ONSOZ

MYTHOS VE MYTH0L0G1A İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz m ü , hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos'a tarih değeri olmayan güvenil­ mez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydur­ m a , boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı ar­ mağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Ozanın sözünü tanımlayan epos böylece şiir, destan, ezgi anlamına gel­ miş ve o gün bugün epik ve e p o p e diye Batılı dillerin hepsinde yerini almıştır. Mythos'la epos arasında ilkinden bir yakınlık vardır, mythos söylenen sözün, anlatılan öykünün içeriği ise, epos da o n u n doğal olarak aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçimidir. Epos ne kadar güzelse, mythos o kadar etkili olur, epos'la mythos'un bu başarılı evlenmesidir ki, ilkçağdan kalma efsanelerin ürün vere ve­ re günümüze dek yaşamasını ve mythos kavramının çağlar ve uluslararası bir ni­ telik kazanarak ölmezliğe kavuşmasını sağlamıştır. Ama bir de logos vardı. O n u n sözcüğünü başta Herakleitos olmak üzere lonya düşünürleri eski deyimiyle "physiologoi", yani doğa bilginleri yapmıştır. O n ­ lara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve d o ­ ğanın da logos'u vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve her şeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos'u bulmak, sırlarını göz ö n ü n e sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl ödevidir. Logos kavramıyla açılan bu çığır dosdoğru bilime varmış, öyle ki logos-logia bugün herhangi bir araştırma dalında bilgini ve bilimi dile getirmek için kullanılan birer ek olmuştur. Mythos'la epos uyumlu bir bütün içinde birleştikleri halde, onlarla logos ara­ sında ilkinden ve gün geçtikçe kesinleşen bir karşıtlık baş göstermiştir. Birbirine zıt iki akım almış yürümüştür. Ege kıyılarında filiz veren destanlar, övgüler, ezgi­ lerin yanında, gene tonya'da doğup gelişen bilim kolları: Fizik Tiatematik, yer ve gök bilimi, tarih ve coğrafya. Bilginler mythos'un uydurduğu epos'un dile ge­ tirdiği tanrı masallarını hor görür, yerdikçe yerer, evreni ve insanı anlatmakta bu türün yalancı ve zararlı yollara saptığını ileri sürer dururlar. Ne var ki evren tanımını dile getirmek için bu bilginlerin çoğu da epos biçimine, yani destana özgü heksametron ölçüsüne başvurmaktan alamazlar kendilerini. Yalnız Herakleitos düzyazıyla dile getirir düşüncesini.

Platon'un tutumu daha da ibret vericidir. Homeros'u tanrılar üstüne yalanlar uydurdu, topluma zararlı efsaneler düzdü-diye suçlamakla başımızı şişiren bu fi­ lozof "Devlet", ya da "Gorgias" gibi en önemli dialoglannın sonunda gerçeğin gerçeğini, tanrılar katındaki hakikati gözümüzün ö n ü n e sermek, fiziküstü kanıt­ larla tanımlamak istedi m i , bir mythos uydurur. Ne yapsın ki mythos'tan ayrı düşünemez, düşüncesi mythos kalıbına kendiliğinden girer. Mythos Yunan dü­ şüncesiyle özdeştir denebilir h e m yalnız Yunan m ı , insan düşüncesi ve o n u n ürettiği dille özdeş olsa gerek ki, H o m e r o s ' t a n bugüne dünya sanatçıları mythos'u kendilerine tükenmez bir esin kaynağı olarak almışlardır. Ama "mythologia" sözcüğünde mythos'la logos'un, karşıt bu iki kavramın birleştiğini görmüyor muyuz? Mythologia efsaneler bilimi anlamına gelmez mi? H e m gelir, h e m de gelmez. Erken ilkçağda "mythologein" diye bir f i i l vardır, masal anlatmak demektir, sözlü gelenekle dilden dile aktarılan efsanelerin ozanlarca sürdürülmesini de belirtir. Mythologia kavramı da aynı anlama gelir. H e m masal ve efsanelerin toplandığı kitap için, h e m de ilkçağın sonlarında "mythographos", yani mythos yazarı denilen derleyicilerin yaptığı iş için kullanılır. Ama mythologia bugün taşıdığı geniş ve kapsayıcı anlama gelmemiştir ilkçağın hiçbir d ö n e m i n d e . Mythos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane, mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mythologia ilkçağın din kitabı olmak gerek, oysa değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Ç ü n ­ kü bu efsaneler İnanç - tek tanrılı dinlerde söz konusu edilen inanç - düzeyine yükselmemiştir. Sözlü ya da yazılı yazın ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mythos'lar ne kadar ozan, yazar, sa­ natçı varsa, o kadar biçim almış, bu nedenle hiçbir zaman belli bir dinin tek kita­ bı halinde toplanamamıştır. Böyle bir çeşitlilik, böylesine öğreti ve yöntem yok­ luğu, bu tür başıboşluk, özgürlük ve özerklik başka hiçbir din ve efsanelerinde görülmemiştir. İlkçağ mythos'u layiktir, din adamının değil, sanatçının uğraşıdır, o n u n anlamı, yön ve biçimi din alanında verilmez, sanat alanında verilir. Asıl ya­ ratıcısı da sözdür ve söz ustasıdır. Mythos, epos, giderek logos bile birleşmişler­ dir o n u n doğup gelişmesine. Gerçekle ilişkisi olup olmadığına gelince, mythos'un gerçeğini sözün dışında aramak boşunadır. Asıl gerçek insan sözü­ nün içinde, özünde, şiirindedir. Bunu anladığı içindir ki, ilkçağ insanı sözle birbi­ rinden renkli, büyüleyici ve inandırıcı yapıtlar yaratabilmiş ve sözün bir kitap içinde donmasını önleyerek, çağdan çağa, insan kanı gibi sıcak sıcak akmasını, böylece canlılığını sonsuzluğa dek aktarmasını sağlamıştır.

MYTHOS

YARATICILARI

H e r o d o t der ki, tanrı soylarını sayıp döken, tanrılara adlarını veren, niteliklerini tanımlayan ve efsanelerini anlatan, Homeros'la Hesiodos'tur. Yani çok tanrılı ilkçağ dininin yaratıcıları, peygamberleridir onlar demeye getirir. Ne var ki bu yaratıcılığın neye yarayacağını bilmez, bilemez H e r o d o t . Yunan mythos'unun yazına vurulması, evet, H o m e r o s ve Hesiodos'la başlar, a m a orada kalmaz, H o meros'la Hesiodos'un yarattıkları tanrı soylarına ve efsanelerine - ki bu konuda ilk iki yaratıcının bile söyledikleri birbirini tutmaz - ekler, katkılar yapılır, yazın türleri çoğaldıkça mythoslar da yeni anlatımlar ve yorumlarla zenginleşir. Des­ t a n çağını îonya'da d a , Yunanistan'da da "melos" denilen lirik şiir türleri izler,

çalgı eşliğiyle Irk klflnln, ya da bir koronun söylediği bu ezgilerde de mythos önemli bir yer hıl<ır, "hymnos" denilen övgülerde başlıca konudur. Hele traged­ ya ile mythos yeniden doğar, tragedya yazarlarının elinde bir daha yitiremeyecegi bir öz ve anlamla yüklenir: İnsanlık dramının aynası, simgesi oluverir. K o ­ nusunu gerçek olaylardan alan bir iki tragedya dışında - ki bunlar da büyük t e p ­ kiyle karşılanmış ve tutunamamıştır - tragedyanın tek kaynağı mythos'tur. D e s ­ t a n d a n tragedyaya tür ve görüş ayrılığının gerektirdiği büyük bir farklılık vardır. Destanda başrolü oynayan tanrılar arka plana itilir, yeni tanrılar, yeni kahra­ manlar ön plana alınıp tragedya yazarının seyircilerine yaşatmak istediği dra­ mın gereklerine göre aydınlanır. D r a m insan dramıdır a m a İpleri gene de tanrı­ ların elindedir, onları destanda olduğu gibi bir dağın tepesinden savaşı yönetir ya da bir insanın ölüm kalımını tartıya vurur görmeyiz, a m a ç ve eylemleri saklı kalır, anlaşılmadığı oranda da korkuçtur; tragedya tanrıları, bilerek ya da bilme­ yerek işlediği bir suç için insanı yıkıma götüren amansız yazgıyı, lanete uğramış bütün bir soyun zincirleme suç ve cezasını simgeler. Tragedyanın bu açıdan aydınlattığı mythos böylece alabildiğine zenginleşir, a m a iş bununla da bitmez: Bin bir kent devletine ayrılmış olan Yunanistan'ın her bölgesi yerli mythos'unu yaratmak ve yaşatmak hevesindedir. Koruyucu olarak seçtiği bir tanrı üstüne kendi bölgesiyle İlgili efsaneler uydurmakta ya da olan efsaneleri kendi din ve devlet politikasına göre yorumlayıp değiştirmekte­ dir. Efsane çemberleri böylece genişledikçe genişler: Troya savaşı çemberine Atina, Thebai, Korinthos çemberleri katılır, Odysseus'un serüvenleri destanına Argonaut'lar destanı eklenir, Dor ırklı boylar lon mythos'unun kişileriyle boy öl­ çüşecek bir destan kahramanı yaratıp bütün efsanelerini Herakles diye bir yarı tanrının çevresinde toplarlar. Mythos böylece İçinden çıkılmaz girift ve karmaşık bir toplam oluverir. Bu çokluğu aydınlığa kavuşturmak için gerçekten bir mythos bilimine gerek vardır: O sırada, yani Yunan'ın klasik denilen parlak çağı sona erip de yaratıcılığı azaldığı, sanat gücünün tükenmeye yüz tuttuğu Hellenistik denilen d ö n e m d e efsaneleri toplama ve derleme işine girişilir. İskenderiye ve Bergama kitaplıklarının kurulup çalışmaya açıldığı elyazmalarının alabildiğine çoğaltılıp eleştirildiği dönemdir. Bu d ö n e m d e türeyen mythos yazarları bir yan­ dan başta H o m e r o s olmak üzere büyük yazın yapıtlarını şerhler, notlar ve açık­ lamalarla kopya etmeye, bir yandan da efsaneler toplayıp kitaplar yazmaya ko­ yulurlar. Bunların efsane derlemeleri bizim için önemli bir kaynaktır. R o m a im­ paratorluğu döneminde de efsane düzme süreci canlıdır. R o m a , Yunan mythos'undan esinlenerek kendi din ve mitolojisini kurmak hevesine kapılır. Yunan tanrılarını kendi yerli tanrılarıyla bir tutarak adlarını değiştirir, efsanele­ rin kimini benimser, kimini atar, kimini yerli efsaneleriyle karşıtım. Ta ilkçağın sonuna kadar bu böyle gider. Yunan-Roma mitolojisi dediğimiz bütün bu kay­ naklardan ve daha sayamadığımız başkalarından alınmış, toplanmış, özetlenmiş efsane, masal ve öykülerin toplamıdır.

AKDENİZ MİTOLOJİSİ Şimdi sorarım size: Mitoloji diye bir kitap yazmaya girişince bu bin bir kaynak arasından hangisini seçip de anlatsın çağdaş bir yazar? Kaldı ki mitoloji deyince başta Yunan-Roma mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Bu anlayış da hatalıdır.

Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır, onu Yunanistan ve R o ma'ya mal etmemiz, bu efsanelerin Yunanistan ve R o m a uyruklu yazarların ka­ lemiyle Yunanca ve Latince olarak yazılmış olmasından ileri gelir. Oysa bu efsa­ nelerin çıkış yeri ne Yunanistandır, ne de İtalya, Anadolu'dur, Girit'tir, Mezopo­ tamya'dır, Fenike, Mısır'dır, ya da bütün bu yerlerdeki sözlü geleneklerin karışı­ mından ortaya çıkmış bir bütündür. Yunanlı ya da Romalı kaynak yazarlar a n ­ lattıkları efsanenin asıl kaynağını araştırmazlar, onu bilseler bile kimi zaman si­ yasal amaçlar güderek saklarlar, bile bile değiştirirler. H e m ozanlar ve yazarlar özgür müdürler? Kimin için yazdıkları, kime hizmet ettikleri belli olur. En büyük iki destan yazarı buna örnektir: H o m e r o s lonya'lıdır, gönlü Troya'dan yanadır, a m a efendileri Troya savaşını kazanmış, Anadolu'nun kilit noktası olan Dardanos kalesini yıkmış Akhalardır, onları kahraman göstermek zorundadır, oysa asıl insan-kahraman Hektor'dur Ilyada'da. Vergilius ise Augustus çağının kültür politikasına hizmet etmekle görevlidir, Roma'ya bir kahramanlık geçmişi yarat­ mak amacıyla yazar Aeneis destanını ve H o m e r o s ' u n t a m tersine asıl gücü kuv­ veti Troyalılarda göstermeye çalışır. Bu açı ve erek farkları mythos anlatımında da farklılıklara yol açar. İkinci bir güçlük mythos anlayışında gün geçtikçe artan değişik görüşlerdir. S o n yıllara dek "Yunan mucizesi" diye bir balon uçup dururdu. Batı dünyası in­ san değerlerinin dile geldiği ve büyük sanat yapıtlarıyla ölümsüzlük kazandığı tek kaynağın Yunan-Roma uygarlığı ve kültürü olduğuna inanırdı. Bu dar görüş­ lü açıdan bakılınca Yunan mucizesini yaratan asıl kaynak ve etkenlerin ne oldu­ ğu araştırılmaz, görmezlikten gelinir, bu inancı sarsacak bir bulut ortaya çıktı m ı , bile bile ve bilimselliğe aykırı bir tek yönlülükle tartışmaya, giderek kavgaya girişilirdi. Troya'nın Çanakkale yöresinde olmadığını, Schliemann-DörpfeldBlegen üçlüsünün gün ışığına çıkardıkları koca uygarlık merkezinin H o m e r o s ' u n llyada'sıyla bir ilişkisi bulunmadığını ileri sürmekte direnen sözüm ona bilginler bugün bile ortalıkta dolaşır ve kör görüşlerini kitaplara aktarmak yolunu bulur­ lar. Arkeolojinin son buluşları tarihle ilgili bilim kollarını göz kamaştırıcı bir ışıkla aydınlatmaktadır ama Anadolu arkeolojisi daha yenidir, Hititlere ancak son o n , on beş yıl içinde yazılmış kitaplarda yer verilir, yüzyılımızın başlangıcında yayım­ lanmış bir mitoljide bakarsınız ki Ana Tanrıça Kybele'ye ancak yarım sütunluk bir yer ayrılmıştır. Apollon ya da Artemis'i Türkiye'nin Ege bölgesinde toprak­ t a n çıkarılan anıtların ışığında yorumlamak, değerlendirmek daha hiçbir derli toplu mitoloji kitabına erek ve görev olmamıştır. Kısacası ilkçağın yazılı kaynak­ larıyla günümüzün buluşlarını bir araya getirerek çok yönlü bir görüşle toplama­ ya daha pek az bilgin girişmektedir. Bu yolda Halikarnas Balıkçısı çığır açıcı, yol göstericidir, yani Yunan'ı, Türk'ü olmayan, uluslararası tek bilimsel gerçeği ara­ maya koyulan gerçek bir bilgindir. O n u n açtığı yoldan gitmekle birlikte eski ya­ zın kaynaklarına da hakkını vermek "Mitoloji Sözlüğü" adıyla okuyucuya sundu­ ğumuz bu kitabın tek amacıdır. H e m e n söyleyelim ki bu kitap bir denemedir, eksiklerini, yetersizliklerini bile bile yayımlamaya giriştiğimiz bir d e n e m e . Yukarda sözünü ettiğimiz sorunları bir dereceye kadar çözümleyebilmek için bu "Mitoloji Sözlügü"nü h e m bir sözlük, h e m de bir antoloji olarak düzenlemek yolunu seçtik. Efsanelik kişilerden kim söz ediyorsa H o m e r o s mu, Hesiodos m u , tragedya yazarları mı, onların anlatımını elden geldiği kadar kendi metinle­ rinden vermeyi denedik. Burada Türkiye'de Türkçe olarak bulunan kaynakların H

çokluğu bizi sevindirdi Tercüme Bürosunun açtığı çığır ve M i l l i Egitim Bakanlığı nın yayımladığı İ l k klasikleri çevirilerinden bu yana çok çalışılmış v e ; YunanLatin yazınının ana yapıtları bugün okunur bir dille kazandırılmış bulunmakta­ dır. D a h a öteye gidilmiş, mitolojik öyküler ve kişiler Batı yazınına olduğu gibi bi­ zim de şiirimize konu olmuştur. Bizden önce Türkçe mitolojiler de yayımlanmış­ tır. Elimize geçenleri çalışmamıza ortak ettik. Bu çapta bir mitoloji sözlüğü bir tek kişinin yapacağı iş değildi. Batı kaynaklı bir tek mitoloji kitabını çevirmektense, kendi olanaklarımızla, kendi yazılı kaynaklarımızdan faydalanarak özgün bir d e n e m e yapmayı yeg gördük. Hangi kaynaklardan nasıl faydalandığımızı, bu kitabı nasıl hazırlayıp hangi yöntemlere göre dizdiğimizi kitabın sonuna eklediği­ miz Sonsöz'de belirtmekteyiz. Okuyucu bu bölümde, sözlüğü nasıl kullanacağını da bulabilecektir. Sözün kısası ben burada tek başıma değil, yapıtları ve çalışmaları elime ge­ çen birçok yazarlarla birlikte ortaya çıkmak istedim. Bu kaynakları bulmada ve değerlendirmede ister istemez kişisel eğilimlerime göre bir seçme yaptım. Oku­ yucu bunu bana bağışlasın ve eleştirilerini, yergilerini, önerilerini benden esirge­ mesin. Çabamın tek ödülü bu olabilir. Borcum büyüktür: En başta h o c a m Prof. D r . Georg Rohde'yi anmak isterim. Mythos ve mythologia'nm ne olduğunu, böyle bir çalışmanın bilimsel yollardan nasıl sürdürüleceğini de göstermiştir. Bu kitaptaki "Kybele" maddesini o n u n 1937'deki Türk Tarih Kongresinde verdiği tebliğe borçluyum. Ama asıl esin kaynağım sevgili ustam ve dostum Halikarnas Balıkçısı'dır. Yurdumuzun eşsiz değerlerine saygıyı ve sevgiyi o aşıladı bana. Çok borçlu olduğum bir kişi d e , birlikte çevirdiğimiz llyada ve Odysseia'yı güzelim şiir diliyle Türkçeye kazandı­ ran arkadaşım A. Kadir'dir. Bu kitap Homeros'la doludur, nasıl olmasın ki Batı uygarlığının ilk ve en büyük ozanı yurttaşımız H o m e r o s burcu burucu Anadolu kokar. Azra Erhat İstanbul, 1972

A
Abas. (1) İlyada'da adı geçen Abant'lar bo­ yuna adını veren kahraman. Poseidon ile su perisi Arethusa'nun oğlu. (2) Aigyptos oğullan amcaları Danaos'un kızlarıyla zorla evlenince, gerdeğe girdikleri gece kanları tarafından öldürülürler. Yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirger, ikisi­ nin birleşmesinden Abas adlı bir erkek çocuk doğar (Tab. 10). Abas Argos'ta kral olur, ev­ lenerek Akrisios'la Proitos'u meydana getirir. Akrisios'tan D a n a e , Danae'den Perseus do­ ğar. Acca Larentia. (1) Roma'nın kuruluş efsanesi'nde sözü geçen çoban Faustulus'un karı­ sı. Kocasının dağda bulduğu Romulus ve Remus bebeklerini benimser ve kendi on iki ço­ cuğuyla birlikte büyütür (Romulus). (2) Roma'nın kuruluş dönemlerinde güzelli­ ğiyle ün salmış bir kız. Bir bayram günü Her­ cules tapınağında tanrı ile tapınak bekçisi bahse girişirler, zar oyununda kim kazana-' caksa "ötekine bir ziyafet çekecek ve bu güzel kızla yatmasını sağlayacaktır. Oyunu Hercu­ les kazanır ve Acca ile sevişir. K ı z sonraları zengin bir Etrüsk'le evlenir ve yaşlı kocası ölünce bütün varlığını Roma halkına bağışlar. Admete. Bir Samos (Sisam) efsanesine gö­ re, Perseus soyundan olan Admete Argos'ta tanrıça Hera tapınağının rahibesiymiş. E l l i sekiz yıl bu tapınağa hizmet ettikten sonra, babası Eurystheus ölünce Argos'tan kaçmak zorunda kalmış. Tanrıçanın heykelini yanına alarak Sisam adasına sığınmış. Bir süre sonra Argos'luların parayla tuttukları korsanlar H e ra heykelini kaçırmaya kalkışmışlar, ama ge­ miye bindirilen heykel yelkenlerin açılmasına engel olmuş, tanrıça böylelikle Samos'ta kal­ mak istediğini belli etmiş. Samos Hera'sı diye anılan ünlü bir heykel İlkçağ arkaik sanatının en önemli yapıtlanndan sayılır. Sisamlılar Hera ve Admete adına yılda bir bayram ya­ parlardı. Admetos. Pherai (bugün Elestino) şehrinin kralı. Delikanlı olarak Kalydon avına ve Ar-

gonaut'lar seferine katılmış. Kyklop'ları öl­ dürdü diye bir yıl Olympos'tan sürülen Apollon'u sığırtmaç olarak kullanmış (Apotlon, Kyklop'lar). Pelias'ın kızı Alkestis'e gönül ve­ ren Admetos onu elde etmek için arabasına bir aslan; bir de yaban domuzu koşmak zo­ runda kalınca Apollon tanrı o n a yardım et­ miş ve Admetos Alkestis'i almış, ne var ki dü­ ğün günü Artemis'e kurban kesmeyi unuttu­ ğu için, tanrıça gerdeğini yılanlarla doldur­ muş. Apollon Admetos'u bu beladan kurtar­ mış, bununla da kalmayıp Admetos'un kade­ rini de değiştirmeyi başarmış: Kader Admetos'un ölümü için saptadığı gün Pherai kralı yerine ölecek başka birini bulursa ertelemeye razı olmuş. Ama o gün gelince Admetos yeri­ ni alacak kimseyi bulamamış: Ne anası, ne babası, ne uşağı, kimse ölmek istememiş, yal­ nız genç karısı Alkestis kendisini feda etmiş. Alkestis Hades'e indikten sonra Herakles ta­ rafından kurtarılır (Herakles). D e l i Dumrul e f sanesine de konu olan bu motifi Euripides "Alkestis" adlı tragedyasında işlemiştir (Alkestis). Adonis. Köken ve kaynakları güney Akde­ niz çevresine uzanan tipik bir Anadolu efsa­ nesi. Kybele-Attis mythos'unun bir başka an­ latımını veren Adonis efsanesi bir toprak-bereket öyküsüdür. Birçok şiir ve masal yazarla­ rının özene bezene işledikleri bu öykü şöyle özetlenebilir: Suriye kralı Theias, ya da Kıbrıs kralı Kinyras'ın Myrrha ya da Smyma adında bir kızı varmış, tanrıça Aphrodite'in lanetine uğra­ yan bu kız babasına tutulmuş, onunla seviş­ mek istemiş. Dadısının kurduğu bir düzenle babasının yatağına girmiş ve on iki gece onunla sevişmiş, son gecesi de gebe kalmış. O gece babası, yanında yatan kadının kendi kızı olduğunu anlamış ve bu korkunç günahı temizlemek için, kılıcıyla kızının üstüne yürü­ yüp onu öldürmek istemiş. Ama tanrılar Myrrha'ya acımışlar ve onu babasının elinden kurtarmak için bir mersin ağacına çevirmiş­ ler. On ay kadar sonra ağacın kabuğu çatla­ mış, gövdesinden dünya güzeli bir bebek çık­ mış. Çocuğun güzelliğine vurulan Aphrodite onu büyütsün diye yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Ama Persephone de çocuğa

sepetlere tohum dikerler. öte yandan da adam öl­ dürdüğü için Kalydon'dan sürülen Tydeus. Bülbül). saçlarını ke­ sip köle kılığına sokar ve kız kardeşine kim olduğunu bildirirse. Bu arada Oidipus oğullarından Eteokles. Karı koca birbirleriyle yarışmaya girişir­ ler. Gerçekten de öyle olur. 518) anlatıldığı­ na göre. dört ayını da Aphrodite'nin yanında geçireceğine. Tanrıçalar arasında ko­ pan kavgaya yargıçlık eden Zeus. Argos kralı (Tab. (2) Miletos efsanesi şöyledir: Aedon Milet'li Pandareos'un kızı ve Polytekhnos adlı sanat­ çının karışıdır. Zethos'un kardeşi Amphion Niobe ile evlenip çok çocuğu oldu­ ğu halde. Sonra. Tammuz-Adonis efsanesiyle Hitit bereket tanrısı Telepinu efsanesi arasında ilişki ve benzerlik göze çarpmaktadır (Kinyas). Bir aile kavgası yüzünden yurdunu bırakıp. onu Aphrodite'ye bir daha geri ver­ meye yaraşmamış. Adonis bahçeleri denilen bu çiçeklerin karşısında ka­ dınlar yas tutar ve "O ton Odonin" (Vah Adonis!) çığlıklarıyle dövünürlerdi. Kocasıyla birlikte Kolophon' da mutlu günler yaşarlar. Adrastos kızlarından birini Polyneikes'e. Aedon kız kardeşinin bir gün çeşme başında dert yandığını duyunca. kardeşi Polyneikes'i Thebai'den sürünce. onu tanır. tanrıçanın güzel delikanlıya olan aşkını kıskanan öbür tanrılar (Ares ya da Artemis) Adonis'in üstü­ ne bir yaban domuzu salmışlar. kocası da gider Efes'ten onun kız kardeşi Khelidon'u (Yun. İtys'i öldürüp pişirirler ve babasına yedirirler. baharla birlikte yeryüzüne dönen ve aşk cümbüşü içinde fışkırıp gelişen bitkisel varlığı simgeleyen Adonis'e Suriye'de özellikle kadınlar tapınırlardi: Yılda bir bahar bayramları yaparlar. Ama mutlulukları başlarına vurur. Yarışmayı Aedon kazanır. gurura kapılırlar-. Aedon ku­ maş dokumakta. Adonis efsanesi Sümer ve Hitit kaynakla­ rından gelmedir. dedesi Sikyon kralı Polybos'un yanı­ na sığınmak zorunda kalır. Aedon'la Zethos'un yalnız bir ç o ­ cukları olur: Itylos. Bir süre sonra da onun vârisi olarak tahta çıkar. saksıla­ ra. bir yandan Polyneikes. onu öldüreceğini söyleye­ rek Aedon'a verir. sıyrığından akan bir damla kan tanrıçanın çiçeği olan beyaz gülü kırmızıya boyamış. ama babasını öldüren Amphiarâos'la görünüşte banşarak. Kırlangıç) alır.tutulmuş. İtys adında bir oğul­ ları olur. Toprağı sulayan kanından Manisa lalesi denilen bahar çiçekleri bitmiş. öbürüne bir hizmetçi bulup getirecektir. Zeus ile Hera'dan daha mutlu bir çift olmakla övündükleri için. Falcı ve bilici olan Amphiaraos bu savaşta bütün önderle­ rin öleceğini. Efsanesi Thebai'ye karşı Yediler seferiy­ le ilgilidir. büyük yenilgiden sonra. Zeus . Aedon. kız kardeşi Eriphyle'yi ona verir ve Argos krallığına döner (Amphiaraos. Odysseia'da ( X I X . Adrastos ölümsüz atına bi­ nerek Argos'a kaçar. ne var ki yanılır. Tanrılar Aedon'a acıyıp onu bir bülbü­ le dönüştürürler. Hera ceza olarak kavga tanrıçası Eris'i sokar arala­ rına. K i m daha çabuk bitirecekse. Adonis sekiz ay Aphrodite'nin yanında kalmayı seçince. İki kız kardeş öç almaya karar ve­ rirler. Adonis'in yılın dört ayını Persephone'nin. Kışın yeraltında saklanan. (1) İlkçağ yazarlarını çok etkileyen bu efsaneye ilkin Homeros'ta rastlanır. 23). Eriphylej. Talos'un oğlu. yolda onu kirletir. karanlıkta Niobe'nin oğlunu değil de kendi çocuğunu öl­ dürür. öte yandan sevgilisinin yardımına koşan Aphrodite'nin ayağına diken batmış. kasığından yaralanan Adonis'de kanaya kanaya can ver­ miş. Adonis İbranîce "efendi" anlamına gelen Tammuz (Türkçe Temmuz) adının yunancalaştırılmış karşılığıdır. Aedon eltisini kıskanır ve bir gece en büyük oğlunu uykusunda öldür­ meye kalkışır. böylece hızla büyüyen bu bit­ kiler kısa zamanda solup ölürlerdi. geri ka­ lan zamanda da istediği yerde yaşayabileceği­ ne karar vermiş. ölen önderlerin oğullarıyla Thebai'ye karşı Epikon'lar seferi­ ne katılır ve bu kez zaferi kazanır. Polytekhnos araba yapmakta. Polytekhnos işin farkına varınca çılgı­ na döner. (Yun. Aedon Pandareos'un kızı ve Thebaili Zethos'un karışıdır. Argos'a sığınırlar. onları sıcak su­ larla sularlardı. öbürü Deipyle'yi de Tydeus'a verir ve Polyneikes'le birlikte Thebai'ye karşı Yediler seferine önayak olur. Adrastos. ama savaş­ ta yitirdiği ogulunun yasına dayanamayıp ölür. bir Adrastos'un sağ kalacağını öngörmüştü. iki kız kardeşi öldürmek ister.

bu kurultayda da başlıca kural danışmadır.). 15). başka bir efsane koluna göre Agamemnon'un ilk atası Tantalos'tu. Varlığının gün geçtikçe eksildi­ ğini gören kral Girit'ten ünlü mimar Daidalos'u çağırmış. yedinci günü emeklerinin karşılığını alacaklarını bildirmiş. Alsın fildişi çalgısını. Homeros onun asasının. Para hırsına kapılan iki mimar da hazine odasını. hazineden bir şeyler araklarlarmış. hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. altın saçlı t a n r ı Duyup bu acı yankıları. öbürünü kırlangıç haline sokar. tan­ rıdan ücretlerini istemişler. (3) Atina efsanesi: Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles'in yitik "Tereus" traged yasında anlatıldığı gibi. krallar kralı Agamemnon'un kişi­ liğinde de krallığın hem erdemlerim. eşsiz bir tiptir. tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon. Adı Kasırga anla­ mına gelir (Harpyalar). hem güçlü bir savaşçı" olarak tanıtır. Agamemnon Yunan mythos'unda tektir. Aello. Trophonios Agamedes'in kafasını keserek kaçmış. Aerope. A p o l l o n . Philomela'yı kırlangıç (baş­ ka bir anlatıma göre adı güzel sesli anlamına gelen Philomela bülbül olur). Agamemnon. Buyruğuna tek sınır. Agamedes ile Trophonios Delphoi tapınağını bitirince. krallık normal yoldan Pelops'tan Atreus'a. İki kız kardeş İtys'i ke­ sip babasına yedirmekle öç alırlar. Apollon da altı gün yiyip içip eğlenmelerini. uyan. ondan üstün bir güç bulunduğunu gös­ terdiği gibi. Bir tuzak kurmuşlar ve iki hır­ sızı tam yakalayacakken. Tanrılar Prokne'yi bülbül. Kızıl boynundan su gibi aksın Oğlumuzun adını inleyen sesin. 100 vd. savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon'u "hem iyi bir kral. soyunu Pelops'a kadar götü­ rür. T a n n onlara en büyük ödül diye tatlı bir ölüm bağışlamış. Başka bir anlatıma göre. Agamedes. sonra Atreus'un karısı olur. 14 ve 15). efsaneler boyunca onun simgele­ diği kavramı onun kadar etkin ve belirgin ni­ teliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur. Harpya'lardan biri.araya girer ve birini bülbül. Karşılık versin sana. yalnız İlyada'da değil. Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion'un kızlarıdır. Prokne Trakya kralı Tereus'la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. Agamemnon ve Menelaos'un anaları olarak gösterilir. Çöz tanrısal dilini. İlyada'nın üçüncü bölümünde Helene surla­ rın üstüne dizilmiş. Agamemnon'un kral­ lık yetkisi Zeus'tan gelmiştir. Arkadya'da Poseidon tapınakları ve Thebai'de Alkmene'nin yatak odası ellerinden çıkmış. Agamemnon kraldır. 1 1 . onları ordularıyla bir­ likte yöneten başkomutandır. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonu I ! . Ve ölümsüz dudaklarından çıkan ezgiler Karışsın sesine mutlu yüceliklerde. bir taşını yerinden oynatıp kolayca çıkarabilecekleri biçimde yapmışlar Geceleri buraya girer. (Tab. Agamedes üvey oğlu Trophonios'la birlikte Yunanistan'ın en ünlü mimarlarındanmış. krallar kralıdır. yedinci gece uykuya dalınca iki mimar bir daha uyanmamışlar. Aerope. İlyada'da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez. Delphoi ve Thebai şehirlerinde yaptıkları anıtlar parmakla gösterilirmiş: Delphoi'de Apollon. Sık fundalıklardan göklere yükselsin. Tereus'u da hüthüt kuşuna dönüştürürler. Girit'ten sürülüp Argos'a gelir ve ilkin Pleisthenes ile evlenir. kral değneğinin tarihçesini çizerken (İl. Öyle olmuş. Atreus'tan Thyestes'e ve ondan Agamemnon'a aktarılır. Atreus'la Thyestes arasındaki kardeş kavgasında ölür (Atreus). bölgesel kralların toplantısında çizilir. Boiotia kralı da onla­ ra hazinesini saklamak için sağlam bir yapı ıs­ marlamış. Tanrı koroları kursun yukarda. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatma­ sın diye dilini koparır. Anlat o kutsal ağıtlarınla Oğlumuz ffys'in başına gelenleri. Dök yüreğindeki acılan. Bu bakımdan destana olduu kadar. Yunan mythos'u tanrılar tanrısı Zeus'un üs­ tünde. Girit kralı Katreus'un kızı (Tab. Aristophanes "Kuşlar" komedyasında bu dramı Hüthüt'ün ağzından şöyle anlatır: yan garip bülbülüm. her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında.

Akha kadınları demeli. Ve bu kavgada krallar kralının t u t u ­ m u .. bildiğini y a p a r . Atreus oğlu? Barakaların tunçla. I I . Bu davranışı tepki uyandırır.). yoksun bıraktı onu. yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus'tan gelmemesi. Saygısızlık etti Akhllleus'a. seni it gözlü. unutamaz kinini. altınla versin sana. Bu s o r u n u Akha o r d u s u n u n nasıl ç ö z ü m l e ­ diği de ilginçtir. I. vd. "Ey doymak bilmek adam.. ( İ l .). feodal Akha d ü z e n i n i n t ü m ü n ü k a p s a m a k t a ­ dır (İl. hey. oğlu. yiğit Atreus kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği.). bu senin son küfrün olurdu ona. tlyada'nın k o n u s u . 78 vd. sizi aşağılık herifler sizi. Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun pay­ lar. 1 9 3 vd.. Tutsağı Khrysels'i geri v e r m e k i s t e m e m e s i . Atreus oğlu. Bu eleştiri yalnız kralı degil.. Seni şarap fıçısı. 1 0 2 vd. Seni gidi edep­ siz.. Hadi yurda dönelim gemilerimizle. Akha oğulları denmez size artık. Gene mi bir fisteğin var. n e de o n u n sözlerine uyulmasını salık veren Akhilleus'u. Kızdıracağım saydığı adamı. A m a d e s t a n A g a m e m n o n ' u bir krala özgü b ü t ü n nitelikle­ riyle canlandırır. tersler. Sense savaştan anlamaz korkağın birisin. Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon. Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz. A g a m e m n o n kraldır ve h e r kral gi­ di kendi çıkarını. bir tek baş olmalı. ama ezecek yakında başlarını. Kral azgın olur kızınca ayak takımından birine. T e p k i n i n . Yardım etmeyelim de görsün sonunu. Size diyorum Akha oğulları. halktan bir a d a m ı n kralı kına14 biliyorum Akha'lartn . en üstün yiğidimize. Ne kurultayda geçer sözün. yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen. kapatmaya kendine? Başbuğsun... daha güçlüdür onlar senden. A m a yiğidin sözlerinden d a h a da şaşırtıcıdır T h e r s i t e s ' i n .. h i ç e sayar (İl. A t h e n a ' n ı n verdiği esinle Odysseus sıraları dolaşıp şöyle yatıştırır h e r ­ kesi (İl. Bir de altın mı istiyor canın şimdi? Tutup getirelim Troya'Mardan birini. Bu kral portresi ü s t ü n d e d u r m a y a değer.... Halkın y ö n e ­ ticisini eleştirmesi d ü n y a yazınında ilk kez gö­ rülmektedir b u r a d a . Zeus'un beslediği kralların amansızdır öfkesi. düşüp kalkmaya.. Halkını ke­ miren bir kralsın s e n " .. gelsin babası kurtulmalık versin sana. A m a A g a m e m n o n n e Kalkhas'ı dinler. I.. ne savaşta geçer. kadınla dolu.. 1 2 2 . ması (Thersitesj. Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkileri size krallık etsin diye verdi Agamemnon'al A p o l l o n ' u n Akha'lara gönderdiği salgının n e d e n i n i bilen Kalkhas bu öfke karşısında ç e ­ kinir gerçeği söylemeye (İl. Bu eleştiri Akhilleus'un a ğ z ı n d a n şöyle dile gelir.). dışarı vurana dek taşır yüreğinde onu. aldı onur payını. II.bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne? Akha oğullarını yokluyor şimdi o. Bir şehri alır almaz biz Akha 'lar onları sana verdiydik ilk peşin. bir tek kral.): .. otursun onur payının üstüne. A g a m e m n o r i ile Akhilleııs arasındaki kavga A g a m e m n o n y ü z ü n d e n k o p a r . yanıyordu iki gözü yalım yalım. çıkarma düşkün yürek. seni geyik yürekli. tek başına bırakalım Troya'da onu. I. Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki. 2 2 5 vd. o r d u n u n alt tabaka­ sını simgeleyen bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkati ç e k e r . hem gevşek davranmasaydı sana. öyle mi? Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa.c u n d a İşlenen k o r k u n ç suçlar d a h a çok t r a ­ gedyaya k o n u olmuştur (Atreus). vermek z o r u n ­ da kalınca Akhilleus'unkini a l m a k t a hiçbir sa­ kınca g ö r m e m e s i kavganın asıl n e d e n i d i r . Akhilleus'un içinde büyük bir kin yok gene de. Öfkelenip de Akha'lara yıkım getirmesin sakın. o adamın b ü t ü n Argos'lulara her yerde sözü geçer. istek ve buyruklarını e m r i n ­ deki i n s a n l a n n k i n d e n üstün g ö r m e k t e ve bu İnanışa g ö r e d a v r a n m a k t a d ı r . bütün gözlerden uzakta. bir zaman öfkesini yenerse de. . karakteri ve kişiliği b ü t ü n açıklığıyla o r t a ­ ya serilir.

Her neyse Agdistis ile Kybele ikisi birden gö­ nül vermişler bu güzel delikanlıya. Karısının ve onun âşığı olan kendi amcaoglunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik. Agdistis Zeus'a yalvarmış Attis'in bedeni hiç bozulmadan kalsın. Bu efsanenin başka bir anlatımı da şöyle­ dir: Phyrgia ilinin sınırlarında Agdos adlı ıssız bir kaya varmış. Bundan hünsa bir varlık doğar: Agdistis. Ayrıca mezarı üstünde bir badem ağacı büyümüş. Onun kişiliğin­ de Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini or­ taya sermek istemişlerdir sanki. Zeus da bu dileğini yerine getirmiş. Bu sözü aldıktan sonra Agdisüs sevgilisinin ölüsünü Pessinus'a götür­ müş.ılkı şır. Midas'ın kızı da umutsuzluğa düşerek canına kıymış. Ne var ki Attes Agdistls'ten kaçmak İ ç i n Pesslnus'a gider ve orada kralın kızıyla evlenmeye k. ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir. Kadmos ile Harmonia'nın kızı. Ne var ki bu artagus sözcüğü "güzel" anlamına da gelebilir. onu bir tekenin sütüyle beslemişler. Pessİnus kralı da aynı şeyi yapar. bu­ nun meyvesini Sangarios ırmağının kızı Nana göğsüne almış. orada Kybele tanrıçaya bir taş biçiminde tapılırmış. ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. Bu t o ­ humdan Agdistis doğmuş. Tam düğün gecesi düğün ezgileri söylen­ mektedir ki Agdistis birdenbire çıkagelir. t e ­ kenin sütü olamayacağı halde. Attes ölür. delikanlı bir çam ağacının dibinde erkekliğini keserek can vermiş. Bu konu Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın­ da işlenmiştir (Pentheus. Zeus'la Semele'nin aşkı üstüne de­ dikodu yaptığı için. Zeus tanrıçaya tutul­ muş. Pausanias'ın anlattığı Agdistis e f sanesi ana tanrıça Kybele'nin Pessinus'taki kültüne ilişkin bir efsanedir. Kybele onu da gömmüş ve onun me­ zarı üstünde de menekşeler bitmiş. adının Phrygi a dilinde teke anlamına gelen "artagus" teke ile ilişkisini göstermektedir. XIX. ırmak tanrı Sangarios'un (Sakarya) kızı bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne saklar. Kybele tanrıça onu göm­ müş. Attes büyüyünce öyle yakışıklı. yarı trajik kaderin belirtisidir (Klytaimestra. ama Phrygia kralı Midas onu kendi kızına almak istiyormuş. Derken Agdistis Attes'i çıldırtmış.At ıi >r . Hem kadın. Bakkha'lar). bundan gebe kalarak Attes (başka kaynaklara göre Attis) adlı bir oğlan doğurur. Attis'in saçları bü­ yümeye. Agdistis de sevgilisinin bedeninin bozulma­ masını sağlar. Bakhalar sürü­ süne katılan Agaue. Bebek gelen geçenin ilgisini çek­ miş. 85 vd. Sangarios Nana'ya çocuğu dağa bırakmasını buyurmuş. Her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon'uh: Aulis'te avlanırken Artemis'i kızdırması. Agaue. Agamemnon gene de bir zorba olarak gös­ terilmez llyada'da. çürümesin diye. öyle eşsiz güzellikte bir delikanlı olur ki o zaman salt kadın olan Agdistis ona âşık olur. Aigisthos). ba­ rışmak için ödün vermeye razıdır. gebe kalıp Attes'i doğurmuş. orada gömmüş ve anısına bir bayram ile bir rahip heyeti kurmuş. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra. Motifleri t o p ­ rak bereketini ve bitkinin öldükten sonra ye­ niden dirilmesini simgeleyen bu efsaneler da- . bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl. Onu dağa bırakır. İlyada onun kahramanlıkları ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur. toprağa akan kanından biten menekşe­ ler dibinde öldüğü çamı çepeçevre sarmışlar. bu yüz­ den kızı İphigeneia'yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir (İphigeneia). 18). hünsa imiş. onunla birleşmeyi başaramayınca tohu­ munu bir kayanın üstüne bırakmış. uzuvdan bir badem ağacı meydana gelir. Pentheus'un anası (Tab. ama Agamemnon burada da tam başarılı değildir. Attes onu görünce çıldırır ve erkekliğini keser. Jno ile Semele'nin kardeşi. uzvundan bir badem ağacı çıkmış. Agdistis'i Dionysos sarhoş ederek erkekliğinden et­ miş. küçük parmağı da oynamaya de­ vam edecekmiş. Zeus bir gece düş görerek tohumunu yeryüzüne döker. Bu efsanelerde Agdistis ile ana tanrıça Kybele birbirine karışmaktadır. aslında talihsiz bir adam­ dır: Akhilleus'u kırdığına bin pişman olur. Semele'nin oğlu tanrı Dionysos anasının öcünü almış.1 r . oğlu Pentheus'u bir vah­ şi hayvan sanarak kendi eliyle parçalamış.). hem erkek olan bu yaratığı tanrı­ lar ele geçirir ve erkeklik uzvunu kesip atar­ lar. Agdistis.

ha çok alegorik birer anlam taşır. Akhilleus'a verilen Aias. bulup getirmedikçe dön­ memelerini buyurur. Akdeniz çevresinde kentler kurup yerleşirler (îo. lo'nun torunu olan Agenor tanrı Zeus'un soyundandır (Tab. biri. Bu üç kardeş toprak tanrıçasından başka hiçbir tanrıya saygı göstermedikleri için ceza olarak kuş biçimine sokuldular: Meropis baykuş ol­ du. Byssa martı oldu. Aglauros (yahut Agraulos). Aiaie. Aiakos da hak yerine gelsin diye sürmüş oğullarını Aigina'dan. Belos Mısır'a. Tanrıça Athena. ama h e p omuz om- . Aia. Fok balığı) adlı bir 03lu olmuş. Aiakos. içinde Erikthonoios'u sakladığı sepeti ona ve­ rip sakın açmamasını söyler. Agron. Kos (Istanköy) adasında Byssa ve Meropis adlı iki kız kardeşiyle yaşayan ve yal­ nız toprak işleriyle uğraşan bir delikanlı. Karıncalardan dog­ ma bu adamlara Myrmidon'lar (Yunanca "myrmeks" karınca demektir) denmiş. "aia" veya "gaia" toprak demek­ tir. Kolkhis ülkesinin eski adıdır (Argonaut'lar). Yun. Aiakos'un Aigina'dan Telamon ile Peleus. Aiakosoğlu. 14 ve 21). Odysseia'da büyücü tanrıça Kirke'nin adasına verilen ad (Kirke). Hesiodos'a gö­ re Aglaie Kharit'lerin en gencidir ve tanrı Hephaistos'la evlenmiştir. İlyada'da iki Aias'ın adı geçer. 16 Aia. Bu iki Aias birbi­ rinden çok ayrı kişilerdir. Adı parlak anlamına gelen Aglaie Zeus ile Eurynome'den doğmuş üç Kharit tanrıçanın biridir (Kharit'ler). Bu hakseverliği ona öldükten sonra Hades ülkesinde yargıç olmayı sağlamış. Hiç biri de geri gelmez. Tanrıların çok sevdiği Aiakos'tan Yunanlı­ lar bir dilekte bulunmuşlar: Ülkelerini kasıp kavuran kuraklığa son vermesi için Zeus'a ya­ karmasını istemişler ve Zeus bu dileği de yeri­ ne getirmiş. Afrika'nın bir bölgesi­ ne adını veren bu kız tanrı Poseidon'la birle­ şerek ikiz doğurur: Agenor ile Belos. Aglaie. llyada'da soyadı (Tab. K ı z ı Europe tanrı Zeus tarafından kaçırılınca Agenor oğulları Kadmos. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. içinde yı­ lanlarla sarılı bir bebek görünce korkudan çıldırarak Atina Akropolünden aşağıya atarlar kendilerini (Erikhthonios). Bunlardan amaç. en dindarı diye anılan Aiakos. Akhilleus'un amca çocuğu ve Salamis adası­ nın kralıdır (Tab. Io inek kılığında dünyayı dolaştıktan son­ ra Mısır'a gelir. Tyr ile Sidon kentlerinin kralı olur. Phoiniks ve K i l i k s ' i k ı z kardeşlerini aramaya gönderir. Anasının adını alan Aigina adasında kral iken uyruklarının hepsi vebadan ölmüş. 21). Pessinus'taki Kybele kültünde rahiple­ rin belli zamanlarda ve törenlerde erkeklik uzuvlarını kesmelerinin nedenini ve kaynağı­ nı anlatmaktadır. "büyük Aias" Telamon'un oğlu. Aiakos da babası Zeus'a yal­ varmış ki adada bol sayıda bulunan karıncala­ rı insana dönüştürsün. Gerçi H o meros destanlarında Aiakos'un böyle bir sıfa­ tı yoktur. Epaphos. bir denizkızı olan Psamathe'den (Yun. Phokos'un atletik yarışmalarda başarılarını kıskanan ağabeyleri Telamon ile Peleus kafa­ sına bir disk atarak öldürmüşlejr onu. Epaphos da Nil tanrısı Neilos'un kızı Memphis'le evlenir ve Libya adında bir kızları olur. orada Zeus'tan olan oğlu Epaphos'u doğurur. 21). Epaphos'un oğlu. Baştanrı oğlunun bu dileğini yerine getirmiş. Belos. Agenor. Ama kardeşleri Herse ve Pandrosos'la birlikte Aglauros m e ­ rakını yenemez ve sepeti açarlar. öteki. Yunanlıların en dürüstü. Aiakos'un torunu Akhilleus sonraları Myrmidon'ları kendi ordusu olarak Troya seferine götürmüştür. ama Platon onu ölüler yargıcı ola­ rak gösterir ve Asya'lı Minos ile Rhadamanthys'in yanıbaşında Avrupa'dan gelen ruhları yargıladığını ileri sürer (Gorgias. Kybele tanrıçanın ise Ana­ dolu'da ve çevrede tarih öncesi çağlardan Roma devrine değin çeşitli adlarla tapım gör­ düğü herkesçe bilinmektedir (Kybele). "küçük Aias" Oileus'un oğludur ve Lokris'lilerin önderi olarak gelmiştir Troya sava­ şına. Europe). Kum) Phokos (Yun. Zeus'la su perisi Aigina'nın oğludur (Tab. 524a). Agron da yagmurkuşu haline dönüştürüldü. 10). Agenor ise Fenike'ye yerleşir.

Aias H e k t o r ' a karşı teke tek savaşa da h a ­ zırdır. Savaşa hazırlanırken şöyle tanımlanır Alas (İl. 7 0 2 vd. Aias'm gemisi batar. kadar değil boyu boşu Aralarını s o n u n d a Akhilleus bulur.. bütün Hellen'leri. 4 8 3 vd. Akh a ' l a n n . tanrı sözcüsü şu cevabı verir: Kassand r a ' n ı n kaçırılıp ırzına geçilmesinin kefareti olarak her yıl Lokris'ten Troya'ya iki genç ki/ gönderilmeli ve Athena tapınağına kurban edilmelidir. Lokris'lilere Oileus oğlu Telamon'un çevik Aias komuta eder. kavgacı başı. Aias'lar arasındaki bu birlik.). XIII. Delphoi'ye çare sorulduğun­ da. a m a cezasız bırakmaz: D ö n ü ş yolculu­ ğunda Akha'lar k o r k u n ç bir fırtınaya tutulur­ lar. yatıştırır Aias'ı bu kötü huyu Aias'm başına bela olacaktır. a m a o n u n k o m u t a ettiği bölükler hiç b e n z e m e z öbür savaşçılara: Okçular Lokris'liler. beraberliğin asıl n e d e n i n i . Kim o.' 17 . Akha'lar bu günahı kendisine ö d e t m e k için Aias'ı taşlamaya koyulurlar. 7 1 2 vd. 5 2 6 vd. akılsız adam. gemilerin yanındaki çetin boğuşmaya katılır. Bu dayanışmayı şöyle tanımlar H o m e r o s (İl. tanrıçanın heykeline sımsıkı sarılmıştır. (1) AİAS O İ L E U S O Ğ L U . hem çok ufak. Aias İlyada'da şöyle çıkar karşımıza (İl. ikinci yılından sonra kızlar kurban edilmeyip Athena rahibe­ si olarak T r o y a ' d a alıkonulmuşlar.). III. 'kendirden bir zırh giymiş küçümencik bir adamdır ama. Tanrıça yiğidi böylece ö l ü m d e n korumuş olur. geniş omuzlarıyla aşan? H e l e n e de bu yiğidin "eşi görülmedik Aias" olduğunu söyler. 2 2 6 vd. Irlyarı yiğit.). Aias'ın işlediği günahların cezasını yurdu da çeker: Yiğit öldükten sonra bile uzun bir süre Lokris toprağı verimsiz kalır. Akha'ları kargı atmakta . Patroklos'un ölüsü için yapılan araba yarışmasında Aias İ d o m e n e u s ' l a kavgaya tutuşur.). dışarı çekmek ister ve dinsel töreleri hiçe sayarak bu işi başarır. yanındaki H e l e n e ' y e sorar (İl. Ne var ki bu kez kendi de A t h e n a sunağına sığınıp yalvarır. Patroklos'un ölüsünü Troyalıların elin­ d e n kurtarmaya da yardım e d e r . senin aklında hiç çeviklik yok. I I . geçer. M1. öbür Akha'lı. Aias kırk t a n e kara gemiyle gelmiştir T r o ya'ya.za savaşırlar. Girit'lilerin ö n d e r i de şöyle tanımlar o n u (İl. boynuzlarının kökü bol bol ter döker. Akha'lann eline geçtiği sırada P r i a m o s ' u n kı­ zı Kassandra A t h e n a t a p ı n a ğ ı n a sığınmış. işte Aias'lar da tıpkı öyle. XIII. G ö r ü n ü ş ü . VII. (2) AİAS TELAMON O Ğ L U T e l a m o n ' u n oğlu Salamis'li Aias Troya sa­ vaşına yalnız on iki gemi getirdiği h a l d e . öteye de hiç gidemezler (İl. Oileus'un çevik oğlu Alas hiç. katılmadıkları hiçbir savaş. Argos'luları başıyla. oğlu Aias'mki ondan ufak. soylu. hafif silahları kullanmakta ustadırlar. bu iki yiğidin nitelikleri ve ka­ derleriyle birbirinden çok değişik olmalarında aramalı. ikide bir salgın­ lar baş gösterir. ama hiç ayrılamaz Telamon'un oğlu Aias'tan. Bu t ö r e de bin yıl sürdürülmelidir.). kavgacı ve kimi z a m a n kabadır. llyada'daki olaylardan sonrasını an talan destanlarda A i a s ı n m İşlediği büyük bir suç söz k o n u s u d u r : Troya şehrinin düştüğü. Akha'lann kalesi diye anılan Aias'ı P r i a m o s surların ü s t ü n d e n g ö r ü n c e . Bu iki yiğit Akha o r d u s u n u n canı ciğeridir. Akhilleus'tan sonra en yiğit savaşçısıdır.). gittikleri zaman yarık boyunca uca doğru yalnız cilalı boyunduruk ayırır onları birbirinden. Lokris'liler b u n u yapmışlar. omuz omza destek oluyordu birbirine. 2 0 6 vd. Poseidon yiğidi kur­ tarır. başaramayacakla­ rı hiçbir yiğitlik yoktur. Bunu d a h a iyi anlamak için h e r biri­ ni ayrı ayrı incelemeliyiz. XXIII. Aias. Aias kızı sığınağından ayırmak. boyu bosuyla küçük Aias'ın t a m karşıtıdır. a m a bu kez Aias A t h e n a ' n ı n öfkesine karşın kurtulduğuna böbürlendiği için tanrıça Zeus'un yıldırımını alarak kendi öldürür akıl­ sız yiğidi. Akha'lardan geri kalırsın her İşte. Ama sert. yeni sürülen tarlada şarap rengi İki öküz nasıl gönüldeş olur da çekerlerse sabanı.

24). İlyada'da en erdemli yiğit olarak karşımıza çıkan Telamon oğlu Aias'ın adına birçok ef­ saneler daha kurulmuştur. iri" bir kaya parçası alır ve Aias'ın kalkanını tam gö­ beğinden vurur. he­ men koşar. Aias kalkanıyla dikkati çeker Akha'lar ara­ sında. kışkırtır onları. bir kat da tunçtan yapılmıştır. öç al­ dım diye şenlik yapar. fırladı. Kronos oğlunun. bir gece pusu kurar. saldırı­ da da. sonra Karadeniz'in güney-dogu kıyılannda. Ama Aias daha büyük bir ka­ yayla onu s a f dışı eder ( İ l . dev yapılı Aias. 8). Akra'ların gevşediğini gördü mü. Öyle ki tanrılar bile derin bir saygı beslerler Aias'a. Önce Korinthos tah­ tına çıkar. Bunca büyük bir kah­ ramanın böyle gülünç bir duruma düşmesi Aias'ın katlanacağı bir çöküntü değildir: Kılı­ cının üstüne atar kendini ve canına kıyar. kimleri öldürdüğünü görünce düşmanla­ rının karşısında rezil olmaya dayanamaz. önde yürür. yürek kemiren savaş gücüyle birbirleri üstüne saldırttığı erler arasında savaşa giden Ares gibi tıpkı. Korkunç yüzünde bir gülümseme. lason Argonaut'larla birlikte altın postu almaya gelince. Yeraltı tanrısı Hades'in başka bir adı (Hades). Medeia'nın kesip denize serptiği parçalarını toplamakla vakit geçirmiş ve umutsuzluğa kapılarak Kolkhis'e dönmüş. Aias'ı tanrıça Athena bu korkunç ya­ nılgıya düşürür. Aietes ona birçok sınamaları başarırsa postu vereceğini söyle­ miş. Theseus'un babası (Tab. Thetis'in tanrı Hephaistos'a yaptı­ rıp oğluna getirdiği silahlar kime kalacak diye kavga kopar Akha komutanları arasında. Akha'larm kalesi. Bu işte tanrı parmağı vardır. Aigreus onu . Geniş adımlar atıyordu altında ayakları. Kral da onu tanrı Ares'e adanmış ormandaki bir meşe ağacına asmış ve bekçi olarak önüne korkunç bir ejder dikmiş.I \U l\ / I I I İ U O Aias giydi ısıldayım tunç zırhını. hayvanların hepsini bir bir öldürür. Hektor'la savaşta Troya'lı yiğidin kargısı altı kat deriyi geçer. V I I . tıpkı dev yapılı Ares gibi yürüdü. Kafkas dağının eteklerinde bulunan Kolkhis (bugünkü Gürcistan) ülkesine kral olur. O adam da Telamon oğlu Aias'tır. savaş arkadaşlarını hiçe saymasını sert sözler­ le kınar. 268 vd. Orada da tahtından olmuş. uzun gölgeli kargısı sallanıyordu. ünü. bizim bugünkü deyimlerimizle bir şizofreni ya da paronaya krizi. son katına saplanır kalır. Thetis ister ki Akhilleus'tan sonra en yaman savaşçı kimse o alsın silahları. Aias kendi çıkarını hiç düşünmeyen ülkü­ cü bir kahramandır. güçlerine güç ka­ tar. küçük düşü­ rülmüş. Aigeus. "ovada duran.). yıllar sonra yurdu­ na dönen kızı Medeia'nın yardımıyla tacını yeni baştan elde edebilmiş (Argonaut'lar). kara. Çektiği acı korkunçtur. Troya'nın sayısız yiğidini tepeler. Pandion bir devrim sonucu Atina'dan sürülünce. Bunların arasında şair Sophokles'in "Aias" adlı tragedyasında ele aldığı yürekler acısı dramı üstünde dura­ lım: Akhilleus öldükten. Güneş tanrı Helios ile Okeanos kızı Perseis'in oğlu (Tab. silahlarla sarıp sarmaladı bedenini. O sırada bir bunalım geçirir. altın postunu Aietes'e armağan etmiş. ama Agamemnon ile Menelaos ne yapıp yapıp silahlan Odysseus'a verirler. sorumluluk duygusu Agamemnon'unkinden daha üstündür. Aias Hektor'u alt etmekle kalmaz. Büyücü Kirke'nin ve Minos'un karısı Pasiphae'nin kardeşi ve Medeia ile Apsyrtos'un babasıdır. Aias çileden çıkmış. derken Hektor. pürtüklü. Atina kralı Pandion'un oğlu. Akhilleus'un bir kız uğruna savaştan çekilmesini. elinde kılıcıyla Akha ordusunu yok edeceğim diye bir sığır sürüsüne saldırır. İşte böyle atıldı öne o. savaşın en çetin anların­ da aslan gibi dövüşür. savunmada da hep başta gelir. Aias kendine gelip ne yaptı­ ğını. Sophokles'in bu tragedyasında ününü ömrü­ nün sonuna kadar koruyamayan büyük ada­ mın dramı dile getirilmiştir. soykaları çadırına taşır. öldürür. Kız kardeşi Helle ile Asya'ya kaçan Phriksos Kolkhis'e sığınmış ve üstünde uçtuğu ka­ natlı koçu Zeus'a kurban ettikten sonra. değeri hiçe sayılıp ağır bir haka1 « rete uğramıştır. Medeia'nın yardımıyla altın postu çalıp kaçan Argonaut'ların peşine takılmışsa da oğlu Apsyrtos'un. Aietes. Aidoneus. Akha'lara söz geçirmek için ona baş vururlar. Troya savaşı da bittik­ ten sonra. Korkunç diye nitelenen bu kalkan yedi kat deri.

Panathenaia bayramında yarışan Girit atleti Androgeos'u öldürttüğü için kral Minos'un korkunç isteklerine uymak zorunda kalır: Her yıl Atina gençliğinden yedi erkek ve yedi kız Minotauros'a yedirilmek üzere Girit'e gönderilmektedir. Dönüşte bu sözünü unutur ve ge­ misi kara yelkenleriyle girer limana. 14 ve 15). Aiakos bir süre sonra adaya bir Pelasg soyu yerleştirip Oinone'ye anasının adını vererek Aigina der (Aiakos). sonra Atreus'un oğlu Aga memnon tarafından kovulurlar. Irmak tanrı Asopos'un kızı (Tab. A l gyptos'a da Arabistan'ı verir. Bunca dert­ ten sonra. (Od. bir süre sonra da kendisini tanıma­ yan amcası Atreus'la evlenir. 32-43. Theseus'un yolunu gözleyen Aigeus kara yelkenleri görünce oğlunu öldü sanarak kendini denize atar. Aigina'ya tutulan Zeus onu Oinone ada­ sına kaçırır. Kimden olduğunu bilmediği bu çocuğu kırla­ ra bırakır. Aiskhylos'un "Agamemnon" ile başlayan "Oresteia" üçlüsü. kralın karısı Klytaimestra'yı baştan çı­ karır. Aigisthos adının "Odysseia" da da sık sık geçmesi. Aigisthos. Atreus'u öldürebileceğini bil­ dirir. IV. Aigyptos. Thyestes de bir gece gizlice kızı Pelopeia'nın koynuna girer ve onu gebe bıraktıktan sonra kaçar. Homeros destanlarında tanrı Zeus ve Athena'nın kalıp sıfatlarından biri de "aigis taşıyan"dır. Theseus bu duruma bir son vermek üzere canavarı öldürmeye gi­ der. 256-275. yani Mısır'ı fetheder ve oraya adını varlı . ataları da Zeus'la lo' dan doğma Epaphos'tur. Zeus'un Titanlara karşı savaşında kullandığı ve kendisinden başka yalnız Athena'ya verdi­ ği bu kalkan kudretin bir simgesi olmuştur. Thyestes'ln oğlu (Tab. Bir süre baba-ogul Mykenai'clc hüküm sürerler. bir oğlu olursa. Agamemnon Troya'dan dönünce ikisi birden kahpece vururlar onu. Aithra bir ço­ cuk doğurur. Agamemnorı Troya seferine çıkınca Aigisthos Mykenai'ye döner. Aithra'ya. Yılanlarla çevrili. gemisine bir beyaz yelken çekecektir. Aldığı cevabı pek anlamaz ama. 518-537). ama Aigyptos gider. Sonra da Thyestes'i öldürmekle görev­ lendirir. Thyestes kardeşinden öç almak çarelerini arar. B i r tanrı sözcüsü ona ancak öz kızından bir oğlu olursa. Aigyptos ile ikiz kardeşi Danaos'un de­ deleri tann Poseidon. Atreus oğulları efsa­ nesinin Homeros destanları kadar eski oldu­ ğunu gösterir. Aigis. Aigeus iki kez evlendiği halde çocuğu ol­ maz. Aigis. Atreus onu iyi karşı­ lar. kendi ogluymuş gibi benimseyerek yetiş­ tirir. Aigina bu adada Aiakos'u doğu­ rur. dönüş yolunda Troizen'de kalır ve ora kralının kızı Aithra ile birleşir. Patroklos'un babası olacak Menoitios'u dünyaya getirir. 21). Bu çocuk kahraman Theseus'tur. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" adlı tragedyaları bu aile dramını çeşitli ayrıntılarıyla ve başka başka açılardan ele ala­ rak canlandırırlar.AİGYPTOS kardeşleriyle birlikte yeniden tahta çıkarmayı başarır. Çobanların keçi sütüyle besleyip büyüttükleri Aigisthos (adı Yun. Delikanlılık çağına gelince. Aigisthos. Bunun nedenini Delphoi tapınağında tanrı sözcüsüne sormaya gider. Yola çıkmadan önce babasına söz verir ki zaferle dönerse. Belos'la Ankhinoe'nin oğlu (Tab. Kuşaktan kuşağa süregiden bu kan davası tragedya şairlerine tükenmez bir esin kaynağı olmuştur. İçinde boğulduğu denize adı verilerek Aigaios Pontos (Ege denizi) denmiştir. Aigina. Ama Aigisthos Thyestes'in kendi öz babası olduğunu anlar ve onun yerine Atreus'u öldürür. or­ tasında bir Gorgo kafası bulunan aigis kalka­ nı korku salarak orduları bozguna ugratırmış. babasının adını bil­ dirmeden büyütmesini söyler. Zeus'un Girit mağarasında kendisini emziren keçi Amaltheia'nın derisiyle yaptığı bir kalkandır. Pelopeia Aigisthos'u doğurur. Sonradan Aktor'la evlenip. Sophokles'in "Elektra". Ama Aigeus mutsuz bir kraldır. I I I . Atreus Thyestes'ln oğul larını öldürüp kendisini Mykenai'den kovun ca. 10). Afrika kıtasına ege­ men olan Belos o ğ l u Danaos'a Libya'yı. "Melampodes" (kara ayaklar) üiktllnl. keçi anlamındaki "aix"ten türemedir) Mykenai sarayına gelir. Theseus Atina'ya döner ve amcası Pallas'ın tahta göz dikmiş elli oğlunu alt edip babasına kendini tanıtır (Aithra). Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş kavgasını sürdürür. yedi yıl hüküm sürdükten sonra Agamemnon'un oğlu Orestes tarafından öldürülür. I.

tanrısal Aphrodite doğurdu onu Ankhises'ten.). bakmadı tanrıçalığtna. Aineias babası Ankhises'i omuzlarına alarak ve oğlu Askanios'u da elinden tutarak İda dağı­ na kaçar. X X .). iz bırakmadan ölmemeli. soylarının kaynağı olan Argos'a sıgınnuş. Tek başına desteksiz kalan Aigyptos da üzüntüden ölmüş (Danaos. Troya'nın yıkımından sonraki olaylardaki rolü bütün ayrıntılarıyla Aeneis'te anlatılır. Danaos kızları. ama düğün gecesi kocalarını öldür­ müşler. . karısı Kreusa arkalarından gelirken birden ana tan­ rıça Kaybele tarafından kaçırılır (Kreusa.). 296 vd. kral olacak çocuklarının çocukları. Ama Aineias'ın Priamos oğullarından üstünlüğü bir tanrıçanın oğlu ol­ masından gelir (İl. Kaderi kurtulmaktır Aineias'ın tohum ekmeden. kalkanımla Aineias yere atladı. Aineias'ı kalçasından vurur. Dardanos soyunu sürdürmekle görevli olduğu tanrı Poseidon'un ağzından söylenir İlyada'da (İl. "Aeneis".. Odysseia' nın serüvenleri örnek alınarak anlatılan bu yolculuk Trakya. Aineias'ın çocukluğu. Ankhises ile Priamos ve Hektor ile Aineias aynı kuşak­ tan amcaogullarıdır. Girit ve kuzeybatı Yunanis- Babası nasıl tda dağının eteklerinde yaşa­ mışsa (Ankhises). İlos'un torunu olan Priamos Troya kralı.). Hektor kadar yiğitçe savaşır Akha'ların en güçlü kahramanlarına karşı. ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında Kronos oğlu Dardanos'u seuerdi en çok. AkhiUeus'la ilk ça­ tışması da orada olur ( İ l . X V I I . V. 311 vd. Bu konuda iki kardeşin arası açılmış ve Danaos elli kızıyla birlikte Afrika'dan ka­ çıp. Aineias (Lat. Derken Diomedes kocaman bir taş atar üs­ tüne. Savaş meyda­ nında görelim onu (İl. Aigyptos bu kızları oğullarına almak istemiş. Aineias'ın bu iki destanda da beliren çok yönlü kişiliğini incelemek gerekir: Soy ağaçlarından da belli olduğu gibi (Tab. yani Aeneas destanı Troya'lı yiğidin Troya yangınından sonra Anado­ lu'dan göçmesi ve İtalya'ya yerleşerek Roma _ şehrine temel olacak yeni bir yurt kurmasını anlatır.. 335 vd. Bu sözler. Tanrıça Aphrodite ile Troya'lı prens Ankhises'in oğlu Aineias Homeros'un İlyada destanında önemli bir rol oynamakla kalmamış. Eşi de. Kocaman kargısı. Danaos'un da elli kızı olmuş.Aigyptos'un elli oğlu.). yuvarlak kalkanını tutuyordu. Hektor'la denk gider. İğreniyordu artık Priamos'un soyundan. bizi dosdoğru Vergilius'un Aeneis'ine götürür. önünde kargısını. Ankhises'in oğlu.). Troya'nın kutsal heykellerinden Palladion'u da yüklenerek yola koyulur. Aphrodite bu yüzden yaralanır. öldürmek için yanıyordu karşısına çıkanı. güçlü Aineias kral olacak Troya'lılara.V. Dandanie'İllerin Aineias var. ki­ mi zaman Hektor'u bile aşıp ona öğüt ver­ mek durumuna gelir ( İ l . Danaos Kızla­ rı). düşünde gördüğü Hektor'un tayfı da Aeneas'a batıda Hesperia ülkesine gidip Troya' yi orada yaşatmasını buyururlar. korkunç çığlıklar atıyordu. 292 vd. o sırada anası Aphrodite'nin telaşını görmeli (İI. Troya savaşında Aineias Priamos oğulların­ dan hiç geri kalmaz. Akhalar alıp götürmesin/er diye ölüyü gücüne güuenen aslan gibi dolaştı çevresinde. Aineias İlyada'da pek rol oy­ namaz artık. kurtarır onu. 819 vd. birleşti lda eteklerinde bir ölümlüyle. XX. Aeneas). 90 vd.). İlyada sonrası efsanelerinin çoğu bu destan­ da anlatılmıştır: Tahta atın şehre alınması ve Laokoon faciasından sonra (Laokoon). yiğit düşer. Öbür tanrılar da katılırlar bu ça­ baya. Troya'nın ku­ rucusu Tros ile kral soyu iki dala ayrılır: İlos ile Assarakos. kendilerini kovalayan Aigyptos oğullarıyla evlenmek zorunda kal­ mışlar. klasik Latin şairlerinin en büyüğü olan Vergilius'a da bir destan esinlemiştir. ama her kezinde 20 . 17) Troya kral soyunun ilk atası Zeus ile Elektra'nın oğlu Dardanos'tur. Aineias'ın Troya önünde ölmeyeceği. Assarakos'tan üreme Ankhises ise Dardanie şehrinin yöneticisidir. Aineias'ı Apollon Troya kalesindeki tapınağa kaçıra­ rak kurtarır. deli­ kanlılığı da oralarda geçer. yok olmamalı Dardanos soyu. başında de bir tanrı korur. II.

"Pietas" diye tanımlanan kavram dine saygıyı da aşan bir erdemdir. Aeneas'ın o gü­ ne kadar olan serüvenlerini anlatmasına f ı r sat verir. Yiğit ar­ kadaşlarıyla yola koyulur. H o m e ros'la Dante'nin yeraltı dünyası anlatımı ara­ sında yer alan bu parça ilkçağ yazınının en belirgin. Ankhises orada ölür. onun konuştuğu Aiol diline adı­ nı vermiştir. Vergilius'un Aeneis destanıyla en büyük' başarısı kendi çağının ulusal kültürüne bir kaynak bul­ muş olması. Aeneas Turnus'u teke tek savaşta öl­ dürür. Destan Aeneas'ın bu zaferiyle kapa­ nır. M i d i l l i adasını d . (2) Deniz tanrı Poseidon'un oğlu. ba­ şında oğlu Pallas'ın bulunduğu bir bölük as­ kerle arkadaşlannın yanına gönderir. "Pius Aenas" (dindar Aenas) di­ ye anılan kahramanın tutum ve davranışı H o meros destanlarındaki yiğitlerinkinden farklı­ dır. Tufan kahramanları Deukalion ile Pyrrha' nın torunu. Boreas. Roma'nın Akdeniz'in en soylu haneda nınca kurulduktan sonra düşman olarak b i l i nen batı ile doğuyu büyük bir birlik içinde ba­ rıştırmış olmasını göstermek. Rutul'larla savaşa girişir ve arkadaş­ larını ırmak ağzında bırakıp içeriye doğru Pallantea şehrinin bulunduğu yere varır. Augustus'un ve Augustus çağı insanının ülkü bildiği geçmişe. Aiolos Notos. ilkçağla ortaçağ arasında köprü kurmuştur. Roma'nın geçmişini ta Anado­ lu'nun büyük uygarlık merkezi Troya'ya ka­ dar götürmekle ona uluslararası bir derinlik vermiş bulunmasıdır. Romalıların inançlarına göre burada yer­ altı ülkesine açılan Avernus gölü vardır. Burada Aeneas. tanrı­ lar Aeneas'ın bir an önce yeni Troya'yı kur­ mak görevine dönmesini buyururlar. Arthamas. yabancı da olsa benimsenen k a y naklara bağlama çabası. Çanakkale yarımadasından Mende res ırmağına kadar uzanıp. Vergilius onu sona erdiremeden öl­ müş. eserini bitiremediği için onun yakılması­ nı da buyurmuştu. Dido canına kıyar (Dido). ondan esinlenerek destan yaz­ dığını dile getirmekle Aeneis destanı gerçek­ ten çığır açmış. Oranın yerlileri. geçmişin değerlerine bağlılık. Bu ara­ da Rutul'ların kralı Turnus Troya'lılara saldır­ mıştır. kendisinin de Homeros gibi ozanların ozanına dayanıp onun yolunda. ı içine alan Aiolis kıyı bölgesine ve onlarda oturan soyla. Bütün bu bilgileri edindikten sonra Aeneas yeryüzüne döner. en ünlü sayfalarmdandır. Önce lulius Caesar. Yunanistan'dan göçme olan kral Evandrus Aeneas'ı iyi karşılar. Cumae'nin tanrı sözcüsü Sibylla Aeneas'ı ölüler ülkesine götürür.A l ( )| ( )S tan kıyılarından Sicilya'ya geçişle başlar. On iki bölümlük Aeneis destanı bitmiş de­ ğildir. Doros ile Ksuthos'un kardeşi ve Sisyphos. bu ada şöyle niIrlrniî: . Aîolos. Bu­ rası Palantinus tepesiyle Roma şehrinin iler­ de kurulacağı yerdir. sonra korkunç bir fırtı­ na Aeneas'ı Libya kıyılarına atar. Kartaca kraliçesi Dido epizodu Odysseus'un Alkinoos'un sarayında yaptığı gibi. Güney İtalya'da Cumae şehrine vanrlar. kültüre hizmet için en büyük örnekleri göz önünde tutarak yarat alıkta onlara ulaşma amacı ve bu uğurda sonsuz bir sorumluluk duygusu. ulusal tarih ve kültüre sonsuz saygı ile onu soylulaştırmak için başka. Aiolos. Odysseia destanında Odysseus'un Aiolos'un adasına varışı anlatılır. Roma'nm kuruluşuna ka­ dar olan olaylarla efsaneler tarihçilere konu olmuş ve uzun uzadıya anlatılmıştır. yellerin yöneticisi. Euros ile Zephyros adlı dört büyük yeli bir tulum içinde kapalı tutar ve ancak Zeus'tan aldığı buyruk­ larla ortaya salar. Büyük Latin şairinin amacı Augustus'un damgasını bastığı çağının dünya ve İnsan görülün* bir ufuk açmasıydı. Kretheus ile Salmoneus'un babası (Tab. 20). sonra Augustus'un da soyu olan lulü'lerin Troyalı Aeneas ve Ankhises'le tanrıça Aphrodite'de kaynak buldukla rını. bütün bunlar "pietas" denilen kavramın içerdiği ve Aeneis destanında canlandırılan Aeneas tipinin tam bir başarıyla simgelediği erdemlerdir. Aeneas'ı da yeni bir tip in­ san olarak canlandırmış olması üstünde dur­ maya değer. (1) Yunan ulusunun efsanelik atası sayılan Hellen ile Orseis adlı Nympha'nın oğ­ lu. İtalya kıyılarını kuzeybatıya doğru iz­ leyip Tiber ırmağının arzına varır. babası Ankhises'le görüşür ve kendisini bekleyen par­ lak kaderi onun ağzından öğrenir. Aeneas'a gönlünü kaptıran Dido onu Afrika'da alıkoymak istediği halde.

onu bir iksirle gençleştirmiş de. ama Theseus'un ölüm haberini alınca Aithra canı­ na kıymış (Aigeus. Aithiopcs. Gerçekten de bir süre sonra lason'un öldüğü haberi gelir. Ancak. şehir oturtulmuştu göğe yükselen bir kayanın üzerine. Aius Locutius. baş kahramanı da Eos'la Tithonos'tan doğma Aithiopia kralı Memnon'dur (Memnon). "aius locutus" ise söylenmiş söz anlamına gelir. Kerameikos denilen bölgenin ötesindey- 99 . Akademos. Yeller tanrısı. Yeller hep birden dı­ şarıya fırlar. Odysseus uykuya dalar. (Yun. Lat. P o seidon ve İris gibi Olympos tanrıları ülkeleri­ ne sık sık uğrar. Kretheus'la Tyro'nun oğlu. Ne var ki o gün Aithra tanrılara sunu sunarken Posddion'a rastlamış ve deniz tanrı ile sevi­ şip kızlığını yitirmişti. Troizen kralı Pittheus'un kızı. Galya orduları Brennus komutanlığında Roma'ya doğru ilerlerken (İ. Akademos. yağma etmişler. Aithra. İason'un babası (Tab. yüzü yanıklar demek). bu tehlikeli sefer­ den sağ dönmeyeceğine inanarak (Argonaut'lar). Odysseus'u i y i karşılar. 22). Theseus güzel Helena'yı kaçırıp Afrika'da alı­ koyunca. yani yer­ altı karanlığıyla. Pelias artık kardeşini kor­ kusuzca öldürmeyi göze alır. İthaka toprakla­ rına yaklaşırlar ki. tam bir ay konukladıktan sonra içine azgın yelleri sımsıkı bağladığı sığır derisinden bir tu­ lum verir ona ve arkasından tatlı bir Zephyros yeli salarak uğurlar gemisini. Latin şairi Ovidius'a göre. ama üvey kardeşi Pelias onu tahtından atıp tutuklar. şehri yakıp yıkmış­ lar. Troya savaşının İlyada'dan sonraki bölüm­ lerini anlatan "Aithiopis" destanı (kayıptır) adını bu ulustan aldığı gibi. bu birleşmeden de Theseus doğmuştu. Aithcr.Yıkılmaz tunçtan bir duvarla çevriliydi bu yüzden ada. Kretheus'un Tesalya'da kurduğu İolkos şehri kendisine miras kalır. yani dünyayı saran hava taba­ kasının üstündeki arı ve ışıklı gök. şehrin yaban ellerin saldırısına uğ­ rayacağını bildirmiş. Aithra'yı Aigeus'la birlikte yaşadığı Attika'dan Dioskur'lar kaçırmışlar ve kardeşleri güzel Helena'nın yanına hizmetçi olarak ver­ mişler. Bir söylentiye göre Helena'yı Paris'le kaçmaya iten bu kadınmış. tanrıların lanetine uğramış bir adamı tutmaktan çekinir. onu kıskanan yoldaşları da teknenin dibinde­ ki tulumu alıp çözerler. Hesiodos'a göre Aither. Bu yüzden Theseus'un tanrı oğlu mu. Attika'lı kahraman. Sonsuz bir mutluluk içinde yaşarlar. şölenlerine katılırlar. büyücü kadın Aison'u diriltmekle kalma­ mış. H o meros destanlarında sık sık adı geçen bu efV sanelik ulus Okeanos kıyılarında. kız kardeşlerini aramaya gelen Dioskur'lara kızın saklandığı yeri bildirmiş. ama sesin dediği doğru çıkmış: Galyalılar Roma'ya saldırmış. tanrılara kurbanlar kesip gün boyu şölen yaparlar. şölen yapıp gönül eğlendirmek­ tedir. korkunç bir fırtına kopar. Romalılar düşmanı kov­ duktan sonra. Güneşe böyle yakın oldukları için yüzleri yan­ mış ve esmerleşmiştir. diktatör Camülus tanrı sesinin duyulduğu yerde bir tapınak yapılmasını bu­ yurmuş ve Palatinus tepesinin kuzey eteğinde 'Aius Locutius" denilen tanrısal varlığa tapı­ nak dikilmişti. Kimse bu sese kulak ver­ memiş. Bu yüzden de Zeus. İason Medeia ile birlikte Yunanistan'a dönün­ ce.Ö. Fırtına Odysseus'un gemisini gerisin geri Aiolia ada­ sına atar. Aison. 390) gökten ge­ len bir ses. üstelik de oğlu İason'u Kolkhis'e al­ tın postu almaya gönderir. Erebos ile Nyks. Odysseia'nın X. insan oğlu mu olduğu belli de­ ğildir. ama bu kez tanrı onu sert sözlerle kovar. yeryüzü karanlığından dog­ madır. Aigeus kısırlığı konusunda kâhine danışmaya gitti­ ği Delphoi'den dönerken Troizen'de bir gece kalmış ve tanrının cevabını doğru yorumla­ yan Pittheus onun kızıyla yatmasını sağlamış. Aiolos konağında bir düzine çocuğu ile yi­ yip içmekte. Akademos'un mezarı Atina'nın dolayların­ da. Theseus). A i son'un boğa kanı içerek kendi kendini zehir­ lemesine izin verir. Troya düştükten sonra torunları Aithra'yı kurtarmışlar. Böylece do­ kuz gün dokuz gece giderler. bölümün­ de (1-79) anlatılan bu serüven destanın en renkli öykülerinden biridir. Esir. " a i o " ve "loquor" söz söylemek. güneşin do­ ğup battığı uçsuz bucaksız bir ülkede oturur.

"Argeioi" deyimi "Argoslular" diye verilmiştir. bir oğulları bile olur. Bu yüzden güçlü yiğitle ırmak tanrı arasında yaman bir güreş başlamış. 22). ama ırmak tanrının biçimden biçime gir­ m e . İlyada'da adı geçen Troya'lı yiğit. Troya yangınından kaçan Aineias'ın yanından ayrıl­ mamış. Peleus da öfkesine kapılıp gider. Akhalar. vefalı dost anlamına gelen bir deyim olmuştur. Akha'ların kampına saldırıda önemli bir rol oynar. kimi zaman boğa. Akastos. başka bir öyküye göre. Argonaut'lar seferine ve Kalydon avına katılır. başaramayınca. Argos adı da genellikle bütün Peloponez'e verildiğinden. Bir gece av yorgunluguyla uykuya dalmış olan konugunu dag başında silahsız olarak vahşi hay vanlara yem olsun diye bırakır. Paris Helena'yı kaçırın­ ca. babası.AKI I I I ( ) ( IS di. (2) Gene İlyada'da adı geçen ve Troya'lılar safında dövüşen Trakya'lı önder. İlyada çevirisinde "Akhalar" ve "Danaolar" diye karşılanmış. Sonuç verme­ yen görüşmeler sırasında Priamos'un kızı Laodikeia ile tanışır ve sevişir. Bu kez yiğit boğanın bir boynuzunu kopararak alt etmiş Akheloos'u. Pelias'ın kızları Medeia'nın öğütlerine uyarak babalarını kesip kazanda kaynatınca. 340) ve Homeros'ta ( İ l . 25). Akhates. ama İlyada'da adı geç­ meyen Akha yiğidi. (1) Antenor'la Theano'nun oğlu. yalnız bir ırk ya da ulus adı olarak kul­ lanıldığından. Kral Minos'un kızlarından biri. İ l k i k i isim bir ülke adına dayanmayıp. Batı Yunanistan'ın Akarnania ile Aitolia bölgeleri arasında akan en uzun ırma­ ğı. Bu konu için İlyada çevirisinin önsözünde daha ayrıntı­ lı bilgi bulunabilir (s. ama boynuzu geri almak için Herakles'e Zeus'un keçisi Amaltheia'nın çiçek ve yemiş saçan bolluk boynuzunu vermiş. İ l k karşılaşmada yenilen Akheloos koca bir yılan kılığına girmiş. İolkos kralı Pelias'ın oğlu (Tab. Sonra da batı Yunanis­ tan'da adını taşıyan Akarnania ülkesini kur­ muş. ünlü bereket boynuzu ırmak tanrının kendi boynuzuymus. Akheloos. Kutsal bir ormanla çevrili bu bölge de Pla­ ton "Akademeia" a d ı y l a anılan ü n l u okulunu kurmuştu. Akarnan birkaç ay içinde er­ ginlik çağına ermiş ve Phegeus'la çocuklarını öldürerek öç almış. Kalydon avı sırasında Akastos'un başı der­ de girer: Arkadaşı Peleus kaza ile kaynatası Eurytion'u öldürür ve bu suçtan kendini arın­ dırmak için Akastos'un sarayına sığınır. 23). "Akademi" oradan gelir. Akastos kral olur ve İason'la Medeia'yı İolkos'tan sürer (Pelias). Aineias'ın kara gün dostu. Akamas güzel kadını geri istemek için Troya'ya elçi olarak gönderilir. kimi zaman ejder ol­ ma yetisinden ürken kız Herakles'Ie evlenme­ yi yeg görmüş. Akastos'un karısı Peleus'a tutulur. Homeros destanlarında ve özellik­ le İlyada'da Yunanistan yarımadasından gelip Troya seferine katılan savaşçıların hepsine birden "Akhaioi". Kendisi daha çocukken. sadık. Akamas. Herakles onu tam boğacak­ ken de azgın bir boğa oluvermiş. Troya sa­ vaşında rol oynayan. Akastos'la karısını öldürür. Akarnan. Irmak tanrı Deianeira'dan vaz­ geçmiş. Akakallis. Latince "Fidus Achtes" diye anılan adı. anası tanrı Zeus'tan oğlunun çabuk büyü­ mesini dilemiş. XII. Argos diye bir kent bulunduğundan. Tanrı Apollon ile sevişmiş ve Miletos'u d o ­ ğurmuş (Miletos). onu baş­ tan çıkarmaya uğraşır. Telamon oğlu Aias tarafından vurulur. Troya'nın düşmesine yol açan tahta atla giren sekiz Akha yiğidinden biridir. Akheloos'un birçok öyküleri vardır: Herakles destanıyla ilgili bir efsaneye göre. Ama at adam Kheiron Peleus'u kurtarır. "Danaoi" ya da "Argeioi" denmektedir. yiğidi namusuna göz dikmiş olmakla suçlar. Meriones tarafından öldürülür. Alkmaion ile su perisi Kallirhoe'nin oğlu. Akastos konukluk yasalarını çiğnememek İ ç i n P e leus'u kendi eliyle öldürmek İstemez. Hesiodos'ta (Theog. Akheloos Kalydon kralının kızı Deianeira'ya aşık­ mış. (3) Theseus'la Phaidra'nm oğlu. 84) adı geçen Akheloos Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin ırmağın en büyüğü ve ırmak tannlann kralı imiş. çünkü yaygın . onunla birlikte İtalya'ya kadar gitmiş ve bütün serüvenlerini paylaşmış. ünlü kâhin Amphiaraos'un torunu (Tab. Arkadya kralı Phegeus tarafından öldürülün­ ce.

Peleus'la Thetis'in oğludur. bunun üzerine tanrılar Thetis'i bir ölümlü ile evlendirmekten başka çare bulamazlar ve kendisine koca olarak Phthia kralı Peleus'u seçerler. Orada alçak kıpı var ve Persephone'nin koruluğu. ama bir kâhin ( b i r anlatıma göre tanrıça Themis. Aigina ise ırmak tanrı Asopos'un kı­ zı ve Okeanos ile Tethys'in torunudur. 295) anla­ tılan Akheron çamurlu suların kaynayıp. bundan amaç gövdelerindeki ölümlülük t o ­ humlarını yok etmekmiş. çocuğu kaptığı gibi. Akheron Yunanistan'ın Epir bölgesinde akan bir ırmağın da adıdır. Yeraltında akan ırmakları şöyle tanımlar H o meros (Od. Thetis. deniz tanrı Poseidon da âşıktırlar.AM-ltKUlN toprakları sulayan ırmaklar bereketin simge­ sidir (Deianeira. ilkçağ bu ırmağın yeraltı dünyasına aktığına inan­ mıştı. Akhilleus Yunan mythos'una en çok konu olmuş kişidir. doğuşu üstüne anlatılan efsa­ ne şudur: Nereus kızı Thetis'e tanrılar tanrısı Zeus da. 6). Olympos'taki . Yanlış bir etimoloji adını "Acılar Irma­ ğı" (akhos. bölüm bölüm ayırmak gerekir. adları kavramlarıyla o gün bu­ gün hep yeni f i l i z veren bir ağaç gibi yaşar. 508): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Yeraltı dünyasını. tiksine tiksine. Akhilleus'un destanıdır. Homeros'un büyük İlyada destanı aslında İlyon.burgaçlandıgı dipsiz bir bataktır. Akheron. Gerçi Thetis'in birçok çocukları olur. 21) belli olduğu gibi Akhilleus. Onun ardın­ dan Vergilius gelir ilkçağda. katlandım bir adamın yatağına girmeye. onları ateşin üstüne tutarmış. bu kahramanın bir eylemiyle başlar. X. istemeye istemeye. tanrıların hepsi de hazır bulunurlar. bunca deniz tanrıçalarından bir beni verdi ölümlü kocaya. ( 1 ) S O Y U V E D O Ğ U Ş U . Aeneas destanında da (Aen. Soy ağaçlarından (Tab. sonra çık yola. aleve vermiş. orada Akheron'a Pyriphlegeton ve Kokytos akar. Bu kahraman üstüne ilkçağın başın­ dan sonuna dek uydurulan efsane ve masal­ lar o kadar çoktur ki. Birçok çocuğu böy­ lece yanarak öldükten sonra. 429 vd. Hephaistos. yüreği benim gibi acılı biri var mı? Zeus bunlar arasında bir bana verdi acıları. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini.): tanrıçalar arasında. Thetis bu ev­ lenmeyi oğlu Akhilleus için silah istemeye git­ tiği Hephaistos'a yana yakıla şöyle anlatır (İl. uzun uzun kavaklar göreceksin. Aiakos oğlu Peleus'a. bir eylemiy­ le biter. o kadar ki Zeus onunla evlenmeyi bile düşünür. ama bir ölümlü ile evlendiğine üzülen ve çocuklarını kendisi gibi ölümsüz kılmak isteyen Thetis geceleri kalkar. bakmış ki karısı olacak deniz kızı küçük Akhilleus'u topuğundan tutmuş. Herakles). Thetis ile Peleus'un düğünü Tesalya'da Pelion dağının tepesinde kutlanır. Akhilleus. yani bir deniz tanrıçasıdır (Tab. onları kapsayarak özet­ lemek için. bir başkasına göre Prometheus) Zeus'a haber verirler ki. Zeus'la Aigina'nın oğludur. XVIII. VI. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Thetis'i evinden kovmuş. Thetis'ten doğacak olan ço­ cuk kaderin buyruğuna göre babasından da­ ha güçlü olacaktır. Uğursuz başlayan bu evlilik uğursuz gider. Belki ıssız bir böl­ gede derin bir yarın içine dalıp kapkara bir ba­ tak olarak denize döküldüğü içindir ki. bir gece Peleus uyanmış. Tepesi atmış. ölüler ülkesini bize ilk anlatan Homeros'tur. Olympos tanrılarıyla Titan'lar arasındaki savaşta susuzluktan yanan devlere su içirdiği için Zeus'un laneti­ ne uğramış ve yeraltı ülkesine kapatılmıştır. Kharon'un kayıgıyla bu çamur ırmağını geçtikten sonradır ki varılır asıl Hades'e (Hades). Ama H o m e ros'un taslağı. acı demek) diye tanımlardı. bir Nereus kı­ zı. Efsaneye göre Akheron Helios'la Gaia'nın (güneşle toprağın) oğludur. bir ölümlüyle düşüp Söyle. Akhilleus'un. Ne var ki İlyada'da anlatılan olaylar Akhilleus efsanesinin ancak çok kısa bir bölü­ müdür. Hades bataklığına doğru. sonra da ortaça­ ğın en büyük şiiriyle Dante. Kavga tanrıçası Eris'in düğüne çağrılmadı diye kızıp masanın üstüne bir altın elma atması üç tanrıça arasın­ daki güzellik yarışmasına yol açar (Paris). yani Troya şehri­ nin destanı değil. Yun. kısır söğütler. ama Akhilleus ana tarafından olduğu kadar baba tarafından da tanrılara ve en büyük tanrılara bağlıdır: Dedesi Aiakos.

Thetis iki şıkkı şöyle dile getirmişti oğluna (Il. kı)) Akha ordusunun toplandığı Aulls'e geti­ ( 3 ) A L İ N Y A Z İ S İ . ağzına verir. canım gibi sevdim. Akhilleus az yaşasa da ünlü yaşamayı seç­ miş ve bunun için Troya savaşına katılmaya karar vermişti. Odysseus da onu peşine ta­ senin yüzünden neler çektim ben. Akhaların en büyük kahra­ rir. sevgili baba toprağına. o zaman genç bir delikanlı olan Akhilleus sefere katılmamak İçin Yunanis­ tan'ın karşısındaki Skyros adasına gönderilir ve orada kral Lykomedes'in sarayında ko­ nuklanır. Akhilleus Kheiron'dan öğrendiği hekimliği ve edindiği ilaçlan Troya savaşında yaralılar üstünde kullanır. böylece gövdesini silah işlemez hale getirmiş. Akhilleus da bu yüzden böyle hızlı bir koşucu olmuş. Troya savaşının başarı ve . o da yanan kemiği. kullanmaya can atar.kalkmaktan hoşlanmayan tanrıça da denizin dibine dalmış." Akhilleus gerçi kaderini kendi seçebilir. güzel konuşmasını ve her şeyden önce de kargı atmakta. dönüş yok. çağın yiğitlerinin hepsinden üs­ tün olmasını. saz çalıp ezgi söyleme­ sini. Styks ırmağına batırmış. böylece kimli ağzından. ama Troya'ya kendisiyle gelen lalası Phoiniks onu nasıl büyüttüğünü şöyle anlatmaktadır (İl. yetiştirdim seni rınca kurnazca bir düzen tasarlar. bir söylentiye göre de Lykomedes'in kızlarının biriyle sevişmiş ve ileride adı geçecek oğlu Neoptolemos (Pyrrhus) da o n ­ dan doğmuştu. Erdemlerin her çeşidine de alış­ tırmış: Acıya dayanmayı. Akhilleus bunları görünce dayanamaz. İlyada'da Kheiron'dan eğitim gördüğü gerçi söylenir. Kheiron'un yanın­ da Pelion dağında ne kadar kaldığı belli değil­ dir. Nitekim Akhilleus sonradan bu yerinden vurulup öldürülmüş... IX. yalan söylememeyi. Bu konuda anlatılan ve İlyada'da izine rastlanmayan efsane şöyledir: Akha öndetL ri Troya seferine gitmek üzere hazırlığa baş­ layınca. kısacık bir ömür verdi kader sana. gezgin satı­ bensiz ne şölene gitmek isterdi canın. bunu ken­ disi de. bir daha varmamış kocasının yanına. dudaklarına rer önlerine. karısı da çocuğa bakmışlar. H a ­ remde yaşayan Akhilleus'a Pyrrha ( k ı z ı l saçlı) adı verilmiş. manı Akhllleus'un. 352 ve 414): "Anaml Kısacık bir ömür sürmek için doğurdunsa beni. onları arsızlık eder. cı kılığına girip Lykomedes'in haremine so­ ne de evde yemek yemek isterdi. Pyrrha kılığındakl göğsümde gömleğimi ıslatırdm boyuna. kulur ve kızların. ölçülü ve dayanıklı olmayı h e p Kheiron'dan öğrenmiş. kıymetli silah da vardır. dövüşmekte. ğini açığa vurur. neler. anası Thetis de şöyle dile getirirler ( İ l I. Peleus yedinci çocuğu olan Akhilleus'u böylece kurtarmış.): İki ayrı kader götürecek beni ölüme: Burada kalır. ölüm öyle çabucak gelip çatmayacak. Öte yandan Akhaların kâhini Kalkhas'ın Akhilleus sefere katılmazsa Troya'nın alınamayacağını bildirmesi üzerine. seni b e n getirdim Odysseus yiğidi aramaya çıkar. şarabı püskürtürdün almaya. XI. At adamın yanında Akhilleus büyütülür ve eğitilir.): başarısızlık şanslarını elinde tutan o yenilnez savaşçının trajik bir yazgısı vardır. Ne var ki Akhilleus kız kılığına gir­ miş ve kralın kızları arasına karışmıştır. Dönersem yurduma. Skyros'a va­ bu hale. savaşmakta. ama bohçanın dibinde birkaç uzatırdım şarabı. biraz yeti­ şince at adam ona öğretmediğini bırakma­ mış: At yetiştirmesini. Tanrıya benzer Akhilleus.." "Uzun değil. ama çocuğun dudak­ ları ve sağ ayağının aşık kemiği yanmış. kadınların önünde bohçası­ oturturdum seni dizlerimin üstüne. ama topuğundan tuttuğu için bir orasından yara alabilirmiş. ünüm olmasa da çok yaşayacağım. savaşırsam Troya çevresinde. Başka bir efsaneye göre Thetis oğlu­ nu ateş üstüne tutmamış da. tükenmez bir ün var. 485 vd. ama anası ( y a da babası) onun ölmesini önlemek için bazı düzenler kurum lardı. nı açıp bir sürü kumaş dokuma ve işleme se­ etini keser. koş­ makta üstüne olmayan bir devin iskeletinden aldığı bir kemikle değiştirmiş (Kheiron). Kheiron'un ana­ sı da. 4 1 1 vd. ( 2 ) ÇOCUKLUĞU. araba sürmekte ve koşmakta kimseden geri kalmamasını. Peleus hekimlikte usta olan at adam Kheiron'a vermiş Akhilleus'u.

IX. çünkü sanatı on­ dan yanadır. Akhilleus'un öfkesi. bu arada Patroklos ile birükte Ida dağındaki Troyalı sürülere saldırır. AkhiUeus. (5) AKHİLLEUS'UN D R A M I .): Bir Atreus oğulları mı sever karılarım? Sever. küsüp savaştan çekilmesi ve Patrokolos'un ölümünden sonra gene savaşa dönüp Hektor'u öldürmesidir. mal. Akhilleus'un iyileştirdiği Telephos'un kıla­ vuzluğunda gene Anadolu kıyılarına doğru yola çıkılır ve Tenedos adasında durak yapıhr. Burada rüzgârların esmesini sağlamak için İphigeneia'nın kurban edilmesine karar veri­ lir. Khryse'den Khryseis'i tutsak olarak alır. İlk çıkarmanın Troya'nın çok güneyinde Mysia bölgesine oldu­ ğu anlatılır. korur karısını duygulu. Akhillus bilmeden bu işe alet olur. yüreği yurdunu savunan durgun. Akhilleus'tan aldı­ ğı yara iyileşmiş değildir. hırslı. A k h i U e us kargısıyla Telephos'u yaralar. ama bölüşmede payın en okkalısı sana gider. kazanmışım onu ben kendi kargımla. ölçülü. tanrı sözcüğü bu ya­ rayı ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini bil­ dirmiştir (Telephos). bilin­ diği gibi. insafsızca kesip biçen. bacaklarından güç ve canlılık fışkıran. ama yüreği ondan yana değil. didi­ nir. Hem onur payımdan olayım. ama bir fırtına onları geri­ singeri Yunanistan kıyılarına atar. Troya önünde dokuz yıl kalınır. Mysia'ya yerleşmiş olan Herakles'in oğlu Telephos on­ ları karşılar. savaşın onuncu yılında Ilyada destanına konu olacak olaylar baş gösterir. yapılan haksızlığı unutamaz. Agamemnon kızını güya Akhilleus'a nişanlamak için getirtir Aulis'e. ama başaramaz (Iphigeneia). 340 vd. önlemeye çalışır. çobanları Aineis'le kavgaya tutuşur. Biz burada Akhilleus'un kişiliği ve karakteri üstünde duralım. Bu dokuz yıl böyle geçtikten sonra. Lyrnessos'tan Briseis'i. Bu kırgınlığını da şu basit. Bu sırada Akhilleus'un komşu bölgelere yaptığı çapul­ culuk seferleri İlyada'da ayrıntılarıyle anlatılır: Mysia'nın Thebe şehrinde Andromakhe'nin babası Eetion'u öldürüp. onurlu. İlyada'nın konusu. Ben de yürekten seviyorum benimkini. mülk sahibi edeyim diye seni? Agamemnon özür dileyip eünden aldığı Briseis'i geri vermeye razı olunca. tanrıça oğlu ve tanrılara denk AkhiUeus yal­ nız kaba kuvveti mi simgeler? Kimsenin karşı gelemediği. Akhlleus durumu anla­ yınca. inatçı v e alıngan. er­ demli kahraman insan Hektor'dan yanadır Homeros'un. 165 vd. çetin. Bu kez Aulis'ten değil. düşmanlarını titreten. Sonra da saldırganlar yanlış bölgeye çıktıklarını anlaya­ rak denize açılırlar. G e n e de. aralarında savaş başlar. hem olumsuz görünen bu nitelikleri en parlak ve çarpıcı renklerle belirtmiştir. erkektir. Anası Thetis'in bildirdiği bir tanrı buyaıguna göre. şehri yağma eder. Akhillus dönmek istemez. tıpkı bir romancı gibi Akhilleus'u bir insan olarak canlandırmayı amaç edinir ve akla karayı gereğince karıştı­ rarak. ha. getirir.AKHİLLEUS (4) T R O Y A SEFERİ. bize hem olumlu. H o meros destanının baş kahramanı. Telephos çıkagelir. Argos'tan yola çıkmaya hazırla­ nırken. Akhilleus'un Agamemnon'a karşı öfkesinin asıl nedeni sömürüye karşı ayaklanmadır: Kendisi hiçbir çıkar gütmeden savaşır. Akha donanması Argos'tan Aulis'e varır. kolların­ dan. Bir efsaneye göre. saldırıya geçti mi "ovada bir yıl­ dız gibi parlayan" Akhillus yalnız üstün bir savaşçı ve üstünlüğünü bildiği için de gururlu. akıllı her adam. hem burada kalayım. insanca sözlerle dile getirir (İl.): K ı y a s ı y a savaşta benim kollarım görür en büyük işi. I. z a U m ve duygusuz bir adam gibi mi gösterilir İlyada'da? Homeros yiğitlerin yiğidini gerçi bu vasıflarla donatmış. eşine az rastlanır bir ustalık ve dünya­ nın başka hiçbir destanında görülmeyen eleş­ tirici bir anlayışla onu hem iyi. Akhillus böy­ lece içinde karşıt eğilimlerin çarpıştığı gerçek bir insan oluverir. hem kötü bir adam olarak çıkarır karşımıza. . Akhillus orada Agamemnon'la i l k kez kavgaya tutuşur ve Apollon'un oğlu Tenes'i öldürür (Tenes). Akhalar Troas'a vardıklannı sa­ narak hemen yağmaya koyulurlar. Bu olayların birbirini nasıl izlediği İlyada mad­ desinde anlatılmıştır. yaşantısı da gerçek bir dram olarak canlanır gözümüzde. Akhillus Apollon oğlunu Öldürürse Troya önünde si­ lahla öldürülmekten kurtulamayacaktır. payı başkomutan alır (İl.

Memnon. Demirden bir yürek varmış göğsünde. ko uyusun bağrında acılar. X X I I . kendi babasını hatırlar. Kanatlı sözlerle seslendi ona dedi ki: "Talihsiz adam. çare bulsun. tuttu elinden kaldırdı ihtiyarı. Akrisios. sonra (İl. kuşlar yiyecek bütün bedenini. ( 6 ) A K H İ L L E U S 'U N Ö L Ü M Ü . ama yemini ye­ min sayılmış. otur üstüne şu iskemlenin. k. döşeğine yatırıp ağlamayacak sana seni doğuran. bir ayva alıp üstüne şu sözleri kazmış: "Artemis tapınağı üzerine ant içiyo­ rum ki ben Akontios'a varacağım!" ve ayvayı kızın önüne atmış. Dardanos oğlu altın koşa teraziye senin ağırlığınca.ıyn. ırmak başında doğradığı yüzlerce düşmanın kanından kara toprak kızıl ırmağa döner. Günün birinde Artemis şenliklerine Delos'a gitmiş ve yolda Atina'nın en soylu ailelerinden birinin kızı olan Kydippe'ye rastlamış. Ama tutmaz sözünü. Priamos'u avutmak. getirseler bana kurtulmalığın on katını. yüreği dayanamaz bahtsız kralın ağlamaları­ n a . Ama bu kez Patroklos'un öcünü alaca­ ğım diye kudurür. Patroklos'a ağlar. iki insandır karşı kar­ şıya. XXI). hazır­ lar ve babasına verir.): Akhilleus oturduğu yerden birdenbire kalktı. yiğit ve ihtiyar baba bakarlar birbirlerine doya doya. çiğ çiğ ye. anasına yalvarır gelsin kurtar­ sın. 514 vd. sevgiyle diyeceğim. tartsalar şurada. beni bir daha kandırmaya kalkmasın sakml Acı ağır basınca bir çocuk gibi ağlar dövü­ nür Akhilleus. köpekler. acımıştı ak sakalına. düşmanlık. yirmi katını. konuklamakla kalmaz. çünkü ihtiyar. avutsun diye. Hektor'un ölüsünü kendi yıkar. şunun etini parçala. Uzun bir savaştan sonra üstün gelen Akrisios Proitos'u Lykia'ya sürerek tahta oturmuş.il. kimse uzaklaştırmaz başından köpekleri. Ama soylu olmadığı için kızı kendisine vermeyeceklerini bilen Akontios bir düzene baş vurmuş. Savaş. Atina'ya döndükten sonra ba­ bası kızını üç kez nişanlamış. Ayvayı eline alan Kydippe üstündeki yazıları yüksek sesle okumuş. bir tanrının barakası­ na getirdiği ihtiyar Priamos'u görünce şaşırır. bk. Briseis götürülünce çağırır onu. yüreğim kışkırtıyor beni. Akontios. Delphoi tanrı sözcüsü Akontios'un düzenini açığa vurunca Kydippe'yi Akontios'a vermekten başka çare kal­ mamış.ısından aldığı bir ordu ile Yunanis- . tanrılar bile dayanamaz bu manzaranın dehşetine (İl. kin ve öfke yok olup gitmiştir. 345 vd. Aynı acımak bilmez azgınlıkla canını almak­ tadır yere serdiği Hektor'un. yalvarma bana anan. Patroklos ölünce çağırır onu. baban admal Gönlüm. Ne yapalım yasımız çok büyükse.): Dizlerime sarılma. Pentbesileia. Hadi gel. genç adam da ihtiyarda kendi babası­ nı görür gibi olur. insanları birbirine düşüren kav­ gaya. ama tanrıça Artemis hep bir hastalık çıkararak kızın evlen­ mesine engel olmuş. diyor. Abas'ın Proitos ile Akrisios adın­ da ikiz oğullan olmuştu (Tab. iki düşman hıçkıra hıçkıra dövünürler karşı karşıya. Görür görmez de tutulmuş ona. Yırtınır canından çok sevdiği dostunu koruyamadı diye. Babalan ölünce Argos'ta kimin kral olacağı konusunda birbirle­ rine girmişler. senin bana bu yaptıklarından sonra. genç adamda kendi oğlunu.AKKIMt )! Agarnemnon oyun oynadı bana. ne çıkar yürek donduran iniltilerden! Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu: Yaşayacak insanlar acı içinde". X X I V . aldı onur payımı. ne acılar çekmiş yüreğin! Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek başına. G e n ç . Bin pişman olur insanın aklını başından alan öfkeye. mey­ veyi sonra da fırlatmış atmış. Ataları Aigyptos ile Danaos'un düşmanlığını özlerin­ de taşıyan bu ikizler daha ana karnındayken dövüşmeye başlamışlar. Proitos da Anadolu kıyıların­ da kral lobates'in kızı Anteia ile evlenmiş. nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi? Ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını senin. köpek. gider. daha çok veririz deseler. ağarmış başına. yalvarmalarına şöyle karşılık verir (İl. 10). Keos adasında yaşayan çok yakı­ şıklı bir delikanltymış.

Priamos'un oğlu Paris'in baş­ ka bir adı (Paris). diriler araşma geri göndermiş. Perseus). Aktaion. lason'un anası (Tab. Yiğit birçok şiirlerde bu isimle anılır. Agamemnon İlyada'nın sevimsiz kralıysa. Amphitryon yiğit Herakles'in ölümlü babası olduğun­ dan. At adam Kheiron'un Kithairon dağlarında yetiştirdiği Aktaion öyle yaman bir avcı olmuş ki. 18). Danae Perseus'u do­ ğurmuş. Ama Zeus gö­ nül vermişmiş Danae'ye. Admetos'un karısı (Tab. Olup bitene akıl erdiremeyen Akrisios kızıyla torununu bir sandığa kapatarak de­ nize atmış. Ana-oğul Seriphos adasında kara­ ya çıkmışlar. İkiz kardeşler de bir anlaşmaya varmışlar. Herakles). Genç ve güzel Alkestis kocası Admetos uğ­ runa ölmeye razı olur (Admetos). kızının herhangi bir erkekle ilişki kurmasını önlemek için çepeçevre tunçla ör­ tülü bir odaya kapatmış onu. Perseus ile Andromeda'nın oğlu. Kadınlar arasında yiğitlik ve feda­ kârlık örneği olarak gösterilen Alkestis Euripides'e en güzel tragedyalarından birini esinlemiştir. Alkathoos bu işe talip olmuş ve aslanı öldür­ müş. Alkides. 13). At adam da hayvanları avut­ mak için Aktaion'a benzer bir heykel yapıp önlerine dikmiş (Kheiron). Pelops ile Hippodameia'nın oğ­ lu. Tanrı bu işi yapar­ ken lyra'sını bir taşa dayamış. Pelias'ın kızı. Amphitryon'un babası (Tab. Argos ilini ikiye bölerek hüküm sürmüşler. Perseus binbir kahramanlık yap­ tıktan sonra Argos'a dönmek istemiş. can vermiş ve cenazesi mezara indiril­ miştir ki. Adı "öfkesi dinmez. Aleksandros. Oğullarından biri bir aslan tarafından par­ çalanan kral Megareus kızını canavarın hak­ kından gelecek adama vereceğini bildirince. üstüne vurulduğu zaman ses çı­ karılmış. iniltilerle çınlayan saraya Admetos'un dostu Herakles çıkagelir. Çoban Aristaios'la Autonoe'nin oğlu. Kaynatası Megareus'un kurduğu Megaira şehri Girit'lilerin saldırısına uğrayınca. Öç tanrıçaları Erinys'lerin biri. Alekto. Alkestis. Zehri iç­ miş. böylece Kheiron'un mağarasına ka­ dar gelmişler. Böylece kızla birlikte krallığı da elde et­ miş. al­ tın yağmuru halinde akmış çatı aralığından Danae'nin içine kadar. Aison ile îason'un ataları (Tab. Haberi alan kral Tesalya'da Larissa şehrine kaçmış. onun üstüne yokmuş bütün bölgede.tan'a dönmüş ve Kyklop'ların koca taşlardan bir surla çevirdikleri Tiryns'e kral olmuş. bir oğ­ lu da olsun diye Delphoi tapınağına başvur­ duğunda. ama torununun kendisi­ ni öldüreceğini bildirmiş Akrisios'a. Kader gene de yakasını bırakmamış: Bir rast­ lantıyla Larissa'da düzenlenen yarışmalara katılan Perseus disk atarken. Salmoneus'un karısı. Alkidike. o taş tarihsel çağlarda da. 22). Herakles'e ilkin Alkaios oğlu anlamına gelen Alkides adı verilmiş. Aison'un karısı. Parçaladıkları geyiğin kendi efendileri olduğunu anlamayan köpekler uluyarak Aktaion'u aramaya koyul­ muşlar. yıkı­ lan surları yeniden yapmakta tanrı Apollon Alkathoos'a yardım etmiş. Thebai'li bir avcı (Tab. Bir başka anlatıma göre. bununla da kalmayıp gü­ nün birinde tanrıçayı derede yıkanırken çıp­ lak görmüş. Gurura kapıl­ mış Aktaion. tanrıça Artemis'ten de usta avcı olmakla övünmüş. ağıtlarla. Alkinoos. Akrisios'un Danae adlı bir kızı vardı. çarasini bulmuş. ölüler ülkesinin acıma nedir bilmeyen tanrıçası Persephone Alkestis'i görünce yumuşamış ve onu daha genç ve daha güzel olarak yeryüzü­ n e . ölüm tanrı Thanatos'un peşine düşer. Herakles'e verilen bir addır (Alkaios. sonra değiştirilmiş­ ti (Herakles). barışmak bilmez" anlamına gelir (Erinys). Bu küstahlığa içerleyen tanrıça Aktaion'u bir geyik haline dönüştürmüş ve el­ li köpeğini de üstüne salmış. tanrı sözcüsü Danae'nin bir erkek çocuk doğuracağını. 22). yel almış attığı diski Akrisios'un kafasına indirmiş. Alkimede. ko- 28 . 22). Argos kralı da böylece ölmüş (Danae. Telaşa düşen kral. 14). Alkestis'in öldüğünü duyunca. Alkathoos. onunla boğuşur ve Alkestis'i kolları arasından koparıp Admetos'a geri getirir. Atreus ile Thyestes'in kardeşi (Tab. Alkinoos Odysseia'nın sevimli. Alkaios.

Arete'yi öyle saydı. Ama biz Alkinoos'u Homeros'un arzından dinleyelim. evler kurmuş. Odysseus kimliğini açığa vur mak zorunda kalır ve serüvenlerini anlatmaya girişir (Demodokos). kendisi­ ne damat edinmeyi özler. tapınaklar yapmıştı tanrılara. uygar ve halkseveı kratıdıı Bugün Korfu adası olduğu genellikle benimsenen Sklıerie'ye yerleşmiş. çok akıllıydı. Konukseverlikte de. Kadın erkeğin mutluluğudur. öyle saydı ki. hiçbir kadın böyle sayılmadı yeryüzünde.). cömertlikte de ilk iş­ marı veren Arete'dir. V I . Penelope gibi insanlı gın daha ince. ülkesinin ön­ derleri. Alkinoos.). duyar­ lıkla. Alkinoos sarayinin iç düzeni daha az parlak değildir: Şiir. tekmil toprakları dağıtmıştı. erkeğinin buyruğunda. Kadın. tadına doyulmaz bir parça yoktur. Phaiak'ların sa­ rayında asıl onun sözü geçmektedir. Odysseus'un sara­ ya varınca dosdoğru Arete'nin dizlerine ka­ panmasını salık verir ona (Od. zorba Tepegözlere yakın. Nausikaa da bunu bildiği içindir ki. Ama Alkinoos'un dün­ ya görüşü ve insanlık anlayışı sanata saygı İ l e de bitmez. sevmektedir onu. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. Odysseia'ya üstün uygarlık havasını veren ki­ şiler Arete. on iki kralın on üçüncüsü sayar kendini. insanseverlikle yerine getirebilir diye saymakta. evinde yaşayan hiçbir kadın. Erkeği kadın­ sız olarak düşünmek olanaksızdır Homeros destanlarında. madem hizmetçileri vardı yanında. Dört yandan surla çevirmişti kenti. VII. düşünceleri tanrılardan gelen Alkinoos kraldı şimdi. daha cana yakın. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini.): Alkinoos kendine karı aldı onu. kim olduğunu. denizci blı ulus olan Phaiak'ların başıdır. konuğum. Batı yazınında ilk "ütopya" diye tanımlayabi­ liriz onu. istediği an gemileriyle onu yurduna göndermeye hazır olduğunu bil­ dirir ve bu sözünü hiç gecikmeden yerine ge­ tirir. güçte üstün. (Od. nereden geldiğini sormadan benimser. VII. 263 vd. konuğuna kıla­ vuzluk etmedi diye kızı Nausikaa'yı kınar (Od. 67 vd. oyun. Phaiak'ları şöyle anlatır (Od. ne diye evimize getirmedi alıp seni? Karısı Arete'ye saygısı da Homeros destan­ larında görülen kadına değer vermenin daha yüksek bir aşamasını yansıtır. VI. Odysseia'da bundan daha güzel. 4 vd. hem çocukları saydı onu yürekten. Konukluk kurallarına uyarak Odysseus'u hemen. götürdü. iyi yürekliydi de ondan. giderek.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. Arete erdem demek. yalnız Alkinoos değil. VII. Tanrı yüzlü Nausithoos on/arı kaldırdı. Anasının kı­ zı olan Nausikaa da kurtarmamış mıydı Odysseus'u ölümden? (Nausikaa). Özgürlüğe olan eğilimi ilk ve orta çağlan çok aşan modern denebilecek bir nite­ lik taşır.nuksever. 310 vd.): Benim kızım ödevini tam yapmamış. 299 vd. Tepegözler onların topraklarım boyuna yağma ederlerdi. yarışma Phalak'lann ya­ şamında büyük yer tutan uğraşlardı Ozan Demodokos'un Troya savaşından söz açması üzerinedir ki. yerleştirdi Skherie'ye. Ama bu saygının asıl nedeni Arete ile ev­ lenmiş olmasıdır. bakın Alkinoos eşini nasıl baş tacı eder (Od. ve madem sen yalvardtydm ona ilkin. adı üs­ tünde Erdem'in kendisidir ve erkeğin başara­ madığı bazı edimleri daha bir incelikle. Homeros bir mimarlık baş eseri olan bu sarayı anlatmakla bitiremez (Od. Nausikaa. . VI. yatıştırırdt bütün kavgalarını erkeklerin! Öyle bir cennettir ki Alkinoos'un ülkesi. daha duyarlı ve becerikli yönü nü simgeleyen kadınlardır. Yatağı o yapar. sandığı o ha­ zırlar. rahatını o sağlar konuğun. tatlı sözlerle selam verirlerdi şehre inince o. 11): Tekmil Phaiak'ları yönetirdi Alkinoos halkı sayardı onu bir tanrı gibi. •M. ama en ufak bir baskıda bulunmaz. halk da bir tanrıça gibi baktı ona. İç ve dış düzeni Odysseus'a bile par­ mak ısırtacak gibidir. bütün Phaiak önderleri de danışmanları da uyarlar sözüne. danışmanları ile birlikte yönetir ulusu­ nu. hem kocası. Odysseus'u öyle beğenmiştir ki.

Herakies). sonra da oğluna bunca eziyet yapan o kral da can verince. Önce Arkadya'da Oikles'in yanına sığınır. ana­ sını öldürmek görevini yerine getirmenin ge­ rekli olup olmadığını sordu. dönüşünü gözleyen Alkyone'nin önüne . Amphitryon da tanrı buyruğuna boyun eğerek. Amphiaraos. karısından fazla bir iltifat görmeyince Amphitryon da şaşmışlar. yuvasını dal­ galar üstünde kuran bir çeşit martı imiş. Amphitryon bu işi yapmaya gitmişken. Alkyone yalvarmış gitmesin diye. 13). Yolda Keyks kor­ kunç bir fırtınaya tutulmuş. ama dinletememiş. bu sevişme üç tam gün sürmüş. Alkmaion gene Psophis'e dönüp Phegeus'tan ister bunları. Kallirhoe'nin yakarması üzeri­ ne çabuk yetişen oğlu Akarnan kan davasını sürdürerek Phegeus'un oğullarını öldürür. Rüzgârlar kralı Aiolos'un kızı Alkyone Sabah Yıldızının oğlu Keyks'le evlen­ miş. kendisi de boğulmuş. Akheloos da ona kızı Kallirhoe'yi verir. bir tanrı sö­ zü Alkmaion başlarına geçerse zafer kazana­ caklarını bildirmişti çünkü. Bu kez de Eriphyle işe karıştı: Harmonia'nın gerdanlığından sonra. Apollon'un tapınağına adayacağını söyler. öleceğini bildiği Thebai seferine katılmadan önce. H e rakles tanrılara karışınca. Alkmene oğullarının izinden gitmiş. Gene yollara düşen ana katili ırmak tanrı Akheloos'un yanına varır. Gene de ikircik­ liydi. Ovidius bu öyküyü biraz değişik biçimde anlatır: Günün birinde Keyks denizaşırı bir tapınağa gidecek olmuş. Harmonia'nın uğursuz süslerini de Apollon'a adak olarak Delphoi tapmağına verirler. tanrı armağanı ünlü "peplos"unu da rüşvet alarak oğlunun sefere çıkmasını sağla­ dı. gene Delphoi tapı­ nağına baş vurulur ve tanrı sözcüsü Alkrnaion'un ikinci bir kez arındırılması gerektiğini bildirir. karısının bir gece aralıkla doğurduğu Herakles'le İphikles'i bağrına basmış. çok yaşlı olarak ölen sevgilisini Zeus Mutlular Adasına götürüp. Ömrünün son günlerini gene Thebai'de geçirmiş. Orada. Tanrılar kıskanmış bu mutlu yuvayı. Mykene kralı Elektryon'un kızı (Tab. Alkmaion. babasının can verdiği kente gitmekten çekiniyordu. Söylentiye göre. Dalgalar ölüsünü kıyı­ ya. gözlerini oymuş. üstüne yağmur yağdırarak söndürmüş. Zeus güneşe bu süre dolmadan görünmemesini buyurmuşmuş çünkü. Eurystheus'un hış­ mından kurtulmak için Atina'ya sığınmış. ülkeden ülkeye kovaladılar onu. Alkyone. A l k maion Eteokles'in oğlu Thebai kralı Laodamas'ı kendi eliyle öldürdü ve Polyneikes'in oğlu Thersandros'u tahta oturttu (Epigon' lar). Alkyon denilen bu masal kuşu. Tanrı bu süre içinde Herakles'i ana rahmine yerleş­ tirmiş. Amphiaraos. Ne var ki Psophis topraklarında korkunç bir kuraklık baş gösterir. Dönüşte Alkmaion Delphoi'ye uğradı. Daha sonra aldatıl­ dığını öğrenen Amphitryon Alkene' yi diri di­ ri yakmak istemiş. kardeşlerini öldüren Taphos'luları cezalandırmasını ister ondan. oğullarına analarını cezalandırmak gö­ revini yüklemişti. Psophis kralı Phegeus'un sarayına varır. ama önce. ama Zeus odun yığınını. Epigon'lar diye anılan Yediler'in oğulları ikinci Thebai seferine önder olarak Alkmaion'u seçmişlerdi. Argos'lu kâhin. birleşir onunla. Ne var ki kocasının biraz önce boş bıraktığı yatağa gene döndüğünü görünce Alkmene de. Kaza ile babasını öldüren amca oğlu Amphitryon'la evlenmeye razı olur. tanrıdan olumlu cevap alınca Argos'a döndü ve Eriphyle'yi öl­ dürdü. Kocası ölün­ ce.ALKMAİON Alkmaion. yeraltı yargıcı Rhadamanthys'le ev­ lendirmiş. Karı-koca öyle mutluymuşlar ki Zeus ile Hera'ya benzetirlermiş kendilerini. Onun üstüne hiçbir ölümlü kadınla da ilişki kurmamış Zeus (Amphitryon. ama kız ona varmak için Harmonia'nın gerdanlığı ile peplos'unu şart koşar. orada da rahat bulamayınca. Savaşta Epigon'lar üstün geldiler. Zeus Amphitryon kılı­ ğında Alkmene'nin yatağına girer. oğullarının eliyle öldürür. ırmak ağzında anasının ölümünden sonra meydana gelmiş bir toprak üstünde ırmak tanrı Alkmaion'u bir daha arındırır. Alkyone ile Keyks'i birer deniz kuşu haline getirmişler. Phegeus onu su­ çundan arındırır ve kızı Arsinoe'yle evlendi­ rir. Alkmene. gemisi batmış. Yalan meydana çıkınca Phegeus konukluk kurallarını bozmamak için Alkmaion'u kendi eliyle değil. 23). ile Eriphyle'nin oğlu (Tab. Aynı gece sabaha karşı seferden dö­ nen Amphitryon da güzel karısına kavuşur. Ama öç perisi Erinys'ler hemen takıl­ dılar peşine.

canavarın mağarasına girmiş. Ne var ki Meleagros Kalydon avı sırasında Althaia'nın kardeşleri olan dayı larını öldürmüş. tunç bir küpte kapalı kaldı tam on üç ay! Hermes kurtarır Ares'i. Odun çabucak tutuşup kül olmuş. ı bir anlatıma göre Apollon okl. Devmiş her ikiside: Her yıl bir karış enine. periler de yüzlerine çamur sürerek kendilerini tanın­ maz hale getirmişler. denizle karanın yerini değiş­ tireceklerini bildirmişler. Dionysos'un tutkun olduğu Asya'lı nympha. denizleri topraklarla örtüp kurutacaklarını. ikisini de deniz kuşu yapmışlar. Herakles bu yüzden onu sırtlanıp başka bir ülkeye götürmüş ve bir ok­ la öldürmüş (Herakles). (2) Delphoi'li güzel bir delikanlı. Alkyoneus. Üstelik de âşık ol­ dukları Hera ile Artemis'i kaçırmayı tasarla­ mışlar. Medos. sonunda bir kaplan olup kızı kovalamaya başlamış. Althaia. 385): Ares de bu yüzden çok acılar çekti. Makedonya'daki devler savaşına katılmış. ama onu yere sermek olanaksızmış. onu kafasın­ dan yakalayarak yere çalmış ve ezmiş (Lamia). Dişisinin de denizde kuluçkaya yatabilmesi için Zeus Aiolos'a kış dönümünden yedi gün önce ve sonra yelleri dindirmesini buyurmuş. Alpheios onlara yaklaşmak istemiş. Dionysos'tan gebe kalıp Medos'u do­ ğurmuş. cezalarını verirler bu azmanların. iki oğulları olmuş: Otos ile Ephialtes. Bunun için de Ossa dağını Olympos'un üstüne bindirip te­ pesine de Pelion dağını oturtarak göğe tır­ manacaklarını. Yolcuları pusuya düşürür. Cezalan Hades'te de sürdürülür! Y ı lanlarla bir sütuna bağlı oldukları halde bir baykuşun durmadan ulayarak ötmesini dinle­ mek zorundadırlar. Elis ile Arkadya bölgeleri arasında akan bir ırmak. her gün deniz kı­ yısına gider. Bunu duyunca Althaia ocağı hemen söndürmüş ve odunu alarak bir sandı­ ğa saklamış.Al II IAIA atmış. İ M ş k . Oğlu Meleagros yedi günlük iken Kader tanrıçaları Althaia'ya gelmişler ve ocaktaki bir odunu göstere­ rek. Bu devi tanrı Dionysos öldürmüş: Thyrsos değneğini boynuna atın­ ca. Sonunda tanrı birleşmiş onunla. Peloponez'de. Aloeus'un karısı İphimedeia tanrı Poseidon'a aşıkmış. Alkyone de kendini dalgalara bırakın­ ca tanrılar acımış bu karı-kocaya. Aloeus'un iki oğlu. altında Typhon devi­ nin bulunduğu adanın yanına düşmüş. Bütün ır­ maklar gibi Okeanos ile Tethys'in oğlu sayı­ lır. geçilen ırmağa da Tıgris (Dicle) yani Kaplan ırmağı denmiş. kız ırmağı geçebil mek için tanrının kollan arasına girmeye razı olmuş. Tanrıların başına açtıkları dertlerden birini Homeros şöyle anlatır Ilyada'da ( V . Anası da öfkeye kapılarak sakladığı yarı yanmış odunu alıp ateşin içine atmış. Alpheios su perisi Arethusa'ya da tutkunmuş. Tanrıların canına tak der so­ nunda. Yolda rastladığı bir başka deli­ kanlı onun yerine kurban olmayı kabul etmiş. Hesiodos'un Theogonia'sında adı geçmez. Meleagros ve Deianeira'nın anası. kalkarmış. Alpheios. Ülkeyi ka­ na boyayan Lamia canavarına yem olmak üzere seçilmiş. öyle ki dokuz yaşına vardıkları zaman tanrılara savaş açmaya karar vermişler. dev çarpılıp denize. kayalar altında ezer. Otos'ia güçlü Ephialtes. Tanrı onu elde etmek için binbir çare düşünmüş.ırıyl. Alpos. Artemis ve nympha'lara saldırıları masal konusu olmuştur: Günün birinde Artemis nympha'larla ırmak ağzında şenlik yaparken. vurdular onu kalın zincirlere. Mr leagros da o saat ölmüş. (1) Gök ile Toprak tanrıların meydana getirdikleri devler arasında en güç­ lülerinden biri. Koşa koşa bir ırmağın kıyısına gelmişler. Alphesiboia. Sicilya'da yaşayan korkunç bir dev. Med'ler boyuna adını verdiği gibi. Kalydon kralı Oineus'un karısı. Rlı anlatıma göre Zeus yıldırımla çarpar. Aloeusoğulları. Ölümlü babaları Aloeus olduğu için Aloeusoğulları deniyor bunlara. Althaia yaptığına bin pişman olup canına kıymış (Melcautoa). çünkü anası Toprağın üstüne düştükçe doğ­ rulur. . bir kulaç da boyuna giderlermiş. eliyle su alıp göğsüne dökermiş. sonra yermiş.ı öldürül onları. bu odun yanıp kül olunca Meleagros da ölecek demişler. onu Sicilya'ya dek kovalamış (Arethusa). ama savaş tanrı bit­ kin durumdadır.

Olympia şehrinin yöresinde Zeus'a adanmış kutsal orman. K ı z ı L a vinia'yı Rutul'lar kralı Turnus'a vermek isti­ yordu. yaşamış kişileri konu alır. çocuklannı doğar doğmaz yutan Kronos'tan kurtulup Girit'e kaçırdığı Zeus'a dadılık eden nymphanın adıdır. bütün bir düzeni dile getirir. Başlarında hiçbir erkek bulunmadan kendi kendilerini yöneten Amazon'lar önder olarak bir kraliçe tanırlar. Bu keçi Helios'tan dogma korkunç bir yaratıkmış. Amaltheia çocuğu İda dağındaki bir mağaraya gö­ türmüş ve orada bir keçinin sütüyle beslemiş. yüksek at­ layan" denmesi acaba atlı bir tanrıça olma­ sından mıdır? Amazon'ların yayıldığı bölge­ lerle Hitit'lerin bulunduğu bölgelerin birbirini tutması da dikkati çekmekte. Bu tutum Anadolu'ya gelen Yunanlıları çok şa­ şırttığı içindir ki. Troya'nın önündeki bir t e ­ pede mezarı bulunan Myrrhine ise tanrılaşmış bir kahramana benzer. Zeus sonradan bu keçinin pos­ tu ile Aigis kalkanını yapmış. Amazon'ların at üstünde savaşmaları. Amazon'lar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. Amazon adının kökeni de yazarlarca şöyle açıklanır: A-mazon. özellikle Halikarnas Balıkçısı'nda uyandırmıştır. hem Hitit kabartmalarında rast­ lanır. Ana­ dolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır. uydurulmuş masal değildir. Bu yüzdendir ki bir gerçek payı ve tarihsel bir ni­ telik taşırlar. tanrılarca başkadır (Myrina). tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinde rastlamamız bunu kanıtlar. çünkü efsane­ leri yalnız bir olayı değil. Roma'da Vesta rahibeleri. Ama­ zon'ların erkek gibi oluşu. Latium kralı Latinus'un eşi. Amazon'lardan dem vuran en eski kaynak Homeros'tur: "Erkek gibi Amazon'lar" der ve Bellerophontes'in onları yendiğini belirtir (Bellerophontes). adın nedeni de bu savaşçı kadınların ya­ yı göğüslerine rahatça dayayabilmek için bir memelerini kesip çıkarmaları imiş. çünkü halk ara­ sında adı başka. Ünlü yontucu Pheidias'ın atelyesi bu korulukta imiş. Savaşçı karakterleri böylece kay­ naklarından da belli olan bu kadınlar ok ve yaydan başka bir de "labrys" denilen iki ağızlı baltayı silah olarak kullanırlar. Anadolu'nun mythos'a katkıları salt efsane./\ı ı r. Amata kendi canına kıydı. İzlerine destanlarda olduğu ka­ dar. H o meros'ta Myrina'ya "çok zıplayan. Altis. savaşçı bir kadın topluluğu olmalarından ileri gelir. Amaltheia Rheia'nın. Erkekleri yanlarında köle ya da uşak olarak bulundururlar. Savaş Rutul'lar için korkunç bir yenilgi ile sonuçla­ nıp Turnus da ölünce. Amazon'lar işte bu düzenin kalıntı­ larıdır. başrahip Pontifex Maximus tarafından görev başına getiril­ dikleri gün Amata adıyla anılırlardı. nitekim birçok kraliçelerinin adı ge­ çer efsanede. babaerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan mythos'unu bu kadar etkilemiş olma­ ları da ondandır. Ne var ki Aeneas İtalya'ya ayak basın­ ca kral Latinus kızını onunla evlendirmeye karar verdi. Tanrı çocuk o kadar güçlüymüş ki sütninesinin bir boynuzunu kırmış ve bunu kendisine bakan nympha'lara verip içini diledikleri gibi doldurabileceklerini söylemiş. onlarla cinsel alış­ veriş kurup çocuk doğururlar. Birçok efsanelere göre. Titanlar ondan öylesine korkarlarmış ki Gaia onu Girit mağaralarında saklamak zo­ runda kalmış. Yurtlan üstüne kaynaklar birbirlerini pek tutmaz. Amazon'ları anlatmakla biti­ remezler. Amata. Amazon'ların Anadolu topraklarında bir Hitit kalıntısı. yani memesiz demek­ miş. Başka bir gele­ neğe göre Amaltheia asıl bu keçinin adıdır. atı yalnız arabaya koşmak için kullanan ilk Yunanlıları özellikle etkilemiş olsa gerek. Amazon. Efsaneye göre Amazon'lar savaş tanrı Ares i l e Harmonia'nın ( y a da Aphrodite'nin) k ı z l a rı sayılır. Böylece her türlü yemişle dolan boynuz "Bolluk Boynuzu" oluvermiş. Amaltheia. yalnız kız çocuklarını yetiştirip aralarına alırlar. Bu baltaya hem Girit'te. Çoğu efsanelerde Amazon'lar Kara­ deniz'de Thermodon (Terme) çayının kıyısın­ da Themiskyra şehrini kurmuşlar ve orada . ama erkek ço­ cuklarını sakat eder ya da öldürürler. ya da Hitit'lerle ilgili bir anı olabileceği varsayı­ mını bazı bilginlerde. Anadolu bin yıllarca anaerkil bir top­ lum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin sim­ gesi olan Ana Tanrıça'ya değişik adlarla tapınmıştır. Troya'lılara düşman olan Amata Turnus'u Aeneas'a savaş açmaya itti.

Birçok Amazon'un büyük efsane yiğitleriyle ilişkisi olmuştur: Hippolyte'nin Herakles. Argos ili. kral Proitos zamanında üçe bö­ lünmüştü: Bir bölümünü kendisi alır. Bir tanrıça sayılan Myrina'nın Lesbos ( M i d i l l i ) adasına göçüp oranın başken­ ti Mytilene'yi de kurduğu söylenir. Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanması bu kaynaklan yalancı çı­ karmaktadır. Latince aşk anlamına gelen Amor (yahut Cupido) Roma imparatorluğu döne­ minde. Bias soyundan Adrastos'un ba­ bası Talaos'u öldürür. Dünyanın yedi ha­ rikasından biri olan bu tapınağı Amazon'ların yaptığı ya da orada rahibelik ettikleri anlatılır. Öyküsü Thebai efsaneler zin­ cirine bağlı Melampus soyundan ünlü bir kâ­ hin. elinde yayla okluk bulunan tombul. kanatlı bir çocuk olarak canlandırılmıştır. onlara gençlik. Amphiaraos bu şartı da kabul eder. Ephesos ve Smyrna şehirlerinin birer Ama­ zon tarafından kurulduğu anlatılır. Amphiaraos. bu adlar). Amazon'ların tarih öncesi çağlarda Batı Anadolu'ya yayıldıktan sonra Yunanistan'a dek sokuldukları ve Atina önünde savaştıklan anlaşılmaktadır. Amphiaraos Kalydon avına ve Argonaut'lar seferine katıldıktan sonra. Ambrosia ile beslenen tanrılar yaralan­ maz olurlar. Amphiaraos bu barışı candan ister. Geleceği bilen. Ambrosia. Smyrna. Bu şehir bugünkü Fatsa ya da Ordu yakınında olsa gerek Argonaut'lar Kolkhis'e varmadan onlarla karşılaşırlar. Amphiaraos'un da öyle. yargıçlığını Eriphyle yapacaktır. O sırada Thebal'den kaidesi . Amphiaraos'un kendisine karı olarak verdiği Eriphyle'yi bir şartla alır: Kaynatasıyla arasında bir anlaş­ mazlık çıkacak olursa. Adrastos Sikyon'a. Adrastos onun Thebai'ye savaş açan Yediler'den ol­ masını İster. Amores. Adı üzüm kütüğü anlamına gelen Ampelos bir satyr'le bir nympha'dan doğma imiş. ana tarafından dedesi Polybos'un yanına sığı­ nır (Adrastos) ve o ölünce kral olur. Gryneion. Ampelos ağaca tırmanıp bir salkım üzüm ko­ paracakken düşmüş ve ölmüş. Amazon'lar Ephesos'taki ünlü Artemis tapınağı ile de ilişkilidirler. her edimin doğuracağı so­ nucu önceden gören tanrı sözcülerinin hayatı yürekler acısıdır çokluk. yüzyıla ka­ dar tutunmuştur. Tanrı Dionysos bu güzel delikanlıya gö­ nül vermiş ve bir karaağaç dalından salkım salkım sarkan asmayı ona armağan etmiş. Penthesileia'nın Akhilleus efsanesinde adı geçer (bkz. Trak­ ya'ya ya da güney İskitya'da Tuna ağzına yerleştirirler. Bu savaşçı kadınlar kimi ozanların ezgilerinde Efes Artemis'i ile ilişkili olarak gösterilir: İskenderiye şairi Kallimakhos Artemis tanrıçaya övgüsün­ de cenkçi Amazon'ların Ephesos kıyısında tanrıçaya bir heykel diktiklerini ve çevresinde savaş raksı yaptıklarını. birbirine vuran kal­ kanlarının ta Sardes'te dek yankılandığını ya­ zar. Ampelos. Adrastos ise art düşüncelerle karşılar. Kyme.oturmaktadırlar. Pompei fresklerinin mitolo­ jik sahnelerinde çok geçen Amores figürleri Batı sanatına Rönesans'la girmiş ve Rokoko üslubunun bir özelliği olarak XIX. Bu soyların vârisleri arasında kavga çı­ kar günün birinde: Melampus soyundan Amphiaraos. 23). Oikles ile Hypermestra'nın oğlu. Sa­ natta çoğaltılan bu figür Venüs'ün çevresinde uçuşur gösterilir. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile sıkı sıkı­ ya ilişkili oldukları apaçık belli olan Ama­ zon'ların efsaneleri de. bu büyülü bal insanlara da içirildi mi. Baş ka kaynaklar onları Kafkas eteklerine. Myrina. Kybele). tarihsel kimlik ve kişi­ likleri de ana tanrıça üstüne olan bilgilerimiz değerlendirildikçe açıklık ve kesinlik kazana­ caktır (Artemis. Ege kıyılarında Amazon kra­ liçeleri tarafından kuruldukları söylenen şe­ hirler şunlardır: Pitane. mutluluk ve ölümsüzlük sağlarmış. Ephesos ve Ptiene'nin ilk yerleşme yeri. Dionysos sev­ gilisini gökte bir yıldız haline dönüştürmüş. antiope'nin Theseus. Ölümsüz anlamına gelen ambrosia birçok çiçek özlerinin katıldığı bir çeşit balmış. Alkmaion ile Amphilokhos'un babası (Tab. Homeros destanlarında Olympos tanrıları "ambrosia" ve "nektar" ile bes­ lenirler. Bir süre sonra Amphiaraos ile Adrastos barışırlar. öbürünü aynı soydan olan Bias ile Melampus arasında böler. anlayışsız kimselerin çıkarlarına kurban gitmiştir.

Bu çarpışmada her ikisi de can verir (Mopsos). arabasıyla yutar. hem katılmak istemez. belli zamanlarda bütün kentle­ rin elçilerini bir araya getiren "amphiktyonia"lara adını veren de oymuş. şehir kurtulur. çünkü o kahraman görünmek değil. Amphiaraos verdiği sö­ zü tutmak zorundadır. Derin kazıyor yüreğinin derin düşünceler yetiştiren toprağını. on yıl krallık ettikten sonra kendisi de Erikhthonios tarafından sürülmüş. güçlü hasımlar göndermelisin derim ben: Tanrılara saygılı olandan korkulur. Çarpışalım: Şerefsiz olmayacak beni . ama korkunç bir bozgun başlamıştır. Durgun ve öl- 34 .Eteokles'in sürdüğü Polyneikes Adrastos'un konuğudur ve kardeşinden öç almak için yar­ dım istemektedir. Amphiktyon. Adı Ilyada'da geçmediği halde. babası gibi tanrı sözcüsü ve falcı olan Amphilokhos Anadolu'da kalır. Efsaneye göre Amphilokhos Kilikya'da (Sey­ han bölgesinde) Mallos şehrini kurar. Kalkhas'la birlikte birçok kehanet merkezleri kurarlar (Kalkhas). Yedilerin dü­ zenledikleri Nemea yarışmalarında Amphiaraos atlama ve disk atmada birinci gelir. Epigon'lar seferine katıldığı. Amphinomos. 20). kocasını zor­ lar sefere katılmaya. Zeus bu tanrı sözcüsüne ölümsüzlük bağışlamış: Attika'da Oropos denilen bir yerde kâhinliğini sürdürürmüş. Ama Polyneikes Eriphyle'yi baştan çıkarır: Kadmos'la evlenirken Harmonia'ya tanrıların düğün hediyesi olarak verdikleri gerdanlığı armağan eder o n a . kahraman olmak istiyordu. Efsaneye göre Attika başkentini tanrıça Athena'ya adayıp ona Atina adını veren ve Dionysos'u Attika'da ilk konuklayan bu kral­ dır. tanrıların seveceği. Hellen'in kardeşi (Tab. Amphiaraos'un toprağa gömüldüğü yer Pausanias zamanında da gösterilirmiş. Aiskhylos'un ölmez eseri "Thebai'ye Karşı Yediler" tragedyasında Amphiaraos hem akıllı. Hiçbir arma yoktu kalkanında. Amphiaraos bu seferin yı­ kımla sonuçlanacağını. Böylesi bir insana hem akıllı. hem yiğit bir adam ola­ rak tanımlanır (576 vd. Kızıyla evlen­ diği Atina'lı kral Kranaos'u tahtından atarak yerine geçmiş. Amphiaraos tsmenos ırmağının kıyılarına doğru kaçar ve tam düşmanı Periklymenos ona yetişecek­ ken. kalın tunç kalkanını kaldırıp göğsüne. iki kez çağırır onu adını heceleyerek ve şu sözler dökülür ağzından: "Güzel iş doğrusu bu yaptığın. Aikmaion'un küçük karde­ şi (Tab. soyunun tanrılarını perişan etmek! Hangi dava insana ana sütünü kurutma hakkını verir? Kılıçla fethedeceğin yurt toprağı mı destek olacak senin davana? Bana gelince. Deukalion ile Pyrrha'nın oğ­ lu. Yolda başlarına gelen bazı olaylardan (Hypsipyle. Düşman kardeşler Eteokles ile Polyneikes birbirlerini öldürünce. Thebai'ye varınca önderlerin her biri şehrin bir kapısına dayanır. Ünlü kâhin Amphiaraos ile Eriphyle'nin oğlu. Ophettes) sonra. çünkü Alkmaion gibi Erinys'lerin saldırısına uğramaz (Alkmaion). onunla kavgaya tutuşur. ben düşman ülkesinde saklı kâhin. Ama git­ meden önce oğullarına yemin ettirir: Anala­ rından öç alacaklardır. Yunan kentleri arasında dinsel birlikler ha­ linde kurulup. ama anası Eriphyle'nin öldürülmesinde bir rol oynamadığı sanılır. ben bu toprağı besleyeceğim ölü bedenimle. Zeus'un saldığı bir şimşekle toprak yarı­ lır ve ünlü kâhini atları. Amphilokhos. torunlarının övünecekleri şanlı şerefli bir iş: Bir yabancı orduyu üstlerine salıp atalarının yurdunu. Kadın büsbütün Polyneikes'le Adrastos'tan yana döner.): Polyneikes'e çevirir bakışlarını. bekleyen ölüm!" Böyle söyledi kâhin. 23). ama oranın krallığını kendisi gibi kâhin olan M o p sos ile paylaşamadığından. Penelopeia'nın talipleri ara­ sında en aklı başında olanıdır. hem de Adrastos'u vazgeçirmeye çalışır. hem yiğit Sonra kardeşine. Troya seferi­ ne katıldığı ve özellikle dönüş efsanelerinde rol oynadığı görülür: Troya düştükten sonra. kendisinin de sağ dönmeyeceğini bilir. sefere çıkar.

çünkü kralın saçında onu ölümsüz kılan bir altın tel varmış. Zeus ile Antiope'nin oğlu. kimi efsaneciye göre çocuğu olmamış. İkiz­ ler dağda çobanlar arasında büyür. Günün birinde Dirke'nin yanından ka­ çan Antiope gelir. 90 vd. Ahenkli isimlerini dize dize saymakla bitiremez Hesiodos (Theog. dağda oğullarını bulur ve öcünü almaya iter onları. o Triton ki dalgaların dibinde. ora kralı Kreon onu bu suçundan arındırır. dövülmesine karşı ge­ lir. 13). Apollon'la Artemis Niobe'nin çocukları­ nı oklarıyla vururken Amphios'u da küstah bir soy yarattı diye öldürmüşler (Niobe). İkizler Thebai'ye dönerler. Evlenmişler ve o gün bugün mutlu bir ç i f t olarak yaşamışlar. sevimli bir sanatçıydı. macerası yoktur her nedense. Okeanos kızı Doris'in deniz tanrı Nereus'la birleşmesinden Nereides diye anılan elli kız doğar. köpükler arasında ka­ yan bir arabada oturur gösterilen denizler kraliçesi Poseidon'a vefalı bir eş olmuş. G t l inin birinde Poseldon onu bir kumsalda kız kardeşleriyle oynarken görmüş ve g ü z e l l i ğ i n e vurulmuş. X X I I . Amphitrite. gücü kuvveti sonsuz. Surları yaparken Zethos sırtında kocaman kaya parçalan taşıyor. Amphion'un müziğe yeteneğini fark eden tanrı Apollon (ya da Hermes) ona bir lyra armağan et­ mişti. Amphion ise lyra çalı­ yor./ U l l I II I I \ I » ' I I v çülü bir adamdır. ama Alkmene bu evlenme için bir şart koşar: Amphitryon.): Toprağı sarsıp gümbürdeten Poseidon Amphitrite . Tirnys kralı Alkaios'un oğlu (Tab. bir zamanlar kral Pterelaos'un oğullarınca öldürülen kardeşlerinin öcünü al­ malıdır. getirmiş deniz kralı­ na vermiş. amcası Lykos onları Kithairon dağına bırakıp. Amphion Tantalos'un kızı Niobe ile evlen­ miş. Gene de taliplerin kaderini paylaşmak­ tan kurtulamaz ve Telemakhos'un kargısıyla vurulur (Od. Poseidon da bir yu nus balığı göndermiş peşinden. X V I . Kaza ile amcası Elektryon'u öldü rür. Telemakhos'un öldürülme­ sine karşı çıkar (Od. Amphitryon'a tutulan kral kızı Komaitho babası­ nın başından altın teli koparmış. Bkz. Ama Komaitho'ya şükran beslemek şöyle dursun. Pterelaos ölünce. Zethos'un ikiz kardeşi (Tab. Ama kız çok utangaçmış tanrıdan kaçmış ve Atlas'ın dünyayı omuzlarında taşı­ dığı uzak ülkelere varmış.). Antiope ikiz çocuklarını doğurunca. sert yaratışlı Zethos avcı ve savaşçı idi.). Amphissos. 9). öyküsü. Yurdundan sürülüp Thebai'ye sığınır. Antiope'yi de karısı Dirke'ye köle olarak verir. istenilen sıraya girip yan yana diziliyor­ lardı. Amphitrite de bunlardan biridir. o ırmağa Dirke adı verilmiştir sonradan. Lykos'u öldürüp. Alkmene'nin kardeşlerini Taphos adasın­ dan gelme bir ordu öldürmüştü. . 394 vd ) Öbür talipler gibi dilenci kılığındaki Odysseus'a kötü davranmaz. İkizler birbirlerine hiç benzemiyorlar. Amphion. yunus Anı phitrite'yi sırtladığı gibi.tanrıçayla eulendi ve onların sevişmelerinden büyük Triton doğdu. Amphion ise tam tersine yumuşak. ama Hesiodos onun Triton'u doğurduğunu şöyle anlatır (Theog. Ölüsü bir ırmağa atılır. sonra da A l k mene'nin isteğini yerine getirmek için yola çıkar. İkizler kentin surlarını kurmaya koyulurlar. Dirke kayalar üstünde parçalanıp can verir. Denizden olma bir sürü yaratığın başında. 230 vd. Amphitryon bu işi başarır. talipleri yatıştırmaya çalışır ( X V I I I . anasının ve soylu babasının yanında altından bir sarayda oturur korkular saçarak çevreye. Amphitryon da Taphos'u ele geçir­ miş ve krallığını sefere kaülan arkadaşı Atlna'lı Kephalos'a vermiş. 121 vd. Amphitryon. Amphitryon kendisiyle birlikte Thebai'ye ge­ len amcakızı güzel Alkmene'ye talip olur. 240 vd. çalgının güzel ve büyüleyici seslerine kendilerini kaptıran taşlar yerlerinden kımıldı­ yor. Kreon da bu işe yardım etmeye söz verir. Zeus'un buyruğuyla Thebai şehrinin yönetimi bundan sonra Amphion'la Zethos'a geçer. V. bu adanın kentini almak ise kralı Pterelaos'u öldürmeye bağlıydı. Dirke'yi azgın bir boğanın boynuzlarına saçlarıyla bağlayarak salıverirler hayvanı. yeter ki Dionysos'un Thebai ülkesine saldığı Teumessos tilkisinden kurtarsın bölge­ yi. Dryope.). onu öldürmüş ve Taphos'u yağma ettikten sonra Thllpti'yi (Inıımüş (Alkmene). o da olanaksız.

