu oyunda koro h e m Bakkha'lardan m e y d a n a g e l m e k t e . Biz. edepli yat mışlardı-.

Thebai'lilere bereketli başaklar veren ovalara rüzgâr gibi atıldılar. Z e u s acır o n l a r a ve şöyle seslenir yüreğin­ de: Zavallıcıklar. Batieia. Evlerden çocukları alıp kaçtılar. XVI. (2) A k t e o n ' u n bir köpeğinin a d ı .): Automedon koştu tez giden Bebryk'ler. H o m e r o s İlyada'da onları şöyle anlatır (İl. Myrina. Akhilleus da bu ö l ü m s ü z atları T r o y a savaşına getir­ mişti. Kithairon kayalıklarının etekle­ rindeki Hysia ve Erythra şehirlerine düşman orduları gibi girdiler. yas ne. (1) T a n r ı H e r m e s A p o l l o n ' d a n aşır­ dığı sığırları s ü r e r k e n dağda Battos adlı bir ih­ tiyara rastlamış. Bithynia bölge­ B a l i o s . alev nasıl kızıllık saçarsa öyle yaşar. K s a n t h o s ' l a Balios'u P o s e i d o n P e l e u s ' a Thetis'le evlendi­ ği g ü n d ü ğ ü n hediyesi olarak vermiş. Ama t a r i h ç i H e r o d o t o s ' a g ö r e B a t t o s Libya dilinde "kral" d e m e k m i ş . Asıl a d ı . binlerce genç kadın eli boğaları boy­ nuzlarından tutup sürüklüyordu. orada kana bulanmış vücutlarını yıkadılar. Ksanthos'la Balios'u.): atları boyunduruğa. Akhilleus'un atları ağlar (İl. Son­ ra geldikleri yere döndüler. Alacalı taşlar ü s ­ t ü n d e g ü m b ü r d e y e n bir çayın d e n i z e dökül­ düğü bu lahitler kentinin ö n ü ak bir kumsal­ dır. Bellerophontes. ölümlülere keder dağıtan şarabı veren oymuş. 1 4 8 vd. Z e u s böylece yüreklendirir atları ve katılır­ lar Akhilleus'un Hektor'la olan savaşına (Ksanthos). bazen çamlara takılıp kalı­ yor. S o n r a d a hayvanları saklamış ve kılık değiştirerek ihti­ yarın karşısına çıkmış. Bakkhos. gü­ neş de vücutlarını kurutup parlattı. her şevin a/tını üstüne getirdiler. Çıralı derler b u g ü n o r a y a . kimseye bir şey söylemezsen sana bir düve a r m a ğ a n e d e c e ğ i m . Baukis. yanaklarından damlayan kanları yaladı. 4 2 6 vd. Alev alev yanan saçları vücutla­ rını yakmıyordu. (1) Yel t a n r ı Z e p h y r o s ' l a H a r p y a P o d a r g e ' d e n d o g m a iki a t t a n biri. ne diye bir ölümlü insana verdim sizi. Dediklerine göre. bırak bu şehre gir­ sin. P a u s a n i a s B a t t o s ' u n Kyrene'yi k u r d u k t a n s o n r a . gemimiz m a s m a v i bir denizin yarlarla kesilmiş koyu yeşil kıyıları boyunca gide gide O l y m p o s k e n t i n e varır. Bkz. otlarken bir çayırda.BAKKHOS ça ettiler. B a t t o s da sözünü t u t m a y ı p hay­ vanların saklandığı yeri g ö s t e r m i ş . bu tanrı kim olursa olsun. yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok. mutlak bir tanrıdan yar­ dım gören bu kadınlar thyros'larıyla erkekleri yaraladılar ve önlerine katıp kovaladılar. t o p r a k yer yer . Bakkha'lara öfkeyle saldıran azgın boğalar bir anda yere seriliyor. Aristoteles ya da Aristaios imiş de k e k e m e olduğu için B a t t o s d e n m i ş o n a . Bkz. Okeanos ırmağı kıyısında. ardı da girift çalılıklarla yükselen k o c a bir dağ. Kralımın kirpikleri şöyle bir defa açılıp kapanmadan Bakkha'lar hayvanların derilerini yüzüp hep­ sini didik didik ettiler. yitirdiği sürüleri a r a r gibi o l m u ş . Kralım. kendisini ele verir korkusuy­ la o n a d e m i ş ki. Nihayet şehirlerin erkekleri Bakkha'larm her şeyi alıp götürdüklerini gö­ rünce öfkeyle silahlarına sarıldılar ve işte o zaman. sonra. Yılanlar. havalanıp giden kuş sürüleri gibi dalgalardan sarmaş dolaş in­ diler. Asopos ırmağının kıyılarına. ne diye verdim sizi kral Peleus'a. Bkz. Omuzlarına attıkları hiçbir şey artık kara top­ rağa düşmüyor. tanrının onlar için yerden kaynattığı sulara koştular. büyük bir tanrı bu. onları Zephyros yeline kasırga Podarge doğurmuştu. hiç görülmedik bir sahne gör­ dük: Demir uçlu oklar Bakkha'lardan bir damla kan akıtmadı. (2) Battos Libya'nın Kyrene k e n t i n i n kuru­ cusu sayılır. siz ki bilmezsiniz ölüm ne. Mavi yol­ culukta geceyi korsanlar yatağı Ceneviz kör­ fezinde geçirdikten s o n r a . İşte bu dağda a t e ş y a n a r . P a t r o k l o s ö l ü n c e . Bellerophontes efsanesi bugün de yaşar bizim için. ne de başka bir şey. Ateş nasıl y a n a r . Kaburga kemikleri. bahtı kara insanlarla acı çekmeniz için mi? Şu dünyada soluk alan. Anadolu'nun sinde yaşayan bir boy (Amykos). Şarap olmazsa insanlar için ne aşk kalır. kralım. Yel gibi uçan atları. Philemon. dallardan kan damlıyordu. T a n r ı öf­ kesinden kayaya çevirmiş o n u (Hermes). tırnaklı ayaklar havada uçuşuyor. tunç ve demir bile bellerini bükmüyordu. XVII. d ü z ­ gün k o n u ş m a y a başladığını anlatır. B a t t o s . Dionysos.

ama birazcık olsun kandıramadı onu. verdi kızını. onu bir anda yere serdi. bu soydan. Bellerophontes doğdu ondan sonra. Bellerophontes uydu tanrıların isteğine. b ö l ü m ü n d e Y u n a n i s t a n ' k D i o m e d e s ' l e A n a d o l u ' l u G l a u k o s çarpışırken savaşa a r a verip soylarını s o r a c a k olurlar birbirlerine. kralı birden öfke kapladı. insanların en kurnazıydı o. diyordu. N e var k i G l a u k o s Beller o p h o n t e s ' i n " ö l ü m l ü " babasıdır. yaygın Lykia'nın kralı onu saydı. ayırdılar en büyük.2 1 1 ) : At bir bucağında Ephyre İli uardır. Laodamela. Bellerophontes'e sordu. Övünürüm işte. Laodamela. arkası yılan. sıkı sıkı salık verdi bana: Hep yiğitçe dövüşeyim. Bellerophontes'e kıyamadı. Glaukos'un kusursuz oğlu. yanıp tutuşuyordu. dokuz t a n e öküz kurban e t t i . buyurdu önce azgın Khimaira'yı öldürmesini. Savaşa doymayan Ares öldürdü oğlu îsandros'u. dedi ki: "Bellerophontes'i öldürmezsen lanet sana. Zeus almıştı Bellerophontes'I Proitos'un eli altına. Gül parmaklı şafak görününce onuncu Tanrısal Anteia. Ksanthos nehrine. bir oğlu oldu. Proitos'un karısı. Aleion ovasında kaldı o tek başına. utandırmayayım atalarımın soyunu. yalımlı nefesiyle kötü soluyordu. Bu efsaneyi H o m e r o s ' u n a ğ z ı n d a n d u y a l ı m : İlyada'nın VI. insan uğrağından uzakta yedi kendi kendini. gizlice bir sarmaş dolaş olsam. yiğit aslında P o s e i d o n ' u n dölündendir. ama onlar bir daha dönmediler evlerine. Ama Proitos geçirdi gönlünden kötü şeyler. Troya'ya gönderdi beni o. Gönderdi onu Lykia'ya. Akıllı Zeus. Aiolos oğlu Sisyphos yaşardı orada. en ünlü kişilerdi. Ağırladı onu tam dokuz gün. VI. 2 5 ) . B u p a r ç a d a n öğrendiğimize g ö r e . Yanar T a ş dedikleri bu yer Lykia'nın en eski. sürdü onu Argos'lular arasından. en güzel efsanesini b u g ü n de c a n l a n d ı r ı r . Erkeklik. Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya. Bellerop h o n t e s Korinthos (Ephyra K o r i n t h o s ' u n es­ ki adıdır) kral ailesinden ve ü n l ü S i s y p h o s ' u n t o r u n u d u r ( T a b . üst üste katlanan bir levhaya yazdı bir sürü ölüm yazıları.BtLLtKumurN ı to gazlar s a ç ı p kendiliğinden t u t u ş u r . aldı Laodameia'nın c a n ı n ı . o sıra aklı başındaydı Bellerophontes'in. ben övünürüm onun oğlu olduğum için. o benim zorla koynuma girmek istedi". koynuna girdi Laodameia'nın. H o m e r o s ' u n bize açıkla- . Glaukos'tu adi. Gelince Lykia'ya. kendisi ondan çok daha güçlüydü. 1 5 2 . buğdaylık bir tarla. Kaynatasına göstermesini buyurdu. Çarpıştı sonra ünlü Solymo'larla. Hippolokhos da baba oldu bana. yaygın Lykia'da en iyi. Eline uğursuz işaretler verdi. bu kandan Kral da anladı onun olmakla. insan değildi. besleyen Argos'un t a n r ı s o y u n d a n d ı o. üstün olayım b a ş k a l a r ı n d a n . kusursuz Bellerophontes öldürmüştü hepsini. Karısı üç çocuk doğurdu bilgili Bellerophontes'e: Isandros. doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon'u. Ama bir gün tanrılar tiksindi Bellerophontes'ten. Önü aslan. Kızdı dizginleri altın kakmalı Artemis. Girdiği savaşların bu en çetiniydi. onlar ki Ephyra'da. Belterophontes'le. tanrı soyundan olduğunu. Dönüşünde kral ona zorlu bir tuzak kurdu: Yaygın Lykia'dan en iyi yiğitleri seçti gönderdi p u s u y a . Tanrısal nitelikleri d e o r a d a n g e l m e . çarpışırken ünlü Solymo'larla. . iki d ü ş ­ m a n savaşçıyı k o n u k ve dost olarak da birleş­ tirir (İl. ortası keçiydi. bütün krallık onurlarını bölüştü Lykia'lılar da ayırdılar bahçelik. günü. böylece yok olacaktı o. Alır almaz damadının işaretini. Böyle dedi o. güzellik bağışladı tanrılar ona. Ama saygı besliyordu yüreğinde. Erkek gibi Amazon'ları öldürdü sonra. Kadın bir yalan attı kral Proitos'a. en güzel bir toprağı. G l a u k o s ' u n anlattığı öykü Lykia'nın en ö n e m li efsanesini dile getirmekle kalmaz. alıkoydu orada. damadımdan getirdiğin işaret hani? dedi. Hippolokhos.

öldürdüğü bu Belleros'un kim oldu­ ğu da pek bilinmiyor. o yaman çocukları. "İyi tanrıça" anlamına gelen es­ ki bir Latium tanrıçası. Anteia kocasına Bellerophontes'i suçlayınca. Hesiodos'a göre (Theog. Bona Fides. Hephaistos'la konuşmayı Kratos yapar (Kratos). Roma tanrıları arasında çok eskiden beri yer alan bu kavramsal yaşlı­ lığın Palatinus tepesinde bir tapınağı vardı. Zeus da kızarak atmış onu gökten aşağı yer­ yüzüne. Berekynthes Phrygia'da otu­ ran bir boya verilen isimdir (Kybele). Sarpedon). Romalıların savaş tanrıçası olarak simgelendirdikleri Bellona (Lat. Kültü. Roma'lıların. Bir anlatıma göre. onlar oradadır. Kleobis'in kardeşi (Kleobis). 383 vd. Yiğidin ağzı ateş saçan Khimaira'yı nasıl öldürdüğü Homeros'ta anla­ tılmamıştır. Düştüğü Aleion ovası da Kilikya'da bir bölgedir. Ana tanrıça Kybele'nin ek adlarından biri. Bu sahnede Bie sessiz bir kişi olarak bulunur. İlyada'da Lykia'lıların başında savaşan Zeus oğlu Sarpedon'un anasıdır (Proitos. kuvvet anlamına gelen Kratos'la zor. Bona Dea. Bia. elinde bir kı­ lıç. Bir savaş arabasında. Proitos konuğunu kendi eliyle cezalandırmaktan çekinir ve onun içindir ki eline katlanmış tabletler. Belos Mısır'da kalmış ve Nil ırmağının kızı Ankhihoe ile evlenmiş. Sonra Kratos'la Bie'yl. Kratos'la Bie Aiskhylos'un "Zincire Vurul­ muş Prometheus" tragedyasında önemli bir rol oynarlar: Oyunun başında Prometheus'u kollarından tutarak Kafkas dağına sürüklerler ve arkalarından gelen Hephaistos Zeus'a baş kaldıran insansever tanrıyı bir kayaya mıhlar. Anteia. Bendis. Libya adlı nympha'nın tanrl Pöseidon'dan doğurduğu ikiz kardeşlerden biri (Tab. Öteki Agenor'dur. Aigyptos'Ia Danaos adlı ikiz çocukları olmuş (Algyptos. Bellum savaş demek) zamanla Yunanlıların Enyo tanrıçasıyla bir tutulmuştur. Bona Fides. Orada bulunan resmi dünya kadar yaşlı bir kocakarı olarak gösterilir ve rahipleri de içi­ len andı simgelemek üzere ellerine beyaz bezler sararlardı. Hesiodos bunların doğuşunu şöyle anlatır (Theog. 324): Pegaros hakkından geldi bu Khimaira'nın koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. Zeus nerede yürürse. 10).madıgı Bellerophontes'in adı ve niçin Tiryns kralı Proitos'un yanına sığındığıdır. Bellerophontes'in kızı Laodameia. Trakya'lıların ay tanrıçası. Zetos'la Nike'yi doğurdu. Kâhin Melampus'un kardeşi. ayrılmazlar gümbürtülü Zeus'tan. . bir kargı ya da yanan bir çırağı ile canlan­ dırılır. Kültü kır tanrısı Faunus'Ia ilgilidir. Birçok yi­ ğitler gibi Bellerophontes de kaza ile adam öldürmüş. ne var ki bu yüzden yur­ dundan ayrılıp kendisini suçundan arındıra­ cak birinin yanına gitmesi gerekiyor. zorbalık. Biton. Bias. korku saçan bakışlarıyla Furia'ları an­ dırır (Furia). Khimaira. Danaos). Bellerophontes Belleros'u öldüren demek. Güç. Lykia kralı da konukluk kurallarına saygılıdır ve ancak zorunlu kaldığı zaman ağır işlere ko­ şar Bellerophontes'i. Berckynthia. yiğit kanatlı atı Korinthos'ta bir çeşmede su içerken bulmuş. Kydippe'nin oğlu. Verilen sözü ve içilen andı simgeleyen tanrıça. onun se­ rüvenlerine katılır (Melampus).): Okeanos kızı Styks Pallas'la sevişti. yani bir mektup verip kaynatası lobates'e gönderir. ardındadır onlar. Bellona. Bu tanrının kızı ya da karısı sa­ yılan Bona Dea'nın Roma'da Aventinus t e ­ pesinde bir tapınağı vardı. Agenor Suri­ ye'ye yerleşiği halde. şiddet anlamına gelen Bia ( y a da Bie) tanrı ve kral yetkilerini simgeleyen bi­ rer kavramdır. bunlara yalnız kadınlar katılırdı (Faunus). Bu adam da Proitos'tur. Mars'ın eşi olarak da gösterilir. Perikles zamanında Atina'ya yayılmıştı. güzel topuklu. Bellos. Zeus nerede oturursa. Bellerophontes'in tan­ rıların öfkesine uğramasının nedeni şöyle açıklanır: Gurura kapılan yiğit kanatlı atının sırtında Olympos'a kadar yükselmek istemiş. sağrı­ sına binip doğru Khimaira'yı öldürmeye git­ miş onunla (Pegasos). adına yemin ettikleri Dius Fidius'un dişi karşı­ lığıdır. orada belli günler­ de gizli ayinler yapılır.

gemicileri dosdoğru ereğe ulaştıran güzelim bir yel sayılır (Rüzgârlar). Hesiodos'a göre. Brankhos Miletos'lu bir delikanlıymış. işte o gün. Tapınak o kadar zenginmiş ki. Nitekim Lade yenil­ gisiyle Milet. İon şehirlerinin öcünü alacaktı. b i l i c i l i k yetisini bağışlamış ona. Didyma'da kurulmuş Apollon tapınağı ve bilicilik merkezinin ünü­ nü ve yaygınlığını sağlamak için uydurulmuş­ tur. dizginsiz ve azgınmış. Didyma tapınağı da yağmaya uğramış.fışkı­ ran sevinç Delfi'nin Anadolu'daki zengin ra­ kibi Didyma'yı ne kadar kıskandığını belli et­ miyor mu? Ve o gün. Miletos. engin kanatlı. esiş yönüne göre bugün bizim yıldız dediğimiz yele karşılıktır. ey Didyma. öy­ le çevikmiş ki. Kolay iş değildi bu. Anado­ lu'da Yunan uygarlığını kalkındırmaktı. hem Milet'lilerin kendilerine değil de. Efsaneye göre.oradan da kutsal yol boyunca Didyma'ya fal baktırmaya gelen devlet adamları. Bu düşü hayra yoran biliciler doğan çocuğa "Brankhos" yani bo­ ğaz adını vermişler. bolluk içinde yaşayan bir şehirdi. Brankhos-Brankhosoğulları. işadamları bilicileri elbette ki memnun ediyorlardı. Milet'ten Didyma'nın limanı Panormos'a gemiyle . Boreas Trakya'da oturan gür sakallı. Lydia kralı Kroisos'un Delfi'ye verdiği kadar bol ve zengin armağanları Didyma'ya da bağışladığını söyler. Bir gün İskender'in çıkagelecegini bilememiş Brankhosogulları. Brankhos çok güzel bir delikanlı olarak yetişmiş. İşin tuhafı. tapınak hazi­ nesini ve daha önemlisi. soyu sopu da Brankhidai. Ta­ rihçi Herodotos. Apollon'un dev hey­ kelini Serhas'a verip onunla birlikte İran'ın Susa şehrine göçmüşler. Didyma'nın hazinesiyle bir d o ­ nanma kurmayı düşünmüş.karayo­ lu yokmuş o zaman . sakallı savaşçıların ayaklarım yıkayacak kadınların. bir şölen sofrası sürü sürü insanlara! Saçlı. N o tos ve Zephyros'un kardeşidir. onlar gibi sert. Odysseia'da önemli bir rol oynayan Boreas kimi zaman da arkadan pü­ für püfür esince. onu kızıl kanatlarıyla sardığı gibi doğru soğuk Trakya'ya kaçırmış ve Kalais ile Zetes'e gebe bırakmış. bereketli bir av olacaksın düşmanlara. yani falını arzu­ ladığı sonuca yöneltmek de biliciye düşen gö­ revdi. Milet'in başına gelecek yıkımı Delfi bilicileri önceden haber vermişti. güçlü kuvvetli bir yaratıkmış. Emeli. şafak tanrıçanın oğlu olan Boreas. yabancılar el koyacak tapmağına. ona vurulmuş ve tozu dumana katarak üstüne yürümüş. sen ey kötü düzenli kent. Argos şehrinin geleceğini öğrenmeye ge­ len Argos'lulara. Boreas bir at kılı­ ğına girerek Erikhthonis'in kısraklarına aşmış ve on iki tay üretmiş. Pers savaşlanndan sonra yeni baştan kum lan Didyma tapınağı Roma imparatorluğu za­ m . şehir­ de ne kadar erkek varsa hepsi öldürülüp. boğazından girip karnı­ na varıyor ve bedenini dolaştıktan sonra gö­ beğinden çıkıyormuş.Boreas. Adı Türkçeye poyraz diye geçen kuzey rüzgârı. Didyma Yunanistan'da Delfi'ye rakip bir bilicilik merkezi olmuş. Bir gün Atina kralı Erekhtheus'un kızı Oreithya'yı ar­ kadaşlarıyla ırmak kıyısında oynarken gör­ müş. Pers'lerin eline düşünce. Bu amaçla M i let'te kalmış ne kadar Brankhosoglu varsa hepsini kesmiş. Şairler Boreas'ı kara bulutlarla gökten sağanak sağanak kopan ve engin dalgalarla denizi allak bullak eden azgın bir yel. Titanlar soyundan olduğu için. M i l e tos'un güneyinde kurduğu tapınakta bu usta­ lığından faydalandığı gibi. bu taylar öyle hafif.kehanetler her zaman heksametron dizeleriyle dile getirilirdi . Karadeniz'den Mısır'a kadar doksana yakın sömürge kuran Miletos işlek bir liman. Milet Pers savaşlarına gi­ rişecekken. Ana­ sı onu doğurmadan önce bir düş görmüş: G ü ­ neş ışınları ağzından. ka­ dınlar ve çocuklar köleliğe sürüklenince. Brankhosogulları bu durumda Pers kralıyla anlaş­ mayı yeg görmüş olacaklar ki. buz gibi esen bir kasırga olarak nitelerler. ama her müşterinin nabzına göre şerbet vermek. Brankhos' un kişiliği ve efsanesi. Ve senin de. yani Brankhosogulları adıyla fal­ cılığı sürdürmüşler. buğday tarlaları üstünden ge­ çerken başaklar eğilmez ve denizin üstünden en ufak bir kırışık yapmadan uçarmış. ovada sürülerini ot­ latırken bir gün tanrı Apollon onu görmüş ve sevmiş. Tarihçilerin bize sakladığı aşağıdaki dizelerden . İssos savaşından sonra B ü y ü k İskender'in i l k işi Miletos'a gelmek olmuş.

Kottos'la Gyes'in kardeşi (Tab. Didymeion). Zeus'un kızı olduğu söylenen bir Girit tanrıçası. güzel yanaklı Briseis'i. yani ağdan çıkma kız adı verilmiş. AkhiUeus da krallar kralına sövüp saydık­ tan sonra. İki sevgiliyi ölünün üstünde ağ­ lar görürüz. ona son görevleri Briseis yapmış (Khryseis. Adı "atlı bakire" anlamına gelen Britomartis Girit'in Gortyn şehrinde Artemis alayına katılırmış. parlak bakışlı bir kadın olarak tanımlanır. Briareus.): Phoibos Apollon istiyorsa Khryseis'i ille de. Ama bununla da kalmaz. Briseis de acısına katlanır. Brises. Khryses'i bir gemiye bindi­ rip. Zeus'tan yalvarır Akhilleus savaşa katıl- madıkça Akha'lara zaferi vermesin diye. 336 vd. ovalarında. "Gümbürtülü" anlamına gelen bu ek ad tanrı­ ya yıldırımlar arasında doğduğu için verilmiş olacak (Dionysos). Agamemnon bile yaptığına pişman olur ve Akhilleus'la barış­ mak için elçiler gönderir ona. yanına yatar. Akhilleus'un Ege bölgesine yaptığı çapulculuk seferlerinden getirdiği en değerli tutsak Briseis'tir. tanrı Apollon'un ö f kesini yatıştırmak için yüz sıgırlık kurbanlar kestirir. esmer. A k h i U e u s gene de yumuşamaz (İl. za­ ten o kadına hiç dokunmadığını söyletir. Briseis evli barklı bir ka­ dındı. yoldaşlarımla göndereceğim onu. Akhilleus'un dileği üzerine anası Thetis gi­ der. Patroklos öldüğü gün Briseis. Lyrnessos'ta Apollon tanrının rahi­ bi. Asıl adı Hippodameia olan Briseis Lyrnessos'a Apollon rahibi Brises'in kızıdır. çünkü yıkılan yuvasına. AkhiUeus bu sözlere çok öfkelenir. 2).). Birçok arma­ ğanlarla birlikte Briseis'i geri vereceğini. iki haberci­ sini Akhilleus'un çadınna yollar ve kadını al­ dırır. (Yüz Kollular). Briseis. 2). Tanrı Dionysos'a takılmış bir ad. Zeus sözünü tutar. ibret alsın kim benimle eşit görmek isterse kendini. I. . AkhiUeus kentini yağma edip kızını götürünce Brises canına kıymış (Briseis). gör. Akhilleus'un temiz yürekli arkadaşı Patroklos onu tatlı sözlerle avutmuş. öyle ki. tanrıça Athena elini tu­ tar. Briseis'in babası. Britomartis. AkhiUeus kocasını öldürdükten sonra ele geçirir onu. Uranos (gök) ile Gaia'nın (toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri (Tab. gü­ nün birinde Akhilleus'la Agamemnon arasın­ da kopan kavga altüst eder hayatını. Homeros'tan sonraki öykülerde Briseis uzun boylu. Akhilleus'a karı olacağına söz vermişti. AkhiUeus). babasına gönderir. Bu ara­ da Agamemnon.. Apollon tanrının öfkesini ve salgını önlemek için Khryseis'i babasına geri vermeye razı olunca Agamemnon şöyle konuşur (İl. Senden ne güçlü olduğumu o zaman anla. Adı "gürleyen" anlamına gelen Brontes Zeus'a gök gürültüsünü armağan eden Kyklops olsa gerek (Kyklops). Yalnız son bölümde AkhiUeus insanlık duygularına uyarak Hektor'un ölüsü­ nü babası Priamos'a verdikten sonra. Kral Minos ona vurulup peşine takılmış ve dokuz ay süresince kovalamış kızı Girit'in dağlarında. Akhilleus'un yanına döner. yanan şehrine ağlar­ ken.manına kadar önemini sürdürmüş ve orta­ çağda bir depremle yıkıldıktan sonra dev ka­ lıntıları bugüne kadar korunabilmiştir (Didyma. Ama barakandan alacağım kendim gelip senin onur payını. Brontes. Sonra İlyada'da pek sözü geç­ mez Briseis'in. uğruna çok acı çektiği ka­ rısı Briseis de gelir. gece döşeğine uzanınca. Korksun boy ölçüşmekten. şu gemimle. Akhilleus'un ba­ rakasında sessiz. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından biri. Artemis gibi o da avcı kılığında. köpeklerle dağda. Brises'le. bayırda yalnız başına dolaşır ve erkek­ lerden kaçar bir kız tanrıça olarak canlandırı­ lır (A rtemis). AkhiUeus öldük­ ten sonra. IX. 183 vd. Agamemnon'un üstüne yürümek üzeredir ki. Sonunda yakalanacağını gören Britomartis kendini denize atmış. sedasız yaşamaktadır ki. kılıcını kınından çıkarmak. bir daha ne olursa olsun savaşa katılmamaya ant içip çadırına çekilir. Bromios. ama bir balıkçı ağına takılıp kurtulmuş. Bu yüzden de ona Diktynna. kalın kaşlı. Khryse'nin Apollon rahibi Khryses kardeştirler.

o da düşer yollara. tanrı P o seidon'la Keroessa'nın oğludur. ö p ­ meye. Günün birinde M ı sır'da kıtlık olmuş. yılda bir Zeus'un öfkesini yatıştırmak için. Busiris de işe hemen Phrasios'u kurban etmekle başlamış. Kaunos bu yüzden sürülmüş. kı­ zı bir pınara çevirirler. öyle beğenirmiş ki. Başka bir anlatım işi tersine çeviriyor: D o gadışı aşka kapılan Byblis değil. Ege kıyılarındaki bütün limanlar gibi bir ırmağın taşıdığı millerle dol muştur. böylece çekilme­ lerini sağlamışlar. Byblis anlar sevgisinin dogadışı olduğunu. kutsal sargılarla sarmış kol­ larını ve sunağa götürüp kurban etmek iste­ miş. öteki Fenike'de Byblos. Ama yiğit sargıları çözerek. Nil bölgesine yerleşmiş deniz tanrı Proteus bile ondan kaçmak zorunda kalmış. Günün birinde Trakya kralı Haimos şehre saldırınca. kim yok herkesi öl­ dürmüş. kuşatılmış boydan boya. Oğlu da şehri orada kurmuş ve Apollon ve Poseidon tanrılardan yardım görerek surlarla çevirmiş­ ti. Busiris onun başına çiçek çe­ lenkleri koymuş. Belki Busiris Osiris adının bozulmuş bir biçimidir. koyu mavi anlamına gelen Kyane. ama şair görüşüyle bu yol yol b a t < ı gın Byblis'in tükenmez gözyaşlarıyla meyda­ na geldiği düşünülemez mi? (Kaunos). rahat bulamaz hiç­ bir yerde. ge­ ne de dayanamaz.). ona bir insan kurban kesmeli. Busiris Kıbrıs'tan gelme Phrasios adlı bir biliciye ne yapmak gerektiği­ ni sormuş. O da öfkeyle. Kral yokken de Bizans İskitlerin saldırısına uğra­ mış. Byblis çıldırır. Sonunda yüksek bir kayadan aşağı­ ya atar kendini. Byblis ikizini öyle sever. yoksa öykünün sonunu bambaşka biçimde getirirlerdi: Eski Kaunos şehrinin (bugünkü Köyceğiz Dalyanı'nın) önünde göz alabildiğine uzanan ve ancak oraları iyi bilen gemicilerin şaşırmadan aşa bildikleri bir sazlık vardır. bilici de demiş ki. Busiris Batı kızlarını kaçırmak için bir haydut çetesi kurmuş. Adını iki kente vermişler: Biri Karia'da Byblis. yani Büyükmenderes ırmağının k ı z ı K y a ne'dir. deli gibi dolaşır Anadolu'yu boydan boya. Ama Byblis'in serüveni acı: Bir ikiz kardeşi var Kaunos adında. Keroessa da Zeus'un İo'dan olan bir kızı. orada kim var. Byblis de bu yüzden çıldırmış ve asmış kendini. gider de Karia ile Lykia sınırında Kaunos kentini kurar. İo onu Bizans'a yakın bir yerde dünyaya getirmişti. Bu Ovidius'un anlatımı. Anasının kim olduğu konusunda söylentiler çeşitli. Byblis. Bu sevginin kardeş sevgisinden öte bir şey olduğunun nasıl farkına vardığını uzun uzadıya anlatıyor bize Ovidius (Met. Busiris'i de. tiksintiyle kınar bu aşkı. en akla yakını şu: Anası Maiandros. Miletos'un kızıymış Byblis. Byzas onu teke tek savaşta yenmiş ve Trakya'nın içine kadar kovalamış. Byzas. . bir ırmak kızı için güzel bir ad. Bir anlatıma göre. Herakles M ı sır'a uğrayınca. 4 5 1 vd. Busiris çok zalim bir Mısır kralıdır. Miletos'un kızı olmakla da Apollon'un torunu. altın elmaları almaya gittiği zaman Herakles bu çeteye rastlamış ve hay­ dutların hepsini öldürmüş. Öyle insafsız bir zorba imiş ki. doyamazmış okşamaya. Bu kez de Byzas'm karısı Phidaleia kurtarmış şehri: Öbür kadınlarla birlik olup sürüyle yılan at­ mışlar düşman karargâhına. Kaunos'muş. oğlunu da. Bizans'ın kurucusu Byzas. Busiris Poseidon'un ogluymuş ve onu Mısır tahtına dünya seferine çıkan Osiris oturtmuş.Busiris. Masmavi. gider. pınar Byblis'in çağla­ yan gözyaşları gibi akar durur. Yunan efsanesine göre. ama nympha'lar acır ona. ikizini bir daha görmemek için kaçar yurdu Miletos'tan. Bu öyküleri anlatanlar Kaunos şehrini gör­ memişlerdi herhalde. Bu bataklık nasıl meydana geldi belli. bir mektupla bildirir aşkını Kaunos'a.

Düşmanlarınca tahtından kovulan Metabus bebek yaşta olan kızını alarak kaçıyormuş ki. İkisi de kurtulmuşlar.c Cacus. Adı. şehirde kıtlık baş göstermiş. "Topraktan bitmek" anlamı­ na gelen bir kökten türemiş olan Ceres adı Latin'lerin de bu çeşit bir tanrısal varlığa çok eskiden beri tapındıklarını gösteriyorsa da. Herakles Geyoneus'u öldürüp sığırlarına el koyduktan sonra İtalya'ya gelince. Etrüsk'ler yeni kurul­ muş olan Roma cumhuriyetine saldırınca. onu peşinden ormana sürükler. Carna. kestiriyormuş. CamUla. İ. bu işi başarırsa kızını ona adamaya söz verdi. ama Diana'ya yakararak. Efsaneye göre. ya da başka bir anlatıma göre. yanma er­ kek yaklaştırmazmış. Kırlarda büyüyen Camilla güçlü kuvvetli bir genç kız olup Yunan Ama­ zon'ları gibi avcı ve savaşçı olarak yetişmiş ve Aeneas'a karşı kahramanca savaştıktan son­ ra öldürülmüş. Vergilius'un Aeneis destanında an­ latılan Camilla efsanesi İtalya'nın halk masal­ larından esinlenmiş olsa gerek. Herakles mağaraya girmiş ve ateş alev saçan Cacus'u boğazlamış. Düşman da arkalarında ha yetişti ha yetişe­ cek. Bir gönüllü çıktı mı.Ö. arzu anlamına gelir (Eros). Efsanesi şöyledir: K ı z oğlan k ı z olan Carna. Lati j um'da küçük bir ırmağın kenarına gelmişler. gününü avlanmakla geçirir. Bir gün iki yüzlü tanrı İanus takılmış peşine ve saklandığı kayanın arkasında onu yakalayarak bozmuş kızlığını. Karşılık olarak da tanrısal bir güç vermiş ona: Evlerden her türlü uğursuzluğu defeder. Demeter ve Dionysos kültünün Roma'ya alınması gerektiğini öğrenmişler. Metabus çocuğu kalın kargısının ucuna bağlayıp karşı kıyıya atmayı düşündü. Camilla Volsk'lar kralı Metabus'un kızıymış. Yunan aşk tanrısı Eros'un Latince karşılığı. kız kardeşinin Cacus'u ele vermesinden. Camilla'yı attıktan sonra kendi de yüzerek geçmiş ırmağı. Yunan bereket tanrıçası Demeter'in Latince karşılığı. yolunu şaşırtırmış. Roma'lılar Augustus ça­ ğına kadar Carna'ya kutsal bir ormanda tapınırlardı. özellikle yeni doğ­ muş bebekleri beşikte kanlarını emen kuşlar­ dan korurmuş. Mağaradaki hayvanların böğürmesinden. Vulcanus'un oğlu. 496 yılında bu iş olmuş ve Ceres tapınağı Aventinus tepesine kurulmuş (Demeter). Cupido. Roma'lılar da Sibylla kitaplarına danışınca. Cacus gelmiş. iz bırakmamak için de sığırları kuyrukla­ rından çekerek geri geri götürmüş. Roma'nın kurulduğu kırsal bölgede yaşayan bir nympha. . Herakles uyanınca işin farkına varmış. birkaç hayvanını aşır­ mış. Tiber neh­ rinin kıyısında uzanmış. ağzı ateş saçan üç başlı dev. Yiğit uyurken. Yunanistan'dan gelme tanrıça onun izlerini silmiştir. Aventinus tepesinin bir mağarasın­ da oturup komşu bölgeleri yağma ediyormuş. Ccrcs.

Ne var ki Ege'de meydana geldiği apaçık an­ laşılan ve Yunan dilinin yapısına pek de uy­ gun olmadığı gözle görülen bu vezin efsane­ den de. Usta sanatçı Girit'e gidip kral Minos'un emrine girmiş ve onun İçin tür­ lü işler görmüş: Bir boğaya âşık olan Paslphae'ye içine girebileceği tahtadan bir inek yapmış (Pasiphae). bunun ötesinde de. bunlar tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış­ lar ortaya ve çıkar çıkmaz da yeni doğan Zeus tanrının şerefine hora tepmeye başlamış­ lar. Kekrops. adlarından da belli olduğu gibi elişlerinde yaratıcı olurlar. D a k t y l ' l e r . hem heykeltıraş. Kaynaklarda bu cinler çeşitli alanlarda ya­ rarlı olarak gösterilirler: Kureta'lar ya da Korybant'lar gibi baştanrı ve anasının tapım ve gizemlerinde gürültülü rakslarıyla yer alır­ lar. Theseus'un ba­ şarısında Daidalos'un parmağı olduğunu öğ­ renince Minos çok kızmış ve ustasını oğlu İkaros'la birlikte Labyrinthos'a kapatmış. Daktyller sonraları tanrıça Kybele'nin hiz­ metine girerek. Theseus'un bura­ ya girip çıkması için de Ariadne'ye bir yumak iplik kullaması fikrini vermiş. ellerini toprağa da­ yayarak ıkınmış ve topraktan doğum sancıla­ rını hafifletecek güç almış. Elin en ilkel insanlarda da büyü aracı ola­ rak ne büyük bir değer taşıdığı öteden beri bi­ linirdi. Daidalos Kokalos'a olan şükran borcunu ona birbirinden güzel yapılar yapmakla ödemiş. altı ölçülü destan vezni Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında kullanılmakla Yunan şiirinin doğuşuna yol açmıştır. Ne var ki günün birinde Talos ölü bir yılanın dişlerin­ den esinlenerek testereyi icat etmiş. Gerçekten de Daidalos hem mimar. Girit'in Diktys mağarasında Zeus'u doğur­ mak için sancı çekerken. Davaya bakan Areopagos mahkemesi de Daidalos'u sürgüne mahkûm etmiş. bunu fe­ na kıskanan Daidalos çırağını Akropol'den aşağı atarak öldürmüş. anası Rhea. Daktyloi.D D a i d a l o s .Tanrıça Rhea. (îkaros) babası sağ salim Sicil­ ya'nın Cumae şehrine inmiş ve kral Kokalos'un yanında saklanmış. 97d) bile meydana getiren çok yönlü bir yaratıcıdır. Daktyl'ler bir efsa­ neye göre madenlerin ve maden işlemeciliği­ nin bulucularıdır. Sağ elinin toprak üstünde bıraktığı izden beş cin doğuvermiş. hem de dünyada çığır açacak bir şiir ölçüsünün yaratımına yol açmış olabilir. çok önemli bir çığır açarak "heksametron" deni­ len vezni kurmuş olmakla ün salmışlardır. yani parmak cinleri çokluk İda'lı di­ ye vasıflandırılıp Girit'li Zeus. ikisi de böylece uçup gitmişler. Atina'daki işliğinde yeğeni Talos'la birlikte çalışırmış. Bu vez­ ne parmak vezni denmesi parmaklardaki bir uzun ve iki kısa boğumdan ileri gelmektedir. Minotauros'u barındıra­ cak Labyrinthos'u kurmuş.. Daktyl'ler beşltir ve doğuşları şöyle olmuştur. "Ustaca işlenmiş ya da işleyen" anlamına gelen adı. İki kısa heceli ayak. eli her sanata yatkın olduğu için kendisine verilmiş. ya da Phrygia'lı tanrıça Kybele'yle ilişkili olarak gösterilirler. eski taş çağını bulduğu görülmüştür. onun kültünde rol oynamış­ lar. Mitolojide ise bu adla anılan ve sa­ yısı değişik olan birtakım cinlerin sözü geçer. Efsaneye göre. bu vezinse daktylos denilen bir uzun. yani Attika'nın kral so­ yundan gelme olduğu söyleyen Atina'lı sanat­ çı. "Daktylos" Yunanca parmak dernektir. arkeolojik buluntulardan da anlaşıldı­ ğı gibi Ana Tanrıça kültüyle sıkı sıkıya bağlıy­ dı. Buluşun doğruluğu nu pekleştiren kanıtlardan biri de bu vezinde . Ikaros babasının sözünü dinlemediği için denize düş­ tüğü halde. din tarihine de. ama Çatalhöyük'te meydana çıkarılan fresklerden bu simgenin ne kadar geriye gitti­ ği. Halikarnas Balıkçısı'nın birçok eserlerinde önerdiği bu görüş bugüne bugün büsbütün kanıtlanmış değilse de. yazın tarihine de ışık tutacak bir buluş olarak değerlendirilebilir. yani ölçülerden meydana gelir. hem de her türlü mekanik araçlar yapan ve Platon'un Menon adlı diyalogunda sözü geçen canlı heykelleri (Men. Daidalos'u Sicil­ ya'ya kadar kovalayan ve sonunda da bulan Minos gene usta sanatçının uydurduğu bir düzenle öldürüldükten sonra. ayrıca. Bi­ lindiği gibi. Bu inanç ve simgesi kesintisiz bir evrimle Phrygia'lı Kybele ve Efes'li Artemis kültüne gelmiş ve orada hem tapımın temeli olan raks ve müziğin doğup gelişmesine. Ama Daidalos oradan çıkmak çaresini de bul­ muş: İkaros'la kendisine birer çift kanat yap­ mış.

Söylentiye göre. Öykü­ sü şudur: Daphnis tanrı Hermes'le bir nympha'nın ogluymuş. Atlas'ın kızı Elektra ile Zeus'un oğlu (Tab. Öldükten sonra tannlaştırılan Si­ cilyalı sığırtmaç. Doğar doğmaz anası onu defne ağaçlarından bir koruluğa bırak­ mış. yani Anado­ lu toprağına göçmek zorunda kalmış. Pan Daphnis'e kaval çalmw>asını öğretmiş. Evet. periler de alıp büyütmüşler. Gücü kalmamıştı artık Defne'nin Koşamıyordu kaçamıyordu Sapsarı. Daphnis öyle güzel. Teuker bölgenin en büyük ırmağı Skamandros'la en büyük dağı İdaia'nın ogluymuş. Apollon da şiir düzmesini. Ne de bir tutam ot yiyen sürü olmuş Otlaklardan. nympha'lar Onun yürekler acısı ölümüne ağlamışlar. Nomla'ya ömrü oldukça sadık kalaca­ ğına söz vermiş. Ayrıca Samothrake'den Kabir'ler (Kabirler) myster'lerini. çoban ola­ rak yetiştirmişler. 1. Öfkeye kapılan Nomia sevgilisinin iki gözünü kör etmiş. ey Daphnis. Dardanos. saçları dal oluverdi.u t\r ıı IN ı : 3 Ben ne bir dağlı ne bir çobanım Oklarından sakınılmaz tanrıyım Koca Zeus'tur babam Geçmişi. yetişmek üzere Birinde umut vardı. Z. öyle yakışıklıymış ki. giderek Kybele kültünü Phrygia'ya getirmiş olduğu söyle- . birinde korku Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu Çünkü ışık gibi saran tanrıyı Sevinin kanatlarıydı. ama kral kızı güzel çobanı bir gece sarhoş edip baştan çıkarmış. benimle bilir Saz tellerine ben verdim seslerini ilaçlar yaptım yabanıl otlardan Ama bana çare değil şimdi hiçbiri Kimden kaçıyorsun öyle sen Asıl sensin benim avcım Beni sen vurdun can evimden". Dardanos böylece Troya kral soyunun atası olmuştur. yalvardı babasına Pene'nin suları üstünde gezdirip gözlerini "Cezasını çekiyorum güzelliğimin Irmakların gücü de sen gibi tanrısalsa Ne yap yap değiştir beni Başka bir biçime koy baba". Ama genç yaşında canına kıymış. o günler ırmaktan ne bir yudum su içen.bugün Çanakkale'nin bi­ raz ötesinde Troya yolunda Dardanos tepesi diye bu tepe gösterilir . bir sal üstünde karşıki kıyıya. Ey Daphnis. Orada kral olan Teuker iyi karşılamış onu. Daphnis. Eyuboglu çevi­ risi): Yok olmuş artık Daphnis. Dardanos kendi adını taşıyan bir şehir kurmuş . Dardanos'a Teuker kızı Batieia'yı vermiş ve öldükten son­ ra da tahtını. ama lasion ölüp adayı da su basın­ ca. kır tanrıları da tutkunmuş ona. Avcı kollarına aldığı zaman Kalbi çarpıyordu Defne'nin Taze yaprakların altından. Tavşan koşuyor. Dardanos Samothrake (Semendirek) adasında kardeşi lasion'la birlikte yaşarmış. Bir tek güdücü bile o acı günlerde Sürmemiş boğalarını ırmaklara. nympha'lar da. sonunda bir uçuruma atmış kendini ve öl­ müş. ya da kendi uydurduğu türküleri çagırırmış. Sürülerini otlatırken Daphnis ya kaval çalar. Soğuk sulara. bugünü. inlemiş o gün senin ölümüne Afrika'nın aslanları bile. Yazık dedi tanrı çok yazık Saramadan yitirdim seni Bari benim ağacım ol da Yaprakların çelenk olsun kahramanlara Ezgilerde. Her yıl bu pınarın önünde sunular sunulurmuş bu çoban tanrıya.ve ülkeye kral olduk­ tan sonra bütün bölgeye Dardanos adı veril­ miş. Öyle ki. babası Hermes bir ka­ yaya ya da bir pınara döndürmüş onu. Daphnis de bir sürü doku­ naklı yas türküleri çağırır. yatmış onunla. geleceği Benimle bildi herkes. durmadan koşuyordu Ardında av köpeği ter içinde Boynunu uzatmış. türkülerde anılsın bundan sonra Yan yana adlarımız Yazık dedi tanrı çok yazık. Vergilius'un Beşinci Sığırtmaç türküsünde iki çoban Mopsus'la Menalcas şöyle anarlar Daphnis'i (Çan yayınları. 16). Vergilius da onun adına şiirler yazdıkları gibi. Theokritos da. güzel dünyayı göre­ mediğine bir türlü katlanamazmtş. Çoban şiirinin kurucusu sa­ yıldığı için. Yalvarması daha bitmemişti ki Bir gevşeklik sardı her yerini Örtüldü göğüs yaprakla Kolları. Nedeni de şu: Daphnis Nomia adlı bir çoban kızıyla sevişirmiş. Daphnis adını bu türün bir simgesi olarak da kullanırlar.

alacalı köpükler üstünde dört döndüler. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. panik. Deianeira'nın acı öykü­ sünü Sophokles "Trakhis Kadınları" adlı tra­ gedyasına konu etmiştir. savaş arabasını ve silahlarını kullanmasını bilirmiş. Kapys'in oğlu Ankhises'ti. Kocasının tutsağı olan güzel Iole'ye âşık olduğunu ve kendisini onunla aldat­ tığını haber alınca Deianeira korkunç bir öf­ keye kapılır. Bu dayanılmaz işkenceye son vermek için Herakles Oita dağında bir odun yığını hazırlatır. Dardanos'lular çokpmarlı lda'nm eteklerinde otururdu. Karısının çığlıklarına koşan Herakles at ada­ mı Lerna canavarının kanına batırdığı zehirli oklarından biriyle vurur. Herakles Hades'e inişinde Meleagros'un gölgesine rastlar. ölümlü insanların büyük şehri yoktu ovada. Dardanos soyunun gelişmesi İlyada'da Aineias'ın ağzından şöyle anlatılır ( İ l . Dardanos'tan Erikhtonios doğdu. o sırada kadına yanaşmak ister. Hesiodos bu iki tanrıyı şöyle tanımlar (Theog. XX. Troya'ltların kralı. Trakhis'e varırlar. Bu ik­ sirle kocasının sevgisini her zaman için koru­ yabileceğini söyler. Kalydon avında can veren yiğit ona kız kardeşi Deianeira ile evlenmesi­ ni salık verir. kıskançlık içini kemirmeye baş­ lar. bu kandan olmakla. koştular başakların tepesinde. 215 vd. Asıl babası Oineus değil de. kral oldu. On bin kısrağı otlardı çayırlarda.): Bulut devşiren Zeus ilkin baba oldu Dardanos'a. Yiğit onu sırtına giyer giymez gömlek derisine yapışır ve korkunç acılarla yakmaya başlar. yeni gömleği bu iksire batırarak Herakles'e gönderir. Ankhises'ten ben doğdum. Herakles Deianeira ile Hyllos'u oraya bıraktıktan sonra başka işlere koşar. Deianeira kardeşi Meleagros gibi yi­ ğit bir kızdır. Nessos ırmağı geçirmek için Daianeira'yı sır­ tına alır. ama onu alabil­ mek için önce Akheloos ırmağıyla dövüşmek zorunda kalır (Akheloos). En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. Sonra Deianeira i l e evlenir ve Hyllos adlı bir çocukları olur. Ares'in dölü Hiketaon doğdu. derisi de yüzülür. kızı lole'yi tutsak ola­ rak alır ve Deianeira'nın yanma gönderir. sevinirlerdi körpe taylarına bakıp. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: llos. Erikhtonios'tan Tros doğdu. Nessos can çekiş­ mekteyken Deianeira'ya yarasından akan ka­ nı alıp büyü gibi kullanmasını öğütler. en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların. kısraklar gebe kaldı on iki tay doğurdular. Y i ğit bir süre sonra karısı ve oğluyla Kalydon'dan ayrılır. Dardanos kurdu Dardanie'yi. o sırada Nessos'un büyülü kanı aklına ge­ lir. bindi kısraklara. Trakhis'te mezarı var­ mış. taylar bereketli tarlada hoplayıp zıpladılar. otlarken gördü onları. Herakles de yeryüzüne döndü­ ğünde güzel kıza gönül verir. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a. gelen gidene gösterirlermiş (Herakles). Pallas heykeli olan Palladion'u Arkadya'dan çalarak Troya'ya yerleştiren de oy­ muş derler. Assarakos. Assarakos'un oğlu Kapys. Priamos'tan Hektor doğdu. Bir ara Oikhalia kralı Eurytos'u yener. kendini alevlerin içine atar. O zamanlar kutsal tlyon yoktu. Deianeira da duyduğu pişmanlığa daya­ namaz. 9 3 3 vd. bir at oldu kara yeleli. Deianeira Kalydon kralı Oineus'la Althaia'nın kızı ve Meleagros'un kız kar­ deşidir. Övünürüm bu soydan. korku ve onun sonucunda meydana gelen bozgunu simgeiendirirler. Yolda derin bir ırmağı geç­ meleri gerekir.nir. Za­ ferini kutlamak için de karısından yeni bir gömlek ister. D e i a n e i r a . Zeus'a şarap sunan olsun diye. bir ara Kalydon sarayında misafir kalan Dionysos'muş. canına kıyar.) (Ares. başaklara dokunmadılar. llos'un oğlu kusursuz Laomedon'du. at adam Nessos'a rastlarlar. Âphrodite): Bu arada kalkan delen Ares'le Kıbrıslı Tanrıça Âphrodite'nln birleşmesinden . tanrıya denk Ganymedes. Savaş tanrı Ares'in yanından ayrıl­ mayan Deimos'la Phobos dehşeti. dört döndüler denizin engin sırtında. Gömleği çıkarayım derken. Boreas. vuruldu. Lampos. Klytios. Tithonos'la Priamos doğdu Laomedon'dan. D e i m o s .

bütün tanrıçalar ba­ şında bulunduğu halde doğuramıyor bir türlü. onunla evlendiğini. Efsaneye göre. demiş ki Deloslu Apollon'a Homerik hymnos'ta m o ­ dern denebilecek turistik bir görüşle diyor ve ant içiyor ki . B i z onlara kulak vermeyelim. ama ne dağ. karşısına bir yü­ zen ada çıkmış. Delphoi kehanetine baş­ şan savaşçılardan biridir. Ne var ki dokuz gün. bizim için Deiphobos İlyada'nın Deiphobos'u kalsın. Deipyle.). Hektor'u gidip kandıracağını söyler. git zaman tanrıça Leto doğura­ cak bir yer aramış (Leto. 16). Tydeus'un karısı. Priamos'la Hekabe'nin oğlu narak kendi oğlunu öldürmüş. Polydoros üstüne İlyada'da lar. onun Helene için Helenos'la yarışma­ ya girdiğini. üstünde bir ot bile bitmezmiş. anasıyla babasının da öldüğünü bil­ çok onu sever. X X I I . Trakya kralı Belalı. kadını kazanıp aldığını. ne şehir. sonra da Troya düşünce Odysseus'la Menelaos'un onun evine birlikte saldır­ dıklarını. İmbros. îlione'den gerçeği öğrenen Polydoros ki tanrılar. Deiphobos'un adı geçmez artık İlyada'da. Gözü pek ve akıllı vurunca. bütün geçimini dünyanın dört bucağından bu tapı­ nağa gelecek olan gezginlerden. bu yüzden de hiçbir yer onu ba­ rındırmak istememiş. Hera'nın hışmına ugramışmış. yakarışlar­ dan çıkarabilecek. karar verirler. dokuz gece sancı çekiyor Leto. atar kargısını ( İ l . Deioneus kızını İksion'a verdikten sonra Polydoros'u karıştırmış ki. dalgalarla oradan oraya sürünürmüş. Adrastos'un kızı. yani kaderin elinde oyuncak olup en sevdiği ağabeyisine kıyan trajik bir kişi. miras Polydoros'a kendisine sunulması gereken armağanları is­ değil de Deipylos'a kalsın. oraya öyle bir tapınak yaptıracak ki. Artemis). İlione kendi oğlu Deipylos'la kardeşi bası. Bundan sonraki sahne İlyada'nın en doku­ naklı. bir ada çıkıvermiş. kendisini öldürüp bedenini param­ parça ettiklerini anlatırlar. (1) İlyada'da adı bir kere geçen Akha'lı bir savaşçı. tanrılar Hektor'un öleceğine ros. Ne var ki. Polyrnestor. ta ki Hera'nın Olympos'ta alıkoyduğu kızı . Ama yalın kayalıkmış bu ada.). yani Polydoros. üstelik de denizlerde yüzer. Hekabe). Phobos'la Deimos. Trakya kralı bu­ nu yapmış. Ve adada doğuyor Apollon'la Artemis. (Adrcrstos. Akhilleus'la Hektor ölüm-kabm savaşına bambaşka bir öykü anlatılmaktadır (Polydogirişmişlerdir ki. sonra Deiphobos'un kılığına girerek Hektor'a yaklaşır ( İ l . Ama kral Priamos en Yakıp yıkıcı Ares'in yardımıyla. gitmiş. güvenle saldırır düşmana. ona seslenmiş. Athena yeryüzüne iner ve ön­ ce Akhilleus'a görünüp kendisiyle birlikte çar­ pıştığını. vurdu­ ğu yerden bir parça toprak. Miletos ve Knidos şehirlerine başvurmuş. 226 vd. Tydeus). ne ada. Deiphobos kılığında Athena birkaç parlak sözle iyice kandırır Hektor'u o da. Samos adalarına. Deipylos. (2) Troya'nın savaş sonrası efsanelerinde Bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar. Lesbos. ama Polydoros'u öldürdüğünü sa­ Deiphobos.ada doğumuna izin verirse. 289 vd. Apollon. Troya savunmasında yiğitçe çarpı­ los.iki çocuk doğuyodu. korkunç savaşlarda bu tanrılar Polymestor'un Priamos'un büyük kızı İlioiter kakarlardı ordu birliklerini ne'den olan ogluymuş. Delos. 23). Diomedes'in anası (Tab. Ana­ dolu'da İda dağlarına. en temiz kişilerinden birini kirletip leke­ lerler böylece. özellikle Athena Hektor'un ölü­ ablasını kocası Polymestor'u kör edip öldür­ münü sağlamak için onu araç olarak kullanır­ meye zorlamış. insanca değeri en yüksek olan sahnesidir. Derken Leto gitmiş. îksion'un karısı olan Dia'nın ba­ diye. Homeros'un en güzel. Ama sonraki efsaneler Paris öldükten sonra. Gel zaman. Poseidon günün bi­ rinde yabasıyla denize vuracak olmuş. hiçbiri almamış Leto'yu Hera korkusundan. kâhin ona yurdunun yanıp yok ol­ olduğu için Hektor kardeşleri arasında en duğunu. Zeus'tan gebe kaldığı için. Troya teyince. X X I I . Trakya'da Athos. İksion onu ateş dolu bir kuyuya atıp düşünce. Agamemnon Polymestor'dan Polyöldürmüş (İksion). küçük oğlu Polydoros'u ablasına emanet et­ miş ki. doros'u öldürmesini istemiş. ona güvenir ve bunun içindir dirmiş. uydurulan bir kişi. Bir gün Deipy(Tab. Troya'ya bir şey olursa onu korusun Deioneus. Sthenelos'un arkadaşı. Deipylos.

Onun küsmesiyle topra­ ğın bereketi kalmamış. onun tek efsanesi mevsimleri simgele­ yen bir efsanedir. yayınları. Sıkıntılarla dolu bu dolaşmaları sırasında Demeter bir kocakarı kılığına girmiş olarak Eleusis kralı Keleos'un evine uğramış. kızını araya araya bütün dünyada dolaş­ madık yer bırakmamış. Kimi zaman "Ko­ re" (genç kız) adıyla anılan Persephone ile Demeter'e "iki tanrıça" denir. yani yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılması Demeter kültünün de merkezindedir. insanlar kıtlık tehlike­ sine uğramışlar. ezgi. tutunmuştur. bu güzel kuşaklı kadınları. kadınlarını ve çocuklarını getirirler ilanlarında. yeraltı tanrısı Aidoneus kaçırdı onu anasının koynundan ve bilge Zeus bıraktı kızını ona. Baydur) anlatıldığı gibi alalım: "Persephone bir gün oyun arkadaşlarıyla birlikte çayırda çiçek toplarken birdenbire yer yarılmış. Ak kollu Persephone'yi doğurdu Demeter. Zeus boşuna onu barıştırma­ ya çalışmış. ovalara bakan dağ başları. Demeter. Bu efsane Yunan dünyası­ nın daha çok buğday üreten bölgelerinde ge­ lişmiş. onuncu günü dünyaya geliyor ikiz tanrı­ lar. kendisine Hades'in sunduğu nar meyvesini yemiş olan Persephone bu sevgi büyüsüyle yeraltı hakimine bağlanmış bulunuyormuş. B. yumruk. Bu efsaneyi E. Öyküsünü kısaca şöyle an­ latır Hesiodos (Theog. Demeter ekinleri ve özellikle buğdayı sim­ geler.DEMİ I I 1 < ebe tanrıça Eileithyia yardıma gelsin. Persephone'nin yılın üç­ te ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanı­ nı. hızlı gemilerini ve bütün varlıklarını kim görse onların. Çok korkmuş olan kraliçeye tanrıça k i m olduöunu söylemiş. Onları oyunlarda gören sanır ölümsüzdürler. dans yarışmaları sunarlar. boşuna Hades'ten kızı geri vermesini istemiş: Tanrı kadın yalvarmalara kulak vermiyor. b ü y ü k bir İ ş i bozdu- . yaş yok. "güzel örgülü Demeter" diye anılan toprak ve bereket tanrıçası Demeter (adını "Ge-meter" toprak ana olarak açıkla­ yanlar vardır) Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın kızı. Böylelikle toprağa ye­ niden bereket gelmiş. Homeros destanlarında "güzel saçlı kraliçe". geri kalan üçte birini. Ve hymnos dört yılda bir Delos'ta kut­ lanan Apollon törenlerini şöyİe anlatır: Nice tapmakların oldu. Ondan sonra da Delos'a "parlak" anlamı­ na gelen adı verilir ve Zeus onu toprağın dibi­ ne mıhlar. tanrıçanın Eleusis'te kutlanan myster'lerinde de bu efsanenin derin sırlarına ermekle Demeter erenleri arasına karışılırdı. Sonra başlanır oyunlara. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. kızı yakaladığı gibi kaçıp gitmiş. yüce dağ başları senin oldu. Sanki onlar için zaman denen şey yok. çeviren S. sana bağlı olanlar gelirler ziyaretine. Bir gün Metaneira sütnineyi çocuğu alevler içine tutarken ya­ kalamış. tanrı Hades arabasıyla dışarı çıkagelmiş. Canlıları doyuran. O gelin­ ce. ey tanrı Delos'tu asıl. büyütmek üzere vermiş. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus. Eg. tarlalar tanrıçasının. Kralın karısı Metaneira karşısındakinin tanrı olduğu­ nu anlayamamış. nice kutsal koruların oldu. Rheia'nın ilk kızı Hestia'dan hemen sonra doğmuştur. seuinç ve coşkuyla dolar yüreği. Demeter tapımında da. En çok tapıldıgı yerler Eleusis ve Sicilya ovalarıdır. Persephone'nin Aidoneus.): Demeter'in de yatağına girdi Zeus. Sonunda her şeyi gö­ ren ve bilen güneş tanrı Helios Kore'nin bu­ lunduğu yeri söylemiş. 5). ikinci tanrı kuşagındandır (Tab. ama gönlünü sevindiren ver. Demeter'e oğlu Demophon'u bakmak. Bunun üzerine Demeter Olympos'tan kaçmış. Orada toplanırlar uzun etekli tyonya'lılarm senin. yüreği sızlayarak ıs­ sız bir yere çekilmiş. Ümitsizlikten ne yapacağını bilmeyen tanrı ana. 9 1 1 vd. D e meter bir tanrı besliyormuş gibi çocuğu nek­ tar ve ambrosia ile beslemiş. yani kışı da kocası Hades'in yanında geçir­ mesini kararlaştırmış. anası Demeter'in. Kyklad takımadalarından biri olu­ verir. ama tapımına Girit'te. Trakya'da ve Peloponnesos'ta rastla­ nır. efsanesinde de kızı Persephone'den ayrılmaz. Peterich'in "Küçük Yunan Mitologyası"nda (M. Kim görse bu erkekleri.

Bu.). nelere katlandıklarım. Bu macera tanrıçaların ölüm­ lü erkeklerle sevişmelerine bir örnek olarak gösterilir (Od.): Ozanlar saygı görürler ve değerli bilinirler bu yeryüzünde yaşayan tekmil insanlar arasında. neler yaptıklarını ne güzel söyledin. o sıra Odysseus duygulanır. Demophon'un er­ kek kardeşi Triptolemos tanrının evlatlıgıymış. şöyle der ozan (Od. Ozan Demodokos birkaç kez sahneye çıkıp ezgi söyler. Demodokos. llyon'u yıkacak adamlarla doluydu içi. Bunca bin dizelik Homeros destanlarında öylesine usta bir ya da birkaç ozanın sesini. tanrı kadının kendisi Keleos'la oğullarına Eleusis'teki D e meter tapınağını kurmak öğüdünü vermiş. Odysseus kendisi şöyle tanımlar ozanı (Od. V I I I . Anlatabilirsen bunları. getirmiş Akropolis'e dayamıştı tanrısal Odysseus da kurnazca. halka söyler. Plutos). Ne güzel söyledin Akha'larm destanını. ruhun da devineklerini yöneten bu ozandır (Od. Demeter'e yazılmış birçok övgüler vardır. Roma'lılann tapındıkları Ceres Demeter'den pek farklı değildir. Triptolemos kanatlan bulunan sihirli bir arabayla bütün dünyayı dolaşıyor. seni tekmil ölümlülerden. Atina'da her ekim ayında yalnız kadınların katıldıkları "Thesmophoria" bayramı kutlanır ve iki tanrıçaya da "thesmophoriai" yani ya­ sa getiren. Ares'le Aphrodite'nin aşklarını söyler (Od. insanlara doğal yasaları öğreten tanrıçalar denirdi. halktan saygı görür. halkla ilişkilidir. kimliğini açığa vuracak bir dilekte bulunur.). Bu tapınağın mysteria denilen gizli tapımı bütün eskiçağ boyunca büyük bir saygı görü­ yordu" (Eleusis. destanlık yiğitleri anar. ozan. Aristophanes "Thesmophoria Bayramını Kutlayan Kadınlar" adıyla bir komedya yazarak. bir tekinin adını öğreniriz yalnızca. bolluğu simgeleyen Plutos adlı bir oğlu olur (İasion. Musa çok sever ozanlar soyunu. şölene oturulacak mı. 125) ve İasion'dan zenginli­ ği. Başka masallara göre. Sanatı ya Musa öğretti sana. 2 6 1 vd. halkın saydığı ve sevdiği bir kişidir. o da Demodokos'tur. insanlara tarla bakımını ve Demeter tapımını ögretiyormuş. Anlatıldığına göre. tanrısal bir şiir bağışladı ona. Demeter'in İasion adlı bir ölümlüyle mace­ rası da anlatılır. Haydi şimdi geç başka bir konuya. hemen çağı­ rır (Od. bundan böyle tekmil insanlara ben de diyeceğim ki: Tanrı sevdi onu. ve Troya savaşını söyler. olduğu gibi. oyunda. V I I I . Kral Alkinoos da hiçbir şöleninden eksik et­ mez onu. susturur ozanı ve sorar konuğu­ na niçin acı gözyaşları döktüğünü "dinlerken Argos'luların ve İlyon'un başına gelenleri". VIII. çünkü Musa öğretmiştir onlara ezgi söylemeyi. V I I I . Metaneira. Demodokos Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında görevli ozandır. neler çektiklerini. 267 vd. V. şu tahta at olayını anlat şimdi bize. Triptolemos). Keleos. 487 vd. 478 vd. kadınların nasıl bu gizli törenler sırasında kadın düşmanı Euripides'i suçladıklarını sahneye koymuştur. sözünü dinler de. Bunların en önemlilerinden biri Homerik de­ nilen bir hymnos'tur. şimdiyse bir ölümlü olarak kalmış. bedenin de. Odysseus'un da yiyordu içi içini. Yalnız Alkinoos farkına vanr Odysseus'un ağladığının.[)I:MOIX)KOS ğunu bildirmiş: Demophon alevler içinde bü­ tün dünya bağlarından kurtulup temizlenerek tanrı olacakmış. Gelince altın çivili bir koltuQa oturturlar ozanı. de­ ğerlidir. D e m o d o k o s .): Daha çok sayarım. Oysa Demeter'le Anadolu'nun bereket tanrıçası Kybele arasın­ da hemen de hiçbir ilişki kurulamaz. getirip bir biçimine. yemek dolu bir masa çekerler ö n ü n e . V I I I . Odysseia'da.. yanaklarım ıslatıyordu kirpiklerinden sızan yaşlar. . Adından da belli olduğu gibi demos. sazını asarlar başının üstünde bir çengele ve şölende. ya da Apollon. Athena'nm yardımıyla Epelos yapmıştı onu hani. 44 vd..). biri de İskenderiye'n şa­ ir Kallimakhos'tandır.

engin gökler yankılanıp inildedi ölümsüzlerin saldırıları altında. belki Tesalya'da uydu­ rulmuş ve kahramanları Deukalion'la Pyrrha Prometheus-Pandora mythos'una bağlanmış olabilir. ben bugü­ ne dek okuduğum bunca yapıtların hiçbirinde şair Homeros'un gözü gibi gören göz görme­ dim. Şimşekler saçıyordu gökten ve Olympos'tım. belli değildi kimin kazanacağı. Titan 'lar da atılıyordu şevkle sıra sıra. adı Hellen. saydıktan son­ ra. Demodokos Odysseia destanının en sevim­ li. Hesiodos Olympos tanrılarına kadar bir­ birini izleyen soyları. Yunanlıların Tufan efsanesi da­ ha sonraki bir çağda. en devinekli sahnelerindendir (Theog. iki tarafın birbirine karışan sesleri yükseliyordu yıldızlı göklere kadar. Her birinin yüz kolu vardı onların omuzlarında heybetle savrulan. Demeter. korkunç bir kargaşaya dönerken boğuşmaları. Dikildiler Titan'lara karşı korkunç savaşta koca ellerinde yalçın kayalarla. ama bunun nasıl olduğunu anlatmaz. ) . Tu­ fan. kuşakları. 666-735): Ogün tanrı ve tanrıça hepsi azgın bir cenk havası estirdiler. Homeros kör müydü. Toprak kükredi birden gür sesiyle. Yürekleri hınçla dolup taşarak tam on y i / cenkleşti durdular. Titan tanrıları. Deukalion. Babil ve Samî kaynakla­ rından bazı efsaneleri alıp. Ne var ki Yunan mythos'unun Tufan kahramanları Deukalion'la Pyrrha'nın. Titan tanrılarla Kronos oğulları ki birileri. Olympos'un tepesinde oturanlar. 3) hesiodos'un Sümer. Yüreği dolar dolmaz öfkesiyle bütün gücünü salıveriyordu ortaya. Haykırışlarla yüklüydü atılan her şey. onun da üç oğlu olur: Doros. gürbüz elinden fırlayıp uçuyordu yıldırım . Doros'la Aiolos doğrudan doğruya Dor ve Aiol ırklarının atası. her birinin elli de kafası vardı güçlü bedenlerinin omuz başlarında. yani geçirdiği bütün serüvenleri anlatma­ ya. insanlığın başına gelen yı­ kımlarının kaynağında bulunan Prometheus ve Epimetheus soyundan olmaları (Tab. ağır bir deprem iniyordu Tartaros'a kadar karışarak gümbürtüsüne korkunç saldırışların savrulan kayaların. Kronos oğulları ve Zeus'un gün ışığına çıkardığı güçlerine dayanılmaz azgın devler. Okuyucu kendi duy­ gu ve izlenimine göre karar versin. (1) Soylar mythos'unda Hesiodos tunç soylu insanların kendi elleriyle yok olduklarını. 20. Hepsi. mağrur Titanlar. Bkz. bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga. Ksuthos ise çocukları Akhaios'la lon yoluyla A k ha'ların ve İon'ların atası olur (Tab. tüm nimetleri verenler. en ışıklı bir kişisidir. Olympos' kıların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. ad bırakmadan öbür dünyaya gö­ çüp Hades'in karanlıklarına gömüldüklerini söyler. öbürleri. bazılarını almadı­ ğını gösterir. Devler ve Tanrılar Savaşı (Titanomakia). 630 v d . Theseus'un dostu olan bu D e ukalion Kalydon avında da bulunmuş. şöyle ki Tufan'dan kur­ tulan Deukalion'la Pyrrha'nın bir oğlu olur. Bu iki dağın tepesinden sürdürülen savaş Theogonia'nın en renkli.. Bu efsane Hellen ırkının atasını kur­ ma işine de yaramış. Demek ki Zeus Kronos'u yenmekle ege­ menliği hemen ele alamadı. (2) îlyada'da adı geçen bir Deukalion daha vardır: Girit kralı Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Troya savaşına katılan Meriones'in dedesidir (Meriones). ni­ ce mürekkep döküldü. Bu başarının da ancak Y ü z Kollu Devlerin yeral­ tındaki hapislerinden çıkarılmalarıyla sağla­ nabildiği belirtilir. Homeros'un kendisi midir? Kör ozan üstüne nice söz söylendi. D e m o p h o n .I »I V I I K VI I A I N K I I AK SAVAŞI Odysseus da işte o zaman başlar Odysseia' yi. uzun zamandan beri savaşıyorlardı güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. Ksuthos ve Aiolos. gürzlerin. şöyle der (Theog. her iki taraf gösteriyordu var gücünü. Çevrede sonsuz deniz homurdanıyordu. değil miydi diye tartışıldı. Othrys'de. Zeus da artık tutmaz oldu öfkesini. Othrys'le Olympos ikisi de Thessalia'nın birer yüksek doruğudur. Tufan sözü ve kavramına rastlanmaz en eski Yunan kaynaklarında. koca Olympos sarsılıyordu temelinden. Hellen).

Derken. biri kızı Elissa. D i a n a . uçsuz bucaksız denizin. gümbürtüleri. Dört bir yanda. bar bar bağırıyordu ateş alan ormanlar. G e r ç e k t e n d e L a t i u m ' u n b u şehri çevre­ sinde bir göl. vurdular zincire yendiklerini ve gökler ne kadar uzaksa topraktan toprağın o kadar altına gömdüler onları. oysa torbalar kumla d o l u y m u ş . D i d o b u torbaların içinde Sicharbas'ın altınları olduğu kanısıyla kardeşi­ ni a l d a t m a y a girişmiş. Daha büyük olamazdı gümbürtü. herkes hışımla birbirine girmişken savaş duraklayıverdi birdenbire. Briareus. T a p ı n a ğ a b a ş r a h i p olabilmek için k e n d i n d e n ö n c e k i başrahibi t a n r ı ç a y a kurban e t m e k gerekirmiş bu t a p ı n a k t a . a m c a s ı Sicharbas'ı da n a i p olarak s a p t a m ı ş ve Elissa'yı o n u n l a ev­ lendirmiş. dokuz gece sonra varabilir Tartaros'a. kaynıyordu karalar ve ekinsiz denizler. gide gide Afrika'nın Libya kıyılarına varmışlar ve o r a d a karaya çıkmışlar. büyük Zeus'un bu savaş silahlarını. O r e s t e s İtalya'ya T a uris Artemis'ini getirmiş ve N e m i ' y e yerleştir­ m i ş . Rüzgârlar da karışıp bu kaynaşmaya savuruyorlardı sarsılan toprağı karıştırıp birbirine tozları. Tunçtan bir duvar çevirmiştir orayı. yıldırımları. akıl almaz bir azgınlık sarmıştı evren boşluğunu. D i a n a ' n ı n R o m a ' d a anlatılan efsaneleri Yunan A r t e m i s ' i n d e n esinlidir. G ö ç m e n l e r . Bu k o r k u n ç d u r u m karşısında Elissa T y r o s ' t a n g ö ç m e y e karar vermiş ve y a n ı n a k e n t i n ileri gelenlerinden bir grupla Sicharbas'ın d e ­ finesini de alarak denize açılmış. D e i o n e u s ' u n kızı. gözlerin gördüğü. Babası öl­ düğü z a m a n Pygmalion ç o c u k m u ş . Ama ön saftaki Kottos. İ k s i o n ' u n karısı (îksion). D i d o . dokuz gece ancak onuncu günü varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak dokuz gün. Kalkan tutan Zeus'un buyruğuyla durur orada sadık birer bekçi gibi Gyes. Libya yerlileri Elissa ile . yol yol toprağın altına tıktılar onları. ve ekinsiz. t a n r ı Asklepios'un dirilttiği H i p p o l y t o s Artemis'e kaçırılıp İtalya'ya getirilmiş ve Virbius adıyla t a n r ı ç a n ı n kültüne girmişti. d e s t a n ı n a dokunaklı bir sevda r o m a n ı olarak g i r m e z d e n ö n c e de vardı ve şöyle anlatılırdı: F e n i k e kenti T y r o s ' u n kralı iki ç o c u k bırakarak ö l m ü ş . Ö n c e Kıbrıs'a uğrayıp A p h r o d i t e t a p ı n a ğ ı n d a n seksen g e n ç kız kaçırarak k e n ­ dilerine eş edinmişler. E r k e n çağlardan beri Yunan Artemis'iyle bir t u t u l a n İtalya'lı bir t a n r ı ç a . K a r t a c a kraliçesi D i d o ' n u n efsanesi Vergilius'un " A e n e i s " . şimşekleri. a m a halk o n u krallığa seçmiş. Gyes. Biri çökerken öteki üstüne düşse onun. Yamandı gümbürtüsü bu korkunç savaşın ve yamandı gözlere sığmayan görüntüleri. Roma'lıların g ö z ü n d e D i a n a avcı t a n r ı ç a değil d e . kulakların işittiği göklerin yerle çarpışmasından doğabilecek görüntülere ve seslere benziyordu. N e var k i Pygmalion a m c a s ı n ı n d e ­ finelerine göz dikerek Sicharbas'ı ö l d ü r t m ü ş .gök gürültüleri arasında parıl parıl. ne kadar güçlü de olsa Titan tanrılar kamaşıyordu gözleri şimşek ve yıldırımlardan. Kapkara saldırılarla ezdiler Titanları. dört bir yanda yükselir duvarları. yakıcı bir soluk sarıyordu yer oğlu Titan 'lan koskaca alevler karışırken bulutlara. üç kat karanlık sarar dar boğazını. Bir örs gökten düşse dokuz gün. İşte orada saklıdır Titan lar karanlıkta bulutları toplayan Zeus'un istemiyle. kutsal bir koru ve D i a n a ' n ı n bir tapınağı vardı. Başka bir efsaneye g ö r e . çatır çatır yanıyordu canlılara can veren Ana Toprak. Bir yandan öbür yana taşıyorlardı savaşların bağırış çağırışlarını. ö b ü r ü oğlu P y g m a l i o n . T a u r i s ' t e olduğu gibi b u r a d a da tanrıçaya i n s a n kurban edilirdi. Kottos ve coşkun yürekli Briareus. savaşa doymayan bu yüz kollu devler azdırdılar yeni baştan savaşı: Üç yüz taş birden fırladı bu devlerin güçlü kollarından. üstünde kökleri bitegelmiştir toprağın. sallayıp savuruyordu kutsal alevi gittikçe sıklaşan şimşekleriyle. Böylesine büyüktü gümbürtüsü birbiriyle cenkleşen tanrıların. D i a . d a h a çok Apollon'un kardeşi bir ışık tanrıçası sayılırdı (Artemis). Yolda gider­ k e n g e m i d e n ağzına kadar dolu t o r b a l a r atıyorlarmış d e n i z e . Güçleri yetmez çıkmaya oradan Poseidon kapamıştır tunç kapıları.

İlkçağ yazarları bu adın kaynağım vermi­ yorlar. ya da tanrı Apollon'un sevdiği ikizlerden gel­ medir diyenler var. gece yarısı gene tanrıların dürtü­ sü üzerine Troya'lılar yelken açtıklarında. Uzaklaşan Aeneas ufukta sevgilisininin yanan mezarından yükselen dumanları görür. Nitekim Apollon'a . ama komşu krala karşı koyamayacağını bildiği için. bü­ yük bir kavga kopar. Aşkı ona her şeyi unutturur. gizlice kaçmaya hazırlanır. kraliçe sevgilisini alıkoyamayacagını anlar ve canına kıymayı göze alır. Elissa da bir öküz derisini öyle ince şeritler halinde kesmiş ki. Bu iş çok büyük çapta tu­ tulur: Mimar olarak. aralarında sert bir tartışma. bu Fama gider dünyanın dört bir yanına yayar haberi.adamlarını iyi karşılamış. Oysa Didym-kökü Y u nanca değil. Bu serüven Latin şairinin en güzel. Pers savaşlarından sonra İonya'nın yeniden kalkınmasıyla Miletos Didyma tapınağını bir daha kurmak ve bilicilik merkezini canlandır­ mak yoluna gider. üç aylık bir düşünme süresi ister. kaderi Dido'nun yanında keyif sürmek değil. Vergilius'un bu efsaneyi kullanarak yarattı­ ğı öykü şöyledir: Elissa'nın adı Dido'ya çevri­ lir. Ellerinde kutsal bir değnek. Aeneas'm Kartaca topraklarına ayak basmasıyla başlar. bu sırada komşu kral İarbas Dido'nun bir yabancıyla sevişme­ sini rezalet sayarak Dido'yı sıkıştırır. as­ lanlarla süslü yolu yürüyerek varırlardı tapına­ ğa. Aeneas boyun eğer. Dido aşkını kız kardeşi Anna'ya açar. bir devlet kurmaktır. o sırada ölen kocasının ruhunu yatıştıracağını söyler. bir kuyunun üstünde oturur. iki doruklu bir dağdan.Greklerin Anadolu'ya gelmesinden ö n ­ ce tapındırdı herhalde Didyma'da. Dido'nun Aeneas'la seviştiği haberini. tapınak hiçbir zaman doğru dürüst bir çatıyla örtülememiştir. Anna Perenna). Didyma-Didymeion. en içli dizeleriyle dile gelmiştir. büyük Afri­ ka kentidir. Vergilius kraliçenin Aeneas'a Troya savaşını nasıl anlattırdığını uzun uzadıya gözümüzün önüne serdikten sonra. kara sularda gör- . bir öküzün pöstekisine sığacak kadar toprağı seçip oraya yerle­ şebileceklerini söylemişler. İtalya'ya gidip yeni bir kent. sonra kılıcının üstüne atılarak kendini öldürür. onu Yunan diline bağlamak amacıyla yapılan bütün açıklamalar yetersiz­ dir . Dido farkına vanr. Sicharbas Sychaeus olur. Elissa bu isteği tiksintiyle karşı­ lar. epey bir toprağı elde edip oraya bir kent kur­ maya koyulmuş. Ne var ki yeni Didymeion 150 yıl boyunca Milet'in hazinesini yıprattığı halde. Hemen Fama diye bir tanrıça çıkar ortaya. bir türlü tamamla­ namamış. büyük bir aşk harlayışıyla birbirinin olduklarını anlatır. Tanrılar da Odysseia misali araya girerler ve Aeneas'a haberci gönderirler ki. Hıristiyan ortaça­ ğında Didyma' nın hâlâ orada durduğu ve bel­ ki de canlılığını sürdürdüğü tapınağın taba­ nında çizili görülen haçlardan belli. İonya'nın en büyük kenti Miletos'un Didyma denilen yerde kur­ duğu Apollon tapınağına "Didymeion" denir­ di. beraberliklerini yansıtan ne varsa hepsini oraya yığar. Aeneas'la bir­ lik. Işık tanrı Apollon'un gücünü Hıristiyanlar da kolay ko­ lay söndürememiş olacaklar ki. tanrıça Aphrodite'nin düzenlerine kurban gider. Anadolu'nun yer adlannın çoğu gibi. bir av sırasında fırtına ve doludan ka­ çan Troya'lı kahramanla Kartaca'lı kraliçenin nasıl bir mağaraya sığınıp orda Eros'un okla­ rına dayanamadıklarını. Yunan öncesi bir zamandan kalma olsa gerek. dedikodu­ yu simgeleyen. ya da ikizler tapınağı a n ­ lamına gelen bu ad.Apollon adı da Yunanca değil. Üç ay sonra da bir odun yığınının üs­ tüne çıkarak kendini diri diri yakar. Delphoi'de olduğu gibi Didyma'da da fal­ cılar kadınmış. Böylece hazırlanan odun yığını ölüsünün yakıldığı odun yıgmı olacaktır. bir odun yığını hazırlatır. Anna diye anılan kız kardeşi belki de ilerde Anna Perenna adıyla tapılan Roma tanrıçasıyla bir tutulabilir (Aineias. Dido gidişlerini gözler. Zaman geçer. Didymeion'a gelen duacılar. Panormos l i manında karaya iner ve dört Idlometrelik. ne var ki yöre krallarından biri ona talip çıkar. Destan. Bu kent sonradan Kartaca diye anılacak Roma'nın düşmanı. ev­ lenmek ister. Efes'te yanan Artemision'u yeniden yapan Panionios'la Milet'li mi­ mar Daphnis seçilir. Elissa orada kraliçe olur. kentini kurmakta olan kraliçe Troya'lı kahramanı görür görmez çarpılır. ikiz tapınak. Bitince Didyma tapınağı dünyanın sekizinci harikası olacaktır. hemen arka­ larından gelen puta tapanlar haçları birer dai­ reyle çevirmişler.

doğru­ luk ve adalettir. Bkz. Hesiodos'un ikinci büyük eseri "İşler ve Günler"de Dike'ye 180 dizeye yakın uzun bir bölüm ayrılmıştır. onun içindir ki. . dile getirenlerin başında da Aiskhylos gelir. Yoksulluk.dükleri ışıltıları yorumlarlar ve bilicilere f ı s ı l darlarmış. Şiirde bir tanrısal varlık olarak canlandırılan Doğruluk gitgide soyutlaşır Yunan düzyazısın­ da ve sonunda Platon'un bunca diyalogunda. Themis'le Zeus'un kızı ve Eunomia ve Eirene'yle birlikte Hora'ların biridir. giderek tanrılar­ la bile boy ölçüşmeye kışkırtır onu. Tanrı sarhoşluğuna kapılmış kadı­ nın ağzından gelişigüzel dökülen sözleri ve­ zinli dizeler halinde dile getirmek de bilici ra­ hiplerin göreviydi (Brankhos. İki ben­ zetmeyle Diomedes'in atılganlığı dile getirilir (İl. adaletin uygu­ landığı mahkeme için de kullanılır. bir cennete dönüyor. 23). Diktynna. özünün nitelikleri. Yeryüzü de yeni baştan bir altın çağa. Dike'yi insanların arasına almak. Sophokles de Elektra tragedyasında. Di­ ke kavramından Yunanlıların ne anladığını iyice kavramak için başlıca kaynaklarımız H e siodos ve tragedya yazarları olsun.): Eriyen karlarla beslenip taşan bir ırmak gibi köpürüyordu Diomedes ovada. 750 vd. her türlü yiğitle. Dike sözcüğü. bir tedbirsiz­ likti sadece) yüzünden ne kadar kötülük var­ sa. Diomedes'e verilen sıfatlar hep savaşta üstünlük gösterir niteliktedir. Dike yani doğruluk toplulukların varlığını ve mutluluğunu sağlar. şiirde de. Diomedes'e bütün bir bölüm ay­ rılmıştır Ilyada'da. mahke­ mede verilen hüküm için de. Adı Yunan dilinde birçok anlamlara gelir. ama insanlar dünyasında öyle olma­ dığını söyler. nereye yerleştirdiği açısından in­ celemek istiyoruz bu parçayı. Diomedes'i kendi atlarına yedirerek bu vahşi töreye son vermiş (Herakles). Britomartis.). Kratos'la Bia'yı kendine başlıca yardımcı eden Zeus burada bir zorba olmaktan çıkıyor. Bu bölüm Hesiodos'un bü­ tün hayat felsefesini verir. V. (1) Bir Trakya kralı. 202 vd. İnsanlar arasında Dike vardır. "krallara" yani kadılara. güçlü bir at sürücüsü olmaya özenir Diomedes. Dike insanlar arasında yaşar. insan Pandora'nın işlediği suç ( k i buna da suç denmez ya. işlenen suçun hemen peşinden Dike'nin öç tanrıları Erinys'lerle bir­ likte geldiğini ileri sürer (Elekt. orta halli bir insanın toplum içinde Dike tanrısal kavramını nasıl görüp. Kardeşi Perses'ten haksızlık gören ve yargıçlarca korunmayıp hakkını alamayan Hesiodos'un Dike'ye bu övgüsü patetik ol­ makla kalmaz. Bkz. Doğruluk üzerine kurulu bir insan cenneti. Dike tanrı Zeus'tan gelir. 87 vd. gerçek bir tanrı oluveriyor. (2) Tydeus'la Deipyle'nin oğlu. toplum içinde yeri ve etkisi araştırılan "to dikaion" diye cinsiz bir felsefe kavramına döner. Dike. 142): Tıpkı bir aslan gibi kudurmuştu işte dev yapılı Diomedes. Bu kavra­ mı incelemeye değer. Soylar mythos'u dünyayı bir cehenneme çevirmekle bitmişti. Yalnız Hesiodos'u tanımak bakımından değil de. "diken didonai" deyimiyse ceza görmek anlamına gelir. Ülkesine ge­ len yabancıları atlarına yem olarak verirmiş. Bundan kurtuluşu adalete güvenle. doğruların ocaklarında mutluluğun ürünleri bulunduğu­ nu söyler (Ağam. simgelediği başlıca soyut kavram hak. hepsini başlarına bela etmişlerdi. Herakles. Troya önünde savaşan Argos'lu yiğitlerin en yama­ nı (Tab.). Dike. orada tanrıça Athena ona destek olup. Hesiodos'un bu yüce görüşünü tragedya yazarları da benimser. umutsuzluk sarmıştı ortalığı. düzyazıda da çok adı geçer.). Zeus'un yağmuru yağınca sağanak sağanak. V. Ahla­ kı her şeyden üstün tutan bu şair. kendilerine yargıç deyip de rüşvet alarak eğrilik yoluna sapan krallara da etkin bir derstir. Hesiodos burada tanrıça Dike'ye uzun bir öv­ gü yazar. Troyahlara saldırınca. Diktys. Diomedes. Brankhosoğulları). 472 vd. benimseyenlerin. Bölüm bir hay­ van masalıyla başlar (İşi. onu her işte uygulamakla gör­ mek ve salık vermek Hesiodos'un Yunan dü­ şüncesine en büyük katkısıdır. Babası gibi ünlü. (İl. yargıçlara seslenen şair hay­ vanlar dünyasında kaba kuvvetin hüküm sür­ düğünü. Danae. insanlığa yarar ve iyilik getiren tanrı.

Diomedes. göz göre göre bir kötülük mü işledin ki?" Karşılık verdi cilveli Aphrodite. epey de çektirdik birbirimize. akar hızla.) (Glaukos. Diomedes. sildi iki eliyle Aphrodite'nin bileğindeki özü. 253). D i o n y s o s . bol çiçekli bahçelerin duvarları tutamaz onu. Bellerophontes). bağrına taş bas. öğütler verir. taşkın canlı da olsa. yok eder insanların el emeğini. Sonra Trakya'lıların kam­ pından geçerken.DİONYSOS birdenbire kabarır. Güzellik tanrıçası oğlu Alneias'i korumak için savaşa karışıp da Diomedes'in kargısıyla yaralanınca. Destan boyunca sa­ vaşta da. tekmil insanlar arasında onu severim en çok. okşadı diller döktü: "Hangi tanrı kıydı sana. 855 vd. babasının öcünü al­ mak üzere Epigon'lar seferine katılır. ama dayanamıyorlardt. tutamaz onu üst üste yığılı toprak. karada da ön planda görürüz Diomedes'i. Ama şunu bilmiyor Tydeus'un o çılgın oğlu: Ölümsüzlerle savaşan insan çok yaşamaz". yavrucuğum. Bu ceza ona yaraladığı Aphrodite'den gelmeymiş. sık dişini.): Aphrodite. Ares'i de yaralar Diomedes ( V . İnanıyoruz ki. Diomedes'i de gök gözlü Athena saldı senin üstüne. ağır acılar dindi.. önderlerleri Rhesos'u öldürüp. Homeros destanla­ rında bu tanrıça Zeus'Ia evlenerek Aphrodite'nin anası olur. tapımı çe­ şitli ve ayrıntılı inanç ve görüşleri. Böyle dedi. Troya'hlarm sıraları Tydeus oğlunun elinde oluyordu iste böyle darmadağın. iki insanın kaldıramayacağı kadar ağır bir taşla yaralar. Aphrodite ile yetinmez. Troya'h gözcü Dolon'u öldürürler ( X .). VI. öldürmeden önce de birçok sırlar alırlar ağzından. Biz de.. Troya savaşı bitip de Argos'a dönünce kendisini al­ datan karısı Aigialeia'nın kurduğu tuzaktan zor kurtulmuş. dedi ki: "Aldırma kızım. insanlığın derine giden birçok düşüncelerini bir araya toplayıp yansıtan bu tanrının incelenmesine "Bakkha'lar" oyunundan aldığımız bir par­ çayla başlamak istiyoruz. sevgili oğlumu. Dionysos adındaki tanrının i l k çağ din. dinsel kişiliği dal budak salmış. 370 vd. efsane. V. Glaukos'la çarpış­ maktan vazgeçmekle konukluk kurallarına saygısını belirtir ( İ l .). taşkın canlı Diomedes vurdu beni. Diomedes gücü kuvveti ve gözüpekligiyle Yunan ef­ sanesinde Herakles'ten hemen sonra gelen üstün bir yiğit sayılır. o sırada oğlunun yardımına koşan Aphrodite ile çarpışır. Lykia'k yiğit Pandaros tarafın­ dan yaralanınca büsbütün kudurur. Diorfiedes "Thebai'ye Karşı Yediler" desta­ nında da rol oynar. art arda altı Troya'h öldürür. sanat ve yazınında ne denli bir yer tuttuğunu Apollon'a ayırdığımız bölü­ mün girişinde tanımlamaya çalıştık. Aineias'ı. Hesiodos Dione'yi Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin Okeanos kızı arasında sayar (Theog. atlarını alıp götürürler. Kavga Troya'Ularla Akha'lar arasında değil artık. ya­ rasını i y i eder ( İ l . gelir. Biz Olympos'ta saray kurmuş tanrılar çok çektik insanlardan. Karşılık verdi yüce tanrıça Dione. korkunç bir katliam yapar­ lar. Dione kollarıyla sardı kızını. dedi ki: "Tydeus oğlu. Babası Tydeus Adrastos'un damadı olmak bakımından bu seferde ön planda savaşmış ve büyük bir ün kazan­ mıştı. Sabahat­ tin Eyuboglu'nun Fransız bilgini Mario Meunier'nin çevirisinden dilimize aktardığı "Bakkha'lar" kitabının önsözünde söylediği gibi. Odysseus'la birlikte gece keşfe çı­ kar. 290 vd. bu parçanın gereğince yorumlanması bize Dianası Dione'nin . Danao'lar başladı ölümsüzlerle çarpışmaya". çok kalabalıktılar. töre bilmez bir yiğit değildir. "Euripides'in bu tragedyası eski Yunanistan' da Dionysos dininin İncil'i yerinde" idi. yara iyi oldu. 272-279). Dione onu tam bir ana şefkatiyle sarar. kapandı dizlerine. Alneias'ı çekiyordum savaştan. yasa. iki esir aldıktan sonra Pandaros'u da tepeler ( V . yıkar sınırlarını. taşar o ırmak. 12 vd. At adam Kheiron tarafından yetiştirilen Diomedes de dedesi Adrastos'tan Argos tah­ tını miras aldıktan sonra. D i o n e . llyada'dan sonraki destanlarda Odysseus'la birlikte Lemnos'a gidip Philokte'tes'i aradıkları anlatılır (Philoktetes).

Orada karıştı coşkun davul sesleri Phrygia kavallarının tatlı nefeslerine. Onun için Mainad'lar yılanları toplar. tanrı babanın tanrı oğlunu. ne mutlu tanrıların sırlarına erene! Hayatını temizleyip günahlardan ruhunu Bakkhos'a verene! Yıkayıp bütün kirlerini dağlarda Tanrının delisi olana! Ne mutlu. kim o. Media'nm buzlarla örtülü topraklarını. Bromios geliyor. Hellen toprağında Bakkha'ların keskin çığlıklarıyla çınlattığım. çiğ çiğ yemek Euhoi! diye bağırınca Bromios. Ne mutlu bahtı açık olana. çamların! Giyin benek benek ceylan postunu. güzel hisarlarla süs­ lü şehirleri dolaştım. İran'ın güneşten kavrulan kırlarını. Ey Thebai. Thebai top­ rağına ayak basıyorum. orada icat ettiler. Moira'lar vakti doldurunca Zeus doğurdu boğa boynuzlu tanrıyı. doğum sancıları içinde. kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsos'u. Ben Lydia'nm al­ tın ovalarından geliyorum. durmayın. görmesin diye karısı Hera. dağdan Dionysos delisi kadınların gergeflerini. tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini.. Sonra. ne mutlu. O tanrılar ki bu. etlerini! dağlarına! süt akar. yolda gezen? Kim o. Onu coşkun Satryr'ler Ana Tanrıçadan aldılar. yoluyla kutlayana Kybele anamızın cümbüşlerini. temizleyip kapansın bütün ağızlar. anası. sar­ maşıktı asayı verdiğim ilk şehir Thebai oldu. yorulmadan koşuyorum. postuna. getirin Dionysos'u. Bakkha'lar k o r o ­ su girer ve aşağıdaki ezgiye başlar: Bakkhalar korosu: Asya topraklarından geldim. dağa. açılsın güzel meyveli yeşil saparnanın! Bürün yapraklarına meşelerin. Korybant'lar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'ların çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Kim o. eski bir zamanda. tanrımız Bromios uğrunda durmadan. Dionysos'a hoş gelen Trieterit bayramlarında Koşmak ne güzel. Bakkha'lar. atılmak Lydia'nm. mekiklerini bırakıp kaçtıkları dağlara. olaylarıyla.. şimdi ken­ dimi Hellen'lere tanıtmak istiyorum. yolda gezen? Çekilsin herkes damının altına. >J'> Hellen ülkesinin mutlu şehirlerine. süslen ak koyunların yününden örgülerle. T a n r ı T h e b a i ' d e gerçekleştirmek istediği amacı da anlattıktan sonra. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar. bal akar. Euhoi sesleriyle Dionysos'u kutluyorum. takın artık sarmaşık çelenklerini Açılsın çiçekleri. saçlarına örerler. dağlarda Bakkhos alaylarının ardından! Sarılıp gezmek benekli ceylan serilip yatmak toprağa! Yakalayıp boğazlamak yaban Kanlarını içmek. Euhoi diye bağırarak Bakkhos'un şerefine. dinimi. . benim için. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'lar çembere gerilen deriyi. Ey karanlık diyarı Kureta'larm. O zaman Kronos'un oğlu Zeus aldı düşen çocuğu. sokup kendi baldırına altın kancalarla kancaladı. can verdi düşürüp karnındakini.o n y s o s tanrıyı b ü t ü n ü y l e k a v r a m a k ve d o ğ r u yolda a n l a m a k olanağını verecektir: T r a g e d y a ' n ı n açılışında D i o n y s o s s a h n e y e çıkarak şöyle k o n u ş u r : Dionysos — İşte ben. Kadmos'un kızı Semele'nin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı. Semele'yi besleyen toprak. saadet diyarı Arabistan'ı. tyrsos'u sallayarak başına sarmaşıktı çelengi takarak Dionysos'un ardından gidene! Haydi. yüce Tmolos'u aştım. ayinlerimi öğrettim. Oralarda korolarımı top­ ladım. yansın elinde narteks'lerin sönmez ateşi! Yakındır yeryüzünün korolarla coşup taşması. indirin Bromios'u Phrygia dağlarından. başına bir çelenk taktı yılanlardan. çarpıldı Zeus'un yıldırımlarına. tekelerini. Zeus'un oğlu Dionysos. Barbarlarla Hellen'lerin karışık yaşadığı. Phrygia'nın O zaman yeryüzünde derelerde derelerde şarap akar. Baktrla'nm uzun surlarım. sesini korolara karıştırdılar. şimdi ben. Tanrılığımdan soyu­ nup insan suretine girdim.

Broanlamlıdır. Dia. biraz ötede Dithyrambos ve başka zetmesi. açıklamalarda Nysa. Bu metinde de görüldüğü g i b i se de. efsanelik bir dıkları kalıpların baskısından da kurtardığı dağ diye gösteriliyor: Hermes. Ama Nysa İda ile bir tu­ yani şarap ve sarhoşluk insanları içinde yaşa­ tulmuyor. Dionysos'un baştanrısı olduğu sihirli gür saçları rüzgârda. karışsın. bu koşturur peşinden dağlara düşmüş koroları. Euhios ve îakkmektedir: Dionysos. bu tanrıya Yunanca "Eleutheros". VI. hem yabancı. Bu tanrıyı . Ro­ lerine emanet etmiş (tıpkı Zeus'un Girit ma­ ma dininde de Dionysos'un Latince adı. 133). fırtına ve davul Zeus'un özneden gayrı hallerinde görülen gürültüsünü yansıttığı görülür. hoy" ya da "Euhay" seslerinden türemedir. Gerçekten de Euhios. çayıra giden bir tay gibi hos gizemlerini kutlamak anlamını taşır ve anasının ardından. sevinç içinde. D i i ) kökeni taşımakta. Bakkha'lar alayı Olympos tanrısı bu kadar çok adla anılmaz. kavalların tatlı seslerine". ne Euhoi sesleriyle çağırın Euhios tanrıyı! var ki bu açıklama Yunancada desteksiz kalır) Phrygia'dan kopup gelen güzel çığlıklar tanrıya verilen öbür adlar da anlamsızdır. adları da insanın doğa karşısın­ lamına gelmektedir. giderek Hindistan ve Arabis­ tanrıdır. "bakkheion" diye bir isim geçer sözlüklerde. tıpkı İda dağı için Homeros metinle­ sözcük arama boşunadır. doğayı simgeleyen ve tanrı ol­ ken Latince Deus'ta görüldüğü gibi tanrı an­ duğuna göre. buna Nysa eklenince.yükselir sanki yerden. (2) DOĞUŞU. Diotın ve ondan türeme su. bir doğa tanrısı olarak yüksek bir dağın do­ koşun Bakkha'larl ruğunda doğmuş ve o dağla simgelenmekteIrmağından altın akan Tmolos'u dir. Diove gürleyen. Zeus'un buy­ içindir ki. Bromios ve hos gibi. ruğuyla Dionysos'u çocukken bu dağın peri­ hür. dağ hangisidir? Herhalde özellikle hiçbiri. elinde kızıl alev saçan narteks. koşun. tam ğaralarında nympha'larca büyütüldüğü gibi). birçok adlarla seslenildüşündürücüdür ve Bromios. özgürlük veren sıfatı takılmış. açıkça bir ses benzetmesidir ne bugün büsbütün açıklanmış değildir. ateş. Neymiş bu Nysa? "Vahşi hayvanlar yatağı Nysa dağı" deniyor Bakkşüncesi ve mantığıyla kurulmuş bir kavramsal ha'larda. hos adının Trakya kaynaklı olduğu ileri sürül­ ( 1 ) A D L A R I . Bakkhos adının kendisini açıklamaz. bu anlama gelen Liber olmuştur. bayırda kendinden geçmiş olarak çok adlılık olsa olsa Anadolu Ana Tanrıçası tanrı coşkusu içinde koşunca bağırdığı "EuKybele ve onun benzeri Artemis'te görülür. ama Tesalya'da. bir ünlemden türediği kanısını uyan­ metinlerde de îakkhos ve lobakkhos.ı İm tlıeon'una aykırı düşen bir tanrıdır. Anadolıı'd. da görülür. hem de Hellen pantan'da da Nysa dağları vardır. da çıkardığı ses ve ünlemlerle dile getirilir. ki bu kö­ ğayla karışan. bunlar Bakkhos coşkusuna kapılmak. şenlendiren kadınlar! Dionysos adının etimolojisi böylece açıklan­ Kutlaym Dionysos'u madığı gibi (kimi mitograflar bu adın iki kez derin gümbürtülü davullarınızla. O zaman Bakkha.' Aynı kaynaktan olduğu yukarda okunan par­ İakkhos ise çığlık anlamına gelen "iakkhe" ça boyunca da anlaşılan Dionysos'un adları sözcüğünün erkek adına çevrilmesidir. tanrının öbür adları gibi bir ses ben­ Euhios. Nysa (Sultanhisar) adlı bir kentin yıkıntıları Bakkhoş. Bu Dionysos Nysa tanrısı. adı taşıyan birkaç dag ve Aydın yöresinde Lübnan buhurunun dumanları. Birincisi yani Dionysos adı bugü­ mios'a gelince. Hiçbir dırır. Nysa adı Olympos ve İda gibi yüksek dağla­ Ve haykırır ruhları coşturan sesiyle: ra verilen bir genel ad olsa gerek. nın kırda. Dionysos dışardan gelme İm Makedonya'da. Dionysos do­ (Dios. gümbürtülü anlamındaki bu sıfa­ ve -nysos diye iki kökenden katışıktır. sizi dağdan dağa koşturan Bakkhos ne demek? "Bakkheuo" diye bir f i i l . Bakksıçrar. doğan anlamına geldiğini ileri sürerler. bu dag ise Homeros'un İlyada'sında Trak­ ya'da gösterilir (İl. rinde söylendiği gibi. tanrı da ''HeyBakkha'lar. Bakkhos. İobakkhos olarak da karşımıza çıkması tanrıya bir adla değil. Dionysos coşkusu. özgür. giderek Nysa Zeadlarının ardında ya da kaynağında insan dü­ us'udur demek. Bakkatılır bir ok gibi ileri.

