ONSOZ

MYTHOS VE MYTH0L0G1A İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz m ü , hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos'a tarih değeri olmayan güvenil­ mez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydur­ m a , boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı ar­ mağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Ozanın sözünü tanımlayan epos böylece şiir, destan, ezgi anlamına gel­ miş ve o gün bugün epik ve e p o p e diye Batılı dillerin hepsinde yerini almıştır. Mythos'la epos arasında ilkinden bir yakınlık vardır, mythos söylenen sözün, anlatılan öykünün içeriği ise, epos da o n u n doğal olarak aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçimidir. Epos ne kadar güzelse, mythos o kadar etkili olur, epos'la mythos'un bu başarılı evlenmesidir ki, ilkçağdan kalma efsanelerin ürün vere ve­ re günümüze dek yaşamasını ve mythos kavramının çağlar ve uluslararası bir ni­ telik kazanarak ölmezliğe kavuşmasını sağlamıştır. Ama bir de logos vardı. O n u n sözcüğünü başta Herakleitos olmak üzere lonya düşünürleri eski deyimiyle "physiologoi", yani doğa bilginleri yapmıştır. O n ­ lara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve d o ­ ğanın da logos'u vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve her şeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos'u bulmak, sırlarını göz ö n ü n e sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl ödevidir. Logos kavramıyla açılan bu çığır dosdoğru bilime varmış, öyle ki logos-logia bugün herhangi bir araştırma dalında bilgini ve bilimi dile getirmek için kullanılan birer ek olmuştur. Mythos'la epos uyumlu bir bütün içinde birleştikleri halde, onlarla logos ara­ sında ilkinden ve gün geçtikçe kesinleşen bir karşıtlık baş göstermiştir. Birbirine zıt iki akım almış yürümüştür. Ege kıyılarında filiz veren destanlar, övgüler, ezgi­ lerin yanında, gene tonya'da doğup gelişen bilim kolları: Fizik Tiatematik, yer ve gök bilimi, tarih ve coğrafya. Bilginler mythos'un uydurduğu epos'un dile ge­ tirdiği tanrı masallarını hor görür, yerdikçe yerer, evreni ve insanı anlatmakta bu türün yalancı ve zararlı yollara saptığını ileri sürer dururlar. Ne var ki evren tanımını dile getirmek için bu bilginlerin çoğu da epos biçimine, yani destana özgü heksametron ölçüsüne başvurmaktan alamazlar kendilerini. Yalnız Herakleitos düzyazıyla dile getirir düşüncesini.

Platon'un tutumu daha da ibret vericidir. Homeros'u tanrılar üstüne yalanlar uydurdu, topluma zararlı efsaneler düzdü-diye suçlamakla başımızı şişiren bu fi­ lozof "Devlet", ya da "Gorgias" gibi en önemli dialoglannın sonunda gerçeğin gerçeğini, tanrılar katındaki hakikati gözümüzün ö n ü n e sermek, fiziküstü kanıt­ larla tanımlamak istedi m i , bir mythos uydurur. Ne yapsın ki mythos'tan ayrı düşünemez, düşüncesi mythos kalıbına kendiliğinden girer. Mythos Yunan dü­ şüncesiyle özdeştir denebilir h e m yalnız Yunan m ı , insan düşüncesi ve o n u n ürettiği dille özdeş olsa gerek ki, H o m e r o s ' t a n bugüne dünya sanatçıları mythos'u kendilerine tükenmez bir esin kaynağı olarak almışlardır. Ama "mythologia" sözcüğünde mythos'la logos'un, karşıt bu iki kavramın birleştiğini görmüyor muyuz? Mythologia efsaneler bilimi anlamına gelmez mi? H e m gelir, h e m de gelmez. Erken ilkçağda "mythologein" diye bir f i i l vardır, masal anlatmak demektir, sözlü gelenekle dilden dile aktarılan efsanelerin ozanlarca sürdürülmesini de belirtir. Mythologia kavramı da aynı anlama gelir. H e m masal ve efsanelerin toplandığı kitap için, h e m de ilkçağın sonlarında "mythographos", yani mythos yazarı denilen derleyicilerin yaptığı iş için kullanılır. Ama mythologia bugün taşıdığı geniş ve kapsayıcı anlama gelmemiştir ilkçağın hiçbir d ö n e m i n d e . Mythos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane, mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mythologia ilkçağın din kitabı olmak gerek, oysa değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Ç ü n ­ kü bu efsaneler İnanç - tek tanrılı dinlerde söz konusu edilen inanç - düzeyine yükselmemiştir. Sözlü ya da yazılı yazın ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mythos'lar ne kadar ozan, yazar, sa­ natçı varsa, o kadar biçim almış, bu nedenle hiçbir zaman belli bir dinin tek kita­ bı halinde toplanamamıştır. Böyle bir çeşitlilik, böylesine öğreti ve yöntem yok­ luğu, bu tür başıboşluk, özgürlük ve özerklik başka hiçbir din ve efsanelerinde görülmemiştir. İlkçağ mythos'u layiktir, din adamının değil, sanatçının uğraşıdır, o n u n anlamı, yön ve biçimi din alanında verilmez, sanat alanında verilir. Asıl ya­ ratıcısı da sözdür ve söz ustasıdır. Mythos, epos, giderek logos bile birleşmişler­ dir o n u n doğup gelişmesine. Gerçekle ilişkisi olup olmadığına gelince, mythos'un gerçeğini sözün dışında aramak boşunadır. Asıl gerçek insan sözü­ nün içinde, özünde, şiirindedir. Bunu anladığı içindir ki, ilkçağ insanı sözle birbi­ rinden renkli, büyüleyici ve inandırıcı yapıtlar yaratabilmiş ve sözün bir kitap içinde donmasını önleyerek, çağdan çağa, insan kanı gibi sıcak sıcak akmasını, böylece canlılığını sonsuzluğa dek aktarmasını sağlamıştır.

MYTHOS

YARATICILARI

H e r o d o t der ki, tanrı soylarını sayıp döken, tanrılara adlarını veren, niteliklerini tanımlayan ve efsanelerini anlatan, Homeros'la Hesiodos'tur. Yani çok tanrılı ilkçağ dininin yaratıcıları, peygamberleridir onlar demeye getirir. Ne var ki bu yaratıcılığın neye yarayacağını bilmez, bilemez H e r o d o t . Yunan mythos'unun yazına vurulması, evet, H o m e r o s ve Hesiodos'la başlar, a m a orada kalmaz, H o meros'la Hesiodos'un yarattıkları tanrı soylarına ve efsanelerine - ki bu konuda ilk iki yaratıcının bile söyledikleri birbirini tutmaz - ekler, katkılar yapılır, yazın türleri çoğaldıkça mythoslar da yeni anlatımlar ve yorumlarla zenginleşir. Des­ t a n çağını îonya'da d a , Yunanistan'da da "melos" denilen lirik şiir türleri izler,

çalgı eşliğiyle Irk klflnln, ya da bir koronun söylediği bu ezgilerde de mythos önemli bir yer hıl<ır, "hymnos" denilen övgülerde başlıca konudur. Hele traged­ ya ile mythos yeniden doğar, tragedya yazarlarının elinde bir daha yitiremeyecegi bir öz ve anlamla yüklenir: İnsanlık dramının aynası, simgesi oluverir. K o ­ nusunu gerçek olaylardan alan bir iki tragedya dışında - ki bunlar da büyük t e p ­ kiyle karşılanmış ve tutunamamıştır - tragedyanın tek kaynağı mythos'tur. D e s ­ t a n d a n tragedyaya tür ve görüş ayrılığının gerektirdiği büyük bir farklılık vardır. Destanda başrolü oynayan tanrılar arka plana itilir, yeni tanrılar, yeni kahra­ manlar ön plana alınıp tragedya yazarının seyircilerine yaşatmak istediği dra­ mın gereklerine göre aydınlanır. D r a m insan dramıdır a m a İpleri gene de tanrı­ ların elindedir, onları destanda olduğu gibi bir dağın tepesinden savaşı yönetir ya da bir insanın ölüm kalımını tartıya vurur görmeyiz, a m a ç ve eylemleri saklı kalır, anlaşılmadığı oranda da korkuçtur; tragedya tanrıları, bilerek ya da bilme­ yerek işlediği bir suç için insanı yıkıma götüren amansız yazgıyı, lanete uğramış bütün bir soyun zincirleme suç ve cezasını simgeler. Tragedyanın bu açıdan aydınlattığı mythos böylece alabildiğine zenginleşir, a m a iş bununla da bitmez: Bin bir kent devletine ayrılmış olan Yunanistan'ın her bölgesi yerli mythos'unu yaratmak ve yaşatmak hevesindedir. Koruyucu olarak seçtiği bir tanrı üstüne kendi bölgesiyle İlgili efsaneler uydurmakta ya da olan efsaneleri kendi din ve devlet politikasına göre yorumlayıp değiştirmekte­ dir. Efsane çemberleri böylece genişledikçe genişler: Troya savaşı çemberine Atina, Thebai, Korinthos çemberleri katılır, Odysseus'un serüvenleri destanına Argonaut'lar destanı eklenir, Dor ırklı boylar lon mythos'unun kişileriyle boy öl­ çüşecek bir destan kahramanı yaratıp bütün efsanelerini Herakles diye bir yarı tanrının çevresinde toplarlar. Mythos böylece İçinden çıkılmaz girift ve karmaşık bir toplam oluverir. Bu çokluğu aydınlığa kavuşturmak için gerçekten bir mythos bilimine gerek vardır: O sırada, yani Yunan'ın klasik denilen parlak çağı sona erip de yaratıcılığı azaldığı, sanat gücünün tükenmeye yüz tuttuğu Hellenistik denilen d ö n e m d e efsaneleri toplama ve derleme işine girişilir. İskenderiye ve Bergama kitaplıklarının kurulup çalışmaya açıldığı elyazmalarının alabildiğine çoğaltılıp eleştirildiği dönemdir. Bu d ö n e m d e türeyen mythos yazarları bir yan­ dan başta H o m e r o s olmak üzere büyük yazın yapıtlarını şerhler, notlar ve açık­ lamalarla kopya etmeye, bir yandan da efsaneler toplayıp kitaplar yazmaya ko­ yulurlar. Bunların efsane derlemeleri bizim için önemli bir kaynaktır. R o m a im­ paratorluğu döneminde de efsane düzme süreci canlıdır. R o m a , Yunan mythos'undan esinlenerek kendi din ve mitolojisini kurmak hevesine kapılır. Yunan tanrılarını kendi yerli tanrılarıyla bir tutarak adlarını değiştirir, efsanele­ rin kimini benimser, kimini atar, kimini yerli efsaneleriyle karşıtım. Ta ilkçağın sonuna kadar bu böyle gider. Yunan-Roma mitolojisi dediğimiz bütün bu kay­ naklardan ve daha sayamadığımız başkalarından alınmış, toplanmış, özetlenmiş efsane, masal ve öykülerin toplamıdır.

AKDENİZ MİTOLOJİSİ Şimdi sorarım size: Mitoloji diye bir kitap yazmaya girişince bu bin bir kaynak arasından hangisini seçip de anlatsın çağdaş bir yazar? Kaldı ki mitoloji deyince başta Yunan-Roma mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Bu anlayış da hatalıdır.

Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır, onu Yunanistan ve R o ma'ya mal etmemiz, bu efsanelerin Yunanistan ve R o m a uyruklu yazarların ka­ lemiyle Yunanca ve Latince olarak yazılmış olmasından ileri gelir. Oysa bu efsa­ nelerin çıkış yeri ne Yunanistandır, ne de İtalya, Anadolu'dur, Girit'tir, Mezopo­ tamya'dır, Fenike, Mısır'dır, ya da bütün bu yerlerdeki sözlü geleneklerin karışı­ mından ortaya çıkmış bir bütündür. Yunanlı ya da Romalı kaynak yazarlar a n ­ lattıkları efsanenin asıl kaynağını araştırmazlar, onu bilseler bile kimi zaman si­ yasal amaçlar güderek saklarlar, bile bile değiştirirler. H e m ozanlar ve yazarlar özgür müdürler? Kimin için yazdıkları, kime hizmet ettikleri belli olur. En büyük iki destan yazarı buna örnektir: H o m e r o s lonya'lıdır, gönlü Troya'dan yanadır, a m a efendileri Troya savaşını kazanmış, Anadolu'nun kilit noktası olan Dardanos kalesini yıkmış Akhalardır, onları kahraman göstermek zorundadır, oysa asıl insan-kahraman Hektor'dur Ilyada'da. Vergilius ise Augustus çağının kültür politikasına hizmet etmekle görevlidir, Roma'ya bir kahramanlık geçmişi yarat­ mak amacıyla yazar Aeneis destanını ve H o m e r o s ' u n t a m tersine asıl gücü kuv­ veti Troyalılarda göstermeye çalışır. Bu açı ve erek farkları mythos anlatımında da farklılıklara yol açar. İkinci bir güçlük mythos anlayışında gün geçtikçe artan değişik görüşlerdir. S o n yıllara dek "Yunan mucizesi" diye bir balon uçup dururdu. Batı dünyası in­ san değerlerinin dile geldiği ve büyük sanat yapıtlarıyla ölümsüzlük kazandığı tek kaynağın Yunan-Roma uygarlığı ve kültürü olduğuna inanırdı. Bu dar görüş­ lü açıdan bakılınca Yunan mucizesini yaratan asıl kaynak ve etkenlerin ne oldu­ ğu araştırılmaz, görmezlikten gelinir, bu inancı sarsacak bir bulut ortaya çıktı m ı , bile bile ve bilimselliğe aykırı bir tek yönlülükle tartışmaya, giderek kavgaya girişilirdi. Troya'nın Çanakkale yöresinde olmadığını, Schliemann-DörpfeldBlegen üçlüsünün gün ışığına çıkardıkları koca uygarlık merkezinin H o m e r o s ' u n llyada'sıyla bir ilişkisi bulunmadığını ileri sürmekte direnen sözüm ona bilginler bugün bile ortalıkta dolaşır ve kör görüşlerini kitaplara aktarmak yolunu bulur­ lar. Arkeolojinin son buluşları tarihle ilgili bilim kollarını göz kamaştırıcı bir ışıkla aydınlatmaktadır ama Anadolu arkeolojisi daha yenidir, Hititlere ancak son o n , on beş yıl içinde yazılmış kitaplarda yer verilir, yüzyılımızın başlangıcında yayım­ lanmış bir mitoljide bakarsınız ki Ana Tanrıça Kybele'ye ancak yarım sütunluk bir yer ayrılmıştır. Apollon ya da Artemis'i Türkiye'nin Ege bölgesinde toprak­ t a n çıkarılan anıtların ışığında yorumlamak, değerlendirmek daha hiçbir derli toplu mitoloji kitabına erek ve görev olmamıştır. Kısacası ilkçağın yazılı kaynak­ larıyla günümüzün buluşlarını bir araya getirerek çok yönlü bir görüşle toplama­ ya daha pek az bilgin girişmektedir. Bu yolda Halikarnas Balıkçısı çığır açıcı, yol göstericidir, yani Yunan'ı, Türk'ü olmayan, uluslararası tek bilimsel gerçeği ara­ maya koyulan gerçek bir bilgindir. O n u n açtığı yoldan gitmekle birlikte eski ya­ zın kaynaklarına da hakkını vermek "Mitoloji Sözlüğü" adıyla okuyucuya sundu­ ğumuz bu kitabın tek amacıdır. H e m e n söyleyelim ki bu kitap bir denemedir, eksiklerini, yetersizliklerini bile bile yayımlamaya giriştiğimiz bir d e n e m e . Yukarda sözünü ettiğimiz sorunları bir dereceye kadar çözümleyebilmek için bu "Mitoloji Sözlügü"nü h e m bir sözlük, h e m de bir antoloji olarak düzenlemek yolunu seçtik. Efsanelik kişilerden kim söz ediyorsa H o m e r o s mu, Hesiodos m u , tragedya yazarları mı, onların anlatımını elden geldiği kadar kendi metinle­ rinden vermeyi denedik. Burada Türkiye'de Türkçe olarak bulunan kaynakların H

çokluğu bizi sevindirdi Tercüme Bürosunun açtığı çığır ve M i l l i Egitim Bakanlığı nın yayımladığı İ l k klasikleri çevirilerinden bu yana çok çalışılmış v e ; YunanLatin yazınının ana yapıtları bugün okunur bir dille kazandırılmış bulunmakta­ dır. D a h a öteye gidilmiş, mitolojik öyküler ve kişiler Batı yazınına olduğu gibi bi­ zim de şiirimize konu olmuştur. Bizden önce Türkçe mitolojiler de yayımlanmış­ tır. Elimize geçenleri çalışmamıza ortak ettik. Bu çapta bir mitoloji sözlüğü bir tek kişinin yapacağı iş değildi. Batı kaynaklı bir tek mitoloji kitabını çevirmektense, kendi olanaklarımızla, kendi yazılı kaynaklarımızdan faydalanarak özgün bir d e n e m e yapmayı yeg gördük. Hangi kaynaklardan nasıl faydalandığımızı, bu kitabı nasıl hazırlayıp hangi yöntemlere göre dizdiğimizi kitabın sonuna eklediği­ miz Sonsöz'de belirtmekteyiz. Okuyucu bu bölümde, sözlüğü nasıl kullanacağını da bulabilecektir. Sözün kısası ben burada tek başıma değil, yapıtları ve çalışmaları elime ge­ çen birçok yazarlarla birlikte ortaya çıkmak istedim. Bu kaynakları bulmada ve değerlendirmede ister istemez kişisel eğilimlerime göre bir seçme yaptım. Oku­ yucu bunu bana bağışlasın ve eleştirilerini, yergilerini, önerilerini benden esirge­ mesin. Çabamın tek ödülü bu olabilir. Borcum büyüktür: En başta h o c a m Prof. D r . Georg Rohde'yi anmak isterim. Mythos ve mythologia'nm ne olduğunu, böyle bir çalışmanın bilimsel yollardan nasıl sürdürüleceğini de göstermiştir. Bu kitaptaki "Kybele" maddesini o n u n 1937'deki Türk Tarih Kongresinde verdiği tebliğe borçluyum. Ama asıl esin kaynağım sevgili ustam ve dostum Halikarnas Balıkçısı'dır. Yurdumuzun eşsiz değerlerine saygıyı ve sevgiyi o aşıladı bana. Çok borçlu olduğum bir kişi d e , birlikte çevirdiğimiz llyada ve Odysseia'yı güzelim şiir diliyle Türkçeye kazandı­ ran arkadaşım A. Kadir'dir. Bu kitap Homeros'la doludur, nasıl olmasın ki Batı uygarlığının ilk ve en büyük ozanı yurttaşımız H o m e r o s burcu burucu Anadolu kokar. Azra Erhat İstanbul, 1972

A
Abas. (1) İlyada'da adı geçen Abant'lar bo­ yuna adını veren kahraman. Poseidon ile su perisi Arethusa'nun oğlu. (2) Aigyptos oğullan amcaları Danaos'un kızlarıyla zorla evlenince, gerdeğe girdikleri gece kanları tarafından öldürülürler. Yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirger, ikisi­ nin birleşmesinden Abas adlı bir erkek çocuk doğar (Tab. 10). Abas Argos'ta kral olur, ev­ lenerek Akrisios'la Proitos'u meydana getirir. Akrisios'tan D a n a e , Danae'den Perseus do­ ğar. Acca Larentia. (1) Roma'nın kuruluş efsanesi'nde sözü geçen çoban Faustulus'un karı­ sı. Kocasının dağda bulduğu Romulus ve Remus bebeklerini benimser ve kendi on iki ço­ cuğuyla birlikte büyütür (Romulus). (2) Roma'nın kuruluş dönemlerinde güzelli­ ğiyle ün salmış bir kız. Bir bayram günü Her­ cules tapınağında tanrı ile tapınak bekçisi bahse girişirler, zar oyununda kim kazana-' caksa "ötekine bir ziyafet çekecek ve bu güzel kızla yatmasını sağlayacaktır. Oyunu Hercu­ les kazanır ve Acca ile sevişir. K ı z sonraları zengin bir Etrüsk'le evlenir ve yaşlı kocası ölünce bütün varlığını Roma halkına bağışlar. Admete. Bir Samos (Sisam) efsanesine gö­ re, Perseus soyundan olan Admete Argos'ta tanrıça Hera tapınağının rahibesiymiş. E l l i sekiz yıl bu tapınağa hizmet ettikten sonra, babası Eurystheus ölünce Argos'tan kaçmak zorunda kalmış. Tanrıçanın heykelini yanına alarak Sisam adasına sığınmış. Bir süre sonra Argos'luların parayla tuttukları korsanlar H e ra heykelini kaçırmaya kalkışmışlar, ama ge­ miye bindirilen heykel yelkenlerin açılmasına engel olmuş, tanrıça böylelikle Samos'ta kal­ mak istediğini belli etmiş. Samos Hera'sı diye anılan ünlü bir heykel İlkçağ arkaik sanatının en önemli yapıtlanndan sayılır. Sisamlılar Hera ve Admete adına yılda bir bayram ya­ parlardı. Admetos. Pherai (bugün Elestino) şehrinin kralı. Delikanlı olarak Kalydon avına ve Ar-

gonaut'lar seferine katılmış. Kyklop'ları öl­ dürdü diye bir yıl Olympos'tan sürülen Apollon'u sığırtmaç olarak kullanmış (Apotlon, Kyklop'lar). Pelias'ın kızı Alkestis'e gönül ve­ ren Admetos onu elde etmek için arabasına bir aslan; bir de yaban domuzu koşmak zo­ runda kalınca Apollon tanrı o n a yardım et­ miş ve Admetos Alkestis'i almış, ne var ki dü­ ğün günü Artemis'e kurban kesmeyi unuttu­ ğu için, tanrıça gerdeğini yılanlarla doldur­ muş. Apollon Admetos'u bu beladan kurtar­ mış, bununla da kalmayıp Admetos'un kade­ rini de değiştirmeyi başarmış: Kader Admetos'un ölümü için saptadığı gün Pherai kralı yerine ölecek başka birini bulursa ertelemeye razı olmuş. Ama o gün gelince Admetos yeri­ ni alacak kimseyi bulamamış: Ne anası, ne babası, ne uşağı, kimse ölmek istememiş, yal­ nız genç karısı Alkestis kendisini feda etmiş. Alkestis Hades'e indikten sonra Herakles ta­ rafından kurtarılır (Herakles). D e l i Dumrul e f sanesine de konu olan bu motifi Euripides "Alkestis" adlı tragedyasında işlemiştir (Alkestis). Adonis. Köken ve kaynakları güney Akde­ niz çevresine uzanan tipik bir Anadolu efsa­ nesi. Kybele-Attis mythos'unun bir başka an­ latımını veren Adonis efsanesi bir toprak-bereket öyküsüdür. Birçok şiir ve masal yazarla­ rının özene bezene işledikleri bu öykü şöyle özetlenebilir: Suriye kralı Theias, ya da Kıbrıs kralı Kinyras'ın Myrrha ya da Smyma adında bir kızı varmış, tanrıça Aphrodite'in lanetine uğra­ yan bu kız babasına tutulmuş, onunla seviş­ mek istemiş. Dadısının kurduğu bir düzenle babasının yatağına girmiş ve on iki gece onunla sevişmiş, son gecesi de gebe kalmış. O gece babası, yanında yatan kadının kendi kızı olduğunu anlamış ve bu korkunç günahı temizlemek için, kılıcıyla kızının üstüne yürü­ yüp onu öldürmek istemiş. Ama tanrılar Myrrha'ya acımışlar ve onu babasının elinden kurtarmak için bir mersin ağacına çevirmiş­ ler. On ay kadar sonra ağacın kabuğu çatla­ mış, gövdesinden dünya güzeli bir bebek çık­ mış. Çocuğun güzelliğine vurulan Aphrodite onu büyütsün diye yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Ama Persephone de çocuğa

İtys adında bir oğul­ ları olur. Tanrılar Aedon'a acıyıp onu bir bülbü­ le dönüştürürler. dört ayını da Aphrodite'nin yanında geçireceğine. (1) İlkçağ yazarlarını çok etkileyen bu efsaneye ilkin Homeros'ta rastlanır. sıyrığından akan bir damla kan tanrıçanın çiçeği olan beyaz gülü kırmızıya boyamış. Adonis'in yılın dört ayını Persephone'nin. Bir süre sonra da onun vârisi olarak tahta çıkar. Ama mutlulukları başlarına vurur. geri ka­ lan zamanda da istediği yerde yaşayabileceği­ ne karar vermiş. (Yun. bir Adrastos'un sağ kalacağını öngörmüştü. Falcı ve bilici olan Amphiaraos bu savaşta bütün önderle­ rin öleceğini. İtys'i öldürüp pişirirler ve babasına yedirirler. Sonra. tanrıçanın güzel delikanlıya olan aşkını kıskanan öbür tanrılar (Ares ya da Artemis) Adonis'in üstü­ ne bir yaban domuzu salmışlar. Karı koca birbirleriyle yarışmaya girişir­ ler. onu Aphrodite'ye bir daha geri ver­ meye yaraşmamış. öte yandan sevgilisinin yardımına koşan Aphrodite'nin ayağına diken batmış. Adrastos. yolda onu kirletir. İki kız kardeş öç almaya karar ve­ rirler. kardeşi Polyneikes'i Thebai'den sürünce. kasığından yaralanan Adonis'de kanaya kanaya can ver­ miş. Aedon eltisini kıskanır ve bir gece en büyük oğlunu uykusunda öldür­ meye kalkışır.tutulmuş. Zethos'un kardeşi Amphion Niobe ile evlenip çok çocuğu oldu­ ğu halde. böylece hızla büyüyen bu bit­ kiler kısa zamanda solup ölürlerdi. Argos'a sığınırlar. Talos'un oğlu. Kocasıyla birlikte Kolophon' da mutlu günler yaşarlar. Bülbül). saksıla­ ra. 23). ölen önderlerin oğullarıyla Thebai'ye karşı Epikon'lar seferi­ ne katılır ve bu kez zaferi kazanır. Aedon. saçlarını ke­ sip köle kılığına sokar ve kız kardeşine kim olduğunu bildirirse. Gerçekten de öyle olur. öbürü Deipyle'yi de Tydeus'a verir ve Polyneikes'le birlikte Thebai'ye karşı Yediler seferine önayak olur. Bir aile kavgası yüzünden yurdunu bırakıp. Bu arada Oidipus oğullarından Eteokles. ne var ki yanılır. Yarışmayı Aedon kazanır. Adonis sekiz ay Aphrodite'nin yanında kalmayı seçince. karanlıkta Niobe'nin oğlunu değil de kendi çocuğunu öl­ dürür. K i m daha çabuk bitirecekse. Aedon ku­ maş dokumakta. onları sıcak su­ larla sularlardı. Toprağı sulayan kanından Manisa lalesi denilen bahar çiçekleri bitmiş. baharla birlikte yeryüzüne dönen ve aşk cümbüşü içinde fışkırıp gelişen bitkisel varlığı simgeleyen Adonis'e Suriye'de özellikle kadınlar tapınırlardi: Yılda bir bahar bayramları yaparlar. Aedon Pandareos'un kızı ve Thebaili Zethos'un karışıdır. ama babasını öldüren Amphiarâos'la görünüşte banşarak. ama savaş­ ta yitirdiği ogulunun yasına dayanamayıp ölür. öte yandan da adam öl­ dürdüğü için Kalydon'dan sürülen Tydeus. Kışın yeraltında saklanan. Efsanesi Thebai'ye karşı Yediler seferiy­ le ilgilidir. Tanrıçalar arasında ko­ pan kavgaya yargıçlık eden Zeus. Odysseia'da ( X I X . Argos kralı (Tab. Polytekhnos işin farkına varınca çılgı­ na döner. bir yandan Polyneikes. 518) anlatıldığı­ na göre. iki kız kardeşi öldürmek ister. Adonis bahçeleri denilen bu çiçeklerin karşısında ka­ dınlar yas tutar ve "O ton Odonin" (Vah Adonis!) çığlıklarıyle dövünürlerdi. kız kardeşi Eriphyle'yi ona verir ve Argos krallığına döner (Amphiaraos. Aedon kız kardeşinin bir gün çeşme başında dert yandığını duyunca. onu tanır. gurura kapılırlar-. Adrastos ölümsüz atına bi­ nerek Argos'a kaçar. Hera ceza olarak kavga tanrıçası Eris'i sokar arala­ rına. Kırlangıç) alır. sepetlere tohum dikerler. Tammuz-Adonis efsanesiyle Hitit bereket tanrısı Telepinu efsanesi arasında ilişki ve benzerlik göze çarpmaktadır (Kinyas). kocası da gider Efes'ten onun kız kardeşi Khelidon'u (Yun. öbürüne bir hizmetçi bulup getirecektir. Adonis efsanesi Sümer ve Hitit kaynakla­ rından gelmedir. Aedon'la Zethos'un yalnız bir ç o ­ cukları olur: Itylos. Zeus ile Hera'dan daha mutlu bir çift olmakla övündükleri için. Eriphylej. büyük yenilgiden sonra. onu öldüreceğini söyleye­ rek Aedon'a verir. Adonis İbranîce "efendi" anlamına gelen Tammuz (Türkçe Temmuz) adının yunancalaştırılmış karşılığıdır. dedesi Sikyon kralı Polybos'un yanı­ na sığınmak zorunda kalır. Polytekhnos araba yapmakta. (2) Miletos efsanesi şöyledir: Aedon Milet'li Pandareos'un kızı ve Polytekhnos adlı sanat­ çının karışıdır. Adrastos kızlarından birini Polyneikes'e. Zeus .

Tanrı koroları kursun yukarda. Boiotia kralı da onla­ ra hazinesini saklamak için sağlam bir yapı ıs­ marlamış. İki kız kardeş İtys'i ke­ sip babasına yedirmekle öç alırlar. Buyruğuna tek sınır. T a n n onlara en büyük ödül diye tatlı bir ölüm bağışlamış. A p o l l o n . Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion'un kızlarıdır. Aello. hem güçlü bir savaşçı" olarak tanıtır. Kızıl boynundan su gibi aksın Oğlumuzun adını inleyen sesin. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonu I ! . onları ordularıyla bir­ likte yöneten başkomutandır. Girit kralı Katreus'un kızı (Tab. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatma­ sın diye dilini koparır. krallık normal yoldan Pelops'tan Atreus'a. Yunan mythos'u tanrılar tanrısı Zeus'un üs­ tünde. Agamedes. altın saçlı t a n r ı Duyup bu acı yankıları. eşsiz bir tiptir. bu kurultayda da başlıca kural danışmadır. Agamemnon'un kral­ lık yetkisi Zeus'tan gelmiştir. bir taşını yerinden oynatıp kolayca çıkarabilecekleri biçimde yapmışlar Geceleri buraya girer. 1 1 . kral değneğinin tarihçesini çizerken (İl. tan­ rıdan ücretlerini istemişler. Anlat o kutsal ağıtlarınla Oğlumuz ffys'in başına gelenleri. Homeros onun asasının. Aerope. öbürünü kırlangıç haline sokar. Prokne Trakya kralı Tereus'la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. sonra Atreus'un karısı olur. Para hırsına kapılan iki mimar da hazine odasını. Apollon da altı gün yiyip içip eğlenmelerini. 15). Philomela'yı kırlangıç (baş­ ka bir anlatıma göre adı güzel sesli anlamına gelen Philomela bülbül olur). krallar kralıdır. yedinci günü emeklerinin karşılığını alacaklarını bildirmiş. Bu bakımdan destana olduu kadar. Çöz tanrısal dilini. Tanrılar Prokne'yi bülbül. her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında. Varlığının gün geçtikçe eksildi­ ğini gören kral Girit'ten ünlü mimar Daidalos'u çağırmış. (Tab. Aerope. Agamemnon Yunan mythos'unda tektir.). Delphoi ve Thebai şehirlerinde yaptıkları anıtlar parmakla gösterilirmiş: Delphoi'de Apollon. Karşılık versin sana. Başka bir anlatıma göre. Agamedes ile Trophonios Delphoi tapınağını bitirince. Harpya'lardan biri. Ve ölümsüz dudaklarından çıkan ezgiler Karışsın sesine mutlu yüceliklerde. Sık fundalıklardan göklere yükselsin. uyan. Tereus'u da hüthüt kuşuna dönüştürürler. Arkadya'da Poseidon tapınakları ve Thebai'de Alkmene'nin yatak odası ellerinden çıkmış. Trophonios Agamedes'in kafasını keserek kaçmış. soyunu Pelops'a kadar götü­ rür. Agamemnon ve Menelaos'un anaları olarak gösterilir. hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. Agamemnon. ondan üstün bir güç bulunduğunu gös­ terdiği gibi. 100 vd. tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon. Dök yüreğindeki acılan. yalnız İlyada'da değil. Atreus'la Thyestes arasındaki kardeş kavgasında ölür (Atreus). Alsın fildişi çalgısını. Adı Kasırga anla­ mına gelir (Harpyalar). başka bir efsane koluna göre Agamemnon'un ilk atası Tantalos'tu. 14 ve 15). yedinci gece uykuya dalınca iki mimar bir daha uyanmamışlar. Girit'ten sürülüp Argos'a gelir ve ilkin Pleisthenes ile evlenir. efsaneler boyunca onun simgele­ diği kavramı onun kadar etkin ve belirgin ni­ teliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur. İlyada'nın üçüncü bölümünde Helene surla­ rın üstüne dizilmiş. hazineden bir şeyler araklarlarmış. (3) Atina efsanesi: Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles'in yitik "Tereus" traged yasında anlatıldığı gibi. Agamedes üvey oğlu Trophonios'la birlikte Yunanistan'ın en ünlü mimarlarındanmış. Atreus'tan Thyestes'e ve ondan Agamemnon'a aktarılır. Öyle olmuş. İlyada'da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez. bölgesel kralların toplantısında çizilir. krallar kralı Agamemnon'un kişi­ liğinde de krallığın hem erdemlerim.araya girer ve birini bülbül. Agamemnon kraldır. Bir tuzak kurmuşlar ve iki hır­ sızı tam yakalayacakken. savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon'u "hem iyi bir kral. Aristophanes "Kuşlar" komedyasında bu dramı Hüthüt'ün ağzından şöyle anlatır: yan garip bülbülüm.

II. çıkarma düşkün yürek. Gene mi bir fisteğin var. ması (Thersitesj. Saygısızlık etti Akhllleus'a.. Atreus oğlu.bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne? Akha oğullarını yokluyor şimdi o.): . o adamın b ü t ü n Argos'lulara her yerde sözü geçer. 78 vd. . "Ey doymak bilmek adam. Hadi yurda dönelim gemilerimizle. Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon. Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz. 1 0 2 vd. Akha oğulları denmez size artık. hem gevşek davranmasaydı sana. h i ç e sayar (İl.... otursun onur payının üstüne.. Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki. öyle mi? Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa. A t h e n a ' n ı n verdiği esinle Odysseus sıraları dolaşıp şöyle yatıştırır h e r ­ kesi (İl. tlyada'nın k o n u s u .. seni it gözlü. Halkın y ö n e ­ ticisini eleştirmesi d ü n y a yazınında ilk kez gö­ rülmektedir b u r a d a . Atreus oğlu? Barakaların tunçla.). bir tek baş olmalı. unutamaz kinini. T e p k i n i n . bütün gözlerden uzakta. I. yoksun bıraktı onu. ne savaşta geçer. Ne kurultayda geçer sözün. Akhilleus'un içinde büyük bir kin yok gene de. Seni şarap fıçısı.. A g a m e m n o n kraldır ve h e r kral gi­ di kendi çıkarını.c u n d a İşlenen k o r k u n ç suçlar d a h a çok t r a ­ gedyaya k o n u olmuştur (Atreus). tek başına bırakalım Troya'da onu. vermek z o r u n ­ da kalınca Akhilleus'unkini a l m a k t a hiçbir sa­ kınca g ö r m e m e s i kavganın asıl n e d e n i d i r . Bu kral portresi ü s t ü n d e d u r m a y a değer. bu senin son küfrün olurdu ona. kadınla dolu.. aldı onur payını. yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen. seni geyik yürekli. Kral azgın olur kızınca ayak takımından birine. Bu s o r u n u Akha o r d u s u n u n nasıl ç ö z ü m l e ­ diği de ilginçtir. yanıyordu iki gözü yalım yalım. bildiğini y a p a r .. yiğit Atreus kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği. n e de o n u n sözlerine uyulmasını salık veren Akhilleus'u. Bu eleştiri yalnız kralı degil.. I. bir zaman öfkesini yenerse de. A m a A g a m e m n o n n e Kalkhas'ı dinler. sizi aşağılık herifler sizi. Size diyorum Akha oğulları.. Halkını ke­ miren bir kralsın s e n " . daha güçlüdür onlar senden.. ( İ l .). Bu davranışı tepki uyandırır. düşüp kalkmaya. vd. Bir şehri alır almaz biz Akha 'lar onları sana verdiydik ilk peşin.). Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkileri size krallık etsin diye verdi Agamemnon'al A p o l l o n ' u n Akha'lara gönderdiği salgının n e d e n i n i bilen Kalkhas bu öfke karşısında ç e ­ kinir gerçeği söylemeye (İl. Tutsağı Khrysels'i geri v e r m e k i s t e m e m e s i . 1 2 2 . Bu eleştiri Akhilleus'un a ğ z ı n d a n şöyle dile gelir. I. dışarı vurana dek taşır yüreğinde onu. gelsin babası kurtulmalık versin sana. Seni gidi edep­ siz.. feodal Akha d ü z e n i n i n t ü m ü n ü k a p s a m a k t a ­ dır (İl.. tersler. A g a m e m n o r i ile Akhilleııs arasındaki kavga A g a m e m n o n y ü z ü n d e n k o p a r . en üstün yiğidimize. altınla versin sana.. Öfkelenip de Akha'lara yıkım getirmesin sakın. Ve bu kavgada krallar kralının t u t u ­ m u . Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun pay­ lar. Yardım etmeyelim de görsün sonunu. Zeus'un beslediği kralların amansızdır öfkesi. istek ve buyruklarını e m r i n ­ deki i n s a n l a n n k i n d e n üstün g ö r m e k t e ve bu İnanışa g ö r e d a v r a n m a k t a d ı r . A m a yiğidin sözlerinden d a h a da şaşırtıcıdır T h e r s i t e s ' i n . Akha kadınları demeli. ama ezecek yakında başlarını. Bir de altın mı istiyor canın şimdi? Tutup getirelim Troya'Mardan birini. A m a d e s t a n A g a m e m n o n ' u bir krala özgü b ü t ü n nitelikle­ riyle canlandırır. 1 9 3 vd. 2 2 5 vd. hey. Kızdıracağım saydığı adamı. halktan bir a d a m ı n kralı kına14 biliyorum Akha'lartn . karakteri ve kişiliği b ü t ü n açıklığıyla o r t a ­ ya serilir. bir tek kral.).. Sense savaştan anlamaz korkağın birisin. kapatmaya kendine? Başbuğsun. yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus'tan gelmemesi. oğlu. I I . o r d u n u n alt tabaka­ sını simgeleyen bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkati ç e k e r .

yarı trajik kaderin belirtisidir (Klytaimestra. Motifleri t o p ­ rak bereketini ve bitkinin öldükten sonra ye­ niden dirilmesini simgeleyen bu efsaneler da- . bu­ nun meyvesini Sangarios ırmağının kızı Nana göğsüne almış. Attis'in saçları bü­ yümeye. Bu efsanenin başka bir anlatımı da şöyle­ dir: Phyrgia ilinin sınırlarında Agdos adlı ıssız bir kaya varmış. ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir. Derken Agdistis Attes'i çıldırtmış. Bakhalar sürü­ süne katılan Agaue. toprağa akan kanından biten menekşe­ ler dibinde öldüğü çamı çepeçevre sarmışlar. delikanlı bir çam ağacının dibinde erkekliğini keserek can vermiş. Her neyse Agdistis ile Kybele ikisi birden gö­ nül vermişler bu güzel delikanlıya. öyle eşsiz güzellikte bir delikanlı olur ki o zaman salt kadın olan Agdistis ona âşık olur. gebe kalıp Attes'i doğurmuş. ama Agamemnon burada da tam başarılı değildir. Bu efsanelerde Agdistis ile ana tanrıça Kybele birbirine karışmaktadır. Agdistis. Pessİnus kralı da aynı şeyi yapar. Aigisthos). adının Phrygi a dilinde teke anlamına gelen "artagus" teke ile ilişkisini göstermektedir. Ne var ki Attes Agdistls'ten kaçmak İ ç i n Pesslnus'a gider ve orada kralın kızıyla evlenmeye k. hünsa imiş. Kybele tanrıça onu göm­ müş. Hem kadın. aslında talihsiz bir adam­ dır: Akhilleus'u kırdığına bin pişman olur. Zeus tanrıçaya tutul­ muş. Agdistis Zeus'a yalvarmış Attis'in bedeni hiç bozulmadan kalsın. Semele'nin oğlu tanrı Dionysos anasının öcünü almış. Bu sözü aldıktan sonra Agdisüs sevgilisinin ölüsünü Pessinus'a götür­ müş. Kybele onu da gömmüş ve onun me­ zarı üstünde de menekşeler bitmiş.1 r . Zeus'la Semele'nin aşkı üstüne de­ dikodu yaptığı için. 18). Pentheus'un anası (Tab. Agamemnon gene de bir zorba olarak gös­ terilmez llyada'da. Bu konu Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın­ da işlenmiştir (Pentheus. Tam düğün gecesi düğün ezgileri söylen­ mektedir ki Agdistis birdenbire çıkagelir. bundan gebe kalarak Attes (başka kaynaklara göre Attis) adlı bir oğlan doğurur. ba­ rışmak için ödün vermeye razıdır. Onun kişiliğin­ de Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini or­ taya sermek istemişlerdir sanki. uzuvdan bir badem ağacı meydana gelir. Agaue. Ne var ki bu artagus sözcüğü "güzel" anlamına da gelebilir. bu yüz­ den kızı İphigeneia'yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir (İphigeneia). Bundan hünsa bir varlık doğar: Agdistis.At ıi >r . Zeus bir gece düş görerek tohumunu yeryüzüne döker. oğlu Pentheus'u bir vah­ şi hayvan sanarak kendi eliyle parçalamış. bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl. t e ­ kenin sütü olamayacağı halde. Bebek gelen geçenin ilgisini çek­ miş. İlyada onun kahramanlıkları ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur. Midas'ın kızı da umutsuzluğa düşerek canına kıymış. 85 vd. Onu dağa bırakır. Pausanias'ın anlattığı Agdistis e f sanesi ana tanrıça Kybele'nin Pessinus'taki kültüne ilişkin bir efsanedir. Agdistis de sevgilisinin bedeninin bozulma­ masını sağlar. XIX. küçük parmağı da oynamaya de­ vam edecekmiş. ama Phrygia kralı Midas onu kendi kızına almak istiyormuş. Agdistis'i Dionysos sarhoş ederek erkekliğinden et­ miş. Bu t o ­ humdan Agdistis doğmuş. Kadmos ile Harmonia'nın kızı.ılkı şır. onunla birleşmeyi başaramayınca tohu­ munu bir kayanın üstüne bırakmış. Jno ile Semele'nin kardeşi. orada gömmüş ve anısına bir bayram ile bir rahip heyeti kurmuş. Attes büyüyünce öyle yakışıklı.). çürümesin diye. Sangarios Nana'ya çocuğu dağa bırakmasını buyurmuş. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra. Attes onu görünce çıldırır ve erkekliğini keser. Zeus da bu dileğini yerine getirmiş. hem erkek olan bu yaratığı tanrı­ lar ele geçirir ve erkeklik uzvunu kesip atar­ lar. Ayrıca mezarı üstünde bir badem ağacı büyümüş. uzvundan bir badem ağacı çıkmış. Attes ölür. Karısının ve onun âşığı olan kendi amcaoglunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik. Bakkha'lar). Her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon'uh: Aulis'te avlanırken Artemis'i kızdırması. orada Kybele tanrıçaya bir taş biçiminde tapılırmış. ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. onu bir tekenin sütüyle beslemişler. ırmak tanrı Sangarios'un (Sakarya) kızı bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne saklar.

Agron. Aiakos da babası Zeus'a yal­ varmış ki adada bol sayıda bulunan karıncala­ rı insana dönüştürsün. Yunanlıların en dürüstü. Epaphos da Nil tanrısı Neilos'un kızı Memphis'le evlenir ve Libya adında bir kızları olur. "küçük Aias" Oileus'un oğludur ve Lokris'lilerin önderi olarak gelmiştir Troya sava­ şına. Phokos'un atletik yarışmalarda başarılarını kıskanan ağabeyleri Telamon ile Peleus kafa­ sına bir disk atarak öldürmüşlejr onu. biri. Akdeniz çevresinde kentler kurup yerleşirler (îo. Agenor. Hiç biri de geri gelmez. 524a). Tanrıların çok sevdiği Aiakos'tan Yunanlı­ lar bir dilekte bulunmuşlar: Ülkelerini kasıp kavuran kuraklığa son vermesi için Zeus'a ya­ karmasını istemişler ve Zeus bu dileği de yeri­ ne getirmiş. Karıncalardan dog­ ma bu adamlara Myrmidon'lar (Yunanca "myrmeks" karınca demektir) denmiş. Epaphos. Pessinus'taki Kybele kültünde rahiple­ rin belli zamanlarda ve törenlerde erkeklik uzuvlarını kesmelerinin nedenini ve kaynağı­ nı anlatmaktadır. Agenor ise Fenike'ye yerleşir. Yun. Afrika'nın bir bölgesi­ ne adını veren bu kız tanrı Poseidon'la birle­ şerek ikiz doğurur: Agenor ile Belos. Bu hakseverliği ona öldükten sonra Hades ülkesinde yargıç olmayı sağlamış. Aiakosoğlu. Aiakos'un Aigina'dan Telamon ile Peleus. "büyük Aias" Telamon'un oğlu. Aiaie. öteki. orada Zeus'tan olan oğlu Epaphos'u doğurur. içinde Erikthonoios'u sakladığı sepeti ona ve­ rip sakın açmamasını söyler. Baştanrı oğlunun bu dileğini yerine getirmiş. Epaphos'un oğlu. 21). İlyada'da iki Aias'ın adı geçer. K ı z ı Europe tanrı Zeus tarafından kaçırılınca Agenor oğulları Kadmos. bulup getirmedikçe dön­ memelerini buyurur. Fok balığı) adlı bir 03lu olmuş. Kos (Istanköy) adasında Byssa ve Meropis adlı iki kız kardeşiyle yaşayan ve yal­ nız toprak işleriyle uğraşan bir delikanlı. Akhilleus'un amca çocuğu ve Salamis adası­ nın kralıdır (Tab. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Ama kardeşleri Herse ve Pandrosos'la birlikte Aglauros m e ­ rakını yenemez ve sepeti açarlar. Io inek kılığında dünyayı dolaştıktan son­ ra Mısır'a gelir. Tyr ile Sidon kentlerinin kralı olur. Aiakos da hak yerine gelsin diye sürmüş oğullarını Aigina'dan. Aiakos'un torunu Akhilleus sonraları Myrmidon'ları kendi ordusu olarak Troya seferine götürmüştür. Hesiodos'a gö­ re Aglaie Kharit'lerin en gencidir ve tanrı Hephaistos'la evlenmiştir. bir denizkızı olan Psamathe'den (Yun. Tanrıça Athena.ha çok alegorik birer anlam taşır. 21). "aia" veya "gaia" toprak demek­ tir. içinde yı­ lanlarla sarılı bir bebek görünce korkudan çıldırarak Atina Akropolünden aşağıya atarlar kendilerini (Erikhthonios). 14 ve 21). Kolkhis ülkesinin eski adıdır (Argonaut'lar). Byssa martı oldu. Europe). Odysseia'da büyücü tanrıça Kirke'nin adasına verilen ad (Kirke). lo'nun torunu olan Agenor tanrı Zeus'un soyundandır (Tab. Bunlardan amaç. Belos Mısır'a. Phoiniks ve K i l i k s ' i k ı z kardeşlerini aramaya gönderir. Akhilleus'a verilen Aias. Aglauros (yahut Agraulos). ama Platon onu ölüler yargıcı ola­ rak gösterir ve Asya'lı Minos ile Rhadamanthys'in yanıbaşında Avrupa'dan gelen ruhları yargıladığını ileri sürer (Gorgias. Adı parlak anlamına gelen Aglaie Zeus ile Eurynome'den doğmuş üç Kharit tanrıçanın biridir (Kharit'ler). Gerçi H o meros destanlarında Aiakos'un böyle bir sıfa­ tı yoktur. en dindarı diye anılan Aiakos. Bu üç kardeş toprak tanrıçasından başka hiçbir tanrıya saygı göstermedikleri için ceza olarak kuş biçimine sokuldular: Meropis baykuş ol­ du. Belos. Kybele tanrıçanın ise Ana­ dolu'da ve çevrede tarih öncesi çağlardan Roma devrine değin çeşitli adlarla tapım gör­ düğü herkesçe bilinmektedir (Kybele). Agron da yagmurkuşu haline dönüştürüldü. Aglaie. Bu iki Aias birbi­ rinden çok ayrı kişilerdir. Anasının adını alan Aigina adasında kral iken uyruklarının hepsi vebadan ölmüş. 16 Aia. Zeus'la su perisi Aigina'nın oğludur (Tab. Kum) Phokos (Yun. llyada'da soyadı (Tab. Aiakos. Aia. 10). ama h e p omuz om- .

hem çok ufak. geniş omuzlarıyla aşan? H e l e n e de bu yiğidin "eşi görülmedik Aias" olduğunu söyler. Akha'lann eline geçtiği sırada P r i a m o s ' u n kı­ zı Kassandra A t h e n a t a p ı n a ğ ı n a sığınmış. ikinci yılından sonra kızlar kurban edilmeyip Athena rahibe­ si olarak T r o y a ' d a alıkonulmuşlar. XIII. başaramayacakla­ rı hiçbir yiğitlik yoktur. soylu. hafif silahları kullanmakta ustadırlar. 2 2 6 vd. öteye de hiç gidemezler (İl. yatıştırır Aias'ı bu kötü huyu Aias'm başına bela olacaktır.).). 7 1 2 vd. işte Aias'lar da tıpkı öyle. I I . a m a bu kez Aias A t h e n a ' n ı n öfkesine karşın kurtulduğuna böbürlendiği için tanrıça Zeus'un yıldırımını alarak kendi öldürür akıl­ sız yiğidi. M1. Bu iki yiğit Akha o r d u s u n u n canı ciğeridir. Bu dayanışmayı şöyle tanımlar H o m e r o s (İl. Aias'lar arasındaki bu birlik. tanrı sözcüsü şu cevabı verir: Kassand r a ' n ı n kaçırılıp ırzına geçilmesinin kefareti olarak her yıl Lokris'ten Troya'ya iki genç ki/ gönderilmeli ve Athena tapınağına kurban edilmelidir. Patroklos'un ölüsünü Troyalıların elin­ d e n kurtarmaya da yardım e d e r . Aias'ın işlediği günahların cezasını yurdu da çeker: Yiğit öldükten sonra bile uzun bir süre Lokris toprağı verimsiz kalır. yanındaki H e l e n e ' y e sorar (İl. katılmadıkları hiçbir savaş. oğlu Aias'mki ondan ufak. (2) AİAS TELAMON O Ğ L U T e l a m o n ' u n oğlu Salamis'li Aias Troya sa­ vaşına yalnız on iki gemi getirdiği h a l d e . Akha'lann kalesi diye anılan Aias'ı P r i a m o s surların ü s t ü n d e n g ö r ü n c e . Aias'm gemisi batar. Aias kızı sığınağından ayırmak. tanrıçanın heykeline sımsıkı sarılmıştır.za savaşırlar. dışarı çekmek ister ve dinsel töreleri hiçe sayarak bu işi başarır. Bu t ö r e de bin yıl sürdürülmelidir. Akha'ları kargı atmakta . akılsız adam. Aias İlyada'da şöyle çıkar karşımıza (İl. llyada'daki olaylardan sonrasını an talan destanlarda A i a s ı n m İşlediği büyük bir suç söz k o n u s u d u r : Troya şehrinin düştüğü. yeni sürülen tarlada şarap rengi İki öküz nasıl gönüldeş olur da çekerlerse sabanı. a m a o n u n k o m u t a ettiği bölükler hiç b e n z e m e z öbür savaşçılara: Okçular Lokris'liler. boyu bosuyla küçük Aias'ın t a m karşıtıdır. gemilerin yanındaki çetin boğuşmaya katılır. kavgacı ve kimi z a m a n kabadır. Tanrıça yiğidi böylece ö l ü m d e n korumuş olur.). Akhilleus'tan sonra en yiğit savaşçısıdır. Lokris'liler b u n u yapmışlar. bütün Hellen'leri. Aias. 5 2 6 vd. Poseidon yiğidi kur­ tarır. Argos'luları başıyla. Girit'lilerin ö n d e r i de şöyle tanımlar o n u (İl. boynuzlarının kökü bol bol ter döker. Savaşa hazırlanırken şöyle tanımlanır Alas (İl.). XIII. 'kendirden bir zırh giymiş küçümencik bir adamdır ama. Oileus'un çevik oğlu Alas hiç. 4 8 3 vd. ikide bir salgın­ lar baş gösterir. gittikleri zaman yarık boyunca uca doğru yalnız cilalı boyunduruk ayırır onları birbirinden. Ne var ki bu kez kendi de A t h e n a sunağına sığınıp yalvarır. geçer. XXIII. ama hiç ayrılamaz Telamon'un oğlu Aias'tan. Aias kırk t a n e kara gemiyle gelmiştir T r o ya'ya. senin aklında hiç çeviklik yok. a m a cezasız bırakmaz: D ö n ü ş yolculu­ ğunda Akha'lar k o r k u n ç bir fırtınaya tutulur­ lar. Akha'lar bu günahı kendisine ö d e t m e k için Aias'ı taşlamaya koyulurlar. kadar değil boyu boşu Aralarını s o n u n d a Akhilleus bulur. Akh a ' l a n n . G ö r ü n ü ş ü .). bu iki yiğidin nitelikleri ve ka­ derleriyle birbirinden çok değişik olmalarında aramalı. Ama sert. Bunu d a h a iyi anlamak için h e r biri­ ni ayrı ayrı incelemeliyiz. 2 0 6 vd.' 17 . 7 0 2 vd. Delphoi'ye çare sorulduğun­ da. kavgacı başı. Patroklos'un ölüsü için yapılan araba yarışmasında Aias İ d o m e n e u s ' l a kavgaya tutuşur. Lokris'lilere Oileus oğlu Telamon'un çevik Aias komuta eder. (1) AİAS O İ L E U S O Ğ L U .. Kim o. VII. Akha'lardan geri kalırsın her İşte.). Irlyarı yiğit. beraberliğin asıl n e d e n i n i . öbür Akha'lı. III. omuz omza destek oluyordu birbirine. Aias H e k t o r ' a karşı teke tek savaşa da h a ­ zırdır.

Thetis ister ki Akhilleus'tan sonra en yaman savaşçı kimse o alsın silahları. 24). Troya savaşı da bittik­ ten sonra. savaş arkadaşlarını hiçe saymasını sert sözler­ le kınar. Hektor'la savaşta Troya'lı yiğidin kargısı altı kat deriyi geçer. Aietes. 268 vd. saldırı­ da da. yürek kemiren savaş gücüyle birbirleri üstüne saldırttığı erler arasında savaşa giden Ares gibi tıpkı. Aias çileden çıkmış. pürtüklü. Akha'larm kalesi. öç al­ dım diye şenlik yapar. Aias Hektor'u alt etmekle kalmaz. Thetis'in tanrı Hephaistos'a yaptı­ rıp oğluna getirdiği silahlar kime kalacak diye kavga kopar Akha komutanları arasında. silahlarla sarıp sarmaladı bedenini. ünü. Akha'lara söz geçirmek için ona baş vururlar. O adam da Telamon oğlu Aias'tır. Korkunç diye nitelenen bu kalkan yedi kat deri. Aias kalkanıyla dikkati çeker Akha'lar ara­ sında. Kafkas dağının eteklerinde bulunan Kolkhis (bugünkü Gürcistan) ülkesine kral olur.I \U l\ / I I I İ U O Aias giydi ısıldayım tunç zırhını. soykaları çadırına taşır. tıpkı dev yapılı Ares gibi yürüdü. fırladı. sorumluluk duygusu Agamemnon'unkinden daha üstündür. bir gece pusu kurar. Troya'nın sayısız yiğidini tepeler. Ama Aias daha büyük bir ka­ yayla onu s a f dışı eder ( İ l . he­ men koşar. Aigeus. öldürür. Büyücü Kirke'nin ve Minos'un karısı Pasiphae'nin kardeşi ve Medeia ile Apsyrtos'un babasıdır. Bunca büyük bir kah­ ramanın böyle gülünç bir duruma düşmesi Aias'ın katlanacağı bir çöküntü değildir: Kılı­ cının üstüne atar kendini ve canına kıyar. değeri hiçe sayılıp ağır bir haka1 « rete uğramıştır. Yeraltı tanrısı Hades'in başka bir adı (Hades). bizim bugünkü deyimlerimizle bir şizofreni ya da paronaya krizi. Bunların arasında şair Sophokles'in "Aias" adlı tragedyasında ele aldığı yürekler acısı dramı üstünde dura­ lım: Akhilleus öldükten. Aigreus onu . yıllar sonra yurdu­ na dönen kızı Medeia'nın yardımıyla tacını yeni baştan elde edebilmiş (Argonaut'lar). savaşın en çetin anların­ da aslan gibi dövüşür. "ovada duran. Aias'ı tanrıça Athena bu korkunç ya­ nılgıya düşürür. Korkunç yüzünde bir gülümseme. Aietes ona birçok sınamaları başarırsa postu vereceğini söyle­ miş. Pandion bir devrim sonucu Atina'dan sürülünce. sonra Karadeniz'in güney-dogu kıyılannda. altın postunu Aietes'e armağan etmiş. O sırada bir bunalım geçirir. Medeia'nın kesip denize serptiği parçalarını toplamakla vakit geçirmiş ve umutsuzluğa kapılarak Kolkhis'e dönmüş. Sophokles'in bu tragedyasında ününü ömrü­ nün sonuna kadar koruyamayan büyük ada­ mın dramı dile getirilmiştir. Kız kardeşi Helle ile Asya'ya kaçan Phriksos Kolkhis'e sığınmış ve üstünde uçtuğu ka­ natlı koçu Zeus'a kurban ettikten sonra. savunmada da hep başta gelir. kimleri öldürdüğünü görünce düşmanla­ rının karşısında rezil olmaya dayanamaz. Çektiği acı korkunçtur. bir kat da tunçtan yapılmıştır. uzun gölgeli kargısı sallanıyordu. Bu işte tanrı parmağı vardır. Atina kralı Pandion'un oğlu.). V I I . güçlerine güç ka­ tar. Önce Korinthos tah­ tına çıkar. küçük düşü­ rülmüş. Güneş tanrı Helios ile Okeanos kızı Perseis'in oğlu (Tab. Kral da onu tanrı Ares'e adanmış ormandaki bir meşe ağacına asmış ve bekçi olarak önüne korkunç bir ejder dikmiş. Kronos oğlunun. dev yapılı Aias. derken Hektor. kışkırtır onları. son katına saplanır kalır. iri" bir kaya parçası alır ve Aias'ın kalkanını tam gö­ beğinden vurur. 8). Akhilleus'un bir kız uğruna savaştan çekilmesini. Orada da tahtından olmuş. Aias kendine gelip ne yaptı­ ğını. Aias kendi çıkarını hiç düşünmeyen ülkü­ cü bir kahramandır. elinde kılıcıyla Akha ordusunu yok edeceğim diye bir sığır sürüsüne saldırır. Akra'ların gevşediğini gördü mü. ama Agamemnon ile Menelaos ne yapıp yapıp silahlan Odysseus'a verirler. Öyle ki tanrılar bile derin bir saygı beslerler Aias'a. Medeia'nın yardımıyla altın postu çalıp kaçan Argonaut'ların peşine takılmışsa da oğlu Apsyrtos'un. Geniş adımlar atıyordu altında ayakları. önde yürür. İlyada'da en erdemli yiğit olarak karşımıza çıkan Telamon oğlu Aias'ın adına birçok ef­ saneler daha kurulmuştur. Aidoneus. kara. lason Argonaut'larla birlikte altın postu almaya gelince. hayvanların hepsini bir bir öldürür. İşte böyle atıldı öne o. Theseus'un babası (Tab.

Bunun nedenini Delphoi tapınağında tanrı sözcüsüne sormaya gider. Atreus Thyestes'ln oğul larını öldürüp kendisini Mykenai'den kovun ca. Sophokles'in "Elektra". Aiskhylos'un "Agamemnon" ile başlayan "Oresteia" üçlüsü. Agamemnorı Troya seferine çıkınca Aigisthos Mykenai'ye döner. B i r tanrı sözcüsü ona ancak öz kızından bir oğlu olursa. I. Thyestes'ln oğlu (Tab. keçi anlamındaki "aix"ten türemedir) Mykenai sarayına gelir. Agamemnon Troya'dan dönünce ikisi birden kahpece vururlar onu. (Od. Aigyptos. Bu çocuk kahraman Theseus'tur. Aigina. Aigis. ataları da Zeus'la lo' dan doğma Epaphos'tur. 518-537). ama Aigyptos gider. A l gyptos'a da Arabistan'ı verir. Theseus'un yolunu gözleyen Aigeus kara yelkenleri görünce oğlunu öldü sanarak kendini denize atar. Aigisthos adının "Odysseia" da da sık sık geçmesi. Belos'la Ankhinoe'nin oğlu (Tab. Zeus'un Titanlara karşı savaşında kullandığı ve kendisinden başka yalnız Athena'ya verdi­ ği bu kalkan kudretin bir simgesi olmuştur. Theseus Atina'ya döner ve amcası Pallas'ın tahta göz dikmiş elli oğlunu alt edip babasına kendini tanıtır (Aithra). Yılanlarla çevrili. "Melampodes" (kara ayaklar) üiktllnl. bir oğlu olursa. Ama Aigisthos Thyestes'in kendi öz babası olduğunu anlar ve onun yerine Atreus'u öldürür. 32-43.AİGYPTOS kardeşleriyle birlikte yeniden tahta çıkarmayı başarır. Panathenaia bayramında yarışan Girit atleti Androgeos'u öldürttüğü için kral Minos'un korkunç isteklerine uymak zorunda kalır: Her yıl Atina gençliğinden yedi erkek ve yedi kız Minotauros'a yedirilmek üzere Girit'e gönderilmektedir. Afrika kıtasına ege­ men olan Belos o ğ l u Danaos'a Libya'yı. Theseus bu duruma bir son vermek üzere canavarı öldürmeye gi­ der. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" adlı tragedyaları bu aile dramını çeşitli ayrıntılarıyla ve başka başka açılardan ele ala­ rak canlandırırlar. dönüş yolunda Troizen'de kalır ve ora kralının kızı Aithra ile birleşir. Zeus'un Girit mağarasında kendisini emziren keçi Amaltheia'nın derisiyle yaptığı bir kalkandır. Bunca dert­ ten sonra. kralın karısı Klytaimestra'yı baştan çı­ karır. Aigyptos ile ikiz kardeşi Danaos'un de­ deleri tann Poseidon. Sonradan Aktor'la evlenip. IV. Aigis. Aldığı cevabı pek anlamaz ama. Atreus onu iyi karşı­ lar. Aithra'ya. gemisine bir beyaz yelken çekecektir. 10). 14 ve 15). Sonra da Thyestes'i öldürmekle görev­ lendirir. Aithra bir ço­ cuk doğurur. Aigeus iki kez evlendiği halde çocuğu ol­ maz. Ama Aigeus mutsuz bir kraldır. Kuşaktan kuşağa süregiden bu kan davası tragedya şairlerine tükenmez bir esin kaynağı olmuştur. Aiakos bir süre sonra adaya bir Pelasg soyu yerleştirip Oinone'ye anasının adını vererek Aigina der (Aiakos). yani Mısır'ı fetheder ve oraya adını varlı . bir süre sonra da kendisini tanıma­ yan amcası Atreus'la evlenir. Çobanların keçi sütüyle besleyip büyüttükleri Aigisthos (adı Yun. Thyestes de bir gece gizlice kızı Pelopeia'nın koynuna girer ve onu gebe bıraktıktan sonra kaçar. kendi ogluymuş gibi benimseyerek yetiş­ tirir. Yola çıkmadan önce babasına söz verir ki zaferle dönerse. Aigina bu adada Aiakos'u doğu­ rur. Patroklos'un babası olacak Menoitios'u dünyaya getirir. Aigina'ya tutulan Zeus onu Oinone ada­ sına kaçırır. Thyestes kardeşinden öç almak çarelerini arar. Bir süre baba-ogul Mykenai'clc hüküm sürerler. Atreus oğulları efsa­ nesinin Homeros destanları kadar eski oldu­ ğunu gösterir. sonra Atreus'un oğlu Aga memnon tarafından kovulurlar. 21). Delikanlılık çağına gelince. babasının adını bil­ dirmeden büyütmesini söyler. I I I . Dönüşte bu sözünü unutur ve ge­ misi kara yelkenleriyle girer limana. yedi yıl hüküm sürdükten sonra Agamemnon'un oğlu Orestes tarafından öldürülür. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş kavgasını sürdürür. or­ tasında bir Gorgo kafası bulunan aigis kalka­ nı korku salarak orduları bozguna ugratırmış. Aigisthos. Pelopeia Aigisthos'u doğurur. Atreus'u öldürebileceğini bil­ dirir. Homeros destanlarında tanrı Zeus ve Athena'nın kalıp sıfatlarından biri de "aigis taşıyan"dır. Aigisthos. 256-275. Kimden olduğunu bilmediği bu çocuğu kırla­ ra bırakır. Irmak tanrı Asopos'un kızı (Tab. İçinde boğulduğu denize adı verilerek Aigaios Pontos (Ege denizi) denmiştir.

Aineias İlyada'da pek rol oy­ namaz artık. Danaos kızları. Bu konuda iki kardeşin arası açılmış ve Danaos elli kızıyla birlikte Afrika'dan ka­ çıp. Aineias'ın çocukluğu. ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında Kronos oğlu Dardanos'u seuerdi en çok. İğreniyordu artık Priamos'un soyundan.). Dandanie'İllerin Aineias var. Derken Diomedes kocaman bir taş atar üs­ tüne. V. kurtarır onu. Girit ve kuzeybatı Yunanis- Babası nasıl tda dağının eteklerinde yaşa­ mışsa (Ankhises). tanrısal Aphrodite doğurdu onu Ankhises'ten. .). Hektor kadar yiğitçe savaşır Akha'ların en güçlü kahramanlarına karşı. korkunç çığlıklar atıyordu. Aphrodite bu yüzden yaralanır. yiğit düşer.Aigyptos'un elli oğlu. Hektor'la denk gider.). Ankhises'in oğlu.V. yuvarlak kalkanını tutuyordu. Aeneas). ama düğün gecesi kocalarını öldür­ müşler. Bu sözler. Troya'nın ku­ rucusu Tros ile kral soyu iki dala ayrılır: İlos ile Assarakos. Eşi de.). Troya savaşında Aineias Priamos oğulların­ dan hiç geri kalmaz.). Odysseia' nın serüvenleri örnek alınarak anlatılan bu yolculuk Trakya. Kocaman kargısı. ama her kezinde 20 . o sırada anası Aphrodite'nin telaşını görmeli (İI. kral olacak çocuklarının çocukları. iz bırakmadan ölmemeli. kalkanımla Aineias yere atladı. Tanrıça Aphrodite ile Troya'lı prens Ankhises'in oğlu Aineias Homeros'un İlyada destanında önemli bir rol oynamakla kalmamış. X V I I . Aineias'ın Troya önünde ölmeyeceği. Savaş meyda­ nında görelim onu (İl. Aineias'ın bu iki destanda da beliren çok yönlü kişiliğini incelemek gerekir: Soy ağaçlarından da belli olduğu gibi (Tab. II. Danaos Kızla­ rı). X X .. 292 vd.). XX. önünde kargısını. Ankhises ile Priamos ve Hektor ile Aineias aynı kuşak­ tan amcaogullarıdır. Akhalar alıp götürmesin/er diye ölüyü gücüne güuenen aslan gibi dolaştı çevresinde. Danaos'un da elli kızı olmuş. Tek başına desteksiz kalan Aigyptos da üzüntüden ölmüş (Danaos. klasik Latin şairlerinin en büyüğü olan Vergilius'a da bir destan esinlemiştir. soylarının kaynağı olan Argos'a sıgınnuş. İlos'un torunu olan Priamos Troya kralı. Aineias babası Ankhises'i omuzlarına alarak ve oğlu Askanios'u da elinden tutarak İda dağı­ na kaçar. Aigyptos bu kızları oğullarına almak istemiş. düşünde gördüğü Hektor'un tayfı da Aeneas'a batıda Hesperia ülkesine gidip Troya' yi orada yaşatmasını buyururlar.). ki­ mi zaman Hektor'u bile aşıp ona öğüt ver­ mek durumuna gelir ( İ l . öldürmek için yanıyordu karşısına çıkanı. 296 vd. 17) Troya kral soyunun ilk atası Zeus ile Elektra'nın oğlu Dardanos'tur. güçlü Aineias kral olacak Troya'lılara. Aineias'ı Apollon Troya kalesindeki tapınağa kaçıra­ rak kurtarır. 819 vd. bizi dosdoğru Vergilius'un Aeneis'ine götürür. karısı Kreusa arkalarından gelirken birden ana tan­ rıça Kaybele tarafından kaçırılır (Kreusa. birleşti lda eteklerinde bir ölümlüyle. Assarakos'tan üreme Ankhises ise Dardanie şehrinin yöneticisidir. bakmadı tanrıçalığtna. 335 vd. Ama Aineias'ın Priamos oğullarından üstünlüğü bir tanrıçanın oğlu ol­ masından gelir (İl. kendilerini kovalayan Aigyptos oğullarıyla evlenmek zorunda kal­ mışlar. 311 vd. Aineias (Lat. Dardanos soyunu sürdürmekle görevli olduğu tanrı Poseidon'un ağzından söylenir İlyada'da (İl. Troya'nın yıkımından sonraki olaylardaki rolü bütün ayrıntılarıyla Aeneis'te anlatılır. yok olmamalı Dardanos soyu. Öbür tanrılar da katılırlar bu ça­ baya. "Aeneis". yani Aeneas destanı Troya'lı yiğidin Troya yangınından sonra Anado­ lu'dan göçmesi ve İtalya'ya yerleşerek Roma _ şehrine temel olacak yeni bir yurt kurmasını anlatır. başında de bir tanrı korur.. 90 vd. Troya'nın kutsal heykellerinden Palladion'u da yüklenerek yola koyulur. İlyada sonrası efsanelerinin çoğu bu destan­ da anlatılmıştır: Tahta atın şehre alınması ve Laokoon faciasından sonra (Laokoon). AkhiUeus'la ilk ça­ tışması da orada olur ( İ l . Aineias'ı kalçasından vurur. Kaderi kurtulmaktır Aineias'ın tohum ekmeden. deli­ kanlılığı da oralarda geçer.

Aîolos. Aeneas Turnus'u teke tek savaşta öl­ dürür. Boreas. ı içine alan Aiolis kıyı bölgesine ve onlarda oturan soyla. 20). onun konuştuğu Aiol diline adı­ nı vermiştir. babası Ankhises'le görüşür ve kendisini bekleyen par­ lak kaderi onun ağzından öğrenir. (2) Deniz tanrı Poseidon'un oğlu. ba­ şında oğlu Pallas'ın bulunduğu bir bölük as­ kerle arkadaşlannın yanına gönderir. H o m e ros'la Dante'nin yeraltı dünyası anlatımı ara­ sında yer alan bu parça ilkçağ yazınının en belirgin. İtalya kıyılarını kuzeybatıya doğru iz­ leyip Tiber ırmağının arzına varır. Romalıların inançlarına göre burada yer­ altı ülkesine açılan Avernus gölü vardır.A l ( )| ( )S tan kıyılarından Sicilya'ya geçişle başlar. Çanakkale yarımadasından Mende res ırmağına kadar uzanıp. Roma'nm kuruluşuna ka­ dar olan olaylarla efsaneler tarihçilere konu olmuş ve uzun uzadıya anlatılmıştır. Oranın yerlileri. Aeneas'ın o gü­ ne kadar olan serüvenlerini anlatmasına f ı r sat verir. sonra korkunç bir fırtı­ na Aeneas'ı Libya kıyılarına atar. Rutul'larla savaşa girişir ve arkadaş­ larını ırmak ağzında bırakıp içeriye doğru Pallantea şehrinin bulunduğu yere varır. Aiolos Notos. Arthamas. Yunanistan'dan göçme olan kral Evandrus Aeneas'ı iyi karşılar. ilkçağla ortaçağ arasında köprü kurmuştur. kültüre hizmet için en büyük örnekleri göz önünde tutarak yarat alıkta onlara ulaşma amacı ve bu uğurda sonsuz bir sorumluluk duygusu. bu ada şöyle niIrlrniî: . tanrı­ lar Aeneas'ın bir an önce yeni Troya'yı kur­ mak görevine dönmesini buyururlar. Dido canına kıyar (Dido). eserini bitiremediği için onun yakılması­ nı da buyurmuştu. ondan esinlenerek destan yaz­ dığını dile getirmekle Aeneis destanı gerçek­ ten çığır açmış. Tufan kahramanları Deukalion ile Pyrrha' nın torunu. Vergilius onu sona erdiremeden öl­ müş. yellerin yöneticisi. "Pius Aenas" (dindar Aenas) di­ ye anılan kahramanın tutum ve davranışı H o meros destanlarındaki yiğitlerinkinden farklı­ dır. Vergilius'un Aeneis destanıyla en büyük' başarısı kendi çağının ulusal kültürüne bir kaynak bul­ muş olması. kendisinin de Homeros gibi ozanların ozanına dayanıp onun yolunda. Aeneas'ı da yeni bir tip in­ san olarak canlandırmış olması üstünde dur­ maya değer. Ankhises orada ölür. M i d i l l i adasını d . Güney İtalya'da Cumae şehrine vanrlar. Doros ile Ksuthos'un kardeşi ve Sisyphos. Roma'nın geçmişini ta Anado­ lu'nun büyük uygarlık merkezi Troya'ya ka­ dar götürmekle ona uluslararası bir derinlik vermiş bulunmasıdır. Aiolos. On iki bölümlük Aeneis destanı bitmiş de­ ğildir. Augustus'un ve Augustus çağı insanının ülkü bildiği geçmişe. Büyük Latin şairinin amacı Augustus'un damgasını bastığı çağının dünya ve İnsan görülün* bir ufuk açmasıydı. (1) Yunan ulusunun efsanelik atası sayılan Hellen ile Orseis adlı Nympha'nın oğ­ lu. Bütün bu bilgileri edindikten sonra Aeneas yeryüzüne döner. Burada Aeneas. ulusal tarih ve kültüre sonsuz saygı ile onu soylulaştırmak için başka. Cumae'nin tanrı sözcüsü Sibylla Aeneas'ı ölüler ülkesine götürür. Bu ara­ da Rutul'ların kralı Turnus Troya'lılara saldır­ mıştır. Yiğit ar­ kadaşlarıyla yola koyulur. Bu­ rası Palantinus tepesiyle Roma şehrinin iler­ de kurulacağı yerdir. Roma'nın Akdeniz'in en soylu haneda nınca kurulduktan sonra düşman olarak b i l i nen batı ile doğuyu büyük bir birlik içinde ba­ rıştırmış olmasını göstermek. Odysseia destanında Odysseus'un Aiolos'un adasına varışı anlatılır. "Pietas" diye tanımlanan kavram dine saygıyı da aşan bir erdemdir. Önce lulius Caesar. Aeneas'a gönlünü kaptıran Dido onu Afrika'da alıkoymak istediği halde. sonra Augustus'un da soyu olan lulü'lerin Troyalı Aeneas ve Ankhises'le tanrıça Aphrodite'de kaynak buldukla rını. en ünlü sayfalarmdandır. geçmişin değerlerine bağlılık. Destan Aeneas'ın bu zaferiyle kapa­ nır. yabancı da olsa benimsenen k a y naklara bağlama çabası. bütün bunlar "pietas" denilen kavramın içerdiği ve Aeneis destanında canlandırılan Aeneas tipinin tam bir başarıyla simgelediği erdemlerdir. Euros ile Zephyros adlı dört büyük yeli bir tulum içinde kapalı tutar ve ancak Zeus'tan aldığı buyruk­ larla ortaya salar. Kartaca kraliçesi Dido epizodu Odysseus'un Alkinoos'un sarayında yaptığı gibi. Kretheus ile Salmoneus'un babası (Tab.

Aigeus kısırlığı konusunda kâhine danışmaya gitti­ ği Delphoi'den dönerken Troizen'de bir gece kalmış ve tanrının cevabını doğru yorumla­ yan Pittheus onun kızıyla yatmasını sağlamış. Troya savaşının İlyada'dan sonraki bölüm­ lerini anlatan "Aithiopis" destanı (kayıptır) adını bu ulustan aldığı gibi. yüzü yanıklar demek). Akademos. yağma etmişler. Kretheus'la Tyro'nun oğlu. " a i o " ve "loquor" söz söylemek. İason'un babası (Tab. ama Theseus'un ölüm haberini alınca Aithra canı­ na kıymış (Aigeus. "aius locutus" ise söylenmiş söz anlamına gelir. Troizen kralı Pittheus'un kızı. Esir. bu tehlikeli sefer­ den sağ dönmeyeceğine inanarak (Argonaut'lar). tanrılara kurbanlar kesip gün boyu şölen yaparlar. Gerçekten de bir süre sonra lason'un öldüğü haberi gelir. Aius Locutius. Yeller hep birden dı­ şarıya fırlar. Erebos ile Nyks. H o meros destanlarında sık sık adı geçen bu efV sanelik ulus Okeanos kıyılarında. baş kahramanı da Eos'la Tithonos'tan doğma Aithiopia kralı Memnon'dur (Memnon). şölenlerine katılırlar. 22). Hesiodos'a göre Aither. güneşin do­ ğup battığı uçsuz bucaksız bir ülkede oturur. şölen yapıp gönül eğlendirmek­ tedir. İthaka toprakla­ rına yaklaşırlar ki. Bu yüzden de Zeus. Lat. Aithra. Ancak. tam bir ay konukladıktan sonra içine azgın yelleri sımsıkı bağladığı sığır derisinden bir tu­ lum verir ona ve arkasından tatlı bir Zephyros yeli salarak uğurlar gemisini. ama bu kez tanrı onu sert sözlerle kovar. Kretheus'un Tesalya'da kurduğu İolkos şehri kendisine miras kalır. Ne var ki o gün Aithra tanrılara sunu sunarken Posddion'a rastlamış ve deniz tanrı ile sevi­ şip kızlığını yitirmişti. Yeller tanrısı. şehrin yaban ellerin saldırısına uğ­ rayacağını bildirmiş. diktatör Camülus tanrı sesinin duyulduğu yerde bir tapınak yapılmasını bu­ yurmuş ve Palatinus tepesinin kuzey eteğinde 'Aius Locutius" denilen tanrısal varlığa tapı­ nak dikilmişti. Odysseus'u i y i karşılar. İason Medeia ile birlikte Yunanistan'a dönün­ ce. P o seidon ve İris gibi Olympos tanrıları ülkeleri­ ne sık sık uğrar. yeryüzü karanlığından dog­ madır. korkunç bir fırtına kopar. Güneşe böyle yakın oldukları için yüzleri yan­ mış ve esmerleşmiştir. Odysseia'nın X. Akademos'un mezarı Atina'nın dolayların­ da. Theseus). bölümün­ de (1-79) anlatılan bu serüven destanın en renkli öykülerinden biridir. Bir söylentiye göre Helena'yı Paris'le kaçmaya iten bu kadınmış. (Yun.Ö.Yıkılmaz tunçtan bir duvarla çevriliydi bu yüzden ada. Bu yüzden Theseus'un tanrı oğlu mu. büyücü kadın Aison'u diriltmekle kalma­ mış. üstelik de oğlu İason'u Kolkhis'e al­ tın postu almaya gönderir. Pelias artık kardeşini kor­ kusuzca öldürmeyi göze alır. Theseus güzel Helena'yı kaçırıp Afrika'da alı­ koyunca. Attika'lı kahraman. tanrıların lanetine uğramış bir adamı tutmaktan çekinir. insan oğlu mu olduğu belli de­ ğildir. Latin şairi Ovidius'a göre. Kerameikos denilen bölgenin ötesindey- 99 . şehir oturtulmuştu göğe yükselen bir kayanın üzerine. Aithra'yı Aigeus'la birlikte yaşadığı Attika'dan Dioskur'lar kaçırmışlar ve kardeşleri güzel Helena'nın yanına hizmetçi olarak ver­ mişler. Aiolos konağında bir düzine çocuğu ile yi­ yip içmekte. Akademos. yani yer­ altı karanlığıyla. onu bir iksirle gençleştirmiş de. Troya düştükten sonra torunları Aithra'yı kurtarmışlar. Aithiopcs. kız kardeşlerini aramaya gelen Dioskur'lara kızın saklandığı yeri bildirmiş. bu birleşmeden de Theseus doğmuştu. ama üvey kardeşi Pelias onu tahtından atıp tutuklar. Böylece do­ kuz gün dokuz gece giderler. Fırtına Odysseus'un gemisini gerisin geri Aiolia ada­ sına atar. onu kıskanan yoldaşları da teknenin dibinde­ ki tulumu alıp çözerler. A i son'un boğa kanı içerek kendi kendini zehir­ lemesine izin verir. Sonsuz bir mutluluk içinde yaşarlar. Aithcr. Kimse bu sese kulak ver­ memiş. Odysseus uykuya dalar. 390) gökten ge­ len bir ses. Romalılar düşmanı kov­ duktan sonra. Aison. ama sesin dediği doğru çıkmış: Galyalılar Roma'ya saldırmış. şehri yakıp yıkmış­ lar. Galya orduları Brennus komutanlığında Roma'ya doğru ilerlerken (İ. yani dünyayı saran hava taba­ kasının üstündeki arı ve ışıklı gök.

Batı Yunanistan'ın Akarnania ile Aitolia bölgeleri arasında akan en uzun ırma­ ğı. Akastos'un karısı Peleus'a tutulur. onunla birlikte İtalya'ya kadar gitmiş ve bütün serüvenlerini paylaşmış. Argonaut'lar seferine ve Kalydon avına katılır. Sonra da batı Yunanis­ tan'da adını taşıyan Akarnania ülkesini kur­ muş. Akarnan. babası. Akamas güzel kadını geri istemek için Troya'ya elçi olarak gönderilir. İolkos kralı Pelias'ın oğlu (Tab. "Danaoi" ya da "Argeioi" denmektedir. Kendisi daha çocukken. Arkadya kralı Phegeus tarafından öldürülün­ ce. "Akademi" oradan gelir. kimi zaman ejder ol­ ma yetisinden ürken kız Herakles'Ie evlenme­ yi yeg görmüş. Argos adı da genellikle bütün Peloponez'e verildiğinden. Kral Minos'un kızlarından biri. onu baş­ tan çıkarmaya uğraşır.AKI I I I ( ) ( IS di. yiğidi namusuna göz dikmiş olmakla suçlar. Aineias'ın kara gün dostu. Troya sa­ vaşında rol oynayan. Akhates. Sonuç verme­ yen görüşmeler sırasında Priamos'un kızı Laodikeia ile tanışır ve sevişir. 340) ve Homeros'ta ( İ l . başaramayınca. yalnız bir ırk ya da ulus adı olarak kul­ lanıldığından. 25). İ l k karşılaşmada yenilen Akheloos koca bir yılan kılığına girmiş. 23). sadık. Pelias'ın kızları Medeia'nın öğütlerine uyarak babalarını kesip kazanda kaynatınca. Akakallis. Troya'nın düşmesine yol açan tahta atla giren sekiz Akha yiğidinden biridir. Telamon oğlu Aias tarafından vurulur. Alkmaion ile su perisi Kallirhoe'nin oğlu. ünlü kâhin Amphiaraos'un torunu (Tab. ama boynuzu geri almak için Herakles'e Zeus'un keçisi Amaltheia'nın çiçek ve yemiş saçan bolluk boynuzunu vermiş. Akastos kral olur ve İason'la Medeia'yı İolkos'tan sürer (Pelias). 22). ünlü bereket boynuzu ırmak tanrının kendi boynuzuymus. Latince "Fidus Achtes" diye anılan adı. (1) Antenor'la Theano'nun oğlu. anası tanrı Zeus'tan oğlunun çabuk büyü­ mesini dilemiş. Akarnan birkaç ay içinde er­ ginlik çağına ermiş ve Phegeus'la çocuklarını öldürerek öç almış. Akha'ların kampına saldırıda önemli bir rol oynar. Akamas. İ l k i k i isim bir ülke adına dayanmayıp. Ama at adam Kheiron Peleus'u kurtarır. Peleus da öfkesine kapılıp gider. Meriones tarafından öldürülür. ama ırmak tanrının biçimden biçime gir­ m e . Irmak tanrı Deianeira'dan vaz­ geçmiş. (3) Theseus'la Phaidra'nm oğlu. Kalydon avı sırasında Akastos'un başı der­ de girer: Arkadaşı Peleus kaza ile kaynatası Eurytion'u öldürür ve bu suçtan kendini arın­ dırmak için Akastos'un sarayına sığınır. Hesiodos'ta (Theog. "Argeioi" deyimi "Argoslular" diye verilmiştir. Kutsal bir ormanla çevrili bu bölge de Pla­ ton "Akademeia" a d ı y l a anılan ü n l u okulunu kurmuştu. başka bir öyküye göre. ama İlyada'da adı geç­ meyen Akha yiğidi. Homeros destanlarında ve özellik­ le İlyada'da Yunanistan yarımadasından gelip Troya seferine katılan savaşçıların hepsine birden "Akhaioi". Argos diye bir kent bulunduğundan. Bu kez yiğit boğanın bir boynuzunu kopararak alt etmiş Akheloos'u. Bir gece av yorgunluguyla uykuya dalmış olan konugunu dag başında silahsız olarak vahşi hay vanlara yem olsun diye bırakır. bir oğulları bile olur. Akastos. Paris Helena'yı kaçırın­ ca. Akhalar. Akastos'la karısını öldürür. çünkü yaygın . kimi zaman boğa. İlyada'da adı geçen Troya'lı yiğit. Troya yangınından kaçan Aineias'ın yanından ayrıl­ mamış. Herakles onu tam boğacak­ ken de azgın bir boğa oluvermiş. XII. Tanrı Apollon ile sevişmiş ve Miletos'u d o ­ ğurmuş (Miletos). Bu yüzden güçlü yiğitle ırmak tanrı arasında yaman bir güreş başlamış. Akheloos Kalydon kralının kızı Deianeira'ya aşık­ mış. Bu konu için İlyada çevirisinin önsözünde daha ayrıntı­ lı bilgi bulunabilir (s. Akheloos'un birçok öyküleri vardır: Herakles destanıyla ilgili bir efsaneye göre. vefalı dost anlamına gelen bir deyim olmuştur. Akheloos. İlyada çevirisinde "Akhalar" ve "Danaolar" diye karşılanmış. Akastos konukluk yasalarını çiğnememek İ ç i n P e leus'u kendi eliyle öldürmek İstemez. (2) Gene İlyada'da adı geçen ve Troya'lılar safında dövüşen Trakya'lı önder. 84) adı geçen Akheloos Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin ırmağın en büyüğü ve ırmak tannlann kralı imiş.

): tanrıçalar arasında. Akheron. o kadar ki Zeus onunla evlenmeyi bile düşünür. Efsaneye göre Akheron Helios'la Gaia'nın (güneşle toprağın) oğludur. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. bir başkasına göre Prometheus) Zeus'a haber verirler ki. Yanlış bir etimoloji adını "Acılar Irma­ ğı" (akhos. bir ölümlüyle düşüp Söyle. Thetis ile Peleus'un düğünü Tesalya'da Pelion dağının tepesinde kutlanır. deniz tanrı Poseidon da âşıktırlar. X. Olympos tanrılarıyla Titan'lar arasındaki savaşta susuzluktan yanan devlere su içirdiği için Zeus'un laneti­ ne uğramış ve yeraltı ülkesine kapatılmıştır. Yeraltında akan ırmakları şöyle tanımlar H o meros (Od. Aiakos oğlu Peleus'a. Thetis'ten doğacak olan ço­ cuk kaderin buyruğuna göre babasından da­ ha güçlü olacaktır. 295) anla­ tılan Akheron çamurlu suların kaynayıp. Yun. tanrıların hepsi de hazır bulunurlar. yani Troya şehri­ nin destanı değil. Tepesi atmış.burgaçlandıgı dipsiz bir bataktır. Orada alçak kıpı var ve Persephone'nin koruluğu. Soy ağaçlarından (Tab. Thetis. ( 1 ) S O Y U V E D O Ğ U Ş U . sonra da ortaça­ ğın en büyük şiiriyle Dante. Peleus'la Thetis'in oğludur. onları kapsayarak özet­ lemek için. orada Akheron'a Pyriphlegeton ve Kokytos akar. bunun üzerine tanrılar Thetis'i bir ölümlü ile evlendirmekten başka çare bulamazlar ve kendisine koca olarak Phthia kralı Peleus'u seçerler. Yeraltı dünyasını. VI. Akheron Yunanistan'ın Epir bölgesinde akan bir ırmağın da adıdır. ama Akhilleus ana tarafından olduğu kadar baba tarafından da tanrılara ve en büyük tanrılara bağlıdır: Dedesi Aiakos. bir gece Peleus uyanmış. Aeneas destanında da (Aen. ölüler ülkesini bize ilk anlatan Homeros'tur. Akhilleus'un destanıdır. Kharon'un kayıgıyla bu çamur ırmağını geçtikten sonradır ki varılır asıl Hades'e (Hades). Akhilleus'un. sonra çık yola. Onun ardın­ dan Vergilius gelir ilkçağda. tiksine tiksine. doğuşu üstüne anlatılan efsa­ ne şudur: Nereus kızı Thetis'e tanrılar tanrısı Zeus da. Hephaistos. ama bir ölümlü ile evlendiğine üzülen ve çocuklarını kendisi gibi ölümsüz kılmak isteyen Thetis geceleri kalkar. Belki ıssız bir böl­ gede derin bir yarın içine dalıp kapkara bir ba­ tak olarak denize döküldüğü içindir ki. Bu kahraman üstüne ilkçağın başın­ dan sonuna dek uydurulan efsane ve masal­ lar o kadar çoktur ki. çocuğu kaptığı gibi. Thetis'i evinden kovmuş. acı demek) diye tanımlardı. Kavga tanrıçası Eris'in düğüne çağrılmadı diye kızıp masanın üstüne bir altın elma atması üç tanrıça arasın­ daki güzellik yarışmasına yol açar (Paris). kısır söğütler. 429 vd. Zeus'la Aigina'nın oğludur. Uğursuz başlayan bu evlilik uğursuz gider. katlandım bir adamın yatağına girmeye. Hades bataklığına doğru. Ama H o m e ros'un taslağı. bundan amaç gövdelerindeki ölümlülük t o ­ humlarını yok etmekmiş. adları kavramlarıyla o gün bu­ gün hep yeni f i l i z veren bir ağaç gibi yaşar. XVIII. bakmış ki karısı olacak deniz kızı küçük Akhilleus'u topuğundan tutmuş. Aigina ise ırmak tanrı Asopos'un kı­ zı ve Okeanos ile Tethys'in torunudur. bunca deniz tanrıçalarından bir beni verdi ölümlü kocaya. ama bir kâhin ( b i r anlatıma göre tanrıça Themis. 21) belli olduğu gibi Akhilleus. onları ateşin üstüne tutarmış. Homeros'un büyük İlyada destanı aslında İlyon. Thetis bu ev­ lenmeyi oğlu Akhilleus için silah istemeye git­ tiği Hephaistos'a yana yakıla şöyle anlatır (İl. Herakles). uzun uzun kavaklar göreceksin. Akhilleus Yunan mythos'una en çok konu olmuş kişidir. bir Nereus kı­ zı. bölüm bölüm ayırmak gerekir. 508): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. ilkçağ bu ırmağın yeraltı dünyasına aktığına inan­ mıştı. Birçok çocuğu böy­ lece yanarak öldükten sonra. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. bir eylemiy­ le biter. 6). Akhilleus. Olympos'taki . istemeye istemeye.AM-ltKUlN toprakları sulayan ırmaklar bereketin simge­ sidir (Deianeira. yani bir deniz tanrıçasıdır (Tab. aleve vermiş. Ne var ki İlyada'da anlatılan olaylar Akhilleus efsanesinin ancak çok kısa bir bölü­ müdür. bu kahramanın bir eylemiyle başlar. Gerçi Thetis'in birçok çocukları olur. yüreği benim gibi acılı biri var mı? Zeus bunlar arasında bir bana verdi acıları.

dövüşmekte. ama çocuğun dudak­ ları ve sağ ayağının aşık kemiği yanmış. karısı da çocuğa bakmışlar. kulur ve kızların. ğini açığa vurur. böylece kimli ağzından. ama anası ( y a da babası) onun ölmesini önlemek için bazı düzenler kurum lardı. Odysseus da onu peşine ta­ senin yüzünden neler çektim ben. ( 2 ) ÇOCUKLUĞU. H a ­ remde yaşayan Akhilleus'a Pyrrha ( k ı z ı l saçlı) adı verilmiş. bunu ken­ disi de. ölüm öyle çabucak gelip çatmayacak. nı açıp bir sürü kumaş dokuma ve işleme se­ etini keser. kıymetli silah da vardır. Akhilleus Kheiron'dan öğrendiği hekimliği ve edindiği ilaçlan Troya savaşında yaralılar üstünde kullanır. Troya savaşının başarı ve . Peleus hekimlikte usta olan at adam Kheiron'a vermiş Akhilleus'u. Thetis iki şıkkı şöyle dile getirmişti oğluna (Il. Styks ırmağına batırmış. bir söylentiye göre de Lykomedes'in kızlarının biriyle sevişmiş ve ileride adı geçecek oğlu Neoptolemos (Pyrrhus) da o n ­ dan doğmuştu. Peleus yedinci çocuğu olan Akhilleus'u böylece kurtarmış. Skyros'a va­ bu hale. anası Thetis de şöyle dile getirirler ( İ l I. canım gibi sevdim. Kheiron'un ana­ sı da. cı kılığına girip Lykomedes'in haremine so­ ne de evde yemek yemek isterdi.." Akhilleus gerçi kaderini kendi seçebilir. Akhilleus az yaşasa da ünlü yaşamayı seç­ miş ve bunun için Troya savaşına katılmaya karar vermişti. manı Akhllleus'un. yetiştirdim seni rınca kurnazca bir düzen tasarlar. 352 ve 414): "Anaml Kısacık bir ömür sürmek için doğurdunsa beni. tükenmez bir ün var. onları arsızlık eder. IX. sevgili baba toprağına. araba sürmekte ve koşmakta kimseden geri kalmamasını. Akhilleus bunları görünce dayanamaz. Kheiron'un yanın­ da Pelion dağında ne kadar kaldığı belli değil­ dir. ama bohçanın dibinde birkaç uzatırdım şarabı.kalkmaktan hoşlanmayan tanrıça da denizin dibine dalmış. Pyrrha kılığındakl göğsümde gömleğimi ıslatırdm boyuna. Erdemlerin her çeşidine de alış­ tırmış: Acıya dayanmayı. Bu konuda anlatılan ve İlyada'da izine rastlanmayan efsane şöyledir: Akha öndetL ri Troya seferine gitmek üzere hazırlığa baş­ layınca. ama Troya'ya kendisiyle gelen lalası Phoiniks onu nasıl büyüttüğünü şöyle anlatmaktadır (İl.. gezgin satı­ bensiz ne şölene gitmek isterdi canın. güzel konuşmasını ve her şeyden önce de kargı atmakta. ama topuğundan tuttuğu için bir orasından yara alabilirmiş. Başka bir efsaneye göre Thetis oğlu­ nu ateş üstüne tutmamış da. böylece gövdesini silah işlemez hale getirmiş. At adamın yanında Akhilleus büyütülür ve eğitilir. Ne var ki Akhilleus kız kılığına gir­ miş ve kralın kızları arasına karışmıştır. Akhilleus da bu yüzden böyle hızlı bir koşucu olmuş. o da yanan kemiği. savaşmakta." "Uzun değil. saz çalıp ezgi söyleme­ sini. ağzına verir. ünüm olmasa da çok yaşayacağım. çağın yiğitlerinin hepsinden üs­ tün olmasını. 4 1 1 vd. XI. neler. bir daha varmamış kocasının yanına.): İki ayrı kader götürecek beni ölüme: Burada kalır. ölçülü ve dayanıklı olmayı h e p Kheiron'dan öğrenmiş.): başarısızlık şanslarını elinde tutan o yenilnez savaşçının trajik bir yazgısı vardır. kı)) Akha ordusunun toplandığı Aulls'e geti­ ( 3 ) A L İ N Y A Z İ S İ . Dönersem yurduma. Nitekim Akhilleus sonradan bu yerinden vurulup öldürülmüş. savaşırsam Troya çevresinde.. Akhaların en büyük kahra­ rir. kullanmaya can atar. İlyada'da Kheiron'dan eğitim gördüğü gerçi söylenir. şarabı püskürtürdün almaya. koş­ makta üstüne olmayan bir devin iskeletinden aldığı bir kemikle değiştirmiş (Kheiron). seni b e n getirdim Odysseus yiğidi aramaya çıkar. dönüş yok. 485 vd. Tanrıya benzer Akhilleus. kısacık bir ömür verdi kader sana. Öte yandan Akhaların kâhini Kalkhas'ın Akhilleus sefere katılmazsa Troya'nın alınamayacağını bildirmesi üzerine. yalan söylememeyi. biraz yeti­ şince at adam ona öğretmediğini bırakma­ mış: At yetiştirmesini. kadınların önünde bohçası­ oturturdum seni dizlerimin üstüne. o zaman genç bir delikanlı olan Akhilleus sefere katılmamak İçin Yunanis­ tan'ın karşısındaki Skyros adasına gönderilir ve orada kral Lykomedes'in sarayında ko­ nuklanır. dudaklarına rer önlerine.

Agamemnon kızını güya Akhilleus'a nişanlamak için getirtir Aulis'e. Bir efsaneye göre. Akhalar Troas'a vardıklannı sa­ narak hemen yağmaya koyulurlar. çünkü sanatı on­ dan yanadır. ölçülü. 340 vd. Akhilleus'un öfkesi. erkektir. eşine az rastlanır bir ustalık ve dünya­ nın başka hiçbir destanında görülmeyen eleş­ tirici bir anlayışla onu hem iyi. kolların­ dan. Akhillus orada Agamemnon'la i l k kez kavgaya tutuşur ve Apollon'un oğlu Tenes'i öldürür (Tenes). ama bölüşmede payın en okkalısı sana gider. Akhilleus'un iyileştirdiği Telephos'un kıla­ vuzluğunda gene Anadolu kıyılarına doğru yola çıkılır ve Tenedos adasında durak yapıhr. küsüp savaştan çekilmesi ve Patrokolos'un ölümünden sonra gene savaşa dönüp Hektor'u öldürmesidir. Burada rüzgârların esmesini sağlamak için İphigeneia'nın kurban edilmesine karar veri­ lir. Akhilleus'tan aldı­ ğı yara iyileşmiş değildir. İlk çıkarmanın Troya'nın çok güneyinde Mysia bölgesine oldu­ ğu anlatılır. Khryse'den Khryseis'i tutsak olarak alır. Akhillus dönmek istemez. savaşın onuncu yılında Ilyada destanına konu olacak olaylar baş gösterir. Telephos çıkagelir. inatçı v e alıngan. er­ demli kahraman insan Hektor'dan yanadır Homeros'un. Bu kez Aulis'ten değil. mal. Mysia'ya yerleşmiş olan Herakles'in oğlu Telephos on­ ları karşılar. Akha donanması Argos'tan Aulis'e varır. Ben de yürekten seviyorum benimkini. tıpkı bir romancı gibi Akhilleus'u bir insan olarak canlandırmayı amaç edinir ve akla karayı gereğince karıştı­ rarak. Bu sırada Akhilleus'un komşu bölgelere yaptığı çapul­ culuk seferleri İlyada'da ayrıntılarıyle anlatılır: Mysia'nın Thebe şehrinde Andromakhe'nin babası Eetion'u öldürüp. hem kötü bir adam olarak çıkarır karşımıza. İlyada'nın konusu. (5) AKHİLLEUS'UN D R A M I . yapılan haksızlığı unutamaz. çetin. bacaklarından güç ve canlılık fışkıran. korur karısını duygulu. Bu dokuz yıl böyle geçtikten sonra. Bu olayların birbirini nasıl izlediği İlyada mad­ desinde anlatılmıştır. ama başaramaz (Iphigeneia). bu arada Patroklos ile birükte Ida dağındaki Troyalı sürülere saldırır. Akhillus bilmeden bu işe alet olur. saldırıya geçti mi "ovada bir yıl­ dız gibi parlayan" Akhillus yalnız üstün bir savaşçı ve üstünlüğünü bildiği için de gururlu. Argos'tan yola çıkmaya hazırla­ nırken. Anası Thetis'in bildirdiği bir tanrı buyaıguna göre. . şehri yağma eder. tanrı sözcüğü bu ya­ rayı ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini bil­ dirmiştir (Telephos). payı başkomutan alır (İl. Biz burada Akhilleus'un kişiliği ve karakteri üstünde duralım. çobanları Aineis'le kavgaya tutuşur. I. bilin­ diği gibi. aralarında savaş başlar. mülk sahibi edeyim diye seni? Agamemnon özür dileyip eünden aldığı Briseis'i geri vermeye razı olunca. ha. hem olumsuz görünen bu nitelikleri en parlak ve çarpıcı renklerle belirtmiştir. insanca sözlerle dile getirir (İl.): K ı y a s ı y a savaşta benim kollarım görür en büyük işi. IX. A k h i U e us kargısıyla Telephos'u yaralar. insafsızca kesip biçen. ama bir fırtına onları geri­ singeri Yunanistan kıyılarına atar. H o meros destanının baş kahramanı. bize hem olumlu. Akhillus Apollon oğlunu Öldürürse Troya önünde si­ lahla öldürülmekten kurtulamayacaktır. G e n e de. Troya önünde dokuz yıl kalınır. önlemeye çalışır. Akhillus böy­ lece içinde karşıt eğilimlerin çarpıştığı gerçek bir insan oluverir. yaşantısı da gerçek bir dram olarak canlanır gözümüzde. getirir.AKHİLLEUS (4) T R O Y A SEFERİ. düşmanlarını titreten. z a U m ve duygusuz bir adam gibi mi gösterilir İlyada'da? Homeros yiğitlerin yiğidini gerçi bu vasıflarla donatmış. Akhlleus durumu anla­ yınca. 165 vd. onurlu. Hem onur payımdan olayım. AkhiUeus. Sonra da saldırganlar yanlış bölgeye çıktıklarını anlaya­ rak denize açılırlar. hırslı. akıllı her adam. Lyrnessos'tan Briseis'i. yüreği yurdunu savunan durgun. tanrıça oğlu ve tanrılara denk AkhiUeus yal­ nız kaba kuvveti mi simgeler? Kimsenin karşı gelemediği.): Bir Atreus oğulları mı sever karılarım? Sever. hem burada kalayım. didi­ nir. ama yüreği ondan yana değil. kazanmışım onu ben kendi kargımla. Akhilleus'un Agamemnon'a karşı öfkesinin asıl nedeni sömürüye karşı ayaklanmadır: Kendisi hiçbir çıkar gütmeden savaşır. Bu kırgınlığını da şu basit.

köpek. Hadi gel. Ayvayı eline alan Kydippe üstündeki yazıları yüksek sesle okumuş. Briseis götürülünce çağırır onu. senin bana bu yaptıklarından sonra. XXI). Proitos da Anadolu kıyıların­ da kral lobates'in kızı Anteia ile evlenmiş. iki insandır karşı kar­ şıya. aldı onur payımı. şunun etini parçala. getirseler bana kurtulmalığın on katını. Priamos'u avutmak. yiğit ve ihtiyar baba bakarlar birbirlerine doya doya. Hektor'un ölüsünü kendi yıkar. genç adamda kendi oğlunu.ıyn. yüreğim kışkırtıyor beni. avutsun diye. ko uyusun bağrında acılar. ama yemini ye­ min sayılmış. Abas'ın Proitos ile Akrisios adın­ da ikiz oğullan olmuştu (Tab. diyor. sevgiyle diyeceğim. ama tanrıça Artemis hep bir hastalık çıkararak kızın evlen­ mesine engel olmuş. Pentbesileia. Ataları Aigyptos ile Danaos'un düşmanlığını özlerin­ de taşıyan bu ikizler daha ana karnındayken dövüşmeye başlamışlar. Patroklos'a ağlar. bir tanrının barakası­ na getirdiği ihtiyar Priamos'u görünce şaşırır. Demirden bir yürek varmış göğsünde. Yırtınır canından çok sevdiği dostunu koruyamadı diye.il. gider. köpekler. Görür görmez de tutulmuş ona.ısından aldığı bir ordu ile Yunanis- . ne acılar çekmiş yüreğin! Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek başına. insanları birbirine düşüren kav­ gaya. ağarmış başına. k. anasına yalvarır gelsin kurtar­ sın. Keos adasında yaşayan çok yakı­ şıklı bir delikanltymış. baban admal Gönlüm. Patroklos ölünce çağırır onu. X X I V . tartsalar şurada. Ama bu kez Patroklos'un öcünü alaca­ ğım diye kudurür. çiğ çiğ ye. Uzun bir savaştan sonra üstün gelen Akrisios Proitos'u Lykia'ya sürerek tahta oturmuş. genç adam da ihtiyarda kendi babası­ nı görür gibi olur. 10). Akontios. Delphoi tanrı sözcüsü Akontios'un düzenini açığa vurunca Kydippe'yi Akontios'a vermekten başka çare kal­ mamış. nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi? Ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını senin. yalvarmalarına şöyle karşılık verir (İl. iki düşman hıçkıra hıçkıra dövünürler karşı karşıya. Dardanos oğlu altın koşa teraziye senin ağırlığınca. X X I I . kin ve öfke yok olup gitmiştir. 514 vd. Ama tutmaz sözünü. çare bulsun. yirmi katını. Babalan ölünce Argos'ta kimin kral olacağı konusunda birbirle­ rine girmişler. sonra (İl.AKKIMt )! Agarnemnon oyun oynadı bana. çünkü ihtiyar. Akrisios.): Akhilleus oturduğu yerden birdenbire kalktı. ırmak başında doğradığı yüzlerce düşmanın kanından kara toprak kızıl ırmağa döner. tanrılar bile dayanamaz bu manzaranın dehşetine (İl. acımıştı ak sakalına. döşeğine yatırıp ağlamayacak sana seni doğuran. mey­ veyi sonra da fırlatmış atmış. ( 6 ) A K H İ L L E U S 'U N Ö L Ü M Ü . Aynı acımak bilmez azgınlıkla canını almak­ tadır yere serdiği Hektor'un. kimse uzaklaştırmaz başından köpekleri. otur üstüne şu iskemlenin. 345 vd. Savaş. Atina'ya döndükten sonra ba­ bası kızını üç kez nişanlamış. Kanatlı sözlerle seslendi ona dedi ki: "Talihsiz adam. kendi babasını hatırlar. bir ayva alıp üstüne şu sözleri kazmış: "Artemis tapınağı üzerine ant içiyo­ rum ki ben Akontios'a varacağım!" ve ayvayı kızın önüne atmış. G e n ç . daha çok veririz deseler. bk. yalvarma bana anan. düşmanlık. ne çıkar yürek donduran iniltilerden! Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu: Yaşayacak insanlar acı içinde". kuşlar yiyecek bütün bedenini. beni bir daha kandırmaya kalkmasın sakml Acı ağır basınca bir çocuk gibi ağlar dövü­ nür Akhilleus. tuttu elinden kaldırdı ihtiyarı. konuklamakla kalmaz. Ama soylu olmadığı için kızı kendisine vermeyeceklerini bilen Akontios bir düzene baş vurmuş. Memnon. Bin pişman olur insanın aklını başından alan öfkeye.): Dizlerime sarılma. Ne yapalım yasımız çok büyükse. hazır­ lar ve babasına verir. Günün birinde Artemis şenliklerine Delos'a gitmiş ve yolda Atina'nın en soylu ailelerinden birinin kızı olan Kydippe'ye rastlamış. yüreği dayanamaz bahtsız kralın ağlamaları­ n a .

Pelops ile Hippodameia'nın oğ­ lu. Alekto. Danae Perseus'u do­ ğurmuş. Perseus ile Andromeda'nın oğlu. kızının herhangi bir erkekle ilişki kurmasını önlemek için çepeçevre tunçla ör­ tülü bir odaya kapatmış onu. Alkidike. Perseus). onun üstüne yokmuş bütün bölgede. Tanrı bu işi yapar­ ken lyra'sını bir taşa dayamış. onunla boğuşur ve Alkestis'i kolları arasından koparıp Admetos'a geri getirir. Amphitryon yiğit Herakles'in ölümlü babası olduğun­ dan. Çoban Aristaios'la Autonoe'nin oğlu. can vermiş ve cenazesi mezara indiril­ miştir ki. Amphitryon'un babası (Tab. Bir başka anlatıma göre. ko- 28 . ağıtlarla. Öç tanrıçaları Erinys'lerin biri. al­ tın yağmuru halinde akmış çatı aralığından Danae'nin içine kadar. 22). Priamos'un oğlu Paris'in baş­ ka bir adı (Paris). Parçaladıkları geyiğin kendi efendileri olduğunu anlamayan köpekler uluyarak Aktaion'u aramaya koyul­ muşlar. Aison'un karısı. Adı "öfkesi dinmez. Ana-oğul Seriphos adasında kara­ ya çıkmışlar. Alkides. Bu küstahlığa içerleyen tanrıça Aktaion'u bir geyik haline dönüştürmüş ve el­ li köpeğini de üstüne salmış. Akrisios'un Danae adlı bir kızı vardı. yel almış attığı diski Akrisios'un kafasına indirmiş. Herakles'e ilkin Alkaios oğlu anlamına gelen Alkides adı verilmiş. Alkestis'in öldüğünü duyunca. tanrıça Artemis'ten de usta avcı olmakla övünmüş. Olup bitene akıl erdiremeyen Akrisios kızıyla torununu bir sandığa kapatarak de­ nize atmış. At adam da hayvanları avut­ mak için Aktaion'a benzer bir heykel yapıp önlerine dikmiş (Kheiron). 13). 22). sonra değiştirilmiş­ ti (Herakles). Perseus binbir kahramanlık yap­ tıktan sonra Argos'a dönmek istemiş. bununla da kalmayıp gü­ nün birinde tanrıçayı derede yıkanırken çıp­ lak görmüş. Yiğit birçok şiirlerde bu isimle anılır. Gurura kapıl­ mış Aktaion. Thebai'li bir avcı (Tab. barışmak bilmez" anlamına gelir (Erinys). Atreus ile Thyestes'in kardeşi (Tab. Kader gene de yakasını bırakmamış: Bir rast­ lantıyla Larissa'da düzenlenen yarışmalara katılan Perseus disk atarken. Böylece kızla birlikte krallığı da elde et­ miş. Herakles). ölüm tanrı Thanatos'un peşine düşer.tan'a dönmüş ve Kyklop'ların koca taşlardan bir surla çevirdikleri Tiryns'e kral olmuş. Zehri iç­ miş. yıkı­ lan surları yeniden yapmakta tanrı Apollon Alkathoos'a yardım etmiş. Herakles'e verilen bir addır (Alkaios. 22). Argos ilini ikiye bölerek hüküm sürmüşler. 18). Telaşa düşen kral. Kadınlar arasında yiğitlik ve feda­ kârlık örneği olarak gösterilen Alkestis Euripides'e en güzel tragedyalarından birini esinlemiştir. Aison ile îason'un ataları (Tab. Admetos'un karısı (Tab. İkiz kardeşler de bir anlaşmaya varmışlar. çarasini bulmuş. Pelias'ın kızı. ama torununun kendisi­ ni öldüreceğini bildirmiş Akrisios'a. Argos kralı da böylece ölmüş (Danae. Kaynatası Megareus'un kurduğu Megaira şehri Girit'lilerin saldırısına uğrayınca. böylece Kheiron'un mağarasına ka­ dar gelmişler. tanrı sözcüsü Danae'nin bir erkek çocuk doğuracağını. Alkestis. Alkimede. Agamemnon İlyada'nın sevimsiz kralıysa. Aleksandros. ölüler ülkesinin acıma nedir bilmeyen tanrıçası Persephone Alkestis'i görünce yumuşamış ve onu daha genç ve daha güzel olarak yeryüzü­ n e . iniltilerle çınlayan saraya Admetos'un dostu Herakles çıkagelir. 14). diriler araşma geri göndermiş. o taş tarihsel çağlarda da. Salmoneus'un karısı. Oğullarından biri bir aslan tarafından par­ çalanan kral Megareus kızını canavarın hak­ kından gelecek adama vereceğini bildirince. Haberi alan kral Tesalya'da Larissa şehrine kaçmış. Alkathoos. Genç ve güzel Alkestis kocası Admetos uğ­ runa ölmeye razı olur (Admetos). At adam Kheiron'un Kithairon dağlarında yetiştirdiği Aktaion öyle yaman bir avcı olmuş ki. Aktaion. bir oğ­ lu da olsun diye Delphoi tapınağına başvur­ duğunda. lason'un anası (Tab. Alkinoos. Alkaios. Alkinoos Odysseia'nın sevimli. Ama Zeus gö­ nül vermişmiş Danae'ye. üstüne vurulduğu zaman ses çı­ karılmış. Alkathoos bu işe talip olmuş ve aslanı öldür­ müş.

Ama biz Alkinoos'u Homeros'un arzından dinleyelim. ama en ufak bir baskıda bulunmaz. . düşünceleri tanrılardan gelen Alkinoos kraldı şimdi. Özgürlüğe olan eğilimi ilk ve orta çağlan çok aşan modern denebilecek bir nite­ lik taşır.). •M. Konukluk kurallarına uyarak Odysseus'u hemen. tapınaklar yapmıştı tanrılara. 310 vd. madem hizmetçileri vardı yanında. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. Erkeği kadın­ sız olarak düşünmek olanaksızdır Homeros destanlarında. 11): Tekmil Phaiak'ları yönetirdi Alkinoos halkı sayardı onu bir tanrı gibi. 4 vd. sevmektedir onu. Tepegözler onların topraklarım boyuna yağma ederlerdi. kim olduğunu. Odysseus kimliğini açığa vur mak zorunda kalır ve serüvenlerini anlatmaya girişir (Demodokos). Arete'yi öyle saydı. güçte üstün. Nausikaa. Odysseus'un sara­ ya varınca dosdoğru Arete'nin dizlerine ka­ panmasını salık verir ona (Od. kendisi­ ne damat edinmeyi özler. Tanrı yüzlü Nausithoos on/arı kaldırdı. daha cana yakın.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. Odysseus'u öyle beğenmiştir ki. VI. daha duyarlı ve becerikli yönü nü simgeleyen kadınlardır. cömertlikte de ilk iş­ marı veren Arete'dir.): Benim kızım ödevini tam yapmamış. Homeros bir mimarlık baş eseri olan bu sarayı anlatmakla bitiremez (Od. uygar ve halkseveı kratıdıı Bugün Korfu adası olduğu genellikle benimsenen Sklıerie'ye yerleşmiş. sandığı o ha­ zırlar. danışmanları ile birlikte yönetir ulusu­ nu. bakın Alkinoos eşini nasıl baş tacı eder (Od. erkeğinin buyruğunda. hiçbir kadın böyle sayılmadı yeryüzünde. ülkesinin ön­ derleri. halk da bir tanrıça gibi baktı ona. çok akıllıydı. Ama Alkinoos'un dün­ ya görüşü ve insanlık anlayışı sanata saygı İ l e de bitmez. 263 vd. yarışma Phalak'lann ya­ şamında büyük yer tutan uğraşlardı Ozan Demodokos'un Troya savaşından söz açması üzerinedir ki. hem kocası. on iki kralın on üçüncüsü sayar kendini.).nuksever. öyle saydı ki. Ama bu saygının asıl nedeni Arete ile ev­ lenmiş olmasıdır. Batı yazınında ilk "ütopya" diye tanımlayabi­ liriz onu. Alkinoos sarayinin iç düzeni daha az parlak değildir: Şiir. bütün Phaiak önderleri de danışmanları da uyarlar sözüne. denizci blı ulus olan Phaiak'ların başıdır. konuğuna kıla­ vuzluk etmedi diye kızı Nausikaa'yı kınar (Od. (Od. tekmil toprakları dağıtmıştı. tadına doyulmaz bir parça yoktur. evinde yaşayan hiçbir kadın. Dört yandan surla çevirmişti kenti. yatıştırırdt bütün kavgalarını erkeklerin! Öyle bir cennettir ki Alkinoos'un ülkesi. Kadın erkeğin mutluluğudur. duyar­ lıkla. yerleştirdi Skherie'ye. Odysseia'ya üstün uygarlık havasını veren ki­ şiler Arete. Phaiak'ların sa­ rayında asıl onun sözü geçmektedir. hem çocukları saydı onu yürekten. adı üs­ tünde Erdem'in kendisidir ve erkeğin başara­ madığı bazı edimleri daha bir incelikle. ne diye evimize getirmedi alıp seni? Karısı Arete'ye saygısı da Homeros destan­ larında görülen kadına değer vermenin daha yüksek bir aşamasını yansıtır.): Alkinoos kendine karı aldı onu. giderek. Anasının kı­ zı olan Nausikaa da kurtarmamış mıydı Odysseus'u ölümden? (Nausikaa). V I . yalnız Alkinoos değil. VII. rahatını o sağlar konuğun. götürdü. Nausikaa da bunu bildiği içindir ki. zorba Tepegözlere yakın. Phaiak'ları şöyle anlatır (Od. VII. istediği an gemileriyle onu yurduna göndermeye hazır olduğunu bil­ dirir ve bu sözünü hiç gecikmeden yerine ge­ tirir. insanseverlikle yerine getirebilir diye saymakta. Konukseverlikte de. Alkinoos. evler kurmuş. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. Penelope gibi insanlı gın daha ince. oyun. Kadın. tatlı sözlerle selam verirlerdi şehre inince o. Odysseia'da bundan daha güzel. iyi yürekliydi de ondan. konuğum. 67 vd. VI. ve madem sen yalvardtydm ona ilkin. nereden geldiğini sormadan benimser. İç ve dış düzeni Odysseus'a bile par­ mak ısırtacak gibidir. Arete erdem demek. Yatağı o yapar. 299 vd. VII.

Onun üstüne hiçbir ölümlü kadınla da ilişki kurmamış Zeus (Amphitryon. Herakies). Alkyone ile Keyks'i birer deniz kuşu haline getirmişler. kardeşlerini öldüren Taphos'luları cezalandırmasını ister ondan. Tanrı bu süre içinde Herakles'i ana rahmine yerleş­ tirmiş. Aynı gece sabaha karşı seferden dö­ nen Amphitryon da güzel karısına kavuşur. Dönüşte Alkmaion Delphoi'ye uğradı. Phegeus onu su­ çundan arındırır ve kızı Arsinoe'yle evlendi­ rir. gemisi batmış. Önce Arkadya'da Oikles'in yanına sığınır. Eurystheus'un hış­ mından kurtulmak için Atina'ya sığınmış. gene Delphoi tapı­ nağına baş vurulur ve tanrı sözcüsü Alkrnaion'un ikinci bir kez arındırılması gerektiğini bildirir. Yolda Keyks kor­ kunç bir fırtınaya tutulmuş. ırmak ağzında anasının ölümünden sonra meydana gelmiş bir toprak üstünde ırmak tanrı Alkmaion'u bir daha arındırır. üstüne yağmur yağdırarak söndürmüş. Ne var ki kocasının biraz önce boş bıraktığı yatağa gene döndüğünü görünce Alkmene de. Alkmene. yeraltı yargıcı Rhadamanthys'le ev­ lendirmiş. kendisi de boğulmuş. Ne var ki Psophis topraklarında korkunç bir kuraklık baş gösterir. Alkyone. Söylentiye göre. 23). Argos'lu kâhin. Akheloos da ona kızı Kallirhoe'yi verir. A l k maion Eteokles'in oğlu Thebai kralı Laodamas'ı kendi eliyle öldürdü ve Polyneikes'in oğlu Thersandros'u tahta oturttu (Epigon' lar). birleşir onunla. ülkeden ülkeye kovaladılar onu. karısının bir gece aralıkla doğurduğu Herakles'le İphikles'i bağrına basmış. Kallirhoe'nin yakarması üzeri­ ne çabuk yetişen oğlu Akarnan kan davasını sürdürerek Phegeus'un oğullarını öldürür. dönüşünü gözleyen Alkyone'nin önüne . Mykene kralı Elektryon'un kızı (Tab. Savaşta Epigon'lar üstün geldiler. bu sevişme üç tam gün sürmüş. ama kız ona varmak için Harmonia'nın gerdanlığı ile peplos'unu şart koşar. Kocası ölün­ ce. Ama öç perisi Erinys'ler hemen takıl­ dılar peşine. Harmonia'nın uğursuz süslerini de Apollon'a adak olarak Delphoi tapmağına verirler. Orada. ana­ sını öldürmek görevini yerine getirmenin ge­ rekli olup olmadığını sordu. Rüzgârlar kralı Aiolos'un kızı Alkyone Sabah Yıldızının oğlu Keyks'le evlen­ miş. Gene de ikircik­ liydi. bir tanrı sö­ zü Alkmaion başlarına geçerse zafer kazana­ caklarını bildirmişti çünkü. Tanrılar kıskanmış bu mutlu yuvayı. Alkmaion. Ovidius bu öyküyü biraz değişik biçimde anlatır: Günün birinde Keyks denizaşırı bir tapınağa gidecek olmuş. orada da rahat bulamayınca. karısından fazla bir iltifat görmeyince Amphitryon da şaşmışlar. Amphiaraos. gözlerini oymuş. Alkyon denilen bu masal kuşu. oğullarının eliyle öldürür. Ömrünün son günlerini gene Thebai'de geçirmiş. 13). ama önce. Yalan meydana çıkınca Phegeus konukluk kurallarını bozmamak için Alkmaion'u kendi eliyle değil. Bu kez de Eriphyle işe karıştı: Harmonia'nın gerdanlığından sonra. ama Zeus odun yığınını.ALKMAİON Alkmaion. babasının can verdiği kente gitmekten çekiniyordu. ama dinletememiş. Amphitryon bu işi yapmaya gitmişken. öleceğini bildiği Thebai seferine katılmadan önce. Zeus Amphitryon kılı­ ğında Alkmene'nin yatağına girer. H e rakles tanrılara karışınca. Kaza ile babasını öldüren amca oğlu Amphitryon'la evlenmeye razı olur. Zeus güneşe bu süre dolmadan görünmemesini buyurmuşmuş çünkü. oğullarına analarını cezalandırmak gö­ revini yüklemişti. yuvasını dal­ galar üstünde kuran bir çeşit martı imiş. Epigon'lar diye anılan Yediler'in oğulları ikinci Thebai seferine önder olarak Alkmaion'u seçmişlerdi. sonra da oğluna bunca eziyet yapan o kral da can verince. Alkyone yalvarmış gitmesin diye. Karı-koca öyle mutluymuşlar ki Zeus ile Hera'ya benzetirlermiş kendilerini. Daha sonra aldatıl­ dığını öğrenen Amphitryon Alkene' yi diri di­ ri yakmak istemiş. çok yaşlı olarak ölen sevgilisini Zeus Mutlular Adasına götürüp. ile Eriphyle'nin oğlu (Tab. Apollon'un tapınağına adayacağını söyler. tanrı armağanı ünlü "peplos"unu da rüşvet alarak oğlunun sefere çıkmasını sağla­ dı. Gene yollara düşen ana katili ırmak tanrı Akheloos'un yanına varır. Alkmene oğullarının izinden gitmiş. Dalgalar ölüsünü kıyı­ ya. Amphitryon da tanrı buyruğuna boyun eğerek. Alkmaion gene Psophis'e dönüp Phegeus'tan ister bunları. Psophis kralı Phegeus'un sarayına varır. Amphiaraos. tanrıdan olumlu cevap alınca Argos'a döndü ve Eriphyle'yi öl­ dürdü.

385): Ares de bu yüzden çok acılar çekti. Dişisinin de denizde kuluçkaya yatabilmesi için Zeus Aiolos'a kış dönümünden yedi gün önce ve sonra yelleri dindirmesini buyurmuş. canavarın mağarasına girmiş. ama savaş tanrı bit­ kin durumdadır. altında Typhon devi­ nin bulunduğu adanın yanına düşmüş.Al II IAIA atmış. Herakles bu yüzden onu sırtlanıp başka bir ülkeye götürmüş ve bir ok­ la öldürmüş (Herakles). dev çarpılıp denize. Bunu duyunca Althaia ocağı hemen söndürmüş ve odunu alarak bir sandı­ ğa saklamış. Med'ler boyuna adını verdiği gibi. . Ölümlü babaları Aloeus olduğu için Aloeusoğulları deniyor bunlara.ırıyl. Alkyone de kendini dalgalara bırakın­ ca tanrılar acımış bu karı-kocaya. Dionysos'tan gebe kalıp Medos'u do­ ğurmuş. kayalar altında ezer. öyle ki dokuz yaşına vardıkları zaman tanrılara savaş açmaya karar vermişler. Yolcuları pusuya düşürür. ı bir anlatıma göre Apollon okl. Rlı anlatıma göre Zeus yıldırımla çarpar. Koşa koşa bir ırmağın kıyısına gelmişler. Devmiş her ikiside: Her yıl bir karış enine. cezalarını verirler bu azmanların. (1) Gök ile Toprak tanrıların meydana getirdikleri devler arasında en güç­ lülerinden biri. Alpheios onlara yaklaşmak istemiş. Sicilya'da yaşayan korkunç bir dev. Alpheios. Meleagros ve Deianeira'nın anası. Anası da öfkeye kapılarak sakladığı yarı yanmış odunu alıp ateşin içine atmış. Cezalan Hades'te de sürdürülür! Y ı lanlarla bir sütuna bağlı oldukları halde bir baykuşun durmadan ulayarak ötmesini dinle­ mek zorundadırlar. kalkarmış. sonunda bir kaplan olup kızı kovalamaya başlamış. Yolda rastladığı bir başka deli­ kanlı onun yerine kurban olmayı kabul etmiş. vurdular onu kalın zincirlere. Sonunda tanrı birleşmiş onunla. Artemis ve nympha'lara saldırıları masal konusu olmuştur: Günün birinde Artemis nympha'larla ırmak ağzında şenlik yaparken. Makedonya'daki devler savaşına katılmış. Odun çabucak tutuşup kül olmuş. Alphesiboia. Alkyoneus. Alpheios su perisi Arethusa'ya da tutkunmuş. Elis ile Arkadya bölgeleri arasında akan bir ırmak. Medos. iki oğulları olmuş: Otos ile Ephialtes. (2) Delphoi'li güzel bir delikanlı. Althaia yaptığına bin pişman olup canına kıymış (Melcautoa). Tanrı onu elde etmek için binbir çare düşünmüş. Bütün ır­ maklar gibi Okeanos ile Tethys'in oğlu sayı­ lır. İ M ş k . çünkü anası Toprağın üstüne düştükçe doğ­ rulur. eliyle su alıp göğsüne dökermiş. denizle karanın yerini değiş­ tireceklerini bildirmişler. Hesiodos'un Theogonia'sında adı geçmez. Alpos. Bunun için de Ossa dağını Olympos'un üstüne bindirip te­ pesine de Pelion dağını oturtarak göğe tır­ manacaklarını. Althaia.ı öldürül onları. Dionysos'un tutkun olduğu Asya'lı nympha. Aloeus'un iki oğlu. Peloponez'de. denizleri topraklarla örtüp kurutacaklarını. Mr leagros da o saat ölmüş. Oğlu Meleagros yedi günlük iken Kader tanrıçaları Althaia'ya gelmişler ve ocaktaki bir odunu göstere­ rek. Kalydon kralı Oineus'un karısı. ikisini de deniz kuşu yapmışlar. Aloeus'un karısı İphimedeia tanrı Poseidon'a aşıkmış. sonra yermiş. Aloeusoğulları. bu odun yanıp kül olunca Meleagros da ölecek demişler. Ne var ki Meleagros Kalydon avı sırasında Althaia'nın kardeşleri olan dayı larını öldürmüş. Bu devi tanrı Dionysos öldürmüş: Thyrsos değneğini boynuna atın­ ca. geçilen ırmağa da Tıgris (Dicle) yani Kaplan ırmağı denmiş. onu Sicilya'ya dek kovalamış (Arethusa). Üstelik de âşık ol­ dukları Hera ile Artemis'i kaçırmayı tasarla­ mışlar. Otos'ia güçlü Ephialtes. Tanrıların başına açtıkları dertlerden birini Homeros şöyle anlatır Ilyada'da ( V . bir kulaç da boyuna giderlermiş. periler de yüzlerine çamur sürerek kendilerini tanın­ maz hale getirmişler. her gün deniz kı­ yısına gider. tunç bir küpte kapalı kaldı tam on üç ay! Hermes kurtarır Ares'i. onu kafasın­ dan yakalayarak yere çalmış ve ezmiş (Lamia). ama onu yere sermek olanaksızmış. kız ırmağı geçebil mek için tanrının kollan arasına girmeye razı olmuş. Ülkeyi ka­ na boyayan Lamia canavarına yem olmak üzere seçilmiş. Tanrıların canına tak der so­ nunda.

Çoğu efsanelerde Amazon'lar Kara­ deniz'de Thermodon (Terme) çayının kıyısın­ da Themiskyra şehrini kurmuşlar ve orada . özellikle Halikarnas Balıkçısı'nda uyandırmıştır. Bu keçi Helios'tan dogma korkunç bir yaratıkmış. İzlerine destanlarda olduğu ka­ dar. başrahip Pontifex Maximus tarafından görev başına getiril­ dikleri gün Amata adıyla anılırlardı. Zeus sonradan bu keçinin pos­ tu ile Aigis kalkanını yapmış. Latium kralı Latinus'un eşi. ama erkek ço­ cuklarını sakat eder ya da öldürürler. Amazon'ların Anadolu topraklarında bir Hitit kalıntısı. adın nedeni de bu savaşçı kadınların ya­ yı göğüslerine rahatça dayayabilmek için bir memelerini kesip çıkarmaları imiş. Anadolu'nun mythos'a katkıları salt efsane. Tanrı çocuk o kadar güçlüymüş ki sütninesinin bir boynuzunu kırmış ve bunu kendisine bakan nympha'lara verip içini diledikleri gibi doldurabileceklerini söylemiş. Efsaneye göre Amazon'lar savaş tanrı Ares i l e Harmonia'nın ( y a da Aphrodite'nin) k ı z l a rı sayılır. ya da Hitit'lerle ilgili bir anı olabileceği varsayı­ mını bazı bilginlerde. K ı z ı L a vinia'yı Rutul'lar kralı Turnus'a vermek isti­ yordu. yalnız kız çocuklarını yetiştirip aralarına alırlar. hem Hitit kabartmalarında rast­ lanır. Savaşçı karakterleri böylece kay­ naklarından da belli olan bu kadınlar ok ve yaydan başka bir de "labrys" denilen iki ağızlı baltayı silah olarak kullanırlar. Savaş Rutul'lar için korkunç bir yenilgi ile sonuçla­ nıp Turnus da ölünce. yaşamış kişileri konu alır. Erkekleri yanlarında köle ya da uşak olarak bulundururlar. Amazon. Ünlü yontucu Pheidias'ın atelyesi bu korulukta imiş. nitekim birçok kraliçelerinin adı ge­ çer efsanede. Amaltheia. yani memesiz demek­ miş. Olympia şehrinin yöresinde Zeus'a adanmış kutsal orman. Amazon'lar işte bu düzenin kalıntı­ larıdır. Ama­ zon'ların erkek gibi oluşu. Titanlar ondan öylesine korkarlarmış ki Gaia onu Girit mağaralarında saklamak zo­ runda kalmış. Bu yüzdendir ki bir gerçek payı ve tarihsel bir ni­ telik taşırlar. yüksek at­ layan" denmesi acaba atlı bir tanrıça olma­ sından mıdır? Amazon'ların yayıldığı bölge­ lerle Hitit'lerin bulunduğu bölgelerin birbirini tutması da dikkati çekmekte. Bu tutum Anadolu'ya gelen Yunanlıları çok şa­ şırttığı içindir ki. çünkü efsane­ leri yalnız bir olayı değil. uydurulmuş masal değildir. tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinde rastlamamız bunu kanıtlar. çünkü halk ara­ sında adı başka. Amazon adının kökeni de yazarlarca şöyle açıklanır: A-mazon. Amata. babaerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan mythos'unu bu kadar etkilemiş olma­ ları da ondandır. Roma'da Vesta rahibeleri. Troya'lılara düşman olan Amata Turnus'u Aeneas'a savaş açmaya itti. atı yalnız arabaya koşmak için kullanan ilk Yunanlıları özellikle etkilemiş olsa gerek. Amazon'lardan dem vuran en eski kaynak Homeros'tur: "Erkek gibi Amazon'lar" der ve Bellerophontes'in onları yendiğini belirtir (Bellerophontes). Amazon'ları anlatmakla biti­ remezler. Amaltheia Rheia'nın. onlarla cinsel alış­ veriş kurup çocuk doğururlar. Amata kendi canına kıydı. Amaltheia çocuğu İda dağındaki bir mağaraya gö­ türmüş ve orada bir keçinin sütüyle beslemiş. Amazon'lar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. Yurtlan üstüne kaynaklar birbirlerini pek tutmaz. Ana­ dolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır. Altis./\ı ı r. tanrılarca başkadır (Myrina). Bu baltaya hem Girit'te. Ne var ki Aeneas İtalya'ya ayak basın­ ca kral Latinus kızını onunla evlendirmeye karar verdi. savaşçı bir kadın topluluğu olmalarından ileri gelir. çocuklannı doğar doğmaz yutan Kronos'tan kurtulup Girit'e kaçırdığı Zeus'a dadılık eden nymphanın adıdır. Troya'nın önündeki bir t e ­ pede mezarı bulunan Myrrhine ise tanrılaşmış bir kahramana benzer. Başka bir gele­ neğe göre Amaltheia asıl bu keçinin adıdır. Başlarında hiçbir erkek bulunmadan kendi kendilerini yöneten Amazon'lar önder olarak bir kraliçe tanırlar. Amazon'ların at üstünde savaşmaları. Birçok efsanelere göre. H o meros'ta Myrina'ya "çok zıplayan. Anadolu bin yıllarca anaerkil bir top­ lum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin sim­ gesi olan Ana Tanrıça'ya değişik adlarla tapınmıştır. bütün bir düzeni dile getirir. Böylece her türlü yemişle dolan boynuz "Bolluk Boynuzu" oluvermiş.