O gece sabaha karşı Amphitryon da savaştan döner ve karısına kavuşup Iphikles'i üretir. konu komik sayılmamıştı daha. Aphrodite). Amphitryon Alkmene'nin macerasını öğrenince. Amykos. kız uyanır. ölümlünün hangisi olduğunu anlar. "Amymone" Aiskhylos'un "Yalvarıcı Ka­ dınlar" ile başlayan ve Danaos kızları ile Aigyptosogullarının dramını anlatan trilogia'ya eklenmiş bir satyr oyununun (kayıp) adı olsa gerek. nedeni de Poseidon'un öfkesidir: Göz koydu­ ğu Argos'un Hera'ya verilmesine kızmıştır. avazı çıktığı kadar bağırır ve Poseidon'a yakarır. Başka bir anlatıma göre. Anaksarete bu­ na da aldırmamış. dalgalardan doğan" anlamına gelir. Minos ile Pasiphae'nin oğlu. Argonaut'lar Bebryk'lerin ilinde Khalkedon'a (Kadıköy) vardıkları zaman. çünkü büyük tanrı Zeus tarafından aldatılmak zül değil. Bursa'dan Karadeniz'e uzanan Bithynia böl­ gesinde Bebrykes adlı bir boyun kralıymış. Orada korkunç bir kuraklıkla karşılaşırlar. Kıbrıs'lı bir kız: Güze'. Ne var ki adı Homeros des­ tanlarında geçtikçe. şe­ ref sayılır Homerik çağlarda. Zeus oğlu Polydeukes onunla güreşmeyi göze almış ve korkunç de­ vi yenerek yolculara karşı bu insafsızca dav­ ranmasına son vermiş (Argonaut'lar). çoğu zaman yener ve öldürürmüş. Bu kaynak son­ radan Amymone adını alır. Yumruk dövüşünde pek usta olan bu dev hem çıplak yumrukla. ünlü bir atlet. Amymone bütün bir gün kırlarda dolaştıktan son­ ra yorgun düşüp uykuya dalar. kızlarını su aramaya gönderir. ama Zeus buna engel olur. Latin komedya yazan Plautus "Amphitruo" adlı oyununda aldatılmış koca moti­ fini bütün çıplaklığıyla ele alır. Alkmene bir gün arayla Herakles'i. Amphitryon böylece ölümsüz ço­ cuğun hangisi. Nauplios Argos ili­ nin güneyinde Nauplia şehrinin kurucusu­ dur. hem de kestos denilen kurşunlu bir eldivenle yarışırmış. O sırada bir satyr'in saldırısına uğrar. yeni komedya denilen Hellenistik çag tiyatrosu Amphitryon-Alkmene serüvenini işlemeye başlar. satyr'i kovar. Tanrı çıkagelir. sekiz aylık Herakles ise oynayarak boğar canavarları. Sonraları görüş­ ler değişmiş: Yunan ilkçağında Euripides'in "Alkmene" (kayıp) adlı bir tragedyası olduğu­ na göre. çok saygıdeğer. Amymone babasıyla birlikte Argos iline gelir. u. kıtlığı önlemek için Aigeus her yıl Girit'e Atina'dan yedi delikanlı ile yedi genç kız gön­ dermek zorunda kalmış. ama duygusuz ve kalpsizmlş. ona ceza ver­ meyi düşünür önce. "Su yüzüne çıkan. giderek mutlu bir kişi olarak tanımlanır. son­ ra da Iphikles'i doğurur. Androgeos bu işi başaramayıp ölmüş. Minos da öç alması için tanrı Zeus'a yalvarmış. Atina'da Panathenaia bayram­ larında düzenlenen bütün yarışmaları kazan­ dığı için kral Aigeus onu kıskanmış ve Marathon ovasında korku salan bir boğayı öldür­ meye göndermiş. İphis adlı bir delikan­ lı ona delice âşık olmuş. Tanrıça Aphrodite'ye veri­ len bir sıfat. Amphitryon Batı yazınında ilk aldatılan ko­ ca olarak yaşar. karşılık görmeyince. bu işi Amphitryon değil de Zeus'u kıskanan Hera yap­ mış. onu yiğit H e rakles'e gebe bırakır. Güzel kıza gö­ nül veren Poseidon onunla birleşir ve N a u p lios adlı bir oğulları olur.J U » 1 I I\> » l Ne var ki o sırada Zeus Amphitryon kılığın­ da Alkmene'nin koynuna girer. Anadyomene. Amymone. Amphitryon hangisi­ nin kendi oğlu olduğunu bilmek için çocukla­ rın odasına iki koca yılan koyar. Minotauros'a yem . Danaos. Poseidon'un oğullarından bir dev. İphikles ür­ ker. Tanrı Afrika'ya kıtlık sal­ mış. kızın kapısına asmış kendini. Danaos'un elli kızından biri. Tanrıçanın. ülkesine her geleni kendisiyle boy ölçüşmeye zorlar. Uranos'un denize savrulan atmıgıyla meydana gelmiş köpüklü dalgalardan doğduğunu belir­ tir (Uranos. Anaksarete. yabasını kaya­ ya vurup bir kaynak fışkırtır. Amphitryon'un benzeri Sosias tipini de yaratarak M o liere'in tadına doyulmaz "Amphitryon" ko­ medyasına örnek olur. Tanrıça Aphrodite de bu kadar katı yürekliliğe kızarak Anaksarete'yi bir heykele dönüştürmüş. Androgeos. Amphitryon iki çocuğu birlikte yetiştir­ miş ve Herakles'in yanıbaşında Minyen'lere karşı bir savaşta can vermiş. delikanlının cenazesi evi­ nin önünden geçerken pencereye çıkıp kay­ gısızca seyretmiş.

Mutlu günlerini bilme­ yiz bu güzel karı-kocanın. arkadaşısın sıcak döşeğimin. Atina kralı Kodros'un oğlu. bir ateş kıvılcımı da koruluğa düş­ müş. bir korkak gibi çekilecek değil ya savaştan Troya ordu­ sunun desteği. Akha ordusu dokuz yıldır Troya kapıları önünde pinekliyor. Priamos'un oğulları ve gelinleri için yapılmış önü revaklı evlerin birine nasıl gelin girmiş? Bunu şairler bize anlatmaz. Uğursuz savaş Anadolu kıyılarına gelip çatınca. Androklos hayvanı oracıkta öldürmüş ve tanrı buyruğunun gerçekleştiğini anlaya­ rak Ephesos şehrini o korulukta kurmuş. uzaktan Andromakhe'yi ve yavrusunu görün ce. ağaçların arasından bir yaban domuzu çıkmış. bu hırs yiyecek seni. yavruna. hizmetçileri arasında nakış işlemek­ le. delı gibi fırlar . Troya ovasında yiğitler boğuşurken. babadan. bayırda davarlarını otlamaya giden. Yiğit çe dövüşerek can verir. Sarayında yedi oğlu ile büyüttüğü tek kızı sevimli. düşüremiyorlardı bir türlü Anadolu'nun kutsal kalesini. ne kadar yiğit de olsa Hektor'un bir gün düşman kargısı altında can vereceğinden korkar. Troya yöresinde ra­ hat kalmamıştı. yok. dul kalmama. Eetion kral Priamos'a dostluk bağlarıyla bağlıdır. Androklos. Bölgede çapulculuk seferlerine çıkmış Aklıllleııs. çocuk büyür de bir gün Troya'ya kral olur umuduyla takmışlardır. biliyorum . krali­ çeyi de Akhilleus esir sürüsüne katmış. Andromakhe gözyaşları döke rek ellerine sarılır (İl. B i r g ü n Hektor savaştan ara bulup şehre gelir. az gün var."hür gününü" görür görmez ölmüştü. çünkü korku kaplamıştır yüreğini. Andromakhe odasında mekik dokurken duyar bu vaveylayı.). uslu. Kral Eetion'un sarayında yapmadığını bı­ rakmamış. sonra büyük bir kurtulmalık karşılığında serbest bırakmıştı. Theseus). Her geçen gün bir işkencedir.. Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi Benim senden başka dayanağım yok. Ne babam var benim. Homeros'un dediği gibi. Arada. yetim koma yavrumuzu. Andromakhe'nin anasını da esirgememişti. dört duvar arasında. Günler geçer. 407 vd. Samos (Sisam) adasını da o ele geçirmiş. yaşlı başlı kralı öldürmüş. Dü­ ğün dernek nasıl olmuş? Andromakhe.. Andromakhe'nin anadan. İon göçmenlerine bir t a n n sözcüsü kuracakları şehrin yerini kendilerine bir ya­ ban domuzunun göstereceğini bildirmiş. Bir gece İon'lar ormanda balık kızartırken. Hektor ile Akhilleus arasında teke tek savaş başlar. dağda. akıllı Adromakhe'yi Priamos'un en değerli oğlu Hektor'a verir. Troya'ya getirmiş. Hele içi içine sığmayan genç ve atılgan Akhilleus çok sabırsızlanıyordu. talihsiz karına acıma yok sende. Andromakhe. Mysia bölge­ sinde Thebai şehrinin kralı olan Eetion'un kı­ zıdır. Andromakhe Troya sarayında kadınlar dai­ resinde. rahat durmaz. bir çocukla­ rı olmuştur: Astyanaks. "Or­ manlık Plakos daginın eteğinde kraliçeydi anam" diyor Andromakhe yana yakıla. kardeş­ ten yüzü gülmemişti. yedi Oğ lunun insafsızca canlarına kıymıştı. Ah kocacığım. Hektor acır kansına. yiğit. mekik dokumakla vakit geçirir. İ I yada destanının en dramatik sahnesi. atların çeşmeye süren tek tük Troya'lıları her fırsatta kovalayıp öldürmekle bile duyuramı­ yordu kana susamışlıgını. Ama Hektor'un ölümünden birkaç gün önce Astyanaks dadı­ sının kollarında dolaştırılan bir bebektir. ama zavallı kadın. Hektor'la Andromakhe ancak yıkım gelip çattığı zaman. Troya surlarından bir çığlıktır kopar. Şehirden çıkıp. dayanağıdır. E f saneye göre Efes bölgesine yerleşmiş Leleg'lerle Karia'lıları kovan lon göçmenlerinin önderi olan Androklos Ephesos şehrinin ku­ rucusudur. Sen bana bir babasın. acı bana.olan bu gençleri kurtarmak İ ş i n i Theseus ba­ Şarmış (Aigeus. Mysia'ya varmış ti. Hektor'un ölümüne karar vermiştir tanrılar. Burada. ne yapsın. ne ulu anam. Ölüm-kalım savaşı. balık sıçramış. Andromakhe. İlyada'da anlatılan savaşın dokuzuncu yılında Troya sahnesine çıkarlar. Hektor. batı kapılarına koşar. alıp götürdüğü zaman ölüm seni yalnız acılar kalacak bana. kalede kal. karısı­ nı evde arar. karını dul koma. kardeşimsin. gülümser. Akha'lar üstüne saldırıp öldürecekler seni. Troya'lılar Hektor'un oğluna "şehrin efendisi anlamına gelen bu adı. Ulu anamsm benim. İkide bir savaşı gözlemek için çocuğunu dadıya verip batı kapısının üstündeki kuleye çıkar.

AkhiUeus'un oğlu Neoptolekos'un oğlu Ankhises tanrıça Aphrodite ile mos'un sarayında görürüz onu. canavarı da öldürürüm. bu sevişmeyi en ufak ayrın­ getirdiği Andromakhe ona üç oğulla bir kız tılarına dek anlatır: Tanrıça Ankhises'i 1da ya­ vermiştir.ruvun\jmcuf\ dışarıya. kayaya bağlı güzel kızı görmüş. mos kızı Hermione ile evlenmiştir. şöyle güzel bir söz söylemedin ki. sonsuzluğa dek! Q8 . şefkatli seslenir: bir ana tipidir. şöyle der (İl. deli­ kıskanır. bu şehir yerle bir olacak baştan aşağı. gençlik çağma erer mi ki. çekici bir tip ola­ Ve çocuklarına çocuklar doğacaktır rak canlanır gözümüzün önünde. Canavar da onu parçala­ Erkeğim benim. bilmem. Anası. sevgilisine şöyle şa çıkaran. Neoptolemos'un (Fransız nür Ankhises'e. Tanrı korkunç bir ejder salmış Kepheus'un ülkesine. ama çocu­ 17). yormuş ki. birden yiğit Perseus gittin. Nereus kızlarının hepsinden daha güzel olmakla övünmüş. Gerçekten de çilesi bitmez Andromakhe'nin. düşer. çocukları ayakta tutan. Öyle olmuş. babasına gitmiş. Troya'Iılara kral pas lieu" (Troya savaşı olmayacaktır) piyesin­ olacaktır o de de Andromakhe ilginç. Pliineus'a sözlüyrnüş. Halk da Kepheus'u kızını feda etmeye zorlamış. yumuşatır yüreği­ ni ve ölüyü alır. çok daha in­ süne kapılan hayvanların ormanlarda. toplamış. onun koruyucusu bekçisi. kızını bana verirsen. Hermione bu Troya'lı kadını fena maçlarında sığırlarını otlatırken görür. kara talihli ikimizden. yiğit ve bilinçli bir kadın. ne var ki Andromeda amcasına ama bana kaldı gene en büyük acı. Themis tapınağına sığındıkları tanımlanan İda dağına Aphrodite'nin inişi. Hektor'un cenaze t ö ­ reninde görürüz şimdi de Andromakhe'yi. funda­ sanca bir Andromakhe tipi yaratan şair X V I I . 7 2 5 vd. halde. evimizde dul bıraktın beni. Öv­ den faydalanarak. Onuncu günü akşam kral Priatnos A k hiUeus'un barakasına gider. Ozanlar arasında ağıda başlar. Akhillus'un arabasına bağlayıp toz toprak içinde sürüklediği Hektor'un ölüsünü görünce. Jean Anouilh'in "La Guerre de Troie n'aura Senin bir oğlun doğacak. lıklarda sevişmesi gösterilmiştir. Tanrıça P h yüzyıl Fransız şairi Racine'dir. göçüp gittin genç yaşında. kasıp kavuruyormuş ortalığı. Sonra da babana. onlara kıyacaklardır ki. Hektor'u bir rygialı bir genç kız kılığına girer de öyle görü­ türlü unutamayan. Neoptolesevişmiş ve Aineias'ın babası olmuştur (Tab. bayılır. evlenmişler. Sevişmelerinin vermeyen ve Hermione'nin kıskançlığını bo­ sonunda gülümser tanrıça.): Andromeda. dönübizden olan. go'yu öldürmüş. Bu işkence dokuz gün sürecektir: Her sa­ bah Akhilleus ölüyü arabasına bağlayıp sü­ rükler. öç almasını istemişler. Troyalı prens arzu ile yanıp tragedyasında adı Pyrrhus'tur) aşkına karşılık tutuşarak tanrıçaya yaklaşır. sen. Troya kral soyundan olan Asragedyasında. Sonunda Andromeda'yı bir kayaya bağlamışlar. kurtarır. anana. canavardan sen öldün. Homerik denilen övgülerden Aphrodite' ğu olmamıştır. kafasını eline almış. mak üzere yaklaşırken. XXIV. tanrıçanın büyü­ Euripides'ten çok daha güzel. Gorçocuğumuz da ufacık. Dile gelmez acılar bıraktın. Tutulmuş da hemen ona. son dakikada peşinde vahşi hayvanlar sürükleyen ana tan­ kurtulurlar. gözyaşı döke döke gece gündüz anayım onu hepsi birden taştan adam olmuşlar (Perseus). demiş ki. rıçanın gelişine benzetilmiş. Hektor. düğün gecesi saldırmış Perseus'a. Perseus ejderi öldürüp kızı almış. binbir pınarlı" diye dürmek ister. Zeus-Ammon tapınağının kâhinine başvuran kral kızını canavara kur­ ban ederse ülkesinin ejderden kurtulacağı ce­ vabını almış. Andromakhe ile oğlunu öl­ güde "canavarların anası. Euripides'in "Andromakhe" adlı tra­ Ankhises. getirir. gökten inmiş atı Pergasos üstünde. N e reus kızları da Poseidon'a dert yanmışlar. Ama yiğit Gorgo kafasını tutmuş karşılarına. körpecik. Aithiopia kralı Kepheus'la Kassiepeia'nın kızı. oysa tutsak olarak konağına ye ayrılmış olanı. soylu analarını. Phineus adamlarını Ölüm döşeğinde uzatmadın ellerini bana. Neoptolemos'un Delphoi'ye gidişin­ kanlının güzelliğine vurulur ve dağa iner.

onu beş yaşında ha basına tanıtacağını ve çocuğun kimin okluğu sorulursa sakın Aphrodite'nin oğlu olduğunu lıildirmernesini. en kıymetli eşyalarını atmış. Vergilius'un Aeneis'inde Ankhises'in Sicilya'da Drepanon burnunda öldüğü ve Aeneas'ın babası şerefine oyunlar tertiplendiği söylenir.kaldığı. Bir başka yoruma göre Anteros Eros'un kar­ şıtıdır. Anteia. ama doğa dışı sevgileri önleyerek bir düzen öğesi olarak rol oynar. Roma'nın biraz kuzeyinde Via Fiaminia'ya açılan kutsal bir koruluk var­ dı. elmas. derin bir yarık açılmış. Helena'yı mallarıyla Akha'lara geri vermekten yanadır. Antaios. Sonra da Antenor Trakya yoluyla ve oğullarıyla birlikte kuzey İtalya'ya göçmüş ve Po vadisine yerleşmiş. öyle ki şe­ hir de içine yuvarlanıp yıkılacağa benzediğin­ den Ankhuros bir tanrı sözcüsüne ne yapaca­ ğını sormuş. (Alkyoneus). katı yürekli ve duygusuzdur. Bu koruluk çok eski bir tanrıçaya adan­ mıştı. Antheus. Anteia Tiryns'e gelen Bellerophontes'e tutulur ve ondan yüz görmeyince yıkımını kurar (Bellerophontes). Bir altın tası . Halikarnassos'un (Bod­ rum) kral soyundan bir gençmiş. Phobios'un karısı. Troya düştükten sonra Antenor ve oğulları Akha'larca korunur. Baş­ kentinin yanıbaşında büyük bir toprak kay­ ması olmuş. böylece bir zamanlar Ak ha'lara konukluk eden bu soy esirgenmiştir. Troya efsanelerinden sonra meydan gelen efsanelerde Antenor vatanını satan bir hain olarak görünür: Tahta atın şehre alınmasına. Kral da tutmuş. Biri şu: Roma'da çıkan bir iç savaş so­ nunda sınıflar arasında bir bölünme olmuş ve Plebs.ya da kör . Troya'lı ihtiyar. Roma'da tarihsel çağlara dek oyna­ nan Troya oyunları Aenas'ın kurduğu bu ya­ rışmalara dayanırmış (Aineias). Antheus. yani halk Mons Sacer denilen kutsal tepeye çekilmişti. tra­ gedya yazarlarının Sthenelıoia diye adlandırdikları bu kadın Lykia kralı lobates'ln kızıdır Kardeşi Akrisios tarafından Korinthos'tan sü­ rülüp Lykia'ya sığınan Proitos'la evlidir. Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sö­ zünü tutmaz. Daha çok erkekler ara­ sındaki sevgide adı geçer ve "seveni bahtlı eden. Efsanesi Alkyoneus efsanesinin tıpkısıdır. Miletos zor­ bası Phobios'un sarayında yaşıyormuş ki. ucuz ucuz sararmış halka. Ankhuros sonunda kendini atmış uçuruma. onu atacaksın. Ankhuros. demiş sözcü. ona gönül vermiş. ama delikankyı kandırarriamış bir türlü. V I . Menelos'la Paris arasındaki teke tek çarpış­ mada yargıçlık eder. Homeros'un Antela ( İ l . Bu­ nun sonucunda topal . Palladion'un çalınmasına yardım ettiği söyle­ nir. ya da konukluk ku­ rallarına karşı gelmekten çekindiğini İleri sü­ rerek kraliçeyi oyalıyor. Priamos'un arka­ daşı ve danışmanı. Anna Perenna. altın. Uçuruma en değerli nen varsa. 1 6 4 ) . ama yarık bir türlü kapanmamış. atar atmaz da yarık kapanmış. sevgiye karşılık veren" anlamına gelir.A I N I I II 1 K Tanrıça doğuracağı oğlanı büyütmek için nympha'lara vereceğini. buluşmalarını ertellyorrnuş. Yakalana­ caklarından korktuğunu. Antenor savaş sı­ rasında da işi tatlıya bağlamaktan. Troya' dan ayrılırken seksen yaşında olduğu da söy­ lenir. yoksa Zeus'un yıldırımına çarpılacağını söyler ve Ankhises'i bırakıp gi­ der. Anlaşmazlık sona erip halk şehre dön­ dükten sonra Roma halkı kurtarıcısı saydığı bu kadını tanrılaştırmış. fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile sevişmiş olmakla övünür ve çarpılır. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. Anteros. Venet'ler boyunun atası sayılırdı. İhtiyar bir kadın olarak canlandırılan Anna Perenna üstüne çeşitli efsaneler anlatı­ lırdı. Troya'dan kaçarken Aineias'ın onu sırtına al­ masının nedeni bu olduğu anlatılır. Günün birinde kraliçenin sabrı tü­ kenmiş öç almaya karaı vermiş. Söy­ lentiye göre Antenor'un evinin kapısına bir pars postu konmuş. Halkın orada aç kalmaması için Anna adlı bir kadın her gün kendi eliyle yaptığı çörekleri getirir. Antenor. Poseidon İ l e Gaia'dan doğma b i r dev. Eros tanrıya karşılık olarak göste­ rilen tanrısal varlık. Batı kapısında ihtiyarlar derneğinde bulunur ve Troya savaşından ön­ ce kaçırılan Helene'yi geri almak için elçi gönderilen Odysseus'la Menelaos'u evinde nasıl konukladığını anlatır.

Yayınları. değişmez kanunlarından daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyo­ rum. Kreon — B u işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun? A n t i g o n e —Biliyordum.. Nasıl bilmem?Herkese ilan edildi. ölüsünün üstüne toprak serpmeyi bi­ le yasaklandırarak böyle bir işe girişecek ola­ nı ölümle cezalandıracağını bildirir. Antigone traged­ ya kahramanlarının en cana yakını. Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır. Sophokles'in ölümsüz "Antigone"sinin ko­ nusu işte budur. oğulları da lanet okumuşlardır ona.ANTİCSONL derin bir kuyunun içine atarak. 1 9 ) . Sonra da ne büyük bir suç iş­ lediğini anlamış ve pişmanlık duyarak kendini asmış. bir köle değil. Kreon — Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun? A n t i g o n e — Öz kardeşime saygı göstermek­ te utanacak ne var? Krneon — Onunla dövüşüp ölen de bir kar­ deşin değil miydi? Antigone —• Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu. Sophokles'ie işlen­ meye başlayan Antigone dramı canlılığını bu­ güne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi Batının en seçkin tiyatro yazarlarına konu olmuş ve olmaktadır. Kreon — Demek buna rağmen benim emri­ me karşı gelmeye cüret ettin? Antigone — Fakat bana bu emri veren Zeus değildi. S. Hades'te hüküm süren Dike de biz fa­ nilere böyle bir nizam yüklememişti. Ali çevirisi): Antigone — Ben yaptığımı itiraf ediyorum. çağ­ daş insanı derin derin etkileyen. Böylece Oidipus'a bir sığınak bulup. Sophokles'in erişilmez bir başarıyla dile getirdiği bu tartışmadan bazı parçaları aşağıya alıyoruz (M. yollara düşer. orada halkı acındırmayı ve kral Theseus karşısında babasını savunmayı başarır. Kreon — Ötekine karşı alâka göstermekle buna karşı günaha girmiyor musun A n t i g o n e —• Mezarında yatan ölü böyle hü­ küm vermeyecektir. Thebai'de krallığı paylaşamayan kardeşleri Eteokles ile Polyneikes bir­ birlerine karşı amansız bir savaş açmışlardır. Antheus'a inip tası çıkarmasını buyurmuş. Antigone — Olsun.Eg. Antigone. yurduna yabancıların yardımıyla saldıran Polyneikes'in de mezarsız kalarak. Sophokles'in "Oidipus Kolonos'ta" adlı bu tragedya­ sında Antigone'nin güçlü kişiliği belirmekte. suç ve devlet yönetimi konularında yönetme­ nin kendisiyle tartışmaya kalkışır. onun öç perileri Erinys'lerden kurtularak ra­ hat bir ölüme kavuşmasını sağlar. insan sözlerini tanrıların yazıl­ mamış. Oidipus'un ölümünden sonra Antigone Thebai'ye döner. Yurdu da. Yalnız kız Antigone baht­ sız kahramanı elinden tutup. Kentten kente sürü­ nüp dilenen babasıyla birlikte Attika ilçesi Kolonos'a varır. Kreon — Birinin koruduğu bu memleketi öbürü harap ediyordu. Antigone Kreon'un bu emri­ ne karşı gelir. ona hem des­ tek. eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki. ilerde ne korkusuz bir yürekle ne yaman bir eyleme girişeceği sezilmektedir. . bunlar ebediyen menidirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur. Antigone — Onunla beraber ölen bir kardeş­ ti. Çünkü bu kanunlar yalnız dün ve bugün yaşamıyorlar. Ve senin emirlerinde. kardeşini gömer ve eyleminin suç değil. Antigone — Hepsi böyle görüyorlar. sonsuzca dü­ şündüren bir kişilik taşır. tersine borç olduğunu ileri sürerek. yönetmene baş kaldırır. hiçbir şeyi inkâr etmiyorum. Aiskhylos'un "Thebai'ye Karşı Yediler" tra­ gedyasına konu olan bu savaşta iki düşman kardeş birbirleriyle dövüşürken can verirler. hem de kılavuz olur. Bu kez tahta çıkan Kreon Eteokles'in yurdu­ nu savunurken öldüğü için kahraman sayılıp törenle gömülmesini.B. Oidipus'un kendi anası İokaste'den dogma k ı z ı (Tab. hayat hi­ kâyesi bize en çok dokunanıdır. Davranışı. Kreon — Thebai'liler arasında bunu böyle gören yalnız sensin. bununla da kalmaz. Kâhin Teiresias'ın açıklamalarından ne kor­ kunç bir suç işlediğini anlayınca. delikanlı ku­ yunun dibine varınca üstüne kocaman bir taş atıp onu ezmiş. K r e o n —Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun. fakat korkudan dillerini tutuyorlar. Oidipus göz­ lerini kör ettikten sonra. Thebai'den ayrılır.

499): İğrenirim bunlardan. Akhilleus ile Patrolos'un en ya­ kın arkadaşıdır. Antikleia da Ithake sara­ yındaki durumu anlatır. 669 vd. VI. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. ama Odysseia'da şafak tanrıça Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldü­ rüldüğünü öğreniriz. hasretine dayanama­ yıp canına kıymış. sert. Odysseus'un malı nı. Odysseus ölü ruhları diriltip konuşturacak kandan önce Teiresias'a içirir. göçmüş anamın ruhu çıkageldi. Penelopeia tiksinir ondan.). Antikleia bu sırada onunla ilişki kurmuş. Üç sefer atıldım üstüne. kendi­ ni öldürür. yüksekten atarak konuşur. Devletin baskısına karşı kişi özgürlüğünü savunan Antigone sonunda tam bir zafer ka­ zanır. asıl çekemediği kimse de amaçla­ rının gerçekleşmesini önleyen Telemakhos' tur. sonra evlenmiş Laertes'le. çökmüş bir adamdır (Kreon. yarışmanın yapılması için önayak olur. İros'la Odysseus'u güreştirmek ve iki dilencinin çilesin­ den eğlenmek fikri de ondan gelmedir. gitti kollarımın arasından. yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü.(Od X I . çok içerler ve da­ ha kötü şeyler kurmaya başlar ( X V I . Autolykos'un sarayına yerleşmişti. yigitligiyle dikkati çeker. buna çatar. ama Kreon'un oğlu ve Antigone'nin nişanlısı Haimon babasını sert söz­ lerle kınadıktan sonra. Patroklos ölünce çok üzülür ve acı haberi Akhilleus'a verme görevini üstü­ ne alır. Antikleia.). Odysseus'u Sisyphos'un oğlu sayan efsaneler vardır. 85 vd. Sisyphos da bu yüzden gel­ miş. göçmüş anamın ruhunu. pusula­ rın fikir babası hep Antinoos'tur: Pylos'tan dönüşünde Telemakhos'u öldürmek için pu­ suya yatmaya önayak olur (Od. üç seferinde de bir gölge oldu. nişanlısını kurtarmaya koşar. Eupeithes'in oğlu Antinoos şıma rık. Antilokhos. Sonra Odysseus olanı biteni ve Hades'e n e ­ den indisini bildirir. bu plan gerçekleşmeyince. Troya savaşına katılır ve çevikliği. sertliği simgeleyen Kreon artık yıkılmış. Bir söylentiye göre. Antikleia oğlu Odysseus Troya seferi­ ne çıkıp dönmeyince. şartsız. Odysseia'da anlatılan ( X I . Haimon). Antinoos. hep kötülük kurarlar. ona. Sal­ dırgandır. Yay germe oyununu önce kabul eder. ama Antinoos hepsinden beter. Sonunda Odysseus anasına sarıl­ mak ister. kaba ve zalim bir adamdır: Odysseus'un başına ilk tokmağı atan. İthaka kralı Laertes'in karısı. sevgi paylaşmaya geldim. Antigone'nin kendini asmış olduğunu görünce. Anası Eurydike buna dayanamaz. ah dedim anama bir sarılsam. sonra kimsenin başaramadığını . Aralarında içli bir ko­ nuşma olur. Nestor'un oğullarından biri.. hatta ölümünden sonra bile. A n t i g o n e — Ölüm diyarında da böyle bir ka­ ide olduğunu bana kim söyleyebilir? Kreon — Düşmanımız b i z i m İ ç i n hiçbir za­ man. Odysseus'un anası. tembel. Gerçi Kreon ceza olarak onu kayalıkla­ ra diri diri kapatır. Bazı bölümlerini bu­ raya alıyoruz: Birde baktım geçmiş. gözü doymaz. dilenci­ yi galiz küfürlerle kovan odur. mülkünü vur patlasın. dadı. Autolykos Sisyphos'un sü­ rülerini çalmış. dost değil­ dir.MIN I UN» » ' I K r e o n — Ama orada da İ y i o d a m . Antinoos'un tutum ve davranışı talipler arasında bile tepki ile karşılanır. görünce bir acıdım. benim gönlümse bir tek şey istiyordu Kucaklamak geçmiş. en küs­ tah. Antigone — Ben dünyaya kin değil. kederinden Haimon da canına kı­ yar. bir ağladım.) ana oğlun buluşması destanın en gü­ zel parçalarından biridir. 362 vd. Kavgacı. Antilokhos'un İlyada'da sonuna ka­ dar savaştığı görülür. ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu. en terbiyesiz ve en ahlaksız olanıdır. bu adam kara ölüm cadısına benzer. oysa kutsal llyon 'a giderken sağ bırakmıştım onu. düş gibi. Z03vd)i O böyle konuştu.. çal oynasın tükcl meye kararlı taliplerin başta geleni. Devlet yasağında ve cezasında ka­ yıtsız. üç seferinde de uçtu. Ona karşı kurulan kumpasların. kötü adamla müsavi muamele görmeyi istemez. şöyle der (XVII.

Her şey olup bittikten sonra İthake'lileri ayaklan­ dıran. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos. alacalı bulacak bir kurdeleydi bu. Sevgiyi. Ak köpükler çıktı/ordu tanrısal uzuvdan-. yani şu ölümsüzleri. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca.370 vd. onu Dirke'ye gerir verir­ ler. acılarını dindirir ( İ l . Amphion ile Zethos'a gebe kalan Antiope babasının öfkesinden korkup evden kaçar ve Sikyon kralı Epopeus'un ya­ nına sığınır. V. sonra çobanlardan kim olduğunu öğre­ nince analarını kurtarırlar ve Dirke ile Lykos' tan da öç alırlar. (1) DOĞUŞU. 421-547). Dert yanan kızını da şöyle avutur Zeus: Böyle dedi o. ama Penelopeia ile Telemakhos araya girince.. Bir kız türeyiverdi. A l t ı n Aphrodite diyor H o m e ros bu tanrıçaya. okşar ve bi­ leğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde. gülümsedi insanların. Antiope çok güzel oldu­ ğu için Zeus ona âşık olup bir satyr biçiminde yanaşır (Tab. XIV. Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu Narin ayaklarının bastığı yerden.): Sende şu sevgi. " ( 2 ) K İ Ş İ L İ Ğ İ . öç almaya kışkırtan Antinoos'un baba­ sı Eupeithes'tir.). bu yüzden son oğlu Kronos'a bir tırpan verir. önleyemez yayı almasını (Od. 197 vd. altın bir değer ölçüsü olmak üzere. çözdü göğsünden nakışlı memeliğini. 160 -206): Dalgalı denize atar atmaz onları Gittiler engine doğru uzun zaman. Antiope Amphion'la Zethos'u yolda doğurur. ama ölmeden kardeşi Lykos'a Antiope'yi bulup cezalandırmasını buyurmuş. Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar (Theog. sever. yavrum. şöyle seslenir ona (İl. Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti.görünce. ama günün birinde aklı başına gelir ve Phokos'a karı olur (Phokos). Gaia'dan doğan çocuklarını. . Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça. İthake'liler korku ile kaçışır­ lar ( X X I V . Aphrodite Zeus ile Okeanos kızı Dione'den dogmadır. Yunanis­ tan !da bir yerden bir yere atar kendini. 9). cilveli ve gönül alıcıdır. "Cenk işleri sana vergi değil. Bir köpükten doğmuş olduğu için.. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıça­ nın denizin köpüklü dalgalarından doğduğu­ nu anlatır (Yun. X X I ) . Antiope. Daha başka sıfatlarla niteler onu şair­ ler: Bu güzeller güzeli tanrıça hep "gülümser"dir. sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini. Homeros'a göre. Ölüm okunu Odysseus ilkin Antinoos'a karşı yöneltir ve bütün talipleri sıra ile öldürür. işte onları bana ver bugünlük. Aphros köpük demek): Uranos. çağırdı yanma altın Aphrodite'yi. doğar doğ­ maz toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana şişmekte ve korkunç sancılarla kıvran­ maktadır. şu alım var ya. Çevik Ares'le Athena uğraşacak savaşla. dedi ki: . öbürü Homeros. sert sözlerle çıkıştı ona. Aphroditc. alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi. Ne var ki Amphion'la Zethos önceleri analarını tanımazlar. Aphrodîte dediler ona tanrılar ve İnsanlar. sevgi onun içindeydi. şakalaşma onun içinde. Epopeus'u öldürür ve Antiope'yi tu­ tuklu olarak Thebai'ye geri getirir. işveli. Sonralar» Antiope Dionysos'ın öfkesine uğrayarak çıldırır. kutsal günde yarış­ ma olmaz diye vazgeçirmeye çalışır. Lykos Sikyon'a saldırır. ölümlüleri alt ettiğin. çevresini sa­ ran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla ger- 42 . Zeus'un aklını çelmeyi aklına koyan Hera bu memeligl ister günün birinde Aphrodite'den. Irmak tanrı Asopos ya da Thebai kralı Nykteus'un kızı. istek onun içinde. Thebai'de Lykos'la karısı Dirke'nin zincire vurup eziyet ettikleri Antiope tanrıların yardımıyla zincirlerini çözer ve kaçıp ikizlerinin yanına sığınır. cilveleşme. sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil. Amca­ larının buyruğu üzerine dağa bırakılan ikizler çobanlarca yetiştirilirler (Amphion). bugün bayram. Babası Nykteus üzüntüsünden canına kıymış. Bunun sırrını Homeros tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü mernelikte görür. bu ak köpükten. İlyada'da yiğit Diomedes'le çarpışıp yaralanan Aphrodite'yi anası Dione kollarına alır. sonra da onunla evlenir. tanrıların babası. Odysseus denemek isteyince.

birine orta malı. bir de Harmonia doğar.). Aphrodite'nin öfkeleri. Ahenk. sonra da yalancıktan Lemnos ada­ sına gider. sevişmenin tadı. 295 vd. Kişiliği ile tanrılar arasın­ anlatılır. çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmış sayılır (inim kadar şairleri esinleyen bir tanrıça da . sevgi de tek olurdu. ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra Kuşlardan güvercin ve serçe. öç almaları kor­ kunçtur: Şafak tanrıça Eos'a. başkalarının baş kahraman ol­ sans sanatına da tükenmez bir konu olmuş. onları suçüstü yakala­ yan Hephaistos da acı acı bağırır. Bu tanrılarla ilgili iki türlü sevgi de olacak ister istemez. İlk günden bu oldu onun tanrılık payı İnsanlar arasında da. zarafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler. Hem bu tanrının ikiliği nasıl inkâr edilebilir? Biri. Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler. ona orta malı Aphrodite diyoruz. ünlü demirci tanrı da kırılmaz. dukları öykülerde kendisine ikinci derecede resim ve heykelde işlendikçe işlenmiştir.el bil güçtür. başka bir anlatıma göre Halikarnassos kentinin batısın daki bir yarda biri Hermes'in öteki Aphrodl te'nin birer tapmağı varmış. gülüşmeleri oynaşmaları. ama madem ki iki Aphrodite var. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır Al kineos'un sarayında toplanmış konuklara Ares'le Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrı görür ve Hephaistos'a haber verir. Güzelliği. öbürüne göksel di­ yeceğiz" ballandıra anlatırlar. orada doğup ikisinin de adını alan ço­ cuğu dağ nympha'ları büyütmüş. Aphrodite topal tanrı Hephaistos'la evlen­ dirilir. Kişiliği Hellenistik çağdan sonra Röne­ öyküler az da. Roma'da Venüs Genetrix olarak Aeneas destanıyla ilgili rolü Venüs bölümünde da bunca önemli bir yer tutan Aphrodite'nin açıklanır. sonradan katılır Aphrodite'nin alayına (Theog. göğün kızıdır. Aphrodite tek olsaydı. öbürü Troya kral soyundan Aineias'm babası Ankhises'tlr (Ankhises. tanrılar orada se­ vişip birleşmiş ve orada doğup büyüyen ço­ cukları Hermaphroditos'un başına Salmakls adlı su perisi ile olan serüveni gelmiş (Hermaphroditos. Sevmenin. V I I I . Eros ile Psykhe masalında da adı efsaneleri azdır.): Doğup da yürüyünce tanrılara doğru Eros'la Himeros (arzu) takıldılar hemen peşine. Üç Güzeller yarış­ masında oynadığı rol ve Paris'le Helena'nın başına getirdiği bela. yani Kazdagının tepesinde seviş misler. Hora'lar ve düğün alaylarının ba­ şında giden Hymenaios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. nasıl ve nedeni belli değil. çözülmez zincirler­ den büyülü bir ağ örer. yani en eski­ si. Kinyras'ın kızlarını kendilerini ya­ bancılara satmaya zorlar. Sev­ ginin de iki olması gerek. Sokrates'in de bulunduğu bu şölene katılanlardan Pausanias şöyle der (Plat. 201 vd. Bu ikiliği en kesin bir tanımlama ile Platon "Şö­ len" adlı diyalogunda dile getirir. daha doğrusu kendine özgü geçer. efsane yazarlarının kimine göre i k i tanrı îda. 1 8 0 d .çekleştirir. yerleştirir onu yatağı­ nın altına. uyum anlamına ge­ len Harmonia'nın yanıbaşında korku ve boz­ gun Aphrodite'nin kişiligindeki olumlu ve olumsuz yanları ve çelişkileri simgelerler. bunlardan biri Adonis (Adonis). İ k i tanrı sevişirlerken demir ağın içinde tutklu kalırlar. göksel dediğimiz Aphrodite ana karınından doğmuş değil. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur. Tanrı Hermes ile sevi­ şen Aphrodite'nin Hermaphroditos diye bir oğlu olur. bir rol düşmektedir. dillere destan olmuştur. Şöl. kendilerine ye­ terince tapınmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadıgı bir ko­ ku verir.e ) : "Herkes bilir ki. Salmakis). ama Theogonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evıeır. sevgi (Eros) Aphrodite'den ayrılmaz. sahneye seyirci olan tanrılar arasında da dinmez bir kahkaha kopar (Od. Ona düştü kız cilveleri. Ne var ki aşk tanrıça­ sının kişiliği çelişkili ve belirsiz olarak canlan­ dırılmaktadır efsanede. Savaş tanrı Ares'le birleşmesinden ( k i bu birleşme de anlamlıdır) Phobos (bozgun) ve Deimos (korku). Daha sonra gelen bir başkası var ki. Aineias). büyüsü. Zeus'la Dione'nin kı­ zıdır. İlyada destanında oğlu Aineias'm koruyucusu olarak oynadığı rol bu kişi ile ilgili bölümde (3) E F S A N E L E R İ . ölümsüzler arasında da.

kökenlerinin de o zamanlar pek aydınlanamamış olmasından. kötülüğü önleyip korumak anlamına gelen fiillerden. İlkçağda Yunan denilen varlıkla Akdeniz çevresindeki uygarlık topluluğuna bir yenilik gelmiş olduğu su götürmez bir ger­ çektir. Bu olaya geçen yüzyılda bir ad da ta­ kıldı. özellikle yazı tanıtlarının çokluğu. yani Yunanistan kökenliydi. Böyle bir denemeyi bu sözlükte Apollon tanrının kökenleri ve kişiliği üstüne yapmak istiyoruz. ama hiçbir şair de Aphrodite'yi Midilli'li kadın şair Sappho kadar güzel dile getirmemiştir. Apollon aydın. Bundan ötürüdür ki yeni bilimsel ger­ çeklerin ışığında yeni yorumlar yaparak de­ nemelerimizi önermekten daha ileri gideme­ yiz. bu olayın n e ­ denlerinin de. Nietzsche'nin Yunan varlığına özgü en şaşırtıcı yapıtı saydı­ ğı tragedyayı bağışlayana kadar akla karayı seçmiştir bu tanrı. İpuçlarını izlemek. İşte bu gücü de Dionysos. ya da "apello" de­ fetmek. aydınlığın bir kez daha "Anadolu" denilen güneşin doğduğu ülkeden gelmiş ol­ duğunu gösterir. Bu iki tanrı da Apollon'la Dionysos'tur. Yunan mucizesi dendi. insanı bir seyirci ve bir taklitçi olmaktan da ileri götüremez. bir çeşit coşku ile asıl yolu olan inceleme. bilimi bir çeşit yetinmeye götürmüş. ışığın doğayı bir projektör gibi aydın­ latıp karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir. Apollon adının Y u nanca olmadığı artık herkesçe bilinir. Delphoi tanrısı Apollon bunca bilicilik merkezleri. ama aynı zamanda da öngörmedir. Arkeolojinin katkıları da eklenirse. ya da başka kökenlerden tü- . şarap tanrı simgeler. Mucize gibi ger­ çeküstü bir terim kullanılması. bunların Batı uygarlığının bir başlan­ gıcı diye karşımıza çıkması ve gerek doğa. Bi­ zimkisi yalnız bir deneme. Ama bu da az çekici bir iş değildir. kimi Hitit yazıtlarında rasgelinen Apulunas tanrının adıyla bir olmasın? İlk­ çağdan beri bu adın köken ve anlamını açık­ lamak için boşuna çabalar gösterilmiş: "Apollon" yani cezalandırmak. dur­ gun. doğayı gör­ m e . durgun akıl gücü. Yunandan kalma yapıtların. bütün dallan ve bunları esinleyen perileriyle Apollon öz Hellen varlığı sayılırdı. Apollon. Nietzsche'nin de bundan şüphesi yoktur her­ halde. karanlık güçlerin gizemine er­ mesini. insana doğayla birleş­ meyi sağlayan bir araçtır sanki. Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsa­ ne bağıra bağıra dile getirir. Yalnız tragedyada değil. varlığı akılla algılama ve akıl yetisine da­ yanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve ye­ teneğidir. gerçe­ ğin gün ışığına yakında çıkacağı umulur. Acaba bu ad. ilkçağın Yunan denilen yaratıcılığında birbirinden ayrı iki öğeyi ayırmak doğru olsa gerek: Bu yaratıcılık iki tanrının simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesinden doğmuştur. Dionysos'un doğudan geldiğini. bulguları çoğaltmak ve değerlendirmek durumundayız bugün. ışıktır. Friedrich Nietzsche'nin "Tragedyanın D o ­ ğuşu" adlı eserinde yaptığı Yunan varlığı üs­ tüne yorum bugün de geçerlidir sanıyo­ ruz. anlama ve kavra­ madır. yaratıcılık insa­ nın doğaya bir başka türlü coşkuyla karışma­ sını şart koşar. İnsan için dü­ şünülmüş. Ama bu güç. Bilimin de bugün asıl coşkusunu yaratan neden. akılla algılanabilecek tutarlı tarihsel bir sü­ reç olduğu anlaşılmaya başlanmıştır.APOLLON ha yoktur. tapınakları ve efsaneleriyle özbe­ öz Yunan. Ama Apollon. Bu yanlışlığı bilim Homeros'tan başlamak üzere metinleri iyice okumamış olduğu için işlemiş­ tir. gerekse insan üstüne düşüncesinin o günden bugüne kesintisiz olarak süregelmesi bu ola­ yın bir başlangıç sayılmasına yol açmış. ' ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I . yaratılmış bir tanrıdır. Bu tür denemelere bizden önce gi­ rişenlerden esinlenerek ve elimizdeki bilgi ve görgülerden faydalanarak Apollon'un bir Anadolu tanrısı olduğunu tanıtlamaya çalışa­ cağız. Ama asıl kaynağı bugüne kadar açıklanamamıştır. bir ana tanrıça değil de. ta ki taşkın gücünün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana. Apollon plastik sanattır. insana karışır ve in­ san çilesini çeker. kısacası bil­ gi yoksulluğundan gelmekteydi. Nitekim in­ san dişisinden doğmadır. mu­ cizeyi aydınlatmak yolunda sayısız ipuçlarının hemen hepsinin Anadolu topraklarında bu­ lunması. ölçülü gücü simgeler. daha öncesini ara­ ma ve anlama çabasından saptırmıştır. Dionysos doğanın kendisi değil. Ne var ki o gün bugün çok ileri gidilmiş ve elde edilen bulgularla olayın hiç de mucize olmadı­ ğı.

kalmayın Argos'lulardan aşağı. Yalnız şuna da dikkat edilsin ki hiçbir kaynak ya da efsanede Phoibos Apollon asıl güneşi simgeleyen Helios tanrı ve onun soyundan gelen tanrısal varlıklarla ilişki­ de gösterilmemektedir.Troy. Khryse İda dağının eteğindi-ki kentlerdir.remlş oldugiı ileri sürülmüştür. Bu varlığı bize ilk niteleyen metin de Homeros'un İlyada'sidir. 4) ile de bir ilişkisi vardır.ykla'ya s ı k ı s ı k ı y a bağlı. İlyada'da tanrının adı Apollon ya da Phoibos Apollon diye geçer. dayanamazlar et delen tunç kargılara. Kaldı ki bu adın Apollon tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titan Phoibe (Tab. Bunun nedeni de Apollon'un güneş olmadığı.): EyKhryse'yi.l y k kökünden gelme. nitekim rahibi Khryses İlyasa'nın başında şöyle seslenir tanrısına (İl.ı kalesi Pergamos tepesinden seslenir ovada dövüşenlere ( İ l . ne demir. Tanrının Troya çevresindeki şehirlerde de önemi büyük­ tür. onların derileri ne taş. Ama bu da Hitit çivi yazıtların­ dı geçen "Lukka" bölgesiyle bir tutulabilir mi ve tutulursa Lykia'nın adındaki L u k . Zeleie'den Pandaros'u savaşa götürmek. iki yerde de kendisine "Lykegenes" denmektedir. lanrının Lykia bölgesiyle ilişkisini dile getir­ mektedir. V. bu ada eklenen sıfat çokluk okçu. Apollon güneş tanrı değildir. I V . Apollon bütün yüreğiyle Troya'lılardan yana dır. yay­ lıdır. 432 vd.. ne adı.l y k kökünden türeme olup olmayacağı tartışma konusu edilmiştir.. parlak demektir ve tanrının ışık saçan aydınlık varlığını dile getirir. Lykia ilinin adında da vardır. Tenedos'un güçlü kralı. dinle beni.). Apollon I İnme ros destanlarında I. . Bunun dışında Apollon Troya şehrinin içine yerleşmiş gibidir.): . I . 507 vd. Apollon da. uzak ve semiz Lykia toprakları" öteki Troas bölgesine.37 vd. Bunu açık açık söyler.): Öfkelendi Apollon. Yerleri bugün kesinlikle belli değilse de. kutsalKilla'yı. özel­ likle Pandaros'un yurdu olan Zeleie'ye yerleş­ miş Lykia'lıların ili. anası ve kardeşi de Troya kale­ sinin iç tapmağında oturur gibidirler. ( 2 ) A N A D O L U L U T A N R İ . İlyada'da Lykia sözü geçince. Zeleie.101. Apollon kaynağında ve özünde bambaşka bir varlıktır. iki yer dile getirilir: Biri "ana­ forlu Ksanthos'un kıyılarında. Diomedes tanrıça Aphrodite'yi yaraladık­ tan sonra. ne var ki deniz tanrı k i n tuttuğu halde. Lykia soylu. Sarpedon'un ölüsünü yurdu Lykia'ya taşımak hep Apollon'a düşer. atılın ileri. Sarpedon'la Glaukos Ksonthos Lykia'sından. Srnintheus. SmlntheUl adı bu bölgede tanrının bambaşka bir isimle de anıldığını gösterir. Ne var ki Yu nanlılar bile bu adı anlamamış olacaklar ki. haydi. tartışmaya da gi­ rer Alhena Olympos'tan llyon'a fırlayıp gelir (İl. Lykia'nın adı nereden geline olursa olsun. Pergamos tepesinden bağırdı Troya'hlara. hedefi vuran ya da gümüş. IV. tanrının özünü belirtmek için bir ek ad tak­ mışlar ona: Phoibos demişler. özellikli Troya'da olan bir tanrı olarak çıkar karşımı za. bu yüzden de merkezi Anadolu'da. Tenedos ise Bozcaada. ne de nitelikleri Yunan mythos'unda G ü ­ neş tanrı ile bir tutulduğunu belli etmez. Phoibos'un anlamı belli. Bizim "Lykiâlı" diye çevirdimiz İni sıfat başka metinlerde geçen "Lykios" ve "Lykeios" sıfatları da göz önünde tutulursa. o başka bir sorundur. 20 vd. Laomedon'a ünlü İlyon su­ runu yapıp da Poseidon'la birlikte ücret al­ mayarak çekildikleri günden başlar (Laomedon).kö­ keni Yunancada olduğu gibi ışık anlamını İçerir mi.eki soyu yansıtır. bu kök ise Latince "lux"ta görülen ışık anlamlı köken olarak alınırsa bu anlam tanrının sıfatında da. Troya ile ilişkisi çok eskidir Apollon tanrının. Pandaros ise Alsepos Lykia'sından gelmişlerdir. Lykia'lı oldukları bilinen Sarpedon. Böyle bir tartış­ manın yersizliği şuradan belli ki Lykia bölge­ sinin adı da . Kaldı ki "Lykegenes" sıfatındaki -gen. Killa. güneşi simgelemedigidir.119): " Ü n salmış okçu Lykia'lı Apollon" (Pandaros). Glaukos ve Pandaros'la ilgili metinlerde şöyle bir deyim geçer tanrı i ç i n ( İ l . V I I . Tanrının Lykia ile yakın ilişkisi bilindiği halde bu sıfatın ışık ya da kurt anlamına ge­ len . dedi ki: Atları i y i süren Troya'lılar. Lykia'da doğmuş anlamına gelir İster istemez. koruya gümüş yaylı. bir. Apollon'un koruduğu Aineias'a da saldırmaktan alamaz kendini (İl.

varsayımlarımızın hepsinin somut birer gerçek olacağı umulabilir. Phoibos Apollon. onu kurtarmak için (İl. istiyordu zafer Troya'lıların olsun.dinle beni. Apollon ne yapsın. Apollon Hektor'a gönülden kılavuz ve ko­ ruyucu olur. kötülük tartışması da ışık tanrının yenilgisiyle biter.443vd. Ölüyken bile yüreğiniz varmıyor onu kurtarmaya.. işiniz gücünüz kötülükte. Hektor'Ia Akhilleus arasındaki son ve kor­ kunç çarpışma başlayınca dört döner Hektor'un çevresinde. Tanrılar arasında bu eşi­ ne rastlanmaz iyilik. yanında durup seni koruyacak. gündüz. Görmüştü tanrıçayı Pergamos kalesinden. gül kokulu tanrısal bir yağ sürmüştü ölünün bedenine. Gönlünüz bu şehri yok etmek ister. bilirim.): Phoibos Apollon ölümsüzlere şöyle dedi: Amansız tanrılar. Troya halkı. Gel. yakmasınlar. Lykia yazısının çözümü de bir gün başarılırsa. Ksanthos.. Athena'nın Troya'lı yiğidi alda­ tarak öldürmek için kurduğu pis düzen karşı­ sında Apollon'un tutumu öyle isnacadır ki.): Kimsin sen. Apollon'un llyada'da oynadığı bu rol onu OIympos tanrılarından büsbütün ayırmakta. bayağı dokunur insana. k i m s i n sen?. ateş payını vermesinler mi? Siz şu uğursuz Akhilleus'u tutuyorsunuz demek Oysa bilmez o töresince düşünmesini. Ama Phoibos Apollon kaçırdı Hektor'u. gökten ovaya onun için kara bir bulut indirmişti. İda'dan bir savaş ortağı gönderdi sana Kronos oğlu. a z g ı n bir aslan gibidir tıpkı. en hayırlısı bu: Gel de günlük savaşa ara verelim. Zeus Akhilleus'la Hektor'un ecelini tartıya koyup Hektor'un ölümü ağır basınca. kendini saklamak gereksinmesini duymaz. X X I I .Apollon birden onu karşıladı.): Akhileus korkunç çığlıklarla atıldı öne. XX. Akhilleus da sıyrıldı tıpkı onun gibi her türlü acıma duygusundan. gece. Hektor'u öldürmek için yanıp tutuşuyordu. gör. İyi bir şey mi bu. görmesin mi babası Priamos. Apollon'la Artemis'in anası Leto'nun bölgede büyük bir yer tuttuğunu açığa vuran Letoon kutsal merkezi bu üç tanrının Anadolu topraklarına ne denli kök saldığını kanıtlar. gövdesini saran deriyi vakitsiz kurutsun İstemiyordu. Zeus 'un kızı. Aphrodite İle birlikte Hektor'un ölüsünü ko­ rumaktan başka çare bulamaz ( I I . 247 vd. Hektor güvenle so­ rar ona (İl. kendine gel hadi. Söyle hadi. bir güzel doyurmak için karnını. ÖnceZeus'un oğlu kral Apollon dedi ki: Ne diye geldin Olympos'tan ulu Zeus'un kızı. Apollon da Hektor'u kaderine bırakmak zorunda kalır ve tanrılara karşı bir tanrı ağzından hiç duyulmamış bu eşsiz eleştiriyi dile getirir ( İ l X X I V . çocuğu. V.. sakladı koyu bir bulutun arkasına. güzel bir şey mi? Bu güzelim uygarca sözlere Hera gene bir sürü safsata ile karşılık verir: "Oymak tanrı. yumuşar bir yürek taşımaz göğsünde. Hektor'Ia yüz yüze gelir.. ölümsüz tanrıçalar. Karşıladı meşe ağacı altında. başka kılığa girmek. Altın kılıçlı Phoibos Apollon 'u gönderdi. belli. sevgili tanrı. gözden kaçırmıştı ölünün kapladığı yeri. yüksek kentini de. bak işte. Akhilleus onu sürüklerken yüzülmesin diye derisi.. Patara ve birçok anıtları gün ışığına ye­ ni çıkarılıp. gelir saldırır insan kuzusuna. onu görmesin mi karısı. niyetin ne. na buradayım. bambaşka bir ahlak görüşü olan bir dünya­ nın. bir tanrı için işten bile değildi bu. insanlara saygıdan çekti kendini. Ama bir baş­ ka yönden de bakılınca ışık tanrı Apollon'la Lykia arasında sıkı sıkıya bağlantı kurulabilir. kötülerin dostu" der. Aklınıza esmiş.): Aphrodite kovuyordu köpekleri yanından. Lykia'da sürdürülen arkeolojik araştırmalar bu tezi gün geçtikçe pekiştirmektedir. öteden beri korurum seni de. alıp saygı göstermesinler mi ölüsüne. nereye götürür seni ulu yüreğin? Oymak zaferi mi vermek istersin Danaolara? Kırılan Troya'lılara acımazsın. anası. 185 vd. 3 3 vd. yani Anadolu'nun tanrısı olarak karşımı­ za çıkarmaktadır. güneşin gücü. .

Anadolu bu zaferi Apollon tanrı ile simgelemiş. sonra Yunanistan'da kültü yayılınca birçok yerler (tıpkı Homeros için olduğu gibi) tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir. 5). Homeros destanlarında da "anaks" efendi. çiçekler içinde Delos. Av rıntıya girmeden şunu söyleyelim ki araştır maların verdiği sonuç ş u ... Kaş. her biri birer tapınak gibi karşımıza çıkan. Bilim bu iki övgü arasında bir zaman ayrımı saptamış. anlatmakla bitire­ mez onu şairler. Buralarda akla kara. Delos adacığı da korkar böyle güçlü bir tan­ rıya sığınak olduktan sonra. lahitleri gördük mü. yepyeni bir kundağa sardılar. tıpkı ormanlarla kaplı bir dağ doruğu gibi.Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları. müzikle yoğrulmuş gibi bir şiir havasıdır bu. övgüdeyse şöyle deniyor-. Sevinç çığlıkları kopardı tanrıçalar hep bir ağızdan. sonra başına altın şeritler doladılar. 9 ve 36): "Lete ile Zeus'un oğlu". İşte o zaman. Titan kızı Leto ile baştanrı Zeus'un bir­ leşmesinden doğmuştur Apollon ve onun kız kardeşi Artemis (Tab. Homeros'tan Roma çağından sonraki Kommagene krallarının zamanına dek hep aynı Anadolu'lu tanrıdır Apollon.. ama bu doğum öyle olağan bir doğum değildir. gece çatır çatır yıldızlarla birlikte kız kardeşi Aya doğru yükselen yalçın dorukları bu hava sarar. ey gümüş yaylı. kral diye nitelenir Apollon. Zeus'tan gebe kalan Leto tanrıçanın çocuğunu doğurmak için yer araması. Homerik denilen hymnos. ka­ yalara oyulu ya da denizde yüzen o eşsiz mezarları. duru bir suda. yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayı­ lan Patara'dır. Debussy'nin müziğini du­ yar. şiir ve dansı. Kıyıla­ rında dolaştınız mı. . ta uzak doğuda Nemrut dağının tepesindeki sivri külâhlı dev tanrı heykelleri arasında da baş yeri tutar. .. ( 3 ) DOĞUŞU. Themis tanrıça nektar sundu ona ve bal gibi ambrosia sundu ölümsüz elleriyle. Hera'nın hışmı­ na uğradığı için hiçbir yerde sığınak bulama­ ması bu övgünün konusudur ve Leto madde­ sinde ayrıntılı olarak incelenecektir (Leto). ey Phoibos. ışıkla karanlık arasın­ da yaman bir savaş verilmekte ve bin yıllar­ dan beri süregelen bu savaşı insan aklı ve sa­ natı kazanmaktadır. besbelli ki Delos övgüsü daha eski. Ey uzağı vuran Apollon. . yani övgüler arasında Apollon'a ayrılmış iki övgü vardır. 1 . Apollon Lykia deni­ len o ışık ülkesinde de yaşar. ağzında kavalıyla bir Pan ya da Marsyas'ın korularda hoplaya hoplaya oynadığını görür gibi olursunuz.Apollon Musa'ların yöneticisi. incecik. kar gibi ak bir kundağa. Apollon onu hor görüp denizin içine gömer diye. İlkçağdan bugüne lirik şiirlerin hepsinde belli bir hava içinde canlandırılır. "güzel saçlı Leto'nun doğurdu­ ğu". Olympos ve hepsi Anadolu'ya özgü adar taşıyan daha nice kentler boyunca. Demre. Dile gelmez bir sevinç kapladı yüreğini Leto'nun. Kekova. Titrer tanrılar tepeden tırnağa Zeus'un sarayında o bir yürüdü mü. yıkadı seni tanrıçalar kutsal elleriyle arı. öteki Delphoi tanrısına. İşte bu hava Lykia'da sezilir. anası emzirmedi altın kılıçlı Apollon'u. ışıkla dokunmuş.. ve çocuk gün ışığına çıkıverdi. kimi vakit çıkarsın kayalı Kynthos'un doruğuna. Çiçekler içindeydi şimdi. biri Delos'lu Apollon'a. burası Apollon'un ülkesidir demekten alamayız kendimi­ zi. ama sonradan önce adalarda. bunların arasında başta ge­ len ve en çok da tutunan Delos efsanesi. Burada şu noktaya dikkat edelim ki Apollo'nun doğumu bir "kral tanrı"nın doğumu sayılmakta. İlyada'nm ilk dizelerinde şöy­ le tanıtılır Apollon (İl. Doğum şöy­ le anlatılır: (Letoj İki koluyla Fenike ağacına sarılarak dayadı çimenlere dizlerini. ak çöller gibi mavi engine kadar yayılan dalga dalga kumların arasından süzülerek. renk renk çakıllar üstün­ de çağlayan dereler de satyr'lere... çalgı ve ezgiyi. Delphoi'ninki çok daha ye- nidir ve sonradan eklenmiştir birincisine. nympha' lara yemyeşil birer yunak olmaktadır. Gündüz gümüş yaylı tanrıya bir altın taht kuran. bütün tanrılar fırlar ayağa. yaklaşıp parlak yayını bir gerdi mi o. kısacası her türden sanatı esinle­ yen büyük yaratıcı tanrıdır. Hele Fethiye'nin gör­ kemli kral mezarlarından başlayıp.

insanlar yüzlük kurbanlarla nasıl el Vatikan'daki Sixtina kilisesinin tavanına buraya gelir. Kalkhas Bir tanrıçanın ağzından dile gelen bu m o ­ ve Mopsos gibi efsanelik kişilerin serüveni de dern turizm anlayışı Yunanistan'da pek tu­ aynı gerçeği kanıtlar (Kalkhas. sevimli Maionia'nın efendisi Miletos da senindi. Ladoruğunda tanrılar toplantısına varıp da aşırı okoon o tapınağın rahibidir (Helenos. Yunan tanrı dünyasına sonradan ka­ Ksanthos (Kocaçay) vadisiyle Pamphylia'ya tılan ve adı bile Yunanca olmayan Apolkadar uzanan bütün Lykia kıyıları vardır. Killa.AI'OI I . bilicilik merkezlerine tü­ leri defetme gücünü dile getirir. Bu güçlü tanrının Lelerin de önemli olduğu anlaşılır İlyada'dan. Erythrai (ildir) bilicisi (4) BİLÎCİLİK MERKEZLERİ. Srnintheus olur. Olympos lenos'la Kassandra'ya esinlemiş biliciligi. hem de arkeolo­ sının kılavuzluğuna dayandığımı ve Z. Klaros. sanki başka bir diyardan gelmektedir OlymZeleia var. Boğazlardan başlayarak bütün Ege ve A k deniz kıyıları Apollon'un bilicilik merkezlerin­ den bir çelenkle çevrilmiş gibidir. Anadolu'dan çıkmış ve yayılmıştır. Erythrai bilikenmez bir gelir kaynağı olmuş. tanrı orada H e bağlantı kuracak bir tek söz yok. Apollon tanrıyla ilgili bilicilik sen de beslenir semirirsin başka elden. Anadolu'dan Güney İtalya'ya göçüp sünde Leto kurak ve kayalık adacığa parlak orada kent kuran Kyme'lilerin Sibylla'sıyla bir gelecek müjdeler: birlikte ilkçağ dünyasının en ünlü dört kadın Senin olursa okçu tanrı Apollon'un bilicilerinden biri sayılırdı. O kadar ki Raphatapmağı. ovalara bakan dağ başları. yani kötülük­ bitiremez. Helenos'la Kassandlıoglu'nun "Tanrı Apollon ve Anadolu ile M ü ra bir yana. hiç durmadan. kıyıdaki o büyülü şehir senin malın. nice tapınakların oldu senin. falcı. kimi­ si de akıllara durgunluk veren koca bir anıt gibi dikilir karşımızda. .ON rek göz kamaştırıcı bir zenginlik toplamış. Ama bunları saymakla bitiremeyiz. Tanrıçasından başkası olmadığı göz önüne bunların arasında daha bir sürü kutsaklar ve alınırsa. nice kutsal koruların oldu. bir köşe­ nasıl toplanır insanlar burada ve dumanlar sine de Cumae Sibylla'sını oturtmuştur. sensin efendisi Lykia'nın. yerleri pek bilinmeyen bu merkez­ pos'lu tanrılar arasına. Pausanias'a göre. to'nun oğlu olduğu. Milletos'un kurduğu büyük Didynasebeti" (İstanbul 1954) adlı araştırmasından ma tapınağı ve onu işleten Brankhos oğulları faydalandığımı belirtmek isterim. Bililon'un Kybele'nin oğlu Attis'le bir tutulması ciligin de bu merkezlerden çıkıp Yunanis­ gerekmez mi? Bu konuda Halikarnas Balıkçı­ tan'a yayıldığı hem efsane. Erythrai. Apollon'un Sibylla adıyla dünyaya ün salmıştı. Leto'nun da Lykia'da LeSonra sırayla bugün de bilinen merkezler: Gryneion. İnsanlar arasında kimi vakit. ama gönlünü sevindiren yer. görürsün. tıpkı İlyada'nın i l k ya da erkek "mantis" yani bilici. Ne var ki bu sonradan olmuş. Delos'tu. Bütün bunlardan madem si'nin toprağında hiç bereket yok. H e tüter rophile adlı Sibylla. öbür bilicilik merkezlerini zamanla gölgede bırakmıştır. kadın rin en ünlüsü Herophile. İda'lı yanan yağlı etlerden. anlaşılan şu ki. Bu bilicile­ esinlediği öngörme yetisiyle insanlar. yüce dağ başları şenin oldu. Didyma ve tanrı­ da yahut Lat adıyla anılan Anadolu'nun Ana nın asıl doğum yeri ve yurdu sayılan Patara. Didyma tapınağı gibi. bir nympha'nın kızıymış. Biraz ötede Khryse. kâhin dizelerinde adı geçen Khryses gibi Srnintheus Apollon'un tapıcısı bir kadındır. Bu sanat. (Brankhos) da bir yana. Mopsos). Kasbir saygıyla karşılandığı zaman bile Apollon sandra. tunmuş ve Delphoi bu politikayı benimseyeatkılarda dolaşırsın. Troya'nın yanıbaşında Thymbra' Bu övgüde Yunanistan'la tanrı arasında lı Apollon tapınağı vardır ki. Bunların ki­ minin izi silinmiş. Laokoon). ilk ve en eski bilicilik merkezleriyse Anadolu'da­ dır. ey tanrı. Biliciligm ilkçağda nail geliştiğini ve ne ek adı. yaptığı freskin bir köşesine Erythrai. Taşlıkjik bulgularla kanıtlanır. Delos övgü­ cisiyse. fare ve sıçan kovan anlamına gelir ve büyük bir rol oynadığını tarihçiler anlatmakla Apollon tanrının "aleksikakos".asıl. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar.

Önce katırların. 1 . Tanrı­ nın asıl niteliğini açığa vuran bu dizeleri aşa­ ğıya alalım ( İ l . ( 5 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . Leto). sonra saldı birsiuri o l c insanların üstüne. Delphoi tapınağında dünya­ nın göbeği (Yun. bu kav­ ganın nedeni de Apollon'un öfkesidir. i l c i u c u ( ç a p a l ı okluğu. Apollon Python'u öldürür ve büyük bilicilik merkezini de ejderi öldürdüğü yerde kurar. Omphalos) sayılan bir çuku­ run üstüne bir üçayak yerleştirilmiş. Andolu'lu Apollon'la Anadolu'lu Ana Tanrıça ile bir bağ kurmayı esinler. Omuzlarında y a y ı . gidip Yunanistan'da bir tapınak kurmasını buyurmuş. Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzeri­ ne de birçok efsaneler anlatılır. Leto'dan doğma iki okçu tanrı bu yetilerinden birçok efsanelerde faydalanırlar (Niobe). burada tanrıça Themis'e adanmış bir sunak varmış. bin vınlama çıktı gümüş yaydan. Apollon ya da Artemis'in okuyla ölmek ansızın tatlı bir ölüme kavuşmak anlamına gelir. Işıklı tanrının aşkları da önemli bir rol oy­ nar efsanelerinde. öfkeli. köpürmüş. Pytho diye anı­ lan bu merkez sonradan Delphoi adını almış­ tır. Kaldı ki anası Leto ve kız kardeşi Artemis de doğrudan doğruya Kybele ile bağlantılıdırlar ('Artemis. Pythia tıpkı Sibylla gibi tanrı sözlerini ya da buyruklarını insanlara Homerik destanların vezni olan hexametron ile aktarır.. saldı okunu. Bu vezin ise Daktyl'ler ve Kybele kültüyle ilişki görün­ mektedir (Daktyl'ler). Kavruluyordu birbiri peşi sıra bir yığın ölü. tanrı Zeus da oğluna kuğuların çektiği bir araba. başka bir anlatıma göre Admetos'un yanın­ daki uşaklığı Kyklops'u öldürdüğünden dola­ yıdır (Kyklop'lar). Ne var ki bölgeyi bir ejder kasıp kavurmakta. Parnassos dağının eteğinde yer yer ormanlarla örtü­ lü yemyeşil bir ovaya inmiş. Delos'lu Apollon övgüsünden epey sonra ve onun örneği üzerine kaleme alınmış Delphoi'li Apollon övgüsünde şu efsane anla­ tılır: Apollon doğar doğmaz. Olympos'a ilk ayak bastığı gün öbür tanrıların kor­ kuyla yerlerinden fırlamaları da bundan. Apollon İlyada'nın ilk dizelerinde okçu tanrı olarak çıkar karşımıza. korkunç. Efsaneye göre bu ejderi Hera salmışmış Leto ile çocuklarının başına. Ama kuğular onu Hyperbore'liler ülkesine uçurmuşlar (Hyperboreoi). Hyakinthos). doğayı simgeleyen perilere de yönel­ miş bu aşkların çoğu sonuç vermeyen bahtsız sevgiler diye nitelenir (Daphne. Güzel delikanlılara olduğu kadar. başının üstünde kuğu kuşları uçuşmaya başlamış. tanrının bilici kadını Pythia bu üçayak üstüne oturarak ve çukurdan yükselen gazlarla kendinden ge­ çerek fal verirmiş. Kassandra. periden izin alamayınca (Telphusa). Ordu içine tanrının okları yağdı tam dokuz gün. Yerleşti gemilerin ardına. tanrıça kehanet verirmiş o sunakta.): . k ı z g ı n tanrı yürüyordu gece gibi. acı. Kımıldandı mı. İndi Olympos'un doruklarından.. sonra Yunanistan'a gelmiş. Marpessa. Kız kardeşi Artemis'le paylaştığı bu yetenek tanrıya büyük bir üstünlük sağlar. 4 5 vd. /I'I . Önce Boiotia'da Telphusa pınarının yanıbaşında kurmak istemiş tapınağını. dönüşünde de Pytho yarış­ malarını kurmuş. Pan. başına bir altın külah ve eline de bir rebap vermiş. Bu nokta bir de Delphoi'nin dünyanın göbeği sayılması ve o m p halos kavramıyla Kybele kültüne özgü bir motifi benimsemesi (Kybele).t M ^ >ı ı v Yunanistan'da Delphol merkezinin kurulu­ şuna değgin efsaneden de aynı sonuç çıkarı­ labilir. Orada bayram ve şenlikler içinde yaşamış. kargıcı Yunanlıların ödleri kopardı çünkü Doğu­ lu okçulardan. Korintos körfezinin kuzeyinde. Musa'ların yöneticisi olarak ünü Yunan-Latin şiirinden başlamak üzere Batı şiirinde bugüne dek gök­ lere ağmıştır (Musa'lar). köpeklerin düştü peşine. Okçu ve yaman okçu oluşu onun doğu ile ilişkisini daha da pekiştirir. oklar omzunda şangırdıyordu. Marsyas). İlyada'nın konusu Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavga ise. Python denilen bir canavar ekinlerin hepsini yok etmekteymiş. Bu falcılık. bir süre Tesalya'da Admetos'a sığırtmaçlık etmiş (Admetos). Müzik alanında baş­ ka tanrılar ve ölümlülerle giriştiği yarışmalar da birçok efsanelere konu olmuştur (Hermes. bilicilik sanatıy­ la Delphoi tapınağının ne hazineler topladığı dillere destan olmuştu. Tanrı canavar da olsa bir cana kıydığı için arınmak zorunda kalmış.

öyle becerikliymiş ki. Argonaut'lar. elleri kanlı. V.dönek Olympos'ta oturan tanrılar arasında • benim iğrendiğim tanrısın sen. Arakhne. çılgın deli. Arakhne de ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş ol­ makla geçinen Atina'nın baş tanrıçası Athena ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sü­ rer dururmuş. İşlerini bitirince Athena bakmış ki kızın nakısı kusursuz. Savaş tanrı Ares'in Roma'da karşılığı Mars'tır. El sanatlarında Anadolu'nun Yu­ nanistan üzerine üstünlüğünü dile getiren bir efsanedir Arakhne efsanesi. ilenme anlamına gelen yunanca kelime. 889 vd. Athena Olympos'un on iki büyük tanrısı­ nı işlemiş nakısına. Doğuşunu üç dizede şöyle anlatan Hesiodos (Theog. hele babası Zeus'un ondan hoşlanmadığı besbellidir. kavga. ey kaleler yıkan. Lanet. insanların baş belası Ares. Bkz.Apollon birçok ozanların babası sayılır (Linos.5): Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla Hebe'yi.) : Böyle ağlaşıp durma dizimin dibinde. İlyada'nm beşinci bölümünde tanrılar da Akha'larla Troya'lılar arasındaki kıyasıya savaşa katılın­ ca. 921) bir daha pek söz etmez bu tan­ rıdan (Tab. Paian). kızı da iş işlemede. Adının geçtiği sayısız efsaneler için yukar­ da gösterilen adlarla ilgili maddelere bakınız. Ares ise akılsız­ ca. Orpheus. H e ­ le Homeros destanlarında kaba kuvveti sim­ geleyen Ares'e eklenmedik aşağılayıcı sıfat kalmamıştır. Tanrıça buna kızmış. 830): Ares. Aristaios). Asıl çekişmesi de Athena iledir. V. nakış yapmada. Apollon'la Athena Ares'i şöyle kınarlar (İl. Ara. Danae'ye yaklaşmasını filan. 30. yokmuş onun üstüne bütün bölgede. Troya savaşında yiğit Diomedes Athena'nın yar­ dımıyla karnından yaralar Ares'i. Yaklaş ona. körü körüne çarpışmayı simgeler. B u ça­ tışmada elbette ki akıl üstün gelecek. Roma devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş. gide­ rek gülünç bir kişi olarak canlandırmıştır. delinin biridir. savaş işin gücün. daha alçakgönüllü olma­ sını. kötünün kötüsüdür o. Zeus'un kalkanıyla dövü­ şen Athena zaferi kazanacaktır. Hera'dan ben de ona zorla dinletirim sözümü. Ama Arakhne hiç oralı olmamış. kilim dokumada öylesine usta. Lydia kızları. bir bu yana. beddua. şaşakalırlarmış yaptığı işlere. Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini canlandır­ mış:' Zeus'un Europe'yi kaçırmasını. Tanrıça da o zaman kim olduğunu açık­ layarak başlamışlar gergef başında yarışma­ ya. kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. Atheria isterse gelsin nakışta yarışalım de­ miş. hep hırgür. ellerin kanlı. Apsyrtos. çünkü Athena aklın yönettiği savaşı. Dağ­ dan. giderek gururlu olurmuş. Yunan dün­ yası onu o kadar hor görmüş. eleavuca sığmaz huysuzluğun. bir o yana döner. sevimsiz. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş ki. Azgın. kadınları bi­ linçli. son­ suzluğa dek tozlu duvar köşelerinde ag örsün de hiçbir faydasını görmesin. Hekim tanrı olarak adı genellikle oğlu Asklepios'unkiyle birlikte anılır (Asklepios. tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. kendininkinden aşağı kalmıyor. uğursuz ola­ rak nitelendirilen Ares insanların baş belası. biliyorum. Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera Ares'in anası Hera ile herhangi bir ilişkisi­ ne pek rastlanmaz destanlarda. o da Zeus'un yanına sığınıp ağlaşır. Arakhne Lydia'lı bir kızmış. Tanrılar babası­ nın bu sızlanmalara verdiği karşılık şudur (İl. Tragedyalarda bu kavramla­ rı simgeleyen tanrıça. Apollon önce Ares'in işe karışmaması . babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yapar­ mış. anadan gelme sana. Zeus'un kafasından çıkma. saygı göstermişse. Derken bü­ yük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini. saldırgan Ares'ten çekinme. bir koca­ karı kılığına girip çıkmış Arakhne'nin karşısı­ na. Lydia'lı kız üzüntü­ sünden kendini asmış. ormandan periler bile gelir. yırtmış nakısını. geçiyor bile. Öğütler vermiş. Kimi zaman çoğul ola­ rak gösterilip öç perileri Erinys'lerle bir tutu­ lur (Erinys). Ares.

kimi zaman buna ver­ mesinden ileri gelmiyorsa da. Arete. ama işler çatallaşıp Aphrodite de yarala­ nınca. V. Akha'larla Troya'lıları yakaladı bir titreme. vurdu onu. Argcs. on bin kişi.için onu Skamandros ırmağınınkıyısına otur­ tur. Arethusa yerallın. Tanrıça da önce kızı bir buluta sarmış. (Kyklopes). Enyo adındaki kızı da tanrı neredeyse oradadır. Alkinoos. Atina'da adam öldürmelerin ve dinsel suç­ ların yargılandığı Areopagos. Herakles destanında Ares. Argonaut'lar (Argo Gemicileri). Çırılçıplak yüzerken birdenbire ırmak­ tan yükselen bir erkek sesi duymuş. Palias Athene tutup yöneltti kargıyı tam Ares'in göbeği altına. Deimos (Korku) ve bir de Harmonia doğar. Athena araya girip Kaderin Kyknos'un yenilmesine karar verdiğini. III. Savaşa doymaz Ares öylesine bağırmıştı. ama Alpheios gelip sularını sula rina karıştırmasın diye. A R G O G E M İ S İ . bir ej­ derin beklediği bir suyun kendisine adanmış olduğunu anlatır (Kadmos). biri Elis'te. Dönekliği zaferi kimi zaman ona. Ares çıkagelir. bu tepe- nin eteğinde bir kaynak fışkırır. oğlu Kyknos'u yiğitle olan savaşında korumak ister. Artemis'in çevresindeki avcı kız­ lardan Arethusa günün birinde ay yorgunlu­ ğunu gidermek için ırmağa girmiş. Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesinde fil .ı dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasınd. Derken Poseldon Olympos tanrılarını tepede toplamış ve Ares'in bu suçunu yargılamalarını istemiş. gene atılır körü körüne savaşa ve Herakles'ten yara alarak gene utana uta­ na döner Olympos'a. Phobos'la Deimos ayrılmazlar babalarının yanından. yıkanıyormuş. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de büyük Dor şairi Pindaros işle­ miştir. so­ nunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye. Kıza tu­ tulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarı­ dır. baş konusu sa­ vaş olan bir destanda savaş tanrının bu kadar hor görülmesi şaşılacak bir şeydir. 855 vd. Bu dev tanrı Homeros destanlarında yürek­ li ve yiğit olarak bile gösterilmiyor. savaşta nasıl bağırır çağırırsa. sonra bir kaynağa dö nüştürmüş. Bkz. Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri. bu kaynağın dibinde de günün birinde Ares. Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur. çeşitli bölümlerini başlık­ larla göstererek özetlemeye çalışalım. sonra derisini yırtıp kargıyı çekti çıkardı. karmlığm bağlandığı yere tam. buna karşı gelmenin akıl kârı olmayacağını söyler. Bu uzun öyküyü. yaraladı karnından. V I I I .). 359 vd. Ares'in yabani Trakya boylarının yanında oturmaktan hoşlandığı ve bir gelene­ ğe göre kızları olan Amazonların da oradan kaynak bulduğu söylenir. İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonaut'lar serüvenini bize bir tüm olarak R o doslu Apollonios anlatmıştır. Odysseia'da anlatılan aşk macerasında (Aphrodite) Ares Hephaistos'un ağına düşüp yakalandıktan sonra hiç ses çıkarmaz. süklüm püklüm Trakya'ya doğru yol alır (Od. Bu efsane. Kız sudan dışarıya fırlayıp olduğu gibi koşma­ ya başlamış.ı gene yeryüzüne çıkmış (Alpheios). ırmak kovalamış. Ares'in Aphrodite ile birleşmesinden P h o bos (Bozgun). tunç Ares de öyle bağırdı. Tanrılar mahkemede Ares'in beraatına karar vermiş.): Gür narah Diomedes de atıldı tunç kargısınla. Ona kimi zaman Eriş (Kavga) de katılır. Ares kavgasına tutuşmuş dokuz.Ö. Medeia ile İason efsaneleri ise traged­ ya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Sene ca'ya konu olmuştur. öbürü Sicilya'da Arethusa adlı iki kaynağın varlığını açıklamak için uydurulmuş olsa gerek. İ. Aglauros tan olma kızı Alkippe'ye Poseidon'un oğlu H a lirrhotios'un saldırdığını görmüş ve öfkeye kapılarak öldürmüş saldıranı. yani Ares tepe­ si diye bir yer vardır. ama Ares akıl ve man­ tık dinlemez. Efsaneye göre. Arethusa. savaşı şöyle anlatılır ( İ l . Thebai'de de Kadmos'un atası olarak tapım gördüğünü. O koşmuş.

Bu kral Harpya'lar belasına uğramıştır. AMYKOS. YOLCULUK. Karadeniz'e çıkmadana Symplegad'lar yani çarpışan kayalar­ dan geçmeleri gerektiğini Phineus söyler Argonaut'lara. Helle. Birinci durak Lemnos adaşıydı. yanında Hylas adlı çok sevdiği bir genç vardı. Aison'un ile Zetes yener ve kovarlar. Tanrı Apollon'a ya­ pılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı: İdmon'un kendisinden başka yolcuların hepsi geri dönecekti. ara­ larında ne varsa paramparça olurmuş.Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemiymiş. Kadıköy'e yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzeri­ ne yelken açan Argo gemisini fırtına Boğaz­ dan uzaklara Trakya kıyılarına atar. Bundan sonra da Çarpışan Kayaların çarpış- . kadın yüzlü canavarlar olan H a r p ya'ları rüzgâr tanrı Boreas'ın oğulları Kalais üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. kendileri de arkasından geçmeye kalkışsınlar. yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. ALTIN POST. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar (Athamas. arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasına girer ve kuş gibi ancak pupası biraz zedelenerek geçer. ARGONAUTLAR KİMLERDİR? Sefere katı­ lanlar Troya efsanesi kahramanlarından ön­ ceki kuşaktan kişilerdir. Onu yapan ustanın adı da Argos imiş. İason kuyruğundan birkaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer. K Y Z l K O S . Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermiş­ lerdi. Delion'Iar kralı K y z i kos'u yanlışlıkla öldürdüler (Kyzikos). Kalais ile Zetes). dip Phriksos'un orada bıraktığı altın postu getirmesini buyurur. lolkos kralı Aison tahtını Kanatlı. bu işte tanrıça Athena'dan da yardım gördükten sonra yola çıkar (Aison. Phineus Argonaut'lara şöyle bir denemede bulun­ malarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından. yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır. M a v i Kayalar diye de tanımla­ nan bu iki kaya aralarından bir gemi geçti mi. Yunanistan'da ne kadar gözü pek. İdmon. Phriksos. güvercin geçebilirse. Geri gelmeyince Herakles onu arama­ ya koyuldu ve şafak sökerken hâlâ dönmedik­ lerinden gemi Herakles'i Mysia'da bırakarak yoluna devam etti (Hylas. S E M E N D İ R E K . Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisini iyi karşılayan Aletes'e Zeus'a kurban ettiği koçun altından olan postunu verir. Aietes). Pelias. Mythos yazarlarının bunlar üstüne verdikleri listeler birbirini tut­ maz. Ora­ dan da Marmara denizine girdiler ve Kapıdag yarımadasına vardılar. S E F E R t N N E D E N İ . Hypsipyle). MYSİA'DA HYLAS'IN K A Y B O L M A S I . K ı z kardeşi Helle Boğazları geçerken de­ nize düştükten sonra. gemi ustası Argos. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlar­ lar. Boreas'ın oğulları Kalais'le Zetes. ama genellikle en ünlü kahramanlar şunlardır: İason. bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos'la Helle'yi sırtı­ na alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekisidir. atılgan yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan. ozan Orpheus. Argo gemisi Tesalya'daki bir limandan denize indirildi. Herakles ve daha başkaları. Peleus'la Telamon. İason bu sefere çıkmak zorunda kalır. Pelias cak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini bildirir da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gi­ (Amykos. dümenci Tiphys. onlarla sevişerek gebe kaldılar (Thoas. Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler. Mysia kıyılarına vardıklarında (Mudanya lima­ nına çıkmış olacaklar) Herakles ormana dalıp kırdığı küreğinin yerine yenisini kesmeye git­ ti. iason). PHİNEUS. Altın Post. Adada erkek olmadığından Lemnos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve ÇARPIŞAN KAYALAR. Kastor'la Polydeukes. L E M N O S ADASI. Herakles). Harpya'lar. Çanakkale Bogazı'na girmeden Samothrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdü­ ne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. Adanın kadınları kocalannı öldür­ müşlerdi. Meleagros. Bu iyiliğe karşılık oğlu İason delikanlılık çağına gelince PeliPhineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıka­ as'm karşısına çıkıp tahtını geri ister.

Sonra da yiğide büyülü bir merhem hazırlar. Argonaut'lar Girit'e yaklaşınca Talos koca Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah bir kaya alıp Argo gemisinin üstüne fırlatacak geçmez hale sokar. larına bir taş atarsa. yalnız ayak bileklerinden biri etten fason ister istemez bu koşullara evet der. gonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Argonaut'lar Seiren'ler adasının önünden ge­ Aietes'in karşısına çıktıklarında. Kirke Medeia'yı kardeşini öldürmüş olma suçundan M E D E İ A . Libya kıyılarına atar. ateş püsküren. Hera'nın dan böyle Argonaut'ların ve İason'un bütün koruyuculuğu altında Kharybdis'le Skylla uçu­ işlerini eline alır ve dilegince yönetir. Medeia'nın dediği gibi olur. DÖNÜŞ YOLCULUĞU. İason'u konuklamak istemez. İason'a kendisini eş olarak Hephaistos'un yaptığı bu robot adama Girit almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. Meolup içinde bir kan damarı bulunmaktaydı. laya ekip üstünde fışkıran silahlı adamları bir­ Babası Aison'un öldüğü haberini alır. İason'la el ele vererek Altın Post'u beklarını gençleştirmenin çaresini kendilerine . arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla vakit kay­ bettiler. ihtiyarlamakta olan baba mış. Ne var ki Aietes as'm da tahtı geri vermeye hiç de yanaşmadı­ gene de Altın Post'u vermeye razı olmaz. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir çareye başvurmuştu: Yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaş­ tılar. Kral Airumlarını da geçerler. şup birbirlerini öldüreceklerini de söyler. Güçlü bir büyücü olan Medeia bun­ Seiren'lerin sesine kulak vermezler. ne de ölür. Girit'te eski tunç soyundan kalma Talos adın­ tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öl­ da bir dev yaşar. Bu kez fırtına onları etes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır. Destanın bu bölü­ mü de karışıktır. leyen ejderi uyutmuş ve koçun pöstekislnl alıp Argo gemisine kaçırmışlardır. kralın kızı çerken ozan Orpheus canavarları büyüler. tandır. Ar. Ejderhanın dişlerini toprağa ayağını burkarak bileğini sıyırdı ve damannektikten sonra silahlı adamlar biteceğini. Talos tepeden tırnağa tunç­ dürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. ama Medeia daha hızlı davran­ la arkadaşlık kurar.maktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıklan anlatılır. deia araya girer. Medeia'nın halası olan büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. yoksa Boğazın olağanüstü anafor ve akıntıları efsaneye böy­ le bir imgeyle mi yansıtıldı? Her neyse bu en­ geli de aştıktan sonra Argonaut'lar Yunanlıla­ rın Pontos Eukseinos yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz'e çıkarlar. ama Medeia onu büyüledi. bir gün boyunca ne yara­ oldu. Kral Lykos onları iyi karşılar. ara­ dan akmaya başlayan kan bir daha durmadı. bunların kavgaya tutu­ Talos böylece can verdi (Talos). dev birden lanır. kralı Minos adayı koruma görevini vermişti. ama bir ejderi öldürmesini. İason boğaları bo­ Y U N A N İ S T A N ' A V A R I Ş . İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. İstanbul Boğazında akıntı yüzün­ den oynak kayalar mı vardı. oradan Girit'e geçerler. Medeia iason'u görür ve büyük bir aşkla ona söylediği ezgi o kadar güzeldir ki gemiciler tutulur. Ertesi sa­ bah Argo gemisi şafak sökmeden yola çıkar. Burada Medeia'nın tüyler ürperti­ go gemisini yakmaya ve Argonaut'ları öldür­ ci bir oyunu yer almaktadır: Pelias'ın kızlarıy­ meye kalkar. bu yüzden Argonaut'lara yetişemedi­ ler.arındırır ama. İason Altın Post'u yunduruk altına sokmayı ejderin dişlerini tar­ amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a döner. Pelibirlerine öldürtmeyi başırır. A L T I N POST'UN ALINMASI. Du­ rak yapmadan Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerler ve Phasis ırmağına (Pasinus) yani Kolkhis (Gürcistan) ülkesine varır­ lar (Amazon 'lar). Bir anlatıma göre Argo Ka­ radeniz'de İstros (Tuna) ırmağının ağzına va­ rır ve ırmak yoluyla Adriyatik denizine çıkar (o zamanki coğrafya görüşlerine göre Tuna Karadeniz'i Adriyatik denizine bağlayan bir su yoluydu) . Ar­ ğını görür. ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. Argonaut'lar daha öteye gidip Ama­ zon'lar ülkesine çıkarlar. Amazon'ların ülke­ si Thermodon (Terme çayı) ve Themiskyra (Terme) şehriyle merkezlenir efsanede. ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölür­ ler. A M A Z O N L A R VE KOLKHİS'E VARIŞ.

Argos'un yüz değil de. Theseus Girit'e Minotauros'la çarpışma­ ya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüş ve görür görmez de ona tutulmuştu. Düğün hediyesi olarak Ariadne'ye Hephaistos'un yaptığı altın bir taç vermiş. büyülü otlarla kay­ nayan bir kazana atar. Pelias'ın kızları bu düzene kanarak babalannı öldürüp kazana atarlar. Bundan sonra atası Helios'un kendi­ sine gönderdiği bir uçan arabayla Atina'ya uçar. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar. bu işler olup biterken İason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. (3) Homeros destanlarında tanrı Hermes "Argos u öldüren" "Argeiphontes" ek adıyla anılır. ama bir süre sarayında alı­ koyduktan sonra. Ariadne uya­ nıp bakmış ki adada yapayalnız. Argos'lu ise Akha'ların hepsine ve­ rilen genel bir sıfattır. Minos'la Pasiphae'nin kızı (Tab. Efsa­ neye göre bu dağların altında iki ejder yat­ maktadır: Homeros'a göre Typhoeus'un ini buradadır (İl. 782). Ekhidna). Arima. Hesiodos da Ekhidna canavarının orada kapalı olduğunu anlatır (Typhon. ne kadarı kapanırsa. Minotauros'un bulunduğu bin bir dehlizli Labyrinthos mağa­ rasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti. sonra da taç gökte bir yıldız olmuş (Theseus. Argos ineği bir ağaca bağlayarak gece. Orada Aigeus'a kendisiyle evlenirse ço­ cuk doğuracağını söyler. Atina'dan da sürülür. Argos'a Zeus Peloponez krallığını vermiş. Tartışmalı yorumlara yol açan bu sıfa­ tın anlamında bilginler karar kılmış gibidir. kı­ zın güzelliğine vurulmuş ve onu alıp Olympos'a götürmüş. Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. îason'la Medeia bu su­ çu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar. Ariadne. ikisi arkasında yalnız dört gözü varmış. Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerden ilerledikçe yumağı açıp ipliği ye­ re bırakıyormuş. Sonrala­ rı Argos adı yalnız batısındaki Argos kentine ve Argolis denilen bölgeye ayrılmış. Başka bir anlatıma göre. Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtar­ mış. MEDElA'NIN SONU. hızlı demek) yapan ve ona adını veren usta. O sırada bü­ yücü kadın ömrünün en korkunç suçunu iş­ ler: Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir. II. Niobe Zeus'un sevdiği ilk ölümlü kadındır. Nasıl olmuşsa olmuş ama Argos öl­ müş. ikisi ı. Çünkü böyle bir efsane vardır: Hermes'in öl­ dürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. Argos 1 1 yada destanında Yunanistan'dan gelip Troya'ya saldıranların tümünün yurdu olarak gösterilir. Bunu nasıl yaptığı konusunda söylentiler çeşitlidir: Kimine göre uzaktan attığı bir taşla yere sermiş Argos'u. Argos. ya da büyülü bir değnekle Argos'u bir daha uyanmayacağı bir uykuya dal­ dırmış. (1) Zeus ile Niobe'nin oğlu. Dirilmedigini görünce çılgına dönerler ve yurtlarından sürülürler (Pelias). 11). kız onu giyer giymez yanma­ ya başlar. bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. (2) Argonaut'ların gemisi Argo'yu (argos. lason da korkunç karısından bıkmışa benzer. Kolkhis'e döndüğü ve daha birçok suç ve serüvenler­ den sonra babası Aietes'le barıştığı bazı efsa­ nelerde anlatılır (Medeia). ama üzülme­ ye vakit kalmadan tanrı Dionysos gelmiş./I kafasının önünde. Medeia'yı uzaklaştırmak çarelerini arar. Ama Theseus kızı o adada bırakıp gitmiş. birden körpe bir kuzu çıktığını gösterir. gündüz gözlüyormuş. uyuduğu zaman bile gözlerinin hepsi kapanmaz. Hera da gözlerini kendisine özgü ve çok sevdiği tavus kuşunun tüylerine yerleştirmiş. Theseus'u öldürme­ ye çalışır. .öğreteceğini söyler ve örnek vermek üzere yaşlı bir koç alarak keser. Tartaros'la Gaia'dan dogma Ekhidna ca­ navarını öldürmüş. bu yüzden de Argos denmiş bütün yarımadaya. Ama Zeus Hermes'e İo'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. o kadarı açık kalıp bakarmış. Sonra da Ariadne'yi kaçırıp Naksos adasına varmışlar. Dionysos). kimine göre Pan'ın kavalını çalarak devi bü­ yülemiş ve bütün gözlerinin birden kapanma­ sını sağlamış. Güneydoğu Anadolu'nun Kilikya bölgesinde bulunan dağlık bölgenin adı. Kreon'un kızı Kreusa ile ev­ lenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. sonra da Zeus'un inek bi­ çimine soktuğu sevgilisi lo'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş.

duyduğuma göre de. sofrayı devirdiği gibi. Boiotia ve Arkadya'da Aristaios bir kır tanrısı olarak saygı görürdü (Eurydike.) gi­ dip Mısır'da fok balıkları arasında yaşayan Proteus'u bulur ve onu sımsıkı bağlayarak ke­ hanetini ağzından alır: Dört boğa ile dört dü­ ve kurban edecek. Bağış­ landığını anlar. Arkadya bölgesinin efsanelik atası. bayırda yetişen Ataion us­ ta bir avcıdır. deni­ ze düşüp boğulduğunu söylemişler. Apollon'un kutsal hayvanları yunus balıkları belirmiş çevrede: Toplanmış. arılarının hepsi ölür. Arkas ana tarafından Lykaon'un torunuydu. Arkas. ünü Midilli'den çok ötelere yayılmış. servetler topladıktan sonra. güzel kadın düşüp ölür. Aristaios. Taranto'dan gemiye binmiş. diyor Herodot hemşerimiz. en güzel rubala­ rını giyip son bir kez güvertede denize karşı saz çalmayı dilemiş. Tesalya'lı ırmak tanrı Peneus'un tonınu olan Kyrene adlı nympha'yı tanrı Apollon görmüş ve sevmiş. Ne var ki denize açılınca. Bu yıkım karşısında Aristaios ana­ sı Kyrene'ye dert yanar. Aristaios sonradan Kadmos'un kızı Autonoe ile evlenir ve Aktaoin adlı bir oğlu olur. O sıra Arion birdenbire çıkagelmez mi! Periandros gemicileri çarmıha gerdirmiş. Yunanistan'ın bazı bölgelerinde. Zeus'la Artemis'in avcı kızlarından Kallisto'nun oğlu. kaçarken Eurydike'nin ayağını yılan sokar. Herodotos'un anlattığı masallar ara­ sında Arion'un masalı kadar sevimlisi yoktur. torununu doğrayıp parçalarını tanrının sofrasına çıkarmış. öyle dokunak­ lı söylemiş ki. 365 vd. özellikle Tesalya. Tanrılar da Aristaios'u cezalandırmak için salgın düşürürler arı kovanlarına. Bu kral Zeus'u sına­ mak istemiş. Orpheus). alıp onu Libya'ya kaçırmış ve orada Aristaios adlı bir çocukları olmuş. Aristaios kâhinin dediğini yapar.ARKAS Arion. Çocuğu kırlarda at adam Kheiron ve nympha'lar büyütmüş. bana hayatımı bağışlayın di­ ye yalvarmış. Lykaon'un ko­ nağına yıldırım yağdırmış. Zeus Arkas'ı büyütmek üzere Hermes'in anası Maia'ya vermiş. Dithyrambos. Sonra da denize atacakmış kendini. dinliyorlarmış ozanı. "Gitar çalmakta eşi yoktu. Her neyse. Periandros şairin ne olduğunu sormuş. Arion onu yarattıysa. Sicilya'yı gezmek hevesine kapılmış. tragedyanın kayna­ ğı sayılır. Öyle güzel çalmış. Hain gemiciler Korinthos'a varınca. çalgısı öyle dokunaklı ki. tanrı Apollon da Arion'un sazıyla üstünde yolculuk ettiği yu­ nus balığını gökte birer burca dönüştürmüş. yolculuk için Korinthos'lu bir geminin tayfasıyla pazarlığa giriş­ miş. Serüvenini şöyle anlatır: Dag ve su perilerini kovalamaktan hoşlanan Aristaios günün birinde ozan Orpheus'un karısı Eurydike'nin peşine takılır. Aristaios tarım ve hayvancılıkla ilgili bilgilerin hepsini öğrenmiş. zeytincilik. çok para da kazanmış. Aristaios da Odysseia'da Meneloas'un yaptığı gibi (Od. Günün birinde adası dar gelmiş Arion'a dünya göre­ yim deyip Korinthos'a göçmüş. sonra derdine çare bula­ caktır. Bir gece önce düşünde Apollon'u görmüşmüş Arion. Ama Zeus aldanmamış. Dithyrambosu ilk söyleyen odur". Ora halkını da büyülemiş. gemiciler onu suya atıp paralarının üstüne oturmayı kurmuşlar. Zeus'un gebe bıraktığı Kallisto doğurup da öldükten yahut ayı kılığına sokulduktan son­ ra. Dili öyle tatlı. Güvenmiş tanrıya ve bakmış ki başka kurtuluş yok. hayvancılık ve özellikle arıcılıkta ondan üstünü yokmuş. bu tür. dost Periandros'un yanına dönecek olmuş. Orada da bir süre kalıp. tragedyanın babası odur demek (Dionysos). tanrı Dionysos'a bir övgüdür. üstelik Korinthos'un yöneticisi Periandros'u da dost edinmiş kendine. kesti­ ği kurbanları dokuz gün sonra yoklayınca. kralın kendisini de . Arion sanatıyla yalnız ün değil. IV. çünkü en çok bu şehir adamlarına güvenirmiş. gerçek­ ten olmuş şaşılacak bir olay diye anlatır: Şair­ ler anası Lesbos'ta Arion adlı bir ozan yaşar­ mış. Arion fiskoslarını duymuş ve varı­ mı yoğumu alın. hemen yunus balığının biri onu sırtına almış ve Yunanistan'a kadar gö­ türmüş. Arion ezgisini bitirince denize atlamış. H e m tarihçi onu bir masal diye değil. Babası gibi dağda. İtalya'yı. Kyrene oğluna deniz ihtiyarı diye anılan kâhin Proteus'a baş vur­ masını salık verir. Aristaios'a Vergilius "Georgica" adlı tarım­ sal konuları ele alan eserinde uzun bir parça ayırmıştır. leşlerinden binlerce arı çıktığını görür.

Efes'li Artemis'i tanımlamak için de Selçuk müze­ sinde gözümüzle görmek mutluluğuna erişti­ ğimiz eşsiz heykellerden faydalanacağız. Artemis'in Apollon'un olduğu gibi parlaklık gösteren bir ek adı da yoktur. okçu tanrıça" denir. Artemis. bizim tarih ve din tarihi bilginimiz Halikarnas Balıkçısı'ndadır. Toprak ve bere­ keti simgeleyen bu tanrıçaya her çağ ve her bölgede başka başka adlarla ve ayrı ayrı bi­ çimlerde tapınıldığı. Arkas delikanlılık çağma gelmiş. bozulmamış anlamına yakın gelen "artemes" sıfatından üreme olduğunu kanıt­ lamak güçtür. K a y nağı Orta Anadolu'da bulunduğu en son ar­ keoloji kazılarından kesinlikle anlaşılan ve ge­ nel olarak Ana Tanrıça diye tanımlanabilen bu tanrısal varlık Yunan din ve efsanelerinde Artemis adıyla anılır. Çok yararlı bir kral olmuş: Uy­ ruklarına buğday ekmesini. Arkadya denmiş bu bölgeye. Arkas da Arkturos yani ara­ banın sürücüsü. Artemis'in adı tıpkı Apollon'unki gibi Yunanca değildir.t. tanımlarının ve şaşır­ tıcı bir kavrama ve bağlantı kurma gücüyle aydınlatıp canlandırdığı gerçeklerin bir derle­ mesi sayılabilir. Arkas Lykaon'un oğlundan kendisine miras kalan krallığa adını vermiş. başlamış onu kovalamaya ve hayvanın sığındığı Zeus tapınağına onun arkasından girmiş.bir kurt haline sokmuş. tapınağa giren ölüm cezası­ na çarptırılmış. Tek üstünde durulması gereken ve kişiliğinin özünü yansı­ tan sıfatları ilkin Homeros destanlarında. ya da yunanca bir deyimle "Araba" olmuş. Çatalhöyük ve Hacılar kazılarında elde edilen bulgu­ lar ise Ana Tanrıçanın gelişmesinde başlan­ gıç noktasını İsa'dan önce 6100 yıllarına ka­ dar indirmekle bu evreye ışık tutmakta ve da­ ha sonraki aşamaların belli bir açıdan ince­ lenmesini kolaylaştırmaktadır. Yunan kaynaklarında adı­ na rastlanan Artemis de zaman ve mekân içinde bir gelişmenin ürünüdür. Bu tanrıçanın kültü Anadolu'dan Mezopotamya'ya.. Bu işte öncülük. oysa ayla ilişkili bir tan- . bütün bu değişik ad ve biçimlerin ardında h e p aynı görüş ve inanç özüne rastlandığı artık yadsınmaz bir gerçek olmuştur. Adına takılan yüzlerce yersel sıfatı ise onun tapınıldığı çeşitli ülke ve bölgeleri açığa vur­ maktan başka bir işe yaramaz. Ölünce Arkadya üç oğlu arasında paylaşılmış. Ne var ki isim ve biçim bolluğu tan­ rıçanın geçirdiği evreyi izlemeyi güçleştirmek­ t e . Bun­ ları özetlemek için yazılı kaynaklardan. altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı" deyimlerine rastlanır. Adı ne olursa olsun toprak ve bere­ ket tanrıçası ancak uzun ve yaygın bir geliş­ me süreci içindeki aşamaların sayım ve dökü­ münü Ana Tanrıçanın Anadolu'daki başlıca simgesi olan Kybele'ye ayırdığımız bölüme bırakarak. İlyada'da bu tanrıçaya çokluk "ok taşıyan. Akdeniz çevresinde bin yıllarca tutunmuş bir tanrıçaya belli bir süre içinde ve belli bir bölgede verilen addır. onun bulgularının. İlyada'da Artemis için "altın yaylı. gerekse Artemis adıyla tam anlamına varmak bugüne bugün pek az bilginin başarabildiği bir iştir. Artemis. Arkas'ın parçalarını bir araya getirip çocuğu yeni baştan diriltmiş. ekmek yoğurma­ sını ve yün eğirmesini öğretmiş. Ama Zeus acımış ana oğla ve ikisini de göğe alarak birer yıldız yapmış. ayrıca kuzeyde İskandinav ülkelerine dek sokularak iz bırakmıştır. Ülkenin yasalarına göre. Artemis için Altın sıfatının kullanılması dikkati çeker. ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I . Homeros metinlerinde sözü geçen Artemis'ten Latin yazınındaki Diana'ya varmak için nice nice değişimlere uğramıştır bu tanrısal figür. Yunanistan ve İtalya'ya da ya­ yılmış.Kallisto Büyükayı. bu karmaşık varlığı bir bütün olarak görüp incelemeyi bilimin daha iyice çözümleyeme­ diği bir sorun haline getirmektedir. Aşağıdaki incele­ m e . Dokunul­ mamış. sonra ilkçağ yazını boyunca rastlanan okçu­ lukla ilgili sıfatlarıdır. Yunanla ilgili çağlarında bu tanrıçanın aldığı biçimi ortaya sermekle erken taş çağında başlayıp Roma imparatorluğunun putperest­ likten Hıristiyanlığa geçişine kadar olan süre­ de tutarlı bir gelişmeyi izlemek olanağını ver­ mektedir. kardeşi Apollön gümüş yaylı olduğu halde. ayı olan anasına rastlamış. avlanıyormuş ki. Ana Tanrıçanın gerek Kybele. Lüb­ nan ve Filistin yoluyla Mısır'a ve Ege adala­ rıyla Girit'e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kapladığı gibi. Suriye. burada yalnız Artemis'i tanıtma çabasına girişelim. Efes'te bulu­ nan Artemis heykelleri de Anadolu'nun r. ok saçan.

şu farkla ki Ino yaramadıktan sonra o yay İşine?".nçaya altını biz daha çok yakıştırabiliri*. küçük düşürdü onu: eski adıymış. yani Parlak Ada olarak de­ Poseidon'a bırakıyorsun zaferi büsbütün. Apollon bezmiştir. lenene uymuyor. (2) DOĞUŞU. Kynthos'un sarp eteklerine. Aşağıda tanrıçanın niteliklerini ele alırken incelediğimiz bu parçalar Artemis'in adı. Hele bundan sonra Hera'nın tartışmaya karışıp Troya'dan yana olduğu için Artemis'e karşı öfkelenmesi büsbütün anlamlıdır (İl. yabani hayvanlar Artemis'e yurt olmak hevesini gütmekteydi. XXI. Delos'lu Apollon'a övgüde şöyle denir: Selam sana. ya da Ortygia denilen yerde doğur­ du. İlerde görüleceği gibi Artemis'le Helios soyundan bir ay ve büyü tanrıçası olan Hekate arasında yakınlık. sensin kral Apollon'u. utanmaz köpek? istersen yay taşıyıcısı ol sen. övgüde Delos'la Ortygia ay­ Ne diye bir yayın var sentn. oradan kaynak alıp oraya yerleştikleri anlaşılır. zor ölçersin gücünü benim gücümle. orada bekler hedefi vuran tanrı kardeşi okçu tanrıçanın gelmesini. mutlu ana. Bir açıklamaya göre Ortygia Delos adasının konuştu avcı Artemis. İlkçağda bir­ çok yerler Ortygia adıyla anılmakta. Bu aydınlanmamış köken Apollon. okuyla hedefi vuran" diye çevirdiğimiz halde tam anlam ve kaynak­ larını bilmemekteyiz. Homerik denilen bu övgünün başlangıcın­ daki bu dizeler iki bakımdan ilgi çekicidir: Biri Artemis'in İzmir. çıkıştı ona. Artemis. vermiştin sırtını koca dağa. bu bıldırcın yeri. insanları kendi ka­ derlerine bırakmak düşüncesindedir. Git dağlara. yaban keçilerini öldür. rı yerler olarak gösteriliyor. kendinden güçlüyle savaşmaktansa bu daha iyi. kadınlara karşı aslan yapmışsa da seni Zeus istediğini öldürmek gücünü vermişsede sana. lon adını Delos. okçu tanrı. Delos'lu Apollon'un bir tıpkısı olan Artemis'e övgüde şöyle deniyor: Artemis'i övelim. Hekate'nin adı da H e katos gibi çözümlenmemiş bir kökendendir. ğiştirmiş. sonra da Artemis'i Ortygie. Ne var ki bu açıklama övgüde söy 1 hak etmediği bir ün veriyorsun ona. 3 8 1 vd. Musa. ikincisi Apollon için kul­ lanılan "Hekatos" ve "Hekatebolos" ek adla­ rıdır ki bunları "okçu. tanrıçası. 470 vd. bölümünde Akhilleus'un eli atanda can veren Hektor'u savunup savun­ mamak konusunda tanrılar arasında tartışma vardır. ey ulu Leto. bir Fenike ağacı dibinde. kızını Ortygie'de doğurduydun. kardeşine sertçe ç ı k ı ş ı r ( İ l .'/ . o kadar ki bu iki tanrıça kimi yerde birbirine karışır. Bu parlak çocukların anası. burada her iki tanrının da Ege böl­ gesinden oldukları. Baş ka bir sıfatı ise onun Apollon'l. üstünde doğduktan sonra Apol"Kaçıyorsun demek. Efes'li Artemis'le ilişkiyi kurar. ben­ zerlik vardır. Derken Artemis. '. okçu Artemis'i doğuran.): Yabani hayvanlar tanrıçası diye çevrilen "potnia theron" Ana Tanrıça Kybele'nln w ona özgü bir sıfattır. hepsi de Ama kız kardeşi. ki orada taht kurmuştur gümüş yaylı tanrı-. "Ortyks" Yunanca bıldırcın demek oldu­ ğuna göre. Hekate üçlüsünün Anadolu ile daha bir ilişki­ sini mi dile getirir acaba? Ilyada'nın XXI. atlarına yoğun sazlı Meles ırmağından su içirir ve Smyrna'dan hızla geçerek sürer altın arabasını bağlık Klaros'a doğru. okçu tanrının kız kardeşini Apollon 'la birlikte büyümüştür ok atan o kız oğlan kız. Bu metinden açıkça anlaşılan şu ki Leto ön­ ce Apollon'u Delos'ta.ı lı. llyada'da Artemis'in bu nitelikle adlandırılması dikkati çeker. aptal. ya da adası nere­ deydi? Bu da tartışma konusu. sa­ nıyla bir Anadolu'lu tanrıça olarak karşımıza çıktığını belirler. tnopos akıntılarının orada.): Bana karşı komak mı şimdi niyetin. Artemis'in Anadolu'yla ilişkisini bir daha açıklar. kayalı Delos'ta doğurduydun oğlunu.ıglcinl ısını daha açıkça belirtmektedir. X X I . Klaros ve Homeros'un atası sayılan İzmir'deki Meles suyuyla ilişkisini açı­ ğa vurur.

Artemis'lerin çokluğu .221): Ortygia denilen yer. yine orada Liber baba (tanrı Bacchus) savaşta başarı kazanınca tapmak çevresi­ Ansızın ölüm erkekler için Apollon'un. böylece Troya savaşının Bu tez her bakımdan tutarlıdır: Artemis öv­ da. Agamemnon avlanırken kutsal bir sı sürdürülmüştür. İmparator Tiberius zamanında Anadolu' tanrıçanın asıl kaynağını unutursa bile. den beri kutsal sayılırdı. Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gel­ çanın değişmez nitelikleri olarak kalır. bir yerin seçilmesi. (3) N İ T E L İ K L E R İ VE EFSANELERİ. kutsal yerler ve tapı­ Artemis'in bu adlı bütün tanrısal imgelere naklar varmış. geyiğini öldürüp böbürlendiği için İphigeneia kurbanını şart koşar. Prof. Artemiş ve bugüne bugün orada duran bir zeytin mis ok. ama bu araç ve silahları sonraki yazında oldu­ Bunun üzerine o koru tanrı buyruğuyla kutğu gibi av ve avlanma amacıyla değil. öyle ki Apollon bile Kyklop'ları öl­ ha önemli bir iş için kullanır: Apollon gibi Ardürdükten sonra Zeus'un öfkesinden orada temis de insanları oklarıyla vurup öldürür. Solmissos (Bülbül) da­ dir. Yunanis­ tan'da birçok yerler kendilerine özgü bir Artemis kültü edindikleri ve tanrıçaya bölgesel adlar verdikleri halde. J. 483) ve Zeus babanın kızına bu yetkiyi verdi­ Anadolu kurak olduğundan.. suyun yanıbaşındeşiyle paylaştığı bu üstün güç başka hiç bir daki Kırkınca (köyün bugün adı Şirince'dir) tanrıya vergi değildir. Hitit ka­ Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları bartmalarının su başlarında olduklarını ya­ elinde tutan "potnia theron" olarak gösterilir. da kaderini dilegirice saptar (Agamemnon. Meryem Ana efsanesinin .pos deresi. zar. Bizans çağında. çok da­ sallanmış.. Ortygia adlı Sicilya'da bir ada var. kadın­ ne sığman Amazon'ları bağışlamış. daha başka ka­ ve bu hak Perslerin zamanında bile kaldırıl­ dınlar hep bu oklarla can verir. Anadolu'daki kutsal yerlerin tem­ silcileri Roma'ya senatoya çağrılmışlar ki. s.. Tapmağın lar için Artemis'in oklarıyla olur.. ne var ki destanlarda kar­ Bu Kenkreios denilen su. hiç biri doğum yerini değiştirmek yoluna gitmemiş. bu ros destanlarında Artemis'in rolü Apolyerlerin gerçeğiyle yalancısı ayrılabilsin. Kendi ülkelerinde Kenkreios adlı bir su lar. Arvaliya vadisindedir. Kenkreios suyu da Meryemana'nm kutsal suyu oldu. veya gitmişse de başaramamıştır. İlyada'da Artemis'e verilen sıfatlar tanrı­ varmış ve bir de Ortygia denilen bir koruluk. Bu konuda Halikamas Balıkçısı'nın tanıklığına başvur­ malıyız (Hey Koca Yurt. Herkesten önce Efesliler huzura çıktılar ve kardeşi Apollon. sözlüklerde Delos adasının bir su­ yudur deniyor. ülkede güvenlik kalmamıştı. likle sanıldığı gibi Delos'ta doğmuş değiller­ onları savunmada gevşeyen Apollon'u azar­ dir. lon'unki kadar büyük değildir. her iki adımda bir. Kırkınca'lılar sularını ölen kadınların ölümü de Artemis'ten gelme­ oradan alırlar (s. su kesine korkunç bir yaban domuzu salar (Mekaynaklarının. Andromakhe' ğu zamanda bu yiğidin izniyle daha da artmış nin anası. at ve arabayla yakından ilgilidir. kalıyor Efes yöresindeki Ortygia. HomeOnun için. korunmuş. bu yerlerin dokunulmazlığına kolayca sığınabil­ kaynak ve örnek olduğu apaçıktır. hırsızı olsun. kimi zaman mamış. Efes'li da. Katili olsun. Anası Leto. Aphrodite ve ırmak şunları söylediler: Apollon'la Artemis genel­ tanrı Ksanthos'la birlikte Troya'lıları tutar. Akha'ların başkomutanı Agamemnon'un güsünde tanrıçanın İzmir ve Klaros'la ilişkisi. Nitekim Sipylos (Manisa) dağının kuzey eteklerindeki Hitit tanrıçası Hepa. Bu yüzdendir ki doğumla doğrudan doğ­ ruya ilgili bir tanrıça olarak Hera Artemis'e ğının kuzeyinde. yani Hav­ Meleagros'un babası Oineus'a kızdığı için ül­ va'nın önünde de su akar. X X I şimdi Meryemana'nm evi olmuştur. Niobe'nin kızları. Garstang İlyada'da sözü edilen başka efsanelerde de "Hitit İmparatorluğu" adlı yapıtında. 219): de bu yerle ilgili bulunması Ortygia denilen yerin bu olduğu görüşünü pekiştirir. ama o söz konusu olamayacağına göre. yay. diklerinden. bu çeşit kutsallığı Hercules'in Lydia'ya egemen oldu­ ölüm ise tatlı bir ölüm sayılır. Artemis öldürücü okunu öç ya da ceza ama­ cıyla atar (Niobe). O yer "Sen kadınlar i ç i n bir aslansın" der ( İ l . su başları eski­ ğine yakınır. ayazma olarak kutsal sayılma­ leagros). Çocuk doğururken denilen köyün suyudur. Efes'li Artemis'e yurt olarak Efes'e çok yakın İphigeneia). Ares. ağacına dayanarak doğurmuş bu iki tanrıyı.

( l I V I I I- I I r

Artemis'in avcı kız ve kesinlikle kiz oğlan kız olarak nitelikleri Homeros destanlarında pek belirtilmiş değildir. Yalnız Odysseia'da denizden kurtulan Odysseus Phaiak'lar kralı­ nın kızı Nausikaa'yı hizmetçilerinin arasında görürken şöyle seslenir (Od. VI, 149 vd.): Yalvarırım, kraliçem sana, ister tanrı ol, ister insan. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansın. u / u Zeus'un kızı Artemis olmalısın, görünüşün, b o y u n bosun,dipdiri bedeninle tıpkı osun. Burada Odysseus'un demek istediği şu: Tanrıçaların da, kadınların da en güzelisin. Nitekim birçok yerlerde Artemis "Kalliste" (en güzeli) adıyla anılır. Doğada egemen, canlıların ölüm, kalımını elinde tutan güçlü tanrıça kavramından doğanın içinde hayvan­ larla birlikte yaşayan, ormanlarda derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı kız ve özellikle kız oğlan kız tanrıça kavramına geçiş, yani Efes'li Artemis'ten Hellenistik ve Latin şiirindeki Diana'ya geçiş kolayca anlaşı­ lır doğal ve olağan bir geçiştir. Sürekli bir ev­ re içinde gördüğümüz Artemis figürü böylece avcılık ve bakirelikle ilgili efsane ve masallar­ da rol almış (Aktaion) ve ay tanrıçası Selene, gecenin karanlık güçlerine egemen Hekate ile bir tutulmuştur. Biz yalnız şunu belirtmek isteriz ki, mythos'un kaynağı sayılan H o m e ros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok kişili­ ğinde dişi yaratığın üç aşamasını, yani kızlık, kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes'li tanrıçaya benzemektedir. Burdan çıkan sonuç da şu ki, Yunan din ve efsanesindeki Artemis kaynağını Anadolulu tan­ rıçadan almaktadır-, birçok mythos yazarları­ nın bugüne dek ileri sürdükleri tezin tersine Yunan asıllı olan Artemis sonradan Asia'lı Ana Tanrıça ile birleştirilmiş değildir. Bu tan­ rıçanın başka önemli bir kaynağı da Girit'tir. Britomartis ve Diktynna diye anılan Girit' li Artemis'ten bu adlar altında söz edilecek, Efes'li Artemis ise ayrı bir bölüme konu ola­ caktır.

din tarihinde de çığır açmıştır, Çünkü çok memeli Artemis figürlerinden daha önce or­ taya çıkıp Avrupa müzelerinde korunan tek tük örnekler var idiyse de, bu tanrıça tipinin Efes'e özgü olduğu ve Efes'te yapıldığı kesin­ likle bilinmiyor, yahut bilinse bile Ege tarih ve sanatına ışık tutmak amacıyla değerlendiril miyordu. Bugün bu Artemis heykellerini canlı canlı karşımızda görmekle, yalnız bu tanrıça­ yı değil, onunla ilgili bütün bir tanrı dünyası­ nı, arkasında da koca bir tarih çağım aydınla­ tabiliyor, gizli ya da karanlık kalmış birçok bi­ limsel sorunun çözümüne gidebiliyoruz. Da­ hası var, değeri paha biçilmez, güzelliği dille­ re destan Artemis Ege'nin şanını dünyaya ya­ yarak Türkiye turizmine çok önemli bir ileri adım artırmıştır. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in İngilizce olarak yazdığı ve İzmir Ter­ cüman Rehber Derneğince 1971'de yayımla­ nan "Asia Minör" adlı broşür Efes'li Artemis üstüne bütün bilgileri toplamakta ve tanrıça­ nın bugüne dek yapılmamış bir tanımını yap­ maktadır. Aşağıdaki yazıda bu broşürden fay dalanılmıştır: a) Kaynağı. Efes'li Artemis'in kaynağı hiç şüphe yok ki Anadolulu Ana Tanrıçadır. Sü­ mer'lerden önce var olduğu Çatalhöyük kazı­ larından anlaşılan ve Sümer'lerce Mâ ya da Marienna, Hitti'lerce Kupapa, Kubaba ya da Hepa, Suriye'den Arabistan'a kadar olan böl­ gede Lat, Girit'te Rhea, Phrygia'da Kybele, Lykia'da Leto olarak adlandırılan bu büyük bereket tanrıçasının Efes'e ne zaman geldiği, orada Artemis adıyla kültünün ne zaman baş­ ladığı kesinlikle saptanamazsa da, bu tanrıça­ nın Phrygia, Lydia ve Minoen Girit kültleri­ nin etkisi altında çeşitli evreler geçirerek yu­ karda adları sayılan tanrıçalardan ayrıldığı ve bugün Efes'li Artemis biçmine girdiği apaçık­ tır. Bu evreyi çağı çağına izleyemezsek de, arkeolojik bulgularla yazılı metinlerin karşılaş­ tırılmasından Efes'li Artemis'in İsa'dan önce II. bin yılda Efes yöresine yerleşmiş olduğu kanısına varılabilir.

b) İmgesi. Ana Tanrıça'nın bütün Akdeniz çevresinde ve özellikle Orta Anadolu'da bu­ lunmuş çeşitli imgeleri, idol, figürin ve küçük ( 4 ) E F E S L İ A R T E M İ S . Ephesos kazıları sıra­ heykelleri arasında Efes'li Artemis apayrı bir sında bulunan biri büyük, ikisi küçük üç Arte yer tutar. Efes'teki Artemislon adlı tapınağınmis heykeli arkeolojide olduğu kadar, dünya

)

da çok memeli, başı taçlı, gövdesi birçok f i gürlerle örtülü, ayakta duran, büyük boy hey­ keli herhalde çok eski, ilkel bir imgenin geliş­ tirilmiş biçimidir. Bu ilkel imge ise bir "ksoan o n " , yani hemen de hiç yontulmamış bir tahta heykel, ya da Pessinus'taki Kybele için olduğu gibi bir "diopetes" yani gökten düş­ müş sayılan bir taştı. Zamanla tanrıçanın im­ gesi zengileşerek, Artemis'in bütün nitelikle­ rini dile getiren yüklü ve süslü bir heykel ol­ muştur. Bu haliyle Artemis heykeli tanrıçanın doğa­ ya egemenliğini de, uygarlığın her türlüsünde yöneticiliğini de simgeler: Başının üstünde üç kat kule biçiminde üç tapınak taşır, bununla kırları olduğu kadar şehirleri de koruduğu gösterilir; derin ve ciddi bakışları sonsuzluğa dikilidir, tanrıçanın ulu gücünü yansıtır, ense­ si dolunay biçiminde bir diskle çevrilidir, al­ nında hilâl taşır, böylece ay tanrıçası olduğu belirlenir, diskin her i k i yanında beşer g r i f fon, yani kartal başlı aslan vardır ve boynun­ da zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkar. Onun altında da dört kat meme görülür. "Polymastos" yani çok m e ­ meli diye tanımlanan heykelin meme sayısı 17 ile 40 arasında değişir. Ama bu memele­ rin ucu olmadığından kimi bilginler bunları hurma ya da erkek arı gövdeleri diye yorum­ lamak yoluna gitmişlerdir. Tanrıçanın An Kraliçesi unvanıyla ilgili görülen bu sarkıntılar ne olursa olsun, Artemis'in bolluk ve bereket simgeleridir. Eteği altı kat dörtgen biçiminde plaklara bölünmüştür, her dörtgenin içinde kabartma aslanlar, keçiler, boğalar, g r i f fon'lar, sfenks'ler ve arılar görülür, bunların ortada olanları üçer üçer dizilmiştir. Gövdesi­ ni saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta yonutuna zaman zaman giydiri­ len birer giysi niteliğinde olsa gerek. Nitekim Efes'te tanrıçanın giysilerini korumakla gö­ revli soylu genç kızlar bulunduğu, bunların kız oğlan kız oldukları sürece hizmet gördükleri, evlenince ayrılıp yerlerini başka kızlara bırak­ tıkları bilinir. Tanrıça heykelinin değişmez kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır. Bu sayı ile Artemis'in üçlü karakteri dile gelmek­ t e , hem kız, hem evli kadın, hem de ana ola­ rak yaşam sürecinin bütününe egemenliği simgelenmektedir. Tanrıça evrenseldir: Sü-

rekli değişim halinde olan ayı etkisi altında tutar, doğum yeri çok doğurgan diye bilinen bıldırcınla ilgilidir, arıların kraliçesi, uygarlığın koruyucusudur, gökte ve yeryüzündeki ger­ çek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buyrugundadır. İnsanların da, hayvanların da ecesi, bütün doğanın yöneticisidir. Efes'li Artemis'in Ana Tanrıça ile paylaştığı bu nitelikleri İonya'ya özgü bir biçimde ve Prygia'da tapınılan Kybele'ninkilerden ayrı motif ve simgelerle dile getirrriesi, üstünde durulması gereken bir özellikti/, lonya, düşü­ nürleri ve sanatçılarıyla uygarlık dünyasına nasıl öncülük etmişse, Ana Tanrıça imgesini yaratmakta da başka hiçbir ülke ve yörede erişilemeyen bir yetkinliğe ulaşmış, göz ka­ maştırıcı bir başarı ortaya çıkarmıştır. Bu eş­ siz sanat anıtıyla çığır açıcı eşsiz bir düşünce­ nin taşıyıcısı olan Efes'li Herakleitos arasında ilişki kurmamak için kör olmalı. Kaldı ki do­ ğada akışı görüp evreyi ilk dile getiren büyük filozofun düşüncesini Artemis tapınağında tanrıçanın imgesine baka baka geliştirdiğini de biliyoruz. c) Tapmağı. Artemis'in Efes'teki tapınağı Artemision dünyanın yedi harikalarından bi­ riydi. İlkçağ yazarları onu anlatmakla bitire­ mezler. 190 metre boyunda, 55 metre enin­ deki yapı İonya üslubunda 127 sütun üstüne kurulmuştu. 15 metre yükseklikteki bu sütun­ ların 36'sı kabartmalarla süslüydü, bunların biri ünlü heykeltıraş Skopas'ın elinden çık­ mıştı. Sunağı Praksiteles'in eseriydi, içinde bulunan Amazon'lar anıtının heykellerinin yapılmasında Polykleitos, Pheidias, Kresilas, Kydon gibi Yunan ilkçağının en büyük sanat­ çıları çalışmış, resimleri Efes yurttaşı olan Apelles'in elinden çıkmıştı. En parlak çağın­ da Artemision Atina'daki Parthenon'dan dört kat büyük olup akıllara durgunluk veren bir yapıydı. Artemis'e adanmış kutsal bir alanda I.Ö. 652 yılında bitirilen ilk taş tapınak Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırısında yıkılmış ve İ.Ö. 564-546 yıllarında, bir dünya harikası sayılan asıl Artemision kurulmuştu. Büyük İs­ kender zamanına kadar tapınak olduğu gibi kalmış ve Ege yöresini ele geçiren yabancı idarelerce de saygı görmüştü. İskender'in

doğduğu t . Ö . 356 yılında l.ıpın.ık lli'iostr.ı tos denilen ve bir deli olduğu iter! ıtirüten bir Efes'imin eliyle yakılmış. Bu kadar koca bir yapının bir adam tarafından nasıl yok edilebi­ leceği bir sır olarak kaldığı gibi, bu işte tapı­ nağın paha biçilmez hazinelerini ele geçirme­ yi düşünen rahiplerin parmağı olduğu sanılır. 30 yıl sonra tapınağın yeniden yapılmasına başlanmış ve Lydia kralları gibi iskender de yapımına büyük bağışlarla katılmıştır. Yunan ve Roma ilkçağı boyunca uygar dünyanın hayranlığını üstüne çeken Artemision barın­ dırdığı sayısız rahip ve görevli heyetleriyle başlı başına bir idare haline gelmiş, para bası­ mı, kredi ve bankacılık işlemlerine önayak ol­ muş ve bu yolda uluslararası bir alışveriş ku­ rumu meydana getirmiştir. Bu dünya harikasının yerinde yeller esmesi, İngiliz çukuru denilen bir bataklık haline dön­ mesi Hıristiyanlıkla başlayan korkunç bir ça­ pulculuk hareketinin sonucudur. Aziz Paulus'un Efes'e gelişinde yeni dine karşı dire­ nen Efes'tiler Bizans imparatorluğunun yağ­ macılığına karşı koyamamışlar, zamanla dün­ ya harikasının taşları bir bir sökülerek Ayasofya'nın yapımına yaramıştır. Eşsiz mermer ve taşların geri kalanı da Efes'teki Sen J a n ki­ lisesinde kullanılmıştır. İki üç yüzyıl önce BritLh Museum'un Efes'e yolladığı bir arkeolog grubu da ne bulduysa İngiltere'ye aktarmış, böylece Artemis'in dillere destan tapınağı bo­ yuna taşıp şehri sular altında bırakan Kaystros'un (Küçük Menderes) da yardımıyla kur­ bağaların ötüşüp oynaştığı bir batak haline gelmiştir. Artemision'da görevli bulunan çeşitli rahip heyetleri ve tapınağın Ege'nin yaşamındaki engin rolü üstüne burada daha çok ayrıntıya gidemeyeceğimizden Halikarnas Balıkçısı'nın yukarda sözü geçen "Asia Minör" adlı kitabı­ na başvurulmasını salık veririz. Bu heyetler­ den Kybele bölümünde de söz edilecektir. d) Etkisi. Ana Tanrıçanın bir simgesi olan Efes'li Artemis'in Phrygia'lı tanrıça Kybele kadar etkisi olduğu ve adı ortadan silindikten sonra da başka tanrısal varlıkların arkasında gizli bir yaşam sürdürdüğü bir gerçektir. Artemis'i sürdüren en belirli tanrı kişiliği hiç şüp­ hesiz ki Meryem Ana'dır. A z i z Paulus'u Efes

tiyatrosunda dinledikten sonra ilkin direçle karşılayan ve isa ya da Meryem'den bize n e , bizim tanrıçamız büyük Artemis'tir diyen Efes'liler zamanla gevşemişler, denemez. O n ­ lar, kültür süreçlerinde eşi az görülen bir transposition örneği vermişler, yani inandık­ ları, tapındıkları büyük tanrıça kendilerine ya­ sak edilince, inançları yüzünden akla, hayale sığmaz İşkence ve saldırılara uğrayınca Mer­ yem diye karşılarına çıkarılan ve zorla kabul ettirilen tanrısal varlığa Artemis'in bütün nite­ liklerini aktarmışlar, böylece inançlarının özü korunduğu gibi Meryem Ana'yı yüceltmişler, onu da büyük bir ana, büyük bir tanrıça nite­ likleriyle dünyada tutulabilen bir varlık olarak yaratmışlardır. Onun içindir ki Meryem Ana' nın Efes'e getirilmesi, Efes'te Bülbül dağında­ ki tapı yerinde yaşayıp ölmesi olayı bir ger­ çek olsun ya da olmasın, Meryem Ana imge­ si Efes'le yakından ilgilidir, Meryem Ana Anadolu'nun ve özellikle Efes'in bir yaratısı, bir başarısıdır denebilir. Tarihte bir kültür sü­ recinin kesintisizce korunmasını başarmak, insanlığa kök salmış birkaç inancın çağlar bo­ yunca ve gelip geçen sayısız uluslar, yönetim­ ler, değişmelere karşın sürdürülmesini sağla­ mak uygarlık denilen büyük kavramın bir be­ lirtisidir. Bu yüzdendir ki Efesli Artemis bu­ gün karşımızda olanca canlılığıyla yaşamakta­ dır. Asia. Okeanos'la Tethys'in sayısız kızların­ dan biri. Bir kaynağa göre, Asia Titan İapetos'la evlenip Atlas, Prometheus, Epimetheus ve Menoitios'u doğurmuştur. Başka kay­ naklar bunun Asia değil, Klymene olduğunu ileri sürerler (Tab. 3). Bu Okeanos kızı adını Asya kıtasına ver­ miştir. Ne var ki Homeros destanlarında Asia bütün kıtanın değil, yalnız Batı Anadolu'nun adıdır. Özellikle, İlyada'nın ünlü dizeleri (İl. II, 459 vd.) eski Maionia, yani Gediz ovası için kullanılmaktadır. A s k a l a p h o s . (1) Ares'in oğlu. İtalya'da an­ latıldığına göre, Aktor'un kızı Astyokhe savaş tanrıyla gizlice sevişir ve Askalaphos'la İalmenos'u doğurur. Boiotia'da Orkhomenos şeh­ rinde hüküm süren bu iki kardeş Troya sava­ şına otuz gemiyle katılırlar (İl. 1 1 , 512-516). Savaş bitince İalmenos Yunanistan'a dön(.1

rnez, Karadeniz kıyılarında bir şehir kurup oraya yerleşir. Askalaphos'la lalmenos Argonaut'lar seferine de katılırlar. lalmenos Helene'nin talipleri arasında yer alır. (2) Yeraltı ırmaklarından Akheron'un oğlu. Persephone ölüler ülkesine indiği zaman H a des tanrıçaya oruç tutup hiçbir şey yemezse gene yeryüzüne dönebileceğini söylemişti. Ama Persephone dayanamayıp bir nar ısır­ mış, Askalaphos da bunu görmüş, gitmiş, Hades'e haber vermiş, Persephone'nin anası Demeter de öfkesinden onu gece kuşuna çe­ virmiş. Başka bir anlatıma göre, Demeter Askalaphos'u kocaman bir kaya ile ezmiş de, Herakles Hades'e indiği zaman bu kayayı kaldırmış. Askalaphos o zaman bir gece kuşu oluvermiş. Askanios. Aineias'la Kreusa'nın oğlu (Tab. 17). Başka bir kaynağa göre, Askanios Troya'da doğmamış, babası İtalya'ya göçtükten sonra Lavinia'dan olmuştu. Oysa efsanelerin çoğu Aineias'ın Troya yangını sırasında ba­ bası Ankhises'i omuzlarına alarak ve Askanios'u elinden tutarak kaçtığını anlatırlar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Askanios (Lat. Ascanius)'tan uzun boylu söz edilir. Ascanius babasının biricik umudu, büyükannesi tanrıça Aphrodite'nin gözbebeği, sevimli bir delikanlıdır. Aeneas öldükten sonra Ascanius Latin'lere kral olur, Etrüsk'lere karşı savaşa girişir ve babası Lavinium şehrini kurduktan otuz yıl sonra kendisi Alba Longa'yı kurar. Lavinia'nın kurduğu bir düzen sonucunda Ascanius Latin'lerin hışmına uğrar ve Alba kral­ lığı Lavinia'nin oğlu Silvius'a kalır. Aeneis'te Ascanius'un başka bir adı lulus'tur. Roma'ya imparatorlar veren İulii so­ yu (İulius Caesar da bu soydandır) Aeneas'ın oğlundan ve dolayısıyla tanrıça Venus'tan gelmekle övünürdü. Asklepios. Yunan dünyasında hekim tanrı olarak büyük bir ünü olan ve Roma'lıların da Aesculapius adıyla benimseyip tapındıkları Asklepios, Apollon'un oğludur (Tab. 5). H o meros destanlarında Apollon ordulara veba, kıran salan olumsuz, korkunç bir güç diye canlandırıldığı gibi, iyileştirici, derde deva bu­ lan tanrı anlamındaki Paian ek adıyla da anıd'A

lır. Destanlar boyunca adı geçen hekimlerin hepsi (İlyada'da Makhaon ve Podaleiros) bu Paian tanrının oğulları ve öğrencileri sayıldı­ ğına göre, Asklepios'un da karışık bir serü­ ven sonucunda Apollon tanrıdan doğmuş ol­ ması bir rastlantı değildir. (1) DOĞUŞU. Thessalia kralı Phlegyas'm Koronis adlı bir kızı vardır. Apollon'la sevişir ve ondan gebe kalır, ne var ki tanrının dölü­ nü karnında taşırken Arkadya'dan gelme bir yabancıyı da yatağına alır Koronis. Bu olayı tanrıya kutsal kuşu kuzgun haber verir, tanrı da öfkesinden bembeyaz olan bu kuşun tüyle­ rini karaya boyar. Şair Pindaros bu masalı benimsemez, ışık tanrı Phoibos Apollon'un olayı kendi gözüyle gördüğünü ile süreri Koronis korkunç bir cezaya çarptırılır: Bir odun yığınının üstünde diri diri yanacaktır. Alevler Koronis'i yalamaya başlar, kadın can vermek üzeredir ki, Apollon kanından olan çocuğun yok olmasına katlanamaz, ölünün karnından dölünü çıkarır ve büyümesi için at adam Kheiron'a teslim eder. Bu olay hekim tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simge­ sidir. Asklepios'a hekimlik sanatını öğreten Kheiron doğanın içinde yaşayan, doğanın sır­ larına ermiş bir varlıktır. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre Kheiron'un açık hava­ da, güneşin altında, şifalı sulardan ve otlar­ dan faydalanma yollarını bilmesi şaşılacak bir şey değildir. ( 2 ) E F S A N E S İ VE S A N A T I . Asklepios böyle­ ce usta bir hekim olarak yetişir, hekimliğin ve cerrahlığın bütün bilgilerin edinir, ama bu­ nunla da kalmaz ölüleri diriltmek yoluna bile sapar. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena Gorgo canavarı öldüğü za­ man bedeninden akan kanı toplamış ve Asklepios'a vermiş. Gorgo'nun sağ tarafındaki damarlarda dolaşan kan zehirli, sol tarafında­ ki damarlardaki ise faydalıymış. Bu şifalı kanı Asklepios ölüleri diriltmek için kullanırmış. Epey adam da diriltmiş, bunların arasında Kapaneus, Lykurgos, Minos'un oğlu Glaukos ve Theseus'un oğlu Hippolytos da varmış (Phaidra). Zeus doğal düzeni bozan hekim tanrının bu aşırı gücünden kuşku duymaya başlamış, bu haddini bilmezliği cezasız bırak-

mamış, Asklepios'un üstüne bir yıldırım sal­ mış, yakmış, yok etmiş onu. Ama Apollon da oğlunun öcünü almış, Zeus'a yıldırımı bağış­ layan Kyklop'ları öldürmüş, sonra da oğlu Asklepios'u gökte burçlar arasına yerleştir­ miş. Bir süre de ayrılmış Olympos'tan (Admetos). Asklepios sanatını kızı Hygieia (Yun. sağlık anlamına gelir) ve Asklepiades (yani Asklepios oğulları) diye sıkı bir lonca düzeni içinde birleşen hekimlerin aracıyla ilkçağ sonuna dek sürdürmüş bir tanrıdır. Öyle ki, hepsi ha­ lefleri, rahipleri, oğulları sayılan yaşamış h e ­ kimler bile onun efsanelik kişiliğinden fayda­ lanmışlardır. Örneğin Kos (Istanköy) adasın­ da hekimlik yapan Hippokrates'in bile haya­ tının ne kadarı gerçek, ne kadarı masal bilin­ mez bugün.

vermiş, yağmur yağmış, yazının özü böylece ota karışmış ve her derde deva sarmısak meydana gelmiş. Asopos. Korinthos körfezine dökülen Pelo^ ponez ırmağı; bütün ırmaklar gibi Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Metope adlı bir ırmak kızıyla evlenip iki oğluyla yirmi kızı olur. Bunlardan Aiginia'yı (Tab. 21) Zeus kartal biçimine girerek kaçırır. Korinthos kra­ lı Sisyphos olayı Asopos'a haber verir, o da öfkesinden taşıp bölgeyi altüst eder. Zeus ce­ za olarak Sisyphos'u Hades'e atar, ırmak tanrının üstüne de yıldırım salıp sularını geri çekmeye zorlar (Sisyphos).