Pentheus tipi de buradan çıkmıştır D a v u l . aynı davranışlara. Oysa Euripides'in tragedyasından da bütün araç ve gereçleriyle görmek ister. ta Hindistan ve Arabistan'dan gelişi <)/l .. mor yanakları varmış. ne oluyor? Çelişki şöyle çözümlenmiş: Yuna­ nistan'da doğduğu halde tanrının Uzakdoguya bir yolculuk yaptığı . Bakkha'ların çılgınlığı Kybele törelerinde (3) K A Y N A K VE NİTELİKLERİ. Bu ikinci rında düpedüz Asia diye anılan yöreden gel­ doğum motifini Athena'da da görmüştük. ama sevişti­ teyze çocuğu olur) bin zorla benimsettiği an­ ği tanrının gücüne tam inanmamıştır ki. Kılığı kıyafeti. Denebilir ki. dışardan gelme bu güçlü pımda aynı simgelere. Dionysos bir aylık çocuğu da Zeus alıp baldırına koyar ve Lydia-Phrygia tanrısıdır. kokulu saçları. dümbelek. Karnındaki yedi rıntılarıyla belli olmaktadır. dışardan gelme bir tanrısal varlığı ovalarından geliyorum". böy­ Dionysos'un asıl kaynağı açıkça ve bütün ay­ lece yıldırımla çarpılıp ölür. on­ theus'la konuşurken. bu yüzden de ceza tanrıça Manisa dağı eteklerinde kayaya oyul­ görür. Lydia'dan gelmiş.". Homeros des­ anamızın cümbüşlerini). onu latılıyor.. Alın Phrygia'dan getirdiği­ Lykurgos Trakya'lıdır. t e f ve f l ü t de Asya denilen (Semele. nitekim Semele'yle doğum efsanesinden gözlerinde Aphrodite'nin sihri parlıyormuş". nistan'da en tutucu ve gerici bir yöre sayılır­ sarı perçemleri. tanrı Yunanistan'da epey tutunmuştur bes­ araç ve gereçlere başvurulmasıyla da belirir. "Ne mutlu yoluyla kutlayana/Kybele nan bir ödlek gibi gösterilir. bölgenin törelerindendir.turistik bir gezi gibi bir şey . der Dionysos. şarap ve kendisine tapınanların alayıyla birlikte yurda döndüğü ve dışardan getirdiği bu armağanları Doğuş efsanesi buna örnektir: Anası Kadkendi yurttaşlarına (Pentheus Dionysos'un mos kızı Semele Zeus'la birleşir. Efsanenin anlam tım" deyimi. bu Rhea denilen lerini". bölgenin özelliklerini taşır da ondandır ki ka­ böyle bir bağlantı kurma çabasının ürünüdür. tavırlarıyla bu Semele efsanesi işte bu amaçla uydurulmuş. şu medir. vect karakteri her iki ta­ miş ve Dionysos. Pentheus).sonra da asma kütüğü. yani Bakkha'ları. ona karşı direndiği Dionysos üstüne anlatılan efsane ve masallarda dile gelir. tan­ daki parçada geçen Korybant ve Kureta gibi rının kaynaklarını açığa vuran anlatımlarda deyimler Dionysos kültünü hem Kybele. kha'lar"ı yazdığı çağa kadar çok şey değiş­ kendinden geçme.benimsemekte Yunanistan'ın güçlük çektiği. anamız Rhea ile benim için icat bi kovalamaya kalkar "Dionysos'un sütnineedilmiş olan davulları. Daha sonra da Penne yapıp yapıp onun buyruğuna sokmak. dınca gördüğü bu tutumu yadırgar Pentheus. Homeros destanla­ ikinci bir doğumla meydana çıkarır. ama o da Pentheus gi­ miz davulları. "Vatanım Lydia'dır" dan çıkmış olarak göstermek gerekiyordu. Kybele ve Dionysos tanlarının zamanından Euripides'in "Bakdinlerinin özünde bulunan orgiastik coşku.. sonra.. Sonradan ve kendilerini hadım eden Pessinus rahiplerinin bir amaçla uydurulduğu besbelli olan Semele tutumunu andırır. kör edilir (Lykurgos). Dionysos'un ManiHomeros destanlarında adı bir tek kez ge­ sa-Bozdag-Sarde yöresiyle ilişkisi dram bo­ çen Dionysos için aynı tepkiyi dile getiren bir yunca sık sık belirtilir: Dionysos şöyle der başka efsane anlatılır: Lykurgos efsanesi. belli. Kaldı ki gene aynı yukarve Thebai hanedanından doğuş efsanesi. tanrının kendini tanıtlamasına ve simgesi de şudur: Hellen'lerin baştannsı da tıpatıp uygundur: "Ben Lydia'nın altın Zeus'tur. Bakkha'lar korosunun İ l k sözü "Asia farkla ki Athena Zeus'un kafasından. mıştır. da tutarsız değişiklikler yapılmasına yol aç­ hem de Girit'li Zeus kültüne bağlamaktadır. siyah dı. Bakkha'lara: ". bütün efsaneleri bir tek motif üstüne kurulu­ dur: Tepki ve direnç. Ne var ki İlyamuş heykeli bulunan Ana Tanrıçadan başkası değildir. Bu efsanenin merkezi olarak gösterilen bölge Şöyle der: "Yabancı bir sihirbazdan da bah­ de önemli: Boiotia ve başkenti Thebai Yuna­ sediyorlar. Dionysos Thebai'de Semele'den doğ­ Her üçünün de Anadolu-Girit kaynağından muşsa. Dionysos cümbüşleriyle Kybele'ninda'daki bu parçada Dionysos insandan kor­ kilerin bir olduğunu Bakkha'lar da söyler kup kaçan ve denizin içindeki tanrılara sığı­ (yuk. Dionytopraklarından geliyorum" ve "Tmolos'u aş­ sos ise baldırından doğar.

facialar. Yunan dili bu güce eren insanın duru­ munu iki sözcükle yansıtmıştır: "Mainomai" ve "enthousiasmos". ona dilediğin adı verebilirsin. bir hikmet saklıdır"... Dionysos işte bu gerçeği. evrensel yaşamın özellikle in- sanın beden ve ruhu aracıyla yansıyıp oluş maşıdır. afetler tragedya denilen o şaşırtıcı. insanı doğanın sırlarına erdiren büyülü bir güçtür. Senin alaya aldı­ ğın bu yeni tanrının Yunan dünyasında ne bü­ yük bir yer tutacağını anlatmaya benim gü­ cüm yetmez. ölümlülerin kuru yiyeceklerini veren odur. Asıl akıl yolu da bu mutluluğa eriş­ menin çarelerini arayıp bulmaktır. böylece gerçeğin gerçeküstüne ulaşması ve gerçeğe gerisin ge­ ri inmesiyle doğal bir kasırga olan hayatın dalgalan yansıtılmış olur. Doğa sırlarına ve gücü­ ne ermek. tüyler ürpertici hayat ay­ nasında görülür. Dionysos'un öbür doğa tanrılarından daha etkili. Bakkha'lar tragedyasında bu halin parlak bir belirtisi dile getirilmiştir: Dionysos hem tanrıdır. Adından ya da adlarından da belli ki Dionysos bir değil. insanla doğa arasında bir ilişki. En yüksek zekâların varacağı hikmet bile onlar karşısında âcizdir. Dionysos tanrının niteliklerini ele alacak olursak. hem insan. onlara günlük üzüntülerini unuttutur. insanlar için en başta gelen iki tanrı vardır: Biri Demeter tanrıça ya­ hut toprak. yarattığı korkunç dramlar. Adonis. deği­ şim halindedir. insan­ ların tanrıları memnun etmek için içtikleri şa­ rabın kendisidir. ötekilerin akılları başlarında değil. Oysa tam tersine bu coşku insanı doğayla birleşti­ ren.. sürekli devinim. hem de doğaüstü bir olayı dile getirip simge­ ler. Bu tanrı. törelere ve ahlaka karşı işlenmiş bir suç sayar. tanrıyla karışma ve tanrılaşma yetisini dile getirir. Delikanlı. Bu gerçek "Bakkha'lar" tragedyasında kimi kez kâhin Teiresias'ın. kolek­ tif bir güç olarak gerçekleşmesinden ileri ge­ lir. Azgın kadınları Aphrodite'ye iten Dionysos değildir. Öteki de Semele'nin oğludur ve Demeter ka­ dar kudretlidir: Üzüm suyunu bulup insana veren odur. çılgınlığında da geleceği görme kudreti saklıdır.. hem doğal. iki büyük alan ve akımı kavradığı gö­ ze çarpar. Dionysos bu ereğe varmanın yolunu herkes için ve kolay kolay açar: Bu yol şarap ve sarhoşluktur. Bu içki dertlilerin derdini avutur.fışkırdıgına hiç şüphe kalmamıştır (Kybele. Bu itiliş onların tabiatında vardır. ama insanlığın evresinde de yalnız ta­ rımla açılamayan bir çığır açılmıştır. Zeus). insan için ulaşı­ mı en çok özlenen bir aşamadır. Kybele ve öbür doğa tanrıları gibi. doğayı en belirgin biçimlerle yansıtan dağlar­ da.. Bakkhos'un sarhoşluğunda da. ormanlarda. yaşamına yön verenleri simgeler. insanın tabiatında olan her şeydeyse. kimi kez de Bakkha'ların ağzın­ dan şöyle dile getirilir: Teiresias — Yalnız ikimiz doğru düşünüyo­ ruz. Dionysos her bakımdan doğaya çevriktir. İlkin bir doğa tanrısıdır. As­ ma kütüğünün yeryüzüne yayılmasıyla uygar­ lığın buğdaydan sonraki aşaması gerçekleşti­ rilmiş. Bu dalgalanmanın insanlık dünyasında açtığı yaralar. dininin öbür sanat kollarından daha üs­ tün. yırtıcı azmana dönüşür. Dionysos tanrının insana verdiği bu gücü akıl ölçüsüne vurup değerlendirmek Euripides'in "Bakkha'lar" oyununun belli başlı bir konusudur. Senin (Pentheus'un) sözle­ rinde sağduyudan eser yok.. onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur. Osiris. . Kişinin bilinçüstü ve bilinçal­ tına dek erişebilmesi bu tanrının etkisiyle ol­ muştur. ona cenneti yeryüzünde yaratan bir mut­ luluktur. "Mainomai" de "enthousiasmos" da işte bu tanrıya erme.. Bakkha'lar yerine ve anına göre kadın kişiliğinden vahşi hayva­ n a . insan an­ cak şarabı elde ettikten sonradır ki. bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz. ama yaratıcılığın bu tanrısal soluğun dışarıya vurmasıyla elde edilebileceğini anlamıştır in­ san.. yaratıcılı­ ğın kökeninde bulunan değişim yapma gücü­ ne kavuşmuştur. Bu yüzden durgun değil. bütün bir insanlık halidir. şiirin en insancası sayılacak bir yazın tü­ rü olan tragedyayı esinlemiş olmak bu tanrı­ nın bir tek tanrısal güç olarak değil de.. yani tanrılaşmak. yabani hayvanlar ve yaratık­ larla bir arada yaşar ve coşar gösterilir. İnsanların dertlerine başka deva yoktur. Ad­ lan "mainomafden türemiş olan Mainad'lar bir çeşit çılgınlık içinde doğayı dolaşırlar. topraktan fışkıran bitkileri ve bu bitkiler arasında insanı en çok etkileyenleri. Kaba aklı simgeleyen Pentheus Bakkha'ların çılgınlığını bir ayıp.. ama onun simgelediği asıl büyük kuvvet doğanın kendisi değil. Attis gibi doğanın mevsim mev­ sim değişmelerini de kişiliğinde simgeler.

Ö. kapılma gurura ve derin düşüncelere. hem de nişanlıları olan Lynkeus'la İdas Dioskur'ların peşine takılmış­ lar. Birbirinden hiç ayrılmayan Kastor'la Polydeukes kardeşliğin ve dostlu­ ğun simgesi olmuşlardır. Halikamas Balıkçısı'nın ortaya at­ tığı bir görüşe göre zeybekler. Zeus bu iki kardeşi birbirinden ayırmamak için. dağılınca insanlara uyku sarmaşıkla bezenmiş şölenlerde. Odur veren zengine de. güzel çelenkli şölenlerin baş tacil Odur koroların başında koşan. Amphion ile Zetos'a eziyet eder ve cezasını bulur (Amphionj. B i z Dionysos tanrının mistik akımlar. Bu isim. Amykos) ve her iki se­ ferde yararlık göstermişler. Tyndareos'tan da Kastor ile Klytaimestra'yı doğur­ muş (Tab. kederleri dağıtan. ( 4 ) E T K İ S İ . Pentheus gibi yarım akıl­ lı yobazların kovmaya uğraştıkları bu tanrı. insanları rahata kavuşturan. aralarında çıkan kavgada Kastor can ver­ miş. Dithyrambos. çünkü daha önce talihsiz bir macerada can vermişlerdi: Dioskur'lar Leukippos'un iki kızı Phoibe ile Hilaira'yı kendilerine eş olma­ ları için kaçırmak istemişler. Efsane. V. İsa da ancak Dionysos dinine sırtını dayaya­ rak yayılabilmiştir geniş halk kitleleri arasına. gecelerin sevincine varamayan insanı. Leda'nın oğulları Kastor'la Polydeuskes'e (yahut Polluks) veri­ lir. ayrıca da Theseus'un anası Aithra'yı kaçırıp Sparta'ya getirmişler (Aithra). Sparta'nın Taygetos dağında dünyaya gel­ dikleri söylenen Dioskur'lar Dor ırkının tem­ silcileridir. ilkçağdan kal­ ma "İobakkhi" adlı bir topluluktan türeme­ dir. odur tanrı sofralarında. Atina'ya karşı sefere çıkmışlar ve Theseus'un Hades ülkesine indiği bir sırada onu geri al­ mışlar. 12). tanrı Dionysos'a verilen bir addır. Dor uygarlığının merkezi Sparta'nın Atina'ya karşı olan ezeli düşmanlığını simgelerler. ama daha etraflıca incelenme­ ce digi için büsbütün gün ışığına çıkmamış bir gerçektir. ikisini de göğe alıp yıldızlar arasına yer­ leştirmiş (İkizler burcu). Tanrı Zeus'un Leda'ya yaklaştığı gece. Bütün insanlara seslenen Dionysos tapımı bir halk dini olmuş­ tur. Dionysos dininden tragedyanın nasıl doğduğu. Leda ölümlü kocası Tyndareos'la da yatmış. yüzyılın sonlarında Yunanistan'da ne kadar yaygın ve tutunmuş olduğunu gösterir. Dioskur'lar. Dithyrambos. inan en basit halkın inandığına onun yaşadığı gibi yaşa. Bektaşiliğin ve günümüze dek yaygınlığı­ nı yitirmeyen başka tarikatların kaynağında ilkçağın Dionysos dini bulunduğu artık her­ kesçe görülen. "Dioskuroi" Zeus'un delikanlı­ ları anlamına gelir. bin bir işkenceyle daha da yücelttikleri bu er­ miş ilkçağda İsa dinine örnek olmuştur ve tıp­ kı Meryem Ana nasıl Artemis'in ve Kybele'nin özelliklerini benimseyip tutunabilmişse. ölümsüz olan Polydeukes de yaralanmış­ tı. tarikatlar üstündeki etkisi ve özellikle bunun Anado­ lu'da gelişen biçimi üstünde durmak istiyo­ ruz. Bu sözlerden Dionysos dininin Euripides'in bu son tragedyasını yazdığı İ. Uyaklın dediklerine. Zeus'un oğlu Dionysos düşkündür sevincine şölenlerin! Sever Dionysos Barış'ı. Dirke.Bakkha'lar korosu da şöyle ünler: Bromios. Thebai kralı Lykos'un karısı. Dithyrambos denilen bu tanrı­ ya övgünün nasıl gelişip de akıllara durgunluk verecek bu şiir türünü ortaya çıkardığını an­ latmak bu s ö z l ü m ü n sınırlarını aşmak olur. Zeus'tan Helena ile Polydeukes'i. çocukları besleyip büyüten tanrıçayı. "Bakkha'lar" traged­ yasının bir korosunda baştanrı Zeus'un ağzın­ dan şu sözler söylenir: . Kara kafalıların. akınca şarap testilerinden pırıl pırı! özü salkımın. fakire de keder dağıtan şarabın ferahlığını. Ne var ki Helena uğruna açılan Troya savaşında bulunamamış­ lardı. Sevmez Dionysos. ama bu kızların hem amca oğulları. kaval sesleriyle sevinip coşan. omuz omza vererek yaptıkları kahramanlıkları anlatır: Theseus kız kardeşleri Helena'yı kaçırınca. Argonaut'lar seferine de katıl­ mışlar (Argonaut'lar. cömert günlerin. mutlu tanrıların en mutlusu. Kalydon avına da.

bu da Bakkhos alaylarında tanrı şerefine söylenen bir ezginin. Dryöpe. türkü söyleme .ıLırın ikisiyle de ilişkide olduğu ortaya çıkmaktadır. Yunan şiirinde ve özellikle tragedya­ da konuşma bölümleri için kullanılan bir ölçü­ dür. ölüsünü bir ılgın ağacına asarlar (İl. X X I V ) . çalgı. Kaynağının ne olduğu bilinmeyen bu sözcü­ ğün. Akha yiğitle­ ri onu amansızca öldürtükten sonra. Troyalı haberci Eumedes'in oğlu D o lon çirkin. kral Dryops'un biricik kızı­ dır. u n . yukardaki Euripides dizelerine dayana­ rak ve başındaki di. tanrı D i onysos'u övmeye. bu işi başarırsa ona Akhilleus'un at­ larıyla arabasını vereceğine ant içer. Troya'lıları ele vermeleri boşunadır. hora tepmesini öğretmişler. Laertes'in bağına. bir erkeğin rahminde büyü. Dryope. Thriambos'a gelince. 6). Orpheus'un eşi Eurydike bir Dryad'dır (Hamadryades). X. İ l k tiyatro denemeleri dithyrambos şa­ irlerinden doğmuştur denir. Thebai seni iki kere doğmuş tanrı diye ansın ve kutlasın. Dithyrambos'un kökenindeki anlam ne olursa olsun. Doris. özellikle Lydia-Phrygia'dan geldiği şüphe gö­ türmez (Dionysos). baldırıma gir. Dionysos dinine özgü bir terim olduğu anlaşılmaktadır. Dryades. Pontos'un oğlu Nereus'la evlenir ve Nereus kızları diye anılan elli kızı olur (Tab. bu terimle üçünün de dile geldiği bellidir. Ama Dolon. 233-264). İstiyorum ki. sonra da en yaygın bir vezin olmuştur. bahçesine bakan ihtiyar ve sadık bahçıvan. K ı z ı gören Apollon da ona tutulmuş. büyük Ana Tan­ rıçanın yanı başında davul ve dümbeleklerin çalındığı. oyun ve sözü bir arada birleştirdiği. 314-464) (Diomedesj. Ama hiçbir çaba söz­ cüğün doğru dürüst bir açıklanmasını sağla­ yamamış. kutlamaya yarayan bir söz­ cük olduğu anlaşılır. Odysseia'nın son bölümünde Odysseus talip­ leri öldürüp babası Laertes'i bulmaya gelince. İambos. Ne var ki dithyrambos'un hem kul­ lanılışından. Okeanos'un kızı Doris. Dolios. Öldürülen taliplerin öcünü almaya gelen İthaka'lıları püskürtmeye yardım eder­ ler (Od. Dolon. bağlarına çeki)en yaşlı Laertes'e bekçilik eden odur. bir övgü­ nün adıdır. bunların en dikkati çeken yönü de şu ki. ağaç perileri hamadryad'lar onu aralarına almışlar. ağaç sağlıklı ve canlı oldu­ ğu zaman sevinir.ııırıç. Dithyrambos türüne gelince. Elimizde dithyrambos türünden birkaç örnek vardır. Yunan şiirine ilkin hiciv türüyle girmiş. Öldürül­ memek için yalvarmaları yakarmaları. Odysseia'da. Dithyrambos. Dryope'ye yaklaş . Kardeşleri Hamadryad'lar gibi Dryad'lar da bitkileri korur. Dithyrambos Yunancada Anadolu kökenli sayılan birçok sözcük gibi karanlık kalmıştır. Bakkhos tanrının bir ses ve çalgı cümbüşü içinde kendisini kutlamak için kullanılan ünlem ve çağrıları kendi adları olarak benimsediği görülür. yapraklarını yitirip kuru­ maya yüz tuttuğu zaman derin bir yasa kapı­ lır. bu arada vahşi hayvanlarıyla birlikte tanrıça Artemis'in de gelip raksa katıldığı. Bu dithyrambos'tan da Dionysos dininin Anadolu'lu ana l. Odysseus Troya savaşına gidince. ey Bakkhos. ama tez ayaklı bir adamdır. çam ağaçlarının altında meşaleler yanarak cümbüş yapıldığı belirtilir. Oita dağının yamaçlarında babasının sü­ rülerini otlatırken.DRYOPE Gel. gece keşfe çıkan Odysseus'la Diomedes'in tuzağına düşer ve yakalanır. onu Dolios ve altı oğlu sevinçle karşılarlar ve ağırlarlar. Terim şu bakımdan önemli ki. Bunların kimi ağaçla birlikte biter ve onunla ölür.ekine bakarak iki kez doğmuş anlamına geldiği sanılmış ve bilginlerce ileri sürülmüştür. tanrı Dionysos için Olympos'ta Zeus'un bir şenlik hazırladığı anlatılır. Dithyrambos gibi bu sözcüklerin de Dionysos diniyle birlikte Anadolu'dan. Dryad da ağaç perilerine verilen addır. "Drys" Yunanca ağaç ve özellikle meşe ağacı anlamına gelir. dithyrambos bir yazın türü ve özellikle tragedyaya doğru­ dan doğruya kaynak olmuş bir tür olarak gös­ terilir. en il­ ginci Dor şairi Pindaros'tan bilinen birkaç di­ zedir. Hesiodos Theogonia'da bu kızların bazılarının adlarını sayar (Theog. kimi de ölümsüz­ dür. Hektor onu Akha'lıların gemilerine gözcü olarak gönderir. hem "iambos" ve "thriambos" gibi müzik terimleriyle ilişkisinden.

Dorların saldırısına uğrayınca. kimi Thessalia'ya. kimi Euboia'ya. meşe anlamına gelen ke­ limeyi andıran Dryops. Dryops. Bir gün Dryope oğlunun kurduğu Apollon tapınağının yanında eski oyun arkadaşlan hamadryadlara sunu sunuybrmuş ki. Bir süre sonra da Andraimon adlı bir adamla evlenmiş ve Amphissos adlı bir çocuğu olmuş. Kaçırıldığı yer- de bir kavak ağacıyla bir kaynak ortaya çık­ mış. K ı z kaplumbağa ile oynamaya başlamış. perileri onu kapıp aralarına almışlar.mak için bir kaplumbağa biçimine girmiş. Yunanistan'da ilk yer­ leşmiş Dryops boyunun atası sayılır. onu ku­ cağına almış. Dryope korkmuş. Kendisi Apollon'un oğluymuş derler. < )H . derken tanrı bir yılan olup kızla birleşmiş. Kıbrıs ada­ sına göçenler bile olmuş. olup bi­ teni kimseye bildirmemiş. Amphissos Oita'nın eteğinde aynı adı taşıyan bir şehir kur­ muş. kimi Peloponessos'a yerleşmişler. dört bir yana dağılmış. Önce Parnassos dağının eteklerine yerleşmiş olan soyu. kaçmış. Adı ağaç.

Bu azman yaratık. her yanı benek benek amansız bir yılan. ağzı ateş saçan Khimaira ve sonra da kendi dölü Orthos'la birleşerek Phiks'i ve Nemeia aslanını da doğurmuş. Ejderler soyunu sayarken Hesiodos Ekhidna'ya uzun bir parça ayırmıştır. Alkmene). Zeus'la Hera'nın kızı. Bellerophontes). yol gösterirmiş. Theog. Ekhion. I lomeros destanlarında adı geçmeyen .): Kallirhoe yenilmez bir ejderha da yarattı ne ölümlülere. din ve devlet yönetimi konusunda ona öğütler verir. "Parlak" anlamına gelen bu ad. güzel yanaklı ve gözleri fıldır fıldır. Hera'nın sözünden ayrılmaz. törenle gömmüştür. Ekhidna şöyle tanımlanır (Theog. 7). Elektra. Kadmos'un kızı Agaue ile evlenir ve Pentheus'un babası olur (Kadmos. Harpya'lar ve Aello (Bora) ile Okypetes (Kasırga) diye ka­ natlı iki yaratık (Hesiodos. Caelius tepesinin eteğinde bir tapınağı var­ mış. Eileithyia doğumlara bakan ebe tanrıçadır. gene tunçtan arpa taneleri vermiş. Efsaneye göre Semendirek adasında oturan Elektra. Ares. Pontos'la Gaia'nın oğlu Thaumas'a eş olur (Tab. oysa Zeus buna çok kızmış ve heyke­ li tuttuğu gibi gökten aşağıya atmış. Başka bir anlatıma göre. Agamemnon'la KIytaimestra'nın k ı z ı Elektra'dır (Tab. 266). Zeus'la birleşerek Dardanos'u İasion'u ve Harmonia'yı doğurmuş (Tab. Kadmos'un Thebai şehrini kurar­ ken toprağa diktiği ejder dişlerinden doğup da sag kalan beş adamdan biridir. Ekho. 295 vd. Geceleri onu ziyaret eder. Nitekim Hera'nın hışmına uğramış Leto ile Alkmene'nin do­ ğumlarında bulunmamakla Zeus'un evlilik dı­ şı çocuklarının dogmasına engel olmaya ça­ lışmış (Leto. ama dölleri Herakles ve Bellerophontes gibi yiğitlerin elinden can vermişlerdir (Typhon. bir­ çok efsanelik kişilerin adı olmuştur. Herakles. 6). bunları öğütür ve un yaparsa. Hephaistos ve Hebe'nin kız kardeşi. yarı bedeniyse koskoca bir yılandı korkunç. Epeiros bölgesinin efsanelik kralı Ekhetos kötülüğü.E Eetion. genç kız kutsal Palladion hey­ keline sığınarak tanrıdan korunabileceğini sanmış. Eileithyia. Ekhetos. Pontos'la Gaia'nın dölünden Khrysaor'la Kallirhoe'den dogmadır (Tab. (1) Okeanos'la Tethys'in kızı Elektra. Akhilleus onu çok saydı­ ğı için. Pentheus). Ekhidna'nın ini efsaneye göre Arima dağları denen Kilikia'dadır. Bu kral. ne de ölümsüzlere benzeyen. Troya şehrini korusun diye kendi vermiş Dardanos'a (Palladion). Hades bekçisi Kerberos. Romalı su perisi. Yankıyı simgeleyen nympha (Narkissos). onun buyruklarını harfi harfine yerine getirirmiş. Birleşmelerinden şu tanrısal varlıklar mey­ dana gelir: İris (Gökkuşağı). Nympha'lar mezarı üstü­ ne bir karaağaç fidanı dikmişler (Andromakhe). gözleri­ nin açılacağını söylemiş. Palladion'u Elektra. bataklıklar canavarı Hydra. Egeria. Typhon'la çiftleştiği ve yeraltında. Mysia'da Thebe şehrinin kralı. 15). Kendi ölümsüz olduğu için yeraltında hep yaşar. Nemi'deki Diana kültüyle ilgili olarak. (3) Bu adı taşıyan en ünlü kişi. (2) Atlas'la Pleione'nin "Pleiades" adlı yedi kızlarından biri (Pleiades). öldürdüğü halde silahlarını almamış. Numa öldüğü zaman Egeria o kadar gözyaşı dökmüş ki bir pınar oluver­ miş. Andromakhe'nin babası. Bir mağarada doğdu bu azgm yürekli Ekhidna. yeryü­ zünde ne kadar korkunç köpek ve canavar varsa hepsini ürettiği anlatılır: Geryon'un kö­ peği diye anılan Orthos. Egeria dindar kral Numa Pompilius'un karısı ya da dostu olarak gösterilir. Troya ovasına düşen Palladion Troya'daki tapınak­ ta saklanmış. Ekhidna. Yarı bedeni bir genç kızdı onun. sevgilisiyle yattı diye kızını gözüne tunçtan iğneleri sokarak kör etmiş ve bir ku­ leye kapatmış. 6). Adı Palladion efsane­ sine de karışmıştır: Zeus Elektra'yı elde et­ mek isteyince. zalimligiyle ün salmıştı.

Helena'nın eski taliplerinden olduğu için otuz gemiyle katılır Troya savaşına. bugün Beşparmak diye anılan dağdır. G e ­ ne yıllar geçer. Ruhu Hades'te Odysseus'a yalvarır ken­ disini gömsün diye. Geceleri Bafa gölü tepsi dolusu gümüştür. Demeter de buna kızarak onu öldürmüş (Triptolemos). tragedyanın en ünlü. kıtaları sarsıp dağlan birbiri­ nin üzerine yığan büyük yersarsıntılan çağına götürür. Sophokles'in "Elektra". Parlak ayın çevresinde sapışız yıldız rüzgarsızken duru gökyüzü nasıl yanarsa ışıl ışıl. Endymion efsanesi işte bu dekor içinde doğdu. Ama bu efsane­ nin asıl kahramanı eski adıyla Latmos. O zaman insan bir dünya manzarası değil. keyfeder ve Odysseus ölüler ülkesine gitmek üzere yola çıkacağı gece fazla şarap içmiş olan Elpenor sızdığı damdan aşağı düşer ve ölür. Herhangi bir piş­ manlık duyduğu tragedyada söz konusu değil­ dir.. Hamlet so­ rununu ilkçağ tragedyasında dile getiren kişi­ dir. karakterini çeşitli açılardan ele almayı esinlemesi şaşılacak bir şey değil­ dir. Tanrıça Hekate'nin çevresinde bu­ lunan korkunç bir görüntü.. Orestes'in peşine Erinys'ler takılır. büyülemesi. Empusa. Agamemnon T r o ya savaşına çıktığı zaman. eli kana bulandıgı. Hermes'in oğlu ve Triptolemos'un babası olduğu söylenir. yeryüzüne paldır küldür yıkılmış bir cennet görmüş gibi olur. Eleusis olaya tanık olup bir çığlık atacak ol­ muş. gökler yırtılıp da açılır. ferahlar yüreği çobanın. Abant'lar Euboia yarımadasına yerleş­ miş bir kavimdir. Aiskhylos'un "Agam e m n o n " üçlüsünde. Büyücü Kirke'nin konağında yiyip içer. Homeros'a göre Agenor'la savaşırken öldürülür ( İ l . Atreusogullarının baş düşmanı Aigisthos'la kocasını aldatır ve yıllar geçip Agamemnon dönünce iki âşık onu alçakça bıçaklarlar. Elektryon. bu kez Elektra delikanlılık ça­ ğına gelen kardeşi Orestes'i babalarının öcü­ nü almak üzere yetiştirir. Elephenor.Elektra. Hekate'nin insan­ ları korkutmak için yarattığı bu canavar her çeşit kılığa girerek daha çok kadınlara ve ço­ cuklara görünürmüş. Elpenor. Bu bakımdan tragedya yazarlarını çek­ mesi. tekmil yıldızlar görünür. Ana katili olduktan sonra. sivri kayalar ve çayırlar nasıl serilirse göz önüne. Antigone gibi insanlarüstü bazı yasaları korumayı. Endymion. Bunu kocasına affedemeyen karısı Klytaimestra. llyada'da adı geçen Abant ön­ deri. bazı ilkeler adına kendi kendine eyleme geçmeyi göze alan yiğit bir kızdır. Odysseus'un arkadaşlarından biri­ dir. Öyküsü kısaca şöyledir-. Elis'te rüzgârların esmesini sağlamak zorunda kalmıştır. Demeter Triptole10(1 mos'u ölümsüz kılmak için ateşe daldırırken. Eleusis. Beşparmak dağının eteğinde Menderes ırmağı kendi ovasınca akarak bin bir dolanışla gümüşten aylar çizer. I V . insan etiyle beslenir ve kurbanlarını avlamak için çok güzel bir kadın kılığma girermiş. Başka bir efsane onun Troya'dan döndüğü ve önce Sicilya açıklarında. Ne var ki. Alkmene'nin babası (Alkmene). Elektra'nın rolüyse burada biter. Kardeşinin önce Aigisthos'u. Eleusis şehrine adını veren efsanelik kişi. Beş doruğunu bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bu dağa bakarken o dep­ remlerin gürleyişini duyar gibi olur insan. en çok sözü edilen bir kahramanıdır. Euripides'in de hem "Elektra" hem de "Orestes" tragedyalarında rol alır. Bütün doruklar. sonra da Klytaimestra'yi öldürme­ sine yardım eder. 463-472). Beşparmak dağında sürü- . Bir ayağı tunçtanmış. Endymion. Elektra kan davasının en belirgin simge­ lerinden biridir (Orestes). Endymion efsanesi Homeros'un bu birkaç dizesinden doğmuş gibidir. anasını öldürmek gibi korkunç ve dogadışı bir suça karıştığı içindir ki. Elektra adının tersine . Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. Koca ırmak Bafa gölüne ve batıda Ada­ lar denizine pırıl pırıl boşanır. Perseus'la Andromeda'nın oğlu. sonra da Epir'de şehir kurduğunu anlatır. Elephenor. Beşparmakların görkemi insan hayalini uzak geçmişlere.karanlık ve karmaşık bir kişi­ likle canlanır gözümüzün önünde.

sakallı kara keçilerini gözler. Yamaçlarda çobanların yaktı­ ğı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. ölümsüz bir uykuyla uyumayı dile­ miş. Homeros ise Ares' in yanından ayrılmayan ve "iller yıkan" bir tanrıça olarak tanımlar ve şöyle der (İl. Kavalı Endymion'un biricik dostu.OS lerini otlatan bir çobanmış. Selene bazı gece daha çok. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini. Enyo. Ama tanrı­ ların tanrısı Zeus. Entoria. Ne var ki. Hesiodos. Beşparmak dağlarının yoksul çobanı­ na bir armağan vermeyi kurmuş. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. Yalnız.. cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu. yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürünün titrek meleyişlerine kulak kabartırdı. ölümsüz mutluluğunu gözümüzle göre­ biliriz. V. özlemi­ ni söylemekle kalmaz. hemen çobanına ko­ şar. yeşil çimenlerin. sırdaşıydı. Ulu çamları uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. demiş ona. Ayın Endymion'la hiç birleşmedigi karanlık geceler de vardı. hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme duyamazlardı. denizden yeni çıkmış balıklar ka­ dar serin. Hesiodos Titan soylu Theia ile Hyperion'un bir­ leşmesinden doğmuş ve Helios (Güneş) ile Selene ( A y ) tanrıların kardeşi olarak gösterir . erkekçe güzelliğini. parıltılı gövdelerini birbirlerine degdirirlerdi. fısıldaşır zaman zaman. Dile ben­ den ne dilersen. Endymion'la Selene için sevgi. diri. Her gece üzerine eğilir. Ay tanrıçası Se­ lene. Bu ıssız dağlarda Endymion'u ne gündüz kavalını üflerken. Eos. tanrı veba salmış ortalığa. 592): . açıl­ mıştır. Endymion'la Selene gene kavuşurlar. Dağlarda yapayalnız yaşa­ manın verdiği hürlük. Savaş tanrı Ares'in çevresinde bulu­ nan bir tanrıça. Beşparmak'ların çobanı Endymion'un ışıklı. Endymion'a baka baka. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle yaprakları ürperir. lanus). Ölümsüz tanrılar kimi zaman kıskanır in­ sanların mutluluğunu. onun Ares'in kızı ol­ duğu söylenir. İtalya'da bulunduğu Altın Çağda İkarios adlı bir köylünün kızı Entorlii ile birleşmiş. biri lanus. öperdi. korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi. sonun da Roma'lılar Capitolium tepesinin eteğinde Saturnus'a bir tapınak kurmakla yatıştırmış­ lar tanrıyı (Saturnus. amansız kavganın dizginini elinde tutardı o. Onlar Beşparmakların do­ rukları gibi kara. Başlarında Ares vardı. 273). ay ışığı görürdü onun gürbüz bedenini. açıklık duygusunu da. Ay ışığı göklere par­ mak uzatan doruklardan aşağı şu şırıltısı gibi şarıl şarıl akar. Phorkys'le Keto'nun kızları Graia (Kocakarı)'lardan biri sa­ yar onu (Theog. tanrılara denk gelmelerini istemezler de ondan. H e p aynı sestir o. so­ la serpilmiş ağaçların. Homeros'un "gül parmaklı" diye ta­ nımlayıp destanlarının hemen her bölümü­ nün başında andığı şafak tanrıça Eos'u. Ama bu bekleyiş uzun sürmez. Ama Roma köylüleri bunun kıymetini bilme dikleri için. Endymion da ne dilesin. kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine öz­ lemini de hep bu kavala söylerdi. Selene ile Endymion'un bu h e p yenilenen bitimsiz sevgilerinden hoş­ lanmış. dağların ıssızlığını. O gün bugün Beşparmak dorukları ay ışı­ ğında karlı gibi ağarır. ışığın ta kendisiydi. Gündüz kayadan kayaya hoplayan boynuzlu.I. tepeden tırnağa nur kesilirdi. Savaş tanrı Ares'in ek adlarından biri. gümüş ışığıyla onu sarıp çayırın üstüne yatınca kollarını sev­ gilisine açardı. gönül vermiş ona. Çokluk. Her buluşmada ilk defa buluşuyormuş gibi olurlar. İkarios'a da üzüm kütügüyle şarabı bağışlamış. ne gece taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken kimsecikler gör­ mezdi. Roma'da Saturnus tapınağının ku­ ruluş nedenini açıklamak için Erigone örneği üzerine uydurulmuş bir efsane (Erigone). nerede doğarsa. bulut bulut yapraklarıyla sağa. Kavalından başka bir varlığı olmayan yoksul bir çoban. Endymion'un kavalı yalnız çobanın sevincini. dört oğlu olmuş. bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. insanların özlemini söyler. kara dorukların. Selene de gökte ne zaman do­ ğarsa.. Gökler sanki yırtılmış. Tanrı Saturnus. Endymion'un kavalı yankılanır kayadan kayaya. ilk ay gökte gözüktü mü. Her öpüşte gövdeleri daha da aydınlanır. bir de ulu Enyo. Enyalios. gövdesini ışınlanyla sarar.

onu kıskanan Aphrodite gül parmaklı tanrıçayı durmadan âşık ol­ makla cezalandırmış. Eos bir sabah Ares'le de sevişmişti. Sonra Tithonos'la birleşip Habeşistan kralı Memnon'u. yani Troya soyundan olan Tithonos'u da Habeşis­ tan'a kaçırmış. Güneş'in ülkesi sayılan Y ü z ü Yanıklara Eos'un oğlu Memnon kral olmuş. Sefere katılanlar şunlardır: Amphiaraos'un iki oğlu Alkmaion'la Amphilokhos. Doğuracağın çocuğun adı kara Epaphos olacak Zeus'un bir dokunuşuyla doğacağı için. Epeios. K ı z ı Libya. Anası Eriphyle. Polyneikes'in oğlu Thersandros'tan arma­ ğanlar alarak Alkmaion'u da kandırır (Eriphyle). Eos onun için ölümsüzlük istemiş Zeus'tan. bazı alanlarda üstün yararlık göstermiştir: Patroklos için düzenlenen yarış­ malarda yumruk dövüşü birinciliğini alır. Ne var ki Alkmaion ikirciklidir. 846 vd. . gökleri arıtan Zephyros'u. 4 9 3 vd. Memnon Troya savaşından bir sonuç alınma­ dığını görünce. Aloeusoğulları. tanrı da bağışlamış ona bu­ nu. Ondan sonraki beşinci kuşaktan elli kız Argos'a istemeye istemeye dönecekler Yakınlarıyla evlenmekten kurtulmak için. torunları da Agenor'la Belos'tur (Agenor). Bkz. r n r ı ıcxs (Tab. Hellen'ler Epaphos adının "dokunma. Aslında Ephaphos bazı ilkçağ yazarlarının da belirttiği gibi Mısır'ın öküz biçiminde simgeiendirilen Apis tanrının Yunancalaştırılmış biçimidir. Eos'un evliliklerini şöyle anlatır H e siodos (Theog. Tithonos'a gelince. Orada yaptırdığı bir Athena tapınağına tahta atı yapmak için kullandığı bütün avadanlıkları tanrıçaya adamış derler.). İlos'un oğlu. karanın bittiği yerde. yani birinci sefere katılan önderlerin oğulları ikinci bir saldırıya kalkışmayı düşü­ nürler. İşte o toplayacak ürünlerini taşkın Nil'in suladığı toprakların. Ama Zeus Kureta'ları öldürür ve İo'yu Suriye'ye Epaphos'un bulun­ duğu Byblos'a yöneltir. Eos sevgililerini kaçırırmış: Dev Orion'u Delos adasına kaçırmış. Kephalos'u Suriye'ye. zaferi kazanacaklardır. Thebai'ye karşı Yediler'in sefe­ ri başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Epaphos. Efsaneye göre. Nil'in tam ağzında. Epaphos manevi babası Telegonos'tan sonra M ı s ı r tahtına konar ve N i l ı r mağının k ı z ı Memphis'le evlenir. Troya savaşına otuz gemilik bir filo ile gelen Akha önderi. üstü­ ne el değdirme" anlamına geldiğini ileri sürer­ lerdi. azgın esişti Boreas'ı ve Notos'u. Delphoi bilicilerinden aldıkları bilgi şu­ dur: Başlarında Amphiaraos'un oğlu Alkmaion bulunursa. Oğluna da bu n e ­ denle Epaphos adı konmuş. bu yüzden yıllar geçince Tithonos buruştukça buruşuyor. lo Epaphos'u alıp M ı sır'a döner.): Şafak tanrıça Astraios'la birleşip coşku yürekli rüzgârları doğurdu. İo bu kez oğlunu aramaya çıkar. Epigon'lar. Zeus orada akıl sağlığını geri verecek barışçı elinin dokunuşuyla. küçüldükçe küçülüyormuş. Epaphos. ta ki sonunda onu bir çekirge haline sokmuş (Tithonos). "Zincire Vurulmuş Prometheus"ta İo'ya geleceği şöyle bildirir (Aisk.ı . gelmiş Akhilleus'a karşı çar­ pışmış ve onun elinden vurulmuş (Memnon). 378 vd. io'nun tanrı Zeus'tan olan çocuğudur (Tab. Epeios'un başka bir yararlığı Troya'ya so­ kulacak olan tahta atı yapmış olmasıdır. İo Mısır'a gelince Zeus elini sırtına degdirmiş ve böylece gene kadın olmasını ve oğ­ lunu doğurmasını sağlamış.): O ülkede. Troya dönüşünde önderi Nestor'dan ayrı düşen Epeios Güney İtalya'ya varır ve orada bir şehir kurar. bir set üstünde Kanobos adında bir şehir vardır. Eos onu bir saraya kapatıp kimselere göstermez olmuş. 4). iki kral soyunun atası olacak Epaphos da anası lo gibi tanrıça Hera'nın hıncına uğrar (lo). Çocuk doğar doğmaz Hera'nın buyru­ ğuyla Kureta'lar onu alıp kaçırır. inek biçiminde dünyayı dolaştıktan sonra lo Mısır'a varır ve oğlunu orada doğurur. ne var ki Eos sürekli olarak genç kalması­ nı istemeyi unutmuş. nasıl bir zamanlar kocası Amphiaraos'u kandırmışsa. P r o m . Ephialtes. Onun sözü Odysseia'da geçer (Od. V I I I . Kephalos'la birleşip Phaeton'u doğurur. Bu kez Epigon'lar. Savaşta pek başarılı olmayan Epeios. 10). Rüzgârlardan sonra Şafak tanrıça günün müjdecisi Şafak yıldızını doğurdu ve göklerin çelenk çelenk yıldızlarını.

O gece. Epimetheus Yunan mythos'unda Adem'in rolünü oynar. Tanrı Atinalıları şöyle cezalandır­ mış: Bir delilik salgını baş göstermiş şehirde. Topal tanrı birdenbire tutulmuş ona. Parthenopaios'un oğlu P r o makhos. Gündüz). 3). dayanılmaz bir istek duymuş ve başlamış kaçan tannçayı kovala maya. Erikhthonios tanrı Hephaistos'tan dogmadır. Titan İapetos'la Klymene'nin oğlu. Dedesinin efsanesinden ayrılmayan efsanesi sonradan başka katkılarla değiştirilmiştir. bilici Teiresias'ın verdiği öğüt üzerine Thebai'liler şehri boşaltırlar. Menoitios ve Prometheus'un kar­ deşi (Tab. Atina'nın ilk krallarından biri (Tab. Thebai'liler. yetişmiş ona ve sarılırken. Günün birinde tanrıça Athena Hephaistos'un işliğine silah ısmarlamaya gelmiş. ölüsünü götürüp bir yere atmışlar. Epimetheus'la Pandora'dan.Adrastos'un oğlu Aigialeus. Adı "yün" ve "toprak" anlamına gelen iki kökten türemedir. Köpeği. Atina'lılar Erigone için bir bayram düzenlemişler. Erikhthonios. İkarios adlı bir Atina'lının kızı. Savaşta. Erebos. ne var ki ondan çok daha silik bir tip olarak çıkar karşımıza. öbür altısı da intihar ederler. Topal olduğu halde. Ki/ oğlan kız tanrıça bir yün bezle spermayı silip. Eteokles'in oğlu Laodamas'in önderliğinde şehirden çıkıp saldırı­ ya girişirler. Kapaneus'un oğlu Sthenelos. Erekhteus'uıı birçok çocukları olmuş. onunla evlenir (Pandora). o da Prometheus'un Zeus'tan armağan alma dediğini unutur ve tanrıların özene bezene yarattıkları Pandora'yı alır.ı s i n i söylemiş. Zeus onu Prometheus'a karşı kullanır: Prometheus'u ve onunla birlikte. komşularını şölene çağırmasını ve onlara şarabı tattırm. Deukalion'un karısı olacak Pyrrha doğar. Epigon'lar saldırıya Thebai çevresindeki köy ve kasabaları yok etmekle başlarlar. Zeus'la Mnemosyne'den dogma do­ kuz Musa'lardan biri. genç kızlar çıldırıp asıyorlarmış kendilerini. Atina kralı. A m a sarhoş olan komşular İ k a rios'un kendilerini zehirlediğini sanmışlar. er­ tesi sabah Epigon'lar girer ve Thebai'yi yağ­ ma ederler. . Poseidon'un bir oğlu olan Eumolpos'u yenince deniz tanrı öfkelenir ve Zeus'tan Erekhteus'u öldürmesini ister. ama Laodamas Alkmaion'un kargısı altında can verir. desteklediği insan soyunu yok etmek için ya­ rattığı kadını Epimetheus'a armağan olarak yollar (Hes. Thebai'liler de püs­ kürtülür. Tydeus'un oğlu yiğit Diomedes. 84 vd. İşi. 24). kız da üzüntüsünden oradaki bir ağaca asmış kendini. Atlas. Efsaneye göre. spermasını bacağına akıtmış. buna karşılık ona asma kütügüyle şarabı armağan etmiş. Pandion'un oğlu. Toprak ana döllenmiş. Prometheus'la Pandora'nın kişilikleri onu büsbütün siler. Epimetheus. K ı z ı Erigone'yle sevişmiş ve Staphylos ( ü z ü m ) adlı bir oğulları olmuş. Erekhteus bir kızı­ nı kurban eder. Tanrı Dionysos Yunanistan'a ilk geldiğinde İkarios'un evinde konuk kalmış. Erato. aldıkları doyumluğun bir bölü­ münü Delphoi'deki Apollon tapınağına adar­ lar. Zeus bahtsız kralın üstüne yıldırımını salar. Günün birinde Atina Eleusis'le savacı girmiş ve Eleusis'e yardım eden Trakya kralı Eumolpos'a karşı koymak zorunda kalmış. Epimetheus îapetos oğullarının en akılsızı ve bu bakımdan Prometheus'un tam karşıtıdır. Erikhthonios'un torunu (Tab 24). Polyneikes'in oğlu Thersandros ve Mekisteus'un oğlu Euryalos. öbürleri de canlarına kıyacaklarına ant iç­ mişler. Delphoi bilicisi bu olayı İkarios ve Erigone'nin ölümleriyle ilgili gösterince.). Bu savaşı nasıl iyi bir sonuca eriştirebilecegl sorusunu Delphoi bilicisine sormuş. yeryüzünde karanlık saçan Nyks gibi Khaos'tan dogmadır. Erigone'ye babasının atıldığı yeri göstermiş. Aldığı cevap şu: Kral yedi kızından birini kurban ederse zaferi kazanacaktır. Sanatlardan lirik şiiri ve özellikle aşk şiirini simgeler ve esinler (Mu­ sa'lar). likslnerek yere atmış. Bu bayramın bir benzeri de Roma'da vardı (Entoria). bunlardan yedi k ı / ı birbirini o kadar çok severlermiş ki. biri ölür se. Yeraltı karanlığını simgeler. Bir gün tanrı İkarios'a bir tulum dolusu şarap vererek. onu sopalarıyla vurup öldürdükten sonra. Erigonc. Erekhteus. Erebos. Erebos'la Nyks birleşir­ ler ve ışıklı varlıklar meydana getirirler: Aither (Esîr) ve Hemera (Gün.

Eumenides tragedyasında babası Agamemnon'u öl­ düren anası Klytaimestra'dan öç alan Orestes'in peşine takılan Erinys'ler sonunda birer af tanrıçasına dönüşürler. Bu eşsiz tragedya anıtinda son oyun Erinys'lerin adını taşımakta- dır. amansız tanrı­ çaları yatıştırmak. ki­ mi zaman bilmeyerek öldürür. Bu sürecin nasıl sahneye konduğu üzerinde durmadan "suç" kavramını incelememiz gerek. Her ikisi de yurtlarından kovulmuş. İnsan ne zaman suç işler. Zeus'un kızları sayılan Litai (Yalvan) tanrıçalar suçlular adına aracı olur­ lar. upuzun. Aynı görüşle. Bundan amaç. onlar babasını ve özellikle anasını öldüren suçluyu kovalarlar. "Khoephoroi" ve "Eumenldes" trilogia'sıdır. kurbanlar kesmekle a f f ı nı sağlayabilir. kötülüğü iyiliğe çevirmele­ rini sağlamaktır. Peleus'un ya­ nına sığınmış kişilerdir (Patroklos. M e gaira olduğu kabul edilmiştir.ki topraktan dogma bütün ya­ ratıklar gibi yılan kuyrukluymuş . yaklaşıp sardı toprağı boydan boya. Öç köpekleri herhangi bir adamı öldürenlerin peşine takılmaz. kısas kurallarını uygu­ layarak adam öldürür. Bir de kan davası güderek. Tisiphone. Bunlardan biri Patroklos. Bebeği sepette iki yılan arasında gören Kekrops kızları çıldırarak ken­ dilerini Akropolis'ten aşağıya attıktan sonra. Erinys'ler suçu işleyenin ve özellikle adam öldürenin peşine takılan köpekler diye düşü­ nülür. bir uğursuzluk sayılır. sert ve tehlike­ li olarak bilinen Karadeniz'e "Pontos Eukseinos" yani konuksever deniz denirdi. Erinys'ler. ve bunlardan gebe kalan toprak yıllar sonra doğurdu yaman Erinys'leri. der Hesiodos. insan tanrılara yakarmak. Erikhthonios'un dört atlı arabayı keşfettiği ve Atina'ya para ve Panathenaia bayramı gi­ bi yenilikler getirdiği söylenir. indi yere arzudan yanıp tutuşarak. kimi zaman da üç olarak gösterilen öç alma tanrıçaları Erinys'lerin doğumunu Hesiodos şöyle anlatır: Kronos anası Gaia'nın verdiği tırpanla Uranos'un hayalarını keser (Theog. Erinys' lerin en çok rol oynadıkları şiir eseri Aiskhylos'un "Agamemnon". kan döker. kan kokusunu he­ men alıp koşarlar ve peşine takıldıkları suçlu­ yu sonsuzca kovalayarak çıldırtırlar. Sürgünde yaşarlar. öç tanrıçalarını. Erikhthonios . Bu tanrıçalarla birlikte Devlet ve Orman perileri doğmuştur. kendi­ sini arındırmayı göze alan bir temiz adam bulmalı ve ona hizmet etmelidir. Zeus'tan bağışlamayı elde ederler (Yalva­ rırlar).Athena'nın tapınağına kadar sürünmüş ve kalkanının altı­ na girerek büyümüş. sivri dişli tırpanla biranda kesti babasının hayalarını ve kaldırıp attı arkasından bir yere. Her iki halde de su­ çundan arınmak için çareler vardır. Yunan mythos'unda ünlü bir ba- . Pandion'dan da Erekhteus dolmuş (Erekhteus). bu köpekler dişidir. öbürü de AkhiUeus'un lalası Phoiniks'tir. bu yüzden de sürülür. kendisi gidip sığınacak bir yer bulmalı. Ne var ki işledikleri suçlar Erinys'lerin kovala­ masını gerektirmez. Sayılarını ve isimlerini vermez.): Koca Uranos geldi kara geceyle. Bir Nympha ile evlenen Erikhthonios Pandion'u yaratmış. ama konuklan seven ve koruyan Zeus tanrının ko­ lu kanadı altında bulunduklarından sürgünleri tatlı gelir onlara. Ama pusuda bekleyen oğlu uzattı sol elini ve sağ elindeki tırpanla koskoca. Sonraları Erinys'lerin üç kadın ve adlarının da Alekto. Athena da çocuğu Kekrops'un kızlarına ema­ net etmiş (Aglauros). Suçtan arınma yalnız tanrılar katında değil. Kimi zaman bir. Homeros dünyasında bu suçun cezası bi­ zim hak ve hukuk anlayışımıza göre hafiftir: Yurdunda adam öldüren yurdu için bir pislik. bir erkek çocuk çıkarmış ortaya.ERİNYS'I ı R bundan. kurtulmuş olur. kimi zaman bir­ çok. Homeros destanlarında adı geçen birçok ünlü yiğitler suç işlemiş kişilerdir. yani adam öldü­ rür? Yunan efsanesinde adam öldürme çok­ luk bir yanılgı sonucunda olur: Ate tanrıça in­ sanı gaflete düşürür ve insan istemeyerek. Ama boş değildi elinden savrulup giden: Kanlar fışkırıp saçıldı içinden ve hepsi gömüldü kaldı toprağın bağrında. insanlar arasında da mümkün olmalıy­ dı. Orestes de böylece suçundan ve çektiği vicdan azabından arın­ mış. Phoiniks). Kutsal alanda yetişen bu gence kral Kekrops sonradan Atina krallığını vermiş. ne var ki Yunanlıların sık sık başvurdu­ ğu "euphemismos" denilen bir dil çaresiyle Erinys'lere "Eumenides" yani "iyi niyetliler" adı takılmıştır.276vd.

— Babamı öldürdün ya. Oidipus babası Laios'u bilmeyerek öldü­ rür. insan kanı içmiş bu evde oyalanan koro. 1186 vd. yedi yıl sonrasını gösteren "Khoephoroi" (Sunu taşıyan kızlar) adlı tragedyada Orestes öç alıcı olarak anası­ nın karşısına dikilmektedir. Atreus' tan bu yana üçüncü ölüm kasırgasıdır bu. Erinys'ler bun­ dan böyle Atina'ya bet bereket saçacak tan­ rıçalar olarak intikamı değil. onla rı uyutur.K ba. iyi niyetliler diye çıkarlar ortaya. çünkü daha hesapb.I. yalvar­ maktadır. evet. birdenbire yanı başında kara urbalı kadınlar belirir. kader ağırlığı yerine insanların mahkeme­ si. çağırır ve deli gibi atar kendini dışarıya. sahnedeki kapı açılıp ge ne ikisinin ölüsü görülür. buna karşılık Atina halkın­ dan sonsuz saygı göreceklerdir. kendin öldüreceksin. Agamemnon tragedyasında Mykene kralıy­ la birlikte Troya'dan dönen bilici Kassandra. A l k maion gibi o da babasının kanına giren anası­ nı öldürür. Erinys'ler değişir. Zoratarsm onu bu konaktan: Aynı s o y u n Erinys'leri bunlar. Traged­ yanın sonunda yenilgiye uğrayan Erinys'ler korosu öfkeyle çekilmek üzeredir ki. Koro yakınır. Orestes eylemini haklı gösterir: Evet. Atina din ve devlet anlayışını yüceltmekte ve yeni yeni kavramlar kurup. Piyesin sonunda sahnede Agamemnon'la Kassandra'nın yan yana yatırılmış ölüleri gö­ rülür. So­ nu nereye varacak? Ate'nin öfkesi dinecek mi? Üçüncü "Eumenides" tragedyası Delphoi tapınağının önündeki bir sahneye açılır: Apollon'a sığınmış olan Orestes evrenin gö­ beği sayılan taşın üstüne yıkılmış. yavrum benim? Or. —Diriyken boşuna mı yakarıyorum bir mezara karşı? Or. derken Klytaimestra'nın tayfı dür­ ter. — S e n i ben değil. övgü değil çünkü söyledikleri. — Ya babamınkilerden nasıl kaçarım senden sakınırsam? K l y t . Klytaimestra oğ­ lunun ne amaçla geldiğini anlayınca. İ k i hak ve hukuk anlayışının çarpıştığı bir mah­ keme: Geleneksel kısas kurallarını simgele­ yen Erinys'ler. yani Apollon'dur. anamı öldürdüm. insan kanı içmiş yüreklenmek için. saçları yılanlarla örülmüş Erinys'ler bunlar. Athena onları Atina'nın koruyucuları olarak şehirde kalmaya çağırır. —Ananı mı öldüreceksin. tanrıların tik­ sindiği pis bir kadındı anam. oysa Orestes bile bile öldürür anası Klytaimestra'yı.): K l y t . Orestes'in davası Athena'nın tapınağı önünde görülecektir bu kez. bakar ki Gorgo yüzlü. K l y t . der. adaleti gerçek­ leştireceklerdir. urbası­ nı yırtıp memesini gösterir ve Orestes'in ayaklarına kapanarak yalvarır. Böyle konuşurken. daha önce Algis thos'u da vurmuştu. Orestes anasını öldürür. Orestes bağırır. ama suçu Alkmaion'unkinden da­ ha da ağırdır. Böylece tanrı kara­ rı. gördüğü ceza korkunçtur. Apollon gelir. tek sesli söylüyor ezgilerini. senin de ölmen gerek. hiç ayrılmıyor bu evden. Ana oğul ara­ sında şöyle bir konuşma geçer (Khoe. Aiskhylos'un.): Bir koro var ki. Aigisthos'la Klytaimestra'nın cinayet hazırla­ dıklarını sezer ve bu sezgiyi şu sözlerle dile getirir (Ağam. — A m a bak. daha bi­ linçlidir (Alkmaion). Pytho tanrısı Loksias'tır. oysa benim eli­ me güç katan. sonuç mahkemenin vereceği oylara bağ­ lıdır. Tam bir mahkeme sahnesidir bu. ananın kinli köpeklerinden sakın Or. uyandırır köpekleri.ı onları kovduktan sonra sahne değişir ve Atina'daki Akropolis görülür.UİNYS'l. K l y t . büyütmüşüm ben. ama sesi kulağa hoş gelmiyor. bir de ana katili vardır: Oidipus'la Orestes. — Demek bir yılan doğurmuş. bu­ nun simgesi eski hukukla yeni hukuk anlayı­ şının birleşmesi olsa gerek. Ellerinden taptaze kan dam­ lamakta. 922 vd. Mykene'de yönetimi ele alan çift kendi ölülerinin öcünü almak için kralı ve Troyalı tutsağını öldürmüşlerdir. Orestes Athena tanrıçanın verdiği bir oy fazlasıyla beraat eder. Bunların öcünü ala­ cak kuşak da yetişmekte. kendini ve eylemini savunan bir insanla karşı karşıya gelip tartışmaktadır­ lar. Apollon oklarıyl. yani Areopagos kurulmuş olur. ama o da babamı öldürmüştü. Erinys'ler korkunç hırıltılarla dört dönmektedir çevresinde.l. onları canlandırmaktaki .

11 vd. giderek "parthenogenesis". en güzeli ölümsüz tanrıların. biri faydalı ve şöyle tanımlar ikisini de (İşi.ustalığı bu üçlüde en yüksek zirvesine eriş­ miştir. ölüm­ lüyle ölümsüz arası bir varlık. Erinys'ler. hem tatlı hem acı Eros. o karşı gelinmez yaratık sarsıyor beni. Thebai efsane çembe­ riyle ilgili öyküsü Adrastos. Kavga tan­ rıça Eriş. yahut da Gece'den dog­ ma evren yumurtası ikiye bölünüp yarı kabu­ ğundan gök. hiçbir ölümlü sevmez onu. Argos kralı Talaos'un kızı ve Adrastos'un kızkardeşi. Ana Toprak. ayağını çözer tanrıların. biri insana zararlı.): İki türlü kavga vardır bu dünyada. yani kendi kendi­ liğinden doğurma ilkesini bazı tanrısal varlık­ lar için sürdürür. Eros. Diotima'ya göre Eros bir tanrı bile değildir. tanrıların da ellerinden alır yüreklerini. Peleus'la Thetis'in düğününe hır çı­ karmasın diye çağrılmadığı için altın elmayı tanrıların dügtin sofrasına atar da. Hesiodos yaratılışı anlatırken Khaos'tan hemen sonra Eros'u sayar. İhanet. Sonra da ikinci eseri "İşler ve Günler" de iki kavga ayırır. ve insanların da. insanı kanlı savaşa götürür birisi. Hesiodos ona "azgın yürek­ li" der ve kendi doğurduğu varlıkları sayar (Theog. Eros'un devler. Eros'un da doğduğuna inanılmakta­ dır. Bu kavga Troya savaşı gibi yüce bir çatışma­ nın kaynağıdır. Hesiodos'tan başka theogonia ve kosmogonia'larda da Eros'a yer ayrılır. O kavga ki eli tutmaz insanları bile işe sürükler. ilk tanrılar ara­ sına nasıl yerleştireceğini iyice bilemez. sonra geniş göğüslü Caia. öteki kötülemeye. Yunanlıların "daimon". Eriş. Cehennem kavramına yaklaşan bu görüşler Roma mythos ve şiirin­ de Etrüsk etkisiyle gelişmiş olabilir.): Khaos'tu hepsinden önce var olan. Yaşamın özünde gö­ rür onu Hesiodos ve kardeşine kötü değil de iyi kavgadan yana gitmesini öğütler. Sokrates bir kadın bilici. kötüsü. Ne kadar belalı tanrı ve tanrıça varsa.. Mantineia'lı Diotima'nın görüşlerini anlatır. Amphiaraos ve Alkmaion adları altında anlatılmıştır. Eriş. Titanlar gibi azman yaratıkların birleşmesinde ne gibi bir rol oynadığını tanımlamakta güçlük çeker. Eriphylc. üstüne "en güzeline" yazdığı altın elmanın kime verilece- ği kararı Paris'in yargısına bırakılır (Paris). bizim "cin" diyeceğimiz bir yara­ tıktır. Karasevda ve İhtiyarlık gibi tanrılaşmış kavramlardan hemen sonra gelir doğum sırasında.. Ama daha sonra. Özden apayrıdır bu iki kavga. Zorla girer bu kör dövüşüne ölümsüzlerin zoruyla. Ve sonra Eros. Eski metinlerde beliren bu inanış Vergilius'un "Aeneis" destanında dile gelmek­ tedir: Erinys'leri Tartaros'un dibinde ruhlara ellerindeki kamçılar ve yılanlarla korku salıp eziyet eder görürüz. o Eros ki elini. ama bu evrensel ilkeyi gene de saymış olmak için şöyle der (Theog. Üç Güzeller yarışmasında da bir rol oynar. kolumu çözen. insanları yeral­ tında cezalandıran tanrıçalar olarak görülme­ ye başlar. Zaman geçince. Eros'un doğuşunu anlatmak için yepye- . İlkçağın en içli ve bilinçli aşk şairi Sappho da Hesiodos'a benzer bir tanım­ lama verir: Gene Eros. yarı kabuğundan toprak ortaya çıkınca. Öteki kavgayı daha önce doğurdu yüce Karanlık. Platon'un "Şölen" adlı diyalogunda herkes kendine göre sevginin tanımlamasını yaptık­ tan sonra. elimi. Hesiodos'un bu kavgasına rekabet ya da ekmek kavgası demeli. Eros. İnsanlara yararlıdır o kavga. akıl ve istem güçlerini. biri övülmeye değer. ilkçağın en eski metinlerinden beri evrende birleşme ve üretmeyi sağlayan doğal bir güç olarak karşımıza çıkar.). 116 vd. buyruğuyla. Orfizm deni­ len ve şair Orpheus'tan geldiği ileri sürülen mistik akımda da Eros'un dünyayla birlikte kaos'tan çıktığına. ölüm ve yıkım getiren ne kadar varlık varsa hepsi Nyks (Gece)'ten dogmadır. onun etkisini insan dün­ yasında açıkça gördügü'halde. Göklerdeki tahtında oturan Kronos oğlu toprağın özüne kattı onu. 226 vd.

İskenderiye sanatıyla başlayan bu Eros simgesi Roma'da Amor-Amores diye epey tutunmuş. dağda. güreşmişler ve H e rakles Eryks'i öldürmüş. yolda ölmüş. Aphrodite ile Poseidon'un oğlu olduğu da söylenir. Oidipus'la lokaste'nin oğlu. ama krallığına el koymayıp akrabalarından birinin günün birin­ de oraya yerleşeceğini söylemiş ve öyle ol­ muş: Tarihsel çağlarda Dor'lardan bir grup Eryks dagma yerleşmişler. Babasına çeken tarafıyla da hep güzelin. Erymanthos. Herakles bu sürüleri çalmak için Erythion'u da. ağaçları bir bir kesmiş. 103). 292). evsiz barksız. tanrılar işmarlarla onu alıkoymaya çalış­ tıkları halde. Eryks yiğide meydan okumuş. Yaban domuzlarının çok olduğu bu bölgede Artemis avlanmayı sevrı (Od. hüner anlamına gelen Poros'un ogluymuş. iyinin peşin­ dedir. dayanıklıdır. taşkın bir adammış. Geryon'un öküzlerini bekleyen sı­ ğırtmaç. Theog. VI. Adonis'le seviştikten sonra Aphrodite'yi ha­ mama girer görmüş. hep arayan. Günün birinde Demeter'e adanmış bir koruluğu kesmeye kalkış­ mış. sonra yine babasının tabia­ tı gereği bir çaresini bulup dirilir. Üstünde ünlü bir Aphrodite tapınatjı bulunan Sicilya dağına adını veren efsanelik kral. atılgan. ne ölümsüzdür. Aither. hep tuzaklar kurar. Bakarsın aynı günde bolluk içinde gelişir. bayırda. (2) Kekrops'la Aglauros'un oğlu. Sevgi'nin hiçbir zaman kanmadığı. buluş­ lara düşkündür. d). bir­ denbire de ölür. Erysikhton hiç aldırmamış.ni bir efsane uydurulur: Yoksulluk tanrıça (Penia) ile Bolluk tanrı diye çevirdiğimiz. insanları oklarıyla kovalayan ve yaralayan kanatlı. varını yoğunu yiyip bitir­ dikten sonra. Ne yapsın. bu biçimle de günümüze kadar gel­ miştir. Tanrılardan korkmaz. Erythion. Dione'nin kızı Aphrodite'den de Anteros (karşılık aşk). yürekli. fikirlere. kalkar. Erysikhton ne ye­ se doymuyormuş. yalınayaktır. Adı Herakles efsanesine karış­ mıştır: Geryoneus'tan aşırdığı sürüleri götü­ rürken Herakles bu Eryks'e rastlamış. ( 1 ) Thessalia kralı Triopas'ın oQlu. Erysikhton. ya da kardeşi. Demeter de onu din­ meyen bir açlığa çarpmış. Delos'taki Apollon tapmağına git­ miş. Bkz. Başka efsanelerde Eros'un Aphrodite ile Hermes'in oğlu. kapı önlerinde. çoklarının sandığı gibi hiç de öy­ le ince ve zarif değildir. arzulayan bir duygu olduğu dile getirilmiş olu­ yor bu parçada. yaşar. pistir. Bu efsaneler Eros'un özün­ deki çok yönlülüğü dile getirmek için sonra­ dan uydurulmuştur. Sevgi'nin karakterini anasıyla babası arasındaki karşıtlığın sonucu olarak şöyle anlatır: "BoUuk'la Yoksulluk'tan doğan Sevgi'nin talihi de ona göre olmuş. Öylece Sevgi her zaman ne yokluk içinde­ dir. kendi kendini de yemiş. şiirde olduğu kadar resimde de iz bırakmış ve Rönesans'ta ikinci ve çok canlı bir gelişme görmüştür. (1) Apollon tanrının oğlu. (2) Arkadya'da akan bir ırmakla aynı bölge deki bir dağın adı. As­ lında ne ölümlü. hiçbir tanrı Eros kadar şairlere konu olmamıştır. Uranos'lu Aphrodite'nin Hermes'le birleşmesinden Eros doğ­ muş. giderek tehlikeli bir çocuk biçimine girmiş. açıkta. Oğlunun öcünü almak için Apollon da bir yaban domuzu olup Adonis'i vurup öl dürmüş.' yol köşele­ rinde yatar. Ne var ki hiçbir tanrı Eros gibi zaman ve mekâna göre değişik bi­ çimlerde yansıtılmamıştır. ya da Eileithyia veya İris'in çocuğu olduğu söylenir. ne de varlık içinde" (Şöl. Eteokles. Böylece Eros tanrı evrensel bir ilkeden. Sem- bolik bir anlam taşıyan bu masal Psykhr bal ligi altında anlatılmıştır. alaycı ve ya­ ramaz. Eryks. Bir şeyin eline geçmesiyle elinden kaçması bir olur. yaman avcıdır. Sevgi her şeyden önce her zaman yoksuldur. anasına çek­ miş. Esîr. as­ lında her derde deva. tersine kabadır. 19). Eros'u ele alan en güzel efsanelerden biri Apuleius'un "Eros ile Psyklıc" masalıdır. Polineikes'in kardeşi (Tab. 203c. Eileithyia' nın eski bir heykeliyle döner­ ken. yoksulluktan kurtulamaz. büyücülükte eşsizdir. Atina'lı kahraman. sürülerin bekçisi köpek Orthos'u da öldürür (Hes. bu yüzden gözleri kör olmuş. Herakles de efsanelik yaban domuzunu öldürmüş (Herakles). Kral Oldlpu .

onunla bir­ likte yanar (Kapaneus). ama İdas tanrı Poseidon'dan kanatlı bir araba aldığı için onu ya­ kalayamaz. Tanrı Ares'in oğlu. içinde boğulan Euphrates'in adı verilmiş. Eumaios. İlkin tahta oturan Eteokles'tir. Polyneikes de şehirden ayrılır. Euneos. Eteokles yö­ netimi ona vermeye razı olmaz. Akha'lara Lemnos şarabı gönderir (İl. Ama tokadı o kadar sert indirmiş ki çocuk ölmüş. Herakles kendi kendine ceza vermiş. cömert ve akıllı bir kişidir. Hypsipple). oysa Polyneikes mezardan yoksun bırakılır (Antigone). Fırat nehrinin adını açıklamak için uydurulmuş bir efsane: Euphrates adlı bir adam varmış. Eteokles'le Polyneikes aralarında bir anlaşma yaparlar: Her yıl biri kral olacaktır.j. Themis'le Zeus'un kızı. Odysseus'un sütninesi Eurykleia kadar sevimli. Odysseia'da önemli bir rol oynayan İthake'li bir domuz çobanıdır. Euadne. ama Eteokles gene anlaşmaya yanaşmaz. Aitolia kralı. O zamana kadar Medos adını taşıyan nehre. Horalar­ dan biri (Themis. Eumaios onu saygıyla karşılar. Herakles de çocuğa bir tokat atacak olmuş. Odysseus uzun serüvenlerinden sonra yurdu­ na ilk ayak bastığında Eumaios'un yaptığı ve yönettiği ahırlara gider ve babasının sadık uşağı olan bu "tanrısal" çobanbaşı ile bulu­ şur. mülkünü yeni baştan ele ge­ çirmekte yardımcı olur ona. Odysseus domuz çobanının kulübesine ge­ lince. Eumolpos Eleusis myster'lerinin kurucusu olarak tanınır. Eunomia. Epigon'ların Thebai'ye saldırısı sırasında Eteokles'in oğlu Laodamas kraldır. Euphrates. Euenor. 389 vd. Hora'lar). Trakya kralı. bu savaşta Atina kralı Erekhteus elinden öldürülür (Erekhteus). Herakles'in ellerini yıkarken Eunomos yanlışlıkla suyu yiğidin ayaklarına dökmüş. malını. kendisinin de bir kral oğ­ luyken nasıl kaçırılıp İthake'ye getirildiğini anlatmaya koyulur. Sonunda Marpessa'yı İdas kaçırır. Bir yıl sonra hakkını aramaya gelince. sonra da yanlışlığını anlaya­ rak kendini nehre atmış. Irmak Euneos adını alır (idas. Eumaios ihtiyar bir dilenci kılığında olan Odysseus'u konuklamak. konuğunun özlemini çektiği efendisi ol­ duğunu anladıktan sonra da talipleri öldür­ mekte. E u n e o s . ağırlamakla kal­ maz. E u m o l p o s . İphis'in k ı z ı Kapaneus'un karısı. Thebai'ye karşı sefere hazırla­ nan Yediler ordusu saldırıya başlamadan ara­ larından Tydeus'u elçi olarak gönderirler. Eteokles Polyneikes'le teke tek savaşta can verdikten son­ ra. Bunun üzerine saldırı başlar. m» . Bunun üzeri­ ne Polyneikes Argos kralı Adrastos'a başvu­ rur (Adrastos). ona bir döşek serer. karısı Deianeira ve oğlu Hyllos'la bir­ likte Kalydon'dan göçüp Trakhis'e yerleşmiş.Thebal'dcn kovulunca. neşe anlamına ge­ len Euphrosyne üç Kharit'lerden biridir (Kharit'ler). Euenos da peşine takılır. Atlantis'in yerlisi (Atlantis). Euenos. E u m a i o s . Eunomos. Eumaios'un anlattığı bu öykü ilginç bir roman ve o zamanki Akdeniz çevresinde ise yoğun bir gidiş geliş olduğunu açığa vurur (Od. Adı sevinç. Euphrosyne. Eleusis başrahipleri "Eumolpides" adını benimse­ miş ve atalarının Eumolpos olduğunu kabul ederlerdi. Akhilleus esir aldığı Priamos oğlu Lykaon'u Euneos'a satar (Lykaon). Troya savaşına kendi katılmadığı halde. lason'un Argonaut'lar se­ ferinde Lemnos adasına varınca Hypsipyle'den olan oğludur (Argonaut'lar. günün birinde oğlunu karısının yanında uyur görmüş ve onu bir yabancı sa­ narak öldürmüş. kocasının odun yığınına atılarak. Poseidon'un oğlu. K ı zı Marpessa'ya bir talip çıktıkça babası onu öldürür ve kafasını Poseidon tapınağına asarmış. 467 72). Atina ile Eleusis arasında kopan savaşa karı­ şır. X V . Kalydon kralı Oineus'un sarayın­ da şarap sunan delikanlı. Euenos atlarını vurduktan sonra kendini orada akan bir ırmağa atar. yemek verir ve dilenci pozunda olan efendisinin uydurduğu hayat hikâyesini dinledikten sonra. Marpessa). Babası yiğidi bağış­ ladığı halde. VII. Thebai'de törenle gömülür. Odysseus'la aralarındaki ko­ nuşmalar Odysseia romanının gerçekçi yanı­ nı ve zamanın yaşama koşullarını açığa vurup yansıtan değerli belgelerdir.

yeryüzünde öyle tarafsız davrandılar ki. ölümlerinden sonra ölüler ülkesine yargıç yapıldılar. İo'nun yıllarca acı çekme­ sine karşılık Europa. Bilinen bir şey var: Tanrılar tanrısı.. Europa'nın ünü daha da yaygındır. Tl tan'lardan Krios'la birleşip. kendisi için çok ilgi çekici bir yaratığa ilişti. yüzyılda yaşamış İskenderi­ ye'n bir şairin. Astraios. gönlü ne dilerse onu yapıyordu. Yalnız sepetler mi. . Europa da boğayı gö­ rünce dayanamayıp yanına geldi. gördüğü yaratıklardan korkan Europa. cevap vererek kendisinin tan­ rılar tanrısı Zeus olduğunu. onu kendisi al­ mak istemişti. o da oklarından birini Zeus'un kalbine saplamıştı. hiç üzülmerniştir denebilir. kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde. Aşk tanrıçası. Orada Mevsim'ler karşıladı kendilerini. okşadı. ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu.. arkalarında garip deniz tanrıları Nereid'ler. Zeus onu görünce dayanamadı. Moskhos'un şiirinde anlatılır). Hera uzaklardaydı o sırada. Sulardan. tasasız. Öteki kıta ise. Yanlarında. Orada oyunlar oynarlar. Boğa. düşmemek için bir eliyle boğanın ko­ caman boynuzunu tutarken. Zeus bir ilkbahar sabahı gökteki sarayında oturmuş. Bir boğa k ı l ı ğ ı n a girdi. Güzel Europa. s. inek oluşu. Sanki Europa'nın. sepetlerini çiçeklerle doldururlardı. III.. deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. Bir süre sonra Girit'e ayak bastılar. boğanın sırtına oturdu. 53). öteki eliyle de. Kharit'lerin arasında nasıl ışıldarsa. kadın kılığında.. çocukları oldu. Zeus'un Europa'yı kendisine verdiğini söylemişti. Girit adasına gittiklerini söyledi. Europa'nın Zeus'la seviş­ tiği sıralarda Hera nerelerdeydi. mitologya'da oğullarından daha önemli bir yer tutar. sonra Zeus'un İo'yu yeniden kadın kılığına sokusu çiziliydi. Europa da yaşıtları arasında öyle ışıldıyordu. Onu sevdi. Europa. Minos ve Rhadamanthys. Pallas ve Perses 'i doğurur. gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu.Eurybie. ne olmaz diye korktu. Io'nun serüvenine benzer bir serüven ya­ şayan Europa'nın öyküsünü Edith Hamilton'un Ülkü Tamer'ce yapılmış çevirisinden okuyalım (Varlık yayınları. bütün bir kıtaya adını vermiştir (Tab. Hiç boğaya benzemiyor. Gözleri. çekici bir boğa olup çıktı. Nereus. Zeus'la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir.Europa. K o y u kahverengi. Üstünde İo'nun öyküsü.. Thaurnas ile Keto'nun kız kardeşidir (Tab. sırtı­ na binmesini ister gibiydi: S ı r t ı n a bindirip gezdirecek bizi. iyi bir insan gibi Yalnız konuşmuyor. ona tutulduğunu. oğlu Eros'a söylemiş. önlerinde. Hesiodos'un Theogonia'sında Pontos'la Gaia'dan. ya da Typhon'dan doğduğu söylenen dört ana rüz­ gârdan biri. uyku­ dan uyanmış. boynuzları yeni ayın görünüşüne benzeyen güzel. Nergisler. en güzel se­ pet Europa'nın sepetidir. bilinmiyor. 6). Hemen eğildi boğa. sümbül­ ler. Şafak tanrıça Eos'la Astraios. Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Europa. gamsız.. "Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır" diye düşünüyor­ du. menekşeler. Europa'nın oğullarından ikisi. Hephaistos yap­ mıştı o sepeti. ( B u öykü. Eurybie. Ötekilerin de binmesine fırsat verme­ di Zeus fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. Öv/e tatlı. ama Zeus yine de ne olur. öyle güzel bir boğa ki bu. Euros. kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. Hepsi de bilirdi ki. Sonunda dayanamadı. Seviştiler. Phorkys. yani denizle topraktan doğmuş. İ k i kıta. içlerini dolduran çiçek­ ler de ne kadar güzeldir. Çiçek toplayan kızların arası­ na indi. Yaşıtları gibi. bir boğa sırtında deniz­ ler aşıvermenin yarattığı birkaç saniyelik şaş­ kınlık ve korku bir yana bırakılırsa. Güneybatıdan eser. bizim keşiş­ leme dediğimiz rüzgârdır. gülümseyerek. Europa'yı doğurduğunu ileri süren Asya. kaşları yerinde gümüş yaylar çizili. Poseidon'la Libya'nın oğlu. ansızın. Ama Europa. kırmızı yaban gülleri. Zaten aşk tanrıçası Aphrodite. tembel tembel yeryüzünü gözetli­ yordu. Argos'un öldürülüşü. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyor­ du. Fenike kralı Agenor'un kızı Europa tanrılar tanrısı Zeus'un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış. 11). borulannı öttürerek Tritonlar ve Zeus'un kardeşi Poseidon gidi­ yordu. kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topla­ dı.

ölüler ülkesinin açıldığı çu­ kur başında kurban keser ( X I . körpecik bir kızken almıştı yirmi sığıra karşılık. görenleri büyüleyen uyum Zeus tanrıçayla. Odysseus'un karısı Penelopeia'nın ta­ lipleri arasında başta gelenlerdendir. Yay germe ya­ rışmasında Antinoos'la ikisi en sona kalırlar. Eurykleia. 906-910): Okeanos kızı Eurynome ile evlendi güzelliği.). Dilenci kılığında saraya ge­ len Odysseus'a o da kötü davranır. büyü­ ğüdür. İşte bu Eurykleia'ydı çerağı tutan. 434 vd. 17): Penelopeia'yı babası ve kardeşleri kışkırtırlar Eurymakhos'a varsın diye. ödü kopuyordu karısının öfkesinden. Telemakhos'u ilk fırsatta öl­ dürmeye ve Penelopeia'nın hizmetçisi Melantho ile seviştiği halde. Antinoos'la birlikte Eurymakhos taliplerin en ciddiye alınması gerekenidir (Od.). sayardı onu sarayında asıl karısı gibi. düşüne düşüne. XXII. Antinoos'a kıyasla biraz daha efendi. 186 vd. gemi­ leri Seiren'lerin önünden geçerken Odysseus'u direğe i k i kat bağlar ( X I I . biri Agamemnon'un seyisi.) ama bütün bunlar yalan ve yapmacıktır. Eurymakhos.). 205 vd. Odysseia'nın başında Telemakhos'u yatak odasına götürürken şöyle tanıtılır bize (Od. oğlunun canına kıyılma­ yacağım söyler (Od. Eurynome.). Odysseus'un sarayında oynayan dra­ mın en sevimli kişisidir.): Eurymakhos'tu adı. Serüveni için bkz. 95 vd. Eurylokhos. Onu Laertes parasıyla satın almıştı çok eskiden. lthake'liler şimdiden bir tanrı gözüyle bakarlar ona. Eurykleia. X I X . bebekken dadılığa başlamıştı Telemakhos'a bakmıştı ta çocukluğundan kocaman oluncaya dek. ama büyücü kadının kurduğu tuza­ ğa düşmez ve geri gelip Odysseus'a Kirke'nin arkadaşlarını domuza çevirdiğini haber verir (Od.). Hesiodos'un "Theogonia"sında anlatıldığına göre (Theog. ama yatağına almamıştı bir kere olsun. bir an önce krali­ çeyle evlenmeye. . 396). en güzel armağanlardan birini verir (XVIII. X X I I . Polybos'un oğlu Eurymakhos. Eurymedon. Kirke'nin konağına gidecek grubun başı­ na seçilir. çerağlar tuttu yoluna pırıl pırıl. Eurykleia. Telemakhos'u en çok seven de oydu. öbürü Nestor'un seyisidir.). Odysseus onu da bir okla yere serer ve öldürür. Odysseia'da günlük hayatı yansı­ tan en canlı bazı sahnelerin kahramanıdır: Telemakhos'un yolculuğunu o hazırlar. ama Güneş'in ineklerini yemeyi o salık verir arka­ daşlarına ve bu yüzden de tanrıların lanetine uğrayarak Odysseus'un bütün tayfasıyla bir­ likte can verir ( X I I . 60 vd. 295 vd. I. (1) Okeanos'la Tethys'in sayısı üç bini bulan kızlarından biri. Şöyle tanımlanır (Od. çevresinde onun dört döne döne. gitti­ ğini o bilir ve Penelopeia'dan saklar (Od. taliplerin ve özellikle hizmetçilerin ce­ zalandırılmasında önemli bir rol oynar (Od. onu poh­ pohlar. ağırlığı en çok talipler arasında o artırır çünkü. 391-492). Evin kâhyası. 350507). Peisenor oğlu Ops'un kızı.): Telemakhos gidiyordu yatmaya. Orpheus. daha nazik ve terbiyeli bir adam gibi davranır: Penelopeia'yı yatıştırır. kafasına bir tokmak atar ( X V I I I . bekçisi. dilenci kılığında İthake sarayına gelen Odysseus'un ayaklarını yıkarken eski bir yara izinden onu tanır (Od. İlyada'da iki Eurymedon'un sözü edilir. yiğit Polybos'un parlak oğlu. Odysseus'un sütninesi. 425 vd. 339 vd.EURYDİKE Eurydike. ağaç perisi. ama başaramazlar ( X X I . o da Odysseus'un varlığını sömürmeyebakar. 347-380). taliplerin en iyisidir gene de. X V I . X V .). Eurymakhos önce bütün suçu Antinoos'a yükle­ yip pazarlığa girişmek ister (Od. XV. X. 519 vd. 23 vd. II. Orpheus'un karısı. Odysseus'un yoldaşlarından biri. Odysseus kendini belli edip meydan okuyunca.

bir de İole ad­ lı kızı varmış. Eurytos'un sarayına dönüp onu öldürmüş ve lole'yi ele geçirmiş (Herakles. yiğidin. X X I I I . Eurythion. başı çelenkli. iyi adam anlamına gelir) kurmuştu. Eurystheus. Eurytos. Ne var ki birden çıldıran Herakles İphitos'u öldürmüş. kendini tanıttıktan sonra yiğidi yıkayan. Odysseus ölüler ülkesinde karşılaştığı Akhilleus'un ruhuna iletir (Od. ne kendinin. Üç Güzeller: Aglaie. Melanthos ve Apisaon'u öldürür. (2) Kos (Istanköy) adasının kralı. Hera da doğa­ cağını bildiği Herakles'in kral olmasını önle­ mek için. Amphitryon'un amca oğlu ve onun gibi Perseus'un torunudur. Herakles efsanesinde büyük bir rol oynayan kötü kişi. Eurystheus.Üç k ı z ı oldu ondan. Bunun cezası olarak da esir diye satılmış ve Omphale'nin sarayına düşmüş. Vergilius'un "Aeneis" destanın­ da adı geçen kahraman. onun eliyle arınmıştı. müzik ve . bayramlara katılır. Troya dönüşünde Herakles adaya uğrayınca Eurypylos ona karşı gel­ miş. Bunu bir armağan karşılığı yaptığı söylenir. bu yüzden de öldürülmüş. (Kharit'ler). Troya'lılardan Hypsenor. 519 vd. Bir süre sonra Herakles oğullarının savaş ortağı olan Atina'ya karşı sefere çıkar. (2) Kalydon savaşına katılan yiğitlerden bi­ ri. Özgürlüğüne kavuşunca. Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a karşı savaşır ve onun eliyle öldürülür. oğlu Eurypylos'u Troya'ya gitmeye kandırmıştı. Dithyrambos'u onun esinlediği söyle­ nir (Musa'lar). Eurypylos. dilenci kı­ lığında uykuya yattığı zaman Odysseus'un üs­ tünü örter (Od. İphitos. ama Eury tos sözünde durmamış. Euandros. ama Ioalos tarafından öldürülür. ne de oğlunun A k ra'lara karşı savaşmayacağına söz vermişti. (2) Bir devin adı (Gigant'lar). Dionysos alaylarında da yeri vardır.).ırına yapar. yarası i y i leşince. (1) Kentaur. 4). (1) Nerede olduğu iyice bilinmeyen Oikhalia şehrinin kralı. Ama Priamos'un kız kardeşi olan karısı. Poseidon'un ogluymuş. İole). ona dert döker. giydiren. (3) Telephos'un oğlu. Bu çar­ pışmanın haberini. başka yere göç­ mek zorunda kalır (Peleus. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan kişi. Evandrus. X X . Burayı da Yunanistan'ın Arkadya bölgesinden gelme Evandrus (Yun. Herakles onunla boy ölçüşüp onu yenmiş. yani at adamlardan biri. Kentaur'larla Lapith'ler sava­ şına yol açmıştı (Kentaur'lar). Onu kıskanan aman vermez kral yiğide eziyet etmekten hoşlanmaktadır. Kharit'ler. sürülerini çal­ dığını ileri sürmüş. Musa'lardan biri. onunla konuşur. Lapith'lerden Peirithoos'un nişanlısını kaçırdığından. Ro'mulus tepesinde Roma şehrini kurmadan orada Evandrus'un kurduğu Pallantea kasabası vardı. Kardeşi Phokos'u öldürdükten sonra Peleus Eurythion'un yanına sığınmış. 154 vd. Zeus. (2) Penelopeia'nın yanında bulunan kâhya kadın. Yalnız oğlu İphitos Herakles'ten yana çıkmış. ama Kalydon avı sırasında kaynata­ sını da kaza ile öldürünce. İthake kraliçesi onu yanından ayırmaz. Aiakos). Ok atmakta kendisini yenecek olana kızını vermeye ant içmiş. Böylece Eurystheus Tiryns. yerlilere okuma yazmayı öğretmiş.). Eurystheus'un yedi aylık doğmasını sağlar. Penelopeia ile gerdeğe girmeye hazırlayan odur (Od. kendine bakması için öğütler verir. ama Patroklos yardımına koşar. neşe getirirmiş. Alkmene). Argos kralı Sthenelos'un oğlu. (1) Troya'da Akha'lardan yana savaşan Thessalia'lı önder. XI. Herakles öldükten sonra. Euterpc. Alkmene'yi Herakles'ten gebe bırakınca. Mykene ve Argolis bölgesine kral olur ve Herakles'i buyruğu altına alarak. Paris'in kargısı altında yaralanır. Eurypylos. elinde bir flütle şenliklere. onu bir sürü güç işler başarmaya zorlar. gözlerini oymuş (Herakles. Zalim kralın kafası A l k mene'ye getirilince. Telephos. Eurystheus soyunu Mykene'den kovar. Perseus torunlarından i l k doğacak olanın krallık elde edeceğini bildirir. Penelopeia'nın çevresinde asıl hizmet gören odur. Euphrosyne ve sevimli Thalia. Herakles büyük kahra­ manlıklarını hep Eurystheus'un emriyle ve Eurystheus'un çık. Bölgeye uygarlık getirmiş. Ok atmakta çok usta olan Eurytos'un dört oğlu.

bu sunak sonraları da Ara Maxima ola­ rak gösterilirdi (Cacus). Evandrus Aeneas'ı. 112 . tanrı oğlu olduğunu anlayarak Roma'nın yedi tepesinden Aventinus'la Palatinus arasında büyük bir sunak kurmuş. babası Ankhises'le konukluk bağları kurmuş olduklarını hatırlayarak. Hercules buralara gelince. Onun için.yararlı bazı sanatları da yaymıştı. Evandrus onu Cacus'u öldürmüş olma suçundan arındırmış. iyi karşılar ve oğlunu bir bölük askerle birlikte emrine verip Rutul'lere karşı savaşta yardımcı olmalarını sağ­ lar (Aeneas). Ayrıca Latlum Yunanistan'dan bazı tanrı kültlerini de getirmişti.

bir cin olarak sim­ gelendi (Genius). tarlaların koruyucusu olarak Yunan etkisi . Fames. Roma mitolojisinde Kader'i simgele­ yen tanrısal varlık. tanrıçalarıyla bir tutulmuş ve Fatum sözcüğü dişi cinse dönerek Fata olmuştur. I V . Alba kralı Amulius'un çobanı Faustulus Romulus'la Remus efsanesinde önemli bir rol oynar. Romulus da tanrı ve kral soyundan olduğunu anlayınca. yani özgürlüğü simgeleyen tanrıça ile bir tutulmuştur. erkek Fatus'ların da varlığı tasarlandı ve herkesin kendi cinsine göre ka­ deri. Açlığı simgeleyen Fames Hesiodos'un Eris'ten dogma olarak gösterdiği L i mos'un Latince karşılığıdır. Remus). Klasik çağlarda Faunus bir tanrı olmaktan çıkmış ve Yunan Satyr'leri gi­ bi keçi ayaklı. sakallı. 173-188).ı l. kral Faunus'un eşi. toprağın verimliliğini sağlamak ve halkı kötü güçlerin etkisinden kurtarmak amacı güdülürdü. lü­ tuf gösteren) anlamına gelen bu tanrı bir yan­ dan sürülerin.ınn Pan ile bir tutul- muş. Kader. Fides. Roma mitolojisinde ünü. ak saçlı bir kocakarı ola­ rak simgelendirilmesi. Ormanları ve kaynakları koruyan bu tanrıçanın kültü or­ ta İtalya'ya ve Etruria'ya yayılmıştı. ormanda. öte yandan adı Roma'nın kuruluş efsa­ nelerine karışmıştır. lütuf gösteren) anla­ mına gelir. Latin Hercules efsanesinde rol oynar. Faustulus. Sonraları Yunan dinsel görüşlerinin etkisiyle Fatum. hem de eşi. Fauna. Roma'da üç Fata tanrıçasının heykeli görü­ lürdü ki bu heykeller Sibylla'lan simgelerdi (Parça. Fransızca peri anlamına gelen "fee" bu Fata'dan gelmiştir. Roma dininin en eski tanrılarından biri. Roma kuruluş efsanesinde bir tanrı olarak değil de. Açlık İskitya'da kurak bir toprak üstünde oturmaktadır. Hercules'le sevişmiş ve Latium'a adını verecek olan kral Latinus'u doğurmuş. halk sesini ve dedikoduyu simgeleyen tanrıça. Adı "faveo" fiilin­ den "uğurlu.F Fama. Dido'nun Aeneas'a olan g i z l i aşkını açığa vurur (Aen. İkiz kardeşler kav­ gaya tutuştukları zaman. gidip Amulius'u öldürmüş. Roma tanrısı Faunus'un hem kız kar­ deşi. İupiter'den daha yaşlı. su kenarlarında nympha'ları kovalar gösterilmişlerdir.ıllııııl. Vergilius'un "Aeneis" destanında yarattığı bir simgesel varlıktır. Ficus'un oğlu ve Saturnus'un torunu ola­ rak gösterilir. Adı "qui favet" ( i y i l i k eden. ko­ nuşmak anlamına gelen "fari"den türeme olup. Arkadya'daki Euandros'un İtalya'ya gelişiy­ le ilgili efsanelerde rol oynadığı için (Evandrus). söz söylemek. Kısır­ lığı defetmek. verimli" anlamına gelen Faustulus'un Forum'da mezarı. Libertas. Kadınları kısırlıktan korurmuş. Faunus'un rahipleri Luperci'lerin kutla­ dıkları bu bahar ve bereket bayramında deli­ kanlılar çırılçıplak olarak dolaşır ve önlerine gelen kadınlara kamçılarıyla vururlardı. Feronia. Halk arasında dişi cinsten Fata olduğu gibi. Falcı bir tanrıça olarak gös­ terilir ve Bona Dea ile bir tutulur (Bona Dea). kültü Roma şehrinin en eski tepelerin­ den biri sayılan Palatinus'a yerleşmiş ve L u percalia bayramı (15 şubat) ile ün kazanmış­ tır. verilen söze saygının her türlü toplum düzeninin temelinde olduğu . Amulius kızlarının do­ ğurduğu ikiz çocukları Tiber kenarına bırak­ mayı buyurunca. Fauna. Vergilius bu sim­ gesel varlığı Ölüler Ülkesi'nde Yoksulluk'la yan yana gösterir. Ovidius'a göre. Faunus gibi Fauna'nın adı da "quae favet" (iyilik eden. Faunus. boynuzlu yaratıklar ola­ rak dağda. Fama. Etrüsk asıllı bir tanrıça. Andı. Erysikhton'a dinmez açlığı veren odur (Erysikhthon). Faustulus bir dişi kurdun emzirdiği ikizleri bulmuş ve karısı Acca Larentia'ya büyütülmek üzere götürüp vermiştir (Acca Larentia). Terracina'da bulunan tapınağında köleler azat edildi­ ği için. Roma tanrıları arasın­ da saygı görürdü (Romulus. Fatum. Faustulus araya gir­ miş ve öldürülmüş derler. Fatutn. aslında "tanrı sözü" demektir. Palatinus tepesinde de kulübesi gösterilirdi. alın yazısı bir genius. Stbylla). Latium'un ilk krallarından biri ola­ rak gösterilir. yemini simgeleyen tanrıça. Sonradan Faustulus çocuk­ lara kim olduklarını bildirmiş.

talih anlamına gelen Fors. Röma'lılar yılın ilk ayına Mars (mart) adını vere­ rek onun Flora ve baharla ilişkisini belli et­ mek istemişlerdir. 20 vd. Roma'nın ilkel din görüşlerinde Furia'lar yeraltından çıkıp insanların peşine takılan kötü cinlerdir. En erken çağlardan be­ ri Furia'lar Yunan mythos'unun Erinys'leriyle bir tutulmuş ve efsaneleri birbirine karışmıştır (Erinys'ler). Roma'ya Sabin'lerden gelme bir tanrıçadır. tanrı Mars'ın dogmasına önemli bir etken ol­ muş: Jüpiter'in Minerva'yı kendi kafasından çıkarmasına içerleyen İuno erkek araya gir­ meden bir çocuk doğurmak istemiş tek başı­ na. Aeneas soyu ona Palatinus üzerinde bir tapınak yaptırmış. Fors. Fortuna'nın tapınağında Servius Tullius'un bir heykeli buIunurmuş. Roma'lıların en çok korktukları. Fortuna tanrıçanın erkeğidir. Flora da bir kadına dokununca onu gebe bırakan bir çiçek vermiş îuno'ya. Yunan Tykhe tanrıçasıyla bir tutulan Fortuna elinde bir dümen (insanların hayatını yönetir çünkü) ve bereket boynuzuyla. Flora'nın onuruna Roma'da Floralia şenlikleri düzenlenirdi.): Flora aslında Khloris adlı bir Nympha imiş. en çok tapındıkları tanrıçalardan biri kör tali­ hi simgeleyen Fortuna'dır.anlamına gelir. Flora. V. Roma'lılar çok önem verdikleri bu tanrıları bir çift olarak gö­ rür ve Fors'la Fortuna'ya birlikte tapınırlar. sunu sunarken rahipleri sag elleri­ ne bir beyaz sargı sararlardı. Tapımını Roma'ya getiren kral Servius Tullius imiş. özellikle İsis'le bir tutulmuştur (Tykhe). Fortuna o kralı o kadar se­ ver ki. tanrıça da kendi kendi­ ne Mars tanrıyı getirmiş meydana. Fortuna. Şair Ovidius Flora üstüne Yunan mythos s 'undan esinli bir öykü anlatır (Fast. Çiçek ve bahar tanrıçası Flora. Her türlü bitki ve çiçek üstünde egemenliği bağışlamış Flora'ya. Furia'lar. IM . Yunan etkisi altında Fortuna za­ manla başka tanrıçalarla. geceleri evine girermiş. yakınırlardı. Çi­ çek açan her bitkinin yönetimi onun elinde­ dir. rüzgâr tanrı onu görüp kaçırmış ve evlenmiş onunla. Rastlantı. bunun için Flora'ya başvurmuş. çoğu zaman da kör olarak can­ landırılır. Fides'e kur­ ban keser. Nisan sonunda başlayıp mayıs ayma kadar süren bu şenlikler büyük bir coşkunlukla kutlanır­ dı. Ama Flora'nın gücü bununla da kalmamış.

Dağ'ları ve Deniz'i yaratır.): Toprak bir varlık yarattı kendine eşit: Dört bir yanını saran Uranos. evreni bir düzen yöntemine göre meydana getiren ve düzen­ siz boşluktan çıktıktan sonra dişi-erkek birleş­ me yoluyla evrenin kendisini ve tanrılarını ya­ ratır. Kronos'un da Zeus eliy­ le devrilmesidir . H e siodos bu yolda doğada ana ilkenin ne oldu­ ğunu tanımlamaya çalışan îonya düşünürleri gibi davranır. ya da kozmik öğe olarak felsefe alanına girmiştir. Gaia Yuna­ nistan'da birçok kehanet merkezlerinin esinleyicisi sayılır. Gaia birinci kıı şak devrimini hazırladıktan sonra. Çünkü Kronos babası Uranos gibi zorbaca davranır ve çocuklarını doğar doğ­ maz yutar. Keto ve Eurybie'yi meydana gelini (Tab. Babalan ilk günden iğrenmişti onlardan. Homeros'ta hiç adı geçmeyen Gaia.ı parak devlere karşı savaşı gerçekleştirir ve Titan'ları devirerek dünya egemenliğini ele ge­ çirir. 154 vd. ekin vermez denizi: Azgın dalgalarıyla şişen Pontos'u. 2). Zeus Gaia'nın dediğini y. 126 vd.Kronos'u aldatmak çareleri­ ni de gösterir ve Zeus'un Girit'te bir mağara­ da gizlice doğmasını sağlar. koyaklarında tanrılar oturan dağları. i k i n c i k ı ı şak devrimini de yürütür: Zeus'a ne yokl. bir yandan Demeter. Gaia böylece daha kişisel ve insansal tanrıçalarla ya birleşmiş. Hesiodos'un Theogonia'smda dünyayı. Sonra ilkin Uranos'la birleşip erkek ve dişi Titan'ları. mutlu tanrıların sürekli. Ama Gaia'nın öbür çocukları da aralarında birleşerek yersel ve göksel birçok varlıkların dogmasını sağlarlar. Kimseyle sevişip birleşmeden yaptı bunu. Gök'ü. sağlam tabanı" saydığı Gaia. ve Uranos sürdürürken bu korkunç oyunu koca Toprak inim inim inliyordu zorundan.kader Uranos'un oğluna yenildiği gibi. Delphoi). çara Kronos kuşağından Titan'ları yenmek için Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri kurtarıp y a r dıma çağırmaktır. örneğin Delphoi'ye Apollon'dan çok daha önce yerleşmiş bilimi (Apollon.ın egemenliği elde edebileceğini o öğretir. yıldızlı. dinde daha belirli birer tanrıça olarak görü­ len. kimisi de evrenin mito­ lojik yorumunun yarattığı simgesel tanrılar dır.G Gaia. Tab. Gaia Uranos'un devrilmesini sağladığı gibi. Kronos'a da bir taş yutturulur (Kronos. evrensel bir öge olarak toprağı simgeler. doğar doğmaz gün ışınına çıkaracak yerde toprağın bağrına saklamıştı onları. Sonra denizi yarattı. Gaia son olarak Tartaros'la birlikte Typhon'u doğurur (Typhon). . Başka Theogonia'lara göre Tartaros'tan Ekhidna adlı bir kı­ zı olmuş ve Poseidon'la da birleşerek Antaios devini doğurmuş (Antaios). Karısı Rheia Zeus'a gebe kalınca Gaia ile Uranos'tan doğuracağı çocuğu kur­ tarma çarelerini sorar. Bu doğurma sürecinden hemen sonra evrene egemenlik savaşının ilk belirtisi Uranos tanrının doğan çocuklarını Gaia'nın karnına gerisin geri tıkmasıyla baş gösterir (Theog. yel ve gökkuşağı gibi görülen varlıklardır. azmanlar. tahta çıkardığı oğlu Kronos'un da devrilmesi­ ni sağlar. Son Titan oğlu Kronos'a babasının erkeklik uzvunu kestirdikten sonra Gaia bu kez kendi doğurduğu Pontos'la birleşir ve ondan Nereus. Bu kez de Gaia kızına kaderi bildirmekle kalmaz . Zeus). canavarlar hep Gaia'dan doğma sayılır. sağlam yurdunu yüksek dağları yarattı sonra. Genellikle devler. Phorkys. öte yandan Kybele gibi toprak ve bereket tanrıçalarına yer ver­ miştir. Thaumas. l'de gösterildiği gibi Gaia "parthenogenesis" (kendi kendine doğurma) prensi­ bine göre Gök'ü. "Bütün ölümsüzlerin sürekli. Hesiodos'tan gayrı korkunçtu Toprakla kaynaklarda adı geçen Nereus'tan deniz var­ lıklarını meydana getirir.): Böylesine Gök'ün oğulları. Bunların kimisi yıldız. Bir tanrıdan çok kozmik bir varlıktır Gaia. Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri doğurur (Tab. Zamanla Gaia'nın mythos'ta yeri ve önemi değişmiş. yeri. kozmik nitelikteki Ana Toprak. bütün öğelerin kaynağında bulunan ana ilkedir. bu süreci şöyle anlatır Hesiodos (Theog. 6).

Türkçe "cin" sözcüğünün kaynağın­ da bulunan Latince "genius" kavramı kişinin içinde doğup gelişen tinsel varlıktır. karısının gebe olduğunu anlayınca. Örneğin z i f a f yatağının da genius'u vardır. 230 vd. Assarakos. bu genius'un da bütün öbür genius'lara hükmettiğine inanılırdı. Gigant'lar. 280-85) üç kafalı bu devden söz eder. Ya da kendi kartal biçimine girmiş ve oğlanı pençelerinin arasına alıp kaçırmış. Tepegöz de şiirde bu güzel kıza olan aşkını ve aşkının karşılıksız kalmasından duyduğu acıyı dile getirir. Ama çirkinliğinden ötürü yanaşmaz Galateia ona. şiirinde sözü geçen bu Nereus kızına Sicilya'lı Kyklops Polyphemos vurgun­ dur. karşılık ola­ rak Zeus çocuğun babasına ölmez atlar arma­ ğan etmiş. Genius'un bayramıdır. Doğum günü. Uranos'la Gaia'nın birleşmesinden doğan Titan'lardan ayırmalı. imparato­ run genius'u korkulur. İnsan kendi ya da başkasının genius'u üstüne ye­ min eder. Uranos'un kesilen hayalanndan akan kanın toprağa damladığını ve bir süre sonra Gaia' nm devleti "parlak zırhlı ve uzun kargılı" ola­ rak meydana çıkardığını yazar. ona yalnız bir oğlu olursa besleyebileceğini. deliye döner. Geryoneus. 285-90. Bkz. Galateia'nın öykü­ sü şudur: Polyphemos'tan kaçan Nereus kızı tanrı Pan'ın (ya da Faunus'un) oğlu Akis'i se­ ver. (2) Lampros adlı bir adamla evli olan bir Girit'li kadın. 17). Akis'e kaçma fırsatını vermeden koca bir kaya kaldırıp kafasına in­ dirir. Hesiodos Theogonia'nın iki yerinde (Theog. Gigant'lan. neşeli ve iyimser tutan güçtür.Galateia. Theogonia'da Hesiodos. dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken görmüş de kuşu kartalı göndermiş delikanlıyı kaçırıp Olympos'a getirsin diye. Kocası yokken bir kız çocuk doğuran Galateia çocu­ ğunun cinsini kocasından saklamış ve kızı er­ kek kılığına sokarak büyütmüş. Herakles Eurystheus' un buyruğu üzerine gelip onu adasında öldü­ rür. Adı sütbeyaz anlamına gelir. Ne var ki genç kız olunca Leukippos o kadar güzelmiş ki kız olduğunu saklamak elden gelmezmiş artık. Ganymedes'i de tanrılar sofrasın­ da Hebe yerine şarap sunucusu olarak kul­ lanmıştır. güçlü bir varlık sayılır ve imparator nasıl öbür insanlar üzerine egemense. İmparatorluk çağında. G e c e . bir yerin.): Troya'lıların kralı. Tanrıça dileği yerine getirmiş ve Leukippos'un cinsiyetini değiştirmiş (îphis). Her neyse. ya da kaçırtan tanrı Zeus'tur. bir topluluğun da genius'u olabilir. onunla buluşup konuşurlar. Poseidon'un oğlu Khrysaor'la Okeanos kızı Kallirhoe'den doğmadır. Adına da Leukippos demişler. Ganymedes'I 1da Erikhthonios'tan Tros doğdu. Ama başka mythos ya- . Galateia da sevgilisinin bir ır­ mak haline gelmesini sağlar. Genius. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: îlos. Ölümlülerin en güzeli sayılan Ganymedes Dardanos soyundan. sonra da söz etmez artık onlardan. yoksa dağa bırak­ mak zorunda kalacağını bildirmiş. Homeros onun serü­ venini şöyle anlatır ( İ l . K ı z ı l toprak anlamına gelen bu ada Batı kızlarının birinin adını taşıyan İs­ panya kıyılarında bir ada olsa gerek (Herakles). Ama yalnız in­ sanın değil. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a Zeus'a şarap sunan olsun diye. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. Zamanla geni­ us insanda ölmeyen. Ganymedes'e vurulup onu asıl kaçıran. Nyks. Büyük bir korkuya kapılan annesi onu Leto tapınağına bırakmış ve tanrıçadan kızını erkek yapması­ nı yalvarmış. tanrılara denk Ganymedes. yani Devleri. İnsandaki genius onu canlı. ölümden sonra var ka­ lan tinsel varlık sayıldı (Manes). Ganymedes. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. Çoban şiirlerinin ustası Theokritos'un XI. Troya kral ailesindendir (Tab. Bir gün Te­ pegöz Galateia'yı sevgilisinin kollarında uyur bulur. Akis ölür. Erytheia adasının nerede olduğu tartışma konusu olmuştu. görevi gerdeğe giren çiftin üret­ me gücünü artırmaktır. Lampros çok fakirmiş. (1) Homeros ve Hesiodos'da adı geçen Nereus kızlarından biri. Geryoneus.