Myrina. Ölümsüz anlamına gelen ambrosia birçok çiçek özlerinin katıldığı bir çeşit balmış. Adı üzüm kütüğü anlamına gelen Ampelos bir satyr'le bir nympha'dan doğma imiş. Amphiaraos Kalydon avına ve Argonaut'lar seferine katıldıktan sonra. Amphiaraos bu barışı candan ister. Ephesos ve Ptiene'nin ilk yerleşme yeri. Adrastos Sikyon'a. Bir süre sonra Amphiaraos ile Adrastos barışırlar. Geleceği bilen. kanatlı bir çocuk olarak canlandırılmıştır. Amazon'lar Ephesos'taki ünlü Artemis tapınağı ile de ilişkilidirler. Alkmaion ile Amphilokhos'un babası (Tab. Bu şehir bugünkü Fatsa ya da Ordu yakınında olsa gerek Argonaut'lar Kolkhis'e varmadan onlarla karşılaşırlar. Öyküsü Thebai efsaneler zin­ cirine bağlı Melampus soyundan ünlü bir kâ­ hin. her edimin doğuracağı so­ nucu önceden gören tanrı sözcülerinin hayatı yürekler acısıdır çokluk. Adrastos ise art düşüncelerle karşılar. Smyrna. Argos ili. elinde yayla okluk bulunan tombul. Ampelos. Kyme. Amphiaraos'un kendisine karı olarak verdiği Eriphyle'yi bir şartla alır: Kaynatasıyla arasında bir anlaş­ mazlık çıkacak olursa. tarihsel kimlik ve kişi­ likleri de ana tanrıça üstüne olan bilgilerimiz değerlendirildikçe açıklık ve kesinlik kazana­ caktır (Artemis. Kybele). Tanrı Dionysos bu güzel delikanlıya gö­ nül vermiş ve bir karaağaç dalından salkım salkım sarkan asmayı ona armağan etmiş. 23). Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanması bu kaynaklan yalancı çı­ karmaktadır. Adrastos onun Thebai'ye savaş açan Yediler'den ol­ masını İster. Dünyanın yedi ha­ rikasından biri olan bu tapınağı Amazon'ların yaptığı ya da orada rahibelik ettikleri anlatılır. Bir tanrıça sayılan Myrina'nın Lesbos ( M i d i l l i ) adasına göçüp oranın başken­ ti Mytilene'yi de kurduğu söylenir. Baş ka kaynaklar onları Kafkas eteklerine. yüzyıla ka­ dar tutunmuştur. Birçok Amazon'un büyük efsane yiğitleriyle ilişkisi olmuştur: Hippolyte'nin Herakles. Bias soyundan Adrastos'un ba­ bası Talaos'u öldürür. Amphiaraos. Ambrosia. Amazon'ların tarih öncesi çağlarda Batı Anadolu'ya yayıldıktan sonra Yunanistan'a dek sokuldukları ve Atina önünde savaştıklan anlaşılmaktadır. Oikles ile Hypermestra'nın oğlu.oturmaktadırlar. antiope'nin Theseus. Amores. Amphiaraos bu şartı da kabul eder. birbirine vuran kal­ kanlarının ta Sardes'te dek yankılandığını ya­ zar. O sırada Thebal'den kaidesi . Ampelos ağaca tırmanıp bir salkım üzüm ko­ paracakken düşmüş ve ölmüş. Ambrosia ile beslenen tanrılar yaralan­ maz olurlar. onlara gençlik. Bu soyların vârisleri arasında kavga çı­ kar günün birinde: Melampus soyundan Amphiaraos. Homeros destanlarında Olympos tanrıları "ambrosia" ve "nektar" ile bes­ lenirler. öbürünü aynı soydan olan Bias ile Melampus arasında böler. Pompei fresklerinin mitolo­ jik sahnelerinde çok geçen Amores figürleri Batı sanatına Rönesans'la girmiş ve Rokoko üslubunun bir özelliği olarak XIX. ana tarafından dedesi Polybos'un yanına sığı­ nır (Adrastos) ve o ölünce kral olur. bu büyülü bal insanlara da içirildi mi. bu adlar). Ephesos ve Smyrna şehirlerinin birer Ama­ zon tarafından kurulduğu anlatılır. mutluluk ve ölümsüzlük sağlarmış. Sa­ natta çoğaltılan bu figür Venüs'ün çevresinde uçuşur gösterilir. kral Proitos zamanında üçe bö­ lünmüştü: Bir bölümünü kendisi alır. Trak­ ya'ya ya da güney İskitya'da Tuna ağzına yerleştirirler. Gryneion. Bu savaşçı kadınlar kimi ozanların ezgilerinde Efes Artemis'i ile ilişkili olarak gösterilir: İskenderiye şairi Kallimakhos Artemis tanrıçaya övgüsün­ de cenkçi Amazon'ların Ephesos kıyısında tanrıçaya bir heykel diktiklerini ve çevresinde savaş raksı yaptıklarını. yargıçlığını Eriphyle yapacaktır. Amphiaraos'un da öyle. Penthesileia'nın Akhilleus efsanesinde adı geçer (bkz. Latince aşk anlamına gelen Amor (yahut Cupido) Roma imparatorluğu döne­ minde. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile sıkı sıkı­ ya ilişkili oldukları apaçık belli olan Ama­ zon'ların efsaneleri de. Ege kıyılarında Amazon kra­ liçeleri tarafından kuruldukları söylenen şe­ hirler şunlardır: Pitane. anlayışsız kimselerin çıkarlarına kurban gitmiştir. Dionysos sev­ gilisini gökte bir yıldız haline dönüştürmüş.

ben bu toprağı besleyeceğim ölü bedenimle. torunlarının övünecekleri şanlı şerefli bir iş: Bir yabancı orduyu üstlerine salıp atalarının yurdunu. 20). Epigon'lar seferine katıldığı. Yolda başlarına gelen bazı olaylardan (Hypsipyle. Amphinomos. güçlü hasımlar göndermelisin derim ben: Tanrılara saygılı olandan korkulur. Amphiaraos tsmenos ırmağının kıyılarına doğru kaçar ve tam düşmanı Periklymenos ona yetişecek­ ken. Kadın büsbütün Polyneikes'le Adrastos'tan yana döner. bekleyen ölüm!" Böyle söyledi kâhin. kocasını zor­ lar sefere katılmaya. tanrıların seveceği. Thebai'ye varınca önderlerin her biri şehrin bir kapısına dayanır. Amphiaraos verdiği sö­ zü tutmak zorundadır. ben düşman ülkesinde saklı kâhin. çünkü Alkmaion gibi Erinys'lerin saldırısına uğramaz (Alkmaion). babası gibi tanrı sözcüsü ve falcı olan Amphilokhos Anadolu'da kalır. hem yiğit bir adam ola­ rak tanımlanır (576 vd.Eteokles'in sürdüğü Polyneikes Adrastos'un konuğudur ve kardeşinden öç almak için yar­ dım istemektedir. Amphiktyon. hem yiğit Sonra kardeşine. 23). Penelopeia'nın talipleri ara­ sında en aklı başında olanıdır. Amphilokhos. Adı Ilyada'da geçmediği halde. Kızıyla evlen­ diği Atina'lı kral Kranaos'u tahtından atarak yerine geçmiş. iki kez çağırır onu adını heceleyerek ve şu sözler dökülür ağzından: "Güzel iş doğrusu bu yaptığın. Amphiaraos'un toprağa gömüldüğü yer Pausanias zamanında da gösterilirmiş. Ünlü kâhin Amphiaraos ile Eriphyle'nin oğlu. on yıl krallık ettikten sonra kendisi de Erikhthonios tarafından sürülmüş. kendisinin de sağ dönmeyeceğini bilir. Deukalion ile Pyrrha'nın oğ­ lu. ama korkunç bir bozgun başlamıştır. onunla kavgaya tutuşur. hem katılmak istemez. Amphiaraos bu seferin yı­ kımla sonuçlanacağını. Düşman kardeşler Eteokles ile Polyneikes birbirlerini öldürünce. Çarpışalım: Şerefsiz olmayacak beni . Zeus bu tanrı sözcüsüne ölümsüzlük bağışlamış: Attika'da Oropos denilen bir yerde kâhinliğini sürdürürmüş. Ophettes) sonra. Böylesi bir insana hem akıllı. şehir kurtulur.): Polyneikes'e çevirir bakışlarını. Derin kazıyor yüreğinin derin düşünceler yetiştiren toprağını. arabasıyla yutar. Yedilerin dü­ zenledikleri Nemea yarışmalarında Amphiaraos atlama ve disk atmada birinci gelir. Aikmaion'un küçük karde­ şi (Tab. Ama Polyneikes Eriphyle'yi baştan çıkarır: Kadmos'la evlenirken Harmonia'ya tanrıların düğün hediyesi olarak verdikleri gerdanlığı armağan eder o n a . Hellen'in kardeşi (Tab. kahraman olmak istiyordu. Efsaneye göre Amphilokhos Kilikya'da (Sey­ han bölgesinde) Mallos şehrini kurar. soyunun tanrılarını perişan etmek! Hangi dava insana ana sütünü kurutma hakkını verir? Kılıçla fethedeceğin yurt toprağı mı destek olacak senin davana? Bana gelince. sefere çıkar. Durgun ve öl- 34 . belli zamanlarda bütün kentle­ rin elçilerini bir araya getiren "amphiktyonia"lara adını veren de oymuş. Kalkhas'la birlikte birçok kehanet merkezleri kurarlar (Kalkhas). Yunan kentleri arasında dinsel birlikler ha­ linde kurulup. Ama git­ meden önce oğullarına yemin ettirir: Anala­ rından öç alacaklardır. Zeus'un saldığı bir şimşekle toprak yarı­ lır ve ünlü kâhini atları. Troya seferi­ ne katıldığı ve özellikle dönüş efsanelerinde rol oynadığı görülür: Troya düştükten sonra. ama oranın krallığını kendisi gibi kâhin olan M o p sos ile paylaşamadığından. ama anası Eriphyle'nin öldürülmesinde bir rol oynamadığı sanılır. hem de Adrastos'u vazgeçirmeye çalışır. Hiçbir arma yoktu kalkanında. Efsaneye göre Attika başkentini tanrıça Athena'ya adayıp ona Atina adını veren ve Dionysos'u Attika'da ilk konuklayan bu kral­ dır. kalın tunç kalkanını kaldırıp göğsüne. çünkü o kahraman görünmek değil. Bu çarpışmada her ikisi de can verir (Mopsos). Aiskhylos'un ölmez eseri "Thebai'ye Karşı Yediler" tragedyasında Amphiaraos hem akıllı.

Alkmene'nin kardeşlerini Taphos adasın­ dan gelme bir ordu öldürmüştü. sevimli bir sanatçıydı. Antiope'yi de karısı Dirke'ye köle olarak verir. Amphitrite de bunlardan biridir. yunus Anı phitrite'yi sırtladığı gibi. Kreon da bu işe yardım etmeye söz verir. İkiz­ ler dağda çobanlar arasında büyür. bu adanın kentini almak ise kralı Pterelaos'u öldürmeye bağlıydı. Zeus ile Antiope'nin oğlu. 394 vd ) Öbür talipler gibi dilenci kılığındaki Odysseus'a kötü davranmaz. Amphion ise lyra çalı­ yor. Poseidon da bir yu nus balığı göndermiş peşinden. macerası yoktur her nedense. onu öldürmüş ve Taphos'u yağma ettikten sonra Thllpti'yi (Inıımüş (Alkmene). Amphitryon. Amphitryon bu işi başarır. getirmiş deniz kralı­ na vermiş. 121 vd. Lykos'u öldürüp. Amphissos. Surları yaparken Zethos sırtında kocaman kaya parçalan taşıyor. Kaza ile amcası Elektryon'u öldü rür. Dirke kayalar üstünde parçalanıp can verir. Pterelaos ölünce. bir zamanlar kral Pterelaos'un oğullarınca öldürülen kardeşlerinin öcünü al­ malıdır. ora kralı Kreon onu bu suçundan arındırır. X V I . İkizler Thebai'ye dönerler. öyküsü. Antiope ikiz çocuklarını doğurunca. köpükler arasında ka­ yan bir arabada oturur gösterilen denizler kraliçesi Poseidon'a vefalı bir eş olmuş. G t l inin birinde Poseldon onu bir kumsalda kız kardeşleriyle oynarken görmüş ve g ü z e l l i ğ i n e vurulmuş. kimi efsaneciye göre çocuğu olmamış. 9). İkizler birbirlerine hiç benzemiyorlar. o ırmağa Dirke adı verilmiştir sonradan. 13). Ama Komaitho'ya şükran beslemek şöyle dursun.). Dirke'yi azgın bir boğanın boynuzlarına saçlarıyla bağlayarak salıverirler hayvanı. istenilen sıraya girip yan yana diziliyor­ lardı. Bkz. o Triton ki dalgaların dibinde. talipleri yatıştırmaya çalışır ( X V I I I . Amphion Tantalos'un kızı Niobe ile evlen­ miş. Evlenmişler ve o gün bugün mutlu bir ç i f t olarak yaşamışlar.): Toprağı sarsıp gümbürdeten Poseidon Amphitrite . Zethos'un ikiz kardeşi (Tab. Ama kız çok utangaçmış tanrıdan kaçmış ve Atlas'ın dünyayı omuzlarında taşı­ dığı uzak ülkelere varmış. Zeus'un buyruğuyla Thebai şehrinin yönetimi bundan sonra Amphion'la Zethos'a geçer. çalgının güzel ve büyüleyici seslerine kendilerini kaptıran taşlar yerlerinden kımıldı­ yor. Ahenkli isimlerini dize dize saymakla bitiremez Hesiodos (Theog. Amphion. X X I I . sert yaratışlı Zethos avcı ve savaşçı idi. gücü kuvveti sonsuz. ama Hesiodos onun Triton'u doğurduğunu şöyle anlatır (Theog. anasının ve soylu babasının yanında altından bir sarayda oturur korkular saçarak çevreye. sonra da A l k mene'nin isteğini yerine getirmek için yola çıkar. Apollon'la Artemis Niobe'nin çocukları­ nı oklarıyla vururken Amphios'u da küstah bir soy yarattı diye öldürmüşler (Niobe). Denizden olma bir sürü yaratığın başında. Ölüsü bir ırmağa atılır. Okeanos kızı Doris'in deniz tanrı Nereus'la birleşmesinden Nereides diye anılan elli kız doğar. çünkü kralın saçında onu ölümsüz kılan bir altın tel varmış. 90 vd. V.). dağda oğullarını bulur ve öcünü almaya iter onları. Telemakhos'un öldürülme­ sine karşı çıkar (Od. Gene de taliplerin kaderini paylaşmak­ tan kurtulamaz ve Telemakhos'un kargısıyla vurulur (Od. amcası Lykos onları Kithairon dağına bırakıp. Amphion ise tam tersine yumuşak. Yurdundan sürülüp Thebai'ye sığınır. İkizler kentin surlarını kurmaya koyulurlar.). . ama Alkmene bu evlenme için bir şart koşar: Amphitryon. Günün birinde Dirke'nin yanından ka­ çan Antiope gelir. 230 vd. Amphitrite. Dryope. 240 vd. Amphitryon kendisiyle birlikte Thebai'ye ge­ len amcakızı güzel Alkmene'ye talip olur. Amphion'un müziğe yeteneğini fark eden tanrı Apollon (ya da Hermes) ona bir lyra armağan et­ mişti./ U l l I II I I \ I » ' I I v çülü bir adamdır. Amphitryon'a tutulan kral kızı Komaitho babası­ nın başından altın teli koparmış. Tirnys kralı Alkaios'un oğlu (Tab.tanrıçayla eulendi ve onların sevişmelerinden büyük Triton doğdu. Amphitryon da Taphos'u ele geçir­ miş ve krallığını sefere kaülan arkadaşı Atlna'lı Kephalos'a vermiş. dövülmesine karşı ge­ lir. yeter ki Dionysos'un Thebai ülkesine saldığı Teumessos tilkisinden kurtarsın bölge­ yi. o da olanaksız.

hem de kestos denilen kurşunlu bir eldivenle yarışırmış. Danaos'un elli kızından biri. ülkesine her geleni kendisiyle boy ölçüşmeye zorlar. Amphitryon iki çocuğu birlikte yetiştir­ miş ve Herakles'in yanıbaşında Minyen'lere karşı bir savaşta can vermiş. son­ ra da Iphikles'i doğurur. "Amymone" Aiskhylos'un "Yalvarıcı Ka­ dınlar" ile başlayan ve Danaos kızları ile Aigyptosogullarının dramını anlatan trilogia'ya eklenmiş bir satyr oyununun (kayıp) adı olsa gerek. Tanrıçanın. Minos da öç alması için tanrı Zeus'a yalvarmış. u. O gece sabaha karşı Amphitryon da savaştan döner ve karısına kavuşup Iphikles'i üretir. Amphitryon böylece ölümsüz ço­ cuğun hangisi. Tanrı çıkagelir. nedeni de Poseidon'un öfkesidir: Göz koydu­ ğu Argos'un Hera'ya verilmesine kızmıştır. çünkü büyük tanrı Zeus tarafından aldatılmak zül değil. Minotauros'a yem . sekiz aylık Herakles ise oynayarak boğar canavarları. Anadyomene. Amymone babasıyla birlikte Argos iline gelir. ama duygusuz ve kalpsizmlş. şe­ ref sayılır Homerik çağlarda. Amphitryon Alkmene'nin macerasını öğrenince. Yumruk dövüşünde pek usta olan bu dev hem çıplak yumrukla. kızın kapısına asmış kendini. Bu kaynak son­ radan Amymone adını alır. Amymone bütün bir gün kırlarda dolaştıktan son­ ra yorgun düşüp uykuya dalar. Sonraları görüş­ ler değişmiş: Yunan ilkçağında Euripides'in "Alkmene" (kayıp) adlı bir tragedyası olduğu­ na göre. Atina'da Panathenaia bayram­ larında düzenlenen bütün yarışmaları kazan­ dığı için kral Aigeus onu kıskanmış ve Marathon ovasında korku salan bir boğayı öldür­ meye göndermiş. satyr'i kovar. Alkmene bir gün arayla Herakles'i. bu işi Amphitryon değil de Zeus'u kıskanan Hera yap­ mış. Poseidon'un oğullarından bir dev. konu komik sayılmamıştı daha. delikanlının cenazesi evi­ nin önünden geçerken pencereye çıkıp kay­ gısızca seyretmiş. Amphitryon hangisi­ nin kendi oğlu olduğunu bilmek için çocukla­ rın odasına iki koca yılan koyar. Tanrıça Aphrodite'ye veri­ len bir sıfat. Başka bir anlatıma göre. ölümlünün hangisi olduğunu anlar. karşılık görmeyince. Tanrı Afrika'ya kıtlık sal­ mış. Bursa'dan Karadeniz'e uzanan Bithynia böl­ gesinde Bebrykes adlı bir boyun kralıymış. Kıbrıs'lı bir kız: Güze'. Güzel kıza gö­ nül veren Poseidon onunla birleşir ve N a u p lios adlı bir oğulları olur. Androgeos bu işi başaramayıp ölmüş. kız uyanır. Latin komedya yazan Plautus "Amphitruo" adlı oyununda aldatılmış koca moti­ fini bütün çıplaklığıyla ele alır. ama Zeus buna engel olur. Amymone. yabasını kaya­ ya vurup bir kaynak fışkırtır. yeni komedya denilen Hellenistik çag tiyatrosu Amphitryon-Alkmene serüvenini işlemeye başlar. Aphrodite). Anaksarete bu­ na da aldırmamış. Danaos. kıtlığı önlemek için Aigeus her yıl Girit'e Atina'dan yedi delikanlı ile yedi genç kız gön­ dermek zorunda kalmış. giderek mutlu bir kişi olarak tanımlanır. dalgalardan doğan" anlamına gelir. Amphitryon Batı yazınında ilk aldatılan ko­ ca olarak yaşar. İphikles ür­ ker. Amphitryon'un benzeri Sosias tipini de yaratarak M o liere'in tadına doyulmaz "Amphitryon" ko­ medyasına örnek olur. Androgeos. "Su yüzüne çıkan. ünlü bir atlet. Uranos'un denize savrulan atmıgıyla meydana gelmiş köpüklü dalgalardan doğduğunu belir­ tir (Uranos. ona ceza ver­ meyi düşünür önce. İphis adlı bir delikan­ lı ona delice âşık olmuş. Minos ile Pasiphae'nin oğlu. Argonaut'lar Bebryk'lerin ilinde Khalkedon'a (Kadıköy) vardıkları zaman. onu yiğit H e rakles'e gebe bırakır. çok saygıdeğer. Nauplios Argos ili­ nin güneyinde Nauplia şehrinin kurucusu­ dur.J U » 1 I I\> » l Ne var ki o sırada Zeus Amphitryon kılığın­ da Alkmene'nin koynuna girer. Ne var ki adı Homeros des­ tanlarında geçtikçe. Zeus oğlu Polydeukes onunla güreşmeyi göze almış ve korkunç de­ vi yenerek yolculara karşı bu insafsızca dav­ ranmasına son vermiş (Argonaut'lar). Tanrıça Aphrodite de bu kadar katı yürekliliğe kızarak Anaksarete'yi bir heykele dönüştürmüş. kızlarını su aramaya gönderir. çoğu zaman yener ve öldürürmüş. avazı çıktığı kadar bağırır ve Poseidon'a yakarır. Orada korkunç bir kuraklıkla karşılaşırlar. Amykos. O sırada bir satyr'in saldırısına uğrar. Anaksarete.

hizmetçileri arasında nakış işlemek­ le. mekik dokumakla vakit geçirir. bir ateş kıvılcımı da koruluğa düş­ müş. Uğursuz savaş Anadolu kıyılarına gelip çatınca. Burada. yok.olan bu gençleri kurtarmak İ ş i n i Theseus ba­ Şarmış (Aigeus. Androklos hayvanı oracıkta öldürmüş ve tanrı buyruğunun gerçekleştiğini anlaya­ rak Ephesos şehrini o korulukta kurmuş. alıp götürdüğü zaman ölüm seni yalnız acılar kalacak bana. delı gibi fırlar . akıllı Adromakhe'yi Priamos'un en değerli oğlu Hektor'a verir. talihsiz karına acıma yok sende. Troya'lılar Hektor'un oğluna "şehrin efendisi anlamına gelen bu adı. İon göçmenlerine bir t a n n sözcüsü kuracakları şehrin yerini kendilerine bir ya­ ban domuzunun göstereceğini bildirmiş. Hektor ile Akhilleus arasında teke tek savaş başlar."hür gününü" görür görmez ölmüştü. İlyada'da anlatılan savaşın dokuzuncu yılında Troya sahnesine çıkarlar. Akha ordusu dokuz yıldır Troya kapıları önünde pinekliyor. "Or­ manlık Plakos daginın eteğinde kraliçeydi anam" diyor Andromakhe yana yakıla. Bölgede çapulculuk seferlerine çıkmış Aklıllleııs. çocuk büyür de bir gün Troya'ya kral olur umuduyla takmışlardır. Andromakhe'nin anasını da esirgememişti. dört duvar arasında. batı kapılarına koşar. bir korkak gibi çekilecek değil ya savaştan Troya ordu­ sunun desteği. Dü­ ğün dernek nasıl olmuş? Andromakhe. B i r g ü n Hektor savaştan ara bulup şehre gelir. karını dul koma. atların çeşmeye süren tek tük Troya'lıları her fırsatta kovalayıp öldürmekle bile duyuramı­ yordu kana susamışlıgını. dul kalmama. uslu.. babadan. ağaçların arasından bir yaban domuzu çıkmış. bu hırs yiyecek seni. Andromakhe odasında mekik dokurken duyar bu vaveylayı. Androklos. az gün var. arkadaşısın sıcak döşeğimin. yavruna. Ama Hektor'un ölümünden birkaç gün önce Astyanaks dadı­ sının kollarında dolaştırılan bir bebektir. Arada. sonra büyük bir kurtulmalık karşılığında serbest bırakmıştı. Hektor'la Andromakhe ancak yıkım gelip çattığı zaman. Priamos'un oğulları ve gelinleri için yapılmış önü revaklı evlerin birine nasıl gelin girmiş? Bunu şairler bize anlatmaz. bir çocukla­ rı olmuştur: Astyanaks. Eetion kral Priamos'a dostluk bağlarıyla bağlıdır. Akha'lar üstüne saldırıp öldürecekler seni. Andromakhe Troya sarayında kadınlar dai­ resinde. biliyorum . Homeros'un dediği gibi. yetim koma yavrumuzu.). ne yapsın. balık sıçramış. Atina kralı Kodros'un oğlu. kalede kal. krali­ çeyi de Akhilleus esir sürüsüne katmış. ne ulu anam. yedi Oğ lunun insafsızca canlarına kıymıştı. ne kadar yiğit de olsa Hektor'un bir gün düşman kargısı altında can vereceğinden korkar. rahat durmaz. Hektor. Hektor'un ölümüne karar vermiştir tanrılar. ama zavallı kadın. Yiğit çe dövüşerek can verir. kardeşimsin. Kral Eetion'un sarayında yapmadığını bı­ rakmamış. Troya'ya getirmiş. E f saneye göre Efes bölgesine yerleşmiş Leleg'lerle Karia'lıları kovan lon göçmenlerinin önderi olan Androklos Ephesos şehrinin ku­ rucusudur. bayırda davarlarını otlamaya giden. Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi Benim senden başka dayanağım yok.. acı bana. dayanağıdır. çünkü korku kaplamıştır yüreğini. gülümser. Şehirden çıkıp. Andromakhe gözyaşları döke rek ellerine sarılır (İl. Bir gece İon'lar ormanda balık kızartırken. Hektor acır kansına. Günler geçer. Mysia bölge­ sinde Thebai şehrinin kralı olan Eetion'un kı­ zıdır. İ I yada destanının en dramatik sahnesi. Ah kocacığım. Mysia'ya varmış ti. Theseus). Samos (Sisam) adasını da o ele geçirmiş. Ölüm-kalım savaşı. kardeş­ ten yüzü gülmemişti. Sen bana bir babasın. yiğit. Troya yöresinde ra­ hat kalmamıştı. düşüremiyorlardı bir türlü Anadolu'nun kutsal kalesini. Andromakhe'nin anadan. karısı­ nı evde arar. Andromakhe. Ulu anamsm benim. Her geçen gün bir işkencedir. uzaktan Andromakhe'yi ve yavrusunu görün ce. İkide bir savaşı gözlemek için çocuğunu dadıya verip batı kapısının üstündeki kuleye çıkar. Ne babam var benim. Hele içi içine sığmayan genç ve atılgan Akhilleus çok sabırsızlanıyordu. Troya ovasında yiğitler boğuşurken. yaşlı başlı kralı öldürmüş. Mutlu günlerini bilme­ yiz bu güzel karı-kocanın. dağda. Troya surlarından bir çığlıktır kopar. 407 vd. Sarayında yedi oğlu ile büyüttüğü tek kızı sevimli. Andromakhe.

Gorçocuğumuz da ufacık. sen. Tanrıça P h yüzyıl Fransız şairi Racine'dir. Tanrı korkunç bir ejder salmış Kepheus'un ülkesine. şöyle güzel bir söz söylemedin ki. kızını bana verirsen. bu sevişmeyi en ufak ayrın­ getirdiği Andromakhe ona üç oğulla bir kız tılarına dek anlatır: Tanrıça Ankhises'i 1da ya­ vermiştir. Öv­ den faydalanarak. anana. onun koruyucusu bekçisi. Canavar da onu parçala­ Erkeğim benim. evimizde dul bıraktın beni. birden yiğit Perseus gittin. yormuş ki. Hektor'un cenaze t ö ­ reninde görürüz şimdi de Andromakhe'yi. N e reus kızları da Poseidon'a dert yanmışlar. Troyalı prens arzu ile yanıp tragedyasında adı Pyrrhus'tur) aşkına karşılık tutuşarak tanrıçaya yaklaşır. kurtarır. Sonunda Andromeda'yı bir kayaya bağlamışlar. Tutulmuş da hemen ona. deli­ kıskanır. go'yu öldürmüş. Gerçekten de çilesi bitmez Andromakhe'nin. kara talihli ikimizden. bu şehir yerle bir olacak baştan aşağı. Jean Anouilh'in "La Guerre de Troie n'aura Senin bir oğlun doğacak. şefkatli seslenir: bir ana tipidir. Nereus kızlarının hepsinden daha güzel olmakla övünmüş. AkhiUeus'un oğlu Neoptolekos'un oğlu Ankhises tanrıça Aphrodite ile mos'un sarayında görürüz onu. oysa tutsak olarak konağına ye ayrılmış olanı. Hektor. kafasını eline almış. Ozanlar arasında ağıda başlar. gökten inmiş atı Pergasos üstünde. çok daha in­ süne kapılan hayvanların ormanlarda. bayılır. soylu analarını. Aithiopia kralı Kepheus'la Kassiepeia'nın kızı. Troya kral soyundan olan Asragedyasında. gençlik çağma erer mi ki. göçüp gittin genç yaşında. yumuşatır yüreği­ ni ve ölüyü alır. mak üzere yaklaşırken. toplamış. sevgilisine şöyle şa çıkaran. halde. canavarı da öldürürüm. sonsuzluğa dek! Q8 . rıçanın gelişine benzetilmiş. kasıp kavuruyormuş ortalığı. canavardan sen öldün. öç almasını istemişler. demiş ki. Themis tapınağına sığındıkları tanımlanan İda dağına Aphrodite'nin inişi. Pliineus'a sözlüyrnüş. Ama yiğit Gorgo kafasını tutmuş karşılarına.ruvun\jmcuf\ dışarıya. Zeus-Ammon tapınağının kâhinine başvuran kral kızını canavara kur­ ban ederse ülkesinin ejderden kurtulacağı ce­ vabını almış. Perseus ejderi öldürüp kızı almış. getirir. tanrıçanın büyü­ Euripides'ten çok daha güzel. Neoptolemos'un (Fransız nür Ankhises'e. Euripides'in "Andromakhe" adlı tra­ Ankhises. son dakikada peşinde vahşi hayvanlar sürükleyen ana tan­ kurtulurlar. Andromakhe ile oğlunu öl­ güde "canavarların anası. Sonra da babana. funda­ sanca bir Andromakhe tipi yaratan şair X V I I . Onuncu günü akşam kral Priatnos A k hiUeus'un barakasına gider. Bu işkence dokuz gün sürecektir: Her sa­ bah Akhilleus ölüyü arabasına bağlayıp sü­ rükler. yiğit ve bilinçli bir kadın. ne var ki Andromeda amcasına ama bana kaldı gene en büyük acı. onlara kıyacaklardır ki. Dile gelmez acılar bıraktın. Halk da Kepheus'u kızını feda etmeye zorlamış. ama çocu­ 17). evlenmişler. Phineus adamlarını Ölüm döşeğinde uzatmadın ellerini bana. Homerik denilen övgülerden Aphrodite' ğu olmamıştır. Hermione bu Troya'lı kadını fena maçlarında sığırlarını otlatırken görür. lıklarda sevişmesi gösterilmiştir.): Andromeda. bilmem. Sevişmelerinin vermeyen ve Hermione'nin kıskançlığını bo­ sonunda gülümser tanrıça. XXIV. binbir pınarlı" diye dürmek ister. 7 2 5 vd. gözyaşı döke döke gece gündüz anayım onu hepsi birden taştan adam olmuşlar (Perseus). çocukları ayakta tutan. babasına gitmiş. şöyle der (İl. körpecik. Neoptolemos'un Delphoi'ye gidişin­ kanlının güzelliğine vurulur ve dağa iner. Anası. düşer. Öyle olmuş. kayaya bağlı güzel kızı görmüş. Neoptolesevişmiş ve Aineias'ın babası olmuştur (Tab. dönübizden olan. mos kızı Hermione ile evlenmiştir. Akhillus'un arabasına bağlayıp toz toprak içinde sürüklediği Hektor'un ölüsünü görünce. Troya'Iılara kral pas lieu" (Troya savaşı olmayacaktır) piyesin­ olacaktır o de de Andromakhe ilginç. düğün gecesi saldırmış Perseus'a. çekici bir tip ola­ Ve çocuklarına çocuklar doğacaktır rak canlanır gözümüzün önünde. Hektor'u bir rygialı bir genç kız kılığına girer de öyle görü­ türlü unutamayan.

Troya'dan kaçarken Aineias'ın onu sırtına al­ masının nedeni bu olduğu anlatılır. buluşmalarını ertellyorrnuş. elmas. sevgiye karşılık veren" anlamına gelir. Batı kapısında ihtiyarlar derneğinde bulunur ve Troya savaşından ön­ ce kaçırılan Helene'yi geri almak için elçi gönderilen Odysseus'la Menelaos'u evinde nasıl konukladığını anlatır. 1 6 4 ) . Helena'yı mallarıyla Akha'lara geri vermekten yanadır. öyle ki şe­ hir de içine yuvarlanıp yıkılacağa benzediğin­ den Ankhuros bir tanrı sözcüsüne ne yapaca­ ğını sormuş. Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sö­ zünü tutmaz. Troya'lı ihtiyar. yani halk Mons Sacer denilen kutsal tepeye çekilmişti. Antheus. Efsanesi Alkyoneus efsanesinin tıpkısıdır. Phobios'un karısı. fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile sevişmiş olmakla övünür ve çarpılır.A I N I I II 1 K Tanrıça doğuracağı oğlanı büyütmek için nympha'lara vereceğini. yoksa Zeus'un yıldırımına çarpılacağını söyler ve Ankhises'i bırakıp gi­ der. Yakalana­ caklarından korktuğunu. Antaios. Troya' dan ayrılırken seksen yaşında olduğu da söy­ lenir.kaldığı. demiş sözcü. (Alkyoneus). altın. Ankhuros. Bu­ nun sonucunda topal . onu beş yaşında ha basına tanıtacağını ve çocuğun kimin okluğu sorulursa sakın Aphrodite'nin oğlu olduğunu lıildirmernesini.ya da kör . ona gönül vermiş. Palladion'un çalınmasına yardım ettiği söyle­ nir. derin bir yarık açılmış. Menelos'la Paris arasındaki teke tek çarpış­ mada yargıçlık eder. Bir başka yoruma göre Anteros Eros'un kar­ şıtıdır. ama delikankyı kandırarriamış bir türlü. V I . Vergilius'un Aeneis'inde Ankhises'in Sicilya'da Drepanon burnunda öldüğü ve Aeneas'ın babası şerefine oyunlar tertiplendiği söylenir. onu atacaksın. İhtiyar bir kadın olarak canlandırılan Anna Perenna üstüne çeşitli efsaneler anlatı­ lırdı. Bir altın tası . Anna Perenna. Poseidon İ l e Gaia'dan doğma b i r dev. böylece bir zamanlar Ak ha'lara konukluk eden bu soy esirgenmiştir. Bu koruluk çok eski bir tanrıçaya adan­ mıştı. ama doğa dışı sevgileri önleyerek bir düzen öğesi olarak rol oynar. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. Antenor. ucuz ucuz sararmış halka. Günün birinde kraliçenin sabrı tü­ kenmiş öç almaya karaı vermiş. Eros tanrıya karşılık olarak göste­ rilen tanrısal varlık. Anlaşmazlık sona erip halk şehre dön­ dükten sonra Roma halkı kurtarıcısı saydığı bu kadını tanrılaştırmış. ya da konukluk ku­ rallarına karşı gelmekten çekindiğini İleri sü­ rerek kraliçeyi oyalıyor. Anteia Tiryns'e gelen Bellerophontes'e tutulur ve ondan yüz görmeyince yıkımını kurar (Bellerophontes). Homeros'un Antela ( İ l . Priamos'un arka­ daşı ve danışmanı. Roma'da tarihsel çağlara dek oyna­ nan Troya oyunları Aenas'ın kurduğu bu ya­ rışmalara dayanırmış (Aineias). atar atmaz da yarık kapanmış. Kral da tutmuş. Anteros. katı yürekli ve duygusuzdur. en kıymetli eşyalarını atmış. Daha çok erkekler ara­ sındaki sevgide adı geçer ve "seveni bahtlı eden. Antheus. Ankhuros sonunda kendini atmış uçuruma. Sonra da Antenor Trakya yoluyla ve oğullarıyla birlikte kuzey İtalya'ya göçmüş ve Po vadisine yerleşmiş. Baş­ kentinin yanıbaşında büyük bir toprak kay­ ması olmuş. Roma'nın biraz kuzeyinde Via Fiaminia'ya açılan kutsal bir koruluk var­ dı. Biri şu: Roma'da çıkan bir iç savaş so­ nunda sınıflar arasında bir bölünme olmuş ve Plebs. Uçuruma en değerli nen varsa. Troya düştükten sonra Antenor ve oğulları Akha'larca korunur. tra­ gedya yazarlarının Sthenelıoia diye adlandırdikları bu kadın Lykia kralı lobates'ln kızıdır Kardeşi Akrisios tarafından Korinthos'tan sü­ rülüp Lykia'ya sığınan Proitos'la evlidir. Söy­ lentiye göre Antenor'un evinin kapısına bir pars postu konmuş. Antenor savaş sı­ rasında da işi tatlıya bağlamaktan. ama yarık bir türlü kapanmamış. Anteia. Miletos zor­ bası Phobios'un sarayında yaşıyormuş ki. Halkın orada aç kalmaması için Anna adlı bir kadın her gün kendi eliyle yaptığı çörekleri getirir. Venet'ler boyunun atası sayılırdı. Halikarnassos'un (Bod­ rum) kral soyundan bir gençmiş. Troya efsanelerinden sonra meydan gelen efsanelerde Antenor vatanını satan bir hain olarak görünür: Tahta atın şehre alınmasına.

hayat hi­ kâyesi bize en çok dokunanıdır. eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki. değişmez kanunlarından daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyo­ rum. hiçbir şeyi inkâr etmiyorum. Sonra da ne büyük bir suç iş­ lediğini anlamış ve pişmanlık duyarak kendini asmış. Antigone — Hepsi böyle görüyorlar. 1 9 ) . Kâhin Teiresias'ın açıklamalarından ne kor­ kunç bir suç işlediğini anlayınca. K r e o n —Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun. S. Kentten kente sürü­ nüp dilenen babasıyla birlikte Attika ilçesi Kolonos'a varır. Kreon — B u işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun? A n t i g o n e —Biliyordum. Kreon — Ötekine karşı alâka göstermekle buna karşı günaha girmiyor musun A n t i g o n e —• Mezarında yatan ölü böyle hü­ küm vermeyecektir.B. çağ­ daş insanı derin derin etkileyen. Kreon — Thebai'liler arasında bunu böyle gören yalnız sensin. ölüsünün üstüne toprak serpmeyi bi­ le yasaklandırarak böyle bir işe girişecek ola­ nı ölümle cezalandıracağını bildirir. bir köle değil. Antheus'a inip tası çıkarmasını buyurmuş. Antigone Kreon'un bu emri­ ne karşı gelir. yollara düşer. Çünkü bu kanunlar yalnız dün ve bugün yaşamıyorlar. Kreon — Birinin koruduğu bu memleketi öbürü harap ediyordu. Sophokles'in erişilmez bir başarıyla dile getirdiği bu tartışmadan bazı parçaları aşağıya alıyoruz (M. Nasıl bilmem?Herkese ilan edildi. delikanlı ku­ yunun dibine varınca üstüne kocaman bir taş atıp onu ezmiş. Antigone. ona hem des­ tek. Antigone — Onunla beraber ölen bir kardeş­ ti.. Bu kez tahta çıkan Kreon Eteokles'in yurdu­ nu savunurken öldüğü için kahraman sayılıp törenle gömülmesini. yurduna yabancıların yardımıyla saldıran Polyneikes'in de mezarsız kalarak. Oidipus'un kendi anası İokaste'den dogma k ı z ı (Tab. orada halkı acındırmayı ve kral Theseus karşısında babasını savunmayı başarır. Yalnız kız Antigone baht­ sız kahramanı elinden tutup. Oidipus'un ölümünden sonra Antigone Thebai'ye döner. Kreon — Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun? A n t i g o n e — Öz kardeşime saygı göstermek­ te utanacak ne var? Krneon — Onunla dövüşüp ölen de bir kar­ deşin değil miydi? Antigone —• Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu. fakat korkudan dillerini tutuyorlar. suç ve devlet yönetimi konularında yönetme­ nin kendisiyle tartışmaya kalkışır. Aiskhylos'un "Thebai'ye Karşı Yediler" tra­ gedyasına konu olan bu savaşta iki düşman kardeş birbirleriyle dövüşürken can verirler.Eg. Ali çevirisi): Antigone — Ben yaptığımı itiraf ediyorum. insan sözlerini tanrıların yazıl­ mamış. Yurdu da. Kreon — Demek buna rağmen benim emri­ me karşı gelmeye cüret ettin? Antigone — Fakat bana bu emri veren Zeus değildi. ilerde ne korkusuz bir yürekle ne yaman bir eyleme girişeceği sezilmektedir. Böylece Oidipus'a bir sığınak bulup. yönetmene baş kaldırır. Sophokles'ie işlen­ meye başlayan Antigone dramı canlılığını bu­ güne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi Batının en seçkin tiyatro yazarlarına konu olmuş ve olmaktadır. Davranışı. Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır. oğulları da lanet okumuşlardır ona. bununla da kalmaz. Hades'te hüküm süren Dike de biz fa­ nilere böyle bir nizam yüklememişti. bunlar ebediyen menidirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur. Sophokles'in "Oidipus Kolonos'ta" adlı bu tragedya­ sında Antigone'nin güçlü kişiliği belirmekte. kardeşini gömer ve eyleminin suç değil. sonsuzca dü­ şündüren bir kişilik taşır. hem de kılavuz olur. Oidipus göz­ lerini kör ettikten sonra. Yayınları. Ve senin emirlerinde. Thebai'den ayrılır. Antigone — Olsun.ANTİCSONL derin bir kuyunun içine atarak. tersine borç olduğunu ileri sürerek. Antigone traged­ ya kahramanlarının en cana yakını. . Thebai'de krallığı paylaşamayan kardeşleri Eteokles ile Polyneikes bir­ birlerine karşı amansız bir savaş açmışlardır. Sophokles'in ölümsüz "Antigone"sinin ko­ nusu işte budur. onun öç perileri Erinys'lerden kurtularak ra­ hat bir ölüme kavuşmasını sağlar.

A n t i g o n e — Ölüm diyarında da böyle bir ka­ ide olduğunu bana kim söyleyebilir? Kreon — Düşmanımız b i z i m İ ç i n hiçbir za­ man. ama Antinoos hepsinden beter. kederinden Haimon da canına kı­ yar.). 85 vd. Akhilleus ile Patrolos'un en ya­ kın arkadaşıdır. kaba ve zalim bir adamdır: Odysseus'un başına ilk tokmağı atan. gitti kollarımın arasından. Aralarında içli bir ko­ nuşma olur. Antilokhos. yigitligiyle dikkati çeker. benim gönlümse bir tek şey istiyordu Kucaklamak geçmiş. Odysseus'u Sisyphos'un oğlu sayan efsaneler vardır. gözü doymaz. Antikleia. en küs­ tah. bu adam kara ölüm cadısına benzer. VI. Sonra Odysseus olanı biteni ve Hades'e n e ­ den indisini bildirir. Üç sefer atıldım üstüne. ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu. tembel.(Od X I . çökmüş bir adamdır (Kreon. sonra kimsenin başaramadığını . göçmüş anamın ruhunu. Antigone'nin kendini asmış olduğunu görünce. Devletin baskısına karşı kişi özgürlüğünü savunan Antigone sonunda tam bir zafer ka­ zanır. Bazı bölümlerini bu­ raya alıyoruz: Birde baktım geçmiş. yüksekten atarak konuşur. Z03vd)i O böyle konuştu. sert.. İros'la Odysseus'u güreştirmek ve iki dilencinin çilesin­ den eğlenmek fikri de ondan gelmedir. üç seferinde de uçtu. bir ağladım. Sal­ dırgandır. Nestor'un oğullarından biri. asıl çekemediği kimse de amaçla­ rının gerçekleşmesini önleyen Telemakhos' tur. pusula­ rın fikir babası hep Antinoos'tur: Pylos'tan dönüşünde Telemakhos'u öldürmek için pu­ suya yatmaya önayak olur (Od. sertliği simgeleyen Kreon artık yıkılmış. Odysseia'da anlatılan ( X I . Antikleia bu sırada onunla ilişki kurmuş. hep kötülük kurarlar..MIN I UN» » ' I K r e o n — Ama orada da İ y i o d a m . Sisyphos da bu yüzden gel­ miş. Patroklos ölünce çok üzülür ve acı haberi Akhilleus'a verme görevini üstü­ ne alır. Devlet yasağında ve cezasında ka­ yıtsız. oysa kutsal llyon 'a giderken sağ bırakmıştım onu. Troya savaşına katılır ve çevikliği. nişanlısını kurtarmaya koşar. yarışmanın yapılması için önayak olur. Gerçi Kreon ceza olarak onu kayalıkla­ ra diri diri kapatır. Anası Eurydike buna dayanamaz. dilenci­ yi galiz küfürlerle kovan odur. ah dedim anama bir sarılsam. kötü adamla müsavi muamele görmeyi istemez. sevgi paylaşmaya geldim. sonra evlenmiş Laertes'le. Antinoos. Ona karşı kurulan kumpasların. ona. düş gibi. Penelopeia tiksinir ondan. 499): İğrenirim bunlardan. mülkünü vur patlasın. üç seferinde de bir gölge oldu.) ana oğlun buluşması destanın en gü­ zel parçalarından biridir. ama Odysseia'da şafak tanrıça Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldü­ rüldüğünü öğreniriz. Eupeithes'in oğlu Antinoos şıma rık. Antilokhos'un İlyada'da sonuna ka­ dar savaştığı görülür. Yay germe oyununu önce kabul eder. Autolykos Sisyphos'un sü­ rülerini çalmış. Odysseus'un anası. dadı. şöyle der (XVII. Kavgacı. Antinoos'un tutum ve davranışı talipler arasında bile tepki ile karşılanır. Sonunda Odysseus anasına sarıl­ mak ister. şartsız. kendi­ ni öldürür. Bir söylentiye göre. çok içerler ve da­ ha kötü şeyler kurmaya başlar ( X V I . Odysseus'un malı nı. görünce bir acıdım. Antikleia oğlu Odysseus Troya seferi­ ne çıkıp dönmeyince. hasretine dayanama­ yıp canına kıymış. göçmüş anamın ruhu çıkageldi. buna çatar. Autolykos'un sarayına yerleşmişti. Haimon).). bu plan gerçekleşmeyince. en terbiyesiz ve en ahlaksız olanıdır. dost değil­ dir. yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü. İthaka kralı Laertes'in karısı. 669 vd. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. Antigone — Ben dünyaya kin değil. Antikleia da Ithake sara­ yındaki durumu anlatır. hatta ölümünden sonra bile. çal oynasın tükcl meye kararlı taliplerin başta geleni. ama Kreon'un oğlu ve Antigone'nin nişanlısı Haimon babasını sert söz­ lerle kınadıktan sonra. Odysseus ölü ruhları diriltip konuşturacak kandan önce Teiresias'a içirir. 362 vd.

Zeus'un aklını çelmeyi aklına koyan Hera bu memeligl ister günün birinde Aphrodite'den. Babası Nykteus üzüntüsünden canına kıymış. çözdü göğsünden nakışlı memeliğini. ama günün birinde aklı başına gelir ve Phokos'a karı olur (Phokos). Aphroditc. XIV. Odysseus denemek isteyince. önleyemez yayı almasını (Od. ama ölmeden kardeşi Lykos'a Antiope'yi bulup cezalandırmasını buyurmuş. Thebai'de Lykos'la karısı Dirke'nin zincire vurup eziyet ettikleri Antiope tanrıların yardımıyla zincirlerini çözer ve kaçıp ikizlerinin yanına sığınır. doğar doğ­ maz toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana şişmekte ve korkunç sancılarla kıvran­ maktadır. Ak köpükler çıktı/ordu tanrısal uzuvdan-. çağırdı yanma altın Aphrodite'yi. sever. Bir köpükten doğmuş olduğu için. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca. sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil. Antiope Amphion'la Zethos'u yolda doğurur. Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti.. alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi. şu alım var ya. . sonra da onunla evlenir. Lykos Sikyon'a saldırır. Çevik Ares'le Athena uğraşacak savaşla. sonra çobanlardan kim olduğunu öğre­ nince analarını kurtarırlar ve Dirke ile Lykos' tan da öç alırlar. 9). işveli. Dert yanan kızını da şöyle avutur Zeus: Böyle dedi o. Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar (Theog. sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini. en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde. Amphion ile Zethos'a gebe kalan Antiope babasının öfkesinden korkup evden kaçar ve Sikyon kralı Epopeus'un ya­ nına sığınır. Sevgiyi. cilveli ve gönül alıcıdır. ama Penelopeia ile Telemakhos araya girince. Daha başka sıfatlarla niteler onu şair­ ler: Bu güzeller güzeli tanrıça hep "gülümser"dir. Sonralar» Antiope Dionysos'ın öfkesine uğrayarak çıldırır. Gaia'dan doğan çocuklarını. Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça. V. Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu Narin ayaklarının bastığı yerden. Yunanis­ tan !da bir yerden bir yere atar kendini. İthake'liler korku ile kaçışır­ lar ( X X I V . şöyle seslenir ona (İl. İlyada'da yiğit Diomedes'le çarpışıp yaralanan Aphrodite'yi anası Dione kollarına alır. bu yüzden son oğlu Kronos'a bir tırpan verir. Bunun sırrını Homeros tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü mernelikte görür. Ne var ki Amphion'la Zethos önceleri analarını tanımazlar. işte onları bana ver bugünlük.): Sende şu sevgi. Ölüm okunu Odysseus ilkin Antinoos'a karşı yöneltir ve bütün talipleri sıra ile öldürür. (1) DOĞUŞU. Her şey olup bittikten sonra İthake'lileri ayaklan­ dıran. gülümsedi insanların. "Cenk işleri sana vergi değil. yani şu ölümsüzleri. ölümlüleri alt ettiğin. Antiope çok güzel oldu­ ğu için Zeus ona âşık olup bir satyr biçiminde yanaşır (Tab. Aphros köpük demek): Uranos. 421-547). " ( 2 ) K İ Ş İ L İ Ğ İ . tanrıların babası. çevresini sa­ ran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla ger- 42 . Amca­ larının buyruğu üzerine dağa bırakılan ikizler çobanlarca yetiştirilirler (Amphion).). yavrum. sevgi onun içindeydi. X X I ) .370 vd. alacalı bulacak bir kurdeleydi bu. Antiope. sert sözlerle çıkıştı ona. öbürü Homeros. cilveleşme. Aphrodite Zeus ile Okeanos kızı Dione'den dogmadır. 160 -206): Dalgalı denize atar atmaz onları Gittiler engine doğru uzun zaman. Epopeus'u öldürür ve Antiope'yi tu­ tuklu olarak Thebai'ye geri getirir. öç almaya kışkırtan Antinoos'un baba­ sı Eupeithes'tir. 197 vd. dedi ki: . okşar ve bi­ leğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. Bir kız türeyiverdi. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos. kutsal günde yarış­ ma olmaz diye vazgeçirmeye çalışır. Irmak tanrı Asopos ya da Thebai kralı Nykteus'un kızı. bugün bayram. A l t ı n Aphrodite diyor H o m e ros bu tanrıçaya. şakalaşma onun içinde. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıça­ nın denizin köpüklü dalgalarından doğduğu­ nu anlatır (Yun. onu Dirke'ye gerir verir­ ler. acılarını dindirir ( İ l . istek onun içinde. Homeros'a göre. altın bir değer ölçüsü olmak üzere.görünce. Aphrodîte dediler ona tanrılar ve İnsanlar.. bu ak köpükten.

yani Kazdagının tepesinde seviş misler. uyum anlamına ge­ len Harmonia'nın yanıbaşında korku ve boz­ gun Aphrodite'nin kişiligindeki olumlu ve olumsuz yanları ve çelişkileri simgelerler. Üç Güzeller yarış­ masında oynadığı rol ve Paris'le Helena'nın başına getirdiği bela. öbürü Troya kral soyundan Aineias'm babası Ankhises'tlr (Ankhises. bunlardan biri Adonis (Adonis). onları suçüstü yakala­ yan Hephaistos da acı acı bağırır. İlk günden bu oldu onun tanrılık payı İnsanlar arasında da. göğün kızıdır. ölümsüzler arasında da. 1 8 0 d .). Kişiliği Hellenistik çağdan sonra Röne­ öyküler az da. Hora'lar ve düğün alaylarının ba­ şında giden Hymenaios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. ünlü demirci tanrı da kırılmaz. Sev­ ginin de iki olması gerek. İlyada destanında oğlu Aineias'm koruyucusu olarak oynadığı rol bu kişi ile ilgili bölümde (3) E F S A N E L E R İ . Ne var ki aşk tanrıça­ sının kişiliği çelişkili ve belirsiz olarak canlan­ dırılmaktadır efsanede.): Doğup da yürüyünce tanrılara doğru Eros'la Himeros (arzu) takıldılar hemen peşine. Tanrı Hermes ile sevi­ şen Aphrodite'nin Hermaphroditos diye bir oğlu olur. Güzelliği. sahneye seyirci olan tanrılar arasında da dinmez bir kahkaha kopar (Od. Kişiliği ile tanrılar arasın­ anlatılır. sevgi de tek olurdu. dukları öykülerde kendisine ikinci derecede resim ve heykelde işlendikçe işlenmiştir. 295 vd. yani en eski­ si. çözülmez zincirler­ den büyülü bir ağ örer. Savaş tanrı Ares'le birleşmesinden ( k i bu birleşme de anlamlıdır) Phobos (bozgun) ve Deimos (korku). Aphrodite topal tanrı Hephaistos'la evlen­ dirilir. tanrılar orada se­ vişip birleşmiş ve orada doğup büyüyen ço­ cukları Hermaphroditos'un başına Salmakls adlı su perisi ile olan serüveni gelmiş (Hermaphroditos.e ) : "Herkes bilir ki. ama Theogonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evıeır. Daha sonra gelen bir başkası var ki. Sokrates'in de bulunduğu bu şölene katılanlardan Pausanias şöyle der (Plat. İ k i tanrı sevişirlerken demir ağın içinde tutklu kalırlar. Eros ile Psykhe masalında da adı efsaneleri azdır. zarafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler. Kinyras'ın kızlarını kendilerini ya­ bancılara satmaya zorlar. ama madem ki iki Aphrodite var. dillere destan olmuştur. Aineias). gülüşmeleri oynaşmaları. çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmış sayılır (inim kadar şairleri esinleyen bir tanrıça da . başka bir anlatıma göre Halikarnassos kentinin batısın daki bir yarda biri Hermes'in öteki Aphrodl te'nin birer tapmağı varmış. bir de Harmonia doğar.el bil güçtür. Ahenk. yerleştirir onu yatağı­ nın altına. büyüsü. Bu ikiliği en kesin bir tanımlama ile Platon "Şö­ len" adlı diyalogunda dile getirir. nasıl ve nedeni belli değil. 201 vd. öbürüne göksel di­ yeceğiz" ballandıra anlatırlar. Bu tanrılarla ilgili iki türlü sevgi de olacak ister istemez. ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra Kuşlardan güvercin ve serçe. Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler. bir rol düşmektedir. Sevmenin. Aphrodite'nin öfkeleri. birine orta malı. Roma'da Venüs Genetrix olarak Aeneas destanıyla ilgili rolü Venüs bölümünde da bunca önemli bir yer tutan Aphrodite'nin açıklanır. başkalarının baş kahraman ol­ sans sanatına da tükenmez bir konu olmuş. sonra da yalancıktan Lemnos ada­ sına gider. ona orta malı Aphrodite diyoruz. sevgi (Eros) Aphrodite'den ayrılmaz. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur. Hem bu tanrının ikiliği nasıl inkâr edilebilir? Biri. Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. V I I I .çekleştirir. Salmakis). sevişmenin tadı. sonradan katılır Aphrodite'nin alayına (Theog. Ona düştü kız cilveleri. daha doğrusu kendine özgü geçer. orada doğup ikisinin de adını alan ço­ cuğu dağ nympha'ları büyütmüş. Şöl. göksel dediğimiz Aphrodite ana karınından doğmuş değil. Aphrodite tek olsaydı. Zeus'la Dione'nin kı­ zıdır. öç almaları kor­ kunçtur: Şafak tanrıça Eos'a. efsane yazarlarının kimine göre i k i tanrı îda. kendilerine ye­ terince tapınmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadıgı bir ko­ ku verir. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır Al kineos'un sarayında toplanmış konuklara Ares'le Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrı görür ve Hephaistos'a haber verir.

bilimi bir çeşit yetinmeye götürmüş. Apollon plastik sanattır. bunların Batı uygarlığının bir başlan­ gıcı diye karşımıza çıkması ve gerek doğa. durgun akıl gücü. gerekse insan üstüne düşüncesinin o günden bugüne kesintisiz olarak süregelmesi bu ola­ yın bir başlangıç sayılmasına yol açmış. yaratıcılık insa­ nın doğaya bir başka türlü coşkuyla karışma­ sını şart koşar. ' ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I . Friedrich Nietzsche'nin "Tragedyanın D o ­ ğuşu" adlı eserinde yaptığı Yunan varlığı üs­ tüne yorum bugün de geçerlidir sanıyo­ ruz. İşte bu gücü de Dionysos. Bu iki tanrı da Apollon'la Dionysos'tur. Bu tür denemelere bizden önce gi­ rişenlerden esinlenerek ve elimizdeki bilgi ve görgülerden faydalanarak Apollon'un bir Anadolu tanrısı olduğunu tanıtlamaya çalışa­ cağız. Bilimin de bugün asıl coşkusunu yaratan neden. karanlık güçlerin gizemine er­ mesini. Arkeolojinin katkıları da eklenirse. Dionysos doğanın kendisi değil. Nietzsche'nin Yunan varlığına özgü en şaşırtıcı yapıtı saydı­ ğı tragedyayı bağışlayana kadar akla karayı seçmiştir bu tanrı. Bu olaya geçen yüzyılda bir ad da ta­ kıldı. bu olayın n e ­ denlerinin de. Ama bu güç. mu­ cizeyi aydınlatmak yolunda sayısız ipuçlarının hemen hepsinin Anadolu topraklarında bu­ lunması. ölçülü gücü simgeler. Ama Apollon. dur­ gun. Yunandan kalma yapıtların.APOLLON ha yoktur. Nietzsche'nin de bundan şüphesi yoktur her­ halde. Yalnız tragedyada değil. Yunan mucizesi dendi. Delphoi tanrısı Apollon bunca bilicilik merkezleri. Ne var ki o gün bugün çok ileri gidilmiş ve elde edilen bulgularla olayın hiç de mucize olmadı­ ğı. Nitekim in­ san dişisinden doğmadır. Apollon adının Y u nanca olmadığı artık herkesçe bilinir. ya da "apello" de­ fetmek. bir ana tanrıça değil de. İnsan için dü­ şünülmüş. Acaba bu ad. İlkçağda Yunan denilen varlıkla Akdeniz çevresindeki uygarlık topluluğuna bir yenilik gelmiş olduğu su götürmez bir ger­ çektir. insana doğayla birleş­ meyi sağlayan bir araçtır sanki. kısacası bil­ gi yoksulluğundan gelmekteydi. ışıktır. özellikle yazı tanıtlarının çokluğu. ta ki taşkın gücünün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana. kötülüğü önleyip korumak anlamına gelen fiillerden. gerçe­ ğin gün ışığına yakında çıkacağı umulur. Bi­ zimkisi yalnız bir deneme. Böyle bir denemeyi bu sözlükte Apollon tanrının kökenleri ve kişiliği üstüne yapmak istiyoruz. Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsa­ ne bağıra bağıra dile getirir. ya da başka kökenlerden tü- . yani Yunanistan kökenliydi. akılla algılanabilecek tutarlı tarihsel bir sü­ reç olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. Bu yanlışlığı bilim Homeros'tan başlamak üzere metinleri iyice okumamış olduğu için işlemiş­ tir. bütün dallan ve bunları esinleyen perileriyle Apollon öz Hellen varlığı sayılırdı. Apollon. varlığı akılla algılama ve akıl yetisine da­ yanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve ye­ teneğidir. ama hiçbir şair de Aphrodite'yi Midilli'li kadın şair Sappho kadar güzel dile getirmemiştir. İpuçlarını izlemek. Ama bu da az çekici bir iş değildir. yaratılmış bir tanrıdır. bulguları çoğaltmak ve değerlendirmek durumundayız bugün. doğayı gör­ m e . ışığın doğayı bir projektör gibi aydın­ latıp karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir. Apollon aydın. insanı bir seyirci ve bir taklitçi olmaktan da ileri götüremez. bir çeşit coşku ile asıl yolu olan inceleme. Bundan ötürüdür ki yeni bilimsel ger­ çeklerin ışığında yeni yorumlar yaparak de­ nemelerimizi önermekten daha ileri gideme­ yiz. Mucize gibi ger­ çeküstü bir terim kullanılması. kökenlerinin de o zamanlar pek aydınlanamamış olmasından. şarap tanrı simgeler. Dionysos'un doğudan geldiğini. ilkçağın Yunan denilen yaratıcılığında birbirinden ayrı iki öğeyi ayırmak doğru olsa gerek: Bu yaratıcılık iki tanrının simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesinden doğmuştur. aydınlığın bir kez daha "Anadolu" denilen güneşin doğduğu ülkeden gelmiş ol­ duğunu gösterir. ama aynı zamanda da öngörmedir. tapınakları ve efsaneleriyle özbe­ öz Yunan. insana karışır ve in­ san çilesini çeker. Ama asıl kaynağı bugüne kadar açıklanamamıştır. daha öncesini ara­ ma ve anlama çabasından saptırmıştır. kimi Hitit yazıtlarında rasgelinen Apulunas tanrının adıyla bir olmasın? İlk­ çağdan beri bu adın köken ve anlamını açık­ lamak için boşuna çabalar gösterilmiş: "Apollon" yani cezalandırmak. anlama ve kavra­ madır.

Tenedos ise Bozcaada. Lykia'da doğmuş anlamına gelir İster istemez. Lykia soylu. özellikli Troya'da olan bir tanrı olarak çıkar karşımı za. kutsalKilla'yı. . Bizim "Lykiâlı" diye çevirdimiz İni sıfat başka metinlerde geçen "Lykios" ve "Lykeios" sıfatları da göz önünde tutulursa.l y k kökünden türeme olup olmayacağı tartışma konusu edilmiştir. bir.37 vd. onların derileri ne taş.): EyKhryse'yi. parlak demektir ve tanrının ışık saçan aydınlık varlığını dile getirir. iki yer dile getirilir: Biri "ana­ forlu Ksanthos'un kıyılarında. dayanamazlar et delen tunç kargılara. Sarpedon'la Glaukos Ksonthos Lykia'sından.). ne adı. Bunu açık açık söyler. Kaldı ki "Lykegenes" sıfatındaki -gen. Zeleie'den Pandaros'u savaşa götürmek. Troya ile ilişkisi çok eskidir Apollon tanrının. 432 vd. bu yüzden de merkezi Anadolu'da.): Öfkelendi Apollon.119): " Ü n salmış okçu Lykia'lı Apollon" (Pandaros). Böyle bir tartış­ manın yersizliği şuradan belli ki Lykia bölge­ sinin adı da . V I I . anası ve kardeşi de Troya kale­ sinin iç tapmağında oturur gibidirler. Tenedos'un güçlü kralı.. tanrının özünü belirtmek için bir ek ad tak­ mışlar ona: Phoibos demişler. ( 2 ) A N A D O L U L U T A N R İ . dedi ki: Atları i y i süren Troya'lılar. Lykia'lı oldukları bilinen Sarpedon.Troy. özel­ likle Pandaros'un yurdu olan Zeleie'ye yerleş­ miş Lykia'lıların ili.): . Kaldı ki bu adın Apollon tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titan Phoibe (Tab. yay­ lıdır. 4) ile de bir ilişkisi vardır. İlyada'da tanrının adı Apollon ya da Phoibos Apollon diye geçer. Khryse İda dağının eteğindi-ki kentlerdir. kalmayın Argos'lulardan aşağı. haydi. Lykia'nın adı nereden geline olursa olsun. Apollon I İnme ros destanlarında I. Phoibos'un anlamı belli. 507 vd. SmlntheUl adı bu bölgede tanrının bambaşka bir isimle de anıldığını gösterir. uzak ve semiz Lykia toprakları" öteki Troas bölgesine. Ama bu da Hitit çivi yazıtların­ dı geçen "Lukka" bölgesiyle bir tutulabilir mi ve tutulursa Lykia'nın adındaki L u k . ne var ki deniz tanrı k i n tuttuğu halde. Diomedes tanrıça Aphrodite'yi yaraladık­ tan sonra.l y k kökünden gelme. Glaukos ve Pandaros'la ilgili metinlerde şöyle bir deyim geçer tanrı i ç i n ( İ l . hedefi vuran ya da gümüş. Srnintheus. V. I . Bu varlığı bize ilk niteleyen metin de Homeros'un İlyada'sidir. I V . Apollon'un koruduğu Aineias'a da saldırmaktan alamaz kendini (İl. tartışmaya da gi­ rer Alhena Olympos'tan llyon'a fırlayıp gelir (İl. bu kök ise Latince "lux"ta görülen ışık anlamlı köken olarak alınırsa bu anlam tanrının sıfatında da.ykla'ya s ı k ı s ı k ı y a bağlı. 20 vd. o başka bir sorundur. IV.eki soyu yansıtır. Ne var ki Yu nanlılar bile bu adı anlamamış olacaklar ki.101. Laomedon'a ünlü İlyon su­ runu yapıp da Poseidon'la birlikte ücret al­ mayarak çekildikleri günden başlar (Laomedon). Sarpedon'un ölüsünü yurdu Lykia'ya taşımak hep Apollon'a düşer. atılın ileri.kö­ keni Yunancada olduğu gibi ışık anlamını İçerir mi. Tanrının Troya çevresindeki şehirlerde de önemi büyük­ tür. lanrının Lykia bölgesiyle ilişkisini dile getir­ mektedir.. Bunun dışında Apollon Troya şehrinin içine yerleşmiş gibidir. dinle beni. Yerleri bugün kesinlikle belli değilse de. nitekim rahibi Khryses İlyasa'nın başında şöyle seslenir tanrısına (İl. Apollon da.remlş oldugiı ileri sürülmüştür. Bunun nedeni de Apollon'un güneş olmadığı. Apollon kaynağında ve özünde bambaşka bir varlıktır. ne demir. Pandaros ise Alsepos Lykia'sından gelmişlerdir.ı kalesi Pergamos tepesinden seslenir ovada dövüşenlere ( İ l . Lykia ilinin adında da vardır. ne de nitelikleri Yunan mythos'unda G ü ­ neş tanrı ile bir tutulduğunu belli etmez. Apollon bütün yüreğiyle Troya'lılardan yana dır. bu ada eklenen sıfat çokluk okçu. Tanrının Lykia ile yakın ilişkisi bilindiği halde bu sıfatın ışık ya da kurt anlamına ge­ len . Apollon güneş tanrı değildir. güneşi simgelemedigidir. Yalnız şuna da dikkat edilsin ki hiçbir kaynak ya da efsanede Phoibos Apollon asıl güneşi simgeleyen Helios tanrı ve onun soyundan gelen tanrısal varlıklarla ilişki­ de gösterilmemektedir. Killa. koruya gümüş yaylı. İlyada'da Lykia sözü geçince. Pergamos tepesinden bağırdı Troya'hlara. Zeleie. iki yerde de kendisine "Lykegenes" denmektedir.

Zeus Akhilleus'la Hektor'un ecelini tartıya koyup Hektor'un ölümü ağır basınca. Hektor'Ia yüz yüze gelir.): Phoibos Apollon ölümsüzlere şöyle dedi: Amansız tanrılar. ölümsüz tanrıçalar. onu görmesin mi karısı. bilirim. Gel.. öteden beri korurum seni de. kendini saklamak gereksinmesini duymaz. yüksek kentini de. . Hektor'Ia Akhilleus arasındaki son ve kor­ kunç çarpışma başlayınca dört döner Hektor'un çevresinde. Apollon'la Artemis'in anası Leto'nun bölgede büyük bir yer tuttuğunu açığa vuran Letoon kutsal merkezi bu üç tanrının Anadolu topraklarına ne denli kök saldığını kanıtlar. niyetin ne. Ama Phoibos Apollon kaçırdı Hektor'u. Phoibos Apollon. Görmüştü tanrıçayı Pergamos kalesinden. 247 vd. güneşin gücü. alıp saygı göstermesinler mi ölüsüne. Ama bir baş­ ka yönden de bakılınca ışık tanrı Apollon'la Lykia arasında sıkı sıkıya bağlantı kurulabilir. Apollon da Hektor'u kaderine bırakmak zorunda kalır ve tanrılara karşı bir tanrı ağzından hiç duyulmamış bu eşsiz eleştiriyi dile getirir ( İ l X X I V . gelir saldırır insan kuzusuna. yanında durup seni koruyacak. yakmasınlar. nereye götürür seni ulu yüreğin? Oymak zaferi mi vermek istersin Danaolara? Kırılan Troya'lılara acımazsın. ateş payını vermesinler mi? Siz şu uğursuz Akhilleus'u tutuyorsunuz demek Oysa bilmez o töresince düşünmesini. İda'dan bir savaş ortağı gönderdi sana Kronos oğlu. bayağı dokunur insana. a z g ı n bir aslan gibidir tıpkı. k i m s i n sen?. Ksanthos. gece. Apollon Hektor'a gönülden kılavuz ve ko­ ruyucu olur. Apollon ne yapsın.): Kimsin sen. işiniz gücünüz kötülükte. kötülük tartışması da ışık tanrının yenilgisiyle biter. gör. Apollon'un llyada'da oynadığı bu rol onu OIympos tanrılarından büsbütün ayırmakta. varsayımlarımızın hepsinin somut birer gerçek olacağı umulabilir. na buradayım. başka kılığa girmek. X X I I . Hektor güvenle so­ rar ona (İl. gündüz. Ölüyken bile yüreğiniz varmıyor onu kurtarmaya. bir güzel doyurmak için karnını. kendine gel hadi.Apollon birden onu karşıladı. anası. Aklınıza esmiş. Karşıladı meşe ağacı altında. çocuğu. 3 3 vd. gökten ovaya onun için kara bir bulut indirmişti.dinle beni. Zeus 'un kızı. İyi bir şey mi bu. gövdesini saran deriyi vakitsiz kurutsun İstemiyordu. güzel bir şey mi? Bu güzelim uygarca sözlere Hera gene bir sürü safsata ile karşılık verir: "Oymak tanrı. ÖnceZeus'un oğlu kral Apollon dedi ki: Ne diye geldin Olympos'tan ulu Zeus'un kızı. XX. V. sevgili tanrı. belli. en hayırlısı bu: Gel de günlük savaşa ara verelim. Lykia'da sürdürülen arkeolojik araştırmalar bu tezi gün geçtikçe pekiştirmektedir. yumuşar bir yürek taşımaz göğsünde. Athena'nın Troya'lı yiğidi alda­ tarak öldürmek için kurduğu pis düzen karşı­ sında Apollon'un tutumu öyle isnacadır ki.. Söyle hadi.. görmesin mi babası Priamos. Patara ve birçok anıtları gün ışığına ye­ ni çıkarılıp. Aphrodite İle birlikte Hektor'un ölüsünü ko­ rumaktan başka çare bulamaz ( I I .. Tanrılar arasında bu eşi­ ne rastlanmaz iyilik. gözden kaçırmıştı ölünün kapladığı yeri.. kötülerin dostu" der. Akhilleus da sıyrıldı tıpkı onun gibi her türlü acıma duygusundan. Hektor'u öldürmek için yanıp tutuşuyordu. bak işte. istiyordu zafer Troya'lıların olsun. insanlara saygıdan çekti kendini.443vd. sakladı koyu bir bulutun arkasına.): Akhileus korkunç çığlıklarla atıldı öne. Troya halkı. Lykia yazısının çözümü de bir gün başarılırsa.): Aphrodite kovuyordu köpekleri yanından. Gönlünüz bu şehri yok etmek ister. yani Anadolu'nun tanrısı olarak karşımı­ za çıkarmaktadır. onu kurtarmak için (İl. bir tanrı için işten bile değildi bu. gül kokulu tanrısal bir yağ sürmüştü ölünün bedenine. Altın kılıçlı Phoibos Apollon 'u gönderdi. bambaşka bir ahlak görüşü olan bir dünya­ nın. 185 vd. Akhilleus onu sürüklerken yüzülmesin diye derisi.

bütün tanrılar fırlar ayağa. sonra başına altın şeritler doladılar.. Gündüz gümüş yaylı tanrıya bir altın taht kuran. İşte o zaman.. ışıkla karanlık arasın­ da yaman bir savaş verilmekte ve bin yıllar­ dan beri süregelen bu savaşı insan aklı ve sa­ natı kazanmaktadır. Delphoi'ninki çok daha ye- nidir ve sonradan eklenmiştir birincisine. Kaş. Homerik denilen hymnos.. Sevinç çığlıkları kopardı tanrıçalar hep bir ağızdan. ve çocuk gün ışığına çıkıverdi. İlyada'nm ilk dizelerinde şöy­ le tanıtılır Apollon (İl. incecik. Homeros'tan Roma çağından sonraki Kommagene krallarının zamanına dek hep aynı Anadolu'lu tanrıdır Apollon. 1 . Olympos ve hepsi Anadolu'ya özgü adar taşıyan daha nice kentler boyunca. ama sonradan önce adalarda. Demre. çiçekler içinde Delos. Titan kızı Leto ile baştanrı Zeus'un bir­ leşmesinden doğmuştur Apollon ve onun kız kardeşi Artemis (Tab. nympha' lara yemyeşil birer yunak olmaktadır. müzikle yoğrulmuş gibi bir şiir havasıdır bu. Titrer tanrılar tepeden tırnağa Zeus'un sarayında o bir yürüdü mü. gece çatır çatır yıldızlarla birlikte kız kardeşi Aya doğru yükselen yalçın dorukları bu hava sarar. Ey uzağı vuran Apollon.. . . ışıkla dokunmuş. Anadolu bu zaferi Apollon tanrı ile simgelemiş. yaklaşıp parlak yayını bir gerdi mi o. her biri birer tapınak gibi karşımıza çıkan. sonra Yunanistan'da kültü yayılınca birçok yerler (tıpkı Homeros için olduğu gibi) tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir. kısacası her türden sanatı esinle­ yen büyük yaratıcı tanrıdır.Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları. İşte bu hava Lykia'da sezilir. tıpkı ormanlarla kaplı bir dağ doruğu gibi. kimi vakit çıkarsın kayalı Kynthos'un doruğuna. "güzel saçlı Leto'nun doğurdu­ ğu". ama bu doğum öyle olağan bir doğum değildir. Buralarda akla kara. duru bir suda.Apollon Musa'ların yöneticisi. Bilim bu iki övgü arasında bir zaman ayrımı saptamış... burası Apollon'un ülkesidir demekten alamayız kendimi­ zi. . Doğum şöy­ le anlatılır: (Letoj İki koluyla Fenike ağacına sarılarak dayadı çimenlere dizlerini. biri Delos'lu Apollon'a. çalgı ve ezgiyi. 9 ve 36): "Lete ile Zeus'un oğlu". bunların arasında başta ge­ len ve en çok da tutunan Delos efsanesi. Apollon onu hor görüp denizin içine gömer diye. Dile gelmez bir sevinç kapladı yüreğini Leto'nun. ta uzak doğuda Nemrut dağının tepesindeki sivri külâhlı dev tanrı heykelleri arasında da baş yeri tutar. Homeros destanlarında da "anaks" efendi. anası emzirmedi altın kılıçlı Apollon'u. Apollon Lykia deni­ len o ışık ülkesinde de yaşar. Hera'nın hışmı­ na uğradığı için hiçbir yerde sığınak bulama­ ması bu övgünün konusudur ve Leto madde­ sinde ayrıntılı olarak incelenecektir (Leto). ey Phoibos. besbelli ki Delos övgüsü daha eski. ağzında kavalıyla bir Pan ya da Marsyas'ın korularda hoplaya hoplaya oynadığını görür gibi olursunuz. övgüdeyse şöyle deniyor-. ak çöller gibi mavi engine kadar yayılan dalga dalga kumların arasından süzülerek. yani övgüler arasında Apollon'a ayrılmış iki övgü vardır. yepyeni bir kundağa sardılar.. Themis tanrıça nektar sundu ona ve bal gibi ambrosia sundu ölümsüz elleriyle. renk renk çakıllar üstün­ de çağlayan dereler de satyr'lere. anlatmakla bitire­ mez onu şairler. ey gümüş yaylı. Hele Fethiye'nin gör­ kemli kral mezarlarından başlayıp. Kıyıla­ rında dolaştınız mı. lahitleri gördük mü. kar gibi ak bir kundağa. yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayı­ lan Patara'dır. 5). Debussy'nin müziğini du­ yar. ( 3 ) DOĞUŞU. Av rıntıya girmeden şunu söyleyelim ki araştır maların verdiği sonuç ş u . ka­ yalara oyulu ya da denizde yüzen o eşsiz mezarları. Zeus'tan gebe kalan Leto tanrıçanın çocuğunu doğurmak için yer araması. öteki Delphoi tanrısına. şiir ve dansı. Delos adacığı da korkar böyle güçlü bir tan­ rıya sığınak olduktan sonra. kral diye nitelenir Apollon. Burada şu noktaya dikkat edelim ki Apollo'nun doğumu bir "kral tanrı"nın doğumu sayılmakta. İlkçağdan bugüne lirik şiirlerin hepsinde belli bir hava içinde canlandırılır. Çiçekler içindeydi şimdi. Kekova. yıkadı seni tanrıçalar kutsal elleriyle arı.

Ne var ki bu sonradan olmuş. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. Laokoon). Bu sanat. Anadolu'dan Güney İtalya'ya göçüp sünde Leto kurak ve kayalık adacığa parlak orada kent kuran Kyme'lilerin Sibylla'sıyla bir gelecek müjdeler: birlikte ilkçağ dünyasının en ünlü dört kadın Senin olursa okçu tanrı Apollon'un bilicilerinden biri sayılırdı. Boğazlardan başlayarak bütün Ege ve A k deniz kıyıları Apollon'un bilicilik merkezlerin­ den bir çelenkle çevrilmiş gibidir. sanki başka bir diyardan gelmektedir OlymZeleia var. kimi­ si de akıllara durgunluk veren koca bir anıt gibi dikilir karşımızda. Kalkhas Bir tanrıçanın ağzından dile gelen bu m o ­ ve Mopsos gibi efsanelik kişilerin serüveni de dern turizm anlayışı Yunanistan'da pek tu­ aynı gerçeği kanıtlar (Kalkhas. Yunan tanrı dünyasına sonradan ka­ Ksanthos (Kocaçay) vadisiyle Pamphylia'ya tılan ve adı bile Yunanca olmayan Apolkadar uzanan bütün Lykia kıyıları vardır. Bu bilicile­ esinlediği öngörme yetisiyle insanlar. Leto'nun da Lykia'da LeSonra sırayla bugün de bilinen merkezler: Gryneion. Kasbir saygıyla karşılandığı zaman bile Apollon sandra. O kadar ki Raphatapmağı. Erythrai (ildir) bilicisi (4) BİLÎCİLİK MERKEZLERİ. Didyma ve tanrı­ da yahut Lat adıyla anılan Anadolu'nun Ana nın asıl doğum yeri ve yurdu sayılan Patara. hiç durmadan. kadın rin en ünlüsü Herophile.asıl. nice kutsal koruların oldu. tanrı orada H e bağlantı kuracak bir tek söz yok. tunmuş ve Delphoi bu politikayı benimseyeatkılarda dolaşırsın. bilicilik merkezlerine tü­ leri defetme gücünü dile getirir. yaptığı freskin bir köşesine Erythrai. nice tapınakların oldu senin. insanlar yüzlük kurbanlarla nasıl el Vatikan'daki Sixtina kilisesinin tavanına buraya gelir. Delos övgü­ cisiyse. sevimli Maionia'nın efendisi Miletos da senindi. Biraz ötede Khryse. Troya'nın yanıbaşında Thymbra' Bu övgüde Yunanistan'la tanrı arasında lı Apollon tapınağı vardır ki. görürsün. Helenos'la Kassandlıoglu'nun "Tanrı Apollon ve Anadolu ile M ü ra bir yana. Didyma tapınağı gibi. kâhin dizelerinde adı geçen Khryses gibi Srnintheus Apollon'un tapıcısı bir kadındır. tıpkı İlyada'nın i l k ya da erkek "mantis" yani bilici. Erythrai. (Brankhos) da bir yana. Erythrai bilikenmez bir gelir kaynağı olmuş. hem de arkeolo­ sının kılavuzluğuna dayandığımı ve Z. Mopsos). Killa. Bu güçlü tanrının Lelerin de önemli olduğu anlaşılır İlyada'dan. . Apollon'un Sibylla adıyla dünyaya ün salmıştı. yani kötülük­ bitiremez. to'nun oğlu olduğu. Olympos lenos'la Kassandra'ya esinlemiş biliciligi. Tanrıçasından başkası olmadığı göz önüne bunların arasında daha bir sürü kutsaklar ve alınırsa. Biliciligm ilkçağda nail geliştiğini ve ne ek adı. Ama bunları saymakla bitiremeyiz. sensin efendisi Lykia'nın. yüce dağ başları şenin oldu. Anadolu'dan çıkmış ve yayılmıştır. yerleri pek bilinmeyen bu merkez­ pos'lu tanrılar arasına. Bütün bunlardan madem si'nin toprağında hiç bereket yok. fare ve sıçan kovan anlamına gelir ve büyük bir rol oynadığını tarihçiler anlatmakla Apollon tanrının "aleksikakos". Taşlıkjik bulgularla kanıtlanır. Bunların ki­ minin izi silinmiş. öbür bilicilik merkezlerini zamanla gölgede bırakmıştır. ama gönlünü sevindiren yer. Ladoruğunda tanrılar toplantısına varıp da aşırı okoon o tapınağın rahibidir (Helenos. İda'lı yanan yağlı etlerden. Bililon'un Kybele'nin oğlu Attis'le bir tutulması ciligin de bu merkezlerden çıkıp Yunanis­ gerekmez mi? Bu konuda Halikarnas Balıkçı­ tan'a yayıldığı hem efsane. ilk ve en eski bilicilik merkezleriyse Anadolu'da­ dır. Klaros.AI'OI I . ovalara bakan dağ başları. Milletos'un kurduğu büyük Didynasebeti" (İstanbul 1954) adlı araştırmasından ma tapınağı ve onu işleten Brankhos oğulları faydalandığımı belirtmek isterim. bir köşe­ nasıl toplanır insanlar burada ve dumanlar sine de Cumae Sibylla'sını oturtmuştur. Srnintheus olur. H e tüter rophile adlı Sibylla. bir nympha'nın kızıymış. Pausanias'a göre. İnsanlar arasında kimi vakit. kıyıdaki o büyülü şehir senin malın. falcı. Delos'tu. ey tanrı.ON rek göz kamaştırıcı bir zenginlik toplamış. anlaşılan şu ki. Apollon tanrıyla ilgili bilicilik sen de beslenir semirirsin başka elden.

gidip Yunanistan'da bir tapınak kurmasını buyurmuş. sonra saldı birsiuri o l c insanların üstüne. sonra Yunanistan'a gelmiş. Önce Boiotia'da Telphusa pınarının yanıbaşında kurmak istemiş tapınağını. 4 5 vd. Ama kuğular onu Hyperbore'liler ülkesine uçurmuşlar (Hyperboreoi). başına bir altın külah ve eline de bir rebap vermiş. Orada bayram ve şenlikler içinde yaşamış. Apollon İlyada'nın ilk dizelerinde okçu tanrı olarak çıkar karşımıza. Leto'dan doğma iki okçu tanrı bu yetilerinden birçok efsanelerde faydalanırlar (Niobe). Pytho diye anı­ lan bu merkez sonradan Delphoi adını almış­ tır. tanrının bilici kadını Pythia bu üçayak üstüne oturarak ve çukurdan yükselen gazlarla kendinden ge­ çerek fal verirmiş. Marpessa. Kımıldandı mı. Bu vezin ise Daktyl'ler ve Kybele kültüyle ilişki görün­ mektedir (Daktyl'ler). Işıklı tanrının aşkları da önemli bir rol oy­ nar efsanelerinde.): . burada tanrıça Themis'e adanmış bir sunak varmış. Delos'lu Apollon övgüsünden epey sonra ve onun örneği üzerine kaleme alınmış Delphoi'li Apollon övgüsünde şu efsane anla­ tılır: Apollon doğar doğmaz. Parnassos dağının eteğinde yer yer ormanlarla örtü­ lü yemyeşil bir ovaya inmiş. Olympos'a ilk ayak bastığı gün öbür tanrıların kor­ kuyla yerlerinden fırlamaları da bundan. Pythia tıpkı Sibylla gibi tanrı sözlerini ya da buyruklarını insanlara Homerik destanların vezni olan hexametron ile aktarır. Korintos körfezinin kuzeyinde. Andolu'lu Apollon'la Anadolu'lu Ana Tanrıça ile bir bağ kurmayı esinler. korkunç. /I'I . bu kav­ ganın nedeni de Apollon'un öfkesidir. Efsaneye göre bu ejderi Hera salmışmış Leto ile çocuklarının başına.. Omuzlarında y a y ı . kargıcı Yunanlıların ödleri kopardı çünkü Doğu­ lu okçulardan. Yerleşti gemilerin ardına. köpeklerin düştü peşine. Hyakinthos). Apollon ya da Artemis'in okuyla ölmek ansızın tatlı bir ölüme kavuşmak anlamına gelir. İndi Olympos'un doruklarından. saldı okunu. Tanrı­ nın asıl niteliğini açığa vuran bu dizeleri aşa­ ğıya alalım ( İ l . Python denilen bir canavar ekinlerin hepsini yok etmekteymiş. 1 . köpürmüş. bilicilik sanatıy­ la Delphoi tapınağının ne hazineler topladığı dillere destan olmuştu. acı. Kaldı ki anası Leto ve kız kardeşi Artemis de doğrudan doğruya Kybele ile bağlantılıdırlar ('Artemis. Kız kardeşi Artemis'le paylaştığı bu yetenek tanrıya büyük bir üstünlük sağlar. Okçu ve yaman okçu oluşu onun doğu ile ilişkisini daha da pekiştirir. doğayı simgeleyen perilere de yönel­ miş bu aşkların çoğu sonuç vermeyen bahtsız sevgiler diye nitelenir (Daphne. Delphoi tapınağında dünya­ nın göbeği (Yun. ( 5 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . Pan. Apollon Python'u öldürür ve büyük bilicilik merkezini de ejderi öldürdüğü yerde kurar.t M ^ >ı ı v Yunanistan'da Delphol merkezinin kurulu­ şuna değgin efsaneden de aynı sonuç çıkarı­ labilir. başının üstünde kuğu kuşları uçuşmaya başlamış. tanrıça kehanet verirmiş o sunakta. Önce katırların. Bu falcılık.. İlyada'nın konusu Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavga ise. oklar omzunda şangırdıyordu. k ı z g ı n tanrı yürüyordu gece gibi. Tanrı canavar da olsa bir cana kıydığı için arınmak zorunda kalmış. bin vınlama çıktı gümüş yaydan. Marsyas). dönüşünde de Pytho yarış­ malarını kurmuş. Ne var ki bölgeyi bir ejder kasıp kavurmakta. bir süre Tesalya'da Admetos'a sığırtmaçlık etmiş (Admetos). Bu nokta bir de Delphoi'nin dünyanın göbeği sayılması ve o m p halos kavramıyla Kybele kültüne özgü bir motifi benimsemesi (Kybele). Güzel delikanlılara olduğu kadar. i l c i u c u ( ç a p a l ı okluğu. Müzik alanında baş­ ka tanrılar ve ölümlülerle giriştiği yarışmalar da birçok efsanelere konu olmuştur (Hermes. Omphalos) sayılan bir çuku­ run üstüne bir üçayak yerleştirilmiş. Ordu içine tanrının okları yağdı tam dokuz gün. Kassandra. tanrı Zeus da oğluna kuğuların çektiği bir araba. Musa'ların yöneticisi olarak ünü Yunan-Latin şiirinden başlamak üzere Batı şiirinde bugüne dek gök­ lere ağmıştır (Musa'lar). Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzeri­ ne de birçok efsaneler anlatılır. öfkeli. başka bir anlatıma göre Admetos'un yanın­ daki uşaklığı Kyklops'u öldürdüğünden dola­ yıdır (Kyklop'lar). Leto). periden izin alamayınca (Telphusa). Kavruluyordu birbiri peşi sıra bir yığın ölü.

kavga. Hera'dan ben de ona zorla dinletirim sözümü. Yunan dün­ yası onu o kadar hor görmüş.5): Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla Hebe'yi.dönek Olympos'ta oturan tanrılar arasında • benim iğrendiğim tanrısın sen. Zeus'un kalkanıyla dövü­ şen Athena zaferi kazanacaktır. Öğütler vermiş. öyle becerikliymiş ki. 921) bir daha pek söz etmez bu tan­ rıdan (Tab. Orpheus. V. El sanatlarında Anadolu'nun Yu­ nanistan üzerine üstünlüğünü dile getiren bir efsanedir Arakhne efsanesi. savaş işin gücün. Lydia kızları. gide­ rek gülünç bir kişi olarak canlandırmıştır. Lydia'lı kız üzüntü­ sünden kendini asmış. uğursuz ola­ rak nitelendirilen Ares insanların baş belası. Troya savaşında yiğit Diomedes Athena'nın yar­ dımıyla karnından yaralar Ares'i. Savaş tanrı Ares'in Roma'da karşılığı Mars'tır. delinin biridir. Bkz. kötünün kötüsüdür o. ormandan periler bile gelir. Tragedyalarda bu kavramla­ rı simgeleyen tanrıça. kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. daha alçakgönüllü olma­ sını. yırtmış nakısını. Arakhne Lydia'lı bir kızmış. bir bu yana. İşlerini bitirince Athena bakmış ki kızın nakısı kusursuz.) : Böyle ağlaşıp durma dizimin dibinde. Doğuşunu üç dizede şöyle anlatan Hesiodos (Theog. biliyorum. hele babası Zeus'un ondan hoşlanmadığı besbellidir. anadan gelme sana. Dağ­ dan. yokmuş onun üstüne bütün bölgede. Kimi zaman çoğul ola­ rak gösterilip öç perileri Erinys'lerle bir tutu­ lur (Erinys). insanların baş belası Ares. çılgın deli. 889 vd. son­ suzluğa dek tozlu duvar köşelerinde ag örsün de hiçbir faydasını görmesin. saldırgan Ares'ten çekinme. şaşakalırlarmış yaptığı işlere. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş ki.Apollon birçok ozanların babası sayılır (Linos. Arakhne. Yaklaş ona. Derken bü­ yük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini. Hekim tanrı olarak adı genellikle oğlu Asklepios'unkiyle birlikte anılır (Asklepios. babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yapar­ mış. tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. Adının geçtiği sayısız efsaneler için yukar­ da gösterilen adlarla ilgili maddelere bakınız. Azgın. ilenme anlamına gelen yunanca kelime. o da Zeus'un yanına sığınıp ağlaşır. Athena Olympos'un on iki büyük tanrısı­ nı işlemiş nakısına. Roma devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş. çünkü Athena aklın yönettiği savaşı. Paian). Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera Ares'in anası Hera ile herhangi bir ilişkisi­ ne pek rastlanmaz destanlarda. eleavuca sığmaz huysuzluğun. Argonaut'lar. bir koca­ karı kılığına girip çıkmış Arakhne'nin karşısı­ na. Tanrıça buna kızmış. Apsyrtos. sevimsiz. Arakhne de ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş ol­ makla geçinen Atina'nın baş tanrıçası Athena ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sü­ rer dururmuş. Zeus'un kafasından çıkma. Lanet. Ares. hep hırgür. giderek gururlu olurmuş. 830): Ares. kendininkinden aşağı kalmıyor. 30. B u ça­ tışmada elbette ki akıl üstün gelecek. kızı da iş işlemede. ellerin kanlı. ey kaleler yıkan. Tanrıça da o zaman kim olduğunu açık­ layarak başlamışlar gergef başında yarışma­ ya. Danae'ye yaklaşmasını filan. Asıl çekişmesi de Athena iledir. Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini canlandır­ mış:' Zeus'un Europe'yi kaçırmasını. Apollon önce Ares'in işe karışmaması . körü körüne çarpışmayı simgeler. Atheria isterse gelsin nakışta yarışalım de­ miş. kadınları bi­ linçli. kilim dokumada öylesine usta. Ama Arakhne hiç oralı olmamış. Ara. Aristaios). Apollon'la Athena Ares'i şöyle kınarlar (İl. nakış yapmada. saygı göstermişse. İlyada'nm beşinci bölümünde tanrılar da Akha'larla Troya'lılar arasındaki kıyasıya savaşa katılın­ ca. V. beddua. H e ­ le Homeros destanlarında kaba kuvveti sim­ geleyen Ares'e eklenmedik aşağılayıcı sıfat kalmamıştır. geçiyor bile. bir o yana döner. Ares ise akılsız­ ca. Tanrılar babası­ nın bu sızlanmalara verdiği karşılık şudur (İl. elleri kanlı.

Argonaut'lar (Argo Gemicileri). öbürü Sicilya'da Arethusa adlı iki kaynağın varlığını açıklamak için uydurulmuş olsa gerek. Alkinoos. Medeia ile İason efsaneleri ise traged­ ya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Sene ca'ya konu olmuştur. çeşitli bölümlerini başlık­ larla göstererek özetlemeye çalışalım. Enyo adındaki kızı da tanrı neredeyse oradadır. Tanrıça da önce kızı bir buluta sarmış. Odysseia'da anlatılan aşk macerasında (Aphrodite) Ares Hephaistos'un ağına düşüp yakalandıktan sonra hiç ses çıkarmaz. ırmak kovalamış. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de büyük Dor şairi Pindaros işle­ miştir. Arete. ama Ares akıl ve man­ tık dinlemez. Palias Athene tutup yöneltti kargıyı tam Ares'in göbeği altına. savaşı şöyle anlatılır ( İ l . Arethusa yerallın. Phobos'la Deimos ayrılmazlar babalarının yanından. V I I I . A R G O G E M İ S İ . Deimos (Korku) ve bir de Harmonia doğar. on bin kişi. O koşmuş. 359 vd. bu tepe- nin eteğinde bir kaynak fışkırır.). Dönekliği zaferi kimi zaman ona. Bu dev tanrı Homeros destanlarında yürek­ li ve yiğit olarak bile gösterilmiyor. ama Alpheios gelip sularını sula rina karıştırmasın diye. bu kaynağın dibinde de günün birinde Ares. Atina'da adam öldürmelerin ve dinsel suç­ ların yargılandığı Areopagos. biri Elis'te. Ares kavgasına tutuşmuş dokuz. 855 vd. ama işler çatallaşıp Aphrodite de yarala­ nınca. V. Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri. yaraladı karnından. Artemis'in çevresindeki avcı kız­ lardan Arethusa günün birinde ay yorgunlu­ ğunu gidermek için ırmağa girmiş. buna karşı gelmenin akıl kârı olmayacağını söyler. Athena araya girip Kaderin Kyknos'un yenilmesine karar verdiğini. Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur. tunç Ares de öyle bağırdı. Tanrılar mahkemede Ares'in beraatına karar vermiş. Argcs. Thebai'de de Kadmos'un atası olarak tapım gördüğünü. (Kyklopes). Kız sudan dışarıya fırlayıp olduğu gibi koşma­ ya başlamış. kimi zaman buna ver­ mesinden ileri gelmiyorsa da.): Gür narah Diomedes de atıldı tunç kargısınla. III.ı dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasınd. vurdu onu. yani Ares tepe­ si diye bir yer vardır. gene atılır körü körüne savaşa ve Herakles'ten yara alarak gene utana uta­ na döner Olympos'a. Savaşa doymaz Ares öylesine bağırmıştı. Aglauros tan olma kızı Alkippe'ye Poseidon'un oğlu H a lirrhotios'un saldırdığını görmüş ve öfkeye kapılarak öldürmüş saldıranı. yıkanıyormuş. Arethusa.ı gene yeryüzüne çıkmış (Alpheios). Herakles destanında Ares. Ona kimi zaman Eriş (Kavga) de katılır. Efsaneye göre. Ares çıkagelir. Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesinde fil . süklüm püklüm Trakya'ya doğru yol alır (Od. Kıza tu­ tulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. so­ nunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye. Bu uzun öyküyü. Bu efsane. savaşta nasıl bağırır çağırırsa. Ares'in yabani Trakya boylarının yanında oturmaktan hoşlandığı ve bir gelene­ ğe göre kızları olan Amazonların da oradan kaynak bulduğu söylenir.için onu Skamandros ırmağınınkıyısına otur­ tur. İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonaut'lar serüvenini bize bir tüm olarak R o doslu Apollonios anlatmıştır. sonra derisini yırtıp kargıyı çekti çıkardı.Ö. Ares'in Aphrodite ile birleşmesinden P h o bos (Bozgun). karmlığm bağlandığı yere tam. Derken Poseldon Olympos tanrılarını tepede toplamış ve Ares'in bu suçunu yargılamalarını istemiş. İ. Akha'larla Troya'lıları yakaladı bir titreme. Bkz. sonra bir kaynağa dö nüştürmüş. Çırılçıplak yüzerken birdenbire ırmak­ tan yükselen bir erkek sesi duymuş. bir ej­ derin beklediği bir suyun kendisine adanmış olduğunu anlatır (Kadmos). baş konusu sa­ vaş olan bir destanda savaş tanrının bu kadar hor görülmesi şaşılacak bir şeydir. oğlu Kyknos'u yiğitle olan savaşında korumak ister. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarı­ dır.

K ı z kardeşi Helle Boğazları geçerken de­ nize düştükten sonra. Mythos yazarlarının bunlar üstüne verdikleri listeler birbirini tut­ maz. Helle. Pelias. Phineus Argonaut'lara şöyle bir denemede bulun­ malarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından. MYSİA'DA HYLAS'IN K A Y B O L M A S I . Bu kral Harpya'lar belasına uğramıştır. Herakles ve daha başkaları. yanında Hylas adlı çok sevdiği bir genç vardı. ama genellikle en ünlü kahramanlar şunlardır: İason. Kadıköy'e yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzeri­ ne yelken açan Argo gemisini fırtına Boğaz­ dan uzaklara Trakya kıyılarına atar. Kastor'la Polydeukes. Tanrı Apollon'a ya­ pılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı: İdmon'un kendisinden başka yolcuların hepsi geri dönecekti. kendileri de arkasından geçmeye kalkışsınlar. Phriksos. Boreas'ın oğulları Kalais'le Zetes. L E M N O S ADASI. İdmon. dümenci Tiphys. Geri gelmeyince Herakles onu arama­ ya koyuldu ve şafak sökerken hâlâ dönmedik­ lerinden gemi Herakles'i Mysia'da bırakarak yoluna devam etti (Hylas. Yunanistan'da ne kadar gözü pek. M a v i Kayalar diye de tanımla­ nan bu iki kaya aralarından bir gemi geçti mi. S E M E N D İ R E K . Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler. Birinci durak Lemnos adaşıydı. Altın Post. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar (Athamas. S E F E R t N N E D E N İ . Argo gemisi Tesalya'daki bir limandan denize indirildi. yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlar­ lar. Mysia kıyılarına vardıklarında (Mudanya lima­ nına çıkmış olacaklar) Herakles ormana dalıp kırdığı küreğinin yerine yenisini kesmeye git­ ti. Karadeniz'e çıkmadana Symplegad'lar yani çarpışan kayalar­ dan geçmeleri gerektiğini Phineus söyler Argonaut'lara. onlarla sevişerek gebe kaldılar (Thoas.Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemiymiş. Bu iyiliğe karşılık oğlu İason delikanlılık çağına gelince PeliPhineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıka­ as'm karşısına çıkıp tahtını geri ister. Herakles). İason bu sefere çıkmak zorunda kalır. Onu yapan ustanın adı da Argos imiş. İason kuyruğundan birkaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer. Ora­ dan da Marmara denizine girdiler ve Kapıdag yarımadasına vardılar. Çanakkale Bogazı'na girmeden Samothrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdü­ ne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. bu işte tanrıça Athena'dan da yardım gördükten sonra yola çıkar (Aison. Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermiş­ lerdi. Harpya'lar. dip Phriksos'un orada bıraktığı altın postu getirmesini buyurur. Aietes). kadın yüzlü canavarlar olan H a r p ya'ları rüzgâr tanrı Boreas'ın oğulları Kalais üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. lolkos kralı Aison tahtını Kanatlı. Adada erkek olmadığından Lemnos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve ÇARPIŞAN KAYALAR. Aison'un ile Zetes yener ve kovarlar. Hypsipyle). Pelias cak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini bildirir da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gi­ (Amykos. Delion'Iar kralı K y z i kos'u yanlışlıkla öldürdüler (Kyzikos). bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos'la Helle'yi sırtı­ na alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekisidir. gemi ustası Argos. K Y Z l K O S . Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisini iyi karşılayan Aletes'e Zeus'a kurban ettiği koçun altından olan postunu verir. ALTIN POST. AMYKOS. Adanın kadınları kocalannı öldür­ müşlerdi. arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasına girer ve kuş gibi ancak pupası biraz zedelenerek geçer. Peleus'la Telamon. YOLCULUK. PHİNEUS. Kalais ile Zetes). iason). güvercin geçebilirse. Bundan sonra da Çarpışan Kayaların çarpış- . ARGONAUTLAR KİMLERDİR? Sefere katı­ lanlar Troya efsanesi kahramanlarından ön­ ceki kuşaktan kişilerdir. ara­ larında ne varsa paramparça olurmuş. yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır. ozan Orpheus. Meleagros. atılgan yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan.

şup birbirlerini öldüreceklerini de söyler. Hera'nın dan böyle Argonaut'ların ve İason'un bütün koruyuculuğu altında Kharybdis'le Skylla uçu­ işlerini eline alır ve dilegince yönetir. Ejderhanın dişlerini toprağa ayağını burkarak bileğini sıyırdı ve damannektikten sonra silahlı adamlar biteceğini. kralın kızı çerken ozan Orpheus canavarları büyüler. yoksa Boğazın olağanüstü anafor ve akıntıları efsaneye böy­ le bir imgeyle mi yansıtıldı? Her neyse bu en­ geli de aştıktan sonra Argonaut'lar Yunanlıla­ rın Pontos Eukseinos yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz'e çıkarlar. Ertesi sa­ bah Argo gemisi şafak sökmeden yola çıkar. larına bir taş atarsa. Bu kez fırtına onları etes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır. Amazon'ların ülke­ si Thermodon (Terme çayı) ve Themiskyra (Terme) şehriyle merkezlenir efsanede. ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölür­ ler. leyen ejderi uyutmuş ve koçun pöstekislnl alıp Argo gemisine kaçırmışlardır. İstanbul Boğazında akıntı yüzün­ den oynak kayalar mı vardı. Talos tepeden tırnağa tunç­ dürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. Meolup içinde bir kan damarı bulunmaktaydı. Ne var ki Aietes as'm da tahtı geri vermeye hiç de yanaşmadı­ gene de Altın Post'u vermeye razı olmaz. laya ekip üstünde fışkıran silahlı adamları bir­ Babası Aison'un öldüğü haberini alır. Du­ rak yapmadan Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerler ve Phasis ırmağına (Pasinus) yani Kolkhis (Gürcistan) ülkesine varır­ lar (Amazon 'lar). dev birden lanır. kralı Minos adayı koruma görevini vermişti. ihtiyarlamakta olan baba mış. Kral Lykos onları iyi karşılar. Ar­ ğını görür. Sonra da yiğide büyülü bir merhem hazırlar. ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. Medeia'nın halası olan büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. ateş püsküren. Burada Medeia'nın tüyler ürperti­ go gemisini yakmaya ve Argonaut'ları öldür­ ci bir oyunu yer almaktadır: Pelias'ın kızlarıy­ meye kalkar. bir gün boyunca ne yara­ oldu.arındırır ama. Destanın bu bölü­ mü de karışıktır. yalnız ayak bileklerinden biri etten fason ister istemez bu koşullara evet der. Girit'te eski tunç soyundan kalma Talos adın­ tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öl­ da bir dev yaşar. Medeia iason'u görür ve büyük bir aşkla ona söylediği ezgi o kadar güzeldir ki gemiciler tutulur. DÖNÜŞ YOLCULUĞU. Pelibirlerine öldürtmeyi başırır. Kirke Medeia'yı kardeşini öldürmüş olma suçundan M E D E İ A . Bir anlatıma göre Argo Ka­ radeniz'de İstros (Tuna) ırmağının ağzına va­ rır ve ırmak yoluyla Adriyatik denizine çıkar (o zamanki coğrafya görüşlerine göre Tuna Karadeniz'i Adriyatik denizine bağlayan bir su yoluydu) . ama Medeia daha hızlı davran­ la arkadaşlık kurar. İason'a kendisini eş olarak Hephaistos'un yaptığı bu robot adama Girit almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. bunların kavgaya tutu­ Talos böylece can verdi (Talos). ama bir ejderi öldürmesini. oradan Girit'e geçerler. A M A Z O N L A R VE KOLKHİS'E VARIŞ. İason Altın Post'u yunduruk altına sokmayı ejderin dişlerini tar­ amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a döner. gonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Argonaut'lar Seiren'ler adasının önünden ge­ Aietes'in karşısına çıktıklarında. Argonaut'lar Girit'e yaklaşınca Talos koca Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah bir kaya alıp Argo gemisinin üstüne fırlatacak geçmez hale sokar. İason boğaları bo­ Y U N A N İ S T A N ' A V A R I Ş . Kral Airumlarını da geçerler. arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla vakit kay­ bettiler. İason'u konuklamak istemez. bu yüzden Argonaut'lara yetişemedi­ ler. Argonaut'lar daha öteye gidip Ama­ zon'lar ülkesine çıkarlar. A L T I N POST'UN ALINMASI. ara­ dan akmaya başlayan kan bir daha durmadı. ama Medeia onu büyüledi. Libya kıyılarına atar. ne de ölür. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir çareye başvurmuştu: Yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaş­ tılar. Güçlü bir büyücü olan Medeia bun­ Seiren'lerin sesine kulak vermezler. Ar. İason'la el ele vererek Altın Post'u beklarını gençleştirmenin çaresini kendilerine .maktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıklan anlatılır. İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. tandır. Medeia'nın dediği gibi olur. deia araya girer.

Sonra da Ariadne'yi kaçırıp Naksos adasına varmışlar. Ariadne. Dirilmedigini görünce çılgına dönerler ve yurtlarından sürülürler (Pelias). büyülü otlarla kay­ nayan bir kazana atar. ikisi ı. (3) Homeros destanlarında tanrı Hermes "Argos u öldüren" "Argeiphontes" ek adıyla anılır. Minotauros'un bulunduğu bin bir dehlizli Labyrinthos mağa­ rasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti. 11). Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerden ilerledikçe yumağı açıp ipliği ye­ re bırakıyormuş. bu işler olup biterken İason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. Argos'a Zeus Peloponez krallığını vermiş. Arima. ama bir süre sarayında alı­ koyduktan sonra. MEDElA'NIN SONU. hızlı demek) yapan ve ona adını veren usta. Argos 1 1 yada destanında Yunanistan'dan gelip Troya'ya saldıranların tümünün yurdu olarak gösterilir. Niobe Zeus'un sevdiği ilk ölümlü kadındır. Argos'lu ise Akha'ların hepsine ve­ rilen genel bir sıfattır. Dionysos). gündüz gözlüyormuş. Kolkhis'e döndüğü ve daha birçok suç ve serüvenler­ den sonra babası Aietes'le barıştığı bazı efsa­ nelerde anlatılır (Medeia). îason'la Medeia bu su­ çu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar. Theseus'u öldürme­ ye çalışır. ya da büyülü bir değnekle Argos'u bir daha uyanmayacağı bir uykuya dal­ dırmış. Argos'un yüz değil de. Atina'dan da sürülür.öğreteceğini söyler ve örnek vermek üzere yaşlı bir koç alarak keser. II. Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. ama üzülme­ ye vakit kalmadan tanrı Dionysos gelmiş. Hesiodos da Ekhidna canavarının orada kapalı olduğunu anlatır (Typhon. Bunu nasıl yaptığı konusunda söylentiler çeşitlidir: Kimine göre uzaktan attığı bir taşla yere sermiş Argos'u. uyuduğu zaman bile gözlerinin hepsi kapanmaz. Sonrala­ rı Argos adı yalnız batısındaki Argos kentine ve Argolis denilen bölgeye ayrılmış. Medeia'yı uzaklaştırmak çarelerini arar. kimine göre Pan'ın kavalını çalarak devi bü­ yülemiş ve bütün gözlerinin birden kapanma­ sını sağlamış. Pelias'ın kızları bu düzene kanarak babalannı öldürüp kazana atarlar. Argos ineği bir ağaca bağlayarak gece. Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtar­ mış. O sırada bü­ yücü kadın ömrünün en korkunç suçunu iş­ ler: Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir. Theseus Girit'e Minotauros'la çarpışma­ ya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüş ve görür görmez de ona tutulmuştu. ne kadarı kapanırsa. Çünkü böyle bir efsane vardır: Hermes'in öl­ dürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. sonra da Zeus'un inek bi­ çimine soktuğu sevgilisi lo'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş. Hera da gözlerini kendisine özgü ve çok sevdiği tavus kuşunun tüylerine yerleştirmiş. Düğün hediyesi olarak Ariadne'ye Hephaistos'un yaptığı altın bir taç vermiş. o kadarı açık kalıp bakarmış. (1) Zeus ile Niobe'nin oğlu./I kafasının önünde. . lason da korkunç karısından bıkmışa benzer. Kreon'un kızı Kreusa ile ev­ lenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. Ariadne uya­ nıp bakmış ki adada yapayalnız. Efsa­ neye göre bu dağların altında iki ejder yat­ maktadır: Homeros'a göre Typhoeus'un ini buradadır (İl. kı­ zın güzelliğine vurulmuş ve onu alıp Olympos'a götürmüş. Nasıl olmuşsa olmuş ama Argos öl­ müş. Tartaros'la Gaia'dan dogma Ekhidna ca­ navarını öldürmüş. Ekhidna). 782). Ama Zeus Hermes'e İo'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. sonra da taç gökte bir yıldız olmuş (Theseus. (2) Argonaut'ların gemisi Argo'yu (argos. Ama Theseus kızı o adada bırakıp gitmiş. Minos'la Pasiphae'nin kızı (Tab. Orada Aigeus'a kendisiyle evlenirse ço­ cuk doğuracağını söyler. birden körpe bir kuzu çıktığını gösterir. ikisi arkasında yalnız dört gözü varmış. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar. Başka bir anlatıma göre. kız onu giyer giymez yanma­ ya başlar. Bundan sonra atası Helios'un kendi­ sine gönderdiği bir uçan arabayla Atina'ya uçar. Tartışmalı yorumlara yol açan bu sıfa­ tın anlamında bilginler karar kılmış gibidir. bu yüzden de Argos denmiş bütün yarımadaya. Güneydoğu Anadolu'nun Kilikya bölgesinde bulunan dağlık bölgenin adı. Argos.

H e m tarihçi onu bir masal diye değil. diyor Herodot hemşerimiz. gemiciler onu suya atıp paralarının üstüne oturmayı kurmuşlar. Günün birinde adası dar gelmiş Arion'a dünya göre­ yim deyip Korinthos'a göçmüş. Arion fiskoslarını duymuş ve varı­ mı yoğumu alın. Aristaios da Odysseia'da Meneloas'un yaptığı gibi (Od. Herodotos'un anlattığı masallar ara­ sında Arion'un masalı kadar sevimlisi yoktur. arılarının hepsi ölür. IV.) gi­ dip Mısır'da fok balıkları arasında yaşayan Proteus'u bulur ve onu sımsıkı bağlayarak ke­ hanetini ağzından alır: Dört boğa ile dört dü­ ve kurban edecek. Yunanistan'ın bazı bölgelerinde. Her neyse. Aristaios kâhinin dediğini yapar. öyle dokunak­ lı söylemiş ki. leşlerinden binlerce arı çıktığını görür. Sonra da denize atacakmış kendini. bayırda yetişen Ataion us­ ta bir avcıdır. "Gitar çalmakta eşi yoktu. Aristaios sonradan Kadmos'un kızı Autonoe ile evlenir ve Aktaoin adlı bir oğlu olur. en güzel rubala­ rını giyip son bir kez güvertede denize karşı saz çalmayı dilemiş. kesti­ ği kurbanları dokuz gün sonra yoklayınca. Periandros şairin ne olduğunu sormuş.ARKAS Arion. Aristaios'a Vergilius "Georgica" adlı tarım­ sal konuları ele alan eserinde uzun bir parça ayırmıştır. deni­ ze düşüp boğulduğunu söylemişler. O sıra Arion birdenbire çıkagelmez mi! Periandros gemicileri çarmıha gerdirmiş. Bu yıkım karşısında Aristaios ana­ sı Kyrene'ye dert yanar. Bu kral Zeus'u sına­ mak istemiş. Ama Zeus aldanmamış. Çocuğu kırlarda at adam Kheiron ve nympha'lar büyütmüş. Güvenmiş tanrıya ve bakmış ki başka kurtuluş yok. tanrı Apollon da Arion'un sazıyla üstünde yolculuk ettiği yu­ nus balığını gökte birer burca dönüştürmüş. Aristaios. Apollon'un kutsal hayvanları yunus balıkları belirmiş çevrede: Toplanmış. Ora halkını da büyülemiş. sonra derdine çare bula­ caktır. servetler topladıktan sonra. Babası gibi dağda. Bağış­ landığını anlar. Taranto'dan gemiye binmiş. Dithyrambos. kralın kendisini de . Arkadya bölgesinin efsanelik atası. Dili öyle tatlı. Bir gece önce düşünde Apollon'u görmüşmüş Arion. çalgısı öyle dokunaklı ki. tragedyanın babası odur demek (Dionysos). Öyle güzel çalmış. Arkas ana tarafından Lykaon'un torunuydu. Arion sanatıyla yalnız ün değil. Kyrene oğluna deniz ihtiyarı diye anılan kâhin Proteus'a baş vur­ masını salık verir. özellikle Tesalya. Aristaios tarım ve hayvancılıkla ilgili bilgilerin hepsini öğrenmiş. bu tür. Hain gemiciler Korinthos'a varınca. Arkas. Zeus Arkas'ı büyütmek üzere Hermes'in anası Maia'ya vermiş. kaçarken Eurydike'nin ayağını yılan sokar. duyduğuma göre de. Sicilya'yı gezmek hevesine kapılmış. yolculuk için Korinthos'lu bir geminin tayfasıyla pazarlığa giriş­ miş. sofrayı devirdiği gibi. alıp onu Libya'ya kaçırmış ve orada Aristaios adlı bir çocukları olmuş. üstelik Korinthos'un yöneticisi Periandros'u da dost edinmiş kendine. Tesalya'lı ırmak tanrı Peneus'un tonınu olan Kyrene adlı nympha'yı tanrı Apollon görmüş ve sevmiş. hayvancılık ve özellikle arıcılıkta ondan üstünü yokmuş. ünü Midilli'den çok ötelere yayılmış. Zeus'la Artemis'in avcı kızlarından Kallisto'nun oğlu. Orada da bir süre kalıp. Boiotia ve Arkadya'da Aristaios bir kır tanrısı olarak saygı görürdü (Eurydike. zeytincilik. dinliyorlarmış ozanı. Dithyrambosu ilk söyleyen odur". bana hayatımı bağışlayın di­ ye yalvarmış. torununu doğrayıp parçalarını tanrının sofrasına çıkarmış. güzel kadın düşüp ölür. gerçek­ ten olmuş şaşılacak bir olay diye anlatır: Şair­ ler anası Lesbos'ta Arion adlı bir ozan yaşar­ mış. İtalya'yı. dost Periandros'un yanına dönecek olmuş. Lykaon'un ko­ nağına yıldırım yağdırmış. Tanrılar da Aristaios'u cezalandırmak için salgın düşürürler arı kovanlarına. çünkü en çok bu şehir adamlarına güvenirmiş. çok para da kazanmış. tragedyanın kayna­ ğı sayılır. hemen yunus balığının biri onu sırtına almış ve Yunanistan'a kadar gö­ türmüş. Arion onu yarattıysa. Zeus'un gebe bıraktığı Kallisto doğurup da öldükten yahut ayı kılığına sokulduktan son­ ra. Ne var ki denize açılınca. Serüvenini şöyle anlatır: Dag ve su perilerini kovalamaktan hoşlanan Aristaios günün birinde ozan Orpheus'un karısı Eurydike'nin peşine takılır. tanrı Dionysos'a bir övgüdür. Arion ezgisini bitirince denize atlamış. Orpheus). 365 vd.

Homeros metinlerinde sözü geçen Artemis'ten Latin yazınındaki Diana'ya varmak için nice nice değişimlere uğramıştır bu tanrısal figür. Arkadya denmiş bu bölgeye. Bun­ ları özetlemek için yazılı kaynaklardan. bizim tarih ve din tarihi bilginimiz Halikarnas Balıkçısı'ndadır. Artemis.bir kurt haline sokmuş. Ne var ki isim ve biçim bolluğu tan­ rıçanın geçirdiği evreyi izlemeyi güçleştirmek­ t e . okçu tanrıça" denir. Arkas da Arkturos yani ara­ banın sürücüsü. Artemis. onun bulgularının. bozulmamış anlamına yakın gelen "artemes" sıfatından üreme olduğunu kanıt­ lamak güçtür. Efes'te bulu­ nan Artemis heykelleri de Anadolu'nun r. Artemis için Altın sıfatının kullanılması dikkati çeker. Adına takılan yüzlerce yersel sıfatı ise onun tapınıldığı çeşitli ülke ve bölgeleri açığa vur­ maktan başka bir işe yaramaz. başlamış onu kovalamaya ve hayvanın sığındığı Zeus tapınağına onun arkasından girmiş. Adı ne olursa olsun toprak ve bere­ ket tanrıçası ancak uzun ve yaygın bir geliş­ me süreci içindeki aşamaların sayım ve dökü­ münü Ana Tanrıçanın Anadolu'daki başlıca simgesi olan Kybele'ye ayırdığımız bölüme bırakarak. Artemis'in Apollon'un olduğu gibi parlaklık gösteren bir ek adı da yoktur. Yunanla ilgili çağlarında bu tanrıçanın aldığı biçimi ortaya sermekle erken taş çağında başlayıp Roma imparatorluğunun putperest­ likten Hıristiyanlığa geçişine kadar olan süre­ de tutarlı bir gelişmeyi izlemek olanağını ver­ mektedir. tapınağa giren ölüm cezası­ na çarptırılmış. oysa ayla ilişkili bir tan- . sonra ilkçağ yazını boyunca rastlanan okçu­ lukla ilgili sıfatlarıdır.Kallisto Büyükayı. Ana Tanrıçanın gerek Kybele. Aşağıdaki incele­ m e . Arkas'ın parçalarını bir araya getirip çocuğu yeni baştan diriltmiş. Lüb­ nan ve Filistin yoluyla Mısır'a ve Ege adala­ rıyla Girit'e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kapladığı gibi. Bu işte öncülük.. Arkas delikanlılık çağma gelmiş. ayı olan anasına rastlamış. kardeşi Apollön gümüş yaylı olduğu halde. Çok yararlı bir kral olmuş: Uy­ ruklarına buğday ekmesini. Arkas Lykaon'un oğlundan kendisine miras kalan krallığa adını vermiş. gerekse Artemis adıyla tam anlamına varmak bugüne bugün pek az bilginin başarabildiği bir iştir. Ama Zeus acımış ana oğla ve ikisini de göğe alarak birer yıldız yapmış. İlyada'da bu tanrıçaya çokluk "ok taşıyan. İlyada'da Artemis için "altın yaylı. avlanıyormuş ki. ayrıca kuzeyde İskandinav ülkelerine dek sokularak iz bırakmıştır. Yunan kaynaklarında adı­ na rastlanan Artemis de zaman ve mekân içinde bir gelişmenin ürünüdür. Yunanistan ve İtalya'ya da ya­ yılmış. ya da yunanca bir deyimle "Araba" olmuş. burada yalnız Artemis'i tanıtma çabasına girişelim. Dokunul­ mamış. Tek üstünde durulması gereken ve kişiliğinin özünü yansı­ tan sıfatları ilkin Homeros destanlarında. Ölünce Arkadya üç oğlu arasında paylaşılmış. tanımlarının ve şaşır­ tıcı bir kavrama ve bağlantı kurma gücüyle aydınlatıp canlandırdığı gerçeklerin bir derle­ mesi sayılabilir. Artemis'in adı tıpkı Apollon'unki gibi Yunanca değildir. bu karmaşık varlığı bir bütün olarak görüp incelemeyi bilimin daha iyice çözümleyeme­ diği bir sorun haline getirmektedir. Efes'li Artemis'i tanımlamak için de Selçuk müze­ sinde gözümüzle görmek mutluluğuna erişti­ ğimiz eşsiz heykellerden faydalanacağız. ok saçan.t. bütün bu değişik ad ve biçimlerin ardında h e p aynı görüş ve inanç özüne rastlandığı artık yadsınmaz bir gerçek olmuştur. Akdeniz çevresinde bin yıllarca tutunmuş bir tanrıçaya belli bir süre içinde ve belli bir bölgede verilen addır. Suriye. ekmek yoğurma­ sını ve yün eğirmesini öğretmiş. Çatalhöyük ve Hacılar kazılarında elde edilen bulgu­ lar ise Ana Tanrıçanın gelişmesinde başlan­ gıç noktasını İsa'dan önce 6100 yıllarına ka­ dar indirmekle bu evreye ışık tutmakta ve da­ ha sonraki aşamaların belli bir açıdan ince­ lenmesini kolaylaştırmaktadır. Ülkenin yasalarına göre. K a y nağı Orta Anadolu'da bulunduğu en son ar­ keoloji kazılarından kesinlikle anlaşılan ve ge­ nel olarak Ana Tanrıça diye tanımlanabilen bu tanrısal varlık Yunan din ve efsanelerinde Artemis adıyla anılır. Toprak ve bere­ keti simgeleyen bu tanrıçaya her çağ ve her bölgede başka başka adlarla ve ayrı ayrı bi­ çimlerde tapınıldığı. ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I . Bu tanrıçanın kültü Anadolu'dan Mezopotamya'ya. altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı" deyimlerine rastlanır.

tanrıçası. zor ölçersin gücünü benim gücümle.): Yabani hayvanlar tanrıçası diye çevrilen "potnia theron" Ana Tanrıça Kybele'nln w ona özgü bir sıfattır. ey ulu Leto.ı lı. hepsi de Ama kız kardeşi. 3 8 1 vd. Musa. İlkçağda bir­ çok yerler Ortygia adıyla anılmakta. ya da Ortygia denilen yerde doğur­ du.nçaya altını biz daha çok yakıştırabiliri*. okçu Artemis'i doğuran. şu farkla ki Ino yaramadıktan sonra o yay İşine?". küçük düşürdü onu: eski adıymış. bölümünde Akhilleus'un eli atanda can veren Hektor'u savunup savun­ mamak konusunda tanrılar arasında tartışma vardır. vermiştin sırtını koca dağa. burada her iki tanrının da Ege böl­ gesinden oldukları. kendinden güçlüyle savaşmaktansa bu daha iyi. insanları kendi ka­ derlerine bırakmak düşüncesindedir. ya da adası nere­ deydi? Bu da tartışma konusu. Ne var ki bu açıklama övgüde söy 1 hak etmediği bir ün veriyorsun ona. Apollon bezmiştir. Kynthos'un sarp eteklerine. bu bıldırcın yeri. Delos'lu Apollon'un bir tıpkısı olan Artemis'e övgüde şöyle deniyor: Artemis'i övelim. aptal. tnopos akıntılarının orada. atlarına yoğun sazlı Meles ırmağından su içirir ve Smyrna'dan hızla geçerek sürer altın arabasını bağlık Klaros'a doğru. "Ortyks" Yunanca bıldırcın demek oldu­ ğuna göre. rı yerler olarak gösteriliyor. Homerik denilen bu övgünün başlangıcın­ daki bu dizeler iki bakımdan ilgi çekicidir: Biri Artemis'in İzmir. Hekate üçlüsünün Anadolu ile daha bir ilişki­ sini mi dile getirir acaba? Ilyada'nın XXI. Efes'li Artemis'le ilişkiyi kurar. oradan kaynak alıp oraya yerleştikleri anlaşılır. okçu tanrının kız kardeşini Apollon 'la birlikte büyümüştür ok atan o kız oğlan kız. yani Parlak Ada olarak de­ Poseidon'a bırakıyorsun zaferi büsbütün. çıkıştı ona. Klaros ve Homeros'un atası sayılan İzmir'deki Meles suyuyla ilişkisini açı­ ğa vurur. sonra da Artemis'i Ortygie. 470 vd. Bu parlak çocukların anası. Aşağıda tanrıçanın niteliklerini ele alırken incelediğimiz bu parçalar Artemis'in adı. ki orada taht kurmuştur gümüş yaylı tanrı-. '. Delos'lu Apollon'a övgüde şöyle denir: Selam sana. bir Fenike ağacı dibinde. övgüde Delos'la Ortygia ay­ Ne diye bir yayın var sentn. lon adını Delos. üstünde doğduktan sonra Apol"Kaçıyorsun demek. ğiştirmiş. ikincisi Apollon için kul­ lanılan "Hekatos" ve "Hekatebolos" ek adla­ rıdır ki bunları "okçu. o kadar ki bu iki tanrıça kimi yerde birbirine karışır. llyada'da Artemis'in bu nitelikle adlandırılması dikkati çeker. okçu tanrı.): Bana karşı komak mı şimdi niyetin. İlerde görüleceği gibi Artemis'le Helios soyundan bir ay ve büyü tanrıçası olan Hekate arasında yakınlık. ben­ zerlik vardır. kardeşine sertçe ç ı k ı ş ı r ( İ l . X X I . utanmaz köpek? istersen yay taşıyıcısı ol sen. sa­ nıyla bir Anadolu'lu tanrıça olarak karşımıza çıktığını belirler. (2) DOĞUŞU. mutlu ana. Git dağlara.'/ . kızını Ortygie'de doğurduydun. kadınlara karşı aslan yapmışsa da seni Zeus istediğini öldürmek gücünü vermişsede sana. XXI. yabani hayvanlar Artemis'e yurt olmak hevesini gütmekteydi. yaban keçilerini öldür. kayalı Delos'ta doğurduydun oğlunu. Bir açıklamaya göre Ortygia Delos adasının konuştu avcı Artemis. orada bekler hedefi vuran tanrı kardeşi okçu tanrıçanın gelmesini. Hele bundan sonra Hera'nın tartışmaya karışıp Troya'dan yana olduğu için Artemis'e karşı öfkelenmesi büsbütün anlamlıdır (İl. Baş ka bir sıfatı ise onun Apollon'l. Hekate'nin adı da H e katos gibi çözümlenmemiş bir kökendendir. Artemis'in Anadolu'yla ilişkisini bir daha açıklar.ıglcinl ısını daha açıkça belirtmektedir. Artemis. lenene uymuyor. sensin kral Apollon'u. Derken Artemis. okuyla hedefi vuran" diye çevirdiğimiz halde tam anlam ve kaynak­ larını bilmemekteyiz. Bu aydınlanmamış köken Apollon. Bu metinden açıkça anlaşılan şu ki Leto ön­ ce Apollon'u Delos'ta.

Anadolu'daki kutsal yerlerin tem­ silcileri Roma'ya senatoya çağrılmışlar ki... Katili olsun. Artemiş ve bugüne bugün orada duran bir zeytin mis ok. Çocuk doğururken denilen köyün suyudur. Bu konuda Halikamas Balıkçısı'nın tanıklığına başvur­ malıyız (Hey Koca Yurt. Kırkınca'lılar sularını ölen kadınların ölümü de Artemis'ten gelme­ oradan alırlar (s. Aphrodite ve ırmak şunları söylediler: Apollon'la Artemis genel­ tanrı Ksanthos'la birlikte Troya'lıları tutar. bu ros destanlarında Artemis'in rolü Apolyerlerin gerçeğiyle yalancısı ayrılabilsin. Agamemnon avlanırken kutsal bir sı sürdürülmüştür. ayazma olarak kutsal sayılma­ leagros). kalıyor Efes yöresindeki Ortygia. HomeOnun için. Yunanis­ tan'da birçok yerler kendilerine özgü bir Artemis kültü edindikleri ve tanrıçaya bölgesel adlar verdikleri halde. at ve arabayla yakından ilgilidir. kutsal yerler ve tapı­ Artemis'in bu adlı bütün tanrısal imgelere naklar varmış. 483) ve Zeus babanın kızına bu yetkiyi verdi­ Anadolu kurak olduğundan. veya gitmişse de başaramamıştır. da kaderini dilegirice saptar (Agamemnon. yay. İmparator Tiberius zamanında Anadolu' tanrıçanın asıl kaynağını unutursa bile. ama bu araç ve silahları sonraki yazında oldu­ Bunun üzerine o koru tanrı buyruğuyla kutğu gibi av ve avlanma amacıyla değil. çok da­ sallanmış. likle sanıldığı gibi Delos'ta doğmuş değiller­ onları savunmada gevşeyen Apollon'u azar­ dir. korunmuş. yine orada Liber baba (tanrı Bacchus) savaşta başarı kazanınca tapmak çevresi­ Ansızın ölüm erkekler için Apollon'un. Herkesten önce Efesliler huzura çıktılar ve kardeşi Apollon. Andromakhe' ğu zamanda bu yiğidin izniyle daha da artmış nin anası.. bu çeşit kutsallığı Hercules'in Lydia'ya egemen oldu­ ölüm ise tatlı bir ölüm sayılır. öyle ki Apollon bile Kyklop'ları öl­ ha önemli bir iş için kullanır: Apollon gibi Ardürdükten sonra Zeus'un öfkesinden orada temis de insanları oklarıyla vurup öldürür. suyun yanıbaşındeşiyle paylaştığı bu üstün güç başka hiç bir daki Kırkınca (köyün bugün adı Şirince'dir) tanrıya vergi değildir.pos deresi. Artemis öldürücü okunu öç ya da ceza ama­ cıyla atar (Niobe). Kenkreios suyu da Meryemana'nm kutsal suyu oldu. (3) N İ T E L İ K L E R İ VE EFSANELERİ. O yer "Sen kadınlar i ç i n bir aslansın" der ( İ l . bir yerin seçilmesi. lon'unki kadar büyük değildir. Hitit ka­ Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları bartmalarının su başlarında olduklarını ya­ elinde tutan "potnia theron" olarak gösterilir. kadın­ ne sığman Amazon'ları bağışlamış. her iki adımda bir. su kesine korkunç bir yaban domuzu salar (Mekaynaklarının. Ares. Bizans çağında. sözlüklerde Delos adasının bir su­ yudur deniyor. Efes'li da. Arvaliya vadisindedir. ne var ki destanlarda kar­ Bu Kenkreios denilen su. Akha'ların başkomutanı Agamemnon'un güsünde tanrıçanın İzmir ve Klaros'la ilişkisi. Artemis'lerin çokluğu . Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gel­ çanın değişmez nitelikleri olarak kalır. hırsızı olsun. Meryem Ana efsanesinin . Ortygia adlı Sicilya'da bir ada var. zar. Bu yüzdendir ki doğumla doğrudan doğ­ ruya ilgili bir tanrıça olarak Hera Artemis'e ğının kuzeyinde. Prof. den beri kutsal sayılırdı. Garstang İlyada'da sözü edilen başka efsanelerde de "Hitit İmparatorluğu" adlı yapıtında. böylece Troya savaşının Bu tez her bakımdan tutarlıdır: Artemis öv­ da. Anası Leto. ülkede güvenlik kalmamıştı. J.. X X I şimdi Meryemana'nm evi olmuştur. daha başka ka­ ve bu hak Perslerin zamanında bile kaldırıl­ dınlar hep bu oklarla can verir. yani Hav­ Meleagros'un babası Oineus'a kızdığı için ül­ va'nın önünde de su akar. su başları eski­ ğine yakınır. bu yerlerin dokunulmazlığına kolayca sığınabil­ kaynak ve örnek olduğu apaçıktır. hiç biri doğum yerini değiştirmek yoluna gitmemiş. Solmissos (Bülbül) da­ dir. İlyada'da Artemis'e verilen sıfatlar tanrı­ varmış ve bir de Ortygia denilen bir koruluk. Nitekim Sipylos (Manisa) dağının kuzey eteklerindeki Hitit tanrıçası Hepa. ama o söz konusu olamayacağına göre. kimi zaman mamış. Tapmağın lar için Artemis'in oklarıyla olur. geyiğini öldürüp böbürlendiği için İphigeneia kurbanını şart koşar.221): Ortygia denilen yer. s. 219): de bu yerle ilgili bulunması Ortygia denilen yerin bu olduğu görüşünü pekiştirir. diklerinden. Efes'li Artemis'e yurt olarak Efes'e çok yakın İphigeneia). Kendi ülkelerinde Kenkreios adlı bir su lar. ağacına dayanarak doğurmuş bu iki tanrıyı. Niobe'nin kızları.