Asterie. Titan çifti Koios'Ia Phoibe'nin kızı, Perses'in eşi ve Hekate'nin anası (Tab. 4). Zeus Asterie'ye âşık olup onu kovalamaya başlar. K ı z da bıldırcın biçimine girip habire ( 3 ) T A P I N A K L A R I . Asklepios tanrının tapı­kaçar, sonunda kendini denize atıp kayalı bir naklarına " Asklepieion" denir. Bunlardan en ada haline gelir. Bıldırcın anlamına gelen Yu­ ünlü birinin eski Pergamon, bugünkü Berga­ nanca ortyks kelimesinden bu adaya Ortygl.ı ma'da bulunuşu hekim tanrıya adanmış bu denmiş. Sonraları Asterie'nin kız kardeşi Le tapınak hastanelerin ne biçim yerler olduğu­ to Apollon'la Artemis'i bu adada doğurmuş nu bize açık açık göstermektedir. Ortygia adasının Delos'un eski adı olduğu ile­ Yunanistan'da en ünlü Asklepios tapınağı ri sürülür (Artemis). Epidauros'tadır. Bugün bile kullanılmakta Astraia. Bazı mythos yazarlarına göre Zeolan tiyatrosu büyük heykeltıraş Polykleius'la Themis'in kızı. Namuslu ve erdemli bir tos'un planlarına göre yapılmış. Hiçbir Asklebakire olan Astraia dünyanın altın çağlar ya­ pieion Bergama'nınki kadar yaygın ve çok şadığı dönemde insanlar arasında kalırmış. yönlü değildir. Hellenistik çağda kurulmuş Ama ahlaksızlık yeryüzünde artınca, Astraia olan bu kutsal alan Asklepios'tan başka tanrı­ kız kardeşi Pudicitia (Utanç) ile birlikte gökyü­ ça Hygieia'yı ve herhalde Asklepios kültün­ züne çıkmış ve Bakire burcu olmuş. Daha den önce Anadolu'da bulunan Telesphoros'u çok Latin yazarlarında adı geçer. bir araya getirmekte, ilkçağda şifalı su, iyi ha­ va, kaplıca gibi f i z i k tedavilerin yanıbaşında Astyanaks. Hektor'la Andromakhe'nin oğ­ telkin, eğlence ve kültür yoluyla hekimliğin lu. Adını Homeros, ünlü çiftin batı kapıların­ ne kadar ileri gittiğini göz önüne sermekte­ da buluştukları sırada şöyle açıklar (İl. VI, dir. Anadolu'ya özgü bir nitelik taşıyan bu 399 vd.): Asklepieion'un başka hiçbir yerde benzeri ol­ Andromakhe karşıladı Hektor'u madığı gibi, ne hazineler sakladığı da büsbü­ dadı da arkasından geliyordu, tün ortaya çıkmış değildir. Simgelediği tüm memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında, tedavi anlayışının ve yönteminin izlerine olsa Hektor'un gözbebeğiydi o, ışıldayan yıldıza benziyordu, olsa Selçuk ve Osmanlı çaglarındaki benzeri Hektor Skamandros'lu derdi ona, yapıtlarda rastlanır. başkaları Astyanaks, şehrin kralı, derdi, Anadolu Asklepios efsanesine de bir katkı­ îlyon'u tek başına koruyan Hektor'du da da bulunmuştur: İnsanları i y i ede de ölüme ondan meydan okuyan Asklepios'u Zeus yıldırımıyla yere serince, ünlü hekimin son deminde yaz­ Bebek babasının sorguçlu tunç tolgasnıdan dığı bir reçete oradaki bir otun üstüne ditft) ürküp ağlamaya başlayınca, Hektor onu kol
ı.l

kollarına aılır ve bir gün babası kadar ünlü olması İçin yakarır. Hektor'un ölümünden sonra, Andromakhe sevgili kocasına yaktığı ağıtta Astyanaks'm yetim olarak çekeceği çileyi tasarlayıp dile getirir. Oysa onunla bile kalmaz, Akha'lar Troya'yı yangına verdikleri gece yiğitlerden biri (Odysseus ya da Akhilleus) Hektor'un ço­ cuğunu surlardan aşağı atıp öldürür (Andromakhe). At-Adam. Bkz. Kentauros. Atalante. Arkadya (ya da Boiotia) bölgele­ rinde Artemis'i simgeleyen bir avcı kız. Arkas'm torunu, Lykurgos'un oğlu olan babası lasos erkek çocuğu olsun istermiş, Atalante kız olarak doğunca, onu bir dag başına bırak­ mış. Bebeği bir dişi ayı emzirmiş, sonra da avcılar alıp büyütmüşler, yaman bir avcı ola­ rak yetişmiş Atalante, koşuda kimse geçemezmiş o n u . Ama kız oğlan kız kalmak iste­ diği içindir ki, ırzına geçmeye yeltenen iki at adamı öldürdükten sonra, taliplerini kendisiy­ le koşuda yarışmaya zorlar, hepsini geçer ve sonra da kargısıyla vurur öldürürmüş. Kalydon avına da katılıp orada büyük bir başarı kazanmış olan Atalante'yi Melanion ( y a da Hippomenes) yenmiş, koşuya başlamadan önce yanına üç altın elma almış (bunlar Aphrodite'nin Kıbrıs'taki tapınağından, ya da Ba­ tı Kızlarının bahçesinden gelmeymiş), Atalante'nin yaklaştığını görünce elmalardan birini yere düşürür, kız da dayanamaz, eğilip top­ lar, böylece geri kalırmış. Melanion yarışı ka­ zandıktan sonra, Atalante'yle evlenmiş, ama bir gün av dönüşü karı-koca Zeus'un (ya da Kybele'nin) tapınağına girmişler, orada seviş­ mişler. Bu saygısızlığa içerleyen tanrılar ikisi­ ni de aslana çevirmişler (Meleagros). Ate. Eski Yunan düşününe özgü soyut bir kavram ve onu simgeleyen dişi cinsten tanrı­ sal bir varlık. Hesiodos'a göre Ate, kavga tanrıça Eris'ten doğmuştur. Akıl, insanın ger­ çeği olduğu gibi görmesini, iyiyi kötüden ayırt etmesini sağlayan yetidir. Aklı başından alınır, gözü karartılırsa, aldanır, basireti bağ­ lanır ve gaflete düşüp hata işler, suç işler, gü­ nah işler. Bunun sonucunda da cezaya çarpı­ lır. Çağdaş dillerde karşılığı zor bulunan bu
<rl

kavram Türkçemizde en iyi "gaflet" sözcü­ ğüyle karşılanabilir, ne var ki derin dinsel a n ­ lamı ve insanlık dramında bu kavramın oyna­ dığı büyük rol gene de yansıtılmış olmaz. En iyisi Yunan kaynaklarının kavramı nasıl ta­ nımladıklarına bakmaktır. İlkin Homeros'u alalım. İlyada destanının asıl konusu Akhilleus'la Agamemnon arasındaki kavga sona erince, krallar kralı hata ettiğini kabul eder ve şöyle der (İl. XIX, 85): Akhalar sık sık söylediler bana bunu, bana çıkıştılar, ama suçlu değilim ben, Zeus, Kader, karanlıkta yürüyen Erinys o toplantıda çeldiler aklımı, düşürdüler kötü bir çılgınlığa (Ate) aldığım gün Akhilleus'un onur payını, benim elimden ne gelirdi ki? Tanrı getirir her şeyin sonunu. İnsanları şaşırtan çılgınlık büyük kızıdır Zeus'un, uğursuzun inceciktir ayakları, basmaz yere, konar insanların kafalarına, bela olur, onu bunu alır ağının içine. Bir gün Zeus'u bile şaşırttı o, insanlardan, tanrılardan üstün Zeus'u Ate Zeus'u bile aldatmıştır: Tanrı Mykene krallığını Perseus'un ilk doğacak olan torunu­ na vereceğini söyledi ve bunun Herakles ola­ cağını sandı, oysa Hera'nın bir oyunuyla H e rakles'ten önce Eurystheus doğdu ve yiğit böylece bu akrabasına kul, köle olmak zorun­ da kaldı. Zeus Ate'nin bu düzenine kızarak onu saçlarından tutup tiksintiyle atar Olympos'tan aşağı, Ate de gelir yerleşir insanların arasına. Ate Kader'in elinde bir oyuncaktır ve insa­ na kendi eliyle bilmeden, istemeden nice ni­ ce suçlar işletir. Yunan tragedyasının başlıca yürütücüsü bu amansız tanrıçadır. Oidipus babası Laios'u öldürüp anasıyla evlendiğini bilmez, Kaderce bile bile aldatılmış, şaşırtılmıştır. Aiskhylos'un "Persler" tragedyasında Kserkses de Ate'nin kurbanı olur. Ate kralı bütün ordusuyla Boğazları geçmeye kandırır, Salamis'te ordu kırılınca imparatorluk çöker, suç işlenmiştir, geri dönüş yoktur. Ate böyle­ ce gözü kararıp suç ve günah işlemiş bahtsız - çoğu kez tanrıların lanetine uğramış - kişiyi öç tanrıçaları Erinys'Ierin eline bırakır. Kişi kurtulacağına, daha beter batar. Çıldırır ya da canına kıyar. Bir tanrı onu suçundan arın-

( 2 ) A D İ V E E K A D L A R I . İşle böyle zalim olarak canlandırılmıştır Kader ve onun yardımcısı Ate Yunan efsanesinde (Erinys'ler). bilge tanrıçayı seçti kendine. Palladion). 886 vd. ama Athena'nın de nizle tek ilişkisi. 5) çoğu zaman ik adla. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. o cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan yüceler yücesi sayılan tanrıçayı. atmak an­ lamına gelen bir kökenden türemiş olduğu sanılır. Athena. İkinci süreç olarak Athena'nın Zeus'un ka­ fasından çıkması şöyle anlatılır (Theog. kargı sallamak. Sulara karışan İno sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına ko­ şan bir deniz tanrıçası olmuş. Amphitrite ve Triton adlarında geçen bu "trit" kökeni denizin uğultusunu yansıtan bir ses benzetmesi olabilir. hangi efsaneleri nasıl işle­ dikleri belli değildir (Argonaut'lar). Athamas. o hiç yorulmadan orduları yöneten. Bir anlatıma göre. İno kaçarak deniz kıyısı­ na varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamış. ama onu gebe bıraktıktan sonra dölüyle birlikte kendi gövdesine alması daha da derin bir anlam ta­ şır: Akıl gücü ve ancak onun aracıyla elde edilebilen dünya egemenliği baştanrıdan ayrı- lamamakta. Bir efsaneye göre. 333 v d . Triton'dan dogma anlamına gele­ bilen bu ad da açık değildir. Zeus'un kızı v e ı » n iki. 924 vd. adının Yunanca. Helle). İlion (Troya)'un başına gelen bütün belalar bundandır (îlos. Ate tepesi (Gaflettepe) adı verilen bu tepenin üstüne sonraları İlos İlion kentini kur­ muştur. düşünme gücü demektir. Pallas adlı bir Titan vardır. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öl­ dürmüş ve karısı tno'yu da öldürmek için ko­ valamaya başlamış. kız oğlan kız anlamına gelen bir sıfattan mı türemedir ve Pallas Athena mı anlaşılmakta­ dır? Bunu bugün kesinlikle saptamak güçtür. Bu kavram ve düşünceyi şöyle dile getirir Hesiodos (Theog. us. Pallas'm kaynağı da tartışma ko­ nusudur. "pallo". Yeller tanrısı Aiolos'un oğlu Boiotia kralı Athamas bulut tanrıça Nephele ile evlenir. İlyada'da Zeus sevgili kızına "Tritogeneia" di­ ye seslenir. yeraltında da kur­ tuluş yoktur onun için. Yoksa Pallas ek adı. gövdesinin içine aldı onu. ülkede meydana gelen bir kıtlığa son vermek için kocasını Phriksos'u kurban etmeye zorlar. İno. 9). deniz tanrısı Triton'la Athena'nın bir ilişkisi yoktur görünür­ de. Athena adinin kökeni bilin medigi gibi. ( 1 ) D O Ğ U Ş U . Ama yolda Helle denize düştüğünden Boğazlara Hellespontos (Helle denizi) denmiştir (Phriksos. Athamas Nephele'yi boşar. ürünleri de ancak onun kafalın dan çıkabilmektedir. Zeus Olympos tanrı­ larının egemenliğini kurduktan sonra ilkin Okeanos kızı Metis tanrıçayla birleşir (Tab. Zeus Toprağın ve Göğün öğütlerine uyarak sevdalı sözlerle aldatıp eşini yuttu.): Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından çakır gözlü yaman Athena'yi o dünyayı birbirine katan tanrıçayı. Phriksos tragedya­ lara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan. Olympos tanrısının biri olan Athena (Tab. Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada çakır gözlü Athena'yt.): Tanrı/arın kralı Zeus ilk eş olarak Metis'i. Metis Yunanca akıl. ayrıca bir efsanede tanrıça Athena'nın Pallas adında Attika'lı bir devi öldür­ düğü de anlatılır (Pallas). bir efsaneye göre. öbü­ rü kız iki çocuğu olur. Kadmos'un kızı İno Nephele'nin ço­ cuklarını kıskanır. Athena'nın ek adı bu devlerle ve kargı sallamakla ilgili midir? B i lindiği gibi. Metis en çok şey bilendir bütün tanrılar ve ölümlüler arasında. ) İno'ya Leukothea ( A k tanrıça) da denir (İno). Phriksos'la Helle adlı biri oğlan. V. tanrıça Athena babası Zeus'un kafasından silahlı ve elinde kargısı olarak çıkmıştır. tanrı Zeus'un öfkelene­ rek yeryüzüne attığı belalı tanrıça Anado­ lu'nun Phrygia bölgesindeki bir tepeye düş­ müştür. Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tanrıça Hera onu delirtmiş. Athamas.dırmak yolunu bulamazsa. anası Metis'in bir Okeanos kızı oluşundandır. Nephele bunu önler ve çocuklarını altın postlu bir koç üstünde Karadeniz'in Kolkhis ülkesine kaçırır. yani Pallas A thena diye anılır. Acaba Tritogeneia adı bu na mı çağrışımdır? . Tanrılar tanrısının kendine ilk eş olarak Metis'i seçmesi anlamlıdır.

uyar isteklerine. Mentes olur. AKızının bu sert çıkışlarına yumuşakça karşı­ thena ise bir zeytin ağacı. huylanması tuhaf bazı Aphrodite ve Ares'e karşı turumu insafsızdır. îlyada'da Zeus'un oynadığı yönetici keli şehir varlığının simgesi sayılırdı. kılavuzluguyla olur. konuşmalarının anlatımına her fırsatta korur. Odysseia'da Athena oynar: Odysseötürüdür ki Palladion'un kaçırılmasıyla ilgili us'un da.Sıfatları daha belirgin anlamlıdır: Aigis kal­ kanını taşıyan "aigiokhos" (Aigis). . son olarak "obrimopatre" babası güçlü olan sıfatı doğrudan doğruya baştanrı Zeus'un kızı oluşundandır. Odysseus'u tuttuğu gibi Arda yüksekten bakar onlara. zeytin lık verir tanrıların babası. El işçili­ mez: Akhilleus'Ia Hektor arasındaki savaşta ğini ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak ölüm kur'asını çekecek olan Zeus'u şöyle et­ Arakhne efsanesinde rol oynar (Arakhne). Aglauros). Aca Athena'nın kılavuz rolündeki eylem ve khilleus. Odysseus ve Menelaos'u davranışlarının. Mentor olur. sonra nios. çakır gözlü "glaukopis" sıfatı tanrıçanın en sevdiği kuş olan "glauks". kız oğlan kız oluşu ve bu niteliğini yi­ 400). le kazanmış diye anlatılır: Poseidon tanrıyla kaçırmak mı istersin onu canlara kıyan Pallas Athena bu yetkiyi kazanmak için yarış­ ölümden? maya girmişler. en eski ve yoruz ki Odysseus "ölümlülerin en üstünüdür kutsal tapmağı bugün de kalıntıları görülen akıldan yana". Bundan rolü. bir küçük çocuk olur. Attika ilinin yıldınmlı! ve Atina şehrinin tanrıçası olma hakkını şöy­ Kaderi çoktan belli. 127 vd. sevmediği. değildir. PePallas Athena'nın kültü en ilginç biçimiyle Atina'nın klasik çağında kendini göstermiştir. Deiphobos). tanrıçanın tah­ tanrıçası Athena tutar. kendisine rakip gördüğü tirmekten çekinmesi. Akha'lardan yanadır. denebilir ki H o da çirkin bir rol oynar îlyada'da. Başka şehirler de Athena'yı koruyucu tanrı­ Odysseia'da Athena'nın rolü bir başkadır ça olarak benimsemişlerdir. olabilir. baykuşla ilgili gö­ rülmüştür. ne kadar olay. Tanrılar. bütün ailesinin de kaderi onun elin­ birçok efsaneler doğmuştur (Palladion). Olympos tanrılarını da yargıç Yap yapacağını ama. kiler ( İ l . biz tanrılar olarak almışlar: Poseidon Atina akropolünün onaylamayız yaptığını. ölümlü bir adamdır b u . babası Zeus karşı­ gonaut'ları da tutar ve Argo gemisinin yapıl­ sında da atıp tutar. onu eleştirmekten çekin­ masına yardım eder (Argonaut'lar). Diomedes. tanrıça bu sevimli rolüyle baş­ pis düzenler kurmaktan hiç çekinmez. böylece Athena kılığına girerek aldatır Hektor'u ölüme sürük­ bölge ve kentin yönetimini elde etmiş. hena'nın Hera ve Poseidon'la birlikte babası Pallas Athena'nın efsaneleri o kadar çok Zeus'u nasıl zincire vurmak istediği anlatılır (I. benim­ seyeceği davranışı esinlemek için bin bir kılı­ ğa girer. şiirlere girmiş. bu erdem meros Odysseia'da Odysseus tipini yarattığı tanrıçası hiç haktan yana görünmez. Troya'nın en büyük. Odysseus'a karşı davranışında da tutarlı bir duygusu belirir tan­ rıçanın: Çok çile çekmiş yiğide acır. hepsi Athena'nın buyruğu. davra­ gibi Athena tipini de yaratmış ve ölümsüzleşnışları hep hırs ve tutkuların etkisiyle olur: Attirmiştir. bunca akıl ve dirayetin boşa gitmesini istemez. X X I I . dedir. gök gözlü. Nausikaa'ya yapacağı işi. bu akıllı adamı akıl ve erdem Athena tapınağı olduğu gibi. eylem ve konuşma var­ sa. okşar onu. Ve burada Athena Deiphobos kiyi Athena'ya bağışlamışlar. Troya'lı yiğitlere karşı pis doyum olmaz. ama taraf tutar. Onun içindir ki destan boyun­ za.): Atina'nın kurucusu ve koruyucusu olarak tan­ Ne diyorsun kara bulutlu babam. ama her an varlı­ ğıyla oluşu etkiler yönetir. masalların dogmasına yol açmıştır (Erikhtoyenilip yaralanmalarına yardım eder. tanrıça Odysseus'a Telemakhos'a. gü­ ağacını tuz gölünden daha yararlı bularak yet­ ler. İlya( 3 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . nelope'ye. îlyada'da Ada'daki tutumunun tam tersine hakkın üstün thena bir savaş tanrıçası olarak çıkar karşımı­ gelmesini ister. üstünde tuzlu bir göl meydana getirmiş. bir genç kız. ak rıçanın oynadığı rol de ilginçtir. ler(Hektor. tutması da doğal gö­ tadan yapılmış ve Pallaidon diye anılan hey­ rünür. bunların başında ve anlamlıdır: Zeus'un kendi ağzından duyu­ Troya gelir. Aslın­ ka destanlara.

Atina'nın bu eski tarihi üstünde hiçbir bilgisi olmayışı. başkentte yılda bir yapılan bir törene ve bu tören sırasında kesi­ len boğa kurbanlarına değindikten sonra. (1) Titan lapetos Okeanos kızı Klymene (başka bir kaynağa göre Asia) ile evlenir ve Atlas. köprüler. Filozof­ lar bile bu çabaya katılırlar. filmlere konu olan ve tarihçilerle coğrafyacıların üstünde kafa patlattıkları Atlantis efsanesi. günümüze dek ro­ manlara. hem de kültür ve sanat bakımından büyük bir yer tut­ muş. 507 vd. başka hiçbir kaynakta izine rastlanmayan bir yitik ülke masalı uydurur. Solon. Hiçbir zaman çözüleme­ miş bu gizdir ki. Her neyse. onu merkez adaya bir kaleye yerleştir miş ve beş kuşak erkek çocuk yetiştirimiş onunla birlikte. en başta da Pla­ t o n . yaslanmış bir tek Hellen yok­ tur. girdi onunla gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. güzel topuklu Okeanos kızını. Çılgınlığı ve aşırı gücü yüzünden . demir ve "oreikhalkos" (yani dag bakırı) diye ateş gibi parlak bir madeni varmış. Bu sözün doğruluğu en iyi mythos'ta görü­ lür. asker­ lik durumu üstünde durup. lapetos aldı Klymene 'yi. bitmemiş Kritias diyalogunda yanda kalı­ yorsa da. bu kızı sev- miş. hem de bütün kom­ şularını tek başına kurtarmış bu afetten. Atina. bakır. Epimentheus diye dört oğlu olur (Tab. Atina hem kenefini. Ne var ki. Menoitios. Atlantis yerlilerinden Euenor'un bir kızı varmış. Atlantis fazla güç kazanmış ve Akdeniz'in büyük uluslarını köle durumuna sokacak bir saldırıya geçmiş de. Timaios ile Kritias diyalogla­ rının ütopya. kanallar ve tünellerle bezenmiş kentler. Korkunç depremler sonucunda suların altına gömülen bu ada bir zamanlar Libya ile Asya'nın bir arada kapladıkları alandan daha yaygınmış. on bin yıl önce bu ülkeyle savaşa giriştiğidir. ne de zamanla kocalmış bir bilginiz. Bunu niçin yapar? Timaios'ta Atina'lı devlet adamı ve şair Solon'un Mısır'a gidişi anlatılır. en büyük oğlu Atlas'ı hepsinin kralı olarak öbür oğulları arasında dağıttığı bölge­ lerin başına getirmiş.) onları şöyle tanımlar-. bu ünlü olayı bir Mısır'lı rahibin ağzından öğrenmesi bütün öyküyü Platon'un uydurduğu kanısını uyandırmakla beraber. tarih dışı insan gerçeklerini yansıtmak. Tanrı sonra adayı on bölgeye bölmüş. yani hayal beldeleri anlatan öy­ küler arasında özlü bir yer tutmasına yol açar. Bazı diyologlarınm sonunda. Atina'nın oraya gönderdiği ordu Atlant'larla birlikte yok olur. hay­ vanları ve özellikle madenleriyle çok zengin bir ülkeymiş: altın. Kritias diyalogu birdenbire kesilir. yöneticiler surlar. Batıda Herakles sütunları (Cebeli­ tarık) yoluyla Akdeniz'den Okeanos'a çıkıldı­ ğı yerde karşılaşılan büyük bir ada ve çevre­ sindeki takımadalara verilen admış.Tanrıçanın onuruna düzenlenen Panathenai bayramı Hellen dünyasında hem din. Atlas. zaman kavramı bilmez mythos. T.Ne demek istiyorsun? — Ruhunuz genç hepinizin. tanrılardan Athena ve Hephaistos'a. siz Hellen'ler hep ço­ cuk kalırsınız.3). Atlantis. 22 b): — Ey Solon. çünkü eski bir geleneğe dayanan ne bir görüsünüz var. Poseidon. Ancak Timaios diyalogunda Mısırlı rahibin ağzından öğrenilen Atina'nın dokuz. canlandırmak ve Atina devletine dokuz bin yıl öncesine ka­ dar uzanan bir tarih yaratmak hevesine kapıl­ mış olsa gerek. Timaios ve Kritias diyaloglarında. Ülkenin sosyal yapısı. Nil deltasında bulunan Sais kentinin rahipleriyle konuşur Solon. Timaios diyalogunda başla­ yıp. Dünyanın kuruluşunda tanrılar yeryüzünü aralarında paylaşırken. şöyle özetlenebilir: Atlantis. Atlantis bitkileri. insanda tuhaf bir izle­ nim bırakmaktadır. Prometheus. Yunan ilkçağında mythos yaratma işine koyulmamış hiçbir yazar yoktur. Atlantis de Poseidon'a düşmüş. biri ona şöyle der (Tim. gerçekdışı ve gerçeküstü bir düzeni örnek olarak göster­ mek için canlandırdığı öbür dünya efsaneleri bir yana. İki tanrı ku­ şağı arasında bulunup Olympos'lulara baş kaldıran bu dev yapılı yaratıklara eserlerinde özel bir yer ayıran Hesiodos Theogonia'da (Theog. bir gece deprem Atlantis'i haritadan şilince. li­ manlar kurarak ülkeyi son derecede uygar bir hale sokmuşlar. Parthenon ve onun kabartmaları gibi ilkçağın en değerli yapıtlarının bazılarını esin­ lenmiştir.

Atlas'a canava­ reus'la Thyestes Mykene'de kral Sthenerın kafasını göstererek onu bir kayaya çevir­ los'un yanına sığınırlar. Argos'ta boydan boya Thyestes korkunç lanetler savurarak masayı sözünü geçirsin diye. gerçek kralın başka bir tanrı işmaden biridir. Ne var ki Thyestes Atreus'un Thyestes'in kardeşi. nağı olmuştur. Atreus ne'liler kardeşlerden hangisini kral seçecekle­ ve Atreuso§ullarının hayat hikâyesi destanla­ rini tartışınca. Bu dag şöyle meydana gelmiş: Perseus Pelops iki oğluna lanet okur. bütün çileden çıkar. Tanrıların Atreus'u değneği. Derken Atreus çocukların ke­ Thyestes de onu. egemenlik simgesi altın postlu bir koyun var­ (2) Atlantis'in yöneticisi. Pelops'la Hippodameia'nın oğlu. Homeros destanlarında karısı Aerope'yi ayartır. 14 ve 15). sik kafalarını getirir. kunç bir kin ve nefret başlar. Hermes'e vermişti. elinde değneği. tuttukları. İşte o andadır perid'ler.) Agamemreus'un kral olacağını. Atlas zorlu bir baskı altında kaldı: Dünyanın bittiği bir yerlerde. Ama Zeus Atreus'a düşünde Hermes'i nan mythos'unun başlıca efsane çemberlerin­ gönderir. iki kardeş arasında rekabetten doğan kor­ pso da onun kızları olarak gösterilir. llyada'da (İl. Bunca adalarda. Thyestes şartı kabul eder. 68 . vermişti onu Kronos oğlu kral Zeus'a. tragedyalara da sonsuz bir konu kay­ karabilirse diye öneride bulunur. taşısın diye. bu hayvanı Artemis'e kurban etmeye ant ile hiçbir ilişkisi olmasa gerek (Atlantis). kardeşiyle barışır gibi Pelops da erlerin güdücüsü Atreus'a olur. 100 vd. İapetos oğlu Atlas dır. sözünde durmaz ve pöstekiyi Atreus. Eurystheus döl bırakmadan ölünce. Dione ve Kalyki. kadın da altın postu Atreusogulları diye anıları Agamemnon'la gizlice kocasından aşırıp âşığına verir. güneş yolunu değiştirirse Atros'tur. "ye­ örneklerinden biridir. Bu kez de Güçlü Agamemnon.54). 1. İ l k lanetleme Pelops'la ri. 184). kalktı. yani akşam perileri.Belli ki Homeros Atreusogullarının başına kuşaktan kuşağa süregelen laneti bilmiyor. rıyla seçilmesi konusunda Thyestes'le anlaş­ Atreus'a değgin i l k kaynağımız H o m e masını buyurur. İnsanlık dışı eylem ve tüyler Thyestes altın postu ortaya koyup kral seçi­ ürpertici faciaları canlandıran bu öyküler Y u lir. Ama daha sonra karısı Aerope ile kardeşi atları kamçılayan kralPelops'a vermişti o arasındaki gönül macerasını öğrenince büs­ da. Tyestes farkına varmadan kendi" bırakmıştı ölürken. Atreus'un sürüsünde (Herakles). Atreusogulları efsanesi bu ilenme sürecinin en parlak Homeros'a göre. göğü birbirinden ayıran direkleri" taşır başlar: Atreus'la Thyestes babaları Pelops'un omuzlarında (Od. onu Mykene'ye çağırır. kendine saklar. Pöstekinin çalındığını bilmeyen Atreus şartı kabul eder. ları Hippodameia'nın yardımıyla öldürürler. MykeMenelaos'un babası (Tab. ama o akşam gü­ Hephaistos yapmıştı didine didine o neş doğuda batacak olur. güzel sesli akşam perilerinin karşısında dimdik durup ayakta tutuyor göğü başı ve yorulmaz kolları üstünde. Herodotos Atlas'ın bir nympha'dan olan oğlu Khrysippos'u ana­ K u z e y Afrika'da bir dag olduğunu söyler ( I V . Thyestes hangisi altın postu çı­ ra da. onları sürer. daha doğrusu tragedyanın vazgeçilmez konu­ su olan suç ve lanet zincirlemesi destandan sonra efsaneye katılmış bir motiftir. gösterir babalarına. bir tanrı Atlas'ın çok çocuğu olmuş: Pleione'den sözü Mykene'lilere Pelopsogullarından birini Pleiade's ve Hyades kızları. yoksa Thyestes'in non'un kral değneği şöyle tanımlanır: tahtta kalacağını bildirir Hermes. Hesperis'ten Heskral olarak seçmeyi buyurur. çocuğunu doğrar. Sthenelos'un oğlu miş. Agamemnon 'a bırakmıştı. Zeus da Argos'u öldüren yol gösterici Atreus tahta çıkar çıkmaz. Atlas göğü değil d e . AtGorgo'yu öldürdükten sonra. pişirir ve babalarının önü­ Atreus da bol sürüsü olan Thyestes'e ne koyar. Her biri ötekini ortadan kaldırıp yerine geçebilmek için iğ­ Atlas Herakles efsanesinde de rol oynar renç düzenler kurar. Akıllı Zeus'un ona ayırdığı kader bu. içtiği halde. Thyestes'i kovar. krallığı ona verdikleri besbellidir. II. Tyestes'in üç vermişti. çocuklarını yer.

Auge. Ona gidip Thyestes'i öl­ dürmek görevini verir. Attis. Thyestes bu kez Sikyon'a sığınır. canavarı vurmuş. Argonaut'lar seferine katıl­ mıştır. Pazarlıkta uyuşmuşlar. Hesiodos Theogonia'nın bir yerinde bu tanrıçaların Gece'den (Theog. Dipsiz bir karanlığa bozulmuş ortalık. söylentiye göre de güneş o güln öy leşine ürkmüş. Herakles de bu işi bir günde yapaca­ ğını. bu yüzden isterdi iyliğini. öylesine tiksinmiş ki gökteki yolunu tamamlamadan geri dönmüş. ama ba- t . Sonra Pelopeia'yı oğluyla birlikte Atreus'un sarayına yollar. Moira ya da Ker'dir. kentini ele geçirip Phyleos'u babasının tahtına oturtmuş (Herakles). Auge kral Teuthras'la evlenmiş. Yarasını iyileştiren de Autolykos ol­ muş. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynar. kral kadının kim ol­ duğunu bilmeden onunla evlenir ve Aigisthos'u da benimser. Atreusoğulları di­ ye anılan bu iki kahraman Homeros destanrında baş rolü oynarlar. hırsızlıkta ve yalan yere yeminde üstüne yoktu. Başka anlatımlara göre. ya da köle olarak satmış. Augias yiğil Herakles'i çağırıp ağıllarının temizlenmesini istemiş. Elis kralı (Tab.devirmiş. 8). Aleos Auge'yi tanrıça Athena'nın tapınağına adamış. 902 vd. Bkz. 218). ama bir yara almıştı. Anado­ lu'nun Mysia kıyılarına çıkmışlar. Tegeia kralı Aleos'un kızı. XIX.). Odyseus'un sütninesi Eurykleia'nın anlattı­ ğına göre. Herakles'in arkadaşı Phyleos'la birlikte mahkemeye vermiş. Babası bunu öğrenince Auge'yle Telephos'u bir sandığa kapatıp de­ nize atmış. ayrıca da onu kendi oğlu. amcası Atreus'un babasına karşı işlediği suçun öcünü Agamemnon'dan alır (Agarnemnon. 386-407). Suç ve günahların iyice izine dalar: Kendi kızı Pelopeia ile kızın habe­ ri olmadan birleşir ve Aigisthos adlı oğlunu üretir. Aigisthos). Atreus'un Aerope'den iki oğlu olmuştu: Agamemnon'la Menelaos. Şafak tanrıça Eos'un Latince adı (Eos). yaktığı kuzu ve oğlak butlarından hoşlanmıştı çok. zengin sürüleri var­ mış. 395): Anasının soylu babasıydı Autolykos.). Aurora. Autolykos. I X . Auge bir süre sonra Telephos'u doğurmuş. Odysseia'da şöyle tanıtı­ l ı r (Od. Odysseus'un dedesi. dedesi ve amcalarıyla birlikte Parnesos dağında bir yaban domuzu avına katılmış. Ne var ki Augias verdiği sözde durmamış. Autolykos Hermes'in oğludur ve yakalanmadan hırsızlık yapma yeteneğini babasından almıştır. Kaderi simgeleyen tanrıçalar üç­ tür. Autolykos Amyntor'un öküz derisinden yapılmış sağlam tolga­ sını aşırmış ve Odysseus'a vermişti. Yargıç her ikisini de suçlu bularak ülkeden sürmüş. Adı "geri dönülmez" anlamına gelen Atropos ömür ip­ liğini büken Moira'lar arasında eceli. ölümü simgeler (Moira). ama ağıllarını temizlemeyi ihmal eltlği için. 261 vd. Agdistis ueKybele. Helios'un oğlu. Aktor'un kardeşi. Sisy phos'a da aynı şeyi yapmak istemiş. ( İ l . Atreus'u öldürür. ama karşılığında sürünün onda birini alacağını bildirmiş. Delphoi'deki tanrı sözcüsü Aleos'a kızının doğu­ racağı bir çocuğun amcalarını öldüreceğini bildirince. sonraları bu yara izi Odysseus'un sütninesi tarafından tanınmasına yol açar (Od. Ama yiğit Herakles kızı görüp sevmiş. Telephos gerçekten bir süre sonra amcalarını kaza ile öldürmüş (Telephos). ama Aigisthos son da­ kikada bu düzenin farkına varır ve kendi ba­ basını değil. Herakles'e işin karşılığını ödemek istememiş. davarları barınamaz olmuş. Eurytos'un sürülerini çalmış. Augias. Aigisthos. Üçüne birden verilen ad. Y i ğit de Alpheios'la Peneus ırmaklarını yatakla­ rını değiştirerek sularını ağıllardan geçirmiş ve bir günde hepsini temizlemiş. Bir orduyla geri gelen Herakles Augias'ı öldür­ müş. Odysseus'a adını koyan dedesiymiş. Atreusoğullarının la­ neti süregider. Atropos. baş­ ka bir yerinde de Zeus'la Themis'ten doğmuş olduklarını söyler (Theog. Hermeias tanrının kendisi vermişti bu yetiyi ona. hep yoldaş olurdu ona. Odysseus büyüyüp de Autolykos'un ko­ nağına misafir gidince. Antikleia'nın babası. Augias'ın büyük.

Argonaut'lar seferine katıldığı ve çaldığı hayvanların postunu boyayıp onları tanınmaz hale getirmesini başardı­ ğı anlatılır. son­ radan Akhilleus'ın seyisi olmuştur: Ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'a bakar. Ege denizindeki adaların bi­ rinden Troya savaşına katılmaya gelmiş. Autolykos Laertes'e nişanladığı kızı Antikleia'yı önce Sisyphos'la birleştirmiş. Homeros bu görüşe katılmaz. . Sisyphos davarlarını geri almak için konağına gelince. bundan da amacı doğacak toru­ nunun Sisyphos gibi kurnaz olmasıymış. Patroklos'un ölüsünü elde etmek için yiğit­ çe savaşan Automedon Akhilleus'un en vefalı arkadaşlarından sayılır (Balios). Automedon. Sisyphos'un oğluymuş.AUTOMEDON saramamış. Odysseus Laertes'in değil de. Bu anlatıma göre. İlyada'da AkhiUeus'un araba­ sını süren yiğit. Başka kaynaklarda Autolykos'un Herakles'e güreş öğrettiği.

geceleri d a ğ d a . ıssız ormanlar da Kypris'in peşine düşmüş değillerdi. Nihayet hepsi sarmaşık. Görmeliydin. kolla­ rında taşıdıkları geyik. Babys de ka­ val çalarmış. a m a o n u n kavalı tek borulu ilkel bir kaval o l d u ğ u n d a n Apollon Babys'e ö n e m v e r m e m i ş . görülmedik bir düzenle fırlayıp kalktılar. Hepsi se­ rilmiş uyuyordu. Eyuboglu çevirisi. çıldır­ m a k . erkekler bize pusu kurmuş. Ya­ yınları. Kimi sırtını bir çam kütüğü­ ne dayamış. hep bir araya gelip gördüğü­ müz garip şeyler üzerinde konuştuk. benim rüzgâr kanatlı dişi tazılarım. taşkın bir coşkuya kapılmak) d e n i r . D i o n y s o s ' u n L a t i n c e a d ı . Önce saçlarını omuzlarına döktüler. D i o n y s o s dinini b e n i m s e m i ş bu kadın­ lara olgun ermişlik a n l a r ı n d a T h y a s ( t h y o . thyrsos'larını sallayarak ayinlerine başladılar. ora­ da olup da bu mucizeleri göreydin. topraktan oluk oluk süt akıyordu. thyrsos'larınızı sallayıp ko­ şun!" diye bağırdı. H e r iki hallerini ve özlerindeki niteliği c a n ­ l a n d ı r m a k için Euripides'in " B a k k h a ' l a r " t r a ­ gedyasından bir p a r ç a y ı buraya almayı en uy­ g u n bulduk. B a c c h u s . çılgınca kendilerinden geçtikleri z a m a n da M a i n a s ( m a i n o m a i . Bakkha'lardan biri. vahşi hayvanlar bile cümbüşe katıldı. Üç alay kadın. D i onysos dinini T h e b a i ' d e n sürmeye kararlı kral P e n t h e u s ' a şöyle anlatır ( M . bayırda. S. ellerinde bıçak mıçak yoktu. vü­ cutlarını saran uykuyu kovmak için keskin bir çığlık kopardı. hiç de. h e m d e bir Bakkha olan Agaue'nin k o r k u n ç d r a m ı canlandırılmakta­ dır. hep­ si birden. o r m a n l a r d a k e n d i l e r i n d e n geçerek tanrıya karışırlar. taze çayırlarda otlayan sürülere saldırdılar. birinin başında da lno vardı. böylece Babys Marsyas'ın uğradı­ ğı cezaya u ğ r a m a m ı ş (Marsyas). ş e h r e gidip gelen ve k o n u ş m a s ı n ı bilen biri dedi ki: "Ey. boynuzlu öküzlerin böğürdüğünü duyar duy­ maz Bakkha'ların ortasından ayağa kalktı. Ansızın Agaue'nin sıçrayarak yanımdan geçti­ ğini gördüm. Tanrı Dionysos-Bakkhos'un dinsel t ö r e n l e r i n i kutlayan kadınlar alayı. O sı­ r a d a d o ğ a ile birlik o l a n Bakkha'lar ü s t ü n bir güçle ö n l e r i n e gelen vahşi hayvanları p a r ç a ­ larlar. senin dediğin gibi. bakire. Bakkha'lar. 4 6 ) : G ü n e ş ışıklarıyla toprağı ısıtmaya başlar­ ken. Gelin. T a n n Apollon'la flüt yarışmasına gi­ rişen satyr Marsyas'ın kardeşi. sonra yanaklarını yalayan yılanları benekli postlarına kemer gibi sardılar. s. hep bir ağızdan "lakkhos. çözülmüş nebris'lerini bağlayıp sıkıştırdılar. kurt yavrularına bem­ beyaz bir süt veriyordu. Genç danaları parça pal . birinin başında Agaue. memeleri süt dolu ka­ dınlardı. Dionysos. içlerinden biri thyrsos'unu ya­ kalayıp bir kayaya vurdu: Kayadan sabahın çiyi kadar duru bir su fışkırdı. na­ zik elleriyle. meşe yap- raklarının üstüne koymuş. gelin ardımdan. Pentheus'un anası Agaue'nin ardı­ na düşelim. onu Bakkha'lardan ayırıp kralı­ mızın gönlünü hoş edelim". İçimiz­ den. üç koro gördüm. başlarına sarmaşık çelenkleri sarar ve ellerin­ d e t h y r s o s . birinin başın­ da Autonoe. yüce dağ başlarında yaşayan­ lar. senin anan. bunlar çocuklarını ye­ ni doğurup bırakmış. Kendimizi güç kurtardık. E g . Canı isteyen de süt içiyordu: Parmaklarıyla toprağı kazın­ ca. inanmadı­ ğın bu tanrıya şükürler ederdin. öküz ve koyun çobanları. Ah. Bakkha'lar. u c u n d a bir ç a m kozalağı b u l u n a n sarmaşık ve a s m a yaprakları sarılı u z u n değ­ nekleri ve P r o m e t h e u s ' u n insanlara ateşi taşı­ dığı n a r t h e k s karnışıyla t a n r ı n ı n p e ş i n d e n k o ­ şarlar. kimi başını toprağa. Bakkha'ları g ö r e n bir h a b e r c i o n l a r ı . uslu. Anan. ve­ cit h a l i n d e o l m a k ) . memeleri süt dolu bir azgın iniği nasıl zaptedtyordu. T ı p ­ kı t a n r ı n ı n kendisi gibi çıplak bedenlerini n e b ris d e n i l e n benekli ceylan postlarıyla ö r t e r . edepli yat mışlardı-. Bakkha'lar derin uykularını gözlerinden sildiler. Euripides'in s o n eserlerinden biri olan bu oyunda koro h e m Bakkha'lardan m e y d a n a g e l m e k t e . Bazıları. Bkz. O zaman dağlar. otlattığım öküz sürüsüyle yüksek dağla­ rın başında düz ve kayalık bir yere varmıştım. Bizi tutamaymca. Biz. çalılıkların arasına saklanıp pusu kurduk. vakit gelince. Zeus'un oğlu Bromios" diye bağırdılar. Sarma­ şıktı thyrsos'lardan bal damlıyordu. şarapla ve kaval sesleriyle sarhoş olmuş. meşe ve çi­ çekli saparna dallarından çelenklerini başları­ na geçirdiler. gelin. yer yerinden oynadı. saklandğım çalılıktan fırlayıp onu yakalamak istedim. taşlar Bakkha'larla bir olup coştu. ihtiyar. kaçmasaydık Bakkha'lar bizi parçalayacaklar­ dı. O zaman Agaue Bakkha'lara: "Hey. B. Başka biri nartheks'ini toprağa dokundurdu: Tanrı top­ raktan bir şarap gözesi kaynattı.B B a b y s . Bu düşünceyi doğru bulduk. genç.

bahtı kara insanlarla acı çekmeniz için mi? Şu dünyada soluk alan. 1 4 8 vd.): atları boyunduruğa. sonra.): Automedon koştu tez giden Bebryk'ler. Anadolu'nun sinde yaşayan bir boy (Amykos). XVII. Thebai'lilere bereketli başaklar veren ovalara rüzgâr gibi atıldılar. Yel gibi uçan atları. P a u s a n i a s B a t t o s ' u n Kyrene'yi k u r d u k t a n s o n r a . kendisini ele verir korkusuy­ la o n a d e m i ş ki. t o p r a k yer yer . Batieia. Z e u s acır o n l a r a ve şöyle seslenir yüreğin­ de: Zavallıcıklar. ardı da girift çalılıklarla yükselen k o c a bir dağ. Ateş nasıl y a n a r . Philemon. (2) A k t e o n ' u n bir köpeğinin a d ı . Nihayet şehirlerin erkekleri Bakkha'larm her şeyi alıp götürdüklerini gö­ rünce öfkeyle silahlarına sarıldılar ve işte o zaman. H o m e r o s İlyada'da onları şöyle anlatır (İl. tunç ve demir bile bellerini bükmüyordu. Baukis. Şarap olmazsa insanlar için ne aşk kalır. onları Zephyros yeline kasırga Podarge doğurmuştu. Mavi yol­ culukta geceyi korsanlar yatağı Ceneviz kör­ fezinde geçirdikten s o n r a . orada kana bulanmış vücutlarını yıkadılar. Okeanos ırmağı kıyısında. ne diye verdim sizi kral Peleus'a. gemimiz m a s m a v i bir denizin yarlarla kesilmiş koyu yeşil kıyıları boyunca gide gide O l y m p o s k e n t i n e varır. ne de başka bir şey. Yılanlar. Akhilleus'un atları ağlar (İl. binlerce genç kadın eli boğaları boy­ nuzlarından tutup sürüklüyordu. kralım. Bakkhos. 4 2 6 vd. ne diye bir ölümlü insana verdim sizi. Akhilleus da bu ö l ü m s ü z atları T r o y a savaşına getir­ mişti. XVI. Omuzlarına attıkları hiçbir şey artık kara top­ rağa düşmüyor.BAKKHOS ça ettiler. Kithairon kayalıklarının etekle­ rindeki Hysia ve Erythra şehirlerine düşman orduları gibi girdiler. siz ki bilmezsiniz ölüm ne. bazen çamlara takılıp kalı­ yor. Çıralı derler b u g ü n o r a y a . hiç görülmedik bir sahne gör­ dük: Demir uçlu oklar Bakkha'lardan bir damla kan akıtmadı. B a t t o s . tırnaklı ayaklar havada uçuşuyor. ölümlülere keder dağıtan şarabı veren oymuş. S o n r a d a hayvanları saklamış ve kılık değiştirerek ihti­ yarın karşısına çıkmış. Ksanthos'la Balios'u. havalanıp giden kuş sürüleri gibi dalgalardan sarmaş dolaş in­ diler. tanrının onlar için yerden kaynattığı sulara koştular. (1) T a n r ı H e r m e s A p o l l o n ' d a n aşır­ dığı sığırları s ü r e r k e n dağda Battos adlı bir ih­ tiyara rastlamış. mutlak bir tanrıdan yar­ dım gören bu kadınlar thyros'larıyla erkekleri yaraladılar ve önlerine katıp kovaladılar. Bkz. Son­ ra geldikleri yere döndüler. yitirdiği sürüleri a r a r gibi o l m u ş . Evlerden çocukları alıp kaçtılar. Bakkha'lara öfkeyle saldıran azgın boğalar bir anda yere seriliyor. Alacalı taşlar ü s ­ t ü n d e g ü m b ü r d e y e n bir çayın d e n i z e dökül­ düğü bu lahitler kentinin ö n ü ak bir kumsal­ dır. Dionysos. büyük bir tanrı bu. Asopos ırmağının kıyılarına. alev nasıl kızıllık saçarsa öyle yaşar. Bkz. B a t t o s da sözünü t u t m a y ı p hay­ vanların saklandığı yeri g ö s t e r m i ş . dallardan kan damlıyordu. Dediklerine göre. yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok. K s a n t h o s ' l a Balios'u P o s e i d o n P e l e u s ' a Thetis'le evlendi­ ği g ü n d ü ğ ü n hediyesi olarak vermiş. Bithynia bölge­ B a l i o s . Z e u s böylece yüreklendirir atları ve katılır­ lar Akhilleus'un Hektor'la olan savaşına (Ksanthos). yanaklarından damlayan kanları yaladı. bu tanrı kim olursa olsun. Aristoteles ya da Aristaios imiş de k e k e m e olduğu için B a t t o s d e n m i ş o n a . T a n r ı öf­ kesinden kayaya çevirmiş o n u (Hermes). her şevin a/tını üstüne getirdiler. (2) Battos Libya'nın Kyrene k e n t i n i n kuru­ cusu sayılır. Kralımın kirpikleri şöyle bir defa açılıp kapanmadan Bakkha'lar hayvanların derilerini yüzüp hep­ sini didik didik ettiler. kimseye bir şey söylemezsen sana bir düve a r m a ğ a n e d e c e ğ i m . Alev alev yanan saçları vücutla­ rını yakmıyordu. Asıl a d ı . P a t r o k l o s ö l ü n c e . Myrina. d ü z ­ gün k o n u ş m a y a başladığını anlatır. Bellerophontes. Ama t a r i h ç i H e r o d o t o s ' a g ö r e B a t t o s Libya dilinde "kral" d e m e k m i ş . gü­ neş de vücutlarını kurutup parlattı. İşte bu dağda a t e ş y a n a r . Kaburga kemikleri. (1) Yel t a n r ı Z e p h y r o s ' l a H a r p y a P o d a r g e ' d e n d o g m a iki a t t a n biri. Kralım. yas ne. Bkz. bırak bu şehre gir­ sin. Bellerophontes efsanesi bugün de yaşar bizim için. otlarken bir çayırda.

Karısı üç çocuk doğurdu bilgili Bellerophontes'e: Isandros. Aleion ovasında kaldı o tek başına. üst üste katlanan bir levhaya yazdı bir sürü ölüm yazıları. Kızdı dizginleri altın kakmalı Artemis. yalımlı nefesiyle kötü soluyordu. Savaşa doymayan Ares öldürdü oğlu îsandros'u. aldı Laodameia'nın c a n ı n ı . Gönderdi onu Lykia'ya. Akıllı Zeus. Ama bir gün tanrılar tiksindi Bellerophontes'ten. Ksanthos nehrine. yaygın Lykia'nın kralı onu saydı. ayırdılar en büyük. ama onlar bir daha dönmediler evlerine. Önü aslan. Bellerophontes uydu tanrıların isteğine. Ağırladı onu tam dokuz gün. G l a u k o s ' u n anlattığı öykü Lykia'nın en ö n e m li efsanesini dile getirmekle kalmaz. Tanrısal nitelikleri d e o r a d a n g e l m e . koynuna girdi Laodameia'nın. b ö l ü m ü n d e Y u n a n i s t a n ' k D i o m e d e s ' l e A n a d o l u ' l u G l a u k o s çarpışırken savaşa a r a verip soylarını s o r a c a k olurlar birbirlerine. doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon'u. Eline uğursuz işaretler verdi. çarpışırken ünlü Solymo'larla. Aiolos oğlu Sisyphos yaşardı orada. yanıp tutuşuyordu. Glaukos'un kusursuz oğlu. Bellerophontes doğdu ondan sonra. utandırmayayım atalarımın soyunu. Ama Proitos geçirdi gönlünden kötü şeyler. insanların en kurnazıydı o. besleyen Argos'un t a n r ı s o y u n d a n d ı o. günü. B u p a r ç a d a n öğrendiğimize g ö r e . damadımdan getirdiğin işaret hani? dedi. o benim zorla koynuma girmek istedi". Övünürüm işte. onlar ki Ephyra'da. bir oğlu oldu. onu bir anda yere serdi. 1 5 2 . bütün krallık onurlarını bölüştü Lykia'lılar da ayırdılar bahçelik. Erkeklik. kusursuz Bellerophontes öldürmüştü hepsini. dedi ki: "Bellerophontes'i öldürmezsen lanet sana. insan değildi. Ama saygı besliyordu yüreğinde. Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya. ama birazcık olsun kandıramadı onu. Dönüşünde kral ona zorlu bir tuzak kurdu: Yaygın Lykia'dan en iyi yiğitleri seçti gönderdi p u s u y a . N e var k i G l a u k o s Beller o p h o n t e s ' i n " ö l ü m l ü " babasıdır. bu kandan Kral da anladı onun olmakla.2 1 1 ) : At bir bucağında Ephyre İli uardır. Hippolokhos da baba oldu bana. diyordu. kralı birden öfke kapladı. üstün olayım b a ş k a l a r ı n d a n . Hippolokhos. yiğit aslında P o s e i d o n ' u n dölündendir. Proitos'un karısı. Bellerophontes'e kıyamadı. H o m e r o s ' u n bize açıkla- . güzellik bağışladı tanrılar ona. böylece yok olacaktı o. yaygın Lykia'da en iyi. Kaynatasına göstermesini buyurdu. Laodamela. Laodamela. verdi kızını. en ünlü kişilerdi. Belterophontes'le. VI. tanrı soyundan olduğunu. sıkı sıkı salık verdi bana: Hep yiğitçe dövüşeyim. Troya'ya gönderdi beni o. buyurdu önce azgın Khimaira'yı öldürmesini. Yanar T a ş dedikleri bu yer Lykia'nın en eski. arkası yılan. en güzel bir toprağı. dokuz t a n e öküz kurban e t t i . en güzel efsanesini b u g ü n de c a n l a n d ı r ı r . sürdü onu Argos'lular arasından. Girdiği savaşların bu en çetiniydi. . o sıra aklı başındaydı Bellerophontes'in. gizlice bir sarmaş dolaş olsam. Gelince Lykia'ya. Glaukos'tu adi. Kadın bir yalan attı kral Proitos'a. iki d ü ş ­ m a n savaşçıyı k o n u k ve dost olarak da birleş­ tirir (İl. alıkoydu orada. Böyle dedi o. ortası keçiydi. Zeus almıştı Bellerophontes'I Proitos'un eli altına. Alır almaz damadının işaretini. Erkek gibi Amazon'ları öldürdü sonra. Çarpıştı sonra ünlü Solymo'larla. Bellerophontes'e sordu. Gül parmaklı şafak görününce onuncu Tanrısal Anteia. Bellerop h o n t e s Korinthos (Ephyra K o r i n t h o s ' u n es­ ki adıdır) kral ailesinden ve ü n l ü S i s y p h o s ' u n t o r u n u d u r ( T a b . buğdaylık bir tarla. 2 5 ) . kendisi ondan çok daha güçlüydü. bu soydan. insan uğrağından uzakta yedi kendi kendini. Bu efsaneyi H o m e r o s ' u n a ğ z ı n d a n d u y a l ı m : İlyada'nın VI. ben övünürüm onun oğlu olduğum için.BtLLtKumurN ı to gazlar s a ç ı p kendiliğinden t u t u ş u r .

kuvvet anlamına gelen Kratos'la zor. Perikles zamanında Atina'ya yayılmıştı. yani bir mektup verip kaynatası lobates'e gönderir. Anteia. 10). Danaos). Hesiodos bunların doğuşunu şöyle anlatır (Theog. Bu tanrının kızı ya da karısı sa­ yılan Bona Dea'nın Roma'da Aventinus t e ­ pesinde bir tapınağı vardı. Zeus nerede oturursa. Berckynthia. Öteki Agenor'dur. Sonra Kratos'la Bie'yl. Bellos. Verilen sözü ve içilen andı simgeleyen tanrıça. Bendis. Bona Fides. Kültü. Bellona. bir kargı ya da yanan bir çırağı ile canlan­ dırılır.madıgı Bellerophontes'in adı ve niçin Tiryns kralı Proitos'un yanına sığındığıdır. ne var ki bu yüzden yur­ dundan ayrılıp kendisini suçundan arındıra­ cak birinin yanına gitmesi gerekiyor. Bellerophontes'in tan­ rıların öfkesine uğramasının nedeni şöyle açıklanır: Gurura kapılan yiğit kanatlı atının sırtında Olympos'a kadar yükselmek istemiş. Libya adlı nympha'nın tanrl Pöseidon'dan doğurduğu ikiz kardeşlerden biri (Tab. Düştüğü Aleion ovası da Kilikya'da bir bölgedir. Lykia kralı da konukluk kurallarına saygılıdır ve ancak zorunlu kaldığı zaman ağır işlere ko­ şar Bellerophontes'i. Kratos'la Bie Aiskhylos'un "Zincire Vurul­ muş Prometheus" tragedyasında önemli bir rol oynarlar: Oyunun başında Prometheus'u kollarından tutarak Kafkas dağına sürüklerler ve arkalarından gelen Hephaistos Zeus'a baş kaldıran insansever tanrıyı bir kayaya mıhlar. Belos Mısır'da kalmış ve Nil ırmağının kızı Ankhihoe ile evlenmiş. Bu sahnede Bie sessiz bir kişi olarak bulunur. onlar oradadır. Zeus da kızarak atmış onu gökten aşağı yer­ yüzüne. Mars'ın eşi olarak da gösterilir. Kültü kır tanrısı Faunus'Ia ilgilidir. Kâhin Melampus'un kardeşi. Güç. Orada bulunan resmi dünya kadar yaşlı bir kocakarı olarak gösterilir ve rahipleri de içi­ len andı simgelemek üzere ellerine beyaz bezler sararlardı. Yiğidin ağzı ateş saçan Khimaira'yı nasıl öldürdüğü Homeros'ta anla­ tılmamıştır. . onun se­ rüvenlerine katılır (Melampus). ardındadır onlar. Hesiodos'a göre (Theog. Biton.): Okeanos kızı Styks Pallas'la sevişti. öldürdüğü bu Belleros'un kim oldu­ ğu da pek bilinmiyor. Bias. sağrı­ sına binip doğru Khimaira'yı öldürmeye git­ miş onunla (Pegasos). Bellum savaş demek) zamanla Yunanlıların Enyo tanrıçasıyla bir tutulmuştur. Bia. korku saçan bakışlarıyla Furia'ları an­ dırır (Furia). 324): Pegaros hakkından geldi bu Khimaira'nın koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. Bellerophontes'in kızı Laodameia. Roma tanrıları arasında çok eskiden beri yer alan bu kavramsal yaşlı­ lığın Palatinus tepesinde bir tapınağı vardı. şiddet anlamına gelen Bia ( y a da Bie) tanrı ve kral yetkilerini simgeleyen bi­ rer kavramdır. Proitos konuğunu kendi eliyle cezalandırmaktan çekinir ve onun içindir ki eline katlanmış tabletler. "İyi tanrıça" anlamına gelen es­ ki bir Latium tanrıçası. Romalıların savaş tanrıçası olarak simgelendirdikleri Bellona (Lat. Bir anlatıma göre. güzel topuklu. elinde bir kı­ lıç. Kydippe'nin oğlu. Zetos'la Nike'yi doğurdu. o yaman çocukları. Anteia kocasına Bellerophontes'i suçlayınca. yiğit kanatlı atı Korinthos'ta bir çeşmede su içerken bulmuş. orada belli günler­ de gizli ayinler yapılır. Ana tanrıça Kybele'nin ek adlarından biri. Agenor Suri­ ye'ye yerleşiği halde. Khimaira. Bir savaş arabasında. Aigyptos'Ia Danaos adlı ikiz çocukları olmuş (Algyptos. Kleobis'in kardeşi (Kleobis). İlyada'da Lykia'lıların başında savaşan Zeus oğlu Sarpedon'un anasıdır (Proitos. 383 vd. ayrılmazlar gümbürtülü Zeus'tan. Sarpedon). Roma'lıların. bunlara yalnız kadınlar katılırdı (Faunus). Birçok yi­ ğitler gibi Bellerophontes de kaza ile adam öldürmüş. Bu adam da Proitos'tur. Bellerophontes Belleros'u öldüren demek. Trakya'lıların ay tanrıçası. Bona Dea. Hephaistos'la konuşmayı Kratos yapar (Kratos). Berekynthes Phrygia'da otu­ ran bir boya verilen isimdir (Kybele). zorbalık. Bona Fides. adına yemin ettikleri Dius Fidius'un dişi karşı­ lığıdır. Zeus nerede yürürse.

Didyma Yunanistan'da Delfi'ye rakip bir bilicilik merkezi olmuş. soyu sopu da Brankhidai. yani Brankhosogulları adıyla fal­ cılığı sürdürmüşler. Nitekim Lade yenil­ gisiyle Milet. sen ey kötü düzenli kent.oradan da kutsal yol boyunca Didyma'ya fal baktırmaya gelen devlet adamları. Bir gün Atina kralı Erekhtheus'un kızı Oreithya'yı ar­ kadaşlarıyla ırmak kıyısında oynarken gör­ müş. Adı Türkçeye poyraz diye geçen kuzey rüzgârı. Bir gün İskender'in çıkagelecegini bilememiş Brankhosogulları. ovada sürülerini ot­ latırken bir gün tanrı Apollon onu görmüş ve sevmiş. bir şölen sofrası sürü sürü insanlara! Saçlı. onlar gibi sert. Milet'ten Didyma'nın limanı Panormos'a gemiyle . Brankhos-Brankhosoğulları. Bu düşü hayra yoran biliciler doğan çocuğa "Brankhos" yani bo­ ğaz adını vermişler. öy­ le çevikmiş ki. hem Milet'lilerin kendilerine değil de. Boreas bir at kılı­ ğına girerek Erikhthonis'in kısraklarına aşmış ve on iki tay üretmiş. Brankhosogulları bu durumda Pers kralıyla anlaş­ mayı yeg görmüş olacaklar ki. Milet Pers savaşlarına gi­ rişecekken. Bu amaçla M i let'te kalmış ne kadar Brankhosoglu varsa hepsini kesmiş. engin kanatlı. Boreas Trakya'da oturan gür sakallı. Karadeniz'den Mısır'a kadar doksana yakın sömürge kuran Miletos işlek bir liman. Tarihçilerin bize sakladığı aşağıdaki dizelerden . esiş yönüne göre bugün bizim yıldız dediğimiz yele karşılıktır. Hesiodos'a göre. Ta­ rihçi Herodotos. Argos şehrinin geleceğini öğrenmeye ge­ len Argos'lulara. Didyma tapınağı da yağmaya uğramış. Kolay iş değildi bu. İon şehirlerinin öcünü alacaktı. gemicileri dosdoğru ereğe ulaştıran güzelim bir yel sayılır (Rüzgârlar). yani falını arzu­ ladığı sonuca yöneltmek de biliciye düşen gö­ revdi. ka­ dınlar ve çocuklar köleliğe sürüklenince.kehanetler her zaman heksametron dizeleriyle dile getirilirdi . M i l e tos'un güneyinde kurduğu tapınakta bu usta­ lığından faydalandığı gibi. tapınak hazi­ nesini ve daha önemlisi. Brankhos' un kişiliği ve efsanesi. şafak tanrıçanın oğlu olan Boreas.Boreas. İssos savaşından sonra B ü y ü k İskender'in i l k işi Miletos'a gelmek olmuş. İşin tuhafı. Brankhos Miletos'lu bir delikanlıymış. Didyma'da kurulmuş Apollon tapınağı ve bilicilik merkezinin ünü­ nü ve yaygınlığını sağlamak için uydurulmuş­ tur. bolluk içinde yaşayan bir şehirdi.karayo­ lu yokmuş o zaman . işadamları bilicileri elbette ki memnun ediyorlardı. yabancılar el koyacak tapmağına. Ve senin de. Brankhos çok güzel bir delikanlı olarak yetişmiş. Odysseia'da önemli bir rol oynayan Boreas kimi zaman da arkadan pü­ für püfür esince. Tapınak o kadar zenginmiş ki. boğazından girip karnı­ na varıyor ve bedenini dolaştıktan sonra gö­ beğinden çıkıyormuş. ey Didyma. Pers'lerin eline düşünce. Efsaneye göre. Anado­ lu'da Yunan uygarlığını kalkındırmaktı. bereketli bir av olacaksın düşmanlara. ona vurulmuş ve tozu dumana katarak üstüne yürümüş. buz gibi esen bir kasırga olarak nitelerler. b i l i c i l i k yetisini bağışlamış ona. güçlü kuvvetli bir yaratıkmış. buğday tarlaları üstünden ge­ çerken başaklar eğilmez ve denizin üstünden en ufak bir kırışık yapmadan uçarmış. Miletos. işte o gün. ama her müşterinin nabzına göre şerbet vermek. Pers savaşlanndan sonra yeni baştan kum lan Didyma tapınağı Roma imparatorluğu za­ m . dizginsiz ve azgınmış. Şairler Boreas'ı kara bulutlarla gökten sağanak sağanak kopan ve engin dalgalarla denizi allak bullak eden azgın bir yel. Apollon'un dev hey­ kelini Serhas'a verip onunla birlikte İran'ın Susa şehrine göçmüşler. N o tos ve Zephyros'un kardeşidir. onu kızıl kanatlarıyla sardığı gibi doğru soğuk Trakya'ya kaçırmış ve Kalais ile Zetes'e gebe bırakmış. Emeli. Lydia kralı Kroisos'un Delfi'ye verdiği kadar bol ve zengin armağanları Didyma'ya da bağışladığını söyler. bu taylar öyle hafif. şehir­ de ne kadar erkek varsa hepsi öldürülüp. Didyma'nın hazinesiyle bir d o ­ nanma kurmayı düşünmüş.fışkı­ ran sevinç Delfi'nin Anadolu'daki zengin ra­ kibi Didyma'yı ne kadar kıskandığını belli et­ miyor mu? Ve o gün. Titanlar soyundan olduğu için. sakallı savaşçıların ayaklarım yıkayacak kadınların. Ana­ sı onu doğurmadan önce bir düş görmüş: G ü ­ neş ışınları ağzından. Milet'in başına gelecek yıkımı Delfi bilicileri önceden haber vermişti.

Akhilleus'un ba­ rakasında sessiz. ona son görevleri Briseis yapmış (Khryseis. AkhiUeus bu sözlere çok öfkelenir. ovalarında. Bu yüzden de ona Diktynna. Adı "gürleyen" anlamına gelen Brontes Zeus'a gök gürültüsünü armağan eden Kyklops olsa gerek (Kyklops). Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından biri. Patroklos öldüğü gün Briseis. AkhiUeus öldük­ ten sonra. Briseis evli barklı bir ka­ dındı. Briseis'in babası. Agamemnon'un üstüne yürümek üzeredir ki. AkhiUeus da krallar kralına sövüp saydık­ tan sonra. kalın kaşlı. Yalnız son bölümde AkhiUeus insanlık duygularına uyarak Hektor'un ölüsü­ nü babası Priamos'a verdikten sonra. Artemis gibi o da avcı kılığında. Kottos'la Gyes'in kardeşi (Tab. Bromios.). Lyrnessos'ta Apollon tanrının rahi­ bi. Zeus sözünü tutar. Kral Minos ona vurulup peşine takılmış ve dokuz ay süresince kovalamış kızı Girit'in dağlarında. . I. Apollon tanrının öfkesini ve salgını önlemek için Khryseis'i babasına geri vermeye razı olunca Agamemnon şöyle konuşur (İl. ibret alsın kim benimle eşit görmek isterse kendini. Akhilleus'un temiz yürekli arkadaşı Patroklos onu tatlı sözlerle avutmuş. köpeklerle dağda. Asıl adı Hippodameia olan Briseis Lyrnessos'a Apollon rahibi Brises'in kızıdır. Khryse'nin Apollon rahibi Khryses kardeştirler. Zeus'un kızı olduğu söylenen bir Girit tanrıçası. ama bir balıkçı ağına takılıp kurtulmuş. öyle ki. Uranos (gök) ile Gaia'nın (toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri (Tab. za­ ten o kadına hiç dokunmadığını söyletir. tanrıça Athena elini tu­ tar. Ama barakandan alacağım kendim gelip senin onur payını. AkhiUeus). Akhilleus'un dileği üzerine anası Thetis gi­ der. babasına gönderir. Birçok arma­ ğanlarla birlikte Briseis'i geri vereceğini. Agamemnon bile yaptığına pişman olur ve Akhilleus'la barış­ mak için elçiler gönderir ona. iki haberci­ sini Akhilleus'un çadınna yollar ve kadını al­ dırır. Akhilleus'un Ege bölgesine yaptığı çapulculuk seferlerinden getirdiği en değerli tutsak Briseis'tir. 336 vd. gör. yoldaşlarımla göndereceğim onu. Zeus'tan yalvarır Akhilleus savaşa katıl- madıkça Akha'lara zaferi vermesin diye. AkhiUeus kentini yağma edip kızını götürünce Brises canına kıymış (Briseis). Khryses'i bir gemiye bindi­ rip. çünkü yıkılan yuvasına. A k h i U e u s gene de yumuşamaz (İl. Ama bununla da kalmaz. 2). Brontes. gü­ nün birinde Akhilleus'la Agamemnon arasın­ da kopan kavga altüst eder hayatını. Didymeion). sedasız yaşamaktadır ki. "Gümbürtülü" anlamına gelen bu ek ad tanrı­ ya yıldırımlar arasında doğduğu için verilmiş olacak (Dionysos). esmer. yanan şehrine ağlar­ ken. IX. AkhiUeus kocasını öldürdükten sonra ele geçirir onu. Brises'le. uğruna çok acı çektiği ka­ rısı Briseis de gelir. (Yüz Kollular). parlak bakışlı bir kadın olarak tanımlanır. bir daha ne olursa olsun savaşa katılmamaya ant içip çadırına çekilir. Senden ne güçlü olduğumu o zaman anla. Korksun boy ölçüşmekten. yani ağdan çıkma kız adı verilmiş. Bu ara­ da Agamemnon. Adı "atlı bakire" anlamına gelen Britomartis Girit'in Gortyn şehrinde Artemis alayına katılırmış. tanrı Apollon'un ö f kesini yatıştırmak için yüz sıgırlık kurbanlar kestirir. Briareus. Britomartis. İki sevgiliyi ölünün üstünde ağ­ lar görürüz. 183 vd. Brises. Briseis de acısına katlanır. Sonra İlyada'da pek sözü geç­ mez Briseis'in. Akhilleus'un yanına döner. kılıcını kınından çıkarmak. Tanrı Dionysos'a takılmış bir ad. Briseis.. şu gemimle. güzel yanaklı Briseis'i. Sonunda yakalanacağını gören Britomartis kendini denize atmış.): Phoibos Apollon istiyorsa Khryseis'i ille de.manına kadar önemini sürdürmüş ve orta­ çağda bir depremle yıkıldıktan sonra dev ka­ lıntıları bugüne kadar korunabilmiştir (Didyma. Homeros'tan sonraki öykülerde Briseis uzun boylu. bayırda yalnız başına dolaşır ve erkek­ lerden kaçar bir kız tanrıça olarak canlandırı­ lır (A rtemis). gece döşeğine uzanınca. 2). yanına yatar. Akhilleus'a karı olacağına söz vermişti.

en akla yakını şu: Anası Maiandros. öteki Fenike'de Byblos. koyu mavi anlamına gelen Kyane. Busiris çok zalim bir Mısır kralıdır. Oğlu da şehri orada kurmuş ve Apollon ve Poseidon tanrılardan yardım görerek surlarla çevirmiş­ ti. Günün birinde Trakya kralı Haimos şehre saldırınca. Byblis de bu yüzden çıldırmış ve asmış kendini. oğlunu da. Bu Ovidius'un anlatımı. Bizans'ın kurucusu Byzas. Nil bölgesine yerleşmiş deniz tanrı Proteus bile ondan kaçmak zorunda kalmış. Ege kıyılarındaki bütün limanlar gibi bir ırmağın taşıdığı millerle dol muştur. bir ırmak kızı için güzel bir ad. Busiris de işe hemen Phrasios'u kurban etmekle başlamış. rahat bulamaz hiç­ bir yerde. tiksintiyle kınar bu aşkı. Kaunos'muş. öyle beğenirmiş ki. yılda bir Zeus'un öfkesini yatıştırmak için. Busiris onun başına çiçek çe­ lenkleri koymuş. ö p ­ meye. Busiris Poseidon'un ogluymuş ve onu Mısır tahtına dünya seferine çıkan Osiris oturtmuş. doyamazmış okşamaya. kutsal sargılarla sarmış kol­ larını ve sunağa götürüp kurban etmek iste­ miş. Bu öyküleri anlatanlar Kaunos şehrini gör­ memişlerdi herhalde. Masmavi. . Kaunos bu yüzden sürülmüş. Başka bir anlatım işi tersine çeviriyor: D o gadışı aşka kapılan Byblis değil. Yunan efsanesine göre. Byzas onu teke tek savaşta yenmiş ve Trakya'nın içine kadar kovalamış. böylece çekilme­ lerini sağlamışlar. kim yok herkesi öl­ dürmüş. Miletos'un kızı olmakla da Apollon'un torunu. ge­ ne de dayanamaz. Byzas. O da öfkeyle.Busiris. Öyle insafsız bir zorba imiş ki. pınar Byblis'in çağla­ yan gözyaşları gibi akar durur. Ama Byblis'in serüveni acı: Bir ikiz kardeşi var Kaunos adında. Adını iki kente vermişler: Biri Karia'da Byblis. bilici de demiş ki. Byblis çıldırır. kuşatılmış boydan boya. Bu kez de Byzas'm karısı Phidaleia kurtarmış şehri: Öbür kadınlarla birlik olup sürüyle yılan at­ mışlar düşman karargâhına. Bu bataklık nasıl meydana geldi belli. Günün birinde M ı sır'da kıtlık olmuş. o da düşer yollara. deli gibi dolaşır Anadolu'yu boydan boya. 4 5 1 vd. yani Büyükmenderes ırmağının k ı z ı K y a ne'dir. Ama yiğit sargıları çözerek. orada kim var. kı­ zı bir pınara çevirirler. Bir anlatıma göre. Herakles M ı sır'a uğrayınca. ama şair görüşüyle bu yol yol b a t < ı gın Byblis'in tükenmez gözyaşlarıyla meyda­ na geldiği düşünülemez mi? (Kaunos). Belki Busiris Osiris adının bozulmuş bir biçimidir. Kral yokken de Bizans İskitlerin saldırısına uğra­ mış. ikizini bir daha görmemek için kaçar yurdu Miletos'tan. Byblis anlar sevgisinin dogadışı olduğunu.). ama nympha'lar acır ona. bir mektupla bildirir aşkını Kaunos'a. Keroessa da Zeus'un İo'dan olan bir kızı. Busiris'i de. yoksa öykünün sonunu bambaşka biçimde getirirlerdi: Eski Kaunos şehrinin (bugünkü Köyceğiz Dalyanı'nın) önünde göz alabildiğine uzanan ve ancak oraları iyi bilen gemicilerin şaşırmadan aşa bildikleri bir sazlık vardır. Byblis ikizini öyle sever. ona bir insan kurban kesmeli. Bu sevginin kardeş sevgisinden öte bir şey olduğunun nasıl farkına vardığını uzun uzadıya anlatıyor bize Ovidius (Met. İo onu Bizans'a yakın bir yerde dünyaya getirmişti. Anasının kim olduğu konusunda söylentiler çeşitli. Sonunda yüksek bir kayadan aşağı­ ya atar kendini. gider de Karia ile Lykia sınırında Kaunos kentini kurar. Busiris Batı kızlarını kaçırmak için bir haydut çetesi kurmuş. Busiris Kıbrıs'tan gelme Phrasios adlı bir biliciye ne yapmak gerektiği­ ni sormuş. altın elmaları almaya gittiği zaman Herakles bu çeteye rastlamış ve hay­ dutların hepsini öldürmüş. Byblis. gider. Miletos'un kızıymış Byblis. tanrı P o seidon'la Keroessa'nın oğludur.

bu işi başarırsa kızını ona adamaya söz verdi. Herakles Geyoneus'u öldürüp sığırlarına el koyduktan sonra İtalya'ya gelince. birkaç hayvanını aşır­ mış. Bir gün iki yüzlü tanrı İanus takılmış peşine ve saklandığı kayanın arkasında onu yakalayarak bozmuş kızlığını. gününü avlanmakla geçirir. Vergilius'un Aeneis destanında an­ latılan Camilla efsanesi İtalya'nın halk masal­ larından esinlenmiş olsa gerek. Cupido. özellikle yeni doğ­ muş bebekleri beşikte kanlarını emen kuşlar­ dan korurmuş. Ccrcs. Cacus gelmiş. Roma'lılar da Sibylla kitaplarına danışınca. İ. Vulcanus'un oğlu. şehirde kıtlık baş göstermiş. Karşılık olarak da tanrısal bir güç vermiş ona: Evlerden her türlü uğursuzluğu defeder. ya da başka bir anlatıma göre. Düşmanlarınca tahtından kovulan Metabus bebek yaşta olan kızını alarak kaçıyormuş ki. "Topraktan bitmek" anlamı­ na gelen bir kökten türemiş olan Ceres adı Latin'lerin de bu çeşit bir tanrısal varlığa çok eskiden beri tapındıklarını gösteriyorsa da. ama Diana'ya yakararak. kestiriyormuş. Yunan aşk tanrısı Eros'un Latince karşılığı. . Roma'lılar Augustus ça­ ğına kadar Carna'ya kutsal bir ormanda tapınırlardı. Herakles uyanınca işin farkına varmış.c Cacus. ağzı ateş saçan üç başlı dev. Lati j um'da küçük bir ırmağın kenarına gelmişler. yanma er­ kek yaklaştırmazmış. Bir gönüllü çıktı mı. İkisi de kurtulmuşlar. yolunu şaşırtırmış. Düşman da arkalarında ha yetişti ha yetişe­ cek. Aventinus tepesinin bir mağarasın­ da oturup komşu bölgeleri yağma ediyormuş. kız kardeşinin Cacus'u ele vermesinden. Yunan bereket tanrıçası Demeter'in Latince karşılığı. Etrüsk'ler yeni kurul­ muş olan Roma cumhuriyetine saldırınca. Roma'nın kurulduğu kırsal bölgede yaşayan bir nympha. Camilla Volsk'lar kralı Metabus'un kızıymış. Demeter ve Dionysos kültünün Roma'ya alınması gerektiğini öğrenmişler. Yunanistan'dan gelme tanrıça onun izlerini silmiştir. Herakles mağaraya girmiş ve ateş alev saçan Cacus'u boğazlamış. CamUla. Metabus çocuğu kalın kargısının ucuna bağlayıp karşı kıyıya atmayı düşündü.Ö. Efsanesi şöyledir: K ı z oğlan k ı z olan Carna. arzu anlamına gelir (Eros). Efsaneye göre. Yiğit uyurken. Kırlarda büyüyen Camilla güçlü kuvvetli bir genç kız olup Yunan Ama­ zon'ları gibi avcı ve savaşçı olarak yetişmiş ve Aeneas'a karşı kahramanca savaştıktan son­ ra öldürülmüş. Adı. Tiber neh­ rinin kıyısında uzanmış. iz bırakmamak için de sığırları kuyrukla­ rından çekerek geri geri götürmüş. 496 yılında bu iş olmuş ve Ceres tapınağı Aventinus tepesine kurulmuş (Demeter). Camilla'yı attıktan sonra kendi de yüzerek geçmiş ırmağı. Mağaradaki hayvanların böğürmesinden. Carna. onu peşinden ormana sürükler.

ayrıca. "Ustaca işlenmiş ya da işleyen" anlamına gelen adı. Efsaneye göre. İki kısa heceli ayak. yani ölçülerden meydana gelir. Bu inanç ve simgesi kesintisiz bir evrimle Phrygia'lı Kybele ve Efes'li Artemis kültüne gelmiş ve orada hem tapımın temeli olan raks ve müziğin doğup gelişmesine. Ne var ki Ege'de meydana geldiği apaçık an­ laşılan ve Yunan dilinin yapısına pek de uy­ gun olmadığı gözle görülen bu vezin efsane­ den de. Daktyller sonraları tanrıça Kybele'nin hiz­ metine girerek. Ikaros babasının sözünü dinlemediği için denize düş­ tüğü halde. bunu fe­ na kıskanan Daidalos çırağını Akropol'den aşağı atarak öldürmüş. arkeolojik buluntulardan da anlaşıldı­ ğı gibi Ana Tanrıça kültüyle sıkı sıkıya bağlıy­ dı. ikisi de böylece uçup gitmişler. onun kültünde rol oynamış­ lar.D D a i d a l o s . Bi­ lindiği gibi. çok önemli bir çığır açarak "heksametron" deni­ len vezni kurmuş olmakla ün salmışlardır. Kekrops. hem de her türlü mekanik araçlar yapan ve Platon'un Menon adlı diyalogunda sözü geçen canlı heykelleri (Men. altı ölçülü destan vezni Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında kullanılmakla Yunan şiirinin doğuşuna yol açmıştır. hem heykeltıraş. Mitolojide ise bu adla anılan ve sa­ yısı değişik olan birtakım cinlerin sözü geçer. anası Rhea. Girit'in Diktys mağarasında Zeus'u doğur­ mak için sancı çekerken. D a k t y l ' l e r . Theseus'un bura­ ya girip çıkması için de Ariadne'ye bir yumak iplik kullaması fikrini vermiş. Bu vez­ ne parmak vezni denmesi parmaklardaki bir uzun ve iki kısa boğumdan ileri gelmektedir. Kaynaklarda bu cinler çeşitli alanlarda ya­ rarlı olarak gösterilirler: Kureta'lar ya da Korybant'lar gibi baştanrı ve anasının tapım ve gizemlerinde gürültülü rakslarıyla yer alır­ lar. Minotauros'u barındıra­ cak Labyrinthos'u kurmuş. bunlar tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış­ lar ortaya ve çıkar çıkmaz da yeni doğan Zeus tanrının şerefine hora tepmeye başlamış­ lar. Sağ elinin toprak üstünde bıraktığı izden beş cin doğuvermiş. Davaya bakan Areopagos mahkemesi de Daidalos'u sürgüne mahkûm etmiş. bu vezinse daktylos denilen bir uzun.. ellerini toprağa da­ yayarak ıkınmış ve topraktan doğum sancıla­ rını hafifletecek güç almış. Atina'daki işliğinde yeğeni Talos'la birlikte çalışırmış. ama Çatalhöyük'te meydana çıkarılan fresklerden bu simgenin ne kadar geriye gitti­ ği. Daktyl'ler beşltir ve doğuşları şöyle olmuştur. Theseus'un ba­ şarısında Daidalos'un parmağı olduğunu öğ­ renince Minos çok kızmış ve ustasını oğlu İkaros'la birlikte Labyrinthos'a kapatmış. Daktyl'ler bir efsa­ neye göre madenlerin ve maden işlemeciliği­ nin bulucularıdır. Daidalos Kokalos'a olan şükran borcunu ona birbirinden güzel yapılar yapmakla ödemiş. yani Attika'nın kral so­ yundan gelme olduğu söyleyen Atina'lı sanat­ çı. Daidalos'u Sicil­ ya'ya kadar kovalayan ve sonunda da bulan Minos gene usta sanatçının uydurduğu bir düzenle öldürüldükten sonra. yazın tarihine de ışık tutacak bir buluş olarak değerlendirilebilir. adlarından da belli olduğu gibi elişlerinde yaratıcı olurlar. "Daktylos" Yunanca parmak dernektir. eski taş çağını bulduğu görülmüştür. eli her sanata yatkın olduğu için kendisine verilmiş.Tanrıça Rhea. hem de dünyada çığır açacak bir şiir ölçüsünün yaratımına yol açmış olabilir. Gerçekten de Daidalos hem mimar. Buluşun doğruluğu nu pekleştiren kanıtlardan biri de bu vezinde . Usta sanatçı Girit'e gidip kral Minos'un emrine girmiş ve onun İçin tür­ lü işler görmüş: Bir boğaya âşık olan Paslphae'ye içine girebileceği tahtadan bir inek yapmış (Pasiphae). bunun ötesinde de. Ama Daidalos oradan çıkmak çaresini de bul­ muş: İkaros'la kendisine birer çift kanat yap­ mış. 97d) bile meydana getiren çok yönlü bir yaratıcıdır. Ne var ki günün birinde Talos ölü bir yılanın dişlerin­ den esinlenerek testereyi icat etmiş. Elin en ilkel insanlarda da büyü aracı ola­ rak ne büyük bir değer taşıdığı öteden beri bi­ linirdi. din tarihine de. Halikarnas Balıkçısı'nın birçok eserlerinde önerdiği bu görüş bugüne bugün büsbütün kanıtlanmış değilse de. ya da Phrygia'lı tanrıça Kybele'yle ilişkili olarak gösterilirler. yani parmak cinleri çokluk İda'lı di­ ye vasıflandırılıp Girit'li Zeus. (îkaros) babası sağ salim Sicil­ ya'nın Cumae şehrine inmiş ve kral Kokalos'un yanında saklanmış. Daktyloi.

inlemiş o gün senin ölümüne Afrika'nın aslanları bile. Her yıl bu pınarın önünde sunular sunulurmuş bu çoban tanrıya. Doğar doğmaz anası onu defne ağaçlarından bir koruluğa bırak­ mış. yatmış onunla. öyle yakışıklıymış ki.bugün Çanakkale'nin bi­ raz ötesinde Troya yolunda Dardanos tepesi diye bu tepe gösterilir . Daphnis. Çoban şiirinin kurucusu sa­ yıldığı için. Ne de bir tutam ot yiyen sürü olmuş Otlaklardan. Daphnis de bir sürü doku­ naklı yas türküleri çağırır. Nedeni de şu: Daphnis Nomia adlı bir çoban kızıyla sevişirmiş. Dardanos'a Teuker kızı Batieia'yı vermiş ve öldükten son­ ra da tahtını. Pan Daphnis'e kaval çalmw>asını öğretmiş. Nomla'ya ömrü oldukça sadık kalaca­ ğına söz vermiş. Ayrıca Samothrake'den Kabir'ler (Kabirler) myster'lerini.u t\r ıı IN ı : 3 Ben ne bir dağlı ne bir çobanım Oklarından sakınılmaz tanrıyım Koca Zeus'tur babam Geçmişi. Dardanos kendi adını taşıyan bir şehir kurmuş . benimle bilir Saz tellerine ben verdim seslerini ilaçlar yaptım yabanıl otlardan Ama bana çare değil şimdi hiçbiri Kimden kaçıyorsun öyle sen Asıl sensin benim avcım Beni sen vurdun can evimden". Yazık dedi tanrı çok yazık Saramadan yitirdim seni Bari benim ağacım ol da Yaprakların çelenk olsun kahramanlara Ezgilerde. Söylentiye göre. yalvardı babasına Pene'nin suları üstünde gezdirip gözlerini "Cezasını çekiyorum güzelliğimin Irmakların gücü de sen gibi tanrısalsa Ne yap yap değiştir beni Başka bir biçime koy baba". Öfkeye kapılan Nomia sevgilisinin iki gözünü kör etmiş. Yalvarması daha bitmemişti ki Bir gevşeklik sardı her yerini Örtüldü göğüs yaprakla Kolları.ve ülkeye kral olduk­ tan sonra bütün bölgeye Dardanos adı veril­ miş. 1. yani Anado­ lu toprağına göçmek zorunda kalmış. ama lasion ölüp adayı da su basın­ ca. Öykü­ sü şudur: Daphnis tanrı Hermes'le bir nympha'nın ogluymuş. Avcı kollarına aldığı zaman Kalbi çarpıyordu Defne'nin Taze yaprakların altından. Öldükten sonra tannlaştırılan Si­ cilyalı sığırtmaç. Daphnis adını bu türün bir simgesi olarak da kullanırlar. Ama genç yaşında canına kıymış. Apollon da şiir düzmesini. ama kral kızı güzel çobanı bir gece sarhoş edip baştan çıkarmış. babası Hermes bir ka­ yaya ya da bir pınara döndürmüş onu. kır tanrıları da tutkunmuş ona. Daphnis öyle güzel. Ey Daphnis. Gücü kalmamıştı artık Defne'nin Koşamıyordu kaçamıyordu Sapsarı. türkülerde anılsın bundan sonra Yan yana adlarımız Yazık dedi tanrı çok yazık. Dardanos böylece Troya kral soyunun atası olmuştur. Soğuk sulara. Vergilius'un Beşinci Sığırtmaç türküsünde iki çoban Mopsus'la Menalcas şöyle anarlar Daphnis'i (Çan yayınları. ey Daphnis. birinde korku Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu Çünkü ışık gibi saran tanrıyı Sevinin kanatlarıydı. nympha'lar da. Öyle ki. Tavşan koşuyor. o günler ırmaktan ne bir yudum su içen. Sürülerini otlatırken Daphnis ya kaval çalar. giderek Kybele kültünü Phrygia'ya getirmiş olduğu söyle- . Eyuboglu çevi­ risi): Yok olmuş artık Daphnis. Dardanos Samothrake (Semendirek) adasında kardeşi lasion'la birlikte yaşarmış. Teuker bölgenin en büyük ırmağı Skamandros'la en büyük dağı İdaia'nın ogluymuş. yetişmek üzere Birinde umut vardı. Z. ya da kendi uydurduğu türküleri çagırırmış. Vergilius da onun adına şiirler yazdıkları gibi. bugünü. Orada kral olan Teuker iyi karşılamış onu. Evet. çoban ola­ rak yetiştirmişler. saçları dal oluverdi. Dardanos. Atlas'ın kızı Elektra ile Zeus'un oğlu (Tab. güzel dünyayı göre­ mediğine bir türlü katlanamazmtş. bir sal üstünde karşıki kıyıya. Bir tek güdücü bile o acı günlerde Sürmemiş boğalarını ırmaklara. nympha'lar Onun yürekler acısı ölümüne ağlamışlar. sonunda bir uçuruma atmış kendini ve öl­ müş. durmadan koşuyordu Ardında av köpeği ter içinde Boynunu uzatmış. Theokritos da. geleceği Benimle bildi herkes. periler de alıp büyütmüşler. 16).

Troya'ltların kralı. Boreas. 215 vd. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a. koştular başakların tepesinde. bu kandan olmakla. kral oldu. vuruldu. Za­ ferini kutlamak için de karısından yeni bir gömlek ister. Ares'in dölü Hiketaon doğdu. Klytios. Herakles de yeryüzüne döndü­ ğünde güzel kıza gönül verir. Bu ik­ sirle kocasının sevgisini her zaman için koru­ yabileceğini söyler. D e i a n e i r a . D e i m o s . ama onu alabil­ mek için önce Akheloos ırmağıyla dövüşmek zorunda kalır (Akheloos). kendini alevlerin içine atar. Lampos. otlarken gördü onları. Karısının çığlıklarına koşan Herakles at ada­ mı Lerna canavarının kanına batırdığı zehirli oklarından biriyle vurur. savaş arabasını ve silahlarını kullanmasını bilirmiş. yeni gömleği bu iksire batırarak Herakles'e gönderir. Dardanos soyunun gelişmesi İlyada'da Aineias'ın ağzından şöyle anlatılır ( İ l . taylar bereketli tarlada hoplayıp zıpladılar. bindi kısraklara. Erikhtonios'tan Tros doğdu.) (Ares. Tithonos'la Priamos doğdu Laomedon'dan.nir. Assarakos. Deianeira da duyduğu pişmanlığa daya­ namaz. Kalydon avında can veren yiğit ona kız kardeşi Deianeira ile evlenmesi­ ni salık verir. o sırada Nessos'un büyülü kanı aklına ge­ lir. O zamanlar kutsal tlyon yoktu. Y i ğit bir süre sonra karısı ve oğluyla Kalydon'dan ayrılır. llos'un oğlu kusursuz Laomedon'du. Dardanos'tan Erikhtonios doğdu. derisi de yüzülür. XX. Bu dayanılmaz işkenceye son vermek için Herakles Oita dağında bir odun yığını hazırlatır. o sırada kadına yanaşmak ister. dört döndüler denizin engin sırtında. bir at oldu kara yeleli. Övünürüm bu soydan. Savaş tanrı Ares'in yanından ayrıl­ mayan Deimos'la Phobos dehşeti. at adam Nessos'a rastlarlar. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. kısraklar gebe kaldı on iki tay doğurdular. Nessos ırmağı geçirmek için Daianeira'yı sır­ tına alır. Deianeira'nın acı öykü­ sünü Sophokles "Trakhis Kadınları" adlı tra­ gedyasına konu etmiştir. Yiğit onu sırtına giyer giymez gömlek derisine yapışır ve korkunç acılarla yakmaya başlar. Ankhises'ten ben doğdum. bir ara Kalydon sarayında misafir kalan Dionysos'muş. sevinirlerdi körpe taylarına bakıp. Asıl babası Oineus değil de. korku ve onun sonucunda meydana gelen bozgunu simgeiendirirler. başaklara dokunmadılar. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: llos. Dardanos kurdu Dardanie'yi. Gömleği çıkarayım derken. Herakles Deianeira ile Hyllos'u oraya bıraktıktan sonra başka işlere koşar. Priamos'tan Hektor doğdu. Sonra Deianeira i l e evlenir ve Hyllos adlı bir çocukları olur. kıskançlık içini kemirmeye baş­ lar.): Bulut devşiren Zeus ilkin baba oldu Dardanos'a. Pallas heykeli olan Palladion'u Arkadya'dan çalarak Troya'ya yerleştiren de oy­ muş derler. Âphrodite): Bu arada kalkan delen Ares'le Kıbrıslı Tanrıça Âphrodite'nln birleşmesinden . Zeus'a şarap sunan olsun diye. ölümlü insanların büyük şehri yoktu ovada. Deianeira Kalydon kralı Oineus'la Althaia'nın kızı ve Meleagros'un kız kar­ deşidir. Deianeira kardeşi Meleagros gibi yi­ ğit bir kızdır. tanrıya denk Ganymedes. canına kıyar. panik. Kapys'in oğlu Ankhises'ti. Yolda derin bir ırmağı geç­ meleri gerekir. Herakles Hades'e inişinde Meleagros'un gölgesine rastlar. gelen gidene gösterirlermiş (Herakles). Assarakos'un oğlu Kapys. 9 3 3 vd. Hesiodos bu iki tanrıyı şöyle tanımlar (Theog. Dardanos'lular çokpmarlı lda'nm eteklerinde otururdu. en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların. Bir ara Oikhalia kralı Eurytos'u yener. Kocasının tutsağı olan güzel Iole'ye âşık olduğunu ve kendisini onunla aldat­ tığını haber alınca Deianeira korkunç bir öf­ keye kapılır. kızı lole'yi tutsak ola­ rak alır ve Deianeira'nın yanma gönderir. alacalı köpükler üstünde dört döndüler. Nessos can çekiş­ mekteyken Deianeira'ya yarasından akan ka­ nı alıp büyü gibi kullanmasını öğütler. Trakhis'te mezarı var­ mış. On bin kısrağı otlardı çayırlarda. Trakhis'e varırlar.

ona seslenmiş.ada doğumuna izin verirse. yani Polydoros. Diomedes'in anası (Tab. X X I I . Deiphobos'un adı geçmez artık İlyada'da. ama Polydoros'u öldürdüğünü sa­ Deiphobos. doros'u öldürmesini istemiş. Hera'nın hışmına ugramışmış. üstelik de denizlerde yüzer. Troya savunmasında yiğitçe çarpı­ los. uydurulan bir kişi. bütün tanrıçalar ba­ şında bulunduğu halde doğuramıyor bir türlü. Apollon. tanrılar Hektor'un öleceğine ros. bütün geçimini dünyanın dört bucağından bu tapı­ nağa gelecek olan gezginlerden. Ama yalın kayalıkmış bu ada. Ne var ki dokuz gün. (1) İlyada'da adı bir kere geçen Akha'lı bir savaşçı. İmbros. îksion'un karısı olan Dia'nın ba­ diye. insanca değeri en yüksek olan sahnesidir. Tydeus'un karısı. Ana­ dolu'da İda dağlarına. B i z onlara kulak vermeyelim. Derken Leto gitmiş. sonra Deiphobos'un kılığına girerek Hektor'a yaklaşır ( İ l . kendisini öldürüp bedenini param­ parça ettiklerini anlatırlar.). ta ki Hera'nın Olympos'ta alıkoyduğu kızı . kadını kazanıp aldığını. dalgalarla oradan oraya sürünürmüş. 23). oraya öyle bir tapınak yaptıracak ki. Delos. anasıyla babasının da öldüğünü bil­ çok onu sever. Ne var ki. Tydeus). Ve adada doğuyor Apollon'la Artemis. sonra da Troya düşünce Odysseus'la Menelaos'un onun evine birlikte saldır­ dıklarını. Miletos ve Knidos şehirlerine başvurmuş. demiş ki Deloslu Apollon'a Homerik hymnos'ta m o ­ dern denebilecek turistik bir görüşle diyor ve ant içiyor ki . 16). 289 vd. Bundan sonraki sahne İlyada'nın en doku­ naklı. Bir gün Deipy(Tab. git zaman tanrıça Leto doğura­ cak bir yer aramış (Leto. Hektor'u gidip kandıracağını söyler. hiçbiri almamış Leto'yu Hera korkusundan. Gel zaman. Ama kral Priamos en Yakıp yıkıcı Ares'in yardımıyla. ona güvenir ve bunun içindir dirmiş. Polyrnestor. Homeros'un en güzel. Deipyle. X X I I .). en temiz kişilerinden birini kirletip leke­ lerler böylece. yani kaderin elinde oyuncak olup en sevdiği ağabeyisine kıyan trajik bir kişi. Priamos'la Hekabe'nin oğlu narak kendi oğlunu öldürmüş. Delphoi kehanetine baş­ şan savaşçılardan biridir. Samos adalarına. Polydoros üstüne İlyada'da lar. Agamemnon Polymestor'dan Polyöldürmüş (İksion). Gözü pek ve akıllı vurunca. ne şehir. Akhilleus'la Hektor ölüm-kabm savaşına bambaşka bir öykü anlatılmaktadır (Polydogirişmişlerdir ki. Troya'ya bir şey olursa onu korusun Deioneus. Troya teyince. İlione kendi oğlu Deipylos'la kardeşi bası. (Adrcrstos. Deioneus kızını İksion'a verdikten sonra Polydoros'u karıştırmış ki. Zeus'tan gebe kaldığı için. bir ada çıkıvermiş. Deiphobos kılığında Athena birkaç parlak sözle iyice kandırır Hektor'u o da. Sthenelos'un arkadaşı. onunla evlendiğini. Artemis). korkunç savaşlarda bu tanrılar Polymestor'un Priamos'un büyük kızı İlioiter kakarlardı ordu birliklerini ne'den olan ogluymuş. Hekabe). Lesbos. Adrastos'un kızı. dokuz gece sancı çekiyor Leto. üstünde bir ot bile bitmezmiş.iki çocuk doğuyodu. kâhin ona yurdunun yanıp yok ol­ olduğu için Hektor kardeşleri arasında en duğunu. Phobos'la Deimos. Trakya kralı bu­ nu yapmış. Trakya kralı Belalı. ama ne dağ. karşısına bir yü­ zen ada çıkmış. bu yüzden de hiçbir yer onu ba­ rındırmak istememiş. onun Helene için Helenos'la yarışma­ ya girdiğini. Poseidon günün bi­ rinde yabasıyla denize vuracak olmuş. güvenle saldırır düşmana. atar kargısını ( İ l . îlione'den gerçeği öğrenen Polydoros ki tanrılar. karar verirler. Ama sonraki efsaneler Paris öldükten sonra. Deipylos. küçük oğlu Polydoros'u ablasına emanet et­ miş ki. gitmiş. 226 vd. özellikle Athena Hektor'un ölü­ ablasını kocası Polymestor'u kör edip öldür­ münü sağlamak için onu araç olarak kullanır­ meye zorlamış. Efsaneye göre. ne ada. bizim için Deiphobos İlyada'nın Deiphobos'u kalsın. İksion onu ateş dolu bir kuyuya atıp düşünce. Deipylos. miras Polydoros'a kendisine sunulması gereken armağanları is­ değil de Deipylos'a kalsın. Athena yeryüzüne iner ve ön­ ce Akhilleus'a görünüp kendisiyle birlikte çar­ pıştığını. yakarışlar­ dan çıkarabilecek. (2) Troya'nın savaş sonrası efsanelerinde Bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar. Trakya'da Athos. vurdu­ ğu yerden bir parça toprak.

insanlar kıtlık tehlike­ sine uğramışlar. tanrı Hades arabasıyla dışarı çıkagelmiş. nice kutsal koruların oldu. ezgi. b ü y ü k bir İ ş i bozdu- . boşuna Hades'ten kızı geri vermesini istemiş: Tanrı kadın yalvarmalara kulak vermiyor. B. geri kalan üçte birini. kendisine Hades'in sunduğu nar meyvesini yemiş olan Persephone bu sevgi büyüsüyle yeraltı hakimine bağlanmış bulunuyormuş. Demeter'e oğlu Demophon'u bakmak. D e meter bir tanrı besliyormuş gibi çocuğu nek­ tar ve ambrosia ile beslemiş. "güzel örgülü Demeter" diye anılan toprak ve bereket tanrıçası Demeter (adını "Ge-meter" toprak ana olarak açıkla­ yanlar vardır) Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın kızı. Kralın karısı Metaneira karşısındakinin tanrı olduğu­ nu anlayamamış. dans yarışmaları sunarlar. Persephone'nin Aidoneus. kızını araya araya bütün dünyada dolaş­ madık yer bırakmamış. çeviren S. Sonra başlanır oyunlara. Baydur) anlatıldığı gibi alalım: "Persephone bir gün oyun arkadaşlarıyla birlikte çayırda çiçek toplarken birdenbire yer yarılmış.): Demeter'in de yatağına girdi Zeus. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. Böylelikle toprağa ye­ niden bereket gelmiş.DEMİ I I 1 < ebe tanrıça Eileithyia yardıma gelsin. Sıkıntılarla dolu bu dolaşmaları sırasında Demeter bir kocakarı kılığına girmiş olarak Eleusis kralı Keleos'un evine uğramış. yani yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılması Demeter kültünün de merkezindedir. tarlalar tanrıçasının. Demeter tapımında da. yumruk. Zeus boşuna onu barıştırma­ ya çalışmış. Ondan sonra da Delos'a "parlak" anlamı­ na gelen adı verilir ve Zeus onu toprağın dibi­ ne mıhlar. Kyklad takımadalarından biri olu­ verir. Canlıları doyuran. Rheia'nın ilk kızı Hestia'dan hemen sonra doğmuştur. anası Demeter'in. yüreği sızlayarak ıs­ sız bir yere çekilmiş. sana bağlı olanlar gelirler ziyaretine. Sanki onlar için zaman denen şey yok. onuncu günü dünyaya geliyor ikiz tanrı­ lar. Demeter. Ak kollu Persephone'yi doğurdu Demeter. onun tek efsanesi mevsimleri simgele­ yen bir efsanedir. Bu efsaneyi E. yaş yok. Trakya'da ve Peloponnesos'ta rastla­ nır. yani kışı da kocası Hades'in yanında geçir­ mesini kararlaştırmış. Öyküsünü kısaca şöyle an­ latır Hesiodos (Theog. Sonunda her şeyi gö­ ren ve bilen güneş tanrı Helios Kore'nin bu­ lunduğu yeri söylemiş. 9 1 1 vd. Bunun üzerine Demeter Olympos'tan kaçmış. yeraltı tanrısı Aidoneus kaçırdı onu anasının koynundan ve bilge Zeus bıraktı kızını ona. efsanesinde de kızı Persephone'den ayrılmaz. Homeros destanlarında "güzel saçlı kraliçe". Orada toplanırlar uzun etekli tyonya'lılarm senin. Kimi zaman "Ko­ re" (genç kız) adıyla anılan Persephone ile Demeter'e "iki tanrıça" denir. seuinç ve coşkuyla dolar yüreği. ey tanrı Delos'tu asıl. Bir gün Metaneira sütnineyi çocuğu alevler içine tutarken ya­ kalamış. yüce dağ başları senin oldu. tutunmuştur. Persephone'nin yılın üç­ te ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanı­ nı. hızlı gemilerini ve bütün varlıklarını kim görse onların. Demeter ekinleri ve özellikle buğdayı sim­ geler. Kim görse bu erkekleri. Onun küsmesiyle topra­ ğın bereketi kalmamış. ovalara bakan dağ başları. 5). ama gönlünü sevindiren ver. Çok korkmuş olan kraliçeye tanrıça k i m olduöunu söylemiş. Ümitsizlikten ne yapacağını bilmeyen tanrı ana. ama tapımına Girit'te. ikinci tanrı kuşagındandır (Tab. Peterich'in "Küçük Yunan Mitologyası"nda (M. Eg. En çok tapıldıgı yerler Eleusis ve Sicilya ovalarıdır. Bu efsane Yunan dünyası­ nın daha çok buğday üreten bölgelerinde ge­ lişmiş. tanrıçanın Eleusis'te kutlanan myster'lerinde de bu efsanenin derin sırlarına ermekle Demeter erenleri arasına karışılırdı. büyütmek üzere vermiş. yayınları. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus. bu güzel kuşaklı kadınları. kadınlarını ve çocuklarını getirirler ilanlarında. Ve hymnos dört yılda bir Delos'ta kut­ lanan Apollon törenlerini şöyİe anlatır: Nice tapmakların oldu. kızı yakaladığı gibi kaçıp gitmiş. O gelin­ ce. Onları oyunlarda gören sanır ölümsüzdürler.

Bu. ozan. insanlara tarla bakımını ve Demeter tapımını ögretiyormuş. kimliğini açığa vuracak bir dilekte bulunur. insanlara doğal yasaları öğreten tanrıçalar denirdi. D e m o d o k o s . 478 vd. halka söyler. destanlık yiğitleri anar. V I I I . Ares'le Aphrodite'nin aşklarını söyler (Od. Odysseia'da. Bu macera tanrıçaların ölüm­ lü erkeklerle sevişmelerine bir örnek olarak gösterilir (Od. kadınların nasıl bu gizli törenler sırasında kadın düşmanı Euripides'i suçladıklarını sahneye koymuştur. halktan saygı görür. oyunda. şimdiyse bir ölümlü olarak kalmış. tanrısal bir şiir bağışladı ona. Atina'da her ekim ayında yalnız kadınların katıldıkları "Thesmophoria" bayramı kutlanır ve iki tanrıçaya da "thesmophoriai" yani ya­ sa getiren. hemen çağı­ rır (Od. 2 6 1 vd.). şu tahta at olayını anlat şimdi bize.. Başka masallara göre.). bundan böyle tekmil insanlara ben de diyeceğim ki: Tanrı sevdi onu. getirmiş Akropolis'e dayamıştı tanrısal Odysseus da kurnazca. Anlatabilirsen bunları. Kral Alkinoos da hiçbir şöleninden eksik et­ mez onu. halkın saydığı ve sevdiği bir kişidir. neler çektiklerini. yanaklarım ıslatıyordu kirpiklerinden sızan yaşlar. Demodokos. sazını asarlar başının üstünde bir çengele ve şölende. Keleos.): Daha çok sayarım. Sanatı ya Musa öğretti sana. susturur ozanı ve sorar konuğu­ na niçin acı gözyaşları döktüğünü "dinlerken Argos'luların ve İlyon'un başına gelenleri". tanrı kadının kendisi Keleos'la oğullarına Eleusis'teki D e meter tapınağını kurmak öğüdünü vermiş. . V I I I . biri de İskenderiye'n şa­ ir Kallimakhos'tandır. de­ ğerlidir.. ruhun da devineklerini yöneten bu ozandır (Od. Aristophanes "Thesmophoria Bayramını Kutlayan Kadınlar" adıyla bir komedya yazarak. 125) ve İasion'dan zenginli­ ği. seni tekmil ölümlülerden. llyon'u yıkacak adamlarla doluydu içi. 487 vd. getirip bir biçimine.). neler yaptıklarını ne güzel söyledin. o sıra Odysseus duygulanır. VIII. Roma'lılann tapındıkları Ceres Demeter'den pek farklı değildir. ya da Apollon. çünkü Musa öğretmiştir onlara ezgi söylemeyi.): Ozanlar saygı görürler ve değerli bilinirler bu yeryüzünde yaşayan tekmil insanlar arasında. Plutos).[)I:MOIX)KOS ğunu bildirmiş: Demophon alevler içinde bü­ tün dünya bağlarından kurtulup temizlenerek tanrı olacakmış. 267 vd. Odysseus kendisi şöyle tanımlar ozanı (Od. Athena'nm yardımıyla Epelos yapmıştı onu hani. Ozan Demodokos birkaç kez sahneye çıkıp ezgi söyler. Demodokos Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında görevli ozandır. halkla ilişkilidir. V I I I . Yalnız Alkinoos farkına vanr Odysseus'un ağladığının. Anlatıldığına göre. V. Demeter'in İasion adlı bir ölümlüyle mace­ rası da anlatılır. şöyle der ozan (Od. V I I I . Metaneira. Haydi şimdi geç başka bir konuya. Gelince altın çivili bir koltuQa oturturlar ozanı. Bu tapınağın mysteria denilen gizli tapımı bütün eskiçağ boyunca büyük bir saygı görü­ yordu" (Eleusis. Triptolemos). şölene oturulacak mı. ve Troya savaşını söyler. Ne güzel söyledin Akha'larm destanını. olduğu gibi. bedenin de. Triptolemos kanatlan bulunan sihirli bir arabayla bütün dünyayı dolaşıyor. 44 vd. sözünü dinler de. bolluğu simgeleyen Plutos adlı bir oğlu olur (İasion. yemek dolu bir masa çekerler ö n ü n e . Adından da belli olduğu gibi demos. nelere katlandıklarım. Musa çok sever ozanlar soyunu. o da Demodokos'tur. Bunların en önemlilerinden biri Homerik de­ nilen bir hymnos'tur. Demophon'un er­ kek kardeşi Triptolemos tanrının evlatlıgıymış. Odysseus'un da yiyordu içi içini. Bunca bin dizelik Homeros destanlarında öylesine usta bir ya da birkaç ozanın sesini. Demeter'e yazılmış birçok övgüler vardır. bir tekinin adını öğreniriz yalnızca. Oysa Demeter'le Anadolu'nun bereket tanrıçası Kybele arasın­ da hemen de hiçbir ilişki kurulamaz.

engin gökler yankılanıp inildedi ölümsüzlerin saldırıları altında. Devler ve Tanrılar Savaşı (Titanomakia). Hellen). belli değildi kimin kazanacağı. Zeus da artık tutmaz oldu öfkesini. bazılarını almadı­ ğını gösterir. belki Tesalya'da uydu­ rulmuş ve kahramanları Deukalion'la Pyrrha Prometheus-Pandora mythos'una bağlanmış olabilir. kuşakları. Çevrede sonsuz deniz homurdanıyordu. Dikildiler Titan'lara karşı korkunç savaşta koca ellerinde yalçın kayalarla. Bu efsane Hellen ırkının atasını kur­ ma işine de yaramış. iki tarafın birbirine karışan sesleri yükseliyordu yıldızlı göklere kadar. her birinin elli de kafası vardı güçlü bedenlerinin omuz başlarında. Deukalion. gürzlerin. Ksuthos ise çocukları Akhaios'la lon yoluyla A k ha'ların ve İon'ların atası olur (Tab. Bkz.I »I V I I K VI I A I N K I I AK SAVAŞI Odysseus da işte o zaman başlar Odysseia' yi. Ksuthos ve Aiolos. Ne var ki Yunan mythos'unun Tufan kahramanları Deukalion'la Pyrrha'nın. D e m o p h o n . Bu başarının da ancak Y ü z Kollu Devlerin yeral­ tındaki hapislerinden çıkarılmalarıyla sağla­ nabildiği belirtilir. Titan 'lar da atılıyordu şevkle sıra sıra. adı Hellen.. öbürleri. Kronos oğulları ve Zeus'un gün ışığına çıkardığı güçlerine dayanılmaz azgın devler. her iki taraf gösteriyordu var gücünü. 666-735): Ogün tanrı ve tanrıça hepsi azgın bir cenk havası estirdiler. ) . insanlığın başına gelen yı­ kımlarının kaynağında bulunan Prometheus ve Epimetheus soyundan olmaları (Tab. (1) Soylar mythos'unda Hesiodos tunç soylu insanların kendi elleriyle yok olduklarını. uzun zamandan beri savaşıyorlardı güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. Okuyucu kendi duy­ gu ve izlenimine göre karar versin. Othrys'le Olympos ikisi de Thessalia'nın birer yüksek doruğudur. bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga. Şimşekler saçıyordu gökten ve Olympos'tım. (2) îlyada'da adı geçen bir Deukalion daha vardır: Girit kralı Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Troya savaşına katılan Meriones'in dedesidir (Meriones). korkunç bir kargaşaya dönerken boğuşmaları. Doros'la Aiolos doğrudan doğruya Dor ve Aiol ırklarının atası. 3) hesiodos'un Sümer. ni­ ce mürekkep döküldü. 630 v d . şöyle der (Theog. gürbüz elinden fırlayıp uçuyordu yıldırım . Titan tanrıları. ama bunun nasıl olduğunu anlatmaz. Olympos'un tepesinde oturanlar. yani geçirdiği bütün serüvenleri anlatma­ ya. Yüreği dolar dolmaz öfkesiyle bütün gücünü salıveriyordu ortaya. Bu iki dağın tepesinden sürdürülen savaş Theogonia'nın en renkli. Hesiodos Olympos tanrılarına kadar bir­ birini izleyen soyları. mağrur Titanlar. ad bırakmadan öbür dünyaya gö­ çüp Hades'in karanlıklarına gömüldüklerini söyler. Othrys'de. Demek ki Zeus Kronos'u yenmekle ege­ menliği hemen ele alamadı. Haykırışlarla yüklüydü atılan her şey. Yunanlıların Tufan efsanesi da­ ha sonraki bir çağda. saydıktan son­ ra. Yürekleri hınçla dolup taşarak tam on y i / cenkleşti durdular. Her birinin yüz kolu vardı onların omuzlarında heybetle savrulan. Babil ve Samî kaynakla­ rından bazı efsaneleri alıp. tüm nimetleri verenler. Tu­ fan. Demeter. Demodokos Odysseia destanının en sevim­ li. onun da üç oğlu olur: Doros. Homeros kör müydü. 20. Hepsi. şöyle ki Tufan'dan kur­ tulan Deukalion'la Pyrrha'nın bir oğlu olur. en devinekli sahnelerindendir (Theog. Toprak kükredi birden gür sesiyle. Titan tanrılarla Kronos oğulları ki birileri. ben bugü­ ne dek okuduğum bunca yapıtların hiçbirinde şair Homeros'un gözü gibi gören göz görme­ dim. koca Olympos sarsılıyordu temelinden. değil miydi diye tartışıldı. en ışıklı bir kişisidir. ağır bir deprem iniyordu Tartaros'a kadar karışarak gümbürtüsüne korkunç saldırışların savrulan kayaların. Tufan sözü ve kavramına rastlanmaz en eski Yunan kaynaklarında. Homeros'un kendisi midir? Kör ozan üstüne nice söz söylendi. Theseus'un dostu olan bu D e ukalion Kalydon avında da bulunmuş. Olympos' kıların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi.

sallayıp savuruyordu kutsal alevi gittikçe sıklaşan şimşekleriyle. ne kadar güçlü de olsa Titan tanrılar kamaşıyordu gözleri şimşek ve yıldırımlardan. t a n r ı Asklepios'un dirilttiği H i p p o l y t o s Artemis'e kaçırılıp İtalya'ya getirilmiş ve Virbius adıyla t a n r ı ç a n ı n kültüne girmişti. Başka bir efsaneye g ö r e . Güçleri yetmez çıkmaya oradan Poseidon kapamıştır tunç kapıları. savaşa doymayan bu yüz kollu devler azdırdılar yeni baştan savaşı: Üç yüz taş birden fırladı bu devlerin güçlü kollarından. Derken. vurdular zincire yendiklerini ve gökler ne kadar uzaksa topraktan toprağın o kadar altına gömdüler onları. Babası öl­ düğü z a m a n Pygmalion ç o c u k m u ş . gözlerin gördüğü. G ö ç m e n l e r . Daha büyük olamazdı gümbürtü. ve ekinsiz. gide gide Afrika'nın Libya kıyılarına varmışlar ve o r a d a karaya çıkmışlar. Libya yerlileri Elissa ile . İ k s i o n ' u n karısı (îksion). gümbürtüleri. ö b ü r ü oğlu P y g m a l i o n . Bir yandan öbür yana taşıyorlardı savaşların bağırış çağırışlarını. Kottos ve coşkun yürekli Briareus. kutsal bir koru ve D i a n a ' n ı n bir tapınağı vardı. a m a halk o n u krallığa seçmiş. Biri çökerken öteki üstüne düşse onun. Tunçtan bir duvar çevirmiştir orayı. dört bir yanda yükselir duvarları. N e var k i Pygmalion a m c a s ı n ı n d e ­ finelerine göz dikerek Sicharbas'ı ö l d ü r t m ü ş . Bir örs gökten düşse dokuz gün. D e i o n e u s ' u n kızı. kaynıyordu karalar ve ekinsiz denizler. oysa torbalar kumla d o l u y m u ş . T a u r i s ' t e olduğu gibi b u r a d a da tanrıçaya i n s a n kurban edilirdi. Rüzgârlar da karışıp bu kaynaşmaya savuruyorlardı sarsılan toprağı karıştırıp birbirine tozları. G e r ç e k t e n d e L a t i u m ' u n b u şehri çevre­ sinde bir göl. Kalkan tutan Zeus'un buyruğuyla durur orada sadık birer bekçi gibi Gyes. dokuz gece ancak onuncu günü varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak dokuz gün. Yolda gider­ k e n g e m i d e n ağzına kadar dolu t o r b a l a r atıyorlarmış d e n i z e . Yamandı gümbürtüsü bu korkunç savaşın ve yamandı gözlere sığmayan görüntüleri. şimşekleri. kulakların işittiği göklerin yerle çarpışmasından doğabilecek görüntülere ve seslere benziyordu. yol yol toprağın altına tıktılar onları. Roma'lıların g ö z ü n d e D i a n a avcı t a n r ı ç a değil d e . Gyes. çatır çatır yanıyordu canlılara can veren Ana Toprak. üç kat karanlık sarar dar boğazını. D i d o . Ama ön saftaki Kottos. herkes hışımla birbirine girmişken savaş duraklayıverdi birdenbire. İşte orada saklıdır Titan lar karanlıkta bulutları toplayan Zeus'un istemiyle. K a r t a c a kraliçesi D i d o ' n u n efsanesi Vergilius'un " A e n e i s " . bar bar bağırıyordu ateş alan ormanlar. a m c a s ı Sicharbas'ı da n a i p olarak s a p t a m ı ş ve Elissa'yı o n u n l a ev­ lendirmiş. D i a n a . O r e s t e s İtalya'ya T a uris Artemis'ini getirmiş ve N e m i ' y e yerleştir­ m i ş . biri kızı Elissa. dokuz gece sonra varabilir Tartaros'a.gök gürültüleri arasında parıl parıl. yakıcı bir soluk sarıyordu yer oğlu Titan 'lan koskaca alevler karışırken bulutlara. Bu k o r k u n ç d u r u m karşısında Elissa T y r o s ' t a n g ö ç m e y e karar vermiş ve y a n ı n a k e n t i n ileri gelenlerinden bir grupla Sicharbas'ın d e ­ finesini de alarak denize açılmış. D i a n a ' n ı n R o m a ' d a anlatılan efsaneleri Yunan A r t e m i s ' i n d e n esinlidir. büyük Zeus'un bu savaş silahlarını. üstünde kökleri bitegelmiştir toprağın. D i d o b u torbaların içinde Sicharbas'ın altınları olduğu kanısıyla kardeşi­ ni a l d a t m a y a girişmiş. Ö n c e Kıbrıs'a uğrayıp A p h r o d i t e t a p ı n a ğ ı n d a n seksen g e n ç kız kaçırarak k e n ­ dilerine eş edinmişler. D i a . Dört bir yanda. d a h a çok Apollon'un kardeşi bir ışık tanrıçası sayılırdı (Artemis). Kapkara saldırılarla ezdiler Titanları. d e s t a n ı n a dokunaklı bir sevda r o m a n ı olarak g i r m e z d e n ö n c e de vardı ve şöyle anlatılırdı: F e n i k e kenti T y r o s ' u n kralı iki ç o c u k bırakarak ö l m ü ş . akıl almaz bir azgınlık sarmıştı evren boşluğunu. Briareus. Böylesine büyüktü gümbürtüsü birbiriyle cenkleşen tanrıların. yıldırımları. uçsuz bucaksız denizin. T a p ı n a ğ a b a ş r a h i p olabilmek için k e n d i n d e n ö n c e k i başrahibi t a n r ı ç a y a kurban e t m e k gerekirmiş bu t a p ı n a k t a . E r k e n çağlardan beri Yunan Artemis'iyle bir t u t u l a n İtalya'lı bir t a n r ı ç a .

İtalya'ya gidip yeni bir kent. gece yarısı gene tanrıların dürtü­ sü üzerine Troya'lılar yelken açtıklarında. İlkçağ yazarları bu adın kaynağım vermi­ yorlar. hemen arka­ larından gelen puta tapanlar haçları birer dai­ reyle çevirmişler. büyük bir aşk harlayışıyla birbirinin olduklarını anlatır. Sicharbas Sychaeus olur. sonra kılıcının üstüne atılarak kendini öldürür. kaderi Dido'nun yanında keyif sürmek değil. Uzaklaşan Aeneas ufukta sevgilisininin yanan mezarından yükselen dumanları görür. Dido'nun Aeneas'la seviştiği haberini. Elissa orada kraliçe olur. Bu iş çok büyük çapta tu­ tulur: Mimar olarak. Aeneas'la bir­ lik. Böylece hazırlanan odun yığını ölüsünün yakıldığı odun yıgmı olacaktır. Yunan öncesi bir zamandan kalma olsa gerek. Hıristiyan ortaça­ ğında Didyma' nın hâlâ orada durduğu ve bel­ ki de canlılığını sürdürdüğü tapınağın taba­ nında çizili görülen haçlardan belli. tanrıça Aphrodite'nin düzenlerine kurban gider. Zaman geçer. Destan. bir öküzün pöstekisine sığacak kadar toprağı seçip oraya yerle­ şebileceklerini söylemişler. bü­ yük bir kavga kopar. Hemen Fama diye bir tanrıça çıkar ortaya. Didyma-Didymeion. ya da ikizler tapınağı a n ­ lamına gelen bu ad. bir odun yığını hazırlatır. Ellerinde kutsal bir değnek. epey bir toprağı elde edip oraya bir kent kur­ maya koyulmuş. Aeneas boyun eğer. kentini kurmakta olan kraliçe Troya'lı kahramanı görür görmez çarpılır. Anna diye anılan kız kardeşi belki de ilerde Anna Perenna adıyla tapılan Roma tanrıçasıyla bir tutulabilir (Aineias. ama komşu krala karşı koyamayacağını bildiği için. Işık tanrı Apollon'un gücünü Hıristiyanlar da kolay ko­ lay söndürememiş olacaklar ki.Apollon adı da Yunanca değil. as­ lanlarla süslü yolu yürüyerek varırlardı tapına­ ğa. Didymeion'a gelen duacılar. bu sırada komşu kral İarbas Dido'nun bir yabancıyla sevişme­ sini rezalet sayarak Dido'yı sıkıştırır. bu Fama gider dünyanın dört bir yanına yayar haberi. Efes'te yanan Artemision'u yeniden yapan Panionios'la Milet'li mi­ mar Daphnis seçilir. Vergilius'un bu efsaneyi kullanarak yarattı­ ğı öykü şöyledir: Elissa'nın adı Dido'ya çevri­ lir.adamlarını iyi karşılamış. Dido farkına vanr. Aeneas'm Kartaca topraklarına ayak basmasıyla başlar. Elissa bu isteği tiksintiyle karşı­ lar. iki doruklu bir dağdan. bir devlet kurmaktır. Panormos l i manında karaya iner ve dört Idlometrelik. bir av sırasında fırtına ve doludan ka­ çan Troya'lı kahramanla Kartaca'lı kraliçenin nasıl bir mağaraya sığınıp orda Eros'un okla­ rına dayanamadıklarını. bir kuyunun üstünde oturur. Bitince Didyma tapınağı dünyanın sekizinci harikası olacaktır. Dido aşkını kız kardeşi Anna'ya açar. beraberliklerini yansıtan ne varsa hepsini oraya yığar. Bu serüven Latin şairinin en güzel. Delphoi'de olduğu gibi Didyma'da da fal­ cılar kadınmış. Bu kent sonradan Kartaca diye anılacak Roma'nın düşmanı. kara sularda gör- . ikiz tapınak. büyük Afri­ ka kentidir. onu Yunan diline bağlamak amacıyla yapılan bütün açıklamalar yetersiz­ dir . Ne var ki yeni Didymeion 150 yıl boyunca Milet'in hazinesini yıprattığı halde. Tanrılar da Odysseia misali araya girerler ve Aeneas'a haberci gönderirler ki. ya da tanrı Apollon'un sevdiği ikizlerden gel­ medir diyenler var. o sırada ölen kocasının ruhunu yatıştıracağını söyler. İonya'nın en büyük kenti Miletos'un Didyma denilen yerde kur­ duğu Apollon tapınağına "Didymeion" denir­ di. bir türlü tamamla­ namamış. üç aylık bir düşünme süresi ister. Üç ay sonra da bir odun yığınının üs­ tüne çıkarak kendini diri diri yakar. kraliçe sevgilisini alıkoyamayacagını anlar ve canına kıymayı göze alır. Vergilius kraliçenin Aeneas'a Troya savaşını nasıl anlattırdığını uzun uzadıya gözümüzün önüne serdikten sonra. Nitekim Apollon'a . ev­ lenmek ister. Aşkı ona her şeyi unutturur. Pers savaşlarından sonra İonya'nın yeniden kalkınmasıyla Miletos Didyma tapınağını bir daha kurmak ve bilicilik merkezini canlandır­ mak yoluna gider.Greklerin Anadolu'ya gelmesinden ö n ­ ce tapındırdı herhalde Didyma'da. dedikodu­ yu simgeleyen. tapınak hiçbir zaman doğru dürüst bir çatıyla örtülememiştir. Elissa da bir öküz derisini öyle ince şeritler halinde kesmiş ki. ne var ki yöre krallarından biri ona talip çıkar. Oysa Didym-kökü Y u nanca değil. Anadolu'nun yer adlannın çoğu gibi. Anna Perenna). en içli dizeleriyle dile gelmiştir. Dido gidişlerini gözler. aralarında sert bir tartışma. gizlice kaçmaya hazırlanır.

472 vd. Soylar mythos'u dünyayı bir cehenneme çevirmekle bitmişti. şiirde de. Kardeşi Perses'ten haksızlık gören ve yargıçlarca korunmayıp hakkını alamayan Hesiodos'un Dike'ye bu övgüsü patetik ol­ makla kalmaz. benimseyenlerin. simgelediği başlıca soyut kavram hak. insan Pandora'nın işlediği suç ( k i buna da suç denmez ya. hepsini başlarına bela etmişlerdi.). 142): Tıpkı bir aslan gibi kudurmuştu işte dev yapılı Diomedes. orada tanrıça Athena ona destek olup. Dike sözcüğü. düzyazıda da çok adı geçer.). Diomedes. "krallara" yani kadılara. Danae. Diktynna. Bu kavra­ mı incelemeye değer. özünün nitelikleri. Hesiodos burada tanrıça Dike'ye uzun bir öv­ gü yazar. adaletin uygu­ landığı mahkeme için de kullanılır. Themis'le Zeus'un kızı ve Eunomia ve Eirene'yle birlikte Hora'ların biridir. işlenen suçun hemen peşinden Dike'nin öç tanrıları Erinys'lerle bir­ likte geldiğini ileri sürer (Elekt.). Yoksulluk. Dike insanlar arasında yaşar. Babası gibi ünlü. V. Diomedes'i kendi atlarına yedirerek bu vahşi töreye son vermiş (Herakles). (İl. Dike tanrı Zeus'tan gelir. doğru­ luk ve adalettir. Hesiodos'un bu yüce görüşünü tragedya yazarları da benimser. Dike. Zeus'un yağmuru yağınca sağanak sağanak. onu her işte uygulamakla gör­ mek ve salık vermek Hesiodos'un Yunan dü­ şüncesine en büyük katkısıdır. 202 vd. Diktys. Britomartis. Diomedes'e bütün bir bölüm ay­ rılmıştır Ilyada'da. Bkz. Bundan kurtuluşu adalete güvenle. 750 vd. Bu bölüm Hesiodos'un bü­ tün hayat felsefesini verir. Yeryüzü de yeni baştan bir altın çağa. nereye yerleştirdiği açısından in­ celemek istiyoruz bu parçayı. Brankhosoğulları). Ahla­ kı her şeyden üstün tutan bu şair. kendilerine yargıç deyip de rüşvet alarak eğrilik yoluna sapan krallara da etkin bir derstir. Dike yani doğruluk toplulukların varlığını ve mutluluğunu sağlar. Di­ ke kavramından Yunanlıların ne anladığını iyice kavramak için başlıca kaynaklarımız H e siodos ve tragedya yazarları olsun. Sophokles de Elektra tragedyasında. güçlü bir at sürücüsü olmaya özenir Diomedes. Dike.): Eriyen karlarla beslenip taşan bir ırmak gibi köpürüyordu Diomedes ovada. İnsanlar arasında Dike vardır. Diomedes'e verilen sıfatlar hep savaşta üstünlük gösterir niteliktedir. Doğruluk üzerine kurulu bir insan cenneti. Bölüm bir hay­ van masalıyla başlar (İşi. giderek tanrılar­ la bile boy ölçüşmeye kışkırtır onu. 23). umutsuzluk sarmıştı ortalığı. "diken didonai" deyimiyse ceza görmek anlamına gelir. Yalnız Hesiodos'u tanımak bakımından değil de. dile getirenlerin başında da Aiskhylos gelir. orta halli bir insanın toplum içinde Dike tanrısal kavramını nasıl görüp. Herakles. . ama insanlar dünyasında öyle olma­ dığını söyler. İki ben­ zetmeyle Diomedes'in atılganlığı dile getirilir (İl. Şiirde bir tanrısal varlık olarak canlandırılan Doğruluk gitgide soyutlaşır Yunan düzyazısın­ da ve sonunda Platon'un bunca diyalogunda. bir cennete dönüyor. Hesiodos'un ikinci büyük eseri "İşler ve Günler"de Dike'ye 180 dizeye yakın uzun bir bölüm ayrılmıştır. Bkz. (1) Bir Trakya kralı. insanlığa yarar ve iyilik getiren tanrı. 87 vd. Ülkesine ge­ len yabancıları atlarına yem olarak verirmiş. Dike'yi insanların arasına almak. Troya önünde savaşan Argos'lu yiğitlerin en yama­ nı (Tab. mahke­ mede verilen hüküm için de. Troyahlara saldırınca. Kratos'la Bia'yı kendine başlıca yardımcı eden Zeus burada bir zorba olmaktan çıkıyor. Adı Yunan dilinde birçok anlamlara gelir. onun içindir ki. V. doğruların ocaklarında mutluluğun ürünleri bulunduğu­ nu söyler (Ağam. toplum içinde yeri ve etkisi araştırılan "to dikaion" diye cinsiz bir felsefe kavramına döner. her türlü yiğitle. Tanrı sarhoşluğuna kapılmış kadı­ nın ağzından gelişigüzel dökülen sözleri ve­ zinli dizeler halinde dile getirmek de bilici ra­ hiplerin göreviydi (Brankhos. (2) Tydeus'la Deipyle'nin oğlu.dükleri ışıltıları yorumlarlar ve bilicilere f ı s ı l darlarmış. yargıçlara seslenen şair hay­ vanlar dünyasında kaba kuvvetin hüküm sür­ düğünü. gerçek bir tanrı oluveriyor. bir tedbirsiz­ likti sadece) yüzünden ne kadar kötülük var­ sa.

V. okşadı diller döktü: "Hangi tanrı kıydı sana. Kavga Troya'Ularla Akha'lar arasında değil artık. göz göre göre bir kötülük mü işledin ki?" Karşılık verdi cilveli Aphrodite. ya­ rasını i y i eder ( İ l . Homeros destanla­ rında bu tanrıça Zeus'Ia evlenerek Aphrodite'nin anası olur. atlarını alıp götürürler. töre bilmez bir yiğit değildir. efsane. Danao'lar başladı ölümsüzlerle çarpışmaya". Babası Tydeus Adrastos'un damadı olmak bakımından bu seferde ön planda savaşmış ve büyük bir ün kazan­ mıştı.): Aphrodite. Güzellik tanrıçası oğlu Alneias'i korumak için savaşa karışıp da Diomedes'in kargısıyla yaralanınca. D i o n e . Troya savaşı bitip de Argos'a dönünce kendisini al­ datan karısı Aigialeia'nın kurduğu tuzaktan zor kurtulmuş. Diomedes'i de gök gözlü Athena saldı senin üstüne. bu parçanın gereğince yorumlanması bize Dianası Dione'nin . tekmil insanlar arasında onu severim en çok. taşkın canlı Diomedes vurdu beni. Hesiodos Dione'yi Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin Okeanos kızı arasında sayar (Theog.DİONYSOS birdenbire kabarır. Böyle dedi. önderlerleri Rhesos'u öldürüp. Karşılık verdi yüce tanrıça Dione. Troya'h gözcü Dolon'u öldürürler ( X . Diomedes. D i o n y s o s . babasının öcünü al­ mak üzere Epigon'lar seferine katılır. yok eder insanların el emeğini. ağır acılar dindi. o sırada oğlunun yardımına koşan Aphrodite ile çarpışır. korkunç bir katliam yapar­ lar. bağrına taş bas. Alneias'ı çekiyordum savaştan.). Troya'hlarm sıraları Tydeus oğlunun elinde oluyordu iste böyle darmadağın. yasa. Dionysos adındaki tanrının i l k çağ din. tapımı çe­ şitli ve ayrıntılı inanç ve görüşleri. Ares'i de yaralar Diomedes ( V .). tutamaz onu üst üste yığılı toprak. Glaukos'la çarpış­ maktan vazgeçmekle konukluk kurallarına saygısını belirtir ( İ l . çok kalabalıktılar. Biz de. 290 vd. Diorfiedes "Thebai'ye Karşı Yediler" desta­ nında da rol oynar. Diomedes. VI. Sonra Trakya'lıların kam­ pından geçerken. iki insanın kaldıramayacağı kadar ağır bir taşla yaralar. 12 vd. At adam Kheiron tarafından yetiştirilen Diomedes de dedesi Adrastos'tan Argos tah­ tını miras aldıktan sonra. yara iyi oldu.. llyada'dan sonraki destanlarda Odysseus'la birlikte Lemnos'a gidip Philokte'tes'i aradıkları anlatılır (Philoktetes). art arda altı Troya'h öldürür. 253). ama dayanamıyorlardt. sevgili oğlumu. karada da ön planda görürüz Diomedes'i. Lykia'k yiğit Pandaros tarafın­ dan yaralanınca büsbütün kudurur. Destan boyunca sa­ vaşta da. yavrucuğum. Dione kollarıyla sardı kızını. Dione onu tam bir ana şefkatiyle sarar. Odysseus'la birlikte gece keşfe çı­ kar.. taşkın canlı da olsa. dedi ki: "Tydeus oğlu. Aphrodite ile yetinmez. insanlığın derine giden birçok düşüncelerini bir araya toplayıp yansıtan bu tanrının incelenmesine "Bakkha'lar" oyunundan aldığımız bir par­ çayla başlamak istiyoruz. sık dişini. öldürmeden önce de birçok sırlar alırlar ağzından. 855 vd. Biz Olympos'ta saray kurmuş tanrılar çok çektik insanlardan. 370 vd. Sabahat­ tin Eyuboglu'nun Fransız bilgini Mario Meunier'nin çevirisinden dilimize aktardığı "Bakkha'lar" kitabının önsözünde söylediği gibi. dedi ki: "Aldırma kızım. İnanıyoruz ki. epey de çektirdik birbirimize. dinsel kişiliği dal budak salmış. Ama şunu bilmiyor Tydeus'un o çılgın oğlu: Ölümsüzlerle savaşan insan çok yaşamaz". iki esir aldıktan sonra Pandaros'u da tepeler ( V . 272-279). yıkar sınırlarını. sanat ve yazınında ne denli bir yer tuttuğunu Apollon'a ayırdığımız bölü­ mün girişinde tanımlamaya çalıştık. taşar o ırmak. Bu ceza ona yaraladığı Aphrodite'den gelmeymiş. Aineias'ı. "Euripides'in bu tragedyası eski Yunanistan' da Dionysos dininin İncil'i yerinde" idi. akar hızla. bol çiçekli bahçelerin duvarları tutamaz onu. öğütler verir. Diomedes gücü kuvveti ve gözüpekligiyle Yunan ef­ sanesinde Herakles'ten hemen sonra gelen üstün bir yiğit sayılır. Bellerophontes). gelir. sildi iki eliyle Aphrodite'nin bileğindeki özü.) (Glaukos. kapandı dizlerine.

o n y s o s tanrıyı b ü t ü n ü y l e k a v r a m a k ve d o ğ r u yolda a n l a m a k olanağını verecektir: T r a g e d y a ' n ı n açılışında D i o n y s o s s a h n e y e çıkarak şöyle k o n u ş u r : Dionysos — İşte ben. sar­ maşıktı asayı verdiğim ilk şehir Thebai oldu. Bakkha'lar k o r o ­ su girer ve aşağıdaki ezgiye başlar: Bakkhalar korosu: Asya topraklarından geldim. şimdi ben. Bakkha'lar. yüce Tmolos'u aştım. Ey Thebai. tanrımız Bromios uğrunda durmadan. İran'ın güneşten kavrulan kırlarını. şimdi ken­ dimi Hellen'lere tanıtmak istiyorum. anası. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'lar çembere gerilen deriyi. O zaman Kronos'un oğlu Zeus aldı düşen çocuğu. çarpıldı Zeus'un yıldırımlarına. Ben Lydia'nm al­ tın ovalarından geliyorum. getirin Dionysos'u. kim o. Media'nm buzlarla örtülü topraklarını. saadet diyarı Arabistan'ı. eski bir zamanda. dağlarda Bakkhos alaylarının ardından! Sarılıp gezmek benekli ceylan serilip yatmak toprağa! Yakalayıp boğazlamak yaban Kanlarını içmek. postuna. süslen ak koyunların yününden örgülerle. çiğ çiğ yemek Euhoi! diye bağırınca Bromios. Bromios geliyor. O tanrılar ki bu. orada icat ettiler. Euhoi sesleriyle Dionysos'u kutluyorum. Oralarda korolarımı top­ ladım. atılmak Lydia'nm. Onu coşkun Satryr'ler Ana Tanrıçadan aldılar. tanrı babanın tanrı oğlunu. ayinlerimi öğrettim. Tanrılığımdan soyu­ nup insan suretine girdim. başına bir çelenk taktı yılanlardan. dağdan Dionysos delisi kadınların gergeflerini. Euhoi diye bağırarak Bakkhos'un şerefine. yansın elinde narteks'lerin sönmez ateşi! Yakındır yeryüzünün korolarla coşup taşması. durmayın. yolda gezen? Kim o. Moira'lar vakti doldurunca Zeus doğurdu boğa boynuzlu tanrıyı. saçlarına örerler. çamların! Giyin benek benek ceylan postunu. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar. Semele'yi besleyen toprak. doğum sancıları içinde. Sonra. etlerini! dağlarına! süt akar. sesini korolara karıştırdılar. bal akar. Hellen toprağında Bakkha'ların keskin çığlıklarıyla çınlattığım. tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini. benim için. Dionysos'a hoş gelen Trieterit bayramlarında Koşmak ne güzel. ne mutlu tanrıların sırlarına erene! Hayatını temizleyip günahlardan ruhunu Bakkhos'a verene! Yıkayıp bütün kirlerini dağlarda Tanrının delisi olana! Ne mutlu. Ey karanlık diyarı Kureta'larm. mekiklerini bırakıp kaçtıkları dağlara. can verdi düşürüp karnındakini... yorulmadan koşuyorum. sokup kendi baldırına altın kancalarla kancaladı. Baktrla'nm uzun surlarım. yolda gezen? Çekilsin herkes damının altına. Orada karıştı coşkun davul sesleri Phrygia kavallarının tatlı nefeslerine. Ne mutlu bahtı açık olana. olaylarıyla. görmesin diye karısı Hera. Korybant'lar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'ların çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Kadmos'un kızı Semele'nin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı. dinimi. tyrsos'u sallayarak başına sarmaşıktı çelengi takarak Dionysos'un ardından gidene! Haydi. Kim o. temizleyip kapansın bütün ağızlar. Phrygia'nın O zaman yeryüzünde derelerde derelerde şarap akar. . indirin Bromios'u Phrygia dağlarından. yoluyla kutlayana Kybele anamızın cümbüşlerini. T a n r ı T h e b a i ' d e gerçekleştirmek istediği amacı da anlattıktan sonra. takın artık sarmaşık çelenklerini Açılsın çiçekleri. açılsın güzel meyveli yeşil saparnanın! Bürün yapraklarına meşelerin. Onun için Mainad'lar yılanları toplar. Zeus'un oğlu Dionysos. kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsos'u. Barbarlarla Hellen'lerin karışık yaşadığı. ne mutlu. tekelerini. güzel hisarlarla süs­ lü şehirleri dolaştım. Thebai top­ rağına ayak basıyorum. >J'> Hellen ülkesinin mutlu şehirlerine. dağa.

Neymiş bu Nysa? "Vahşi hayvanlar yatağı Nysa dağı" deniyor Bakkşüncesi ve mantığıyla kurulmuş bir kavramsal ha'larda. Ro­ lerine emanet etmiş (tıpkı Zeus'un Girit ma­ ma dininde de Dionysos'un Latince adı. Broanlamlıdır. sizi dağdan dağa koşturan Bakkhos ne demek? "Bakkheuo" diye bir f i i l . birçok adlarla seslenildüşündürücüdür ve Bromios. Dionysos coşkusu. özgürlük veren sıfatı takılmış. biraz ötede Dithyrambos ve başka zetmesi. hoy" ya da "Euhay" seslerinden türemedir. Birincisi yani Dionysos adı bugü­ mios'a gelince. ateş. Hiçbir dırır.ı İm tlıeon'una aykırı düşen bir tanrıdır. hos adının Trakya kaynaklı olduğu ileri sürül­ ( 1 ) A D L A R I . Anadolıı'd. efsanelik bir dıkları kalıpların baskısından da kurtardığı dağ diye gösteriliyor: Hermes. açıkça bir ses benzetmesidir ne bugün büsbütün açıklanmış değildir. ama Tesalya'da. koşun. Diotın ve ondan türeme su. bir ünlemden türediği kanısını uyan­ metinlerde de îakkhos ve lobakkhos. D i i ) kökeni taşımakta. bu anlama gelen Liber olmuştur. doğayı simgeleyen ve tanrı ol­ ken Latince Deus'ta görüldüğü gibi tanrı an­ duğuna göre. bu tanrıya Yunanca "Eleutheros". dağ hangisidir? Herhalde özellikle hiçbiri. Nysa (Sultanhisar) adlı bir kentin yıkıntıları Bakkhoş. bu koşturur peşinden dağlara düşmüş koroları. Diove gürleyen. bir doğa tanrısı olarak yüksek bir dağın do­ koşun Bakkha'larl ruğunda doğmuş ve o dağla simgelenmekteIrmağından altın akan Tmolos'u dir. Bakksıçrar. Gerçekten de Euhios.' Aynı kaynaktan olduğu yukarda okunan par­ İakkhos ise çığlık anlamına gelen "iakkhe" ça boyunca da anlaşılan Dionysos'un adları sözcüğünün erkek adına çevrilmesidir. çayıra giden bir tay gibi hos gizemlerini kutlamak anlamını taşır ve anasının ardından. Bu Dionysos Nysa tanrısı. şenlendiren kadınlar! Dionysos adının etimolojisi böylece açıklan­ Kutlaym Dionysos'u madığı gibi (kimi mitograflar bu adın iki kez derin gümbürtülü davullarınızla. giderek Hindistan ve Arabis­ tanrıdır. ki bu kö­ ğayla karışan. sevinç içinde. ruğuyla Dionysos'u çocukken bu dağın peri­ hür. "bakkheion" diye bir isim geçer sözlüklerde. buna Nysa eklenince. doğan anlamına geldiğini ileri sürerler. tıpkı İda dağı için Homeros metinle­ sözcük arama boşunadır. İobakkhos olarak da karşımıza çıkması tanrıya bir adla değil. bu dag ise Homeros'un İlyada'sında Trak­ ya'da gösterilir (İl. bayırda kendinden geçmiş olarak çok adlılık olsa olsa Anadolu Ana Tanrıçası tanrı coşkusu içinde koşunca bağırdığı "EuKybele ve onun benzeri Artemis'te görülür. Euhios ve îakkmektedir: Dionysos. elinde kızıl alev saçan narteks. bunlar Bakkhos coşkusuna kapılmak. özgür. Nysa adı Olympos ve İda gibi yüksek dağla­ Ve haykırır ruhları coşturan sesiyle: ra verilen bir genel ad olsa gerek. tanrının öbür adları gibi bir ses ben­ Euhios. ne Euhoi sesleriyle çağırın Euhios tanrıyı! var ki bu açıklama Yunancada desteksiz kalır) Phrygia'dan kopup gelen güzel çığlıklar tanrıya verilen öbür adlar da anlamsızdır. tam ğaralarında nympha'larca büyütüldüğü gibi). Dionysos do­ (Dios. nın kırda. Dionysos'un baştanrısı olduğu sihirli gür saçları rüzgârda. giderek Nysa Zeadlarının ardında ya da kaynağında insan dü­ us'udur demek. adları da insanın doğa karşısın­ lamına gelmektedir. gümbürtülü anlamındaki bu sıfa­ ve -nysos diye iki kökenden katışıktır. tanrı da ''HeyBakkha'lar. Bu metinde de görüldüğü g i b i se de. hem de Hellen pantan'da da Nysa dağları vardır. açıklamalarda Nysa. rinde söylendiği gibi. Bakkhos. adı taşıyan birkaç dag ve Aydın yöresinde Lübnan buhurunun dumanları. fırtına ve davul Zeus'un özneden gayrı hallerinde görülen gürültüsünü yansıttığı görülür. Ama Nysa İda ile bir tu­ yani şarap ve sarhoşluk insanları içinde yaşa­ tulmuyor. Bakkha'lar alayı Olympos tanrısı bu kadar çok adla anılmaz. Bakkatılır bir ok gibi ileri. kavalların tatlı seslerine". Bakkhos adının kendisini açıklamaz. da görülür. (2) DOĞUŞU. da çıkardığı ses ve ünlemlerle dile getirilir. 133). karışsın. Bu tanrıyı . Dia. Bromios ve hos gibi. Zeus'un buy­ içindir ki. Dionysos dışardan gelme İm Makedonya'da. O zaman Bakkha. hem yabancı. VI.yükselir sanki yerden.

tan­ daki parçada geçen Korybant ve Kureta gibi rının kaynaklarını açığa vuran anlatımlarda deyimler Dionysos kültünü hem Kybele. Denebilir ki. der Dionysos. Bakkha'ların çılgınlığı Kybele törelerinde (3) K A Y N A K VE NİTELİKLERİ.. mıştır. mor yanakları varmış. Dionysos cümbüşleriyle Kybele'ninda'daki bu parçada Dionysos insandan kor­ kilerin bir olduğunu Bakkha'lar da söyler kup kaçan ve denizin içindeki tanrılara sığı­ (yuk. nistan'da en tutucu ve gerici bir yöre sayılır­ sarı perçemleri. siyah dı. Homeros destanla­ ikinci bir doğumla meydana çıkarır. "Vatanım Lydia'dır" dan çıkmış olarak göstermek gerekiyordu. tavırlarıyla bu Semele efsanesi işte bu amaçla uydurulmuş. da tutarsız değişiklikler yapılmasına yol aç­ hem de Girit'li Zeus kültüne bağlamaktadır. vect karakteri her iki ta­ miş ve Dionysos. dışardan gelme bu güçlü pımda aynı simgelere. onu latılıyor. Homeros des­ anamızın cümbüşlerini).. dümbelek. kör edilir (Lykurgos).benimsemekte Yunanistan'ın güçlük çektiği. aynı davranışlara.turistik bir gezi gibi bir şey .. kokulu saçları. anamız Rhea ile benim için icat bi kovalamaya kalkar "Dionysos'un sütnineedilmiş olan davulları.". Dionysos Thebai'de Semele'den doğ­ Her üçünün de Anadolu-Girit kaynağından muşsa. ta Hindistan ve Arabistan'dan gelişi <)/l . Bu ikinci rında düpedüz Asia diye anılan yöreden gel­ doğum motifini Athena'da da görmüştük. böy­ Dionysos'un asıl kaynağı açıkça ve bütün ay­ lece yıldırımla çarpılıp ölür. Bakkha'lar korosunun İ l k sözü "Asia farkla ki Athena Zeus'un kafasından. bu yüzden de ceza tanrıça Manisa dağı eteklerinde kayaya oyul­ görür. kha'lar"ı yazdığı çağa kadar çok şey değiş­ kendinden geçme.. dışardan gelme bir tanrısal varlığı ovalarından geliyorum". Kybele ve Dionysos tanlarının zamanından Euripides'in "Bakdinlerinin özünde bulunan orgiastik coşku. Karnındaki yedi rıntılarıyla belli olmaktadır. şarap ve kendisine tapınanların alayıyla birlikte yurda döndüğü ve dışardan getirdiği bu armağanları Doğuş efsanesi buna örnektir: Anası Kadkendi yurttaşlarına (Pentheus Dionysos'un mos kızı Semele Zeus'la birleşir. bütün efsaneleri bir tek motif üstüne kurulu­ dur: Tepki ve direnç. belli. Bakkha'lara: ". tanrı Yunanistan'da epey tutunmuştur bes­ araç ve gereçlere başvurulmasıyla da belirir. yani Bakkha'ları. ne oluyor? Çelişki şöyle çözümlenmiş: Yuna­ nistan'da doğduğu halde tanrının Uzakdoguya bir yolculuk yaptığı . ama o da Pentheus gi­ miz davulları. tanrının kendini tanıtlamasına ve simgesi de şudur: Hellen'lerin baştannsı da tıpatıp uygundur: "Ben Lydia'nın altın Zeus'tur. Efsanenin anlam tım" deyimi. Oysa Euripides'in tragedyasından da bütün araç ve gereçleriyle görmek ister. Daha sonra da Penne yapıp yapıp onun buyruğuna sokmak. ona karşı direndiği Dionysos üstüne anlatılan efsane ve masallarda dile gelir. bölgenin özelliklerini taşır da ondandır ki ka­ böyle bir bağlantı kurma çabasının ürünüdür. bu Rhea denilen lerini". Kılığı kıyafeti. Pentheus). "Ne mutlu yoluyla kutlayana/Kybele nan bir ödlek gibi gösterilir. on­ theus'la konuşurken. Pentheus tipi de buradan çıkmıştır D a v u l . Kaldı ki gene aynı yukarve Thebai hanedanından doğuş efsanesi. Alın Phrygia'dan getirdiği­ Lykurgos Trakya'lıdır. Dionysos'un ManiHomeros destanlarında adı bir tek kez ge­ sa-Bozdag-Sarde yöresiyle ilişkisi dram bo­ çen Dionysos için aynı tepkiyi dile getiren bir yunca sık sık belirtilir: Dionysos şöyle der başka efsane anlatılır: Lykurgos efsanesi. Dionysos bir aylık çocuğu da Zeus alıp baldırına koyar ve Lydia-Phrygia tanrısıdır. bölgenin törelerindendir. Sonradan ve kendilerini hadım eden Pessinus rahiplerinin bir amaçla uydurulduğu besbelli olan Semele tutumunu andırır.sonra da asma kütüğü. sonra. Lydia'dan gelmiş. şu medir. ama sevişti­ teyze çocuğu olur) bin zorla benimsettiği an­ ği tanrının gücüne tam inanmamıştır ki. Dionytopraklarından geliyorum" ve "Tmolos'u aş­ sos ise baldırından doğar. t e f ve f l ü t de Asya denilen (Semele. Ne var ki İlyamuş heykeli bulunan Ana Tanrıçadan başkası değildir. Bu efsanenin merkezi olarak gösterilen bölge Şöyle der: "Yabancı bir sihirbazdan da bah­ de önemli: Boiotia ve başkenti Thebai Yuna­ sediyorlar. dınca gördüğü bu tutumu yadırgar Pentheus. nitekim Semele'yle doğum efsanesinden gözlerinde Aphrodite'nin sihri parlıyormuş".