Diomedes'te şafak atar. Bu kez de devleri yalnız bir ölümlü insanın yenebile­ ceğini bildiren bir kehanet var olduğundan. sonra birdenbire Akha yiğidi Diomedes ile karşı karşıya görürüz onu. Athena.). içine bir kuşku girer bu parlak yiğit bir tanrı olmasın diye. Dione. Bergama'ya özgü patetik üslupta işlenmiş olan bu kabartmalar hellenistik deni­ len sanatın en görkemli örneği ve akıllara durgunluk veren bir anıttır. anaforlu Ksanthos'tan gelmişler. Kabartmalarda devlerin tanrıların gücü altın­ da ezildikleri. korkar tan­ rılarla boy ölçüşmekten.bilir onu birçok kişilerVe başlar Bellerophontes'in eşsiz serüveni­ ni. bellesin Akkha'larla Troya'lılar atalarımızın konuk kardeşi olmasıyla övündüğümüzü. Kimsin? diye sorar. gövdeleri paramparça edilip korkunç acılar içinde kıvrandıkları an canlandırılmıştır.): Değişelim gel silahlarımızı. Glaukos. yüz öküzlük silahı dokuz öküzlük silahla. Leto. Titan'lan yendikten sonra Olympos tanrıları bu yaratıklara karşı koymak zo­ runda kalmışlar. Diomedes çe­ kilir. Gigantomakhia. İlyada'da parlak bir rol oynar. Devlerden Otos. Ama Kronos oğlu Zeus. Cömertlik Anadolu'da kalır. gelmişler uzak Lykia ülkelerinden. yani devler savaşı bir söylentiye göre Trakya'da. bir başka söy­ lentiye göre Arkadya'da olmuş. bu ka­ bartmaların her birinde Olympos tanrılarıyla Gigant'lar arasındaki savaş canlandırılır. Apollon. anlar düş­ manının eski bir dost olduğunu (İl. H o m e ros.): \ Ulu canlı Tydeus oğlu. o kaçabilmiş. Hippolokhos'un oğlu Glaukos. 229 vd. O sır Lykia'ltlara Sarpedon'la . Bergama'dan alınıp Berlin Müzesine taşınan ve orada yeni baştan kurulan Zeus Sunağının frizi dev boy­ da 118 kabartmadan meydana gelir. VI. Glaukos yaralanır. bir yandan bakarsın bahar gelir. Altıncı bölüme kadar Glaukos'un adı geç­ mez. tam o sıra. 25). Porphyrion ve daha adları belirtilmeyen başkaları görülür. Olympos tanrılarında Zeus. Tanrıça da Pallas'm derisini yüzüp savaşta zırh olarak kul­ lanmış. tanrıların yardımıyla Gigant'ları öldürmüş. görülme­ miş boyda ve güçte olup. "Kapkara fi »t ı n a " gibi saldırırlar ve "zorlu savaşta bek" olurlar Akha'lara. gider. ama birden durur. 876 vd. parlaklığını yansıtan bu yigit ne kadar da sevimli! Anadolu insanı sanki o gün­ den kendini bulmuş. Glaukos'un aklını başından aldı. yansıtmıştır onun kişili­ ğinde. soyumu ne sorarsın? Yapraklar gibidir insan soyu. böylece soyların biri göçer. Alkyoneus'u Herakles kendi öldür­ müş (Alkyoneus). Bellerophontes efsanesiyle Lykia'lıların Troya sava­ şındaki serüvenini onun kişlllflinde < aııl. el sıkışıp ant içtiler. yeşerir orman.GLAUKOS zarları ve özellikle plastik sanatlar. 145 Vd. II. Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere. Birbirleriyle dövüşmemeye karar verirler ve silahlarını değişirler (İl. iyicene bilmek istersen soyumuzu . VI. Tydeus oğlu Diomedes'le değişti silahlarını: Altını tunçla değişti. Bellerophontes'in torunu. dünya görüşü üstüne en güzel sözlerin­ den birkaçını onun ağzına vermiş. Alkyoneus. Ephialtes'i Apollon'un bir oku.): kusursuz Glaukos komuta eder. Eurytos'u Dionysos'un thyrsos'u. Diomedes saldı­ rır. Lykia'ya göçüşünü anlatmaya (Bellerophontes). Artemis. (1) Glaukos II (Tab. 214 vd. bedenleri birer yı­ lan kuyruguyla biten bu azmanlan konu edin­ mişlerdir. I ş ı k ülkesinden delen ve adı ç ı o f l ü n maviliğini. tanrılar Herakles'e başvurmuşlar. ama Athena üstüne Sicilya adasını atmış. Anadolu'nun dört bir yanından Troya'yı sa­ vunmaya gelenlerin listesi şöyle biter (İl. biri doğar. Aphrodite ve Nyks ile Moira'Iar savaşa katılır. Böyle konuşup atladılar arabalarından. Dev­ ler aslan ya da boğa kafalı ve yılan kuyruklu azmanlardır. Enkelados'a gelince. Çünkü Gigant'lar dağları üst üste yığarak Olympos'a saldırmışlar. Glaukos'un verdiği karşılık şu (İl. Glaukos da Lykialı önder Sarpedon'la birlikte savaşa döner.ıııdıı iniştir. yenilerini yetiştirir. Herakles de başta Zeus ve Aigis kalkanıyla Athena ol­ mak üzere. Bu konu Bergama'nın Zeus Sunağında en parlak bir biçimde işlenmişti. VI.

Atlant'lara (Atlantis) ya­ kın bir uzak ülkede otururlarmış. Enyo'nun san tülleri vardı. tunç elleri ve uçmak için altın kanatları bulunan bu yaratıkların başlıca niteliği korku salmaktı. efsaneye adı karışan yal­ nız Medusa'dır. o ara­ banın oku öyle çapraşık bir düğümle baglıymış ki. bunlar Amazon'ları Gorgo'lara saldırmaya itmiş. 515 vd. ya da Aphrodite'nin hışmına uğramış olmasıdır. Şehrin kalesine Gordias bir araba yerleştirmiş. işte o zaman tanrısı gelir aklına. 800): Ejderha kanatlı Gorgo'lar. insanları korkudan korkuya salan. güzel yüzlü. Buna karşılık yalnız Medusa girdi masmavi yeleli tanrının koynuna Bahar çiçekleriyle dolu taze çimenlerde. Plastik sanatların alabildiğine faydalandıkları Gorgo'lar. oysaki kız kardeşi ne ölüm bileceklerdi. Engin bir yas kaplar Troya'lıları. ne ihtiyarlık. ona yakarır (İl. ışık tanrı Apollon. ondan gebe kalarak kral Midas'ı doğurmuş (Midas). kendisi bogulurmuş.): Gorgo'ları da doğuran Keto'dur ünü büyük Okeanos'un ötesinde. yeryüzünde dolaşan insanlar da. Ara­ larında Medusa'nın en çok ün saldığı bu ca­ navar kızları Hesiodos şöyle tanımlar (Theog. yaralıdır. Sicilya'lı Diodoros Gorgo'lar üstüne başka bir yorum verir: Gorgo'lar Amazon'lar gibi savaşçı bir soymuş. doğuştan ak saçlıdır onlar. Ölü­ müyle ün salmıştır bu Glaukos: Pelias'ın ölü­ mü için düzenlenen yarışmalarda araba yarı­ şına katılır ve yenilir. ayağı tut­ maz. o güçle saldı­ rır Patroklos'a ve öldürür onu. Gordias Gordion şehrini kurmakla ün salmıştı. kimse çözememiş bu düğümü. Nedeni de Glaukos'un atlarına büyülü bir pınardan su içirmiş. Ama uğursuz bir tanrıymış. Amazon'lar.): Phorkys'le birleşen Keto Graia'ları doğurdu. Lykia'lıların büyük tanrısı. 270 vd. onu gören denizcinin teknesi batar. Lykia'lıların kaderini Glaukos'un eline verir (Sarpedon). kılıcını kınından çıkarmış ve dü­ ğümü keşivermiş. geceyle gündüzün sınırlarında otururlar ince sesli Batı kızlarının yurdunda. görenlerin soluğunu kesen Gorgo'lar. Sthenno. Gordias. yukarda sözü geçen Glaukos'un atasıdır. kısa zamanda davranabilmişler. Graia'lar gibi Phorkys'le Keton'un kızlarıdır (Tab. 25). ölümsüz olduğuna kimseyi inandıramadığı için de kendini deni­ ze atmış ve bir deniz tanrısı olmuş. 6).). Ne yapsın Glaukos. 1 IH . 6): Graia'lar. Asya krallığını onun elde edeceğini söylemişmiş Gordias'a. ama sonra Perseus ve H e rakles eliyle alt edilmişler (Herakles). kraliçeleri Myrina'nın (Myrina) yönetimi al­ tında Atlant'lan yendikten sonra. eli. Üç oldukları halde. yer onu. Aiskhylos da şöyle tanımlar onları (Prom. Pemphredo'nun güzel. alınlarında yaban domuzu dişleri fışkıran. 274 vd. XV. savaş ortaklarını korumuyor diye. arabası devrilince de at­ ları parçalar. Gorgo'lar. Hektor'u bile kınar. Hesiodos Graia'ları şöyle tanımlar (Theog. Euryale ve bahtsız Medusa. Oysa tanrı sözcüsü bu düğümü kim çözerse. Bir başka anlatıma göre Glaukos ölümsüzlük ve­ ren bir pınardan su içmiş. Onun Perseus'la serüvenini bu yiğidin adı altında okuyalım (Perseus). Hektor utanır uzak illerden gelen cö­ mert dostunu kurtaramadı diye. Pontos'la Gaia'nın oğlu Phorkys ve kızları Keto birbirleriyle evlenirler ve ola­ ğanüstü yaratıklar meydana getirirler (Tab. Gorgo'lar yenildikleri halde. o. Sisyphos'un oğlu Glaukos. Sisyphos'un kurduğu Ephyra (sonra­ dan Korinthos olur) kentinde kraldır. Glaukos'un da sözü edilmez bir daha İlyada'da (Hektor). ölümsüz tanrılar da Kocakarı der onlara. (2) Glaukos I (Tab. Medusa ölümlüydü. Bir efsaneye göre. Apollon dinler onu. yani Kocakarı'ları ve Gorgo'lar. Efsanelik Phrygia kralı. Saçları yılanlarla örülü. Bunu bilen Büyük İskender Gordion'a gelince. Çünkü daha hızlı olsunlar diye hayvanlarının çiftleşmesine engel oluyormuş Glaukos. Ana Tanrıça Kybele Gordias'ı sevmiş.da Sarpedon Patroklos'un kargısıyla vurulup can vermek üzereyken. iyi eder yarasını. Graia'lar. Glaukos da aslan gibi dövüşmeye koyulur yeni baştan. Adları bile korku veren bir ses benzetmesi olsa gerek.

Bkz. bir tek de gözü varmış ve aralarında değiş tokuş ederlermiş bunları. batı dillerinde de "Griffon" adı veri­ lir. Griffonlar. Aiskhylos'un Prometheus'unda (804) ve Herodot tarihinde ( I I I .Üçüncü Graia'nın adını söylemez. Aiskhylos'a göre Griffon'lar Zeus'un kutsal yaratıkları. başka bir geleneğe göre Apollon'un bekçi kö­ pekleridir. gövdeleri aslan gövdesidir. İskitlerin elinde bulunan kutsal altınla­ ra bekçilik etmektedirler. "Gryps". Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve elli­ şer başlı dev oğullarından biri (Yüz Kollu­ lar). Ama bir tek gözleri olduğu için. 116 ve I V . kanatlı köpekler" olarak tanımlar. Phrygia'da Adramyttion (Edre­ mit) şehrinin kurucusu. Oralarda bulunan tek gözlü Arimaspes adlı boy bu altınlan al­ mak için Griffon'lara saldırırlar. başka mythos yazıcılarına göre Dino imiş. Başka bir söylenceye göre. Gycs. kim bekçilik ede­ cekse o gözü takar ve yol ağzına dikilirmiş. Graia'lar hiç güneş gör­ meyen batıda yaşarlarmış. Helios. Güneş. uyurmuş. Başka bir efsaneye göre G r i f fon'lar Hindistan'ın kuzeyinde bulunan çöl­ lerde altın arayıcılarına karşı koymaktadırlar. Graia'lann rol oynadıkları tek efsane Perseus efsanesidir. Bkz. çünkü yuvalarını altın madenlerinin bulundu­ ğu dağların eteklerine kurmuşturlar. Böylece Gorgo'lara yaklaşıp Medusa'yı öldürmeyi başarmış. Gün Işığı. uzun gagalı. Graia'ları iki değil de üç diye kabul eden bu efsa­ nelere göre. . Bu yiğit Medusa'yı öldürmeye gidince. G r a n i k o s . o da karısının adına Mysia'da Thebe şehrini kur­ muş (Herakles). Herakles Phrygia'ya geldiğinde kızı Thebe'yi yiğide vermiş. Bu yaratıklar Hyperboreliler ülke­ sinde. önce yol üstünde bekçilik eden Kocakan'lara rastlamış. Aiskhylos bu yaratıkları "havlamaz. Perseus bu tek gözü çalmak ve Graia'ların üçünü de uyutmak yolunu bulmuş. Hemera. G ö ­ zü de bir göle atmış (Perseus). O sırada öbürleri gider. 13) sözü geçen efsanelik kuşlara yun. Gorgo'ların oldukları yere varmasını önlemekmiş görevleri. Kocakarıların bir tek dişi.

4 5 3 vd. Hermes ve Perşeus'la Herakles de tak­ mıştır. Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırmasıdır. "Görünmez" anlamına ge­ len Hades adı hem tanrının kendisi. ( 1 ) A D I . ( 3 ) E F S A N E S İ . Bu köpek Kerberos'tur (Kerberos).. domos sözcüğünün düşmesiyle Hades.H Hades. bir daha yeryüzüne çıkmasını önlemek için bir nar tanesi yedirmesinden ileri gitmez. Yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrısı Hades. Hades ülkesinin en kısa tanımlanmasını Hesiodos yapar (Theog.. tanrı Hades'in yönettiği ölüler ülkesinin de adı ol­ muştur. İna­ nışa göre. Olympos'lu tanrılar kuşağından olduğu hal­ de. amansız. XX. Kuzey mitolojilerinde geçen ve Alman masallarında "Tarnkappe" diye anılan bu başlığı Hades'ten başka Athena. altı ay yeryüzünde kalmasını buyurur (Demeter. pusuda bekleyip paramparça eder çıkmak için kapıya gelenleri.. Theseus ve Herakles. Yalnız kendisini Paian tanrıya baktır­ mak üzere bir kez Olympos'a çıkmak zorun­ da kalır ( İ l . Latin şiirinde Vergilius'un Aeneis destanında sürdürülüp en yüksek aşamasına çıkarılmış ve o yoldan ortaçağda Dante'nin büyük eserini etkilemiştir. kışın ölme­ sini simgeleyen bu efsanede Hades'in rolü. İlkçağ yazınında yeraltında. VI). Homeros da "tanrıların bile tiksin­ diği çirkef dolu ülke" diye tanımlar Hades'i (İl. (Ölüler Ülkesi). konağı deyiminde. Kronos'la Rheia'nın oğludur (Tab. (2) DOĞUŞU. Kızın kaçı­ rılmasında payı olan Zeus Demeter'in yalvar­ maları üzerine kızın altı ay yeraltında.): Orada yükselir yankılı konağı Güçlü Hades'le korkunç Persephone'nin. köpüklü deniz düştü bana. sinsilikler ustası bir köpek. Hesiodos sonra yeraltı ırmağı Styks'in adını da sa­ yar (Styks). Olympos'lular. kura çekildi. V. İl. Demeter. Mevsim dönümünü. ölü ruh­ ların oturduğu tasarlanan karanlıklar ülkesini anlatmayan. ölümle uykunun bulundukları bu karanlık ülkesini Hades'i an­ lattığından daha canlı renklerle anlatır (Tartaros). Homeros'la başlayan bu gelenek. 65). Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'ln payına. ülkelerinden de tanrı­ lar ve insanlar nefret eder (Theog. onların arasına karışmaz. Hades üstüne anlatılan tek efsane. Tanrı Hades ise gün ışığının sızmadığı karanlık ülkesinden hiç ayrılmaz. Hades ve karısı Persephone amansız. 189 vd. üçümüz de aldık payımızı. Hesiodos doğuşunu söyle anlatır (Theog. Hades. insaf­ sız. toprağın ve bit­ kisel doğanın yazın canlanmasını. Kendilerinden de. yürekleri hiçbir yakarış. girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla ama gireni bir daha bırakmaz dışarı.. 5). Sonradan Vergilius. perin altında oturan.): (Poseidon konuşur): Dünya üçe bölündü. Aeneis destanında kahraman Aeneas'ın da yeraltına gidiş ve dönüşünü anlatmıştır (Aen. ( 4 ) HADES Ü L K E S İ . Yunan mythos'unda canlı oldukları halde Hades'e inip de dö­ nen kahramanlar şunlardır: Odysseus. Yunanca "Hadou domos" yani Hades'in evi. XV. yüreği acımak nedir bilmeyen tanrı. 395-404). altın sandallı Hera ve güçlü Hades. 810): "Tanrılar sevmez o k ü f l ü puslu yerleri" der Hesiodos. ne var ki Hades'le Tartaros'u bir tutar ve geceyle gündüzün. Aidoneus ve Plüton (zengin) adlarıyla da anılır. Persephone). canlandırmaya çalışmayan şair ve yazar pek yoktur. Azgın bir köpek bekler kapısını. hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar sa­ yılar. . âşık olduğu Persephone'yi kaçırdıktan sonra. Hades ülkesinde bir şey ağzına ko­ yan bir daha oradan ayrılamazdı. Orpheus. yani üçüncü kuşak tanrıları egemenliği ele alınca. şölenlerine ka­ tılmaz. Homeros'un Odysseia'sını örnek ala­ rak. Hades tanrının bir özelliği kendisini görün­ mez kılan başlığıdır. 767 vd. hem de egemen olduğu ölüler ülkesi için kullanılır. dünya yetkilerinin pay­ laşılmasında Hades yeraltını alır (Hom.): Rheia Kronos'un yatağına girince şanlı evlatlar doğurdu ona: Hestia.

Bu H a d e s anlatımı d a h a doğrusu bu k a n i ç m e t ö r e n i . Sophokles'in "Anti- g ö n e " adlı tragedyasında büyük bir rolü olan H a i m o n A n t i g o n e ' n i n nişanlısıdır. 5 1 2 vd. oradadırKimmer'lerin ülkesi ve kenti. X . Böyle karanlık söylentiler dolaşıyor kentte.üstünde tutmak erdem sayılıyor demek? . Anarşi parçalar müttefikleri. H o m e r o s ' t a izi kalmış çok eski ve ilkel bir yeraltı tasarısının kalıntısı olsa gerek. parlak güneş onları ışınlarıyla. ö b ü r ruhlar da k a n d a n paylarını alırlar. orada Alçak Kıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Kirke'nin saydığı bu dört yeraltı ırmağına bir de L e t h e katılır. H a i m o n — Tanrı/arın en büyük bağışı akıldır insanlara. tatlı ş a r a p . Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Hayır. H a i m o n . küçük. hazırlar kaçınılmaz bozgunu. içine ballı süt.. ülkede bu kıza acımayan yok. uzun uzun kavaklar göreceksin. iyi başbuğ iyi yurttaştan yetişir.Odysseia'daki H a d e s a n l a t ı m ı : H o m e r o s ' u n H a d e s anlatımı ilkçağ yazını­ n ı n ilki ve en canlısıdır. devlet kimi getirmişse başa ona boyun eğmek. Anarşiden dahabüyük bir kötülük yoktur. G ü n g ö r D i l m e n ) : Kreon — Yakın akrabamın kanunsuz davranışlarına göz yumacak olursam başkaları büsbütün azar. ocakları söndürür. K r e o n Antigone'yi m e z a r a diri diri k a p a t t ı k t a n sonra H a i m o n k e n d i n i öldürür.r arasında en önemlisi. Kirke'nin d e d i ­ ği gibi gemisiyle b ü t ü n bir gün gittikten s o n r a ( O d . oysa bütün kadınlar içinde en az layık böyle bir ölüme eyleminin ne soylu olduğu düşünülürse.. Teiresias k a n içtikten ve Odysseus'a gele­ ceği açıkladıktan sonradır ki.. altın bir şeref tacı hak etmiştir bu kız. Hades bataklarına doğru. Bu kız savaşta ö/en kardeşinin cesedini kurda.. 8 vd.başka h i ç ­ bir m e t i n d e söz k o n u s u edilmediğine g ö r e . derin anaforlu Okeanos'un kıpısında çek karaya gemini. orada Akheron. Pyriphlegeton veKokytos akar. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. T r a g e d y a d a K r e o n ' l a H a i m o n arasında devlet y ö n e t i m i k o n u ­ s u n d a ilginç bir t a r t ı ş m a yer alır: T e k kişinin buyruğuna boyun eğmeyi y ö n e t i m i n kaçınıl­ m a z koşulu sayan K r e o n ' a karşın H a i m o n akıl ve sağduyuya d a y a n a n h a l k o y u n u savu­ n u r .. vardık sınırlarına derin akışh Okeanos'un. işitmek istemediğin sözler kulağına gelmiyor.. Kirke d e o n a H a d e s ülkesine g i t m e n i n yolunu gösterir ( O d . T h e b a i kralı Kreo n ' u n oglu H a l m o n ' d u r . Öyleyse kurulu düzeni destekleyelim ve hiçbir zaman kadına yenilmeyelim.. kuşa kaptırmamak için gömmüş onu.): Geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Bu adı taşıyan birçok efsanelik ki­ şi k . su ve un d ö k e r ve kurbanlar kesip kanlarını çukura damlatır. işte o sırada ölülerin ruhları büyük bir kalabalık h a l i n d e kan içmeye gelir­ ler. ama gizliden gizliye konuşuyorlar. Yürekten söylüyorum şunu: İtaat etmesini bilen iyi yönetici olur ilerde. D ü n y a n ı n kuzeybatı u c u n d a bulunduğu sa­ nılan H a d e s ülkesinin a n c a k kapılarına varır Odysseus ve o r a d a Kirke'nin buyruğuna uya­ rak bir çukur kazar. ölümü değil. en haksız bir cezaya çarpıldı diye. kısır söğütler. Kreon — Şaşıyorum. Odysseus artık İ t h a k e ' y e nasıl varabileceğini yeraltı ülkesinde b u l u n a n bilici Teiresias'a s o r m a k ister. devleti göçürür..göremez hiçbir vakit. Öylece serili durur bir uğursuz gece bu zavallı ölülerin üstünde. ne de gökten toprağa döndüğü vakit. sonra çık yola. Oysa buyruklara boyun eğmek güvenliğini sağlar çoğunluğun. U z u n bir süre büyücü Kirke t a n r ı ç a n ı n adasında kaldıktan s o n r a . XI. işitiyorum fısıltılarını. onu dinlemek gerekir.): G ü n e ş batarken ve kararırken tekmil yollar.. Halkın gözünü yıldırmışsm.. bozguncuları el '. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. büyük konularda ve haklı olsun olmasın. Odysseus. Ö n e m v e canlılığını b u g ü n d e yitirmemiş olan bu t a r t ı ş m a d a n birkaç parçayı aşağıya alıyoruz (Çev.

tanrı­ lar bir de bela salmışlardır başına. Ağaçların yeşermesinden. Harpya'lar çocukları kaçırırlar ve ölülerin ruhlarını alıp Hades'e götürürler diye bir inanç vardı. pisliklerini bıra­ karak uçarlar. Agaue. Bunlardan biri meşe ağacını kestiği için din­ meyen bir açlıkla cezalandırılan Erysikhton'un öyküsüdür (Erysikhton). Agaue. yaygın kanatlı. Birinde Harmonia. kadın yüzlü. hepsinin de kaderi olağanüstüdür. anlaşıldı mı? Haimon — Sen ıssız bir çölün hâkimi olmalıymışsm. Alkmaion). K i misi uzun ömürlü olur. Bu armağanlar T h e bai şehrinin başına bela olmuş. Efsaneye göre uğursuzluğun n e ­ deni. sivri pençeli bir çeşit yırtıcı kuşlardır.. canlı canlı bi­ tip büyümesinden zevk. Ağaçların kesilmesini önlemeye çalışan. ağaçla birlikte demek) H a madryad perileri. K i m i zaman da ağaçla birlikte ölürler. suçlu değil diyor. bazı kay­ naklarda sözü geçen Kelaino da fırtınadan önceki gök kararmasını simgeler. yeme­ ğe oturur oturmaz Harpya'lar uçagelir ve ta­ baklarını boşalttıktan sonra. Kreon — Yasaları yürütmek mi suçum? Haimon — Tanrısal yasaları çiğnemekle kendi iktidarını gölgeliyorsun! Hamadryades. Thebai kral soyu­ nun kaynağında bulunan Kadmos'la Harmonia'nın beş çocuğu olur. Ama her iki­ sinde de Kadmos'un karışıdır (Tab. Bora) dir. hepsini Harpya'lara kaptırır. Adları "kapıp kaçanlar" anla­ mına gelen Harpya'lar. Aphrodite ile Ares'in kızı. hınç beslemeleridir. Aktaion. Kadmos ona Zeus'un kaçır­ dığı kız kardeşi Europe'yi ararken Semendirek adasında rastlamış ve sevmiştir. öbürü Dardanos soyuna bağlıdır. bunu Harmonia'ya Athena ( y a da Aphrodite) vermiş derler. Kreon — Vereceğim buyrukları bana halk mı öğretecek? Haimon — Çocukça konuştuğunun farkında mısın? Kreon — Ben miyim bu devleti yöneten.Haimon — Suçluları el üstünde tut demiyorum sana. ba­ şaramayınca da keseni korkunç cezalara çarptıran ağaç perilerinin öyküsü anlatılır. Amphiaraos. Bu inancı en iyi canlandıran anıt. tabağında ne varsa. şehre karşı iki saldırıya yol açmıştır (Ehphyle. Kreon — Devlet ona hâkim olanındır. Harmonia ile ilgili iki efsane vardır. despotluk bu seninki. Thebai efsanesinde Kadmos ile Harmonia' nın düğünü üstünde durulur: Zeus Harmonia' yi kendi eliyle verir Kadmos'a ve Thebai kale­ sinde düğününü yapar. denge anlamına gelen adıyla Kharit'lerin biri sayılan Harmonia ile karıştı­ rılmıştır. Bu mezarın iki yanındaki kabart­ maların her birinde bir Harpya bebek gibi kundaklanmış bir ruhu kollarında taşır görü­ nür. biri Thebai efsaneler zincirine. bunlar İno. Kreon — B u kız suçlu değil mi şimdi? Haimon — Bütün Thebai bir ağızdan hayır. eski Lykia'nın Ksanthos (bugün Kınık) şehrinde bulunan ün­ lü mezardır. Semele. öbü- rü ünlü bir gerdanlıktır. kesilmesinden ya da kurumasından sonsuz bir yas duyarlar. 18). Harmonia. Ares'le Aphrodite'nin kızı olduğundan ötürü. Dardanos'la lasion'un kız kardeşi olarak gösterilen Harmonia Semendirek efsanele­ rinde rol oynar. Bütün tanrıların hazır bulundukları bu düğünde geline olağanüstü armağanlar verilir. halk mı? Haimon — Tek kişiyle devlet mi olurmuş. Okeanos kızı Elektra'nın Thaumas'la birleş­ mesinden doğan Harpya'lar çokluk iki olarak gösterilir: Birinin adı Aello (Kasırga). Harpya'lar asıl Phineus efsanesinde rol oy­ narlar (Phineus). Semele. Harpya'lar. kardeşleri Dryad'lar gibi ağaçları ve ormanları koruyan nympha'lardır. Düğünü de gene aynı görkemle Semendirek'te yapıl­ mıştır. Adlarından da belli olduğu gibi (hama+dryas. biri Kharit'lerin dokuyup işledikleri bir elbisedir. Athena ile Hephaistos'un Harmonia'ya karşı. "on palmiye ömrü" yani dokuz bin yedi yüz yirmi yıl yaşarmış. Trakya kralı Phineus işledi­ ği bir suçun cezası olarak kör olmuştur. Autonoe ve Oidipus soyunun atası Polydoros'tur (İno. Böylece ölümsüzle ölümlü arası varlıklar sayılırlar. Argonaut'lar Trakya'ya uğra- ı 00 . ikincisinde Zeus ile Elektra'nın kızı olarak gösterilir. öbürü­ nün Okypete (Hızlı uçan.. Kadmos'un karısı Harmonia. bazı efsane­ lerde uyum. Labdakos).

Hebe. . ama tam yakalanacakken kız kardeşleri İris Boreasogullarının önüne geçer ve "Zeus'un hizmetçileri" Harpya'ları öldürmelerini önler. ötekileri saray kadınları vermişti bana. Asıl görevi tanrılara içki sunmaktır (İl. on dokuzu bir ana karnından doğmuştu. kaldırıyorlardı altın tasları birbirlerinin şerefine. 5) Olympos'ta eli her işe yatkın bir çeşit ev kızı­ dır. yalnız Herakles efsanesinde adı geçer: Güçlü yiğit öldükten sonra Olympos'a varıp ölüm­ süzlüğe kavuşunca Hebe ile evlendirilir. Zeus'la Hera'nın bu adı taşıyan kızları (Tab. ama kalmadı bana onların hiçbiri. Çokluk en büyük tanrılar arasın­ da ve Anadolu'lu kaynaklarda görülen bu kut­ sal evlenme motifinden. Heilebie. Ama İlyada'da onu Athena ile Hera'nın arabasını hazırlarken (İl. Ulu Hebe tanrı balı döküyordu herbirine. Bu bakım­ dan Hepa-Hebe ile Ana Tanrıça arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir ve Hepa-Hebe adının Kybele'nin çeşitli adlarından biri oldu­ ğu anlaşılır (Kybele). gözü dönmüş. 905) görürüz. Hekabe ilkçağ yazınında doğurgan ve baht­ sız ana tipini canlandırır. IV. Hcbe. V. Hekabe (Latince Hecuba). altın avluda. öteki Ege denizinin bir adasına sığınır. Bir efsaneye göre Harpya'lar rüzgâr tanrı Zephryros'la birleşip. Yunan efsanesinde Tanrılar toplanmıştı Zeus'un pek ö n e m l i b i r rol oynamayan Hebe'nin Y u nan öncesi bir tanrıça olduğu sonucuna varı­ labilir. Sedir ağaçlarının ülkesi Lübnan. Çocuğu olmaz.): . yani Âdem'in eşi ve bütün insanların anası olarak gösterilen Havva'nın ta kendisidir. Hebe'nin kendine özgü bir efsanesi yoktur. Boreasogulları Harpya'ları yakalayamazlarsa. Hitit yazıtlarında H e p a . Karia'da Kaunos şehri kralının kı­ zı. Geldiği gün Akhaoğulları buraya oğullarım vardı benim elli tane. Lyrkos dünyayı dolaşıp kızı bulamayınca. Hebe ile Herakles'in evlenmesi simgesel bir anlam taşıyan bir "hieros gamos". Homeros destanla­ rında beliren bu karakteri sonraları tragedyalarca daha da abartılmış ve Hekabe çocukları­ nı bir bir yitirdikten. Harpya'lar Pandareos efsanesinde de rol oynarlar (Pandareos). ama Heilebie kocasından yana çıkıp babasını alt etmesine yardım eder. Balios). O y s a benim bahtım ne kadar kara. V. Hekabe Troya kralı Priamos'un karısı. Hepa-Hebe ise Tevrat'ta ilk insanın. kendileri ölecekti. onlarda Troya'lıların şehrine bakıyorlardı tepeden.dıklarında Phineus Harpya'lardan kurtarılma­ sını dilemiş onlardan. 4 9 2 vd. 1 vd. Bana karşılık. korkunç yıkım ve lşkencelerine tanık olduktan sonra. Filistin'dir. Paris. yiğit oğullar yetiştirdim y a y g ı n Troya'da. Hebe. Hektor. babası İnakhos kızının taliplerinden Lyrkos'a İo'yu aramasını buyu­ rur. Yunanca gençlik demektir. Hitit yazıtlarında bu tanrıçaya "se­ dir ağaçlarının ülkesinde" tapınıldıgı belirtilir. Kassandra ve daha birçok çocukların anasıdır (Tab.) : çevresinde. Daha sonraki kaynaklarda H e be'nin nektar sunucusu olarak görevi Zeus'un kaçırdığı güzel delikanlı Ganymedes'e verilir (Ganymedes). X X V I . Buna karşılık Phineus'a rahat vermeye ve Gi­ rit'te bir mağaraya saklanıp bir daha görün­ memeye söz verirler. Priamos Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gittiğinde kraliçeyi on dokuz çocuğunun anası diye tanı­ tır (İl. Aralarında Boreasogulları Kalais ile Zetes vardı ve bilici olan Phineus Harpya'lann ancak Boreas'ın oğullarınca yakalanabileceklerini biliyordu. 722-731) ya da savaş dönüşü kardeşi Ares'i yıkarken (İl. Kaunos kralı onu dönüşünde ülkeden kovmak ister. 16). Akhilleus'un ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'u meydana getirmiş­ ler (Ksanthos. . Orada kral kızı Heilebie ile evlenir. Argos'a boş dönmekten çekinir ve Karia'da Kaunos şehrine yerleşir. Kovalamaca sırasında Harpya'lann biri Peloponez'de bir ırmağa düşer. Kocası kısırlı­ ğının nedenini anlamak için tanrı sözcüsüne başvurmak üzere Kaunos'tan ayrılır ve yolcu­ luğu sırasında karısını aldatır. Dolaylı olarak İo efsanesine adı karışır: Zeus İo'yu kaçırınca. Hepat ya da Hepatu diye adlandırılan büyük güneş tanrıça Arinna'nın Yunancalaştırılmış adı ol­ sa gerek. yani kutsal evlenmedir.

katla­ nır ve bekler. t o p ­ rağa bular (İl. ama kızı Polyksene'nin gözleri önünde Akhilleus'un ruhuna kurban edilmesini. dövünüyor. X X I V . Troya'da bir çığlıktır kopar. onu ağzına uzattığım günleri getir aklına. Atina'Iı tragedya yazarı Euripides ise onu "Troya'lı Kadınlar" ve "Hekabe" adlı tragedyalarının baş kişisi yapmış. Gözünün bebeği. Kimi efsanelerde onun ev­ lat acısına dayanamayarak gece. babasının yalvarmalarını dinlemeyip de Akhilleus'la savaşta can verin­ ce.): "Hektor. Paris. . ama Anadolu kadınları gene bu sözlerle ağıt yakar ölen ana kuzularına. yavrucuğum. bir tanrı gibi selamladı yavrum onlar seni. senin acını göreyim. desteği. fırlatıp atmıştı parlak başörtüsünü. talihsiz anana. 83 vd. ama oğlu buna yanaşmayınca. nasıl? Gece. gündüz ulu­ yan bir dişi köpek haline dönüştüğü de ileri sürülür. Polymestor). Troyalı kadınların. Aradan birkaç bin yıl geçti. korkunç bir öç alma eylemine girer ve Polymestor'u kör edip. cömert ve dini bütün bir ana olarak gösterilir ( İ l . ağlaşmaya başlar.): Şimdi sen. yatıyorsun evinde taptaze. ta ki Batı kapılarının üstünden Hektor'la Akhilleus'un savaşını gözlemeye gelir. gözümün bebeği. yiğit oğlu Hektor'un ölüsü karşısına serilince de bagırmaz çağırmaz.. unuturdun koynumda bütün dertlerini. bir köpek gibi havlamaz da Anadolu kadınına özgü bir ağırbaşlılık ve ha­ yal gücüyle canlandırır onu gözünde ( İ l . Hekabe'nin en küçük oğlu Paris'le ilişkisi ve onu karnında taşırken gördüğü düş için bkz. ama yavrum. Öldürürse seni bu adam. gündüz yüreğimin ışığıydın bu şehirde. İzmir'li şair Homeros böyle canlandırıyor Hekabe'yi. canım oğlum. kraliçe ve bütün halk dövünmeye. Phrygia'ü Ana Tanrıça Kybele'nin bütün ni­ teliklerini içinde taşır ve dile getirir Hekabe (Polydoros. kaderle ölümün elindesin şimdi". dramını de­ rinliğine işlemiştir.. X X I I . bir döşek üstüne koymayacağız ölünü. 253 vd. gir içeri. Bu oyunlarda Hekabe'yi Troya yıkıldıktan sonra köle olarak orada. Troya'lı kadınların topluluğu içinde direnci yansıtan büyük bir varlık. onun dileğini yerine getirir: Athena tapınağına sunu sunmaya gider.): . Atina'Iı şairin ona tragedya boyunca "Phrygia'lı" demesi boşuna değil. Anası da saçlarını yolup duruyordu. surlarımızın içinde yenmeye bak şu domuzu. doğal analık gücü­ nün simgesidir. Başladı Hekabe kadınlar arasında uzun bir ağıda: "Bak anana yavrum. başaramayınca gene tanrıla­ ra yakarış ve sunu sunma yoluna gider. burada sürünür görürüz. seni doğuran. üstelik de Trakya kralı Polymestor'a emanet edilen oğlu Polydoros'un da al­ çakça öldürülüp denize atıldığını görünce. Son­ ra bölümler boyunca Hekabe'nin sözü geç­ mez. bizden uzak. oğluna baka baka haykırıyordu.).köpek gibi kudurup saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur. ey katı yürekli. Priamos yas belirtisi olarak başını toza. saygı göster bu memeye. sen onların büyük şanıydın sağken. Hekabe düşmana gidip yalvarmaya kalkı­ şan kral Priamos'u akıl ve sağduyu adına alı­ koymaya çalışır. bundan böyle nasil yaşayayım ben. Kraliçe görkemini ve erdemini sürdürür. kral. şarap içip serinlemesini ister. Savaştan şehre dönen Hektor'un biraz dinlenmesini. benzersin Apollon'un tatlı okuyla vurduğu insanlara. O zaman da surlar dışında kalıp tek başına düşmana karşı koyan oğlunu içeri almak için şöyle seslenir ( İ l . X X I I . 575 vd. ne cömert karın ağlayacak. ne ben ağlayacağım senin önünde. Ne var ki Euripides de Hekabe'yi akıl ve hak yo­ lundan ayrılmayan ulu bir kişi olarak gösterir. dışarda dikilme karşısına. Bu tragedyalarda Hekabe yalnız değildir. yiyecek seni çevik köpekler. Hektor anasının. erkeklerin gücü. gemilerin orada". Polyksene. VI.. 406 vd. İlyada'da ilk karşımıza çıktığında H e kabe tatlı dilli. sözümü duyarmış gibi. öldüğünü göreyim de.. çocuklarını da öldürür.

Hekamede. Güzel saçlı Hekamede Troya savaşı sırasında Akha'ların Tenedos'a (Boz­ caada) yaptıkları bir baskın sırasında esir al­ dıkları kızdır. Akha'lar bu kızı Nestor'a köle olarak verirler ve İlyada'da onu Nestor'un ba­ rakasında hizmet eder görürüz (il. XI, 624; XIV, 6). Hekate. Hekate, Olympos tanrılarıyla ilişkili olmayan, hiçbir efsaneye adı karışmamış, ki­ şiliği epey gizemli bir tanrıçadır. Aslında H e kate, Anadolu'ya özgü bir tanrıça ve Efes'li Artemis'in belli bir niteliğini yansıtan ve baş­ ka adla anılan bir tıpkısıdır (Artemis). H o m e ros destanlarında hiç adı geçmez, buna karşı­ lık Hesiodos'un Theogonia'sında büyük bir yer tutar. Hekate, Titanlar arasında Güneş Soylular diye anılan tanrılar soyundandır (Tab. 8). Koios ile Phoibe'nin iki kızları olur: Biri Leto ( k i Zeus Leto'yu eş edinip onunla iki büyük Olympos tanrısını, Apollon ile Artemis'i üretir), öbürü Asterie'dir (Leto, Asterie). Asterie Perses ile birleşip Hekate'yi doğu­ rur. Hekate'nin Titanlar kuşağında ne denli ayrı bir yer tuttuğunu Hesiodos'un Theogonla'sından öğrenmekteyiz. Ozan, Titanlar ku­ şağını saydığı parçanın sonunda Hekate'ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir (Theog. 404-450). Theogonia'nın başlangı­ cındaki Musa'lara Övgü'yü andıran bu parça­ da, Zeus, deniyor, Hekate'yi "herkeslerden üstün tuttu" ve evrende onur paylarını tanrı­ lar arasında paylaşırken, bu tanrıçaya kara­ larda, denizlerde ve göklerde bir yetki payı ayırdı. Metinde şöyle denir (415-450): Ölümsüzlerin saygısı büyüktür ona, Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü Hekate'nin adını anar yakarışlarında, Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça Onun elde etmeyeceği şey yoktur, Ona bütün mutlulukları vermek elindedir. Ünlü Gaia ile Uranos'un bütün çocukları Kendi paylarından pay vermişlerdir ona... Kim hoşuna giderse Hekate'nin Yardım görür ondan, destek bulur onda. Meydanlarda, kalabalıklar içinde Kimi isterse onu parlatır Hekate. Ölüm-kalım savaşlarında Hekate Dilediği savaşçıya yardım eder. Dilediğine verir hıynıvı, sanı, şerefi.

Kurultaylarda saygın kralların yanındadır, İnsanlar arasındaki yarışmalarda Tanrısal gücüyle işe karışır, Zaferi kazanan alır güzel ödülü Ve şeref kazandırır yakınlarına. Binicilerden de dilediğine yardım eder. Belalı engin denize açılanlar da Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya, Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça, Ya da tam başaracakları sırada Avlarını alır elinden canı isterse. Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda: Öküzleri, keçileri, ak yünlü koyunları Azaltır ya da çoğaltır gönlünce. Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu. Hekate'ye Hesiodos pantheon'unda tanı­ n a n ayrıcalığın nedeni bilginleri epey düşün­ dürmüştür. Homeros destanlarında sözü bile edilmeyen bu tanrıça Theogonia'da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. Burada yücelti­ len tanrıçanın kimi yerde Artemis, kimi yerde Diktynna ya da Britomartis diye anılan Ana Tanrıça'yı bu denli andırması Hesiodos'un ana yurdu ile ilgili görülmektedir. Bilindiği gi­ bi, eski Karia'da Stratonikeia'nm (Eskihisar) kuzeyinde, bugünkü Yatağan'a yakın olan Lagina'da (Lagina örenine en yakın ilçe Tur­ gut'tur) Hekate'nin çok ünlü bir tapınağı bu­ lunmaktaydı. Görkemli bir yapı olan bu tapı­ nağın kalıntılarından birkaçı, özellikle bazı kabartmalar İstanbul Arkeoloji Müzesinde korunmaktadır. Hesiodos ise babasının Ege kentlerinden Kyme'den Yunanistan'a göç­ müş bir göçmenin oğludur. Yunanistan'a yerleştiği Askra kasabasının yakınında ise Thespiai'da bir Hekate kültü bulunduğunu biliyoruz. Acaba ozanın yücelttiği bu Hekate tapımını Hesiodos soyu Lagina'dan mı Y u nanistan'a getirmişlerdir? Bu konu daha bi­ limce aydınlanması gereken ve doğrudan doğruya Anadolu kültleriyle ilişkisi olan bir sorundur. Bu konu için bkz/ "Hesiodos, eseri ve kaynakları" adlı kitabın s. 53 ve 1. notu­ na. Bu tanrıçanın karmaşık kişiliğini açıklamak­ ta bugünkü bilim de zorluk çekmektedir. Dik­ kati çeken bir nokta da tanrıçanın adıdır.He-

kate, Apollon'la Artemis'in başlıca sıfatların­ dan olan hekatos-hekatebolos, yani hedefi vuran anlamındaki kelimeyle ilgilidir (Apollon). Leto'nun kardeşi olması da onun Y u nan din ve efsanesine sonradan gelme bir tanrıça olduğunu belli eder. Hekate Yunan varlığına sonuna dek yabancı kalmıştır, asıl tapımma Roma'da rastlanır, burada ay tanrı­ çası, geceye ve karanlığa egemen bir varlık, büyük ve sihri elinde tutan bir kara güçler ecesi olarak karşımıza çıkar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Dido Aeneas'ı yanında alıkoyamayacagını anlayınca, onu kendine büyü yoluyla bağlamaya çalışır (Aen. I V , 5 1 1 vd.): Üstünde kendi ölüsünün yanacağı odun yığınını hazırlattıktan sonra, bir Hekate rahi­ besine büyü formülleri okutur; saçları darma­ dağın olan bu kadın yüz tanrılar, Erebos, Khaos, üç biçimli Hekate ve üç yüzlü bakire Diana adına başlar yakarışa (Dido). Hekate' nin bu üç kılığı acaba kısrak, dişi köpek ve di­ şi kurt biçimleri midir? Diana'nın kız, kadın ve ay tanrıçası olarak üç biçimde canlandırıl­ dığını da biliriz. Hekate kimi bölgelerde üç gövdeli bir heykel olarak imgelenir. Bu üçlü karakteriyle Efesli Artemis'e ne kadar yakın­ dan bağlı olduğu, onun başka bir yan ve yö­ nünü simgelediği apaçıktır. Hekatonkheir'ler. Bkz. Yüz Kollular. Hektor. Troya kralı Priamos'la kraliçe H e kabe'nin en büyük oğlu Hektor (Tab. 16) Anadolu'nun ilk ulusal kahramanıdır, çünkü Troya savaşı Homeros'un llyada destanından da anlaşıldığı gibi bölgesel bir karşılaşma de­ ğil, Batı dünyasının Çanakkale Boğazından Mezopotamya'ya kadar uzanan Asya (bugün Küçük Asya deniyor) kıtasına ilk saldırışı, uy­ garlık ve zenginlikte Batıyı çok aşmış olan Anadolu'yu ele geçirmek için ilk denemesi, girişimidir. Bunu ancak böyle anladıktan son­ radır ki, Homeros destanını gereğince değer­ lendirebilir, Troya savaşının gerçek niteliğini anlayabilir ve Boğazların kilit noktasında çar­ pışan güçlerin asıl amacı açığa vurulduktan sonra, savaşçılarının karakterine ışık tutarak onları tarihteki benzerleriyle karşılaştırabiliriz. H e m e n söyleyelim ki ü ç , dört bin yıl önceki Troya savaşıyla yakın tarihin Çanakkale sa­ vaşı arasında göze çarpan bir benzerlik vardır

ve Hektor'u Mustafa Kemal'in atası olarak görmek yanlış bir yorum değil, tersine tarihi doğru değerlendirmenin bir örneği, bir belir­ tisi sayılabilir. Troya'nın orta direği olan Hektor'un kişiliğini incelemeye girişmeden önce, Troya savaşı denilen büyük çatışmaya bütün Anadolu'nun katıldığını metinlere dayanarak göstermeliyiz. İlyada'nın ikinci bölümünde "Gemiler Kata­ logu" denilen bir parça vardır ki, burada Troya'ya saldıran orduların da, Troya'yı savunan kuvvetlerin de sayımı, dökümü yapılır. Desta­ na sonradan katılmış, özellikle İlyada Ati­ na'da ulusal destan olarak benimsenip de Atina'yı yüceleştirme amacıyla kaleme alındı­ ğı sanılan bu listede Yunanistan'dan gelme kuvvetlere çok yer verilip, Troya'nın savaş ortakları kısa geçildiği halde, savunmaya Anadolu'nun hemen her tarafından güçler katıldığı anlaşılır, llyada'da altmış kadar dize tutan bu parçada (İl. II, 819-878) önce Toros bölgesindeki kentler ve ordu komutanları sa­ yılır, sonra da Trakya'dan başka Mysia, Paphlagonia, Maionia ve Lykia'ya kadar bir yandan Karadeniz kıyılarına, öte yandan Ak­ deniz'e kadar uzanan yaygın bir bölgenin ad: geçer. Yunanistan'ı yüceltmek, Anadolu'yı küçümsemek amacıyla d ü z ü l d ü g T ı açıkça belli olan bu metin bile Troya savaşının Anadolu boylarınca ne denli benimsendiğini açığa vur­ maktadır. Daha sonraki bölümlerde de örne­ ğin Lykia'lı önderlerin savunmada ne büyük bir yer tuttukları, giderek Hektor'u eleştirip ona yol gösterdikleri görülür (Sarpedon, Pandaros). Troya'nın kaderini elinde tutan Hektor bu savaş ortaklarına karşı sorumlu­ dur, onların istek ve öğütlerine saygı göster­ mek, kendi çıkarlarını düşündüğü kadar onla­ rın da görüşlerini hesaba katmak zorundadır. Bütün bu sorumluluk ve yükümlülüklerdi ki onu Anadolu'nun ulusal savunucusu olarak diker gözlerimizin önüne. Bu görevi sonuna dek nasıl yerine getirdiği, üstünde durulmaya değer bir konudur. İlyada Hektor'u hem savaşta bir kahraman, hem de günlük hayatında bir insan olarak canlandırır gözümüzün önünde. Destanda onun kadar derinliğine işlenmiş bir tip daha yoktur. Onun kişiliği Akhilleus'unkinin tam karşıtıdır: Duygularını dışarıya vurmak, esin-

tilerine kapılıp davranmak şöyle dursun, dra­ mı kendi içinde sessizce oluşur ve bu dram tek bir kişinin değil de, bütün bir ailenin, gi­ derek bütün bir toplumun sorunlarını içerdiği için, dallı budaklı, karmaşık ve çetrefildir. Hektor Troya savunmasının omuzlarına yük­ lediği ağır sorumlulukla kendi kişisel ve duy­ gusal eğilimlerini birbirleriyle bağdaştırmakta öylesine güçlük çeker ki, açığa vurmaktan çekindiği bu çatışma kendisinin modern an­ lamda bir tip, bir roman kişisi olarak karşımı­ za çıkmasına, iç bunalımlarının da destanda şaşılacak bir belirti olan sessiz monologlarla dile gelmesine yol açar. Hektor'un eşsiz kişi­ liğini kavrayabilmek için onu hem insan, hem de kahraman olarak ele almalı, incele­ meliyiz.

dan ele alınmaya değer. Anasını da babasını da çok sever ve sayar Hektor, ne var ki onl.ıt duygusal nedenlerle onu görevinden alıkoy maya çalıştıkları zaman, sessizce karşılar önerilerini, ya da sözlerini niçin dinlemediği­ ni anlatır onlara. Surlar önündeki sahnede cevap bile vermez yalvarmalarına ( İ l . X X I I , 38-90), şehre gelince dinlenip şarap içmek şöyle dursun, herkese görevini hatırlatmakla yetinir (İl. VI, 264 vd.) Baba ve koca olarak Hektor'un eşsiz bir davranışı vardır, bu denli ince, sevimli, çok yönlü bir insana rastlanmaz hiçbir destanda. Eşine hem baba, hem ana, hem kardeş, hem de sevgili olduğunu Andromakhe'nin kendi ağzından duyarız şaşa şaşa (İl. VI, 429 vd.), (Andr'omakhe). En ince ay­ rıntısına kadar anladığı karısının üzüntüsünü nasıl paylaştığını da bir görelim (İl. V I , 4 4 1 ( 1 ) İ N S A N H E K T O R . Destan kahramanları­ vd.): nın hepsi gibi Hektor da belli niteliklerle ta­ Ben de düşünüyorum bunları, karıcığım, nımlanır: Çevik ayaklı, oynak tolgalıdır, tanrı­ ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi, sal, Ares'in dengi, Zeus'un sevdiği, giderek Troya erkeklerinden utanırım, Zeus gibi akıllıdır. Tolgası ışıldar, silahları da bakamam uzun entarili kadınların yüzüne, şöyle anlatılır (İl. VI, 319, X I I I , 802 vd): içimden de gelmez, ne yapayım; ün kazanmak için hem babama, hem .... On bir dirsek boyunda kargısı elindeydi, kendime, tunç temren dolanmıştı altın bir halkayla, öğrenmişim atılgan olmayı, önünde dört bir yana ışıklar saçıyordu. Troya'lılarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim. Ares'e benzeyen Priamos oğlu Hektor Kafama, yüreğime, komuşum ben şunu: başlarındaydı, Elbet bir gün yok olacak kutsal llyon, yusyuvarlak kalkanını tutuyordu önünde, Priamos ve onun iyi kargı kullanan halkı. kaim tunçla örülmüş, sık deridendi bu O vakit ne Troya'lılann acısı umurumda kalkan. olacak, Parlak tolgası sallanıyordu şakaklarında, ne Hekabe'nin, ne kral Priamos'un acısı, sıralar boyunca bir gidip bir geliyordu. ne de kardeşlerimin acısı umurumda olacak. Troya şehrinin koruyucusudur Hektor, Benim üzüntüm sensin asıl, onun içindir ki oğluna "Astyanaks" (şehrin tunç zırhlı Akha'lılardan biri alacak hür efendisi) adını takmıştır halk (Astyanaks). gününü, Güçlü ve merttir, öyle ki o yaşadıkça, savaş­ götürecek seni gözyaşları içinde, tıkça güven duyar kadın olsun, erkek olsun düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı, Troya'lılann hepsi, o ölecek olursa şehrin de bu yüzden arkada kalacak gözüm... Köleliğe sürüklenirken çığlığını tutunamayıp düşeceğine inanırlar. Bu güven duymaktansa ve bu inançtır ki, Hektor'a karşı büyük bir dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi. sevgi uyandırmıştır Troya 'ularda, topluca s e v gi gösterilerinin de yalnız Hektor için yapıldı­ ğını görürüz destanda. Bu sevgiyi Hektor davranışlarıyla kazanmıştır. Büyüğünü de, kü­ çüğünü de öyle sayar ve sever ki, örnek bir insan, çağdaş anlamda olgun ve yetkin bir in­ san sayabiliriz Hektor'u İlişkileri bu bakımTolgasından Ü r k e n yavrusunu gülerek kolla­ rına alıp öperken de şu dilekte bulunur koca Hektor, yurt içinde ölmeyi göze almış bit kahramanın ağzından böyle alçakgönüllü, do­ kunaklı sözler duyunca gözyaşlarını tutamaz olur insan (İl. VI, 476 vd.):

Ey Zeus, ey öbür tanrılar, benim oğlumun, Troya'lılar arasında, babası gibi kendini göstermesini nasip edin, babası gibi güçlü, mert olmasını, llyon'da bütün gücüyle hüküm sürmesini. Kanlı silahlarla savaştan dönerken o, babasından çok daha üstün bu desinler, • mutlu olsun anasının yüreği. H e k t o r herkese karşı yumuşak davranır, bir kızdığı, azarladığı Paris'tir, kafasızlıgıyla şeh­ rin yıkımına s e b e p olan a d a m . Şöyle çıkışır o n a (İl. III, 3 8 vd.): Seni alçak, seni parlak oğlan, seni çapkın, seni ırz düşmanı seni! Hiç doğmaz olaydın keşke, ya da kalaydın ölümüne dek evlenmeden, ne baş belası kesilirdin o zaman, ne de yüz karası olurdun başkalarına. H e k t o r H e l e n e ' y e karşı uygarca ve centil­ m e n c e davranır. Öbür Troyalılar gibi o da ka­ dını ayıplamaz, suçlamaz, güzel kadın da o n u herkesten çok sayar ve sever. Paris'i savaşa çağırmak için şehre geldiğinde H e l e n e o n u alıkoymak ister, o n u n l a dertleşmeye c a n a t a r , a m a H e k t o r güzel kadının uzattığı is­ kemleye o t u r m a z , bir an ö n c e karısını ve ç o ­ cuğunu bulmaya gider, çünkü girişeceği sa­ vaştan bir d a h a d ö n ü p dönmeyeceğini bilmez (İl. VI, 3 4 4 vd.): Ah kayınım benim, dayanılmaz kötülükler yapmış bir köpeğim ben. keşke,

gözbebeği bu k a h r a m a n kaderiyle pençeleşir durur, ö l ü m ü n ü n yakın olduğunu bilir. T a n r ı ­ lara güvenmenin de ne kadar yersiz olduğu­ nu sezer, nitekim o n u yalnız Apollon korur, a m a Z e u s ' u n buyruğuyla o da kaderine bırak­ mak zorundadır H e k t o r ' u , ö b ü r t a n n l a r s a pis pis düzenlerle H e k t o r ' u a l d a t m a k t a yarışırlar â d e t a . Ama b u konuyu H e k t o r ' u n k a h r a m a n ­ lığını inceleyeceğimiz bölüme bırakalım. (2) KAHRAMAN H E K T O R . Ne kadar n a n ­ kör bir görevi vardır H e k t o r ' u n Troya sava­ şında! Ordulara yön vermek, güven aşılamak, güç esinlemek h e p o n a düşer. Karar o n u n , sorumluluk ve yükümlülük h e p o n u n omuzlarındadır, buna karşılık da d u r m a d a n eleştiriye uğrar, herkesi dinlemek, yatıştırmak, avut­ m a k , savaş ortaklarını h o ş t u t m a k , gücendir­ m e m e k o n u n tek başına görevidir. Oysa k e n ­ disi için savaşmaz H e k t o r , bir çapkın a d a m ı n , soyunun ve kentinin başına getirdiği belayı savmak için dövüşür, bu belayı sayamayaca­ ğını, b ü t ü n soyuyla birlikte c a n ı m kentinin de yok olacağını bile bile. Buna karşın g e n e de yiğitçe dövüşür H e k t o r . Yiğitliği Akhilleus'un bireyci, bencil, inatçı yiğitliğinden ne k a d a r üstün, ne kadar bilinçli ve insancadır! H e k t o r ' u n kahramanlık dramı S a r p e d o n ' u n ö l ü m ü n d e n sonra başlar asıl. Patroklos Akhilleus'un silahlarını kuşanıp da ö l ü m saçmaya başlayınca, H e k t o r başına gelecekleri anlar, savaşa atılsın m ı , atılmasın mı diye ikircikli­ dir, bir an arabasına binip kaçmaya bile k o ­ yulur. O z a m a n da ortaklarının en ağır ve in­ safsız eleştirilerine uğrar. Lykia'lıların ö n d e r i Glaukos Patroklos ile S a r p e d o n arasındaki savaşta H e k t o r S a r p e d o n ' u n öldürülmesini önleyemedi diye o n u kınar, Troya'lıları küçük düşürür ve ortaklarının artık bıkıp gitmeye hazır olduklarını bildirir (İl. XVII, 1 4 0 vd.). Bu sözler üzerine H e k t o r savaşa d ö n e r , Patroklos'u öldürür, korkunç bir b o ğ u ş m a içinde o n u n ölüsünü kaçırmak, silahlarını soymak ve kendisi kuşandıktan s o n r a Akhilleus'un karşısına çıkmak yürekliliğini gösterir. Oysa bu savaş başka türlü bir savaştır. AkhilIeus t a n r ı H e p h a i s t o s ' u n kendisine yaptığı yeni silahlarla O r i o n yıldızı gibi alev alev ışın­ lar saçarak ilerlemektedir d ü ş m a n ı n a karşı. Ve H e k t o r ' u biraz ö n c e ağır yergilerle kına­ yan savaş ortakları, yardımcıları, kardeşleri,

Anamın beni doğurduğu gün, bir korkunç kasırga gelseydi, alsaydı beni, bir dağın tepesine atsaydı, ya da bıraksaydı uğuldayan denizin içine... Gel, kaymağım, otur şu iskemleye, biliyorum, derdin en büyüğü senin başında...

Büyük H e k t o r karşılık verdi, dedi ki: Oturtma beni, Helene, beni çok sevsen de dinlemem seni, Troyalılara yardım etmek istiyor yüreğim. Onlar benim yokluğumdan yakınmışlar... Ben gidip göreceğim evdekiler!, sevgili karımı göreceğim, yavrumu, bir tanemi, bir daha da ya dönerim, ya dönmem. Akha'ların eliyle tanrılar belki de yok ederler beni. Bu ölüm düşüncesi bir an olsun H e k t o r ' u n aklından çıkmaz. T r o y a ' n ı n ışığı, halkı

Troya'lı savaşçıların h e p s i çil yavrusu gibi d a ­ ğılmış, h e p s i sığınmışlardır T r o y a surlarının içine (İl. XXII, 5 vd.) : Bir Hektor duruyordu olduğu yerde, uğursuz bir kader rmhlamıştı onu l/yon'un dışında Batı kapılarının ö n ü n e . Surların ü s t ü n d e n ihtiyar P r i a m o s , p e r i ş a n H e k a b e b o ş u n a yalvarır dururlar bu kez H e k t o r ' a ö l ü m e m e y d a n o k u m a m a s ı , k e n t i n i kur­ t a r m a k için c a n ı n ı kurtarması için. Ama ses çıkmaz artık H e k t o r ' d a n , kendi içinde y a p ­ m a k t a d ı r artık tartışmayı, h e s a p l a ş m a y ı . Ve en a z ı n d a n iki bin yıl s o n r a doğacak o l a n r o ­ m a n t ü r ü n ü n belli başlı bir öğesine ö r n e k ola­ c a k m o n o l o g u n a şöyle başlar H e k t o r (İl. XXII, 9 9 vd.): "Yazık bana, girersem surların içine, ilkin Pulydamas yağdırır ayıbı başıma, tanrısal Akhilleus'un baş kaldırdığı o uğursuz gece buyurmuştu bana, Troyalılan şehrin içine al, demişti, dinlememiştim onu, dinleseydim keşke. Çılgınlık ettim de ne oldu, yok ettim ' halkımı, Troya'nm erkeklerinden, kadınlarından utanıyorum. Benden değersiz biri bir gün ya derse ki: Gücüne çok güvendi Hektor, kıydı halkına. Çok daha iyi olur karşı durmak Akhilleus'a, ya öldürüp onu dönerim geri, ya da onun elinden şanla ölürüm şehrin önünde. Yoksa göbekli kalkanımı, güçlü tolgamı bırakıp bir yana, kargımı da duvara dayayıp, dosdoğru çıksam mı kusursuz Akhilleus'un önüne, söz versem, desem ki geri vereceğiz Helene'yi de, tekmil mallarını da, vereceğiz, koca karınlı gemileriyle Aleksandros'un Troya'ya getirdiği her şeyi. -Bunlar kavgamızın başı değil mi?Alın, diyeceğim, götürün bunları Atreus oğullarına. Bir de desem mi paylaşalım hepsini bu şehirde nemiz var, nemiz yok. Ant içireceğim, desem, Troyalı ihtiyarlara, desem saklamayacaklar şehirde hiçbir şeyi, ikiye bölecekler, desem, bütün malı, mülkü. Ama yüreğim ne diye oyalanır böyle şeylerle?
Ona karşı olduğum gibi gidersem

bakalım acıyacak mı bana, saygı gösterecek

mi?
Silahsız gidersem böyle çırılçıplak, bir kadın gibi öldürebilir beni o. Böyle e n i n e , boyuna düşünmek de ne. En iyisi tez elden paylaşmak kozumuzu. Bakalım Olympos'lu kime bağışlar ünü". H e k t o r böyle d ü ş ü n ü r k e n Akhilleus yakla­ şır. O n u g ö r ü n c e bir titremedir alır H e k t o r ' u , başlar k o ş m a y a . İlyada'nın e n ü n l ü s a h n e l e ­ r i n d e n biri d e açılır g ö z ü m ü z ü n ö n ü n e : H e k t o r ö n d e , Akhilleus a r k a d a ü ç kez dolaşırlar Troya ş e h r i n i , binlerce korkulu göz ö n ü n d e oluşan bir ölüm-kalım yarışı. O sırada İ d a d a ­ ğının t e p e s i n d e tanrılar d e r n e k k u r m u ş , göz­ lerler ve tartışırlar olayı. Z e u s altın terazisini kurar, bir kefesine H e k t o r ' u n , bir kefesine Akhilleus'un ö l ü m ü n ü koyar, kaldırır teraziyi, bakarız ki H e k t o r ' u n kurası ağır basıyor. H e k t o r ölecektir. Tanrılar işte o a n d a el ç e ­ kerler H e k t o r ' d a n , yalnız A t h e n a H e k t o r ' u n kardeşi D e i p h o b o s ' u n kılığına girerek yiğide yanaşır, kendisini destekleyecekmiş gibi ya­ p a r . H e k t o r i n a n ı r , karşı durur d ü ş m a n a , a m a bir a n t l a ş m a yapılmasını ister ki kim öl d ü r e c e k s e , ölenin b e d e n i n i geri versin yakın­ larına. H a k k a , yasaya, insan saygısına güveni vardır H e k t o r ' u n son d e m i n e d e k . Oysa n e ­ r e d e Akhilleus, y a n a ş m a z hiçbir a n t l a ş m a y a . Aslan gibi saldırır, H e k t o r D e i p h o b o s ' u çağı­ rır, bakar ki yok, anlar aldatıldığını (İl. XXII, 3 0 3 vd.): Kaderim beni kıskıvrak bağladı işte. Gene de kıyasıya dövüşmek düşer bana, bir yiğitlik göstereyim de öyle öleyim, ' duysun gelecekteki insanlar bile. C a n verirken bir d a h a yalvarır H e k t o r Akhilleus'a ölüsünü Troya'lılara geri versin diye. Ama Akhilleus'un r e t cevabıyla karşılaşır (Akhilleus). H e k t o r ' u n s o n sözü d e ş u d u r : "Senin ne olduğun yüzünden belli, demirden bir yüreğin var göğsünde. Ama uyanık ol, uğramayasm tanrı lanetine, yiğit de olsan, Paris'le Apollon bir gün seni, öldürecekler Batı kapılarının önünde". Söyler söylemez Hektor bu sözleri, her şeye son veren ölüm kapladı bedenini. Uçtu canı gövdesinden, yollandı Hades'e, gücünden, gençliğinden koptu, kaderine ağlaya ağlaya

Akhilleus'un, H e k t o r ' u n ölüsüne ve seyirci kalan bahtsız Troya şehrine yaptığı işkence dillere destan olmuştur: H e k t o r ' u arabasına bağlar, yedi kez dolaştırır Troya şehrinin çev­ resinde, t o z , t o p r a k içinde. B u k o r k u n ç m a n ­ zaraya tanrılar bile d a y a n a m a z , Apollon, Aphrodite yağlar sürerler b e d e n i n e , gece, gündüz bekçilik ederler ölüsüne, s o n u n d a Pria m o s ' u elinden t u t a r a k götürürler Akhilleııs'a, azgın yiğit de geri verir ölüyü babasına (Apollon, Akhilleus, Priamos). H e k t o r ' a yakılan ağıtlar ve H e k t o r ' u n c e n a ­ ze töreniyle kapanır İlyada. Dinleyin bakın, Boğazlara karşı yükselen Anadolu kalesine nasıl gömmüşler A n a d o l u ' n u n bu ilk özgürlük k a h r a m a n ı n ı (İl. XXIV, 7 8 4 vd.): Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın. Ölümlülere parlak şafak sökünce onuncu günü, gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü, koydular yığınların tepesine, verdiler ateşe. Gül parmaklı şafak sabah erken parlaymca, ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk. Hepsi geldi bir araya, topluluk kuruldu, parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını, söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi, sonra tapladı kardeşleri, dostları ak kemikleri, hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu. Kemikleri alıp kodular bir altın kutuya, erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu. Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura, ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü. Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar, gözcüler diktiler çepeçevre, dört bir yana, mezar bitmeden Akha'lar saldırmasın diye. Bir mezar tümseği olunca toprak kabara kabara, gerisin geri döndü hepsi şehre, toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni Zeusoğlu kral Priamos'un sarayında. İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni. H e l e n a . Yunan efsanelik kişilerinin en ünlü­ sü, güzeller güzeli H e l e n a (ya da H o m e r o s ' u n deyimiyle H e l e n e ) bin bir masal ve öyküye k a h r a m a n olmakla kalmamış, kişiliği de son-

suz tartışmalara yol açarak, çeşitli görüş ve yönlerden yorumlanmıştır. H e l e n a ' n ı n kişili­ ğinde ilkçağ Yunan dünyasının güzele düş­ künlüğü dile geldiği gibi, güzel ve iyi, yani es­ tetik değerlerle etik, ahlak değerleri arasında­ ki karşıtlık da yansımaktadır. Nitekim H o m e ros'tan sonraki şair ve yazarlar (aralarında Platon da vardır) bir kadının bunca savaşlara, Doğuyla Batı arasındaki bu ç a p t a bir çatışma­ ya etken olabilmesini ahlakdışı g ö r ü p , H e l e n a ' n ı n kaçırılması olayını olduğundan başka türlü a n l a t m a k yoluna gitmişlerdir. Helena'yi yaratan H o m e r o s ' t u r , bu tip en d u r u , en arı ve en canlı olarak destanlarında c a n l a n m a k ­ tadır, öyle ki sonraki yorumlar bile h e p İlyada ve Odysseia'da atılmış anlatım temellerine dayanır. O n u n içindir ki, H e l e n a ' n ı n öyküle­ r i n e , efsanelerine girişmeden, bu güzelin H o m e r o s destanlarında nasıl karşımıza çıktığını bir görelim. Troya ovasındaki savaşın en kızgın bir a n ı ­ dır-. Menelaos'la Paris teke tek savaşa girişe­ cekler ve k a z a n a n Helena'yı alıp götürecek­ tir, böylece bu bitmez t ü k e n m e z savaş kendi­ liğinden sona erecektir. Başlarında Troya kralı P r i a m o s olmak üzere ihtiyarlar Batı ka­ pısının üstündeki kulede savaşı seyretmekte­ dir. Birden H e l e n e görünür (İl. 1 1 1 , 1 5 4 vd.): Helene'nin görünce çıktığını kuleye şu kanatlı sözleri söylediler usulcacık: "Troya'lılarla Akha'lartn, böyle bir kadın için yıllardır acı çekmeleri hiç de ayıp değil. Yüzüne bakan ölümsüz tanrıçalara benzetir onu. Ama gene de binse gemiye keşke gitse, gitse de, bizi, çocuklarımızı belaya sokmasa". P r i a m o s da tatlı tatlı konuşur H e l e n e ile, şöyle seslenir: Buraya, yanıma gel kızım, otur şöyle, gör bak işte, eski kocan, hısım, akraban, dostların. Bence suçlu sen değilsin, tanrılar asıl, onlar yığdı başıma kan ağlatan savaşı. B u n d a n d a h a uygarca, d a h a insanca bir gö­ rüş, bir davranış akla gelmez ve böylesini yaklaşık üç bin yıl önceki bir m e t i n d e bulmak şaşırtır insanı. Ne var ki bu uygarlık, bu in-

3 4 2 vd. ya kölesi. g ü n ü n birinde bir kaz oluvermiş. babası Odysseus'la ilgili bir sürü Senden hem korkarım. H e l e n e . IV.): Gene mi sensin. VI. Nemesis. Paris'i Menelaos'la teke tek savaştan ka­ çıran tanrıça Aphrodite'nin çağrısına uymak istemez. can yoldaşlarımı bırakmasaydım. Nemesis'in doğurduğu yumurtayı çobanlar bulup Leda'ya getirmişler. ona bak. 104 vd. yani Kas­ t o r l a Polydeukes erkek kardeşleridir (Tab. III.. XV. bak eriyip gidiyorum gözyaşı döke döke. 172 vd. Odysseia'da H e l e n e saygın bir kraliçe. kızını d ü ş ü n e n ve özlem çeken bir ka­ dındır. (1) D O Ğ U Ş U . Leda bir (ya da iki) yumurta d o ğ u r m u ş . Yunan deyimiyle barbar­ dırlar. Efsa­ n e n i n başka anlatımları vardır: Zeus bir kuğu kuşu biçiminde Leda'nın kendisine yanaşmış­ tır. en sıcak. Zeus'la Leda'nın ki zıdır. Z e u s da bir kuğu kuşuna d ö n ü ş ü p yaklaşmış o n a . kaba. H o m e r o s ' u n çizdiği H e lena portresine kimse bir şey ekleyememiştir. birinden H e l e n e ile Polydeukes. bunca insanın dizlerini kıran bu kadının kökü kurusaydı. H o m e r o s H e l e n a ü s t ü n e söylenecek ne var­ sa hepsini söylemişti. Sonrala­ rı efsane değişmiş ve L e d a ' n ı n yerini N e m e sis almıştır. sonunda da karısı yapsın seni. h o d b i n . o nazlı büyüttüğüm kızımı. H e l e n e t a m bilinçli bir insandır.ı özetleneceği gibi büyüdükçe büyümüştür. h e r yazar H e l e n a p o r t r e s i n e bir şey katmak istemiştir ve efsanesi aşağıd. sevgili kaytnbabam. kara ölüme razı olsaydım keşke. sever. 12). bir daha ayak basma Olympos'a. odasında h a n ı m hanımcık kumaş dokuyan. XIV. dert edin kendine onu. acı­ larını paylaşan insanca bir davranışı vardır. "ölümlü" babası T y n d a r e o s ' t u r . En eski metinlerde bu böyledir. 399 vd. olayların d a . Ama d e ­ diğimiz gibi. o n a tekmil acılarını u n u t t u r a c a k bir ilaç verir. hısım akrabamı. oğlunla buraya gelmeseydim keşke evimi barkımı. H o m e r o s destanlarında bilinmeyen bir efsane. T e l e m a k h o s babasını aramaya çıkıp M e nelaos'un sarayına varınca. tanrıça. Böyle olmadı ne yapalım ki. 2 6 1 vd. Phrygia'ya. kendinin de eleştlı meşini yapar ( O d . Klytaimestra kız kardeşi ve Dioskur'lar.): hem saparım seni. Z e u s ' t a n kaçan öç tanrıçası N e mesis dünyayı dolaşmış ve biçimden biçime girmiş. b u n d a n H e l e n e çıkmış. Klytaimestra'nın da tanrıyla bir ilişkisi ol­ mayıp T y n d a r e o s ' u n kızı olduğu söylentisi de vardır (Leda.). kendi eliyle işlediği bir yaşmak verir ve so­ n u n d a büyüler delikanlıyı. en c a n ­ d a n konukseverliği H e l e n e ' d e n görür. m e y d a n okur o n a (İl. bir tek yumurta­ dan H e l e n e .). III. Ancak H o m e r o s ' u n r o ­ m a n c ı d a n farksız derin psikolojik görüşüyle anlaşılabilir. ölümlülerden bir adamın mı var ki?. Kendi kendini suçlar. P r i a m o s ' u n söz­ lerine şöyle karşılık verir (İl. Paris'i eleş­ tirir. iyi bir ev kadını ve sevgi dolu bir a n a gibi görü­ lür. P r i a m o s ' a ol­ duğu kadar H e k t o r ' a da sevgisi ve saygısı bü­ yüktür. H e l e n e ' n i n Lekadai- . İşte Özetle H o m e r o s ' u n H e l e n e ' s i . Zeki kadın o n u kendi çocııgııymuş gibi kucaklar. halkoyunu ve H e l e n a ' n ı n başkalarınca eleştirilmesini de İ t h a k e çobanı E u m a i o s ' u n ağzından yapar (Od. eski k o ­ casını. "Köpek gözlü" der k e n d i n e . şirin Meionia'nın bakımlı bir iline götürmek mi? Oralarda. Dioskur'lar). Paris'in yatağına d ö n m e k t e n tiksinir ve tanrıçaya karşı gelecek kadar yiğit ve yü­ reklidir. anı sayar. H e l e n e bir Troya'lı gelin olmuştur. Çık. 6 8 ) : Afi şu Helene bütün soyu sopuyla yok olaydı keşke. okşar. (2) EFSANELERİ. neden hep baştan çıkarmak istersin beni? Söylesene. güzelim nakışlar yaparken yurdunu. O n a da aynı pişmanlıkla yakınır (İl. niyetin ne. ötekinden Klytaimestra ile Kas­ tor çıkmış diyenler de var. ayrıl tanrılar yolundan. T e l e m a k h o s da Helene'ye b u n d a n böyle bir tanrıça gibi t a p a ­ cağını söyler (Od. Yumurtadan çıkan kızı Leda kendi çocuğu gibi b ü y ü t m ü ş .). Ü s t ü n bir tavrı.sanlık yalnız Troya'lılara vergidir. Akha'larsa sert. Nesnel düşünceyi. beni daha uzaklara. K a s t o r l a Polydeukes'in doğdu­ ğu. Paris'in yanına kendin git yerleş hadi. T e l e m a k h o s ' u a n l a y a n . Tanrıya böylesi h a k a r e t başka hiçbir m e t i n ­ d e görülmemiştir.

Kassandra'nın ikiz kardeşi (Tab. Paris Troya'dan konuk gelmiş Yuna­ nistan'a. Helene ona gönül verip kaçırılmaya razı oldu mu? Homeros da. babası Tyndareos başı­ na iş açacağa benzeyen kızını evlendirmek is­ temiş. sonra Menelaos'u evine alarak Deiphobos'u öldürür. Nitekim Helene'yi geri vermek söz konusu olunca hep bu mallardan da dem vurulmaktadır. Bir süre son­ ra. Paris'i Helena'dan yoksun etmek için tıpkı Helena'ya benzeyen bir kadın yaratmış ve Paris'i bu Helena görüntüsüyle Troya'ya göndererek. Öyle olmuş ve Helene Menelaos'u seçmiş. yani kendi bir şiirini yalanlamasına dayanmaktadır. sonra Menelaos ge­ lip onu almış. Helene Lakedaimon'da mutlu bir ömür sü­ rerken. Efsanenin amacı Helena'nm namu­ sunu kurtarmaktır. Homeros destanlarında böyle bir öykünün izine bile rastlanmaz. Yurduna dönünce. Tyndareos şaşırmış. Paris'ten sonra Deiphobos'la evlenir. yanında hazineler. Paris Helene'yi baştan çıkarmakta güçlük çekmemiş olacak. yalnız Odysseia'da Helene'nin dönüş yolunda Menelaos'la birlikte Mısır'a uğradıklarından söz edilir (Od. sonra da gözleri kör olmuş. göz kamaştırıcı mallar da alıp götürür. Helene'yi kandırdı mı. Yalnız Akhilleus daha evlenecek çağda olmadığı için talipler arasında değilmiş. IV. Söylentiye gö­ re Stesikhoros Helena'yı kınayan bir şiir yaz­ mış. Tarihçi Herodotos bu anlatımı benimser. çünkü arkasında Aphrodite vardı ve tanrıçanın buy­ ruğu. Helene'nin Mısır'da kalışı efsanesidir. Ama asıl şaşırtıcı bir efsa­ n e . Talipler kalabalık gelmişler.mon'da Artemis'e sunu sunarken Atina yiğidi Theseus'un saldırısına uğradığı ve kaçırıldığı öyküsüdür. Ö. bir söylen­ tiye göre 29. ge­ rekirse savunmaya ant içsinler. Kassandra gibi Heienos da Apollon tanrının gözdesidir. Yunanistan'da ne kadar kral oğlu. Bu­ nu Euripides "Helene" adlı tragedyasında iş­ lemiştir. Bütün bu uydurma efsaneler Homeros'un çizdiği Helena portresini karıştırmak ve boz­ maktan başka bir işe yaramamıştır. 219 vd. Paris de Helene ile baş başa kalın­ ca. ne ka­ dar yiğit varsa hepsi istemişler güzellerin gü­ zelini. anlamış ki günah işlemiştir ve ilk şiirini ikinci bir şiirle düzelttikten sonra gözleri açılmış. Theseus'la arkadaşı Peirithoos'un yeraltı ülkesine inişlerinden faydalanarak Dioskur'lar gelip kız kardeşlerini geri almışlar. Heienos. Katreus'un cenaze törenine gitmek zorunda kalır (Katreus). Helena'nın Mısır'da kaldığı ma­ salı İ. bir başkasına göre 99 kişiymişler. VI. ama seçmeden önce bütün talipler seçeceği adamı korumaya. Priamos'un en küçük oğlu da armağanını almaya gelmişti. yok Fenike'de Sidon şehrine uğradıkları. Öç Güzeller yarışmasında Aphrodite Troya'lı gence Helene'nin aşkını söz ver­ mişti (Paris). sonra kendisi Girit'e. öbür yazarlar da bu­ nu pek açıklamazlar. Helena da Troya savaşının sonuna kadar Mısır'da kalmış da. gerçek Helena'yı Hermes'in kı­ lavuzluğunda Mısır'da kral Proteus'un yanına yollamış. güzel kadını kaçırır. uzun bir süre Kıbrıs'ta kaldıkları anlatılır. Theseus'un Helene'yi kirletmediği söylenir. 16). İlyada'dan sonraki efsanelerde oynadığı rol onu Homeros destanlarındaki kişiliğinden başka bir kişilikle gösterir. İki sevgilinin Troya'ya kadar olan yolculuğu üstüne kaynaklar çeşitlidir: Üç günde Anado- lu kıyılarına vardıkları. Odysseus'a bu hizmetine karşılık İkarios'un kızı Penelopeia'yı vermişler (îkarios). Atina'lılar Helene'yi kabul etmek istemedikleri için. Theseus kızı anası Aithra'nın yanına bırakmış (Aithra). istemiydi bu. Ne var ki Paris Helene'yi tek başına kaçırmaz. Akha'lara kapıları açar ve Troya katliamını kö­ rükler. Helena bir­ çok yerlerde tanrıça gibi tapım görürdü. Sözde Hera güzellik yarış­ masında Aphrodite'ye yenilmeyi sindirememiş. yüzyılda yaşayan şair Stesikhoros'un "palinodia"sına. Bu efsanelerde Helena Yunanlıların çıkarına yardım eden ve bu uğurda Troya'ya her türlü kötülüğü yapan hain ve belalı bir kadın rolündedir.).. ne yapacağını bileme­ miş. Menelaos onu bir süre konuklar. ı ao . Odysseus ona bir öğüt vermiş: Helene kocasını kendi seçsin. bir efsaneye göre ona bir çocuk yapmış ve bu da Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı diye geçinen İphigeneia imiş (îphigeneia). Helena üstüne uydurulan mistik bir efsane­ de de Helena'nın Akhilleus'la evlendiği ve ölümsüzlüğe kavuşup Karadeniz'de Leuke (Beyaz) denilen bir adada yaşadığı anlatılır. Priamos'la Hekabe'nin oğlu.

8). Helena'ya kimin koca olacağı tartışıl­ mış. Yeryüzü Okeanos ırmağı üstünde yüzen bir tabak gibi tasarlandığı için Helios'un gece batıda batıp sabah doğudan dog­ ması olağan sayılırdı. Hepsi usta gök bilginleriymiş. herbirinin olağanüstü bir kişiliği ya da talihi var bu çocukların: Büyücü Kirke. X I I . Akha'lar Pelops'un ke­ miklerini ve Palladion'u ele geçirirlerse. Zeus'a başvur mak zorunda kalır (bkz. Phaeton Zeus'un yıldırımıyla vurulunca Helios kızları içi­ ne düştüğü ırmak kıyısında gözyaşı döke dö­ ke kavak ağacına dönüşmüşlerdir. 4 4 . Heliadai (Helios Kızları). Sonra Neoptolemos'un yanı­ na sığınmış. ya­ ni güneşin ta kendisi sayılır. Troya'lı önder Antenor'un oğlu. Olympos'lu Apollon'dan ayrı bir tanrı ya da doğal bir güç. Kolkhis kralı Aietes. birçok çocuğu olur. Ama Priamos Deiphobos'u se­ çince. Od. Helenos'a değgin efsaneler asıl İlyada'ya konu olan olaylardan sonra başlar. Güneş tanrı ile Okeanos kızı Klymene'nin çocukları. 249). En eski inançlara göre Helios ateş saçan çok hızlı atların çektiği ara­ basıyla her sabah Şafak'tan hemen sonra Hindistan'dan yola çıkıp gökteki yörüngesine girer ve akşam da Okeanos ırmağına dalar. Bundan sonraki öyküle­ ri de karışıktır: Şehir düştükten sonra ölüm­ den kurtulmuş. Ama agabeysi öldükten son­ ra. Helios güçlü kuvvetli ve çok yakışıklı bir de­ likanlı olarak canlandırılır. Söylentiye göre Phaeton'a Güneş'in araba­ sıyla atlarını veren. Helenos küsmüş ve İda dağına çekil­ miş. üç göksel varlık meydana getirirler: Helios (Güneş). Başka bir efsaneye göre tahta atın yapılıp surlardan içeri alınmasını salık ve­ ren de Helenos'muş. Gök bilimi ilerledikçe güneşi simgeleyen Helios'un önemi azalmış­ tır. o ölünce karısı Andromakhe'yi almış da onunla bir oğlu olmuş. Akha'ların bilicisi Kalkhas. V I I . böylece yok olmasına yol açan Helios kızlarıymış. 4 ve 8). dinsel konularda da Hektor'a öğütler verir ve Hektor yaşadıkça yiğitçe çarpışır. X X I V . Priamos'un kızı Laodike'nin kocası. şehir düşecektir. bazıları da analarının adını verdiği Rodos adasında kala­ rak orada Lindos. Minos'un karısı Pasiphae. Odysseus onu bulmak ve ağzından söz almakla görevlendirilmiş. ama günün birinde aralarında anlaşmazlık çıkıp birbirlerine düştüklerinden. ama yeğeni Medeia'nın eliyle öldürülen Perses. Okeanos'la Tethys'in kızı Perseis'le evlenir. Nitekim Homeros'un Odysseia destanın­ da bile Helios yardımcı bir tanrı sayılır ve Odysseus'un arkadaşları sığırlarını kesince kendi öcünü kendi alamaz. Helios'a Rhodos adlı nympha Heliosogullarını doğurur. Paris ölünce. Troya'nın ancak Helenos'un bildireceği koşullar altında düşeceğini söyleyince. V I . Helios. Klymene de Helios kızlarını. Heliades (Heliosoğulları). 260 373) .ikisine de tanrı bilicilik yetisini vermiştir. Helenos'la küçük kardeşi Deiphobos ta­ lip çıkmışlar. Vergilius "Aeneis" destanında Helenos'u Epir bölgesinde kral olmuş ve İtal­ ya'ya gitmek üzere oradan geçen Troya'lıları iyi karşılar gösterir. Gaia ile Uranos'un çocukları Hyperion ve Theia birleşirler. Titanlar so­ yundan olan Helios. Bunlar h e p sonradan uydurulmuş ve Troya kral soyuna leke getirmek için Yunanistan'da düzülmüş masallardır. bazıları Midilli. Yorgun atlarını Okeanos sularında yıkadıktan sonra doğudan batıya aynı yolu ertesi günü gene izler. onu Trakya Khersonnesos'unda (Geli­ bolu yarımadası) "Köpeğin mezarı" denilen yerde gömmüş. 7 6 . Helikaon kardeşleriyle birlikte Troya yıkımından kurtulur ve Antenor ve Pulydamas'la birlikte kuzey İtalya'ya göçer (Antenor). Heliosogulları Güneş tanrının Rhodos adlı nympha'dan olan yedi oğludur (Tab. Başı. Gözyaşlarından amber taneleri meydana gelmiştir. saç biçimin­ de ışınlarla çevrilir. Helios. Zo­ ra ve rüşvete dayanamayan Helenos şu üç koşulu bildirir: Akhilleus'un oğlu Neoptolemos savaşa katılır. Hekabe ile birlikte Trakya'ya gitmiş ve anası acısından bir köpek haline ge­ lince. savaşta da. Phaeton da H e lios'un oğlu sayılır. Selene ( A y ) ve Eos (Şafak) (Tab. bazıları Istanköy. İlyada'da "bilicilerin en iyisi" diye sözü geçen Helenos. İalysos ve Kamiros şehirle­ rini kurmuşlar. Priamos onu da öbür oğulları gibi hor gö­ r ü p tersler ( İ l . 8). Helikaon. dönüşümleri bu so­ nuçlarının cezaısı olmuş (Phaeton). Phaeton'un kız kardeşleridir (Tab. Aietes'i tahtından atan.

yalnız öfkeden ve kocasına hıncından ünlü Hephaistos'u doğurdu kendi kendine. Hellen. ) . Deukalion'la Pyrrha'nın oğludur. 369 vd. Seni çok severim. Sintiler yerden kaldırdılardı orada beni. 748 v d . 270). kurtulamaz bir daha. Bir anlatıma göre Helle denize düştükten sonra tanrı Poseidon tarafından kurtarılmıştır. Hephaistos. öteki Uyku'yu taşır kollarında. Aiol.. yani Gece'nin k ı z ı d ı r . Düştüydüm Lemnos adasına. Helle. Tepem atsa bile koşamam yardımına. yani yeraltında buluşur­ lar (Theog.): . Hellen'lerin. ha çıktı ha çıkacak. anası­ na gönderir. Gündüzü ve gün ışığını simgele­ yen Hemera. XVIII. Zeus ile Hera'nın oğludur. Hemera. örneğin Aphrodite ile Ares'in gizlice se­ viştiklerini (Od. bunlar da Dor. Zeus'un Athena'yı kafasından çıkar­ masını kıskanmış da. Çanakkale Boğazına adını veren Helle'nin efsanesi Argonaut'lar bölümünde anla­ tılmıştır (Argonaut'lar). 599): Kojtu durdu oradan oraya soluya soluya. 586 vd. Bu niteliğiyle Olympos tanrıları arasında tektir. ama bir efsaneye gö­ re. Hephaistos hem topaldır. Dionysos'u gönderirler. Biri konağa girerken öteki çıkar. körlerin gözünü açar vb. yeryüzünde. Hephaistos'u yaratmış. yakaladıydı beni bacağımdan. işliği şöyle tanımlanır demirci tanrının ( İ l . bağrına taş bas. Ama hiçbirinin elinden gelmeyen işler gelir Hephaistos'un elinden: Her türlü madeni iş­ leyip olağanüstü güzellikte eserler yaratması­ nı başarır topal tanrı. Hera onu kendi kendine doğurmuştur (Tab. birazcık canım kalmıştı. Olympos'luya karşı gelmek çok zor. Topallığının nedenini Ilyada'da kendi anlatır: Troya savaşı konusunda Zeus'la Hera arasında kopan bir kavgayı yatıştırmaya çalı­ şır ve Hera'ya şöyle der ( İ l . onunla birleşerek üç çocuk anası yapmıştır onu. Hesiodos süreci şöyle-anlatır (Theog. I. (1) DOĞUŞU. topallığı yüzünden anası Hera'dan neler çektiğini anlatır. öteki içeride. İon ve Akha boylarının ataları sayılır (Tab. (Orion). ne yapayım.): Aldırma anacığım.Helios dünyanın gözü sayılır. Ölüm 'ün kardeşi Uyku 'yu. şarap tanrı da Hephaistos'u bir eşeğe bindirip öyle getirir Olympos'a. yani bütün Yunan ırk ve boylarının atası sayılan efsanelik kişi. 5). Hephaistos bunun öcünü anasından alır: İçine zincirler sakladığı bir taht yapıp. 927 vd. çıkmayı beklemektedir. yuvarlandım gittiydim tam bir gün. batan günle. Bir gün sana yardım etmek istedimdi hani. Tufan­ dan sonra Tesalya'ya yerleşir ve bir dağ nympha'sı olan Orseis'le evlenir. ama oturur oturmaz da zincirler onu kıskıv­ rak sarar. Ve Hephaistos en usta sanatçısı oldu gökler tanrısı Uranos torunlarının. sisli karanlığa bürülü belalı Gece. Hellen. Hera da tahtın üstüne oturur. 394 vd. Aither ( E s î r ) ise onun kardeşidir. Hera topal oğlundan utandığı için onu dokuz yıl Okeanos ırmağının yanında saklamıştı (İl. hem çirkin. Olympos tanrılarının evleri onun usta ellerinden çıkmadır. Zeus'la Hera'nın yatak odası. Ama Hephaistos aynı öyküyü başka türlü anlatır îlyada'nın bir başka bölümünde: Thetis oğlu Akhilleus için yeni silahlar istemeye gelince demirci tanrıdan. Thetis Hephaistos'un evine gelince. ikisi hiç bir arada olmaz içeride: Hep biri dışarıda. Poseidon Helle'yi sevmiş. Orada buluşup selamladır G e c e ' y / e Gündüz tunçtan büyük eşiğe ayak basarken. tanrılarda gürül gürül bir kahkaha (coptu. 20). Biri ellerinde götürür ışığı sayısız gözlerine insanların. ( 2 ) N İ T E L İ Ğ İ . görmek istemem dayak yediğini.). V I I I . attıydı tanrısal eşikten aşağı. sık dişini. X V I I I . Hephaistos. Tanrılar ünlü topalı görünce kahkahayı atarlar (İl. Khaos'tan çıkma Erebos'la Nyks'in. o her şeyi gö­ rür. Ksuthos ve Aiolos diye üç oğlu olur. Hesiodos'a göre Nyks ile Hemera Tartaros'ta.): Hera tanrıça kimseyle sevişmeden. Doros. bu yüzden de hor görülür tanrılarca. I. Olympos tan­ rıları Hephaistos'u çağırmak zorunda kalır­ lar.

güçlü boynunu. L e m n o s ' a gidiyormuş gibi evinden ay­ rılır ve d ö n ü ş ü n d e Ares'le Aphrodite'yi kıs kıvrak bağlı bulur. yok olmaz. H o m e r o s destanlarında "inek gözlü". düzen kurar.il İçine alacak bir yatak Gümüş ayaklı Thetis Hephaistos'un yapar. VIII. yani Zarafet'in kendisiyle evli olarak gösterilir (İl. tunçtan. her üçayağın altına altın tekerlekler koymuştu. çıktı topallaya topallaya kapıdan dışarı. kan ter içinde gidip geliyordu o yandan bu yana. Bütün kusurla­ rıyla kadını canlandırır Hera-. kin. bir işli halkaları vardı takılacak. Zeus'un eşi. beni dünyaya getirmeselerdi! Hephaistos rol Erikhthonios efsanesinde de oynar (Erikhthonios). H e p h a i s t o s mucizeler ya­ r a t a n bir ustadır. hazırdı. görülmeye değer şeylerdi bunlar. XVIII. 14 vd. sevgi ve nef­ retleri hiçbir mantığa d a y a n m a z . bu se­ fer de İki sevgiliyi '»fll. kendi kendilerine girsinler diye tanrıların toplantısına. 4 1 0 vd. Ü n l ü topalın avaz avaz ba­ ğırarak dile getirdiği öfke o n u n kişiliğini açığa vuracak niteliktedir (Od. (3) EFSANELERl. H o m e r o s ' u n Odysseia desta­ n ı n d a ozan D e m o d o k o s Aphrodite ile evli olan H e p h a i s t o s ' u n başına gelenleri anlatır: Ares'le aldatıldığını bilen t o p a l t a n r ı bir za­ m a n l a r anası H e r a ' y a yaptığı t a h t gibi. dövüyordu bağlarını. Dırdırcı. XVIII.): Soluyan topal yaratık örsten uzaklaştı. bayağı işlere bir bakın! Zeus'un kızı Aphrodite hor gördü beni. 3 0 6 vd. cılız bacakları seğirtiyordu altında. kıllı göğsünü sildi. H e p h a i s t o s tanrılar arasında o d u r : Sa­ n a t ı n ve işçiliğin yüceliği simgelenir onlarla. İlk kadın P a n d o - r a ' n ı n bedenini kilden y o n t a n odur (Pandora). onları yapıyordu Hephaistos. Bu eşsiz parçayı. Güzellikten hiç n a s i p al­ m a y a n H e p h a i s t o s aşktan yana da p e k talihli olmamıştır. sakat doğmuşsam. inatçıdır. h e r z a m a n ve özellikle za­ manımızda örneklerine çok r a s t l a n a n varlıklı ve benci! burjuva kadınını simgeler. a m a ne tuhaf ki İonyalı koca şairin çizdiği H e r a portresi t u t u n m u ş . babamda. 4 0 7 ) : Çok değil Here'ye öfkem. XV. birden u y a n a n t a n r ı şöyle çıkı şır karısına (ti. topladı tekmil araçları gümüş bir sandıkta. Hephalstos'u körükleri arasında çalışır buldu. çarpık bacaklı tanrı yapmıştı bu evi. kıs­ k a n ç . sevdi Ares'i. yani Yunanistan yarımadasının ırk. çevik ayaklı diye. Dayayacaktı onları sarayının dik duvarına. her işime engel olmak onun huyu. yakışıklı. hasır altından su yürütür. silah ve yet­ kilerini kötüye kullanmaktan ç e k i n m e z . H e r a . kabahat anamda. gizli kapaklı yapar ne yaparsa. bir entari giydi. "ak kollu" ya da "altın t a h t t ı " diye nitelenen H e r a (yahut H e r e ) tipik bir G r e k tanrıçasıdır. Yunanistan'da yaratılan efsanelerinde aynı tiple karşımıza çıkmaktadır. işe koyulması şöyle anlatı­ lır (XVIII. üçayak yapıyordu tam yirmi tane. tanrıların kraliçesi ulu H e r a ' y a bu damga­ yı basan H o m e r o s ' t u r . H e p h a i s t o s Akhilleus için yeni silahlar y a p ­ maya söz verince.): Zeus baba ve hep var olan öbür m u t l u tanrılar gelin. sevdi onu. kabahat bende değil. din ve dünya görüşlerini. çıkarlarını d a h a ileri bir kültürün simgesi Ege ve Anadolu'ya karşı sa­ vunan. şu gülünç. İlyada'da Kharit'lerden Kharis. kinim.): . d a h a da üstün ve şaşırtıcı bir m e t i n olan Akhilleus'un silahları­ n ı n anlatılması izler. Daidalos insanlar arasında neyse. üstündü öbür ölümsüzlerin evlerinden. şoy. a m a h i ç ­ bir işi açık değildir. yaldızlı bir evdi bu. h ı n ç ve geçimsizlik havası yan­ sıtan sevimsiz bir tanrıçadır. H e s i o d o s Kharit'lerin en kü­ çüğü Aglaie (parlak a n l a m ı n a gelir) ile evlen­ diğini söyler. Bir süngerle sildi iki elini. Yirmi tane üçayak bitmiş. topalım diye hor gördü. hiçbir çalışan insanın böyle canlı bir t a n ı m l a n m a s ı b u l u n m a z ilkçağ yazınında. sonra gene gerisin geri eve dönsünler diye. Değil bir t a n r ı n ı n .evine vardı. y ü z ü n ü . Troya savaşını tuttuğu Akha'lardan yana çevirebilmek için Zeus'u baştan çıkarıp uyul tuktan s o n r a . 3 8 2 ) . b e n ­ zetmek gerekirse. Körük/erin/ateşin içinden çekti. aldı eline koca bir değnek. hırçın. Hera'yı kocası Zeus'un ağzından dinleyelim (İl. P r o m e t h e u s ' u Kafkas dağının tepesine o çıkartır ( P r o m e t h e u s ) . bu yüzden kişiliği ve efsaneleri h e p bir kavga.

). H A Y A T Ö Y K Ü S Ü . Hesiodos'a göre. babalarından gizli çıktıkları gün yatağa.. Zeus Hera'ya bu cezayı Herakles'e ettiği kötülük yüzünden vermiştir. savaşı filan unutup açığa vurur duygula­ rını: Sonra da gidersin oraya. görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını. sarıldı. tanrısal toprak yumuşak bir çimen saldı. ama sonra da düğünleri törenle kutlanmıştır. Anası Rheia Titan'lar savaşı sırasında inek gözlü tanrıça Okeanos'la Tethys arasında çı­ kan bir kavgayı yatıştırmak için batı kıyılarına gitmek ister. Kronos'la Rheia'nm kızı ve Zeus'la öbür Olympos'lu tanrıların kız kardeşidir (Tab. Her neyse. Hera'yı kendine eş alır. Zeus dayana­ maz. söylerse öbür tanrılara? Bir daha ayak basarnam senin evine. sonra Aphrodite'den sevgiyi tutuştu­ ran büyülü memeligini ister. dedikodudan korkmasını Zeus gibi biz de hayretle karşıla­ yalım. Hera ses çıkarmaz. ama içine bal damladığı besbellidir. Okeanos'la Tethys tanrılarının yanında geçti­ ğini İlyada'da kendi anlatır (İl. yola gelmez Here. Hera çocukluğunun dünyanın ucunda.. biz uyurken gider. ne olur Here. ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni. ne biçim söz çıktı ağzından? Yatağa yatıp sevişmemizi nasıl istersin ida dağının tepesinde. Bu kötülüğün meyvesini sen toplayacaksın önce. a n a . Sonra sayar bir bir yattığı ölümlü ve ölüm­ süz kadınları. göz göre göre? Ya hep var olan bir tanrı görürse bizi. bunu önlemek için. Destanın bu eş­ siz parçasını özetlemeye değer (İl. gidip dag başında onunla sevişmeyi ge­ çirir aklından. bugüne dek ne bir tanrıçaya. Babası Kronos onu da doğar doğmaz yutar. seni bir güzel pataklayayım da gör. taptaze lotos bir halı serdi toprakla aralarına. sarmaş dolaş olalım yatakta. insanlar görecek diye korkma. ondan izin almak için buraya geldiğini söyler. onu da göğsüne taktıktan sonra Uyku tanrıyı baştan çıkarır ve onunla birlikte Gargaros doruğuna varır: Bulutlar devşiren Zeus onu gördü. Anasını. her şeyi keskin ışıklarıyla gören güneş bile. bir örs bağlamıştım iki ayağına. . Bir efsaneye göre bu düğün Batı Kızlarının (Hesperides) bahçe­ sinde olmuştur. o da ma­ sum tavırlar takınarak. Öbür tanrılar da aşağı yukarı Zeus gibi düşünürler. 5). 152353): Hera kocası Zeus'un İda dağından Troy. aldı karısını koynuna. yatalım gel. Zeus buna da çare bulur: Tanrılar. o bahçeden gelen altın elma­ ları da Gaia Hera'ya düğün hediyesi olarak vermiştir. gider odasında önce bir güzel süslenir.Amma da düzen kurdun. Böyle dedi. XIV. uğrattın orduyu bozguna. En büyük tanrı çifti arasındaki kutsal düğün (hieros gamos) efsanelerde de. doyasıya. 200 vd. çözülmez bir altın zincir vurmuştum ellerine. Hera. öyle bir aşkı ilk birleştikleri gün duymuştu. kültte de sık sık tekrarlanır bir motiftir. Zeus tanrıçalar arasında Hera ile son olarak evlenmiştir. Zeus dünya egemenliğini paylaştıktan sonra. Zeus'la Hera evlenmeden de sevişmişlerdir. altın gibi bir sisle örterim dört bir yanımızı.ı savaşını yönettiği ve basanını] Tro- ya'lılarda olduğunu görür.. savaş dışı ettin tanrısal Hektor'u. sonra da kusar. asılı kalmıştın havalarda. Tanrıların tanrısı oğlu Ares'te anasının kusurlarının tıpkısını görür (Ares). güneş bile onu geçip göremez bizi. Okeanos kıyısında de­ niz tanrıları çiftini barıştırmaya gittiğini ve ö n ­ ce kocasına haber vermek. babası Zeus'a karşı korumaya çalışan Hephaistos bile H e ra'dan neler çektiğini unutamaz (Hephaistos). utangaç tavırlar takınır: Korkunç Kronos oğlu. XIV. Zeus eşine nereye gittiğini sorar. Hera da Okeanos kıyılarında bu­ lunduğu sırada elmaları kendi eliyle Batı K ı z larının bahçesine ekmiştir. ne yüzle çıkarım bu yataktan dışarı? Hera'nm sıradan bir kadın gibi kendi koca­ sıyla yatmaktan çekinmesini. Epey naz eder. bulutlar arasında.. Unuttun mu seni havalarda astığım günü. İlyada'da İda dağı­ nın Gargaros tepesindeki birleşme sahnesi de böyle bir kutsal düğündür. ( 1 ) DOĞUŞU.