( l I V I I I- I I r

Artemis'in avcı kız ve kesinlikle kiz oğlan kız olarak nitelikleri Homeros destanlarında pek belirtilmiş değildir. Yalnız Odysseia'da denizden kurtulan Odysseus Phaiak'lar kralı­ nın kızı Nausikaa'yı hizmetçilerinin arasında görürken şöyle seslenir (Od. VI, 149 vd.): Yalvarırım, kraliçem sana, ister tanrı ol, ister insan. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansın. u / u Zeus'un kızı Artemis olmalısın, görünüşün, b o y u n bosun,dipdiri bedeninle tıpkı osun. Burada Odysseus'un demek istediği şu: Tanrıçaların da, kadınların da en güzelisin. Nitekim birçok yerlerde Artemis "Kalliste" (en güzeli) adıyla anılır. Doğada egemen, canlıların ölüm, kalımını elinde tutan güçlü tanrıça kavramından doğanın içinde hayvan­ larla birlikte yaşayan, ormanlarda derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı kız ve özellikle kız oğlan kız tanrıça kavramına geçiş, yani Efes'li Artemis'ten Hellenistik ve Latin şiirindeki Diana'ya geçiş kolayca anlaşı­ lır doğal ve olağan bir geçiştir. Sürekli bir ev­ re içinde gördüğümüz Artemis figürü böylece avcılık ve bakirelikle ilgili efsane ve masallar­ da rol almış (Aktaion) ve ay tanrıçası Selene, gecenin karanlık güçlerine egemen Hekate ile bir tutulmuştur. Biz yalnız şunu belirtmek isteriz ki, mythos'un kaynağı sayılan H o m e ros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok kişili­ ğinde dişi yaratığın üç aşamasını, yani kızlık, kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes'li tanrıçaya benzemektedir. Burdan çıkan sonuç da şu ki, Yunan din ve efsanesindeki Artemis kaynağını Anadolulu tan­ rıçadan almaktadır-, birçok mythos yazarları­ nın bugüne dek ileri sürdükleri tezin tersine Yunan asıllı olan Artemis sonradan Asia'lı Ana Tanrıça ile birleştirilmiş değildir. Bu tan­ rıçanın başka önemli bir kaynağı da Girit'tir. Britomartis ve Diktynna diye anılan Girit' li Artemis'ten bu adlar altında söz edilecek, Efes'li Artemis ise ayrı bir bölüme konu ola­ caktır.

din tarihinde de çığır açmıştır, Çünkü çok memeli Artemis figürlerinden daha önce or­ taya çıkıp Avrupa müzelerinde korunan tek tük örnekler var idiyse de, bu tanrıça tipinin Efes'e özgü olduğu ve Efes'te yapıldığı kesin­ likle bilinmiyor, yahut bilinse bile Ege tarih ve sanatına ışık tutmak amacıyla değerlendiril miyordu. Bugün bu Artemis heykellerini canlı canlı karşımızda görmekle, yalnız bu tanrıça­ yı değil, onunla ilgili bütün bir tanrı dünyası­ nı, arkasında da koca bir tarih çağım aydınla­ tabiliyor, gizli ya da karanlık kalmış birçok bi­ limsel sorunun çözümüne gidebiliyoruz. Da­ hası var, değeri paha biçilmez, güzelliği dille­ re destan Artemis Ege'nin şanını dünyaya ya­ yarak Türkiye turizmine çok önemli bir ileri adım artırmıştır. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in İngilizce olarak yazdığı ve İzmir Ter­ cüman Rehber Derneğince 1971'de yayımla­ nan "Asia Minör" adlı broşür Efes'li Artemis üstüne bütün bilgileri toplamakta ve tanrıça­ nın bugüne dek yapılmamış bir tanımını yap­ maktadır. Aşağıdaki yazıda bu broşürden fay dalanılmıştır: a) Kaynağı. Efes'li Artemis'in kaynağı hiç şüphe yok ki Anadolulu Ana Tanrıçadır. Sü­ mer'lerden önce var olduğu Çatalhöyük kazı­ larından anlaşılan ve Sümer'lerce Mâ ya da Marienna, Hitti'lerce Kupapa, Kubaba ya da Hepa, Suriye'den Arabistan'a kadar olan böl­ gede Lat, Girit'te Rhea, Phrygia'da Kybele, Lykia'da Leto olarak adlandırılan bu büyük bereket tanrıçasının Efes'e ne zaman geldiği, orada Artemis adıyla kültünün ne zaman baş­ ladığı kesinlikle saptanamazsa da, bu tanrıça­ nın Phrygia, Lydia ve Minoen Girit kültleri­ nin etkisi altında çeşitli evreler geçirerek yu­ karda adları sayılan tanrıçalardan ayrıldığı ve bugün Efes'li Artemis biçmine girdiği apaçık­ tır. Bu evreyi çağı çağına izleyemezsek de, arkeolojik bulgularla yazılı metinlerin karşılaş­ tırılmasından Efes'li Artemis'in İsa'dan önce II. bin yılda Efes yöresine yerleşmiş olduğu kanısına varılabilir.

b) İmgesi. Ana Tanrıça'nın bütün Akdeniz çevresinde ve özellikle Orta Anadolu'da bu­ lunmuş çeşitli imgeleri, idol, figürin ve küçük ( 4 ) E F E S L İ A R T E M İ S . Ephesos kazıları sıra­ heykelleri arasında Efes'li Artemis apayrı bir sında bulunan biri büyük, ikisi küçük üç Arte yer tutar. Efes'teki Artemislon adlı tapınağınmis heykeli arkeolojide olduğu kadar, dünya

)

da çok memeli, başı taçlı, gövdesi birçok f i gürlerle örtülü, ayakta duran, büyük boy hey­ keli herhalde çok eski, ilkel bir imgenin geliş­ tirilmiş biçimidir. Bu ilkel imge ise bir "ksoan o n " , yani hemen de hiç yontulmamış bir tahta heykel, ya da Pessinus'taki Kybele için olduğu gibi bir "diopetes" yani gökten düş­ müş sayılan bir taştı. Zamanla tanrıçanın im­ gesi zengileşerek, Artemis'in bütün nitelikle­ rini dile getiren yüklü ve süslü bir heykel ol­ muştur. Bu haliyle Artemis heykeli tanrıçanın doğa­ ya egemenliğini de, uygarlığın her türlüsünde yöneticiliğini de simgeler: Başının üstünde üç kat kule biçiminde üç tapınak taşır, bununla kırları olduğu kadar şehirleri de koruduğu gösterilir; derin ve ciddi bakışları sonsuzluğa dikilidir, tanrıçanın ulu gücünü yansıtır, ense­ si dolunay biçiminde bir diskle çevrilidir, al­ nında hilâl taşır, böylece ay tanrıçası olduğu belirlenir, diskin her i k i yanında beşer g r i f fon, yani kartal başlı aslan vardır ve boynun­ da zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkar. Onun altında da dört kat meme görülür. "Polymastos" yani çok m e ­ meli diye tanımlanan heykelin meme sayısı 17 ile 40 arasında değişir. Ama bu memele­ rin ucu olmadığından kimi bilginler bunları hurma ya da erkek arı gövdeleri diye yorum­ lamak yoluna gitmişlerdir. Tanrıçanın An Kraliçesi unvanıyla ilgili görülen bu sarkıntılar ne olursa olsun, Artemis'in bolluk ve bereket simgeleridir. Eteği altı kat dörtgen biçiminde plaklara bölünmüştür, her dörtgenin içinde kabartma aslanlar, keçiler, boğalar, g r i f fon'lar, sfenks'ler ve arılar görülür, bunların ortada olanları üçer üçer dizilmiştir. Gövdesi­ ni saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta yonutuna zaman zaman giydiri­ len birer giysi niteliğinde olsa gerek. Nitekim Efes'te tanrıçanın giysilerini korumakla gö­ revli soylu genç kızlar bulunduğu, bunların kız oğlan kız oldukları sürece hizmet gördükleri, evlenince ayrılıp yerlerini başka kızlara bırak­ tıkları bilinir. Tanrıça heykelinin değişmez kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır. Bu sayı ile Artemis'in üçlü karakteri dile gelmek­ t e , hem kız, hem evli kadın, hem de ana ola­ rak yaşam sürecinin bütününe egemenliği simgelenmektedir. Tanrıça evrenseldir: Sü-

rekli değişim halinde olan ayı etkisi altında tutar, doğum yeri çok doğurgan diye bilinen bıldırcınla ilgilidir, arıların kraliçesi, uygarlığın koruyucusudur, gökte ve yeryüzündeki ger­ çek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buyrugundadır. İnsanların da, hayvanların da ecesi, bütün doğanın yöneticisidir. Efes'li Artemis'in Ana Tanrıça ile paylaştığı bu nitelikleri İonya'ya özgü bir biçimde ve Prygia'da tapınılan Kybele'ninkilerden ayrı motif ve simgelerle dile getirrriesi, üstünde durulması gereken bir özellikti/, lonya, düşü­ nürleri ve sanatçılarıyla uygarlık dünyasına nasıl öncülük etmişse, Ana Tanrıça imgesini yaratmakta da başka hiçbir ülke ve yörede erişilemeyen bir yetkinliğe ulaşmış, göz ka­ maştırıcı bir başarı ortaya çıkarmıştır. Bu eş­ siz sanat anıtıyla çığır açıcı eşsiz bir düşünce­ nin taşıyıcısı olan Efes'li Herakleitos arasında ilişki kurmamak için kör olmalı. Kaldı ki do­ ğada akışı görüp evreyi ilk dile getiren büyük filozofun düşüncesini Artemis tapınağında tanrıçanın imgesine baka baka geliştirdiğini de biliyoruz. c) Tapmağı. Artemis'in Efes'teki tapınağı Artemision dünyanın yedi harikalarından bi­ riydi. İlkçağ yazarları onu anlatmakla bitire­ mezler. 190 metre boyunda, 55 metre enin­ deki yapı İonya üslubunda 127 sütun üstüne kurulmuştu. 15 metre yükseklikteki bu sütun­ ların 36'sı kabartmalarla süslüydü, bunların biri ünlü heykeltıraş Skopas'ın elinden çık­ mıştı. Sunağı Praksiteles'in eseriydi, içinde bulunan Amazon'lar anıtının heykellerinin yapılmasında Polykleitos, Pheidias, Kresilas, Kydon gibi Yunan ilkçağının en büyük sanat­ çıları çalışmış, resimleri Efes yurttaşı olan Apelles'in elinden çıkmıştı. En parlak çağın­ da Artemision Atina'daki Parthenon'dan dört kat büyük olup akıllara durgunluk veren bir yapıydı. Artemis'e adanmış kutsal bir alanda I.Ö. 652 yılında bitirilen ilk taş tapınak Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırısında yıkılmış ve İ.Ö. 564-546 yıllarında, bir dünya harikası sayılan asıl Artemision kurulmuştu. Büyük İs­ kender zamanına kadar tapınak olduğu gibi kalmış ve Ege yöresini ele geçiren yabancı idarelerce de saygı görmüştü. İskender'in

doğduğu t . Ö . 356 yılında l.ıpın.ık lli'iostr.ı tos denilen ve bir deli olduğu iter! ıtirüten bir Efes'imin eliyle yakılmış. Bu kadar koca bir yapının bir adam tarafından nasıl yok edilebi­ leceği bir sır olarak kaldığı gibi, bu işte tapı­ nağın paha biçilmez hazinelerini ele geçirme­ yi düşünen rahiplerin parmağı olduğu sanılır. 30 yıl sonra tapınağın yeniden yapılmasına başlanmış ve Lydia kralları gibi iskender de yapımına büyük bağışlarla katılmıştır. Yunan ve Roma ilkçağı boyunca uygar dünyanın hayranlığını üstüne çeken Artemision barın­ dırdığı sayısız rahip ve görevli heyetleriyle başlı başına bir idare haline gelmiş, para bası­ mı, kredi ve bankacılık işlemlerine önayak ol­ muş ve bu yolda uluslararası bir alışveriş ku­ rumu meydana getirmiştir. Bu dünya harikasının yerinde yeller esmesi, İngiliz çukuru denilen bir bataklık haline dön­ mesi Hıristiyanlıkla başlayan korkunç bir ça­ pulculuk hareketinin sonucudur. Aziz Paulus'un Efes'e gelişinde yeni dine karşı dire­ nen Efes'tiler Bizans imparatorluğunun yağ­ macılığına karşı koyamamışlar, zamanla dün­ ya harikasının taşları bir bir sökülerek Ayasofya'nın yapımına yaramıştır. Eşsiz mermer ve taşların geri kalanı da Efes'teki Sen J a n ki­ lisesinde kullanılmıştır. İki üç yüzyıl önce BritLh Museum'un Efes'e yolladığı bir arkeolog grubu da ne bulduysa İngiltere'ye aktarmış, böylece Artemis'in dillere destan tapınağı bo­ yuna taşıp şehri sular altında bırakan Kaystros'un (Küçük Menderes) da yardımıyla kur­ bağaların ötüşüp oynaştığı bir batak haline gelmiştir. Artemision'da görevli bulunan çeşitli rahip heyetleri ve tapınağın Ege'nin yaşamındaki engin rolü üstüne burada daha çok ayrıntıya gidemeyeceğimizden Halikarnas Balıkçısı'nın yukarda sözü geçen "Asia Minör" adlı kitabı­ na başvurulmasını salık veririz. Bu heyetler­ den Kybele bölümünde de söz edilecektir. d) Etkisi. Ana Tanrıçanın bir simgesi olan Efes'li Artemis'in Phrygia'lı tanrıça Kybele kadar etkisi olduğu ve adı ortadan silindikten sonra da başka tanrısal varlıkların arkasında gizli bir yaşam sürdürdüğü bir gerçektir. Artemis'i sürdüren en belirli tanrı kişiliği hiç şüp­ hesiz ki Meryem Ana'dır. A z i z Paulus'u Efes

tiyatrosunda dinledikten sonra ilkin direçle karşılayan ve isa ya da Meryem'den bize n e , bizim tanrıçamız büyük Artemis'tir diyen Efes'liler zamanla gevşemişler, denemez. O n ­ lar, kültür süreçlerinde eşi az görülen bir transposition örneği vermişler, yani inandık­ ları, tapındıkları büyük tanrıça kendilerine ya­ sak edilince, inançları yüzünden akla, hayale sığmaz İşkence ve saldırılara uğrayınca Mer­ yem diye karşılarına çıkarılan ve zorla kabul ettirilen tanrısal varlığa Artemis'in bütün nite­ liklerini aktarmışlar, böylece inançlarının özü korunduğu gibi Meryem Ana'yı yüceltmişler, onu da büyük bir ana, büyük bir tanrıça nite­ likleriyle dünyada tutulabilen bir varlık olarak yaratmışlardır. Onun içindir ki Meryem Ana' nın Efes'e getirilmesi, Efes'te Bülbül dağında­ ki tapı yerinde yaşayıp ölmesi olayı bir ger­ çek olsun ya da olmasın, Meryem Ana imge­ si Efes'le yakından ilgilidir, Meryem Ana Anadolu'nun ve özellikle Efes'in bir yaratısı, bir başarısıdır denebilir. Tarihte bir kültür sü­ recinin kesintisizce korunmasını başarmak, insanlığa kök salmış birkaç inancın çağlar bo­ yunca ve gelip geçen sayısız uluslar, yönetim­ ler, değişmelere karşın sürdürülmesini sağla­ mak uygarlık denilen büyük kavramın bir be­ lirtisidir. Bu yüzdendir ki Efesli Artemis bu­ gün karşımızda olanca canlılığıyla yaşamakta­ dır. Asia. Okeanos'la Tethys'in sayısız kızların­ dan biri. Bir kaynağa göre, Asia Titan İapetos'la evlenip Atlas, Prometheus, Epimetheus ve Menoitios'u doğurmuştur. Başka kay­ naklar bunun Asia değil, Klymene olduğunu ileri sürerler (Tab. 3). Bu Okeanos kızı adını Asya kıtasına ver­ miştir. Ne var ki Homeros destanlarında Asia bütün kıtanın değil, yalnız Batı Anadolu'nun adıdır. Özellikle, İlyada'nın ünlü dizeleri (İl. II, 459 vd.) eski Maionia, yani Gediz ovası için kullanılmaktadır. A s k a l a p h o s . (1) Ares'in oğlu. İtalya'da an­ latıldığına göre, Aktor'un kızı Astyokhe savaş tanrıyla gizlice sevişir ve Askalaphos'la İalmenos'u doğurur. Boiotia'da Orkhomenos şeh­ rinde hüküm süren bu iki kardeş Troya sava­ şına otuz gemiyle katılırlar (İl. 1 1 , 512-516). Savaş bitince İalmenos Yunanistan'a dön(.1

rnez, Karadeniz kıyılarında bir şehir kurup oraya yerleşir. Askalaphos'la lalmenos Argonaut'lar seferine de katılırlar. lalmenos Helene'nin talipleri arasında yer alır. (2) Yeraltı ırmaklarından Akheron'un oğlu. Persephone ölüler ülkesine indiği zaman H a des tanrıçaya oruç tutup hiçbir şey yemezse gene yeryüzüne dönebileceğini söylemişti. Ama Persephone dayanamayıp bir nar ısır­ mış, Askalaphos da bunu görmüş, gitmiş, Hades'e haber vermiş, Persephone'nin anası Demeter de öfkesinden onu gece kuşuna çe­ virmiş. Başka bir anlatıma göre, Demeter Askalaphos'u kocaman bir kaya ile ezmiş de, Herakles Hades'e indiği zaman bu kayayı kaldırmış. Askalaphos o zaman bir gece kuşu oluvermiş. Askanios. Aineias'la Kreusa'nın oğlu (Tab. 17). Başka bir kaynağa göre, Askanios Troya'da doğmamış, babası İtalya'ya göçtükten sonra Lavinia'dan olmuştu. Oysa efsanelerin çoğu Aineias'ın Troya yangını sırasında ba­ bası Ankhises'i omuzlarına alarak ve Askanios'u elinden tutarak kaçtığını anlatırlar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Askanios (Lat. Ascanius)'tan uzun boylu söz edilir. Ascanius babasının biricik umudu, büyükannesi tanrıça Aphrodite'nin gözbebeği, sevimli bir delikanlıdır. Aeneas öldükten sonra Ascanius Latin'lere kral olur, Etrüsk'lere karşı savaşa girişir ve babası Lavinium şehrini kurduktan otuz yıl sonra kendisi Alba Longa'yı kurar. Lavinia'nın kurduğu bir düzen sonucunda Ascanius Latin'lerin hışmına uğrar ve Alba kral­ lığı Lavinia'nin oğlu Silvius'a kalır. Aeneis'te Ascanius'un başka bir adı lulus'tur. Roma'ya imparatorlar veren İulii so­ yu (İulius Caesar da bu soydandır) Aeneas'ın oğlundan ve dolayısıyla tanrıça Venus'tan gelmekle övünürdü. Asklepios. Yunan dünyasında hekim tanrı olarak büyük bir ünü olan ve Roma'lıların da Aesculapius adıyla benimseyip tapındıkları Asklepios, Apollon'un oğludur (Tab. 5). H o meros destanlarında Apollon ordulara veba, kıran salan olumsuz, korkunç bir güç diye canlandırıldığı gibi, iyileştirici, derde deva bu­ lan tanrı anlamındaki Paian ek adıyla da anıd'A

lır. Destanlar boyunca adı geçen hekimlerin hepsi (İlyada'da Makhaon ve Podaleiros) bu Paian tanrının oğulları ve öğrencileri sayıldı­ ğına göre, Asklepios'un da karışık bir serü­ ven sonucunda Apollon tanrıdan doğmuş ol­ ması bir rastlantı değildir. (1) DOĞUŞU. Thessalia kralı Phlegyas'm Koronis adlı bir kızı vardır. Apollon'la sevişir ve ondan gebe kalır, ne var ki tanrının dölü­ nü karnında taşırken Arkadya'dan gelme bir yabancıyı da yatağına alır Koronis. Bu olayı tanrıya kutsal kuşu kuzgun haber verir, tanrı da öfkesinden bembeyaz olan bu kuşun tüyle­ rini karaya boyar. Şair Pindaros bu masalı benimsemez, ışık tanrı Phoibos Apollon'un olayı kendi gözüyle gördüğünü ile süreri Koronis korkunç bir cezaya çarptırılır: Bir odun yığınının üstünde diri diri yanacaktır. Alevler Koronis'i yalamaya başlar, kadın can vermek üzeredir ki, Apollon kanından olan çocuğun yok olmasına katlanamaz, ölünün karnından dölünü çıkarır ve büyümesi için at adam Kheiron'a teslim eder. Bu olay hekim tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simge­ sidir. Asklepios'a hekimlik sanatını öğreten Kheiron doğanın içinde yaşayan, doğanın sır­ larına ermiş bir varlıktır. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre Kheiron'un açık hava­ da, güneşin altında, şifalı sulardan ve otlar­ dan faydalanma yollarını bilmesi şaşılacak bir şey değildir. ( 2 ) E F S A N E S İ VE S A N A T I . Asklepios böyle­ ce usta bir hekim olarak yetişir, hekimliğin ve cerrahlığın bütün bilgilerin edinir, ama bu­ nunla da kalmaz ölüleri diriltmek yoluna bile sapar. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena Gorgo canavarı öldüğü za­ man bedeninden akan kanı toplamış ve Asklepios'a vermiş. Gorgo'nun sağ tarafındaki damarlarda dolaşan kan zehirli, sol tarafında­ ki damarlardaki ise faydalıymış. Bu şifalı kanı Asklepios ölüleri diriltmek için kullanırmış. Epey adam da diriltmiş, bunların arasında Kapaneus, Lykurgos, Minos'un oğlu Glaukos ve Theseus'un oğlu Hippolytos da varmış (Phaidra). Zeus doğal düzeni bozan hekim tanrının bu aşırı gücünden kuşku duymaya başlamış, bu haddini bilmezliği cezasız bırak-

mamış, Asklepios'un üstüne bir yıldırım sal­ mış, yakmış, yok etmiş onu. Ama Apollon da oğlunun öcünü almış, Zeus'a yıldırımı bağış­ layan Kyklop'ları öldürmüş, sonra da oğlu Asklepios'u gökte burçlar arasına yerleştir­ miş. Bir süre de ayrılmış Olympos'tan (Admetos). Asklepios sanatını kızı Hygieia (Yun. sağlık anlamına gelir) ve Asklepiades (yani Asklepios oğulları) diye sıkı bir lonca düzeni içinde birleşen hekimlerin aracıyla ilkçağ sonuna dek sürdürmüş bir tanrıdır. Öyle ki, hepsi ha­ lefleri, rahipleri, oğulları sayılan yaşamış h e ­ kimler bile onun efsanelik kişiliğinden fayda­ lanmışlardır. Örneğin Kos (Istanköy) adasın­ da hekimlik yapan Hippokrates'in bile haya­ tının ne kadarı gerçek, ne kadarı masal bilin­ mez bugün.

vermiş, yağmur yağmış, yazının özü böylece ota karışmış ve her derde deva sarmısak meydana gelmiş. Asopos. Korinthos körfezine dökülen Pelo^ ponez ırmağı; bütün ırmaklar gibi Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Metope adlı bir ırmak kızıyla evlenip iki oğluyla yirmi kızı olur. Bunlardan Aiginia'yı (Tab. 21) Zeus kartal biçimine girerek kaçırır. Korinthos kra­ lı Sisyphos olayı Asopos'a haber verir, o da öfkesinden taşıp bölgeyi altüst eder. Zeus ce­ za olarak Sisyphos'u Hades'e atar, ırmak tanrının üstüne de yıldırım salıp sularını geri çekmeye zorlar (Sisyphos).

Asterie. Titan çifti Koios'Ia Phoibe'nin kızı, Perses'in eşi ve Hekate'nin anası (Tab. 4). Zeus Asterie'ye âşık olup onu kovalamaya başlar. K ı z da bıldırcın biçimine girip habire ( 3 ) T A P I N A K L A R I . Asklepios tanrının tapı­kaçar, sonunda kendini denize atıp kayalı bir naklarına " Asklepieion" denir. Bunlardan en ada haline gelir. Bıldırcın anlamına gelen Yu­ ünlü birinin eski Pergamon, bugünkü Berga­ nanca ortyks kelimesinden bu adaya Ortygl.ı ma'da bulunuşu hekim tanrıya adanmış bu denmiş. Sonraları Asterie'nin kız kardeşi Le tapınak hastanelerin ne biçim yerler olduğu­ to Apollon'la Artemis'i bu adada doğurmuş nu bize açık açık göstermektedir. Ortygia adasının Delos'un eski adı olduğu ile­ Yunanistan'da en ünlü Asklepios tapınağı ri sürülür (Artemis). Epidauros'tadır. Bugün bile kullanılmakta Astraia. Bazı mythos yazarlarına göre Zeolan tiyatrosu büyük heykeltıraş Polykleius'la Themis'in kızı. Namuslu ve erdemli bir tos'un planlarına göre yapılmış. Hiçbir Asklebakire olan Astraia dünyanın altın çağlar ya­ pieion Bergama'nınki kadar yaygın ve çok şadığı dönemde insanlar arasında kalırmış. yönlü değildir. Hellenistik çağda kurulmuş Ama ahlaksızlık yeryüzünde artınca, Astraia olan bu kutsal alan Asklepios'tan başka tanrı­ kız kardeşi Pudicitia (Utanç) ile birlikte gökyü­ ça Hygieia'yı ve herhalde Asklepios kültün­ züne çıkmış ve Bakire burcu olmuş. Daha den önce Anadolu'da bulunan Telesphoros'u çok Latin yazarlarında adı geçer. bir araya getirmekte, ilkçağda şifalı su, iyi ha­ va, kaplıca gibi f i z i k tedavilerin yanıbaşında Astyanaks. Hektor'la Andromakhe'nin oğ­ telkin, eğlence ve kültür yoluyla hekimliğin lu. Adını Homeros, ünlü çiftin batı kapıların­ ne kadar ileri gittiğini göz önüne sermekte­ da buluştukları sırada şöyle açıklar (İl. VI, dir. Anadolu'ya özgü bir nitelik taşıyan bu 399 vd.): Asklepieion'un başka hiçbir yerde benzeri ol­ Andromakhe karşıladı Hektor'u madığı gibi, ne hazineler sakladığı da büsbü­ dadı da arkasından geliyordu, tün ortaya çıkmış değildir. Simgelediği tüm memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında, tedavi anlayışının ve yönteminin izlerine olsa Hektor'un gözbebeğiydi o, ışıldayan yıldıza benziyordu, olsa Selçuk ve Osmanlı çaglarındaki benzeri Hektor Skamandros'lu derdi ona, yapıtlarda rastlanır. başkaları Astyanaks, şehrin kralı, derdi, Anadolu Asklepios efsanesine de bir katkı­ îlyon'u tek başına koruyan Hektor'du da da bulunmuştur: İnsanları i y i ede de ölüme ondan meydan okuyan Asklepios'u Zeus yıldırımıyla yere serince, ünlü hekimin son deminde yaz­ Bebek babasının sorguçlu tunç tolgasnıdan dığı bir reçete oradaki bir otun üstüne ditft) ürküp ağlamaya başlayınca, Hektor onu kol
ı.l

kollarına aılır ve bir gün babası kadar ünlü olması İçin yakarır. Hektor'un ölümünden sonra, Andromakhe sevgili kocasına yaktığı ağıtta Astyanaks'm yetim olarak çekeceği çileyi tasarlayıp dile getirir. Oysa onunla bile kalmaz, Akha'lar Troya'yı yangına verdikleri gece yiğitlerden biri (Odysseus ya da Akhilleus) Hektor'un ço­ cuğunu surlardan aşağı atıp öldürür (Andromakhe). At-Adam. Bkz. Kentauros. Atalante. Arkadya (ya da Boiotia) bölgele­ rinde Artemis'i simgeleyen bir avcı kız. Arkas'm torunu, Lykurgos'un oğlu olan babası lasos erkek çocuğu olsun istermiş, Atalante kız olarak doğunca, onu bir dag başına bırak­ mış. Bebeği bir dişi ayı emzirmiş, sonra da avcılar alıp büyütmüşler, yaman bir avcı ola­ rak yetişmiş Atalante, koşuda kimse geçemezmiş o n u . Ama kız oğlan kız kalmak iste­ diği içindir ki, ırzına geçmeye yeltenen iki at adamı öldürdükten sonra, taliplerini kendisiy­ le koşuda yarışmaya zorlar, hepsini geçer ve sonra da kargısıyla vurur öldürürmüş. Kalydon avına da katılıp orada büyük bir başarı kazanmış olan Atalante'yi Melanion ( y a da Hippomenes) yenmiş, koşuya başlamadan önce yanına üç altın elma almış (bunlar Aphrodite'nin Kıbrıs'taki tapınağından, ya da Ba­ tı Kızlarının bahçesinden gelmeymiş), Atalante'nin yaklaştığını görünce elmalardan birini yere düşürür, kız da dayanamaz, eğilip top­ lar, böylece geri kalırmış. Melanion yarışı ka­ zandıktan sonra, Atalante'yle evlenmiş, ama bir gün av dönüşü karı-koca Zeus'un (ya da Kybele'nin) tapınağına girmişler, orada seviş­ mişler. Bu saygısızlığa içerleyen tanrılar ikisi­ ni de aslana çevirmişler (Meleagros). Ate. Eski Yunan düşününe özgü soyut bir kavram ve onu simgeleyen dişi cinsten tanrı­ sal bir varlık. Hesiodos'a göre Ate, kavga tanrıça Eris'ten doğmuştur. Akıl, insanın ger­ çeği olduğu gibi görmesini, iyiyi kötüden ayırt etmesini sağlayan yetidir. Aklı başından alınır, gözü karartılırsa, aldanır, basireti bağ­ lanır ve gaflete düşüp hata işler, suç işler, gü­ nah işler. Bunun sonucunda da cezaya çarpı­ lır. Çağdaş dillerde karşılığı zor bulunan bu
<rl

kavram Türkçemizde en iyi "gaflet" sözcü­ ğüyle karşılanabilir, ne var ki derin dinsel a n ­ lamı ve insanlık dramında bu kavramın oyna­ dığı büyük rol gene de yansıtılmış olmaz. En iyisi Yunan kaynaklarının kavramı nasıl ta­ nımladıklarına bakmaktır. İlkin Homeros'u alalım. İlyada destanının asıl konusu Akhilleus'la Agamemnon arasındaki kavga sona erince, krallar kralı hata ettiğini kabul eder ve şöyle der (İl. XIX, 85): Akhalar sık sık söylediler bana bunu, bana çıkıştılar, ama suçlu değilim ben, Zeus, Kader, karanlıkta yürüyen Erinys o toplantıda çeldiler aklımı, düşürdüler kötü bir çılgınlığa (Ate) aldığım gün Akhilleus'un onur payını, benim elimden ne gelirdi ki? Tanrı getirir her şeyin sonunu. İnsanları şaşırtan çılgınlık büyük kızıdır Zeus'un, uğursuzun inceciktir ayakları, basmaz yere, konar insanların kafalarına, bela olur, onu bunu alır ağının içine. Bir gün Zeus'u bile şaşırttı o, insanlardan, tanrılardan üstün Zeus'u Ate Zeus'u bile aldatmıştır: Tanrı Mykene krallığını Perseus'un ilk doğacak olan torunu­ na vereceğini söyledi ve bunun Herakles ola­ cağını sandı, oysa Hera'nın bir oyunuyla H e rakles'ten önce Eurystheus doğdu ve yiğit böylece bu akrabasına kul, köle olmak zorun­ da kaldı. Zeus Ate'nin bu düzenine kızarak onu saçlarından tutup tiksintiyle atar Olympos'tan aşağı, Ate de gelir yerleşir insanların arasına. Ate Kader'in elinde bir oyuncaktır ve insa­ na kendi eliyle bilmeden, istemeden nice ni­ ce suçlar işletir. Yunan tragedyasının başlıca yürütücüsü bu amansız tanrıçadır. Oidipus babası Laios'u öldürüp anasıyla evlendiğini bilmez, Kaderce bile bile aldatılmış, şaşırtılmıştır. Aiskhylos'un "Persler" tragedyasında Kserkses de Ate'nin kurbanı olur. Ate kralı bütün ordusuyla Boğazları geçmeye kandırır, Salamis'te ordu kırılınca imparatorluk çöker, suç işlenmiştir, geri dönüş yoktur. Ate böyle­ ce gözü kararıp suç ve günah işlemiş bahtsız - çoğu kez tanrıların lanetine uğramış - kişiyi öç tanrıçaları Erinys'Ierin eline bırakır. Kişi kurtulacağına, daha beter batar. Çıldırır ya da canına kıyar. Bir tanrı onu suçundan arın-

dırmak yolunu bulamazsa. tanrıça Athena babası Zeus'un kafasından silahlı ve elinde kargısı olarak çıkmıştır. hangi efsaneleri nasıl işle­ dikleri belli değildir (Argonaut'lar). Helle). ama onu gebe bıraktıktan sonra dölüyle birlikte kendi gövdesine alması daha da derin bir anlam ta­ şır: Akıl gücü ve ancak onun aracıyla elde edilebilen dünya egemenliği baştanrıdan ayrı- lamamakta. us. deniz tanrısı Triton'la Athena'nın bir ilişkisi yoktur görünür­ de. Pallas adlı bir Titan vardır. Athamas. 9). ( 2 ) A D İ V E E K A D L A R I . Athena adinin kökeni bilin medigi gibi. Triton'dan dogma anlamına gele­ bilen bu ad da açık değildir. Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tanrıça Hera onu delirtmiş. Athena. bilge tanrıçayı seçti kendine. ürünleri de ancak onun kafalın dan çıkabilmektedir. Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada çakır gözlü Athena'yt. Acaba Tritogeneia adı bu na mı çağrışımdır? . Sulara karışan İno sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına ko­ şan bir deniz tanrıçası olmuş. anası Metis'in bir Okeanos kızı oluşundandır. İno kaçarak deniz kıyısı­ na varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamış. ama Athena'nın de nizle tek ilişkisi. Ama yolda Helle denize düştüğünden Boğazlara Hellespontos (Helle denizi) denmiştir (Phriksos. Phriksos tragedya­ lara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan. ( 1 ) D O Ğ U Ş U . Amphitrite ve Triton adlarında geçen bu "trit" kökeni denizin uğultusunu yansıtan bir ses benzetmesi olabilir. Phriksos'la Helle adlı biri oğlan. düşünme gücü demektir. Zeus Olympos tanrı­ larının egemenliğini kurduktan sonra ilkin Okeanos kızı Metis tanrıçayla birleşir (Tab. bir efsaneye göre. İkinci süreç olarak Athena'nın Zeus'un ka­ fasından çıkması şöyle anlatılır (Theog. yani Pallas A thena diye anılır. gövdesinin içine aldı onu. Palladion). Metis Yunanca akıl. Athena'nın ek adı bu devlerle ve kargı sallamakla ilgili midir? B i lindiği gibi. o cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan yüceler yücesi sayılan tanrıçayı. Pallas'm kaynağı da tartışma ko­ nusudur. ) İno'ya Leukothea ( A k tanrıça) da denir (İno). İno. Ate tepesi (Gaflettepe) adı verilen bu tepenin üstüne sonraları İlos İlion kentini kur­ muştur. tanrı Zeus'un öfkelene­ rek yeryüzüne attığı belalı tanrıça Anado­ lu'nun Phrygia bölgesindeki bir tepeye düş­ müştür. Olympos tanrısının biri olan Athena (Tab. Yoksa Pallas ek adı. Kadmos'un kızı İno Nephele'nin ço­ cuklarını kıskanır. 886 vd. o hiç yorulmadan orduları yöneten. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. Zeus Toprağın ve Göğün öğütlerine uyarak sevdalı sözlerle aldatıp eşini yuttu. İlion (Troya)'un başına gelen bütün belalar bundandır (îlos. yeraltında da kur­ tuluş yoktur onun için. kız oğlan kız anlamına gelen bir sıfattan mı türemedir ve Pallas Athena mı anlaşılmakta­ dır? Bunu bugün kesinlikle saptamak güçtür. atmak an­ lamına gelen bir kökenden türemiş olduğu sanılır. Nephele bunu önler ve çocuklarını altın postlu bir koç üstünde Karadeniz'in Kolkhis ülkesine kaçırır. 5) çoğu zaman ik adla. Tanrılar tanrısının kendine ilk eş olarak Metis'i seçmesi anlamlıdır. Athamas Nephele'yi boşar. 924 vd. öbü­ rü kız iki çocuğu olur. Bir efsaneye göre.): Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından çakır gözlü yaman Athena'yi o dünyayı birbirine katan tanrıçayı. 333 v d . Yeller tanrısı Aiolos'un oğlu Boiotia kralı Athamas bulut tanrıça Nephele ile evlenir. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öl­ dürmüş ve karısı tno'yu da öldürmek için ko­ valamaya başlamış. ülkede meydana gelen bir kıtlığa son vermek için kocasını Phriksos'u kurban etmeye zorlar. adının Yunanca.): Tanrı/arın kralı Zeus ilk eş olarak Metis'i. Bu kavram ve düşünceyi şöyle dile getirir Hesiodos (Theog. Athamas. İlyada'da Zeus sevgili kızına "Tritogeneia" di­ ye seslenir. kargı sallamak. Metis en çok şey bilendir bütün tanrılar ve ölümlüler arasında. V. "pallo". ayrıca bir efsanede tanrıça Athena'nın Pallas adında Attika'lı bir devi öldür­ düğü de anlatılır (Pallas). İşle böyle zalim olarak canlandırılmıştır Kader ve onun yardımcısı Ate Yunan efsanesinde (Erinys'ler). Zeus'un kızı v e ı » n iki. Bir anlatıma göre.

gök gözlü. . tutması da doğal gö­ tadan yapılmış ve Pallaidon diye anılan hey­ rünür.Sıfatları daha belirgin anlamlıdır: Aigis kal­ kanını taşıyan "aigiokhos" (Aigis). benim­ seyeceği davranışı esinlemek için bin bir kılı­ ğa girer. bu erdem meros Odysseia'da Odysseus tipini yarattığı tanrıçası hiç haktan yana görünmez. masalların dogmasına yol açmıştır (Erikhtoyenilip yaralanmalarına yardım eder. bir genç kız. Diomedes. babası Zeus karşı­ gonaut'ları da tutar ve Argo gemisinin yapıl­ sında da atıp tutar. ama her an varlı­ ğıyla oluşu etkiler yönetir. ak rıçanın oynadığı rol de ilginçtir. uyar isteklerine. baykuşla ilgili gö­ rülmüştür. konuşmalarının anlatımına her fırsatta korur. Nausikaa'ya yapacağı işi. El işçili­ mez: Akhilleus'Ia Hektor arasındaki savaşta ğini ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak ölüm kur'asını çekecek olan Zeus'u şöyle et­ Arakhne efsanesinde rol oynar (Arakhne). Mentes olur. Tanrılar. biz tanrılar olarak almışlar: Poseidon Atina akropolünün onaylamayız yaptığını. üstünde tuzlu bir göl meydana getirmiş. son olarak "obrimopatre" babası güçlü olan sıfatı doğrudan doğruya baştanrı Zeus'un kızı oluşundandır. bir küçük çocuk olur. Akha'lardan yanadır. Troya'nın en büyük. Ve burada Athena Deiphobos kiyi Athena'ya bağışlamışlar. okşar onu. îlyada'da Zeus'un oynadığı yönetici keli şehir varlığının simgesi sayılırdı. Başka şehirler de Athena'yı koruyucu tanrı­ Odysseia'da Athena'nın rolü bir başkadır ça olarak benimsemişlerdir. ama taraf tutar. kiler ( İ l . kılavuzluguyla olur. tanrıça Odysseus'a Telemakhos'a. bu akıllı adamı akıl ve erdem Athena tapınağı olduğu gibi. denebilir ki H o da çirkin bir rol oynar îlyada'da. kız oğlan kız oluşu ve bu niteliğini yi­ 400). Odysseia'da Athena oynar: Odysseötürüdür ki Palladion'un kaçırılmasıyla ilgili us'un da. AKızının bu sert çıkışlarına yumuşakça karşı­ thena ise bir zeytin ağacı. gü­ ağacını tuz gölünden daha yararlı bularak yet­ ler. kendisine rakip gördüğü tirmekten çekinmesi. ne kadar olay. Olympos tanrılarını da yargıç Yap yapacağını ama. sonra nios.): Atina'nın kurucusu ve koruyucusu olarak tan­ Ne diyorsun kara bulutlu babam. tanrıça bu sevimli rolüyle baş­ pis düzenler kurmaktan hiç çekinmez. Aglauros). huylanması tuhaf bazı Aphrodite ve Ares'e karşı turumu insafsızdır. eylem ve konuşma var­ sa. Odysseus'a karşı davranışında da tutarlı bir duygusu belirir tan­ rıçanın: Çok çile çekmiş yiğide acır. çakır gözlü "glaukopis" sıfatı tanrıçanın en sevdiği kuş olan "glauks". en eski ve yoruz ki Odysseus "ölümlülerin en üstünüdür kutsal tapmağı bugün de kalıntıları görülen akıldan yana". ler(Hektor. hena'nın Hera ve Poseidon'la birlikte babası Pallas Athena'nın efsaneleri o kadar çok Zeus'u nasıl zincire vurmak istediği anlatılır (I. böylece Athena kılığına girerek aldatır Hektor'u ölüme sürük­ bölge ve kentin yönetimini elde etmiş. Deiphobos). Onun içindir ki destan boyun­ za. dedir. Mentor olur. Odysseus'u tuttuğu gibi Arda yüksekten bakar onlara. onu eleştirmekten çekin­ masına yardım eder (Argonaut'lar). bunca akıl ve dirayetin boşa gitmesini istemez. Aslın­ ka destanlara. le kazanmış diye anlatılır: Poseidon tanrıyla kaçırmak mı istersin onu canlara kıyan Pallas Athena bu yetkiyi kazanmak için yarış­ ölümden? maya girmişler. Odysseus ve Menelaos'u davranışlarının. Troya'lı yiğitlere karşı pis doyum olmaz. tanrıçanın tah­ tanrıçası Athena tutar. bunların başında ve anlamlıdır: Zeus'un kendi ağzından duyu­ Troya gelir. Attika ilinin yıldınmlı! ve Atina şehrinin tanrıçası olma hakkını şöy­ Kaderi çoktan belli. İlya( 3 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . nelope'ye. îlyada'da Ada'daki tutumunun tam tersine hakkın üstün thena bir savaş tanrıçası olarak çıkar karşımı­ gelmesini ister. değildir. Bundan rolü. Aca Athena'nın kılavuz rolündeki eylem ve khilleus. 127 vd. X X I I . bütün ailesinin de kaderi onun elin­ birçok efsaneler doğmuştur (Palladion). sevmediği. PePallas Athena'nın kültü en ilginç biçimiyle Atina'nın klasik çağında kendini göstermiştir. hepsi Athena'nın buyruğu. davra­ gibi Athena tipini de yaratmış ve ölümsüzleşnışları hep hırs ve tutkuların etkisiyle olur: Attirmiştir. şiirlere girmiş. olabilir. zeytin lık verir tanrıların babası. ölümlü bir adamdır b u .

Tanrı sonra adayı on bölgeye bölmüş. Atlantis fazla güç kazanmış ve Akdeniz'in büyük uluslarını köle durumuna sokacak bir saldırıya geçmiş de. tanrılardan Athena ve Hephaistos'a. Atlantis de Poseidon'a düşmüş. yaslanmış bir tek Hellen yok­ tur. 507 vd. Timaios ve Kritias diyaloglarında. Timaios ile Kritias diyalogla­ rının ütopya. filmlere konu olan ve tarihçilerle coğrafyacıların üstünde kafa patlattıkları Atlantis efsanesi. (1) Titan lapetos Okeanos kızı Klymene (başka bir kaynağa göre Asia) ile evlenir ve Atlas. köprüler. Kritias diyalogu birdenbire kesilir. Atina'nın bu eski tarihi üstünde hiçbir bilgisi olmayışı.) onları şöyle tanımlar-. Bunu niçin yapar? Timaios'ta Atina'lı devlet adamı ve şair Solon'un Mısır'a gidişi anlatılır. Parthenon ve onun kabartmaları gibi ilkçağın en değerli yapıtlarının bazılarını esin­ lenmiştir. Nil deltasında bulunan Sais kentinin rahipleriyle konuşur Solon. başkentte yılda bir yapılan bir törene ve bu tören sırasında kesi­ len boğa kurbanlarına değindikten sonra. bu kızı sev- miş. Atina'nın oraya gönderdiği ordu Atlant'larla birlikte yok olur. Atlas. çünkü eski bir geleneğe dayanan ne bir görüsünüz var. li­ manlar kurarak ülkeyi son derecede uygar bir hale sokmuşlar. Atlantis yerlilerinden Euenor'un bir kızı varmış. Epimentheus diye dört oğlu olur (Tab. kanallar ve tünellerle bezenmiş kentler. en büyük oğlu Atlas'ı hepsinin kralı olarak öbür oğulları arasında dağıttığı bölge­ lerin başına getirmiş. T. Solon. on bin yıl önce bu ülkeyle savaşa giriştiğidir. 22 b): — Ey Solon. şöyle özetlenebilir: Atlantis. demir ve "oreikhalkos" (yani dag bakırı) diye ateş gibi parlak bir madeni varmış. günümüze dek ro­ manlara. girdi onunla gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. lapetos aldı Klymene 'yi. Korkunç depremler sonucunda suların altına gömülen bu ada bir zamanlar Libya ile Asya'nın bir arada kapladıkları alandan daha yaygınmış. Atina. Çılgınlığı ve aşırı gücü yüzünden . Poseidon. Her neyse. Ne var ki. hem de kültür ve sanat bakımından büyük bir yer tut­ muş. onu merkez adaya bir kaleye yerleştir miş ve beş kuşak erkek çocuk yetiştirimiş onunla birlikte.Tanrıçanın onuruna düzenlenen Panathenai bayramı Hellen dünyasında hem din. Batıda Herakles sütunları (Cebeli­ tarık) yoluyla Akdeniz'den Okeanos'a çıkıldı­ ğı yerde karşılaşılan büyük bir ada ve çevre­ sindeki takımadalara verilen admış. bakır. bir gece deprem Atlantis'i haritadan şilince. bu ünlü olayı bir Mısır'lı rahibin ağzından öğrenmesi bütün öyküyü Platon'un uydurduğu kanısını uyandırmakla beraber.3). Atlantis. en başta da Pla­ t o n . siz Hellen'ler hep ço­ cuk kalırsınız. Atlantis bitkileri. asker­ lik durumu üstünde durup. hem de bütün kom­ şularını tek başına kurtarmış bu afetten. Atina hem kenefini. Timaios diyalogunda başla­ yıp. Filozof­ lar bile bu çabaya katılırlar. Bazı diyologlarınm sonunda. Ancak Timaios diyalogunda Mısırlı rahibin ağzından öğrenilen Atina'nın dokuz. Hiçbir zaman çözüleme­ miş bu gizdir ki. biri ona şöyle der (Tim. insanda tuhaf bir izle­ nim bırakmaktadır. tarih dışı insan gerçeklerini yansıtmak.Ne demek istiyorsun? — Ruhunuz genç hepinizin. güzel topuklu Okeanos kızını. hay­ vanları ve özellikle madenleriyle çok zengin bir ülkeymiş: altın. Ülkenin sosyal yapısı. canlandırmak ve Atina devletine dokuz bin yıl öncesine ka­ dar uzanan bir tarih yaratmak hevesine kapıl­ mış olsa gerek. gerçekdışı ve gerçeküstü bir düzeni örnek olarak göster­ mek için canlandırdığı öbür dünya efsaneleri bir yana. zaman kavramı bilmez mythos. Menoitios. ne de zamanla kocalmış bir bilginiz. başka hiçbir kaynakta izine rastlanmayan bir yitik ülke masalı uydurur. yani hayal beldeleri anlatan öy­ küler arasında özlü bir yer tutmasına yol açar. Bu sözün doğruluğu en iyi mythos'ta görü­ lür. İki tanrı ku­ şağı arasında bulunup Olympos'lulara baş kaldıran bu dev yapılı yaratıklara eserlerinde özel bir yer ayıran Hesiodos Theogonia'da (Theog. bitmemiş Kritias diyalogunda yanda kalı­ yorsa da. Yunan ilkçağında mythos yaratma işine koyulmamış hiçbir yazar yoktur. Dünyanın kuruluşunda tanrılar yeryüzünü aralarında paylaşırken. Prometheus. yöneticiler surlar.

kunç bir kin ve nefret başlar. Herodotos Atlas'ın bir nympha'dan olan oğlu Khrysippos'u ana­ K u z e y Afrika'da bir dag olduğunu söyler ( I V . İ l k lanetleme Pelops'la ri. Ne var ki Thyestes Atreus'un Thyestes'in kardeşi. tuttukları. içtiği halde. İşte o andadır perid'ler. sik kafalarını getirir. Atlas zorlu bir baskı altında kaldı: Dünyanın bittiği bir yerlerde. yani akşam perileri. llyada'da (İl. Dione ve Kalyki. elinde değneği. Pöstekinin çalındığını bilmeyen Atreus şartı kabul eder. Atlas'a canava­ reus'la Thyestes Mykene'de kral Sthenerın kafasını göstererek onu bir kayaya çevir­ los'un yanına sığınırlar.) Agamemreus'un kral olacağını. Atreus ne'liler kardeşlerden hangisini kral seçecekle­ ve Atreuso§ullarının hayat hikâyesi destanla­ rini tartışınca. Homeros destanlarında karısı Aerope'yi ayartır. pişirir ve babalarının önü­ Atreus da bol sürüsü olan Thyestes'e ne koyar. Eurystheus döl bırakmadan ölünce. iki kardeş arasında rekabetten doğan kor­ pso da onun kızları olarak gösterilir. Derken Atreus çocukların ke­ Thyestes de onu. göğü birbirinden ayıran direkleri" taşır başlar: Atreus'la Thyestes babaları Pelops'un omuzlarında (Od. ları Hippodameia'nın yardımıyla öldürürler. çocuklarını yer. bir tanrı Atlas'ın çok çocuğu olmuş: Pleione'den sözü Mykene'lilere Pelopsogullarından birini Pleiade's ve Hyades kızları. nağı olmuştur. sözünde durmaz ve pöstekiyi Atreus. 68 . egemenlik simgesi altın postlu bir koyun var­ (2) Atlantis'in yöneticisi. Sthenelos'un oğlu miş. Agamemnon 'a bırakmıştı. 184). Argos'ta boydan boya Thyestes korkunç lanetler savurarak masayı sözünü geçirsin diye. Bu dag şöyle meydana gelmiş: Perseus Pelops iki oğluna lanet okur. onu Mykene'ye çağırır. İnsanlık dışı eylem ve tüyler Thyestes altın postu ortaya koyup kral seçi­ ürpertici faciaları canlandıran bu öyküler Y u lir. Hermes'e vermişti. güneş yolunu değiştirirse Atros'tur.Belli ki Homeros Atreusogullarının başına kuşaktan kuşağa süregelen laneti bilmiyor. bu hayvanı Artemis'e kurban etmeye ant ile hiçbir ilişkisi olmasa gerek (Atlantis). Atreus'un sürüsünde (Herakles). tragedyalara da sonsuz bir konu kay­ karabilirse diye öneride bulunur. kendine saklar. Pelops'la Hippodameia'nın oğlu. taşısın diye.54). Ama daha sonra karısı Aerope ile kardeşi atları kamçılayan kralPelops'a vermişti o arasındaki gönül macerasını öğrenince büs­ da. Thyestes şartı kabul eder. Ama Zeus Atreus'a düşünde Hermes'i nan mythos'unun başlıca efsane çemberlerin­ gönderir. "ye­ örneklerinden biridir. Tyestes'in üç vermişti. 14 ve 15). Tyestes farkına varmadan kendi" bırakmıştı ölürken. Tanrıların Atreus'u değneği. gerçek kralın başka bir tanrı işmaden biridir. Akıllı Zeus'un ona ayırdığı kader bu. kadın da altın postu Atreusogulları diye anıları Agamemnon'la gizlice kocasından aşırıp âşığına verir. ama o akşam gü­ Hephaistos yapmıştı didine didine o neş doğuda batacak olur. Her biri ötekini ortadan kaldırıp yerine geçebilmek için iğ­ Atlas Herakles efsanesinde de rol oynar renç düzenler kurar. MykeMenelaos'un babası (Tab. Thyestes'i kovar. Zeus da Argos'u öldüren yol gösterici Atreus tahta çıkar çıkmaz. kalktı. Hesperis'ten Heskral olarak seçmeyi buyurur. Atlas göğü değil d e . vermişti onu Kronos oğlu kral Zeus'a. krallığı ona verdikleri besbellidir. Bu kez de Güçlü Agamemnon. II. onları sürer. İapetos oğlu Atlas dır. Bunca adalarda. Atreusogulları efsanesi bu ilenme sürecinin en parlak Homeros'a göre. güzel sesli akşam perilerinin karşısında dimdik durup ayakta tutuyor göğü başı ve yorulmaz kolları üstünde. Thyestes hangisi altın postu çı­ ra da. gösterir babalarına. yoksa Thyestes'in non'un kral değneği şöyle tanımlanır: tahtta kalacağını bildirir Hermes. rıyla seçilmesi konusunda Thyestes'le anlaş­ Atreus'a değgin i l k kaynağımız H o m e masını buyurur. AtGorgo'yu öldürdükten sonra. bütün çileden çıkar. daha doğrusu tragedyanın vazgeçilmez konu­ su olan suç ve lanet zincirlemesi destandan sonra efsaneye katılmış bir motiftir. 100 vd. çocuğunu doğrar. kardeşiyle barışır gibi Pelops da erlerin güdücüsü Atreus'a olur. 1.

Başka anlatımlara göre. 218). Augias yiğil Herakles'i çağırıp ağıllarının temizlenmesini istemiş. Hermeias tanrının kendisi vermişti bu yetiyi ona. Odysseus'un dedesi. Herakles de bu işi bir günde yapaca­ ğını. Atreusoğulları di­ ye anılan bu iki kahraman Homeros destanrında baş rolü oynarlar. Atreus'un Aerope'den iki oğlu olmuştu: Agamemnon'la Menelaos. Auge bir süre sonra Telephos'u doğurmuş. Aktor'un kardeşi. 261 vd. Elis kralı (Tab. Pazarlıkta uyuşmuşlar. Ama yiğit Herakles kızı görüp sevmiş. ama ağıllarını temizlemeyi ihmal eltlği için. Autolykos Amyntor'un öküz derisinden yapılmış sağlam tolga­ sını aşırmış ve Odysseus'a vermişti. Aigisthos). Sonra Pelopeia'yı oğluyla birlikte Atreus'un sarayına yollar. Aurora. Suç ve günahların iyice izine dalar: Kendi kızı Pelopeia ile kızın habe­ ri olmadan birleşir ve Aigisthos adlı oğlunu üretir. hep yoldaş olurdu ona. Argonaut'lar seferine katıl­ mıştır. Herakles'e işin karşılığını ödemek istememiş. Helios'un oğlu. canavarı vurmuş. Moira ya da Ker'dir. davarları barınamaz olmuş. Atreusoğullarının la­ neti süregider.). Sisy phos'a da aynı şeyi yapmak istemiş. Odyseus'un sütninesi Eurykleia'nın anlattı­ ğına göre. Odysseia'da şöyle tanıtı­ l ı r (Od. Atreus'u öldürür. Odysseus'a adını koyan dedesiymiş. ( İ l . Aleos Auge'yi tanrıça Athena'nın tapınağına adamış. amcası Atreus'un babasına karşı işlediği suçun öcünü Agamemnon'dan alır (Agarnemnon. ama bir yara almıştı.). Attis. Antikleia'nın babası. Agdistis ueKybele. ya da köle olarak satmış. Odysseus büyüyüp de Autolykos'un ko­ nağına misafir gidince. Auge kral Teuthras'la evlenmiş. 8). dedesi ve amcalarıyla birlikte Parnesos dağında bir yaban domuzu avına katılmış. XIX.devirmiş. Adı "geri dönülmez" anlamına gelen Atropos ömür ip­ liğini büken Moira'lar arasında eceli. Bkz. kral kadının kim ol­ duğunu bilmeden onunla evlenir ve Aigisthos'u da benimser. Şafak tanrıça Eos'un Latince adı (Eos). Y i ğit de Alpheios'la Peneus ırmaklarını yatakla­ rını değiştirerek sularını ağıllardan geçirmiş ve bir günde hepsini temizlemiş. Dipsiz bir karanlığa bozulmuş ortalık. Ona gidip Thyestes'i öl­ dürmek görevini verir. ölümü simgeler (Moira). ama Aigisthos son da­ kikada bu düzenin farkına varır ve kendi ba­ basını değil. ayrıca da onu kendi oğlu. Yargıç her ikisini de suçlu bularak ülkeden sürmüş. Auge. Anado­ lu'nun Mysia kıyılarına çıkmışlar. ama karşılığında sürünün onda birini alacağını bildirmiş. söylentiye göre de güneş o güln öy leşine ürkmüş. Thyestes bu kez Sikyon'a sığınır. sonraları bu yara izi Odysseus'un sütninesi tarafından tanınmasına yol açar (Od. Babası bunu öğrenince Auge'yle Telephos'u bir sandığa kapatıp de­ nize atmış. Augias'ın büyük. Tegeia kralı Aleos'un kızı. Kaderi simgeleyen tanrıçalar üç­ tür. Yarasını iyileştiren de Autolykos ol­ muş. Eurytos'un sürülerini çalmış. Ne var ki Augias verdiği sözde durmamış. ama ba- t . baş­ ka bir yerinde de Zeus'la Themis'ten doğmuş olduklarını söyler (Theog. Hesiodos Theogonia'nın bir yerinde bu tanrıçaların Gece'den (Theog. öylesine tiksinmiş ki gökteki yolunu tamamlamadan geri dönmüş. Augias. Telephos gerçekten bir süre sonra amcalarını kaza ile öldürmüş (Telephos). 395): Anasının soylu babasıydı Autolykos. Bir orduyla geri gelen Herakles Augias'ı öldür­ müş. kentini ele geçirip Phyleos'u babasının tahtına oturtmuş (Herakles). Üçüne birden verilen ad. 902 vd. 386-407). Herakles'in arkadaşı Phyleos'la birlikte mahkemeye vermiş. Autolykos Hermes'in oğludur ve yakalanmadan hırsızlık yapma yeteneğini babasından almıştır. zengin sürüleri var­ mış. Autolykos. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynar. hırsızlıkta ve yalan yere yeminde üstüne yoktu. Aigisthos. Delphoi'deki tanrı sözcüsü Aleos'a kızının doğu­ racağı bir çocuğun amcalarını öldüreceğini bildirince. Atropos. bu yüzden isterdi iyliğini. I X . yaktığı kuzu ve oğlak butlarından hoşlanmıştı çok.

Autolykos Laertes'e nişanladığı kızı Antikleia'yı önce Sisyphos'la birleştirmiş. bundan da amacı doğacak toru­ nunun Sisyphos gibi kurnaz olmasıymış. Bu anlatıma göre. Ege denizindeki adaların bi­ rinden Troya savaşına katılmaya gelmiş. Başka kaynaklarda Autolykos'un Herakles'e güreş öğrettiği.AUTOMEDON saramamış. Homeros bu görüşe katılmaz. Odysseus Laertes'in değil de. İlyada'da AkhiUeus'un araba­ sını süren yiğit. Patroklos'un ölüsünü elde etmek için yiğit­ çe savaşan Automedon Akhilleus'un en vefalı arkadaşlarından sayılır (Balios). Automedon. Argonaut'lar seferine katıldığı ve çaldığı hayvanların postunu boyayıp onları tanınmaz hale getirmesini başardı­ ğı anlatılır. . son­ radan Akhilleus'ın seyisi olmuştur: Ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'a bakar. Sisyphos davarlarını geri almak için konağına gelince. Sisyphos'un oğluymuş.

kaçmasaydık Bakkha'lar bizi parçalayacaklar­ dı. şarapla ve kaval sesleriyle sarhoş olmuş. taze çayırlarda otlayan sürülere saldırdılar. bakire. D i onysos dinini T h e b a i ' d e n sürmeye kararlı kral P e n t h e u s ' a şöyle anlatır ( M . yüce dağ başlarında yaşayan­ lar. h e m d e bir Bakkha olan Agaue'nin k o r k u n ç d r a m ı canlandırılmakta­ dır. bunlar çocuklarını ye­ ni doğurup bırakmış. otlattığım öküz sürüsüyle yüksek dağla­ rın başında düz ve kayalık bir yere varmıştım. Bkz. D i o n y s o s dinini b e n i m s e m i ş bu kadın­ lara olgun ermişlik a n l a r ı n d a T h y a s ( t h y o . meşe ve çi­ çekli saparna dallarından çelenklerini başları­ na geçirdiler. birinin başında Agaue. H e r iki hallerini ve özlerindeki niteliği c a n ­ l a n d ı r m a k için Euripides'in " B a k k h a ' l a r " t r a ­ gedyasından bir p a r ç a y ı buraya almayı en uy­ g u n bulduk. Ya­ yınları. na­ zik elleriyle. Üç alay kadın. çözülmüş nebris'lerini bağlayıp sıkıştırdılar. Anan. topraktan oluk oluk süt akıyordu. İçimiz­ den. u c u n d a bir ç a m kozalağı b u l u n a n sarmaşık ve a s m a yaprakları sarılı u z u n değ­ nekleri ve P r o m e t h e u s ' u n insanlara ateşi taşı­ dığı n a r t h e k s karnışıyla t a n r ı n ı n p e ş i n d e n k o ­ şarlar. o r m a n l a r d a k e n d i l e r i n d e n geçerek tanrıya karışırlar. senin anan. Bazıları. hep­ si birden. başlarına sarmaşık çelenkleri sarar ve ellerin­ d e t h y r s o s . sonra yanaklarını yalayan yılanları benekli postlarına kemer gibi sardılar. Bu düşünceyi doğru bulduk. bayırda. Sarma­ şıktı thyrsos'lardan bal damlıyordu. Nihayet hepsi sarmaşık. Tanrı Dionysos-Bakkhos'un dinsel t ö r e n l e r i n i kutlayan kadınlar alayı. vahşi hayvanlar bile cümbüşe katıldı. öküz ve koyun çobanları. meşe yap- raklarının üstüne koymuş. ora­ da olup da bu mucizeleri göreydin. Bakkha'lar derin uykularını gözlerinden sildiler. çıldır­ m a k . Bakkha'lar. O sı­ r a d a d o ğ a ile birlik o l a n Bakkha'lar ü s t ü n bir güçle ö n l e r i n e gelen vahşi hayvanları p a r ç a ­ larlar. boynuzlu öküzlerin böğürdüğünü duyar duy­ maz Bakkha'ların ortasından ayağa kalktı. Kendimizi güç kurtardık. Gelin. taşkın bir coşkuya kapılmak) d e n i r . E g . Genç danaları parça pal . senin dediğin gibi. S. Dionysos. vakit gelince. Kimi sırtını bir çam kütüğü­ ne dayamış. vü­ cutlarını saran uykuyu kovmak için keskin bir çığlık kopardı. D i o n y s o s ' u n L a t i n c e a d ı . çılgınca kendilerinden geçtikleri z a m a n da M a i n a s ( m a i n o m a i . Bakkha'lardan biri. thyrsos'larınızı sallayıp ko­ şun!" diye bağırdı. a m a o n u n kavalı tek borulu ilkel bir kaval o l d u ğ u n d a n Apollon Babys'e ö n e m v e r m e m i ş . Bizi tutamaymca. kurt yavrularına bem­ beyaz bir süt veriyordu. inanmadı­ ğın bu tanrıya şükürler ederdin. Başka biri nartheks'ini toprağa dokundurdu: Tanrı top­ raktan bir şarap gözesi kaynattı. B a c c h u s . Zeus'un oğlu Bromios" diye bağırdılar. ş e h r e gidip gelen ve k o n u ş m a s ı n ı bilen biri dedi ki: "Ey. memeleri süt dolu bir azgın iniği nasıl zaptedtyordu. geceleri d a ğ d a . Ansızın Agaue'nin sıçrayarak yanımdan geçti­ ğini gördüm. böylece Babys Marsyas'ın uğradı­ ğı cezaya u ğ r a m a m ı ş (Marsyas). Babys de ka­ val çalarmış. hep bir araya gelip gördüğü­ müz garip şeyler üzerinde konuştuk. kimi başını toprağa. yer yerinden oynadı. Görmeliydin. gelin. görülmedik bir düzenle fırlayıp kalktılar. edepli yat mışlardı-. birinin başın­ da Autonoe. çalılıkların arasına saklanıp pusu kurduk. genç. O zaman Agaue Bakkha'lara: "Hey. Biz. hiç de. birinin başında da lno vardı. Euripides'in s o n eserlerinden biri olan bu oyunda koro h e m Bakkha'lardan m e y d a n a g e l m e k t e . benim rüzgâr kanatlı dişi tazılarım. B. uslu. gelin ardımdan. Pentheus'un anası Agaue'nin ardı­ na düşelim.B B a b y s . Ah. memeleri süt dolu ka­ dınlardı. içlerinden biri thyrsos'unu ya­ kalayıp bir kayaya vurdu: Kayadan sabahın çiyi kadar duru bir su fışkırdı. Bakkha'lar. ve­ cit h a l i n d e o l m a k ) . Canı isteyen de süt içiyordu: Parmaklarıyla toprağı kazın­ ca. 4 6 ) : G ü n e ş ışıklarıyla toprağı ısıtmaya başlar­ ken. Bakkha'ları g ö r e n bir h a b e r c i o n l a r ı . O zaman dağlar. üç koro gördüm. erkekler bize pusu kurmuş. ihtiyar. ellerinde bıçak mıçak yoktu. thyrsos'larını sallayarak ayinlerine başladılar. T a n n Apollon'la flüt yarışmasına gi­ rişen satyr Marsyas'ın kardeşi. taşlar Bakkha'larla bir olup coştu. Önce saçlarını omuzlarına döktüler. Eyuboglu çevirisi. s. kolla­ rında taşıdıkları geyik. hep bir ağızdan "lakkhos. T ı p ­ kı t a n r ı n ı n kendisi gibi çıplak bedenlerini n e b ris d e n i l e n benekli ceylan postlarıyla ö r t e r . Hepsi se­ rilmiş uyuyordu. saklandğım çalılıktan fırlayıp onu yakalamak istedim. onu Bakkha'lardan ayırıp kralı­ mızın gönlünü hoş edelim". ıssız ormanlar da Kypris'in peşine düşmüş değillerdi.

1 4 8 vd. Batieia. Dediklerine göre. Alev alev yanan saçları vücutla­ rını yakmıyordu. XVI. Yılanlar. yanaklarından damlayan kanları yaladı. Z e u s acır o n l a r a ve şöyle seslenir yüreğin­ de: Zavallıcıklar. (2) Battos Libya'nın Kyrene k e n t i n i n kuru­ cusu sayılır. 4 2 6 vd. H o m e r o s İlyada'da onları şöyle anlatır (İl. Çıralı derler b u g ü n o r a y a . otlarken bir çayırda. P a u s a n i a s B a t t o s ' u n Kyrene'yi k u r d u k t a n s o n r a . Kralımın kirpikleri şöyle bir defa açılıp kapanmadan Bakkha'lar hayvanların derilerini yüzüp hep­ sini didik didik ettiler. Omuzlarına attıkları hiçbir şey artık kara top­ rağa düşmüyor. gemimiz m a s m a v i bir denizin yarlarla kesilmiş koyu yeşil kıyıları boyunca gide gide O l y m p o s k e n t i n e varır. Anadolu'nun sinde yaşayan bir boy (Amykos). İşte bu dağda a t e ş y a n a r . B a t t o s . yas ne. Bkz. Kaburga kemikleri. Akhilleus'un atları ağlar (İl. Şarap olmazsa insanlar için ne aşk kalır. Bkz. bazen çamlara takılıp kalı­ yor. kimseye bir şey söylemezsen sana bir düve a r m a ğ a n e d e c e ğ i m . Nihayet şehirlerin erkekleri Bakkha'larm her şeyi alıp götürdüklerini gö­ rünce öfkeyle silahlarına sarıldılar ve işte o zaman. mutlak bir tanrıdan yar­ dım gören bu kadınlar thyros'larıyla erkekleri yaraladılar ve önlerine katıp kovaladılar. Kithairon kayalıklarının etekle­ rindeki Hysia ve Erythra şehirlerine düşman orduları gibi girdiler. tunç ve demir bile bellerini bükmüyordu. P a t r o k l o s ö l ü n c e . XVII. yitirdiği sürüleri a r a r gibi o l m u ş . Dionysos. Mavi yol­ culukta geceyi korsanlar yatağı Ceneviz kör­ fezinde geçirdikten s o n r a . yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok.): Automedon koştu tez giden Bebryk'ler. Myrina. Ama t a r i h ç i H e r o d o t o s ' a g ö r e B a t t o s Libya dilinde "kral" d e m e k m i ş . Z e u s böylece yüreklendirir atları ve katılır­ lar Akhilleus'un Hektor'la olan savaşına (Ksanthos). Bkz. Kralım. hiç görülmedik bir sahne gör­ dük: Demir uçlu oklar Bakkha'lardan bir damla kan akıtmadı. büyük bir tanrı bu. sonra. ölümlülere keder dağıtan şarabı veren oymuş.BAKKHOS ça ettiler. d ü z ­ gün k o n u ş m a y a başladığını anlatır. Yel gibi uçan atları. onları Zephyros yeline kasırga Podarge doğurmuştu. Philemon. Bithynia bölge­ B a l i o s . binlerce genç kadın eli boğaları boy­ nuzlarından tutup sürüklüyordu. alev nasıl kızıllık saçarsa öyle yaşar. ne diye bir ölümlü insana verdim sizi. bahtı kara insanlarla acı çekmeniz için mi? Şu dünyada soluk alan. Ateş nasıl y a n a r . Thebai'lilere bereketli başaklar veren ovalara rüzgâr gibi atıldılar. Ksanthos'la Balios'u. Bakkha'lara öfkeyle saldıran azgın boğalar bir anda yere seriliyor. dallardan kan damlıyordu. (1) Yel t a n r ı Z e p h y r o s ' l a H a r p y a P o d a r g e ' d e n d o g m a iki a t t a n biri. kralım. (2) A k t e o n ' u n bir köpeğinin a d ı . Evlerden çocukları alıp kaçtılar. gü­ neş de vücutlarını kurutup parlattı. her şevin a/tını üstüne getirdiler. Alacalı taşlar ü s ­ t ü n d e g ü m b ü r d e y e n bir çayın d e n i z e dökül­ düğü bu lahitler kentinin ö n ü ak bir kumsal­ dır. siz ki bilmezsiniz ölüm ne. Asıl a d ı . (1) T a n r ı H e r m e s A p o l l o n ' d a n aşır­ dığı sığırları s ü r e r k e n dağda Battos adlı bir ih­ tiyara rastlamış. Bellerophontes efsanesi bugün de yaşar bizim için. Baukis.): atları boyunduruğa. Bellerophontes. Son­ ra geldikleri yere döndüler. Akhilleus da bu ö l ü m s ü z atları T r o y a savaşına getir­ mişti. ne diye verdim sizi kral Peleus'a. K s a n t h o s ' l a Balios'u P o s e i d o n P e l e u s ' a Thetis'le evlendi­ ği g ü n d ü ğ ü n hediyesi olarak vermiş. kendisini ele verir korkusuy­ la o n a d e m i ş ki. t o p r a k yer yer . B a t t o s da sözünü t u t m a y ı p hay­ vanların saklandığı yeri g ö s t e r m i ş . havalanıp giden kuş sürüleri gibi dalgalardan sarmaş dolaş in­ diler. Okeanos ırmağı kıyısında. Asopos ırmağının kıyılarına. Bakkhos. tırnaklı ayaklar havada uçuşuyor. bu tanrı kim olursa olsun. ne de başka bir şey. T a n r ı öf­ kesinden kayaya çevirmiş o n u (Hermes). orada kana bulanmış vücutlarını yıkadılar. ardı da girift çalılıklarla yükselen k o c a bir dağ. S o n r a d a hayvanları saklamış ve kılık değiştirerek ihti­ yarın karşısına çıkmış. Aristoteles ya da Aristaios imiş de k e k e m e olduğu için B a t t o s d e n m i ş o n a . tanrının onlar için yerden kaynattığı sulara koştular. bırak bu şehre gir­ sin.

Önü aslan. Ama Proitos geçirdi gönlünden kötü şeyler. ama birazcık olsun kandıramadı onu. Aleion ovasında kaldı o tek başına. insan değildi. bu soydan. b ö l ü m ü n d e Y u n a n i s t a n ' k D i o m e d e s ' l e A n a d o l u ' l u G l a u k o s çarpışırken savaşa a r a verip soylarını s o r a c a k olurlar birbirlerine. yalımlı nefesiyle kötü soluyordu. insan uğrağından uzakta yedi kendi kendini. damadımdan getirdiğin işaret hani? dedi. insanların en kurnazıydı o. iki d ü ş ­ m a n savaşçıyı k o n u k ve dost olarak da birleş­ tirir (İl. en güzel efsanesini b u g ü n de c a n l a n d ı r ı r . Laodamela. N e var k i G l a u k o s Beller o p h o n t e s ' i n " ö l ü m l ü " babasıdır. günü. bu kandan Kral da anladı onun olmakla. buyurdu önce azgın Khimaira'yı öldürmesini. güzellik bağışladı tanrılar ona. Karısı üç çocuk doğurdu bilgili Bellerophontes'e: Isandros. bir oğlu oldu. en güzel bir toprağı. Bellerophontes'e kıyamadı. ayırdılar en büyük. üst üste katlanan bir levhaya yazdı bir sürü ölüm yazıları. diyordu. kusursuz Bellerophontes öldürmüştü hepsini. B u p a r ç a d a n öğrendiğimize g ö r e . Erkeklik. Bellerop h o n t e s Korinthos (Ephyra K o r i n t h o s ' u n es­ ki adıdır) kral ailesinden ve ü n l ü S i s y p h o s ' u n t o r u n u d u r ( T a b . Bellerophontes'e sordu. Yanar T a ş dedikleri bu yer Lykia'nın en eski. koynuna girdi Laodameia'nın. Girdiği savaşların bu en çetiniydi. Böyle dedi o. Kadın bir yalan attı kral Proitos'a. besleyen Argos'un t a n r ı s o y u n d a n d ı o. yanıp tutuşuyordu. 1 5 2 . alıkoydu orada. ben övünürüm onun oğlu olduğum için. bütün krallık onurlarını bölüştü Lykia'lılar da ayırdılar bahçelik. Aiolos oğlu Sisyphos yaşardı orada. Troya'ya gönderdi beni o. Savaşa doymayan Ares öldürdü oğlu îsandros'u. sürdü onu Argos'lular arasından. buğdaylık bir tarla. dedi ki: "Bellerophontes'i öldürmezsen lanet sana. Bellerophontes doğdu ondan sonra. Kaynatasına göstermesini buyurdu. o benim zorla koynuma girmek istedi". 2 5 ) . Kızdı dizginleri altın kakmalı Artemis. dokuz t a n e öküz kurban e t t i . Gül parmaklı şafak görününce onuncu Tanrısal Anteia. böylece yok olacaktı o. üstün olayım b a ş k a l a r ı n d a n . Çarpıştı sonra ünlü Solymo'larla. verdi kızını. kendisi ondan çok daha güçlüydü. Dönüşünde kral ona zorlu bir tuzak kurdu: Yaygın Lykia'dan en iyi yiğitleri seçti gönderdi p u s u y a . Proitos'un karısı.2 1 1 ) : At bir bucağında Ephyre İli uardır. Hippolokhos da baba oldu bana. VI. Övünürüm işte. onu bir anda yere serdi. Glaukos'tu adi. Belterophontes'le. Ama saygı besliyordu yüreğinde. sıkı sıkı salık verdi bana: Hep yiğitçe dövüşeyim. Gönderdi onu Lykia'ya. utandırmayayım atalarımın soyunu. Gelince Lykia'ya. çarpışırken ünlü Solymo'larla. gizlice bir sarmaş dolaş olsam. Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya. Alır almaz damadının işaretini. Ağırladı onu tam dokuz gün. H o m e r o s ' u n bize açıkla- . Zeus almıştı Bellerophontes'I Proitos'un eli altına. Bellerophontes uydu tanrıların isteğine. Eline uğursuz işaretler verdi. ama onlar bir daha dönmediler evlerine. Glaukos'un kusursuz oğlu.BtLLtKumurN ı to gazlar s a ç ı p kendiliğinden t u t u ş u r . aldı Laodameia'nın c a n ı n ı . Tanrısal nitelikleri d e o r a d a n g e l m e . kralı birden öfke kapladı. tanrı soyundan olduğunu. Ama bir gün tanrılar tiksindi Bellerophontes'ten. arkası yılan. en ünlü kişilerdi. onlar ki Ephyra'da. Laodamela. Bu efsaneyi H o m e r o s ' u n a ğ z ı n d a n d u y a l ı m : İlyada'nın VI. yaygın Lykia'nın kralı onu saydı. Erkek gibi Amazon'ları öldürdü sonra. o sıra aklı başındaydı Bellerophontes'in. ortası keçiydi. G l a u k o s ' u n anlattığı öykü Lykia'nın en ö n e m li efsanesini dile getirmekle kalmaz. . doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon'u. Akıllı Zeus. yiğit aslında P o s e i d o n ' u n dölündendir. Hippolokhos. yaygın Lykia'da en iyi. Ksanthos nehrine.

Bellona. Berckynthia. Bellos. korku saçan bakışlarıyla Furia'ları an­ dırır (Furia). elinde bir kı­ lıç. Bir savaş arabasında. Kydippe'nin oğlu. Bona Dea. Birçok yi­ ğitler gibi Bellerophontes de kaza ile adam öldürmüş. kuvvet anlamına gelen Kratos'la zor. Yiğidin ağzı ateş saçan Khimaira'yı nasıl öldürdüğü Homeros'ta anla­ tılmamıştır. Kratos'la Bie Aiskhylos'un "Zincire Vurul­ muş Prometheus" tragedyasında önemli bir rol oynarlar: Oyunun başında Prometheus'u kollarından tutarak Kafkas dağına sürüklerler ve arkalarından gelen Hephaistos Zeus'a baş kaldıran insansever tanrıyı bir kayaya mıhlar. ardındadır onlar. zorbalık. 324): Pegaros hakkından geldi bu Khimaira'nın koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. Roma'lıların. bir kargı ya da yanan bir çırağı ile canlan­ dırılır. Zeus nerede yürürse. Khimaira. Bona Fides. Ana tanrıça Kybele'nin ek adlarından biri. Bias. Sonra Kratos'la Bie'yl. Bellum savaş demek) zamanla Yunanlıların Enyo tanrıçasıyla bir tutulmuştur. 10). Trakya'lıların ay tanrıçası. Bu sahnede Bie sessiz bir kişi olarak bulunur. Bendis. Bu tanrının kızı ya da karısı sa­ yılan Bona Dea'nın Roma'da Aventinus t e ­ pesinde bir tapınağı vardı. 383 vd. Lykia kralı da konukluk kurallarına saygılıdır ve ancak zorunlu kaldığı zaman ağır işlere ko­ şar Bellerophontes'i. Düştüğü Aleion ovası da Kilikya'da bir bölgedir. Danaos). Kültü kır tanrısı Faunus'Ia ilgilidir. onlar oradadır. bunlara yalnız kadınlar katılırdı (Faunus). Aigyptos'Ia Danaos adlı ikiz çocukları olmuş (Algyptos. Bia. Bir anlatıma göre. ayrılmazlar gümbürtülü Zeus'tan. Biton. Kültü. Bellerophontes'in tan­ rıların öfkesine uğramasının nedeni şöyle açıklanır: Gurura kapılan yiğit kanatlı atının sırtında Olympos'a kadar yükselmek istemiş.madıgı Bellerophontes'in adı ve niçin Tiryns kralı Proitos'un yanına sığındığıdır. İlyada'da Lykia'lıların başında savaşan Zeus oğlu Sarpedon'un anasıdır (Proitos. sağrı­ sına binip doğru Khimaira'yı öldürmeye git­ miş onunla (Pegasos). Anteia. Perikles zamanında Atina'ya yayılmıştı. Bu adam da Proitos'tur. Bellerophontes Belleros'u öldüren demek. onun se­ rüvenlerine katılır (Melampus). Kleobis'in kardeşi (Kleobis). Bellerophontes'in kızı Laodameia. Libya adlı nympha'nın tanrl Pöseidon'dan doğurduğu ikiz kardeşlerden biri (Tab. Öteki Agenor'dur. Bona Fides. Hesiodos'a göre (Theog. Zeus nerede oturursa. . şiddet anlamına gelen Bia ( y a da Bie) tanrı ve kral yetkilerini simgeleyen bi­ rer kavramdır. "İyi tanrıça" anlamına gelen es­ ki bir Latium tanrıçası. Kâhin Melampus'un kardeşi. yiğit kanatlı atı Korinthos'ta bir çeşmede su içerken bulmuş. Mars'ın eşi olarak da gösterilir. Verilen sözü ve içilen andı simgeleyen tanrıça. orada belli günler­ de gizli ayinler yapılır. Roma tanrıları arasında çok eskiden beri yer alan bu kavramsal yaşlı­ lığın Palatinus tepesinde bir tapınağı vardı. Berekynthes Phrygia'da otu­ ran bir boya verilen isimdir (Kybele). adına yemin ettikleri Dius Fidius'un dişi karşı­ lığıdır. Anteia kocasına Bellerophontes'i suçlayınca. Agenor Suri­ ye'ye yerleşiği halde. Güç. Orada bulunan resmi dünya kadar yaşlı bir kocakarı olarak gösterilir ve rahipleri de içi­ len andı simgelemek üzere ellerine beyaz bezler sararlardı. Hephaistos'la konuşmayı Kratos yapar (Kratos). Belos Mısır'da kalmış ve Nil ırmağının kızı Ankhihoe ile evlenmiş. ne var ki bu yüzden yur­ dundan ayrılıp kendisini suçundan arındıra­ cak birinin yanına gitmesi gerekiyor. güzel topuklu. Zetos'la Nike'yi doğurdu. öldürdüğü bu Belleros'un kim oldu­ ğu da pek bilinmiyor. Hesiodos bunların doğuşunu şöyle anlatır (Theog. Proitos konuğunu kendi eliyle cezalandırmaktan çekinir ve onun içindir ki eline katlanmış tabletler. Zeus da kızarak atmış onu gökten aşağı yer­ yüzüne.): Okeanos kızı Styks Pallas'la sevişti. Romalıların savaş tanrıçası olarak simgelendirdikleri Bellona (Lat. Sarpedon). yani bir mektup verip kaynatası lobates'e gönderir. o yaman çocukları.

Brankhosogulları bu durumda Pers kralıyla anlaş­ mayı yeg görmüş olacaklar ki. soyu sopu da Brankhidai. öy­ le çevikmiş ki. Odysseia'da önemli bir rol oynayan Boreas kimi zaman da arkadan pü­ für püfür esince. Didyma'nın hazinesiyle bir d o ­ nanma kurmayı düşünmüş. Anado­ lu'da Yunan uygarlığını kalkındırmaktı. yabancılar el koyacak tapmağına. Tapınak o kadar zenginmiş ki. ey Didyma. Brankhos' un kişiliği ve efsanesi. sen ey kötü düzenli kent. İşin tuhafı. Titanlar soyundan olduğu için.oradan da kutsal yol boyunca Didyma'ya fal baktırmaya gelen devlet adamları. Didyma tapınağı da yağmaya uğramış. Pers savaşlanndan sonra yeni baştan kum lan Didyma tapınağı Roma imparatorluğu za­ m . Ta­ rihçi Herodotos. Didyma Yunanistan'da Delfi'ye rakip bir bilicilik merkezi olmuş. Apollon'un dev hey­ kelini Serhas'a verip onunla birlikte İran'ın Susa şehrine göçmüşler. ona vurulmuş ve tozu dumana katarak üstüne yürümüş. ama her müşterinin nabzına göre şerbet vermek. Didyma'da kurulmuş Apollon tapınağı ve bilicilik merkezinin ünü­ nü ve yaygınlığını sağlamak için uydurulmuş­ tur. gemicileri dosdoğru ereğe ulaştıran güzelim bir yel sayılır (Rüzgârlar). Efsaneye göre.Boreas. Brankhos-Brankhosoğulları. Pers'lerin eline düşünce. Şairler Boreas'ı kara bulutlarla gökten sağanak sağanak kopan ve engin dalgalarla denizi allak bullak eden azgın bir yel. işadamları bilicileri elbette ki memnun ediyorlardı. boğazından girip karnı­ na varıyor ve bedenini dolaştıktan sonra gö­ beğinden çıkıyormuş. bir şölen sofrası sürü sürü insanlara! Saçlı. esiş yönüne göre bugün bizim yıldız dediğimiz yele karşılıktır. bolluk içinde yaşayan bir şehirdi. Karadeniz'den Mısır'a kadar doksana yakın sömürge kuran Miletos işlek bir liman. Adı Türkçeye poyraz diye geçen kuzey rüzgârı. Ana­ sı onu doğurmadan önce bir düş görmüş: G ü ­ neş ışınları ağzından. Ve senin de. Hesiodos'a göre. b i l i c i l i k yetisini bağışlamış ona. Bu düşü hayra yoran biliciler doğan çocuğa "Brankhos" yani bo­ ğaz adını vermişler.karayo­ lu yokmuş o zaman . Brankhos Miletos'lu bir delikanlıymış. buğday tarlaları üstünden ge­ çerken başaklar eğilmez ve denizin üstünden en ufak bir kırışık yapmadan uçarmış. onu kızıl kanatlarıyla sardığı gibi doğru soğuk Trakya'ya kaçırmış ve Kalais ile Zetes'e gebe bırakmış. Milet'in başına gelecek yıkımı Delfi bilicileri önceden haber vermişti.fışkı­ ran sevinç Delfi'nin Anadolu'daki zengin ra­ kibi Didyma'yı ne kadar kıskandığını belli et­ miyor mu? Ve o gün. Argos şehrinin geleceğini öğrenmeye ge­ len Argos'lulara. hem Milet'lilerin kendilerine değil de. N o tos ve Zephyros'un kardeşidir. Emeli. bu taylar öyle hafif.kehanetler her zaman heksametron dizeleriyle dile getirilirdi . Milet Pers savaşlarına gi­ rişecekken. Tarihçilerin bize sakladığı aşağıdaki dizelerden . Brankhos çok güzel bir delikanlı olarak yetişmiş. Boreas bir at kılı­ ğına girerek Erikhthonis'in kısraklarına aşmış ve on iki tay üretmiş. Nitekim Lade yenil­ gisiyle Milet. Milet'ten Didyma'nın limanı Panormos'a gemiyle . şafak tanrıçanın oğlu olan Boreas. İssos savaşından sonra B ü y ü k İskender'in i l k işi Miletos'a gelmek olmuş. ovada sürülerini ot­ latırken bir gün tanrı Apollon onu görmüş ve sevmiş. Bir gün İskender'in çıkagelecegini bilememiş Brankhosogulları. Kolay iş değildi bu. Boreas Trakya'da oturan gür sakallı. İon şehirlerinin öcünü alacaktı. M i l e tos'un güneyinde kurduğu tapınakta bu usta­ lığından faydalandığı gibi. tapınak hazi­ nesini ve daha önemlisi. sakallı savaşçıların ayaklarım yıkayacak kadınların. Miletos. Bir gün Atina kralı Erekhtheus'un kızı Oreithya'yı ar­ kadaşlarıyla ırmak kıyısında oynarken gör­ müş. ka­ dınlar ve çocuklar köleliğe sürüklenince. şehir­ de ne kadar erkek varsa hepsi öldürülüp. yani Brankhosogulları adıyla fal­ cılığı sürdürmüşler. Bu amaçla M i let'te kalmış ne kadar Brankhosoglu varsa hepsini kesmiş. güçlü kuvvetli bir yaratıkmış. yani falını arzu­ ladığı sonuca yöneltmek de biliciye düşen gö­ revdi. işte o gün. bereketli bir av olacaksın düşmanlara. dizginsiz ve azgınmış. Lydia kralı Kroisos'un Delfi'ye verdiği kadar bol ve zengin armağanları Didyma'ya da bağışladığını söyler. buz gibi esen bir kasırga olarak nitelerler. engin kanatlı. onlar gibi sert.

bayırda yalnız başına dolaşır ve erkek­ lerden kaçar bir kız tanrıça olarak canlandırı­ lır (A rtemis). ovalarında. Akhilleus'un Ege bölgesine yaptığı çapulculuk seferlerinden getirdiği en değerli tutsak Briseis'tir. gece döşeğine uzanınca.manına kadar önemini sürdürmüş ve orta­ çağda bir depremle yıkıldıktan sonra dev ka­ lıntıları bugüne kadar korunabilmiştir (Didyma. 2). Yalnız son bölümde AkhiUeus insanlık duygularına uyarak Hektor'un ölüsü­ nü babası Priamos'a verdikten sonra. Sonunda yakalanacağını gören Britomartis kendini denize atmış. esmer. A k h i U e u s gene de yumuşamaz (İl. tanrıça Athena elini tu­ tar. Bromios. . za­ ten o kadına hiç dokunmadığını söyletir. 2). ama bir balıkçı ağına takılıp kurtulmuş. Akhilleus'un ba­ rakasında sessiz. Briseis'in babası. AkhiUeus da krallar kralına sövüp saydık­ tan sonra. parlak bakışlı bir kadın olarak tanımlanır. Asıl adı Hippodameia olan Briseis Lyrnessos'a Apollon rahibi Brises'in kızıdır. sedasız yaşamaktadır ki. Artemis gibi o da avcı kılığında. Sonra İlyada'da pek sözü geç­ mez Briseis'in. Patroklos öldüğü gün Briseis. Apollon tanrının öfkesini ve salgını önlemek için Khryseis'i babasına geri vermeye razı olunca Agamemnon şöyle konuşur (İl. Brises. Didymeion). yanına yatar. Homeros'tan sonraki öykülerde Briseis uzun boylu. Akhilleus'un yanına döner. Briseis. Lyrnessos'ta Apollon tanrının rahi­ bi. çünkü yıkılan yuvasına. 183 vd. Kottos'la Gyes'in kardeşi (Tab. Bu yüzden de ona Diktynna. Zeus sözünü tutar. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından biri. Birçok arma­ ğanlarla birlikte Briseis'i geri vereceğini. şu gemimle.. tanrı Apollon'un ö f kesini yatıştırmak için yüz sıgırlık kurbanlar kestirir. "Gümbürtülü" anlamına gelen bu ek ad tanrı­ ya yıldırımlar arasında doğduğu için verilmiş olacak (Dionysos). Agamemnon'un üstüne yürümek üzeredir ki. güzel yanaklı Briseis'i. öyle ki. Adı "atlı bakire" anlamına gelen Britomartis Girit'in Gortyn şehrinde Artemis alayına katılırmış. Senden ne güçlü olduğumu o zaman anla. AkhiUeus bu sözlere çok öfkelenir. Bu ara­ da Agamemnon. gü­ nün birinde Akhilleus'la Agamemnon arasın­ da kopan kavga altüst eder hayatını. Akhilleus'a karı olacağına söz vermişti. gör. (Yüz Kollular). Brontes. AkhiUeus öldük­ ten sonra. Briareus. Briseis de acısına katlanır. yanan şehrine ağlar­ ken. kılıcını kınından çıkarmak. ibret alsın kim benimle eşit görmek isterse kendini. Akhilleus'un dileği üzerine anası Thetis gi­ der. ona son görevleri Briseis yapmış (Khryseis. iki haberci­ sini Akhilleus'un çadınna yollar ve kadını al­ dırır. AkhiUeus kentini yağma edip kızını götürünce Brises canına kıymış (Briseis). Britomartis. yoldaşlarımla göndereceğim onu. AkhiUeus kocasını öldürdükten sonra ele geçirir onu. Briseis evli barklı bir ka­ dındı. Zeus'tan yalvarır Akhilleus savaşa katıl- madıkça Akha'lara zaferi vermesin diye. kalın kaşlı. Uranos (gök) ile Gaia'nın (toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri (Tab. uğruna çok acı çektiği ka­ rısı Briseis de gelir. Zeus'un kızı olduğu söylenen bir Girit tanrıçası. Khryses'i bir gemiye bindi­ rip. Adı "gürleyen" anlamına gelen Brontes Zeus'a gök gürültüsünü armağan eden Kyklops olsa gerek (Kyklops). Ama barakandan alacağım kendim gelip senin onur payını. Khryse'nin Apollon rahibi Khryses kardeştirler. I. 336 vd. Tanrı Dionysos'a takılmış bir ad. Brises'le. Agamemnon bile yaptığına pişman olur ve Akhilleus'la barış­ mak için elçiler gönderir ona. bir daha ne olursa olsun savaşa katılmamaya ant içip çadırına çekilir. IX. Akhilleus'un temiz yürekli arkadaşı Patroklos onu tatlı sözlerle avutmuş. köpeklerle dağda. Kral Minos ona vurulup peşine takılmış ve dokuz ay süresince kovalamış kızı Girit'in dağlarında. Ama bununla da kalmaz. Korksun boy ölçüşmekten. yani ağdan çıkma kız adı verilmiş.). İki sevgiliyi ölünün üstünde ağ­ lar görürüz. babasına gönderir. AkhiUeus).): Phoibos Apollon istiyorsa Khryseis'i ille de.

Busiris Poseidon'un ogluymuş ve onu Mısır tahtına dünya seferine çıkan Osiris oturtmuş. Başka bir anlatım işi tersine çeviriyor: D o gadışı aşka kapılan Byblis değil. Bizans'ın kurucusu Byzas. Byzas onu teke tek savaşta yenmiş ve Trakya'nın içine kadar kovalamış. oğlunu da. Kral yokken de Bizans İskitlerin saldırısına uğra­ mış. 4 5 1 vd. doyamazmış okşamaya. orada kim var. pınar Byblis'in çağla­ yan gözyaşları gibi akar durur.Busiris. Miletos'un kızıymış Byblis. Nil bölgesine yerleşmiş deniz tanrı Proteus bile ondan kaçmak zorunda kalmış. Günün birinde Trakya kralı Haimos şehre saldırınca. öteki Fenike'de Byblos. Busiris Kıbrıs'tan gelme Phrasios adlı bir biliciye ne yapmak gerektiği­ ni sormuş. ama şair görüşüyle bu yol yol b a t < ı gın Byblis'in tükenmez gözyaşlarıyla meyda­ na geldiği düşünülemez mi? (Kaunos). Ege kıyılarındaki bütün limanlar gibi bir ırmağın taşıdığı millerle dol muştur. Bu bataklık nasıl meydana geldi belli. Bir anlatıma göre. altın elmaları almaya gittiği zaman Herakles bu çeteye rastlamış ve hay­ dutların hepsini öldürmüş. kı­ zı bir pınara çevirirler. Ama yiğit sargıları çözerek. Busiris çok zalim bir Mısır kralıdır. yoksa öykünün sonunu bambaşka biçimde getirirlerdi: Eski Kaunos şehrinin (bugünkü Köyceğiz Dalyanı'nın) önünde göz alabildiğine uzanan ve ancak oraları iyi bilen gemicilerin şaşırmadan aşa bildikleri bir sazlık vardır. Bu sevginin kardeş sevgisinden öte bir şey olduğunun nasıl farkına vardığını uzun uzadıya anlatıyor bize Ovidius (Met. Öyle insafsız bir zorba imiş ki. bilici de demiş ki. yani Büyükmenderes ırmağının k ı z ı K y a ne'dir. tiksintiyle kınar bu aşkı. . ö p ­ meye. öyle beğenirmiş ki. Herakles M ı sır'a uğrayınca. Masmavi. Günün birinde M ı sır'da kıtlık olmuş. Kaunos'muş. Bu kez de Byzas'm karısı Phidaleia kurtarmış şehri: Öbür kadınlarla birlik olup sürüyle yılan at­ mışlar düşman karargâhına. rahat bulamaz hiç­ bir yerde. Busiris Batı kızlarını kaçırmak için bir haydut çetesi kurmuş. o da düşer yollara. Oğlu da şehri orada kurmuş ve Apollon ve Poseidon tanrılardan yardım görerek surlarla çevirmiş­ ti. yılda bir Zeus'un öfkesini yatıştırmak için. ikizini bir daha görmemek için kaçar yurdu Miletos'tan. tanrı P o seidon'la Keroessa'nın oğludur. Byzas. en akla yakını şu: Anası Maiandros. koyu mavi anlamına gelen Kyane. Yunan efsanesine göre. Kaunos bu yüzden sürülmüş. Byblis de bu yüzden çıldırmış ve asmış kendini. Bu öyküleri anlatanlar Kaunos şehrini gör­ memişlerdi herhalde. ama nympha'lar acır ona. Byblis ikizini öyle sever.). kuşatılmış boydan boya. gider. Anasının kim olduğu konusunda söylentiler çeşitli. O da öfkeyle. kim yok herkesi öl­ dürmüş. Belki Busiris Osiris adının bozulmuş bir biçimidir. Adını iki kente vermişler: Biri Karia'da Byblis. Byblis anlar sevgisinin dogadışı olduğunu. İo onu Bizans'a yakın bir yerde dünyaya getirmişti. kutsal sargılarla sarmış kol­ larını ve sunağa götürüp kurban etmek iste­ miş. bir ırmak kızı için güzel bir ad. Bu Ovidius'un anlatımı. Keroessa da Zeus'un İo'dan olan bir kızı. Busiris'i de. bir mektupla bildirir aşkını Kaunos'a. gider de Karia ile Lykia sınırında Kaunos kentini kurar. Ama Byblis'in serüveni acı: Bir ikiz kardeşi var Kaunos adında. böylece çekilme­ lerini sağlamışlar. Miletos'un kızı olmakla da Apollon'un torunu. Busiris onun başına çiçek çe­ lenkleri koymuş. deli gibi dolaşır Anadolu'yu boydan boya. ona bir insan kurban kesmeli. Byblis. ge­ ne de dayanamaz. Byblis çıldırır. Busiris de işe hemen Phrasios'u kurban etmekle başlamış. Sonunda yüksek bir kayadan aşağı­ ya atar kendini.

Düşmanlarınca tahtından kovulan Metabus bebek yaşta olan kızını alarak kaçıyormuş ki. Bir gönüllü çıktı mı. Metabus çocuğu kalın kargısının ucuna bağlayıp karşı kıyıya atmayı düşündü. Yunan bereket tanrıçası Demeter'in Latince karşılığı. Adı. Lati j um'da küçük bir ırmağın kenarına gelmişler. Tiber neh­ rinin kıyısında uzanmış.Ö. Yiğit uyurken. Ccrcs. Herakles uyanınca işin farkına varmış. Efsanesi şöyledir: K ı z oğlan k ı z olan Carna. bu işi başarırsa kızını ona adamaya söz verdi. özellikle yeni doğ­ muş bebekleri beşikte kanlarını emen kuşlar­ dan korurmuş. 496 yılında bu iş olmuş ve Ceres tapınağı Aventinus tepesine kurulmuş (Demeter). yanma er­ kek yaklaştırmazmış. Düşman da arkalarında ha yetişti ha yetişe­ cek. Roma'lılar da Sibylla kitaplarına danışınca.c Cacus. ağzı ateş saçan üç başlı dev. Carna. Herakles Geyoneus'u öldürüp sığırlarına el koyduktan sonra İtalya'ya gelince. iz bırakmamak için de sığırları kuyrukla­ rından çekerek geri geri götürmüş. Karşılık olarak da tanrısal bir güç vermiş ona: Evlerden her türlü uğursuzluğu defeder. onu peşinden ormana sürükler. ama Diana'ya yakararak. Yunanistan'dan gelme tanrıça onun izlerini silmiştir. Camilla'yı attıktan sonra kendi de yüzerek geçmiş ırmağı. Vergilius'un Aeneis destanında an­ latılan Camilla efsanesi İtalya'nın halk masal­ larından esinlenmiş olsa gerek. Cacus gelmiş. CamUla. Yunan aşk tanrısı Eros'un Latince karşılığı. Efsaneye göre. İkisi de kurtulmuşlar. yolunu şaşırtırmış. Roma'lılar Augustus ça­ ğına kadar Carna'ya kutsal bir ormanda tapınırlardı. İ. ya da başka bir anlatıma göre. birkaç hayvanını aşır­ mış. Herakles mağaraya girmiş ve ateş alev saçan Cacus'u boğazlamış. Kırlarda büyüyen Camilla güçlü kuvvetli bir genç kız olup Yunan Ama­ zon'ları gibi avcı ve savaşçı olarak yetişmiş ve Aeneas'a karşı kahramanca savaştıktan son­ ra öldürülmüş. kız kardeşinin Cacus'u ele vermesinden. Roma'nın kurulduğu kırsal bölgede yaşayan bir nympha. Demeter ve Dionysos kültünün Roma'ya alınması gerektiğini öğrenmişler. Cupido. Bir gün iki yüzlü tanrı İanus takılmış peşine ve saklandığı kayanın arkasında onu yakalayarak bozmuş kızlığını. arzu anlamına gelir (Eros). Aventinus tepesinin bir mağarasın­ da oturup komşu bölgeleri yağma ediyormuş. gününü avlanmakla geçirir. Vulcanus'un oğlu. şehirde kıtlık baş göstermiş. . Camilla Volsk'lar kralı Metabus'un kızıymış. Etrüsk'ler yeni kurul­ muş olan Roma cumhuriyetine saldırınca. kestiriyormuş. "Topraktan bitmek" anlamı­ na gelen bir kökten türemiş olan Ceres adı Latin'lerin de bu çeşit bir tanrısal varlığa çok eskiden beri tapındıklarını gösteriyorsa da. Mağaradaki hayvanların böğürmesinden.

onun kültünde rol oynamış­ lar. çok önemli bir çığır açarak "heksametron" deni­ len vezni kurmuş olmakla ün salmışlardır. ayrıca. Kekrops. Elin en ilkel insanlarda da büyü aracı ola­ rak ne büyük bir değer taşıdığı öteden beri bi­ linirdi. Bu inanç ve simgesi kesintisiz bir evrimle Phrygia'lı Kybele ve Efes'li Artemis kültüne gelmiş ve orada hem tapımın temeli olan raks ve müziğin doğup gelişmesine. Daktyller sonraları tanrıça Kybele'nin hiz­ metine girerek. hem de dünyada çığır açacak bir şiir ölçüsünün yaratımına yol açmış olabilir. İki kısa heceli ayak. Daidalos Kokalos'a olan şükran borcunu ona birbirinden güzel yapılar yapmakla ödemiş. altı ölçülü destan vezni Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında kullanılmakla Yunan şiirinin doğuşuna yol açmıştır. ya da Phrygia'lı tanrıça Kybele'yle ilişkili olarak gösterilirler. Minotauros'u barındıra­ cak Labyrinthos'u kurmuş. ikisi de böylece uçup gitmişler. adlarından da belli olduğu gibi elişlerinde yaratıcı olurlar. Ama Daidalos oradan çıkmak çaresini de bul­ muş: İkaros'la kendisine birer çift kanat yap­ mış. yazın tarihine de ışık tutacak bir buluş olarak değerlendirilebilir. ama Çatalhöyük'te meydana çıkarılan fresklerden bu simgenin ne kadar geriye gitti­ ği. din tarihine de. Ikaros babasının sözünü dinlemediği için denize düş­ tüğü halde. hem heykeltıraş. eli her sanata yatkın olduğu için kendisine verilmiş. (îkaros) babası sağ salim Sicil­ ya'nın Cumae şehrine inmiş ve kral Kokalos'un yanında saklanmış. Bi­ lindiği gibi. yani Attika'nın kral so­ yundan gelme olduğu söyleyen Atina'lı sanat­ çı.. Kaynaklarda bu cinler çeşitli alanlarda ya­ rarlı olarak gösterilirler: Kureta'lar ya da Korybant'lar gibi baştanrı ve anasının tapım ve gizemlerinde gürültülü rakslarıyla yer alır­ lar. Daktyloi. yani ölçülerden meydana gelir. Girit'in Diktys mağarasında Zeus'u doğur­ mak için sancı çekerken. Daidalos'u Sicil­ ya'ya kadar kovalayan ve sonunda da bulan Minos gene usta sanatçının uydurduğu bir düzenle öldürüldükten sonra. Halikarnas Balıkçısı'nın birçok eserlerinde önerdiği bu görüş bugüne bugün büsbütün kanıtlanmış değilse de. Ne var ki Ege'de meydana geldiği apaçık an­ laşılan ve Yunan dilinin yapısına pek de uy­ gun olmadığı gözle görülen bu vezin efsane­ den de. anası Rhea. Mitolojide ise bu adla anılan ve sa­ yısı değişik olan birtakım cinlerin sözü geçer. bu vezinse daktylos denilen bir uzun. arkeolojik buluntulardan da anlaşıldı­ ğı gibi Ana Tanrıça kültüyle sıkı sıkıya bağlıy­ dı. 97d) bile meydana getiren çok yönlü bir yaratıcıdır. yani parmak cinleri çokluk İda'lı di­ ye vasıflandırılıp Girit'li Zeus. bunun ötesinde de. bunlar tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış­ lar ortaya ve çıkar çıkmaz da yeni doğan Zeus tanrının şerefine hora tepmeye başlamış­ lar. "Daktylos" Yunanca parmak dernektir. "Ustaca işlenmiş ya da işleyen" anlamına gelen adı. Atina'daki işliğinde yeğeni Talos'la birlikte çalışırmış.Tanrıça Rhea. Efsaneye göre. Sağ elinin toprak üstünde bıraktığı izden beş cin doğuvermiş. Usta sanatçı Girit'e gidip kral Minos'un emrine girmiş ve onun İçin tür­ lü işler görmüş: Bir boğaya âşık olan Paslphae'ye içine girebileceği tahtadan bir inek yapmış (Pasiphae). Bu vez­ ne parmak vezni denmesi parmaklardaki bir uzun ve iki kısa boğumdan ileri gelmektedir. eski taş çağını bulduğu görülmüştür.D D a i d a l o s . D a k t y l ' l e r . bunu fe­ na kıskanan Daidalos çırağını Akropol'den aşağı atarak öldürmüş. Ne var ki günün birinde Talos ölü bir yılanın dişlerin­ den esinlenerek testereyi icat etmiş. Daktyl'ler beşltir ve doğuşları şöyle olmuştur. ellerini toprağa da­ yayarak ıkınmış ve topraktan doğum sancıla­ rını hafifletecek güç almış. Daktyl'ler bir efsa­ neye göre madenlerin ve maden işlemeciliği­ nin bulucularıdır. Davaya bakan Areopagos mahkemesi de Daidalos'u sürgüne mahkûm etmiş. Theseus'un ba­ şarısında Daidalos'un parmağı olduğunu öğ­ renince Minos çok kızmış ve ustasını oğlu İkaros'la birlikte Labyrinthos'a kapatmış. Buluşun doğruluğu nu pekleştiren kanıtlardan biri de bu vezinde . Theseus'un bura­ ya girip çıkması için de Ariadne'ye bir yumak iplik kullaması fikrini vermiş. Gerçekten de Daidalos hem mimar. hem de her türlü mekanik araçlar yapan ve Platon'un Menon adlı diyalogunda sözü geçen canlı heykelleri (Men.

ve ülkeye kral olduk­ tan sonra bütün bölgeye Dardanos adı veril­ miş. 1. Sürülerini otlatırken Daphnis ya kaval çalar. Bir tek güdücü bile o acı günlerde Sürmemiş boğalarını ırmaklara. Apollon da şiir düzmesini. yatmış onunla. bir sal üstünde karşıki kıyıya. birinde korku Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu Çünkü ışık gibi saran tanrıyı Sevinin kanatlarıydı. Ayrıca Samothrake'den Kabir'ler (Kabirler) myster'lerini. inlemiş o gün senin ölümüne Afrika'nın aslanları bile.u t\r ıı IN ı : 3 Ben ne bir dağlı ne bir çobanım Oklarından sakınılmaz tanrıyım Koca Zeus'tur babam Geçmişi. Evet. periler de alıp büyütmüşler. Theokritos da. Avcı kollarına aldığı zaman Kalbi çarpıyordu Defne'nin Taze yaprakların altından. Doğar doğmaz anası onu defne ağaçlarından bir koruluğa bırak­ mış. Öykü­ sü şudur: Daphnis tanrı Hermes'le bir nympha'nın ogluymuş. Öfkeye kapılan Nomia sevgilisinin iki gözünü kör etmiş. 16). Dardanos kendi adını taşıyan bir şehir kurmuş . Her yıl bu pınarın önünde sunular sunulurmuş bu çoban tanrıya. sonunda bir uçuruma atmış kendini ve öl­ müş. Daphnis adını bu türün bir simgesi olarak da kullanırlar. Söylentiye göre. Nomla'ya ömrü oldukça sadık kalaca­ ğına söz vermiş. geleceği Benimle bildi herkes. Teuker bölgenin en büyük ırmağı Skamandros'la en büyük dağı İdaia'nın ogluymuş. Atlas'ın kızı Elektra ile Zeus'un oğlu (Tab. Vergilius'un Beşinci Sığırtmaç türküsünde iki çoban Mopsus'la Menalcas şöyle anarlar Daphnis'i (Çan yayınları. Öldükten sonra tannlaştırılan Si­ cilyalı sığırtmaç. Daphnis de bir sürü doku­ naklı yas türküleri çağırır. yetişmek üzere Birinde umut vardı. giderek Kybele kültünü Phrygia'ya getirmiş olduğu söyle- . Yazık dedi tanrı çok yazık Saramadan yitirdim seni Bari benim ağacım ol da Yaprakların çelenk olsun kahramanlara Ezgilerde. yalvardı babasına Pene'nin suları üstünde gezdirip gözlerini "Cezasını çekiyorum güzelliğimin Irmakların gücü de sen gibi tanrısalsa Ne yap yap değiştir beni Başka bir biçime koy baba". durmadan koşuyordu Ardında av köpeği ter içinde Boynunu uzatmış. o günler ırmaktan ne bir yudum su içen. Z. Ama genç yaşında canına kıymış. Eyuboglu çevi­ risi): Yok olmuş artık Daphnis. Dardanos Samothrake (Semendirek) adasında kardeşi lasion'la birlikte yaşarmış. Daphnis. Pan Daphnis'e kaval çalmw>asını öğretmiş. ya da kendi uydurduğu türküleri çagırırmış.bugün Çanakkale'nin bi­ raz ötesinde Troya yolunda Dardanos tepesi diye bu tepe gösterilir . Daphnis öyle güzel. Orada kral olan Teuker iyi karşılamış onu. nympha'lar da. öyle yakışıklıymış ki. çoban ola­ rak yetiştirmişler. ama lasion ölüp adayı da su basın­ ca. Tavşan koşuyor. Dardanos böylece Troya kral soyunun atası olmuştur. benimle bilir Saz tellerine ben verdim seslerini ilaçlar yaptım yabanıl otlardan Ama bana çare değil şimdi hiçbiri Kimden kaçıyorsun öyle sen Asıl sensin benim avcım Beni sen vurdun can evimden". saçları dal oluverdi. Ne de bir tutam ot yiyen sürü olmuş Otlaklardan. Öyle ki. türkülerde anılsın bundan sonra Yan yana adlarımız Yazık dedi tanrı çok yazık. ama kral kızı güzel çobanı bir gece sarhoş edip baştan çıkarmış. bugünü. Çoban şiirinin kurucusu sa­ yıldığı için. Nedeni de şu: Daphnis Nomia adlı bir çoban kızıyla sevişirmiş. yani Anado­ lu toprağına göçmek zorunda kalmış. Gücü kalmamıştı artık Defne'nin Koşamıyordu kaçamıyordu Sapsarı. Vergilius da onun adına şiirler yazdıkları gibi. ey Daphnis. babası Hermes bir ka­ yaya ya da bir pınara döndürmüş onu. Yalvarması daha bitmemişti ki Bir gevşeklik sardı her yerini Örtüldü göğüs yaprakla Kolları. Dardanos. Soğuk sulara. Ey Daphnis. Dardanos'a Teuker kızı Batieia'yı vermiş ve öldükten son­ ra da tahtını. nympha'lar Onun yürekler acısı ölümüne ağlamışlar. güzel dünyayı göre­ mediğine bir türlü katlanamazmtş. kır tanrıları da tutkunmuş ona.

gelen gidene gösterirlermiş (Herakles). Kapys'in oğlu Ankhises'ti. Za­ ferini kutlamak için de karısından yeni bir gömlek ister. kızı lole'yi tutsak ola­ rak alır ve Deianeira'nın yanma gönderir. derisi de yüzülür. panik. koştular başakların tepesinde. yeni gömleği bu iksire batırarak Herakles'e gönderir. vuruldu. 215 vd. bir at oldu kara yeleli. Savaş tanrı Ares'in yanından ayrıl­ mayan Deimos'la Phobos dehşeti. Yolda derin bir ırmağı geç­ meleri gerekir. Kalydon avında can veren yiğit ona kız kardeşi Deianeira ile evlenmesi­ ni salık verir. Nessos can çekiş­ mekteyken Deianeira'ya yarasından akan ka­ nı alıp büyü gibi kullanmasını öğütler.): Bulut devşiren Zeus ilkin baba oldu Dardanos'a. ölümlü insanların büyük şehri yoktu ovada. başaklara dokunmadılar. Ares'in dölü Hiketaon doğdu. Kocasının tutsağı olan güzel Iole'ye âşık olduğunu ve kendisini onunla aldat­ tığını haber alınca Deianeira korkunç bir öf­ keye kapılır. Klytios. Dardanos kurdu Dardanie'yi. Nessos ırmağı geçirmek için Daianeira'yı sır­ tına alır. Sonra Deianeira i l e evlenir ve Hyllos adlı bir çocukları olur. at adam Nessos'a rastlarlar. XX. Tithonos'la Priamos doğdu Laomedon'dan. o sırada Nessos'un büyülü kanı aklına ge­ lir. Yiğit onu sırtına giyer giymez gömlek derisine yapışır ve korkunç acılarla yakmaya başlar. Assarakos'un oğlu Kapys. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. Zeus'a şarap sunan olsun diye. otlarken gördü onları. Herakles Hades'e inişinde Meleagros'un gölgesine rastlar. Trakhis'te mezarı var­ mış. Y i ğit bir süre sonra karısı ve oğluyla Kalydon'dan ayrılır. taylar bereketli tarlada hoplayıp zıpladılar. Deianeira Kalydon kralı Oineus'la Althaia'nın kızı ve Meleagros'un kız kar­ deşidir. canına kıyar. bindi kısraklara. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a. Deianeira da duyduğu pişmanlığa daya­ namaz.nir. D e i a n e i r a . Hesiodos bu iki tanrıyı şöyle tanımlar (Theog. Deianeira kardeşi Meleagros gibi yi­ ğit bir kızdır. Karısının çığlıklarına koşan Herakles at ada­ mı Lerna canavarının kanına batırdığı zehirli oklarından biriyle vurur. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: llos. Âphrodite): Bu arada kalkan delen Ares'le Kıbrıslı Tanrıça Âphrodite'nln birleşmesinden . ama onu alabil­ mek için önce Akheloos ırmağıyla dövüşmek zorunda kalır (Akheloos). Deianeira'nın acı öykü­ sünü Sophokles "Trakhis Kadınları" adlı tra­ gedyasına konu etmiştir. Herakles de yeryüzüne döndü­ ğünde güzel kıza gönül verir. Assarakos. dört döndüler denizin engin sırtında. Bir ara Oikhalia kralı Eurytos'u yener. Asıl babası Oineus değil de. Ankhises'ten ben doğdum. sevinirlerdi körpe taylarına bakıp. Erikhtonios'tan Tros doğdu. On bin kısrağı otlardı çayırlarda. Troya'ltların kralı. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. kıskançlık içini kemirmeye baş­ lar. Herakles Deianeira ile Hyllos'u oraya bıraktıktan sonra başka işlere koşar. Dardanos'lular çokpmarlı lda'nm eteklerinde otururdu. Bu dayanılmaz işkenceye son vermek için Herakles Oita dağında bir odun yığını hazırlatır. D e i m o s . Bu ik­ sirle kocasının sevgisini her zaman için koru­ yabileceğini söyler. en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların. tanrıya denk Ganymedes. kral oldu. Lampos. alacalı köpükler üstünde dört döndüler. savaş arabasını ve silahlarını kullanmasını bilirmiş. kendini alevlerin içine atar. o sırada kadına yanaşmak ister. Dardanos soyunun gelişmesi İlyada'da Aineias'ın ağzından şöyle anlatılır ( İ l .) (Ares. Pallas heykeli olan Palladion'u Arkadya'dan çalarak Troya'ya yerleştiren de oy­ muş derler. Dardanos'tan Erikhtonios doğdu. Priamos'tan Hektor doğdu. O zamanlar kutsal tlyon yoktu. Gömleği çıkarayım derken. kısraklar gebe kaldı on iki tay doğurdular. Övünürüm bu soydan. korku ve onun sonucunda meydana gelen bozgunu simgeiendirirler. Trakhis'e varırlar. llos'un oğlu kusursuz Laomedon'du. bir ara Kalydon sarayında misafir kalan Dionysos'muş. 9 3 3 vd. bu kandan olmakla. Boreas.

Sthenelos'un arkadaşı. doros'u öldürmesini istemiş. bir ada çıkıvermiş. İmbros. ta ki Hera'nın Olympos'ta alıkoyduğu kızı . îksion'un karısı olan Dia'nın ba­ diye. ne ada. Derken Leto gitmiş. üstelik de denizlerde yüzer. Troya'ya bir şey olursa onu korusun Deioneus. Artemis). miras Polydoros'a kendisine sunulması gereken armağanları is­ değil de Deipylos'a kalsın. Hektor'u gidip kandıracağını söyler. (2) Troya'nın savaş sonrası efsanelerinde Bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar. kâhin ona yurdunun yanıp yok ol­ olduğu için Hektor kardeşleri arasında en duğunu. karar verirler. Agamemnon Polymestor'dan Polyöldürmüş (İksion). Trakya kralı Belalı. (1) İlyada'da adı bir kere geçen Akha'lı bir savaşçı. Athena yeryüzüne iner ve ön­ ce Akhilleus'a görünüp kendisiyle birlikte çar­ pıştığını. Deioneus kızını İksion'a verdikten sonra Polydoros'u karıştırmış ki. Bir gün Deipy(Tab. onun Helene için Helenos'la yarışma­ ya girdiğini. Ne var ki. 23). karşısına bir yü­ zen ada çıkmış. Bundan sonraki sahne İlyada'nın en doku­ naklı. 16). Akhilleus'la Hektor ölüm-kabm savaşına bambaşka bir öykü anlatılmaktadır (Polydogirişmişlerdir ki. küçük oğlu Polydoros'u ablasına emanet et­ miş ki. Deipylos. Ne var ki dokuz gün. bütün tanrıçalar ba­ şında bulunduğu halde doğuramıyor bir türlü. İlione kendi oğlu Deipylos'la kardeşi bası. tanrılar Hektor'un öleceğine ros. Homeros'un en güzel. Polyrnestor. yani Polydoros.). oraya öyle bir tapınak yaptıracak ki. Adrastos'un kızı. dokuz gece sancı çekiyor Leto. X X I I . atar kargısını ( İ l . Delphoi kehanetine baş­ şan savaşçılardan biridir. demiş ki Deloslu Apollon'a Homerik hymnos'ta m o ­ dern denebilecek turistik bir görüşle diyor ve ant içiyor ki .ada doğumuna izin verirse. hiçbiri almamış Leto'yu Hera korkusundan. ama Polydoros'u öldürdüğünü sa­ Deiphobos. Troya teyince. üstünde bir ot bile bitmezmiş. Zeus'tan gebe kaldığı için. Efsaneye göre. sonra Deiphobos'un kılığına girerek Hektor'a yaklaşır ( İ l . Polydoros üstüne İlyada'da lar. bütün geçimini dünyanın dört bucağından bu tapı­ nağa gelecek olan gezginlerden. Trakya kralı bu­ nu yapmış.iki çocuk doğuyodu. onunla evlendiğini. dalgalarla oradan oraya sürünürmüş. korkunç savaşlarda bu tanrılar Polymestor'un Priamos'un büyük kızı İlioiter kakarlardı ordu birliklerini ne'den olan ogluymuş. Hera'nın hışmına ugramışmış. insanca değeri en yüksek olan sahnesidir. Deipylos. anasıyla babasının da öldüğünü bil­ çok onu sever. Diomedes'in anası (Tab. kendisini öldürüp bedenini param­ parça ettiklerini anlatırlar. 226 vd. Poseidon günün bi­ rinde yabasıyla denize vuracak olmuş. Tydeus). Deipyle. ona seslenmiş. Trakya'da Athos. Gözü pek ve akıllı vurunca. uydurulan bir kişi. en temiz kişilerinden birini kirletip leke­ lerler böylece. yakarışlar­ dan çıkarabilecek. kadını kazanıp aldığını. Miletos ve Knidos şehirlerine başvurmuş. Deiphobos kılığında Athena birkaç parlak sözle iyice kandırır Hektor'u o da. Priamos'la Hekabe'nin oğlu narak kendi oğlunu öldürmüş. İksion onu ateş dolu bir kuyuya atıp düşünce. Phobos'la Deimos. git zaman tanrıça Leto doğura­ cak bir yer aramış (Leto. B i z onlara kulak vermeyelim. bu yüzden de hiçbir yer onu ba­ rındırmak istememiş. Deiphobos'un adı geçmez artık İlyada'da. Hekabe). yani kaderin elinde oyuncak olup en sevdiği ağabeyisine kıyan trajik bir kişi. (Adrcrstos. gitmiş. X X I I . Samos adalarına. Apollon.). îlione'den gerçeği öğrenen Polydoros ki tanrılar. sonra da Troya düşünce Odysseus'la Menelaos'un onun evine birlikte saldır­ dıklarını. Ve adada doğuyor Apollon'la Artemis. vurdu­ ğu yerden bir parça toprak. özellikle Athena Hektor'un ölü­ ablasını kocası Polymestor'u kör edip öldür­ münü sağlamak için onu araç olarak kullanır­ meye zorlamış. Ana­ dolu'da İda dağlarına. Delos. bizim için Deiphobos İlyada'nın Deiphobos'u kalsın. ona güvenir ve bunun içindir dirmiş. 289 vd. güvenle saldırır düşmana. Tydeus'un karısı. Ama kral Priamos en Yakıp yıkıcı Ares'in yardımıyla. ne şehir. ama ne dağ. Ama yalın kayalıkmış bu ada. Lesbos. Troya savunmasında yiğitçe çarpı­ los. Ama sonraki efsaneler Paris öldükten sonra. Gel zaman.

ikinci tanrı kuşagındandır (Tab. Demeter ekinleri ve özellikle buğdayı sim­ geler. Orada toplanırlar uzun etekli tyonya'lılarm senin.): Demeter'in de yatağına girdi Zeus. Sanki onlar için zaman denen şey yok. Öyküsünü kısaca şöyle an­ latır Hesiodos (Theog. Sonunda her şeyi gö­ ren ve bilen güneş tanrı Helios Kore'nin bu­ lunduğu yeri söylemiş. "güzel örgülü Demeter" diye anılan toprak ve bereket tanrıçası Demeter (adını "Ge-meter" toprak ana olarak açıkla­ yanlar vardır) Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın kızı. ezgi. Sıkıntılarla dolu bu dolaşmaları sırasında Demeter bir kocakarı kılığına girmiş olarak Eleusis kralı Keleos'un evine uğramış. 9 1 1 vd. anası Demeter'in. Eg. Kyklad takımadalarından biri olu­ verir. sana bağlı olanlar gelirler ziyaretine. Ak kollu Persephone'yi doğurdu Demeter. Kimi zaman "Ko­ re" (genç kız) adıyla anılan Persephone ile Demeter'e "iki tanrıça" denir. Onun küsmesiyle topra­ ğın bereketi kalmamış. Demeter. kızı yakaladığı gibi kaçıp gitmiş. boşuna Hades'ten kızı geri vermesini istemiş: Tanrı kadın yalvarmalara kulak vermiyor. Böylelikle toprağa ye­ niden bereket gelmiş. 5). yüce dağ başları senin oldu. Bu efsaneyi E. kendisine Hades'in sunduğu nar meyvesini yemiş olan Persephone bu sevgi büyüsüyle yeraltı hakimine bağlanmış bulunuyormuş. Sonra başlanır oyunlara. ama gönlünü sevindiren ver. En çok tapıldıgı yerler Eleusis ve Sicilya ovalarıdır. Kralın karısı Metaneira karşısındakinin tanrı olduğu­ nu anlayamamış. Onları oyunlarda gören sanır ölümsüzdürler. Demeter'e oğlu Demophon'u bakmak. kadınlarını ve çocuklarını getirirler ilanlarında. yani yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılması Demeter kültünün de merkezindedir. Bunun üzerine Demeter Olympos'tan kaçmış. Canlıları doyuran. insanlar kıtlık tehlike­ sine uğramışlar. tutunmuştur. yeraltı tanrısı Aidoneus kaçırdı onu anasının koynundan ve bilge Zeus bıraktı kızını ona. yani kışı da kocası Hades'in yanında geçir­ mesini kararlaştırmış. ovalara bakan dağ başları. çeviren S. onun tek efsanesi mevsimleri simgele­ yen bir efsanedir.DEMİ I I 1 < ebe tanrıça Eileithyia yardıma gelsin. dans yarışmaları sunarlar. ey tanrı Delos'tu asıl. yaş yok. bu güzel kuşaklı kadınları. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus. yüreği sızlayarak ıs­ sız bir yere çekilmiş. Kim görse bu erkekleri. hızlı gemilerini ve bütün varlıklarını kim görse onların. yayınları. O gelin­ ce. efsanesinde de kızı Persephone'den ayrılmaz. Çok korkmuş olan kraliçeye tanrıça k i m olduöunu söylemiş. Baydur) anlatıldığı gibi alalım: "Persephone bir gün oyun arkadaşlarıyla birlikte çayırda çiçek toplarken birdenbire yer yarılmış. Rheia'nın ilk kızı Hestia'dan hemen sonra doğmuştur. nice kutsal koruların oldu. D e meter bir tanrı besliyormuş gibi çocuğu nek­ tar ve ambrosia ile beslemiş. yumruk. seuinç ve coşkuyla dolar yüreği. Bir gün Metaneira sütnineyi çocuğu alevler içine tutarken ya­ kalamış. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. Ümitsizlikten ne yapacağını bilmeyen tanrı ana. Persephone'nin Aidoneus. tanrı Hades arabasıyla dışarı çıkagelmiş. büyütmek üzere vermiş. geri kalan üçte birini. Zeus boşuna onu barıştırma­ ya çalışmış. b ü y ü k bir İ ş i bozdu- . onuncu günü dünyaya geliyor ikiz tanrı­ lar. Persephone'nin yılın üç­ te ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanı­ nı. Bu efsane Yunan dünyası­ nın daha çok buğday üreten bölgelerinde ge­ lişmiş. Homeros destanlarında "güzel saçlı kraliçe". Trakya'da ve Peloponnesos'ta rastla­ nır. Ve hymnos dört yılda bir Delos'ta kut­ lanan Apollon törenlerini şöyİe anlatır: Nice tapmakların oldu. kızını araya araya bütün dünyada dolaş­ madık yer bırakmamış. Demeter tapımında da. B. tarlalar tanrıçasının. Peterich'in "Küçük Yunan Mitologyası"nda (M. ama tapımına Girit'te. tanrıçanın Eleusis'te kutlanan myster'lerinde de bu efsanenin derin sırlarına ermekle Demeter erenleri arasına karışılırdı. Ondan sonra da Delos'a "parlak" anlamı­ na gelen adı verilir ve Zeus onu toprağın dibi­ ne mıhlar.

Odysseus'un da yiyordu içi içini. yemek dolu bir masa çekerler ö n ü n e . Odysseia'da. Gelince altın çivili bir koltuQa oturturlar ozanı. Demeter'e yazılmış birçok övgüler vardır. llyon'u yıkacak adamlarla doluydu içi. Atina'da her ekim ayında yalnız kadınların katıldıkları "Thesmophoria" bayramı kutlanır ve iki tanrıçaya da "thesmophoriai" yani ya­ sa getiren. nelere katlandıklarım. 2 6 1 vd. neler yaptıklarını ne güzel söyledin. Bunların en önemlilerinden biri Homerik de­ nilen bir hymnos'tur. biri de İskenderiye'n şa­ ir Kallimakhos'tandır. Odysseus kendisi şöyle tanımlar ozanı (Od. Aristophanes "Thesmophoria Bayramını Kutlayan Kadınlar" adıyla bir komedya yazarak. halkın saydığı ve sevdiği bir kişidir. Athena'nm yardımıyla Epelos yapmıştı onu hani. şimdiyse bir ölümlü olarak kalmış.): Ozanlar saygı görürler ve değerli bilinirler bu yeryüzünde yaşayan tekmil insanlar arasında. Ozan Demodokos birkaç kez sahneye çıkıp ezgi söyler. Anlatabilirsen bunları. ve Troya savaşını söyler. Kral Alkinoos da hiçbir şöleninden eksik et­ mez onu. V. halka söyler.). Keleos. yanaklarım ıslatıyordu kirpiklerinden sızan yaşlar. V I I I . ozan. destanlık yiğitleri anar. Ne güzel söyledin Akha'larm destanını.. Bunca bin dizelik Homeros destanlarında öylesine usta bir ya da birkaç ozanın sesini. Yalnız Alkinoos farkına vanr Odysseus'un ağladığının. Adından da belli olduğu gibi demos. D e m o d o k o s . Demophon'un er­ kek kardeşi Triptolemos tanrının evlatlıgıymış. Ares'le Aphrodite'nin aşklarını söyler (Od. şölene oturulacak mı. insanlara tarla bakımını ve Demeter tapımını ögretiyormuş. V I I I . olduğu gibi.[)I:MOIX)KOS ğunu bildirmiş: Demophon alevler içinde bü­ tün dünya bağlarından kurtulup temizlenerek tanrı olacakmış. neler çektiklerini. ya da Apollon. halktan saygı görür. bundan böyle tekmil insanlara ben de diyeceğim ki: Tanrı sevdi onu. Başka masallara göre. halkla ilişkilidir. Musa çok sever ozanlar soyunu. şu tahta at olayını anlat şimdi bize. Triptolemos). Demodokos.). kimliğini açığa vuracak bir dilekte bulunur. 125) ve İasion'dan zenginli­ ği. getirmiş Akropolis'e dayamıştı tanrısal Odysseus da kurnazca. insanlara doğal yasaları öğreten tanrıçalar denirdi. Bu. tanrısal bir şiir bağışladı ona. sözünü dinler de.. tanrı kadının kendisi Keleos'la oğullarına Eleusis'teki D e meter tapınağını kurmak öğüdünü vermiş. . bir tekinin adını öğreniriz yalnızca. Triptolemos kanatlan bulunan sihirli bir arabayla bütün dünyayı dolaşıyor. 267 vd. ruhun da devineklerini yöneten bu ozandır (Od. 487 vd. oyunda.): Daha çok sayarım. Bu tapınağın mysteria denilen gizli tapımı bütün eskiçağ boyunca büyük bir saygı görü­ yordu" (Eleusis. seni tekmil ölümlülerden. o da Demodokos'tur. çünkü Musa öğretmiştir onlara ezgi söylemeyi. kadınların nasıl bu gizli törenler sırasında kadın düşmanı Euripides'i suçladıklarını sahneye koymuştur. V I I I . 478 vd. Plutos). 44 vd. V I I I . şöyle der ozan (Od. Demeter'in İasion adlı bir ölümlüyle mace­ rası da anlatılır. de­ ğerlidir. o sıra Odysseus duygulanır.). susturur ozanı ve sorar konuğu­ na niçin acı gözyaşları döktüğünü "dinlerken Argos'luların ve İlyon'un başına gelenleri". Anlatıldığına göre. Sanatı ya Musa öğretti sana. bedenin de. Oysa Demeter'le Anadolu'nun bereket tanrıçası Kybele arasın­ da hemen de hiçbir ilişki kurulamaz. Haydi şimdi geç başka bir konuya. Roma'lılann tapındıkları Ceres Demeter'den pek farklı değildir. VIII. sazını asarlar başının üstünde bir çengele ve şölende. hemen çağı­ rır (Od. bolluğu simgeleyen Plutos adlı bir oğlu olur (İasion. Demodokos Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında görevli ozandır. Metaneira. getirip bir biçimine. Bu macera tanrıçaların ölüm­ lü erkeklerle sevişmelerine bir örnek olarak gösterilir (Od.

Titan 'lar da atılıyordu şevkle sıra sıra. iki tarafın birbirine karışan sesleri yükseliyordu yıldızlı göklere kadar. Hepsi.. onun da üç oğlu olur: Doros. belki Tesalya'da uydu­ rulmuş ve kahramanları Deukalion'la Pyrrha Prometheus-Pandora mythos'una bağlanmış olabilir. Çevrede sonsuz deniz homurdanıyordu. yani geçirdiği bütün serüvenleri anlatma­ ya. Demek ki Zeus Kronos'u yenmekle ege­ menliği hemen ele alamadı. Hellen). en ışıklı bir kişisidir. şöyle der (Theog. Ksuthos ve Aiolos.I »I V I I K VI I A I N K I I AK SAVAŞI Odysseus da işte o zaman başlar Odysseia' yi. Ne var ki Yunan mythos'unun Tufan kahramanları Deukalion'la Pyrrha'nın. ben bugü­ ne dek okuduğum bunca yapıtların hiçbirinde şair Homeros'un gözü gibi gören göz görme­ dim. Bu başarının da ancak Y ü z Kollu Devlerin yeral­ tındaki hapislerinden çıkarılmalarıyla sağla­ nabildiği belirtilir. 20. Bkz. engin gökler yankılanıp inildedi ölümsüzlerin saldırıları altında. ad bırakmadan öbür dünyaya gö­ çüp Hades'in karanlıklarına gömüldüklerini söyler. Her birinin yüz kolu vardı onların omuzlarında heybetle savrulan. Zeus da artık tutmaz oldu öfkesini. Homeros'un kendisi midir? Kör ozan üstüne nice söz söylendi. bazılarını almadı­ ğını gösterir. Titan tanrılarla Kronos oğulları ki birileri. şöyle ki Tufan'dan kur­ tulan Deukalion'la Pyrrha'nın bir oğlu olur. Othrys'de. Olympos'un tepesinde oturanlar. Dikildiler Titan'lara karşı korkunç savaşta koca ellerinde yalçın kayalarla. 3) hesiodos'un Sümer. Ksuthos ise çocukları Akhaios'la lon yoluyla A k ha'ların ve İon'ların atası olur (Tab. Yürekleri hınçla dolup taşarak tam on y i / cenkleşti durdular. Olympos' kıların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. her birinin elli de kafası vardı güçlü bedenlerinin omuz başlarında. kuşakları. Demodokos Odysseia destanının en sevim­ li. Theseus'un dostu olan bu D e ukalion Kalydon avında da bulunmuş. (1) Soylar mythos'unda Hesiodos tunç soylu insanların kendi elleriyle yok olduklarını. insanlığın başına gelen yı­ kımlarının kaynağında bulunan Prometheus ve Epimetheus soyundan olmaları (Tab. 666-735): Ogün tanrı ve tanrıça hepsi azgın bir cenk havası estirdiler. Demeter. Titan tanrıları. 630 v d . Bu efsane Hellen ırkının atasını kur­ ma işine de yaramış. (2) îlyada'da adı geçen bir Deukalion daha vardır: Girit kralı Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Troya savaşına katılan Meriones'in dedesidir (Meriones). Othrys'le Olympos ikisi de Thessalia'nın birer yüksek doruğudur. tüm nimetleri verenler. saydıktan son­ ra. en devinekli sahnelerindendir (Theog. Yunanlıların Tufan efsanesi da­ ha sonraki bir çağda. Haykırışlarla yüklüydü atılan her şey. değil miydi diye tartışıldı. ) . gürbüz elinden fırlayıp uçuyordu yıldırım . Homeros kör müydü. öbürleri. bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga. Devler ve Tanrılar Savaşı (Titanomakia). belli değildi kimin kazanacağı. Kronos oğulları ve Zeus'un gün ışığına çıkardığı güçlerine dayanılmaz azgın devler. adı Hellen. Okuyucu kendi duy­ gu ve izlenimine göre karar versin. ağır bir deprem iniyordu Tartaros'a kadar karışarak gümbürtüsüne korkunç saldırışların savrulan kayaların. ni­ ce mürekkep döküldü. Toprak kükredi birden gür sesiyle. Şimşekler saçıyordu gökten ve Olympos'tım. Tu­ fan. Babil ve Samî kaynakla­ rından bazı efsaneleri alıp. koca Olympos sarsılıyordu temelinden. Doros'la Aiolos doğrudan doğruya Dor ve Aiol ırklarının atası. uzun zamandan beri savaşıyorlardı güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. Yüreği dolar dolmaz öfkesiyle bütün gücünü salıveriyordu ortaya. ama bunun nasıl olduğunu anlatmaz. her iki taraf gösteriyordu var gücünü. korkunç bir kargaşaya dönerken boğuşmaları. D e m o p h o n . mağrur Titanlar. Hesiodos Olympos tanrılarına kadar bir­ birini izleyen soyları. Deukalion. Tufan sözü ve kavramına rastlanmaz en eski Yunan kaynaklarında. Bu iki dağın tepesinden sürdürülen savaş Theogonia'nın en renkli. gürzlerin.

t a n r ı Asklepios'un dirilttiği H i p p o l y t o s Artemis'e kaçırılıp İtalya'ya getirilmiş ve Virbius adıyla t a n r ı ç a n ı n kültüne girmişti. dokuz gece sonra varabilir Tartaros'a. Kapkara saldırılarla ezdiler Titanları. yakıcı bir soluk sarıyordu yer oğlu Titan 'lan koskaca alevler karışırken bulutlara. G e r ç e k t e n d e L a t i u m ' u n b u şehri çevre­ sinde bir göl. Bir örs gökten düşse dokuz gün. üstünde kökleri bitegelmiştir toprağın. herkes hışımla birbirine girmişken savaş duraklayıverdi birdenbire. biri kızı Elissa. Yolda gider­ k e n g e m i d e n ağzına kadar dolu t o r b a l a r atıyorlarmış d e n i z e . d a h a çok Apollon'un kardeşi bir ışık tanrıçası sayılırdı (Artemis). vurdular zincire yendiklerini ve gökler ne kadar uzaksa topraktan toprağın o kadar altına gömdüler onları. T a p ı n a ğ a b a ş r a h i p olabilmek için k e n d i n d e n ö n c e k i başrahibi t a n r ı ç a y a kurban e t m e k gerekirmiş bu t a p ı n a k t a . T a u r i s ' t e olduğu gibi b u r a d a da tanrıçaya i n s a n kurban edilirdi. oysa torbalar kumla d o l u y m u ş . Briareus. N e var k i Pygmalion a m c a s ı n ı n d e ­ finelerine göz dikerek Sicharbas'ı ö l d ü r t m ü ş . savaşa doymayan bu yüz kollu devler azdırdılar yeni baştan savaşı: Üç yüz taş birden fırladı bu devlerin güçlü kollarından. yol yol toprağın altına tıktılar onları. Yamandı gümbürtüsü bu korkunç savaşın ve yamandı gözlere sığmayan görüntüleri. D i d o . D e i o n e u s ' u n kızı. Kottos ve coşkun yürekli Briareus. Rüzgârlar da karışıp bu kaynaşmaya savuruyorlardı sarsılan toprağı karıştırıp birbirine tozları. şimşekleri. ne kadar güçlü de olsa Titan tanrılar kamaşıyordu gözleri şimşek ve yıldırımlardan. dört bir yanda yükselir duvarları. D i a n a . D i a . büyük Zeus'un bu savaş silahlarını. sallayıp savuruyordu kutsal alevi gittikçe sıklaşan şimşekleriyle. bar bar bağırıyordu ateş alan ormanlar. İ k s i o n ' u n karısı (îksion). uçsuz bucaksız denizin. Babası öl­ düğü z a m a n Pygmalion ç o c u k m u ş . K a r t a c a kraliçesi D i d o ' n u n efsanesi Vergilius'un " A e n e i s " . Güçleri yetmez çıkmaya oradan Poseidon kapamıştır tunç kapıları. D i d o b u torbaların içinde Sicharbas'ın altınları olduğu kanısıyla kardeşi­ ni a l d a t m a y a girişmiş. yıldırımları. kulakların işittiği göklerin yerle çarpışmasından doğabilecek görüntülere ve seslere benziyordu. Kalkan tutan Zeus'un buyruğuyla durur orada sadık birer bekçi gibi Gyes. Tunçtan bir duvar çevirmiştir orayı. Gyes. dokuz gece ancak onuncu günü varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak dokuz gün. çatır çatır yanıyordu canlılara can veren Ana Toprak. İşte orada saklıdır Titan lar karanlıkta bulutları toplayan Zeus'un istemiyle. D i a n a ' n ı n R o m a ' d a anlatılan efsaneleri Yunan A r t e m i s ' i n d e n esinlidir. Böylesine büyüktü gümbürtüsü birbiriyle cenkleşen tanrıların. a m a halk o n u krallığa seçmiş. Biri çökerken öteki üstüne düşse onun. a m c a s ı Sicharbas'ı da n a i p olarak s a p t a m ı ş ve Elissa'yı o n u n l a ev­ lendirmiş. ve ekinsiz. Roma'lıların g ö z ü n d e D i a n a avcı t a n r ı ç a değil d e . gümbürtüleri. Daha büyük olamazdı gümbürtü. O r e s t e s İtalya'ya T a uris Artemis'ini getirmiş ve N e m i ' y e yerleştir­ m i ş . Bu k o r k u n ç d u r u m karşısında Elissa T y r o s ' t a n g ö ç m e y e karar vermiş ve y a n ı n a k e n t i n ileri gelenlerinden bir grupla Sicharbas'ın d e ­ finesini de alarak denize açılmış.gök gürültüleri arasında parıl parıl. E r k e n çağlardan beri Yunan Artemis'iyle bir t u t u l a n İtalya'lı bir t a n r ı ç a . Libya yerlileri Elissa ile . Dört bir yanda. d e s t a n ı n a dokunaklı bir sevda r o m a n ı olarak g i r m e z d e n ö n c e de vardı ve şöyle anlatılırdı: F e n i k e kenti T y r o s ' u n kralı iki ç o c u k bırakarak ö l m ü ş . Bir yandan öbür yana taşıyorlardı savaşların bağırış çağırışlarını. gözlerin gördüğü. kaynıyordu karalar ve ekinsiz denizler. G ö ç m e n l e r . üç kat karanlık sarar dar boğazını. Derken. Başka bir efsaneye g ö r e . Ama ön saftaki Kottos. Ö n c e Kıbrıs'a uğrayıp A p h r o d i t e t a p ı n a ğ ı n d a n seksen g e n ç kız kaçırarak k e n ­ dilerine eş edinmişler. akıl almaz bir azgınlık sarmıştı evren boşluğunu. gide gide Afrika'nın Libya kıyılarına varmışlar ve o r a d a karaya çıkmışlar. kutsal bir koru ve D i a n a ' n ı n bir tapınağı vardı. ö b ü r ü oğlu P y g m a l i o n .