Osiris. facialar.. Dionysos'un öbür doğa tanrılarından daha etkili. Delikanlı. Yunan dili bu güce eren insanın duru­ munu iki sözcükle yansıtmıştır: "Mainomai" ve "enthousiasmos". Öteki de Semele'nin oğludur ve Demeter ka­ dar kudretlidir: Üzüm suyunu bulup insana veren odur. ama yaratıcılığın bu tanrısal soluğun dışarıya vurmasıyla elde edilebileceğini anlamıştır in­ san. İlkin bir doğa tanrısıdır. onlara günlük üzüntülerini unuttutur. yaratıcılı­ ğın kökeninde bulunan değişim yapma gücü­ ne kavuşmuştur. insan­ ların tanrıları memnun etmek için içtikleri şa­ rabın kendisidir. kolek­ tif bir güç olarak gerçekleşmesinden ileri ge­ lir. böylece gerçeğin gerçeküstüne ulaşması ve gerçeğe gerisin ge­ ri inmesiyle doğal bir kasırga olan hayatın dalgalan yansıtılmış olur. törelere ve ahlaka karşı işlenmiş bir suç sayar. şiirin en insancası sayılacak bir yazın tü­ rü olan tragedyayı esinlemiş olmak bu tanrı­ nın bir tek tanrısal güç olarak değil de. Azgın kadınları Aphrodite'ye iten Dionysos değildir. Bu içki dertlilerin derdini avutur. Zeus). hem insan. ormanlarda.. Dionysos işte bu gerçeği. Attis gibi doğanın mevsim mev­ sim değişmelerini de kişiliğinde simgeler. Bu gerçek "Bakkha'lar" tragedyasında kimi kez kâhin Teiresias'ın. Dionysos tanrının insana verdiği bu gücü akıl ölçüsüne vurup değerlendirmek Euripides'in "Bakkha'lar" oyununun belli başlı bir konusudur. bütün bir insanlık halidir. İnsanların dertlerine başka deva yoktur.. yaşamına yön verenleri simgeler.. evrensel yaşamın özellikle in- sanın beden ve ruhu aracıyla yansıyıp oluş maşıdır. . ona cenneti yeryüzünde yaratan bir mut­ luluktur. Bu tanrı. ölümlülerin kuru yiyeceklerini veren odur. iki büyük alan ve akımı kavradığı gö­ ze çarpar.. Adonis. deği­ şim halindedir. çılgınlığında da geleceği görme kudreti saklıdır. Oysa tam tersine bu coşku insanı doğayla birleşti­ ren. Doğa sırlarına ve gücü­ ne ermek. yırtıcı azmana dönüşür.. Bakkha'lar tragedyasında bu halin parlak bir belirtisi dile getirilmiştir: Dionysos hem tanrıdır. yarattığı korkunç dramlar. hem de doğaüstü bir olayı dile getirip simge­ ler. Senin alaya aldı­ ğın bu yeni tanrının Yunan dünyasında ne bü­ yük bir yer tutacağını anlatmaya benim gü­ cüm yetmez. ama insanlığın evresinde de yalnız ta­ rımla açılamayan bir çığır açılmıştır. Bakkha'lar yerine ve anına göre kadın kişiliğinden vahşi hayva­ n a . sürekli devinim. yabani hayvanlar ve yaratık­ larla bir arada yaşar ve coşar gösterilir. Ad­ lan "mainomafden türemiş olan Mainad'lar bir çeşit çılgınlık içinde doğayı dolaşırlar. tüyler ürpertici hayat ay­ nasında görülür. Dionysos tanrının niteliklerini ele alacak olursak. Bu dalgalanmanın insanlık dünyasında açtığı yaralar. bir hikmet saklıdır". As­ ma kütüğünün yeryüzüne yayılmasıyla uygar­ lığın buğdaydan sonraki aşaması gerçekleşti­ rilmiş. insan an­ cak şarabı elde ettikten sonradır ki. Dionysos her bakımdan doğaya çevriktir. insanı doğanın sırlarına erdiren büyülü bir güçtür. En yüksek zekâların varacağı hikmet bile onlar karşısında âcizdir.. Bu itiliş onların tabiatında vardır. kimi kez de Bakkha'ların ağzın­ dan şöyle dile getirilir: Teiresias — Yalnız ikimiz doğru düşünüyo­ ruz. afetler tragedya denilen o şaşırtıcı...fışkırdıgına hiç şüphe kalmamıştır (Kybele. Dionysos bu ereğe varmanın yolunu herkes için ve kolay kolay açar: Bu yol şarap ve sarhoşluktur. dininin öbür sanat kollarından daha üs­ tün. doğayı en belirgin biçimlerle yansıtan dağlar­ da. onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur. insanlar için en başta gelen iki tanrı vardır: Biri Demeter tanrıça ya­ hut toprak. ona dilediğin adı verebilirsin. ötekilerin akılları başlarında değil. Kişinin bilinçüstü ve bilinçal­ tına dek erişebilmesi bu tanrının etkisiyle ol­ muştur. bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz. Kaba aklı simgeleyen Pentheus Bakkha'ların çılgınlığını bir ayıp. hem doğal. Bu yüzden durgun değil.. insan için ulaşı­ mı en çok özlenen bir aşamadır. ama onun simgelediği asıl büyük kuvvet doğanın kendisi değil. insanla doğa arasında bir ilişki. yani tanrılaşmak. Senin (Pentheus'un) sözle­ rinde sağduyudan eser yok. Kybele ve öbür doğa tanrıları gibi. tanrıyla karışma ve tanrılaşma yetisini dile getirir. Adından ya da adlarından da belli ki Dionysos bir değil. topraktan fışkıran bitkileri ve bu bitkiler arasında insanı en çok etkileyenleri. Bakkhos'un sarhoşluğunda da. insanın tabiatında olan her şeydeyse. "Mainomai" de "enthousiasmos" da işte bu tanrıya erme. Asıl akıl yolu da bu mutluluğa eriş­ menin çarelerini arayıp bulmaktır.

gecelerin sevincine varamayan insanı. Halikamas Balıkçısı'nın ortaya at­ tığı bir görüşe göre zeybekler. kapılma gurura ve derin düşüncelere. ölümsüz olan Polydeukes de yaralanmış­ tı. yüzyılın sonlarında Yunanistan'da ne kadar yaygın ve tutunmuş olduğunu gösterir. Zeus bu iki kardeşi birbirinden ayırmamak için. ilkçağdan kal­ ma "İobakkhi" adlı bir topluluktan türeme­ dir.Bakkha'lar korosu da şöyle ünler: Bromios. Pentheus gibi yarım akıl­ lı yobazların kovmaya uğraştıkları bu tanrı. çocukları besleyip büyüten tanrıçayı. Bektaşiliğin ve günümüze dek yaygınlığı­ nı yitirmeyen başka tarikatların kaynağında ilkçağın Dionysos dini bulunduğu artık her­ kesçe görülen. Bütün insanlara seslenen Dionysos tapımı bir halk dini olmuş­ tur. Zeus'tan Helena ile Polydeukes'i. Ö. tanrı Dionysos'a verilen bir addır. odur tanrı sofralarında. güzel çelenkli şölenlerin baş tacil Odur koroların başında koşan. Thebai kralı Lykos'un karısı. kaval sesleriyle sevinip coşan. Tyndareos'tan da Kastor ile Klytaimestra'yı doğur­ muş (Tab. "Bakkha'lar" traged­ yasının bir korosunda baştanrı Zeus'un ağzın­ dan şu sözler söylenir: . Kara kafalıların. Atina'ya karşı sefere çıkmışlar ve Theseus'un Hades ülkesine indiği bir sırada onu geri al­ mışlar. cömert günlerin. Ne var ki Helena uğruna açılan Troya savaşında bulunamamış­ lardı. 12). ayrıca da Theseus'un anası Aithra'yı kaçırıp Sparta'ya getirmişler (Aithra). B i z Dionysos tanrının mistik akımlar. tarikatlar üstündeki etkisi ve özellikle bunun Anado­ lu'da gelişen biçimi üstünde durmak istiyo­ ruz. Odur veren zengine de. fakire de keder dağıtan şarabın ferahlığını. kederleri dağıtan. Dithyrambos. Amykos) ve her iki se­ ferde yararlık göstermişler. "Dioskuroi" Zeus'un delikanlı­ ları anlamına gelir. aralarında çıkan kavgada Kastor can ver­ miş. ama bu kızların hem amca oğulları. Leda ölümlü kocası Tyndareos'la da yatmış. Amphion ile Zetos'a eziyet eder ve cezasını bulur (Amphionj. V. Efsane. ( 4 ) E T K İ S İ . Argonaut'lar seferine de katıl­ mışlar (Argonaut'lar. çünkü daha önce talihsiz bir macerada can vermişlerdi: Dioskur'lar Leukippos'un iki kızı Phoibe ile Hilaira'yı kendilerine eş olma­ ları için kaçırmak istemişler. Dor uygarlığının merkezi Sparta'nın Atina'ya karşı olan ezeli düşmanlığını simgelerler. Dirke. mutlu tanrıların en mutlusu. Uyaklın dediklerine. Bu isim. ama daha etraflıca incelenme­ ce digi için büsbütün gün ışığına çıkmamış bir gerçektir. insanları rahata kavuşturan. Dioskur'lar. Dionysos dininden tragedyanın nasıl doğduğu. akınca şarap testilerinden pırıl pırı! özü salkımın. omuz omza vererek yaptıkları kahramanlıkları anlatır: Theseus kız kardeşleri Helena'yı kaçırınca. Kalydon avına da. inan en basit halkın inandığına onun yaşadığı gibi yaşa. Birbirinden hiç ayrılmayan Kastor'la Polydeukes kardeşliğin ve dostlu­ ğun simgesi olmuşlardır. Tanrı Zeus'un Leda'ya yaklaştığı gece. Sparta'nın Taygetos dağında dünyaya gel­ dikleri söylenen Dioskur'lar Dor ırkının tem­ silcileridir. Leda'nın oğulları Kastor'la Polydeuskes'e (yahut Polluks) veri­ lir. Dithyrambos. İsa da ancak Dionysos dinine sırtını dayaya­ rak yayılabilmiştir geniş halk kitleleri arasına. bin bir işkenceyle daha da yücelttikleri bu er­ miş ilkçağda İsa dinine örnek olmuştur ve tıp­ kı Meryem Ana nasıl Artemis'in ve Kybele'nin özelliklerini benimseyip tutunabilmişse. hem de nişanlıları olan Lynkeus'la İdas Dioskur'ların peşine takılmış­ lar. Bu sözlerden Dionysos dininin Euripides'in bu son tragedyasını yazdığı İ. Dithyrambos denilen bu tanrı­ ya övgünün nasıl gelişip de akıllara durgunluk verecek bu şiir türünü ortaya çıkardığını an­ latmak bu s ö z l ü m ü n sınırlarını aşmak olur. Zeus'un oğlu Dionysos düşkündür sevincine şölenlerin! Sever Dionysos Barış'ı. Sevmez Dionysos. ikisini de göğe alıp yıldızlar arasına yer­ leştirmiş (İkizler burcu). dağılınca insanlara uyku sarmaşıkla bezenmiş şölenlerde.

ağaç perileri hamadryad'lar onu aralarına almışlar. Dryad da ağaç perilerine verilen addır. Dolios. Dryope'ye yaklaş . bağlarına çeki)en yaşlı Laertes'e bekçilik eden odur. büyük Ana Tan­ rıçanın yanı başında davul ve dümbeleklerin çalındığı. Yunan şiirine ilkin hiciv türüyle girmiş.ııırıç. Öldürülen taliplerin öcünü almaya gelen İthaka'lıları püskürtmeye yardım eder­ ler (Od. Akha yiğitle­ ri onu amansızca öldürtükten sonra. X X I V ) . bu terimle üçünün de dile geldiği bellidir. Troyalı haberci Eumedes'in oğlu D o lon çirkin.DRYOPE Gel. ey Bakkhos. Orpheus'un eşi Eurydike bir Dryad'dır (Hamadryades). çam ağaçlarının altında meşaleler yanarak cümbüş yapıldığı belirtilir. Pontos'un oğlu Nereus'la evlenir ve Nereus kızları diye anılan elli kızı olur (Tab. Dionysos dinine özgü bir terim olduğu anlaşılmaktadır. Ama Dolon. İambos.ekine bakarak iki kez doğmuş anlamına geldiği sanılmış ve bilginlerce ileri sürülmüştür. Doris. Dryöpe. Dithyrambos türüne gelince. Hektor onu Akha'lıların gemilerine gözcü olarak gönderir. yukardaki Euripides dizelerine dayana­ rak ve başındaki di. hem "iambos" ve "thriambos" gibi müzik terimleriyle ilişkisinden. Dolon. Oita dağının yamaçlarında babasının sü­ rülerini otlatırken. K ı z ı gören Apollon da ona tutulmuş. Okeanos'un kızı Doris. hora tepmesini öğretmişler. Yunan şiirinde ve özellikle tragedya­ da konuşma bölümleri için kullanılan bir ölçü­ dür. ağaç sağlıklı ve canlı oldu­ ğu zaman sevinir. Kaynağının ne olduğu bilinmeyen bu sözcü­ ğün. Dryope. yapraklarını yitirip kuru­ maya yüz tuttuğu zaman derin bir yasa kapı­ lır. 6). kutlamaya yarayan bir söz­ cük olduğu anlaşılır. baldırıma gir. Thriambos'a gelince. Laertes'in bağına. 233-264). Thebai seni iki kere doğmuş tanrı diye ansın ve kutlasın. bir erkeğin rahminde büyü. İstiyorum ki. Kardeşleri Hamadryad'lar gibi Dryad'lar da bitkileri korur. "Drys" Yunanca ağaç ve özellikle meşe ağacı anlamına gelir. onu Dolios ve altı oğlu sevinçle karşılarlar ve ağırlarlar. bahçesine bakan ihtiyar ve sadık bahçıvan. ama tez ayaklı bir adamdır. tanrı Dionysos için Olympos'ta Zeus'un bir şenlik hazırladığı anlatılır. Elimizde dithyrambos türünden birkaç örnek vardır. Dithyrambos'un kökenindeki anlam ne olursa olsun. sonra da en yaygın bir vezin olmuştur. en il­ ginci Dor şairi Pindaros'tan bilinen birkaç di­ zedir. Odysseia'da. ölüsünü bir ılgın ağacına asarlar (İl. dithyrambos bir yazın türü ve özellikle tragedyaya doğru­ dan doğruya kaynak olmuş bir tür olarak gös­ terilir. bu işi başarırsa ona Akhilleus'un at­ larıyla arabasını vereceğine ant içer. Odysseus Troya savaşına gidince. türkü söyleme . özellikle Lydia-Phrygia'dan geldiği şüphe gö­ türmez (Dionysos). bunların en dikkati çeken yönü de şu ki. bu da Bakkhos alaylarında tanrı şerefine söylenen bir ezginin. Troya'lıları ele vermeleri boşunadır. Odysseia'nın son bölümünde Odysseus talip­ leri öldürüp babası Laertes'i bulmaya gelince. çalgı. Bunların kimi ağaçla birlikte biter ve onunla ölür. 314-464) (Diomedesj. Bu dithyrambos'tan da Dionysos dininin Anadolu'lu ana l. Ne var ki dithyrambos'un hem kul­ lanılışından.ıLırın ikisiyle de ilişkide olduğu ortaya çıkmaktadır. İ l k tiyatro denemeleri dithyrambos şa­ irlerinden doğmuştur denir. Öldürül­ memek için yalvarmaları yakarmaları. Hesiodos Theogonia'da bu kızların bazılarının adlarını sayar (Theog. Ama hiçbir çaba söz­ cüğün doğru dürüst bir açıklanmasını sağla­ yamamış. Bakkhos tanrının bir ses ve çalgı cümbüşü içinde kendisini kutlamak için kullanılan ünlem ve çağrıları kendi adları olarak benimsediği görülür. gece keşfe çıkan Odysseus'la Diomedes'in tuzağına düşer ve yakalanır. Terim şu bakımdan önemli ki. bu arada vahşi hayvanlarıyla birlikte tanrıça Artemis'in de gelip raksa katıldığı. Dithyrambos Yunancada Anadolu kökenli sayılan birçok sözcük gibi karanlık kalmıştır. Dithyrambos gibi bu sözcüklerin de Dionysos diniyle birlikte Anadolu'dan. Dithyrambos. X. oyun ve sözü bir arada birleştirdiği. tanrı D i onysos'u övmeye. bir övgü­ nün adıdır. Dryades. u n . kral Dryops'un biricik kızı­ dır. kimi de ölümsüz­ dür.

kimi Thessalia'ya. Dorların saldırısına uğrayınca. Adı ağaç. < )H . Kaçırıldığı yer- de bir kavak ağacıyla bir kaynak ortaya çık­ mış. Dryops. K ı z kaplumbağa ile oynamaya başlamış. Bir süre sonra da Andraimon adlı bir adamla evlenmiş ve Amphissos adlı bir çocuğu olmuş. Kıbrıs ada­ sına göçenler bile olmuş. kaçmış. derken tanrı bir yılan olup kızla birleşmiş. Önce Parnassos dağının eteklerine yerleşmiş olan soyu. perileri onu kapıp aralarına almışlar. Amphissos Oita'nın eteğinde aynı adı taşıyan bir şehir kur­ muş. Yunanistan'da ilk yer­ leşmiş Dryops boyunun atası sayılır. meşe anlamına gelen ke­ limeyi andıran Dryops. olup bi­ teni kimseye bildirmemiş. dört bir yana dağılmış. onu ku­ cağına almış. Kendisi Apollon'un oğluymuş derler. Dryope korkmuş.mak için bir kaplumbağa biçimine girmiş. kimi Peloponessos'a yerleşmişler. kimi Euboia'ya. Bir gün Dryope oğlunun kurduğu Apollon tapınağının yanında eski oyun arkadaşlan hamadryadlara sunu sunuybrmuş ki.

Egeria dindar kral Numa Pompilius'un karısı ya da dostu olarak gösterilir. Zeus'la Hera'nın kızı. zalimligiyle ün salmıştı. 7). sevgilisiyle yattı diye kızını gözüne tunçtan iğneleri sokarak kör etmiş ve bir ku­ leye kapatmış. bir­ çok efsanelik kişilerin adı olmuştur. Troya ovasına düşen Palladion Troya'daki tapınak­ ta saklanmış. Mysia'da Thebe şehrinin kralı. Epeiros bölgesinin efsanelik kralı Ekhetos kötülüğü. Numa öldüğü zaman Egeria o kadar gözyaşı dökmüş ki bir pınar oluver­ miş. "Parlak" anlamına gelen bu ad. Ekhidna.E Eetion. Pontos'la Gaia'nın dölünden Khrysaor'la Kallirhoe'den dogmadır (Tab. Palladion'u Elektra. Eileithyia. Geceleri onu ziyaret eder. 295 vd. Pontos'la Gaia'nın oğlu Thaumas'a eş olur (Tab. Bellerophontes). Typhon'la çiftleştiği ve yeraltında. Nemi'deki Diana kültüyle ilgili olarak. Adı Palladion efsane­ sine de karışmıştır: Zeus Elektra'yı elde et­ mek isteyince. Agamemnon'la KIytaimestra'nın k ı z ı Elektra'dır (Tab. Egeria. Herakles. bataklıklar canavarı Hydra. oysa Zeus buna çok kızmış ve heyke­ li tuttuğu gibi gökten aşağıya atmış. öldürdüğü halde silahlarını almamış. 6). Ekhion. Kendi ölümsüz olduğu için yeraltında hep yaşar. (2) Atlas'la Pleione'nin "Pleiades" adlı yedi kızlarından biri (Pleiades). Nympha'lar mezarı üstü­ ne bir karaağaç fidanı dikmişler (Andromakhe). törenle gömmüştür. genç kız kutsal Palladion hey­ keline sığınarak tanrıdan korunabileceğini sanmış. yarı bedeniyse koskoca bir yılandı korkunç. Bu kral. (1) Okeanos'la Tethys'in kızı Elektra. (3) Bu adı taşıyan en ünlü kişi. Akhilleus onu çok saydı­ ğı için. bunları öğütür ve un yaparsa. gene tunçtan arpa taneleri vermiş. Hera'nın sözünden ayrılmaz. ama dölleri Herakles ve Bellerophontes gibi yiğitlerin elinden can vermişlerdir (Typhon. yol gösterirmiş. Hades bekçisi Kerberos. Ares. Birleşmelerinden şu tanrısal varlıklar mey­ dana gelir: İris (Gökkuşağı). Yarı bedeni bir genç kızdı onun. her yanı benek benek amansız bir yılan. Ekho. Yankıyı simgeleyen nympha (Narkissos). ne de ölümsüzlere benzeyen. Kadmos'un Thebai şehrini kurar­ ken toprağa diktiği ejder dişlerinden doğup da sag kalan beş adamdan biridir. Harpya'lar ve Aello (Bora) ile Okypetes (Kasırga) diye ka­ natlı iki yaratık (Hesiodos. Eileithyia doğumlara bakan ebe tanrıçadır. Bir mağarada doğdu bu azgm yürekli Ekhidna. 6). Başka bir anlatıma göre. güzel yanaklı ve gözleri fıldır fıldır. din ve devlet yönetimi konusunda ona öğütler verir. Alkmene). Hephaistos ve Hebe'nin kız kardeşi. 266). Bu azman yaratık. Pentheus). Ekhetos. Ekhidna şöyle tanımlanır (Theog. Theog. I lomeros destanlarında adı geçmeyen . 15). Romalı su perisi. Elektra. onun buyruklarını harfi harfine yerine getirirmiş. Andromakhe'nin babası. Ekhidna'nın ini efsaneye göre Arima dağları denen Kilikia'dadır. Zeus'la birleşerek Dardanos'u İasion'u ve Harmonia'yı doğurmuş (Tab. Efsaneye göre Semendirek adasında oturan Elektra. Troya şehrini korusun diye kendi vermiş Dardanos'a (Palladion).): Kallirhoe yenilmez bir ejderha da yarattı ne ölümlülere. ağzı ateş saçan Khimaira ve sonra da kendi dölü Orthos'la birleşerek Phiks'i ve Nemeia aslanını da doğurmuş. Ejderler soyunu sayarken Hesiodos Ekhidna'ya uzun bir parça ayırmıştır. yeryü­ zünde ne kadar korkunç köpek ve canavar varsa hepsini ürettiği anlatılır: Geryon'un kö­ peği diye anılan Orthos. gözleri­ nin açılacağını söylemiş. Kadmos'un kızı Agaue ile evlenir ve Pentheus'un babası olur (Kadmos. Caelius tepesinin eteğinde bir tapınağı var­ mış. Nitekim Hera'nın hışmına uğramış Leto ile Alkmene'nin do­ ğumlarında bulunmamakla Zeus'un evlilik dı­ şı çocuklarının dogmasına engel olmaya ça­ lışmış (Leto.

Beşparmak dağının eteğinde Menderes ırmağı kendi ovasınca akarak bin bir dolanışla gümüşten aylar çizer. yeryüzüne paldır küldür yıkılmış bir cennet görmüş gibi olur. Elektryon. sonra da Epir'de şehir kurduğunu anlatır. Orestes'in peşine Erinys'ler takılır. Hermes'in oğlu ve Triptolemos'un babası olduğu söylenir. Bunu kocasına affedemeyen karısı Klytaimestra. tragedyanın en ünlü. anasını öldürmek gibi korkunç ve dogadışı bir suça karıştığı içindir ki. Eleusis. sonra da Klytaimestra'yi öldürme­ sine yardım eder. Endymion efsanesi Homeros'un bu birkaç dizesinden doğmuş gibidir. insan etiyle beslenir ve kurbanlarını avlamak için çok güzel bir kadın kılığma girermiş. gökler yırtılıp da açılır. Agamemnon T r o ya savaşına çıktığı zaman. Helena'nın eski taliplerinden olduğu için otuz gemiyle katılır Troya savaşına. Endymion efsanesi işte bu dekor içinde doğdu. Elephenor. Bütün doruklar. O zaman insan bir dünya manzarası değil. Elpenor. Tanrıça Hekate'nin çevresinde bu­ lunan korkunç bir görüntü. Beşparmakların görkemi insan hayalini uzak geçmişlere. Hamlet so­ rununu ilkçağ tragedyasında dile getiren kişi­ dir. Bir ayağı tunçtanmış. büyülemesi. Parlak ayın çevresinde sapışız yıldız rüzgarsızken duru gökyüzü nasıl yanarsa ışıl ışıl. Eleusis şehrine adını veren efsanelik kişi. Ana katili olduktan sonra. I V . Koca ırmak Bafa gölüne ve batıda Ada­ lar denizine pırıl pırıl boşanır. karakterini çeşitli açılardan ele almayı esinlemesi şaşılacak bir şey değil­ dir. Atreusogullarının baş düşmanı Aigisthos'la kocasını aldatır ve yıllar geçip Agamemnon dönünce iki âşık onu alçakça bıçaklarlar. ferahlar yüreği çobanın. Ama bu efsane­ nin asıl kahramanı eski adıyla Latmos. Beş doruğunu bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bu dağa bakarken o dep­ remlerin gürleyişini duyar gibi olur insan. Herhangi bir piş­ manlık duyduğu tragedyada söz konusu değil­ dir. Sophokles'in "Elektra". Kardeşinin önce Aigisthos'u. Büyücü Kirke'nin konağında yiyip içer. Eleusis olaya tanık olup bir çığlık atacak ol­ muş. Demeter Triptole10(1 mos'u ölümsüz kılmak için ateşe daldırırken. Elektra kan davasının en belirgin simge­ lerinden biridir (Orestes). Perseus'la Andromeda'nın oğlu. Endymion. bugün Beşparmak diye anılan dağdır. Beşparmak dağında sürü- . llyada'da adı geçen Abant ön­ deri. Alkmene'nin babası (Alkmene). G e ­ ne yıllar geçer. Elis'te rüzgârların esmesini sağlamak zorunda kalmıştır. Abant'lar Euboia yarımadasına yerleş­ miş bir kavimdir.. Hekate'nin insan­ ları korkutmak için yarattığı bu canavar her çeşit kılığa girerek daha çok kadınlara ve ço­ cuklara görünürmüş. Odysseus'un arkadaşlarından biri­ dir.karanlık ve karmaşık bir kişi­ likle canlanır gözümüzün önünde. Elephenor.. Elektra'nın rolüyse burada biter. sivri kayalar ve çayırlar nasıl serilirse göz önüne. bazı ilkeler adına kendi kendine eyleme geçmeyi göze alan yiğit bir kızdır. Elektra adının tersine . kıtaları sarsıp dağlan birbiri­ nin üzerine yığan büyük yersarsıntılan çağına götürür. Ruhu Hades'te Odysseus'a yalvarır ken­ disini gömsün diye. Geceleri Bafa gölü tepsi dolusu gümüştür. Empusa. Öyküsü kısaca şöyledir-. keyfeder ve Odysseus ölüler ülkesine gitmek üzere yola çıkacağı gece fazla şarap içmiş olan Elpenor sızdığı damdan aşağı düşer ve ölür. Demeter de buna kızarak onu öldürmüş (Triptolemos). Antigone gibi insanlarüstü bazı yasaları korumayı. en çok sözü edilen bir kahramanıdır. Ne var ki. Homeros'a göre Agenor'la savaşırken öldürülür ( İ l . bu kez Elektra delikanlılık ça­ ğına gelen kardeşi Orestes'i babalarının öcü­ nü almak üzere yetiştirir.Elektra. Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. eli kana bulandıgı. Aiskhylos'un "Agam e m n o n " üçlüsünde. Euripides'in de hem "Elektra" hem de "Orestes" tragedyalarında rol alır. Endymion. tekmil yıldızlar görünür. Başka bir efsane onun Troya'dan döndüğü ve önce Sicilya açıklarında. Bu bakımdan tragedya yazarlarını çek­ mesi. 463-472).

Hesiodos. Entoria. insanların özlemini söyler. Ay tanrıçası Se­ lene. ay ışığı görürdü onun gürbüz bedenini. Endymion'un kavalı yankılanır kayadan kayaya. dağların ıssızlığını. bir de ulu Enyo. dört oğlu olmuş.. Eos. Gündüz kayadan kayaya hoplayan boynuzlu. tepeden tırnağa nur kesilirdi. Tanrı Saturnus. 592): . onun Ares'in kızı ol­ duğu söylenir. lanus). ölümsüz mutluluğunu gözümüzle göre­ biliriz. Selene de gökte ne zaman do­ ğarsa. Endymion'la Selene gene kavuşurlar. İkarios'a da üzüm kütügüyle şarabı bağışlamış. gövdesini ışınlanyla sarar. korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi. Homeros'un "gül parmaklı" diye ta­ nımlayıp destanlarının hemen her bölümü­ nün başında andığı şafak tanrıça Eos'u. Roma'da Saturnus tapınağının ku­ ruluş nedenini açıklamak için Erigone örneği üzerine uydurulmuş bir efsane (Erigone). Ama tanrı­ ların tanrısı Zeus. Dağlarda yapayalnız yaşa­ manın verdiği hürlük. Endymion'la Selene için sevgi.OS lerini otlatan bir çobanmış. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini. kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine öz­ lemini de hep bu kavala söylerdi. erkekçe güzelliğini. diri. tanrı veba salmış ortalığa. yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürünün titrek meleyişlerine kulak kabartırdı. ilk ay gökte gözüktü mü. Dile ben­ den ne dilersen. gümüş ışığıyla onu sarıp çayırın üstüne yatınca kollarını sev­ gilisine açardı. cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu. Homeros ise Ares' in yanından ayrılmayan ve "iller yıkan" bir tanrıça olarak tanımlar ve şöyle der (İl. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. sırdaşıydı. Endymion'un kavalı yalnız çobanın sevincini. gönül vermiş ona. bulut bulut yapraklarıyla sağa. Beşparmak dağlarının yoksul çobanı­ na bir armağan vermeyi kurmuş. açıl­ mıştır. amansız kavganın dizginini elinde tutardı o. Bu ıssız dağlarda Endymion'u ne gündüz kavalını üflerken.. H e p aynı sestir o. so­ la serpilmiş ağaçların. demiş ona. açıklık duygusunu da. Savaş tanrı Ares'in ek adlarından biri. özlemi­ ni söylemekle kalmaz. 273). Beşparmak'ların çobanı Endymion'un ışıklı. Selene bazı gece daha çok. Ulu çamları uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. Her öpüşte gövdeleri daha da aydınlanır. biri lanus. Enyalios. Kavalı Endymion'un biricik dostu. ne gece taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken kimsecikler gör­ mezdi. sakallı kara keçilerini gözler. Ne var ki. fısıldaşır zaman zaman. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle yaprakları ürperir. Çokluk. Endymion'a baka baka. Ay ışığı göklere par­ mak uzatan doruklardan aşağı şu şırıltısı gibi şarıl şarıl akar. Onlar Beşparmakların do­ rukları gibi kara. ışığın ta kendisiydi.I. Endymion da ne dilesin. öperdi. Phorkys'le Keto'nun kızları Graia (Kocakarı)'lardan biri sa­ yar onu (Theog. O gün bugün Beşparmak dorukları ay ışı­ ğında karlı gibi ağarır. Savaş tanrı Ares'in çevresinde bulu­ nan bir tanrıça. Kavalından başka bir varlığı olmayan yoksul bir çoban. hemen çobanına ko­ şar. ölümsüz bir uykuyla uyumayı dile­ miş. yeşil çimenlerin. Gökler sanki yırtılmış. Ölümsüz tanrılar kimi zaman kıskanır in­ sanların mutluluğunu. denizden yeni çıkmış balıklar ka­ dar serin. Yamaçlarda çobanların yaktı­ ğı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. Yalnız. İtalya'da bulunduğu Altın Çağda İkarios adlı bir köylünün kızı Entorlii ile birleşmiş. Enyo. tanrılara denk gelmelerini istemezler de ondan. bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. kara dorukların. Her gece üzerine eğilir. Ama Roma köylüleri bunun kıymetini bilme dikleri için. sonun da Roma'lılar Capitolium tepesinin eteğinde Saturnus'a bir tapınak kurmakla yatıştırmış­ lar tanrıyı (Saturnus. Ayın Endymion'la hiç birleşmedigi karanlık geceler de vardı. Her buluşmada ilk defa buluşuyormuş gibi olurlar. Selene ile Endymion'un bu h e p yenilenen bitimsiz sevgilerinden hoş­ lanmış. parıltılı gövdelerini birbirlerine degdirirlerdi. Hesiodos Titan soylu Theia ile Hyperion'un bir­ leşmesinden doğmuş ve Helios (Güneş) ile Selene ( A y ) tanrıların kardeşi olarak gösterir . Ama bu bekleyiş uzun sürmez. hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme duyamazlardı. Başlarında Ares vardı. nerede doğarsa. V.

Aloeusoğulları. Oğluna da bu n e ­ denle Epaphos adı konmuş. Eos onun için ölümsüzlük istemiş Zeus'tan. onu kıskanan Aphrodite gül parmaklı tanrıçayı durmadan âşık ol­ makla cezalandırmış. Eos bir sabah Ares'le de sevişmişti. Nil'in tam ağzında. Bkz. 4 9 3 vd. iki kral soyunun atası olacak Epaphos da anası lo gibi tanrıça Hera'nın hıncına uğrar (lo). Onun sözü Odysseia'da geçer (Od. gökleri arıtan Zephyros'u. Doğuracağın çocuğun adı kara Epaphos olacak Zeus'un bir dokunuşuyla doğacağı için. İlos'un oğlu. 10). io'nun tanrı Zeus'tan olan çocuğudur (Tab. İo Mısır'a gelince Zeus elini sırtına degdirmiş ve böylece gene kadın olmasını ve oğ­ lunu doğurmasını sağlamış.).): Şafak tanrıça Astraios'la birleşip coşku yürekli rüzgârları doğurdu. bir set üstünde Kanobos adında bir şehir vardır.ı . Zeus orada akıl sağlığını geri verecek barışçı elinin dokunuşuyla. Anası Eriphyle. Delphoi bilicilerinden aldıkları bilgi şu­ dur: Başlarında Amphiaraos'un oğlu Alkmaion bulunursa. 4). küçüldükçe küçülüyormuş. Kephalos'u Suriye'ye. Epeios'un başka bir yararlığı Troya'ya so­ kulacak olan tahta atı yapmış olmasıdır. P r o m . yani birinci sefere katılan önderlerin oğulları ikinci bir saldırıya kalkışmayı düşü­ nürler.): O ülkede. Ephialtes. Güneş'in ülkesi sayılan Y ü z ü Yanıklara Eos'un oğlu Memnon kral olmuş. Epaphos. V I I I . Çocuk doğar doğmaz Hera'nın buyru­ ğuyla Kureta'lar onu alıp kaçırır. Tithonos'a gelince. tanrı da bağışlamış ona bu­ nu. ne var ki Eos sürekli olarak genç kalması­ nı istemeyi unutmuş. Memnon Troya savaşından bir sonuç alınma­ dığını görünce. bazı alanlarda üstün yararlık göstermiştir: Patroklos için düzenlenen yarış­ malarda yumruk dövüşü birinciliğini alır. Kephalos'la birleşip Phaeton'u doğurur. Ne var ki Alkmaion ikirciklidir. Bu kez Epigon'lar. karanın bittiği yerde. Eos onu bir saraya kapatıp kimselere göstermez olmuş. Hellen'ler Epaphos adının "dokunma. Sonra Tithonos'la birleşip Habeşistan kralı Memnon'u. lo Epaphos'u alıp M ı sır'a döner. Epaphos manevi babası Telegonos'tan sonra M ı s ı r tahtına konar ve N i l ı r mağının k ı z ı Memphis'le evlenir. yani Troya soyundan olan Tithonos'u da Habeşis­ tan'a kaçırmış. Orada yaptırdığı bir Athena tapınağına tahta atı yapmak için kullandığı bütün avadanlıkları tanrıçaya adamış derler. 378 vd. bu yüzden yıllar geçince Tithonos buruştukça buruşuyor. Ama Zeus Kureta'ları öldürür ve İo'yu Suriye'ye Epaphos'un bulun­ duğu Byblos'a yöneltir. inek biçiminde dünyayı dolaştıktan sonra lo Mısır'a varır ve oğlunu orada doğurur. İşte o toplayacak ürünlerini taşkın Nil'in suladığı toprakların. Rüzgârlardan sonra Şafak tanrıça günün müjdecisi Şafak yıldızını doğurdu ve göklerin çelenk çelenk yıldızlarını. "Zincire Vurulmuş Prometheus"ta İo'ya geleceği şöyle bildirir (Aisk. ta ki sonunda onu bir çekirge haline sokmuş (Tithonos). Troya dönüşünde önderi Nestor'dan ayrı düşen Epeios Güney İtalya'ya varır ve orada bir şehir kurar. . İo bu kez oğlunu aramaya çıkar. azgın esişti Boreas'ı ve Notos'u. Troya savaşına otuz gemilik bir filo ile gelen Akha önderi. Thebai'ye karşı Yediler'in sefe­ ri başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Epigon'lar. Efsaneye göre. Eos'un evliliklerini şöyle anlatır H e siodos (Theog. Eos sevgililerini kaçırırmış: Dev Orion'u Delos adasına kaçırmış. üstü­ ne el değdirme" anlamına geldiğini ileri sürer­ lerdi. Ondan sonraki beşinci kuşaktan elli kız Argos'a istemeye istemeye dönecekler Yakınlarıyla evlenmekten kurtulmak için. zaferi kazanacaklardır. gelmiş Akhilleus'a karşı çar­ pışmış ve onun elinden vurulmuş (Memnon). nasıl bir zamanlar kocası Amphiaraos'u kandırmışsa. Epaphos. 846 vd. r n r ı ıcxs (Tab. Polyneikes'in oğlu Thersandros'tan arma­ ğanlar alarak Alkmaion'u da kandırır (Eriphyle). Sefere katılanlar şunlardır: Amphiaraos'un iki oğlu Alkmaion'la Amphilokhos. Savaşta pek başarılı olmayan Epeios. torunları da Agenor'la Belos'tur (Agenor). Aslında Ephaphos bazı ilkçağ yazarlarının da belirttiği gibi Mısır'ın öküz biçiminde simgeiendirilen Apis tanrının Yunancalaştırılmış biçimidir. K ı z ı Libya. Epeios.

dayanılmaz bir istek duymuş ve başlamış kaçan tannçayı kovala maya. Erebos. aldıkları doyumluğun bir bölü­ münü Delphoi'deki Apollon tapınağına adar­ lar. buna karşılık ona asma kütügüyle şarabı armağan etmiş. Erekhteus bir kızı­ nı kurban eder. Tanrı Atinalıları şöyle cezalandır­ mış: Bir delilik salgını baş göstermiş şehirde. Epimetheus'la Pandora'dan. Epimetheus îapetos oğullarının en akılsızı ve bu bakımdan Prometheus'un tam karşıtıdır. İkarios adlı bir Atina'lının kızı. Erekhteus.Adrastos'un oğlu Aigialeus. Kapaneus'un oğlu Sthenelos. İşi. desteklediği insan soyunu yok etmek için ya­ rattığı kadını Epimetheus'a armağan olarak yollar (Hes. 24). spermasını bacağına akıtmış. Atina'lılar Erigone için bir bayram düzenlemişler. Atina kralı. onunla evlenir (Pandora). A m a sarhoş olan komşular İ k a rios'un kendilerini zehirlediğini sanmışlar. Atlas. Köpeği. yeryüzünde karanlık saçan Nyks gibi Khaos'tan dogmadır. ölüsünü götürüp bir yere atmışlar. Eteokles'in oğlu Laodamas'in önderliğinde şehirden çıkıp saldırı­ ya girişirler. Bu bayramın bir benzeri de Roma'da vardı (Entoria). 84 vd. Erebos. öbür altısı da intihar ederler. Thebai'liler de püs­ kürtülür. Toprak ana döllenmiş. likslnerek yere atmış. Topal tanrı birdenbire tutulmuş ona. Delphoi bilicisi bu olayı İkarios ve Erigone'nin ölümleriyle ilgili gösterince.). Tanrı Dionysos Yunanistan'a ilk geldiğinde İkarios'un evinde konuk kalmış. biri ölür se. Parthenopaios'un oğlu P r o makhos. genç kızlar çıldırıp asıyorlarmış kendilerini. Adı "yün" ve "toprak" anlamına gelen iki kökten türemedir. Günün birinde Atina Eleusis'le savacı girmiş ve Eleusis'e yardım eden Trakya kralı Eumolpos'a karşı koymak zorunda kalmış. Topal olduğu halde. bunlardan yedi k ı / ı birbirini o kadar çok severlermiş ki. Zeus'la Mnemosyne'den dogma do­ kuz Musa'lardan biri.ı s i n i söylemiş. Atina'nın ilk krallarından biri (Tab. Deukalion'un karısı olacak Pyrrha doğar. bilici Teiresias'ın verdiği öğüt üzerine Thebai'liler şehri boşaltırlar. onu sopalarıyla vurup öldürdükten sonra. K ı z ı Erigone'yle sevişmiş ve Staphylos ( ü z ü m ) adlı bir oğulları olmuş. Yeraltı karanlığını simgeler. 3). Zeus bahtsız kralın üstüne yıldırımını salar. öbürleri de canlarına kıyacaklarına ant iç­ mişler. Thebai'liler. Günün birinde tanrıça Athena Hephaistos'un işliğine silah ısmarlamaya gelmiş. Erikhthonios'un torunu (Tab 24). Aldığı cevap şu: Kral yedi kızından birini kurban ederse zaferi kazanacaktır. ama Laodamas Alkmaion'un kargısı altında can verir. Erebos'la Nyks birleşir­ ler ve ışıklı varlıklar meydana getirirler: Aither (Esîr) ve Hemera (Gün. komşularını şölene çağırmasını ve onlara şarabı tattırm. O gece. Dedesinin efsanesinden ayrılmayan efsanesi sonradan başka katkılarla değiştirilmiştir. yetişmiş ona ve sarılırken. Poseidon'un bir oğlu olan Eumolpos'u yenince deniz tanrı öfkelenir ve Zeus'tan Erekhteus'u öldürmesini ister. Erikhthonios tanrı Hephaistos'tan dogmadır. kız da üzüntüsünden oradaki bir ağaca asmış kendini. Erato. Epimetheus. o da Prometheus'un Zeus'tan armağan alma dediğini unutur ve tanrıların özene bezene yarattıkları Pandora'yı alır. ne var ki ondan çok daha silik bir tip olarak çıkar karşımıza. Prometheus'la Pandora'nın kişilikleri onu büsbütün siler. Efsaneye göre. Erekhteus'uıı birçok çocukları olmuş. Ki/ oğlan kız tanrıça bir yün bezle spermayı silip. Pandion'un oğlu. Bu savaşı nasıl iyi bir sonuca eriştirebilecegl sorusunu Delphoi bilicisine sormuş. Epigon'lar saldırıya Thebai çevresindeki köy ve kasabaları yok etmekle başlarlar. Epimetheus Yunan mythos'unda Adem'in rolünü oynar. Erikhthonios. Bir gün tanrı İkarios'a bir tulum dolusu şarap vererek. Polyneikes'in oğlu Thersandros ve Mekisteus'un oğlu Euryalos. Titan İapetos'la Klymene'nin oğlu. Savaşta. er­ tesi sabah Epigon'lar girer ve Thebai'yi yağ­ ma ederler. Zeus onu Prometheus'a karşı kullanır: Prometheus'u ve onunla birlikte. Menoitios ve Prometheus'un kar­ deşi (Tab. Gündüz). Erigone'ye babasının atıldığı yeri göstermiş. . Sanatlardan lirik şiiri ve özellikle aşk şiirini simgeler ve esinler (Mu­ sa'lar). Tydeus'un oğlu yiğit Diomedes. Erigonc.

insan tanrılara yakarmak. Erinys'ler. Ama boş değildi elinden savrulup giden: Kanlar fışkırıp saçıldı içinden ve hepsi gömüldü kaldı toprağın bağrında. kendi­ sini arındırmayı göze alan bir temiz adam bulmalı ve ona hizmet etmelidir. Bebeği sepette iki yılan arasında gören Kekrops kızları çıldırarak ken­ dilerini Akropolis'ten aşağıya attıktan sonra. Erinys' lerin en çok rol oynadıkları şiir eseri Aiskhylos'un "Agamemnon". bu yüzden de sürülür. ki­ mi zaman bilmeyerek öldürür. Bir Nympha ile evlenen Erikhthonios Pandion'u yaratmış. kısas kurallarını uygu­ layarak adam öldürür. kimi zaman bir­ çok. Sonraları Erinys'lerin üç kadın ve adlarının da Alekto. Ne var ki işledikleri suçlar Erinys'lerin kovala­ masını gerektirmez. insanlar arasında da mümkün olmalıy­ dı. Erinys'ler suçu işleyenin ve özellikle adam öldürenin peşine takılan köpekler diye düşü­ nülür. Zeus'tan bağışlamayı elde ederler (Yalva­ rırlar). Suçtan arınma yalnız tanrılar katında değil. Bu eşsiz tragedya anıtinda son oyun Erinys'lerin adını taşımakta- dır. Ama pusuda bekleyen oğlu uzattı sol elini ve sağ elindeki tırpanla koskoca.Athena'nın tapınağına kadar sürünmüş ve kalkanının altı­ na girerek büyümüş. indi yere arzudan yanıp tutuşarak.ki topraktan dogma bütün ya­ ratıklar gibi yılan kuyrukluymuş . kimi zaman da üç olarak gösterilen öç alma tanrıçaları Erinys'lerin doğumunu Hesiodos şöyle anlatır: Kronos anası Gaia'nın verdiği tırpanla Uranos'un hayalarını keser (Theog. yani adam öldü­ rür? Yunan efsanesinde adam öldürme çok­ luk bir yanılgı sonucunda olur: Ate tanrıça in­ sanı gaflete düşürür ve insan istemeyerek. Bu sürecin nasıl sahneye konduğu üzerinde durmadan "suç" kavramını incelememiz gerek. Kimi zaman bir. M e gaira olduğu kabul edilmiştir. ama konuklan seven ve koruyan Zeus tanrının ko­ lu kanadı altında bulunduklarından sürgünleri tatlı gelir onlara. Her iki halde de su­ çundan arınmak için çareler vardır. Yunan mythos'unda ünlü bir ba- . Bundan amaç. der Hesiodos. onlar babasını ve özellikle anasını öldüren suçluyu kovalarlar. sivri dişli tırpanla biranda kesti babasının hayalarını ve kaldırıp attı arkasından bir yere. Her ikisi de yurtlarından kovulmuş. Öç köpekleri herhangi bir adamı öldürenlerin peşine takılmaz. Athena da çocuğu Kekrops'un kızlarına ema­ net etmiş (Aglauros). kurtulmuş olur. amansız tanrı­ çaları yatıştırmak. Peleus'un ya­ nına sığınmış kişilerdir (Patroklos. Kutsal alanda yetişen bu gence kral Kekrops sonradan Atina krallığını vermiş. kötülüğü iyiliğe çevirmele­ rini sağlamaktır.276vd. kan döker. Bir de kan davası güderek. Orestes de böylece suçundan ve çektiği vicdan azabından arın­ mış. Zeus'un kızları sayılan Litai (Yalvan) tanrıçalar suçlular adına aracı olur­ lar. Tisiphone. Sürgünde yaşarlar. Eumenides tragedyasında babası Agamemnon'u öl­ düren anası Klytaimestra'dan öç alan Orestes'in peşine takılan Erinys'ler sonunda birer af tanrıçasına dönüşürler. upuzun.ERİNYS'I ı R bundan.): Koca Uranos geldi kara geceyle. öç tanrıçalarını. bir erkek çocuk çıkarmış ortaya. kurbanlar kesmekle a f f ı nı sağlayabilir. Homeros destanlarında adı geçen birçok ünlü yiğitler suç işlemiş kişilerdir. ne var ki Yunanlıların sık sık başvurdu­ ğu "euphemismos" denilen bir dil çaresiyle Erinys'lere "Eumenides" yani "iyi niyetliler" adı takılmıştır. yaklaşıp sardı toprağı boydan boya. sert ve tehlike­ li olarak bilinen Karadeniz'e "Pontos Eukseinos" yani konuksever deniz denirdi. İnsan ne zaman suç işler. Phoiniks). bu köpekler dişidir. Aynı görüşle. Homeros dünyasında bu suçun cezası bi­ zim hak ve hukuk anlayışımıza göre hafiftir: Yurdunda adam öldüren yurdu için bir pislik. "Khoephoroi" ve "Eumenldes" trilogia'sıdır. Bu tanrıçalarla birlikte Devlet ve Orman perileri doğmuştur. ve bunlardan gebe kalan toprak yıllar sonra doğurdu yaman Erinys'leri. kendisi gidip sığınacak bir yer bulmalı. öbürü de AkhiUeus'un lalası Phoiniks'tir. Erikhthonios . Erikhthonios'un dört atlı arabayı keşfettiği ve Atina'ya para ve Panathenaia bayramı gi­ bi yenilikler getirdiği söylenir. kan kokusunu he­ men alıp koşarlar ve peşine takıldıkları suçlu­ yu sonsuzca kovalayarak çıldırtırlar. Pandion'dan da Erekhteus dolmuş (Erekhteus). Sayılarını ve isimlerini vermez. Bunlardan biri Patroklos. bir uğursuzluk sayılır.

Traged­ yanın sonunda yenilgiye uğrayan Erinys'ler korosu öfkeyle çekilmek üzeredir ki. evet. Erinys'ler değişir. oysa Orestes bile bile öldürür anası Klytaimestra'yı. Athena onları Atina'nın koruyucuları olarak şehirde kalmaya çağırır. uyandırır köpekleri. K l y t .): K l y t . sonuç mahkemenin vereceği oylara bağ­ lıdır. hiç ayrılmıyor bu evden. çağırır ve deli gibi atar kendini dışarıya. derken Klytaimestra'nın tayfı dür­ ter. 1186 vd. kader ağırlığı yerine insanların mahkeme­ si. Atina din ve devlet anlayışını yüceltmekte ve yeni yeni kavramlar kurup. Orestes'in davası Athena'nın tapınağı önünde görülecektir bu kez. gördüğü ceza korkunçtur. — Ya babamınkilerden nasıl kaçarım senden sakınırsam? K l y t . —Ananı mı öldüreceksin. Klytaimestra oğ­ lunun ne amaçla geldiğini anlayınca.l. Zoratarsm onu bu konaktan: Aynı s o y u n Erinys'leri bunlar. A l k maion gibi o da babasının kanına giren anası­ nı öldürür.): Bir koro var ki. insan kanı içmiş bu evde oyalanan koro. ama o da babamı öldürmüştü. — A m a bak. övgü değil çünkü söyledikleri. çünkü daha hesapb. yani Apollon'dur. oysa benim eli­ me güç katan. —Diriyken boşuna mı yakarıyorum bir mezara karşı? Or. büyütmüşüm ben. Atreus' tan bu yana üçüncü ölüm kasırgasıdır bu. yalvar­ maktadır. senin de ölmen gerek. iyi niyetliler diye çıkarlar ortaya. — S e n i ben değil. Böyle konuşurken. Orestes anasını öldürür. Apollon gelir. Piyesin sonunda sahnede Agamemnon'la Kassandra'nın yan yana yatırılmış ölüleri gö­ rülür. Orestes bağırır. Apollon oklarıyl. anamı öldürdüm. daha bi­ linçlidir (Alkmaion). ama suçu Alkmaion'unkinden da­ ha da ağırdır. yedi yıl sonrasını gösteren "Khoephoroi" (Sunu taşıyan kızlar) adlı tragedyada Orestes öç alıcı olarak anası­ nın karşısına dikilmektedir. birdenbire yanı başında kara urbalı kadınlar belirir. yavrum benim? Or. Pytho tanrısı Loksias'tır. saçları yılanlarla örülmüş Erinys'ler bunlar. der. Aigisthos'la Klytaimestra'nın cinayet hazırla­ dıklarını sezer ve bu sezgiyi şu sözlerle dile getirir (Ağam.I. ama sesi kulağa hoş gelmiyor. Koro yakınır. urbası­ nı yırtıp memesini gösterir ve Orestes'in ayaklarına kapanarak yalvarır. Orestes eylemini haklı gösterir: Evet. tanrıların tik­ sindiği pis bir kadındı anam. bakar ki Gorgo yüzlü. Erinys'ler bun­ dan böyle Atina'ya bet bereket saçacak tan­ rıçalar olarak intikamı değil. — Demek bir yılan doğurmuş. Böylece tanrı kara­ rı. tek sesli söylüyor ezgilerini. sahnedeki kapı açılıp ge ne ikisinin ölüsü görülür. insan kanı içmiş yüreklenmek için. Tam bir mahkeme sahnesidir bu. — Babamı öldürdün ya. ananın kinli köpeklerinden sakın Or. onları canlandırmaktaki . Mykene'de yönetimi ele alan çift kendi ölülerinin öcünü almak için kralı ve Troyalı tutsağını öldürmüşlerdir. İ k i hak ve hukuk anlayışının çarpıştığı bir mah­ keme: Geleneksel kısas kurallarını simgele­ yen Erinys'ler. K l y t . Ana oğul ara­ sında şöyle bir konuşma geçer (Khoe.K ba. Erinys'ler korkunç hırıltılarla dört dönmektedir çevresinde. Oidipus babası Laios'u bilmeyerek öldü­ rür. kendini ve eylemini savunan bir insanla karşı karşıya gelip tartışmaktadır­ lar. bir de ana katili vardır: Oidipus'la Orestes. adaleti gerçek­ leştireceklerdir. 922 vd. onla rı uyutur. Ellerinden taptaze kan dam­ lamakta.UİNYS'l. daha önce Algis thos'u da vurmuştu. So­ nu nereye varacak? Ate'nin öfkesi dinecek mi? Üçüncü "Eumenides" tragedyası Delphoi tapınağının önündeki bir sahneye açılır: Apollon'a sığınmış olan Orestes evrenin gö­ beği sayılan taşın üstüne yıkılmış. buna karşılık Atina halkın­ dan sonsuz saygı göreceklerdir. bu­ nun simgesi eski hukukla yeni hukuk anlayı­ şının birleşmesi olsa gerek. Agamemnon tragedyasında Mykene kralıy­ la birlikte Troya'dan dönen bilici Kassandra.ı onları kovduktan sonra sahne değişir ve Atina'daki Akropolis görülür. yani Areopagos kurulmuş olur. Bunların öcünü ala­ cak kuşak da yetişmekte. kendin öldüreceksin. Orestes Athena tanrıçanın verdiği bir oy fazlasıyla beraat eder. Aiskhylos'un.

Titanlar gibi azman yaratıkların birleşmesinde ne gibi bir rol oynadığını tanımlamakta güçlük çeker.. Ve sonra Eros. ama bu evrensel ilkeyi gene de saymış olmak için şöyle der (Theog. giderek "parthenogenesis".). Hesiodos yaratılışı anlatırken Khaos'tan hemen sonra Eros'u sayar. akıl ve istem güçlerini. ölüm ve yıkım getiren ne kadar varlık varsa hepsi Nyks (Gece)'ten dogmadır. Mantineia'lı Diotima'nın görüşlerini anlatır. Karasevda ve İhtiyarlık gibi tanrılaşmış kavramlardan hemen sonra gelir doğum sırasında. bizim "cin" diyeceğimiz bir yara­ tıktır. 226 vd. kötüsü. ilk tanrılar ara­ sına nasıl yerleştireceğini iyice bilemez. Thebai efsane çembe­ riyle ilgili öyküsü Adrastos. üstüne "en güzeline" yazdığı altın elmanın kime verilece- ği kararı Paris'in yargısına bırakılır (Paris). Eros'un doğuşunu anlatmak için yepye- . Erinys'ler.. Hesiodos'tan başka theogonia ve kosmogonia'larda da Eros'a yer ayrılır. Hesiodos ona "azgın yürek­ li" der ve kendi doğurduğu varlıkları sayar (Theog.): Khaos'tu hepsinden önce var olan. Öteki kavgayı daha önce doğurdu yüce Karanlık. Eriş. o Eros ki elini. en güzeli ölümsüz tanrıların. kolumu çözen. ölüm­ lüyle ölümsüz arası bir varlık. 116 vd. hiçbir ölümlü sevmez onu. elimi. insanları yeral­ tında cezalandıran tanrıçalar olarak görülme­ ye başlar. sonra geniş göğüslü Caia. buyruğuyla. Peleus'la Thetis'in düğününe hır çı­ karmasın diye çağrılmadığı için altın elmayı tanrıların dügtin sofrasına atar da. Üç Güzeller yarışmasında da bir rol oynar. Sokrates bir kadın bilici. ilkçağın en eski metinlerinden beri evrende birleşme ve üretmeyi sağlayan doğal bir güç olarak karşımıza çıkar. Eros'un da doğduğuna inanılmakta­ dır. Ama daha sonra.): İki türlü kavga vardır bu dünyada. İnsanlara yararlıdır o kavga. 11 vd. Cehennem kavramına yaklaşan bu görüşler Roma mythos ve şiirin­ de Etrüsk etkisiyle gelişmiş olabilir. onun etkisini insan dün­ yasında açıkça gördügü'halde. yani kendi kendi­ liğinden doğurma ilkesini bazı tanrısal varlık­ lar için sürdürür. Eros. Eriş. yahut da Gece'den dog­ ma evren yumurtası ikiye bölünüp yarı kabu­ ğundan gök. Yaşamın özünde gö­ rür onu Hesiodos ve kardeşine kötü değil de iyi kavgadan yana gitmesini öğütler. biri insana zararlı. ve insanların da. Bu kavga Troya savaşı gibi yüce bir çatışma­ nın kaynağıdır. ayağını çözer tanrıların. öteki kötülemeye. Eros. Göklerdeki tahtında oturan Kronos oğlu toprağın özüne kattı onu. Hesiodos'un bu kavgasına rekabet ya da ekmek kavgası demeli. Amphiaraos ve Alkmaion adları altında anlatılmıştır. Ne kadar belalı tanrı ve tanrıça varsa. Yunanlıların "daimon". İlkçağın en içli ve bilinçli aşk şairi Sappho da Hesiodos'a benzer bir tanım­ lama verir: Gene Eros. Sonra da ikinci eseri "İşler ve Günler" de iki kavga ayırır. Kavga tan­ rıça Eriş. Ana Toprak. biri övülmeye değer. Eski metinlerde beliren bu inanış Vergilius'un "Aeneis" destanında dile gelmek­ tedir: Erinys'leri Tartaros'un dibinde ruhlara ellerindeki kamçılar ve yılanlarla korku salıp eziyet eder görürüz. o karşı gelinmez yaratık sarsıyor beni. Zaman geçince. Orfizm deni­ len ve şair Orpheus'tan geldiği ileri sürülen mistik akımda da Eros'un dünyayla birlikte kaos'tan çıktığına. O kavga ki eli tutmaz insanları bile işe sürükler. yarı kabuğundan toprak ortaya çıkınca. Zorla girer bu kör dövüşüne ölümsüzlerin zoruyla. Özden apayrıdır bu iki kavga. İhanet. insanı kanlı savaşa götürür birisi. Eros'un devler. tanrıların da ellerinden alır yüreklerini. Argos kralı Talaos'un kızı ve Adrastos'un kızkardeşi.ustalığı bu üçlüde en yüksek zirvesine eriş­ miştir. biri faydalı ve şöyle tanımlar ikisini de (İşi. Platon'un "Şölen" adlı diyalogunda herkes kendine göre sevginin tanımlamasını yaptık­ tan sonra. Diotima'ya göre Eros bir tanrı bile değildir. Eriphylc. hem tatlı hem acı Eros.

insanları oklarıyla kovalayan ve yaralayan kanatlı. kalkar. pistir. çoklarının sandığı gibi hiç de öy­ le ince ve zarif değildir. dayanıklıdır. (2) Arkadya'da akan bir ırmakla aynı bölge deki bir dağın adı. Babasına çeken tarafıyla da hep güzelin. (2) Kekrops'la Aglauros'un oğlu. evsiz barksız. (1) Apollon tanrının oğlu. Adı Herakles efsanesine karış­ mıştır: Geryoneus'tan aşırdığı sürüleri götü­ rürken Herakles bu Eryks'e rastlamış. Aphrodite ile Poseidon'un oğlu olduğu da söylenir. ya da kardeşi. d). hep tuzaklar kurar. buluş­ lara düşkündür. Eryks yiğide meydan okumuş. yalınayaktır. 292). Eros'u ele alan en güzel efsanelerden biri Apuleius'un "Eros ile Psyklıc" masalıdır. yolda ölmüş. ama krallığına el koymayıp akrabalarından birinin günün birin­ de oraya yerleşeceğini söylemiş ve öyle ol­ muş: Tarihsel çağlarda Dor'lardan bir grup Eryks dagma yerleşmişler. Erythion. Eileithyia' nın eski bir heykeliyle döner­ ken. bir­ denbire de ölür. kapı önlerinde. Polineikes'in kardeşi (Tab. kendi kendini de yemiş. Tanrılardan korkmaz.ni bir efsane uydurulur: Yoksulluk tanrıça (Penia) ile Bolluk tanrı diye çevirdiğimiz. 103). Böylece Eros tanrı evrensel bir ilkeden. Geryon'un öküzlerini bekleyen sı­ ğırtmaç. Başka efsanelerde Eros'un Aphrodite ile Hermes'in oğlu. sonra yine babasının tabia­ tı gereği bir çaresini bulup dirilir. Erysikhton ne ye­ se doymuyormuş. ( 1 ) Thessalia kralı Triopas'ın oQlu. güreşmişler ve H e rakles Eryks'i öldürmüş.' yol köşele­ rinde yatar. yürekli. yaman avcıdır. Erymanthos. Esîr. Theog. Kral Oldlpu . ağaçları bir bir kesmiş. tanrılar işmarlarla onu alıkoymaya çalış­ tıkları halde. Atina'lı kahraman. taşkın bir adammış. yoksulluktan kurtulamaz. dağda. hiçbir tanrı Eros kadar şairlere konu olmamıştır. bu biçimle de günümüze kadar gel­ miştir. İskenderiye sanatıyla başlayan bu Eros simgesi Roma'da Amor-Amores diye epey tutunmuş. Üstünde ünlü bir Aphrodite tapınatjı bulunan Sicilya dağına adını veren efsanelik kral. Eteokles. Oidipus'la lokaste'nin oğlu. Aither. Öylece Sevgi her zaman ne yokluk içinde­ dir. Erysikhton. Bu efsaneler Eros'un özün­ deki çok yönlülüğü dile getirmek için sonra­ dan uydurulmuştur. fikirlere. bu yüzden gözleri kör olmuş. şiirde olduğu kadar resimde de iz bırakmış ve Rönesans'ta ikinci ve çok canlı bir gelişme görmüştür. As­ lında ne ölümlü. açıkta. ya da Eileithyia veya İris'in çocuğu olduğu söylenir. Günün birinde Demeter'e adanmış bir koruluğu kesmeye kalkış­ mış. ne ölümsüzdür. Herakles bu sürüleri çalmak için Erythion'u da. büyücülükte eşsizdir. iyinin peşin­ dedir. giderek tehlikeli bir çocuk biçimine girmiş. VI. Ne yapsın. arzulayan bir duygu olduğu dile getirilmiş olu­ yor bu parçada. Demeter de onu din­ meyen bir açlığa çarpmış. Bkz. Yaban domuzlarının çok olduğu bu bölgede Artemis avlanmayı sevrı (Od. hüner anlamına gelen Poros'un ogluymuş. varını yoğunu yiyip bitir­ dikten sonra. Herakles de efsanelik yaban domuzunu öldürmüş (Herakles). Dione'nin kızı Aphrodite'den de Anteros (karşılık aşk). Erysikhton hiç aldırmamış. Uranos'lu Aphrodite'nin Hermes'le birleşmesinden Eros doğ­ muş. as­ lında her derde deva. Bakarsın aynı günde bolluk içinde gelişir. Bir şeyin eline geçmesiyle elinden kaçması bir olur. Delos'taki Apollon tapmağına git­ miş. Oğlunun öcünü almak için Apollon da bir yaban domuzu olup Adonis'i vurup öl dürmüş. anasına çek­ miş. Eryks. bayırda. atılgan. 19). Sem- bolik bir anlam taşıyan bu masal Psykhr bal ligi altında anlatılmıştır. Sevgi'nin hiçbir zaman kanmadığı. Sevgi her şeyden önce her zaman yoksuldur. tersine kabadır. Sevgi'nin karakterini anasıyla babası arasındaki karşıtlığın sonucu olarak şöyle anlatır: "BoUuk'la Yoksulluk'tan doğan Sevgi'nin talihi de ona göre olmuş. Ne var ki hiçbir tanrı Eros gibi zaman ve mekâna göre değişik bi­ çimlerde yansıtılmamıştır. Adonis'le seviştikten sonra Aphrodite'yi ha­ mama girer görmüş. alaycı ve ya­ ramaz. ne de varlık içinde" (Şöl. 203c. yaşar. hep arayan. sürülerin bekçisi köpek Orthos'u da öldürür (Hes.

Eunomos. Odysseus uzun serüvenlerinden sonra yurdu­ na ilk ayak bastığında Eumaios'un yaptığı ve yönettiği ahırlara gider ve babasının sadık uşağı olan bu "tanrısal" çobanbaşı ile bulu­ şur. Eteokles Polyneikes'le teke tek savaşta can verdikten son­ ra. Ama tokadı o kadar sert indirmiş ki çocuk ölmüş. Aitolia kralı. malını. Irmak Euneos adını alır (idas. Horalar­ dan biri (Themis. Herakles kendi kendine ceza vermiş. Bunun üzerine saldırı başlar. Poseidon'un oğlu. kocasının odun yığınına atılarak. Herakles'in ellerini yıkarken Eunomos yanlışlıkla suyu yiğidin ayaklarına dökmüş. Atlantis'in yerlisi (Atlantis). neşe anlamına ge­ len Euphrosyne üç Kharit'lerden biridir (Kharit'ler). Euphrates. Fırat nehrinin adını açıklamak için uydurulmuş bir efsane: Euphrates adlı bir adam varmış. Euenos. Euenos da peşine takılır. ama Eteokles gene anlaşmaya yanaşmaz. Hypsipple). kendisinin de bir kral oğ­ luyken nasıl kaçırılıp İthake'ye getirildiğini anlatmaya koyulur. Tanrı Ares'in oğlu. İphis'in k ı z ı Kapaneus'un karısı. oysa Polyneikes mezardan yoksun bırakılır (Antigone). K ı zı Marpessa'ya bir talip çıktıkça babası onu öldürür ve kafasını Poseidon tapınağına asarmış. Euphrosyne. Themis'le Zeus'un kızı. karısı Deianeira ve oğlu Hyllos'la bir­ likte Kalydon'dan göçüp Trakhis'e yerleşmiş. lason'un Argonaut'lar se­ ferinde Lemnos adasına varınca Hypsipyle'den olan oğludur (Argonaut'lar. E u m a i o s . Eteokles yö­ netimi ona vermeye razı olmaz. Thebai'de törenle gömülür. Trakya kralı. ama İdas tanrı Poseidon'dan kanatlı bir araba aldığı için onu ya­ kalayamaz.Thebal'dcn kovulunca. Euenos atlarını vurduktan sonra kendini orada akan bir ırmağa atar. mülkünü yeni baştan ele ge­ çirmekte yardımcı olur ona. 467 72). günün birinde oğlunu karısının yanında uyur görmüş ve onu bir yabancı sa­ narak öldürmüş. Euadne. Eumaios ihtiyar bir dilenci kılığında olan Odysseus'u konuklamak. Eumolpos Eleusis myster'lerinin kurucusu olarak tanınır. Akha'lara Lemnos şarabı gönderir (İl. ona bir döşek serer. Sonunda Marpessa'yı İdas kaçırır. sonra da yanlışlığını anlaya­ rak kendini nehre atmış. Babası yiğidi bağış­ ladığı halde. Euneos. konuğunun özlemini çektiği efendisi ol­ duğunu anladıktan sonra da talipleri öldür­ mekte. Adı sevinç. Hora'lar). Bunun üzeri­ ne Polyneikes Argos kralı Adrastos'a başvu­ rur (Adrastos).j. Eumaios onu saygıyla karşılar. Atina ile Eleusis arasında kopan savaşa karı­ şır. cömert ve akıllı bir kişidir. 389 vd. O zamana kadar Medos adını taşıyan nehre. Euenor. Bir yıl sonra hakkını aramaya gelince. Kalydon kralı Oineus'un sarayın­ da şarap sunan delikanlı. Eleusis başrahipleri "Eumolpides" adını benimse­ miş ve atalarının Eumolpos olduğunu kabul ederlerdi. Herakles de çocuğa bir tokat atacak olmuş. Eumaios. içinde boğulan Euphrates'in adı verilmiş. Polyneikes de şehirden ayrılır. Marpessa). Odysseus'la aralarındaki ko­ nuşmalar Odysseia romanının gerçekçi yanı­ nı ve zamanın yaşama koşullarını açığa vurup yansıtan değerli belgelerdir. onunla bir­ likte yanar (Kapaneus). İlkin tahta oturan Eteokles'tir. Eunomia. bu savaşta Atina kralı Erekhteus elinden öldürülür (Erekhteus). Troya savaşına kendi katılmadığı halde. Epigon'ların Thebai'ye saldırısı sırasında Eteokles'in oğlu Laodamas kraldır. Eteokles'le Polyneikes aralarında bir anlaşma yaparlar: Her yıl biri kral olacaktır. Thebai'ye karşı sefere hazırla­ nan Yediler ordusu saldırıya başlamadan ara­ larından Tydeus'u elçi olarak gönderirler. Odysseus'un sütninesi Eurykleia kadar sevimli. m» . VII. Eumaios'un anlattığı bu öykü ilginç bir roman ve o zamanki Akdeniz çevresinde ise yoğun bir gidiş geliş olduğunu açığa vurur (Od. yemek verir ve dilenci pozunda olan efendisinin uydurduğu hayat hikâyesini dinledikten sonra. Odysseus domuz çobanının kulübesine ge­ lince. E u m o l p o s . ağırlamakla kal­ maz. X V . Akhilleus esir aldığı Priamos oğlu Lykaon'u Euneos'a satar (Lykaon). Odysseia'da önemli bir rol oynayan İthake'li bir domuz çobanıdır. E u n e o s .

Kharit'lerin arasında nasıl ışıldarsa. o da oklarından birini Zeus'un kalbine saplamıştı. bizim keşiş­ leme dediğimiz rüzgârdır. oğlu Eros'a söylemiş.. gördüğü yaratıklardan korkan Europa. Aşk tanrıçası. Yalnız sepetler mi. İ k i kıta.. mitologya'da oğullarından daha önemli bir yer tutar. III. . 53). ( B u öykü. Orada oyunlar oynarlar. Hiç boğaya benzemiyor. ansızın. Orada Mevsim'ler karşıladı kendilerini. Hepsi de bilirdi ki. bir boğa sırtında deniz­ ler aşıvermenin yarattığı birkaç saniyelik şaş­ kınlık ve korku bir yana bırakılırsa. Moskhos'un şiirinde anlatılır). İo'nun yıllarca acı çekme­ sine karşılık Europa. Europa'nın ünü daha da yaygındır. Zeus'la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir. Zeus'un Europa'yı kendisine verdiğini söylemişti. ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu. borulannı öttürerek Tritonlar ve Zeus'un kardeşi Poseidon gidi­ yordu. Argos'un öldürülüşü. tembel tembel yeryüzünü gözetli­ yordu. inek oluşu. Onu sevdi. Sonunda dayanamadı.. öyle güzel bir boğa ki bu. Hephaistos yap­ mıştı o sepeti. Zaten aşk tanrıçası Aphrodite. kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde. Öteki kıta ise. Bir süre sonra Girit'e ayak bastılar. gönlü ne dilerse onu yapıyordu. iyi bir insan gibi Yalnız konuşmuyor. Zeus bir ilkbahar sabahı gökteki sarayında oturmuş. gamsız. kendisi için çok ilgi çekici bir yaratığa ilişti. içlerini dolduran çiçek­ ler de ne kadar güzeldir. Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Europa. K o y u kahverengi. bilinmiyor. uyku­ dan uyanmış. Pallas ve Perses 'i doğurur. gülümseyerek. Hesiodos'un Theogonia'sında Pontos'la Gaia'dan.Eurybie. bütün bir kıtaya adını vermiştir (Tab. Europa da boğayı gö­ rünce dayanamayıp yanına geldi. Boğa. Europa'nın Zeus'la seviş­ tiği sıralarda Hera nerelerdeydi. Ama Europa. Bir boğa k ı l ı ğ ı n a girdi. Sulardan. ölümlerinden sonra ölüler ülkesine yargıç yapıldılar. hiç üzülmerniştir denebilir. Fenike kralı Agenor'un kızı Europa tanrılar tanrısı Zeus'un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış. öteki eliyle de. çocukları oldu. Güneybatıdan eser. boynuzları yeni ayın görünüşüne benzeyen güzel. Europa da yaşıtları arasında öyle ışıldıyordu. kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topla­ dı. yüzyılda yaşamış İskenderi­ ye'n bir şairin. Çiçek toplayan kızların arası­ na indi. sırtı­ na binmesini ister gibiydi: S ı r t ı n a bindirip gezdirecek bizi.Europa. Zeus onu görünce dayanamadı. cevap vererek kendisinin tan­ rılar tanrısı Zeus olduğunu. Şafak tanrıça Eos'la Astraios. Ötekilerin de binmesine fırsat verme­ di Zeus fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. düşmemek için bir eliyle boğanın ko­ caman boynuzunu tutarken.. Io'nun serüvenine benzer bir serüven ya­ şayan Europa'nın öyküsünü Edith Hamilton'un Ülkü Tamer'ce yapılmış çevirisinden okuyalım (Varlık yayınları. kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. Gözleri. Thaurnas ile Keto'nun kız kardeşidir (Tab. sümbül­ ler. Minos ve Rhadamanthys. arkalarında garip deniz tanrıları Nereid'ler. ya da Typhon'dan doğduğu söylenen dört ana rüz­ gârdan biri. Europa'yı doğurduğunu ileri süren Asya. boğanın sırtına oturdu. Eurybie. deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. sepetlerini çiçeklerle doldururlardı. gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu. Sanki Europa'nın. Yanlarında. çekici bir boğa olup çıktı. ona tutulduğunu. "Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır" diye düşünüyor­ du. Europa. Phorkys. Poseidon'la Libya'nın oğlu. sonra Zeus'un İo'yu yeniden kadın kılığına sokusu çiziliydi. Üstünde İo'nun öyküsü. ne olmaz diye korktu. Euros. ama Zeus yine de ne olur.. kırmızı yaban gülleri.. yani denizle topraktan doğmuş. okşadı. 11). kadın kılığında. Nereus. Seviştiler. 6). önlerinde. Girit adasına gittiklerini söyledi. kaşları yerinde gümüş yaylar çizili. Nergisler. Güzel Europa. yeryüzünde öyle tarafsız davrandılar ki. Hemen eğildi boğa. Bilinen bir şey var: Tanrılar tanrısı. Hera uzaklardaydı o sırada. Tl tan'lardan Krios'la birleşip. tasasız. menekşeler. Europa'nın oğullarından ikisi. en güzel se­ pet Europa'nın sepetidir. Öv/e tatlı. Astraios. onu kendisi al­ mak istemişti. Yaşıtları gibi. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyor­ du. s.

Odysseus'un karısı Penelopeia'nın ta­ lipleri arasında başta gelenlerdendir. ama büyücü kadının kurduğu tuza­ ğa düşmez ve geri gelip Odysseus'a Kirke'nin arkadaşlarını domuza çevirdiğini haber verir (Od. Eurynome. Odysseus'un sütninesi. Onu Laertes parasıyla satın almıştı çok eskiden. Eurykleia. Polybos'un oğlu Eurymakhos.). 339 vd. gemi­ leri Seiren'lerin önünden geçerken Odysseus'u direğe i k i kat bağlar ( X I I . Eurylokhos. ağaç perisi. daha nazik ve terbiyeli bir adam gibi davranır: Penelopeia'yı yatıştırır. Odysseia'nın başında Telemakhos'u yatak odasına götürürken şöyle tanıtılır bize (Od. XXII.). Eurymedon. 17): Penelopeia'yı babası ve kardeşleri kışkırtırlar Eurymakhos'a varsın diye.). 60 vd. bekçisi. XV. Telemakhos'u en çok seven de oydu. X X I I . Serüveni için bkz. 347-380). Antinoos'la birlikte Eurymakhos taliplerin en ciddiye alınması gerekenidir (Od. ağırlığı en çok talipler arasında o artırır çünkü. o da Odysseus'un varlığını sömürmeyebakar. yiğit Polybos'un parlak oğlu. Yay germe ya­ rışmasında Antinoos'la ikisi en sona kalırlar. 425 vd. Odysseus onu da bir okla yere serer ve öldürür. lthake'liler şimdiden bir tanrı gözüyle bakarlar ona. onu poh­ pohlar. çevresinde onun dört döne döne.). 95 vd. taliplerin en iyisidir gene de. Eurymakhos önce bütün suçu Antinoos'a yükle­ yip pazarlığa girişmek ister (Od. sayardı onu sarayında asıl karısı gibi. Odysseus'un sarayında oynayan dra­ mın en sevimli kişisidir. Odysseus kendini belli edip meydan okuyunca. ama başaramazlar ( X X I . 391-492). Odysseus'un yoldaşlarından biri. II. X I X . gitti­ ğini o bilir ve Penelopeia'dan saklar (Od. Telemakhos'u ilk fırsatta öl­ dürmeye ve Penelopeia'nın hizmetçisi Melantho ile seviştiği halde.). öbürü Nestor'un seyisidir. 396). 906-910): Okeanos kızı Eurynome ile evlendi güzelliği. 186 vd. X. İşte bu Eurykleia'ydı çerağı tutan. Şöyle tanımlanır (Od. Antinoos'a kıyasla biraz daha efendi. Eurymakhos. Evin kâhyası. 519 vd. bir an önce krali­ çeyle evlenmeye. ödü kopuyordu karısının öfkesinden.EURYDİKE Eurydike. I. X V . X V I . ölüler ülkesinin açıldığı çu­ kur başında kurban keser ( X I . en güzel armağanlardan birini verir (XVIII. büyü­ ğüdür. oğlunun canına kıyılma­ yacağım söyler (Od. Odysseia'da günlük hayatı yansı­ tan en canlı bazı sahnelerin kahramanıdır: Telemakhos'un yolculuğunu o hazırlar.): Eurymakhos'tu adı. Kirke'nin konağına gidecek grubun başı­ na seçilir. ama Güneş'in ineklerini yemeyi o salık verir arka­ daşlarına ve bu yüzden de tanrıların lanetine uğrayarak Odysseus'un bütün tayfasıyla bir­ likte can verir ( X I I . Dilenci kılığında saraya ge­ len Odysseus'a o da kötü davranır. Orpheus. Eurykleia. 434 vd. 350507).) ama bütün bunlar yalan ve yapmacıktır. bebekken dadılığa başlamıştı Telemakhos'a bakmıştı ta çocukluğundan kocaman oluncaya dek. kafasına bir tokmak atar ( X V I I I . (1) Okeanos'la Tethys'in sayısı üç bini bulan kızlarından biri. Hesiodos'un "Theogonia"sında anlatıldığına göre (Theog.): Telemakhos gidiyordu yatmaya. . 23 vd. ama yatağına almamıştı bir kere olsun. dilenci kılığında İthake sarayına gelen Odysseus'un ayaklarını yıkarken eski bir yara izinden onu tanır (Od. çerağlar tuttu yoluna pırıl pırıl. İlyada'da iki Eurymedon'un sözü edilir. Orpheus'un karısı. 295 vd. Peisenor oğlu Ops'un kızı. taliplerin ve özellikle hizmetçilerin ce­ zalandırılmasında önemli bir rol oynar (Od. görenleri büyüleyen uyum Zeus tanrıçayla. Eurykleia. biri Agamemnon'un seyisi. körpecik bir kızken almıştı yirmi sığıra karşılık. 205 vd.). düşüne düşüne.).

(2) Penelopeia'nın yanında bulunan kâhya kadın. Yalnız oğlu İphitos Herakles'ten yana çıkmış. bayramlara katılır. Dithyrambos'u onun esinlediği söyle­ nir (Musa'lar). Penelopeia'nın çevresinde asıl hizmet gören odur. Melanthos ve Apisaon'u öldürür. Eurytos. gözlerini oymuş (Herakles. (Kharit'ler). Euandros. Poseidon'un ogluymuş. Zeus. dilenci kı­ lığında uykuya yattığı zaman Odysseus'un üs­ tünü örter (Od. Aiakos). Bunun cezası olarak da esir diye satılmış ve Omphale'nin sarayına düşmüş.). Ro'mulus tepesinde Roma şehrini kurmadan orada Evandrus'un kurduğu Pallantea kasabası vardı. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan kişi. 4). ama Kalydon avı sırasında kaynata­ sını da kaza ile öldürünce. XI. Zalim kralın kafası A l k mene'ye getirilince. Odysseus ölüler ülkesinde karşılaştığı Akhilleus'un ruhuna iletir (Od. onu bir sürü güç işler başarmaya zorlar. ama Patroklos yardımına koşar. (1) Troya'da Akha'lardan yana savaşan Thessalia'lı önder. Paris'in kargısı altında yaralanır. Böylece Eurystheus Tiryns. oğlu Eurypylos'u Troya'ya gitmeye kandırmıştı. Lapith'lerden Peirithoos'un nişanlısını kaçırdığından. Bu çar­ pışmanın haberini. iyi adam anlamına gelir) kurmuştu.). ne kendinin. bu yüzden de öldürülmüş. İphitos.Üç k ı z ı oldu ondan. X X . Herakles öldükten sonra. 519 vd. onun eliyle arınmıştı. İole). Kharit'ler. Herakles onunla boy ölçüşüp onu yenmiş. Hera da doğa­ cağını bildiği Herakles'in kral olmasını önle­ mek için. ne de oğlunun A k ra'lara karşı savaşmayacağına söz vermişti. yerlilere okuma yazmayı öğretmiş.ırına yapar. Evandrus. Troya dönüşünde Herakles adaya uğrayınca Eurypylos ona karşı gel­ miş. Perseus torunlarından i l k doğacak olanın krallık elde edeceğini bildirir. Bunu bir armağan karşılığı yaptığı söylenir. ama Eury tos sözünde durmamış. neşe getirirmiş. Kardeşi Phokos'u öldürdükten sonra Peleus Eurythion'un yanına sığınmış. ama Ioalos tarafından öldürülür. Ne var ki birden çıldıran Herakles İphitos'u öldürmüş. Amphitryon'un amca oğlu ve onun gibi Perseus'un torunudur. kendini tanıttıktan sonra yiğidi yıkayan. giydiren. kendine bakması için öğütler verir. bir de İole ad­ lı kızı varmış. Bir süre sonra Herakles oğullarının savaş ortağı olan Atina'ya karşı sefere çıkar. (2) Bir devin adı (Gigant'lar). X X I I I . Ama Priamos'un kız kardeşi olan karısı. (1) Nerede olduğu iyice bilinmeyen Oikhalia şehrinin kralı. yarası i y i leşince. Kentaur'larla Lapith'ler sava­ şına yol açmıştı (Kentaur'lar). başı çelenkli. 154 vd. Mykene ve Argolis bölgesine kral olur ve Herakles'i buyruğu altına alarak. Bölgeye uygarlık getirmiş. Onu kıskanan aman vermez kral yiğide eziyet etmekten hoşlanmaktadır. ona dert döker. Eurythion. Eurypylos. Alkmene). Ok atmakta çok usta olan Eurytos'un dört oğlu. müzik ve . Üç Güzeller: Aglaie. (1) Kentaur. Özgürlüğüne kavuşunca. onunla konuşur. Ok atmakta kendisini yenecek olana kızını vermeye ant içmiş. Eurystheus soyunu Mykene'den kovar. Herakles büyük kahra­ manlıklarını hep Eurystheus'un emriyle ve Eurystheus'un çık. Burayı da Yunanistan'ın Arkadya bölgesinden gelme Evandrus (Yun. Penelopeia ile gerdeğe girmeye hazırlayan odur (Od. sürülerini çal­ dığını ileri sürmüş. Troya'lılardan Hypsenor. Euphrosyne ve sevimli Thalia. elinde bir flütle şenliklere. Argos kralı Sthenelos'un oğlu. Eurytos'un sarayına dönüp onu öldürmüş ve lole'yi ele geçirmiş (Herakles. Eurystheus'un yedi aylık doğmasını sağlar. (2) Kalydon savaşına katılan yiğitlerden bi­ ri. Euterpc. Vergilius'un "Aeneis" destanın­ da adı geçen kahraman. (2) Kos (Istanköy) adasının kralı. Eurystheus. yani at adamlardan biri. yiğidin. Musa'lardan biri. Alkmene'yi Herakles'ten gebe bırakınca. Eurystheus. başka yere göç­ mek zorunda kalır (Peleus. Telephos. (3) Telephos'un oğlu. Herakles efsanesinde büyük bir rol oynayan kötü kişi. Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a karşı savaşır ve onun eliyle öldürülür. Dionysos alaylarında da yeri vardır. Eurypylos. İthake kraliçesi onu yanından ayırmaz.

Ayrıca Latlum Yunanistan'dan bazı tanrı kültlerini de getirmişti. Evandrus Aeneas'ı. Evandrus onu Cacus'u öldürmüş olma suçundan arındırmış. Onun için. bu sunak sonraları da Ara Maxima ola­ rak gösterilirdi (Cacus). tanrı oğlu olduğunu anlayarak Roma'nın yedi tepesinden Aventinus'la Palatinus arasında büyük bir sunak kurmuş. Hercules buralara gelince.yararlı bazı sanatları da yaymıştı. 112 . iyi karşılar ve oğlunu bir bölük askerle birlikte emrine verip Rutul'lere karşı savaşta yardımcı olmalarını sağ­ lar (Aeneas). babası Ankhises'le konukluk bağları kurmuş olduklarını hatırlayarak.

173-188). Halk arasında dişi cinsten Fata olduğu gibi. ko­ nuşmak anlamına gelen "fari"den türeme olup. Roma tanrısı Faunus'un hem kız kar­ deşi. Falcı bir tanrıça olarak gös­ terilir ve Bona Dea ile bir tutulur (Bona Dea). Latium'un ilk krallarından biri ola­ rak gösterilir. Ovidius'a göre. boynuzlu yaratıklar ola­ rak dağda.ı l. Fatum. yemini simgeleyen tanrıça. verilen söze saygının her türlü toplum düzeninin temelinde olduğu . Ormanları ve kaynakları koruyan bu tanrıçanın kültü or­ ta İtalya'ya ve Etruria'ya yayılmıştı. Kader. Dido'nun Aeneas'a olan g i z l i aşkını açığa vurur (Aen. Klasik çağlarda Faunus bir tanrı olmaktan çıkmış ve Yunan Satyr'leri gi­ bi keçi ayaklı. Faustulus bir dişi kurdun emzirdiği ikizleri bulmuş ve karısı Acca Larentia'ya büyütülmek üzere götürüp vermiştir (Acca Larentia). Roma mitolojisinde ünü. sakallı. Stbylla). halk sesini ve dedikoduyu simgeleyen tanrıça. hem de eşi. Açlık İskitya'da kurak bir toprak üstünde oturmaktadır. Remus). Açlığı simgeleyen Fames Hesiodos'un Eris'ten dogma olarak gösterdiği L i mos'un Latince karşılığıdır. Faustulus. Amulius kızlarının do­ ğurduğu ikiz çocukları Tiber kenarına bırak­ mayı buyurunca. Roma'da üç Fata tanrıçasının heykeli görü­ lürdü ki bu heykeller Sibylla'lan simgelerdi (Parça. su kenarlarında nympha'ları kovalar gösterilmişlerdir. Fatutn. alın yazısı bir genius. lütuf gösteren) anla­ mına gelir. Sonraları Yunan dinsel görüşlerinin etkisiyle Fatum.F Fama. Palatinus tepesinde de kulübesi gösterilirdi. Kısır­ lığı defetmek. tanrıçalarıyla bir tutulmuş ve Fatum sözcüğü dişi cinse dönerek Fata olmuştur. Fransızca peri anlamına gelen "fee" bu Fata'dan gelmiştir. kültü Roma şehrinin en eski tepelerin­ den biri sayılan Palatinus'a yerleşmiş ve L u percalia bayramı (15 şubat) ile ün kazanmış­ tır. erkek Fatus'ların da varlığı tasarlandı ve herkesin kendi cinsine göre ka­ deri. Vergilius bu sim­ gesel varlığı Ölüler Ülkesi'nde Yoksulluk'la yan yana gösterir. Fauna. söz söylemek. Ficus'un oğlu ve Saturnus'un torunu ola­ rak gösterilir. I V . Sonradan Faustulus çocuk­ lara kim olduklarını bildirmiş. Hercules'le sevişmiş ve Latium'a adını verecek olan kral Latinus'u doğurmuş. toprağın verimliliğini sağlamak ve halkı kötü güçlerin etkisinden kurtarmak amacı güdülürdü. kral Faunus'un eşi. Roma mitolojisinde Kader'i simgele­ yen tanrısal varlık. aslında "tanrı sözü" demektir. Fauna. lü­ tuf gösteren) anlamına gelen bu tanrı bir yan­ dan sürülerin.ıllııııl. Alba kralı Amulius'un çobanı Faustulus Romulus'la Remus efsanesinde önemli bir rol oynar. ak saçlı bir kocakarı ola­ rak simgelendirilmesi. verimli" anlamına gelen Faustulus'un Forum'da mezarı. Erysikhton'a dinmez açlığı veren odur (Erysikhthon). İupiter'den daha yaşlı. Terracina'da bulunan tapınağında köleler azat edildi­ ği için. Faustulus araya gir­ miş ve öldürülmüş derler. Fames. Roma dininin en eski tanrılarından biri. Latin Hercules efsanesinde rol oynar. Faunus'un rahipleri Luperci'lerin kutla­ dıkları bu bahar ve bereket bayramında deli­ kanlılar çırılçıplak olarak dolaşır ve önlerine gelen kadınlara kamçılarıyla vururlardı. ormanda. Arkadya'daki Euandros'un İtalya'ya gelişiy­ le ilgili efsanelerde rol oynadığı için (Evandrus). Fama. Adı "qui favet" ( i y i l i k eden. öte yandan adı Roma'nın kuruluş efsa­ nelerine karışmıştır. İkiz kardeşler kav­ gaya tutuştukları zaman. Faunus gibi Fauna'nın adı da "quae favet" (iyilik eden. Etrüsk asıllı bir tanrıça. tarlaların koruyucusu olarak Yunan etkisi . Vergilius'un "Aeneis" destanında yarattığı bir simgesel varlıktır. gidip Amulius'u öldürmüş. Feronia. Faunus. Andı. Libertas. Adı "faveo" fiilin­ den "uğurlu. Kadınları kısırlıktan korurmuş. Roma kuruluş efsanesinde bir tanrı olarak değil de.ınn Pan ile bir tutul- muş. Roma tanrıları arasın­ da saygı görürdü (Romulus. Fides. yani özgürlüğü simgeleyen tanrıça ile bir tutulmuştur. bir cin olarak sim­ gelendi (Genius). Romulus da tanrı ve kral soyundan olduğunu anlayınca.

sunu sunarken rahipleri sag elleri­ ne bir beyaz sargı sararlardı. Röma'lılar yılın ilk ayına Mars (mart) adını vere­ rek onun Flora ve baharla ilişkisini belli et­ mek istemişlerdir. V. Roma'lıların en çok korktukları. çoğu zaman da kör olarak can­ landırılır. Her türlü bitki ve çiçek üstünde egemenliği bağışlamış Flora'ya. Çiçek ve bahar tanrıçası Flora. Flora.anlamına gelir. bunun için Flora'ya başvurmuş. En erken çağlardan be­ ri Furia'lar Yunan mythos'unun Erinys'leriyle bir tutulmuş ve efsaneleri birbirine karışmıştır (Erinys'ler). en çok tapındıkları tanrıçalardan biri kör tali­ hi simgeleyen Fortuna'dır. geceleri evine girermiş. Fortuna.): Flora aslında Khloris adlı bir Nympha imiş. Rastlantı. tanrı Mars'ın dogmasına önemli bir etken ol­ muş: Jüpiter'in Minerva'yı kendi kafasından çıkarmasına içerleyen İuno erkek araya gir­ meden bir çocuk doğurmak istemiş tek başı­ na. 20 vd. Aeneas soyu ona Palatinus üzerinde bir tapınak yaptırmış. yakınırlardı. IM . Çi­ çek açan her bitkinin yönetimi onun elinde­ dir. rüzgâr tanrı onu görüp kaçırmış ve evlenmiş onunla. Ama Flora'nın gücü bununla da kalmamış. Nisan sonunda başlayıp mayıs ayma kadar süren bu şenlikler büyük bir coşkunlukla kutlanır­ dı. Tapımını Roma'ya getiren kral Servius Tullius imiş. Roma'ya Sabin'lerden gelme bir tanrıçadır. Furia'lar. Fortuna o kralı o kadar se­ ver ki. Fortuna tanrıçanın erkeğidir. Yunan etkisi altında Fortuna za­ manla başka tanrıçalarla. Şair Ovidius Flora üstüne Yunan mythos s 'undan esinli bir öykü anlatır (Fast. Roma'nın ilkel din görüşlerinde Furia'lar yeraltından çıkıp insanların peşine takılan kötü cinlerdir. Fors. Flora'nın onuruna Roma'da Floralia şenlikleri düzenlenirdi. Roma'lılar çok önem verdikleri bu tanrıları bir çift olarak gö­ rür ve Fors'la Fortuna'ya birlikte tapınırlar. Yunan Tykhe tanrıçasıyla bir tutulan Fortuna elinde bir dümen (insanların hayatını yönetir çünkü) ve bereket boynuzuyla. talih anlamına gelen Fors. tanrıça da kendi kendi­ ne Mars tanrıyı getirmiş meydana. özellikle İsis'le bir tutulmuştur (Tykhe). Fortuna'nın tapınağında Servius Tullius'un bir heykeli buIunurmuş. Flora da bir kadına dokununca onu gebe bırakan bir çiçek vermiş îuno'ya. Fides'e kur­ ban keser.

Kronos'a da bir taş yutturulur (Kronos. Hesiodos'un Theogonia'smda dünyayı. Kimseyle sevişip birleşmeden yaptı bunu. Gaia böylece daha kişisel ve insansal tanrıçalarla ya birleşmiş. Sonra ilkin Uranos'la birleşip erkek ve dişi Titan'ları. Gaia son olarak Tartaros'la birlikte Typhon'u doğurur (Typhon). evrensel bir öge olarak toprağı simgeler. azmanlar. dinde daha belirli birer tanrıça olarak görü­ len. Çünkü Kronos babası Uranos gibi zorbaca davranır ve çocuklarını doğar doğ­ maz yutar. i k i n c i k ı ı şak devrimini de yürütür: Zeus'a ne yokl.ı parak devlere karşı savaşı gerçekleştirir ve Titan'ları devirerek dünya egemenliğini ele ge­ çirir. sağlam tabanı" saydığı Gaia. Genellikle devler. ekin vermez denizi: Azgın dalgalarıyla şişen Pontos'u. Karısı Rheia Zeus'a gebe kalınca Gaia ile Uranos'tan doğuracağı çocuğu kur­ tarma çarelerini sorar. 6). tahta çıkardığı oğlu Kronos'un da devrilmesi­ ni sağlar. Gök'ü. Gaia birinci kıı şak devrimini hazırladıktan sonra. yıldızlı. kimisi de evrenin mito­ lojik yorumunun yarattığı simgesel tanrılar dır. Bu doğurma sürecinden hemen sonra evrene egemenlik savaşının ilk belirtisi Uranos tanrının doğan çocuklarını Gaia'nın karnına gerisin geri tıkmasıyla baş gösterir (Theog. 154 vd.Kronos'u aldatmak çareleri­ ni de gösterir ve Zeus'un Girit'te bir mağara­ da gizlice doğmasını sağlar. ya da kozmik öğe olarak felsefe alanına girmiştir. Tab. Ama Gaia'nın öbür çocukları da aralarında birleşerek yersel ve göksel birçok varlıkların dogmasını sağlarlar.ın egemenliği elde edebileceğini o öğretir. Bunların kimisi yıldız. ve Uranos sürdürürken bu korkunç oyunu koca Toprak inim inim inliyordu zorundan.kader Uranos'un oğluna yenildiği gibi. örneğin Delphoi'ye Apollon'dan çok daha önce yerleşmiş bilimi (Apollon. Zamanla Gaia'nın mythos'ta yeri ve önemi değişmiş. Gaia Uranos'un devrilmesini sağladığı gibi. l'de gösterildiği gibi Gaia "parthenogenesis" (kendi kendine doğurma) prensi­ bine göre Gök'ü.): Böylesine Gök'ün oğulları. koyaklarında tanrılar oturan dağları. kozmik nitelikteki Ana Toprak. Başka Theogonia'lara göre Tartaros'tan Ekhidna adlı bir kı­ zı olmuş ve Poseidon'la da birleşerek Antaios devini doğurmuş (Antaios). bütün öğelerin kaynağında bulunan ana ilkedir. Keto ve Eurybie'yi meydana gelini (Tab.): Toprak bir varlık yarattı kendine eşit: Dört bir yanını saran Uranos. sağlam yurdunu yüksek dağları yarattı sonra. . Bir tanrıdan çok kozmik bir varlıktır Gaia. H e siodos bu yolda doğada ana ilkenin ne oldu­ ğunu tanımlamaya çalışan îonya düşünürleri gibi davranır. Bu kez de Gaia kızına kaderi bildirmekle kalmaz . Zeus Gaia'nın dediğini y. Phorkys. Dağ'ları ve Deniz'i yaratır. Son Titan oğlu Kronos'a babasının erkeklik uzvunu kestirdikten sonra Gaia bu kez kendi doğurduğu Pontos'la birleşir ve ondan Nereus. Gaia Yuna­ nistan'da birçok kehanet merkezlerinin esinleyicisi sayılır. 126 vd. 2). Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri doğurur (Tab. yel ve gökkuşağı gibi görülen varlıklardır. çara Kronos kuşağından Titan'ları yenmek için Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri kurtarıp y a r dıma çağırmaktır. Thaumas. Zeus). canavarlar hep Gaia'dan doğma sayılır. bir yandan Demeter. Homeros'ta hiç adı geçmeyen Gaia. yeri. Delphoi). Sonra denizi yarattı. Babalan ilk günden iğrenmişti onlardan. "Bütün ölümsüzlerin sürekli.G Gaia. öte yandan Kybele gibi toprak ve bereket tanrıçalarına yer ver­ miştir. Hesiodos'tan gayrı korkunçtu Toprakla kaynaklarda adı geçen Nereus'tan deniz var­ lıklarını meydana getirir. evreni bir düzen yöntemine göre meydana getiren ve düzen­ siz boşluktan çıktıktan sonra dişi-erkek birleş­ me yoluyla evrenin kendisini ve tanrılarını ya­ ratır. Kronos'un da Zeus eliy­ le devrilmesidir . bu süreci şöyle anlatır Hesiodos (Theog. doğar doğmaz gün ışınına çıkaracak yerde toprağın bağrına saklamıştı onları. mutlu tanrıların sürekli.

Lampros çok fakirmiş. imparato­ run genius'u korkulur. Adı sütbeyaz anlamına gelir. Ganymedes'i de tanrılar sofrasın­ da Hebe yerine şarap sunucusu olarak kul­ lanmıştır. ölümden sonra var ka­ lan tinsel varlık sayıldı (Manes). (2) Lampros adlı bir adamla evli olan bir Girit'li kadın. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. K ı z ı l toprak anlamına gelen bu ada Batı kızlarının birinin adını taşıyan İs­ panya kıyılarında bir ada olsa gerek (Herakles). güçlü bir varlık sayılır ve imparator nasıl öbür insanlar üzerine egemense. yani Devleri. Büyük bir korkuya kapılan annesi onu Leto tapınağına bırakmış ve tanrıçadan kızını erkek yapması­ nı yalvarmış. Galateia'nın öykü­ sü şudur: Polyphemos'tan kaçan Nereus kızı tanrı Pan'ın (ya da Faunus'un) oğlu Akis'i se­ ver. Ama başka mythos ya- . Ya da kendi kartal biçimine girmiş ve oğlanı pençelerinin arasına alıp kaçırmış. Geryoneus. görevi gerdeğe giren çiftin üret­ me gücünü artırmaktır. Theogonia'da Hesiodos. Erytheia adasının nerede olduğu tartışma konusu olmuştu. G e c e . Geryoneus. Bir gün Te­ pegöz Galateia'yı sevgilisinin kollarında uyur bulur.): Troya'lıların kralı. Ama yalnız in­ sanın değil. Genius. Tepegöz de şiirde bu güzel kıza olan aşkını ve aşkının karşılıksız kalmasından duyduğu acıyı dile getirir. Homeros onun serü­ venini şöyle anlatır ( İ l . Kocası yokken bir kız çocuk doğuran Galateia çocu­ ğunun cinsini kocasından saklamış ve kızı er­ kek kılığına sokarak büyütmüş. (1) Homeros ve Hesiodos'da adı geçen Nereus kızlarından biri. Örneğin z i f a f yatağının da genius'u vardır. 230 vd. Gigant'lar. Akis ölür. Hesiodos Theogonia'nın iki yerinde (Theog. Ganymedes'e vurulup onu asıl kaçıran. sonra da söz etmez artık onlardan. Ne var ki genç kız olunca Leukippos o kadar güzelmiş ki kız olduğunu saklamak elden gelmezmiş artık. deliye döner. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a Zeus'a şarap sunan olsun diye. Gigant'lan. Ölümlülerin en güzeli sayılan Ganymedes Dardanos soyundan. Galateia da sevgilisinin bir ır­ mak haline gelmesini sağlar. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. Ama çirkinliğinden ötürü yanaşmaz Galateia ona. şiirinde sözü geçen bu Nereus kızına Sicilya'lı Kyklops Polyphemos vurgun­ dur. Poseidon'un oğlu Khrysaor'la Okeanos kızı Kallirhoe'den doğmadır. karşılık ola­ rak Zeus çocuğun babasına ölmez atlar arma­ ğan etmiş. Her neyse. Adına da Leukippos demişler. 280-85) üç kafalı bu devden söz eder. Çoban şiirlerinin ustası Theokritos'un XI. İnsan kendi ya da başkasının genius'u üstüne ye­ min eder. 285-90. onunla buluşup konuşurlar. ya da kaçırtan tanrı Zeus'tur. Tanrıça dileği yerine getirmiş ve Leukippos'un cinsiyetini değiştirmiş (îphis). ona yalnız bir oğlu olursa besleyebileceğini. bir topluluğun da genius'u olabilir. karısının gebe olduğunu anlayınca. İmparatorluk çağında. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: îlos.Galateia. Akis'e kaçma fırsatını vermeden koca bir kaya kaldırıp kafasına in­ dirir. Troya kral ailesindendir (Tab. tanrılara denk Ganymedes. Bkz. dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken görmüş de kuşu kartalı göndermiş delikanlıyı kaçırıp Olympos'a getirsin diye. Nyks. Doğum günü. Uranos'un kesilen hayalanndan akan kanın toprağa damladığını ve bir süre sonra Gaia' nm devleti "parlak zırhlı ve uzun kargılı" ola­ rak meydana çıkardığını yazar. Genius'un bayramıdır. Herakles Eurystheus' un buyruğu üzerine gelip onu adasında öldü­ rür. bir yerin. Türkçe "cin" sözcüğünün kaynağın­ da bulunan Latince "genius" kavramı kişinin içinde doğup gelişen tinsel varlıktır. Ganymedes. neşeli ve iyimser tutan güçtür. bu genius'un da bütün öbür genius'lara hükmettiğine inanılırdı. İnsandaki genius onu canlı. yoksa dağa bırak­ mak zorunda kalacağını bildirmiş. 17). Uranos'la Gaia'nın birleşmesinden doğan Titan'lardan ayırmalı. Ganymedes'I 1da Erikhthonios'tan Tros doğdu. Assarakos. Zamanla geni­ us insanda ölmeyen.

Glaukos. "Kapkara fi »t ı n a " gibi saldırırlar ve "zorlu savaşta bek" olurlar Akha'lara. bu ka­ bartmaların her birinde Olympos tanrılarıyla Gigant'lar arasındaki savaş canlandırılır. 214 vd. Titan'lan yendikten sonra Olympos tanrıları bu yaratıklara karşı koymak zo­ runda kalmışlar.): \ Ulu canlı Tydeus oğlu. gider.). Olympos tanrılarında Zeus. Diomedes saldı­ rır. tam o sıra. I ş ı k ülkesinden delen ve adı ç ı o f l ü n maviliğini. iyicene bilmek istersen soyumuzu . sonra birdenbire Akha yiğidi Diomedes ile karşı karşıya görürüz onu. yenilerini yetiştirir. Çünkü Gigant'lar dağları üst üste yığarak Olympos'a saldırmışlar. ama birden durur. Kimsin? diye sorar. tanrıların yardımıyla Gigant'ları öldürmüş. Ama Kronos oğlu Zeus. anaforlu Ksanthos'tan gelmişler. Herakles de başta Zeus ve Aigis kalkanıyla Athena ol­ mak üzere. Eurytos'u Dionysos'un thyrsos'u. Leto. yani devler savaşı bir söylentiye göre Trakya'da. Dev­ ler aslan ya da boğa kafalı ve yılan kuyruklu azmanlardır. Porphyrion ve daha adları belirtilmeyen başkaları görülür.GLAUKOS zarları ve özellikle plastik sanatlar. Aphrodite ve Nyks ile Moira'Iar savaşa katılır. parlaklığını yansıtan bu yigit ne kadar da sevimli! Anadolu insanı sanki o gün­ den kendini bulmuş. H o m e ros. bedenleri birer yı­ lan kuyruguyla biten bu azmanlan konu edin­ mişlerdir. görülme­ miş boyda ve güçte olup. dünya görüşü üstüne en güzel sözlerin­ den birkaçını onun ağzına vermiş. Bellerophontes efsanesiyle Lykia'lıların Troya sava­ şındaki serüvenini onun kişlllflinde < aııl. gelmişler uzak Lykia ülkelerinden. Glaukos da Lykialı önder Sarpedon'la birlikte savaşa döner. korkar tan­ rılarla boy ölçüşmekten. Bergama'ya özgü patetik üslupta işlenmiş olan bu kabartmalar hellenistik deni­ len sanatın en görkemli örneği ve akıllara durgunluk veren bir anıttır. böylece soyların biri göçer. içine bir kuşku girer bu parlak yiğit bir tanrı olmasın diye. Devlerden Otos. İlyada'da parlak bir rol oynar. Tydeus oğlu Diomedes'le değişti silahlarını: Altını tunçla değişti. Glaukos'un aklını başından aldı.bilir onu birçok kişilerVe başlar Bellerophontes'in eşsiz serüveni­ ni. VI.): Değişelim gel silahlarımızı. Birbirleriyle dövüşmemeye karar verirler ve silahlarını değişirler (İl. Cömertlik Anadolu'da kalır. Altıncı bölüme kadar Glaukos'un adı geç­ mez. gövdeleri paramparça edilip korkunç acılar içinde kıvrandıkları an canlandırılmıştır. VI. Diomedes çe­ kilir. o kaçabilmiş. Enkelados'a gelince.): kusursuz Glaukos komuta eder. el sıkışıp ant içtiler. yüz öküzlük silahı dokuz öküzlük silahla. soyumu ne sorarsın? Yapraklar gibidir insan soyu. 145 Vd. yeşerir orman. 229 vd. Anadolu'nun dört bir yanından Troya'yı sa­ vunmaya gelenlerin listesi şöyle biter (İl. bir yandan bakarsın bahar gelir. anlar düş­ manının eski bir dost olduğunu (İl. Dione. Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere. Diomedes'te şafak atar. 876 vd. Artemis. Alkyoneus'u Herakles kendi öldür­ müş (Alkyoneus). Bu konu Bergama'nın Zeus Sunağında en parlak bir biçimde işlenmişti. ama Athena üstüne Sicilya adasını atmış. Bellerophontes'in torunu. yansıtmıştır onun kişili­ ğinde. Tanrıça da Pallas'm derisini yüzüp savaşta zırh olarak kul­ lanmış. Alkyoneus. Apollon. Böyle konuşup atladılar arabalarından. Lykia'ya göçüşünü anlatmaya (Bellerophontes). Bu kez de devleri yalnız bir ölümlü insanın yenebile­ ceğini bildiren bir kehanet var olduğundan. Ephialtes'i Apollon'un bir oku. 25). II. Gigantomakhia.ıııdıı iniştir. (1) Glaukos II (Tab. O sır Lykia'ltlara Sarpedon'la . VI. Kabartmalarda devlerin tanrıların gücü altın­ da ezildikleri. Hippolokhos'un oğlu Glaukos. bellesin Akkha'larla Troya'lılar atalarımızın konuk kardeşi olmasıyla övündüğümüzü. Bergama'dan alınıp Berlin Müzesine taşınan ve orada yeni baştan kurulan Zeus Sunağının frizi dev boy­ da 118 kabartmadan meydana gelir. biri doğar. tanrılar Herakles'e başvurmuşlar. Glaukos'un verdiği karşılık şu (İl. Glaukos yaralanır. bir başka söy­ lentiye göre Arkadya'da olmuş. Athena.

yer onu. insanları korkudan korkuya salan. Bir efsaneye göre. XV. ışık tanrı Apollon. Gorgo'lar. Gordias Gordion şehrini kurmakla ün salmıştı. Aiskhylos da şöyle tanımlar onları (Prom. Efsanelik Phrygia kralı. Sisyphos'un kurduğu Ephyra (sonra­ dan Korinthos olur) kentinde kraldır. 800): Ejderha kanatlı Gorgo'lar. geceyle gündüzün sınırlarında otururlar ince sesli Batı kızlarının yurdunda. ayağı tut­ maz. Saçları yılanlarla örülü. yukarda sözü geçen Glaukos'un atasıdır. Glaukos da aslan gibi dövüşmeye koyulur yeni baştan. görenlerin soluğunu kesen Gorgo'lar. ondan gebe kalarak kral Midas'ı doğurmuş (Midas). Hesiodos Graia'ları şöyle tanımlar (Theog. arabası devrilince de at­ ları parçalar. yeryüzünde dolaşan insanlar da. bunlar Amazon'ları Gorgo'lara saldırmaya itmiş. 1 IH . kılıcını kınından çıkarmış ve dü­ ğümü keşivermiş. o ara­ banın oku öyle çapraşık bir düğümle baglıymış ki. Oysa tanrı sözcüsü bu düğümü kim çözerse. Graia'lar. Üç oldukları halde. güzel yüzlü. o güçle saldı­ rır Patroklos'a ve öldürür onu. Şehrin kalesine Gordias bir araba yerleştirmiş. 274 vd. ölümsüz olduğuna kimseyi inandıramadığı için de kendini deni­ ze atmış ve bir deniz tanrısı olmuş. eli. doğuştan ak saçlıdır onlar. Plastik sanatların alabildiğine faydalandıkları Gorgo'lar. yaralıdır. 25). kimse çözememiş bu düğümü. Glaukos'un da sözü edilmez bir daha İlyada'da (Hektor). o. Engin bir yas kaplar Troya'lıları. Bunu bilen Büyük İskender Gordion'a gelince. (2) Glaukos I (Tab. ne ihtiyarlık. 6). Medusa ölümlüydü. Onun Perseus'la serüvenini bu yiğidin adı altında okuyalım (Perseus). onu gören denizcinin teknesi batar. efsaneye adı karışan yal­ nız Medusa'dır. iyi eder yarasını.): Phorkys'le birleşen Keto Graia'ları doğurdu. Bir başka anlatıma göre Glaukos ölümsüzlük ve­ ren bir pınardan su içmiş. Ana Tanrıça Kybele Gordias'ı sevmiş. oysaki kız kardeşi ne ölüm bileceklerdi. savaş ortaklarını korumuyor diye. Hektor'u bile kınar. Gordias. Buna karşılık yalnız Medusa girdi masmavi yeleli tanrının koynuna Bahar çiçekleriyle dolu taze çimenlerde. 515 vd.da Sarpedon Patroklos'un kargısıyla vurulup can vermek üzereyken. kısa zamanda davranabilmişler. Euryale ve bahtsız Medusa. Çünkü daha hızlı olsunlar diye hayvanlarının çiftleşmesine engel oluyormuş Glaukos. Pemphredo'nun güzel. Apollon dinler onu. 270 vd. Lykia'lıların kaderini Glaukos'un eline verir (Sarpedon). Nedeni de Glaukos'un atlarına büyülü bir pınardan su içirmiş. Ara­ larında Medusa'nın en çok ün saldığı bu ca­ navar kızları Hesiodos şöyle tanımlar (Theog. Sicilya'lı Diodoros Gorgo'lar üstüne başka bir yorum verir: Gorgo'lar Amazon'lar gibi savaşçı bir soymuş. alınlarında yaban domuzu dişleri fışkıran. ya da Aphrodite'nin hışmına uğramış olmasıdır. Asya krallığını onun elde edeceğini söylemişmiş Gordias'a. Pontos'la Gaia'nın oğlu Phorkys ve kızları Keto birbirleriyle evlenirler ve ola­ ğanüstü yaratıklar meydana getirirler (Tab. yani Kocakarı'ları ve Gorgo'lar. 6): Graia'lar. Ne yapsın Glaukos. işte o zaman tanrısı gelir aklına. Adları bile korku veren bir ses benzetmesi olsa gerek. Gorgo'lar yenildikleri halde. Enyo'nun san tülleri vardı. Graia'lar gibi Phorkys'le Keton'un kızlarıdır (Tab. kraliçeleri Myrina'nın (Myrina) yönetimi al­ tında Atlant'lan yendikten sonra. ama sonra Perseus ve H e rakles eliyle alt edilmişler (Herakles). Ama uğursuz bir tanrıymış. Sisyphos'un oğlu Glaukos. Amazon'lar. ölümsüz tanrılar da Kocakarı der onlara.). Ölü­ müyle ün salmıştır bu Glaukos: Pelias'ın ölü­ mü için düzenlenen yarışmalarda araba yarı­ şına katılır ve yenilir. Hektor utanır uzak illerden gelen cö­ mert dostunu kurtaramadı diye. Atlant'lara (Atlantis) ya­ kın bir uzak ülkede otururlarmış. kendisi bogulurmuş. tunç elleri ve uçmak için altın kanatları bulunan bu yaratıkların başlıca niteliği korku salmaktı. ona yakarır (İl. Sthenno. Lykia'lıların büyük tanrısı.): Gorgo'ları da doğuran Keto'dur ünü büyük Okeanos'un ötesinde.

13) sözü geçen efsanelik kuşlara yun. batı dillerinde de "Griffon" adı veri­ lir. uzun gagalı. başka mythos yazıcılarına göre Dino imiş. Griffonlar. Aiskhylos'a göre Griffon'lar Zeus'un kutsal yaratıkları. Graia'ları iki değil de üç diye kabul eden bu efsa­ nelere göre. Graia'lann rol oynadıkları tek efsane Perseus efsanesidir. Başka bir söylenceye göre. Bu yaratıklar Hyperboreliler ülke­ sinde. önce yol üstünde bekçilik eden Kocakan'lara rastlamış. İskitlerin elinde bulunan kutsal altınla­ ra bekçilik etmektedirler. Kocakarıların bir tek dişi. Phrygia'da Adramyttion (Edre­ mit) şehrinin kurucusu. . O sırada öbürleri gider. Bkz. Aiskhylos bu yaratıkları "havlamaz. Perseus bu tek gözü çalmak ve Graia'ların üçünü de uyutmak yolunu bulmuş. Gorgo'ların oldukları yere varmasını önlemekmiş görevleri. bir tek de gözü varmış ve aralarında değiş tokuş ederlermiş bunları. gövdeleri aslan gövdesidir. kim bekçilik ede­ cekse o gözü takar ve yol ağzına dikilirmiş. Gün Işığı. uyurmuş. başka bir geleneğe göre Apollon'un bekçi kö­ pekleridir. o da karısının adına Mysia'da Thebe şehrini kur­ muş (Herakles). Ama bir tek gözleri olduğu için. Hemera. kanatlı köpekler" olarak tanımlar. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve elli­ şer başlı dev oğullarından biri (Yüz Kollu­ lar). Graia'lar hiç güneş gör­ meyen batıda yaşarlarmış.Üçüncü Graia'nın adını söylemez. Başka bir efsaneye göre G r i f fon'lar Hindistan'ın kuzeyinde bulunan çöl­ lerde altın arayıcılarına karşı koymaktadırlar. Aiskhylos'un Prometheus'unda (804) ve Herodot tarihinde ( I I I . 116 ve I V . "Gryps". çünkü yuvalarını altın madenlerinin bulundu­ ğu dağların eteklerine kurmuşturlar. Bu yiğit Medusa'yı öldürmeye gidince. Helios. Güneş. Bkz. Oralarda bulunan tek gözlü Arimaspes adlı boy bu altınlan al­ mak için Griffon'lara saldırırlar. Böylece Gorgo'lara yaklaşıp Medusa'yı öldürmeyi başarmış. G ö ­ zü de bir göle atmış (Perseus). Gycs. G r a n i k o s . Herakles Phrygia'ya geldiğinde kızı Thebe'yi yiğide vermiş.

ölü ruh­ ların oturduğu tasarlanan karanlıklar ülkesini anlatmayan. altın sandallı Hera ve güçlü Hades. toprağın ve bit­ kisel doğanın yazın canlanmasını. Hesiodos sonra yeraltı ırmağı Styks'in adını da sa­ yar (Styks). Yunanca "Hadou domos" yani Hades'in evi. pusuda bekleyip paramparça eder çıkmak için kapıya gelenleri. İl. perin altında oturan. hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar sa­ yılar. Yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrısı Hades. XV. 4 5 3 vd. Homeros da "tanrıların bile tiksin­ diği çirkef dolu ülke" diye tanımlar Hades'i (İl. Hades üstüne anlatılan tek efsane. Hesiodos doğuşunu söyle anlatır (Theog. ölümle uykunun bulundukları bu karanlık ülkesini Hades'i an­ lattığından daha canlı renklerle anlatır (Tartaros).): Rheia Kronos'un yatağına girince şanlı evlatlar doğurdu ona: Hestia.. ( 1 ) A D I . köpüklü deniz düştü bana. Theseus ve Herakles. amansız. 767 vd. V. 189 vd. Homeros'un Odysseia'sını örnek ala­ rak. girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla ama gireni bir daha bırakmaz dışarı. ( 3 ) E F S A N E S İ . "Görünmez" anlamına ge­ len Hades adı hem tanrının kendisi. Homeros'la başlayan bu gelenek. 65)... canlandırmaya çalışmayan şair ve yazar pek yoktur. Olympos'lular.): Orada yükselir yankılı konağı Güçlü Hades'le korkunç Persephone'nin. (Ölüler Ülkesi). kura çekildi. üçümüz de aldık payımızı. Tanrı Hades ise gün ışığının sızmadığı karanlık ülkesinden hiç ayrılmaz. konağı deyiminde. yüreği acımak nedir bilmeyen tanrı. Aeneis destanında kahraman Aeneas'ın da yeraltına gidiş ve dönüşünü anlatmıştır (Aen. Hades tanrının bir özelliği kendisini görün­ mez kılan başlığıdır.. domos sözcüğünün düşmesiyle Hades. sinsilikler ustası bir köpek. Aidoneus ve Plüton (zengin) adlarıyla da anılır. Hades ülkesinin en kısa tanımlanmasını Hesiodos yapar (Theog. Mevsim dönümünü. yani üçüncü kuşak tanrıları egemenliği ele alınca. Bu köpek Kerberos'tur (Kerberos). (2) DOĞUŞU. Kendilerinden de. Demeter. XX. ( 4 ) HADES Ü L K E S İ . Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırmasıdır. 5). Hades ülkesinde bir şey ağzına ko­ yan bir daha oradan ayrılamazdı. onların arasına karışmaz. Sonradan Vergilius. VI). Kronos'la Rheia'nın oğludur (Tab. Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'ln payına. şölenlerine ka­ tılmaz. İlkçağ yazınında yeraltında. Hermes ve Perşeus'la Herakles de tak­ mıştır. altı ay yeryüzünde kalmasını buyurur (Demeter. Kızın kaçı­ rılmasında payı olan Zeus Demeter'in yalvar­ maları üzerine kızın altı ay yeraltında. ülkelerinden de tanrı­ lar ve insanlar nefret eder (Theog. İna­ nışa göre. Orpheus. âşık olduğu Persephone'yi kaçırdıktan sonra. tanrı Hades'in yönettiği ölüler ülkesinin de adı ol­ muştur.): (Poseidon konuşur): Dünya üçe bölündü.H Hades. 810): "Tanrılar sevmez o k ü f l ü puslu yerleri" der Hesiodos. Hades ve karısı Persephone amansız. Yalnız kendisini Paian tanrıya baktır­ mak üzere bir kez Olympos'a çıkmak zorun­ da kalır ( İ l . bir daha yeryüzüne çıkmasını önlemek için bir nar tanesi yedirmesinden ileri gitmez. Kuzey mitolojilerinde geçen ve Alman masallarında "Tarnkappe" diye anılan bu başlığı Hades'ten başka Athena. Hades. Yunan mythos'unda canlı oldukları halde Hades'e inip de dö­ nen kahramanlar şunlardır: Odysseus. dünya yetkilerinin pay­ laşılmasında Hades yeraltını alır (Hom. Persephone). Azgın bir köpek bekler kapısını. ne var ki Hades'le Tartaros'u bir tutar ve geceyle gündüzün. hem de egemen olduğu ölüler ülkesi için kullanılır. Olympos'lu tanrılar kuşağından olduğu hal­ de. Latin şiirinde Vergilius'un Aeneis destanında sürdürülüp en yüksek aşamasına çıkarılmış ve o yoldan ortaçağda Dante'nin büyük eserini etkilemiştir. 395-404). yürekleri hiçbir yakarış. insaf­ sız. kışın ölme­ sini simgeleyen bu efsanede Hades'in rolü. .

.): Geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. Öylece serili durur bir uğursuz gece bu zavallı ölülerin üstünde. ama gizliden gizliye konuşuyorlar. Halkın gözünü yıldırmışsm. kuşa kaptırmamak için gömmüş onu. Böyle karanlık söylentiler dolaşıyor kentte. XI.Odysseia'daki H a d e s a n l a t ı m ı : H o m e r o s ' u n H a d e s anlatımı ilkçağ yazını­ n ı n ilki ve en canlısıdır. su ve un d ö k e r ve kurbanlar kesip kanlarını çukura damlatır. parlak güneş onları ışınlarıyla.. Ö n e m v e canlılığını b u g ü n d e yitirmemiş olan bu t a r t ı ş m a d a n birkaç parçayı aşağıya alıyoruz (Çev. ö b ü r ruhlar da k a n d a n paylarını alırlar. T r a g e d y a d a K r e o n ' l a H a i m o n arasında devlet y ö n e t i m i k o n u ­ s u n d a ilginç bir t a r t ı ş m a yer alır: T e k kişinin buyruğuna boyun eğmeyi y ö n e t i m i n kaçınıl­ m a z koşulu sayan K r e o n ' a karşın H a i m o n akıl ve sağduyuya d a y a n a n h a l k o y u n u savu­ n u r . Yürekten söylüyorum şunu: İtaat etmesini bilen iyi yönetici olur ilerde. Hades bataklarına doğru. Hayır. 8 vd. Bu kız savaşta ö/en kardeşinin cesedini kurda. ülkede bu kıza acımayan yok. U z u n bir süre büyücü Kirke t a n r ı ç a n ı n adasında kaldıktan s o n r a . H a i m o n .. H a i m o n — Tanrı/arın en büyük bağışı akıldır insanlara. Öyleyse kurulu düzeni destekleyelim ve hiçbir zaman kadına yenilmeyelim. tatlı ş a r a p . Anarşi parçalar müttefikleri. X . vardık sınırlarına derin akışh Okeanos'un. işitmek istemediğin sözler kulağına gelmiyor. Teiresias k a n içtikten ve Odysseus'a gele­ ceği açıkladıktan sonradır ki. büyük konularda ve haklı olsun olmasın.. Anarşiden dahabüyük bir kötülük yoktur.. sonra çık yola.r arasında en önemlisi. işitiyorum fısıltılarını. Kirke d e o n a H a d e s ülkesine g i t m e n i n yolunu gösterir ( O d . küçük. en haksız bir cezaya çarpıldı diye. kısır söğütler. T h e b a i kralı Kreo n ' u n oglu H a l m o n ' d u r . oradadırKimmer'lerin ülkesi ve kenti. devlet kimi getirmişse başa ona boyun eğmek. H o m e r o s ' t a izi kalmış çok eski ve ilkel bir yeraltı tasarısının kalıntısı olsa gerek..başka h i ç ­ bir m e t i n d e söz k o n u s u edilmediğine g ö r e . ocakları söndürür. Kirke'nin saydığı bu dört yeraltı ırmağına bir de L e t h e katılır. ölümü değil. bozguncuları el '. K r e o n Antigone'yi m e z a r a diri diri k a p a t t ı k t a n sonra H a i m o n k e n d i n i öldürür. iyi başbuğ iyi yurttaştan yetişir.. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. Oysa buyruklara boyun eğmek güvenliğini sağlar çoğunluğun. Kreon — Şaşıyorum. altın bir şeref tacı hak etmiştir bu kız. Bu H a d e s anlatımı d a h a doğrusu bu k a n i ç m e t ö r e n i .): G ü n e ş batarken ve kararırken tekmil yollar. derin anaforlu Okeanos'un kıpısında çek karaya gemini. Pyriphlegeton veKokytos akar. orada Akheron. Bu adı taşıyan birçok efsanelik ki­ şi k . D ü n y a n ı n kuzeybatı u c u n d a bulunduğu sa­ nılan H a d e s ülkesinin a n c a k kapılarına varır Odysseus ve o r a d a Kirke'nin buyruğuna uya­ rak bir çukur kazar. uzun uzun kavaklar göreceksin. Odysseus artık İ t h a k e ' y e nasıl varabileceğini yeraltı ülkesinde b u l u n a n bilici Teiresias'a s o r m a k ister.. Odysseus.. Sophokles'in "Anti- g ö n e " adlı tragedyasında büyük bir rolü olan H a i m o n A n t i g o n e ' n i n nişanlısıdır.göremez hiçbir vakit. işte o sırada ölülerin ruhları büyük bir kalabalık h a l i n d e kan içmeye gelir­ ler. ne de gökten toprağa döndüğü vakit.üstünde tutmak erdem sayılıyor demek? . devleti göçürür. onu dinlemek gerekir.. Kirke'nin d e d i ­ ği gibi gemisiyle b ü t ü n bir gün gittikten s o n r a ( O d . içine ballı süt. hazırlar kaçınılmaz bozgunu. 5 1 2 vd. G ü n g ö r D i l m e n ) : Kreon — Yakın akrabamın kanunsuz davranışlarına göz yumacak olursam başkaları büsbütün azar. oysa bütün kadınlar içinde en az layık böyle bir ölüme eyleminin ne soylu olduğu düşünülürse. orada Alçak Kıyı var ve Persephone'nin koruluğu.

Bütün tanrıların hazır bulundukları bu düğünde geline olağanüstü armağanlar verilir. Bu inancı en iyi canlandıran anıt. hınç beslemeleridir. Ağaçların yeşermesinden. biri Kharit'lerin dokuyup işledikleri bir elbisedir.Haimon — Suçluları el üstünde tut demiyorum sana. K i misi uzun ömürlü olur. kesilmesinden ya da kurumasından sonsuz bir yas duyarlar. 18). Bu armağanlar T h e bai şehrinin başına bela olmuş. Argonaut'lar Trakya'ya uğra- ı 00 . bunu Harmonia'ya Athena ( y a da Aphrodite) vermiş derler. Adları "kapıp kaçanlar" anla­ mına gelen Harpya'lar. ağaçla birlikte demek) H a madryad perileri. Bu mezarın iki yanındaki kabart­ maların her birinde bir Harpya bebek gibi kundaklanmış bir ruhu kollarında taşır görü­ nür. Kadmos ona Zeus'un kaçır­ dığı kız kardeşi Europe'yi ararken Semendirek adasında rastlamış ve sevmiştir. Semele. Kreon — Vereceğim buyrukları bana halk mı öğretecek? Haimon — Çocukça konuştuğunun farkında mısın? Kreon — Ben miyim bu devleti yöneten. Düğünü de gene aynı görkemle Semendirek'te yapıl­ mıştır. ikincisinde Zeus ile Elektra'nın kızı olarak gösterilir.. Agaue. Aphrodite ile Ares'in kızı. Harmonia. Harpya'lar asıl Phineus efsanesinde rol oy­ narlar (Phineus). bazı kay­ naklarda sözü geçen Kelaino da fırtınadan önceki gök kararmasını simgeler. Kreon — Devlet ona hâkim olanındır. Semele. anlaşıldı mı? Haimon — Sen ıssız bir çölün hâkimi olmalıymışsm. suçlu değil diyor. K i m i zaman da ağaçla birlikte ölürler. sivri pençeli bir çeşit yırtıcı kuşlardır. eski Lykia'nın Ksanthos (bugün Kınık) şehrinde bulunan ün­ lü mezardır. Kreon — B u kız suçlu değil mi şimdi? Haimon — Bütün Thebai bir ağızdan hayır. Agaue. Bora) dir. denge anlamına gelen adıyla Kharit'lerin biri sayılan Harmonia ile karıştı­ rılmıştır. Amphiaraos. bunlar İno. şehre karşı iki saldırıya yol açmıştır (Ehphyle. Birinde Harmonia. Ama her iki­ sinde de Kadmos'un karışıdır (Tab. Trakya kralı Phineus işledi­ ği bir suçun cezası olarak kör olmuştur. Ares'le Aphrodite'nin kızı olduğundan ötürü. bazı efsane­ lerde uyum. Thebai kral soyu­ nun kaynağında bulunan Kadmos'la Harmonia'nın beş çocuğu olur. Adlarından da belli olduğu gibi (hama+dryas. Harpya'lar çocukları kaçırırlar ve ölülerin ruhlarını alıp Hades'e götürürler diye bir inanç vardı. pisliklerini bıra­ karak uçarlar. kardeşleri Dryad'lar gibi ağaçları ve ormanları koruyan nympha'lardır. halk mı? Haimon — Tek kişiyle devlet mi olurmuş. Okeanos kızı Elektra'nın Thaumas'la birleş­ mesinden doğan Harpya'lar çokluk iki olarak gösterilir: Birinin adı Aello (Kasırga). öbürü Dardanos soyuna bağlıdır. Dardanos'la lasion'un kız kardeşi olarak gösterilen Harmonia Semendirek efsanele­ rinde rol oynar. Aktaion. Harpya'lar. Efsaneye göre uğursuzluğun n e ­ deni. canlı canlı bi­ tip büyümesinden zevk. öbü- rü ünlü bir gerdanlıktır. Kadmos'un karısı Harmonia. Athena ile Hephaistos'un Harmonia'ya karşı. Böylece ölümsüzle ölümlü arası varlıklar sayılırlar. yaygın kanatlı. öbürü­ nün Okypete (Hızlı uçan. Thebai efsanesinde Kadmos ile Harmonia' nın düğünü üstünde durulur: Zeus Harmonia' yi kendi eliyle verir Kadmos'a ve Thebai kale­ sinde düğününü yapar. Autonoe ve Oidipus soyunun atası Polydoros'tur (İno. Ağaçların kesilmesini önlemeye çalışan. tanrı­ lar bir de bela salmışlardır başına. tabağında ne varsa. Harmonia ile ilgili iki efsane vardır. hepsini Harpya'lara kaptırır. ba­ şaramayınca da keseni korkunç cezalara çarptıran ağaç perilerinin öyküsü anlatılır. Kreon — Yasaları yürütmek mi suçum? Haimon — Tanrısal yasaları çiğnemekle kendi iktidarını gölgeliyorsun! Hamadryades. "on palmiye ömrü" yani dokuz bin yedi yüz yirmi yıl yaşarmış. biri Thebai efsaneler zincirine. Bunlardan biri meşe ağacını kestiği için din­ meyen bir açlıkla cezalandırılan Erysikhton'un öyküsüdür (Erysikhton). despotluk bu seninki.. kadın yüzlü. hepsinin de kaderi olağanüstüdür. Labdakos). Alkmaion). yeme­ ğe oturur oturmaz Harpya'lar uçagelir ve ta­ baklarını boşalttıktan sonra.

Ama İlyada'da onu Athena ile Hera'nın arabasını hazırlarken (İl. yalnız Herakles efsanesinde adı geçer: Güçlü yiğit öldükten sonra Olympos'a varıp ölüm­ süzlüğe kavuşunca Hebe ile evlendirilir. ötekileri saray kadınları vermişti bana. korkunç yıkım ve lşkencelerine tanık olduktan sonra. Orada kral kızı Heilebie ile evlenir. Hcbe. Heilebie. Filistin'dir. Hekabe (Latince Hecuba). Sedir ağaçlarının ülkesi Lübnan. 4 9 2 vd. V. Dolaylı olarak İo efsanesine adı karışır: Zeus İo'yu kaçırınca. Bir efsaneye göre Harpya'lar rüzgâr tanrı Zephryros'la birleşip. öteki Ege denizinin bir adasına sığınır. Hekabe ilkçağ yazınında doğurgan ve baht­ sız ana tipini canlandırır. 5) Olympos'ta eli her işe yatkın bir çeşit ev kızı­ dır. Yunanca gençlik demektir. V. kaldırıyorlardı altın tasları birbirlerinin şerefine. Hekabe Troya kralı Priamos'un karısı. Aralarında Boreasogulları Kalais ile Zetes vardı ve bilici olan Phineus Harpya'lann ancak Boreas'ın oğullarınca yakalanabileceklerini biliyordu. Buna karşılık Phineus'a rahat vermeye ve Gi­ rit'te bir mağaraya saklanıp bir daha görün­ memeye söz verirler. Yunan efsanesinde Tanrılar toplanmıştı Zeus'un pek ö n e m l i b i r rol oynamayan Hebe'nin Y u nan öncesi bir tanrıça olduğu sonucuna varı­ labilir. gözü dönmüş. Zeus'la Hera'nın bu adı taşıyan kızları (Tab. Çocuğu olmaz. Karia'da Kaunos şehri kralının kı­ zı. X X V I .): . yiğit oğullar yetiştirdim y a y g ı n Troya'da. Kocası kısırlı­ ğının nedenini anlamak için tanrı sözcüsüne başvurmak üzere Kaunos'tan ayrılır ve yolcu­ luğu sırasında karısını aldatır. ama tam yakalanacakken kız kardeşleri İris Boreasogullarının önüne geçer ve "Zeus'un hizmetçileri" Harpya'ları öldürmelerini önler. Homeros destanla­ rında beliren bu karakteri sonraları tragedyalarca daha da abartılmış ve Hekabe çocukları­ nı bir bir yitirdikten. ama Heilebie kocasından yana çıkıp babasını alt etmesine yardım eder. 905) görürüz. 16). Priamos Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gittiğinde kraliçeyi on dokuz çocuğunun anası diye tanı­ tır (İl. Çokluk en büyük tanrılar arasın­ da ve Anadolu'lu kaynaklarda görülen bu kut­ sal evlenme motifinden. yani Âdem'in eşi ve bütün insanların anası olarak gösterilen Havva'nın ta kendisidir. ama kalmadı bana onların hiçbiri. Kassandra ve daha birçok çocukların anasıdır (Tab. Asıl görevi tanrılara içki sunmaktır (İl. Hitit yazıtlarında bu tanrıçaya "se­ dir ağaçlarının ülkesinde" tapınıldıgı belirtilir. Lyrkos dünyayı dolaşıp kızı bulamayınca. Hebe. Hektor. Geldiği gün Akhaoğulları buraya oğullarım vardı benim elli tane.) : çevresinde. Kovalamaca sırasında Harpya'lann biri Peloponez'de bir ırmağa düşer. Bana karşılık. . altın avluda. O y s a benim bahtım ne kadar kara. Hebe. Paris. Hebe'nin kendine özgü bir efsanesi yoktur. Balios). Bu bakım­ dan Hepa-Hebe ile Ana Tanrıça arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir ve Hepa-Hebe adının Kybele'nin çeşitli adlarından biri oldu­ ğu anlaşılır (Kybele). 1 vd. Hepat ya da Hepatu diye adlandırılan büyük güneş tanrıça Arinna'nın Yunancalaştırılmış adı ol­ sa gerek. Harpya'lar Pandareos efsanesinde de rol oynarlar (Pandareos). Argos'a boş dönmekten çekinir ve Karia'da Kaunos şehrine yerleşir. babası İnakhos kızının taliplerinden Lyrkos'a İo'yu aramasını buyu­ rur. . Ulu Hebe tanrı balı döküyordu herbirine. Hebe ile Herakles'in evlenmesi simgesel bir anlam taşıyan bir "hieros gamos". kendileri ölecekti. Akhilleus'un ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'u meydana getirmiş­ ler (Ksanthos. Daha sonraki kaynaklarda H e be'nin nektar sunucusu olarak görevi Zeus'un kaçırdığı güzel delikanlı Ganymedes'e verilir (Ganymedes). Kaunos kralı onu dönüşünde ülkeden kovmak ister. on dokuzu bir ana karnından doğmuştu. Hitit yazıtlarında H e p a . IV. yani kutsal evlenmedir. 722-731) ya da savaş dönüşü kardeşi Ares'i yıkarken (İl. onlarda Troya'lıların şehrine bakıyorlardı tepeden. Hepa-Hebe ise Tevrat'ta ilk insanın.dıklarında Phineus Harpya'lardan kurtarılma­ sını dilemiş onlardan. Boreasogulları Harpya'ları yakalayamazlarsa.

nasıl? Gece. Bu tragedyalarda Hekabe yalnız değildir.): Şimdi sen. kral. 83 vd. Hektor anasının. ne cömert karın ağlayacak. ama Anadolu kadınları gene bu sözlerle ağıt yakar ölen ana kuzularına. Son­ ra bölümler boyunca Hekabe'nin sözü geç­ mez. kaderle ölümün elindesin şimdi". öldüğünü göreyim de. Polyksene. bir döşek üstüne koymayacağız ölünü. bizden uzak. Troyalı kadınların. sen onların büyük şanıydın sağken. ama kızı Polyksene'nin gözleri önünde Akhilleus'un ruhuna kurban edilmesini.. yiyecek seni çevik köpekler.köpek gibi kudurup saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur. ama yavrum. katla­ nır ve bekler. senin acını göreyim. Paris. Ne var ki Euripides de Hekabe'yi akıl ve hak yo­ lundan ayrılmayan ulu bir kişi olarak gösterir. 253 vd. oğluna baka baka haykırıyordu. Aradan birkaç bin yıl geçti. canım oğlum. bir tanrı gibi selamladı yavrum onlar seni. X X I I . Hekabe düşmana gidip yalvarmaya kalkı­ şan kral Priamos'u akıl ve sağduyu adına alı­ koymaya çalışır. dövünüyor. korkunç bir öç alma eylemine girer ve Polymestor'u kör edip. Phrygia'ü Ana Tanrıça Kybele'nin bütün ni­ teliklerini içinde taşır ve dile getirir Hekabe (Polydoros. bundan böyle nasil yaşayayım ben. Polymestor). babasının yalvarmalarını dinlemeyip de Akhilleus'la savaşta can verin­ ce. burada sürünür görürüz. başaramayınca gene tanrıla­ ra yakarış ve sunu sunma yoluna gider. surlarımızın içinde yenmeye bak şu domuzu. ama oğlu buna yanaşmayınca. ta ki Batı kapılarının üstünden Hektor'la Akhilleus'un savaşını gözlemeye gelir. onu ağzına uzattığım günleri getir aklına.. sözümü duyarmış gibi. ne ben ağlayacağım senin önünde. Atina'Iı tragedya yazarı Euripides ise onu "Troya'lı Kadınlar" ve "Hekabe" adlı tragedyalarının baş kişisi yapmış. O zaman da surlar dışında kalıp tek başına düşmana karşı koyan oğlunu içeri almak için şöyle seslenir ( İ l . Kimi efsanelerde onun ev­ lat acısına dayanamayarak gece. desteği. seni doğuran.. dışarda dikilme karşısına.): "Hektor. VI. kraliçe ve bütün halk dövünmeye.. Troya'da bir çığlıktır kopar. Hekabe'nin en küçük oğlu Paris'le ilişkisi ve onu karnında taşırken gördüğü düş için bkz. saygı göster bu memeye. unuturdun koynumda bütün dertlerini. gözümün bebeği. Priamos yas belirtisi olarak başını toza. Gözünün bebeği. 575 vd. Öldürürse seni bu adam. gündüz yüreğimin ışığıydın bu şehirde. X X I V . ağlaşmaya başlar. yatıyorsun evinde taptaze. şarap içip serinlemesini ister. İzmir'li şair Homeros böyle canlandırıyor Hekabe'yi. Kraliçe görkemini ve erdemini sürdürür. benzersin Apollon'un tatlı okuyla vurduğu insanlara. t o p ­ rağa bular (İl. üstelik de Trakya kralı Polymestor'a emanet edilen oğlu Polydoros'un da al­ çakça öldürülüp denize atıldığını görünce. talihsiz anana. gemilerin orada". X X I I . dramını de­ rinliğine işlemiştir. cömert ve dini bütün bir ana olarak gösterilir ( İ l . gündüz ulu­ yan bir dişi köpek haline dönüştüğü de ileri sürülür. yiğit oğlu Hektor'un ölüsü karşısına serilince de bagırmaz çağırmaz. 406 vd. erkeklerin gücü. gir içeri. Başladı Hekabe kadınlar arasında uzun bir ağıda: "Bak anana yavrum. bir köpek gibi havlamaz da Anadolu kadınına özgü bir ağırbaşlılık ve ha­ yal gücüyle canlandırır onu gözünde ( İ l . .): . doğal analık gücü­ nün simgesidir. Bu oyunlarda Hekabe'yi Troya yıkıldıktan sonra köle olarak orada. Savaştan şehre dönen Hektor'un biraz dinlenmesini. ey katı yürekli. fırlatıp atmıştı parlak başörtüsünü. yavrucuğum. Troya'lı kadınların topluluğu içinde direnci yansıtan büyük bir varlık. Anası da saçlarını yolup duruyordu. Atina'Iı şairin ona tragedya boyunca "Phrygia'lı" demesi boşuna değil. onun dileğini yerine getirir: Athena tapınağına sunu sunmaya gider. çocuklarını da öldürür.). İlyada'da ilk karşımıza çıktığında H e kabe tatlı dilli.

Hekamede. Güzel saçlı Hekamede Troya savaşı sırasında Akha'ların Tenedos'a (Boz­ caada) yaptıkları bir baskın sırasında esir al­ dıkları kızdır. Akha'lar bu kızı Nestor'a köle olarak verirler ve İlyada'da onu Nestor'un ba­ rakasında hizmet eder görürüz (il. XI, 624; XIV, 6). Hekate. Hekate, Olympos tanrılarıyla ilişkili olmayan, hiçbir efsaneye adı karışmamış, ki­ şiliği epey gizemli bir tanrıçadır. Aslında H e kate, Anadolu'ya özgü bir tanrıça ve Efes'li Artemis'in belli bir niteliğini yansıtan ve baş­ ka adla anılan bir tıpkısıdır (Artemis). H o m e ros destanlarında hiç adı geçmez, buna karşı­ lık Hesiodos'un Theogonia'sında büyük bir yer tutar. Hekate, Titanlar arasında Güneş Soylular diye anılan tanrılar soyundandır (Tab. 8). Koios ile Phoibe'nin iki kızları olur: Biri Leto ( k i Zeus Leto'yu eş edinip onunla iki büyük Olympos tanrısını, Apollon ile Artemis'i üretir), öbürü Asterie'dir (Leto, Asterie). Asterie Perses ile birleşip Hekate'yi doğu­ rur. Hekate'nin Titanlar kuşağında ne denli ayrı bir yer tuttuğunu Hesiodos'un Theogonla'sından öğrenmekteyiz. Ozan, Titanlar ku­ şağını saydığı parçanın sonunda Hekate'ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir (Theog. 404-450). Theogonia'nın başlangı­ cındaki Musa'lara Övgü'yü andıran bu parça­ da, Zeus, deniyor, Hekate'yi "herkeslerden üstün tuttu" ve evrende onur paylarını tanrı­ lar arasında paylaşırken, bu tanrıçaya kara­ larda, denizlerde ve göklerde bir yetki payı ayırdı. Metinde şöyle denir (415-450): Ölümsüzlerin saygısı büyüktür ona, Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü Hekate'nin adını anar yakarışlarında, Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça Onun elde etmeyeceği şey yoktur, Ona bütün mutlulukları vermek elindedir. Ünlü Gaia ile Uranos'un bütün çocukları Kendi paylarından pay vermişlerdir ona... Kim hoşuna giderse Hekate'nin Yardım görür ondan, destek bulur onda. Meydanlarda, kalabalıklar içinde Kimi isterse onu parlatır Hekate. Ölüm-kalım savaşlarında Hekate Dilediği savaşçıya yardım eder. Dilediğine verir hıynıvı, sanı, şerefi.