Devlere karşı savaşa katılmıştır. Ama böylece büsbü­ tün arınıp ölümsüzlüğe kavuşur. Teiresias'ı kör etmekte rol oynar. yani Yunan ve Latin mythos yazarlarını sonsuzca esinleyen efsanelik bir kişi. Anadolu ve İtalya'da da ba­ ruya efsanesi yoktur. soyunun H e doğan çocukların yakasını bırakmaz. Adı Herakles'in bile "Hera'nm ünü" anlamı­ na geldiğini ileri sürenler bile vardır (Herakles). îno ve Athamas. insafsız bir efendinin buyru­ ğunda ömrü boyunca çalışmak onun kara ka­ deridir. Yaptığı işler h e p iyiye dönük­ tür. Herakles öl­ dükten sonra. ama Zeus Hera'nın buluttan bir görüntüsünü yaparak onu aldatmıştır (Prophyrion. sümbüllerden. Roma kralı Tarquinius en büyük kurbanı. H e rakles de erkek olarak odur. Dionysos ve Tityos efsanelerinde. hele bu aşklardan ğin Lydia kralı Kroisos (Karun). sonunda Atina'da yiğit TheseBugün de Kazdag'ın tepesine çıkın. tersine onu dizgine vuramadığı için. dümdüz taşlar görürsünüz ve bu aklı ye­ nez'de egemenliği ele geçirirler. îksion). lo. istemeyerek suç işler ve dengeyi bir türlü bulamayıp kendin­ den geçer. öte yandan Akhilleus'un anası Thetis'i kıskandığı halde. Sonra Pythia ka­ hini adını değiştirir. Bu sırada Porphyrion ona tutulmuş ve elbisesinin ucu­ nu yakalayarak onu kendine çekmek istemiş­ tir. uzanıverdi ikisi de halının üstüne. yani dedesi Alkaios'tan gelme bir soyadıdır. Hera'nın doğrudan doğ­ nına yankısıdır. İ l k ve na geldiğini ileri sürer. Alkmene'nin Zeus'tan d o ­ da Herakles'in bir oğlunu atası olarak kabul ğurduğu Herakles'tir. Heraklesoşilli halıların üstünde tanrıların seviştiğini ge­ gullarının Yunanistan'da tutunması Dor ırkı­ çirirsiniz aklınızdan. Yemiş olarak narı. 13). yiğidi ata olarak benimseyen birçok Herakles. Göz göz tüyleri. Epaphos. Bir efsane Menelaos'u ölümsüz kıldığını anla­ tır (Menalaos). Ne var ki yalnız Yunanistan kral aileleri değil. onu büyüttüğü için oğlu Akhilleus'u tutar (Thetis). buluttan ç i y damlaları akıyordu pırıl pırıl. öfkesiyle i z l e r onları. Tam işleri bitmişken korkunç bir yanlışlık yüzünden ca­ yır cayır yanar ve ölür. Oysa kendisi trajik bir kişidir: Kahraman olmayı kendi seçmemiştir. çiçek olarak zam­ bağı severmiş. ömürle­ rakles'in Omphale ile birleşmesinden meyda­ ri boyunca kini. Hera Argonaut'lar seferinde Argo gemicile­ rine yardımda bulunmuş. sardı onları güzel bir altın bulut. Asıl adı Alkides. doğanın insanın başına saldığı afet ve musibetleri yok etmekle insanlığa sonsuz iyili­ ği dokunur. yahut Heraklesoğulları. Eurystheusogullarını da ezme­ ye çalışır. . Herakles adının "Hera'nın ünü" anlamına geldiğini İ l e ri sürerlerse de "heros" yani kahraman söz­ cüğü ile ilişkisi daha akla yakındır. nın Peloponez'i ele geçirmesinin efsane ala­ ( 2 ) E F S A N E L E R İ . Üç Güzeller yarışmasında birinciliği kazanamaması Paris'e ve Troya'ya dinmez kinin bir nedenidir. Heraklesoğulları bu yüzden oradan oraya sürünür. kahramanlıklar yapmaya zorlayan Hera'dır. tanrıçanın lo'ya bekçi koyduğu Argos'un yüz gözünü simgelermiş (Argos). İ l k doğduğu günden beri peşini bırak­ mayan Hera'nın kin ve öfkesi son demine kadar da rahata kavuşturmaz onu.soylara verilmektedir (Tab. Helene kadın olarak neyse. H e rakles köledir. Bu ad. kahramanlıkları zorla yaptırılır. Roma'da Hera tanrıça İuno ile bir tutuldu (tuno). İ k sion da Hera ile birleşmek istemiş. Örne­ rol oynar. Herakles'e bü­ tün işleri. çıldıracak gibi olur. arala­ us'tan yardım görürler ve düşmanlarını bir bir rında otlar fışkıran tepsi gibi serilmiş. Herakleidai. tehlikeli geçitleri geçmelerini sağlamıştır (Argonaut'lar). koca­ yenerek Yunanistan'da ve özellikle Pelopoman. o sıra Zeus devi şimşekle yere sermiş. İnsanın do­ ğaya karşı yenilmez saldırma ve dayanma gü­ cünü simgeler. Güçlü yiğidi üst üste ederdi. yalnız Herakles'in oğullarına ve torunlarıne değil . ama Zeus'un aşklarında zı soylar Heraklesoglu adını almışlardı. Herakles kor. Kızı Eileithyia ile doğumlara gözcülük eden tanrıça Hera'nın en sevdiği kuş tavus kuşu­ dur. ( 1 ) ADI. Ne var ki Grek boylarının ve özellikle Dor'ların kahramanlık görüş ve anlayışlarını kişiliğinde toplayan Herakles bir çeşit ulusal kahraman olmuştur. tatlı bir halı. tanrı vergisi kuvvetinden de zevk duymaz. safranlardan. onlara karışır.

babasının ve kral Thespios'un ülkesinde korku salan Kithairon aslanını öldürür. Hera kızı ebe tanrıça Eileithyia'ya onu yedi aylıkken hemen doğurtur ve Alkmene'nin do­ ğumunu geciktirir. ( 4 ) H E R A K L E S 'İ N O N İ K İ İŞİ. kendi çocuklarını bir bir öldürmüş. Herakles de oklarıyla canavarları öldür­ meyi başarmış.ı aracılığıyla yiğidin gidip Eurys- theus'un hizmetine girmesini bildirmiş. Herakles'in anası Alkmene de. Kyreneia geyiği. Bir gün at adamlarla tartışmaya girip birçoklarını öldürmüş. Böylece Perseus soyun­ dan ilk doğan erkek Herakles değil. Eurystheus olur (Eurystheus). Herakles üstün bir eğitim görür: Amphitryon ona araba kullanmasını. sonunda okla yaralayarak onu ya­ kalamış ve omuzlarına yüklenerek götürmüş. Thebai kralı Kreon ödül olarak kızı Megara'yı vermiş yiğide. Delikanlılık çağına gelince boyu boşu ve gü­ cü olağanüstüdür. Ne var ki avdan her gece yorgun argın dönen yi­ ğit yatağına giren kızların hep başka olduğu­ nu anlamamış. Iphikles avaz avaz bağırdığı halde. 13). sekiz aylık olup ikizi İphikles'le birlik­ te beşiğinde yattığı bir gün iki kocaman yılan gönderir çocukları boğmak için. Elis kralı Augias'ın ahır­ ları dağ gibi üst üste yığılan gübreden kullanıl­ maz olmuş ve gübresiz kalan toprağı da bet bereketini yitirmişti. Eurystheus yiğidi küçük düşürmek için bu ağılları temizlemesini bu- . H e rakles de aylarca izlemiş canavarı. On sekiz yaşında Amphitryon'un sürülerini beklerken.(2) SOYU. Eurystheus bu hayvanın kendi­ sine diri olarak getirilmesini buyurmuş. Thespios da karşılık olarak elli kızıyla yatmasını sağlar yiğide. yiğit onu okları ve topuzuyla alt edemeyince. Bin zorla yüzdüğü postunu da kendine zırh etmiş. kol­ ları arasına almış ve elleriyle boğmuş. Linos da güzel saz çalmasını öğretirler. G e n e Arkadia'da Stymphalos gölünün üstünde gagala­ rıyla pençeleri tunçtan. ama Hera bununla da yetinmemiş. Apollon kâhini Pyllıi. öiümlü babası Amphitryon da Perseus'la Andromeda soyundandırlar (Tab. Bu kızlardan elli tane oğlu ol­ muş (Thespios). Alkmene'yi de aldatarak elde eder. Thespios'un yanına sığın­ mış ve kendini bu suçlarından arındırmış. Eurytos ok atma­ sını. Typhon'la Ekhidna cana­ varlarından doğma bu aslan Yunanistan'da Nemea bölgesini kasıp kavuruyormuş. Sonra yaban domuzu­ nun peşine düşüp onu bir ağ içinde yakala­ mış. ölümsüzlüğe kavuşacakmış. Alkmene'nin atası Danae ile birleştiği gibi. Yiğit kendine gelince. O sırada Sthenelos'un karısı yedi aylık gebeydi. insan etiyle beslenen korkunç kartallar varmış. Athena tanrıça H e rakles'e bu kuşları ürkütmek için ziller ver­ miş. Stymphalos gölünün kuşları. Arkadia'nın Erymanthos dağında korkunç bir yaban do­ muzu varmış. insanlar üzerinde büyük bir egemenlik kuracaktır. Altın boynuzlu. Eurystheus hayvanı görünce korkusun­ dan bir fıçının içine saklanmış. tunç ayak­ lı bu geyik Apollon'la Artemis'in koruduğu si­ hirli bir hayvanmış. Bu kadından da epey çocuğu olmuş Herakles'in. Aşağıda saya­ cağımız işleri Herakles yalnız kollarının gücü ve silah olarak elinden hiç ayırmadığı topuzuyla başarmıştır: Nemea aslanı. Augias'm ahırları. Herakles zehir sa­ çan kafalarını bir bir koparmış ve ölümsüz olan kafasını da kocaman bir kayanın altına gömmüş. Bundan sonra Thebai'lileri haraca kesen Orkhomenos kralı Erginos'la dövüşüp onu öldürmüş. Alkmene gebe kalır kalmaz tanrıça Hera ona karşı korkunç bir kıskançlık beslemeye başlar. Dokuz kafalı bir yılan olan "hydra" adlı ejderi Hera Argos bölgesindeki Lerna bataklığına salmıştı. Erymanthos yaban domuzu. Aynı ge­ ce Alkmene Herakles ve İphikles'e gebe kalır (Alkmene. Amphitryon). Lerna ejderi. Eurystheus'a vermiş. Suçla­ rının kefareti olacak bu on iki yıllık hizmeti başarıyla sona erdirirse. Zeus. o sırada da dağdaki at adam Pholos'un konuğu ol­ muş. ( 3 ) H A Y A T I . Hera Herakles'in elinden haklarını almakla kalmaz. Herakles yılanlara sarılır ve her elinde bir yılanı boğazından sıkıp bo­ ğar. ama günün birinde Hera yiğidin cinnet getirmesini sağla­ mış. Zeus'a söz verdirir ki Perseus soyundan ilk doğacak çocuk. Herakles onu tam bir yıl kovalamış.

Kerberos'un ölüler ülkesinden kaçırılma­ sı. Okeanos ırmağının bir adasında Geryoneus büyük sığır sürülerini otlatmaktay­ dı. gene sür­ güne gitmek durumuna düşer. Diomedes'in atları. sürülerin bekçilerini öldürür ve sığırlan alıp götürür. kadın kılığına sokup yün eğirmesini sağlar. Batı kızlarının bahçesini bulur. Sonra Kalydon'a gidip Deianeira ile evlenir. Gervoneus'un sürüleri. Hera'nın Zeus'la evlenirken düğün hediyesi olarak aldı­ ğı bu büyülü meyveleri Batı kızlarının bahçe­ sinde nympha'lar ve bir ejder korumaktaydı. Hesione). Galya. Herakles de Alpheios'la Peneios ır­ maklarının yataklarını değiştirerek sularını oradan geçirip temizlemiş ortalığı. hiçbir ölümlü­ nün geri gelmediği yeraltı ülkesine iner. Thebai'ye dönüşünde birinci karışı Megara'yı arkadaşı Ioalos'a verir. Ama bu iş için sürülerinin onda birini vereceğini söyle­ yen Augias sözünde durmamış. Hermes ve Athena'nın yardımıyla. onu arındırmak istemeyen kral Neleus'a karşı savaşır. Yiğit oklarıyla onu yaralayınca Nessos öl meden Deianeira'ya büyülü bir iksir verir Trakhis'e yerleşen Herakles Eurytos ve oğul­ larını öldürmekle sözünde dıurmayankralı ce- . Herakles oralara kadar gelir. onu öldürüp ölüsünü atlarına yedirir. Olympos tanrıları­ nın devlere karşı savaşlarına katılır. Herakles Okeanos ırmağını geçmekte güçlük çeker. Herakles öfkeye kapıla­ rak Eurytos'un oğlu İphitos'u öldürür. yiğitten Amazon'lar krali­ çesi Hippolyte'nin büyülü kemerini ister. ama kral bu yarışmanın ödülü olan kızı İole'yi ona vermez. Dev altın elmaları getirir. Güneş de ona Okeanos'u geçmek için altın sandalını verir. Cebelüttarık boğazını geçer ve anı olarak geçit yerine iki sütun diker (Cebelüttarık boğazına Yunanlılar Herakles sütunları derlerdi).yurmuş. Girit boğası. ya da başka bir anlatıma göre Olympos dağında vahşi hayvanlara par­ çalatır. tanrı da öç almak için bocayı kudurtmuştu. Hayvan Girit ekinlerini yok ediyor. Trakya kralı Diomedes'in insan eti yiyen atları varmış. ama başarıları bununla bitmez. ora­ da bağlı bulunan Theseus'u kurtarır ve Kerberos köpeğini alıp yeryüzüne kaçırır. Ne var ki bu sırada yiğit Kalydon avına ve Argonautlar seferine de ka­ tılabilir.) Batı kızlarının altın elmaları. Herakles de kralı oğullarıyla birlikte öldürmüş. Herakles Diomedes'le çarpışır. Girit kralı Minos bir beyaz b o ­ ğasını Poseidon'a kurban etmek istememişti. Ares'in Hippolyte'ye armağanı olan bu ke­ meri almak için Herakles Amazon'lar kraliçe­ sini öldürmek zorunda kalır. Yiğit böylece dev Geryoneus'u. yiğit de köpeği Hades'e geri götürüp bırakır. Augias'tan öcünü alır. ama dünyanın yükünü bir daha omuzlarına almayı istemez. Herakles'in başardığı en zor iş budur. ama önce talibi ırmak tanrı Akheloos'Ia dövüşmek zorunda kalır. ülkeyi aç­ lıkla karşı karşıya bırakıyordu. sonra kral Eurytos'un düzenlediği bir ok yarışmasını ka­ zanır. Herakles Nereus'tan izlemesi gereken yolu öğrendikten sonra. İtalya ve Trakya yoluyla Yunanistan'a döner ve sürüleri Eurystheus'a verir (Geryoneus. Herakles bu azgın boğayı boynuzlarından yakalayıp Yuna­ nistan'a götürmeyi başarmış. orada dünyayı omuzlarında taşıyan At­ las'ı bir süre bu yükünden kurtarır ve elmaları almaya gönderir. Laomedon'un kızı Hesione'yi deniz canavarının elinden kurtarır. Eurystheus'un kızı Admete. Bu suçtan arınmak için Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetine girer: Bu kadın Herakles'i köle haline getirir. Bunlar Herakles'in başlıca on iki işidir. yiğit öç alacağını söyleyerek Troya'dan ayrılır (Laomedon. Libya çölünü geçerken Helios'a fazla sıcaktan ötü­ rü kızdığı için tanrıyı oklarıyla tehdit eder. Eurystheus bu azmanı görünce ödü kopar. Dönüşte yiğit Troya'ya uğrar. Sparta'ya karşı bir saldırıya girişir vb. Herakles onu aldatarak ka­ çar ve elmaları Athena'ya adar. Orada boğa serbest bırakıldıktan sonra Marathon kapıla­ rında Theseus'un eline geçmiş. ama Laomedon söz verdiği atları teslim etmeyin­ ce. Omphae'den kurtulunca Troya'ya gi­ dip Laomedon'u öldürür. giderken karısı Deianeira at adam Nessos'un saldırısına uğ­ rar. Kaynatası Oineus'un şarap sunucusu Eunomos'u kaza ile öldürdükten sonra. Sonra da ehlileşen hayvanları Mykenai'ye getirir. çilesi de tüken mez. Amazon'lar kraliçesi Hlppotyte. Dünyanın batı ucunda.

Hermes'in asıl efsanesi doğuşu ve ömrünün ilk günleriyle il­ gilidir. sözünde durmayanları cezalandıran. insanın başına gelen afet ve belaları alt edip yenen yiğitlik ve yüreklilik simgesidir. kahramanlığın sim­ gesi olan Herakles hem kahraman. Çocuk kundaklanır.). çok yiyen canlı ve iyi kalpli bir dev olarak tanım­ lanan Herakles Greklerin gözünde kötüleri. Deianeira haberi alınca kendini asar. Çok içen. Tutar inekleri Kyllene'ye doğru sürer. ama hırsızlığı belli olmasın diye inekleri gerisin geri götü­ rür. Roma efsanesinde Yunanlıların Herakles tipi oldu­ ğu gibi benimsenmiş. "Şölen" diyalogunda söz alan komedya şairi Aristophanes. insan­ ların en ilkel çağlarda hem erkek. Kıskanç­ lık içinde kıvranan Deianeira da ona Nessos'un kanına bulanmış iksirle ıslattığı gömle­ ği gönderir. beşiğe yatırılır. adları başka mad­ delerde geçen kişilerle ilgili olarak anlatılmış­ tır. Fizik ve moral gücün. kendi de oradaki çalı çırpıdan ayağına tu­ haf sandallar örerek izlerini gizler. 5). Hercules. böylece Yunanistan yarımadası­ nın atası sayılmıştır. oğlu Hyllos babasının son buyruklarına uyarak yiğidi Oita dağının tepesinde kurulmuş bir odun yığının­ da yakar. kişiliğini ozanlardan çok tragedya yazarları işlemiştir. Herakles'in adı hemen her destan ve şiirde geçerse de. sonra da gider. Şölen. İ k i cins arasındaki tutku ve birbirleriy­ le birleşme isteği çok eski zamanlardaki bu birlikten dogma imiş (Plat. bir bakıma da gül­ dürücü efsane homerik denilen. elinde bir sazla Mu­ sa'lara karıştığı da görülürdü (Evandrus). Zeus'un oğlu Herakles'i kaçırıp Olympos'a götürdüğü ve Hebe ile evlendirip ölümsüzlüğe kavuşturduğu anlatılır. hem de tanrı olarak tapım görmüştür. 189e191d. Zeus Maia ile Arkadia'nın güneyinde Kyllene dağının bir mağarasında buluşmakta ve sevişmektedir. ondan güzel sesler çıkarmakla eğlenir. gi­ der. karşılığında bir düve armağan edeceğine söz verir (Battos). O sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek ister. Hermes'Ie Aphrodite'nin oğlu Hermaphroditos'un adı Salmakis efsanesinde geçmektedir (Salmakis). ka­ buğunu boşaltır ve koyun bağırsağından yedi tel gererek bir gitar yapar. Tanrıların ve özellikle Zeus'un habercisi olarak görev alan Hermes. Bebek Hermes beşiğinde kalmaz. Hermaphroditos. Heraklesogulları denilen dölleriyle bütün Peloponez'e ege­ men olmuş. Gölgeli mağaraya sığınmış olan nympha'yı tanrılar tanrısı geceleri karısı Hera uykuya daldıktan sonra gelip bulur. Örneğin Cacus adlı devi ve ülkesine gelen yabancıların canına kı­ yan kral Faunus'u öldürdüğü anlatılırdı. D O Ğ U Ş U VE E F S A N E L E R İ .zalandırmış olur. Hermes. hemen aklına bir cin f i k i r doğar. Kutsal inekleri bir mağaraya kapattıktan sonra. Hermes. akşam olur olmaz kundağı­ nı çözer ve ayakları üstüne basıp olmayacak serüvenlere girişmek üzere yola çıkar: Magarının önünde bir kaplumbağa görür. Bu eşsiz ve şaşırtıcı. hem de di- şi olduklarını. Hercules Roma efsanelerinde daha yumuşak bir kahra­ man olarak canlandırılır. Titanlar soyundan At­ las'la Pleione'nin kızı Maia'nın Zeus'la birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. gene masum bir bebek gibi kundağına . ancak öykülerine yerli bazı öğeler katılmıştır. Olympos tanrılarının en renkli ve özgün kişilerinden biridir. Ro­ ma kralı Evandrus yiğidi konuklarnış ve şere­ fine bir tapınak kurmuş derlerdi. ama H o m e ros destanlarından birkaç yüzyıl sonra Yuna­ nistan'ın Peloponez bölgesinde meydana gel­ diği besbelli "Hermes'e Övgü" adlı şiirde uzun uzadıya anlatılmıştır. ama doğduğu gün Hermes olağanüstü işlere girişmekle ka­ fa gücü ve yetenekleri tanrıların hepsini aşan üstünlükte olduğunu gösterir. Erkek ve dişi cinsini kendinde birleştiren Hermaphroditos tipinden insanların atası olarak Pla­ ton da söz etmektedir. kızı lole'yi de alır. Bir süre sonra Maia bir çocuk doğurur. Yolda bir ihtiyara rastlar. sonra bu yüzden fazla güç ka­ zandıkları için tannlarca ikiye bölündüklerini anlatır. Bütün öykülerini buraya almamıza olanak bulunmayan Herakles'in rol oynadığı bütün olaylar. Herakles'in Latince adı. Güneş tanrının Pieria ovalarındaki inek sürülerini bulur ve onlardan elli hayvan çalar. Yiğit gömleği sırtına geçirir ge­ çirmez korkunç acılarla yanmaya başlar. hayvanı öldürür. ona gördüğünü kimseye söy­ lememeye yemin ettirir.

X X I V . Hermes çobanların bekçisi olarak omuzlarında bir ko­ yun taşıyarak canlandırılırdı. tüccarla­ rın da koruyucusudur. kaydı dalgaların üstünde bir. o altın kakmalı tanrısal sandallar taşırlardı o n u denizin üstünde. Bu haberi nympha'ya götürmek için Hermes yola çıkar (Od. Bebek pozundaki Hermes babası Zeus'un başına suçsuz olduğuna ant içer. Hermes'in birçok efsanelerde rolü vardır: îda dağına Öç Güzeli o götürür. Efsaneye göre birçok çocukları olur: Biri Odysseus'un kaynatası Autolykos'tur.girer. Apollon syrinks deni­ len bu güzelim kavalı da ister. Akhilleus'un seyisi genç bir delikanlı kılığına girdiği halde. Gene Heranın almak istediği öcü boşa çıkarmak i ç i m d i r ki. Hermeias da bin bir dalganın üstünde öyle gidiyordu. ya da sınırsız topraklar üstünde yel gibi hızlı. ama tam anlamı çözüleni'' yen Argeiphontes ek adını alır. Z e us'un buyruğuyla Hermes Argos'u öldürül (Argos) ve bu başarısıyla Homeros dest. 679-694). 331-469. böylece dev Hippolytos'u öldürür.ınl. çıkar­ dığı güzel seslere bayılır. Adının ka­ rıştığı en önemli serüven İo efsanesinde ge­ çer: Hera. ama o sırada Apollon onu kolundan tutup tartaklayınca birden yellenir. ı bekçi olarak yüz gözlü Argos'u dikmişti. balık aularken ağır kanatlarını köpüklere daldırır hani dipsiz kıvrımlarında ekin vermez denizin. küçük Dionysos'u kaçırır ve önce Nysa dağına. Apollon buna gülmernezlik edemez.martı gibi. Bir süre sonra Hermes P a n kavalını icat eder. Odysseus'u Kalypso'nun el­ lerinden kurtarmak için araya girdiği gibi. Bundan böyle bütün buyruklarını tanrıla­ ra da.çok kutsal sayılan ilkçağın kilometre taşlarıdır. Kirke'nin büyülerine karşı koyacak bitkiyi de o verir yiğide (Od. Pierie'yi geçip indi havadan denize. isterse uyandırırdı onları derin uykudan. 42 vd.ki bunlar bir tanrı büstü ve phallos simge­ sini taşıyan yuvarlak kaidelerdi .. Aldı eline değneğini. Sabah Apollon günle birlikte doğunca sürülerinin eksikliğinin farkına varır ve ihtiyar Battos'ü sorguya çekip gerçeği öğrenir. Paris'e altın elmayı verip yargıçlık etmesi buyruğunu o ulaştırır. Aldı onu eline güçlü tanrı. sonra da Athamas'ın yanına bırakır (Dionysos). G e ­ lip Hermes'i beşiğinde bulur ve inekleri geri vermezse Tartaros'a atacağını söyler. V. Bu görevde Hermes'e Psykhopompos. Zeus'un İo'ya sevgisini kıskana­ rak k ı z ı bir ineğe dönüştürmüş. Phriksos'la Helle'yi Yunanistan'dan Anadolu'ya götürerek altın postlu koçu N e phele'ye o verir. Kararı şudur: Hermes inekleri nerede sakladığını gösterecektir. Arkadia dağlarında Odysseus'un karisi Penelope ile birleşip üretmiş onu . Zeus'un Typhon'la çarpışmasında bir düzen kurarak tanrılar tanrısını kurtarır (Typhon). konuyu Zeus'un yargıçlığına bırakmaya karar verir. insanlara da Hermes aracılığıyla ulaştı­ racaktır. Homeros destanlarında Hermes'i bu göre­ vinde görürüz: Odysseia'da Odysseus'u yıllar­ dan beri mağarasında alıkoyan Kalypso'ya Zeus haber ulaştırır. Pek güvenilmeyen bir kaynağa göre de. isterse büyülerdi onunla gözünü insanların. Apollon mağaraya gelince Hermes'in yaptığı gitarı görür.): . en kurnaz ve en canlısı olan Hermes'i Zeus kendine ulak olarak se­ çer. koruyucu tav­ rından tanrı olduğunu anlar sonunda Priamos ( 1 1 . 277-307). başına d . yiğide bir sal yapsın da onu yurduna göndersin diye. llyada'da çok güzel bir rolü vardır kllavui tanrının: İhtiyar kral Priamos'u Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'un barakasına götürür ve getirir. hırsızlıkta becerikli bir adanı (Autolykos). ama asıl yararı yolcula­ ra dokunur: Yollara dikilen Hermes heykelle ri . Bu değnekle Hermes habercilerin ve hırsızların kralı olur. Ölülerin ruhlarını Hades'e götürmek de Hermes'in görevi olacaktır. karşılığında Hermes'e kerykeion denilen sihirli altın değ­ neği verip kavalı alır.. X. Hermes çobanlar tanrısı Pan'ın da babasıymış. yani ruhlar kılavu­ zu adı verilir. uçtu gitti. Oğulları­ nın en sivri akıllısı. Hermes hırsızların olduğu kadar. babası gibi kurnaz. sazı alıp inekleri bı­ rakmaya razı olur. Savaşlarda da yardımı dokunur: Devler savaşında Hades'in başlığını takıp gö rünmez hale gelir.ı rında çok geçen. Güzelim sandallarım bağladı ayaklarına.

Bir anlatıma göre Menelaos Troya'da iken bu düğün olup bitmiş de. Hero'yu bu törenlerin birinde t e ­ peden tırnağa kırmızı güllerle donanmış ola­ rak görmüş belki. Orestes ise amca kızı Hermione'ye karşılıksız bir aşkla yanmakta­ dır (Orestes. deniz delikanlıyı alıp götürmüş. karanlık ülkenin tanrıçası da çocuğa tutulmuş.. güzelliğine vurulmuş. adı Leandros. adı H e r o . Çanakkale Boğazı­ nın en dar olduğu yerde biri Sestos. Bu masal K ı z k u lesi için anlatılır. Ama masal bu. tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış.. ona âşık bir delikanlı her gece Galata'dan kuleye yüzer. Bir varmış. Menelaos'la Helene'nln kızı (Tab. nasıl vermişler? Masal açıklamıyor bunları. Başka çocuk vermemişti tanrılar Helene'ye. Bundan böyle bahar bayramında kadınlar. o kadar gözyaşı dökmüş. Ana­ dolu topraklarında. Bir gece fırtına çıkmış. Hermione'yi Neoptolemos'a nişanlı ve tutkun göste­ rir. Aphrodite onu görür görmez. canlı bir çocukmuş. Tanrıça. Ne var ki. "Ah Adonis! Vah Adonis!" diye bağırıp dövünürler. Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. IV. Hermione'nin düğünü yapılmaktadır. bir hayal. sahnesi nerede olursa olsun. Abydos. Çanakka­ le Boğazında geçer. Oysa tragedya yazarları Hermione'nin Orestes'le nişanlanıp evlendiğini kabul ederler. İstanbul limanının süsü bugün de dimdik ayakta duran sevimli Kızkulesi bu ma­ salı kendine yakıştırmış ya. Hero ile Leandros'un efsanesi aslında Boğaziçi'nde değil. Telemakhos babasını aramak için yaptığı yolculukta Lakedaimon'a vardığı zaman. bir zamanlar bu kulede bir kız yaşarmış derler. kızın sütbeyaz güzelliğini daha da belirtiyor­ du. O güne kadar beyaz olan gül. Şu her gün karşımızda gördüğümüz Boğaziçi'nin güzelliğini müjdele­ yen Kızkulesi var ya. 15). Abydos'ta bir kral oğlu yaşarmış. öldür­ müş.. toprağa dökülen her damla kandan bir lale. deniyor.. Hero ile Leandros gönül vermişler birbirlerine. öbürü Abydos diye iki şehir varmış. geri kalanını da kendi n e ­ rede dilerse orada geçirecek diye kesip at­ mış. hayvan Adonis'i avlanırken yaralamış. Aphrodite'nin çok genç ölen sevgilisi Adonis'in şerefine bir bayrammış bu. ilk batında ay parçası bir kız doğurmuştu o. oysa. büyütsün di­ ye. Abydos'lu kral oğlu Sestos'lu rahibeye ne . Hermione ikisi arasında kalmış. Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte birini yeryüzünde Aphrodite ile. dalgalarının bir aşk faciasına da sebep olduğunu unutturmuş­ tur bize. bir bahar günü Sestos'ta bayram yapılmış. Persephone kıskanç­ lığından bir yaban domuzu salmış ormanlara. yahut Temmuz (temmuz ayının âdı oradan gelir) ağaç kabuğundan doğmuş. Neden vermişler. Çiçeklerin kadife kırmızısı. yalnız dört ay iniyormuş karanlık ülkeye. Adonis'in gövdesinde ne kadar kan damlası var­ sa. .Hermione. 414)-. Neoptolemos). bir yokmuş. Ama Adonis yılın sekiz ayını Aphrodite'nin yanında geçiriyor. çiçek gibi körpe. Odysseia'da adı geçer (Od. Can çekişen sevgilisinin yanına koşar­ ken Aphrodite'nin ayağına bir gül dikeni bat­ mış.. sonra Akhilleus'a verdiği sözü tutmak için babası onu Orestes'ten ayırıp Neoptolemos'a ver­ miş. yüzü altın Aphrodite'ye benzeyen Hermione'yi. varsın sahibi o olsun bundan böyle. Menelaos Troya'da iken kızını Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a nişanlamıştır: Tanrılar gerçekleştiriyordu şimdi bu düğünü. ama insanlığın kara günle­ rini dile getiren bu olaylar.. sevgi kıvılcımlarının yüreklerinde ne za­ man çaktığını bilirler mi? Biz diyelim ki. Aphrodite'ye geri vermek istememiş. Fransız tragedya yazarları. Hero ile Leandros. ölü gövdesini ertesi sabah kulenin dibine atmış. Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destanlarına sah­ ne olmuştur gerçi. Sevgililer birbirlerini niçin sevdikleri­ ni. sevgilisine kavuşurmuş. tören yaparlarmış. Adonis. her damla yaştan bir kırmızı gül fışkırmış. Sestos'ta aşk tanrıçası Aphrodite'nin bir rahibesi varmış. oysa Akhilleus'un oğlu "tutsağı Andromakhe'yi sevmektedir. üçte birini yeraltın­ da Persephone ile. Leandros. Boğazın en dar geçidi. özellikle Racine. bir de hakikat payı taşır. doğru veya yan­ lış. çocuğu yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş.

"Gel. Kıyıya çarpan ölüyü görünce. Adonis bayra­ mında gördüğü pembe beyaz kız şimdi gü­ müş ve altın rengi ışıltılar saçıyordu. Pausanias'ın anlattığına göre. ona ölümde olsun kavuşmak için kendini denize attı. Herophile tanrı Apollon'a bir övgü yazmış. hem de kızı olduğunu söylermiş. Sibylla adlı bilici kadınların ikin­ cisi sayılır (Sibylla). yorgunluğunu duymadan varıyordu karşı yakaya. Denize dalar dalmaz en yüksek dalgalan yara yara yüzü- yor. Hero ku­ leye çıkmış. ama Klaros. bitkin ellerinde tutu­ yordu. Dalgacıklar. Bir süre Samos'ta kalmış. Kurşun gibi bir sabahtı. Öpüşmemek. Sestos'taki kulenin te­ pesinde bir ateşin yandığını gördü. Sestos kulesinde meşalenin yandı­ ğını gördü mü. denizden çıkan sevgilisinin buz gibi bedenini sararken bir tehlike sezinleyerek ürperiyordu. ay suda hafifçe dalgalanan ışıltılarıyla Leandros'a bir yol çiziyor gibiydi. Ne olduğunu bilmeden bıraktı kendini denize. öbürü öbür kıyısında bütün bir gece ayrı kalmak akla sığmayan.. boğaz­ da dondurucu poyrazlar esmeye başlamıştı. şehrin Sparta'dan gelme bir kadın yü­ zünden yıkılacağını öngörüp bildirmiş. biri boğazın bir kıyısında. Leandros artık yüzmüyor. Sestos kulesi kap­ kara bir taş yığını gibi yükseldi gene ay ışığın­ da. Yol göste­ ren ay ışığını kara bulutlar kaplamıştı. ne dalga. karşılarına çıkan mutluluğa nasıl şaşkınlıkla inanmadan bakar­ larsa. Hızla esen bora meşalesini söndürecek gibi oluyor­ du bazı geceler. Bir ku­ laç. bir kulaç daha. ı rina. bacaklarının gücü tükenmişti. ona kavuşacak. Buz gibi bir donukluk sarıyordu bedenini. Bir gece. yoksa mektuplaştılar mı. Delikanlı bütün gücüyle karşı koymaya çalış­ tı. efsane bunu anlatmıyor. sev­ giyle hızlanan gövdesine arttıkça artan bir güç katıyordu. Bir gece fırtına daha sert esti. yaz gecelerinin kısalırına üzülerek dönüş yolunu tutuyordu. Herse. dag gibi yükse­ len dalgalar Leandros'un çırpınan gövdesini döve döve Sestos'tan çok ötelere sürdüler. Yaz geçmiş. Kulenin kapısı açıktı. Leandros'un yüreglndeki ateş yanıyordu daha. Troya bölgesinde doğmuş. Leandros dayanıklı bir yü­ zücüydü. Hero korkmaya başlamıştı. İki sevgili bakışlarıyla mı anlaştılar. Hero'nun elinde sallanan me­ şale gittikçe yakınlaşıyordu. Ne yapsın ki. Leandros Anadolu kıyısından Sestos'a geçmek için yanıp tutuşuyordu. rahibe kaldıkça kızlığını korumalıydı. Hero ile Leandros da öyle durakladılar. Troya bölgesinde öldüğü halde. Delos ve Delphoi'nin Apollon tapınaklarında da görev al­ mış. Pausanias. nereye doğru yüzeceğini bilsin.pahasına olursa olsun kavuşmak İsledi. gel!" diye bir meşale sallıyordu. biz seni götürürüz" der g i b i f ı ş f ı ş ediyor. Bir ge­ ce dalgalara bakarken. kavuşmamak. yanında bir taş götürür. Herse öbür kız kardeşleri . Deniz durgundu. ne rüzgâr. Aglauros'la Pandrosos'un kız kardeşi Bir anlatıma göre. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. soluk bile almadan kumsaldan yukarı koştu. ne soğuk durdurabiliyordu Leandros'u. kulede­ ki meşale çağırıyordu. Karşı kıyıda Hero'ya varan ışık yolu ise kısa görünüyordu. Sabaha karşı dalga ölüsünü attı Sestos kıyıl. bir gece daha. ince göv­ desini kollarında saracak. İlk defa birbirine sarılacak bir kadınla bir er­ kek nasıl bir an duraklar. Leandros suya daldı. Hero rahibeydi. tanrı sözcülüğü yaptı­ ğı zaman bu taşın üstüne çıkarmış. Troya savaşından çok önce. var gücüyle yüzdü. bir erkeğe vara­ mazdı. her gece Leandros kulede sallanan meşaleye doğru yüzüyor. ama kollarının. Hero sönen meşalesini yine yakmış. Herophile gezgin bir biliciymiş. dudaklarını dudak­ larına alıp sevgisinin yumuşaklığını tadacaktı. Yine de gelme diyemiyordu Leandros'a. içeriye daldij merdivenleri tırmandı. ol­ mayacak bir şeydi. ne var ki. Ne var ki. her gece Hero'ya kavuşuyor ve her sabah doy­ madan. Herophile. Meşale söndü. bu övgüde kendi­ sinin tanrının hem eşi. Boğazın serin akıntıları yanan gönlünün ateşini dindireceğine. su fırtınası arasın­ da uçuyordu. ama kulenin tepesindeki ışığı görmüyordu ki. Herophile. Hero'nun elindeki meşaleyi söndürdü. Son bir kulaçla karaya ayak bastı. Herophile'nin kullandığı büyülü taşın Delphoi'deki Apollon tapınağında saklandığı­ nı yazar. "Gel. bakıştılar. İda dağının bir nympha'sıyla bir çobanın kızıymış. sevgilisine.

Ocağı simgeleyen Hestia. atları vermek is­ temez. bir daha in­ memiş yeryüzüne.efsanede Hesperia ve Arethusa diye ikiye bö­ lünür ve Hesperid'ler dört olur. Atlas dağının t e ­ pesine ilk çıkan oymuş. Podarkes Troya'ya döner ve Priamos adı altında tahta çı­ kar. Hestia evlenmek iste­ memiş ve Zeus'tan ömrü boyunca kız oğlan kız kalma sözünü almıştır. Hesione. Hestia. Hesperid'ler dünyanın batı ucunda. Lucifer yani ışık taşıyan demişler ona. Yıldız olmadan önce Hesperos Atlas'ın oğ­ lu ya da kardeşiymiş derler. 317): yıldızlar arasında. Hesperid'ler. Erikhtonios. Akşam Yıldızı denen bir yıldız vardır hani. Tan­ rı Hermes'le birleşip Kephalos diye bir erkek çocuk doğurmuş (Aglauros. Hesione onun serbest bırakılmasını sağlar. ya da Batı Kızları diye anılan Hesperid'ler Hesiodos'a göre Ok­ yanus ırmağının ötesinde. Daha son­ raki efsanelerde Zeus'la Themis'in. Herakles ödül olarak kızı Telamon'a verir. Bir anlatıma göre Hesione Yunanistan'a giderken kaçmış ve Anadolu kıyılarına dönüp Miletos'a sığınmış (Laomedon). en güzeli. O sırada oradan geçen Herakles canavarı öldürüp kızı kurtaracağına söz verir. ama kızı eline geçince. yıldızlara bakarken bir fırtına almış götürmüş onu. Herakles onları koparmakla ölümsüzlüğe hak kazanmış olur (Herakles). Hellenistik şairler Hesperos'Ia Phosphoros yıldızını bir tutmuşlar.nin Athena'ya karşı İşledikleri suça katılma­ mış. Poseidon ve Apollon ona talip oldukları halde. yıldızların en parlağı. adı akşam anlamına gelen Hesperos'u şöyle tanımlar ( İ l . ya da Phorkys'le Keto'nun kızları oldukları söyle­ nir. Herakles de Troya'ya bir saldırı hazır­ lar. İlk surları aşıp şehre giren arkadaşı Telamon'dur. Hesperid'lerin yurdu Atlas dağlarının eteğinde bir yer sayıldı. Hesperos. Gökte bir yıldız olmuş Hesperos. bu son ad kimi . Hesperid'lerin başlıca görevi. Nyks. Mutlular Adalarının dolaylarında otururlarmış. Erythie ve Hesperarethusa'dır. deniz tanrı Troya kıyılarına korkunç bir cana­ var salar. Herakles'in bu ilk Troya seferin­ den aldığı esirler arasında Hesione'nin küçük kardeşi Podarkes de vardır. Öbür OlymGecenin karanlığında. Kephalos). 5). 214 ve 275). tanrıların da. Bu evlenme korkunç bir serüvenle ilgilidir: Laomedon Troya surlarını yapan tanrı Poseidon'la Apollon'a söz verdiği ücreti ödemekten kaçınınca. Hesperos'un Hesperis adlı bir kızı olmuş. Atlas üstüne anlatı­ lan efsanelere göre. Homeros. başka . Laomedon gene yemin eder. Priamos'un ablası. Altın elmalar ölümsüzlük bağışlayan bir yemiştir. Hesperos. yani Gece tanrıça bunları kendi kendine yaratmıştır. ama zamanla coğ144 rafya bilgileri artınca. Ayrıca tanrılar ve insanlar arasında büyük bir şeref payı elde et­ miştir: Her tapmakta ve her evde sunağı var­ dır. altın elmala­ rın bittiği bahçeye bekçilik etmekmiş. Romalılar da bu yıldı­ zın adını Latinceye çevirmişler. Batı kızları bu cennet bah­ çesinde ezgi söylemekle ve tanrı balı akan pı­ narların başında hora tepmekle vakit geçirirlermiş. her akşam insanlara geceyi geti­ ren yararlı bir yıldızmış o. Zeus'la Hera'nın kız kardeşidir (Tab. Bir za­ manlar Gaia tanrıçanın Hera'ya düğün hedi­ yesi olarak verdiği bu elmaları dünyanın batı ucundaki bir bahçeye dikmişler ve başlarına bekçi olarak Hesperid'lerden başka bir de ej­ der koymuşlardı. Ocak. Troya krab Laomedon'un kızı. Altın elma motifi Üç Güzeller ve Paris efsa­ nesinde de geçer. Hesperis de Atlas'la evle­ nip Hesperos kızlarını doğurmuş (Hesperid'ler). Telamon'la ev­ lenir ve Teuker adlı bir oğlu olur. X X I I . geceyle gündüzün sınırlarında oturan ince sesli perilerdir (Theog. Çok­ luk üç peri diye bilinirler ve adları Aigle. der tanrı sözcüsü. bu yüzden de onlar gibi çıldırarak Atina akropolünden aşağıya atmamış kendini. kızını bir kayaya bağ­ layıp bırakır. Hesione. yeter ki Laomedon ona ölümsüz atları­ nı vermeye ant içsin. Leomedon da razı olur. insanların da konut­ larında dinsel bir merkez sayılır. Kimi efsanelerde Hesperid'lere baba ola­ rak Atlas ya da Hesperos yıldızı verilir. Kronos'la Rheia'nın birinci kızı. Halkın kanına giren bu ejderden kurtulmanın tek çaresi kralın kızı Hesione'yi canavara kurban etmektir.

Artemis'e saygısı büyüktür. Yarışta yenilmesine de olanak yokmuş. Hippodameia. Hippokrene. Hippolytos Amazon anasından av ve savaş merakını almıştır. Phaidra tutkusunu Hippolytos'a açar. ezgi söyler. Hestia hep yerinde kalır. yendiklerinin de kafalarını keser. şaşırtır. evinin kapı­ sına asarmış. Kişiliği olmayan soyut bir kavram olarak canlandırılır. Bütün Amazon'lar gibi ken­ disi de Ares'in kızı olan Hippolyte'nin Theseus efsanesinde adı geçer. hem de Oinomaos taliplerin arasına Hippodameia'yı bindirir. Musa'ların kutsal korulugundaki bir pınardır. Theseus'a yakınır. Adı arzu anlamına gelen ve aşk isteğini simgeleyen soyut bir kavram. Kentaur'larla Lapith'ler sa­ vaşı onun yüzünden olmuştur (Peirithoos). Bir anla­ tıma göre Myrtilos âşık olduğu Hippodameia ile bir gece yatma sözünü alarak Oinomaos'un arabasının civatalarını gevşetmiş.pos tanrıları gidip geldikleri halde. Theseus'la bir Amazon'un oğludur. ondan karşılık görmeyince. Her ney se. böylece onların dikkatini çeker. Kanatlı at Pegasos'un ayağını yere vurmasından fışkıran Hippokrene'nin çevresinde Musa'lar topla­ nır. Himeros. ayrıca damadı yüzünden tahtından ola­ cağını bilen babası kızını ancak araba yarışın­ da kendisini yenecek olan adama vereceğini bildirmişmiş. Günün birinde Hippodameia'ya Pelops talip olmuş. çünkü hem atları çok hızlıymış. Myrtilos). Pınarın su­ yu şairleri esinlermiş. Hiera. ama onu kıska­ nan. yoksa Hippolyte mi olduğu konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. Kemeri­ nin alınması Herakles'in dokuzuncu işi olarak anılır (Herakles). Ama çoğu efsanelerde Herakles'in eli altında can verdiği kabul edilir. ya da Pelops'un arabacı Myrtilos'a verdikleri söz üzerine efsane kay­ nakları çeşitli anlatımlar verir: Kiminde Pelops'un Myrtiios'u rüşvetle baştan çıkardığı. Thyestes. Antiope mi. Bunun için de babasının seyisi Myrtilos'un yardımını istemiş. ara­ bacı da ölmeden önce Pelops soyuna lanet okumuş. Eros'la birlikte Himeros da hemen peşine takılır. Mysia'h Telephos'un karısı. Theseus'tan bir oğ­ lu olmuş ve ona kendisi gibi Hippolytos adı verilmiş. (2) Hippodameia Adrastos'un kızı. bir süre sonra Oinomaos paramparça olan ara­ basından düşerek ölmüş. At evcilleştiren ya da alt eden anlamına gelen Hippodameia adlı iki efsanelik kadın vardır: (1) Biri ve en ünlüsü Elis bölgesindeki Pisa kralı Oinomaos'un kızıdır. ona hemen gönül vermiş ve yarışı ka­ zanmasını sağlamış. ama Amazon'un Melanippe mi. Çok güzel olan bu kızın birçok talipleri varmış. Eniştesi Khrysippos'u Hippodameia kendi öl­ dürmüş de o yüzden Elis'ten kovulmuş derler (Khrysippos). Aphrodite. Hippolytos ( 1 ) Hippolytos. Pelops Hippodameia'yı alıp yurduna gö­ türürken yolda Myrtilos'u denize atmış. Tanrıça da ondan öç alır: Üvey anası Phaidra'yı ona âşık eder. Peirithoos'un karışıdır. Nireus). arabmın da daha ağır olmasını sağ­ larmış. Hippolytos'un onu kirletmek istediğini söyln Theseus öfkeye kapılır. kiminde Hippodamela'nın kendisinin Pelops'u arabacıyla aldattığı söylenir. Amazon'ların kraliçesi. Akha'lar ilk Troya seferinde Mysia'ya çıkarma yapın­ ca. Hiera ülkesi kadınlarının başına geçip sal­ dırganlara karşı koymuş ve Nireus'un eliyle öldürülmüş (Telephos. ama oğlunu kendi . Uranos tanrının denize dökülen sperma­ sından köpükler arasında doğunca. Hiera'nın Helene'den de daha güzel olduğu söylenir. Olympos'ta Musa'lar ve Kharit'lerle birlikte görülen Himeros'un adı hiçbir efsaneye ka­ rışmaz. Böylece talipleri bir bir yener. Efsanelere göre Hippodameia'mn altı oğ­ luyla üç kızı olur. Hippodameia Pelops'u gö­ rünce. Alkathoos ve Pleisthenes'tir. Hippolyte. Bu yüzden adı hiçbir efsa­ neye karışmaz. Pelops oğullarıyla Atreus oğulları­ nın başına gelen korkunç belaların kaynağın­ da Myrtilos'un bu ilenmesi varmış (Pelops. Oğullarının en ünlüleri Atreus. Aphrodite'yi hor görür. Pelops karısı onuruna Olympia'da beş yılda bir kutlanan bir Hera bayramı düzenlemiş (Pelops ue Olympia oyunları). Hippodameia. hora teperlermiş. At pınarı anlamına gelen Hippokrene Helikon dağında.

hem yanlıştır. Tanrıçalar arabalarıyla Olympos'a dönünce (İl. birdenbire ormanda tanrı­ sal bir ses duyuldu. koyu bulutlarla bir kaparlar.eliyle öldürmekten çekindiği için Poseidon'a yalvarır oğlunu cezalandırsın diye. Hippomedon. Ellerinde birer çiçek. Eirene). Hora'lar. denge ve sürekliliğin başlıca etkenle­ ridir. (3) Roma ile Alba arasındaki savaşta rol alan üç Horatius kardeşler üç Curiatius kar­ deşlerle teke tek savaşta çarpışmışlar ve zafe­ ri kazanmışlardı. Se­ siyle düşmanı kaçıran Horatius da o orman­ da tanrılaştırılmış. Melanlon adıyla da anılan Hippomenes Atalante efsanesinde rol oynar (Ata lan te). Tarihsel bir olay sayılan bu çarpışma herhalde eski bir efsaneye dayan­ maktadır. (2) Gene Etrüsk'lerle savaş sırasında tek gözlü diye anılan Horatius Cocles Roma'yı Tiber'in karşı kıyısında bulunan düşmana kar­ şı korumak için tek başına bir köprüyü tut­ muş. Theseus'un her dileğini yerine getirmeye söz ver­ miş olan tanrı da bir deniz canavarı gönderip Hippolytos'u parçalatır. Roma'nın üç efsa­ nesinde geçer. ama Roma'nın düşmesini önlemiş. Bu çeviri hem doğru. Bu konuyu önce Euripides. Bir ge­ çer her iki ordu bir ormanda karşı karşıya or­ dugâh kurmuşken. Themis'in kızları arasında is­ ter yazında. Roma'lılar zaferi kazanmıştır". Tragedyalara konu oluşu şuradan­ dır: Horatius kardeşlerin bir kız kardeşi Curiatius kardeşlerin biriyle nişanlıdır. Savaşta Hades'in başlığını ta­ kıp görünmez olan Hermes bu devin hakkın­ dan gelmiş.): Saatler güzel yeleli atlan çözdüler koşumdan. ya da Persephone'nin arkadaş­ ları arasında görürüz. ister yaşamda adı en çok geçen tanrıça odur. Horatius. Eirene ise insanlara bereket ve mutluluk sağlayan barıştır (Dike. Hora'lar doğada düzeni simgele­ yen üç tanrıçadır. Phaidra haberi alınca ken­ dini asar. sonra da Fransız targedya yazarlarından Racine iş­ lemiştir. Adrastos'la birlikte Thebai' ye karşı ilk saldırıya katılan yedi önderlerden biri. Bunu du­ yan Etrüsk'ler paniğe kapılıp kaçmışlar. Horatius Cocles şerefine Capitolium tepesinin eteğin­ de Roma'lılar bir heykel dikmişler. (1) Roma'lılar Etrüsk'lere karşı savaşırken her iki ordu çok adam yitirmişti. ama oğlu Polydoros Alkmaion'un yönetimindeki ikinci sefere katılmış ve Epigon'larla birlikte Thebai'yi almıştır (Thebai 'ye karşı Yediler). (2) Hippolytos devler savaşına katılan bir devin de adıdır.): kendiliğinden gıcırdadı. ya da bir yemiş ola­ rak canlandırılırlar. çektiler tanrısal ahırlara. 749 vd. VII. Homeros'un îlyada'sında H o ra'ları Olympos'ta görürüz (İl. ses şöyle diyordu: "Etrüsk'ler Roma'lılardan bir adam fazla yitirdi­ ler. V. Hora'ları kimi zaman Aphrodite'nin alayın­ da Kharit'lerle birlikte. Horatius adı. Hipponıenes. kimin yenildiği belli değildi. ama çokluk soyut kav­ ramlar olarak tasarlanır ve efsanelerde rol al­ mazlar. ama kimin yendiği. ama etkileri bu insansal kavram­ ları çok aşar. Bu tanrıçalar doğal ve insansal toplulukların can damarı. nişanlısının ölümüne ağlayan bu kızı çarpışmadan sag . kimi zaman da Dionysos alayında. Hora. Saatler gözetir o kapıları. ışıldayan bir duvara dayadılar arabayı. kapıları bir açarlar. Latince saat anlamı­ na gelen "hora" ile bir tutulduğu için adları "Saatler" diye çevrilir. çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü. Dike hak ve adalet anlamına gelir. Ama Hora'ların teker teker adlarını ele ala­ cak olursak. bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler. 432 vd. simgeledikleri varlıkları da daha 146 Gökyüzünün kapıları iyi anlamış oluruz: Birincisi Eunomia düzen ve düzensizliği. Delikanlı Troizen'de bir araba yarışına katılmışken ejderin saldırısı­ na uğrar ve dizginlerine dolaşarak kayaların üstünde can verir. iyi yasalarla kurulmuş bir t o p ­ lum düzenini simgeler. Dev boylu olan Hippomedon Thebai önünde Ismarios'un eliyle öldürülmüş. Savaş sırasında bir ayağını da yitirmiş. yaygın gökle Olympos emanettir onlara.

Herakles de aramaya ko­ yulur. bir aslan. Bir söylentiye gö­ re nympha'lar bu güzel delikanlıya tutulurlar ve onu ölümsüz kılmak için aralarına alırlar. Bir anlatıma göre yel tanrı Zephyros tanrı ApoUon'un delikanlı­ ya sevgisini kıskandığı için hızla eserek diskin Hyakinthos'a çarpmasını sağlamış. hay­ vanlara da bakar. Hybris. Başka bir anlatıma göre. Atlas'la Pleione'nin oğlu. Yunan düşüncesinde büyük bir yer tutan soyut bir kavramın simgesi. Delikanlının boynu bir çiçek sapı gi­ bi kırılmış. Hesiodos Hydra'yı şöyle tanımlar (Theog. Hyas. Hylas'ı arama. baharda yağmur mevsiminin başlamasıyla görünürler. Hyades. adları da yağmur yağmak anlamına gelen "hyein" fiilinden türemedir. Birçok tragedya kişi­ lerinin başlarına gelen belalar hep bu Hybris yüzündendir. Arka­ daşını kolları arasına alan tanrı da "Ah. dertlerine deva. Hylas. 310-315): (Ekhidna) Hydra'yı doğurdu onlardan sonra. fazla varlık. o Hydra ki ak kollu Hera tanrıça büyütmüştü korkunç hıncım gidermek için güçlüler güçlüsü Herakles'e karşı. Koros'u olduğu kadar Hybris'i de Yunan düşüncesine özgü birer kavram olarak başka dillere çevirmek güçtür. Hydra o bataklıklar canavarı ki tüyler ürpertir bütün yaptıkları. kardeşleri Hyas'ın ölümüne dayanamayarak canlarına kıymışlar da sonra yıldız olmuşlar (Hyas). hekim tanrı Asklepios'un kızı ve yardımcısıdır. sonra Prusa adını alan bir şehir ku­ rar. ama bu suçu Roma'yı kurtardığı için affedilir. çimenler al kana boyanmış. Herakles Mysia'lıları Hylas'ı kaçırmış olmakla suçlamış ve onlar­ dan tutsaklar alarak Hylas'ı arayıp bulmaları­ nı buyurmuş. doygunluk anlamına gelen Koros'un ya anası. Yiğitle birlikte A r gonaut'lar seferine katılır. Hyakinthos. Hyakinthos'un başına vurmuş. Hybris.dönen Horatius öldürür. Latin şairi Ovidius'un anlattığı bir çiçek öyküsünün kahramanı. hırs ve kendine aşırı güvendir. Hygieia yalnız hasta insanlara değil. Gökte yıldız ol­ madan önce Hyad'lar Atlas'la Okeanos kızı Pleione'nin kızları nympha'larmış. Herakles ikinci iş olarak bu canavarı öldü­ rür (Herakles) ve oklarını onun zehirli kanına batırır. Hylas diye bağırır. ama delikanlıyı bir türlü bulamazlar. Hekimlikle ilgili bütün tanrılar gibi o da yeraltı simgeleri taşır ve özellikle yeraltı yaratıklarının en özgürü olan yılanla bir arada gösterilir. Hyakinthos tanrı ApoUon'un can ciğer arkadaşıymış. "Nysa nympha'ları" diye anılan bu kızlar Dionysos'a dadılık etmiş­ ler (Dionysos). Hylas'ın kaybolduğunun ilk farkına varan Polyphemos'tur. Libya'da bulunduğu bir sırada bir yılan. senin yerine ben öleyim!" demiş. Hyad'lar gökte Pleiad yıldızlarına yakın bulunan bir takımyıldızdır. Hydra. yani sümbül demişler bu çiçeğe. Hylas su bulmak için ormana dalar ve kaybolur. Avazı çıktığı kadar Hylas. Ölümüne ağla­ yan kız kardeşlerini Zeus'a göre birer burç haline sokmuş (Hyades). ya da bir kaplan ta­ rafından öldürüldüğü söylenir. ya da kızı olarak simgelenir. Polphemos Mysia'da kalır ve ön­ ce Kios. Hygieia. Zeus onları gökte birer yıldız haline getirmiş. Hybris in­ sanı suç işlemeye iteleyen ölçüsüzlük. hastalıkla­ rına ilaç bulur. iki dost bir gün disk atmada yarışırken tanrının fırlattığı disk gelmiş. bölgede yıllık t ö ­ renler haline gelmiş: Rahipler dağa çıkar . Hylas. Bu bizim Bursa'dır. Yılan ya da ejder anlamına gelen Hydra. Hiçbir efsanesi yoktur (Asklepios). Sayıları iki ile yedi arasında değişir. Hyakinthos. Bu arada Argonaut'lar onları beklemeyerek de­ mir alırlar. Adı sağlık anlamına gelen Hygieia. Phiks gibi canavarların kız kar­ deşi sayılır. At adam Nessos'un Deianeira'ya ver­ diği iksire de bu canavarın kanı karışmıştır derler. Typhon'la Ekhidna'nın kızı ve Kerberos Khimaira. Hyad'lar ve Pleiad'ların kardeşi. ama Hera'dan korktukları için tanrısal çocuğu İno'ya bırakıp kaçmışlar. Mysia bölgesinde karaya çıktıklarında Herakles kırılmış küreği için bir ağaç keserken. kahraman Herakles'in gönül verdiği yakışıklı bir gençtir. o anda çimenler gene gövermiş ve Hyakinthos'un öldüğü yer­ de güzelim bir çiçek açmış. ayrıca bir ırmağa akan kanı ırmak su­ larının zehirlenmesine ve bölgeye leş kokula­ rının yayılmasına yol açmış.

ölüm ve hastalık nedir bilmez­ ler. Babasına baş kaldırmak suçundan yargılanan Hypermestra'nm Argos mahkemesinde bera­ at ettiği anlatılır. Tarihçi Herodotos bu ülkeyi anlatmakla bitiremez (Her. Yiğitlerden Perseus'la Herakles'in de Hyperbore'liler ülkesine gittikleri anlatılır. Anası Deianeira Herakles'e sihirli gömleği gönderip de yiğit korkunç acılar içinde yan­ maya başlayınca Hyllos yanına gelir ve son isteklerini dinler. Hyperion adı bazı metinlerde Helios'un kendisine bir sıfat olarak takılır. Düğün tür­ külerinde bağlama " O . Bir efsaneye göre. kıza tutku­ sunu bildirir. Boreas. ondan ayrılmaz olmuş. Bütün doğa. 758 vd. yani dünya­ nın üstünde dolaşan" anlamına gelen Hyperion. Selene ve Eos'u meydana getirir (Tab. Apollon ve bir nympha'nın. lirik şiirin ayrı bir türü olan düğün türkülerinde de anılır. çok uzun ömürlü olan iyiliksever ve saf insanlarıyla ilkçağın ütopyası haline gelmiştir (Apollon). Aigyptos'un elli oğluyla evlenmek zorun­ da kalan Danaos'un elli kızı babalarından gerdeğe girerken kocalarını öldürmek emrini alınca Hypermestra'dan başka hepsi babala­ rına uyup kocalarını hançerlemişlerdir. tanrı Apollon bu cennet ülkesini kendine yurt edinmiş. hora tepmekle geçirirler. yanına erkek vardırmaz. ama onları ana ve babaları­ na geri vermek için. Adı "yukarıda giden. Pythagoras'ın mistik inançlarıyla Hyperbore'liler ülkesi da­ ha da süslenmiş. G ü ­ nün birinde Hymnos dayanamaz. Düğünle gecenin birleşmesini simge­ leyen bu efsaneye uygun olarak düğün türkü­ lerinde Hesperos'un da adı sık sık anılır. ya da Dionysos'la Aphrodite'nin oğlu sayılır. İkisi de Tartaros'ta otururlar (Theog. Tar. Hymenaios o kadar güzelmiş ki kızlar arasına girmiş de erkek olduğu anlaşıl­ mamış. Helios. Danaos kızlarının en küçü­ ğü. Hymenaios tanrı Dionysos'la Ariadne'nin düğününde sesini yi­ tirmiş. Lynkeus). Efsaneye göre. kışı orada geçirir. Hymnos Artemis'in yoldaşlarından Nikaia adlı bir nympha'ya tutkundur. 32 vd. H y p e r m e s t r a . Hymen. Bu yüzdendir ki. çimenli ovalarda ömürlerini türkü söylemek. Düğün tanrısı Hymenaios.): . Hymenaios. ama Nikaia aşktan tiksinir. yılda iki kez ekin veren t o p ­ rağı. Hymenaios korsanların hepsini öldürmüş. IV. Hyllos. H y m n o s . Düğünlerde hazır bulunan bu tanrı. Herakles'le Deianeira'nın oğlu. Bu düğün tanrısı üstüne çeşitli efsaneler an­ latılırdı. yıl boyunca ılık ve yumuşak bir hava eser. yani Uludağ olsa gerek) ve üç kez Hylas diye bağırarak kutsal alaylar düzenlerlermiş (Argonaut'lar). Hyperboreoî. Uranos'la Gaia'nın oğludur. insanlar mutluluk içinde yaşar. Hyperion'un efsa­ nesi yoktur. K ı z kardeşi Theia ile evlenerek. onun için düğün türkülerinde onun adını çağırmak töre olmuş. çok sevdiği halde kendi­ sine yüz vermeyen kızla evlendirilmeyi şart koşmuş. her fır­ satta oraya girmeye bakar. sonra da kızları korsanlar kaçırınca. Hesiodos'a göre Nyks (Gece) ken­ di başına Hypnos ( U y k u ) ve Thanatos (Ölüm) tanrılarını yaratmıştır. Herakles öldükten sonra da İple ile evlenir ve Herakles oğullarının başına geçip Pelopenez'de tutunmaları için savaşır. Güzün soğuklar başlayınca beyaz kuğuların çektiği bir araba­ ya binip Hyperbore'liler ülkesine uçar. Başka bir efsane­ ye göre Akşam Yıldızı Hesperos Hymenaios'un güzelliğine vurulmuş. Hypcrion. yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirgemiş ve onunla birleşerek Abas'ı dünyaya getirmiştir. kaval ve gül çelenkleriyle canlandırılır. Nikaia da öfkelenip bir okla v u rur delikanlıyı.(dağ da Mysia Olympos'u. giderek Artemis bile ağlamış derler bu güzel çobanın ölümüne (Nikaia). yani kuzey rüzgârının ötesinde Hyperboreoi deni14S len bir boy oturur. 8).). kimi efsa­ nelerde altın elmaların bulunduğu Batı Kızla­ rının bahçesi de bu ülkededir. Hymenaios elinde düğün meşalesi. Yemyeşil ormanlarda. Phrygia'lı bir çobanın adı. hepsi de güzelliğini yüceltmek amacı­ nı güderdi. Danaos kızlarının dramını "Hiketides" adlı tragedyasında işleyen Aiskhylos'un "Hypermestra'nın yargısı" adlı kayıp bir tragedya da yazdığı bilinir (Danaos kızla­ rı. Hymenaios" diye bu tanrının adıyla biter. Hypnos. kızları kurtarmış. Dünyanın kuzey ucundaki bu ülkede güneş hiç batmaz.

ama Hera ona Kharit'lerin birini vermeye ant içince da­ yanamaz. Hypnos Latmos dağları­ rek Nemea kralı Lykurgos'a köle olarak satıl­ nın çobanı Endymion'a tutulmuş ve onun mış. yoksa zor kullanmasını yasak ettiklerini söylemiştir. Hypsipygözleri açık uyumasını sağlamış ki sevgilisini le'yi oğulları Opheltes'e dadı olarak vermiş­ gece de doyasıya görebilsin diye. başka kadınlarla sevişmeyi yeg görüyormuşlar. tunçtandır canı. Yal­ Vardılar canavarlar anası çok pınarlı Ida'ya. Tatlı Uyku ise bir gün Herakles'i kaçırırken Zeus'tan yediği cezayı unutamaz. Opheltes'i boğmuş. onu bir sandığa kapatıp denize bırakmış ayak bastılar bereketli toprağa. Lykurgos'la karısı Eurydike. ama bir gün Hypsipyle oradan geçen Ye­ Hypsikrcon. görünmeden Zeus'un gözüne önce Argonaut'lara saldırdıkları halde. rünce yumuşamışlar ve Hypsipyle de İason'la havada yüksele yüksele göğe varıyordu. Hypsikreon karısını geri almak için Naksos'a gidin­ ce. larına tutkunmuş. Uyku'yla Ölüm. gelir Lemnos adasında Uyku'yu bulur. Sonra da onunla birlikte Naksos adasına kaçıp oradaki bir tapınağa sığınmış. biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir huzur götürerek insanlara. Lemnos'a kraliçe seçmişler. ler. çam dalları arasında. adalılar kadını kandırabilirse geri alacağı­ nı. ları Thoas'ın kurtulmuş olduğunu görmüşler tanrıların Khalkis. Hypsipyle. Hypsikreon da kadını kandıramadıgı için Haksos'a Miletos'un savaş açma­ sını sağlamış. le bir gece kaçmış ve korsanların eline düşe­ Bir efsaneye göre. ince dan ayrıldıktan sonra Lemnos kadınları kral­ sesli. manların birine konu olmuştur. Yakaladığı insan kurtulmaz hiç elinden kin besler ölümsüz tanrılara bile. raos araya girmiş ve Hypsipyle'nin Lemnos'a Hypsikreon'un karısı Neaira da adalı konuk­ dönmesini sağlamış. birleşerek ona birisi Euneos olmak üzere i k i Uyku orada. armağanlar söz verir. Argonaut'lar ada­ bir kuş oluvermişti.Orada oturur kara Gece' nin çocukları. Lektos burnunda fırladılar denizden. Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken. 283 vd. Lemnos kadınları da bir gece adada ne kadar erkek varsa hepsini öldürmüşler. ama Yedilerden Amphiabir Naksos'luyu evine konuk edermiş. Homeros Hypnos'un çok daha sevimli bir portresini çizer. Lemnos kralı Thoas'la Amazon Myrina'nın kızı Hypsipyle tanrı Dionysos'un torunuymuş. Lemnos adasının kadınları Aphrodite'ye gereğince tapınmadıkları için tanrı­ ça onları cezalandırmış: Bedenleri öyle pis kokuyormuş ki. adaya çıktıklarında Hypsipyle kraliçeymiş. Hera İda dağının doruğunda Zeus'la sevişmeye karar verince. ötekinin demirdendir yüreği.j: sürece aşkını açığa vurmamış. ne inerken. Kral kızı olduğundan kadınlar onu Ayakları altında ormanlı doruklar titredi. Zeus'u uyutsun diye diller döker. dağlarda yaşayan. nız Hypsipyle babası Thoas'ı öldürememiş. kocaları onlardan kaçıyor. Öykü şudur: Lykurgos'la kansı Hypsipyle'ye ölüm cezası Hypsikreon adlı bir Miletos'lu Promedon adlı vermek istemişler. günün birinde Hypsikreon evde yokken konuk gelen P r o medon'a açılmış ve onu zorla baştan çıkar­ mış. Hypsipydedikleri. ama kocası evde olduğu . oğul doğurmuş (Euenos). Hera ile birlikte yola çıkar (İl. erkek­ çok yüksek bir çamın üstüne kondu. Hypsikreon'un serüveni Miledilere yol göstermek için çocuğu yalnız bırak­ tos öyküleri adıyla geç ilkçağda yaratılan r o ­ tığında bir yılan gelmiş. (Thoas). insanların Kymindis ve kraliçelerini öldürmek istemişler. lerin kendileriyle yatmaya razı olduklarını gö­ lda'da büyüyen en ulu çamdı bu. XIV. o korkunç tanrılar. Argonaut'lar Uyku durakladı orada.

İanus tanrıyı Roma'lılar iki çehreli olarak canlandırırlar. onun kızı Persephone'nin oğludur. Bazı efsane yazarlarına göre. Eleusis kralı Keleos'un evinde hizmet ediyormuş ki. Roma'nın altın paraları üstünde tanrının. çünkü kapılar da kendisi gibi iki yana bakar­ lar. onu kar­ şılayan ve konuklayan İanus'tur (Saturnus). Kimi efsanelere göre İakkhos. Tiber ırmağına adını veren de oğlu Tiber'dir. Kaynağı üstüne söylentilerin çeşitliliği bu tanrının ken­ dine özgü bir kişiliği olmadığını gösterir. bazılarına göre de İtalya'ya T e salya'dan göçmüş ve Roma'nın yedi tepesin­ den birinde İaniculum diye kendi adını taşı­ yan bir şehir kurmuştur. biri sağa. Dionysos'la yakından ilişkisi vardır. İanus uygarlık yollarının hepsini açmış onlara: Gemiler yapmasını. Augustus çağında ise üç kez kapatılmış. Üzüntüden yüzü gülmeyen tanrıçayı İambe yaptı§ı şakalarla güldürmeyi başarmış. Bambaşka bir efsane onun kaynağını Phrygia'da gösterir: Tanrı Dionysos Phrygia nympha'sı Aura ile birleşmiş. Roma şehrinin kuruluşun­ da büyük bir rol oynar. kızı Persephone'yi aramaya çıkan Demeter oraya uğramış. Bu motif için bkz. . İalmenos. sonra da bir pınar olarak gene yeryüzüne çıkmış. biri sola bakan iki çehreli bir profili gö­ rünürdü. İanus İtalya' nın yerlisidir.I İakkhos. para basmasını öğretmiş. Adı Bakkhos'un adı gibi gizli tören­ lerde atılan "İakkhe" çığlıklarından türemiş olabilir. Kır tanrısı Pan'la su perisi Ekho'nun kızı sayılan İambe. İanus kapıları ancak barış zamanında kapanırmış. İambe. Ares'in oğlu. yılın ilk ayına onun adı verilmiş ve İanuarius denmişti. sonra da tragedya ve komedyalarda konuşma vezni olan "iambos" veznine adını veren bu İambe imiş. Şehirler kurdurup toprağı işlemeyi. Bu mucizeyi anmak için Roma'lılar ondan sonra Forum' da yaptıkları İanus tapınağının kapısını savaş sırasında hep açık tutar. yasalar çıkarmayı hep tanus'a borçluymuşlar. tam bir barış ve uyum içinde ya­ şarlar ve toprak da onlara her şeyi kendiliğin­ den bagışlarmış. İanus'un krallığı İtalya'nın altın çağına rast­ lar. Başında mersin dalların­ dan bir çelenk.. Kimine göre de Demeter'in değil de. o sırada Zeus'un sevdiği başka bir Nympha İakkhos'u kaçırmış ve Eleusis'teki Bakkha'lara götürüp bırakmış. Saturnus. İanus. Zagreus'un başka bir adla anılmasıdır (Zagreusj. Aura da kendini Sangarios (Sakar­ ya) ırmağına atmış. Aura'nm tanrı­ dan ikiz çocukları olmuş. Ö. kendisini konuklayan İanus'a geçmiş ve geleceği görme yetisini bağışladığı içindir ki. 237'de). elinde bir meşale ile kutsal erenler alayını yöneten genç bir adam olarak gösterilir. tanrının şehri düş­ mandan korumasını sağlarmış. böylece düş­ manı korkutarak püskürtmüş. İanus her başlangıcın tanrısı sayılır­ dı. Kapıları bekleyen tanrı sayılır. İuppiter Saturnus'u kovup da bu tanrı Latium'a sığınınca. tanrıça D e meter'in oğlu. Roma'ya özgü bir tanrı. Agdistis ve Attis efsaneleri. İanus tan­ rı bir sıcak su kaynağı fışkırtmış. Zeus'la Persephone'nin birleşmesinden doğmuştur ve Zagreus'tur. İanus ka­ pısı imparator Augustus'tan önce ancak bir kez ( İ . Capitolium tepesinin bekçisi Tarpeia da kaleyi Sabin'lere teslim etmek üzereymiş ki. İanus zamanında insanlar hep iyi ve na­ muslu imiş. Öyle ki İakkhos. İakkhos. Sabin kralı Titus Tatius bir gece yeni kurulan kente saldırmış. Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'te yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir. ya da kocasıdır. İlkin Yunan taşlamalarının. İlyada'da adı geçer (Askalaphos). Yunan tanrılarının Latin dünyasına etki­ lerinden sonra da Roma'nm başlıca tanrısı olarak kalmış ve bir yerde İuppiter'den daha önemli sayılmıştır. ama Aura günün birinde çıldırmış ve ikizlerinin birini parçalayıp yemiş. Efsaneleri hep Roma dini ve uygarlığıyla ilişkili olan İa- nus. biri de İakkhos' muş. Eleusis myster'lerinde rol oynayan bir tanrıdır. Roma'nın koruyucu ve kurtarıcısı olarak İanus üstüne şu efsane de anlatılır: Romulus'un yönetimindeki Roma'lılar şehri kurduktan sonra Sabin'lerin karılarını kaçırıp kendileri­ ne eş ettikleri zaman.

tanus su perisi İutuma ile evlenmiş ve on­ dan Fons. o kendini çok beğenen tanrıyı. besler (Zeus. Amaltheia). Rheia yeni doğurduğu Zeus'u Kronos'tan kaçırıp kundakta bebek olarak Girit'e götürünce. Dardanos gibi Samothrake'de oturur. 7). tason. Hesiodos bu Titan'm dölünü şöyle tanımlar (Theog. Efsanesinin en çarpıcı yanı Demeter'le olan aşkıdır.): iapetos aldı güzel topuklu girdi gerdeğe Azgın yürekli Klymene'yi. İda'lı anlamına gelen bu ad Troya böl­ gesindeki İ d a dağı i l e i l i ş k i s i olan i k i efsanelik kadının adıdır: . Pelias İason'a tahtı vermem dememiş de yalnız şöyle bir so­ ru sormuş: Bir kral kendine kumpas kuran bir uyruğuna ne yapmalı? İason da. 125 vd. (1) Girit kralı Melisseus'un kızı. bazı kaynaklarda Giritli olduğu söylenir. cin fikirli Prometheus'u. Öbür Titan'Iar gibi İapetos da Zeus'un eliyle Tartaros'a atı­ lıp yeraltına kapatılır. Bu noktadan sonra İason'un kade­ ri Argonaut'ların kaderiyle birleşir (Argonaut'lar). yatmışlardı üç kez sürülmüş bir tarlada. (3) Çanakkale bölgesindeki Kazdağı'nın es­ ki adı. ama Zeus o saat aidiydi bu haberi. sonra da yarım akıllı Epimetheus'u. erkeği tepelediydi göz kamaştırıcı yıldırımla. ya da Fontus adlı pınar tanrı ol­ muş (luturna). 3). İason bu serüvene hayır dememiş ve Yunanistan'ın en seçkin yiğitlerini bir araya getirerek Argo gemisini yaptırmış ve ünlü Karadeniz seferi­ ne çıkmış. Kılığı Pelias'la arasının açıl­ masına ve sürülmesine yol açar (Pelias). İasion. İapetos. tanrı Poseidon'a kurban kestiği ve kalabalık bir tören kutladığı bir gün lason sırtında bir pars postu ve her bir elinde bir kargı ile çıkagelmiş. Amcası Pelias'la babası arasında tahta kimin çıkacağı kavgasında İason'un İolkos sarayından uzaklaştırıldığı ve ormanlarda at adam Kheiron tarafından ye­ tiştirildiği anlatılır. Kretheus'la Tyro'nun oğlu Aison'dan dogmadır (Tab. Uranos'la Gaia'nın oğlu Titan İapetos. ve kıvrak. üstelik Pelion dağının eteklerinde bir dereyi geçerken sandallarından birini yitirmişmiş. (2) Korybas'ın kızı. İdaia. tanrı sözünü ansımış. İda. Sonra getirdi dünyaya Menoitios'u. 22). Odysseia'da Kalypso tanrıçaların ölümlülerle olan aşklarından dem vururken şöyle der (Od. Sonra da İasion Kybele ile sevişmiş ve Korybas diye bir oğulları olmuş. onu böyle görünce Pelias şaşakal­ mış. Korybas Korybant'lara adını vermiş (Korybanl lar). Her neyse. Okeanos kızını. Başka kaynaklara göre İapetos Klymene ile değil de Asia ile evlenir (Asla). onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak gerektiği kanımına varmış. onu uzaklara sürmeli cevabını vermiş de onun üzerine Pelias İason'a Kolkhis'ten altın postu gidip almasını buyurmuş. Yetişkin çağa gelince lason şehre döner. o ki bela oldu ekmek yiyenlere Zeus'un yoğurduğu bakireyi evine alarak. Zeus'la Elektra'nın oğlu. Karadenizli büyücü­ den kurtulduktan sonra İason İolkos'a döner. İda kendi adını taşıyan dağda onu kız kardeşi Adrasteia ile birlikte büyütür. kendi ya da oğullarından biri bu şehirde krall ı ğ ı ele geçirir (Medeia). E f saneye göre Pelias'a bir tanrı sözcüsü tek ayakkabılı adamdan korkmasını söylemişmiş. ve bir oğlu oldu: Atlas tanrı. Bir anlatıma göre. Demeter'le birleştiği ve aşklarından Plutos'un doğduğunda kaynaklar birleşir. Harmonia ve Dardanos'un kardeşi (Tab. üstelik de İason babasının tahtını isteyince. 507 vd. Argonautlar seferinin kahramanı İ a son. kardeşi Harmonia'nın Kadmos'la düğünü sırasında Demeter'e rastlamış ve tanrıça ona gönlüyle birlikte buğ­ day tanelerini de armağan etmiş. Girit kralı Lykastos'la evlenir ve Minos adlı bir oğlu olur. Yunanistan'a dönüşünde Medeia'nın büyülerine kurban gider. Tanrıçanın ona gönül verip vermediği konusunda efsaneler­ de ayrılık varsa da. her biri belalı bir efsanenin kahramanı oğullar meydana getirmiştir (Tab.): Güzel örgülü Demeter de gönül vermişti İasion 'a sarmaş dolaş olmuştu ikisi sevgiyle. V. Diodoros'a göre İasion Samothrake adası­ nın gizemlerine ermişti.

Aslında Apollon tanrının oğlu sayılır. ölümlü babası ise. Gitmiş güney İtalya'ya yer­ leşmiş. Evlenir­ ler. İdomeneus üzerine şu masal da anlatılır: Thetis'Ie Medeia bir güzellik yarışmasına gi­ rişmişler. Anado­ lu'da Mysia'yı ele geçirecekken Telephos ona engel olur. ama bir süre sonra Girit adasında çıkan bir salgının nedeni bu suçta aranmış ve İdomeneus yur­ dundan sürülmüş. 557): İdes bir zamanlar en güçlüsüydü dünyadaki yiğitlerin. Zeus çare olarak şu­ nu buyurur: Marpessa ikisi arasından seçsin. ince bilekli gelin Marpessa uğruna o Phoibos Apollon'a bile kaldırmıştı yayını. onun oğlu Meriones Troya savaşın­ da İdomeneus'un hem seyisi. İdmon. hem de en ya­ kın savaş arkadaşıdır. Bütün bu savaşla­ rında Meriones her zaman yanıbaşındadır ve onu destekler. (2) Dardanos'un bir kızı. Euenos'un kızı Marpessa'ya âşık olur ve onu babasından kaçırır. Marpessa. birçok efsanelerde adı geçen bir kişi­ dir: Kardeşi Lynkeus'la birlikte Kalydon avı­ na ve Argonaut'lar seferine katılır. (2) Paris'le Helena'dan dogma bir oğul. Dardanos'un İdaios'la Dimas adlı iki oğlu olmuş. İlyada'da anlatılan olaylardan sonra. Argonaut'lar seferine katılan bilici. Destan bölümleri boyunca İdomeneus en seçkin Troya yigitleriyle savaşıp. onu İdas'ın elinden almak ister. İdaios. giderek Hektor'a bile karşı çıkar ve çok adam öldürür. (4) Dares'in oğlu. I X . Trakya kralı Phineus'la evlenir. Karşısına i l k çıkan kendi oğlu (ya da kızı) olmuş. kanını akıtmış. Adı "gören" anlamına gelen İdmon Argonaut'ların yolculuğunu öngörü gücüyle düzenle­ dikten sonra bir anlatıma göre de Mariandyn'ler ülkesindeki duraklarında bir ava ka­ tılarak bir yaban domuzu tarafından öldürül­ müştür (Argonaut'lar). alev gibi saldıran denir İdomeneus'a) bu yiğit İlyada'da "saçlarına kır düşmüş" yaşlıca bir adam olarak gösterilir. İdomeneus'u da yargıç olarak al- . İdas. Melampus'un oğlu Abas'tır. Apollon'la İdas birbirlerine girerler. Homeros'un parlak sıfatlarla nitelendirdiği (tanrı gibi. Kaç yoldaşı uarsa savaştan kurtulan hepsini Girit'e götürebilmiş İdomeneus. (3) Priamos'un arabacısı. Troya bölgesine Ana Tanrıça Kybele'nin kültünü getiren de oymuş. Homeros İdas (destanda adı İdes ola­ rak geçer) üstüne şöyle der ( İ l . Deukalion'un oğlu ve M i nos'un torunu. ama tanrı Apollon da kadına tutkundur. efsanesinin en göze çar­ par yanıdır: İdas. Zeus da Polydeukes'i kurtarmak için araya girmek zo­ runda kalıp İdas'ı şimşeğiyle çarpar (Lynkeus. Ama kah­ ramanlıkları destanda büyük bir yer tutar. İdomeneus sözünü tutmuş. Troya'lı savaşçı. Başka efsane yazarları İdomeneus'un dö­ nüş serüvenini bambaşka biçimde anlatırlar: Girit'e varmadan donanması büyük bir fırtı­ naya tutulmuş. Aineias'a.(1) Skamandros ırmağının tanrısıyla birleşip Teuker adlı bir oğul doğuran bir Nympha (Teuker). Tanrı Apollon ve Dioskur'lara karşı savaşı. İdomeneus. Troya savaşına katılan Girit kralı. Girit ya da Troas'taki İda dağı ile iliş­ kili birkaç kişinin adi: (1) Priamos'un bir oğlu. Bir efsaneye göre Phineus'un başına bela getiren odur (Phineus). (6) Dardanos efsanesinin bir anlatımına göre. İdaios Troya'nın güneyindeki da­ ğın eteğine yerleşmiş ve tda adını dağa ver­ miştir. çoğunu alt eder. deniz yutmamış onların hiçbirini. İdas. İdomeneus'un şehri almak için yapılan tahta at­ ta bulunan yiğitlerden biri olduğu ve Akhilleus'un ölü törenlerindeki yumruk yarışında bi­ rinci geldiği anlatılır. İdomeneus da sag salim yur­ da varırsa ilk karşısına çıkacak olan insanı Poseidon'a kurban etmeyi adamış. Kadın kocasını seçer. Dioskur'lar). Çar­ pışma sırasında Kastor öldürülür. İdomeneus'un Molos diye bir üvey kar­ deşi var. Deiphobos'a. (5) Korybant'lardan biri. İdas bir sürünün paylaşılması konusunda Dioskur'larla kavgaya tutuşur: İdas bir hileyle bütün sürüyü ele geçirdiğinden Kastor'la Polydeukes ona ve Lynkeus'a saldırırlar. öldüremediklerini de yaralar.

Başka bir anlatıma göre. giderek doğayı yenmek. Baba-ogul kral Minos'un emriyle Labyrinthos'a kapatılınca. Kolkhis kralı Aietes'le evlenip Medeia'yı do­ ğurmuş. kimse İksion'u bu günahlarından arındır­ mak için gereken töreleri yapmaya yanaşma­ mış. İkadios. İkaros. Apollon'a adanmış bu şe­ hirde yaptırdığı tapmağı bir bilicilik merkezi haline getiren de İkadios'muş. Efsanesi Apollon kültünün Anadolu'lu kaynağını belirtmek bakımından ilginçtir: İkadios Lykia'da kalma­ yıp İtalya'ya gidecek olmuş. ayrıca orada Patara şehrini kurmuş. ne var ki İksion tanrıya karşı da olağanüstü bir nankörlük göstermiş: Hera'ya vurulup tanrıçayı kirlet­ meye uğraşmış. özgürlüğe kavuşmak sevin­ ciyle Helios'u hor görme suçunu da işlemiş. bazılarında birinci karısı olarak gösterilir (Aietes). ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yük­ selmiş. Tyndareos ona ödül olarak Penelopeia'yı verdirmiş İkarios'a. Ayrıca İdomeneus'la dölüne lanet okuyarak bir daha sözlerine güvenilmemesini sağlamış. Medeia buna çok kızarak bütün Girit'lilerin yalancı olduğu söylentisini yaymış. İksion. Parnassos dağının eteklerine kadar götürmüş. Idomeneus ödülü Thetis'e vermiş. güneşin ışınlarına aldırmamış. İkarios. Bu birleşmeden at adam Kentauroi doğmuş . Deioneus'un kızı Dia'ya talip olmuş ve babasına birçok arma­ ğanlar vermeye ant içmiş. ama evlendikten sonra sözünü tutmadığı gibi kaynatasını kor haline gelmiş kömürlerle dolu bir kuyuya atıp öldürmüş. ne de fazla yükselip güneşin ışınlarına yakın gel­ mesini salık vermiş. Güneş tanrı onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş. Okenos kızlarından biri olan Idyia. İkarios'un adı ancak Penelopeia'nın babası olarak geçer (Penelopeia). başarısından dolayı gurura kapılmış.mışlar. Böylece yemin bozma suçuna bir de ailesinden bir kişiyi öldürme suçu katılın­ ca. Uçmadan ön­ ce de İkaros'a ne çok alçaktan uçmasını. İkarios çiftin kendisiyle kalmasını istemiş. kendisini bir yu­ nus balığı kurtarmış da. Odysseus da hayır dememek için seçme hakkını Penelopeia'ya vermiş. Odysseia'da taliplerle Telemakhos arasındaki tartışmalarda. il­ ginç eseri yaratan ortaçağ ressamı Brueghel olmuştur (Daidalos). Bir anlatıma göre bir at adam değil . Girit'li mimar Daidalos'un oğlu ikaros dünyada ilk uçan adam olarak ün bırak­ mıştır. Bazı efsanelerde Aietes'in ikinci ka­ rısı. Anadolu'nun Akdeniz kıyı­ larında doğmuş ve doğduğu bölgeye anasının adını vererek Lykia demiş. İksion cehennemde sonsuzca cezaya çarpılan büyük suçlulardan biridir. İkadios orada yu­ nus balığını anarak şehre Delphoi (delphis yunus demek) adını koymuş (Apollon). derken Zeus (ya da Hera'nın kendisi) tanrıçaya benzeyen bir görüntü yap­ mış. İkaros da tepetaklak denize düş­ müş ve boğulmuş. kızı Penelopeia'yı tertiplediği araba yarışında birinci gelene vereceğini söylemiş. İdyia. K ı z ı Odysseus'la evlenince. talipler Penelopeia' nın babası Ikarios'un yanına geri gönderilme­ sini ve Ikarios'un kendine yeni bir damat seç- mesini ileri sürerler. K ı z d a başını örtüp kızarmış. Ege'de Sisam adasının çevresindeki denize İkaros denizi denmiştir bundan böyle. Tesalya'da Lapith'lerin kralı iken. Tanrı Apollon'la Lykia adlı Nympha'nın oğlu. Odysseus Tyndareos'a H e lene'nin talipleri arasında seçmek için bir yol gösterince. İksion da onu Hera sanarak onunla bir leşmiş. Uzun uzun çalıştıktan sonra kendisi ve oğlu için birer çift kanat yapmış ve onları balmu­ muyla omuzlarına yapıştırmış. Daidalos oradan çıkmak ve kaçıp kurtulmak çarelerini aramış. zaferi Odysseus kazanınca ona vermiş. ama yolda bir f ı r tınaya tutulan gemisi batmış. Erigone'nin babası (Erigone). (1) Kral Pandion zamanında Yuna­ nistan'a üzüm bağını tanıtmış olmakla ün sa­ lan Atina'lı kişi. tutulduğu çıl­ gınlıktan İksion'u kurtarmış. bunların arasında en etkili. Bu ma­ sal "Girit'lilerin hepsi yalancıdır" atasözünün kaynağında olsa gerek. Bir gün Zeus ona acımış. İkarios böylece Odysseus'la birlikte İthake'ye gitmek istediğini anlamış. Ne var ki havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş. İkaros'un eşsiz serüveni her çağda sanatçı­ ları esinlemiş. (2) Tyndareos'un kardeşi ve özellikle Penelope'nin babası olarak tanınan efsanelik kişi. tkarios.

ama Akhilleus da barakasına çekilir: Savaşa artık katılmayacaktır. Bir süre sonra İlos tanrı Zeus'tan girişiminin uğurlu olup olmayacağı­ nı gösteren bir işmar diler. İksion'u cayır cayır ya­ nıp alevler saçan bir tekerleğe bağlamış. İksion'un cezasından ölüm yoluyla kurtulması da ola­ naksızdır. Sonradan Troya adını da alacak olan İ l yon Skamandros'la Simoeis ırmaklarının ara­ sındaki ovada olup. Ozan Musa'lara seslenip konusunu belirtir: Akhilleus'un öfkesi. Dardanos'un üç ço­ cuğundan biridir. Zeus tarafın­ dan atılınca Gaflet tanrıçanın düştüğü tepedir bu (Ate). İnek kuzeye doğru yol alır ve Ate tepesi deni­ len bir tepenin üstünde durur. Agamemnon'un tutsak olarak alıkoydu­ ğu kızı Khryseis'i geri ister. Tanrı ApoUon'un rahibi Khryses gelir. Thetis Olympos'a çıkıp Zeus'tan yalvarır: Akhilleus savaştan . Roma'nın kurucuları Romulus'la Remus'un anaları Rea SiMa'nın başka bir adı (Rea). sag elinde kargı. oğlu Ganymedes'in Olympos'a kaçırılmasından sorumlu olan Tantalos'la Pelops'u Anadolu'dan kovmuş (Tantalos). daha önce Dardanos'un İda dağının eteğinde kurduğu Dardania'dan pek uzak değildir. bu yüzden Akha'lar ara­ sında beliren veba salgını. Daha başka bir efsane de İlos'un bir yan­ gın sırasında Palladion'u alıp kurtardığını. Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur. îlos'un Laomedon adlı oğlundan başka Themisthe adında bir de kızı olur. ama tanrıçanın yüzünü gördüğü için de kör olduğunu anlatır. ( A ) Sesleniş . İlos orada bir şehir kurup ona adını verir. Ama Zeus bu korkunç günahı cezasız bırakmamış. Troya kral soyunda bu ada iki kez rast­ lanmaktadır: Birinci İlos. sonra da ölüsünü babası Priamos'a geri vermesiyle bi­ ter. Zeus söz verir. Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhmdaytz. İkincisi.Akhilleus 'un Öfkesi. ya da İlyada adlı büyük destanı İlyon yani Troya destanı adını taşıdığı halde. İlyada. İlia. bu kız kendi amca oğlu Kapys'le evlenip Ankhises'i doğurur.uzak durdukça Akha'lar zaferi kazanamasınlar. Agamemnon kızı vermeye razı olur. bölümlerin Y u nanca sayılarını da parantez içinde gösteri­ yoruz: B Ö L Ü M I. gökten düşen Palladion yapının açık çatısından içeri girip yerini alır. Troya savaşı efsanesinin an­ cak kısa bir bölümünü yansıtır: Akhilleus'un orduların yöneticisi Agamemnon'a karşı ö f kesi ve savaştan çekilmesiyle başlar. ineğin ardından gidip duracağı yerde bir şehir kurmasını bildirir. Dokuz gün. Akhilleus'un savaşa dönmesi. Tanrı İksion'a ayrıca ambrosia yani ölümsüzlük şarabı içirdigi içindir ki. Hektor'u öldürüp Troya şehrinin çevresinde sürüklemesi. Palladion. Bir efsaneye göre İlos. İlos'un Troya şehrini kurması şöyle anlatı­ lır: Troas bölgesinden olan İlos günün birinde Phrygia'da ora kralının düzenlediği bir yarış­ maya katılır. Başka bir efsaneye göre. hem de Aineias kolunun atasıdır. İksion. İlyon yani Troya şehrinin kurucusu ve Priamos'un dedesidir (Tab. Athena yakarmalarına yu­ muşamış da İlos'un gözlerini sonradan açmış. Anası deniz tan­ rıçası Thetis'ten öcünü almasını ister. İlos. dokuz gece ordu has­ talıktan kırılır. onun sonsuzluğa dek dönüp yanmasını sağla­ mış. Theseus'un arkadaşı Peirithoos'un babasıdır.de. Homeros'un İlias. ama onun yerine Akhilleus'un tutsağı Briseis'i alır. Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. 16 ve 17). ne kadar at adam varsa hepsi İksion'dan dogmaymış.000'den fazla dizeli bu destanın bir özetini bölümlere ayıra­ rak başlıklarıyla birlikte burada vermeyi fay­ dalı buluyoruz. İlos heykelin düştüğü yere Athena tapınağını kurar. böylece İlos Troya kral soyunun hem Hektor kolu. İlos şehrin ta- pınağını kurmaktadır ki. Akha'lardan yana . Zeus da gökten Palladion'u indirir İlyon üzerine. tanrıça Pallas Athena'nın. Destanın 24 bölümü el yaz­ malarında Yunan alfabesinin harfleriyle gös­ terilmiştir. birinci gelir ve ödül olarak kız ve erkek elli köle ile yurduna döner. ama kral ona bir de kara benekli bir inek verir ve bilici­ lerin sözüne uyarak. Tros'la Kallirhoe'nin oğlu. okuyucuların bu saymaya rastla­ yabilecekleri düşüncesiyle. sol elinde öreke tutan dev boylu heykelidir. Yirmi dört bölümlü ve 16. ama döl bırakmadan ölür.

Bütün bölüm Akha yiğidi Diomedes'in kah­ ramanlıklarına ayrılmıştır: Korkunç bir boğuş­ ma başlar. (r) Antlar. Gece toplanan kurultay: Akha'ların en yaşlı önderi Nestor Troya'lılar kampına gözcü gönderilmesini salık verir. Trakya'lıların cins atlarını kaçırırlar. ama savaşa dönmeme kararını bildirir. Akha'ların ordugâhı bir sur ve bir hendekle çevirmeleri. Akha'lar toplantısında Akhilleus'un savaşa dönmesini sağlamak için ona elçiler gönder­ me kararı verilir. B Ö L Ü M VI. Destanın yirmi altıncı gününde üçüncü bü yük çatışma. Olympos'ta tan­ rılar arasındaki tartışma.Agamemnon'un Orduları Teftişi. Teke tek savaş başlar. yurtlarına dönmek istediklerini anlar. 1 d a dağının doruğun. Bellerophontes efsanesinin anlatıl ması. Agamemnon Akha'lan toplantıya çağırır. Menelaos'un yaralanması. İki ordu karşı karşıyadır: Paris Menelaos'la teke tek savaşa girişmeyi teklif eder. Helene gelir. ( E ) Diomedes'in Kahramanlıkları. komutanlarının ve şehirlerinin ad­ larını. onları dene­ mek ister: Herkesin dokuz yıllık savaştan bık­ tığını. ( / . Aphrodite'nin araya gi­ rip yaralanması. Gemilerin Sayımı. B Ö L Ü M VII. Helena'yı alacaktır. ( K ) Odysseus7a Diomedes'in Keş­ fe Çıkmaları . Ba­ şa baş gelip ayrılırlar. onlara Akha yiğitlerini tanıtır.Ölülerin Kaldırılması. Teklif kabul edilir. ağzından birçok bilgi aldıktan sonra onu öldürüp dönerler. Yolda Troya'lıların gözcüsü Dolon'a rastlarlar. Hephaistos tanrı onları yatıştırır. anası Hekabe'ye Athena tapınağına sunular koymasını söyler. aralarında konukluk bağları olduğu anla­ şılır. B Ö L Ü M X I .Yiğidin Barakasındakî Tartışma. Zeus Troya savaşının yönetimini ele alır. (H ) Hektor'la Aias Arasındaki Çarpışma . Athena ve Aphrodite de savaşa karışırlar. BÖLÜMII. B Ö L Ü M IV. Helene'yi de koca­ sının yanına götürür. Hektor. Hektor batı surlarının önünde karısı Andromakhe ile küçük oğlu Astyanaks'a rast­ lar. Akhilleus onları iyi karşılar. Ozan bir daha Musa'ya seslenir ve Akha or­ dularının. Akha'İBl hendeğe kadar çekilirler. Lalası P h o iniks'in bütün yakarmaları boşa gider. ( B ) Agamemnon'un Düşü. Sahne değişir: Priamos'la ihtiyarlar heyeti surların üstünde dizilip teke tek savaşı gözet­ lerler.Dolon. Aineias'la Diomedes arasındaki savaş.* yerleşir. Toplan­ tı. Hera. Hektor'la Agamemnon'un kar- . Zeus Agamemnon'a yalancı bir düş gönde­ rir: Troya'yı alabileceğini bildirir. Olympos'ta: Zeus. tanrılardan Ares. Diomedes savaş tanrı Ares'i yaralar. Aias'la Odysseus elçi seçilir­ ler. B Ö L Ü M I I I . savaştan vazgeçip silahlarını değiş tokuş ederler. sonra da kocasına çıkışması. Hektor şehre gelir. bunun için de gelir. Gene silaha sarılan ordu­ yu Agamemnon gözden geçirir. (A) Agamemnon'un Kahramanlık­ ları. B Ö L Ü M X . Odysseus'la Diomedes görevlendirilirler.Paris'le Menelaos'un Teke Tek Sa­ vaşı. Ordu savaş düzenine girer. B Ö L Ü M V . Menelaos Pa­ ris'i alt etmek üzereyken tanrıça Aphrodite araya girip Paris'i kaçırır. (e) Zeus'un 1da Dağından Savası Yönetmesi. gemilerinin sayısıyla saymaya koyulur. B Ö L Ü M K. Helene'nin Aphrodite'ye. B Ö L Ü M V I I I . Bu arada Diomedes Lykia'lı Glaukos'la çarpışır­ ken. Priamos'u çağırmaya giderler.olan karısı tanrıça Hera ile kavga ederler. Thetis olayı. Haberi alınca Akha'lar arasındaki üzüntü. Troya ordusu da safa dizilir. Akha'ların en seçkin yiğitlerinden biri Telamonoglu Aias'la teke tek savaşır.) Hektor'la Andrornakhe'nlıı Buluşması. Surların Üstündeki Sahne . ağırlar. Aralarındaki aile sahnesi. Aias ve Odysseus birçok Troya'lıyı öldürürler. (\) Akhilleus'a Gönderilen Elçtlm . Savaş baş­ lar: Akha yiğitlerinden Antilokhos. Lykia'lı Pandaros'un sa­ vaşmama andını bozmasını sağlar. Hera ve Athena arasın­ da çatışma. Üstünlük Troyalılardadır. (A ) Yeminlerin Bozulması . Ölüleri toplamak için savaşa ara verilir. Savaşı kazanan. Aynı sayım Troya'lılar için de yapılır.

Patroklos Hektor'u batı kapılarına kadar kovalar. Akha'lardan yana olan tanrı Poseidon sa­ vaşı Semendirek adasından gözler. Sonunda Zeus kader tartısını . Ordular silah kuşanır. Priamos'la Hekabe yalvarırlar içeriye girip korunsun di­ ye. Apollon'un kışkırttığı Hektor. ( 3 ) Zeus'un Aldatılması. Kanlarla kızıla boyanan ırmaklar kabar­ dıkça kabarır. Yiğitten silahlarını ister. Diomedes ve daha birçok Akha yiğidinin yaralanması. Ares.şılaşması. Apollon. B Ö L Ü M X I I . Patroklos'un ölümü. Zeus Apollon tanrıyı Hektor'a gön­ derir. ( o ) Duvara İkinci Saldırış. Hera. Tanrılar iki cepheye ayrılır: Hera. Kıyasıya çarpış­ m a . B Ö L Ü M X X . Bir Hektor surların dışında kalır. Troya'lılar önce bozgu­ na uğrar. B Ö L Ü M X X I . Durum Akha' lar için çok kötüdür." AkhiUeus'un silahlarıyla karşılarına dikilince. Hermes. Agamemnon. Zeus Troya'lılara zaferi müjdeler. o sırada Poseidon Akha'ların yardımına koşar. B Ö L Ü M XIX. Patroklos'u vurur. Patroklos'un ölüsü alınır ve kara haber Akhilleus'a götürülür. B Ö L Ü M X I V . Akha'larda telaş. Zeus uyanır. Aineias'ın savaş meydanından kaçırılması. BÖLÜMXXII. AkhiUeus'un korkunç yası. Olympos'ta tanrılar toplantısı: Zeus izin ve­ rir. Zeus'u baştan çıkarmak için bir düzen kurar. B Ö L Ü M X V I I . Her iki tarafta da yararlık gösterenler olur. Hera'ya çıkışır. Akhilleus arkadaşına silahları­ nı verir. Derken ateş tanrı Hephaistos ır­ makların karşısına dikilip alevleriyle onları durdurur. ama Troya'lılar gemilere kadar sokulurlar. Patroklos. Troya'lılar duvara saldırır. yiğit anasına. Silahlar destanı. Akhilleus için kara belirtiler: Hektor'u öl­ dürdükten sonra kendi ölümü de yakındır. Hektor gene duvara saldırır. Akha yiğitleri Patroklos'un ölüsünü Hektor'un elinden kurtarmak için dövüşürler. Hektor'un iç tartışması. babasına aldırmaz. (P)Menelaos'un Kahramanlığı. İ k i Aias'ı Troya saldırısına karşı koymaya kışkırtır. yatağından çıkıp Akhilleus'u kovalama­ ya başlar. önüne gelen Troyakyı insafsızca tepeleyip Troya ovasında akan Skamandros ve Simoeis ırmaklarına atar. Deniz tanrıçası Thetis'i çağırıp yeni silahlar istemesi. Lykia'lıların duvarda delik açmaları. dövüş. (X ) Akhilleus'a Yeni Silahlar Yapılması. Athena.. Hephaistos Akha'lardan yana. Akha'larda şaşkınlık. Leto ve Aphrodite Troya'Mardan yanadır. Akhilleus gitmeyecekse. Baştanrı Zeus'un kadere boyun eğerek oğlu Sarpedon'u feda etmesi. Akhilleus kudurmuş gibidir. Sarpedon'un ölüsü çevresinde çarpış­ m a . sonra Lykia'lı önder Sarpedon Patroklos'la dövüşür ve ölür. Akhilleus'un Aineias'la karşılaşması. Akha' ların bozgunu. B Ö L Ü M X V I . Tanrıça Aphrodite'den cinsel istek uyandıran memeligini alır. (M ) Duvar Dibindeki Savaş. Nestor. Poseidon. Kor­ kunç boğuşma. T h e tis'in demirci tanrı Hephaistos'a başvurması. Tanrı seviş­ meden sonra uykuya dalar. Akhilleus'un ölümsüz atlarının ağlama­ sı. (X)Hektor'un Ölümü. Akha'ların toplantısında Akhilleus'la Agamemnon barı­ şırlar. Akhilleus'a bu korkunç du­ rumu bildirir. süslenir püslenir ve 1da dağında Zeus'u bulup onunla sevişmesini başarır. ( n ) Patroklos Destanı. Thetis silahlan oğluna götürür. Akha'ların gemilere doğru kaçışması. her tanrı istediği gibi yardım edebilecek­ tir savaşa. Tan­ rılar seyircidir.. B Ö L Ü M X V . öfke­ lenir. Savaş hazırlıkla­ rı. B Ö L Ü M X I I I . Akhilleus Troya'lıları püskürte püskürte Troya'nın surları önüne gelir. kendi savaşa gidip dövüşmeye kararlıdır. Patroklos gelir. Sahne Olympos'a yükselir: Tanrılar arasında kavga. ( N ) Gemilerin Önündeki Savaş. Art emiş. Troyalılar surların içine sığınırlar. (Y ) Tanrıların Savaşa Karışması. Akha'lar gene gemilere kadar gerilerler. ama Hektor ölüyü silahlarından soymayı ba­ şarır. AkhiUeus'un arkadaşı Patroklos'a dert yanar. İrmak tanrı Skamandros. B Ö L Ü M X V I I I . ( T ) Akhilleus'la Agamemnon Arasındaki Barışma. Korkuya kapılması. Poseidon uzaklaşır. (d > ) Irmak Kıyılarında Savaş.