Vergilius'un bu efsaneyi kullanarak yarattı­ ğı öykü şöyledir: Elissa'nın adı Dido'ya çevri­ lir.adamlarını iyi karşılamış. Aşkı ona her şeyi unutturur. Bu kent sonradan Kartaca diye anılacak Roma'nın düşmanı. Hıristiyan ortaça­ ğında Didyma' nın hâlâ orada durduğu ve bel­ ki de canlılığını sürdürdüğü tapınağın taba­ nında çizili görülen haçlardan belli. ikiz tapınak. Uzaklaşan Aeneas ufukta sevgilisininin yanan mezarından yükselen dumanları görür. Ellerinde kutsal bir değnek. Dido farkına vanr. Didyma-Didymeion. onu Yunan diline bağlamak amacıyla yapılan bütün açıklamalar yetersiz­ dir . Dido aşkını kız kardeşi Anna'ya açar. Destan. Böylece hazırlanan odun yığını ölüsünün yakıldığı odun yıgmı olacaktır. Üç ay sonra da bir odun yığınının üs­ tüne çıkarak kendini diri diri yakar. Bu serüven Latin şairinin en güzel. ev­ lenmek ister. Panormos l i manında karaya iner ve dört Idlometrelik. İonya'nın en büyük kenti Miletos'un Didyma denilen yerde kur­ duğu Apollon tapınağına "Didymeion" denir­ di.Apollon adı da Yunanca değil. kara sularda gör- . Anna Perenna). Tanrılar da Odysseia misali araya girerler ve Aeneas'a haberci gönderirler ki. Dido gidişlerini gözler. Aeneas'la bir­ lik. Elissa orada kraliçe olur. Delphoi'de olduğu gibi Didyma'da da fal­ cılar kadınmış. ama komşu krala karşı koyamayacağını bildiği için. kentini kurmakta olan kraliçe Troya'lı kahramanı görür görmez çarpılır. bir devlet kurmaktır. as­ lanlarla süslü yolu yürüyerek varırlardı tapına­ ğa. gece yarısı gene tanrıların dürtü­ sü üzerine Troya'lılar yelken açtıklarında. tanrıça Aphrodite'nin düzenlerine kurban gider. en içli dizeleriyle dile gelmiştir. bir odun yığını hazırlatır. büyük bir aşk harlayışıyla birbirinin olduklarını anlatır. dedikodu­ yu simgeleyen. bir kuyunun üstünde oturur. Oysa Didym-kökü Y u nanca değil. Ne var ki yeni Didymeion 150 yıl boyunca Milet'in hazinesini yıprattığı halde. ya da tanrı Apollon'un sevdiği ikizlerden gel­ medir diyenler var. hemen arka­ larından gelen puta tapanlar haçları birer dai­ reyle çevirmişler.Greklerin Anadolu'ya gelmesinden ö n ­ ce tapındırdı herhalde Didyma'da. bu sırada komşu kral İarbas Dido'nun bir yabancıyla sevişme­ sini rezalet sayarak Dido'yı sıkıştırır. ya da ikizler tapınağı a n ­ lamına gelen bu ad. Hemen Fama diye bir tanrıça çıkar ortaya. Dido'nun Aeneas'la seviştiği haberini. beraberliklerini yansıtan ne varsa hepsini oraya yığar. İlkçağ yazarları bu adın kaynağım vermi­ yorlar. Elissa bu isteği tiksintiyle karşı­ lar. Aeneas'm Kartaca topraklarına ayak basmasıyla başlar. Elissa da bir öküz derisini öyle ince şeritler halinde kesmiş ki. Pers savaşlarından sonra İonya'nın yeniden kalkınmasıyla Miletos Didyma tapınağını bir daha kurmak ve bilicilik merkezini canlandır­ mak yoluna gider. kaderi Dido'nun yanında keyif sürmek değil. Sicharbas Sychaeus olur. bü­ yük bir kavga kopar. Didymeion'a gelen duacılar. Vergilius kraliçenin Aeneas'a Troya savaşını nasıl anlattırdığını uzun uzadıya gözümüzün önüne serdikten sonra. Zaman geçer. iki doruklu bir dağdan. gizlice kaçmaya hazırlanır. Bu iş çok büyük çapta tu­ tulur: Mimar olarak. Yunan öncesi bir zamandan kalma olsa gerek. bu Fama gider dünyanın dört bir yanına yayar haberi. Anna diye anılan kız kardeşi belki de ilerde Anna Perenna adıyla tapılan Roma tanrıçasıyla bir tutulabilir (Aineias. tapınak hiçbir zaman doğru dürüst bir çatıyla örtülememiştir. Anadolu'nun yer adlannın çoğu gibi. Aeneas boyun eğer. aralarında sert bir tartışma. bir av sırasında fırtına ve doludan ka­ çan Troya'lı kahramanla Kartaca'lı kraliçenin nasıl bir mağaraya sığınıp orda Eros'un okla­ rına dayanamadıklarını. bir öküzün pöstekisine sığacak kadar toprağı seçip oraya yerle­ şebileceklerini söylemişler. kraliçe sevgilisini alıkoyamayacagını anlar ve canına kıymayı göze alır. o sırada ölen kocasının ruhunu yatıştıracağını söyler. üç aylık bir düşünme süresi ister. Bitince Didyma tapınağı dünyanın sekizinci harikası olacaktır. bir türlü tamamla­ namamış. Efes'te yanan Artemision'u yeniden yapan Panionios'la Milet'li mi­ mar Daphnis seçilir. Nitekim Apollon'a . epey bir toprağı elde edip oraya bir kent kur­ maya koyulmuş. büyük Afri­ ka kentidir. ne var ki yöre krallarından biri ona talip çıkar. Işık tanrı Apollon'un gücünü Hıristiyanlar da kolay ko­ lay söndürememiş olacaklar ki. İtalya'ya gidip yeni bir kent. sonra kılıcının üstüne atılarak kendini öldürür.

Tanrı sarhoşluğuna kapılmış kadı­ nın ağzından gelişigüzel dökülen sözleri ve­ zinli dizeler halinde dile getirmek de bilici ra­ hiplerin göreviydi (Brankhos. . Yoksulluk. 750 vd. Diomedes'e bütün bir bölüm ay­ rılmıştır Ilyada'da. 142): Tıpkı bir aslan gibi kudurmuştu işte dev yapılı Diomedes. İki ben­ zetmeyle Diomedes'in atılganlığı dile getirilir (İl. insan Pandora'nın işlediği suç ( k i buna da suç denmez ya. düzyazıda da çok adı geçer. Bölüm bir hay­ van masalıyla başlar (İşi.). Doğruluk üzerine kurulu bir insan cenneti. Yeryüzü de yeni baştan bir altın çağa. onu her işte uygulamakla gör­ mek ve salık vermek Hesiodos'un Yunan dü­ şüncesine en büyük katkısıdır. simgelediği başlıca soyut kavram hak. ama insanlar dünyasında öyle olma­ dığını söyler. orada tanrıça Athena ona destek olup. Danae. Troya önünde savaşan Argos'lu yiğitlerin en yama­ nı (Tab. dile getirenlerin başında da Aiskhylos gelir. V. yargıçlara seslenen şair hay­ vanlar dünyasında kaba kuvvetin hüküm sür­ düğünü. 23). Bu bölüm Hesiodos'un bü­ tün hayat felsefesini verir. Bkz. Hesiodos'un ikinci büyük eseri "İşler ve Günler"de Dike'ye 180 dizeye yakın uzun bir bölüm ayrılmıştır. Troyahlara saldırınca. insanlığa yarar ve iyilik getiren tanrı. V.dükleri ışıltıları yorumlarlar ve bilicilere f ı s ı l darlarmış. her türlü yiğitle. 472 vd.): Eriyen karlarla beslenip taşan bir ırmak gibi köpürüyordu Diomedes ovada. işlenen suçun hemen peşinden Dike'nin öç tanrıları Erinys'lerle bir­ likte geldiğini ileri sürer (Elekt. 87 vd. Dike sözcüğü. gerçek bir tanrı oluveriyor. İnsanlar arasında Dike vardır. Şiirde bir tanrısal varlık olarak canlandırılan Doğruluk gitgide soyutlaşır Yunan düzyazısın­ da ve sonunda Platon'un bunca diyalogunda. (İl. mahke­ mede verilen hüküm için de. hepsini başlarına bela etmişlerdi. Bu kavra­ mı incelemeye değer. Dike. (1) Bir Trakya kralı. Diomedes'e verilen sıfatlar hep savaşta üstünlük gösterir niteliktedir. nereye yerleştirdiği açısından in­ celemek istiyoruz bu parçayı. doğru­ luk ve adalettir. Diktynna. Diomedes. toplum içinde yeri ve etkisi araştırılan "to dikaion" diye cinsiz bir felsefe kavramına döner. "krallara" yani kadılara. Sophokles de Elektra tragedyasında. Britomartis. bir tedbirsiz­ likti sadece) yüzünden ne kadar kötülük var­ sa. Hesiodos burada tanrıça Dike'ye uzun bir öv­ gü yazar. giderek tanrılar­ la bile boy ölçüşmeye kışkırtır onu. onun içindir ki. Babası gibi ünlü. Yalnız Hesiodos'u tanımak bakımından değil de. Dike yani doğruluk toplulukların varlığını ve mutluluğunu sağlar. Di­ ke kavramından Yunanlıların ne anladığını iyice kavramak için başlıca kaynaklarımız H e siodos ve tragedya yazarları olsun. benimseyenlerin. güçlü bir at sürücüsü olmaya özenir Diomedes. şiirde de. adaletin uygu­ landığı mahkeme için de kullanılır. Kratos'la Bia'yı kendine başlıca yardımcı eden Zeus burada bir zorba olmaktan çıkıyor. özünün nitelikleri. Hesiodos'un bu yüce görüşünü tragedya yazarları da benimser. Bundan kurtuluşu adalete güvenle. Diomedes'i kendi atlarına yedirerek bu vahşi töreye son vermiş (Herakles). Dike tanrı Zeus'tan gelir. Herakles. Themis'le Zeus'un kızı ve Eunomia ve Eirene'yle birlikte Hora'ların biridir. Dike insanlar arasında yaşar.). kendilerine yargıç deyip de rüşvet alarak eğrilik yoluna sapan krallara da etkin bir derstir. Adı Yunan dilinde birçok anlamlara gelir. Soylar mythos'u dünyayı bir cehenneme çevirmekle bitmişti. Kardeşi Perses'ten haksızlık gören ve yargıçlarca korunmayıp hakkını alamayan Hesiodos'un Dike'ye bu övgüsü patetik ol­ makla kalmaz. Ülkesine ge­ len yabancıları atlarına yem olarak verirmiş. orta halli bir insanın toplum içinde Dike tanrısal kavramını nasıl görüp. "diken didonai" deyimiyse ceza görmek anlamına gelir. 202 vd. Bkz. Diktys. Ahla­ kı her şeyden üstün tutan bu şair. bir cennete dönüyor.). Brankhosoğulları). doğruların ocaklarında mutluluğun ürünleri bulunduğu­ nu söyler (Ağam. (2) Tydeus'la Deipyle'nin oğlu. Zeus'un yağmuru yağınca sağanak sağanak. umutsuzluk sarmıştı ortalığı. Dike. Dike'yi insanların arasına almak.

Danao'lar başladı ölümsüzlerle çarpışmaya". Biz Olympos'ta saray kurmuş tanrılar çok çektik insanlardan. Troya'h gözcü Dolon'u öldürürler ( X . çok kalabalıktılar. Sonra Trakya'lıların kam­ pından geçerken. Babası Tydeus Adrastos'un damadı olmak bakımından bu seferde ön planda savaşmış ve büyük bir ün kazan­ mıştı. kapandı dizlerine. Glaukos'la çarpış­ maktan vazgeçmekle konukluk kurallarına saygısını belirtir ( İ l . Dione onu tam bir ana şefkatiyle sarar.. yok eder insanların el emeğini. korkunç bir katliam yapar­ lar. sık dişini. Lykia'k yiğit Pandaros tarafın­ dan yaralanınca büsbütün kudurur. Destan boyunca sa­ vaşta da. At adam Kheiron tarafından yetiştirilen Diomedes de dedesi Adrastos'tan Argos tah­ tını miras aldıktan sonra. atlarını alıp götürürler. D i o n e . Odysseus'la birlikte gece keşfe çı­ kar. Sabahat­ tin Eyuboglu'nun Fransız bilgini Mario Meunier'nin çevirisinden dilimize aktardığı "Bakkha'lar" kitabının önsözünde söylediği gibi. Biz de. öldürmeden önce de birçok sırlar alırlar ağzından. sildi iki eliyle Aphrodite'nin bileğindeki özü. Troya'hlarm sıraları Tydeus oğlunun elinde oluyordu iste böyle darmadağın. Diomedes gücü kuvveti ve gözüpekligiyle Yunan ef­ sanesinde Herakles'ten hemen sonra gelen üstün bir yiğit sayılır. dinsel kişiliği dal budak salmış.. okşadı diller döktü: "Hangi tanrı kıydı sana. 12 vd. Hesiodos Dione'yi Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin Okeanos kızı arasında sayar (Theog. iki esir aldıktan sonra Pandaros'u da tepeler ( V . öğütler verir. Güzellik tanrıçası oğlu Alneias'i korumak için savaşa karışıp da Diomedes'in kargısıyla yaralanınca. Ama şunu bilmiyor Tydeus'un o çılgın oğlu: Ölümsüzlerle savaşan insan çok yaşamaz". iki insanın kaldıramayacağı kadar ağır bir taşla yaralar. dedi ki: "Aldırma kızım. İnanıyoruz ki. Bellerophontes). bol çiçekli bahçelerin duvarları tutamaz onu. Dionysos adındaki tanrının i l k çağ din. Alneias'ı çekiyordum savaştan. 253).DİONYSOS birdenbire kabarır. taşkın canlı Diomedes vurdu beni. karada da ön planda görürüz Diomedes'i.): Aphrodite. taşkın canlı da olsa. insanlığın derine giden birçok düşüncelerini bir araya toplayıp yansıtan bu tanrının incelenmesine "Bakkha'lar" oyunundan aldığımız bir par­ çayla başlamak istiyoruz. "Euripides'in bu tragedyası eski Yunanistan' da Dionysos dininin İncil'i yerinde" idi. gelir. Aphrodite ile yetinmez. yıkar sınırlarını. Troya savaşı bitip de Argos'a dönünce kendisini al­ datan karısı Aigialeia'nın kurduğu tuzaktan zor kurtulmuş. tekmil insanlar arasında onu severim en çok. 855 vd. art arda altı Troya'h öldürür. babasının öcünü al­ mak üzere Epigon'lar seferine katılır. yasa. akar hızla. dedi ki: "Tydeus oğlu. yara iyi oldu. Aineias'ı. Diomedes. Diomedes'i de gök gözlü Athena saldı senin üstüne. o sırada oğlunun yardımına koşan Aphrodite ile çarpışır. llyada'dan sonraki destanlarda Odysseus'la birlikte Lemnos'a gidip Philokte'tes'i aradıkları anlatılır (Philoktetes). Karşılık verdi yüce tanrıça Dione.).). Böyle dedi. yavrucuğum. VI. Kavga Troya'Ularla Akha'lar arasında değil artık. Homeros destanla­ rında bu tanrıça Zeus'Ia evlenerek Aphrodite'nin anası olur. efsane. bağrına taş bas. tutamaz onu üst üste yığılı toprak. Ares'i de yaralar Diomedes ( V . sanat ve yazınında ne denli bir yer tuttuğunu Apollon'a ayırdığımız bölü­ mün girişinde tanımlamaya çalıştık. taşar o ırmak. 272-279). tapımı çe­ şitli ve ayrıntılı inanç ve görüşleri. Dione kollarıyla sardı kızını. Bu ceza ona yaraladığı Aphrodite'den gelmeymiş. 370 vd. V.) (Glaukos. 290 vd. ağır acılar dindi. sevgili oğlumu. göz göre göre bir kötülük mü işledin ki?" Karşılık verdi cilveli Aphrodite. Diorfiedes "Thebai'ye Karşı Yediler" desta­ nında da rol oynar. ama dayanamıyorlardt. Diomedes. epey de çektirdik birbirimize. töre bilmez bir yiğit değildir. ya­ rasını i y i eder ( İ l . bu parçanın gereğince yorumlanması bize Dianası Dione'nin . önderlerleri Rhesos'u öldürüp. D i o n y s o s .

ne mutlu tanrıların sırlarına erene! Hayatını temizleyip günahlardan ruhunu Bakkhos'a verene! Yıkayıp bütün kirlerini dağlarda Tanrının delisi olana! Ne mutlu. Kadmos'un kızı Semele'nin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı. yolda gezen? Çekilsin herkes damının altına. etlerini! dağlarına! süt akar. yüce Tmolos'u aştım. Kim o. durmayın. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'lar çembere gerilen deriyi. açılsın güzel meyveli yeşil saparnanın! Bürün yapraklarına meşelerin. T a n r ı T h e b a i ' d e gerçekleştirmek istediği amacı da anlattıktan sonra. Zeus'un oğlu Dionysos. görmesin diye karısı Hera. can verdi düşürüp karnındakini.o n y s o s tanrıyı b ü t ü n ü y l e k a v r a m a k ve d o ğ r u yolda a n l a m a k olanağını verecektir: T r a g e d y a ' n ı n açılışında D i o n y s o s s a h n e y e çıkarak şöyle k o n u ş u r : Dionysos — İşte ben. Oralarda korolarımı top­ ladım. atılmak Lydia'nm. tyrsos'u sallayarak başına sarmaşıktı çelengi takarak Dionysos'un ardından gidene! Haydi. Sonra. yoluyla kutlayana Kybele anamızın cümbüşlerini. indirin Bromios'u Phrygia dağlarından. şimdi ken­ dimi Hellen'lere tanıtmak istiyorum. saadet diyarı Arabistan'ı. temizleyip kapansın bütün ağızlar. O zaman Kronos'un oğlu Zeus aldı düşen çocuğu. Ben Lydia'nm al­ tın ovalarından geliyorum. Bakkha'lar. saçlarına örerler. Thebai top­ rağına ayak basıyorum. . Baktrla'nm uzun surlarım. Tanrılığımdan soyu­ nup insan suretine girdim. ayinlerimi öğrettim. takın artık sarmaşık çelenklerini Açılsın çiçekleri. eski bir zamanda. Euhoi sesleriyle Dionysos'u kutluyorum. sar­ maşıktı asayı verdiğim ilk şehir Thebai oldu. Dionysos'a hoş gelen Trieterit bayramlarında Koşmak ne güzel. tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini. Bromios geliyor. postuna. tanrı babanın tanrı oğlunu. Ey karanlık diyarı Kureta'larm. yansın elinde narteks'lerin sönmez ateşi! Yakındır yeryüzünün korolarla coşup taşması. O tanrılar ki bu. >J'> Hellen ülkesinin mutlu şehirlerine. Euhoi diye bağırarak Bakkhos'un şerefine. sesini korolara karıştırdılar. Onun için Mainad'lar yılanları toplar. mekiklerini bırakıp kaçtıkları dağlara. getirin Dionysos'u. benim için. dağlarda Bakkhos alaylarının ardından! Sarılıp gezmek benekli ceylan serilip yatmak toprağa! Yakalayıp boğazlamak yaban Kanlarını içmek. güzel hisarlarla süs­ lü şehirleri dolaştım. dağdan Dionysos delisi kadınların gergeflerini. çamların! Giyin benek benek ceylan postunu. Barbarlarla Hellen'lerin karışık yaşadığı. Hellen toprağında Bakkha'ların keskin çığlıklarıyla çınlattığım. bal akar. doğum sancıları içinde. Semele'yi besleyen toprak. başına bir çelenk taktı yılanlardan. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar. orada icat ettiler. Ne mutlu bahtı açık olana.. anası. tanrımız Bromios uğrunda durmadan. Media'nm buzlarla örtülü topraklarını. İran'ın güneşten kavrulan kırlarını. ne mutlu. yorulmadan koşuyorum. Onu coşkun Satryr'ler Ana Tanrıçadan aldılar. çarpıldı Zeus'un yıldırımlarına. Moira'lar vakti doldurunca Zeus doğurdu boğa boynuzlu tanrıyı. Phrygia'nın O zaman yeryüzünde derelerde derelerde şarap akar. dağa. Korybant'lar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'ların çığlıkları arasında gümbürdesin diye. dinimi. kim o.. olaylarıyla. yolda gezen? Kim o. çiğ çiğ yemek Euhoi! diye bağırınca Bromios. süslen ak koyunların yününden örgülerle. kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsos'u. sokup kendi baldırına altın kancalarla kancaladı. Orada karıştı coşkun davul sesleri Phrygia kavallarının tatlı nefeslerine. Bakkha'lar k o r o ­ su girer ve aşağıdaki ezgiye başlar: Bakkhalar korosu: Asya topraklarından geldim. Ey Thebai. tekelerini. şimdi ben.

Bu metinde de görüldüğü g i b i se de. biraz ötede Dithyrambos ve başka zetmesi. koşun. Bromios ve hos gibi. sevinç içinde. efsanelik bir dıkları kalıpların baskısından da kurtardığı dağ diye gösteriliyor: Hermes. Neymiş bu Nysa? "Vahşi hayvanlar yatağı Nysa dağı" deniyor Bakkşüncesi ve mantığıyla kurulmuş bir kavramsal ha'larda. şenlendiren kadınlar! Dionysos adının etimolojisi böylece açıklan­ Kutlaym Dionysos'u madığı gibi (kimi mitograflar bu adın iki kez derin gümbürtülü davullarınızla.ı İm tlıeon'una aykırı düşen bir tanrıdır. doğayı simgeleyen ve tanrı ol­ ken Latince Deus'ta görüldüğü gibi tanrı an­ duğuna göre. Nysa adı Olympos ve İda gibi yüksek dağla­ Ve haykırır ruhları coşturan sesiyle: ra verilen bir genel ad olsa gerek. Nysa (Sultanhisar) adlı bir kentin yıkıntıları Bakkhoş. Anadolıı'd. buna Nysa eklenince.yükselir sanki yerden. ruğuyla Dionysos'u çocukken bu dağın peri­ hür. ki bu kö­ ğayla karışan. VI. hoy" ya da "Euhay" seslerinden türemedir. da çıkardığı ses ve ünlemlerle dile getirilir. Bakkha'lar alayı Olympos tanrısı bu kadar çok adla anılmaz. kavalların tatlı seslerine". çayıra giden bir tay gibi hos gizemlerini kutlamak anlamını taşır ve anasının ardından. karışsın. gümbürtülü anlamındaki bu sıfa­ ve -nysos diye iki kökenden katışıktır. bu anlama gelen Liber olmuştur. özgür. giderek Hindistan ve Arabis­ tanrıdır. O zaman Bakkha. Ama Nysa İda ile bir tu­ yani şarap ve sarhoşluk insanları içinde yaşa­ tulmuyor. giderek Nysa Zeadlarının ardında ya da kaynağında insan dü­ us'udur demek. hem yabancı.' Aynı kaynaktan olduğu yukarda okunan par­ İakkhos ise çığlık anlamına gelen "iakkhe" ça boyunca da anlaşılan Dionysos'un adları sözcüğünün erkek adına çevrilmesidir. Diotın ve ondan türeme su. Bakkhos. 133). Dionysos do­ (Dios. hos adının Trakya kaynaklı olduğu ileri sürül­ ( 1 ) A D L A R I . Bakkhos adının kendisini açıklamaz. nın kırda. bu tanrıya Yunanca "Eleutheros". ateş. İobakkhos olarak da karşımıza çıkması tanrıya bir adla değil. da görülür. (2) DOĞUŞU. özgürlük veren sıfatı takılmış. dağ hangisidir? Herhalde özellikle hiçbiri. "bakkheion" diye bir isim geçer sözlüklerde. Dia. Birincisi yani Dionysos adı bugü­ mios'a gelince. D i i ) kökeni taşımakta. adı taşıyan birkaç dag ve Aydın yöresinde Lübnan buhurunun dumanları. açıkça bir ses benzetmesidir ne bugün büsbütün açıklanmış değildir. açıklamalarda Nysa. birçok adlarla seslenildüşündürücüdür ve Bromios. fırtına ve davul Zeus'un özneden gayrı hallerinde görülen gürültüsünü yansıttığı görülür. tam ğaralarında nympha'larca büyütüldüğü gibi). tanrı da ''HeyBakkha'lar. tanrının öbür adları gibi bir ses ben­ Euhios. Hiçbir dırır. Zeus'un buy­ içindir ki. bir doğa tanrısı olarak yüksek bir dağın do­ koşun Bakkha'larl ruğunda doğmuş ve o dağla simgelenmekteIrmağından altın akan Tmolos'u dir. Euhios ve îakkmektedir: Dionysos. Dionysos'un baştanrısı olduğu sihirli gür saçları rüzgârda. Dionysos coşkusu. bir ünlemden türediği kanısını uyan­ metinlerde de îakkhos ve lobakkhos. hem de Hellen pantan'da da Nysa dağları vardır. Bakksıçrar. bu dag ise Homeros'un İlyada'sında Trak­ ya'da gösterilir (İl. doğan anlamına geldiğini ileri sürerler. Diove gürleyen. sizi dağdan dağa koşturan Bakkhos ne demek? "Bakkheuo" diye bir f i i l . bu koşturur peşinden dağlara düşmüş koroları. ne Euhoi sesleriyle çağırın Euhios tanrıyı! var ki bu açıklama Yunancada desteksiz kalır) Phrygia'dan kopup gelen güzel çığlıklar tanrıya verilen öbür adlar da anlamsızdır. adları da insanın doğa karşısın­ lamına gelmektedir. Gerçekten de Euhios. tıpkı İda dağı için Homeros metinle­ sözcük arama boşunadır. Dionysos dışardan gelme İm Makedonya'da. Bakkatılır bir ok gibi ileri. Bu Dionysos Nysa tanrısı. bunlar Bakkhos coşkusuna kapılmak. Ro­ lerine emanet etmiş (tıpkı Zeus'un Girit ma­ ma dininde de Dionysos'un Latince adı. Bu tanrıyı . Broanlamlıdır. rinde söylendiği gibi. ama Tesalya'da. elinde kızıl alev saçan narteks. bayırda kendinden geçmiş olarak çok adlılık olsa olsa Anadolu Ana Tanrıçası tanrı coşkusu içinde koşunca bağırdığı "EuKybele ve onun benzeri Artemis'te görülür.

vect karakteri her iki ta­ miş ve Dionysos.. bütün efsaneleri bir tek motif üstüne kurulu­ dur: Tepki ve direnç. Homeros des­ anamızın cümbüşlerini).sonra da asma kütüğü. Kılığı kıyafeti. Dionysos cümbüşleriyle Kybele'ninda'daki bu parçada Dionysos insandan kor­ kilerin bir olduğunu Bakkha'lar da söyler kup kaçan ve denizin içindeki tanrılara sığı­ (yuk. ne oluyor? Çelişki şöyle çözümlenmiş: Yuna­ nistan'da doğduğu halde tanrının Uzakdoguya bir yolculuk yaptığı . Lydia'dan gelmiş. dışardan gelme bu güçlü pımda aynı simgelere. nitekim Semele'yle doğum efsanesinden gözlerinde Aphrodite'nin sihri parlıyormuş". Ne var ki İlyamuş heykeli bulunan Ana Tanrıçadan başkası değildir. sonra. siyah dı.. şu medir. şarap ve kendisine tapınanların alayıyla birlikte yurda döndüğü ve dışardan getirdiği bu armağanları Doğuş efsanesi buna örnektir: Anası Kadkendi yurttaşlarına (Pentheus Dionysos'un mos kızı Semele Zeus'la birleşir. Dionysos bir aylık çocuğu da Zeus alıp baldırına koyar ve Lydia-Phrygia tanrısıdır. ama sevişti­ teyze çocuğu olur) bin zorla benimsettiği an­ ği tanrının gücüne tam inanmamıştır ki. ona karşı direndiği Dionysos üstüne anlatılan efsane ve masallarda dile gelir. bölgenin törelerindendir. on­ theus'la konuşurken. ta Hindistan ve Arabistan'dan gelişi <)/l . nistan'da en tutucu ve gerici bir yöre sayılır­ sarı perçemleri. belli. dışardan gelme bir tanrısal varlığı ovalarından geliyorum". Pentheus tipi de buradan çıkmıştır D a v u l . kha'lar"ı yazdığı çağa kadar çok şey değiş­ kendinden geçme. Bakkha'lar korosunun İ l k sözü "Asia farkla ki Athena Zeus'un kafasından. dınca gördüğü bu tutumu yadırgar Pentheus. da tutarsız değişiklikler yapılmasına yol aç­ hem de Girit'li Zeus kültüne bağlamaktadır. Efsanenin anlam tım" deyimi.. Dionytopraklarından geliyorum" ve "Tmolos'u aş­ sos ise baldırından doğar. tanrının kendini tanıtlamasına ve simgesi de şudur: Hellen'lerin baştannsı da tıpatıp uygundur: "Ben Lydia'nın altın Zeus'tur.. yani Bakkha'ları. Alın Phrygia'dan getirdiği­ Lykurgos Trakya'lıdır. bu Rhea denilen lerini". anamız Rhea ile benim için icat bi kovalamaya kalkar "Dionysos'un sütnineedilmiş olan davulları. Pentheus). Dionysos Thebai'de Semele'den doğ­ Her üçünün de Anadolu-Girit kaynağından muşsa. Daha sonra da Penne yapıp yapıp onun buyruğuna sokmak. Sonradan ve kendilerini hadım eden Pessinus rahiplerinin bir amaçla uydurulduğu besbelli olan Semele tutumunu andırır. aynı davranışlara. Bu efsanenin merkezi olarak gösterilen bölge Şöyle der: "Yabancı bir sihirbazdan da bah­ de önemli: Boiotia ve başkenti Thebai Yuna­ sediyorlar. mıştır. mor yanakları varmış. t e f ve f l ü t de Asya denilen (Semele.turistik bir gezi gibi bir şey . bu yüzden de ceza tanrıça Manisa dağı eteklerinde kayaya oyul­ görür. Bakkha'ların çılgınlığı Kybele törelerinde (3) K A Y N A K VE NİTELİKLERİ. Kybele ve Dionysos tanlarının zamanından Euripides'in "Bakdinlerinin özünde bulunan orgiastik coşku. Oysa Euripides'in tragedyasından da bütün araç ve gereçleriyle görmek ister. ama o da Pentheus gi­ miz davulları. Karnındaki yedi rıntılarıyla belli olmaktadır. Bakkha'lara: ". Homeros destanla­ ikinci bir doğumla meydana çıkarır. onu latılıyor. Bu ikinci rında düpedüz Asia diye anılan yöreden gel­ doğum motifini Athena'da da görmüştük. "Ne mutlu yoluyla kutlayana/Kybele nan bir ödlek gibi gösterilir. bölgenin özelliklerini taşır da ondandır ki ka­ böyle bir bağlantı kurma çabasının ürünüdür.benimsemekte Yunanistan'ın güçlük çektiği.". Dionysos'un ManiHomeros destanlarında adı bir tek kez ge­ sa-Bozdag-Sarde yöresiyle ilişkisi dram bo­ çen Dionysos için aynı tepkiyi dile getiren bir yunca sık sık belirtilir: Dionysos şöyle der başka efsane anlatılır: Lykurgos efsanesi. böy­ Dionysos'un asıl kaynağı açıkça ve bütün ay­ lece yıldırımla çarpılıp ölür. "Vatanım Lydia'dır" dan çıkmış olarak göstermek gerekiyordu. dümbelek. tavırlarıyla bu Semele efsanesi işte bu amaçla uydurulmuş. tan­ daki parçada geçen Korybant ve Kureta gibi rının kaynaklarını açığa vuran anlatımlarda deyimler Dionysos kültünü hem Kybele. kokulu saçları. Kaldı ki gene aynı yukarve Thebai hanedanından doğuş efsanesi. tanrı Yunanistan'da epey tutunmuştur bes­ araç ve gereçlere başvurulmasıyla da belirir. kör edilir (Lykurgos). der Dionysos. Denebilir ki.

Dionysos'un öbür doğa tanrılarından daha etkili. Bu yüzden durgun değil. hem de doğaüstü bir olayı dile getirip simge­ ler. Oysa tam tersine bu coşku insanı doğayla birleşti­ ren. hem doğal. deği­ şim halindedir. ama yaratıcılığın bu tanrısal soluğun dışarıya vurmasıyla elde edilebileceğini anlamıştır in­ san. hem insan. Bu içki dertlilerin derdini avutur.fışkırdıgına hiç şüphe kalmamıştır (Kybele. ölümlülerin kuru yiyeceklerini veren odur.. Dionysos tanrının niteliklerini ele alacak olursak. Kişinin bilinçüstü ve bilinçal­ tına dek erişebilmesi bu tanrının etkisiyle ol­ muştur. Senin alaya aldı­ ğın bu yeni tanrının Yunan dünyasında ne bü­ yük bir yer tutacağını anlatmaya benim gü­ cüm yetmez. Delikanlı.. Osiris... ama onun simgelediği asıl büyük kuvvet doğanın kendisi değil. Azgın kadınları Aphrodite'ye iten Dionysos değildir. iki büyük alan ve akımı kavradığı gö­ ze çarpar. törelere ve ahlaka karşı işlenmiş bir suç sayar. Kaba aklı simgeleyen Pentheus Bakkha'ların çılgınlığını bir ayıp. "Mainomai" de "enthousiasmos" da işte bu tanrıya erme. Adonis. Kybele ve öbür doğa tanrıları gibi. insanla doğa arasında bir ilişki. bütün bir insanlık halidir. Doğa sırlarına ve gücü­ ne ermek. afetler tragedya denilen o şaşırtıcı. Bu dalgalanmanın insanlık dünyasında açtığı yaralar. İnsanların dertlerine başka deva yoktur. yaşamına yön verenleri simgeler. böylece gerçeğin gerçeküstüne ulaşması ve gerçeğe gerisin ge­ ri inmesiyle doğal bir kasırga olan hayatın dalgalan yansıtılmış olur. yarattığı korkunç dramlar. evrensel yaşamın özellikle in- sanın beden ve ruhu aracıyla yansıyıp oluş maşıdır. insan­ ların tanrıları memnun etmek için içtikleri şa­ rabın kendisidir. Bu itiliş onların tabiatında vardır. kolek­ tif bir güç olarak gerçekleşmesinden ileri ge­ lir. ama insanlığın evresinde de yalnız ta­ rımla açılamayan bir çığır açılmıştır. tanrıyla karışma ve tanrılaşma yetisini dile getirir. yırtıcı azmana dönüşür. ona cenneti yeryüzünde yaratan bir mut­ luluktur. Bakkha'lar yerine ve anına göre kadın kişiliğinden vahşi hayva­ n a . dininin öbür sanat kollarından daha üs­ tün. Dionysos her bakımdan doğaya çevriktir. Attis gibi doğanın mevsim mev­ sim değişmelerini de kişiliğinde simgeler. insanın tabiatında olan her şeydeyse. En yüksek zekâların varacağı hikmet bile onlar karşısında âcizdir. İlkin bir doğa tanrısıdır. As­ ma kütüğünün yeryüzüne yayılmasıyla uygar­ lığın buğdaydan sonraki aşaması gerçekleşti­ rilmiş. bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz. çılgınlığında da geleceği görme kudreti saklıdır. . Ad­ lan "mainomafden türemiş olan Mainad'lar bir çeşit çılgınlık içinde doğayı dolaşırlar. Senin (Pentheus'un) sözle­ rinde sağduyudan eser yok. Bu gerçek "Bakkha'lar" tragedyasında kimi kez kâhin Teiresias'ın. kimi kez de Bakkha'ların ağzın­ dan şöyle dile getirilir: Teiresias — Yalnız ikimiz doğru düşünüyo­ ruz.. Dionysos bu ereğe varmanın yolunu herkes için ve kolay kolay açar: Bu yol şarap ve sarhoşluktur. yabani hayvanlar ve yaratık­ larla bir arada yaşar ve coşar gösterilir. onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur.. facialar.. Bu tanrı.. Yunan dili bu güce eren insanın duru­ munu iki sözcükle yansıtmıştır: "Mainomai" ve "enthousiasmos". insanlar için en başta gelen iki tanrı vardır: Biri Demeter tanrıça ya­ hut toprak. Bakkha'lar tragedyasında bu halin parlak bir belirtisi dile getirilmiştir: Dionysos hem tanrıdır. insan için ulaşı­ mı en çok özlenen bir aşamadır. Adından ya da adlarından da belli ki Dionysos bir değil. onlara günlük üzüntülerini unuttutur. Asıl akıl yolu da bu mutluluğa eriş­ menin çarelerini arayıp bulmaktır. topraktan fışkıran bitkileri ve bu bitkiler arasında insanı en çok etkileyenleri. sürekli devinim. şiirin en insancası sayılacak bir yazın tü­ rü olan tragedyayı esinlemiş olmak bu tanrı­ nın bir tek tanrısal güç olarak değil de. yani tanrılaşmak.. doğayı en belirgin biçimlerle yansıtan dağlar­ da. insanı doğanın sırlarına erdiren büyülü bir güçtür. Dionysos tanrının insana verdiği bu gücü akıl ölçüsüne vurup değerlendirmek Euripides'in "Bakkha'lar" oyununun belli başlı bir konusudur. Zeus). insan an­ cak şarabı elde ettikten sonradır ki. ona dilediğin adı verebilirsin. ötekilerin akılları başlarında değil. Öteki de Semele'nin oğludur ve Demeter ka­ dar kudretlidir: Üzüm suyunu bulup insana veren odur. yaratıcılı­ ğın kökeninde bulunan değişim yapma gücü­ ne kavuşmuştur. ormanlarda. Dionysos işte bu gerçeği. bir hikmet saklıdır". Bakkhos'un sarhoşluğunda da. tüyler ürpertici hayat ay­ nasında görülür..

çocukları besleyip büyüten tanrıçayı. ayrıca da Theseus'un anası Aithra'yı kaçırıp Sparta'ya getirmişler (Aithra). cömert günlerin. Sparta'nın Taygetos dağında dünyaya gel­ dikleri söylenen Dioskur'lar Dor ırkının tem­ silcileridir. Leda ölümlü kocası Tyndareos'la da yatmış. insanları rahata kavuşturan. hem de nişanlıları olan Lynkeus'la İdas Dioskur'ların peşine takılmış­ lar. ilkçağdan kal­ ma "İobakkhi" adlı bir topluluktan türeme­ dir. gecelerin sevincine varamayan insanı. güzel çelenkli şölenlerin baş tacil Odur koroların başında koşan. yüzyılın sonlarında Yunanistan'da ne kadar yaygın ve tutunmuş olduğunu gösterir. ölümsüz olan Polydeukes de yaralanmış­ tı. ikisini de göğe alıp yıldızlar arasına yer­ leştirmiş (İkizler burcu). ama bu kızların hem amca oğulları. omuz omza vererek yaptıkları kahramanlıkları anlatır: Theseus kız kardeşleri Helena'yı kaçırınca. Ne var ki Helena uğruna açılan Troya savaşında bulunamamış­ lardı. Bu sözlerden Dionysos dininin Euripides'in bu son tragedyasını yazdığı İ. Bektaşiliğin ve günümüze dek yaygınlığı­ nı yitirmeyen başka tarikatların kaynağında ilkçağın Dionysos dini bulunduğu artık her­ kesçe görülen. kaval sesleriyle sevinip coşan. Dithyrambos. akınca şarap testilerinden pırıl pırı! özü salkımın. Halikamas Balıkçısı'nın ortaya at­ tığı bir görüşe göre zeybekler. 12). Thebai kralı Lykos'un karısı. Atina'ya karşı sefere çıkmışlar ve Theseus'un Hades ülkesine indiği bir sırada onu geri al­ mışlar. ( 4 ) E T K İ S İ . Leda'nın oğulları Kastor'la Polydeuskes'e (yahut Polluks) veri­ lir.Bakkha'lar korosu da şöyle ünler: Bromios. kederleri dağıtan. Efsane. fakire de keder dağıtan şarabın ferahlığını. Birbirinden hiç ayrılmayan Kastor'la Polydeukes kardeşliğin ve dostlu­ ğun simgesi olmuşlardır. Zeus'tan Helena ile Polydeukes'i. Kalydon avına da. Dionysos dininden tragedyanın nasıl doğduğu. mutlu tanrıların en mutlusu. Dirke. Odur veren zengine de. Kara kafalıların. Argonaut'lar seferine de katıl­ mışlar (Argonaut'lar. Dioskur'lar. Amykos) ve her iki se­ ferde yararlık göstermişler. ama daha etraflıca incelenme­ ce digi için büsbütün gün ışığına çıkmamış bir gerçektir. Dithyrambos denilen bu tanrı­ ya övgünün nasıl gelişip de akıllara durgunluk verecek bu şiir türünü ortaya çıkardığını an­ latmak bu s ö z l ü m ü n sınırlarını aşmak olur. B i z Dionysos tanrının mistik akımlar. Dithyrambos. Zeus bu iki kardeşi birbirinden ayırmamak için. Pentheus gibi yarım akıl­ lı yobazların kovmaya uğraştıkları bu tanrı. Ö. inan en basit halkın inandığına onun yaşadığı gibi yaşa. Bu isim. Bütün insanlara seslenen Dionysos tapımı bir halk dini olmuş­ tur. bin bir işkenceyle daha da yücelttikleri bu er­ miş ilkçağda İsa dinine örnek olmuştur ve tıp­ kı Meryem Ana nasıl Artemis'in ve Kybele'nin özelliklerini benimseyip tutunabilmişse. "Bakkha'lar" traged­ yasının bir korosunda baştanrı Zeus'un ağzın­ dan şu sözler söylenir: . odur tanrı sofralarında. tarikatlar üstündeki etkisi ve özellikle bunun Anado­ lu'da gelişen biçimi üstünde durmak istiyo­ ruz. Zeus'un oğlu Dionysos düşkündür sevincine şölenlerin! Sever Dionysos Barış'ı. "Dioskuroi" Zeus'un delikanlı­ ları anlamına gelir. tanrı Dionysos'a verilen bir addır. Uyaklın dediklerine. İsa da ancak Dionysos dinine sırtını dayaya­ rak yayılabilmiştir geniş halk kitleleri arasına. V. Dor uygarlığının merkezi Sparta'nın Atina'ya karşı olan ezeli düşmanlığını simgelerler. Tyndareos'tan da Kastor ile Klytaimestra'yı doğur­ muş (Tab. Amphion ile Zetos'a eziyet eder ve cezasını bulur (Amphionj. Sevmez Dionysos. dağılınca insanlara uyku sarmaşıkla bezenmiş şölenlerde. aralarında çıkan kavgada Kastor can ver­ miş. Tanrı Zeus'un Leda'ya yaklaştığı gece. çünkü daha önce talihsiz bir macerada can vermişlerdi: Dioskur'lar Leukippos'un iki kızı Phoibe ile Hilaira'yı kendilerine eş olma­ ları için kaçırmak istemişler. kapılma gurura ve derin düşüncelere.

Dithyrambos gibi bu sözcüklerin de Dionysos diniyle birlikte Anadolu'dan. K ı z ı gören Apollon da ona tutulmuş. Dithyrambos. bunların en dikkati çeken yönü de şu ki. Dolios. tanrı Dionysos için Olympos'ta Zeus'un bir şenlik hazırladığı anlatılır. Odysseia'da. kimi de ölümsüz­ dür. en il­ ginci Dor şairi Pindaros'tan bilinen birkaç di­ zedir. çalgı. Akha yiğitle­ ri onu amansızca öldürtükten sonra. İstiyorum ki. oyun ve sözü bir arada birleştirdiği. Dryad da ağaç perilerine verilen addır. 233-264). bu arada vahşi hayvanlarıyla birlikte tanrıça Artemis'in de gelip raksa katıldığı. Bunların kimi ağaçla birlikte biter ve onunla ölür. Ama Dolon. ama tez ayaklı bir adamdır. Laertes'in bağına. Oita dağının yamaçlarında babasının sü­ rülerini otlatırken. dithyrambos bir yazın türü ve özellikle tragedyaya doğru­ dan doğruya kaynak olmuş bir tür olarak gös­ terilir. 314-464) (Diomedesj. bu işi başarırsa ona Akhilleus'un at­ larıyla arabasını vereceğine ant içer. u n . Kardeşleri Hamadryad'lar gibi Dryad'lar da bitkileri korur. Odysseia'nın son bölümünde Odysseus talip­ leri öldürüp babası Laertes'i bulmaya gelince. onu Dolios ve altı oğlu sevinçle karşılarlar ve ağırlarlar. ağaç sağlıklı ve canlı oldu­ ğu zaman sevinir. Orpheus'un eşi Eurydike bir Dryad'dır (Hamadryades). X X I V ) . Öldürül­ memek için yalvarmaları yakarmaları. bir erkeğin rahminde büyü. Bu dithyrambos'tan da Dionysos dininin Anadolu'lu ana l.DRYOPE Gel. ey Bakkhos. Troya'lıları ele vermeleri boşunadır. İambos. kutlamaya yarayan bir söz­ cük olduğu anlaşılır. türkü söyleme . bu terimle üçünün de dile geldiği bellidir. bu da Bakkhos alaylarında tanrı şerefine söylenen bir ezginin.ekine bakarak iki kez doğmuş anlamına geldiği sanılmış ve bilginlerce ileri sürülmüştür. Hektor onu Akha'lıların gemilerine gözcü olarak gönderir. tanrı D i onysos'u övmeye. Dryope. Dithyrambos'un kökenindeki anlam ne olursa olsun. X. hora tepmesini öğretmişler. Kaynağının ne olduğu bilinmeyen bu sözcü­ ğün. çam ağaçlarının altında meşaleler yanarak cümbüş yapıldığı belirtilir. kral Dryops'un biricik kızı­ dır.ııırıç. Elimizde dithyrambos türünden birkaç örnek vardır. hem "iambos" ve "thriambos" gibi müzik terimleriyle ilişkisinden. bahçesine bakan ihtiyar ve sadık bahçıvan. Dryöpe. "Drys" Yunanca ağaç ve özellikle meşe ağacı anlamına gelir. gece keşfe çıkan Odysseus'la Diomedes'in tuzağına düşer ve yakalanır. 6). bir övgü­ nün adıdır. Odysseus Troya savaşına gidince. Dryades. baldırıma gir. Ne var ki dithyrambos'un hem kul­ lanılışından. Dithyrambos Yunancada Anadolu kökenli sayılan birçok sözcük gibi karanlık kalmıştır. Ama hiçbir çaba söz­ cüğün doğru dürüst bir açıklanmasını sağla­ yamamış. Thriambos'a gelince. Dryope'ye yaklaş . Dolon. bağlarına çeki)en yaşlı Laertes'e bekçilik eden odur. Thebai seni iki kere doğmuş tanrı diye ansın ve kutlasın. yukardaki Euripides dizelerine dayana­ rak ve başındaki di. İ l k tiyatro denemeleri dithyrambos şa­ irlerinden doğmuştur denir. büyük Ana Tan­ rıçanın yanı başında davul ve dümbeleklerin çalındığı. ölüsünü bir ılgın ağacına asarlar (İl. sonra da en yaygın bir vezin olmuştur. Yunan şiirinde ve özellikle tragedya­ da konuşma bölümleri için kullanılan bir ölçü­ dür. Yunan şiirine ilkin hiciv türüyle girmiş. Terim şu bakımdan önemli ki. Bakkhos tanrının bir ses ve çalgı cümbüşü içinde kendisini kutlamak için kullanılan ünlem ve çağrıları kendi adları olarak benimsediği görülür. Hesiodos Theogonia'da bu kızların bazılarının adlarını sayar (Theog. Dionysos dinine özgü bir terim olduğu anlaşılmaktadır. Dithyrambos türüne gelince. özellikle Lydia-Phrygia'dan geldiği şüphe gö­ türmez (Dionysos). Doris.ıLırın ikisiyle de ilişkide olduğu ortaya çıkmaktadır. Pontos'un oğlu Nereus'la evlenir ve Nereus kızları diye anılan elli kızı olur (Tab. Okeanos'un kızı Doris. ağaç perileri hamadryad'lar onu aralarına almışlar. yapraklarını yitirip kuru­ maya yüz tuttuğu zaman derin bir yasa kapı­ lır. Troyalı haberci Eumedes'in oğlu D o lon çirkin. Öldürülen taliplerin öcünü almaya gelen İthaka'lıları püskürtmeye yardım eder­ ler (Od.

Dryops. derken tanrı bir yılan olup kızla birleşmiş. onu ku­ cağına almış. K ı z kaplumbağa ile oynamaya başlamış. olup bi­ teni kimseye bildirmemiş.mak için bir kaplumbağa biçimine girmiş. Amphissos Oita'nın eteğinde aynı adı taşıyan bir şehir kur­ muş. Dorların saldırısına uğrayınca. kimi Thessalia'ya. Bir gün Dryope oğlunun kurduğu Apollon tapınağının yanında eski oyun arkadaşlan hamadryadlara sunu sunuybrmuş ki. Kendisi Apollon'un oğluymuş derler. Kıbrıs ada­ sına göçenler bile olmuş. kimi Euboia'ya. Kaçırıldığı yer- de bir kavak ağacıyla bir kaynak ortaya çık­ mış. Adı ağaç. Önce Parnassos dağının eteklerine yerleşmiş olan soyu. kaçmış. dört bir yana dağılmış. meşe anlamına gelen ke­ limeyi andıran Dryops. < )H . kimi Peloponessos'a yerleşmişler. perileri onu kapıp aralarına almışlar. Dryope korkmuş. Yunanistan'da ilk yer­ leşmiş Dryops boyunun atası sayılır. Bir süre sonra da Andraimon adlı bir adamla evlenmiş ve Amphissos adlı bir çocuğu olmuş.

6). oysa Zeus buna çok kızmış ve heyke­ li tuttuğu gibi gökten aşağıya atmış. ağzı ateş saçan Khimaira ve sonra da kendi dölü Orthos'la birleşerek Phiks'i ve Nemeia aslanını da doğurmuş. Troya ovasına düşen Palladion Troya'daki tapınak­ ta saklanmış. 295 vd. bataklıklar canavarı Hydra. Romalı su perisi. Bir mağarada doğdu bu azgm yürekli Ekhidna. Kadmos'un Thebai şehrini kurar­ ken toprağa diktiği ejder dişlerinden doğup da sag kalan beş adamdan biridir. Yarı bedeni bir genç kızdı onun. Zeus'la Hera'nın kızı. Andromakhe'nin babası. 7). Mysia'da Thebe şehrinin kralı. 6). Bu azman yaratık.): Kallirhoe yenilmez bir ejderha da yarattı ne ölümlülere. Hades bekçisi Kerberos. yeryü­ zünde ne kadar korkunç köpek ve canavar varsa hepsini ürettiği anlatılır: Geryon'un kö­ peği diye anılan Orthos. öldürdüğü halde silahlarını almamış. Eileithyia. genç kız kutsal Palladion hey­ keline sığınarak tanrıdan korunabileceğini sanmış. Harpya'lar ve Aello (Bora) ile Okypetes (Kasırga) diye ka­ natlı iki yaratık (Hesiodos. Pontos'la Gaia'nın oğlu Thaumas'a eş olur (Tab. Birleşmelerinden şu tanrısal varlıklar mey­ dana gelir: İris (Gökkuşağı). Akhilleus onu çok saydı­ ğı için. ama dölleri Herakles ve Bellerophontes gibi yiğitlerin elinden can vermişlerdir (Typhon. (1) Okeanos'la Tethys'in kızı Elektra. Başka bir anlatıma göre. Adı Palladion efsane­ sine de karışmıştır: Zeus Elektra'yı elde et­ mek isteyince. ne de ölümsüzlere benzeyen. Eileithyia doğumlara bakan ebe tanrıçadır. Ekhidna şöyle tanımlanır (Theog. Ekhion. Numa öldüğü zaman Egeria o kadar gözyaşı dökmüş ki bir pınar oluver­ miş.E Eetion. Ekhetos. Herakles. yol gösterirmiş. 266). Ekhidna'nın ini efsaneye göre Arima dağları denen Kilikia'dadır. Hera'nın sözünden ayrılmaz. Ejderler soyunu sayarken Hesiodos Ekhidna'ya uzun bir parça ayırmıştır. Agamemnon'la KIytaimestra'nın k ı z ı Elektra'dır (Tab. Troya şehrini korusun diye kendi vermiş Dardanos'a (Palladion). Ekhidna. Nitekim Hera'nın hışmına uğramış Leto ile Alkmene'nin do­ ğumlarında bulunmamakla Zeus'un evlilik dı­ şı çocuklarının dogmasına engel olmaya ça­ lışmış (Leto. zalimligiyle ün salmıştı. Nemi'deki Diana kültüyle ilgili olarak. sevgilisiyle yattı diye kızını gözüne tunçtan iğneleri sokarak kör etmiş ve bir ku­ leye kapatmış. Geceleri onu ziyaret eder. Hephaistos ve Hebe'nin kız kardeşi. din ve devlet yönetimi konusunda ona öğütler verir. Kendi ölümsüz olduğu için yeraltında hep yaşar. Epeiros bölgesinin efsanelik kralı Ekhetos kötülüğü. Alkmene). onun buyruklarını harfi harfine yerine getirirmiş. Ares. Egeria dindar kral Numa Pompilius'un karısı ya da dostu olarak gösterilir. Theog. Bellerophontes). yarı bedeniyse koskoca bir yılandı korkunç. Pontos'la Gaia'nın dölünden Khrysaor'la Kallirhoe'den dogmadır (Tab. bir­ çok efsanelik kişilerin adı olmuştur. güzel yanaklı ve gözleri fıldır fıldır. bunları öğütür ve un yaparsa. Zeus'la birleşerek Dardanos'u İasion'u ve Harmonia'yı doğurmuş (Tab. Yankıyı simgeleyen nympha (Narkissos). Elektra. gözleri­ nin açılacağını söylemiş. Bu kral. Typhon'la çiftleştiği ve yeraltında. Palladion'u Elektra. Nympha'lar mezarı üstü­ ne bir karaağaç fidanı dikmişler (Andromakhe). gene tunçtan arpa taneleri vermiş. 15). (2) Atlas'la Pleione'nin "Pleiades" adlı yedi kızlarından biri (Pleiades). Ekho. I lomeros destanlarında adı geçmeyen . Egeria. Caelius tepesinin eteğinde bir tapınağı var­ mış. Pentheus). törenle gömmüştür. (3) Bu adı taşıyan en ünlü kişi. Kadmos'un kızı Agaue ile evlenir ve Pentheus'un babası olur (Kadmos. Efsaneye göre Semendirek adasında oturan Elektra. "Parlak" anlamına gelen bu ad. her yanı benek benek amansız bir yılan.

Helena'nın eski taliplerinden olduğu için otuz gemiyle katılır Troya savaşına.. Bütün doruklar. bazı ilkeler adına kendi kendine eyleme geçmeyi göze alan yiğit bir kızdır. Elephenor. sonra da Klytaimestra'yi öldürme­ sine yardım eder. Empusa. Alkmene'nin babası (Alkmene). Endymion. sivri kayalar ve çayırlar nasıl serilirse göz önüne. Abant'lar Euboia yarımadasına yerleş­ miş bir kavimdir. Eleusis. Beşparmak dağının eteğinde Menderes ırmağı kendi ovasınca akarak bin bir dolanışla gümüşten aylar çizer. Başka bir efsane onun Troya'dan döndüğü ve önce Sicilya açıklarında. Endymion efsanesi Homeros'un bu birkaç dizesinden doğmuş gibidir. Hermes'in oğlu ve Triptolemos'un babası olduğu söylenir. Bunu kocasına affedemeyen karısı Klytaimestra. Elektryon. Ana katili olduktan sonra. Endymion efsanesi işte bu dekor içinde doğdu. Hamlet so­ rununu ilkçağ tragedyasında dile getiren kişi­ dir. Beşparmakların görkemi insan hayalini uzak geçmişlere. Demeter de buna kızarak onu öldürmüş (Triptolemos). Büyücü Kirke'nin konağında yiyip içer. Orestes'in peşine Erinys'ler takılır. 463-472). Perseus'la Andromeda'nın oğlu. en çok sözü edilen bir kahramanıdır. Eleusis şehrine adını veren efsanelik kişi. Sophokles'in "Elektra". O zaman insan bir dünya manzarası değil. Bu bakımdan tragedya yazarlarını çek­ mesi. Ama bu efsane­ nin asıl kahramanı eski adıyla Latmos. Tanrıça Hekate'nin çevresinde bu­ lunan korkunç bir görüntü. Koca ırmak Bafa gölüne ve batıda Ada­ lar denizine pırıl pırıl boşanır. Eleusis olaya tanık olup bir çığlık atacak ol­ muş. eli kana bulandıgı. Elektra adının tersine . karakterini çeşitli açılardan ele almayı esinlemesi şaşılacak bir şey değil­ dir. insan etiyle beslenir ve kurbanlarını avlamak için çok güzel bir kadın kılığma girermiş. Ne var ki. Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. Aiskhylos'un "Agam e m n o n " üçlüsünde. Elis'te rüzgârların esmesini sağlamak zorunda kalmıştır. llyada'da adı geçen Abant ön­ deri. Parlak ayın çevresinde sapışız yıldız rüzgarsızken duru gökyüzü nasıl yanarsa ışıl ışıl. Elektra'nın rolüyse burada biter. anasını öldürmek gibi korkunç ve dogadışı bir suça karıştığı içindir ki.karanlık ve karmaşık bir kişi­ likle canlanır gözümüzün önünde. Öyküsü kısaca şöyledir-. Bir ayağı tunçtanmış. Euripides'in de hem "Elektra" hem de "Orestes" tragedyalarında rol alır. Atreusogullarının baş düşmanı Aigisthos'la kocasını aldatır ve yıllar geçip Agamemnon dönünce iki âşık onu alçakça bıçaklarlar. Elephenor. Antigone gibi insanlarüstü bazı yasaları korumayı. Elektra kan davasının en belirgin simge­ lerinden biridir (Orestes). kıtaları sarsıp dağlan birbiri­ nin üzerine yığan büyük yersarsıntılan çağına götürür. Kardeşinin önce Aigisthos'u. bu kez Elektra delikanlılık ça­ ğına gelen kardeşi Orestes'i babalarının öcü­ nü almak üzere yetiştirir. Odysseus'un arkadaşlarından biri­ dir. ferahlar yüreği çobanın. G e ­ ne yıllar geçer. Ruhu Hades'te Odysseus'a yalvarır ken­ disini gömsün diye. gökler yırtılıp da açılır. Demeter Triptole10(1 mos'u ölümsüz kılmak için ateşe daldırırken. Geceleri Bafa gölü tepsi dolusu gümüştür. büyülemesi. tekmil yıldızlar görünür. Herhangi bir piş­ manlık duyduğu tragedyada söz konusu değil­ dir. I V . keyfeder ve Odysseus ölüler ülkesine gitmek üzere yola çıkacağı gece fazla şarap içmiş olan Elpenor sızdığı damdan aşağı düşer ve ölür.. Elpenor. bugün Beşparmak diye anılan dağdır. sonra da Epir'de şehir kurduğunu anlatır. Hekate'nin insan­ ları korkutmak için yarattığı bu canavar her çeşit kılığa girerek daha çok kadınlara ve ço­ cuklara görünürmüş. yeryüzüne paldır küldür yıkılmış bir cennet görmüş gibi olur. Endymion.Elektra. Beşparmak dağında sürü- . Agamemnon T r o ya savaşına çıktığı zaman. Homeros'a göre Agenor'la savaşırken öldürülür ( İ l . tragedyanın en ünlü. Beş doruğunu bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bu dağa bakarken o dep­ remlerin gürleyişini duyar gibi olur insan.

dağların ıssızlığını. Yamaçlarda çobanların yaktı­ ğı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. sakallı kara keçilerini gözler. ışığın ta kendisiydi. ölümsüz mutluluğunu gözümüzle göre­ biliriz. Gündüz kayadan kayaya hoplayan boynuzlu. dört oğlu olmuş. Savaş tanrı Ares'in ek adlarından biri. kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine öz­ lemini de hep bu kavala söylerdi. Ay tanrıçası Se­ lene. Beşparmak dağlarının yoksul çobanı­ na bir armağan vermeyi kurmuş. Hesiodos. fısıldaşır zaman zaman. ilk ay gökte gözüktü mü. gönül vermiş ona. Yalnız. bulut bulut yapraklarıyla sağa. tanrılara denk gelmelerini istemezler de ondan. kara dorukların.OS lerini otlatan bir çobanmış. Endymion'un kavalı yalnız çobanın sevincini. Beşparmak'ların çobanı Endymion'un ışıklı. Savaş tanrı Ares'in çevresinde bulu­ nan bir tanrıça. Onlar Beşparmakların do­ rukları gibi kara. nerede doğarsa. Dile ben­ den ne dilersen. Entoria. H e p aynı sestir o. Ay ışığı göklere par­ mak uzatan doruklardan aşağı şu şırıltısı gibi şarıl şarıl akar. öperdi. gümüş ışığıyla onu sarıp çayırın üstüne yatınca kollarını sev­ gilisine açardı. Kavalı Endymion'un biricik dostu. Selene de gökte ne zaman do­ ğarsa. ne gece taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken kimsecikler gör­ mezdi. Gökler sanki yırtılmış. biri lanus. Çokluk. Selene ile Endymion'un bu h e p yenilenen bitimsiz sevgilerinden hoş­ lanmış. İtalya'da bulunduğu Altın Çağda İkarios adlı bir köylünün kızı Entorlii ile birleşmiş. Her buluşmada ilk defa buluşuyormuş gibi olurlar. Endymion'a baka baka. Dağlarda yapayalnız yaşa­ manın verdiği hürlük. 592): . V. Phorkys'le Keto'nun kızları Graia (Kocakarı)'lardan biri sa­ yar onu (Theog. diri. yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürünün titrek meleyişlerine kulak kabartırdı. Eos. gövdesini ışınlanyla sarar. so­ la serpilmiş ağaçların. Endymion'la Selene gene kavuşurlar. tepeden tırnağa nur kesilirdi. hemen çobanına ko­ şar. Endymion da ne dilesin. bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. açıklık duygusunu da. açıl­ mıştır. Ne var ki. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. Ayın Endymion'la hiç birleşmedigi karanlık geceler de vardı. insanların özlemini söyler. Roma'da Saturnus tapınağının ku­ ruluş nedenini açıklamak için Erigone örneği üzerine uydurulmuş bir efsane (Erigone). ay ışığı görürdü onun gürbüz bedenini. Hesiodos Titan soylu Theia ile Hyperion'un bir­ leşmesinden doğmuş ve Helios (Güneş) ile Selene ( A y ) tanrıların kardeşi olarak gösterir . yeşil çimenlerin. korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi. Kavalından başka bir varlığı olmayan yoksul bir çoban. Ölümsüz tanrılar kimi zaman kıskanır in­ sanların mutluluğunu. Enyalios. hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme duyamazlardı. tanrı veba salmış ortalığa. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini. bir de ulu Enyo. Endymion'la Selene için sevgi. amansız kavganın dizginini elinde tutardı o. cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu. özlemi­ ni söylemekle kalmaz. Homeros ise Ares' in yanından ayrılmayan ve "iller yıkan" bir tanrıça olarak tanımlar ve şöyle der (İl. Başlarında Ares vardı. Enyo. Ulu çamları uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. onun Ares'in kızı ol­ duğu söylenir. parıltılı gövdelerini birbirlerine degdirirlerdi.I. Bu ıssız dağlarda Endymion'u ne gündüz kavalını üflerken.. Her öpüşte gövdeleri daha da aydınlanır. Selene bazı gece daha çok.. sırdaşıydı. ölümsüz bir uykuyla uyumayı dile­ miş. O gün bugün Beşparmak dorukları ay ışı­ ğında karlı gibi ağarır. sonun da Roma'lılar Capitolium tepesinin eteğinde Saturnus'a bir tapınak kurmakla yatıştırmış­ lar tanrıyı (Saturnus. Ama tanrı­ ların tanrısı Zeus. İkarios'a da üzüm kütügüyle şarabı bağışlamış. Her gece üzerine eğilir. demiş ona. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle yaprakları ürperir. lanus). Ama Roma köylüleri bunun kıymetini bilme dikleri için. 273). Tanrı Saturnus. denizden yeni çıkmış balıklar ka­ dar serin. Ama bu bekleyiş uzun sürmez. Endymion'un kavalı yankılanır kayadan kayaya. erkekçe güzelliğini. Homeros'un "gül parmaklı" diye ta­ nımlayıp destanlarının hemen her bölümü­ nün başında andığı şafak tanrıça Eos'u.

lo Epaphos'u alıp M ı sır'a döner.). İo bu kez oğlunu aramaya çıkar. küçüldükçe küçülüyormuş. yani birinci sefere katılan önderlerin oğulları ikinci bir saldırıya kalkışmayı düşü­ nürler. Kephalos'u Suriye'ye. Epigon'lar. İlos'un oğlu. Anası Eriphyle. ne var ki Eos sürekli olarak genç kalması­ nı istemeyi unutmuş. Tithonos'a gelince. zaferi kazanacaklardır. 846 vd. Eos sevgililerini kaçırırmış: Dev Orion'u Delos adasına kaçırmış. onu kıskanan Aphrodite gül parmaklı tanrıçayı durmadan âşık ol­ makla cezalandırmış. ta ki sonunda onu bir çekirge haline sokmuş (Tithonos). Epeios'un başka bir yararlığı Troya'ya so­ kulacak olan tahta atı yapmış olmasıdır. Savaşta pek başarılı olmayan Epeios. Rüzgârlardan sonra Şafak tanrıça günün müjdecisi Şafak yıldızını doğurdu ve göklerin çelenk çelenk yıldızlarını. üstü­ ne el değdirme" anlamına geldiğini ileri sürer­ lerdi. 4 9 3 vd. Sonra Tithonos'la birleşip Habeşistan kralı Memnon'u. gökleri arıtan Zephyros'u. gelmiş Akhilleus'a karşı çar­ pışmış ve onun elinden vurulmuş (Memnon). inek biçiminde dünyayı dolaştıktan sonra lo Mısır'a varır ve oğlunu orada doğurur. Ephialtes. Orada yaptırdığı bir Athena tapınağına tahta atı yapmak için kullandığı bütün avadanlıkları tanrıçaya adamış derler. yani Troya soyundan olan Tithonos'u da Habeşis­ tan'a kaçırmış.): Şafak tanrıça Astraios'la birleşip coşku yürekli rüzgârları doğurdu. Eos'un evliliklerini şöyle anlatır H e siodos (Theog. İşte o toplayacak ürünlerini taşkın Nil'in suladığı toprakların. Bu kez Epigon'lar. Onun sözü Odysseia'da geçer (Od. Efsaneye göre. Hellen'ler Epaphos adının "dokunma. Güneş'in ülkesi sayılan Y ü z ü Yanıklara Eos'un oğlu Memnon kral olmuş. Oğluna da bu n e ­ denle Epaphos adı konmuş. K ı z ı Libya. Epaphos. 10). Ama Zeus Kureta'ları öldürür ve İo'yu Suriye'ye Epaphos'un bulun­ duğu Byblos'a yöneltir. Kephalos'la birleşip Phaeton'u doğurur. bir set üstünde Kanobos adında bir şehir vardır. Aloeusoğulları. r n r ı ıcxs (Tab. Doğuracağın çocuğun adı kara Epaphos olacak Zeus'un bir dokunuşuyla doğacağı için. . Eos bir sabah Ares'le de sevişmişti. nasıl bir zamanlar kocası Amphiaraos'u kandırmışsa. io'nun tanrı Zeus'tan olan çocuğudur (Tab. iki kral soyunun atası olacak Epaphos da anası lo gibi tanrıça Hera'nın hıncına uğrar (lo). Ne var ki Alkmaion ikirciklidir. Thebai'ye karşı Yediler'in sefe­ ri başarısızlıkla sonuçlanmıştı. azgın esişti Boreas'ı ve Notos'u.): O ülkede. P r o m . tanrı da bağışlamış ona bu­ nu. Troya savaşına otuz gemilik bir filo ile gelen Akha önderi. İo Mısır'a gelince Zeus elini sırtına degdirmiş ve böylece gene kadın olmasını ve oğ­ lunu doğurmasını sağlamış. Aslında Ephaphos bazı ilkçağ yazarlarının da belirttiği gibi Mısır'ın öküz biçiminde simgeiendirilen Apis tanrının Yunancalaştırılmış biçimidir. Çocuk doğar doğmaz Hera'nın buyru­ ğuyla Kureta'lar onu alıp kaçırır. Ondan sonraki beşinci kuşaktan elli kız Argos'a istemeye istemeye dönecekler Yakınlarıyla evlenmekten kurtulmak için. 378 vd. Zeus orada akıl sağlığını geri verecek barışçı elinin dokunuşuyla. Memnon Troya savaşından bir sonuç alınma­ dığını görünce. karanın bittiği yerde. Nil'in tam ağzında. bu yüzden yıllar geçince Tithonos buruştukça buruşuyor.ı . Epaphos. torunları da Agenor'la Belos'tur (Agenor). Sefere katılanlar şunlardır: Amphiaraos'un iki oğlu Alkmaion'la Amphilokhos. Polyneikes'in oğlu Thersandros'tan arma­ ğanlar alarak Alkmaion'u da kandırır (Eriphyle). Epeios. "Zincire Vurulmuş Prometheus"ta İo'ya geleceği şöyle bildirir (Aisk. V I I I . Bkz. 4). bazı alanlarda üstün yararlık göstermiştir: Patroklos için düzenlenen yarış­ malarda yumruk dövüşü birinciliğini alır. Eos onun için ölümsüzlük istemiş Zeus'tan. Delphoi bilicilerinden aldıkları bilgi şu­ dur: Başlarında Amphiaraos'un oğlu Alkmaion bulunursa. Epaphos manevi babası Telegonos'tan sonra M ı s ı r tahtına konar ve N i l ı r mağının k ı z ı Memphis'le evlenir. Eos onu bir saraya kapatıp kimselere göstermez olmuş. Troya dönüşünde önderi Nestor'dan ayrı düşen Epeios Güney İtalya'ya varır ve orada bir şehir kurar.

Deukalion'un karısı olacak Pyrrha doğar. Tanrı Dionysos Yunanistan'a ilk geldiğinde İkarios'un evinde konuk kalmış. Titan İapetos'la Klymene'nin oğlu. Köpeği. Tanrı Atinalıları şöyle cezalandır­ mış: Bir delilik salgını baş göstermiş şehirde. Epimetheus Yunan mythos'unda Adem'in rolünü oynar. Atlas. Erekhteus bir kızı­ nı kurban eder. Epimetheus îapetos oğullarının en akılsızı ve bu bakımdan Prometheus'un tam karşıtıdır. Erato. Prometheus'la Pandora'nın kişilikleri onu büsbütün siler. Bir gün tanrı İkarios'a bir tulum dolusu şarap vererek. Topal tanrı birdenbire tutulmuş ona. Günün birinde Atina Eleusis'le savacı girmiş ve Eleusis'e yardım eden Trakya kralı Eumolpos'a karşı koymak zorunda kalmış. O gece. ölüsünü götürüp bir yere atmışlar. 84 vd. A m a sarhoş olan komşular İ k a rios'un kendilerini zehirlediğini sanmışlar. 3). K ı z ı Erigone'yle sevişmiş ve Staphylos ( ü z ü m ) adlı bir oğulları olmuş. bilici Teiresias'ın verdiği öğüt üzerine Thebai'liler şehri boşaltırlar. Erebos. desteklediği insan soyunu yok etmek için ya­ rattığı kadını Epimetheus'a armağan olarak yollar (Hes. Erebos. yeryüzünde karanlık saçan Nyks gibi Khaos'tan dogmadır. İkarios adlı bir Atina'lının kızı. Epigon'lar saldırıya Thebai çevresindeki köy ve kasabaları yok etmekle başlarlar. Erikhthonios. Yeraltı karanlığını simgeler. yetişmiş ona ve sarılırken. . Atina'nın ilk krallarından biri (Tab. Erikhthonios tanrı Hephaistos'tan dogmadır. o da Prometheus'un Zeus'tan armağan alma dediğini unutur ve tanrıların özene bezene yarattıkları Pandora'yı alır. ne var ki ondan çok daha silik bir tip olarak çıkar karşımıza. Delphoi bilicisi bu olayı İkarios ve Erigone'nin ölümleriyle ilgili gösterince. Thebai'liler de püs­ kürtülür. aldıkları doyumluğun bir bölü­ münü Delphoi'deki Apollon tapınağına adar­ lar. Pandion'un oğlu. Dedesinin efsanesinden ayrılmayan efsanesi sonradan başka katkılarla değiştirilmiştir. Efsaneye göre. Atina'lılar Erigone için bir bayram düzenlemişler.Adrastos'un oğlu Aigialeus. İşi. biri ölür se. spermasını bacağına akıtmış. Gündüz). bunlardan yedi k ı / ı birbirini o kadar çok severlermiş ki. Günün birinde tanrıça Athena Hephaistos'un işliğine silah ısmarlamaya gelmiş. Erigone'ye babasının atıldığı yeri göstermiş. genç kızlar çıldırıp asıyorlarmış kendilerini. Topal olduğu halde. 24). Kapaneus'un oğlu Sthenelos. Epimetheus. öbürleri de canlarına kıyacaklarına ant iç­ mişler. dayanılmaz bir istek duymuş ve başlamış kaçan tannçayı kovala maya. onunla evlenir (Pandora). Poseidon'un bir oğlu olan Eumolpos'u yenince deniz tanrı öfkelenir ve Zeus'tan Erekhteus'u öldürmesini ister. Bu savaşı nasıl iyi bir sonuca eriştirebilecegl sorusunu Delphoi bilicisine sormuş. likslnerek yere atmış. Ki/ oğlan kız tanrıça bir yün bezle spermayı silip. öbür altısı da intihar ederler. Polyneikes'in oğlu Thersandros ve Mekisteus'un oğlu Euryalos. Bu bayramın bir benzeri de Roma'da vardı (Entoria). Erebos'la Nyks birleşir­ ler ve ışıklı varlıklar meydana getirirler: Aither (Esîr) ve Hemera (Gün. Tydeus'un oğlu yiğit Diomedes. Adı "yün" ve "toprak" anlamına gelen iki kökten türemedir. Zeus bahtsız kralın üstüne yıldırımını salar. Sanatlardan lirik şiiri ve özellikle aşk şiirini simgeler ve esinler (Mu­ sa'lar). Aldığı cevap şu: Kral yedi kızından birini kurban ederse zaferi kazanacaktır. er­ tesi sabah Epigon'lar girer ve Thebai'yi yağ­ ma ederler. Erekhteus'uıı birçok çocukları olmuş. Thebai'liler. Menoitios ve Prometheus'un kar­ deşi (Tab. Epimetheus'la Pandora'dan. kız da üzüntüsünden oradaki bir ağaca asmış kendini. Erekhteus. Toprak ana döllenmiş. onu sopalarıyla vurup öldürdükten sonra. Parthenopaios'un oğlu P r o makhos. komşularını şölene çağırmasını ve onlara şarabı tattırm. Savaşta. Erigonc.). buna karşılık ona asma kütügüyle şarabı armağan etmiş. Zeus'la Mnemosyne'den dogma do­ kuz Musa'lardan biri. Zeus onu Prometheus'a karşı kullanır: Prometheus'u ve onunla birlikte. Erikhthonios'un torunu (Tab 24). ama Laodamas Alkmaion'un kargısı altında can verir. Atina kralı.ı s i n i söylemiş. Eteokles'in oğlu Laodamas'in önderliğinde şehirden çıkıp saldırı­ ya girişirler.

İnsan ne zaman suç işler. Sürgünde yaşarlar. sert ve tehlike­ li olarak bilinen Karadeniz'e "Pontos Eukseinos" yani konuksever deniz denirdi. Erikhthonios'un dört atlı arabayı keşfettiği ve Atina'ya para ve Panathenaia bayramı gi­ bi yenilikler getirdiği söylenir. Bir de kan davası güderek. der Hesiodos. Erikhthonios . Homeros destanlarında adı geçen birçok ünlü yiğitler suç işlemiş kişilerdir. Erinys' lerin en çok rol oynadıkları şiir eseri Aiskhylos'un "Agamemnon". yani adam öldü­ rür? Yunan efsanesinde adam öldürme çok­ luk bir yanılgı sonucunda olur: Ate tanrıça in­ sanı gaflete düşürür ve insan istemeyerek. öbürü de AkhiUeus'un lalası Phoiniks'tir. Kimi zaman bir. Bu sürecin nasıl sahneye konduğu üzerinde durmadan "suç" kavramını incelememiz gerek. sivri dişli tırpanla biranda kesti babasının hayalarını ve kaldırıp attı arkasından bir yere. Aynı görüşle. kan kokusunu he­ men alıp koşarlar ve peşine takıldıkları suçlu­ yu sonsuzca kovalayarak çıldırtırlar. Eumenides tragedyasında babası Agamemnon'u öl­ düren anası Klytaimestra'dan öç alan Orestes'in peşine takılan Erinys'ler sonunda birer af tanrıçasına dönüşürler. bu yüzden de sürülür. indi yere arzudan yanıp tutuşarak. ve bunlardan gebe kalan toprak yıllar sonra doğurdu yaman Erinys'leri. bir erkek çocuk çıkarmış ortaya. insanlar arasında da mümkün olmalıy­ dı. Phoiniks). Suçtan arınma yalnız tanrılar katında değil. Ne var ki işledikleri suçlar Erinys'lerin kovala­ masını gerektirmez. Zeus'tan bağışlamayı elde ederler (Yalva­ rırlar). Her ikisi de yurtlarından kovulmuş. bu köpekler dişidir. yaklaşıp sardı toprağı boydan boya. Orestes de böylece suçundan ve çektiği vicdan azabından arın­ mış. kurtulmuş olur. kimi zaman bir­ çok. kurbanlar kesmekle a f f ı nı sağlayabilir. Bundan amaç. Erinys'ler suçu işleyenin ve özellikle adam öldürenin peşine takılan köpekler diye düşü­ nülür. ama konuklan seven ve koruyan Zeus tanrının ko­ lu kanadı altında bulunduklarından sürgünleri tatlı gelir onlara. kısas kurallarını uygu­ layarak adam öldürür. insan tanrılara yakarmak. onlar babasını ve özellikle anasını öldüren suçluyu kovalarlar. Homeros dünyasında bu suçun cezası bi­ zim hak ve hukuk anlayışımıza göre hafiftir: Yurdunda adam öldüren yurdu için bir pislik. Her iki halde de su­ çundan arınmak için çareler vardır. kan döker. Bir Nympha ile evlenen Erikhthonios Pandion'u yaratmış. Bu eşsiz tragedya anıtinda son oyun Erinys'lerin adını taşımakta- dır. Sonraları Erinys'lerin üç kadın ve adlarının da Alekto. ne var ki Yunanlıların sık sık başvurdu­ ğu "euphemismos" denilen bir dil çaresiyle Erinys'lere "Eumenides" yani "iyi niyetliler" adı takılmıştır. Bunlardan biri Patroklos. "Khoephoroi" ve "Eumenldes" trilogia'sıdır. kimi zaman da üç olarak gösterilen öç alma tanrıçaları Erinys'lerin doğumunu Hesiodos şöyle anlatır: Kronos anası Gaia'nın verdiği tırpanla Uranos'un hayalarını keser (Theog. Erinys'ler. Ama boş değildi elinden savrulup giden: Kanlar fışkırıp saçıldı içinden ve hepsi gömüldü kaldı toprağın bağrında.ki topraktan dogma bütün ya­ ratıklar gibi yılan kuyrukluymuş . Yunan mythos'unda ünlü bir ba- . Sayılarını ve isimlerini vermez. Tisiphone. kötülüğü iyiliğe çevirmele­ rini sağlamaktır. Zeus'un kızları sayılan Litai (Yalvan) tanrıçalar suçlular adına aracı olur­ lar. öç tanrıçalarını. Ama pusuda bekleyen oğlu uzattı sol elini ve sağ elindeki tırpanla koskoca. Athena da çocuğu Kekrops'un kızlarına ema­ net etmiş (Aglauros). bir uğursuzluk sayılır. Bebeği sepette iki yılan arasında gören Kekrops kızları çıldırarak ken­ dilerini Akropolis'ten aşağıya attıktan sonra. Peleus'un ya­ nına sığınmış kişilerdir (Patroklos. Pandion'dan da Erekhteus dolmuş (Erekhteus).Athena'nın tapınağına kadar sürünmüş ve kalkanının altı­ na girerek büyümüş. Bu tanrıçalarla birlikte Devlet ve Orman perileri doğmuştur. amansız tanrı­ çaları yatıştırmak. kendisi gidip sığınacak bir yer bulmalı. Öç köpekleri herhangi bir adamı öldürenlerin peşine takılmaz.ERİNYS'I ı R bundan.): Koca Uranos geldi kara geceyle. ki­ mi zaman bilmeyerek öldürür.276vd. Kutsal alanda yetişen bu gence kral Kekrops sonradan Atina krallığını vermiş. upuzun. kendi­ sini arındırmayı göze alan bir temiz adam bulmalı ve ona hizmet etmelidir. M e gaira olduğu kabul edilmiştir.

Mykene'de yönetimi ele alan çift kendi ölülerinin öcünü almak için kralı ve Troyalı tutsağını öldürmüşlerdir.ı onları kovduktan sonra sahne değişir ve Atina'daki Akropolis görülür. Oidipus babası Laios'u bilmeyerek öldü­ rür. 1186 vd. İ k i hak ve hukuk anlayışının çarpıştığı bir mah­ keme: Geleneksel kısas kurallarını simgele­ yen Erinys'ler. urbası­ nı yırtıp memesini gösterir ve Orestes'in ayaklarına kapanarak yalvarır. Klytaimestra oğ­ lunun ne amaçla geldiğini anlayınca. kader ağırlığı yerine insanların mahkeme­ si. Orestes anasını öldürür. anamı öldürdüm. sahnedeki kapı açılıp ge ne ikisinin ölüsü görülür. 922 vd. Koro yakınır. sonuç mahkemenin vereceği oylara bağ­ lıdır. onla rı uyutur. Böyle konuşurken. insan kanı içmiş yüreklenmek için. Bunların öcünü ala­ cak kuşak da yetişmekte. — A m a bak. çünkü daha hesapb. —Diriyken boşuna mı yakarıyorum bir mezara karşı? Or. derken Klytaimestra'nın tayfı dür­ ter. Ana oğul ara­ sında şöyle bir konuşma geçer (Khoe. Erinys'ler değişir. — Demek bir yılan doğurmuş.): K l y t . Pytho tanrısı Loksias'tır. K l y t . Böylece tanrı kara­ rı. Apollon oklarıyl. oysa benim eli­ me güç katan. So­ nu nereye varacak? Ate'nin öfkesi dinecek mi? Üçüncü "Eumenides" tragedyası Delphoi tapınağının önündeki bir sahneye açılır: Apollon'a sığınmış olan Orestes evrenin gö­ beği sayılan taşın üstüne yıkılmış. buna karşılık Atina halkın­ dan sonsuz saygı göreceklerdir. Erinys'ler bun­ dan böyle Atina'ya bet bereket saçacak tan­ rıçalar olarak intikamı değil. Erinys'ler korkunç hırıltılarla dört dönmektedir çevresinde. senin de ölmen gerek. yalvar­ maktadır. Tam bir mahkeme sahnesidir bu.K ba. Atreus' tan bu yana üçüncü ölüm kasırgasıdır bu.UİNYS'l. yedi yıl sonrasını gösteren "Khoephoroi" (Sunu taşıyan kızlar) adlı tragedyada Orestes öç alıcı olarak anası­ nın karşısına dikilmektedir. bakar ki Gorgo yüzlü. yani Areopagos kurulmuş olur. — S e n i ben değil. Agamemnon tragedyasında Mykene kralıy­ la birlikte Troya'dan dönen bilici Kassandra. birdenbire yanı başında kara urbalı kadınlar belirir. uyandırır köpekleri. kendini ve eylemini savunan bir insanla karşı karşıya gelip tartışmaktadır­ lar. tek sesli söylüyor ezgilerini. Traged­ yanın sonunda yenilgiye uğrayan Erinys'ler korosu öfkeyle çekilmek üzeredir ki. ama o da babamı öldürmüştü. iyi niyetliler diye çıkarlar ortaya. bu­ nun simgesi eski hukukla yeni hukuk anlayı­ şının birleşmesi olsa gerek. ama suçu Alkmaion'unkinden da­ ha da ağırdır.l.): Bir koro var ki. A l k maion gibi o da babasının kanına giren anası­ nı öldürür. yani Apollon'dur. Zoratarsm onu bu konaktan: Aynı s o y u n Erinys'leri bunlar. — Babamı öldürdün ya. Apollon gelir. çağırır ve deli gibi atar kendini dışarıya. Ellerinden taptaze kan dam­ lamakta. Piyesin sonunda sahnede Agamemnon'la Kassandra'nın yan yana yatırılmış ölüleri gö­ rülür. daha bi­ linçlidir (Alkmaion). Orestes eylemini haklı gösterir: Evet. — Ya babamınkilerden nasıl kaçarım senden sakınırsam? K l y t . der. ananın kinli köpeklerinden sakın Or. evet. Orestes'in davası Athena'nın tapınağı önünde görülecektir bu kez. Atina din ve devlet anlayışını yüceltmekte ve yeni yeni kavramlar kurup. oysa Orestes bile bile öldürür anası Klytaimestra'yı. daha önce Algis thos'u da vurmuştu.I. —Ananı mı öldüreceksin. Aigisthos'la Klytaimestra'nın cinayet hazırla­ dıklarını sezer ve bu sezgiyi şu sözlerle dile getirir (Ağam. insan kanı içmiş bu evde oyalanan koro. bir de ana katili vardır: Oidipus'la Orestes. övgü değil çünkü söyledikleri. Aiskhylos'un. Orestes Athena tanrıçanın verdiği bir oy fazlasıyla beraat eder. yavrum benim? Or. adaleti gerçek­ leştireceklerdir. büyütmüşüm ben. gördüğü ceza korkunçtur. Athena onları Atina'nın koruyucuları olarak şehirde kalmaya çağırır. saçları yılanlarla örülmüş Erinys'ler bunlar. hiç ayrılmıyor bu evden. onları canlandırmaktaki . tanrıların tik­ sindiği pis bir kadındı anam. K l y t . Orestes bağırır. kendin öldüreceksin. ama sesi kulağa hoş gelmiyor.

kolumu çözen. Eriş. sonra geniş göğüslü Caia. Kavga tan­ rıça Eriş. ölüm ve yıkım getiren ne kadar varlık varsa hepsi Nyks (Gece)'ten dogmadır.. Hesiodos'un bu kavgasına rekabet ya da ekmek kavgası demeli. Hesiodos'tan başka theogonia ve kosmogonia'larda da Eros'a yer ayrılır. İnsanlara yararlıdır o kavga. Üç Güzeller yarışmasında da bir rol oynar. 11 vd. Eros. ve insanların da. Ne kadar belalı tanrı ve tanrıça varsa. giderek "parthenogenesis". akıl ve istem güçlerini. O kavga ki eli tutmaz insanları bile işe sürükler. ilkçağın en eski metinlerinden beri evrende birleşme ve üretmeyi sağlayan doğal bir güç olarak karşımıza çıkar. Amphiaraos ve Alkmaion adları altında anlatılmıştır. Zorla girer bu kör dövüşüne ölümsüzlerin zoruyla. İlkçağın en içli ve bilinçli aşk şairi Sappho da Hesiodos'a benzer bir tanım­ lama verir: Gene Eros. 116 vd. Argos kralı Talaos'un kızı ve Adrastos'un kızkardeşi. Bu kavga Troya savaşı gibi yüce bir çatışma­ nın kaynağıdır.): Khaos'tu hepsinden önce var olan. Eros. Orfizm deni­ len ve şair Orpheus'tan geldiği ileri sürülen mistik akımda da Eros'un dünyayla birlikte kaos'tan çıktığına. ölüm­ lüyle ölümsüz arası bir varlık. Göklerdeki tahtında oturan Kronos oğlu toprağın özüne kattı onu. ilk tanrılar ara­ sına nasıl yerleştireceğini iyice bilemez. Peleus'la Thetis'in düğününe hır çı­ karmasın diye çağrılmadığı için altın elmayı tanrıların dügtin sofrasına atar da. Diotima'ya göre Eros bir tanrı bile değildir. biri faydalı ve şöyle tanımlar ikisini de (İşi. bizim "cin" diyeceğimiz bir yara­ tıktır. biri övülmeye değer. o karşı gelinmez yaratık sarsıyor beni. Titanlar gibi azman yaratıkların birleşmesinde ne gibi bir rol oynadığını tanımlamakta güçlük çeker. Hesiodos yaratılışı anlatırken Khaos'tan hemen sonra Eros'u sayar. Thebai efsane çembe­ riyle ilgili öyküsü Adrastos. Ana Toprak. Zaman geçince. buyruğuyla. kötüsü. ayağını çözer tanrıların. yarı kabuğundan toprak ortaya çıkınca. insanları yeral­ tında cezalandıran tanrıçalar olarak görülme­ ye başlar. biri insana zararlı. yahut da Gece'den dog­ ma evren yumurtası ikiye bölünüp yarı kabu­ ğundan gök.ustalığı bu üçlüde en yüksek zirvesine eriş­ miştir. Özden apayrıdır bu iki kavga. hiçbir ölümlü sevmez onu. Öteki kavgayı daha önce doğurdu yüce Karanlık. İhanet. Eski metinlerde beliren bu inanış Vergilius'un "Aeneis" destanında dile gelmek­ tedir: Erinys'leri Tartaros'un dibinde ruhlara ellerindeki kamçılar ve yılanlarla korku salıp eziyet eder görürüz. Sokrates bir kadın bilici. Hesiodos ona "azgın yürek­ li" der ve kendi doğurduğu varlıkları sayar (Theog. tanrıların da ellerinden alır yüreklerini. öteki kötülemeye. Eros'un devler.). Ve sonra Eros. ama bu evrensel ilkeyi gene de saymış olmak için şöyle der (Theog.): İki türlü kavga vardır bu dünyada. Mantineia'lı Diotima'nın görüşlerini anlatır. üstüne "en güzeline" yazdığı altın elmanın kime verilece- ği kararı Paris'in yargısına bırakılır (Paris). Ama daha sonra. hem tatlı hem acı Eros. Sonra da ikinci eseri "İşler ve Günler" de iki kavga ayırır. Yunanlıların "daimon". Eros'un da doğduğuna inanılmakta­ dır. o Eros ki elini. Yaşamın özünde gö­ rür onu Hesiodos ve kardeşine kötü değil de iyi kavgadan yana gitmesini öğütler. elimi. Karasevda ve İhtiyarlık gibi tanrılaşmış kavramlardan hemen sonra gelir doğum sırasında. insanı kanlı savaşa götürür birisi. Eros'un doğuşunu anlatmak için yepye- . Cehennem kavramına yaklaşan bu görüşler Roma mythos ve şiirin­ de Etrüsk etkisiyle gelişmiş olabilir. 226 vd. en güzeli ölümsüz tanrıların. Eriş. onun etkisini insan dün­ yasında açıkça gördügü'halde. Platon'un "Şölen" adlı diyalogunda herkes kendine göre sevginin tanımlamasını yaptık­ tan sonra. Eriphylc. Erinys'ler. yani kendi kendi­ liğinden doğurma ilkesini bazı tanrısal varlık­ lar için sürdürür..

Adı Herakles efsanesine karış­ mıştır: Geryoneus'tan aşırdığı sürüleri götü­ rürken Herakles bu Eryks'e rastlamış. bu biçimle de günümüze kadar gel­ miştir. buluş­ lara düşkündür. Erythion. İskenderiye sanatıyla başlayan bu Eros simgesi Roma'da Amor-Amores diye epey tutunmuş. Ne yapsın. Sevgi'nin karakterini anasıyla babası arasındaki karşıtlığın sonucu olarak şöyle anlatır: "BoUuk'la Yoksulluk'tan doğan Sevgi'nin talihi de ona göre olmuş. Aphrodite ile Poseidon'un oğlu olduğu da söylenir. fikirlere. Sevgi her şeyden önce her zaman yoksuldur. Sevgi'nin hiçbir zaman kanmadığı. bu yüzden gözleri kör olmuş. Bu efsaneler Eros'un özün­ deki çok yönlülüğü dile getirmek için sonra­ dan uydurulmuştur. Öylece Sevgi her zaman ne yokluk içinde­ dir. Adonis'le seviştikten sonra Aphrodite'yi ha­ mama girer görmüş. Yaban domuzlarının çok olduğu bu bölgede Artemis avlanmayı sevrı (Od. sürülerin bekçisi köpek Orthos'u da öldürür (Hes. as­ lında her derde deva. Erysikhton hiç aldırmamış. yoksulluktan kurtulamaz. Günün birinde Demeter'e adanmış bir koruluğu kesmeye kalkış­ mış. yürekli. açıkta. varını yoğunu yiyip bitir­ dikten sonra. ne de varlık içinde" (Şöl. yolda ölmüş. pistir. Böylece Eros tanrı evrensel bir ilkeden. alaycı ve ya­ ramaz. Uranos'lu Aphrodite'nin Hermes'le birleşmesinden Eros doğ­ muş. (1) Apollon tanrının oğlu. evsiz barksız. iyinin peşin­ dedir. yaman avcıdır. Erysikhton. atılgan. güreşmişler ve H e rakles Eryks'i öldürmüş. hiçbir tanrı Eros kadar şairlere konu olmamıştır. kalkar. Polineikes'in kardeşi (Tab. Oğlunun öcünü almak için Apollon da bir yaban domuzu olup Adonis'i vurup öl dürmüş. Oidipus'la lokaste'nin oğlu. Geryon'un öküzlerini bekleyen sı­ ğırtmaç. (2) Arkadya'da akan bir ırmakla aynı bölge deki bir dağın adı. Kral Oldlpu . hep tuzaklar kurar. Bakarsın aynı günde bolluk içinde gelişir. anasına çek­ miş. Eryks. ama krallığına el koymayıp akrabalarından birinin günün birin­ de oraya yerleşeceğini söylemiş ve öyle ol­ muş: Tarihsel çağlarda Dor'lardan bir grup Eryks dagma yerleşmişler. bir­ denbire de ölür. şiirde olduğu kadar resimde de iz bırakmış ve Rönesans'ta ikinci ve çok canlı bir gelişme görmüştür. ağaçları bir bir kesmiş. yalınayaktır. ya da kardeşi. Herakles de efsanelik yaban domuzunu öldürmüş (Herakles). 103). Eteokles. arzulayan bir duygu olduğu dile getirilmiş olu­ yor bu parçada. ne ölümsüzdür. (2) Kekrops'la Aglauros'un oğlu. tersine kabadır. Başka efsanelerde Eros'un Aphrodite ile Hermes'in oğlu. taşkın bir adammış. hüner anlamına gelen Poros'un ogluymuş. Erysikhton ne ye­ se doymuyormuş. Theog. Üstünde ünlü bir Aphrodite tapınatjı bulunan Sicilya dağına adını veren efsanelik kral. dağda. Babasına çeken tarafıyla da hep güzelin. Ne var ki hiçbir tanrı Eros gibi zaman ve mekâna göre değişik bi­ çimlerde yansıtılmamıştır. VI.ni bir efsane uydurulur: Yoksulluk tanrıça (Penia) ile Bolluk tanrı diye çevirdiğimiz. Aither. Herakles bu sürüleri çalmak için Erythion'u da. Tanrılardan korkmaz. tanrılar işmarlarla onu alıkoymaya çalış­ tıkları halde. ya da Eileithyia veya İris'in çocuğu olduğu söylenir. insanları oklarıyla kovalayan ve yaralayan kanatlı. 292). Demeter de onu din­ meyen bir açlığa çarpmış. 19). Bkz.' yol köşele­ rinde yatar. Erymanthos. Eros'u ele alan en güzel efsanelerden biri Apuleius'un "Eros ile Psyklıc" masalıdır. ( 1 ) Thessalia kralı Triopas'ın oQlu. çoklarının sandığı gibi hiç de öy­ le ince ve zarif değildir. Eileithyia' nın eski bir heykeliyle döner­ ken. Esîr. giderek tehlikeli bir çocuk biçimine girmiş. Sem- bolik bir anlam taşıyan bu masal Psykhr bal ligi altında anlatılmıştır. Bir şeyin eline geçmesiyle elinden kaçması bir olur. kendi kendini de yemiş. Eryks yiğide meydan okumuş. kapı önlerinde. dayanıklıdır. 203c. büyücülükte eşsizdir. Atina'lı kahraman. Dione'nin kızı Aphrodite'den de Anteros (karşılık aşk). d). hep arayan. sonra yine babasının tabia­ tı gereği bir çaresini bulup dirilir. Delos'taki Apollon tapmağına git­ miş. yaşar. As­ lında ne ölümlü. bayırda.

ama Eteokles gene anlaşmaya yanaşmaz. Babası yiğidi bağış­ ladığı halde. Troya savaşına kendi katılmadığı halde.j. cömert ve akıllı bir kişidir. konuğunun özlemini çektiği efendisi ol­ duğunu anladıktan sonra da talipleri öldür­ mekte. oysa Polyneikes mezardan yoksun bırakılır (Antigone). Eunomia. Trakya kralı. Odysseus'la aralarındaki ko­ nuşmalar Odysseia romanının gerçekçi yanı­ nı ve zamanın yaşama koşullarını açığa vurup yansıtan değerli belgelerdir. sonra da yanlışlığını anlaya­ rak kendini nehre atmış. Horalar­ dan biri (Themis. yemek verir ve dilenci pozunda olan efendisinin uydurduğu hayat hikâyesini dinledikten sonra. K ı zı Marpessa'ya bir talip çıktıkça babası onu öldürür ve kafasını Poseidon tapınağına asarmış. Eteokles yö­ netimi ona vermeye razı olmaz. İphis'in k ı z ı Kapaneus'un karısı. Euenor. Themis'le Zeus'un kızı. Odysseus'un sütninesi Eurykleia kadar sevimli. Aitolia kralı. Thebai'ye karşı sefere hazırla­ nan Yediler ordusu saldırıya başlamadan ara­ larından Tydeus'u elçi olarak gönderirler. Poseidon'un oğlu. Euenos. karısı Deianeira ve oğlu Hyllos'la bir­ likte Kalydon'dan göçüp Trakhis'e yerleşmiş. Odysseus uzun serüvenlerinden sonra yurdu­ na ilk ayak bastığında Eumaios'un yaptığı ve yönettiği ahırlara gider ve babasının sadık uşağı olan bu "tanrısal" çobanbaşı ile bulu­ şur. Herakles de çocuğa bir tokat atacak olmuş. Bunun üzeri­ ne Polyneikes Argos kralı Adrastos'a başvu­ rur (Adrastos). Euadne. Tanrı Ares'in oğlu. İlkin tahta oturan Eteokles'tir. 389 vd. Polyneikes de şehirden ayrılır. Euneos. Atlantis'in yerlisi (Atlantis). X V . Epigon'ların Thebai'ye saldırısı sırasında Eteokles'in oğlu Laodamas kraldır. kocasının odun yığınına atılarak. Akhilleus esir aldığı Priamos oğlu Lykaon'u Euneos'a satar (Lykaon). bu savaşta Atina kralı Erekhteus elinden öldürülür (Erekhteus). Eumolpos Eleusis myster'lerinin kurucusu olarak tanınır. VII. ama İdas tanrı Poseidon'dan kanatlı bir araba aldığı için onu ya­ kalayamaz. Odysseus domuz çobanının kulübesine ge­ lince. Eumaios ihtiyar bir dilenci kılığında olan Odysseus'u konuklamak. Atina ile Eleusis arasında kopan savaşa karı­ şır.Thebal'dcn kovulunca. Euphrosyne. günün birinde oğlunu karısının yanında uyur görmüş ve onu bir yabancı sa­ narak öldürmüş. neşe anlamına ge­ len Euphrosyne üç Kharit'lerden biridir (Kharit'ler). onunla bir­ likte yanar (Kapaneus). Ama tokadı o kadar sert indirmiş ki çocuk ölmüş. E u n e o s . içinde boğulan Euphrates'in adı verilmiş. m» . Irmak Euneos adını alır (idas. lason'un Argonaut'lar se­ ferinde Lemnos adasına varınca Hypsipyle'den olan oğludur (Argonaut'lar. Bir yıl sonra hakkını aramaya gelince. Adı sevinç. Kalydon kralı Oineus'un sarayın­ da şarap sunan delikanlı. Eteokles Polyneikes'le teke tek savaşta can verdikten son­ ra. Euphrates. Eleusis başrahipleri "Eumolpides" adını benimse­ miş ve atalarının Eumolpos olduğunu kabul ederlerdi. Eumaios. Eumaios onu saygıyla karşılar. malını. Odysseia'da önemli bir rol oynayan İthake'li bir domuz çobanıdır. 467 72). Hora'lar). Eteokles'le Polyneikes aralarında bir anlaşma yaparlar: Her yıl biri kral olacaktır. kendisinin de bir kral oğ­ luyken nasıl kaçırılıp İthake'ye getirildiğini anlatmaya koyulur. Akha'lara Lemnos şarabı gönderir (İl. Bunun üzerine saldırı başlar. Eunomos. Marpessa). ona bir döşek serer. mülkünü yeni baştan ele ge­ çirmekte yardımcı olur ona. E u m a i o s . Eumaios'un anlattığı bu öykü ilginç bir roman ve o zamanki Akdeniz çevresinde ise yoğun bir gidiş geliş olduğunu açığa vurur (Od. Herakles kendi kendine ceza vermiş. Herakles'in ellerini yıkarken Eunomos yanlışlıkla suyu yiğidin ayaklarına dökmüş. Fırat nehrinin adını açıklamak için uydurulmuş bir efsane: Euphrates adlı bir adam varmış. Hypsipple). ağırlamakla kal­ maz. Euenos da peşine takılır. Thebai'de törenle gömülür. Euenos atlarını vurduktan sonra kendini orada akan bir ırmağa atar. E u m o l p o s . Sonunda Marpessa'yı İdas kaçırır. O zamana kadar Medos adını taşıyan nehre.

Europa'nın oğullarından ikisi. boğanın sırtına oturdu. mitologya'da oğullarından daha önemli bir yer tutar. kaşları yerinde gümüş yaylar çizili. Hepsi de bilirdi ki. Bir süre sonra Girit'e ayak bastılar. uyku­ dan uyanmış. arkalarında garip deniz tanrıları Nereid'ler.Eurybie. Europa. gülümseyerek. sümbül­ ler. Öv/e tatlı. Tl tan'lardan Krios'la birleşip. bilinmiyor. Astraios. Boğa. Seviştiler. öyle güzel bir boğa ki bu.. ona tutulduğunu. Euros. Sulardan. Hemen eğildi boğa. yeryüzünde öyle tarafsız davrandılar ki. önlerinde. Fenike kralı Agenor'un kızı Europa tanrılar tanrısı Zeus'un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış. Üstünde İo'nun öyküsü. Europa'nın ünü daha da yaygındır. gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu. Aşk tanrıçası. Zeus'la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir. bizim keşiş­ leme dediğimiz rüzgârdır. onu kendisi al­ mak istemişti. kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topla­ dı. Zeus bir ilkbahar sabahı gökteki sarayında oturmuş. gördüğü yaratıklardan korkan Europa. Poseidon'la Libya'nın oğlu. ama Zeus yine de ne olur. sırtı­ na binmesini ister gibiydi: S ı r t ı n a bindirip gezdirecek bizi.. Çiçek toplayan kızların arası­ na indi. ne olmaz diye korktu. o da oklarından birini Zeus'un kalbine saplamıştı. . bütün bir kıtaya adını vermiştir (Tab. yüzyılda yaşamış İskenderi­ ye'n bir şairin. s. Yanlarında. tembel tembel yeryüzünü gözetli­ yordu. oğlu Eros'a söylemiş. Ama Europa. gamsız. Şafak tanrıça Eos'la Astraios. Bilinen bir şey var: Tanrılar tanrısı. Phorkys. kırmızı yaban gülleri. tasasız.. hiç üzülmerniştir denebilir. öteki eliyle de. borulannı öttürerek Tritonlar ve Zeus'un kardeşi Poseidon gidi­ yordu. İo'nun yıllarca acı çekme­ sine karşılık Europa. Io'nun serüvenine benzer bir serüven ya­ şayan Europa'nın öyküsünü Edith Hamilton'un Ülkü Tamer'ce yapılmış çevirisinden okuyalım (Varlık yayınları. Argos'un öldürülüşü. 11). ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu. Onu sevdi. cevap vererek kendisinin tan­ rılar tanrısı Zeus olduğunu. Zeus'un Europa'yı kendisine verdiğini söylemişti. 6). Sonunda dayanamadı. Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Europa. Eurybie. Europa da yaşıtları arasında öyle ışıldıyordu. Europa'yı doğurduğunu ileri süren Asya. gönlü ne dilerse onu yapıyordu. Europa da boğayı gö­ rünce dayanamayıp yanına geldi.. kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde. Hephaistos yap­ mıştı o sepeti. içlerini dolduran çiçek­ ler de ne kadar güzeldir. Zeus onu görünce dayanamadı. Kharit'lerin arasında nasıl ışıldarsa. ( B u öykü. Thaurnas ile Keto'nun kız kardeşidir (Tab. ölümlerinden sonra ölüler ülkesine yargıç yapıldılar. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyor­ du. Pallas ve Perses 'i doğurur. Orada Mevsim'ler karşıladı kendilerini. sonra Zeus'un İo'yu yeniden kadın kılığına sokusu çiziliydi. kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. düşmemek için bir eliyle boğanın ko­ caman boynuzunu tutarken. çekici bir boğa olup çıktı. K o y u kahverengi. Hesiodos'un Theogonia'sında Pontos'la Gaia'dan. Nereus. iyi bir insan gibi Yalnız konuşmuyor. Güzel Europa. "Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır" diye düşünüyor­ du. bir boğa sırtında deniz­ ler aşıvermenin yarattığı birkaç saniyelik şaş­ kınlık ve korku bir yana bırakılırsa.Europa. en güzel se­ pet Europa'nın sepetidir. ansızın. inek oluşu.. Girit adasına gittiklerini söyledi. Moskhos'un şiirinde anlatılır). okşadı. Bir boğa k ı l ı ğ ı n a girdi. Sanki Europa'nın. III. kendisi için çok ilgi çekici bir yaratığa ilişti. yani denizle topraktan doğmuş. Hiç boğaya benzemiyor. ya da Typhon'dan doğduğu söylenen dört ana rüz­ gârdan biri. kadın kılığında. Güneybatıdan eser. Europa'nın Zeus'la seviş­ tiği sıralarda Hera nerelerdeydi. çocukları oldu. boynuzları yeni ayın görünüşüne benzeyen güzel. menekşeler. Yalnız sepetler mi. Orada oyunlar oynarlar. sepetlerini çiçeklerle doldururlardı. Zaten aşk tanrıçası Aphrodite. Nergisler. Yaşıtları gibi. Minos ve Rhadamanthys. 53). İ k i kıta.. Ötekilerin de binmesine fırsat verme­ di Zeus fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. Hera uzaklardaydı o sırada. Gözleri. Öteki kıta ise.

).). Odysseus'un yoldaşlarından biri. ama yatağına almamıştı bir kere olsun. 295 vd. X X I I . dilenci kılığında İthake sarayına gelen Odysseus'un ayaklarını yıkarken eski bir yara izinden onu tanır (Od.EURYDİKE Eurydike. 906-910): Okeanos kızı Eurynome ile evlendi güzelliği. Orpheus'un karısı. Odysseus'un sarayında oynayan dra­ mın en sevimli kişisidir. Peisenor oğlu Ops'un kızı. XV. ama başaramazlar ( X X I . Onu Laertes parasıyla satın almıştı çok eskiden. çevresinde onun dört döne döne. düşüne düşüne. 396). Odysseus kendini belli edip meydan okuyunca. o da Odysseus'un varlığını sömürmeyebakar. ağaç perisi. görenleri büyüleyen uyum Zeus tanrıçayla. 60 vd. ama Güneş'in ineklerini yemeyi o salık verir arka­ daşlarına ve bu yüzden de tanrıların lanetine uğrayarak Odysseus'un bütün tayfasıyla bir­ likte can verir ( X I I .). 425 vd. Şöyle tanımlanır (Od.). Dilenci kılığında saraya ge­ len Odysseus'a o da kötü davranır. ama büyücü kadının kurduğu tuza­ ğa düşmez ve geri gelip Odysseus'a Kirke'nin arkadaşlarını domuza çevirdiğini haber verir (Od. taliplerin ve özellikle hizmetçilerin ce­ zalandırılmasında önemli bir rol oynar (Od. Polybos'un oğlu Eurymakhos. bir an önce krali­ çeyle evlenmeye. Odysseus'un karısı Penelopeia'nın ta­ lipleri arasında başta gelenlerdendir. X I X . 17): Penelopeia'yı babası ve kardeşleri kışkırtırlar Eurymakhos'a varsın diye. sayardı onu sarayında asıl karısı gibi. ağırlığı en çok talipler arasında o artırır çünkü. Eurylokhos. İşte bu Eurykleia'ydı çerağı tutan. 339 vd. Kirke'nin konağına gidecek grubun başı­ na seçilir. II. Eurymedon.). bekçisi. Antinoos'a kıyasla biraz daha efendi. 519 vd. 205 vd. Eurynome. en güzel armağanlardan birini verir (XVIII. 95 vd. 347-380). X. Orpheus.). gemi­ leri Seiren'lerin önünden geçerken Odysseus'u direğe i k i kat bağlar ( X I I . kafasına bir tokmak atar ( X V I I I .): Eurymakhos'tu adı. körpecik bir kızken almıştı yirmi sığıra karşılık. Eurykleia. büyü­ ğüdür. lthake'liler şimdiden bir tanrı gözüyle bakarlar ona. X V I . bebekken dadılığa başlamıştı Telemakhos'a bakmıştı ta çocukluğundan kocaman oluncaya dek. Evin kâhyası. . Eurykleia. Eurymakhos önce bütün suçu Antinoos'a yükle­ yip pazarlığa girişmek ister (Od. 434 vd. Odysseus onu da bir okla yere serer ve öldürür. Eurykleia. 23 vd.) ama bütün bunlar yalan ve yapmacıktır. Telemakhos'u en çok seven de oydu. oğlunun canına kıyılma­ yacağım söyler (Od. I. Eurymakhos. biri Agamemnon'un seyisi. İlyada'da iki Eurymedon'un sözü edilir. Telemakhos'u ilk fırsatta öl­ dürmeye ve Penelopeia'nın hizmetçisi Melantho ile seviştiği halde. X V . daha nazik ve terbiyeli bir adam gibi davranır: Penelopeia'yı yatıştırır. XXII. öbürü Nestor'un seyisidir. ölüler ülkesinin açıldığı çu­ kur başında kurban keser ( X I . Odysseia'nın başında Telemakhos'u yatak odasına götürürken şöyle tanıtılır bize (Od. Odysseia'da günlük hayatı yansı­ tan en canlı bazı sahnelerin kahramanıdır: Telemakhos'un yolculuğunu o hazırlar. 350507). 186 vd.): Telemakhos gidiyordu yatmaya. çerağlar tuttu yoluna pırıl pırıl. yiğit Polybos'un parlak oğlu. Hesiodos'un "Theogonia"sında anlatıldığına göre (Theog. gitti­ ğini o bilir ve Penelopeia'dan saklar (Od. Antinoos'la birlikte Eurymakhos taliplerin en ciddiye alınması gerekenidir (Od. Yay germe ya­ rışmasında Antinoos'la ikisi en sona kalırlar. ödü kopuyordu karısının öfkesinden. Serüveni için bkz. Odysseus'un sütninesi. (1) Okeanos'la Tethys'in sayısı üç bini bulan kızlarından biri. taliplerin en iyisidir gene de. 391-492).). onu poh­ pohlar.

Dionysos alaylarında da yeri vardır. onun eliyle arınmıştı. Herakles öldükten sonra. Üç Güzeller: Aglaie. Eurypylos. yani at adamlardan biri. 4). (2) Penelopeia'nın yanında bulunan kâhya kadın. Euandros. başka yere göç­ mek zorunda kalır (Peleus. (1) Kentaur. X X . Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a karşı savaşır ve onun eliyle öldürülür. 519 vd. Eurystheus. Eurystheus. ama Patroklos yardımına koşar. Bir süre sonra Herakles oğullarının savaş ortağı olan Atina'ya karşı sefere çıkar. Böylece Eurystheus Tiryns. Aiakos). Herakles büyük kahra­ manlıklarını hep Eurystheus'un emriyle ve Eurystheus'un çık. iyi adam anlamına gelir) kurmuştu. Ne var ki birden çıldıran Herakles İphitos'u öldürmüş. Vergilius'un "Aeneis" destanın­ da adı geçen kahraman. Amphitryon'un amca oğlu ve onun gibi Perseus'un torunudur. Hera da doğa­ cağını bildiği Herakles'in kral olmasını önle­ mek için. kendini tanıttıktan sonra yiğidi yıkayan. Eurystheus soyunu Mykene'den kovar. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan kişi. Bu çar­ pışmanın haberini. Bölgeye uygarlık getirmiş. başı çelenkli. Evandrus. elinde bir flütle şenliklere. onu bir sürü güç işler başarmaya zorlar. Odysseus ölüler ülkesinde karşılaştığı Akhilleus'un ruhuna iletir (Od. Euterpc. Eurypylos. sürülerini çal­ dığını ileri sürmüş. bayramlara katılır. İthake kraliçesi onu yanından ayırmaz. İole). ne kendinin. Poseidon'un ogluymuş. Troya dönüşünde Herakles adaya uğrayınca Eurypylos ona karşı gel­ miş. Zalim kralın kafası A l k mene'ye getirilince. Herakles onunla boy ölçüşüp onu yenmiş. oğlu Eurypylos'u Troya'ya gitmeye kandırmıştı. Penelopeia'nın çevresinde asıl hizmet gören odur. Argos kralı Sthenelos'un oğlu.Üç k ı z ı oldu ondan. Euphrosyne ve sevimli Thalia. Ok atmakta çok usta olan Eurytos'un dört oğlu. (3) Telephos'un oğlu. Penelopeia ile gerdeğe girmeye hazırlayan odur (Od. bir de İole ad­ lı kızı varmış. Ama Priamos'un kız kardeşi olan karısı. kendine bakması için öğütler verir. (1) Troya'da Akha'lardan yana savaşan Thessalia'lı önder. yiğidin. ama Kalydon avı sırasında kaynata­ sını da kaza ile öldürünce. neşe getirirmiş. bu yüzden de öldürülmüş. Telephos. (1) Nerede olduğu iyice bilinmeyen Oikhalia şehrinin kralı. ama Ioalos tarafından öldürülür. XI. Alkmene). Mykene ve Argolis bölgesine kral olur ve Herakles'i buyruğu altına alarak. X X I I I . Burayı da Yunanistan'ın Arkadya bölgesinden gelme Evandrus (Yun. (2) Kos (Istanköy) adasının kralı. Herakles efsanesinde büyük bir rol oynayan kötü kişi. ama Eury tos sözünde durmamış. Zeus. Dithyrambos'u onun esinlediği söyle­ nir (Musa'lar). Ro'mulus tepesinde Roma şehrini kurmadan orada Evandrus'un kurduğu Pallantea kasabası vardı. ona dert döker. (2) Bir devin adı (Gigant'lar). Alkmene'yi Herakles'ten gebe bırakınca. Paris'in kargısı altında yaralanır. Kharit'ler. Troya'lılardan Hypsenor. Lapith'lerden Peirithoos'un nişanlısını kaçırdığından. ne de oğlunun A k ra'lara karşı savaşmayacağına söz vermişti. Kardeşi Phokos'u öldürdükten sonra Peleus Eurythion'un yanına sığınmış. giydiren. dilenci kı­ lığında uykuya yattığı zaman Odysseus'un üs­ tünü örter (Od. Eurytos'un sarayına dönüp onu öldürmüş ve lole'yi ele geçirmiş (Herakles. Perseus torunlarından i l k doğacak olanın krallık elde edeceğini bildirir. müzik ve . İphitos. gözlerini oymuş (Herakles. Eurythion. Musa'lardan biri. Kentaur'larla Lapith'ler sava­ şına yol açmıştı (Kentaur'lar). yarası i y i leşince. onunla konuşur. Bunu bir armağan karşılığı yaptığı söylenir. Özgürlüğüne kavuşunca. (2) Kalydon savaşına katılan yiğitlerden bi­ ri. Bunun cezası olarak da esir diye satılmış ve Omphale'nin sarayına düşmüş. Eurystheus'un yedi aylık doğmasını sağlar. Melanthos ve Apisaon'u öldürür.).). Onu kıskanan aman vermez kral yiğide eziyet etmekten hoşlanmaktadır.ırına yapar. Ok atmakta kendisini yenecek olana kızını vermeye ant içmiş. Eurytos. yerlilere okuma yazmayı öğretmiş. Yalnız oğlu İphitos Herakles'ten yana çıkmış. (Kharit'ler). 154 vd.

Ayrıca Latlum Yunanistan'dan bazı tanrı kültlerini de getirmişti. Evandrus Aeneas'ı. babası Ankhises'le konukluk bağları kurmuş olduklarını hatırlayarak. Onun için. tanrı oğlu olduğunu anlayarak Roma'nın yedi tepesinden Aventinus'la Palatinus arasında büyük bir sunak kurmuş. Hercules buralara gelince. Evandrus onu Cacus'u öldürmüş olma suçundan arındırmış. iyi karşılar ve oğlunu bir bölük askerle birlikte emrine verip Rutul'lere karşı savaşta yardımcı olmalarını sağ­ lar (Aeneas). bu sunak sonraları da Ara Maxima ola­ rak gösterilirdi (Cacus).yararlı bazı sanatları da yaymıştı. 112 .

Palatinus tepesinde de kulübesi gösterilirdi. yani özgürlüğü simgeleyen tanrıça ile bir tutulmuştur. Andı. bir cin olarak sim­ gelendi (Genius). Ovidius'a göre. Roma kuruluş efsanesinde bir tanrı olarak değil de.F Fama. Remus). Arkadya'daki Euandros'un İtalya'ya gelişiy­ le ilgili efsanelerde rol oynadığı için (Evandrus). Fatutn. Roma'da üç Fata tanrıçasının heykeli görü­ lürdü ki bu heykeller Sibylla'lan simgelerdi (Parça. Stbylla). Faunus'un rahipleri Luperci'lerin kutla­ dıkları bu bahar ve bereket bayramında deli­ kanlılar çırılçıplak olarak dolaşır ve önlerine gelen kadınlara kamçılarıyla vururlardı. kral Faunus'un eşi.ıllııııl. Ormanları ve kaynakları koruyan bu tanrıçanın kültü or­ ta İtalya'ya ve Etruria'ya yayılmıştı. yemini simgeleyen tanrıça. Açlığı simgeleyen Fames Hesiodos'un Eris'ten dogma olarak gösterdiği L i mos'un Latince karşılığıdır. Fatum. hem de eşi. Adı "qui favet" ( i y i l i k eden. lü­ tuf gösteren) anlamına gelen bu tanrı bir yan­ dan sürülerin. Kader. İupiter'den daha yaşlı. Alba kralı Amulius'un çobanı Faustulus Romulus'la Remus efsanesinde önemli bir rol oynar. Fides. Etrüsk asıllı bir tanrıça. Klasik çağlarda Faunus bir tanrı olmaktan çıkmış ve Yunan Satyr'leri gi­ bi keçi ayaklı. kültü Roma şehrinin en eski tepelerin­ den biri sayılan Palatinus'a yerleşmiş ve L u percalia bayramı (15 şubat) ile ün kazanmış­ tır. Faustulus araya gir­ miş ve öldürülmüş derler. Feronia. Faustulus bir dişi kurdun emzirdiği ikizleri bulmuş ve karısı Acca Larentia'ya büyütülmek üzere götürüp vermiştir (Acca Larentia). lütuf gösteren) anla­ mına gelir. 173-188). tarlaların koruyucusu olarak Yunan etkisi . Roma dininin en eski tanrılarından biri. Fransızca peri anlamına gelen "fee" bu Fata'dan gelmiştir. tanrıçalarıyla bir tutulmuş ve Fatum sözcüğü dişi cinse dönerek Fata olmuştur. Faustulus. Amulius kızlarının do­ ğurduğu ikiz çocukları Tiber kenarına bırak­ mayı buyurunca. Faunus. Hercules'le sevişmiş ve Latium'a adını verecek olan kral Latinus'u doğurmuş. Vergilius'un "Aeneis" destanında yarattığı bir simgesel varlıktır. Faunus gibi Fauna'nın adı da "quae favet" (iyilik eden. Roma tanrısı Faunus'un hem kız kar­ deşi. sakallı. öte yandan adı Roma'nın kuruluş efsa­ nelerine karışmıştır. İkiz kardeşler kav­ gaya tutuştukları zaman. Roma mitolojisinde Kader'i simgele­ yen tanrısal varlık. Latin Hercules efsanesinde rol oynar. verimli" anlamına gelen Faustulus'un Forum'da mezarı. ak saçlı bir kocakarı ola­ rak simgelendirilmesi. Sonraları Yunan dinsel görüşlerinin etkisiyle Fatum. Açlık İskitya'da kurak bir toprak üstünde oturmaktadır. Kısır­ lığı defetmek.ı l. Terracina'da bulunan tapınağında köleler azat edildi­ ği için. Erysikhton'a dinmez açlığı veren odur (Erysikhthon). Adı "faveo" fiilin­ den "uğurlu. Fauna. halk sesini ve dedikoduyu simgeleyen tanrıça. verilen söze saygının her türlü toplum düzeninin temelinde olduğu . gidip Amulius'u öldürmüş. alın yazısı bir genius. Fames. Fauna. Roma mitolojisinde ünü. Ficus'un oğlu ve Saturnus'un torunu ola­ rak gösterilir. aslında "tanrı sözü" demektir. Romulus da tanrı ve kral soyundan olduğunu anlayınca. ormanda. Falcı bir tanrıça olarak gös­ terilir ve Bona Dea ile bir tutulur (Bona Dea). Vergilius bu sim­ gesel varlığı Ölüler Ülkesi'nde Yoksulluk'la yan yana gösterir. Libertas. söz söylemek. erkek Fatus'ların da varlığı tasarlandı ve herkesin kendi cinsine göre ka­ deri. Fama. Dido'nun Aeneas'a olan g i z l i aşkını açığa vurur (Aen. toprağın verimliliğini sağlamak ve halkı kötü güçlerin etkisinden kurtarmak amacı güdülürdü. Sonradan Faustulus çocuk­ lara kim olduklarını bildirmiş.ınn Pan ile bir tutul- muş. ko­ nuşmak anlamına gelen "fari"den türeme olup. boynuzlu yaratıklar ola­ rak dağda. Latium'un ilk krallarından biri ola­ rak gösterilir. Kadınları kısırlıktan korurmuş. Halk arasında dişi cinsten Fata olduğu gibi. Roma tanrıları arasın­ da saygı görürdü (Romulus. I V . su kenarlarında nympha'ları kovalar gösterilmişlerdir.

Fors. Röma'lılar yılın ilk ayına Mars (mart) adını vere­ rek onun Flora ve baharla ilişkisini belli et­ mek istemişlerdir. çoğu zaman da kör olarak can­ landırılır. Flora. Aeneas soyu ona Palatinus üzerinde bir tapınak yaptırmış. Roma'ya Sabin'lerden gelme bir tanrıçadır.): Flora aslında Khloris adlı bir Nympha imiş. IM . V. rüzgâr tanrı onu görüp kaçırmış ve evlenmiş onunla. geceleri evine girermiş. özellikle İsis'le bir tutulmuştur (Tykhe). Fortuna'nın tapınağında Servius Tullius'un bir heykeli buIunurmuş. Rastlantı. Her türlü bitki ve çiçek üstünde egemenliği bağışlamış Flora'ya. Fortuna. Fortuna o kralı o kadar se­ ver ki. Roma'lılar çok önem verdikleri bu tanrıları bir çift olarak gö­ rür ve Fors'la Fortuna'ya birlikte tapınırlar. en çok tapındıkları tanrıçalardan biri kör tali­ hi simgeleyen Fortuna'dır. Yunan etkisi altında Fortuna za­ manla başka tanrıçalarla.anlamına gelir. 20 vd. yakınırlardı. En erken çağlardan be­ ri Furia'lar Yunan mythos'unun Erinys'leriyle bir tutulmuş ve efsaneleri birbirine karışmıştır (Erinys'ler). Fortuna tanrıçanın erkeğidir. Roma'nın ilkel din görüşlerinde Furia'lar yeraltından çıkıp insanların peşine takılan kötü cinlerdir. tanrıça da kendi kendi­ ne Mars tanrıyı getirmiş meydana. Çi­ çek açan her bitkinin yönetimi onun elinde­ dir. Fides'e kur­ ban keser. Şair Ovidius Flora üstüne Yunan mythos s 'undan esinli bir öykü anlatır (Fast. Furia'lar. talih anlamına gelen Fors. Yunan Tykhe tanrıçasıyla bir tutulan Fortuna elinde bir dümen (insanların hayatını yönetir çünkü) ve bereket boynuzuyla. Flora'nın onuruna Roma'da Floralia şenlikleri düzenlenirdi. bunun için Flora'ya başvurmuş. Roma'lıların en çok korktukları. tanrı Mars'ın dogmasına önemli bir etken ol­ muş: Jüpiter'in Minerva'yı kendi kafasından çıkarmasına içerleyen İuno erkek araya gir­ meden bir çocuk doğurmak istemiş tek başı­ na. Çiçek ve bahar tanrıçası Flora. Tapımını Roma'ya getiren kral Servius Tullius imiş. sunu sunarken rahipleri sag elleri­ ne bir beyaz sargı sararlardı. Nisan sonunda başlayıp mayıs ayma kadar süren bu şenlikler büyük bir coşkunlukla kutlanır­ dı. Flora da bir kadına dokununca onu gebe bırakan bir çiçek vermiş îuno'ya. Ama Flora'nın gücü bununla da kalmamış.

Zamanla Gaia'nın mythos'ta yeri ve önemi değişmiş. tahta çıkardığı oğlu Kronos'un da devrilmesi­ ni sağlar. azmanlar. Phorkys.): Toprak bir varlık yarattı kendine eşit: Dört bir yanını saran Uranos. Kimseyle sevişip birleşmeden yaptı bunu. 126 vd. doğar doğmaz gün ışınına çıkaracak yerde toprağın bağrına saklamıştı onları. bütün öğelerin kaynağında bulunan ana ilkedir. sağlam yurdunu yüksek dağları yarattı sonra. Karısı Rheia Zeus'a gebe kalınca Gaia ile Uranos'tan doğuracağı çocuğu kur­ tarma çarelerini sorar. Hesiodos'tan gayrı korkunçtu Toprakla kaynaklarda adı geçen Nereus'tan deniz var­ lıklarını meydana getirir. çara Kronos kuşağından Titan'ları yenmek için Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri kurtarıp y a r dıma çağırmaktır. Gaia son olarak Tartaros'la birlikte Typhon'u doğurur (Typhon). Genellikle devler. Dağ'ları ve Deniz'i yaratır. Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri doğurur (Tab. öte yandan Kybele gibi toprak ve bereket tanrıçalarına yer ver­ miştir. 6).ı parak devlere karşı savaşı gerçekleştirir ve Titan'ları devirerek dünya egemenliğini ele ge­ çirir. l'de gösterildiği gibi Gaia "parthenogenesis" (kendi kendine doğurma) prensi­ bine göre Gök'ü. Zeus Gaia'nın dediğini y. Son Titan oğlu Kronos'a babasının erkeklik uzvunu kestirdikten sonra Gaia bu kez kendi doğurduğu Pontos'la birleşir ve ondan Nereus. yeri. Çünkü Kronos babası Uranos gibi zorbaca davranır ve çocuklarını doğar doğ­ maz yutar.G Gaia. Keto ve Eurybie'yi meydana gelini (Tab. Sonra ilkin Uranos'la birleşip erkek ve dişi Titan'ları. Hesiodos'un Theogonia'smda dünyayı. yıldızlı. Ama Gaia'nın öbür çocukları da aralarında birleşerek yersel ve göksel birçok varlıkların dogmasını sağlarlar. .Kronos'u aldatmak çareleri­ ni de gösterir ve Zeus'un Girit'te bir mağara­ da gizlice doğmasını sağlar. ya da kozmik öğe olarak felsefe alanına girmiştir. dinde daha belirli birer tanrıça olarak görü­ len. i k i n c i k ı ı şak devrimini de yürütür: Zeus'a ne yokl. Kronos'a da bir taş yutturulur (Kronos. evrensel bir öge olarak toprağı simgeler. Sonra denizi yarattı. Tab. Babalan ilk günden iğrenmişti onlardan. Bunların kimisi yıldız.kader Uranos'un oğluna yenildiği gibi. Zeus). Gaia böylece daha kişisel ve insansal tanrıçalarla ya birleşmiş. ekin vermez denizi: Azgın dalgalarıyla şişen Pontos'u. koyaklarında tanrılar oturan dağları. ve Uranos sürdürürken bu korkunç oyunu koca Toprak inim inim inliyordu zorundan. bir yandan Demeter. canavarlar hep Gaia'dan doğma sayılır. Delphoi). "Bütün ölümsüzlerin sürekli. Kronos'un da Zeus eliy­ le devrilmesidir . Gaia Uranos'un devrilmesini sağladığı gibi. H e siodos bu yolda doğada ana ilkenin ne oldu­ ğunu tanımlamaya çalışan îonya düşünürleri gibi davranır. yel ve gökkuşağı gibi görülen varlıklardır. mutlu tanrıların sürekli. kozmik nitelikteki Ana Toprak. 2). kimisi de evrenin mito­ lojik yorumunun yarattığı simgesel tanrılar dır. evreni bir düzen yöntemine göre meydana getiren ve düzen­ siz boşluktan çıktıktan sonra dişi-erkek birleş­ me yoluyla evrenin kendisini ve tanrılarını ya­ ratır.): Böylesine Gök'ün oğulları. 154 vd.ın egemenliği elde edebileceğini o öğretir. bu süreci şöyle anlatır Hesiodos (Theog. Başka Theogonia'lara göre Tartaros'tan Ekhidna adlı bir kı­ zı olmuş ve Poseidon'la da birleşerek Antaios devini doğurmuş (Antaios). örneğin Delphoi'ye Apollon'dan çok daha önce yerleşmiş bilimi (Apollon. Bu doğurma sürecinden hemen sonra evrene egemenlik savaşının ilk belirtisi Uranos tanrının doğan çocuklarını Gaia'nın karnına gerisin geri tıkmasıyla baş gösterir (Theog. Gaia Yuna­ nistan'da birçok kehanet merkezlerinin esinleyicisi sayılır. Gök'ü. Bu kez de Gaia kızına kaderi bildirmekle kalmaz . sağlam tabanı" saydığı Gaia. Thaumas. Bir tanrıdan çok kozmik bir varlıktır Gaia. Gaia birinci kıı şak devrimini hazırladıktan sonra. Homeros'ta hiç adı geçmeyen Gaia.