Kurultaylarda saygın kralların yanındadır, İnsanlar arasındaki yarışmalarda Tanrısal gücüyle işe karışır, Zaferi kazanan alır güzel ödülü Ve şeref kazandırır yakınlarına. Binicilerden de dilediğine yardım eder. Belalı engin denize açılanlar da Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya, Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça, Ya da tam başaracakları sırada Avlarını alır elinden canı isterse. Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda: Öküzleri, keçileri, ak yünlü koyunları Azaltır ya da çoğaltır gönlünce. Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu. Hekate'ye Hesiodos pantheon'unda tanı­ n a n ayrıcalığın nedeni bilginleri epey düşün­ dürmüştür. Homeros destanlarında sözü bile edilmeyen bu tanrıça Theogonia'da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. Burada yücelti­ len tanrıçanın kimi yerde Artemis, kimi yerde Diktynna ya da Britomartis diye anılan Ana Tanrıça'yı bu denli andırması Hesiodos'un ana yurdu ile ilgili görülmektedir. Bilindiği gi­ bi, eski Karia'da Stratonikeia'nm (Eskihisar) kuzeyinde, bugünkü Yatağan'a yakın olan Lagina'da (Lagina örenine en yakın ilçe Tur­ gut'tur) Hekate'nin çok ünlü bir tapınağı bu­ lunmaktaydı. Görkemli bir yapı olan bu tapı­ nağın kalıntılarından birkaçı, özellikle bazı kabartmalar İstanbul Arkeoloji Müzesinde korunmaktadır. Hesiodos ise babasının Ege kentlerinden Kyme'den Yunanistan'a göç­ müş bir göçmenin oğludur. Yunanistan'a yerleştiği Askra kasabasının yakınında ise Thespiai'da bir Hekate kültü bulunduğunu biliyoruz. Acaba ozanın yücelttiği bu Hekate tapımını Hesiodos soyu Lagina'dan mı Y u nanistan'a getirmişlerdir? Bu konu daha bi­ limce aydınlanması gereken ve doğrudan doğruya Anadolu kültleriyle ilişkisi olan bir sorundur. Bu konu için bkz/ "Hesiodos, eseri ve kaynakları" adlı kitabın s. 53 ve 1. notu­ na. Bu tanrıçanın karmaşık kişiliğini açıklamak­ ta bugünkü bilim de zorluk çekmektedir. Dik­ kati çeken bir nokta da tanrıçanın adıdır.He-

kate, Apollon'la Artemis'in başlıca sıfatların­ dan olan hekatos-hekatebolos, yani hedefi vuran anlamındaki kelimeyle ilgilidir (Apollon). Leto'nun kardeşi olması da onun Y u nan din ve efsanesine sonradan gelme bir tanrıça olduğunu belli eder. Hekate Yunan varlığına sonuna dek yabancı kalmıştır, asıl tapımma Roma'da rastlanır, burada ay tanrı­ çası, geceye ve karanlığa egemen bir varlık, büyük ve sihri elinde tutan bir kara güçler ecesi olarak karşımıza çıkar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Dido Aeneas'ı yanında alıkoyamayacagını anlayınca, onu kendine büyü yoluyla bağlamaya çalışır (Aen. I V , 5 1 1 vd.): Üstünde kendi ölüsünün yanacağı odun yığınını hazırlattıktan sonra, bir Hekate rahi­ besine büyü formülleri okutur; saçları darma­ dağın olan bu kadın yüz tanrılar, Erebos, Khaos, üç biçimli Hekate ve üç yüzlü bakire Diana adına başlar yakarışa (Dido). Hekate' nin bu üç kılığı acaba kısrak, dişi köpek ve di­ şi kurt biçimleri midir? Diana'nın kız, kadın ve ay tanrıçası olarak üç biçimde canlandırıl­ dığını da biliriz. Hekate kimi bölgelerde üç gövdeli bir heykel olarak imgelenir. Bu üçlü karakteriyle Efesli Artemis'e ne kadar yakın­ dan bağlı olduğu, onun başka bir yan ve yö­ nünü simgelediği apaçıktır. Hekatonkheir'ler. Bkz. Yüz Kollular. Hektor. Troya kralı Priamos'la kraliçe H e kabe'nin en büyük oğlu Hektor (Tab. 16) Anadolu'nun ilk ulusal kahramanıdır, çünkü Troya savaşı Homeros'un llyada destanından da anlaşıldığı gibi bölgesel bir karşılaşma de­ ğil, Batı dünyasının Çanakkale Boğazından Mezopotamya'ya kadar uzanan Asya (bugün Küçük Asya deniyor) kıtasına ilk saldırışı, uy­ garlık ve zenginlikte Batıyı çok aşmış olan Anadolu'yu ele geçirmek için ilk denemesi, girişimidir. Bunu ancak böyle anladıktan son­ radır ki, Homeros destanını gereğince değer­ lendirebilir, Troya savaşının gerçek niteliğini anlayabilir ve Boğazların kilit noktasında çar­ pışan güçlerin asıl amacı açığa vurulduktan sonra, savaşçılarının karakterine ışık tutarak onları tarihteki benzerleriyle karşılaştırabiliriz. H e m e n söyleyelim ki ü ç , dört bin yıl önceki Troya savaşıyla yakın tarihin Çanakkale sa­ vaşı arasında göze çarpan bir benzerlik vardır

ve Hektor'u Mustafa Kemal'in atası olarak görmek yanlış bir yorum değil, tersine tarihi doğru değerlendirmenin bir örneği, bir belir­ tisi sayılabilir. Troya'nın orta direği olan Hektor'un kişiliğini incelemeye girişmeden önce, Troya savaşı denilen büyük çatışmaya bütün Anadolu'nun katıldığını metinlere dayanarak göstermeliyiz. İlyada'nın ikinci bölümünde "Gemiler Kata­ logu" denilen bir parça vardır ki, burada Troya'ya saldıran orduların da, Troya'yı savunan kuvvetlerin de sayımı, dökümü yapılır. Desta­ na sonradan katılmış, özellikle İlyada Ati­ na'da ulusal destan olarak benimsenip de Atina'yı yüceleştirme amacıyla kaleme alındı­ ğı sanılan bu listede Yunanistan'dan gelme kuvvetlere çok yer verilip, Troya'nın savaş ortakları kısa geçildiği halde, savunmaya Anadolu'nun hemen her tarafından güçler katıldığı anlaşılır, llyada'da altmış kadar dize tutan bu parçada (İl. II, 819-878) önce Toros bölgesindeki kentler ve ordu komutanları sa­ yılır, sonra da Trakya'dan başka Mysia, Paphlagonia, Maionia ve Lykia'ya kadar bir yandan Karadeniz kıyılarına, öte yandan Ak­ deniz'e kadar uzanan yaygın bir bölgenin ad: geçer. Yunanistan'ı yüceltmek, Anadolu'yı küçümsemek amacıyla d ü z ü l d ü g T ı açıkça belli olan bu metin bile Troya savaşının Anadolu boylarınca ne denli benimsendiğini açığa vur­ maktadır. Daha sonraki bölümlerde de örne­ ğin Lykia'lı önderlerin savunmada ne büyük bir yer tuttukları, giderek Hektor'u eleştirip ona yol gösterdikleri görülür (Sarpedon, Pandaros). Troya'nın kaderini elinde tutan Hektor bu savaş ortaklarına karşı sorumlu­ dur, onların istek ve öğütlerine saygı göster­ mek, kendi çıkarlarını düşündüğü kadar onla­ rın da görüşlerini hesaba katmak zorundadır. Bütün bu sorumluluk ve yükümlülüklerdi ki onu Anadolu'nun ulusal savunucusu olarak diker gözlerimizin önüne. Bu görevi sonuna dek nasıl yerine getirdiği, üstünde durulmaya değer bir konudur. İlyada Hektor'u hem savaşta bir kahraman, hem de günlük hayatında bir insan olarak canlandırır gözümüzün önünde. Destanda onun kadar derinliğine işlenmiş bir tip daha yoktur. Onun kişiliği Akhilleus'unkinin tam karşıtıdır: Duygularını dışarıya vurmak, esin-

tilerine kapılıp davranmak şöyle dursun, dra­ mı kendi içinde sessizce oluşur ve bu dram tek bir kişinin değil de, bütün bir ailenin, gi­ derek bütün bir toplumun sorunlarını içerdiği için, dallı budaklı, karmaşık ve çetrefildir. Hektor Troya savunmasının omuzlarına yük­ lediği ağır sorumlulukla kendi kişisel ve duy­ gusal eğilimlerini birbirleriyle bağdaştırmakta öylesine güçlük çeker ki, açığa vurmaktan çekindiği bu çatışma kendisinin modern an­ lamda bir tip, bir roman kişisi olarak karşımı­ za çıkmasına, iç bunalımlarının da destanda şaşılacak bir belirti olan sessiz monologlarla dile gelmesine yol açar. Hektor'un eşsiz kişi­ liğini kavrayabilmek için onu hem insan, hem de kahraman olarak ele almalı, incele­ meliyiz.

dan ele alınmaya değer. Anasını da babasını da çok sever ve sayar Hektor, ne var ki onl.ıt duygusal nedenlerle onu görevinden alıkoy maya çalıştıkları zaman, sessizce karşılar önerilerini, ya da sözlerini niçin dinlemediği­ ni anlatır onlara. Surlar önündeki sahnede cevap bile vermez yalvarmalarına ( İ l . X X I I , 38-90), şehre gelince dinlenip şarap içmek şöyle dursun, herkese görevini hatırlatmakla yetinir (İl. VI, 264 vd.) Baba ve koca olarak Hektor'un eşsiz bir davranışı vardır, bu denli ince, sevimli, çok yönlü bir insana rastlanmaz hiçbir destanda. Eşine hem baba, hem ana, hem kardeş, hem de sevgili olduğunu Andromakhe'nin kendi ağzından duyarız şaşa şaşa (İl. VI, 429 vd.), (Andr'omakhe). En ince ay­ rıntısına kadar anladığı karısının üzüntüsünü nasıl paylaştığını da bir görelim (İl. V I , 4 4 1 ( 1 ) İ N S A N H E K T O R . Destan kahramanları­ vd.): nın hepsi gibi Hektor da belli niteliklerle ta­ Ben de düşünüyorum bunları, karıcığım, nımlanır: Çevik ayaklı, oynak tolgalıdır, tanrı­ ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi, sal, Ares'in dengi, Zeus'un sevdiği, giderek Troya erkeklerinden utanırım, Zeus gibi akıllıdır. Tolgası ışıldar, silahları da bakamam uzun entarili kadınların yüzüne, şöyle anlatılır (İl. VI, 319, X I I I , 802 vd): içimden de gelmez, ne yapayım; ün kazanmak için hem babama, hem .... On bir dirsek boyunda kargısı elindeydi, kendime, tunç temren dolanmıştı altın bir halkayla, öğrenmişim atılgan olmayı, önünde dört bir yana ışıklar saçıyordu. Troya'lılarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim. Ares'e benzeyen Priamos oğlu Hektor Kafama, yüreğime, komuşum ben şunu: başlarındaydı, Elbet bir gün yok olacak kutsal llyon, yusyuvarlak kalkanını tutuyordu önünde, Priamos ve onun iyi kargı kullanan halkı. kaim tunçla örülmüş, sık deridendi bu O vakit ne Troya'lılann acısı umurumda kalkan. olacak, Parlak tolgası sallanıyordu şakaklarında, ne Hekabe'nin, ne kral Priamos'un acısı, sıralar boyunca bir gidip bir geliyordu. ne de kardeşlerimin acısı umurumda olacak. Troya şehrinin koruyucusudur Hektor, Benim üzüntüm sensin asıl, onun içindir ki oğluna "Astyanaks" (şehrin tunç zırhlı Akha'lılardan biri alacak hür efendisi) adını takmıştır halk (Astyanaks). gününü, Güçlü ve merttir, öyle ki o yaşadıkça, savaş­ götürecek seni gözyaşları içinde, tıkça güven duyar kadın olsun, erkek olsun düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı, Troya'lılann hepsi, o ölecek olursa şehrin de bu yüzden arkada kalacak gözüm... Köleliğe sürüklenirken çığlığını tutunamayıp düşeceğine inanırlar. Bu güven duymaktansa ve bu inançtır ki, Hektor'a karşı büyük bir dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi. sevgi uyandırmıştır Troya 'ularda, topluca s e v gi gösterilerinin de yalnız Hektor için yapıldı­ ğını görürüz destanda. Bu sevgiyi Hektor davranışlarıyla kazanmıştır. Büyüğünü de, kü­ çüğünü de öyle sayar ve sever ki, örnek bir insan, çağdaş anlamda olgun ve yetkin bir in­ san sayabiliriz Hektor'u İlişkileri bu bakımTolgasından Ü r k e n yavrusunu gülerek kolla­ rına alıp öperken de şu dilekte bulunur koca Hektor, yurt içinde ölmeyi göze almış bit kahramanın ağzından böyle alçakgönüllü, do­ kunaklı sözler duyunca gözyaşlarını tutamaz olur insan (İl. VI, 476 vd.):

Ey Zeus, ey öbür tanrılar, benim oğlumun, Troya'lılar arasında, babası gibi kendini göstermesini nasip edin, babası gibi güçlü, mert olmasını, llyon'da bütün gücüyle hüküm sürmesini. Kanlı silahlarla savaştan dönerken o, babasından çok daha üstün bu desinler, • mutlu olsun anasının yüreği. H e k t o r herkese karşı yumuşak davranır, bir kızdığı, azarladığı Paris'tir, kafasızlıgıyla şeh­ rin yıkımına s e b e p olan a d a m . Şöyle çıkışır o n a (İl. III, 3 8 vd.): Seni alçak, seni parlak oğlan, seni çapkın, seni ırz düşmanı seni! Hiç doğmaz olaydın keşke, ya da kalaydın ölümüne dek evlenmeden, ne baş belası kesilirdin o zaman, ne de yüz karası olurdun başkalarına. H e k t o r H e l e n e ' y e karşı uygarca ve centil­ m e n c e davranır. Öbür Troyalılar gibi o da ka­ dını ayıplamaz, suçlamaz, güzel kadın da o n u herkesten çok sayar ve sever. Paris'i savaşa çağırmak için şehre geldiğinde H e l e n e o n u alıkoymak ister, o n u n l a dertleşmeye c a n a t a r , a m a H e k t o r güzel kadının uzattığı is­ kemleye o t u r m a z , bir an ö n c e karısını ve ç o ­ cuğunu bulmaya gider, çünkü girişeceği sa­ vaştan bir d a h a d ö n ü p dönmeyeceğini bilmez (İl. VI, 3 4 4 vd.): Ah kayınım benim, dayanılmaz kötülükler yapmış bir köpeğim ben. keşke,

gözbebeği bu k a h r a m a n kaderiyle pençeleşir durur, ö l ü m ü n ü n yakın olduğunu bilir. T a n r ı ­ lara güvenmenin de ne kadar yersiz olduğu­ nu sezer, nitekim o n u yalnız Apollon korur, a m a Z e u s ' u n buyruğuyla o da kaderine bırak­ mak zorundadır H e k t o r ' u , ö b ü r t a n n l a r s a pis pis düzenlerle H e k t o r ' u a l d a t m a k t a yarışırlar â d e t a . Ama b u konuyu H e k t o r ' u n k a h r a m a n ­ lığını inceleyeceğimiz bölüme bırakalım. (2) KAHRAMAN H E K T O R . Ne kadar n a n ­ kör bir görevi vardır H e k t o r ' u n Troya sava­ şında! Ordulara yön vermek, güven aşılamak, güç esinlemek h e p o n a düşer. Karar o n u n , sorumluluk ve yükümlülük h e p o n u n omuzlarındadır, buna karşılık da d u r m a d a n eleştiriye uğrar, herkesi dinlemek, yatıştırmak, avut­ m a k , savaş ortaklarını h o ş t u t m a k , gücendir­ m e m e k o n u n tek başına görevidir. Oysa k e n ­ disi için savaşmaz H e k t o r , bir çapkın a d a m ı n , soyunun ve kentinin başına getirdiği belayı savmak için dövüşür, bu belayı sayamayaca­ ğını, b ü t ü n soyuyla birlikte c a n ı m kentinin de yok olacağını bile bile. Buna karşın g e n e de yiğitçe dövüşür H e k t o r . Yiğitliği Akhilleus'un bireyci, bencil, inatçı yiğitliğinden ne k a d a r üstün, ne kadar bilinçli ve insancadır! H e k t o r ' u n kahramanlık dramı S a r p e d o n ' u n ö l ü m ü n d e n sonra başlar asıl. Patroklos Akhilleus'un silahlarını kuşanıp da ö l ü m saçmaya başlayınca, H e k t o r başına gelecekleri anlar, savaşa atılsın m ı , atılmasın mı diye ikircikli­ dir, bir an arabasına binip kaçmaya bile k o ­ yulur. O z a m a n da ortaklarının en ağır ve in­ safsız eleştirilerine uğrar. Lykia'lıların ö n d e r i Glaukos Patroklos ile S a r p e d o n arasındaki savaşta H e k t o r S a r p e d o n ' u n öldürülmesini önleyemedi diye o n u kınar, Troya'lıları küçük düşürür ve ortaklarının artık bıkıp gitmeye hazır olduklarını bildirir (İl. XVII, 1 4 0 vd.). Bu sözler üzerine H e k t o r savaşa d ö n e r , Patroklos'u öldürür, korkunç bir b o ğ u ş m a içinde o n u n ölüsünü kaçırmak, silahlarını soymak ve kendisi kuşandıktan s o n r a Akhilleus'un karşısına çıkmak yürekliliğini gösterir. Oysa bu savaş başka türlü bir savaştır. AkhilIeus t a n r ı H e p h a i s t o s ' u n kendisine yaptığı yeni silahlarla O r i o n yıldızı gibi alev alev ışın­ lar saçarak ilerlemektedir d ü ş m a n ı n a karşı. Ve H e k t o r ' u biraz ö n c e ağır yergilerle kına­ yan savaş ortakları, yardımcıları, kardeşleri,

Anamın beni doğurduğu gün, bir korkunç kasırga gelseydi, alsaydı beni, bir dağın tepesine atsaydı, ya da bıraksaydı uğuldayan denizin içine... Gel, kaymağım, otur şu iskemleye, biliyorum, derdin en büyüğü senin başında...

Büyük H e k t o r karşılık verdi, dedi ki: Oturtma beni, Helene, beni çok sevsen de dinlemem seni, Troyalılara yardım etmek istiyor yüreğim. Onlar benim yokluğumdan yakınmışlar... Ben gidip göreceğim evdekiler!, sevgili karımı göreceğim, yavrumu, bir tanemi, bir daha da ya dönerim, ya dönmem. Akha'ların eliyle tanrılar belki de yok ederler beni. Bu ölüm düşüncesi bir an olsun H e k t o r ' u n aklından çıkmaz. T r o y a ' n ı n ışığı, halkı

Troya'lı savaşçıların h e p s i çil yavrusu gibi d a ­ ğılmış, h e p s i sığınmışlardır T r o y a surlarının içine (İl. XXII, 5 vd.) : Bir Hektor duruyordu olduğu yerde, uğursuz bir kader rmhlamıştı onu l/yon'un dışında Batı kapılarının ö n ü n e . Surların ü s t ü n d e n ihtiyar P r i a m o s , p e r i ş a n H e k a b e b o ş u n a yalvarır dururlar bu kez H e k t o r ' a ö l ü m e m e y d a n o k u m a m a s ı , k e n t i n i kur­ t a r m a k için c a n ı n ı kurtarması için. Ama ses çıkmaz artık H e k t o r ' d a n , kendi içinde y a p ­ m a k t a d ı r artık tartışmayı, h e s a p l a ş m a y ı . Ve en a z ı n d a n iki bin yıl s o n r a doğacak o l a n r o ­ m a n t ü r ü n ü n belli başlı bir öğesine ö r n e k ola­ c a k m o n o l o g u n a şöyle başlar H e k t o r (İl. XXII, 9 9 vd.): "Yazık bana, girersem surların içine, ilkin Pulydamas yağdırır ayıbı başıma, tanrısal Akhilleus'un baş kaldırdığı o uğursuz gece buyurmuştu bana, Troyalılan şehrin içine al, demişti, dinlememiştim onu, dinleseydim keşke. Çılgınlık ettim de ne oldu, yok ettim ' halkımı, Troya'nm erkeklerinden, kadınlarından utanıyorum. Benden değersiz biri bir gün ya derse ki: Gücüne çok güvendi Hektor, kıydı halkına. Çok daha iyi olur karşı durmak Akhilleus'a, ya öldürüp onu dönerim geri, ya da onun elinden şanla ölürüm şehrin önünde. Yoksa göbekli kalkanımı, güçlü tolgamı bırakıp bir yana, kargımı da duvara dayayıp, dosdoğru çıksam mı kusursuz Akhilleus'un önüne, söz versem, desem ki geri vereceğiz Helene'yi de, tekmil mallarını da, vereceğiz, koca karınlı gemileriyle Aleksandros'un Troya'ya getirdiği her şeyi. -Bunlar kavgamızın başı değil mi?Alın, diyeceğim, götürün bunları Atreus oğullarına. Bir de desem mi paylaşalım hepsini bu şehirde nemiz var, nemiz yok. Ant içireceğim, desem, Troyalı ihtiyarlara, desem saklamayacaklar şehirde hiçbir şeyi, ikiye bölecekler, desem, bütün malı, mülkü. Ama yüreğim ne diye oyalanır böyle şeylerle?
Ona karşı olduğum gibi gidersem

bakalım acıyacak mı bana, saygı gösterecek

mi?
Silahsız gidersem böyle çırılçıplak, bir kadın gibi öldürebilir beni o. Böyle e n i n e , boyuna düşünmek de ne. En iyisi tez elden paylaşmak kozumuzu. Bakalım Olympos'lu kime bağışlar ünü". H e k t o r böyle d ü ş ü n ü r k e n Akhilleus yakla­ şır. O n u g ö r ü n c e bir titremedir alır H e k t o r ' u , başlar k o ş m a y a . İlyada'nın e n ü n l ü s a h n e l e ­ r i n d e n biri d e açılır g ö z ü m ü z ü n ö n ü n e : H e k t o r ö n d e , Akhilleus a r k a d a ü ç kez dolaşırlar Troya ş e h r i n i , binlerce korkulu göz ö n ü n d e oluşan bir ölüm-kalım yarışı. O sırada İ d a d a ­ ğının t e p e s i n d e tanrılar d e r n e k k u r m u ş , göz­ lerler ve tartışırlar olayı. Z e u s altın terazisini kurar, bir kefesine H e k t o r ' u n , bir kefesine Akhilleus'un ö l ü m ü n ü koyar, kaldırır teraziyi, bakarız ki H e k t o r ' u n kurası ağır basıyor. H e k t o r ölecektir. Tanrılar işte o a n d a el ç e ­ kerler H e k t o r ' d a n , yalnız A t h e n a H e k t o r ' u n kardeşi D e i p h o b o s ' u n kılığına girerek yiğide yanaşır, kendisini destekleyecekmiş gibi ya­ p a r . H e k t o r i n a n ı r , karşı durur d ü ş m a n a , a m a bir a n t l a ş m a yapılmasını ister ki kim öl d ü r e c e k s e , ölenin b e d e n i n i geri versin yakın­ larına. H a k k a , yasaya, insan saygısına güveni vardır H e k t o r ' u n son d e m i n e d e k . Oysa n e ­ r e d e Akhilleus, y a n a ş m a z hiçbir a n t l a ş m a y a . Aslan gibi saldırır, H e k t o r D e i p h o b o s ' u çağı­ rır, bakar ki yok, anlar aldatıldığını (İl. XXII, 3 0 3 vd.): Kaderim beni kıskıvrak bağladı işte. Gene de kıyasıya dövüşmek düşer bana, bir yiğitlik göstereyim de öyle öleyim, ' duysun gelecekteki insanlar bile. C a n verirken bir d a h a yalvarır H e k t o r Akhilleus'a ölüsünü Troya'lılara geri versin diye. Ama Akhilleus'un r e t cevabıyla karşılaşır (Akhilleus). H e k t o r ' u n s o n sözü d e ş u d u r : "Senin ne olduğun yüzünden belli, demirden bir yüreğin var göğsünde. Ama uyanık ol, uğramayasm tanrı lanetine, yiğit de olsan, Paris'le Apollon bir gün seni, öldürecekler Batı kapılarının önünde". Söyler söylemez Hektor bu sözleri, her şeye son veren ölüm kapladı bedenini. Uçtu canı gövdesinden, yollandı Hades'e, gücünden, gençliğinden koptu, kaderine ağlaya ağlaya

Akhilleus'un, H e k t o r ' u n ölüsüne ve seyirci kalan bahtsız Troya şehrine yaptığı işkence dillere destan olmuştur: H e k t o r ' u arabasına bağlar, yedi kez dolaştırır Troya şehrinin çev­ resinde, t o z , t o p r a k içinde. B u k o r k u n ç m a n ­ zaraya tanrılar bile d a y a n a m a z , Apollon, Aphrodite yağlar sürerler b e d e n i n e , gece, gündüz bekçilik ederler ölüsüne, s o n u n d a Pria m o s ' u elinden t u t a r a k götürürler Akhilleııs'a, azgın yiğit de geri verir ölüyü babasına (Apollon, Akhilleus, Priamos). H e k t o r ' a yakılan ağıtlar ve H e k t o r ' u n c e n a ­ ze töreniyle kapanır İlyada. Dinleyin bakın, Boğazlara karşı yükselen Anadolu kalesine nasıl gömmüşler A n a d o l u ' n u n bu ilk özgürlük k a h r a m a n ı n ı (İl. XXIV, 7 8 4 vd.): Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın. Ölümlülere parlak şafak sökünce onuncu günü, gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü, koydular yığınların tepesine, verdiler ateşe. Gül parmaklı şafak sabah erken parlaymca, ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk. Hepsi geldi bir araya, topluluk kuruldu, parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını, söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi, sonra tapladı kardeşleri, dostları ak kemikleri, hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu. Kemikleri alıp kodular bir altın kutuya, erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu. Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura, ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü. Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar, gözcüler diktiler çepeçevre, dört bir yana, mezar bitmeden Akha'lar saldırmasın diye. Bir mezar tümseği olunca toprak kabara kabara, gerisin geri döndü hepsi şehre, toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni Zeusoğlu kral Priamos'un sarayında. İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni. H e l e n a . Yunan efsanelik kişilerinin en ünlü­ sü, güzeller güzeli H e l e n a (ya da H o m e r o s ' u n deyimiyle H e l e n e ) bin bir masal ve öyküye k a h r a m a n olmakla kalmamış, kişiliği de son-

suz tartışmalara yol açarak, çeşitli görüş ve yönlerden yorumlanmıştır. H e l e n a ' n ı n kişili­ ğinde ilkçağ Yunan dünyasının güzele düş­ künlüğü dile geldiği gibi, güzel ve iyi, yani es­ tetik değerlerle etik, ahlak değerleri arasında­ ki karşıtlık da yansımaktadır. Nitekim H o m e ros'tan sonraki şair ve yazarlar (aralarında Platon da vardır) bir kadının bunca savaşlara, Doğuyla Batı arasındaki bu ç a p t a bir çatışma­ ya etken olabilmesini ahlakdışı g ö r ü p , H e l e n a ' n ı n kaçırılması olayını olduğundan başka türlü a n l a t m a k yoluna gitmişlerdir. Helena'yi yaratan H o m e r o s ' t u r , bu tip en d u r u , en arı ve en canlı olarak destanlarında c a n l a n m a k ­ tadır, öyle ki sonraki yorumlar bile h e p İlyada ve Odysseia'da atılmış anlatım temellerine dayanır. O n u n içindir ki, H e l e n a ' n ı n öyküle­ r i n e , efsanelerine girişmeden, bu güzelin H o m e r o s destanlarında nasıl karşımıza çıktığını bir görelim. Troya ovasındaki savaşın en kızgın bir a n ı ­ dır-. Menelaos'la Paris teke tek savaşa girişe­ cekler ve k a z a n a n Helena'yı alıp götürecek­ tir, böylece bu bitmez t ü k e n m e z savaş kendi­ liğinden sona erecektir. Başlarında Troya kralı P r i a m o s olmak üzere ihtiyarlar Batı ka­ pısının üstündeki kulede savaşı seyretmekte­ dir. Birden H e l e n e görünür (İl. 1 1 1 , 1 5 4 vd.): Helene'nin görünce çıktığını kuleye şu kanatlı sözleri söylediler usulcacık: "Troya'lılarla Akha'lartn, böyle bir kadın için yıllardır acı çekmeleri hiç de ayıp değil. Yüzüne bakan ölümsüz tanrıçalara benzetir onu. Ama gene de binse gemiye keşke gitse, gitse de, bizi, çocuklarımızı belaya sokmasa". P r i a m o s da tatlı tatlı konuşur H e l e n e ile, şöyle seslenir: Buraya, yanıma gel kızım, otur şöyle, gör bak işte, eski kocan, hısım, akraban, dostların. Bence suçlu sen değilsin, tanrılar asıl, onlar yığdı başıma kan ağlatan savaşı. B u n d a n d a h a uygarca, d a h a insanca bir gö­ rüş, bir davranış akla gelmez ve böylesini yaklaşık üç bin yıl önceki bir m e t i n d e bulmak şaşırtır insanı. Ne var ki bu uygarlık, bu in-

Ü s t ü n bir tavrı. b u n d a n H e l e n e çıkmış. anı sayar. ya kölesi. Kendi kendini suçlar. Efsa­ n e n i n başka anlatımları vardır: Zeus bir kuğu kuşu biçiminde Leda'nın kendisine yanaşmış­ tır. m e y d a n okur o n a (İl. IV. H o m e r o s H e l e n a ü s t ü n e söylenecek ne var­ sa hepsini söylemişti. P r i a m o s ' a ol­ duğu kadar H e k t o r ' a da sevgisi ve saygısı bü­ yüktür. niyetin ne. 6 8 ) : Afi şu Helene bütün soyu sopuyla yok olaydı keşke. Ancak H o m e r o s ' u n r o ­ m a n c ı d a n farksız derin psikolojik görüşüyle anlaşılabilir. (1) D O Ğ U Ş U . Zeki kadın o n u kendi çocııgııymuş gibi kucaklar. bir tek yumurta­ dan H e l e n e . kızını d ü ş ü n e n ve özlem çeken bir ka­ dındır. bak eriyip gidiyorum gözyaşı döke döke. T e l e m a k h o s ' u a n l a y a n . Sonrala­ rı efsane değişmiş ve L e d a ' n ı n yerini N e m e sis almıştır. ona bak. Odysseia'da H e l e n e saygın bir kraliçe. g ü n ü n birinde bir kaz oluvermiş. Paris'in yanına kendin git yerleş hadi. 2 6 1 vd. H o m e r o s destanlarında bilinmeyen bir efsane.). Zeus'la Leda'nın ki zıdır. o nazlı büyüttüğüm kızımı. Yunan deyimiyle barbar­ dırlar. 12). birinden H e l e n e ile Polydeukes. olayların d a . Paris'i Menelaos'la teke tek savaştan ka­ çıran tanrıça Aphrodite'nin çağrısına uymak istemez. kaba. T e l e m a k h o s babasını aramaya çıkıp M e nelaos'un sarayına varınca. H e l e n e . bir daha ayak basma Olympos'a. güzelim nakışlar yaparken yurdunu.). H e l e n e bir Troya'lı gelin olmuştur.sanlık yalnız Troya'lılara vergidir. şirin Meionia'nın bakımlı bir iline götürmek mi? Oralarda.): hem saparım seni. babası Odysseus'la ilgili bir sürü Senden hem korkarım. P r i a m o s ' u n söz­ lerine şöyle karşılık verir (İl. O n a da aynı pişmanlıkla yakınır (İl. (2) EFSANELERİ. o n a tekmil acılarını u n u t t u r a c a k bir ilaç verir. Klytaimestra'nın da tanrıyla bir ilişkisi ol­ mayıp T y n d a r e o s ' u n kızı olduğu söylentisi de vardır (Leda. en sıcak. beni daha uzaklara. oğlunla buraya gelmeseydim keşke evimi barkımı. Nemesis'in doğurduğu yumurtayı çobanlar bulup Leda'ya getirmişler. 3 4 2 vd. can yoldaşlarımı bırakmasaydım. Paris'i eleş­ tirir. En eski metinlerde bu böyledir. sever. H e l e n e t a m bilinçli bir insandır. Dioskur'lar). kara ölüme razı olsaydım keşke. Klytaimestra kız kardeşi ve Dioskur'lar.ı özetleneceği gibi büyüdükçe büyümüştür. eski k o ­ casını. h o d b i n . sevgili kaytnbabam. Phrygia'ya. VI. ölümlülerden bir adamın mı var ki?. "Köpek gözlü" der k e n d i n e . 172 vd. H o m e r o s ' u n çizdiği H e lena portresine kimse bir şey ekleyememiştir. XIV. okşar. Yumurtadan çıkan kızı Leda kendi çocuğu gibi b ü y ü t m ü ş . sonunda da karısı yapsın seni. bunca insanın dizlerini kıran bu kadının kökü kurusaydı. Akha'larsa sert. 104 vd.): Gene mi sensin. T e l e m a k h o s da Helene'ye b u n d a n böyle bir tanrıça gibi t a p a ­ cağını söyler (Od. XV. acı­ larını paylaşan insanca bir davranışı vardır. Böyle olmadı ne yapalım ki. K a s t o r l a Polydeukes'in doğdu­ ğu. hısım akrabamı. İşte Özetle H o m e r o s ' u n H e l e n e ' s i . tanrıça. Nesnel düşünceyi. neden hep baştan çıkarmak istersin beni? Söylesene. iyi bir ev kadını ve sevgi dolu bir a n a gibi görü­ lür. Z e u s da bir kuğu kuşuna d ö n ü ş ü p yaklaşmış o n a . III. Z e u s ' t a n kaçan öç tanrıçası N e mesis dünyayı dolaşmış ve biçimden biçime girmiş. kendinin de eleştlı meşini yapar ( O d . en c a n ­ d a n konukseverliği H e l e n e ' d e n görür.. Nemesis. ayrıl tanrılar yolundan. ötekinden Klytaimestra ile Kas­ tor çıkmış diyenler de var.). h e r yazar H e l e n a p o r t r e s i n e bir şey katmak istemiştir ve efsanesi aşağıd. odasında h a n ı m hanımcık kumaş dokuyan. halkoyunu ve H e l e n a ' n ı n başkalarınca eleştirilmesini de İ t h a k e çobanı E u m a i o s ' u n ağzından yapar (Od. Leda bir (ya da iki) yumurta d o ğ u r m u ş . dert edin kendine onu. yani Kas­ t o r l a Polydeukes erkek kardeşleridir (Tab. "ölümlü" babası T y n d a r e o s ' t u r . III. 399 vd. kendi eliyle işlediği bir yaşmak verir ve so­ n u n d a büyüler delikanlıyı. Çık. Ama d e ­ diğimiz gibi. H e l e n e ' n i n Lekadai- . Paris'in yatağına d ö n m e k t e n tiksinir ve tanrıçaya karşı gelecek kadar yiğit ve yü­ reklidir. Tanrıya böylesi h a k a r e t başka hiçbir m e t i n ­ d e görülmemiştir.

Theseus'un Helene'yi kirletmediği söylenir. yok Fenike'de Sidon şehrine uğradıkları.. Odysseus ona bir öğüt vermiş: Helene kocasını kendi seçsin. Helene'nin Mısır'da kalışı efsanesidir. VI. Helena bir­ çok yerlerde tanrıça gibi tapım görürdü. İlyada'dan sonraki efsanelerde oynadığı rol onu Homeros destanlarındaki kişiliğinden başka bir kişilikle gösterir. ı ao . Ne var ki Paris Helene'yi tek başına kaçırmaz. yani kendi bir şiirini yalanlamasına dayanmaktadır. Homeros destanlarında böyle bir öykünün izine bile rastlanmaz. sonra Menelaos ge­ lip onu almış. Paris Helene'yi baştan çıkarmakta güçlük çekmemiş olacak. Kassandra'nın ikiz kardeşi (Tab. Nitekim Helene'yi geri vermek söz konusu olunca hep bu mallardan da dem vurulmaktadır. sonra Menelaos'u evine alarak Deiphobos'u öldürür. Efsanenin amacı Helena'nm namu­ sunu kurtarmaktır. bir başkasına göre 99 kişiymişler. Tyndareos şaşırmış. Helena'nın Mısır'da kaldığı ma­ salı İ. Bir süre son­ ra. Ama asıl şaşırtıcı bir efsa­ n e . Bu­ nu Euripides "Helene" adlı tragedyasında iş­ lemiştir. Paris de Helene ile baş başa kalın­ ca. Yunanistan'da ne kadar kral oğlu. Heienos. çünkü arkasında Aphrodite vardı ve tanrıçanın buy­ ruğu. Priamos'la Hekabe'nin oğlu. Menelaos onu bir süre konuklar. Ö. istemiydi bu. Paris'ten sonra Deiphobos'la evlenir. babası Tyndareos başı­ na iş açacağa benzeyen kızını evlendirmek is­ temiş. bir söylen­ tiye göre 29. gerçek Helena'yı Hermes'in kı­ lavuzluğunda Mısır'da kral Proteus'un yanına yollamış. Priamos'un en küçük oğlu da armağanını almaya gelmişti. Söylentiye gö­ re Stesikhoros Helena'yı kınayan bir şiir yaz­ mış. Bütün bu uydurma efsaneler Homeros'un çizdiği Helena portresini karıştırmak ve boz­ maktan başka bir işe yaramamıştır. anlamış ki günah işlemiştir ve ilk şiirini ikinci bir şiirle düzelttikten sonra gözleri açılmış.).mon'da Artemis'e sunu sunarken Atina yiğidi Theseus'un saldırısına uğradığı ve kaçırıldığı öyküsüdür. Paris Troya'dan konuk gelmiş Yuna­ nistan'a. Theseus'la arkadaşı Peirithoos'un yeraltı ülkesine inişlerinden faydalanarak Dioskur'lar gelip kız kardeşlerini geri almışlar. Helena üstüne uydurulan mistik bir efsane­ de de Helena'nın Akhilleus'la evlendiği ve ölümsüzlüğe kavuşup Karadeniz'de Leuke (Beyaz) denilen bir adada yaşadığı anlatılır. ge­ rekirse savunmaya ant içsinler. Odysseus'a bu hizmetine karşılık İkarios'un kızı Penelopeia'yı vermişler (îkarios). öbür yazarlar da bu­ nu pek açıklamazlar. 16). uzun bir süre Kıbrıs'ta kaldıkları anlatılır. bir efsaneye göre ona bir çocuk yapmış ve bu da Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı diye geçinen İphigeneia imiş (îphigeneia). ama seçmeden önce bütün talipler seçeceği adamı korumaya. Katreus'un cenaze törenine gitmek zorunda kalır (Katreus). yüzyılda yaşayan şair Stesikhoros'un "palinodia"sına. Yalnız Akhilleus daha evlenecek çağda olmadığı için talipler arasında değilmiş. IV. sonra da gözleri kör olmuş. Sözde Hera güzellik yarış­ masında Aphrodite'ye yenilmeyi sindirememiş. Talipler kalabalık gelmişler. Theseus kızı anası Aithra'nın yanına bırakmış (Aithra). Kassandra gibi Heienos da Apollon tanrının gözdesidir. Yurduna dönünce. güzel kadını kaçırır. yalnız Odysseia'da Helene'nin dönüş yolunda Menelaos'la birlikte Mısır'a uğradıklarından söz edilir (Od. Paris'i Helena'dan yoksun etmek için tıpkı Helena'ya benzeyen bir kadın yaratmış ve Paris'i bu Helena görüntüsüyle Troya'ya göndererek. İki sevgilinin Troya'ya kadar olan yolculuğu üstüne kaynaklar çeşitlidir: Üç günde Anado- lu kıyılarına vardıkları. Helena da Troya savaşının sonuna kadar Mısır'da kalmış da. ne yapacağını bileme­ miş. Helene ona gönül verip kaçırılmaya razı oldu mu? Homeros da. Öç Güzeller yarışmasında Aphrodite Troya'lı gence Helene'nin aşkını söz ver­ mişti (Paris). Öyle olmuş ve Helene Menelaos'u seçmiş. Bu efsanelerde Helena Yunanlıların çıkarına yardım eden ve bu uğurda Troya'ya her türlü kötülüğü yapan hain ve belalı bir kadın rolündedir. Tarihçi Herodotos bu anlatımı benimser. Akha'lara kapıları açar ve Troya katliamını kö­ rükler. Helene'yi kandırdı mı. Helene Lakedaimon'da mutlu bir ömür sü­ rerken. ne ka­ dar yiğit varsa hepsi istemişler güzellerin gü­ zelini. Atina'lılar Helene'yi kabul etmek istemedikleri için. sonra kendisi Girit'e. 219 vd. göz kamaştırıcı mallar da alıp götürür. yanında hazineler.

Od. Odysseus onu bulmak ve ağzından söz almakla görevlendirilmiş. Priamos'un kızı Laodike'nin kocası. 260 373) . birçok çocuğu olur. Gök bilimi ilerledikçe güneşi simgeleyen Helios'un önemi azalmış­ tır. ya­ ni güneşin ta kendisi sayılır. İalysos ve Kamiros şehirle­ rini kurmuşlar. Helikaon kardeşleriyle birlikte Troya yıkımından kurtulur ve Antenor ve Pulydamas'la birlikte kuzey İtalya'ya göçer (Antenor). Okeanos'la Tethys'in kızı Perseis'le evlenir. Hekabe ile birlikte Trakya'ya gitmiş ve anası acısından bir köpek haline ge­ lince. Sonra Neoptolemos'un yanı­ na sığınmış. Olympos'lu Apollon'dan ayrı bir tanrı ya da doğal bir güç. Heliadai (Helios Kızları). Hepsi usta gök bilginleriymiş. Ama agabeysi öldükten son­ ra. o ölünce karısı Andromakhe'yi almış da onunla bir oğlu olmuş. V I . Helios'a Rhodos adlı nympha Heliosogullarını doğurur. Heliosogulları Güneş tanrının Rhodos adlı nympha'dan olan yedi oğludur (Tab. dinsel konularda da Hektor'a öğütler verir ve Hektor yaşadıkça yiğitçe çarpışır. Başı. Gaia ile Uranos'un çocukları Hyperion ve Theia birleşirler.ikisine de tanrı bilicilik yetisini vermiştir. Priamos onu da öbür oğulları gibi hor gö­ r ü p tersler ( İ l . Nitekim Homeros'un Odysseia destanın­ da bile Helios yardımcı bir tanrı sayılır ve Odysseus'un arkadaşları sığırlarını kesince kendi öcünü kendi alamaz. Helios. Zeus'a başvur mak zorunda kalır (bkz. Kolkhis kralı Aietes. Klymene de Helios kızlarını. Söylentiye göre Phaeton'a Güneş'in araba­ sıyla atlarını veren. Helena'ya kimin koca olacağı tartışıl­ mış. 4 4 . Helenos'a değgin efsaneler asıl İlyada'ya konu olan olaylardan sonra başlar. Phaeton'un kız kardeşleridir (Tab. ama günün birinde aralarında anlaşmazlık çıkıp birbirlerine düştüklerinden. Troya'nın ancak Helenos'un bildireceği koşullar altında düşeceğini söyleyince. bazıları Midilli. Helikaon. Troya'lı önder Antenor'un oğlu. Zo­ ra ve rüşvete dayanamayan Helenos şu üç koşulu bildirir: Akhilleus'un oğlu Neoptolemos savaşa katılır. Paris ölünce. 8). Ama Priamos Deiphobos'u se­ çince. Gözyaşlarından amber taneleri meydana gelmiştir. Helenos'la küçük kardeşi Deiphobos ta­ lip çıkmışlar. Bundan sonraki öyküle­ ri de karışıktır: Şehir düştükten sonra ölüm­ den kurtulmuş. Akha'lar Pelops'un ke­ miklerini ve Palladion'u ele geçirirlerse. herbirinin olağanüstü bir kişiliği ya da talihi var bu çocukların: Büyücü Kirke. 7 6 . böylece yok olmasına yol açan Helios kızlarıymış. 4 ve 8). Heliades (Heliosoğulları). bazıları Istanköy. X I I . Phaeton Zeus'un yıldırımıyla vurulunca Helios kızları içi­ ne düştüğü ırmak kıyısında gözyaşı döke dö­ ke kavak ağacına dönüşmüşlerdir. 8). Helios güçlü kuvvetli ve çok yakışıklı bir de­ likanlı olarak canlandırılır. En eski inançlara göre Helios ateş saçan çok hızlı atların çektiği ara­ basıyla her sabah Şafak'tan hemen sonra Hindistan'dan yola çıkıp gökteki yörüngesine girer ve akşam da Okeanos ırmağına dalar. Bunlar h e p sonradan uydurulmuş ve Troya kral soyuna leke getirmek için Yunanistan'da düzülmüş masallardır. Akha'ların bilicisi Kalkhas. 249). savaşta da. Yeryüzü Okeanos ırmağı üstünde yüzen bir tabak gibi tasarlandığı için Helios'un gece batıda batıp sabah doğudan dog­ ması olağan sayılırdı. Selene ( A y ) ve Eos (Şafak) (Tab. Helios. Phaeton da H e lios'un oğlu sayılır. Güneş tanrı ile Okeanos kızı Klymene'nin çocukları. Yorgun atlarını Okeanos sularında yıkadıktan sonra doğudan batıya aynı yolu ertesi günü gene izler. Titanlar so­ yundan olan Helios. onu Trakya Khersonnesos'unda (Geli­ bolu yarımadası) "Köpeğin mezarı" denilen yerde gömmüş. X X I V . bazıları da analarının adını verdiği Rodos adasında kala­ rak orada Lindos. saç biçimin­ de ışınlarla çevrilir. dönüşümleri bu so­ nuçlarının cezaısı olmuş (Phaeton). şehir düşecektir. Minos'un karısı Pasiphae. İlyada'da "bilicilerin en iyisi" diye sözü geçen Helenos. Helenos küsmüş ve İda dağına çekil­ miş. Vergilius "Aeneis" destanında Helenos'u Epir bölgesinde kral olmuş ve İtal­ ya'ya gitmek üzere oradan geçen Troya'lıları iyi karşılar gösterir. ama yeğeni Medeia'nın eliyle öldürülen Perses. üç göksel varlık meydana getirirler: Helios (Güneş). V I I . Başka bir efsaneye göre tahta atın yapılıp surlardan içeri alınmasını salık ve­ ren de Helenos'muş. Aietes'i tahtından atan.

394 vd. 927 vd. Hellen. 20).): Aldırma anacığım. Poseidon Helle'yi sevmiş. I. Hera topal oğlundan utandığı için onu dokuz yıl Okeanos ırmağının yanında saklamıştı (İl. sık dişini. Hephaistos. Hera onu kendi kendine doğurmuştur (Tab. yeryüzünde. İon ve Akha boylarının ataları sayılır (Tab. öteki içeride. çıkmayı beklemektedir. Biri ellerinde götürür ışığı sayısız gözlerine insanların. Ama Hephaistos aynı öyküyü başka türlü anlatır îlyada'nın bir başka bölümünde: Thetis oğlu Akhilleus için yeni silahlar istemeye gelince demirci tanrıdan. Tufan­ dan sonra Tesalya'ya yerleşir ve bir dağ nympha'sı olan Orseis'le evlenir. Hellen. 599): Kojtu durdu oradan oraya soluya soluya. Sintiler yerden kaldırdılardı orada beni. batan günle. anası­ na gönderir. onunla birleşerek üç çocuk anası yapmıştır onu. Hephaistos hem topaldır. Hera da tahtın üstüne oturur. attıydı tanrısal eşikten aşağı. örneğin Aphrodite ile Ares'in gizlice se­ viştiklerini (Od. Hesiodos süreci şöyle-anlatır (Theog. Zeus'la Hera'nın yatak odası. Thetis Hephaistos'un evine gelince. 5). XVIII. X V I I I . Düştüydüm Lemnos adasına. 586 vd. bu yüzden de hor görülür tanrılarca. yalnız öfkeden ve kocasına hıncından ünlü Hephaistos'u doğurdu kendi kendine. Ve Hephaistos en usta sanatçısı oldu gökler tanrısı Uranos torunlarının. Ama hiçbirinin elinden gelmeyen işler gelir Hephaistos'un elinden: Her türlü madeni iş­ leyip olağanüstü güzellikte eserler yaratması­ nı başarır topal tanrı.. Olympos'luya karşı gelmek çok zor. 270). Zeus ile Hera'nın oğludur. Olympos tanrılarının evleri onun usta ellerinden çıkmadır. sisli karanlığa bürülü belalı Gece. ( 2 ) N İ T E L İ Ğ İ . öteki Uyku'yu taşır kollarında. Orada buluşup selamladır G e c e ' y / e Gündüz tunçtan büyük eşiğe ayak basarken. Olympos tan­ rıları Hephaistos'u çağırmak zorunda kalır­ lar. bağrına taş bas.): . bunlar da Dor. yuvarlandım gittiydim tam bir gün. hem çirkin. kurtulamaz bir daha. ) . Aither ( E s î r ) ise onun kardeşidir. 369 vd. Hellen'lerin. ha çıktı ha çıkacak. birazcık canım kalmıştı. Deukalion'la Pyrrha'nın oğludur. I. V I I I . yani Gece'nin k ı z ı d ı r . ikisi hiç bir arada olmaz içeride: Hep biri dışarıda. ama bir efsaneye gö­ re. Ölüm 'ün kardeşi Uyku 'yu. Hemera. yakaladıydı beni bacağımdan. Bir anlatıma göre Helle denize düştükten sonra tanrı Poseidon tarafından kurtarılmıştır.). o her şeyi gö­ rür. Bir gün sana yardım etmek istedimdi hani.): Hera tanrıça kimseyle sevişmeden.Helios dünyanın gözü sayılır. Aiol. Tanrılar ünlü topalı görünce kahkahayı atarlar (İl. Hesiodos'a göre Nyks ile Hemera Tartaros'ta. Zeus'un Athena'yı kafasından çıkar­ masını kıskanmış da. topallığı yüzünden anası Hera'dan neler çektiğini anlatır. görmek istemem dayak yediğini. Seni çok severim. Hephaistos bunun öcünü anasından alır: İçine zincirler sakladığı bir taht yapıp. tanrılarda gürül gürül bir kahkaha (coptu. 748 v d . işliği şöyle tanımlanır demirci tanrının ( İ l . Khaos'tan çıkma Erebos'la Nyks'in. Bu niteliğiyle Olympos tanrıları arasında tektir. Çanakkale Boğazına adını veren Helle'nin efsanesi Argonaut'lar bölümünde anla­ tılmıştır (Argonaut'lar). Gündüzü ve gün ışığını simgele­ yen Hemera. Topallığının nedenini Ilyada'da kendi anlatır: Troya savaşı konusunda Zeus'la Hera arasında kopan bir kavgayı yatıştırmaya çalı­ şır ve Hera'ya şöyle der ( İ l . ama oturur oturmaz da zincirler onu kıskıv­ rak sarar. yani bütün Yunan ırk ve boylarının atası sayılan efsanelik kişi. Doros. (Orion). Helle. Biri konağa girerken öteki çıkar. Hephaistos'u yaratmış. Hephaistos. şarap tanrı da Hephaistos'u bir eşeğe bindirip öyle getirir Olympos'a. yani yeraltında buluşur­ lar (Theog. ne yapayım. Tepem atsa bile koşamam yardımına. Ksuthos ve Aiolos diye üç oğlu olur. (1) DOĞUŞU. Dionysos'u gönderirler. körlerin gözünü açar vb.

yaldızlı bir evdi bu. İlk kadın P a n d o - r a ' n ı n bedenini kilden y o n t a n odur (Pandora). sevgi ve nef­ retleri hiçbir mantığa d a y a n m a z . (3) EFSANELERl. "ak kollu" ya da "altın t a h t t ı " diye nitelenen H e r a (yahut H e r e ) tipik bir G r e k tanrıçasıdır. H e r a . Yirmi tane üçayak bitmiş.): Zeus baba ve hep var olan öbür m u t l u tanrılar gelin. bir işli halkaları vardı takılacak. VIII. Bir süngerle sildi iki elini. cılız bacakları seğirtiyordu altında. gizli kapaklı yapar ne yaparsa. tanrıların kraliçesi ulu H e r a ' y a bu damga­ yı basan H o m e r o s ' t u r . babamda. Troya savaşını tuttuğu Akha'lardan yana çevirebilmek için Zeus'u baştan çıkarıp uyul tuktan s o n r a . kıs­ k a n ç . üstündü öbür ölümsüzlerin evlerinden. H e s i o d o s Kharit'lerin en kü­ çüğü Aglaie (parlak a n l a m ı n a gelir) ile evlen­ diğini söyler. hazırdı. çıktı topallaya topallaya kapıdan dışarı. H e p h a i s t o s mucizeler ya­ r a t a n bir ustadır. sevdi Ares'i. din ve dünya görüşlerini. 3 0 6 vd. Körük/erin/ateşin içinden çekti. işe koyulması şöyle anlatı­ lır (XVIII. kabahat bende değil. Zeus'un eşi. dövüyordu bağlarını. Hephalstos'u körükleri arasında çalışır buldu. a m a h i ç ­ bir işi açık değildir. H e p h a i s t o s tanrılar arasında o d u r : Sa­ n a t ı n ve işçiliğin yüceliği simgelenir onlarla. çıkarlarını d a h a ileri bir kültürün simgesi Ege ve Anadolu'ya karşı sa­ vunan. kin. Bu eşsiz parçayı. Ü n l ü topalın avaz avaz ba­ ğırarak dile getirdiği öfke o n u n kişiliğini açığa vuracak niteliktedir (Od. 4 0 7 ) : Çok değil Here'ye öfkem. inatçıdır. güçlü boynunu. yakışıklı. hırçın. kinim. onları yapıyordu Hephaistos. bayağı işlere bir bakın! Zeus'un kızı Aphrodite hor gördü beni. düzen kurar. h ı n ç ve geçimsizlik havası yan­ sıtan sevimsiz bir tanrıçadır. Dırdırcı. topalım diye hor gördü. şu gülünç. kıllı göğsünü sildi. 4 1 0 vd. 14 vd. XVIII. hasır altından su yürütür. Güzellikten hiç n a s i p al­ m a y a n H e p h a i s t o s aşktan yana da p e k talihli olmamıştır. sevdi onu. H e p h a i s t o s Akhilleus için yeni silahlar y a p ­ maya söz verince. tunçtan. yani Zarafet'in kendisiyle evli olarak gösterilir (İl. çarpık bacaklı tanrı yapmıştı bu evi. yani Yunanistan yarımadasının ırk. yok olmaz.): Soluyan topal yaratık örsten uzaklaştı. bu yüzden kişiliği ve efsaneleri h e p bir kavga. XVIII. Dayayacaktı onları sarayının dik duvarına. P r o m e t h e u s ' u Kafkas dağının tepesine o çıkartır ( P r o m e t h e u s ) . Değil bir t a n r ı n ı n . beni dünyaya getirmeselerdi! Hephaistos rol Erikhthonios efsanesinde de oynar (Erikhthonios). L e m n o s ' a gidiyormuş gibi evinden ay­ rılır ve d ö n ü ş ü n d e Ares'le Aphrodite'yi kıs kıvrak bağlı bulur. y ü z ü n ü . Bütün kusurla­ rıyla kadını canlandırır Hera-. topladı tekmil araçları gümüş bir sandıkta. İlyada'da Kharit'lerden Kharis. kan ter içinde gidip geliyordu o yandan bu yana. sakat doğmuşsam. sonra gene gerisin geri eve dönsünler diye. görülmeye değer şeylerdi bunlar. bu se­ fer de İki sevgiliyi '»fll. XV. bir entari giydi. her üçayağın altına altın tekerlekler koymuştu. Daidalos insanlar arasında neyse. H o m e r o s destanlarında "inek gözlü". H o m e r o s ' u n Odysseia desta­ n ı n d a ozan D e m o d o k o s Aphrodite ile evli olan H e p h a i s t o s ' u n başına gelenleri anlatır: Ares'le aldatıldığını bilen t o p a l t a n r ı bir za­ m a n l a r anası H e r a ' y a yaptığı t a h t gibi. şoy. her işime engel olmak onun huyu. kabahat anamda.evine vardı. Yunanistan'da yaratılan efsanelerinde aynı tiple karşımıza çıkmaktadır. kendi kendilerine girsinler diye tanrıların toplantısına.): . çevik ayaklı diye. h e r z a m a n ve özellikle za­ manımızda örneklerine çok r a s t l a n a n varlıklı ve benci! burjuva kadınını simgeler.il İçine alacak bir yatak Gümüş ayaklı Thetis Hephaistos'un yapar. a m a ne tuhaf ki İonyalı koca şairin çizdiği H e r a portresi t u t u n m u ş . birden u y a n a n t a n r ı şöyle çıkı şır karısına (ti. d a h a da üstün ve şaşırtıcı bir m e t i n olan Akhilleus'un silahları­ n ı n anlatılması izler. b e n ­ zetmek gerekirse. 3 8 2 ) . aldı eline koca bir değnek. hiçbir çalışan insanın böyle canlı bir t a n ı m l a n m a s ı b u l u n m a z ilkçağ yazınında. silah ve yet­ kilerini kötüye kullanmaktan ç e k i n m e z . üçayak yapıyordu tam yirmi tane. Hera'yı kocası Zeus'un ağzından dinleyelim (İl.

Unuttun mu seni havalarda astığım günü. XIV. gidip dag başında onunla sevişmeyi ge­ çirir aklından. 152353): Hera kocası Zeus'un İda dağından Troy. her şeyi keskin ışıklarıyla gören güneş bile. Zeus Hera'ya bu cezayı Herakles'e ettiği kötülük yüzünden vermiştir. yola gelmez Here. Her neyse. görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını. dedikodudan korkmasını Zeus gibi biz de hayretle karşıla­ yalım. Babası Kronos onu da doğar doğmaz yutar. XIV. Okeanos'la Tethys tanrılarının yanında geçti­ ğini İlyada'da kendi anlatır (İl. utangaç tavırlar takınır: Korkunç Kronos oğlu. kültte de sık sık tekrarlanır bir motiftir. a n a . Hera da Okeanos kıyılarında bu­ lunduğu sırada elmaları kendi eliyle Batı K ı z larının bahçesine ekmiştir. asılı kalmıştın havalarda. Anasını. Zeus buna da çare bulur: Tanrılar. Hera. Hera çocukluğunun dünyanın ucunda. öyle bir aşkı ilk birleştikleri gün duymuştu. ( 1 ) DOĞUŞU. o da ma­ sum tavırlar takınarak. Böyle dedi. Anası Rheia Titan'lar savaşı sırasında inek gözlü tanrıça Okeanos'la Tethys arasında çı­ kan bir kavgayı yatıştırmak için batı kıyılarına gitmek ister. altın gibi bir sisle örterim dört bir yanımızı. sarıldı. H A Y A T Ö Y K Ü S Ü . bugüne dek ne bir tanrıçaya. ama içine bal damladığı besbellidir. Zeus dünya egemenliğini paylaştıktan sonra. babası Zeus'a karşı korumaya çalışan Hephaistos bile H e ra'dan neler çektiğini unutamaz (Hephaistos). Zeus eşine nereye gittiğini sorar. göz göre göre? Ya hep var olan bir tanrı görürse bizi. ne biçim söz çıktı ağzından? Yatağa yatıp sevişmemizi nasıl istersin ida dağının tepesinde. Zeus dayana­ maz. En büyük tanrı çifti arasındaki kutsal düğün (hieros gamos) efsanelerde de. Kronos'la Rheia'nm kızı ve Zeus'la öbür Olympos'lu tanrıların kız kardeşidir (Tab.. o bahçeden gelen altın elma­ ları da Gaia Hera'ya düğün hediyesi olarak vermiştir. Destanın bu eş­ siz parçasını özetlemeye değer (İl. Öbür tanrılar da aşağı yukarı Zeus gibi düşünürler.). savaş dışı ettin tanrısal Hektor'u. tanrısal toprak yumuşak bir çimen saldı. sonra Aphrodite'den sevgiyi tutuştu­ ran büyülü memeligini ister. babalarından gizli çıktıkları gün yatağa. Bir efsaneye göre bu düğün Batı Kızlarının (Hesperides) bahçe­ sinde olmuştur. bir örs bağlamıştım iki ayağına. ama sonra da düğünleri törenle kutlanmıştır. doyasıya. taptaze lotos bir halı serdi toprakla aralarına. Hesiodos'a göre. yatalım gel. Okeanos kıyısında de­ niz tanrıları çiftini barıştırmaya gittiğini ve ö n ­ ce kocasına haber vermek. Bu kötülüğün meyvesini sen toplayacaksın önce. ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni. ondan izin almak için buraya geldiğini söyler. savaşı filan unutup açığa vurur duygula­ rını: Sonra da gidersin oraya. Hera'yı kendine eş alır. ne yüzle çıkarım bu yataktan dışarı? Hera'nm sıradan bir kadın gibi kendi koca­ sıyla yatmaktan çekinmesini. Zeus tanrıçalar arasında Hera ile son olarak evlenmiştir. biz uyurken gider. Hera ses çıkarmaz.. insanlar görecek diye korkma. Epey naz eder. Tanrıların tanrısı oğlu Ares'te anasının kusurlarının tıpkısını görür (Ares). uğrattın orduyu bozguna. Zeus'la Hera evlenmeden de sevişmişlerdir. sarmaş dolaş olalım yatakta... aldı karısını koynuna.ı savaşını yönettiği ve basanını] Tro- ya'lılarda olduğunu görür. sonra da kusar. onu da göğsüne taktıktan sonra Uyku tanrıyı baştan çıkarır ve onunla birlikte Gargaros doruğuna varır: Bulutlar devşiren Zeus onu gördü. güneş bile onu geçip göremez bizi. söylerse öbür tanrılara? Bir daha ayak basarnam senin evine. ne olur Here. seni bir güzel pataklayayım da gör. çözülmez bir altın zincir vurmuştum ellerine. bulutlar arasında. bunu önlemek için. 200 vd. Sonra sayar bir bir yattığı ölümlü ve ölüm­ süz kadınları. 5). İlyada'da İda dağı­ nın Gargaros tepesindeki birleşme sahnesi de böyle bir kutsal düğündür.Amma da düzen kurdun. . gider odasında önce bir güzel süslenir.

koca­ yenerek Yunanistan'da ve özellikle Pelopoman. Herakles kor. hele bu aşklardan ğin Lydia kralı Kroisos (Karun). Heraklesoğulları bu yüzden oradan oraya sürünür. Göz göz tüyleri. Ne var ki Grek boylarının ve özellikle Dor'ların kahramanlık görüş ve anlayışlarını kişiliğinde toplayan Herakles bir çeşit ulusal kahraman olmuştur. safranlardan. ömürle­ rakles'in Omphale ile birleşmesinden meyda­ ri boyunca kini. kahramanlıkları zorla yaptırılır. Heraklesoşilli halıların üstünde tanrıların seviştiğini ge­ gullarının Yunanistan'da tutunması Dor ırkı­ çirirsiniz aklınızdan. yani dedesi Alkaios'tan gelme bir soyadıdır. îksion). yiğidi ata olarak benimseyen birçok Herakles. kahramanlıklar yapmaya zorlayan Hera'dır. nın Peloponez'i ele geçirmesinin efsane ala­ ( 2 ) E F S A N E L E R İ . arala­ us'tan yardım görürler ve düşmanlarını bir bir rında otlar fışkıran tepsi gibi serilmiş. çıldıracak gibi olur. öfkesiyle i z l e r onları. Bu ad. Anadolu ve İtalya'da da ba­ ruya efsanesi yoktur. Ne var ki yalnız Yunanistan kral aileleri değil. Oysa kendisi trajik bir kişidir: Kahraman olmayı kendi seçmemiştir. Adı Herakles'in bile "Hera'nm ünü" anlamı­ na geldiğini ileri sürenler bile vardır (Herakles). Yaptığı işler h e p iyiye dönük­ tür. lo. istemeyerek suç işler ve dengeyi bir türlü bulamayıp kendin­ den geçer. yalnız Herakles'in oğullarına ve torunlarıne değil . Asıl adı Alkides. sonunda Atina'da yiğit TheseBugün de Kazdag'ın tepesine çıkın. tanrı vergisi kuvvetinden de zevk duymaz. H e rakles de erkek olarak odur. tersine onu dizgine vuramadığı için. Hera Argonaut'lar seferinde Argo gemicile­ rine yardımda bulunmuş. tanrıçanın lo'ya bekçi koyduğu Argos'un yüz gözünü simgelermiş (Argos). Yemiş olarak narı. İ l k doğduğu günden beri peşini bırak­ mayan Hera'nın kin ve öfkesi son demine kadar da rahata kavuşturmaz onu. Örne­ rol oynar. onu büyüttüğü için oğlu Akhilleus'u tutar (Thetis). Alkmene'nin Zeus'tan d o ­ da Herakles'in bir oğlunu atası olarak kabul ğurduğu Herakles'tir. Eurystheusogullarını da ezme­ ye çalışır. Herakles'e bü­ tün işleri. ( 1 ) ADI. yani Yunan ve Latin mythos yazarlarını sonsuzca esinleyen efsanelik bir kişi. tatlı bir halı. o sıra Zeus devi şimşekle yere sermiş. Teiresias'ı kör etmekte rol oynar. sardı onları güzel bir altın bulut. ama Zeus'un aşklarında zı soylar Heraklesoglu adını almışlardı. Herakles adının "Hera'nın ünü" anlamına geldiğini İ l e ri sürerlerse de "heros" yani kahraman söz­ cüğü ile ilişkisi daha akla yakındır. onlara karışır. Hera'nın doğrudan doğ­ nına yankısıdır. H e rakles köledir. . Üç Güzeller yarışmasında birinciliği kazanamaması Paris'e ve Troya'ya dinmez kinin bir nedenidir. dümdüz taşlar görürsünüz ve bu aklı ye­ nez'de egemenliği ele geçirirler. Herakles öl­ dükten sonra. Tam işleri bitmişken korkunç bir yanlışlık yüzünden ca­ yır cayır yanar ve ölür. Kızı Eileithyia ile doğumlara gözcülük eden tanrıça Hera'nın en sevdiği kuş tavus kuşu­ dur. İnsanın do­ ğaya karşı yenilmez saldırma ve dayanma gü­ cünü simgeler. çiçek olarak zam­ bağı severmiş. Epaphos. Dionysos ve Tityos efsanelerinde. Ama böylece büsbü­ tün arınıp ölümsüzlüğe kavuşur. ama Zeus Hera'nın buluttan bir görüntüsünü yaparak onu aldatmıştır (Prophyrion. öte yandan Akhilleus'un anası Thetis'i kıskandığı halde. uzanıverdi ikisi de halının üstüne.soylara verilmektedir (Tab. Bir efsane Menelaos'u ölümsüz kıldığını anla­ tır (Menalaos). doğanın insanın başına saldığı afet ve musibetleri yok etmekle insanlığa sonsuz iyili­ ği dokunur. insafsız bir efendinin buyru­ ğunda ömrü boyunca çalışmak onun kara ka­ deridir. Bu sırada Porphyrion ona tutulmuş ve elbisesinin ucu­ nu yakalayarak onu kendine çekmek istemiş­ tir. yahut Heraklesoğulları. Herakleidai. soyunun H e doğan çocukların yakasını bırakmaz. İ l k ve na geldiğini ileri sürer. Sonra Pythia ka­ hini adını değiştirir. Helene kadın olarak neyse. îno ve Athamas. tehlikeli geçitleri geçmelerini sağlamıştır (Argonaut'lar). Güçlü yiğidi üst üste ederdi. 13). Devlere karşı savaşa katılmıştır. buluttan ç i y damlaları akıyordu pırıl pırıl. Roma'da Hera tanrıça İuno ile bir tutuldu (tuno). Roma kralı Tarquinius en büyük kurbanı. İ k sion da Hera ile birleşmek istemiş. sümbüllerden.

Arkadia'nın Erymanthos dağında korkunç bir yaban do­ muzu varmış. Aşağıda saya­ cağımız işleri Herakles yalnız kollarının gücü ve silah olarak elinden hiç ayırmadığı topuzuyla başarmıştır: Nemea aslanı. Zeus. Kyreneia geyiği. G e n e Arkadia'da Stymphalos gölünün üstünde gagala­ rıyla pençeleri tunçtan. Bu kızlardan elli tane oğlu ol­ muş (Thespios). Delikanlılık çağına gelince boyu boşu ve gü­ cü olağanüstüdür. ölümsüzlüğe kavuşacakmış. ( 4 ) H E R A K L E S 'İ N O N İ K İ İŞİ. Erymanthos yaban domuzu. Ne var ki avdan her gece yorgun argın dönen yi­ ğit yatağına giren kızların hep başka olduğu­ nu anlamamış. Thespios da karşılık olarak elli kızıyla yatmasını sağlar yiğide. Dokuz kafalı bir yılan olan "hydra" adlı ejderi Hera Argos bölgesindeki Lerna bataklığına salmıştı. Zeus'a söz verdirir ki Perseus soyundan ilk doğacak çocuk. ama Hera bununla da yetinmemiş. tunç ayak­ lı bu geyik Apollon'la Artemis'in koruduğu si­ hirli bir hayvanmış. Hera Herakles'in elinden haklarını almakla kalmaz. Eurytos ok atma­ sını. Amphitryon). Athena tanrıça H e rakles'e bu kuşları ürkütmek için ziller ver­ miş. Eurystheus hayvanı görünce korkusun­ dan bir fıçının içine saklanmış. Suçla­ rının kefareti olacak bu on iki yıllık hizmeti başarıyla sona erdirirse. Lerna ejderi. Yiğit kendine gelince. sekiz aylık olup ikizi İphikles'le birlik­ te beşiğinde yattığı bir gün iki kocaman yılan gönderir çocukları boğmak için. Typhon'la Ekhidna cana­ varlarından doğma bu aslan Yunanistan'da Nemea bölgesini kasıp kavuruyormuş. Eurystheus'a vermiş. Thebai kralı Kreon ödül olarak kızı Megara'yı vermiş yiğide. Eurystheus yiğidi küçük düşürmek için bu ağılları temizlemesini bu- .ı aracılığıyla yiğidin gidip Eurys- theus'un hizmetine girmesini bildirmiş. H e rakles de aylarca izlemiş canavarı. Eurystheus olur (Eurystheus). Bir gün at adamlarla tartışmaya girip birçoklarını öldürmüş. Alkmene'nin atası Danae ile birleştiği gibi. insanlar üzerinde büyük bir egemenlik kuracaktır. Herakles yılanlara sarılır ve her elinde bir yılanı boğazından sıkıp bo­ ğar. Bin zorla yüzdüğü postunu da kendine zırh etmiş. insan etiyle beslenen korkunç kartallar varmış. Eurystheus bu hayvanın kendi­ sine diri olarak getirilmesini buyurmuş. Alkmene'yi de aldatarak elde eder. Iphikles avaz avaz bağırdığı halde. Linos da güzel saz çalmasını öğretirler. 13). yiğit onu okları ve topuzuyla alt edemeyince. ama günün birinde Hera yiğidin cinnet getirmesini sağla­ mış. Sonra yaban domuzu­ nun peşine düşüp onu bir ağ içinde yakala­ mış. Hera kızı ebe tanrıça Eileithyia'ya onu yedi aylıkken hemen doğurtur ve Alkmene'nin do­ ğumunu geciktirir. Herakles de oklarıyla canavarları öldür­ meyi başarmış. Herakles onu tam bir yıl kovalamış. babasının ve kral Thespios'un ülkesinde korku salan Kithairon aslanını öldürür. Böylece Perseus soyun­ dan ilk doğan erkek Herakles değil. Alkmene gebe kalır kalmaz tanrıça Hera ona karşı korkunç bir kıskançlık beslemeye başlar. Aynı ge­ ce Alkmene Herakles ve İphikles'e gebe kalır (Alkmene. kol­ ları arasına almış ve elleriyle boğmuş. ( 3 ) H A Y A T I . O sırada Sthenelos'un karısı yedi aylık gebeydi. Apollon kâhini Pyllıi. Herakles'in anası Alkmene de. Thespios'un yanına sığın­ mış ve kendini bu suçlarından arındırmış. o sırada da dağdaki at adam Pholos'un konuğu ol­ muş. Stymphalos gölünün kuşları. Augias'm ahırları. Herakles zehir sa­ çan kafalarını bir bir koparmış ve ölümsüz olan kafasını da kocaman bir kayanın altına gömmüş. Elis kralı Augias'ın ahır­ ları dağ gibi üst üste yığılan gübreden kullanıl­ maz olmuş ve gübresiz kalan toprağı da bet bereketini yitirmişti. On sekiz yaşında Amphitryon'un sürülerini beklerken. kendi çocuklarını bir bir öldürmüş.(2) SOYU. öiümlü babası Amphitryon da Perseus'la Andromeda soyundandırlar (Tab. Altın boynuzlu. Bundan sonra Thebai'lileri haraca kesen Orkhomenos kralı Erginos'la dövüşüp onu öldürmüş. Bu kadından da epey çocuğu olmuş Herakles'in. sonunda okla yaralayarak onu ya­ kalamış ve omuzlarına yüklenerek götürmüş. Herakles üstün bir eğitim görür: Amphitryon ona araba kullanmasını.

Bu suçtan arınmak için Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetine girer: Bu kadın Herakles'i köle haline getirir. Hermes ve Athena'nın yardımıyla. Gervoneus'un sürüleri. Omphae'den kurtulunca Troya'ya gi­ dip Laomedon'u öldürür. Eurystheus bu azmanı görünce ödü kopar. Ne var ki bu sırada yiğit Kalydon avına ve Argonautlar seferine de ka­ tılabilir. Ares'in Hippolyte'ye armağanı olan bu ke­ meri almak için Herakles Amazon'lar kraliçe­ sini öldürmek zorunda kalır. Orada boğa serbest bırakıldıktan sonra Marathon kapıla­ rında Theseus'un eline geçmiş. Ama bu iş için sürülerinin onda birini vereceğini söyle­ yen Augias sözünde durmamış. Dev altın elmaları getirir. Herakles bu azgın boğayı boynuzlarından yakalayıp Yuna­ nistan'a götürmeyi başarmış. onu öldürüp ölüsünü atlarına yedirir. Thebai'ye dönüşünde birinci karışı Megara'yı arkadaşı Ioalos'a verir. sürülerin bekçilerini öldürür ve sığırlan alıp götürür. Herakles onu aldatarak ka­ çar ve elmaları Athena'ya adar. onu arındırmak istemeyen kral Neleus'a karşı savaşır. Yiğit böylece dev Geryoneus'u. Herakles öfkeye kapıla­ rak Eurytos'un oğlu İphitos'u öldürür. Hera'nın Zeus'la evlenirken düğün hediyesi olarak aldı­ ğı bu büyülü meyveleri Batı kızlarının bahçe­ sinde nympha'lar ve bir ejder korumaktaydı. Herakles de Alpheios'la Peneios ır­ maklarının yataklarını değiştirerek sularını oradan geçirip temizlemiş ortalığı. Hayvan Girit ekinlerini yok ediyor. giderken karısı Deianeira at adam Nessos'un saldırısına uğ­ rar. Diomedes'in atları. Herakles Okeanos ırmağını geçmekte güçlük çeker. yiğit öç alacağını söyleyerek Troya'dan ayrılır (Laomedon. Sonra Kalydon'a gidip Deianeira ile evlenir. yiğitten Amazon'lar krali­ çesi Hippolyte'nin büyülü kemerini ister. sonra kral Eurytos'un düzenlediği bir ok yarışmasını ka­ zanır. ama dünyanın yükünü bir daha omuzlarına almayı istemez. kadın kılığına sokup yün eğirmesini sağlar. Trakya kralı Diomedes'in insan eti yiyen atları varmış. ama başarıları bununla bitmez. Kerberos'un ölüler ülkesinden kaçırılma­ sı. Herakles Diomedes'le çarpışır. Cebelüttarık boğazını geçer ve anı olarak geçit yerine iki sütun diker (Cebelüttarık boğazına Yunanlılar Herakles sütunları derlerdi). ora­ da bağlı bulunan Theseus'u kurtarır ve Kerberos köpeğini alıp yeryüzüne kaçırır.) Batı kızlarının altın elmaları. Amazon'lar kraliçesi Hlppotyte. Güneş de ona Okeanos'u geçmek için altın sandalını verir. Sparta'ya karşı bir saldırıya girişir vb. Batı kızlarının bahçesini bulur. İtalya ve Trakya yoluyla Yunanistan'a döner ve sürüleri Eurystheus'a verir (Geryoneus. Herakles Nereus'tan izlemesi gereken yolu öğrendikten sonra. orada dünyayı omuzlarında taşıyan At­ las'ı bir süre bu yükünden kurtarır ve elmaları almaya gönderir. Herakles oralara kadar gelir. ama önce talibi ırmak tanrı Akheloos'Ia dövüşmek zorunda kalır. Kaynatası Oineus'un şarap sunucusu Eunomos'u kaza ile öldürdükten sonra. Laomedon'un kızı Hesione'yi deniz canavarının elinden kurtarır.yurmuş. çilesi de tüken mez. Bunlar Herakles'in başlıca on iki işidir. Girit boğası. gene sür­ güne gitmek durumuna düşer. ya da başka bir anlatıma göre Olympos dağında vahşi hayvanlara par­ çalatır. Libya çölünü geçerken Helios'a fazla sıcaktan ötü­ rü kızdığı için tanrıyı oklarıyla tehdit eder. ama kral bu yarışmanın ödülü olan kızı İole'yi ona vermez. Herakles'in başardığı en zor iş budur. yiğit de köpeği Hades'e geri götürüp bırakır. Dünyanın batı ucunda. Olympos tanrıları­ nın devlere karşı savaşlarına katılır. Sonra da ehlileşen hayvanları Mykenai'ye getirir. Girit kralı Minos bir beyaz b o ­ ğasını Poseidon'a kurban etmek istememişti. ülkeyi aç­ lıkla karşı karşıya bırakıyordu. tanrı da öç almak için bocayı kudurtmuştu. Eurystheus'un kızı Admete. Augias'tan öcünü alır. Galya. Okeanos ırmağının bir adasında Geryoneus büyük sığır sürülerini otlatmaktay­ dı. Yiğit oklarıyla onu yaralayınca Nessos öl meden Deianeira'ya büyülü bir iksir verir Trakhis'e yerleşen Herakles Eurytos ve oğul­ larını öldürmekle sözünde dıurmayankralı ce- . Hesione). Herakles de kralı oğullarıyla birlikte öldürmüş. Dönüşte yiğit Troya'ya uğrar. ama Laomedon söz verdiği atları teslim etmeyin­ ce. hiçbir ölümlü­ nün geri gelmediği yeraltı ülkesine iner.

Fizik ve moral gücün. Kıskanç­ lık içinde kıvranan Deianeira da ona Nessos'un kanına bulanmış iksirle ıslattığı gömle­ ği gönderir. böylece Yunanistan yarımadası­ nın atası sayılmıştır. ka­ buğunu boşaltır ve koyun bağırsağından yedi tel gererek bir gitar yapar. gene masum bir bebek gibi kundağına . D O Ğ U Ş U VE E F S A N E L E R İ . Hermes'Ie Aphrodite'nin oğlu Hermaphroditos'un adı Salmakis efsanesinde geçmektedir (Salmakis). hayvanı öldürür. 189e191d. hemen aklına bir cin f i k i r doğar. kendi de oradaki çalı çırpıdan ayağına tu­ haf sandallar örerek izlerini gizler. sözünde durmayanları cezalandıran. Bebek Hermes beşiğinde kalmaz. Herakles'in adı hemen her destan ve şiirde geçerse de. elinde bir sazla Mu­ sa'lara karıştığı da görülürdü (Evandrus). "Şölen" diyalogunda söz alan komedya şairi Aristophanes. 5). O sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek ister. hem de tanrı olarak tapım görmüştür. Ro­ ma kralı Evandrus yiğidi konuklarnış ve şere­ fine bir tapınak kurmuş derlerdi. Hermes'in asıl efsanesi doğuşu ve ömrünün ilk günleriyle il­ gilidir. kahramanlığın sim­ gesi olan Herakles hem kahraman. Güneş tanrının Pieria ovalarındaki inek sürülerini bulur ve onlardan elli hayvan çalar. Hermaphroditos. bir bakıma da gül­ dürücü efsane homerik denilen. ama doğduğu gün Hermes olağanüstü işlere girişmekle ka­ fa gücü ve yetenekleri tanrıların hepsini aşan üstünlükte olduğunu gösterir. adları başka mad­ delerde geçen kişilerle ilgili olarak anlatılmış­ tır. Yolda bir ihtiyara rastlar.zalandırmış olur. Zeus Maia ile Arkadia'nın güneyinde Kyllene dağının bir mağarasında buluşmakta ve sevişmektedir. ona gördüğünü kimseye söy­ lememeye yemin ettirir. İ k i cins arasındaki tutku ve birbirleriy­ le birleşme isteği çok eski zamanlardaki bu birlikten dogma imiş (Plat. sonra bu yüzden fazla güç ka­ zandıkları için tannlarca ikiye bölündüklerini anlatır. Yiğit gömleği sırtına geçirir ge­ çirmez korkunç acılarla yanmaya başlar. kişiliğini ozanlardan çok tragedya yazarları işlemiştir. insanın başına gelen afet ve belaları alt edip yenen yiğitlik ve yüreklilik simgesidir. Herakles'in Latince adı. sonra da gider. Çok içen. Hermes. ama H o m e ros destanlarından birkaç yüzyıl sonra Yuna­ nistan'ın Peloponez bölgesinde meydana gel­ diği besbelli "Hermes'e Övgü" adlı şiirde uzun uzadıya anlatılmıştır. Roma efsanesinde Yunanlıların Herakles tipi oldu­ ğu gibi benimsenmiş. ondan güzel sesler çıkarmakla eğlenir. kızı lole'yi de alır. Hercules Roma efsanelerinde daha yumuşak bir kahra­ man olarak canlandırılır. ancak öykülerine yerli bazı öğeler katılmıştır. Erkek ve dişi cinsini kendinde birleştiren Hermaphroditos tipinden insanların atası olarak Pla­ ton da söz etmektedir.). Örneğin Cacus adlı devi ve ülkesine gelen yabancıların canına kı­ yan kral Faunus'u öldürdüğü anlatılırdı. Bütün öykülerini buraya almamıza olanak bulunmayan Herakles'in rol oynadığı bütün olaylar. Hercules. Bu eşsiz ve şaşırtıcı. Gölgeli mağaraya sığınmış olan nympha'yı tanrılar tanrısı geceleri karısı Hera uykuya daldıktan sonra gelip bulur. Olympos tanrılarının en renkli ve özgün kişilerinden biridir. Çocuk kundaklanır. karşılığında bir düve armağan edeceğine söz verir (Battos). çok yiyen canlı ve iyi kalpli bir dev olarak tanım­ lanan Herakles Greklerin gözünde kötüleri. Tanrıların ve özellikle Zeus'un habercisi olarak görev alan Hermes. insan­ ların en ilkel çağlarda hem erkek. Heraklesogulları denilen dölleriyle bütün Peloponez'e ege­ men olmuş. Zeus'un oğlu Herakles'i kaçırıp Olympos'a götürdüğü ve Hebe ile evlendirip ölümsüzlüğe kavuşturduğu anlatılır. Hermes. beşiğe yatırılır. Şölen. akşam olur olmaz kundağı­ nı çözer ve ayakları üstüne basıp olmayacak serüvenlere girişmek üzere yola çıkar: Magarının önünde bir kaplumbağa görür. Bir süre sonra Maia bir çocuk doğurur. ama hırsızlığı belli olmasın diye inekleri gerisin geri götü­ rür. hem de di- şi olduklarını. Deianeira haberi alınca kendini asar. Tutar inekleri Kyllene'ye doğru sürer. Kutsal inekleri bir mağaraya kapattıktan sonra. oğlu Hyllos babasının son buyruklarına uyarak yiğidi Oita dağının tepesinde kurulmuş bir odun yığının­ da yakar. gi­ der. Titanlar soyundan At­ las'la Pleione'nin kızı Maia'nın Zeus'la birleş­ mesinden doğmuştur (Tab.

ama asıl yararı yolcula­ ra dokunur: Yollara dikilen Hermes heykelle ri . Bu görevde Hermes'e Psykhopompos. V. Ölülerin ruhlarını Hades'e götürmek de Hermes'in görevi olacaktır. Bu değnekle Hermes habercilerin ve hırsızların kralı olur. Bir süre sonra Hermes P a n kavalını icat eder. Hermes hırsızların olduğu kadar. Zeus'un Typhon'la çarpışmasında bir düzen kurarak tanrılar tanrısını kurtarır (Typhon). ama o sırada Apollon onu kolundan tutup tartaklayınca birden yellenir. Zeus'un İo'ya sevgisini kıskana­ rak k ı z ı bir ineğe dönüştürmüş. 331-469.ki bunlar bir tanrı büstü ve phallos simge­ sini taşıyan yuvarlak kaidelerdi . başına d .girer.martı gibi. Kararı şudur: Hermes inekleri nerede sakladığını gösterecektir. Paris'e altın elmayı verip yargıçlık etmesi buyruğunu o ulaştırır. tüccarla­ rın da koruyucusudur. ı bekçi olarak yüz gözlü Argos'u dikmişti. Efsaneye göre birçok çocukları olur: Biri Odysseus'un kaynatası Autolykos'tur. koruyucu tav­ rından tanrı olduğunu anlar sonunda Priamos ( 1 1 . 42 vd. Savaşlarda da yardımı dokunur: Devler savaşında Hades'in başlığını takıp gö rünmez hale gelir. Apollon syrinks deni­ len bu güzelim kavalı da ister. X X I V . Hermeias da bin bir dalganın üstünde öyle gidiyordu. Adının ka­ rıştığı en önemli serüven İo efsanesinde ge­ çer: Hera. Phriksos'la Helle'yi Yunanistan'dan Anadolu'ya götürerek altın postlu koçu N e phele'ye o verir.. Kirke'nin büyülerine karşı koyacak bitkiyi de o verir yiğide (Od.): . 679-694). G e ­ lip Hermes'i beşiğinde bulur ve inekleri geri vermezse Tartaros'a atacağını söyler.ınl. Pek güvenilmeyen bir kaynağa göre de. babası gibi kurnaz. Arkadia dağlarında Odysseus'un karisi Penelope ile birleşip üretmiş onu . sonra da Athamas'ın yanına bırakır (Dionysos). Oğulları­ nın en sivri akıllısı. Pierie'yi geçip indi havadan denize. en kurnaz ve en canlısı olan Hermes'i Zeus kendine ulak olarak se­ çer. Bebek pozundaki Hermes babası Zeus'un başına suçsuz olduğuna ant içer. Z e us'un buyruğuyla Hermes Argos'u öldürül (Argos) ve bu başarısıyla Homeros dest. Aldı eline değneğini. Sabah Apollon günle birlikte doğunca sürülerinin eksikliğinin farkına varır ve ihtiyar Battos'ü sorguya çekip gerçeği öğrenir. Akhilleus'un seyisi genç bir delikanlı kılığına girdiği halde. Bundan böyle bütün buyruklarını tanrıla­ ra da. konuyu Zeus'un yargıçlığına bırakmaya karar verir. yani ruhlar kılavu­ zu adı verilir. X. balık aularken ağır kanatlarını köpüklere daldırır hani dipsiz kıvrımlarında ekin vermez denizin. insanlara da Hermes aracılığıyla ulaştı­ racaktır. ya da sınırsız topraklar üstünde yel gibi hızlı. hırsızlıkta becerikli bir adanı (Autolykos). isterse büyülerdi onunla gözünü insanların.. uçtu gitti. Hermes'in birçok efsanelerde rolü vardır: îda dağına Öç Güzeli o götürür. Hermes çobanların bekçisi olarak omuzlarında bir ko­ yun taşıyarak canlandırılırdı. Homeros destanlarında Hermes'i bu göre­ vinde görürüz: Odysseia'da Odysseus'u yıllar­ dan beri mağarasında alıkoyan Kalypso'ya Zeus haber ulaştırır. sazı alıp inekleri bı­ rakmaya razı olur. Güzelim sandallarım bağladı ayaklarına. Gene Heranın almak istediği öcü boşa çıkarmak i ç i m d i r ki. yiğide bir sal yapsın da onu yurduna göndersin diye. Bu haberi nympha'ya götürmek için Hermes yola çıkar (Od. Odysseus'u Kalypso'nun el­ lerinden kurtarmak için araya girdiği gibi. Apollon mağaraya gelince Hermes'in yaptığı gitarı görür. isterse uyandırırdı onları derin uykudan. çıkar­ dığı güzel seslere bayılır. küçük Dionysos'u kaçırır ve önce Nysa dağına. Apollon buna gülmernezlik edemez. kaydı dalgaların üstünde bir. 277-307).çok kutsal sayılan ilkçağın kilometre taşlarıdır. o altın kakmalı tanrısal sandallar taşırlardı o n u denizin üstünde. Aldı onu eline güçlü tanrı. llyada'da çok güzel bir rolü vardır kllavui tanrının: İhtiyar kral Priamos'u Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'un barakasına götürür ve getirir. ama tam anlamı çözüleni'' yen Argeiphontes ek adını alır.ı rında çok geçen. Hermes çobanlar tanrısı Pan'ın da babasıymış. karşılığında Hermes'e kerykeion denilen sihirli altın değ­ neği verip kavalı alır. böylece dev Hippolytos'u öldürür.

varsın sahibi o olsun bundan böyle. ama insanlığın kara günle­ rini dile getiren bu olaylar. Telemakhos babasını aramak için yaptığı yolculukta Lakedaimon'a vardığı zaman.. Hero ile Leandros. ona âşık bir delikanlı her gece Galata'dan kuleye yüzer. doğru veya yan­ lış. Ana­ dolu topraklarında. özellikle Racine. kızın sütbeyaz güzelliğini daha da belirtiyor­ du. büyütsün di­ ye. ilk batında ay parçası bir kız doğurmuştu o. deniyor.. geri kalanını da kendi n e ­ rede dilerse orada geçirecek diye kesip at­ mış. Sevgililer birbirlerini niçin sevdikleri­ ni. yüzü altın Aphrodite'ye benzeyen Hermione'yi. Çanakka­ le Boğazında geçer. bir bahar günü Sestos'ta bayram yapılmış. Neden vermişler. güzelliğine vurulmuş. oysa Akhilleus'un oğlu "tutsağı Andromakhe'yi sevmektedir.Hermione. Ama masal bu. Abydos. Bu masal K ı z k u lesi için anlatılır. İstanbul limanının süsü bugün de dimdik ayakta duran sevimli Kızkulesi bu ma­ salı kendine yakıştırmış ya. Abydos'lu kral oğlu Sestos'lu rahibeye ne . "Ah Adonis! Vah Adonis!" diye bağırıp dövünürler. bir zamanlar bu kulede bir kız yaşarmış derler. Bir varmış. Leandros. Ne var ki. sahnesi nerede olursa olsun. Başka çocuk vermemişti tanrılar Helene'ye. Hermione'yi Neoptolemos'a nişanlı ve tutkun göste­ rir. 15). bir hayal. Fransız tragedya yazarları. Aphrodite'nin çok genç ölen sevgilisi Adonis'in şerefine bir bayrammış bu. Tanrıça. tören yaparlarmış. Boğazın en dar geçidi. Persephone kıskanç­ lığından bir yaban domuzu salmış ormanlara. Can çekişen sevgilisinin yanına koşar­ ken Aphrodite'nin ayağına bir gül dikeni bat­ mış. üçte birini yeraltın­ da Persephone ile. Orestes ise amca kızı Hermione'ye karşılıksız bir aşkla yanmakta­ dır (Orestes. nasıl vermişler? Masal açıklamıyor bunları. bir de hakikat payı taşır. Hero'yu bu törenlerin birinde t e ­ peden tırnağa kırmızı güllerle donanmış ola­ rak görmüş belki. Hero ile Leandros gönül vermişler birbirlerine. Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. yalnız dört ay iniyormuş karanlık ülkeye.. Hermione'nin düğünü yapılmaktadır. Hero ile Leandros'un efsanesi aslında Boğaziçi'nde değil. adı Leandros. öldür­ müş. dalgalarının bir aşk faciasına da sebep olduğunu unutturmuş­ tur bize. ölü gövdesini ertesi sabah kulenin dibine atmış. o kadar gözyaşı dökmüş. Çiçeklerin kadife kırmızısı. her damla yaştan bir kırmızı gül fışkırmış. toprağa dökülen her damla kandan bir lale. yahut Temmuz (temmuz ayının âdı oradan gelir) ağaç kabuğundan doğmuş. . Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte birini yeryüzünde Aphrodite ile. Şu her gün karşımızda gördüğümüz Boğaziçi'nin güzelliğini müjdele­ yen Kızkulesi var ya. deniz delikanlıyı alıp götürmüş. Aphrodite onu görür görmez. Çanakkale Boğazı­ nın en dar olduğu yerde biri Sestos. Adonis. O güne kadar beyaz olan gül. bir yokmuş. tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış. karanlık ülkenin tanrıçası da çocuğa tutulmuş. Oysa tragedya yazarları Hermione'nin Orestes'le nişanlanıp evlendiğini kabul ederler. Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destanlarına sah­ ne olmuştur gerçi. öbürü Abydos diye iki şehir varmış. hayvan Adonis'i avlanırken yaralamış. sevgi kıvılcımlarının yüreklerinde ne za­ man çaktığını bilirler mi? Biz diyelim ki. adı H e r o . Bir anlatıma göre Menelaos Troya'da iken bu düğün olup bitmiş de.. Adonis'in gövdesinde ne kadar kan damlası var­ sa. Abydos'ta bir kral oğlu yaşarmış. oysa. Odysseia'da adı geçer (Od. IV. Neoptolemos). sonra Akhilleus'a verdiği sözü tutmak için babası onu Orestes'ten ayırıp Neoptolemos'a ver­ miş. çiçek gibi körpe. çocuğu yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Ama Adonis yılın sekiz ayını Aphrodite'nin yanında geçiriyor. Aphrodite'ye geri vermek istememiş... Sestos'ta aşk tanrıçası Aphrodite'nin bir rahibesi varmış. Menelaos'la Helene'nln kızı (Tab. Bundan böyle bahar bayramında kadınlar. Menelaos Troya'da iken kızını Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a nişanlamıştır: Tanrılar gerçekleştiriyordu şimdi bu düğünü. sevgilisine kavuşurmuş. 414)-. Hermione ikisi arasında kalmış. Bir gece fırtına çıkmış. canlı bir çocukmuş.

Hero rahibeydi. Troya bölgesinde öldüğü halde. her gece Hero'ya kavuşuyor ve her sabah doy­ madan. kulede­ ki meşale çağırıyordu. İlk defa birbirine sarılacak bir kadınla bir er­ kek nasıl bir an duraklar. ne rüzgâr. ama Klaros. Yine de gelme diyemiyordu Leandros'a. Herse. tanrı sözcülüğü yaptı­ ğı zaman bu taşın üstüne çıkarmış. Herophile. bacaklarının gücü tükenmişti. ama kulenin tepesindeki ışığı görmüyordu ki. öbürü öbür kıyısında bütün bir gece ayrı kalmak akla sığmayan. Kulenin kapısı açıktı. Hero'nun elinde sallanan me­ şale gittikçe yakınlaşıyordu. Hero ku­ leye çıkmış. ama kollarının. Bir gece. Herophile'nin kullandığı büyülü taşın Delphoi'deki Apollon tapınağında saklandığı­ nı yazar. ı rina. Yaz geçmiş. ne var ki. hem de kızı olduğunu söylermiş. ol­ mayacak bir şeydi. bir erkeğe vara­ mazdı. Troya bölgesinde doğmuş. biz seni götürürüz" der g i b i f ı ş f ı ş ediyor. ona ölümde olsun kavuşmak için kendini denize attı. Bir gece fırtına daha sert esti. yanında bir taş götürür. bakıştılar. Adonis bayra­ mında gördüğü pembe beyaz kız şimdi gü­ müş ve altın rengi ışıltılar saçıyordu. karşılarına çıkan mutluluğa nasıl şaşkınlıkla inanmadan bakar­ larsa. Dalgacıklar. Leandros artık yüzmüyor. Herophile tanrı Apollon'a bir övgü yazmış. Sabaha karşı dalga ölüsünü attı Sestos kıyıl. bu övgüde kendi­ sinin tanrının hem eşi. "Gel. Ne var ki. içeriye daldij merdivenleri tırmandı. Buz gibi bir donukluk sarıyordu bedenini. "Gel. dag gibi yükse­ len dalgalar Leandros'un çırpınan gövdesini döve döve Sestos'tan çok ötelere sürdüler. boğaz­ da dondurucu poyrazlar esmeye başlamıştı.pahasına olursa olsun kavuşmak İsledi. Hızla esen bora meşalesini söndürecek gibi oluyor­ du bazı geceler. soluk bile almadan kumsaldan yukarı koştu. ay suda hafifçe dalgalanan ışıltılarıyla Leandros'a bir yol çiziyor gibiydi. ne dalga. Sestos kulesi kap­ kara bir taş yığını gibi yükseldi gene ay ışığın­ da. bitkin ellerinde tutu­ yordu. Herse öbür kız kardeşleri . yorgunluğunu duymadan varıyordu karşı yakaya. Öpüşmemek.. Bir ge­ ce dalgalara bakarken. Kurşun gibi bir sabahtı. Hero'nun elindeki meşaleyi söndürdü. Denize dalar dalmaz en yüksek dalgalan yara yara yüzü- yor. İda dağının bir nympha'sıyla bir çobanın kızıymış. denizden çıkan sevgilisinin buz gibi bedenini sararken bir tehlike sezinleyerek ürperiyordu. bir gece daha. ne soğuk durdurabiliyordu Leandros'u. su fırtınası arasın­ da uçuyordu. Hero ile Leandros da öyle durakladılar. nereye doğru yüzeceğini bilsin. Sibylla adlı bilici kadınların ikin­ cisi sayılır (Sibylla). Delos ve Delphoi'nin Apollon tapınaklarında da görev al­ mış. Pausanias'ın anlattığına göre. kavuşmamak. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Sestos kulesinde meşalenin yandı­ ğını gördü mü. Meşale söndü. Deniz durgundu. Leandros'un yüreglndeki ateş yanıyordu daha. Bir süre Samos'ta kalmış. Hero sönen meşalesini yine yakmış. Pausanias. yoksa mektuplaştılar mı. Aglauros'la Pandrosos'un kız kardeşi Bir anlatıma göre. Sestos'taki kulenin te­ pesinde bir ateşin yandığını gördü. Herophile. efsane bunu anlatmıyor. Herophile gezgin bir biliciymiş. Son bir kulaçla karaya ayak bastı. bir kulaç daha. Ne olduğunu bilmeden bıraktı kendini denize. Karşı kıyıda Hero'ya varan ışık yolu ise kısa görünüyordu. Boğazın serin akıntıları yanan gönlünün ateşini dindireceğine. Kıyıya çarpan ölüyü görünce. şehrin Sparta'dan gelme bir kadın yü­ zünden yıkılacağını öngörüp bildirmiş. rahibe kaldıkça kızlığını korumalıydı. Leandros Anadolu kıyısından Sestos'a geçmek için yanıp tutuşuyordu. Troya savaşından çok önce. yaz gecelerinin kısalırına üzülerek dönüş yolunu tutuyordu. sev­ giyle hızlanan gövdesine arttıkça artan bir güç katıyordu. var gücüyle yüzdü. sevgilisine. gel!" diye bir meşale sallıyordu. dudaklarını dudak­ larına alıp sevgisinin yumuşaklığını tadacaktı. ona kavuşacak. İki sevgili bakışlarıyla mı anlaştılar. her gece Leandros kulede sallanan meşaleye doğru yüzüyor. Delikanlı bütün gücüyle karşı koymaya çalış­ tı. Leandros dayanıklı bir yü­ zücüydü. Hero korkmaya başlamıştı. biri boğazın bir kıyısında. ince göv­ desini kollarında saracak. Leandros suya daldı. Ne yapsın ki. Bir ku­ laç. Yol göste­ ren ay ışığını kara bulutlar kaplamıştı.

Ayrıca tanrılar ve insanlar arasında büyük bir şeref payı elde et­ miştir: Her tapmakta ve her evde sunağı var­ dır. Poseidon ve Apollon ona talip oldukları halde. Ocağı simgeleyen Hestia. Tan­ rı Hermes'le birleşip Kephalos diye bir erkek çocuk doğurmuş (Aglauros. Bu evlenme korkunç bir serüvenle ilgilidir: Laomedon Troya surlarını yapan tanrı Poseidon'la Apollon'a söz verdiği ücreti ödemekten kaçınınca. Hesione. bu son ad kimi . Akşam Yıldızı denen bir yıldız vardır hani. adı akşam anlamına gelen Hesperos'u şöyle tanımlar ( İ l . Hesperid'ler. yıldızların en parlağı. ama zamanla coğ144 rafya bilgileri artınca. Priamos'un ablası. yani Gece tanrıça bunları kendi kendine yaratmıştır. Altın elmalar ölümsüzlük bağışlayan bir yemiştir. en güzeli. Telamon'la ev­ lenir ve Teuker adlı bir oğlu olur. Hesione. Altın elma motifi Üç Güzeller ve Paris efsa­ nesinde de geçer. Homeros. her akşam insanlara geceyi geti­ ren yararlı bir yıldızmış o. Erikhtonios. Herakles onları koparmakla ölümsüzlüğe hak kazanmış olur (Herakles). Kronos'la Rheia'nın birinci kızı. 214 ve 275). 5). Bir za­ manlar Gaia tanrıçanın Hera'ya düğün hedi­ yesi olarak verdiği bu elmaları dünyanın batı ucundaki bir bahçeye dikmişler ve başlarına bekçi olarak Hesperid'lerden başka bir de ej­ der koymuşlardı. Atlas dağının t e ­ pesine ilk çıkan oymuş. Lucifer yani ışık taşıyan demişler ona. bir daha in­ memiş yeryüzüne. Ocak. Hestia evlenmek iste­ memiş ve Zeus'tan ömrü boyunca kız oğlan kız kalma sözünü almıştır. Hesperid'ler dünyanın batı ucunda. Herakles'in bu ilk Troya seferin­ den aldığı esirler arasında Hesione'nin küçük kardeşi Podarkes de vardır. başka . İlk surları aşıp şehre giren arkadaşı Telamon'dur. der tanrı sözcüsü. Mutlular Adalarının dolaylarında otururlarmış. Troya krab Laomedon'un kızı. Kephalos). Hesperis de Atlas'la evle­ nip Hesperos kızlarını doğurmuş (Hesperid'ler). Erythie ve Hesperarethusa'dır. Herakles de Troya'ya bir saldırı hazır­ lar. bu yüzden de onlar gibi çıldırarak Atina akropolünden aşağıya atmamış kendini. X X I I .efsanede Hesperia ve Arethusa diye ikiye bö­ lünür ve Hesperid'ler dört olur. Laomedon gene yemin eder. insanların da konut­ larında dinsel bir merkez sayılır. Nyks. ya da Phorkys'le Keto'nun kızları oldukları söyle­ nir. Çok­ luk üç peri diye bilinirler ve adları Aigle.nin Athena'ya karşı İşledikleri suça katılma­ mış. Hesperos. yıldızlara bakarken bir fırtına almış götürmüş onu. Batı kızları bu cennet bah­ çesinde ezgi söylemekle ve tanrı balı akan pı­ narların başında hora tepmekle vakit geçirirlermiş. Bir anlatıma göre Hesione Yunanistan'a giderken kaçmış ve Anadolu kıyılarına dönüp Miletos'a sığınmış (Laomedon). Hellenistik şairler Hesperos'Ia Phosphoros yıldızını bir tutmuşlar. altın elmala­ rın bittiği bahçeye bekçilik etmekmiş. Zeus'la Hera'nın kız kardeşidir (Tab. Hesione onun serbest bırakılmasını sağlar. Daha son­ raki efsanelerde Zeus'la Themis'in. Öbür OlymGecenin karanlığında. geceyle gündüzün sınırlarında oturan ince sesli perilerdir (Theog. Hesperid'lerin yurdu Atlas dağlarının eteğinde bir yer sayıldı. Leomedon da razı olur. ama kızı eline geçince. tanrıların da. Podarkes Troya'ya döner ve Priamos adı altında tahta çı­ kar. Romalılar da bu yıldı­ zın adını Latinceye çevirmişler. Hesperos'un Hesperis adlı bir kızı olmuş. Halkın kanına giren bu ejderden kurtulmanın tek çaresi kralın kızı Hesione'yi canavara kurban etmektir. atları vermek is­ temez. Yıldız olmadan önce Hesperos Atlas'ın oğ­ lu ya da kardeşiymiş derler. Kimi efsanelerde Hesperid'lere baba ola­ rak Atlas ya da Hesperos yıldızı verilir. Herakles ödül olarak kızı Telamon'a verir. Atlas üstüne anlatı­ lan efsanelere göre. O sırada oradan geçen Herakles canavarı öldürüp kızı kurtaracağına söz verir. yeter ki Laomedon ona ölümsüz atları­ nı vermeye ant içsin. kızını bir kayaya bağ­ layıp bırakır. ya da Batı Kızları diye anılan Hesperid'ler Hesiodos'a göre Ok­ yanus ırmağının ötesinde. Hestia. Hesperid'lerin başlıca görevi. 317): yıldızlar arasında. Gökte bir yıldız olmuş Hesperos. Hesperos. deniz tanrı Troya kıyılarına korkunç bir cana­ var salar.

Hippolytos'un onu kirletmek istediğini söyln Theseus öfkeye kapılır. Ama çoğu efsanelerde Herakles'in eli altında can verdiği kabul edilir. Eros'la birlikte Himeros da hemen peşine takılır. evinin kapı­ sına asarmış. Peirithoos'un karışıdır. Olympos'ta Musa'lar ve Kharit'lerle birlikte görülen Himeros'un adı hiçbir efsaneye ka­ rışmaz. hem de Oinomaos taliplerin arasına Hippodameia'yı bindirir. Theseus'la bir Amazon'un oğludur. ondan karşılık görmeyince. yendiklerinin de kafalarını keser. Hippodameia Pelops'u gö­ rünce. Hestia hep yerinde kalır. ama onu kıska­ nan. böylece onların dikkatini çeker.pos tanrıları gidip geldikleri halde. (2) Hippodameia Adrastos'un kızı. Musa'ların kutsal korulugundaki bir pınardır. ayrıca damadı yüzünden tahtından ola­ cağını bilen babası kızını ancak araba yarışın­ da kendisini yenecek olan adama vereceğini bildirmişmiş. Phaidra tutkusunu Hippolytos'a açar. Adı arzu anlamına gelen ve aşk isteğini simgeleyen soyut bir kavram. Eniştesi Khrysippos'u Hippodameia kendi öl­ dürmüş de o yüzden Elis'ten kovulmuş derler (Khrysippos). Günün birinde Hippodameia'ya Pelops talip olmuş. Theseus'a yakınır. ama oğlunu kendi . Kemeri­ nin alınması Herakles'in dokuzuncu işi olarak anılır (Herakles). Bütün Amazon'lar gibi ken­ disi de Ares'in kızı olan Hippolyte'nin Theseus efsanesinde adı geçer. yoksa Hippolyte mi olduğu konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. Hippolyte. Hippolytos Amazon anasından av ve savaş merakını almıştır. Artemis'e saygısı büyüktür. Her ney se. ama Amazon'un Melanippe mi. kiminde Hippodamela'nın kendisinin Pelops'u arabacıyla aldattığı söylenir. arabmın da daha ağır olmasını sağ­ larmış. At pınarı anlamına gelen Hippokrene Helikon dağında. Böylece talipleri bir bir yener. Efsanelere göre Hippodameia'mn altı oğ­ luyla üç kızı olur. Hippolytos ( 1 ) Hippolytos. Çok güzel olan bu kızın birçok talipleri varmış. Hippodameia. Tanrıça da ondan öç alır: Üvey anası Phaidra'yı ona âşık eder. Kentaur'larla Lapith'ler sa­ vaşı onun yüzünden olmuştur (Peirithoos). Antiope mi. Akha'lar ilk Troya seferinde Mysia'ya çıkarma yapın­ ca. Bunun için de babasının seyisi Myrtilos'un yardımını istemiş. Kanatlı at Pegasos'un ayağını yere vurmasından fışkıran Hippokrene'nin çevresinde Musa'lar topla­ nır. Pelops oğullarıyla Atreus oğulları­ nın başına gelen korkunç belaların kaynağın­ da Myrtilos'un bu ilenmesi varmış (Pelops. Uranos tanrının denize dökülen sperma­ sından köpükler arasında doğunca. ara­ bacı da ölmeden önce Pelops soyuna lanet okumuş. Amazon'ların kraliçesi. Pelops karısı onuruna Olympia'da beş yılda bir kutlanan bir Hera bayramı düzenlemiş (Pelops ue Olympia oyunları). Mysia'h Telephos'un karısı. Hiera. Yarışta yenilmesine de olanak yokmuş. Hiera'nın Helene'den de daha güzel olduğu söylenir. Nireus). ona hemen gönül vermiş ve yarışı ka­ zanmasını sağlamış. Bu yüzden adı hiçbir efsa­ neye karışmaz. Aphrodite. Hiera ülkesi kadınlarının başına geçip sal­ dırganlara karşı koymuş ve Nireus'un eliyle öldürülmüş (Telephos. şaşırtır. ya da Pelops'un arabacı Myrtilos'a verdikleri söz üzerine efsane kay­ nakları çeşitli anlatımlar verir: Kiminde Pelops'un Myrtiios'u rüşvetle baştan çıkardığı. Himeros. Alkathoos ve Pleisthenes'tir. Pelops Hippodameia'yı alıp yurduna gö­ türürken yolda Myrtilos'u denize atmış. ezgi söyler. Bir anla­ tıma göre Myrtilos âşık olduğu Hippodameia ile bir gece yatma sözünü alarak Oinomaos'un arabasının civatalarını gevşetmiş. Hippodameia. At evcilleştiren ya da alt eden anlamına gelen Hippodameia adlı iki efsanelik kadın vardır: (1) Biri ve en ünlüsü Elis bölgesindeki Pisa kralı Oinomaos'un kızıdır. bir süre sonra Oinomaos paramparça olan ara­ basından düşerek ölmüş. Hippokrene. hora teperlermiş. Myrtilos). çünkü hem atları çok hızlıymış. Oğullarının en ünlüleri Atreus. Pınarın su­ yu şairleri esinlermiş. Aphrodite'yi hor görür. Theseus'tan bir oğ­ lu olmuş ve ona kendisi gibi Hippolytos adı verilmiş. Thyestes. Kişiliği olmayan soyut bir kavram olarak canlandırılır.

nişanlısının ölümüne ağlayan bu kızı çarpışmadan sag . Roma'nın üç efsa­ nesinde geçer. Phaidra haberi alınca ken­ dini asar. sonra da Fransız targedya yazarlarından Racine iş­ lemiştir. Eirene). Delikanlı Troizen'de bir araba yarışına katılmışken ejderin saldırısı­ na uğrar ve dizginlerine dolaşarak kayaların üstünde can verir. çektiler tanrısal ahırlara. Tarihsel bir olay sayılan bu çarpışma herhalde eski bir efsaneye dayan­ maktadır. simgeledikleri varlıkları da daha 146 Gökyüzünün kapıları iyi anlamış oluruz: Birincisi Eunomia düzen ve düzensizliği. yaygın gökle Olympos emanettir onlara. Ama Hora'ların teker teker adlarını ele ala­ cak olursak. Bir ge­ çer her iki ordu bir ormanda karşı karşıya or­ dugâh kurmuşken. Saatler gözetir o kapıları. koyu bulutlarla bir kaparlar. Savaş sırasında bir ayağını da yitirmiş. kimi zaman da Dionysos alayında. Savaşta Hades'in başlığını ta­ kıp görünmez olan Hermes bu devin hakkın­ dan gelmiş. Se­ siyle düşmanı kaçıran Horatius da o orman­ da tanrılaştırılmış. Latince saat anlamı­ na gelen "hora" ile bir tutulduğu için adları "Saatler" diye çevrilir. hem yanlıştır. çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü. ama oğlu Polydoros Alkmaion'un yönetimindeki ikinci sefere katılmış ve Epigon'larla birlikte Thebai'yi almıştır (Thebai 'ye karşı Yediler). Hora'lar. ama etkileri bu insansal kavram­ ları çok aşar. Hippomedon. (2) Hippolytos devler savaşına katılan bir devin de adıdır.): Saatler güzel yeleli atlan çözdüler koşumdan. Homeros'un îlyada'sında H o ra'ları Olympos'ta görürüz (İl. ama kimin yendiği. 749 vd. Ellerinde birer çiçek. Bu çeviri hem doğru. Roma'lılar zaferi kazanmıştır". Eirene ise insanlara bereket ve mutluluk sağlayan barıştır (Dike.): kendiliğinden gıcırdadı. Hipponıenes. Horatius adı. Bu tanrıçalar doğal ve insansal toplulukların can damarı. ama Roma'nın düşmesini önlemiş. Tanrıçalar arabalarıyla Olympos'a dönünce (İl. Tragedyalara konu oluşu şuradan­ dır: Horatius kardeşlerin bir kız kardeşi Curiatius kardeşlerin biriyle nişanlıdır. ya da Persephone'nin arkadaş­ ları arasında görürüz. Hora'ları kimi zaman Aphrodite'nin alayın­ da Kharit'lerle birlikte. (1) Roma'lılar Etrüsk'lere karşı savaşırken her iki ordu çok adam yitirmişti.eliyle öldürmekten çekindiği için Poseidon'a yalvarır oğlunu cezalandırsın diye. Hora'lar doğada düzeni simgele­ yen üç tanrıçadır. bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler. VII. ses şöyle diyordu: "Etrüsk'ler Roma'lılardan bir adam fazla yitirdi­ ler. Horatius. (3) Roma ile Alba arasındaki savaşta rol alan üç Horatius kardeşler üç Curiatius kar­ deşlerle teke tek savaşta çarpışmışlar ve zafe­ ri kazanmışlardı. ister yaşamda adı en çok geçen tanrıça odur. ama çokluk soyut kav­ ramlar olarak tasarlanır ve efsanelerde rol al­ mazlar. Bu konuyu önce Euripides. iyi yasalarla kurulmuş bir t o p ­ lum düzenini simgeler. kimin yenildiği belli değildi. ışıldayan bir duvara dayadılar arabayı. Dike hak ve adalet anlamına gelir. 432 vd. ya da bir yemiş ola­ rak canlandırılırlar. birdenbire ormanda tanrı­ sal bir ses duyuldu. Dev boylu olan Hippomedon Thebai önünde Ismarios'un eliyle öldürülmüş. Theseus'un her dileğini yerine getirmeye söz ver­ miş olan tanrı da bir deniz canavarı gönderip Hippolytos'u parçalatır. kapıları bir açarlar. Adrastos'la birlikte Thebai' ye karşı ilk saldırıya katılan yedi önderlerden biri. V. Hora. Horatius Cocles şerefine Capitolium tepesinin eteğin­ de Roma'lılar bir heykel dikmişler. (2) Gene Etrüsk'lerle savaş sırasında tek gözlü diye anılan Horatius Cocles Roma'yı Tiber'in karşı kıyısında bulunan düşmana kar­ şı korumak için tek başına bir köprüyü tut­ muş. Themis'in kızları arasında is­ ter yazında. denge ve sürekliliğin başlıca etkenle­ ridir. Bunu du­ yan Etrüsk'ler paniğe kapılıp kaçmışlar. Melanlon adıyla da anılan Hippomenes Atalante efsanesinde rol oynar (Ata lan te).

Libya'da bulunduğu bir sırada bir yılan. adları da yağmur yağmak anlamına gelen "hyein" fiilinden türemedir. o anda çimenler gene gövermiş ve Hyakinthos'un öldüğü yer­ de güzelim bir çiçek açmış. Koros'u olduğu kadar Hybris'i de Yunan düşüncesine özgü birer kavram olarak başka dillere çevirmek güçtür. 310-315): (Ekhidna) Hydra'yı doğurdu onlardan sonra. hekim tanrı Asklepios'un kızı ve yardımcısıdır. Hesiodos Hydra'yı şöyle tanımlar (Theog. Phiks gibi canavarların kız kar­ deşi sayılır.dönen Horatius öldürür. Herakles ikinci iş olarak bu canavarı öldü­ rür (Herakles) ve oklarını onun zehirli kanına batırır. Bu arada Argonaut'lar onları beklemeyerek de­ mir alırlar. o Hydra ki ak kollu Hera tanrıça büyütmüştü korkunç hıncım gidermek için güçlüler güçlüsü Herakles'e karşı. çimenler al kana boyanmış. Hekimlikle ilgili bütün tanrılar gibi o da yeraltı simgeleri taşır ve özellikle yeraltı yaratıklarının en özgürü olan yılanla bir arada gösterilir. Adı sağlık anlamına gelen Hygieia. At adam Nessos'un Deianeira'ya ver­ diği iksire de bu canavarın kanı karışmıştır derler. Hybris. ama Hera'dan korktukları için tanrısal çocuğu İno'ya bırakıp kaçmışlar. Başka bir anlatıma göre. Bu bizim Bursa'dır. Delikanlının boynu bir çiçek sapı gi­ bi kırılmış. Birçok tragedya kişi­ lerinin başlarına gelen belalar hep bu Hybris yüzündendir. Hybris. ya da bir kaplan ta­ rafından öldürüldüğü söylenir. fazla varlık. doygunluk anlamına gelen Koros'un ya anası. Bir anlatıma göre yel tanrı Zephyros tanrı ApoUon'un delikanlı­ ya sevgisini kıskandığı için hızla eserek diskin Hyakinthos'a çarpmasını sağlamış. Hyad'lar gökte Pleiad yıldızlarına yakın bulunan bir takımyıldızdır. Hylas'ın kaybolduğunun ilk farkına varan Polyphemos'tur. bölgede yıllık t ö ­ renler haline gelmiş: Rahipler dağa çıkar . hastalıkla­ rına ilaç bulur. Gökte yıldız ol­ madan önce Hyad'lar Atlas'la Okeanos kızı Pleione'nin kızları nympha'larmış. iki dost bir gün disk atmada yarışırken tanrının fırlattığı disk gelmiş. ayrıca bir ırmağa akan kanı ırmak su­ larının zehirlenmesine ve bölgeye leş kokula­ rının yayılmasına yol açmış. Avazı çıktığı kadar Hylas. Ölümüne ağla­ yan kız kardeşlerini Zeus'a göre birer burç haline sokmuş (Hyades). Hyakinthos tanrı ApoUon'un can ciğer arkadaşıymış. Hydra. Latin şairi Ovidius'un anlattığı bir çiçek öyküsünün kahramanı. senin yerine ben öleyim!" demiş. Hyakinthos. Hyades. Hyad'lar ve Pleiad'ların kardeşi. Hyakinthos'un başına vurmuş. Yiğitle birlikte A r gonaut'lar seferine katılır. sonra Prusa adını alan bir şehir ku­ rar. "Nysa nympha'ları" diye anılan bu kızlar Dionysos'a dadılık etmiş­ ler (Dionysos). Hygieia yalnız hasta insanlara değil. bir aslan. Herakles Mysia'lıları Hylas'ı kaçırmış olmakla suçlamış ve onlar­ dan tutsaklar alarak Hylas'ı arayıp bulmaları­ nı buyurmuş. kahraman Herakles'in gönül verdiği yakışıklı bir gençtir. Yılan ya da ejder anlamına gelen Hydra. baharda yağmur mevsiminin başlamasıyla görünürler. Hydra o bataklıklar canavarı ki tüyler ürpertir bütün yaptıkları. Zeus onları gökte birer yıldız haline getirmiş. Hylas diye bağırır. Arka­ daşını kolları arasına alan tanrı da "Ah. Atlas'la Pleione'nin oğlu. Yunan düşüncesinde büyük bir yer tutan soyut bir kavramın simgesi. yani sümbül demişler bu çiçeğe. Polphemos Mysia'da kalır ve ön­ ce Kios. hırs ve kendine aşırı güvendir. Sayıları iki ile yedi arasında değişir. Hylas su bulmak için ormana dalar ve kaybolur. ya da kızı olarak simgelenir. Bir söylentiye gö­ re nympha'lar bu güzel delikanlıya tutulurlar ve onu ölümsüz kılmak için aralarına alırlar. dertlerine deva. Typhon'la Ekhidna'nın kızı ve Kerberos Khimaira. Hyas. hay­ vanlara da bakar. Hybris in­ sanı suç işlemeye iteleyen ölçüsüzlük. Hylas'ı arama. kardeşleri Hyas'ın ölümüne dayanamayarak canlarına kıymışlar da sonra yıldız olmuşlar (Hyas). Hylas. Hylas. Hygieia. ama delikanlıyı bir türlü bulamazlar. Herakles de aramaya ko­ yulur. ama bu suçu Roma'yı kurtardığı için affedilir. Mysia bölgesinde karaya çıktıklarında Herakles kırılmış küreği için bir ağaç keserken. Hyakinthos. Hiçbir efsanesi yoktur (Asklepios).

çok sevdiği halde kendi­ sine yüz vermeyen kızla evlendirilmeyi şart koşmuş. Danaos kızlarının dramını "Hiketides" adlı tragedyasında işleyen Aiskhylos'un "Hypermestra'nın yargısı" adlı kayıp bir tragedya da yazdığı bilinir (Danaos kızla­ rı. ölüm ve hastalık nedir bilmez­ ler. Başka bir efsane­ ye göre Akşam Yıldızı Hesperos Hymenaios'un güzelliğine vurulmuş. Danaos kızlarının en küçü­ ğü. Güzün soğuklar başlayınca beyaz kuğuların çektiği bir araba­ ya binip Hyperbore'liler ülkesine uçar. Boreas. Lynkeus). 8). hepsi de güzelliğini yüceltmek amacı­ nı güderdi. Tar. Hymenaios korsanların hepsini öldürmüş. Düğünle gecenin birleşmesini simge­ leyen bu efsaneye uygun olarak düğün türkü­ lerinde Hesperos'un da adı sık sık anılır. Pythagoras'ın mistik inançlarıyla Hyperbore'liler ülkesi da­ ha da süslenmiş. kızları kurtarmış. 32 vd. kimi efsa­ nelerde altın elmaların bulunduğu Batı Kızla­ rının bahçesi de bu ülkededir. Hyperboreoî. Babasına baş kaldırmak suçundan yargılanan Hypermestra'nm Argos mahkemesinde bera­ at ettiği anlatılır. Phrygia'lı bir çobanın adı. Herakles'le Deianeira'nın oğlu. kaval ve gül çelenkleriyle canlandırılır. Adı "yukarıda giden. Selene ve Eos'u meydana getirir (Tab. Hymenaios tanrı Dionysos'la Ariadne'nin düğününde sesini yi­ tirmiş. Apollon ve bir nympha'nın. IV. Helios. Bu düğün tanrısı üstüne çeşitli efsaneler an­ latılırdı. Hyperion'un efsa­ nesi yoktur. lirik şiirin ayrı bir türü olan düğün türkülerinde de anılır. Yemyeşil ormanlarda. Anası Deianeira Herakles'e sihirli gömleği gönderip de yiğit korkunç acılar içinde yan­ maya başlayınca Hyllos yanına gelir ve son isteklerini dinler.). Hymenaios. tanrı Apollon bu cennet ülkesini kendine yurt edinmiş. onun için düğün türkülerinde onun adını çağırmak töre olmuş. giderek Artemis bile ağlamış derler bu güzel çobanın ölümüne (Nikaia). Hyllos. çok uzun ömürlü olan iyiliksever ve saf insanlarıyla ilkçağın ütopyası haline gelmiştir (Apollon). yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirgemiş ve onunla birleşerek Abas'ı dünyaya getirmiştir. Hymenaios o kadar güzelmiş ki kızlar arasına girmiş de erkek olduğu anlaşıl­ mamış. yani kuzey rüzgârının ötesinde Hyperboreoi deni14S len bir boy oturur. çimenli ovalarda ömürlerini türkü söylemek. Hymen. yani Uludağ olsa gerek) ve üç kez Hylas diye bağırarak kutsal alaylar düzenlerlermiş (Argonaut'lar). ama Nikaia aşktan tiksinir. Düğünlerde hazır bulunan bu tanrı. Dünyanın kuzey ucundaki bu ülkede güneş hiç batmaz. H y m n o s . H y p e r m e s t r a . ama onları ana ve babaları­ na geri vermek için. Hymnos Artemis'in yoldaşlarından Nikaia adlı bir nympha'ya tutkundur. Bir efsaneye göre. her fır­ satta oraya girmeye bakar. yıl boyunca ılık ve yumuşak bir hava eser. Efsaneye göre. Uranos'la Gaia'nın oğludur. Yiğitlerden Perseus'la Herakles'in de Hyperbore'liler ülkesine gittikleri anlatılır. ondan ayrılmaz olmuş. Hyperion adı bazı metinlerde Helios'un kendisine bir sıfat olarak takılır. Hypcrion. kışı orada geçirir. Aigyptos'un elli oğluyla evlenmek zorun­ da kalan Danaos'un elli kızı babalarından gerdeğe girerken kocalarını öldürmek emrini alınca Hypermestra'dan başka hepsi babala­ rına uyup kocalarını hançerlemişlerdir. K ı z kardeşi Theia ile evlenerek. G ü ­ nün birinde Hymnos dayanamaz. Hesiodos'a göre Nyks (Gece) ken­ di başına Hypnos ( U y k u ) ve Thanatos (Ölüm) tanrılarını yaratmıştır. Tarihçi Herodotos bu ülkeyi anlatmakla bitiremez (Her. kıza tutku­ sunu bildirir. Düğün tür­ külerinde bağlama " O . yani dünya­ nın üstünde dolaşan" anlamına gelen Hyperion. Bu yüzdendir ki. 758 vd. yılda iki kez ekin veren t o p ­ rağı. Hymenaios" diye bu tanrının adıyla biter. Düğün tanrısı Hymenaios.(dağ da Mysia Olympos'u. İkisi de Tartaros'ta otururlar (Theog.): . Hymenaios elinde düğün meşalesi. sonra da kızları korsanlar kaçırınca. Nikaia da öfkelenip bir okla v u rur delikanlıyı. ya da Dionysos'la Aphrodite'nin oğlu sayılır. insanlar mutluluk içinde yaşar. yanına erkek vardırmaz. Hypnos. hora tepmekle geçirirler. Herakles öldükten sonra da İple ile evlenir ve Herakles oğullarının başına geçip Pelopenez'de tutunmaları için savaşır. Bütün doğa.

Hypsikreon karısını geri almak için Naksos'a gidin­ ce. armağanlar söz verir. Lykurgos'la karısı Eurydike. Lemnos'a kraliçe seçmişler. birleşerek ona birisi Euneos olmak üzere i k i Uyku orada. Hypsipygözleri açık uyumasını sağlamış ki sevgilisini le'yi oğulları Opheltes'e dadı olarak vermiş­ gece de doyasıya görebilsin diye.j: sürece aşkını açığa vurmamış. (Thoas). Lemnos kadınları da bir gece adada ne kadar erkek varsa hepsini öldürmüşler. görünmeden Zeus'un gözüne önce Argonaut'lara saldırdıkları halde. Sonra da onunla birlikte Naksos adasına kaçıp oradaki bir tapınağa sığınmış. Uyku'yla Ölüm. kocaları onlardan kaçıyor. Yal­ Vardılar canavarlar anası çok pınarlı Ida'ya. Hypsikreon'un serüveni Miledilere yol göstermek için çocuğu yalnız bırak­ tos öyküleri adıyla geç ilkçağda yaratılan r o ­ tığında bir yılan gelmiş. Lemnos kralı Thoas'la Amazon Myrina'nın kızı Hypsipyle tanrı Dionysos'un torunuymuş. Öykü şudur: Lykurgos'la kansı Hypsipyle'ye ölüm cezası Hypsikreon adlı bir Miletos'lu Promedon adlı vermek istemişler. larına tutkunmuş. 283 vd. dağlarda yaşayan. nız Hypsipyle babası Thoas'ı öldürememiş. Hera ile birlikte yola çıkar (İl. oğul doğurmuş (Euenos). biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir huzur götürerek insanlara. Hypsipydedikleri. Opheltes'i boğmuş.Orada oturur kara Gece' nin çocukları. ama Hera ona Kharit'lerin birini vermeye ant içince da­ yanamaz. ları Thoas'ın kurtulmuş olduğunu görmüşler tanrıların Khalkis. Argonaut'lar Uyku durakladı orada. insanların Kymindis ve kraliçelerini öldürmek istemişler. ötekinin demirdendir yüreği. ince dan ayrıldıktan sonra Lemnos kadınları kral­ sesli. Homeros Hypnos'un çok daha sevimli bir portresini çizer. adalılar kadını kandırabilirse geri alacağı­ nı. ama kocası evde olduğu . ler. le bir gece kaçmış ve korsanların eline düşe­ Bir efsaneye göre. tunçtandır canı. Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken. ama Yedilerden Amphiabir Naksos'luyu evine konuk edermiş. rünce yumuşamışlar ve Hypsipyle de İason'la havada yüksele yüksele göğe varıyordu. günün birinde Hypsikreon evde yokken konuk gelen P r o medon'a açılmış ve onu zorla baştan çıkar­ mış. çam dalları arasında. adaya çıktıklarında Hypsipyle kraliçeymiş. yoksa zor kullanmasını yasak ettiklerini söylemiştir. erkek­ çok yüksek bir çamın üstüne kondu. Hypsikreon da kadını kandıramadıgı için Haksos'a Miletos'un savaş açma­ sını sağlamış. XIV. Hypnos Latmos dağları­ rek Nemea kralı Lykurgos'a köle olarak satıl­ nın çobanı Endymion'a tutulmuş ve onun mış. Tatlı Uyku ise bir gün Herakles'i kaçırırken Zeus'tan yediği cezayı unutamaz. Kral kızı olduğundan kadınlar onu Ayakları altında ormanlı doruklar titredi. raos araya girmiş ve Hypsipyle'nin Lemnos'a Hypsikreon'un karısı Neaira da adalı konuk­ dönmesini sağlamış. Lemnos adasının kadınları Aphrodite'ye gereğince tapınmadıkları için tanrı­ ça onları cezalandırmış: Bedenleri öyle pis kokuyormuş ki. Argonaut'lar ada­ bir kuş oluvermişti. gelir Lemnos adasında Uyku'yu bulur. ama bir gün Hypsipyle oradan geçen Ye­ Hypsikrcon. ne inerken. Yakaladığı insan kurtulmaz hiç elinden kin besler ölümsüz tanrılara bile. lerin kendileriyle yatmaya razı olduklarını gö­ lda'da büyüyen en ulu çamdı bu. manların birine konu olmuştur. Lektos burnunda fırladılar denizden. Zeus'u uyutsun diye diller döker. onu bir sandığa kapatıp denize bırakmış ayak bastılar bereketli toprağa. Hera İda dağının doruğunda Zeus'la sevişmeye karar verince. başka kadınlarla sevişmeyi yeg görüyormuşlar. o korkunç tanrılar. Hypsipyle.

İanus tan­ rı bir sıcak su kaynağı fışkırtmış. Sabin kralı Titus Tatius bir gece yeni kurulan kente saldırmış. kendisini konuklayan İanus'a geçmiş ve geleceği görme yetisini bağışladığı içindir ki. elinde bir meşale ile kutsal erenler alayını yöneten genç bir adam olarak gösterilir. Efsaneleri hep Roma dini ve uygarlığıyla ilişkili olan İa- nus. Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'te yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir. çünkü kapılar da kendisi gibi iki yana bakar­ lar. Roma'nın koruyucu ve kurtarıcısı olarak İanus üstüne şu efsane de anlatılır: Romulus'un yönetimindeki Roma'lılar şehri kurduktan sonra Sabin'lerin karılarını kaçırıp kendileri­ ne eş ettikleri zaman.. İanus'un krallığı İtalya'nın altın çağına rast­ lar. Saturnus. İanus tanrıyı Roma'lılar iki çehreli olarak canlandırırlar. yasalar çıkarmayı hep tanus'a borçluymuşlar. sonra da bir pınar olarak gene yeryüzüne çıkmış. Öyle ki İakkhos. Tiber ırmağına adını veren de oğlu Tiber'dir. İanus her başlangıcın tanrısı sayılır­ dı. İlyada'da adı geçer (Askalaphos). tanrının şehri düş­ mandan korumasını sağlarmış. Aura da kendini Sangarios (Sakar­ ya) ırmağına atmış. o sırada Zeus'un sevdiği başka bir Nympha İakkhos'u kaçırmış ve Eleusis'teki Bakkha'lara götürüp bırakmış. İanus İtalya' nın yerlisidir. Üzüntüden yüzü gülmeyen tanrıçayı İambe yaptı§ı şakalarla güldürmeyi başarmış. onun kızı Persephone'nin oğludur. biri sola bakan iki çehreli bir profili gö­ rünürdü. Ares'in oğlu. 237'de). para basmasını öğretmiş. Kaynağı üstüne söylentilerin çeşitliliği bu tanrının ken­ dine özgü bir kişiliği olmadığını gösterir. İlkin Yunan taşlamalarının. Capitolium tepesinin bekçisi Tarpeia da kaleyi Sabin'lere teslim etmek üzereymiş ki. ya da kocasıdır. Kapıları bekleyen tanrı sayılır. tanrıça D e meter'in oğlu. İuppiter Saturnus'u kovup da bu tanrı Latium'a sığınınca. İambe. kızı Persephone'yi aramaya çıkan Demeter oraya uğramış. Zeus'la Persephone'nin birleşmesinden doğmuştur ve Zagreus'tur. biri sağa. İanus ka­ pısı imparator Augustus'tan önce ancak bir kez ( İ . Adı Bakkhos'un adı gibi gizli tören­ lerde atılan "İakkhe" çığlıklarından türemiş olabilir. ama Aura günün birinde çıldırmış ve ikizlerinin birini parçalayıp yemiş. Agdistis ve Attis efsaneleri. Kimine göre de Demeter'in değil de. İanus kapıları ancak barış zamanında kapanırmış. onu kar­ şılayan ve konuklayan İanus'tur (Saturnus). İanus uygarlık yollarının hepsini açmış onlara: Gemiler yapmasını. böylece düş­ manı korkutarak püskürtmüş. Dionysos'la yakından ilişkisi vardır. tam bir barış ve uyum içinde ya­ şarlar ve toprak da onlara her şeyi kendiliğin­ den bagışlarmış. Ö. Eleusis myster'lerinde rol oynayan bir tanrıdır. sonra da tragedya ve komedyalarda konuşma vezni olan "iambos" veznine adını veren bu İambe imiş. İanus. İakkhos. yılın ilk ayına onun adı verilmiş ve İanuarius denmişti. Bu motif için bkz. Eleusis kralı Keleos'un evinde hizmet ediyormuş ki. Yunan tanrılarının Latin dünyasına etki­ lerinden sonra da Roma'nm başlıca tanrısı olarak kalmış ve bir yerde İuppiter'den daha önemli sayılmıştır. Şehirler kurdurup toprağı işlemeyi. Augustus çağında ise üç kez kapatılmış. Başında mersin dalların­ dan bir çelenk. bazılarına göre de İtalya'ya T e salya'dan göçmüş ve Roma'nın yedi tepesin­ den birinde İaniculum diye kendi adını taşı­ yan bir şehir kurmuştur. Aura'nm tanrı­ dan ikiz çocukları olmuş. Kır tanrısı Pan'la su perisi Ekho'nun kızı sayılan İambe. Zagreus'un başka bir adla anılmasıdır (Zagreusj. Roma şehrinin kuruluşun­ da büyük bir rol oynar. . Roma'nın altın paraları üstünde tanrının. İalmenos. Roma'ya özgü bir tanrı. Bambaşka bir efsane onun kaynağını Phrygia'da gösterir: Tanrı Dionysos Phrygia nympha'sı Aura ile birleşmiş. Kimi efsanelere göre İakkhos. İanus zamanında insanlar hep iyi ve na­ muslu imiş. Bu mucizeyi anmak için Roma'lılar ondan sonra Forum' da yaptıkları İanus tapınağının kapısını savaş sırasında hep açık tutar. Bazı efsane yazarlarına göre. biri de İakkhos' muş.I İakkhos.

ama Zeus o saat aidiydi bu haberi. (3) Çanakkale bölgesindeki Kazdağı'nın es­ ki adı. üstelik de İason babasının tahtını isteyince. Amaltheia). kendi ya da oğullarından biri bu şehirde krall ı ğ ı ele geçirir (Medeia). V. erkeği tepelediydi göz kamaştırıcı yıldırımla. (1) Girit kralı Melisseus'un kızı. üstelik Pelion dağının eteklerinde bir dereyi geçerken sandallarından birini yitirmişmiş. Korybas Korybant'lara adını vermiş (Korybanl lar). onu uzaklara sürmeli cevabını vermiş de onun üzerine Pelias İason'a Kolkhis'ten altın postu gidip almasını buyurmuş. 125 vd. o ki bela oldu ekmek yiyenlere Zeus'un yoğurduğu bakireyi evine alarak. her biri belalı bir efsanenin kahramanı oğullar meydana getirmiştir (Tab. cin fikirli Prometheus'u. Okeanos kızını. tason. yatmışlardı üç kez sürülmüş bir tarlada. Her neyse. 7). Hesiodos bu Titan'm dölünü şöyle tanımlar (Theog. Harmonia ve Dardanos'un kardeşi (Tab. Öbür Titan'Iar gibi İapetos da Zeus'un eliyle Tartaros'a atı­ lıp yeraltına kapatılır. İdaia.): iapetos aldı güzel topuklu girdi gerdeğe Azgın yürekli Klymene'yi. onu böyle görünce Pelias şaşakal­ mış. Girit kralı Lykastos'la evlenir ve Minos adlı bir oğlu olur. İda'lı anlamına gelen bu ad Troya böl­ gesindeki İ d a dağı i l e i l i ş k i s i olan i k i efsanelik kadının adıdır: . ve kıvrak. Bu noktadan sonra İason'un kade­ ri Argonaut'ların kaderiyle birleşir (Argonaut'lar). Odysseia'da Kalypso tanrıçaların ölümlülerle olan aşklarından dem vururken şöyle der (Od. o kendini çok beğenen tanrıyı. Yunanistan'a dönüşünde Medeia'nın büyülerine kurban gider. İda. Pelias İason'a tahtı vermem dememiş de yalnız şöyle bir so­ ru sormuş: Bir kral kendine kumpas kuran bir uyruğuna ne yapmalı? İason da. Kretheus'la Tyro'nun oğlu Aison'dan dogmadır (Tab. sonra da yarım akıllı Epimetheus'u. İda kendi adını taşıyan dağda onu kız kardeşi Adrasteia ile birlikte büyütür. Diodoros'a göre İasion Samothrake adası­ nın gizemlerine ermişti. Tanrıçanın ona gönül verip vermediği konusunda efsaneler­ de ayrılık varsa da. onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak gerektiği kanımına varmış. Sonra da İasion Kybele ile sevişmiş ve Korybas diye bir oğulları olmuş. besler (Zeus. Argonautlar seferinin kahramanı İ a son. (2) Korybas'ın kızı. Başka kaynaklara göre İapetos Klymene ile değil de Asia ile evlenir (Asla). ve bir oğlu oldu: Atlas tanrı. Sonra getirdi dünyaya Menoitios'u. İapetos. E f saneye göre Pelias'a bir tanrı sözcüsü tek ayakkabılı adamdan korkmasını söylemişmiş.tanus su perisi İutuma ile evlenmiş ve on­ dan Fons. İason bu serüvene hayır dememiş ve Yunanistan'ın en seçkin yiğitlerini bir araya getirerek Argo gemisini yaptırmış ve ünlü Karadeniz seferi­ ne çıkmış. Amcası Pelias'la babası arasında tahta kimin çıkacağı kavgasında İason'un İolkos sarayından uzaklaştırıldığı ve ormanlarda at adam Kheiron tarafından ye­ tiştirildiği anlatılır. Zeus'la Elektra'nın oğlu. Bir anlatıma göre. Efsanesinin en çarpıcı yanı Demeter'le olan aşkıdır. 22). tanrı sözünü ansımış. ya da Fontus adlı pınar tanrı ol­ muş (luturna). kardeşi Harmonia'nın Kadmos'la düğünü sırasında Demeter'e rastlamış ve tanrıça ona gönlüyle birlikte buğ­ day tanelerini de armağan etmiş. 507 vd. 3). Karadenizli büyücü­ den kurtulduktan sonra İason İolkos'a döner. Rheia yeni doğurduğu Zeus'u Kronos'tan kaçırıp kundakta bebek olarak Girit'e götürünce. Dardanos gibi Samothrake'de oturur. Kılığı Pelias'la arasının açıl­ masına ve sürülmesine yol açar (Pelias). Uranos'la Gaia'nın oğlu Titan İapetos. bazı kaynaklarda Giritli olduğu söylenir. tanrı Poseidon'a kurban kestiği ve kalabalık bir tören kutladığı bir gün lason sırtında bir pars postu ve her bir elinde bir kargı ile çıkagelmiş. Yetişkin çağa gelince lason şehre döner. İasion.): Güzel örgülü Demeter de gönül vermişti İasion 'a sarmaş dolaş olmuştu ikisi sevgiyle. Demeter'le birleştiği ve aşklarından Plutos'un doğduğunda kaynaklar birleşir.

Bir efsaneye göre Phineus'un başına bela getiren odur (Phineus). onu İdas'ın elinden almak ister. Melampus'un oğlu Abas'tır. Apollon'la İdas birbirlerine girerler. İdomeneus'u da yargıç olarak al- . Girit ya da Troas'taki İda dağı ile iliş­ kili birkaç kişinin adi: (1) Priamos'un bir oğlu. ama tanrı Apollon da kadına tutkundur. Kaç yoldaşı uarsa savaştan kurtulan hepsini Girit'e götürebilmiş İdomeneus. İdomeneus da sag salim yur­ da varırsa ilk karşısına çıkacak olan insanı Poseidon'a kurban etmeyi adamış. İdas. Troya bölgesine Ana Tanrıça Kybele'nin kültünü getiren de oymuş. Homeros'un parlak sıfatlarla nitelendirdiği (tanrı gibi. Adı "gören" anlamına gelen İdmon Argonaut'ların yolculuğunu öngörü gücüyle düzenle­ dikten sonra bir anlatıma göre de Mariandyn'ler ülkesindeki duraklarında bir ava ka­ tılarak bir yaban domuzu tarafından öldürül­ müştür (Argonaut'lar). Gitmiş güney İtalya'ya yer­ leşmiş. İdas. Dardanos'un İdaios'la Dimas adlı iki oğlu olmuş. İdomeneus'un şehri almak için yapılan tahta at­ ta bulunan yiğitlerden biri olduğu ve Akhilleus'un ölü törenlerindeki yumruk yarışında bi­ rinci geldiği anlatılır. (5) Korybant'lardan biri. onun oğlu Meriones Troya savaşın­ da İdomeneus'un hem seyisi. 557): İdes bir zamanlar en güçlüsüydü dünyadaki yiğitlerin. Anado­ lu'da Mysia'yı ele geçirecekken Telephos ona engel olur. Evlenir­ ler. Marpessa. Zeus çare olarak şu­ nu buyurur: Marpessa ikisi arasından seçsin. İdaios. Trakya kralı Phineus'la evlenir. I X . (6) Dardanos efsanesinin bir anlatımına göre. birçok efsanelerde adı geçen bir kişi­ dir: Kardeşi Lynkeus'la birlikte Kalydon avı­ na ve Argonaut'lar seferine katılır. efsanesinin en göze çar­ par yanıdır: İdas. Aineias'a. İdas bir sürünün paylaşılması konusunda Dioskur'larla kavgaya tutuşur: İdas bir hileyle bütün sürüyü ele geçirdiğinden Kastor'la Polydeukes ona ve Lynkeus'a saldırırlar. İdomeneus üzerine şu masal da anlatılır: Thetis'Ie Medeia bir güzellik yarışmasına gi­ rişmişler. İdomeneus sözünü tutmuş. İdomeneus. Euenos'un kızı Marpessa'ya âşık olur ve onu babasından kaçırır. çoğunu alt eder. Argonaut'lar seferine katılan bilici. ince bilekli gelin Marpessa uğruna o Phoibos Apollon'a bile kaldırmıştı yayını. İdmon. Karşısına i l k çıkan kendi oğlu (ya da kızı) olmuş. (3) Priamos'un arabacısı. ama bir süre sonra Girit adasında çıkan bir salgının nedeni bu suçta aranmış ve İdomeneus yur­ dundan sürülmüş. alev gibi saldıran denir İdomeneus'a) bu yiğit İlyada'da "saçlarına kır düşmüş" yaşlıca bir adam olarak gösterilir. Tanrı Apollon ve Dioskur'lara karşı savaşı. Kadın kocasını seçer. Başka efsane yazarları İdomeneus'un dö­ nüş serüvenini bambaşka biçimde anlatırlar: Girit'e varmadan donanması büyük bir fırtı­ naya tutulmuş. (4) Dares'in oğlu. Çar­ pışma sırasında Kastor öldürülür. deniz yutmamış onların hiçbirini. Bütün bu savaşla­ rında Meriones her zaman yanıbaşındadır ve onu destekler. giderek Hektor'a bile karşı çıkar ve çok adam öldürür. Troya savaşına katılan Girit kralı. Destan bölümleri boyunca İdomeneus en seçkin Troya yigitleriyle savaşıp. Aslında Apollon tanrının oğlu sayılır. öldüremediklerini de yaralar. Troya'lı savaşçı. İdomeneus'un Molos diye bir üvey kar­ deşi var. Dioskur'lar). (2) Paris'le Helena'dan dogma bir oğul. Deiphobos'a.(1) Skamandros ırmağının tanrısıyla birleşip Teuker adlı bir oğul doğuran bir Nympha (Teuker). Deukalion'un oğlu ve M i nos'un torunu. ölümlü babası ise. hem de en ya­ kın savaş arkadaşıdır. kanını akıtmış. İlyada'da anlatılan olaylardan sonra. İdaios Troya'nın güneyindeki da­ ğın eteğine yerleşmiş ve tda adını dağa ver­ miştir. (2) Dardanos'un bir kızı. Ama kah­ ramanlıkları destanda büyük bir yer tutar. Zeus da Polydeukes'i kurtarmak için araya girmek zo­ runda kalıp İdas'ı şimşeğiyle çarpar (Lynkeus. Homeros İdas (destanda adı İdes ola­ rak geçer) üstüne şöyle der ( İ l .

İdyia. Ne var ki havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş. kendisini bir yu­ nus balığı kurtarmış da. (2) Tyndareos'un kardeşi ve özellikle Penelope'nin babası olarak tanınan efsanelik kişi. başarısından dolayı gurura kapılmış. talipler Penelopeia' nın babası Ikarios'un yanına geri gönderilme­ sini ve Ikarios'un kendine yeni bir damat seç- mesini ileri sürerler.mışlar. Böylece yemin bozma suçuna bir de ailesinden bir kişiyi öldürme suçu katılın­ ca. ayrıca orada Patara şehrini kurmuş. Odysseus Tyndareos'a H e lene'nin talipleri arasında seçmek için bir yol gösterince. Ege'de Sisam adasının çevresindeki denize İkaros denizi denmiştir bundan böyle. K ı z d a başını örtüp kızarmış. özgürlüğe kavuşmak sevin­ ciyle Helios'u hor görme suçunu da işlemiş. Bir gün Zeus ona acımış. Idomeneus ödülü Thetis'e vermiş. Efsanesi Apollon kültünün Anadolu'lu kaynağını belirtmek bakımından ilginçtir: İkadios Lykia'da kalma­ yıp İtalya'ya gidecek olmuş. tkarios. Bazı efsanelerde Aietes'in ikinci ka­ rısı. Daidalos oradan çıkmak ve kaçıp kurtulmak çarelerini aramış. Ayrıca İdomeneus'la dölüne lanet okuyarak bir daha sözlerine güvenilmemesini sağlamış. ama yolda bir f ı r tınaya tutulan gemisi batmış. kimse İksion'u bu günahlarından arındır­ mak için gereken töreleri yapmaya yanaşma­ mış. Tyndareos ona ödül olarak Penelopeia'yı verdirmiş İkarios'a. il­ ginç eseri yaratan ortaçağ ressamı Brueghel olmuştur (Daidalos). Erigone'nin babası (Erigone). Parnassos dağının eteklerine kadar götürmüş. zaferi Odysseus kazanınca ona vermiş. İkadios orada yu­ nus balığını anarak şehre Delphoi (delphis yunus demek) adını koymuş (Apollon). Bir anlatıma göre bir at adam değil . Bu birleşmeden at adam Kentauroi doğmuş . güneşin ışınlarına aldırmamış. kızı Penelopeia'yı tertiplediği araba yarışında birinci gelene vereceğini söylemiş. İkaros da tepetaklak denize düş­ müş ve boğulmuş. İkadios. İksion. Odysseia'da taliplerle Telemakhos arasındaki tartışmalarda. Medeia buna çok kızarak bütün Girit'lilerin yalancı olduğu söylentisini yaymış. Kolkhis kralı Aietes'le evlenip Medeia'yı do­ ğurmuş. Uçmadan ön­ ce de İkaros'a ne çok alçaktan uçmasını. Baba-ogul kral Minos'un emriyle Labyrinthos'a kapatılınca. K ı z ı Odysseus'la evlenince. İksion da onu Hera sanarak onunla bir leşmiş. Tanrı Apollon'la Lykia adlı Nympha'nın oğlu. İkarios'un adı ancak Penelopeia'nın babası olarak geçer (Penelopeia). (1) Kral Pandion zamanında Yuna­ nistan'a üzüm bağını tanıtmış olmakla ün sa­ lan Atina'lı kişi. Anadolu'nun Akdeniz kıyı­ larında doğmuş ve doğduğu bölgeye anasının adını vererek Lykia demiş. bazılarında birinci karısı olarak gösterilir (Aietes). İkarios. Başka bir anlatıma göre. İksion cehennemde sonsuzca cezaya çarpılan büyük suçlulardan biridir. ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yük­ selmiş. İkarios çiftin kendisiyle kalmasını istemiş. ne de fazla yükselip güneşin ışınlarına yakın gel­ mesini salık vermiş. ne var ki İksion tanrıya karşı da olağanüstü bir nankörlük göstermiş: Hera'ya vurulup tanrıçayı kirlet­ meye uğraşmış. Bu ma­ sal "Girit'lilerin hepsi yalancıdır" atasözünün kaynağında olsa gerek. Odysseus da hayır dememek için seçme hakkını Penelopeia'ya vermiş. Girit'li mimar Daidalos'un oğlu ikaros dünyada ilk uçan adam olarak ün bırak­ mıştır. İkaros. Deioneus'un kızı Dia'ya talip olmuş ve babasına birçok arma­ ğanlar vermeye ant içmiş. Okenos kızlarından biri olan Idyia. İkaros'un eşsiz serüveni her çağda sanatçı­ ları esinlemiş. bunların arasında en etkili. Güneş tanrı onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş. Uzun uzun çalıştıktan sonra kendisi ve oğlu için birer çift kanat yapmış ve onları balmu­ muyla omuzlarına yapıştırmış. Tesalya'da Lapith'lerin kralı iken. tutulduğu çıl­ gınlıktan İksion'u kurtarmış. derken Zeus (ya da Hera'nın kendisi) tanrıçaya benzeyen bir görüntü yap­ mış. giderek doğayı yenmek. İkarios böylece Odysseus'la birlikte İthake'ye gitmek istediğini anlamış. Apollon'a adanmış bu şe­ hirde yaptırdığı tapmağı bir bilicilik merkezi haline getiren de İkadios'muş. ama evlendikten sonra sözünü tutmadığı gibi kaynatasını kor haline gelmiş kömürlerle dolu bir kuyuya atıp öldürmüş.