B Ö L Ü M X X I I I . Gece. uzağa. bir martı oldu. Ak Tanrıça olarak fırtınaya tutulmuş gemicileri korumak­ ta ve özellikle Odysseus'u kurtarmakta çok sevimli bir tanrıça olarak görülür. Apollon bile onu korumaktan vazgeçer. Priamos ölüyle Troya'ya döner. Hektor ölür. yeller götürsün salını bırak. yani Ak Tanrıça olur ve denizin köpüklü i l . onu çöz. Akhilleus ölüsünü yedi kez Troya surla­ rının çevresinde sürükler. kocası Athamas'ı çocuğu almaya ve kendi çocukları Melikertes ve Learkhos'la büyütmeye kandı­ rır. Kral Priamos tanrı Hermes'in kıla­ vuzluğunda Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gelir. eskiden insan sesli ve Ölümlüydü bu Ak Tanrıça. dedi ki: "Şu Poseidon. Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Semele ile Agaue'nin kız kardeşi (Tab. Tan­ rıça Athena Troya'lı yiğit Deiphobos'un kılı­ ğına girip Hektor'u aldatır. Odysseus tanrıçanın dediğini yapar ve kur­ tulur. ancak yağmurlar mevsimin­ de suyu olacağına karar vermiş. seslendi. () Patroklos'un Ölüsüne Dü­ zenlenen Yarışmalar. ne diye bunca belayı salar senin başına? Taş çatlasa yok edemez o seni. B Ö L Ü M XXIV. Andromakhe'nin bayılması. Argonaut'lar). ama deniz tanrıları ona acır . Yaptığını anladığı zaman İno Melikertes'in ölüsüyle bir­ likli' denize atlar. acıdı Odysseus'a. ya da tufandan arta­ kalan insanları toplayıp ırmağın kıyılarına yerleştirmiş. Hera ile Poseidon Argos'ta han­ gi tanrının egemen olacağı tartışmasında İnakhos'u hakem almışlar. Argos'a insanların yerleş­ mesinden önce yaşamış. Akhilleus'un yası. Kadmos'la Harmonia'nın kızı. Ama değdiği zaman karaya ellerin.IINU kaldırır: Hektor'un ölüm kefesi ağır basar. Ne var ki kıskançlıktan gözü kararan tan­ rıça Hera Zeus'un oğlunu barındırdıkları için İno ile Athamas'a fena kızar ve ikisini de çıl­ dırtır. Akhilleus yu­ muşar: Hektor'un ölüsünü babasına geri ve­ rir. hiç benzemezsin akılsız bir adama: Hadi çıkar rubalarını sırtından. Hektor Akhilleus'un karşısına dikilir. ne ister senden zavallıcık. böylece Zeus İnakhos ırmağını su­ yundan yoksun etmiştir (to). Al şu tanrısal yaşmağı vereyim sana.): Gördü onu güzel topuklu Ino. i l galarını simgeler. İno'nun iki kişiliği vardır: Athamas'ın ikinci karısı ve Phriksos'la Helle'nin üvey anası olarak çikin bir rol oynadığı halde (Athamas. ne ölüm. Poseidon korkunç bir fırtına ile Odysseus'un salını pa­ ramparça edip kendisini azgın dalgalar içinde boğmak üzereyken. Poseidon öfkelenip ırmağın ya­ tağını kurutmuş. korkma. onu yıldırım çarpmış. çıkıverdi sudan. Kadrnos'un kızı. Troya surlarından seyredilen korkunç sahne. Akhilleus'un ordugâhında Patroklos'a yapı­ lan ölü törenleri. ne acı var artık. İno'nun deniz tanrıçasına dönüşmesi üstü­ ne de şu efsane anlatılır-. ulaşmaya bak Phaiak'ların toprağına olanca gücünle yüze yüze. 3 3 3 vd.)Priamos'un Hektor'un Ölü­ sünü Geri Alması -Hektor'a Ağıtlar. Gördü neler çektiğini. at şarap rengi denize. Onuncu gün yapılan cenaze töreniyle İlyada kapanır. geldi. göğsünün altına dola onu. İo'nun Zeus tarafından sevilmesi ve kaçırılması ona dert olmuş. İnakhos en geçerli efsanelere göre İo'nun babasıdır. (. Patroklos'un yakılması. Dokuz gün Hektor'un ateş yı­ ğını için odun taşınır. Semele tanrı Dionysos'u doğurup öldükten sonra İ n o . atar atmaz da dön gerisin geri". Hektor'a ağıtlar yakılır. yeri sarsan. Leukothea çıkar yiğidin karşısına (Od. İno oğlu Melikertes'i bir kaynar su ka­ zanma atıp boğar. İnakhos. İno. yap ben ne dersem. orada kurtulmaktır kaderin senin. V. Priamos'la Akhilleus arasındaki konuşma. fnakhos da H e ra'yı seçince. 18). Athamas da Learkhos'u bir geyik sanarak kargısıyla vurur. Argos bölgesindeki ırmağın tanrı­ sı. pır etti. deniz tanrıları arasında sayılır oldu sonraları. kızını reddet­ mek ya da tanrının peşine takılmak gibi aşırı davranışlarda bulunduğu için. B i r e f s a neye göre İnakhos. Yarışmalar. oturdu salın üstüne. Çarpışırlar. Sen gel. Bir deniz tanrıçasına dönüştüğü zaman adı Leukothea.

gitLerna'nın yeşil çayırlarına. Argos kralı İnakhos'un kızıdır (Tab. asıl kaynaklan Anadolu. varlığıma yeni bir biçim verdiğimi Geceler gecesi yapayalnızken odamda şöyle sözler duyuyordum düşlerimde: "Ey mutlu genç kız. Fenike ya da Mısır'da bulunan bu olguları kendi toprakla­ rında merkezleme çabasının tipik bir örneğini vermektedir. Yalnız daha ileride Mısır'dan söz ederken.5 ) : Argos kralı İnakhos'un kızı İo deniz kıyısında oynar­ ken Fenike'li gemiciler tarafından kaçırılıp Mısır'a götürülmüş. Ah! Hep böylesi düşler gördüm geceleri. Argos'u büyüleyerek öldürmesini sağlar. hayır diyemem: Açıkça anlatayım her şeyi size. geçtiği yerlere adı­ nı veren İo (İstanbul Boğazının adı Bosporos. Melikertes).ve kendisini bir denizkızına. Hera bunu öğrenince büyük bir kıskançlığa kapılır. İnek Geçididir) ve onun serüvenleri. kızın güzelliğine vurulup ona yanaşır. Buna misilleme olarak da Yunanlılar Fenike'de T y r kralı Agenor'un ( k i Agenor İo'nun torunudur) kızı Europe'yi ka­ çırırlar. Bu gerçeği ilkçağın ilk tarihçisi Herodot da sezinlemiş olacak ki. Io efsanesiyle Yunanistan yarımadası A k deniz uygarlığının birçok dinsel görüşlerini ve onlardan dogma efsaneleri kendine mal et­ m e . tarihsel bir olaymış gibi başla­ maktadır. 10). kendisi de Argos şehrinin Hera tapınağında rahibedir. baştanrı da sevgilisini karısının öfkesinden korumak için onu beyaz bir inek haline dö­ nüştürür ve bu hayvanla hiçbir ilişkide bulun­ madığına Hera'ya yemin eder. karnında Hellen'lerin baştanrısı Zeus'un tohumunu taşıya­ rak kıtadan kıtaya atlayan. Günün birinde Zeus İo'yu görür. İ o . limanlar tanrısıyla bir tutulmuştur. atsineginden kurtu­ lamaz bir türlü. Kafkas dağlarında bir ka­ yaya mıhlanmış olan Prometheus'un önün­ den geçer.): İstiyorsunuz madem. bir de boğaza adı­ nı verdikten sonra. Aphrodite'nin gerdeğine girmek istiyor seninle. bu tutarsızlık üstünde hiç durmaz. Argonaut'lar seferini düzenleyip Kolkhis'li Medeia'yı kaçı­ rırlar. kalk. ve bir gün canımı dişime alıp söyledim babama ne düşler gördüğümü. babanın koyun. Fenike. Akdeniz'in doğusuyla batısı arasındaki çatışmayı ele aldı­ ğı büyük eserine İo efsanesiyle. tapınağı limana yakın bulunan Mater Matuta ile. böy­ lece İo'nun da. 1 . niçin yalnızsın erkeklerin en y ü c e s i özlerken seni? Zeus yanıp tutuşuyor senin için. sığır otlaklarına. oğlunu da Palaimon adıyla küçük bir tanrıya dönüştürürler. ne tuhaftır ki sözünü ettiği kişi ve olayların efsanelik ol­ duğunu. Zeus'un isteğine karşı koma sakın. Sisyphos'un düzenlediği İsthmos yarışmaları bu tanrı şerefine yapılırmış (Palaimos. bunun İo'nun ka­ çırılmasıyla başladığını yazar ( I . İnek biçimine girip. doysun seni görmeye Zeus'un gözü". yani Asya ile Avrupa arasındaki savaşa hep kız kaçırma olaylarının sebep olduğunu. Bir denize. Yunan kaynaklarında İo efsanesi şöyle an­ latılır: İ o . İo deli gibi kıtadan kıtaya koşar. Aiskhylos "Zincire Vurulmuş P r o metheus" targedyasında bu buluşmayı sahne­ ye koyar: Orada İo başına gelenleri şöyle an­ latır (Prom. Ka­ radeniz ve Ege kıyıları arasında böyle önem­ siz olaylarla nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklamaz. babası İnakhos sonradan adını alan ır­ mağın tanrısı ve Okeanos'un oğlu sayılır. İo'yu alıp başına bin gözlü dev Argos'u bekçi olarak di­ ker. bu konu bir masal değil de. 153). bunun karşılığı da Paris'in Helena'yı kaçırması ve onun sonucunda Asya ile Avru­ pa'yı ilk büyük çatışmada karşı karşıya geti­ ren Troya savaşıdır. gerçek olsalar da Mısır. 640 vd. Herodot Perslerle Yunanlılar. oğlu Epaphos'un da Mısır'lı tanrıların Yunan karşılıkları olduğunu kabul eder. Tanıca ineğin kendisine verilmesini şart koşar. bununla da kalmazlar. Herodot bu yorumu Pers bilginlerinden aldığını söyler. bir boğa biçiminde tapınılan Apis tanrının adı Yunanca Epaphos'tur der ( I I . . Ama Hera bir atsinegi musallat eder ineğe. Palaimon da Portunus. onun dölüyle ilgili olarak sürdürülüp anlatılan efsane­ lerin hepsi böyle bir amaç güdülerek kurul­ muşa benzer. Ama doğrusu anlatmaya utanıyorum da tanrısal bir kasırganın nasıl allak bullak edip ben zavallıyı. Zeus bu kez de Hermes'i gönderir. Roma'da Leukothea. git ki Zeus görsün orada seni.

ikisi kız dört çocukları olur (Tab. Yiğit İobates'in o n a yüklediği b ü t ü n işleri başardıktan s o n r a . İokaste o n u n l a evle­ nir ve ikisi erkek. VI. karmakarışık sözler ediyorlardı. Ama gönderdiği adamlar dönünce karışık. Thebai'li M e n o i k o s ' u n kızı ve K r e o n ' u n kız kardeşidir. a m a H e r a ' n ı n bu düzeni de boşa çıka­ rıldıktan s o n r a İo Mısır'a d ö n e r ve o r a d a bir t a n r ı ç a gibi t a p ı m görür. orada gene insan biçi­ m i n e girecek ve Z e u s ' u n oğlu E p a p h o s ' u d o ­ ğuracaktır (Epaphos). yurdundan dışarı. bense hep o belalı iğnenin zoruyla Bu topraktan o toprağa koştum durdum. t o ' n u n Mısır tanrıça­ sı îsis'e benzetilmiş efsanelik bir kişi olduğu besbellidir (îsis). İ o b a t e s . dışım. 169) İobates'e gönderir. İolaos amcası Herakles'in yanıbaşında yiğidin b ü t ü n işlerine katılmış ve ona yardım etmiştir. Herakles öldükten sonra oğullarının çabasını desteklemiş. H e b e eliyle gençleştirmiştir. lole'yi yiğide vermek is­ tememiştir: Herakles'in çılgınlığa kapılıp İole' den doğacak çocukları ö l d ü r m e s i n d e n korku­ yordu. İ o l a o s . bu söz açıkça diyordu ki babama: At kızını evinden. Beklenmedik biranda can verdi bu çoban. Laios'un öldürülmesin­ den sonra oğlu olduğunu bilmediği Oidipus T h e b a i t a h t ı n a çıkınca. orada birçok şehirler kurmuş­ t u r . Sonunda günün birinde anlaşılır bir söz geldi tnakhos'a. İ o ' n u n başına Tiryns'te kral olur. Tragedya yazarlarınca Oidipus'un h e m anası. Zeus'tu onu zorlayan. Yiğit de İole'yi elde e t m e k için O i khalia şehrini almak ve kızı kaçırmak z o r u n ­ da kalır. İole. o da yiğidin canına kıymak için o n a Khimaira'yı öldürmesini bu­ yurur (Bellerophontes). ne istemiyor diye. kendisi de Eurystheus'u cezalandırdığı için. ton. Kerkhne'nin. tanrılara bir kurbanlık gibi. İokaste. Oikhalia kralı Eurytos'un kızı. Akrisios ve Bellerop h o n t e s efsanelerinde rol o y n a r : Proitos ikiz kardeşi tarafından Argos'tan sürülünce. Sonra da İobates'in yardımıyla d ö n e r adıyla anılan boylara Yunanistan'dan gelme . o sırada D e i a n e i r a ' d a n yeni bir gömlek is­ t e r . yoksa Zeus yıldırımlarıyla çarpıp yok edecek senin soyunu. Herakles kültünü Sardinya'ya sokmuş. benim için de kötü bir şeydi bu. dolaşıp dursun dünyanın dört bir yanma. kovdu beni. iaones bir dert d a h a gelir: Kuret'ler E p a p h o s ' u kaçı­ rırlar. İokaste işlediği dogadışı suçu öğre­ n i n c e kendini asar (Laios. Akdenizin güney ve doğu kıyılarına yayılan iki dallı bir kral soyu­ n u n atası olacaktır.O zaman babam Pytho'ya. kra­ lın kızıyla evlenir ve İobates ö l ü n c e Lykia kra­ lı olur. Toprağın oğlu asık suratlı çoban adım adım izliyordu beni. Apollon'dan gelen bu sözleri düyunca babam. h e m karısı olan kadının a d ı . Argos adında birini taktılar peşime. Zeus'un sevgisini kazanmış. Eurytos kızını ok a t m a d a birinci gelecek olana vereceğini söylemiş. İokaste. dölleri soylarının kaynağı olan Yunanistan'a döneceklerdir (Aigyptos. Danaos). İole ile evlenmek hazırlıklarına giri­ şir. gitsin. Lykia kralı. D e s ­ t a n d a adı Epikaste olarak geçer. Karısı Anteia Bellerop h o n t e s ' e iftira e d i n c e . Bir efsaneye göre. Lerna'nın tatlı sularına doğru. sayısız gözlerini dikerek üstüme. H e r a k les'in ö l ü m ü n e sebep olan kadın (Eurytos. 19). Herakles). birden şu boynuzlar çıktı başımdan. yarışmayı Herakles kazanınca. Zeus o n u öldük­ t e n sonra tanrılar arasına alıp. Hyllos). efsaneye göre de Yunanistan'dan ayrılıp Sardinya ada­ sına yerleşmiş. Büyülü gömlek bedenini yakar ve yiğit kendi yaptırdığı o d u n yığınına çıkıp ö l ü n c e lole'yi oğlu Hyllos'a verir (Deianeira. Herakles'in üvey kardeşi olan İphikles'in oğlu. Proitos yiğidi H o m e r o s ' u n dediği gibi " ö l ü m işaretleriyle" (İl. Dodona'ya adam üstüne adam yolladı öğrenmek için tanrılar ne istiyor. Ege kıyılarına yerleşmiş. attı evinden dışarı Kendi için de. ama ne yapsın. Oidipus). İon. T h e b a i kralı Laios'la evlenir ve Oidipus'u d o ğ u r u r . Lykia'da İobates'in yanına sığınır ve bir süre son­ ra kralın kızı Anteia (ya da S t h e n e b o i a ) ile ev­ lenir. Bu. İ o ' n u n kişiliğine ve efsanesine d a h a bir kut­ sallık veren bu öyküden sonra P r o m e t h e u s İo'ya kaderin kendisine neler hazırladığını bil­ dirir: Mısır'a varacak. Biranda değişiverdi içim.

ya da İonyalılar denilen soya ata olmuştur. kral ölünce Attika'dan sürülür ve Peleponez'in kuzey kıyısına. Strabon'un anlatımı ise başkadır: Ksuthos Erekhteus'un kızıyla ev­ lendikten sonra Attika'da dört kentler antlaş­ masını kurar (Tetrapolis). Akha ordusunun Troya'ya varmak için on yıllık bir zaman yitirdiği anlatılır. Bunun nedeni ordunun bilici­ si Kalkhas'a sorulunca. Doros ve Aiolos. Herodotos şöyle der (Tar. Akhaios bölgeyi alır. O sırada Atina'lılar Eleusis'e karşı savaşta kendilerine yardım et­ mesi için İon'u çağrırlar ve İon Attika'da ölür. sonradan Akhaia de­ nilecek bölgeye yerleşir. Racine ve Goethe'ye konu olmuştur. önce tanımak iste­ mez. Ksuthos oğlu İon'dan sonra da onlara İones dendi". iki oğlundan biri Akhâios Tesalya'ya döner. kral Selinos kızı H e like'yi ona verip kendisine halef seçer. İones ve Akhaioi adlarını taşıyan boyların kaynağını açıklamak amacıyla kurulmuştur. Hellen'lerin söylediğine gö­ re Pelasgoi Aigialees adını taşırlardı. Atina krallığına getirirler. Bunun bir süresi savaşa katılacak çeşitli filoların Aulis'te toplanmasıyla geçmiştir. Bunun da amacı İonya'lıların kaynağını Atina'ya. efsanesi Ati­ na'da uydurulduğu besbelli olan bir kişidir. Tesalya'dan gelen Akhaios'un saldırısına uğrar. Ne var ki ortalık sütliman. İon Helike adlı bir kent kurar ve halkına İones adını verir. o da Attika'da Atina iline yerleşir. tanrı buyruğuna uya­ rak genci alırlar. Hellen'lerin büyük atası olarak gösterilen Hellen'in üç oğlu vardır: Ksuthos. kendi oğulları olarak büyü­ türler. Aulis Euboia yarım­ adasının karşısında bir limandır. Apollon onu tanrı Hermes'e verip Delphoi'ye gönderir. Ksuthos ise oğlu İon aracılığıyla İon'lar. Bunun tam tersi­ ne tragedya yazarları ve özellikle Euripides. Apol- lon'un oğlu olarak gösterilir. orada Atina kralı Erekhtheus'un kızı Kreusa ile evlenir (Erekhteus). üstelik burada tanrı Apollon'a bağlamaktır. yani Danaos'la Ksuthos Peloponez'e gelmeden önce. Pausanias'ın anlattığı bu efsane belli ki Akhaia bölgesinin. Ksuthos ölür. en ufak bir hava estiği yok. Homeros ne Aulis'teki. verdiği cevap Aga- . ne Tauris'teki serüvenine dokunur. tarihçilerse çeşitli amaçlarla çeşitli biçimlerde anlatırlar İon efsanesini. Tragedya şairlerinden Euripides'in "İon" adlı oyununda İon Ksuthos'un değil. Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. 94): "İonyalılar Peloponez'de bugünkü Akhaia'da oturdukları sü­ rece. V I I . Akha'Iar orada toplandıktan sonra gemilerin yola çık­ ması için uygun bir rüzgâr esmesini beklemiş­ lerdir. Soy ağacından görüldüğü gibi (Tab. Selinos ölünce. Tanrı Kreusa'yı Atina akropolünün bir mağarasında gebe bı­ rakır. Homeros destanlarında Agamemnon'un kızı İphigeneia'ya verilen ad (1phigeneia). Orestes ve Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Soyu bir süre Aigialeos bölgesinde kal­ dıktan sonra. Dor ve Aiol soylarının doğrudan doğruya isim babaları. adı İphianassa olarak birkaç kez geçer. Bizim burada anlatacağımız efsanesi doğrudan Euripides'in iki tragedyasının özeti olacaktır. Akhaia adını verir. Bu oyun Euripides'in mutlu bir sonuca bağlanan traged­ yalarından biridir ve böyle olduğu için de pek tragedya sayılmaz. Homeros destanla­ rında fphigeneia'dan pek söz edilmez. öteki İon Aigialeas ülkesine saldırmaya hazırlanır ki. Ksuthos'la Kreusa evlendikten son­ ra bir türlü çocukları olmaz.bir kurucu ata bulmak amacıyla. oğullarından Akhaios Peloponez'de Akhaia bölgesini kurar. kadın İon'u doğurduktan sonra bebeği bir sepet içine koyup kayalık bir yere bırakır. öbür oğlu İon da Attika'ya kral seçilir. Bu süreç üstüne efsane yazarlarından hemen de hiçbir bilgi edinilmez. Orada tapınak rahibesi çocuğu büyütür. İphigeneia. Apollon tapma­ ğına başvurup bunun nedenini sorarlar. Elektra. 20). o zamanlan bu böl­ gede Aigialeos'un Pelasg soyları otururlardı. bölge­ yi siyasal ve sosyal alanda düzene koyar ve soyunun denizaşırı göçlere katılmasını sağlar. ("İphigeneia Aulis'te" ve "İphigeneia Tauris'te" adlı iki tragedyası vardır) İphigeneia ti­ pine büyük bir ün kazandırmış ve Troya sava­ şıyla doğrudan doğruya ilişkili tek kişi olarak İphigeneia batı yazınını da etkilemiş. o sı­ rada Kreusa İon'u görür. İphianassa. 15). sonra kabul eder. efsanesi Troya savaşıyla doğrudan doğruya ilgili oldu­ ğu halde. Efsane şöyledir: Ksuthos'u iki kardeşi D o ros'la Aiolos Tesalya'dan kovarlar. Doros'la Aiolos.

bu görevi onlara Delphoi'deki Apollon kâhini vermiştir. k ı z kardeşi Elektra'nın tam karşıtı sessiz. kurban bıçağının altına bir geyik koyar.. Başına tuhaf bir serüven geldiği anlatılır: Genç yaşta iktidarsızlığa uğramış. Klytaimestra). hem de kız adı olan İphis adını koymuş. avlanırken kendisine adanmış kutsal bir geyiği öldürdü diye. karısına kız doğurursa kendi­ sine göstermemesini. Agamemnon'a karşı dinmez bir hınç yerleşir yüreğinde. İphigeneia kur­ ban edilmek üzere sunağa çıkar. hemen dağa bırakması­ nı buyurmuş. İphiklos. böylece evlenmesini sağlamış (Galateia).ık. ama önder­ lerin ve özellikle Menelaos'la Odysseus'un ıs­ rarları üzerine umumun çıkarını kendi çıka­ rından üstün tutmaya yana yakıla karar verir. Kraliçe bunu hiç unutma­ yacak ve kocasını Aigisthos'la aldatmasına da. Tanrıça da İphis'e acımış. heykeli Bİarak Yunanistan'a kaçarlar. B u nun üzerine rüzgârlar hemen esmeye başlar. Yıllardan beri yerine getirdiği ödev. amaçları Tauris'teki Artemis heykelini alıp Yunanistan'a getirmektir. Onunla Orkhomenos'a karşı savaşır ve kral Kreon ödül olarak her iki kardeşe kız­ larından birini verir. Klytaimestra sevine sevine gelir. günün birinde bir kız ona tutul­ muş. Tauris. söylentiye göre. Orestes kız karılı-sini arkadaşı Pylades'e verir. çocuğunu erkek olarak tanıtmış kocasına. İphikles çığlığı basar. bu yüzden de yellerin esmesini önlemektedir. bunlar İphigeneia'nın kardeşi Orestes'le arkadaşı Pylades'tir. köpürür. Troya dönüşü Agamemnon'u öldürmesi­ ne de bu kin sebep olacaktır. . Artemis kıza acır ve onu havalara kaldırıp. İphis'in anası ne yapacağını şaşırmış ve tanrıça İsis'e yalvarıp yardım dilemiş. İphis. Odysseia'da (Od. İphikles. İphigeneia. iki genci nişanlamışlar. XI. İphigeneia yabancıları tanır ve onları kurban et­ mek şöyle dursun. ( 2 ) K ı z adı olarak: Girit'li bir masal kahra­ manıdır: İphis'in babası ille de bir erkek ço­ cuk istiyormuş. Önce böyle bir işe hiç yanaşmaz. filo Troya'ya gitmek üzere yola çıkar. Ama Herakles ansızın çılgınlığa kapılınca İphikles'in iki oğlunu ve kendi çocuklarını da öldürür (Herakles). öfkesinden vazgeçecek ve f i lonun yola çıkmasını sağlayacaktır. 13). Öyle olmuş. Kralın ailesi Mykene'de kalmıştır. İphimedeia. Melampus da İphiklos'u iyi etmek için bir meşe ağacının kabuğu altında saklanan bir bıçağı bulmak gerektiğini bildirmiş.memnon'u çileden çıkarır: Artemis tanrıça krallar kralı Agamemnon'a karşı kin ve öfke beslemektedir. bıçağın pasından yapılan iksirle İphiklos iyileşmiş ve Podarkes adında bir oğlu ol­ muş. 290. Herakles'in ikiz kardeşidir. Kadın da kız doğurduğu halde. kızını bekleyen kaderi ve Aulis'e aldatılarak getirildiğini anlayınca. saf ve sevimli bir genç kız tipidir (Agamennon. İphigeneia'nm Aulis'teki serüveni de burada bi­ ter. ta­ pınakta bir çeşit kurban kesmektir: Gemileri batıp Kırım'a çıkan yabancıları hep İphigeneia kurban eder Artemis'e. Pero). İphikles de Amphitryon'un tohumundan meydana gelmiştir (Tab. yiğidin bazı işlerine katılır. babası. İphigeneia'yı alıp gelmesini buyurur. hayatta kalmayı Herakles'e borçludur. Bkz. Agamemn o n karısı Klytaimestra'ya haber gönderir. Aloeusoğulları. İphis böylece büyüyüp güzel bir deli­ kanlı olmuş. iphikles Amphitryon'la Alkme ne'nin oğlu. Bu haber Agamemnon'un tepesine balyoz gibi iner. Teselya kralı Phylakos'un oğlu. Tanrıça an­ cak Agamemnon kızı İphigeneia'yı kendisine kurban verirse. güya kı­ zı Akhilleus'a nişanlayacaktır. yumıis. yani bugünkü Kırım yarımadasında İphigeneia Tauris'li Artemis tapınağında rahi­ bedir. Günün birinde ta­ pmağa iki yabancı gelir. ak­ rabaları olan bilici Melampus'a nedenini sor­ muş. İphikles. hem erkek. (1) Erkek adı olarak: Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan bir yiğit ve Kıbrıs'lı Anakserete efsanesinde adı geçen bir kişi (Anakserete). bıçak tam boğazına saplanacağı anda. tphiklos'un. İki kardeş arasındaki fark hemen beşikte yattıkları ilk günlerinden bel­ li olur: Hera'nın gönderdiği yılanı görünce. 296) zengin bir sürünün sahibi ve Neleus'la Pero efsaneleriyle ilgili olarak adı geçer (Neleus. unu bir erkek yapmış. Ama Herakles tanrı Zeus'un tohumundan.onlarla birlik olur.

(2) Oikhalia kralı Eurytos'un oğlu. İris. Kendisine verilen buyruğu harfi harfine tek­ rar etmek İris'in özelliklerlndendir. çekingen bir genç kızdır. Olympos tanrı­ ları İris'i de Hermes gibi ulak ve özellikle in­ sanlara haber salmak için kullanırlar. X V I I I . geniş omuz­ ları ve güçlü kollan ortaya çıkınca. Odysseus soyunup iri bacakları. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye gelip taliplerin şölenine karışınca. İsmene şöyle konuşur: "Ah kardeşim. t o p ­ rak ürünleri. İsa'dan sonraki yüzyıllarda Yunan-Roma dünyasına girmiş ve kişiliğinde birçok dişi tanrıları toplayarak bir süre tek tanrıça olarak tapım görmüştür. eğer kanuna aykırı hareket edip hükümdarın hükmüne ve kudretine karşı gelirsek ne korkunç bir ölüm­ le öleceğiz. Typhon) Osiris'i öldürünce İsis kocasını ara­ maya çıkar. Talipler arasında da bir kahkahadır ko­ par (Od. İros Odysseia'da sözü geçen İthakeli bir dilencidir. Hem sonra böyle bir hükümdarın tebaası olduğumuz için bun­ lara. İris. Roma'nın da Augustus zamanında Mısır'a açılması. Şimdi biz ikimiz kaldık. İros. İsis. ana tarafından da Okeanos'a bağlıdır (Tab. Hayır. tıpkı Ana Tanrıça tipini simgeleyen Artemis-Hekate ya da Kybele gibi. Bu efsane ile Yunan mythos'unda mevsimleri simgeleyen Adonis-Attis. kadın olduğu­ muz ve erkeklere karşı mücadele için yaratıl­ madığımızı düşünmektir. Odysseia destanına göre.). Herakles efsanesinde rol oynar. tanrı Zeus ve özellikle Hera'nın hizmetindedir. İsmene. bulur ve oğluna öcünü aldırtır (Oslris).ikisi de aynı şahıstı . bize yakışan. Odysseus da bir yumruguyla kemiklerini kırıp onu dışarıya sürükler atar. 6). aynı günde. XXI. Eteokles ve Polyneikes'in kardeşi. İole'nin kardeşi. hatta daha beterlerine tahammül etme­ miz lâzımdır. Oidipus'la îokaste'nin kızı. böylece zamanla İsis YunanRoma pantheon'unda çok önemli bir yer al­ mıştır. puta taparlıgm son demlerinde tek tanrıya ve özellikle tek bir ana ve bereket tan­ rıçasına mistik bir eğilimin baş göstermesiyle İsis. ya da Demeter-Kore efsaneleri arasında benzerlik olduğu gibi. Thaumas'la Elektra'nın kızı. İsmen e . ayrıca büyü yoluyla doğa güçlerini yöneten bir tan­ rıça oluvermiştir. zalim talih babamızı nasıl zillet içinde elimizden aldı. güneşte gökkuşağının renklerini yansıtan ince bir tülle örtülüdür. Çünkü yapa­ mayacağın işlere kalkışmak akıl kârı değil­ dir. "Ayağı tez". Antigon e . ölçülü. "yel gibi uçan" diye vasıflandırılan İris Homeros destanlarında önemli bir rol oynar. İsis'e özellikle Anadolu'da tapınıldı^ Efes ve Bergama'da adını taşıyan tapınakların kalıntılarından da anlaşılmakta­ dır. Ba­ bası Eurytos gibi İphitos da usta bir okçudur. başımızdakitere boyun eğeceğim. . na­ sıl kendi ayıplarını kendi ortaya dökerek ken­ di elleriyle kendi gözlerini çıkardı.kendini asarak günahkâr hayatına nasıl bir son verdi ve kar­ deşlerimizin ikisi de. deniz ve yeraltı ülkesine ege­ men olup yaşamla ölümü elinde tutan. başında ay taşıyan bir inek biçi­ minde imgelenen İsis'le İo arasında da bir iliş­ ki kurulmuş. kaçmaya çalışır. Kanatlı­ dır. Penelope'nin taliplerini öldürmeye yara­ yacak kocaman yayı Odysseus'a iphitos ver­ miştir (Od. İros'u bir titremedir alır. düşün bir kere." (Antigone). H a r p ya'ların kız kardeşi. Yunanistan'ın İskender'den sonra. Karanlıklar tanrısı Set (Yun. Bunun için.. Odysseus'la iphitos konukluk ve dostluk bağlarıyla birbirine bağlı­ dır. (1) Phokis bölgesinden gelen as­ kerlerin başında Troya savaşma katılan yiğit. anası ve karısı .. 1-107). gökkuşağı da denizden çıkarak gökle yeryüzü arasındaki ilişkiyi kurar göründüğü için. Aslında bir Mısır tanrıçası olan İsis. Sophokles'in "Antigone" adlı tragedyasında Antigone ile İsmene arasındaki diyalogda. 13 vd. Antigone'nin tam karşıtı. Devlete karşı koymak elimden gelmez. toprak. İphitos Argonaut'lar seferine de çıkmış. Gökkuşağını simgeler. eğ­ lence ve maskaralığa düşkün talipleri iki di­ lenciyi birbirleriyle dövüştürmeye girişirler. toprak altında ya­ tanlara yalvaracağım ve zor karşısında böyle yaptığım için beni affetmelerini dileyerek. birbirlerinin eliyle nasıl yürekler acısı bir ölüme kavuştu­ lar. ama talipler yakasını bırakmaz. haddini bilir. Bak. Mısır efsanesine göre İsis kral tanrı Osiris'in kız kardeşi ve karısı.İphitos. İris baba tarafından P o n tos'a. güneş t a n n H o rus'un anasıdır.

Roma dininde her erkeğin "genius"u (Geni us) olduğu gibi. kadınlar arasında da meşru yoldan evlenmiş olanların tanrıçasıdır. Doğanın büyük yöneticisi sayılan bu tanrıya Roma'nın kutsal tepesi Capitolium'da tapınılırdı. Pulvius (yağmur yağdıran) sıfatlarıyla anılır. İupiter Capitolinus'a dikilen tapınağa sonradan İuno ve Minerva da alınmış. Aynı tepede iupiter Optimus MaxlııHIS (en İ y i . Roma di ninde İupiter gök. Tonans. Aslında luno ayın değişimlerini simgeleyen lbir tanrıçadır ve luppiter. 390 yılında Roma bir gece Galya'lıların saldı nsına uğrayınca. Fulminator (şimşek çakan). İono'nun daha başka tapınakları da vardır: En önemlisi.adada İthaka şehrini kurar. Atina kralı Pandion'un kızı Prokne ile evlenir (Aedon). gün ışığı. Ascanius Troya'dan gelme asker­ lerle Latium'dan devşirme ordunun başına geçmiş ve Rutul'larla Etrüsk'lere başarıyla karşı koymuştur. hem de Sa­ bin kadınlarının kaçırılmasından sonra Ro­ malılarla Sabin'ler arasındaki barışın kurul masını anarlardı. Itylos. O. İulus Caesar'ın ve onun evlatlığına girdiği için imparator Augustus'un da üye bulundukları ünlü İulii soyunun atası sayılır. daha başta yarlerden geldiği ileri sürülür. bu tapınağın kutsal kazları ötüşleriyle halkı uyandırmışlar ve şehrin kur­ tulmasını sağlamışlardır. Aynı efsanenin Attika'da ve özellikle tragedya yazarlarınca anlatılışında adı geçen çocuk. bu yüzden de Fulgurator. eltisi Niobe'nin oğlunu öldürmek isterken kendi çocuğu İtylos'u öldürür ve öm­ rü boyunca dövündükten sonra bülbül haline getirilip gene İtylos diye ağlar (Aedon). Ödül olarak kendisine İobum (ya da lolum) adı verilmiş ki. iki kardeşiyle birlikte Korfu adasından İthaka'ya göçer ve . İtys. Roma'da İuno genellikle kadınların konıyu cusudur. Prokne'nin oğludur. Mnerva üçlü­ sü içinde Quirinalis sonra Capitolium tepelerinde tapınağı olmuştur. Yunan dininin etkisiyle sonradan Zeus'la bir tutulmuştur. önce yalnız kuzeye verilen ltalia adı . Yunanistan'ın batısındaki adalardan. hava. Italos'un asıl kaynağı üstüne mythos yazarları arasında ayrılık vardır. Tanrıçanın "luno So roria" ( k ı z kardeşi koruyan İuno) olarak H o ratius efsanesinde de rolü vardır (Horatius). Ro­ ma kalesinde İuno Moneta'ya ayrılmış olamy di (Moneta uyaran. Aeneas'ın oğlu Ascanius'un (Yun. İulus adının kaynağı şöyle açıklanır: Aeneas ortadan kaybolup Latium bölgesinde savaş patlayınca. İupiter (yahut İuppiter). böyle­ ce Capltolium üçlüsü adıyla bu tanrılara tapınılmıştır.Italos. Aedon'la Thebai'li Zethos'un oğlu­ dur. luno. hatırlatan demektir). Zeus soyundandır. en büyük tanrısıdır. Adı Zeus baba. Itys.güneye Ausonia denirdi bütün yarımadaya yayılmış. İulus R o ma'nın metropolü olan Alba Longa şehrini kurmuştur. Kentin başlıca çeşmesinin kuruluşu da ona atfedilir. Hera ile bir tutulan Romalı tanrıça. Bu koruyucu İuno yalnız ölümlülere degil. Trakya kralı Tereus'tur. Oradan da İulus çıkmış olsa gerek. luno. Sicilya'dan. tanrıçalara da bakardı. İuno Lucina'ya sunu ya­ pılırken herkesin kemer ya da kuşağını çöz­ mesi gerekirdi. yani "Küçükk İuppiter" olmuş. Tonitrualis (gök gürleten). Askanıos) italya'ya geldikten sonra aldığı ad. Iulus. halkını öyle uyuygar bir hale getirmiş ki. Ithakos. Mart ayının ilk günü kutlanan Matronalia bayramında "matrones" yani evli barklı. babası da Thebai efsanesinde olduğu gibi Zethos değil. en büyük iupiter) Roma devleti nin koruyucusu ve y ö n e t i c i s i olarak tapım gö- . İuno'ya daha başka sıfatlarla da tapındırdı: İuno Lucina doğuma bakmakta ve doğumu kolaylaştırmaktadır. İthaka adasına adını veren kurucu kahraman. baba tanrı ya da gök tanrı anlamına gelen D l es-piter (yani Zeus pater)den türemiş olan İupiter aslında Roma pantheon'unun en eski. Çok iyi. I. her kadının da "İuno"su var­ dı. çünkü giyside herhangi bir düğüm gebe kadının kurtuluşunu önleyebilir inancı vardır. Thebai'de anlatılan bülbül efsanesin­ de llylos. Aedon. hak ve barışsever bir kralmış. çocuklu kadınlar hem İuno'nun oğlu tanrı Mars'ı. yıldırım ve şimşek gibi doğal güçleri simgeleyen tanrıdır. bu da Iuppiter'in bir küçülmesi olsa gerek. İtalya'ya adını veren kurucu kahra­ man.

Ovidius Lara ve Lares tanrılardan söz ederken İupiter'in İuturna'ya olan aşkını. Gençliği simgeleyen tanrıça. Romulus kılıcını kaldırarak Forum'da İupiter'e ant içmiş. devlet otoritesini ve disiplinini simgelerdi. İustitia Altın Çağda insanlar arasında bulunurken (Soylar Efsanesi). Bu siyasal niteliğini İupiter Roma devletinin son demlerine dek koruyabilmiştir. İuturna. İupiter Roma'nın dış ilişkilerini ve uluslararası antlaşmalarını koruyan bir tanrı sayılırdı. nympha'nın bin bir bi­ çime girerek tanrıdan kaçtığını anlatır (Lara). Roma İmparatorlumu çağında imparatorlar baştanrı İupiter'le ilişki kurmaya ve doğrudan doğruya İupiter Optimus Maximus'un kıla­ vuzlumu ve koruyuculuğu altında olduklarını belirtmeye çalışırlardı. Fontus). K i m i Jüpiter'i düşünde görüp ondan doğrudan doğruya esinlendiğini ileri sürer. /. Bu pınarın şifalı niteliği olduğu gibi İuturna da iyileştirici bir tanrıça sayılırdı. Konsullar göreve başlamadan gelip ona yakarmak zorundalardı. insanların gitgide daha çok suç iş­ lemesi onun artık yeryüzünde tutunamamasına yol açmıştır. sonra­ dan bu iki tanrıça benzeşmişlerdir. zafer kazanan başkomutanlar zafer çelenklerini ve ilk kur­ banlarını (ki bunlar beyaz boğalardı) ona adarlardı. düşmanı durdurursa olduğu yerde bir tapınak kurmaya yemin etmiş. bir ara Sabin'ler ağır basmış ve şehri almak üzereymişler ki. daha çok Dike'ye benzemektedir. Göğe çıkmış ve burçlar ara­ sında Bakire burcu olmuştur. Roma'ya sal­ dırıların her türlüsünü durdurduğu sanılırdı. ölümsüz demek) olan İuturna bir su nympha' siydi. Roma'nın en eski çağlarında Yunan tanrıçası Hebe ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde. İuno ve Athena üçlüsüne ayrılmış tapınağın içinde ve özellikle Athena'nın "cella"sında bir sunağın ayrılmış olması bu tanrıçanın eskiliği­ ne delildir. bunlarla imparatorluk politikasının yayılmasına ve gençlerin askerlik öncesi bir eğitim görmele­ rine çalışılmıştır. böylece İupiter'in devlet tanrısı olarak egemenliğini kabul ettirmekti. Eski adı Diuturna (diuturna sürekli. ayrıca Stator unvanıyla İupiter'in düşmana karşı koyduğu. Tan­ rı da Sabin'leri püskürterek Forum'da Palatinus tepesinin dibinde İupiter Stator'a adan­ mış tapınağa kavuşmuş. sulak bir bölgede bulunan tapmağı Augustus zamanında buraları kurutulunca kal­ dırılmıştır. İmparatorluk dönemi şairleri İuturna'yı Aeneas'ın düşmanı Turnus'un kız kardeşi sayar­ lar ve Turnus'la birlikte savaşa katıldığını söy­ lerler. Roma'da adaletin simgesi. İustitia. F e retrius adıyla Roma'nın savaş alanında da baştanrı sayılırdı: Düşmandan alınan bütün silahlar. Roma İmparatorluğu zamanında İuventus tanrıçanın koruyuculuğu altında bir çeşit gençlik dernekleri kurulmuş. İupiter'in sevdiği bu su perisine tanrı ölümsüzlük bağışlamış ve Latium 'daki bütün suların koruyuculuğunu vermiş. Tanrılar arasında tam bir otorite kurduğu gibi. Kültü Latium bölgesinden Roma'ya sonradan getirilmiş ve Forum'da bulunan bir suya "İuturna Havuzu" adı verilmiştir. Flamen dialis adıyla görevlendiri­ len başrahibi İuno'nun başrahibesiyle evlene­ rek tanrılar arasındaki kutsal birliği yansıtm'akla yükümlüydü. Durduran anlamına gelen Stator sıfatının kaynağı şöyle açıklanırdı: Roma'lılaria Sabin' ler arasındaki savaşta Roma'lılar Sabin'lerin karılarını kaçırdıktan sonra./i . Bir efsaneye göre de İuturna tanrı İanus'un eşi ve pınarlar tanrısı Fontus'un anası olarak gösterilir (lanus. İuventus'a Capitolium'da İupiter. Jüpiter'in siyasal rolü bununla bitmez.rürdü. Mars Meyda­ nında. Ama tuventus'un asıl görevi genç delikanlılar çocuk elbisesini bırakıp "toga virilis" yani yetişkin erkek toga'sını giydikleri zaman onları koru­ maktır. Yunan tanrıları arasında Themis'e değil de. öldürülen düşmanların soykaları bu İupiter'e adanır. İuventus. kimi İupiter'in sıfatlarını kendi adı­ na taktırırdı. Taşra kentlerinde ve ele geçiri­ len yabana ülkelerde Romalıların ilk işi Roma'da Capitolium tepesindeki üçlü tapınağın bir tıpkısını kurmak.

Anasını da birlikte götüren Kadmos bu aramanın boş olduğunu anlar ve bir süre Trakya'da kaldıktan sonra. O sırada tanrıça Athena ona görünür ve ejderin dişle rini toprağa ekmesini söyler. Bütün bu belgelerden Korybantlar ve Kuretalar gibi Ana Tanrıça tapımıyla ilgili oldukları anlaşıl­ maktadır (Kybele). Mitograflara göre babala­ rı. Phoiniks ve Kiliks'in kardeşidir. Kadmos. Europe kaçırılın­ ca. ayrıca da dolayların­ da üç şehir kurmuş (Neleus 2). Amphiaraos. inek gider. Bunların en önemlisi Kharit tanrıçaların dokuduğu bir ti bise ve demirci tanrı Hephaistos'un yaptığı bir altın kolyedir. bunun İ ç i n de arka­ daşlarını su almaya gönderir. Moira. ineğin biri her iki böğründe ayı simgeleyen iki beyaz kü­ re taşımaktadır. Kader. Agenor oğullarını kızı aramaya gönderir (Agenor). yani ekilmiş adam­ lar adı verilir. bunlar da Kadmos'a şehri kurmak için yardım ederler. biraz gittikten sonra bir inek sürüsüne rastlar. Lykia ve Pisidia bölgelerinde at üstünde ayakta durur gösterilen bir tanrı figü­ rü. Kaeira. anası da ölünce. Harmonia'ya veri­ len düğün hediyeleri dillere destan olmuş. .ır. Kodros'un oğlu Neleus efsanesinde rol oynayan Milet'li bir çömlekçi kız. Eriphyle. Kadmos seçi­ len yerin bıır. Neleus da dolaşa dolaşa Miletos bölgesi­ ne gelmiş. Alkmaion). özellikle tragedyaya konu olmuş birçok kahramanın atası olarak görülür. Kaynaklan ve gerçek nitelikleri belli ol­ mayan Kabir'lerin adı Dardanos efsanesinde geçer: Semendirek adasında gizlemleri bulu­ nan bu cinleri Troya yöresine Dardanos ge­ tirmiş (Dardanos). ineği Athe- na'ya kurban etmek ister. nereye yerleşmesi ge­ rektiğini tanrı sözcüsüne sormuş. Agenor'la Telephassa'nın oğlu­ dur. T a n n sözcüsü Eupore'nin izi­ ni aramaktansa. Adları efsanelere pek karışmayan Kabir'lerin Bergama akropolünde Zeus'un doğuşuna tanıklık ettikleri. ya da ataları Hephaistos. yalnız beşi sag kalır. Neleus Miletos'ta kral olmuş. Anadolu ve Afrika'ya yayılmış.ıl. Kadmos bu ineğin peşine ta­ kılır.ısı okluğunu anlar. orada bir mühür izini almak için yolda rastladığı Kaeira adında bir kızdan ça­ mur istemiş. birine gö re de Europe kardeşine hediye etmişti. gider. sonra da Thebai hanedanının başına gelecek birçok belaları doğurmuştur. Kadmos bunu yapınca topraktan birdenbire silahlı adamlar çıkıverir: Bunlara Spartoi. Musalara ve Demeter. Thebai efsanelerinin başında. İo soyundandır (Tab. Burdur'un Tefenni İlçesinde bu tanrı ka yalara oyulmuş olarak görülmektedir. luno ve Minerva üçlüğüne de Kabir denmek­ tedir. Efsanesi bütün Akdeniz bölgesine. Karşısına çıkacak bir ineğin ardına ta­ kılacak ve inek nereye çökerse orada şehir kuracaktır. aldığı ce­ vapta yeni yurdunun bir genç kızın elinden suyla toprak alacağı yerde bulunduğu söylen­ miş. sayılan da üç­ tür. Europe. Roma çağında lupiter. Bkz. ki­ şiliği bölgenin yerli tipleriyle kaynaşmıştır. kız da toprağa su karıştırarak bunu yapınca tanrı sözü yerine gelmiş. Thebai şehrinin kurucusu Kadmos. Her iki armağanın da sonraki efsanelerde sözü geçer (Harmonia.K Kabir'ler. sonunda Boiotia böl­ gesinde bir yere çöküp y. Persephone. 10). sonra gelir Thebai'ye kral olur. sonra da Rhea'nın alayında bulunan cinlere karıştıklan söylenir. Ne var ki Kadmos Ares'in kutsal ejderini öldür­ müş olma suçunun cezasını çekmelidir: Yedi yıl boyunca tanrıya köle olarak hizmet etmek zorunda kalır. H a des gibi tanrılara Kabir adının sıfat olarak ta­ kılması dikkati çeker. Neleus Atina'dan göçmeden. Kakasbos. Zeus Ares'le Aphrodite'nin kızı Harmonia'yı Kadmos'a eş olarak verir ve düğünleri parlak bir törenle kutlanır. Ares Pınarı adlı çeşmenin önünde bir ejderi tepeler. bir şehir kurması gerektiğini söyler. Kadmos. Doğar donmaz birbirleriyle kavgaya tutu­ şurlar. Kabeiroi diye anılan tanrısal var­ lıklar. Hepsi dev gibi yabani adamlar­ dır. Delphoi kehanetine ne yapacağını sormaya gider. Başta Athena olmak üzere tannlar onu ko­ rur. Kadmos tepesi adını alan Thebai kalesine tanrılar armağan larıyla birlikte gelmişlerdir. Kadmos yola çıkar. Söylentiye göre bu gerdanliği Kadmos'a Zeus kendisi vermiş.

bu hünerle geldiydi ta llyon'a Akha'lann gemileri. Ordunun ilk Mysia çıkışında Telephos'un sözlerini onayla­ mış (Telephos). Rüzgâr tanrı Zephyros'la H o ra'ların birinin oğlu olan Karpos adlı bir deli­ kanlıya tutkunmuş. Kader Kalkhas'ın Anadolu'da ölmesini buyuruyor. tanrı sözcülerinin en büyüğü. Adı güzel sesli anlamına gelen Kalliope dokuz Musa'ların biridir. Öfkesinden canına kıymış ve Kolophon'un yakınında Notion şehrine gömülmüş derler (Mopsos). Kalamos. Kalamos arkadaşını geçmek iste­ miş. uyulmazsa tanrı belalarıyla karşılaşılır. Kalamos buna o kadar üzülmüş ki kuruya kuruya bir kamış haline gelivermiş. Kalais ve kardeşi Zetes. Thestor'un oğlu. Boreasogulları diye de anılırlar ve kanatlı birer cin olarak canlandırı­ lırlar. birbirine sorular sormuşlar. ırmak tanrı Maiandros'un (Büyük Menderes) oğluymuş. kral Phineus'u Harpyalardan kurtarmışlar (Argonaut'lar). birinci bö­ lüm). sözüne uyulursa. Kalliope. ama savaşta yi­ ğidin öleceğini bildirmiş de bunun üzerine Akhilleus'un anası Thetis onu kız kılığına so­ karak Skyros kralının kızları arasına saklamış (Akhilleus). Kamış anlamına gelen Kalamos. nedenini bildirmiş ve Apollon rahibi Khryses'e kızı Khryseis'in geri verilme-] si gerektiğini bildirerek. geçmekte olanı. Troya savaşında ordular anısında vcl). İkinci Aulis durağında fphigeneia'nın kurban edilmesini salık vermiş (Iphlgeneia). Phoibos Apollon verdiydi bu hüneri ona. Kalkhas. Paris öldükten sonra. Kalkhas'ın rol oynadığı olaylar şöyle özetlenebilir: Alkhilleus dokuz yaşındayken. Mopsos hak­ lı çıkınca. Troya şehrinin an­ cak on yıllık bir abluka sonunda alınabileceği­ ni söylemiş (Agamemnon). Troya'nın düş­ mesi için Helenos'u ele geçirmek gerektiğini de o söylemiş (Helenos). Karpuz söz­ cüğü oradan gelmedir. D ö ­ nüş efsanelerinde de Kalkhas'ın rolü büyük­ tür: Tanrıça Athena'nın Aias'a yapılan hak sizlik yüzünden Akha'lara kızdığını. Amphiaraos'un oğlu bilici Amphilokhos'la birlikte gemiye binip. Başka İM» . Ana­ dolu kıyılarında Kolophon şehrine çıkmış ve orada kalmış (Amphilokhos). sonra da Kalkhas'ın yönetmediği bir tek olay yoktur. Tahta atın yapılma­ sını ve şehre sokulmasını salık verdiği gibi. rüzgâr tanrı Boreas'ın oğullarıdır. Kolophon'da Kalkhas kâhini Mopsos'u bulmuş. kâ­ hin de bunu biliyordu: Kendisinden daha usta bir biliciyle karşılaştığı gün Kalkhas'ın ömrü sona erecek diye bir tanrı sözü varmış. Troya savaşından önce d e . kendisi de atın içine saklananlardandır. onunla Akhilleus arasında kavga çık masını ve İlyada'da konu olacak Akhilleus'un öfkesini kışkırtmış (bkz. Akha ordusunun Aulis'ten ilk yo­ la çıkışında Kalkhas sunak sütünde bir yılanın bir kuşu yediğini görünce. şarabı içmek üzereyken Kalkhas bu söze öyle gülmüş ki boğulmuş ve şarabı içemeden ölmüş. geçmişi. haber verir. Kalkhas Yunan efsanesinde. biliyordu her şeyi. Homeros onu Ilyada'da şöyle tanıtır (İl.): Kalkhas. bu yüz­ den dönüşlerine engel olacakını bildiği için (Aias). Aiolya bölgesinde. hepsinin adını sayarken Kalliope için " h e p i | nin başı sayılan Kalliope" der. İki genç bir gün ırmakta yüzerken. kendisi Akhalarla Yunanistan'a dön­ mek istememiş. Hesiodos Theogonia'nın başında Musa'lara seslenip.Kalais. sonucu üstüne Kalkhas'a da Mopsos'a da danışmış. 69 vd. Mopsos hepsini bilmiş. Kalkhas Troya'nın ancak Akhilleus katılırsa alınabileceğini. Agamemnon'u kız dırmış. Kalkhas zafer kazanacağını. Adı meyve anla­ mına gelen Karpos da güzün ölüp ilkyazda dirilen tarla yemişine dönüşmüş. îlyada. Karpos bu yarışmada boğulmuş. doğru yoldan gidilmiş olur. Myrina yakınındaki bir kutsal ko­ ruluğa Kalkhas bir bag ekmiş. geleceği. özel­ likle Troya destanlarında adı geçen en ünlü kâhinlerdendir. Argonaut'lar efsanesinde rol oynayan Kalais'le Zetes. Kalkhas kendini öldürmüş. Mopsos yenileceğini öngörmüş. Erken ilkçağlarda Musa'ların yetki alanı sı nırlanmış değildir. Lakhas bilememiş.ı çıkınca. ama ora bilici lerinden biri bağının şarabını içemeyeceğini söylemiş. ama iskenderiye şiirinde Kalliope lirik şiirin esin perisi sayılır. gele­ ceği görür. Anadolu ile ilgili birçok efsanelerde Kalkhas'ın yanılgı­ ları anlatılır: Lykia kralı bir sefere çıkacak ol­ muş.

17). tüketiyordu tatlı ömrünü. (2) Irmak tanrı Akheloos'un kızı. Geryoneus'la Ekhidna doğar (Tab. boyuna gözyaşı akıyordu gözlerinden. Kalypso içerde altın mekikle tezgâhına gide gele. Rhesos). saklayan tanrıça mı demeli Odysseus'u. Penelopeia. yüce Nympha'nın ilk tepkisi öfke olur. Haberci tanrı Ogygie adasında güzel perinin oturduğu mağaraya uçup gelir. Zeus Hermes'i buyruklarla gönderir Kalypso'ya. hıçkırıklar. tanrılara çatar kendisinin ölümlü bir erkekle sevişmesi­ ni kıskanıyorlar diye. 6). Odysseia'nın ilk dizelerinden şöyle tanıtılır bize (Od. ama sonra da Odysseus'a tanrıların kararını bildirir ve ona bir sal yapmasında yardım edip şöyle uğurlar sevgi­ lisini (Od. Kocaman bir ateş vardı ocakta. Meleagros).): Kalypso uğurladı Odysseus'u adadan beşinci günü. yanıp tutuşuyordu. (4) Libya kralı Lykos'un kızı.V. Lykos onu Ares tanrıya kurban etmek is­ ter. Kalypso. Kalydon avı (bkz. gizlemek anla­ mına • g e le n "kalyptein" fiilinden türeme. Buldu onu İçinde mağaranın. iniltilerle bakardı boyuna hasat vermez engine. mazı ağacının. onu yıkamış. sarıyordu odayı çatır çatır yanan dağ servisinin. 2 6 3 vd. Gündüzleri kayalarda. Nymphe'den hoşlanmıyordu artık o. Homeros ona Olympos tanrıçalarının en bü­ yüklerine verdiği "dia theaon" (yüce tanrıça. Sonunda tanrılar acır Odysseus'a. Diomedes'ten yüz görmeyince kendini asar (Lyfcosj. Ama Odysseus yurduna özlem çekmektedir (Od. Kallirhoe. urbalar giydirmişti güzel kokulu Bir tulum siyah şarap vermişti yanımı. Sak­ lı tanrıça mı. yani Pleiad'ların biri olduğunu ileri sürerler. ama Diomedes'e gönül vermiş olan kızı yiğidi kurtarır. Nausikaa. I. .): Kıyıda oturur buldu (Kalypso) onu. V. Kimi efsaneye göre Kalliope Seiren'lerin. savaştan ve denizden dönenler dönmüştü. Hiç önemi yok. Kallîrhoe. Adı da öyle: Yunanca saklamak. Kalydon. Tethys'in kızı Khysaor'la birleşmesinden iki canavar. kocası olsun diye. Akarnan). 11 vd. dönüşünü özleye öz leye. Tros'la evlenerek Ilos.): Varınca ta uzaklardaki adaya. 55 vd. Hermes Kalypso'ya Odysseus'u yurduna göndermesi gerektiğini söyleyince. Atlas'la Pleione'nin kızı. kimin nesi ol­ duğunu araştırmak aklımızdan bile geçmez. gitti koca mağaraya doğru. Andromakhe gibi H o meros'un yarattığı ölümsüz. kokusu uzaklara yayılıyor. kimi de der ki güneş tanrı Helios'la Perseis'in kızıymış. bakardı iki gözü iki çeşme. Odysseia'nın en sevimli kişilerin­ den Kalypso'yu bir gizem perdesi örter. Başka mythos yazarları. ozan Linos'un ya da Rhesos'un anasıdır (Linos. unutulmaz kadın tiplerinden biridir. Bir efsaneye göre Troya savaşından sonra Diomedes'in gemisi fırtınaya uğrar ve Libya kıyılarına va­ rır. yürüdü. gördüğü manzara şudur (Od. İsteksiz uzanıyordu geceleri mağarada onun yanma. Kalypso öyle kanlı canlı olarak karşımıza çıkar ki. Assarakos ve Ganymedes'i doğurur (Tab. Güzel akışlı anlamına gelen Kallirhoe birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Okeanos'un. Alkmaion'la evlenir ve Akarnan'ı doğurur (Alkmaion. öte yan­ dan da bir nympha olduğunu söyler. (3) Irmak tanrısı Skamandros'un kızı.): kurtulanlar kurtulmuştu. kumsallarda yer bitirirdi kendini gözyaşları. Ölüm uçurumundan bir Odysseus kavuşmamıştı yurduna ve karısına.kaynaklarda epik şiirin denir. tanrıçaların yücesi) unvanını verir. güzel peri. V. çıktı karaya menekşe rengi denizden. eşi Penelope'den sonra en çok seven bu kadına? Tanrıçalıgı da bir tuhaf. 151 vd. oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso yüce tanrıça. o mağarada güzel örgülü Nymphe otururdu.

silahsız gelecekleri şölende onları topluca öldürmek­ tir amaçları. Ardından uğurlu. Thebai'ye saldırıda. Kalypso'nun başkaca da adı geçmez des­ tanda. öteki Kalypso . Kuzey Yunanistan'da Trakya ve Makedonya bölgelerinde hüküm süren Triopas'ın oğlu. tanrılardan çekinmez. Kapaneus. Kassandra. Kybele'nin. Melos'luları büyük bir şölene çağırırlar. Troas bölgesine sığınmış. Kapaneus. Troya savaşında Troyalılardan yana çarpışan Pandaros'un atasıdır (Pandaros). Troyalı kral çiftinin. kurtulamaz onların etkisinden. tatlı bir yel saldı. Meloslular da kendi töre­ lerine göre karılarını da şölene getirmek için izin isterler. ka­ ma saklarlar. Plutarkhos'un anlattığı bu masal bes­ belli ki Yunanlı göçmenlerin Karia yerlilerine yaptıkları mezalimi örtmek için uydurulmuş­ tur. Efsaneler Kassandra'nın bu gücünü çeşitli yorumlarla anlatır. Gele­ ceği görme gücüyle yıkımları önlemeye çalı­ şan. ölüsünün yandığı odun yığınına atar kendini ve onunla birlikte yanar.daha büyük bir tulum dolusu da su. Priamos'la Hekabe Thymbralı Apollon şerefine. 16). yani saklı liman. Malta adasına ise çok eski zamanlarda Fenikelilerin ayak bastığı ve oraya Maleth. Karia şehri Kryassos'lu bir kızmış. Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı (Tab. Kryassos şehrini yerle bir ettikten sonra Yeni Kryassos diye bir şehir kurarlar. şehri ateşe vermek ister. serüvenleri sırasında iki kez • biri Kirke. Karkabos. Kaphene'yle Nymphaios birer tanrı gibi saygı görür. Bu iki ka­ dın tanrıça tipik Ana Tanrıça nitelikleri taşır. dev boylu. tanrılardan uzak. Kaphene. Kassandra'yla ikiz kardeşi Helenos bebekken. Bu genç kızın yürekler acısı bir kaderi. ama Zeus tam Kapaneus'un sura tırmanacağı anda onu yıldırımıyla vurur ve öldürür. bugünkü Sarıköy?). sonra da suçun­ dan arınmak için kral Tros'un yanına. Yerliler bunu kabul eder. tanrının şehir dışında bulunan tapınağında bir şenlik düzenlemişler ve tören sonunda ço- . Kryassos'lular kocalarına saldı­ rınca. de­ nizle çevrili ıssız bir adada oturan ve Olympos'luları hor görmese de. kopmuştu kumanyayı bir meşin torbaya. Anadolu'nun Karia bölgesiyle il­ gili bir efsane. Karkabos. Triopas öyle zalim bir zorbaymış ki. göç­ menlerin karıları elbiselerinin altında kılıç. Malta müzesinde bi­ zim Anadolu kazılarından bol bol çıkan Ana Tanrıça heykelcikleri g i b i geniş kalçalı f i g ü rinler bulunmaktadır. Olympos tanrı dünyasından uzakta. göçmenler silaha davranıp hepsini öl­ dürürler. yani Anadolu'nun Ana Tanrıçası­ nın bir benzeri. Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan Argos'lu önderlerden biri (Amphiaraos. 31) bu soruya cevap ver­ meye çalıştık: Bilginler uzun araştırmalardan sonra Kalypso'nun Ogygie adasının Malta ol­ duğu sonucuna vardılar. Karısı Euadne. Birine göre. Kalypso bu Maleth adının Yunanca çevirisi olsa gerek. Kassandra. bugünün anlayış ve deyimine göre uzağı gören bilinçli bir insanın dramını. ora­ da yerleşmiş. Şimdi bakalım. o da Zelela diye bir şehir kurmuş (Erdek'in güneyinde. başka bir tanrı dü­ zenini simgeleyen kadının egemen olduğu anaerkil bir düzenin tanrıçası olan Kalypso. Ne var ki Kaphene Nymphaios'a işi haber verir. başka adla bir tıpkısı olma­ sın? Odysseus. her türlü yiyecek vermiş bol bol. Kaphene Nymphaios'a gönül verir. Odysseus da sevinç içinde açtı rüzgâra yelkeni. Melos adasından gelen göç­ menler Nymphaios adlı önderlerinin kılavuz­ luğunda gelip Karia'ya yerleşince. trajik bir kişiliği vardır. yaman bir adamdır. Adratos). Oğlu Sthenelos Troya savaşına katılır. Hektor ve Paris'ten sonra. saklı koy adı­ nı verdikleri anlaşılmıştır.kadın eline dü­ şer. onlara baş kaldırmayı göz alan bu saklı tanrıça kim? Odysseia'ya yazdı­ ğımız önsözde (s. Troya kralları ona toprak vermişler. onlardan ayrı bir biçimde yaşayan. en ilgi verici evladıdır. Bunun ilerde daha belirgin biçimde aydınla­ nacağına güvenilebilir (Kirke). Kaphene. Karkabos yurdunu kurtarmak için babası­ nı öldürmek zorunda kalmış. ama Kryasos'lular bu göçmenlerin fazla yayılmasından korkarak onları yok etmek çarelerini düşünürler. ama sözünü geçiremedigi için başına ge­ len belalardan iki misli etkilenip üzülen bilici­ nin dramını simgeler Kassandra.

Perseus). kendini verirse ona bilicilik yetisini armağan edeceğini söyler. Miletos şehrinin kurucusu M i l e tos'un oğlu. Bu eylemle çocukların duyuları arınmış. böy­ lece verdiği armağanın etkisiz kalmasını sağ­ lar: Kassandra geleceği görebilecek. evlenme­ mişti. Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Atreus'un karısı. Laokoon'un da yardımıyla atın içeriye alınmasını önlemeye çalışmıştı. Kaunos. Agamemnon Priamos'un kızına vurulur. Nereus kızları. bağırır. k i m i A i thiopialı olduğunu yazar. Efsanesinin güney Akdeniz kıyılarıyla ilgili olduğu bellidir. orada küçük Aias'ın saldırısına uğradığını anlatan bir efsane de vardır. Agamemnon'la Menelaos'un anası olan Aerope'nin babası (Tab. Kassiepeia kızını bu ejdere kurban el mek zorunda kalmış. Bkz. Kaynak. insanların göremediği. birçok talipleri çıktığı halde.cuklannı tapınakta unutup gitmişler. Katreus. Helenos ise daha çok kuşların uçuşuna ve dış işmarlara bakarak ge­ leceği haber veren bir yorumcudur. haykırır. Agamemnon'a köle olarak verilir sonun­ da. tanrı gücüyle dolarak kehanette bulunan bir sözcü olur. bu yıkımı da. ama hiçbir şeyi önleyemediği gibi. Kassandra. Babası onu Othryoneus adlı bir Anado­ lulu yiğide verecekken. çocuk­ ken bırakıldığı 1 d a dağından dönünce. Kassiepeia. Kassandra böylece Pythia ya da Sibylla gibi tanrı­ yı içine alan. ölümü de önleyemez. İkisi de kâhin olmuştu. şehrin yıkımına yakın. Bunu anla­ yınca Apollon'un bağışladığı bilicilik hünerine lanet okur. ama tanrıdan yetiyi aldık­ tan sonra kendini vermeye yanaşmaz. Kassandra o zamana kadar kız oğlan kz kalmış. ama kimseyi söyledikle­ rinin doğruluğuna inandıramayacaktır. BylılMdogadiy ilişkisi yüzünden Miletos'tan lürul u n ı . ya da Hera'yla boy ölçüşecek olmuş. Tanrı da öfkelenir. bu d e l i kanlının hemen öldürülmesini istemiş. tam canavarın eline ge çecekken yiğit Perseus kızı kurtarmış (Andro meda. Kassandra'nın Agamemnon'un tutsağı ola­ rak Yunanistan'a geliş efsanesi tragedyaya konu olmuş ve Aiskhylos'a en güçlü oyunla­ rından biri olan "Agamemnon"u esinlemiştir. ama bununla bilici kızın asıl çilesi başlar. Apollon tapmağının yanında tanrının saldırısına uğrayınca kendini orda fışkıran bir kaynağın sularına atar. v e gidip Karia'da Kaunos şehrini k u t muş (Byblis). duyamadığı gerçekle­ rin algısına açılmış oluyordu.a q ö t ü - rür. Kassandra asıl bu dramla kendini büsbütün dile getirmek fırsatını bulur: Mykene sarayın­ da Agamemnon'un da. Kassandra kabul eder. Başka bir efsane Kassandra'nın biliciliğini şöyle açıklar: Tanrı Apollon Priamos'un gü­ zel kızına âşık olur. kendinin de başına gelecekleri. Kassiepeia'nın yurdu üstünde mitograflar arasında ayrılık vardır. bu adamın savaşta öl­ mesiyle Kassandra bekâr kalmıştı (Othryoneus). geri gönderilmesi gerekti­ ğini bildirmiş. . tahta at surların önüne dikildiğinde. Troya yağma edilirken Kassandra'nın Athena tapınağına sığındığını. Andromeda'nın anası Kassiepeia güzelliğiyle fazla övünen bir kadınmış. . daha Troya'da kimse farkına varmadan geldiğini o haber vermiş. kızın ağzının içine tükürür. Klytaimestra'nın eliyle öldürüle­ ceklerini açık açık görür. gözlerini. Deniz tanrı bir ejder gön dermiş. Kastor. onu kendine eş edip Mykene'dekl s. Tanrıçalar da Poseidon'dan öçlerini almasını istemişler. Aias Kassandra'yı sarıl­ dığı tanrıça heykelinden çekip uzaklaştırır. Kastalia. k i m i Suriyeli. Her ikisi de talihsizdir. ama günah işlediği için Akha'larca taşlan­ maktan zor kurtarır kendini fAias). bu kadının Troya'nın yıkımı­ na yol açacağını. Priamos Hektor'un ölüsüyle Akhilleus'un barakasından çıktığında. Dioskurlar. ama iki yılan çev­ relerini sarmış. Byblis'in ikiz kardeşi. gördü­ ğünü de haykıracak.. Ertesi sabah almaya geldiklerinde korkunç bir man­ zarayla karşılaşmışlar: Kassandra'yla Helenos beşiklerinde uyuyorlar. dö­ vünür. sonra Yunanistan yolculuğu dönüşünde Helena'yı getirdiği zaman. Delphoili bir genç kızın adı. kulaklarını yalıyor­ du.ınıyın. 15). tanrı Apollon'a adan­ mış ünlü Kastalia pınarı olur. Kassandra Troya tarihinin bütün olaylarını önceden görmüş ve söylemiştir: Paris.

or­ manlarda yaşayan bu at adamlar çig et yer. tanrı öfkesinden Afrika'yı sular altında bırakmış. yan hayvan bedenli yaratıklardır.Kaunos şehrinin yıkıntıları bugün Köyceğiz Dalyanının önünde göz alabildiğine bir sazlı­ ğın dibindedir. Atina'ya Poseidon ve Athena talip olmuşlar ve armağanlar yarışmasına girmiş­ ler. Kentauros (ya da Kentaur'ların hepsi) Hera'nm bir görüntüsünü aşan Iksion'dan dogmadır (İksion). Kentauroi (Kentaur'lar). Kephalos'un kaynağı üstüne an­ latılan efsaneler birbirini pek tutmamaktadır: Kimine göre Deukalion'un soyundandır. Sonunda Lapith'ler savaşı kazanır ve at adamları bölge­ den kovarlar. Herakles şarap istemiş. Pholos ise Silenos'la bir orman perisinin birleşmelerinden doğmuştur (Kheiron^ Pholos). Kronos'Ia Philyra'nın. altı yılan biçimindeymiş. Yalnız iki at adamın kaynağı başkadır: Kheiron. Kekrops'un krallığı sırasında tanrılar yeryü­ zündeki şehirleri aralarında paylaşmaya kal­ kışmışlar. Kephalos. konuksever. Kentaur'lar üstüne çok revaç bulmuş. Kekrops. at adam yigide pişmiş etler ikram etmiş. ama hepsinin malı olduğu için bunu açmaya cesaret edemedigini söylemiş. Derken şarap ko­ kuşuna gelen at adamlar kocaman taşlar ve çam ağaçlarıyla Herakles'e saldırmışlar. Nessos.. özel­ likle birçok ünlü kabartmalara konu olmuş bir efsane de Kentaur'Iarla Lapith'ler arasındaki savaştır. Kentaur'lar Herakles efsanesinde rol oy170 nar: Herakles. Deianeira'yı kaçırmak isteyen. kendisi de çiğ! et yiyecekken. ölmek istemiş. kuyrukları vardır. Ama Kephalos tanrıçanın ya­ nında uzun zaman kalmaz. He rakles bu yarayı iyi etmeye çalışmış. Attika'nın ilk kralı sayılır. insansever. Merkezi Atina olan Attika bölge­ sinin efsanelik kralı (Tab. karınlarından arkası at biçiminde­ dir. bilgili ve yarar­ lıdırlar. orada sevişirler ve tanrıça Phaethon'u doğurur (Eos). ölümsüz olan Kheiron o kadar acı çe­ kiyormuş ki. ölüleri gömmesini. . P h o los Dionysos'un Kentaur'lara armağan ettiğii bir testi şarabı bulunduğunu. Kekrops'un gövdesi onun topraktan doğ­ muş olduğunu şöyle belli edermiş: üstü insan. başara­ mamış. Kekrops. Herakles. Deianeira. Doğrudan doğ­ ruya topraktan fışkırmış olduğu söylenen Kekrops. Parthenon tapınağının büyük hey­ keltıraş Phidias'ın elinden çıkma metop kabartmalan işte bu savaşı canlandırır. bir za­ manlar "Akte" (kıyı) diye anılan bölgeye onun adına Kekropeia denmiş. En ünlü efsanesi Şafak tanrıça Eos tarafın­ dan kaçırılmasıdır. Demeter efsanesinde rol oynayan efsanelik Eleusis kralı (Demeter). Lapith'ler Thessalia'da oturan bir boydur. Kheiron ölümsüzlüğü ona vere­ rek ölmüş. Bun­ ların önderi Peirithoos Hippodameia ile evle­ necekken. düğününe Kentaur'ları da çağırır. sonra da ona Herakles'in ölümüne sebep olacak iksiri veren at adam Nessos için bkz. ya­ ni at adamlar yarı insan. Dağlarda. Lapith'lerle Kentaur'lar arasın­ da korkunç bir boğuşma başlar. Eos onu Suriye'ye götü­ rür. kimi zaman da ön bacakları in­ san gibidir. Önden bakınca başları. Kekrops barışsever. 24). Yeleleri. gi­ derek yazı yazmasını da o öğretmiş yurttaşla­ rına (Athena). Keleos. yiğidin ısrarı üzerine getir­ miş ve içmeye başlamışlar. ki­ mine göre Hermes'le Herse'nin yahut da Ati­ na kralı Pandion'un oğludur. çokluk yabanıl ve azgındır. şarap içmeye alışık olmayan bu at adamlar düğün şöleninde sarhoş olup gelini kaçırma­ ya kalkışırlar.Şehir kurmasını. yargıç olarak aldıkları Kekrops da Poseidon'un akropol'ün üstünde yarattığı tuz gölü­ nü begenmeyip zeytin ağacını diken Athena'ya ödül verince. Bu ikisi öbürlerine benze­ mez. Prometheus bu işe razı olunca. uygar bir kral olarak anılır. Erymanthos yaban domuzum! avlarken Pholos'a konuk olmuş. Yiğit hepsinin hakkından gelmiş ve onları kovalar­ ken Kheiron'u da bir okuyla yaralamış. Kentaur'lar. ölümsüzlüğünü yüklenecek birini aramış. ondan ayrılıp Attika'ya gelir ve Prokris'le evlenir. Efsaneye göre. Aglauros'la evlenmiş ve Erysikhton (Erysikhton) diye bir oğlu ve Erikhtonios efsanesinde rol oynayan üç kızı olmuş (Aglauros). göğüsle­ ri ve kollan.

ortasından tuttu. hedefini şaşmaz bir okla Prokris'i vurur. Tıpkı Hesiodos gibi Homeros da ölümü simgeleyen tanrıçaları insanın kader ipliğini büküp günün birinde kesen Moira'lar (Moira. sırtında bir elbise vardı. bir kefeye Akha'larm kara ölümünü. ölümü simgeleyen tanrıça . Ölüm kimini yakalıyordu yeni yaralanmış. 2 1 1 vd. is­ ter çoğul olarak bir insanın. ölüm anlamına gelen bir cins ismidir. Kepheus. o sırada Kephalos kendini tanıtır. kara. Kephalos arkadaşı Amphitryon'un yanına sığınır ve onun sefer­ lerine. ölmeden hatasını kabul eder.): Gece üç ölüm tanrısı yarattı: Korkunç Moros. birinden biri­ ni seçmek zorundadır. şöyle tanımlanır (Theog. Kassiepeia'nın kocası. kaldırdı teraziyi. Argonaut'lar seferine katılır ve Herakles efsanesinde rol oynar.için kullanılır ( İ l . Ama iş bununla bitmez: Bir gün Prokris kocasından şüphe edecek olur: Avlanırken bir Nympha'yı çağır­ dığı haberini kocasının uşağından alınca. bir kefeye Troya'lılarm kara ölümünü kodu. . yani ecelin tartılması olayı asıl Hektor'la Akhilleus söz konusu olunca. dramatik bir nitelik kazanır ( f i . X X I I . biri Akhilleus'unkiydi. Öldük­ ten sonra yıldızlar arasına katılır (Andromeda). sonunda barışırlar.): Gökyüzünün tam ortasına gelince gün bir altın terazi kurdu baba tanrı. Ker. 338): . "kara ölümden tik­ sinir" gibi deyimlerde kullanılır. Ne var ki. 70 vd. Andromeda'nın babası. beresiz yakalıyordu. Ker.. kanacak gibi olur..ya da tanrıçalar . Kephalos ardına düşer. özellikle İlyada'da Ker. yani ölüm tanrıçalarından çoğul olarak dem vuru­ lur ve bunlar kader tanrıçaları Moira'larla bir tutulur. Başka yerde Ker bir değil. Parça) gibi görür ve Ker'i. birçoktur (İl. evden gidiyormuş gibi yapıp baş­ ka kılıkta karısının yanına sokulur ve onu par­ lak armağanlarla elde etmeye çalışır. suçlu görülüp sürülür. Ölüriı yazgısı. (2) Aithiopia kralı Belos'un oğlu. Lat. savaşlarına katılır (Amphtryon). Keres. biri at sürücüsü Hektor'unki. X V I I I . bu kavramın üç anlamda kullanıldığı göze çarpmaktadır. Boğuşma ve uğursuz Ölüm de vardı. birkaç dize ötede. Kepheus yönetimi kızı Sterope'ye bı­ rakarak Herakles'le birlikte Lakedaimon'a karşı savaşa girişir. Keres kavramı sık sık karşımıza çıkmakta. kimini yarasız. ecel anlamına gelen bu Ker iki düşmanı simgeleyen birer tanrıça gibi de çıkar karşımıza. 209 vd. Bir altın terazi kurdu baba tanrı acıklı ölümün iki tanrıçasını kodu kefelere.. ama gü­ nün birinde Kephalos karısını denemek heve­ sine kapılır. Ama Kepheus ve oğulları savaşta ölürler. XI. 5 3 5 vd. diri.): Aralarında Kavga. ya da bütün bir ulusun alın yazısı diye canlandırır: Akhilleus iki ayrı kaderle karşı karşıyadır.KfcK Prokris'le evliliği de hadiseli geçer. Prokris öfkesinden dağa kaçar.. Prokris uzun zaman dayandıktan sonra. Akhalarla Troyalılar arasın­ daki savaşın en kızgın bir anındayız ( İ l .. Burada Ker. erlerin kanıyla kızıla boyalı. Thanatos tanrının dişisidir. O sırada Sterope Gorgo'nun kafasından kesilmiş bir kılla düşmanı püskürtmek gücünü elde eder. uğursuz ve belalı gibi sıfatlarla nitelenir ve "getirdi aklına ölümü". Prokris can çekiş­ mektedir. kara Ker ve Thanatos'u Uyku'yu ve sürü sürü Düş'leri. Homeros destanlarında. Gittiler kara Ölüm tanrıçalarının peşi sıra. (1) Arkadya kralı. giz­ lice onu izlemeye koyulur. Kimseyle yatmadan kendi başına yarattı onları karanlık Gece.. ister tekil. Kimi yerde has isim olup. Kephalos çalılıklar arasında çatırtılar duyunca. bir sürü ölüyü de çekiyordu kargaşalıkta ayaklarından. Kephalos Areopagos mahkemesinde yargılanır. Ker-Keres. Kısa ömürlü olup bü­ yük bir ün kazanmayı seçer.): . Hesiodos'un Theogonia'sında Ker bir ölüm tanrıçasıdır. Kephalos'la Prokrls çok sevişmektedirler. V I I I .

yani eceline kavuşacaktır. Khaos sözcüğü Yunanca açık. Yunanca büyük deniz yaratıkları için kullanılan (ketos balina demek) Keto. Kerberos ölüler ülkesinin bekçisidir. demişti. Keroessa. Herakles'in on ikinci işi sayılan bu başarısı efsanede eşsizdir (Herakles).. Yunan mitograflarının hepsine gö­ re. sağlam tabanı bütün ölümsüzlerin. ' Khaos. Byzas kral olduktan sonra Keroessa'nın başka bir oğlu kardeşine ve Bi­ zanslılara karşı savaş açmış (Byzas). Gorgo). yani Toprağın Denizle birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. Khaos'tan boşluk. Homeros ve Hesiodos'tan sonraki klasik çağda Ker'ler kendilerine özgü kişiliği yitirip Moira'larla karışır. sürekli. Anadolu'da adını taşıyan bütün bölgeler (Kerme körfezinde Keramos . Bu korkunç hali ve H a des'in giriş kapısında zincirlerle bağlı olduğu yerden havlamalarıyla ölü ruhları dehşete dü­ şürür. ya da yüz kafalı . Aynı anadan ve babadan olan kardeşi Phorkys'le birleşe­ rek önce Graia'ları ve Gorgo'ları doğurur (Graia. baş­ ka birkaç canavarla birlikte Typhon'la Ekhidna'dan dogmadır (Tab. ve yo! yol toprağın dibindeki karanlık Tartaros'la.bugün Ören . H e siodos Theogonia'nın başında şöyle anlatır Khaos'u (Theog. aklınca bu onun bana yüklediği en güç işti. Hektor her eylemiyle yavaş ya­ vaş Ker'ine. Atina'nın Kerameikos mahallesi­ ne adını veren efsanelik kişi. fiermeias'la gök gözlü Atbene bana kılavuzluk etmişti. hiçbir tanrının Zeus'un bile elinden bir şey gelmez.): Khaos'tu hepsinden önce var olan sonra geniş göğüslü Gaia. kefe düştü. Burada Apollon tanrı Hektor'u korumaktan vazgeçmek zo­ runda kalır. Kerberos'u yalnız Orpheus büyüleyip yumuşatabilmiştir (Orpheus). Bizans'ın kurucusu Byzas'ın ana­ sı olan Keroessa. 6) der Hesiodos (Theog. onları böylece Harpya'lara benzetir.. XI. 116 vd. yuvarlandı Hades'e dek. onlar ki tepelerinde otururlar karlı Olympos'un. elli başlı. Hades'in köpeği Kerberos.İM K A M U S ağır bastı Hektor'un kara günü. sırtında kara yılanlar dikilir. görevi dirilerin içeriye . "altın boynuz" diye anılan Halic'i geçtik­ ten sonra. dünya var olmadan önce khaos vardı.şeh­ ri ve körfezin kendisi) seramik sanatının mer­ kezleridir. G a ia'nın. Nitekim Kerameikos mahallesi gibi. varlığa kavuşmamış öğelerin karışımı anlaşıldığı aşağıdaki tanımlardan bellidir. Dionysos'la Ariadne'nin oğlu sayılan Keramos. girmesini ve bir girenin bir daha dışarıya çık­ masını önlemektir. vermez. o tunç sesli. Hesiodos'a göre. Adı. Kerberos köpeğini al getir. Kcto. Kerberos. ama Herakles'in ruhu ona şöyle anlatır (Od. kirleten bir çeşit kötü ka­ der diye söz eder. Halk geleneğinde Ker'lerin ölülerin ruhlarıyla bir tutulduğu. VI. adından da anlaşıldığı gibi. boş olmak an­ lamına gelen "khainein" fiilinden türeme olsa gerek. ama ben köpeği alıp çıkarıverdim Hades'ten dışarı. daha biçime girme­ miş. 6). İo.kimi anlatımda elli. Ecel gelip çatınca. kimi zaman Erinys'lerden güzel şeyleri bozan. İo ile Zeus'un kızı sayılır. bir de yılan meydana getirir. oracıkta bir kız çocuk doğurmuş ve çocuğa boynuzla ilgili (keras boynuz de­ mek) bir isim verilmiş. sonra. Ana Toprak. 417 vd. yırtıcı köpeğini. Kerberos çokluk üç başlı . Pontos.): Bir ara buraya göndermişti beni o (yani Eurystheus). bunların kötülüğün­ den korunmak için onlara Anthesteria bay­ ramlarında kurbanlar kesildiği görülür. Keramos.): Ekhidna Adı dile Hades'in o aman bir azgın canavar daha doğurmuş: alınmaz Kerberos'u. Kuyruğu kocaman bir yılandır. Odysseus ölüler ülkesine gittiğinde onunla doğrudan doğruya karşılaşmaz.). çömlekçilik sanatının kurucu­ sudur. 310 vd. 623 vd.bir köpek olarak göste­ rilir. Vergilius'un "Aeneis" destanında Aeneas'ı yeraltına götüren Sibylla Kerberos kö­ peğine uyuşturucu bir besi atar da öyle gire­ bilirler içeriye (Aen. Bu Nympha'nın yetiş­ tirdiği Keroessa tanrı Poseidon'la sevişerek Byzas'ı doğurmuş.

Üç Güzeller yıkadılar orada onu ve ovdular ölümsüz tanrıların bedenini parlatan yağlarla. Athena'nm yanı başında görü­ nürler. XIV. güzelliği görenleri büyüleyen uyum tanrıçayla. Eyuboglu): Anlatmak istiyorum değişen nesnelerin yeni biçimler alışım. yani Uy­ ku tanrıya istediğini yapması için bir Kharit tanrıça vermeye ant içer (İl. gözlere şenlik.ı geçirtir kendini. (Met. karmakarışıkmış içinde nesnelerin türlü türlü öğeleri. nitekim adları da parlaklık. 362vd. güzelim rubalar giydirdiler. İ. ışıltı. çev. Bu inanç destanda da. Herakles onu küregiyle döver. işte oraya. biçimsiz. insanda ve tanrıda yaratıcı­ lık doğuran tanrıçalardır. zorl. "Değişimler" adlı eseri şöyle başlar. i l makla tam anlamıyla öldüren bir cin olduğu görülür. Euphrosyne ve sevimli Thalia. Kharon Herakles efsanesinde rol oynar: Sandalcı. .. Bundan sonra da öğelerin bir bir ayrılma­ sıyla bir kosmogonia taslağı yapar Ovidius. I. Kharit'ler her çeşit sanat işini esin­ leyen ve koruyan. karadan bütün bunları kuşatan gökyüzü var olmadan. Etrüsk mezarlarında sık sık rastlanan simgesi. Kharites (Kharit'lcr). Para almazsa. Polyneikes). Z. onun içindir ki. güzellik anlamına gelen "kharis" sözcüğüyle ilgilidir. üç kızı oldu ondan. Kharon ruhları kovar. Kharit'ler göze hoş olanı simgeleyen tanrıçalardır. Harmonia'nın elbi­ sesinin nakışlarını onlar yapmıştır (Kadmos. Bu Kharit'in adı Pasithea'dır. Aene as Kharon'a Sibylla'nın kendisine verdiği ve Proserpina'ya adanmış bir altın dalı sunmak­ la katı yürekli sandalcıyı yumuşatmak yolunu bulur. tek görünümlüymüş evren içinde doğa. Paphos'a kutsal bir koru tüten sunaklar vardı ya. oğlu Akhilleus'a yeni silah­ lar yaptırmak için Hephaistos'un işliğine gitti­ ğinde. Aphrodite'yle Eros'un ve kimi zaman da Dionysos'un alayına katılırlar. taş çatlasa yumuşa mazdı. Hera da İda dağında Zeus'u uyutmayı aklına koyunca. Himeros'la bir­ likte onun ardına koyuldukları gibi unu süsle mcde hep görev başında gösteriliri*] ( O d Vlll. Hele toprağa gömülmeyen ruhların Hades bataklığını geçmeleri olanaksızdı. M u sa'larla birlikte Olympos'ta otururlar.. Gülümser Aphrodite de Kıbrıs'a gitti. tanrının Kharis diye karısıyla karşılaşır ( İ l . Kharon abus çeh reli. düzensiz ağır bir yığın.. bu ki sinin ölmekte olan insanı yeraltı ülkesine . Ölü ruhlarına ırmağı geçirtmek İ ç i n para alır. Gece'dense Esir ve Günışığı doğdu.)ı . Tannça Thetis. onun içindir ki ölülerin ağzın. yiğidi öte tarafa geçirmek isteme­ yince.): Okeanos kızı Eurynome'yle evlendi Zeus. Üç Güzeller: Aglaie. Yeraltı ülkesinde ölülere Akheron ırmağını geçiren sandalcı. bu korkunç çi­ leden sonra kaderlerinin ne olacağı konusun­ da bir karara varıldığı söylenirdi. Yunan efsanesinde pek belirli bir rol oyna­ mayan Kharon'un Roma'da Etrüsk etkisiyle önemli ve belirgin bir kişilik kazandığı.) bil obolos (metelik) konurdu. Kharon. Kharon bu işe razı olduğu için bir yıl boyunca Hades'ten sürülür. insanların da yüre­ ğine neşe ve sevinç serpen tanrıçalardır. Gömülemeyen ruhların yüz yıl havalarda serseri dolaştıkları. Kharit'ler tanrıların da. ezgi söylerler. tragedyada da dramatik bazı ki­ şilerin ele alınmasına yol açmıştır (Elpenor.Khaos'tan Erebos ve kara gece doğdu. Apollon'un alayına katılarak hora teperler. khaos deniyordu ona. Harmoniaj. yardım edin bana başladığım işte ey tanrılar! Ulaştırın bu türkümü doğanın başlangıcından Günümüze değin. Yunan mythos'un u n Üç Güzeli'ni şöyle tanımlar Hesiodos (Theog. Aphrodite doğar doğmaz. 907 vd. X V I I I . ölülerin tek amacı topra{Ja kavuşmaktır. Hypnos. Kharit'ler. Erebos'la sevişip birleşmesinden. kaba ve pinti bir ihtiyar olarak can landırılır. denizden. Sizin işiniz bun/ar. Khaos'u ayrıntılarıyla anlatan bir başka şair de Ovidius'tur. 1 vd. 382). sert. kımıldamaz. 267).

Samsatlı (Malatya bölgesinde) Lukianos'un "Öbür Dünyada Konuşmalar"dır. Sarsılır gümbürtüyle çevresinde kayalar. yani "el"den gelir. Böylece korkunç tehlikeyi atlatır. deniz tanrıçası Thetis'le evlenme­ suları yuttuğu stra varayım deme oraya sini salık vermiş. Efsaneye göre. nite­ kim Batı dillerinde "Kharybdis'ten Skylla'ya düşmek" diye bir söz vardır. Odysseia destanından önce Kharybdis'in adı Herakles efsanesiyle ilgili olarak geçer: Kharybdis. Odysseus bütün arkadaşlarını yitirdikten sonra. XII. en ünlüsü. Bir daha yutunca acı sularını denizin.)-. Böylece girdik dar boğaza içimizi çeke çeke. yolda karşı­ laşacağı bütün güçlükleri kendisine bir bir sa­ yar. Sicilya'yı İtal­ ya'dan ayıran Messina Boğazında Kharybdis'le Skylla diye iki canavar vardır. destekler: Akastos'un Üç kez kusar günde ve çeker içine sömürür sarayında başına gelen serüvenden kurtarmış üç kez. daha alçak öbür kapa (yani Kharybdis). XI!. Homeros'un akıllara durgunluk verecek bir dakiklik ve canlılıkla anlattığı Kharybdis belki Messina boğazında bulunan zamanla efsane­ leşmiş bir akıntı ve anafordur. Skylla'ya altı arkada- . olan Kheiron doğadan aldığı derslerle en bü­ çok yakınlar birbirine bu kayalar. Peleus oğlu Akhilleus'u Kheiron'a Odysseus Kharybdis'in önünden geçip büs­ emanet eder (Akhilleus). kurtaramaz. bu kez sözü geçen incir ağacına tırmanır.Kharon'un asıl rol oynadığı bir yapıt.): şını kurban vermeyi yeg görür. İason. yük yiğitleri yetiştirmiştir. Gaia ile Poseidon'un birleşmesin­ den dogma ölümlü bir yaratıkmış. Herakles Geryoneus'tan çaldığı sürülerle önünden geçerken Kharybdis hayvanlara saldırmış ve hepsini yemiş. Kharybdis'in üs­ tüne yıldırımını salarak onu denizin dibine at­ mış. kendini bırakıp tam üstüne düşer. vurursun birinden öbürüne bir okla. giderek tanrı Apollon bile ondan ders almış­ bîr incir ağacı var üstünde. Skylla'yi anlattıktan sonra (Skylla). yeri sarsan tanrı bile seni yıkımdan şaşmaz bir kargı armağan etmiştir (Peleus. Kharybdis. sulan ağacın altından.ve aralarında filozoflar . Ama Kheiron'un en ünlü öğrencisi kocaman. sonra doruklardan aşağı yuvarlanır bu köpükler. 234 vd. üstüne oturur ve Kharybdis'in önünden bir daha geçer. Bir doğa adamı Göreceksin. Adı "Kheir". kustuğu zaman da kaynayıp gümbürder koca engin ateşin üstünde dopdolu bir kazan gibi köpükler yükselir iki kayanın doruklarına kadar. Kharybdis'i şöyle tanımlar (Od. Thetis). Skylla bir yanımızda. onu her fırsatta korur. ellerini kürek gibi kullanarak oradan uzaklaşır. yağmurdan ka­ çarken doluya tutulmak anlamına gelir. Akhilleus'tur (Akhilleus). anaforun salını yutup yeniden su yüzüne çıkmasını bek­ ler. Kharybdis bundan böyle bir deniz cana­ varı olmuş. Asklepios. Büyücü Kirke Odysseus'la arkadaşlarını adasından yola çıkardığı zaman. ne yese doymazmış. 101 vd. Akhiltanrısal Kharybdis sömürür. Kheiron öjjrenı İ 8 İ bütün yok olmaktansa. gerçek­ ten de eli her şeye yatkındır. Odysseus. Sal birkaç saat sonra meydana çıkınca. Hermes'in kıla­ vuzluğunda yeraltına inen birçok ölüler . ölümden sonra her türlü varlığın boş olduğu sonucuna varırlar. en bilgi­ nidir. yutar kara leus'un babası Peleus'la özel bir ilişkisi vardır. Ve geçidi şöy­ le anlatır (Od. (Akastos). batan gemisinin yelken direğini omur­ gaya bir kayışla bağlayarak. yaprak dolu. Odysseus'un serüvenlerinde çok önemli bir rol oyna­ yan bu canavarların ünü atasözlerine ve de­ yimlere geçecek kadar yaygın olmuştur. Buna öfkelenen Zeus. Kheiron. Çok oburmuş.Kharon'la ve kendi ken­ dileriyle konuşurlar. dipteki masmavi kumlar fırlar dışarı. tanrısal Khraybdis bir yanımızda. Atlatılması gereken en büyük bela Skylla ile Kharybdis kayalarının arasından geçmek­ tir. Thetis kocasını bırakıp denize d ö ­ nünce. Ne korkunçtur bu canavar yutarken denizin acı sularını. düğünde Peleus'a hedefini sakın. Kheiron'un. lardır. Kronos'la Philyra'nın oğlu Kheîron at adamların en iyisi. dibi görünür anaforların içinde.

Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemici lere kılavuz olurmuş. Altın. Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kenti­ nin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseisi tutsak olarak almış.): Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna. değerli silahlar almakla kalmazlar. Siderus limanı ve burnu. Yarasının iyileşme­ yeceğini anlayan Kheiron da ölümsüzlüğü Prometheus'la değişerek ölmeyi yeğ görmüş (Kentauroi). müzik. korkunç ve büyük. ahlak ve hekimlik dersleri de verir. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. Gorgo'lardan Medusa'nın oğlu sayılır (Tab. Khimaira'mn bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. Khryscis. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını Khrysaor. hızlı ve güçlü. Yığın yığın mallar. sürü sürü'tutsaklar ortaya konup Akha yiğitleri arasında bölüşülür. bir yerine. En büyük pay her zaman krallar kralı Agamemnon'a gider. Akhilleus başta olmak üzere. Tesalya'nın Pelion dağı eteklerindeki mağarada hocası Kheiron'la geçirdiği eğitim yıllarına borçlu­ dur. Khimaira. Ne var ki tanrı oğlu olduğundan ölümsüzmüş. Khrysaor. Biri deniz kıyısında doğduğu için. İkisi de yeraltı yaratıktan olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khimaira diye bir canavar doğar. canavarın ağızlarından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış. yağ­ ma ettikleri şehirlerden seçkin kızlar. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. Onu baraka­ sında karisi gibi kullanır. Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur: "Dionysias adası. bunun üstünde. Hele ikisi.): Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. tunç. ejderha kafası Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'mn koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki. saldırgan Akhalar çapulculuk seferlerine girişerek talan etmeye uğraşırlar zengin Anadolu şehirlerini. kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koy­ muş. Helene'nin kaçırılmasından çok sonraki olayları canlandıran İlyada'da Helene'den de daha büyük bir yer tutarlar: Bunlar Khryseis'le Briseis'tir. Herakles kendisine saldıran at adamları püskürtünce oklarından biri Kheiron'un etine saplanmış. Bellerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pegasos atma binmekle kalmamış. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre. Akhilleus'un üstün yeteneklerini. Kherion'un ölümü Herakles'in elinden olur. hiçbir zaman sönmemekte­ dir". Bu sırada. Neden? Akhalar Troya'yı kuşattıktan sonra yıllarca bekler­ ler güçlü kentin surları önünde: Troya düş­ mez de düşmez. Plinius'a göre. deniz perisi Philyra'yla birleş­ mek için bir at biçimine girmiş derlerdi. Bu savaşta kadınlar önemli bir rol oynar. Okeanos kızı Kallirhoe ile evlenir ve Geryoneus'u üretir. ne var ki yeri üstünde bir uygunluk yoktur anlattıklarında. getirmiştir. 318 vd. "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır.ni dillere destan olacak biçimde yetiştirir: Ona avlanmayı ve savaşmayı öğrettiği gibi. 280 vd. Kallirhoe'den Ekhkl na da doğar (Ekhidna). Doğumunu şöyle anlatır Hesiodos (Theog. giderek sever. de­ mir. Kronos. Destan bir korku sahnesiyle açılır: Akha or­ dusu salgından kırılmaktadır. Khrysaor. 6). Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır. öteki keçi. Troya savaşı bir kadın yüzünden çıkmıştır. öteki yılan. İlkçağ yazarları da Khimalra ateşini bilir. söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yi. ni . kadınlar da kaçırırlar. üç kafalı Khimaira'yi: Biri azgın bakışlı aslan kafası. kor­ kunç ejderha da böylece can vermiş. Burada ilkçağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuştu­ rulup hiç durmadan yanar. Kheiron'un da at adam olarak dogması ondanmış. Homeros aşağı yukarı Hesiodos gibi tanım­ ladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar (Bellerophontes).

): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar vardık sınırlarına deri nakışlı Okeanos'un. burada belki batı A v rupa'da maden işleten ve Akdeniz'den gelme kervanlara bakırla tunç satan uluslar söz ko­ nusudur. bulamayınca K i l i k y a bölgesine yer­ leşir ve buraya adını verir. Öylece seri/i durur bir uğursuz gece bu zavallı ölümlülerin üstünde. yoksa gi­ derayak bolca mal edinmek için mi? Bu serü­ venini anlatan Odysseus nedenini söylemez. yalvarır. Başka efsanelerde Kimmer'lerin yeraltında galeriler­ de oturdukları anlatılır. Savaş. Kendi ve .) (Apollon). onları bizim dünya haritamıza yerleştirmek için Homeros'un dünya haritasını göz önüne getirmeli. Odysseus ölüler ülkesine Kimmer'lerin ora­ dan iner ve burayı şöyle tanımlar (Od. VII. Kar­ deşleriyle birlikte kaçırılan Europe'yi arama­ ya gider. Kıbrıs kralı Kinyras'ın adı İlyada'da geçer: Troya savaşına katılması için Agamemnon ona Odysseus'la birlikte Talthybios'u göndermiş. ama Akhaları aldatmış: Bir gerçek gemi donatmış. 176 ne de gökten toprağa döndüğü vakit. Bir efsaneye göre Kiliks. ama onlar şarap içip.) Odysseia'ya göre dünya . 38-61). Orayı Akhalar bir iyice talan ederler. bu diski Okeanos ır­ mağı çepeçevre sarar. Kikon'lar. bir gümüş tas. on iki sağrak dolusu da ismaros şarabı alır. Thasos ve Poiniks'in kardeşi (Tab. Kimmer'lerin nerede oturduğu. 14 vd. Kinyras Kıbrıs adasının yerlisi değildir: Suri­ ye'nin Byblos kentinden gelmedir. IX. Agenor'un oğlu. parlak güneş onları ışınlarıyla göremez hiçbir vakit. Bir tasına yirmi tas su katılıp içilen bu bal gibi şarapla ileride Kyklops Polyphemos'u sarhoş edecektir Odysseus. Europe'nin Zeus'tan olan oğlu Sarpedon'la birlikte komşu Lykia'ya saldırır.oraya doğu denir -. Kimmer'ler de Okeanos'un ötesinde kuzeybatıya rastlayan bir bölgede düşünülmelidir. Odysseus'un dönüş yolculuğunda. Bunun üzeri­ ne rahip Apollon tanrıya yakarır ve tanrı Khryses'in öcünü alır (İl. gene de ucuz kurtulurlar: Altı ölü verip kaçar­ lar (Od. 10).kâhlı karısı Klytaimestra'dan üstün tutar onu. hepsini denize in­ dirmiş. Bu işleri yaptıktan sonra arkadaşlarının çabuk gemilere dönmelerini buyurur. yemek ye­ mekle oyalandıklarından dağlardan inen atlı Kikon'ların saldırısına uğrarlar. Neden? Kikon'lar Troyalıların savaş ortağı olduklarından mı. Odysseia'nın önsözünde belirtildiği gibi (s. yakarır. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. Kiliks. Kinyras da elli gemi yolla­ maya söz vermiş. Kinyras. yalnız bir gemi varabilmiş Aulis'e. Akha önderleri kızı geri vermek ister­ ler. dövüş.ki o zaman tanı­ nan dünya yalnız Akdeniz dünyasıydı . XI. Roma dünyasında ise ölüler ülkesine girişin güney İtalya şehri Cumae'den olduğu sanılırdı. Kelt ya da İskit boylarının ata­ ları oldukları ileri sürülür.buraya batı denir -. güneş gör­ meyen bu ülkeyi batıya mı. 43 vd. Güneş görmediği için karanlık sayılan bu ülkenin ka­ ranlığın ta kendisi olan ölüler ülkesiyle ilgili görülmesi doğaldır. Ö.ilk uğrağı Kikon'lar adlı bir boyun oturdu­ ğu İsmaros kentidir. kırk dokuz tane de topraktan tekne yaptırıp. kırk dokuzu batmış. Kimmer'ler Odysseia'da adı geçen efsanelik bir ulustur. zafer kazanır ve Sarpedon'a bu bölgenin krallığını verir (Sarpedon). Homeros'tan sonraki efsane ve görüşlerde Kimmer'lerin.yuvar­ lak bir disk biçimindedir. Kimmer'ler diye bir ulusun varlığı ilkin Homeros'un Odysseia'sında geçtiğine göre. Kadmos. Ne var ki günün birinde Khryses zengin kur­ tulmalıklarla kızını geri almaya gelir. kuzeye mi yerleş­ tirmek gerektiği mythos yazarları arasında tartışma konusu olmuştur. Ama böylece Kinyras sö­ zünü tuttu sayılmış. yalnız Agamemnon karşı koyar bu isteğe ve Khryses'i sert sözlerle kovar. oradadır Kimmer'lerin ülkesi ve kenti. Europe. gene ırmağın karşı tarafında doğar . Bu Trakya şehri bugün­ kü Dedeagaç olsa gerek. 22 vd. I. Güneş bu ırmakta ba­ tar . Bu görüşü Vergilius'un "Aeneis" destanında buluruz. yüzyıl) Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırıp Phrygia başkenti Gordion'ü yıktıkları bilinir. ama oradan yedi külçe altın. Tarihsel çağlarda (İ. Kimmerioi (Kimmer'ler).

Bu aşktan Adonis doğar (Adonis). Kirke de tıpkı Kalypso gibi onu kendine koca etmek hevesiyle yanıp tulu. sarı bal ve arpa unu ezdi Pramno.agını görür uzakta. Tanrı­ ça Aphrodite'nin öfkesini üzerlerine çeken bu kızlar birer yosma olmuşlar: Kıbrıs'a ge­ len. Kirke. Kirke Odysseus'un gücü karşısın de şaşakalır. Fenike'den gelme "kinnor" adlı bir sazla (Kinyras adı oradan türemeymiş) tanrı Apollon'la yarışmaya girmiş ve Marsyas gibi tanrı­ nın gazabına uğramış. X. orada Kirke otururdu. Ef­ sanenin başka bir dalında Kinyras tanrıça Aphrodite'nin saydığı ve sevdiği bir kral ola­ rak gösterilir. 210 vd. iskemlelere oturttu. oysa tanrıça onları içeri alır. efsanenin bu konuda bu kadarcık yanıl­ ması doğaldır.oğlu Adonis'le ilgili efsanelerin Fenike kay­ naklı oluşundan da bu çıkmaktadır. Başlarında Eurylokhos vardır (Od. Kolkhis kralı Aietes'in ve Giritli Minos'un karısı Pasiphae'nin kız kardeşidir (Tab. maktadır. Odysseus böylece Kir ke'nin konağında bir yıl kalır. güzel belikli. yoldaşlarım da insan kılığına sokar.. Odysseus arkadaşlanna besi sağlamak için ava gider. tunç işlemeciliğini kuran ve adaya ilkçağdaki zenginliğini kazandıran kral olarak geçinir. güzelliğine. içine tanrının onun için kopardığı "malü" di­ ye sihirli bir bitkiyi atacak ve kılıcıyla saldırıp tanrıçayı alt edecek. kılları vegövdeleriyle. bir burundur. kendisine ve arkadaşları na bir kötülük yapmayacağına ant içirecektir. giden yabancılara verirlermiş kendilerini. Sonunda da Mısır'a göçmüşler. usta bir bilici ve müzikçi olarak adaya sanatları ve uygarlığı da getir­ miş. Verdi onlara bu içkiyi. Efsaneler Kirke'nin Aiaie adasında oturduğunu belirtirler. Kıb­ rıs kralı Pygmalion'un kızını almış ve Adonis'ten başka bir oğluyla üç kızı olmuş. şarabimi ı. sızlar halde onları kapadı oraya. Kinyras Kıbrıs'a gelince Paphos kentini kurmuş. onun kızı Myrrha'ya (ya da Smyrna) olan dogadışı aşkıdır. Korka korka birkaç arkadaşını gönderir oraya. sağrağa korkunç ilaçlar karıştırdı büsbütün unutsunlar diye baba toprağını. Odysseus'un arkadaşları dışanya çağırırlar Kirke'yi. L35 vd. kimine göre de Hekate'nin kızıdır ve büyücülüğü ondan almıştır. Büyücü tanrıça Kirke tıpkı Kalypso gibi Odysseus'un serüvenlerinde başlıca rol oynayan kişilerdendir. çünkü bu­ gün de italya'nın Sardunya karşısındaki Etruria kıyılarında Capo Circeo diye anılan bir yer var. ormanın ötesinde. Aphrodite onu sevdiği için uzun ömürlülük bağışlamış. "gaia" yani toprak anlamına geldiğine göre. insan sesli korkunç tanrıça. Ağlar. Argonaut'lar desta­ nında da söz konusu olur.. onlar diker dikmez içkiyi. Öyle olur. kızılcık yemişi. 232 vd. Kirke yalnız Odysseia'da değil. yamyam Laistrygonlara epey kurban verdikten sonra Odysseus'aı arkadaşları Kirke'nin Aiaie ada­ sına v a r ı r l a r ( İ d X .): Gide gide Akile adasına nardık sonunda. Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Perseis'ten dogmadır denir ki­ mi efsanelerde.). Ne var ki Odysseus'un arkadaşları onu uyarırlar. attı önlerine kayın kozalağı. hep yediği şeylerdi bunlar yerde sürünen domuzların. ama bu bir ada değil. palamut. Şimdi onlar tıpkı domuza benzemişlerdl başları ve sesleri. Bu adanın nerede olduğu az çok belli. Kinyras Kıbrıs adasında bakır madenlerini ortaya çıkaran. "Aia". onlarda hemen d ikiller. ama önce ölü . Sonra da olan olur Odysseus'un arkadaşlarına: K i r ke'nin onları domuza dönüştürmesini şöyle anlatır Homeros (Od. dumanı tütmektedir sık çalılı gın. X. yiyip içip kayli sürmekte. erkekliğine vurulur ve onu yatağına aldıktan sonra. ama akıl vardı gene içlerinde eskisi gibi.): » Tanrıça onları içeride tahtlara. 8). çıktığı tepeden Kirke'nin kon. yurda dönmek gerektiğini ha­ tırlatırlar ona. Kirke razı olur. Kıbrıs'ta bu tanrıçanın kültünü kurmakla kalmamış. yalnız Eurylokhos kuşkulanıp dışarda kalır. Kinyras da 160 yaşma kadar yaşamış. Kinyras efsanesinin en ilginç yönü. peynir. büyücü Kirke'yi nasıl alt edeceğini söyler ona: Kirke ona zehirli şarabı içirecegi anda. Aiolos'un adasından kovulduktan. Kirke hepsine değneğiyle vurdu ve kapattı yoldaşlarımı domuz ağılma. Tanrı Hermes Odysseus'un yardımına ko­ şar.