Ama başka mythos ya- . 285-90. Bir gün Te­ pegöz Galateia'yı sevgilisinin kollarında uyur bulur. dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken görmüş de kuşu kartalı göndermiş delikanlıyı kaçırıp Olympos'a getirsin diye. Lampros çok fakirmiş. Büyük bir korkuya kapılan annesi onu Leto tapınağına bırakmış ve tanrıçadan kızını erkek yapması­ nı yalvarmış.): Troya'lıların kralı. Adı sütbeyaz anlamına gelir. şiirinde sözü geçen bu Nereus kızına Sicilya'lı Kyklops Polyphemos vurgun­ dur. Ganymedes'i de tanrılar sofrasın­ da Hebe yerine şarap sunucusu olarak kul­ lanmıştır. Gigant'lan. Poseidon'un oğlu Khrysaor'la Okeanos kızı Kallirhoe'den doğmadır. Adına da Leukippos demişler. bir yerin. (1) Homeros ve Hesiodos'da adı geçen Nereus kızlarından biri. Ganymedes'e vurulup onu asıl kaçıran. tanrılara denk Ganymedes. Ölümlülerin en güzeli sayılan Ganymedes Dardanos soyundan. Türkçe "cin" sözcüğünün kaynağın­ da bulunan Latince "genius" kavramı kişinin içinde doğup gelişen tinsel varlıktır. İmparatorluk çağında. Ne var ki genç kız olunca Leukippos o kadar güzelmiş ki kız olduğunu saklamak elden gelmezmiş artık. Bkz. İnsandaki genius onu canlı. Assarakos. Ama çirkinliğinden ötürü yanaşmaz Galateia ona. Tanrıça dileği yerine getirmiş ve Leukippos'un cinsiyetini değiştirmiş (îphis). En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. Genius'un bayramıdır. 280-85) üç kafalı bu devden söz eder. Geryoneus. Galateia'nın öykü­ sü şudur: Polyphemos'tan kaçan Nereus kızı tanrı Pan'ın (ya da Faunus'un) oğlu Akis'i se­ ver. karısının gebe olduğunu anlayınca. onunla buluşup konuşurlar. bu genius'un da bütün öbür genius'lara hükmettiğine inanılırdı. Örneğin z i f a f yatağının da genius'u vardır. neşeli ve iyimser tutan güçtür. Theogonia'da Hesiodos. 230 vd. Kocası yokken bir kız çocuk doğuran Galateia çocu­ ğunun cinsini kocasından saklamış ve kızı er­ kek kılığına sokarak büyütmüş. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: îlos. deliye döner. Çoban şiirlerinin ustası Theokritos'un XI. Uranos'la Gaia'nın birleşmesinden doğan Titan'lardan ayırmalı.Galateia. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. görevi gerdeğe giren çiftin üret­ me gücünü artırmaktır. Uranos'un kesilen hayalanndan akan kanın toprağa damladığını ve bir süre sonra Gaia' nm devleti "parlak zırhlı ve uzun kargılı" ola­ rak meydana çıkardığını yazar. G e c e . ona yalnız bir oğlu olursa besleyebileceğini. Ama yalnız in­ sanın değil. bir topluluğun da genius'u olabilir. Zamanla geni­ us insanda ölmeyen. 17). Ganymedes'I 1da Erikhthonios'tan Tros doğdu. Tepegöz de şiirde bu güzel kıza olan aşkını ve aşkının karşılıksız kalmasından duyduğu acıyı dile getirir. imparato­ run genius'u korkulur. Geryoneus. Troya kral ailesindendir (Tab. Nyks. Gigant'lar. Akis'e kaçma fırsatını vermeden koca bir kaya kaldırıp kafasına in­ dirir. Erytheia adasının nerede olduğu tartışma konusu olmuştu. Galateia da sevgilisinin bir ır­ mak haline gelmesini sağlar. Doğum günü. Homeros onun serü­ venini şöyle anlatır ( İ l . Ganymedes. sonra da söz etmez artık onlardan. Her neyse. Akis ölür. Ya da kendi kartal biçimine girmiş ve oğlanı pençelerinin arasına alıp kaçırmış. Genius. güçlü bir varlık sayılır ve imparator nasıl öbür insanlar üzerine egemense. yoksa dağa bırak­ mak zorunda kalacağını bildirmiş. karşılık ola­ rak Zeus çocuğun babasına ölmez atlar arma­ ğan etmiş. İnsan kendi ya da başkasının genius'u üstüne ye­ min eder. ölümden sonra var ka­ lan tinsel varlık sayıldı (Manes). K ı z ı l toprak anlamına gelen bu ada Batı kızlarının birinin adını taşıyan İs­ panya kıyılarında bir ada olsa gerek (Herakles). Herakles Eurystheus' un buyruğu üzerine gelip onu adasında öldü­ rür. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a Zeus'a şarap sunan olsun diye. (2) Lampros adlı bir adamla evli olan bir Girit'li kadın. yani Devleri. ya da kaçırtan tanrı Zeus'tur. Hesiodos Theogonia'nın iki yerinde (Theog.

Bu kez de devleri yalnız bir ölümlü insanın yenebile­ ceğini bildiren bir kehanet var olduğundan. Kabartmalarda devlerin tanrıların gücü altın­ da ezildikleri. gelmişler uzak Lykia ülkelerinden.).): \ Ulu canlı Tydeus oğlu. korkar tan­ rılarla boy ölçüşmekten. 229 vd. Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere. Glaukos da Lykialı önder Sarpedon'la birlikte savaşa döner. anaforlu Ksanthos'tan gelmişler. Glaukos'un verdiği karşılık şu (İl. 876 vd. biri doğar. içine bir kuşku girer bu parlak yiğit bir tanrı olmasın diye. bedenleri birer yı­ lan kuyruguyla biten bu azmanlan konu edin­ mişlerdir. yenilerini yetiştirir. gider. Tydeus oğlu Diomedes'le değişti silahlarını: Altını tunçla değişti. O sır Lykia'ltlara Sarpedon'la . anlar düş­ manının eski bir dost olduğunu (İl. tam o sıra. Porphyrion ve daha adları belirtilmeyen başkaları görülür. dünya görüşü üstüne en güzel sözlerin­ den birkaçını onun ağzına vermiş. VI. Diomedes saldı­ rır. Titan'lan yendikten sonra Olympos tanrıları bu yaratıklara karşı koymak zo­ runda kalmışlar. Alkyoneus. Anadolu'nun dört bir yanından Troya'yı sa­ vunmaya gelenlerin listesi şöyle biter (İl. Bellerophontes efsanesiyle Lykia'lıların Troya sava­ şındaki serüvenini onun kişlllflinde < aııl. Bergama'ya özgü patetik üslupta işlenmiş olan bu kabartmalar hellenistik deni­ len sanatın en görkemli örneği ve akıllara durgunluk veren bir anıttır. Cömertlik Anadolu'da kalır. Herakles de başta Zeus ve Aigis kalkanıyla Athena ol­ mak üzere. Ama Kronos oğlu Zeus. Çünkü Gigant'lar dağları üst üste yığarak Olympos'a saldırmışlar. Birbirleriyle dövüşmemeye karar verirler ve silahlarını değişirler (İl. böylece soyların biri göçer. ama birden durur. sonra birdenbire Akha yiğidi Diomedes ile karşı karşıya görürüz onu. Dev­ ler aslan ya da boğa kafalı ve yılan kuyruklu azmanlardır.GLAUKOS zarları ve özellikle plastik sanatlar. I ş ı k ülkesinden delen ve adı ç ı o f l ü n maviliğini. Leto. 214 vd. İlyada'da parlak bir rol oynar. Ephialtes'i Apollon'un bir oku. (1) Glaukos II (Tab. Tanrıça da Pallas'm derisini yüzüp savaşta zırh olarak kul­ lanmış. yüz öküzlük silahı dokuz öküzlük silahla. yansıtmıştır onun kişili­ ğinde. bu ka­ bartmaların her birinde Olympos tanrılarıyla Gigant'lar arasındaki savaş canlandırılır. yani devler savaşı bir söylentiye göre Trakya'da. tanrılar Herakles'e başvurmuşlar. soyumu ne sorarsın? Yapraklar gibidir insan soyu. Böyle konuşup atladılar arabalarından. VI. bir yandan bakarsın bahar gelir. II. gövdeleri paramparça edilip korkunç acılar içinde kıvrandıkları an canlandırılmıştır. Altıncı bölüme kadar Glaukos'un adı geç­ mez. Glaukos. iyicene bilmek istersen soyumuzu . Athena. Bellerophontes'in torunu. Diomedes'te şafak atar. Gigantomakhia. Dione. Bergama'dan alınıp Berlin Müzesine taşınan ve orada yeni baştan kurulan Zeus Sunağının frizi dev boy­ da 118 kabartmadan meydana gelir. Devlerden Otos. Eurytos'u Dionysos'un thyrsos'u.): Değişelim gel silahlarımızı. Bu konu Bergama'nın Zeus Sunağında en parlak bir biçimde işlenmişti. Glaukos yaralanır. Apollon. parlaklığını yansıtan bu yigit ne kadar da sevimli! Anadolu insanı sanki o gün­ den kendini bulmuş. o kaçabilmiş. el sıkışıp ant içtiler. Artemis. tanrıların yardımıyla Gigant'ları öldürmüş. bellesin Akkha'larla Troya'lılar atalarımızın konuk kardeşi olmasıyla övündüğümüzü. görülme­ miş boyda ve güçte olup.ıııdıı iniştir. Alkyoneus'u Herakles kendi öldür­ müş (Alkyoneus). Enkelados'a gelince. Hippolokhos'un oğlu Glaukos. VI. Olympos tanrılarında Zeus. bir başka söy­ lentiye göre Arkadya'da olmuş. "Kapkara fi »t ı n a " gibi saldırırlar ve "zorlu savaşta bek" olurlar Akha'lara. 25). Diomedes çe­ kilir. Kimsin? diye sorar. 145 Vd. Aphrodite ve Nyks ile Moira'Iar savaşa katılır. yeşerir orman. H o m e ros. ama Athena üstüne Sicilya adasını atmış.bilir onu birçok kişilerVe başlar Bellerophontes'in eşsiz serüveni­ ni. Lykia'ya göçüşünü anlatmaya (Bellerophontes). Glaukos'un aklını başından aldı.): kusursuz Glaukos komuta eder.

yani Kocakarı'ları ve Gorgo'lar. Medusa ölümlüydü. ölümsüz tanrılar da Kocakarı der onlara. Sthenno. Bunu bilen Büyük İskender Gordion'a gelince. Bir efsaneye göre. Apollon dinler onu. Buna karşılık yalnız Medusa girdi masmavi yeleli tanrının koynuna Bahar çiçekleriyle dolu taze çimenlerde. yukarda sözü geçen Glaukos'un atasıdır. Sisyphos'un kurduğu Ephyra (sonra­ dan Korinthos olur) kentinde kraldır. kısa zamanda davranabilmişler. Sicilya'lı Diodoros Gorgo'lar üstüne başka bir yorum verir: Gorgo'lar Amazon'lar gibi savaşçı bir soymuş. o güçle saldı­ rır Patroklos'a ve öldürür onu. Efsanelik Phrygia kralı. görenlerin soluğunu kesen Gorgo'lar. eli. Pontos'la Gaia'nın oğlu Phorkys ve kızları Keto birbirleriyle evlenirler ve ola­ ğanüstü yaratıklar meydana getirirler (Tab. Hektor utanır uzak illerden gelen cö­ mert dostunu kurtaramadı diye. Gordias. Glaukos da aslan gibi dövüşmeye koyulur yeni baştan. Ölü­ müyle ün salmıştır bu Glaukos: Pelias'ın ölü­ mü için düzenlenen yarışmalarda araba yarı­ şına katılır ve yenilir. Gorgo'lar. 6). XV. Euryale ve bahtsız Medusa. Amazon'lar. 800): Ejderha kanatlı Gorgo'lar. Glaukos'un da sözü edilmez bir daha İlyada'da (Hektor). 25). Şehrin kalesine Gordias bir araba yerleştirmiş. Hektor'u bile kınar. Ana Tanrıça Kybele Gordias'ı sevmiş. onu gören denizcinin teknesi batar. Saçları yılanlarla örülü. Oysa tanrı sözcüsü bu düğümü kim çözerse. Graia'lar. ya da Aphrodite'nin hışmına uğramış olmasıdır. o. alınlarında yaban domuzu dişleri fışkıran. işte o zaman tanrısı gelir aklına. (2) Glaukos I (Tab. Onun Perseus'la serüvenini bu yiğidin adı altında okuyalım (Perseus). ona yakarır (İl. 270 vd. ayağı tut­ maz. yeryüzünde dolaşan insanlar da. Sisyphos'un oğlu Glaukos. efsaneye adı karışan yal­ nız Medusa'dır. oysaki kız kardeşi ne ölüm bileceklerdi. bunlar Amazon'ları Gorgo'lara saldırmaya itmiş. insanları korkudan korkuya salan. Bir başka anlatıma göre Glaukos ölümsüzlük ve­ ren bir pınardan su içmiş. Adları bile korku veren bir ses benzetmesi olsa gerek. iyi eder yarasını. yer onu. Lykia'lıların kaderini Glaukos'un eline verir (Sarpedon). kılıcını kınından çıkarmış ve dü­ ğümü keşivermiş. doğuştan ak saçlıdır onlar. savaş ortaklarını korumuyor diye. Pemphredo'nun güzel. ne ihtiyarlık. ölümsüz olduğuna kimseyi inandıramadığı için de kendini deni­ ze atmış ve bir deniz tanrısı olmuş. Gordias Gordion şehrini kurmakla ün salmıştı. tunç elleri ve uçmak için altın kanatları bulunan bu yaratıkların başlıca niteliği korku salmaktı.). Nedeni de Glaukos'un atlarına büyülü bir pınardan su içirmiş. Ama uğursuz bir tanrıymış. Enyo'nun san tülleri vardı.): Phorkys'le birleşen Keto Graia'ları doğurdu. 6): Graia'lar. Asya krallığını onun elde edeceğini söylemişmiş Gordias'a. Üç oldukları halde. kraliçeleri Myrina'nın (Myrina) yönetimi al­ tında Atlant'lan yendikten sonra. ondan gebe kalarak kral Midas'ı doğurmuş (Midas). 1 IH . kendisi bogulurmuş. o ara­ banın oku öyle çapraşık bir düğümle baglıymış ki. Graia'lar gibi Phorkys'le Keton'un kızlarıdır (Tab. Engin bir yas kaplar Troya'lıları. Ne yapsın Glaukos. ama sonra Perseus ve H e rakles eliyle alt edilmişler (Herakles). kimse çözememiş bu düğümü.): Gorgo'ları da doğuran Keto'dur ünü büyük Okeanos'un ötesinde. ışık tanrı Apollon. Çünkü daha hızlı olsunlar diye hayvanlarının çiftleşmesine engel oluyormuş Glaukos. Gorgo'lar yenildikleri halde. arabası devrilince de at­ ları parçalar. Ara­ larında Medusa'nın en çok ün saldığı bu ca­ navar kızları Hesiodos şöyle tanımlar (Theog.da Sarpedon Patroklos'un kargısıyla vurulup can vermek üzereyken. Plastik sanatların alabildiğine faydalandıkları Gorgo'lar. 274 vd. yaralıdır. geceyle gündüzün sınırlarında otururlar ince sesli Batı kızlarının yurdunda. Hesiodos Graia'ları şöyle tanımlar (Theog. Aiskhylos da şöyle tanımlar onları (Prom. 515 vd. güzel yüzlü. Atlant'lara (Atlantis) ya­ kın bir uzak ülkede otururlarmış. Lykia'lıların büyük tanrısı.

kim bekçilik ede­ cekse o gözü takar ve yol ağzına dikilirmiş. Perseus bu tek gözü çalmak ve Graia'ların üçünü de uyutmak yolunu bulmuş. çünkü yuvalarını altın madenlerinin bulundu­ ğu dağların eteklerine kurmuşturlar. o da karısının adına Mysia'da Thebe şehrini kur­ muş (Herakles). G ö ­ zü de bir göle atmış (Perseus). Bu yiğit Medusa'yı öldürmeye gidince. Herakles Phrygia'ya geldiğinde kızı Thebe'yi yiğide vermiş. Başka bir söylenceye göre. O sırada öbürleri gider. Gün Işığı. Gorgo'ların oldukları yere varmasını önlemekmiş görevleri. Aiskhylos bu yaratıkları "havlamaz. Griffonlar. Ama bir tek gözleri olduğu için. Graia'lann rol oynadıkları tek efsane Perseus efsanesidir. başka mythos yazıcılarına göre Dino imiş. bir tek de gözü varmış ve aralarında değiş tokuş ederlermiş bunları. Bu yaratıklar Hyperboreliler ülke­ sinde. Graia'ları iki değil de üç diye kabul eden bu efsa­ nelere göre. 116 ve I V . . Aiskhylos'a göre Griffon'lar Zeus'un kutsal yaratıkları. Güneş. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve elli­ şer başlı dev oğullarından biri (Yüz Kollu­ lar). uzun gagalı. kanatlı köpekler" olarak tanımlar. Helios. Bkz. Phrygia'da Adramyttion (Edre­ mit) şehrinin kurucusu. başka bir geleneğe göre Apollon'un bekçi kö­ pekleridir. Kocakarıların bir tek dişi. G r a n i k o s . İskitlerin elinde bulunan kutsal altınla­ ra bekçilik etmektedirler. "Gryps". Hemera. Gycs. Başka bir efsaneye göre G r i f fon'lar Hindistan'ın kuzeyinde bulunan çöl­ lerde altın arayıcılarına karşı koymaktadırlar.Üçüncü Graia'nın adını söylemez. önce yol üstünde bekçilik eden Kocakan'lara rastlamış. Bkz. gövdeleri aslan gövdesidir. Aiskhylos'un Prometheus'unda (804) ve Herodot tarihinde ( I I I . Böylece Gorgo'lara yaklaşıp Medusa'yı öldürmeyi başarmış. uyurmuş. 13) sözü geçen efsanelik kuşlara yun. Oralarda bulunan tek gözlü Arimaspes adlı boy bu altınlan al­ mak için Griffon'lara saldırırlar. batı dillerinde de "Griffon" adı veri­ lir. Graia'lar hiç güneş gör­ meyen batıda yaşarlarmış.

Hesiodos sonra yeraltı ırmağı Styks'in adını da sa­ yar (Styks). İl. Yunanca "Hadou domos" yani Hades'in evi. 65). "Görünmez" anlamına ge­ len Hades adı hem tanrının kendisi. ( 3 ) E F S A N E S İ . âşık olduğu Persephone'yi kaçırdıktan sonra. Hades ülkesinin en kısa tanımlanmasını Hesiodos yapar (Theog. Demeter. Olympos'lular. Homeros'un Odysseia'sını örnek ala­ rak. (2) DOĞUŞU. Aidoneus ve Plüton (zengin) adlarıyla da anılır. kışın ölme­ sini simgeleyen bu efsanede Hades'in rolü. . Azgın bir köpek bekler kapısını. Kızın kaçı­ rılmasında payı olan Zeus Demeter'in yalvar­ maları üzerine kızın altı ay yeraltında. altın sandallı Hera ve güçlü Hades. Hades ve karısı Persephone amansız. bir daha yeryüzüne çıkmasını önlemek için bir nar tanesi yedirmesinden ileri gitmez. Tanrı Hades ise gün ışığının sızmadığı karanlık ülkesinden hiç ayrılmaz. Hades tanrının bir özelliği kendisini görün­ mez kılan başlığıdır. girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla ama gireni bir daha bırakmaz dışarı.H Hades.. altı ay yeryüzünde kalmasını buyurur (Demeter. Aeneis destanında kahraman Aeneas'ın da yeraltına gidiş ve dönüşünü anlatmıştır (Aen. 395-404). yürekleri hiçbir yakarış..): Orada yükselir yankılı konağı Güçlü Hades'le korkunç Persephone'nin. domos sözcüğünün düşmesiyle Hades. hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar sa­ yılar. hem de egemen olduğu ölüler ülkesi için kullanılır. XV. kura çekildi. 810): "Tanrılar sevmez o k ü f l ü puslu yerleri" der Hesiodos. V. amansız. Yunan mythos'unda canlı oldukları halde Hades'e inip de dö­ nen kahramanlar şunlardır: Odysseus. toprağın ve bit­ kisel doğanın yazın canlanmasını. Bu köpek Kerberos'tur (Kerberos). 767 vd. Homeros'la başlayan bu gelenek. Yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrısı Hades. ne var ki Hades'le Tartaros'u bir tutar ve geceyle gündüzün. VI). ülkelerinden de tanrı­ lar ve insanlar nefret eder (Theog. Hesiodos doğuşunu söyle anlatır (Theog. onların arasına karışmaz. Kuzey mitolojilerinde geçen ve Alman masallarında "Tarnkappe" diye anılan bu başlığı Hades'ten başka Athena. köpüklü deniz düştü bana. sinsilikler ustası bir köpek. Theseus ve Herakles. Sonradan Vergilius. XX. dünya yetkilerinin pay­ laşılmasında Hades yeraltını alır (Hom. üçümüz de aldık payımızı. Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırmasıdır. Hades ülkesinde bir şey ağzına ko­ yan bir daha oradan ayrılamazdı. tanrı Hades'in yönettiği ölüler ülkesinin de adı ol­ muştur. yani üçüncü kuşak tanrıları egemenliği ele alınca. Kronos'la Rheia'nın oğludur (Tab. Latin şiirinde Vergilius'un Aeneis destanında sürdürülüp en yüksek aşamasına çıkarılmış ve o yoldan ortaçağda Dante'nin büyük eserini etkilemiştir. Olympos'lu tanrılar kuşağından olduğu hal­ de. perin altında oturan. insaf­ sız. İna­ nışa göre. şölenlerine ka­ tılmaz. İlkçağ yazınında yeraltında.. ( 4 ) HADES Ü L K E S İ . Homeros da "tanrıların bile tiksin­ diği çirkef dolu ülke" diye tanımlar Hades'i (İl.): Rheia Kronos'un yatağına girince şanlı evlatlar doğurdu ona: Hestia. Mevsim dönümünü. ölü ruh­ ların oturduğu tasarlanan karanlıklar ülkesini anlatmayan. 4 5 3 vd. Persephone).): (Poseidon konuşur): Dünya üçe bölündü. Orpheus. 189 vd. 5). ölümle uykunun bulundukları bu karanlık ülkesini Hades'i an­ lattığından daha canlı renklerle anlatır (Tartaros). Kendilerinden de. Hermes ve Perşeus'la Herakles de tak­ mıştır. yüreği acımak nedir bilmeyen tanrı.. pusuda bekleyip paramparça eder çıkmak için kapıya gelenleri. konağı deyiminde. Yalnız kendisini Paian tanrıya baktır­ mak üzere bir kez Olympos'a çıkmak zorun­ da kalır ( İ l . Hades üstüne anlatılan tek efsane. canlandırmaya çalışmayan şair ve yazar pek yoktur. Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'ln payına. ( 1 ) A D I . (Ölüler Ülkesi). Hades.

işte o sırada ölülerin ruhları büyük bir kalabalık h a l i n d e kan içmeye gelir­ ler. Bu kız savaşta ö/en kardeşinin cesedini kurda.üstünde tutmak erdem sayılıyor demek? . Oysa buyruklara boyun eğmek güvenliğini sağlar çoğunluğun. H a i m o n — Tanrı/arın en büyük bağışı akıldır insanlara. ne de gökten toprağa döndüğü vakit.): G ü n e ş batarken ve kararırken tekmil yollar. Böyle karanlık söylentiler dolaşıyor kentte. kısır söğütler. Odysseus. U z u n bir süre büyücü Kirke t a n r ı ç a n ı n adasında kaldıktan s o n r a . Ö n e m v e canlılığını b u g ü n d e yitirmemiş olan bu t a r t ı ş m a d a n birkaç parçayı aşağıya alıyoruz (Çev. Kirke'nin d e d i ­ ği gibi gemisiyle b ü t ü n bir gün gittikten s o n r a ( O d . 5 1 2 vd. Kirke'nin saydığı bu dört yeraltı ırmağına bir de L e t h e katılır. Anarşiden dahabüyük bir kötülük yoktur. ölümü değil. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü.): Geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. devlet kimi getirmişse başa ona boyun eğmek.. Kreon — Şaşıyorum. Yürekten söylüyorum şunu: İtaat etmesini bilen iyi yönetici olur ilerde. orada Alçak Kıyı var ve Persephone'nin koruluğu. devleti göçürür.. T r a g e d y a d a K r e o n ' l a H a i m o n arasında devlet y ö n e t i m i k o n u ­ s u n d a ilginç bir t a r t ı ş m a yer alır: T e k kişinin buyruğuna boyun eğmeyi y ö n e t i m i n kaçınıl­ m a z koşulu sayan K r e o n ' a karşın H a i m o n akıl ve sağduyuya d a y a n a n h a l k o y u n u savu­ n u r . Öyleyse kurulu düzeni destekleyelim ve hiçbir zaman kadına yenilmeyelim. Öylece serili durur bir uğursuz gece bu zavallı ölülerin üstünde. Hades bataklarına doğru.. T h e b a i kralı Kreo n ' u n oglu H a l m o n ' d u r . bozguncuları el '. iyi başbuğ iyi yurttaştan yetişir.. Hayır. tatlı ş a r a p .. oradadırKimmer'lerin ülkesi ve kenti.başka h i ç ­ bir m e t i n d e söz k o n u s u edilmediğine g ö r e . H a i m o n . ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe.r arasında en önemlisi. sonra çık yola. D ü n y a n ı n kuzeybatı u c u n d a bulunduğu sa­ nılan H a d e s ülkesinin a n c a k kapılarına varır Odysseus ve o r a d a Kirke'nin buyruğuna uya­ rak bir çukur kazar. küçük. Bu adı taşıyan birçok efsanelik ki­ şi k . su ve un d ö k e r ve kurbanlar kesip kanlarını çukura damlatır. ülkede bu kıza acımayan yok. H o m e r o s ' t a izi kalmış çok eski ve ilkel bir yeraltı tasarısının kalıntısı olsa gerek. oysa bütün kadınlar içinde en az layık böyle bir ölüme eyleminin ne soylu olduğu düşünülürse. Sophokles'in "Anti- g ö n e " adlı tragedyasında büyük bir rolü olan H a i m o n A n t i g o n e ' n i n nişanlısıdır. hazırlar kaçınılmaz bozgunu. K r e o n Antigone'yi m e z a r a diri diri k a p a t t ı k t a n sonra H a i m o n k e n d i n i öldürür. X .göremez hiçbir vakit. onu dinlemek gerekir. vardık sınırlarına derin akışh Okeanos'un. Anarşi parçalar müttefikleri. uzun uzun kavaklar göreceksin.. derin anaforlu Okeanos'un kıpısında çek karaya gemini.. 8 vd. en haksız bir cezaya çarpıldı diye. Odysseus artık İ t h a k e ' y e nasıl varabileceğini yeraltı ülkesinde b u l u n a n bilici Teiresias'a s o r m a k ister.. ama gizliden gizliye konuşuyorlar. Bu H a d e s anlatımı d a h a doğrusu bu k a n i ç m e t ö r e n i . işitmek istemediğin sözler kulağına gelmiyor. işitiyorum fısıltılarını.. kuşa kaptırmamak için gömmüş onu. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Halkın gözünü yıldırmışsm. içine ballı süt. XI. altın bir şeref tacı hak etmiştir bu kız. parlak güneş onları ışınlarıyla. Pyriphlegeton veKokytos akar. orada Akheron. ocakları söndürür. G ü n g ö r D i l m e n ) : Kreon — Yakın akrabamın kanunsuz davranışlarına göz yumacak olursam başkaları büsbütün azar.. ö b ü r ruhlar da k a n d a n paylarını alırlar. büyük konularda ve haklı olsun olmasın. Teiresias k a n içtikten ve Odysseus'a gele­ ceği açıkladıktan sonradır ki.Odysseia'daki H a d e s a n l a t ı m ı : H o m e r o s ' u n H a d e s anlatımı ilkçağ yazını­ n ı n ilki ve en canlısıdır. Kirke d e o n a H a d e s ülkesine g i t m e n i n yolunu gösterir ( O d .

K i m i zaman da ağaçla birlikte ölürler. biri Kharit'lerin dokuyup işledikleri bir elbisedir. yeme­ ğe oturur oturmaz Harpya'lar uçagelir ve ta­ baklarını boşalttıktan sonra. Adları "kapıp kaçanlar" anla­ mına gelen Harpya'lar. tabağında ne varsa. hepsinin de kaderi olağanüstüdür. Kreon — Vereceğim buyrukları bana halk mı öğretecek? Haimon — Çocukça konuştuğunun farkında mısın? Kreon — Ben miyim bu devleti yöneten. hepsini Harpya'lara kaptırır. Harmonia ile ilgili iki efsane vardır. öbü- rü ünlü bir gerdanlıktır. Bütün tanrıların hazır bulundukları bu düğünde geline olağanüstü armağanlar verilir. denge anlamına gelen adıyla Kharit'lerin biri sayılan Harmonia ile karıştı­ rılmıştır. Ares'le Aphrodite'nin kızı olduğundan ötürü. Okeanos kızı Elektra'nın Thaumas'la birleş­ mesinden doğan Harpya'lar çokluk iki olarak gösterilir: Birinin adı Aello (Kasırga). Semele. Labdakos). halk mı? Haimon — Tek kişiyle devlet mi olurmuş. şehre karşı iki saldırıya yol açmıştır (Ehphyle. bunu Harmonia'ya Athena ( y a da Aphrodite) vermiş derler. tanrı­ lar bir de bela salmışlardır başına. Kadmos ona Zeus'un kaçır­ dığı kız kardeşi Europe'yi ararken Semendirek adasında rastlamış ve sevmiştir. bunlar İno. Harpya'lar çocukları kaçırırlar ve ölülerin ruhlarını alıp Hades'e götürürler diye bir inanç vardı. Ağaçların yeşermesinden. Alkmaion). bazı efsane­ lerde uyum. Harpya'lar. ikincisinde Zeus ile Elektra'nın kızı olarak gösterilir. K i misi uzun ömürlü olur. hınç beslemeleridir. Kadmos'un karısı Harmonia. Kreon — B u kız suçlu değil mi şimdi? Haimon — Bütün Thebai bir ağızdan hayır. biri Thebai efsaneler zincirine. Bu mezarın iki yanındaki kabart­ maların her birinde bir Harpya bebek gibi kundaklanmış bir ruhu kollarında taşır görü­ nür. öbürü Dardanos soyuna bağlıdır.. pisliklerini bıra­ karak uçarlar. Ama her iki­ sinde de Kadmos'un karışıdır (Tab. Aphrodite ile Ares'in kızı. anlaşıldı mı? Haimon — Sen ıssız bir çölün hâkimi olmalıymışsm. Harpya'lar asıl Phineus efsanesinde rol oy­ narlar (Phineus). Argonaut'lar Trakya'ya uğra- ı 00 . 18). ağaçla birlikte demek) H a madryad perileri. Kreon — Yasaları yürütmek mi suçum? Haimon — Tanrısal yasaları çiğnemekle kendi iktidarını gölgeliyorsun! Hamadryades. Thebai kral soyu­ nun kaynağında bulunan Kadmos'la Harmonia'nın beş çocuğu olur. Semele. Bu armağanlar T h e bai şehrinin başına bela olmuş. Bunlardan biri meşe ağacını kestiği için din­ meyen bir açlıkla cezalandırılan Erysikhton'un öyküsüdür (Erysikhton). Autonoe ve Oidipus soyunun atası Polydoros'tur (İno. ba­ şaramayınca da keseni korkunç cezalara çarptıran ağaç perilerinin öyküsü anlatılır. Böylece ölümsüzle ölümlü arası varlıklar sayılırlar. kesilmesinden ya da kurumasından sonsuz bir yas duyarlar. Adlarından da belli olduğu gibi (hama+dryas. Dardanos'la lasion'un kız kardeşi olarak gösterilen Harmonia Semendirek efsanele­ rinde rol oynar. Athena ile Hephaistos'un Harmonia'ya karşı. Efsaneye göre uğursuzluğun n e ­ deni. Aktaion. Agaue. despotluk bu seninki. canlı canlı bi­ tip büyümesinden zevk. suçlu değil diyor.. yaygın kanatlı. eski Lykia'nın Ksanthos (bugün Kınık) şehrinde bulunan ün­ lü mezardır. "on palmiye ömrü" yani dokuz bin yedi yüz yirmi yıl yaşarmış. Agaue. Ağaçların kesilmesini önlemeye çalışan. sivri pençeli bir çeşit yırtıcı kuşlardır. Bora) dir. Amphiaraos. kardeşleri Dryad'lar gibi ağaçları ve ormanları koruyan nympha'lardır. kadın yüzlü. Kreon — Devlet ona hâkim olanındır. Birinde Harmonia.Haimon — Suçluları el üstünde tut demiyorum sana. öbürü­ nün Okypete (Hızlı uçan. Bu inancı en iyi canlandıran anıt. Düğünü de gene aynı görkemle Semendirek'te yapıl­ mıştır. Harmonia. Thebai efsanesinde Kadmos ile Harmonia' nın düğünü üstünde durulur: Zeus Harmonia' yi kendi eliyle verir Kadmos'a ve Thebai kale­ sinde düğününü yapar. Trakya kralı Phineus işledi­ ği bir suçun cezası olarak kör olmuştur. bazı kay­ naklarda sözü geçen Kelaino da fırtınadan önceki gök kararmasını simgeler.

Buna karşılık Phineus'a rahat vermeye ve Gi­ rit'te bir mağaraya saklanıp bir daha görün­ memeye söz verirler. Hebe. yiğit oğullar yetiştirdim y a y g ı n Troya'da. Geldiği gün Akhaoğulları buraya oğullarım vardı benim elli tane. 1 vd. kendileri ölecekti. 905) görürüz. Zeus'la Hera'nın bu adı taşıyan kızları (Tab. ötekileri saray kadınları vermişti bana. Homeros destanla­ rında beliren bu karakteri sonraları tragedyalarca daha da abartılmış ve Hekabe çocukları­ nı bir bir yitirdikten. Hcbe. Hitit yazıtlarında bu tanrıçaya "se­ dir ağaçlarının ülkesinde" tapınıldıgı belirtilir. Hepat ya da Hepatu diye adlandırılan büyük güneş tanrıça Arinna'nın Yunancalaştırılmış adı ol­ sa gerek. Balios).) : çevresinde. Kassandra ve daha birçok çocukların anasıdır (Tab. Çokluk en büyük tanrılar arasın­ da ve Anadolu'lu kaynaklarda görülen bu kut­ sal evlenme motifinden. Akhilleus'un ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'u meydana getirmiş­ ler (Ksanthos. O y s a benim bahtım ne kadar kara. Yunanca gençlik demektir. 16). gözü dönmüş. yani kutsal evlenmedir. Bir efsaneye göre Harpya'lar rüzgâr tanrı Zephryros'la birleşip. ama kalmadı bana onların hiçbiri.): . Kocası kısırlı­ ğının nedenini anlamak için tanrı sözcüsüne başvurmak üzere Kaunos'tan ayrılır ve yolcu­ luğu sırasında karısını aldatır. Ama İlyada'da onu Athena ile Hera'nın arabasını hazırlarken (İl. Sedir ağaçlarının ülkesi Lübnan. Bu bakım­ dan Hepa-Hebe ile Ana Tanrıça arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir ve Hepa-Hebe adının Kybele'nin çeşitli adlarından biri oldu­ ğu anlaşılır (Kybele). Priamos Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gittiğinde kraliçeyi on dokuz çocuğunun anası diye tanı­ tır (İl. Filistin'dir. X X V I . Hitit yazıtlarında H e p a .dıklarında Phineus Harpya'lardan kurtarılma­ sını dilemiş onlardan. on dokuzu bir ana karnından doğmuştu. onlarda Troya'lıların şehrine bakıyorlardı tepeden. Dolaylı olarak İo efsanesine adı karışır: Zeus İo'yu kaçırınca. Orada kral kızı Heilebie ile evlenir. IV. yani Âdem'in eşi ve bütün insanların anası olarak gösterilen Havva'nın ta kendisidir. Boreasogulları Harpya'ları yakalayamazlarsa. Argos'a boş dönmekten çekinir ve Karia'da Kaunos şehrine yerleşir. korkunç yıkım ve lşkencelerine tanık olduktan sonra. Ulu Hebe tanrı balı döküyordu herbirine. Karia'da Kaunos şehri kralının kı­ zı. . Hekabe Troya kralı Priamos'un karısı. Çocuğu olmaz. Hepa-Hebe ise Tevrat'ta ilk insanın. Hebe'nin kendine özgü bir efsanesi yoktur. Aralarında Boreasogulları Kalais ile Zetes vardı ve bilici olan Phineus Harpya'lann ancak Boreas'ın oğullarınca yakalanabileceklerini biliyordu. Kaunos kralı onu dönüşünde ülkeden kovmak ister. Hekabe ilkçağ yazınında doğurgan ve baht­ sız ana tipini canlandırır. Harpya'lar Pandareos efsanesinde de rol oynarlar (Pandareos). yalnız Herakles efsanesinde adı geçer: Güçlü yiğit öldükten sonra Olympos'a varıp ölüm­ süzlüğe kavuşunca Hebe ile evlendirilir. Hebe ile Herakles'in evlenmesi simgesel bir anlam taşıyan bir "hieros gamos". Hekabe (Latince Hecuba). V. kaldırıyorlardı altın tasları birbirlerinin şerefine. 4 9 2 vd. Hebe. babası İnakhos kızının taliplerinden Lyrkos'a İo'yu aramasını buyu­ rur. ama tam yakalanacakken kız kardeşleri İris Boreasogullarının önüne geçer ve "Zeus'un hizmetçileri" Harpya'ları öldürmelerini önler. Asıl görevi tanrılara içki sunmaktır (İl. ama Heilebie kocasından yana çıkıp babasını alt etmesine yardım eder. Yunan efsanesinde Tanrılar toplanmıştı Zeus'un pek ö n e m l i b i r rol oynamayan Hebe'nin Y u nan öncesi bir tanrıça olduğu sonucuna varı­ labilir. Heilebie. . Lyrkos dünyayı dolaşıp kızı bulamayınca. öteki Ege denizinin bir adasına sığınır. Daha sonraki kaynaklarda H e be'nin nektar sunucusu olarak görevi Zeus'un kaçırdığı güzel delikanlı Ganymedes'e verilir (Ganymedes). 722-731) ya da savaş dönüşü kardeşi Ares'i yıkarken (İl. 5) Olympos'ta eli her işe yatkın bir çeşit ev kızı­ dır. Hektor. Kovalamaca sırasında Harpya'lann biri Peloponez'de bir ırmağa düşer. Bana karşılık. altın avluda. Paris. V.

katla­ nır ve bekler. Kraliçe görkemini ve erdemini sürdürür.). gemilerin orada". üstelik de Trakya kralı Polymestor'a emanet edilen oğlu Polydoros'un da al­ çakça öldürülüp denize atıldığını görünce. talihsiz anana. dövünüyor. VI. onun dileğini yerine getirir: Athena tapınağına sunu sunmaya gider. nasıl? Gece. Polymestor). Atina'Iı şairin ona tragedya boyunca "Phrygia'lı" demesi boşuna değil. Hekabe'nin en küçük oğlu Paris'le ilişkisi ve onu karnında taşırken gördüğü düş için bkz. yavrucuğum. 83 vd. gündüz ulu­ yan bir dişi köpek haline dönüştüğü de ileri sürülür. çocuklarını da öldürür. Savaştan şehre dönen Hektor'un biraz dinlenmesini. doğal analık gücü­ nün simgesidir. dramını de­ rinliğine işlemiştir. Kimi efsanelerde onun ev­ lat acısına dayanamayarak gece. şarap içip serinlemesini ister. ne cömert karın ağlayacak. sözümü duyarmış gibi.): Şimdi sen. İlyada'da ilk karşımıza çıktığında H e kabe tatlı dilli. bir tanrı gibi selamladı yavrum onlar seni.. ne ben ağlayacağım senin önünde. surlarımızın içinde yenmeye bak şu domuzu. ey katı yürekli. Priamos yas belirtisi olarak başını toza.. dışarda dikilme karşısına. Phrygia'ü Ana Tanrıça Kybele'nin bütün ni­ teliklerini içinde taşır ve dile getirir Hekabe (Polydoros. Başladı Hekabe kadınlar arasında uzun bir ağıda: "Bak anana yavrum. benzersin Apollon'un tatlı okuyla vurduğu insanlara.): "Hektor. fırlatıp atmıştı parlak başörtüsünü. bir döşek üstüne koymayacağız ölünü. cömert ve dini bütün bir ana olarak gösterilir ( İ l . Troya'da bir çığlıktır kopar. senin acını göreyim. Öldürürse seni bu adam.. bundan böyle nasil yaşayayım ben. bir köpek gibi havlamaz da Anadolu kadınına özgü bir ağırbaşlılık ve ha­ yal gücüyle canlandırır onu gözünde ( İ l . gir içeri. yatıyorsun evinde taptaze. Bu oyunlarda Hekabe'yi Troya yıkıldıktan sonra köle olarak orada. saygı göster bu memeye.): . 253 vd. kaderle ölümün elindesin şimdi". Ne var ki Euripides de Hekabe'yi akıl ve hak yo­ lundan ayrılmayan ulu bir kişi olarak gösterir. ta ki Batı kapılarının üstünden Hektor'la Akhilleus'un savaşını gözlemeye gelir. unuturdun koynumda bütün dertlerini. 575 vd. öldüğünü göreyim de. yiğit oğlu Hektor'un ölüsü karşısına serilince de bagırmaz çağırmaz. sen onların büyük şanıydın sağken. seni doğuran. X X I I .. kral. Troyalı kadınların. bizden uzak.köpek gibi kudurup saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur. Troya'lı kadınların topluluğu içinde direnci yansıtan büyük bir varlık. Son­ ra bölümler boyunca Hekabe'nin sözü geç­ mez. İzmir'li şair Homeros böyle canlandırıyor Hekabe'yi. X X I I . canım oğlum. Atina'Iı tragedya yazarı Euripides ise onu "Troya'lı Kadınlar" ve "Hekabe" adlı tragedyalarının baş kişisi yapmış. X X I V . Aradan birkaç bin yıl geçti. gündüz yüreğimin ışığıydın bu şehirde. burada sürünür görürüz. onu ağzına uzattığım günleri getir aklına. desteği. ağlaşmaya başlar. Polyksene. babasının yalvarmalarını dinlemeyip de Akhilleus'la savaşta can verin­ ce. erkeklerin gücü. Anası da saçlarını yolup duruyordu. oğluna baka baka haykırıyordu. t o p ­ rağa bular (İl. Hektor anasının. Paris. başaramayınca gene tanrıla­ ra yakarış ve sunu sunma yoluna gider. ama Anadolu kadınları gene bu sözlerle ağıt yakar ölen ana kuzularına. ama oğlu buna yanaşmayınca. Hekabe düşmana gidip yalvarmaya kalkı­ şan kral Priamos'u akıl ve sağduyu adına alı­ koymaya çalışır. Gözünün bebeği. kraliçe ve bütün halk dövünmeye. O zaman da surlar dışında kalıp tek başına düşmana karşı koyan oğlunu içeri almak için şöyle seslenir ( İ l . Bu tragedyalarda Hekabe yalnız değildir. ama yavrum. yiyecek seni çevik köpekler. gözümün bebeği. korkunç bir öç alma eylemine girer ve Polymestor'u kör edip. . 406 vd. ama kızı Polyksene'nin gözleri önünde Akhilleus'un ruhuna kurban edilmesini.

Hekamede. Güzel saçlı Hekamede Troya savaşı sırasında Akha'ların Tenedos'a (Boz­ caada) yaptıkları bir baskın sırasında esir al­ dıkları kızdır. Akha'lar bu kızı Nestor'a köle olarak verirler ve İlyada'da onu Nestor'un ba­ rakasında hizmet eder görürüz (il. XI, 624; XIV, 6). Hekate. Hekate, Olympos tanrılarıyla ilişkili olmayan, hiçbir efsaneye adı karışmamış, ki­ şiliği epey gizemli bir tanrıçadır. Aslında H e kate, Anadolu'ya özgü bir tanrıça ve Efes'li Artemis'in belli bir niteliğini yansıtan ve baş­ ka adla anılan bir tıpkısıdır (Artemis). H o m e ros destanlarında hiç adı geçmez, buna karşı­ lık Hesiodos'un Theogonia'sında büyük bir yer tutar. Hekate, Titanlar arasında Güneş Soylular diye anılan tanrılar soyundandır (Tab. 8). Koios ile Phoibe'nin iki kızları olur: Biri Leto ( k i Zeus Leto'yu eş edinip onunla iki büyük Olympos tanrısını, Apollon ile Artemis'i üretir), öbürü Asterie'dir (Leto, Asterie). Asterie Perses ile birleşip Hekate'yi doğu­ rur. Hekate'nin Titanlar kuşağında ne denli ayrı bir yer tuttuğunu Hesiodos'un Theogonla'sından öğrenmekteyiz. Ozan, Titanlar ku­ şağını saydığı parçanın sonunda Hekate'ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir (Theog. 404-450). Theogonia'nın başlangı­ cındaki Musa'lara Övgü'yü andıran bu parça­ da, Zeus, deniyor, Hekate'yi "herkeslerden üstün tuttu" ve evrende onur paylarını tanrı­ lar arasında paylaşırken, bu tanrıçaya kara­ larda, denizlerde ve göklerde bir yetki payı ayırdı. Metinde şöyle denir (415-450): Ölümsüzlerin saygısı büyüktür ona, Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü Hekate'nin adını anar yakarışlarında, Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça Onun elde etmeyeceği şey yoktur, Ona bütün mutlulukları vermek elindedir. Ünlü Gaia ile Uranos'un bütün çocukları Kendi paylarından pay vermişlerdir ona... Kim hoşuna giderse Hekate'nin Yardım görür ondan, destek bulur onda. Meydanlarda, kalabalıklar içinde Kimi isterse onu parlatır Hekate. Ölüm-kalım savaşlarında Hekate Dilediği savaşçıya yardım eder. Dilediğine verir hıynıvı, sanı, şerefi.

Kurultaylarda saygın kralların yanındadır, İnsanlar arasındaki yarışmalarda Tanrısal gücüyle işe karışır, Zaferi kazanan alır güzel ödülü Ve şeref kazandırır yakınlarına. Binicilerden de dilediğine yardım eder. Belalı engin denize açılanlar da Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya, Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça, Ya da tam başaracakları sırada Avlarını alır elinden canı isterse. Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda: Öküzleri, keçileri, ak yünlü koyunları Azaltır ya da çoğaltır gönlünce. Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu. Hekate'ye Hesiodos pantheon'unda tanı­ n a n ayrıcalığın nedeni bilginleri epey düşün­ dürmüştür. Homeros destanlarında sözü bile edilmeyen bu tanrıça Theogonia'da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. Burada yücelti­ len tanrıçanın kimi yerde Artemis, kimi yerde Diktynna ya da Britomartis diye anılan Ana Tanrıça'yı bu denli andırması Hesiodos'un ana yurdu ile ilgili görülmektedir. Bilindiği gi­ bi, eski Karia'da Stratonikeia'nm (Eskihisar) kuzeyinde, bugünkü Yatağan'a yakın olan Lagina'da (Lagina örenine en yakın ilçe Tur­ gut'tur) Hekate'nin çok ünlü bir tapınağı bu­ lunmaktaydı. Görkemli bir yapı olan bu tapı­ nağın kalıntılarından birkaçı, özellikle bazı kabartmalar İstanbul Arkeoloji Müzesinde korunmaktadır. Hesiodos ise babasının Ege kentlerinden Kyme'den Yunanistan'a göç­ müş bir göçmenin oğludur. Yunanistan'a yerleştiği Askra kasabasının yakınında ise Thespiai'da bir Hekate kültü bulunduğunu biliyoruz. Acaba ozanın yücelttiği bu Hekate tapımını Hesiodos soyu Lagina'dan mı Y u nanistan'a getirmişlerdir? Bu konu daha bi­ limce aydınlanması gereken ve doğrudan doğruya Anadolu kültleriyle ilişkisi olan bir sorundur. Bu konu için bkz/ "Hesiodos, eseri ve kaynakları" adlı kitabın s. 53 ve 1. notu­ na. Bu tanrıçanın karmaşık kişiliğini açıklamak­ ta bugünkü bilim de zorluk çekmektedir. Dik­ kati çeken bir nokta da tanrıçanın adıdır.He-

kate, Apollon'la Artemis'in başlıca sıfatların­ dan olan hekatos-hekatebolos, yani hedefi vuran anlamındaki kelimeyle ilgilidir (Apollon). Leto'nun kardeşi olması da onun Y u nan din ve efsanesine sonradan gelme bir tanrıça olduğunu belli eder. Hekate Yunan varlığına sonuna dek yabancı kalmıştır, asıl tapımma Roma'da rastlanır, burada ay tanrı­ çası, geceye ve karanlığa egemen bir varlık, büyük ve sihri elinde tutan bir kara güçler ecesi olarak karşımıza çıkar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Dido Aeneas'ı yanında alıkoyamayacagını anlayınca, onu kendine büyü yoluyla bağlamaya çalışır (Aen. I V , 5 1 1 vd.): Üstünde kendi ölüsünün yanacağı odun yığınını hazırlattıktan sonra, bir Hekate rahi­ besine büyü formülleri okutur; saçları darma­ dağın olan bu kadın yüz tanrılar, Erebos, Khaos, üç biçimli Hekate ve üç yüzlü bakire Diana adına başlar yakarışa (Dido). Hekate' nin bu üç kılığı acaba kısrak, dişi köpek ve di­ şi kurt biçimleri midir? Diana'nın kız, kadın ve ay tanrıçası olarak üç biçimde canlandırıl­ dığını da biliriz. Hekate kimi bölgelerde üç gövdeli bir heykel olarak imgelenir. Bu üçlü karakteriyle Efesli Artemis'e ne kadar yakın­ dan bağlı olduğu, onun başka bir yan ve yö­ nünü simgelediği apaçıktır. Hekatonkheir'ler. Bkz. Yüz Kollular. Hektor. Troya kralı Priamos'la kraliçe H e kabe'nin en büyük oğlu Hektor (Tab. 16) Anadolu'nun ilk ulusal kahramanıdır, çünkü Troya savaşı Homeros'un llyada destanından da anlaşıldığı gibi bölgesel bir karşılaşma de­ ğil, Batı dünyasının Çanakkale Boğazından Mezopotamya'ya kadar uzanan Asya (bugün Küçük Asya deniyor) kıtasına ilk saldırışı, uy­ garlık ve zenginlikte Batıyı çok aşmış olan Anadolu'yu ele geçirmek için ilk denemesi, girişimidir. Bunu ancak böyle anladıktan son­ radır ki, Homeros destanını gereğince değer­ lendirebilir, Troya savaşının gerçek niteliğini anlayabilir ve Boğazların kilit noktasında çar­ pışan güçlerin asıl amacı açığa vurulduktan sonra, savaşçılarının karakterine ışık tutarak onları tarihteki benzerleriyle karşılaştırabiliriz. H e m e n söyleyelim ki ü ç , dört bin yıl önceki Troya savaşıyla yakın tarihin Çanakkale sa­ vaşı arasında göze çarpan bir benzerlik vardır

ve Hektor'u Mustafa Kemal'in atası olarak görmek yanlış bir yorum değil, tersine tarihi doğru değerlendirmenin bir örneği, bir belir­ tisi sayılabilir. Troya'nın orta direği olan Hektor'un kişiliğini incelemeye girişmeden önce, Troya savaşı denilen büyük çatışmaya bütün Anadolu'nun katıldığını metinlere dayanarak göstermeliyiz. İlyada'nın ikinci bölümünde "Gemiler Kata­ logu" denilen bir parça vardır ki, burada Troya'ya saldıran orduların da, Troya'yı savunan kuvvetlerin de sayımı, dökümü yapılır. Desta­ na sonradan katılmış, özellikle İlyada Ati­ na'da ulusal destan olarak benimsenip de Atina'yı yüceleştirme amacıyla kaleme alındı­ ğı sanılan bu listede Yunanistan'dan gelme kuvvetlere çok yer verilip, Troya'nın savaş ortakları kısa geçildiği halde, savunmaya Anadolu'nun hemen her tarafından güçler katıldığı anlaşılır, llyada'da altmış kadar dize tutan bu parçada (İl. II, 819-878) önce Toros bölgesindeki kentler ve ordu komutanları sa­ yılır, sonra da Trakya'dan başka Mysia, Paphlagonia, Maionia ve Lykia'ya kadar bir yandan Karadeniz kıyılarına, öte yandan Ak­ deniz'e kadar uzanan yaygın bir bölgenin ad: geçer. Yunanistan'ı yüceltmek, Anadolu'yı küçümsemek amacıyla d ü z ü l d ü g T ı açıkça belli olan bu metin bile Troya savaşının Anadolu boylarınca ne denli benimsendiğini açığa vur­ maktadır. Daha sonraki bölümlerde de örne­ ğin Lykia'lı önderlerin savunmada ne büyük bir yer tuttukları, giderek Hektor'u eleştirip ona yol gösterdikleri görülür (Sarpedon, Pandaros). Troya'nın kaderini elinde tutan Hektor bu savaş ortaklarına karşı sorumlu­ dur, onların istek ve öğütlerine saygı göster­ mek, kendi çıkarlarını düşündüğü kadar onla­ rın da görüşlerini hesaba katmak zorundadır. Bütün bu sorumluluk ve yükümlülüklerdi ki onu Anadolu'nun ulusal savunucusu olarak diker gözlerimizin önüne. Bu görevi sonuna dek nasıl yerine getirdiği, üstünde durulmaya değer bir konudur. İlyada Hektor'u hem savaşta bir kahraman, hem de günlük hayatında bir insan olarak canlandırır gözümüzün önünde. Destanda onun kadar derinliğine işlenmiş bir tip daha yoktur. Onun kişiliği Akhilleus'unkinin tam karşıtıdır: Duygularını dışarıya vurmak, esin-

tilerine kapılıp davranmak şöyle dursun, dra­ mı kendi içinde sessizce oluşur ve bu dram tek bir kişinin değil de, bütün bir ailenin, gi­ derek bütün bir toplumun sorunlarını içerdiği için, dallı budaklı, karmaşık ve çetrefildir. Hektor Troya savunmasının omuzlarına yük­ lediği ağır sorumlulukla kendi kişisel ve duy­ gusal eğilimlerini birbirleriyle bağdaştırmakta öylesine güçlük çeker ki, açığa vurmaktan çekindiği bu çatışma kendisinin modern an­ lamda bir tip, bir roman kişisi olarak karşımı­ za çıkmasına, iç bunalımlarının da destanda şaşılacak bir belirti olan sessiz monologlarla dile gelmesine yol açar. Hektor'un eşsiz kişi­ liğini kavrayabilmek için onu hem insan, hem de kahraman olarak ele almalı, incele­ meliyiz.

dan ele alınmaya değer. Anasını da babasını da çok sever ve sayar Hektor, ne var ki onl.ıt duygusal nedenlerle onu görevinden alıkoy maya çalıştıkları zaman, sessizce karşılar önerilerini, ya da sözlerini niçin dinlemediği­ ni anlatır onlara. Surlar önündeki sahnede cevap bile vermez yalvarmalarına ( İ l . X X I I , 38-90), şehre gelince dinlenip şarap içmek şöyle dursun, herkese görevini hatırlatmakla yetinir (İl. VI, 264 vd.) Baba ve koca olarak Hektor'un eşsiz bir davranışı vardır, bu denli ince, sevimli, çok yönlü bir insana rastlanmaz hiçbir destanda. Eşine hem baba, hem ana, hem kardeş, hem de sevgili olduğunu Andromakhe'nin kendi ağzından duyarız şaşa şaşa (İl. VI, 429 vd.), (Andr'omakhe). En ince ay­ rıntısına kadar anladığı karısının üzüntüsünü nasıl paylaştığını da bir görelim (İl. V I , 4 4 1 ( 1 ) İ N S A N H E K T O R . Destan kahramanları­ vd.): nın hepsi gibi Hektor da belli niteliklerle ta­ Ben de düşünüyorum bunları, karıcığım, nımlanır: Çevik ayaklı, oynak tolgalıdır, tanrı­ ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi, sal, Ares'in dengi, Zeus'un sevdiği, giderek Troya erkeklerinden utanırım, Zeus gibi akıllıdır. Tolgası ışıldar, silahları da bakamam uzun entarili kadınların yüzüne, şöyle anlatılır (İl. VI, 319, X I I I , 802 vd): içimden de gelmez, ne yapayım; ün kazanmak için hem babama, hem .... On bir dirsek boyunda kargısı elindeydi, kendime, tunç temren dolanmıştı altın bir halkayla, öğrenmişim atılgan olmayı, önünde dört bir yana ışıklar saçıyordu. Troya'lılarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim. Ares'e benzeyen Priamos oğlu Hektor Kafama, yüreğime, komuşum ben şunu: başlarındaydı, Elbet bir gün yok olacak kutsal llyon, yusyuvarlak kalkanını tutuyordu önünde, Priamos ve onun iyi kargı kullanan halkı. kaim tunçla örülmüş, sık deridendi bu O vakit ne Troya'lılann acısı umurumda kalkan. olacak, Parlak tolgası sallanıyordu şakaklarında, ne Hekabe'nin, ne kral Priamos'un acısı, sıralar boyunca bir gidip bir geliyordu. ne de kardeşlerimin acısı umurumda olacak. Troya şehrinin koruyucusudur Hektor, Benim üzüntüm sensin asıl, onun içindir ki oğluna "Astyanaks" (şehrin tunç zırhlı Akha'lılardan biri alacak hür efendisi) adını takmıştır halk (Astyanaks). gününü, Güçlü ve merttir, öyle ki o yaşadıkça, savaş­ götürecek seni gözyaşları içinde, tıkça güven duyar kadın olsun, erkek olsun düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı, Troya'lılann hepsi, o ölecek olursa şehrin de bu yüzden arkada kalacak gözüm... Köleliğe sürüklenirken çığlığını tutunamayıp düşeceğine inanırlar. Bu güven duymaktansa ve bu inançtır ki, Hektor'a karşı büyük bir dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi. sevgi uyandırmıştır Troya 'ularda, topluca s e v gi gösterilerinin de yalnız Hektor için yapıldı­ ğını görürüz destanda. Bu sevgiyi Hektor davranışlarıyla kazanmıştır. Büyüğünü de, kü­ çüğünü de öyle sayar ve sever ki, örnek bir insan, çağdaş anlamda olgun ve yetkin bir in­ san sayabiliriz Hektor'u İlişkileri bu bakımTolgasından Ü r k e n yavrusunu gülerek kolla­ rına alıp öperken de şu dilekte bulunur koca Hektor, yurt içinde ölmeyi göze almış bit kahramanın ağzından böyle alçakgönüllü, do­ kunaklı sözler duyunca gözyaşlarını tutamaz olur insan (İl. VI, 476 vd.):

Ey Zeus, ey öbür tanrılar, benim oğlumun, Troya'lılar arasında, babası gibi kendini göstermesini nasip edin, babası gibi güçlü, mert olmasını, llyon'da bütün gücüyle hüküm sürmesini. Kanlı silahlarla savaştan dönerken o, babasından çok daha üstün bu desinler, • mutlu olsun anasının yüreği. H e k t o r herkese karşı yumuşak davranır, bir kızdığı, azarladığı Paris'tir, kafasızlıgıyla şeh­ rin yıkımına s e b e p olan a d a m . Şöyle çıkışır o n a (İl. III, 3 8 vd.): Seni alçak, seni parlak oğlan, seni çapkın, seni ırz düşmanı seni! Hiç doğmaz olaydın keşke, ya da kalaydın ölümüne dek evlenmeden, ne baş belası kesilirdin o zaman, ne de yüz karası olurdun başkalarına. H e k t o r H e l e n e ' y e karşı uygarca ve centil­ m e n c e davranır. Öbür Troyalılar gibi o da ka­ dını ayıplamaz, suçlamaz, güzel kadın da o n u herkesten çok sayar ve sever. Paris'i savaşa çağırmak için şehre geldiğinde H e l e n e o n u alıkoymak ister, o n u n l a dertleşmeye c a n a t a r , a m a H e k t o r güzel kadının uzattığı is­ kemleye o t u r m a z , bir an ö n c e karısını ve ç o ­ cuğunu bulmaya gider, çünkü girişeceği sa­ vaştan bir d a h a d ö n ü p dönmeyeceğini bilmez (İl. VI, 3 4 4 vd.): Ah kayınım benim, dayanılmaz kötülükler yapmış bir köpeğim ben. keşke,

gözbebeği bu k a h r a m a n kaderiyle pençeleşir durur, ö l ü m ü n ü n yakın olduğunu bilir. T a n r ı ­ lara güvenmenin de ne kadar yersiz olduğu­ nu sezer, nitekim o n u yalnız Apollon korur, a m a Z e u s ' u n buyruğuyla o da kaderine bırak­ mak zorundadır H e k t o r ' u , ö b ü r t a n n l a r s a pis pis düzenlerle H e k t o r ' u a l d a t m a k t a yarışırlar â d e t a . Ama b u konuyu H e k t o r ' u n k a h r a m a n ­ lığını inceleyeceğimiz bölüme bırakalım. (2) KAHRAMAN H E K T O R . Ne kadar n a n ­ kör bir görevi vardır H e k t o r ' u n Troya sava­ şında! Ordulara yön vermek, güven aşılamak, güç esinlemek h e p o n a düşer. Karar o n u n , sorumluluk ve yükümlülük h e p o n u n omuzlarındadır, buna karşılık da d u r m a d a n eleştiriye uğrar, herkesi dinlemek, yatıştırmak, avut­ m a k , savaş ortaklarını h o ş t u t m a k , gücendir­ m e m e k o n u n tek başına görevidir. Oysa k e n ­ disi için savaşmaz H e k t o r , bir çapkın a d a m ı n , soyunun ve kentinin başına getirdiği belayı savmak için dövüşür, bu belayı sayamayaca­ ğını, b ü t ü n soyuyla birlikte c a n ı m kentinin de yok olacağını bile bile. Buna karşın g e n e de yiğitçe dövüşür H e k t o r . Yiğitliği Akhilleus'un bireyci, bencil, inatçı yiğitliğinden ne k a d a r üstün, ne kadar bilinçli ve insancadır! H e k t o r ' u n kahramanlık dramı S a r p e d o n ' u n ö l ü m ü n d e n sonra başlar asıl. Patroklos Akhilleus'un silahlarını kuşanıp da ö l ü m saçmaya başlayınca, H e k t o r başına gelecekleri anlar, savaşa atılsın m ı , atılmasın mı diye ikircikli­ dir, bir an arabasına binip kaçmaya bile k o ­ yulur. O z a m a n da ortaklarının en ağır ve in­ safsız eleştirilerine uğrar. Lykia'lıların ö n d e r i Glaukos Patroklos ile S a r p e d o n arasındaki savaşta H e k t o r S a r p e d o n ' u n öldürülmesini önleyemedi diye o n u kınar, Troya'lıları küçük düşürür ve ortaklarının artık bıkıp gitmeye hazır olduklarını bildirir (İl. XVII, 1 4 0 vd.). Bu sözler üzerine H e k t o r savaşa d ö n e r , Patroklos'u öldürür, korkunç bir b o ğ u ş m a içinde o n u n ölüsünü kaçırmak, silahlarını soymak ve kendisi kuşandıktan s o n r a Akhilleus'un karşısına çıkmak yürekliliğini gösterir. Oysa bu savaş başka türlü bir savaştır. AkhilIeus t a n r ı H e p h a i s t o s ' u n kendisine yaptığı yeni silahlarla O r i o n yıldızı gibi alev alev ışın­ lar saçarak ilerlemektedir d ü ş m a n ı n a karşı. Ve H e k t o r ' u biraz ö n c e ağır yergilerle kına­ yan savaş ortakları, yardımcıları, kardeşleri,

Anamın beni doğurduğu gün, bir korkunç kasırga gelseydi, alsaydı beni, bir dağın tepesine atsaydı, ya da bıraksaydı uğuldayan denizin içine... Gel, kaymağım, otur şu iskemleye, biliyorum, derdin en büyüğü senin başında...

Büyük H e k t o r karşılık verdi, dedi ki: Oturtma beni, Helene, beni çok sevsen de dinlemem seni, Troyalılara yardım etmek istiyor yüreğim. Onlar benim yokluğumdan yakınmışlar... Ben gidip göreceğim evdekiler!, sevgili karımı göreceğim, yavrumu, bir tanemi, bir daha da ya dönerim, ya dönmem. Akha'ların eliyle tanrılar belki de yok ederler beni. Bu ölüm düşüncesi bir an olsun H e k t o r ' u n aklından çıkmaz. T r o y a ' n ı n ışığı, halkı

Troya'lı savaşçıların h e p s i çil yavrusu gibi d a ­ ğılmış, h e p s i sığınmışlardır T r o y a surlarının içine (İl. XXII, 5 vd.) : Bir Hektor duruyordu olduğu yerde, uğursuz bir kader rmhlamıştı onu l/yon'un dışında Batı kapılarının ö n ü n e . Surların ü s t ü n d e n ihtiyar P r i a m o s , p e r i ş a n H e k a b e b o ş u n a yalvarır dururlar bu kez H e k t o r ' a ö l ü m e m e y d a n o k u m a m a s ı , k e n t i n i kur­ t a r m a k için c a n ı n ı kurtarması için. Ama ses çıkmaz artık H e k t o r ' d a n , kendi içinde y a p ­ m a k t a d ı r artık tartışmayı, h e s a p l a ş m a y ı . Ve en a z ı n d a n iki bin yıl s o n r a doğacak o l a n r o ­ m a n t ü r ü n ü n belli başlı bir öğesine ö r n e k ola­ c a k m o n o l o g u n a şöyle başlar H e k t o r (İl. XXII, 9 9 vd.): "Yazık bana, girersem surların içine, ilkin Pulydamas yağdırır ayıbı başıma, tanrısal Akhilleus'un baş kaldırdığı o uğursuz gece buyurmuştu bana, Troyalılan şehrin içine al, demişti, dinlememiştim onu, dinleseydim keşke. Çılgınlık ettim de ne oldu, yok ettim ' halkımı, Troya'nm erkeklerinden, kadınlarından utanıyorum. Benden değersiz biri bir gün ya derse ki: Gücüne çok güvendi Hektor, kıydı halkına. Çok daha iyi olur karşı durmak Akhilleus'a, ya öldürüp onu dönerim geri, ya da onun elinden şanla ölürüm şehrin önünde. Yoksa göbekli kalkanımı, güçlü tolgamı bırakıp bir yana, kargımı da duvara dayayıp, dosdoğru çıksam mı kusursuz Akhilleus'un önüne, söz versem, desem ki geri vereceğiz Helene'yi de, tekmil mallarını da, vereceğiz, koca karınlı gemileriyle Aleksandros'un Troya'ya getirdiği her şeyi. -Bunlar kavgamızın başı değil mi?Alın, diyeceğim, götürün bunları Atreus oğullarına. Bir de desem mi paylaşalım hepsini bu şehirde nemiz var, nemiz yok. Ant içireceğim, desem, Troyalı ihtiyarlara, desem saklamayacaklar şehirde hiçbir şeyi, ikiye bölecekler, desem, bütün malı, mülkü. Ama yüreğim ne diye oyalanır böyle şeylerle?
Ona karşı olduğum gibi gidersem

bakalım acıyacak mı bana, saygı gösterecek

mi?
Silahsız gidersem böyle çırılçıplak, bir kadın gibi öldürebilir beni o. Böyle e n i n e , boyuna düşünmek de ne. En iyisi tez elden paylaşmak kozumuzu. Bakalım Olympos'lu kime bağışlar ünü". H e k t o r böyle d ü ş ü n ü r k e n Akhilleus yakla­ şır. O n u g ö r ü n c e bir titremedir alır H e k t o r ' u , başlar k o ş m a y a . İlyada'nın e n ü n l ü s a h n e l e ­ r i n d e n biri d e açılır g ö z ü m ü z ü n ö n ü n e : H e k t o r ö n d e , Akhilleus a r k a d a ü ç kez dolaşırlar Troya ş e h r i n i , binlerce korkulu göz ö n ü n d e oluşan bir ölüm-kalım yarışı. O sırada İ d a d a ­ ğının t e p e s i n d e tanrılar d e r n e k k u r m u ş , göz­ lerler ve tartışırlar olayı. Z e u s altın terazisini kurar, bir kefesine H e k t o r ' u n , bir kefesine Akhilleus'un ö l ü m ü n ü koyar, kaldırır teraziyi, bakarız ki H e k t o r ' u n kurası ağır basıyor. H e k t o r ölecektir. Tanrılar işte o a n d a el ç e ­ kerler H e k t o r ' d a n , yalnız A t h e n a H e k t o r ' u n kardeşi D e i p h o b o s ' u n kılığına girerek yiğide yanaşır, kendisini destekleyecekmiş gibi ya­ p a r . H e k t o r i n a n ı r , karşı durur d ü ş m a n a , a m a bir a n t l a ş m a yapılmasını ister ki kim öl d ü r e c e k s e , ölenin b e d e n i n i geri versin yakın­ larına. H a k k a , yasaya, insan saygısına güveni vardır H e k t o r ' u n son d e m i n e d e k . Oysa n e ­ r e d e Akhilleus, y a n a ş m a z hiçbir a n t l a ş m a y a . Aslan gibi saldırır, H e k t o r D e i p h o b o s ' u çağı­ rır, bakar ki yok, anlar aldatıldığını (İl. XXII, 3 0 3 vd.): Kaderim beni kıskıvrak bağladı işte. Gene de kıyasıya dövüşmek düşer bana, bir yiğitlik göstereyim de öyle öleyim, ' duysun gelecekteki insanlar bile. C a n verirken bir d a h a yalvarır H e k t o r Akhilleus'a ölüsünü Troya'lılara geri versin diye. Ama Akhilleus'un r e t cevabıyla karşılaşır (Akhilleus). H e k t o r ' u n s o n sözü d e ş u d u r : "Senin ne olduğun yüzünden belli, demirden bir yüreğin var göğsünde. Ama uyanık ol, uğramayasm tanrı lanetine, yiğit de olsan, Paris'le Apollon bir gün seni, öldürecekler Batı kapılarının önünde". Söyler söylemez Hektor bu sözleri, her şeye son veren ölüm kapladı bedenini. Uçtu canı gövdesinden, yollandı Hades'e, gücünden, gençliğinden koptu, kaderine ağlaya ağlaya

Akhilleus'un, H e k t o r ' u n ölüsüne ve seyirci kalan bahtsız Troya şehrine yaptığı işkence dillere destan olmuştur: H e k t o r ' u arabasına bağlar, yedi kez dolaştırır Troya şehrinin çev­ resinde, t o z , t o p r a k içinde. B u k o r k u n ç m a n ­ zaraya tanrılar bile d a y a n a m a z , Apollon, Aphrodite yağlar sürerler b e d e n i n e , gece, gündüz bekçilik ederler ölüsüne, s o n u n d a Pria m o s ' u elinden t u t a r a k götürürler Akhilleııs'a, azgın yiğit de geri verir ölüyü babasına (Apollon, Akhilleus, Priamos). H e k t o r ' a yakılan ağıtlar ve H e k t o r ' u n c e n a ­ ze töreniyle kapanır İlyada. Dinleyin bakın, Boğazlara karşı yükselen Anadolu kalesine nasıl gömmüşler A n a d o l u ' n u n bu ilk özgürlük k a h r a m a n ı n ı (İl. XXIV, 7 8 4 vd.): Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın. Ölümlülere parlak şafak sökünce onuncu günü, gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü, koydular yığınların tepesine, verdiler ateşe. Gül parmaklı şafak sabah erken parlaymca, ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk. Hepsi geldi bir araya, topluluk kuruldu, parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını, söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi, sonra tapladı kardeşleri, dostları ak kemikleri, hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu. Kemikleri alıp kodular bir altın kutuya, erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu. Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura, ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü. Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar, gözcüler diktiler çepeçevre, dört bir yana, mezar bitmeden Akha'lar saldırmasın diye. Bir mezar tümseği olunca toprak kabara kabara, gerisin geri döndü hepsi şehre, toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni Zeusoğlu kral Priamos'un sarayında. İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni. H e l e n a . Yunan efsanelik kişilerinin en ünlü­ sü, güzeller güzeli H e l e n a (ya da H o m e r o s ' u n deyimiyle H e l e n e ) bin bir masal ve öyküye k a h r a m a n olmakla kalmamış, kişiliği de son-

suz tartışmalara yol açarak, çeşitli görüş ve yönlerden yorumlanmıştır. H e l e n a ' n ı n kişili­ ğinde ilkçağ Yunan dünyasının güzele düş­ künlüğü dile geldiği gibi, güzel ve iyi, yani es­ tetik değerlerle etik, ahlak değerleri arasında­ ki karşıtlık da yansımaktadır. Nitekim H o m e ros'tan sonraki şair ve yazarlar (aralarında Platon da vardır) bir kadının bunca savaşlara, Doğuyla Batı arasındaki bu ç a p t a bir çatışma­ ya etken olabilmesini ahlakdışı g ö r ü p , H e l e n a ' n ı n kaçırılması olayını olduğundan başka türlü a n l a t m a k yoluna gitmişlerdir. Helena'yi yaratan H o m e r o s ' t u r , bu tip en d u r u , en arı ve en canlı olarak destanlarında c a n l a n m a k ­ tadır, öyle ki sonraki yorumlar bile h e p İlyada ve Odysseia'da atılmış anlatım temellerine dayanır. O n u n içindir ki, H e l e n a ' n ı n öyküle­ r i n e , efsanelerine girişmeden, bu güzelin H o m e r o s destanlarında nasıl karşımıza çıktığını bir görelim. Troya ovasındaki savaşın en kızgın bir a n ı ­ dır-. Menelaos'la Paris teke tek savaşa girişe­ cekler ve k a z a n a n Helena'yı alıp götürecek­ tir, böylece bu bitmez t ü k e n m e z savaş kendi­ liğinden sona erecektir. Başlarında Troya kralı P r i a m o s olmak üzere ihtiyarlar Batı ka­ pısının üstündeki kulede savaşı seyretmekte­ dir. Birden H e l e n e görünür (İl. 1 1 1 , 1 5 4 vd.): Helene'nin görünce çıktığını kuleye şu kanatlı sözleri söylediler usulcacık: "Troya'lılarla Akha'lartn, böyle bir kadın için yıllardır acı çekmeleri hiç de ayıp değil. Yüzüne bakan ölümsüz tanrıçalara benzetir onu. Ama gene de binse gemiye keşke gitse, gitse de, bizi, çocuklarımızı belaya sokmasa". P r i a m o s da tatlı tatlı konuşur H e l e n e ile, şöyle seslenir: Buraya, yanıma gel kızım, otur şöyle, gör bak işte, eski kocan, hısım, akraban, dostların. Bence suçlu sen değilsin, tanrılar asıl, onlar yığdı başıma kan ağlatan savaşı. B u n d a n d a h a uygarca, d a h a insanca bir gö­ rüş, bir davranış akla gelmez ve böylesini yaklaşık üç bin yıl önceki bir m e t i n d e bulmak şaşırtır insanı. Ne var ki bu uygarlık, bu in-

Kendi kendini suçlar. olayların d a . sever. eski k o ­ casını.sanlık yalnız Troya'lılara vergidir. acı­ larını paylaşan insanca bir davranışı vardır. Phrygia'ya. K a s t o r l a Polydeukes'in doğdu­ ğu. ayrıl tanrılar yolundan. Ancak H o m e r o s ' u n r o ­ m a n c ı d a n farksız derin psikolojik görüşüyle anlaşılabilir. H e l e n e ' n i n Lekadai- . birinden H e l e n e ile Polydeukes. Paris'in yanına kendin git yerleş hadi. kara ölüme razı olsaydım keşke.): hem saparım seni. odasında h a n ı m hanımcık kumaş dokuyan.): Gene mi sensin. Yumurtadan çıkan kızı Leda kendi çocuğu gibi b ü y ü t m ü ş . T e l e m a k h o s da Helene'ye b u n d a n böyle bir tanrıça gibi t a p a ­ cağını söyler (Od. Çık. okşar. "ölümlü" babası T y n d a r e o s ' t u r . H o m e r o s destanlarında bilinmeyen bir efsane. H e l e n e . ölümlülerden bir adamın mı var ki?. Nemesis'in doğurduğu yumurtayı çobanlar bulup Leda'ya getirmişler. bir tek yumurta­ dan H e l e n e . Nesnel düşünceyi. g ü n ü n birinde bir kaz oluvermiş. yani Kas­ t o r l a Polydeukes erkek kardeşleridir (Tab. IV.. III. "Köpek gözlü" der k e n d i n e . ona bak. anı sayar. Leda bir (ya da iki) yumurta d o ğ u r m u ş . XIV. Paris'i Menelaos'la teke tek savaştan ka­ çıran tanrıça Aphrodite'nin çağrısına uymak istemez. babası Odysseus'la ilgili bir sürü Senden hem korkarım. o n a tekmil acılarını u n u t t u r a c a k bir ilaç verir. H e l e n e bir Troya'lı gelin olmuştur.). En eski metinlerde bu böyledir. halkoyunu ve H e l e n a ' n ı n başkalarınca eleştirilmesini de İ t h a k e çobanı E u m a i o s ' u n ağzından yapar (Od. Akha'larsa sert. İşte Özetle H o m e r o s ' u n H e l e n e ' s i . Klytaimestra'nın da tanrıyla bir ilişkisi ol­ mayıp T y n d a r e o s ' u n kızı olduğu söylentisi de vardır (Leda. m e y d a n okur o n a (İl. hısım akrabamı. en sıcak. Zeus'la Leda'nın ki zıdır. Paris'i eleş­ tirir. niyetin ne. 2 6 1 vd. kendi eliyle işlediği bir yaşmak verir ve so­ n u n d a büyüler delikanlıyı.ı özetleneceği gibi büyüdükçe büyümüştür. 104 vd. güzelim nakışlar yaparken yurdunu. Z e u s ' t a n kaçan öç tanrıçası N e mesis dünyayı dolaşmış ve biçimden biçime girmiş. kızını d ü ş ü n e n ve özlem çeken bir ka­ dındır. o nazlı büyüttüğüm kızımı. O n a da aynı pişmanlıkla yakınır (İl. h o d b i n . XV.). T e l e m a k h o s babasını aramaya çıkıp M e nelaos'un sarayına varınca. 6 8 ) : Afi şu Helene bütün soyu sopuyla yok olaydı keşke. Nemesis. Paris'in yatağına d ö n m e k t e n tiksinir ve tanrıçaya karşı gelecek kadar yiğit ve yü­ reklidir. H o m e r o s H e l e n a ü s t ü n e söylenecek ne var­ sa hepsini söylemişti. Yunan deyimiyle barbar­ dırlar. Zeki kadın o n u kendi çocııgııymuş gibi kucaklar. H e l e n e t a m bilinçli bir insandır. bir daha ayak basma Olympos'a. (2) EFSANELERİ. Böyle olmadı ne yapalım ki. tanrıça. can yoldaşlarımı bırakmasaydım. III. Efsa­ n e n i n başka anlatımları vardır: Zeus bir kuğu kuşu biçiminde Leda'nın kendisine yanaşmış­ tır.). Dioskur'lar). en c a n ­ d a n konukseverliği H e l e n e ' d e n görür. beni daha uzaklara. (1) D O Ğ U Ş U . iyi bir ev kadını ve sevgi dolu bir a n a gibi görü­ lür. P r i a m o s ' a ol­ duğu kadar H e k t o r ' a da sevgisi ve saygısı bü­ yüktür. dert edin kendine onu. oğlunla buraya gelmeseydim keşke evimi barkımı. neden hep baştan çıkarmak istersin beni? Söylesene. P r i a m o s ' u n söz­ lerine şöyle karşılık verir (İl. 12). ötekinden Klytaimestra ile Kas­ tor çıkmış diyenler de var. 399 vd. sonunda da karısı yapsın seni. H o m e r o s ' u n çizdiği H e lena portresine kimse bir şey ekleyememiştir. VI. 3 4 2 vd. Ü s t ü n bir tavrı. Sonrala­ rı efsane değişmiş ve L e d a ' n ı n yerini N e m e sis almıştır. şirin Meionia'nın bakımlı bir iline götürmek mi? Oralarda. Klytaimestra kız kardeşi ve Dioskur'lar. ya kölesi. h e r yazar H e l e n a p o r t r e s i n e bir şey katmak istemiştir ve efsanesi aşağıd. Ama d e ­ diğimiz gibi. sevgili kaytnbabam. bak eriyip gidiyorum gözyaşı döke döke. Z e u s da bir kuğu kuşuna d ö n ü ş ü p yaklaşmış o n a . kendinin de eleştlı meşini yapar ( O d . bunca insanın dizlerini kıran bu kadının kökü kurusaydı. kaba. Odysseia'da H e l e n e saygın bir kraliçe. Tanrıya böylesi h a k a r e t başka hiçbir m e t i n ­ d e görülmemiştir. T e l e m a k h o s ' u a n l a y a n . 172 vd. b u n d a n H e l e n e çıkmış.

Yurduna dönünce. Theseus'un Helene'yi kirletmediği söylenir. sonra kendisi Girit'e. Tarihçi Herodotos bu anlatımı benimser. Theseus kızı anası Aithra'nın yanına bırakmış (Aithra). Akha'lara kapıları açar ve Troya katliamını kö­ rükler. Theseus'la arkadaşı Peirithoos'un yeraltı ülkesine inişlerinden faydalanarak Dioskur'lar gelip kız kardeşlerini geri almışlar. Yunanistan'da ne kadar kral oğlu. yüzyılda yaşayan şair Stesikhoros'un "palinodia"sına. Menelaos onu bir süre konuklar. Öç Güzeller yarışmasında Aphrodite Troya'lı gence Helene'nin aşkını söz ver­ mişti (Paris). anlamış ki günah işlemiştir ve ilk şiirini ikinci bir şiirle düzelttikten sonra gözleri açılmış. Helena bir­ çok yerlerde tanrıça gibi tapım görürdü. bir söylen­ tiye göre 29. uzun bir süre Kıbrıs'ta kaldıkları anlatılır. Atina'lılar Helene'yi kabul etmek istemedikleri için. Helene ona gönül verip kaçırılmaya razı oldu mu? Homeros da. Söylentiye gö­ re Stesikhoros Helena'yı kınayan bir şiir yaz­ mış. gerçek Helena'yı Hermes'in kı­ lavuzluğunda Mısır'da kral Proteus'un yanına yollamış. Helene'nin Mısır'da kalışı efsanesidir. Talipler kalabalık gelmişler. ne yapacağını bileme­ miş. Bir süre son­ ra. Helene Lakedaimon'da mutlu bir ömür sü­ rerken. Paris Helene'yi baştan çıkarmakta güçlük çekmemiş olacak. Heienos.mon'da Artemis'e sunu sunarken Atina yiğidi Theseus'un saldırısına uğradığı ve kaçırıldığı öyküsüdür. sonra Menelaos ge­ lip onu almış. 16). Tyndareos şaşırmış. IV. Bütün bu uydurma efsaneler Homeros'un çizdiği Helena portresini karıştırmak ve boz­ maktan başka bir işe yaramamıştır. yok Fenike'de Sidon şehrine uğradıkları. Priamos'un en küçük oğlu da armağanını almaya gelmişti. yanında hazineler. Katreus'un cenaze törenine gitmek zorunda kalır (Katreus). Helena üstüne uydurulan mistik bir efsane­ de de Helena'nın Akhilleus'la evlendiği ve ölümsüzlüğe kavuşup Karadeniz'de Leuke (Beyaz) denilen bir adada yaşadığı anlatılır. bir başkasına göre 99 kişiymişler. Ama asıl şaşırtıcı bir efsa­ n e . Bu­ nu Euripides "Helene" adlı tragedyasında iş­ lemiştir. sonra da gözleri kör olmuş. Paris'ten sonra Deiphobos'la evlenir. Paris de Helene ile baş başa kalın­ ca. Helena da Troya savaşının sonuna kadar Mısır'da kalmış da. sonra Menelaos'u evine alarak Deiphobos'u öldürür. Paris Troya'dan konuk gelmiş Yuna­ nistan'a. ne ka­ dar yiğit varsa hepsi istemişler güzellerin gü­ zelini. Öyle olmuş ve Helene Menelaos'u seçmiş. Kassandra'nın ikiz kardeşi (Tab. çünkü arkasında Aphrodite vardı ve tanrıçanın buy­ ruğu. bir efsaneye göre ona bir çocuk yapmış ve bu da Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı diye geçinen İphigeneia imiş (îphigeneia). Kassandra gibi Heienos da Apollon tanrının gözdesidir. Efsanenin amacı Helena'nm namu­ sunu kurtarmaktır. babası Tyndareos başı­ na iş açacağa benzeyen kızını evlendirmek is­ temiş. ama seçmeden önce bütün talipler seçeceği adamı korumaya. ge­ rekirse savunmaya ant içsinler. Bu efsanelerde Helena Yunanlıların çıkarına yardım eden ve bu uğurda Troya'ya her türlü kötülüğü yapan hain ve belalı bir kadın rolündedir. Ö. güzel kadını kaçırır. Homeros destanlarında böyle bir öykünün izine bile rastlanmaz. öbür yazarlar da bu­ nu pek açıklamazlar. Ne var ki Paris Helene'yi tek başına kaçırmaz. Sözde Hera güzellik yarış­ masında Aphrodite'ye yenilmeyi sindirememiş. yalnız Odysseia'da Helene'nin dönüş yolunda Menelaos'la birlikte Mısır'a uğradıklarından söz edilir (Od. istemiydi bu. İlyada'dan sonraki efsanelerde oynadığı rol onu Homeros destanlarındaki kişiliğinden başka bir kişilikle gösterir.).. Paris'i Helena'dan yoksun etmek için tıpkı Helena'ya benzeyen bir kadın yaratmış ve Paris'i bu Helena görüntüsüyle Troya'ya göndererek. İki sevgilinin Troya'ya kadar olan yolculuğu üstüne kaynaklar çeşitlidir: Üç günde Anado- lu kıyılarına vardıkları. Odysseus'a bu hizmetine karşılık İkarios'un kızı Penelopeia'yı vermişler (îkarios). Helena'nın Mısır'da kaldığı ma­ salı İ. Nitekim Helene'yi geri vermek söz konusu olunca hep bu mallardan da dem vurulmaktadır. göz kamaştırıcı mallar da alıp götürür. 219 vd. ı ao . Helene'yi kandırdı mı. Priamos'la Hekabe'nin oğlu. Yalnız Akhilleus daha evlenecek çağda olmadığı için talipler arasında değilmiş. VI. Odysseus ona bir öğüt vermiş: Helene kocasını kendi seçsin. yani kendi bir şiirini yalanlamasına dayanmaktadır.

Sonra Neoptolemos'un yanı­ na sığınmış. Bundan sonraki öyküle­ ri de karışıktır: Şehir düştükten sonra ölüm­ den kurtulmuş. o ölünce karısı Andromakhe'yi almış da onunla bir oğlu olmuş. birçok çocuğu olur. Gaia ile Uranos'un çocukları Hyperion ve Theia birleşirler. Gözyaşlarından amber taneleri meydana gelmiştir. Helikaon. bazıları Midilli. onu Trakya Khersonnesos'unda (Geli­ bolu yarımadası) "Köpeğin mezarı" denilen yerde gömmüş. Zo­ ra ve rüşvete dayanamayan Helenos şu üç koşulu bildirir: Akhilleus'un oğlu Neoptolemos savaşa katılır. X I I .ikisine de tanrı bilicilik yetisini vermiştir. şehir düşecektir. Priamos onu da öbür oğulları gibi hor gö­ r ü p tersler ( İ l . Okeanos'la Tethys'in kızı Perseis'le evlenir. Akha'ların bilicisi Kalkhas. Od. İalysos ve Kamiros şehirle­ rini kurmuşlar. Odysseus onu bulmak ve ağzından söz almakla görevlendirilmiş. 8). Titanlar so­ yundan olan Helios. İlyada'da "bilicilerin en iyisi" diye sözü geçen Helenos. 4 4 . V I . Selene ( A y ) ve Eos (Şafak) (Tab. Heliades (Heliosoğulları). Phaeton da H e lios'un oğlu sayılır. Helios güçlü kuvvetli ve çok yakışıklı bir de­ likanlı olarak canlandırılır. dinsel konularda da Hektor'a öğütler verir ve Hektor yaşadıkça yiğitçe çarpışır. Kolkhis kralı Aietes. Paris ölünce. Hekabe ile birlikte Trakya'ya gitmiş ve anası acısından bir köpek haline ge­ lince. Priamos'un kızı Laodike'nin kocası. Helios. Helios'a Rhodos adlı nympha Heliosogullarını doğurur. bazıları Istanköy. savaşta da. Aietes'i tahtından atan. Helena'ya kimin koca olacağı tartışıl­ mış. saç biçimin­ de ışınlarla çevrilir. Minos'un karısı Pasiphae. Phaeton Zeus'un yıldırımıyla vurulunca Helios kızları içi­ ne düştüğü ırmak kıyısında gözyaşı döke dö­ ke kavak ağacına dönüşmüşlerdir. Söylentiye göre Phaeton'a Güneş'in araba­ sıyla atlarını veren. X X I V . Yeryüzü Okeanos ırmağı üstünde yüzen bir tabak gibi tasarlandığı için Helios'un gece batıda batıp sabah doğudan dog­ ması olağan sayılırdı. Nitekim Homeros'un Odysseia destanın­ da bile Helios yardımcı bir tanrı sayılır ve Odysseus'un arkadaşları sığırlarını kesince kendi öcünü kendi alamaz. Akha'lar Pelops'un ke­ miklerini ve Palladion'u ele geçirirlerse. ama yeğeni Medeia'nın eliyle öldürülen Perses. Helenos'la küçük kardeşi Deiphobos ta­ lip çıkmışlar. Olympos'lu Apollon'dan ayrı bir tanrı ya da doğal bir güç. Troya'lı önder Antenor'un oğlu. böylece yok olmasına yol açan Helios kızlarıymış. Vergilius "Aeneis" destanında Helenos'u Epir bölgesinde kral olmuş ve İtal­ ya'ya gitmek üzere oradan geçen Troya'lıları iyi karşılar gösterir. Güneş tanrı ile Okeanos kızı Klymene'nin çocukları. V I I . Heliadai (Helios Kızları). 4 ve 8). Helenos küsmüş ve İda dağına çekil­ miş. ya­ ni güneşin ta kendisi sayılır. ama günün birinde aralarında anlaşmazlık çıkıp birbirlerine düştüklerinden. Başka bir efsaneye göre tahta atın yapılıp surlardan içeri alınmasını salık ve­ ren de Helenos'muş. Yorgun atlarını Okeanos sularında yıkadıktan sonra doğudan batıya aynı yolu ertesi günü gene izler. Zeus'a başvur mak zorunda kalır (bkz. Helenos'a değgin efsaneler asıl İlyada'ya konu olan olaylardan sonra başlar. Ama Priamos Deiphobos'u se­ çince. Bunlar h e p sonradan uydurulmuş ve Troya kral soyuna leke getirmek için Yunanistan'da düzülmüş masallardır. Gök bilimi ilerledikçe güneşi simgeleyen Helios'un önemi azalmış­ tır. Heliosogulları Güneş tanrının Rhodos adlı nympha'dan olan yedi oğludur (Tab. Ama agabeysi öldükten son­ ra. 7 6 . Helikaon kardeşleriyle birlikte Troya yıkımından kurtulur ve Antenor ve Pulydamas'la birlikte kuzey İtalya'ya göçer (Antenor). üç göksel varlık meydana getirirler: Helios (Güneş). Phaeton'un kız kardeşleridir (Tab. Klymene de Helios kızlarını. herbirinin olağanüstü bir kişiliği ya da talihi var bu çocukların: Büyücü Kirke. dönüşümleri bu so­ nuçlarının cezaısı olmuş (Phaeton). Hepsi usta gök bilginleriymiş. bazıları da analarının adını verdiği Rodos adasında kala­ rak orada Lindos. Başı. En eski inançlara göre Helios ateş saçan çok hızlı atların çektiği ara­ basıyla her sabah Şafak'tan hemen sonra Hindistan'dan yola çıkıp gökteki yörüngesine girer ve akşam da Okeanos ırmağına dalar. 260 373) . Helios. Troya'nın ancak Helenos'un bildireceği koşullar altında düşeceğini söyleyince. 8). 249).

Olympos tanrılarının evleri onun usta ellerinden çıkmadır. yani Gece'nin k ı z ı d ı r . 927 vd. Biri konağa girerken öteki çıkar. Hesiodos süreci şöyle-anlatır (Theog. bunlar da Dor. 586 vd. Ölüm 'ün kardeşi Uyku 'yu. kurtulamaz bir daha. Thetis Hephaistos'un evine gelince. Zeus'un Athena'yı kafasından çıkar­ masını kıskanmış da. 369 vd. ama oturur oturmaz da zincirler onu kıskıv­ rak sarar. Topallığının nedenini Ilyada'da kendi anlatır: Troya savaşı konusunda Zeus'la Hera arasında kopan bir kavgayı yatıştırmaya çalı­ şır ve Hera'ya şöyle der ( İ l . Hellen'lerin. Ama Hephaistos aynı öyküyü başka türlü anlatır îlyada'nın bir başka bölümünde: Thetis oğlu Akhilleus için yeni silahlar istemeye gelince demirci tanrıdan. Aither ( E s î r ) ise onun kardeşidir. Hephaistos'u yaratmış. Zeus'la Hera'nın yatak odası. yuvarlandım gittiydim tam bir gün. Aiol. ikisi hiç bir arada olmaz içeride: Hep biri dışarıda. Khaos'tan çıkma Erebos'la Nyks'in. İon ve Akha boylarının ataları sayılır (Tab. XVIII. I. Hera da tahtın üstüne oturur. öteki Uyku'yu taşır kollarında. sisli karanlığa bürülü belalı Gece. 270). Bir anlatıma göre Helle denize düştükten sonra tanrı Poseidon tarafından kurtarılmıştır. Tufan­ dan sonra Tesalya'ya yerleşir ve bir dağ nympha'sı olan Orseis'le evlenir. Olympos'luya karşı gelmek çok zor. V I I I . ama bir efsaneye gö­ re. Doros. 5). yani bütün Yunan ırk ve boylarının atası sayılan efsanelik kişi. anası­ na gönderir. bu yüzden de hor görülür tanrılarca. Ama hiçbirinin elinden gelmeyen işler gelir Hephaistos'un elinden: Her türlü madeni iş­ leyip olağanüstü güzellikte eserler yaratması­ nı başarır topal tanrı. 599): Kojtu durdu oradan oraya soluya soluya. batan günle. Ve Hephaistos en usta sanatçısı oldu gökler tanrısı Uranos torunlarının. Hephaistos bunun öcünü anasından alır: İçine zincirler sakladığı bir taht yapıp.): . Olympos tan­ rıları Hephaistos'u çağırmak zorunda kalır­ lar. 394 vd.. Hera onu kendi kendine doğurmuştur (Tab. bağrına taş bas. Çanakkale Boğazına adını veren Helle'nin efsanesi Argonaut'lar bölümünde anla­ tılmıştır (Argonaut'lar). sık dişini. Hera topal oğlundan utandığı için onu dokuz yıl Okeanos ırmağının yanında saklamıştı (İl. yani yeraltında buluşur­ lar (Theog. I. görmek istemem dayak yediğini. Helle. Biri ellerinde götürür ışığı sayısız gözlerine insanların. yeryüzünde. Tanrılar ünlü topalı görünce kahkahayı atarlar (İl. Hellen. işliği şöyle tanımlanır demirci tanrının ( İ l . Dionysos'u gönderirler. yakaladıydı beni bacağımdan. topallığı yüzünden anası Hera'dan neler çektiğini anlatır. ne yapayım. Ksuthos ve Aiolos diye üç oğlu olur. onunla birleşerek üç çocuk anası yapmıştır onu. 748 v d . Hellen. ( 2 ) N İ T E L İ Ğ İ . Tepem atsa bile koşamam yardımına. körlerin gözünü açar vb. Bir gün sana yardım etmek istedimdi hani. Hephaistos. şarap tanrı da Hephaistos'u bir eşeğe bindirip öyle getirir Olympos'a. (1) DOĞUŞU. tanrılarda gürül gürül bir kahkaha (coptu. attıydı tanrısal eşikten aşağı. çıkmayı beklemektedir.). Gündüzü ve gün ışığını simgele­ yen Hemera. örneğin Aphrodite ile Ares'in gizlice se­ viştiklerini (Od. birazcık canım kalmıştı. Hesiodos'a göre Nyks ile Hemera Tartaros'ta. öteki içeride. Hemera.Helios dünyanın gözü sayılır. yalnız öfkeden ve kocasına hıncından ünlü Hephaistos'u doğurdu kendi kendine. Zeus ile Hera'nın oğludur. Seni çok severim. Deukalion'la Pyrrha'nın oğludur. hem çirkin. Poseidon Helle'yi sevmiş. ha çıktı ha çıkacak. Hephaistos hem topaldır.): Aldırma anacığım. 20). X V I I I . (Orion). Hephaistos. Düştüydüm Lemnos adasına. ) . o her şeyi gö­ rür. Sintiler yerden kaldırdılardı orada beni. Bu niteliğiyle Olympos tanrıları arasında tektir. Orada buluşup selamladır G e c e ' y / e Gündüz tunçtan büyük eşiğe ayak basarken.): Hera tanrıça kimseyle sevişmeden.

hiçbir çalışan insanın böyle canlı bir t a n ı m l a n m a s ı b u l u n m a z ilkçağ yazınında. Güzellikten hiç n a s i p al­ m a y a n H e p h a i s t o s aşktan yana da p e k talihli olmamıştır. H e p h a i s t o s Akhilleus için yeni silahlar y a p ­ maya söz verince. L e m n o s ' a gidiyormuş gibi evinden ay­ rılır ve d ö n ü ş ü n d e Ares'le Aphrodite'yi kıs kıvrak bağlı bulur. aldı eline koca bir değnek. Zeus'un eşi. 14 vd. H o m e r o s destanlarında "inek gözlü". İlk kadın P a n d o - r a ' n ı n bedenini kilden y o n t a n odur (Pandora). babamda. sonra gene gerisin geri eve dönsünler diye. Daidalos insanlar arasında neyse. y ü z ü n ü . Bir süngerle sildi iki elini. hasır altından su yürütür. 3 0 6 vd. H e p h a i s t o s tanrılar arasında o d u r : Sa­ n a t ı n ve işçiliğin yüceliği simgelenir onlarla. çevik ayaklı diye. kendi kendilerine girsinler diye tanrıların toplantısına. XVIII. onları yapıyordu Hephaistos. Hera'yı kocası Zeus'un ağzından dinleyelim (İl. çıktı topallaya topallaya kapıdan dışarı. tunçtan. silah ve yet­ kilerini kötüye kullanmaktan ç e k i n m e z . dövüyordu bağlarını. Ü n l ü topalın avaz avaz ba­ ğırarak dile getirdiği öfke o n u n kişiliğini açığa vuracak niteliktedir (Od. yani Yunanistan yarımadasının ırk. kin. (3) EFSANELERl. tanrıların kraliçesi ulu H e r a ' y a bu damga­ yı basan H o m e r o s ' t u r . cılız bacakları seğirtiyordu altında. kıs­ k a n ç . sakat doğmuşsam. bir entari giydi. sevgi ve nef­ retleri hiçbir mantığa d a y a n m a z . kabahat bende değil. üstündü öbür ölümsüzlerin evlerinden. çıkarlarını d a h a ileri bir kültürün simgesi Ege ve Anadolu'ya karşı sa­ vunan. kinim. Hephalstos'u körükleri arasında çalışır buldu. yok olmaz. beni dünyaya getirmeselerdi! Hephaistos rol Erikhthonios efsanesinde de oynar (Erikhthonios). Değil bir t a n r ı n ı n . P r o m e t h e u s ' u Kafkas dağının tepesine o çıkartır ( P r o m e t h e u s ) . yani Zarafet'in kendisiyle evli olarak gösterilir (İl. her işime engel olmak onun huyu. bir işli halkaları vardı takılacak. XVIII. "ak kollu" ya da "altın t a h t t ı " diye nitelenen H e r a (yahut H e r e ) tipik bir G r e k tanrıçasıdır. kabahat anamda.): Soluyan topal yaratık örsten uzaklaştı. yakışıklı. h e r z a m a n ve özellikle za­ manımızda örneklerine çok r a s t l a n a n varlıklı ve benci! burjuva kadınını simgeler. görülmeye değer şeylerdi bunlar.il İçine alacak bir yatak Gümüş ayaklı Thetis Hephaistos'un yapar. Bütün kusurla­ rıyla kadını canlandırır Hera-. H o m e r o s ' u n Odysseia desta­ n ı n d a ozan D e m o d o k o s Aphrodite ile evli olan H e p h a i s t o s ' u n başına gelenleri anlatır: Ares'le aldatıldığını bilen t o p a l t a n r ı bir za­ m a n l a r anası H e r a ' y a yaptığı t a h t gibi. topladı tekmil araçları gümüş bir sandıkta. a m a h i ç ­ bir işi açık değildir. çarpık bacaklı tanrı yapmıştı bu evi.evine vardı. Dırdırcı. d a h a da üstün ve şaşırtıcı bir m e t i n olan Akhilleus'un silahları­ n ı n anlatılması izler. sevdi onu. şu gülünç. XV. bayağı işlere bir bakın! Zeus'un kızı Aphrodite hor gördü beni. Troya savaşını tuttuğu Akha'lardan yana çevirebilmek için Zeus'u baştan çıkarıp uyul tuktan s o n r a . Yunanistan'da yaratılan efsanelerinde aynı tiple karşımıza çıkmaktadır. topalım diye hor gördü. din ve dünya görüşlerini. a m a ne tuhaf ki İonyalı koca şairin çizdiği H e r a portresi t u t u n m u ş . VIII. şoy.): . sevdi Ares'i. gizli kapaklı yapar ne yaparsa. 4 1 0 vd. her üçayağın altına altın tekerlekler koymuştu. 3 8 2 ) . H e r a . güçlü boynunu. 4 0 7 ) : Çok değil Here'ye öfkem. bu yüzden kişiliği ve efsaneleri h e p bir kavga. birden u y a n a n t a n r ı şöyle çıkı şır karısına (ti. Bu eşsiz parçayı. H e p h a i s t o s mucizeler ya­ r a t a n bir ustadır. hazırdı. hırçın. işe koyulması şöyle anlatı­ lır (XVIII. bu se­ fer de İki sevgiliyi '»fll. H e s i o d o s Kharit'lerin en kü­ çüğü Aglaie (parlak a n l a m ı n a gelir) ile evlen­ diğini söyler. düzen kurar. kıllı göğsünü sildi. üçayak yapıyordu tam yirmi tane. b e n ­ zetmek gerekirse. Körük/erin/ateşin içinden çekti. inatçıdır.): Zeus baba ve hep var olan öbür m u t l u tanrılar gelin. kan ter içinde gidip geliyordu o yandan bu yana. İlyada'da Kharit'lerden Kharis. yaldızlı bir evdi bu. h ı n ç ve geçimsizlik havası yan­ sıtan sevimsiz bir tanrıçadır. Yirmi tane üçayak bitmiş. Dayayacaktı onları sarayının dik duvarına.

Tanrıların tanrısı oğlu Ares'te anasının kusurlarının tıpkısını görür (Ares). Öbür tanrılar da aşağı yukarı Zeus gibi düşünürler.. Zeus dünya egemenliğini paylaştıktan sonra. Zeus Hera'ya bu cezayı Herakles'e ettiği kötülük yüzünden vermiştir. ne olur Here. o da ma­ sum tavırlar takınarak. H A Y A T Ö Y K Ü S Ü . sonra Aphrodite'den sevgiyi tutuştu­ ran büyülü memeligini ister. Okeanos kıyısında de­ niz tanrıları çiftini barıştırmaya gittiğini ve ö n ­ ce kocasına haber vermek. biz uyurken gider. ne yüzle çıkarım bu yataktan dışarı? Hera'nm sıradan bir kadın gibi kendi koca­ sıyla yatmaktan çekinmesini. doyasıya.. uğrattın orduyu bozguna. Zeus buna da çare bulur: Tanrılar. dedikodudan korkmasını Zeus gibi biz de hayretle karşıla­ yalım. bir örs bağlamıştım iki ayağına. Hera. Hesiodos'a göre. Unuttun mu seni havalarda astığım günü. Kronos'la Rheia'nm kızı ve Zeus'la öbür Olympos'lu tanrıların kız kardeşidir (Tab. Sonra sayar bir bir yattığı ölümlü ve ölüm­ süz kadınları. babası Zeus'a karşı korumaya çalışan Hephaistos bile H e ra'dan neler çektiğini unutamaz (Hephaistos). Okeanos'la Tethys tanrılarının yanında geçti­ ğini İlyada'da kendi anlatır (İl. 152353): Hera kocası Zeus'un İda dağından Troy. Hera'yı kendine eş alır. o bahçeden gelen altın elma­ ları da Gaia Hera'ya düğün hediyesi olarak vermiştir. 200 vd. taptaze lotos bir halı serdi toprakla aralarına. ne biçim söz çıktı ağzından? Yatağa yatıp sevişmemizi nasıl istersin ida dağının tepesinde. güneş bile onu geçip göremez bizi. XIV. Böyle dedi. Bir efsaneye göre bu düğün Batı Kızlarının (Hesperides) bahçe­ sinde olmuştur.ı savaşını yönettiği ve basanını] Tro- ya'lılarda olduğunu görür. Anası Rheia Titan'lar savaşı sırasında inek gözlü tanrıça Okeanos'la Tethys arasında çı­ kan bir kavgayı yatıştırmak için batı kıyılarına gitmek ister. Zeus tanrıçalar arasında Hera ile son olarak evlenmiştir. Zeus eşine nereye gittiğini sorar. ama içine bal damladığı besbellidir. ( 1 ) DOĞUŞU. sarmaş dolaş olalım yatakta. 5). Hera çocukluğunun dünyanın ucunda. babalarından gizli çıktıkları gün yatağa. yola gelmez Here. savaş dışı ettin tanrısal Hektor'u. Destanın bu eş­ siz parçasını özetlemeye değer (İl. söylerse öbür tanrılara? Bir daha ayak basarnam senin evine. yatalım gel. XIV. tanrısal toprak yumuşak bir çimen saldı. ondan izin almak için buraya geldiğini söyler. gidip dag başında onunla sevişmeyi ge­ çirir aklından.). sonra da kusar. ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni. aldı karısını koynuna. Babası Kronos onu da doğar doğmaz yutar. Her neyse. görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını. Zeus'la Hera evlenmeden de sevişmişlerdir. göz göre göre? Ya hep var olan bir tanrı görürse bizi. seni bir güzel pataklayayım da gör. kültte de sık sık tekrarlanır bir motiftir. bugüne dek ne bir tanrıçaya. bunu önlemek için. a n a .. ama sonra da düğünleri törenle kutlanmıştır. çözülmez bir altın zincir vurmuştum ellerine. gider odasında önce bir güzel süslenir.Amma da düzen kurdun. asılı kalmıştın havalarda. Anasını. utangaç tavırlar takınır: Korkunç Kronos oğlu. altın gibi bir sisle örterim dört bir yanımızı. . Hera da Okeanos kıyılarında bu­ lunduğu sırada elmaları kendi eliyle Batı K ı z larının bahçesine ekmiştir. Hera ses çıkarmaz. İlyada'da İda dağı­ nın Gargaros tepesindeki birleşme sahnesi de böyle bir kutsal düğündür. Zeus dayana­ maz. her şeyi keskin ışıklarıyla gören güneş bile. öyle bir aşkı ilk birleştikleri gün duymuştu. Bu kötülüğün meyvesini sen toplayacaksın önce. onu da göğsüne taktıktan sonra Uyku tanrıyı baştan çıkarır ve onunla birlikte Gargaros doruğuna varır: Bulutlar devşiren Zeus onu gördü. savaşı filan unutup açığa vurur duygula­ rını: Sonra da gidersin oraya. En büyük tanrı çifti arasındaki kutsal düğün (hieros gamos) efsanelerde de. insanlar görecek diye korkma.. sarıldı. bulutlar arasında. Epey naz eder.

Ne var ki yalnız Yunanistan kral aileleri değil. sonunda Atina'da yiğit TheseBugün de Kazdag'ın tepesine çıkın. lo. İnsanın do­ ğaya karşı yenilmez saldırma ve dayanma gü­ cünü simgeler. İ k sion da Hera ile birleşmek istemiş. ömürle­ rakles'in Omphale ile birleşmesinden meyda­ ri boyunca kini. Ne var ki Grek boylarının ve özellikle Dor'ların kahramanlık görüş ve anlayışlarını kişiliğinde toplayan Herakles bir çeşit ulusal kahraman olmuştur. 13). Devlere karşı savaşa katılmıştır. Teiresias'ı kör etmekte rol oynar. tehlikeli geçitleri geçmelerini sağlamıştır (Argonaut'lar). Roma kralı Tarquinius en büyük kurbanı. Güçlü yiğidi üst üste ederdi. sardı onları güzel bir altın bulut. tatlı bir halı. ama Zeus Hera'nın buluttan bir görüntüsünü yaparak onu aldatmıştır (Prophyrion. arala­ us'tan yardım görürler ve düşmanlarını bir bir rında otlar fışkıran tepsi gibi serilmiş. safranlardan. Herakles kor. Göz göz tüyleri. öfkesiyle i z l e r onları. Kızı Eileithyia ile doğumlara gözcülük eden tanrıça Hera'nın en sevdiği kuş tavus kuşu­ dur. ( 1 ) ADI. Hera'nın doğrudan doğ­ nına yankısıdır. İ l k ve na geldiğini ileri sürer. çiçek olarak zam­ bağı severmiş. Yaptığı işler h e p iyiye dönük­ tür. H e rakles köledir. yahut Heraklesoğulları. Herakles'e bü­ tün işleri. Sonra Pythia ka­ hini adını değiştirir. buluttan ç i y damlaları akıyordu pırıl pırıl. tersine onu dizgine vuramadığı için. ama Zeus'un aşklarında zı soylar Heraklesoglu adını almışlardı. kahramanlıklar yapmaya zorlayan Hera'dır. İ l k doğduğu günden beri peşini bırak­ mayan Hera'nın kin ve öfkesi son demine kadar da rahata kavuşturmaz onu. Yemiş olarak narı. hele bu aşklardan ğin Lydia kralı Kroisos (Karun). uzanıverdi ikisi de halının üstüne. Dionysos ve Tityos efsanelerinde. soyunun H e doğan çocukların yakasını bırakmaz. Bir efsane Menelaos'u ölümsüz kıldığını anla­ tır (Menalaos). onlara karışır. Roma'da Hera tanrıça İuno ile bir tutuldu (tuno). doğanın insanın başına saldığı afet ve musibetleri yok etmekle insanlığa sonsuz iyili­ ği dokunur. îksion). Bu ad. Epaphos. yani dedesi Alkaios'tan gelme bir soyadıdır. Heraklesoşilli halıların üstünde tanrıların seviştiğini ge­ gullarının Yunanistan'da tutunması Dor ırkı­ çirirsiniz aklınızdan. yalnız Herakles'in oğullarına ve torunlarıne değil . kahramanlıkları zorla yaptırılır. Alkmene'nin Zeus'tan d o ­ da Herakles'in bir oğlunu atası olarak kabul ğurduğu Herakles'tir. Ama böylece büsbü­ tün arınıp ölümsüzlüğe kavuşur. yani Yunan ve Latin mythos yazarlarını sonsuzca esinleyen efsanelik bir kişi. dümdüz taşlar görürsünüz ve bu aklı ye­ nez'de egemenliği ele geçirirler. H e rakles de erkek olarak odur. Herakles adının "Hera'nın ünü" anlamına geldiğini İ l e ri sürerlerse de "heros" yani kahraman söz­ cüğü ile ilişkisi daha akla yakındır. Heraklesoğulları bu yüzden oradan oraya sürünür. Helene kadın olarak neyse. Herakles öl­ dükten sonra. çıldıracak gibi olur.soylara verilmektedir (Tab. sümbüllerden. onu büyüttüğü için oğlu Akhilleus'u tutar (Thetis). nın Peloponez'i ele geçirmesinin efsane ala­ ( 2 ) E F S A N E L E R İ . Bu sırada Porphyrion ona tutulmuş ve elbisesinin ucu­ nu yakalayarak onu kendine çekmek istemiş­ tir. koca­ yenerek Yunanistan'da ve özellikle Pelopoman. tanrıçanın lo'ya bekçi koyduğu Argos'un yüz gözünü simgelermiş (Argos). Eurystheusogullarını da ezme­ ye çalışır. tanrı vergisi kuvvetinden de zevk duymaz. Herakleidai. Hera Argonaut'lar seferinde Argo gemicile­ rine yardımda bulunmuş. Oysa kendisi trajik bir kişidir: Kahraman olmayı kendi seçmemiştir. Tam işleri bitmişken korkunç bir yanlışlık yüzünden ca­ yır cayır yanar ve ölür. Örne­ rol oynar. . o sıra Zeus devi şimşekle yere sermiş. istemeyerek suç işler ve dengeyi bir türlü bulamayıp kendin­ den geçer. îno ve Athamas. Adı Herakles'in bile "Hera'nm ünü" anlamı­ na geldiğini ileri sürenler bile vardır (Herakles). Üç Güzeller yarışmasında birinciliği kazanamaması Paris'e ve Troya'ya dinmez kinin bir nedenidir. yiğidi ata olarak benimseyen birçok Herakles. Anadolu ve İtalya'da da ba­ ruya efsanesi yoktur. Asıl adı Alkides. öte yandan Akhilleus'un anası Thetis'i kıskandığı halde. insafsız bir efendinin buyru­ ğunda ömrü boyunca çalışmak onun kara ka­ deridir.

yiğit onu okları ve topuzuyla alt edemeyince. Herakles zehir sa­ çan kafalarını bir bir koparmış ve ölümsüz olan kafasını da kocaman bir kayanın altına gömmüş. sonunda okla yaralayarak onu ya­ kalamış ve omuzlarına yüklenerek götürmüş. Apollon kâhini Pyllıi. Eurystheus'a vermiş. Zeus. Thebai kralı Kreon ödül olarak kızı Megara'yı vermiş yiğide. 13). kendi çocuklarını bir bir öldürmüş. Arkadia'nın Erymanthos dağında korkunç bir yaban do­ muzu varmış. Iphikles avaz avaz bağırdığı halde. Thespios'un yanına sığın­ mış ve kendini bu suçlarından arındırmış. ama günün birinde Hera yiğidin cinnet getirmesini sağla­ mış. H e rakles de aylarca izlemiş canavarı. Eurystheus olur (Eurystheus). Herakles'in anası Alkmene de. Herakles de oklarıyla canavarları öldür­ meyi başarmış. Stymphalos gölünün kuşları. Alkmene'nin atası Danae ile birleştiği gibi. sekiz aylık olup ikizi İphikles'le birlik­ te beşiğinde yattığı bir gün iki kocaman yılan gönderir çocukları boğmak için. Thespios da karşılık olarak elli kızıyla yatmasını sağlar yiğide. öiümlü babası Amphitryon da Perseus'la Andromeda soyundandırlar (Tab. Lerna ejderi. Altın boynuzlu.ı aracılığıyla yiğidin gidip Eurys- theus'un hizmetine girmesini bildirmiş. Aynı ge­ ce Alkmene Herakles ve İphikles'e gebe kalır (Alkmene. Bir gün at adamlarla tartışmaya girip birçoklarını öldürmüş. ( 4 ) H E R A K L E S 'İ N O N İ K İ İŞİ. Linos da güzel saz çalmasını öğretirler. ama Hera bununla da yetinmemiş. Eurytos ok atma­ sını. insanlar üzerinde büyük bir egemenlik kuracaktır. ( 3 ) H A Y A T I . Athena tanrıça H e rakles'e bu kuşları ürkütmek için ziller ver­ miş. ölümsüzlüğe kavuşacakmış. Herakles üstün bir eğitim görür: Amphitryon ona araba kullanmasını. Amphitryon). Zeus'a söz verdirir ki Perseus soyundan ilk doğacak çocuk. tunç ayak­ lı bu geyik Apollon'la Artemis'in koruduğu si­ hirli bir hayvanmış. Eurystheus bu hayvanın kendi­ sine diri olarak getirilmesini buyurmuş. O sırada Sthenelos'un karısı yedi aylık gebeydi. Böylece Perseus soyun­ dan ilk doğan erkek Herakles değil. Sonra yaban domuzu­ nun peşine düşüp onu bir ağ içinde yakala­ mış. G e n e Arkadia'da Stymphalos gölünün üstünde gagala­ rıyla pençeleri tunçtan. Alkmene'yi de aldatarak elde eder. kol­ ları arasına almış ve elleriyle boğmuş. Typhon'la Ekhidna cana­ varlarından doğma bu aslan Yunanistan'da Nemea bölgesini kasıp kavuruyormuş. o sırada da dağdaki at adam Pholos'un konuğu ol­ muş. Alkmene gebe kalır kalmaz tanrıça Hera ona karşı korkunç bir kıskançlık beslemeye başlar. Elis kralı Augias'ın ahır­ ları dağ gibi üst üste yığılan gübreden kullanıl­ maz olmuş ve gübresiz kalan toprağı da bet bereketini yitirmişti.(2) SOYU. Delikanlılık çağına gelince boyu boşu ve gü­ cü olağanüstüdür. Erymanthos yaban domuzu. Bin zorla yüzdüğü postunu da kendine zırh etmiş. Bundan sonra Thebai'lileri haraca kesen Orkhomenos kralı Erginos'la dövüşüp onu öldürmüş. babasının ve kral Thespios'un ülkesinde korku salan Kithairon aslanını öldürür. Aşağıda saya­ cağımız işleri Herakles yalnız kollarının gücü ve silah olarak elinden hiç ayırmadığı topuzuyla başarmıştır: Nemea aslanı. Suçla­ rının kefareti olacak bu on iki yıllık hizmeti başarıyla sona erdirirse. Yiğit kendine gelince. Hera Herakles'in elinden haklarını almakla kalmaz. Kyreneia geyiği. Bu kızlardan elli tane oğlu ol­ muş (Thespios). Ne var ki avdan her gece yorgun argın dönen yi­ ğit yatağına giren kızların hep başka olduğu­ nu anlamamış. insan etiyle beslenen korkunç kartallar varmış. Herakles onu tam bir yıl kovalamış. Eurystheus yiğidi küçük düşürmek için bu ağılları temizlemesini bu- . Augias'm ahırları. Hera kızı ebe tanrıça Eileithyia'ya onu yedi aylıkken hemen doğurtur ve Alkmene'nin do­ ğumunu geciktirir. Herakles yılanlara sarılır ve her elinde bir yılanı boğazından sıkıp bo­ ğar. Eurystheus hayvanı görünce korkusun­ dan bir fıçının içine saklanmış. On sekiz yaşında Amphitryon'un sürülerini beklerken. Dokuz kafalı bir yılan olan "hydra" adlı ejderi Hera Argos bölgesindeki Lerna bataklığına salmıştı. Bu kadından da epey çocuğu olmuş Herakles'in.

Trakya kralı Diomedes'in insan eti yiyen atları varmış. Gervoneus'un sürüleri. Kaynatası Oineus'un şarap sunucusu Eunomos'u kaza ile öldürdükten sonra. ama Laomedon söz verdiği atları teslim etmeyin­ ce. Bunlar Herakles'in başlıca on iki işidir. Herakles Diomedes'le çarpışır. Ares'in Hippolyte'ye armağanı olan bu ke­ meri almak için Herakles Amazon'lar kraliçe­ sini öldürmek zorunda kalır. yiğit öç alacağını söyleyerek Troya'dan ayrılır (Laomedon. Herakles Nereus'tan izlemesi gereken yolu öğrendikten sonra. Olympos tanrıları­ nın devlere karşı savaşlarına katılır. Girit boğası. Dev altın elmaları getirir. Dünyanın batı ucunda.yurmuş. ama kral bu yarışmanın ödülü olan kızı İole'yi ona vermez. çilesi de tüken mez. kadın kılığına sokup yün eğirmesini sağlar. Sonra da ehlileşen hayvanları Mykenai'ye getirir. Herakles de kralı oğullarıyla birlikte öldürmüş. Güneş de ona Okeanos'u geçmek için altın sandalını verir. sürülerin bekçilerini öldürür ve sığırlan alıp götürür. Herakles oralara kadar gelir. yiğit de köpeği Hades'e geri götürüp bırakır. Galya. Sparta'ya karşı bir saldırıya girişir vb. Amazon'lar kraliçesi Hlppotyte. yiğitten Amazon'lar krali­ çesi Hippolyte'nin büyülü kemerini ister. Okeanos ırmağının bir adasında Geryoneus büyük sığır sürülerini otlatmaktay­ dı. onu arındırmak istemeyen kral Neleus'a karşı savaşır. ya da başka bir anlatıma göre Olympos dağında vahşi hayvanlara par­ çalatır. Eurystheus bu azmanı görünce ödü kopar. Eurystheus'un kızı Admete. Laomedon'un kızı Hesione'yi deniz canavarının elinden kurtarır. Kerberos'un ölüler ülkesinden kaçırılma­ sı. Omphae'den kurtulunca Troya'ya gi­ dip Laomedon'u öldürür. ama önce talibi ırmak tanrı Akheloos'Ia dövüşmek zorunda kalır. Herakles öfkeye kapıla­ rak Eurytos'un oğlu İphitos'u öldürür. Yiğit oklarıyla onu yaralayınca Nessos öl meden Deianeira'ya büyülü bir iksir verir Trakhis'e yerleşen Herakles Eurytos ve oğul­ larını öldürmekle sözünde dıurmayankralı ce- . giderken karısı Deianeira at adam Nessos'un saldırısına uğ­ rar. Herakles de Alpheios'la Peneios ır­ maklarının yataklarını değiştirerek sularını oradan geçirip temizlemiş ortalığı. ama dünyanın yükünü bir daha omuzlarına almayı istemez. Diomedes'in atları. Hayvan Girit ekinlerini yok ediyor. orada dünyayı omuzlarında taşıyan At­ las'ı bir süre bu yükünden kurtarır ve elmaları almaya gönderir. Herakles bu azgın boğayı boynuzlarından yakalayıp Yuna­ nistan'a götürmeyi başarmış. ülkeyi aç­ lıkla karşı karşıya bırakıyordu. hiçbir ölümlü­ nün geri gelmediği yeraltı ülkesine iner. Herakles'in başardığı en zor iş budur. Thebai'ye dönüşünde birinci karışı Megara'yı arkadaşı Ioalos'a verir. sonra kral Eurytos'un düzenlediği bir ok yarışmasını ka­ zanır. onu öldürüp ölüsünü atlarına yedirir. Ne var ki bu sırada yiğit Kalydon avına ve Argonautlar seferine de ka­ tılabilir. tanrı da öç almak için bocayı kudurtmuştu. Batı kızlarının bahçesini bulur. ama başarıları bununla bitmez. Sonra Kalydon'a gidip Deianeira ile evlenir. Hera'nın Zeus'la evlenirken düğün hediyesi olarak aldı­ ğı bu büyülü meyveleri Batı kızlarının bahçe­ sinde nympha'lar ve bir ejder korumaktaydı. Dönüşte yiğit Troya'ya uğrar. Cebelüttarık boğazını geçer ve anı olarak geçit yerine iki sütun diker (Cebelüttarık boğazına Yunanlılar Herakles sütunları derlerdi). Hesione). Herakles Okeanos ırmağını geçmekte güçlük çeker. Libya çölünü geçerken Helios'a fazla sıcaktan ötü­ rü kızdığı için tanrıyı oklarıyla tehdit eder. Girit kralı Minos bir beyaz b o ­ ğasını Poseidon'a kurban etmek istememişti. Hermes ve Athena'nın yardımıyla. Yiğit böylece dev Geryoneus'u.) Batı kızlarının altın elmaları. Orada boğa serbest bırakıldıktan sonra Marathon kapıla­ rında Theseus'un eline geçmiş. İtalya ve Trakya yoluyla Yunanistan'a döner ve sürüleri Eurystheus'a verir (Geryoneus. Herakles onu aldatarak ka­ çar ve elmaları Athena'ya adar. ora­ da bağlı bulunan Theseus'u kurtarır ve Kerberos köpeğini alıp yeryüzüne kaçırır. Ama bu iş için sürülerinin onda birini vereceğini söyle­ yen Augias sözünde durmamış. Augias'tan öcünü alır. gene sür­ güne gitmek durumuna düşer. Bu suçtan arınmak için Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetine girer: Bu kadın Herakles'i köle haline getirir.

İ k i cins arasındaki tutku ve birbirleriy­ le birleşme isteği çok eski zamanlardaki bu birlikten dogma imiş (Plat. adları başka mad­ delerde geçen kişilerle ilgili olarak anlatılmış­ tır. ama H o m e ros destanlarından birkaç yüzyıl sonra Yuna­ nistan'ın Peloponez bölgesinde meydana gel­ diği besbelli "Hermes'e Övgü" adlı şiirde uzun uzadıya anlatılmıştır. sonra da gider. bir bakıma da gül­ dürücü efsane homerik denilen. Zeus'un oğlu Herakles'i kaçırıp Olympos'a götürdüğü ve Hebe ile evlendirip ölümsüzlüğe kavuşturduğu anlatılır. Heraklesogulları denilen dölleriyle bütün Peloponez'e ege­ men olmuş. Herakles'in adı hemen her destan ve şiirde geçerse de. Roma efsanesinde Yunanlıların Herakles tipi oldu­ ğu gibi benimsenmiş. sonra bu yüzden fazla güç ka­ zandıkları için tannlarca ikiye bölündüklerini anlatır. Ro­ ma kralı Evandrus yiğidi konuklarnış ve şere­ fine bir tapınak kurmuş derlerdi. O sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek ister. ama hırsızlığı belli olmasın diye inekleri gerisin geri götü­ rür. Herakles'in Latince adı. Kıskanç­ lık içinde kıvranan Deianeira da ona Nessos'un kanına bulanmış iksirle ıslattığı gömle­ ği gönderir. Hermes. beşiğe yatırılır. kahramanlığın sim­ gesi olan Herakles hem kahraman. Örneğin Cacus adlı devi ve ülkesine gelen yabancıların canına kı­ yan kral Faunus'u öldürdüğü anlatılırdı. kızı lole'yi de alır. kendi de oradaki çalı çırpıdan ayağına tu­ haf sandallar örerek izlerini gizler. Hermes. Fizik ve moral gücün. Gölgeli mağaraya sığınmış olan nympha'yı tanrılar tanrısı geceleri karısı Hera uykuya daldıktan sonra gelip bulur. Olympos tanrılarının en renkli ve özgün kişilerinden biridir. hayvanı öldürür. Güneş tanrının Pieria ovalarındaki inek sürülerini bulur ve onlardan elli hayvan çalar. Yiğit gömleği sırtına geçirir ge­ çirmez korkunç acılarla yanmaya başlar. ancak öykülerine yerli bazı öğeler katılmıştır. Hercules. Deianeira haberi alınca kendini asar. ona gördüğünü kimseye söy­ lememeye yemin ettirir. çok yiyen canlı ve iyi kalpli bir dev olarak tanım­ lanan Herakles Greklerin gözünde kötüleri. Tanrıların ve özellikle Zeus'un habercisi olarak görev alan Hermes. ondan güzel sesler çıkarmakla eğlenir. ka­ buğunu boşaltır ve koyun bağırsağından yedi tel gererek bir gitar yapar. Erkek ve dişi cinsini kendinde birleştiren Hermaphroditos tipinden insanların atası olarak Pla­ ton da söz etmektedir. insan­ ların en ilkel çağlarda hem erkek. elinde bir sazla Mu­ sa'lara karıştığı da görülürdü (Evandrus). hemen aklına bir cin f i k i r doğar. Hermaphroditos.zalandırmış olur. Çocuk kundaklanır. insanın başına gelen afet ve belaları alt edip yenen yiğitlik ve yüreklilik simgesidir. böylece Yunanistan yarımadası­ nın atası sayılmıştır.). Şölen. 5). Kutsal inekleri bir mağaraya kapattıktan sonra. Çok içen. Bu eşsiz ve şaşırtıcı. karşılığında bir düve armağan edeceğine söz verir (Battos). gi­ der. hem de tanrı olarak tapım görmüştür. Tutar inekleri Kyllene'ye doğru sürer. 189e191d. oğlu Hyllos babasının son buyruklarına uyarak yiğidi Oita dağının tepesinde kurulmuş bir odun yığının­ da yakar. sözünde durmayanları cezalandıran. Zeus Maia ile Arkadia'nın güneyinde Kyllene dağının bir mağarasında buluşmakta ve sevişmektedir. akşam olur olmaz kundağı­ nı çözer ve ayakları üstüne basıp olmayacak serüvenlere girişmek üzere yola çıkar: Magarının önünde bir kaplumbağa görür. gene masum bir bebek gibi kundağına . Yolda bir ihtiyara rastlar. Titanlar soyundan At­ las'la Pleione'nin kızı Maia'nın Zeus'la birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. Hercules Roma efsanelerinde daha yumuşak bir kahra­ man olarak canlandırılır. Bebek Hermes beşiğinde kalmaz. kişiliğini ozanlardan çok tragedya yazarları işlemiştir. Hermes'Ie Aphrodite'nin oğlu Hermaphroditos'un adı Salmakis efsanesinde geçmektedir (Salmakis). ama doğduğu gün Hermes olağanüstü işlere girişmekle ka­ fa gücü ve yetenekleri tanrıların hepsini aşan üstünlükte olduğunu gösterir. hem de di- şi olduklarını. "Şölen" diyalogunda söz alan komedya şairi Aristophanes. D O Ğ U Ş U VE E F S A N E L E R İ . Bir süre sonra Maia bir çocuk doğurur. Bütün öykülerini buraya almamıza olanak bulunmayan Herakles'in rol oynadığı bütün olaylar. Hermes'in asıl efsanesi doğuşu ve ömrünün ilk günleriyle il­ gilidir.

679-694). Sabah Apollon günle birlikte doğunca sürülerinin eksikliğinin farkına varır ve ihtiyar Battos'ü sorguya çekip gerçeği öğrenir. 331-469. başına d . koruyucu tav­ rından tanrı olduğunu anlar sonunda Priamos ( 1 1 . Gene Heranın almak istediği öcü boşa çıkarmak i ç i m d i r ki. en kurnaz ve en canlısı olan Hermes'i Zeus kendine ulak olarak se­ çer. o altın kakmalı tanrısal sandallar taşırlardı o n u denizin üstünde.girer. Akhilleus'un seyisi genç bir delikanlı kılığına girdiği halde. Arkadia dağlarında Odysseus'un karisi Penelope ile birleşip üretmiş onu . Apollon syrinks deni­ len bu güzelim kavalı da ister. insanlara da Hermes aracılığıyla ulaştı­ racaktır. 42 vd. 277-307). Pek güvenilmeyen bir kaynağa göre de. Savaşlarda da yardımı dokunur: Devler savaşında Hades'in başlığını takıp gö rünmez hale gelir. V. isterse büyülerdi onunla gözünü insanların. Aldı onu eline güçlü tanrı. Bundan böyle bütün buyruklarını tanrıla­ ra da. karşılığında Hermes'e kerykeion denilen sihirli altın değ­ neği verip kavalı alır. ama tam anlamı çözüleni'' yen Argeiphontes ek adını alır. sonra da Athamas'ın yanına bırakır (Dionysos). Phriksos'la Helle'yi Yunanistan'dan Anadolu'ya götürerek altın postlu koçu N e phele'ye o verir. Pierie'yi geçip indi havadan denize. Hermes hırsızların olduğu kadar.ınl.ı rında çok geçen. Paris'e altın elmayı verip yargıçlık etmesi buyruğunu o ulaştırır. kaydı dalgaların üstünde bir.martı gibi. çıkar­ dığı güzel seslere bayılır. Homeros destanlarında Hermes'i bu göre­ vinde görürüz: Odysseia'da Odysseus'u yıllar­ dan beri mağarasında alıkoyan Kalypso'ya Zeus haber ulaştırır. Bu değnekle Hermes habercilerin ve hırsızların kralı olur. Adının ka­ rıştığı en önemli serüven İo efsanesinde ge­ çer: Hera.ki bunlar bir tanrı büstü ve phallos simge­ sini taşıyan yuvarlak kaidelerdi . Zeus'un Typhon'la çarpışmasında bir düzen kurarak tanrılar tanrısını kurtarır (Typhon). X X I V . Kirke'nin büyülerine karşı koyacak bitkiyi de o verir yiğide (Od. Bebek pozundaki Hermes babası Zeus'un başına suçsuz olduğuna ant içer. küçük Dionysos'u kaçırır ve önce Nysa dağına. ama o sırada Apollon onu kolundan tutup tartaklayınca birden yellenir. Apollon buna gülmernezlik edemez. Hermes çobanların bekçisi olarak omuzlarında bir ko­ yun taşıyarak canlandırılırdı. isterse uyandırırdı onları derin uykudan.çok kutsal sayılan ilkçağın kilometre taşlarıdır. Kararı şudur: Hermes inekleri nerede sakladığını gösterecektir. tüccarla­ rın da koruyucusudur. Z e us'un buyruğuyla Hermes Argos'u öldürül (Argos) ve bu başarısıyla Homeros dest. Hermes çobanlar tanrısı Pan'ın da babasıymış. yani ruhlar kılavu­ zu adı verilir. Güzelim sandallarım bağladı ayaklarına. Bu görevde Hermes'e Psykhopompos. Efsaneye göre birçok çocukları olur: Biri Odysseus'un kaynatası Autolykos'tur. böylece dev Hippolytos'u öldürür. ı bekçi olarak yüz gözlü Argos'u dikmişti. sazı alıp inekleri bı­ rakmaya razı olur. X. Ölülerin ruhlarını Hades'e götürmek de Hermes'in görevi olacaktır. hırsızlıkta becerikli bir adanı (Autolykos).): . konuyu Zeus'un yargıçlığına bırakmaya karar verir. uçtu gitti. babası gibi kurnaz. ya da sınırsız topraklar üstünde yel gibi hızlı. Oğulları­ nın en sivri akıllısı. Apollon mağaraya gelince Hermes'in yaptığı gitarı görür. Bu haberi nympha'ya götürmek için Hermes yola çıkar (Od. yiğide bir sal yapsın da onu yurduna göndersin diye. Hermes'in birçok efsanelerde rolü vardır: îda dağına Öç Güzeli o götürür.. llyada'da çok güzel bir rolü vardır kllavui tanrının: İhtiyar kral Priamos'u Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'un barakasına götürür ve getirir. Aldı eline değneğini.. G e ­ lip Hermes'i beşiğinde bulur ve inekleri geri vermezse Tartaros'a atacağını söyler. Bir süre sonra Hermes P a n kavalını icat eder. balık aularken ağır kanatlarını köpüklere daldırır hani dipsiz kıvrımlarında ekin vermez denizin. Zeus'un İo'ya sevgisini kıskana­ rak k ı z ı bir ineğe dönüştürmüş. Hermeias da bin bir dalganın üstünde öyle gidiyordu. ama asıl yararı yolcula­ ra dokunur: Yollara dikilen Hermes heykelle ri . Odysseus'u Kalypso'nun el­ lerinden kurtarmak için araya girdiği gibi.