Homeros'un İlias. Ozan Musa'lara seslenip konusunu belirtir: Akhilleus'un öfkesi. Başka bir efsaneye göre. sag elinde kargı. Agamemnon kızı vermeye razı olur. ama tanrıçanın yüzünü gördüğü için de kör olduğunu anlatır. Bir süre sonra İlos tanrı Zeus'tan girişiminin uğurlu olup olmayacağı­ nı gösteren bir işmar diler. Hektor'u öldürüp Troya şehrinin çevresinde sürüklemesi.de. İlos'un Troya şehrini kurması şöyle anlatı­ lır: Troas bölgesinden olan İlos günün birinde Phrygia'da ora kralının düzenlediği bir yarış­ maya katılır. İlos heykelin düştüğü yere Athena tapınağını kurar. Agamemnon'un tutsak olarak alıkoydu­ ğu kızı Khryseis'i geri ister. 16 ve 17). Dardanos'un üç ço­ cuğundan biridir. Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. ama kral ona bir de kara benekli bir inek verir ve bilici­ lerin sözüne uyarak. İksion'un cezasından ölüm yoluyla kurtulması da ola­ naksızdır. sol elinde öreke tutan dev boylu heykelidir. İksion. dokuz gece ordu has­ talıktan kırılır.uzak durdukça Akha'lar zaferi kazanamasınlar. Anası deniz tan­ rıçası Thetis'ten öcünü almasını ister. bölümlerin Y u nanca sayılarını da parantez içinde gösteri­ yoruz: B Ö L Ü M I. ama döl bırakmadan ölür. Palladion. Troya kral soyunda bu ada iki kez rast­ lanmaktadır: Birinci İlos. Theseus'un arkadaşı Peirithoos'un babasıdır. Daha başka bir efsane de İlos'un bir yan­ gın sırasında Palladion'u alıp kurtardığını. Tros'la Kallirhoe'nin oğlu. onun sonsuzluğa dek dönüp yanmasını sağla­ mış. İlos. sonra da ölüsünü babası Priamos'a geri vermesiyle bi­ ter. Akhilleus'un savaşa dönmesi. tanrıça Pallas Athena'nın. Bir efsaneye göre İlos. ineğin ardından gidip duracağı yerde bir şehir kurmasını bildirir. İlia. Tanrı ApoUon'un rahibi Khryses gelir. Sonradan Troya adını da alacak olan İ l yon Skamandros'la Simoeis ırmaklarının ara­ sındaki ovada olup. Destanın 24 bölümü el yaz­ malarında Yunan alfabesinin harfleriyle gös­ terilmiştir. İkincisi. Athena yakarmalarına yu­ muşamış da İlos'un gözlerini sonradan açmış. Ama Zeus bu korkunç günahı cezasız bırakmamış. Thetis Olympos'a çıkıp Zeus'tan yalvarır: Akhilleus savaştan . Yirmi dört bölümlü ve 16. hem de Aineias kolunun atasıdır. Zeus tarafın­ dan atılınca Gaflet tanrıçanın düştüğü tepedir bu (Ate). gökten düşen Palladion yapının açık çatısından içeri girip yerini alır. İlos şehrin ta- pınağını kurmaktadır ki. ya da İlyada adlı büyük destanı İlyon yani Troya destanı adını taşıdığı halde. okuyucuların bu saymaya rastla­ yabilecekleri düşüncesiyle. Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur. oğlu Ganymedes'in Olympos'a kaçırılmasından sorumlu olan Tantalos'la Pelops'u Anadolu'dan kovmuş (Tantalos). ne kadar at adam varsa hepsi İksion'dan dogmaymış. Dokuz gün. birinci gelir ve ödül olarak kız ve erkek elli köle ile yurduna döner. böylece İlos Troya kral soyunun hem Hektor kolu. İlyada. îlos'un Laomedon adlı oğlundan başka Themisthe adında bir de kızı olur. bu yüzden Akha'lar ara­ sında beliren veba salgını. Akha'lardan yana . İksion'u cayır cayır ya­ nıp alevler saçan bir tekerleğe bağlamış. Troya savaşı efsanesinin an­ cak kısa bir bölümünü yansıtır: Akhilleus'un orduların yöneticisi Agamemnon'a karşı ö f kesi ve savaştan çekilmesiyle başlar. bu kız kendi amca oğlu Kapys'le evlenip Ankhises'i doğurur. İlos orada bir şehir kurup ona adını verir. Tanrı İksion'a ayrıca ambrosia yani ölümsüzlük şarabı içirdigi içindir ki. Zeus da gökten Palladion'u indirir İlyon üzerine. ama onun yerine Akhilleus'un tutsağı Briseis'i alır. Zeus söz verir. daha önce Dardanos'un İda dağının eteğinde kurduğu Dardania'dan pek uzak değildir. ama Akhilleus da barakasına çekilir: Savaşa artık katılmayacaktır. Roma'nın kurucuları Romulus'la Remus'un anaları Rea SiMa'nın başka bir adı (Rea). İnek kuzeye doğru yol alır ve Ate tepesi deni­ len bir tepenin üstünde durur. İlyon yani Troya şehrinin kurucusu ve Priamos'un dedesidir (Tab.000'den fazla dizeli bu destanın bir özetini bölümlere ayıra­ rak başlıklarıyla birlikte burada vermeyi fay­ dalı buluyoruz. Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhmdaytz. ( A ) Sesleniş .Akhilleus 'un Öfkesi.

onlara Akha yiğitlerini tanıtır.Dolon. Ölüleri toplamak için savaşa ara verilir. B Ö L Ü M X I . Helene'yi de koca­ sının yanına götürür.Agamemnon'un Orduları Teftişi. Akha'lar toplantısında Akhilleus'un savaşa dönmesini sağlamak için ona elçiler gönder­ me kararı verilir. bunun için de gelir. Priamos'u çağırmaya giderler. Hera ve Athena arasın­ da çatışma. Akha'İBl hendeğe kadar çekilirler. Agamemnon Akha'lan toplantıya çağırır. Hera. Helena'yı alacaktır. Surların Üstündeki Sahne . Yolda Troya'lıların gözcüsü Dolon'a rastlarlar. aralarında konukluk bağları olduğu anla­ şılır. Teklif kabul edilir. Aias'la Odysseus elçi seçilir­ ler. Akha'ların ordugâhı bir sur ve bir hendekle çevirmeleri. (r) Antlar. tanrılardan Ares. Hephaistos tanrı onları yatıştırır. Athena ve Aphrodite de savaşa karışırlar. ağırlar. Teke tek savaş başlar. Aralarındaki aile sahnesi. Destanın yirmi altıncı gününde üçüncü bü yük çatışma. Menelaos'un yaralanması. ( B ) Agamemnon'un Düşü. BÖLÜMII. Gemilerin Sayımı. Menelaos Pa­ ris'i alt etmek üzereyken tanrıça Aphrodite araya girip Paris'i kaçırır. Gece toplanan kurultay: Akha'ların en yaşlı önderi Nestor Troya'lılar kampına gözcü gönderilmesini salık verir. Hektor batı surlarının önünde karısı Andromakhe ile küçük oğlu Astyanaks'a rast­ lar. (A) Agamemnon'un Kahramanlık­ ları. Bütün bölüm Akha yiğidi Diomedes'in kah­ ramanlıklarına ayrılmıştır: Korkunç bir boğuş­ ma başlar.Paris'le Menelaos'un Teke Tek Sa­ vaşı. Ordu savaş düzenine girer. 1 d a dağının doruğun. B Ö L Ü M V . B Ö L Ü M X . (e) Zeus'un 1da Dağından Savası Yönetmesi. Zeus Agamemnon'a yalancı bir düş gönde­ rir: Troya'yı alabileceğini bildirir. Helene gelir. B Ö L Ü M I I I . Bellerophontes efsanesinin anlatıl ması. Akha'ların en seçkin yiğitlerinden biri Telamonoglu Aias'la teke tek savaşır. sonra da kocasına çıkışması. Akhilleus onları iyi karşılar. Aias ve Odysseus birçok Troya'lıyı öldürürler. Zeus Troya savaşının yönetimini ele alır. Hektor. Lykia'lı Pandaros'un sa­ vaşmama andını bozmasını sağlar. Ozan bir daha Musa'ya seslenir ve Akha or­ dularının.olan karısı tanrıça Hera ile kavga ederler. Üstünlük Troyalılardadır. Savaş baş­ lar: Akha yiğitlerinden Antilokhos. ağzından birçok bilgi aldıktan sonra onu öldürüp dönerler. B Ö L Ü M VII. yurtlarına dönmek istediklerini anlar.Yiğidin Barakasındakî Tartışma. Aphrodite'nin araya gi­ rip yaralanması. B Ö L Ü M K. ama savaşa dönmeme kararını bildirir. Bu arada Diomedes Lykia'lı Glaukos'la çarpışır­ ken. (A ) Yeminlerin Bozulması .) Hektor'la Andrornakhe'nlıı Buluşması. Sahne değişir: Priamos'la ihtiyarlar heyeti surların üstünde dizilip teke tek savaşı gözet­ lerler. Olympos'ta tan­ rılar arasındaki tartışma. Savaşı kazanan. İki ordu karşı karşıyadır: Paris Menelaos'la teke tek savaşa girişmeyi teklif eder. Toplan­ tı. Diomedes savaş tanrı Ares'i yaralar. Hektor şehre gelir. savaştan vazgeçip silahlarını değiş tokuş ederler. B Ö L Ü M IV. Gene silaha sarılan ordu­ yu Agamemnon gözden geçirir. ( / . Olympos'ta: Zeus. Odysseus'la Diomedes görevlendirilirler. onları dene­ mek ister: Herkesin dokuz yıllık savaştan bık­ tığını. Aineias'la Diomedes arasındaki savaş. Lalası P h o iniks'in bütün yakarmaları boşa gider. Hektor'la Agamemnon'un kar- . Aynı sayım Troya'lılar için de yapılır. Thetis olayı. gemilerinin sayısıyla saymaya koyulur. Haberi alınca Akha'lar arasındaki üzüntü. Trakya'lıların cins atlarını kaçırırlar. ( E ) Diomedes'in Kahramanlıkları. (\) Akhilleus'a Gönderilen Elçtlm . ( K ) Odysseus7a Diomedes'in Keş­ fe Çıkmaları . Ba­ şa baş gelip ayrılırlar. anası Hekabe'ye Athena tapınağına sunular koymasını söyler.* yerleşir. B Ö L Ü M VI. (H ) Hektor'la Aias Arasındaki Çarpışma . Troya ordusu da safa dizilir. B Ö L Ü M V I I I . Helene'nin Aphrodite'ye.Ölülerin Kaldırılması. komutanlarının ve şehirlerinin ad­ larını.

T h e tis'in demirci tanrı Hephaistos'a başvurması. Her iki tarafta da yararlık gösterenler olur. önüne gelen Troyakyı insafsızca tepeleyip Troya ovasında akan Skamandros ve Simoeis ırmaklarına atar. Zeus'u baştan çıkarmak için bir düzen kurar. ( o ) Duvara İkinci Saldırış. B Ö L Ü M X V I I I . Kor­ kunç boğuşma. Troyalılar surların içine sığınırlar. Akha'larda telaş. Lykia'lıların duvarda delik açmaları. Tanrı seviş­ meden sonra uykuya dalar. Zeus Troya'lılara zaferi müjdeler. yatağından çıkıp Akhilleus'u kovalama­ ya başlar. Akhilleus gitmeyecekse. Patroklos'un ölümü. Durum Akha' lar için çok kötüdür. ama Hektor ölüyü silahlarından soymayı ba­ şarır. Deniz tanrıçası Thetis'i çağırıp yeni silahlar istemesi. Sonunda Zeus kader tartısını . Patroklos'u vurur.. (d > ) Irmak Kıyılarında Savaş. Ordular silah kuşanır. Patroklos'un ölüsü alınır ve kara haber Akhilleus'a götürülür. Akha'lar gene gemilere kadar gerilerler. Sahne Olympos'a yükselir: Tanrılar arasında kavga. Hera. Akhilleus Troya'lıları püskürte püskürte Troya'nın surları önüne gelir. kendi savaşa gidip dövüşmeye kararlıdır. (X)Hektor'un Ölümü. Leto ve Aphrodite Troya'Mardan yanadır. ( 3 ) Zeus'un Aldatılması. Poseidon. B Ö L Ü M X X . Hermes. Patroklos Hektor'u batı kapılarına kadar kovalar. Tan­ rılar seyircidir. Hera'ya çıkışır. dövüş. Akhilleus'a bu korkunç du­ rumu bildirir. Apollon. Hektor gene duvara saldırır. Poseidon uzaklaşır. Akhilleus'un ölümsüz atlarının ağlama­ sı. Diomedes ve daha birçok Akha yiğidinin yaralanması. Zeus uyanır.şılaşması. Akhilleus için kara belirtiler: Hektor'u öl­ dürdükten sonra kendi ölümü de yakındır. babasına aldırmaz. Savaş hazırlıkla­ rı. Agamemnon. Olympos'ta tanrılar toplantısı: Zeus izin ve­ rir. İ k i Aias'ı Troya saldırısına karşı koymaya kışkırtır. Silahlar destanı.. Ares. Zeus Apollon tanrıyı Hektor'a gön­ derir. B Ö L Ü M X I I I . Thetis silahlan oğluna götürür. Priamos'la Hekabe yalvarırlar içeriye girip korunsun di­ ye. Akha' ların bozgunu. B Ö L Ü M XIX. Akhilleus arkadaşına silahları­ nı verir. Kıyasıya çarpış­ m a . (P)Menelaos'un Kahramanlığı. Akha'ların toplantısında Akhilleus'la Agamemnon barı­ şırlar. AkhiUeus'un korkunç yası. her tanrı istediği gibi yardım edebilecek­ tir savaşa. (M ) Duvar Dibindeki Savaş. Kanlarla kızıla boyanan ırmaklar kabar­ dıkça kabarır. o sırada Poseidon Akha'ların yardımına koşar. Sarpedon'un ölüsü çevresinde çarpış­ m a . (Y ) Tanrıların Savaşa Karışması. Akha yiğitleri Patroklos'un ölüsünü Hektor'un elinden kurtarmak için dövüşürler. Apollon'un kışkırttığı Hektor. ama Troya'lılar gemilere kadar sokulurlar. Tanrıça Aphrodite'den cinsel istek uyandıran memeligini alır. (X ) Akhilleus'a Yeni Silahlar Yapılması. Derken ateş tanrı Hephaistos ır­ makların karşısına dikilip alevleriyle onları durdurur. B Ö L Ü M X V I I . ( n ) Patroklos Destanı. Akhilleus'un Aineias'la karşılaşması. ( N ) Gemilerin Önündeki Savaş. İrmak tanrı Skamandros. Hephaistos Akha'lardan yana. Baştanrı Zeus'un kadere boyun eğerek oğlu Sarpedon'u feda etmesi. B Ö L Ü M X I I . Patroklos. Troya'lılar önce bozgu­ na uğrar. Korkuya kapılması. Bir Hektor surların dışında kalır. Hektor'un iç tartışması. Nestor. süslenir püslenir ve 1da dağında Zeus'u bulup onunla sevişmesini başarır. Troya'lılar duvara saldırır. B Ö L Ü M X V . Tanrılar iki cepheye ayrılır: Hera. Patroklos gelir. B Ö L Ü M X I V . Akha'larda şaşkınlık. Akha'lardan yana olan tanrı Poseidon sa­ vaşı Semendirek adasından gözler. sonra Lykia'lı önder Sarpedon Patroklos'la dövüşür ve ölür. yiğit anasına. Yiğitten silahlarını ister. BÖLÜMXXII. Akha'ların gemilere doğru kaçışması. B Ö L Ü M X X I . AkhiUeus'un arkadaşı Patroklos'a dert yanar. Athena. Aineias'ın savaş meydanından kaçırılması. B Ö L Ü M X V I ." AkhiUeus'un silahlarıyla karşılarına dikilince. Akhilleus kudurmuş gibidir. Art emiş. öfke­ lenir. ( T ) Akhilleus'la Agamemnon Arasındaki Barışma.

ulaşmaya bak Phaiak'ların toprağına olanca gücünle yüze yüze. i l galarını simgeler. dedi ki: "Şu Poseidon. Akhilleus ölüsünü yedi kez Troya surla­ rının çevresinde sürükler. Al şu tanrısal yaşmağı vereyim sana. Ak Tanrıça olarak fırtınaya tutulmuş gemicileri korumak­ ta ve özellikle Odysseus'u kurtarmakta çok sevimli bir tanrıça olarak görülür. böylece Zeus İnakhos ırmağını su­ yundan yoksun etmiştir (to). V. Priamos'la Akhilleus arasındaki konuşma. seslendi. İo'nun Zeus tarafından sevilmesi ve kaçırılması ona dert olmuş. Argos'a insanların yerleş­ mesinden önce yaşamış. () Patroklos'un Ölüsüne Dü­ zenlenen Yarışmalar. hiç benzemezsin akılsız bir adama: Hadi çıkar rubalarını sırtından. kızını reddet­ mek ya da tanrının peşine takılmak gibi aşırı davranışlarda bulunduğu için. Patroklos'un yakılması. Kral Priamos tanrı Hermes'in kıla­ vuzluğunda Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gelir.)Priamos'un Hektor'un Ölü­ sünü Geri Alması -Hektor'a Ağıtlar. oturdu salın üstüne. Tan­ rıça Athena Troya'lı yiğit Deiphobos'un kılı­ ğına girip Hektor'u aldatır. Argonaut'lar). Yarışmalar. at şarap rengi denize. orada kurtulmaktır kaderin senin. deniz tanrıları arasında sayılır oldu sonraları. onu çöz. Çarpışırlar. bir martı oldu. ancak yağmurlar mevsimin­ de suyu olacağına karar vermiş. korkma. Kadmos'la Harmonia'nın kızı. İno oğlu Melikertes'i bir kaynar su ka­ zanma atıp boğar. onu yıldırım çarpmış. Priamos ölüyle Troya'ya döner. Semele tanrı Dionysos'u doğurup öldükten sonra İ n o . Gördü neler çektiğini. Poseidon korkunç bir fırtına ile Odysseus'un salını pa­ ramparça edip kendisini azgın dalgalar içinde boğmak üzereyken.IINU kaldırır: Hektor'un ölüm kefesi ağır basar. Poseidon öfkelenip ırmağın ya­ tağını kurutmuş. ama deniz tanrıları ona acır . geldi. (. Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Semele ile Agaue'nin kız kardeşi (Tab. Akhilleus yu­ muşar: Hektor'un ölüsünü babasına geri ve­ rir. Kadrnos'un kızı. yani Ak Tanrıça olur ve denizin köpüklü i l . göğsünün altına dola onu. 18). Ne var ki kıskançlıktan gözü kararan tan­ rıça Hera Zeus'un oğlunu barındırdıkları için İno ile Athamas'a fena kızar ve ikisini de çıl­ dırtır. B Ö L Ü M X X I I I . İnakhos en geçerli efsanelere göre İo'nun babasıdır. ya da tufandan arta­ kalan insanları toplayıp ırmağın kıyılarına yerleştirmiş. B Ö L Ü M XXIV. ne diye bunca belayı salar senin başına? Taş çatlasa yok edemez o seni. Leukothea çıkar yiğidin karşısına (Od. fnakhos da H e ra'yı seçince. yeller götürsün salını bırak. Ama değdiği zaman karaya ellerin. Yaptığını anladığı zaman İno Melikertes'in ölüsüyle bir­ likli' denize atlar. acıdı Odysseus'a. Argos bölgesindeki ırmağın tanrı­ sı. Hektor'a ağıtlar yakılır. İno'nun iki kişiliği vardır: Athamas'ın ikinci karısı ve Phriksos'la Helle'nin üvey anası olarak çikin bir rol oynadığı halde (Athamas. Hektor Akhilleus'un karşısına dikilir. çıkıverdi sudan. İnakhos.): Gördü onu güzel topuklu Ino. ne ölüm. Onuncu gün yapılan cenaze töreniyle İlyada kapanır. Apollon bile onu korumaktan vazgeçer. yeri sarsan. İno'nun deniz tanrıçasına dönüşmesi üstü­ ne de şu efsane anlatılır-. İno. ne acı var artık. Odysseus tanrıçanın dediğini yapar ve kur­ tulur. Bir deniz tanrıçasına dönüştüğü zaman adı Leukothea. Hektor ölür. Gece. yap ben ne dersem. Athamas da Learkhos'u bir geyik sanarak kargısıyla vurur. Dokuz gün Hektor'un ateş yı­ ğını için odun taşınır. Akhilleus'un ordugâhında Patroklos'a yapı­ lan ölü törenleri. Andromakhe'nin bayılması. uzağa. ne ister senden zavallıcık. Sen gel. B i r e f s a neye göre İnakhos. Troya surlarından seyredilen korkunç sahne. pır etti. 3 3 3 vd. eskiden insan sesli ve Ölümlüydü bu Ak Tanrıça. Akhilleus'un yası. atar atmaz da dön gerisin geri". kocası Athamas'ı çocuğu almaya ve kendi çocukları Melikertes ve Learkhos'la büyütmeye kandı­ rır. Hera ile Poseidon Argos'ta han­ gi tanrının egemen olacağı tartışmasında İnakhos'u hakem almışlar.

Tanıca ineğin kendisine verilmesini şart koşar. kalk. niçin yalnızsın erkeklerin en y ü c e s i özlerken seni? Zeus yanıp tutuşuyor senin için. bu konu bir masal değil de. oğlu Epaphos'un da Mısır'lı tanrıların Yunan karşılıkları olduğunu kabul eder. Argonaut'lar seferini düzenleyip Kolkhis'li Medeia'yı kaçı­ rırlar. Fenike. sığır otlaklarına.ve kendisini bir denizkızına. baştanrı da sevgilisini karısının öfkesinden korumak için onu beyaz bir inek haline dö­ nüştürür ve bu hayvanla hiçbir ilişkide bulun­ madığına Hera'ya yemin eder. Bir denize. Palaimon da Portunus.): İstiyorsunuz madem. bununla da kalmazlar. Buna misilleme olarak da Yunanlılar Fenike'de T y r kralı Agenor'un ( k i Agenor İo'nun torunudur) kızı Europe'yi ka­ çırırlar. Melikertes). Akdeniz'in doğusuyla batısı arasındaki çatışmayı ele aldı­ ğı büyük eserine İo efsanesiyle. limanlar tanrısıyla bir tutulmuştur. Günün birinde Zeus İo'yu görür. gitLerna'nın yeşil çayırlarına. . hayır diyemem: Açıkça anlatayım her şeyi size. babanın koyun. kızın güzelliğine vurulup ona yanaşır. tapınağı limana yakın bulunan Mater Matuta ile. 10). tarihsel bir olaymış gibi başla­ maktadır. Argos kralı İnakhos'un kızıdır (Tab. İ o . Aiskhylos "Zincire Vurulmuş P r o metheus" targedyasında bu buluşmayı sahne­ ye koyar: Orada İo başına gelenleri şöyle an­ latır (Prom. İnek biçimine girip. Argos'u büyüleyerek öldürmesini sağlar. karnında Hellen'lerin baştanrısı Zeus'un tohumunu taşıya­ rak kıtadan kıtaya atlayan. 640 vd. Ka­ radeniz ve Ege kıyıları arasında böyle önem­ siz olaylarla nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklamaz. Yunan kaynaklarında İo efsanesi şöyle an­ latılır: İ o . doysun seni görmeye Zeus'un gözü". gerçek olsalar da Mısır. bu tutarsızlık üstünde hiç durmaz. Aphrodite'nin gerdeğine girmek istiyor seninle. İnek Geçididir) ve onun serüvenleri. Roma'da Leukothea. bir boğa biçiminde tapınılan Apis tanrının adı Yunanca Epaphos'tur der ( I I . bunun karşılığı da Paris'in Helena'yı kaçırması ve onun sonucunda Asya ile Avru­ pa'yı ilk büyük çatışmada karşı karşıya geti­ ren Troya savaşıdır. böy­ lece İo'nun da. bir de boğaza adı­ nı verdikten sonra. Ama Hera bir atsinegi musallat eder ineğe.5 ) : Argos kralı İnakhos'un kızı İo deniz kıyısında oynar­ ken Fenike'li gemiciler tarafından kaçırılıp Mısır'a götürülmüş. Kafkas dağlarında bir ka­ yaya mıhlanmış olan Prometheus'un önün­ den geçer. Zeus bu kez de Hermes'i gönderir. atsineginden kurtu­ lamaz bir türlü. Bu gerçeği ilkçağın ilk tarihçisi Herodot da sezinlemiş olacak ki. İo'yu alıp başına bin gözlü dev Argos'u bekçi olarak di­ ker. Sisyphos'un düzenlediği İsthmos yarışmaları bu tanrı şerefine yapılırmış (Palaimos. Zeus'un isteğine karşı koma sakın. Fenike ya da Mısır'da bulunan bu olguları kendi toprakla­ rında merkezleme çabasının tipik bir örneğini vermektedir. ne tuhaftır ki sözünü ettiği kişi ve olayların efsanelik ol­ duğunu. 153). Ama doğrusu anlatmaya utanıyorum da tanrısal bir kasırganın nasıl allak bullak edip ben zavallıyı. Io efsanesiyle Yunanistan yarımadası A k deniz uygarlığının birçok dinsel görüşlerini ve onlardan dogma efsaneleri kendine mal et­ m e . onun dölüyle ilgili olarak sürdürülüp anlatılan efsane­ lerin hepsi böyle bir amaç güdülerek kurul­ muşa benzer. Yalnız daha ileride Mısır'dan söz ederken. kendisi de Argos şehrinin Hera tapınağında rahibedir. oğlunu da Palaimon adıyla küçük bir tanrıya dönüştürürler. bunun İo'nun ka­ çırılmasıyla başladığını yazar ( I . Hera bunu öğrenince büyük bir kıskançlığa kapılır. geçtiği yerlere adı­ nı veren İo (İstanbul Boğazının adı Bosporos. ve bir gün canımı dişime alıp söyledim babama ne düşler gördüğümü. git ki Zeus görsün orada seni. Ah! Hep böylesi düşler gördüm geceleri. asıl kaynaklan Anadolu. babası İnakhos sonradan adını alan ır­ mağın tanrısı ve Okeanos'un oğlu sayılır. Herodot Perslerle Yunanlılar. İo deli gibi kıtadan kıtaya koşar. Herodot bu yorumu Pers bilginlerinden aldığını söyler. varlığıma yeni bir biçim verdiğimi Geceler gecesi yapayalnızken odamda şöyle sözler duyuyordum düşlerimde: "Ey mutlu genç kız. yani Asya ile Avrupa arasındaki savaşa hep kız kaçırma olaylarının sebep olduğunu. 1 .

Yiğit de İole'yi elde e t m e k için O i khalia şehrini almak ve kızı kaçırmak z o r u n ­ da kalır. karmakarışık sözler ediyorlardı. T h e b a i kralı Laios'la evlenir ve Oidipus'u d o ğ u r u r . Herakles'in üvey kardeşi olan İphikles'in oğlu. ne istemiyor diye. Beklenmedik biranda can verdi bu çoban. kra­ lın kızıyla evlenir ve İobates ö l ü n c e Lykia kra­ lı olur. İon. a m a H e r a ' n ı n bu düzeni de boşa çıka­ rıldıktan s o n r a İo Mısır'a d ö n e r ve o r a d a bir t a n r ı ç a gibi t a p ı m görür. Proitos yiğidi H o m e r o s ' u n dediği gibi " ö l ü m işaretleriyle" (İl. birden şu boynuzlar çıktı başımdan. iaones bir dert d a h a gelir: Kuret'ler E p a p h o s ' u kaçı­ rırlar. Eurytos kızını ok a t m a d a birinci gelecek olana vereceğini söylemiş. İ o ' n u n kişiliğine ve efsanesine d a h a bir kut­ sallık veren bu öyküden sonra P r o m e t h e u s İo'ya kaderin kendisine neler hazırladığını bil­ dirir: Mısır'a varacak. Oidipus). Lykia kralı. Lykia'da İobates'in yanına sığınır ve bir süre son­ ra kralın kızı Anteia (ya da S t h e n e b o i a ) ile ev­ lenir. Dodona'ya adam üstüne adam yolladı öğrenmek için tanrılar ne istiyor. Zeus o n u öldük­ t e n sonra tanrılar arasına alıp. sayısız gözlerini dikerek üstüme. Ege kıyılarına yerleşmiş. Laios'un öldürülmesin­ den sonra oğlu olduğunu bilmediği Oidipus T h e b a i t a h t ı n a çıkınca. H e r a k les'in ö l ü m ü n e sebep olan kadın (Eurytos. Danaos). Toprağın oğlu asık suratlı çoban adım adım izliyordu beni. Zeus'un sevgisini kazanmış. İ o ' n u n başına Tiryns'te kral olur. İokaste. gitsin. kovdu beni. h e m karısı olan kadının a d ı . Akrisios ve Bellerop h o n t e s efsanelerinde rol o y n a r : Proitos ikiz kardeşi tarafından Argos'tan sürülünce. o da yiğidin canına kıymak için o n a Khimaira'yı öldürmesini bu­ yurur (Bellerophontes). ama ne yapsın. lole'yi yiğide vermek is­ tememiştir: Herakles'in çılgınlığa kapılıp İole' den doğacak çocukları ö l d ü r m e s i n d e n korku­ yordu. ikisi kız dört çocukları olur (Tab. Zeus'tu onu zorlayan. Herakles öldükten sonra oğullarının çabasını desteklemiş. tanrılara bir kurbanlık gibi. İ o l a o s . benim için de kötü bir şeydi bu. Herakles). yoksa Zeus yıldırımlarıyla çarpıp yok edecek senin soyunu. Yiğit İobates'in o n a yüklediği b ü t ü n işleri başardıktan s o n r a . t o ' n u n Mısır tanrıça­ sı îsis'e benzetilmiş efsanelik bir kişi olduğu besbellidir (îsis). kendisi de Eurystheus'u cezalandırdığı için. Ama gönderdiği adamlar dönünce karışık. İole. efsaneye göre de Yunanistan'dan ayrılıp Sardinya ada­ sına yerleşmiş. Oikhalia kralı Eurytos'un kızı. Tragedya yazarlarınca Oidipus'un h e m anası. Hyllos). Herakles kültünü Sardinya'ya sokmuş. Bu. yurdundan dışarı. Sonra da İobates'in yardımıyla d ö n e r adıyla anılan boylara Yunanistan'dan gelme . dolaşıp dursun dünyanın dört bir yanma. bu söz açıkça diyordu ki babama: At kızını evinden. D e s ­ t a n d a adı Epikaste olarak geçer. Büyülü gömlek bedenini yakar ve yiğit kendi yaptırdığı o d u n yığınına çıkıp ö l ü n c e lole'yi oğlu Hyllos'a verir (Deianeira. orada birçok şehirler kurmuş­ t u r . Karısı Anteia Bellerop h o n t e s ' e iftira e d i n c e . attı evinden dışarı Kendi için de. Argos adında birini taktılar peşime. 169) İobates'e gönderir. 19). İokaste. VI. İokaste işlediği dogadışı suçu öğre­ n i n c e kendini asar (Laios. bense hep o belalı iğnenin zoruyla Bu topraktan o toprağa koştum durdum. İ o b a t e s . o sırada D e i a n e i r a ' d a n yeni bir gömlek is­ t e r . Bir efsaneye göre. Apollon'dan gelen bu sözleri düyunca babam. İole ile evlenmek hazırlıklarına giri­ şir. H e b e eliyle gençleştirmiştir. Thebai'li M e n o i k o s ' u n kızı ve K r e o n ' u n kız kardeşidir. dölleri soylarının kaynağı olan Yunanistan'a döneceklerdir (Aigyptos. Sonunda günün birinde anlaşılır bir söz geldi tnakhos'a. yarışmayı Herakles kazanınca. Biranda değişiverdi içim. İolaos amcası Herakles'in yanıbaşında yiğidin b ü t ü n işlerine katılmış ve ona yardım etmiştir. Lerna'nın tatlı sularına doğru. orada gene insan biçi­ m i n e girecek ve Z e u s ' u n oğlu E p a p h o s ' u d o ­ ğuracaktır (Epaphos). Kerkhne'nin. dışım.O zaman babam Pytho'ya. ton. İokaste o n u n l a evle­ nir ve ikisi erkek. Akdenizin güney ve doğu kıyılarına yayılan iki dallı bir kral soyu­ n u n atası olacaktır.

Bizim burada anlatacağımız efsanesi doğrudan Euripides'in iki tragedyasının özeti olacaktır. Akhaia adını verir. sonra kabul eder. Ksuthos'la Kreusa evlendikten son­ ra bir türlü çocukları olmaz. Efsane şöyledir: Ksuthos'u iki kardeşi D o ros'la Aiolos Tesalya'dan kovarlar. yani Danaos'la Ksuthos Peloponez'e gelmeden önce. Pausanias'ın anlattığı bu efsane belli ki Akhaia bölgesinin. Akha ordusunun Troya'ya varmak için on yıllık bir zaman yitirdiği anlatılır. tarihçilerse çeşitli amaçlarla çeşitli biçimlerde anlatırlar İon efsanesini. Strabon'un anlatımı ise başkadır: Ksuthos Erekhteus'un kızıyla ev­ lendikten sonra Attika'da dört kentler antlaş­ masını kurar (Tetrapolis). önce tanımak iste­ mez. iki oğlundan biri Akhâios Tesalya'ya döner. Apol- lon'un oğlu olarak gösterilir. Bunun bir süresi savaşa katılacak çeşitli filoların Aulis'te toplanmasıyla geçmiştir. Dor ve Aiol soylarının doğrudan doğruya isim babaları. Apollon tapma­ ğına başvurup bunun nedenini sorarlar. öteki İon Aigialeas ülkesine saldırmaya hazırlanır ki. 15).bir kurucu ata bulmak amacıyla. Homeros destanlarında Agamemnon'un kızı İphigeneia'ya verilen ad (1phigeneia). Atina krallığına getirirler. o da Attika'da Atina iline yerleşir. İones ve Akhaioi adlarını taşıyan boyların kaynağını açıklamak amacıyla kurulmuştur. 94): "İonyalılar Peloponez'de bugünkü Akhaia'da oturdukları sü­ rece. bölge­ yi siyasal ve sosyal alanda düzene koyar ve soyunun denizaşırı göçlere katılmasını sağlar. Orada tapınak rahibesi çocuğu büyütür. o sı­ rada Kreusa İon'u görür. oğullarından Akhaios Peloponez'de Akhaia bölgesini kurar. orada Atina kralı Erekhtheus'un kızı Kreusa ile evlenir (Erekhteus). tanrı buyruğuna uya­ rak genci alırlar. Homeros destanla­ rında fphigeneia'dan pek söz edilmez. adı İphianassa olarak birkaç kez geçer. Bu oyun Euripides'in mutlu bir sonuca bağlanan traged­ yalarından biridir ve böyle olduğu için de pek tragedya sayılmaz. Elektra. ("İphigeneia Aulis'te" ve "İphigeneia Tauris'te" adlı iki tragedyası vardır) İphigeneia ti­ pine büyük bir ün kazandırmış ve Troya sava­ şıyla doğrudan doğruya ilişkili tek kişi olarak İphigeneia batı yazınını da etkilemiş. kendi oğulları olarak büyü­ türler. Herodotos şöyle der (Tar. Apollon onu tanrı Hermes'e verip Delphoi'ye gönderir. Tesalya'dan gelen Akhaios'un saldırısına uğrar. efsanesi Troya savaşıyla doğrudan doğruya ilgili oldu­ ğu halde. Akhaios bölgeyi alır. Ksuthos oğlu İon'dan sonra da onlara İones dendi". Bunun tam tersi­ ne tragedya yazarları ve özellikle Euripides. öbür oğlu İon da Attika'ya kral seçilir. kadın İon'u doğurduktan sonra bebeği bir sepet içine koyup kayalık bir yere bırakır. Orestes ve Khrysothemis'in kardeşi (Tab. üstelik burada tanrı Apollon'a bağlamaktır. Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. kral ölünce Attika'dan sürülür ve Peleponez'in kuzey kıyısına. İphigeneia. 20). V I I . İon Helike adlı bir kent kurar ve halkına İones adını verir. Doros ve Aiolos. Ksuthos ölür. Bunun da amacı İonya'lıların kaynağını Atina'ya. Bunun nedeni ordunun bilici­ si Kalkhas'a sorulunca. verdiği cevap Aga- . Soy ağacından görüldüğü gibi (Tab. Akha'Iar orada toplandıktan sonra gemilerin yola çık­ ması için uygun bir rüzgâr esmesini beklemiş­ lerdir. Aulis Euboia yarım­ adasının karşısında bir limandır. Hellen'lerin söylediğine gö­ re Pelasgoi Aigialees adını taşırlardı. en ufak bir hava estiği yok. Racine ve Goethe'ye konu olmuştur. Ksuthos ise oğlu İon aracılığıyla İon'lar. efsanesi Ati­ na'da uydurulduğu besbelli olan bir kişidir. kral Selinos kızı H e like'yi ona verip kendisine halef seçer. ne Tauris'teki serüvenine dokunur. Tanrı Kreusa'yı Atina akropolünün bir mağarasında gebe bı­ rakır. Homeros ne Aulis'teki. İphianassa. Ne var ki ortalık sütliman. sonradan Akhaia de­ nilecek bölgeye yerleşir. Soyu bir süre Aigialeos bölgesinde kal­ dıktan sonra. Tragedya şairlerinden Euripides'in "İon" adlı oyununda İon Ksuthos'un değil. Bu süreç üstüne efsane yazarlarından hemen de hiçbir bilgi edinilmez. o zamanlan bu böl­ gede Aigialeos'un Pelasg soyları otururlardı. Doros'la Aiolos. O sırada Atina'lılar Eleusis'e karşı savaşta kendilerine yardım et­ mesi için İon'u çağrırlar ve İon Attika'da ölür. ya da İonyalılar denilen soya ata olmuştur. Hellen'lerin büyük atası olarak gösterilen Hellen'in üç oğlu vardır: Ksuthos. Selinos ölünce.

Günün birinde ta­ pmağa iki yabancı gelir. bunlar İphigeneia'nın kardeşi Orestes'le arkadaşı Pylades'tir. karısına kız doğurursa kendi­ sine göstermemesini. Ama Herakles tanrı Zeus'un tohumundan. İphigeneia'yı alıp gelmesini buyurur. Odysseia'da (Od. Bkz. amaçları Tauris'teki Artemis heykelini alıp Yunanistan'a getirmektir. İphigeneia. kızını bekleyen kaderi ve Aulis'e aldatılarak getirildiğini anlayınca. İki kardeş arasındaki fark hemen beşikte yattıkları ilk günlerinden bel­ li olur: Hera'nın gönderdiği yılanı görünce. İphikles de Amphitryon'un tohumundan meydana gelmiştir (Tab. (1) Erkek adı olarak: Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan bir yiğit ve Kıbrıs'lı Anakserete efsanesinde adı geçen bir kişi (Anakserete). 290. . yumıis. köpürür. Kraliçe bunu hiç unutma­ yacak ve kocasını Aigisthos'la aldatmasına da. k ı z kardeşi Elektra'nın tam karşıtı sessiz. Artemis kıza acır ve onu havalara kaldırıp. Öyle olmuş. hem de kız adı olan İphis adını koymuş. Kralın ailesi Mykene'de kalmıştır. güya kı­ zı Akhilleus'a nişanlayacaktır. günün birinde bir kız ona tutul­ muş. Klytaimestra). kurban bıçağının altına bir geyik koyar. İphigeneia'nm Aulis'teki serüveni de burada bi­ ter. çocuğunu erkek olarak tanıtmış kocasına. Önce böyle bir işe hiç yanaşmaz. İphis. XI.onlarla birlik olur. bıçağın pasından yapılan iksirle İphiklos iyileşmiş ve Podarkes adında bir oğlu ol­ muş. hayatta kalmayı Herakles'e borçludur. Yıllardan beri yerine getirdiği ödev. İphis'in anası ne yapacağını şaşırmış ve tanrıça İsis'e yalvarıp yardım dilemiş.. B u nun üzerine rüzgârlar hemen esmeye başlar. Bu haber Agamemnon'un tepesine balyoz gibi iner. yani bugünkü Kırım yarımadasında İphigeneia Tauris'li Artemis tapınağında rahi­ bedir. İphigeneia yabancıları tanır ve onları kurban et­ mek şöyle dursun. yiğidin bazı işlerine katılır. heykeli Bİarak Yunanistan'a kaçarlar. hem erkek. unu bir erkek yapmış. ta­ pınakta bir çeşit kurban kesmektir: Gemileri batıp Kırım'a çıkan yabancıları hep İphigeneia kurban eder Artemis'e. Tanrıça an­ cak Agamemnon kızı İphigeneia'yı kendisine kurban verirse.ık. Agamemnon'a karşı dinmez bir hınç yerleşir yüreğinde. Agamemn o n karısı Klytaimestra'ya haber gönderir. böylece evlenmesini sağlamış (Galateia). Kadın da kız doğurduğu halde. Herakles'in ikiz kardeşidir. İphigeneia kur­ ban edilmek üzere sunağa çıkar. Tanrıça da İphis'e acımış. öfkesinden vazgeçecek ve f i lonun yola çıkmasını sağlayacaktır. Teselya kralı Phylakos'un oğlu. ama önder­ lerin ve özellikle Menelaos'la Odysseus'un ıs­ rarları üzerine umumun çıkarını kendi çıka­ rından üstün tutmaya yana yakıla karar verir. Ama Herakles ansızın çılgınlığa kapılınca İphikles'in iki oğlunu ve kendi çocuklarını da öldürür (Herakles). ( 2 ) K ı z adı olarak: Girit'li bir masal kahra­ manıdır: İphis'in babası ille de bir erkek ço­ cuk istiyormuş. avlanırken kendisine adanmış kutsal bir geyiği öldürdü diye. İphikles çığlığı basar. Klytaimestra sevine sevine gelir. babası. Orestes kız karılı-sini arkadaşı Pylades'e verir. Aloeusoğulları. iki genci nişanlamışlar. tphiklos'un. bu yüzden de yellerin esmesini önlemektedir. 13). bu görevi onlara Delphoi'deki Apollon kâhini vermiştir. iphikles Amphitryon'la Alkme ne'nin oğlu. İphikles. söylentiye göre.memnon'u çileden çıkarır: Artemis tanrıça krallar kralı Agamemnon'a karşı kin ve öfke beslemektedir. Başına tuhaf bir serüven geldiği anlatılır: Genç yaşta iktidarsızlığa uğramış. İphiklos. saf ve sevimli bir genç kız tipidir (Agamennon. hemen dağa bırakması­ nı buyurmuş. bıçak tam boğazına saplanacağı anda. Troya dönüşü Agamemnon'u öldürmesi­ ne de bu kin sebep olacaktır. İphikles. ak­ rabaları olan bilici Melampus'a nedenini sor­ muş. Melampus da İphiklos'u iyi etmek için bir meşe ağacının kabuğu altında saklanan bir bıçağı bulmak gerektiğini bildirmiş. İphis böylece büyüyüp güzel bir deli­ kanlı olmuş. Pero). Onunla Orkhomenos'a karşı savaşır ve kral Kreon ödül olarak her iki kardeşe kız­ larından birini verir. İphimedeia. Tauris. 296) zengin bir sürünün sahibi ve Neleus'la Pero efsaneleriyle ilgili olarak adı geçer (Neleus. filo Troya'ya gitmek üzere yola çıkar.

"Ayağı tez". ölçülü. (1) Phokis bölgesinden gelen as­ kerlerin başında Troya savaşma katılan yiğit. İsis'e özellikle Anadolu'da tapınıldı^ Efes ve Bergama'da adını taşıyan tapınakların kalıntılarından da anlaşılmakta­ dır. Odysseus'la iphitos konukluk ve dostluk bağlarıyla birbirine bağlı­ dır.ikisi de aynı şahıstı . 1-107). kaçmaya çalışır.. zalim talih babamızı nasıl zillet içinde elimizden aldı. na­ sıl kendi ayıplarını kendi ortaya dökerek ken­ di elleriyle kendi gözlerini çıkardı. ayrıca büyü yoluyla doğa güçlerini yöneten bir tan­ rıça oluvermiştir. XXI. anası ve karısı . çekingen bir genç kızdır. toprak altında ya­ tanlara yalvaracağım ve zor karşısında böyle yaptığım için beni affetmelerini dileyerek. gökkuşağı da denizden çıkarak gökle yeryüzü arasındaki ilişkiyi kurar göründüğü için. Hem sonra böyle bir hükümdarın tebaası olduğumuz için bun­ lara. kadın olduğu­ muz ve erkeklere karşı mücadele için yaratıl­ madığımızı düşünmektir. bulur ve oğluna öcünü aldırtır (Oslris). aynı günde. İole'nin kardeşi. Odysseus da bir yumruguyla kemiklerini kırıp onu dışarıya sürükler atar.İphitos. haddini bilir. Bak. İsmen e . Şimdi biz ikimiz kaldık. hatta daha beterlerine tahammül etme­ miz lâzımdır. Penelope'nin taliplerini öldürmeye yara­ yacak kocaman yayı Odysseus'a iphitos ver­ miştir (Od. . ya da Demeter-Kore efsaneleri arasında benzerlik olduğu gibi. Devlete karşı koymak elimden gelmez. başımızdakitere boyun eğeceğim. Olympos tanrı­ ları İris'i de Hermes gibi ulak ve özellikle in­ sanlara haber salmak için kullanırlar. böylece zamanla İsis YunanRoma pantheon'unda çok önemli bir yer al­ mıştır. birbirlerinin eliyle nasıl yürekler acısı bir ölüme kavuştu­ lar. ana tarafından da Okeanos'a bağlıdır (Tab. eğ­ lence ve maskaralığa düşkün talipleri iki di­ lenciyi birbirleriyle dövüştürmeye girişirler. H a r p ya'ların kız kardeşi. toprak. Thaumas'la Elektra'nın kızı. "yel gibi uçan" diye vasıflandırılan İris Homeros destanlarında önemli bir rol oynar. 6). güneş t a n n H o rus'un anasıdır. İros Odysseia'da sözü geçen İthakeli bir dilencidir. Hayır. İsis. güneşte gökkuşağının renklerini yansıtan ince bir tülle örtülüdür. Typhon) Osiris'i öldürünce İsis kocasını ara­ maya çıkar. deniz ve yeraltı ülkesine ege­ men olup yaşamla ölümü elinde tutan.. ama talipler yakasını bırakmaz. Bu efsane ile Yunan mythos'unda mevsimleri simgeleyen Adonis-Attis. tanrı Zeus ve özellikle Hera'nın hizmetindedir. başında ay taşıyan bir inek biçi­ minde imgelenen İsis'le İo arasında da bir iliş­ ki kurulmuş. Mısır efsanesine göre İsis kral tanrı Osiris'in kız kardeşi ve karısı. t o p ­ rak ürünleri. Antigon e . İris baba tarafından P o n tos'a.). İphitos Argonaut'lar seferine de çıkmış.kendini asarak günahkâr hayatına nasıl bir son verdi ve kar­ deşlerimizin ikisi de. Eteokles ve Polyneikes'in kardeşi. İros'u bir titremedir alır. (2) Oikhalia kralı Eurytos'un oğlu. İros. Çünkü yapa­ mayacağın işlere kalkışmak akıl kârı değil­ dir. Karanlıklar tanrısı Set (Yun. İsmene şöyle konuşur: "Ah kardeşim. bize yakışan. Kendisine verilen buyruğu harfi harfine tek­ rar etmek İris'in özelliklerlndendir. İsa'dan sonraki yüzyıllarda Yunan-Roma dünyasına girmiş ve kişiliğinde birçok dişi tanrıları toplayarak bir süre tek tanrıça olarak tapım görmüştür. puta taparlıgm son demlerinde tek tanrıya ve özellikle tek bir ana ve bereket tan­ rıçasına mistik bir eğilimin baş göstermesiyle İsis. geniş omuz­ ları ve güçlü kollan ortaya çıkınca. Sophokles'in "Antigone" adlı tragedyasında Antigone ile İsmene arasındaki diyalogda. Aslında bir Mısır tanrıçası olan İsis. X V I I I . Ba­ bası Eurytos gibi İphitos da usta bir okçudur. Yunanistan'ın İskender'den sonra. Oidipus'la îokaste'nin kızı. Talipler arasında da bir kahkahadır ko­ par (Od. İsmene. İris. Roma'nın da Augustus zamanında Mısır'a açılması. İris. Bunun için. Antigone'nin tam karşıtı. Herakles efsanesinde rol oynar. Kanatlı­ dır. eğer kanuna aykırı hareket edip hükümdarın hükmüne ve kudretine karşı gelirsek ne korkunç bir ölüm­ le öleceğiz. Odysseus soyunup iri bacakları. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye gelip taliplerin şölenine karışınca." (Antigone). Gökkuşağını simgeler. Odysseia destanına göre. tıpkı Ana Tanrıça tipini simgeleyen Artemis-Hekate ya da Kybele gibi. düşün bir kere. 13 vd.

gün ışığı. Pulvius (yağmur yağdıran) sıfatlarıyla anılır. Ascanius Troya'dan gelme asker­ lerle Latium'dan devşirme ordunun başına geçmiş ve Rutul'larla Etrüsk'lere başarıyla karşı koymuştur. luno. babası da Thebai efsanesinde olduğu gibi Zethos değil. O. her kadının da "İuno"su var­ dı. eltisi Niobe'nin oğlunu öldürmek isterken kendi çocuğu İtylos'u öldürür ve öm­ rü boyunca dövündükten sonra bülbül haline getirilip gene İtylos diye ağlar (Aedon). bu yüzden de Fulgurator. İuno Lucina'ya sunu ya­ pılırken herkesin kemer ya da kuşağını çöz­ mesi gerekirdi. en büyük iupiter) Roma devleti nin koruyucusu ve y ö n e t i c i s i olarak tapım gö- . İuno'ya daha başka sıfatlarla da tapındırdı: İuno Lucina doğuma bakmakta ve doğumu kolaylaştırmaktadır.Italos. hem de Sa­ bin kadınlarının kaçırılmasından sonra Ro­ malılarla Sabin'ler arasındaki barışın kurul masını anarlardı. hava. Askanıos) italya'ya geldikten sonra aldığı ad. bu da Iuppiter'in bir küçülmesi olsa gerek. Kentin başlıca çeşmesinin kuruluşu da ona atfedilir. tanrıçalara da bakardı. iki kardeşiyle birlikte Korfu adasından İthaka'ya göçer ve . halkını öyle uyuygar bir hale getirmiş ki. Hera ile bir tutulan Romalı tanrıça. İulus R o ma'nın metropolü olan Alba Longa şehrini kurmuştur. Yunan dininin etkisiyle sonradan Zeus'la bir tutulmuştur. 390 yılında Roma bir gece Galya'lıların saldı nsına uğrayınca.adada İthaka şehrini kurar. hak ve barışsever bir kralmış. Aynı tepede iupiter Optimus MaxlııHIS (en İ y i . Mart ayının ilk günü kutlanan Matronalia bayramında "matrones" yani evli barklı. İono'nun daha başka tapınakları da vardır: En önemlisi.güneye Ausonia denirdi bütün yarımadaya yayılmış. Yunanistan'ın batısındaki adalardan. Mnerva üçlü­ sü içinde Quirinalis sonra Capitolium tepelerinde tapınağı olmuştur. Tonans. Bu koruyucu İuno yalnız ölümlülere degil. baba tanrı ya da gök tanrı anlamına gelen D l es-piter (yani Zeus pater)den türemiş olan İupiter aslında Roma pantheon'unun en eski. Roma di ninde İupiter gök. çocuklu kadınlar hem İuno'nun oğlu tanrı Mars'ı. Itys. Aedon. Ödül olarak kendisine İobum (ya da lolum) adı verilmiş ki. İupiter Capitolinus'a dikilen tapınağa sonradan İuno ve Minerva da alınmış. Aeneas'ın oğlu Ascanius'un (Yun. I. luno. Aedon'la Thebai'li Zethos'un oğlu­ dur. Aynı efsanenin Attika'da ve özellikle tragedya yazarlarınca anlatılışında adı geçen çocuk. Atina kralı Pandion'un kızı Prokne ile evlenir (Aedon). İulus Caesar'ın ve onun evlatlığına girdiği için imparator Augustus'un da üye bulundukları ünlü İulii soyunun atası sayılır. Ro­ ma kalesinde İuno Moneta'ya ayrılmış olamy di (Moneta uyaran. Çok iyi. önce yalnız kuzeye verilen ltalia adı . en büyük tanrısıdır. Trakya kralı Tereus'tur. Prokne'nin oğludur. Ithakos. Doğanın büyük yöneticisi sayılan bu tanrıya Roma'nın kutsal tepesi Capitolium'da tapınılırdı. yani "Küçükk İuppiter" olmuş. Itylos. İtalya'ya adını veren kurucu kahra­ man. Roma dininde her erkeğin "genius"u (Geni us) olduğu gibi. Adı Zeus baba. Oradan da İulus çıkmış olsa gerek. Thebai'de anlatılan bülbül efsanesin­ de llylos. bu tapınağın kutsal kazları ötüşleriyle halkı uyandırmışlar ve şehrin kur­ tulmasını sağlamışlardır. İulus adının kaynağı şöyle açıklanır: Aeneas ortadan kaybolup Latium bölgesinde savaş patlayınca. Iulus. İupiter (yahut İuppiter). Tonitrualis (gök gürleten). Fulminator (şimşek çakan). İthaka adasına adını veren kurucu kahraman. Sicilya'dan. hatırlatan demektir). yıldırım ve şimşek gibi doğal güçleri simgeleyen tanrıdır. Tanrıçanın "luno So roria" ( k ı z kardeşi koruyan İuno) olarak H o ratius efsanesinde de rolü vardır (Horatius). Zeus soyundandır. kadınlar arasında da meşru yoldan evlenmiş olanların tanrıçasıdır. İtys. çünkü giyside herhangi bir düğüm gebe kadının kurtuluşunu önleyebilir inancı vardır. böyle­ ce Capltolium üçlüsü adıyla bu tanrılara tapınılmıştır. Roma'da İuno genellikle kadınların konıyu cusudur. daha başta yarlerden geldiği ileri sürülür. Aslında luno ayın değişimlerini simgeleyen lbir tanrıçadır ve luppiter. Italos'un asıl kaynağı üstüne mythos yazarları arasında ayrılık vardır.

Roma'ya sal­ dırıların her türlüsünü durdurduğu sanılırdı. ölümsüz demek) olan İuturna bir su nympha' siydi. sulak bir bölgede bulunan tapmağı Augustus zamanında buraları kurutulunca kal­ dırılmıştır. Roma'da adaletin simgesi. daha çok Dike'ye benzemektedir. böylece İupiter'in devlet tanrısı olarak egemenliğini kabul ettirmekti. Eski adı Diuturna (diuturna sürekli./i . Ama tuventus'un asıl görevi genç delikanlılar çocuk elbisesini bırakıp "toga virilis" yani yetişkin erkek toga'sını giydikleri zaman onları koru­ maktır. F e retrius adıyla Roma'nın savaş alanında da baştanrı sayılırdı: Düşmandan alınan bütün silahlar. /. Ovidius Lara ve Lares tanrılardan söz ederken İupiter'in İuturna'ya olan aşkını. Bu pınarın şifalı niteliği olduğu gibi İuturna da iyileştirici bir tanrıça sayılırdı. Fontus). Roma'nın en eski çağlarında Yunan tanrıçası Hebe ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde. bunlarla imparatorluk politikasının yayılmasına ve gençlerin askerlik öncesi bir eğitim görmele­ rine çalışılmıştır. İuventus. zafer kazanan başkomutanlar zafer çelenklerini ve ilk kur­ banlarını (ki bunlar beyaz boğalardı) ona adarlardı. Tan­ rı da Sabin'leri püskürterek Forum'da Palatinus tepesinin dibinde İupiter Stator'a adan­ mış tapınağa kavuşmuş. İustitia Altın Çağda insanlar arasında bulunurken (Soylar Efsanesi). nympha'nın bin bir bi­ çime girerek tanrıdan kaçtığını anlatır (Lara). ayrıca Stator unvanıyla İupiter'in düşmana karşı koyduğu. Göğe çıkmış ve burçlar ara­ sında Bakire burcu olmuştur. Taşra kentlerinde ve ele geçiri­ len yabana ülkelerde Romalıların ilk işi Roma'da Capitolium tepesindeki üçlü tapınağın bir tıpkısını kurmak. Yunan tanrıları arasında Themis'e değil de. İuventus'a Capitolium'da İupiter. Bir efsaneye göre de İuturna tanrı İanus'un eşi ve pınarlar tanrısı Fontus'un anası olarak gösterilir (lanus. K i m i Jüpiter'i düşünde görüp ondan doğrudan doğruya esinlendiğini ileri sürer. öldürülen düşmanların soykaları bu İupiter'e adanır. Flamen dialis adıyla görevlendiri­ len başrahibi İuno'nun başrahibesiyle evlene­ rek tanrılar arasındaki kutsal birliği yansıtm'akla yükümlüydü. Konsullar göreve başlamadan gelip ona yakarmak zorundalardı. İuno ve Athena üçlüsüne ayrılmış tapınağın içinde ve özellikle Athena'nın "cella"sında bir sunağın ayrılmış olması bu tanrıçanın eskiliği­ ne delildir. Romulus kılıcını kaldırarak Forum'da İupiter'e ant içmiş. Roma İmparatorlumu çağında imparatorlar baştanrı İupiter'le ilişki kurmaya ve doğrudan doğruya İupiter Optimus Maximus'un kıla­ vuzlumu ve koruyuculuğu altında olduklarını belirtmeye çalışırlardı. Bu siyasal niteliğini İupiter Roma devletinin son demlerine dek koruyabilmiştir. İupiter'in sevdiği bu su perisine tanrı ölümsüzlük bağışlamış ve Latium 'daki bütün suların koruyuculuğunu vermiş. Roma İmparatorluğu zamanında İuventus tanrıçanın koruyuculuğu altında bir çeşit gençlik dernekleri kurulmuş. kimi İupiter'in sıfatlarını kendi adı­ na taktırırdı. düşmanı durdurursa olduğu yerde bir tapınak kurmaya yemin etmiş. İuturna. Durduran anlamına gelen Stator sıfatının kaynağı şöyle açıklanırdı: Roma'lılaria Sabin' ler arasındaki savaşta Roma'lılar Sabin'lerin karılarını kaçırdıktan sonra. İmparatorluk dönemi şairleri İuturna'yı Aeneas'ın düşmanı Turnus'un kız kardeşi sayar­ lar ve Turnus'la birlikte savaşa katıldığını söy­ lerler. Gençliği simgeleyen tanrıça. Kültü Latium bölgesinden Roma'ya sonradan getirilmiş ve Forum'da bulunan bir suya "İuturna Havuzu" adı verilmiştir. bir ara Sabin'ler ağır basmış ve şehri almak üzereymişler ki. sonra­ dan bu iki tanrıça benzeşmişlerdir. Tanrılar arasında tam bir otorite kurduğu gibi. Jüpiter'in siyasal rolü bununla bitmez. İustitia. İupiter Roma'nın dış ilişkilerini ve uluslararası antlaşmalarını koruyan bir tanrı sayılırdı. insanların gitgide daha çok suç iş­ lemesi onun artık yeryüzünde tutunamamasına yol açmıştır. devlet otoritesini ve disiplinini simgelerdi.rürdü. Mars Meyda­ nında.

Agenor'la Telephassa'nın oğlu­ dur. Bütün bu belgelerden Korybantlar ve Kuretalar gibi Ana Tanrıça tapımıyla ilgili oldukları anlaşıl­ maktadır (Kybele). Persephone. nereye yerleşmesi ge­ rektiğini tanrı sözcüsüne sormuş. sonra da Rhea'nın alayında bulunan cinlere karıştıklan söylenir. sayılan da üç­ tür. Europe kaçırılın­ ca. sonunda Boiotia böl­ gesinde bir yere çöküp y. Kadmos. Efsanesi bütün Akdeniz bölgesine. 10). H a des gibi tanrılara Kabir adının sıfat olarak ta­ kılması dikkati çeker. inek gider. Eriphyle. Kadmos bunu yapınca topraktan birdenbire silahlı adamlar çıkıverir: Bunlara Spartoi. Karşısına çıkacak bir ineğin ardına ta­ kılacak ve inek nereye çökerse orada şehir kuracaktır. Kadmos. Anadolu ve Afrika'ya yayılmış. Musalara ve Demeter. ineği Athe- na'ya kurban etmek ister. Roma çağında lupiter. Kaeira. Thebai şehrinin kurucusu Kadmos. Başta Athena olmak üzere tannlar onu ko­ rur. . bunlar da Kadmos'a şehri kurmak için yardım ederler. Hepsi dev gibi yabani adamlar­ dır. aldığı ce­ vapta yeni yurdunun bir genç kızın elinden suyla toprak alacağı yerde bulunduğu söylen­ miş. İo soyundandır (Tab. ki­ şiliği bölgenin yerli tipleriyle kaynaşmıştır. Adları efsanelere pek karışmayan Kabir'lerin Bergama akropolünde Zeus'un doğuşuna tanıklık ettikleri. Lykia ve Pisidia bölgelerinde at üstünde ayakta durur gösterilen bir tanrı figü­ rü. Phoiniks ve Kiliks'in kardeşidir. Ares Pınarı adlı çeşmenin önünde bir ejderi tepeler. Kadmos yola çıkar. Anasını da birlikte götüren Kadmos bu aramanın boş olduğunu anlar ve bir süre Trakya'da kaldıktan sonra. Burdur'un Tefenni İlçesinde bu tanrı ka yalara oyulmuş olarak görülmektedir. Neleus Atina'dan göçmeden. Agenor oğullarını kızı aramaya gönderir (Agenor). bunun İ ç i n de arka­ daşlarını su almaya gönderir. Kader. sonra gelir Thebai'ye kral olur. Bkz. Kadmos tepesi adını alan Thebai kalesine tanrılar armağan larıyla birlikte gelmişlerdir. Amphiaraos. Söylentiye göre bu gerdanliği Kadmos'a Zeus kendisi vermiş. birine gö re de Europe kardeşine hediye etmişti. biraz gittikten sonra bir inek sürüsüne rastlar. Europe. Kadmos bu ineğin peşine ta­ kılır. yani ekilmiş adam­ lar adı verilir. T a n n sözcüsü Eupore'nin izi­ ni aramaktansa.ır. sonra da Thebai hanedanının başına gelecek birçok belaları doğurmuştur. kız da toprağa su karıştırarak bunu yapınca tanrı sözü yerine gelmiş.K Kabir'ler.ısı okluğunu anlar. Harmonia'ya veri­ len düğün hediyeleri dillere destan olmuş. Her iki armağanın da sonraki efsanelerde sözü geçer (Harmonia. Neleus Miletos'ta kral olmuş. ya da ataları Hephaistos. anası da ölünce. yalnız beşi sag kalır. ayrıca da dolayların­ da üç şehir kurmuş (Neleus 2).ıl. Bunların en önemlisi Kharit tanrıçaların dokuduğu bir ti bise ve demirci tanrı Hephaistos'un yaptığı bir altın kolyedir. luno ve Minerva üçlüğüne de Kabir denmek­ tedir. Zeus Ares'le Aphrodite'nin kızı Harmonia'yı Kadmos'a eş olarak verir ve düğünleri parlak bir törenle kutlanır. Kodros'un oğlu Neleus efsanesinde rol oynayan Milet'li bir çömlekçi kız. Moira. gider. Doğar donmaz birbirleriyle kavgaya tutu­ şurlar. Neleus da dolaşa dolaşa Miletos bölgesi­ ne gelmiş. Kadmos seçi­ len yerin bıır. Kabeiroi diye anılan tanrısal var­ lıklar. bir şehir kurması gerektiğini söyler. orada bir mühür izini almak için yolda rastladığı Kaeira adında bir kızdan ça­ mur istemiş. Kakasbos. O sırada tanrıça Athena ona görünür ve ejderin dişle rini toprağa ekmesini söyler. Alkmaion). ineğin biri her iki böğründe ayı simgeleyen iki beyaz kü­ re taşımaktadır. Ne var ki Kadmos Ares'in kutsal ejderini öldür­ müş olma suçunun cezasını çekmelidir: Yedi yıl boyunca tanrıya köle olarak hizmet etmek zorunda kalır. Thebai efsanelerinin başında. Delphoi kehanetine ne yapacağını sormaya gider. özellikle tragedyaya konu olmuş birçok kahramanın atası olarak görülür. Mitograflara göre babala­ rı. Kaynaklan ve gerçek nitelikleri belli ol­ mayan Kabir'lerin adı Dardanos efsanesinde geçer: Semendirek adasında gizlemleri bulu­ nan bu cinleri Troya yöresine Dardanos ge­ tirmiş (Dardanos).

Mopsos yenileceğini öngörmüş. bu hünerle geldiydi ta llyon'a Akha'lann gemileri. Kalamos arkadaşını geçmek iste­ miş. Homeros onu Ilyada'da şöyle tanıtır (İl. Boreasogulları diye de anılırlar ve kanatlı birer cin olarak canlandırı­ lırlar. Troya savaşında ordular anısında vcl).ı çıkınca. doğru yoldan gidilmiş olur. Akha ordusunun Aulis'ten ilk yo­ la çıkışında Kalkhas sunak sütünde bir yılanın bir kuşu yediğini görünce. nedenini bildirmiş ve Apollon rahibi Khryses'e kızı Khryseis'in geri verilme-] si gerektiğini bildirerek. hepsinin adını sayarken Kalliope için " h e p i | nin başı sayılan Kalliope" der. Karpuz söz­ cüğü oradan gelmedir. özel­ likle Troya destanlarında adı geçen en ünlü kâhinlerdendir. şarabı içmek üzereyken Kalkhas bu söze öyle gülmüş ki boğulmuş ve şarabı içemeden ölmüş. Kalliope. haber verir. uyulmazsa tanrı belalarıyla karşılaşılır. kâ­ hin de bunu biliyordu: Kendisinden daha usta bir biliciyle karşılaştığı gün Kalkhas'ın ömrü sona erecek diye bir tanrı sözü varmış. Agamemnon'u kız dırmış. Kalkhas Yunan efsanesinde. D ö ­ nüş efsanelerinde de Kalkhas'ın rolü büyük­ tür: Tanrıça Athena'nın Aias'a yapılan hak sizlik yüzünden Akha'lara kızdığını. Kolophon'da Kalkhas kâhini Mopsos'u bulmuş. birinci bö­ lüm). sonra da Kalkhas'ın yönetmediği bir tek olay yoktur. Kalkhas. Kalkhas kendini öldürmüş. Troya savaşından önce d e . Karpos bu yarışmada boğulmuş. ama iskenderiye şiirinde Kalliope lirik şiirin esin perisi sayılır. Öfkesinden canına kıymış ve Kolophon'un yakınında Notion şehrine gömülmüş derler (Mopsos). Kader Kalkhas'ın Anadolu'da ölmesini buyuruyor. Phoibos Apollon verdiydi bu hüneri ona. Erken ilkçağlarda Musa'ların yetki alanı sı nırlanmış değildir. sonucu üstüne Kalkhas'a da Mopsos'a da danışmış. Rüzgâr tanrı Zephyros'la H o ra'ların birinin oğlu olan Karpos adlı bir deli­ kanlıya tutkunmuş. Aiolya bölgesinde. Argonaut'lar efsanesinde rol oynayan Kalais'le Zetes. Tahta atın yapılma­ sını ve şehre sokulmasını salık verdiği gibi. Mopsos hak­ lı çıkınca. tanrı sözcülerinin en büyüğü. Başka İM» . Anadolu ile ilgili birçok efsanelerde Kalkhas'ın yanılgı­ ları anlatılır: Lykia kralı bir sefere çıkacak ol­ muş. Ordunun ilk Mysia çıkışında Telephos'un sözlerini onayla­ mış (Telephos). sözüne uyulursa. kendisi Akhalarla Yunanistan'a dön­ mek istememiş. rüzgâr tanrı Boreas'ın oğullarıdır. 69 vd. Adı güzel sesli anlamına gelen Kalliope dokuz Musa'ların biridir. onunla Akhilleus arasında kavga çık masını ve İlyada'da konu olacak Akhilleus'un öfkesini kışkırtmış (bkz. Troya'nın düş­ mesi için Helenos'u ele geçirmek gerektiğini de o söylemiş (Helenos). geleceği. ama ora bilici lerinden biri bağının şarabını içemeyeceğini söylemiş. Amphiaraos'un oğlu bilici Amphilokhos'la birlikte gemiye binip. ama savaşta yi­ ğidin öleceğini bildirmiş de bunun üzerine Akhilleus'un anası Thetis onu kız kılığına so­ karak Skyros kralının kızları arasına saklamış (Akhilleus). Thestor'un oğlu. geçmişi. Kalamos buna o kadar üzülmüş ki kuruya kuruya bir kamış haline gelivermiş.): Kalkhas. Lakhas bilememiş. geçmekte olanı. Ana­ dolu kıyılarında Kolophon şehrine çıkmış ve orada kalmış (Amphilokhos). Paris öldükten sonra. îlyada. Kalkhas'ın rol oynadığı olaylar şöyle özetlenebilir: Alkhilleus dokuz yaşındayken. kendisi de atın içine saklananlardandır. Kalais ve kardeşi Zetes. gele­ ceği görür.Kalais. birbirine sorular sormuşlar. Troya şehrinin an­ cak on yıllık bir abluka sonunda alınabileceği­ ni söylemiş (Agamemnon). İki genç bir gün ırmakta yüzerken. Hesiodos Theogonia'nın başında Musa'lara seslenip. Kalkhas zafer kazanacağını. Kalamos. Myrina yakınındaki bir kutsal ko­ ruluğa Kalkhas bir bag ekmiş. Kalkhas Troya'nın ancak Akhilleus katılırsa alınabileceğini. Mopsos hepsini bilmiş. kral Phineus'u Harpyalardan kurtarmışlar (Argonaut'lar). bu yüz­ den dönüşlerine engel olacakını bildiği için (Aias). biliyordu her şeyi. ırmak tanrı Maiandros'un (Büyük Menderes) oğluymuş. Adı meyve anla­ mına gelen Karpos da güzün ölüp ilkyazda dirilen tarla yemişine dönüşmüş. İkinci Aulis durağında fphigeneia'nın kurban edilmesini salık vermiş (Iphlgeneia). Kamış anlamına gelen Kalamos.

dönüşünü özleye öz leye. kokusu uzaklara yayılıyor. bakardı iki gözü iki çeşme. sarıyordu odayı çatır çatır yanan dağ servisinin. Alkmaion'la evlenir ve Akarnan'ı doğurur (Alkmaion. Andromakhe gibi H o meros'un yarattığı ölümsüz. Rhesos). hıçkırıklar. gördüğü manzara şudur (Od. eşi Penelope'den sonra en çok seven bu kadına? Tanrıçalıgı da bir tuhaf. (2) Irmak tanrı Akheloos'un kızı. . Geryoneus'la Ekhidna doğar (Tab. 55 vd.): Kıyıda oturur buldu (Kalypso) onu. çıktı karaya menekşe rengi denizden. Hermes Kalypso'ya Odysseus'u yurduna göndermesi gerektiğini söyleyince. Ama Odysseus yurduna özlem çekmektedir (Od. boyuna gözyaşı akıyordu gözlerinden. ozan Linos'un ya da Rhesos'un anasıdır (Linos. 151 vd. Kalypso öyle kanlı canlı olarak karşımıza çıkar ki.): kurtulanlar kurtulmuştu. 6). Lykos onu Ares tanrıya kurban etmek is­ ter. onu yıkamış. öte yan­ dan da bir nympha olduğunu söyler. Gündüzleri kayalarda. Kalydon avı (bkz. V. tüketiyordu tatlı ömrünü. Güzel akışlı anlamına gelen Kallirhoe birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Okeanos'un. Kocaman bir ateş vardı ocakta. Adı da öyle: Yunanca saklamak. Başka mythos yazarları. Hiç önemi yok. o mağarada güzel örgülü Nymphe otururdu. yani Pleiad'ların biri olduğunu ileri sürerler. Bir efsaneye göre Troya savaşından sonra Diomedes'in gemisi fırtınaya uğrar ve Libya kıyılarına va­ rır. kocası olsun diye. Kimi efsaneye göre Kalliope Seiren'lerin. kimin nesi ol­ duğunu araştırmak aklımızdan bile geçmez. Kallîrhoe. Ölüm uçurumundan bir Odysseus kavuşmamıştı yurduna ve karısına. saklayan tanrıça mı demeli Odysseus'u. Kalypso. Penelopeia. (3) Irmak tanrısı Skamandros'un kızı. 2 6 3 vd.V. ama Diomedes'e gönül vermiş olan kızı yiğidi kurtarır. I. unutulmaz kadın tiplerinden biridir. Meleagros). kumsallarda yer bitirirdi kendini gözyaşları. gitti koca mağaraya doğru. Atlas'la Pleione'nin kızı. tanrılara çatar kendisinin ölümlü bir erkekle sevişmesi­ ni kıskanıyorlar diye. tanrıçaların yücesi) unvanını verir. Sak­ lı tanrıça mı. mazı ağacının. Akarnan). Haberci tanrı Ogygie adasında güzel perinin oturduğu mağaraya uçup gelir. (4) Libya kralı Lykos'un kızı. gizlemek anla­ mına • g e le n "kalyptein" fiilinden türeme.kaynaklarda epik şiirin denir. Nymphe'den hoşlanmıyordu artık o. Assarakos ve Ganymedes'i doğurur (Tab. Zeus Hermes'i buyruklarla gönderir Kalypso'ya. Kalydon. Nausikaa. İsteksiz uzanıyordu geceleri mağarada onun yanma. yürüdü. Odysseia'nın ilk dizelerinden şöyle tanıtılır bize (Od. 17). V. iniltilerle bakardı boyuna hasat vermez engine. ama sonra da Odysseus'a tanrıların kararını bildirir ve ona bir sal yapmasında yardım edip şöyle uğurlar sevgi­ lisini (Od. Homeros ona Olympos tanrıçalarının en bü­ yüklerine verdiği "dia theaon" (yüce tanrıça. Odysseia'nın en sevimli kişilerin­ den Kalypso'yu bir gizem perdesi örter. kimi de der ki güneş tanrı Helios'la Perseis'in kızıymış. urbalar giydirmişti güzel kokulu Bir tulum siyah şarap vermişti yanımı. Tros'la evlenerek Ilos. savaştan ve denizden dönenler dönmüştü.): Kalypso uğurladı Odysseus'u adadan beşinci günü. yüce Nympha'nın ilk tepkisi öfke olur. Buldu onu İçinde mağaranın. Kalypso içerde altın mekikle tezgâhına gide gele. Kallirhoe. 11 vd. yanıp tutuşuyordu. oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso yüce tanrıça. güzel peri. Tethys'in kızı Khysaor'la birleşmesinden iki canavar. Diomedes'ten yüz görmeyince kendini asar (Lyfcosj. Sonunda tanrılar acır Odysseus'a.): Varınca ta uzaklardaki adaya.

Kybele'nin. şehri ateşe vermek ister. Karkabos. ama Kryasos'lular bu göçmenlerin fazla yayılmasından korkarak onları yok etmek çarelerini düşünürler. Bu genç kızın yürekler acısı bir kaderi.daha büyük bir tulum dolusu da su. Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan Argos'lu önderlerden biri (Amphiaraos. Malta müzesinde bi­ zim Anadolu kazılarından bol bol çıkan Ana Tanrıça heykelcikleri g i b i geniş kalçalı f i g ü rinler bulunmaktadır. Ardından uğurlu. Troya kralları ona toprak vermişler. ora­ da yerleşmiş. tanrılardan uzak. ama Zeus tam Kapaneus'un sura tırmanacağı anda onu yıldırımıyla vurur ve öldürür. bugünün anlayış ve deyimine göre uzağı gören bilinçli bir insanın dramını. trajik bir kişiliği vardır. Anadolu'nun Karia bölgesiyle il­ gili bir efsane. sonra da suçun­ dan arınmak için kral Tros'un yanına. Kryassos'lular kocalarına saldı­ rınca. tanrının şehir dışında bulunan tapınağında bir şenlik düzenlemişler ve tören sonunda ço- . Triopas öyle zalim bir zorbaymış ki. Kassandra'yla ikiz kardeşi Helenos bebekken. en ilgi verici evladıdır. Karia şehri Kryassos'lu bir kızmış. Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı (Tab. saklı koy adı­ nı verdikleri anlaşılmıştır. 16). göçmenler silaha davranıp hepsini öl­ dürürler. Odysseus da sevinç içinde açtı rüzgâra yelkeni. Bunun ilerde daha belirgin biçimde aydınla­ nacağına güvenilebilir (Kirke). Olympos tanrı dünyasından uzakta. o da Zelela diye bir şehir kurmuş (Erdek'in güneyinde. Troya savaşında Troyalılardan yana çarpışan Pandaros'un atasıdır (Pandaros). Gele­ ceği görme gücüyle yıkımları önlemeye çalı­ şan. dev boylu. Kaphene Nymphaios'a gönül verir. Kaphene'yle Nymphaios birer tanrı gibi saygı görür. ka­ ma saklarlar. Melos adasından gelen göç­ menler Nymphaios adlı önderlerinin kılavuz­ luğunda gelip Karia'ya yerleşince. bugünkü Sarıköy?). Priamos'la Hekabe Thymbralı Apollon şerefine. 31) bu soruya cevap ver­ meye çalıştık: Bilginler uzun araştırmalardan sonra Kalypso'nun Ogygie adasının Malta ol­ duğu sonucuna vardılar. Bu iki ka­ dın tanrıça tipik Ana Tanrıça nitelikleri taşır. Kaphene. Malta adasına ise çok eski zamanlarda Fenikelilerin ayak bastığı ve oraya Maleth. yaman bir adamdır. Oğlu Sthenelos Troya savaşına katılır. Karkabos yurdunu kurtarmak için babası­ nı öldürmek zorunda kalmış. Kassandra. her türlü yiyecek vermiş bol bol. Hektor ve Paris'ten sonra. Kryassos şehrini yerle bir ettikten sonra Yeni Kryassos diye bir şehir kurarlar. kopmuştu kumanyayı bir meşin torbaya. Ne var ki Kaphene Nymphaios'a işi haber verir. başka bir tanrı dü­ zenini simgeleyen kadının egemen olduğu anaerkil bir düzenin tanrıçası olan Kalypso. silahsız gelecekleri şölende onları topluca öldürmek­ tir amaçları.kadın eline dü­ şer. öteki Kalypso . tanrılardan çekinmez. yani Anadolu'nun Ana Tanrıçası­ nın bir benzeri. göç­ menlerin karıları elbiselerinin altında kılıç. Yerliler bunu kabul eder. de­ nizle çevrili ıssız bir adada oturan ve Olympos'luları hor görmese de. Plutarkhos'un anlattığı bu masal bes­ belli ki Yunanlı göçmenlerin Karia yerlilerine yaptıkları mezalimi örtmek için uydurulmuş­ tur. kurtulamaz onların etkisinden. onlardan ayrı bir biçimde yaşayan. Troyalı kral çiftinin. Kuzey Yunanistan'da Trakya ve Makedonya bölgelerinde hüküm süren Triopas'ın oğlu. Meloslular da kendi töre­ lerine göre karılarını da şölene getirmek için izin isterler. Karısı Euadne. yani saklı liman. Kapaneus. tatlı bir yel saldı. Thebai'ye saldırıda. ama sözünü geçiremedigi için başına ge­ len belalardan iki misli etkilenip üzülen bilici­ nin dramını simgeler Kassandra. Kalypso bu Maleth adının Yunanca çevirisi olsa gerek. Efsaneler Kassandra'nın bu gücünü çeşitli yorumlarla anlatır. Troas bölgesine sığınmış. Kassandra. Melos'luları büyük bir şölene çağırırlar. Şimdi bakalım. Adratos). onlara baş kaldırmayı göz alan bu saklı tanrıça kim? Odysseia'ya yazdı­ ğımız önsözde (s. başka adla bir tıpkısı olma­ sın? Odysseus. Kaphene. Birine göre. Karkabos. Kapaneus. serüvenleri sırasında iki kez • biri Kirke. Kalypso'nun başkaca da adı geçmez des­ tanda. ölüsünün yandığı odun yığınına atar kendini ve onunla birlikte yanar.

Kassandra böylece Pythia ya da Sibylla gibi tanrı­ yı içine alan. Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Atreus'un karısı. şehrin yıkımına yakın. geri gönderilmesi gerekti­ ğini bildirmiş. Kassandra Troya tarihinin bütün olaylarını önceden görmüş ve söylemiştir: Paris. bu kadının Troya'nın yıkımı­ na yol açacağını. Kassandra asıl bu dramla kendini büsbütün dile getirmek fırsatını bulur: Mykene sarayın­ da Agamemnon'un da. bu d e l i kanlının hemen öldürülmesini istemiş. kızın ağzının içine tükürür. Aias Kassandra'yı sarıl­ dığı tanrıça heykelinden çekip uzaklaştırır. Apollon tapmağının yanında tanrının saldırısına uğrayınca kendini orda fışkıran bir kaynağın sularına atar. Deniz tanrı bir ejder gön dermiş. Agamemnon'a köle olarak verilir sonun­ da. . ama iki yılan çev­ relerini sarmış. ama kimseyi söyledikle­ rinin doğruluğuna inandıramayacaktır. 15). Helenos ise daha çok kuşların uçuşuna ve dış işmarlara bakarak ge­ leceği haber veren bir yorumcudur. Miletos şehrinin kurucusu M i l e tos'un oğlu.. Priamos Hektor'un ölüsüyle Akhilleus'un barakasından çıktığında. ölümü de önleyemez. Bunu anla­ yınca Apollon'un bağışladığı bilicilik hünerine lanet okur. Kastalia. Nereus kızları. Katreus.ınıyın. insanların göremediği. Kaynak. onu kendine eş edip Mykene'dekl s. evlenme­ mişti. daha Troya'da kimse farkına varmadan geldiğini o haber vermiş. ama hiçbir şeyi önleyemediği gibi. Tanrı da öfkelenir. ama günah işlediği için Akha'larca taşlan­ maktan zor kurtarır kendini fAias). orada küçük Aias'ın saldırısına uğradığını anlatan bir efsane de vardır. Kassiepeia. ya da Hera'yla boy ölçüşecek olmuş. Delphoili bir genç kızın adı.a q ö t ü - rür. gördü­ ğünü de haykıracak. Klytaimestra'nın eliyle öldürüle­ ceklerini açık açık görür. bağırır. Troya yağma edilirken Kassandra'nın Athena tapınağına sığındığını. Agamemnon Priamos'un kızına vurulur. kendini verirse ona bilicilik yetisini armağan edeceğini söyler. Başka bir efsane Kassandra'nın biliciliğini şöyle açıklar: Tanrı Apollon Priamos'un gü­ zel kızına âşık olur. Dioskurlar. k i m i A i thiopialı olduğunu yazar. birçok talipleri çıktığı halde. duyamadığı gerçekle­ rin algısına açılmış oluyordu. tam canavarın eline ge çecekken yiğit Perseus kızı kurtarmış (Andro meda. Kastor. ama bununla bilici kızın asıl çilesi başlar. kulaklarını yalıyor­ du. Laokoon'un da yardımıyla atın içeriye alınmasını önlemeye çalışmıştı. tanrı Apollon'a adan­ mış ünlü Kastalia pınarı olur. sonra Yunanistan yolculuğu dönüşünde Helena'yı getirdiği zaman. tanrı gücüyle dolarak kehanette bulunan bir sözcü olur. kendinin de başına gelecekleri. ama tanrıdan yetiyi aldık­ tan sonra kendini vermeye yanaşmaz. bu adamın savaşta öl­ mesiyle Kassandra bekâr kalmıştı (Othryoneus). İkisi de kâhin olmuştu. Kassandra'nın Agamemnon'un tutsağı ola­ rak Yunanistan'a geliş efsanesi tragedyaya konu olmuş ve Aiskhylos'a en güçlü oyunla­ rından biri olan "Agamemnon"u esinlemiştir. Andromeda'nın anası Kassiepeia güzelliğiyle fazla övünen bir kadınmış. Agamemnon'la Menelaos'un anası olan Aerope'nin babası (Tab. Babası onu Othryoneus adlı bir Anado­ lulu yiğide verecekken. çocuk­ ken bırakıldığı 1 d a dağından dönünce. Ertesi sabah almaya geldiklerinde korkunç bir man­ zarayla karşılaşmışlar: Kassandra'yla Helenos beşiklerinde uyuyorlar. Bu eylemle çocukların duyuları arınmış. haykırır. Bkz.cuklannı tapınakta unutup gitmişler. Kassiepeia kızını bu ejdere kurban el mek zorunda kalmış. Kassandra. v e gidip Karia'da Kaunos şehrini k u t muş (Byblis). gözlerini. . tahta at surların önüne dikildiğinde. BylılMdogadiy ilişkisi yüzünden Miletos'tan lürul u n ı . Tanrıçalar da Poseidon'dan öçlerini almasını istemişler. Kassandra kabul eder. bu yıkımı da. böy­ lece verdiği armağanın etkisiz kalmasını sağ­ lar: Kassandra geleceği görebilecek. Kassiepeia'nın yurdu üstünde mitograflar arasında ayrılık vardır. dö­ vünür. Kassandra o zamana kadar kız oğlan kz kalmış. Perseus). k i m i Suriyeli. Kaunos. Byblis'in ikiz kardeşi. Her ikisi de talihsizdir. Efsanesinin güney Akdeniz kıyılarıyla ilgili olduğu bellidir.

Attika'nın ilk kralı sayılır.Kaunos şehrinin yıkıntıları bugün Köyceğiz Dalyanının önünde göz alabildiğine bir sazlı­ ğın dibindedir. Derken şarap ko­ kuşuna gelen at adamlar kocaman taşlar ve çam ağaçlarıyla Herakles'e saldırmışlar. Sonunda Lapith'ler savaşı kazanır ve at adamları bölge­ den kovarlar. Yalnız iki at adamın kaynağı başkadır: Kheiron. yiğidin ısrarı üzerine getir­ miş ve içmeye başlamışlar. göğüsle­ ri ve kollan. Kekrops'un gövdesi onun topraktan doğ­ muş olduğunu şöyle belli edermiş: üstü insan. ölümsüz olan Kheiron o kadar acı çe­ kiyormuş ki. or­ manlarda yaşayan bu at adamlar çig et yer. kimi zaman da ön bacakları in­ san gibidir. Aglauros'la evlenmiş ve Erysikhton (Erysikhton) diye bir oğlu ve Erikhtonios efsanesinde rol oynayan üç kızı olmuş (Aglauros). ölüleri gömmesini. Kekrops. ölümsüzlüğünü yüklenecek birini aramış. konuksever. ondan ayrılıp Attika'ya gelir ve Prokris'le evlenir. Kentauroi (Kentaur'lar). kuyrukları vardır. Kentaur'lar üstüne çok revaç bulmuş. Prometheus bu işe razı olunca. Lapith'ler Thessalia'da oturan bir boydur. karınlarından arkası at biçiminde­ dir. Merkezi Atina olan Attika bölge­ sinin efsanelik kralı (Tab. ama hepsinin malı olduğu için bunu açmaya cesaret edemedigini söylemiş. ölmek istemiş. Herakles. Kronos'Ia Philyra'nın. Yeleleri. Doğrudan doğ­ ruya topraktan fışkırmış olduğu söylenen Kekrops. Bun­ ların önderi Peirithoos Hippodameia ile evle­ necekken. çokluk yabanıl ve azgındır. bilgili ve yarar­ lıdırlar. . tanrı öfkesinden Afrika'yı sular altında bırakmış. Yiğit hepsinin hakkından gelmiş ve onları kovalar­ ken Kheiron'u da bir okuyla yaralamış. Herakles şarap istemiş. Dağlarda. Deianeira'yı kaçırmak isteyen. Kentaur'lar. Kheiron ölümsüzlüğü ona vere­ rek ölmüş. bir za­ manlar "Akte" (kıyı) diye anılan bölgeye onun adına Kekropeia denmiş. Önden bakınca başları. En ünlü efsanesi Şafak tanrıça Eos tarafın­ dan kaçırılmasıdır. yan hayvan bedenli yaratıklardır. sonra da ona Herakles'in ölümüne sebep olacak iksiri veren at adam Nessos için bkz. Demeter efsanesinde rol oynayan efsanelik Eleusis kralı (Demeter). gi­ derek yazı yazmasını da o öğretmiş yurttaşla­ rına (Athena). Kekrops. orada sevişirler ve tanrıça Phaethon'u doğurur (Eos). 24). Nessos. düğününe Kentaur'ları da çağırır. başara­ mamış. Eos onu Suriye'ye götü­ rür. Kekrops'un krallığı sırasında tanrılar yeryü­ zündeki şehirleri aralarında paylaşmaya kal­ kışmışlar. Keleos. şarap içmeye alışık olmayan bu at adamlar düğün şöleninde sarhoş olup gelini kaçırma­ ya kalkışırlar. Lapith'lerle Kentaur'lar arasın­ da korkunç bir boğuşma başlar. altı yılan biçimindeymiş. at adam yigide pişmiş etler ikram etmiş. Kephalos'un kaynağı üstüne an­ latılan efsaneler birbirini pek tutmamaktadır: Kimine göre Deukalion'un soyundandır. kendisi de çiğ! et yiyecekken. Kentauros (ya da Kentaur'ların hepsi) Hera'nm bir görüntüsünü aşan Iksion'dan dogmadır (İksion). Parthenon tapınağının büyük hey­ keltıraş Phidias'ın elinden çıkma metop kabartmalan işte bu savaşı canlandırır. Kephalos. Deianeira. ya­ ni at adamlar yarı insan.. Bu ikisi öbürlerine benze­ mez. Kekrops barışsever. Pholos ise Silenos'la bir orman perisinin birleşmelerinden doğmuştur (Kheiron^ Pholos). Efsaneye göre. yargıç olarak aldıkları Kekrops da Poseidon'un akropol'ün üstünde yarattığı tuz gölü­ nü begenmeyip zeytin ağacını diken Athena'ya ödül verince.Şehir kurmasını. He rakles bu yarayı iyi etmeye çalışmış. Erymanthos yaban domuzum! avlarken Pholos'a konuk olmuş. insansever. özel­ likle birçok ünlü kabartmalara konu olmuş bir efsane de Kentaur'Iarla Lapith'ler arasındaki savaştır. P h o los Dionysos'un Kentaur'lara armağan ettiğii bir testi şarabı bulunduğunu. ki­ mine göre Hermes'le Herse'nin yahut da Ati­ na kralı Pandion'un oğludur. Ama Kephalos tanrıçanın ya­ nında uzun zaman kalmaz. uygar bir kral olarak anılır. Kentaur'lar Herakles efsanesinde rol oy170 nar: Herakles. Atina'ya Poseidon ve Athena talip olmuşlar ve armağanlar yarışmasına girmiş­ ler.

2 1 1 vd.KfcK Prokris'le evliliği de hadiseli geçer. Prokris can çekiş­ mektedir. ama gü­ nün birinde Kephalos karısını denemek heve­ sine kapılır. birkaç dize ötede. Başka yerde Ker bir değil. 70 vd.): Gökyüzünün tam ortasına gelince gün bir altın terazi kurdu baba tanrı. Argonaut'lar seferine katılır ve Herakles efsanesinde rol oynar. Kephalos Areopagos mahkemesinde yargılanır. Kimi yerde has isim olup. (2) Aithiopia kralı Belos'un oğlu. erlerin kanıyla kızıla boyalı. Burada Ker. kara. Ölüriı yazgısı. "kara ölümden tik­ sinir" gibi deyimlerde kullanılır. Keres kavramı sık sık karşımıza çıkmakta. Kısa ömürlü olup bü­ yük bir ün kazanmayı seçer. bir kefeye Akha'larm kara ölümünü. Kepheus. Lat. is­ ter çoğul olarak bir insanın. Ker-Keres. Kephalos ardına düşer. Akhalarla Troyalılar arasın­ daki savaşın en kızgın bir anındayız ( İ l .için kullanılır ( İ l . bu kavramın üç anlamda kullanıldığı göze çarpmaktadır. Ker. ölümü simgeleyen tanrıça . birçoktur (İl. kimini yarasız. Ama Kepheus ve oğulları savaşta ölürler. bir kefeye Troya'lılarm kara ölümünü kodu. kanacak gibi olur. özellikle İlyada'da Ker. dramatik bir nitelik kazanır ( f i . Prokris uzun zaman dayandıktan sonra. suçlu görülüp sürülür.. Parça) gibi görür ve Ker'i.): . Andromeda'nın babası. Ama iş bununla bitmez: Bir gün Prokris kocasından şüphe edecek olur: Avlanırken bir Nympha'yı çağır­ dığı haberini kocasının uşağından alınca. beresiz yakalıyordu. Gittiler kara Ölüm tanrıçalarının peşi sıra.. ister tekil. evden gidiyormuş gibi yapıp baş­ ka kılıkta karısının yanına sokulur ve onu par­ lak armağanlarla elde etmeye çalışır. ölmeden hatasını kabul eder. ya da bütün bir ulusun alın yazısı diye canlandırır: Akhilleus iki ayrı kaderle karşı karşıyadır. Kimseyle yatmadan kendi başına yarattı onları karanlık Gece. (1) Arkadya kralı. uğursuz ve belalı gibi sıfatlarla nitelenir ve "getirdi aklına ölümü". Ne var ki. 209 vd. ecel anlamına gelen bu Ker iki düşmanı simgeleyen birer tanrıça gibi de çıkar karşımıza. Boğuşma ve uğursuz Ölüm de vardı. sonunda barışırlar. şöyle tanımlanır (Theog. hedefini şaşmaz bir okla Prokris'i vurur. birinden biri­ ni seçmek zorundadır. . X V I I I . Kephalos'la Prokrls çok sevişmektedirler. o sırada Kephalos kendini tanıtır. Ker. Prokris öfkesinden dağa kaçar. X X I I ..ya da tanrıçalar . Bir altın terazi kurdu baba tanrı acıklı ölümün iki tanrıçasını kodu kefelere. Tıpkı Hesiodos gibi Homeros da ölümü simgeleyen tanrıçaları insanın kader ipliğini büküp günün birinde kesen Moira'lar (Moira. giz­ lice onu izlemeye koyulur. Thanatos tanrının dişisidir. Hesiodos'un Theogonia'sında Ker bir ölüm tanrıçasıdır. kara Ker ve Thanatos'u Uyku'yu ve sürü sürü Düş'leri. kaldırdı teraziyi. Ölüm kimini yakalıyordu yeni yaralanmış. V I I I . biri at sürücüsü Hektor'unki. diri. Kepheus yönetimi kızı Sterope'ye bı­ rakarak Herakles'le birlikte Lakedaimon'a karşı savaşa girişir. biri Akhilleus'unkiydi. Kephalos çalılıklar arasında çatırtılar duyunca. savaşlarına katılır (Amphtryon). sırtında bir elbise vardı. 5 3 5 vd. O sırada Sterope Gorgo'nun kafasından kesilmiş bir kılla düşmanı püskürtmek gücünü elde eder. XI. bir sürü ölüyü de çekiyordu kargaşalıkta ayaklarından.. yani ölüm tanrıçalarından çoğul olarak dem vuru­ lur ve bunlar kader tanrıçaları Moira'larla bir tutulur.. Homeros destanlarında. Keres. Kephalos arkadaşı Amphitryon'un yanına sığınır ve onun sefer­ lerine. ortasından tuttu. Kassiepeia'nın kocası. Öldük­ ten sonra yıldızlar arasına katılır (Andromeda). 338): . yani ecelin tartılması olayı asıl Hektor'la Akhilleus söz konusu olunca. ölüm anlamına gelen bir cins ismidir..): Aralarında Kavga.): Gece üç ölüm tanrısı yarattı: Korkunç Moros.

Pontos. elli başlı. Ecel gelip çatınca.şeh­ ri ve körfezin kendisi) seramik sanatının mer­ kezleridir. Gorgo).). Kcto. XI. Kerberos'u yalnız Orpheus büyüleyip yumuşatabilmiştir (Orpheus). yırtıcı köpeğini. boş olmak an­ lamına gelen "khainein" fiilinden türeme olsa gerek. İo. dünya var olmadan önce khaos vardı. H e siodos Theogonia'nın başında şöyle anlatır Khaos'u (Theog. ya da yüz kafalı . oracıkta bir kız çocuk doğurmuş ve çocuğa boynuzla ilgili (keras boynuz de­ mek) bir isim verilmiş. ve yo! yol toprağın dibindeki karanlık Tartaros'la. Khaos sözcüğü Yunanca açık.bir köpek olarak göste­ rilir. Kuyruğu kocaman bir yılandır.kimi anlatımda elli. VI. Aynı anadan ve babadan olan kardeşi Phorkys'le birleşe­ rek önce Graia'ları ve Gorgo'ları doğurur (Graia. ama Herakles'in ruhu ona şöyle anlatır (Od. Herakles'in on ikinci işi sayılan bu başarısı efsanede eşsizdir (Herakles).İM K A M U S ağır bastı Hektor'un kara günü. 623 vd. vermez. Byzas kral olduktan sonra Keroessa'nın başka bir oğlu kardeşine ve Bi­ zanslılara karşı savaş açmış (Byzas). hiçbir tanrının Zeus'un bile elinden bir şey gelmez. İo ile Zeus'un kızı sayılır. yani Toprağın Denizle birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. Nitekim Kerameikos mahallesi gibi. 6) der Hesiodos (Theog. bunların kötülüğün­ den korunmak için onlara Anthesteria bay­ ramlarında kurbanlar kesildiği görülür. ' Khaos. Anadolu'da adını taşıyan bütün bölgeler (Kerme körfezinde Keramos . sürekli. Bu Nympha'nın yetiş­ tirdiği Keroessa tanrı Poseidon'la sevişerek Byzas'ı doğurmuş. Odysseus ölüler ülkesine gittiğinde onunla doğrudan doğruya karşılaşmaz. sağlam tabanı bütün ölümsüzlerin. Khaos'tan boşluk. Vergilius'un "Aeneis" destanında Aeneas'ı yeraltına götüren Sibylla Kerberos kö­ peğine uyuşturucu bir besi atar da öyle gire­ bilirler içeriye (Aen. daha biçime girme­ miş. adından da anlaşıldığı gibi. demişti. sırtında kara yılanlar dikilir. Keramos. varlığa kavuşmamış öğelerin karışımı anlaşıldığı aşağıdaki tanımlardan bellidir. yani eceline kavuşacaktır. Bizans'ın kurucusu Byzas'ın ana­ sı olan Keroessa. Yunanca büyük deniz yaratıkları için kullanılan (ketos balina demek) Keto. Bu korkunç hali ve H a des'in giriş kapısında zincirlerle bağlı olduğu yerden havlamalarıyla ölü ruhları dehşete dü­ şürür. Hades'in köpeği Kerberos. Halk geleneğinde Ker'lerin ölülerin ruhlarıyla bir tutulduğu. 6). Hesiodos'a göre. Burada Apollon tanrı Hektor'u korumaktan vazgeçmek zo­ runda kalır. Kerberos ölüler ülkesinin bekçisidir. Dionysos'la Ariadne'nin oğlu sayılan Keramos. o tunç sesli. Keroessa. çömlekçilik sanatının kurucu­ sudur. görevi dirilerin içeriye . Kerberos. Atina'nın Kerameikos mahallesi­ ne adını veren efsanelik kişi.. Yunan mitograflarının hepsine gö­ re. Ana Toprak. Homeros ve Hesiodos'tan sonraki klasik çağda Ker'ler kendilerine özgü kişiliği yitirip Moira'larla karışır.. aklınca bu onun bana yüklediği en güç işti. sonra.): Ekhidna Adı dile Hades'in o aman bir azgın canavar daha doğurmuş: alınmaz Kerberos'u. girmesini ve bir girenin bir daha dışarıya çık­ masını önlemektir.): Khaos'tu hepsinden önce var olan sonra geniş göğüslü Gaia. kirleten bir çeşit kötü ka­ der diye söz eder. fiermeias'la gök gözlü Atbene bana kılavuzluk etmişti. Hektor her eylemiyle yavaş ya­ vaş Ker'ine. 116 vd.bugün Ören . "altın boynuz" diye anılan Halic'i geçtik­ ten sonra. Kerberos köpeğini al getir. G a ia'nın. onları böylece Harpya'lara benzetir. 310 vd. ama ben köpeği alıp çıkarıverdim Hades'ten dışarı. yuvarlandı Hades'e dek. Kerberos çokluk üç başlı . 417 vd. bir de yılan meydana getirir. onlar ki tepelerinde otururlar karlı Olympos'un. kimi zaman Erinys'lerden güzel şeyleri bozan. Adı. kefe düştü. baş­ ka birkaç canavarla birlikte Typhon'la Ekhidna'dan dogmadır (Tab.): Bir ara buraya göndermişti beni o (yani Eurystheus).

Eyuboglu): Anlatmak istiyorum değişen nesnelerin yeni biçimler alışım. Aphrodite doğar doğmaz. ezgi söylerler. güzellik anlamına gelen "kharis" sözcüğüyle ilgilidir. işte oraya. Gece'dense Esir ve Günışığı doğdu. çev. zorl. Kharon Herakles efsanesinde rol oynar: Sandalcı. İ. Harmonia'nın elbi­ sesinin nakışlarını onlar yapmıştır (Kadmos. Aene as Kharon'a Sibylla'nın kendisine verdiği ve Proserpina'ya adanmış bir altın dalı sunmak­ la katı yürekli sandalcıyı yumuşatmak yolunu bulur. Kharon abus çeh reli. kaba ve pinti bir ihtiyar olarak can landırılır. onun içindir ki ölülerin ağzın. .Khaos'tan Erebos ve kara gece doğdu. i l makla tam anlamıyla öldüren bir cin olduğu görülür. Etrüsk mezarlarında sık sık rastlanan simgesi. Polyneikes). Bundan sonra da öğelerin bir bir ayrılma­ sıyla bir kosmogonia taslağı yapar Ovidius. Aphrodite'yle Eros'un ve kimi zaman da Dionysos'un alayına katılırlar. Kharon. Kharit'ler göze hoş olanı simgeleyen tanrıçalardır. Khaos'u ayrıntılarıyla anlatan bir başka şair de Ovidius'tur. yiğidi öte tarafa geçirmek isteme­ yince. bu korkunç çi­ leden sonra kaderlerinin ne olacağı konusun­ da bir karara varıldığı söylenirdi. düzensiz ağır bir yığın. Tannça Thetis. Apollon'un alayına katılarak hora teperler. güzelim rubalar giydirdiler. onun içindir ki. yardım edin bana başladığım işte ey tanrılar! Ulaştırın bu türkümü doğanın başlangıcından Günümüze değin. bu ki sinin ölmekte olan insanı yeraltı ülkesine . Kharit'ler tanrıların da. Kharon bu işe razı olduğu için bir yıl boyunca Hades'ten sürülür.. kımıldamaz. Bu inanç destanda da. insanda ve tanrıda yaratıcı­ lık doğuran tanrıçalardır.)ı . yani Uy­ ku tanrıya istediğini yapması için bir Kharit tanrıça vermeye ant içer (İl. 1 vd. ölülerin tek amacı topra{Ja kavuşmaktır.): Okeanos kızı Eurynome'yle evlendi Zeus. Euphrosyne ve sevimli Thalia. oğlu Akhilleus'a yeni silah­ lar yaptırmak için Hephaistos'un işliğine gitti­ ğinde. Para almazsa. biçimsiz. Yeraltı ülkesinde ölülere Akheron ırmağını geçiren sandalcı. Bu Kharit'in adı Pasithea'dır. Gömülemeyen ruhların yüz yıl havalarda serseri dolaştıkları. Gülümser Aphrodite de Kıbrıs'a gitti. gözlere şenlik. Athena'nm yanı başında görü­ nürler.ı geçirtir kendini. Kharites (Kharit'lcr). ışıltı. taş çatlasa yumuşa mazdı. M u sa'larla birlikte Olympos'ta otururlar. Harmoniaj. güzelliği görenleri büyüleyen uyum tanrıçayla. 382). karmakarışıkmış içinde nesnelerin türlü türlü öğeleri. Üç Güzeller yıkadılar orada onu ve ovdular ölümsüz tanrıların bedenini parlatan yağlarla. Hele toprağa gömülmeyen ruhların Hades bataklığını geçmeleri olanaksızdı. Ölü ruhlarına ırmağı geçirtmek İ ç i n para alır. 267). Kharon ruhları kovar. Üç Güzeller: Aglaie. Sizin işiniz bun/ar. Z. Erebos'la sevişip birleşmesinden. Himeros'la bir­ likte onun ardına koyuldukları gibi unu süsle mcde hep görev başında gösteriliri*] ( O d Vlll. sert. Yunan efsanesinde pek belirli bir rol oyna­ mayan Kharon'un Roma'da Etrüsk etkisiyle önemli ve belirgin bir kişilik kazandığı. insanların da yüre­ ğine neşe ve sevinç serpen tanrıçalardır. üç kızı oldu ondan.. XIV.) bil obolos (metelik) konurdu. karadan bütün bunları kuşatan gökyüzü var olmadan. nitekim adları da parlaklık. I. 362vd. Kharit'ler her çeşit sanat işini esin­ leyen ve koruyan. tek görünümlüymüş evren içinde doğa. (Met. Hypnos. Kharit'ler. Paphos'a kutsal bir koru tüten sunaklar vardı ya. Hera da İda dağında Zeus'u uyutmayı aklına koyunca.. Yunan mythos'un u n Üç Güzeli'ni şöyle tanımlar Hesiodos (Theog. khaos deniyordu ona. tanrının Kharis diye karısıyla karşılaşır ( İ l . Herakles onu küregiyle döver. X V I I I . tragedyada da dramatik bazı ki­ şilerin ele alınmasına yol açmıştır (Elpenor. denizden. 907 vd. "Değişimler" adlı eseri şöyle başlar.

Akhilleus'tur (Akhilleus). yeri sarsan tanrı bile seni yıkımdan şaşmaz bir kargı armağan etmiştir (Peleus. Büyücü Kirke Odysseus'la arkadaşlarını adasından yola çıkardığı zaman. Skylla bir yanımızda. Hermes'in kıla­ vuzluğunda yeraltına inen birçok ölüler .Kharon'la ve kendi ken­ dileriyle konuşurlar. Bir daha yutunca acı sularını denizin. sulan ağacın altından. Sal birkaç saat sonra meydana çıkınca. tanrısal Khraybdis bir yanımızda. bu kez sözü geçen incir ağacına tırmanır. ölümden sonra her türlü varlığın boş olduğu sonucuna varırlar. yani "el"den gelir. kendini bırakıp tam üstüne düşer. Kharybdis bundan böyle bir deniz cana­ varı olmuş. ne yese doymazmış. Efsaneye göre. Kharybdis'in üs­ tüne yıldırımını salarak onu denizin dibine at­ mış. Skylla'yi anlattıktan sonra (Skylla). Herakles Geryoneus'tan çaldığı sürülerle önünden geçerken Kharybdis hayvanlara saldırmış ve hepsini yemiş. sonra doruklardan aşağı yuvarlanır bu köpükler. Kronos'la Philyra'nın oğlu Kheîron at adamların en iyisi. onu her fırsatta korur. dipteki masmavi kumlar fırlar dışarı. Skylla'ya altı arkada- . ellerini kürek gibi kullanarak oradan uzaklaşır. Akhiltanrısal Kharybdis sömürür. Kharybdis. Sarsılır gümbürtüyle çevresinde kayalar. XI!. İason. Böylece girdik dar boğaza içimizi çeke çeke. kustuğu zaman da kaynayıp gümbürder koca engin ateşin üstünde dopdolu bir kazan gibi köpükler yükselir iki kayanın doruklarına kadar. Buna öfkelenen Zeus. deniz tanrıçası Thetis'le evlenme­ suları yuttuğu stra varayım deme oraya sini salık vermiş. (Akastos). Odysseus. Ve geçidi şöy­ le anlatır (Od. Homeros'un akıllara durgunluk verecek bir dakiklik ve canlılıkla anlattığı Kharybdis belki Messina boğazında bulunan zamanla efsane­ leşmiş bir akıntı ve anafordur. Peleus oğlu Akhilleus'u Kheiron'a Odysseus Kharybdis'in önünden geçip büs­ emanet eder (Akhilleus). Odysseus bütün arkadaşlarını yitirdikten sonra.Kharon'un asıl rol oynadığı bir yapıt. Thetis). 101 vd. Kharybdis'i şöyle tanımlar (Od. anaforun salını yutup yeniden su yüzüne çıkmasını bek­ ler. XII. nite­ kim Batı dillerinde "Kharybdis'ten Skylla'ya düşmek" diye bir söz vardır. kurtaramaz. olan Kheiron doğadan aldığı derslerle en bü­ çok yakınlar birbirine bu kayalar. Böylece korkunç tehlikeyi atlatır. vurursun birinden öbürüne bir okla. dibi görünür anaforların içinde. yutar kara leus'un babası Peleus'la özel bir ilişkisi vardır. yaprak dolu. Ama Kheiron'un en ünlü öğrencisi kocaman. en bilgi­ nidir. lardır. Kheiron öjjrenı İ 8 İ bütün yok olmaktansa. Thetis kocasını bırakıp denize d ö ­ nünce. gerçek­ ten de eli her şeye yatkındır. giderek tanrı Apollon bile ondan ders almış­ bîr incir ağacı var üstünde. Asklepios. Sicilya'yı İtal­ ya'dan ayıran Messina Boğazında Kharybdis'le Skylla diye iki canavar vardır. düğünde Peleus'a hedefini sakın. Gaia ile Poseidon'un birleşmesin­ den dogma ölümlü bir yaratıkmış. Çok oburmuş. yük yiğitleri yetiştirmiştir. Adı "Kheir". Kheiron.ve aralarında filozoflar . destekler: Akastos'un Üç kez kusar günde ve çeker içine sömürür sarayında başına gelen serüvenden kurtarmış üç kez. Samsatlı (Malatya bölgesinde) Lukianos'un "Öbür Dünyada Konuşmalar"dır.)-. en ünlüsü. yağmurdan ka­ çarken doluya tutulmak anlamına gelir. Ne korkunçtur bu canavar yutarken denizin acı sularını. Kheiron'un. üstüne oturur ve Kharybdis'in önünden bir daha geçer. Odysseus'un serüvenlerinde çok önemli bir rol oyna­ yan bu canavarların ünü atasözlerine ve de­ yimlere geçecek kadar yaygın olmuştur. Odysseia destanından önce Kharybdis'in adı Herakles efsanesiyle ilgili olarak geçer: Kharybdis.): şını kurban vermeyi yeg görür. batan gemisinin yelken direğini omur­ gaya bir kayışla bağlayarak. daha alçak öbür kapa (yani Kharybdis). Bir doğa adamı Göreceksin. 234 vd. Atlatılması gereken en büyük bela Skylla ile Kharybdis kayalarının arasından geçmek­ tir. yolda karşı­ laşacağı bütün güçlükleri kendisine bir bir sa­ yar.

Helene'nin kaçırılmasından çok sonraki olayları canlandıran İlyada'da Helene'den de daha büyük bir yer tutarlar: Bunlar Khryseis'le Briseis'tir. Bu sırada. söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yi. Akhilleus başta olmak üzere. deniz perisi Philyra'yla birleş­ mek için bir at biçimine girmiş derlerdi. Bu savaşta kadınlar önemli bir rol oynar. Yarasının iyileşme­ yeceğini anlayan Kheiron da ölümsüzlüğü Prometheus'la değişerek ölmeyi yeğ görmüş (Kentauroi). yağ­ ma ettikleri şehirlerden seçkin kızlar. Kallirhoe'den Ekhkl na da doğar (Ekhidna). 6). kor­ kunç ejderha da böylece can vermiş. Destan bir korku sahnesiyle açılır: Akha or­ dusu salgından kırılmaktadır. 280 vd. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. bir yerine. değerli silahlar almakla kalmazlar. öteki yılan. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. Herakles kendisine saldıran at adamları püskürtünce oklarından biri Kheiron'un etine saplanmış. Okeanos kızı Kallirhoe ile evlenir ve Geryoneus'u üretir. 318 vd. canavarın ağızlarından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış. kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koy­ muş. Hele ikisi.): Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. giderek sever.ni dillere destan olacak biçimde yetiştirir: Ona avlanmayı ve savaşmayı öğrettiği gibi. hızlı ve güçlü. Khimaira'mn bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. Ne var ki tanrı oğlu olduğundan ölümsüzmüş. ni . Biri deniz kıyısında doğduğu için. Khryscis. getirmiştir. üç kafalı Khimaira'yi: Biri azgın bakışlı aslan kafası. de­ mir. öteki keçi. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını Khrysaor. Burada ilkçağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuştu­ rulup hiç durmadan yanar. hiçbir zaman sönmemekte­ dir". Tesalya'nın Pelion dağı eteklerindeki mağarada hocası Kheiron'la geçirdiği eğitim yıllarına borçlu­ dur. Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur: "Dionysias adası. Neden? Akhalar Troya'yı kuşattıktan sonra yıllarca bekler­ ler güçlü kentin surları önünde: Troya düş­ mez de düşmez. saldırgan Akhalar çapulculuk seferlerine girişerek talan etmeye uğraşırlar zengin Anadolu şehirlerini. Khrysaor. Bellerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pegasos atma binmekle kalmamış. korkunç ve büyük. Troya savaşı bir kadın yüzünden çıkmıştır. Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır. Khimaira. Homeros aşağı yukarı Hesiodos gibi tanım­ ladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar (Bellerophontes). Gorgo'lardan Medusa'nın oğlu sayılır (Tab. ne var ki yeri üstünde bir uygunluk yoktur anlattıklarında. dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki. En büyük pay her zaman krallar kralı Agamemnon'a gider. sürü sürü'tutsaklar ortaya konup Akha yiğitleri arasında bölüşülür. İlkçağ yazarları da Khimalra ateşini bilir. İkisi de yeraltı yaratıktan olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khimaira diye bir canavar doğar. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre. Doğumunu şöyle anlatır Hesiodos (Theog. Siderus limanı ve burnu. Onu baraka­ sında karisi gibi kullanır. bunun üstünde. kadınlar da kaçırırlar. Akhilleus'un üstün yeteneklerini. Kronos. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemici lere kılavuz olurmuş. Kheiron'un da at adam olarak dogması ondanmış. Kherion'un ölümü Herakles'in elinden olur. Khrysaor. "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır. müzik. Altın. Yığın yığın mallar.): Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna. Plinius'a göre. tunç. Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kenti­ nin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseisi tutsak olarak almış. ejderha kafası Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'mn koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. ahlak ve hekimlik dersleri de verir.

dövüş. Bu görüşü Vergilius'un "Aeneis" destanında buluruz.yuvar­ lak bir disk biçimindedir. ama oradan yedi külçe altın. Akha önderleri kızı geri vermek ister­ ler. Savaş. Kadmos. on iki sağrak dolusu da ismaros şarabı alır. yalnız bir gemi varabilmiş Aulis'e. Güneş görmediği için karanlık sayılan bu ülkenin ka­ ranlığın ta kendisi olan ölüler ülkesiyle ilgili görülmesi doğaldır. Kelt ya da İskit boylarının ata­ ları oldukları ileri sürülür. onları bizim dünya haritamıza yerleştirmek için Homeros'un dünya haritasını göz önüne getirmeli. zafer kazanır ve Sarpedon'a bu bölgenin krallığını verir (Sarpedon). kırk dokuz tane de topraktan tekne yaptırıp. Ö. Odysseia'nın önsözünde belirtildiği gibi (s. Bir efsaneye göre Kiliks. Kiliks.oraya doğu denir -. XI. oradadır Kimmer'lerin ülkesi ve kenti.ki o zaman tanı­ nan dünya yalnız Akdeniz dünyasıydı . Kimmer'ler de Okeanos'un ötesinde kuzeybatıya rastlayan bir bölgede düşünülmelidir. yalnız Agamemnon karşı koyar bu isteğe ve Khryses'i sert sözlerle kovar. Thasos ve Poiniks'in kardeşi (Tab. gene de ucuz kurtulurlar: Altı ölü verip kaçar­ lar (Od. 38-61). Bu işleri yaptıktan sonra arkadaşlarının çabuk gemilere dönmelerini buyurur. Başka efsanelerde Kimmer'lerin yeraltında galeriler­ de oturdukları anlatılır. Tarihsel çağlarda (İ. Neden? Kikon'lar Troyalıların savaş ortağı olduklarından mı. bulamayınca K i l i k y a bölgesine yer­ leşir ve buraya adını verir. Orayı Akhalar bir iyice talan ederler. Kimmer'lerin nerede oturduğu. Kıbrıs kralı Kinyras'ın adı İlyada'da geçer: Troya savaşına katılması için Agamemnon ona Odysseus'la birlikte Talthybios'u göndermiş. güneş gör­ meyen bu ülkeyi batıya mı. Homeros'tan sonraki efsane ve görüşlerde Kimmer'lerin. ama onlar şarap içip. 10). Kimmer'ler Odysseia'da adı geçen efsanelik bir ulustur. Odysseus ölüler ülkesine Kimmer'lerin ora­ dan iner ve burayı şöyle tanımlar (Od. Europe. Ama böylece Kinyras sö­ zünü tuttu sayılmış. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe.buraya batı denir -.kâhlı karısı Klytaimestra'dan üstün tutar onu.): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar vardık sınırlarına deri nakışlı Okeanos'un. Odysseus'un dönüş yolculuğunda. Kinyras da elli gemi yolla­ maya söz vermiş. yalvarır. kırk dokuzu batmış. Kimmer'ler diye bir ulusun varlığı ilkin Homeros'un Odysseia'sında geçtiğine göre. yüzyıl) Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırıp Phrygia başkenti Gordion'ü yıktıkları bilinir. Kar­ deşleriyle birlikte kaçırılan Europe'yi arama­ ya gider. Bunun üzeri­ ne rahip Apollon tanrıya yakarır ve tanrı Khryses'in öcünü alır (İl. Kimmerioi (Kimmer'ler). ama Akhaları aldatmış: Bir gerçek gemi donatmış. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. Bir tasına yirmi tas su katılıp içilen bu bal gibi şarapla ileride Kyklops Polyphemos'u sarhoş edecektir Odysseus. Kikon'lar. Kendi ve . Bu Trakya şehri bugün­ kü Dedeagaç olsa gerek. bu diski Okeanos ır­ mağı çepeçevre sarar. gene ırmağın karşı tarafında doğar . Kinyras Kıbrıs adasının yerlisi değildir: Suri­ ye'nin Byblos kentinden gelmedir. 22 vd. Roma dünyasında ise ölüler ülkesine girişin güney İtalya şehri Cumae'den olduğu sanılırdı.) (Apollon). Europe'nin Zeus'tan olan oğlu Sarpedon'la birlikte komşu Lykia'ya saldırır. bir gümüş tas. 14 vd. burada belki batı A v rupa'da maden işleten ve Akdeniz'den gelme kervanlara bakırla tunç satan uluslar söz ko­ nusudur. Güneş bu ırmakta ba­ tar . IX. Kinyras. yoksa gi­ derayak bolca mal edinmek için mi? Bu serü­ venini anlatan Odysseus nedenini söylemez. kuzeye mi yerleş­ tirmek gerektiği mythos yazarları arasında tartışma konusu olmuştur. yakarır.ilk uğrağı Kikon'lar adlı bir boyun oturdu­ ğu İsmaros kentidir. I. Ne var ki günün birinde Khryses zengin kur­ tulmalıklarla kızını geri almaya gelir. Öylece seri/i durur bir uğursuz gece bu zavallı ölümlülerin üstünde. VII. Agenor'un oğlu. hepsini denize in­ dirmiş. 176 ne de gökten toprağa döndüğü vakit. yemek ye­ mekle oyalandıklarından dağlardan inen atlı Kikon'ların saldırısına uğrarlar. parlak güneş onları ışınlarıyla göremez hiçbir vakit.) Odysseia'ya göre dünya . 43 vd.

sızlar halde onları kapadı oraya. Kirke hepsine değneğiyle vurdu ve kapattı yoldaşlarımı domuz ağılma. maktadır. yurda dönmek gerektiğini ha­ tırlatırlar ona. ama önce ölü . Bu adanın nerede olduğu az çok belli. L35 vd. tunç işlemeciliğini kuran ve adaya ilkçağdaki zenginliğini kazandıran kral olarak geçinir. Kinyras da 160 yaşma kadar yaşamış. sağrağa korkunç ilaçlar karıştırdı büsbütün unutsunlar diye baba toprağını. Kolkhis kralı Aietes'in ve Giritli Minos'un karısı Pasiphae'nin kız kardeşidir (Tab.): Gide gide Akile adasına nardık sonunda. Odysseus arkadaşlanna besi sağlamak için ava gider. onlar diker dikmez içkiyi. Ağlar. usta bir bilici ve müzikçi olarak adaya sanatları ve uygarlığı da getir­ miş. Kirke Odysseus'un gücü karşısın de şaşakalır.). Başlarında Eurylokhos vardır (Od. Kıb­ rıs kralı Pygmalion'un kızını almış ve Adonis'ten başka bir oğluyla üç kızı olmuş. "gaia" yani toprak anlamına geldiğine göre. kızılcık yemişi. çıktığı tepeden Kirke'nin kon. 232 vd. yalnız Eurylokhos kuşkulanıp dışarda kalır. Kinyras Kıbrıs'a gelince Paphos kentini kurmuş. peynir. Kirke razı olur. Kıbrıs'ta bu tanrıçanın kültünü kurmakla kalmamış. Bu aşktan Adonis doğar (Adonis). Aiolos'un adasından kovulduktan. ormanın ötesinde. yiyip içip kayli sürmekte. kılları vegövdeleriyle. hep yediği şeylerdi bunlar yerde sürünen domuzların. Efsaneler Kirke'nin Aiaie adasında oturduğunu belirtirler.oğlu Adonis'le ilgili efsanelerin Fenike kay­ naklı oluşundan da bu çıkmaktadır. Verdi onlara bu içkiyi. güzelliğine. sarı bal ve arpa unu ezdi Pramno. şarabimi ı. Sonra da olan olur Odysseus'un arkadaşlarına: K i r ke'nin onları domuza dönüştürmesini şöyle anlatır Homeros (Od. kendisine ve arkadaşları na bir kötülük yapmayacağına ant içirecektir.. "Aia". efsanenin bu konuda bu kadarcık yanıl­ ması doğaldır. X. oysa tanrıça onları içeri alır. Ne var ki Odysseus'un arkadaşları onu uyarırlar. 8). onlarda hemen d ikiller. onun kızı Myrrha'ya (ya da Smyrna) olan dogadışı aşkıdır. Kirke de tıpkı Kalypso gibi onu kendine koca etmek hevesiyle yanıp tulu. Fenike'den gelme "kinnor" adlı bir sazla (Kinyras adı oradan türemeymiş) tanrı Apollon'la yarışmaya girmiş ve Marsyas gibi tanrı­ nın gazabına uğramış. Kinyras Kıbrıs adasında bakır madenlerini ortaya çıkaran. Sonunda da Mısır'a göçmüşler. bir burundur. X. yamyam Laistrygonlara epey kurban verdikten sonra Odysseus'aı arkadaşları Kirke'nin Aiaie ada­ sına v a r ı r l a r ( İ d X . Ef­ sanenin başka bir dalında Kinyras tanrıça Aphrodite'nin saydığı ve sevdiği bir kral ola­ rak gösterilir. Tanrı Hermes Odysseus'un yardımına ko­ şar. kimine göre de Hekate'nin kızıdır ve büyücülüğü ondan almıştır. ama bu bir ada değil. Korka korka birkaç arkadaşını gönderir oraya. Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Perseis'ten dogmadır denir ki­ mi efsanelerde. Kirke.agını görür uzakta. Kirke yalnız Odysseia'da değil. Büyücü tanrıça Kirke tıpkı Kalypso gibi Odysseus'un serüvenlerinde başlıca rol oynayan kişilerdendir. ama akıl vardı gene içlerinde eskisi gibi.. giden yabancılara verirlermiş kendilerini. Argonaut'lar desta­ nında da söz konusu olur. güzel belikli. Aphrodite onu sevdiği için uzun ömürlülük bağışlamış. insan sesli korkunç tanrıça. Tanrı­ ça Aphrodite'nin öfkesini üzerlerine çeken bu kızlar birer yosma olmuşlar: Kıbrıs'a ge­ len. Şimdi onlar tıpkı domuza benzemişlerdl başları ve sesleri. Kinyras efsanesinin en ilginç yönü. iskemlelere oturttu. yoldaşlarım da insan kılığına sokar. attı önlerine kayın kozalağı. Öyle olur. dumanı tütmektedir sık çalılı gın. orada Kirke otururdu. 210 vd. Odysseus'un arkadaşları dışanya çağırırlar Kirke'yi. büyücü Kirke'yi nasıl alt edeceğini söyler ona: Kirke ona zehirli şarabı içirecegi anda. Odysseus böylece Kir ke'nin konağında bir yıl kalır. erkekliğine vurulur ve onu yatağına aldıktan sonra. içine tanrının onun için kopardığı "malü" di­ ye sihirli bir bitkiyi atacak ve kılıcıyla saldırıp tanrıçayı alt edecek. palamut. çünkü bu­ gün de italya'nın Sardunya karşısındaki Etruria kıyılarında Capo Circeo diye anılan bir yer var.): » Tanrıça onları içeride tahtlara.

Bir kaynağa göre İapetos'la evlenip Atlas. yurdu besbelli ki İtalya'dadır. kutlamak. Kirke'nin kimliği ve nitelikleri üstünde bil­ ginler çok durmuş. Bu Feronia ile Kirke arasında bağlantı kurmamak ola­ naksız. İnsanların unutulma­ ması gereken ünlü. suç işleyen. Bu tanrıçanın "feri" yani vahşi hayvan sözcüğünden türeme adı. Kydippe. tanrıçadan. kahramanlıkları di­ le getirir bunlarla. Argoslular iki kardeşin heykelini Delphoi'ye adadılar. Kroisos ona bu dünyada en mutlu insanın kim olduğunu so­ rar. oğul­ larına. Bölgenin Etruria yani Anadolu'dan gelme Etrüsklerin yerleştiği yer olduğu da ak­ la getirilirse. Skylla ve Kharybdis'ten nasıl korunabileceğini bildirir. bugün Capo Circeo'nun bulunduğu bölgede Roma çağlarında Feronia adlı tanrıçaya tapıldığı gö­ rülür. öteki de Latinos'tur derler. Kirke'nin. 31) an­ latılmıştır. öbüründen Klytaimestra ile Kastor çık­ mış. Okeanos'la Tethys'in kızı. iki yumurta doğurmuş derler. Epimetheus ve Menoithios'un ana­ sı olmuştur (Tab. 307'den XI sonuna dek). Atinalı Solon zenginler zengini kral Kroisos'a konuk gidince. çeşnisi de taşır. sözü edilse de işlediği suçlann asıl etkeni olarak gösteril­ mez. Sağ elinde boru. adam öldüren. Klytaimestra aşığı Aigisthos'un elinde . yani su saati vardır. Kirke-Odysseus macerasının İtalya efsanesince ne kadar benimsendiği gö­ rülür. Bütün bu öğeler Ana Tannça'nın kişiliği ve yaygınlı­ ğı tam bir aydınlığa kavuşacağı zaman gere­ ğince değerlendirilebilecektir. Klymene. insanlar için en iyi şeyi bağışlamasını diledi. herhangi bir hayvan haline getirmekle açığa vurur. Kirke' nin sözleri tıpatıp doğru çıkar ve Odysseus sonunda selameti büyücü tanrıçanın öğütleri­ ne borçlu olur. Kleobis'le Biton götürdüler. d o ­ kumak anlamına gelen Klotho hayat ipliğini büken tanrıça sayılırdı (Moira'lar). tarih alanı ona ayrılmış. vahşi hayvanları dizgine alan tanrıça anlamını taşır. bu kez. Latinos'un da Latinlerin atası sayıldığı h e ­ saba katılırsa. 45 menzil uzaktaki tapınağa kadar. Klytaimestra mythos'ta Helena kadar eşsiz bir rol oynar. bi­ ri Telegonos. Kirke-Feronia. olayların akışı­ nı ölçmeyi simgeler. tarih ya­ zarlarını esinleyen peri sayılmıştır. Bu tanrıça dişidir. X. dişilik. 12). daha sonra da Feronia'nın Anadolu'nun Ana Tanrıçası Kybele ile ilişkisi göze çarpar. Argos'taki Hera tapınağı rahi­ besi olan anneleri Kydippe'nin arabasını. Tyndareos'la Leda'nın kızıdır. Adı Klytaimestra ya da Klytaimnestra olarak geçer. P r o metheus. hayvanları ev­ cilleştirip arabasına koşan tanrısal varlığı sim­ geler. Kirke'nin yeri. kimi resimlerde elinde bir klepsydra. Artemis-Kybele gibi doğaya hâkim. Adı. Hera da bu dileği yerine getirerek iki oğlanı uyuttu. büyülemek. 3). Bundan sonra Odysseus'un Hades yolculuğu anlatılır (Od. Odysseia'dan sonraki efsanelere göre K i r ke'nin Odysseus'tan birçok çocukları olur. doğurganlık ve bereket kavramını erkeği boyunduruğa al­ mak. Bu öykü Herodotos'un Tarihinde (I. Kleobis. Adı bükmek. Motifleri Ana Tanrıça kültünün özelliklerini andıran Kirke efsanesi Odysseia'da sözü geçen başka temalarda ol­ duğu gibi peri masalı. Klotho. birinden Helena ile Polydeukes. övmek anlamına ge­ len "kleio" fiilinden türemiş olan Kleio (ya da Klio) Musalann biridir. ya da gitar bulunur.ler ülkesine gidip Teiresias'ın ruhuna danış­ masının gerektiğini bildirir. Helena ile Polydeukes Zeus'un dölleri. Solon ilk olarak yurdu için can veren Tellus'u saydıktan sonra ikinci örnek olarak da Kleobis'le Biton'u gösterir. Telegonos'un İtalya'da TuSculum şehrini kurdu­ ğu. düşünmüştür. Klyaimestra ile Kastor ölümlü Tyndareos'un çocuklarıymış (Tab. Kirke ona ilerdeki yolculuğun nasıl düzenlenmesi gerektiğini. Kleio. Benliğinde zıt duyguların çarpıştığı öbür trajik kişiler gibi Klytaimestra' nın da destanda pek adı geçmez. öylece öldüler. Arabayı çekecek ineklerin olmadı­ ğı bir günde. şanlı eylemlerini dile ge178 tirdiği için. Klytaimestra. Seirenlerden. Zeus'le Themis'in kızları olan kader tanrıçaları Moira'ların biri. kö­ tüye varan yolların hepsini deneyen kadın olarak yazarları sonsuzca esinleyen bir tip ni­ teliğini kazanmıştır. Dönüşte Odysseus gene Aiaie adasına uğrar. Leda kuğu kuşu haline girmiş tanrı Zeus'la birleştikten sonra.

asıl karım Klytaimestra'dan üstün o kız. Ama Klytaimestra'nın kocasına olan asıl hıncı kadın yüzünden değildir. ondan aşağı değil yapısı. çocuklarını da öldürür.b i r araçtır. içindeki karşıt duyguların çarpışması daha karmaşık olduğundan Aigisthos-Klytaimestra ikiliğinde baş rolü alır. Helena'nın ikizi olmakla başlar bu kompleks. az daha evlat katili yapan kızı İphigeneia'nm kurban edilmesidir.112 vd. fikri yerinde. Klytaimestra'ya ona iyi davranma­ sını öğütler. Kadınlığı böylece hor görülen Klytaimestra ister istemez kendini kardeşi Helena ile kıyaslar. Agamemnon'la Klytaimestra mythos'ta geçinemeyen. kadın ve eş olarak bunca şımarıklığı olan Helena'nın hiç ceza görmedi­ ğini. üstelik ev kadını. Öyle ki Klytaimestra nicelik ve nite­ lik bakımından da efsanenin en göze çarpan kişilerinden biri olarak karşımıza çıkar. yani rol oynadığı tragedyalar hem çok. Krallığı sırasında Atina P e loponez'lilerin saldırısına uğramış. Elektra anasıyla sert tartışmalarından Klytaimestra'nın ileri sürdü­ ğü bu İphigeneia olayının.): Doğrusunu isterseniz. bu Tantalos Thyestes'in oğludur (Tab. Delphoi kehaneti de Peloponezliler Atina kralını öldürürlerse zafer kazanacaklarını bildirmiş. 4). İlyada'da bile krallar kralı tutsağı Khryseis'i meşru karısı Klytaimestra ile bir tutmak cüretini gösterir (İl. birbirini sevmeyen çiftin ta kendisi­ dir. K l y t a i mestra'nın ilginç ve karmaşık tipinin tamam bir portresini okumak için Aiskhylos'un "Agamemnon". onu suça iten duygu da bu kıskançlık olmuştur. Onlar da kralı öldür­ düklerini anlayarak saldırıdan vazgeçmişler. Titanlardan biri (Tab. Ancak tragedya İ l e d i r k i . Bunu Agamemnon'a bir türlü affedemez. birini öl­ dürmüş. Sophokles'in "Elektra". gerçi Agamemnon'la ev­ lenmeden Klytaimestra'yı bazı efsaneler Tantalos'la evli gösterir. hem de bu tragedyalarda oynadığı rol biricik ve eşsizdir. 1. Hyperion. Tragedyaların bazıları Agamemnon'un öl­ dürülmesinde Klytaimestra'yı asıl fail olarak gösterir. İki düşmanla karşı­ laşmış ve onlarla kavgaya tutuşmuş. Bu yüzden duyduğu kini öbür çocuklarına da bulaştırır: Elektra'dan. öbürünün eliyle de vurulup ölmüş. Erkek kardeşleri Okeanos. ça§daş bir görüşle nitelenecek olursa. onun yüzünden kendi başına bunca be­ lalar geldiğini yana yakıla dile getirir. Kodros öldükten sonra Atina tahtına oğlu Medon çıkmış. Tragedya ya­ zarlarından Aiskhylos da. Uranos'la Gaia'nın oğlu. kıskançlık diye adlandırılmalıdır. Khryseis'ten daha güçlü bir kuma da çıkarır karşısına: Troya'dan Kassandra'yı sarayına getirince. boyu boşu. Atinalılar işin farkına vararak ölüsünü Peloponezlilerden istemişler. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" tragedyala­ rını okumak gerekir. Bütün bu tragedyaları bir bir ele alamayacağı­ mıza göre. aslında suçluluğu­ nu örtmek için bir bahane olduğunu yüzüne vurur. Kodros. Kodros'un mezarı tarihsel çağlarda Atina kapılarının birinin önünde gösterilirmiş. Euripides de Klytaimestra tipini kendi görüşleri­ ne göre sonuna kadar işlemekten geri kalma­ mışlardır. İapetos ve Kronos'tur. Uğursuzlukla başlayan bu evlenme son­ suz bir kin ve suç zincirinin birinci halkasıdır. Orestes'e anana kıyma diye yalvarır. Koios. Gerçekten de tragedyanın sahneye koyduğu Klytaimestra yüreğinde en ufak bir analık duygusu olmayan bir kadındır. ama onun öldüğü haberini alınca tanrılara şükran adak­ ları adayacak kadar sevinir. Küçük oğlu Neleus da Miletos'a göç­ müş (Neleus 2). Orestes'ten nefret eder. Klytaimestra'nın içinde başlıca yeri tutan duygu. Klytaimestra'nın kardeşleri Dioskur'ların saldırısına uğ­ rayınca Klytaimestra ile evlenmek zorunda kalır. Onu koca. hepsinin birden esinlediği Klytaimestra tipini özetlemeye çalışalım. Sophokles de. 15). Poseidon'un soyundan olan efsanelik Atina kralı. aklı. kiminde de Mykene'de yalnız kaldığı için Aigisthos'un zorlamasına dayanamayıp kendini veren ve âşığının elinde bir araç gibi kullanılan bir z a v a l l ı kadın pozundadır. K l y t a i mestra özgür bir kişilik kazanır ve dramı daha derin. kız kardeş . Klytaimestra ömrünün başından sonuna kadar kıskançlıkla kıvranmış durmuş. Bunu haber alınca Kodros hayatını yurduna feda etmeye karar vermiş ve dilenci kılığına gire­ rek şehirden dışarı çıkmış. Agamemnon bu Tantaloş'u da.

Amphitryon. Hades bataklarına doğru. Kokalos daya­ namayıp bunun çözümünü Daidalos'a sor­ muş. hepsi birden Ana Tanrıça 180 . Korybant'Iar. Korybant'Iar ve Kureta'lar. Rhea çocuğun çev­ resinde Kureta'larm coşkun rakslarla tunç kalkanlarına vura vura gürültü yapmalarını emretmiş. Kore ya da Kora. ne var ki Kokalos ko­ nukluk kurallarını çiğnememek için kızlarına Minos'u öldürmelerini buyurmuş. Kokalos. uzun uzun kavaklar göreceksin. Homeros'tan önce ve Troya savaşı­ nın olduğu sıralarda llyada destanını yazmış. Sonradan Z e us. orada Akheron. Minos da Daidalos'u aramaya çıkıp Sicilya'ya vardığında usta yapıcıyı bulmak için bir düzene başvur­ muş: Bir iplikle bir şeytanminaresi almış. Efsaneye göre Kureta'lar iki ya da dokuzmuş. Korinnos Troya'nm yerlisi bir ozanmış. Odysseus yeraltı ülkesi­ ne inecekken. genç kız anlamına gelir. kısır söğütler. Amaltheia da onu keçi sütüyle besleyip büyü­ tür (Amaltheia).leri Theia. Tethys. Işığı simgele­ yen göksel varlıklan meydana getiren Koios' la Phoibe Apollon ve Artemis'in atalarıdır. o da ipliği bir karıncaya bağlayıp karın­ cayı şeytanminaresinin içinden geçirtmek ge­ rektiğini söylemiş. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. Pyriphlegeton ve Kokytos akar. Burada iki ana tanrıçanın ve onun hizmetinde bulunan efsanelik rahip­ lerin de birbirine karıştığı görülür. Daidalos hava­ ya uçarak Girit'ten kaçtığı zaman Kokalos'un yanına sığınmış ve saklanmış. Kokytos'un suları buz gibi diye tanımlanır. Themis. Demeter'in kızı Persephone'ye verilen ikinci bir isimdir (Demeter). Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar! Orada icat ettiler. Kureta'lar ise Zeus efsanesin­ de rol oynayan cinlerdir. ama tanrı bebeğin seslerini Kronos duyup da öbür çocukları gibi Zeus'u da bulup yutmasın diye. Korybant'Iar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'larm çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Komaitho.): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Korybantes ve Kuretai diye yazın kaynaklarında geçen Ana Tanrıça'nın rahiplerini Euripides Bakkha'lar "tragedyasın­ da şöyle tanımlar: Ey karanlık diyarı Kureta'larm. Sicilya'da Kamikos (sonradan Agrigentum olur) şehrinin kralı. Bkz. Girit kralı Daidalos'un bura­ da saklandığını anlamış. Kybele ve Dionysos tanrılannın kültleri birbirine karışmış ve Daktyl'ler. Lapith'ler kralı Phlegyas'ın kızı. Kokalos bu çözümü Minos'a bildirince. Toprağın oğulları oldukları söylenir: Rhea Girit'in Lyktos magarasında Zeus'u doğurduğu zaman onu Amaltheia adlı nympha'ya teslim eder. orada Alçakkıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Pyriphlegeton adın­ dan da belli olduğu gibi (pyr ateş demek) kay­ nar sulu bir ırmak olduğu halde. Rheia. Orada karıştı coşkun davul sesleri Pbrygia kavallarının tatlı nefeslerine. Homeros destanlarını yaz­ mak için onun eserlerinden esinlenmiş. iki kızları olur: Leto ve Asterie. sonra çık yola. Koronîs. Koios'la Phoibe evlenirler. Kokytos. onlar da kralın üstüne kaynar su dökerek ölümüne se­ bep olmuşlar (Daidalos). üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'Iar çembere gerilen deriyi. Korybas Lydia ya da Phrygia dilinde ilkin Attis'e veri­ len bir addır. Yazı yazmasını da Palamedes'ten ögrenmişmiş (Palamedes). Kore. Korinnos. Odysseus yeraltı dünyasına inmek için çu­ kuru orada kazacaktır. böylece çocuğun bağrışmalarını tunç sesleriyle boguyorlarmış. Korybant'Iar da Phrygialı ana tanrıça Kybele'nin rahipleridir. Mnemosyne ve Phoibe'dir. 508 vd. benim için. X. Kokalos'u konuğunu teslim etmeye zorlamış. büyücü tanrıça Kirke ona H a des haritasını şöyle çizer (Od. hekim tanrı Askleplos'un anası (Asklepios). Kureta'lar Giritli ana tanrıça Rhea'nın. ipli­ ği bir ucundan öbür ucuna geçirmesini başa­ rana ödül vereceğini bildirmiş. İniltiler ırmağı anlamına gelen Kokytos ölüler ülkesinde akan ve Akheron'a dökülen bir ırmaktır.

Aiolos'la Enarete'nin oğlu. Kreon Eteokles'in tarafını tutar. Kreusa gelinliği alır. sıçanlar her şeyi kemirip yok ediyormuş. Pelias). yani gerçek Giritlilerin atasıdır. 19). Adı Oidipus efsanesinde geçer: Oidipus Thebai'den sürülünce şehre kral olur. 17). Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından birinin adı. En es­ ki destanlarda Aineias'ın karısının adı Kreusa değil. Aineias'ın karısı (Tab. Kretheus. Tyro'nun tanrı Poseidon'dan olan Neleus ve Pelias adlı oğullarını evlatlığa alır. İason'la Medeia efsanesinde rol oynar: İolkhos'tan kovulunca İason'la Medeia Korinthos'a. Minos'tan çok önce Girit'e yasalar vermiş ve uygarlık getir­ miştir. oklarıyla hepsini öldürmüş. başka birine göre de Girit toprağından doğmuş ve Girit'in ilk konuklan Eteokretes. Ama günün birinde Kreon kızı Kreusa (ya da Glauke)'yi İason'a vermeye kalkışır. bir yatıdan da . (îyes'le Briareus'un kardeşi (Yüzkollular). 6). Kreon'un yanı­ na sığınırlar ve birkaç yıl barış içinde yaşar­ lar. Tyro ile evlenir ve Aison'u doğurur (Tab. Dionysos). Vergilius Aeneis desta­ nında Kreusa'nın Troya'nın yıkıldığı ve Aineias'ın babası Ankhises'le oğlu Askanios'u ala­ rak şehirden kaçtığı gece bir tanrıça (Aphrodite ya da Kybele) tarafından kaçırıldığını an­ latır. Aineias karısını aramak için şehre geri döndüğünde. Attika'nın ilk krallarından biri. (2) Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı. tarlası. (1) Korinthos kralı. gi­ yer. Kranaos'un Atllıis adlı bir kızı olmuş. Efsanenin biri Kres'i. Zeus bebekken babası Kronos'un elinden kurtarılmak için Girit'e bı­ rakılınca Kreş adada hüküm sürmekteydi ve Zeus'u koruyan o olmuştur. Girit'i her türlü çıkarmaya karşı koruyan Talos adlı robotun babası sayar (Talos).Kybele'nln kültüne bağlanmıştır. Eurydike'dir. Bir efsaneye göre tanrı Zeus'la Ida da ğının bir nympha'sından doğmuştur. Kekrops'tan sonra tahta çı­ kan o olmuş ve Attikalılara "Kranaos'lular". Kreş. (2) Menoikeus'un oğlu Kreon. Pallas'la Styks'in oğlu (Tab. 22). Kıanaos. Kottos. flüt. Halmon). Kratos. Krinis. Sıçandan geçilmiyor. Alina'ya da Kranae denmiş. Kretheus. Kreusa. Antigone dramında büyük bir rol oynar ve doğanın kanunlarını hesaba kat­ madan devlet kanunlarını yürürlüğe koymaya çalışan yöneticinin iflasını simgeler (Antine. Yanına varıp onu kurtarmak İsteyen Kreon da aynı ateşle tutuşup yanar (Medeia). Kreon. nesi varsa sıçanla­ rın saldırısına uğramış. Mysia şehri Khryse'de bulunan Apollon Smintheus tapınağının kurucusu. güç ve kuvvet simgesi (Bia). İon'un anası (lort). davul ve tef sesleriyle kut­ larlar. bağrışmalarla. İokaste'nin kardeşi ve Thebai kralı Laios'un kaynatasıdır (Tab. bu yüzden de evi barkı. lason Medeia'yı boşayıp Kreusa'yı almaya razı olur. Oidipus'un ölümünden sonra oğullan Eteokles'le Polyneikes savaşa tutuşunca. I l yada'da Agamemnon'un tutsak tuttuğu kızı Khryseis'i almaya gelen Khryses bu tapına­ ğın rahibidir. Oidipus. (1) Atina kralı Erekhteus'un kızı. Ama tanrı bir gün yeryüzüne inecek olmuş. Medeia'nın korkunç dramı bu olayla başlar: Büyücü kadın bu evlenmeye ses çıkar­ mayacak gibi olur. Giritlilere adını veren kurucu kahra­ m a n . gümbürtülü bir vecit içinde kendilerin­ den geçerek "enthousiasmos" denilen duru­ ma girerek tanrıya karışmayı sağlarlardı (l)aktyller. lason ve Pelias'ın şehri olan lolkos'un kurucusudur (Tyro. kumasına armağan olarak bir gelinlik gönderir. Kretheus. Kranaos da Kekrops gibi topraktan doğma İmiş (Kekrops). Attika bölgesi bu kıza göre adlandırılmış. sırtına geçirir geçirmez de cayır cayır yanmaya başlar. Polyneikes'i şe­ hirden sürer. Kreusa'nın görüntüsü karşısına çıkıp yeni bir yurt kurmaya gitmesi gerektiği­ ni bildirir (Aineias). Krinis'ln sürülerine bakan çobana konuk ol­ muş ve ondan çok memnun kaldığı için böl geyl sıçanlardan temizlemeye karar verini'. Tapınağın kurulması efsaneye göre şöyle olmuş: Krinis günün birinde Apollon tanrının öfkesine uğramış. toprağı. Bu rahipler Kybele ayinlerini baş döndürücü rakslarla.

anası Gaia'nın eline verdiği çe­ lik tırpanla babası Uranos'un hayalarını kes­ mesi tanrı kuşakları arasındaki çekişmenin ilk aşamasıdır (Theog. 4). Beş erkek titan ve al­ tı kız titan'ın doğuşundan sonra Kronos'un dünyaya gelişini Hesiodos şöyle anlatır (Theog. Ozan Homeros'un anası sayılan efsanelik kişi. İzmir'de akan Meles ırmağıy­ la sevişmiş ve birleşmelerinden Homeros meydana gelmiş. Lydia kralı Maion onunla evlenmiş. Zeus'la Hera'ya soyadı olarak Kronides (Kronos oğlu) denir. Bu kaynaklara göre Kronos yeryü­ zünde iyiliği ve bereketi kuran ilk tanrıdır. 137 vd. 4). ( 2 ) DOĞUŞU. Bu efsane koca ozana verilen Melesigenes (Meles'ten dogma) adının nereden geldiğini anlatmaya yarar. Hesiodos'un Theog. Kronos'un Philyra ile birleşmesinden at adam Kheiron doğmuş (Kheiron). 154-210). 4 5 3 506'da anlattığı Kronos-Zeus çekişmesi Zeus maddesinde ele alınacaktır. Kronos. (Uranos. Onun egemen olduğu çag Altın Çağına rast- la . 3. Homeros destanlarında adı geçer. ( 1 ) A D I . en belalısı Toprakoğullarının. Kaynağı güneydoğu Akdeniz çevresinde bu­ lunan bu efsanelerin Yunanlılara Fenikeliler yoluyla geçtiği sanılır. Eurybie ile birleşir ve Astraios. Kronos. Kritheis de Me­ les ırmağının kıyısında Homeros'u doğurup hemen sonra ölmüştür. Hesiodos'un etki altında kalarak uzun uzadıya an­ lattığı bu masallar Yunan mythos'unda tek örnek olmak bakımından daha da ilgi çekici­ dir (Theogonia). Kritheis Ege bölgesinin bir nympha'sıymış. böylece onu inim inim inletmektedir. Aphrodite). ikinci kuşağı başa getirmiştir (Tab. Zeus efsane­ sinde iki kez görülen babanın oğla baskı ya­ pıp oğlun ayaklanması ve babasını alt ederek egemenliğini elinden alması teması. ama sonraki efsane ve açıklamalara göre bu iki kelime bir tutulmuş ve Kronos tanrının zamanı. bir gün de Meles ırmağının kıyısında çamaşır yıkamaya gitmişmiş ki Homeros'u doğurmuş. Efsanenin başka bir anlatımında Kritheis adalı bir genç kızdır. Uranos'un er­ keklik aygıtından akan kanlardan Erinys'ler (Erinys) ve spermasından da Aphrodite (Ahrodite) do^ar. Pallas ve Perses'i meydana getirir (Tab. Uranos'la Gaia'nın oğlu. ya da Aphrodite'nin babası olarak geçer. Titanlardan biri. Başka e f sanelerde de Hephaistos. Kronos'un. geçişini simgelediği ileri sürülüp. Kritheis. Gaia. yani Maion oğlu. Her iki efsanede de Maion adlı birinin söz konusu edilmesi özel­ likle Latin şairlerince Homeros'a verilen Maionides. Krios. Kronos adının zaman anla­ mına gelen "khronos" sözcüğüyle aslında hiçbir ilişiği yoktur. Gaia bir düzen kurar ve o düzeni oğlu Kronos eliyle gerçekleştirir. o art düşünceli tanrı. Uranos hepsini gün ışığına çıkar çıkmaz Gaia'nın karnına gerisin geri tıkamakta. Homeros'un tonya'sında bunlar bilindiği halde pek tutunmadıgı da destanlardan belli olmaktadır. Kritheis amcasını bırakıp Phemios adında bir İzmirliye kaçmış. Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına. Oysa efsa­ nesinden görüleceği gibi Kronos'un bu yoru­ mu bir zorlama ürünüdür. zamanın akışını. Başka bir efsaneye göre. Kronos'un Zeus eliyle yeraltı­ na kapatıldığına da değinilir. bu adam ölürken kızını kardeşi Maion'a bırakmış. Uranos. imgelerinde elinde bir tırpanla gösterilmiştir.Krinis'e Apollon Smintheus'a bir tapınak dik­ mesini buyurmuş (Apollon Smintheus). Kritheis Kyme'li (İzmir'in güneyinde Namurt) bir adamın kızıymış. E F S A N E L E R İ . Kronos'la ilgili iki efsane de Hesiodos'un Theogonia'sında anlatılmak­ tadır. ama sonra da korsanlar tara­ fından kaçırılıp İzmir'e götürülmüştür. hele do­ ğan varlıkları yutmak g i b i ilkel motiflerle Y u nan mythos'una dışardan katılmış öğelerdir.): Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya. Kronos'tan sonra Toprak Ana Kyklopları ve Hekatonkheir'leri doğurduğu halde. ama efsane ola­ rak anlatılmaz. Orfik tarikat geleneğinde Kronos Zeus'la barışmış ve Mutlular Adalarında yaşar gibi gösterilir. ya da Maionialı (Lydialı) ek adının açıklanması yapılıyor. Musalarla ilişiği olan bir cinle sevişmiş. Uranos'la Gaia'nın son oğul­ ları Kronos Titanlar soyundandır ve babası Uranos'u erkeklikten yoksun etmekle birinci kuşak tanrılarının egemenliğine son verip.

t o p ­ rak üstünde oldukları için belki hiç değinme­ yeceği Kybele anıtları vardır ki. ya da doğur­ mak pozunda olan tanrıça ise iki yanındaki iki aslana dayanmaktadır. altında bir taş duvar. Kula at anlamına gelen Ksanthos Akhilleus'un ölümsüz atlarından biridir. Bkz. Tarih öncesinin en gerilerinden tek tanrılı dinlerin yerleştiği dönemlere kadar uzanan ve Akdeniz yöresini kapladıktan son­ ra. Kybele. tarih. Kyane. Ksanthos. uy­ garlık ve kültürlerde değişik adlarla anılıp hep aynı prototipe indirgenebilen Ana Tanrıça di­ ninin kaynağı Anadolu'dur. bunlar ya­ zın kaynaklarındaki Ana Tanrıça tanımlarına tıpatıp uymakta. din tarihi. Akhilleus'a Hektor'la sa­ vaşında da yardım eden bu ölümsüz at dile gelerek efendisine yakında öleceğini bildirir (Akhilleus). birçok ulus. Oturmuş. mitoloji ve sanatla yazın tarihinin katışık görevi olmalıdır. kollarında çok da­ ha ufak boyda bir erkek figürü taşımakta. elde edilen verilerle bulguları bir açıdan inceleyip değer­ lendirmek yepyeni denebilecek bir uğraştır. Ö. Ev biçi­ mindeki bu basit tapınaklar Phrygia'da K y b e le dininin kentler dışına da taştığını. çok sonraları tarihsel çağlar­ da anlatılan efsanelerini bile dile getirmekte­ dir. bir yandan kuzey ülkelerine. İşin en tuhaf ve düşündü­ rücü yönü de Ana Tanrıça yontularıyla bir sırada Çalalhöyük'te bulunan çizgi motifleri nin Anadolu'nun geleneksel halk sanatlarını. karın altının bir üçgen biçiminde be­ lirtilmesi gibi motifler analığı ve dişiliği simge lemek bakımından Kybele'den Artemis'e k < ı dar büyük ana tanrıça imgelerinde bulunmak tadır. Yontuların heykel. "potnia t h e ron" yani hayvanların kraliçesi. Ana Tanrıça dinini aydınlatmak bugün arkeo­ loji. Hesiodos'un da anlattığı Çağlar Efsanesi Kronos'la ilişkili olarak özellikle Roma'da tu­ tunmuş ve Saturnus çağı üstüne efsaneler bir­ çok şairleri esinlemiştir (Soylar Efsanesi. Son yıllarda konuyu en çok aydınlatan bi­ lim dalı arkeoloji olmuştur. doğa üstüne sonsuz egemenliğinin bir simgesi olarak asla­ nı yanından ayırmamaktadır. kültü dal budak salmış bu tanrıça figürünün değindiği bilim dalları o kadar çoktur ki. ilkçağda Phrygia diye tanınan bölgede yaygın bir ala­ na dağılmış kır tapınaklarıdır. Korybant'lar. bütün doğayaı yayıldığını gösterir Bu c e p h e tapı . öte yandan Asya'nın içlerine dek yayılan. göbekli. Buraya Ana Tanrıçaya tapınmaya gelen dua­ cıların Kybele'nin simgelediği bereket ve do­ ğurganlıktan pay almak için seks yerlerine dokunup onları aşındırdıkları bellidir. Saturnus). Tanrıçanın hem çocuğu. Bu su götürmez gerçek gün geçtikçe daha belirgin biçimde gözümüzün önüne serildiği halde. Üçgen bi­ çiminde bir çatı. dolgun memeli bir tanrıça. gerçeklere uy­ gun olarak tanıyabileceğiz ve anlayabileceğiz. Küreta'lar. Tıpkı çok sonraki heykellerinde görüleceği gibi. bu figür göğsüne yapışmış. Ana Tanrıça'yı gereğince. ilerde efsanesi anlatılacak Attis'in ta kendisidir. hem sevgilisidir. duvarın içinde de çokluk bir niş oyulmuştur ve nişle­ rin kimisinde ayakta bir tanrıça heykeli görül­ mektedir. Irmak tanrı Maiandros'un kızı. ya da düz­ lükte birkaç basamak üstüne kurulmuş olan bu anıtlar birer cepheden ibarettir. araştırmaları bir tek ilgi merkezinde toplamak. Patroklos'la Hektor arasındaki savaşa Balios'la birlikte katılır (Balios) ve Patroklos öl­ dükten sonra ağlar. Bu erkek. Eskişehir'le Af­ yon arasında ulaşımı zor bir yöredeki bu anıt­ lardan en çok tanınanı Yazılıkaya diye anılan Midas anıtıdır. Kalın kalça.lar. Bütün bu kolların çabası bir araya geldikten sonradır ki. örneğin bugün bile yaşayan kilim motiflerini yansıtmasıdır. üstüne tırmanmış gi­ bidir. meme. Oturmuş durumda. aslanlann da seks yerleri zamanla aşınmıştır. Kaunos'la Byblis'in anası (Byblis). Tapınakların bazılarında tanrıça heykelinin iki yanında ön bacaklarını tanrıça­ ya dayamış iki aslan vardır. Bir de arkeolojinin daha değinmediği. yeşillik ara­ sında bir kayaya yaslanmış olarak. figürln ve idol biçiminde olanlarına gelince. 6500-700 yıllarına kadar uzandı­ ğını ortaya koymuştur. kaim kalçalı. tanrıçanın da. Çoğu ormanlarda. Sümer'den de önceki bir kültür çağını yansıtan bu tarihler Ana Tanrıça'nın Anadolu'nun yerlisi olduğunu açığa vurmaktadır. Çatalhöyük ve Hacılar'da yapılan kazılar Ana Tanrıça f i g ü rünün !.