Arabayı çekecek ineklerin olmadı­ ğı bir günde. Kleio. Hera da bu dileği yerine getirerek iki oğlanı uyuttu. oğul­ larına. Sağ elinde boru. Artemis-Kybele gibi doğaya hâkim. insanlar için en iyi şeyi bağışlamasını diledi. Kleobis'le Biton götürdüler. Kirke'nin kimliği ve nitelikleri üstünde bil­ ginler çok durmuş. Kirke' nin sözleri tıpatıp doğru çıkar ve Odysseus sonunda selameti büyücü tanrıçanın öğütleri­ ne borçlu olur. vahşi hayvanları dizgine alan tanrıça anlamını taşır. Bu Feronia ile Kirke arasında bağlantı kurmamak ola­ naksız. öylece öldüler. herhangi bir hayvan haline getirmekle açığa vurur. kö­ tüye varan yolların hepsini deneyen kadın olarak yazarları sonsuzca esinleyen bir tip ni­ teliğini kazanmıştır. Kirke'nin. adam öldüren. kahramanlıkları di­ le getirir bunlarla. övmek anlamına ge­ len "kleio" fiilinden türemiş olan Kleio (ya da Klio) Musalann biridir. birinden Helena ile Polydeukes. Klytaimestra mythos'ta Helena kadar eşsiz bir rol oynar. Seirenlerden. Bu tanrıçanın "feri" yani vahşi hayvan sözcüğünden türeme adı. Atinalı Solon zenginler zengini kral Kroisos'a konuk gidince. Adı. 31) an­ latılmıştır. Kirke-Odysseus macerasının İtalya efsanesince ne kadar benimsendiği gö­ rülür. Helena ile Polydeukes Zeus'un dölleri. Bundan sonra Odysseus'un Hades yolculuğu anlatılır (Od. Klotho. Bütün bu öğeler Ana Tannça'nın kişiliği ve yaygınlı­ ğı tam bir aydınlığa kavuşacağı zaman gere­ ğince değerlendirilebilecektir. tarih ya­ zarlarını esinleyen peri sayılmıştır. Kydippe. düşünmüştür. Solon ilk olarak yurdu için can veren Tellus'u saydıktan sonra ikinci örnek olarak da Kleobis'le Biton'u gösterir. bu kez. olayların akışı­ nı ölçmeyi simgeler. Bu tanrıça dişidir. Adı Klytaimestra ya da Klytaimnestra olarak geçer. yani su saati vardır. şanlı eylemlerini dile ge178 tirdiği için. Klytaimestra aşığı Aigisthos'un elinde . Argos'taki Hera tapınağı rahi­ besi olan anneleri Kydippe'nin arabasını. İnsanların unutulma­ ması gereken ünlü. öbüründen Klytaimestra ile Kastor çık­ mış. d o ­ kumak anlamına gelen Klotho hayat ipliğini büken tanrıça sayılırdı (Moira'lar). bugün Capo Circeo'nun bulunduğu bölgede Roma çağlarında Feronia adlı tanrıçaya tapıldığı gö­ rülür. öteki de Latinos'tur derler. Odysseia'dan sonraki efsanelere göre K i r ke'nin Odysseus'tan birçok çocukları olur. 12). Klytaimestra. Bölgenin Etruria yani Anadolu'dan gelme Etrüsklerin yerleştiği yer olduğu da ak­ la getirilirse. 3). Leda kuğu kuşu haline girmiş tanrı Zeus'la birleştikten sonra. Tyndareos'la Leda'nın kızıdır. Latinos'un da Latinlerin atası sayıldığı h e ­ saba katılırsa. 307'den XI sonuna dek). Adı bükmek. Dönüşte Odysseus gene Aiaie adasına uğrar. Bu öykü Herodotos'un Tarihinde (I. doğurganlık ve bereket kavramını erkeği boyunduruğa al­ mak. tarih alanı ona ayrılmış. Skylla ve Kharybdis'ten nasıl korunabileceğini bildirir. Klyaimestra ile Kastor ölümlü Tyndareos'un çocuklarıymış (Tab. Kirke'nin yeri. Kroisos ona bu dünyada en mutlu insanın kim olduğunu so­ rar. iki yumurta doğurmuş derler. Okeanos'la Tethys'in kızı. P r o metheus. kutlamak. Epimetheus ve Menoithios'un ana­ sı olmuştur (Tab. Motifleri Ana Tanrıça kültünün özelliklerini andıran Kirke efsanesi Odysseia'da sözü geçen başka temalarda ol­ duğu gibi peri masalı. tanrıçadan. sözü edilse de işlediği suçlann asıl etkeni olarak gösteril­ mez. Klymene. X. 45 menzil uzaktaki tapınağa kadar. daha sonra da Feronia'nın Anadolu'nun Ana Tanrıçası Kybele ile ilişkisi göze çarpar. Bir kaynağa göre İapetos'la evlenip Atlas. çeşnisi de taşır.ler ülkesine gidip Teiresias'ın ruhuna danış­ masının gerektiğini bildirir. bi­ ri Telegonos. Benliğinde zıt duyguların çarpıştığı öbür trajik kişiler gibi Klytaimestra' nın da destanda pek adı geçmez. Kirke-Feronia. kimi resimlerde elinde bir klepsydra. Telegonos'un İtalya'da TuSculum şehrini kurdu­ ğu. suç işleyen. büyülemek. Argoslular iki kardeşin heykelini Delphoi'ye adadılar. Zeus'le Themis'in kızları olan kader tanrıçaları Moira'ların biri. Kirke ona ilerdeki yolculuğun nasıl düzenlenmesi gerektiğini. dişilik. hayvanları ev­ cilleştirip arabasına koşan tanrısal varlığı sim­ geler. Kleobis. yurdu besbelli ki İtalya'dadır. ya da gitar bulunur.

Orestes'ten nefret eder. hepsinin birden esinlediği Klytaimestra tipini özetlemeye çalışalım. İlyada'da bile krallar kralı tutsağı Khryseis'i meşru karısı Klytaimestra ile bir tutmak cüretini gösterir (İl. Sophokles de. kadın ve eş olarak bunca şımarıklığı olan Helena'nın hiç ceza görmedi­ ğini. Titanlardan biri (Tab. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" tragedyala­ rını okumak gerekir. yani rol oynadığı tragedyalar hem çok. Tragedyaların bazıları Agamemnon'un öl­ dürülmesinde Klytaimestra'yı asıl fail olarak gösterir. Tragedya ya­ zarlarından Aiskhylos da. öbürünün eliyle de vurulup ölmüş. Sophokles'in "Elektra". Klytaimestra'ya ona iyi davranma­ sını öğütler. Elektra anasıyla sert tartışmalarından Klytaimestra'nın ileri sürdü­ ğü bu İphigeneia olayının. kıskançlık diye adlandırılmalıdır. Gerçekten de tragedyanın sahneye koyduğu Klytaimestra yüreğinde en ufak bir analık duygusu olmayan bir kadındır. Uranos'la Gaia'nın oğlu. az daha evlat katili yapan kızı İphigeneia'nm kurban edilmesidir. birini öl­ dürmüş.112 vd. İki düşmanla karşı­ laşmış ve onlarla kavgaya tutuşmuş. Euripides de Klytaimestra tipini kendi görüşleri­ ne göre sonuna kadar işlemekten geri kalma­ mışlardır. 4).b i r araçtır. Klytaimestra'nın içinde başlıca yeri tutan duygu. Bu yüzden duyduğu kini öbür çocuklarına da bulaştırır: Elektra'dan. Küçük oğlu Neleus da Miletos'a göç­ müş (Neleus 2). Khryseis'ten daha güçlü bir kuma da çıkarır karşısına: Troya'dan Kassandra'yı sarayına getirince. içindeki karşıt duyguların çarpışması daha karmaşık olduğundan Aigisthos-Klytaimestra ikiliğinde baş rolü alır. kız kardeş . Agamemnon'la Klytaimestra mythos'ta geçinemeyen. K l y t a i mestra özgür bir kişilik kazanır ve dramı daha derin. üstelik ev kadını. gerçi Agamemnon'la ev­ lenmeden Klytaimestra'yı bazı efsaneler Tantalos'la evli gösterir. Kodros öldükten sonra Atina tahtına oğlu Medon çıkmış. Orestes'e anana kıyma diye yalvarır. Helena'nın ikizi olmakla başlar bu kompleks. kiminde de Mykene'de yalnız kaldığı için Aigisthos'un zorlamasına dayanamayıp kendini veren ve âşığının elinde bir araç gibi kullanılan bir z a v a l l ı kadın pozundadır. Klytaimestra'nın kardeşleri Dioskur'ların saldırısına uğ­ rayınca Klytaimestra ile evlenmek zorunda kalır. Onu koca. Bütün bu tragedyaları bir bir ele alamayacağı­ mıza göre. hem de bu tragedyalarda oynadığı rol biricik ve eşsizdir. onun yüzünden kendi başına bunca be­ lalar geldiğini yana yakıla dile getirir. fikri yerinde. aslında suçluluğu­ nu örtmek için bir bahane olduğunu yüzüne vurur. Kodros'un mezarı tarihsel çağlarda Atina kapılarının birinin önünde gösterilirmiş. Hyperion. 15). aklı. Klytaimestra ömrünün başından sonuna kadar kıskançlıkla kıvranmış durmuş. ça§daş bir görüşle nitelenecek olursa. Kodros.): Doğrusunu isterseniz. birbirini sevmeyen çiftin ta kendisi­ dir. Agamemnon bu Tantaloş'u da. Erkek kardeşleri Okeanos. Bunu Agamemnon'a bir türlü affedemez. İapetos ve Kronos'tur. Ama Klytaimestra'nın kocasına olan asıl hıncı kadın yüzünden değildir. Atinalılar işin farkına vararak ölüsünü Peloponezlilerden istemişler. Koios. asıl karım Klytaimestra'dan üstün o kız. ondan aşağı değil yapısı. Bunu haber alınca Kodros hayatını yurduna feda etmeye karar vermiş ve dilenci kılığına gire­ rek şehirden dışarı çıkmış. Uğursuzlukla başlayan bu evlenme son­ suz bir kin ve suç zincirinin birinci halkasıdır. Ancak tragedya İ l e d i r k i . Poseidon'un soyundan olan efsanelik Atina kralı. çocuklarını da öldürür. ama onun öldüğü haberini alınca tanrılara şükran adak­ ları adayacak kadar sevinir. boyu boşu. 1. Öyle ki Klytaimestra nicelik ve nite­ lik bakımından da efsanenin en göze çarpan kişilerinden biri olarak karşımıza çıkar. Delphoi kehaneti de Peloponezliler Atina kralını öldürürlerse zafer kazanacaklarını bildirmiş. Krallığı sırasında Atina P e loponez'lilerin saldırısına uğramış. K l y t a i mestra'nın ilginç ve karmaşık tipinin tamam bir portresini okumak için Aiskhylos'un "Agamemnon". Onlar da kralı öldür­ düklerini anlayarak saldırıdan vazgeçmişler. Kadınlığı böylece hor görülen Klytaimestra ister istemez kendini kardeşi Helena ile kıyaslar. bu Tantalos Thyestes'in oğludur (Tab. onu suça iten duygu da bu kıskançlık olmuştur.

Koronîs. genç kız anlamına gelir. Pyriphlegeton ve Kokytos akar. onlar da kralın üstüne kaynar su dökerek ölümüne se­ bep olmuşlar (Daidalos). iki kızları olur: Leto ve Asterie. Korybantes ve Kuretai diye yazın kaynaklarında geçen Ana Tanrıça'nın rahiplerini Euripides Bakkha'lar "tragedyasın­ da şöyle tanımlar: Ey karanlık diyarı Kureta'larm. Korybas Lydia ya da Phrygia dilinde ilkin Attis'e veri­ len bir addır. Sicilya'da Kamikos (sonradan Agrigentum olur) şehrinin kralı. Orada karıştı coşkun davul sesleri Pbrygia kavallarının tatlı nefeslerine. Kore. Demeter'in kızı Persephone'ye verilen ikinci bir isimdir (Demeter). Korybant'Iar da Phrygialı ana tanrıça Kybele'nin rahipleridir. Kokalos'u konuğunu teslim etmeye zorlamış. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'Iar çembere gerilen deriyi. sonra çık yola. hekim tanrı Askleplos'un anası (Asklepios). Yazı yazmasını da Palamedes'ten ögrenmişmiş (Palamedes). Kokytos'un suları buz gibi diye tanımlanır. Amaltheia da onu keçi sütüyle besleyip büyü­ tür (Amaltheia). Mnemosyne ve Phoibe'dir. Rheia. Kokalos daya­ namayıp bunun çözümünü Daidalos'a sor­ muş. ama tanrı bebeğin seslerini Kronos duyup da öbür çocukları gibi Zeus'u da bulup yutmasın diye. 508 vd. Themis. İniltiler ırmağı anlamına gelen Kokytos ölüler ülkesinde akan ve Akheron'a dökülen bir ırmaktır. orada Alçakkıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Kokytos. benim için. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar! Orada icat ettiler. Kureta'lar ise Zeus efsanesin­ de rol oynayan cinlerdir. Homeros'tan önce ve Troya savaşı­ nın olduğu sıralarda llyada destanını yazmış. o da ipliği bir karıncaya bağlayıp karın­ cayı şeytanminaresinin içinden geçirtmek ge­ rektiğini söylemiş. Tethys. Burada iki ana tanrıçanın ve onun hizmetinde bulunan efsanelik rahip­ lerin de birbirine karıştığı görülür. Kore ya da Kora. Rhea çocuğun çev­ resinde Kureta'larm coşkun rakslarla tunç kalkanlarına vura vura gürültü yapmalarını emretmiş. Homeros destanlarını yaz­ mak için onun eserlerinden esinlenmiş. Minos da Daidalos'u aramaya çıkıp Sicilya'ya vardığında usta yapıcıyı bulmak için bir düzene başvur­ muş: Bir iplikle bir şeytanminaresi almış. X. Işığı simgele­ yen göksel varlıklan meydana getiren Koios' la Phoibe Apollon ve Artemis'in atalarıdır. Korinnos. Sonradan Z e us.leri Theia. Daidalos hava­ ya uçarak Girit'ten kaçtığı zaman Kokalos'un yanına sığınmış ve saklanmış. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. ne var ki Kokalos ko­ nukluk kurallarını çiğnememek için kızlarına Minos'u öldürmelerini buyurmuş. Kokalos bu çözümü Minos'a bildirince. Korybant'Iar. Toprağın oğulları oldukları söylenir: Rhea Girit'in Lyktos magarasında Zeus'u doğurduğu zaman onu Amaltheia adlı nympha'ya teslim eder. Bkz. ipli­ ği bir ucundan öbür ucuna geçirmesini başa­ rana ödül vereceğini bildirmiş. kısır söğütler. Koios'la Phoibe evlenirler. büyücü tanrıça Kirke ona H a des haritasını şöyle çizer (Od. Komaitho. Girit kralı Daidalos'un bura­ da saklandığını anlamış. Odysseus yeraltı ülkesi­ ne inecekken.): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Kureta'lar Giritli ana tanrıça Rhea'nın. Kokalos. böylece çocuğun bağrışmalarını tunç sesleriyle boguyorlarmış. Amphitryon. uzun uzun kavaklar göreceksin. orada Akheron. hepsi birden Ana Tanrıça 180 . Odysseus yeraltı dünyasına inmek için çu­ kuru orada kazacaktır. Korybant'Iar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'larm çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Hades bataklarına doğru. Lapith'ler kralı Phlegyas'ın kızı. Pyriphlegeton adın­ dan da belli olduğu gibi (pyr ateş demek) kay­ nar sulu bir ırmak olduğu halde. Efsaneye göre Kureta'lar iki ya da dokuzmuş. Korybant'Iar ve Kureta'lar. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. Kybele ve Dionysos tanrılannın kültleri birbirine karışmış ve Daktyl'ler. Korinnos Troya'nm yerlisi bir ozanmış.

lason Medeia'yı boşayıp Kreusa'yı almaya razı olur. güç ve kuvvet simgesi (Bia). Mysia şehri Khryse'de bulunan Apollon Smintheus tapınağının kurucusu. Zeus bebekken babası Kronos'un elinden kurtarılmak için Girit'e bı­ rakılınca Kreş adada hüküm sürmekteydi ve Zeus'u koruyan o olmuştur. I l yada'da Agamemnon'un tutsak tuttuğu kızı Khryseis'i almaya gelen Khryses bu tapına­ ğın rahibidir. Kretheus.Kybele'nln kültüne bağlanmıştır. Antigone dramında büyük bir rol oynar ve doğanın kanunlarını hesaba kat­ madan devlet kanunlarını yürürlüğe koymaya çalışan yöneticinin iflasını simgeler (Antine. Halmon). Kranaos da Kekrops gibi topraktan doğma İmiş (Kekrops). (2) Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı. Polyneikes'i şe­ hirden sürer. gümbürtülü bir vecit içinde kendilerin­ den geçerek "enthousiasmos" denilen duru­ ma girerek tanrıya karışmayı sağlarlardı (l)aktyller. Kreusa'nın görüntüsü karşısına çıkıp yeni bir yurt kurmaya gitmesi gerektiği­ ni bildirir (Aineias). Kekrops'tan sonra tahta çı­ kan o olmuş ve Attikalılara "Kranaos'lular". Efsanenin biri Kres'i. bağrışmalarla. En es­ ki destanlarda Aineias'ın karısının adı Kreusa değil. Pelias). Aiolos'la Enarete'nin oğlu. İon'un anası (lort). (1) Atina kralı Erekhteus'un kızı. kumasına armağan olarak bir gelinlik gönderir. Dionysos). davul ve tef sesleriyle kut­ larlar. bu yüzden de evi barkı. Attika'nın ilk krallarından biri. Yanına varıp onu kurtarmak İsteyen Kreon da aynı ateşle tutuşup yanar (Medeia). Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından birinin adı. Kranaos'un Atllıis adlı bir kızı olmuş. Tyro ile evlenir ve Aison'u doğurur (Tab. Kreon'un yanı­ na sığınırlar ve birkaç yıl barış içinde yaşar­ lar. 19). Tapınağın kurulması efsaneye göre şöyle olmuş: Krinis günün birinde Apollon tanrının öfkesine uğramış. Pallas'la Styks'in oğlu (Tab. flüt. Sıçandan geçilmiyor. Kreş. bir yatıdan da . Kretheus. Alina'ya da Kranae denmiş. Vergilius Aeneis desta­ nında Kreusa'nın Troya'nın yıkıldığı ve Aineias'ın babası Ankhises'le oğlu Askanios'u ala­ rak şehirden kaçtığı gece bir tanrıça (Aphrodite ya da Kybele) tarafından kaçırıldığını an­ latır. yani gerçek Giritlilerin atasıdır. toprağı. Kreon. (1) Korinthos kralı. Kreusa gelinliği alır. 17). Ama tanrı bir gün yeryüzüne inecek olmuş. başka birine göre de Girit toprağından doğmuş ve Girit'in ilk konuklan Eteokretes. Minos'tan çok önce Girit'e yasalar vermiş ve uygarlık getir­ miştir. Bu rahipler Kybele ayinlerini baş döndürücü rakslarla. Medeia'nın korkunç dramı bu olayla başlar: Büyücü kadın bu evlenmeye ses çıkar­ mayacak gibi olur. lason ve Pelias'ın şehri olan lolkos'un kurucusudur (Tyro. Krinis. Kratos. (2) Menoikeus'un oğlu Kreon. İokaste'nin kardeşi ve Thebai kralı Laios'un kaynatasıdır (Tab. Krinis'ln sürülerine bakan çobana konuk ol­ muş ve ondan çok memnun kaldığı için böl geyl sıçanlardan temizlemeye karar verini'. Kretheus. tarlası. Oidipus'un ölümünden sonra oğullan Eteokles'le Polyneikes savaşa tutuşunca. Ama günün birinde Kreon kızı Kreusa (ya da Glauke)'yi İason'a vermeye kalkışır. Attika bölgesi bu kıza göre adlandırılmış. sırtına geçirir geçirmez de cayır cayır yanmaya başlar. Eurydike'dir. Kreusa. Kıanaos. Oidipus. İason'la Medeia efsanesinde rol oynar: İolkhos'tan kovulunca İason'la Medeia Korinthos'a. Giritlilere adını veren kurucu kahra­ m a n . oklarıyla hepsini öldürmüş. (îyes'le Briareus'un kardeşi (Yüzkollular). sıçanlar her şeyi kemirip yok ediyormuş. 6). nesi varsa sıçanla­ rın saldırısına uğramış. Kottos. Tyro'nun tanrı Poseidon'dan olan Neleus ve Pelias adlı oğullarını evlatlığa alır. Adı Oidipus efsanesinde geçer: Oidipus Thebai'den sürülünce şehre kral olur. Bir efsaneye göre tanrı Zeus'la Ida da ğının bir nympha'sından doğmuştur. Kreon Eteokles'in tarafını tutar. Aineias karısını aramak için şehre geri döndüğünde. 22). Aineias'ın karısı (Tab. gi­ yer. Girit'i her türlü çıkarmaya karşı koruyan Talos adlı robotun babası sayar (Talos).

4). ama sonraki efsane ve açıklamalara göre bu iki kelime bir tutulmuş ve Kronos tanrının zamanı. o art düşünceli tanrı. 154-210). Kronos'tan sonra Toprak Ana Kyklopları ve Hekatonkheir'leri doğurduğu halde. 4 5 3 506'da anlattığı Kronos-Zeus çekişmesi Zeus maddesinde ele alınacaktır. Orfik tarikat geleneğinde Kronos Zeus'la barışmış ve Mutlular Adalarında yaşar gibi gösterilir. Kronos'un Zeus eliyle yeraltı­ na kapatıldığına da değinilir. Hesiodos'un Theog. ya da Maionialı (Lydialı) ek adının açıklanması yapılıyor. bir gün de Meles ırmağının kıyısında çamaşır yıkamaya gitmişmiş ki Homeros'u doğurmuş. 3. Her iki efsanede de Maion adlı birinin söz konusu edilmesi özel­ likle Latin şairlerince Homeros'a verilen Maionides. Kritheis amcasını bırakıp Phemios adında bir İzmirliye kaçmış. Kronos'un Philyra ile birleşmesinden at adam Kheiron doğmuş (Kheiron). Bu kaynaklara göre Kronos yeryü­ zünde iyiliği ve bereketi kuran ilk tanrıdır. Musalarla ilişiği olan bir cinle sevişmiş. geçişini simgelediği ileri sürülüp. hele do­ ğan varlıkları yutmak g i b i ilkel motiflerle Y u nan mythos'una dışardan katılmış öğelerdir. Kronos'un. Onun egemen olduğu çag Altın Çağına rast- la . anası Gaia'nın eline verdiği çe­ lik tırpanla babası Uranos'un hayalarını kes­ mesi tanrı kuşakları arasındaki çekişmenin ilk aşamasıdır (Theog. Başka bir efsaneye göre. Hesiodos'un etki altında kalarak uzun uzadıya an­ lattığı bu masallar Yunan mythos'unda tek örnek olmak bakımından daha da ilgi çekici­ dir (Theogonia). en belalısı Toprakoğullarının. Kronos. Krios. Gaia. Bu efsane koca ozana verilen Melesigenes (Meles'ten dogma) adının nereden geldiğini anlatmaya yarar. Kronos. bu adam ölürken kızını kardeşi Maion'a bırakmış. ama sonra da korsanlar tara­ fından kaçırılıp İzmir'e götürülmüştür. Uranos. Uranos hepsini gün ışığına çıkar çıkmaz Gaia'nın karnına gerisin geri tıkamakta. İzmir'de akan Meles ırmağıy­ la sevişmiş ve birleşmelerinden Homeros meydana gelmiş. zamanın akışını. Başka e f sanelerde de Hephaistos.Krinis'e Apollon Smintheus'a bir tapınak dik­ mesini buyurmuş (Apollon Smintheus). Beş erkek titan ve al­ tı kız titan'ın doğuşundan sonra Kronos'un dünyaya gelişini Hesiodos şöyle anlatır (Theog. Lydia kralı Maion onunla evlenmiş. Kronos adının zaman anla­ mına gelen "khronos" sözcüğüyle aslında hiçbir ilişiği yoktur. Titanlardan biri. Kritheis Kyme'li (İzmir'in güneyinde Namurt) bir adamın kızıymış. Zeus'la Hera'ya soyadı olarak Kronides (Kronos oğlu) denir. Kritheis Ege bölgesinin bir nympha'sıymış. imgelerinde elinde bir tırpanla gösterilmiştir. yani Maion oğlu. Homeros destanlarında adı geçer. Uranos'la Gaia'nın son oğul­ ları Kronos Titanlar soyundandır ve babası Uranos'u erkeklikten yoksun etmekle birinci kuşak tanrılarının egemenliğine son verip. Efsanenin başka bir anlatımında Kritheis adalı bir genç kızdır. Aphrodite). (Uranos. ama efsane ola­ rak anlatılmaz. E F S A N E L E R İ . Ozan Homeros'un anası sayılan efsanelik kişi. ( 2 ) DOĞUŞU. Uranos'un er­ keklik aygıtından akan kanlardan Erinys'ler (Erinys) ve spermasından da Aphrodite (Ahrodite) do^ar. Zeus efsane­ sinde iki kez görülen babanın oğla baskı ya­ pıp oğlun ayaklanması ve babasını alt ederek egemenliğini elinden alması teması. Kritheis. Homeros'un tonya'sında bunlar bilindiği halde pek tutunmadıgı da destanlardan belli olmaktadır. Kaynağı güneydoğu Akdeniz çevresinde bu­ lunan bu efsanelerin Yunanlılara Fenikeliler yoluyla geçtiği sanılır. Oysa efsa­ nesinden görüleceği gibi Kronos'un bu yoru­ mu bir zorlama ürünüdür. Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına. böylece onu inim inim inletmektedir. 4).): Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya. Eurybie ile birleşir ve Astraios. Pallas ve Perses'i meydana getirir (Tab. ikinci kuşağı başa getirmiştir (Tab. Kritheis de Me­ les ırmağının kıyısında Homeros'u doğurup hemen sonra ölmüştür. Kronos'la ilgili iki efsane de Hesiodos'un Theogonia'sında anlatılmak­ tadır. ya da Aphrodite'nin babası olarak geçer. 137 vd. Gaia bir düzen kurar ve o düzeni oğlu Kronos eliyle gerçekleştirir. Uranos'la Gaia'nın oğlu. ( 1 ) A D I .

Hesiodos'un da anlattığı Çağlar Efsanesi Kronos'la ilişkili olarak özellikle Roma'da tu­ tunmuş ve Saturnus çağı üstüne efsaneler bir­ çok şairleri esinlemiştir (Soylar Efsanesi. karın altının bir üçgen biçiminde be­ lirtilmesi gibi motifler analığı ve dişiliği simge lemek bakımından Kybele'den Artemis'e k < ı dar büyük ana tanrıça imgelerinde bulunmak tadır. meme. dolgun memeli bir tanrıça. kaim kalçalı. Oturmuş durumda. örneğin bugün bile yaşayan kilim motiflerini yansıtmasıdır. duvarın içinde de çokluk bir niş oyulmuştur ve nişle­ rin kimisinde ayakta bir tanrıça heykeli görül­ mektedir. Bütün bu kolların çabası bir araya geldikten sonradır ki. din tarihi. Tapınakların bazılarında tanrıça heykelinin iki yanında ön bacaklarını tanrıça­ ya dayamış iki aslan vardır. ilerde efsanesi anlatılacak Attis'in ta kendisidir. Kaunos'la Byblis'in anası (Byblis). tarih. gerçeklere uy­ gun olarak tanıyabileceğiz ve anlayabileceğiz. Buraya Ana Tanrıçaya tapınmaya gelen dua­ cıların Kybele'nin simgelediği bereket ve do­ ğurganlıktan pay almak için seks yerlerine dokunup onları aşındırdıkları bellidir. Tarih öncesinin en gerilerinden tek tanrılı dinlerin yerleştiği dönemlere kadar uzanan ve Akdeniz yöresini kapladıktan son­ ra. Çatalhöyük ve Hacılar'da yapılan kazılar Ana Tanrıça f i g ü rünün !. tanrıçanın da. Patroklos'la Hektor arasındaki savaşa Balios'la birlikte katılır (Balios) ve Patroklos öl­ dükten sonra ağlar. Akhilleus'a Hektor'la sa­ vaşında da yardım eden bu ölümsüz at dile gelerek efendisine yakında öleceğini bildirir (Akhilleus). "potnia t h e ron" yani hayvanların kraliçesi. doğa üstüne sonsuz egemenliğinin bir simgesi olarak asla­ nı yanından ayırmamaktadır.lar. kültü dal budak salmış bu tanrıça figürünün değindiği bilim dalları o kadar çoktur ki. ilkçağda Phrygia diye tanınan bölgede yaygın bir ala­ na dağılmış kır tapınaklarıdır. Yontuların heykel. Eskişehir'le Af­ yon arasında ulaşımı zor bir yöredeki bu anıt­ lardan en çok tanınanı Yazılıkaya diye anılan Midas anıtıdır. Çoğu ormanlarda. aslanlann da seks yerleri zamanla aşınmıştır. Kalın kalça. Bu su götürmez gerçek gün geçtikçe daha belirgin biçimde gözümüzün önüne serildiği halde. öte yandan Asya'nın içlerine dek yayılan. yeşillik ara­ sında bir kayaya yaslanmış olarak. bütün doğayaı yayıldığını gösterir Bu c e p h e tapı . Tıpkı çok sonraki heykellerinde görüleceği gibi. Oturmuş. figürln ve idol biçiminde olanlarına gelince. 6500-700 yıllarına kadar uzandı­ ğını ortaya koymuştur. altında bir taş duvar. Ana Tanrıça dinini aydınlatmak bugün arkeo­ loji. ya da doğur­ mak pozunda olan tanrıça ise iki yanındaki iki aslana dayanmaktadır. Ev biçi­ mindeki bu basit tapınaklar Phrygia'da K y b e le dininin kentler dışına da taştığını. Ö. Küreta'lar. uy­ garlık ve kültürlerde değişik adlarla anılıp hep aynı prototipe indirgenebilen Ana Tanrıça di­ ninin kaynağı Anadolu'dur. bir yandan kuzey ülkelerine. mitoloji ve sanatla yazın tarihinin katışık görevi olmalıdır. t o p ­ rak üstünde oldukları için belki hiç değinme­ yeceği Kybele anıtları vardır ki. araştırmaları bir tek ilgi merkezinde toplamak. Kula at anlamına gelen Ksanthos Akhilleus'un ölümsüz atlarından biridir. İşin en tuhaf ve düşündü­ rücü yönü de Ana Tanrıça yontularıyla bir sırada Çalalhöyük'te bulunan çizgi motifleri nin Anadolu'nun geleneksel halk sanatlarını. bunlar ya­ zın kaynaklarındaki Ana Tanrıça tanımlarına tıpatıp uymakta. elde edilen verilerle bulguları bir açıdan inceleyip değer­ lendirmek yepyeni denebilecek bir uğraştır. Bu erkek. bu figür göğsüne yapışmış. üstüne tırmanmış gi­ bidir. Bir de arkeolojinin daha değinmediği. Son yıllarda konuyu en çok aydınlatan bi­ lim dalı arkeoloji olmuştur. Tanrıçanın hem çocuğu. kollarında çok da­ ha ufak boyda bir erkek figürü taşımakta. Saturnus). Bkz. ya da düz­ lükte birkaç basamak üstüne kurulmuş olan bu anıtlar birer cepheden ibarettir. çok sonraları tarihsel çağlar­ da anlatılan efsanelerini bile dile getirmekte­ dir. Ksanthos. Korybant'lar. göbekli. Sümer'den de önceki bir kültür çağını yansıtan bu tarihler Ana Tanrıça'nın Anadolu'nun yerlisi olduğunu açığa vurmaktadır. Kybele. Ana Tanrıça'yı gereğince. Irmak tanrı Maiandros'un kızı. hem sevgilisidir. Üçgen bi­ çiminde bir çatı. Kyane. birçok ulus.

Roma yazarlarından anılan Ana Tanrıçanın hizmetinde. Ana Tanrıçanın Aslında bir tek efsanesi vardır. üçüncüsü de tanrıçanın en önemli merkezi olan Pessinus'a yakın G ü n yüzü dağıdır. Ana Tanrıçanın Pessinus'tan da daha eski bir tapım merkezi Komana şehridir. Yukarda sözünü ettiğimiz bilim kollarında işbirliği ve daha de­ rine giden kıyaslamak araştırmalar bu alanda çok yararlı olabilir. Romalıların Magna Madolu adı olan Mâ'dır. Hi­ tit kaynaklarında Hepat diye adlandırılır. bu efsanede aldırı değişik adlardır. Bu nite­ liğiyle Ana Tanrıça'nın kültüyle Karadeniz bölgesinde merkezlenen Amazonlarla ilişkisi Yazılı kaynaklarımıza gelince. Tarih kaynaklarından burada tapı­ nılan tanrıçanın şimşek. Bu ad ve sıfat çoklu­ ve sıfatlardan anlaşıldığı gibi. Toprak ve be­ kanıtlamaya yeter. Kültepe tabletlerinde adı­ reketin kaynağında olmaktan başka. ya da gelmedir. Hiçbir mitoloji­ Artemis). Bu alanda bilgilerimiz Y u rin hepsi ister Artemis. ter (Büyük Ana) diye andıkları tanrıça analık Hitit'te Arinna. öbürü Mysia-Phrygia sınırın­ daki Kapıdag. Phrygia'da Kybele olarak geçer. Mısır'da İsis. ldaia Girit'teki İda ve Troya'ya hâkim Kazdagının. hem de tapanının biçimi mater sözcüğü eklenerek tanrıçanın bölgesel saptanmaktadır: Tanrıça Attis (ya da Attes) 184 . Ana­ dolu halk törelerinde bu inançtan kalma iz ve etkileri de ortaya koymaya çalışmasıdır: Phrygia ırmağı Sangarios'un kaynağında.. Berekyntia Sakar­ ya kıyısındaki eski bir kalenin. verimliügiyle simgeleyen ev­ mak üzere uluslarüstü bir nitelik kazandığını rensel bir nitelik taşımaktadır. topuz ve çift ağızlı baltayla simgelenen bir savaş ve zafer tanrı­ çası olduğu anlaşılır. de hiçbir tanrı Ana Tanrıça kadar çeşitli ad­ (2) N İ T E L İ Ğ İ VE EFSANESİ. anaerkil bir toplu­ şiir. Lydia'da adı uygarlığın da etkeni olarak daha sonraki dö­ Kybebe. su­ ya çiçek ve özellikle menekşe atmakla kutla­ nan Attis. Anadolu'da ise Dindymos adını taşıyan üç dag vardır. Bütün bu isim larda adlandırılmamıştır. Latince şıldığı dile gelmekte. Kybele'nin tapım mer­ kezlerinden olan Manisa'daki Mesir bayramı ve bu bahar bayramında camiden aşağıya halka bereket ve doğurganlık sağlayan ma­ cunların atılması Anadolu'nun yerlisi olan bir inancın süregelmesi olabilir. mi gölü bölgesinde Venüs. yani bahar şenliklerinden bugün de bir şeyler kalmıştır. Kybele gerek olduğu sonucuna varılır ki. Sümer'de Marienna. Romalıiarsa Bellona ile bir tutmuşlardır. Yunanlılar bu tanrıçayı savaş tanrı Ares'in çevresindeki Enyo ile. doğal Girit'te Rhea. Pessinus da eski adı Justinianopolis olan Sivrihisar'ın biraz güneyinde. her türlü na Kubaba olarak rastlanır. Gordium'un güneybatısındaki Balhisar'dır.naklarında dikkati çeken bir nokta bunların Lykia'daki kaya mezarlarına çok benzemele­ ridir. niteliği de dile gelmektedir: Sipylene Sipylos (Manisa) dağının. ( 1 ) A D L A R I V E S I F A T L A R I . kuleli ya da kule taşıyan ka (Kemer) kentlerinde adı çok eski bir Ana­ ana demektir) olur. Steunene Aizani (Çavdarhisar) yöresindeki Steunos (Kesikmagara) mağarasının tanrıçası olduğunu belirtir. biri Phrygia' daki Murat dağı. Efes'te Artemis. Ayrıca bazı yer adların­ hem tanrıçada analık kavramının nasıl anla­ dan üreme sıfatlara Yunanca meter. İtalya'da N e ­ ve evrensel bir ilke olarak canlandırır. Sözü geçen filmin asıl değeri de Ana Tanrıçayı Çatalhöyük'ten Roma çağına kadar her çeşit anıt ve imgeleriyle ortaya sermekle kalmayıp. ister başka adlarla nan yazarlarından çok. ya da şe­ hirleridir. vasfını da yalnız insan alanında değil. Syria'da Lat. Ko­ nemlerde. bu sıfatlar arasında en yaygın olan da Dindi/mene adıdır ki Dindymos dağının tan­ rıçası anlamına gelir. onunla ilişkili olarak gösterir (Amazonlar. İstanbul Üniversitesi F i l m Merkezince çevrilmiş olan bir belgesel filmden tanıdığımız bu Kybele anıtlarının arkeoloji buluntularıyla ve başka bölgelerde rastlanan buluntularla karşılaştırılıp değerlendirilmesi Ana Tanrıça dinini aydınlatmaya yarayabilir. tanrıça doğayı ğu Ana Tanrıçanın kaynağı Anadolu'da ol­ bütün canlılığı. Efes Artemis'inde görülen kuleli mana Pontika (Tokat bölgesinde Gümenek) taçları başında taşımakla bir de meter turrita ve Kayseri yöresindeki Komana Kappadokiya da turrigera (Lat. gerek düzyazıyla en çok sözü edilen tan­ mun ürünü olan savaşçı Amazonları efsanele­ rıçalardan biridir.

Marsilya'yı kuran rahip krallar büyük kralın siyasal yönetimini göçmenlerin yeni yurtlarına taşıdıktan törele- adlı bir delikanlıya tutkundur (Agdistis). bir Tanrıça kültü Phrygialılardan çok eski olduğu kara taştı. Kybeve yöreye adını veren ulustan çok daha eski le'nin başrahibi de kanlı bir törenle kendi olduğu bütün kanıtlardan anlaşıldığı halde. müzi­ timlere karşı korumuştur. Bu dinsel yönetimin başında Yunan ve Roma çağında Kybele kültü bütün iki başrahip bulunur. Phrygia uygarlığı Ege lerin Anadolu'da kurdukları egemenlik döne­ kıyılarını kapladıktan sonra. Pessinus'taki sında yapılan bu eylem gene Anadolu'ya öz­ tapınağını kurmakla övünüldü. İonyalı kolonistler din len bu ölme-dirilme motifi. Friklerle tanrıçanın kaynaşması nın özünde olan bir çeşit kurban töreniyle dikkati çeken bir süreçtir: Ana Tanrıça kültü­ gerçekleşmektedir. Phokalalılarla minde büyük Hitit kralıyla i y i ilişkiler kurmuş. Yazılı kaynaklar bi­ Metragyrtoi diye anılan dilenci rahipler Akde­ ze Kybele'nin Pessinus'taki tapımı üstüne ay­ niz çevresine yayılır ve birer misyoner gibi rıntılı bilgi verir. Her iki saldırıda da Ana Tanrıçanın tapım merke­ zi uluslarüstü niteliğini koruyarak bağımsızlı­ ğını ve din devleti olarak etkisini sürdürmek Toprak-bereket efsanelerinin hepsinde. ikincisi 1. biri İ. Nitekim rak yönetilirdi. kendinden geçme ve esrime egemen olan tanrıçayı benimseyip tapımını hallerine kanşmakta ve Ana Tanrıça tapımısürdürürler. yani bütün doğaya geçmesini sağ­ Tanrıça ile yakın ilişkileri tarihe geçmiştir. yolunu buluyor. Attis erkekliğini keserek nün yerli olup Phrygia bölgesini ele geçiren kendini nasıl tanrıçaya kurban ettiyse. bunların biri Attis adını töreleriyle Phrygia uygarlığına özgü bir belirti taşır. lamaktadır. akan kan ve gu öylesine etkilemiş ki. eliyle kendini hadım etmek zorundaydı. 686 (ya da 676) sula­ rında Kimmerlerin bölgeye yayılmasıdır. Phrygia'da yerli bir kült olduğu bü­ la saygı ve gıpta ile karşılanırlar. Attis kendi kestiği hayalarından akan kanla topra­ ğı sular. tünü ortadan kaldıramazlar. burada birtakım vecit. Galloi diye anılan öbür ra­ ri ve dilenci rahipleri hor görüldüğü oranda hiplerin de vecit halinde hadım edilmeleri t ö ­ gizemli bir din ve kültünün temsilcileri olmak­ redendi. Tanrıçaya orada bir idol biçi­ davranarak Ana Tanrıçanın mistik ve gizemli minde tapınılırdı. Phrygia lik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş krallarından Midas'ın da. Fransa'ya kadar da yayılır. çünkü tün kaynaklardan belli olan bu rahip devleti Phrygia evrensel bir dinin merkezi olduğu ka­ özekligini bögeye gelip yerleşen bütün yöne­ dar Yunanlılara yön veren bir sanatın. ğin ve bir de yaşam biçiminin. Marsyas'ın da Ana bir alana. şenlikler ara­ Midas tanrıçanın oğlu olmakla. öncüsüdür. dan gelme olması şart koşulan bir yabancıy­ dı. Gizemli cümbüşler. Attis tanrıça bu yeni siyasal gücü ve etnik toplulu efsanesinde simgelendigi gibi. Kimmerler de gü ve bazı tarikatlarda bugün başka biçimde Phrygia devletini yıkar. Bu iki kral-rahibin Attis efsanesinde anla­ Klasik çağlarda Yunanistan'ın ve Anado­ tıldığı gibi erkekliklerini tanrıçaya adamış ol­ lu'nun dört bir yanına dağılan Phrygia kölele­ ması gerekiyordu. Öyle ki Ana gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit. Kybele kültünde merkezine dokunmak şöyle dursun. Aynı süreç Efes'teki Artemiözellikle Adonis mythos'unda (Adonis) görü­ sion'da da görülür. ama Ana Tanrıça k ü l de olsa yaşayan bir törenin ilk örneğidir. onu Pessinus kralının ( k i m i kaynaklarda kral M i das'ın) kızıyla evlenmek üzereyken düğün ye­ rinde birden karşısına dikilerek çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. Bu idol bir "diopetes" yani dinini dört bir yana tanıtırlar. tarihe Kybele bir yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nite­ Phrygia tanrıçası olarak geçmişti. Tersine bu tapını daha çok Lydia yöresine kaydıktan sonra. 1200 yıllarında Friklerin.tanımakla birlikte onun din merkezlerine ka­ rışmasına hiçbir zaman izin vermemişimin Phrygia dışardan gelme ulusların iki kez saldı­ rısına uğramıştır. kılık kıyafetin gerekse Pessinus'taki tapım merkezleri Hititkurucusu. Gerek Komana'da. bitkilerin fışkırmasına yol açar ve bir çam ağacına dönüşür. ( 3 ) T A P I M I VE T A R İ H İ . Pessinus'taki tapınağı siyasal güç­ halde. bu dini benimseyen bütün ülkeler onu lerden büsbütün bağımsız bir din merkezi ola­ bir Phrygia tanrıçası olarak tanırlar. Ö. . Megabyzos adıyla anılan ikincisi dışar­ sayılır. Ö.

Ana Tanrıça üstüne en zen­ gin buluntuları sağlayan Hacılar da Burdur'a yakın değil midir? Phrygialılardan kral Priamos kendisi de söz eder. atları dörtnal giden bir sürü Phrygia'lı görmüştüm.. Ama Ana Tanrı­ ça sanat yönünde çığır açmakla kalmaz. Ondan önce Ati­ na Ana Tanrıçayı çağırmış. halk heyecana kapılır. a f i f ellerle şehre alınmasını ister. Atina ile Sparta'nm amansız ve sonsuz savaşında AtiEskiden bağlık. Uzak Askania dendiğine göre bu savaşçıların geldiği yöre Burdur böl­ gesi olsa gerek. yalnız uygarlık ve kültür merkezi sayılan Anadolu'nun değil.. yeni ve da­ ha köklü inançlara özlem duyulmaktadır. 1. ama tlyada'dan sonraki me­ tinlerde Troyalıların Phrygialı diye anılması büsbütün ilginç ve dikkat çekici bir yöndür. İlyada'da Kybele'nin adı hiç geçmediği hal­ de. hem de Bur­ dur gölünün adıdır.): Phrygia'ya gitmiştim. Gerçekten de öyle olur. aralarına savaş ortağı almışlardı beni. Sibylla'lar Anadolu'dan gelmeydi. uzak Askania'dan gelmişlerdir onlar.. rahiplerinin hadım oluşu. bütün doğu Akdeniz çevresinin. işte o gün.rin arasında bugüne dek Fransa cumhuriyeti­ nin benimsediği Phrygia başlığı da yok mu­ dur? Phrygialı olmak kültür bakımından yet­ kin. O sıralarda Delphoi tanrısı Apollon'un rahipleri bu olayı desteklemiş olacak: Tanrının kâhinleri. Ana­ dolu'nun kapılarını açmıştır. bahçelik na'lılar Phrygia'nın Ana Tanrıçasını getirte­ rek şehirlerinde ona büyük bir tapınak kur­ muşlar. birkaç yıl sonra Romalı komutan Manlius 186 . Roma ile Anadolu arasında kültür köprüsü kurulmuş­ tur. coşkun danslarla kutlanan törenleri. Ana Tanrıçanın da bu kültür göçüyle birlikte Roma'ya alınmasını sağlamıştır.. tanrıça afifligini kanıtlamak için gemisinin kendi eliy­ le çekilmesine izin versin. Magna Mater'in Roma'ya nakli din tarihinde eşi­ ne rastlanmayan bir olaydır. Bu olay da kritik bir döneme rastlar: Roma Afrika se­ ferlerine çıkmak üzeredir.. 862): Askanios yönetir Phrygia'lıları. iki t a n n ve iki din arasında bağlantılar tarih öncesi çağlara dek uzanmaktaydı (Sibylla). Kybele-Attis efsanesini konu edindikleri şiirlerinde tanrıçanın Galli adlı rahiplerine atıfla "galliambus" diye coş­ kun bir vezin de uydururlar. esinlendirmiştir ki. Askania Limne hem Gemlik. Helene'ye anlatır ( İ l . özellikel tragedya yazarları şiir dilinde bu iki ulus adını karıştırmışlardır. Magna Mater bu gereksinmeyi karşılamış ola­ cak ki. Phrygialılardan söz edilir: Bunlar Troya savaşında Troyalılara yardıma gelir (İl. kız oğlan kız olmadığı ileri sürülmektedir. Kybele'nin Phrygia'dan gelme t e f . Claudia halatları eline alır ve gemiyi Tiber'den yukarı Roma şehrine kadar çeker. 184 vd. II. I I I . Orduları yayılmıştı Sakarya'nın kıyılarına. Yeni efsaneler doğar: Ana Tanrıça taşını Tiber'den yukarı taşıyan gemi birden karaya oturur. O sırada Roma'da bir taş yağ­ muru olur. derken Claudia Quinta adlı bir kız orta­ ya çıkar ve tanrıçaya yakarır. Priamos'un da Phrygialıların yardımına koşması anlamlı. Gene Sibylla kitaplarının önerisiyle Ana Tanrıça'nın Roma'ya getirilişi derin siyasal sonuçlar doğurmuştur. yeni dini kutlamakta şairler ağız birliği ederler. o sırada Ana Tanrıçanın sesi duyulur: Temiz. kirletildiği. üstün olmak anlamına gelir ve bu Roma imparatorluğu çağına kadar süregelecektir.. 204 yılında Pessinus'taki meteortaşı törenle Roma'ya aktarıl­ mış ve Palatinus tepesine tapınağı kurulan Magna Mater'in şerefine Megalensia denilen bayramlar kutlanmaya başlamıştır. z i l ve da­ vul gibi çalgılarla. ama bu olay sonradan çok önemli sonuçlar doğurmuş. kültünü sınırları içine almakla geçirdiği bir bunalıma çare bu­ lunacağına inanmıştır: Peloponez savaşı de­ nilen iki büyük Yunan şehrinin. Ö. Attis e f sanesinin bu törenlerde ve gizemlerde yine­ lenmesi Roma şairlerini öylesine etkilemiş. erkek gibi. Bir kültür taşıyıcısı olarak Phrygialıların Troyalıları da simgelemek için kullanılmaları ne zaman ve nasıl başlar? Herhalde şairler. Phrygia'nın bir Amazon saldırısına uğrama­ sı. Amazonlar gelmişti hani. onu Demeter'le birleştirip bir devlet tanrıçası olarak benimsemişlerdir. imparatorluğu kur­ maya yol açacak yayılma politikası yürürlüğe girmektedir. Roma'nın Aineas'ı kurucu ata olarak benimsemesiyle Phrygia uygarlığını da kültürünün kaynağı saymış.

Sipylos eteğindeki Magnesia'da (Manisa) Syria kralı III. Antlokhos'u yenip Orta Ana­ dolu'ya ordusuyla ayak basınca Romalıları Pessinus tapınağının rahipleri coşkun sevinç gösterileriyle karşılar. Bundan sonradır ki R o ­ ma Bergama krallığını miras yoluyla elde eder ve Anadolu'ya egemenliğini kurmakla bölgede çığır açıcı bir dönemin başlamasını sağlar. Denebilir ki Romalılara doğunun kapı­ larını açan Anadolu'nun yerlisi ve simgesi olan Ana Tanrıçadır. Onunla ilişki kurup Batı ile Doğu arasında köprü atmak ve kültürünün yoksun olduğu bir temeli kültür beşiği Anado­ lu'da arayıp bulmak Roma'nın siyasal dehası­ na bir örnektir. Başta Augustus olmak üzere imparatorların hepsi hiç tükenmeyen bir özü gelip Anadolu'dan almışlardır. Eşsiz bir uy­ garlık ve kültür temeline oturtmayı başardık­ ları kültürleri böylece hem İtalya'da, hem Anadolu'da geliştikçe gelişmiştir. Bunun sim­ gesi de binlerce yıl öncesi gibi Roma'nın ege­ menlik çağında da gene aynı tanrıça, hangi adla anılırsa anılsın, Anadolu'nun büyük Ana Tanrıçasıdır. Kydippe. Kleobis'le Biton'un anneleri, H e ra rahibesi (Kleobis). Kydnos. Kilikya'da bugün Tarsus çayı diye anılan ırmağın tanrısı. Ana tarafından İapetos'un torunu sayılır. Kydnos'un Parthenios adlı bir oğlu varmış, Kydnos ırmağının denize döküldüğü yerde bir şehir kurup ona Parthenia demiş. Bu şehir bugünkü Tarsus'tur. Kyklopes (Kyklop'lar). Türkçeye " T e p e ­ göz" diye çevirebileceğimiz Kyklop'lar tek yu­ varlak gözlü devlerdir. Yunan mythos'unda bu yaratıkların üç türünden söz edilir: Biri Gaia ile Uranos'un oğulları göksel Kykloplar, öbürleri Odysseia'da adı geçen Polyphemos gibi Sicilyalı Kykloplar, sonuncuları da kay­ nakları Lykia'da bulunan duvarcı Kykloplardır. Birinci türden Hesiodos Theogonia'da şöy­ le söz eder (Theog. 139 vd.): Sonra Toprak Kyklop'ları doğurdu, azgın yürekli, Brontes'i, Steropes'i ve belalı Arges'i (ki bunlar vermiştir Zeus'a şimşekleri, yıldırımı}

Her bakımdan tanrıya benziyordu burdur ama bir tek gözleri vardı alınlarında. Yuvarlak tek gözlerinden geliyordu adları, zorlu, başarılıydılar hep yaptıklarında. Uranos'un yeraltına kapattığı bu devleri hemsoyları Yüzkollularla birlikte yeryüzüne çıkarır ve Titanlara karşı savaşta silah arkada­ şı olarak kullanır. Hades'e görünmez kılan başlığı, Poseldon'a da üç dişli yabayı veren bu devlermiş. Kykloplar üzerine başka efsaneler de anlatı­ lır: Apollon Kykloplara düşman kesilir, çünkü oğlu Asklepios insanları ölümden kurtarıyor diye Zeus'un öfkesine uğrar ve Kyklopların yıldmmıyla öldürülür. Apollon baştanrı Zeus'a el kaldıramadığı için Kyklopları öldürme­ ye kalkışır. Zeus buna kızar, bir an oğlu Apollon'u Tartaros'a atmayı düşünür, sonra bu kadar ağır bir cezadan vazgeçip onu bir yıl için sığırtmaç olarak Admetos'un yanına yol lar (Admetos, Asklepios, Apollon). Bu e f $ 8 nede Kykloplar ölümsüz tanrılar değil, ölüm lü yaratıklar olarak gösterilmiştir. Sicilyalı Kykloplar önce Homeros'un Odyi seia destanında, sonra da İskenderiye şiirindi sözü geçen yaratıklardır. Odysseia bunların yerlerini, yurtlarını Homeros destanlarına ö z gü kesinlikle belirtir: Kuzey İtalya ve Sicilya kıyıları ve adaları söz konusudur, nitekim Te­ pegöz masalları oralarda tutunmuş ve birçok yerlere Tepegözlerin, özellikle Odysseia'da sözü geçen Polyphemos'un adı verilmiştir (Polyphemos). Bu bölgenin yanardağ bölgesi oluşu, oralarda toprak altına kapatılan Tepe­ gözlerin demircilikle uğraşan birer cin olarak canlandırılmalarına yol açmıştır: Bunlar H e phaistos'un işliğinde - tıpkı İtalya'da (XVIII) Akhilleus'un silahlarının yapıldığı bölümdeki gibi - demir döverler, maden işlerler ve tanrı­ lara silah yaparlar. Tek gözleri ateşin karşı­ sında kor gibi parlar, kraterlerden fışkıran kı­ vılcımlar onların örsünden fırlayan ateşlerdir, yersarsıntıları ve gürültüleriyle kendilerini bel­ li ederler. Odysseia'da bunun tam tersine Kykloplar hayvancılıkla geçinen, koyun ve keçileri bol olan ağıllarda, mağaralarda yaşa­ yan yamyam devler olarak gösterilir. Odysseus Kykloplar ülkesinde ve özellikle Polyphemos'un mağarasındaI yaşadığı serüveni en

ufak ayrıntısına kadar anlatır (Od. IX, 105 -567). Duvarcı Kykloplarsa Anadolu'da, Yunanis­ tan ve Sicilya'da iri taşlarla örülmüş kyklopeen denilen ne kadar sur varsa, hepsinin yapı­ cıları sayılır. Bunlar ne cin, ne de tanrıdır, ta­ rih öncesi çağlarda şehir kalelerini yıkılmaz, aşılmaz ve alınmaz duvarlarla çevirmek için efsanelik kralların, önderlerin emrine giren bütün bir ulustur. Efsane Kykloplann yardı­ mıyla surlarını yaptıran krallar (Tiryns şehri için) Proitos ve (Argos şehri için) Perseus'tur. Öte yandan bu duvarcı Kykloplann Anado­ lu'nun Lykia bölgesinden gelme oldukları da efsanelerce belirtilir. Bütün bu kanıtlar bu tek gözlü devlerin yorumlanmasında Hitit kabart­ malarının göz önüne alınması gereğini pek­ leştirmektedir. Halikarnas Balıkçısı'nın öner­ diği bu görüş tutarlı görünmektedir: Tek yu­ varlak gözlü devler Hitit kabartmalarında profilden görülen kişiler olabilir, dev oluşlan ve çok iri duvarların yapıcıları sayılmaları Anadolu'daki Hitit surlarının kayaya oyulmuş olmasıyla açıklanabilir. Kaldı ki efsane bu devarcı devlerin Anadolu'dan gelme, dağ kaya­ lıklarına mezarları kazmakla ün salmış Lykia'dan gelme olduğunu da ayrıca belirtmekte­ dir. Bu sorunun efsane bakımından da, Ana­ dolu ve özellikle Anadolu-Yunan ilişkilerinin aydınlığa çıkarılacağı bir gelecekte çözümle­ nebileceğine inanıyoruz. Kyknos. Kuğu kuşu anlamına gelen bu ad birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Poseidon'un bir oğlu. Efsanesi Troya'nın İlyada'dan önceki olaylarıyla ilgilidir. Troyahlardan yana olan Kyknos Akhaların bo^az kıyılarına çıkarma yapmalarına engel olmak istemiş ve Akhilleus'la çarpışmış. Ama babası tanrı olduğu için Kyknos'un derisine silah işlemiyormuş. Akhilleus onu kalkanla ite ite bir kayanın altına kadar getirmiş, ora­ da ezmeye çalışmış. Poseidon da oğlunu bir kuğu kuşuna çevirip kurtarmış. (2) Poseidon'un Kyknos adında bir oğlu da­ ha/varmış, Troya'nın güneyinde, Bozcaa­ da'nın tam karşısındaki bir şehrin kralıymış. Adanın o zamanki adı Leukophrys'miş. Ana­ sı bu Kyknos'u doğurunca deniz kıyısına bı­ rakmış, bebeği bir kuğu kuşu büyütmüş. 188

Kyknos sonraları Laomedon'un bir kızıyla ev­ lenir ve Tenes adlı bir oğlu, bir de kızı olur. Karısı ölünce Kyknos başka bir karı almış, ama üvey annesi Kyknos'a iftira etmiş, Kyknos da buna inanmış, oğlunu bir sandığa kapatarak denize atmış. Tenes Bozcaada'ya çıkmış, sonraları adını vermiş Leukophrys adasına. Kyknos bir süre sonra oğlunun suç­ suz olduğunu anlamış ve iftirayı yapan karı­ sıyla ona tanıklık eden kavalcıyı gereğince ce­ zalandırmış, sonra da Tenedos adasına oğ­ luyla barışmaya gitmiş, ne var ki Tenes baba­ sının kıyıya bağladığı ipi bir keserle kesip ge­ misini açığa atmış (Tenes). Efsaneye göre Tenedos adasına kavalcıların gelmesi de ya­ sak edilmiş. (3) Tanrı Ares'le Pelias'ın kızı Pelopeia'nın oğlu. Kyknos, zalim bir eşkıya imiş, Delphoi'ye gelen yolcuları durdurur, öldürür ve ölü­ lerini babası Ares'e sunarmış. Apollon bu iş­ ten bıkmış ve yiğit Herakles'i Kyknos'la çar­ pışmaya göndermiş. Herakles eşkıyanın hak­ kından gelmiş, ama Ares oğlunun öcünü al­ mak üzere yeryüzüne inince, onu da kalça­ sından yaralayarak Olympos'a dönmeye zor­ lamış. (4) Phaethon'un arkadaşı Kyknos adlı bir adam varmış, Phaethon ölünce öyle güzel bir sesle ağıt yakmış ki Apollon tanrı onu kuğu kuşuna döndürmüş. Kuğu kuşlarının ölmeden ötmesi de ondanmış. Kylabras. Lykialı bir çoban. Phaselis (Tekirova) şehrinin kurulacağı yerde tarlaları var­ mış, oraya şehir kurmaya gelen Lakios bu tarlaları tuzlu balık karşılığında satın almış (Lakios). Sonraları Phaselis halkı Kylabras'a bir tapınak kurmuş, sunu olarak da tuzlu ba­ lık adarlarmış Kylabras'a. Kyrene. Kyrene, Peneus ırmağının torunu olan Tesalyalı bir nympha'dır. Pindos dağı­ nın eteklerinde sürüleri bekler ve öyle güçlü kuvvetlidir ki, vahşi hayvanlarla boy ölçüşür. Günün birinde silahsız olarak bir aslanla d ö ­ vüşüp onu alt edince, güreşe tanık olan Apollon Kyrene'ye âşık olur. Hemen Kentaur Kheiron'a gidip bu kızın kim olduğunu Öğre­ nir ve Kyrene'yi altın arabasına bindirdiği gi­ bi Libya'ya kaçınr. Orada Kyrene adını alan

bir altın saraya yerleştirir. Kyrene'nin Apollon'dan bir oğlu olur, Aristaios adlı bu çocu­ ğu Hera tanrıçalarla Toprak Ana büyütürler (Aristaios). Kythera'h. Aphrodite'ye verilen bir ek a d . Tanrıçanın denizin köpüklerinden doğunca ilk vardığı yer Kythera adası olduğu için (Aphrodite). Kyzikos. Kapıdag yarımadasının batı ko­ yunda bulunan Kyzikos şehri (bugün Balkız) ilkçağda Marmara'nın en zengin ve işlek l i manlarından biriydi. Kurucusu Kyzikos'un ef­ sanesi Argonaut'lar seferiyle ilgili olarak anla­ tılır (Argonaut'lar). Kyzikos tanrı Poseidon'dan türemiş olan Dolionların kralıymış. Argonaut'lar şehre geldiklerinde kral, kâhin Merops'un kızı Kleite ile yeni evlenmişmiş. Kyzikos Argonaut'ları iyi karşılamış, yedir­ miş, içirmiş, yanlarına bol kumanya da vere­ rek ugurlamış. Ne var ki Argo gemisi yola

çıktıktan sonra büyük bir fırtınaya (utulmuş, gece vakti bir karaya varmışlar, ne bilsinler ki orası az önce ayrıldıkları Dolionların ülkesi dir. Dolionlar bunları korsan sanarak saldırı ya geçmişler, kıyasıya bir savaş olmuş, s a v a şa kral Kyzikos da gelip katılmış ve İason'un elinden can vermiş. Sabah olunca bir de bak mışlar ki korkunç bir yanılgıya düşmüş her­ kes. Argonaut'lar üç gün, üç gece yas l u l muşlar Kyzikos'un ölüsüne, sonra törenle gömmüşler onu. Bu arada Kleite kederinden asmış kendini. Kyzikos'un kral olduğu selin­ de adı verilmiş Kieite'nin ölümüne nympha' lar o kadat ağlamışlar ki, gözyaşlarından bir kaynak fışkırmış, ona da Kleite adı verilmiş. İlginç bir nokta da şu ki, Argonautlar efsane­ sinde Kyzikos'tan ayrılmadan önce gemicile­ rin şehre hâkim olan Dindymos (Kapıdag) üs tüne bir Kybele heykeli diktikleri ve fırtınayı ancak bu yoldan dindirebildikleri söylenmek­ tedir.

L
Labdakos. Kadmos'la Harmonia'nın toru­ nu, Laios'un babası ve Oidipus'un dedesi (Tab. 19). Thebai kralı olan Labdakos adını bütün soyuna vermiştir, Oidipus da Labdakos oğlu diye anılır. Labrandos. Labrandos Kuretaların biridir. Arkadaşları Panamoros ve Palaksos'la birlik­ te Karia bölgesine gelir ve oradaki Labranda şehrine adını verir. Labranda bugün Selimi­ ye'nin biraz kuzeyinde Türbe adlı bir kasaba­ nın yerinde bulunuyordu. Labyrinthos. Labyrinthos, sonsuz ve girift dehlizlerden meydana gelen bir yapıya veri­ len addır. Mısır'da bu çeşit yapılar yeraltında mağaralar kazılarak yapılırdı ve çokluk kral mezarı olarak kullanılırdı. Yunan mythos'unda bu kelime Girit kralı Minos'un ünlü mimar Daidalos'a yaptırdığı ve içinde Minotauros'u sakladığı yapı için kullanılır. Labyrinthos ku­ ruluşundan da anlaşıldığı gibi Yunanca bir ke­ lime değil, Anadolu dillerinden üremedir. G i rit'e de oradan gelmiş olsa gerek. Girit Labyrinthos'u yeraltında değil, yer üstünde yapıl­ mış bin bir oda ve koridordan kurulu çapraşık bir yapıdır. Efsaneye göre Minotauros'u öl­ dürmeye giden Theseus'a Ariadne bir yumak iplik vererek onun Labyrinthos'a girdikten sonra yolunu şaşırmadan çıkmasını da sağla­ mıştır (Daidalos, Ariadne). Labyrinthos adı iki ağızlı balta anlamına ge­ len ve Girit din ve sanatında olduğu gibi Ana­ dolu'da da izleri görülen "labrys" kelimesin­ den türemiş olabilir. Lacrtes. Odysseus'un babası. Oğlu Troya savaşına gidip dönmeyince derin bir yas kap­ lar Laertes'in yüreğini, İthake sarayından ay­ rılır, gider bağlarında herkesten uzak, çoban­ ları ve bahçıvanlanyla birlikte yoksulluk için­ de yaşar. Odysseus'un ölüler ülkesinde rastla­ dığı anası Antikleia oğluna babası Laertes'in ne büyük acılar içinde kıvrandığını anlatır (Antikleia). îthake'de Laertes'in sözü geç­ mez bile, saraydaki rezalete karışmaz, malı­ nın, mülkünün Penelopeia'nın taliplerince tü­ ketilip yok edilmesine karşı koyacak güçte 190

değildir. Hele karısı Antikleia da canına kıyın­ ca Laertes canlı bir cenaze oluverir. Penelopeia ona sözde kefen dokur, her gün doku­ duğu ve gece söktüğü bezin Laertes'e kefen olduğunu söyleyerek talipleri oyalar. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye ayak basınca ba­ basının yürekler acısı halini çoban başı Eumaios'un ağzından haber alır. Ama ona ancak talipleri öldükten sonra, Odysseia'nın yirmi dördüncü ve son bölümünde görünür. H o m e ros bu buluşmayı şöyle anlatır (Od. X X I V , 226 vd.): Odysseus yalnız babasını buldu bakımlı bahçenin içinde, çapalıyordu ihtiyar adam bir ağacın dibini, entarisi eski ve yamalı vepimpisti, yamalı sığır derileri bağlamıştı bacaklarına, sıyrıklardan korunmak içindi, dizlik yerine, ellerinde eldiven vardı dikenler batmasın diye, başında da soğuğa karşı keçi derisi bir takke, Odysseus onu ihtiyarlıktan çökmüş, gönlü büyük bir yas içinde görünce dayanamaz, ağ­ lar. Kendini tanıtınca ihtiyar Laertes birden­ bire dirilir, gidip yıkanır, temiz bir entari gi­ yer ve tanrıça Athene'nin yaptığı büyü ile bir­ den güçleşir, gençleşir. Öyle ki ithake halkı taliplerin ölümünden dolayı öç almaya gelin­ ce, Laertes de oğlu ve torunuyla birlikte sila­ ha sarılır ve Eupeithes'i öldürür. Laios. Labdakos'un oğlu, Oidipus'un baba­ sı, Thebai kralı (Tab. 19). Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasına kaynak olarak aldığı efsaneye göre, Laios İokaste ile evlenir ve bir oğlu olur. Ama çocuk dogmadan tanrı sözcü­ sü Laios'a doğacak olan çocuğun kendisini öldüreceğini bildirir. Bunun içindir ki kral ço­ cuğu doğar donmaz bir uşağına verip dağa bıraktırır. Ama tanrı sözü gene de gerçekle­ şir: Günün birinde Laios Delphoi'ye giderken yolda bir yabancıyla kavgaya tutuşur, bu ya­ bancı kendi oğlu Oidipus'tur. Oidipus Laios'u Öldürür ve Thebai'ye vardıktan sonra anası İokaste ile evlenir. Oidipus'un, babasını öl­ dürmek ve anasıyla evlenmekle işlediği kor­ kunç günahı nasıl haber aldığı ve nasıl cezaya çarpıldığı Oidipus efsanesi ve tragedyasında anlatılmıştır (Oidipus).

Laistrygon'lar. Odyssela'da adı geçen efsanelik bir boy. Odysseus gemileriyle rüzgâr tanrı Aiolos'un adasından ayrılınca altı gün yol alır, sonra da Telepylos denilen çok güzel bir limana varır. Bütün gemiler bu sütliman koya girerler, yalnız Odysseus kendi gemisini liman dışında bir kayaya bağlar. Üç arkadaşı­ nı da kente gönderir, ama Laistrygonların kralı Antiphates'in kızına rastlayan bu adam­ lar önce bir dev anasının evine götürülürler, sonra da Antiphates adlı dev kral onlan kesip yer, bununla da kalmaz, Laistrygonlar liman­ da demirlemiş gemilere saldırır ve bütün ge­ micileri öldürüp şişlerler. Bir Odysseus'un ge­ misi halatını çözerek kaçıp kurtulmak çaresi­ ni bulur. Böylece Odysseus'un on iki gemi­ sinden on biri yok olur, bir tek gemisi kalır. Bu korkunç macera Odysseia'nın onuncu bö­ lümünde anlatılmıştır (Od. X, 80-132). Lakedaimon. Zeus'la Taygete'nin oğlu, P e loponez'de Lakedaimon ya da Sparta olarak anılan ünlü şehrin kurucusu (Tab. 9). Efsane­ ye göre Lakedaimon adlı kahraman bölgede kral olan ırmak tanrı Eurotas'ın Sparta adlı kızıyla evlenmiş, Eurotas ölünce de tahta çık­ mış. Kentine karısının adını vererek Sparta demiş, yönettiği halka da Lakedaimorilular diye kendi adını takmış. Tarihsel çağlarda bu kent h e m Sparta, hem de Lakedaimon diye anılır. Lakhesiş. Zeus'la Themis'in kızları sayılan kader tanrıçaları Moiraların biri. Adı kader, alın yazısı anlamına gelen Lakhesiş Moiraların ikincisidir (Moiralar). Lakios. Lakios'a Delphoi tanrı sözcüsü do­ ğuya gidip bir şehir kurmasını buyurmuş, Lakios da Anadolu'nun Lykia ile Pamphylia ille­ rinin sınırında bulunan Phaselis şehrini kur­ muş. Bu şehri kurmak için gereken topraklan tuzlu balık karşılığında satın almış (Kylabras). Lamia. Komedya'da adı geçen, kadın başlı, eşek bacaklı bir canavar, çocuklara korkuluk olarak gösterilirdi. Bir efsaneye göre Lamia güzel bir kızmış, Zeus ona gönül vermiş, onunla birkaç kez gelip sevişmiş, ama Lamia'nın her çocuk doğuruşunda kıskanç Hera gelir, doğan çocuğu öldürürmüş. Sonunda

Lamia gidip bir mağaraya saklanmış ve çocuklan yaşayan analara düşman kesilmiş. G e çeleri gözüne uyku girmediği için gider, ço cuklan kaçırır, yermiş. Ama Zeus ona acımış, çok şarap içtiği geceler gözlerini çıkarıp yata­ ğının yanındaki bir kaba koyarmış, o zaman uyur ve çocukları rahat bırakırmış. Lampetie. Helios'la Neaira'nın kızı, Odys seia'da adı geçen nympha. Lampetie kız kar­ deşi Phaethusa ile birlikte babaları Helios'un Thrinakie adasındaki kutsal sığırlarına bekçi­ lik etmektedirler. Odysseus'un arkadaşlarının kutsal sığırları kesip yediklerini Helios'a ha­ ber veren onlardır (Od. X I I ) . Lampsake. Lampsakos (Lapseki) şehrine adını veren kadın. Lampsake Babrykler kralı nın kızıymış. Boğazlar bölgesine Y u n a n i s - . tan'dan gelen göçmenler günün birinde kra lın bulunmadığı bir zamanda yerlilerin saldın sına uğramışlar ve Lampsake araya girme şeydi, hepsi öldürüleceklermiş. Ama kral ki» göçmenleri kurtarmış, bunun için de onlaı şehri aldıktan sonra Lampsake'ye bir tanrıça gibi tapınmışlar ve şehre adını vermişlerdir. Laodamas. (1) Eteokles'in oğlu, Thebal kralı. Thebai'ye karşı Epigonlar seferine karşı koyar ve şehrini savunurken ölür (Alkmaion). Başka bir anlatıma göre Epigonlar şehri alınca Laodamas kaçar ve kuzey Yunanis­ tan'a sığınır. (2) Antenor'un oğlu, llyada'da adı geçen Troyalı savaşçı. Aias tarafından öldürülür. Laodameia. (1) Bellerophontes'in kızı. H o meros İlyada'da Laodameia'nın Zeus'la bir­ leştiği ve Sarpedon'u doğurduğu söylenir (İl. VI, 197 vd.) : Akıllı Zeus, koynuna girdi Laodameia'nın. Laodameia doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon 'u. Başka bir geleneğe göre Sarpedon Zeus'la Europa'nın oğludur (Tab. 11). Laoda la Artemis'in oklarıyla ölmüş. (2) Akastos'un kızı, Protesilaos'un karısı Protesilaos Tröya kıyılarına çıkar çıkmaz ölen Akha yiğididir. Kocası Troya seferine çıkmadan az önce evlenen Laodameia ölüm

haberini alınca tanrılardan Protesilaos'u ken­ disine üç saat için bağışlamalarını diler. Bu dileği yerine gelir, ama eşi Hades'e indikten sonra da Laodameia canına kıyar (Protesilaos). Bir anlatıma göre Laodameia Protesilaos'un balmumundan bir heykelini yaptırmış ve onu koynuna alırmış. Babası bunun' farkı­ na varınca heykeli ateşe atmış, Laodameia da heykelin ardından atlayarak diri diri yan­ mış. Laodike. (1) Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. İlyada'da Agamemnon'un üç kızı­ nın adı Khrysothemis, Laodike ve İphianassa diye geçer. Laodike tragedya yazarlarının sonradan Elektra diye adlandırdıkları kız olsa gerek. (2) Priamos'un kızı (Tab. 16). İlyada'da şöy­ le tanımlanır (il. I I I , 124): "Güzellikten yana en üstünüydü Priamos'un kızları arasında". Laokoon. Troyalı Antenor'un oğlu sayılan Laokoon, Thymbralı Apollon tapınağında ra­ hiptir. Ama tanrının heykeli önünde karısıyla seviştiği için günah işlemiş ve ApoIIon'un ö f kesini üstüne çekmiştir. İki oğlu vardır. İlyada'da adı geçmeyen Laokoon Vergilius'un "Aeneis" destanında Troya'nın yıkılışıyla ilgili olarak anlatılan korkunç bir mace­ ranın kahramanıdır. Akhalar içi dolu tahta atı Troya kapılarının önüne bırakarak Tenedos adasının arkasına saklandıklarında Troyalılar poseidon tanrıya şükretmek için on bir kur­ ban kesmek görevini Laokoon'a verirler. Laokoon kocaman bir boğayı deniz tanrıya ada­ mak üzeredir ki dalgalardan olağanüstü bü­ yüklükte iki yılan çıkar, bunlar babalarına yar­ dım etmekte olan Laookon'un iki oğluna sal­ dırırlar. Yılanlar çocukların gövdelerine sarı­ lıp onları boğmak üzereyken Laokoon araya girer, oğullarını kurtarmaya uğraşır, ama bu kez yılanlar onu da boğumlarının arasına alır­ lar ve üçünü de tüyler ürpertici biçimde öldü­ rürler. Troyalılar bu manzarayı dehşetle sey­ rettikten sonra, Laokoon'un Apollon'a karşı işlediği günahı bilmedikleri için, şöyle yorum­ larlar: Apollon'un rahibi kapı önüne bırakılan tahta heykelin şehir içine alınmasına karşı gelmiş, giderek kargısıyla atın karnına vur­ muş, oyuk olduğu sonucuna varmıştı. Deniz192

den çıkan yılanların Laokoon'u ve çocukları­ nı boğması işte bu tutumun cezasıdır, heykel ise tanrıların bir armağanıdır ve şehre alın­ malıdır. Casus Sinon'un da desteklediği bu görüş tutunur ve tahta at surlardan içeri alı­ nır. Aeneis'te canlandırılan bu olay bugün Vati­ kan müzesinde görülen ünlü Laokoon ve oğulları heykeline konu olmuştur. Laomedon. Ilos'la Eurydike'nin oğlu Laomedon Troya'nın ilk krallarındandır (Tab. 16, 17). Strymo ile evlenir ve Podarkes, yani Priamos'la Hesione'den başka birçok çocuk­ ları olur (Hesione). Tros'la llos'un kurdukları Troya şehrine surlar yaptırmak için Apollon ve Poseidon'dan yardım gören Laomedon yemin bozmuş, güvenilmez bir kral olarak geçer e f sanede. Bu günahı onun ve şehrinin başına birçok belalar getirmiştir. Bu yüzden Troya'ya düşman kesilen Poseidon olayı Apollon'a şöyle hatırlatır (İl. XXI, 4 4 1 vd.): Zeus buyurmuştu ikimize demişti, soylu Laomedon'a yardımcı olun, belli bir karşılıkla kiralamıştı bizi bir yıllığına, iş buyuruyordu bize, efendimizdi. Bir surla çevirdim ben Troya'lılarm şehrini, geniş, çok güzel bir surdu bu, şehir bir türlü ele geçemez olmuştu, sense, çok kıvrımlı İda'nın ormanlık yarlarında kaypak kaypak yürüyen, boynuzlu sığırlarını güdüyordun, ama güler yüzlü mevsimler gelip geçti, geldi yıllığı ödemenin günü, yüzsüz Laomedon vermedi karşılığını emeğimizin, meydan okudu birde utanmadan, bizi kovdu, dedi, ellerinizi, ayaklarınızı bağlayacağım, dedi, satacağım sizi uzak adalara, üstelik kulaklarımızı tunç kılıcıyla kesecekti. Poseidon bu hakaretten duyduğu öfkeyi bir türlü unutamaz, Hesione'yi öldürecek bir de­ niz canavarı gönderdiği gibi, Troyalıları tut­ maktan da kaçınır. Laomedon*un Hesione'yi kurtardı diye H e rakles'e verdiği sözü de tutmaması onun yiğit

yani ölümü simgeler. hem de tarihte adı geçen bir Tesalya boyudur. Ev Larla rından başka kamu Larları vardır. cinlerdir. Lara. Bir Lapith ol­ duğu bilinen İksion bir efsaneye göre Periphas'm. başka birine göre de Phlegyas'ın oğ­ ludur (İksion). Öldükten sonra da İupiter Latiaris adiy la tanrılaştırılır (Lavinia). Ama Mercurius Lara'ya yolda tutularak onu Lares tanrı­ lara gebe bırakmış. hem de baştanrınm bu tutku­ sunu İuno'ya ve İuturna'ya açmış. iki oğlu. Mousos. Lapith'lerin en başta gelen soyunun atası ırmak tanrı Peneus'tur. bunlar Ro­ ma halkının topluca yaşadığı yerleri konır.Herakles'in elinden öldürülmesine nedendir. kızı dışardan gelecek bir yabancıya. Pelion ve Ossa dağlarının eteklerine yerleşmişler. Leda'nın anası. adı Lapithes. Ama Troya soyundan bütün kişilere düşman kesilen tanrıça İuno Lavinia'nın anasının Turnus'la birlik olup bu evlenmeye karşı koyma­ sını sağlar. Lakedalmon'd. evlerin içini koruyan. Yunan kaynaklarına göre Latinus. hem de tam sessizliği. Kendilerinden önce bölgede oturan Pelasgları kovarak. Argonaut'lar seferine katılmış­ lar: Theseus'un arkadaşı Peirithoos. Lapith'lerin söz edildikleri efsanelerin ba­ şında Kentaurlarla olan çarpışmaları gelir (Kentauroi). Etrüsk asıllı tanrılar. Lavirıia'yı ona verir. Latin şairi Ovidius'a göre Lara'nın asıl adı geveze anlamına gelen "Lala"dır. Peneus Kreusa (ya da Philyra) ile evlenmiş. Hero. K ı z ı Lavinia günün b i rinde hiç acı çekmeden yanıp tutuşmaya baş­ layınca Latinus tanrı sözcüsüne bu mucizenin nedenini sorar. Aeneas Turnus'la teke tek savaşa girer. Bkz. Triopas ve Lesbos. Roma mitolojisinde Lara hem dedikodu. Lares tanrılar yol ağızlarını. Bir süre sonra İtalya'ya ayak basan Aeneas'ı kral Latinus iyi karşılayıp kendisine damat olacak adamın bu olduğu kanısına varır ve Lavinia'yı Aeneas'a verir. Kral Latinus'un kızı. Buna öfke­ lenen lupiter kızın dilini koparmış. ama dedesi Faunus onun evlenmesine engel olur. Efsaneye göre Lara ile Mercurius'tan doğmadırlar. onun oğlu Polypoites. h e m ef­ sane. bir kızı olmuş. örne­ ğin Knidos ve Rhodos'ta da rastlanır. Ne var ki adlarına birbirinden çok uzak yerlerde. kazanır ve Lavinia ile evlenir (Latinus. Odysseus'la Kirke'nin oğludur. başka başka bölgeler­ de şehirler kuran dört oğlu olur: Phorbas. Periphas. tanrı gönül verdiği İuturna'yı elde etmek için bütün nympha'lardan yardım istediği halde. Leandros. Leonteus vb. Roma asıllı efsanelere göre de Latinlerin bu ilk kralı Faunus'un oğlu ve Lavinia'nın babasıdır. genellikle Aitolia kralı Thestios'un kızı olduğu kabul edilir. kısa rubalı ve bir ayaklarının üstünde dönen delikanlılar olarak gösterilir. Laomedon'un Herakles'e söz verdiği atlar tanrı Zeus'un Ganymedes'e karşılık Tros'a armağan ettiği atlardır (Ganymedes). Leda.ın kovulan Tyndareos Aitolia 'ya sığı­ nınca Thestios onaa kızını verir. babası üstüne kaynak­ lar birbirini tutmaz. Aenas). Lapith olarak tanınmıştır. aldığı cevapta kızını. Latin adını göklere çıkaracak bir kahramana ver­ mesi gerektiği bildirilir. Latium'un bir su perisi olan Lara İupiter'in buy­ ruklarına karşı gelmiş. Her evde ölülerin ruhunu simgele yen bir Lar bulundurulur ve bu aile bekçisinin heykeli kuşaktan kuşağa aktarılır. Aeneas Latium'a gelmeden önce Lavinia Rutullar kralı Turnus'a nişanlıdır. İlyada'da adı geçen bu boy "taşkın canlı kargıcılar" diye nitele­ nir. Latinus. kılavuz tanrı Mecurius'a da bu geveze periyi ölüler ül­ kesine götürmesini buyurmuş. Bu Lapithes'in ken­ disi boyuna adını verir. Sonra da . Lapith'ler. Lavinia. İtalya'nın yerlileri Aborigenes deni­ len boya adını veren Latinus üstüne iki ayrı kaynaktan gelme efsaneler anlatılır. bu kız ApoUon tanrıdan gebe kalarak bir oğul doğurmuş. Lares. Kalydon avında da bulunmuşlar (Meleagros). Larlar bir ellerinde bereket boynuzu taşıyan. Lapithai (Lapith'ler). Latinus da Aeneas'ııı Latium'a geldiğini görünce. Latinlerin egemenliğini dünya­ ya yayacak olan bir kahramana vermek ge­ rektiğini bildirir. Pindos. Lara hem yardım­ dan kaçınmış. talibi olan Ruteller kralı Turnus'a değil de.

Lesbos. Efsaneye göre Zeus tanrı Leda'ya âşık olmuş ve bir ku­ ğu kuşu biçiminde ona yanaşmış. tanrıdan kurtulmak için bir kaz biçimine girmiş. Lethe. Zeus Nemesis'e tutkunmuş. Ak­ şam olunca Ameles (kaygısızlık anlamına ge­ lir) ırmağın kıyısında konaklamışlar. Nemesis'in yumurt­ ladığı yumurtayı da Leda alıp saklamış. ne ağaç. "Devlet" adlı eserinin sonunda ruh göçümünü anlatan Platon Lethe'yi şöyle ta­ nımlar (Dev. suyunu içen ruhlar geçmiş hayatlarını ve çek­ tikleri acıları unutup öyle girerler ölüler dün­ yasına. efsa­ nesinden ve tapınağının yerleşme yerlerin­ den belli olan Leto konusunda Apollon. öç tanrıçası Nemesis'tir. Klytaimestra. Platon ve neo-platonculugun etkisiyle Lethe unutmayı simgeleyen bir ırmak ve son­ ra da soyut bir kavram haline gelmiştir. bahçe ve tarlala­ rın bereketini sağladıklarından Yunan tannlarından Bacchus ve Ceres'le bir tutulmuşlar­ dır. Midilli adasına adını veren kahraman. Leukothea. Libcr. Ari temis ve Kybele maddelerine bakılması. Serüveni ilkçağın aşk romanlarından birine konu ol-j muştur. Leukippos.: na derdini açar ve ondan yardım ister. Epaphos'un kızı olan Libya. içer içmez de. dişisi Libera İle birlikte bag. Tutkusu gün geçtikçe artar. Lykialı bir delikanlı. kız saklanır. Orta İtalya'nın eski bir tanrısı Liber. Girit'e geçip orada bir koloni kurar.Tyndareos Herakles'in yardımıyla Sparta tahtını gene ele geçirir ve Leda ile birlikte oraya yerleşirler. Hesiodos'a göre Lethe kavga tanrıçası Eris'in kızı ve Gece'nin torunudur. Unutmak anlamına gelen bir fiilden türemiş olan Lethe s ö z c ü m ü allegorik b i r tan­ rıçanın adıdır. Kendisi kral olup adaya adını verdiği gibi ka­ rısının adı da adanın büyük şehirlerinden biri­ ne verilmiştir (Lapithai). Büyükannesi lo nasıl Zeus tanrıyla birleşmişse. anası. Leukippos. İno. ama tanrı­ ça onu istemezmiş. onu yenemeyeceğini anlayınca. kız acı bir çığlık atarak düşer. Kuzey Afrika'ya adını veren nympha'. Ksanthios gece kızının odasına girer. Maiandros (Menderes) kıyısındaki Magnesia (Manias) şehri kralının kızı bu Leukippos'a gönül vere­ rek yurdunu onun emrindeki düşmana teslim etmiş. X. yumurtadan iki ikiz ço­ cuk çıkmış: Zeus'un dölleri olan Helene ile Kastor ve Tyndareos'un çocukları olan Klytaimestra ile Polydeukes. ama gü­ nün birinde Ksanthios'a birisi kızının bir ya­ bancıyla yattığını ihbar eder. Bellerophontes'in torun. ossaat tanrı bir kuğu kuşu olup ona yanaşmış. Dioskurlar). her şeyi unuturmuş". ne ot varmış bu ovada. . bu sırada Leukippos da saldıranın babası olduğunu anlamaya­ rak onu öldürür. Bir tanrı buyruğuna uyarak Yunanistan'dan ayrılıp Midilli'ye gö­ çer. Bu yumurtadan yalnız Helene doğmuş. Leda'nın çocukları Helene ve Klytaimestra. Bkz. Çok gü­ zel bir kız olduğu için Leda onu öbür çocukla­ rıyla birlikte kendi kızıymış gibi büyütmüş (Helene. Libya. yoksa kılıcıyla kendini öldüreceğini söyler. Lykia'da 1 üstün bir savaşçı olarak tanınır. Lapithes'in oğlu. Anası iki kardeşin gizlice sevişmesini sağlar. Bir Anadolu tanrıçası olduğu adından. Bazı ruhlar ölçüyü kaçırıp fazla içermiş. Kastor'la Polydeukes'tir (Tab. Lethe Hades ülkesinde bir pınar olmuştur. ama oradan da kovulup Anadolu'ya döner. Miletos bölgesinde bir şehir kurar. 10). oradaki kralın kızı Methymna ile evlenir. Leto. baba da onu kızının âşığı sanarak kılıcıyla vurur. tanrısal yumurtayı yumurtlayan Leda değil. 12). Bu ır­ mağın suyu hiçbir kap içinde durmazmış. baştanrı Zeus'la birleşerek Apollon'la Artemis'in anası olur (Tab. 5). Titanlardan Koios'la Phoibe'nin kızı Leto. Leda da bir yumurta yumurtlamış. 621a): "Ruhlar boğucu. İo'nun torunu olur (Tab. kendisi de Poseidon'la birleşir ve Agenor'la Belos diye Fenike ile M ı sır'ın efsanelik kurucularını doğurur. oysa herkes de bu sudan biraz içmek zorun­ daymış. kor­ kunç bir sıcağın altında Lethe ovasına git­ mişler. Libya.j lanndan olan Ksanthios'un oğludur. ama tanrıça Aphrodite'nin öfkesine uğrayarak kendi kız kardeşine gönül verir. Başka bir efsaneye göre. Bu korkunç hikâye sonu­ cunda Leukippos Lykia'dan ayrılmak zorun­ da kalır.

akıllarını çelmişti bu yemiş. Europe). Bahtsız adam da Euboia yakınında denize düşüp ora­ daki Likhades adalarına adını verir (Herakles). Likhas. bizim dostlara hiçbir kötülük düşünmedi ora halkı. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. (2) Boiotia'da anlatılan Linos efsanesi biraz değişiktir: Linos Musaların birinin çocuğudur. Psamathe de yasını ağıtlarla dile getirir.): Tam dokuz gün ölüm rüzgârları balıklı denizde çalkaladı bizi sonunda Lotosyiyenlerin toprağına vardık onuncu günü. vurdum zincire . lotos bile verdiler onlara yesinler diye. Babası işin far­ kına vararak kızını öldürür. köpekler gelir. Zorbanın meydan okumasına hiı. Yiyip içtikten sonra doyasıya. Yiğit onu Deianeira'dan yeni bir gömlek al­ maya gönderir ve kansının yolladığı sihirli Gömlegi sırtına geçirip yanmaya başlayınca bütün suçu Likhas'tan bilir. Ekin biçmede onun üstüne yokmuş ve babasının kral olduğu bölgeye kim gelse onu yanşmaya çağırır. bir bu çiçeği yer buranın halkı. bedenle­ rini de ekin demetleri arasına baglarmış. Litai. bizimkilerden kini yediyse totosun bal gibi yemişini. Linos'u parçalarlar. Bu ülkenin kuzey Afri­ ka'nın Trablusgarp kıyılarının karşısında Cerba adası olduğu öteden beri bilginlerce kabul edilir. yolladım arkadaşları. 82 vd. Linos törenlerinde ağıtlar oku­ nur. orada karaya çıktık ve biz gittik su almya. Lydia kraliçesi Omphale'nin yanında bulunduğu sırada Lityerses'le boy ölçüşmeye gelmiş. Bkz. Gittiler ossaat buluştular lotos yiyen adamlarla. Orada kalıp lotos yemekten başka şey düşünmediler. Odysseus bu eşsiz serüveni şöyle anla tır (Od. dedim gidin bakın.Agenor yoluyla Kadmos'la Europe'nin ninesi olur (Agenor. Yalvarılar Lityerses. Korkunç bir öfke içinde ağaçları köklerinden söken. H e rakles. sürükledim gemiye onlun. Troya'dan ayrıldık tan sonra Trakya kıyılarına uğrayan Odysseus'un gemileri. kral kızı Psamathe'nin Apollon'dan ge­ be kalarak doğurduğu bir çocuktu. ama kulağı olmayan yiğit hocasından azar işittiği bir gün öfkelene­ rek onu öldürmüş. Apollon tanrı da bu korkunç olayın cezası olarak Argos bölge­ sine veba salar. al dırmadan onu güzel bir türküyle uyutmuş ve kafasını kesmiş. istemese de onu döve döve çalışmaya zorlarmış. Linos. sunakları deviren ve avaz avaz bağıran Herakles L i khas'ı ayağından tutup denize fırlatır. yolda rastlanan köpekler öldürülürdü. Phrygialılar ekin biçerken Lityerses'in serü­ venini dile getiren bir türkü söylerlermiş. ekmek yiyen hangi insanların toprağına ayak basmışız. (1) Argos'ta anlatılan efsane şöyledir: Linos. Linos efsanesi bir çeşit ağıt yakma törenine bir kaynak bulmak amacıyla uydu­ rulmuş olsa gerek. Argoslular Delphoi bilicisin­ den aldıkları öğüt üzerine Linos ve Psamathe adına bir yas töreni düzenlerler. Lotophagoi (Lotosyiyenler). E l i çok çabuk olduğundan hasımla­ rının hepsini yener. Daha başka bir anlatıma göre Linos ağıt söylemekte o kadar ustaymış ki. oturup doyurduk karnımızı tez giden gemilerin dibinde. Odysseia'da sözü geçen efsanelik boy. Apollon'la boy ölçüşecek olmuş da tanrı onu ölümle cezalandırmış. kendinden geçti ve dönmeyi istemedi bir daha gemiye. kafalarını keser. kürekçi sıraları altına çektim. Seçtim iki kişi. teknede. Lltyerse adlı bir türküde bu biçicinin ustalığı övülürmüş. kız baba­ sından korktuğu için bebeğini dağa bırakır. unutturmuştu sılayı Ama bakmadım gözlerinin yaşına. Belos. Herakles'in arkadaşı ve habercisi. kattım yanlarına bir de haberci. Müzikte usta olduğu için Herakles'i yetiştir­ mekle görevlendirilmiş. oradan yelken açınca kor­ kunç bir poyraz fırtınasına tutulurlar ve on gün denizde çalkandıktan sonra Lotosyiyen lerin ülkesine varırlar. IX. arkadaşlar da çabucak hazır etti akşam yemeğini. veba da böy­ lece sona erer.

Sonra büyürdüm öbür sevgili yoldaşlarıma. Lykos. Lydos. Lykos Argonautlan batı Ege kıyılarında bulunan ülkesine vardıkların­ da iyi karşılar. Sonradan Faunus'la bir tutulmuş ve adı Faunus Lupercus olmuştur. Antiope'nin amcası. Skyros adasının kralı. haydi. ama hiçbir efsanesi olmadığı gibi zamanla Diana tanrıçayla bir tutulmuş Luna adı da şiirde Yunanca Selene'yi çevirmeye yaramıştır. Karkabos). Luna. ne oğulların­ da. Manes ise tanrı Zeus'la Okeanos kızı Kallirhoe' den dogmadır. biri lotos yer. Her yıl 15 şubatta kutlanan Lupercalia bayramı bir bahar ve bereket şenliği­ dir: Çıplak Lupercus rahipleri alay halinde Palatinus tepesini dolaşırlar ve kurban ettikle­ ri bir keçinin derisiyle yapılmış kamçılarla yol­ da rastladıkları kadınları döverlerdi. Tyrrhenos da Tyrrhenoi. Adı ay anlamına gelen bir roma tanrı­ çası.birini sağ bırakmış. Zeus onları denemek istemiş bir gün: Yoksul bir köylü kılığına girerek Lykaon'un sarayına konuk olmuş. (3) Pandaros'un babası. Lydos nasıl Lydia'lılara isim babası olmuşsa. Hıristiyan edebiyatında şeytanın bir adı. Lykaon'un kendisini de bir kurt haline getir­ dikten sonra sağ kalan oğlunu tahta çıkarmış. Lykurgos. Arkadya kralı Lykaon elli oğul babasıymış. Lykomedes de Theseus kendi krallığını ele geçirir korkusuyla onu bir kayalığın üstü­ ne götürür ve uçurumdan aşağı atar (Theseus). akrabalık bağla­ rıyla bağlı olduğu Lykomedes'in yanına sığı­ nır. Bu efsane Arkadya bölgesinde Lykialı Zeus'un adına kutlanan törenlerde insan kurban­ larının nedenini açıklamaya yaramaktadır. (1) Priamos'la Laothoe'nin oğlu. Akhilleus savaşa katıldığı zaman. ama tanrı saygısı. Bu akraba­ lıktan anlaşılıyor ki. Patroklos öldükten sonra. Thetis oğlu Akhilleus'un Troya savaşına katılmasını önlemek için onu Lykomedes'in sarayına göndermiş. Antiope'nin de Zeus'tan olan İkizleri Amphion ve Zethos analarının öcünü almak için Lykos'u öldürür­ ler (Antiope. Trakya kralı Lykurgos'tan İlyada'da söz edilmektedir. Lykomedes Theseis efsanesinde de rol oy­ nar: Atinalı yiğit kendi ülkesinde tutunama­ yınca Skyros adasına gider. efsane de Etrüsklerin Anadolulu kaynaktan olduklarını kanıtlamak­ tadır. küreklere sarılıp köpürttüler kırçıl denizi. Lydos'un Tyrrhenos adlı bir de kardeşi vardır. sılayı unutuverir diye. Polydoros'un kardeşi. Baştanrı bü­ yük bir öfkeye kapılarak masayı devirmiş ve şimşekler çakarak Lykaon'un oğullarını yıldı­ rımla çarpmış. Lucifer. kral da bu adamın bir tanrı olup olmadığını anlamak için insan etin­ den yemekler çıkarmış karşısına. Troas bölgesine yerleşmiş L y k i a l ı (Pandaros. Lykos. kralın kızları arasına saklamıştı (Akhilleus). Lykomedes. Lupercus. 34-135). korktum. Böylece dövülen kadınların kısırlıktan kurtulup doğur­ gan olacaklarına inanılırdı. Yunan din ve tanrılarının etkisiyle Lupercus Pan'a da ben­ zetilmiştir. giderek kendi oğlunu ölen dümencinin yerini tutmak üzere yanlarına verir. Skamandros kıyısın­ da öldürüp öldürüp ırmağa attığı kurbanlar­ dan biri de Lykaon'dur (İl. Atys de Manes'in oğludur. karısı Dirke ile Antiope'ye eziyet ederler. Tarihçi Herodotos'a göre Lydos Atys'in oğlu. (1) Kadmos soyundan olan Thebai kralı. Argonautların Amykos'u öldürmeleri bu zorbanın düşmanı olan Lykos'un çok hoşuna gitmişti (Argonautlar). Kaderi onunki kadar acıdır. Aventinus tepesinde bir tapınağı vardı. dedim. Lykaon. binin tez giden gemilere çabuk. (2) Argonautlar efsanesinde adı geçen Maryandyn'ler kralı. yalnız. tanrı korkusu yokmuş ne kendinde. onlar da hemen bindiler ve oturdular sıralarına. Savaş sırasında Akha yiğidi Diomedes karşısında Bellerophontes'in 196 . Lydia'lılara adını veren kurucu kah­ raman. Çobanların ve sürülerin kurtlara karşı koruyucusu sayılan eski bir İtalya tanrı­ sı. Sabah yıldızı Phosphoros'un Latin­ ce adı (Phosphoros). Amphion). yani Etrüsklere adını vermiştir. (2) Pelasgos'un oğlu. X X I . konuklar ve ölen İdmon'la Tiphys'i gömmelerine yardım eder.