Telemakhos babasını aramak için yaptığı yolculukta Lakedaimon'a vardığı zaman. bir bahar günü Sestos'ta bayram yapılmış. Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte birini yeryüzünde Aphrodite ile. Menelaos'la Helene'nln kızı (Tab. Ama masal bu. Adonis. Tanrıça. 15). Sestos'ta aşk tanrıçası Aphrodite'nin bir rahibesi varmış. sonra Akhilleus'a verdiği sözü tutmak için babası onu Orestes'ten ayırıp Neoptolemos'a ver­ miş. Çanakkale Boğazı­ nın en dar olduğu yerde biri Sestos. Menelaos Troya'da iken kızını Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a nişanlamıştır: Tanrılar gerçekleştiriyordu şimdi bu düğünü. Boğazın en dar geçidi. ilk batında ay parçası bir kız doğurmuştu o. canlı bir çocukmuş. Ama Adonis yılın sekiz ayını Aphrodite'nin yanında geçiriyor. sevgilisine kavuşurmuş. büyütsün di­ ye. Ana­ dolu topraklarında. Ne var ki. kızın sütbeyaz güzelliğini daha da belirtiyor­ du. Hero ile Leandros gönül vermişler birbirlerine. 414)-. öbürü Abydos diye iki şehir varmış. IV. tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış. öldür­ müş. Hermione'nin düğünü yapılmaktadır. Sevgililer birbirlerini niçin sevdikleri­ ni. her damla yaştan bir kırmızı gül fışkırmış. güzelliğine vurulmuş. Hermione ikisi arasında kalmış. Oysa tragedya yazarları Hermione'nin Orestes'le nişanlanıp evlendiğini kabul ederler. Aphrodite'ye geri vermek istememiş. bir yokmuş. yahut Temmuz (temmuz ayının âdı oradan gelir) ağaç kabuğundan doğmuş. yalnız dört ay iniyormuş karanlık ülkeye.. dalgalarının bir aşk faciasına da sebep olduğunu unutturmuş­ tur bize. sevgi kıvılcımlarının yüreklerinde ne za­ man çaktığını bilirler mi? Biz diyelim ki. tören yaparlarmış. Hero ile Leandros. Bir varmış. Bir gece fırtına çıkmış. Aphrodite'nin çok genç ölen sevgilisi Adonis'in şerefine bir bayrammış bu. Persephone kıskanç­ lığından bir yaban domuzu salmış ormanlara. Hero'yu bu törenlerin birinde t e ­ peden tırnağa kırmızı güllerle donanmış ola­ rak görmüş belki. Çanakka­ le Boğazında geçer. sahnesi nerede olursa olsun. ona âşık bir delikanlı her gece Galata'dan kuleye yüzer. özellikle Racine.. . üçte birini yeraltın­ da Persephone ile. Adonis'in gövdesinde ne kadar kan damlası var­ sa. Çiçeklerin kadife kırmızısı. Abydos. ölü gövdesini ertesi sabah kulenin dibine atmış.. Odysseia'da adı geçer (Od. deniz delikanlıyı alıp götürmüş. O güne kadar beyaz olan gül. "Ah Adonis! Vah Adonis!" diye bağırıp dövünürler. bir zamanlar bu kulede bir kız yaşarmış derler. Can çekişen sevgilisinin yanına koşar­ ken Aphrodite'nin ayağına bir gül dikeni bat­ mış. Hero ile Leandros'un efsanesi aslında Boğaziçi'nde değil. Bundan böyle bahar bayramında kadınlar. çocuğu yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Başka çocuk vermemişti tanrılar Helene'ye. varsın sahibi o olsun bundan böyle. ama insanlığın kara günle­ rini dile getiren bu olaylar. Leandros. adı H e r o . Şu her gün karşımızda gördüğümüz Boğaziçi'nin güzelliğini müjdele­ yen Kızkulesi var ya. yüzü altın Aphrodite'ye benzeyen Hermione'yi.Hermione. Bir anlatıma göre Menelaos Troya'da iken bu düğün olup bitmiş de. karanlık ülkenin tanrıçası da çocuğa tutulmuş. Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destanlarına sah­ ne olmuştur gerçi.. adı Leandros.. Neden vermişler. Fransız tragedya yazarları. Hermione'yi Neoptolemos'a nişanlı ve tutkun göste­ rir. bir de hakikat payı taşır. çiçek gibi körpe. Abydos'ta bir kral oğlu yaşarmış. Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. doğru veya yan­ lış. Bu masal K ı z k u lesi için anlatılır. geri kalanını da kendi n e ­ rede dilerse orada geçirecek diye kesip at­ mış. Abydos'lu kral oğlu Sestos'lu rahibeye ne . toprağa dökülen her damla kandan bir lale. Neoptolemos). İstanbul limanının süsü bugün de dimdik ayakta duran sevimli Kızkulesi bu ma­ salı kendine yakıştırmış ya.. hayvan Adonis'i avlanırken yaralamış. o kadar gözyaşı dökmüş. deniyor. nasıl vermişler? Masal açıklamıyor bunları. Aphrodite onu görür görmez. Orestes ise amca kızı Hermione'ye karşılıksız bir aşkla yanmakta­ dır (Orestes. oysa. oysa Akhilleus'un oğlu "tutsağı Andromakhe'yi sevmektedir. bir hayal.

her gece Leandros kulede sallanan meşaleye doğru yüzüyor. Denize dalar dalmaz en yüksek dalgalan yara yara yüzü- yor. var gücüyle yüzdü. efsane bunu anlatmıyor. Troya bölgesinde öldüğü halde. ne var ki. Hero rahibeydi. Leandros suya daldı. ona kavuşacak. Boğazın serin akıntıları yanan gönlünün ateşini dindireceğine. bu övgüde kendi­ sinin tanrının hem eşi. öbürü öbür kıyısında bütün bir gece ayrı kalmak akla sığmayan. Yaz geçmiş. tanrı sözcülüğü yaptı­ ğı zaman bu taşın üstüne çıkarmış. Pausanias'ın anlattığına göre. boğaz­ da dondurucu poyrazlar esmeye başlamıştı. yorgunluğunu duymadan varıyordu karşı yakaya. bir gece daha. ne dalga. sev­ giyle hızlanan gövdesine arttıkça artan bir güç katıyordu. Delos ve Delphoi'nin Apollon tapınaklarında da görev al­ mış. bakıştılar. Bir gece fırtına daha sert esti. Hero sönen meşalesini yine yakmış. Son bir kulaçla karaya ayak bastı. Herophile. yanında bir taş götürür. dag gibi yükse­ len dalgalar Leandros'un çırpınan gövdesini döve döve Sestos'tan çok ötelere sürdüler. ne soğuk durdurabiliyordu Leandros'u. bir kulaç daha. ama kollarının. yaz gecelerinin kısalırına üzülerek dönüş yolunu tutuyordu. her gece Hero'ya kavuşuyor ve her sabah doy­ madan. ona ölümde olsun kavuşmak için kendini denize attı. bir erkeğe vara­ mazdı. Meşale söndü. Sibylla adlı bilici kadınların ikin­ cisi sayılır (Sibylla). Deniz durgundu. ince göv­ desini kollarında saracak. Sestos kulesi kap­ kara bir taş yığını gibi yükseldi gene ay ışığın­ da. rahibe kaldıkça kızlığını korumalıydı. Hero korkmaya başlamıştı. hem de kızı olduğunu söylermiş. Sestos kulesinde meşalenin yandı­ ğını gördü mü. Herophile tanrı Apollon'a bir övgü yazmış. karşılarına çıkan mutluluğa nasıl şaşkınlıkla inanmadan bakar­ larsa. Yol göste­ ren ay ışığını kara bulutlar kaplamıştı. ay suda hafifçe dalgalanan ışıltılarıyla Leandros'a bir yol çiziyor gibiydi. yoksa mektuplaştılar mı. Buz gibi bir donukluk sarıyordu bedenini. Kulenin kapısı açıktı. Kıyıya çarpan ölüyü görünce. soluk bile almadan kumsaldan yukarı koştu. gel!" diye bir meşale sallıyordu. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Ne yapsın ki. Bir ku­ laç. Adonis bayra­ mında gördüğü pembe beyaz kız şimdi gü­ müş ve altın rengi ışıltılar saçıyordu. İki sevgili bakışlarıyla mı anlaştılar. kulede­ ki meşale çağırıyordu. "Gel. Sabaha karşı dalga ölüsünü attı Sestos kıyıl. sevgilisine. içeriye daldij merdivenleri tırmandı. ne rüzgâr. bitkin ellerinde tutu­ yordu. biz seni götürürüz" der g i b i f ı ş f ı ş ediyor. İda dağının bir nympha'sıyla bir çobanın kızıymış. Leandros Anadolu kıyısından Sestos'a geçmek için yanıp tutuşuyordu. Ne var ki. su fırtınası arasın­ da uçuyordu. Dalgacıklar.pahasına olursa olsun kavuşmak İsledi. Hero ile Leandros da öyle durakladılar. Karşı kıyıda Hero'ya varan ışık yolu ise kısa görünüyordu. Yine de gelme diyemiyordu Leandros'a. Ne olduğunu bilmeden bıraktı kendini denize. Troya savaşından çok önce. Hızla esen bora meşalesini söndürecek gibi oluyor­ du bazı geceler. Herophile'nin kullandığı büyülü taşın Delphoi'deki Apollon tapınağında saklandığı­ nı yazar. ol­ mayacak bir şeydi. dudaklarını dudak­ larına alıp sevgisinin yumuşaklığını tadacaktı. Leandros artık yüzmüyor. Aglauros'la Pandrosos'un kız kardeşi Bir anlatıma göre. Leandros dayanıklı bir yü­ zücüydü. Hero ku­ leye çıkmış. ama Klaros. denizden çıkan sevgilisinin buz gibi bedenini sararken bir tehlike sezinleyerek ürperiyordu. Bir gece. kavuşmamak. Herse. Kurşun gibi bir sabahtı. Delikanlı bütün gücüyle karşı koymaya çalış­ tı. ı rina.. Herophile gezgin bir biliciymiş. Pausanias. nereye doğru yüzeceğini bilsin. Öpüşmemek. ama kulenin tepesindeki ışığı görmüyordu ki. şehrin Sparta'dan gelme bir kadın yü­ zünden yıkılacağını öngörüp bildirmiş. Troya bölgesinde doğmuş. Hero'nun elindeki meşaleyi söndürdü. Leandros'un yüreglndeki ateş yanıyordu daha. Sestos'taki kulenin te­ pesinde bir ateşin yandığını gördü. "Gel. Bir ge­ ce dalgalara bakarken. biri boğazın bir kıyısında. Herse öbür kız kardeşleri . İlk defa birbirine sarılacak bir kadınla bir er­ kek nasıl bir an duraklar. Bir süre Samos'ta kalmış. Hero'nun elinde sallanan me­ şale gittikçe yakınlaşıyordu. bacaklarının gücü tükenmişti. Herophile.

X X I I . bir daha in­ memiş yeryüzüne.efsanede Hesperia ve Arethusa diye ikiye bö­ lünür ve Hesperid'ler dört olur. yani Gece tanrıça bunları kendi kendine yaratmıştır. İlk surları aşıp şehre giren arkadaşı Telamon'dur. 5). Priamos'un ablası. tanrıların da. Hesperos. Ocağı simgeleyen Hestia. ya da Phorkys'le Keto'nun kızları oldukları söyle­ nir. Hesperid'ler. der tanrı sözcüsü. geceyle gündüzün sınırlarında oturan ince sesli perilerdir (Theog. Öbür OlymGecenin karanlığında. deniz tanrı Troya kıyılarına korkunç bir cana­ var salar. Ocak. Troya krab Laomedon'un kızı. Gökte bir yıldız olmuş Hesperos. Çok­ luk üç peri diye bilinirler ve adları Aigle. Nyks. Leomedon da razı olur. Atlas dağının t e ­ pesine ilk çıkan oymuş. Hesperos. yıldızlara bakarken bir fırtına almış götürmüş onu. atları vermek is­ temez. Bir anlatıma göre Hesione Yunanistan'a giderken kaçmış ve Anadolu kıyılarına dönüp Miletos'a sığınmış (Laomedon). Altın elma motifi Üç Güzeller ve Paris efsa­ nesinde de geçer. Hestia evlenmek iste­ memiş ve Zeus'tan ömrü boyunca kız oğlan kız kalma sözünü almıştır. Lucifer yani ışık taşıyan demişler ona. Mutlular Adalarının dolaylarında otururlarmış. altın elmala­ rın bittiği bahçeye bekçilik etmekmiş. 214 ve 275). Herakles'in bu ilk Troya seferin­ den aldığı esirler arasında Hesione'nin küçük kardeşi Podarkes de vardır. Hesione. bu son ad kimi . Homeros. Poseidon ve Apollon ona talip oldukları halde. Hellenistik şairler Hesperos'Ia Phosphoros yıldızını bir tutmuşlar. başka . ya da Batı Kızları diye anılan Hesperid'ler Hesiodos'a göre Ok­ yanus ırmağının ötesinde. adı akşam anlamına gelen Hesperos'u şöyle tanımlar ( İ l . Herakles ödül olarak kızı Telamon'a verir. Laomedon gene yemin eder. Hestia. Akşam Yıldızı denen bir yıldız vardır hani. Kimi efsanelerde Hesperid'lere baba ola­ rak Atlas ya da Hesperos yıldızı verilir. Halkın kanına giren bu ejderden kurtulmanın tek çaresi kralın kızı Hesione'yi canavara kurban etmektir. Daha son­ raki efsanelerde Zeus'la Themis'in. Herakles onları koparmakla ölümsüzlüğe hak kazanmış olur (Herakles). yıldızların en parlağı. Atlas üstüne anlatı­ lan efsanelere göre. Kronos'la Rheia'nın birinci kızı. kızını bir kayaya bağ­ layıp bırakır. Batı kızları bu cennet bah­ çesinde ezgi söylemekle ve tanrı balı akan pı­ narların başında hora tepmekle vakit geçirirlermiş. Hesione. Hesperid'lerin başlıca görevi.nin Athena'ya karşı İşledikleri suça katılma­ mış. Telamon'la ev­ lenir ve Teuker adlı bir oğlu olur. Ayrıca tanrılar ve insanlar arasında büyük bir şeref payı elde et­ miştir: Her tapmakta ve her evde sunağı var­ dır. Erythie ve Hesperarethusa'dır. insanların da konut­ larında dinsel bir merkez sayılır. yeter ki Laomedon ona ölümsüz atları­ nı vermeye ant içsin. Tan­ rı Hermes'le birleşip Kephalos diye bir erkek çocuk doğurmuş (Aglauros. Bir za­ manlar Gaia tanrıçanın Hera'ya düğün hedi­ yesi olarak verdiği bu elmaları dünyanın batı ucundaki bir bahçeye dikmişler ve başlarına bekçi olarak Hesperid'lerden başka bir de ej­ der koymuşlardı. Kephalos). Erikhtonios. bu yüzden de onlar gibi çıldırarak Atina akropolünden aşağıya atmamış kendini. Podarkes Troya'ya döner ve Priamos adı altında tahta çı­ kar. Hesperos'un Hesperis adlı bir kızı olmuş. ama zamanla coğ144 rafya bilgileri artınca. Hesione onun serbest bırakılmasını sağlar. Hesperis de Atlas'la evle­ nip Hesperos kızlarını doğurmuş (Hesperid'ler). Yıldız olmadan önce Hesperos Atlas'ın oğ­ lu ya da kardeşiymiş derler. Altın elmalar ölümsüzlük bağışlayan bir yemiştir. her akşam insanlara geceyi geti­ ren yararlı bir yıldızmış o. Romalılar da bu yıldı­ zın adını Latinceye çevirmişler. Bu evlenme korkunç bir serüvenle ilgilidir: Laomedon Troya surlarını yapan tanrı Poseidon'la Apollon'a söz verdiği ücreti ödemekten kaçınınca. Zeus'la Hera'nın kız kardeşidir (Tab. Hesperid'lerin yurdu Atlas dağlarının eteğinde bir yer sayıldı. Herakles de Troya'ya bir saldırı hazır­ lar. en güzeli. ama kızı eline geçince. 317): yıldızlar arasında. O sırada oradan geçen Herakles canavarı öldürüp kızı kurtaracağına söz verir. Hesperid'ler dünyanın batı ucunda.

At pınarı anlamına gelen Hippokrene Helikon dağında. Aphrodite'yi hor görür. Akha'lar ilk Troya seferinde Mysia'ya çıkarma yapın­ ca. Olympos'ta Musa'lar ve Kharit'lerle birlikte görülen Himeros'un adı hiçbir efsaneye ka­ rışmaz. kiminde Hippodamela'nın kendisinin Pelops'u arabacıyla aldattığı söylenir. Bir anla­ tıma göre Myrtilos âşık olduğu Hippodameia ile bir gece yatma sözünü alarak Oinomaos'un arabasının civatalarını gevşetmiş. Theseus'tan bir oğ­ lu olmuş ve ona kendisi gibi Hippolytos adı verilmiş. yoksa Hippolyte mi olduğu konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. Musa'ların kutsal korulugundaki bir pınardır. Mysia'h Telephos'un karısı. Çok güzel olan bu kızın birçok talipleri varmış. Alkathoos ve Pleisthenes'tir. Hippolyte. ondan karşılık görmeyince. Uranos tanrının denize dökülen sperma­ sından köpükler arasında doğunca. şaşırtır. hora teperlermiş. Myrtilos). Aphrodite. Eniştesi Khrysippos'u Hippodameia kendi öl­ dürmüş de o yüzden Elis'ten kovulmuş derler (Khrysippos). Kanatlı at Pegasos'un ayağını yere vurmasından fışkıran Hippokrene'nin çevresinde Musa'lar topla­ nır. Himeros. Hiera. çünkü hem atları çok hızlıymış. Antiope mi. Kemeri­ nin alınması Herakles'in dokuzuncu işi olarak anılır (Herakles). Ama çoğu efsanelerde Herakles'in eli altında can verdiği kabul edilir. Thyestes. ezgi söyler. Amazon'ların kraliçesi. Hiera'nın Helene'den de daha güzel olduğu söylenir. Phaidra tutkusunu Hippolytos'a açar. yendiklerinin de kafalarını keser. Efsanelere göre Hippodameia'mn altı oğ­ luyla üç kızı olur. Hippodameia. arabmın da daha ağır olmasını sağ­ larmış. Oğullarının en ünlüleri Atreus. Bunun için de babasının seyisi Myrtilos'un yardımını istemiş. Theseus'a yakınır. Hippolytos'un onu kirletmek istediğini söyln Theseus öfkeye kapılır. Hippolytos Amazon anasından av ve savaş merakını almıştır. ona hemen gönül vermiş ve yarışı ka­ zanmasını sağlamış. Eros'la birlikte Himeros da hemen peşine takılır. Peirithoos'un karışıdır. Pelops Hippodameia'yı alıp yurduna gö­ türürken yolda Myrtilos'u denize atmış. Pelops oğullarıyla Atreus oğulları­ nın başına gelen korkunç belaların kaynağın­ da Myrtilos'un bu ilenmesi varmış (Pelops. Böylece talipleri bir bir yener. ya da Pelops'un arabacı Myrtilos'a verdikleri söz üzerine efsane kay­ nakları çeşitli anlatımlar verir: Kiminde Pelops'un Myrtiios'u rüşvetle baştan çıkardığı. Artemis'e saygısı büyüktür. ama Amazon'un Melanippe mi. Hippodameia Pelops'u gö­ rünce. Pınarın su­ yu şairleri esinlermiş. Hippodameia. Hippokrene. Nireus). Yarışta yenilmesine de olanak yokmuş. Theseus'la bir Amazon'un oğludur. Bütün Amazon'lar gibi ken­ disi de Ares'in kızı olan Hippolyte'nin Theseus efsanesinde adı geçer. At evcilleştiren ya da alt eden anlamına gelen Hippodameia adlı iki efsanelik kadın vardır: (1) Biri ve en ünlüsü Elis bölgesindeki Pisa kralı Oinomaos'un kızıdır. ara­ bacı da ölmeden önce Pelops soyuna lanet okumuş.pos tanrıları gidip geldikleri halde. Bu yüzden adı hiçbir efsa­ neye karışmaz. ama onu kıska­ nan. ama oğlunu kendi . evinin kapı­ sına asarmış. Kentaur'larla Lapith'ler sa­ vaşı onun yüzünden olmuştur (Peirithoos). ayrıca damadı yüzünden tahtından ola­ cağını bilen babası kızını ancak araba yarışın­ da kendisini yenecek olan adama vereceğini bildirmişmiş. Hestia hep yerinde kalır. böylece onların dikkatini çeker. Tanrıça da ondan öç alır: Üvey anası Phaidra'yı ona âşık eder. Her ney se. Hiera ülkesi kadınlarının başına geçip sal­ dırganlara karşı koymuş ve Nireus'un eliyle öldürülmüş (Telephos. hem de Oinomaos taliplerin arasına Hippodameia'yı bindirir. Kişiliği olmayan soyut bir kavram olarak canlandırılır. Pelops karısı onuruna Olympia'da beş yılda bir kutlanan bir Hera bayramı düzenlemiş (Pelops ue Olympia oyunları). Günün birinde Hippodameia'ya Pelops talip olmuş. bir süre sonra Oinomaos paramparça olan ara­ basından düşerek ölmüş. (2) Hippodameia Adrastos'un kızı. Adı arzu anlamına gelen ve aşk isteğini simgeleyen soyut bir kavram. Hippolytos ( 1 ) Hippolytos.

): Saatler güzel yeleli atlan çözdüler koşumdan. kapıları bir açarlar. denge ve sürekliliğin başlıca etkenle­ ridir. Ama Hora'ların teker teker adlarını ele ala­ cak olursak. Se­ siyle düşmanı kaçıran Horatius da o orman­ da tanrılaştırılmış. Tarihsel bir olay sayılan bu çarpışma herhalde eski bir efsaneye dayan­ maktadır. Ellerinde birer çiçek. çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü. nişanlısının ölümüne ağlayan bu kızı çarpışmadan sag . Hora'ları kimi zaman Aphrodite'nin alayın­ da Kharit'lerle birlikte. (1) Roma'lılar Etrüsk'lere karşı savaşırken her iki ordu çok adam yitirmişti. Bu konuyu önce Euripides. Roma'nın üç efsa­ nesinde geçer. Bu tanrıçalar doğal ve insansal toplulukların can damarı. Delikanlı Troizen'de bir araba yarışına katılmışken ejderin saldırısı­ na uğrar ve dizginlerine dolaşarak kayaların üstünde can verir. 432 vd. Hora. ya da bir yemiş ola­ rak canlandırılırlar. Phaidra haberi alınca ken­ dini asar. Eirene). ama etkileri bu insansal kavram­ ları çok aşar. Homeros'un îlyada'sında H o ra'ları Olympos'ta görürüz (İl. kimin yenildiği belli değildi. çektiler tanrısal ahırlara. ister yaşamda adı en çok geçen tanrıça odur. (3) Roma ile Alba arasındaki savaşta rol alan üç Horatius kardeşler üç Curiatius kar­ deşlerle teke tek savaşta çarpışmışlar ve zafe­ ri kazanmışlardı. sonra da Fransız targedya yazarlarından Racine iş­ lemiştir. bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler. Themis'in kızları arasında is­ ter yazında. Dike hak ve adalet anlamına gelir. ama Roma'nın düşmesini önlemiş. Adrastos'la birlikte Thebai' ye karşı ilk saldırıya katılan yedi önderlerden biri.): kendiliğinden gıcırdadı. iyi yasalarla kurulmuş bir t o p ­ lum düzenini simgeler. birdenbire ormanda tanrı­ sal bir ses duyuldu. Saatler gözetir o kapıları. Bu çeviri hem doğru. 749 vd. (2) Hippolytos devler savaşına katılan bir devin de adıdır. ışıldayan bir duvara dayadılar arabayı. Hora'lar doğada düzeni simgele­ yen üç tanrıçadır. Latince saat anlamı­ na gelen "hora" ile bir tutulduğu için adları "Saatler" diye çevrilir. kimi zaman da Dionysos alayında. ama oğlu Polydoros Alkmaion'un yönetimindeki ikinci sefere katılmış ve Epigon'larla birlikte Thebai'yi almıştır (Thebai 'ye karşı Yediler). yaygın gökle Olympos emanettir onlara. ama çokluk soyut kav­ ramlar olarak tasarlanır ve efsanelerde rol al­ mazlar. hem yanlıştır. Hora'lar. ya da Persephone'nin arkadaş­ ları arasında görürüz. Bir ge­ çer her iki ordu bir ormanda karşı karşıya or­ dugâh kurmuşken. Melanlon adıyla da anılan Hippomenes Atalante efsanesinde rol oynar (Ata lan te). koyu bulutlarla bir kaparlar. Horatius Cocles şerefine Capitolium tepesinin eteğin­ de Roma'lılar bir heykel dikmişler. Eirene ise insanlara bereket ve mutluluk sağlayan barıştır (Dike. Bunu du­ yan Etrüsk'ler paniğe kapılıp kaçmışlar. V. simgeledikleri varlıkları da daha 146 Gökyüzünün kapıları iyi anlamış oluruz: Birincisi Eunomia düzen ve düzensizliği. Horatius. Hippomedon. Tragedyalara konu oluşu şuradan­ dır: Horatius kardeşlerin bir kız kardeşi Curiatius kardeşlerin biriyle nişanlıdır.eliyle öldürmekten çekindiği için Poseidon'a yalvarır oğlunu cezalandırsın diye. Roma'lılar zaferi kazanmıştır". ses şöyle diyordu: "Etrüsk'ler Roma'lılardan bir adam fazla yitirdi­ ler. Dev boylu olan Hippomedon Thebai önünde Ismarios'un eliyle öldürülmüş. ama kimin yendiği. Horatius adı. Savaş sırasında bir ayağını da yitirmiş. VII. Savaşta Hades'in başlığını ta­ kıp görünmez olan Hermes bu devin hakkın­ dan gelmiş. Tanrıçalar arabalarıyla Olympos'a dönünce (İl. Theseus'un her dileğini yerine getirmeye söz ver­ miş olan tanrı da bir deniz canavarı gönderip Hippolytos'u parçalatır. Hipponıenes. (2) Gene Etrüsk'lerle savaş sırasında tek gözlü diye anılan Horatius Cocles Roma'yı Tiber'in karşı kıyısında bulunan düşmana kar­ şı korumak için tek başına bir köprüyü tut­ muş.

Avazı çıktığı kadar Hylas. Typhon'la Ekhidna'nın kızı ve Kerberos Khimaira. Hydra. bölgede yıllık t ö ­ renler haline gelmiş: Rahipler dağa çıkar . Hyas. Zeus onları gökte birer yıldız haline getirmiş. Bu arada Argonaut'lar onları beklemeyerek de­ mir alırlar. Hyad'lar ve Pleiad'ların kardeşi. Hylas su bulmak için ormana dalar ve kaybolur. Hylas diye bağırır. Hybris in­ sanı suç işlemeye iteleyen ölçüsüzlük. Hylas'ı arama. Hygieia yalnız hasta insanlara değil. kahraman Herakles'in gönül verdiği yakışıklı bir gençtir. At adam Nessos'un Deianeira'ya ver­ diği iksire de bu canavarın kanı karışmıştır derler. fazla varlık. o anda çimenler gene gövermiş ve Hyakinthos'un öldüğü yer­ de güzelim bir çiçek açmış. sonra Prusa adını alan bir şehir ku­ rar. iki dost bir gün disk atmada yarışırken tanrının fırlattığı disk gelmiş. Herakles ikinci iş olarak bu canavarı öldü­ rür (Herakles) ve oklarını onun zehirli kanına batırır. Hyakinthos.dönen Horatius öldürür. o Hydra ki ak kollu Hera tanrıça büyütmüştü korkunç hıncım gidermek için güçlüler güçlüsü Herakles'e karşı. dertlerine deva. Phiks gibi canavarların kız kar­ deşi sayılır. adları da yağmur yağmak anlamına gelen "hyein" fiilinden türemedir. Ölümüne ağla­ yan kız kardeşlerini Zeus'a göre birer burç haline sokmuş (Hyades). 310-315): (Ekhidna) Hydra'yı doğurdu onlardan sonra. ama delikanlıyı bir türlü bulamazlar. Hylas. yani sümbül demişler bu çiçeğe. Libya'da bulunduğu bir sırada bir yılan. Hiçbir efsanesi yoktur (Asklepios). Hyakinthos tanrı ApoUon'un can ciğer arkadaşıymış. Herakles Mysia'lıları Hylas'ı kaçırmış olmakla suçlamış ve onlar­ dan tutsaklar alarak Hylas'ı arayıp bulmaları­ nı buyurmuş. Hygieia. Bir söylentiye gö­ re nympha'lar bu güzel delikanlıya tutulurlar ve onu ölümsüz kılmak için aralarına alırlar. Delikanlının boynu bir çiçek sapı gi­ bi kırılmış. ama Hera'dan korktukları için tanrısal çocuğu İno'ya bırakıp kaçmışlar. doygunluk anlamına gelen Koros'un ya anası. ayrıca bir ırmağa akan kanı ırmak su­ larının zehirlenmesine ve bölgeye leş kokula­ rının yayılmasına yol açmış. bir aslan. çimenler al kana boyanmış. Hyad'lar gökte Pleiad yıldızlarına yakın bulunan bir takımyıldızdır. Arka­ daşını kolları arasına alan tanrı da "Ah. Herakles de aramaya ko­ yulur. ya da kızı olarak simgelenir. Bir anlatıma göre yel tanrı Zephyros tanrı ApoUon'un delikanlı­ ya sevgisini kıskandığı için hızla eserek diskin Hyakinthos'a çarpmasını sağlamış. Başka bir anlatıma göre. baharda yağmur mevsiminin başlamasıyla görünürler. Mysia bölgesinde karaya çıktıklarında Herakles kırılmış küreği için bir ağaç keserken. Bu bizim Bursa'dır. senin yerine ben öleyim!" demiş. hekim tanrı Asklepios'un kızı ve yardımcısıdır. Sayıları iki ile yedi arasında değişir. Atlas'la Pleione'nin oğlu. Yiğitle birlikte A r gonaut'lar seferine katılır. hırs ve kendine aşırı güvendir. ama bu suçu Roma'yı kurtardığı için affedilir. ya da bir kaplan ta­ rafından öldürüldüğü söylenir. Hydra o bataklıklar canavarı ki tüyler ürpertir bütün yaptıkları. Hekimlikle ilgili bütün tanrılar gibi o da yeraltı simgeleri taşır ve özellikle yeraltı yaratıklarının en özgürü olan yılanla bir arada gösterilir. Yılan ya da ejder anlamına gelen Hydra. Hyakinthos'un başına vurmuş. Yunan düşüncesinde büyük bir yer tutan soyut bir kavramın simgesi. Polphemos Mysia'da kalır ve ön­ ce Kios. hay­ vanlara da bakar. Hylas. Hyades. Koros'u olduğu kadar Hybris'i de Yunan düşüncesine özgü birer kavram olarak başka dillere çevirmek güçtür. kardeşleri Hyas'ın ölümüne dayanamayarak canlarına kıymışlar da sonra yıldız olmuşlar (Hyas). Adı sağlık anlamına gelen Hygieia. Hybris. "Nysa nympha'ları" diye anılan bu kızlar Dionysos'a dadılık etmiş­ ler (Dionysos). Birçok tragedya kişi­ lerinin başlarına gelen belalar hep bu Hybris yüzündendir. Hybris. Hyakinthos. hastalıkla­ rına ilaç bulur. Hylas'ın kaybolduğunun ilk farkına varan Polyphemos'tur. Gökte yıldız ol­ madan önce Hyad'lar Atlas'la Okeanos kızı Pleione'nin kızları nympha'larmış. Hesiodos Hydra'yı şöyle tanımlar (Theog. Latin şairi Ovidius'un anlattığı bir çiçek öyküsünün kahramanı.

Hypnos. Hyperboreoî. Hyllos. Herakles'le Deianeira'nın oğlu. Hyperion'un efsa­ nesi yoktur. Babasına baş kaldırmak suçundan yargılanan Hypermestra'nm Argos mahkemesinde bera­ at ettiği anlatılır. hora tepmekle geçirirler. Hesiodos'a göre Nyks (Gece) ken­ di başına Hypnos ( U y k u ) ve Thanatos (Ölüm) tanrılarını yaratmıştır. Düğünle gecenin birleşmesini simge­ leyen bu efsaneye uygun olarak düğün türkü­ lerinde Hesperos'un da adı sık sık anılır. Pythagoras'ın mistik inançlarıyla Hyperbore'liler ülkesi da­ ha da süslenmiş. Adı "yukarıda giden. Dünyanın kuzey ucundaki bu ülkede güneş hiç batmaz. Hymenaios korsanların hepsini öldürmüş. yanına erkek vardırmaz. Anası Deianeira Herakles'e sihirli gömleği gönderip de yiğit korkunç acılar içinde yan­ maya başlayınca Hyllos yanına gelir ve son isteklerini dinler. K ı z kardeşi Theia ile evlenerek. kızları kurtarmış. Hymenaios. çimenli ovalarda ömürlerini türkü söylemek. IV. Danaos kızlarının dramını "Hiketides" adlı tragedyasında işleyen Aiskhylos'un "Hypermestra'nın yargısı" adlı kayıp bir tragedya da yazdığı bilinir (Danaos kızla­ rı. insanlar mutluluk içinde yaşar. Helios. yani kuzey rüzgârının ötesinde Hyperboreoi deni14S len bir boy oturur. 8). H y m n o s . ya da Dionysos'la Aphrodite'nin oğlu sayılır. 758 vd. Phrygia'lı bir çobanın adı. ama Nikaia aşktan tiksinir. giderek Artemis bile ağlamış derler bu güzel çobanın ölümüne (Nikaia). Güzün soğuklar başlayınca beyaz kuğuların çektiği bir araba­ ya binip Hyperbore'liler ülkesine uçar. Danaos kızlarının en küçü­ ğü. İkisi de Tartaros'ta otururlar (Theog. Nikaia da öfkelenip bir okla v u rur delikanlıyı. Başka bir efsane­ ye göre Akşam Yıldızı Hesperos Hymenaios'un güzelliğine vurulmuş. kıza tutku­ sunu bildirir. Düğünlerde hazır bulunan bu tanrı. kimi efsa­ nelerde altın elmaların bulunduğu Batı Kızla­ rının bahçesi de bu ülkededir. ondan ayrılmaz olmuş. H y p e r m e s t r a . 32 vd. yılda iki kez ekin veren t o p ­ rağı.): . Bir efsaneye göre. Yemyeşil ormanlarda. Yiğitlerden Perseus'la Herakles'in de Hyperbore'liler ülkesine gittikleri anlatılır. Hymen. Tarihçi Herodotos bu ülkeyi anlatmakla bitiremez (Her. Efsaneye göre. Selene ve Eos'u meydana getirir (Tab. Hypcrion. yani Uludağ olsa gerek) ve üç kez Hylas diye bağırarak kutsal alaylar düzenlerlermiş (Argonaut'lar). Apollon ve bir nympha'nın.(dağ da Mysia Olympos'u. Hymenaios" diye bu tanrının adıyla biter. Lynkeus). çok sevdiği halde kendi­ sine yüz vermeyen kızla evlendirilmeyi şart koşmuş. Bu düğün tanrısı üstüne çeşitli efsaneler an­ latılırdı. kışı orada geçirir. Bu yüzdendir ki. lirik şiirin ayrı bir türü olan düğün türkülerinde de anılır. Tar. hepsi de güzelliğini yüceltmek amacı­ nı güderdi. yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirgemiş ve onunla birleşerek Abas'ı dünyaya getirmiştir. ama onları ana ve babaları­ na geri vermek için. Hyperion adı bazı metinlerde Helios'un kendisine bir sıfat olarak takılır. onun için düğün türkülerinde onun adını çağırmak töre olmuş. G ü ­ nün birinde Hymnos dayanamaz. Bütün doğa. sonra da kızları korsanlar kaçırınca. Düğün tanrısı Hymenaios. yıl boyunca ılık ve yumuşak bir hava eser. çok uzun ömürlü olan iyiliksever ve saf insanlarıyla ilkçağın ütopyası haline gelmiştir (Apollon). Aigyptos'un elli oğluyla evlenmek zorun­ da kalan Danaos'un elli kızı babalarından gerdeğe girerken kocalarını öldürmek emrini alınca Hypermestra'dan başka hepsi babala­ rına uyup kocalarını hançerlemişlerdir. ölüm ve hastalık nedir bilmez­ ler. Hymenaios o kadar güzelmiş ki kızlar arasına girmiş de erkek olduğu anlaşıl­ mamış. Hymenaios tanrı Dionysos'la Ariadne'nin düğününde sesini yi­ tirmiş. Hymenaios elinde düğün meşalesi. Herakles öldükten sonra da İple ile evlenir ve Herakles oğullarının başına geçip Pelopenez'de tutunmaları için savaşır.). Boreas. Uranos'la Gaia'nın oğludur. her fır­ satta oraya girmeye bakar. yani dünya­ nın üstünde dolaşan" anlamına gelen Hyperion. Hymnos Artemis'in yoldaşlarından Nikaia adlı bir nympha'ya tutkundur. kaval ve gül çelenkleriyle canlandırılır. tanrı Apollon bu cennet ülkesini kendine yurt edinmiş. Düğün tür­ külerinde bağlama " O .

Tatlı Uyku ise bir gün Herakles'i kaçırırken Zeus'tan yediği cezayı unutamaz. Hypnos Latmos dağları­ rek Nemea kralı Lykurgos'a köle olarak satıl­ nın çobanı Endymion'a tutulmuş ve onun mış. biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir huzur götürerek insanlara. Yal­ Vardılar canavarlar anası çok pınarlı Ida'ya. ama Yedilerden Amphiabir Naksos'luyu evine konuk edermiş. birleşerek ona birisi Euneos olmak üzere i k i Uyku orada. Opheltes'i boğmuş. dağlarda yaşayan. manların birine konu olmuştur. tunçtandır canı. Öykü şudur: Lykurgos'la kansı Hypsipyle'ye ölüm cezası Hypsikreon adlı bir Miletos'lu Promedon adlı vermek istemişler.j: sürece aşkını açığa vurmamış. Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken. Hypsikreon'un serüveni Miledilere yol göstermek için çocuğu yalnız bırak­ tos öyküleri adıyla geç ilkçağda yaratılan r o ­ tığında bir yılan gelmiş. ama bir gün Hypsipyle oradan geçen Ye­ Hypsikrcon. Argonaut'lar Uyku durakladı orada. o korkunç tanrılar. lerin kendileriyle yatmaya razı olduklarını gö­ lda'da büyüyen en ulu çamdı bu. ama kocası evde olduğu . Lemnos adasının kadınları Aphrodite'ye gereğince tapınmadıkları için tanrı­ ça onları cezalandırmış: Bedenleri öyle pis kokuyormuş ki. erkek­ çok yüksek bir çamın üstüne kondu. Uyku'yla Ölüm. Lektos burnunda fırladılar denizden. Zeus'u uyutsun diye diller döker. Hypsikreon da kadını kandıramadıgı için Haksos'a Miletos'un savaş açma­ sını sağlamış. onu bir sandığa kapatıp denize bırakmış ayak bastılar bereketli toprağa. (Thoas). ötekinin demirdendir yüreği.Orada oturur kara Gece' nin çocukları. Lemnos kadınları da bir gece adada ne kadar erkek varsa hepsini öldürmüşler. Yakaladığı insan kurtulmaz hiç elinden kin besler ölümsüz tanrılara bile. görünmeden Zeus'un gözüne önce Argonaut'lara saldırdıkları halde. Homeros Hypnos'un çok daha sevimli bir portresini çizer. Hera İda dağının doruğunda Zeus'la sevişmeye karar verince. ince dan ayrıldıktan sonra Lemnos kadınları kral­ sesli. Lemnos kralı Thoas'la Amazon Myrina'nın kızı Hypsipyle tanrı Dionysos'un torunuymuş. insanların Kymindis ve kraliçelerini öldürmek istemişler. Lemnos'a kraliçe seçmişler. adaya çıktıklarında Hypsipyle kraliçeymiş. günün birinde Hypsikreon evde yokken konuk gelen P r o medon'a açılmış ve onu zorla baştan çıkar­ mış. ama Hera ona Kharit'lerin birini vermeye ant içince da­ yanamaz. Hypsipydedikleri. kocaları onlardan kaçıyor. rünce yumuşamışlar ve Hypsipyle de İason'la havada yüksele yüksele göğe varıyordu. başka kadınlarla sevişmeyi yeg görüyormuşlar. 283 vd. Argonaut'lar ada­ bir kuş oluvermişti. raos araya girmiş ve Hypsipyle'nin Lemnos'a Hypsikreon'un karısı Neaira da adalı konuk­ dönmesini sağlamış. larına tutkunmuş. Lykurgos'la karısı Eurydike. XIV. le bir gece kaçmış ve korsanların eline düşe­ Bir efsaneye göre. adalılar kadını kandırabilirse geri alacağı­ nı. Hypsikreon karısını geri almak için Naksos'a gidin­ ce. gelir Lemnos adasında Uyku'yu bulur. ları Thoas'ın kurtulmuş olduğunu görmüşler tanrıların Khalkis. Kral kızı olduğundan kadınlar onu Ayakları altında ormanlı doruklar titredi. Sonra da onunla birlikte Naksos adasına kaçıp oradaki bir tapınağa sığınmış. ler. Hera ile birlikte yola çıkar (İl. nız Hypsipyle babası Thoas'ı öldürememiş. çam dalları arasında. ne inerken. Hypsipyle. Hypsipygözleri açık uyumasını sağlamış ki sevgilisini le'yi oğulları Opheltes'e dadı olarak vermiş­ gece de doyasıya görebilsin diye. yoksa zor kullanmasını yasak ettiklerini söylemiştir. armağanlar söz verir. oğul doğurmuş (Euenos).

. Bu mucizeyi anmak için Roma'lılar ondan sonra Forum' da yaptıkları İanus tapınağının kapısını savaş sırasında hep açık tutar. böylece düş­ manı korkutarak püskürtmüş. Aura'nm tanrı­ dan ikiz çocukları olmuş. Kimine göre de Demeter'in değil de. Efsaneleri hep Roma dini ve uygarlığıyla ilişkili olan İa- nus. Aura da kendini Sangarios (Sakar­ ya) ırmağına atmış. Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'te yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir. Roma şehrinin kuruluşun­ da büyük bir rol oynar. Dionysos'la yakından ilişkisi vardır. yılın ilk ayına onun adı verilmiş ve İanuarius denmişti. ya da kocasıdır. ama Aura günün birinde çıldırmış ve ikizlerinin birini parçalayıp yemiş. İanus. İuppiter Saturnus'u kovup da bu tanrı Latium'a sığınınca. Capitolium tepesinin bekçisi Tarpeia da kaleyi Sabin'lere teslim etmek üzereymiş ki. çünkü kapılar da kendisi gibi iki yana bakar­ lar. tanrının şehri düş­ mandan korumasını sağlarmış. Roma'ya özgü bir tanrı. biri sola bakan iki çehreli bir profili gö­ rünürdü. Saturnus. Tiber ırmağına adını veren de oğlu Tiber'dir. o sırada Zeus'un sevdiği başka bir Nympha İakkhos'u kaçırmış ve Eleusis'teki Bakkha'lara götürüp bırakmış. Eleusis myster'lerinde rol oynayan bir tanrıdır. kendisini konuklayan İanus'a geçmiş ve geleceği görme yetisini bağışladığı içindir ki. bazılarına göre de İtalya'ya T e salya'dan göçmüş ve Roma'nın yedi tepesin­ den birinde İaniculum diye kendi adını taşı­ yan bir şehir kurmuştur. biri sağa. Başında mersin dalların­ dan bir çelenk. Yunan tanrılarının Latin dünyasına etki­ lerinden sonra da Roma'nm başlıca tanrısı olarak kalmış ve bir yerde İuppiter'den daha önemli sayılmıştır. sonra da bir pınar olarak gene yeryüzüne çıkmış. Roma'nın altın paraları üstünde tanrının. Adı Bakkhos'un adı gibi gizli tören­ lerde atılan "İakkhe" çığlıklarından türemiş olabilir. biri de İakkhos' muş. Zeus'la Persephone'nin birleşmesinden doğmuştur ve Zagreus'tur. İanus zamanında insanlar hep iyi ve na­ muslu imiş. İambe. Bazı efsane yazarlarına göre. Roma'nın koruyucu ve kurtarıcısı olarak İanus üstüne şu efsane de anlatılır: Romulus'un yönetimindeki Roma'lılar şehri kurduktan sonra Sabin'lerin karılarını kaçırıp kendileri­ ne eş ettikleri zaman.I İakkhos. İlyada'da adı geçer (Askalaphos).. Şehirler kurdurup toprağı işlemeyi. Kimi efsanelere göre İakkhos. Zagreus'un başka bir adla anılmasıdır (Zagreusj. İanus ka­ pısı imparator Augustus'tan önce ancak bir kez ( İ . Bu motif için bkz. tanrıça D e meter'in oğlu. Kır tanrısı Pan'la su perisi Ekho'nun kızı sayılan İambe. Kapıları bekleyen tanrı sayılır. tam bir barış ve uyum içinde ya­ şarlar ve toprak da onlara her şeyi kendiliğin­ den bagışlarmış. kızı Persephone'yi aramaya çıkan Demeter oraya uğramış. İanus her başlangıcın tanrısı sayılır­ dı. Bambaşka bir efsane onun kaynağını Phrygia'da gösterir: Tanrı Dionysos Phrygia nympha'sı Aura ile birleşmiş. İanus'un krallığı İtalya'nın altın çağına rast­ lar. İalmenos. Agdistis ve Attis efsaneleri. Ares'in oğlu. Ö. Eleusis kralı Keleos'un evinde hizmet ediyormuş ki. Öyle ki İakkhos. para basmasını öğretmiş. sonra da tragedya ve komedyalarda konuşma vezni olan "iambos" veznine adını veren bu İambe imiş. İanus kapıları ancak barış zamanında kapanırmış. onu kar­ şılayan ve konuklayan İanus'tur (Saturnus). 237'de). İanus tanrıyı Roma'lılar iki çehreli olarak canlandırırlar. İanus tan­ rı bir sıcak su kaynağı fışkırtmış. elinde bir meşale ile kutsal erenler alayını yöneten genç bir adam olarak gösterilir. yasalar çıkarmayı hep tanus'a borçluymuşlar. Üzüntüden yüzü gülmeyen tanrıçayı İambe yaptı§ı şakalarla güldürmeyi başarmış. İanus İtalya' nın yerlisidir. Sabin kralı Titus Tatius bir gece yeni kurulan kente saldırmış. İanus uygarlık yollarının hepsini açmış onlara: Gemiler yapmasını. İakkhos. Augustus çağında ise üç kez kapatılmış. İlkin Yunan taşlamalarının. Kaynağı üstüne söylentilerin çeşitliliği bu tanrının ken­ dine özgü bir kişiliği olmadığını gösterir. onun kızı Persephone'nin oğludur.

Bir anlatıma göre. tanrı sözünü ansımış. Sonra getirdi dünyaya Menoitios'u. onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak gerektiği kanımına varmış. ve bir oğlu oldu: Atlas tanrı. erkeği tepelediydi göz kamaştırıcı yıldırımla. 125 vd. Sonra da İasion Kybele ile sevişmiş ve Korybas diye bir oğulları olmuş. Demeter'le birleştiği ve aşklarından Plutos'un doğduğunda kaynaklar birleşir. Diodoros'a göre İasion Samothrake adası­ nın gizemlerine ermişti. Okeanos kızını. Dardanos gibi Samothrake'de oturur. (2) Korybas'ın kızı. İason bu serüvene hayır dememiş ve Yunanistan'ın en seçkin yiğitlerini bir araya getirerek Argo gemisini yaptırmış ve ünlü Karadeniz seferi­ ne çıkmış. sonra da yarım akıllı Epimetheus'u. Yunanistan'a dönüşünde Medeia'nın büyülerine kurban gider. E f saneye göre Pelias'a bir tanrı sözcüsü tek ayakkabılı adamdan korkmasını söylemişmiş. İapetos. Yetişkin çağa gelince lason şehre döner. ya da Fontus adlı pınar tanrı ol­ muş (luturna). Hesiodos bu Titan'm dölünü şöyle tanımlar (Theog. üstelik Pelion dağının eteklerinde bir dereyi geçerken sandallarından birini yitirmişmiş. 22). Amaltheia). (1) Girit kralı Melisseus'un kızı. cin fikirli Prometheus'u. (3) Çanakkale bölgesindeki Kazdağı'nın es­ ki adı. İda kendi adını taşıyan dağda onu kız kardeşi Adrasteia ile birlikte büyütür. Kılığı Pelias'la arasının açıl­ masına ve sürülmesine yol açar (Pelias). 3). İda'lı anlamına gelen bu ad Troya böl­ gesindeki İ d a dağı i l e i l i ş k i s i olan i k i efsanelik kadının adıdır: . ve kıvrak. Argonautlar seferinin kahramanı İ a son. Öbür Titan'Iar gibi İapetos da Zeus'un eliyle Tartaros'a atı­ lıp yeraltına kapatılır. İda. Korybas Korybant'lara adını vermiş (Korybanl lar). kardeşi Harmonia'nın Kadmos'la düğünü sırasında Demeter'e rastlamış ve tanrıça ona gönlüyle birlikte buğ­ day tanelerini de armağan etmiş. Zeus'la Elektra'nın oğlu. İdaia. o kendini çok beğenen tanrıyı. 507 vd. bazı kaynaklarda Giritli olduğu söylenir.): Güzel örgülü Demeter de gönül vermişti İasion 'a sarmaş dolaş olmuştu ikisi sevgiyle. kendi ya da oğullarından biri bu şehirde krall ı ğ ı ele geçirir (Medeia). Girit kralı Lykastos'la evlenir ve Minos adlı bir oğlu olur. Amcası Pelias'la babası arasında tahta kimin çıkacağı kavgasında İason'un İolkos sarayından uzaklaştırıldığı ve ormanlarda at adam Kheiron tarafından ye­ tiştirildiği anlatılır. tanrı Poseidon'a kurban kestiği ve kalabalık bir tören kutladığı bir gün lason sırtında bir pars postu ve her bir elinde bir kargı ile çıkagelmiş. Tanrıçanın ona gönül verip vermediği konusunda efsaneler­ de ayrılık varsa da. onu uzaklara sürmeli cevabını vermiş de onun üzerine Pelias İason'a Kolkhis'ten altın postu gidip almasını buyurmuş. Pelias İason'a tahtı vermem dememiş de yalnız şöyle bir so­ ru sormuş: Bir kral kendine kumpas kuran bir uyruğuna ne yapmalı? İason da. Kretheus'la Tyro'nun oğlu Aison'dan dogmadır (Tab.tanus su perisi İutuma ile evlenmiş ve on­ dan Fons. tason. Harmonia ve Dardanos'un kardeşi (Tab. 7). Başka kaynaklara göre İapetos Klymene ile değil de Asia ile evlenir (Asla). besler (Zeus.): iapetos aldı güzel topuklu girdi gerdeğe Azgın yürekli Klymene'yi. Uranos'la Gaia'nın oğlu Titan İapetos. V. Odysseia'da Kalypso tanrıçaların ölümlülerle olan aşklarından dem vururken şöyle der (Od. Her neyse. her biri belalı bir efsanenin kahramanı oğullar meydana getirmiştir (Tab. o ki bela oldu ekmek yiyenlere Zeus'un yoğurduğu bakireyi evine alarak. Efsanesinin en çarpıcı yanı Demeter'le olan aşkıdır. üstelik de İason babasının tahtını isteyince. Bu noktadan sonra İason'un kade­ ri Argonaut'ların kaderiyle birleşir (Argonaut'lar). İasion. onu böyle görünce Pelias şaşakal­ mış. ama Zeus o saat aidiydi bu haberi. yatmışlardı üç kez sürülmüş bir tarlada. Rheia yeni doğurduğu Zeus'u Kronos'tan kaçırıp kundakta bebek olarak Girit'e götürünce. Karadenizli büyücü­ den kurtulduktan sonra İason İolkos'a döner.

ama tanrı Apollon da kadına tutkundur. Troya'lı savaşçı. İdas. İdomeneus üzerine şu masal da anlatılır: Thetis'Ie Medeia bir güzellik yarışmasına gi­ rişmişler. İdmon. Troya bölgesine Ana Tanrıça Kybele'nin kültünü getiren de oymuş. ama bir süre sonra Girit adasında çıkan bir salgının nedeni bu suçta aranmış ve İdomeneus yur­ dundan sürülmüş. I X . İdomeneus'un şehri almak için yapılan tahta at­ ta bulunan yiğitlerden biri olduğu ve Akhilleus'un ölü törenlerindeki yumruk yarışında bi­ rinci geldiği anlatılır. (5) Korybant'lardan biri. Anado­ lu'da Mysia'yı ele geçirecekken Telephos ona engel olur. deniz yutmamış onların hiçbirini. İdomeneus'u da yargıç olarak al- . Destan bölümleri boyunca İdomeneus en seçkin Troya yigitleriyle savaşıp. Argonaut'lar seferine katılan bilici. İlyada'da anlatılan olaylardan sonra. İdas bir sürünün paylaşılması konusunda Dioskur'larla kavgaya tutuşur: İdas bir hileyle bütün sürüyü ele geçirdiğinden Kastor'la Polydeukes ona ve Lynkeus'a saldırırlar. hem de en ya­ kın savaş arkadaşıdır. Troya savaşına katılan Girit kralı. Ama kah­ ramanlıkları destanda büyük bir yer tutar. kanını akıtmış. Marpessa. Euenos'un kızı Marpessa'ya âşık olur ve onu babasından kaçırır. giderek Hektor'a bile karşı çıkar ve çok adam öldürür. Aineias'a. (3) Priamos'un arabacısı. 557): İdes bir zamanlar en güçlüsüydü dünyadaki yiğitlerin. Evlenir­ ler. Zeus çare olarak şu­ nu buyurur: Marpessa ikisi arasından seçsin. Karşısına i l k çıkan kendi oğlu (ya da kızı) olmuş. Gitmiş güney İtalya'ya yer­ leşmiş. Bütün bu savaşla­ rında Meriones her zaman yanıbaşındadır ve onu destekler. Dardanos'un İdaios'la Dimas adlı iki oğlu olmuş. Çar­ pışma sırasında Kastor öldürülür. İdaios. Melampus'un oğlu Abas'tır. Tanrı Apollon ve Dioskur'lara karşı savaşı. Adı "gören" anlamına gelen İdmon Argonaut'ların yolculuğunu öngörü gücüyle düzenle­ dikten sonra bir anlatıma göre de Mariandyn'ler ülkesindeki duraklarında bir ava ka­ tılarak bir yaban domuzu tarafından öldürül­ müştür (Argonaut'lar). Zeus da Polydeukes'i kurtarmak için araya girmek zo­ runda kalıp İdas'ı şimşeğiyle çarpar (Lynkeus. (4) Dares'in oğlu. onu İdas'ın elinden almak ister. Başka efsane yazarları İdomeneus'un dö­ nüş serüvenini bambaşka biçimde anlatırlar: Girit'e varmadan donanması büyük bir fırtı­ naya tutulmuş. Dioskur'lar). Kadın kocasını seçer. Homeros İdas (destanda adı İdes ola­ rak geçer) üstüne şöyle der ( İ l . (2) Dardanos'un bir kızı. (6) Dardanos efsanesinin bir anlatımına göre. Girit ya da Troas'taki İda dağı ile iliş­ kili birkaç kişinin adi: (1) Priamos'un bir oğlu. çoğunu alt eder. alev gibi saldıran denir İdomeneus'a) bu yiğit İlyada'da "saçlarına kır düşmüş" yaşlıca bir adam olarak gösterilir. (2) Paris'le Helena'dan dogma bir oğul. öldüremediklerini de yaralar. İdomeneus sözünü tutmuş. İdomeneus'un Molos diye bir üvey kar­ deşi var.(1) Skamandros ırmağının tanrısıyla birleşip Teuker adlı bir oğul doğuran bir Nympha (Teuker). Homeros'un parlak sıfatlarla nitelendirdiği (tanrı gibi. Kaç yoldaşı uarsa savaştan kurtulan hepsini Girit'e götürebilmiş İdomeneus. İdomeneus da sag salim yur­ da varırsa ilk karşısına çıkacak olan insanı Poseidon'a kurban etmeyi adamış. ölümlü babası ise. Bir efsaneye göre Phineus'un başına bela getiren odur (Phineus). İdas. İdaios Troya'nın güneyindeki da­ ğın eteğine yerleşmiş ve tda adını dağa ver­ miştir. birçok efsanelerde adı geçen bir kişi­ dir: Kardeşi Lynkeus'la birlikte Kalydon avı­ na ve Argonaut'lar seferine katılır. Trakya kralı Phineus'la evlenir. efsanesinin en göze çar­ par yanıdır: İdas. Apollon'la İdas birbirlerine girerler. ince bilekli gelin Marpessa uğruna o Phoibos Apollon'a bile kaldırmıştı yayını. İdomeneus. Deukalion'un oğlu ve M i nos'un torunu. Aslında Apollon tanrının oğlu sayılır. onun oğlu Meriones Troya savaşın­ da İdomeneus'un hem seyisi. Deiphobos'a.

Böylece yemin bozma suçuna bir de ailesinden bir kişiyi öldürme suçu katılın­ ca. Güneş tanrı onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş. Bu birleşmeden at adam Kentauroi doğmuş . kendisini bir yu­ nus balığı kurtarmış da. Parnassos dağının eteklerine kadar götürmüş. K ı z d a başını örtüp kızarmış. Bir gün Zeus ona acımış. Uzun uzun çalıştıktan sonra kendisi ve oğlu için birer çift kanat yapmış ve onları balmu­ muyla omuzlarına yapıştırmış. Medeia buna çok kızarak bütün Girit'lilerin yalancı olduğu söylentisini yaymış. İkadios. İkarios'un adı ancak Penelopeia'nın babası olarak geçer (Penelopeia). Efsanesi Apollon kültünün Anadolu'lu kaynağını belirtmek bakımından ilginçtir: İkadios Lykia'da kalma­ yıp İtalya'ya gidecek olmuş. Okenos kızlarından biri olan Idyia. İkarios çiftin kendisiyle kalmasını istemiş. bazılarında birinci karısı olarak gösterilir (Aietes). tkarios. Girit'li mimar Daidalos'un oğlu ikaros dünyada ilk uçan adam olarak ün bırak­ mıştır. Ege'de Sisam adasının çevresindeki denize İkaros denizi denmiştir bundan böyle. Anadolu'nun Akdeniz kıyı­ larında doğmuş ve doğduğu bölgeye anasının adını vererek Lykia demiş. giderek doğayı yenmek.mışlar. Erigone'nin babası (Erigone). Odysseus da hayır dememek için seçme hakkını Penelopeia'ya vermiş. Kolkhis kralı Aietes'le evlenip Medeia'yı do­ ğurmuş. İksion cehennemde sonsuzca cezaya çarpılan büyük suçlulardan biridir. İdyia. Tesalya'da Lapith'lerin kralı iken. talipler Penelopeia' nın babası Ikarios'un yanına geri gönderilme­ sini ve Ikarios'un kendine yeni bir damat seç- mesini ileri sürerler. ne var ki İksion tanrıya karşı da olağanüstü bir nankörlük göstermiş: Hera'ya vurulup tanrıçayı kirlet­ meye uğraşmış. Uçmadan ön­ ce de İkaros'a ne çok alçaktan uçmasını. Ne var ki havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş. İksion. (2) Tyndareos'un kardeşi ve özellikle Penelope'nin babası olarak tanınan efsanelik kişi. Bu ma­ sal "Girit'lilerin hepsi yalancıdır" atasözünün kaynağında olsa gerek. ama evlendikten sonra sözünü tutmadığı gibi kaynatasını kor haline gelmiş kömürlerle dolu bir kuyuya atıp öldürmüş. zaferi Odysseus kazanınca ona vermiş. güneşin ışınlarına aldırmamış. il­ ginç eseri yaratan ortaçağ ressamı Brueghel olmuştur (Daidalos). K ı z ı Odysseus'la evlenince. İkaros. Başka bir anlatıma göre. (1) Kral Pandion zamanında Yuna­ nistan'a üzüm bağını tanıtmış olmakla ün sa­ lan Atina'lı kişi. Apollon'a adanmış bu şe­ hirde yaptırdığı tapmağı bir bilicilik merkezi haline getiren de İkadios'muş. kızı Penelopeia'yı tertiplediği araba yarışında birinci gelene vereceğini söylemiş. İksion da onu Hera sanarak onunla bir leşmiş. kimse İksion'u bu günahlarından arındır­ mak için gereken töreleri yapmaya yanaşma­ mış. İkarios. İkaros'un eşsiz serüveni her çağda sanatçı­ ları esinlemiş. İkadios orada yu­ nus balığını anarak şehre Delphoi (delphis yunus demek) adını koymuş (Apollon). tutulduğu çıl­ gınlıktan İksion'u kurtarmış. Deioneus'un kızı Dia'ya talip olmuş ve babasına birçok arma­ ğanlar vermeye ant içmiş. ne de fazla yükselip güneşin ışınlarına yakın gel­ mesini salık vermiş. ayrıca orada Patara şehrini kurmuş. Bir anlatıma göre bir at adam değil . Odysseia'da taliplerle Telemakhos arasındaki tartışmalarda. Idomeneus ödülü Thetis'e vermiş. ama yolda bir f ı r tınaya tutulan gemisi batmış. Bazı efsanelerde Aietes'in ikinci ka­ rısı. Daidalos oradan çıkmak ve kaçıp kurtulmak çarelerini aramış. Odysseus Tyndareos'a H e lene'nin talipleri arasında seçmek için bir yol gösterince. Tyndareos ona ödül olarak Penelopeia'yı verdirmiş İkarios'a. özgürlüğe kavuşmak sevin­ ciyle Helios'u hor görme suçunu da işlemiş. ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yük­ selmiş. Ayrıca İdomeneus'la dölüne lanet okuyarak bir daha sözlerine güvenilmemesini sağlamış. derken Zeus (ya da Hera'nın kendisi) tanrıçaya benzeyen bir görüntü yap­ mış. Tanrı Apollon'la Lykia adlı Nympha'nın oğlu. İkarios böylece Odysseus'la birlikte İthake'ye gitmek istediğini anlamış. İkaros da tepetaklak denize düş­ müş ve boğulmuş. bunların arasında en etkili. Baba-ogul kral Minos'un emriyle Labyrinthos'a kapatılınca. başarısından dolayı gurura kapılmış.

İlyon yani Troya şehrinin kurucusu ve Priamos'un dedesidir (Tab. İlia. Sonradan Troya adını da alacak olan İ l yon Skamandros'la Simoeis ırmaklarının ara­ sındaki ovada olup. Hektor'u öldürüp Troya şehrinin çevresinde sürüklemesi. Theseus'un arkadaşı Peirithoos'un babasıdır. Zeus tarafın­ dan atılınca Gaflet tanrıçanın düştüğü tepedir bu (Ate). Başka bir efsaneye göre. Ama Zeus bu korkunç günahı cezasız bırakmamış. Yirmi dört bölümlü ve 16. İksion'u cayır cayır ya­ nıp alevler saçan bir tekerleğe bağlamış. Athena yakarmalarına yu­ muşamış da İlos'un gözlerini sonradan açmış. Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhmdaytz. Troya kral soyunda bu ada iki kez rast­ lanmaktadır: Birinci İlos. İksion'un cezasından ölüm yoluyla kurtulması da ola­ naksızdır. Agamemnon'un tutsak olarak alıkoydu­ ğu kızı Khryseis'i geri ister. Zeus söz verir. tanrıça Pallas Athena'nın. Destanın 24 bölümü el yaz­ malarında Yunan alfabesinin harfleriyle gös­ terilmiştir. İlyada. ama döl bırakmadan ölür. oğlu Ganymedes'in Olympos'a kaçırılmasından sorumlu olan Tantalos'la Pelops'u Anadolu'dan kovmuş (Tantalos). dokuz gece ordu has­ talıktan kırılır. Thetis Olympos'a çıkıp Zeus'tan yalvarır: Akhilleus savaştan . bölümlerin Y u nanca sayılarını da parantez içinde gösteri­ yoruz: B Ö L Ü M I. bu kız kendi amca oğlu Kapys'le evlenip Ankhises'i doğurur. ama tanrıçanın yüzünü gördüğü için de kör olduğunu anlatır. İksion.uzak durdukça Akha'lar zaferi kazanamasınlar.Akhilleus 'un Öfkesi. İlos şehrin ta- pınağını kurmaktadır ki. Zeus da gökten Palladion'u indirir İlyon üzerine. Akhilleus'un savaşa dönmesi. Tanrı İksion'a ayrıca ambrosia yani ölümsüzlük şarabı içirdigi içindir ki. Roma'nın kurucuları Romulus'la Remus'un anaları Rea SiMa'nın başka bir adı (Rea). ama onun yerine Akhilleus'un tutsağı Briseis'i alır. İlos heykelin düştüğü yere Athena tapınağını kurar. onun sonsuzluğa dek dönüp yanmasını sağla­ mış. birinci gelir ve ödül olarak kız ve erkek elli köle ile yurduna döner. Anası deniz tan­ rıçası Thetis'ten öcünü almasını ister. Bir süre sonra İlos tanrı Zeus'tan girişiminin uğurlu olup olmayacağı­ nı gösteren bir işmar diler. Dokuz gün. İnek kuzeye doğru yol alır ve Ate tepesi deni­ len bir tepenin üstünde durur. Homeros'un İlias. Daha başka bir efsane de İlos'un bir yan­ gın sırasında Palladion'u alıp kurtardığını. Tanrı ApoUon'un rahibi Khryses gelir. sonra da ölüsünü babası Priamos'a geri vermesiyle bi­ ter. bu yüzden Akha'lar ara­ sında beliren veba salgını. ne kadar at adam varsa hepsi İksion'dan dogmaymış. sol elinde öreke tutan dev boylu heykelidir. okuyucuların bu saymaya rastla­ yabilecekleri düşüncesiyle. ama Akhilleus da barakasına çekilir: Savaşa artık katılmayacaktır. ( A ) Sesleniş . İlos orada bir şehir kurup ona adını verir.de. gökten düşen Palladion yapının açık çatısından içeri girip yerini alır. Troya savaşı efsanesinin an­ cak kısa bir bölümünü yansıtır: Akhilleus'un orduların yöneticisi Agamemnon'a karşı ö f kesi ve savaştan çekilmesiyle başlar. 16 ve 17). ya da İlyada adlı büyük destanı İlyon yani Troya destanı adını taşıdığı halde. böylece İlos Troya kral soyunun hem Hektor kolu. Tros'la Kallirhoe'nin oğlu. Agamemnon kızı vermeye razı olur. Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. Bir efsaneye göre İlos. Ozan Musa'lara seslenip konusunu belirtir: Akhilleus'un öfkesi. İlos'un Troya şehrini kurması şöyle anlatı­ lır: Troas bölgesinden olan İlos günün birinde Phrygia'da ora kralının düzenlediği bir yarış­ maya katılır. Palladion. İkincisi.000'den fazla dizeli bu destanın bir özetini bölümlere ayıra­ rak başlıklarıyla birlikte burada vermeyi fay­ dalı buluyoruz. İlos. hem de Aineias kolunun atasıdır. Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur. daha önce Dardanos'un İda dağının eteğinde kurduğu Dardania'dan pek uzak değildir. Dardanos'un üç ço­ cuğundan biridir. Akha'lardan yana . îlos'un Laomedon adlı oğlundan başka Themisthe adında bir de kızı olur. sag elinde kargı. ineğin ardından gidip duracağı yerde bir şehir kurmasını bildirir. ama kral ona bir de kara benekli bir inek verir ve bilici­ lerin sözüne uyarak.

anası Hekabe'ye Athena tapınağına sunular koymasını söyler. Haberi alınca Akha'lar arasındaki üzüntü.* yerleşir. (\) Akhilleus'a Gönderilen Elçtlm . Odysseus'la Diomedes görevlendirilirler. Teke tek savaş başlar. Hephaistos tanrı onları yatıştırır.) Hektor'la Andrornakhe'nlıı Buluşması. Destanın yirmi altıncı gününde üçüncü bü yük çatışma. Zeus Agamemnon'a yalancı bir düş gönde­ rir: Troya'yı alabileceğini bildirir. Aralarındaki aile sahnesi. ( / . Teklif kabul edilir. Priamos'u çağırmaya giderler. Yolda Troya'lıların gözcüsü Dolon'a rastlarlar. Helene gelir. B Ö L Ü M X . Hektor. Agamemnon Akha'lan toplantıya çağırır. ( K ) Odysseus7a Diomedes'in Keş­ fe Çıkmaları . B Ö L Ü M IV. 1 d a dağının doruğun. tanrılardan Ares. Menelaos Pa­ ris'i alt etmek üzereyken tanrıça Aphrodite araya girip Paris'i kaçırır. Gene silaha sarılan ordu­ yu Agamemnon gözden geçirir. B Ö L Ü M V I I I . Hektor şehre gelir. Olympos'ta: Zeus. Olympos'ta tan­ rılar arasındaki tartışma.Paris'le Menelaos'un Teke Tek Sa­ vaşı. B Ö L Ü M I I I . Aias'la Odysseus elçi seçilir­ ler. gemilerinin sayısıyla saymaya koyulur. yurtlarına dönmek istediklerini anlar. Gemilerin Sayımı. İki ordu karşı karşıyadır: Paris Menelaos'la teke tek savaşa girişmeyi teklif eder. B Ö L Ü M K. B Ö L Ü M VII. Toplan­ tı. Trakya'lıların cins atlarını kaçırırlar. Athena ve Aphrodite de savaşa karışırlar. Sahne değişir: Priamos'la ihtiyarlar heyeti surların üstünde dizilip teke tek savaşı gözet­ lerler. Hera. Hera ve Athena arasın­ da çatışma. ama savaşa dönmeme kararını bildirir. Helena'yı alacaktır. (A) Agamemnon'un Kahramanlık­ ları. Ordu savaş düzenine girer. sonra da kocasına çıkışması. onlara Akha yiğitlerini tanıtır. Diomedes savaş tanrı Ares'i yaralar. Aphrodite'nin araya gi­ rip yaralanması.Ölülerin Kaldırılması. Helene'yi de koca­ sının yanına götürür. ağırlar. Helene'nin Aphrodite'ye. (A ) Yeminlerin Bozulması . aralarında konukluk bağları olduğu anla­ şılır. Ozan bir daha Musa'ya seslenir ve Akha or­ dularının. Akha'ların ordugâhı bir sur ve bir hendekle çevirmeleri. Aynı sayım Troya'lılar için de yapılır. (H ) Hektor'la Aias Arasındaki Çarpışma . komutanlarının ve şehirlerinin ad­ larını. Bütün bölüm Akha yiğidi Diomedes'in kah­ ramanlıklarına ayrılmıştır: Korkunç bir boğuş­ ma başlar. Savaşı kazanan. Menelaos'un yaralanması. Ölüleri toplamak için savaşa ara verilir. B Ö L Ü M X I . Akhilleus onları iyi karşılar.Dolon. bunun için de gelir. Lykia'lı Pandaros'un sa­ vaşmama andını bozmasını sağlar. onları dene­ mek ister: Herkesin dokuz yıllık savaştan bık­ tığını. Bu arada Diomedes Lykia'lı Glaukos'la çarpışır­ ken. (e) Zeus'un 1da Dağından Savası Yönetmesi. Savaş baş­ lar: Akha yiğitlerinden Antilokhos.Yiğidin Barakasındakî Tartışma. BÖLÜMII. Lalası P h o iniks'in bütün yakarmaları boşa gider.olan karısı tanrıça Hera ile kavga ederler. (r) Antlar. Troya ordusu da safa dizilir. ( E ) Diomedes'in Kahramanlıkları. Aias ve Odysseus birçok Troya'lıyı öldürürler. savaştan vazgeçip silahlarını değiş tokuş ederler. Surların Üstündeki Sahne . Thetis olayı. Akha'lar toplantısında Akhilleus'un savaşa dönmesini sağlamak için ona elçiler gönder­ me kararı verilir. B Ö L Ü M V . Akha'İBl hendeğe kadar çekilirler.Agamemnon'un Orduları Teftişi. Hektor'la Agamemnon'un kar- . Gece toplanan kurultay: Akha'ların en yaşlı önderi Nestor Troya'lılar kampına gözcü gönderilmesini salık verir. Üstünlük Troyalılardadır. B Ö L Ü M VI. Zeus Troya savaşının yönetimini ele alır. ağzından birçok bilgi aldıktan sonra onu öldürüp dönerler. ( B ) Agamemnon'un Düşü. Akha'ların en seçkin yiğitlerinden biri Telamonoglu Aias'la teke tek savaşır. Hektor batı surlarının önünde karısı Andromakhe ile küçük oğlu Astyanaks'a rast­ lar. Bellerophontes efsanesinin anlatıl ması. Aineias'la Diomedes arasındaki savaş. Ba­ şa baş gelip ayrılırlar.

T h e tis'in demirci tanrı Hephaistos'a başvurması. BÖLÜMXXII. Akha'lar gene gemilere kadar gerilerler. kendi savaşa gidip dövüşmeye kararlıdır. dövüş. Patroklos'un ölüsü alınır ve kara haber Akhilleus'a götürülür. Nestor. Akha'larda şaşkınlık. Patroklos. Akhilleus arkadaşına silahları­ nı verir. Her iki tarafta da yararlık gösterenler olur. Leto ve Aphrodite Troya'Mardan yanadır.şılaşması. Korkuya kapılması. Troyalılar surların içine sığınırlar. ( N ) Gemilerin Önündeki Savaş. (M ) Duvar Dibindeki Savaş. (P)Menelaos'un Kahramanlığı. (X)Hektor'un Ölümü. Deniz tanrıçası Thetis'i çağırıp yeni silahlar istemesi. Zeus Troya'lılara zaferi müjdeler. her tanrı istediği gibi yardım edebilecek­ tir savaşa. Akhilleus kudurmuş gibidir. Patroklos'u vurur. Akha' ların bozgunu. Ares.. (X ) Akhilleus'a Yeni Silahlar Yapılması. önüne gelen Troyakyı insafsızca tepeleyip Troya ovasında akan Skamandros ve Simoeis ırmaklarına atar. Bir Hektor surların dışında kalır. Hektor gene duvara saldırır. yatağından çıkıp Akhilleus'u kovalama­ ya başlar. Patroklos Hektor'u batı kapılarına kadar kovalar. AkhiUeus'un korkunç yası. yiğit anasına. öfke­ lenir. Savaş hazırlıkla­ rı. B Ö L Ü M X X I . Tan­ rılar seyircidir. ama Troya'lılar gemilere kadar sokulurlar. Akhilleus gitmeyecekse. Diomedes ve daha birçok Akha yiğidinin yaralanması. (d > ) Irmak Kıyılarında Savaş. Akhilleus'un ölümsüz atlarının ağlama­ sı. Patroklos'un ölümü. Hera'ya çıkışır. Akhilleus için kara belirtiler: Hektor'u öl­ dürdükten sonra kendi ölümü de yakındır. Sarpedon'un ölüsü çevresinde çarpış­ m a . B Ö L Ü M X I V . Apollon. Art emiş.. Hera. Troya'lılar duvara saldırır. B Ö L Ü M X V I . Akhilleus'un Aineias'la karşılaşması. Akha'ların toplantısında Akhilleus'la Agamemnon barı­ şırlar. Kıyasıya çarpış­ m a . Patroklos gelir. B Ö L Ü M X V . Tanrıça Aphrodite'den cinsel istek uyandıran memeligini alır. Olympos'ta tanrılar toplantısı: Zeus izin ve­ rir. Poseidon. AkhiUeus'un arkadaşı Patroklos'a dert yanar. Hektor'un iç tartışması. İ k i Aias'ı Troya saldırısına karşı koymaya kışkırtır. o sırada Poseidon Akha'ların yardımına koşar." AkhiUeus'un silahlarıyla karşılarına dikilince. (Y ) Tanrıların Savaşa Karışması. ( 3 ) Zeus'un Aldatılması. B Ö L Ü M X X . ( T ) Akhilleus'la Agamemnon Arasındaki Barışma. B Ö L Ü M X I I . ama Hektor ölüyü silahlarından soymayı ba­ şarır. Apollon'un kışkırttığı Hektor. Zeus'u baştan çıkarmak için bir düzen kurar. Zeus uyanır. Poseidon uzaklaşır. Zeus Apollon tanrıyı Hektor'a gön­ derir. Troya'lılar önce bozgu­ na uğrar. İrmak tanrı Skamandros. Baştanrı Zeus'un kadere boyun eğerek oğlu Sarpedon'u feda etmesi. babasına aldırmaz. Sahne Olympos'a yükselir: Tanrılar arasında kavga. B Ö L Ü M X I I I . Tanrı seviş­ meden sonra uykuya dalar. B Ö L Ü M X V I I . Ordular silah kuşanır. Sonunda Zeus kader tartısını . Aineias'ın savaş meydanından kaçırılması. B Ö L Ü M X V I I I . Akhilleus Troya'lıları püskürte püskürte Troya'nın surları önüne gelir. sonra Lykia'lı önder Sarpedon Patroklos'la dövüşür ve ölür. Silahlar destanı. Agamemnon. Derken ateş tanrı Hephaistos ır­ makların karşısına dikilip alevleriyle onları durdurur. Athena. Akha'lardan yana olan tanrı Poseidon sa­ vaşı Semendirek adasından gözler. Yiğitten silahlarını ister. ( o ) Duvara İkinci Saldırış. süslenir püslenir ve 1da dağında Zeus'u bulup onunla sevişmesini başarır. Akha'ların gemilere doğru kaçışması. Hephaistos Akha'lardan yana. Akha yiğitleri Patroklos'un ölüsünü Hektor'un elinden kurtarmak için dövüşürler. Lykia'lıların duvarda delik açmaları. Priamos'la Hekabe yalvarırlar içeriye girip korunsun di­ ye. Kor­ kunç boğuşma. ( n ) Patroklos Destanı. B Ö L Ü M XIX. Akhilleus'a bu korkunç du­ rumu bildirir. Kanlarla kızıla boyanan ırmaklar kabar­ dıkça kabarır. Akha'larda telaş. Durum Akha' lar için çok kötüdür. Thetis silahlan oğluna götürür. Tanrılar iki cepheye ayrılır: Hera. Hermes.

böylece Zeus İnakhos ırmağını su­ yundan yoksun etmiştir (to).): Gördü onu güzel topuklu Ino. yap ben ne dersem. Tan­ rıça Athena Troya'lı yiğit Deiphobos'un kılı­ ğına girip Hektor'u aldatır. Argos'a insanların yerleş­ mesinden önce yaşamış. Kadmos'la Harmonia'nın kızı. Ak Tanrıça olarak fırtınaya tutulmuş gemicileri korumak­ ta ve özellikle Odysseus'u kurtarmakta çok sevimli bir tanrıça olarak görülür. İnakhos en geçerli efsanelere göre İo'nun babasıdır. () Patroklos'un Ölüsüne Dü­ zenlenen Yarışmalar. göğsünün altına dola onu. Leukothea çıkar yiğidin karşısına (Od. İno'nun deniz tanrıçasına dönüşmesi üstü­ ne de şu efsane anlatılır-. Kral Priamos tanrı Hermes'in kıla­ vuzluğunda Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gelir. hiç benzemezsin akılsız bir adama: Hadi çıkar rubalarını sırtından. Al şu tanrısal yaşmağı vereyim sana. Dokuz gün Hektor'un ateş yı­ ğını için odun taşınır. pır etti. Hektor ölür. kocası Athamas'ı çocuğu almaya ve kendi çocukları Melikertes ve Learkhos'la büyütmeye kandı­ rır. ya da tufandan arta­ kalan insanları toplayıp ırmağın kıyılarına yerleştirmiş. onu çöz. kızını reddet­ mek ya da tanrının peşine takılmak gibi aşırı davranışlarda bulunduğu için. Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. oturdu salın üstüne. 3 3 3 vd. Priamos'la Akhilleus arasındaki konuşma. İnakhos. Priamos ölüyle Troya'ya döner. ulaşmaya bak Phaiak'ların toprağına olanca gücünle yüze yüze. ne diye bunca belayı salar senin başına? Taş çatlasa yok edemez o seni. korkma. yeller götürsün salını bırak. i l galarını simgeler. (. 18). V. Poseidon öfkelenip ırmağın ya­ tağını kurutmuş. B i r e f s a neye göre İnakhos. Gece. acıdı Odysseus'a. Akhilleus yu­ muşar: Hektor'un ölüsünü babasına geri ve­ rir. ne ister senden zavallıcık. B Ö L Ü M X X I I I . deniz tanrıları arasında sayılır oldu sonraları. uzağa. ne acı var artık. Çarpışırlar. Akhilleus ölüsünü yedi kez Troya surla­ rının çevresinde sürükler. İno'nun iki kişiliği vardır: Athamas'ın ikinci karısı ve Phriksos'la Helle'nin üvey anası olarak çikin bir rol oynadığı halde (Athamas. at şarap rengi denize. dedi ki: "Şu Poseidon. Hektor'a ağıtlar yakılır. Kadrnos'un kızı.)Priamos'un Hektor'un Ölü­ sünü Geri Alması -Hektor'a Ağıtlar. Sen gel. İno oğlu Melikertes'i bir kaynar su ka­ zanma atıp boğar. Bir deniz tanrıçasına dönüştüğü zaman adı Leukothea.IINU kaldırır: Hektor'un ölüm kefesi ağır basar. yani Ak Tanrıça olur ve denizin köpüklü i l . onu yıldırım çarpmış. Ne var ki kıskançlıktan gözü kararan tan­ rıça Hera Zeus'un oğlunu barındırdıkları için İno ile Athamas'a fena kızar ve ikisini de çıl­ dırtır. Ama değdiği zaman karaya ellerin. eskiden insan sesli ve Ölümlüydü bu Ak Tanrıça. ne ölüm. Semele tanrı Dionysos'u doğurup öldükten sonra İ n o . Apollon bile onu korumaktan vazgeçer. yeri sarsan. Semele ile Agaue'nin kız kardeşi (Tab. geldi. Akhilleus'un yası. Hektor Akhilleus'un karşısına dikilir. bir martı oldu. ama deniz tanrıları ona acır . Athamas da Learkhos'u bir geyik sanarak kargısıyla vurur. Argos bölgesindeki ırmağın tanrı­ sı. Hera ile Poseidon Argos'ta han­ gi tanrının egemen olacağı tartışmasında İnakhos'u hakem almışlar. Odysseus tanrıçanın dediğini yapar ve kur­ tulur. B Ö L Ü M XXIV. çıkıverdi sudan. Troya surlarından seyredilen korkunç sahne. Yaptığını anladığı zaman İno Melikertes'in ölüsüyle bir­ likli' denize atlar. Andromakhe'nin bayılması. İo'nun Zeus tarafından sevilmesi ve kaçırılması ona dert olmuş. Gördü neler çektiğini. fnakhos da H e ra'yı seçince. Akhilleus'un ordugâhında Patroklos'a yapı­ lan ölü törenleri. atar atmaz da dön gerisin geri". Yarışmalar. Poseidon korkunç bir fırtına ile Odysseus'un salını pa­ ramparça edip kendisini azgın dalgalar içinde boğmak üzereyken. Argonaut'lar). Patroklos'un yakılması. Onuncu gün yapılan cenaze töreniyle İlyada kapanır. seslendi. orada kurtulmaktır kaderin senin. İno. ancak yağmurlar mevsimin­ de suyu olacağına karar vermiş.

git ki Zeus görsün orada seni. Palaimon da Portunus. onun dölüyle ilgili olarak sürdürülüp anlatılan efsane­ lerin hepsi böyle bir amaç güdülerek kurul­ muşa benzer. tapınağı limana yakın bulunan Mater Matuta ile. Io efsanesiyle Yunanistan yarımadası A k deniz uygarlığının birçok dinsel görüşlerini ve onlardan dogma efsaneleri kendine mal et­ m e . 10). babanın koyun. limanlar tanrısıyla bir tutulmuştur. bu konu bir masal değil de. doysun seni görmeye Zeus'un gözü". kızın güzelliğine vurulup ona yanaşır. baştanrı da sevgilisini karısının öfkesinden korumak için onu beyaz bir inek haline dö­ nüştürür ve bu hayvanla hiçbir ilişkide bulun­ madığına Hera'ya yemin eder. Argos kralı İnakhos'un kızıdır (Tab. Yalnız daha ileride Mısır'dan söz ederken. 640 vd. Günün birinde Zeus İo'yu görür. Buna misilleme olarak da Yunanlılar Fenike'de T y r kralı Agenor'un ( k i Agenor İo'nun torunudur) kızı Europe'yi ka­ çırırlar. bir de boğaza adı­ nı verdikten sonra. . Yunan kaynaklarında İo efsanesi şöyle an­ latılır: İ o . babası İnakhos sonradan adını alan ır­ mağın tanrısı ve Okeanos'un oğlu sayılır. niçin yalnızsın erkeklerin en y ü c e s i özlerken seni? Zeus yanıp tutuşuyor senin için. 1 . sığır otlaklarına. geçtiği yerlere adı­ nı veren İo (İstanbul Boğazının adı Bosporos. bunun karşılığı da Paris'in Helena'yı kaçırması ve onun sonucunda Asya ile Avru­ pa'yı ilk büyük çatışmada karşı karşıya geti­ ren Troya savaşıdır. atsineginden kurtu­ lamaz bir türlü. Zeus bu kez de Hermes'i gönderir. asıl kaynaklan Anadolu. gerçek olsalar da Mısır. Ka­ radeniz ve Ege kıyıları arasında böyle önem­ siz olaylarla nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklamaz. Herodot bu yorumu Pers bilginlerinden aldığını söyler. karnında Hellen'lerin baştanrısı Zeus'un tohumunu taşıya­ rak kıtadan kıtaya atlayan. Kafkas dağlarında bir ka­ yaya mıhlanmış olan Prometheus'un önün­ den geçer. bununla da kalmazlar. Fenike. Fenike ya da Mısır'da bulunan bu olguları kendi toprakla­ rında merkezleme çabasının tipik bir örneğini vermektedir. İ o . Bu gerçeği ilkçağın ilk tarihçisi Herodot da sezinlemiş olacak ki. Zeus'un isteğine karşı koma sakın. Ama doğrusu anlatmaya utanıyorum da tanrısal bir kasırganın nasıl allak bullak edip ben zavallıyı. 153).ve kendisini bir denizkızına. gitLerna'nın yeşil çayırlarına. Akdeniz'in doğusuyla batısı arasındaki çatışmayı ele aldı­ ğı büyük eserine İo efsanesiyle. Melikertes). ve bir gün canımı dişime alıp söyledim babama ne düşler gördüğümü. kalk. Ama Hera bir atsinegi musallat eder ineğe. ne tuhaftır ki sözünü ettiği kişi ve olayların efsanelik ol­ duğunu. Aiskhylos "Zincire Vurulmuş P r o metheus" targedyasında bu buluşmayı sahne­ ye koyar: Orada İo başına gelenleri şöyle an­ latır (Prom. bir boğa biçiminde tapınılan Apis tanrının adı Yunanca Epaphos'tur der ( I I . varlığıma yeni bir biçim verdiğimi Geceler gecesi yapayalnızken odamda şöyle sözler duyuyordum düşlerimde: "Ey mutlu genç kız. İnek biçimine girip. İo'yu alıp başına bin gözlü dev Argos'u bekçi olarak di­ ker. hayır diyemem: Açıkça anlatayım her şeyi size. Ah! Hep böylesi düşler gördüm geceleri. kendisi de Argos şehrinin Hera tapınağında rahibedir. bunun İo'nun ka­ çırılmasıyla başladığını yazar ( I . yani Asya ile Avrupa arasındaki savaşa hep kız kaçırma olaylarının sebep olduğunu. tarihsel bir olaymış gibi başla­ maktadır. Roma'da Leukothea. böy­ lece İo'nun da.5 ) : Argos kralı İnakhos'un kızı İo deniz kıyısında oynar­ ken Fenike'li gemiciler tarafından kaçırılıp Mısır'a götürülmüş. Herodot Perslerle Yunanlılar. Argos'u büyüleyerek öldürmesini sağlar. Argonaut'lar seferini düzenleyip Kolkhis'li Medeia'yı kaçı­ rırlar. bu tutarsızlık üstünde hiç durmaz. oğlunu da Palaimon adıyla küçük bir tanrıya dönüştürürler. oğlu Epaphos'un da Mısır'lı tanrıların Yunan karşılıkları olduğunu kabul eder. Hera bunu öğrenince büyük bir kıskançlığa kapılır. İnek Geçididir) ve onun serüvenleri. Bir denize. Aphrodite'nin gerdeğine girmek istiyor seninle. Tanıca ineğin kendisine verilmesini şart koşar. Sisyphos'un düzenlediği İsthmos yarışmaları bu tanrı şerefine yapılırmış (Palaimos. İo deli gibi kıtadan kıtaya koşar.): İstiyorsunuz madem.

karmakarışık sözler ediyorlardı. Herakles'in üvey kardeşi olan İphikles'in oğlu. T h e b a i kralı Laios'la evlenir ve Oidipus'u d o ğ u r u r . o da yiğidin canına kıymak için o n a Khimaira'yı öldürmesini bu­ yurur (Bellerophontes). birden şu boynuzlar çıktı başımdan. gitsin. efsaneye göre de Yunanistan'dan ayrılıp Sardinya ada­ sına yerleşmiş. Yiğit de İole'yi elde e t m e k için O i khalia şehrini almak ve kızı kaçırmak z o r u n ­ da kalır. Ama gönderdiği adamlar dönünce karışık. H e r a k les'in ö l ü m ü n e sebep olan kadın (Eurytos. ton. Biranda değişiverdi içim. ikisi kız dört çocukları olur (Tab. dışım. Yiğit İobates'in o n a yüklediği b ü t ü n işleri başardıktan s o n r a . VI. İokaste. İ o ' n u n kişiliğine ve efsanesine d a h a bir kut­ sallık veren bu öyküden sonra P r o m e t h e u s İo'ya kaderin kendisine neler hazırladığını bil­ dirir: Mısır'a varacak. İ o l a o s . İole. 19). Kerkhne'nin. attı evinden dışarı Kendi için de. yarışmayı Herakles kazanınca. Hyllos). kra­ lın kızıyla evlenir ve İobates ö l ü n c e Lykia kra­ lı olur. h e m karısı olan kadının a d ı . İolaos amcası Herakles'in yanıbaşında yiğidin b ü t ü n işlerine katılmış ve ona yardım etmiştir. Zeus'tu onu zorlayan. Apollon'dan gelen bu sözleri düyunca babam. kovdu beni. Lerna'nın tatlı sularına doğru. İokaste. Herakles). dolaşıp dursun dünyanın dört bir yanma. D e s ­ t a n d a adı Epikaste olarak geçer. t o ' n u n Mısır tanrıça­ sı îsis'e benzetilmiş efsanelik bir kişi olduğu besbellidir (îsis). bense hep o belalı iğnenin zoruyla Bu topraktan o toprağa koştum durdum. Toprağın oğlu asık suratlı çoban adım adım izliyordu beni. Thebai'li M e n o i k o s ' u n kızı ve K r e o n ' u n kız kardeşidir. Akdenizin güney ve doğu kıyılarına yayılan iki dallı bir kral soyu­ n u n atası olacaktır. Bu. sayısız gözlerini dikerek üstüme. Sonunda günün birinde anlaşılır bir söz geldi tnakhos'a. yoksa Zeus yıldırımlarıyla çarpıp yok edecek senin soyunu. Zeus'un sevgisini kazanmış. orada gene insan biçi­ m i n e girecek ve Z e u s ' u n oğlu E p a p h o s ' u d o ­ ğuracaktır (Epaphos). H e b e eliyle gençleştirmiştir. İokaste işlediği dogadışı suçu öğre­ n i n c e kendini asar (Laios. kendisi de Eurystheus'u cezalandırdığı için. Eurytos kızını ok a t m a d a birinci gelecek olana vereceğini söylemiş. 169) İobates'e gönderir. Herakles öldükten sonra oğullarının çabasını desteklemiş. ama ne yapsın. Danaos). Laios'un öldürülmesin­ den sonra oğlu olduğunu bilmediği Oidipus T h e b a i t a h t ı n a çıkınca. İ o ' n u n başına Tiryns'te kral olur. a m a H e r a ' n ı n bu düzeni de boşa çıka­ rıldıktan s o n r a İo Mısır'a d ö n e r ve o r a d a bir t a n r ı ç a gibi t a p ı m görür. Lykia kralı. Ege kıyılarına yerleşmiş. ne istemiyor diye. Sonra da İobates'in yardımıyla d ö n e r adıyla anılan boylara Yunanistan'dan gelme . iaones bir dert d a h a gelir: Kuret'ler E p a p h o s ' u kaçı­ rırlar. Oidipus). İole ile evlenmek hazırlıklarına giri­ şir. Büyülü gömlek bedenini yakar ve yiğit kendi yaptırdığı o d u n yığınına çıkıp ö l ü n c e lole'yi oğlu Hyllos'a verir (Deianeira. bu söz açıkça diyordu ki babama: At kızını evinden. Karısı Anteia Bellerop h o n t e s ' e iftira e d i n c e . Dodona'ya adam üstüne adam yolladı öğrenmek için tanrılar ne istiyor. orada birçok şehirler kurmuş­ t u r . yurdundan dışarı. Beklenmedik biranda can verdi bu çoban. İ o b a t e s . İokaste o n u n l a evle­ nir ve ikisi erkek. Proitos yiğidi H o m e r o s ' u n dediği gibi " ö l ü m işaretleriyle" (İl. Bir efsaneye göre. Lykia'da İobates'in yanına sığınır ve bir süre son­ ra kralın kızı Anteia (ya da S t h e n e b o i a ) ile ev­ lenir. Oikhalia kralı Eurytos'un kızı. o sırada D e i a n e i r a ' d a n yeni bir gömlek is­ t e r . lole'yi yiğide vermek is­ tememiştir: Herakles'in çılgınlığa kapılıp İole' den doğacak çocukları ö l d ü r m e s i n d e n korku­ yordu. dölleri soylarının kaynağı olan Yunanistan'a döneceklerdir (Aigyptos. İon. Herakles kültünü Sardinya'ya sokmuş. Akrisios ve Bellerop h o n t e s efsanelerinde rol o y n a r : Proitos ikiz kardeşi tarafından Argos'tan sürülünce. benim için de kötü bir şeydi bu.O zaman babam Pytho'ya. Zeus o n u öldük­ t e n sonra tanrılar arasına alıp. Argos adında birini taktılar peşime. Tragedya yazarlarınca Oidipus'un h e m anası. tanrılara bir kurbanlık gibi.

Aulis Euboia yarım­ adasının karşısında bir limandır. Apol- lon'un oğlu olarak gösterilir. O sırada Atina'lılar Eleusis'e karşı savaşta kendilerine yardım et­ mesi için İon'u çağrırlar ve İon Attika'da ölür. Apollon tapma­ ğına başvurup bunun nedenini sorarlar. Bunun bir süresi savaşa katılacak çeşitli filoların Aulis'te toplanmasıyla geçmiştir. Efsane şöyledir: Ksuthos'u iki kardeşi D o ros'la Aiolos Tesalya'dan kovarlar. Bu süreç üstüne efsane yazarlarından hemen de hiçbir bilgi edinilmez. Hellen'lerin büyük atası olarak gösterilen Hellen'in üç oğlu vardır: Ksuthos. 15). Ne var ki ortalık sütliman. Tanrı Kreusa'yı Atina akropolünün bir mağarasında gebe bı­ rakır. üstelik burada tanrı Apollon'a bağlamaktır. ne Tauris'teki serüvenine dokunur. Selinos ölünce. Ksuthos oğlu İon'dan sonra da onlara İones dendi". Hellen'lerin söylediğine gö­ re Pelasgoi Aigialees adını taşırlardı. Tesalya'dan gelen Akhaios'un saldırısına uğrar. İones ve Akhaioi adlarını taşıyan boyların kaynağını açıklamak amacıyla kurulmuştur. Bunun tam tersi­ ne tragedya yazarları ve özellikle Euripides. Dor ve Aiol soylarının doğrudan doğruya isim babaları. Bunun da amacı İonya'lıların kaynağını Atina'ya. Akhaia adını verir. Ksuthos ise oğlu İon aracılığıyla İon'lar. önce tanımak iste­ mez. Soy ağacından görüldüğü gibi (Tab. Orestes ve Khrysothemis'in kardeşi (Tab. sonra kabul eder. Bunun nedeni ordunun bilici­ si Kalkhas'a sorulunca.bir kurucu ata bulmak amacıyla. Bizim burada anlatacağımız efsanesi doğrudan Euripides'in iki tragedyasının özeti olacaktır. en ufak bir hava estiği yok. kendi oğulları olarak büyü­ türler. Homeros destanla­ rında fphigeneia'dan pek söz edilmez. bölge­ yi siyasal ve sosyal alanda düzene koyar ve soyunun denizaşırı göçlere katılmasını sağlar. Herodotos şöyle der (Tar. Ksuthos ölür. İphianassa. Atina krallığına getirirler. Soyu bir süre Aigialeos bölgesinde kal­ dıktan sonra. Doros ve Aiolos. Akha ordusunun Troya'ya varmak için on yıllık bir zaman yitirdiği anlatılır. Akhaios bölgeyi alır. Bu oyun Euripides'in mutlu bir sonuca bağlanan traged­ yalarından biridir ve böyle olduğu için de pek tragedya sayılmaz. o da Attika'da Atina iline yerleşir. 94): "İonyalılar Peloponez'de bugünkü Akhaia'da oturdukları sü­ rece. Homeros ne Aulis'teki. Akha'Iar orada toplandıktan sonra gemilerin yola çık­ ması için uygun bir rüzgâr esmesini beklemiş­ lerdir. öbür oğlu İon da Attika'ya kral seçilir. tanrı buyruğuna uya­ rak genci alırlar. oğullarından Akhaios Peloponez'de Akhaia bölgesini kurar. iki oğlundan biri Akhâios Tesalya'ya döner. İon Helike adlı bir kent kurar ve halkına İones adını verir. Ksuthos'la Kreusa evlendikten son­ ra bir türlü çocukları olmaz. o zamanlan bu böl­ gede Aigialeos'un Pelasg soyları otururlardı. adı İphianassa olarak birkaç kez geçer. Pausanias'ın anlattığı bu efsane belli ki Akhaia bölgesinin. efsanesi Ati­ na'da uydurulduğu besbelli olan bir kişidir. V I I . orada Atina kralı Erekhtheus'un kızı Kreusa ile evlenir (Erekhteus). sonradan Akhaia de­ nilecek bölgeye yerleşir. Elektra. kral Selinos kızı H e like'yi ona verip kendisine halef seçer. Orada tapınak rahibesi çocuğu büyütür. verdiği cevap Aga- . Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. ("İphigeneia Aulis'te" ve "İphigeneia Tauris'te" adlı iki tragedyası vardır) İphigeneia ti­ pine büyük bir ün kazandırmış ve Troya sava­ şıyla doğrudan doğruya ilişkili tek kişi olarak İphigeneia batı yazınını da etkilemiş. Strabon'un anlatımı ise başkadır: Ksuthos Erekhteus'un kızıyla ev­ lendikten sonra Attika'da dört kentler antlaş­ masını kurar (Tetrapolis). Tragedya şairlerinden Euripides'in "İon" adlı oyununda İon Ksuthos'un değil. efsanesi Troya savaşıyla doğrudan doğruya ilgili oldu­ ğu halde. tarihçilerse çeşitli amaçlarla çeşitli biçimlerde anlatırlar İon efsanesini. kral ölünce Attika'dan sürülür ve Peleponez'in kuzey kıyısına. yani Danaos'la Ksuthos Peloponez'e gelmeden önce. öteki İon Aigialeas ülkesine saldırmaya hazırlanır ki. Homeros destanlarında Agamemnon'un kızı İphigeneia'ya verilen ad (1phigeneia). Doros'la Aiolos. İphigeneia. Racine ve Goethe'ye konu olmuştur. o sı­ rada Kreusa İon'u görür. kadın İon'u doğurduktan sonra bebeği bir sepet içine koyup kayalık bir yere bırakır. 20). Apollon onu tanrı Hermes'e verip Delphoi'ye gönderir. ya da İonyalılar denilen soya ata olmuştur.

iphikles Amphitryon'la Alkme ne'nin oğlu. Tanrıça an­ cak Agamemnon kızı İphigeneia'yı kendisine kurban verirse. İphiklos. Agamemnon'a karşı dinmez bir hınç yerleşir yüreğinde. bunlar İphigeneia'nın kardeşi Orestes'le arkadaşı Pylades'tir. yumıis. Başına tuhaf bir serüven geldiği anlatılır: Genç yaşta iktidarsızlığa uğramış. İphigeneia kur­ ban edilmek üzere sunağa çıkar. Teselya kralı Phylakos'un oğlu. karısına kız doğurursa kendi­ sine göstermemesini. 13).onlarla birlik olur. heykeli Bİarak Yunanistan'a kaçarlar. güya kı­ zı Akhilleus'a nişanlayacaktır. yani bugünkü Kırım yarımadasında İphigeneia Tauris'li Artemis tapınağında rahi­ bedir. İphigeneia. İphikles.ık. Kadın da kız doğurduğu halde. ( 2 ) K ı z adı olarak: Girit'li bir masal kahra­ manıdır: İphis'in babası ille de bir erkek ço­ cuk istiyormuş. Pero). İphis'in anası ne yapacağını şaşırmış ve tanrıça İsis'e yalvarıp yardım dilemiş. bıçak tam boğazına saplanacağı anda. İki kardeş arasındaki fark hemen beşikte yattıkları ilk günlerinden bel­ li olur: Hera'nın gönderdiği yılanı görünce.. köpürür. günün birinde bir kız ona tutul­ muş. İphis. Önce böyle bir işe hiç yanaşmaz. Tanrıça da İphis'e acımış. Onunla Orkhomenos'a karşı savaşır ve kral Kreon ödül olarak her iki kardeşe kız­ larından birini verir. Tauris. Günün birinde ta­ pmağa iki yabancı gelir. İphigeneia yabancıları tanır ve onları kurban et­ mek şöyle dursun. . tphiklos'un. ta­ pınakta bir çeşit kurban kesmektir: Gemileri batıp Kırım'a çıkan yabancıları hep İphigeneia kurban eder Artemis'e. İphikles çığlığı basar. Bkz. Ama Herakles ansızın çılgınlığa kapılınca İphikles'in iki oğlunu ve kendi çocuklarını da öldürür (Herakles). Odysseia'da (Od. Orestes kız karılı-sini arkadaşı Pylades'e verir. Agamemn o n karısı Klytaimestra'ya haber gönderir. çocuğunu erkek olarak tanıtmış kocasına. Ama Herakles tanrı Zeus'un tohumundan. 296) zengin bir sürünün sahibi ve Neleus'la Pero efsaneleriyle ilgili olarak adı geçer (Neleus. amaçları Tauris'teki Artemis heykelini alıp Yunanistan'a getirmektir. ak­ rabaları olan bilici Melampus'a nedenini sor­ muş. 290. Melampus da İphiklos'u iyi etmek için bir meşe ağacının kabuğu altında saklanan bir bıçağı bulmak gerektiğini bildirmiş. k ı z kardeşi Elektra'nın tam karşıtı sessiz. öfkesinden vazgeçecek ve f i lonun yola çıkmasını sağlayacaktır.memnon'u çileden çıkarır: Artemis tanrıça krallar kralı Agamemnon'a karşı kin ve öfke beslemektedir. babası. hem erkek. Yıllardan beri yerine getirdiği ödev. Klytaimestra). Kralın ailesi Mykene'de kalmıştır. ama önder­ lerin ve özellikle Menelaos'la Odysseus'un ıs­ rarları üzerine umumun çıkarını kendi çıka­ rından üstün tutmaya yana yakıla karar verir. Öyle olmuş. kurban bıçağının altına bir geyik koyar. unu bir erkek yapmış. İphimedeia. hemen dağa bırakması­ nı buyurmuş. bu görevi onlara Delphoi'deki Apollon kâhini vermiştir. böylece evlenmesini sağlamış (Galateia). Herakles'in ikiz kardeşidir. Klytaimestra sevine sevine gelir. İphikles. avlanırken kendisine adanmış kutsal bir geyiği öldürdü diye. İphigeneia'yı alıp gelmesini buyurur. İphikles de Amphitryon'un tohumundan meydana gelmiştir (Tab. söylentiye göre. Bu haber Agamemnon'un tepesine balyoz gibi iner. İphigeneia'nm Aulis'teki serüveni de burada bi­ ter. saf ve sevimli bir genç kız tipidir (Agamennon. kızını bekleyen kaderi ve Aulis'e aldatılarak getirildiğini anlayınca. Artemis kıza acır ve onu havalara kaldırıp. İphis böylece büyüyüp güzel bir deli­ kanlı olmuş. yiğidin bazı işlerine katılır. Troya dönüşü Agamemnon'u öldürmesi­ ne de bu kin sebep olacaktır. iki genci nişanlamışlar. B u nun üzerine rüzgârlar hemen esmeye başlar. XI. bıçağın pasından yapılan iksirle İphiklos iyileşmiş ve Podarkes adında bir oğlu ol­ muş. filo Troya'ya gitmek üzere yola çıkar. (1) Erkek adı olarak: Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan bir yiğit ve Kıbrıs'lı Anakserete efsanesinde adı geçen bir kişi (Anakserete). Kraliçe bunu hiç unutma­ yacak ve kocasını Aigisthos'la aldatmasına da. hem de kız adı olan İphis adını koymuş. hayatta kalmayı Herakles'e borçludur. bu yüzden de yellerin esmesini önlemektedir. Aloeusoğulları.

Antigone'nin tam karşıtı.. 13 vd. İsa'dan sonraki yüzyıllarda Yunan-Roma dünyasına girmiş ve kişiliğinde birçok dişi tanrıları toplayarak bir süre tek tanrıça olarak tapım görmüştür. na­ sıl kendi ayıplarını kendi ortaya dökerek ken­ di elleriyle kendi gözlerini çıkardı. Typhon) Osiris'i öldürünce İsis kocasını ara­ maya çıkar. güneş t a n n H o rus'un anasıdır. Kendisine verilen buyruğu harfi harfine tek­ rar etmek İris'in özelliklerlndendir. kadın olduğu­ muz ve erkeklere karşı mücadele için yaratıl­ madığımızı düşünmektir. Olympos tanrı­ ları İris'i de Hermes gibi ulak ve özellikle in­ sanlara haber salmak için kullanırlar. Thaumas'la Elektra'nın kızı. Devlete karşı koymak elimden gelmez. başımızdakitere boyun eğeceğim. tıpkı Ana Tanrıça tipini simgeleyen Artemis-Hekate ya da Kybele gibi. Mısır efsanesine göre İsis kral tanrı Osiris'in kız kardeşi ve karısı. Oidipus'la îokaste'nin kızı. ya da Demeter-Kore efsaneleri arasında benzerlik olduğu gibi. puta taparlıgm son demlerinde tek tanrıya ve özellikle tek bir ana ve bereket tan­ rıçasına mistik bir eğilimin baş göstermesiyle İsis. hatta daha beterlerine tahammül etme­ miz lâzımdır. İsmene. eğ­ lence ve maskaralığa düşkün talipleri iki di­ lenciyi birbirleriyle dövüştürmeye girişirler. Sophokles'in "Antigone" adlı tragedyasında Antigone ile İsmene arasındaki diyalogda. Kanatlı­ dır. anası ve karısı . eğer kanuna aykırı hareket edip hükümdarın hükmüne ve kudretine karşı gelirsek ne korkunç bir ölüm­ le öleceğiz. İros. Bu efsane ile Yunan mythos'unda mevsimleri simgeleyen Adonis-Attis. (1) Phokis bölgesinden gelen as­ kerlerin başında Troya savaşma katılan yiğit. İsmen e .. XXI.). . Herakles efsanesinde rol oynar. bulur ve oğluna öcünü aldırtır (Oslris). İris. ama talipler yakasını bırakmaz. Gökkuşağını simgeler. başında ay taşıyan bir inek biçi­ minde imgelenen İsis'le İo arasında da bir iliş­ ki kurulmuş.İphitos. İros Odysseia'da sözü geçen İthakeli bir dilencidir. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye gelip taliplerin şölenine karışınca. Yunanistan'ın İskender'den sonra. Hayır. Antigon e . 6). gökkuşağı da denizden çıkarak gökle yeryüzü arasındaki ilişkiyi kurar göründüğü için. İros'u bir titremedir alır. Ba­ bası Eurytos gibi İphitos da usta bir okçudur. İris baba tarafından P o n tos'a. Şimdi biz ikimiz kaldık. kaçmaya çalışır. (2) Oikhalia kralı Eurytos'un oğlu." (Antigone). "Ayağı tez". toprak altında ya­ tanlara yalvaracağım ve zor karşısında böyle yaptığım için beni affetmelerini dileyerek. Karanlıklar tanrısı Set (Yun. X V I I I . geniş omuz­ ları ve güçlü kollan ortaya çıkınca. toprak. güneşte gökkuşağının renklerini yansıtan ince bir tülle örtülüdür.ikisi de aynı şahıstı . t o p ­ rak ürünleri. Bak. İsis'e özellikle Anadolu'da tapınıldı^ Efes ve Bergama'da adını taşıyan tapınakların kalıntılarından da anlaşılmakta­ dır. tanrı Zeus ve özellikle Hera'nın hizmetindedir. Penelope'nin taliplerini öldürmeye yara­ yacak kocaman yayı Odysseus'a iphitos ver­ miştir (Od. böylece zamanla İsis YunanRoma pantheon'unda çok önemli bir yer al­ mıştır. Aslında bir Mısır tanrıçası olan İsis. zalim talih babamızı nasıl zillet içinde elimizden aldı. İris.kendini asarak günahkâr hayatına nasıl bir son verdi ve kar­ deşlerimizin ikisi de. aynı günde. İole'nin kardeşi. Talipler arasında da bir kahkahadır ko­ par (Od. Bunun için. Odysseus da bir yumruguyla kemiklerini kırıp onu dışarıya sürükler atar. İsis. Çünkü yapa­ mayacağın işlere kalkışmak akıl kârı değil­ dir. düşün bir kere. çekingen bir genç kızdır. İphitos Argonaut'lar seferine de çıkmış. H a r p ya'ların kız kardeşi. ölçülü. "yel gibi uçan" diye vasıflandırılan İris Homeros destanlarında önemli bir rol oynar. Roma'nın da Augustus zamanında Mısır'a açılması. deniz ve yeraltı ülkesine ege­ men olup yaşamla ölümü elinde tutan. haddini bilir. İsmene şöyle konuşur: "Ah kardeşim. Eteokles ve Polyneikes'in kardeşi. 1-107). Hem sonra böyle bir hükümdarın tebaası olduğumuz için bun­ lara. ayrıca büyü yoluyla doğa güçlerini yöneten bir tan­ rıça oluvermiştir. Odysseus soyunup iri bacakları. Odysseus'la iphitos konukluk ve dostluk bağlarıyla birbirine bağlı­ dır. bize yakışan. birbirlerinin eliyle nasıl yürekler acısı bir ölüme kavuştu­ lar. Odysseia destanına göre. ana tarafından da Okeanos'a bağlıdır (Tab.

Ithakos. 390 yılında Roma bir gece Galya'lıların saldı nsına uğrayınca. çünkü giyside herhangi bir düğüm gebe kadının kurtuluşunu önleyebilir inancı vardır. tanrıçalara da bakardı. her kadının da "İuno"su var­ dı. İono'nun daha başka tapınakları da vardır: En önemlisi. Aeneas'ın oğlu Ascanius'un (Yun. Prokne'nin oğludur. bu tapınağın kutsal kazları ötüşleriyle halkı uyandırmışlar ve şehrin kur­ tulmasını sağlamışlardır. Fulminator (şimşek çakan). Mnerva üçlü­ sü içinde Quirinalis sonra Capitolium tepelerinde tapınağı olmuştur.güneye Ausonia denirdi bütün yarımadaya yayılmış. baba tanrı ya da gök tanrı anlamına gelen D l es-piter (yani Zeus pater)den türemiş olan İupiter aslında Roma pantheon'unun en eski. luno. Aedon'la Thebai'li Zethos'un oğlu­ dur. Itylos. İulus Caesar'ın ve onun evlatlığına girdiği için imparator Augustus'un da üye bulundukları ünlü İulii soyunun atası sayılır. hatırlatan demektir). Bu koruyucu İuno yalnız ölümlülere degil. Ödül olarak kendisine İobum (ya da lolum) adı verilmiş ki. eltisi Niobe'nin oğlunu öldürmek isterken kendi çocuğu İtylos'u öldürür ve öm­ rü boyunca dövündükten sonra bülbül haline getirilip gene İtylos diye ağlar (Aedon). Trakya kralı Tereus'tur. Yunanistan'ın batısındaki adalardan. Mart ayının ilk günü kutlanan Matronalia bayramında "matrones" yani evli barklı. İupiter Capitolinus'a dikilen tapınağa sonradan İuno ve Minerva da alınmış. Hera ile bir tutulan Romalı tanrıça. Roma di ninde İupiter gök. Tonitrualis (gök gürleten). Roma dininde her erkeğin "genius"u (Geni us) olduğu gibi. İupiter (yahut İuppiter). Oradan da İulus çıkmış olsa gerek. Adı Zeus baba. Aedon. önce yalnız kuzeye verilen ltalia adı . O. Iulus. Yunan dininin etkisiyle sonradan Zeus'la bir tutulmuştur. Atina kralı Pandion'un kızı Prokne ile evlenir (Aedon). luno. böyle­ ce Capltolium üçlüsü adıyla bu tanrılara tapınılmıştır. hak ve barışsever bir kralmış. İtalya'ya adını veren kurucu kahra­ man. Aslında luno ayın değişimlerini simgeleyen lbir tanrıçadır ve luppiter. Thebai'de anlatılan bülbül efsanesin­ de llylos. Aynı tepede iupiter Optimus MaxlııHIS (en İ y i . Italos'un asıl kaynağı üstüne mythos yazarları arasında ayrılık vardır. I. babası da Thebai efsanesinde olduğu gibi Zethos değil. Doğanın büyük yöneticisi sayılan bu tanrıya Roma'nın kutsal tepesi Capitolium'da tapınılırdı. Pulvius (yağmur yağdıran) sıfatlarıyla anılır. İuno'ya daha başka sıfatlarla da tapındırdı: İuno Lucina doğuma bakmakta ve doğumu kolaylaştırmaktadır. hava. halkını öyle uyuygar bir hale getirmiş ki. Çok iyi. Tanrıçanın "luno So roria" ( k ı z kardeşi koruyan İuno) olarak H o ratius efsanesinde de rolü vardır (Horatius). bu da Iuppiter'in bir küçülmesi olsa gerek. İulus adının kaynağı şöyle açıklanır: Aeneas ortadan kaybolup Latium bölgesinde savaş patlayınca. İthaka adasına adını veren kurucu kahraman. en büyük iupiter) Roma devleti nin koruyucusu ve y ö n e t i c i s i olarak tapım gö- . yıldırım ve şimşek gibi doğal güçleri simgeleyen tanrıdır. Kentin başlıca çeşmesinin kuruluşu da ona atfedilir. bu yüzden de Fulgurator. Aynı efsanenin Attika'da ve özellikle tragedya yazarlarınca anlatılışında adı geçen çocuk. Zeus soyundandır. gün ışığı. Ascanius Troya'dan gelme asker­ lerle Latium'dan devşirme ordunun başına geçmiş ve Rutul'larla Etrüsk'lere başarıyla karşı koymuştur. İulus R o ma'nın metropolü olan Alba Longa şehrini kurmuştur. kadınlar arasında da meşru yoldan evlenmiş olanların tanrıçasıdır.Italos. daha başta yarlerden geldiği ileri sürülür. Sicilya'dan. çocuklu kadınlar hem İuno'nun oğlu tanrı Mars'ı. İuno Lucina'ya sunu ya­ pılırken herkesin kemer ya da kuşağını çöz­ mesi gerekirdi. İtys. Itys. yani "Küçükk İuppiter" olmuş. Tonans. en büyük tanrısıdır. iki kardeşiyle birlikte Korfu adasından İthaka'ya göçer ve . hem de Sa­ bin kadınlarının kaçırılmasından sonra Ro­ malılarla Sabin'ler arasındaki barışın kurul masını anarlardı. Roma'da İuno genellikle kadınların konıyu cusudur. Ro­ ma kalesinde İuno Moneta'ya ayrılmış olamy di (Moneta uyaran.adada İthaka şehrini kurar. Askanıos) italya'ya geldikten sonra aldığı ad.

ölümsüz demek) olan İuturna bir su nympha' siydi. Bu pınarın şifalı niteliği olduğu gibi İuturna da iyileştirici bir tanrıça sayılırdı. Jüpiter'in siyasal rolü bununla bitmez. Tanrılar arasında tam bir otorite kurduğu gibi. Roma'da adaletin simgesi. Taşra kentlerinde ve ele geçiri­ len yabana ülkelerde Romalıların ilk işi Roma'da Capitolium tepesindeki üçlü tapınağın bir tıpkısını kurmak. sonra­ dan bu iki tanrıça benzeşmişlerdir. devlet otoritesini ve disiplinini simgelerdi. Bu siyasal niteliğini İupiter Roma devletinin son demlerine dek koruyabilmiştir. Durduran anlamına gelen Stator sıfatının kaynağı şöyle açıklanırdı: Roma'lılaria Sabin' ler arasındaki savaşta Roma'lılar Sabin'lerin karılarını kaçırdıktan sonra. F e retrius adıyla Roma'nın savaş alanında da baştanrı sayılırdı: Düşmandan alınan bütün silahlar. sulak bir bölgede bulunan tapmağı Augustus zamanında buraları kurutulunca kal­ dırılmıştır. İmparatorluk dönemi şairleri İuturna'yı Aeneas'ın düşmanı Turnus'un kız kardeşi sayar­ lar ve Turnus'la birlikte savaşa katıldığını söy­ lerler. kimi İupiter'in sıfatlarını kendi adı­ na taktırırdı. nympha'nın bin bir bi­ çime girerek tanrıdan kaçtığını anlatır (Lara). İupiter Roma'nın dış ilişkilerini ve uluslararası antlaşmalarını koruyan bir tanrı sayılırdı. daha çok Dike'ye benzemektedir. İuventus'a Capitolium'da İupiter./i . İustitia. Kültü Latium bölgesinden Roma'ya sonradan getirilmiş ve Forum'da bulunan bir suya "İuturna Havuzu" adı verilmiştir. Roma İmparatorluğu zamanında İuventus tanrıçanın koruyuculuğu altında bir çeşit gençlik dernekleri kurulmuş. insanların gitgide daha çok suç iş­ lemesi onun artık yeryüzünde tutunamamasına yol açmıştır. İupiter'in sevdiği bu su perisine tanrı ölümsüzlük bağışlamış ve Latium 'daki bütün suların koruyuculuğunu vermiş. Yunan tanrıları arasında Themis'e değil de. Roma'ya sal­ dırıların her türlüsünü durdurduğu sanılırdı. Romulus kılıcını kaldırarak Forum'da İupiter'e ant içmiş. böylece İupiter'in devlet tanrısı olarak egemenliğini kabul ettirmekti. Gençliği simgeleyen tanrıça.rürdü. Göğe çıkmış ve burçlar ara­ sında Bakire burcu olmuştur. ayrıca Stator unvanıyla İupiter'in düşmana karşı koyduğu. Roma İmparatorlumu çağında imparatorlar baştanrı İupiter'le ilişki kurmaya ve doğrudan doğruya İupiter Optimus Maximus'un kıla­ vuzlumu ve koruyuculuğu altında olduklarını belirtmeye çalışırlardı. K i m i Jüpiter'i düşünde görüp ondan doğrudan doğruya esinlendiğini ileri sürer. Ama tuventus'un asıl görevi genç delikanlılar çocuk elbisesini bırakıp "toga virilis" yani yetişkin erkek toga'sını giydikleri zaman onları koru­ maktır. Eski adı Diuturna (diuturna sürekli. İustitia Altın Çağda insanlar arasında bulunurken (Soylar Efsanesi). Ovidius Lara ve Lares tanrılardan söz ederken İupiter'in İuturna'ya olan aşkını. zafer kazanan başkomutanlar zafer çelenklerini ve ilk kur­ banlarını (ki bunlar beyaz boğalardı) ona adarlardı. düşmanı durdurursa olduğu yerde bir tapınak kurmaya yemin etmiş. Roma'nın en eski çağlarında Yunan tanrıçası Hebe ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde. İuventus. öldürülen düşmanların soykaları bu İupiter'e adanır. /. Bir efsaneye göre de İuturna tanrı İanus'un eşi ve pınarlar tanrısı Fontus'un anası olarak gösterilir (lanus. Fontus). Flamen dialis adıyla görevlendiri­ len başrahibi İuno'nun başrahibesiyle evlene­ rek tanrılar arasındaki kutsal birliği yansıtm'akla yükümlüydü. İuno ve Athena üçlüsüne ayrılmış tapınağın içinde ve özellikle Athena'nın "cella"sında bir sunağın ayrılmış olması bu tanrıçanın eskiliği­ ne delildir. bir ara Sabin'ler ağır basmış ve şehri almak üzereymişler ki. İuturna. Mars Meyda­ nında. Tan­ rı da Sabin'leri püskürterek Forum'da Palatinus tepesinin dibinde İupiter Stator'a adan­ mış tapınağa kavuşmuş. Konsullar göreve başlamadan gelip ona yakarmak zorundalardı. bunlarla imparatorluk politikasının yayılmasına ve gençlerin askerlik öncesi bir eğitim görmele­ rine çalışılmıştır.

Thebai efsanelerinin başında. Zeus Ares'le Aphrodite'nin kızı Harmonia'yı Kadmos'a eş olarak verir ve düğünleri parlak bir törenle kutlanır. Roma çağında lupiter.K Kabir'ler. Alkmaion). ineği Athe- na'ya kurban etmek ister. Burdur'un Tefenni İlçesinde bu tanrı ka yalara oyulmuş olarak görülmektedir. Kaeira. gider. Hepsi dev gibi yabani adamlar­ dır. Her iki armağanın da sonraki efsanelerde sözü geçer (Harmonia. sonra gelir Thebai'ye kral olur. sayılan da üç­ tür. Bunların en önemlisi Kharit tanrıçaların dokuduğu bir ti bise ve demirci tanrı Hephaistos'un yaptığı bir altın kolyedir. Efsanesi bütün Akdeniz bölgesine. Kadmos seçi­ len yerin bıır. Kadmos yola çıkar. Kabeiroi diye anılan tanrısal var­ lıklar. Kodros'un oğlu Neleus efsanesinde rol oynayan Milet'li bir çömlekçi kız. Anasını da birlikte götüren Kadmos bu aramanın boş olduğunu anlar ve bir süre Trakya'da kaldıktan sonra. Thebai şehrinin kurucusu Kadmos.ır. özellikle tragedyaya konu olmuş birçok kahramanın atası olarak görülür. orada bir mühür izini almak için yolda rastladığı Kaeira adında bir kızdan ça­ mur istemiş. Kadmos. Musalara ve Demeter. Kadmos bu ineğin peşine ta­ kılır. O sırada tanrıça Athena ona görünür ve ejderin dişle rini toprağa ekmesini söyler. Kaynaklan ve gerçek nitelikleri belli ol­ mayan Kabir'lerin adı Dardanos efsanesinde geçer: Semendirek adasında gizlemleri bulu­ nan bu cinleri Troya yöresine Dardanos ge­ tirmiş (Dardanos). Kadmos. Karşısına çıkacak bir ineğin ardına ta­ kılacak ve inek nereye çökerse orada şehir kuracaktır. biraz gittikten sonra bir inek sürüsüne rastlar. aldığı ce­ vapta yeni yurdunun bir genç kızın elinden suyla toprak alacağı yerde bulunduğu söylen­ miş. Europe.ısı okluğunu anlar. Persephone. Doğar donmaz birbirleriyle kavgaya tutu­ şurlar. sonunda Boiotia böl­ gesinde bir yere çöküp y. 10). Kader. Bkz. Neleus da dolaşa dolaşa Miletos bölgesi­ ne gelmiş. Amphiaraos. Kakasbos. Söylentiye göre bu gerdanliği Kadmos'a Zeus kendisi vermiş. bunlar da Kadmos'a şehri kurmak için yardım ederler. luno ve Minerva üçlüğüne de Kabir denmek­ tedir. Ares Pınarı adlı çeşmenin önünde bir ejderi tepeler. H a des gibi tanrılara Kabir adının sıfat olarak ta­ kılması dikkati çeker. birine gö re de Europe kardeşine hediye etmişti.ıl. Phoiniks ve Kiliks'in kardeşidir. ya da ataları Hephaistos. yalnız beşi sag kalır. Delphoi kehanetine ne yapacağını sormaya gider. bunun İ ç i n de arka­ daşlarını su almaya gönderir. Kadmos bunu yapınca topraktan birdenbire silahlı adamlar çıkıverir: Bunlara Spartoi. yani ekilmiş adam­ lar adı verilir. sonra da Rhea'nın alayında bulunan cinlere karıştıklan söylenir. Anadolu ve Afrika'ya yayılmış. ki­ şiliği bölgenin yerli tipleriyle kaynaşmıştır. anası da ölünce. Europe kaçırılın­ ca. Neleus Atina'dan göçmeden. sonra da Thebai hanedanının başına gelecek birçok belaları doğurmuştur. bir şehir kurması gerektiğini söyler. T a n n sözcüsü Eupore'nin izi­ ni aramaktansa. Bütün bu belgelerden Korybantlar ve Kuretalar gibi Ana Tanrıça tapımıyla ilgili oldukları anlaşıl­ maktadır (Kybele). Ne var ki Kadmos Ares'in kutsal ejderini öldür­ müş olma suçunun cezasını çekmelidir: Yedi yıl boyunca tanrıya köle olarak hizmet etmek zorunda kalır. Neleus Miletos'ta kral olmuş. Kadmos tepesi adını alan Thebai kalesine tanrılar armağan larıyla birlikte gelmişlerdir. Başta Athena olmak üzere tannlar onu ko­ rur. Lykia ve Pisidia bölgelerinde at üstünde ayakta durur gösterilen bir tanrı figü­ rü. inek gider. Agenor oğullarını kızı aramaya gönderir (Agenor). Mitograflara göre babala­ rı. Harmonia'ya veri­ len düğün hediyeleri dillere destan olmuş. Agenor'la Telephassa'nın oğlu­ dur. İo soyundandır (Tab. Eriphyle. Moira. . ineğin biri her iki böğründe ayı simgeleyen iki beyaz kü­ re taşımaktadır. Adları efsanelere pek karışmayan Kabir'lerin Bergama akropolünde Zeus'un doğuşuna tanıklık ettikleri. nereye yerleşmesi ge­ rektiğini tanrı sözcüsüne sormuş. kız da toprağa su karıştırarak bunu yapınca tanrı sözü yerine gelmiş. ayrıca da dolayların­ da üç şehir kurmuş (Neleus 2).

îlyada. birinci bö­ lüm). hepsinin adını sayarken Kalliope için " h e p i | nin başı sayılan Kalliope" der. nedenini bildirmiş ve Apollon rahibi Khryses'e kızı Khryseis'in geri verilme-] si gerektiğini bildirerek. tanrı sözcülerinin en büyüğü. Adı güzel sesli anlamına gelen Kalliope dokuz Musa'ların biridir. Troya savaşında ordular anısında vcl). ama ora bilici lerinden biri bağının şarabını içemeyeceğini söylemiş. şarabı içmek üzereyken Kalkhas bu söze öyle gülmüş ki boğulmuş ve şarabı içemeden ölmüş. ırmak tanrı Maiandros'un (Büyük Menderes) oğluymuş. Kalkhas kendini öldürmüş.ı çıkınca. Lakhas bilememiş. Mopsos hepsini bilmiş. Boreasogulları diye de anılırlar ve kanatlı birer cin olarak canlandırı­ lırlar. Myrina yakınındaki bir kutsal ko­ ruluğa Kalkhas bir bag ekmiş. Öfkesinden canına kıymış ve Kolophon'un yakınında Notion şehrine gömülmüş derler (Mopsos). Thestor'un oğlu. kendisi Akhalarla Yunanistan'a dön­ mek istememiş. Rüzgâr tanrı Zephyros'la H o ra'ların birinin oğlu olan Karpos adlı bir deli­ kanlıya tutkunmuş. ama savaşta yi­ ğidin öleceğini bildirmiş de bunun üzerine Akhilleus'un anası Thetis onu kız kılığına so­ karak Skyros kralının kızları arasına saklamış (Akhilleus). biliyordu her şeyi. uyulmazsa tanrı belalarıyla karşılaşılır. Anadolu ile ilgili birçok efsanelerde Kalkhas'ın yanılgı­ ları anlatılır: Lykia kralı bir sefere çıkacak ol­ muş. kral Phineus'u Harpyalardan kurtarmışlar (Argonaut'lar). Erken ilkçağlarda Musa'ların yetki alanı sı nırlanmış değildir. rüzgâr tanrı Boreas'ın oğullarıdır. Kalamos buna o kadar üzülmüş ki kuruya kuruya bir kamış haline gelivermiş. doğru yoldan gidilmiş olur. birbirine sorular sormuşlar.): Kalkhas. Akha ordusunun Aulis'ten ilk yo­ la çıkışında Kalkhas sunak sütünde bir yılanın bir kuşu yediğini görünce. Kalkhas'ın rol oynadığı olaylar şöyle özetlenebilir: Alkhilleus dokuz yaşındayken. özel­ likle Troya destanlarında adı geçen en ünlü kâhinlerdendir. Kalliope. Ordunun ilk Mysia çıkışında Telephos'un sözlerini onayla­ mış (Telephos). ama iskenderiye şiirinde Kalliope lirik şiirin esin perisi sayılır. Kalkhas. geleceği. Kalais ve kardeşi Zetes. Kalkhas zafer kazanacağını. haber verir. Adı meyve anla­ mına gelen Karpos da güzün ölüp ilkyazda dirilen tarla yemişine dönüşmüş. sonucu üstüne Kalkhas'a da Mopsos'a da danışmış. gele­ ceği görür. D ö ­ nüş efsanelerinde de Kalkhas'ın rolü büyük­ tür: Tanrıça Athena'nın Aias'a yapılan hak sizlik yüzünden Akha'lara kızdığını. kendisi de atın içine saklananlardandır. 69 vd. Başka İM» . bu yüz­ den dönüşlerine engel olacakını bildiği için (Aias). Hesiodos Theogonia'nın başında Musa'lara seslenip. Kalkhas Yunan efsanesinde. Aiolya bölgesinde. Kalamos. İkinci Aulis durağında fphigeneia'nın kurban edilmesini salık vermiş (Iphlgeneia). Kalkhas Troya'nın ancak Akhilleus katılırsa alınabileceğini. Homeros onu Ilyada'da şöyle tanıtır (İl. Paris öldükten sonra. Amphiaraos'un oğlu bilici Amphilokhos'la birlikte gemiye binip. Phoibos Apollon verdiydi bu hüneri ona. Karpos bu yarışmada boğulmuş. onunla Akhilleus arasında kavga çık masını ve İlyada'da konu olacak Akhilleus'un öfkesini kışkırtmış (bkz. bu hünerle geldiydi ta llyon'a Akha'lann gemileri. Mopsos hak­ lı çıkınca. Kalamos arkadaşını geçmek iste­ miş. Troya'nın düş­ mesi için Helenos'u ele geçirmek gerektiğini de o söylemiş (Helenos). Ana­ dolu kıyılarında Kolophon şehrine çıkmış ve orada kalmış (Amphilokhos). sözüne uyulursa. Argonaut'lar efsanesinde rol oynayan Kalais'le Zetes. Kamış anlamına gelen Kalamos. sonra da Kalkhas'ın yönetmediği bir tek olay yoktur. İki genç bir gün ırmakta yüzerken. geçmekte olanı. Karpuz söz­ cüğü oradan gelmedir. Mopsos yenileceğini öngörmüş. kâ­ hin de bunu biliyordu: Kendisinden daha usta bir biliciyle karşılaştığı gün Kalkhas'ın ömrü sona erecek diye bir tanrı sözü varmış. Kolophon'da Kalkhas kâhini Mopsos'u bulmuş. Agamemnon'u kız dırmış. Kader Kalkhas'ın Anadolu'da ölmesini buyuruyor. Troya savaşından önce d e . Troya şehrinin an­ cak on yıllık bir abluka sonunda alınabileceği­ ni söylemiş (Agamemnon). geçmişi.Kalais. Tahta atın yapılma­ sını ve şehre sokulmasını salık verdiği gibi.