Sözü geçen filmin asıl değeri de Ana Tanrıçayı Çatalhöyük'ten Roma çağına kadar her çeşit anıt ve imgeleriyle ortaya sermekle kalmayıp. yani bahar şenliklerinden bugün de bir şeyler kalmıştır. Lydia'da adı uygarlığın da etkeni olarak daha sonraki dö­ Kybebe. su­ ya çiçek ve özellikle menekşe atmakla kutla­ nan Attis. anaerkil bir toplu­ şiir. üçüncüsü de tanrıçanın en önemli merkezi olan Pessinus'a yakın G ü n yüzü dağıdır. Mısır'da İsis. mi gölü bölgesinde Venüs. her türlü na Kubaba olarak rastlanır. Syria'da Lat. Toprak ve be­ kanıtlamaya yeter. Latince şıldığı dile gelmekte. niteliği de dile gelmektedir: Sipylene Sipylos (Manisa) dağının. Romalıiarsa Bellona ile bir tutmuşlardır. ister başka adlarla nan yazarlarından çok. Tarih kaynaklarından burada tapı­ nılan tanrıçanın şimşek. Gordium'un güneybatısındaki Balhisar'dır. Ana Tanrıçanın Pessinus'tan da daha eski bir tapım merkezi Komana şehridir. gerek düzyazıyla en çok sözü edilen tan­ mun ürünü olan savaşçı Amazonları efsanele­ rıçalardan biridir. Ko­ nemlerde. Yukarda sözünü ettiğimiz bilim kollarında işbirliği ve daha de­ rine giden kıyaslamak araştırmalar bu alanda çok yararlı olabilir. Ana Tanrıçanın Aslında bir tek efsanesi vardır. Roma yazarlarından anılan Ana Tanrıçanın hizmetinde. Bu alanda bilgilerimiz Y u rin hepsi ister Artemis. topuz ve çift ağızlı baltayla simgelenen bir savaş ve zafer tanrı­ çası olduğu anlaşılır. Efes Artemis'inde görülen kuleli mana Pontika (Tokat bölgesinde Gümenek) taçları başında taşımakla bir de meter turrita ve Kayseri yöresindeki Komana Kappadokiya da turrigera (Lat. Steunene Aizani (Çavdarhisar) yöresindeki Steunos (Kesikmagara) mağarasının tanrıçası olduğunu belirtir. Bu nite­ liğiyle Ana Tanrıça'nın kültüyle Karadeniz bölgesinde merkezlenen Amazonlarla ilişkisi Yazılı kaynaklarımıza gelince. verimliügiyle simgeleyen ev­ mak üzere uluslarüstü bir nitelik kazandığını rensel bir nitelik taşımaktadır. doğal Girit'te Rhea. hem de tapanının biçimi mater sözcüğü eklenerek tanrıçanın bölgesel saptanmaktadır: Tanrıça Attis (ya da Attes) 184 . Bu ad ve sıfat çoklu­ ve sıfatlardan anlaşıldığı gibi. bu efsanede aldırı değişik adlardır. Pessinus da eski adı Justinianopolis olan Sivrihisar'ın biraz güneyinde. Anadolu'da ise Dindymos adını taşıyan üç dag vardır.naklarında dikkati çeken bir nokta bunların Lykia'daki kaya mezarlarına çok benzemele­ ridir. ldaia Girit'teki İda ve Troya'ya hâkim Kazdagının. Yunanlılar bu tanrıçayı savaş tanrı Ares'in çevresindeki Enyo ile. onunla ilişkili olarak gösterir (Amazonlar. tanrıça doğayı ğu Ana Tanrıçanın kaynağı Anadolu'da ol­ bütün canlılığı. Efes'te Artemis. ( 1 ) A D L A R I V E S I F A T L A R I . Ayrıca bazı yer adların­ hem tanrıçada analık kavramının nasıl anla­ dan üreme sıfatlara Yunanca meter. kuleli ya da kule taşıyan ka (Kemer) kentlerinde adı çok eski bir Ana­ ana demektir) olur. Sümer'de Marienna. Romalıların Magna Madolu adı olan Mâ'dır.. Hi­ tit kaynaklarında Hepat diye adlandırılır. ya da şe­ hirleridir. Kültepe tabletlerinde adı­ reketin kaynağında olmaktan başka. Kybele'nin tapım mer­ kezlerinden olan Manisa'daki Mesir bayramı ve bu bahar bayramında camiden aşağıya halka bereket ve doğurganlık sağlayan ma­ cunların atılması Anadolu'nun yerlisi olan bir inancın süregelmesi olabilir. İstanbul Üniversitesi F i l m Merkezince çevrilmiş olan bir belgesel filmden tanıdığımız bu Kybele anıtlarının arkeoloji buluntularıyla ve başka bölgelerde rastlanan buluntularla karşılaştırılıp değerlendirilmesi Ana Tanrıça dinini aydınlatmaya yarayabilir. Bütün bu isim larda adlandırılmamıştır. bu sıfatlar arasında en yaygın olan da Dindi/mene adıdır ki Dindymos dağının tan­ rıçası anlamına gelir. Kybele gerek olduğu sonucuna varılır ki. vasfını da yalnız insan alanında değil. biri Phrygia' daki Murat dağı. de hiçbir tanrı Ana Tanrıça kadar çeşitli ad­ (2) N İ T E L İ Ğ İ VE EFSANESİ. ya da gelmedir. öbürü Mysia-Phrygia sınırın­ daki Kapıdag. ter (Büyük Ana) diye andıkları tanrıça analık Hitit'te Arinna. Ana­ dolu halk törelerinde bu inançtan kalma iz ve etkileri de ortaya koymaya çalışmasıdır: Phrygia ırmağı Sangarios'un kaynağında. İtalya'da N e ­ ve evrensel bir ilke olarak canlandırır. Hiçbir mitoloji­ Artemis). Phrygia'da Kybele olarak geçer. Berekyntia Sakar­ ya kıyısındaki eski bir kalenin.

burada birtakım vecit. Phrygia lik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş krallarından Midas'ın da. Bu dinsel yönetimin başında Yunan ve Roma çağında Kybele kültü bütün iki başrahip bulunur. Öyle ki Ana gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit. Friklerle tanrıçanın kaynaşması nın özünde olan bir çeşit kurban töreniyle dikkati çeken bir süreçtir: Ana Tanrıça kültü­ gerçekleşmektedir. . Yazılı kaynaklar bi­ Metragyrtoi diye anılan dilenci rahipler Akde­ ze Kybele'nin Pessinus'taki tapımı üstüne ay­ niz çevresine yayılır ve birer misyoner gibi rıntılı bilgi verir. Bu idol bir "diopetes" yani dinini dört bir yana tanıtırlar. Gizemli cümbüşler. kılık kıyafetin gerekse Pessinus'taki tapım merkezleri Hititkurucusu. Gerek Komana'da. ( 3 ) T A P I M I VE T A R İ H İ . Marsyas'ın da Ana bir alana. 1200 yıllarında Friklerin. Pessinus'taki tapınağı siyasal güç­ halde. Phrygia'da yerli bir kült olduğu bü­ la saygı ve gıpta ile karşılanırlar. Attis erkekliğini keserek nün yerli olup Phrygia bölgesini ele geçiren kendini nasıl tanrıçaya kurban ettiyse. Ö. Kybele kültünde merkezine dokunmak şöyle dursun. Pessinus'taki sında yapılan bu eylem gene Anadolu'ya öz­ tapınağını kurmakla övünüldü. Nitekim rak yönetilirdi. kendinden geçme ve esrime egemen olan tanrıçayı benimseyip tapımını hallerine kanşmakta ve Ana Tanrıça tapımısürdürürler. tünü ortadan kaldıramazlar. Kybeve yöreye adını veren ulustan çok daha eski le'nin başrahibi de kanlı bir törenle kendi olduğu bütün kanıtlardan anlaşıldığı halde. Phokalalılarla minde büyük Hitit kralıyla i y i ilişkiler kurmuş. Attis kendi kestiği hayalarından akan kanla topra­ ğı sular. Tersine bu tapını daha çok Lydia yöresine kaydıktan sonra. bunların biri Attis adını töreleriyle Phrygia uygarlığına özgü bir belirti taşır. bitkilerin fışkırmasına yol açar ve bir çam ağacına dönüşür. bir Tanrıça kültü Phrygialılardan çok eski olduğu kara taştı. Her iki saldırıda da Ana Tanrıçanın tapım merke­ zi uluslarüstü niteliğini koruyarak bağımsızlı­ ğını ve din devleti olarak etkisini sürdürmek Toprak-bereket efsanelerinin hepsinde. biri İ. bu dini benimseyen bütün ülkeler onu lerden büsbütün bağımsız bir din merkezi ola­ bir Phrygia tanrıçası olarak tanırlar. şenlikler ara­ Midas tanrıçanın oğlu olmakla. İonyalı kolonistler din len bu ölme-dirilme motifi. ikincisi 1. Marsilya'yı kuran rahip krallar büyük kralın siyasal yönetimini göçmenlerin yeni yurtlarına taşıdıktan törele- adlı bir delikanlıya tutkundur (Agdistis). ama Ana Tanrıça k ü l de olsa yaşayan bir törenin ilk örneğidir. onu Pessinus kralının ( k i m i kaynaklarda kral M i das'ın) kızıyla evlenmek üzereyken düğün ye­ rinde birden karşısına dikilerek çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. öncüsüdür. dan gelme olması şart koşulan bir yabancıy­ dı. akan kan ve gu öylesine etkilemiş ki. 686 (ya da 676) sula­ rında Kimmerlerin bölgeye yayılmasıdır. eliyle kendini hadım etmek zorundaydı. ğin ve bir de yaşam biçiminin. Kimmerler de gü ve bazı tarikatlarda bugün başka biçimde Phrygia devletini yıkar. Phrygia uygarlığı Ege lerin Anadolu'da kurdukları egemenlik döne­ kıyılarını kapladıktan sonra. Attis tanrıça bu yeni siyasal gücü ve etnik toplulu efsanesinde simgelendigi gibi. lamaktadır. Tanrıçaya orada bir idol biçi­ davranarak Ana Tanrıçanın mistik ve gizemli minde tapınılırdı. yani bütün doğaya geçmesini sağ­ Tanrıça ile yakın ilişkileri tarihe geçmiştir. yolunu buluyor. müzi­ timlere karşı korumuştur. Bu iki kral-rahibin Attis efsanesinde anla­ Klasik çağlarda Yunanistan'ın ve Anado­ tıldığı gibi erkekliklerini tanrıçaya adamış ol­ lu'nun dört bir yanına dağılan Phrygia kölele­ ması gerekiyordu. Megabyzos adıyla anılan ikincisi dışar­ sayılır. Fransa'ya kadar da yayılır. çünkü tün kaynaklardan belli olan bu rahip devleti Phrygia evrensel bir dinin merkezi olduğu ka­ özekligini bögeye gelip yerleşen bütün yöne­ dar Yunanlılara yön veren bir sanatın. Aynı süreç Efes'teki Artemiözellikle Adonis mythos'unda (Adonis) görü­ sion'da da görülür. tarihe Kybele bir yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nite­ Phrygia tanrıçası olarak geçmişti.tanımakla birlikte onun din merkezlerine ka­ rışmasına hiçbir zaman izin vermemişimin Phrygia dışardan gelme ulusların iki kez saldı­ rısına uğramıştır. Galloi diye anılan öbür ra­ ri ve dilenci rahipleri hor görüldüğü oranda hiplerin de vecit halinde hadım edilmeleri t ö ­ gizemli bir din ve kültünün temsilcileri olmak­ redendi. Ö.

derken Claudia Quinta adlı bir kız orta­ ya çıkar ve tanrıçaya yakarır. Ondan önce Ati­ na Ana Tanrıçayı çağırmış. yalnız uygarlık ve kültür merkezi sayılan Anadolu'nun değil. Roma'nın Aineas'ı kurucu ata olarak benimsemesiyle Phrygia uygarlığını da kültürünün kaynağı saymış. Yeni efsaneler doğar: Ana Tanrıça taşını Tiber'den yukarı taşıyan gemi birden karaya oturur. Helene'ye anlatır ( İ l . I I I . kültünü sınırları içine almakla geçirdiği bir bunalıma çare bu­ lunacağına inanmıştır: Peloponez savaşı de­ nilen iki büyük Yunan şehrinin. a f i f ellerle şehre alınmasını ister. Claudia halatları eline alır ve gemiyi Tiber'den yukarı Roma şehrine kadar çeker. Magna Mater bu gereksinmeyi karşılamış ola­ cak ki. Uzak Askania dendiğine göre bu savaşçıların geldiği yöre Burdur böl­ gesi olsa gerek. esinlendirmiştir ki..rin arasında bugüne dek Fransa cumhuriyeti­ nin benimsediği Phrygia başlığı da yok mu­ dur? Phrygialı olmak kültür bakımından yet­ kin.. halk heyecana kapılır. Bir kültür taşıyıcısı olarak Phrygialıların Troyalıları da simgelemek için kullanılmaları ne zaman ve nasıl başlar? Herhalde şairler. 204 yılında Pessinus'taki meteortaşı törenle Roma'ya aktarıl­ mış ve Palatinus tepesine tapınağı kurulan Magna Mater'in şerefine Megalensia denilen bayramlar kutlanmaya başlamıştır.): Phrygia'ya gitmiştim. Priamos'un da Phrygialıların yardımına koşması anlamlı. Bu olay da kritik bir döneme rastlar: Roma Afrika se­ ferlerine çıkmak üzeredir. II. Ana Tanrıçanın da bu kültür göçüyle birlikte Roma'ya alınmasını sağlamıştır. coşkun danslarla kutlanan törenleri. Ö. Gene Sibylla kitaplarının önerisiyle Ana Tanrıça'nın Roma'ya getirilişi derin siyasal sonuçlar doğurmuştur. O sırada Roma'da bir taş yağ­ muru olur. Ana Tanrıça üstüne en zen­ gin buluntuları sağlayan Hacılar da Burdur'a yakın değil midir? Phrygialılardan kral Priamos kendisi de söz eder. bütün doğu Akdeniz çevresinin. ama tlyada'dan sonraki me­ tinlerde Troyalıların Phrygialı diye anılması büsbütün ilginç ve dikkat çekici bir yöndür. imparatorluğu kur­ maya yol açacak yayılma politikası yürürlüğe girmektedir. o sırada Ana Tanrıçanın sesi duyulur: Temiz.. Amazonlar gelmişti hani. kız oğlan kız olmadığı ileri sürülmektedir. üstün olmak anlamına gelir ve bu Roma imparatorluğu çağına kadar süregelecektir. Atina ile Sparta'nm amansız ve sonsuz savaşında AtiEskiden bağlık. Orduları yayılmıştı Sakarya'nın kıyılarına. iki t a n n ve iki din arasında bağlantılar tarih öncesi çağlara dek uzanmaktaydı (Sibylla). Kybele'nin Phrygia'dan gelme t e f . Sibylla'lar Anadolu'dan gelmeydi.. atları dörtnal giden bir sürü Phrygia'lı görmüştüm. 862): Askanios yönetir Phrygia'lıları. aralarına savaş ortağı almışlardı beni. İlyada'da Kybele'nin adı hiç geçmediği hal­ de. erkek gibi. 184 vd. hem de Bur­ dur gölünün adıdır. onu Demeter'le birleştirip bir devlet tanrıçası olarak benimsemişlerdir. özellikel tragedya yazarları şiir dilinde bu iki ulus adını karıştırmışlardır. Ana­ dolu'nun kapılarını açmıştır. yeni ve da­ ha köklü inançlara özlem duyulmaktadır. Phrygia'nın bir Amazon saldırısına uğrama­ sı. Gerçekten de öyle olur. Kybele-Attis efsanesini konu edindikleri şiirlerinde tanrıçanın Galli adlı rahiplerine atıfla "galliambus" diye coş­ kun bir vezin de uydururlar. 1. z i l ve da­ vul gibi çalgılarla.. Roma ile Anadolu arasında kültür köprüsü kurulmuş­ tur. ama bu olay sonradan çok önemli sonuçlar doğurmuş. Phrygialılardan söz edilir: Bunlar Troya savaşında Troyalılara yardıma gelir (İl. yeni dini kutlamakta şairler ağız birliği ederler. O sıralarda Delphoi tanrısı Apollon'un rahipleri bu olayı desteklemiş olacak: Tanrının kâhinleri. birkaç yıl sonra Romalı komutan Manlius 186 . Magna Mater'in Roma'ya nakli din tarihinde eşi­ ne rastlanmayan bir olaydır. Attis e f sanesinin bu törenlerde ve gizemlerde yine­ lenmesi Roma şairlerini öylesine etkilemiş. kirletildiği. Ama Ana Tanrı­ ça sanat yönünde çığır açmakla kalmaz. tanrıça afifligini kanıtlamak için gemisinin kendi eliy­ le çekilmesine izin versin.. rahiplerinin hadım oluşu. işte o gün. bahçelik na'lılar Phrygia'nın Ana Tanrıçasını getirte­ rek şehirlerinde ona büyük bir tapınak kur­ muşlar. uzak Askania'dan gelmişlerdir onlar. Askania Limne hem Gemlik.

Sipylos eteğindeki Magnesia'da (Manisa) Syria kralı III. Antlokhos'u yenip Orta Ana­ dolu'ya ordusuyla ayak basınca Romalıları Pessinus tapınağının rahipleri coşkun sevinç gösterileriyle karşılar. Bundan sonradır ki R o ­ ma Bergama krallığını miras yoluyla elde eder ve Anadolu'ya egemenliğini kurmakla bölgede çığır açıcı bir dönemin başlamasını sağlar. Denebilir ki Romalılara doğunun kapı­ larını açan Anadolu'nun yerlisi ve simgesi olan Ana Tanrıçadır. Onunla ilişki kurup Batı ile Doğu arasında köprü atmak ve kültürünün yoksun olduğu bir temeli kültür beşiği Anado­ lu'da arayıp bulmak Roma'nın siyasal dehası­ na bir örnektir. Başta Augustus olmak üzere imparatorların hepsi hiç tükenmeyen bir özü gelip Anadolu'dan almışlardır. Eşsiz bir uy­ garlık ve kültür temeline oturtmayı başardık­ ları kültürleri böylece hem İtalya'da, hem Anadolu'da geliştikçe gelişmiştir. Bunun sim­ gesi de binlerce yıl öncesi gibi Roma'nın ege­ menlik çağında da gene aynı tanrıça, hangi adla anılırsa anılsın, Anadolu'nun büyük Ana Tanrıçasıdır. Kydippe. Kleobis'le Biton'un anneleri, H e ra rahibesi (Kleobis). Kydnos. Kilikya'da bugün Tarsus çayı diye anılan ırmağın tanrısı. Ana tarafından İapetos'un torunu sayılır. Kydnos'un Parthenios adlı bir oğlu varmış, Kydnos ırmağının denize döküldüğü yerde bir şehir kurup ona Parthenia demiş. Bu şehir bugünkü Tarsus'tur. Kyklopes (Kyklop'lar). Türkçeye " T e p e ­ göz" diye çevirebileceğimiz Kyklop'lar tek yu­ varlak gözlü devlerdir. Yunan mythos'unda bu yaratıkların üç türünden söz edilir: Biri Gaia ile Uranos'un oğulları göksel Kykloplar, öbürleri Odysseia'da adı geçen Polyphemos gibi Sicilyalı Kykloplar, sonuncuları da kay­ nakları Lykia'da bulunan duvarcı Kykloplardır. Birinci türden Hesiodos Theogonia'da şöy­ le söz eder (Theog. 139 vd.): Sonra Toprak Kyklop'ları doğurdu, azgın yürekli, Brontes'i, Steropes'i ve belalı Arges'i (ki bunlar vermiştir Zeus'a şimşekleri, yıldırımı}

Her bakımdan tanrıya benziyordu burdur ama bir tek gözleri vardı alınlarında. Yuvarlak tek gözlerinden geliyordu adları, zorlu, başarılıydılar hep yaptıklarında. Uranos'un yeraltına kapattığı bu devleri hemsoyları Yüzkollularla birlikte yeryüzüne çıkarır ve Titanlara karşı savaşta silah arkada­ şı olarak kullanır. Hades'e görünmez kılan başlığı, Poseldon'a da üç dişli yabayı veren bu devlermiş. Kykloplar üzerine başka efsaneler de anlatı­ lır: Apollon Kykloplara düşman kesilir, çünkü oğlu Asklepios insanları ölümden kurtarıyor diye Zeus'un öfkesine uğrar ve Kyklopların yıldmmıyla öldürülür. Apollon baştanrı Zeus'a el kaldıramadığı için Kyklopları öldürme­ ye kalkışır. Zeus buna kızar, bir an oğlu Apollon'u Tartaros'a atmayı düşünür, sonra bu kadar ağır bir cezadan vazgeçip onu bir yıl için sığırtmaç olarak Admetos'un yanına yol lar (Admetos, Asklepios, Apollon). Bu e f $ 8 nede Kykloplar ölümsüz tanrılar değil, ölüm lü yaratıklar olarak gösterilmiştir. Sicilyalı Kykloplar önce Homeros'un Odyi seia destanında, sonra da İskenderiye şiirindi sözü geçen yaratıklardır. Odysseia bunların yerlerini, yurtlarını Homeros destanlarına ö z gü kesinlikle belirtir: Kuzey İtalya ve Sicilya kıyıları ve adaları söz konusudur, nitekim Te­ pegöz masalları oralarda tutunmuş ve birçok yerlere Tepegözlerin, özellikle Odysseia'da sözü geçen Polyphemos'un adı verilmiştir (Polyphemos). Bu bölgenin yanardağ bölgesi oluşu, oralarda toprak altına kapatılan Tepe­ gözlerin demircilikle uğraşan birer cin olarak canlandırılmalarına yol açmıştır: Bunlar H e phaistos'un işliğinde - tıpkı İtalya'da (XVIII) Akhilleus'un silahlarının yapıldığı bölümdeki gibi - demir döverler, maden işlerler ve tanrı­ lara silah yaparlar. Tek gözleri ateşin karşı­ sında kor gibi parlar, kraterlerden fışkıran kı­ vılcımlar onların örsünden fırlayan ateşlerdir, yersarsıntıları ve gürültüleriyle kendilerini bel­ li ederler. Odysseia'da bunun tam tersine Kykloplar hayvancılıkla geçinen, koyun ve keçileri bol olan ağıllarda, mağaralarda yaşa­ yan yamyam devler olarak gösterilir. Odysseus Kykloplar ülkesinde ve özellikle Polyphemos'un mağarasındaI yaşadığı serüveni en

ufak ayrıntısına kadar anlatır (Od. IX, 105 -567). Duvarcı Kykloplarsa Anadolu'da, Yunanis­ tan ve Sicilya'da iri taşlarla örülmüş kyklopeen denilen ne kadar sur varsa, hepsinin yapı­ cıları sayılır. Bunlar ne cin, ne de tanrıdır, ta­ rih öncesi çağlarda şehir kalelerini yıkılmaz, aşılmaz ve alınmaz duvarlarla çevirmek için efsanelik kralların, önderlerin emrine giren bütün bir ulustur. Efsane Kykloplann yardı­ mıyla surlarını yaptıran krallar (Tiryns şehri için) Proitos ve (Argos şehri için) Perseus'tur. Öte yandan bu duvarcı Kykloplann Anado­ lu'nun Lykia bölgesinden gelme oldukları da efsanelerce belirtilir. Bütün bu kanıtlar bu tek gözlü devlerin yorumlanmasında Hitit kabart­ malarının göz önüne alınması gereğini pek­ leştirmektedir. Halikarnas Balıkçısı'nın öner­ diği bu görüş tutarlı görünmektedir: Tek yu­ varlak gözlü devler Hitit kabartmalarında profilden görülen kişiler olabilir, dev oluşlan ve çok iri duvarların yapıcıları sayılmaları Anadolu'daki Hitit surlarının kayaya oyulmuş olmasıyla açıklanabilir. Kaldı ki efsane bu devarcı devlerin Anadolu'dan gelme, dağ kaya­ lıklarına mezarları kazmakla ün salmış Lykia'dan gelme olduğunu da ayrıca belirtmekte­ dir. Bu sorunun efsane bakımından da, Ana­ dolu ve özellikle Anadolu-Yunan ilişkilerinin aydınlığa çıkarılacağı bir gelecekte çözümle­ nebileceğine inanıyoruz. Kyknos. Kuğu kuşu anlamına gelen bu ad birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Poseidon'un bir oğlu. Efsanesi Troya'nın İlyada'dan önceki olaylarıyla ilgilidir. Troyahlardan yana olan Kyknos Akhaların bo^az kıyılarına çıkarma yapmalarına engel olmak istemiş ve Akhilleus'la çarpışmış. Ama babası tanrı olduğu için Kyknos'un derisine silah işlemiyormuş. Akhilleus onu kalkanla ite ite bir kayanın altına kadar getirmiş, ora­ da ezmeye çalışmış. Poseidon da oğlunu bir kuğu kuşuna çevirip kurtarmış. (2) Poseidon'un Kyknos adında bir oğlu da­ ha/varmış, Troya'nın güneyinde, Bozcaa­ da'nın tam karşısındaki bir şehrin kralıymış. Adanın o zamanki adı Leukophrys'miş. Ana­ sı bu Kyknos'u doğurunca deniz kıyısına bı­ rakmış, bebeği bir kuğu kuşu büyütmüş. 188

Kyknos sonraları Laomedon'un bir kızıyla ev­ lenir ve Tenes adlı bir oğlu, bir de kızı olur. Karısı ölünce Kyknos başka bir karı almış, ama üvey annesi Kyknos'a iftira etmiş, Kyknos da buna inanmış, oğlunu bir sandığa kapatarak denize atmış. Tenes Bozcaada'ya çıkmış, sonraları adını vermiş Leukophrys adasına. Kyknos bir süre sonra oğlunun suç­ suz olduğunu anlamış ve iftirayı yapan karı­ sıyla ona tanıklık eden kavalcıyı gereğince ce­ zalandırmış, sonra da Tenedos adasına oğ­ luyla barışmaya gitmiş, ne var ki Tenes baba­ sının kıyıya bağladığı ipi bir keserle kesip ge­ misini açığa atmış (Tenes). Efsaneye göre Tenedos adasına kavalcıların gelmesi de ya­ sak edilmiş. (3) Tanrı Ares'le Pelias'ın kızı Pelopeia'nın oğlu. Kyknos, zalim bir eşkıya imiş, Delphoi'ye gelen yolcuları durdurur, öldürür ve ölü­ lerini babası Ares'e sunarmış. Apollon bu iş­ ten bıkmış ve yiğit Herakles'i Kyknos'la çar­ pışmaya göndermiş. Herakles eşkıyanın hak­ kından gelmiş, ama Ares oğlunun öcünü al­ mak üzere yeryüzüne inince, onu da kalça­ sından yaralayarak Olympos'a dönmeye zor­ lamış. (4) Phaethon'un arkadaşı Kyknos adlı bir adam varmış, Phaethon ölünce öyle güzel bir sesle ağıt yakmış ki Apollon tanrı onu kuğu kuşuna döndürmüş. Kuğu kuşlarının ölmeden ötmesi de ondanmış. Kylabras. Lykialı bir çoban. Phaselis (Tekirova) şehrinin kurulacağı yerde tarlaları var­ mış, oraya şehir kurmaya gelen Lakios bu tarlaları tuzlu balık karşılığında satın almış (Lakios). Sonraları Phaselis halkı Kylabras'a bir tapınak kurmuş, sunu olarak da tuzlu ba­ lık adarlarmış Kylabras'a. Kyrene. Kyrene, Peneus ırmağının torunu olan Tesalyalı bir nympha'dır. Pindos dağı­ nın eteklerinde sürüleri bekler ve öyle güçlü kuvvetlidir ki, vahşi hayvanlarla boy ölçüşür. Günün birinde silahsız olarak bir aslanla d ö ­ vüşüp onu alt edince, güreşe tanık olan Apollon Kyrene'ye âşık olur. Hemen Kentaur Kheiron'a gidip bu kızın kim olduğunu Öğre­ nir ve Kyrene'yi altın arabasına bindirdiği gi­ bi Libya'ya kaçınr. Orada Kyrene adını alan

bir altın saraya yerleştirir. Kyrene'nin Apollon'dan bir oğlu olur, Aristaios adlı bu çocu­ ğu Hera tanrıçalarla Toprak Ana büyütürler (Aristaios). Kythera'h. Aphrodite'ye verilen bir ek a d . Tanrıçanın denizin köpüklerinden doğunca ilk vardığı yer Kythera adası olduğu için (Aphrodite). Kyzikos. Kapıdag yarımadasının batı ko­ yunda bulunan Kyzikos şehri (bugün Balkız) ilkçağda Marmara'nın en zengin ve işlek l i manlarından biriydi. Kurucusu Kyzikos'un ef­ sanesi Argonaut'lar seferiyle ilgili olarak anla­ tılır (Argonaut'lar). Kyzikos tanrı Poseidon'dan türemiş olan Dolionların kralıymış. Argonaut'lar şehre geldiklerinde kral, kâhin Merops'un kızı Kleite ile yeni evlenmişmiş. Kyzikos Argonaut'ları iyi karşılamış, yedir­ miş, içirmiş, yanlarına bol kumanya da vere­ rek ugurlamış. Ne var ki Argo gemisi yola

çıktıktan sonra büyük bir fırtınaya (utulmuş, gece vakti bir karaya varmışlar, ne bilsinler ki orası az önce ayrıldıkları Dolionların ülkesi dir. Dolionlar bunları korsan sanarak saldırı ya geçmişler, kıyasıya bir savaş olmuş, s a v a şa kral Kyzikos da gelip katılmış ve İason'un elinden can vermiş. Sabah olunca bir de bak mışlar ki korkunç bir yanılgıya düşmüş her­ kes. Argonaut'lar üç gün, üç gece yas l u l muşlar Kyzikos'un ölüsüne, sonra törenle gömmüşler onu. Bu arada Kleite kederinden asmış kendini. Kyzikos'un kral olduğu selin­ de adı verilmiş Kieite'nin ölümüne nympha' lar o kadat ağlamışlar ki, gözyaşlarından bir kaynak fışkırmış, ona da Kleite adı verilmiş. İlginç bir nokta da şu ki, Argonautlar efsane­ sinde Kyzikos'tan ayrılmadan önce gemicile­ rin şehre hâkim olan Dindymos (Kapıdag) üs tüne bir Kybele heykeli diktikleri ve fırtınayı ancak bu yoldan dindirebildikleri söylenmek­ tedir.

L
Labdakos. Kadmos'la Harmonia'nın toru­ nu, Laios'un babası ve Oidipus'un dedesi (Tab. 19). Thebai kralı olan Labdakos adını bütün soyuna vermiştir, Oidipus da Labdakos oğlu diye anılır. Labrandos. Labrandos Kuretaların biridir. Arkadaşları Panamoros ve Palaksos'la birlik­ te Karia bölgesine gelir ve oradaki Labranda şehrine adını verir. Labranda bugün Selimi­ ye'nin biraz kuzeyinde Türbe adlı bir kasaba­ nın yerinde bulunuyordu. Labyrinthos. Labyrinthos, sonsuz ve girift dehlizlerden meydana gelen bir yapıya veri­ len addır. Mısır'da bu çeşit yapılar yeraltında mağaralar kazılarak yapılırdı ve çokluk kral mezarı olarak kullanılırdı. Yunan mythos'unda bu kelime Girit kralı Minos'un ünlü mimar Daidalos'a yaptırdığı ve içinde Minotauros'u sakladığı yapı için kullanılır. Labyrinthos ku­ ruluşundan da anlaşıldığı gibi Yunanca bir ke­ lime değil, Anadolu dillerinden üremedir. G i rit'e de oradan gelmiş olsa gerek. Girit Labyrinthos'u yeraltında değil, yer üstünde yapıl­ mış bin bir oda ve koridordan kurulu çapraşık bir yapıdır. Efsaneye göre Minotauros'u öl­ dürmeye giden Theseus'a Ariadne bir yumak iplik vererek onun Labyrinthos'a girdikten sonra yolunu şaşırmadan çıkmasını da sağla­ mıştır (Daidalos, Ariadne). Labyrinthos adı iki ağızlı balta anlamına ge­ len ve Girit din ve sanatında olduğu gibi Ana­ dolu'da da izleri görülen "labrys" kelimesin­ den türemiş olabilir. Lacrtes. Odysseus'un babası. Oğlu Troya savaşına gidip dönmeyince derin bir yas kap­ lar Laertes'in yüreğini, İthake sarayından ay­ rılır, gider bağlarında herkesten uzak, çoban­ ları ve bahçıvanlanyla birlikte yoksulluk için­ de yaşar. Odysseus'un ölüler ülkesinde rastla­ dığı anası Antikleia oğluna babası Laertes'in ne büyük acılar içinde kıvrandığını anlatır (Antikleia). îthake'de Laertes'in sözü geç­ mez bile, saraydaki rezalete karışmaz, malı­ nın, mülkünün Penelopeia'nın taliplerince tü­ ketilip yok edilmesine karşı koyacak güçte 190

değildir. Hele karısı Antikleia da canına kıyın­ ca Laertes canlı bir cenaze oluverir. Penelopeia ona sözde kefen dokur, her gün doku­ duğu ve gece söktüğü bezin Laertes'e kefen olduğunu söyleyerek talipleri oyalar. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye ayak basınca ba­ basının yürekler acısı halini çoban başı Eumaios'un ağzından haber alır. Ama ona ancak talipleri öldükten sonra, Odysseia'nın yirmi dördüncü ve son bölümünde görünür. H o m e ros bu buluşmayı şöyle anlatır (Od. X X I V , 226 vd.): Odysseus yalnız babasını buldu bakımlı bahçenin içinde, çapalıyordu ihtiyar adam bir ağacın dibini, entarisi eski ve yamalı vepimpisti, yamalı sığır derileri bağlamıştı bacaklarına, sıyrıklardan korunmak içindi, dizlik yerine, ellerinde eldiven vardı dikenler batmasın diye, başında da soğuğa karşı keçi derisi bir takke, Odysseus onu ihtiyarlıktan çökmüş, gönlü büyük bir yas içinde görünce dayanamaz, ağ­ lar. Kendini tanıtınca ihtiyar Laertes birden­ bire dirilir, gidip yıkanır, temiz bir entari gi­ yer ve tanrıça Athene'nin yaptığı büyü ile bir­ den güçleşir, gençleşir. Öyle ki ithake halkı taliplerin ölümünden dolayı öç almaya gelin­ ce, Laertes de oğlu ve torunuyla birlikte sila­ ha sarılır ve Eupeithes'i öldürür. Laios. Labdakos'un oğlu, Oidipus'un baba­ sı, Thebai kralı (Tab. 19). Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasına kaynak olarak aldığı efsaneye göre, Laios İokaste ile evlenir ve bir oğlu olur. Ama çocuk dogmadan tanrı sözcü­ sü Laios'a doğacak olan çocuğun kendisini öldüreceğini bildirir. Bunun içindir ki kral ço­ cuğu doğar donmaz bir uşağına verip dağa bıraktırır. Ama tanrı sözü gene de gerçekle­ şir: Günün birinde Laios Delphoi'ye giderken yolda bir yabancıyla kavgaya tutuşur, bu ya­ bancı kendi oğlu Oidipus'tur. Oidipus Laios'u Öldürür ve Thebai'ye vardıktan sonra anası İokaste ile evlenir. Oidipus'un, babasını öl­ dürmek ve anasıyla evlenmekle işlediği kor­ kunç günahı nasıl haber aldığı ve nasıl cezaya çarpıldığı Oidipus efsanesi ve tragedyasında anlatılmıştır (Oidipus).

Laistrygon'lar. Odyssela'da adı geçen efsanelik bir boy. Odysseus gemileriyle rüzgâr tanrı Aiolos'un adasından ayrılınca altı gün yol alır, sonra da Telepylos denilen çok güzel bir limana varır. Bütün gemiler bu sütliman koya girerler, yalnız Odysseus kendi gemisini liman dışında bir kayaya bağlar. Üç arkadaşı­ nı da kente gönderir, ama Laistrygonların kralı Antiphates'in kızına rastlayan bu adam­ lar önce bir dev anasının evine götürülürler, sonra da Antiphates adlı dev kral onlan kesip yer, bununla da kalmaz, Laistrygonlar liman­ da demirlemiş gemilere saldırır ve bütün ge­ micileri öldürüp şişlerler. Bir Odysseus'un ge­ misi halatını çözerek kaçıp kurtulmak çaresi­ ni bulur. Böylece Odysseus'un on iki gemi­ sinden on biri yok olur, bir tek gemisi kalır. Bu korkunç macera Odysseia'nın onuncu bö­ lümünde anlatılmıştır (Od. X, 80-132). Lakedaimon. Zeus'la Taygete'nin oğlu, P e loponez'de Lakedaimon ya da Sparta olarak anılan ünlü şehrin kurucusu (Tab. 9). Efsane­ ye göre Lakedaimon adlı kahraman bölgede kral olan ırmak tanrı Eurotas'ın Sparta adlı kızıyla evlenmiş, Eurotas ölünce de tahta çık­ mış. Kentine karısının adını vererek Sparta demiş, yönettiği halka da Lakedaimorilular diye kendi adını takmış. Tarihsel çağlarda bu kent h e m Sparta, hem de Lakedaimon diye anılır. Lakhesiş. Zeus'la Themis'in kızları sayılan kader tanrıçaları Moiraların biri. Adı kader, alın yazısı anlamına gelen Lakhesiş Moiraların ikincisidir (Moiralar). Lakios. Lakios'a Delphoi tanrı sözcüsü do­ ğuya gidip bir şehir kurmasını buyurmuş, Lakios da Anadolu'nun Lykia ile Pamphylia ille­ rinin sınırında bulunan Phaselis şehrini kur­ muş. Bu şehri kurmak için gereken topraklan tuzlu balık karşılığında satın almış (Kylabras). Lamia. Komedya'da adı geçen, kadın başlı, eşek bacaklı bir canavar, çocuklara korkuluk olarak gösterilirdi. Bir efsaneye göre Lamia güzel bir kızmış, Zeus ona gönül vermiş, onunla birkaç kez gelip sevişmiş, ama Lamia'nın her çocuk doğuruşunda kıskanç Hera gelir, doğan çocuğu öldürürmüş. Sonunda

Lamia gidip bir mağaraya saklanmış ve çocuklan yaşayan analara düşman kesilmiş. G e çeleri gözüne uyku girmediği için gider, ço cuklan kaçırır, yermiş. Ama Zeus ona acımış, çok şarap içtiği geceler gözlerini çıkarıp yata­ ğının yanındaki bir kaba koyarmış, o zaman uyur ve çocukları rahat bırakırmış. Lampetie. Helios'la Neaira'nın kızı, Odys seia'da adı geçen nympha. Lampetie kız kar­ deşi Phaethusa ile birlikte babaları Helios'un Thrinakie adasındaki kutsal sığırlarına bekçi­ lik etmektedirler. Odysseus'un arkadaşlarının kutsal sığırları kesip yediklerini Helios'a ha­ ber veren onlardır (Od. X I I ) . Lampsake. Lampsakos (Lapseki) şehrine adını veren kadın. Lampsake Babrykler kralı nın kızıymış. Boğazlar bölgesine Y u n a n i s - . tan'dan gelen göçmenler günün birinde kra lın bulunmadığı bir zamanda yerlilerin saldın sına uğramışlar ve Lampsake araya girme şeydi, hepsi öldürüleceklermiş. Ama kral ki» göçmenleri kurtarmış, bunun için de onlaı şehri aldıktan sonra Lampsake'ye bir tanrıça gibi tapınmışlar ve şehre adını vermişlerdir. Laodamas. (1) Eteokles'in oğlu, Thebal kralı. Thebai'ye karşı Epigonlar seferine karşı koyar ve şehrini savunurken ölür (Alkmaion). Başka bir anlatıma göre Epigonlar şehri alınca Laodamas kaçar ve kuzey Yunanis­ tan'a sığınır. (2) Antenor'un oğlu, llyada'da adı geçen Troyalı savaşçı. Aias tarafından öldürülür. Laodameia. (1) Bellerophontes'in kızı. H o meros İlyada'da Laodameia'nın Zeus'la bir­ leştiği ve Sarpedon'u doğurduğu söylenir (İl. VI, 197 vd.) : Akıllı Zeus, koynuna girdi Laodameia'nın. Laodameia doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon 'u. Başka bir geleneğe göre Sarpedon Zeus'la Europa'nın oğludur (Tab. 11). Laoda la Artemis'in oklarıyla ölmüş. (2) Akastos'un kızı, Protesilaos'un karısı Protesilaos Tröya kıyılarına çıkar çıkmaz ölen Akha yiğididir. Kocası Troya seferine çıkmadan az önce evlenen Laodameia ölüm

haberini alınca tanrılardan Protesilaos'u ken­ disine üç saat için bağışlamalarını diler. Bu dileği yerine gelir, ama eşi Hades'e indikten sonra da Laodameia canına kıyar (Protesilaos). Bir anlatıma göre Laodameia Protesilaos'un balmumundan bir heykelini yaptırmış ve onu koynuna alırmış. Babası bunun' farkı­ na varınca heykeli ateşe atmış, Laodameia da heykelin ardından atlayarak diri diri yan­ mış. Laodike. (1) Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. İlyada'da Agamemnon'un üç kızı­ nın adı Khrysothemis, Laodike ve İphianassa diye geçer. Laodike tragedya yazarlarının sonradan Elektra diye adlandırdıkları kız olsa gerek. (2) Priamos'un kızı (Tab. 16). İlyada'da şöy­ le tanımlanır (il. I I I , 124): "Güzellikten yana en üstünüydü Priamos'un kızları arasında". Laokoon. Troyalı Antenor'un oğlu sayılan Laokoon, Thymbralı Apollon tapınağında ra­ hiptir. Ama tanrının heykeli önünde karısıyla seviştiği için günah işlemiş ve ApoIIon'un ö f kesini üstüne çekmiştir. İki oğlu vardır. İlyada'da adı geçmeyen Laokoon Vergilius'un "Aeneis" destanında Troya'nın yıkılışıyla ilgili olarak anlatılan korkunç bir mace­ ranın kahramanıdır. Akhalar içi dolu tahta atı Troya kapılarının önüne bırakarak Tenedos adasının arkasına saklandıklarında Troyalılar poseidon tanrıya şükretmek için on bir kur­ ban kesmek görevini Laokoon'a verirler. Laokoon kocaman bir boğayı deniz tanrıya ada­ mak üzeredir ki dalgalardan olağanüstü bü­ yüklükte iki yılan çıkar, bunlar babalarına yar­ dım etmekte olan Laookon'un iki oğluna sal­ dırırlar. Yılanlar çocukların gövdelerine sarı­ lıp onları boğmak üzereyken Laokoon araya girer, oğullarını kurtarmaya uğraşır, ama bu kez yılanlar onu da boğumlarının arasına alır­ lar ve üçünü de tüyler ürpertici biçimde öldü­ rürler. Troyalılar bu manzarayı dehşetle sey­ rettikten sonra, Laokoon'un Apollon'a karşı işlediği günahı bilmedikleri için, şöyle yorum­ larlar: Apollon'un rahibi kapı önüne bırakılan tahta heykelin şehir içine alınmasına karşı gelmiş, giderek kargısıyla atın karnına vur­ muş, oyuk olduğu sonucuna varmıştı. Deniz192

den çıkan yılanların Laokoon'u ve çocukları­ nı boğması işte bu tutumun cezasıdır, heykel ise tanrıların bir armağanıdır ve şehre alın­ malıdır. Casus Sinon'un da desteklediği bu görüş tutunur ve tahta at surlardan içeri alı­ nır. Aeneis'te canlandırılan bu olay bugün Vati­ kan müzesinde görülen ünlü Laokoon ve oğulları heykeline konu olmuştur. Laomedon. Ilos'la Eurydike'nin oğlu Laomedon Troya'nın ilk krallarındandır (Tab. 16, 17). Strymo ile evlenir ve Podarkes, yani Priamos'la Hesione'den başka birçok çocuk­ ları olur (Hesione). Tros'la llos'un kurdukları Troya şehrine surlar yaptırmak için Apollon ve Poseidon'dan yardım gören Laomedon yemin bozmuş, güvenilmez bir kral olarak geçer e f sanede. Bu günahı onun ve şehrinin başına birçok belalar getirmiştir. Bu yüzden Troya'ya düşman kesilen Poseidon olayı Apollon'a şöyle hatırlatır (İl. XXI, 4 4 1 vd.): Zeus buyurmuştu ikimize demişti, soylu Laomedon'a yardımcı olun, belli bir karşılıkla kiralamıştı bizi bir yıllığına, iş buyuruyordu bize, efendimizdi. Bir surla çevirdim ben Troya'lılarm şehrini, geniş, çok güzel bir surdu bu, şehir bir türlü ele geçemez olmuştu, sense, çok kıvrımlı İda'nın ormanlık yarlarında kaypak kaypak yürüyen, boynuzlu sığırlarını güdüyordun, ama güler yüzlü mevsimler gelip geçti, geldi yıllığı ödemenin günü, yüzsüz Laomedon vermedi karşılığını emeğimizin, meydan okudu birde utanmadan, bizi kovdu, dedi, ellerinizi, ayaklarınızı bağlayacağım, dedi, satacağım sizi uzak adalara, üstelik kulaklarımızı tunç kılıcıyla kesecekti. Poseidon bu hakaretten duyduğu öfkeyi bir türlü unutamaz, Hesione'yi öldürecek bir de­ niz canavarı gönderdiği gibi, Troyalıları tut­ maktan da kaçınır. Laomedon*un Hesione'yi kurtardı diye H e rakles'e verdiği sözü de tutmaması onun yiğit

Lapith'lerin en başta gelen soyunun atası ırmak tanrı Peneus'tur. Latin şairi Ovidius'a göre Lara'nın asıl adı geveze anlamına gelen "Lala"dır. Kalydon avında da bulunmuşlar (Meleagros). İtalya'nın yerlileri Aborigenes deni­ len boya adını veren Latinus üstüne iki ayrı kaynaktan gelme efsaneler anlatılır. başka başka bölgeler­ de şehirler kuran dört oğlu olur: Phorbas. Mousos. bunlar Ro­ ma halkının topluca yaşadığı yerleri konır. Aenas). Larlar bir ellerinde bereket boynuzu taşıyan. Roma mitolojisinde Lara hem dedikodu. K ı z ı Lavinia günün b i rinde hiç acı çekmeden yanıp tutuşmaya baş­ layınca Latinus tanrı sözcüsüne bu mucizenin nedenini sorar. bir kızı olmuş.ın kovulan Tyndareos Aitolia 'ya sığı­ nınca Thestios onaa kızını verir. Lavirıia'yı ona verir. hem de tam sessizliği. Ama Troya soyundan bütün kişilere düşman kesilen tanrıça İuno Lavinia'nın anasının Turnus'la birlik olup bu evlenmeye karşı koyma­ sını sağlar. Peneus Kreusa (ya da Philyra) ile evlenmiş. Pindos. Her evde ölülerin ruhunu simgele yen bir Lar bulundurulur ve bu aile bekçisinin heykeli kuşaktan kuşağa aktarılır. kılavuz tanrı Mecurius'a da bu geveze periyi ölüler ül­ kesine götürmesini buyurmuş. Latin adını göklere çıkaracak bir kahramana ver­ mesi gerektiği bildirilir. tanrı gönül verdiği İuturna'yı elde etmek için bütün nympha'lardan yardım istediği halde. evlerin içini koruyan. Leonteus vb. cinlerdir. Sonra da . Lakedalmon'd. Leda'nın anası. Etrüsk asıllı tanrılar. Lapith olarak tanınmıştır. hem de baştanrınm bu tutku­ sunu İuno'ya ve İuturna'ya açmış. Bir Lapith ol­ duğu bilinen İksion bir efsaneye göre Periphas'm. Lara hem yardım­ dan kaçınmış. Yunan kaynaklarına göre Latinus.Herakles'in elinden öldürülmesine nedendir. genellikle Aitolia kralı Thestios'un kızı olduğu kabul edilir. Latinlerin egemenliğini dünya­ ya yayacak olan bir kahramana vermek ge­ rektiğini bildirir. iki oğlu. babası üstüne kaynak­ lar birbirini tutmaz. Lapith'lerin söz edildikleri efsanelerin ba­ şında Kentaurlarla olan çarpışmaları gelir (Kentauroi). Lares tanrılar yol ağızlarını. Aeneas Turnus'la teke tek savaşa girer. Latinus da Aeneas'ııı Latium'a geldiğini görünce. kısa rubalı ve bir ayaklarının üstünde dönen delikanlılar olarak gösterilir. Periphas. h e m ef­ sane. örne­ ğin Knidos ve Rhodos'ta da rastlanır. Hero. Roma asıllı efsanelere göre de Latinlerin bu ilk kralı Faunus'un oğlu ve Lavinia'nın babasıdır. Lares. bu kız ApoUon tanrıdan gebe kalarak bir oğul doğurmuş. Ama Mercurius Lara'ya yolda tutularak onu Lares tanrı­ lara gebe bırakmış. başka birine göre de Phlegyas'ın oğ­ ludur (İksion). Argonaut'lar seferine katılmış­ lar: Theseus'un arkadaşı Peirithoos. Ev Larla rından başka kamu Larları vardır. Aeneas Latium'a gelmeden önce Lavinia Rutullar kralı Turnus'a nişanlıdır. Lavinia. Pelion ve Ossa dağlarının eteklerine yerleşmişler. Efsaneye göre Lara ile Mercurius'tan doğmadırlar. ama dedesi Faunus onun evlenmesine engel olur. onun oğlu Polypoites. Bkz. yani ölümü simgeler. Bu Lapithes'in ken­ disi boyuna adını verir. Lapithai (Lapith'ler). hem de tarihte adı geçen bir Tesalya boyudur. Odysseus'la Kirke'nin oğludur. İlyada'da adı geçen bu boy "taşkın canlı kargıcılar" diye nitele­ nir. Leda. Buna öfke­ lenen lupiter kızın dilini koparmış. Latinus. kızı dışardan gelecek bir yabancıya. Triopas ve Lesbos. aldığı cevapta kızını. Laomedon'un Herakles'e söz verdiği atlar tanrı Zeus'un Ganymedes'e karşılık Tros'a armağan ettiği atlardır (Ganymedes). adı Lapithes. Latium'un bir su perisi olan Lara İupiter'in buy­ ruklarına karşı gelmiş. Öldükten sonra da İupiter Latiaris adiy la tanrılaştırılır (Lavinia). talibi olan Ruteller kralı Turnus'a değil de. Leandros. kazanır ve Lavinia ile evlenir (Latinus. Lapith'ler. Lara. Ne var ki adlarına birbirinden çok uzak yerlerde. Kendilerinden önce bölgede oturan Pelasgları kovarak. Bir süre sonra İtalya'ya ayak basan Aeneas'ı kral Latinus iyi karşılayıp kendisine damat olacak adamın bu olduğu kanısına varır ve Lavinia'yı Aeneas'a verir. Kral Latinus'un kızı.

Ksanthios gece kızının odasına girer. bu sırada Leukippos da saldıranın babası olduğunu anlamaya­ rak onu öldürür. ossaat tanrı bir kuğu kuşu olup ona yanaşmış. Büyükannesi lo nasıl Zeus tanrıyla birleşmişse. İno. tanrıdan kurtulmak için bir kaz biçimine girmiş. ne ağaç. Kuzey Afrika'ya adını veren nympha'. Bu korkunç hikâye sonu­ cunda Leukippos Lykia'dan ayrılmak zorun­ da kalır. Ak­ şam olunca Ameles (kaygısızlık anlamına ge­ lir) ırmağın kıyısında konaklamışlar. Maiandros (Menderes) kıyısındaki Magnesia (Manias) şehri kralının kızı bu Leukippos'a gönül vere­ rek yurdunu onun emrindeki düşmana teslim etmiş. Midilli adasına adını veren kahraman. . Lethe. ama oradan da kovulup Anadolu'ya döner. Nemesis'in yumurt­ ladığı yumurtayı da Leda alıp saklamış. Leukippos. Bazı ruhlar ölçüyü kaçırıp fazla içermiş. Kastor'la Polydeukes'tir (Tab. Kendisi kral olup adaya adını verdiği gibi ka­ rısının adı da adanın büyük şehirlerinden biri­ ne verilmiştir (Lapithai).j lanndan olan Ksanthios'un oğludur. Lethe Hades ülkesinde bir pınar olmuştur. Bir tanrı buyruğuna uyarak Yunanistan'dan ayrılıp Midilli'ye gö­ çer. 12). Zeus Nemesis'e tutkunmuş. 10). Bu ır­ mağın suyu hiçbir kap içinde durmazmış. Libya. Titanlardan Koios'la Phoibe'nin kızı Leto. baştanrı Zeus'la birleşerek Apollon'la Artemis'in anası olur (Tab. Lapithes'in oğlu. Platon ve neo-platonculugun etkisiyle Lethe unutmayı simgeleyen bir ırmak ve son­ ra da soyut bir kavram haline gelmiştir. 621a): "Ruhlar boğucu. Bellerophontes'in torun. ama gü­ nün birinde Ksanthios'a birisi kızının bir ya­ bancıyla yattığını ihbar eder. efsa­ nesinden ve tapınağının yerleşme yerlerin­ den belli olan Leto konusunda Apollon. ama tanrı­ ça onu istemezmiş. Klytaimestra. X.: na derdini açar ve ondan yardım ister. Efsaneye göre Zeus tanrı Leda'ya âşık olmuş ve bir ku­ ğu kuşu biçiminde ona yanaşmış. oysa herkes de bu sudan biraz içmek zorun­ daymış. ne ot varmış bu ovada. Lykialı bir delikanlı. 5). bahçe ve tarlala­ rın bereketini sağladıklarından Yunan tannlarından Bacchus ve Ceres'le bir tutulmuşlar­ dır. Leukothea. Orta İtalya'nın eski bir tanrısı Liber. kız acı bir çığlık atarak düşer. İo'nun torunu olur (Tab. kendisi de Poseidon'la birleşir ve Agenor'la Belos diye Fenike ile M ı sır'ın efsanelik kurucularını doğurur. yumurtadan iki ikiz ço­ cuk çıkmış: Zeus'un dölleri olan Helene ile Kastor ve Tyndareos'un çocukları olan Klytaimestra ile Polydeukes. Miletos bölgesinde bir şehir kurar. Çok gü­ zel bir kız olduğu için Leda onu öbür çocukla­ rıyla birlikte kendi kızıymış gibi büyütmüş (Helene. Bkz. Bu yumurtadan yalnız Helene doğmuş. "Devlet" adlı eserinin sonunda ruh göçümünü anlatan Platon Lethe'yi şöyle ta­ nımlar (Dev. Girit'e geçip orada bir koloni kurar. Lesbos. Leto. Hesiodos'a göre Lethe kavga tanrıçası Eris'in kızı ve Gece'nin torunudur. Bir Anadolu tanrıçası olduğu adından. Libcr. suyunu içen ruhlar geçmiş hayatlarını ve çek­ tikleri acıları unutup öyle girerler ölüler dün­ yasına. tanrısal yumurtayı yumurtlayan Leda değil. öç tanrıçası Nemesis'tir. Serüveni ilkçağın aşk romanlarından birine konu ol-j muştur. anası. Epaphos'un kızı olan Libya. Dioskurlar). dişisi Libera İle birlikte bag. Anası iki kardeşin gizlice sevişmesini sağlar.Tyndareos Herakles'in yardımıyla Sparta tahtını gene ele geçirir ve Leda ile birlikte oraya yerleşirler. yoksa kılıcıyla kendini öldüreceğini söyler. onu yenemeyeceğini anlayınca. içer içmez de. oradaki kralın kızı Methymna ile evlenir. ama tanrıça Aphrodite'nin öfkesine uğrayarak kendi kız kardeşine gönül verir. Başka bir efsaneye göre. kor­ kunç bir sıcağın altında Lethe ovasına git­ mişler. kız saklanır. baba da onu kızının âşığı sanarak kılıcıyla vurur. Leukippos. Unutmak anlamına gelen bir fiilden türemiş olan Lethe s ö z c ü m ü allegorik b i r tan­ rıçanın adıdır. Lykia'da 1 üstün bir savaşçı olarak tanınır. Leda'nın çocukları Helene ve Klytaimestra. Libya. Tutkusu gün geçtikçe artar. her şeyi unuturmuş". Leda da bir yumurta yumurtlamış. Ari temis ve Kybele maddelerine bakılması.

Lotophagoi (Lotosyiyenler). Europe). Gittiler ossaat buluştular lotos yiyen adamlarla. Müzikte usta olduğu için Herakles'i yetiştir­ mekle görevlendirilmiş. yolda rastlanan köpekler öldürülürdü. bizim dostlara hiçbir kötülük düşünmedi ora halkı. köpekler gelir. dedim gidin bakın. Belos. Bkz. Likhas. Argoslular Delphoi bilicisin­ den aldıkları öğüt üzerine Linos ve Psamathe adına bir yas töreni düzenlerler. Babası işin far­ kına vararak kızını öldürür. kattım yanlarına bir de haberci. Odysseus bu eşsiz serüveni şöyle anla tır (Od. Psamathe de yasını ağıtlarla dile getirir. Litai. Linos efsanesi bir çeşit ağıt yakma törenine bir kaynak bulmak amacıyla uydu­ rulmuş olsa gerek. Bu ülkenin kuzey Afri­ ka'nın Trablusgarp kıyılarının karşısında Cerba adası olduğu öteden beri bilginlerce kabul edilir. Daha başka bir anlatıma göre Linos ağıt söylemekte o kadar ustaymış ki. oturup doyurduk karnımızı tez giden gemilerin dibinde. Lltyerse adlı bir türküde bu biçicinin ustalığı övülürmüş. Linos. vurdum zincire . Apollon tanrı da bu korkunç olayın cezası olarak Argos bölge­ sine veba salar. bedenle­ rini de ekin demetleri arasına baglarmış. Apollon'la boy ölçüşecek olmuş da tanrı onu ölümle cezalandırmış. Ekin biçmede onun üstüne yokmuş ve babasının kral olduğu bölgeye kim gelse onu yanşmaya çağırır. Linos törenlerinde ağıtlar oku­ nur. Seçtim iki kişi. IX. H e rakles. teknede. Lydia kraliçesi Omphale'nin yanında bulunduğu sırada Lityerses'le boy ölçüşmeye gelmiş. Linos'u parçalarlar. sürükledim gemiye onlun. arkadaşlar da çabucak hazır etti akşam yemeğini.Agenor yoluyla Kadmos'la Europe'nin ninesi olur (Agenor. Yiyip içtikten sonra doyasıya. istemese de onu döve döve çalışmaya zorlarmış. lotos bile verdiler onlara yesinler diye. kız baba­ sından korktuğu için bebeğini dağa bırakır. akıllarını çelmişti bu yemiş. kafalarını keser. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. oradan yelken açınca kor­ kunç bir poyraz fırtınasına tutulurlar ve on gün denizde çalkandıktan sonra Lotosyiyen lerin ülkesine varırlar. bir bu çiçeği yer buranın halkı. (2) Boiotia'da anlatılan Linos efsanesi biraz değişiktir: Linos Musaların birinin çocuğudur. Korkunç bir öfke içinde ağaçları köklerinden söken. kral kızı Psamathe'nin Apollon'dan ge­ be kalarak doğurduğu bir çocuktu. 82 vd. Phrygialılar ekin biçerken Lityerses'in serü­ venini dile getiren bir türkü söylerlermiş. Yiğit onu Deianeira'dan yeni bir gömlek al­ maya gönderir ve kansının yolladığı sihirli Gömlegi sırtına geçirip yanmaya başlayınca bütün suçu Likhas'tan bilir. Herakles'in arkadaşı ve habercisi. ekmek yiyen hangi insanların toprağına ayak basmışız. Odysseia'da sözü geçen efsanelik boy. kendinden geçti ve dönmeyi istemedi bir daha gemiye. Zorbanın meydan okumasına hiı.): Tam dokuz gün ölüm rüzgârları balıklı denizde çalkaladı bizi sonunda Lotosyiyenlerin toprağına vardık onuncu günü. yolladım arkadaşları. al dırmadan onu güzel bir türküyle uyutmuş ve kafasını kesmiş. veba da böy­ lece sona erer. kürekçi sıraları altına çektim. unutturmuştu sılayı Ama bakmadım gözlerinin yaşına. Yalvarılar Lityerses. Troya'dan ayrıldık tan sonra Trakya kıyılarına uğrayan Odysseus'un gemileri. Bahtsız adam da Euboia yakınında denize düşüp ora­ daki Likhades adalarına adını verir (Herakles). bizimkilerden kini yediyse totosun bal gibi yemişini. E l i çok çabuk olduğundan hasımla­ rının hepsini yener. ama kulağı olmayan yiğit hocasından azar işittiği bir gün öfkelene­ rek onu öldürmüş. (1) Argos'ta anlatılan efsane şöyledir: Linos. Orada kalıp lotos yemekten başka şey düşünmediler. orada karaya çıktık ve biz gittik su almya. sunakları deviren ve avaz avaz bağıran Herakles L i khas'ı ayağından tutup denize fırlatır.

Akhilleus savaşa katıldığı zaman. kral da bu adamın bir tanrı olup olmadığını anlamak için insan etin­ den yemekler çıkarmış karşısına. Patroklos öldükten sonra.Sonra büyürdüm öbür sevgili yoldaşlarıma. binin tez giden gemilere çabuk. Lykomedes. Lydia'lılara adını veren kurucu kah­ raman. Karkabos). yani Etrüsklere adını vermiştir. (3) Pandaros'un babası. ne oğulların­ da. Lydos. Bu efsane Arkadya bölgesinde Lykialı Zeus'un adına kutlanan törenlerde insan kurban­ larının nedenini açıklamaya yaramaktadır. Thetis oğlu Akhilleus'un Troya savaşına katılmasını önlemek için onu Lykomedes'in sarayına göndermiş. (1) Kadmos soyundan olan Thebai kralı. Arkadya kralı Lykaon elli oğul babasıymış. Yunan din ve tanrılarının etkisiyle Lupercus Pan'a da ben­ zetilmiştir. Sonradan Faunus'la bir tutulmuş ve adı Faunus Lupercus olmuştur. Lupercus. Tarihçi Herodotos'a göre Lydos Atys'in oğlu. ama tanrı saygısı. Lykaon. Aventinus tepesinde bir tapınağı vardı. Lykurgos. (2) Argonautlar efsanesinde adı geçen Maryandyn'ler kralı. korktum. Lykaon'un kendisini de bir kurt haline getir­ dikten sonra sağ kalan oğlunu tahta çıkarmış. sılayı unutuverir diye. Lykomedes Theseis efsanesinde de rol oy­ nar: Atinalı yiğit kendi ülkesinde tutunama­ yınca Skyros adasına gider. Polydoros'un kardeşi. Adı ay anlamına gelen bir roma tanrı­ çası. Antiope'nin amcası. akrabalık bağla­ rıyla bağlı olduğu Lykomedes'in yanına sığı­ nır. küreklere sarılıp köpürttüler kırçıl denizi.birini sağ bırakmış. Lucifer. Amphion). Atys de Manes'in oğludur. 34-135). ama hiçbir efsanesi olmadığı gibi zamanla Diana tanrıçayla bir tutulmuş Luna adı da şiirde Yunanca Selene'yi çevirmeye yaramıştır. Baştanrı bü­ yük bir öfkeye kapılarak masayı devirmiş ve şimşekler çakarak Lykaon'un oğullarını yıldı­ rımla çarpmış. Lydos nasıl Lydia'lılara isim babası olmuşsa. Skyros adasının kralı. Trakya kralı Lykurgos'tan İlyada'da söz edilmektedir. Savaş sırasında Akha yiğidi Diomedes karşısında Bellerophontes'in 196 . haydi. Lykos. Sabah yıldızı Phosphoros'un Latin­ ce adı (Phosphoros). Çobanların ve sürülerin kurtlara karşı koruyucusu sayılan eski bir İtalya tanrı­ sı. Lykomedes de Theseus kendi krallığını ele geçirir korkusuyla onu bir kayalığın üstü­ ne götürür ve uçurumdan aşağı atar (Theseus). biri lotos yer. (2) Pelasgos'un oğlu. Hıristiyan edebiyatında şeytanın bir adı. kralın kızları arasına saklamıştı (Akhilleus). giderek kendi oğlunu ölen dümencinin yerini tutmak üzere yanlarına verir. Lydos'un Tyrrhenos adlı bir de kardeşi vardır. X X I . (1) Priamos'la Laothoe'nin oğlu. Argonautların Amykos'u öldürmeleri bu zorbanın düşmanı olan Lykos'un çok hoşuna gitmişti (Argonautlar). Böylece dövülen kadınların kısırlıktan kurtulup doğur­ gan olacaklarına inanılırdı. dedim. Manes ise tanrı Zeus'la Okeanos kızı Kallirhoe' den dogmadır. Kaderi onunki kadar acıdır. Zeus onları denemek istemiş bir gün: Yoksul bir köylü kılığına girerek Lykaon'un sarayına konuk olmuş. efsane de Etrüsklerin Anadolulu kaynaktan olduklarını kanıtlamak­ tadır. Bu akraba­ lıktan anlaşılıyor ki. Skamandros kıyısın­ da öldürüp öldürüp ırmağa attığı kurbanlar­ dan biri de Lykaon'dur (İl. Troas bölgesine yerleşmiş L y k i a l ı (Pandaros. karısı Dirke ile Antiope'ye eziyet ederler. Lykos. Her yıl 15 şubatta kutlanan Lupercalia bayramı bir bahar ve bereket şenliği­ dir: Çıplak Lupercus rahipleri alay halinde Palatinus tepesini dolaşırlar ve kurban ettikle­ ri bir keçinin derisiyle yapılmış kamçılarla yol­ da rastladıkları kadınları döverlerdi. yalnız. konuklar ve ölen İdmon'la Tiphys'i gömmelerine yardım eder. Antiope'nin de Zeus'tan olan İkizleri Amphion ve Zethos analarının öcünü almak için Lykos'u öldürür­ ler (Antiope. Tyrrhenos da Tyrrhenoi. Lykos Argonautlan batı Ege kıyılarında bulunan ülkesine vardıkların­ da iyi karşılar. Luna. tanrı korkusu yokmuş ne kendinde. onlar da hemen bindiler ve oturdular sıralarına.

): Dryas'm oğlu güçlü Lykurgos bile onlarla kavgaya tutuşunca yaşamadı. kimine göre de adam öldürmeyi başaramadığı ve Lynkeus kızlığına saygı gösterdiği için ona kı­ yamamıştır.torunu Lykialı yiğit Galukos'u görünce bir tanrı sanır onu ve tanrıya karşı savaşmanın sakıncalarına örnek olarak Lykurgos'un serü­ venini anlatır (İl. Thetis de hemen çekti onu içine. ama Aphrodite'nin yardımıyla kız kurtulmuş. Tragedya yazarlarının bi­ raz değişik motiflerle ele aldıkları Lukurgos efsanesi bu gerçeği dile getirmektedir. denizin dalgalarına attı kendini. dayak yediler yiğit öldüren Lykurgos'un üvendiresiyle. Rahat yaşayan tanrılar kızdılar o zaman. VI. O bir gün. Kronos'un oğlu kör etti Lykurgos'u. ölümsüzlerden tiksindirmişti kendini. . üstelik çok da yaşamadı o. kutsal Nysa dağında kovalamaya kalkıştı Dionysos'un sütninelerinl. Lynkeus. Ana­ dolu'dan geldiği açıkça belli olan bu kült özel­ likle kuzey Yunanistan'a yerleşmekte güçlük çekmiş olsa gerek. Babaları­ nın buyruğu üzerine Danaos kızları gerdeğe girdikleri gece kocalarını hançerledikleri hal­ de. Danaos Kızları). Danaos kızı Hypermestra'yı ba­ ba sözü dinlemedi diye mahkemeye vermiş. 130 vd. yalnız Hypermestra Lynkeus'u öldürmez. Elli Aigyptosogullanndan biri. Dionysos'la ilgili birçok efsaneler şarap tan­ rının ve kültünün benimsenmesine karşı gös- terilen tepkileri dile getirir (Pentheus). Danaos kızı Hypermestra'nın kocası. o vakit Dionysos'un ödü koptu. Hypermestra'nın kocasını esirgemesinin n e ­ deni çeşitli yorumlara uğramıştır: Kimine gö­ re Hypermestra Lynkeus'a tutulmuş. Lynkeus'la evlenmiş ve Abas'ı doğurmuştur (Hypermestra. Lykurgos'un homurtusundan bir titreme almıştı Dionysos'u.

7). Menderes ırmağının miller taşıyarak. Mainad'lar. Kimliği üstüne kaynaklar birbirini tutmaz: Ki­ mine göre Makar. Mainas sözcüğü aslında Y u nanca "mainomai" fiilinden türemiş bir sıfatmu tır. kardeşi Podaleiros'la birlikte (Podaleiros) Troya sa­ vaşına Tesalya kentlerinden gelme otuz ge­ miyle katılır ve hekim olarak çok yararlık gös­ terir. Maiandros. I V . Maia.M Maia. Kaunos'la Byblis'in anala­ rı olan Kyane. Kara okun yarasını görünce emdi kanı.): Tekmil yiğitler sarmıştı Menelaos 'u.' ama koca ırmak liman­ ları millerle boğmayı gene de sürdürmüş. Maiandros. Zeus'la Kallisto'dan dogma Arkas'a sütninelik ettiği için Hera'nın hışmına uğramış ve ancak yıldız olarak göğe çıktıktan sonra rahat etmiştir (Arkas). Menelaos vurulduğu zaman. tanrı Helios'un oğlu. Sonradan Lapithes'in oğlu Lesbos da Midil­ li'ye göçünce Makar'la Lesbos iyi geçinerek adalarda ortak egemenlik kurmuşlar. Çözdü ışıldayan kemeri. kıvrıntılı akışı dolayısıyla ırmağın adı ırmak. sımsıkı kemerden çekip çıkardı oku. altından da kuşağı. kimi­ ne göre de Zeus'un soyundandır. yani Büyük Mende­ res ilkçağ yazınında en çok adı geçen ırmak­ lardan biridir. Dionysos alayını meydana getiren Bakkhaların başka bir adıdır (Bakkhalar). özel­ likle bir kadın için kullanılır. eski zamanlarda denize açılan limanlar olan birçok şehri toprak altında boğduğu bilinmektedir. Byblis). Homeros'u doğurduğu söylenen su perisi Kritheis'le evlidir. Bütün büyük su yolları gibi Maiandros da Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Da­ vaya bakan yargıç suçlamayı yerinde görmüş ve tanrıyı Miletlilere ceza ödemeye mahkûm etmiş. . Tarihsel çağlarda da bir tan­ rı bilinen ve tanrı gibi tapınılan Menderes'e karşı Milet halkının ayaklandığı ve tarlalarını bataklık. limanlarını da ova haline getiren bu insafsız tanrıya karşı dava açtığı anlatılır. Atlas'la Pleione'nin kızı. kendin­ den sonraki şairler de Homeros'a Maionides demektedirler. Maion. 2 1 1 vd. Bugün bile göz göre göre izlenebilen bu süreç ilkçağdan beri Ege şehirlerinin başlıca bir der­ di sayılmaktaydı. Kallirhoe ve kendisi gibi bir ır­ mak olan Marsyas ve Babys (Marsyas. başka bir söylentiye gö­ re de manevi babasıdır. adanın bir kentine adını verdiği gibi. Maionides soyadı da Homeros'un do­ ğup büyüdüğü bölgeye atıf olsa gerek. yani Homeros'un dedesi. Arkadya'nın Kyllene dağında tanrı Zeus'la birleşerek Hermes'i doğurmuştur (Pleiad'lar. Tanrıya denk hekim durdu ortalarında. Bu soyadı büyük ozanın Maion adında bir atası olduğunu mu. Makhaon. Hermes). Makar. Maiandros'un adı ilkçağdan bu yana özel ad olmaktan çıkmış. İlyada'da adı geçen Lesbos kralı. Roma'da Maia adlı eski bir tanrıçaya tapınırlardı. İlyada'da Lydia bölgesinin adı iki yerde Maionia (Meionie) diye geçer. bu tanrıça sonraları Yunan dininin etkisi altında Hermes'in anası Maia ile bir tu­ tulmuş ve mayıs ayı kendisine adanmıştır. coşup taşan ve doğaya. Pkiad yıldız­ larından biri (Tab. kuyumcuların işlediği karmlığı çözdü sonra. dilde dolambaçlı konuş­ malar için kuilanılagelmiştir. Bütün bu varsayımlar yersiz. tanrıya karışarak öbür in­ sanlarca çıldırmış gibi görünen bir kişi. Mainas. yol kıvrıntısı ya da mimari­ de yılankavi motifler. Bu ırmak tanrının birçok kız ve erkek çocuk­ ları olmuş derlerdi: Samos (Sisam) adasına adını veren Samia. Asklepios tanrının oğlu. Tanrı etkisiyle kendinden geçen. Maia. Irmak tanrının tapınağında para çok bol olduğu için bu cezayı rahipleri tanrı adına kolaylıkla ödemişler. ya da onun babası. Makar'ın iki kızı varmış: Methymna ile Mytilene. Makhaon hemen yardıma koşar ( İ l . kırıldı okun sivrileri çekilirken dışarı doğru. kız kardeşi Mytilene de sonradan başkent olacak şehri adlan­ dırmış. çoğulu Mainades. Methymna Lesbos'la evlenmiş. Tufan'dan sonra bir lonyalı göçmen kafilesiyle Lesbos'a gelip yerleşmiş ve o zamanları boş olan kom­ şu adaları da birer oturma yerine çevirmiş. yoksa sade­ ce Maionia yani İzmir'i de içine alan Ege kıyı­ larında doğduğunu mu belirler? Geç uydurul­ muş efsanelere göre Maion diye bir kişi var­ dır.

acı dindiren ilaçları ustaca serpti üstüne. Bir zamanlar Kheiron vermişti babasına o ilaçları.

duğu anlaşılan bu çeşit amaçlı efsanelerden biridir (Apollon). Maron. Odysseia'da anlatıldığına göre Maron Odysseus'un ilk uğrağı olan Trakya'nın îsmaros şehrinde Apollon rahibidir. Odysseus bu kenti yağma ederken Maron'u korur ve sayar, rahip de bunun karşılığında ona birçok armağanlar ve bal gibi tatlı bir kırmızı şarap verir. Odysseus bu şarapla Tepegöz Polyphemos'u sarhoş ederek tek gözünü çıkarır, böy­ lece elinden kurtulur. Homeros Maron'un şa­ rabını şöyle tanımlar (Od. I X , 202 vd.): Yedi talant verdiydi, iyi işlenmiş altından, baştan başa gümüş bir sağrak verdiydi, ve on iki testi şarap eklediydi bunlara, tatlı, su katılmamış, tanrısal bir içkiydi bu. Bu bal gibi tatlı kırmızı şarabı içeceğin vakit karıştır bir sağrak dolusunu yirmi ölçü suyla, yükselir bir de bakarsın sağraktan bir tatlı koku, öyle bir tannsal koku yükselir ki, gel de içme. (Odysseus, Potyphemos). Tragedya yazarlarına göre Maron Dionysos tanrının torunu, ya da oğludur, Silenos'la yol daşlık eder ve onun gibi çok içer. Kimi yazar­ lar onu eli, ayağı titreyen, ama şarap içti mi bütün gücünü bulan bir ihtiyar olarak tanım­ larlar. Roma'da Maron'u ayyaş diye simgele­ yen bir çeşme vardı. Marpessa. Euenos'un kızı, İdas'ın karısı. Kendisine âşık olan tanrı Apollon'la kocası arasında İdas'ı seçer (İdas). Mars. Mars, Yunan tanrısı Ares'in Roma d i nindeki karşılığıdır. Efsaneleri de Ares'in e f sanelerini yansıtır, örneğin Latin şairi Lucretius'un "Doğa Üstüne" adlı eserinin başına koyduğu Venüs'la Mars'ın aşkı öyküsü doğru dari doğruya Homeros'tan alınmadır. Mars Roma'nm savaş tanrısıdır ve savaş tanrısı ola­ rak saygı ve tapkı görür, ama yerli bir İtalya tanrısı olarak savaşçı niteliğinden başka bir nitelik taşıdığı da görülür. Y ı l ı n i l k a y ı sayılan mart ayı hem adını taşır, hem de kendisine adanmıştır. Bu ay içinde şerefine kullanan bayramlarsa birer bahar bayramıdır ve tanrı burada toprak bereketim simgeler. Ne var ki

Savaş sırasında Makhaon Paris'in bir okuyla yaralanınca, Akhaları bir telaştır alır, "bir sürü insana bedel olan" bu hekimi Nestor arabasına bindirip kendi barakasına götürür ve tutsağı Hekamede'ye baktırır. Troya ordu­ sunda ünlü bir hekim olarak geçinen Makhaon daha çok cerrah olarak iş görür, kardeşi Podaleiros ise tedavi ile uğraşır. Makhaon Telephos'un ve özellikle Philoktetes'in yara­ larını iyileştirmiş olmakla ün salmıştı (Telephos, Philoktetes). Manto. Adı kehanet, falcılık anlamına gelen Manto, ünlü bilici Teiresias'ın kızı sayılır. Ba­ bası gibi geleceği görme yetisine sahiptir. Epigonlar Thebai'yi aldıktan sonra, kâhin Teiresias Delphoi'ye gitmek üzere yola koyulur. Kör olduğu için kızı Manto'ya dayanarak yü­ rür, ama yolda öldükten sonra, Manto tek başına Apollon tapınağına varır. Manto ken­ dini tanrıya adar ve yıllarca Sibylla olarak gö­ rev yapar. Tanrı günün birinde ona Ege kıyı­ larına gidip orada bir tapmak kurmasını bu­ yurur: Manto Klaros'u kurar. Argoslu Rhakios'la evlenip Mopsos'u doğurması çeşitli yo­ rumlarla anlatılır: Birine göre Manto Apollon tanrıdan gebe kaldıktan sonra tapınaktan çı­ karken Rhakios'a rastlar ve tanrının ona seçI iği bu ölümlü kocayla birlikte Klaros'a gidip tapınak kurar. Başka bir anlatıma göre Man­ to yalnız başına gider Klaros'a, yolda korsan­ lar tarafından kaçırılır, Rhakios adlı reisleriyle evlenir ve Mopsos'u doğurur. Klaros'ta Manlo'nun kurduğu tapınağa oğlu Mopsos başrahip ve bilici olur (Mopsos). Manto efsanesi belli bir amaçla uydurulmuş bir efsaneye benzer. Anlaşıldığına göre, Ana­ dolu'da bulunan Apollon tapınakları ve keha­ net merkezleri Yunanistan'dakilerden hem daha eski, hem daha üstündü. Mopsos'la Kalkhas efsanesi de bu üstünlüğü açığa vuıur. Ama Yunanistan bu gerçeği tersine çe­ virmek için bazı çarelere başvurmuş, Anado lu merkezlerinin Yunanistan'dan gelme efsa neler uydurmuştur. Ege'nin en ünlü kehanet merkezlerinden olan Klaros'un Thebaili Teiresias'ın k ı z ı ve adından uyduma bir kişi ol-

mart ayında savaş mevsimi de başladığı için Romalıların iki kavramı bir araya getirdikleri, bu tanrıyla h e m doğanın yeniden doğuşunu, hem de insanda yeni yeni karşı koyma güçle­ rinin belirdiğini simgelemek istedikleri sanılabilir. Mars ayrıca savaşçı gençliğin de tanrısıdır. Kurt kendisine adanmış bir hayvandır, Romulus'la Remus'u emziren dişi kurdu da bu göreve Mars tanrı gönderdiğinden Roma halkının atası sayılır. Marsyas. Marsyas efsanesi Anadolu'ya öz­ güdür ve asıl anlamı ancak içinde oluştuğu dekor göz önünde tutulursa anlaşılabilir. A y dın'dan Muğla'ya gidildiğinde Çine ile Yata­ ğan arasında Gökbel denilen bir yer vardır, manzarası akıllara durgunluk veren bir yer: Yol orada 30 kilometrelik bir arayı 380 viraj yaparak alır, gökten düşmüş meteortaşlarına benzer kapkara, korkunç biçimlerle üst üste yığılı kayalar arasında yılan gibi sürüne sürü­ n e , bin bir dönemeç yapa yapa ilerler. Kendi­ nizi bu dünyada değil, göklerin sarsıntısıyla yeryüzüne düşmüş bir gezegende sanırsınız. Göz alabildiğine ne bir ağaç, ne bir ot, ardı ardına dağlar, kayalar, taş yığınları, öyle baş döndürücü, tüyler ürpertici bir çevre ki, her dönemeçte bir cin, bir şeytan, tarih öncesi çağlardan kalma bir sürüngenle karşılaşacağı­ nıza inanırsınız ve korkudan soluğunuz kesi­ lir. Bu doğa dışı karaltı içinde uzaktan bir şı­ rıltı duyar gibi olursunuz, yaklaşır, bakarsınız ki bir yarın dibinde bir yeşillik kümesi, püfür püfür esen kavaklar, yer yer pembe zakkum­ lar ve yemyeşil bir su. Ne o? Bir ırmak, Çine çayı, ilkçağın Marsyas'ı kavalını öttürüyor tat­ lı tatlı, acı acı, çünkü bu kavalcınınki kadar korkunç bir alın yazısı olmamış başka hiçbir kavalcının. Dinleyelim Marsyas'ın serüvenini: Tanrı Pan'ın yapıp kullandığı syrinks deni­ len yedi borulu kavala karşın, Marsyas iki boruiu kavalın bulucusu sayılır. Bu yüzden de ki­ mi kaynaklarda Marsyas'ın Kybele'nin alayın­ dan olduğu söylenir, çünkü Ana Tanrıça kül­ tünde tefle birlikte bu kaval kullanılırdı. Ama asıl efsanesi şöyledir: Bu kavalı bulan tanrıça Athena imiş, günün birinde kaval ça­ larken bir derenin suyundan yüzüne bakacak olmuş, kavalın yüzünü nasıl buruşturup çirkinleştirdiginl görmüş ve kavalı öfkeyle atıp

dere kenarından uzaklaşmış. Bir başka anlatı­ ma göre Hera ile Aphrodite Athena'nın ka­ val çaldığını görerek onunla alay etmişler, tanrıça da Phrygia'ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş de kavalı atarken, onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant iç­ miş, Marsyas bunu nerden bilsin, yerde bul­ duğu kavalı almış ve çalmaya koyulmuş. Marsyas bayılmış sesine, o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadı­ ğını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra'sıyla yarışmayı bile göze almış. Tanrı bu yarışma için bir şart koşmuş: K i m yenerse yenilene is­ tediğini yapacak. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. Birinci yarışma sonuç vermemiş, ikincisinde Apollon Marsyas'a meydan okuyarak kavalını tersine tutup çal­ masını buyurmuş, kendisi lyra'yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde, Marsyas kavalını öttürememiş, bu yüzden de yenik düşmüş. Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas gene de kavalın lyra'dan üstün olduğunu söyleyin­ ce tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş (Midas). Ama bununla kalmamış, Marsyas'ı tutmuş, bir ağaca bağlamış ve deri­ sini yüzmüş. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş. Apollon sonradan yaptığı­ na pişman olmuş derler, lyra'sını yere atarak kırmış, Marsyas'ı da bir ırmak haline getir­ miş. Gökbel'de akan Çine çayı işte bu ırmakmış. Mater Matuta. Roma'da matronlar yani evli kadınlar ve anaların tapındıkları eski bir tanrıça. Bayramı Matralia adıyla 11 haziran­ da kutlanırdı. Matuta adı sonradan bu tanrı­ çanın şafak ve sabah güneşiyle bir tutulup, Yunanistan'dan gelme İno-Leukothea ile ka­ rıştırılmasına yol açmıştır. Efsaneye göre İno kendini denize attıktan sonra bir denizkızı ol­ muş ve İtalya kıyılarına çıkarak oraya sığın­ mıştır (İno). Mcdcia. Medeia efsanenin ve tragedyanın kadın kahramanları arasında en güçlü, en çar­ pıcı bir tiptir. Kişiliği ve serüveni hemen her çağda zamanın görüş ve eğilimlerine göre yo­ rumlanarak edebiyata ve sanata konu olmuş ve olmaktadır. Yerine göre egzotik ve ilkel karakteri üstünde dımılıır, kendi kardeşini ke-

200

sip parçalarını yol üstüne serpen, ondan da öte kendi karnından doğmuş çocukları öldü­ rüp babalarının önüne seren korkunç bir bü­ yücü kadın diye gösterilir, yerine göre de se­ ven ve hor görülen, özverisi karşılıksız kalan, yabancılık, itilmişlik, kıskançlık duyan bir ka­ dının dramı canlandırılır gözümüzün önün­ de. Medeia Kolkhis kralı Aietes'in kızı, tanrı Helios'un torunu ve tanrıça Hekate'nin yeğe­ nidir, Güneş soylulardandır, akrabaları olan Kirke ve Pasiphae gibi doğa dışı, tüyler ür­ pertici serüvenlerin kahramanıdır (Tab. 8). Bu serüvenlerin canlandırılmasında oynadığı rol ilkel bir macera romanı kahramanının rolüdür. Argonaut'lar destanı Odysseia'daki olaylardan daha eskilerini dile getirmekle çok daha yeni bir çağda kaleme alınmıştır. Bunun için bu destanın, daha doğrusu ilk macera ro­ manının kahramanları çarpıcı renklerle çizil­ miş, canlandırılmıştır. Medeia'nın hem Argonaut'lar destanında, hem de tragedyalarda sözü geçen serüvenleri şu adlar altında anla­ tılmıştır: Argonaut'lar, lason, Aietes, Pelias. Medeios. Medeia ile İason'un oğlu. At adam Kheiron tarafından yetiştirildiği söyle­ nir. Başkaca efsanesi yoktur. Medos. Medeia'nın bir oğlu. Bir kaynağa göre Medos, Kolkhisli büyücünün Atina kralı Aigeus'tan olan bir çocuğudur, başka bir kay­ nak Meneia'nın Atina'dan Theseus'un gel­ mesiyle kovulunca Asya'ya göçtüğünü ve ora krallanndan biriyle evlenerek Medos'u doğur­ duğunu ileri sürer. Her iki kaynağa göre Medos, Medlerin atası sayılır. Medusa. Gorgolardan biri, Perseus kafasını kesince akan kanından Pegasos'la Khrysaor doğar (Perseus). Megaira. Erinys'lerden biri (Erinys). Melampus. Adı kara, esmer ayaklı anlamı­ na gelen Melampus, Amythaon'un oğlu, Kretheus'le Tyro'nun torunu ve birçok bilici ve falcı kuşağının arasıdır (Tab. 23) Doğar doğmaz anası Melampus'un gövdesini gölgeye koymuş, ama ayaklarını güneşte bırakmış. Bu nedenle Melampus demişler ona . Biliciliği

Melampus şöyle bir olaya borçluymus: Ço cukken ölü bir yılan bulmuş, bir insan ölüsü gibi almış onu bir odun yığınının üstüne ko­ yarak yakmış ve cenaze törenini yapmış, sonra da yavrulannı büyütmüş. Yılanlar da şükran borcu olarak gözlerini, kulaklarını ya­ layıp arındırmışlar, böylece görme ve işitme yetisi öbür insanlarınkinden çok üstün olmuş. Melampus kuşların ve öbür hayvanların dilini anlar, onlarla konuşurmuş. Bundan başka hekimlikte, hastalan büyüyle iyi etmekte o n ­ dan üstünü yokmuş. Melampus'la kardeşi Bias yurtları olan Tesalya'dan ayrılıp, Pylos'ta amcaları Neleus'un yanına sığınmışlar. Bias Orada Neleus'un kı­ zıyla evlenmek istiyormuş, ama Neleus kızını Bias'a ancak Phylakos'un sürülerini getirirse vereceğini söylemiş. Bu sürünün bekçisi ne insan, ne hayvan hiçbir canlının yaklaşamadı­ ğı bir köpekmiş. Bias, onu alt etmeyi kardeşi Melampus'tan istemiş, o da ancak bir yıl ha­ piste kaldıktan sonra sürüyü alabileceğini bil­ dirmiş. Gerçekten de öyle olmuş: Sürüyü al­ maya giden Melampus'u bir tahta kulübeye kapatmışlar, o da kulübenin damındaki bö­ ceklerin konuşmasına kulak misafiri olmuş, anlamış ki kirişler çökmek üzeredir, aradan da bir yıl geçmişmiş, bunu kendisini tutuklayan Phylakos'a bildirmiş, kulübeden çıkarılır çıka­ rılmaz da dam çökmüş. Phylakos bu şaşılacak adamdan oğlu İphiklos'un iktidarsızlığına ça­ re bulmasını istemiş, bunu da başarınca Melampus'a sürülerini vermiş. İki kardeş bunları Neleus'a götürmüşler, Bias da kızla evlenmiş. Daha sonra Argos kralı Proitos'un çağırdığı Melampus bu kralın kızlarını delilikten kurtar­ mış. Kızlar hep birden çıldırıp kendilerini inek sanırlar ve böylece Pelepönez'i dolaşırlarmış. Melampus onları i y i etmek i ç i n Proitos'tan ülkesinin üçte birini istemiş, kral ver­ meyince yapmam demiş ve kızlar beter ol­ muş, sonunda Melampus ülkenin bir çeyreği­ ni kendisi, bir çeyreğini de kardeşi için iste­ miş, Proitos da bu şartı kabul etmek zorunda kalmış. Melampus kızlar üstünde türlü büyü­ ler uygulayarak onları iyileştirmiş, sonra da kızların birini karı olarak almış ve Argos kral­ lığını kardeşi Bias'la paylaşmış. Melanion. Bkz. Atalante

Melanthios (yahut Melantheus). Odys seia'da sözü geçen İthakeli keçi çobanı, hiz­ metçi Melantho'nun kardeşi. Kız kardeşi gibi kendisi de efendisine karşı nankörlük eder, yolda dilenci kılığında rastladığı Odysseus'u hırpalar, taliplerin tarafını tutar, onlarla Odysseus arasındaki çarpışmada yardım için ko­ şup hazine odasından silah getirmeye yeltenir, derken Odysseus'la Eumaios'un bir düze­ niyle orada kıskıvrak bağlanır ve hizmetçiler asıldıktan sonra Melanthios da avluya getiri­ lip kulakları ve burnu kesilir, erkekliği koparı­ lıp köpeklere atılır ve en sonunda elleri, ayaklan da kesilerek olduğu yerde bırakılır. Melantho. Güzel yanaklı Melantho Odysseus'un sarayında, Penelopeia'nm hizmetinde bulunan elli hizmetçiden biridir. Hanımı onu yetiştirdiği, şımarttığı halde, Melantho hain­ dir, taliplerden Eurymakhos'la sevişir. Dilenci kılığında karşısına çıkan Odysseus'a söver. Namussuz hizmetçilerle birlikte ceza görür ve taliplerin ölümünden sonra asılır (Od. 420 -473). Meleagros. Meleagros, Kalydon Avı diye anılan bir serüvenin kahramanıdır. Efsanesi­ nin iki anlatımı vardır. Birini Akhilleus'un la­ lası Phoiniks Agamemnon'un gönderdiği el­ çileri geri çevirip öfkesinden vazgeçmek iste­ meyen yiğide ibret dersi olsun diye anlatır. Şöyledir: Aitolia'da Kalydon bölgesinin kralı Oineus'la karısı Althaia'nm Meleagros diye bir oğulları olur. Oineus tanrıça Artemis'e karşı suç işler, hasat bayramında bütün tanrı­ lara kurban kestiği halde, Artemis'i unutur. Bunun cezası olarak tanrıça Kalydon bölgesi­ ne korkunç bir yaban domuzu salar. Ekinleri yok eden bu canavar yüzünden ülke açlık ve kıtlıkla karşı karşıyadır. Meleagros bu hayva­ nı avlamaya kalkışır ve bu işte bütün komşu ülkelerden yardım görür. Kalydon Avına ün­ lü, sanlı bütün yiğitler katılır. Aitolların kom­ şuları Kuretler de yardıma gelirler ve av i y i bir sonuç verir, canavar öldürülür. Ama Artemis kininden vazgeçmez, avın paylaşılmasın­ da Aitollarla Kuretler arasında kavga çıkartır, avcılar birbirlerine girerler, Meleagros bu sı­ rada dayılarını öldürür. Anası Althaia bunun üzerine oğluna lanet okur ve öç perileri Erinysleri salar üstüne. Meleagros savaştan çeki'II'.)

lir. Derken Kuretler Aitolların kentini yakıp yıkmaktadır, karısı, anası, bütün dostları Meleagros'a öfkesinden vazgeçip yurdunu sa­ vunması için yalvarırlar. Meleagros sonunda savaşa döner ve Kuretleri Kalydon'dan ko­ var. Aynı efsanenin öbür anlatımında Meleagros'un anası Althaia'nın oğlunun ömrüyle ya­ kından ilişkisi olan odunu yakıp yakmaması teması üstünde durulur (Althaia). Kalydon avına kız kahraman Atalante de katılmıştır, av sona erince Meleagros yaban domuzunun postunu Atalante'ye vermek ister. Öbür avcı­ lar buna karşı koyar, özellikle bir kadının ken­ dilerinden üstün tutulmasına kızan Meleagros'un dayıları meydan okurken yiğit onları vurup öldürür, anası Althaia da odunu ateşe atarak oğlunun ömrüne son verir. Melikertes. Bkz. İno. Melpomene. Musalardan biri, çokluk tra­ gedyayı simgeler (Musa). Memnon. Şafak tanrıça Eos'la Troya kral soyundan olan Tithonos'un oğlu (Eos). Memnon Troya savaşının İlyada'da anlatılan bölü­ münün sonrasını ele alan "Aithiopis" adlı destanın kahramanıdır. Yazarı Miletoslu Arktinos olan bu destan yitiktir, ama konusunu biliriz. Habeşistan kralı Memnon Hektor öl­ dükten sonra Troya'ya yardımcı gelir. Sırtın­ da Hephaistos'un yaptığı silahlar vardır. İlkin Aias'la karşılaşır, bu savaş sonuç vermez, sonra Nestor'a sataşır, Nestor'un oğlu Antilokhos babasını savunurken Memnon'un elin­ den öldürülür. Derken AkhiUeus araya girer. Çünkü Patroklos öldükten sonra Antilokhos onun en iyi dostu olmuştur. AkhiUeus Antilokhos'un öcünü almak ister, ama Thetis, oğlu­ nun Memnon'u öldürdükten hemen sonra öl­ mesi gerektiğini bilir, onun için Akhilleus'u bu savaştan alıkoymaya uğraşır. AkhiUeus söz dinlemez, öç almak için yanıp tutuşur. Bu kez iki tanrıça Eos'la Thetis tanrı Zeus'a başvurur­ lar, her ikisi de kendi oğlu için yalvarır. Zeus Hektor'la AkhiUeus için yaptığı gibi işi kader tartısına vurur: Memnon ölecektir. Oğlu Akhilleus'un elinden can verince, Eos ölüsünü er meydanından alıp güney topraklarına doğ­ ru taşımış, yolda da bol bol gözyaşı dökmüş.

G ü n doğunca bitkiler üstünde görülen çiy ta­ neleri işte bu gözyaşlarından gelmeymiş. İlkçağ plastik sanatının konu edindiği Memnon motifi Marmara'ya dökülen Aisepos, ya; ni Gönen çayı ile de ilgilidir. Bir efsaneye gö­ re Memnon'un mezarı Marmara klyılarındaymış, her yıl Memnon'un kuşları Gönen çayı­ nın ağzına gelir, orada Habeş yiğidine ağlarlarmış. Memnon'un savaşta ölen arkadaşları­ nın ruhlarını taşıyan, yahut da kendisinin ölümsüzleşmiş küllerinden doğmuş olan bu kuşlar iki gruba ayrılır, birbirleriyle dövüşürlermiş, çarpışma da ancak bir grup büsbütün yok olduktan sonra sona erermiş. Mısır'da Üçüncü Amenotep'in diktiği heykele Memnon heykeli denmesi, her sabah şafak sökün­ ce bu heykelin tatlı ezgilerle gün doğuşunu selamladığı söylentisi, Memnon kültünün M ı sır'da da, Anadolu'da da yerleşmiş olduğunu belirtir. Men. Phrygia kültlerinde adı geçen bir ay tanrısı, Anadolu'ya özgü bir tanrısal varlıktır. Menelaos. Agamemnon'un kardeşi Menelaos, babası Atreus tarafından Pelops ve Tantalos soyundan, anası Aerope tarafından da Giritli Minos'un, yani tanrı Zeus'la Europa'nm dölüdür (Tab. 15). Tanrı lanetine uğ­ ramış bahtsız bir soydan olduğu halde başına gelen belaların hiçbiri kendi işlediği bir suç yüzünden değildir, Menelaos'un kendisi te­ miz, dürüst, yürekli, olsa olsa biraz yumuşak bir insandır. Karısı güzel Helena'nın evinde konukladığı Paris tarafından bir yığın malla birlikte kaçırılması Menelaos'a karşı yapılmış büyük bir haksızlık, efsaneye aldatılmış koca olarak girmesi de bir bahtsızlık sayılabilir. Menelaos etken değilse de başlıca edilgen kahramanı olduğu İlyada destanında en par­ lak sıfatlarla nitelenir: Ares'in sevdiği, Zeus'un beslediği, gür naralı, yiğit Menelaos' tur, sarışın olduğu, bacaklarının biçimli, bilek­ lerinin güzel olduğu belirtilir. Helena bile bin pişmandır onu bıraktığına, şöyle der kocası için (Od. IV, 263): "Ne akıldan yoksundu kocam benim, ne güzellikten yoksundu". Menelaos Akha yiğitlerinin en seçkinlerindendir, Paris'le kozunu paylaşmak için onun­ la teke tek savaşa girmeye can atar (İl. III, 16 vd,)ı

Çıktı tanrı yüzlü Aleksandros Troyalıların en önüne, omuzlarında bir pars derisi, kıvrık yayı, kılıcı. Ucu tunçtan iki kargısını sallayarak zorlu savaşta çağırdı karşısına cenge, Argosluların en yiğitlerini. Ares'in sevdiği Menelaos, kalabalığın içinde onun uzun adımlarla öne atıldığını görünce, sevindi kocaman bir ava gözü ilişen aslan gibi. Menelaos aslan gibi savaşır, bu arada da tanrılara yalvarır ( İ l . I I I , 352 vd.). Ama tanrı­ lar dinlemez sözünü, Menelaos tam Paris'in hal<kından gelecekken Aphrodite tutar kaçı­ rır onu, Menelaos dövünür, ama ne yapsın, gene de gevşetmez çabayı, Akhalan cenge kışkırtır ( İ l . VII, 9 vd.): S i z i ödlekler sizi, Akha erkekleri denmez size, Akha kadınları demeli. Bir Argoslu çıkmazsa Hektor'un karşısına bizim için tam bir yüz karası olacak bu. Kendi göze alır Hektor'a karşı dövüşmeyi, ama Agamemnon bu çılgınlıktan alıkor kar­ deşini. Menelaos ön sırada savaşmaya, kendi davası uğruna kendi kendini savunmaya ve bu yolda ün kazanmaya can atar, ama talih­ sizliği şuradadır ki, ne yapsa fayda vermez, h e p ikinci planda kalır, savaşta da, kurultay­ da da dizginler başkalarının elindedir. Menelaos'un destanda, tragedyada ve baş­ ka türden yapıtlarda sözü geçen efsanesi bir tüm olarak şöyle özetlenebilir: Agamemnon'la Menelaos babaları Atreus'la amcaları Thyestes arasında süregelen kan davası sıra­ sında Mykene'den sürülüp Sparta kralı Tyndareos'un yanına sığınırlar (Atreus, Aigisthos). Tyndareos iki kardeşe iki kızını ve­ rir. Helena'nın talipleri arasında Menelaos'u seçmesi, öbür taliplerin de bu evliliği koruma­ ya ant içmeleri üzerine karı-koca Sparta'ya yerleşirler. Tyndareos'un ölümünden sonra Agamennon Mykene, Menelaos da Sparta tahtına çıkar. Menelaos'la Helene dokuz yıl kadar rahat ve mutlu yaşarlar, Hermione d i ye bir kız çocukları olur. Bu sırada Paris Menelaos'un sarayına konuk gelir. Menelaos'un Asya'dan gelme konuğunu ağırladığı ve bir süre onunla birlikte Sparta'da kaldığı anlatı-

lir, ama bu arada Girit'te bulunan büyükbaba­ sı Katreus ölür, Menelaos Paris'i Sparta'da bırakarak cenaze töreni için Girit'e gider. Pa­ ris de konukluk kurallarının hepsini çiğneye­ rek Helena'yı kaçırır (Helena). Acı haberi alıp Sparta'ya dönünce Menelaos ağabeysi Agamemnon'u, sonra da Nestor, Palamedes ve Odysseus'u yardıma çağırır. Helena'nın yeminli bütün taliplerini toplamak ve Troya seferini hazırlamak işine koyulurlar. Bu, ko­ lay olmaz, çünkü birçok Akha kral ve önderi uzun süreceği ve zor olacağı belli olan savaş­ tan kaçınmak isterler (Odysseus, Akhilleus). Sonunda donanma Aulis limanında toplanır, Agamemnon başkomutanlığı ele alır, ne var ki çeşitli engeller Akha ordusunun Troya'ya varmasını geciktirir (Agamemnon, Iphigeneia). Anadolu toprağına ayak bastıklarında Menelaos'la Odysseus Troya'ya elçi olarak gön­ derilirler, amaç Helena'yı geri istemek ve sa­ vaşı önlemektir. Elçileri Troyalı Antenor kar­ şılar ve sorunu kurultayın önüne getirir, ama Paris baskı yaparak kadının ve mallarının ge­ ri verilmesini önler (Antenor). Savaş başlar ve bilindiği gibi on yıl sürer. Menelaos'un sa­ vaşta oynadığı rol İlyada'da ayrıntılarıyla an­ latılmıştır. Menelaos'un serüvenleri savaş sonrası efsanelerinde de büyük bir yer tutar. Tahta atın içindeki yiğitlerdendir, Troya yan­ gını ve yağması sırasında Helena'yı sığındığı sunağın dibinde öldürmek ister, kılıcını kaldı­ rır, tam vuracakken güzel kadının perişan ha­ lini, çıplak memesini görünce yumuşar, onu bağışlar. Hemen gemilerine binip denize açı­ lırlar. Bir fırtına onları Girit kıyılarına atar. Menelaos burada birçok gemisini yitirir, ikin­ ci yola çıkışında da Mısır kıyılarına atılır. Menelaos, kendisini Sparta'da görmeye gelen Odysseus oğlu Telemakhos'a Mısır'da beş yıl kaldığını anlatır. Gene yola çıkınca bu kez Nil ağzındaki Pharos adasında alıkonur ve ancak deniz ihtiyarı Proteus'u bağlayıp ondan öğüt aldıktan sonradır ki yurduna dönmeyi başarır (Od. IV, 351-593). Böylece Menelaos Troya seferine gitmek üzere Sparta'dan ayrıldıktan on sekiz yıl sonra yurduna dönmüş olur. Agamemnon'un tersine aksiliklerle karşılaşmaz, Sparta'daki tahtına oturur, eşi ve çocuklarıy­ la birlikte rahat bir ömür sürer. Telemakhos'u konuklayan, ona yol gösteren, arma-

ganlar verip gönderen Menelaos görmüş, ge­ çirmiş, olgun ve babacan bir adamdır. Eşi Helena da uslanmış, yumuşak ve tatlı bir eş ve bir anne olmuştur. Menoitios. (1) îapetos'la Klymene'nin oğlu, Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın kardeşi (Tab. 3). Bu Titan öbür kardeşleri gibi gurur­ lu ve kendini beğenmiştir. Bu yüzden Zeus onu, "duman duman yıldırımlarıyla vura­ rak Erebos'un karanlıklarına yollar" ( H e s . Theog. 510-515). (2) Aktor'la Aigina'nın oğlu, Patroklos'un babası (Tab. 21). Aigina tanrı Zeus'tan Aiakos'u doğurduktan sonra Aktor'la evlenip Menoitios'u dünyaya getirir, böylece Aiakos'la Menoitios üvey kardeş olurlar. Akhilleus'la can yoldaşı Patroklos arasındaki kan ak­ rabalığı da buradan gelmedir. Menoitios, oğ­ lu Patroklos kaza ile bir arkadaşını öldürünce onu Peleus'un yanına gönderir. Akhilleus'la Patroklos da bir arada büyüyüp yetişirler (Patroklos). Mentor. Odysseia'da sık sık adı geçen bir İthakeli, Odysseus'un sadık dostu. Odysseus Troya seferine çıkmadan önce evini ve ailesi­ ni ona emanet eder. Mentor da onun çıkarla­ rını taliplere karşı korumaya çalışır, ama ba­ şaramaz. Tanrıça Athena Odysseia'da Telemakhos'a kılavuzluk etmek, ya da Odysseus'a taliplerin hakkından gelmek için yardım­ cı olmak istedikçe Mentor kılığına girer. Bu yüzden Mentor bir has isim olmaktan çıkmış ve yol gösterici, kılavuz rehber anlamına kullanılagelmiştir. Mercurius. Hermes tanrının Roma dininde karşılığı. Efsaneleri de Hermes'inkilerle bir tutulmuştur (Hermes). Meriones. İlyada'da adı geçen Giritli önder. Idomeneus'un arkadaşı (Idomeneus). Merope. Pleiadlardan biri. Korinthos kralı Sisyphos'la evlenir ve Glaukos'a ana olur (Pleiadlar). Metaneira. Eleusis kralı Keleos'un karısı. Demeter'i evinde hizmetçi olarak çalıştırır (Demeter). Metis. Adı akıl, us, bilgelik anlamına gelen Metis, Okeanos'la Tethys'in kızı, yani ikinci

Paktolos (Sart) deresinin kaynağına dek çıkmasını ve topraktan fışkıran sularla başını ve ellerini yı­ kamasını buyurur. Kral da öyle yapar ve ir mak sularında arınır. Midas Apollon'un lyra'sını da. kavalıyla çoba­ nını da kendiliğinden yaratır gibidir. çölün ortasında bir kaynak fışkırtmış. Midas. Yuttuktan sonra Athena'yı kafasından doğurmuş (Atheua). şarap da altın külçesine dönüşür ve bu böyle gider. Ovidius'un "Değişimler"de anlattığı bir ef­ sanesi şöyledir: Silenos tanrı Dionysos'un alayında ihtiyar. başka efsanelerde Apollon'la yapsan Pan de­ ğil. ama o gün bugün Paktolos altın pulları sürüklemektedir. Phrygia'nın birinci kralı ve Gordium'un kurucusu sayılan Gordias'ın oğludur. siz de Apollon'un sazına degll. Midas'm ilişkisi yalnız Kybele ile de değildir. Phrygia'da bulunmuş birçok anıtlar bugün de onun adını taşır. çevresini bili­ yorsanız. ona Sardes'e gitmesini. Herodot'a göre Midas. Marsyas'ın kavalına ödül verirsiniz eminim O çevreye başka ses yakışmaz çünkü. Plutarkhos bu efsaneyi biraz başka biçimde anlatır: Midas ülkesinin uzak bir ilini gezmeye gitmiş. Her ney- . Midas sarayına dönerken yolda kopardığı bir dal altın olur. ama söz vermiştir bir kere. yoluna baş koymuş ve bölgesel törelerini savunan bir kişi olarak canlandırılmaktadır. sonra da İhtiyar yoldaşını tanrıya götü rür.kuşak tanrılardandır (Tab. Bozdag eteklerinde bir do­ laştınız mı. doğa kıvır kıvır koyun sürülerini de. ona. içecek bir damla su bulamamış. Bu efsanelerin hepsi bölgeye özgü nitelikte ve Ana Tanrıça Kybele'nin kültüyle ilgili görünmektedir. Köylüler onu bulur ve boynunda taşıdığı çiçek çelenkleriyle bağlayarak kral Midas'a götürürler. Midas efsanede olduğu kadar tarih ve arkeoloji kaynaklarında da adı geçen bir Phrygia kralıdır. on gece sarayında konuklayıp yedirir. Bu kez kral tanrı Dionysos'a yakarmış. M i das üstüne anlatılan efsanelerin hepsinde bu Phrygia kralı Dionysos'un bağışladığı nimet­ lerden fazlasıyla pay almış. Lydia ve Karia gibi Ege'nin geniş bir bölgesini kapladıkları da dikkati çeker. Kybele gibi Anadolu toprağına özgü şarap tanrısı Dionysos'a da yakından bağlıdır. bir çölün ortasına düşmüş. Gordias'ın Ana Tanrıça ile bir­ leşmesinden. Ovidius bunu tanrı Pan'ın Apollon'la yarışmasına atıf yaparak anlatır. Toprak Ana acınır. verir. Kral Midas bir gün Tmolos (Bozdag) dağının yamaçlarında dolaşırken Apollon'la Pan'ın (ya da Marsyas'ın) yarıştık­ larını ve bu yarışmaya yargıç olarak dag tan­ rısı Tmolos'u seçtiklerini görür. buna fazlasıyla sevinir. ama Midas kaynağa yaklaşıp su içmeye yelte nince suyun altına dönüştüğünü görmüş. şarabı dudaklarına degdirince ekmek de. birçok efsa­ ne ve masallar anısını yansıtır. Bu kaynağa Midas Pınarı denmiş. tanrının peşinden giden alaya karışmış. Sardes tapmağının karşısında yükselen o bakır rengi dağa hiç baktınız mı bilmem. içirir. ne var ki sofrasına oturup ekmeği ağzına gö­ türüp. 4). Marsyas'tır. Dioııysos buna o kadar sevinir ki Midas'a dilediğini vereceğini söyler. doğduğu söylenen Midas büyü­ yünce Kybele'nin başrahibi olmuş ve tanrıça­ nın Pessinus'taki büyük tapınağını kurmuş.ıs da her dokunduğu şeyin altın olmasını diler. Kral Midas'ı asıl ünlü kılan masal kulaklarıy­ la ilgili masaldır. Pan'ın (ya da Marsyas'ın) kavalını da dinler. Ne yapsın ki kaval sesini daha çok beğenir. Bakkha sırlarına ermiş olan Midas Silenos'u hemen tanır ve onu on gün. Uranos'la Gaia tanrıyı uyar­ mışlar. Dionysos da kaynaktan saydam bir su akmasını sağla­ mış. altın diyarı Sardes'in zenginliği de oradan. kopardığı bir buğday başağından altın taneleri dökülür. bir gün tanrı Phrygia ve Lydia dag ve koruluklarında dolaştığı sırada Silenos uyuyakalır ve Bakkhalarla Satyr'ler onu sızdığı yerde bırakarak uzaklaşırlar. ama oranın havasını. sarhoş bir satyr'dir. Tanrı bu dileğin ne kadar yersiz ve tehlikeli olduğunu anlar. Metis'ten doğacak bir erkek çocuğu­ nun kendisini tahttan atıp yerine geçebilece­ ğini bildirmişler. Zeus'un ilk eşi olmuştur! Bir efsaneye göre Kronos'un yuttu­ ğu çocukları kusmasını sağlayan ilacı Zeus'a veren odur. ta ki kral dileğinden vazgeçip tanrıya bir daha yakarsın. sırlarına ermiş. yerden topladığı bir çakıl taşı altın olur. Bakkhos Midas'ı bağışlar. bunun üzerine de Zeus Me­ tis tanrıçayı yutmaya karar vermiş. Zeus onunla birleşip Athena'dan gebe bırakınca. Bu efsanele­ rin yalnız Phrygia'yı değil. Mid.

ama M i das'tan da öcünü almış: Kralın kulaklarını uzatıp uzatıp eşek kulağına çevirmiş. Dilediği gibi olmuş. Ama kazma vurduğu yerin çevresinde ossaat otlar. çıyanlar. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye yankılanmaya başlamışlar. ama iş bu­ nunla da kalmamış. kamış­ lar bitmiş. Milctos. Bu efsanenin öyle yerli bir havası var ki çağdaş tiyatro yazarlarımızdan Güngör D i l men'e bir piyes esinlemiş. Sarpedon'la Rhadamanthys'in kardeşi sayılan efsanelik Girit kralı (Tab. Zeus'la Europe'nin oğlu. Girit'te doğmuş ve Minos onu Girit'ten sürmüş. yatağından yı­ lanlar. Ana­ dolu'ya gelince de Maiandros ırmak tanrının kızıyla evlenmiş. Tanrıça Athena'nın Latince adı. Bu masallara karşın Minos efsaneye ilkel çağların en doğru ve haksever kralı diye geç­ miştir. tahta oturmuş. Midas kulaklarından korkmakta. Tanrı Zeus'tan esinlenerek yasalar çı­ karttığı için öldükten sona Hades'teki üç yar­ gıcın biri olmuş. Dilmen'in piyesi bir efsanenin nasıl yeni yeni yorumlarla genişletilip yaşatılabilecegine ör­ nektir. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye fısıldamış. ama Minos tan­ rıların kendisinden yana olduklarını ileri sür­ müş. Milet şehrinin kurucu kahramanı. Minos. Minos boğayı almış. denizden bir boğa çı­ karmasını istemiş. Masala göre Minos'un bu seferi kardeşi Androgeos'un ölümünden . Pasiphae). belki sonuna dek gizleyebilecekti. Ondan sonra da Girit sarayının yaşa­ mı karmakarışık olur. akrepler çıkmasını sağlar. Onun içindir ki sonunda Apollon tanrı Midas'ın uzun kulaklarını kuru­ tup normal insan kulağı biçimine sokunca. Midas halkın gözünde bir kahraman olmak­ tan çıkar. uzun kulakları bir ayıp değil. Kral Minos güneş tanrı Helios'un kızlarından Pasiphae ile evlenmişti. bunlar yel estikçe dile gelerek. Pasiphae'den olan iki kızı Ariadne ile Phaidra'nın ömürleri de garip se­ rüvenlerle geçmiştir (Ariadne. ortalığı kasıp kavurduğu bir sırada Herakles'in elinden öldürülmüş. Minos arkeolojide adını taşı­ yan çağlarda Girit'in komşu adalar ve kıyılar üzerindeki egemenliğini simgeleyen Atina ile savaşı ve oradan üç y ı l d a ( y a da y ı l d a ) bir yedi delikanlıyla yedi genç kızın Minotauros'a kur­ ban olarak verilmesi efsanesi de böyle bir du­ rumun dile gelmesidir. bunu tanıtlamak üzere de Poseidon tan­ rıdan bir dilek dilemiş. Helios döllerinin hepsi gibi Pasiphae de büyücüdür. ama hayvanı tanrıya kurban etmeyi unutmuş. Minos'un erkeklerle aşk maceraları olduğu da ileri sürülür. Apollon tanrı cezayı Marsyas'a vermiş. İupiter. Midas eşek kulaklarını Phrygialıların sivri külahı al­ tında bir süre gizlemiş olsa gerek. berberi ol­ masa. "Midas'ın Kulakla­ rımda Dilmen eski efsaneye bir motif daha katar. halkı aldatan bir yalancı oluverir. bir üstünlük oluverir halkının gözünde. sonra da Yunanlıların etkisiyle Roma'nın başlıca üç tanrısından biri olmuş­ tur. ama ne zaman ki bu korkuyu yene­ rek halkının karşısına çıkar. içine girer ve gebe kala­ rak Minotauros'u doğurur (Daidalos.se Tmolos Apollon'a vermiş ödülü. kimseye açmadığı bu sırdan kurtulmak için toprağa bir delik kaz­ mış ve içine eğilerek. Bir za­ manlar Europe gibi boğaya vurulan Pasiphae ak boğayla birleşebilmek için Daidalos'a bir inek heykeli yaptırır. Bu duruma çok kızan deniz tanrı ak boğayı Minos'un ba­ şına bela etmiş. Minos Girit tahtına çıkmak isteyince üç kar­ deş arasında kavga kopmuş. bu boğayı da sonra gene tanrıya kurban etmeye söz vermiş. İuno ve Minerva Capitolium üçlü­ sü diye anılırdı. 11 ve 1 5 ) . bunlar işi çapkınlığa vuran Minos'un yata§ma giren her kadını sokup öldürmekteymişler. utan­ maktadır. bir efsaneye göre hayvan ku­ durmuş. seviştiği boğayı öldürttü diye Minos'u büyüler. Minerva. Kaunos'la Biblys'in babası sayılır. ama her gün saçını. denizden köpükler gibi ak bir bo­ ğa çıkagelmiş. Minerva İtalya'nın yerlisi olmasa gerek. bir mucize. Öyle ki bahtsız kral yerlere kapanıp tanrıdan eşek kulaklarını geri istemek zorunda kalır. İlkin Etrüsklerin. Güzelim ak boğayı sürülerinin ara­ sına damızlık olarak göndermiş. Phaidra). sakalını tıraş eden berber gör­ müş eşek kulaklarını. Efsaneye göre Apollon'un oğludur. ama ya­ rışmaya tanık olan Midas hiç gerekmezken kavalı daha çok beğendiğini söylemiş. Başkaca bir efsanesi yoktur. Kendine özgü bir efsanesi yoktur. kralın karısı Pasiphae bu boğaya dogadışı bir aşkla tutulmuş ve onunla birleşmiş.

öç almak içindir (Androıjnon). Minotauros. onun kararını değiştiremez. Seferin sonunda Libya'ya varıldığında Mopsos bir yılan tarafından ısırılıp ölür (Argonaut'lar). Minotauros Girit sanatında derin izler bı­ rakmış olan Girit'e özgü bir boğa kültünün simgesi olsa gerek. ama Hera kaderi ileri süre­ rek dikilir karşısına (Sarpedon). Klotho'nun eğirdiği kaderi öl­ çülmez hale sokuyor. günün birinde de keserler. 620d-e): "Bütün ruhlar hayatlarını. pay ya da pay veren anla­ mına gelir. Ö. İkisi de tanrı sözcüsü olan iki efsanelik kişinin adı. Theseus Minos'un kızı Ariadne'nin yardımıyla Minotauros'u öldürmüş (Ariadne. 905 vd. boğa baş­ lı bir canavarmış. o anda insan ölür. geçtikten sonra gene o sırayla Lakhesis'e yaklaşmışlar. Ama Mlnos yalnız Yunanistan yarımadasına değil. Moneta. Mnemosyne. IV. Adı Minos'un boğası anlamı­ na gelen Minotauros insan bedenli. Lakhesis her birine kendi perisini vermiş.. Moira denince.. X. üç Moira her insanın ipliğini büker dururlar. Manto'nun oğlu. Sicilya'ya ise Daidalos'u kovaladığı söylenir (Daidalos). Efsanede üç olarak gösterilen M o ira. Bu adın nedeni İ. A l ı n yazısı ve kader üstüne Yunan i l k çağının görüşü şudur: İnsan ana karnından doğar doğmaz kader onun ömür ipliğini bük­ meye koyulur. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos'a Labyrinthos sarayını yaptırmış (Pasiphae. Ondan sonra Airopos. sevgili oğlunu alıp kaçırmayı geçirir aklından. sonra öte yanma geçiyormuş". Karya'ya geldiği. tapınağı Roma'da Capitolium tepesinde bulunan tanrıça İuno'nun bir ek adıdır. seçtiği kadere göre yaşatacakmış onu. 390 yılında Roma'nın Galyalıların baskınına uğradığı sırada bu tapınağın kazlarının gece öterek düşma­ nın gelişini haber vermesidir. Moira. yani kader tanrıçaları Hesiodos'ta "yaşa­ ma paylarımızı düzenleyenler" diye tanım­ lanır.. böyle­ ce ruh seçtiği kadere bağlanıyormuş. Savaş alanında oğlu Sarpedon yaralanınca Zeus ikirciklidir. Klotho. Bu peri ilkin ruhu Klotho'ya götürüp onun eli altından ve döndürdüğü kirmenden geçiriyormuş. 4). Babasının kimliği üstüne kaynaklar ayrılır: Bütün kâhinler gibi Apollon'dan doğıma oldu­ ğu söylenir. Moiralar Zeus'la Themis'in kızları. Moira'lar. Atropos tanrıçalar ki bilge Zeus büyük üstünlük vermişti onlara. çokluk ecel. Haber veren. Lakhesis. Hesiodos bun- lan üç k ı z kardeş d i y e tanıtır ve adlarını verir. Anası Man- . Tanrılar babası ona karşı gelemez. (1) İdmon'la birlikte Argonaut'lar seferine katılır ve Argo gemisinde kâhin olarak görev yapar. uyaran anlamına ge­ len Moneta. bir de mutluluk ve mutsuzluk payını veriyor demektir insanlara. sonunda ruh hiç arkası­ na dönmeden Kaderin tahtı önüne gelip du­ ruyor. ölüm akla ge­ lir. Onlar yarı dinsel. Efsaneye göre Zeus Pieria dağlarında do­ kuz gece yatmış ve Mnemosyne de dokuz Musaları doğurmuş. Theseus). Labyrinthos). yarı filozofik bir görüşün canlandırılmış imgeleridir. onun içindir ki Homeros destanlarında kader diye çevrilen Moira uğursuz ve zorlu olarak nitelenir. bu pe­ ri hayatı boyunca ona hizmet edecek. Platon da Devlet'in son bölümünde. ölümlü babası ise Argoslu Rhakios imiş (Manto. ama adları söylenmez. Ana­ dolu kıyılarıyla Sicilya'ya kadar da uzanmış derler. yeniden yeryüzüne çı­ kacak olan ruhların Moiralara başvurduğunu anlatır (Dev. Ne var ki Moira Zeus'tan da daha güçlü ve üstündür. Horaların kardeşleridir (Theog. Buralar­ da Giritlilerin koloniler kurdukları anlatılır. Mopsos.. Adı bellek anlamına gelen Mnemosyne Uranos'la Gaia'nın kızıdır (Tab. Tanrı Poseidon'un kral M i nos'a gönderdiği bir boğa ile Minos'un karısı Pasiphae'den dogmaymış. Kimi yerde Kederle bir tutulan Moiraların efsanesi yoktur (Kerter). Homeros'ta bir ya da birkaç Moira'dan söz edilir. Ilyada'da dövüşen bir savaş­ çı için şöyle deniyor (İl. 517): Bitti ömür yumağı tam o sırada!. Mopsos'un K o l o phon şehrini kurduğu anlatılır. Burada Moiralar yalnız ömür payını değil. Rhakios). (2) Teiresiaş'ın torunu. ki onlar verir yalnız insanlara mutlu ya da mutsuz yaşama paylarını.): .

hızlı kanatlarıyla dünyanın bir ucundan öbür ucuna şıp diye uçarmış. ama kralı tanımadığı için yanılarak bir başkasını öldürmüş. Mucius adlı bir Ro­ malı da düşman karargâhına girip Porsenna'yı öldürmek istemiş. 31 vd. Korkuya kapılan Porsenna hemen Roma ile barış anlaşmasına girişmeyi yeg görmüş. Bu varlık Yunanca "mousa". Mucius kendi elinin yanmasının önemsiz olduğunu. Uyku ve düş tanrılarının hepsi gibi Morpheus da kanatlıdır. Mucius Scaevola. Musalar işte bu gücün ürünü ve simgesidir. kendisine de bunu ni­ çin yaptığını sormuş. Bu kök Zeus'un Musaları üretmek için birleştiği Titan tanrıça Mnemosyne'nin adında da görülür. Mopsos bundan sonra yine Troya'dan dönen Amphilokhos'la birlikte K i l i k ya'da Malsos şehrini kurarlar. Dokuz gece buluştu onunla kutsal yatağında engin akıllı Zeus ölümsüzlerden uzakta. Morpheus. insanı tanrı. Athena'ya gebe kalan Metis'in adında da (Tab. 52 vd. Adının kökeni asıl kimliğinin açık­ lanmasına yardım eder: "Mousa" Yunanca akıl. yaratıcılık gücü kavramlarını içeren " m e n " kökünden gelmedir. teke tek kavga­ da birbirlerini öldürürler (Amphilokhos). Musalar böylece insan ve tanrı arası birer varlık olarak düşünülebilir. bu sıfatla zamanın en büyük kâhini Kalkhas'la yarışmaya girişir. Günler. Eleutheros yamaçlarının kraliçesi Mnemosyne Kronos oğluyla birleşip Pieria'da getirdi onları dünyaya belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için. Onun içindir ki böyle duygulanır şa­ irler de onlardan söz ederken. Bu eyle­ me şaşan Porsenna Mucius'a kılıcının geri verilmesini buyurmuş. Mucius'a da artık sag elini kulla­ namadığı için solak anlamına gelen Scaevola adı takılmış. düşünce. tanrıyı insan yapar Musalar. İnsana yaşa­ manın asıl tadını bağışlayan bu tanrısal varlığı her alana. ve hele övmek için kendilerini her söylediğim destanın başında ve sonunda. "dünya­ nın yüz karası zavallı bir yaratık" iken Musalar onu görür. Tarquinius kralları Roma'dan kovulunca Porsenna adında bir Etrüsk kralı şehri kuşatmış. aylar geçip bir yıl tamam olunca dokuz kız getirdi dünyaya Mnemosyne. Yakala­ nıp Porsenna'nın önüne getirilince Mucius orada bulunan bir ocağa sag elini koyup büs­ bütün yanıncaya kadar çıkarmamış. forma) den türemedir. Morpheus insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler. O da demektir ki. sesi bir başka içtenlik ve dokunaklılıkla çınlar kulaklarımızda. Kocaman.to'nun Klaros'taki Apollon tapınağını kurma­ sı üzerine Mopsos oranın tanrı sözcüsü olur. Latince "muşa" diye ad­ landırılıp batı dillerinin hepsine giren esin p e ­ risidir.): Olympos'lu Musalar. üstünlüğü meydana çıkınca. Ama Musa yalnız şairlere şiirler esinle­ yen bir peri de değildir. çünkü kendisi gibi kurban olmaya hazır üç yüz Romalı bu­ lunduğu söylemiş. 4). giderek Olympos tanrıları insanüstü doğa güçlerinden uzaklaşıp insana yaklaşmayı amaç edindikleri zaman benimsedikleri bir güçtür. çiçek açan bir defneden kopardık­ ları bir dalı ona asa diye verir (Theog.): Sonra tanrısal sesler üflediler içime olacakları ve olmuşları yüceltmek için. Kalkhas öfkesinden canına kıyar (Kalkhas). Musalar. her yazar duygulanır. . Bu güç ise tanrıya oldu­ ğu kadar insana da vergidir. şu sözlerle tanımlar Musaları (Theog. K u ru bir şair diye tanınan Hesiodos bile bakın nasıl coşar Musalardan dem vurunca. koca kalkanlı Zeus'un kızları. İlkçağ yazınında bir tanrısal varlık vardır ki ondan söz ederken her ozan. kaba güçleri ye­ nip başa geçtikten sonra kendi egemenliğini kurabilmek için Zeus tanrının ilk işi düzenli ve ölçülü oldukları oranda yaratıcı olan güçleri benimsemek olmuştur. Akhaların başkâhinini her bakımdan yener. Hesiodos kendi anlatır ki Helikon dağının yamaçla­ rında sürülerini otlatan bir çobanmış. etki alanı çok daha geniştir. özellikle sanat alanına yerleştirmiş olmak ilkçağ düşüncesinin bir parıltısıdır. Hesiodos böylece şair olunca. Uyku tanrısı Hypnos'un üç bin çocuğundan biri sayılan Morpheus'un adı bi­ çim anlamına gelen "morphe" (Lat.

bu Batieia bir t a n r ı ç a mı ki ölümsüzler o n a başka bir ad ve­ riyorlar? Bir kaynağa göre Myrina ya da Bati eia T r o a s bölgesinin eski kralı T e u k e r ' i n kızı­ dır ( T a b . Verilenlerden biri A m a z o n l a r kraliçesi Myrina ile ilgilidir (İl. oradadır koroları ue güzelim yurtları. Kadmos'la . korolu şiir. d e s t a n şairi ya da lirik şiir. İlyada'da Troya şehrinin topograf­ yası ü s t ü n e çok az bilgi verilir. ka­ dınları da köle e t m i ş . Musalardan ve okçu Apollon'dan gelir yeryüzündeki ozanlar ve çalgıcılar nasıl Zeus'tan gelirse krallar. çıkar. tragedya. I İhya ve Mısır'. Terpslkhore. S a n g a r i o s (Sakarya) ırmağı kıyılarında o t u r u r m u ş da g ü n ü n birinde A m a z o n l a r ı n sal­ dırısına u ğ r a m ı ş . Euterpe. Ö b ü r Atlantlar teslim olmuşlar. P o l h y m n i a . M e l p o m e n e . İşte böyle seslenir Olympos'lu Musalar dokuz tanrısal kızı ulu Zeus'un: Kilo.. vurur dururlar Olympos yolunda. ilkçağın son d e m l e r i n e kadar süregider. Perseus). III.. ö l e n arka daşlarına büyük mezarlar yapmışlar.. Thalia. İşte budur Musaların insanlara verdiği.) : Şehrin önünde sarp bir tepe var. t a r i h . böylece Myrina Troya kral s o y u n u n dişi atası olur. üzüntüden kan mı kurudu yüreğinde. övünce Olympos'un mutlu tanrılarını unutuverir hemen dertlerini. Musaların sevgilisi o z a n ı n t o p l u m d a ne ka. Ne mutlu Musaların sevdiği insana bal akar onun dudakları arasından. S o n r a da onlarla birlikte G o r g o l a r a karşı savaş a ç m ı ş . ölümsüzlerse yüksek atlayan Myrrhine'nln mezarı der. İlyada'da adı g e ç e n bir Phrygla kralı. haşka hiçbir kaygı yoktur yüreklerinde... Ama zonlar bunların h a k k ı n d a n gelip.. E r a t o . Efsaneye göre Myrina bu savaşlarla kalma miş. Bu t u t u m ve davranış H o m e r o s ' l a başlar. atlı yirmi bin savaşçı kadı­ nın başında Atlantis ülkesinin başkentini al­ m ı ş . Musaların kendilerine özgü efsaneleri yok­ tur . oraları da ele 'M'I Anlat bana. k o m e d y a . Musaların yetki alanları çağlar ve şairlere göre değişir. Kharitler de Himeros da başlarında yükselir güzel sesleri havalarda.. G o r g o l a n y e n e r e k birçoğunu esir almış.saygı ve sevgi gördüğü Odysseia'da c a n ­ landırılan D e m o d o k o s t i p i n d e n bellidir (Demodokos). Bu bilgi açık seçik değildir. T e u k e r o n u ülkesine k o n u k ge­ len D a r d a n o s ' a verir. oğlu Akhilleus'un öfkesini söyle. Myrina da c ö m e r t d a v r a n a r a k onla­ ra bir k e n t k u r m u ş . tanrıların b ü t ü n şenliklerinde ezgi söyler. Myrina. Kilo. Thetis'le Peleus'un. 8 1 1 vd.). tanrıça. tanrısal bir ezgi sarar dört bir yanı. Mygdon.. Inıyülü bir ses yükselir adımlarından yürürken yüce babalarına doğru. Genellikle şöyle bir b ö l ü m l e m e yapılır: Kalliope. O zaman kral P r i a m o s o n u n yardımına k o ş t u ğ u n d a n Mygdon d a Troya savunmasına katılır (İl. tanrıça. Urania ve hepsinin başı sayılan Kalliope. gider aklından üzüntüleri şenletir onu tanrıçaların büyüsü. Peleus H a r m o ı ı l a ' u ı n düğünlerinde bulunmuşlardı) Adlarının geçmediği h e m e n de şiir yoktur. dans ederler. Karlı Olympos'un en yüksek tepesinde. gökbilimi.ı geçmiş. flütl. Bir insanın dertsiz başına dert mi düştü. p a n t o m i m . kara toprak yankılanır tanrı övgüleriyle. bin bir düzenli yaman adamı. çıkılır ovanın dört bir yanından tepeye. 1 6 ) . d a n s . T e r p s i k h o r e . a m a gece esirler bekçilerine saklı rıp büyük sayıda A m a z o n öldürmüşler. Polhymnia. U r a n l a . < "> g rencisi ya da oğlu sayılan Musaios Attika el sanesinde O r p h e u s ' a karşılık yaratılmış bir tip olsa gerek: Mistik nitelikteki ezgileri Eleusis gizemleriyle ilişkili derlerdi. Melpomene.. Myrina ü s t ü n e anlatılan ö b ü r efsaneler şun­ lardır: Amazonlar kraliçesi Myrina O k e a n o s kıyılarında b u l u n a n Atlantis ülkesine saldır­ mış ve yaya üç b i n . Musaların sevgilisi bir ozan anlatınca eski insanların destanlarını. Erato.. Thalia. H o m e r o s ' u n iki büyük destanı da Musalara seslenişle başlar. Batieia adını takmıştır ona halk. II. a m a burada o z a n tek bir Musa'ya seslenir v e o n a t a n r ı ç a d e r s a d e c e : Söyle. Yerine göre O r p h e u s ' u n a r k a d a ş ı . G o r g o lar da s o n r a d a n Perseus ve Herakles'ln elleri allında yenilmişler (Gorgo.Dokuz eş yürekli kızdır bunlar ezgiler söylemektir bütün İşleri. bu k e n t e Myrina adı veril­ m i ş . Musaios. Adı Musalarla ilgili efsanelik bir o z a n . E u t e r p e . 1 8 1 vd. Erkeklerin hepsini kılıçtan geçirmiş.

Zeus'un oğlu olmakla geçinir. Hippodameia'ya âşık olduğu ya da ondan yaptığı işe karşılık bir ge­ ce yatma sözü aldığı söylenen Myrtilos'u P e lops denize atmış. Pelopsogullarının başına gelen bütün belaların nedeni de buymuş (Hippodameia. Kıbrıs kralı Kinyras'm kızı (Kinyras. Myrmeks.geçirdikten sonra Arabistan ve Suriye yoluyla Anadolu'ya gelmiş ve Kilikyahlara boyun eğ­ dirmiş. Efsane niteliğini taşımayan bu olay­ lar tarihsel bazı olaylara göre kurulmuş olsa gerek (Amazonlar). Myrtilos. ama günün birinde Myrmeks tannçanın bulgusu olan sapanı bulmuş olmakla övün­ müş. Myrrha. Toros dağlarını da aştıktan sonra Phrygia'dan geçerek Kaikos (Bakırçayı) kıyı­ larına gelmiş ve orada (yani Bergama ovasın­ da) yerleşmiş. Smyrna). Myrmidon. Athena da bu yalana kazarak onu bir ka­ rıncaya dönüştürmüş. Myrtilos Oinomaos'un arabasının cıvatalarını gevşetmiş. Myrtilos da can verirken Pelops ve soyuna lanet okumuş. Adı karınca anlamına gelen Myrmeks hamarat. 210 . becerikli bir Atinalı kız­ mış. Pelops. Athena da bu yüzden onu sever. Pelops'la Hippodameia efsanesin­ de adı geçen arabacı. Myrina'yı öldüren kral Mopsos'muş. Oinomaos). Akhilleus ve babası Peleus'un yönettikleri Tesalyalı boya adını veren kahra­ m a n . Adonis. tutarmış. böylece P e lops'un yarışı kazanmasını ve Hippodameia ile kaçmasını sağlamış.

O sıralarda güneş. adları yüz­ mek anlamına gelen fiilden türemiş olan su perileridir. Deukalioh tufanından önce yaşamış bir Phrygia kralıdır. H o m e ros bunların bütün nympha'lar gibi Zeus'un kızları olduğunu söyler. Naksos. bira/ sonra da tufan olmuş. Bu masallar Tufan efsanesinin Anadolu kaynaklı olduğunu açığa vurmaktadır. Bu olay Theseus'tan üç kuşak önce olmuştur. yalvarmalar düzenlemiş. Su perisi bademi kırıp soymuş. Onun ustaca anlatımından birkaç parçayı aşağıya almayı uygun gördük. Narkissos. Başka bir efsaneye göre. Nannakos üç yüz­ yıl yaşamış. Kyklad takımadalarından Naksos adasına adını veren kurucu kahraman. Bir e f saneye göre Naksos Karyalı göçmenlerin ba­ şında eskiden Dia adını taşıyan bu adaya gel­ miş. Uyandığında yıldızlar pırıl pırılmış. ama ölümsüz değil­ dirler. daha başkasında da Apollon'la Akallis'ten doğduğu söylenir (Akallis). sı­ cak bir günün akşamı serinlemek için. bir ıssız yaradılışı vermedi izin söze başlamaya. ırmağın kızları sayılır. Masala göre. Onu en güzel anlatan­ lar arasında da Latin şairi Ovidius önde gelir.ledl. kendi­ ni Sakarya suyuna atmış. 1944 yılı Tercüme Mecmuası'nda çıkan Can Yücel'in çevirisidir: Ekho görünce Narkissos'u kırda dolaşırken arzu sardı gönlünü. Nerkis çiçeğine adını veren Narkissos'un öyküsü hemen her çağda şairleri esinlemiş bir öyküdür. Nannakos çok es­ ki zamanlarda. bir badem ağacının dalı üzerine eğilmiş. Nana böy le bakadururken. böylece tanrı sözü g < t l çekleşmiş. Tatlı tatlı esnerken. içinde bulundukları kaynak. hayret ve hayranlıkla bakakalan gözleri önünde tuhaf bir şeyler olmaya bağlamış: Sanki badem içinin ve göğsünün aklığı eriye- rek birbirine karışmaya koyulmuş. düştü gizlenerek izlerinin ardına. Ba­ dem içini. Nannakos. Ovidius. gebe kalmış olduğu nun farkına varmış. Naiasların. Tufan olacağını öngörmüş ve olmaması için topluca yakar­ malar. 23): "Sakarya ırmağının kızı.N N a i a d e s . öldüğü gün halk topluca ağlamaya koyulmuş. Her suyun kendine özgü bir Naias'ı vardır. Kaynakları efsanelere göre değişir. yüzüne. Şıpır şıpır yıkanır­ ken. Dokuz ay sonra. Halikarnas Balıkçısı serüvenini şöyle anlatır (Hey Koca Yurt. sularını içen ya da sularına da­ lan hastaları iyileştirme güçleri vardır. dere ya da ırmağa bağlıdır. Tersi­ ne kimi inançlara göre Naiaslar sularında yı­ kanan insanları çıldırtmış. bütün dünya pespembe bir boş­ luk olmuş. Salmakis). Bu dualar sı­ rasında da Nannakos habire gözyaşı döker miş. içine tatlı bir baygınlık yayıl mış. Agdistis-Attis efsanesinde adı geçer. Nana. yerleşmiş ve ona adını vermiştir. s. badem içi­ nin aklığını. Ağaç perileri (Drysa. ya da gizli bazı hastalıklara çarptırmıştır (Nympha). bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt beri getirilen alevi nasıl kaparsa Ekho da yaklaştıkça ona daha yakından yanıyordu aşkla. Hamadryas) gibi uzun ömürlü olurlar. Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak. su perisi Nana. pembe pembe batmaktaymış. Naisler ya da Naiaslar. kiminin adı efsaneye geçmiştir (Arethusa. yumuşak iki göğsü arasında tutai ken. kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak e. Beyaz badem İçini yemeden önce. bakılmayacak güzellikte bir oğlan doğur­ muş". Asopos gibi ırmakların perileri. bekleyebilirdi ancak sözleri ki onlara cevap yollayaı ak . Kimi mythos yazarı onları Okeanos soyuna bağlar. teninin aklığı üzerine tutmuş. Bu yüzden "Nannakos'un gözyaşları" di­ ye bir deyim kalmıştır. ölünce de bütün halkının yok ol. Yaşamları. her nedense. Sangarios (Sakarya) ırmağının kızı. Efsanelerin birleştiği bir nokta Naksos adasının Anadolu'dan gelme göçmenlerle meydana getirildiğidir. Verdiğimiz çe­ viri.ı cağını bildiren bir tanrı sözü varmış. Narkissos'la Ekho efsanelerini bir­ leştirerek iki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabaları bir tek dram olarak canlandı­ rır. Başka bir kaynakta onun Endymion'la Selene'nin oğlu olduğu.