): Dryas'm oğlu güçlü Lykurgos bile onlarla kavgaya tutuşunca yaşamadı. denizin dalgalarına attı kendini. Lykurgos'un homurtusundan bir titreme almıştı Dionysos'u. ama Aphrodite'nin yardımıyla kız kurtulmuş. Rahat yaşayan tanrılar kızdılar o zaman. Dionysos'la ilgili birçok efsaneler şarap tan­ rının ve kültünün benimsenmesine karşı gös- terilen tepkileri dile getirir (Pentheus). Danaos kızı Hypermestra'yı ba­ ba sözü dinlemedi diye mahkemeye vermiş. Danaos Kızları).torunu Lykialı yiğit Galukos'u görünce bir tanrı sanır onu ve tanrıya karşı savaşmanın sakıncalarına örnek olarak Lykurgos'un serü­ venini anlatır (İl. Danaos kızı Hypermestra'nın kocası. O bir gün. Tragedya yazarlarının bi­ raz değişik motiflerle ele aldıkları Lukurgos efsanesi bu gerçeği dile getirmektedir. Thetis de hemen çekti onu içine. Ana­ dolu'dan geldiği açıkça belli olan bu kült özel­ likle kuzey Yunanistan'a yerleşmekte güçlük çekmiş olsa gerek. yalnız Hypermestra Lynkeus'u öldürmez. Lynkeus. Elli Aigyptosogullanndan biri. Hypermestra'nın kocasını esirgemesinin n e ­ deni çeşitli yorumlara uğramıştır: Kimine gö­ re Hypermestra Lynkeus'a tutulmuş. Kronos'un oğlu kör etti Lykurgos'u. Babaları­ nın buyruğu üzerine Danaos kızları gerdeğe girdikleri gece kocalarını hançerledikleri hal­ de. 130 vd. o vakit Dionysos'un ödü koptu. dayak yediler yiğit öldüren Lykurgos'un üvendiresiyle. kimine göre de adam öldürmeyi başaramadığı ve Lynkeus kızlığına saygı gösterdiği için ona kı­ yamamıştır. üstelik çok da yaşamadı o. Lynkeus'la evlenmiş ve Abas'ı doğurmuştur (Hypermestra. kutsal Nysa dağında kovalamaya kalkıştı Dionysos'un sütninelerinl. . ölümsüzlerden tiksindirmişti kendini. VI.

kendin­ den sonraki şairler de Homeros'a Maionides demektedirler.' ama koca ırmak liman­ ları millerle boğmayı gene de sürdürmüş. Sonradan Lapithes'in oğlu Lesbos da Midil­ li'ye göçünce Makar'la Lesbos iyi geçinerek adalarda ortak egemenlik kurmuşlar. İlyada'da Lydia bölgesinin adı iki yerde Maionia (Meionie) diye geçer. Bu soyadı büyük ozanın Maion adında bir atası olduğunu mu. Makhaon hemen yardıma koşar ( İ l . Dionysos alayını meydana getiren Bakkhaların başka bir adıdır (Bakkhalar). Makar. 2 1 1 vd. Kaunos'la Byblis'in anala­ rı olan Kyane. yoksa sade­ ce Maionia yani İzmir'i de içine alan Ege kıyı­ larında doğduğunu mu belirler? Geç uydurul­ muş efsanelere göre Maion diye bir kişi var­ dır. bu tanrıça sonraları Yunan dininin etkisi altında Hermes'in anası Maia ile bir tu­ tulmuş ve mayıs ayı kendisine adanmıştır. Kara okun yarasını görünce emdi kanı. başka bir söylentiye gö­ re de manevi babasıdır. Maionides soyadı da Homeros'un do­ ğup büyüdüğü bölgeye atıf olsa gerek. Tanrıya denk hekim durdu ortalarında. Maiandros'un adı ilkçağdan bu yana özel ad olmaktan çıkmış. çoğulu Mainades. Atlas'la Pleione'nin kızı. Makhaon. kuyumcuların işlediği karmlığı çözdü sonra. kız kardeşi Mytilene de sonradan başkent olacak şehri adlan­ dırmış. coşup taşan ve doğaya. Arkadya'nın Kyllene dağında tanrı Zeus'la birleşerek Hermes'i doğurmuştur (Pleiad'lar. Maiandros. özel­ likle bir kadın için kullanılır.M Maia. Tufan'dan sonra bir lonyalı göçmen kafilesiyle Lesbos'a gelip yerleşmiş ve o zamanları boş olan kom­ şu adaları da birer oturma yerine çevirmiş. Kimliği üstüne kaynaklar birbirini tutmaz: Ki­ mine göre Makar. Maiandros. yol kıvrıntısı ya da mimari­ de yılankavi motifler. Maion. Pkiad yıldız­ larından biri (Tab. adanın bir kentine adını verdiği gibi. Byblis). kardeşi Podaleiros'la birlikte (Podaleiros) Troya sa­ vaşına Tesalya kentlerinden gelme otuz ge­ miyle katılır ve hekim olarak çok yararlık gös­ terir. kırıldı okun sivrileri çekilirken dışarı doğru. Da­ vaya bakan yargıç suçlamayı yerinde görmüş ve tanrıyı Miletlilere ceza ödemeye mahkûm etmiş. tanrıya karışarak öbür in­ sanlarca çıldırmış gibi görünen bir kişi. Mainas sözcüğü aslında Y u nanca "mainomai" fiilinden türemiş bir sıfatmu tır. altından da kuşağı. Maia. Roma'da Maia adlı eski bir tanrıçaya tapınırlardı. dilde dolambaçlı konuş­ malar için kuilanılagelmiştir. Mainas. Çözdü ışıldayan kemeri. Menelaos vurulduğu zaman. Mainad'lar. kıvrıntılı akışı dolayısıyla ırmağın adı ırmak. Tanrı etkisiyle kendinden geçen. Bütün büyük su yolları gibi Maiandros da Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. İlyada'da adı geçen Lesbos kralı. Maia. Makar'ın iki kızı varmış: Methymna ile Mytilene. Irmak tanrının tapınağında para çok bol olduğu için bu cezayı rahipleri tanrı adına kolaylıkla ödemişler. Zeus'la Kallisto'dan dogma Arkas'a sütninelik ettiği için Hera'nın hışmına uğramış ve ancak yıldız olarak göğe çıktıktan sonra rahat etmiştir (Arkas). Bütün bu varsayımlar yersiz. Asklepios tanrının oğlu. Methymna Lesbos'la evlenmiş. Tarihsel çağlarda da bir tan­ rı bilinen ve tanrı gibi tapınılan Menderes'e karşı Milet halkının ayaklandığı ve tarlalarını bataklık. . yani Büyük Mende­ res ilkçağ yazınında en çok adı geçen ırmak­ lardan biridir. yani Homeros'un dedesi.): Tekmil yiğitler sarmıştı Menelaos 'u. Bugün bile göz göre göre izlenebilen bu süreç ilkçağdan beri Ege şehirlerinin başlıca bir der­ di sayılmaktaydı. Kallirhoe ve kendisi gibi bir ır­ mak olan Marsyas ve Babys (Marsyas. I V . Hermes). tanrı Helios'un oğlu. limanlarını da ova haline getiren bu insafsız tanrıya karşı dava açtığı anlatılır. eski zamanlarda denize açılan limanlar olan birçok şehri toprak altında boğduğu bilinmektedir. ya da onun babası. Homeros'u doğurduğu söylenen su perisi Kritheis'le evlidir. Menderes ırmağının miller taşıyarak. sımsıkı kemerden çekip çıkardı oku. kimi­ ne göre de Zeus'un soyundandır. Bu ırmak tanrının birçok kız ve erkek çocuk­ ları olmuş derlerdi: Samos (Sisam) adasına adını veren Samia. 7).

acı dindiren ilaçları ustaca serpti üstüne. Bir zamanlar Kheiron vermişti babasına o ilaçları.

duğu anlaşılan bu çeşit amaçlı efsanelerden biridir (Apollon). Maron. Odysseia'da anlatıldığına göre Maron Odysseus'un ilk uğrağı olan Trakya'nın îsmaros şehrinde Apollon rahibidir. Odysseus bu kenti yağma ederken Maron'u korur ve sayar, rahip de bunun karşılığında ona birçok armağanlar ve bal gibi tatlı bir kırmızı şarap verir. Odysseus bu şarapla Tepegöz Polyphemos'u sarhoş ederek tek gözünü çıkarır, böy­ lece elinden kurtulur. Homeros Maron'un şa­ rabını şöyle tanımlar (Od. I X , 202 vd.): Yedi talant verdiydi, iyi işlenmiş altından, baştan başa gümüş bir sağrak verdiydi, ve on iki testi şarap eklediydi bunlara, tatlı, su katılmamış, tanrısal bir içkiydi bu. Bu bal gibi tatlı kırmızı şarabı içeceğin vakit karıştır bir sağrak dolusunu yirmi ölçü suyla, yükselir bir de bakarsın sağraktan bir tatlı koku, öyle bir tannsal koku yükselir ki, gel de içme. (Odysseus, Potyphemos). Tragedya yazarlarına göre Maron Dionysos tanrının torunu, ya da oğludur, Silenos'la yol daşlık eder ve onun gibi çok içer. Kimi yazar­ lar onu eli, ayağı titreyen, ama şarap içti mi bütün gücünü bulan bir ihtiyar olarak tanım­ larlar. Roma'da Maron'u ayyaş diye simgele­ yen bir çeşme vardı. Marpessa. Euenos'un kızı, İdas'ın karısı. Kendisine âşık olan tanrı Apollon'la kocası arasında İdas'ı seçer (İdas). Mars. Mars, Yunan tanrısı Ares'in Roma d i nindeki karşılığıdır. Efsaneleri de Ares'in e f sanelerini yansıtır, örneğin Latin şairi Lucretius'un "Doğa Üstüne" adlı eserinin başına koyduğu Venüs'la Mars'ın aşkı öyküsü doğru dari doğruya Homeros'tan alınmadır. Mars Roma'nm savaş tanrısıdır ve savaş tanrısı ola­ rak saygı ve tapkı görür, ama yerli bir İtalya tanrısı olarak savaşçı niteliğinden başka bir nitelik taşıdığı da görülür. Y ı l ı n i l k a y ı sayılan mart ayı hem adını taşır, hem de kendisine adanmıştır. Bu ay içinde şerefine kullanan bayramlarsa birer bahar bayramıdır ve tanrı burada toprak bereketim simgeler. Ne var ki

Savaş sırasında Makhaon Paris'in bir okuyla yaralanınca, Akhaları bir telaştır alır, "bir sürü insana bedel olan" bu hekimi Nestor arabasına bindirip kendi barakasına götürür ve tutsağı Hekamede'ye baktırır. Troya ordu­ sunda ünlü bir hekim olarak geçinen Makhaon daha çok cerrah olarak iş görür, kardeşi Podaleiros ise tedavi ile uğraşır. Makhaon Telephos'un ve özellikle Philoktetes'in yara­ larını iyileştirmiş olmakla ün salmıştı (Telephos, Philoktetes). Manto. Adı kehanet, falcılık anlamına gelen Manto, ünlü bilici Teiresias'ın kızı sayılır. Ba­ bası gibi geleceği görme yetisine sahiptir. Epigonlar Thebai'yi aldıktan sonra, kâhin Teiresias Delphoi'ye gitmek üzere yola koyulur. Kör olduğu için kızı Manto'ya dayanarak yü­ rür, ama yolda öldükten sonra, Manto tek başına Apollon tapınağına varır. Manto ken­ dini tanrıya adar ve yıllarca Sibylla olarak gö­ rev yapar. Tanrı günün birinde ona Ege kıyı­ larına gidip orada bir tapmak kurmasını bu­ yurur: Manto Klaros'u kurar. Argoslu Rhakios'la evlenip Mopsos'u doğurması çeşitli yo­ rumlarla anlatılır: Birine göre Manto Apollon tanrıdan gebe kaldıktan sonra tapınaktan çı­ karken Rhakios'a rastlar ve tanrının ona seçI iği bu ölümlü kocayla birlikte Klaros'a gidip tapınak kurar. Başka bir anlatıma göre Man­ to yalnız başına gider Klaros'a, yolda korsan­ lar tarafından kaçırılır, Rhakios adlı reisleriyle evlenir ve Mopsos'u doğurur. Klaros'ta Manlo'nun kurduğu tapınağa oğlu Mopsos başrahip ve bilici olur (Mopsos). Manto efsanesi belli bir amaçla uydurulmuş bir efsaneye benzer. Anlaşıldığına göre, Ana­ dolu'da bulunan Apollon tapınakları ve keha­ net merkezleri Yunanistan'dakilerden hem daha eski, hem daha üstündü. Mopsos'la Kalkhas efsanesi de bu üstünlüğü açığa vuıur. Ama Yunanistan bu gerçeği tersine çe­ virmek için bazı çarelere başvurmuş, Anado lu merkezlerinin Yunanistan'dan gelme efsa neler uydurmuştur. Ege'nin en ünlü kehanet merkezlerinden olan Klaros'un Thebaili Teiresias'ın k ı z ı ve adından uyduma bir kişi ol-

mart ayında savaş mevsimi de başladığı için Romalıların iki kavramı bir araya getirdikleri, bu tanrıyla h e m doğanın yeniden doğuşunu, hem de insanda yeni yeni karşı koyma güçle­ rinin belirdiğini simgelemek istedikleri sanılabilir. Mars ayrıca savaşçı gençliğin de tanrısıdır. Kurt kendisine adanmış bir hayvandır, Romulus'la Remus'u emziren dişi kurdu da bu göreve Mars tanrı gönderdiğinden Roma halkının atası sayılır. Marsyas. Marsyas efsanesi Anadolu'ya öz­ güdür ve asıl anlamı ancak içinde oluştuğu dekor göz önünde tutulursa anlaşılabilir. A y dın'dan Muğla'ya gidildiğinde Çine ile Yata­ ğan arasında Gökbel denilen bir yer vardır, manzarası akıllara durgunluk veren bir yer: Yol orada 30 kilometrelik bir arayı 380 viraj yaparak alır, gökten düşmüş meteortaşlarına benzer kapkara, korkunç biçimlerle üst üste yığılı kayalar arasında yılan gibi sürüne sürü­ n e , bin bir dönemeç yapa yapa ilerler. Kendi­ nizi bu dünyada değil, göklerin sarsıntısıyla yeryüzüne düşmüş bir gezegende sanırsınız. Göz alabildiğine ne bir ağaç, ne bir ot, ardı ardına dağlar, kayalar, taş yığınları, öyle baş döndürücü, tüyler ürpertici bir çevre ki, her dönemeçte bir cin, bir şeytan, tarih öncesi çağlardan kalma bir sürüngenle karşılaşacağı­ nıza inanırsınız ve korkudan soluğunuz kesi­ lir. Bu doğa dışı karaltı içinde uzaktan bir şı­ rıltı duyar gibi olursunuz, yaklaşır, bakarsınız ki bir yarın dibinde bir yeşillik kümesi, püfür püfür esen kavaklar, yer yer pembe zakkum­ lar ve yemyeşil bir su. Ne o? Bir ırmak, Çine çayı, ilkçağın Marsyas'ı kavalını öttürüyor tat­ lı tatlı, acı acı, çünkü bu kavalcınınki kadar korkunç bir alın yazısı olmamış başka hiçbir kavalcının. Dinleyelim Marsyas'ın serüvenini: Tanrı Pan'ın yapıp kullandığı syrinks deni­ len yedi borulu kavala karşın, Marsyas iki boruiu kavalın bulucusu sayılır. Bu yüzden de ki­ mi kaynaklarda Marsyas'ın Kybele'nin alayın­ dan olduğu söylenir, çünkü Ana Tanrıça kül­ tünde tefle birlikte bu kaval kullanılırdı. Ama asıl efsanesi şöyledir: Bu kavalı bulan tanrıça Athena imiş, günün birinde kaval ça­ larken bir derenin suyundan yüzüne bakacak olmuş, kavalın yüzünü nasıl buruşturup çirkinleştirdiginl görmüş ve kavalı öfkeyle atıp

dere kenarından uzaklaşmış. Bir başka anlatı­ ma göre Hera ile Aphrodite Athena'nın ka­ val çaldığını görerek onunla alay etmişler, tanrıça da Phrygia'ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş de kavalı atarken, onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant iç­ miş, Marsyas bunu nerden bilsin, yerde bul­ duğu kavalı almış ve çalmaya koyulmuş. Marsyas bayılmış sesine, o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadı­ ğını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra'sıyla yarışmayı bile göze almış. Tanrı bu yarışma için bir şart koşmuş: K i m yenerse yenilene is­ tediğini yapacak. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. Birinci yarışma sonuç vermemiş, ikincisinde Apollon Marsyas'a meydan okuyarak kavalını tersine tutup çal­ masını buyurmuş, kendisi lyra'yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde, Marsyas kavalını öttürememiş, bu yüzden de yenik düşmüş. Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas gene de kavalın lyra'dan üstün olduğunu söyleyin­ ce tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş (Midas). Ama bununla kalmamış, Marsyas'ı tutmuş, bir ağaca bağlamış ve deri­ sini yüzmüş. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş. Apollon sonradan yaptığı­ na pişman olmuş derler, lyra'sını yere atarak kırmış, Marsyas'ı da bir ırmak haline getir­ miş. Gökbel'de akan Çine çayı işte bu ırmakmış. Mater Matuta. Roma'da matronlar yani evli kadınlar ve anaların tapındıkları eski bir tanrıça. Bayramı Matralia adıyla 11 haziran­ da kutlanırdı. Matuta adı sonradan bu tanrı­ çanın şafak ve sabah güneşiyle bir tutulup, Yunanistan'dan gelme İno-Leukothea ile ka­ rıştırılmasına yol açmıştır. Efsaneye göre İno kendini denize attıktan sonra bir denizkızı ol­ muş ve İtalya kıyılarına çıkarak oraya sığın­ mıştır (İno). Mcdcia. Medeia efsanenin ve tragedyanın kadın kahramanları arasında en güçlü, en çar­ pıcı bir tiptir. Kişiliği ve serüveni hemen her çağda zamanın görüş ve eğilimlerine göre yo­ rumlanarak edebiyata ve sanata konu olmuş ve olmaktadır. Yerine göre egzotik ve ilkel karakteri üstünde dımılıır, kendi kardeşini ke-

200

sip parçalarını yol üstüne serpen, ondan da öte kendi karnından doğmuş çocukları öldü­ rüp babalarının önüne seren korkunç bir bü­ yücü kadın diye gösterilir, yerine göre de se­ ven ve hor görülen, özverisi karşılıksız kalan, yabancılık, itilmişlik, kıskançlık duyan bir ka­ dının dramı canlandırılır gözümüzün önün­ de. Medeia Kolkhis kralı Aietes'in kızı, tanrı Helios'un torunu ve tanrıça Hekate'nin yeğe­ nidir, Güneş soylulardandır, akrabaları olan Kirke ve Pasiphae gibi doğa dışı, tüyler ür­ pertici serüvenlerin kahramanıdır (Tab. 8). Bu serüvenlerin canlandırılmasında oynadığı rol ilkel bir macera romanı kahramanının rolüdür. Argonaut'lar destanı Odysseia'daki olaylardan daha eskilerini dile getirmekle çok daha yeni bir çağda kaleme alınmıştır. Bunun için bu destanın, daha doğrusu ilk macera ro­ manının kahramanları çarpıcı renklerle çizil­ miş, canlandırılmıştır. Medeia'nın hem Argonaut'lar destanında, hem de tragedyalarda sözü geçen serüvenleri şu adlar altında anla­ tılmıştır: Argonaut'lar, lason, Aietes, Pelias. Medeios. Medeia ile İason'un oğlu. At adam Kheiron tarafından yetiştirildiği söyle­ nir. Başkaca efsanesi yoktur. Medos. Medeia'nın bir oğlu. Bir kaynağa göre Medos, Kolkhisli büyücünün Atina kralı Aigeus'tan olan bir çocuğudur, başka bir kay­ nak Meneia'nın Atina'dan Theseus'un gel­ mesiyle kovulunca Asya'ya göçtüğünü ve ora krallanndan biriyle evlenerek Medos'u doğur­ duğunu ileri sürer. Her iki kaynağa göre Medos, Medlerin atası sayılır. Medusa. Gorgolardan biri, Perseus kafasını kesince akan kanından Pegasos'la Khrysaor doğar (Perseus). Megaira. Erinys'lerden biri (Erinys). Melampus. Adı kara, esmer ayaklı anlamı­ na gelen Melampus, Amythaon'un oğlu, Kretheus'le Tyro'nun torunu ve birçok bilici ve falcı kuşağının arasıdır (Tab. 23) Doğar doğmaz anası Melampus'un gövdesini gölgeye koymuş, ama ayaklarını güneşte bırakmış. Bu nedenle Melampus demişler ona . Biliciliği

Melampus şöyle bir olaya borçluymus: Ço cukken ölü bir yılan bulmuş, bir insan ölüsü gibi almış onu bir odun yığınının üstüne ko­ yarak yakmış ve cenaze törenini yapmış, sonra da yavrulannı büyütmüş. Yılanlar da şükran borcu olarak gözlerini, kulaklarını ya­ layıp arındırmışlar, böylece görme ve işitme yetisi öbür insanlarınkinden çok üstün olmuş. Melampus kuşların ve öbür hayvanların dilini anlar, onlarla konuşurmuş. Bundan başka hekimlikte, hastalan büyüyle iyi etmekte o n ­ dan üstünü yokmuş. Melampus'la kardeşi Bias yurtları olan Tesalya'dan ayrılıp, Pylos'ta amcaları Neleus'un yanına sığınmışlar. Bias Orada Neleus'un kı­ zıyla evlenmek istiyormuş, ama Neleus kızını Bias'a ancak Phylakos'un sürülerini getirirse vereceğini söylemiş. Bu sürünün bekçisi ne insan, ne hayvan hiçbir canlının yaklaşamadı­ ğı bir köpekmiş. Bias, onu alt etmeyi kardeşi Melampus'tan istemiş, o da ancak bir yıl ha­ piste kaldıktan sonra sürüyü alabileceğini bil­ dirmiş. Gerçekten de öyle olmuş: Sürüyü al­ maya giden Melampus'u bir tahta kulübeye kapatmışlar, o da kulübenin damındaki bö­ ceklerin konuşmasına kulak misafiri olmuş, anlamış ki kirişler çökmek üzeredir, aradan da bir yıl geçmişmiş, bunu kendisini tutuklayan Phylakos'a bildirmiş, kulübeden çıkarılır çıka­ rılmaz da dam çökmüş. Phylakos bu şaşılacak adamdan oğlu İphiklos'un iktidarsızlığına ça­ re bulmasını istemiş, bunu da başarınca Melampus'a sürülerini vermiş. İki kardeş bunları Neleus'a götürmüşler, Bias da kızla evlenmiş. Daha sonra Argos kralı Proitos'un çağırdığı Melampus bu kralın kızlarını delilikten kurtar­ mış. Kızlar hep birden çıldırıp kendilerini inek sanırlar ve böylece Pelepönez'i dolaşırlarmış. Melampus onları i y i etmek i ç i n Proitos'tan ülkesinin üçte birini istemiş, kral ver­ meyince yapmam demiş ve kızlar beter ol­ muş, sonunda Melampus ülkenin bir çeyreği­ ni kendisi, bir çeyreğini de kardeşi için iste­ miş, Proitos da bu şartı kabul etmek zorunda kalmış. Melampus kızlar üstünde türlü büyü­ ler uygulayarak onları iyileştirmiş, sonra da kızların birini karı olarak almış ve Argos kral­ lığını kardeşi Bias'la paylaşmış. Melanion. Bkz. Atalante

Melanthios (yahut Melantheus). Odys seia'da sözü geçen İthakeli keçi çobanı, hiz­ metçi Melantho'nun kardeşi. Kız kardeşi gibi kendisi de efendisine karşı nankörlük eder, yolda dilenci kılığında rastladığı Odysseus'u hırpalar, taliplerin tarafını tutar, onlarla Odysseus arasındaki çarpışmada yardım için ko­ şup hazine odasından silah getirmeye yeltenir, derken Odysseus'la Eumaios'un bir düze­ niyle orada kıskıvrak bağlanır ve hizmetçiler asıldıktan sonra Melanthios da avluya getiri­ lip kulakları ve burnu kesilir, erkekliği koparı­ lıp köpeklere atılır ve en sonunda elleri, ayaklan da kesilerek olduğu yerde bırakılır. Melantho. Güzel yanaklı Melantho Odysseus'un sarayında, Penelopeia'nm hizmetinde bulunan elli hizmetçiden biridir. Hanımı onu yetiştirdiği, şımarttığı halde, Melantho hain­ dir, taliplerden Eurymakhos'la sevişir. Dilenci kılığında karşısına çıkan Odysseus'a söver. Namussuz hizmetçilerle birlikte ceza görür ve taliplerin ölümünden sonra asılır (Od. 420 -473). Meleagros. Meleagros, Kalydon Avı diye anılan bir serüvenin kahramanıdır. Efsanesi­ nin iki anlatımı vardır. Birini Akhilleus'un la­ lası Phoiniks Agamemnon'un gönderdiği el­ çileri geri çevirip öfkesinden vazgeçmek iste­ meyen yiğide ibret dersi olsun diye anlatır. Şöyledir: Aitolia'da Kalydon bölgesinin kralı Oineus'la karısı Althaia'nm Meleagros diye bir oğulları olur. Oineus tanrıça Artemis'e karşı suç işler, hasat bayramında bütün tanrı­ lara kurban kestiği halde, Artemis'i unutur. Bunun cezası olarak tanrıça Kalydon bölgesi­ ne korkunç bir yaban domuzu salar. Ekinleri yok eden bu canavar yüzünden ülke açlık ve kıtlıkla karşı karşıyadır. Meleagros bu hayva­ nı avlamaya kalkışır ve bu işte bütün komşu ülkelerden yardım görür. Kalydon Avına ün­ lü, sanlı bütün yiğitler katılır. Aitolların kom­ şuları Kuretler de yardıma gelirler ve av i y i bir sonuç verir, canavar öldürülür. Ama Artemis kininden vazgeçmez, avın paylaşılmasın­ da Aitollarla Kuretler arasında kavga çıkartır, avcılar birbirlerine girerler, Meleagros bu sı­ rada dayılarını öldürür. Anası Althaia bunun üzerine oğluna lanet okur ve öç perileri Erinysleri salar üstüne. Meleagros savaştan çeki'II'.)

lir. Derken Kuretler Aitolların kentini yakıp yıkmaktadır, karısı, anası, bütün dostları Meleagros'a öfkesinden vazgeçip yurdunu sa­ vunması için yalvarırlar. Meleagros sonunda savaşa döner ve Kuretleri Kalydon'dan ko­ var. Aynı efsanenin öbür anlatımında Meleagros'un anası Althaia'nın oğlunun ömrüyle ya­ kından ilişkisi olan odunu yakıp yakmaması teması üstünde durulur (Althaia). Kalydon avına kız kahraman Atalante de katılmıştır, av sona erince Meleagros yaban domuzunun postunu Atalante'ye vermek ister. Öbür avcı­ lar buna karşı koyar, özellikle bir kadının ken­ dilerinden üstün tutulmasına kızan Meleagros'un dayıları meydan okurken yiğit onları vurup öldürür, anası Althaia da odunu ateşe atarak oğlunun ömrüne son verir. Melikertes. Bkz. İno. Melpomene. Musalardan biri, çokluk tra­ gedyayı simgeler (Musa). Memnon. Şafak tanrıça Eos'la Troya kral soyundan olan Tithonos'un oğlu (Eos). Memnon Troya savaşının İlyada'da anlatılan bölü­ münün sonrasını ele alan "Aithiopis" adlı destanın kahramanıdır. Yazarı Miletoslu Arktinos olan bu destan yitiktir, ama konusunu biliriz. Habeşistan kralı Memnon Hektor öl­ dükten sonra Troya'ya yardımcı gelir. Sırtın­ da Hephaistos'un yaptığı silahlar vardır. İlkin Aias'la karşılaşır, bu savaş sonuç vermez, sonra Nestor'a sataşır, Nestor'un oğlu Antilokhos babasını savunurken Memnon'un elin­ den öldürülür. Derken AkhiUeus araya girer. Çünkü Patroklos öldükten sonra Antilokhos onun en iyi dostu olmuştur. AkhiUeus Antilokhos'un öcünü almak ister, ama Thetis, oğlu­ nun Memnon'u öldürdükten hemen sonra öl­ mesi gerektiğini bilir, onun için Akhilleus'u bu savaştan alıkoymaya uğraşır. AkhiUeus söz dinlemez, öç almak için yanıp tutuşur. Bu kez iki tanrıça Eos'la Thetis tanrı Zeus'a başvurur­ lar, her ikisi de kendi oğlu için yalvarır. Zeus Hektor'la AkhiUeus için yaptığı gibi işi kader tartısına vurur: Memnon ölecektir. Oğlu Akhilleus'un elinden can verince, Eos ölüsünü er meydanından alıp güney topraklarına doğ­ ru taşımış, yolda da bol bol gözyaşı dökmüş.

G ü n doğunca bitkiler üstünde görülen çiy ta­ neleri işte bu gözyaşlarından gelmeymiş. İlkçağ plastik sanatının konu edindiği Memnon motifi Marmara'ya dökülen Aisepos, ya; ni Gönen çayı ile de ilgilidir. Bir efsaneye gö­ re Memnon'un mezarı Marmara klyılarındaymış, her yıl Memnon'un kuşları Gönen çayı­ nın ağzına gelir, orada Habeş yiğidine ağlarlarmış. Memnon'un savaşta ölen arkadaşları­ nın ruhlarını taşıyan, yahut da kendisinin ölümsüzleşmiş küllerinden doğmuş olan bu kuşlar iki gruba ayrılır, birbirleriyle dövüşürlermiş, çarpışma da ancak bir grup büsbütün yok olduktan sonra sona erermiş. Mısır'da Üçüncü Amenotep'in diktiği heykele Memnon heykeli denmesi, her sabah şafak sökün­ ce bu heykelin tatlı ezgilerle gün doğuşunu selamladığı söylentisi, Memnon kültünün M ı sır'da da, Anadolu'da da yerleşmiş olduğunu belirtir. Men. Phrygia kültlerinde adı geçen bir ay tanrısı, Anadolu'ya özgü bir tanrısal varlıktır. Menelaos. Agamemnon'un kardeşi Menelaos, babası Atreus tarafından Pelops ve Tantalos soyundan, anası Aerope tarafından da Giritli Minos'un, yani tanrı Zeus'la Europa'nm dölüdür (Tab. 15). Tanrı lanetine uğ­ ramış bahtsız bir soydan olduğu halde başına gelen belaların hiçbiri kendi işlediği bir suç yüzünden değildir, Menelaos'un kendisi te­ miz, dürüst, yürekli, olsa olsa biraz yumuşak bir insandır. Karısı güzel Helena'nın evinde konukladığı Paris tarafından bir yığın malla birlikte kaçırılması Menelaos'a karşı yapılmış büyük bir haksızlık, efsaneye aldatılmış koca olarak girmesi de bir bahtsızlık sayılabilir. Menelaos etken değilse de başlıca edilgen kahramanı olduğu İlyada destanında en par­ lak sıfatlarla nitelenir: Ares'in sevdiği, Zeus'un beslediği, gür naralı, yiğit Menelaos' tur, sarışın olduğu, bacaklarının biçimli, bilek­ lerinin güzel olduğu belirtilir. Helena bile bin pişmandır onu bıraktığına, şöyle der kocası için (Od. IV, 263): "Ne akıldan yoksundu kocam benim, ne güzellikten yoksundu". Menelaos Akha yiğitlerinin en seçkinlerindendir, Paris'le kozunu paylaşmak için onun­ la teke tek savaşa girmeye can atar (İl. III, 16 vd,)ı

Çıktı tanrı yüzlü Aleksandros Troyalıların en önüne, omuzlarında bir pars derisi, kıvrık yayı, kılıcı. Ucu tunçtan iki kargısını sallayarak zorlu savaşta çağırdı karşısına cenge, Argosluların en yiğitlerini. Ares'in sevdiği Menelaos, kalabalığın içinde onun uzun adımlarla öne atıldığını görünce, sevindi kocaman bir ava gözü ilişen aslan gibi. Menelaos aslan gibi savaşır, bu arada da tanrılara yalvarır ( İ l . I I I , 352 vd.). Ama tanrı­ lar dinlemez sözünü, Menelaos tam Paris'in hal<kından gelecekken Aphrodite tutar kaçı­ rır onu, Menelaos dövünür, ama ne yapsın, gene de gevşetmez çabayı, Akhalan cenge kışkırtır ( İ l . VII, 9 vd.): S i z i ödlekler sizi, Akha erkekleri denmez size, Akha kadınları demeli. Bir Argoslu çıkmazsa Hektor'un karşısına bizim için tam bir yüz karası olacak bu. Kendi göze alır Hektor'a karşı dövüşmeyi, ama Agamemnon bu çılgınlıktan alıkor kar­ deşini. Menelaos ön sırada savaşmaya, kendi davası uğruna kendi kendini savunmaya ve bu yolda ün kazanmaya can atar, ama talih­ sizliği şuradadır ki, ne yapsa fayda vermez, h e p ikinci planda kalır, savaşta da, kurultay­ da da dizginler başkalarının elindedir. Menelaos'un destanda, tragedyada ve baş­ ka türden yapıtlarda sözü geçen efsanesi bir tüm olarak şöyle özetlenebilir: Agamemnon'la Menelaos babaları Atreus'la amcaları Thyestes arasında süregelen kan davası sıra­ sında Mykene'den sürülüp Sparta kralı Tyndareos'un yanına sığınırlar (Atreus, Aigisthos). Tyndareos iki kardeşe iki kızını ve­ rir. Helena'nın talipleri arasında Menelaos'u seçmesi, öbür taliplerin de bu evliliği koruma­ ya ant içmeleri üzerine karı-koca Sparta'ya yerleşirler. Tyndareos'un ölümünden sonra Agamennon Mykene, Menelaos da Sparta tahtına çıkar. Menelaos'la Helene dokuz yıl kadar rahat ve mutlu yaşarlar, Hermione d i ye bir kız çocukları olur. Bu sırada Paris Menelaos'un sarayına konuk gelir. Menelaos'un Asya'dan gelme konuğunu ağırladığı ve bir süre onunla birlikte Sparta'da kaldığı anlatı-

lir, ama bu arada Girit'te bulunan büyükbaba­ sı Katreus ölür, Menelaos Paris'i Sparta'da bırakarak cenaze töreni için Girit'e gider. Pa­ ris de konukluk kurallarının hepsini çiğneye­ rek Helena'yı kaçırır (Helena). Acı haberi alıp Sparta'ya dönünce Menelaos ağabeysi Agamemnon'u, sonra da Nestor, Palamedes ve Odysseus'u yardıma çağırır. Helena'nın yeminli bütün taliplerini toplamak ve Troya seferini hazırlamak işine koyulurlar. Bu, ko­ lay olmaz, çünkü birçok Akha kral ve önderi uzun süreceği ve zor olacağı belli olan savaş­ tan kaçınmak isterler (Odysseus, Akhilleus). Sonunda donanma Aulis limanında toplanır, Agamemnon başkomutanlığı ele alır, ne var ki çeşitli engeller Akha ordusunun Troya'ya varmasını geciktirir (Agamemnon, Iphigeneia). Anadolu toprağına ayak bastıklarında Menelaos'la Odysseus Troya'ya elçi olarak gön­ derilirler, amaç Helena'yı geri istemek ve sa­ vaşı önlemektir. Elçileri Troyalı Antenor kar­ şılar ve sorunu kurultayın önüne getirir, ama Paris baskı yaparak kadının ve mallarının ge­ ri verilmesini önler (Antenor). Savaş başlar ve bilindiği gibi on yıl sürer. Menelaos'un sa­ vaşta oynadığı rol İlyada'da ayrıntılarıyla an­ latılmıştır. Menelaos'un serüvenleri savaş sonrası efsanelerinde de büyük bir yer tutar. Tahta atın içindeki yiğitlerdendir, Troya yan­ gını ve yağması sırasında Helena'yı sığındığı sunağın dibinde öldürmek ister, kılıcını kaldı­ rır, tam vuracakken güzel kadının perişan ha­ lini, çıplak memesini görünce yumuşar, onu bağışlar. Hemen gemilerine binip denize açı­ lırlar. Bir fırtına onları Girit kıyılarına atar. Menelaos burada birçok gemisini yitirir, ikin­ ci yola çıkışında da Mısır kıyılarına atılır. Menelaos, kendisini Sparta'da görmeye gelen Odysseus oğlu Telemakhos'a Mısır'da beş yıl kaldığını anlatır. Gene yola çıkınca bu kez Nil ağzındaki Pharos adasında alıkonur ve ancak deniz ihtiyarı Proteus'u bağlayıp ondan öğüt aldıktan sonradır ki yurduna dönmeyi başarır (Od. IV, 351-593). Böylece Menelaos Troya seferine gitmek üzere Sparta'dan ayrıldıktan on sekiz yıl sonra yurduna dönmüş olur. Agamemnon'un tersine aksiliklerle karşılaşmaz, Sparta'daki tahtına oturur, eşi ve çocuklarıy­ la birlikte rahat bir ömür sürer. Telemakhos'u konuklayan, ona yol gösteren, arma-

ganlar verip gönderen Menelaos görmüş, ge­ çirmiş, olgun ve babacan bir adamdır. Eşi Helena da uslanmış, yumuşak ve tatlı bir eş ve bir anne olmuştur. Menoitios. (1) îapetos'la Klymene'nin oğlu, Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın kardeşi (Tab. 3). Bu Titan öbür kardeşleri gibi gurur­ lu ve kendini beğenmiştir. Bu yüzden Zeus onu, "duman duman yıldırımlarıyla vura­ rak Erebos'un karanlıklarına yollar" ( H e s . Theog. 510-515). (2) Aktor'la Aigina'nın oğlu, Patroklos'un babası (Tab. 21). Aigina tanrı Zeus'tan Aiakos'u doğurduktan sonra Aktor'la evlenip Menoitios'u dünyaya getirir, böylece Aiakos'la Menoitios üvey kardeş olurlar. Akhilleus'la can yoldaşı Patroklos arasındaki kan ak­ rabalığı da buradan gelmedir. Menoitios, oğ­ lu Patroklos kaza ile bir arkadaşını öldürünce onu Peleus'un yanına gönderir. Akhilleus'la Patroklos da bir arada büyüyüp yetişirler (Patroklos). Mentor. Odysseia'da sık sık adı geçen bir İthakeli, Odysseus'un sadık dostu. Odysseus Troya seferine çıkmadan önce evini ve ailesi­ ni ona emanet eder. Mentor da onun çıkarla­ rını taliplere karşı korumaya çalışır, ama ba­ şaramaz. Tanrıça Athena Odysseia'da Telemakhos'a kılavuzluk etmek, ya da Odysseus'a taliplerin hakkından gelmek için yardım­ cı olmak istedikçe Mentor kılığına girer. Bu yüzden Mentor bir has isim olmaktan çıkmış ve yol gösterici, kılavuz rehber anlamına kullanılagelmiştir. Mercurius. Hermes tanrının Roma dininde karşılığı. Efsaneleri de Hermes'inkilerle bir tutulmuştur (Hermes). Meriones. İlyada'da adı geçen Giritli önder. Idomeneus'un arkadaşı (Idomeneus). Merope. Pleiadlardan biri. Korinthos kralı Sisyphos'la evlenir ve Glaukos'a ana olur (Pleiadlar). Metaneira. Eleusis kralı Keleos'un karısı. Demeter'i evinde hizmetçi olarak çalıştırır (Demeter). Metis. Adı akıl, us, bilgelik anlamına gelen Metis, Okeanos'la Tethys'in kızı, yani ikinci

Dionysos da kaynaktan saydam bir su akmasını sağla­ mış. ne var ki sofrasına oturup ekmeği ağzına gö­ türüp. Bozdag eteklerinde bir do­ laştınız mı. Kral da öyle yapar ve ir mak sularında arınır. Ne yapsın ki kaval sesini daha çok beğenir. Gordias'ın Ana Tanrıça ile bir­ leşmesinden. Kybele gibi Anadolu toprağına özgü şarap tanrısı Dionysos'a da yakından bağlıdır. Kral Midas bir gün Tmolos (Bozdag) dağının yamaçlarında dolaşırken Apollon'la Pan'ın (ya da Marsyas'ın) yarıştık­ larını ve bu yarışmaya yargıç olarak dag tan­ rısı Tmolos'u seçtiklerini görür. kopardığı bir buğday başağından altın taneleri dökülür. Midas Apollon'un lyra'sını da.ıs da her dokunduğu şeyin altın olmasını diler. Paktolos (Sart) deresinin kaynağına dek çıkmasını ve topraktan fışkıran sularla başını ve ellerini yı­ kamasını buyurur. Lydia ve Karia gibi Ege'nin geniş bir bölgesini kapladıkları da dikkati çeker. çölün ortasında bir kaynak fışkırtmış. Uranos'la Gaia tanrıyı uyar­ mışlar. içecek bir damla su bulamamış. birçok efsa­ ne ve masallar anısını yansıtır. tanrının peşinden giden alaya karışmış. başka efsanelerde Apollon'la yapsan Pan de­ ğil. Midas efsanede olduğu kadar tarih ve arkeoloji kaynaklarında da adı geçen bir Phrygia kralıdır. Bu kez kral tanrı Dionysos'a yakarmış. ama oranın havasını. Her ney- . Plutarkhos bu efsaneyi biraz başka biçimde anlatır: Midas ülkesinin uzak bir ilini gezmeye gitmiş. Bu efsanelerin hepsi bölgeye özgü nitelikte ve Ana Tanrıça Kybele'nin kültüyle ilgili görünmektedir. Marsyas'tır. Metis'ten doğacak bir erkek çocuğu­ nun kendisini tahttan atıp yerine geçebilece­ ğini bildirmişler. ona. Midas. Bakkha sırlarına ermiş olan Midas Silenos'u hemen tanır ve onu on gün. M i das üstüne anlatılan efsanelerin hepsinde bu Phrygia kralı Dionysos'un bağışladığı nimet­ lerden fazlasıyla pay almış. ama o gün bugün Paktolos altın pulları sürüklemektedir. Sardes tapmağının karşısında yükselen o bakır rengi dağa hiç baktınız mı bilmem. Dioııysos buna o kadar sevinir ki Midas'a dilediğini vereceğini söyler. Zeus'un ilk eşi olmuştur! Bir efsaneye göre Kronos'un yuttu­ ğu çocukları kusmasını sağlayan ilacı Zeus'a veren odur. doğduğu söylenen Midas büyü­ yünce Kybele'nin başrahibi olmuş ve tanrıça­ nın Pessinus'taki büyük tapınağını kurmuş. Mid. bir çölün ortasına düşmüş. yoluna baş koymuş ve bölgesel törelerini savunan bir kişi olarak canlandırılmaktadır. Köylüler onu bulur ve boynunda taşıdığı çiçek çelenkleriyle bağlayarak kral Midas'a götürürler. ama söz vermiştir bir kere. şarabı dudaklarına degdirince ekmek de. ama Midas kaynağa yaklaşıp su içmeye yelte nince suyun altına dönüştüğünü görmüş. çevresini bili­ yorsanız. Toprak Ana acınır. Midas'm ilişkisi yalnız Kybele ile de değildir. içirir.kuşak tanrılardandır (Tab. şarap da altın külçesine dönüşür ve bu böyle gider. sarhoş bir satyr'dir. on gece sarayında konuklayıp yedirir. sonra da İhtiyar yoldaşını tanrıya götü rür. bunun üzerine de Zeus Me­ tis tanrıçayı yutmaya karar vermiş. Pan'ın (ya da Marsyas'ın) kavalını da dinler. buna fazlasıyla sevinir. Yuttuktan sonra Athena'yı kafasından doğurmuş (Atheua). Ovidius bunu tanrı Pan'ın Apollon'la yarışmasına atıf yaparak anlatır. kavalıyla çoba­ nını da kendiliğinden yaratır gibidir. ta ki kral dileğinden vazgeçip tanrıya bir daha yakarsın. Phrygia'nın birinci kralı ve Gordium'un kurucusu sayılan Gordias'ın oğludur. Bu efsanele­ rin yalnız Phrygia'yı değil. Herodot'a göre Midas. sırlarına ermiş. bir gün tanrı Phrygia ve Lydia dag ve koruluklarında dolaştığı sırada Silenos uyuyakalır ve Bakkhalarla Satyr'ler onu sızdığı yerde bırakarak uzaklaşırlar. Phrygia'da bulunmuş birçok anıtlar bugün de onun adını taşır. yerden topladığı bir çakıl taşı altın olur. siz de Apollon'un sazına degll. Kral Midas'ı asıl ünlü kılan masal kulaklarıy­ la ilgili masaldır. Tanrı bu dileğin ne kadar yersiz ve tehlikeli olduğunu anlar. ona Sardes'e gitmesini. Marsyas'ın kavalına ödül verirsiniz eminim O çevreye başka ses yakışmaz çünkü. Ovidius'un "Değişimler"de anlattığı bir ef­ sanesi şöyledir: Silenos tanrı Dionysos'un alayında ihtiyar. verir. altın diyarı Sardes'in zenginliği de oradan. Midas sarayına dönerken yolda kopardığı bir dal altın olur. Bu kaynağa Midas Pınarı denmiş. Zeus onunla birleşip Athena'dan gebe bırakınca. doğa kıvır kıvır koyun sürülerini de. 4). Bakkhos Midas'ı bağışlar.

Midas kulaklarından korkmakta. uzun kulakları bir ayıp değil. Milctos. Efsaneye göre Apollon'un oğludur. Bu duruma çok kızan deniz tanrı ak boğayı Minos'un ba­ şına bela etmiş. bir mucize. "Midas'ın Kulakla­ rımda Dilmen eski efsaneye bir motif daha katar. bir efsaneye göre hayvan ku­ durmuş. sakalını tıraş eden berber gör­ müş eşek kulaklarını. belki sonuna dek gizleyebilecekti. bunu tanıtlamak üzere de Poseidon tan­ rıdan bir dilek dilemiş. ama Minos tan­ rıların kendisinden yana olduklarını ileri sür­ müş. Tanrı Zeus'tan esinlenerek yasalar çı­ karttığı için öldükten sona Hades'teki üç yar­ gıcın biri olmuş. İupiter. kimseye açmadığı bu sırdan kurtulmak için toprağa bir delik kaz­ mış ve içine eğilerek. bunlar işi çapkınlığa vuran Minos'un yata§ma giren her kadını sokup öldürmekteymişler. Tanrıça Athena'nın Latince adı. denizden köpükler gibi ak bir bo­ ğa çıkagelmiş. çıyanlar. Bu efsanenin öyle yerli bir havası var ki çağdaş tiyatro yazarlarımızdan Güngör D i l men'e bir piyes esinlemiş. kamış­ lar bitmiş. 11 ve 1 5 ) . Zeus'la Europe'nin oğlu. ama hayvanı tanrıya kurban etmeyi unutmuş. Minos boğayı almış. Apollon tanrı cezayı Marsyas'a vermiş. kralın karısı Pasiphae bu boğaya dogadışı bir aşkla tutulmuş ve onunla birleşmiş. Dilmen'in piyesi bir efsanenin nasıl yeni yeni yorumlarla genişletilip yaşatılabilecegine ör­ nektir. Başkaca bir efsanesi yoktur. Öyle ki bahtsız kral yerlere kapanıp tanrıdan eşek kulaklarını geri istemek zorunda kalır. ama her gün saçını. tahta oturmuş. Minos'un erkeklerle aşk maceraları olduğu da ileri sürülür. utan­ maktadır. Helios döllerinin hepsi gibi Pasiphae de büyücüdür. Midas halkın gözünde bir kahraman olmak­ tan çıkar. içine girer ve gebe kala­ rak Minotauros'u doğurur (Daidalos. halkı aldatan bir yalancı oluverir. akrepler çıkmasını sağlar. Girit'te doğmuş ve Minos onu Girit'ten sürmüş. Ondan sonra da Girit sarayının yaşa­ mı karmakarışık olur. Güzelim ak boğayı sürülerinin ara­ sına damızlık olarak göndermiş. İuno ve Minerva Capitolium üçlü­ sü diye anılırdı. Masala göre Minos'un bu seferi kardeşi Androgeos'un ölümünden . Minos arkeolojide adını taşı­ yan çağlarda Girit'in komşu adalar ve kıyılar üzerindeki egemenliğini simgeleyen Atina ile savaşı ve oradan üç y ı l d a ( y a da y ı l d a ) bir yedi delikanlıyla yedi genç kızın Minotauros'a kur­ ban olarak verilmesi efsanesi de böyle bir du­ rumun dile gelmesidir. Ana­ dolu'ya gelince de Maiandros ırmak tanrının kızıyla evlenmiş. Kral Minos güneş tanrı Helios'un kızlarından Pasiphae ile evlenmişti. bir üstünlük oluverir halkının gözünde. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye yankılanmaya başlamışlar. Bir za­ manlar Europe gibi boğaya vurulan Pasiphae ak boğayla birleşebilmek için Daidalos'a bir inek heykeli yaptırır. ama M i das'tan da öcünü almış: Kralın kulaklarını uzatıp uzatıp eşek kulağına çevirmiş. Dilediği gibi olmuş. Midas eşek kulaklarını Phrygialıların sivri külahı al­ tında bir süre gizlemiş olsa gerek. Pasiphae'den olan iki kızı Ariadne ile Phaidra'nın ömürleri de garip se­ rüvenlerle geçmiştir (Ariadne. İlkin Etrüsklerin. Kaunos'la Biblys'in babası sayılır. Minos. ama iş bu­ nunla da kalmamış. berberi ol­ masa. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye fısıldamış. Bu masallara karşın Minos efsaneye ilkel çağların en doğru ve haksever kralı diye geç­ miştir. Minerva. Kendine özgü bir efsanesi yoktur. Sarpedon'la Rhadamanthys'in kardeşi sayılan efsanelik Girit kralı (Tab. Ama kazma vurduğu yerin çevresinde ossaat otlar. Pasiphae). ortalığı kasıp kavurduğu bir sırada Herakles'in elinden öldürülmüş. yatağından yı­ lanlar. ama ne zaman ki bu korkuyu yene­ rek halkının karşısına çıkar. denizden bir boğa çı­ karmasını istemiş. Phaidra). Milet şehrinin kurucu kahramanı. Minos Girit tahtına çıkmak isteyince üç kar­ deş arasında kavga kopmuş. sonra da Yunanlıların etkisiyle Roma'nın başlıca üç tanrısından biri olmuş­ tur. bu boğayı da sonra gene tanrıya kurban etmeye söz vermiş. Onun içindir ki sonunda Apollon tanrı Midas'ın uzun kulaklarını kuru­ tup normal insan kulağı biçimine sokunca.se Tmolos Apollon'a vermiş ödülü. ama ya­ rışmaya tanık olan Midas hiç gerekmezken kavalı daha çok beğendiğini söylemiş. Minerva İtalya'nın yerlisi olmasa gerek. seviştiği boğayı öldürttü diye Minos'u büyüler. bunlar yel estikçe dile gelerek.

üç Moira her insanın ipliğini büker dururlar. Ilyada'da dövüşen bir savaş­ çı için şöyle deniyor (İl. Babasının kimliği üstüne kaynaklar ayrılır: Bütün kâhinler gibi Apollon'dan doğıma oldu­ ğu söylenir. Burada Moiralar yalnız ömür payını değil. 905 vd. onun içindir ki Homeros destanlarında kader diye çevrilen Moira uğursuz ve zorlu olarak nitelenir. İkisi de tanrı sözcüsü olan iki efsanelik kişinin adı. Onlar yarı dinsel. Haber veren. geçtikten sonra gene o sırayla Lakhesis'e yaklaşmışlar. bu pe­ ri hayatı boyunca ona hizmet edecek. X. seçtiği kadere göre yaşatacakmış onu.öç almak içindir (Androıjnon). A l ı n yazısı ve kader üstüne Yunan i l k çağının görüşü şudur: İnsan ana karnından doğar doğmaz kader onun ömür ipliğini bük­ meye koyulur. o anda insan ölür. Lakhesis her birine kendi perisini vermiş. IV. 390 yılında Roma'nın Galyalıların baskınına uğradığı sırada bu tapınağın kazlarının gece öterek düşma­ nın gelişini haber vermesidir. Moira'lar. Moiralar Zeus'la Themis'in kızları. Tanrılar babası ona karşı gelemez. Minotauros. Efsaneye göre Zeus Pieria dağlarında do­ kuz gece yatmış ve Mnemosyne de dokuz Musaları doğurmuş. (2) Teiresiaş'ın torunu. tapınağı Roma'da Capitolium tepesinde bulunan tanrıça İuno'nun bir ek adıdır. Rhakios). 517): Bitti ömür yumağı tam o sırada!. Ama Mlnos yalnız Yunanistan yarımadasına değil. Lakhesis. uyaran anlamına ge­ len Moneta. Efsanede üç olarak gösterilen M o ira. Bu peri ilkin ruhu Klotho'ya götürüp onun eli altından ve döndürdüğü kirmenden geçiriyormuş. boğa baş­ lı bir canavarmış. Ne var ki Moira Zeus'tan da daha güçlü ve üstündür. sonunda ruh hiç arkası­ na dönmeden Kaderin tahtı önüne gelip du­ ruyor. Moneta. Klotho. bir de mutluluk ve mutsuzluk payını veriyor demektir insanlara. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos'a Labyrinthos sarayını yaptırmış (Pasiphae.): . yani kader tanrıçaları Hesiodos'ta "yaşa­ ma paylarımızı düzenleyenler" diye tanım­ lanır. 4). Sicilya'ya ise Daidalos'u kovaladığı söylenir (Daidalos). Mopsos'un K o l o phon şehrini kurduğu anlatılır. Tanrı Poseidon'un kral M i nos'a gönderdiği bir boğa ile Minos'un karısı Pasiphae'den dogmaymış. Minotauros Girit sanatında derin izler bı­ rakmış olan Girit'e özgü bir boğa kültünün simgesi olsa gerek. (1) İdmon'la birlikte Argonaut'lar seferine katılır ve Argo gemisinde kâhin olarak görev yapar. yeniden yeryüzüne çı­ kacak olan ruhların Moiralara başvurduğunu anlatır (Dev. Klotho'nun eğirdiği kaderi öl­ çülmez hale sokuyor. ama Hera kaderi ileri süre­ rek dikilir karşısına (Sarpedon). Seferin sonunda Libya'ya varıldığında Mopsos bir yılan tarafından ısırılıp ölür (Argonaut'lar). çokluk ecel. Buralar­ da Giritlilerin koloniler kurdukları anlatılır. Anası Man- . sevgili oğlunu alıp kaçırmayı geçirir aklından. günün birinde de keserler. Theseus). Mopsos. Karya'ya geldiği. Hesiodos bun- lan üç k ı z kardeş d i y e tanıtır ve adlarını verir.. Mnemosyne. Labyrinthos). ölümlü babası ise Argoslu Rhakios imiş (Manto. 620d-e): "Bütün ruhlar hayatlarını. Kimi yerde Kederle bir tutulan Moiraların efsanesi yoktur (Kerter). ölüm akla ge­ lir. Savaş alanında oğlu Sarpedon yaralanınca Zeus ikirciklidir. Adı Minos'un boğası anlamı­ na gelen Minotauros insan bedenli. Platon da Devlet'in son bölümünde.. sonra öte yanma geçiyormuş". onun kararını değiştiremez. pay ya da pay veren anla­ mına gelir. Theseus Minos'un kızı Ariadne'nin yardımıyla Minotauros'u öldürmüş (Ariadne. böyle­ ce ruh seçtiği kadere bağlanıyormuş. Moira. Atropos tanrıçalar ki bilge Zeus büyük üstünlük vermişti onlara. ama adları söylenmez. Adı bellek anlamına gelen Mnemosyne Uranos'la Gaia'nın kızıdır (Tab. Homeros'ta bir ya da birkaç Moira'dan söz edilir. Manto'nun oğlu. Ondan sonra Airopos. Bu adın nedeni İ. Ana­ dolu kıyılarıyla Sicilya'ya kadar da uzanmış derler. Ö. ki onlar verir yalnız insanlara mutlu ya da mutsuz yaşama paylarını. Horaların kardeşleridir (Theog.. Moira denince.. yarı filozofik bir görüşün canlandırılmış imgeleridir.

Bu eyle­ me şaşan Porsenna Mucius'a kılıcının geri verilmesini buyurmuş. Athena'ya gebe kalan Metis'in adında da (Tab. sesi bir başka içtenlik ve dokunaklılıkla çınlar kulaklarımızda. koca kalkanlı Zeus'un kızları. kendisine de bunu ni­ çin yaptığını sormuş. Mopsos bundan sonra yine Troya'dan dönen Amphilokhos'la birlikte K i l i k ya'da Malsos şehrini kurarlar. İnsana yaşa­ manın asıl tadını bağışlayan bu tanrısal varlığı her alana. Hesiodos kendi anlatır ki Helikon dağının yamaçla­ rında sürülerini otlatan bir çobanmış. Adının kökeni asıl kimliğinin açık­ lanmasına yardım eder: "Mousa" Yunanca akıl. Günler. "dünya­ nın yüz karası zavallı bir yaratık" iken Musalar onu görür. Mucius kendi elinin yanmasının önemsiz olduğunu. Bu kök Zeus'un Musaları üretmek için birleştiği Titan tanrıça Mnemosyne'nin adında da görülür. Yakala­ nıp Porsenna'nın önüne getirilince Mucius orada bulunan bir ocağa sag elini koyup büs­ bütün yanıncaya kadar çıkarmamış. Bu güç ise tanrıya oldu­ ğu kadar insana da vergidir. Morpheus. aylar geçip bir yıl tamam olunca dokuz kız getirdi dünyaya Mnemosyne. Mucius'a da artık sag elini kulla­ namadığı için solak anlamına gelen Scaevola adı takılmış. çiçek açan bir defneden kopardık­ ları bir dalı ona asa diye verir (Theog. düşünce.): Sonra tanrısal sesler üflediler içime olacakları ve olmuşları yüceltmek için. her yazar duygulanır. 4). Mucius adlı bir Ro­ malı da düşman karargâhına girip Porsenna'yı öldürmek istemiş. kaba güçleri ye­ nip başa geçtikten sonra kendi egemenliğini kurabilmek için Zeus tanrının ilk işi düzenli ve ölçülü oldukları oranda yaratıcı olan güçleri benimsemek olmuştur. forma) den türemedir. Tarquinius kralları Roma'dan kovulunca Porsenna adında bir Etrüsk kralı şehri kuşatmış. İlkçağ yazınında bir tanrısal varlık vardır ki ondan söz ederken her ozan. Latince "muşa" diye ad­ landırılıp batı dillerinin hepsine giren esin p e ­ risidir.): Olympos'lu Musalar. K u ru bir şair diye tanınan Hesiodos bile bakın nasıl coşar Musalardan dem vurunca. Akhaların başkâhinini her bakımdan yener. özellikle sanat alanına yerleştirmiş olmak ilkçağ düşüncesinin bir parıltısıdır. Uyku ve düş tanrılarının hepsi gibi Morpheus da kanatlıdır. bu sıfatla zamanın en büyük kâhini Kalkhas'la yarışmaya girişir. yaratıcılık gücü kavramlarını içeren " m e n " kökünden gelmedir. Musalar. teke tek kavga­ da birbirlerini öldürürler (Amphilokhos). Eleutheros yamaçlarının kraliçesi Mnemosyne Kronos oğluyla birleşip Pieria'da getirdi onları dünyaya belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için. Onun içindir ki böyle duygulanır şa­ irler de onlardan söz ederken. Kocaman. Morpheus insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler. Kalkhas öfkesinden canına kıyar (Kalkhas). 31 vd. çünkü kendisi gibi kurban olmaya hazır üç yüz Romalı bu­ lunduğu söylemiş. . 52 vd. insanı tanrı. Musalar işte bu gücün ürünü ve simgesidir. Korkuya kapılan Porsenna hemen Roma ile barış anlaşmasına girişmeyi yeg görmüş. Mucius Scaevola. O da demektir ki. Dokuz gece buluştu onunla kutsal yatağında engin akıllı Zeus ölümsüzlerden uzakta. Ama Musa yalnız şairlere şiirler esinle­ yen bir peri de değildir. hızlı kanatlarıyla dünyanın bir ucundan öbür ucuna şıp diye uçarmış. Musalar böylece insan ve tanrı arası birer varlık olarak düşünülebilir.to'nun Klaros'taki Apollon tapınağını kurma­ sı üzerine Mopsos oranın tanrı sözcüsü olur. ve hele övmek için kendilerini her söylediğim destanın başında ve sonunda. giderek Olympos tanrıları insanüstü doğa güçlerinden uzaklaşıp insana yaklaşmayı amaç edindikleri zaman benimsedikleri bir güçtür. tanrıyı insan yapar Musalar. Uyku tanrısı Hypnos'un üç bin çocuğundan biri sayılan Morpheus'un adı bi­ çim anlamına gelen "morphe" (Lat. etki alanı çok daha geniştir. Hesiodos böylece şair olunca. ama kralı tanımadığı için yanılarak bir başkasını öldürmüş. şu sözlerle tanımlar Musaları (Theog. üstünlüğü meydana çıkınca. Bu varlık Yunanca "mousa".

tanrıça. Bir insanın dertsiz başına dert mi düştü. Musaların yetki alanları çağlar ve şairlere göre değişir. Polhymnia.. Ö b ü r Atlantlar teslim olmuşlar. Bu bilgi açık seçik değildir. Euterpe.) : Şehrin önünde sarp bir tepe var. Melpomene. Musaların kendilerine özgü efsaneleri yok­ tur . çıkılır ovanın dört bir yanından tepeye. tragedya. Musaların sevgilisi o z a n ı n t o p l u m d a ne ka. oraları da ele 'M'I Anlat bana. tanrıça. Ne mutlu Musaların sevdiği insana bal akar onun dudakları arasından. d a n s . 1 8 1 vd. Kharitler de Himeros da başlarında yükselir güzel sesleri havalarda. Batieia adını takmıştır ona halk. Myrina ü s t ü n e anlatılan ö b ü r efsaneler şun­ lardır: Amazonlar kraliçesi Myrina O k e a n o s kıyılarında b u l u n a n Atlantis ülkesine saldır­ mış ve yaya üç b i n . Karlı Olympos'un en yüksek tepesinde. tanrısal bir ezgi sarar dört bir yanı. Terpslkhore..Dokuz eş yürekli kızdır bunlar ezgiler söylemektir bütün İşleri. T e u k e r o n u ülkesine k o n u k ge­ len D a r d a n o s ' a verir. Yerine göre O r p h e u s ' u n a r k a d a ş ı . a m a gece esirler bekçilerine saklı rıp büyük sayıda A m a z o n öldürmüşler. korolu şiir. bu Batieia bir t a n r ı ç a mı ki ölümsüzler o n a başka bir ad ve­ riyorlar? Bir kaynağa göre Myrina ya da Bati eia T r o a s bölgesinin eski kralı T e u k e r ' i n kızı­ dır ( T a b . S o n r a da onlarla birlikte G o r g o l a r a karşı savaş a ç m ı ş . E r a t o . p a n t o m i m . oradadır koroları ue güzelim yurtları. tanrıların b ü t ü n şenliklerinde ezgi söyler. a m a burada o z a n tek bir Musa'ya seslenir v e o n a t a n r ı ç a d e r s a d e c e : Söyle. O zaman kral P r i a m o s o n u n yardımına k o ş t u ğ u n d a n Mygdon d a Troya savunmasına katılır (İl. bu k e n t e Myrina adı veril­ m i ş . M e l p o m e n e . Bu t u t u m ve davranış H o m e r o s ' l a başlar. Ama zonlar bunların h a k k ı n d a n gelip. Musaios. II. ölümsüzlerse yüksek atlayan Myrrhine'nln mezarı der.. atlı yirmi bin savaşçı kadı­ nın başında Atlantis ülkesinin başkentini al­ m ı ş . Myrina. flütl. P o l h y m n i a . bin bir düzenli yaman adamı. dans ederler.. Mygdon. ilkçağın son d e m l e r i n e kadar süregider. U r a n l a . Peleus H a r m o ı ı l a ' u ı n düğünlerinde bulunmuşlardı) Adlarının geçmediği h e m e n de şiir yoktur. S a n g a r i o s (Sakarya) ırmağı kıyılarında o t u r u r m u ş da g ü n ü n birinde A m a z o n l a r ı n sal­ dırısına u ğ r a m ı ş .. Erkeklerin hepsini kılıçtan geçirmiş. Myrina da c ö m e r t d a v r a n a r a k onla­ ra bir k e n t k u r m u ş . 8 1 1 vd. III. Kadmos'la . < "> g rencisi ya da oğlu sayılan Musaios Attika el sanesinde O r p h e u s ' a karşılık yaratılmış bir tip olsa gerek: Mistik nitelikteki ezgileri Eleusis gizemleriyle ilişkili derlerdi. ö l e n arka daşlarına büyük mezarlar yapmışlar. ka­ dınları da köle e t m i ş . İşte budur Musaların insanlara verdiği. Urania ve hepsinin başı sayılan Kalliope. böylece Myrina Troya kral s o y u n u n dişi atası olur. G o r g o l a n y e n e r e k birçoğunu esir almış.. Genellikle şöyle bir b ö l ü m l e m e yapılır: Kalliope. t a r i h ..ı geçmiş.. İlyada'da Troya şehrinin topograf­ yası ü s t ü n e çok az bilgi verilir. Inıyülü bir ses yükselir adımlarından yürürken yüce babalarına doğru. Adı Musalarla ilgili efsanelik bir o z a n . H o m e r o s ' u n iki büyük destanı da Musalara seslenişle başlar. vurur dururlar Olympos yolunda. Musalardan ve okçu Apollon'dan gelir yeryüzündeki ozanlar ve çalgıcılar nasıl Zeus'tan gelirse krallar. övünce Olympos'un mutlu tanrılarını unutuverir hemen dertlerini. T e r p s i k h o r e . oğlu Akhilleus'un öfkesini söyle. gökbilimi. d e s t a n şairi ya da lirik şiir. Thetis'le Peleus'un. Perseus). Kilo. üzüntüden kan mı kurudu yüreğinde. haşka hiçbir kaygı yoktur yüreklerinde. gider aklından üzüntüleri şenletir onu tanrıçaların büyüsü. k o m e d y a . E u t e r p e . kara toprak yankılanır tanrı övgüleriyle. Erato. Thalia.. İşte böyle seslenir Olympos'lu Musalar dokuz tanrısal kızı ulu Zeus'un: Kilo.saygı ve sevgi gördüğü Odysseia'da c a n ­ landırılan D e m o d o k o s t i p i n d e n bellidir (Demodokos).. Verilenlerden biri A m a z o n l a r kraliçesi Myrina ile ilgilidir (İl. Thalia. G o r g o lar da s o n r a d a n Perseus ve Herakles'ln elleri allında yenilmişler (Gorgo. I İhya ve Mısır'.). İlyada'da adı g e ç e n bir Phrygla kralı. 1 6 ) . Musaların sevgilisi bir ozan anlatınca eski insanların destanlarını. Efsaneye göre Myrina bu savaşlarla kalma miş. çıkar.

Pelops'la Hippodameia efsanesin­ de adı geçen arabacı. Akhilleus ve babası Peleus'un yönettikleri Tesalyalı boya adını veren kahra­ m a n . Smyrna). tutarmış.geçirdikten sonra Arabistan ve Suriye yoluyla Anadolu'ya gelmiş ve Kilikyahlara boyun eğ­ dirmiş. Myrtilos. becerikli bir Atinalı kız­ mış. Myrrha. Adonis. Hippodameia'ya âşık olduğu ya da ondan yaptığı işe karşılık bir ge­ ce yatma sözü aldığı söylenen Myrtilos'u P e lops denize atmış. Myrtilos Oinomaos'un arabasının cıvatalarını gevşetmiş. Myrmidon. Pelopsogullarının başına gelen bütün belaların nedeni de buymuş (Hippodameia. Athena da bu yüzden onu sever. Myrina'yı öldüren kral Mopsos'muş. Myrmeks. Myrtilos da can verirken Pelops ve soyuna lanet okumuş. Athena da bu yalana kazarak onu bir ka­ rıncaya dönüştürmüş. Efsane niteliğini taşımayan bu olay­ lar tarihsel bazı olaylara göre kurulmuş olsa gerek (Amazonlar). böylece P e lops'un yarışı kazanmasını ve Hippodameia ile kaçmasını sağlamış. ama günün birinde Myrmeks tannçanın bulgusu olan sapanı bulmuş olmakla övün­ müş. Zeus'un oğlu olmakla geçinir. 210 . Pelops. Oinomaos). Adı karınca anlamına gelen Myrmeks hamarat. Toros dağlarını da aştıktan sonra Phrygia'dan geçerek Kaikos (Bakırçayı) kıyı­ larına gelmiş ve orada (yani Bergama ovasın­ da) yerleşmiş. Kıbrıs kralı Kinyras'm kızı (Kinyras.

bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt beri getirilen alevi nasıl kaparsa Ekho da yaklaştıkça ona daha yakından yanıyordu aşkla. dere ya da ırmağa bağlıdır.N N a i a d e s . Başka bir efsaneye göre. gebe kalmış olduğu nun farkına varmış. ya da gizli bazı hastalıklara çarptırmıştır (Nympha). Narkissos'la Ekho efsanelerini bir­ leştirerek iki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabaları bir tek dram olarak canlandı­ rır. böylece tanrı sözü g < t l çekleşmiş. hayret ve hayranlıkla bakakalan gözleri önünde tuhaf bir şeyler olmaya bağlamış: Sanki badem içinin ve göğsünün aklığı eriye- rek birbirine karışmaya koyulmuş. Asopos gibi ırmakların perileri. Tersi­ ne kimi inançlara göre Naiaslar sularında yı­ kanan insanları çıldırtmış. ama ölümsüz değil­ dirler. Naiasların. adları yüz­ mek anlamına gelen fiilden türemiş olan su perileridir. su perisi Nana.ı cağını bildiren bir tanrı sözü varmış. teninin aklığı üzerine tutmuş. yumuşak iki göğsü arasında tutai ken. 23): "Sakarya ırmağının kızı. yüzüne. Masala göre. Salmakis). Beyaz badem İçini yemeden önce. kiminin adı efsaneye geçmiştir (Arethusa. içine tatlı bir baygınlık yayıl mış. Bu yüzden "Nannakos'un gözyaşları" di­ ye bir deyim kalmıştır. Her suyun kendine özgü bir Naias'ı vardır. bir ıssız yaradılışı vermedi izin söze başlamaya. Bu masallar Tufan efsanesinin Anadolu kaynaklı olduğunu açığa vurmaktadır. badem içi­ nin aklığını. ırmağın kızları sayılır. içinde bulundukları kaynak. Başka bir kaynakta onun Endymion'la Selene'nin oğlu olduğu. Bu olay Theseus'tan üç kuşak önce olmuştur. Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak. bekleyebilirdi ancak sözleri ki onlara cevap yollayaı ak . yalvarmalar düzenlemiş. kendi­ ni Sakarya suyuna atmış. bakılmayacak güzellikte bir oğlan doğur­ muş". daha başkasında da Apollon'la Akallis'ten doğduğu söylenir (Akallis). Bir e f saneye göre Naksos Karyalı göçmenlerin ba­ şında eskiden Dia adını taşıyan bu adaya gel­ miş.ledl. sı­ cak bir günün akşamı serinlemek için. Deukalioh tufanından önce yaşamış bir Phrygia kralıdır. Ovidius. Nerkis çiçeğine adını veren Narkissos'un öyküsü hemen her çağda şairleri esinlemiş bir öyküdür. Nannakos üç yüz­ yıl yaşamış. yerleşmiş ve ona adını vermiştir. Naisler ya da Naiaslar. Şıpır şıpır yıkanır­ ken. Nana. düştü gizlenerek izlerinin ardına. Naksos. Hamadryas) gibi uzun ömürlü olurlar. Tatlı tatlı esnerken. kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak e. Sangarios (Sakarya) ırmağının kızı. Halikarnas Balıkçısı serüvenini şöyle anlatır (Hey Koca Yurt. s. bira/ sonra da tufan olmuş. Su perisi bademi kırıp soymuş. Kimi mythos yazarı onları Okeanos soyuna bağlar. O sıralarda güneş. Yaşamları. Bu dualar sı­ rasında da Nannakos habire gözyaşı döker miş. Efsanelerin birleştiği bir nokta Naksos adasının Anadolu'dan gelme göçmenlerle meydana getirildiğidir. Nannakos. 1944 yılı Tercüme Mecmuası'nda çıkan Can Yücel'in çevirisidir: Ekho görünce Narkissos'u kırda dolaşırken arzu sardı gönlünü. öldüğü gün halk topluca ağlamaya koyulmuş. Uyandığında yıldızlar pırıl pırılmış. Dokuz ay sonra. Agdistis-Attis efsanesinde adı geçer. bütün dünya pespembe bir boş­ luk olmuş. Onun ustaca anlatımından birkaç parçayı aşağıya almayı uygun gördük. sularını içen ya da sularına da­ lan hastaları iyileştirme güçleri vardır. pembe pembe batmaktaymış. Onu en güzel anlatan­ lar arasında da Latin şairi Ovidius önde gelir. Ba­ dem içini. Nana böy le bakadururken. Kyklad takımadalarından Naksos adasına adını veren kurucu kahraman. Nannakos çok es­ ki zamanlarda. Narkissos. Kaynakları efsanelere göre değişir. Ağaç perileri (Drysa. ölünce de bütün halkının yok ol. bir badem ağacının dalı üzerine eğilmiş. H o m e ros bunların bütün nympha'lar gibi Zeus'un kızları olduğunu söyler. Tufan olacağını öngörmüş ve olmaması için topluca yakar­ malar. Verdiğimiz çe­ viri. her nedense.

. gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu. bağırdı Ekho: "Elveda". aldatmıyor beni artık hayalim. seviyordu tensiz bir hayali. tek bir kuş bile yoktu onun sükûnunu bozan. Hâlâ bakıyordu kendine. ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini. Ne vahşi bir hayvan. (2) Yukarda adı g e ç e n N a u p l i o s ' u n küçük t o r u n u . ne otlayan bir keçi. Ona ulaşan ne bir çoban. Ekho da katıldı onlara. isterken kendini istiyordu. Ölüm gelmeyecek bana ağır dinecekse acılarım. ne ağaçtan düşen bir dal.. Neyi gördüğünü bilmiyor. (1) T a n r ı P o s e i d o n ' l a D a n a o s kızı A m y m o n e ' n i n oğlu. E k h o d a u z a k t a n seyreder sevdiğini. N a u p l i o s .. Dövündüler bacıları Naias'lar kesik saçlarını yanı başına koydular. titreyen meşaleleri hazırladılar. . A r g o n a u t ' l a r seferine katılır ve d ü ­ m e n c i T i p h y s ö l d ü k t e n s o n r a . t e k r a r l a r d u r u r iniltilerini ve bu güzelim şiir şu dizelerle s o n a erer: Şunlar oldu son sözleri. yerinde sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular. Gidermek isterken susuzluğunu. bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın. N a u p l i o s P a l a m e d e s ' i n babası o l a r a k P a l a m e d e s efsanesinde rol oy­ n a r (Palamedes). P e l o p o n e z ' i n ü n l ü li­ m a n l a r ı n d a n olan N a u p l i a ' n ı n kurucusu (Amymone).NAUPLIOS Narkissos'la E k h o a r a s ı n d a a n l a m s ı z diya­ log şöyle s ü r d ü r ü l ü r : Bağırdı: "Orada kim var?". Kemirsin artık gücümü acı. Bilmeden kendini arzuluyor. sevdiğim uzak olsa keşke. o n u n yerine geçer (Argonaut'lar). Ayrılabilsem vücudumdan. severken onu kendini seviyor. yanan da. Çevresinde en yakın suyla beslenir bir çayır. Ne yapayım?İsteneyim mi?lsteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık? Beni yoksul ediyor varlığım. kimi efsanelerde kralların. bağırıyordu "olacaksa senin her şeyim". Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim. Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara. boşa kavuştu kolları sularda. Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine. " B u r a d a buluşalım" d e r . artıyordu bir yandan susuzluğu. Narkissos g ü n geçtikçe eriyip gider. Ellerini kaç kere daldırdı. Berrak bir pınar vardı.. E k h o d a koşa koşa çıkar o r m a n d a n . Tutuşturan da ben. Ve şimdi can verelim ikimiz bir solukta. arzuladığım benimle. uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere. dövündüler Dryas'lar. ne bir sürü. yeraltına göçtükten sonra bile. Narkissos a n l a r b a ş ı n a geleni ve şöyle dile getirir: Anlıyorum. a m a oğlan kızı g ö r ü n c e k a ç m a y a koyulur: "Ölmek yeğdir" diye Ekho başka şeyim ". bu y e t e n e ğ i n ­ d e n faydalanarak Nauplios'ıı kötü işlerde kul- N a r k i s s o s . vücut sanıyordu sulardakini Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle kımıldamaksızm. göçüyorum hayatımın baharında. içtikçe suya vuran güzelliğine hayran. odun yığınını. "Var" diye cevap verdi yankı.. yer tekrar iletti dediklerini. Yorgun başını dayadı sık çayırlığa. o benim. N a u p l i o s usta bir denizci­ dir. ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman. Kendime olan sevgimle yanıyorum. Tam sedyeyi. "Elveda" deyince o. garip bir dilek seven için ama. bir şey söylemedi: "Senin her B u n d a n s o n r a da asıl Narkissos efsanesi başlar: dalgalarında gümüşler oynaşır. içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi.. fakat yanıyordu onunla. bakıyordu Styks sularına. ve gledi son günleri ömrümün. gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos'un: "Ey boş yere sevdiğim çocuk". vücut yoktu hiçbir yerde.

yalnız Penelopeia üstüne yaptığı deneme sonuç vermez. babasın­ dan katır arabasını ister. bir yanında bir hizmetçi. tıpkı sümbül çiçekleri g i b i . Bu işe niçin gi­ riştiğini de söylemez. Bu söz­ lere dayanılır mı. başta Klytaimestra olmak üzere bir­ çoklarının âşıklar tutup kocalarını aldatmala­ rını sağlar. pırıl pırıl kapı kanatları kapalıydılar. tutayım işi bir ucundan. Nausikaa. Odysseia' nın VI. güzelce giyinip kuşanmaksın. Bu öykülerin en se­ vimlisi de Phaiak prensesi Nausikaa'nın yarı­ da kalmış romanı olsa gerek. anan olacak kadın seni/ Güzel rubaların kalmış yüzüstü. Odysseus yıkandıktan sonra daha bir yakışıklı ve alımlı olur: Zeus'tan doğma tanrıça Athena daha iri. ulu Zeus'un kızı Artemis olmalısın. kraliçem sana. babasının mutluluğunu över. görünüşün. tanrıça Athena kızın bir arkadaşı kılığında düşüne girer (Od. kızlar oturup yemeklerini yerler. daha kocaman görünmesini sağladı. . Odysseus bakar ki genç kızlar oynaşıyor ır­ mak kıyısında. b o y u n boşun. mutluluk getirir babana. saçları dökülüyordu basından kıuır kıvır. Dillere destan olur böyle düğünler. Tanrıça k ı z ı n yatağına yel g i b i varır ve şu sözlerle kışkırtır. M i tograflar kendisinin de aynı biçimde öldürül­ düğünü ileri sürerler. çıkar Nausikaa'nın karşısına yalva­ rır. O ana kadar da Nausikaa'yi hayata açılan. Nausikaa hizmetçilerini ça­ ğırır. çabucak olsun bitsin bu iş. k ı z ı Atıge'yl deniz­ de boğmak görevini Nauplios'a verir. Odysseus'un sözleri de yüreğine işler: Yalvarırım. giydirmelerini buyurur. Auge de Anadolu'ya varınca Telephos'u doğu­ rur (Auge). bu iki insanı ayırır ve bize genç kızın uğradığı hayal kırıklığını sez­ dirmekle yetinir. geleyim ben de.landıkları anlatılır: Aleos. Bol yapraklı bir dalla örter er­ kekliğini. orada günlerce denizde yüzmekten bit­ kin düşmüş uyuyan Odysseus'u uyandırır. Hizmetçi kızlar kaçışırlar. 15 vd. sonra da t o p oynamaya koyulurlar. Oğlu Palamedes. cana yakındı ikisi de. şipşirin. bölümünde Phaiak prense­ sini yatak odasında uyur görür. oysa geldi çattı evleneceğin gün. T o p ırmağın gerisindeki koruluğa düşer.): Doğru yürüdü çok süslü yatak odasına. Ara­ banın hazırlanması. Ne de kaygısız doğurmuş. Tan ağarırken gidelim yumaya. dipdiri bedeninle tıpkı osunl Sonra da anasının. bir kız yatıyordu orada. ulu yürekli Alkinoos'un kızı. ırmağa gidip çama­ şır yıkamak istediğini söyler. ister insan. uzun zaman kız kalamazsın nasıl olsa. Nauplios Akhalardan öç alma işine kovulur ve Troya savaşında bulunan yiğitlerin karılarını baştan çıkarmaya uğraşır. kraliçe Arete'nin kızlara yıkanacak güzel rubalarla birlikte kokulu yağ­ lar ve bir sepet içinde günlük kumanyalarını vermesi ayrıntılarıyla anlatılır. Nausikaa şafakla birlikte kalkar. Girit kralı Katreus kızları Aerope ile Klymene'yi aynı amaçla Nauplios'a verir. sevebileceği bir erkeği bulup onunla evlenmeyi özleyen bir kızın bütün duygularını ince bir gerçeklikle canlandırır bi­ ze. VI. Nausikaa. Odysseia birçok öykülerden örül­ müş uzun bir romandır. Nauslkaa'ydı bu. kendisi de Klymene'yi alır (Aerope). seni sevenler de giyinip kuşanmak. ulu anana. görünüşü tanrılara denk. Homeros bu güzel kızı bize tanıttıktan ve Odysseus'la ta­ nıştırıp onunla olan gönül macerasına dokun­ duktan hemen sonra. bir yanında bir hizmetçi yatıyordu. güneşe serilir. boyu boşu. Akha yiğitlerinin yur­ da dönüşlerinde can vermeleri için de girişim­ de bulunur ve Oileus oğlu Aias'ın gemisinin kayalara çarparak parçalanmasını sağlar. Nauplios bu kızları da kurtarır ve Aerope'yi Atreus'la evlendirir. Mysialı gemicilere satar. ama asıl mutlu olacak insan bu güzel kı­ zı alıp evine götürecek kocadır. ister tanrı ol. Odysseus'u yıkamalarını. Nauplios kızı kurtarır. Akhalardan haksızlık görüp taşlanınca. yalnız Nausikaa ürkmez yosunlarla örtülü çıplak erkeği görün­ ce. hazırlık yapmalısın düğüne. Çamaşırlar yı­ kanıp durulanır. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansan. ama Alkinoos anlar her nasılsa kızının düğün hazırlığı yaptığını. der.

ro'yu öldürmeye kalkarlar. Alkinoos'un sarayına git­ mek üzere kızdan ayrılınca Nausikaa'yı bir koca bulmuş olma umudu. Ne olur. İkizler yetişip ölümlü babaları Kretheus'un sonra seslendi. ha­ mamdan güzel urbalar giyinmiş olarak çık­ makta ve şölene gitmektedir ki prensesle kar­ şılaşır (Od. Herakles efsanesinde sözü geçen Nausithoos. o erdemli kral kızının adı anılmaz Odysseia'da. Nausikaa.Olan olmuştur. göreceksem sıla savaşta on bir tanesi ölür.. Tanrı yüzlü Nausithoos onları kaldırdı. Odysseus yo­ la çıkmak üzere hazırlıklarını yapmış. nağına sığındığı halde Pelias onu vurur. Hızlı gemici anlamına gelen Nemeia aslanı. sevinci İçinde bı­ rakır.): engin Hypereia'da otururdu. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. dikildi karşısına. Herakles'in açtığı bir döneceksem ben yurduma. tek amacının İthake'ye karısının yanına dönmek olduğunu söy­ ler. kanatlı sözlerle. esen kal. Eris'ten dogma simgesel bir varlığa verilen ad. Tyro'nun üvey anası Sidero'nun hışmına uğ­ baba toprağına döndüğünde unutma. onların kısraklarca büyütüldükleri anlatılır. kavga anlamına gelir (Eriş). Odysseus'ta Phaiak ili bi­ ze şöyle tanıtılır (Od. Kurnaz Odysseus da bo­ zuntuya vermez. Neikos çatışma. onu şehre götürürken aklına saplanmış olan konuya değinir. 22). şimdiyse tanrılara benzer. (2) Atina kralı Kodros'un oğlu Neleus efsa­ can verdin bana sen. (1) Tyro ile Poseidon'un oğlu. can!" neye göre bir bölük Attikalı ve Messenialı ile birlikte îonya'ya göçmüş ve orada Miletos Perde böylece kapanır. otursa bizim yanımızda. ra kardeşiyle taht konusunda kavgaya tutu­ dedi ki: şur. 458 vd\): (1) Poseidon tanrının oğlu Nausithoos Phaiakların ilk kralıdır. tulur. çünkü dedikodu olur. V I I I . Nemeia. N e Zeus. her vakit. VI. kral kızı kendine bir yabancı koca bulmuş derler. (3) Odysseus'un Kalypso'dan olma bir oğ­ lu. Eskiden Phaiak'lar Neleus. hem de eşi olan Arete'nin dedesidir. biz Phaiaklar dururken almış onu yanına yürüyor diye halkınca kı­ nanmaktan korktuğunu ileri sürer. Çok geçmeden acı yanılgısını anlar: Odysseus kimliğini açığa vurur. bir arada görünmeyelim der. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. rolü önemlidir (Nestor). tapmaklar yapmıştı tanrılara. Neikos. engin gökte oturanlara. Nausikaa'nın romanı yıkılır. tekmil toprakları dağıtmıştı. Here'nin uzaktan gürleyen kocası. esen kal. Tyro tanrı PoseiSağlam yapılı kapının aralığında Nausikaa don'dan doğurduğu çocukları dağa bırakınca. yerleştirdi Skherie'ye. böylesine bir gün kocam desem. Nausikaa gönlünü kaptır­ mıştır. yalnız Nestor kur­ günümü. leus'un on iki oğlu olur. Son­ Çok akıllı Odysseus karşılık verdi ona. kadın Hera tapı­ sen ilkin bana borçlusun kurtuluşunu". Pelias'ın ikiz kardeşi (Tab. eğer isterse. bir daha da Nausişehrini kurmuş (Kadros). an radığını ve çok hırpalandığını görürler. şöyle der kendi kendine: Demin yüzüne bakılmaz gibi geldi bana. ey genç kız. gün boyunca. kaa'nın. Bu konu düşmez ağzından. (2) Theseus'u Girit'e götüren geminin dü­ mencisi de Nausithoos adını taşır. köpegiyle birleşerek mey- . götürdü. sağ. Bu kral Alkinoos'un babası ve Alkinoos'un hem yeğeni. Pontos'la Gaia soyundan ENausithoos birçok efsanelik kişilerin adıdır: khidna'nın Orthas'. Nestor'un Troya savaşı ve îlyada'daki bir tanrı gibi tapacağım sana orada. kalsa burada. Messenia bölgesinde Pylos şehrini kurar. evler kurmuş. Tepegözler onların topraklarını boyuna yağma ederdiler. konuğumuz. göz göze geldi Odysseus'la öylece ona baktı. İolkos'tan kovulur ve gelir Peloponez'in "Ulu yürekli Alkinoos'un kızı. sabahtan akşama dek. 4 vd. Sidebeni.. Odysseus'la tatlı tatlı konuşur. dedi ki: kral olduğu İolkos'a dönünce anaları "Sağ. Dört yandan surla çevirmişti kenti.

Kentaur' lar). ama Nemesis tanrıdan kaçmak için bin bir biçime girer. Babası Troya savaşına gidince. Gaia'nın Pontos'la ya­ ni Toprak'ın Deniz'le birleşmesinden doğ­ muştur (Tab.ilana getirdiği canavarlardan biridir (Tab. mermer de böylece tanrıçanın heykelini yontmaya yaramış. H e rakles onun hakkından geldi (Ekhldna. kimi zaman Erinyslere karışır.): DEniz doğru sözlü Nereus'u yarattı: En büyüğüdür o bütün çocuklarının. Nephele. Akhilîeus öldükten sonra da Troya şehrinin ancak oğlu lavaşa katılırsa düşeceği üstüne bir fal çık­ mış. kendine ve talihine aşın güveni cezalandıran varlık olarak göste­ rilir. Onu kız kılığında Skyros kralı Lykomedes'in hareminde bulunduğu sıralarda üretmişti. İksi on. babacan tanrı derler ona . Sokrates ve genellikle filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir. Ate ile Hybris'in hemen ardından gelir.ılın da bulunup şehrin ele geçmesine yardım eden savaşçılardandır. Hesiodos'a göre Gece tanrıça Nyks'in kızıdır. Hera'nın beslediği bu aslan Nemela bölgesine korku salmaktaydı ki. Neoptolemos savaş dönüşü Epir bölgesine yerleşir. Marathon'a yakın küçük bir Attika kentin­ de Nemesis'in bir tapınağı varmış. Bu mermeri Persler Atina'yı aldıktan sonar zafer anıtı ola­ rak dikmeye hazırlanırken. Zeus ona tutulur. (3) Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutlar birer kadın olarak simgelenmiştir. tanrı da kuğu kuşu biçi­ minde onunla birleşir. Nemesis ölçüsüz gururlarını cezalandırmış. Nemesis hem soyut bir kavramı simgeler. yiğit babası gibi yararlık göstererek Telephos'nn oğlu Euryplos'u öldürmüş ve adını taşıyan bir sa- vaş oyunu (pyrrhike) düzenlemiş. ki­ mi zaman Olympos'un tepesinde. Bu­ nu kıskanan Hermione'nin teyze oğlu ve ni­ şanlısı Orestes eliyle Neoptolemos'u öldür­ mesi tragedya yazarlarının işledikleri bir m o ­ tif olmuştur (Hermione. Bu Nephele Kentaur'ların anası olur (İksion. Nereus Deniz İhtiyarlarından biridir. Batı Kızları'nın bahçlerinde otururlar. hem de tanrısal bir varlık olarak canlandırılır. delikanlıyı alıp getirmek üzere de elçiler gönderilmiş. Orestes). Nemesis'ten doğan yu­ murtanın Leda'nın eline geçtiği ve Helene ile Dioskurların bu yumurtadan çıktıkları anlatılır (Leda). 233 vd. Bu nitelik de tragedyada büyük bir rol oynar. sonunda bir kaz olur. kimi za­ man Okeanos'un kıyılarında. Bunlar Neoptolemos'la birlikte Iroya'ya giderken Lemnos adasında durak vermişler. oğluna Neoptolemos'tan başka Pyrrhos (yani kızıl saçlı) adı verilmiş (Akhilîeus). ' Kavram olarak Nemesis tanrısal öcü simge­ ler. Troya . Troya'da Akha ordusu N e o plolemos'u coşkuyla karşılamış. 6). Şehir düştükten sonra Hektor'un oğlu Astyanaks'ı surdan aşağı ata­ rak öldürür ve Andromakhe'yi esir olarak alır (Andromakhe). Akhilleus orada Pyrrha adıyla saklandığı için. Ama Menelaos kızından çocuğu olmadığı halde. Neoptolemos birçok efsane­ lerde Hermione'nin kocası olarak gösterilir. Nemesis. Andormakhe'den üç oğlu olmuş. Henıkles). Nereus . Phriksos'la Helle'nin anaları (Atharnas). Neoptolemos' u dedesi Lykomedes yetiştirir. Hera'ya âşıktır.Nereus Kızları. muradına ermemesi için Zeus Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İksi on'un onunla birleşmesini sağlar. Hesiodos şöyle tanıtır onu (Theog. Peleus'un ülkesine dönmeyip de Epir'e yerleşmesinin nedeni üstüne efsaneler birbirini tutmaz. Athamas lno ile evlenmek için Nephele'yl b< > şar. ama çokluk İnsanlarda ölçüsüzlüğü. tapınakta­ ki tanrıça heykelini ünlü heykeltıraş Pheidias Paros mermerinden yontmuş. Neoptolemos. 6): Hesiodos'a göre. Adı yeni savaşçı anlamına gelen Neoptolemos Akhilleus'un oğludur. Babasını anmak üzere de mezarı üstünde Priamos kızı Polyksene'yi kurban eder (Polyksene). bulut tanrıça da çocuklarını kurtaracak altın postlu koçu gönderir onlara (Helle). orada Akhilleus'un oğlu hasta olan Philoktetes'i Troya'ya gelmeye kandırmış (Philokktetes). (2) Bulutu simgeleyen bir varlık olarak IN V phele'nin İksion efsanesinde adı geçer. (1) Athamas'ın birinci karısı. bunlar Okeanos kızlarıdır.

. Poseidon tanrının eşi Amphitrite de bir denizkızıdır. yiğidin de bu gömleği giyer giymez korkunç acılar içinde yanıp tu­ tuşması ve sonunda da ölmesi Deianeira ve Herakles maddelerinde anlatılmıştır (Pholos. "ekin vermeyen denizin ortasında" tam elli kız doğurur Nereus'a. Yiğit karısı Deianeira ile bu ırmağı geçecek olunca. efsanelerde önemli yer tutup rol oynayan kişiler de çık­ mıştır aralarından: AkhiUeus'un anası Thetis bir Nereus kızı. Nereus kimi kez yüze çıkarmış. çünkü denizin köpüklü dalgalarını. Ayrıca anası Khloris bir Niobe kızıdır. Nereus kızları günlerini iplik dokumak. çok görmüş. Bunlara Nereus kız­ ları denir ve Homeros da...çünkü hem dürüst. her kıssadan hisse alır ve durmadan nutuk çeker. Nereus kızları. Nereus Okeanos kızı Doris'le evlenir. hepsi de durmadan dövüyorlardı göğüslerini. kadının Herakles'e bu iksire batırdığı bir gömlek göndermesi. anası Thetis'i yardıma çağırır. kardeşlerinin Apollon'la Artemis'in oklanyla öldürülmesini gör­ müştür. geçirmiş. Nereus kızları Amphitrite'nin alayında yer alırlar. hem yumuşak huyludur. Euenos). Knidos. elli denizkızı. Thetis'in ardından. Herakles Nereus'tan Batı kızlarının bahçesine varmak için yolu sorunca. denizin dibinde ne kadar Nereus kızı varsa. Herakles'in öldürdüğü Neleusogullarından bir o sag kalmıştır. iyiden yanadır. Nessos sırtına aldığı Deianeira'nın ırzına geç­ mek istemiş. Pylos kralı ihtiyar Nestor Homeros'un yarattığı eşsiz bir 1 tiptir. deniz yü­ zünde oynayan ve koro halinde türkü söyle­ yen bir dans ve ezgi çemberi. yani Tekirburnu açık­ larındaki bir magaradaymış. Herakles'in attığı bir okla can verdiği sırada Deianeira'ya bir iksir vermesi. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan at adam. Bu saray da Ege denizinde. X V I I I . herkes de sabırla dinler onu. At adam da Euenos ırmağı kıyısına sığınmış. Nestor Neleus'la Khioris'in en küçük oğlu­ dur (Tab. Akhilleus arkadaşı Patroklos ölünce derin bir yasa kapılır. 22). Sağa. bir eşini daha bulmak için Shakespeare'leri. o da kız kardeşleri Nereus kızlarına dert yanar ( İ l . Ulu anası bir çığlık attı. Nereus. Balzac'lan beklemek gerekir. 38-49 ve Theog. İşte o zaman. nakış yapmak ve şarkı söylemekle geçirirler. Doris d e . doğruluktan hiç ayrılmaz düşünceleri. N e s s o s . başladı inlemeye. Hesiodos da bal­ landıra ballandıra sayarlar adlarını ( İ l .): . yunus balıkları ve efsanelik deniz yara­ tıklarıyla birlikte yüzüp gezerlermiş. Deniz İhtiyarı cevap vermemek için bir sürü hayvan biçimine girer. Akhaların danışmanı. görgü­ sü yüzünden de öyle bir üstünlük duyar ki. geçilmez ukalalığından. I i I - Nestor. dalgaları yara yara Troya'ya giderler ve orada kıyıya çıktıkları bile görülür. sola öğütler verir. bilgisi. Böylesi ihtiyar tipine ilkçağ yazınında bir daha rastlanmaz. bütün deniz tanrıları gibi biçim de­ ğiştirmek yetisine sahiptir. X V I I I . Nereus kızları da yiğide yardım ederler ve babaların­ dan istediği bilgileri nasıl alabileceğini öğretir­ ler ona (Herakles). orada yolculara ırmağı geçirtiyordu. Orada altın tahtlann üstünde otururmuş Nereus'un birbirin­ den güzel elli kızı. hep doğruluktan. Su yüzüne pek çıkmazlarmış. İlkçağın bir özelliği olan yaşa ve yaşlıya saygı duygusu­ nun ne kadar derine gittiği Homeros destan­ larında Nestor'a verilen önem ve değerle öl­ çülebilir.. beline kadar. 38 vd. Nestor ihtiyardır. tekmil tanrıçalar sardı çevresini. babalarıyla birlikte denizin dibindeki bir sarayda yaşarlar. K i mi zaman bir olaya karışıp yeryüzüne geldik­ leri de görülür. ama mutlu bir ihti­ yardır. renklerini ve çeşitli halle­ rini simgeledikleri gibi bu kızlar. 240-264). (Birkaç dize adları sayılır): Denizin dibinde daha ne kadar Nerus kızı varsa doldurmuşlar gümüş ışınlarla mağarayı. . dalgalarla oyna­ şırlar. ApoIIon bu soya acımış ve bu kadar çok ölüme karşın Nestor'a çok uzun bir ömür bağışlanmasını sağlamış. ya da çelengiyle sararlarmış onu çepeçevre. bitmez tükenmez anılar anlatır. Pylos kralı da böyle­ ce üç kuşak boyunca yaşamış. Herakles Pholos'la birlikte Kentaur'ların saldırısına uğrayınca Nessos'a karşı da savaşmış ve onu püskürtmüştû.

Nike zaferi simgeleyen bir tanrıçadır. 310 vd. ama kavga gene de sürüp gider. bölümünde anlatı­ lan bu buluşma destanın en canlı parçalarındandır. komu­ tanlıkta da üstündür. ama Nikaia delikanlıyı yanına yaklaştırma mış. llyada'da bu ihti­ yarın başına bir dert gelmez. ama sonra tanrıya boyun eğmiş ve ona birçok ço­ cuklar doğurmuş. ona tu­ tacağı yolu gösterir. Bunları des­ teklemek için gösterdiği örnekler birçok eski zaman olaylarının canlı canlı anlatılmasına yol açar. bu güç bacaklarında da olsa keşke. Nestor rahat bir dönüş yolculuğu yapar. Dionysos da Hindistan'a yaptığı yolculuk dönüşünde Nikaia'nın şerefi­ ne bir şehir kurup ona sevgilisinin adını ver­ miş. dedi ki: "ihtiyar. Kız sarhoş olun­ ca Dionysos muradına ermiş. Nikaia. Kiz oğlan kız kalmaya ant içen bu nympha erkek ten kaçar. Nestor Troya savaşına iki oğlu Antilokhos ve Thrasymedes'le gelir. onun gösterdiği varlığı pek az yiğit gösterebilir. tanrısal Pylos'ta doğup büyümüşlerdi beraberce. dizlerin de yüreğine tıpatıp uysa. eylemiyle Nestor bir an olsun Troya savaşından uzaklaşmaz. Geç ilkçağın mitograflarının yazdığı bir efsaneye göre. Pylos'taki sarayında Nestor yine o Nestor'dur. Nike Pontos'lular soyun­ dan Pallas'la Okeanos kızı Styks'ten dogma­ dır (Tab. Tanrı Eros kızın bu davranışına çok içerlemiş ve Dionysos'a alt olacağına karar vermiş. Keşke başka bir ihtiyar olsa senin yerine. işte böyle güven veriyordu onlara. Önce canına kıymayı denemiş. Nestor yalnız düşüncede değil. Memnon). Sözüyle. Troya anılarını Telemakhos'un gözü önünde canlandırmakla kalmaz. Nikaia Sangarios (Sakar ya) ırmağı ile tanrıça Kybele'nin kızıdır. hızla uçan bir kız olarak canlandırılır. Hymnos adlı bir çoban gönül vermiş ona. Hesiodos'a göre. Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavgada hemen arabuluculuk işine girişir (İl.): Kalktı ayağa güzel konuşan Nestor. kimi kaynaklara göre Argonautlar seferi­ ne katılmış.): Bir zamanlar savaşta çok usta olan bu yaşlı adam. Nikaia gebe kalmış. Pylos'ta yönetimi yeni baştan eline alır ve oğulları arasında zevkli bir ömür sürer. IV. Hemen her bölümde rolü vardır. Ayrıca doksan tane gemiyle sefere katılır. Nike. En doğru öğüdü verir. Akhalarm büyük girişim­ leri hep onun kafasından çıkar. Kanatlı. sen de delikanlılar arasına kanşabllsen hani. Menelaos'un yanma gönderir. Bu şehir ilkçağda Nikaia. Karısı Helene kaçırılınca Menelaos'un ilk İşi Nestor'u gidip bulmak olur. seslendi şu kanatlı sözlerle. yalnız avcılıktan hoşlanırmış. Oysa kaçınılmaz ihtiyarlık kemiriyor seni.Troya savaşına gelmeden önce Lapith'lerle Kentaur'lar arasındaki savaşa. bugün İznik di­ ye anılan şehirdir. Dilinden sözler akardı baldan tatlı. herkes de haklı oldu­ ğunu kabul eder. savaşı planla­ yan odur. bir baba gibi ona bakar ve yanına kendi oğlu Thrasymedes'i verip bir arabayla Lakedaimon'a. kimi mitograflar onu Athena'nın oyun arkadaşı olarak gösterirler. 6). ölümlü iki insan kuşağının yaşayıp göçtüğünü görmüştü. Kalydon avı­ na. Odysseia'da Telemakhos'un babasından haber al­ mak ve İthake'deki karışık duruma bir çare bulmak için Nestor'a danışmaya gittiğini gö­ rürüz. kendisini Hymnos gibi öldürmeyi kurduğunu anlayınca da. Pylos'un gür sesli sözcüsü. Savaşta oğullarının yararlık göstermesini sağlar. Akhilleus arkadaşının öcünü alarak Memnon'u öldürür (Antilokhos. Bunları ve daha başka yaşantıla­ rını ballandıra ballandıra anlatır İlyada boyun­ ca. Nikaia'yı de­ rede yıkanırken çıplak gören şarap tanrı kıza tutulmuş. karşı koymaya çalıştığı bir anda da attığı bir okla onu yere serip öldürmüş. 248vd. ordulan savaşa kışkırt­ mada Agamemnon'un hayranlığını kazanır (İl. Olympos tanrılarından önceki kuşaktan olduğu halde. sende bu ne yürek böyle. I. Odysseia'nın III. Şimdi üçüncü kuşağın başındaydı o. Nikaia'nın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırmış. Sevindi kral Agamemnon görünce onu. Nike tanrıça Athena'nın bir ek adı olduğu gi- . ama ilyada'dan sonraki olayları anlatan destanlar Antilokhos'un Memnon'un saldırısına uğrayıp öldü rüldügünü anlatırlar.

Nitekim Niobe'nin asıl dramı yurdu olan Sipylos dağının eteklerinde geçer ve çocukla­ rının babası olan Amphion'dan hiçbir söz edilmez. öldürdü hepsini. Ağlar durur yaşlı ana yitirdiği bunca çocuklarına. babası Tantalos ve kardeşi Pelops gibi (Tab. oysa on iki çocuğu ölmüştü sarayında. Bunlar hep aynı inanç ve efsa­ ne zincirinin halkalarıdır. Leto. 218 Niobe gerçekten de taş kesilmiştir. diyordu Leto iki çocuk doğurdu. ergen altı oğlu. (2) Geç çağlarda Yunanistan kaynaklı bir Niobe daha uydurulmuştur: Peloponez'de ya­ şamış ilk adamın kızı olarak gösterilir. X X I V . öldürmüştü oğullarını gümüş yayıyla. Niobe kayasının bi­ raz ötesinde Mesir bayramı kutlanır bugün de Manisa'da. 6 0 3 vd. oradan Yunanis­ tan'a yayılır ve yerli Yunan efsanesi gibi gös­ terilir. Her çeşit sanatçıya tükenmez bir esin kaynağı olan Niobe'nin öyküsünü en açık seçik biçimde Homeros anlatır: Priamos oğlu Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'a geldiğinde. bir çeşit Havva. Ne tuhaf ki hiçbiri Manisa'daki gözlerin­ den şıp şıp yaşlar damlayan kara kaya kadar dokunaklı değildir. Nitekim Leto .): Güzel saçlı Niobe'nin de i/emek geldi aklına.bi Atina'da Zafer tapınağı da Athena'nın sa­ yılırdı. Kybele ana. onunla arkadaşlık etmiş olması hayatı­ nın bu dönemine rastlar herhalde. Efsanesi bugün de yaşar: Manisa'da kadın yüzü biçi­ minde bir kaya vardır. Kybele. bir bahar ve bereket bayramıdır bu. Anadolulu Ana Tanrıça kültü anaerkil bir toplum düzenine dayanır. Apollon öfkelenmişti Niobe'ye. Akha yiğidi ölüyü geri ver­ meye razı olur ve ihtiyar kralı barakasında konuklar. Niobe babası Tantalos'un kral olduğu Sipylos (Manisa) dağının yöresinde doğmuş ve ya­ şamaktadır. Niobe. Niobe'nin göz­ yaşları derlerdi ve derler. Göklü tanrılar gömdü ölüleri onuncu günü. 14) Anadolu'ya özgü efsanelik bir tiptir. göz ye­ rindeki oyuklanndan su sızar. Ama efsa­ neye göre Niobe Thebai kralı Amphion'la ev­ lenmiş ve ondan birçok çocukları olmuştur (Amphion). Niobe aynı simgenin başka başka kişilerde canlandırılmasıdır. Niobe e f sanesi özbeöz Anadolu efsanesidir. Bu üç kişinin efsanesi de Anadolu'da kaynak bulur. doğurganlığı kamçılarmış. tanrı buyruğuyla taş olmuştur Niobe. işte oralarda. camiden aşağı halka atılan kutsal macun­ lar kısırlığı önler. bir derenin üstüne sar­ kan kapkara. Niobe ana. Kybele). kimsecikler yoktu onları gömecek. bir de öç alan. Apollon'la Artemis. Sipylos dağının yamaçların­ da. Akheloos ırmağı kıyısında oynaşan su perilerinin Yatakları var derler ya. yani ilk kadın. Bugün Sipylos kayalarında.bu efsane­ nin de babaerkil düzen yerleştikten sonra uy­ durulduğu açık . bense bir düzine. bütün canlıların anası- . ıssız doruklarında. Niobe. altı kızı. Thebai ile Amphion'la hiçbir ilişkisi yoktur gerçekte. pürtük pürtük bir kaya. Ana' Tanrıça Kybele'nin anıtı vardır Manisa'da. Dramı çok çocuklu olmasından ileri gelir. yüreğine sindirir durur acılarını. iki kişi. Ölüler yatıp kaldılar kanlar içinde. Ama birkaç kilometre ötede. sonraki eylemlerinde de baba tanrının hiçbir rolü yoktur (Leto. işte o gün yemek geldi Niobe'nin aklına. çalılıklar arasında başka bir kaya.ama Apollon'la Artemis'in doğumlarında da. gözyaşı dökmekten yorgun düşmüştü. üretme önemlidir ve anaç varlık taşır çocuğun yaşamı boyunca sorum­ luluğunu ve gururunu. ama şafak söküp de ölüyle birlikte Troya'ya dönmeden önce de biraz yemek ye­ mesini ister. Niobe güzel yanaklı Leto ile bir tutuyordu kendini. onu kandırmak için de Niobe'yi örnek olarak gösterir ( İ l .ki Kybele'nin Lykia yöresindeki bir tıpkısıdır Zeus'tan gebe kalmış der efsane . ana­ lıkta her ölümlüden üstün olduğunu açığa v u ran Leto ana. Tanrıça Leto ile birlikte büyü­ müş. üretilen varlığın babası aranmaz. herkesi taşa çevirmişti Kronos oğlu. Niobe dramı tragedya yazarlarını olduğu kadar plastik sanatları da esinlemiştir: Dünya müzelerinin birçoklarında tanrılarca öldürü­ len Niobe çocuklarının heykelleri sergilenmiş­ tir. kızlarını da okçu Artemis öldürmüştü. giderek Amphion'un tanrılarca öl­ dürülen çocukların babası olduğu bile belirtil­ mez.

Daphnis. 6 vd. katil. Hesiodos H a des dünyasını anlatırken. ne güzel korularda.dır. tahta çıkınca da Romulus'a bir tanrı gibi tapınılmasını sağ­ lamış (Romulus). gaflet tanrıçası Ate. Alba kralının iki oğlu varmış: Numitor'la Amulius. Bu Niobe. rahip heyetleri de kur­ muş. çekişme. Nympha'lar ikinci derecede önemli tanrıça­ lar sayılmakla birlikte. Aslında başı örtülü. Son­ ra Nyks kendi kendine üretmeye koyulur.): Themis dört bir yana gidip buyurdu tanrılara. Hesperides. sofraları nefis yemek­ ler ve şaraplarla donatmak. Hypnos (Uyku) ve Oneiros (Düş). pınarlardan bal akıtmak gücüne de sahipmiş. Olympos'ta toplantıya çağrılınca tanrılar. Adı Türkçe Lodos diye anılan güney rüzgârı. Romulus'la Remus'u doğurur. Gece'ye ve ondan doğmuş varlıklara büyük bir yer ayırır ölüler arasında. yani Ba­ tılı Gece Kızları. açlığı. bir de her türlü kavga. birinin içinde kendi ölüsü. Bkz. yani ışıksal varlıklar doğar. Tanrılara saygılı dindar bir kral olarak geçinir: Roma pantheon'una bir­ çok tanrı kattığı gibi. Numa aya dayanan ve uğurlu ile uğursuz günleri sayan bir yeni takvim de yap­ mış. Hosiodos'a göre bütün rüzgârlar gibi Notos da Astraios'la Eos'un oğludur (Tab. Antiope'nin babası. Nykteus. Okeanos'tan başka hiçbir ırmak gelmemezlik etmedi. Nomia. nympha' lar da gelir katılırlar (İl. N o t o s . Kendisi Romulus'un Roma'yı kurduğu gün dünyaya gelmiş. didişmeyi simgeleyen tanrılar. Kader tanrıçaları Klotho. Çok yaşlı ola­ rak öldüğü zaman İaniculus tepesinde dikilen mezarına iki tabut koymuşlar. Zeus'un yaklaştığı ilk ölümlü kadınmış. Zeus'un evinde toplanın dedi. Nyks (Gece). Adı gece anlamına gelip yer­ yüzü karanlığını simgeleyen Nyks. Hesiodos'un Theogonia'sında önemli bir rol oy­ nar. Numa Pompilius. kendi ölüsünün saklandığı tabutsa boşmuş. Mezar dört yüzyıl kadar sonra açılınca kitaplar olduğu gi­ bi bulunmuş. sonra Erebos'la Nyks. Atropos. Babaları ölünce Amulius tahta geçip kardeşi Numitor'u kovmuş. dövüş. yani yeraltıve yeryüzü ka­ ranlıkları çıkar. doğa ve insanlar üstü . Bütün bu adlara ayrı ayrı bakınız. Nympha. 9). yani gelin an­ lamına gelen nympha kırlarda. belleği uyuştu­ ran Lethe ırmağı ve en sonunda "belaların en kötüsü olan ant tanrı Horkos". bu birleşmeden Aither'le Hemera. or­ manlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkla­ rın dişi olanlarına verilen addır. Din konusunda yaptığı bütün bu yenilik­ leri kendisine Egeria adlı nympha esinlemiş (Egeria). Esîr'le Gün. or­ taya çıkardığı varlıklar kötülüğü. Sabin kaynaklı Numa Roma'nın kuruluş efsanesinde ikinci kral ola­ rak gösterilir. Ker. Thanatos. Nyks'le Erebos sevişip birle­ şirler. mucize yaratmak. Tanrı Mars'tan gebe kalan Rea. kızı Rea Silvia'yı da evlenemesin diye Vesta tanrı­ çasına rahibe yapmış. Numitor Romulus'la Remus'un dedesi ve Roma kral soyunun atasıdır. Rüzgârlar). Bu efsaneden Ana Tanrıça imgesinin yaygınlığı ortaya çı­ kar: Yunanistan da kurucu kahramanlarına. öbüründe kendi eliyle yazdığı kutsal kitaplar bulunuyormuş. ne dere kaynaklarında oturanlar. ikizlerin Tiber kıyısına bırakılması ve orada bir d i ş i a y ı tarafından emzirilip büyütülmeleri Romulus maddesinde anlatılmıştır. Argos ve Pelasgos gibi yerli atalarına bir ana bulmak hevesine düşmüş ve ilk kadınla ana tanrıça motiflerini birleştirerek Niobe adlı bir efsane kişisi uydurmuştur. hak aramayacağından emin olmak için de oğlunu öldürmüş. yıkım ve ölümü simgeleyen karanlık güçlerdir: Üç ölüm tanrısı Moros. 6. Numitor. Zeus tanrı onunla birleşerek Argos ve Pelasgos'u üretmiş (Tab. sularda. gelmemezlik etmedi hiçbir nymphe. İ l k öğelerin doğuş süreci şöyle anlatılır Theonogia'da: Khaos'tan önce Gaia. amcası Amulius'un öldürüp de­ desi Numitor'u tahta oturtur. Homeros'a göre nympha'lar Zeus'un kızlarıdır. Romulus kendisini yetiştiren çoban Faustulus'tan do­ ğuşu hakkındaki gerçeği öğrenince saraya baskın yapar. nede yeşeren çayırlarda oturanlar. Lakhesis. gelip. öç tanrıçası Nemesis ve kavga tanrıçası Eriş. XX. Thebai kralı (Antiope).

erkek düşmanı perilerse Artemis'in avcı kızları arasında yer alır. Bkz. Naias. Satyr'ler. Dionysos da lalasıyla tartışmaya girişmemiş. Dionysos gibi büyük tanrılarla ilişkileri olduğu. Nereus kızları da denizde yaşayan nympha'lardır. Nysos adı­ nı tanrı vermiştir ona. Apollon. Nysos. Nympha'ların Zeus.ne etkili ve güçlü bilinirler. bir fırsat kol­ lamış. Hamadryas. Şehirde Bakkhos şenliklerini kutlama günü gelince Dionysos Bakkha'lar alayıyla birlikte Nysos'u tahtından devirip kovmuşlar. . Bu cinlerle türlü ilişkiler kurarlar. Çeşit­ li nymphalar ve efsaneleri için adlarına bakı­ nız. Geç çağlarda uydurulan bir efsaneye göre Nysos Dionysos'un lalasıdır. ama nympha'lar çok­ luk erkekten kaçar. Oreas adlı p e ­ riler birer nympha sayılır. dönüşünde kenti tanrıya geri vermek istememiş. Nysa. Silen'ler ve Priapos'tur. Dionysos Hindistan'a yaptığı yolculuk sırasında Nysos'a Thebai şehrinin yönetimini vermiş. Doğa için­ de yaşadıkları için asıl erkek arkadaşları Pan. Kirke ve Kalypso gibi nympha'ların Odysseus gibi bir ölümlüye gönül verdikleri masal ve efsanelerde uzun uzadıya anlatılır. Hermes. Dionysos. bu yüzden de bü­ yük tanrıçalar gibi "yüce" ve "ulu" sıfatlarıyla anılırlar: Doğadaki yerlerine göre adlan deği­ şir: Dryas.