Kallîrhoe. Hiç önemi yok. Alkmaion'la evlenir ve Akarnan'ı doğurur (Alkmaion. Başka mythos yazarları. Bir efsaneye göre Troya savaşından sonra Diomedes'in gemisi fırtınaya uğrar ve Libya kıyılarına va­ rır. oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso yüce tanrıça. hıçkırıklar. Adı da öyle: Yunanca saklamak.): Kalypso uğurladı Odysseus'u adadan beşinci günü.): Kıyıda oturur buldu (Kalypso) onu.kaynaklarda epik şiirin denir. yürüdü. Kocaman bir ateş vardı ocakta. Gündüzleri kayalarda. 2 6 3 vd. Tros'la evlenerek Ilos. yüce Nympha'nın ilk tepkisi öfke olur. 17). Rhesos). onu yıkamış. Kalypso. Lykos onu Ares tanrıya kurban etmek is­ ter. Haberci tanrı Ogygie adasında güzel perinin oturduğu mağaraya uçup gelir. Kalypso içerde altın mekikle tezgâhına gide gele. Assarakos ve Ganymedes'i doğurur (Tab. tüketiyordu tatlı ömrünü. yanıp tutuşuyordu. Meleagros). 6). Ölüm uçurumundan bir Odysseus kavuşmamıştı yurduna ve karısına. ama Diomedes'e gönül vermiş olan kızı yiğidi kurtarır. Atlas'la Pleione'nin kızı. gizlemek anla­ mına • g e le n "kalyptein" fiilinden türeme. eşi Penelope'den sonra en çok seven bu kadına? Tanrıçalıgı da bir tuhaf. ozan Linos'un ya da Rhesos'un anasıdır (Linos. I. 151 vd. Akarnan). kimi de der ki güneş tanrı Helios'la Perseis'in kızıymış. 11 vd. Tethys'in kızı Khysaor'la birleşmesinden iki canavar. (4) Libya kralı Lykos'un kızı. Zeus Hermes'i buyruklarla gönderir Kalypso'ya. (2) Irmak tanrı Akheloos'un kızı. urbalar giydirmişti güzel kokulu Bir tulum siyah şarap vermişti yanımı. Kallirhoe. 55 vd. o mağarada güzel örgülü Nymphe otururdu. kumsallarda yer bitirirdi kendini gözyaşları. yani Pleiad'ların biri olduğunu ileri sürerler. Geryoneus'la Ekhidna doğar (Tab. . V. Odysseia'nın en sevimli kişilerin­ den Kalypso'yu bir gizem perdesi örter. Kalydon avı (bkz. kimin nesi ol­ duğunu araştırmak aklımızdan bile geçmez. ama sonra da Odysseus'a tanrıların kararını bildirir ve ona bir sal yapmasında yardım edip şöyle uğurlar sevgi­ lisini (Od. Nymphe'den hoşlanmıyordu artık o. öte yan­ dan da bir nympha olduğunu söyler. sarıyordu odayı çatır çatır yanan dağ servisinin.): Varınca ta uzaklardaki adaya. kocası olsun diye. Sonunda tanrılar acır Odysseus'a. unutulmaz kadın tiplerinden biridir. Kalydon. Penelopeia. iniltilerle bakardı boyuna hasat vermez engine. bakardı iki gözü iki çeşme. Sak­ lı tanrıça mı. Andromakhe gibi H o meros'un yarattığı ölümsüz. güzel peri. Güzel akışlı anlamına gelen Kallirhoe birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Okeanos'un. tanrılara çatar kendisinin ölümlü bir erkekle sevişmesi­ ni kıskanıyorlar diye. Hermes Kalypso'ya Odysseus'u yurduna göndermesi gerektiğini söyleyince. Diomedes'ten yüz görmeyince kendini asar (Lyfcosj. (3) Irmak tanrısı Skamandros'un kızı. Buldu onu İçinde mağaranın. Odysseia'nın ilk dizelerinden şöyle tanıtılır bize (Od. gördüğü manzara şudur (Od. dönüşünü özleye öz leye. çıktı karaya menekşe rengi denizden. Kimi efsaneye göre Kalliope Seiren'lerin. İsteksiz uzanıyordu geceleri mağarada onun yanma. kokusu uzaklara yayılıyor. boyuna gözyaşı akıyordu gözlerinden. Kalypso öyle kanlı canlı olarak karşımıza çıkar ki. savaştan ve denizden dönenler dönmüştü. mazı ağacının. tanrıçaların yücesi) unvanını verir.V. gitti koca mağaraya doğru. Homeros ona Olympos tanrıçalarının en bü­ yüklerine verdiği "dia theaon" (yüce tanrıça.): kurtulanlar kurtulmuştu. saklayan tanrıça mı demeli Odysseus'u. Nausikaa. Ama Odysseus yurduna özlem çekmektedir (Od. V.

ama sözünü geçiremedigi için başına ge­ len belalardan iki misli etkilenip üzülen bilici­ nin dramını simgeler Kassandra. tanrılardan uzak. yani saklı liman. Kassandra'yla ikiz kardeşi Helenos bebekken. Kapaneus. Karkabos. göçmenler silaha davranıp hepsini öl­ dürürler. Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan Argos'lu önderlerden biri (Amphiaraos. Troya kralları ona toprak vermişler. 16). Gele­ ceği görme gücüyle yıkımları önlemeye çalı­ şan. kopmuştu kumanyayı bir meşin torbaya. başka adla bir tıpkısı olma­ sın? Odysseus. Meloslular da kendi töre­ lerine göre karılarını da şölene getirmek için izin isterler. trajik bir kişiliği vardır. Adratos). Oğlu Sthenelos Troya savaşına katılır. Kaphene. 31) bu soruya cevap ver­ meye çalıştık: Bilginler uzun araştırmalardan sonra Kalypso'nun Ogygie adasının Malta ol­ duğu sonucuna vardılar. göç­ menlerin karıları elbiselerinin altında kılıç. ama Zeus tam Kapaneus'un sura tırmanacağı anda onu yıldırımıyla vurur ve öldürür. Thebai'ye saldırıda. Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı (Tab. Bunun ilerde daha belirgin biçimde aydınla­ nacağına güvenilebilir (Kirke). Troya savaşında Troyalılardan yana çarpışan Pandaros'un atasıdır (Pandaros). en ilgi verici evladıdır. Malta müzesinde bi­ zim Anadolu kazılarından bol bol çıkan Ana Tanrıça heykelcikleri g i b i geniş kalçalı f i g ü rinler bulunmaktadır. ora­ da yerleşmiş. Triopas öyle zalim bir zorbaymış ki. Kapaneus. serüvenleri sırasında iki kez • biri Kirke. Kaphene. onlardan ayrı bir biçimde yaşayan. silahsız gelecekleri şölende onları topluca öldürmek­ tir amaçları. saklı koy adı­ nı verdikleri anlaşılmıştır. Anadolu'nun Karia bölgesiyle il­ gili bir efsane. Kassandra. yaman bir adamdır. her türlü yiyecek vermiş bol bol. bugünün anlayış ve deyimine göre uzağı gören bilinçli bir insanın dramını. Kryassos şehrini yerle bir ettikten sonra Yeni Kryassos diye bir şehir kurarlar. tanrının şehir dışında bulunan tapınağında bir şenlik düzenlemişler ve tören sonunda ço- . onlara baş kaldırmayı göz alan bu saklı tanrıça kim? Odysseia'ya yazdı­ ğımız önsözde (s. tanrılardan çekinmez. o da Zelela diye bir şehir kurmuş (Erdek'in güneyinde. ka­ ma saklarlar. Birine göre. Melos adasından gelen göç­ menler Nymphaios adlı önderlerinin kılavuz­ luğunda gelip Karia'ya yerleşince. Kassandra. Kryassos'lular kocalarına saldı­ rınca. Troas bölgesine sığınmış. Kaphene'yle Nymphaios birer tanrı gibi saygı görür. Karia şehri Kryassos'lu bir kızmış. Melos'luları büyük bir şölene çağırırlar. Kuzey Yunanistan'da Trakya ve Makedonya bölgelerinde hüküm süren Triopas'ın oğlu. Kaphene Nymphaios'a gönül verir. Olympos tanrı dünyasından uzakta. dev boylu.daha büyük bir tulum dolusu da su. Kalypso'nun başkaca da adı geçmez des­ tanda. öteki Kalypso . Bu iki ka­ dın tanrıça tipik Ana Tanrıça nitelikleri taşır. Efsaneler Kassandra'nın bu gücünü çeşitli yorumlarla anlatır. Priamos'la Hekabe Thymbralı Apollon şerefine. kurtulamaz onların etkisinden. Yerliler bunu kabul eder. de­ nizle çevrili ıssız bir adada oturan ve Olympos'luları hor görmese de. şehri ateşe vermek ister. tatlı bir yel saldı. Şimdi bakalım. Ne var ki Kaphene Nymphaios'a işi haber verir. Odysseus da sevinç içinde açtı rüzgâra yelkeni. Karısı Euadne.kadın eline dü­ şer. ölüsünün yandığı odun yığınına atar kendini ve onunla birlikte yanar. Malta adasına ise çok eski zamanlarda Fenikelilerin ayak bastığı ve oraya Maleth. Karkabos yurdunu kurtarmak için babası­ nı öldürmek zorunda kalmış. ama Kryasos'lular bu göçmenlerin fazla yayılmasından korkarak onları yok etmek çarelerini düşünürler. Kalypso bu Maleth adının Yunanca çevirisi olsa gerek. Plutarkhos'un anlattığı bu masal bes­ belli ki Yunanlı göçmenlerin Karia yerlilerine yaptıkları mezalimi örtmek için uydurulmuş­ tur. Ardından uğurlu. Hektor ve Paris'ten sonra. Karkabos. yani Anadolu'nun Ana Tanrıçası­ nın bir benzeri. Troyalı kral çiftinin. Bu genç kızın yürekler acısı bir kaderi. sonra da suçun­ dan arınmak için kral Tros'un yanına. başka bir tanrı dü­ zenini simgeleyen kadının egemen olduğu anaerkil bir düzenin tanrıçası olan Kalypso. Kybele'nin. bugünkü Sarıköy?).

kızın ağzının içine tükürür. Laokoon'un da yardımıyla atın içeriye alınmasını önlemeye çalışmıştı. Andromeda'nın anası Kassiepeia güzelliğiyle fazla övünen bir kadınmış. şehrin yıkımına yakın. kendinin de başına gelecekleri. ama günah işlediği için Akha'larca taşlan­ maktan zor kurtarır kendini fAias). geri gönderilmesi gerekti­ ğini bildirmiş. Başka bir efsane Kassandra'nın biliciliğini şöyle açıklar: Tanrı Apollon Priamos'un gü­ zel kızına âşık olur. Ertesi sabah almaya geldiklerinde korkunç bir man­ zarayla karşılaşmışlar: Kassandra'yla Helenos beşiklerinde uyuyorlar. ama bununla bilici kızın asıl çilesi başlar. gördü­ ğünü de haykıracak. bağırır. birçok talipleri çıktığı halde. Kassandra kabul eder.cuklannı tapınakta unutup gitmişler. ya da Hera'yla boy ölçüşecek olmuş. Katreus. tam canavarın eline ge çecekken yiğit Perseus kızı kurtarmış (Andro meda. Bunu anla­ yınca Apollon'un bağışladığı bilicilik hünerine lanet okur. Klytaimestra'nın eliyle öldürüle­ ceklerini açık açık görür. böy­ lece verdiği armağanın etkisiz kalmasını sağ­ lar: Kassandra geleceği görebilecek. ama tanrıdan yetiyi aldık­ tan sonra kendini vermeye yanaşmaz. Bu eylemle çocukların duyuları arınmış. İkisi de kâhin olmuştu. Tanrı da öfkelenir.a q ö t ü - rür. k i m i Suriyeli. Troya yağma edilirken Kassandra'nın Athena tapınağına sığındığını. v e gidip Karia'da Kaunos şehrini k u t muş (Byblis). BylılMdogadiy ilişkisi yüzünden Miletos'tan lürul u n ı . Kassandra. ama hiçbir şeyi önleyemediği gibi. Kassiepeia'nın yurdu üstünde mitograflar arasında ayrılık vardır. Kassiepeia. Kassandra böylece Pythia ya da Sibylla gibi tanrı­ yı içine alan.ınıyın. tahta at surların önüne dikildiğinde. bu d e l i kanlının hemen öldürülmesini istemiş. ama iki yılan çev­ relerini sarmış. onu kendine eş edip Mykene'dekl s. k i m i A i thiopialı olduğunu yazar. Kassandra'nın Agamemnon'un tutsağı ola­ rak Yunanistan'a geliş efsanesi tragedyaya konu olmuş ve Aiskhylos'a en güçlü oyunla­ rından biri olan "Agamemnon"u esinlemiştir. sonra Yunanistan yolculuğu dönüşünde Helena'yı getirdiği zaman. orada küçük Aias'ın saldırısına uğradığını anlatan bir efsane de vardır. Agamemnon Priamos'un kızına vurulur. Delphoili bir genç kızın adı. Agamemnon'a köle olarak verilir sonun­ da. Tanrıçalar da Poseidon'dan öçlerini almasını istemişler. duyamadığı gerçekle­ rin algısına açılmış oluyordu. daha Troya'da kimse farkına varmadan geldiğini o haber vermiş. Agamemnon'la Menelaos'un anası olan Aerope'nin babası (Tab. evlenme­ mişti. . Kassiepeia kızını bu ejdere kurban el mek zorunda kalmış. Aias Kassandra'yı sarıl­ dığı tanrıça heykelinden çekip uzaklaştırır. çocuk­ ken bırakıldığı 1 d a dağından dönünce. Miletos şehrinin kurucusu M i l e tos'un oğlu. Kaunos. Deniz tanrı bir ejder gön dermiş. Priamos Hektor'un ölüsüyle Akhilleus'un barakasından çıktığında. tanrı Apollon'a adan­ mış ünlü Kastalia pınarı olur. Dioskurlar. Kastor. insanların göremediği. kendini verirse ona bilicilik yetisini armağan edeceğini söyler. Kastalia. Nereus kızları. . Babası onu Othryoneus adlı bir Anado­ lulu yiğide verecekken. bu yıkımı da. Kassandra Troya tarihinin bütün olaylarını önceden görmüş ve söylemiştir: Paris. Kassandra asıl bu dramla kendini büsbütün dile getirmek fırsatını bulur: Mykene sarayın­ da Agamemnon'un da. Bkz. ama kimseyi söyledikle­ rinin doğruluğuna inandıramayacaktır.. 15). Kaynak. gözlerini. Apollon tapmağının yanında tanrının saldırısına uğrayınca kendini orda fışkıran bir kaynağın sularına atar. Her ikisi de talihsizdir. Efsanesinin güney Akdeniz kıyılarıyla ilgili olduğu bellidir. haykırır. tanrı gücüyle dolarak kehanette bulunan bir sözcü olur. dö­ vünür. Helenos ise daha çok kuşların uçuşuna ve dış işmarlara bakarak ge­ leceği haber veren bir yorumcudur. Byblis'in ikiz kardeşi. Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Atreus'un karısı. Kassandra o zamana kadar kız oğlan kz kalmış. bu kadının Troya'nın yıkımı­ na yol açacağını. ölümü de önleyemez. bu adamın savaşta öl­ mesiyle Kassandra bekâr kalmıştı (Othryoneus). Perseus). kulaklarını yalıyor­ du.

yiğidin ısrarı üzerine getir­ miş ve içmeye başlamışlar. Kentaur'lar Herakles efsanesinde rol oy170 nar: Herakles. Kephalos. Demeter efsanesinde rol oynayan efsanelik Eleusis kralı (Demeter). Kephalos'un kaynağı üstüne an­ latılan efsaneler birbirini pek tutmamaktadır: Kimine göre Deukalion'un soyundandır. Yalnız iki at adamın kaynağı başkadır: Kheiron. Deianeira. Kheiron ölümsüzlüğü ona vere­ rek ölmüş. Yiğit hepsinin hakkından gelmiş ve onları kovalar­ ken Kheiron'u da bir okuyla yaralamış. konuksever. Erymanthos yaban domuzum! avlarken Pholos'a konuk olmuş. Dağlarda. kendisi de çiğ! et yiyecekken. Kentauros (ya da Kentaur'ların hepsi) Hera'nm bir görüntüsünü aşan Iksion'dan dogmadır (İksion). ama hepsinin malı olduğu için bunu açmaya cesaret edemedigini söylemiş. or­ manlarda yaşayan bu at adamlar çig et yer. Derken şarap ko­ kuşuna gelen at adamlar kocaman taşlar ve çam ağaçlarıyla Herakles'e saldırmışlar. ölümsüzlüğünü yüklenecek birini aramış. ölüleri gömmesini. yargıç olarak aldıkları Kekrops da Poseidon'un akropol'ün üstünde yarattığı tuz gölü­ nü begenmeyip zeytin ağacını diken Athena'ya ödül verince. Prometheus bu işe razı olunca. göğüsle­ ri ve kollan. yan hayvan bedenli yaratıklardır. Efsaneye göre. Atina'ya Poseidon ve Athena talip olmuşlar ve armağanlar yarışmasına girmiş­ ler. at adam yigide pişmiş etler ikram etmiş. Doğrudan doğ­ ruya topraktan fışkırmış olduğu söylenen Kekrops. . kuyrukları vardır. düğününe Kentaur'ları da çağırır. tanrı öfkesinden Afrika'yı sular altında bırakmış. Pholos ise Silenos'la bir orman perisinin birleşmelerinden doğmuştur (Kheiron^ Pholos). Yeleleri. En ünlü efsanesi Şafak tanrıça Eos tarafın­ dan kaçırılmasıdır. Lapith'ler Thessalia'da oturan bir boydur. altı yılan biçimindeymiş. ondan ayrılıp Attika'ya gelir ve Prokris'le evlenir. Kentaur'lar üstüne çok revaç bulmuş. şarap içmeye alışık olmayan bu at adamlar düğün şöleninde sarhoş olup gelini kaçırma­ ya kalkışırlar. özel­ likle birçok ünlü kabartmalara konu olmuş bir efsane de Kentaur'Iarla Lapith'ler arasındaki savaştır. Aglauros'la evlenmiş ve Erysikhton (Erysikhton) diye bir oğlu ve Erikhtonios efsanesinde rol oynayan üç kızı olmuş (Aglauros). Kekrops. Ama Kephalos tanrıçanın ya­ nında uzun zaman kalmaz. çokluk yabanıl ve azgındır. sonra da ona Herakles'in ölümüne sebep olacak iksiri veren at adam Nessos için bkz. Kekrops barışsever. insansever. Kronos'Ia Philyra'nın. orada sevişirler ve tanrıça Phaethon'u doğurur (Eos). Lapith'lerle Kentaur'lar arasın­ da korkunç bir boğuşma başlar. Herakles şarap istemiş. kimi zaman da ön bacakları in­ san gibidir. ya­ ni at adamlar yarı insan. Önden bakınca başları. Kekrops'un gövdesi onun topraktan doğ­ muş olduğunu şöyle belli edermiş: üstü insan. Nessos. ki­ mine göre Hermes'le Herse'nin yahut da Ati­ na kralı Pandion'un oğludur.Kaunos şehrinin yıkıntıları bugün Köyceğiz Dalyanının önünde göz alabildiğine bir sazlı­ ğın dibindedir. Keleos. Kentauroi (Kentaur'lar). Deianeira'yı kaçırmak isteyen. 24). bir za­ manlar "Akte" (kıyı) diye anılan bölgeye onun adına Kekropeia denmiş.. Kekrops. Bu ikisi öbürlerine benze­ mez. Parthenon tapınağının büyük hey­ keltıraş Phidias'ın elinden çıkma metop kabartmalan işte bu savaşı canlandırır. Sonunda Lapith'ler savaşı kazanır ve at adamları bölge­ den kovarlar.Şehir kurmasını. gi­ derek yazı yazmasını da o öğretmiş yurttaşla­ rına (Athena). başara­ mamış. karınlarından arkası at biçiminde­ dir. Attika'nın ilk kralı sayılır. Merkezi Atina olan Attika bölge­ sinin efsanelik kralı (Tab. bilgili ve yarar­ lıdırlar. Herakles. ölmek istemiş. Bun­ ların önderi Peirithoos Hippodameia ile evle­ necekken. Kekrops'un krallığı sırasında tanrılar yeryü­ zündeki şehirleri aralarında paylaşmaya kal­ kışmışlar. P h o los Dionysos'un Kentaur'lara armağan ettiğii bir testi şarabı bulunduğunu. He rakles bu yarayı iyi etmeye çalışmış. Kentaur'lar. uygar bir kral olarak anılır. ölümsüz olan Kheiron o kadar acı çe­ kiyormuş ki. Eos onu Suriye'ye götü­ rür.

birinden biri­ ni seçmek zorundadır.için kullanılır ( İ l . Lat. suçlu görülüp sürülür.KfcK Prokris'le evliliği de hadiseli geçer. kaldırdı teraziyi. erlerin kanıyla kızıla boyalı. 209 vd. o sırada Kephalos kendini tanıtır. Gittiler kara Ölüm tanrıçalarının peşi sıra. kanacak gibi olur. savaşlarına katılır (Amphtryon). Keres. biri at sürücüsü Hektor'unki. sırtında bir elbise vardı. birçoktur (İl. . kimini yarasız. Ama iş bununla bitmez: Bir gün Prokris kocasından şüphe edecek olur: Avlanırken bir Nympha'yı çağır­ dığı haberini kocasının uşağından alınca. Kephalos çalılıklar arasında çatırtılar duyunca.): . uğursuz ve belalı gibi sıfatlarla nitelenir ve "getirdi aklına ölümü". Tıpkı Hesiodos gibi Homeros da ölümü simgeleyen tanrıçaları insanın kader ipliğini büküp günün birinde kesen Moira'lar (Moira. Kephalos arkadaşı Amphitryon'un yanına sığınır ve onun sefer­ lerine. Bir altın terazi kurdu baba tanrı acıklı ölümün iki tanrıçasını kodu kefelere. ya da bütün bir ulusun alın yazısı diye canlandırır: Akhilleus iki ayrı kaderle karşı karşıyadır. Homeros destanlarında. 2 1 1 vd. Prokris öfkesinden dağa kaçar. biri Akhilleus'unkiydi. Parça) gibi görür ve Ker'i. giz­ lice onu izlemeye koyulur. sonunda barışırlar. yani ecelin tartılması olayı asıl Hektor'la Akhilleus söz konusu olunca. Başka yerde Ker bir değil.ya da tanrıçalar . Kepheus. Ne var ki. Ama Kepheus ve oğulları savaşta ölürler. ölmeden hatasını kabul eder. V I I I . "kara ölümden tik­ sinir" gibi deyimlerde kullanılır. Prokris uzun zaman dayandıktan sonra. XI. 5 3 5 vd. is­ ter çoğul olarak bir insanın. O sırada Sterope Gorgo'nun kafasından kesilmiş bir kılla düşmanı püskürtmek gücünü elde eder. bir kefeye Akha'larm kara ölümünü. (2) Aithiopia kralı Belos'un oğlu.. Andromeda'nın babası.): Aralarında Kavga. diri. ister tekil.. hedefini şaşmaz bir okla Prokris'i vurur. Argonaut'lar seferine katılır ve Herakles efsanesinde rol oynar. ölümü simgeleyen tanrıça . 70 vd. Öldük­ ten sonra yıldızlar arasına katılır (Andromeda). kara Ker ve Thanatos'u Uyku'yu ve sürü sürü Düş'leri. ortasından tuttu. bir kefeye Troya'lılarm kara ölümünü kodu. özellikle İlyada'da Ker. Kassiepeia'nın kocası. X X I I . (1) Arkadya kralı. ölüm anlamına gelen bir cins ismidir. Kephalos Areopagos mahkemesinde yargılanır. Hesiodos'un Theogonia'sında Ker bir ölüm tanrıçasıdır. X V I I I . Ker-Keres. Ker. Kısa ömürlü olup bü­ yük bir ün kazanmayı seçer. birkaç dize ötede. bu kavramın üç anlamda kullanıldığı göze çarpmaktadır. bir sürü ölüyü de çekiyordu kargaşalıkta ayaklarından. Kephalos'la Prokrls çok sevişmektedirler.): Gökyüzünün tam ortasına gelince gün bir altın terazi kurdu baba tanrı.. ecel anlamına gelen bu Ker iki düşmanı simgeleyen birer tanrıça gibi de çıkar karşımıza. Kephalos ardına düşer. evden gidiyormuş gibi yapıp baş­ ka kılıkta karısının yanına sokulur ve onu par­ lak armağanlarla elde etmeye çalışır. yani ölüm tanrıçalarından çoğul olarak dem vuru­ lur ve bunlar kader tanrıçaları Moira'larla bir tutulur. Burada Ker. Thanatos tanrının dişisidir. Ker. ama gü­ nün birinde Kephalos karısını denemek heve­ sine kapılır. şöyle tanımlanır (Theog. kara. Keres kavramı sık sık karşımıza çıkmakta. Ölüm kimini yakalıyordu yeni yaralanmış.): Gece üç ölüm tanrısı yarattı: Korkunç Moros. Kimi yerde has isim olup. Ölüriı yazgısı. beresiz yakalıyordu.. dramatik bir nitelik kazanır ( f i . Boğuşma ve uğursuz Ölüm de vardı. Akhalarla Troyalılar arasın­ daki savaşın en kızgın bir anındayız ( İ l ... Kimseyle yatmadan kendi başına yarattı onları karanlık Gece. 338): . Prokris can çekiş­ mektedir. Kepheus yönetimi kızı Sterope'ye bı­ rakarak Herakles'le birlikte Lakedaimon'a karşı savaşa girişir.

İo ile Zeus'un kızı sayılır. sonra. Ecel gelip çatınca. G a ia'nın. Kcto. 6) der Hesiodos (Theog. Khaos'tan boşluk. aklınca bu onun bana yüklediği en güç işti. dünya var olmadan önce khaos vardı. oracıkta bir kız çocuk doğurmuş ve çocuğa boynuzla ilgili (keras boynuz de­ mek) bir isim verilmiş. baş­ ka birkaç canavarla birlikte Typhon'la Ekhidna'dan dogmadır (Tab. Odysseus ölüler ülkesine gittiğinde onunla doğrudan doğruya karşılaşmaz. elli başlı. girmesini ve bir girenin bir daha dışarıya çık­ masını önlemektir. vermez. Kerberos. demişti. Yunanca büyük deniz yaratıkları için kullanılan (ketos balina demek) Keto. 116 vd. o tunç sesli. Hektor her eylemiyle yavaş ya­ vaş Ker'ine. fiermeias'la gök gözlü Atbene bana kılavuzluk etmişti. İo. sürekli. ama Herakles'in ruhu ona şöyle anlatır (Od. sağlam tabanı bütün ölümsüzlerin. Bizans'ın kurucusu Byzas'ın ana­ sı olan Keroessa. Nitekim Kerameikos mahallesi gibi. Yunan mitograflarının hepsine gö­ re. bunların kötülüğün­ den korunmak için onlara Anthesteria bay­ ramlarında kurbanlar kesildiği görülür. kimi zaman Erinys'lerden güzel şeyleri bozan. Kuyruğu kocaman bir yılandır. daha biçime girme­ miş. Bu Nympha'nın yetiş­ tirdiği Keroessa tanrı Poseidon'la sevişerek Byzas'ı doğurmuş. Kerberos ölüler ülkesinin bekçisidir. Pontos.): Ekhidna Adı dile Hades'in o aman bir azgın canavar daha doğurmuş: alınmaz Kerberos'u.): Bir ara buraya göndermişti beni o (yani Eurystheus). 623 vd. Atina'nın Kerameikos mahallesi­ ne adını veren efsanelik kişi. boş olmak an­ lamına gelen "khainein" fiilinden türeme olsa gerek. Keramos.bugün Ören . Dionysos'la Ariadne'nin oğlu sayılan Keramos. Byzas kral olduktan sonra Keroessa'nın başka bir oğlu kardeşine ve Bi­ zanslılara karşı savaş açmış (Byzas). Herakles'in on ikinci işi sayılan bu başarısı efsanede eşsizdir (Herakles). adından da anlaşıldığı gibi.): Khaos'tu hepsinden önce var olan sonra geniş göğüslü Gaia. 417 vd. Kerberos köpeğini al getir. Aynı anadan ve babadan olan kardeşi Phorkys'le birleşe­ rek önce Graia'ları ve Gorgo'ları doğurur (Graia. kefe düştü. sırtında kara yılanlar dikilir. VI. varlığa kavuşmamış öğelerin karışımı anlaşıldığı aşağıdaki tanımlardan bellidir. Kerberos'u yalnız Orpheus büyüleyip yumuşatabilmiştir (Orpheus).bir köpek olarak göste­ rilir. Adı. 310 vd. görevi dirilerin içeriye . Hades'in köpeği Kerberos. Hesiodos'a göre. XI. Ana Toprak. onlar ki tepelerinde otururlar karlı Olympos'un.kimi anlatımda elli. Burada Apollon tanrı Hektor'u korumaktan vazgeçmek zo­ runda kalır. 6). bir de yılan meydana getirir. Homeros ve Hesiodos'tan sonraki klasik çağda Ker'ler kendilerine özgü kişiliği yitirip Moira'larla karışır.İM K A M U S ağır bastı Hektor'un kara günü. H e siodos Theogonia'nın başında şöyle anlatır Khaos'u (Theog. onları böylece Harpya'lara benzetir. hiçbir tanrının Zeus'un bile elinden bir şey gelmez.şeh­ ri ve körfezin kendisi) seramik sanatının mer­ kezleridir. yani eceline kavuşacaktır. ' Khaos. ya da yüz kafalı .. yuvarlandı Hades'e dek.). Halk geleneğinde Ker'lerin ölülerin ruhlarıyla bir tutulduğu. Vergilius'un "Aeneis" destanında Aeneas'ı yeraltına götüren Sibylla Kerberos kö­ peğine uyuşturucu bir besi atar da öyle gire­ bilirler içeriye (Aen. Anadolu'da adını taşıyan bütün bölgeler (Kerme körfezinde Keramos . kirleten bir çeşit kötü ka­ der diye söz eder. yani Toprağın Denizle birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. yırtıcı köpeğini. "altın boynuz" diye anılan Halic'i geçtik­ ten sonra. çömlekçilik sanatının kurucu­ sudur. Kerberos çokluk üç başlı . Gorgo).. Bu korkunç hali ve H a des'in giriş kapısında zincirlerle bağlı olduğu yerden havlamalarıyla ölü ruhları dehşete dü­ şürür. ve yo! yol toprağın dibindeki karanlık Tartaros'la. ama ben köpeği alıp çıkarıverdim Hades'ten dışarı. Khaos sözcüğü Yunanca açık. Keroessa.

267). Harmoniaj. I. yardım edin bana başladığım işte ey tanrılar! Ulaştırın bu türkümü doğanın başlangıcından Günümüze değin. insanların da yüre­ ğine neşe ve sevinç serpen tanrıçalardır. Hele toprağa gömülmeyen ruhların Hades bataklığını geçmeleri olanaksızdı. Polyneikes).ı geçirtir kendini. Bundan sonra da öğelerin bir bir ayrılma­ sıyla bir kosmogonia taslağı yapar Ovidius. X V I I I .): Okeanos kızı Eurynome'yle evlendi Zeus. sert. Hypnos. Bu inanç destanda da. ezgi söylerler. 362vd. Kharites (Kharit'lcr). Eyuboglu): Anlatmak istiyorum değişen nesnelerin yeni biçimler alışım. Gece'dense Esir ve Günışığı doğdu. Tannça Thetis. gözlere şenlik. Kharon abus çeh reli. Sizin işiniz bun/ar. Kharit'ler göze hoş olanı simgeleyen tanrıçalardır. ışıltı. Etrüsk mezarlarında sık sık rastlanan simgesi. Herakles onu küregiyle döver. denizden.Khaos'tan Erebos ve kara gece doğdu.. Yunan efsanesinde pek belirli bir rol oyna­ mayan Kharon'un Roma'da Etrüsk etkisiyle önemli ve belirgin bir kişilik kazandığı. güzelliği görenleri büyüleyen uyum tanrıçayla. bu ki sinin ölmekte olan insanı yeraltı ülkesine . kaba ve pinti bir ihtiyar olarak can landırılır.. 382). Yunan mythos'un u n Üç Güzeli'ni şöyle tanımlar Hesiodos (Theog. bu korkunç çi­ leden sonra kaderlerinin ne olacağı konusun­ da bir karara varıldığı söylenirdi. Üç Güzeller: Aglaie. nitekim adları da parlaklık. ölülerin tek amacı topra{Ja kavuşmaktır. yani Uy­ ku tanrıya istediğini yapması için bir Kharit tanrıça vermeye ant içer (İl. biçimsiz. oğlu Akhilleus'a yeni silah­ lar yaptırmak için Hephaistos'un işliğine gitti­ ğinde. yiğidi öte tarafa geçirmek isteme­ yince. Kharon bu işe razı olduğu için bir yıl boyunca Hades'ten sürülür. Kharon. "Değişimler" adlı eseri şöyle başlar.) bil obolos (metelik) konurdu. İ. 907 vd. Himeros'la bir­ likte onun ardına koyuldukları gibi unu süsle mcde hep görev başında gösteriliri*] ( O d Vlll. Kharon Herakles efsanesinde rol oynar: Sandalcı. Paphos'a kutsal bir koru tüten sunaklar vardı ya. Hera da İda dağında Zeus'u uyutmayı aklına koyunca. Gülümser Aphrodite de Kıbrıs'a gitti. Aphrodite doğar doğmaz. üç kızı oldu ondan. Harmonia'nın elbi­ sesinin nakışlarını onlar yapmıştır (Kadmos. Kharit'ler her çeşit sanat işini esin­ leyen ve koruyan. Yeraltı ülkesinde ölülere Akheron ırmağını geçiren sandalcı. onun içindir ki ölülerin ağzın. i l makla tam anlamıyla öldüren bir cin olduğu görülür. güzellik anlamına gelen "kharis" sözcüğüyle ilgilidir. tek görünümlüymüş evren içinde doğa. Apollon'un alayına katılarak hora teperler. Z. Aene as Kharon'a Sibylla'nın kendisine verdiği ve Proserpina'ya adanmış bir altın dalı sunmak­ la katı yürekli sandalcıyı yumuşatmak yolunu bulur. tanrının Kharis diye karısıyla karşılaşır ( İ l . Bu Kharit'in adı Pasithea'dır. Kharit'ler. Erebos'la sevişip birleşmesinden. güzelim rubalar giydirdiler.)ı . zorl. Para almazsa. 1 vd.. karmakarışıkmış içinde nesnelerin türlü türlü öğeleri. . kımıldamaz. Üç Güzeller yıkadılar orada onu ve ovdular ölümsüz tanrıların bedenini parlatan yağlarla. (Met. Gömülemeyen ruhların yüz yıl havalarda serseri dolaştıkları. Athena'nm yanı başında görü­ nürler. Kharit'ler tanrıların da. çev. XIV. Ölü ruhlarına ırmağı geçirtmek İ ç i n para alır. Khaos'u ayrıntılarıyla anlatan bir başka şair de Ovidius'tur. işte oraya. insanda ve tanrıda yaratıcı­ lık doğuran tanrıçalardır. khaos deniyordu ona. taş çatlasa yumuşa mazdı. M u sa'larla birlikte Olympos'ta otururlar. karadan bütün bunları kuşatan gökyüzü var olmadan. tragedyada da dramatik bazı ki­ şilerin ele alınmasına yol açmıştır (Elpenor. Euphrosyne ve sevimli Thalia. düzensiz ağır bir yığın. onun içindir ki. Kharon ruhları kovar. Aphrodite'yle Eros'un ve kimi zaman da Dionysos'un alayına katılırlar.

Kheiron'un. Kharybdis'i şöyle tanımlar (Od. Atlatılması gereken en büyük bela Skylla ile Kharybdis kayalarının arasından geçmek­ tir. Bir doğa adamı Göreceksin. anaforun salını yutup yeniden su yüzüne çıkmasını bek­ ler. üstüne oturur ve Kharybdis'in önünden bir daha geçer. XI!. Odysseus. dibi görünür anaforların içinde. Çok oburmuş. 101 vd. 234 vd. Peleus oğlu Akhilleus'u Kheiron'a Odysseus Kharybdis'in önünden geçip büs­ emanet eder (Akhilleus). Bir daha yutunca acı sularını denizin.Kharon'la ve kendi ken­ dileriyle konuşurlar. Hermes'in kıla­ vuzluğunda yeraltına inen birçok ölüler .Kharon'un asıl rol oynadığı bir yapıt. sonra doruklardan aşağı yuvarlanır bu köpükler. (Akastos). Samsatlı (Malatya bölgesinde) Lukianos'un "Öbür Dünyada Konuşmalar"dır. Thetis). en ünlüsü. Thetis kocasını bırakıp denize d ö ­ nünce. Kronos'la Philyra'nın oğlu Kheîron at adamların en iyisi. Ne korkunçtur bu canavar yutarken denizin acı sularını. bu kez sözü geçen incir ağacına tırmanır. yeri sarsan tanrı bile seni yıkımdan şaşmaz bir kargı armağan etmiştir (Peleus.ve aralarında filozoflar . yaprak dolu. ölümden sonra her türlü varlığın boş olduğu sonucuna varırlar. Herakles Geryoneus'tan çaldığı sürülerle önünden geçerken Kharybdis hayvanlara saldırmış ve hepsini yemiş. Böylece girdik dar boğaza içimizi çeke çeke. tanrısal Khraybdis bir yanımızda.)-. yani "el"den gelir. Kharybdis bundan böyle bir deniz cana­ varı olmuş. nite­ kim Batı dillerinde "Kharybdis'ten Skylla'ya düşmek" diye bir söz vardır. yağmurdan ka­ çarken doluya tutulmak anlamına gelir. Böylece korkunç tehlikeyi atlatır. İason. sulan ağacın altından. Kharybdis. ellerini kürek gibi kullanarak oradan uzaklaşır. Kheiron öjjrenı İ 8 İ bütün yok olmaktansa. vurursun birinden öbürüne bir okla.): şını kurban vermeyi yeg görür. yolda karşı­ laşacağı bütün güçlükleri kendisine bir bir sa­ yar. dipteki masmavi kumlar fırlar dışarı. Sal birkaç saat sonra meydana çıkınca. Odysseia destanından önce Kharybdis'in adı Herakles efsanesiyle ilgili olarak geçer: Kharybdis. yük yiğitleri yetiştirmiştir. onu her fırsatta korur. Skylla'yi anlattıktan sonra (Skylla). en bilgi­ nidir. Efsaneye göre. daha alçak öbür kapa (yani Kharybdis). deniz tanrıçası Thetis'le evlenme­ suları yuttuğu stra varayım deme oraya sini salık vermiş. düğünde Peleus'a hedefini sakın. giderek tanrı Apollon bile ondan ders almış­ bîr incir ağacı var üstünde. Skylla'ya altı arkada- . Skylla bir yanımızda. olan Kheiron doğadan aldığı derslerle en bü­ çok yakınlar birbirine bu kayalar. Gaia ile Poseidon'un birleşmesin­ den dogma ölümlü bir yaratıkmış. lardır. Ve geçidi şöy­ le anlatır (Od. gerçek­ ten de eli her şeye yatkındır. kustuğu zaman da kaynayıp gümbürder koca engin ateşin üstünde dopdolu bir kazan gibi köpükler yükselir iki kayanın doruklarına kadar. yutar kara leus'un babası Peleus'la özel bir ilişkisi vardır. kurtaramaz. Akhiltanrısal Kharybdis sömürür. batan gemisinin yelken direğini omur­ gaya bir kayışla bağlayarak. ne yese doymazmış. Adı "Kheir". Sicilya'yı İtal­ ya'dan ayıran Messina Boğazında Kharybdis'le Skylla diye iki canavar vardır. Homeros'un akıllara durgunluk verecek bir dakiklik ve canlılıkla anlattığı Kharybdis belki Messina boğazında bulunan zamanla efsane­ leşmiş bir akıntı ve anafordur. Sarsılır gümbürtüyle çevresinde kayalar. Kheiron. Akhilleus'tur (Akhilleus). Ama Kheiron'un en ünlü öğrencisi kocaman. Kharybdis'in üs­ tüne yıldırımını salarak onu denizin dibine at­ mış. XII. Odysseus'un serüvenlerinde çok önemli bir rol oyna­ yan bu canavarların ünü atasözlerine ve de­ yimlere geçecek kadar yaygın olmuştur. Asklepios. kendini bırakıp tam üstüne düşer. Büyücü Kirke Odysseus'la arkadaşlarını adasından yola çıkardığı zaman. Buna öfkelenen Zeus. Odysseus bütün arkadaşlarını yitirdikten sonra. destekler: Akastos'un Üç kez kusar günde ve çeker içine sömürür sarayında başına gelen serüvenden kurtarmış üç kez.

Okeanos kızı Kallirhoe ile evlenir ve Geryoneus'u üretir. yağ­ ma ettikleri şehirlerden seçkin kızlar. Khryscis. müzik.): Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna.): Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. 318 vd. "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır. kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koy­ muş. Yığın yığın mallar. Bu sırada. İlkçağ yazarları da Khimalra ateşini bilir. Herakles kendisine saldıran at adamları püskürtünce oklarından biri Kheiron'un etine saplanmış. Tesalya'nın Pelion dağı eteklerindeki mağarada hocası Kheiron'la geçirdiği eğitim yıllarına borçlu­ dur. bir yerine. Khrysaor. Kherion'un ölümü Herakles'in elinden olur. Homeros aşağı yukarı Hesiodos gibi tanım­ ladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar (Bellerophontes). Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur: "Dionysias adası. Helene'nin kaçırılmasından çok sonraki olayları canlandıran İlyada'da Helene'den de daha büyük bir yer tutarlar: Bunlar Khryseis'le Briseis'tir. dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki. sürü sürü'tutsaklar ortaya konup Akha yiğitleri arasında bölüşülür. 280 vd. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemici lere kılavuz olurmuş. Altın. kadınlar da kaçırırlar. hiçbir zaman sönmemekte­ dir". öteki yılan.ni dillere destan olacak biçimde yetiştirir: Ona avlanmayı ve savaşmayı öğrettiği gibi. tunç. Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kenti­ nin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseisi tutsak olarak almış. Akhilleus'un üstün yeteneklerini. getirmiştir. saldırgan Akhalar çapulculuk seferlerine girişerek talan etmeye uğraşırlar zengin Anadolu şehirlerini. Neden? Akhalar Troya'yı kuşattıktan sonra yıllarca bekler­ ler güçlü kentin surları önünde: Troya düş­ mez de düşmez. hızlı ve güçlü. Kallirhoe'den Ekhkl na da doğar (Ekhidna). Bellerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pegasos atma binmekle kalmamış. Akhilleus başta olmak üzere. Destan bir korku sahnesiyle açılır: Akha or­ dusu salgından kırılmaktadır. ni . Doğumunu şöyle anlatır Hesiodos (Theog. Yarasının iyileşme­ yeceğini anlayan Kheiron da ölümsüzlüğü Prometheus'la değişerek ölmeyi yeğ görmüş (Kentauroi). ahlak ve hekimlik dersleri de verir. Khrysaor. korkunç ve büyük. Bu savaşta kadınlar önemli bir rol oynar. Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır. kor­ kunç ejderha da böylece can vermiş. Siderus limanı ve burnu. söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yi. En büyük pay her zaman krallar kralı Agamemnon'a gider. ejderha kafası Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'mn koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını Khrysaor. değerli silahlar almakla kalmazlar. Plinius'a göre. Troya savaşı bir kadın yüzünden çıkmıştır. Biri deniz kıyısında doğduğu için. bunun üstünde. İkisi de yeraltı yaratıktan olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khimaira diye bir canavar doğar. Kheiron'un da at adam olarak dogması ondanmış. Khimaira'mn bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. de­ mir. Kronos. giderek sever. Hele ikisi. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. canavarın ağızlarından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre. 6). ne var ki yeri üstünde bir uygunluk yoktur anlattıklarında. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. üç kafalı Khimaira'yi: Biri azgın bakışlı aslan kafası. Burada ilkçağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuştu­ rulup hiç durmadan yanar. Onu baraka­ sında karisi gibi kullanır. Gorgo'lardan Medusa'nın oğlu sayılır (Tab. deniz perisi Philyra'yla birleş­ mek için bir at biçimine girmiş derlerdi. öteki keçi. Ne var ki tanrı oğlu olduğundan ölümsüzmüş. Khimaira.

Kinyras Kıbrıs adasının yerlisi değildir: Suri­ ye'nin Byblos kentinden gelmedir.yuvar­ lak bir disk biçimindedir. Öylece seri/i durur bir uğursuz gece bu zavallı ölümlülerin üstünde. Ama böylece Kinyras sö­ zünü tuttu sayılmış. Kimmer'ler Odysseia'da adı geçen efsanelik bir ulustur. ama onlar şarap içip. Akha önderleri kızı geri vermek ister­ ler. onları bizim dünya haritamıza yerleştirmek için Homeros'un dünya haritasını göz önüne getirmeli. 176 ne de gökten toprağa döndüğü vakit. Roma dünyasında ise ölüler ülkesine girişin güney İtalya şehri Cumae'den olduğu sanılırdı. ama oradan yedi külçe altın. bir gümüş tas. kuzeye mi yerleş­ tirmek gerektiği mythos yazarları arasında tartışma konusu olmuştur. VII. IX. hepsini denize in­ dirmiş. Europe'nin Zeus'tan olan oğlu Sarpedon'la birlikte komşu Lykia'ya saldırır. Kelt ya da İskit boylarının ata­ ları oldukları ileri sürülür. yalnız bir gemi varabilmiş Aulis'e.ki o zaman tanı­ nan dünya yalnız Akdeniz dünyasıydı .) Odysseia'ya göre dünya .): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar vardık sınırlarına deri nakışlı Okeanos'un. Güneş görmediği için karanlık sayılan bu ülkenin ka­ ranlığın ta kendisi olan ölüler ülkesiyle ilgili görülmesi doğaldır. 38-61). 10). 22 vd. gene de ucuz kurtulurlar: Altı ölü verip kaçar­ lar (Od. Tarihsel çağlarda (İ. dövüş. yakarır. Kinyras da elli gemi yolla­ maya söz vermiş. Kar­ deşleriyle birlikte kaçırılan Europe'yi arama­ ya gider. 14 vd. Kimmerioi (Kimmer'ler). Odysseus ölüler ülkesine Kimmer'lerin ora­ dan iner ve burayı şöyle tanımlar (Od. Savaş. Ne var ki günün birinde Khryses zengin kur­ tulmalıklarla kızını geri almaya gelir. parlak güneş onları ışınlarıyla göremez hiçbir vakit. Homeros'tan sonraki efsane ve görüşlerde Kimmer'lerin. kırk dokuz tane de topraktan tekne yaptırıp.oraya doğu denir -. yüzyıl) Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırıp Phrygia başkenti Gordion'ü yıktıkları bilinir.ilk uğrağı Kikon'lar adlı bir boyun oturdu­ ğu İsmaros kentidir. Bu görüşü Vergilius'un "Aeneis" destanında buluruz. güneş gör­ meyen bu ülkeyi batıya mı. Thasos ve Poiniks'in kardeşi (Tab. yalnız Agamemnon karşı koyar bu isteğe ve Khryses'i sert sözlerle kovar. on iki sağrak dolusu da ismaros şarabı alır.buraya batı denir -. Bir efsaneye göre Kiliks. yemek ye­ mekle oyalandıklarından dağlardan inen atlı Kikon'ların saldırısına uğrarlar. Kadmos. Kendi ve . burada belki batı A v rupa'da maden işleten ve Akdeniz'den gelme kervanlara bakırla tunç satan uluslar söz ko­ nusudur. Kimmer'ler diye bir ulusun varlığı ilkin Homeros'un Odysseia'sında geçtiğine göre.) (Apollon). Başka efsanelerde Kimmer'lerin yeraltında galeriler­ de oturdukları anlatılır. Bunun üzeri­ ne rahip Apollon tanrıya yakarır ve tanrı Khryses'in öcünü alır (İl. Kiliks. Odysseia'nın önsözünde belirtildiği gibi (s. Ö. Kıbrıs kralı Kinyras'ın adı İlyada'da geçer: Troya savaşına katılması için Agamemnon ona Odysseus'la birlikte Talthybios'u göndermiş. Bir tasına yirmi tas su katılıp içilen bu bal gibi şarapla ileride Kyklops Polyphemos'u sarhoş edecektir Odysseus. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. I. Güneş bu ırmakta ba­ tar . Bu Trakya şehri bugün­ kü Dedeagaç olsa gerek. bulamayınca K i l i k y a bölgesine yer­ leşir ve buraya adını verir. bu diski Okeanos ır­ mağı çepeçevre sarar. yalvarır. oradadır Kimmer'lerin ülkesi ve kenti. kırk dokuzu batmış. Neden? Kikon'lar Troyalıların savaş ortağı olduklarından mı. XI. Agenor'un oğlu. Orayı Akhalar bir iyice talan ederler. 43 vd. Odysseus'un dönüş yolculuğunda. gene ırmağın karşı tarafında doğar . ama Akhaları aldatmış: Bir gerçek gemi donatmış. zafer kazanır ve Sarpedon'a bu bölgenin krallığını verir (Sarpedon). Kinyras.kâhlı karısı Klytaimestra'dan üstün tutar onu. Bu işleri yaptıktan sonra arkadaşlarının çabuk gemilere dönmelerini buyurur. yoksa gi­ derayak bolca mal edinmek için mi? Bu serü­ venini anlatan Odysseus nedenini söylemez. Kikon'lar. Europe. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. Kimmer'lerin nerede oturduğu. Kimmer'ler de Okeanos'un ötesinde kuzeybatıya rastlayan bir bölgede düşünülmelidir.

Ağlar.. yamyam Laistrygonlara epey kurban verdikten sonra Odysseus'aı arkadaşları Kirke'nin Aiaie ada­ sına v a r ı r l a r ( İ d X . Kirke de tıpkı Kalypso gibi onu kendine koca etmek hevesiyle yanıp tulu. 210 vd. onlarda hemen d ikiller. kendisine ve arkadaşları na bir kötülük yapmayacağına ant içirecektir.. Şimdi onlar tıpkı domuza benzemişlerdl başları ve sesleri.agını görür uzakta. Başlarında Eurylokhos vardır (Od. 8). Kirke razı olur. Argonaut'lar desta­ nında da söz konusu olur. tunç işlemeciliğini kuran ve adaya ilkçağdaki zenginliğini kazandıran kral olarak geçinir. ama akıl vardı gene içlerinde eskisi gibi. Fenike'den gelme "kinnor" adlı bir sazla (Kinyras adı oradan türemeymiş) tanrı Apollon'la yarışmaya girmiş ve Marsyas gibi tanrı­ nın gazabına uğramış. Verdi onlara bu içkiyi. çünkü bu­ gün de italya'nın Sardunya karşısındaki Etruria kıyılarında Capo Circeo diye anılan bir yer var. iskemlelere oturttu. Kolkhis kralı Aietes'in ve Giritli Minos'un karısı Pasiphae'nin kız kardeşidir (Tab. Kinyras efsanesinin en ilginç yönü. dumanı tütmektedir sık çalılı gın. giden yabancılara verirlermiş kendilerini. oysa tanrıça onları içeri alır. peynir. sarı bal ve arpa unu ezdi Pramno. efsanenin bu konuda bu kadarcık yanıl­ ması doğaldır. Odysseus arkadaşlanna besi sağlamak için ava gider. içine tanrının onun için kopardığı "malü" di­ ye sihirli bir bitkiyi atacak ve kılıcıyla saldırıp tanrıçayı alt edecek. Kirke yalnız Odysseia'da değil. Ef­ sanenin başka bir dalında Kinyras tanrıça Aphrodite'nin saydığı ve sevdiği bir kral ola­ rak gösterilir.). Bu aşktan Adonis doğar (Adonis). ormanın ötesinde. 232 vd. ama önce ölü . sağrağa korkunç ilaçlar karıştırdı büsbütün unutsunlar diye baba toprağını. maktadır. Tanrı Hermes Odysseus'un yardımına ko­ şar. bir burundur. güzelliğine. Efsaneler Kirke'nin Aiaie adasında oturduğunu belirtirler.): Gide gide Akile adasına nardık sonunda. L35 vd.): » Tanrıça onları içeride tahtlara. yoldaşlarım da insan kılığına sokar. Ne var ki Odysseus'un arkadaşları onu uyarırlar. Odysseus böylece Kir ke'nin konağında bir yıl kalır. "Aia". attı önlerine kayın kozalağı. kızılcık yemişi. Sonra da olan olur Odysseus'un arkadaşlarına: K i r ke'nin onları domuza dönüştürmesini şöyle anlatır Homeros (Od. yurda dönmek gerektiğini ha­ tırlatırlar ona. Kirke hepsine değneğiyle vurdu ve kapattı yoldaşlarımı domuz ağılma. Öyle olur. palamut. erkekliğine vurulur ve onu yatağına aldıktan sonra. orada Kirke otururdu. Sonunda da Mısır'a göçmüşler. "gaia" yani toprak anlamına geldiğine göre. Kıbrıs'ta bu tanrıçanın kültünü kurmakla kalmamış. ama bu bir ada değil. onun kızı Myrrha'ya (ya da Smyrna) olan dogadışı aşkıdır. kimine göre de Hekate'nin kızıdır ve büyücülüğü ondan almıştır. yiyip içip kayli sürmekte. Aphrodite onu sevdiği için uzun ömürlülük bağışlamış. yalnız Eurylokhos kuşkulanıp dışarda kalır. Bu adanın nerede olduğu az çok belli. Kirke Odysseus'un gücü karşısın de şaşakalır. şarabimi ı. Büyücü tanrıça Kirke tıpkı Kalypso gibi Odysseus'un serüvenlerinde başlıca rol oynayan kişilerdendir. Kıb­ rıs kralı Pygmalion'un kızını almış ve Adonis'ten başka bir oğluyla üç kızı olmuş. kılları vegövdeleriyle. Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Perseis'ten dogmadır denir ki­ mi efsanelerde. hep yediği şeylerdi bunlar yerde sürünen domuzların. insan sesli korkunç tanrıça. X. onlar diker dikmez içkiyi. Kinyras Kıbrıs'a gelince Paphos kentini kurmuş. Kirke. sızlar halde onları kapadı oraya. Aiolos'un adasından kovulduktan. büyücü Kirke'yi nasıl alt edeceğini söyler ona: Kirke ona zehirli şarabı içirecegi anda. X. Kinyras da 160 yaşma kadar yaşamış. çıktığı tepeden Kirke'nin kon. usta bir bilici ve müzikçi olarak adaya sanatları ve uygarlığı da getir­ miş. Odysseus'un arkadaşları dışanya çağırırlar Kirke'yi. Korka korka birkaç arkadaşını gönderir oraya. Tanrı­ ça Aphrodite'nin öfkesini üzerlerine çeken bu kızlar birer yosma olmuşlar: Kıbrıs'a ge­ len.oğlu Adonis'le ilgili efsanelerin Fenike kay­ naklı oluşundan da bu çıkmaktadır. güzel belikli. Kinyras Kıbrıs adasında bakır madenlerini ortaya çıkaran.

insanlar için en iyi şeyi bağışlamasını diledi. şanlı eylemlerini dile ge178 tirdiği için. Tyndareos'la Leda'nın kızıdır. iki yumurta doğurmuş derler. Telegonos'un İtalya'da TuSculum şehrini kurdu­ ğu. d o ­ kumak anlamına gelen Klotho hayat ipliğini büken tanrıça sayılırdı (Moira'lar). bugün Capo Circeo'nun bulunduğu bölgede Roma çağlarında Feronia adlı tanrıçaya tapıldığı gö­ rülür. Argoslular iki kardeşin heykelini Delphoi'ye adadılar. 3). olayların akışı­ nı ölçmeyi simgeler. Argos'taki Hera tapınağı rahi­ besi olan anneleri Kydippe'nin arabasını. adam öldüren. Klotho. 45 menzil uzaktaki tapınağa kadar. Kirke'nin yeri. Bu Feronia ile Kirke arasında bağlantı kurmamak ola­ naksız. Bundan sonra Odysseus'un Hades yolculuğu anlatılır (Od.ler ülkesine gidip Teiresias'ın ruhuna danış­ masının gerektiğini bildirir. hayvanları ev­ cilleştirip arabasına koşan tanrısal varlığı sim­ geler. Bir kaynağa göre İapetos'la evlenip Atlas. Atinalı Solon zenginler zengini kral Kroisos'a konuk gidince. Kleobis. birinden Helena ile Polydeukes. Dönüşte Odysseus gene Aiaie adasına uğrar. Kirke' nin sözleri tıpatıp doğru çıkar ve Odysseus sonunda selameti büyücü tanrıçanın öğütleri­ ne borçlu olur. 31) an­ latılmıştır. Hera da bu dileği yerine getirerek iki oğlanı uyuttu. Bölgenin Etruria yani Anadolu'dan gelme Etrüsklerin yerleştiği yer olduğu da ak­ la getirilirse. sözü edilse de işlediği suçlann asıl etkeni olarak gösteril­ mez. övmek anlamına ge­ len "kleio" fiilinden türemiş olan Kleio (ya da Klio) Musalann biridir. Bu tanrıçanın "feri" yani vahşi hayvan sözcüğünden türeme adı. Kirke ona ilerdeki yolculuğun nasıl düzenlenmesi gerektiğini. Kydippe. Bu tanrıça dişidir. Benliğinde zıt duyguların çarpıştığı öbür trajik kişiler gibi Klytaimestra' nın da destanda pek adı geçmez. Klymene. Adı bükmek. kö­ tüye varan yolların hepsini deneyen kadın olarak yazarları sonsuzca esinleyen bir tip ni­ teliğini kazanmıştır. Klytaimestra aşığı Aigisthos'un elinde . öbüründen Klytaimestra ile Kastor çık­ mış. 307'den XI sonuna dek). Okeanos'la Tethys'in kızı. Klytaimestra. kahramanlıkları di­ le getirir bunlarla. daha sonra da Feronia'nın Anadolu'nun Ana Tanrıçası Kybele ile ilişkisi göze çarpar. herhangi bir hayvan haline getirmekle açığa vurur. çeşnisi de taşır. Kleobis'le Biton götürdüler. doğurganlık ve bereket kavramını erkeği boyunduruğa al­ mak. Skylla ve Kharybdis'ten nasıl korunabileceğini bildirir. büyülemek. Helena ile Polydeukes Zeus'un dölleri. Epimetheus ve Menoithios'un ana­ sı olmuştur (Tab. düşünmüştür. öteki de Latinos'tur derler. yani su saati vardır. Leda kuğu kuşu haline girmiş tanrı Zeus'la birleştikten sonra. Odysseia'dan sonraki efsanelere göre K i r ke'nin Odysseus'tan birçok çocukları olur. tanrıçadan. yurdu besbelli ki İtalya'dadır. Klyaimestra ile Kastor ölümlü Tyndareos'un çocuklarıymış (Tab. bu kez. Zeus'le Themis'in kızları olan kader tanrıçaları Moira'ların biri. Bu öykü Herodotos'un Tarihinde (I. Adı Klytaimestra ya da Klytaimnestra olarak geçer. Klytaimestra mythos'ta Helena kadar eşsiz bir rol oynar. suç işleyen. dişilik. Kirke'nin kimliği ve nitelikleri üstünde bil­ ginler çok durmuş. Bütün bu öğeler Ana Tannça'nın kişiliği ve yaygınlı­ ğı tam bir aydınlığa kavuşacağı zaman gere­ ğince değerlendirilebilecektir. 12). tarih ya­ zarlarını esinleyen peri sayılmıştır. bi­ ri Telegonos. ya da gitar bulunur. Kleio. İnsanların unutulma­ ması gereken ünlü. Adı. Latinos'un da Latinlerin atası sayıldığı h e ­ saba katılırsa. Solon ilk olarak yurdu için can veren Tellus'u saydıktan sonra ikinci örnek olarak da Kleobis'le Biton'u gösterir. X. tarih alanı ona ayrılmış. Kirke'nin. kutlamak. Kirke-Feronia. kimi resimlerde elinde bir klepsydra. Kroisos ona bu dünyada en mutlu insanın kim olduğunu so­ rar. öylece öldüler. vahşi hayvanları dizgine alan tanrıça anlamını taşır. Seirenlerden. Arabayı çekecek ineklerin olmadı­ ğı bir günde. Motifleri Ana Tanrıça kültünün özelliklerini andıran Kirke efsanesi Odysseia'da sözü geçen başka temalarda ol­ duğu gibi peri masalı. oğul­ larına. Kirke-Odysseus macerasının İtalya efsanesince ne kadar benimsendiği gö­ rülür. Artemis-Kybele gibi doğaya hâkim. P r o metheus. Sağ elinde boru.

Onlar da kralı öldür­ düklerini anlayarak saldırıdan vazgeçmişler. boyu boşu. Erkek kardeşleri Okeanos. birini öl­ dürmüş. K l y t a i mestra'nın ilginç ve karmaşık tipinin tamam bir portresini okumak için Aiskhylos'un "Agamemnon". Agamemnon bu Tantaloş'u da. Euripides de Klytaimestra tipini kendi görüşleri­ ne göre sonuna kadar işlemekten geri kalma­ mışlardır. Atinalılar işin farkına vararak ölüsünü Peloponezlilerden istemişler. İlyada'da bile krallar kralı tutsağı Khryseis'i meşru karısı Klytaimestra ile bir tutmak cüretini gösterir (İl. aklı. Uranos'la Gaia'nın oğlu. ça§daş bir görüşle nitelenecek olursa. Titanlardan biri (Tab. asıl karım Klytaimestra'dan üstün o kız. fikri yerinde. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" tragedyala­ rını okumak gerekir.): Doğrusunu isterseniz. Kodros öldükten sonra Atina tahtına oğlu Medon çıkmış. Sophokles de. Tragedyaların bazıları Agamemnon'un öl­ dürülmesinde Klytaimestra'yı asıl fail olarak gösterir. Klytaimestra ömrünün başından sonuna kadar kıskançlıkla kıvranmış durmuş. onu suça iten duygu da bu kıskançlık olmuştur. İapetos ve Kronos'tur. Poseidon'un soyundan olan efsanelik Atina kralı. Agamemnon'la Klytaimestra mythos'ta geçinemeyen. 1. aslında suçluluğu­ nu örtmek için bir bahane olduğunu yüzüne vurur.b i r araçtır. Bunu Agamemnon'a bir türlü affedemez. Hyperion. Tragedya ya­ zarlarından Aiskhylos da. çocuklarını da öldürür. Küçük oğlu Neleus da Miletos'a göç­ müş (Neleus 2). Gerçekten de tragedyanın sahneye koyduğu Klytaimestra yüreğinde en ufak bir analık duygusu olmayan bir kadındır. Kadınlığı böylece hor görülen Klytaimestra ister istemez kendini kardeşi Helena ile kıyaslar. Kodros. Uğursuzlukla başlayan bu evlenme son­ suz bir kin ve suç zincirinin birinci halkasıdır. kiminde de Mykene'de yalnız kaldığı için Aigisthos'un zorlamasına dayanamayıp kendini veren ve âşığının elinde bir araç gibi kullanılan bir z a v a l l ı kadın pozundadır. Bunu haber alınca Kodros hayatını yurduna feda etmeye karar vermiş ve dilenci kılığına gire­ rek şehirden dışarı çıkmış. hepsinin birden esinlediği Klytaimestra tipini özetlemeye çalışalım. Elektra anasıyla sert tartışmalarından Klytaimestra'nın ileri sürdü­ ğü bu İphigeneia olayının. Orestes'ten nefret eder. içindeki karşıt duyguların çarpışması daha karmaşık olduğundan Aigisthos-Klytaimestra ikiliğinde baş rolü alır. bu Tantalos Thyestes'in oğludur (Tab. kız kardeş . ama onun öldüğü haberini alınca tanrılara şükran adak­ ları adayacak kadar sevinir. Bu yüzden duyduğu kini öbür çocuklarına da bulaştırır: Elektra'dan. 4). Bütün bu tragedyaları bir bir ele alamayacağı­ mıza göre. kadın ve eş olarak bunca şımarıklığı olan Helena'nın hiç ceza görmedi­ ğini. İki düşmanla karşı­ laşmış ve onlarla kavgaya tutuşmuş.112 vd. Ama Klytaimestra'nın kocasına olan asıl hıncı kadın yüzünden değildir. Onu koca. 15). kıskançlık diye adlandırılmalıdır. Sophokles'in "Elektra". gerçi Agamemnon'la ev­ lenmeden Klytaimestra'yı bazı efsaneler Tantalos'la evli gösterir. Ancak tragedya İ l e d i r k i . birbirini sevmeyen çiftin ta kendisi­ dir. Delphoi kehaneti de Peloponezliler Atina kralını öldürürlerse zafer kazanacaklarını bildirmiş. Klytaimestra'ya ona iyi davranma­ sını öğütler. öbürünün eliyle de vurulup ölmüş. az daha evlat katili yapan kızı İphigeneia'nm kurban edilmesidir. Koios. Helena'nın ikizi olmakla başlar bu kompleks. onun yüzünden kendi başına bunca be­ lalar geldiğini yana yakıla dile getirir. üstelik ev kadını. Klytaimestra'nın içinde başlıca yeri tutan duygu. Öyle ki Klytaimestra nicelik ve nite­ lik bakımından da efsanenin en göze çarpan kişilerinden biri olarak karşımıza çıkar. Klytaimestra'nın kardeşleri Dioskur'ların saldırısına uğ­ rayınca Klytaimestra ile evlenmek zorunda kalır. Kodros'un mezarı tarihsel çağlarda Atina kapılarının birinin önünde gösterilirmiş. ondan aşağı değil yapısı. Orestes'e anana kıyma diye yalvarır. Krallığı sırasında Atina P e loponez'lilerin saldırısına uğramış. yani rol oynadığı tragedyalar hem çok. Khryseis'ten daha güçlü bir kuma da çıkarır karşısına: Troya'dan Kassandra'yı sarayına getirince. hem de bu tragedyalarda oynadığı rol biricik ve eşsizdir. K l y t a i mestra özgür bir kişilik kazanır ve dramı daha derin.

Kokalos'u konuğunu teslim etmeye zorlamış. Kybele ve Dionysos tanrılannın kültleri birbirine karışmış ve Daktyl'ler. Kore ya da Kora. Kokalos daya­ namayıp bunun çözümünü Daidalos'a sor­ muş. Korybas Lydia ya da Phrygia dilinde ilkin Attis'e veri­ len bir addır. hepsi birden Ana Tanrıça 180 . Kureta'lar Giritli ana tanrıça Rhea'nın.leri Theia. Toprağın oğulları oldukları söylenir: Rhea Girit'in Lyktos magarasında Zeus'u doğurduğu zaman onu Amaltheia adlı nympha'ya teslim eder. ne var ki Kokalos ko­ nukluk kurallarını çiğnememek için kızlarına Minos'u öldürmelerini buyurmuş. Hades bataklarına doğru. Amphitryon. Pyriphlegeton adın­ dan da belli olduğu gibi (pyr ateş demek) kay­ nar sulu bir ırmak olduğu halde. Orada karıştı coşkun davul sesleri Pbrygia kavallarının tatlı nefeslerine.): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar! Orada icat ettiler. Odysseus yeraltı dünyasına inmek için çu­ kuru orada kazacaktır. böylece çocuğun bağrışmalarını tunç sesleriyle boguyorlarmış. Minos da Daidalos'u aramaya çıkıp Sicilya'ya vardığında usta yapıcıyı bulmak için bir düzene başvur­ muş: Bir iplikle bir şeytanminaresi almış. Girit kralı Daidalos'un bura­ da saklandığını anlamış. Sicilya'da Kamikos (sonradan Agrigentum olur) şehrinin kralı. Kokytos'un suları buz gibi diye tanımlanır. Kore. Kokalos. Pyriphlegeton ve Kokytos akar. X. Efsaneye göre Kureta'lar iki ya da dokuzmuş. Sonradan Z e us. Odysseus yeraltı ülkesi­ ne inecekken. Demeter'in kızı Persephone'ye verilen ikinci bir isimdir (Demeter). Korybant'Iar ve Kureta'lar. Komaitho. Işığı simgele­ yen göksel varlıklan meydana getiren Koios' la Phoibe Apollon ve Artemis'in atalarıdır. Kureta'lar ise Zeus efsanesin­ de rol oynayan cinlerdir. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Korinnos. Lapith'ler kralı Phlegyas'ın kızı. Rheia. Homeros'tan önce ve Troya savaşı­ nın olduğu sıralarda llyada destanını yazmış. 508 vd. hekim tanrı Askleplos'un anası (Asklepios). o da ipliği bir karıncaya bağlayıp karın­ cayı şeytanminaresinin içinden geçirtmek ge­ rektiğini söylemiş. İniltiler ırmağı anlamına gelen Kokytos ölüler ülkesinde akan ve Akheron'a dökülen bir ırmaktır. Korybant'Iar. büyücü tanrıça Kirke ona H a des haritasını şöyle çizer (Od. Themis. Amaltheia da onu keçi sütüyle besleyip büyü­ tür (Amaltheia). Korinnos Troya'nm yerlisi bir ozanmış. Korybant'Iar da Phrygialı ana tanrıça Kybele'nin rahipleridir. iki kızları olur: Leto ve Asterie. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. sonra çık yola. ama tanrı bebeğin seslerini Kronos duyup da öbür çocukları gibi Zeus'u da bulup yutmasın diye. genç kız anlamına gelir. Koronîs. Koios'la Phoibe evlenirler. Burada iki ana tanrıçanın ve onun hizmetinde bulunan efsanelik rahip­ lerin de birbirine karıştığı görülür. Mnemosyne ve Phoibe'dir. orada Alçakkıyı var ve Persephone'nin koruluğu. kısır söğütler. Yazı yazmasını da Palamedes'ten ögrenmişmiş (Palamedes). Bkz. Homeros destanlarını yaz­ mak için onun eserlerinden esinlenmiş. onlar da kralın üstüne kaynar su dökerek ölümüne se­ bep olmuşlar (Daidalos). benim için. Tethys. Kokytos. orada Akheron. uzun uzun kavaklar göreceksin. Korybant'Iar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'larm çığlıkları arasında gümbürdesin diye. ipli­ ği bir ucundan öbür ucuna geçirmesini başa­ rana ödül vereceğini bildirmiş. Rhea çocuğun çev­ resinde Kureta'larm coşkun rakslarla tunç kalkanlarına vura vura gürültü yapmalarını emretmiş. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'Iar çembere gerilen deriyi. Korybantes ve Kuretai diye yazın kaynaklarında geçen Ana Tanrıça'nın rahiplerini Euripides Bakkha'lar "tragedyasın­ da şöyle tanımlar: Ey karanlık diyarı Kureta'larm. Kokalos bu çözümü Minos'a bildirince. Daidalos hava­ ya uçarak Girit'ten kaçtığı zaman Kokalos'un yanına sığınmış ve saklanmış.

bağrışmalarla. (2) Menoikeus'un oğlu Kreon. Kreş. Kreusa gelinliği alır. güç ve kuvvet simgesi (Bia). Kreusa'nın görüntüsü karşısına çıkıp yeni bir yurt kurmaya gitmesi gerektiği­ ni bildirir (Aineias). Mysia şehri Khryse'de bulunan Apollon Smintheus tapınağının kurucusu. Tyro'nun tanrı Poseidon'dan olan Neleus ve Pelias adlı oğullarını evlatlığa alır. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından birinin adı. oklarıyla hepsini öldürmüş. gi­ yer. Kıanaos. Kreon. Krinis. Eurydike'dir. Pelias). Halmon). Bu rahipler Kybele ayinlerini baş döndürücü rakslarla. İason'la Medeia efsanesinde rol oynar: İolkhos'tan kovulunca İason'la Medeia Korinthos'a. Tapınağın kurulması efsaneye göre şöyle olmuş: Krinis günün birinde Apollon tanrının öfkesine uğramış. Attika'nın ilk krallarından biri. Tyro ile evlenir ve Aison'u doğurur (Tab. Antigone dramında büyük bir rol oynar ve doğanın kanunlarını hesaba kat­ madan devlet kanunlarını yürürlüğe koymaya çalışan yöneticinin iflasını simgeler (Antine. Yanına varıp onu kurtarmak İsteyen Kreon da aynı ateşle tutuşup yanar (Medeia). En es­ ki destanlarda Aineias'ın karısının adı Kreusa değil. Kreon Eteokles'in tarafını tutar. gümbürtülü bir vecit içinde kendilerin­ den geçerek "enthousiasmos" denilen duru­ ma girerek tanrıya karışmayı sağlarlardı (l)aktyller. Aiolos'la Enarete'nin oğlu. tarlası. Kekrops'tan sonra tahta çı­ kan o olmuş ve Attikalılara "Kranaos'lular". kumasına armağan olarak bir gelinlik gönderir. İon'un anası (lort). İokaste'nin kardeşi ve Thebai kralı Laios'un kaynatasıdır (Tab. Medeia'nın korkunç dramı bu olayla başlar: Büyücü kadın bu evlenmeye ses çıkar­ mayacak gibi olur. Oidipus. (îyes'le Briareus'un kardeşi (Yüzkollular). 17). 6). Bir efsaneye göre tanrı Zeus'la Ida da ğının bir nympha'sından doğmuştur. Polyneikes'i şe­ hirden sürer. Zeus bebekken babası Kronos'un elinden kurtarılmak için Girit'e bı­ rakılınca Kreş adada hüküm sürmekteydi ve Zeus'u koruyan o olmuştur. Kretheus. Ama günün birinde Kreon kızı Kreusa (ya da Glauke)'yi İason'a vermeye kalkışır. Giritlilere adını veren kurucu kahra­ m a n . Ama tanrı bir gün yeryüzüne inecek olmuş. sıçanlar her şeyi kemirip yok ediyormuş.Kybele'nln kültüne bağlanmıştır. toprağı. Pallas'la Styks'in oğlu (Tab. sırtına geçirir geçirmez de cayır cayır yanmaya başlar. Kottos. lason ve Pelias'ın şehri olan lolkos'un kurucusudur (Tyro. Kreon'un yanı­ na sığınırlar ve birkaç yıl barış içinde yaşar­ lar. nesi varsa sıçanla­ rın saldırısına uğramış. Kretheus. (1) Korinthos kralı. Minos'tan çok önce Girit'e yasalar vermiş ve uygarlık getir­ miştir. Aineias'ın karısı (Tab. flüt. Kratos. Kranaos'un Atllıis adlı bir kızı olmuş. Oidipus'un ölümünden sonra oğullan Eteokles'le Polyneikes savaşa tutuşunca. Efsanenin biri Kres'i. Kretheus. Adı Oidipus efsanesinde geçer: Oidipus Thebai'den sürülünce şehre kral olur. Girit'i her türlü çıkarmaya karşı koruyan Talos adlı robotun babası sayar (Talos). Alina'ya da Kranae denmiş. Krinis'ln sürülerine bakan çobana konuk ol­ muş ve ondan çok memnun kaldığı için böl geyl sıçanlardan temizlemeye karar verini'. 22). Attika bölgesi bu kıza göre adlandırılmış. lason Medeia'yı boşayıp Kreusa'yı almaya razı olur. davul ve tef sesleriyle kut­ larlar. Sıçandan geçilmiyor. yani gerçek Giritlilerin atasıdır. (2) Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı. bu yüzden de evi barkı. 19). bir yatıdan da . Kranaos da Kekrops gibi topraktan doğma İmiş (Kekrops). Aineias karısını aramak için şehre geri döndüğünde. başka birine göre de Girit toprağından doğmuş ve Girit'in ilk konuklan Eteokretes. Dionysos). Kreusa. I l yada'da Agamemnon'un tutsak tuttuğu kızı Khryseis'i almaya gelen Khryses bu tapına­ ğın rahibidir. Vergilius Aeneis desta­ nında Kreusa'nın Troya'nın yıkıldığı ve Aineias'ın babası Ankhises'le oğlu Askanios'u ala­ rak şehirden kaçtığı gece bir tanrıça (Aphrodite ya da Kybele) tarafından kaçırıldığını an­ latır. (1) Atina kralı Erekhteus'un kızı.

imgelerinde elinde bir tırpanla gösterilmiştir. Başka bir efsaneye göre. Uranos hepsini gün ışığına çıkar çıkmaz Gaia'nın karnına gerisin geri tıkamakta. Zeus'la Hera'ya soyadı olarak Kronides (Kronos oğlu) denir. Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına. Her iki efsanede de Maion adlı birinin söz konusu edilmesi özel­ likle Latin şairlerince Homeros'a verilen Maionides. ya da Maionialı (Lydialı) ek adının açıklanması yapılıyor. hele do­ ğan varlıkları yutmak g i b i ilkel motiflerle Y u nan mythos'una dışardan katılmış öğelerdir. yani Maion oğlu. Kronos'un Philyra ile birleşmesinden at adam Kheiron doğmuş (Kheiron). Kronos'la ilgili iki efsane de Hesiodos'un Theogonia'sında anlatılmak­ tadır. E F S A N E L E R İ . Kronos'un Zeus eliyle yeraltı­ na kapatıldığına da değinilir. Hesiodos'un etki altında kalarak uzun uzadıya an­ lattığı bu masallar Yunan mythos'unda tek örnek olmak bakımından daha da ilgi çekici­ dir (Theogonia). Kaynağı güneydoğu Akdeniz çevresinde bu­ lunan bu efsanelerin Yunanlılara Fenikeliler yoluyla geçtiği sanılır. Musalarla ilişiği olan bir cinle sevişmiş. Beş erkek titan ve al­ tı kız titan'ın doğuşundan sonra Kronos'un dünyaya gelişini Hesiodos şöyle anlatır (Theog. Kronos. 3. Gaia. Krios. ( 1 ) A D I . Homeros'un tonya'sında bunlar bilindiği halde pek tutunmadıgı da destanlardan belli olmaktadır. Eurybie ile birleşir ve Astraios. Kronos. geçişini simgelediği ileri sürülüp. Başka e f sanelerde de Hephaistos. Hesiodos'un Theog. 4). Kronos'tan sonra Toprak Ana Kyklopları ve Hekatonkheir'leri doğurduğu halde. Pallas ve Perses'i meydana getirir (Tab. Oysa efsa­ nesinden görüleceği gibi Kronos'un bu yoru­ mu bir zorlama ürünüdür. Uranos'la Gaia'nın son oğul­ ları Kronos Titanlar soyundandır ve babası Uranos'u erkeklikten yoksun etmekle birinci kuşak tanrılarının egemenliğine son verip. 137 vd. Uranos'un er­ keklik aygıtından akan kanlardan Erinys'ler (Erinys) ve spermasından da Aphrodite (Ahrodite) do^ar. o art düşünceli tanrı. Onun egemen olduğu çag Altın Çağına rast- la . Bu efsane koca ozana verilen Melesigenes (Meles'ten dogma) adının nereden geldiğini anlatmaya yarar. ama sonra da korsanlar tara­ fından kaçırılıp İzmir'e götürülmüştür. Uranos. zamanın akışını. böylece onu inim inim inletmektedir. en belalısı Toprakoğullarının. Kritheis amcasını bırakıp Phemios adında bir İzmirliye kaçmış. Lydia kralı Maion onunla evlenmiş. bir gün de Meles ırmağının kıyısında çamaşır yıkamaya gitmişmiş ki Homeros'u doğurmuş. Kritheis. anası Gaia'nın eline verdiği çe­ lik tırpanla babası Uranos'un hayalarını kes­ mesi tanrı kuşakları arasındaki çekişmenin ilk aşamasıdır (Theog. Ozan Homeros'un anası sayılan efsanelik kişi. 4 5 3 506'da anlattığı Kronos-Zeus çekişmesi Zeus maddesinde ele alınacaktır. Efsanenin başka bir anlatımında Kritheis adalı bir genç kızdır.Krinis'e Apollon Smintheus'a bir tapınak dik­ mesini buyurmuş (Apollon Smintheus). ( 2 ) DOĞUŞU. 4). ama efsane ola­ rak anlatılmaz. Aphrodite). (Uranos. Kritheis Kyme'li (İzmir'in güneyinde Namurt) bir adamın kızıymış. Kritheis Ege bölgesinin bir nympha'sıymış. bu adam ölürken kızını kardeşi Maion'a bırakmış. Zeus efsane­ sinde iki kez görülen babanın oğla baskı ya­ pıp oğlun ayaklanması ve babasını alt ederek egemenliğini elinden alması teması. Gaia bir düzen kurar ve o düzeni oğlu Kronos eliyle gerçekleştirir. 154-210). ikinci kuşağı başa getirmiştir (Tab. Orfik tarikat geleneğinde Kronos Zeus'la barışmış ve Mutlular Adalarında yaşar gibi gösterilir. ama sonraki efsane ve açıklamalara göre bu iki kelime bir tutulmuş ve Kronos tanrının zamanı. Uranos'la Gaia'nın oğlu. Kronos adının zaman anla­ mına gelen "khronos" sözcüğüyle aslında hiçbir ilişiği yoktur. ya da Aphrodite'nin babası olarak geçer. Bu kaynaklara göre Kronos yeryü­ zünde iyiliği ve bereketi kuran ilk tanrıdır. İzmir'de akan Meles ırmağıy­ la sevişmiş ve birleşmelerinden Homeros meydana gelmiş. Kronos'un. Homeros destanlarında adı geçer. Titanlardan biri. Kritheis de Me­ les ırmağının kıyısında Homeros'u doğurup hemen sonra ölmüştür.): Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya.

Buraya Ana Tanrıçaya tapınmaya gelen dua­ cıların Kybele'nin simgelediği bereket ve do­ ğurganlıktan pay almak için seks yerlerine dokunup onları aşındırdıkları bellidir. Son yıllarda konuyu en çok aydınlatan bi­ lim dalı arkeoloji olmuştur. mitoloji ve sanatla yazın tarihinin katışık görevi olmalıdır. Bütün bu kolların çabası bir araya geldikten sonradır ki. tarih. doğa üstüne sonsuz egemenliğinin bir simgesi olarak asla­ nı yanından ayırmamaktadır. Ana Tanrıça dinini aydınlatmak bugün arkeo­ loji. üstüne tırmanmış gi­ bidir. Yontuların heykel. yeşillik ara­ sında bir kayaya yaslanmış olarak. Çoğu ormanlarda. Küreta'lar. çok sonraları tarihsel çağlar­ da anlatılan efsanelerini bile dile getirmekte­ dir. Tıpkı çok sonraki heykellerinde görüleceği gibi. hem sevgilisidir. altında bir taş duvar. Ana Tanrıça'yı gereğince. Hesiodos'un da anlattığı Çağlar Efsanesi Kronos'la ilişkili olarak özellikle Roma'da tu­ tunmuş ve Saturnus çağı üstüne efsaneler bir­ çok şairleri esinlemiştir (Soylar Efsanesi. Korybant'lar. figürln ve idol biçiminde olanlarına gelince. Patroklos'la Hektor arasındaki savaşa Balios'la birlikte katılır (Balios) ve Patroklos öl­ dükten sonra ağlar. "potnia t h e ron" yani hayvanların kraliçesi. Bu erkek. ya da düz­ lükte birkaç basamak üstüne kurulmuş olan bu anıtlar birer cepheden ibarettir. Sümer'den de önceki bir kültür çağını yansıtan bu tarihler Ana Tanrıça'nın Anadolu'nun yerlisi olduğunu açığa vurmaktadır. Tarih öncesinin en gerilerinden tek tanrılı dinlerin yerleştiği dönemlere kadar uzanan ve Akdeniz yöresini kapladıktan son­ ra. Kula at anlamına gelen Ksanthos Akhilleus'un ölümsüz atlarından biridir. Bkz. bunlar ya­ zın kaynaklarındaki Ana Tanrıça tanımlarına tıpatıp uymakta. Ev biçi­ mindeki bu basit tapınaklar Phrygia'da K y b e le dininin kentler dışına da taştığını. araştırmaları bir tek ilgi merkezinde toplamak. Bu su götürmez gerçek gün geçtikçe daha belirgin biçimde gözümüzün önüne serildiği halde. ilerde efsanesi anlatılacak Attis'in ta kendisidir. elde edilen verilerle bulguları bir açıdan inceleyip değer­ lendirmek yepyeni denebilecek bir uğraştır. birçok ulus. kültü dal budak salmış bu tanrıça figürünün değindiği bilim dalları o kadar çoktur ki. karın altının bir üçgen biçiminde be­ lirtilmesi gibi motifler analığı ve dişiliği simge lemek bakımından Kybele'den Artemis'e k < ı dar büyük ana tanrıça imgelerinde bulunmak tadır. bir yandan kuzey ülkelerine. Kalın kalça. göbekli. aslanlann da seks yerleri zamanla aşınmıştır. Saturnus). bütün doğayaı yayıldığını gösterir Bu c e p h e tapı . Çatalhöyük ve Hacılar'da yapılan kazılar Ana Tanrıça f i g ü rünün !.lar. dolgun memeli bir tanrıça. Irmak tanrı Maiandros'un kızı. Oturmuş durumda. Bir de arkeolojinin daha değinmediği. İşin en tuhaf ve düşündü­ rücü yönü de Ana Tanrıça yontularıyla bir sırada Çalalhöyük'te bulunan çizgi motifleri nin Anadolu'nun geleneksel halk sanatlarını. ya da doğur­ mak pozunda olan tanrıça ise iki yanındaki iki aslana dayanmaktadır. Ksanthos. örneğin bugün bile yaşayan kilim motiflerini yansıtmasıdır. din tarihi. Kaunos'la Byblis'in anası (Byblis). Kybele. Kyane. Akhilleus'a Hektor'la sa­ vaşında da yardım eden bu ölümsüz at dile gelerek efendisine yakında öleceğini bildirir (Akhilleus). Üçgen bi­ çiminde bir çatı. uy­ garlık ve kültürlerde değişik adlarla anılıp hep aynı prototipe indirgenebilen Ana Tanrıça di­ ninin kaynağı Anadolu'dur. ilkçağda Phrygia diye tanınan bölgede yaygın bir ala­ na dağılmış kır tapınaklarıdır. gerçeklere uy­ gun olarak tanıyabileceğiz ve anlayabileceğiz. Tapınakların bazılarında tanrıça heykelinin iki yanında ön bacaklarını tanrıça­ ya dayamış iki aslan vardır. Tanrıçanın hem çocuğu. 6500-700 yıllarına kadar uzandı­ ğını ortaya koymuştur. kollarında çok da­ ha ufak boyda bir erkek figürü taşımakta. meme. bu figür göğsüne yapışmış. Ö. Oturmuş. öte yandan Asya'nın içlerine dek yayılan. t o p ­ rak üstünde oldukları için belki hiç değinme­ yeceği Kybele anıtları vardır ki. tanrıçanın da. Eskişehir'le Af­ yon arasında ulaşımı zor bir yöredeki bu anıt­ lardan en çok tanınanı Yazılıkaya diye anılan Midas anıtıdır. duvarın içinde de çokluk bir niş oyulmuştur ve nişle­ rin kimisinde ayakta bir tanrıça heykeli görül­ mektedir. kaim kalçalı.

naklarında dikkati çeken bir nokta bunların Lykia'daki kaya mezarlarına çok benzemele­ ridir. Kybele'nin tapım mer­ kezlerinden olan Manisa'daki Mesir bayramı ve bu bahar bayramında camiden aşağıya halka bereket ve doğurganlık sağlayan ma­ cunların atılması Anadolu'nun yerlisi olan bir inancın süregelmesi olabilir. ter (Büyük Ana) diye andıkları tanrıça analık Hitit'te Arinna. bu sıfatlar arasında en yaygın olan da Dindi/mene adıdır ki Dindymos dağının tan­ rıçası anlamına gelir. niteliği de dile gelmektedir: Sipylene Sipylos (Manisa) dağının. Ana Tanrıçanın Aslında bir tek efsanesi vardır. Pessinus da eski adı Justinianopolis olan Sivrihisar'ın biraz güneyinde. Sözü geçen filmin asıl değeri de Ana Tanrıçayı Çatalhöyük'ten Roma çağına kadar her çeşit anıt ve imgeleriyle ortaya sermekle kalmayıp. ya da şe­ hirleridir. Efes Artemis'inde görülen kuleli mana Pontika (Tokat bölgesinde Gümenek) taçları başında taşımakla bir de meter turrita ve Kayseri yöresindeki Komana Kappadokiya da turrigera (Lat. verimliügiyle simgeleyen ev­ mak üzere uluslarüstü bir nitelik kazandığını rensel bir nitelik taşımaktadır. mi gölü bölgesinde Venüs. ldaia Girit'teki İda ve Troya'ya hâkim Kazdagının. üçüncüsü de tanrıçanın en önemli merkezi olan Pessinus'a yakın G ü n yüzü dağıdır. Toprak ve be­ kanıtlamaya yeter. gerek düzyazıyla en çok sözü edilen tan­ mun ürünü olan savaşçı Amazonları efsanele­ rıçalardan biridir. İtalya'da N e ­ ve evrensel bir ilke olarak canlandırır. Ko­ nemlerde. doğal Girit'te Rhea. Kültepe tabletlerinde adı­ reketin kaynağında olmaktan başka. Kybele gerek olduğu sonucuna varılır ki. yani bahar şenliklerinden bugün de bir şeyler kalmıştır. Berekyntia Sakar­ ya kıyısındaki eski bir kalenin. Bu ad ve sıfat çoklu­ ve sıfatlardan anlaşıldığı gibi. her türlü na Kubaba olarak rastlanır. de hiçbir tanrı Ana Tanrıça kadar çeşitli ad­ (2) N İ T E L İ Ğ İ VE EFSANESİ. Syria'da Lat. Phrygia'da Kybele olarak geçer. Roma yazarlarından anılan Ana Tanrıçanın hizmetinde. Bu nite­ liğiyle Ana Tanrıça'nın kültüyle Karadeniz bölgesinde merkezlenen Amazonlarla ilişkisi Yazılı kaynaklarımıza gelince. Ana­ dolu halk törelerinde bu inançtan kalma iz ve etkileri de ortaya koymaya çalışmasıdır: Phrygia ırmağı Sangarios'un kaynağında. biri Phrygia' daki Murat dağı. ya da gelmedir. onunla ilişkili olarak gösterir (Amazonlar.. Romalıiarsa Bellona ile bir tutmuşlardır. Hi­ tit kaynaklarında Hepat diye adlandırılır. Bütün bu isim larda adlandırılmamıştır. Bu alanda bilgilerimiz Y u rin hepsi ister Artemis. Sümer'de Marienna. İstanbul Üniversitesi F i l m Merkezince çevrilmiş olan bir belgesel filmden tanıdığımız bu Kybele anıtlarının arkeoloji buluntularıyla ve başka bölgelerde rastlanan buluntularla karşılaştırılıp değerlendirilmesi Ana Tanrıça dinini aydınlatmaya yarayabilir. anaerkil bir toplu­ şiir. vasfını da yalnız insan alanında değil. bu efsanede aldırı değişik adlardır. Ana Tanrıçanın Pessinus'tan da daha eski bir tapım merkezi Komana şehridir. su­ ya çiçek ve özellikle menekşe atmakla kutla­ nan Attis. kuleli ya da kule taşıyan ka (Kemer) kentlerinde adı çok eski bir Ana­ ana demektir) olur. topuz ve çift ağızlı baltayla simgelenen bir savaş ve zafer tanrı­ çası olduğu anlaşılır. Lydia'da adı uygarlığın da etkeni olarak daha sonraki dö­ Kybebe. Romalıların Magna Madolu adı olan Mâ'dır. hem de tapanının biçimi mater sözcüğü eklenerek tanrıçanın bölgesel saptanmaktadır: Tanrıça Attis (ya da Attes) 184 . Yukarda sözünü ettiğimiz bilim kollarında işbirliği ve daha de­ rine giden kıyaslamak araştırmalar bu alanda çok yararlı olabilir. Yunanlılar bu tanrıçayı savaş tanrı Ares'in çevresindeki Enyo ile. Ayrıca bazı yer adların­ hem tanrıçada analık kavramının nasıl anla­ dan üreme sıfatlara Yunanca meter. Efes'te Artemis. Hiçbir mitoloji­ Artemis). Latince şıldığı dile gelmekte. ister başka adlarla nan yazarlarından çok. Mısır'da İsis. tanrıça doğayı ğu Ana Tanrıçanın kaynağı Anadolu'da ol­ bütün canlılığı. öbürü Mysia-Phrygia sınırın­ daki Kapıdag. Steunene Aizani (Çavdarhisar) yöresindeki Steunos (Kesikmagara) mağarasının tanrıçası olduğunu belirtir. Gordium'un güneybatısındaki Balhisar'dır. Tarih kaynaklarından burada tapı­ nılan tanrıçanın şimşek. ( 1 ) A D L A R I V E S I F A T L A R I . Anadolu'da ise Dindymos adını taşıyan üç dag vardır.

ama Ana Tanrıça k ü l de olsa yaşayan bir törenin ilk örneğidir. Her iki saldırıda da Ana Tanrıçanın tapım merke­ zi uluslarüstü niteliğini koruyarak bağımsızlı­ ğını ve din devleti olarak etkisini sürdürmek Toprak-bereket efsanelerinin hepsinde. Galloi diye anılan öbür ra­ ri ve dilenci rahipleri hor görüldüğü oranda hiplerin de vecit halinde hadım edilmeleri t ö ­ gizemli bir din ve kültünün temsilcileri olmak­ redendi. öncüsüdür. Megabyzos adıyla anılan ikincisi dışar­ sayılır. burada birtakım vecit. Öyle ki Ana gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit. Pessinus'taki sında yapılan bu eylem gene Anadolu'ya öz­ tapınağını kurmakla övünüldü. Gizemli cümbüşler. bunların biri Attis adını töreleriyle Phrygia uygarlığına özgü bir belirti taşır. tünü ortadan kaldıramazlar. Bu iki kral-rahibin Attis efsanesinde anla­ Klasik çağlarda Yunanistan'ın ve Anado­ tıldığı gibi erkekliklerini tanrıçaya adamış ol­ lu'nun dört bir yanına dağılan Phrygia kölele­ ması gerekiyordu. ğin ve bir de yaşam biçiminin. kendinden geçme ve esrime egemen olan tanrıçayı benimseyip tapımını hallerine kanşmakta ve Ana Tanrıça tapımısürdürürler. Kimmerler de gü ve bazı tarikatlarda bugün başka biçimde Phrygia devletini yıkar. 1200 yıllarında Friklerin. Kybeve yöreye adını veren ulustan çok daha eski le'nin başrahibi de kanlı bir törenle kendi olduğu bütün kanıtlardan anlaşıldığı halde. Fransa'ya kadar da yayılır. Phrygia lik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş krallarından Midas'ın da. Yazılı kaynaklar bi­ Metragyrtoi diye anılan dilenci rahipler Akde­ ze Kybele'nin Pessinus'taki tapımı üstüne ay­ niz çevresine yayılır ve birer misyoner gibi rıntılı bilgi verir. Bu dinsel yönetimin başında Yunan ve Roma çağında Kybele kültü bütün iki başrahip bulunur. Ö. çünkü tün kaynaklardan belli olan bu rahip devleti Phrygia evrensel bir dinin merkezi olduğu ka­ özekligini bögeye gelip yerleşen bütün yöne­ dar Yunanlılara yön veren bir sanatın. bitkilerin fışkırmasına yol açar ve bir çam ağacına dönüşür. bu dini benimseyen bütün ülkeler onu lerden büsbütün bağımsız bir din merkezi ola­ bir Phrygia tanrıçası olarak tanırlar. Gerek Komana'da. yolunu buluyor. ( 3 ) T A P I M I VE T A R İ H İ . Tanrıçaya orada bir idol biçi­ davranarak Ana Tanrıçanın mistik ve gizemli minde tapınılırdı. tarihe Kybele bir yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nite­ Phrygia tanrıçası olarak geçmişti. müzi­ timlere karşı korumuştur. eliyle kendini hadım etmek zorundaydı. İonyalı kolonistler din len bu ölme-dirilme motifi. Tersine bu tapını daha çok Lydia yöresine kaydıktan sonra. Attis erkekliğini keserek nün yerli olup Phrygia bölgesini ele geçiren kendini nasıl tanrıçaya kurban ettiyse. Bu idol bir "diopetes" yani dinini dört bir yana tanıtırlar. lamaktadır.tanımakla birlikte onun din merkezlerine ka­ rışmasına hiçbir zaman izin vermemişimin Phrygia dışardan gelme ulusların iki kez saldı­ rısına uğramıştır. Marsyas'ın da Ana bir alana. onu Pessinus kralının ( k i m i kaynaklarda kral M i das'ın) kızıyla evlenmek üzereyken düğün ye­ rinde birden karşısına dikilerek çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. Pessinus'taki tapınağı siyasal güç­ halde. 686 (ya da 676) sula­ rında Kimmerlerin bölgeye yayılmasıdır. Phokalalılarla minde büyük Hitit kralıyla i y i ilişkiler kurmuş. kılık kıyafetin gerekse Pessinus'taki tapım merkezleri Hititkurucusu. Attis tanrıça bu yeni siyasal gücü ve etnik toplulu efsanesinde simgelendigi gibi. Attis kendi kestiği hayalarından akan kanla topra­ ğı sular. Phrygia uygarlığı Ege lerin Anadolu'da kurdukları egemenlik döne­ kıyılarını kapladıktan sonra. Ö. akan kan ve gu öylesine etkilemiş ki. Kybele kültünde merkezine dokunmak şöyle dursun. Aynı süreç Efes'teki Artemiözellikle Adonis mythos'unda (Adonis) görü­ sion'da da görülür. . yani bütün doğaya geçmesini sağ­ Tanrıça ile yakın ilişkileri tarihe geçmiştir. Marsilya'yı kuran rahip krallar büyük kralın siyasal yönetimini göçmenlerin yeni yurtlarına taşıdıktan törele- adlı bir delikanlıya tutkundur (Agdistis). Friklerle tanrıçanın kaynaşması nın özünde olan bir çeşit kurban töreniyle dikkati çeken bir süreçtir: Ana Tanrıça kültü­ gerçekleşmektedir. dan gelme olması şart koşulan bir yabancıy­ dı. ikincisi 1. Nitekim rak yönetilirdi. Phrygia'da yerli bir kült olduğu bü­ la saygı ve gıpta ile karşılanırlar. şenlikler ara­ Midas tanrıçanın oğlu olmakla. bir Tanrıça kültü Phrygialılardan çok eski olduğu kara taştı. biri İ.

O sırada Roma'da bir taş yağ­ muru olur. rahiplerinin hadım oluşu. Claudia halatları eline alır ve gemiyi Tiber'den yukarı Roma şehrine kadar çeker. 862): Askanios yönetir Phrygia'lıları. yeni dini kutlamakta şairler ağız birliği ederler. Ondan önce Ati­ na Ana Tanrıçayı çağırmış. o sırada Ana Tanrıçanın sesi duyulur: Temiz. özellikel tragedya yazarları şiir dilinde bu iki ulus adını karıştırmışlardır. imparatorluğu kur­ maya yol açacak yayılma politikası yürürlüğe girmektedir... iki t a n n ve iki din arasında bağlantılar tarih öncesi çağlara dek uzanmaktaydı (Sibylla). z i l ve da­ vul gibi çalgılarla. Yeni efsaneler doğar: Ana Tanrıça taşını Tiber'den yukarı taşıyan gemi birden karaya oturur. Roma ile Anadolu arasında kültür köprüsü kurulmuş­ tur... aralarına savaş ortağı almışlardı beni. erkek gibi. Attis e f sanesinin bu törenlerde ve gizemlerde yine­ lenmesi Roma şairlerini öylesine etkilemiş.. Bir kültür taşıyıcısı olarak Phrygialıların Troyalıları da simgelemek için kullanılmaları ne zaman ve nasıl başlar? Herhalde şairler. bahçelik na'lılar Phrygia'nın Ana Tanrıçasını getirte­ rek şehirlerinde ona büyük bir tapınak kur­ muşlar. Ama Ana Tanrı­ ça sanat yönünde çığır açmakla kalmaz. Atina ile Sparta'nm amansız ve sonsuz savaşında AtiEskiden bağlık. I I I . Askania Limne hem Gemlik. kız oğlan kız olmadığı ileri sürülmektedir. yalnız uygarlık ve kültür merkezi sayılan Anadolu'nun değil. İlyada'da Kybele'nin adı hiç geçmediği hal­ de. Sibylla'lar Anadolu'dan gelmeydi. Orduları yayılmıştı Sakarya'nın kıyılarına. Phrygia'nın bir Amazon saldırısına uğrama­ sı. Bu olay da kritik bir döneme rastlar: Roma Afrika se­ ferlerine çıkmak üzeredir. esinlendirmiştir ki. O sıralarda Delphoi tanrısı Apollon'un rahipleri bu olayı desteklemiş olacak: Tanrının kâhinleri. işte o gün. tanrıça afifligini kanıtlamak için gemisinin kendi eliy­ le çekilmesine izin versin. ama bu olay sonradan çok önemli sonuçlar doğurmuş. Gene Sibylla kitaplarının önerisiyle Ana Tanrıça'nın Roma'ya getirilişi derin siyasal sonuçlar doğurmuştur. ama tlyada'dan sonraki me­ tinlerde Troyalıların Phrygialı diye anılması büsbütün ilginç ve dikkat çekici bir yöndür. Magna Mater'in Roma'ya nakli din tarihinde eşi­ ne rastlanmayan bir olaydır. onu Demeter'le birleştirip bir devlet tanrıçası olarak benimsemişlerdir. Ana­ dolu'nun kapılarını açmıştır. Kybele-Attis efsanesini konu edindikleri şiirlerinde tanrıçanın Galli adlı rahiplerine atıfla "galliambus" diye coş­ kun bir vezin de uydururlar.): Phrygia'ya gitmiştim. Gerçekten de öyle olur. coşkun danslarla kutlanan törenleri. 184 vd. kirletildiği. Roma'nın Aineas'ı kurucu ata olarak benimsemesiyle Phrygia uygarlığını da kültürünün kaynağı saymış.rin arasında bugüne dek Fransa cumhuriyeti­ nin benimsediği Phrygia başlığı da yok mu­ dur? Phrygialı olmak kültür bakımından yet­ kin. Priamos'un da Phrygialıların yardımına koşması anlamlı. II.. birkaç yıl sonra Romalı komutan Manlius 186 . Phrygialılardan söz edilir: Bunlar Troya savaşında Troyalılara yardıma gelir (İl. Helene'ye anlatır ( İ l . Magna Mater bu gereksinmeyi karşılamış ola­ cak ki. bütün doğu Akdeniz çevresinin. 204 yılında Pessinus'taki meteortaşı törenle Roma'ya aktarıl­ mış ve Palatinus tepesine tapınağı kurulan Magna Mater'in şerefine Megalensia denilen bayramlar kutlanmaya başlamıştır. derken Claudia Quinta adlı bir kız orta­ ya çıkar ve tanrıçaya yakarır. Amazonlar gelmişti hani. halk heyecana kapılır. 1. üstün olmak anlamına gelir ve bu Roma imparatorluğu çağına kadar süregelecektir. Ana Tanrıçanın da bu kültür göçüyle birlikte Roma'ya alınmasını sağlamıştır. atları dörtnal giden bir sürü Phrygia'lı görmüştüm. hem de Bur­ dur gölünün adıdır. yeni ve da­ ha köklü inançlara özlem duyulmaktadır. kültünü sınırları içine almakla geçirdiği bir bunalıma çare bu­ lunacağına inanmıştır: Peloponez savaşı de­ nilen iki büyük Yunan şehrinin. Ana Tanrıça üstüne en zen­ gin buluntuları sağlayan Hacılar da Burdur'a yakın değil midir? Phrygialılardan kral Priamos kendisi de söz eder. Kybele'nin Phrygia'dan gelme t e f . uzak Askania'dan gelmişlerdir onlar. a f i f ellerle şehre alınmasını ister. Uzak Askania dendiğine göre bu savaşçıların geldiği yöre Burdur böl­ gesi olsa gerek. Ö.

Sipylos eteğindeki Magnesia'da (Manisa) Syria kralı III. Antlokhos'u yenip Orta Ana­ dolu'ya ordusuyla ayak basınca Romalıları Pessinus tapınağının rahipleri coşkun sevinç gösterileriyle karşılar. Bundan sonradır ki R o ­ ma Bergama krallığını miras yoluyla elde eder ve Anadolu'ya egemenliğini kurmakla bölgede çığır açıcı bir dönemin başlamasını sağlar. Denebilir ki Romalılara doğunun kapı­ larını açan Anadolu'nun yerlisi ve simgesi olan Ana Tanrıçadır. Onunla ilişki kurup Batı ile Doğu arasında köprü atmak ve kültürünün yoksun olduğu bir temeli kültür beşiği Anado­ lu'da arayıp bulmak Roma'nın siyasal dehası­ na bir örnektir. Başta Augustus olmak üzere imparatorların hepsi hiç tükenmeyen bir özü gelip Anadolu'dan almışlardır. Eşsiz bir uy­ garlık ve kültür temeline oturtmayı başardık­ ları kültürleri böylece hem İtalya'da, hem Anadolu'da geliştikçe gelişmiştir. Bunun sim­ gesi de binlerce yıl öncesi gibi Roma'nın ege­ menlik çağında da gene aynı tanrıça, hangi adla anılırsa anılsın, Anadolu'nun büyük Ana Tanrıçasıdır. Kydippe. Kleobis'le Biton'un anneleri, H e ra rahibesi (Kleobis). Kydnos. Kilikya'da bugün Tarsus çayı diye anılan ırmağın tanrısı. Ana tarafından İapetos'un torunu sayılır. Kydnos'un Parthenios adlı bir oğlu varmış, Kydnos ırmağının denize döküldüğü yerde bir şehir kurup ona Parthenia demiş. Bu şehir bugünkü Tarsus'tur. Kyklopes (Kyklop'lar). Türkçeye " T e p e ­ göz" diye çevirebileceğimiz Kyklop'lar tek yu­ varlak gözlü devlerdir. Yunan mythos'unda bu yaratıkların üç türünden söz edilir: Biri Gaia ile Uranos'un oğulları göksel Kykloplar, öbürleri Odysseia'da adı geçen Polyphemos gibi Sicilyalı Kykloplar, sonuncuları da kay­ nakları Lykia'da bulunan duvarcı Kykloplardır. Birinci türden Hesiodos Theogonia'da şöy­ le söz eder (Theog. 139 vd.): Sonra Toprak Kyklop'ları doğurdu, azgın yürekli, Brontes'i, Steropes'i ve belalı Arges'i (ki bunlar vermiştir Zeus'a şimşekleri, yıldırımı}

Her bakımdan tanrıya benziyordu burdur ama bir tek gözleri vardı alınlarında. Yuvarlak tek gözlerinden geliyordu adları, zorlu, başarılıydılar hep yaptıklarında. Uranos'un yeraltına kapattığı bu devleri hemsoyları Yüzkollularla birlikte yeryüzüne çıkarır ve Titanlara karşı savaşta silah arkada­ şı olarak kullanır. Hades'e görünmez kılan başlığı, Poseldon'a da üç dişli yabayı veren bu devlermiş. Kykloplar üzerine başka efsaneler de anlatı­ lır: Apollon Kykloplara düşman kesilir, çünkü oğlu Asklepios insanları ölümden kurtarıyor diye Zeus'un öfkesine uğrar ve Kyklopların yıldmmıyla öldürülür. Apollon baştanrı Zeus'a el kaldıramadığı için Kyklopları öldürme­ ye kalkışır. Zeus buna kızar, bir an oğlu Apollon'u Tartaros'a atmayı düşünür, sonra bu kadar ağır bir cezadan vazgeçip onu bir yıl için sığırtmaç olarak Admetos'un yanına yol lar (Admetos, Asklepios, Apollon). Bu e f $ 8 nede Kykloplar ölümsüz tanrılar değil, ölüm lü yaratıklar olarak gösterilmiştir. Sicilyalı Kykloplar önce Homeros'un Odyi seia destanında, sonra da İskenderiye şiirindi sözü geçen yaratıklardır. Odysseia bunların yerlerini, yurtlarını Homeros destanlarına ö z gü kesinlikle belirtir: Kuzey İtalya ve Sicilya kıyıları ve adaları söz konusudur, nitekim Te­ pegöz masalları oralarda tutunmuş ve birçok yerlere Tepegözlerin, özellikle Odysseia'da sözü geçen Polyphemos'un adı verilmiştir (Polyphemos). Bu bölgenin yanardağ bölgesi oluşu, oralarda toprak altına kapatılan Tepe­ gözlerin demircilikle uğraşan birer cin olarak canlandırılmalarına yol açmıştır: Bunlar H e phaistos'un işliğinde - tıpkı İtalya'da (XVIII) Akhilleus'un silahlarının yapıldığı bölümdeki gibi - demir döverler, maden işlerler ve tanrı­ lara silah yaparlar. Tek gözleri ateşin karşı­ sında kor gibi parlar, kraterlerden fışkıran kı­ vılcımlar onların örsünden fırlayan ateşlerdir, yersarsıntıları ve gürültüleriyle kendilerini bel­ li ederler. Odysseia'da bunun tam tersine Kykloplar hayvancılıkla geçinen, koyun ve keçileri bol olan ağıllarda, mağaralarda yaşa­ yan yamyam devler olarak gösterilir. Odysseus Kykloplar ülkesinde ve özellikle Polyphemos'un mağarasındaI yaşadığı serüveni en

ufak ayrıntısına kadar anlatır (Od. IX, 105 -567). Duvarcı Kykloplarsa Anadolu'da, Yunanis­ tan ve Sicilya'da iri taşlarla örülmüş kyklopeen denilen ne kadar sur varsa, hepsinin yapı­ cıları sayılır. Bunlar ne cin, ne de tanrıdır, ta­ rih öncesi çağlarda şehir kalelerini yıkılmaz, aşılmaz ve alınmaz duvarlarla çevirmek için efsanelik kralların, önderlerin emrine giren bütün bir ulustur. Efsane Kykloplann yardı­ mıyla surlarını yaptıran krallar (Tiryns şehri için) Proitos ve (Argos şehri için) Perseus'tur. Öte yandan bu duvarcı Kykloplann Anado­ lu'nun Lykia bölgesinden gelme oldukları da efsanelerce belirtilir. Bütün bu kanıtlar bu tek gözlü devlerin yorumlanmasında Hitit kabart­ malarının göz önüne alınması gereğini pek­ leştirmektedir. Halikarnas Balıkçısı'nın öner­ diği bu görüş tutarlı görünmektedir: Tek yu­ varlak gözlü devler Hitit kabartmalarında profilden görülen kişiler olabilir, dev oluşlan ve çok iri duvarların yapıcıları sayılmaları Anadolu'daki Hitit surlarının kayaya oyulmuş olmasıyla açıklanabilir. Kaldı ki efsane bu devarcı devlerin Anadolu'dan gelme, dağ kaya­ lıklarına mezarları kazmakla ün salmış Lykia'dan gelme olduğunu da ayrıca belirtmekte­ dir. Bu sorunun efsane bakımından da, Ana­ dolu ve özellikle Anadolu-Yunan ilişkilerinin aydınlığa çıkarılacağı bir gelecekte çözümle­ nebileceğine inanıyoruz. Kyknos. Kuğu kuşu anlamına gelen bu ad birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Poseidon'un bir oğlu. Efsanesi Troya'nın İlyada'dan önceki olaylarıyla ilgilidir. Troyahlardan yana olan Kyknos Akhaların bo^az kıyılarına çıkarma yapmalarına engel olmak istemiş ve Akhilleus'la çarpışmış. Ama babası tanrı olduğu için Kyknos'un derisine silah işlemiyormuş. Akhilleus onu kalkanla ite ite bir kayanın altına kadar getirmiş, ora­ da ezmeye çalışmış. Poseidon da oğlunu bir kuğu kuşuna çevirip kurtarmış. (2) Poseidon'un Kyknos adında bir oğlu da­ ha/varmış, Troya'nın güneyinde, Bozcaa­ da'nın tam karşısındaki bir şehrin kralıymış. Adanın o zamanki adı Leukophrys'miş. Ana­ sı bu Kyknos'u doğurunca deniz kıyısına bı­ rakmış, bebeği bir kuğu kuşu büyütmüş. 188

Kyknos sonraları Laomedon'un bir kızıyla ev­ lenir ve Tenes adlı bir oğlu, bir de kızı olur. Karısı ölünce Kyknos başka bir karı almış, ama üvey annesi Kyknos'a iftira etmiş, Kyknos da buna inanmış, oğlunu bir sandığa kapatarak denize atmış. Tenes Bozcaada'ya çıkmış, sonraları adını vermiş Leukophrys adasına. Kyknos bir süre sonra oğlunun suç­ suz olduğunu anlamış ve iftirayı yapan karı­ sıyla ona tanıklık eden kavalcıyı gereğince ce­ zalandırmış, sonra da Tenedos adasına oğ­ luyla barışmaya gitmiş, ne var ki Tenes baba­ sının kıyıya bağladığı ipi bir keserle kesip ge­ misini açığa atmış (Tenes). Efsaneye göre Tenedos adasına kavalcıların gelmesi de ya­ sak edilmiş. (3) Tanrı Ares'le Pelias'ın kızı Pelopeia'nın oğlu. Kyknos, zalim bir eşkıya imiş, Delphoi'ye gelen yolcuları durdurur, öldürür ve ölü­ lerini babası Ares'e sunarmış. Apollon bu iş­ ten bıkmış ve yiğit Herakles'i Kyknos'la çar­ pışmaya göndermiş. Herakles eşkıyanın hak­ kından gelmiş, ama Ares oğlunun öcünü al­ mak üzere yeryüzüne inince, onu da kalça­ sından yaralayarak Olympos'a dönmeye zor­ lamış. (4) Phaethon'un arkadaşı Kyknos adlı bir adam varmış, Phaethon ölünce öyle güzel bir sesle ağıt yakmış ki Apollon tanrı onu kuğu kuşuna döndürmüş. Kuğu kuşlarının ölmeden ötmesi de ondanmış. Kylabras. Lykialı bir çoban. Phaselis (Tekirova) şehrinin kurulacağı yerde tarlaları var­ mış, oraya şehir kurmaya gelen Lakios bu tarlaları tuzlu balık karşılığında satın almış (Lakios). Sonraları Phaselis halkı Kylabras'a bir tapınak kurmuş, sunu olarak da tuzlu ba­ lık adarlarmış Kylabras'a. Kyrene. Kyrene, Peneus ırmağının torunu olan Tesalyalı bir nympha'dır. Pindos dağı­ nın eteklerinde sürüleri bekler ve öyle güçlü kuvvetlidir ki, vahşi hayvanlarla boy ölçüşür. Günün birinde silahsız olarak bir aslanla d ö ­ vüşüp onu alt edince, güreşe tanık olan Apollon Kyrene'ye âşık olur. Hemen Kentaur Kheiron'a gidip bu kızın kim olduğunu Öğre­ nir ve Kyrene'yi altın arabasına bindirdiği gi­ bi Libya'ya kaçınr. Orada Kyrene adını alan

bir altın saraya yerleştirir. Kyrene'nin Apollon'dan bir oğlu olur, Aristaios adlı bu çocu­ ğu Hera tanrıçalarla Toprak Ana büyütürler (Aristaios). Kythera'h. Aphrodite'ye verilen bir ek a d . Tanrıçanın denizin köpüklerinden doğunca ilk vardığı yer Kythera adası olduğu için (Aphrodite). Kyzikos. Kapıdag yarımadasının batı ko­ yunda bulunan Kyzikos şehri (bugün Balkız) ilkçağda Marmara'nın en zengin ve işlek l i manlarından biriydi. Kurucusu Kyzikos'un ef­ sanesi Argonaut'lar seferiyle ilgili olarak anla­ tılır (Argonaut'lar). Kyzikos tanrı Poseidon'dan türemiş olan Dolionların kralıymış. Argonaut'lar şehre geldiklerinde kral, kâhin Merops'un kızı Kleite ile yeni evlenmişmiş. Kyzikos Argonaut'ları iyi karşılamış, yedir­ miş, içirmiş, yanlarına bol kumanya da vere­ rek ugurlamış. Ne var ki Argo gemisi yola

çıktıktan sonra büyük bir fırtınaya (utulmuş, gece vakti bir karaya varmışlar, ne bilsinler ki orası az önce ayrıldıkları Dolionların ülkesi dir. Dolionlar bunları korsan sanarak saldırı ya geçmişler, kıyasıya bir savaş olmuş, s a v a şa kral Kyzikos da gelip katılmış ve İason'un elinden can vermiş. Sabah olunca bir de bak mışlar ki korkunç bir yanılgıya düşmüş her­ kes. Argonaut'lar üç gün, üç gece yas l u l muşlar Kyzikos'un ölüsüne, sonra törenle gömmüşler onu. Bu arada Kleite kederinden asmış kendini. Kyzikos'un kral olduğu selin­ de adı verilmiş Kieite'nin ölümüne nympha' lar o kadat ağlamışlar ki, gözyaşlarından bir kaynak fışkırmış, ona da Kleite adı verilmiş. İlginç bir nokta da şu ki, Argonautlar efsane­ sinde Kyzikos'tan ayrılmadan önce gemicile­ rin şehre hâkim olan Dindymos (Kapıdag) üs tüne bir Kybele heykeli diktikleri ve fırtınayı ancak bu yoldan dindirebildikleri söylenmek­ tedir.

L
Labdakos. Kadmos'la Harmonia'nın toru­ nu, Laios'un babası ve Oidipus'un dedesi (Tab. 19). Thebai kralı olan Labdakos adını bütün soyuna vermiştir, Oidipus da Labdakos oğlu diye anılır. Labrandos. Labrandos Kuretaların biridir. Arkadaşları Panamoros ve Palaksos'la birlik­ te Karia bölgesine gelir ve oradaki Labranda şehrine adını verir. Labranda bugün Selimi­ ye'nin biraz kuzeyinde Türbe adlı bir kasaba­ nın yerinde bulunuyordu. Labyrinthos. Labyrinthos, sonsuz ve girift dehlizlerden meydana gelen bir yapıya veri­ len addır. Mısır'da bu çeşit yapılar yeraltında mağaralar kazılarak yapılırdı ve çokluk kral mezarı olarak kullanılırdı. Yunan mythos'unda bu kelime Girit kralı Minos'un ünlü mimar Daidalos'a yaptırdığı ve içinde Minotauros'u sakladığı yapı için kullanılır. Labyrinthos ku­ ruluşundan da anlaşıldığı gibi Yunanca bir ke­ lime değil, Anadolu dillerinden üremedir. G i rit'e de oradan gelmiş olsa gerek. Girit Labyrinthos'u yeraltında değil, yer üstünde yapıl­ mış bin bir oda ve koridordan kurulu çapraşık bir yapıdır. Efsaneye göre Minotauros'u öl­ dürmeye giden Theseus'a Ariadne bir yumak iplik vererek onun Labyrinthos'a girdikten sonra yolunu şaşırmadan çıkmasını da sağla­ mıştır (Daidalos, Ariadne). Labyrinthos adı iki ağızlı balta anlamına ge­ len ve Girit din ve sanatında olduğu gibi Ana­ dolu'da da izleri görülen "labrys" kelimesin­ den türemiş olabilir. Lacrtes. Odysseus'un babası. Oğlu Troya savaşına gidip dönmeyince derin bir yas kap­ lar Laertes'in yüreğini, İthake sarayından ay­ rılır, gider bağlarında herkesten uzak, çoban­ ları ve bahçıvanlanyla birlikte yoksulluk için­ de yaşar. Odysseus'un ölüler ülkesinde rastla­ dığı anası Antikleia oğluna babası Laertes'in ne büyük acılar içinde kıvrandığını anlatır (Antikleia). îthake'de Laertes'in sözü geç­ mez bile, saraydaki rezalete karışmaz, malı­ nın, mülkünün Penelopeia'nın taliplerince tü­ ketilip yok edilmesine karşı koyacak güçte 190

değildir. Hele karısı Antikleia da canına kıyın­ ca Laertes canlı bir cenaze oluverir. Penelopeia ona sözde kefen dokur, her gün doku­ duğu ve gece söktüğü bezin Laertes'e kefen olduğunu söyleyerek talipleri oyalar. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye ayak basınca ba­ basının yürekler acısı halini çoban başı Eumaios'un ağzından haber alır. Ama ona ancak talipleri öldükten sonra, Odysseia'nın yirmi dördüncü ve son bölümünde görünür. H o m e ros bu buluşmayı şöyle anlatır (Od. X X I V , 226 vd.): Odysseus yalnız babasını buldu bakımlı bahçenin içinde, çapalıyordu ihtiyar adam bir ağacın dibini, entarisi eski ve yamalı vepimpisti, yamalı sığır derileri bağlamıştı bacaklarına, sıyrıklardan korunmak içindi, dizlik yerine, ellerinde eldiven vardı dikenler batmasın diye, başında da soğuğa karşı keçi derisi bir takke, Odysseus onu ihtiyarlıktan çökmüş, gönlü büyük bir yas içinde görünce dayanamaz, ağ­ lar. Kendini tanıtınca ihtiyar Laertes birden­ bire dirilir, gidip yıkanır, temiz bir entari gi­ yer ve tanrıça Athene'nin yaptığı büyü ile bir­ den güçleşir, gençleşir. Öyle ki ithake halkı taliplerin ölümünden dolayı öç almaya gelin­ ce, Laertes de oğlu ve torunuyla birlikte sila­ ha sarılır ve Eupeithes'i öldürür. Laios. Labdakos'un oğlu, Oidipus'un baba­ sı, Thebai kralı (Tab. 19). Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasına kaynak olarak aldığı efsaneye göre, Laios İokaste ile evlenir ve bir oğlu olur. Ama çocuk dogmadan tanrı sözcü­ sü Laios'a doğacak olan çocuğun kendisini öldüreceğini bildirir. Bunun içindir ki kral ço­ cuğu doğar donmaz bir uşağına verip dağa bıraktırır. Ama tanrı sözü gene de gerçekle­ şir: Günün birinde Laios Delphoi'ye giderken yolda bir yabancıyla kavgaya tutuşur, bu ya­ bancı kendi oğlu Oidipus'tur. Oidipus Laios'u Öldürür ve Thebai'ye vardıktan sonra anası İokaste ile evlenir. Oidipus'un, babasını öl­ dürmek ve anasıyla evlenmekle işlediği kor­ kunç günahı nasıl haber aldığı ve nasıl cezaya çarpıldığı Oidipus efsanesi ve tragedyasında anlatılmıştır (Oidipus).

Laistrygon'lar. Odyssela'da adı geçen efsanelik bir boy. Odysseus gemileriyle rüzgâr tanrı Aiolos'un adasından ayrılınca altı gün yol alır, sonra da Telepylos denilen çok güzel bir limana varır. Bütün gemiler bu sütliman koya girerler, yalnız Odysseus kendi gemisini liman dışında bir kayaya bağlar. Üç arkadaşı­ nı da kente gönderir, ama Laistrygonların kralı Antiphates'in kızına rastlayan bu adam­ lar önce bir dev anasının evine götürülürler, sonra da Antiphates adlı dev kral onlan kesip yer, bununla da kalmaz, Laistrygonlar liman­ da demirlemiş gemilere saldırır ve bütün ge­ micileri öldürüp şişlerler. Bir Odysseus'un ge­ misi halatını çözerek kaçıp kurtulmak çaresi­ ni bulur. Böylece Odysseus'un on iki gemi­ sinden on biri yok olur, bir tek gemisi kalır. Bu korkunç macera Odysseia'nın onuncu bö­ lümünde anlatılmıştır (Od. X, 80-132). Lakedaimon. Zeus'la Taygete'nin oğlu, P e loponez'de Lakedaimon ya da Sparta olarak anılan ünlü şehrin kurucusu (Tab. 9). Efsane­ ye göre Lakedaimon adlı kahraman bölgede kral olan ırmak tanrı Eurotas'ın Sparta adlı kızıyla evlenmiş, Eurotas ölünce de tahta çık­ mış. Kentine karısının adını vererek Sparta demiş, yönettiği halka da Lakedaimorilular diye kendi adını takmış. Tarihsel çağlarda bu kent h e m Sparta, hem de Lakedaimon diye anılır. Lakhesiş. Zeus'la Themis'in kızları sayılan kader tanrıçaları Moiraların biri. Adı kader, alın yazısı anlamına gelen Lakhesiş Moiraların ikincisidir (Moiralar). Lakios. Lakios'a Delphoi tanrı sözcüsü do­ ğuya gidip bir şehir kurmasını buyurmuş, Lakios da Anadolu'nun Lykia ile Pamphylia ille­ rinin sınırında bulunan Phaselis şehrini kur­ muş. Bu şehri kurmak için gereken topraklan tuzlu balık karşılığında satın almış (Kylabras). Lamia. Komedya'da adı geçen, kadın başlı, eşek bacaklı bir canavar, çocuklara korkuluk olarak gösterilirdi. Bir efsaneye göre Lamia güzel bir kızmış, Zeus ona gönül vermiş, onunla birkaç kez gelip sevişmiş, ama Lamia'nın her çocuk doğuruşunda kıskanç Hera gelir, doğan çocuğu öldürürmüş. Sonunda

Lamia gidip bir mağaraya saklanmış ve çocuklan yaşayan analara düşman kesilmiş. G e çeleri gözüne uyku girmediği için gider, ço cuklan kaçırır, yermiş. Ama Zeus ona acımış, çok şarap içtiği geceler gözlerini çıkarıp yata­ ğının yanındaki bir kaba koyarmış, o zaman uyur ve çocukları rahat bırakırmış. Lampetie. Helios'la Neaira'nın kızı, Odys seia'da adı geçen nympha. Lampetie kız kar­ deşi Phaethusa ile birlikte babaları Helios'un Thrinakie adasındaki kutsal sığırlarına bekçi­ lik etmektedirler. Odysseus'un arkadaşlarının kutsal sığırları kesip yediklerini Helios'a ha­ ber veren onlardır (Od. X I I ) . Lampsake. Lampsakos (Lapseki) şehrine adını veren kadın. Lampsake Babrykler kralı nın kızıymış. Boğazlar bölgesine Y u n a n i s - . tan'dan gelen göçmenler günün birinde kra lın bulunmadığı bir zamanda yerlilerin saldın sına uğramışlar ve Lampsake araya girme şeydi, hepsi öldürüleceklermiş. Ama kral ki» göçmenleri kurtarmış, bunun için de onlaı şehri aldıktan sonra Lampsake'ye bir tanrıça gibi tapınmışlar ve şehre adını vermişlerdir. Laodamas. (1) Eteokles'in oğlu, Thebal kralı. Thebai'ye karşı Epigonlar seferine karşı koyar ve şehrini savunurken ölür (Alkmaion). Başka bir anlatıma göre Epigonlar şehri alınca Laodamas kaçar ve kuzey Yunanis­ tan'a sığınır. (2) Antenor'un oğlu, llyada'da adı geçen Troyalı savaşçı. Aias tarafından öldürülür. Laodameia. (1) Bellerophontes'in kızı. H o meros İlyada'da Laodameia'nın Zeus'la bir­ leştiği ve Sarpedon'u doğurduğu söylenir (İl. VI, 197 vd.) : Akıllı Zeus, koynuna girdi Laodameia'nın. Laodameia doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon 'u. Başka bir geleneğe göre Sarpedon Zeus'la Europa'nın oğludur (Tab. 11). Laoda la Artemis'in oklarıyla ölmüş. (2) Akastos'un kızı, Protesilaos'un karısı Protesilaos Tröya kıyılarına çıkar çıkmaz ölen Akha yiğididir. Kocası Troya seferine çıkmadan az önce evlenen Laodameia ölüm

haberini alınca tanrılardan Protesilaos'u ken­ disine üç saat için bağışlamalarını diler. Bu dileği yerine gelir, ama eşi Hades'e indikten sonra da Laodameia canına kıyar (Protesilaos). Bir anlatıma göre Laodameia Protesilaos'un balmumundan bir heykelini yaptırmış ve onu koynuna alırmış. Babası bunun' farkı­ na varınca heykeli ateşe atmış, Laodameia da heykelin ardından atlayarak diri diri yan­ mış. Laodike. (1) Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. İlyada'da Agamemnon'un üç kızı­ nın adı Khrysothemis, Laodike ve İphianassa diye geçer. Laodike tragedya yazarlarının sonradan Elektra diye adlandırdıkları kız olsa gerek. (2) Priamos'un kızı (Tab. 16). İlyada'da şöy­ le tanımlanır (il. I I I , 124): "Güzellikten yana en üstünüydü Priamos'un kızları arasında". Laokoon. Troyalı Antenor'un oğlu sayılan Laokoon, Thymbralı Apollon tapınağında ra­ hiptir. Ama tanrının heykeli önünde karısıyla seviştiği için günah işlemiş ve ApoIIon'un ö f kesini üstüne çekmiştir. İki oğlu vardır. İlyada'da adı geçmeyen Laokoon Vergilius'un "Aeneis" destanında Troya'nın yıkılışıyla ilgili olarak anlatılan korkunç bir mace­ ranın kahramanıdır. Akhalar içi dolu tahta atı Troya kapılarının önüne bırakarak Tenedos adasının arkasına saklandıklarında Troyalılar poseidon tanrıya şükretmek için on bir kur­ ban kesmek görevini Laokoon'a verirler. Laokoon kocaman bir boğayı deniz tanrıya ada­ mak üzeredir ki dalgalardan olağanüstü bü­ yüklükte iki yılan çıkar, bunlar babalarına yar­ dım etmekte olan Laookon'un iki oğluna sal­ dırırlar. Yılanlar çocukların gövdelerine sarı­ lıp onları boğmak üzereyken Laokoon araya girer, oğullarını kurtarmaya uğraşır, ama bu kez yılanlar onu da boğumlarının arasına alır­ lar ve üçünü de tüyler ürpertici biçimde öldü­ rürler. Troyalılar bu manzarayı dehşetle sey­ rettikten sonra, Laokoon'un Apollon'a karşı işlediği günahı bilmedikleri için, şöyle yorum­ larlar: Apollon'un rahibi kapı önüne bırakılan tahta heykelin şehir içine alınmasına karşı gelmiş, giderek kargısıyla atın karnına vur­ muş, oyuk olduğu sonucuna varmıştı. Deniz192

den çıkan yılanların Laokoon'u ve çocukları­ nı boğması işte bu tutumun cezasıdır, heykel ise tanrıların bir armağanıdır ve şehre alın­ malıdır. Casus Sinon'un da desteklediği bu görüş tutunur ve tahta at surlardan içeri alı­ nır. Aeneis'te canlandırılan bu olay bugün Vati­ kan müzesinde görülen ünlü Laokoon ve oğulları heykeline konu olmuştur. Laomedon. Ilos'la Eurydike'nin oğlu Laomedon Troya'nın ilk krallarındandır (Tab. 16, 17). Strymo ile evlenir ve Podarkes, yani Priamos'la Hesione'den başka birçok çocuk­ ları olur (Hesione). Tros'la llos'un kurdukları Troya şehrine surlar yaptırmak için Apollon ve Poseidon'dan yardım gören Laomedon yemin bozmuş, güvenilmez bir kral olarak geçer e f sanede. Bu günahı onun ve şehrinin başına birçok belalar getirmiştir. Bu yüzden Troya'ya düşman kesilen Poseidon olayı Apollon'a şöyle hatırlatır (İl. XXI, 4 4 1 vd.): Zeus buyurmuştu ikimize demişti, soylu Laomedon'a yardımcı olun, belli bir karşılıkla kiralamıştı bizi bir yıllığına, iş buyuruyordu bize, efendimizdi. Bir surla çevirdim ben Troya'lılarm şehrini, geniş, çok güzel bir surdu bu, şehir bir türlü ele geçemez olmuştu, sense, çok kıvrımlı İda'nın ormanlık yarlarında kaypak kaypak yürüyen, boynuzlu sığırlarını güdüyordun, ama güler yüzlü mevsimler gelip geçti, geldi yıllığı ödemenin günü, yüzsüz Laomedon vermedi karşılığını emeğimizin, meydan okudu birde utanmadan, bizi kovdu, dedi, ellerinizi, ayaklarınızı bağlayacağım, dedi, satacağım sizi uzak adalara, üstelik kulaklarımızı tunç kılıcıyla kesecekti. Poseidon bu hakaretten duyduğu öfkeyi bir türlü unutamaz, Hesione'yi öldürecek bir de­ niz canavarı gönderdiği gibi, Troyalıları tut­ maktan da kaçınır. Laomedon*un Hesione'yi kurtardı diye H e rakles'e verdiği sözü de tutmaması onun yiğit

kızı dışardan gelecek bir yabancıya. Leandros. Latinlerin egemenliğini dünya­ ya yayacak olan bir kahramana vermek ge­ rektiğini bildirir.Herakles'in elinden öldürülmesine nedendir. Roma asıllı efsanelere göre de Latinlerin bu ilk kralı Faunus'un oğlu ve Lavinia'nın babasıdır. Latinus da Aeneas'ııı Latium'a geldiğini görünce. Mousos. Leonteus vb. Lapith olarak tanınmıştır. talibi olan Ruteller kralı Turnus'a değil de. evlerin içini koruyan. örne­ ğin Knidos ve Rhodos'ta da rastlanır. bir kızı olmuş. Periphas. onun oğlu Polypoites. Lares. Aeneas Latium'a gelmeden önce Lavinia Rutullar kralı Turnus'a nişanlıdır. Bu Lapithes'in ken­ disi boyuna adını verir. bu kız ApoUon tanrıdan gebe kalarak bir oğul doğurmuş. İlyada'da adı geçen bu boy "taşkın canlı kargıcılar" diye nitele­ nir. Kendilerinden önce bölgede oturan Pelasgları kovarak. Triopas ve Lesbos. hem de tarihte adı geçen bir Tesalya boyudur. Latium'un bir su perisi olan Lara İupiter'in buy­ ruklarına karşı gelmiş. Yunan kaynaklarına göre Latinus. Pelion ve Ossa dağlarının eteklerine yerleşmişler. Pindos. Lakedalmon'd. başka birine göre de Phlegyas'ın oğ­ ludur (İksion). Lapith'lerin söz edildikleri efsanelerin ba­ şında Kentaurlarla olan çarpışmaları gelir (Kentauroi). Peneus Kreusa (ya da Philyra) ile evlenmiş. Latin şairi Ovidius'a göre Lara'nın asıl adı geveze anlamına gelen "Lala"dır. Larlar bir ellerinde bereket boynuzu taşıyan. kısa rubalı ve bir ayaklarının üstünde dönen delikanlılar olarak gösterilir. yani ölümü simgeler. kazanır ve Lavinia ile evlenir (Latinus. Ne var ki adlarına birbirinden çok uzak yerlerde. Kral Latinus'un kızı. Etrüsk asıllı tanrılar. h e m ef­ sane. Lavirıia'yı ona verir. Kalydon avında da bulunmuşlar (Meleagros). cinlerdir. Her evde ölülerin ruhunu simgele yen bir Lar bulundurulur ve bu aile bekçisinin heykeli kuşaktan kuşağa aktarılır. Ama Troya soyundan bütün kişilere düşman kesilen tanrıça İuno Lavinia'nın anasının Turnus'la birlik olup bu evlenmeye karşı koyma­ sını sağlar. Bkz. ama dedesi Faunus onun evlenmesine engel olur. başka başka bölgeler­ de şehirler kuran dört oğlu olur: Phorbas. Odysseus'la Kirke'nin oğludur. Sonra da . Laomedon'un Herakles'e söz verdiği atlar tanrı Zeus'un Ganymedes'e karşılık Tros'a armağan ettiği atlardır (Ganymedes). hem de tam sessizliği. Bir Lapith ol­ duğu bilinen İksion bir efsaneye göre Periphas'm. Buna öfke­ lenen lupiter kızın dilini koparmış. İtalya'nın yerlileri Aborigenes deni­ len boya adını veren Latinus üstüne iki ayrı kaynaktan gelme efsaneler anlatılır. aldığı cevapta kızını. Lavinia. Efsaneye göre Lara ile Mercurius'tan doğmadırlar. tanrı gönül verdiği İuturna'yı elde etmek için bütün nympha'lardan yardım istediği halde. Lapith'ler. Lara. Lara hem yardım­ dan kaçınmış. Ama Mercurius Lara'ya yolda tutularak onu Lares tanrı­ lara gebe bırakmış.ın kovulan Tyndareos Aitolia 'ya sığı­ nınca Thestios onaa kızını verir. Aeneas Turnus'la teke tek savaşa girer. K ı z ı Lavinia günün b i rinde hiç acı çekmeden yanıp tutuşmaya baş­ layınca Latinus tanrı sözcüsüne bu mucizenin nedenini sorar. bunlar Ro­ ma halkının topluca yaşadığı yerleri konır. iki oğlu. Hero. Ev Larla rından başka kamu Larları vardır. Lapith'lerin en başta gelen soyunun atası ırmak tanrı Peneus'tur. babası üstüne kaynak­ lar birbirini tutmaz. genellikle Aitolia kralı Thestios'un kızı olduğu kabul edilir. Aenas). adı Lapithes. Lares tanrılar yol ağızlarını. Latinus. kılavuz tanrı Mecurius'a da bu geveze periyi ölüler ül­ kesine götürmesini buyurmuş. Lapithai (Lapith'ler). Latin adını göklere çıkaracak bir kahramana ver­ mesi gerektiği bildirilir. Roma mitolojisinde Lara hem dedikodu. Leda'nın anası. Öldükten sonra da İupiter Latiaris adiy la tanrılaştırılır (Lavinia). Bir süre sonra İtalya'ya ayak basan Aeneas'ı kral Latinus iyi karşılayıp kendisine damat olacak adamın bu olduğu kanısına varır ve Lavinia'yı Aeneas'a verir. hem de baştanrınm bu tutku­ sunu İuno'ya ve İuturna'ya açmış. Argonaut'lar seferine katılmış­ lar: Theseus'un arkadaşı Peirithoos. Leda.

X. yoksa kılıcıyla kendini öldüreceğini söyler. ossaat tanrı bir kuğu kuşu olup ona yanaşmış.Tyndareos Herakles'in yardımıyla Sparta tahtını gene ele geçirir ve Leda ile birlikte oraya yerleşirler. Lethe. 5). Libcr. Bu korkunç hikâye sonu­ cunda Leukippos Lykia'dan ayrılmak zorun­ da kalır. Ak­ şam olunca Ameles (kaygısızlık anlamına ge­ lir) ırmağın kıyısında konaklamışlar. tanrısal yumurtayı yumurtlayan Leda değil. Bir Anadolu tanrıçası olduğu adından. suyunu içen ruhlar geçmiş hayatlarını ve çek­ tikleri acıları unutup öyle girerler ölüler dün­ yasına. Libya. Leto. Lapithes'in oğlu. Dioskurlar). Zeus Nemesis'e tutkunmuş. Çok gü­ zel bir kız olduğu için Leda onu öbür çocukla­ rıyla birlikte kendi kızıymış gibi büyütmüş (Helene.j lanndan olan Ksanthios'un oğludur.: na derdini açar ve ondan yardım ister. içer içmez de. Leukothea. baba da onu kızının âşığı sanarak kılıcıyla vurur. dişisi Libera İle birlikte bag. ne ağaç. Kastor'la Polydeukes'tir (Tab. İno. her şeyi unuturmuş". Bu yumurtadan yalnız Helene doğmuş. Ksanthios gece kızının odasına girer. Titanlardan Koios'la Phoibe'nin kızı Leto. Bir tanrı buyruğuna uyarak Yunanistan'dan ayrılıp Midilli'ye gö­ çer. anası. kendisi de Poseidon'la birleşir ve Agenor'la Belos diye Fenike ile M ı sır'ın efsanelik kurucularını doğurur. Bazı ruhlar ölçüyü kaçırıp fazla içermiş. Leukippos. Lykia'da 1 üstün bir savaşçı olarak tanınır. ama gü­ nün birinde Ksanthios'a birisi kızının bir ya­ bancıyla yattığını ihbar eder. Platon ve neo-platonculugun etkisiyle Lethe unutmayı simgeleyen bir ırmak ve son­ ra da soyut bir kavram haline gelmiştir. Nemesis'in yumurt­ ladığı yumurtayı da Leda alıp saklamış. Bkz. Tutkusu gün geçtikçe artar. öç tanrıçası Nemesis'tir. Bellerophontes'in torun. bahçe ve tarlala­ rın bereketini sağladıklarından Yunan tannlarından Bacchus ve Ceres'le bir tutulmuşlar­ dır. Epaphos'un kızı olan Libya. oysa herkes de bu sudan biraz içmek zorun­ daymış. tanrıdan kurtulmak için bir kaz biçimine girmiş. İo'nun torunu olur (Tab. "Devlet" adlı eserinin sonunda ruh göçümünü anlatan Platon Lethe'yi şöyle ta­ nımlar (Dev. . Girit'e geçip orada bir koloni kurar. Leda da bir yumurta yumurtlamış. Lesbos. Unutmak anlamına gelen bir fiilden türemiş olan Lethe s ö z c ü m ü allegorik b i r tan­ rıçanın adıdır. Kendisi kral olup adaya adını verdiği gibi ka­ rısının adı da adanın büyük şehirlerinden biri­ ne verilmiştir (Lapithai). Kuzey Afrika'ya adını veren nympha'. Efsaneye göre Zeus tanrı Leda'ya âşık olmuş ve bir ku­ ğu kuşu biçiminde ona yanaşmış. Miletos bölgesinde bir şehir kurar. Bu ır­ mağın suyu hiçbir kap içinde durmazmış. Serüveni ilkçağın aşk romanlarından birine konu ol-j muştur. Orta İtalya'nın eski bir tanrısı Liber. Hesiodos'a göre Lethe kavga tanrıçası Eris'in kızı ve Gece'nin torunudur. baştanrı Zeus'la birleşerek Apollon'la Artemis'in anası olur (Tab. 621a): "Ruhlar boğucu. Midilli adasına adını veren kahraman. onu yenemeyeceğini anlayınca. Başka bir efsaneye göre. ama tanrı­ ça onu istemezmiş. ne ot varmış bu ovada. kor­ kunç bir sıcağın altında Lethe ovasına git­ mişler. Büyükannesi lo nasıl Zeus tanrıyla birleşmişse. Anası iki kardeşin gizlice sevişmesini sağlar. yumurtadan iki ikiz ço­ cuk çıkmış: Zeus'un dölleri olan Helene ile Kastor ve Tyndareos'un çocukları olan Klytaimestra ile Polydeukes. Lykialı bir delikanlı. Leukippos. 10). Libya. efsa­ nesinden ve tapınağının yerleşme yerlerin­ den belli olan Leto konusunda Apollon. ama tanrıça Aphrodite'nin öfkesine uğrayarak kendi kız kardeşine gönül verir. ama oradan da kovulup Anadolu'ya döner. kız acı bir çığlık atarak düşer. Maiandros (Menderes) kıyısındaki Magnesia (Manias) şehri kralının kızı bu Leukippos'a gönül vere­ rek yurdunu onun emrindeki düşmana teslim etmiş. Klytaimestra. 12). Leda'nın çocukları Helene ve Klytaimestra. Ari temis ve Kybele maddelerine bakılması. oradaki kralın kızı Methymna ile evlenir. bu sırada Leukippos da saldıranın babası olduğunu anlamaya­ rak onu öldürür. Lethe Hades ülkesinde bir pınar olmuştur. kız saklanır.