"Var" diye cevap verdi yankı. vücut sanıyordu sulardakini Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle kımıldamaksızm. Hâlâ bakıyordu kendine. A r g o n a u t ' l a r seferine katılır ve d ü ­ m e n c i T i p h y s ö l d ü k t e n s o n r a .. bu y e t e n e ğ i n ­ d e n faydalanarak Nauplios'ıı kötü işlerde kul- N a r k i s s o s . ve gledi son günleri ömrümün. sevdiğim uzak olsa keşke. içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi. Bilmeden kendini arzuluyor. ne bir sürü. Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim. Gidermek isterken susuzluğunu. . Kemirsin artık gücümü acı. P e l o p o n e z ' i n ü n l ü li­ m a n l a r ı n d a n olan N a u p l i a ' n ı n kurucusu (Amymone). Yorgun başını dayadı sık çayırlığa. vücut yoktu hiçbir yerde. bağırıyordu "olacaksa senin her şeyim". bağırdı Ekho: "Elveda". Ona ulaşan ne bir çoban. " B u r a d a buluşalım" d e r . Tutuşturan da ben. gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu. Ne vahşi bir hayvan. yanan da. bakıyordu Styks sularına. titreyen meşaleleri hazırladılar. dövündüler Dryas'lar. Ölüm gelmeyecek bana ağır dinecekse acılarım. severken onu kendini seviyor. Ayrılabilsem vücudumdan. (1) T a n r ı P o s e i d o n ' l a D a n a o s kızı A m y m o n e ' n i n oğlu. gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos'un: "Ey boş yere sevdiğim çocuk". içtikçe suya vuran güzelliğine hayran. Çevresinde en yakın suyla beslenir bir çayır. kimi efsanelerde kralların.. Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine.. garip bir dilek seven için ama. ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini. bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın. ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman. seviyordu tensiz bir hayali. N a u p l i o s . artıyordu bir yandan susuzluğu. aldatmıyor beni artık hayalim. yeraltına göçtükten sonra bile. göçüyorum hayatımın baharında.NAUPLIOS Narkissos'la E k h o a r a s ı n d a a n l a m s ı z diya­ log şöyle s ü r d ü r ü l ü r : Bağırdı: "Orada kim var?".. odun yığınını. o n u n yerine geçer (Argonaut'lar). bir şey söylemedi: "Senin her B u n d a n s o n r a da asıl Narkissos efsanesi başlar: dalgalarında gümüşler oynaşır. E k h o d a u z a k t a n seyreder sevdiğini. yer tekrar iletti dediklerini. Dövündüler bacıları Naias'lar kesik saçlarını yanı başına koydular. N a u p l i o s usta bir denizci­ dir. arzuladığım benimle. o benim. Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara. E k h o d a koşa koşa çıkar o r m a n d a n . Narkissos g ü n geçtikçe eriyip gider. uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere. ne otlayan bir keçi. a m a oğlan kızı g ö r ü n c e k a ç m a y a koyulur: "Ölmek yeğdir" diye Ekho başka şeyim ". N a u p l i o s P a l a m e d e s ' i n babası o l a r a k P a l a m e d e s efsanesinde rol oy­ n a r (Palamedes). isterken kendini istiyordu. Tam sedyeyi. fakat yanıyordu onunla. t e k r a r l a r d u r u r iniltilerini ve bu güzelim şiir şu dizelerle s o n a erer: Şunlar oldu son sözleri.. Narkissos a n l a r b a ş ı n a geleni ve şöyle dile getirir: Anlıyorum. yerinde sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular. "Elveda" deyince o. tek bir kuş bile yoktu onun sükûnunu bozan. ne ağaçtan düşen bir dal. (2) Yukarda adı g e ç e n N a u p l i o s ' u n küçük t o r u n u . Ve şimdi can verelim ikimiz bir solukta. Ellerini kaç kere daldırdı. Kendime olan sevgimle yanıyorum. Neyi gördüğünü bilmiyor. Ekho da katıldı onlara. boşa kavuştu kolları sularda. Berrak bir pınar vardı. Ne yapayım?İsteneyim mi?lsteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık? Beni yoksul ediyor varlığım..

Mysialı gemicilere satar. tıpkı sümbül çiçekleri g i b i . Nausikaa hizmetçilerini ça­ ğırır. Bol yapraklı bir dalla örter er­ kekliğini. Bu işe niçin gi­ riştiğini de söylemez. M i tograflar kendisinin de aynı biçimde öldürül­ düğünü ileri sürerler. Ne de kaygısız doğurmuş. Nauplios bu kızları da kurtarır ve Aerope'yi Atreus'la evlendirir. . şipşirin. Dillere destan olur böyle düğünler. ama asıl mutlu olacak insan bu güzel kı­ zı alıp evine götürecek kocadır. orada günlerce denizde yüzmekten bit­ kin düşmüş uyuyan Odysseus'u uyandırır.): Doğru yürüdü çok süslü yatak odasına. T o p ırmağın gerisindeki koruluğa düşer. O ana kadar da Nausikaa'yi hayata açılan. Bu söz­ lere dayanılır mı. bir yanında bir hizmetçi. tanrıça Athena kızın bir arkadaşı kılığında düşüne girer (Od. Tanrıça k ı z ı n yatağına yel g i b i varır ve şu sözlerle kışkırtır. kraliçe Arete'nin kızlara yıkanacak güzel rubalarla birlikte kokulu yağ­ lar ve bir sepet içinde günlük kumanyalarını vermesi ayrıntılarıyla anlatılır. Nauplios Akhalardan öç alma işine kovulur ve Troya savaşında bulunan yiğitlerin karılarını baştan çıkarmaya uğraşır. sevebileceği bir erkeği bulup onunla evlenmeyi özleyen bir kızın bütün duygularını ince bir gerçeklikle canlandırır bi­ ze. mutluluk getirir babana. b o y u n boşun. boyu boşu. 15 vd. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansan. ırmağa gidip çama­ şır yıkamak istediğini söyler. Ara­ banın hazırlanması. Odysseus bakar ki genç kızlar oynaşıyor ır­ mak kıyısında. sonra da t o p oynamaya koyulurlar. seni sevenler de giyinip kuşanmak. Odysseia' nın VI. görünüşü tanrılara denk. anan olacak kadın seni/ Güzel rubaların kalmış yüzüstü. Odysseus'un sözleri de yüreğine işler: Yalvarırım. Akha yiğitlerinin yur­ da dönüşlerinde can vermeleri için de girişim­ de bulunur ve Oileus oğlu Aias'ın gemisinin kayalara çarparak parçalanmasını sağlar. Odysseus yıkandıktan sonra daha bir yakışıklı ve alımlı olur: Zeus'tan doğma tanrıça Athena daha iri. pırıl pırıl kapı kanatları kapalıydılar. çıkar Nausikaa'nın karşısına yalva­ rır. ister insan. görünüşün. yalnız Penelopeia üstüne yaptığı deneme sonuç vermez. kızlar oturup yemeklerini yerler. başta Klytaimestra olmak üzere bir­ çoklarının âşıklar tutup kocalarını aldatmala­ rını sağlar. ulu yürekli Alkinoos'un kızı.landıkları anlatılır: Aleos. Akhalardan haksızlık görüp taşlanınca. güzelce giyinip kuşanmaksın. babasının mutluluğunu över. Odysseus'u yıkamalarını. bölümünde Phaiak prense­ sini yatak odasında uyur görür. Auge de Anadolu'ya varınca Telephos'u doğu­ rur (Auge). güneşe serilir. ulu Zeus'un kızı Artemis olmalısın. giydirmelerini buyurur. oysa geldi çattı evleneceğin gün. geleyim ben de. Çamaşırlar yı­ kanıp durulanır. bir yanında bir hizmetçi yatıyordu. babasın­ dan katır arabasını ister. yalnız Nausikaa ürkmez yosunlarla örtülü çıplak erkeği görün­ ce. der. Homeros bu güzel kızı bize tanıttıktan ve Odysseus'la ta­ nıştırıp onunla olan gönül macerasına dokun­ duktan hemen sonra. ama Alkinoos anlar her nasılsa kızının düğün hazırlığı yaptığını. k ı z ı Atıge'yl deniz­ de boğmak görevini Nauplios'a verir. Nausikaa şafakla birlikte kalkar. Nauslkaa'ydı bu. hazırlık yapmalısın düğüne. saçları dökülüyordu basından kıuır kıvır. VI. cana yakındı ikisi de. dipdiri bedeninle tıpkı osunl Sonra da anasının. uzun zaman kız kalamazsın nasıl olsa. tutayım işi bir ucundan. daha kocaman görünmesini sağladı. Nausikaa. kendisi de Klymene'yi alır (Aerope). Girit kralı Katreus kızları Aerope ile Klymene'yi aynı amaçla Nauplios'a verir. bu iki insanı ayırır ve bize genç kızın uğradığı hayal kırıklığını sez­ dirmekle yetinir. Bu öykülerin en se­ vimlisi de Phaiak prensesi Nausikaa'nın yarı­ da kalmış romanı olsa gerek. Odysseia birçok öykülerden örül­ müş uzun bir romandır. Hizmetçi kızlar kaçışırlar. ulu anana. kraliçem sana. Nauplios kızı kurtarır. Tan ağarırken gidelim yumaya. Nausikaa. Oğlu Palamedes. çabucak olsun bitsin bu iş. bir kız yatıyordu orada. ister tanrı ol.

otursa bizim yanımızda. kanatlı sözlerle. Odysseus'ta Phaiak ili bi­ ze şöyle tanıtılır (Od. 458 vd\): (1) Poseidon tanrının oğlu Nausithoos Phaiakların ilk kralıdır. Alkinoos'un sarayına git­ mek üzere kızdan ayrılınca Nausikaa'yı bir koca bulmuş olma umudu. Bu kral Alkinoos'un babası ve Alkinoos'un hem yeğeni. rolü önemlidir (Nestor). tulur. kalsa burada. köpegiyle birleşerek mey- . can!" neye göre bir bölük Attikalı ve Messenialı ile birlikte îonya'ya göçmüş ve orada Miletos Perde böylece kapanır. (2) Atina kralı Kodros'un oğlu Neleus efsa­ can verdin bana sen. V I I I . engin gökte oturanlara. VI. ra kardeşiyle taht konusunda kavgaya tutu­ dedi ki: şur. Eskiden Phaiak'lar Neleus. ha­ mamdan güzel urbalar giyinmiş olarak çık­ makta ve şölene gitmektedir ki prensesle kar­ şılaşır (Od. nağına sığındığı halde Pelias onu vurur. tekmil toprakları dağıtmıştı. 4 vd. esen kal. şimdiyse tanrılara benzer.. Nemeia. Pontos'la Gaia soyundan ENausithoos birçok efsanelik kişilerin adıdır: khidna'nın Orthas'.Olan olmuştur. Tyro'nun üvey anası Sidero'nun hışmına uğ­ baba toprağına döndüğünde unutma. kadın Hera tapı­ sen ilkin bana borçlusun kurtuluşunu". hem de eşi olan Arete'nin dedesidir. dikildi karşısına. göreceksem sıla savaşta on bir tanesi ölür. ey genç kız. Bu konu düşmez ağzından. Herakles'in açtığı bir döneceksem ben yurduma. konuğumuz. Here'nin uzaktan gürleyen kocası. Çok geçmeden acı yanılgısını anlar: Odysseus kimliğini açığa vurur. evler kurmuş. Kurnaz Odysseus da bo­ zuntuya vermez. Nausikaa'nın romanı yıkılır. yerleştirdi Skherie'ye. esen kal. eğer isterse. Neikos. sevinci İçinde bı­ rakır. Messenia bölgesinde Pylos şehrini kurar. an radığını ve çok hırpalandığını görürler. Tyro tanrı PoseiSağlam yapılı kapının aralığında Nausikaa don'dan doğurduğu çocukları dağa bırakınca. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. her vakit. biz Phaiaklar dururken almış onu yanına yürüyor diye halkınca kı­ nanmaktan korktuğunu ileri sürer. N e Zeus. yalnız Nestor kur­ günümü. çünkü dedikodu olur. Herakles efsanesinde sözü geçen Nausithoos. (1) Tyro ile Poseidon'un oğlu. Nestor'un Troya savaşı ve îlyada'daki bir tanrı gibi tapacağım sana orada. tek amacının İthake'ye karısının yanına dönmek olduğunu söy­ ler. İkizler yetişip ölümlü babaları Kretheus'un sonra seslendi. leus'un on iki oğlu olur. Dört yandan surla çevirmişti kenti. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. sağ. götürdü.): engin Hypereia'da otururdu. Odysseus yo­ la çıkmak üzere hazırlıklarını yapmış. sabahtan akşama dek. Nausikaa. Ne olur. Eris'ten dogma simgesel bir varlığa verilen ad. kral kızı kendine bir yabancı koca bulmuş derler. kavga anlamına gelir (Eriş). 22). İolkos'tan kovulur ve gelir Peloponez'in "Ulu yürekli Alkinoos'un kızı. bir arada görünmeyelim der. Nausikaa gönlünü kaptır­ mıştır. Tanrı yüzlü Nausithoos onları kaldırdı. göz göze geldi Odysseus'la öylece ona baktı. bir daha da Nausişehrini kurmuş (Kadros). böylesine bir gün kocam desem. onu şehre götürürken aklına saplanmış olan konuya değinir. Sidebeni. kaa'nın. gün boyunca. (3) Odysseus'un Kalypso'dan olma bir oğ­ lu. Son­ Çok akıllı Odysseus karşılık verdi ona. ro'yu öldürmeye kalkarlar.. Pelias'ın ikiz kardeşi (Tab. Odysseus'la tatlı tatlı konuşur. Neikos çatışma. onların kısraklarca büyütüldükleri anlatılır. o erdemli kral kızının adı anılmaz Odysseia'da. Hızlı gemici anlamına gelen Nemeia aslanı. dedi ki: kral olduğu İolkos'a dönünce anaları "Sağ. (2) Theseus'u Girit'e götüren geminin dü­ mencisi de Nausithoos adını taşır. Tepegözler onların topraklarını boyuna yağma ederdiler. tapmaklar yapmıştı tanrılara. şöyle der kendi kendine: Demin yüzüne bakılmaz gibi geldi bana.

Nereus Deniz İhtiyarlarından biridir. Hera'ya âşıktır. Adı yeni savaşçı anlamına gelen Neoptolemos Akhilleus'un oğludur. (2) Bulutu simgeleyen bir varlık olarak IN V phele'nin İksion efsanesinde adı geçer. Ate ile Hybris'in hemen ardından gelir. muradına ermemesi için Zeus Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İksi on'un onunla birleşmesini sağlar. Zeus ona tutulur. Neoptolemos savaş dönüşü Epir bölgesine yerleşir. Bunlar Neoptolemos'la birlikte Iroya'ya giderken Lemnos adasında durak vermişler.ılın da bulunup şehrin ele geçmesine yardım eden savaşçılardandır. (3) Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutlar birer kadın olarak simgelenmiştir. Sokrates ve genellikle filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir. ki­ mi zaman Olympos'un tepesinde. Nemesis ölçüsüz gururlarını cezalandırmış. Orestes). Nemesis'ten doğan yu­ murtanın Leda'nın eline geçtiği ve Helene ile Dioskurların bu yumurtadan çıktıkları anlatılır (Leda). Henıkles). Babasını anmak üzere de mezarı üstünde Priamos kızı Polyksene'yi kurban eder (Polyksene). bulut tanrıça da çocuklarını kurtaracak altın postlu koçu gönderir onlara (Helle). ' Kavram olarak Nemesis tanrısal öcü simge­ ler. Athamas lno ile evlenmek için Nephele'yl b< > şar. kendine ve talihine aşın güveni cezalandıran varlık olarak göste­ rilir.): DEniz doğru sözlü Nereus'u yarattı: En büyüğüdür o bütün çocuklarının. (1) Athamas'ın birinci karısı. Hesiodos'a göre Gece tanrıça Nyks'in kızıdır. Onu kız kılığında Skyros kralı Lykomedes'in hareminde bulunduğu sıralarda üretmişti. Batı Kızları'nın bahçlerinde otururlar. delikanlıyı alıp getirmek üzere de elçiler gönderilmiş. Hesiodos şöyle tanıtır onu (Theog. Ama Menelaos kızından çocuğu olmadığı halde. Nemesis. Nephele. Troya . Kentaur' lar). sonunda bir kaz olur. Bu­ nu kıskanan Hermione'nin teyze oğlu ve ni­ şanlısı Orestes eliyle Neoptolemos'u öldür­ mesi tragedya yazarlarının işledikleri bir m o ­ tif olmuştur (Hermione. Babası Troya savaşına gidince. babacan tanrı derler ona . orada Akhilleus'un oğlu hasta olan Philoktetes'i Troya'ya gelmeye kandırmış (Philokktetes). Troya'da Akha ordusu N e o plolemos'u coşkuyla karşılamış. Neoptolemos' u dedesi Lykomedes yetiştirir. H e rakles onun hakkından geldi (Ekhldna. Neoptolemos. Neoptolemos birçok efsane­ lerde Hermione'nin kocası olarak gösterilir. Marathon'a yakın küçük bir Attika kentin­ de Nemesis'in bir tapınağı varmış. 233 vd. oğluna Neoptolemos'tan başka Pyrrhos (yani kızıl saçlı) adı verilmiş (Akhilîeus). Bu Nephele Kentaur'ların anası olur (İksion. ama Nemesis tanrıdan kaçmak için bin bir biçime girer. kimi za­ man Okeanos'un kıyılarında. tanrı da kuğu kuşu biçi­ minde onunla birleşir. mermer de böylece tanrıçanın heykelini yontmaya yaramış. Akhilleus orada Pyrrha adıyla saklandığı için. Nereus . Bu nitelik de tragedyada büyük bir rol oynar. tapınakta­ ki tanrıça heykelini ünlü heykeltıraş Pheidias Paros mermerinden yontmuş. hem de tanrısal bir varlık olarak canlandırılır. 6): Hesiodos'a göre. Şehir düştükten sonra Hektor'un oğlu Astyanaks'ı surdan aşağı ata­ rak öldürür ve Andromakhe'yi esir olarak alır (Andromakhe). bunlar Okeanos kızlarıdır. Akhilîeus öldükten sonra da Troya şehrinin ancak oğlu lavaşa katılırsa düşeceği üstüne bir fal çık­ mış. ama çokluk İnsanlarda ölçüsüzlüğü. Bu mermeri Persler Atina'yı aldıktan sonar zafer anıtı ola­ rak dikmeye hazırlanırken.Nereus Kızları. Phriksos'la Helle'nin anaları (Atharnas). Nemesis hem soyut bir kavramı simgeler. Gaia'nın Pontos'la ya­ ni Toprak'ın Deniz'le birleşmesinden doğ­ muştur (Tab. kimi zaman Erinyslere karışır. İksi on. yiğit babası gibi yararlık göstererek Telephos'nn oğlu Euryplos'u öldürmüş ve adını taşıyan bir sa- vaş oyunu (pyrrhike) düzenlemiş. 6).ilana getirdiği canavarlardan biridir (Tab. Peleus'un ülkesine dönmeyip de Epir'e yerleşmesinin nedeni üstüne efsaneler birbirini tutmaz. Hera'nın beslediği bu aslan Nemela bölgesine korku salmaktaydı ki. Andormakhe'den üç oğlu olmuş.

renklerini ve çeşitli halle­ rini simgeledikleri gibi bu kızlar. yunus balıkları ve efsanelik deniz yara­ tıklarıyla birlikte yüzüp gezerlermiş. ApoIIon bu soya acımış ve bu kadar çok ölüme karşın Nestor'a çok uzun bir ömür bağışlanmasını sağlamış. X V I I I . Böylesi ihtiyar tipine ilkçağ yazınında bir daha rastlanmaz. hep doğruluktan. dalgaları yara yara Troya'ya giderler ve orada kıyıya çıktıkları bile görülür. . Nereus kızları günlerini iplik dokumak. bitmez tükenmez anılar anlatır. 22). Nereus kızları Amphitrite'nin alayında yer alırlar. Euenos). X V I I I . Pylos kralı ihtiyar Nestor Homeros'un yarattığı eşsiz bir 1 tiptir. bilgisi. iyiden yanadır. Bu saray da Ege denizinde. 38-49 ve Theog. anası Thetis'i yardıma çağırır. çünkü denizin köpüklü dalgalarını. hepsi de durmadan dövüyorlardı göğüslerini. 240-264). Nestor Neleus'la Khioris'in en küçük oğlu­ dur (Tab. Herakles Pholos'la birlikte Kentaur'ların saldırısına uğrayınca Nessos'a karşı da savaşmış ve onu püskürtmüştû. Ayrıca anası Khloris bir Niobe kızıdır. 38 vd. Deniz İhtiyarı cevap vermemek için bir sürü hayvan biçimine girer. Herakles'in attığı bir okla can verdiği sırada Deianeira'ya bir iksir vermesi. Doris d e . K i mi zaman bir olaya karışıp yeryüzüne geldik­ leri de görülür. nakış yapmak ve şarkı söylemekle geçirirler. Herakles'in öldürdüğü Neleusogullarından bir o sag kalmıştır. ya da çelengiyle sararlarmış onu çepeçevre. dalgalarla oyna­ şırlar.. Pylos kralı da böyle­ ce üç kuşak boyunca yaşamış.çünkü hem dürüst. Hesiodos da bal­ landıra ballandıra sayarlar adlarını ( İ l . Yiğit karısı Deianeira ile bu ırmağı geçecek olunca. kadının Herakles'e bu iksire batırdığı bir gömlek göndermesi. hem yumuşak huyludur. bütün deniz tanrıları gibi biçim de­ ğiştirmek yetisine sahiptir. geçilmez ukalalığından. Nereus kızları. I i I - Nestor. Knidos. Bunlara Nereus kız­ ları denir ve Homeros da. Nereus Okeanos kızı Doris'le evlenir. babalarıyla birlikte denizin dibindeki bir sarayda yaşarlar. elli denizkızı. At adam da Euenos ırmağı kıyısına sığınmış. kardeşlerinin Apollon'la Artemis'in oklanyla öldürülmesini gör­ müştür. Balzac'lan beklemek gerekir. bir eşini daha bulmak için Shakespeare'leri.): . tekmil tanrıçalar sardı çevresini. denizin dibinde ne kadar Nereus kızı varsa. orada yolculara ırmağı geçirtiyordu. ama mutlu bir ihti­ yardır.. İlkçağın bir özelliği olan yaşa ve yaşlıya saygı duygusu­ nun ne kadar derine gittiği Homeros destan­ larında Nestor'a verilen önem ve değerle öl­ çülebilir. görgü­ sü yüzünden de öyle bir üstünlük duyar ki. herkes de sabırla dinler onu. o da kız kardeşleri Nereus kızlarına dert yanar ( İ l . Akhilleus arkadaşı Patroklos ölünce derin bir yasa kapılır. (Birkaç dize adları sayılır): Denizin dibinde daha ne kadar Nerus kızı varsa doldurmuşlar gümüş ışınlarla mağarayı. Nereus kimi kez yüze çıkarmış. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan at adam. deniz yü­ zünde oynayan ve koro halinde türkü söyle­ yen bir dans ve ezgi çemberi. geçirmiş. Orada altın tahtlann üstünde otururmuş Nereus'un birbirin­ den güzel elli kızı. sola öğütler verir. Poseidon tanrının eşi Amphitrite de bir denizkızıdır. Sağa. İşte o zaman.. doğruluktan hiç ayrılmaz düşünceleri. her kıssadan hisse alır ve durmadan nutuk çeker. Nereus kızları da yiğide yardım ederler ve babaların­ dan istediği bilgileri nasıl alabileceğini öğretir­ ler ona (Herakles). yiğidin de bu gömleği giyer giymez korkunç acılar içinde yanıp tu­ tuşması ve sonunda da ölmesi Deianeira ve Herakles maddelerinde anlatılmıştır (Pholos. çok görmüş. N e s s o s . Akhaların danışmanı. yani Tekirburnu açık­ larındaki bir magaradaymış. Nestor ihtiyardır. Herakles Nereus'tan Batı kızlarının bahçesine varmak için yolu sorunca. Nessos sırtına aldığı Deianeira'nın ırzına geç­ mek istemiş. "ekin vermeyen denizin ortasında" tam elli kız doğurur Nereus'a. Thetis'in ardından. Su yüzüne pek çıkmazlarmış.. beline kadar. başladı inlemeye. efsanelerde önemli yer tutup rol oynayan kişiler de çık­ mıştır aralarından: AkhiUeus'un anası Thetis bir Nereus kızı. Nereus. Ulu anası bir çığlık attı.

Kalydon avı­ na. kimi kaynaklara göre Argonautlar seferi­ ne katılmış. Nestor rahat bir dönüş yolculuğu yapar. Odysseia'da Telemakhos'un babasından haber al­ mak ve İthake'deki karışık duruma bir çare bulmak için Nestor'a danışmaya gittiğini gö­ rürüz. ona tu­ tacağı yolu gösterir. Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavgada hemen arabuluculuk işine girişir (İl. komu­ tanlıkta da üstündür. Akhilleus arkadaşının öcünü alarak Memnon'u öldürür (Antilokhos. Nike. En doğru öğüdü verir. karşı koymaya çalıştığı bir anda da attığı bir okla onu yere serip öldürmüş. Önce canına kıymayı denemiş. Kanatlı. ölümlü iki insan kuşağının yaşayıp göçtüğünü görmüştü. ama sonra tanrıya boyun eğmiş ve ona birçok ço­ cuklar doğurmuş. Troya anılarını Telemakhos'un gözü önünde canlandırmakla kalmaz. Sevindi kral Agamemnon görünce onu. Karısı Helene kaçırılınca Menelaos'un ilk İşi Nestor'u gidip bulmak olur. Odysseia'nın III. Menelaos'un yanma gönderir. Hesiodos'a göre. eylemiyle Nestor bir an olsun Troya savaşından uzaklaşmaz. Geç ilkçağın mitograflarının yazdığı bir efsaneye göre. Pylos'taki sarayında Nestor yine o Nestor'dur. Nestor Troya savaşına iki oğlu Antilokhos ve Thrasymedes'le gelir. 6). Sözüyle. savaşı planla­ yan odur. Ayrıca doksan tane gemiyle sefere katılır. Memnon). sende bu ne yürek böyle. Nike Pontos'lular soyun­ dan Pallas'la Okeanos kızı Styks'ten dogma­ dır (Tab. Pylos'ta yönetimi yeni baştan eline alır ve oğulları arasında zevkli bir ömür sürer. Şimdi üçüncü kuşağın başındaydı o. Hemen her bölümde rolü vardır. Keşke başka bir ihtiyar olsa senin yerine. Bunları des­ teklemek için gösterdiği örnekler birçok eski zaman olaylarının canlı canlı anlatılmasına yol açar. dedi ki: "ihtiyar. sen de delikanlılar arasına kanşabllsen hani.): Bir zamanlar savaşta çok usta olan bu yaşlı adam. kimi mitograflar onu Athena'nın oyun arkadaşı olarak gösterirler. Bu şehir ilkçağda Nikaia. 310 vd. Nikaia'yı de­ rede yıkanırken çıplak gören şarap tanrı kıza tutulmuş. Nikaia'nın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırmış. Dilinden sözler akardı baldan tatlı. Oysa kaçınılmaz ihtiyarlık kemiriyor seni. dizlerin de yüreğine tıpatıp uysa. bu güç bacaklarında da olsa keşke. işte böyle güven veriyordu onlara. onun gösterdiği varlığı pek az yiğit gösterebilir. Kiz oğlan kız kalmaya ant içen bu nympha erkek ten kaçar. Olympos tanrılarından önceki kuşaktan olduğu halde. Nikaia gebe kalmış. bugün İznik di­ ye anılan şehirdir. bir baba gibi ona bakar ve yanına kendi oğlu Thrasymedes'i verip bir arabayla Lakedaimon'a. kendisini Hymnos gibi öldürmeyi kurduğunu anlayınca da. Tanrı Eros kızın bu davranışına çok içerlemiş ve Dionysos'a alt olacağına karar vermiş.): Kalktı ayağa güzel konuşan Nestor. seslendi şu kanatlı sözlerle. ama Nikaia delikanlıyı yanına yaklaştırma mış. Kız sarhoş olun­ ca Dionysos muradına ermiş. ordulan savaşa kışkırt­ mada Agamemnon'un hayranlığını kazanır (İl.Troya savaşına gelmeden önce Lapith'lerle Kentaur'lar arasındaki savaşa. 248vd. Nikaia. Dionysos da Hindistan'a yaptığı yolculuk dönüşünde Nikaia'nın şerefi­ ne bir şehir kurup ona sevgilisinin adını ver­ miş. Savaşta oğullarının yararlık göstermesini sağlar. Hymnos adlı bir çoban gönül vermiş ona. herkes de haklı oldu­ ğunu kabul eder. I. IV. Nike zaferi simgeleyen bir tanrıçadır. llyada'da bu ihti­ yarın başına bir dert gelmez. tanrısal Pylos'ta doğup büyümüşlerdi beraberce. Bunları ve daha başka yaşantıla­ rını ballandıra ballandıra anlatır İlyada boyun­ ca. Nike tanrıça Athena'nın bir ek adı olduğu gi- . Akhalarm büyük girişim­ leri hep onun kafasından çıkar. hızla uçan bir kız olarak canlandırılır. ama kavga gene de sürüp gider. Pylos'un gür sesli sözcüsü. bölümünde anlatı­ lan bu buluşma destanın en canlı parçalarındandır. ama ilyada'dan sonraki olayları anlatan destanlar Antilokhos'un Memnon'un saldırısına uğrayıp öldü rüldügünü anlatırlar. yalnız avcılıktan hoşlanırmış. Nikaia Sangarios (Sakar ya) ırmağı ile tanrıça Kybele'nin kızıdır. Nestor yalnız düşüncede değil.

Bunlar hep aynı inanç ve efsa­ ne zincirinin halkalarıdır. sonraki eylemlerinde de baba tanrının hiçbir rolü yoktur (Leto. oysa on iki çocuğu ölmüştü sarayında. bir çeşit Havva. Ağlar durur yaşlı ana yitirdiği bunca çocuklarına. Bu üç kişinin efsanesi de Anadolu'da kaynak bulur.bi Atina'da Zafer tapınağı da Athena'nın sa­ yılırdı. 6 0 3 vd. 14) Anadolu'ya özgü efsanelik bir tiptir. Akheloos ırmağı kıyısında oynaşan su perilerinin Yatakları var derler ya. Ölüler yatıp kaldılar kanlar içinde. Niobe'nin göz­ yaşları derlerdi ve derler. yüreğine sindirir durur acılarını. Niobe e f sanesi özbeöz Anadolu efsanesidir. 218 Niobe gerçekten de taş kesilmiştir. işte o gün yemek geldi Niobe'nin aklına. işte oralarda. öldürmüştü oğullarını gümüş yayıyla. ıssız doruklarında. pürtük pürtük bir kaya. Niobe dramı tragedya yazarlarını olduğu kadar plastik sanatları da esinlemiştir: Dünya müzelerinin birçoklarında tanrılarca öldürü­ len Niobe çocuklarının heykelleri sergilenmiş­ tir. Bugün Sipylos kayalarında. Ne tuhaf ki hiçbiri Manisa'daki gözlerin­ den şıp şıp yaşlar damlayan kara kaya kadar dokunaklı değildir. altı kızı. ama şafak söküp de ölüyle birlikte Troya'ya dönmeden önce de biraz yemek ye­ mesini ister. Ana' Tanrıça Kybele'nin anıtı vardır Manisa'da. ergen altı oğlu. bütün canlıların anası- . Anadolulu Ana Tanrıça kültü anaerkil bir toplum düzenine dayanır. giderek Amphion'un tanrılarca öl­ dürülen çocukların babası olduğu bile belirtil­ mez. bir bahar ve bereket bayramıdır bu. Sipylos dağının yamaçların­ da.ki Kybele'nin Lykia yöresindeki bir tıpkısıdır Zeus'tan gebe kalmış der efsane . Akha yiğidi ölüyü geri ver­ meye razı olur ve ihtiyar kralı barakasında konuklar. Apollon'la Artemis. Thebai ile Amphion'la hiçbir ilişkisi yoktur gerçekte. Niobe kayasının bi­ raz ötesinde Mesir bayramı kutlanır bugün de Manisa'da. yani ilk kadın. Leto. Niobe güzel yanaklı Leto ile bir tutuyordu kendini. Apollon öfkelenmişti Niobe'ye. Dramı çok çocuklu olmasından ileri gelir. kızlarını da okçu Artemis öldürmüştü. bir derenin üstüne sar­ kan kapkara. Niobe babası Tantalos'un kral olduğu Sipylos (Manisa) dağının yöresinde doğmuş ve ya­ şamaktadır. Niobe ana.ama Apollon'la Artemis'in doğumlarında da.bu efsane­ nin de babaerkil düzen yerleştikten sonra uy­ durulduğu açık . gözyaşı dökmekten yorgun düşmüştü. kimsecikler yoktu onları gömecek. Kybele). Kybele. babası Tantalos ve kardeşi Pelops gibi (Tab. Niobe aynı simgenin başka başka kişilerde canlandırılmasıdır. Kybele ana. bense bir düzine. öldürdü hepsini. doğurganlığı kamçılarmış. bir de öç alan. Ama efsa­ neye göre Niobe Thebai kralı Amphion'la ev­ lenmiş ve ondan birçok çocukları olmuştur (Amphion). ana­ lıkta her ölümlüden üstün olduğunu açığa v u ran Leto ana. camiden aşağı halka atılan kutsal macun­ lar kısırlığı önler. Her çeşit sanatçıya tükenmez bir esin kaynağı olan Niobe'nin öyküsünü en açık seçik biçimde Homeros anlatır: Priamos oğlu Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'a geldiğinde. Efsanesi bugün de yaşar: Manisa'da kadın yüzü biçi­ minde bir kaya vardır. Nitekim Niobe'nin asıl dramı yurdu olan Sipylos dağının eteklerinde geçer ve çocukla­ rının babası olan Amphion'dan hiçbir söz edilmez. Niobe. tanrı buyruğuyla taş olmuştur Niobe. oradan Yunanis­ tan'a yayılır ve yerli Yunan efsanesi gibi gös­ terilir. Niobe. üretilen varlığın babası aranmaz. onunla arkadaşlık etmiş olması hayatı­ nın bu dönemine rastlar herhalde. çalılıklar arasında başka bir kaya. onu kandırmak için de Niobe'yi örnek olarak gösterir ( İ l .): Güzel saçlı Niobe'nin de i/emek geldi aklına. diyordu Leto iki çocuk doğurdu. herkesi taşa çevirmişti Kronos oğlu. Nitekim Leto . göz ye­ rindeki oyuklanndan su sızar. Tanrıça Leto ile birlikte büyü­ müş. Göklü tanrılar gömdü ölüleri onuncu günü. X X I V . üretme önemlidir ve anaç varlık taşır çocuğun yaşamı boyunca sorum­ luluğunu ve gururunu. (2) Geç çağlarda Yunanistan kaynaklı bir Niobe daha uydurulmuştur: Peloponez'de ya­ şamış ilk adamın kızı olarak gösterilir. iki kişi. Ama birkaç kilometre ötede.

amcası Amulius'un öldürüp de­ desi Numitor'u tahta oturtur. yıkım ve ölümü simgeleyen karanlık güçlerdir: Üç ölüm tanrısı Moros. Bu efsaneden Ana Tanrıça imgesinin yaygınlığı ortaya çı­ kar: Yunanistan da kurucu kahramanlarına. 6 vd. Zeus'un yaklaştığı ilk ölümlü kadınmış. doğa ve insanlar üstü . katil. İ l k öğelerin doğuş süreci şöyle anlatılır Theonogia'da: Khaos'tan önce Gaia. nede yeşeren çayırlarda oturanlar. Thanatos. Gece'ye ve ondan doğmuş varlıklara büyük bir yer ayırır ölüler arasında. yani gelin an­ lamına gelen nympha kırlarda. Bkz. Adı Türkçe Lodos diye anılan güney rüzgârı. mucize yaratmak. Kendisi Romulus'un Roma'yı kurduğu gün dünyaya gelmiş. Lakhesis. 9). Adı gece anlamına gelip yer­ yüzü karanlığını simgeleyen Nyks. Tanrı Mars'tan gebe kalan Rea. nympha' lar da gelir katılırlar (İl. sularda. bu birleşmeden Aither'le Hemera. yani Ba­ tılı Gece Kızları. bir de her türlü kavga. Numitor. Rüzgârlar). Hosiodos'a göre bütün rüzgârlar gibi Notos da Astraios'la Eos'un oğludur (Tab. Argos ve Pelasgos gibi yerli atalarına bir ana bulmak hevesine düşmüş ve ilk kadınla ana tanrıça motiflerini birleştirerek Niobe adlı bir efsane kişisi uydurmuştur. belleği uyuştu­ ran Lethe ırmağı ve en sonunda "belaların en kötüsü olan ant tanrı Horkos". Kader tanrıçaları Klotho. Nomia. ne dere kaynaklarında oturanlar. Aslında başı örtülü. Esîr'le Gün. Daphnis. çekişme. Atropos. XX. açlığı. or­ manlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkla­ rın dişi olanlarına verilen addır. Nykteus. didişmeyi simgeleyen tanrılar. dövüş. Ker. sonra Erebos'la Nyks. ne güzel korularda. Nyks (Gece). Zeus'un evinde toplanın dedi. or­ taya çıkardığı varlıklar kötülüğü. Numa Pompilius. Alba kralının iki oğlu varmış: Numitor'la Amulius. Mezar dört yüzyıl kadar sonra açılınca kitaplar olduğu gi­ bi bulunmuş. öbüründe kendi eliyle yazdığı kutsal kitaplar bulunuyormuş. Okeanos'tan başka hiçbir ırmak gelmemezlik etmedi. Homeros'a göre nympha'lar Zeus'un kızlarıdır. 6. Numa aya dayanan ve uğurlu ile uğursuz günleri sayan bir yeni takvim de yap­ mış. N o t o s . birinin içinde kendi ölüsü. Din konusunda yaptığı bütün bu yenilik­ leri kendisine Egeria adlı nympha esinlemiş (Egeria). Antiope'nin babası. Sabin kaynaklı Numa Roma'nın kuruluş efsanesinde ikinci kral ola­ rak gösterilir. Hesperides. yani yeraltıve yeryüzü ka­ ranlıkları çıkar. rahip heyetleri de kur­ muş. tahta çıkınca da Romulus'a bir tanrı gibi tapınılmasını sağ­ lamış (Romulus). Nympha. hak aramayacağından emin olmak için de oğlunu öldürmüş. sofraları nefis yemek­ ler ve şaraplarla donatmak. Olympos'ta toplantıya çağrılınca tanrılar. Son­ ra Nyks kendi kendine üretmeye koyulur. öç tanrıçası Nemesis ve kavga tanrıçası Eriş. Hesiodos'un Theogonia'sında önemli bir rol oy­ nar. Bu Niobe. Hypnos (Uyku) ve Oneiros (Düş). pınarlardan bal akıtmak gücüne de sahipmiş. gelip. kendi ölüsünün saklandığı tabutsa boşmuş. gelmemezlik etmedi hiçbir nymphe. Nyks'le Erebos sevişip birle­ şirler.dır. Thebai kralı (Antiope). Bütün bu adlara ayrı ayrı bakınız. Nympha'lar ikinci derecede önemli tanrıça­ lar sayılmakla birlikte. ikizlerin Tiber kıyısına bırakılması ve orada bir d i ş i a y ı tarafından emzirilip büyütülmeleri Romulus maddesinde anlatılmıştır. Tanrılara saygılı dindar bir kral olarak geçinir: Roma pantheon'una bir­ çok tanrı kattığı gibi. Numitor Romulus'la Remus'un dedesi ve Roma kral soyunun atasıdır. Babaları ölünce Amulius tahta geçip kardeşi Numitor'u kovmuş. Romulus'la Remus'u doğurur. gaflet tanrıçası Ate. Zeus tanrı onunla birleşerek Argos ve Pelasgos'u üretmiş (Tab.): Themis dört bir yana gidip buyurdu tanrılara. Çok yaşlı ola­ rak öldüğü zaman İaniculus tepesinde dikilen mezarına iki tabut koymuşlar. yani ışıksal varlıklar doğar. Hesiodos H a des dünyasını anlatırken. kızı Rea Silvia'yı da evlenemesin diye Vesta tanrı­ çasına rahibe yapmış. Romulus kendisini yetiştiren çoban Faustulus'tan do­ ğuşu hakkındaki gerçeği öğrenince saraya baskın yapar.

Şehirde Bakkhos şenliklerini kutlama günü gelince Dionysos Bakkha'lar alayıyla birlikte Nysos'u tahtından devirip kovmuşlar. Dionysos. Oreas adlı p e ­ riler birer nympha sayılır. Çeşit­ li nymphalar ve efsaneleri için adlarına bakı­ nız. Nysa. Nysos adı­ nı tanrı vermiştir ona. Naias. Nereus kızları da denizde yaşayan nympha'lardır. dönüşünde kenti tanrıya geri vermek istememiş. Apollon. Kirke ve Kalypso gibi nympha'ların Odysseus gibi bir ölümlüye gönül verdikleri masal ve efsanelerde uzun uzadıya anlatılır. Nympha'ların Zeus. Bu cinlerle türlü ilişkiler kurarlar. Doğa için­ de yaşadıkları için asıl erkek arkadaşları Pan. Dionysos da lalasıyla tartışmaya girişmemiş. bir fırsat kol­ lamış. Dionysos Hindistan'a yaptığı yolculuk sırasında Nysos'a Thebai şehrinin yönetimini vermiş. Hermes. Satyr'ler. Dionysos gibi büyük tanrılarla ilişkileri olduğu.ne etkili ve güçlü bilinirler. Bkz. bu yüzden de bü­ yük tanrıçalar gibi "yüce" ve "ulu" sıfatlarıyla anılırlar: Doğadaki yerlerine göre adlan deği­ şir: Dryas. ama nympha'lar çok­ luk erkekten kaçar. erkek düşmanı perilerse Artemis'in avcı kızları arasında yer alır. Silen'ler ve Priapos'tur. Hamadryas. Geç çağlarda uydurulan bir efsaneye göre Nysos Dionysos'un lalasıdır. Nysos. .

Bilici Teiresias Odysseus'a İrı. mes'le Kalypso'nun konuşması . I I . Kalypso'nun adasında (V) III.Odysseus'un yol hazırlıkları . geriye dönmeler. Gerçekten de konusuy­ la romanı. (X) Ölüler ülkesine varış . Nausikaa'ya yalvarması.Tanrılar toplantısında Odysseus'un Kalypso'nun yanından ayrılması gerektiğine karar verilmesi . Phaiak'ların ülkesinde (VI-IX) IV. Bunlar bir­ birinden ayrı.Tanrıça İno ile bu­ luşma . Sahne değişmesi: İthake'de talipler Tele.Konunun bildiril­ mesi .MeneXI.Kimliğini açıklaması.Elpenor'un ce­ lopeia'nın üzüntüsü ve düşü.Laistrygonlar kentinde on bir geminin yok oluşu .Odysseus'un tek gemiyle Kirke'nin adasına varışı .PeneXII. rar verirler. Nestor'un sarayına varış Konuklanma .Fırtına ve lotos yiyenler ül­ kesi .Fırtına . (7) Pylos'a.Kasırgada hepsinin boğulması - . X (K) Rüzgâr tanrı Aiolos'un adası . VI. sahne değiştirmelerle canlandırılır. Limanda pusu kurmalan .Odysseus'un Alkinoos ve karısı Arete tarafından iyi karşılan­ ması . Odysseia'da tam ter­ sine olaylar zaman içinde geliştikleri gibi an­ latılmaz.Odys­ seus'un uyuduğu çalılığın yanı başında kızla­ rın çamaşır yıkaması .Dönüş. Troya destanında olaylar düz akışlı bir anla­ tımla ortaya serilmiştir. iki gece yüzüp Phaiak'lar toprağına ayak basması . bağımsız öykülerdir: 1.Kurtuluş.Mısır yolculuklarını ve Proteus'u anlatmala­ daki konuşma . nazesi . (r) İkinci tann toplantısı . anılar.Kirke'nin yanında geçen yıl Ölüler ülkesine gidiş için hazırlık.Her. ( S ) Menelaos'un sarayına varış .Telemakhos'un Nestor'un oğ­ lu Peisistratos'la birlikte Lakedaimon'a gidişi. Odysseia bir ki­ şinin destanıdır.Rüz­ gârların kapandığı tulumun açılması .Sarayın tanımlanması .Odysseus'un uyanma­ sı. atlamalar.thake'ye dönmenin çarelerini söyler . ( P ) İthakelilerin toplantısı .Tayfanın işlediği bü­ Kalypso'nun adasına gönderilmesi .Hazırlık .Skylla ile Kharybdis geçidi .İthake sarayında taliplerin şöleni.kendi ağzın­ dan -(IX-XII) V.Alkinoos'un Odysseus'u yurduna gön­ dereceğine söz vermesi . bir filme benzetir.Odysseus'un gitmesi için bir salın hazırlanması . (Q Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında: Nausikaa'nın düşü .Ozan Demodokos'un Troya savaşından menkıbeler anlatması . VII. Odysseus'un serüvenleri .X X I V ) .Odysseus'un iki gün. (9) Şölen .Hermes'in tanrının kutsal sığırları .Fırtına Salın paramparça oluşu .Yola çıkış. kuruluşuyla filmi andırır Odysseia. VIII. İthake'de ( X m . I V . IX (t) Odysseus serüvenlerini anlatmaya başlar.Şehre gitmek üzere yola koyulmalan. Çağdaş okuyucu destan da demez Odyss Şia'ya.Telemakhos'la talipler arasındaki tartışma .Tanrıça Athene'nin Mentes kılığında İthake'ye gelmesi ve Telemakhos'u uyarması . Telemakhia (I-IV) II.Odysseus gerçek kimliğini açıklamadan Phaiak iline nasıl geldi­ ğini anlatır.Demodo­ kos'un ağzından Ares'le Aphrodite'nin seviş­ mesi . Bu ana bölümlerin destanın X X I V bölümü­ ne göre dizilişi şöyledir: I.Çalılıkta uykuya dalması.Odysseus'un laos'la Helene'nin Telemakhos'u ağırlamaları anası Antikleia'nın ruhu ve ana-ogul arasın­ . onu daha çok bir roma­ na. III.Arkadaşlarının domuza dö­ nüştürülmesi . Ilyada bir olayın.o Odysseia. erkekler .Yarış­ malar .Nestor'un anılarını ve bildikle­ rini anlatması . (u) Kirke adasına varış .Odysseus'un disk atması .Ölüle­ makhos'u yolculuk dönüşünde öldürmeye ka­ rin geçit resmi: Kadınlar. Kikonlar . (a) Tanrıçaya sesleniş .Yo­ la çıkış ve on yedi günlük yolculuk .Telemakhos babasını aramak üzere yola çıkmaya ka­ rar verir .Yunaklara gidiş .Güneş V. yıkanıp giydiril­ mesi . O n) Tanrıça Athena ile Phaiak kızı kılı­ ğında Odysseus'u Alkinoos'un sarayına götü­ rür .Kyklops Polyphemos'un magarasındaki dram . Destan beş ana bölümden oluşmaktadır.yük suç .

Üçünün de başında çok anlamına gelen "poly" eki bulunmakta­ dır.Çobanlarla birlikte akşam ye­ meği. so­ nu gelmeyen yolculukların adı ve sıfatı olu­ vermiştir. (T) Telemakhos silahları saklar . Cin fikirli. Serüvenlerini anlatması burada biter.Sabahki toplantı .Odysseus'un uydurdu­ ğu masallar .Sarayda şölen hazırlığı . XIV. çektiklerini birbirlerine anlatırlar . baba-otjul ağıllarda yalnız kalırlar .Ayrılıp yatmaya giderler.İhtiyar köpeğinin ken­ disini tanıması .Talipler dilenciyi hırpalar Penelopeia onu korur ve yanına çağırtır. ( v ) Odysseus'un Phaiak ilinden uğur­ lanması . çok akıllı ve görmüş.Eumaios'un hayat hikâ­ yesi .Penelopeia ile talipler arasında sert konuş­ ma . XVI. XXIV.Odysseus Penelopeia ile buluşur . X V I I . Odysseus. Sahne değişir: Odysseus'un babasıyla buluşması.Penelopeia'nın bir koca seçeceğini bildirmesi . çok bilmiş.Athene'nin işe karışması .Silahların hazine odasından getirilmesi . XXIII.Taliplerin şaşkınlığı. akraba­ ları öç almaya gelir . (E . ( c o ) Taliplerin ruhları Hades ülkesine iner.Athene'nin Odysseus'u çoban Eumaios'un kulübesine götürmesi . XXII. (< p ) Penelopeia Odysseus'un büyük ya­ yını getirip yarışmayı başlatır .) Eumaios'un dilenci kılığındaki Odysseus'u iyi karşılaması .Odysseus kim olduğunu açıklar .Gece herkesin yatması.Telemakhos'un gemisi limana girer: Taliplerin öfkesi . aşılmaz engellerle dolu.Ertesi sa­ bah Odysseus babası Laertes'e gider. ( o ) Telemakhos'un Lakedaimon'dan ayrılması .Taliplerin hiç­ biri yayı geremez . Serüvenlerinin anlatımına girişmeden kişili­ ğinin çeşitli nitelikleri üstünde durmalıyız Odysseus'un.Denize açılışı. XIX. üçüncüsü de sabırdır. kendisi de modern insanda aranan erdem ve nitelikleri kişiliğin­ de topladığı için uygarlık. Odysseus Yunan mythos'undan günümüze kalmış en ünlü kahramandır.Telemakhos'un gemisi İthake'ye varır: Konuğu bilici Theoklymenos'u şehre gönde­ rip kendinin Eumaios'un kulübesine çıkması.Evde t e 999 rnizlik . (%) Odysseus'un talipleri bir bir öldür­ mesi . geçir­ miş yiğide verilen çeşitli sıfatlar arasında üçü üstünde durmaya değer: "Polymetis". Odysseus'un kişiliğinde çokça bulunan niteliklerin birincisi akıl.Karıkoca birbirlerine kavuşup odalarına çekilirler.Çobanların Odysseus'a davranışı Telemakhos'la talipler arasındaki çatışma Şölen. çobanların sevinci . bir ilk örnek olarak girmiştir. XX. Sahne değişir: Odysseus Eumaios'a sorular sorar.Odysseus dener ve yayı gerer . "polymekhanos".Eumaios P e nelopeia'ya oğlunun döndüğünü haber ver­ meye gider. Homeros destanlarında bu çok yönlü. çekingen davranıp onu dener . insanlık tarihine bir prototip.Sahne deği­ şir: Taliplerin öldükleri haberi yayılır.Dadısı Eurykleia ayaklarını yıkarken onu yara izinden tanır Odysseus karısına kendini tanıtmadan onun gördüğü bir düşü yorumlar .Odysseus tek başına Kalypso'nun adasına çı­ kar.Ozan Phemios'la haberci Medon'dan başka herkesin öldürül­ mesi .Telemakhos'u geri getirmek için Lakedaimon'a gitmesi. XXI.Kraliçeye müjdeyi veren Eumaios adılla­ ra döner. X I I I . XVIII. babasının durumunu öğrenir .Taliplerin Odysseus'u hor­ lamaları .Baba-ogul sevinçle birbirlerine sarılırlar. X V . (n) Telemakhos'un Eumaios'un kulü­ besinde sevinçle karşılanması . Serü­ venlerinin anlatıldığı Odysseia ise "Odise" di­ ye dillere girmiş. S o n . taliplerin hak­ kından gelmek için plan kurarlar . Ulus­ lararası bir kişi olmuştur denebilir. (a) Saray dilencisi İros'la Odysseus arasındaki güreş .Uyku . (y) Penelopeia önce Odysseus'u ta­ nımaz.Penelopeia'nın çağırılması. yolculu­ ğunu anasına ve dadısına anlatır . ikincisi çare bulma yetisi. çünkü se­ rüvenleri zamanımızda çok tutunan macera romanına çığır açtığı gibi. "polytlas". ( p ) Telemakhos saraya gelir. (v) İkisinin de uyku tutturamaması Tanrı işmarları .Suçlu hizmetçilerin asılması . yani çok akıllıdır.Odysseus dilenci kılığında Eumaios'la saraya gider .Athene araya girip barı­ şı sağlar. güç durumların için- . kurnazdır.İthake'ye varış .

akıllara durgunluk. onu denizde boğmak. Akhilleus gibi Odysseus'un da Kheiron'a çömez olduğu söylenir. çağımızın büyük keşiflerine yol açan arayıcı. en çetrefil durumların en korkunç tehlikelerin içinden yağdan kıl çekercesine sıyrılmasını bilir. İphitos da ona Eurytos'un ünlü yayını vermemiş. durmadan düşünür. bizce büsbütün önemsiz bir suç yüzünden deniz tanrı Poseidon (destanlarda adı Poseidaon'dur) ona amansız bir kin ve garez bağlamıştır. ama Odysseus'un karşısına çıkan doğal güçlükler doğa unsurlarının kendileridir: Odysseus denizle pençeleşmek zorundadır. ama delikanlının kral olunca bir . Yunanistan'da kara yolculukları yaptığı da bilinir: Bunların birin­ de Lakedaimon'a gitmiş de konuğu İphitos'la karşılaşmış. Poseidon Yunan insanlarının düşman saydıkları halde hakkın­ dan gelmeye uğraştıkları denizi simgeler. kadınların ona bayıldıkları. gencecik yaşında deniz­ den çıkmış o korkunç yaratığa gönül verir de acı bir hayal kırıklığına uğrar. ahlak bakı­ mından su götürür davranışları affettirir. Gerçi Herakles doğanın çeşitli canavarlarını alt et­ miş. elâlemi kandırmasını ve en çetin. ki bu yara i z i İthake'ye dönü­ şünde dadısı Eurykleia tarafından tanınması­ na yol açar (Eurykleia). bulucu ve yaratıcı zekâyı simgeleyen insan tipi. Odysseia'da gençliğiyle ilgili bir tek olayın sözü geçer: D e ­ desi Autolykos'a konuk gitmesi. İphitos). İşlediği ve destan­ larda da önemi belirtilmeyen. ( 2 ) ODYSSEUS'UN G E N Ç L İ Ğ İ . bağ ve bah çeleriyle ilgili bir adamdır. Odysseus adının kay­ nağını açıklamak için ta ilkçağda yapılan ça­ balar sonuç vermemiş. Yalan dolanda usta Autolykos'un kızı olan Antikleia'nın Laertes'le evlenmeden ön­ ce Sisyphos'la yattığı. bir yaban domuzu avına katılması ve orada bacağından yaralanması. Odysseus genç de değildir üstelik bu başarıyı kazandığı zaman: Otuz yıllık sa­ vaş. Bunun dışında öylesine bir karşı koyma. insafsızlıkları. ya da işlemek .zorunda kaldığı birçok kötülükleri. Odysseus'un gücü ve güzelliği erkekleri de şaşkına çevire­ cek niteliktedir: Phaiaklar ilinde yarışmaya başlayınca herkesi yener.varlığı da oradan gelmedir .oğlunu nasıl tahta geçirdiği anla tılmaz. istediği amaca varmak için de gerekince yalan söylemesini. süslemiştir. yiğidin bir Yu­ nan lehçesinden alınmış adıdır. (1) A D İ VE DOĞUŞU. Troya savaşına katılmadan Odysseus İthake tahtına çıkar. beden­ ce de üstündür. Güzel ve güçlüdür bir kere. koca olarak almaya can atarlar. Odysseus kafa üstünlüğüyle kalmaz. Odysseus. kimsenin yerden bile kaldıramadığı yayı gerip okunu tam h e ­ define vurmasında ne yaman atlet olduğu or­ taya çıkar. hele yayı germesinde. yiğidin bütün çabalarını boşa çıkarmak. Bu bakımdan Odysseus eşsiz bir kahramanıdır. bir dayanma gücü vardır ki. Kalypso ile Kirke tanrıça oldukları halde Odysseus'u severler. ağılları. Bu olgun ve yetkin yiği­ din yine de bu kadar üstün bir direnme gücü göstermesi. kuzeybatı Yunanistan kıyılarının karşısında bulunan îthaka (Horneros destan­ larında İthake diye geçer) adasında doğmuş­ tur.sonra­ dan Odysseia'da görüleceği gibi . ki bu yayla Odysseus talip­ leri öldürecektir (Eurytos. ya Nausikaa.bir devlfi adamından çok sürüleri.den sıyrılmak için bin bir düzen ve çare düşü­ nür. denizlerde sürünme. Odysseus'un bu birleş­ meden doğduğu konusunda Antikleia ve Autolykos maddelerine bakınız. Bu bilinç ve akıl gücü ona kendi amacına varmak. korku salar orta- lığa. Babasının adı Laertes. . Babası Laertes'in . adın asıl anlamı anla­ şılamamıştır. macera kahramanı değil de. Batı dillerindeki Ulysse'nin türediği Latince Ulyxes'e gelince. anasının ki Antikleia'dır. kendi çıkarını sağlamak için işlediği. içinde bütün olanak­ ları tartışıp durur Odysseus. Efsane yiği­ din delikanlılık yılları üstüne pek fazla bilgi vermez. bağlandıkları bir­ çok örneklerde görülür: Penelopeia kocasını otuz yıl bekleyecek kadar sadık bir karıdır. yok etmek ister. onun kişiliğinde ilkçağın insan idealinin dile geldiğini gösterir. Odysseus hiçbir yiğidin karşılaşmadığı güçlüklerle karşılaşır. onunla savaşında da Odysseus doğada en tehlikeli güce karşı koyup onu yenmenin yol­ larını bulan insanı. Bakalım şim­ di mythos bu ideal insan tipini ne gibi masal­ larla donatmış. dilenci kılığında kollarını bacaklarını açtı mı. kötülüğü simgeleyen güçleri yenip iyile­ rinin zaferini sağlamıştı çoğu kez. bin bir acıya katlan­ ma onu yıpratmıştır. masal uydurmasını.

Yerliler Odysseus'un arkadaşlarına lotos denilen yemişten yedirir. bir sü­ rü kıyıya. Hekabe. ( 3 ) T R O Y A S A V A Ş I . İlyada'da sözü geçmeyen. Lotos yiyenlerin ülkesine çıkarlar. Savaşların hepsine katı­ lır. Menelaos Nestor'la birlikte denize açılır. bu elçilik başarısızlıkla sonuçla­ nınca Lykomedes'in sarayında saklanan Akhilleus'u bulup getirmek için yola çıkar ve kurduğu düzenle genç yiğidin savaşa katılma­ sını sağlar (Akhilleus). Troya şehrinin savaşla ele geçirilemeyeceğini anlayarak. Ne J var ki Odysseia'nın kuruluşu çetrefil olduğun­ dan efsaneleri burada zaman akışına göre bir daha ele almakta fayda vardır. Deiphobos vb. Odysseus onları zorla ge­ milere bindirir. Odysseus arkala­ rından gelir. Tro. Atreusogullarının davasını benimser: Bir e f saneye göre Helene'yi geri istemek için Troya'ya gider. taliplere Helene'nin seçeceği kocaya ar­ ka olmaya ant içirmesini önerir. tahta at fikrini ileri sürer ve bu dü- zenin gerçekleşmesinde önayak olur. onlara yardım etmek­ te herkesi geçer. yiğit de Palamedes'e karşı ilerde korkunç bir öç almayla sonuçlanacak derin bir kin besleyerek sefere çıkmak zorunda kalır (Palamedes). Helene'nin babası Tyndareos'un kardeşidir. ora­ da kalmak isterler. Helena'nın kaçırıldı­ ğı. başka­ larını savaşa sürmekte. ama güzel kıza ta­ liplerin fazlalığından ürkerek ondan vazgeçip İkarios'un kızı Penelopeia'yı ister. hayale sığ­ maz serüvenler yaşadıktan sonra. sert bir poyraz f ı r tınası onu önce Kythera adasına atar. Mysia'ya çı­ karma ile sonuçlanan ilk seferde Odysseus büyük bir rol oynamaz: Telephos'un yarası­ nın. Kuzeye doğru yol alırlar ve keçilerle dolu bir adaya çıkarlar. İkinci seferin başında Aulis'te İphigeneia'nın kurban edilmesine önayak olur (İphigeneia). Tenedos'ta onlardan ayrılır. kocası Menelaos'un yardım istediği haberi duyulur. Orada et ku­ manyası yaparlar. Troya savaşına hazırlık on yıl sürer. Odysseus on i k i gemisiyle Trakya'da K i konların ülkesine çıkar. gece keşfe çıkmak gibi tehli­ keli görevler yüklenir ve hepsinden önemlisi. Troya savaşı da bilindiği gibi o kadar bir zaman kap­ lar. ( 4 ) D Ö N Ü Ş Y O L C U L U Ğ U (Odysseia). ondan on iki küp İsmaros şarabı ar­ mağan alır. Odysseus Penelopeia ile evlenir. bu yemiş onlara sılayı unutturur. maddelere bakınız. ama ço­ cuk daha kundaktadır ki. Yalnız Odysseus İthake adasına bir türlü ulaşamaz. Odysseus'un bu yiğitlikleri. soyka alır. halkını öldürür. gösterdiği canlılık ve atılganlık anlatılmakla bitmez. Troya önündeki on yıllık savaş süresi bo­ yunca Odysseus'un hem savaşçı. İsmaros kentini alır. Odysseus Tyndareos'u kendine dost edinmek için. Telemakhos diye bir erkek çocukları olur. yalnız Apollon rahibi Maron'u esirger. Odysseia adıyla anılan Odysseus'un dönüş desta­ nını bundan önceki maddede özetledik. bir on yıl daha denizlerde sürünür ve Akdeniz'i boydan boya dolaştıktan. yabancı bir tekneyle İthake'ye bırakılır. yarayı açan kimse onun eliyle iyileştiril­ mesi gerektiğine ilişkin tanrı sözünü yorumla­ makla kalır (Telephos). elçi. yola çıkış günü üstüne Agamemnon'la Menelaos arasında görüş ayrılığı vardır. yararlıkları Ilyada'da bütün ayrıntılarıyla anlatılmıştır (llyada). adaya çıktıktan ve akla. İkarios. Odysseus savaşa gitmemek için elin­ den geleni yapar: Delirmiş gibi davranır. tragedya gibi da­ ha sonraki kaynaklarda anlatılan başka olay ve efsaneler için de Aias. İlyada'nın hemen her sayfasında adı geçer. Odysseus yanına on iki . (llyada). sürüyle Troyalı öldürür.seçmesi epey olaylı geçer: Odysseus Yuna­ nistan'ın birçok kral oğulları ve derebeyleri gibi Helena'ya talip olur. arabulucu olarak oynadığı rol. Kıbrıs kralı Kinyras'a elçi giden de odur (Kinyras). Denize açıldıklarında bir fırtına onları ayı­ rır. ama Palamedes yalanını yüzüne vurur. Helerte. Troya'dan ayrılış bir filo halinde olmaz. on iki gemi­ sinin ve yoldaşlarının hepsini yitirir ve tek ba­ şına. Odysseus altı adamını yitirip denize açılır. Bu şarap sonraları Tepegöz P o lyphemos'u sarhoş etmeye yarayacaktır. Güneye doğru yol alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzeredir ki.i ya'ya döner ve Agamemnon'un filosuna katı­ lır. Savaş bittikten sonra yurtlarına dönen Akha yiğitleri belli süreler içinde yurtlarına va­ rırlar. Herkesçe benimsenen bu öneri ilerde Troya seferine yol açacaktır. G e ­ ce dağdan inen Kikonların saldırısına uğrar­ lar. hem danışman. ordu komu­ tanı.

yoldaşını alarak bu adanın biraz ötesinde bu­ lunan Kykloplar. Odysseus birkaç yoldaşını feda ederek bu tehlikeyi de aşar. malını. Odysseus'un kurnazca düzenleri burada baş­ lar: Tepegöz'ü sarhoş edip. Odysseus'un Kirke ile olan macerası için Kirke maddesine bakınız. U l u nympha Odysseus'a bir sal yapmakta yardım eder. karısı Penelopeia'ya kavuşması (Penelopeia) bu sözlükte. Güneş tanrı Helios'un be­ yaz sığırlarının otladığı Thrinakie adasına ula­ şırlar. Teiresias'ın da bildirdiği gibi bu suç onların ölümüne sebep olacaktır. Eumaios vb. ya da Telegonos ve Nausithoos diye iki oğlu olmuş. On­ dan Telegonos adlı bir oğlu. bütün yellerin dışarı fırlamasıyla korkunç bir fırtına kopar. Aiolos Odysseus'u iyi karşılar. Daha geç dönemlerden kalma metin­ lerde Odysseus'un efsanesi alabildiğine uzatı­ lır. Denize açılınca Kirke'nin dedikleri MK İR olur: Seirenlerin önünden geçerler. yanına her türlü kumanya vererek onu uğurlar. Sonunda tanrıça Athena'nın yal­ varması üzerine Zeus Odysseus'u kurtarmaya karar verir: Hermes'i yiğidi bırakması için Kalypso'ya gönderir. Gemi yola çıkar çıkmaz Tanrı Zeus'un saldığı bir şimşekle paramparça olur. Skylla. Aiolos adasına ikinci bir çıkışla­ rında kovulurlar. maddelere bakınız. Odysseus'un filosu altı gün kürek çekerek kuzey yönünde yol alır ve Laistrygonların ülkesine varır. Kirke Odysseus'u bilici Teiresias'ın ruhunu bulmak ve ondan İthake'ye dönüş yolunun ne olacağını öğrenmek için ölüler ülkesine yollar. Yiğidin Kirke'nin ya­ nında bir ay ya da bir yıl kaldığı söylenir. Yiğit bu olağanüstü yolculuğu başar­ dıktan sonra Kirke'nin yanına döner. Odysseus yelken direğinin üstünde dalgalara göğüs germek. Büyücü Kirke'nin topra­ ğıdır burası. Latium kıyılarında bugün Capo Circeo diye anılan yer olduğu ileri sürülür. Alkinoos. Akşam olunca Tepegöz sürüleriyle döner. buranın zengin bir mandıra olduğunu görürler. 8. ağırla­ dıktan sonra ona bütün yellerin içinde kapalı bulundukları bir tulum verir. Alkinoos'un sarayında konuklanması ve bir Phaiak gemi­ siyle İthake'ye gönderilmesi için Nausikaa. gözünü çıkarır. Ama tanrı Poseidon'un amansız öfkesini de üstüne çeker. Odysseus uykuya dalınca tayfaları tulumu açarlar. Yel esmediği için orada karaya çıkmak zorunda kalırlar. Tek gemiyle daha kuzeye doğru giderek Aiaie adasına çıkarlar. Bu kez Kirke ona karşısına çıkacak olan tehlikeleri sayar. adının Kimse olduğunu söylediği devin yar­ dım alıp kendisini kovalamasını önler ve ma­ ğaradan çıkmak için sürülerin altına girip sak­ lanmayı başarır. yani Tepegözler iline geçer. ama kumanyala­ rı tükendiği için tayfanın kendisi yokken hay­ vanlardan birkaçını kesmelerini önleyemez. yalnız liman dışında de­ mirlemiş olan Odysseus'un gemisi kurtulur. bir fırtına salarak batırır. 1 yıl di­ yenler var. K ı z babasına haber salar. ama kaynak değeri olmayan bu metinleri hesaba katmak doğru olmaz. mülkünü sömüren asalak­ lardan öç alıp evini ve ailesini düzene kavuş­ turduktan sonra ne yaptığı Odysseia'da bildi­ rilmez. Kharybdis. Y ı l dızlara baka baka yol alırken tanrı Poseidon Odysseus'un salını görür. Malta olduğu sanılan Ogygie adasında ge­ çirdiği zaman belli değil: 10. yukarda gösterilen adlar altında an­ latılmıştır. Tanrıça İno'dan yardım gören Odysseus yüze yüze Phaiak'ların toprağında kara­ ya çıkar. tayfaların hepsi boğulur. çünkü Te­ pegöz tanrının oğludur. Bir mağaraya girerler. taliplerden öç alması (Antinoos). arkasından da tatlı bir yel salarak gemileri uğurlar. tahtına ka­ vuştuktan. mağaranın kapısı­ na kocaman bir kaya dayar ve Odysseus'un arkadaşlarını ikişer ikişer yemeye koyulur. Kalypso). Kharybdis'le Skylla canavarlarının önüne gelirler. Korsika olduğu ileri sürülen bu ülkenin Telepylos adlı lima­ nında kralın kızı olan bir dev anasıyla karşıla­ şırlar. Nausikaa ile buluşması. Odysseus'un tayfası bu kez dev yamyamların saldırısına uğrar. akıntıya kapılıp Khrybdis ge­ çidini bir daha aşmak ve dokuz gün denizde çalkandıktan sonra Kalypso'nun adasına çık­ mak yolunu bulur (Seirenler. Bundan sonrası zaman sırasıyla anlatılır Odysseia'da: Odysseus'un tanınması (Eurykleia). 5. limana girmiş olan gemiler parçalanıp içindekiler öldürülür. Odysseus'un yurduna dönüp. 225 . Odysseus adamlarına sığırla­ ra dokunmamalarını söyler. İlkçağdan beri Sicilya ile bir tutulan Tepe­ gözler ilinden yeller tanrısı Aiolos'un adasına varırlar.

Doğar doğmaz bebek dağa bırakılır. adı tıp ve ruhbilime varıncaya kadar insanla ilgili bütün bi­ lim ve sanat dallarına karışmış. Teiresias ve Kreon arasında kavga kopar. Polyneikes. Bu sözleri duyunca Oidipus'un içine kuşku girer. Oidipus sarsılmış. Yıllar geçer. Oidipus. Thebai'ye yakın dar bir geçitte arabalı bir adama rastlar. her alanda derin iz bırakmıştır. Sphinks kendini tünediği kayadan aşağı uçuruma atarak ölmüş. Polybos'un öldüğünü. lokaste gebe iken bir düş görür. bir zamanlar gördüğü düşe. Ayağı şiş anlamına gelen Oidipus adı da ondan. Çoban da getirilip gerçeği açığa vurunca Oidipus'la iokaste'nin artık şüpheleri kalmaz. babasının ya­ nına dönmemek amacıyla Thebai'ye kral ol­ muş ve İokaste ile birleşerek dört çocuk üret­ miş: Eteokles. ama belki bu tanrıya. Oidipus'u öz evlat gibi büyütürler. saraya bir çoban tarafından bulunup getirildi­ ğini söyler. çocuk da onları anababa bilir. Sorular da şunlardır: K i m i zaman iki. ama anasının bulunduğu yere gitmekten çekinir. İokaste araya girer ve . Oidipus adamı ve arabacısını öldürür. Oidipus'un kral olmak üze­ re Korinthos'a çağırıldığını bildirir. biri ötekisini doğurur ve ikincisi birincisin­ den doğmadır. ayak bi­ lekleri delinmiş.Oidipus. Thebai kralı Laios'un oğlu. İ s e ne. Serüveni şöyle özetlenebilir: Oidipus Thebai kral soyundandır (Tab. Oidipus'un öleceği toprak tanrılarca kutlanacağı haberi yayılınca Kreon' . Salgının nedenini öğrenmek için Oidipus kaynı Kreon'u Delphoi'ye gönderir. akıl almayacak yıkım ve acıların birbirini izle­ mesini görmüştür. Sphinks denilen canavar şehirde korku salmakta. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasında dile getirilen bu dram Oidipus'un Thebai'den sürülmesi. Derken ulak kendisi­ nin Polymos'la Periboia'nın oğlu olmadığını. kaderin oyuncağı olur ve istemeyerek. Kâhin cevap ver-" mekten çekinir. Bir anlatı­ ma göre. Oidipus. Dionysos'a karşı koyduğu için lanete uğramış. Oidipus birinci bilmeyece in­ san. Teiresias bu düşü şöyle yorumlar: Kraliçenin kaınında taşıdığı çocuk babasını öldürecektir. Oidipus da anası ve karısı olan kadının iğnesiyle gözlerini kör eder. Anası bazı kaynaklarda Epikaste diye anılan İokaste'dir. Polybos'la karısı Priboia'nın çocukları olmamıştır. bilme­ yerek suç ve günah işler. içinden bir kayış geçirilmiş­ tir. Labdakos'un torunudur. Oidipus Laios'a rastladığı sırada Delphoi'den dönmekteydi. Oidipus bir daha Korinthos'a anasının. kızı Antigone'ye yaslanarak Attika'da Kolonos iline gelmesi ve orada ölme­ siyle sonuçlanır. bundan ötürü de ya dışardan ya da içinden gelen korkunç belala­ ra uğrar. Oidipus Yunan mythos'unun en trajik kahramanıdır. O sırada kavgaya tutuştuğu adamı gözü karararak öldürmesi doğaldı. Oidipus gene de ikirciklidir: Babasının ölümü kendi elinden olmamıştır. götürür Korinthos kralı Polybos'a verir. bulunmuş bir çocukmuş diye. Bu sırada Korinthos'tan bir ulak gelir. Bilici Teiresias'a | katilin kim olduğunu sorar. Thebai şehrinde veba baş gös­ terir. Delikanlılık çağına gelince bir dedi­ kodu işitir: Kralın oğlu değil de. kimin çekilip yol vereceği konusunda kavgaya tutuşurlar. Thebai halkı da rahat bir nefes almış ve kurtarıcı­ sı bildiği Oidipus'a Laios'tan boş kalan taçla birlikte dul karısı İokaste'yi vermiş. Korinthos'a bir daha dönmemeye kararlıy­ dı. Bu olaydan sonra Thebai'ye vanr. 18. Kraliçe sarayın içine sığınıp canına kıyar. Oidipus insanın tüyler ürpertici bir dramını dile getirdiği içindir ki. G e ­ len cevap şudur: Kral Laios'un katili bulun­ malı ve şehirden sürülmelidir. Çocuğu bir çoban bulur. Antigone. Tanrı bilicisi ona kendi babasını öldürüp anasıyla evleneceğini bildirmişti. Onun kişiliğinde traged­ yanın özü ve trajik kavramınının asıl anlamı belirir. Kadmos'la Hormania'da kaynak bulan bu soyu bir tanrı yetiştirmiş. Gerçeği tanrı Apollon'dan öğrenmek üzere Delphoi tapınağına doğru yola koyulur. Trajik kişi tek başına ya da bütün soyuyla birlikte tanrı lanetine uğramış kişidir. Oidipus he­ men araştırmaya koyulur ve suçluya karşı korkunç tehditler savurur. kimi zaman dört ayak üstünde yürüyen ve doğal yasalara kar­ şıt olarak en çok ayağı olduğu zaman en güç­ süz olan yaratık hangisidir? İ k i kız kardeştir­ ler. . Laios'un da dar 1 bir geçitte öldürüldüğüne değinecek olur. 19). çileden çıkmış­ tı. kimi zaman ü ç . sor­ ' duğu bilmecelere cevap veremeyenleri parça- layıp yemektedir. ikincisine de Gün ve Gece diyerek doğru cevaplan vermiş.

dünyanın u c u n a çekilip oraya yerleşmiştir. O k e a n o s . Pelops. P a Kalydon kralı. Thetis. ris ölünce O i n o n e pişman olup canına kıyar (Paris). 1 5 5 vd. D i o n e . toplamının üç bin olduğu söylenir. Okeanos'la Tethys'ten. bulamazsın bir sığ yerin/. O k e a n o s bu diski çepeçevre sa­ rar.ama n y m p h a yardıma gelmez. a m a atları ölümsüz olduğun­ d a n . korkunç akıntılar var-. Balı Ki/ larının bahçesi O k e a n o s kıyılarındadır (Ihrakles). o n u geçiyor ve kim olursa olsun kafasını keserek evinin kapısına asıyordu. O i n o n e . Apollon t a n r ı n ı n kendisine verdiği şi­ falı otlar vardır. Hesiodos T h e o g o n i a ' d a O k e a n o s ' u n Titan kız kardeşi Tethys'le evlendiğini söyler. ev­ rensel bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. özellikle batıda Atlantik Okyanusuna verilen ad olmuştur. Kız bu talibe gönül verdi ve ikisi birden Oin o m a o s ' u n arabacısı Myrtilos'u baştan çıka­ rarak P e l o p s ' u n yarışı kazanmasını sağladı­ lar. ya da Pelops'un elinden öldürüldü (Hippodameia. gitsin O k e a n o s ' a batar. XI. Ö n c e Okeanos var. yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benzer. O i n o m a o s a r a b a d a n yere düşerek dizgin­ lere dolaştı ve öldü. Uineus. O i l e u s . yarışa başlar başlamaz ö b ü r ü n e yetişi­ yor. a m a Üç Güzeller yarışmasın­ da yargıçlık ettikten s o n r a da şehre i n m e k üzere O i n o n e ' d e n ayrılır. A m a Titanlar arasında ay­ rı bir rol o y n a r . Kendisini süren oğullarının iki­ sine d e . a m a kör kral Attlka'da k a l ı p . Elis kralı O i n o m a o s güzel H i p p o d a m e i a ' n ı n babasıdır. ertesi sabah gene O k e a n o s sularından d o ğ u p yükselir. kınız. yurdu Thebai'ye de lanet okur.la Polyneikes Oldipus'un Thebai'ye geri gel­ mesini isterler. Lokrislilerin kralı Oileus "küçük" Aias'ın babasıdır (Aias). Odysseus Ölüler Ülkesine v a n n ı t için O k e a n o s kıyılarına gelir. Paris Troya savaşının sonla­ rında Philoktetes'in attığı bir okla yaralanınca O l n o n a ' n l r ) bu sözünü hatırlar. T o p r a k a n a G a i a K h a o s ' t a n çıkar çıkmaz kendi k e n d i n e U r a n o s ' l a P o n t o s ' u . Bunların birkaçı sayılır T h e o g o n i a ' d a . O k e a n o s aslında bir deniz gibi değil.): Nasıl geldin. S o n u n d a H i p p o d a m e i a ' y a talip olarak Pelops çıkageldi. Yunan e r k e n ilkçağının dünya görüşüne göre. 1. diri diri? Yaşayan insanlar kolay kolay göremez buraları. sağlam yapılı bir gemin yoksa aşamazsın onu. çocuğum. yani Gök'le Deniz'i ya­ ratır. O k e a n o s . Yarış başla­ yınca Elis kralı Z e u s tapınağında bir k o ç kur­ ban ediyor. bu sırada rakibinin yol almasına izin veriyordu. Olu­ n u n iden sonra oğulları arasında k o p a n kavga vı • Thebai şehrinin ü s t ü n e çöken yıkımlar bu ilenmenin s o n u c u d u r (Antigone. oynar. O i n o n e İda dağının n y m p h a l a r ı n dan biridir. T a n r ı Ares'in oğlu. . Priamosoglu Paris dağa bırakılıp çobanlarca yetiştirildiği sırada O i n o n e ile t a ­ nışır ve sevişir. Geleceği bilen Oin o n e o n u vazgeçirmeye uğraşır. D e ­ nizde dişi unsuru simgeleyen Tethys'in Üretti gi yaratıklar sayılmakla bitmez. İ n t a n dünyanın u c u n a doğru hangi y ö n d e n giderse. G a i a ' n ı n on iki T i t a n evla­ dından birincisidir. Argonaut'lar seferine katılmış ve S t y m p h a l o s gölünün bir kuşun­ d a n alınmış tüyle yaralanıp ö l m ü ş . Kızına çıkan talipleri O i n o m a o s araba yarı­ şında d e n e m e y i şart koşuyordu. o n a haber gönderir. . Okean o s büyük denizlere. Kreon). D e r i n anaforlu. Bunların arasında Metis. O i n o m a o s . s o n r a da U r a n o s ' l a "sarmaşıp kucakla­ şıp doğurdu derin anaforlu O k e a n o s ' u " (Tab. ölmeyi seçer. Böylece on iki kuru kafayı dizmiş bulunuyordu. Anası Antlklela şaşar buraya kadar gelebildiğine (Od. büyük ırmaklar var arada. sisli karanlıklar ülkesine. Eteokles. Meleagros'la DeiaHerakles efsanesinde rol Meleagros m a d d e l e r i n e ba­ Herakles. a n c a k bir gün yaralanırsa o n u gelip bulmasını söyler. burgaçlı diye nite lenmesi akan bir su olduğundandır. H e s i o d o s ' a göre. Myrtilos). Sonraları coğrafya bilgileri artınca. t a n r ı kuşaklarının kavgasına karışmamış. Okeanos'la Tethis'ten dogma üç bin dişi varlık da vardır: O k e a n o s kızları. 2). ö n c e bütün ırmaklar m e y d a n a gelir. b a ş a r a m a z . Euirynome n e i r a ' n ı n babası.

Omphale. Nyks. Öldür­ dükten sonra pişman olmuş ve Olympos'un mezarı bulunduğu dağa adını vermiş. onlar almışlardı beni Rheia'nın elinden. Lydia kralı Tmolos'un dul karısı Omphale yiğidi satın alır.(1) Girit'e adını veren Kres'in oğlu. Apollon ve Musalar gibi daha çok oyun ve ezgi­ den hoşlanan tanrılar Parnassos ya da Heli­ kon dağlarında toplanmaktadırlar. Aiskhylos'un Prometheus tragedyasında Okeanos Zeus'a karşı ayaklanan Titan'ı Olympos tanrılarıyla banştırmaya uğraşan bir arabulucu rolünde çıkar karşımıza. Homeros destanlarında tanrı­ lar Olympos dağında şölen yapar. ana Tethys'i görmeye. Sanatçılar Herakles'i uzun Lydia entarisi giymiş olarak Omphale'nin dizlerinde iplik bükerek gösterirler. kendi­ lerine göre bir hayat sürerler. XIV. Kronos bu Olympos'a Zeus'u emanet etmiş ve tanrı998 yi kendi büyüttüğü halde. Olympos. Zeus da öfkelenerek Olympos'un üstüne şimşek çakmış. Hypsipyle. Olympos tanrı­ larından bazılarını saraylarında konuk ettikle­ ri de olur. insan so­ runlarını tartışır. Olympos daha çok gök tanrı Zeus'un merkezidir. Bkz. Olympos Yunanca bir kelime de­ ğildir. Herakies efsanesinde rol oyna­ yan Lydia kraliçesi. Bkz. Nitekim Olympos tanrıları diye anılan Zeus kuşağı yalnız Olympos dağında görül­ mez . Orcus günlük dilde anılan bir tanrı olarak kal­ mıştır. Marsyas'ın oğlu ya da çömezi olarak gösterilir. devlere onu tahtın­ dan etmelerini önermiş. büyütmüşlerdi. Ops'un Capitolium tepesinde bir tapınağı vardı. tanrı da çabala­ rından vazgeçerek yatağına döner.İda dağı gibi başka yüksek dağlarda da toplanır­ lardı. Orcus. Olympos adını taşıyan efsanelik kişiler de vardır. . Kraliçe de aslan postuna bürünmüş. Apollon'un öl­ dürdüğü Marsyas'ı gömmüş. Dorukları gökte bu­ lutlara karışan ulu dağların tanrılara konut ol­ duğu inancı Yunan'a Sümer'den gelmiş ola­ bilir. Etrüsk mezarlarında uzun saçlı. (2) Kybele'nin kocası olarak gösterilen bir Olympos vardır. Koro da Okeanos kızlarından meydana gelmiştir. ayrıca koca olarak da kullanır. Oneiros. Roma dininde bolluğu simgeleyen tan­ rıça. Romalıların halk inançlarına göre Orcus ölümü simgeleyen cin ya da ölüler ül­ kesinin kendisidir. sonra Kronos'la Rheia yönetimi ele almışlar ve Ophion'la Eurynome'yi Tartaros'a kapatmışlar. ona ağıt yak­ mış. Saturnus'un dişi karşıtı olarak gösterilir ve Sabin kaynaklı olduğu söylenirdi. Girit'te. Bilici de üç yıl köle olarak çalışması gerektiğini bildirir. (3) Ünlü bir flüt çalgıcısı. Kıbrıs'ta ve Yunanistan'da bu adı taşıyan dağlar çoktur. Herakies çıldırıp İphitos'u istemeyerek öldürünce. bu suçtan nasıl arınacağını öğrenmek için Delphoi'deki Apollon tapınağına başvurur. Bu adın kaynağı ve anlamı büsbütün açıklanmamışsa da. Okeanos'un uzlaştırıcı tutumu Prometheus tarafından şiddetle kınanır. sakallı bir tanrı olarak gösterilen Orcus sonradan Yunan tanrılarının etkisi altında Plüton ya da Dis Pater adını almışsa da. eski Anadolu dillerinden geldiği ve genellikle yüksek dag anlamına kul­ lanıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Anadolu'da sayısı yirmiye varan Olympos adlı dağlar olduğu gibi. saraylarında iyice beslemişler. Okeanos'la Tethys tanrılardan uzak. Orfik görüşlere dayanan bir kayna­ ğa göre Ophion eşi Okeanos kızı Eurynome ile birlikte Titanlara hükmedermiş. tanrıların atası Okeanos'la. Opheltes. 200 vd. yiğidin topuzunu onun kafasında sallamaktadır.): Gidiyorum bol besi veren toprağın bir ucuna. Ops. İlyada'da Hera şöyle anlatır ( İ l . Ophion. ona birçok işler gördürür. Mysia Olympos'una (Ulu­ dağ) adını veren oymuş. toplantılarda aralarında soh­ bet ya da kavga eder gösterilirler.ki asıl Olympos dağı yanlış bir düşün­ ceye göre Makedonya-Tesalya'da bilinir . Arınma süresi sona erince Herakies Omphale'den ayrılır ve ölmeden daha birçok işler görür (Herakies).Phlyra gibi tanrı ya da kahramanlarla birleş­ miş ünlü kişiler bulunur.

Kalais'le Z e tes'il doğurur (Boreas. Orpheus.ak laşması bundandır. b u rahibe d e İphigeneia'dır. Orion. Klytaimestra'ya Phokis'ten gelme iki haberci olduklarını. Ama orada güzel delikanlı Artemis elinden öldürülür. ama tanrı lanetini de kendi dramıyla so­ na erdirir. Orestes efsanesi de başlıca buı kaynaklara dayanır. Orestes ora­ da büyür. Ana kanı döker dökmez öç perileri Erinysler Orestes'in peşine takılırlar. ama babası deniz tanrı gibi dalgaların üstünde yürüme gücü de var mış. Ülkenin kralı Thoas onları Artemis tanrıçanın rahibesine t e s l i m eder. Nympha'lar. ya da bir avcı kızına ya­ naşmak istemesidir. Orman Perileri. Pythia o n u n Tauris'e Artemis heykelini almaya gitilmesini buyurur. Artemis'e bir tapınak yapıp içine heykeli koyarlar. Orpheus dillere destan olmuş b i l ozandır. İphigeneia. kralın oğlu Pylades'le birlikte Mykene sarayına gelirler. Çok yakışıklı olduğu için kadınlardan sevgi görmüş. Orestes çıldırır ve Erinyslerden kurtulmak için oradan oraya atar kendini. Atreusogullarının zincirleme suçlarını anasını öldürmekle sürdü­ rür. sonra da karanlıktan ansızın güneşe bakmasıyla gözlerinin yeni­ den açılmasıyla sonuçlanır. Orion'u da gökte bir yıldız haline getirir. Elektra maddesinde belirtildiği gi-i. Kalais veZetes). Argos'a kral olur ve çok uzun bir ömür sürer. Atina kralı Erekhteus'un kızı. N a o ptolemos'la kavgaya tutuşurlar. Orion yıldızının Akrep burcundan her zaman u/. İphigeneia onları kurtarmaya ve Artemis heykelini de alıp on­ larla kaçmaya karar verir. B e r a a t ı n d a n sonra Orestes Apollontanrıya ne yapması gerektiğini sorar. dev bir avcıdır. ama Side Hera ile boy ölçüşme­ ye kalkınca. İr­ mak kıyısında oynarken rüzgâr tanrı Boreas tarafından Trakya'ya kaçırılır. Thoas'ı aldatarak kaçarlar. ama Troya savaşından sonra Menelaos ki zmı Neoptolemos'a verir. Bir casus olarak yakalanmak üzerey---ı orada bulunan küçük Orestes'i rehin ola­ rak. Khrysothemis'in kardeşi (Tab. pusuya düşürülerek öl­ dürülür. bir ayaklan ma olur. Orestes d( Hermione'yle evienir. Elektra. A i gisthos kırdan döner. nedeni tanrıçanın kendisine. üç büyük tragedya yazarı birçok oyunla­ rında Orestes'e baş rolü ya da çok önemli bir rol vermişlerdir. Yabancılar ve hey­ kelle birlikte denize açılabilmek için bir düzen kurar. Orestes. Tanrıça sevgilisi­ ni Delos'a götürür. Troya savaşından sonra Agamemnon yur­ duna döner dönmez öldürülünce. tann Poseidon'un oğlu. Kan davası da burada biter. Kraliçe sevincinden tanrılara sunıılar sunmaya gitmişken Orestes kendini Eleklra'ya tanıtır ve Klytaimestra ile Aigisthos'un öldürülmesini birlikte planlarlar. Bkz. Elektra to­ nik kardeşi Orestes'i kaçınr ve Phokis kralı Strophios'un sarayına gönderir. Artemis de akrebi bir burç. İlkin Side adlı çok güzel bir kız­ la evlenmiş. bırakır. İlkçağda ünü orfizm denilen mistik . Orion. tanrıça onu Tartaros'a atmış. Tauris dönüşünde Orestes nişanlısını kaçırmaya kalkar. sonra da Goethe'nin "iphigeneia Tauris'te" dramlarına konu olan serüven şudur: Orestes'le Pylades Tauris'e varınca tanrıçaya k u r ban edilmek üzere tutuklanırlar. Orestes efsanesinin son bölümü Hermione ile evlenmesine değgindir. Eııripides'ln. Agamemnon'la Klytaimestra'nın oğlu. Klytaimestra oğluna yalvarır.Oreithyia. İ k i kardeş -birbirlerini tanırlar. yarasını ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini öğrenince. ken­ disine Orestes'in öldüğünü bildirmeye geldik­ lerini söylerler. Aulis'te İkinci sefere hazırlanan Akha ordusuna gel­ . Artemis Orion'un üstü ne bir akrep salar. Troya savaşı efsanesinde Orestes'in adı Akhaların Mysia'ya ilk çıkışları ve Telephos'la Ilgili olarak geçer: Telephos Akhilleus'un elinden yaralanıp. Akhilleus'un oğlu ölür. Sonunda Atina'nın Oreopagos mahkemesi onu suçundan arındırır. ama Orestes onu da Aigisthos'un ölüsü üstünde bıçaklar. Orestes'le Herml one'yi babaları daha çocukken nişanlamışlar di. almış ve böylece istediğini elde etmişti (Telephos). Sonunda da Şa­ fak tanrıça gönül verir ona. Attika'ya varırlar. Bütün devler gibi Toprak'tan dog­ ma olduğu söylenir. akrep delikanlıyı topuğun dan sokar. 15). Orastesles Tauris'e gider ve orada kız kardeşi İphigeneia İ l e buluşur. Orestes. Merope adlı ikinci bir kadınla olan macerası Orion'un kör olması.

Styks sandahyla uçuyordu uzaklara. bütün belalardan kurtulmuş. Hep seni söylerdi. şimdi senin üstüne bindirmeye çalışır o belayı. artık senin olmayan güçsüz ellerimi". elveda! Giderim İşte uzata uzata ellerimi sana. Aşa­ ğıdaki A.. Eurydike). girdi kapkara bir korkuyla gölgelenmiş ormana. dört yanımı saran gece götürür beni. gelmekteyken. tatlı eşi.bir a k ı m y a r a t a c a k k a d a r ç o k yayılmış. bu ne? Bu ne çılgınlık böyle. ezgisiyle ö l ü m ü bile alt e d e n b u o z a n ı biz b u r a d a kuru k u r u a n l a t m a k i s t e m e d i k . kişiliği ü s t ü n e a n l a t ı l a n masallar h e r t ü r d e n sanatçıyı esinlemişti. Ya Orpheus ne oldu?Derler ki onun için: Issız Strymon ırmağı kıyısında ağlamış tam yedi ay. tanrıları nasıl? Eurydike. Çalgısı vahşi hayvanları büyüle­ y e n . oyuk kaplumbağa kabuğundan sazıyla yaslı sevgisini avuttu durdu. Deliye döndü Orpheus. zavallı beni de? işte gene geri çağırır beni zalim kader. Yeraltı sandalcısı da aradaki bataklığı bir daha komadı geçsin. insan yakarışlarıyla yumuşamayah yüreklerin dikildi karşısına. görünmez oldu. geri dönüyordu. kaçırılınca karısı. buz kesilmiş. yüksek kapılarının oraya yeraltı tanrısı Dis'in. Avernus batağından. uyku kapatır kararan gözlerimi. Ne yapsmdı? Nereye gitsindi? Kime başvursundu? İkinci kez kaçırılmıştı karıcığı. Orpheus birden bir çılgınlık etti. b ö l ü m ü n d e Aristaios'Ia ilgilidir. L a ­ t i n şairi Vergilius'un " G e o r g i c a " adlı eserin­ d e n alınmış bir parçayla t a n ı t a l ı m dedik. seni de yok eden. havada asılı bir kayanın altında ağlamış. bir gümbürtüdür yükseldi. kader engel olamazsa. İşte biranda bütün çabalar oracıkta uçtu gitti. büyük bir suç. gün batar seni. onun ezgileriyle sarsılan. ve Orpheus göremedi bir daha ruhlara tutunup dil dökmeye çalışan Eurydike'yi. gönlüne yenildi döndü baktı arkasına. dedi ve birdenbire bir duman gibi karıştı hafif yellere. Bir daha ölü ruhları nasıl yumuşatırdı. kudurdu. gitti karşıt yöne doğru. boş bulundu. ölü ruhların ve titreten kralların karşısına dikildi. Proserpina 'mn koştuğu şarta uyarak kocasının ardından yürüye yürüye havanın daha yüksek katlarına doğru. gün doğar seni söylerdi. bir suç işledin sen. ve kendisine geri verilen Eurydike. kara bahtlı. Orpheus. kaçarken bir uçuruma atar gibi kendini tepetaklak. unutup duruverdi. bir tanrı öfkelenmiş kovalar seni. Yabana atılmaz yoksun olanların. dağ perileri. Yaşıtları. hem de üç kez. Orpheus. onunla baş haşaydın ya hani yalnız kıyılarda. bağışlanır bir çılgınlıktı bu: Eurydike'si ışığın altına tam çıktı çıkacakken. hep seni. bir anda kopuverdi amansız zorbayla yapılan anlaşmalar.. Ve Erebus konutlarının en kuytu yerlerinden hafif ruhlar çıkageldi. an ye­ t i ş t i r m e k t e o l a n Aristaios O r p h e u s ' u n eşi E u r y d i k e ' n i n ö l ü m ü n e s e b e p o l m u ş t u (Aristaios. başladılar bir ağızdan. en yüce dağları çığlıklarıyla doldurdular. K a d i r ' i n Türkçeleştirdigi p a r ç a kita­ bın IV. ölüm tanrıları bağışlamasını bilseler. Ömrü o kadarmış kadının. bindirecek de. Artık Orpheus. Irmak boyu palas pandıras kaçarken senden o kadın. ve görüntüleri çıkageldi ışıktan 230 . gecenin ya da kasırganın dağlardan savurduğu kuşlar kadar çok. Haykırdı Eurydike: "Bu ne. yapraklar arasında saklanan kuşlar kadar çoktular. dolanıverdi bacaklarına korkunç bir yılan. Gitti sokuldu Taenarius dağının boğazlarına kadar. görmedi boylu çimen ler yüzünden oralara sinen zehirli yaratığı. çekersin bugün onun cezasını: Bir belaya çattıydı Orpheus. gidiyordu işte.

. yüzyılda Yunanls tan'a ve aşağı İtalya'ya geçti. yu Eacchus'un. kırlara. parçalanan çocukun yüreğini kurtarmıştı. Ne bir tutku yumuşatmış Orpheus'un yüreğini. canlıların verdikleri besinlerden (et. buz gibi mağaralarda anlatmış durmuş başından geçeni. örneğin İsis (lsis). Osiris bir Mısır tanrısıdır. dürüst bir ya­ kutsal törenlerde ve gece şenliklerinde şayış.. arar durur kaybolan yavrularını içi yana yana. Uranos (Gök) ve Khronos'u dünyaya getirdi. kışı hiç bitmeyen Ripha dağlarında ve y ü r ü r gidermiş dövüne dövüne sonra da Dionysos-Lyseus (Kurtarıcı)'u yaral Eurydike'nin kaçırılışına. Dionysik taraf. hırlı Tanais ırmağı kıyısında yürür . ta uzaklara kadar. Ö. ı r m a ğ ı n bütün kıyıları baştan başa. canı da "Ah kara bahtlı Eurydikel" diye Osirîs. yuvayı gözetleyen katı yürekli bir çiftçi n / r p götürmüştür yavruları daha kanatları çıkmadan. yutuldu. Zeus bu yüreği yedi. murta) el çekiş sayesinde olacaktır. lutar acıklı iniltileriyle dört bir yanı. Tartaros ba­ mermer gibi başı taklığına götürüleceklerdir. Osiris efsanesi Akdeniz yöresine özgü bir doğa be­ Or phik (ya da Orfeizm.K y b e l e ve Demeter-Kore e f l00 Soruda Mitologya'sında çıkan özeti bu­ sanelerlyle benzerlikler gösterir. tolojisiyle doğrudan doğruya ilişkisi yoktur. Titanlar tarafından parçalandı. m. Yunan mibağırdı uçarken. ııufir gidermiş kuzeyin buzlarında bir başına. Soylar ve raya almayı uygun gördük. bir mezarda (sema) gibi hapistir. konar bir dala. ti. İnsandaki tanrısal ruh. Orphik dionysik-mistik bir kurtuluş dinidir. kavuşmaya çabalar. A t t i s . kötülerse ölüler Ama Orpheus'un boynundan kopan hâkiminin karşısına çıkacaklar. Khronos'un oğlu Zeus.kahin dos'un Thegonia'sında ve İo Epaphos efsaı büyücü Orpheus'a bağlanır: Orpheus . Phanes'i yutarak dün­ ya egemenliğini ele geçirdi. ayaklandırmış meşe ağaçlarını ezgileriyle. inek ve boğa bi çiminde tanrıça ve tanrı motifleri de Hesio"Bir din hareketi olan Orphik. İyileri saçtılar parçalarını ta uzaklara. Bunun için On lar da paramparça ettiler sonunda de ruh. Orphikçilerin Herhrus ırmağının ters akıntıları arasında öğretileri. yani Orpheus reket efsanesidir. mutlu bir öte dünya bekler. Bu konuda Behçet Necatlgll'ln Aphrodite. çevresindeki bazı tan­ Eurydike! Eurydikel Eurydikel" rısal varlıklar Yunan-Roma pantheon'una gir diye yankılandı durdu. onunla birleşerek Gaia (Toprak). VI. oradan VI. Dionysos-Zagreus. Athena.. kuşaklar arasında çarpışma. soğumuş diliyle çağırıp durdu Eurydike'yi. "Ah kara bahtlı Eurydikel" Ama efsanesi ve kişiliği Yunan mythos'unu Ve ardından ırmağın bütün kıyıları etkilemekle kalmamış. öte dünyaya O kadar bağlıydı ki Orpheus Eurydike'ye.Orphik dinin kurucusu sayılır. Bunun üzeri ne Zeus. İnsan soyundan Titanların kötü. bedende (soma) Dis'in boş armağanlarına dövüne dövüne. miş ve tutunmuştur. tarlalara. yıldırımlarının alevleriyle Titanları mahvetti. şarkıcı. giderir. bülbül de bütün gece durmadan fır döner ağlar.. Ama Titanların külünden insan s o yu vücuda geldi. Orphik e l i n i n myrhos'u şöy­ ledir: Başlangıçta Khronos (Zaman) evreni yarattı. Nyks (Gece)'l doğurdu. Zeus. günahından temizlenmek üzere. yutulmuş Dionysos çocuğun tanrısal İyi huylan birleşti. unsurlardan temizlenmek ister. bir­ delikanlıyı çok vücutlarda dolaşır. başlar yeniden ezgilerine yanık yanık. Trakya'da do gan bu hareket. Homeros'takl tanrıların dindiremedikleri bir ruh ihtiyacını karşılar. H e m erkek. Bu bakımdan AdonlsTarikatı). hem dişi olan Phanes. kaplanları büyülemiş. Arınma. yüz­ çalkalanıp giderken bile yılcın felsefesine derin bir etki yaptı". filozof Pythagoras (İ. bir kauak ağacının gölgesinde bir bülbül vardır hani.de bir evlilik bağı yumuşatmış. kızı Persephone-Demeter'le birleşip Dionysos Zagreus'u yarattı. Titanlk Ktkonlarm bütün kadınlarım hor gördü. Evrenden tanrı Phanes doğdu.

onu Set'ten korumak için gizli­ ce büyütür. I yerine getirirsen Priamos'a verdiğin sözü. Haberi alan İsis ossaat sandığı aramaya çıkar ve uzun dolaşmalar­ dan sonra Fenike'nin Byblos kentinde bulur. düzenli llyon 'u gel bizimle yok et. onunla Mısır'a döner. buna karşılık şehri Akhalardan kurta. ama düğün gerçek-1 leşmeden Akha yiğidi İdomeneus onu öldü-1 rür. Düşmanın ölüsüyle bu çeşitten alaya H o meros destanlarında sık sık rastlanır. gidelim düşünelim şu evlenmeyi. Ne var ki kardeşi Set (Yun. Aloeusoğulları.nelerinde rastlanan motif ve imgelerdir. fsis sandı­ ğın kendisine geri verilmesini sağlar. Ora kralı bu sandığı yaptırmakta olduğu sara­ yına tahta olarak kullanmaktadır. Othryoneus. Ama biz de biliriz böyle söz tutmasını. Bu efsaneyi anlatırken yazar Plutarkhosl Set'in Yunanlıların Typhon'uyla bir tutulması gerektiğini bildirmiştir (Typhon). 6)J Bu köpek Geryoneus'un öküzlerini beklerken? Herakles'in eliyle öldürülür (Herakles). bu dövüşmede düşmanının er­ kekliğini koparır. Horus da Set'le teke tek savaşa girişir. E j d e r soyundan Ekhidna v e f Typhon'dan doğan bir köpeğin adı (Tab. Set bir kez daha Osiris'in göv­ desini ele geçirir. Kocası öldükten sonra fsis Nil deltasında H o rus'u doğurur. X I I I . Osiris de kız kar­ deşi ve eşi olan İsis'in yardımıyla bu görevi en iyi biçimde sürdürür: İnsanların iyiliği için çalışır. Çanakkale Boğazında olduğu? sanılan Kabesos şehrinin önderi Othryoneus Troya'ya Priamos kızı Kassandra'yı istemeye gelmiş. Bu yılan (adı Ura- eus'tur) krallık simgelerinden biridir. yakalar. Efsanesi şöyle özetlenebilir: Krallık kurumu­ nun tipik bir simgesi olan tanrı Gebeb yetki­ lerini oğlu Osiris'e bırakır. kendisi de gözü­ nün yerine bir yılan koyar. ilkel bir katı yürekliliği dile getiren bu alayların hep Akhaların ağzından duyulduğu da ayrıca dik­ kati çeker. tekmil ölümlüler arasında överim seni.. yetiştirir. öldürdükten sonra da şöyle alay eder onunla ( İ l . babasının öcünü almak görevini yükler ona. Bir gün şölene çağırır. bağcılığı ve çeşitli el sa­ natlarını öğretir. Set de Horus'un gözünü oyar. 374 yâ. Bkz.\ racagını söz vermişti Priamos'a. Set'i Horus'a gözünü vermeye mahkûm ederler. erkeklik uzvundan baş­ ka bütün parçalarını bir araya getirip başka tanrıların yardımıyla ilk mumyayı hazırlar.. öldürmeye karar verir. Bun­ ların Mısır kaynaklı oldukları ve Yunan Mythos'una Fenike yoluyla girdikleri sanılır. Orthos. tanrılar mahkeme kurar. Horus da gözü babası Osiris'e verir. Otos. İsis parçala­ rı toplamaya koyulur. Osiris de egemenliği oğluna bıraktıktan sonra Mutluları Ülkesine göçer. Elimiz çok açıktır çeyizden yana. gel hadi. denizleri aşan gemilerimize gidelim. onu on dört parça halinde dograyarak oraya buraya serper. Argos'a götürür eveririz seni. Osiris ayrıca Mısır'da çok tutunmuş tanrı kral inancını ve insanın ölümünden sonra mumyalaşıp yaşamını sürdürdüğü görüşünü yansı­ tır. Kral da kızı­ nı vereceğine ant içmişti. o güzel kızı kendine almak için. onlara tarımı. Hekim tanrı Thot her ikisini de iyi eder. Typhon) onu kıskanır.): Othryoneus. 232 . Atreus oğlunun güzellikte üstün kızını veririz sana. bir sandığa kapatıp ırmağa atar.

Troya şehrinin tarihine sıkı sıkıya bağlı olan bu heykelin Homeros destanlarında adı geç­ mez. Aeneas'ın dümencisidir. ayrıca da Palamedes'in bir kölesini satın alarak. gömer ve o kıyıya Palinurus burnu adını verir. daha değerli bir kişi olduğunu da belirtirler: Adı avuç. Aeneas uyanır. Daha sonraki efsanelere göre. Lydia'da akan Şart çayının tanrı­ sı. el anla­ mına gelen palame'den türemiş olan Palame- des Yunan alfabesine birçok harfler katmış. Ayrıca sayıları tanıttığı. dalarken bir dalga alır. ayların süresini yıldız­ lara göre saptadığı. ama Palamedes'e karşı korkunç bir öfke ve kin bağ­ lar.. Palaimon. Bu çabalar sonuç vermeyip Akha ordusu hazırlık yapmaya başlayınca. o var oldukça şehrin 233 . Bkz. toprağa tuz ekmektedir.): Ama sen. elinde sunularla topla yaşlıları. ört güzel saçlı Athene'nin dizlerine. Odysseus da sabanı hemen durdurmakla deli olmadığı­ nı açığa vurmuş olur. Sonraları Aeneas yeraltına gittiğinde Palinurus'un ruhuna rast­ lar. Palinurus. Vergilius'un Aeneis destanında anlattığı­ na göre Troyalıların filosu Sicilya'dan İtal­ ya'ya doğru yol aldığında tanrıça Venüs bir tek adamın öleceğini. Pallas Athena'nın si­ hirli nitelikler taşıyan heykeline verilen addır. O da dönüşte ölüyü bulur. Bu heykel arkaik sanatta örnekleri görülen bir ksoanon. Bu kin sonradan Palamedes'in ölümüne sebep olacaktır. ama buna karşılık her­ kesin kurtulacağını bildirmişti. Ne var ki İlyada'da söz konusu olan Athena tapmagındaki heykel oturmuş olarak canlandırılır: Hektor savaş alanından ayrılıp anası Hekabe'ye Athena'ya sunular sunmasını söylemek için şehre geldiğinde şöyle konuşur (İl. efendisinin yatağı al­ tına bir torba altın koymasını sağlar. bunun için de ölüsünün hangi kıyıya atıldığını bildirir Aeneas'a.. en büyük örtü hangisiyse. götürür onu. VI. Üzüntüsü büyüktür. Odysseus şöyle öç alır: Ele geçirdiği bir Troyalıya zorla bir mektup yazdırır. Homeros destanlarında adı geç­ mediği halde. Bkz. Palladion. hangi örtüye en çok değer veriyorsan al onu. Palinurus. Palladion Troya şehrini koruyan. para kullanmasını. yani tahtadan yapılmış ayakta bir kadın heykeli olsa gerek. Akhalar Palamedes'i linç eder­ ler. 270 vd. sözde Priamos'un yazdığı bu mektuptan Palamedes'in Troyalılara casusluk teklifinde bulundu­ ğu anlaşılmaktadır. İno. Babası Nauplios Palamedes'in öcünü alır. Sefere katılır. bundan dolayı orada akan ve altın sürük­ lediği için Khrysorrhoas adını taşıyan dereye atmış kendini. Palamedes düzeni anlar. dümencisinin yok olduğunu görür.savaşı efsanelerinde önemli bir rol oynar: Helene kaçırılınca akra­ bası Menelaos'u avutmaya çalışır. Odysseus'un gerçekten deli olup olmadığını denemek için oğlu küçük Telemakhos'u sabanın önüne atar. ama o da korkunç biçimde ölür. Alfabeyi Kadmos tanıtmış Yunanistan'a ama Palamedes kuşların uçuşuna bakarak Hellenlere özgü bir harf olan Y (üpsilon)'u bulmuş. Ölü dümenci gömülmek ister. Zeus'un oğlu ve Pelops'un dedesi olur. Asklepios. Mektubu Akha ordugâ­ hında bir yere atar. o günden sonra da bu dereye Paktolos denmiş. git doyumluk toplayan Athena'nın tapmağına. Palladion daha sonraları ve özellikle Roma'nın kuruluş efsanelerinde rol oynar. Palamedes'in bu haksız ölümü dillere des­ tan olmuştur. delilik taslar: Bir tarlada sabana bir öküzle bir eşek koşmuş. Paktolos. Troya.p Paian. Her şeyi ortaya vurur. Öte yandan kaynaklar Palamedes'in kurnaz Odysseus'tan daha yararlı. Evindeki en güzel. Palamedes. Palladion. dama oyununu ve zarları keşfettiği söylenir. Günün birinde tanrıça Aphrodite'nin gizli t ö ­ renleri kutlanırken kendi kız kardeşini kirlet­ miş. Ama kurnaz yiğit savaşa gitmek niyetinde değildir. Menelaos'la bir­ likte Odysseus'u çağırmaya giderler. kadını ba­ rışçı yollarla geri almak için Troya'ya elçi gi­ der. Gece dümen­ deyken tanrılar Palinurus'un gözlerine uyku dökerler. Nauplios'la Klymene'nin oğlu (Nauplios).

(4) Attika efsanelerinde adı geçen bir dev. Roma'nın Palatinus tepesine adını veren bu Pallas'mış (Euandrus). 4). Kassandra'nın Troya yağmasında bu heykele sarılıp sığındığı ve Oileus oğlu Aias'ın onu oradan çekerek büyük bir günah işlediği anla­ tılır (Aias). Bir efsa­ neye göre bu Pallas kızını Troya kral soyu­ nun atası Dardanos'la evlendirmiş ve Palladion'u ona vermiş (Dardanos. Triton'un da Pallas adlı bir küçük kızı varmış. Athena bu ya­ pıtı Olympos'ta Zeus'un yanı başında dikmiş. Başta Roma olmak üzere birçok şehirler Palladion'a sahip olduklarını ileri sür­ müşler. Tanrıça Athena bu devi öldürmüş ve derisini . iki kız çocuk savaş oyunları oynarmış. Bir efsaneye göre. Başka bir anlatıma göre Atina mahkemesi Theseus'u beraat ettirir (Aigeus. Palladion Kassandra efsanesinde de geçer. Athena Pallas'ı dövmek üzereymiş ki Zeus kızı için telaşlanıp aigis kal­ kanını Pallas'ın önüne dikmiş. Aeneas'la birlikte îtalyalı Turnus'a karşı savaşmış ve onun elinden öldürülmüştür. çocuk korku içinde donakalmış ve Athena'nın attığı kargı­ dan korunamayıp yaralanmış. Okeanos kızı Styks'le birleşir ve Zetos'la Nike'yi. Bu efsaneyi anlatan mitograflar Palladion'un üç karış boyunda olduğunu. heykeli çalıp götürmüşler. Pallas 5'in oğulları. bir tanrıymış gibi tapınılırmış ona.düşmesini. Palladion). Pallas. Atina kralı Pandion'un torunları ve Aigeus'un yeğenleri. sol elinde de bir öreke ile bir ig taşıdığını ya­ zarlar. Bu işte gü­ zel Helena Akhalı yiğitlere yardım etmiş (Helenos. ta ki günün birinde Zeus'un ko­ valadığı Elektra heykele sarılmış. sag elinde bir kargı. düşman eline geçmesini önleyen bir tabudur. Atinalılar Theseus'u kral seçince de babaları Pallas'la birlikte Theseus'a karşı savaş açarlar ve öldürülürler. Theseus elli amca oğlunu ve amcası Pallas'ı da öldürdüğü için bir yıl Troizen'de gönüllü sürgün olarak kalır. (2) Arkadya kralı Lykao'nun oğlu. Troyalıların kâhini Helenos Palladion heykeli şehirde kaldıkça. Palladion heykeli Troya'da kalmış ve Troya yangınında Aineias 1da dağına sığındığında onu beraberinde gö türmüş. Helena). Palladion orada kalmış. Başka kaynaklara göre. Sihirli hey­ kel böylece Roma'da Vesta tapınağına getiri­ lip bırakılmış. Aigeus'un dölü olmadı­ ğını sanarak Atina tahtına talip olurlar. çalınmasın diye asıl Palladion'u tapınağın mahzenine kapatıp. bu söze dayanarak da Odysseus'la Diomedes gece gizlice şehre gir­ mişler. sonra İtalya'ya da almış. Theseus). böylece Palladion adlı heykeller ç o ­ ğaldıkça kaynaklarını anlatan efsaneler de çoğalmış ve giriftleşmiştir. Roma'nın kutsal ateşini koru­ yan Vesta rahibeleri Palladion'a tapınmakla görevliydiler. şehre getirilip Athena tapınağına yerleştirilmiş. Pallantidai (Pallasoğullan). Bu adın Athena ile ilgisi üstüne efsaneler pek birbirini tutmaz (Athena. Troyalıların bu kutsal yapıtın bir tıpkısı­ nı yaptıkları. Palladion). (3) Vergilius'un Aeneis destanında adı ge­ çen Pallas Evandrus'un oğludur. Troya'nın alınama­ yacağını bildirmiş. ama günün birinde birbir­ lerine darılmışlar. (1) Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğlu. Astraios'la Perses'in kardeşi (Tab. Hesiodos'un Theogonia'sma göre Pallas. Başka efsanelere göre Palladion'u Dardanos Semendirek adasından getirmiş ve kaynatası Teukros'a armağan etmiş (Dardanos). Bunları şöyle özet­ leyebiliriz: Tanrıça Athena çocukken deniz tanrısı Triton'un yanında büyümüş (Tritogeneia adı bu­ nunla ilgili olabilir). bir de Kratos'la Bie'yi meydana getirir. düşmüş ve öl­ müş. böyle bir hey­ kelin gökten düşmesi hayra yorulmuş. sahte heykeli dışarıya oturttukları da anlatılır. ama Troizen'de büyüyen Theseus Atina'ya gelip babası Aigeus tarafından tanınınca. İlos o sırada kendi adını taşıyacak olan llion (Troya) şehrini kurmaktaymış. Ate). tanrı da ö f kelenerek heykeli alıp Troya bölgesinde Ate tepesi denilen yere atmış (Elektra 2. Tanrıça Athena'nın adının başına ta­ kılan bir ad. Atina'da da Palladion heykelinin Atina'ya geldiğini ileri süren bir efsane var­ dır. O sırada pişmanlık duyan Athena arka­ daşına tıpatıp benzeyen bir heykel yapmış ve ona aigis kalkanını giydirmiş. bunu protesto etmeye kalkarlar.

1da dağının eteğinde bulunan Zeleia kentinden gelmiş ünlü bir okçudur Pandaros.lavan erler kalkın.): Sonra Zeleia'da oturanlar gelir. Troya savaşına katılışı şöyle anlatılır (İl. oğullarıyla birlikte Theseus un elinden öldürülür (Theseus). hay­ ranların uyuduğu kızgın. karadan korkunç bir inilti. Pan Çoban kavalını sever.yüzüp ona bürünmüş. i y i bir koca dilemişti yıldırım seven Zeus'tan. Şöyle anlatılır: Rheia yeni do gan Zeus'u Kronos'tan kaçırmak için Gi­ rit'teki mağaraya kapatınca bekçi olarak başı na bir altın köpek dikmiş. efsanesi ve kişiliği hakkında Behçet Necatigil'in "100 Soruda Mitologya" d. tekmil kadınlara verdiğinden daha çok. Başlarında Lykaon'unünlü oğlu Pandaros var. Odysseia'da Penelope çok bu­ naldığı bir gece. dümenci aldığı bu haberi emredilen yerde karaya doğru sesle­ nince. Pan'ın ölümünden ötürü tabiat yas tutmaya başlamıştı. hırsızlık ettiği için Pandareos'u taşa çevirmiş. bu kızlara i y i bir kısmet bağışlamasını dilemişti. bir feryat duyulmuş. Pan sözü Yunancada 'bütün' anlamına geldiğinden mistikler. insan kılı-ında değil de hayvan kılığında düşünüldüğü ilk zamanlarda Pan da keçi kafalıydı. o zaman tanrısal Apbrodite beslemişti onları. Kronos devrilip Zeus egemen olunca bu köpek Girit'teki Zeus tapınağına bırakılmış. sonraları Pan'ı her şey yapabilir bir tanrı payesine çıkardılar. canını alsın diye tanrıça Arlemis'e yakarır. Ama bir gün Aphrodite çıkmıştı koca Olympos'a. Pan. 65 vd. çobanların tanrısı. hizmet etsinler diye verdiler uğursuz Erinyslere. XX. Pandareos efsanesi Girit ve Anadolu ile ilgi­ li bir efsanedir. Lydia'da Sipylos dağına gö­ türmüş ve Tantalos'a emanet etmiş.): Ulu canlı Troyalılar. dümenciye 'Ulu P'an öldü!' haberini vermiş. azgın tekeler gibi güzel nymphaların peşine düşerdi. işte o zaman Harpyalar gelip bu kızları kaçırdılar. sonra­ dan bu keçi kafasından sadece boynuzlar ve sakal alıkonarak. Tanrıların. atları mahmu/. Pandaros'u tanrı Apollon'un koruduğu yiği­ din Akha yiğidi Diomedes'e meydan okurken söylediği sözlerden belli (İl. Latin mitologyasında Pan'ın yerini tanrı Faunus tutar" (Faunus). . yalan yere yemin ettiği için de Tantalos'u Sipylos dağı­ nın altına tıkmış (Tantalos). o sırada da Pandareos ve kız­ larının başına geleni anımsar ve anlatır (Od.a ki anlatımını aşağıya alıyoruz: "Dağlık Arkadia'da küçükbaş hayvanların. dört bir yana 'panik' korkular saçardı. S. (5) Gene Attika efsanesinde rol oynayan bir kişi Pandion'un oğludur ve Pallantidai adın­ da 50 tane oğlu vardır. bunlarla birlikte T h e seus'a karşı gelir. Derken Zeus ikisine de öfkelenerek. Athene de öğretmişti güzel işler işlemeyi. Karkabos'un oğlu Lykaon'dur (Karkabos). Pandareos köpeği tapı­ naktan çalmış. Aisepos'un kara sularını i ç e n zengin Troyalılar. Pandaros. Pandaros'un adı İlyada'da Troas bölgesine yerleşmiş Lykialılarm önderi olarak geçer. ıssız yaz öğlelerinde birdenbire. Plutarkhos. Bu haber imparator Tiberius (I. yüzü insan yüzü oldu. bu devin kanatlarını da ayaklarına bağlamış (Athena). Ulu Artemis bağışlamıştı boyu boşu. 102 vd.): öy/e kaçılmamış m ı y d ı kasırgalar Pandareos'ıııı kızlarım? Daha önce tanrılar ana babalarını yok etmiştller ve öksüz bırakmıştılar kızları konaklarında. Atinalılar savaştan sonra tanrı Pan'a Akrppolis eteğinde bir tapınak yaptı­ lar. II. 824 vd. V. Pandareos. Her--s'in oğludur. Paksos adasından ge­ len bir ses duyduklarını anlatır. Gemi dümen­ cisinin adını söyleyen bu ses. Babası. 14-37) zamanında olmuştu. İnsanların. Korfu'nun güneyinde sefer eden bir gemideki gemicilerin. beklenmedik gürültüler koparır. Marathon savaşı gecesi Persleri bu şekilde paniğe uğrattığı için. Ida'nm ta dibinde. Keçi ayaklı P a n . çokluk. Apollon kendisi vermiştir Pandaros 'a yayını. Here onlara güzellik ve akıl vermişti. Tanrı P a n .

Diomedes'le karşılaşmasının iyi sonuç vermemesi de bu ünlü okçunun Troya savaşı­ na yaya gelmiş olmasından. Pandora ile Prometheus efsaneleri­ nin bir karışımını verir: Tanrılar yeraltına gizlemiş besinleri. 24). Prokne ve Philomela'nın babasıdır. dedim. Oku arka kanatlarından. uçtu kalabalığa doğru. T h e seus'un dedesi. yani Âdem'le Havva efsanesinin Yunan mythos'una akta­ rılmış bir kopyasına benzer. Aşağıdaki anlatım. tlyon'a yaya geldim. kızlarının başına gelenlere üzüntüsünden öl­ müş (Aedon). karamsarlığı olduğu kadar kadın düşmanlığını da silip süpürmüş­ tür. dedim. Bıraktım onları. vınlaya vmlaya. Bu korkunç çarpışmada ise koruyucu Apollon Aineias'ı kurtarmak zorundadır. kız gibi arabalar. 116 vd. arabası bulunmamasındandır. kirişinden tuttu. Prokne'yi Trakya kralı Tereus'a o vermiş. yepyeni.): Atlarım. nitekim Hesiodos'tan sonra bu efsaneyi işleyen pek olmamıştır. Erekhtheus'un. her dert ve belanın başlangıcında gör­ mek Yunan görüşlerine pek uymaz. Lykia'dan çıktığımda yola. Hesiodos'un yansıttığı akım başka çag ve ülkelerin sanatını etkilediği içindir ki. ne var ki Lykialı yiğidin kargısı delemez AkhaJının zırhını. 236 . sivri ok fırladı birden. Aigeus'un babası. sonra bir yıl sırt üstü yatardı. atlara. Oysa yayım hiç yaramayacakmış işime. Ama Lykaon'un sarayında on bir araba durur. Pandora. her araba önünde iki tane at. ilk kuzulardan.vuruldu işte Akhaların en yiğidi. önderlik et zorlu savaşta Troyalılara.): Kaldırdı okluğun kapağını Pandaros tam o sıra. Zeus'un oğlu gerçekten sürdüyse beni öne. Yunan yazınında Homeros şiiri ve onun dile getirdiği iyimser. öbür savaşçılar işe karış­ mamaya ant içince. yaklaştırdı kirişi memesine. Yusyuvarlak gerilince gıcırdadı koca yay. çünkü ilk kadının yaratılışı. Erikhthonios'un oğlu. arabaya bin demişti. hiç atılmamış kanatlı bir ok çıkardı. IV. gözerdi çiftini çubuğunu. gelsin o gün koparsın başımı bir yabancı adam. Hesiodos'un hem "Theogonia". (1) Pandion I. sanmam dayansın zorlu okuma bu adam. Kirişin üzerine yerleştirdi yakıcı oku. 193 vd. örtüler serilmiş. V. Pandion iki Atina kralının adıdır (Tab. kızılca buğday. Anadolulu tanrı Apollon'un tuttuğu bu yiğit Troya düşmanı tanrıların elinde bir oyuncak olur ama. Pandaros kargıyla vurur Diomedes'i. "İşler ve Günler"deki an­ latımdır. Athena Pandaros'u kış­ kırtır andı bozmaya. kara acılar kaynağıydı bu ok. Yurduna. Yukarda adı geçen Pandion'un küçük torunu. güvenmiştim yayıma. Pandora efsanesini buraya almayı uygun gördük. karınlarını doyurmadan. Benimle boş yere gelmiş o. tanrıça Athena'nın yönelttiği Diomedes'in kargısıyla canını alır Pandaros'un. ak arpa yiyen atlar. asör bırakırdı sabanını ocak başında. yüksek çatılı büyük evimi görürsem. Bir okla yaralar Menelaos'u. demiri yaya. kargı atan yaşlı Lykaon demişti bana çıktığım gün derli toplu evinden. karımı. Paris'le Menelaos arasındaki teke tek savaş başlayıp. üzerlerine. atları düşündüm de dinlemedim onu -dinleseydim ne iyi olurdu edemezler. ün salmış okçu Lykialı Apollon 'a. kutsalZeleie şehrine dönüşünde değerli kurbanlar kesmeyi adadı. Kiriş inledi. arabam da yok ki bineyim. V. Yoksa insan bir gün çalışıp rızkını sağlar. Ölümünün nedeni olacak bu duruma şöyle yakınır (İl. gülümser dün­ ya görüşü a^ır basmış. Ok atışı îlyada'nın ilk bölümünde tanrı Apollon'un Akha ordusuna veba salmak için ok atışını ne kadar andırır (İl. hem de "İşler ve Günler" adlı eserlerinde uzun uzadıya anlattığı Pandora efsanesi Orta­ doğu ve özellikle Samî kaynaklı olsa gerek. düşmanla kuşatılmış insanlar arasında yemsiz kalmasınlar. öküzlerini. 216-280). şu oku elimle kırıp atmazsam yanan ateşe. gözlerimle görürsem toprağımı. Bir gün dönersem yurduma. Kadını her kötü­ lüğün. Pandion. (2) Pandion II. kendi yetiş-: tirdigi ünlü okçuyu feda etmekten başka çare bulamaz (İl.

sivri akıllı kişi. P a r i s . yararlılığıyla dikkati çekermiş. dağıttı insanlara acıları. b ü t ü n şehri y a n g ı n a v e r i y o r m u ş . gündüzler dert dolu. Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden. Kraliçe o n u d o ğ u r m a d a n birkaç gün ö n c e u y k u s u n d a bir d ü ş g ö r m ü ş : K a r n ı n d a n ç ı k a n bir alev T r o y a surlarını sarı­ yor. kaygılardan uzak yaşarlardı. Gök gözlü Athena süslü kuşağını sarıverdi beline. çünkü b ü t ü n Olymposlular insanların başına bela etmişti onu. 1 6 ) . evine g ö t ü r m ü ş v e k e n d i çocuklarıyla bir a r a d a b ü y ü t m ü ş . toprak bela doludur. dedi ki ona: İapetos oğlu. sevmeye. d o ğ a c a k o l a n ç o c u k şehri yıkıma g ö t ü r e c e k d e m i ş l e r . bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları. T r o y a kralı P r i a m o s ' l a karısı H e k a b e ' n i n en küçük oğludur ( T a b . B e ­ bek d o ğ u n c a d a P r i a m o s o n u İda d a ğ ı n a bı­ r a k m a k ü z e r e bir uşağına vermiş.. Ses koydu içine o tanrılar kılavuzu Pandora adını taktı. Hermeias doldurdu göğsüne yalanı dolanı. İçine insan sesi koy. Görüyorsun ya Zeus'un dilediğine karşı konmaz. Zeus gizledi besini insandan. Moiralarla bir tutulmuştur. Pandora demek bütün tanrıların armağanı demekti. İlk zamanları P a r ç a doğuma da b a k a n bir t a n r ı ç a sayılır. ama bil ki dert açtın kendi başına da: aldığın ateşe karşılık birbela öyle bir bela salacağım ki insanlara. Athena. sakladı varını yoğunu insanlardan. suyla karıştır dedi. Armağanı aldı ve alınca anladı başına bela aldığını. derin düşünceli Zeus ses vermedi onlara sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar. Epimetheus'a gönderdi Pandora'yı kılavuz tanrı Hermeias'la. beni aldattın diye. Yüz gözlü devi öldüren Hermeias. istekler. Böyle dedi Zeus. R o m a dininde kader v e ö l ü m ü simgeleyen t a n r ı ç a l a r . belalar başıboş dolaşır sessizce ölümlülerin çevresinde. A m a öyle o l m a m ı ş . sen de bir köpek yüreği. insan gücü koy. arzularla tutuştur gönlünü. böyle istemişti bulutlar devşiren Zeus. bir tilki huyu koy içine". Bir s ü r e bu böyle gitmiş. kendlnl aldatan o sivri akıllıya. s o n r a ç o c u ğ u Agelaos a d ı n d a k i bir ç o b a n b u l m u ş . Pandora açınca kutunun kapağını. ikincisinin e v l e n m e y e . deniz bela dolu. Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı kapağı.Zeııs kızınca Prometheua'a. A t i n a kralı K e k r o p s ' u n ü ç k i z i n d a n biri (Aglauros. O gün bugündür insanların başı dertte. sen de ona el işlerini öğret dedi. Kızdı bulut devşiren Zeus. P a r i s . sen de büyülerinle kuşat onu. alırsan. okşamaya doymayacaklar bu \ belayı". P a r c a c ( P a r k a l a r ) . s o n r a Y u n a n etkileri pekleşince R o m a l ı l a r üç P a r ç a o l d u ğ u n a . P a n d r o s o s . Ama lapetos'un güçlü oğlu Prometheus çaldı Zeus'un ateşini insanlar için. sakladı onu narthex kamışının içinde. renk renk kumaşlar dokumasını öğret. sürülerine çok İ y i baktığı İ ç i n . Falcılar b u düşü k ö t ü y e y o r u m l a m ı ş l a r . o n a . u z a k t a n gürleyen Zeus'un oluyordu isteği. Erikhtonios). dertleri. bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin. seviniyorsun ateşi çaldın. topal tanrı hemen bir kız biçimine soktu toprağı. Bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık kapağı açılan dert kutusundan. ü ç ü n c ü ­ sünün ölüme baktığına inanırlardı. biri­ n i n d o ğ u m a . Tanrıların babası kurunca bu düzeni. Böyle dedi ve kah kah güldü insanların ve tanrıların babası. O c a n ı m Kharitler ve o güzelim Peitho altın gerdanlıklar taktılar boynuna. U ş a k P a ­ ris'i d a ğ a b ı r a k m ı ş . P a r i s ç o ­ banlar arasında güzelliği. onlar da yaptılar dediğini: Koca Hephaistos. geceler dert doludur. Namlı şanlı Hephaistos'u çağırdı hemen: Bir parça toprak al. o gün bugündür dertlere boğdu insanoğlunu. Nur topu Aphrodite. bir dişi ayı gelip bebeği e m z i r m i ş . Bedeni güzelim genç kızlara. Horalar bahar çiçekleriyle donattılar saçlarını. Epimetheus unuttu Prometheus'un dediğini: Zeus'tan armağan alma demişti ona Prometheus. F o r u m ' d a b u l u n a n ü ç heykel (Tria F a t a ) o l a r a k simgelenirlerdi. ö b ü r adıyla A l e k s a n d r o s . vahşi hayvanlar h a k k ı n d a n gelir diye d ü ş ü n m ü ş . ölümlüleri derde sokarsın demişti.

tam o sırada Paris'in at­ tığı bir ok Akha yiğidinin tek silah geçer yeri n e . ama Zeus her nedense kararı bir ölümlünün vermesini yeg görür ve tanrıçaları Hermes'le birlikte İda dağına gönderir. Priamos oğlunun alın yazısı bunu gerektiriyordu herhalde. Evlenmişler. yiğit bir erkek olarak canlandirilir. Bu konuda anlatılan efsane şöyledir: Troya'da yarışmalar düzenlenir. Öyle olur: Akhilleus M e m non'u öldürür ve Troyalıları gene surların içne sığınmaya zorlar. ama mutlulukları uzun sürmemiş (Oinone). Paris her fırsatta kaçmak yolunu bulur (Hektor. Patroklos'un ruhu nasıl bir adam öldüre­ rek Peleus'un yanına sığındığını İlyada'da şöyle anlatır (İl. Güneş soylulardan Pasiphae kardeş­ leri ve yeğenleri (Hekate ve Medeia) gibi d o 3a dışı ya da doğa üstü güçlerden faydalanan gizemli bir kişidir. Troya savaşı sırasında Paris'in tutum ve davranışı pek parlak değildir. Peleus'la Thetis'in Olympos'ta kutla­ nan düğününde. Thebai surları önünde öldürülür. ortaya bir altın elma atma­ sı. Agabeysi onu ağır sözlerle azarladığı. yakışıklı. Bundan böyle Paris'in aklı fikri tanrıçanın verdiği sözün gerçekleşmesindedir. Hera. Yarışmanın bir pazarlık konusu olduğu ayrıca dikkati çeker: Tanrıçaların üçü de elmaya karşılık Paris'e bir bağışta bulunmaya söz verirler. Paris boğa ile birlikte şehre gider ve yarışma­ lara katılıp birinci gelir. Minotauros maddelerine bakınız.): . tanrı Helios'la Perseis'in kızı. İlyada'da zayıf. Bundan sonrası Helene başlığı altında anlatılmıştır. Daidalos. Ama Akhilleus öldükten hemen sonra da Paris Philoktetes'in bir okuyla kasığından vurulur. orada kendini kral Priamos'a tanı­ tır. Kız oglan kız anlamına gelen parthenos'tan türemiş olan adının kendisine anasının uzun yıllar evlenmediginden verildiği ileri sürülür. Bu göreve neden Paris'in seçildiği hiçbir efsane­ de belirtilmez. Kadın geImeyince ölür Parthenopaios. 83 vd. Paris Zeus sunağına sığınır ve kız kardeşi bili­ ci Kassandra onun kim olduğunu anlar. Paris efsanesine burada Üç Güzeller masalı karışır. Priamos'la Hekabe ölü sandıkları oğullarını se­ vinçle kucaklarlar. Kızları Pheidra ve Ariadne de anaları gibi talihsiz aşklara çarpılırlar. efsane bunu da açıklamaz. Boyu boslu. Hektor'un tam karşıtıdır. Atalante ile Meleagros'un oğlu olduğu söylenir. yani topuğuna saplanır. o kadar. Üç büyük tanrıça. Girit kralı Minos'un karısı Pasi phae. Hektor ölmeden Akhilleus'a kendisinin de Apollon'un yardımıyla Pa ris'in elinden Öldürüleceği günün uzak olmdıgını bildirmişti. o sırada kendisini kıs­ kanan kardeşleri onu öldürmeye kalkarlar. tanrıçalar arasında en güzeli ol­ duğundan mı. Troya sarayında yaşama­ ya başladıktan bir süre sonra Paris Yunanis­ tan'a gitmek üzere gemiler hazırlatır ve mu­ radına ermek için Sparta'ya varır. Perses Aietes ve büyücü Kirke'nin kardeşidir (Tab 8). Aphrodite bu güzellik yarışmasına katılırlar. Helene). Menoitios'un oğlu Patroklos Akhilleus'un can yoldaşı. ama arkadaşlık­ ları Patroklos'un Akhilleus'la birlikte Peleus'un sarayında büyümüş olmasından ileri ge­ lir. çağrıl­ madığına kızarak. kavga tanrıça Eris'in. P a t r o k l o s . Akhilleus'un ölümü Paris efsanesi­ nin son bölümüdür. bu yarışmaların ödülü İda dağında yetiştirilmiş bir boğadır. Pasiphae'nin Minos'la evlenmesi. en yakın arkadaşıdır. çevik bir savaşçı olarak canlandırılır ve birçok Akhalan nasıl alt ettiği anlatılır. Mene laos'la kozunu paylaşmak için teke tek sava­ şa kışkırttığı halde. İda'dan şehre iner. Athena. üstünde "en güzeline" diye yazılan bu el­ mayı kime vereceğini bilemediği için Zeus'un yargıç olarak Paris'i seçmesi İdalı çobanın hayatını altüst eder. Dağda Oinone adlı bir nympha ile sevişmiş.koruyucu anlamına gelen Aleksandros adını takmışlar. yoksa Helena'nın aşkını her şeyden üstün tuttuğundan mı. G e n e de yakısıklı. Aphrodite ise Spartalı Helena'nın aşkını veri­ rim demiş. Athena sonsuz akıl ve başarı. Hera As­ ya krallığını. Pasiphae. bencil. tembel ve sorumsuz bir insan olarak gösterilir. Paris altın elmayı Aphrodite'ye verir. güzel silahlı. Thebai'ye karşı Yediler se­ ferine katılan önderlerden biri. Girit kralına Poseidon'un bağışladığı boğa ile bir­ leşmesi ve Minotauros'u doğurması hakkında Mlnos. korkak. Can çe­ kişirken Oinone'yi çağırır. X X I I I . İkisi de Aktör ve Aigina'nın soyundan olmak­ la akraba sayılırlar (Tab. 21).

Yiğit öfkeyle savaştan ayrılıp bir daha d ö ­ vüşmek istemeyince. Thetis. ruhu Akhilleus'a görünüp gömülmek istediğini.ılılara kaptırırlar. kaynak anlamına gelen Yunanca "pege" sözcüğünden türemiş sayılan Pegasos pı­ nar ve çeşme başlarında bulunmaktan hoşla nırmış. Akhilleus'tan silahlarını ı . bir kaza çıkmıştı elimden. seyis yapmıştı sana. ıslık çala çala. Pegasos gökte bir burç haline getlrilmiştir. yapmıştım bu deliliği istemeye istemeye. Perseus. bunların yapılması için de savaşa bir süre ara veriUr. Akhilleus. öfkeye kapılmıştım aşık oynarken. bütün bunları ne söylersin bana? Bilmiş ol. tlyada'nın Patroklos'un yiğitliklerine ayrılm ı ş X V I . Akhalar bütün çabalarına karşın Patroklos'un ölüsünü Troy. kirletti saçlarını. Nestor'un oğlu Antilokhos acı haberi Akhilleus'a getirir.) Akhıl leus Hektor'u öldürmekle Patroklos'un öcü nü almış olur. küskün arkada­ şının takındığı yakışıksız tavrı örtmeye çalışır.. Sthenno.Birlikti büyümemlş miydik. ögütleriyle destek­ ler. elleriyle çekip kopardı. ufaktım. X V I . Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Patroklos son nefesini verirken I lektor'a ölümünün yakın olduğunu bildirir. bu arada Zeus oğlu Sarpedon'un kaderi de Patroklos'un elinden can vermektir (Sarpedon). öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını. Zeus'un sarayında oturur şimdi şimşekle yıldırım taşıyıp onun adına.. öIdürmüştüm Amphidamas'ın çocuğunu.\ ayrılmış altın çanakta korunması gerektiğini bildirir. Patroklos onu yola geliı inek için boşuna uğraşır. Gorgoları da doğuran Keto'dur. ölüsünü de daha önce Troyalı ların elinden kurtarmıştı. onu sevgisiyle. yapacağım her dediğini.ama Patroklos bu nunla yetinmez. AkhiUeus da dostuna şöyle cevap ve­ rir ( İ l . İki eliyle aldı ocağın küllerini. 1 vd. 270 vd. Ünlü yiğidin yerine kendisi savaşacakIir. Biri Okeanos'un kaynaklarından doğduğu için.ter. ruh kaçmıştı bir duman gibi yerin altına. 153 vd. X V I I I . .. Akhllle us'un ölümsüz atlarından biri. hadi yaklaş bana. . sarılalım birbirimize. Ilyada'da Patroklos her an Akhilleus'un ya­ nındadır.). savaş meydanında ı )lup bitenlerden haberi yoktur. Opotls'ten beni size Menoitios getirmişti.): Buraya ne geldin. bölümünde sayısız Troyalı öldürür. At sürücüsü Peleus enine almıştı beni. Pedasos. Patroklos'un cenaze töre­ ninden sonradır ki Priamos Akhilleus'tan Hektor'un ölüsünü istemeye gider. toprağın içine. uzattı dost ellerini. kirletti güzelim yüzünü.): Phorkys'le birleşen Keto Graialan doğurdu. Bir gün ayağını yere vurarak Helikon dağının eteğinde Hippokrene. Sarpedon tara f m d a n öldürülür ( İ l . Aklıaların çok kötü duruma düştüğünü gö­ rünce. iki gözüm. O sırada Patroklos'un ölüsünü almak ve onun taşıdığı Akhilleus'un silahlarına sahip çıkmak için korkunç bir boğuşma başlar. O sırada yi­ ğidin yası şöyle dile getirilir ( İ l .): Böyle dedi. Perseus ve Bellerophontes efsanele rinde önemli bir rol oynar. X X I I I . Euryale ue bahtsız Medusa. Adı. Akhilleus bir daha anası Thetis'i çağırır. AkhiUeus Patroklos'un anısına yarışmalar düzenler. at çeşmesini meydana getirdiği anlatılır (Medusa. Ksanthos ve Balios gibi. Apollon Patroklos'un yaptığı bu kıyı­ ma son verir: Patroklos Hektor'la çarşıpır ve öldürülür. dayanamaz. birancık da olsa ağlayalım doya doya. kemiklerinin arkadaşın. Agamemnon'un gönderdiği elçileri kabul eder. slzin evde. Bellerophontes). Medusa'nm kanından dogma ka natlı at. Akhilleus. Pegasos bırakıp davarlar anası toprağı havalandı gitti ölümsüzlere doğru. özene bezene büyütmüş. Hephaistos'a yeni silahlar yaptırmak için gitmeşini ister ve dileği yerine gelince savaşa ka­ tılır (Hephalstos. Pegasos. Sonra uzandı boylu boyunca tozun.. ama hiçbir şey tutamadı eliyle. AkhiUeus barakasındadır. Akhilleus'u kapkara bir yas bulutu kapladı. döktü başının üstüne. 94 vd... Hesiodos Pega sos'un doğuşunu şöyle anlatır (Theog. Böyle dedi.

büyücü prenses Pelias'ın kızlarını babalarını sözde gençleştirmek amacıyla kesip bir kazana at­ maya kandırır. Tyro tanrı­ dan gebe kaldığını saklamış ve-doğurduğu ikizleri dağa bırakmış. Peleus Tesalya'ya Phthia kralı Eurytion'un yanına sı­ ğınır. Hippodameia ile evlenir ve Theseus'un en yakın dostu olarak yiğidin bü­ tün serüvenlerine katılır (Hippodameia. oğlum dönecek Troya'dan. Aiakos'un oğlu Peleus. arkadaşı olan at adam Kheiron'un yardımıyla onun hakkından gelir. onun Yunanistan'a göçmesi uygarlığın Yunan yarımadasına Anadolu'dan geldiğini kanıtlayan bir belirtidir. Düğün ya­ pılır. Pelias. Sonradan Atreus'a karı olur. Pelops babası Tantalos gibi Anadolu'da doğmuş. Tryro ile Poseidon'un oğlu. 21). ama Peleus. der. lason. 15). Anasının Ege ırmaklarından Ksanthos. orada ölür. ya da Paktolos'un kızı olduğu ileri sürülür. Lapithlerle Kentaurlar sa­ vaşına katılır. Paris). büyümüş­ tür.Peirithoos. Zeus tanrı çocuğun bedenini yeni baştan yaratıp diriltir. ama Pelias'ın kardeşi Neleus'u tahttan attığı. Telamon'un kardeşi ve Akhilleus'un babasıdır (Tab. Thyestes'in kızı (Tab. pek uğurlu olmadığı hemen meydana çıkar (Akhilleus. Theseus). Tanrısal Akhilleus. Aison'un oğlu îason'la da kozunu paylaşamaz ve İason'dan kurtulmak için onu Karadeniz'in Kolkhis ülkesine altın postu almaya gönderir. Akdeniz yöresiyle Yunanistan'da oturan en eski soyun adı Pelasgoi. yalnız kızını yitirmiş ol­ manın acısıyla dalgın olan Demeter P e lops'un bir omzunu yer. Neleus'un ikiz kardeşi (Tab. sonra gene yeryüzüne gönde­ rir ve kanatlı atlar armağan ederek Oinoma- . Ömrü olaylarla dolu geçmiştir: Telamon'la birlikte üvey kardeşleri Phokos'u öldürdükleri için yurtlarından sürülürler (Aiakos). Bilmeden babasıyla yatar ve Aigisthos'u d o ­ ğurur. lason Medeia ile birlikte dönünce. Bu korkunç işlemden sonra Pelias'ın oğlu Akastos îason'la Medeia'yı lolkos'tan sürer (Argonaut'lar. Bir efsaneye göre Peleus'un Akhilleus Troya'dayken öldürdüğü Akastos'un oğulları onu tahtından atıp I s t a n . Efsaneye göre tanrılarla haşır neşir olan Tantalos onları denemek için bir şölende on­ lara kesip doğradığı oğlu Pelops'u yiyecek olarak verir. Akhilleus Troya sa­ vaşına gittiği zaman Peleus Phthia'daki sara­ yında onu uzun zaman bekler. Aigisthos). başka kaynaklara göre îkson'dan olan oğlu. varmıştır uğursuz ihtiyarlığın eşiğine. Nereus kızı önce Peleus'la evlenmemek için bin bir kılığa girer. ihtiyar Priamos da Akhilleus'u yumuşatmak. böylece Pelopsogullarının zincirleme suç ve ilenme sürecine karışır (Atreus. bilindiği gibi. Hektor'un ölüsünü ellerinden alabilmek için babasının anısını getirir gözlerinin önüne (İl. Karısı ölünce tanrılar onu Thetis'e koca ol­ mak için seçerler. Oysa. 22). Pelias. Ama duyar hiç olmazsa yaşadığını senin. Ölümlü babası Kretheus olduğu için Pelias. Kral onu suçundan arındırdığı gibi kızı Antigone'yi de ona karı olarak verir. Yunan efsanesinin en ilgi çekici kahra­ manlarından biridir (Tab. Ama Peleus'un başına bir bela daha gelir: Kalydon avı sırasında kaynatasını istemeyerek öldürür ve gene yollara düşer. Peleus. İason'un babasıj Aison'un üvey kardeşidir (Aison). Şimdi olmalı o da benim yaşımda. 14. 486 v d . Tantalos'un oğlu. ama orada da kralın karısıyla başı derde girer (Akastos). göreceğim onu. X X I V . Belki çevresinde bugün komşuları üzer onu. Akhilleus Troya'dan dönmez. tanrı Zeus'un t o ­ runu. bir süre şarap sunucusu olarak kullanır. tanrıların hepsi bu korkunç oyu­ nun farkına varırlar. Tanrı Poseidon P e lops'a gönül verir. Pelasgos. 15). getir aklına babanı. llyada'ya göre Dia'nın Zeus'tan olan. Bu kez folkos'ta kral Akastos'un sarayına gider. Pelopeia.j köy adasına sürerler. onun da göçüp Pylos'a yerleştiği anlatılır (Neleus). Zeus'la Niobe'den doğmuş olduğu söyle­ nilen Pelasgos da bu soyun atası olarak gös­ terilir (Niobe 2). 14. Akastos). D e m e ter'in yediği omuz yerine de fildişinden bir omuz koyar Pelops'a. Nasıl büyütülüp krallık için kavgaya tutuştukları konusunda efsaneler birbirini tutmaz. ) . Pclops. Pelasglardı. ünlü Lapith. belayı savacak kimsesi yoktur yanında.

taliplere de şöyle laf ediyordum arada bir: "Delikanlılar. geldiler yakaladılar beni. Penelope Odysseus kadar kurnaz ve düzen­ bazdır. Pelops'un Hippodameia'dan olan oğulları­ nın tanrı lanetine uğramış olmalan Pelops'un kendisine yardım etmiş olan arabacı Myrtilos'u denize atıp öldürmekle işlediği suçtan İleri geldiği söylenir (Myrtilos). bir geceleler geçirir ki düşman b o ş ı n a 4 Odyssela destanı başladığı sırada İthake sa rayının Penelope'ye taliplerle dolduğunu gö­ rürüz. 181 vd. onu gerip ok atmayı kim başarırsa ona varacağı karar ını Odysseus'a . sürüleriyle zengin krallığını ele geçirmektir amaçları. Telemakhos da çocuk olduğundan karşı koyamadıkları için talipler saraya yerleşmişler. Phorkys'le Keton'un kızı (Gra- Penates. komşu ülkelerin ileri gelenleri hep kocasız kalan güzel kadını almak isterler. gündüzleri dokuduğum koca bezi bir çerağ önünde sökerdim geceleri. bekleyin bir parça daha. lalar). kült­ leri kamu alanına yayılmış. Pemphredo. çağırdılar. yıllar yılı gündüz dokuyup gece söktüğü bez de dillere destan olmuştur. bağırdılar. Olympos oyunlarını kurar ve Yunanistan'da bu yoldan büyük bir çığır açar. bir kefen dokuyorum yiğit Laertes'e. tatil umutlarla onları aldatır. Bilindiği gibi Elis kralı Oinomaos kızı Hippodameia'yı ancak kendisini araba yarışında yenecek ola­ na vermeye ant içmişti.): Tanrı bir bez dokumayı kodu aklıma ilkin. ama dördüncü yıl başlayıp çatınca ilkyaz. Üstelik de saray sahipsiz kaldığı. İthake sarayına dilen ci kılığında gelen Odysseus'a Penelope şöyle anlatır bu işi (Od. arşın arşın bez dokuyordum habire. Oysa ben. Bu mutlu çiftin Telemakhos diye bir çocukları olur. adanın. otuz yıl sürece başka kocaya varma­ mak için ayak diremesi. nesi yoksa hepsini sömürüp tüket­ mektedirler. gün gelirde. Son çare olarak talipleri bir yarışma ya sokmak gelir aklına: Odysseus'un büyük yayını getirtecek. bitsin bu dokuma. Her evde Vesta ve Lares tanırılarıyla birlikte Penatlara da tapıldıgı gibi. Onun adı kadar. Roma'da yurdu ve aile ocağını ko­ ruyan tanrıdır. Kandırdım onları işte böyle tam üç yıl. kanardı bu sözlere taşkın yürekleri. Penelo peia da ikide bir taliplerin karşısına çıkar. bir hizmetçi. köylerden şehir