Tanrıça Athene'nin Mentes kılığında İthake'ye gelmesi ve Telemakhos'u uyarması . X (K) Rüzgâr tanrı Aiolos'un adası .Kasırgada hepsinin boğulması - .Odysseus'un gitmesi için bir salın hazırlanması . (Q Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında: Nausikaa'nın düşü . Telemakhia (I-IV) II.Odysseus'un Alkinoos ve karısı Arete tarafından iyi karşılan­ ması . (7) Pylos'a. Nausikaa'ya yalvarması.yük suç . (9) Şölen . Gerçekten de konusuy­ la romanı.Tanrıça İno ile bu­ luşma .Odys­ seus'un uyuduğu çalılığın yanı başında kızla­ rın çamaşır yıkaması . geriye dönmeler. Kalypso'nun adasında (V) III. Odysseia bir ki­ şinin destanıdır.Kirke'nin yanında geçen yıl Ölüler ülkesine gidiş için hazırlık.Arkadaşlarının domuza dö­ nüştürülmesi . rar verirler.Odysseus gerçek kimliğini açıklamadan Phaiak iline nasıl geldi­ ğini anlatır.Bilici Teiresias Odysseus'a İrı.Yo­ la çıkış ve on yedi günlük yolculuk . Bu ana bölümlerin destanın X X I V bölümü­ ne göre dizilişi şöyledir: I. bağımsız öykülerdir: 1. IX (t) Odysseus serüvenlerini anlatmaya başlar. VI.Kurtuluş.Telemakhos babasını aramak üzere yola çıkmaya ka­ rar verir .Telemakhos'la talipler arasındaki tartışma . mes'le Kalypso'nun konuşması . VII.Rüz­ gârların kapandığı tulumun açılması . kuruluşuyla filmi andırır Odysseia.Alkinoos'un Odysseus'u yurduna gön­ dereceğine söz vermesi .MeneXI. (X) Ölüler ülkesine varış . onu daha çok bir roma­ na.Mısır yolculuklarını ve Proteus'u anlatmala­ daki konuşma . İthake'de ( X m .Hazırlık . anılar.Ozan Demodokos'un Troya savaşından menkıbeler anlatması .Odysseus'un tek gemiyle Kirke'nin adasına varışı .Çalılıkta uykuya dalması. Odysseia'da tam ter­ sine olaylar zaman içinde geliştikleri gibi an­ latılmaz.Odysseus'un laos'la Helene'nin Telemakhos'u ağırlamaları anası Antikleia'nın ruhu ve ana-ogul arasın­ . I V . iki gece yüzüp Phaiak'lar toprağına ayak basması . Phaiak'ların ülkesinde (VI-IX) IV.thake'ye dönmenin çarelerini söyler . Kikonlar .Odysseus'un yol hazırlıkları .Fırtına ve lotos yiyenler ül­ kesi .Konunun bildiril­ mesi . VIII.Hermes'in tanrının kutsal sığırları .Yarış­ malar .Kyklops Polyphemos'un magarasındaki dram . sahne değiştirmelerle canlandırılır. (u) Kirke adasına varış . Odysseus'un serüvenleri . yıkanıp giydiril­ mesi . (r) İkinci tann toplantısı . ( P ) İthakelilerin toplantısı .İthake sarayında taliplerin şöleni.Tanrılar toplantısında Odysseus'un Kalypso'nun yanından ayrılması gerektiğine karar verilmesi .Yunaklara gidiş .Fırtına Salın paramparça oluşu . (a) Tanrıçaya sesleniş .PeneXII.Odysseus'un uyanma­ sı.Kimliğini açıklaması.Nestor'un anılarını ve bildikle­ rini anlatması . bir filme benzetir.Güneş V.Şehre gitmek üzere yola koyulmalan. Sahne değişmesi: İthake'de talipler Tele.Demodo­ kos'un ağzından Ares'le Aphrodite'nin seviş­ mesi . III.Sarayın tanımlanması . Ilyada bir olayın.Her.X X I V ) .Elpenor'un ce­ lopeia'nın üzüntüsü ve düşü. atlamalar. ( S ) Menelaos'un sarayına varış . Bunlar bir­ birinden ayrı.o Odysseia. erkekler . nazesi . Limanda pusu kurmalan . O n) Tanrıça Athena ile Phaiak kızı kılı­ ğında Odysseus'u Alkinoos'un sarayına götü­ rür .Telemakhos'un Nestor'un oğ­ lu Peisistratos'la birlikte Lakedaimon'a gidişi.Fırtına . Troya destanında olaylar düz akışlı bir anla­ tımla ortaya serilmiştir.Dönüş. I I . Destan beş ana bölümden oluşmaktadır. Nestor'un sarayına varış Konuklanma . Çağdaş okuyucu destan da demez Odyss Şia'ya.Skylla ile Kharybdis geçidi .Ölüle­ makhos'u yolculuk dönüşünde öldürmeye ka­ rin geçit resmi: Kadınlar.Odysseus'un iki gün.Yola çıkış.kendi ağzın­ dan -(IX-XII) V.Tayfanın işlediği bü­ Kalypso'nun adasına gönderilmesi .Odysseus'un disk atması .Laistrygonlar kentinde on bir geminin yok oluşu .

(y) Penelopeia önce Odysseus'u ta­ nımaz.Uyku .Talipler dilenciyi hırpalar Penelopeia onu korur ve yanına çağırtır.Telemakhos'un gemisi limana girer: Taliplerin öfkesi . (E . XXIV.Sarayda şölen hazırlığı . çünkü se­ rüvenleri zamanımızda çok tutunan macera romanına çığır açtığı gibi.Athene'nin Odysseus'u çoban Eumaios'un kulübesine götürmesi .Taliplerin Odysseus'u hor­ lamaları .Suçlu hizmetçilerin asılması . Odysseus.Çobanlarla birlikte akşam ye­ meği. so­ nu gelmeyen yolculukların adı ve sıfatı olu­ vermiştir.Athene'nin işe karışması . çok bilmiş.Eumaios'un hayat hikâ­ yesi . çektiklerini birbirlerine anlatırlar . kurnazdır.Eumaios P e nelopeia'ya oğlunun döndüğünü haber ver­ meye gider. baba-otjul ağıllarda yalnız kalırlar . ( v ) Odysseus'un Phaiak ilinden uğur­ lanması .Odysseus Penelopeia ile buluşur . taliplerin hak­ kından gelmek için plan kurarlar .İthake'ye varış .Evde t e 999 rnizlik .Telemakhos'u geri getirmek için Lakedaimon'a gitmesi.Çobanların Odysseus'a davranışı Telemakhos'la talipler arasındaki çatışma Şölen. (n) Telemakhos'un Eumaios'un kulü­ besinde sevinçle karşılanması . çekingen davranıp onu dener . (< p ) Penelopeia Odysseus'un büyük ya­ yını getirip yarışmayı başlatır . XX.Penelopeia ile talipler arasında sert konuş­ ma .Sahne deği­ şir: Taliplerin öldükleri haberi yayılır. akraba­ ları öç almaya gelir . çobanların sevinci .Denize açılışı. ikincisi çare bulma yetisi. bir ilk örnek olarak girmiştir. "polymekhanos". X V . kendisi de modern insanda aranan erdem ve nitelikleri kişiliğin­ de topladığı için uygarlık. geçir­ miş yiğide verilen çeşitli sıfatlar arasında üçü üstünde durmaya değer: "Polymetis".Odysseus tek başına Kalypso'nun adasına çı­ kar. X V I I .Taliplerin hiç­ biri yayı geremez .Odysseus kim olduğunu açıklar .Baba-ogul sevinçle birbirlerine sarılırlar.Dadısı Eurykleia ayaklarını yıkarken onu yara izinden tanır Odysseus karısına kendini tanıtmadan onun gördüğü bir düşü yorumlar . "polytlas".Sabahki toplantı .Odysseus dener ve yayı gerer . XIX.Taliplerin şaşkınlığı. Sahne değişir: Odysseus Eumaios'a sorular sorar. XXI.İhtiyar köpeğinin ken­ disini tanıması . Serüvenlerini anlatması burada biter.) Eumaios'un dilenci kılığındaki Odysseus'u iyi karşılaması . aşılmaz engellerle dolu.Penelopeia'nın bir koca seçeceğini bildirmesi . Sahne değişir: Odysseus'un babasıyla buluşması.Silahların hazine odasından getirilmesi . XXII. Serüvenlerinin anlatımına girişmeden kişili­ ğinin çeşitli nitelikleri üstünde durmalıyız Odysseus'un. Homeros destanlarında bu çok yönlü. Ulus­ lararası bir kişi olmuştur denebilir. çok akıllı ve görmüş. XXIII. Odysseus Yunan mythos'undan günümüze kalmış en ünlü kahramandır.Kraliçeye müjdeyi veren Eumaios adılla­ ra döner. Serü­ venlerinin anlatıldığı Odysseia ise "Odise" di­ ye dillere girmiş.Gece herkesin yatması. ( p ) Telemakhos saraya gelir. Odysseus'un kişiliğinde çokça bulunan niteliklerin birincisi akıl. (%) Odysseus'un talipleri bir bir öldür­ mesi . ( o ) Telemakhos'un Lakedaimon'dan ayrılması . (v) İkisinin de uyku tutturamaması Tanrı işmarları . (T) Telemakhos silahları saklar . X I I I .Ertesi sa­ bah Odysseus babası Laertes'e gider.Odysseus dilenci kılığında Eumaios'la saraya gider .Telemakhos'un gemisi İthake'ye varır: Konuğu bilici Theoklymenos'u şehre gönde­ rip kendinin Eumaios'un kulübesine çıkması. babasının durumunu öğrenir . insanlık tarihine bir prototip.Penelopeia'nın çağırılması. Üçünün de başında çok anlamına gelen "poly" eki bulunmakta­ dır. XVI.Karıkoca birbirlerine kavuşup odalarına çekilirler. güç durumların için- . yani çok akıllıdır. XIV.Ayrılıp yatmaya giderler. XVIII. S o n . (a) Saray dilencisi İros'la Odysseus arasındaki güreş . ( c o ) Taliplerin ruhları Hades ülkesine iner. üçüncüsü de sabırdır. yolculu­ ğunu anasına ve dadısına anlatır . Cin fikirli.Odysseus'un uydurdu­ ğu masallar .Athene araya girip barı­ şı sağlar.Ozan Phemios'la haberci Medon'dan başka herkesin öldürül­ mesi .

kimsenin yerden bile kaldıramadığı yayı gerip okunu tam h e ­ define vurmasında ne yaman atlet olduğu or­ taya çıkar. yiğidin bir Yu­ nan lehçesinden alınmış adıdır. çağımızın büyük keşiflerine yol açan arayıcı. Kalypso ile Kirke tanrıça oldukları halde Odysseus'u severler. elâlemi kandırmasını ve en çetin. Batı dillerindeki Ulysse'nin türediği Latince Ulyxes'e gelince. İphitos). Bu bilinç ve akıl gücü ona kendi amacına varmak. macera kahramanı değil de. Odysseus. kötülüğü simgeleyen güçleri yenip iyile­ rinin zaferini sağlamıştı çoğu kez. bir yaban domuzu avına katılması ve orada bacağından yaralanması. Odysseia'da gençliğiyle ilgili bir tek olayın sözü geçer: D e ­ desi Autolykos'a konuk gitmesi. Odysseus hiçbir yiğidin karşılaşmadığı güçlüklerle karşılaşır. en çetrefil durumların en korkunç tehlikelerin içinden yağdan kıl çekercesine sıyrılmasını bilir. yok etmek ister. durmadan düşünür. süslemiştir. içinde bütün olanak­ ları tartışıp durur Odysseus. Güzel ve güçlüdür bir kere. kuzeybatı Yunanistan kıyılarının karşısında bulunan îthaka (Horneros destan­ larında İthake diye geçer) adasında doğmuş­ tur. bizce büsbütün önemsiz bir suç yüzünden deniz tanrı Poseidon (destanlarda adı Poseidaon'dur) ona amansız bir kin ve garez bağlamıştır. koca olarak almaya can atarlar. . (1) A D İ VE DOĞUŞU. Gerçi Herakles doğanın çeşitli canavarlarını alt et­ miş.oğlunu nasıl tahta geçirdiği anla tılmaz. ( 2 ) ODYSSEUS'UN G E N Ç L İ Ğ İ . masal uydurmasını. ya da işlemek . Yalan dolanda usta Autolykos'un kızı olan Antikleia'nın Laertes'le evlenmeden ön­ ce Sisyphos'la yattığı. bir dayanma gücü vardır ki.zorunda kaldığı birçok kötülükleri. Odysseus adının kay­ nağını açıklamak için ta ilkçağda yapılan ça­ balar sonuç vermemiş. ya Nausikaa. Yunanistan'da kara yolculukları yaptığı da bilinir: Bunların birin­ de Lakedaimon'a gitmiş de konuğu İphitos'la karşılaşmış. dilenci kılığında kollarını bacaklarını açtı mı. hele yayı germesinde. kendi çıkarını sağlamak için işlediği. bağ ve bah çeleriyle ilgili bir adamdır. Odysseus'un bu birleş­ meden doğduğu konusunda Antikleia ve Autolykos maddelerine bakınız. istediği amaca varmak için de gerekince yalan söylemesini. bağlandıkları bir­ çok örneklerde görülür: Penelopeia kocasını otuz yıl bekleyecek kadar sadık bir karıdır. İşlediği ve destan­ larda da önemi belirtilmeyen. Efsane yiği­ din delikanlılık yılları üstüne pek fazla bilgi vermez. bulucu ve yaratıcı zekâyı simgeleyen insan tipi. ama delikanlının kral olunca bir . Bakalım şim­ di mythos bu ideal insan tipini ne gibi masal­ larla donatmış. İphitos da ona Eurytos'un ünlü yayını vermemiş. ama Odysseus'un karşısına çıkan doğal güçlükler doğa unsurlarının kendileridir: Odysseus denizle pençeleşmek zorundadır. onunla savaşında da Odysseus doğada en tehlikeli güce karşı koyup onu yenmenin yol­ larını bulan insanı. gencecik yaşında deniz­ den çıkmış o korkunç yaratığa gönül verir de acı bir hayal kırıklığına uğrar. Akhilleus gibi Odysseus'un da Kheiron'a çömez olduğu söylenir. akıllara durgunluk. denizlerde sürünme. insafsızlıkları. Odysseus kafa üstünlüğüyle kalmaz.varlığı da oradan gelmedir . Bu olgun ve yetkin yiği­ din yine de bu kadar üstün bir direnme gücü göstermesi. ahlak bakı­ mından su götürür davranışları affettirir. ağılları. beden­ ce de üstündür. Babası Laertes'in .den sıyrılmak için bin bir düzen ve çare düşü­ nür. Bunun dışında öylesine bir karşı koyma. anasının ki Antikleia'dır. Troya savaşına katılmadan Odysseus İthake tahtına çıkar. Babasının adı Laertes. korku salar orta- lığa. kadınların ona bayıldıkları. onun kişiliğinde ilkçağın insan idealinin dile geldiğini gösterir. Odysseus genç de değildir üstelik bu başarıyı kazandığı zaman: Otuz yıllık sa­ vaş. yiğidin bütün çabalarını boşa çıkarmak. Bu bakımdan Odysseus eşsiz bir kahramanıdır. adın asıl anlamı anla­ şılamamıştır. onu denizde boğmak.sonra­ dan Odysseia'da görüleceği gibi .bir devlfi adamından çok sürüleri. Odysseus'un gücü ve güzelliği erkekleri de şaşkına çevire­ cek niteliktedir: Phaiaklar ilinde yarışmaya başlayınca herkesi yener. Poseidon Yunan insanlarının düşman saydıkları halde hakkın­ dan gelmeye uğraştıkları denizi simgeler. bin bir acıya katlan­ ma onu yıpratmıştır. ki bu yayla Odysseus talip­ leri öldürecektir (Eurytos. ki bu yara i z i İthake'ye dönü­ şünde dadısı Eurykleia tarafından tanınması­ na yol açar (Eurykleia).

soyka alır. Tro. Deiphobos vb. Orada et ku­ manyası yaparlar. bir sü­ rü kıyıya. Odysseia adıyla anılan Odysseus'un dönüş desta­ nını bundan önceki maddede özetledik. yola çıkış günü üstüne Agamemnon'la Menelaos arasında görüş ayrılığı vardır. Helena'nın kaçırıldı­ ğı. İkarios. gösterdiği canlılık ve atılganlık anlatılmakla bitmez. taliplere Helene'nin seçeceği kocaya ar­ ka olmaya ant içirmesini önerir. ama Palamedes yalanını yüzüne vurur. ondan on iki küp İsmaros şarabı ar­ mağan alır. maddelere bakınız. G e ­ ce dağdan inen Kikonların saldırısına uğrar­ lar. ordu komu­ tanı. tahta at fikrini ileri sürer ve bu dü- zenin gerçekleşmesinde önayak olur. hayale sığ­ maz serüvenler yaşadıktan sonra. Odysseus'un bu yiğitlikleri. Savaş bittikten sonra yurtlarına dönen Akha yiğitleri belli süreler içinde yurtlarına va­ rırlar. Hekabe. Odysseus Tyndareos'u kendine dost edinmek için. bir on yıl daha denizlerde sürünür ve Akdeniz'i boydan boya dolaştıktan. Troya savaşı da bilindiği gibi o kadar bir zaman kap­ lar. halkını öldürür. Odysseus on i k i gemisiyle Trakya'da K i konların ülkesine çıkar. Yalnız Odysseus İthake adasına bir türlü ulaşamaz. sert bir poyraz f ı r tınası onu önce Kythera adasına atar. onlara yardım etmek­ te herkesi geçer. elçi. Mysia'ya çı­ karma ile sonuçlanan ilk seferde Odysseus büyük bir rol oynamaz: Telephos'un yarası­ nın. on iki gemi­ sinin ve yoldaşlarının hepsini yitirir ve tek ba­ şına. Odysseus savaşa gitmemek için elin­ den geleni yapar: Delirmiş gibi davranır.seçmesi epey olaylı geçer: Odysseus Yuna­ nistan'ın birçok kral oğulları ve derebeyleri gibi Helena'ya talip olur. ( 4 ) D Ö N Ü Ş Y O L C U L U Ğ U (Odysseia). ama güzel kıza ta­ liplerin fazlalığından ürkerek ondan vazgeçip İkarios'un kızı Penelopeia'yı ister. Ne J var ki Odysseia'nın kuruluşu çetrefil olduğun­ dan efsaneleri burada zaman akışına göre bir daha ele almakta fayda vardır. yalnız Apollon rahibi Maron'u esirger. Troya savaşına hazırlık on yıl sürer. yarayı açan kimse onun eliyle iyileştiril­ mesi gerektiğine ilişkin tanrı sözünü yorumla­ makla kalır (Telephos). bu yemiş onlara sılayı unutturur. Telemakhos diye bir erkek çocukları olur. Helene'nin babası Tyndareos'un kardeşidir. hem danışman. Atreusogullarının davasını benimser: Bir e f saneye göre Helene'yi geri istemek için Troya'ya gider.i ya'ya döner ve Agamemnon'un filosuna katı­ lır. arabulucu olarak oynadığı rol. Güneye doğru yol alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzeredir ki. Odysseus yanına on iki . Troya şehrinin savaşla ele geçirilemeyeceğini anlayarak. Bu şarap sonraları Tepegöz P o lyphemos'u sarhoş etmeye yarayacaktır. İsmaros kentini alır. (llyada). Savaşların hepsine katı­ lır. bu elçilik başarısızlıkla sonuçla­ nınca Lykomedes'in sarayında saklanan Akhilleus'u bulup getirmek için yola çıkar ve kurduğu düzenle genç yiğidin savaşa katılma­ sını sağlar (Akhilleus). kocası Menelaos'un yardım istediği haberi duyulur. gece keşfe çıkmak gibi tehli­ keli görevler yüklenir ve hepsinden önemlisi. adaya çıktıktan ve akla. yararlıkları Ilyada'da bütün ayrıntılarıyla anlatılmıştır (llyada). İlyada'nın hemen her sayfasında adı geçer. tragedya gibi da­ ha sonraki kaynaklarda anlatılan başka olay ve efsaneler için de Aias. Odysseus arkala­ rından gelir. ora­ da kalmak isterler. Denize açıldıklarında bir fırtına onları ayı­ rır. Lotos yiyenlerin ülkesine çıkarlar. Troya'dan ayrılış bir filo halinde olmaz. İkinci seferin başında Aulis'te İphigeneia'nın kurban edilmesine önayak olur (İphigeneia). İlyada'da sözü geçmeyen. Helerte. Odysseus altı adamını yitirip denize açılır. ( 3 ) T R O Y A S A V A Ş I . Herkesçe benimsenen bu öneri ilerde Troya seferine yol açacaktır. Tenedos'ta onlardan ayrılır. yiğit de Palamedes'e karşı ilerde korkunç bir öç almayla sonuçlanacak derin bir kin besleyerek sefere çıkmak zorunda kalır (Palamedes). Troya önündeki on yıllık savaş süresi bo­ yunca Odysseus'un hem savaşçı. Yerliler Odysseus'un arkadaşlarına lotos denilen yemişten yedirir. sürüyle Troyalı öldürür. ama ço­ cuk daha kundaktadır ki. Kıbrıs kralı Kinyras'a elçi giden de odur (Kinyras). Odysseus onları zorla ge­ milere bindirir. başka­ larını savaşa sürmekte. Kuzeye doğru yol alırlar ve keçilerle dolu bir adaya çıkarlar. yabancı bir tekneyle İthake'ye bırakılır. Menelaos Nestor'la birlikte denize açılır. Odysseus Penelopeia ile evlenir.

Odysseus'un yurduna dönüp. yani Tepegözler iline geçer. Skylla. 5. Y ı l dızlara baka baka yol alırken tanrı Poseidon Odysseus'un salını görür. Büyücü Kirke'nin topra­ ğıdır burası. Ama tanrı Poseidon'un amansız öfkesini de üstüne çeker. Eumaios vb. Aiolos adasına ikinci bir çıkışla­ rında kovulurlar. Bundan sonrası zaman sırasıyla anlatılır Odysseia'da: Odysseus'un tanınması (Eurykleia). Odysseus uykuya dalınca tayfaları tulumu açarlar. tahtına ka­ vuştuktan. Sonunda tanrıça Athena'nın yal­ varması üzerine Zeus Odysseus'u kurtarmaya karar verir: Hermes'i yiğidi bırakması için Kalypso'ya gönderir. Tanrıça İno'dan yardım gören Odysseus yüze yüze Phaiak'ların toprağında kara­ ya çıkar. Denize açılınca Kirke'nin dedikleri MK İR olur: Seirenlerin önünden geçerler. Kharybdis. Bu kez Kirke ona karşısına çıkacak olan tehlikeleri sayar. Bir mağaraya girerler. taliplerden öç alması (Antinoos). karısı Penelopeia'ya kavuşması (Penelopeia) bu sözlükte. Latium kıyılarında bugün Capo Circeo diye anılan yer olduğu ileri sürülür. bütün yellerin dışarı fırlamasıyla korkunç bir fırtına kopar. Nausikaa ile buluşması. Korsika olduğu ileri sürülen bu ülkenin Telepylos adlı lima­ nında kralın kızı olan bir dev anasıyla karşıla­ şırlar. maddelere bakınız. akıntıya kapılıp Khrybdis ge­ çidini bir daha aşmak ve dokuz gün denizde çalkandıktan sonra Kalypso'nun adasına çık­ mak yolunu bulur (Seirenler. Kharybdis'le Skylla canavarlarının önüne gelirler. ama kumanyala­ rı tükendiği için tayfanın kendisi yokken hay­ vanlardan birkaçını kesmelerini önleyemez. Odysseus'un Kirke ile olan macerası için Kirke maddesine bakınız. 1 yıl di­ yenler var. Yiğidin Kirke'nin ya­ nında bir ay ya da bir yıl kaldığı söylenir. mağaranın kapısı­ na kocaman bir kaya dayar ve Odysseus'un arkadaşlarını ikişer ikişer yemeye koyulur. Malta olduğu sanılan Ogygie adasında ge­ çirdiği zaman belli değil: 10. arkasından da tatlı bir yel salarak gemileri uğurlar. On­ dan Telegonos adlı bir oğlu. Daha geç dönemlerden kalma metin­ lerde Odysseus'un efsanesi alabildiğine uzatı­ lır. yanına her türlü kumanya vererek onu uğurlar. Akşam olunca Tepegöz sürüleriyle döner. malını. 8. tayfaların hepsi boğulur. bir fırtına salarak batırır. ya da Telegonos ve Nausithoos diye iki oğlu olmuş. Odysseus'un filosu altı gün kürek çekerek kuzey yönünde yol alır ve Laistrygonların ülkesine varır. Tek gemiyle daha kuzeye doğru giderek Aiaie adasına çıkarlar. adının Kimse olduğunu söylediği devin yar­ dım alıp kendisini kovalamasını önler ve ma­ ğaradan çıkmak için sürülerin altına girip sak­ lanmayı başarır. Yel esmediği için orada karaya çıkmak zorunda kalırlar. mülkünü sömüren asalak­ lardan öç alıp evini ve ailesini düzene kavuş­ turduktan sonra ne yaptığı Odysseia'da bildi­ rilmez. yalnız liman dışında de­ mirlemiş olan Odysseus'un gemisi kurtulur. Odysseus birkaç yoldaşını feda ederek bu tehlikeyi de aşar. Odysseus'un kurnazca düzenleri burada baş­ lar: Tepegöz'ü sarhoş edip. Aiolos Odysseus'u iyi karşılar. Alkinoos. Teiresias'ın da bildirdiği gibi bu suç onların ölümüne sebep olacaktır. yukarda gösterilen adlar altında an­ latılmıştır. Gemi yola çıkar çıkmaz Tanrı Zeus'un saldığı bir şimşekle paramparça olur. çünkü Te­ pegöz tanrının oğludur. 225 . limana girmiş olan gemiler parçalanıp içindekiler öldürülür. Güneş tanrı Helios'un be­ yaz sığırlarının otladığı Thrinakie adasına ula­ şırlar. Kirke Odysseus'u bilici Teiresias'ın ruhunu bulmak ve ondan İthake'ye dönüş yolunun ne olacağını öğrenmek için ölüler ülkesine yollar. U l u nympha Odysseus'a bir sal yapmakta yardım eder. Kalypso). gözünü çıkarır. Odysseus yelken direğinin üstünde dalgalara göğüs germek. Alkinoos'un sarayında konuklanması ve bir Phaiak gemi­ siyle İthake'ye gönderilmesi için Nausikaa. Odysseus adamlarına sığırla­ ra dokunmamalarını söyler. Odysseus'un tayfası bu kez dev yamyamların saldırısına uğrar. Yiğit bu olağanüstü yolculuğu başar­ dıktan sonra Kirke'nin yanına döner. buranın zengin bir mandıra olduğunu görürler. İlkçağdan beri Sicilya ile bir tutulan Tepe­ gözler ilinden yeller tanrısı Aiolos'un adasına varırlar. ağırla­ dıktan sonra ona bütün yellerin içinde kapalı bulundukları bir tulum verir.yoldaşını alarak bu adanın biraz ötesinde bu­ lunan Kykloplar. K ı z babasına haber salar. ama kaynak değeri olmayan bu metinleri hesaba katmak doğru olmaz.

Delikanlılık çağına gelince bir dedi­ kodu işitir: Kralın oğlu değil de. İokaste araya girer ve . İ s e ne. adı tıp ve ruhbilime varıncaya kadar insanla ilgili bütün bi­ lim ve sanat dallarına karışmış. Teiresias bu düşü şöyle yorumlar: Kraliçenin kaınında taşıdığı çocuk babasını öldürecektir. Laios'un da dar 1 bir geçitte öldürüldüğüne değinecek olur. Çoban da getirilip gerçeği açığa vurunca Oidipus'la iokaste'nin artık şüpheleri kalmaz. Doğar doğmaz bebek dağa bırakılır. O sırada kavgaya tutuştuğu adamı gözü karararak öldürmesi doğaldı. Korinthos'a bir daha dönmemeye kararlıy­ dı. Sphinks kendini tünediği kayadan aşağı uçuruma atarak ölmüş. çileden çıkmış­ tı. Oidipus'un kral olmak üze­ re Korinthos'a çağırıldığını bildirir. biri ötekisini doğurur ve ikincisi birincisin­ den doğmadır. Polyneikes. ayak bi­ lekleri delinmiş. 18. Polybos'la karısı Priboia'nın çocukları olmamıştır. Oidipus'u öz evlat gibi büyütürler. Thebai'ye yakın dar bir geçitte arabalı bir adama rastlar. Bu sözleri duyunca Oidipus'un içine kuşku girer. her alanda derin iz bırakmıştır. Kadmos'la Hormania'da kaynak bulan bu soyu bir tanrı yetiştirmiş. Bilici Teiresias'a | katilin kim olduğunu sorar. Polybos'un öldüğünü. Oidipus gene de ikirciklidir: Babasının ölümü kendi elinden olmamıştır. ikincisine de Gün ve Gece diyerek doğru cevaplan vermiş. Oidipus'un öleceği toprak tanrılarca kutlanacağı haberi yayılınca Kreon' . Oidipus da anası ve karısı olan kadının iğnesiyle gözlerini kör eder. Oidipus Laios'a rastladığı sırada Delphoi'den dönmekteydi. Derken ulak kendisi­ nin Polymos'la Periboia'nın oğlu olmadığını. Oidipus Yunan mythos'unun en trajik kahramanıdır. Çocuğu bir çoban bulur. lokaste gebe iken bir düş görür. Kâhin cevap ver-" mekten çekinir. Serüveni şöyle özetlenebilir: Oidipus Thebai kral soyundandır (Tab. Kraliçe sarayın içine sığınıp canına kıyar. içinden bir kayış geçirilmiş­ tir. Oidipus.Oidipus. ama belki bu tanrıya. Salgının nedenini öğrenmek için Oidipus kaynı Kreon'u Delphoi'ye gönderir. Oidipus birinci bilmeyece in­ san. sor­ ' duğu bilmecelere cevap veremeyenleri parça- layıp yemektedir. Onun kişiliğinde traged­ yanın özü ve trajik kavramınının asıl anlamı belirir. Tanrı bilicisi ona kendi babasını öldürüp anasıyla evleneceğini bildirmişti. bundan ötürü de ya dışardan ya da içinden gelen korkunç belala­ ra uğrar. Bu olaydan sonra Thebai'ye vanr. Labdakos'un torunudur. kızı Antigone'ye yaslanarak Attika'da Kolonos iline gelmesi ve orada ölme­ siyle sonuçlanır. çocuk da onları anababa bilir. kimi zaman ü ç . babasının ya­ nına dönmemek amacıyla Thebai'ye kral ol­ muş ve İokaste ile birleşerek dört çocuk üret­ miş: Eteokles. Ayağı şiş anlamına gelen Oidipus adı da ondan. Sphinks denilen canavar şehirde korku salmakta. Thebai şehrinde veba baş gös­ terir. Sorular da şunlardır: K i m i zaman iki. Oidipus adamı ve arabacısını öldürür. ama anasının bulunduğu yere gitmekten çekinir. Bu sırada Korinthos'tan bir ulak gelir. götürür Korinthos kralı Polybos'a verir. Oidipus insanın tüyler ürpertici bir dramını dile getirdiği içindir ki. Dionysos'a karşı koyduğu için lanete uğramış. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasında dile getirilen bu dram Oidipus'un Thebai'den sürülmesi. Thebai kralı Laios'un oğlu. . 19). bilme­ yerek suç ve günah işler. Trajik kişi tek başına ya da bütün soyuyla birlikte tanrı lanetine uğramış kişidir. bulunmuş bir çocukmuş diye. saraya bir çoban tarafından bulunup getirildi­ ğini söyler. bir zamanlar gördüğü düşe. Anası bazı kaynaklarda Epikaste diye anılan İokaste'dir. kimin çekilip yol vereceği konusunda kavgaya tutuşurlar. akıl almayacak yıkım ve acıların birbirini izle­ mesini görmüştür. Gerçeği tanrı Apollon'dan öğrenmek üzere Delphoi tapınağına doğru yola koyulur. Oidipus bir daha Korinthos'a anasının. Yıllar geçer. Oidipus he­ men araştırmaya koyulur ve suçluya karşı korkunç tehditler savurur. Thebai halkı da rahat bir nefes almış ve kurtarıcı­ sı bildiği Oidipus'a Laios'tan boş kalan taçla birlikte dul karısı İokaste'yi vermiş. Bir anlatı­ ma göre. Teiresias ve Kreon arasında kavga kopar. Antigone. G e ­ len cevap şudur: Kral Laios'un katili bulun­ malı ve şehirden sürülmelidir. kimi zaman dört ayak üstünde yürüyen ve doğal yasalara kar­ şıt olarak en çok ayağı olduğu zaman en güç­ süz olan yaratık hangisidir? İ k i kız kardeştir­ ler. Oidipus. Oidipus sarsılmış. kaderin oyuncağı olur ve istemeyerek.

İ n t a n dünyanın u c u n a doğru hangi y ö n d e n giderse. Okeanos'la Tethis'ten dogma üç bin dişi varlık da vardır: O k e a n o s kızları. G a i a ' n ı n on iki T i t a n evla­ dından birincisidir. Kendisini süren oğullarının iki­ sine d e . . Paris Troya savaşının sonla­ rında Philoktetes'in attığı bir okla yaralanınca O l n o n a ' n l r ) bu sözünü hatırlar. Myrtilos). a m a atları ölümsüz olduğun­ d a n . T a n r ı Ares'in oğlu. yarışa başlar başlamaz ö b ü r ü n e yetişi­ yor. P a Kalydon kralı. O i n o m a o s . A m a Titanlar arasında ay­ rı bir rol o y n a r . ris ölünce O i n o n e pişman olup canına kıyar (Paris). Elis kralı O i n o m a o s güzel H i p p o d a m e i a ' n ı n babasıdır. O k e a n o s bu diski çepeçevre sa­ rar. bu sırada rakibinin yol almasına izin veriyordu. s o n r a da U r a n o s ' l a "sarmaşıp kucakla­ şıp doğurdu derin anaforlu O k e a n o s ' u " (Tab. a m a Üç Güzeller yarışmasın­ da yargıçlık ettikten s o n r a da şehre i n m e k üzere O i n o n e ' d e n ayrılır. b a ş a r a m a z . özellikle batıda Atlantik Okyanusuna verilen ad olmuştur. oynar. o n u geçiyor ve kim olursa olsun kafasını keserek evinin kapısına asıyordu. a n c a k bir gün yaralanırsa o n u gelip bulmasını söyler. Yunan e r k e n ilkçağının dünya görüşüne göre. Apollon t a n r ı n ı n kendisine verdiği şi­ falı otlar vardır. Okeanos'la Tethys'ten. Eteokles. D e ­ nizde dişi unsuru simgeleyen Tethys'in Üretti gi yaratıklar sayılmakla bitmez. Okean o s büyük denizlere. ölmeyi seçer. dünyanın u c u n a çekilip oraya yerleşmiştir. Thetis. O i l e u s .): Nasıl geldin. ya da Pelops'un elinden öldürüldü (Hippodameia. a m a kör kral Attlka'da k a l ı p . toplamının üç bin olduğu söylenir. kınız. bulamazsın bir sığ yerin/.la Polyneikes Oldipus'un Thebai'ye geri gel­ mesini isterler. 1. ertesi sabah gene O k e a n o s sularından d o ğ u p yükselir. Geleceği bilen Oin o n e o n u vazgeçirmeye uğraşır. burgaçlı diye nite lenmesi akan bir su olduğundandır. Olu­ n u n iden sonra oğulları arasında k o p a n kavga vı • Thebai şehrinin ü s t ü n e çöken yıkımlar bu ilenmenin s o n u c u d u r (Antigone. O k e a n o s . Odysseus Ölüler Ülkesine v a n n ı t için O k e a n o s kıyılarına gelir. . yani Gök'le Deniz'i ya­ ratır. Sonraları coğrafya bilgileri artınca. Ö n c e Okeanos var. sisli karanlıklar ülkesine. T o p r a k a n a G a i a K h a o s ' t a n çıkar çıkmaz kendi k e n d i n e U r a n o s ' l a P o n t o s ' u . 1 5 5 vd. O i n o n e . Priamosoglu Paris dağa bırakılıp çobanlarca yetiştirildiği sırada O i n o n e ile t a ­ nışır ve sevişir. korkunç akıntılar var-. H e s i o d o s ' a göre. S o n u n d a H i p p o d a m e i a ' y a talip olarak Pelops çıkageldi. Meleagros'la DeiaHerakles efsanesinde rol Meleagros m a d d e l e r i n e ba­ Herakles. Kreon). t a n r ı kuşaklarının kavgasına karışmamış. yurdu Thebai'ye de lanet okur. Kızına çıkan talipleri O i n o m a o s araba yarı­ şında d e n e m e y i şart koşuyordu. ö n c e bütün ırmaklar m e y d a n a gelir. diri diri? Yaşayan insanlar kolay kolay göremez buraları. O k e a n o s .ama n y m p h a yardıma gelmez. Balı Ki/ larının bahçesi O k e a n o s kıyılarındadır (Ihrakles). ev­ rensel bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. O i n o n e İda dağının n y m p h a l a r ı n dan biridir. Kız bu talibe gönül verdi ve ikisi birden Oin o m a o s ' u n arabacısı Myrtilos'u baştan çıka­ rarak P e l o p s ' u n yarışı kazanmasını sağladı­ lar. çocuğum. XI. Bunların arasında Metis. 2). Argonaut'lar seferine katılmış ve S t y m p h a l o s gölünün bir kuşun­ d a n alınmış tüyle yaralanıp ö l m ü ş . Pelops. gitsin O k e a n o s ' a batar. Euirynome n e i r a ' n ı n babası. D i o n e . Böylece on iki kuru kafayı dizmiş bulunuyordu. O k e a n o s aslında bir deniz gibi değil. Hesiodos T h e o g o n i a ' d a O k e a n o s ' u n Titan kız kardeşi Tethys'le evlendiğini söyler. Uineus. büyük ırmaklar var arada. sağlam yapılı bir gemin yoksa aşamazsın onu. Yarış başla­ yınca Elis kralı Z e u s tapınağında bir k o ç kur­ ban ediyor. Anası Antlklela şaşar buraya kadar gelebildiğine (Od. O i n o m a o s a r a b a d a n yere düşerek dizgin­ lere dolaştı ve öldü. yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benzer. o n a haber gönderir. Lokrislilerin kralı Oileus "küçük" Aias'ın babasıdır (Aias). D e r i n anaforlu. Bunların birkaçı sayılır T h e o g o n i a ' d a .

Koro da Okeanos kızlarından meydana gelmiştir. Orcus. bu suçtan nasıl arınacağını öğrenmek için Delphoi'deki Apollon tapınağına başvurur. Ophion. (3) Ünlü bir flüt çalgıcısı. Kıbrıs'ta ve Yunanistan'da bu adı taşıyan dağlar çoktur. Ayrıca Anadolu'da sayısı yirmiye varan Olympos adlı dağlar olduğu gibi. 200 vd. Bilici de üç yıl köle olarak çalışması gerektiğini bildirir. ona birçok işler gördürür. Hypsipyle. tanrı da çabala­ rından vazgeçerek yatağına döner. tanrıların atası Okeanos'la. İlyada'da Hera şöyle anlatır ( İ l . devlere onu tahtın­ dan etmelerini önermiş. Marsyas'ın oğlu ya da çömezi olarak gösterilir. XIV. Ops'un Capitolium tepesinde bir tapınağı vardı. Bkz. sakallı bir tanrı olarak gösterilen Orcus sonradan Yunan tanrılarının etkisi altında Plüton ya da Dis Pater adını almışsa da. Olympos Yunanca bir kelime de­ ğildir. Öldür­ dükten sonra pişman olmuş ve Olympos'un mezarı bulunduğu dağa adını vermiş. Ops. Saturnus'un dişi karşıtı olarak gösterilir ve Sabin kaynaklı olduğu söylenirdi. Herakies efsanesinde rol oyna­ yan Lydia kraliçesi. Nitekim Olympos tanrıları diye anılan Zeus kuşağı yalnız Olympos dağında görül­ mez . Orfik görüşlere dayanan bir kayna­ ğa göre Ophion eşi Okeanos kızı Eurynome ile birlikte Titanlara hükmedermiş. Dorukları gökte bu­ lutlara karışan ulu dağların tanrılara konut ol­ duğu inancı Yunan'a Sümer'den gelmiş ola­ bilir. Oneiros. Apollon'un öl­ dürdüğü Marsyas'ı gömmüş. sonra Kronos'la Rheia yönetimi ele almışlar ve Ophion'la Eurynome'yi Tartaros'a kapatmışlar. Olympos daha çok gök tanrı Zeus'un merkezidir. kendi­ lerine göre bir hayat sürerler. Arınma süresi sona erince Herakies Omphale'den ayrılır ve ölmeden daha birçok işler görür (Herakies). Apollon ve Musalar gibi daha çok oyun ve ezgi­ den hoşlanan tanrılar Parnassos ya da Heli­ kon dağlarında toplanmaktadırlar. Orcus günlük dilde anılan bir tanrı olarak kal­ mıştır.ki asıl Olympos dağı yanlış bir düşün­ ceye göre Makedonya-Tesalya'da bilinir .İda dağı gibi başka yüksek dağlarda da toplanır­ lardı. . ayrıca koca olarak da kullanır. Herakies çıldırıp İphitos'u istemeyerek öldürünce. ona ağıt yak­ mış. Romalıların halk inançlarına göre Orcus ölümü simgeleyen cin ya da ölüler ül­ kesinin kendisidir. Okeanos'un uzlaştırıcı tutumu Prometheus tarafından şiddetle kınanır. Girit'te.(1) Girit'e adını veren Kres'in oğlu. insan so­ runlarını tartışır. Zeus da öfkelenerek Olympos'un üstüne şimşek çakmış. Olympos. büyütmüşlerdi.): Gidiyorum bol besi veren toprağın bir ucuna. Kraliçe de aslan postuna bürünmüş. ana Tethys'i görmeye. Etrüsk mezarlarında uzun saçlı. Bkz. Okeanos'la Tethys tanrılardan uzak. (2) Kybele'nin kocası olarak gösterilen bir Olympos vardır. toplantılarda aralarında soh­ bet ya da kavga eder gösterilirler. saraylarında iyice beslemişler. Homeros destanlarında tanrı­ lar Olympos dağında şölen yapar. Roma dininde bolluğu simgeleyen tan­ rıça. Bu adın kaynağı ve anlamı büsbütün açıklanmamışsa da. Opheltes. yiğidin topuzunu onun kafasında sallamaktadır. Olympos adını taşıyan efsanelik kişiler de vardır. Lydia kralı Tmolos'un dul karısı Omphale yiğidi satın alır. Aiskhylos'un Prometheus tragedyasında Okeanos Zeus'a karşı ayaklanan Titan'ı Olympos tanrılarıyla banştırmaya uğraşan bir arabulucu rolünde çıkar karşımıza. Sanatçılar Herakles'i uzun Lydia entarisi giymiş olarak Omphale'nin dizlerinde iplik bükerek gösterirler. Kronos bu Olympos'a Zeus'u emanet etmiş ve tanrı998 yi kendi büyüttüğü halde. Olympos tanrı­ larından bazılarını saraylarında konuk ettikle­ ri de olur. onlar almışlardı beni Rheia'nın elinden.Phlyra gibi tanrı ya da kahramanlarla birleş­ miş ünlü kişiler bulunur. Nyks. Mysia Olympos'una (Ulu­ dağ) adını veren oymuş. Omphale. eski Anadolu dillerinden geldiği ve genellikle yüksek dag anlamına kul­ lanıldığı anlaşılmaktadır.

İ k i kardeş -birbirlerini tanırlar. nedeni tanrıçanın kendisine. Orion'u da gökte bir yıldız haline getirir. Bir casus olarak yakalanmak üzerey---ı orada bulunan küçük Orestes'i rehin ola­ rak. almış ve böylece istediğini elde etmişti (Telephos). yarasını ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini öğrenince. Bütün devler gibi Toprak'tan dog­ ma olduğu söylenir. Elektra maddesinde belirtildiği gi-i. A i gisthos kırdan döner. kralın oğlu Pylades'le birlikte Mykene sarayına gelirler. Orestes çıldırır ve Erinyslerden kurtulmak için oradan oraya atar kendini. ya da bir avcı kızına ya­ naşmak istemesidir. Elektra. akrep delikanlıyı topuğun dan sokar. Kraliçe sevincinden tanrılara sunıılar sunmaya gitmişken Orestes kendini Eleklra'ya tanıtır ve Klytaimestra ile Aigisthos'un öldürülmesini birlikte planlarlar. Troya savaşı efsanesinde Orestes'in adı Akhaların Mysia'ya ilk çıkışları ve Telephos'la Ilgili olarak geçer: Telephos Akhilleus'un elinden yaralanıp. Attika'ya varırlar. Çok yakışıklı olduğu için kadınlardan sevgi görmüş. İlkçağda ünü orfizm denilen mistik . Akhilleus'un oğlu ölür. Agamemnon'la Klytaimestra'nın oğlu. İlkin Side adlı çok güzel bir kız­ la evlenmiş. b u rahibe d e İphigeneia'dır. Atreusogullarının zincirleme suçlarını anasını öldürmekle sürdü­ rür. üç büyük tragedya yazarı birçok oyunla­ rında Orestes'e baş rolü ya da çok önemli bir rol vermişlerdir. Ana kanı döker dökmez öç perileri Erinysler Orestes'in peşine takılırlar. Orestes ora­ da büyür. dev bir avcıdır. Khrysothemis'in kardeşi (Tab. ama babası deniz tanrı gibi dalgaların üstünde yürüme gücü de var mış. 15). sonra da Goethe'nin "iphigeneia Tauris'te" dramlarına konu olan serüven şudur: Orestes'le Pylades Tauris'e varınca tanrıçaya k u r ban edilmek üzere tutuklanırlar. ama tanrı lanetini de kendi dramıyla so­ na erdirir. pusuya düşürülerek öl­ dürülür. Orpheus. Klytaimestra'ya Phokis'ten gelme iki haberci olduklarını. Atina kralı Erekhteus'un kızı. İphigeneia. Sonunda da Şa­ fak tanrıça gönül verir ona. Tauris dönüşünde Orestes nişanlısını kaçırmaya kalkar.Oreithyia. Orestes. Orion. Tanrıça sevgilisi­ ni Delos'a götürür. bir ayaklan ma olur. İr­ mak kıyısında oynarken rüzgâr tanrı Boreas tarafından Trakya'ya kaçırılır. B e r a a t ı n d a n sonra Orestes Apollontanrıya ne yapması gerektiğini sorar. Orion. Orestes'le Herml one'yi babaları daha çocukken nişanlamışlar di. Bkz. N a o ptolemos'la kavgaya tutuşurlar. Orman Perileri.ak laşması bundandır. Ama orada güzel delikanlı Artemis elinden öldürülür. Merope adlı ikinci bir kadınla olan macerası Orion'un kör olması. tann Poseidon'un oğlu. ama Side Hera ile boy ölçüşme­ ye kalkınca. Sonunda Atina'nın Oreopagos mahkemesi onu suçundan arındırır. Orestes. Orpheus dillere destan olmuş b i l ozandır. Eııripides'ln. Kalais'le Z e tes'il doğurur (Boreas. Thoas'ı aldatarak kaçarlar. Kalais veZetes). Artemis'e bir tapınak yapıp içine heykeli koyarlar. Argos'a kral olur ve çok uzun bir ömür sürer. Orion yıldızının Akrep burcundan her zaman u/. Nympha'lar. Aulis'te İkinci sefere hazırlanan Akha ordusuna gel­ . Troya savaşından sonra Agamemnon yur­ duna döner dönmez öldürülünce. ama Orestes onu da Aigisthos'un ölüsü üstünde bıçaklar. ama Troya savaşından sonra Menelaos ki zmı Neoptolemos'a verir. Ülkenin kralı Thoas onları Artemis tanrıçanın rahibesine t e s l i m eder. Artemis Orion'un üstü ne bir akrep salar. tanrıça onu Tartaros'a atmış. Orestes efsanesi de başlıca buı kaynaklara dayanır. sonra da karanlıktan ansızın güneşe bakmasıyla gözlerinin yeni­ den açılmasıyla sonuçlanır. Klytaimestra oğluna yalvarır. bırakır. Artemis de akrebi bir burç. ken­ disine Orestes'in öldüğünü bildirmeye geldik­ lerini söylerler. İphigeneia onları kurtarmaya ve Artemis heykelini de alıp on­ larla kaçmaya karar verir. Orastesles Tauris'e gider ve orada kız kardeşi İphigeneia İ l e buluşur. Pythia o n u n Tauris'e Artemis heykelini almaya gitilmesini buyurur. Elektra to­ nik kardeşi Orestes'i kaçınr ve Phokis kralı Strophios'un sarayına gönderir. Kan davası da burada biter. Orestes efsanesinin son bölümü Hermione ile evlenmesine değgindir. Yabancılar ve hey­ kelle birlikte denize açılabilmek için bir düzen kurar. Orestes d( Hermione'yle evienir.

bir tanrı öfkelenmiş kovalar seni. hem de üç kez. bağışlanır bir çılgınlıktı bu: Eurydike'si ışığın altına tam çıktı çıkacakken. bütün belalardan kurtulmuş. çekersin bugün onun cezasını: Bir belaya çattıydı Orpheus. gönlüne yenildi döndü baktı arkasına. Çalgısı vahşi hayvanları büyüle­ y e n . bu ne? Bu ne çılgınlık böyle. Yeraltı sandalcısı da aradaki bataklığı bir daha komadı geçsin. ve kendisine geri verilen Eurydike. insan yakarışlarıyla yumuşamayah yüreklerin dikildi karşısına. boş bulundu. unutup duruverdi. gün doğar seni söylerdi. tatlı eşi. Ve Erebus konutlarının en kuytu yerlerinden hafif ruhlar çıkageldi. L a ­ t i n şairi Vergilius'un " G e o r g i c a " adlı eserin­ d e n alınmış bir parçayla t a n ı t a l ı m dedik. gitti karşıt yöne doğru. K a d i r ' i n Türkçeleştirdigi p a r ç a kita­ bın IV. artık senin olmayan güçsüz ellerimi". onunla baş haşaydın ya hani yalnız kıyılarda. büyük bir suç. kudurdu. Deliye döndü Orpheus. Hep seni söylerdi. Bir daha ölü ruhları nasıl yumuşatırdı. Styks sandahyla uçuyordu uzaklara. kaçırılınca karısı. Ne yapsmdı? Nereye gitsindi? Kime başvursundu? İkinci kez kaçırılmıştı karıcığı. seni de yok eden. kara bahtlı. en yüce dağları çığlıklarıyla doldurdular. yüksek kapılarının oraya yeraltı tanrısı Dis'in. Ömrü o kadarmış kadının. şimdi senin üstüne bindirmeye çalışır o belayı. Yaşıtları. görünmez oldu. Proserpina 'mn koştuğu şarta uyarak kocasının ardından yürüye yürüye havanın daha yüksek katlarına doğru. uyku kapatır kararan gözlerimi. ezgisiyle ö l ü m ü bile alt e d e n b u o z a n ı biz b u r a d a kuru k u r u a n l a t m a k i s t e m e d i k . ve Orpheus göremedi bir daha ruhlara tutunup dil dökmeye çalışan Eurydike'yi. girdi kapkara bir korkuyla gölgelenmiş ormana. Aşa­ ğıdaki A. gidiyordu işte. dağ perileri. ve görüntüleri çıkageldi ışıktan 230 . havada asılı bir kayanın altında ağlamış.. Gitti sokuldu Taenarius dağının boğazlarına kadar. Yabana atılmaz yoksun olanların. yapraklar arasında saklanan kuşlar kadar çoktular. Ya Orpheus ne oldu?Derler ki onun için: Issız Strymon ırmağı kıyısında ağlamış tam yedi ay. başladılar bir ağızdan. onun ezgileriyle sarsılan. hep seni. Avernus batağından. bir anda kopuverdi amansız zorbayla yapılan anlaşmalar. Orpheus birden bir çılgınlık etti. gecenin ya da kasırganın dağlardan savurduğu kuşlar kadar çok. b ö l ü m ü n d e Aristaios'Ia ilgilidir. zavallı beni de? işte gene geri çağırır beni zalim kader. elveda! Giderim İşte uzata uzata ellerimi sana. İşte biranda bütün çabalar oracıkta uçtu gitti. oyuk kaplumbağa kabuğundan sazıyla yaslı sevgisini avuttu durdu. gelmekteyken. görmedi boylu çimen ler yüzünden oralara sinen zehirli yaratığı. ölü ruhların ve titreten kralların karşısına dikildi. an ye­ t i ş t i r m e k t e o l a n Aristaios O r p h e u s ' u n eşi E u r y d i k e ' n i n ö l ü m ü n e s e b e p o l m u ş t u (Aristaios. Eurydike).bir a k ı m y a r a t a c a k k a d a r ç o k yayılmış. dedi ve birdenbire bir duman gibi karıştı hafif yellere. Artık Orpheus. kader engel olamazsa. geri dönüyordu. Haykırdı Eurydike: "Bu ne.. bindirecek de. kaçarken bir uçuruma atar gibi kendini tepetaklak. gün batar seni. kişiliği ü s t ü n e a n l a t ı l a n masallar h e r t ü r d e n sanatçıyı esinlemişti. bir suç işledin sen. tanrıları nasıl? Eurydike. bir gümbürtüdür yükseldi. Irmak boyu palas pandıras kaçarken senden o kadın. dört yanımı saran gece götürür beni. Orpheus. dolanıverdi bacaklarına korkunç bir yılan. ölüm tanrıları bağışlamasını bilseler. buz kesilmiş. Orpheus.

şarkıcı. onunla birleşerek Gaia (Toprak). Orphik e l i n i n myrhos'u şöy­ ledir: Başlangıçta Khronos (Zaman) evreni yarattı. hırlı Tanais ırmağı kıyısında yürür . Zeus bu yüreği yedi. öte dünyaya O kadar bağlıydı ki Orpheus Eurydike'ye. Dionysik taraf. kırlara. inek ve boğa bi çiminde tanrıça ve tanrı motifleri de Hesio"Bir din hareketi olan Orphik. Ö. lutar acıklı iniltileriyle dört bir yanı. canı da "Ah kara bahtlı Eurydikel" diye Osirîs. konar bir dala.. İnsandaki tanrısal ruh. Khronos'un oğlu Zeus. İnsan soyundan Titanların kötü. yu Eacchus'un. Ama Titanların külünden insan s o yu vücuda geldi. ta uzaklara kadar. unsurlardan temizlenmek ister. ııufir gidermiş kuzeyin buzlarında bir başına. yüz­ çalkalanıp giderken bile yılcın felsefesine derin bir etki yaptı". Uranos (Gök) ve Khronos'u dünyaya getirdi. Titanlar tarafından parçalandı. filozof Pythagoras (İ. Athena. "Ah kara bahtlı Eurydikel" Ama efsanesi ve kişiliği Yunan mythos'unu Ve ardından ırmağın bütün kıyıları etkilemekle kalmamış.. m. Bunun için On lar da paramparça ettiler sonunda de ruh. Yunan mibağırdı uçarken. Orphikçilerin Herhrus ırmağının ters akıntıları arasında öğretileri. H e m erkek. ayaklandırmış meşe ağaçlarını ezgileriyle. Nyks (Gece)'l doğurdu. Arınma. Bu konuda Behçet Necatlgll'ln Aphrodite. tarlalara. tolojisiyle doğrudan doğruya ilişkisi yoktur.Orphik dinin kurucusu sayılır.. VI. Bunun üzeri ne Zeus. A t t i s . Titanlk Ktkonlarm bütün kadınlarım hor gördü. Zeus. canlıların verdikleri besinlerden (et. parçalanan çocukun yüreğini kurtarmıştı. Homeros'takl tanrıların dindiremedikleri bir ruh ihtiyacını karşılar. arar durur kaybolan yavrularını içi yana yana.kahin dos'un Thegonia'sında ve İo Epaphos efsaı büyücü Orpheus'a bağlanır: Orpheus .de bir evlilik bağı yumuşatmış.K y b e l e ve Demeter-Kore e f l00 Soruda Mitologya'sında çıkan özeti bu­ sanelerlyle benzerlikler gösterir. çevresindeki bazı tan­ Eurydike! Eurydikel Eurydikel" rısal varlıklar Yunan-Roma pantheon'una gir diye yankılandı durdu. kızı Persephone-Demeter'le birleşip Dionysos Zagreus'u yarattı. yıldırımlarının alevleriyle Titanları mahvetti. buz gibi mağaralarda anlatmış durmuş başından geçeni. Evrenden tanrı Phanes doğdu.. Ne bir tutku yumuşatmış Orpheus'un yüreğini. hem dişi olan Phanes. bedende (soma) Dis'in boş armağanlarına dövüne dövüne. Osiris bir Mısır tanrısıdır. bir kauak ağacının gölgesinde bir bülbül vardır hani. oradan VI. kötülerse ölüler Ama Orpheus'un boynundan kopan hâkiminin karşısına çıkacaklar. dürüst bir ya­ kutsal törenlerde ve gece şenliklerinde şayış. Tartaros ba­ mermer gibi başı taklığına götürüleceklerdir. murta) el çekiş sayesinde olacaktır. günahından temizlenmek üzere. Osiris efsanesi Akdeniz yöresine özgü bir doğa be­ Or phik (ya da Orfeizm. yutulmuş Dionysos çocuğun tanrısal İyi huylan birleşti. başlar yeniden ezgilerine yanık yanık. Soylar ve raya almayı uygun gördük. örneğin İsis (lsis). mutlu bir öte dünya bekler. bir­ delikanlıyı çok vücutlarda dolaşır. kuşaklar arasında çarpışma. Orphik dionysik-mistik bir kurtuluş dinidir. miş ve tutunmuştur. yani Orpheus reket efsanesidir. yuvayı gözetleyen katı yürekli bir çiftçi n / r p götürmüştür yavruları daha kanatları çıkmadan. Trakya'da do gan bu hareket. kaplanları büyülemiş. Dionysos-Zagreus. ti. bülbül de bütün gece durmadan fır döner ağlar. kışı hiç bitmeyen Ripha dağlarında ve y ü r ü r gidermiş dövüne dövüne sonra da Dionysos-Lyseus (Kurtarıcı)'u yaral Eurydike'nin kaçırılışına. soğumuş diliyle çağırıp durdu Eurydike'yi. Bu bakımdan AdonlsTarikatı). giderir. yüzyılda Yunanls tan'a ve aşağı İtalya'ya geçti. yutuldu. İyileri saçtılar parçalarını ta uzaklara. bir mezarda (sema) gibi hapistir. kavuşmaya çabalar. ı r m a ğ ı n bütün kıyıları baştan başa. Phanes'i yutarak dün­ ya egemenliğini ele geçirdi.

Bkz. Osiris de egemenliği oğluna bıraktıktan sonra Mutluları Ülkesine göçer. Kocası öldükten sonra fsis Nil deltasında H o rus'u doğurur. Aloeusoğulları. tekmil ölümlüler arasında överim seni. ama düğün gerçek-1 leşmeden Akha yiğidi İdomeneus onu öldü-1 rür. onu Set'ten korumak için gizli­ ce büyütür. İsis parçala­ rı toplamaya koyulur. onu on dört parça halinde dograyarak oraya buraya serper. X I I I . Düşmanın ölüsüyle bu çeşitten alaya H o meros destanlarında sık sık rastlanır.. Osiris ayrıca Mısır'da çok tutunmuş tanrı kral inancını ve insanın ölümünden sonra mumyalaşıp yaşamını sürdürdüğü görüşünü yansı­ tır. Typhon) onu kıskanır. buna karşılık şehri Akhalardan kurta. Bir gün şölene çağırır. bağcılığı ve çeşitli el sa­ natlarını öğretir. yetiştirir. Hekim tanrı Thot her ikisini de iyi eder. Set de Horus'un gözünü oyar. ilkel bir katı yürekliliği dile getiren bu alayların hep Akhaların ağzından duyulduğu da ayrıca dik­ kati çeker. Atreus oğlunun güzellikte üstün kızını veririz sana. bir sandığa kapatıp ırmağa atar.nelerinde rastlanan motif ve imgelerdir. gidelim düşünelim şu evlenmeyi. düzenli llyon 'u gel bizimle yok et. Bun­ ların Mısır kaynaklı oldukları ve Yunan Mythos'una Fenike yoluyla girdikleri sanılır. 6)J Bu köpek Geryoneus'un öküzlerini beklerken? Herakles'in eliyle öldürülür (Herakles). onlara tarımı. Osiris de kız kar­ deşi ve eşi olan İsis'in yardımıyla bu görevi en iyi biçimde sürdürür: İnsanların iyiliği için çalışır. 374 yâ. Elimiz çok açıktır çeyizden yana. onunla Mısır'a döner. Horus da Set'le teke tek savaşa girişir. Çanakkale Boğazında olduğu? sanılan Kabesos şehrinin önderi Othryoneus Troya'ya Priamos kızı Kassandra'yı istemeye gelmiş.\ racagını söz vermişti Priamos'a. Haberi alan İsis ossaat sandığı aramaya çıkar ve uzun dolaşmalar­ dan sonra Fenike'nin Byblos kentinde bulur. öldürmeye karar verir. gel hadi. bu dövüşmede düşmanının er­ kekliğini koparır. denizleri aşan gemilerimize gidelim.. Otos.): Othryoneus. erkeklik uzvundan baş­ ka bütün parçalarını bir araya getirip başka tanrıların yardımıyla ilk mumyayı hazırlar. I yerine getirirsen Priamos'a verdiğin sözü. fsis sandı­ ğın kendisine geri verilmesini sağlar. babasının öcünü almak görevini yükler ona. o güzel kızı kendine almak için. yakalar. Bu efsaneyi anlatırken yazar Plutarkhosl Set'in Yunanlıların Typhon'uyla bir tutulması gerektiğini bildirmiştir (Typhon). E j d e r soyundan Ekhidna v e f Typhon'dan doğan bir köpeğin adı (Tab. öldürdükten sonra da şöyle alay eder onunla ( İ l . Orthos. Ora kralı bu sandığı yaptırmakta olduğu sara­ yına tahta olarak kullanmaktadır. 232 . Othryoneus. kendisi de gözü­ nün yerine bir yılan koyar. Horus da gözü babası Osiris'e verir. Set'i Horus'a gözünü vermeye mahkûm ederler. Kral da kızı­ nı vereceğine ant içmişti. Bu yılan (adı Ura- eus'tur) krallık simgelerinden biridir. Argos'a götürür eveririz seni. Ne var ki kardeşi Set (Yun. Ama biz de biliriz böyle söz tutmasını. Set bir kez daha Osiris'in göv­ desini ele geçirir. tanrılar mahkeme kurar. Efsanesi şöyle özetlenebilir: Krallık kurumu­ nun tipik bir simgesi olan tanrı Gebeb yetki­ lerini oğlu Osiris'e bırakır.

dama oyununu ve zarları keşfettiği söylenir. Palamedes düzeni anlar. Evindeki en güzel. dümencisinin yok olduğunu görür. Ayrıca sayıları tanıttığı. yani tahtadan yapılmış ayakta bir kadın heykeli olsa gerek. ayların süresini yıldız­ lara göre saptadığı. Aeneas'ın dümencisidir. Troya. en büyük örtü hangisiyse. hangi örtüye en çok değer veriyorsan al onu. Babası Nauplios Palamedes'in öcünü alır. Odysseus'un gerçekten deli olup olmadığını denemek için oğlu küçük Telemakhos'u sabanın önüne atar. Sefere katılır. toprağa tuz ekmektedir. Odysseus şöyle öç alır: Ele geçirdiği bir Troyalıya zorla bir mektup yazdırır. Palamedes'in bu haksız ölümü dillere des­ tan olmuştur. Günün birinde tanrıça Aphrodite'nin gizli t ö ­ renleri kutlanırken kendi kız kardeşini kirlet­ miş. Bu kin sonradan Palamedes'in ölümüne sebep olacaktır. Ölü dümenci gömülmek ister. sözde Priamos'un yazdığı bu mektuptan Palamedes'in Troyalılara casusluk teklifinde bulundu­ ğu anlaşılmaktadır. ama Palamedes'e karşı korkunç bir öfke ve kin bağ­ lar. el anla­ mına gelen palame'den türemiş olan Palame- des Yunan alfabesine birçok harfler katmış. götürür onu. Alfabeyi Kadmos tanıtmış Yunanistan'a ama Palamedes kuşların uçuşuna bakarak Hellenlere özgü bir harf olan Y (üpsilon)'u bulmuş. Bu heykel arkaik sanatta örnekleri görülen bir ksoanon. Palladion. Palamedes. Menelaos'la bir­ likte Odysseus'u çağırmaya giderler. Homeros destanlarında adı geç­ mediği halde. Üzüntüsü büyüktür. Akhalar Palamedes'i linç eder­ ler.): Ama sen. Nauplios'la Klymene'nin oğlu (Nauplios). Her şeyi ortaya vurur. Ama kurnaz yiğit savaşa gitmek niyetinde değildir. VI. ayrıca da Palamedes'in bir kölesini satın alarak. Palladion daha sonraları ve özellikle Roma'nın kuruluş efsanelerinde rol oynar. Zeus'un oğlu ve Pelops'un dedesi olur. Bkz. Öte yandan kaynaklar Palamedes'in kurnaz Odysseus'tan daha yararlı. Daha sonraki efsanelere göre. bundan dolayı orada akan ve altın sürük­ lediği için Khrysorrhoas adını taşıyan dereye atmış kendini. Gece dümen­ deyken tanrılar Palinurus'un gözlerine uyku dökerler. Troya şehrinin tarihine sıkı sıkıya bağlı olan bu heykelin Homeros destanlarında adı geç­ mez. git doyumluk toplayan Athena'nın tapmağına. Ne var ki İlyada'da söz konusu olan Athena tapmagındaki heykel oturmuş olarak canlandırılır: Hektor savaş alanından ayrılıp anası Hekabe'ye Athena'ya sunular sunmasını söylemek için şehre geldiğinde şöyle konuşur (İl. bunun için de ölüsünün hangi kıyıya atıldığını bildirir Aeneas'a. daha değerli bir kişi olduğunu da belirtirler: Adı avuç. o var oldukça şehrin 233 . 270 vd. İno. efendisinin yatağı al­ tına bir torba altın koymasını sağlar. Palladion Troya şehrini koruyan. elinde sunularla topla yaşlıları. Vergilius'un Aeneis destanında anlattığı­ na göre Troyalıların filosu Sicilya'dan İtal­ ya'ya doğru yol aldığında tanrıça Venüs bir tek adamın öleceğini. ama buna karşılık her­ kesin kurtulacağını bildirmişti. Odysseus da sabanı hemen durdurmakla deli olmadığı­ nı açığa vurmuş olur. O da dönüşte ölüyü bulur.. Palinurus. para kullanmasını. Bu çabalar sonuç vermeyip Akha ordusu hazırlık yapmaya başlayınca. Palladion. Mektubu Akha ordugâ­ hında bir yere atar.. Palaimon.p Paian. Lydia'da akan Şart çayının tanrı­ sı.savaşı efsanelerinde önemli bir rol oynar: Helene kaçırılınca akra­ bası Menelaos'u avutmaya çalışır. Aeneas uyanır. Paktolos. Pallas Athena'nın si­ hirli nitelikler taşıyan heykeline verilen addır. Palinurus. o günden sonra da bu dereye Paktolos denmiş. Sonraları Aeneas yeraltına gittiğinde Palinurus'un ruhuna rast­ lar. Asklepios. ama o da korkunç biçimde ölür. kadını ba­ rışçı yollarla geri almak için Troya'ya elçi gi­ der. Bkz. ört güzel saçlı Athene'nin dizlerine. delilik taslar: Bir tarlada sabana bir öküzle bir eşek koşmuş. gömer ve o kıyıya Palinurus burnu adını verir. dalarken bir dalga alır.

Roma'nın Palatinus tepesine adını veren bu Pallas'mış (Euandrus). Aeneas'la birlikte îtalyalı Turnus'a karşı savaşmış ve onun elinden öldürülmüştür. Hesiodos'un Theogonia'sma göre Pallas. sonra İtalya'ya da almış. Bunları şöyle özet­ leyebiliriz: Tanrıça Athena çocukken deniz tanrısı Triton'un yanında büyümüş (Tritogeneia adı bu­ nunla ilgili olabilir). Palladion). Palladion). ama günün birinde birbir­ lerine darılmışlar. sol elinde de bir öreke ile bir ig taşıdığını ya­ zarlar. Tanrıça Athena'nın adının başına ta­ kılan bir ad. çocuk korku içinde donakalmış ve Athena'nın attığı kargı­ dan korunamayıp yaralanmış. Başka bir anlatıma göre Atina mahkemesi Theseus'u beraat ettirir (Aigeus. Pallas. bir de Kratos'la Bie'yi meydana getirir. heykeli çalıp götürmüşler. ta ki günün birinde Zeus'un ko­ valadığı Elektra heykele sarılmış. Pallas 5'in oğulları. Aigeus'un dölü olmadı­ ğını sanarak Atina tahtına talip olurlar. Okeanos kızı Styks'le birleşir ve Zetos'la Nike'yi. Atina kralı Pandion'un torunları ve Aigeus'un yeğenleri. (2) Arkadya kralı Lykao'nun oğlu. Troya'nın alınama­ yacağını bildirmiş. Roma'nın kutsal ateşini koru­ yan Vesta rahibeleri Palladion'a tapınmakla görevliydiler. Başka kaynaklara göre. Bu işte gü­ zel Helena Akhalı yiğitlere yardım etmiş (Helenos. Atinalılar Theseus'u kral seçince de babaları Pallas'la birlikte Theseus'a karşı savaş açarlar ve öldürülürler. Bir efsa­ neye göre bu Pallas kızını Troya kral soyu­ nun atası Dardanos'la evlendirmiş ve Palladion'u ona vermiş (Dardanos. ama Troizen'de büyüyen Theseus Atina'ya gelip babası Aigeus tarafından tanınınca. bir tanrıymış gibi tapınılırmış ona. Sihirli hey­ kel böylece Roma'da Vesta tapınağına getiri­ lip bırakılmış. Triton'un da Pallas adlı bir küçük kızı varmış. Helena). Atina'da da Palladion heykelinin Atina'ya geldiğini ileri süren bir efsane var­ dır. Bu adın Athena ile ilgisi üstüne efsaneler pek birbirini tutmaz (Athena. böylece Palladion adlı heykeller ç o ­ ğaldıkça kaynaklarını anlatan efsaneler de çoğalmış ve giriftleşmiştir. tanrı da ö f kelenerek heykeli alıp Troya bölgesinde Ate tepesi denilen yere atmış (Elektra 2. Astraios'la Perses'in kardeşi (Tab. (3) Vergilius'un Aeneis destanında adı ge­ çen Pallas Evandrus'un oğludur. Palladion heykeli Troya'da kalmış ve Troya yangınında Aineias 1da dağına sığındığında onu beraberinde gö türmüş. Palladion Kassandra efsanesinde de geçer. Theseus elli amca oğlunu ve amcası Pallas'ı da öldürdüğü için bir yıl Troizen'de gönüllü sürgün olarak kalır. bunu protesto etmeye kalkarlar. Palladion orada kalmış. Bir efsaneye göre. düşmüş ve öl­ müş. iki kız çocuk savaş oyunları oynarmış. Athena bu ya­ pıtı Olympos'ta Zeus'un yanı başında dikmiş. 4). (4) Attika efsanelerinde adı geçen bir dev. bu söze dayanarak da Odysseus'la Diomedes gece gizlice şehre gir­ mişler. Bu efsaneyi anlatan mitograflar Palladion'un üç karış boyunda olduğunu. Troyalıların kâhini Helenos Palladion heykeli şehirde kaldıkça. İlos o sırada kendi adını taşıyacak olan llion (Troya) şehrini kurmaktaymış. Theseus). şehre getirilip Athena tapınağına yerleştirilmiş. Ate). Athena Pallas'ı dövmek üzereymiş ki Zeus kızı için telaşlanıp aigis kal­ kanını Pallas'ın önüne dikmiş. Troyalıların bu kutsal yapıtın bir tıpkısı­ nı yaptıkları. sahte heykeli dışarıya oturttukları da anlatılır. Tanrıça Athena bu devi öldürmüş ve derisini . O sırada pişmanlık duyan Athena arka­ daşına tıpatıp benzeyen bir heykel yapmış ve ona aigis kalkanını giydirmiş. Başta Roma olmak üzere birçok şehirler Palladion'a sahip olduklarını ileri sür­ müşler. (1) Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğlu. Başka efsanelere göre Palladion'u Dardanos Semendirek adasından getirmiş ve kaynatası Teukros'a armağan etmiş (Dardanos). sag elinde bir kargı. Pallantidai (Pallasoğullan). böyle bir hey­ kelin gökten düşmesi hayra yorulmuş. çalınmasın diye asıl Palladion'u tapınağın mahzenine kapatıp. düşman eline geçmesini önleyen bir tabudur. Kassandra'nın Troya yağmasında bu heykele sarılıp sığındığı ve Oileus oğlu Aias'ın onu oradan çekerek büyük bir günah işlediği anla­ tılır (Aias).düşmesini.

ıssız yaz öğlelerinde birdenbire. hay­ ranların uyuduğu kızgın. Aisepos'un kara sularını i ç e n zengin Troyalılar. Başlarında Lykaon'unünlü oğlu Pandaros var. tekmil kadınlara verdiğinden daha çok. Lydia'da Sipylos dağına gö­ türmüş ve Tantalos'a emanet etmiş. Keçi ayaklı P a n . 824 vd. Apollon kendisi vermiştir Pandaros 'a yayını. Pan sözü Yunancada 'bütün' anlamına geldiğinden mistikler. Bu haber imparator Tiberius (I. 1da dağının eteğinde bulunan Zeleia kentinden gelmiş ünlü bir okçudur Pandaros. Pandareos efsanesi Girit ve Anadolu ile ilgi­ li bir efsanedir. işte o zaman Harpyalar gelip bu kızları kaçırdılar. Paksos adasından ge­ len bir ses duyduklarını anlatır. Pan Çoban kavalını sever. Karkabos'un oğlu Lykaon'dur (Karkabos). Plutarkhos. Ama bir gün Aphrodite çıkmıştı koca Olympos'a. çokluk. o zaman tanrısal Apbrodite beslemişti onları. yüzü insan yüzü oldu. 65 vd. dümenci aldığı bu haberi emredilen yerde karaya doğru sesle­ nince.lavan erler kalkın. Derken Zeus ikisine de öfkelenerek. (5) Gene Attika efsanesinde rol oynayan bir kişi Pandion'un oğludur ve Pallantidai adın­ da 50 tane oğlu vardır. Athene de öğretmişti güzel işler işlemeyi.): öy/e kaçılmamış m ı y d ı kasırgalar Pandareos'ıııı kızlarım? Daha önce tanrılar ana babalarını yok etmiştller ve öksüz bırakmıştılar kızları konaklarında. Troya savaşına katılışı şöyle anlatılır (İl. Pandareos köpeği tapı­ naktan çalmış. Pan. Korfu'nun güneyinde sefer eden bir gemideki gemicilerin. bu devin kanatlarını da ayaklarına bağlamış (Athena). Pandaros. canını alsın diye tanrıça Arlemis'e yakarır. Pan'ın ölümünden ötürü tabiat yas tutmaya başlamıştı. Babası. Pandaros'un adı İlyada'da Troas bölgesine yerleşmiş Lykialılarm önderi olarak geçer. II. o sırada da Pandareos ve kız­ larının başına geleni anımsar ve anlatır (Od. Tanrıların. çobanların tanrısı. 14-37) zamanında olmuştu. insan kılı-ında değil de hayvan kılığında düşünüldüğü ilk zamanlarda Pan da keçi kafalıydı. Ida'nm ta dibinde. S. Her--s'in oğludur. Ulu Artemis bağışlamıştı boyu boşu. oğullarıyla birlikte Theseus un elinden öldürülür (Theseus). sonra­ dan bu keçi kafasından sadece boynuzlar ve sakal alıkonarak. XX. atları mahmu/. Pandaros'u tanrı Apollon'un koruduğu yiği­ din Akha yiğidi Diomedes'e meydan okurken söylediği sözlerden belli (İl.): Ulu canlı Troyalılar. azgın tekeler gibi güzel nymphaların peşine düşerdi. Marathon savaşı gecesi Persleri bu şekilde paniğe uğrattığı için.yüzüp ona bürünmüş. yalan yere yemin ettiği için de Tantalos'u Sipylos dağı­ nın altına tıkmış (Tantalos). hizmet etsinler diye verdiler uğursuz Erinyslere. sonraları Pan'ı her şey yapabilir bir tanrı payesine çıkardılar. bunlarla birlikte T h e seus'a karşı gelir. Odysseia'da Penelope çok bu­ naldığı bir gece.a ki anlatımını aşağıya alıyoruz: "Dağlık Arkadia'da küçükbaş hayvanların. bu kızlara i y i bir kısmet bağışlamasını dilemişti. efsanesi ve kişiliği hakkında Behçet Necatigil'in "100 Soruda Mitologya" d. Atinalılar savaştan sonra tanrı Pan'a Akrppolis eteğinde bir tapınak yaptı­ lar. İnsanların. i y i bir koca dilemişti yıldırım seven Zeus'tan. . Gemi dümen­ cisinin adını söyleyen bu ses. Tanrı P a n . Here onlara güzellik ve akıl vermişti. Pandareos. dört bir yana 'panik' korkular saçardı. Latin mitologyasında Pan'ın yerini tanrı Faunus tutar" (Faunus). Kronos devrilip Zeus egemen olunca bu köpek Girit'teki Zeus tapınağına bırakılmış. bir feryat duyulmuş. beklenmedik gürültüler koparır. 102 vd. hırsızlık ettiği için Pandareos'u taşa çevirmiş.): Sonra Zeleia'da oturanlar gelir. Şöyle anlatılır: Rheia yeni do gan Zeus'u Kronos'tan kaçırmak için Gi­ rit'teki mağaraya kapatınca bekçi olarak başı na bir altın köpek dikmiş. dümenciye 'Ulu P'an öldü!' haberini vermiş. karadan korkunç bir inilti. V.

kızılca buğday. 236 . Erekhtheus'un. Lykia'dan çıktığımda yola. Bıraktım onları. 116 vd. Anadolulu tanrı Apollon'un tuttuğu bu yiğit Troya düşmanı tanrıların elinde bir oyuncak olur ama. sivri ok fırladı birden. (1) Pandion I. demiri yaya. karamsarlığı olduğu kadar kadın düşmanlığını da silip süpürmüş­ tür. yepyeni. öbür savaşçılar işe karış­ mamaya ant içince. Pandaros kargıyla vurur Diomedes'i. Erikhthonios'un oğlu. V. (2) Pandion II. ilk kuzulardan. Paris'le Menelaos arasındaki teke tek savaş başlayıp. atlara. Prokne'yi Trakya kralı Tereus'a o vermiş.): Kaldırdı okluğun kapağını Pandaros tam o sıra. güvenmiştim yayıma. Bir okla yaralar Menelaos'u. Ok atışı îlyada'nın ilk bölümünde tanrı Apollon'un Akha ordusuna veba salmak için ok atışını ne kadar andırır (İl. Kiriş inledi. kara acılar kaynağıydı bu ok. her dert ve belanın başlangıcında gör­ mek Yunan görüşlerine pek uymaz. Pandora ile Prometheus efsaneleri­ nin bir karışımını verir: Tanrılar yeraltına gizlemiş besinleri. her araba önünde iki tane at. gözerdi çiftini çubuğunu. gelsin o gün koparsın başımı bir yabancı adam. Diomedes'le karşılaşmasının iyi sonuç vermemesi de bu ünlü okçunun Troya savaşı­ na yaya gelmiş olmasından. Pandion iki Atina kralının adıdır (Tab. kutsalZeleie şehrine dönüşünde değerli kurbanlar kesmeyi adadı. Yukarda adı geçen Pandion'un küçük torunu. Hesiodos'un hem "Theogonia". "İşler ve Günler"deki an­ latımdır. Kirişin üzerine yerleştirdi yakıcı oku. 193 vd.): Atlarım. yani Âdem'le Havva efsanesinin Yunan mythos'una akta­ rılmış bir kopyasına benzer. arabaya bin demişti. düşmanla kuşatılmış insanlar arasında yemsiz kalmasınlar. kargı atan yaşlı Lykaon demişti bana çıktığım gün derli toplu evinden. Ölümünün nedeni olacak bu duruma şöyle yakınır (İl. arabam da yok ki bineyim. Ama Lykaon'un sarayında on bir araba durur. sonra bir yıl sırt üstü yatardı. gözlerimle görürsem toprağımı. örtüler serilmiş. 24). Prokne ve Philomela'nın babasıdır.vuruldu işte Akhaların en yiğidi. tanrıça Athena'nın yönelttiği Diomedes'in kargısıyla canını alır Pandaros'un. dedim. T h e seus'un dedesi. şu oku elimle kırıp atmazsam yanan ateşe. uçtu kalabalığa doğru. Yunan yazınında Homeros şiiri ve onun dile getirdiği iyimser. ak arpa yiyen atlar. kız gibi arabalar. tlyon'a yaya geldim. dedim. Bu korkunç çarpışmada ise koruyucu Apollon Aineias'ı kurtarmak zorundadır. atları düşündüm de dinlemedim onu -dinleseydim ne iyi olurdu edemezler. önderlik et zorlu savaşta Troyalılara. Oysa yayım hiç yaramayacakmış işime. öküzlerini. Yurduna. V. gülümser dün­ ya görüşü a^ır basmış. kendi yetiş-: tirdigi ünlü okçuyu feda etmekten başka çare bulamaz (İl. Kadını her kötü­ lüğün. karımı. asör bırakırdı sabanını ocak başında. yaklaştırdı kirişi memesine. Athena Pandaros'u kış­ kırtır andı bozmaya. Zeus'un oğlu gerçekten sürdüyse beni öne. nitekim Hesiodos'tan sonra bu efsaneyi işleyen pek olmamıştır. Yoksa insan bir gün çalışıp rızkını sağlar. Pandion. Yusyuvarlak gerilince gıcırdadı koca yay. ün salmış okçu Lykialı Apollon 'a. Aigeus'un babası. kirişinden tuttu. üzerlerine. 216-280). hem de "İşler ve Günler" adlı eserlerinde uzun uzadıya anlattığı Pandora efsanesi Orta­ doğu ve özellikle Samî kaynaklı olsa gerek. Benimle boş yere gelmiş o. yüksek çatılı büyük evimi görürsem. ne var ki Lykialı yiğidin kargısı delemez AkhaJının zırhını. hiç atılmamış kanatlı bir ok çıkardı. Hesiodos'un yansıttığı akım başka çag ve ülkelerin sanatını etkilediği içindir ki. kızlarının başına gelenlere üzüntüsünden öl­ müş (Aedon). Bir gün dönersem yurduma. IV. Pandora. vınlaya vmlaya. sanmam dayansın zorlu okuma bu adam. arabası bulunmamasındandır. karınlarını doyurmadan. Aşağıdaki anlatım. Oku arka kanatlarından. Pandora efsanesini buraya almayı uygun gördük. çünkü ilk kadının yaratılışı.

Athena. Erikhtonios). bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları. İlk zamanları P a r ç a doğuma da b a k a n bir t a n r ı ç a sayılır. U ş a k P a ­ ris'i d a ğ a b ı r a k m ı ş . böyle istemişti bulutlar devşiren Zeus. Pandora açınca kutunun kapağını. istekler. Kızdı bulut devşiren Zeus. sen de bir köpek yüreği. dedi ki ona: İapetos oğlu. Hermeias doldurdu göğsüne yalanı dolanı. Görüyorsun ya Zeus'un dilediğine karşı konmaz. dertleri. seviniyorsun ateşi çaldın. s o n r a ç o c u ğ u Agelaos a d ı n d a k i bir ç o b a n b u l m u ş . Bir s ü r e bu böyle gitmiş. P a r i s ç o ­ banlar arasında güzelliği. R o m a dininde kader v e ö l ü m ü simgeleyen t a n r ı ç a l a r . P a r i s . belalar başıboş dolaşır sessizce ölümlülerin çevresinde. derin düşünceli Zeus ses vermedi onlara sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar. Falcılar b u düşü k ö t ü y e y o r u m l a m ı ş l a r . insan gücü koy. ö b ü r adıyla A l e k s a n d r o s . O c a n ı m Kharitler ve o güzelim Peitho altın gerdanlıklar taktılar boynuna. d o ğ a c a k o l a n ç o c u k şehri yıkıma g ö t ü r e c e k d e m i ş l e r . Horalar bahar çiçekleriyle donattılar saçlarını. Yüz gözlü devi öldüren Hermeias. Böyle dedi Zeus. b ü t ü n şehri y a n g ı n a v e r i y o r m u ş . sakladı varını yoğunu insanlardan. Namlı şanlı Hephaistos'u çağırdı hemen: Bir parça toprak al. geceler dert doludur. s o n r a Y u n a n etkileri pekleşince R o m a l ı l a r üç P a r ç a o l d u ğ u n a . beni aldattın diye. evine g ö t ü r m ü ş v e k e n d i çocuklarıyla bir a r a d a b ü y ü t m ü ş . P a r i s . sen de büyülerinle kuşat onu. Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı kapağı. biri­ n i n d o ğ u m a . o n a . bir tilki huyu koy içine". onlar da yaptılar dediğini: Koca Hephaistos. renk renk kumaşlar dokumasını öğret. çünkü b ü t ü n Olymposlular insanların başına bela etmişti onu. sevmeye. kendlnl aldatan o sivri akıllıya. Pandora demek bütün tanrıların armağanı demekti. Gök gözlü Athena süslü kuşağını sarıverdi beline. Kraliçe o n u d o ğ u r m a d a n birkaç gün ö n c e u y k u s u n d a bir d ü ş g ö r m ü ş : K a r n ı n d a n ç ı k a n bir alev T r o y a surlarını sarı­ yor. Zeus gizledi besini insandan. bir dişi ayı gelip bebeği e m z i r m i ş . ü ç ü n c ü ­ sünün ölüme baktığına inanırlardı. Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden. toprak bela doludur. sen de ona el işlerini öğret dedi. u z a k t a n gürleyen Zeus'un oluyordu isteği. O gün bugündür insanların başı dertte. 1 6 ) . P a n d r o s o s . topal tanrı hemen bir kız biçimine soktu toprağı. T r o y a kralı P r i a m o s ' l a karısı H e k a b e ' n i n en küçük oğludur ( T a b . P a r c a c ( P a r k a l a r ) . deniz bela dolu. bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin. gündüzler dert dolu. sivri akıllı kişi. ölümlüleri derde sokarsın demişti. Nur topu Aphrodite. Ama lapetos'un güçlü oğlu Prometheus çaldı Zeus'un ateşini insanlar için. alırsan. Epimetheus unuttu Prometheus'un dediğini: Zeus'tan armağan alma demişti ona Prometheus. A m a öyle o l m a m ı ş . Bedeni güzelim genç kızlara. dağıttı insanlara acıları. Epimetheus'a gönderdi Pandora'yı kılavuz tanrı Hermeias'la. arzularla tutuştur gönlünü. vahşi hayvanlar h a k k ı n d a n gelir diye d ü ş ü n m ü ş . ama bil ki dert açtın kendi başına da: aldığın ateşe karşılık birbela öyle bir bela salacağım ki insanlara. Armağanı aldı ve alınca anladı başına bela aldığını. A t i n a kralı K e k r o p s ' u n ü ç k i z i n d a n biri (Aglauros.. B e ­ bek d o ğ u n c a d a P r i a m o s o n u İda d a ğ ı n a bı­ r a k m a k ü z e r e bir uşağına vermiş. Bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık kapağı açılan dert kutusundan. suyla karıştır dedi. Böyle dedi ve kah kah güldü insanların ve tanrıların babası. yararlılığıyla dikkati çekermiş. İçine insan sesi koy. sürülerine çok İ y i baktığı İ ç i n . o gün bugündür dertlere boğdu insanoğlunu.Zeııs kızınca Prometheua'a. F o r u m ' d a b u l u n a n ü ç heykel (Tria F a t a ) o l a r a k simgelenirlerdi. kaygılardan uzak yaşarlardı. okşamaya doymayacaklar bu \ belayı". sakladı onu narthex kamışının içinde. Tanrıların babası kurunca bu düzeni. Moiralarla bir tutulmuştur. ikincisinin e v l e n m e y e . Ses koydu içine o tanrılar kılavuzu Pandora adını taktı.

Akhilleus'un ölümü Paris efsanesi­ nin son bölümüdür. Hektor'un tam karşıtıdır. ama mutlulukları uzun sürmemiş (Oinone). en yakın arkadaşıdır. Dağda Oinone adlı bir nympha ile sevişmiş. ortaya bir altın elma atma­ sı. tembel ve sorumsuz bir insan olarak gösterilir. Priamos oğlunun alın yazısı bunu gerektiriyordu herhalde. efsane bunu da açıklamaz. Paris her fırsatta kaçmak yolunu bulur (Hektor. Hektor ölmeden Akhilleus'a kendisinin de Apollon'un yardımıyla Pa ris'in elinden Öldürüleceği günün uzak olmdıgını bildirmişti. Evlenmişler. Athena. ama Zeus her nedense kararı bir ölümlünün vermesini yeg görür ve tanrıçaları Hermes'le birlikte İda dağına gönderir. Agabeysi onu ağır sözlerle azarladığı. orada kendini kral Priamos'a tanı­ tır. Mene laos'la kozunu paylaşmak için teke tek sava­ şa kışkırttığı halde. Boyu boslu. Priamos'la Hekabe ölü sandıkları oğullarını se­ vinçle kucaklarlar. Menoitios'un oğlu Patroklos Akhilleus'un can yoldaşı. Bu göreve neden Paris'in seçildiği hiçbir efsane­ de belirtilmez. İkisi de Aktör ve Aigina'nın soyundan olmak­ la akraba sayılırlar (Tab. Patroklos'un ruhu nasıl bir adam öldüre­ rek Peleus'un yanına sığındığını İlyada'da şöyle anlatır (İl. X X I I I . G e n e de yakısıklı. korkak. Bundan sonrası Helene başlığı altında anlatılmıştır. kavga tanrıça Eris'in. Paris boğa ile birlikte şehre gider ve yarışma­ lara katılıp birinci gelir. Ama Akhilleus öldükten hemen sonra da Paris Philoktetes'in bir okuyla kasığından vurulur. bencil. Kadın geImeyince ölür Parthenopaios. Perses Aietes ve büyücü Kirke'nin kardeşidir (Tab 8). Atalante ile Meleagros'un oğlu olduğu söylenir. Bu konuda anlatılan efsane şöyledir: Troya'da yarışmalar düzenlenir. P a t r o k l o s . çağrıl­ madığına kızarak. Hera. Paris efsanesine burada Üç Güzeller masalı karışır. yakışıklı. Pasiphae'nin Minos'la evlenmesi. Üç büyük tanrıça. Pasiphae. Paris Zeus sunağına sığınır ve kız kardeşi bili­ ci Kassandra onun kim olduğunu anlar. 21). Minotauros maddelerine bakınız. Yarışmanın bir pazarlık konusu olduğu ayrıca dikkati çeker: Tanrıçaların üçü de elmaya karşılık Paris'e bir bağışta bulunmaya söz verirler. Hera As­ ya krallığını. Troya savaşı sırasında Paris'in tutum ve davranışı pek parlak değildir. Daidalos. tam o sırada Paris'in at­ tığı bir ok Akha yiğidinin tek silah geçer yeri n e . Peleus'la Thetis'in Olympos'ta kutla­ nan düğününde. Kız oglan kız anlamına gelen parthenos'tan türemiş olan adının kendisine anasının uzun yıllar evlenmediginden verildiği ileri sürülür. İlyada'da zayıf. tanrı Helios'la Perseis'in kızı. Thebai'ye karşı Yediler se­ ferine katılan önderlerden biri. yoksa Helena'nın aşkını her şeyden üstün tuttuğundan mı. Girit kralı Minos'un karısı Pasi phae. Bundan böyle Paris'in aklı fikri tanrıçanın verdiği sözün gerçekleşmesindedir. bu yarışmaların ödülü İda dağında yetiştirilmiş bir boğadır. Paris altın elmayı Aphrodite'ye verir. Can çe­ kişirken Oinone'yi çağırır. Troya sarayında yaşama­ ya başladıktan bir süre sonra Paris Yunanis­ tan'a gitmek üzere gemiler hazırlatır ve mu­ radına ermek için Sparta'ya varır. Aphrodite ise Spartalı Helena'nın aşkını veri­ rim demiş. İda'dan şehre iner. yani topuğuna saplanır. Öyle olur: Akhilleus M e m non'u öldürür ve Troyalıları gene surların içne sığınmaya zorlar. Thebai surları önünde öldürülür. 83 vd. o sırada kendisini kıs­ kanan kardeşleri onu öldürmeye kalkarlar. Aphrodite bu güzellik yarışmasına katılırlar. Helene). çevik bir savaşçı olarak canlandırılır ve birçok Akhalan nasıl alt ettiği anlatılır. üstünde "en güzeline" diye yazılan bu el­ mayı kime vereceğini bilemediği için Zeus'un yargıç olarak Paris'i seçmesi İdalı çobanın hayatını altüst eder. o kadar.): . yiğit bir erkek olarak canlandirilir.koruyucu anlamına gelen Aleksandros adını takmışlar. Kızları Pheidra ve Ariadne de anaları gibi talihsiz aşklara çarpılırlar. Athena sonsuz akıl ve başarı. güzel silahlı. Güneş soylulardan Pasiphae kardeş­ leri ve yeğenleri (Hekate ve Medeia) gibi d o 3a dışı ya da doğa üstü güçlerden faydalanan gizemli bir kişidir. ama arkadaşlık­ ları Patroklos'un Akhilleus'la birlikte Peleus'un sarayında büyümüş olmasından ileri ge­ lir. Girit kralına Poseidon'un bağışladığı boğa ile bir­ leşmesi ve Minotauros'u doğurması hakkında Mlnos. tanrıçalar arasında en güzeli ol­ duğundan mı.

O sırada Patroklos'un ölüsünü almak ve onun taşıdığı Akhilleus'un silahlarına sahip çıkmak için korkunç bir boğuşma başlar. Thetis. Pegasos bırakıp davarlar anası toprağı havalandı gitti ölümsüzlere doğru. X V I . Patroklos onu yola geliı inek için boşuna uğraşır. uzattı dost ellerini. özene bezene büyütmüş. . kaynak anlamına gelen Yunanca "pege" sözcüğünden türemiş sayılan Pegasos pı­ nar ve çeşme başlarında bulunmaktan hoşla nırmış. Agamemnon'un gönderdiği elçileri kabul eder.Birlikti büyümemlş miydik. 94 vd. .. Akhllle us'un ölümsüz atlarından biri. dayanamaz. X V I I I .): Böyle dedi. Opotls'ten beni size Menoitios getirmişti. Pedasos. hadi yaklaş bana. Perseus ve Bellerophontes efsanele rinde önemli bir rol oynar. Bellerophontes). Nestor'un oğlu Antilokhos acı haberi Akhilleus'a getirir. Sonra uzandı boylu boyunca tozun. Medusa'nm kanından dogma ka natlı at..). at çeşmesini meydana getirdiği anlatılır (Medusa. ruh kaçmıştı bir duman gibi yerin altına. Patroklos son nefesini verirken I lektor'a ölümünün yakın olduğunu bildirir. bölümünde sayısız Troyalı öldürür. bunların yapılması için de savaşa bir süre ara veriUr. Akhilleus bir daha anası Thetis'i çağırır. Akhilleus. Akhilleus. Zeus'un sarayında oturur şimdi şimşekle yıldırım taşıyıp onun adına. 153 vd. elleriyle çekip kopardı. Ünlü yiğidin yerine kendisi savaşacakIir. ögütleriyle destek­ ler. Aklıaların çok kötü duruma düştüğünü gö­ rünce. Patroklos'un cenaze töre­ ninden sonradır ki Priamos Akhilleus'tan Hektor'un ölüsünü istemeye gider. savaş meydanında ı )lup bitenlerden haberi yoktur. kirletti güzelim yüzünü. ufaktım. seyis yapmıştı sana. İki eliyle aldı ocağın küllerini. 1 vd. Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Akhalar bütün çabalarına karşın Patroklos'un ölüsünü Troy. döktü başının üstüne.) Akhıl leus Hektor'u öldürmekle Patroklos'un öcü nü almış olur. ruhu Akhilleus'a görünüp gömülmek istediğini. Yiğit öfkeyle savaştan ayrılıp bir daha d ö ­ vüşmek istemeyince. tlyada'nın Patroklos'un yiğitliklerine ayrılm ı ş X V I .. X X I I I . Akhilleus'u kapkara bir yas bulutu kapladı. Perseus. Böyle dedi. ıslık çala çala. AkhiUeus barakasındadır. iki gözüm. yapacağım her dediğini. Gorgoları da doğuran Keto'dur. At sürücüsü Peleus enine almıştı beni. birancık da olsa ağlayalım doya doya. kirletti saçlarını.. onu sevgisiyle. bütün bunları ne söylersin bana? Bilmiş ol. ölüsünü de daha önce Troyalı ların elinden kurtarmıştı. 270 vd. Hesiodos Pega sos'un doğuşunu şöyle anlatır (Theog.\ ayrılmış altın çanakta korunması gerektiğini bildirir. Sthenno. bir kaza çıkmıştı elimden. Pegasos gökte bir burç haline getlrilmiştir. küskün arkada­ şının takındığı yakışıksız tavrı örtmeye çalışır. Ilyada'da Patroklos her an Akhilleus'un ya­ nındadır. Biri Okeanos'un kaynaklarından doğduğu için. AkhiUeus Patroklos'un anısına yarışmalar düzenler.ılılara kaptırırlar.): Buraya ne geldin. sarılalım birbirimize. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını. Euryale ue bahtsız Medusa.. AkhiUeus da dostuna şöyle cevap ve­ rir ( İ l .ama Patroklos bu nunla yetinmez. O sırada yi­ ğidin yası şöyle dile getirilir ( İ l . öfkeye kapılmıştım aşık oynarken. slzin evde.ter. Hephaistos'a yeni silahlar yaptırmak için gitmeşini ister ve dileği yerine gelince savaşa ka­ tılır (Hephalstos. toprağın içine. Pegasos. kemiklerinin arkadaşın. öIdürmüştüm Amphidamas'ın çocuğunu. Ksanthos ve Balios gibi. Bir gün ayağını yere vurarak Helikon dağının eteğinde Hippokrene.. ama hiçbir şey tutamadı eliyle. bu arada Zeus oğlu Sarpedon'un kaderi de Patroklos'un elinden can vermektir (Sarpedon). Akhilleus'tan silahlarını ı .): Phorkys'le birleşen Keto Graialan doğurdu. yapmıştım bu deliliği istemeye istemeye. Sarpedon tara f m d a n öldürülür ( İ l . Adı. Apollon Patroklos'un yaptığı bu kıyı­ ma son verir: Patroklos Hektor'la çarşıpır ve öldürülür.

tanrıların hepsi bu korkunç oyu­ nun farkına varırlar. der. Efsaneye göre tanrılarla haşır neşir olan Tantalos onları denemek için bir şölende on­ lara kesip doğradığı oğlu Pelops'u yiyecek olarak verir. Ama duyar hiç olmazsa yaşadığını senin. Hippodameia ile evlenir ve Theseus'un en yakın dostu olarak yiğidin bü­ tün serüvenlerine katılır (Hippodameia. Tyro tanrı­ dan gebe kaldığını saklamış ve-doğurduğu ikizleri dağa bırakmış. 15). Akhilleus Troya'dan dönmez. 22). yalnız kızını yitirmiş ol­ manın acısıyla dalgın olan Demeter P e lops'un bir omzunu yer. varmıştır uğursuz ihtiyarlığın eşiğine. Pelias. başka kaynaklara göre îkson'dan olan oğlu. 14. Ömrü olaylarla dolu geçmiştir: Telamon'la birlikte üvey kardeşleri Phokos'u öldürdükleri için yurtlarından sürülürler (Aiakos). Pelasgos. Pelopeia.Peirithoos. belayı savacak kimsesi yoktur yanında. Nasıl büyütülüp krallık için kavgaya tutuştukları konusunda efsaneler birbirini tutmaz. Akhilleus Troya sa­ vaşına gittiği zaman Peleus Phthia'daki sara­ yında onu uzun zaman bekler. Telamon'un kardeşi ve Akhilleus'un babasıdır (Tab. ünlü Lapith. tanrı Zeus'un t o ­ runu. Bir efsaneye göre Peleus'un Akhilleus Troya'dayken öldürdüğü Akastos'un oğulları onu tahtından atıp I s t a n . 14. Nereus kızı önce Peleus'la evlenmemek için bin bir kılığa girer. büyümüş­ tür. Aison'un oğlu îason'la da kozunu paylaşamaz ve İason'dan kurtulmak için onu Karadeniz'in Kolkhis ülkesine altın postu almaya gönderir. 486 v d . getir aklına babanı. bilindiği gibi. Neleus'un ikiz kardeşi (Tab. Kral onu suçundan arındırdığı gibi kızı Antigone'yi de ona karı olarak verir. Paris). Peleus Tesalya'ya Phthia kralı Eurytion'un yanına sı­ ğınır. Yunan efsanesinin en ilgi çekici kahra­ manlarından biridir (Tab. Anasının Ege ırmaklarından Ksanthos. Bu kez folkos'ta kral Akastos'un sarayına gider. lason. Bu korkunç işlemden sonra Pelias'ın oğlu Akastos îason'la Medeia'yı lolkos'tan sürer (Argonaut'lar. ama Pelias'ın kardeşi Neleus'u tahttan attığı. Aiakos'un oğlu Peleus. Ama Peleus'un başına bir bela daha gelir: Kalydon avı sırasında kaynatasını istemeyerek öldürür ve gene yollara düşer. D e m e ter'in yediği omuz yerine de fildişinden bir omuz koyar Pelops'a. Peleus. Akdeniz yöresiyle Yunanistan'da oturan en eski soyun adı Pelasgoi. Düğün ya­ pılır. bir süre şarap sunucusu olarak kullanır. Tanrı Poseidon P e lops'a gönül verir. Pelasglardı. Aigisthos). Lapithlerle Kentaurlar sa­ vaşına katılır. orada ölür. sonra gene yeryüzüne gönde­ rir ve kanatlı atlar armağan ederek Oinoma- . Zeus tanrı çocuğun bedenini yeni baştan yaratıp diriltir. Pclops. lason Medeia ile birlikte dönünce. X X I V . pek uğurlu olmadığı hemen meydana çıkar (Akhilleus. arkadaşı olan at adam Kheiron'un yardımıyla onun hakkından gelir. Tryro ile Poseidon'un oğlu. 15). göreceğim onu. Pelias. büyücü prenses Pelias'ın kızlarını babalarını sözde gençleştirmek amacıyla kesip bir kazana at­ maya kandırır. Akastos). llyada'ya göre Dia'nın Zeus'tan olan. Bilmeden babasıyla yatar ve Aigisthos'u d o ­ ğurur. Oysa. ama orada da kralın karısıyla başı derde girer (Akastos). Thyestes'in kızı (Tab. 21). Theseus). onun Yunanistan'a göçmesi uygarlığın Yunan yarımadasına Anadolu'dan geldiğini kanıtlayan bir belirtidir. ama Peleus. Belki çevresinde bugün komşuları üzer onu. oğlum dönecek Troya'dan.j köy adasına sürerler. Ölümlü babası Kretheus olduğu için Pelias. Tantalos'un oğlu. onun da göçüp Pylos'a yerleştiği anlatılır (Neleus). Şimdi olmalı o da benim yaşımda. Tanrısal Akhilleus. Karısı ölünce tanrılar onu Thetis'e koca ol­ mak için seçerler. Hektor'un ölüsünü ellerinden alabilmek için babasının anısını getirir gözlerinin önüne (İl. ) . ihtiyar Priamos da Akhilleus'u yumuşatmak. böylece Pelopsogullarının zincirleme suç ve ilenme sürecine karışır (Atreus. Pelops babası Tantalos gibi Anadolu'da doğmuş. Sonradan Atreus'a karı olur. Zeus'la Niobe'den doğmuş olduğu söyle­ nilen Pelasgos da bu soyun atası olarak gös­ terilir (Niobe 2). ya da Paktolos'un kızı olduğu ileri sürülür. İason'un babasıj Aison'un üvey kardeşidir (Aison).

kanardı bu sözlere taşkın yürekleri. gün gelirde. daha doğrusu Odysseus'un mal mülk dolu. çaresiz varacağım içinizden birine. lalar). Homeros destanlarında adı P e nelopeia diye geçen İkarios'un kızı. ama Telemakhos daha kundakta bebekken babaası Troya savaşına gitmek zorunda kabr. Pelops'un Hippodameia'dan olan oğulları­ nın tanrı lanetine uğramış olmalan Pelops'un kendisine yardım etmiş olan arabacı Myrtilos'u denize atıp öldürmekle işlediği suçtan İleri geldiği söylenir (Myrtilos). onu gerip ok atmayı kim başarırsa ona varacağı karar ını Odysseus'a . Odysseus Tyndareos'un kızı Helene'ye ta­ lip olacakken. yıllar yılı gündüz dokuyup gece söktüğü bez de dillere destan olmuştur. köylerden şehirle­ re kadar her yerin Penates tanrıları olmuştur. evinden etmek istemez.karşı yarışa girişmeyi buyurur. sürüleriyle zengin krallığını ele geçirmektir amaçları. Oysa ben. daha derin bir çığır açtığını açığa vurmaktadır. ama ne olur. 181 vd. Penelo peia da ikide bir taliplerin karşısına çıkar. kocaman bir tezgâh kurmuştum odamda. Bu mutlu çiftin Telemakhos diye bir çocukları olur. Odysseus'a sadık kalması o n u evlilikte vefa ve sevginin simgesi haline sokmuştur. arşın arşın bez dokuyordum habire. taliplere de şöyle laf ediyordum arada bir: "Delikanlılar. bitsin bu dokuma. Olympos oyunlarını kurar ve Yunanistan'da bu yoldan büyük bir çığır açar. bağırdılar. Penelopeia'nın bu kadar yıl sonra bir koca seçmesini ister talipler. Odysseus'urı karısı Penelope Yunan mythos'unun en ünlü kişilerindendir. Gündüzlerl ağlaya ağlaya tüketir kendini. Böyle derdim. Bunu kaynanası Antikleia'nın ağzından duyarız (Od. Her evde Vesta ve Lares tanırılarıyla birlikte Penatlara da tapıldıgı gibi. kült­ leri kamu alanına yayılmış. İthake sarayına dilen ci kılığında gelen Odysseus'a Penelope şöyle anlatır bu işi (Od. geldiler yakaladılar beni. Onun adı kadar.). 137 vd. komşu ülkelerin ileri gelenleri hep kocasız kalan güzel kadını almak isterler. Bilindiği gibi Elis kralı Oinomaos kızı Hippodameia'yı ancak kendisini araba yarışında yenecek ola­ na vermeye ant içmişti. Pemphredo. adanın. Üstelik de saray sahipsiz kaldığı. nesi yoksa hepsini sömürüp tüket­ mektedirler. Penelopeia'nın çilesi o zaman başlar. Penelope. bunun gerçekleşmesi için de babasına çeyiziyle bir­ likte geri verilmesini. ölüm onu yere sererse upuzun. Akhalı kadınlar ne der sonra bana". Pelops Oinomaos'u yener ve Hippodameia ile evlenir (Oinomaos Hlppodameia). babasının da uygun gö­ receği bir kocayı kızına seçmesini. O bir yandan talipleri oyaladığı gibi. boşa gitmesi