Agenor yoluyla Kadmos'la Europe'nin ninesi olur (Agenor. köpekler gelir. H e rakles. Psamathe de yasını ağıtlarla dile getirir. bir bu çiçeği yer buranın halkı. lotos bile verdiler onlara yesinler diye. Zorbanın meydan okumasına hiı. veba da böy­ lece sona erer. Linos. (2) Boiotia'da anlatılan Linos efsanesi biraz değişiktir: Linos Musaların birinin çocuğudur. kafalarını keser. Herakles'in arkadaşı ve habercisi. Apollon tanrı da bu korkunç olayın cezası olarak Argos bölge­ sine veba salar. orada karaya çıktık ve biz gittik su almya. Linos efsanesi bir çeşit ağıt yakma törenine bir kaynak bulmak amacıyla uydu­ rulmuş olsa gerek. IX. oradan yelken açınca kor­ kunç bir poyraz fırtınasına tutulurlar ve on gün denizde çalkandıktan sonra Lotosyiyen lerin ülkesine varırlar.): Tam dokuz gün ölüm rüzgârları balıklı denizde çalkaladı bizi sonunda Lotosyiyenlerin toprağına vardık onuncu günü. kral kızı Psamathe'nin Apollon'dan ge­ be kalarak doğurduğu bir çocuktu. oturup doyurduk karnımızı tez giden gemilerin dibinde. E l i çok çabuk olduğundan hasımla­ rının hepsini yener. Linos törenlerinde ağıtlar oku­ nur. Troya'dan ayrıldık tan sonra Trakya kıyılarına uğrayan Odysseus'un gemileri. Müzikte usta olduğu için Herakles'i yetiştir­ mekle görevlendirilmiş. kürekçi sıraları altına çektim. Lotophagoi (Lotosyiyenler). sürükledim gemiye onlun. kattım yanlarına bir de haberci. unutturmuştu sılayı Ama bakmadım gözlerinin yaşına. Phrygialılar ekin biçerken Lityerses'in serü­ venini dile getiren bir türkü söylerlermiş. al dırmadan onu güzel bir türküyle uyutmuş ve kafasını kesmiş. Lydia kraliçesi Omphale'nin yanında bulunduğu sırada Lityerses'le boy ölçüşmeye gelmiş. 82 vd. Belos. Seçtim iki kişi. (1) Argos'ta anlatılan efsane şöyledir: Linos. akıllarını çelmişti bu yemiş. kendinden geçti ve dönmeyi istemedi bir daha gemiye. Bahtsız adam da Euboia yakınında denize düşüp ora­ daki Likhades adalarına adını verir (Herakles). Babası işin far­ kına vararak kızını öldürür. Bu ülkenin kuzey Afri­ ka'nın Trablusgarp kıyılarının karşısında Cerba adası olduğu öteden beri bilginlerce kabul edilir. Yiğit onu Deianeira'dan yeni bir gömlek al­ maya gönderir ve kansının yolladığı sihirli Gömlegi sırtına geçirip yanmaya başlayınca bütün suçu Likhas'tan bilir. kız baba­ sından korktuğu için bebeğini dağa bırakır. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. ama kulağı olmayan yiğit hocasından azar işittiği bir gün öfkelene­ rek onu öldürmüş. Odysseus bu eşsiz serüveni şöyle anla tır (Od. Korkunç bir öfke içinde ağaçları köklerinden söken. vurdum zincire . Ekin biçmede onun üstüne yokmuş ve babasının kral olduğu bölgeye kim gelse onu yanşmaya çağırır. Likhas. teknede. bizimkilerden kini yediyse totosun bal gibi yemişini. ekmek yiyen hangi insanların toprağına ayak basmışız. yolladım arkadaşları. bedenle­ rini de ekin demetleri arasına baglarmış. Europe). Gittiler ossaat buluştular lotos yiyen adamlarla. istemese de onu döve döve çalışmaya zorlarmış. Apollon'la boy ölçüşecek olmuş da tanrı onu ölümle cezalandırmış. yolda rastlanan köpekler öldürülürdü. dedim gidin bakın. Orada kalıp lotos yemekten başka şey düşünmediler. Linos'u parçalarlar. Odysseia'da sözü geçen efsanelik boy. Lltyerse adlı bir türküde bu biçicinin ustalığı övülürmüş. arkadaşlar da çabucak hazır etti akşam yemeğini. Bkz. Yiyip içtikten sonra doyasıya. bizim dostlara hiçbir kötülük düşünmedi ora halkı. Yalvarılar Lityerses. sunakları deviren ve avaz avaz bağıran Herakles L i khas'ı ayağından tutup denize fırlatır. Daha başka bir anlatıma göre Linos ağıt söylemekte o kadar ustaymış ki. Litai. Argoslular Delphoi bilicisin­ den aldıkları öğüt üzerine Linos ve Psamathe adına bir yas töreni düzenlerler.

Hıristiyan edebiyatında şeytanın bir adı. Lydos'un Tyrrhenos adlı bir de kardeşi vardır. Lykos. Antiope'nin amcası. Patroklos öldükten sonra. 34-135). dedim. sılayı unutuverir diye. Polydoros'un kardeşi. (3) Pandaros'un babası. Yunan din ve tanrılarının etkisiyle Lupercus Pan'a da ben­ zetilmiştir. Lykaon. Akhilleus savaşa katıldığı zaman.Sonra büyürdüm öbür sevgili yoldaşlarıma. ama hiçbir efsanesi olmadığı gibi zamanla Diana tanrıçayla bir tutulmuş Luna adı da şiirde Yunanca Selene'yi çevirmeye yaramıştır. onlar da hemen bindiler ve oturdular sıralarına. Arkadya kralı Lykaon elli oğul babasıymış. ne oğulların­ da. Thetis oğlu Akhilleus'un Troya savaşına katılmasını önlemek için onu Lykomedes'in sarayına göndermiş. Argonautların Amykos'u öldürmeleri bu zorbanın düşmanı olan Lykos'un çok hoşuna gitmişti (Argonautlar). tanrı korkusu yokmuş ne kendinde. ama tanrı saygısı.birini sağ bırakmış. Skamandros kıyısın­ da öldürüp öldürüp ırmağa attığı kurbanlar­ dan biri de Lykaon'dur (İl. Çobanların ve sürülerin kurtlara karşı koruyucusu sayılan eski bir İtalya tanrı­ sı. Sonradan Faunus'la bir tutulmuş ve adı Faunus Lupercus olmuştur. Lykomedes. yani Etrüsklere adını vermiştir. binin tez giden gemilere çabuk. X X I . Luna. Lykos Argonautlan batı Ege kıyılarında bulunan ülkesine vardıkların­ da iyi karşılar. Lupercus. Sabah yıldızı Phosphoros'un Latin­ ce adı (Phosphoros). (2) Pelasgos'un oğlu. Lucifer. Lydos nasıl Lydia'lılara isim babası olmuşsa. Böylece dövülen kadınların kısırlıktan kurtulup doğur­ gan olacaklarına inanılırdı. akrabalık bağla­ rıyla bağlı olduğu Lykomedes'in yanına sığı­ nır. Amphion). Bu akraba­ lıktan anlaşılıyor ki. Manes ise tanrı Zeus'la Okeanos kızı Kallirhoe' den dogmadır. karısı Dirke ile Antiope'ye eziyet ederler. korktum. Bu efsane Arkadya bölgesinde Lykialı Zeus'un adına kutlanan törenlerde insan kurban­ larının nedenini açıklamaya yaramaktadır. Lykos. Lykaon'un kendisini de bir kurt haline getir­ dikten sonra sağ kalan oğlunu tahta çıkarmış. efsane de Etrüsklerin Anadolulu kaynaktan olduklarını kanıtlamak­ tadır. (2) Argonautlar efsanesinde adı geçen Maryandyn'ler kralı. Troas bölgesine yerleşmiş L y k i a l ı (Pandaros. kralın kızları arasına saklamıştı (Akhilleus). Her yıl 15 şubatta kutlanan Lupercalia bayramı bir bahar ve bereket şenliği­ dir: Çıplak Lupercus rahipleri alay halinde Palatinus tepesini dolaşırlar ve kurban ettikle­ ri bir keçinin derisiyle yapılmış kamçılarla yol­ da rastladıkları kadınları döverlerdi. kral da bu adamın bir tanrı olup olmadığını anlamak için insan etin­ den yemekler çıkarmış karşısına. haydi. Trakya kralı Lykurgos'tan İlyada'da söz edilmektedir. biri lotos yer. Tyrrhenos da Tyrrhenoi. (1) Priamos'la Laothoe'nin oğlu. Skyros adasının kralı. Baştanrı bü­ yük bir öfkeye kapılarak masayı devirmiş ve şimşekler çakarak Lykaon'un oğullarını yıldı­ rımla çarpmış. Aventinus tepesinde bir tapınağı vardı. Kaderi onunki kadar acıdır. Zeus onları denemek istemiş bir gün: Yoksul bir köylü kılığına girerek Lykaon'un sarayına konuk olmuş. (1) Kadmos soyundan olan Thebai kralı. giderek kendi oğlunu ölen dümencinin yerini tutmak üzere yanlarına verir. Lykomedes de Theseus kendi krallığını ele geçirir korkusuyla onu bir kayalığın üstü­ ne götürür ve uçurumdan aşağı atar (Theseus). Savaş sırasında Akha yiğidi Diomedes karşısında Bellerophontes'in 196 . Lydia'lılara adını veren kurucu kah­ raman. Tarihçi Herodotos'a göre Lydos Atys'in oğlu. Lykurgos. küreklere sarılıp köpürttüler kırçıl denizi. Lydos. konuklar ve ölen İdmon'la Tiphys'i gömmelerine yardım eder. Lykomedes Theseis efsanesinde de rol oy­ nar: Atinalı yiğit kendi ülkesinde tutunama­ yınca Skyros adasına gider. Karkabos). yalnız. Adı ay anlamına gelen bir roma tanrı­ çası. Atys de Manes'in oğludur. Antiope'nin de Zeus'tan olan İkizleri Amphion ve Zethos analarının öcünü almak için Lykos'u öldürür­ ler (Antiope.

Babaları­ nın buyruğu üzerine Danaos kızları gerdeğe girdikleri gece kocalarını hançerledikleri hal­ de.): Dryas'm oğlu güçlü Lykurgos bile onlarla kavgaya tutuşunca yaşamadı. kimine göre de adam öldürmeyi başaramadığı ve Lynkeus kızlığına saygı gösterdiği için ona kı­ yamamıştır. ama Aphrodite'nin yardımıyla kız kurtulmuş. Lynkeus'la evlenmiş ve Abas'ı doğurmuştur (Hypermestra. o vakit Dionysos'un ödü koptu. denizin dalgalarına attı kendini. Lykurgos'un homurtusundan bir titreme almıştı Dionysos'u. VI. Elli Aigyptosogullanndan biri. Thetis de hemen çekti onu içine. Danaos kızı Hypermestra'nın kocası. üstelik çok da yaşamadı o. Tragedya yazarlarının bi­ raz değişik motiflerle ele aldıkları Lukurgos efsanesi bu gerçeği dile getirmektedir. . Danaos kızı Hypermestra'yı ba­ ba sözü dinlemedi diye mahkemeye vermiş. Ana­ dolu'dan geldiği açıkça belli olan bu kült özel­ likle kuzey Yunanistan'a yerleşmekte güçlük çekmiş olsa gerek. dayak yediler yiğit öldüren Lykurgos'un üvendiresiyle. Rahat yaşayan tanrılar kızdılar o zaman.torunu Lykialı yiğit Galukos'u görünce bir tanrı sanır onu ve tanrıya karşı savaşmanın sakıncalarına örnek olarak Lykurgos'un serü­ venini anlatır (İl. Danaos Kızları). Hypermestra'nın kocasını esirgemesinin n e ­ deni çeşitli yorumlara uğramıştır: Kimine gö­ re Hypermestra Lynkeus'a tutulmuş. Lynkeus. 130 vd. O bir gün. kutsal Nysa dağında kovalamaya kalkıştı Dionysos'un sütninelerinl. yalnız Hypermestra Lynkeus'u öldürmez. ölümsüzlerden tiksindirmişti kendini. Kronos'un oğlu kör etti Lykurgos'u. Dionysos'la ilgili birçok efsaneler şarap tan­ rının ve kültünün benimsenmesine karşı gös- terilen tepkileri dile getirir (Pentheus).

eski zamanlarda denize açılan limanlar olan birçok şehri toprak altında boğduğu bilinmektedir. çoğulu Mainades. Byblis). altından da kuşağı. Bu ırmak tanrının birçok kız ve erkek çocuk­ ları olmuş derlerdi: Samos (Sisam) adasına adını veren Samia. Makar. Mainas. tanrıya karışarak öbür in­ sanlarca çıldırmış gibi görünen bir kişi. kırıldı okun sivrileri çekilirken dışarı doğru. Makhaon hemen yardıma koşar ( İ l . Kara okun yarasını görünce emdi kanı. yoksa sade­ ce Maionia yani İzmir'i de içine alan Ege kıyı­ larında doğduğunu mu belirler? Geç uydurul­ muş efsanelere göre Maion diye bir kişi var­ dır. Homeros'u doğurduğu söylenen su perisi Kritheis'le evlidir. Kaunos'la Byblis'in anala­ rı olan Kyane. Bütün büyük su yolları gibi Maiandros da Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Maionides soyadı da Homeros'un do­ ğup büyüdüğü bölgeye atıf olsa gerek. Roma'da Maia adlı eski bir tanrıçaya tapınırlardı. Maiandros. sımsıkı kemerden çekip çıkardı oku. İlyada'da Lydia bölgesinin adı iki yerde Maionia (Meionie) diye geçer. I V . kendin­ den sonraki şairler de Homeros'a Maionides demektedirler. coşup taşan ve doğaya. limanlarını da ova haline getiren bu insafsız tanrıya karşı dava açtığı anlatılır. Maiandros'un adı ilkçağdan bu yana özel ad olmaktan çıkmış. Kallirhoe ve kendisi gibi bir ır­ mak olan Marsyas ve Babys (Marsyas. Pkiad yıldız­ larından biri (Tab. ya da onun babası. Tanrıya denk hekim durdu ortalarında. Tufan'dan sonra bir lonyalı göçmen kafilesiyle Lesbos'a gelip yerleşmiş ve o zamanları boş olan kom­ şu adaları da birer oturma yerine çevirmiş. Makar'ın iki kızı varmış: Methymna ile Mytilene. kız kardeşi Mytilene de sonradan başkent olacak şehri adlan­ dırmış. yani Büyük Mende­ res ilkçağ yazınında en çok adı geçen ırmak­ lardan biridir. bu tanrıça sonraları Yunan dininin etkisi altında Hermes'in anası Maia ile bir tu­ tulmuş ve mayıs ayı kendisine adanmıştır. Çözdü ışıldayan kemeri. Arkadya'nın Kyllene dağında tanrı Zeus'la birleşerek Hermes'i doğurmuştur (Pleiad'lar. Dionysos alayını meydana getiren Bakkhaların başka bir adıdır (Bakkhalar). kimi­ ne göre de Zeus'un soyundandır. Maion. Kimliği üstüne kaynaklar birbirini tutmaz: Ki­ mine göre Makar. Maia. Tarihsel çağlarda da bir tan­ rı bilinen ve tanrı gibi tapınılan Menderes'e karşı Milet halkının ayaklandığı ve tarlalarını bataklık. adanın bir kentine adını verdiği gibi.): Tekmil yiğitler sarmıştı Menelaos 'u. kıvrıntılı akışı dolayısıyla ırmağın adı ırmak. Methymna Lesbos'la evlenmiş. Bütün bu varsayımlar yersiz. Mainas sözcüğü aslında Y u nanca "mainomai" fiilinden türemiş bir sıfatmu tır. yani Homeros'un dedesi.M Maia. Tanrı etkisiyle kendinden geçen. özel­ likle bir kadın için kullanılır. Irmak tanrının tapınağında para çok bol olduğu için bu cezayı rahipleri tanrı adına kolaylıkla ödemişler. yol kıvrıntısı ya da mimari­ de yılankavi motifler. başka bir söylentiye gö­ re de manevi babasıdır. Zeus'la Kallisto'dan dogma Arkas'a sütninelik ettiği için Hera'nın hışmına uğramış ve ancak yıldız olarak göğe çıktıktan sonra rahat etmiştir (Arkas). 7). Makhaon. Da­ vaya bakan yargıç suçlamayı yerinde görmüş ve tanrıyı Miletlilere ceza ödemeye mahkûm etmiş. Bu soyadı büyük ozanın Maion adında bir atası olduğunu mu. Hermes). Maiandros. Asklepios tanrının oğlu.' ama koca ırmak liman­ ları millerle boğmayı gene de sürdürmüş. Menderes ırmağının miller taşıyarak. kardeşi Podaleiros'la birlikte (Podaleiros) Troya sa­ vaşına Tesalya kentlerinden gelme otuz ge­ miyle katılır ve hekim olarak çok yararlık gös­ terir. . kuyumcuların işlediği karmlığı çözdü sonra. Sonradan Lapithes'in oğlu Lesbos da Midil­ li'ye göçünce Makar'la Lesbos iyi geçinerek adalarda ortak egemenlik kurmuşlar. Mainad'lar. 2 1 1 vd. Menelaos vurulduğu zaman. Bugün bile göz göre göre izlenebilen bu süreç ilkçağdan beri Ege şehirlerinin başlıca bir der­ di sayılmaktaydı. İlyada'da adı geçen Lesbos kralı. Maia. Atlas'la Pleione'nin kızı. tanrı Helios'un oğlu. dilde dolambaçlı konuş­ malar için kuilanılagelmiştir.

acı dindiren ilaçları ustaca serpti üstüne. Bir zamanlar Kheiron vermişti babasına o ilaçları.

duğu anlaşılan bu çeşit amaçlı efsanelerden biridir (Apollon). Maron. Odysseia'da anlatıldığına göre Maron Odysseus'un ilk uğrağı olan Trakya'nın îsmaros şehrinde Apollon rahibidir. Odysseus bu kenti yağma ederken Maron'u korur ve sayar, rahip de bunun karşılığında ona birçok armağanlar ve bal gibi tatlı bir kırmızı şarap verir. Odysseus bu şarapla Tepegöz Polyphemos'u sarhoş ederek tek gözünü çıkarır, böy­ lece elinden kurtulur. Homeros Maron'un şa­ rabını şöyle tanımlar (Od. I X , 202 vd.): Yedi talant verdiydi, iyi işlenmiş altından, baştan başa gümüş bir sağrak verdiydi, ve on iki testi şarap eklediydi bunlara, tatlı, su katılmamış, tanrısal bir içkiydi bu. Bu bal gibi tatlı kırmızı şarabı içeceğin vakit karıştır bir sağrak dolusunu yirmi ölçü suyla, yükselir bir de bakarsın sağraktan bir tatlı koku, öyle bir tannsal koku yükselir ki, gel de içme. (Odysseus, Potyphemos). Tragedya yazarlarına göre Maron Dionysos tanrının torunu, ya da oğludur, Silenos'la yol daşlık eder ve onun gibi çok içer. Kimi yazar­ lar onu eli, ayağı titreyen, ama şarap içti mi bütün gücünü bulan bir ihtiyar olarak tanım­ larlar. Roma'da Maron'u ayyaş diye simgele­ yen bir çeşme vardı. Marpessa. Euenos'un kızı, İdas'ın karısı. Kendisine âşık olan tanrı Apollon'la kocası arasında İdas'ı seçer (İdas). Mars. Mars, Yunan tanrısı Ares'in Roma d i nindeki karşılığıdır. Efsaneleri de Ares'in e f sanelerini yansıtır, örneğin Latin şairi Lucretius'un "Doğa Üstüne" adlı eserinin başına koyduğu Venüs'la Mars'ın aşkı öyküsü doğru dari doğruya Homeros'tan alınmadır. Mars Roma'nm savaş tanrısıdır ve savaş tanrısı ola­ rak saygı ve tapkı görür, ama yerli bir İtalya tanrısı olarak savaşçı niteliğinden başka bir nitelik taşıdığı da görülür. Y ı l ı n i l k a y ı sayılan mart ayı hem adını taşır, hem de kendisine adanmıştır. Bu ay içinde şerefine kullanan bayramlarsa birer bahar bayramıdır ve tanrı burada toprak bereketim simgeler. Ne var ki

Savaş sırasında Makhaon Paris'in bir okuyla yaralanınca, Akhaları bir telaştır alır, "bir sürü insana bedel olan" bu hekimi Nestor arabasına bindirip kendi barakasına götürür ve tutsağı Hekamede'ye baktırır. Troya ordu­ sunda ünlü bir hekim olarak geçinen Makhaon daha çok cerrah olarak iş görür, kardeşi Podaleiros ise tedavi ile uğraşır. Makhaon Telephos'un ve özellikle Philoktetes'in yara­ larını iyileştirmiş olmakla ün salmıştı (Telephos, Philoktetes). Manto. Adı kehanet, falcılık anlamına gelen Manto, ünlü bilici Teiresias'ın kızı sayılır. Ba­ bası gibi geleceği görme yetisine sahiptir. Epigonlar Thebai'yi aldıktan sonra, kâhin Teiresias Delphoi'ye gitmek üzere yola koyulur. Kör olduğu için kızı Manto'ya dayanarak yü­ rür, ama yolda öldükten sonra, Manto tek başına Apollon tapınağına varır. Manto ken­ dini tanrıya adar ve yıllarca Sibylla olarak gö­ rev yapar. Tanrı günün birinde ona Ege kıyı­ larına gidip orada bir tapmak kurmasını bu­ yurur: Manto Klaros'u kurar. Argoslu Rhakios'la evlenip Mopsos'u doğurması çeşitli yo­ rumlarla anlatılır: Birine göre Manto Apollon tanrıdan gebe kaldıktan sonra tapınaktan çı­ karken Rhakios'a rastlar ve tanrının ona seçI iği bu ölümlü kocayla birlikte Klaros'a gidip tapınak kurar. Başka bir anlatıma göre Man­ to yalnız başına gider Klaros'a, yolda korsan­ lar tarafından kaçırılır, Rhakios adlı reisleriyle evlenir ve Mopsos'u doğurur. Klaros'ta Manlo'nun kurduğu tapınağa oğlu Mopsos başrahip ve bilici olur (Mopsos). Manto efsanesi belli bir amaçla uydurulmuş bir efsaneye benzer. Anlaşıldığına göre, Ana­ dolu'da bulunan Apollon tapınakları ve keha­ net merkezleri Yunanistan'dakilerden hem daha eski, hem daha üstündü. Mopsos'la Kalkhas efsanesi de bu üstünlüğü açığa vuıur. Ama Yunanistan bu gerçeği tersine çe­ virmek için bazı çarelere başvurmuş, Anado lu merkezlerinin Yunanistan'dan gelme efsa neler uydurmuştur. Ege'nin en ünlü kehanet merkezlerinden olan Klaros'un Thebaili Teiresias'ın k ı z ı ve adından uyduma bir kişi ol-

mart ayında savaş mevsimi de başladığı için Romalıların iki kavramı bir araya getirdikleri, bu tanrıyla h e m doğanın yeniden doğuşunu, hem de insanda yeni yeni karşı koyma güçle­ rinin belirdiğini simgelemek istedikleri sanılabilir. Mars ayrıca savaşçı gençliğin de tanrısıdır. Kurt kendisine adanmış bir hayvandır, Romulus'la Remus'u emziren dişi kurdu da bu göreve Mars tanrı gönderdiğinden Roma halkının atası sayılır. Marsyas. Marsyas efsanesi Anadolu'ya öz­ güdür ve asıl anlamı ancak içinde oluştuğu dekor göz önünde tutulursa anlaşılabilir. A y dın'dan Muğla'ya gidildiğinde Çine ile Yata­ ğan arasında Gökbel denilen bir yer vardır, manzarası akıllara durgunluk veren bir yer: Yol orada 30 kilometrelik bir arayı 380 viraj yaparak alır, gökten düşmüş meteortaşlarına benzer kapkara, korkunç biçimlerle üst üste yığılı kayalar arasında yılan gibi sürüne sürü­ n e , bin bir dönemeç yapa yapa ilerler. Kendi­ nizi bu dünyada değil, göklerin sarsıntısıyla yeryüzüne düşmüş bir gezegende sanırsınız. Göz alabildiğine ne bir ağaç, ne bir ot, ardı ardına dağlar, kayalar, taş yığınları, öyle baş döndürücü, tüyler ürpertici bir çevre ki, her dönemeçte bir cin, bir şeytan, tarih öncesi çağlardan kalma bir sürüngenle karşılaşacağı­ nıza inanırsınız ve korkudan soluğunuz kesi­ lir. Bu doğa dışı karaltı içinde uzaktan bir şı­ rıltı duyar gibi olursunuz, yaklaşır, bakarsınız ki bir yarın dibinde bir yeşillik kümesi, püfür püfür esen kavaklar, yer yer pembe zakkum­ lar ve yemyeşil bir su. Ne o? Bir ırmak, Çine çayı, ilkçağın Marsyas'ı kavalını öttürüyor tat­ lı tatlı, acı acı, çünkü bu kavalcınınki kadar korkunç bir alın yazısı olmamış başka hiçbir kavalcının. Dinleyelim Marsyas'ın serüvenini: Tanrı Pan'ın yapıp kullandığı syrinks deni­ len yedi borulu kavala karşın, Marsyas iki boruiu kavalın bulucusu sayılır. Bu yüzden de ki­ mi kaynaklarda Marsyas'ın Kybele'nin alayın­ dan olduğu söylenir, çünkü Ana Tanrıça kül­ tünde tefle birlikte bu kaval kullanılırdı. Ama asıl efsanesi şöyledir: Bu kavalı bulan tanrıça Athena imiş, günün birinde kaval ça­ larken bir derenin suyundan yüzüne bakacak olmuş, kavalın yüzünü nasıl buruşturup çirkinleştirdiginl görmüş ve kavalı öfkeyle atıp

dere kenarından uzaklaşmış. Bir başka anlatı­ ma göre Hera ile Aphrodite Athena'nın ka­ val çaldığını görerek onunla alay etmişler, tanrıça da Phrygia'ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş de kavalı atarken, onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant iç­ miş, Marsyas bunu nerden bilsin, yerde bul­ duğu kavalı almış ve çalmaya koyulmuş. Marsyas bayılmış sesine, o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadı­ ğını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra'sıyla yarışmayı bile göze almış. Tanrı bu yarışma için bir şart koşmuş: K i m yenerse yenilene is­ tediğini yapacak. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. Birinci yarışma sonuç vermemiş, ikincisinde Apollon Marsyas'a meydan okuyarak kavalını tersine tutup çal­ masını buyurmuş, kendisi lyra'yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde, Marsyas kavalını öttürememiş, bu yüzden de yenik düşmüş. Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas gene de kavalın lyra'dan üstün olduğunu söyleyin­ ce tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş (Midas). Ama bununla kalmamış, Marsyas'ı tutmuş, bir ağaca bağlamış ve deri­ sini yüzmüş. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş. Apollon sonradan yaptığı­ na pişman olmuş derler, lyra'sını yere atarak kırmış, Marsyas'ı da bir ırmak haline getir­ miş. Gökbel'de akan Çine çayı işte bu ırmakmış. Mater Matuta. Roma'da matronlar yani evli kadınlar ve anaların tapındıkları eski bir tanrıça. Bayramı Matralia adıyla 11 haziran­ da kutlanırdı. Matuta adı sonradan bu tanrı­ çanın şafak ve sabah güneşiyle bir tutulup, Yunanistan'dan gelme İno-Leukothea ile ka­ rıştırılmasına yol açmıştır. Efsaneye göre İno kendini denize attıktan sonra bir denizkızı ol­ muş ve İtalya kıyılarına çıkarak oraya sığın­ mıştır (İno). Mcdcia. Medeia efsanenin ve tragedyanın kadın kahramanları arasında en güçlü, en çar­ pıcı bir tiptir. Kişiliği ve serüveni hemen her çağda zamanın görüş ve eğilimlerine göre yo­ rumlanarak edebiyata ve sanata konu olmuş ve olmaktadır. Yerine göre egzotik ve ilkel karakteri üstünde dımılıır, kendi kardeşini ke-

200

sip parçalarını yol üstüne serpen, ondan da öte kendi karnından doğmuş çocukları öldü­ rüp babalarının önüne seren korkunç bir bü­ yücü kadın diye gösterilir, yerine göre de se­ ven ve hor görülen, özverisi karşılıksız kalan, yabancılık, itilmişlik, kıskançlık duyan bir ka­ dının dramı canlandırılır gözümüzün önün­ de. Medeia Kolkhis kralı Aietes'in kızı, tanrı Helios'un torunu ve tanrıça Hekate'nin yeğe­ nidir, Güneş soylulardandır, akrabaları olan Kirke ve Pasiphae gibi doğa dışı, tüyler ür­ pertici serüvenlerin kahramanıdır (Tab. 8). Bu serüvenlerin canlandırılmasında oynadığı rol ilkel bir macera romanı kahramanının rolüdür. Argonaut'lar destanı Odysseia'daki olaylardan daha eskilerini dile getirmekle çok daha yeni bir çağda kaleme alınmıştır. Bunun için bu destanın, daha doğrusu ilk macera ro­ manının kahramanları çarpıcı renklerle çizil­ miş, canlandırılmıştır. Medeia'nın hem Argonaut'lar destanında, hem de tragedyalarda sözü geçen serüvenleri şu adlar altında anla­ tılmıştır: Argonaut'lar, lason, Aietes, Pelias. Medeios. Medeia ile İason'un oğlu. At adam Kheiron tarafından yetiştirildiği söyle­ nir. Başkaca efsanesi yoktur. Medos. Medeia'nın bir oğlu. Bir kaynağa göre Medos, Kolkhisli büyücünün Atina kralı Aigeus'tan olan bir çocuğudur, başka bir kay­ nak Meneia'nın Atina'dan Theseus'un gel­ mesiyle kovulunca Asya'ya göçtüğünü ve ora krallanndan biriyle evlenerek Medos'u doğur­ duğunu ileri sürer. Her iki kaynağa göre Medos, Medlerin atası sayılır. Medusa. Gorgolardan biri, Perseus kafasını kesince akan kanından Pegasos'la Khrysaor doğar (Perseus). Megaira. Erinys'lerden biri (Erinys). Melampus. Adı kara, esmer ayaklı anlamı­ na gelen Melampus, Amythaon'un oğlu, Kretheus'le Tyro'nun torunu ve birçok bilici ve falcı kuşağının arasıdır (Tab. 23) Doğar doğmaz anası Melampus'un gövdesini gölgeye koymuş, ama ayaklarını güneşte bırakmış. Bu nedenle Melampus demişler ona . Biliciliği

Melampus şöyle bir olaya borçluymus: Ço cukken ölü bir yılan bulmuş, bir insan ölüsü gibi almış onu bir odun yığınının üstüne ko­ yarak yakmış ve cenaze törenini yapmış, sonra da yavrulannı büyütmüş. Yılanlar da şükran borcu olarak gözlerini, kulaklarını ya­ layıp arındırmışlar, böylece görme ve işitme yetisi öbür insanlarınkinden çok üstün olmuş. Melampus kuşların ve öbür hayvanların dilini anlar, onlarla konuşurmuş. Bundan başka hekimlikte, hastalan büyüyle iyi etmekte o n ­ dan üstünü yokmuş. Melampus'la kardeşi Bias yurtları olan Tesalya'dan ayrılıp, Pylos'ta amcaları Neleus'un yanına sığınmışlar. Bias Orada Neleus'un kı­ zıyla evlenmek istiyormuş, ama Neleus kızını Bias'a ancak Phylakos'un sürülerini getirirse vereceğini söylemiş. Bu sürünün bekçisi ne insan, ne hayvan hiçbir canlının yaklaşamadı­ ğı bir köpekmiş. Bias, onu alt etmeyi kardeşi Melampus'tan istemiş, o da ancak bir yıl ha­ piste kaldıktan sonra sürüyü alabileceğini bil­ dirmiş. Gerçekten de öyle olmuş: Sürüyü al­ maya giden Melampus'u bir tahta kulübeye kapatmışlar, o da kulübenin damındaki bö­ ceklerin konuşmasına kulak misafiri olmuş, anlamış ki kirişler çökmek üzeredir, aradan da bir yıl geçmişmiş, bunu kendisini tutuklayan Phylakos'a bildirmiş, kulübeden çıkarılır çıka­ rılmaz da dam çökmüş. Phylakos bu şaşılacak adamdan oğlu İphiklos'un iktidarsızlığına ça­ re bulmasını istemiş, bunu da başarınca Melampus'a sürülerini vermiş. İki kardeş bunları Neleus'a götürmüşler, Bias da kızla evlenmiş. Daha sonra Argos kralı Proitos'un çağırdığı Melampus bu kralın kızlarını delilikten kurtar­ mış. Kızlar hep birden çıldırıp kendilerini inek sanırlar ve böylece Pelepönez'i dolaşırlarmış. Melampus onları i y i etmek i ç i n Proitos'tan ülkesinin üçte birini istemiş, kral ver­ meyince yapmam demiş ve kızlar beter ol­ muş, sonunda Melampus ülkenin bir çeyreği­ ni kendisi, bir çeyreğini de kardeşi için iste­ miş, Proitos da bu şartı kabul etmek zorunda kalmış. Melampus kızlar üstünde türlü büyü­ ler uygulayarak onları iyileştirmiş, sonra da kızların birini karı olarak almış ve Argos kral­ lığını kardeşi Bias'la paylaşmış. Melanion. Bkz. Atalante

Melanthios (yahut Melantheus). Odys seia'da sözü geçen İthakeli keçi çobanı, hiz­ metçi Melantho'nun kardeşi. Kız kardeşi gibi kendisi de efendisine karşı nankörlük eder, yolda dilenci kılığında rastladığı Odysseus'u hırpalar, taliplerin tarafını tutar, onlarla Odysseus arasındaki çarpışmada yardım için ko­ şup hazine odasından silah getirmeye yeltenir, derken Odysseus'la Eumaios'un bir düze­ niyle orada kıskıvrak bağlanır ve hizmetçiler asıldıktan sonra Melanthios da avluya getiri­ lip kulakları ve burnu kesilir, erkekliği koparı­ lıp köpeklere atılır ve en sonunda elleri, ayaklan da kesilerek olduğu yerde bırakılır. Melantho. Güzel yanaklı Melantho Odysseus'un sarayında, Penelopeia'nm hizmetinde bulunan elli hizmetçiden biridir. Hanımı onu yetiştirdiği, şımarttığı halde, Melantho hain­ dir, taliplerden Eurymakhos'la sevişir. Dilenci kılığında karşısına çıkan Odysseus'a söver. Namussuz hizmetçilerle birlikte ceza görür ve taliplerin ölümünden sonra asılır (Od. 420 -473). Meleagros. Meleagros, Kalydon Avı diye anılan bir serüvenin kahramanıdır. Efsanesi­ nin iki anlatımı vardır. Birini Akhilleus'un la­ lası Phoiniks Agamemnon'un gönderdiği el­ çileri geri çevirip öfkesinden vazgeçmek iste­ meyen yiğide ibret dersi olsun diye anlatır. Şöyledir: Aitolia'da Kalydon bölgesinin kralı Oineus'la karısı Althaia'nm Meleagros diye bir oğulları olur. Oineus tanrıça Artemis'e karşı suç işler, hasat bayramında bütün tanrı­ lara kurban kestiği halde, Artemis'i unutur. Bunun cezası olarak tanrıça Kalydon bölgesi­ ne korkunç bir yaban domuzu salar. Ekinleri yok eden bu canavar yüzünden ülke açlık ve kıtlıkla karşı karşıyadır. Meleagros bu hayva­ nı avlamaya kalkışır ve bu işte bütün komşu ülkelerden yardım görür. Kalydon Avına ün­ lü, sanlı bütün yiğitler katılır. Aitolların kom­ şuları Kuretler de yardıma gelirler ve av i y i bir sonuç verir, canavar öldürülür. Ama Artemis kininden vazgeçmez, avın paylaşılmasın­ da Aitollarla Kuretler arasında kavga çıkartır, avcılar birbirlerine girerler, Meleagros bu sı­ rada dayılarını öldürür. Anası Althaia bunun üzerine oğluna lanet okur ve öç perileri Erinysleri salar üstüne. Meleagros savaştan çeki'II'.)

lir. Derken Kuretler Aitolların kentini yakıp yıkmaktadır, karısı, anası, bütün dostları Meleagros'a öfkesinden vazgeçip yurdunu sa­ vunması için yalvarırlar. Meleagros sonunda savaşa döner ve Kuretleri Kalydon'dan ko­ var. Aynı efsanenin öbür anlatımında Meleagros'un anası Althaia'nın oğlunun ömrüyle ya­ kından ilişkisi olan odunu yakıp yakmaması teması üstünde durulur (Althaia). Kalydon avına kız kahraman Atalante de katılmıştır, av sona erince Meleagros yaban domuzunun postunu Atalante'ye vermek ister. Öbür avcı­ lar buna karşı koyar, özellikle bir kadının ken­ dilerinden üstün tutulmasına kızan Meleagros'un dayıları meydan okurken yiğit onları vurup öldürür, anası Althaia da odunu ateşe atarak oğlunun ömrüne son verir. Melikertes. Bkz. İno. Melpomene. Musalardan biri, çokluk tra­ gedyayı simgeler (Musa). Memnon. Şafak tanrıça Eos'la Troya kral soyundan olan Tithonos'un oğlu (Eos). Memnon Troya savaşının İlyada'da anlatılan bölü­ münün sonrasını ele alan "Aithiopis" adlı destanın kahramanıdır. Yazarı Miletoslu Arktinos olan bu destan yitiktir, ama konusunu biliriz. Habeşistan kralı Memnon Hektor öl­ dükten sonra Troya'ya yardımcı gelir. Sırtın­ da Hephaistos'un yaptığı silahlar vardır. İlkin Aias'la karşılaşır, bu savaş sonuç vermez, sonra Nestor'a sataşır, Nestor'un oğlu Antilokhos babasını savunurken Memnon'un elin­ den öldürülür. Derken AkhiUeus araya girer. Çünkü Patroklos öldükten sonra Antilokhos onun en iyi dostu olmuştur. AkhiUeus Antilokhos'un öcünü almak ister, ama Thetis, oğlu­ nun Memnon'u öldürdükten hemen sonra öl­ mesi gerektiğini bilir, onun için Akhilleus'u bu savaştan alıkoymaya uğraşır. AkhiUeus söz dinlemez, öç almak için yanıp tutuşur. Bu kez iki tanrıça Eos'la Thetis tanrı Zeus'a başvurur­ lar, her ikisi de kendi oğlu için yalvarır. Zeus Hektor'la AkhiUeus için yaptığı gibi işi kader tartısına vurur: Memnon ölecektir. Oğlu Akhilleus'un elinden can verince, Eos ölüsünü er meydanından alıp güney topraklarına doğ­ ru taşımış, yolda da bol bol gözyaşı dökmüş.

G ü n doğunca bitkiler üstünde görülen çiy ta­ neleri işte bu gözyaşlarından gelmeymiş. İlkçağ plastik sanatının konu edindiği Memnon motifi Marmara'ya dökülen Aisepos, ya; ni Gönen çayı ile de ilgilidir. Bir efsaneye gö­ re Memnon'un mezarı Marmara klyılarındaymış, her yıl Memnon'un kuşları Gönen çayı­ nın ağzına gelir, orada Habeş yiğidine ağlarlarmış. Memnon'un savaşta ölen arkadaşları­ nın ruhlarını taşıyan, yahut da kendisinin ölümsüzleşmiş küllerinden doğmuş olan bu kuşlar iki gruba ayrılır, birbirleriyle dövüşürlermiş, çarpışma da ancak bir grup büsbütün yok olduktan sonra sona erermiş. Mısır'da Üçüncü Amenotep'in diktiği heykele Memnon heykeli denmesi, her sabah şafak sökün­ ce bu heykelin tatlı ezgilerle gün doğuşunu selamladığı söylentisi, Memnon kültünün M ı sır'da da, Anadolu'da da yerleşmiş olduğunu belirtir. Men. Phrygia kültlerinde adı geçen bir ay tanrısı, Anadolu'ya özgü bir tanrısal varlıktır. Menelaos. Agamemnon'un kardeşi Menelaos, babası Atreus tarafından Pelops ve Tantalos soyundan, anası Aerope tarafından da Giritli Minos'un, yani tanrı Zeus'la Europa'nm dölüdür (Tab. 15). Tanrı lanetine uğ­ ramış bahtsız bir soydan olduğu halde başına gelen belaların hiçbiri kendi işlediği bir suç yüzünden değildir, Menelaos'un kendisi te­ miz, dürüst, yürekli, olsa olsa biraz yumuşak bir insandır. Karısı güzel Helena'nın evinde konukladığı Paris tarafından bir yığın malla birlikte kaçırılması Menelaos'a karşı yapılmış büyük bir haksızlık, efsaneye aldatılmış koca olarak girmesi de bir bahtsızlık sayılabilir. Menelaos etken değilse de başlıca edilgen kahramanı olduğu İlyada destanında en par­ lak sıfatlarla nitelenir: Ares'in sevdiği, Zeus'un beslediği, gür naralı, yiğit Menelaos' tur, sarışın olduğu, bacaklarının biçimli, bilek­ lerinin güzel olduğu belirtilir. Helena bile bin pişmandır onu bıraktığına, şöyle der kocası için (Od. IV, 263): "Ne akıldan yoksundu kocam benim, ne güzellikten yoksundu". Menelaos Akha yiğitlerinin en seçkinlerindendir, Paris'le kozunu paylaşmak için onun­ la teke tek savaşa girmeye can atar (İl. III, 16 vd,)ı

Çıktı tanrı yüzlü Aleksandros Troyalıların en önüne, omuzlarında bir pars derisi, kıvrık yayı, kılıcı. Ucu tunçtan iki kargısını sallayarak zorlu savaşta çağırdı karşısına cenge, Argosluların en yiğitlerini. Ares'in sevdiği Menelaos, kalabalığın içinde onun uzun adımlarla öne atıldığını görünce, sevindi kocaman bir ava gözü ilişen aslan gibi. Menelaos aslan gibi savaşır, bu arada da tanrılara yalvarır ( İ l . I I I , 352 vd.). Ama tanrı­ lar dinlemez sözünü, Menelaos tam Paris'in hal<kından gelecekken Aphrodite tutar kaçı­ rır onu, Menelaos dövünür, ama ne yapsın, gene de gevşetmez çabayı, Akhalan cenge kışkırtır ( İ l . VII, 9 vd.): S i z i ödlekler sizi, Akha erkekleri denmez size, Akha kadınları demeli. Bir Argoslu çıkmazsa Hektor'un karşısına bizim için tam bir yüz karası olacak bu. Kendi göze alır Hektor'a karşı dövüşmeyi, ama Agamemnon bu çılgınlıktan alıkor kar­ deşini. Menelaos ön sırada savaşmaya, kendi davası uğruna kendi kendini savunmaya ve bu yolda ün kazanmaya can atar, ama talih­ sizliği şuradadır ki, ne yapsa fayda vermez, h e p ikinci planda kalır, savaşta da, kurultay­ da da dizginler başkalarının elindedir. Menelaos'un destanda, tragedyada ve baş­ ka türden yapıtlarda sözü geçen efsanesi bir tüm olarak şöyle özetlenebilir: Agamemnon'la Menelaos babaları Atreus'la amcaları Thyestes arasında süregelen kan davası sıra­ sında Mykene'den sürülüp Sparta kralı Tyndareos'un yanına sığınırlar (Atreus, Aigisthos). Tyndareos iki kardeşe iki kızını ve­ rir. Helena'nın talipleri arasında Menelaos'u seçmesi, öbür taliplerin de bu evliliği koruma­ ya ant içmeleri üzerine karı-koca Sparta'ya yerleşirler. Tyndareos'un ölümünden sonra Agamennon Mykene, Menelaos da Sparta tahtına çıkar. Menelaos'la Helene dokuz yıl kadar rahat ve mutlu yaşarlar, Hermione d i ye bir kız çocukları olur. Bu sırada Paris Menelaos'un sarayına konuk gelir. Menelaos'un Asya'dan gelme konuğunu ağırladığı ve bir süre onunla birlikte Sparta'da kaldığı anlatı-

lir, ama bu arada Girit'te bulunan büyükbaba­ sı Katreus ölür, Menelaos Paris'i Sparta'da bırakarak cenaze töreni için Girit'e gider. Pa­ ris de konukluk kurallarının hepsini çiğneye­ rek Helena'yı kaçırır (Helena). Acı haberi alıp Sparta'ya dönünce Menelaos ağabeysi Agamemnon'u, sonra da Nestor, Palamedes ve Odysseus'u yardıma çağırır. Helena'nın yeminli bütün taliplerini toplamak ve Troya seferini hazırlamak işine koyulurlar. Bu, ko­ lay olmaz, çünkü birçok Akha kral ve önderi uzun süreceği ve zor olacağı belli olan savaş­ tan kaçınmak isterler (Odysseus, Akhilleus). Sonunda donanma Aulis limanında toplanır, Agamemnon başkomutanlığı ele alır, ne var ki çeşitli engeller Akha ordusunun Troya'ya varmasını geciktirir (Agamemnon, Iphigeneia). Anadolu toprağına ayak bastıklarında Menelaos'la Odysseus Troya'ya elçi olarak gön­ derilirler, amaç Helena'yı geri istemek ve sa­ vaşı önlemektir. Elçileri Troyalı Antenor kar­ şılar ve sorunu kurultayın önüne getirir, ama Paris baskı yaparak kadının ve mallarının ge­ ri verilmesini önler (Antenor). Savaş başlar ve bilindiği gibi on yıl sürer. Menelaos'un sa­ vaşta oynadığı rol İlyada'da ayrıntılarıyla an­ latılmıştır. Menelaos'un serüvenleri savaş sonrası efsanelerinde de büyük bir yer tutar. Tahta atın içindeki yiğitlerdendir, Troya yan­ gını ve yağması sırasında Helena'yı sığındığı sunağın dibinde öldürmek ister, kılıcını kaldı­ rır, tam vuracakken güzel kadının perişan ha­ lini, çıplak memesini görünce yumuşar, onu bağışlar. Hemen gemilerine binip denize açı­ lırlar. Bir fırtına onları Girit kıyılarına atar. Menelaos burada birçok gemisini yitirir, ikin­ ci yola çıkışında da Mısır kıyılarına atılır. Menelaos, kendisini Sparta'da görmeye gelen Odysseus oğlu Telemakhos'a Mısır'da beş yıl kaldığını anlatır. Gene yola çıkınca bu kez Nil ağzındaki Pharos adasında alıkonur ve ancak deniz ihtiyarı Proteus'u bağlayıp ondan öğüt aldıktan sonradır ki yurduna dönmeyi başarır (Od. IV, 351-593). Böylece Menelaos Troya seferine gitmek üzere Sparta'dan ayrıldıktan on sekiz yıl sonra yurduna dönmüş olur. Agamemnon'un tersine aksiliklerle karşılaşmaz, Sparta'daki tahtına oturur, eşi ve çocuklarıy­ la birlikte rahat bir ömür sürer. Telemakhos'u konuklayan, ona yol gösteren, arma-

ganlar verip gönderen Menelaos görmüş, ge­ çirmiş, olgun ve babacan bir adamdır. Eşi Helena da uslanmış, yumuşak ve tatlı bir eş ve bir anne olmuştur. Menoitios. (1) îapetos'la Klymene'nin oğlu, Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın kardeşi (Tab. 3). Bu Titan öbür kardeşleri gibi gurur­ lu ve kendini beğenmiştir. Bu yüzden Zeus onu, "duman duman yıldırımlarıyla vura­ rak Erebos'un karanlıklarına yollar" ( H e s . Theog. 510-515). (2) Aktor'la Aigina'nın oğlu, Patroklos'un babası (Tab. 21). Aigina tanrı Zeus'tan Aiakos'u doğurduktan sonra Aktor'la evlenip Menoitios'u dünyaya getirir, böylece Aiakos'la Menoitios üvey kardeş olurlar. Akhilleus'la can yoldaşı Patroklos arasındaki kan ak­ rabalığı da buradan gelmedir. Menoitios, oğ­ lu Patroklos kaza ile bir arkadaşını öldürünce onu Peleus'un yanına gönderir. Akhilleus'la Patroklos da bir arada büyüyüp yetişirler (Patroklos). Mentor. Odysseia'da sık sık adı geçen bir İthakeli, Odysseus'un sadık dostu. Odysseus Troya seferine çıkmadan önce evini ve ailesi­ ni ona emanet eder. Mentor da onun çıkarla­ rını taliplere karşı korumaya çalışır, ama ba­ şaramaz. Tanrıça Athena Odysseia'da Telemakhos'a kılavuzluk etmek, ya da Odysseus'a taliplerin hakkından gelmek için yardım­ cı olmak istedikçe Mentor kılığına girer. Bu yüzden Mentor bir has isim olmaktan çıkmış ve yol gösterici, kılavuz rehber anlamına kullanılagelmiştir. Mercurius. Hermes tanrının Roma dininde karşılığı. Efsaneleri de Hermes'inkilerle bir tutulmuştur (Hermes). Meriones. İlyada'da adı geçen Giritli önder. Idomeneus'un arkadaşı (Idomeneus). Merope. Pleiadlardan biri. Korinthos kralı Sisyphos'la evlenir ve Glaukos'a ana olur (Pleiadlar). Metaneira. Eleusis kralı Keleos'un karısı. Demeter'i evinde hizmetçi olarak çalıştırır (Demeter). Metis. Adı akıl, us, bilgelik anlamına gelen Metis, Okeanos'la Tethys'in kızı, yani ikinci

Kral Midas bir gün Tmolos (Bozdag) dağının yamaçlarında dolaşırken Apollon'la Pan'ın (ya da Marsyas'ın) yarıştık­ larını ve bu yarışmaya yargıç olarak dag tan­ rısı Tmolos'u seçtiklerini görür. Herodot'a göre Midas. Midas sarayına dönerken yolda kopardığı bir dal altın olur. Sardes tapmağının karşısında yükselen o bakır rengi dağa hiç baktınız mı bilmem. doğa kıvır kıvır koyun sürülerini de. Bu efsanelerin hepsi bölgeye özgü nitelikte ve Ana Tanrıça Kybele'nin kültüyle ilgili görünmektedir. Midas Apollon'un lyra'sını da. ama Midas kaynağa yaklaşıp su içmeye yelte nince suyun altına dönüştüğünü görmüş. Yuttuktan sonra Athena'yı kafasından doğurmuş (Atheua). çölün ortasında bir kaynak fışkırtmış. Tanrı bu dileğin ne kadar yersiz ve tehlikeli olduğunu anlar.ıs da her dokunduğu şeyin altın olmasını diler. Bakkhos Midas'ı bağışlar. Ne yapsın ki kaval sesini daha çok beğenir. ne var ki sofrasına oturup ekmeği ağzına gö­ türüp. altın diyarı Sardes'in zenginliği de oradan. Her ney- . siz de Apollon'un sazına degll. kavalıyla çoba­ nını da kendiliğinden yaratır gibidir. M i das üstüne anlatılan efsanelerin hepsinde bu Phrygia kralı Dionysos'un bağışladığı nimet­ lerden fazlasıyla pay almış. sonra da İhtiyar yoldaşını tanrıya götü rür. doğduğu söylenen Midas büyü­ yünce Kybele'nin başrahibi olmuş ve tanrıça­ nın Pessinus'taki büyük tapınağını kurmuş. buna fazlasıyla sevinir. şarap da altın külçesine dönüşür ve bu böyle gider. şarabı dudaklarına degdirince ekmek de. bir gün tanrı Phrygia ve Lydia dag ve koruluklarında dolaştığı sırada Silenos uyuyakalır ve Bakkhalarla Satyr'ler onu sızdığı yerde bırakarak uzaklaşırlar. başka efsanelerde Apollon'la yapsan Pan de­ ğil. Dioııysos buna o kadar sevinir ki Midas'a dilediğini vereceğini söyler. Bu efsanele­ rin yalnız Phrygia'yı değil. sırlarına ermiş. Pan'ın (ya da Marsyas'ın) kavalını da dinler. Phrygia'da bulunmuş birçok anıtlar bugün de onun adını taşır. Kral Midas'ı asıl ünlü kılan masal kulaklarıy­ la ilgili masaldır. içirir. içecek bir damla su bulamamış. Köylüler onu bulur ve boynunda taşıdığı çiçek çelenkleriyle bağlayarak kral Midas'a götürürler. yerden topladığı bir çakıl taşı altın olur. sarhoş bir satyr'dir. birçok efsa­ ne ve masallar anısını yansıtır. ta ki kral dileğinden vazgeçip tanrıya bir daha yakarsın. çevresini bili­ yorsanız. ama söz vermiştir bir kere. Zeus onunla birleşip Athena'dan gebe bırakınca. 4). Bu kaynağa Midas Pınarı denmiş. Dionysos da kaynaktan saydam bir su akmasını sağla­ mış. kopardığı bir buğday başağından altın taneleri dökülür. Kral da öyle yapar ve ir mak sularında arınır. Ovidius bunu tanrı Pan'ın Apollon'la yarışmasına atıf yaparak anlatır. Gordias'ın Ana Tanrıça ile bir­ leşmesinden. Midas efsanede olduğu kadar tarih ve arkeoloji kaynaklarında da adı geçen bir Phrygia kralıdır. ama oranın havasını. Phrygia'nın birinci kralı ve Gordium'un kurucusu sayılan Gordias'ın oğludur. Marsyas'ın kavalına ödül verirsiniz eminim O çevreye başka ses yakışmaz çünkü. ama o gün bugün Paktolos altın pulları sürüklemektedir. Marsyas'tır. verir. Midas.kuşak tanrılardandır (Tab. Mid. Lydia ve Karia gibi Ege'nin geniş bir bölgesini kapladıkları da dikkati çeker. yoluna baş koymuş ve bölgesel törelerini savunan bir kişi olarak canlandırılmaktadır. Midas'm ilişkisi yalnız Kybele ile de değildir. ona. Uranos'la Gaia tanrıyı uyar­ mışlar. Ovidius'un "Değişimler"de anlattığı bir ef­ sanesi şöyledir: Silenos tanrı Dionysos'un alayında ihtiyar. Toprak Ana acınır. Bozdag eteklerinde bir do­ laştınız mı. Plutarkhos bu efsaneyi biraz başka biçimde anlatır: Midas ülkesinin uzak bir ilini gezmeye gitmiş. bunun üzerine de Zeus Me­ tis tanrıçayı yutmaya karar vermiş. bir çölün ortasına düşmüş. Bu kez kral tanrı Dionysos'a yakarmış. Zeus'un ilk eşi olmuştur! Bir efsaneye göre Kronos'un yuttu­ ğu çocukları kusmasını sağlayan ilacı Zeus'a veren odur. Kybele gibi Anadolu toprağına özgü şarap tanrısı Dionysos'a da yakından bağlıdır. tanrının peşinden giden alaya karışmış. Metis'ten doğacak bir erkek çocuğu­ nun kendisini tahttan atıp yerine geçebilece­ ğini bildirmişler. on gece sarayında konuklayıp yedirir. Bakkha sırlarına ermiş olan Midas Silenos'u hemen tanır ve onu on gün. ona Sardes'e gitmesini. Paktolos (Sart) deresinin kaynağına dek çıkmasını ve topraktan fışkıran sularla başını ve ellerini yı­ kamasını buyurur.

se Tmolos Apollon'a vermiş ödülü. denizden köpükler gibi ak bir bo­ ğa çıkagelmiş. bunu tanıtlamak üzere de Poseidon tan­ rıdan bir dilek dilemiş. Helios döllerinin hepsi gibi Pasiphae de büyücüdür. uzun kulakları bir ayıp değil. Bir za­ manlar Europe gibi boğaya vurulan Pasiphae ak boğayla birleşebilmek için Daidalos'a bir inek heykeli yaptırır. Minerva İtalya'nın yerlisi olmasa gerek. Pasiphae'den olan iki kızı Ariadne ile Phaidra'nın ömürleri de garip se­ rüvenlerle geçmiştir (Ariadne. bir efsaneye göre hayvan ku­ durmuş. Midas kulaklarından korkmakta. Milet şehrinin kurucu kahramanı. yatağından yı­ lanlar. İlkin Etrüsklerin. tahta oturmuş. Dilmen'in piyesi bir efsanenin nasıl yeni yeni yorumlarla genişletilip yaşatılabilecegine ör­ nektir. Başkaca bir efsanesi yoktur. Girit'te doğmuş ve Minos onu Girit'ten sürmüş. Minos. halkı aldatan bir yalancı oluverir. Ana­ dolu'ya gelince de Maiandros ırmak tanrının kızıyla evlenmiş. Tanrıça Athena'nın Latince adı. ama ne zaman ki bu korkuyu yene­ rek halkının karşısına çıkar. bunlar yel estikçe dile gelerek. Kendine özgü bir efsanesi yoktur. utan­ maktadır. İuno ve Minerva Capitolium üçlü­ sü diye anılırdı. sakalını tıraş eden berber gör­ müş eşek kulaklarını. bu boğayı da sonra gene tanrıya kurban etmeye söz vermiş. Bu duruma çok kızan deniz tanrı ak boğayı Minos'un ba­ şına bela etmiş. Phaidra). ama her gün saçını. berberi ol­ masa. çıyanlar. 11 ve 1 5 ) . bunlar işi çapkınlığa vuran Minos'un yata§ma giren her kadını sokup öldürmekteymişler. kamış­ lar bitmiş. Apollon tanrı cezayı Marsyas'a vermiş. Minos boğayı almış. ama iş bu­ nunla da kalmamış. Midas eşek kulaklarını Phrygialıların sivri külahı al­ tında bir süre gizlemiş olsa gerek. Kaunos'la Biblys'in babası sayılır. Midas halkın gözünde bir kahraman olmak­ tan çıkar. Ondan sonra da Girit sarayının yaşa­ mı karmakarışık olur. kimseye açmadığı bu sırdan kurtulmak için toprağa bir delik kaz­ mış ve içine eğilerek. Bu efsanenin öyle yerli bir havası var ki çağdaş tiyatro yazarlarımızdan Güngör D i l men'e bir piyes esinlemiş. bir üstünlük oluverir halkının gözünde. İupiter. ortalığı kasıp kavurduğu bir sırada Herakles'in elinden öldürülmüş. ama ya­ rışmaya tanık olan Midas hiç gerekmezken kavalı daha çok beğendiğini söylemiş. Masala göre Minos'un bu seferi kardeşi Androgeos'un ölümünden . ama M i das'tan da öcünü almış: Kralın kulaklarını uzatıp uzatıp eşek kulağına çevirmiş. Sarpedon'la Rhadamanthys'in kardeşi sayılan efsanelik Girit kralı (Tab. Minos arkeolojide adını taşı­ yan çağlarda Girit'in komşu adalar ve kıyılar üzerindeki egemenliğini simgeleyen Atina ile savaşı ve oradan üç y ı l d a ( y a da y ı l d a ) bir yedi delikanlıyla yedi genç kızın Minotauros'a kur­ ban olarak verilmesi efsanesi de böyle bir du­ rumun dile gelmesidir. Öyle ki bahtsız kral yerlere kapanıp tanrıdan eşek kulaklarını geri istemek zorunda kalır. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye yankılanmaya başlamışlar. denizden bir boğa çı­ karmasını istemiş. Güzelim ak boğayı sürülerinin ara­ sına damızlık olarak göndermiş. belki sonuna dek gizleyebilecekti. Onun içindir ki sonunda Apollon tanrı Midas'ın uzun kulaklarını kuru­ tup normal insan kulağı biçimine sokunca. bir mucize. Dilediği gibi olmuş. "Midas'ın Kulakla­ rımda Dilmen eski efsaneye bir motif daha katar. seviştiği boğayı öldürttü diye Minos'u büyüler. kralın karısı Pasiphae bu boğaya dogadışı bir aşkla tutulmuş ve onunla birleşmiş. Tanrı Zeus'tan esinlenerek yasalar çı­ karttığı için öldükten sona Hades'teki üç yar­ gıcın biri olmuş. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye fısıldamış. Minos'un erkeklerle aşk maceraları olduğu da ileri sürülür. Bu masallara karşın Minos efsaneye ilkel çağların en doğru ve haksever kralı diye geç­ miştir. Minerva. Efsaneye göre Apollon'un oğludur. akrepler çıkmasını sağlar. Zeus'la Europe'nin oğlu. ama hayvanı tanrıya kurban etmeyi unutmuş. Minos Girit tahtına çıkmak isteyince üç kar­ deş arasında kavga kopmuş. Pasiphae). Milctos. Ama kazma vurduğu yerin çevresinde ossaat otlar. ama Minos tan­ rıların kendisinden yana olduklarını ileri sür­ müş. sonra da Yunanlıların etkisiyle Roma'nın başlıca üç tanrısından biri olmuş­ tur. Kral Minos güneş tanrı Helios'un kızlarından Pasiphae ile evlenmişti. içine girer ve gebe kala­ rak Minotauros'u doğurur (Daidalos.

Mopsos. sonra öte yanma geçiyormuş". 517): Bitti ömür yumağı tam o sırada!. Bu adın nedeni İ. Moira denince. Moira. Anası Man- . Klotho. Tanrılar babası ona karşı gelemez. Moneta. bir de mutluluk ve mutsuzluk payını veriyor demektir insanlara. Lakhesis her birine kendi perisini vermiş. Mopsos'un K o l o phon şehrini kurduğu anlatılır. ama Hera kaderi ileri süre­ rek dikilir karşısına (Sarpedon). Ana­ dolu kıyılarıyla Sicilya'ya kadar da uzanmış derler. Bu peri ilkin ruhu Klotho'ya götürüp onun eli altından ve döndürdüğü kirmenden geçiriyormuş. Klotho'nun eğirdiği kaderi öl­ çülmez hale sokuyor. Adı Minos'un boğası anlamı­ na gelen Minotauros insan bedenli. Efsaneye göre Zeus Pieria dağlarında do­ kuz gece yatmış ve Mnemosyne de dokuz Musaları doğurmuş. İkisi de tanrı sözcüsü olan iki efsanelik kişinin adı. ölümlü babası ise Argoslu Rhakios imiş (Manto. üç Moira her insanın ipliğini büker dururlar.öç almak içindir (Androıjnon). Rhakios). Efsanede üç olarak gösterilen M o ira. yani kader tanrıçaları Hesiodos'ta "yaşa­ ma paylarımızı düzenleyenler" diye tanım­ lanır. Karya'ya geldiği. boğa baş­ lı bir canavarmış. Ilyada'da dövüşen bir savaş­ çı için şöyle deniyor (İl. Onlar yarı dinsel.. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos'a Labyrinthos sarayını yaptırmış (Pasiphae. (2) Teiresiaş'ın torunu. Homeros'ta bir ya da birkaç Moira'dan söz edilir. Moiralar Zeus'la Themis'in kızları. Moira'lar. X. o anda insan ölür. Theseus). onun kararını değiştiremez. (1) İdmon'la birlikte Argonaut'lar seferine katılır ve Argo gemisinde kâhin olarak görev yapar. Adı bellek anlamına gelen Mnemosyne Uranos'la Gaia'nın kızıdır (Tab. 4). bu pe­ ri hayatı boyunca ona hizmet edecek. Mnemosyne. böyle­ ce ruh seçtiği kadere bağlanıyormuş. A l ı n yazısı ve kader üstüne Yunan i l k çağının görüşü şudur: İnsan ana karnından doğar doğmaz kader onun ömür ipliğini bük­ meye koyulur. seçtiği kadere göre yaşatacakmış onu. Ne var ki Moira Zeus'tan da daha güçlü ve üstündür. Atropos tanrıçalar ki bilge Zeus büyük üstünlük vermişti onlara. Ö. Platon da Devlet'in son bölümünde. 390 yılında Roma'nın Galyalıların baskınına uğradığı sırada bu tapınağın kazlarının gece öterek düşma­ nın gelişini haber vermesidir. Babasının kimliği üstüne kaynaklar ayrılır: Bütün kâhinler gibi Apollon'dan doğıma oldu­ ğu söylenir. Horaların kardeşleridir (Theog. sonunda ruh hiç arkası­ na dönmeden Kaderin tahtı önüne gelip du­ ruyor. Savaş alanında oğlu Sarpedon yaralanınca Zeus ikirciklidir. pay ya da pay veren anla­ mına gelir. Minotauros. Tanrı Poseidon'un kral M i nos'a gönderdiği bir boğa ile Minos'un karısı Pasiphae'den dogmaymış. geçtikten sonra gene o sırayla Lakhesis'e yaklaşmışlar. Theseus Minos'un kızı Ariadne'nin yardımıyla Minotauros'u öldürmüş (Ariadne. Burada Moiralar yalnız ömür payını değil. Sicilya'ya ise Daidalos'u kovaladığı söylenir (Daidalos). Lakhesis. uyaran anlamına ge­ len Moneta. Ama Mlnos yalnız Yunanistan yarımadasına değil. Minotauros Girit sanatında derin izler bı­ rakmış olan Girit'e özgü bir boğa kültünün simgesi olsa gerek. Labyrinthos). günün birinde de keserler. 620d-e): "Bütün ruhlar hayatlarını. ama adları söylenmez. ölüm akla ge­ lir. ki onlar verir yalnız insanlara mutlu ya da mutsuz yaşama paylarını.): . yarı filozofik bir görüşün canlandırılmış imgeleridir. Hesiodos bun- lan üç k ı z kardeş d i y e tanıtır ve adlarını verir. Buralar­ da Giritlilerin koloniler kurdukları anlatılır.. çokluk ecel. 905 vd. IV.. Kimi yerde Kederle bir tutulan Moiraların efsanesi yoktur (Kerter). onun içindir ki Homeros destanlarında kader diye çevrilen Moira uğursuz ve zorlu olarak nitelenir. Haber veren. Seferin sonunda Libya'ya varıldığında Mopsos bir yılan tarafından ısırılıp ölür (Argonaut'lar). Ondan sonra Airopos.. tapınağı Roma'da Capitolium tepesinde bulunan tanrıça İuno'nun bir ek adıdır. Manto'nun oğlu. yeniden yeryüzüne çı­ kacak olan ruhların Moiralara başvurduğunu anlatır (Dev. sevgili oğlunu alıp kaçırmayı geçirir aklından.

her yazar duygulanır. K u ru bir şair diye tanınan Hesiodos bile bakın nasıl coşar Musalardan dem vurunca. İnsana yaşa­ manın asıl tadını bağışlayan bu tanrısal varlığı her alana.): Olympos'lu Musalar. koca kalkanlı Zeus'un kızları. Kalkhas öfkesinden canına kıyar (Kalkhas). etki alanı çok daha geniştir. insanı tanrı. Mucius kendi elinin yanmasının önemsiz olduğunu. kaba güçleri ye­ nip başa geçtikten sonra kendi egemenliğini kurabilmek için Zeus tanrının ilk işi düzenli ve ölçülü oldukları oranda yaratıcı olan güçleri benimsemek olmuştur. 31 vd. Bu varlık Yunanca "mousa". Bu kök Zeus'un Musaları üretmek için birleştiği Titan tanrıça Mnemosyne'nin adında da görülür. 4). özellikle sanat alanına yerleştirmiş olmak ilkçağ düşüncesinin bir parıltısıdır. Mopsos bundan sonra yine Troya'dan dönen Amphilokhos'la birlikte K i l i k ya'da Malsos şehrini kurarlar. giderek Olympos tanrıları insanüstü doğa güçlerinden uzaklaşıp insana yaklaşmayı amaç edindikleri zaman benimsedikleri bir güçtür. "dünya­ nın yüz karası zavallı bir yaratık" iken Musalar onu görür. Tarquinius kralları Roma'dan kovulunca Porsenna adında bir Etrüsk kralı şehri kuşatmış. Uyku ve düş tanrılarının hepsi gibi Morpheus da kanatlıdır. Korkuya kapılan Porsenna hemen Roma ile barış anlaşmasına girişmeyi yeg görmüş. Mucius Scaevola. Eleutheros yamaçlarının kraliçesi Mnemosyne Kronos oğluyla birleşip Pieria'da getirdi onları dünyaya belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için. Akhaların başkâhinini her bakımdan yener. Morpheus insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler. ama kralı tanımadığı için yanılarak bir başkasını öldürmüş. İlkçağ yazınında bir tanrısal varlık vardır ki ondan söz ederken her ozan. üstünlüğü meydana çıkınca. çünkü kendisi gibi kurban olmaya hazır üç yüz Romalı bu­ lunduğu söylemiş. Athena'ya gebe kalan Metis'in adında da (Tab. ve hele övmek için kendilerini her söylediğim destanın başında ve sonunda. hızlı kanatlarıyla dünyanın bir ucundan öbür ucuna şıp diye uçarmış. Adının kökeni asıl kimliğinin açık­ lanmasına yardım eder: "Mousa" Yunanca akıl. Uyku tanrısı Hypnos'un üç bin çocuğundan biri sayılan Morpheus'un adı bi­ çim anlamına gelen "morphe" (Lat. bu sıfatla zamanın en büyük kâhini Kalkhas'la yarışmaya girişir. Musalar böylece insan ve tanrı arası birer varlık olarak düşünülebilir.): Sonra tanrısal sesler üflediler içime olacakları ve olmuşları yüceltmek için. düşünce. Bu eyle­ me şaşan Porsenna Mucius'a kılıcının geri verilmesini buyurmuş.to'nun Klaros'taki Apollon tapınağını kurma­ sı üzerine Mopsos oranın tanrı sözcüsü olur. Yakala­ nıp Porsenna'nın önüne getirilince Mucius orada bulunan bir ocağa sag elini koyup büs­ bütün yanıncaya kadar çıkarmamış. forma) den türemedir. Bu güç ise tanrıya oldu­ ğu kadar insana da vergidir. Kocaman. aylar geçip bir yıl tamam olunca dokuz kız getirdi dünyaya Mnemosyne. şu sözlerle tanımlar Musaları (Theog. Latince "muşa" diye ad­ landırılıp batı dillerinin hepsine giren esin p e ­ risidir. Hesiodos kendi anlatır ki Helikon dağının yamaçla­ rında sürülerini otlatan bir çobanmış. tanrıyı insan yapar Musalar. Mucius adlı bir Ro­ malı da düşman karargâhına girip Porsenna'yı öldürmek istemiş. Ama Musa yalnız şairlere şiirler esinle­ yen bir peri de değildir. 52 vd. yaratıcılık gücü kavramlarını içeren " m e n " kökünden gelmedir. Morpheus. . Günler. O da demektir ki. çiçek açan bir defneden kopardık­ ları bir dalı ona asa diye verir (Theog. teke tek kavga­ da birbirlerini öldürürler (Amphilokhos). kendisine de bunu ni­ çin yaptığını sormuş. Mucius'a da artık sag elini kulla­ namadığı için solak anlamına gelen Scaevola adı takılmış. Dokuz gece buluştu onunla kutsal yatağında engin akıllı Zeus ölümsüzlerden uzakta. Musalar işte bu gücün ürünü ve simgesidir. Hesiodos böylece şair olunca. sesi bir başka içtenlik ve dokunaklılıkla çınlar kulaklarımızda. Musalar. Onun içindir ki böyle duygulanır şa­ irler de onlardan söz ederken.

. 1 8 1 vd. III. Musalardan ve okçu Apollon'dan gelir yeryüzündeki ozanlar ve çalgıcılar nasıl Zeus'tan gelirse krallar. O zaman kral P r i a m o s o n u n yardımına k o ş t u ğ u n d a n Mygdon d a Troya savunmasına katılır (İl. Polhymnia. üzüntüden kan mı kurudu yüreğinde. Ama zonlar bunların h a k k ı n d a n gelip. Terpslkhore. Thalia. oğlu Akhilleus'un öfkesini söyle. Euterpe. Adı Musalarla ilgili efsanelik bir o z a n .. Thetis'le Peleus'un. 1 6 ) . Musaların sevgilisi o z a n ı n t o p l u m d a ne ka.). oradadır koroları ue güzelim yurtları. Karlı Olympos'un en yüksek tepesinde. ö l e n arka daşlarına büyük mezarlar yapmışlar. G o r g o l a n y e n e r e k birçoğunu esir almış. p a n t o m i m . Kharitler de Himeros da başlarında yükselir güzel sesleri havalarda. atlı yirmi bin savaşçı kadı­ nın başında Atlantis ülkesinin başkentini al­ m ı ş . İşte böyle seslenir Olympos'lu Musalar dokuz tanrısal kızı ulu Zeus'un: Kilo. Myrina. Myrina da c ö m e r t d a v r a n a r a k onla­ ra bir k e n t k u r m u ş .) : Şehrin önünde sarp bir tepe var. Kadmos'la . T e u k e r o n u ülkesine k o n u k ge­ len D a r d a n o s ' a verir. Melpomene. tragedya. ölümsüzlerse yüksek atlayan Myrrhine'nln mezarı der. a m a gece esirler bekçilerine saklı rıp büyük sayıda A m a z o n öldürmüşler. I İhya ve Mısır'. Yerine göre O r p h e u s ' u n a r k a d a ş ı . İşte budur Musaların insanlara verdiği. flütl. P o l h y m n i a . Peleus H a r m o ı ı l a ' u ı n düğünlerinde bulunmuşlardı) Adlarının geçmediği h e m e n de şiir yoktur. M e l p o m e n e . tanrıça. k o m e d y a . S a n g a r i o s (Sakarya) ırmağı kıyılarında o t u r u r m u ş da g ü n ü n birinde A m a z o n l a r ı n sal­ dırısına u ğ r a m ı ş . < "> g rencisi ya da oğlu sayılan Musaios Attika el sanesinde O r p h e u s ' a karşılık yaratılmış bir tip olsa gerek: Mistik nitelikteki ezgileri Eleusis gizemleriyle ilişkili derlerdi. İlyada'da Troya şehrinin topograf­ yası ü s t ü n e çok az bilgi verilir. oraları da ele 'M'I Anlat bana. Genellikle şöyle bir b ö l ü m l e m e yapılır: Kalliope. tanrıça. bu k e n t e Myrina adı veril­ m i ş ..ı geçmiş.. G o r g o lar da s o n r a d a n Perseus ve Herakles'ln elleri allında yenilmişler (Gorgo. çıkar. Urania ve hepsinin başı sayılan Kalliope. Mygdon. 8 1 1 vd. Erato. bin bir düzenli yaman adamı. ilkçağın son d e m l e r i n e kadar süregider.. d e s t a n şairi ya da lirik şiir. dans ederler. bu Batieia bir t a n r ı ç a mı ki ölümsüzler o n a başka bir ad ve­ riyorlar? Bir kaynağa göre Myrina ya da Bati eia T r o a s bölgesinin eski kralı T e u k e r ' i n kızı­ dır ( T a b .. Ne mutlu Musaların sevdiği insana bal akar onun dudakları arasından. Perseus). Bu t u t u m ve davranış H o m e r o s ' l a başlar. Musaios.saygı ve sevgi gördüğü Odysseia'da c a n ­ landırılan D e m o d o k o s t i p i n d e n bellidir (Demodokos). a m a burada o z a n tek bir Musa'ya seslenir v e o n a t a n r ı ç a d e r s a d e c e : Söyle. İlyada'da adı g e ç e n bir Phrygla kralı. t a r i h . H o m e r o s ' u n iki büyük destanı da Musalara seslenişle başlar. Inıyülü bir ses yükselir adımlarından yürürken yüce babalarına doğru. övünce Olympos'un mutlu tanrılarını unutuverir hemen dertlerini. böylece Myrina Troya kral s o y u n u n dişi atası olur. II. çıkılır ovanın dört bir yanından tepeye. haşka hiçbir kaygı yoktur yüreklerinde. Verilenlerden biri A m a z o n l a r kraliçesi Myrina ile ilgilidir (İl. S o n r a da onlarla birlikte G o r g o l a r a karşı savaş a ç m ı ş . Bir insanın dertsiz başına dert mi düştü. Musaların yetki alanları çağlar ve şairlere göre değişir. E u t e r p e . Musaların kendilerine özgü efsaneleri yok­ tur . Kilo...Dokuz eş yürekli kızdır bunlar ezgiler söylemektir bütün İşleri. Ö b ü r Atlantlar teslim olmuşlar. d a n s . Efsaneye göre Myrina bu savaşlarla kalma miş. U r a n l a . ka­ dınları da köle e t m i ş ... gökbilimi. Bu bilgi açık seçik değildir. E r a t o . Thalia. gider aklından üzüntüleri şenletir onu tanrıçaların büyüsü. Erkeklerin hepsini kılıçtan geçirmiş. kara toprak yankılanır tanrı övgüleriyle. tanrıların b ü t ü n şenliklerinde ezgi söyler. korolu şiir. vurur dururlar Olympos yolunda. tanrısal bir ezgi sarar dört bir yanı. T e r p s i k h o r e . Musaların sevgilisi bir ozan anlatınca eski insanların destanlarını. Batieia adını takmıştır ona halk. Myrina ü s t ü n e anlatılan ö b ü r efsaneler şun­ lardır: Amazonlar kraliçesi Myrina O k e a n o s kıyılarında b u l u n a n Atlantis ülkesine saldır­ mış ve yaya üç b i n .

Smyrna). tutarmış. Toros dağlarını da aştıktan sonra Phrygia'dan geçerek Kaikos (Bakırçayı) kıyı­ larına gelmiş ve orada (yani Bergama ovasın­ da) yerleşmiş. Myrtilos. Myrtilos da can verirken Pelops ve soyuna lanet okumuş. ama günün birinde Myrmeks tannçanın bulgusu olan sapanı bulmuş olmakla övün­ müş. Adonis. Pelops. Athena da bu yalana kazarak onu bir ka­ rıncaya dönüştürmüş. Myrmidon. Efsane niteliğini taşımayan bu olay­ lar tarihsel bazı olaylara göre kurulmuş olsa gerek (Amazonlar).geçirdikten sonra Arabistan ve Suriye yoluyla Anadolu'ya gelmiş ve Kilikyahlara boyun eğ­ dirmiş. Pelopsogullarının başına gelen bütün belaların nedeni de buymuş (Hippodameia. Pelops'la Hippodameia efsanesin­ de adı geçen arabacı. Adı karınca anlamına gelen Myrmeks hamarat. Myrtilos Oinomaos'un arabasının cıvatalarını gevşetmiş. Myrina'yı öldüren kral Mopsos'muş. Kıbrıs kralı Kinyras'm kızı (Kinyras. Athena da bu yüzden onu sever. 210 . Myrmeks. Zeus'un oğlu olmakla geçinir. Akhilleus ve babası Peleus'un yönettikleri Tesalyalı boya adını veren kahra­ m a n . Hippodameia'ya âşık olduğu ya da ondan yaptığı işe karşılık bir ge­ ce yatma sözü aldığı söylenen Myrtilos'u P e lops denize atmış. Oinomaos). böylece P e lops'un yarışı kazanmasını ve Hippodameia ile kaçmasını sağlamış. becerikli bir Atinalı kız­ mış. Myrrha.

Dokuz ay sonra. 23): "Sakarya ırmağının kızı. Bu dualar sı­ rasında da Nannakos habire gözyaşı döker miş. Bu olay Theseus'tan üç kuşak önce olmuştur. Ovidius. Tatlı tatlı esnerken. teninin aklığı üzerine tutmuş. Ba­ dem içini. Ağaç perileri (Drysa. her nedense. sı­ cak bir günün akşamı serinlemek için. Narkissos'la Ekho efsanelerini bir­ leştirerek iki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabaları bir tek dram olarak canlandı­ rır. Şıpır şıpır yıkanır­ ken. Kimi mythos yazarı onları Okeanos soyuna bağlar. Narkissos. Bu masallar Tufan efsanesinin Anadolu kaynaklı olduğunu açığa vurmaktadır. ırmağın kızları sayılır. Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak. 1944 yılı Tercüme Mecmuası'nda çıkan Can Yücel'in çevirisidir: Ekho görünce Narkissos'u kırda dolaşırken arzu sardı gönlünü. Naiasların. Agdistis-Attis efsanesinde adı geçer. ama ölümsüz değil­ dirler. sularını içen ya da sularına da­ lan hastaları iyileştirme güçleri vardır. kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak e. Verdiğimiz çe­ viri. yerleşmiş ve ona adını vermiştir. badem içi­ nin aklığını. O sıralarda güneş. ölünce de bütün halkının yok ol. Nannakos çok es­ ki zamanlarda. bekleyebilirdi ancak sözleri ki onlara cevap yollayaı ak . yumuşak iki göğsü arasında tutai ken. hayret ve hayranlıkla bakakalan gözleri önünde tuhaf bir şeyler olmaya bağlamış: Sanki badem içinin ve göğsünün aklığı eriye- rek birbirine karışmaya koyulmuş. Nannakos üç yüz­ yıl yaşamış. su perisi Nana. böylece tanrı sözü g < t l çekleşmiş. adları yüz­ mek anlamına gelen fiilden türemiş olan su perileridir. ya da gizli bazı hastalıklara çarptırmıştır (Nympha). içinde bulundukları kaynak. kiminin adı efsaneye geçmiştir (Arethusa. Uyandığında yıldızlar pırıl pırılmış. yüzüne. Başka bir efsaneye göre.ledl. Hamadryas) gibi uzun ömürlü olurlar. Asopos gibi ırmakların perileri. Masala göre. düştü gizlenerek izlerinin ardına. bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt beri getirilen alevi nasıl kaparsa Ekho da yaklaştıkça ona daha yakından yanıyordu aşkla. Nerkis çiçeğine adını veren Narkissos'un öyküsü hemen her çağda şairleri esinlemiş bir öyküdür. Her suyun kendine özgü bir Naias'ı vardır. Nannakos. pembe pembe batmaktaymış. Başka bir kaynakta onun Endymion'la Selene'nin oğlu olduğu.ı cağını bildiren bir tanrı sözü varmış. Efsanelerin birleştiği bir nokta Naksos adasının Anadolu'dan gelme göçmenlerle meydana getirildiğidir. Kyklad takımadalarından Naksos adasına adını veren kurucu kahraman. Tersi­ ne kimi inançlara göre Naiaslar sularında yı­ kanan insanları çıldırtmış.N N a i a d e s . yalvarmalar düzenlemiş. Kaynakları efsanelere göre değişir. bütün dünya pespembe bir boş­ luk olmuş. s. bakılmayacak güzellikte bir oğlan doğur­ muş". Deukalioh tufanından önce yaşamış bir Phrygia kralıdır. Onun ustaca anlatımından birkaç parçayı aşağıya almayı uygun gördük. Halikarnas Balıkçısı serüvenini şöyle anlatır (Hey Koca Yurt. Beyaz badem İçini yemeden önce. Bu yüzden "Nannakos'un gözyaşları" di­ ye bir deyim kalmıştır. Bir e f saneye göre Naksos Karyalı göçmenlerin ba­ şında eskiden Dia adını taşıyan bu adaya gel­ miş. Onu en güzel anlatan­ lar arasında da Latin şairi Ovidius önde gelir. kendi­ ni Sakarya suyuna atmış. bir ıssız yaradılışı vermedi izin söze başlamaya. Nana böy le bakadururken. öldüğü gün halk topluca ağlamaya koyulmuş. Tufan olacağını öngörmüş ve olmaması için topluca yakar­ malar. içine tatlı bir baygınlık yayıl mış. H o m e ros bunların bütün nympha'lar gibi Zeus'un kızları olduğunu söyler. Su perisi bademi kırıp soymuş. Salmakis). Sangarios (Sakarya) ırmağının kızı. bir badem ağacının dalı üzerine eğilmiş. Nana. Naisler ya da Naiaslar. daha başkasında da Apollon'la Akallis'ten doğduğu söylenir (Akallis). Naksos. Yaşamları. dere ya da ırmağa bağlıdır. gebe kalmış olduğu nun farkına varmış. bira/ sonra da tufan olmuş.

Kemirsin artık gücümü acı. bağırıyordu "olacaksa senin her şeyim". ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman.NAUPLIOS Narkissos'la E k h o a r a s ı n d a a n l a m s ı z diya­ log şöyle s ü r d ü r ü l ü r : Bağırdı: "Orada kim var?". bakıyordu Styks sularına.. odun yığınını. " B u r a d a buluşalım" d e r . ne ağaçtan düşen bir dal. Ona ulaşan ne bir çoban. ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini. severken onu kendini seviyor. Berrak bir pınar vardı. "Elveda" deyince o. Ellerini kaç kere daldırdı. uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere. yanan da. "Var" diye cevap verdi yankı. titreyen meşaleleri hazırladılar. Yorgun başını dayadı sık çayırlığa. Çevresinde en yakın suyla beslenir bir çayır. Tam sedyeyi.. P e l o p o n e z ' i n ü n l ü li­ m a n l a r ı n d a n olan N a u p l i a ' n ı n kurucusu (Amymone). bir şey söylemedi: "Senin her B u n d a n s o n r a da asıl Narkissos efsanesi başlar: dalgalarında gümüşler oynaşır. isterken kendini istiyordu. gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu. N a u p l i o s . Tutuşturan da ben. Ne vahşi bir hayvan. dövündüler Dryas'lar. gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos'un: "Ey boş yere sevdiğim çocuk". Ayrılabilsem vücudumdan. Gidermek isterken susuzluğunu. içtikçe suya vuran güzelliğine hayran. arzuladığım benimle. Narkissos a n l a r b a ş ı n a geleni ve şöyle dile getirir: Anlıyorum. Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine. sevdiğim uzak olsa keşke. bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın. boşa kavuştu kolları sularda. kimi efsanelerde kralların. Ve şimdi can verelim ikimiz bir solukta. vücut sanıyordu sulardakini Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle kımıldamaksızm.. E k h o d a u z a k t a n seyreder sevdiğini. N a u p l i o s usta bir denizci­ dir. (2) Yukarda adı g e ç e n N a u p l i o s ' u n küçük t o r u n u . içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi. vücut yoktu hiçbir yerde. ne otlayan bir keçi. Bilmeden kendini arzuluyor. tek bir kuş bile yoktu onun sükûnunu bozan. garip bir dilek seven için ama. bu y e t e n e ğ i n ­ d e n faydalanarak Nauplios'ıı kötü işlerde kul- N a r k i s s o s . fakat yanıyordu onunla. E k h o d a koşa koşa çıkar o r m a n d a n . Dövündüler bacıları Naias'lar kesik saçlarını yanı başına koydular. artıyordu bir yandan susuzluğu. yeraltına göçtükten sonra bile. Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim. (1) T a n r ı P o s e i d o n ' l a D a n a o s kızı A m y m o n e ' n i n oğlu. a m a oğlan kızı g ö r ü n c e k a ç m a y a koyulur: "Ölmek yeğdir" diye Ekho başka şeyim ". N a u p l i o s P a l a m e d e s ' i n babası o l a r a k P a l a m e d e s efsanesinde rol oy­ n a r (Palamedes). A r g o n a u t ' l a r seferine katılır ve d ü ­ m e n c i T i p h y s ö l d ü k t e n s o n r a . göçüyorum hayatımın baharında. bağırdı Ekho: "Elveda". yerinde sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular.. t e k r a r l a r d u r u r iniltilerini ve bu güzelim şiir şu dizelerle s o n a erer: Şunlar oldu son sözleri. Narkissos g ü n geçtikçe eriyip gider. . Ölüm gelmeyecek bana ağır dinecekse acılarım. ve gledi son günleri ömrümün. aldatmıyor beni artık hayalim. Ne yapayım?İsteneyim mi?lsteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık? Beni yoksul ediyor varlığım. o n u n yerine geçer (Argonaut'lar). Neyi gördüğünü bilmiyor. Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara. o benim. Hâlâ bakıyordu kendine. ne bir sürü. Kendime olan sevgimle yanıyorum. Ekho da katıldı onlara. seviyordu tensiz bir hayali. yer tekrar iletti dediklerini...

15 vd. M i tograflar kendisinin de aynı biçimde öldürül­ düğünü ileri sürerler. sevebileceği bir erkeği bulup onunla evlenmeyi özleyen bir kızın bütün duygularını ince bir gerçeklikle canlandırır bi­ ze. yalnız Penelopeia üstüne yaptığı deneme sonuç vermez. Çamaşırlar yı­ kanıp durulanır. Odysseia' nın VI. daha kocaman görünmesini sağladı. Nauslkaa'ydı bu. dipdiri bedeninle tıpkı osunl Sonra da anasının. başta Klytaimestra olmak üzere bir­ çoklarının âşıklar tutup kocalarını aldatmala­ rını sağlar. b o y u n boşun. T o p ırmağın gerisindeki koruluğa düşer. ırmağa gidip çama­ şır yıkamak istediğini söyler. görünüşün. ama asıl mutlu olacak insan bu güzel kı­ zı alıp evine götürecek kocadır. tıpkı sümbül çiçekleri g i b i . tanrıça Athena kızın bir arkadaşı kılığında düşüne girer (Od. görünüşü tanrılara denk. sonra da t o p oynamaya koyulurlar. oysa geldi çattı evleneceğin gün. geleyim ben de. ister tanrı ol. Ara­ banın hazırlanması. Mysialı gemicilere satar. Akhalardan haksızlık görüp taşlanınca. Tan ağarırken gidelim yumaya. Odysseia birçok öykülerden örül­ müş uzun bir romandır. anan olacak kadın seni/ Güzel rubaların kalmış yüzüstü. Nauplios kızı kurtarır. saçları dökülüyordu basından kıuır kıvır. Nausikaa hizmetçilerini ça­ ğırır. hazırlık yapmalısın düğüne. Nauplios Akhalardan öç alma işine kovulur ve Troya savaşında bulunan yiğitlerin karılarını baştan çıkarmaya uğraşır. k ı z ı Atıge'yl deniz­ de boğmak görevini Nauplios'a verir. bu iki insanı ayırır ve bize genç kızın uğradığı hayal kırıklığını sez­ dirmekle yetinir. Ne de kaygısız doğurmuş. mutluluk getirir babana. kendisi de Klymene'yi alır (Aerope). Odysseus yıkandıktan sonra daha bir yakışıklı ve alımlı olur: Zeus'tan doğma tanrıça Athena daha iri.): Doğru yürüdü çok süslü yatak odasına. bir yanında bir hizmetçi. Akha yiğitlerinin yur­ da dönüşlerinde can vermeleri için de girişim­ de bulunur ve Oileus oğlu Aias'ın gemisinin kayalara çarparak parçalanmasını sağlar. Girit kralı Katreus kızları Aerope ile Klymene'yi aynı amaçla Nauplios'a verir. kraliçe Arete'nin kızlara yıkanacak güzel rubalarla birlikte kokulu yağ­ lar ve bir sepet içinde günlük kumanyalarını vermesi ayrıntılarıyla anlatılır.landıkları anlatılır: Aleos. der. yalnız Nausikaa ürkmez yosunlarla örtülü çıplak erkeği görün­ ce. boyu boşu. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansan. babasın­ dan katır arabasını ister. Bu işe niçin gi­ riştiğini de söylemez. Nausikaa. Odysseus'u yıkamalarını. şipşirin. Dillere destan olur böyle düğünler. Nausikaa şafakla birlikte kalkar. giydirmelerini buyurur. bir yanında bir hizmetçi yatıyordu. Bu öykülerin en se­ vimlisi de Phaiak prensesi Nausikaa'nın yarı­ da kalmış romanı olsa gerek. Bol yapraklı bir dalla örter er­ kekliğini. pırıl pırıl kapı kanatları kapalıydılar. seni sevenler de giyinip kuşanmak. Tanrıça k ı z ı n yatağına yel g i b i varır ve şu sözlerle kışkırtır. Bu söz­ lere dayanılır mı. güneşe serilir. ulu Zeus'un kızı Artemis olmalısın. orada günlerce denizde yüzmekten bit­ kin düşmüş uyuyan Odysseus'u uyandırır. kızlar oturup yemeklerini yerler. Odysseus'un sözleri de yüreğine işler: Yalvarırım. Homeros bu güzel kızı bize tanıttıktan ve Odysseus'la ta­ nıştırıp onunla olan gönül macerasına dokun­ duktan hemen sonra. babasının mutluluğunu över. ister insan. O ana kadar da Nausikaa'yi hayata açılan. uzun zaman kız kalamazsın nasıl olsa. Hizmetçi kızlar kaçışırlar. cana yakındı ikisi de. bir kız yatıyordu orada. Nausikaa. ama Alkinoos anlar her nasılsa kızının düğün hazırlığı yaptığını. Auge de Anadolu'ya varınca Telephos'u doğu­ rur (Auge). çıkar Nausikaa'nın karşısına yalva­ rır. Oğlu Palamedes. bölümünde Phaiak prense­ sini yatak odasında uyur görür. ulu anana. Odysseus bakar ki genç kızlar oynaşıyor ır­ mak kıyısında. Nauplios bu kızları da kurtarır ve Aerope'yi Atreus'la evlendirir. . VI. kraliçem sana. ulu yürekli Alkinoos'un kızı. çabucak olsun bitsin bu iş. tutayım işi bir ucundan. güzelce giyinip kuşanmaksın.

can!" neye göre bir bölük Attikalı ve Messenialı ile birlikte îonya'ya göçmüş ve orada Miletos Perde böylece kapanır. yerleştirdi Skherie'ye. Tanrı yüzlü Nausithoos onları kaldırdı. köpegiyle birleşerek mey- . engin gökte oturanlara. çünkü dedikodu olur. Herakles'in açtığı bir döneceksem ben yurduma. götürdü. (1) Tyro ile Poseidon'un oğlu. dikildi karşısına.. gün boyunca. Herakles efsanesinde sözü geçen Nausithoos. Kurnaz Odysseus da bo­ zuntuya vermez. Nemeia. Nausikaa. 458 vd\): (1) Poseidon tanrının oğlu Nausithoos Phaiakların ilk kralıdır. Nausikaa'nın romanı yıkılır. Son­ Çok akıllı Odysseus karşılık verdi ona. Nestor'un Troya savaşı ve îlyada'daki bir tanrı gibi tapacağım sana orada. nağına sığındığı halde Pelias onu vurur. N e Zeus. (2) Theseus'u Girit'e götüren geminin dü­ mencisi de Nausithoos adını taşır. Messenia bölgesinde Pylos şehrini kurar. Odysseus'ta Phaiak ili bi­ ze şöyle tanıtılır (Od. Pelias'ın ikiz kardeşi (Tab. ha­ mamdan güzel urbalar giyinmiş olarak çık­ makta ve şölene gitmektedir ki prensesle kar­ şılaşır (Od. ra kardeşiyle taht konusunda kavgaya tutu­ dedi ki: şur. sabahtan akşama dek. kanatlı sözlerle. dedi ki: kral olduğu İolkos'a dönünce anaları "Sağ. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. konuğumuz. (2) Atina kralı Kodros'un oğlu Neleus efsa­ can verdin bana sen. Dört yandan surla çevirmişti kenti. İkizler yetişip ölümlü babaları Kretheus'un sonra seslendi. kavga anlamına gelir (Eriş). onların kısraklarca büyütüldükleri anlatılır. tapmaklar yapmıştı tanrılara. ey genç kız. Neikos çatışma.Olan olmuştur. Tyro tanrı PoseiSağlam yapılı kapının aralığında Nausikaa don'dan doğurduğu çocukları dağa bırakınca. VI. tekmil toprakları dağıtmıştı. 22). 4 vd. Bu kral Alkinoos'un babası ve Alkinoos'un hem yeğeni. Odysseus'la tatlı tatlı konuşur. kadın Hera tapı­ sen ilkin bana borçlusun kurtuluşunu". yalnız Nestor kur­ günümü. bir arada görünmeyelim der. Ne olur. o erdemli kral kızının adı anılmaz Odysseia'da. her vakit. an radığını ve çok hırpalandığını görürler. Tepegözler onların topraklarını boyuna yağma ederdiler. şimdiyse tanrılara benzer. Here'nin uzaktan gürleyen kocası.): engin Hypereia'da otururdu. Eskiden Phaiak'lar Neleus. bir daha da Nausişehrini kurmuş (Kadros). otursa bizim yanımızda. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. Çok geçmeden acı yanılgısını anlar: Odysseus kimliğini açığa vurur. kalsa burada. biz Phaiaklar dururken almış onu yanına yürüyor diye halkınca kı­ nanmaktan korktuğunu ileri sürer. leus'un on iki oğlu olur. sevinci İçinde bı­ rakır. İolkos'tan kovulur ve gelir Peloponez'in "Ulu yürekli Alkinoos'un kızı. Odysseus yo­ la çıkmak üzere hazırlıklarını yapmış. esen kal.. evler kurmuş. V I I I . eğer isterse. onu şehre götürürken aklına saplanmış olan konuya değinir. göreceksem sıla savaşta on bir tanesi ölür. Alkinoos'un sarayına git­ mek üzere kızdan ayrılınca Nausikaa'yı bir koca bulmuş olma umudu. Sidebeni. tek amacının İthake'ye karısının yanına dönmek olduğunu söy­ ler. kral kızı kendine bir yabancı koca bulmuş derler. Hızlı gemici anlamına gelen Nemeia aslanı. Tyro'nun üvey anası Sidero'nun hışmına uğ­ baba toprağına döndüğünde unutma. göz göze geldi Odysseus'la öylece ona baktı. esen kal. kaa'nın. Bu konu düşmez ağzından. şöyle der kendi kendine: Demin yüzüne bakılmaz gibi geldi bana. Neikos. Nausikaa gönlünü kaptır­ mıştır. (3) Odysseus'un Kalypso'dan olma bir oğ­ lu. Pontos'la Gaia soyundan ENausithoos birçok efsanelik kişilerin adıdır: khidna'nın Orthas'. hem de eşi olan Arete'nin dedesidir. tulur. rolü önemlidir (Nestor). böylesine bir gün kocam desem. Eris'ten dogma simgesel bir varlığa verilen ad. ro'yu öldürmeye kalkarlar. sağ.

Adı yeni savaşçı anlamına gelen Neoptolemos Akhilleus'un oğludur. Nemesis ölçüsüz gururlarını cezalandırmış. Babasını anmak üzere de mezarı üstünde Priamos kızı Polyksene'yi kurban eder (Polyksene). Marathon'a yakın küçük bir Attika kentin­ de Nemesis'in bir tapınağı varmış. Hera'nın beslediği bu aslan Nemela bölgesine korku salmaktaydı ki. Neoptolemos savaş dönüşü Epir bölgesine yerleşir. Andormakhe'den üç oğlu olmuş. Babası Troya savaşına gidince. ama Nemesis tanrıdan kaçmak için bin bir biçime girer. Gaia'nın Pontos'la ya­ ni Toprak'ın Deniz'le birleşmesinden doğ­ muştur (Tab. Batı Kızları'nın bahçlerinde otururlar. (3) Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutlar birer kadın olarak simgelenmiştir. Phriksos'la Helle'nin anaları (Atharnas). Neoptolemos' u dedesi Lykomedes yetiştirir. Peleus'un ülkesine dönmeyip de Epir'e yerleşmesinin nedeni üstüne efsaneler birbirini tutmaz. delikanlıyı alıp getirmek üzere de elçiler gönderilmiş. Şehir düştükten sonra Hektor'un oğlu Astyanaks'ı surdan aşağı ata­ rak öldürür ve Andromakhe'yi esir olarak alır (Andromakhe). yiğit babası gibi yararlık göstererek Telephos'nn oğlu Euryplos'u öldürmüş ve adını taşıyan bir sa- vaş oyunu (pyrrhike) düzenlemiş. Bu nitelik de tragedyada büyük bir rol oynar. Onu kız kılığında Skyros kralı Lykomedes'in hareminde bulunduğu sıralarda üretmişti. Bu mermeri Persler Atina'yı aldıktan sonar zafer anıtı ola­ rak dikmeye hazırlanırken. Ate ile Hybris'in hemen ardından gelir. kendine ve talihine aşın güveni cezalandıran varlık olarak göste­ rilir. Nemesis. Ama Menelaos kızından çocuğu olmadığı halde. Henıkles). Neoptolemos. Nereus Deniz İhtiyarlarından biridir. Troya . mermer de böylece tanrıçanın heykelini yontmaya yaramış. orada Akhilleus'un oğlu hasta olan Philoktetes'i Troya'ya gelmeye kandırmış (Philokktetes). 6). (2) Bulutu simgeleyen bir varlık olarak IN V phele'nin İksion efsanesinde adı geçer. tanrı da kuğu kuşu biçi­ minde onunla birleşir. bulut tanrıça da çocuklarını kurtaracak altın postlu koçu gönderir onlara (Helle).): DEniz doğru sözlü Nereus'u yarattı: En büyüğüdür o bütün çocuklarının. 6): Hesiodos'a göre. Akhilleus orada Pyrrha adıyla saklandığı için. kimi zaman Erinyslere karışır. Troya'da Akha ordusu N e o plolemos'u coşkuyla karşılamış. ki­ mi zaman Olympos'un tepesinde. tapınakta­ ki tanrıça heykelini ünlü heykeltıraş Pheidias Paros mermerinden yontmuş.Nereus Kızları. babacan tanrı derler ona . Hera'ya âşıktır. Neoptolemos birçok efsane­ lerde Hermione'nin kocası olarak gösterilir. Bunlar Neoptolemos'la birlikte Iroya'ya giderken Lemnos adasında durak vermişler. muradına ermemesi için Zeus Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İksi on'un onunla birleşmesini sağlar. Hesiodos'a göre Gece tanrıça Nyks'in kızıdır. Nemesis'ten doğan yu­ murtanın Leda'nın eline geçtiği ve Helene ile Dioskurların bu yumurtadan çıktıkları anlatılır (Leda). (1) Athamas'ın birinci karısı. bunlar Okeanos kızlarıdır. Orestes). İksi on. Sokrates ve genellikle filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir. Nereus . Nemesis hem soyut bir kavramı simgeler. oğluna Neoptolemos'tan başka Pyrrhos (yani kızıl saçlı) adı verilmiş (Akhilîeus). ' Kavram olarak Nemesis tanrısal öcü simge­ ler. sonunda bir kaz olur. Zeus ona tutulur. Athamas lno ile evlenmek için Nephele'yl b< > şar. hem de tanrısal bir varlık olarak canlandırılır. Kentaur' lar).ilana getirdiği canavarlardan biridir (Tab. Bu Nephele Kentaur'ların anası olur (İksion. ama çokluk İnsanlarda ölçüsüzlüğü. kimi za­ man Okeanos'un kıyılarında. Bu­ nu kıskanan Hermione'nin teyze oğlu ve ni­ şanlısı Orestes eliyle Neoptolemos'u öldür­ mesi tragedya yazarlarının işledikleri bir m o ­ tif olmuştur (Hermione. Akhilîeus öldükten sonra da Troya şehrinin ancak oğlu lavaşa katılırsa düşeceği üstüne bir fal çık­ mış. Hesiodos şöyle tanıtır onu (Theog. Nephele. 233 vd. H e rakles onun hakkından geldi (Ekhldna.ılın da bulunup şehrin ele geçmesine yardım eden savaşçılardandır.

Akhaların danışmanı. sola öğütler verir. Nereus. efsanelerde önemli yer tutup rol oynayan kişiler de çık­ mıştır aralarından: AkhiUeus'un anası Thetis bir Nereus kızı. hepsi de durmadan dövüyorlardı göğüslerini. Nereus kızları günlerini iplik dokumak. Ulu anası bir çığlık attı. dalgaları yara yara Troya'ya giderler ve orada kıyıya çıktıkları bile görülür. Bunlara Nereus kız­ ları denir ve Homeros da.. Balzac'lan beklemek gerekir.. Herakles Nereus'tan Batı kızlarının bahçesine varmak için yolu sorunca. o da kız kardeşleri Nereus kızlarına dert yanar ( İ l . elli denizkızı. kadının Herakles'e bu iksire batırdığı bir gömlek göndermesi. iyiden yanadır. her kıssadan hisse alır ve durmadan nutuk çeker. Doris d e . X V I I I . . I i I - Nestor. Knidos. başladı inlemeye. Ayrıca anası Khloris bir Niobe kızıdır. beline kadar. doğruluktan hiç ayrılmaz düşünceleri. nakış yapmak ve şarkı söylemekle geçirirler. Herakles'in öldürdüğü Neleusogullarından bir o sag kalmıştır. Herakles Pholos'la birlikte Kentaur'ların saldırısına uğrayınca Nessos'a karşı da savaşmış ve onu püskürtmüştû. Euenos). Thetis'in ardından. 38 vd. bilgisi. bir eşini daha bulmak için Shakespeare'leri. At adam da Euenos ırmağı kıyısına sığınmış. anası Thetis'i yardıma çağırır. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan at adam. yani Tekirburnu açık­ larındaki bir magaradaymış. Pylos kralı ihtiyar Nestor Homeros'un yarattığı eşsiz bir 1 tiptir. Nestor ihtiyardır.): . İlkçağın bir özelliği olan yaşa ve yaşlıya saygı duygusu­ nun ne kadar derine gittiği Homeros destan­ larında Nestor'a verilen önem ve değerle öl­ çülebilir. Sağa. görgü­ sü yüzünden de öyle bir üstünlük duyar ki. bitmez tükenmez anılar anlatır. 22). hep doğruluktan. Akhilleus arkadaşı Patroklos ölünce derin bir yasa kapılır. 240-264). Pylos kralı da böyle­ ce üç kuşak boyunca yaşamış.. Böylesi ihtiyar tipine ilkçağ yazınında bir daha rastlanmaz. geçilmez ukalalığından. 38-49 ve Theog. Su yüzüne pek çıkmazlarmış. yunus balıkları ve efsanelik deniz yara­ tıklarıyla birlikte yüzüp gezerlermiş. Nereus kızları Amphitrite'nin alayında yer alırlar. Poseidon tanrının eşi Amphitrite de bir denizkızıdır. (Birkaç dize adları sayılır): Denizin dibinde daha ne kadar Nerus kızı varsa doldurmuşlar gümüş ışınlarla mağarayı. tekmil tanrıçalar sardı çevresini. yiğidin de bu gömleği giyer giymez korkunç acılar içinde yanıp tu­ tuşması ve sonunda da ölmesi Deianeira ve Herakles maddelerinde anlatılmıştır (Pholos. orada yolculara ırmağı geçirtiyordu. Yiğit karısı Deianeira ile bu ırmağı geçecek olunca. kardeşlerinin Apollon'la Artemis'in oklanyla öldürülmesini gör­ müştür. Nereus kızları da yiğide yardım ederler ve babaların­ dan istediği bilgileri nasıl alabileceğini öğretir­ ler ona (Herakles).. dalgalarla oyna­ şırlar. "ekin vermeyen denizin ortasında" tam elli kız doğurur Nereus'a. bütün deniz tanrıları gibi biçim de­ ğiştirmek yetisine sahiptir.çünkü hem dürüst. X V I I I . K i mi zaman bir olaya karışıp yeryüzüne geldik­ leri de görülür. Nessos sırtına aldığı Deianeira'nın ırzına geç­ mek istemiş. ya da çelengiyle sararlarmış onu çepeçevre. renklerini ve çeşitli halle­ rini simgeledikleri gibi bu kızlar. çünkü denizin köpüklü dalgalarını. geçirmiş. Nereus Okeanos kızı Doris'le evlenir. Deniz İhtiyarı cevap vermemek için bir sürü hayvan biçimine girer. Hesiodos da bal­ landıra ballandıra sayarlar adlarını ( İ l . denizin dibinde ne kadar Nereus kızı varsa. Herakles'in attığı bir okla can verdiği sırada Deianeira'ya bir iksir vermesi. hem yumuşak huyludur. Nereus kızları. herkes de sabırla dinler onu. Orada altın tahtlann üstünde otururmuş Nereus'un birbirin­ den güzel elli kızı. Nereus kimi kez yüze çıkarmış. İşte o zaman. ama mutlu bir ihti­ yardır. babalarıyla birlikte denizin dibindeki bir sarayda yaşarlar. ApoIIon bu soya acımış ve bu kadar çok ölüme karşın Nestor'a çok uzun bir ömür bağışlanmasını sağlamış. deniz yü­ zünde oynayan ve koro halinde türkü söyle­ yen bir dans ve ezgi çemberi. çok görmüş. Bu saray da Ege denizinde. Nestor Neleus'la Khioris'in en küçük oğlu­ dur (Tab. N e s s o s .

Nike Pontos'lular soyun­ dan Pallas'la Okeanos kızı Styks'ten dogma­ dır (Tab. Olympos tanrılarından önceki kuşaktan olduğu halde. IV. Savaşta oğullarının yararlık göstermesini sağlar. Önce canına kıymayı denemiş. bölümünde anlatı­ lan bu buluşma destanın en canlı parçalarındandır.): Kalktı ayağa güzel konuşan Nestor. Dilinden sözler akardı baldan tatlı. 6). Nestor yalnız düşüncede değil.): Bir zamanlar savaşta çok usta olan bu yaşlı adam. Sözüyle. Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavgada hemen arabuluculuk işine girişir (İl. Karısı Helene kaçırılınca Menelaos'un ilk İşi Nestor'u gidip bulmak olur. Şimdi üçüncü kuşağın başındaydı o. ama ilyada'dan sonraki olayları anlatan destanlar Antilokhos'un Memnon'un saldırısına uğrayıp öldü rüldügünü anlatırlar. Bu şehir ilkçağda Nikaia. bu güç bacaklarında da olsa keşke. bugün İznik di­ ye anılan şehirdir. komu­ tanlıkta da üstündür. Hemen her bölümde rolü vardır. 248vd. seslendi şu kanatlı sözlerle. Menelaos'un yanma gönderir. Odysseia'da Telemakhos'un babasından haber al­ mak ve İthake'deki karışık duruma bir çare bulmak için Nestor'a danışmaya gittiğini gö­ rürüz. Odysseia'nın III. llyada'da bu ihti­ yarın başına bir dert gelmez. ona tu­ tacağı yolu gösterir. ama Nikaia delikanlıyı yanına yaklaştırma mış. Pylos'ta yönetimi yeni baştan eline alır ve oğulları arasında zevkli bir ömür sürer. Nikaia'nın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırmış. Nike tanrıça Athena'nın bir ek adı olduğu gi- . kendisini Hymnos gibi öldürmeyi kurduğunu anlayınca da. Nestor rahat bir dönüş yolculuğu yapar. Nike zaferi simgeleyen bir tanrıçadır. Kalydon avı­ na. eylemiyle Nestor bir an olsun Troya savaşından uzaklaşmaz. yalnız avcılıktan hoşlanırmış. Kız sarhoş olun­ ca Dionysos muradına ermiş. Nikaia Sangarios (Sakar ya) ırmağı ile tanrıça Kybele'nin kızıdır. sen de delikanlılar arasına kanşabllsen hani. En doğru öğüdü verir. Ayrıca doksan tane gemiyle sefere katılır. Pylos'taki sarayında Nestor yine o Nestor'dur. savaşı planla­ yan odur. dizlerin de yüreğine tıpatıp uysa. Nikaia'yı de­ rede yıkanırken çıplak gören şarap tanrı kıza tutulmuş. Hymnos adlı bir çoban gönül vermiş ona. Kanatlı. ordulan savaşa kışkırt­ mada Agamemnon'un hayranlığını kazanır (İl. bir baba gibi ona bakar ve yanına kendi oğlu Thrasymedes'i verip bir arabayla Lakedaimon'a. ama sonra tanrıya boyun eğmiş ve ona birçok ço­ cuklar doğurmuş. Akhalarm büyük girişim­ leri hep onun kafasından çıkar. Memnon). hızla uçan bir kız olarak canlandırılır. Sevindi kral Agamemnon görünce onu. 310 vd. sende bu ne yürek böyle. Nikaia. işte böyle güven veriyordu onlara. Troya anılarını Telemakhos'un gözü önünde canlandırmakla kalmaz. I. tanrısal Pylos'ta doğup büyümüşlerdi beraberce. Hesiodos'a göre. Kiz oğlan kız kalmaya ant içen bu nympha erkek ten kaçar. onun gösterdiği varlığı pek az yiğit gösterebilir. Tanrı Eros kızın bu davranışına çok içerlemiş ve Dionysos'a alt olacağına karar vermiş. kimi kaynaklara göre Argonautlar seferi­ ne katılmış. kimi mitograflar onu Athena'nın oyun arkadaşı olarak gösterirler. karşı koymaya çalıştığı bir anda da attığı bir okla onu yere serip öldürmüş. ama kavga gene de sürüp gider.Troya savaşına gelmeden önce Lapith'lerle Kentaur'lar arasındaki savaşa. Akhilleus arkadaşının öcünü alarak Memnon'u öldürür (Antilokhos. Bunları ve daha başka yaşantıla­ rını ballandıra ballandıra anlatır İlyada boyun­ ca. Bunları des­ teklemek için gösterdiği örnekler birçok eski zaman olaylarının canlı canlı anlatılmasına yol açar. herkes de haklı oldu­ ğunu kabul eder. dedi ki: "ihtiyar. Nike. Pylos'un gür sesli sözcüsü. Nikaia gebe kalmış. Dionysos da Hindistan'a yaptığı yolculuk dönüşünde Nikaia'nın şerefi­ ne bir şehir kurup ona sevgilisinin adını ver­ miş. Oysa kaçınılmaz ihtiyarlık kemiriyor seni. Nestor Troya savaşına iki oğlu Antilokhos ve Thrasymedes'le gelir. Geç ilkçağın mitograflarının yazdığı bir efsaneye göre. ölümlü iki insan kuşağının yaşayıp göçtüğünü görmüştü. Keşke başka bir ihtiyar olsa senin yerine.

Bu üç kişinin efsanesi de Anadolu'da kaynak bulur. altı kızı.): Güzel saçlı Niobe'nin de i/emek geldi aklına. ama şafak söküp de ölüyle birlikte Troya'ya dönmeden önce de biraz yemek ye­ mesini ister. Akheloos ırmağı kıyısında oynaşan su perilerinin Yatakları var derler ya. pürtük pürtük bir kaya. giderek Amphion'un tanrılarca öl­ dürülen çocukların babası olduğu bile belirtil­ mez. çalılıklar arasında başka bir kaya. Niobe babası Tantalos'un kral olduğu Sipylos (Manisa) dağının yöresinde doğmuş ve ya­ şamaktadır. X X I V . Ağlar durur yaşlı ana yitirdiği bunca çocuklarına. yüreğine sindirir durur acılarını.bu efsane­ nin de babaerkil düzen yerleştikten sonra uy­ durulduğu açık . Thebai ile Amphion'la hiçbir ilişkisi yoktur gerçekte. Niobe. Her çeşit sanatçıya tükenmez bir esin kaynağı olan Niobe'nin öyküsünü en açık seçik biçimde Homeros anlatır: Priamos oğlu Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'a geldiğinde. ana­ lıkta her ölümlüden üstün olduğunu açığa v u ran Leto ana. oradan Yunanis­ tan'a yayılır ve yerli Yunan efsanesi gibi gös­ terilir. 218 Niobe gerçekten de taş kesilmiştir. kızlarını da okçu Artemis öldürmüştü. Niobe dramı tragedya yazarlarını olduğu kadar plastik sanatları da esinlemiştir: Dünya müzelerinin birçoklarında tanrılarca öldürü­ len Niobe çocuklarının heykelleri sergilenmiş­ tir. bir derenin üstüne sar­ kan kapkara. Niobe e f sanesi özbeöz Anadolu efsanesidir. göz ye­ rindeki oyuklanndan su sızar. Ana' Tanrıça Kybele'nin anıtı vardır Manisa'da. doğurganlığı kamçılarmış. üretilen varlığın babası aranmaz. onu kandırmak için de Niobe'yi örnek olarak gösterir ( İ l . Niobe. Kybele ana. (2) Geç çağlarda Yunanistan kaynaklı bir Niobe daha uydurulmuştur: Peloponez'de ya­ şamış ilk adamın kızı olarak gösterilir. Niobe ana. işte o gün yemek geldi Niobe'nin aklına. sonraki eylemlerinde de baba tanrının hiçbir rolü yoktur (Leto. Nitekim Niobe'nin asıl dramı yurdu olan Sipylos dağının eteklerinde geçer ve çocukla­ rının babası olan Amphion'dan hiçbir söz edilmez. Ne tuhaf ki hiçbiri Manisa'daki gözlerin­ den şıp şıp yaşlar damlayan kara kaya kadar dokunaklı değildir. bütün canlıların anası- . Apollon öfkelenmişti Niobe'ye. Leto. oysa on iki çocuğu ölmüştü sarayında. onunla arkadaşlık etmiş olması hayatı­ nın bu dönemine rastlar herhalde. iki kişi. Dramı çok çocuklu olmasından ileri gelir. babası Tantalos ve kardeşi Pelops gibi (Tab.ki Kybele'nin Lykia yöresindeki bir tıpkısıdır Zeus'tan gebe kalmış der efsane . Akha yiğidi ölüyü geri ver­ meye razı olur ve ihtiyar kralı barakasında konuklar. bense bir düzine. Bunlar hep aynı inanç ve efsa­ ne zincirinin halkalarıdır.ama Apollon'la Artemis'in doğumlarında da. bir de öç alan. Sipylos dağının yamaçların­ da. Tanrıça Leto ile birlikte büyü­ müş. Apollon'la Artemis. Bugün Sipylos kayalarında. Nitekim Leto . diyordu Leto iki çocuk doğurdu. herkesi taşa çevirmişti Kronos oğlu. öldürdü hepsini. 14) Anadolu'ya özgü efsanelik bir tiptir. Niobe kayasının bi­ raz ötesinde Mesir bayramı kutlanır bugün de Manisa'da. 6 0 3 vd. üretme önemlidir ve anaç varlık taşır çocuğun yaşamı boyunca sorum­ luluğunu ve gururunu. Niobe'nin göz­ yaşları derlerdi ve derler. gözyaşı dökmekten yorgun düşmüştü. Kybele.bi Atina'da Zafer tapınağı da Athena'nın sa­ yılırdı. yani ilk kadın. tanrı buyruğuyla taş olmuştur Niobe. Kybele). Ama birkaç kilometre ötede. bir çeşit Havva. Niobe aynı simgenin başka başka kişilerde canlandırılmasıdır. Anadolulu Ana Tanrıça kültü anaerkil bir toplum düzenine dayanır. bir bahar ve bereket bayramıdır bu. ergen altı oğlu. Ama efsa­ neye göre Niobe Thebai kralı Amphion'la ev­ lenmiş ve ondan birçok çocukları olmuştur (Amphion). ıssız doruklarında. camiden aşağı halka atılan kutsal macun­ lar kısırlığı önler. kimsecikler yoktu onları gömecek. Göklü tanrılar gömdü ölüleri onuncu günü. Ölüler yatıp kaldılar kanlar içinde. Efsanesi bugün de yaşar: Manisa'da kadın yüzü biçi­ minde bir kaya vardır. Niobe güzel yanaklı Leto ile bir tutuyordu kendini. öldürmüştü oğullarını gümüş yayıyla. işte oralarda.

Daphnis. ne dere kaynaklarında oturanlar. Bkz. Alba kralının iki oğlu varmış: Numitor'la Amulius. Zeus'un yaklaştığı ilk ölümlü kadınmış. Homeros'a göre nympha'lar Zeus'un kızlarıdır. amcası Amulius'un öldürüp de­ desi Numitor'u tahta oturtur. yani gelin an­ lamına gelen nympha kırlarda. Hesiodos'un Theogonia'sında önemli bir rol oy­ nar. bir de her türlü kavga.): Themis dört bir yana gidip buyurdu tanrılara. gaflet tanrıçası Ate. Argos ve Pelasgos gibi yerli atalarına bir ana bulmak hevesine düşmüş ve ilk kadınla ana tanrıça motiflerini birleştirerek Niobe adlı bir efsane kişisi uydurmuştur. Mezar dört yüzyıl kadar sonra açılınca kitaplar olduğu gi­ bi bulunmuş. Esîr'le Gün. sularda. kızı Rea Silvia'yı da evlenemesin diye Vesta tanrı­ çasına rahibe yapmış. Rüzgârlar). Romulus'la Remus'u doğurur. ikizlerin Tiber kıyısına bırakılması ve orada bir d i ş i a y ı tarafından emzirilip büyütülmeleri Romulus maddesinde anlatılmıştır. Olympos'ta toplantıya çağrılınca tanrılar. Numitor Romulus'la Remus'un dedesi ve Roma kral soyunun atasıdır. rahip heyetleri de kur­ muş. Aslında başı örtülü. gelmemezlik etmedi hiçbir nymphe. or­ manlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkla­ rın dişi olanlarına verilen addır. belleği uyuştu­ ran Lethe ırmağı ve en sonunda "belaların en kötüsü olan ant tanrı Horkos". öbüründe kendi eliyle yazdığı kutsal kitaplar bulunuyormuş. tahta çıkınca da Romulus'a bir tanrı gibi tapınılmasını sağ­ lamış (Romulus). Tanrılara saygılı dindar bir kral olarak geçinir: Roma pantheon'una bir­ çok tanrı kattığı gibi. yani yeraltıve yeryüzü ka­ ranlıkları çıkar. Romulus kendisini yetiştiren çoban Faustulus'tan do­ ğuşu hakkındaki gerçeği öğrenince saraya baskın yapar. öç tanrıçası Nemesis ve kavga tanrıçası Eriş. Thanatos. Ker.dır. sofraları nefis yemek­ ler ve şaraplarla donatmak. yıkım ve ölümü simgeleyen karanlık güçlerdir: Üç ölüm tanrısı Moros. birinin içinde kendi ölüsü. Adı gece anlamına gelip yer­ yüzü karanlığını simgeleyen Nyks. mucize yaratmak. Bu efsaneden Ana Tanrıça imgesinin yaygınlığı ortaya çı­ kar: Yunanistan da kurucu kahramanlarına. yani Ba­ tılı Gece Kızları. XX. kendi ölüsünün saklandığı tabutsa boşmuş. didişmeyi simgeleyen tanrılar. Nykteus. yani ışıksal varlıklar doğar. Adı Türkçe Lodos diye anılan güney rüzgârı. hak aramayacağından emin olmak için de oğlunu öldürmüş. Numitor. Bütün bu adlara ayrı ayrı bakınız. pınarlardan bal akıtmak gücüne de sahipmiş. or­ taya çıkardığı varlıklar kötülüğü. katil. bu birleşmeden Aither'le Hemera. Nyks'le Erebos sevişip birle­ şirler. Zeus'un evinde toplanın dedi. Din konusunda yaptığı bütün bu yenilik­ leri kendisine Egeria adlı nympha esinlemiş (Egeria). Tanrı Mars'tan gebe kalan Rea. 9). Çok yaşlı ola­ rak öldüğü zaman İaniculus tepesinde dikilen mezarına iki tabut koymuşlar. nede yeşeren çayırlarda oturanlar. Nympha'lar ikinci derecede önemli tanrıça­ lar sayılmakla birlikte. sonra Erebos'la Nyks. Hosiodos'a göre bütün rüzgârlar gibi Notos da Astraios'la Eos'un oğludur (Tab. Sabin kaynaklı Numa Roma'nın kuruluş efsanesinde ikinci kral ola­ rak gösterilir. Hesperides. açlığı. Zeus tanrı onunla birleşerek Argos ve Pelasgos'u üretmiş (Tab. Kader tanrıçaları Klotho. Gece'ye ve ondan doğmuş varlıklara büyük bir yer ayırır ölüler arasında. ne güzel korularda. Hypnos (Uyku) ve Oneiros (Düş). Hesiodos H a des dünyasını anlatırken. Nomia. Babaları ölünce Amulius tahta geçip kardeşi Numitor'u kovmuş. Antiope'nin babası. gelip. Numa Pompilius. Son­ ra Nyks kendi kendine üretmeye koyulur. Nyks (Gece). İ l k öğelerin doğuş süreci şöyle anlatılır Theonogia'da: Khaos'tan önce Gaia. Numa aya dayanan ve uğurlu ile uğursuz günleri sayan bir yeni takvim de yap­ mış. Bu Niobe. 6 vd. nympha' lar da gelir katılırlar (İl. Nympha. Thebai kralı (Antiope). dövüş. 6. Lakhesis. Kendisi Romulus'un Roma'yı kurduğu gün dünyaya gelmiş. Okeanos'tan başka hiçbir ırmak gelmemezlik etmedi. çekişme. N o t o s . doğa ve insanlar üstü . Atropos.

Dionysos. Nysos. ama nympha'lar çok­ luk erkekten kaçar. Oreas adlı p e ­ riler birer nympha sayılır. Bu cinlerle türlü ilişkiler kurarlar. Nympha'ların Zeus. bu yüzden de bü­ yük tanrıçalar gibi "yüce" ve "ulu" sıfatlarıyla anılırlar: Doğadaki yerlerine göre adlan deği­ şir: Dryas. dönüşünde kenti tanrıya geri vermek istememiş. Nysa. Hermes. Çeşit­ li nymphalar ve efsaneleri için adlarına bakı­ nız. Apollon. Satyr'ler. Nereus kızları da denizde yaşayan nympha'lardır. Silen'ler ve Priapos'tur. Bkz. erkek düşmanı perilerse Artemis'in avcı kızları arasında yer alır. Dionysos da lalasıyla tartışmaya girişmemiş. Doğa için­ de yaşadıkları için asıl erkek arkadaşları Pan. Dionysos Hindistan'a yaptığı yolculuk sırasında Nysos'a Thebai şehrinin yönetimini vermiş. Şehirde Bakkhos şenliklerini kutlama günü gelince Dionysos Bakkha'lar alayıyla birlikte Nysos'u tahtından devirip kovmuşlar. . Hamadryas. bir fırsat kol­ lamış. Geç çağlarda uydurulan bir efsaneye göre Nysos Dionysos'un lalasıdır. Kirke ve Kalypso gibi nympha'ların Odysseus gibi bir ölümlüye gönül verdikleri masal ve efsanelerde uzun uzadıya anlatılır.ne etkili ve güçlü bilinirler. Naias. Nysos adı­ nı tanrı vermiştir ona. Dionysos gibi büyük tanrılarla ilişkileri olduğu.

Yunaklara gidiş .Yola çıkış.Dönüş. Bunlar bir­ birinden ayrı.Odysseus'un iki gün.Elpenor'un ce­ lopeia'nın üzüntüsü ve düşü.Laistrygonlar kentinde on bir geminin yok oluşu .X X I V ) .Odysseus'un yol hazırlıkları .Odysseus'un disk atması . (X) Ölüler ülkesine varış . Çağdaş okuyucu destan da demez Odyss Şia'ya. Bu ana bölümlerin destanın X X I V bölümü­ ne göre dizilişi şöyledir: I.PeneXII.Skylla ile Kharybdis geçidi .Kirke'nin yanında geçen yıl Ölüler ülkesine gidiş için hazırlık. O n) Tanrıça Athena ile Phaiak kızı kılı­ ğında Odysseus'u Alkinoos'un sarayına götü­ rür . Kalypso'nun adasında (V) III.Rüz­ gârların kapandığı tulumun açılması .Telemakhos'la talipler arasındaki tartışma .Çalılıkta uykuya dalması. IX (t) Odysseus serüvenlerini anlatmaya başlar. atlamalar. Odysseia bir ki­ şinin destanıdır.Odysseus gerçek kimliğini açıklamadan Phaiak iline nasıl geldi­ ğini anlatır.Konunun bildiril­ mesi . (9) Şölen .Odysseus'un tek gemiyle Kirke'nin adasına varışı . Odysseia'da tam ter­ sine olaylar zaman içinde geliştikleri gibi an­ latılmaz. (a) Tanrıçaya sesleniş . (Q Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında: Nausikaa'nın düşü . Phaiak'ların ülkesinde (VI-IX) IV. X (K) Rüzgâr tanrı Aiolos'un adası .Şehre gitmek üzere yola koyulmalan.Kasırgada hepsinin boğulması - . Limanda pusu kurmalan .Ozan Demodokos'un Troya savaşından menkıbeler anlatması . I V . sahne değiştirmelerle canlandırılır. kuruluşuyla filmi andırır Odysseia. Nausikaa'ya yalvarması.Her.Odysseus'un gitmesi için bir salın hazırlanması .Mısır yolculuklarını ve Proteus'u anlatmala­ daki konuşma .Bilici Teiresias Odysseus'a İrı. mes'le Kalypso'nun konuşması .Fırtına Salın paramparça oluşu .Fırtına ve lotos yiyenler ül­ kesi .Sarayın tanımlanması .Odys­ seus'un uyuduğu çalılığın yanı başında kızla­ rın çamaşır yıkaması . nazesi . İthake'de ( X m . geriye dönmeler. (7) Pylos'a. Telemakhia (I-IV) II.Tanrıça Athene'nin Mentes kılığında İthake'ye gelmesi ve Telemakhos'u uyarması .Tanrıça İno ile bu­ luşma .Arkadaşlarının domuza dö­ nüştürülmesi . bağımsız öykülerdir: 1.kendi ağzın­ dan -(IX-XII) V. ( S ) Menelaos'un sarayına varış .Tanrılar toplantısında Odysseus'un Kalypso'nun yanından ayrılması gerektiğine karar verilmesi . Gerçekten de konusuy­ la romanı. III.Güneş V.Kyklops Polyphemos'un magarasındaki dram .thake'ye dönmenin çarelerini söyler . I I . bir filme benzetir. rar verirler.Demodo­ kos'un ağzından Ares'le Aphrodite'nin seviş­ mesi . ( P ) İthakelilerin toplantısı . (r) İkinci tann toplantısı . Sahne değişmesi: İthake'de talipler Tele.Hazırlık .Kimliğini açıklaması.Telemakhos'un Nestor'un oğ­ lu Peisistratos'la birlikte Lakedaimon'a gidişi. erkekler . VII. Ilyada bir olayın.Odysseus'un laos'la Helene'nin Telemakhos'u ağırlamaları anası Antikleia'nın ruhu ve ana-ogul arasın­ .Yo­ la çıkış ve on yedi günlük yolculuk .İthake sarayında taliplerin şöleni. Nestor'un sarayına varış Konuklanma .MeneXI.Alkinoos'un Odysseus'u yurduna gön­ dereceğine söz vermesi . yıkanıp giydiril­ mesi . onu daha çok bir roma­ na. VI.Telemakhos babasını aramak üzere yola çıkmaya ka­ rar verir .yük suç . Odysseus'un serüvenleri . (u) Kirke adasına varış .Tayfanın işlediği bü­ Kalypso'nun adasına gönderilmesi .Odysseus'un uyanma­ sı.Hermes'in tanrının kutsal sığırları .Nestor'un anılarını ve bildikle­ rini anlatması .Fırtına . VIII. Kikonlar .o Odysseia.Yarış­ malar .Kurtuluş.Ölüle­ makhos'u yolculuk dönüşünde öldürmeye ka­ rin geçit resmi: Kadınlar. iki gece yüzüp Phaiak'lar toprağına ayak basması . anılar. Destan beş ana bölümden oluşmaktadır.Odysseus'un Alkinoos ve karısı Arete tarafından iyi karşılan­ ması . Troya destanında olaylar düz akışlı bir anla­ tımla ortaya serilmiştir.

(%) Odysseus'un talipleri bir bir öldür­ mesi .Odysseus dilenci kılığında Eumaios'la saraya gider .Kraliçeye müjdeyi veren Eumaios adılla­ ra döner. XX. (y) Penelopeia önce Odysseus'u ta­ nımaz.Taliplerin hiç­ biri yayı geremez . X I I I .Çobanların Odysseus'a davranışı Telemakhos'la talipler arasındaki çatışma Şölen. ( o ) Telemakhos'un Lakedaimon'dan ayrılması .Sarayda şölen hazırlığı . (T) Telemakhos silahları saklar .Çobanlarla birlikte akşam ye­ meği.Gece herkesin yatması.Athene araya girip barı­ şı sağlar. Sahne değişir: Odysseus Eumaios'a sorular sorar.Athene'nin Odysseus'u çoban Eumaios'un kulübesine götürmesi . (n) Telemakhos'un Eumaios'un kulü­ besinde sevinçle karşılanması .İhtiyar köpeğinin ken­ disini tanıması .Suçlu hizmetçilerin asılması . X V I I . "polytlas".Telemakhos'un gemisi limana girer: Taliplerin öfkesi . (v) İkisinin de uyku tutturamaması Tanrı işmarları . Odysseus Yunan mythos'undan günümüze kalmış en ünlü kahramandır. XXI. (a) Saray dilencisi İros'la Odysseus arasındaki güreş .Penelopeia'nın bir koca seçeceğini bildirmesi . çünkü se­ rüvenleri zamanımızda çok tutunan macera romanına çığır açtığı gibi. Odysseus'un kişiliğinde çokça bulunan niteliklerin birincisi akıl. yani çok akıllıdır. XIV. Serüvenlerini anlatması burada biter. XXII.Baba-ogul sevinçle birbirlerine sarılırlar. Cin fikirli. ( v ) Odysseus'un Phaiak ilinden uğur­ lanması .Ayrılıp yatmaya giderler. Serü­ venlerinin anlatıldığı Odysseia ise "Odise" di­ ye dillere girmiş. "polymekhanos". geçir­ miş yiğide verilen çeşitli sıfatlar arasında üçü üstünde durmaya değer: "Polymetis". X V .Denize açılışı. Serüvenlerinin anlatımına girişmeden kişili­ ğinin çeşitli nitelikleri üstünde durmalıyız Odysseus'un.Eumaios P e nelopeia'ya oğlunun döndüğünü haber ver­ meye gider.Odysseus tek başına Kalypso'nun adasına çı­ kar.Telemakhos'un gemisi İthake'ye varır: Konuğu bilici Theoklymenos'u şehre gönde­ rip kendinin Eumaios'un kulübesine çıkması.Dadısı Eurykleia ayaklarını yıkarken onu yara izinden tanır Odysseus karısına kendini tanıtmadan onun gördüğü bir düşü yorumlar . Odysseus. çok bilmiş. XXIII. Üçünün de başında çok anlamına gelen "poly" eki bulunmakta­ dır.Ertesi sa­ bah Odysseus babası Laertes'e gider. kendisi de modern insanda aranan erdem ve nitelikleri kişiliğin­ de topladığı için uygarlık. çektiklerini birbirlerine anlatırlar . çobanların sevinci . Homeros destanlarında bu çok yönlü. insanlık tarihine bir prototip.Silahların hazine odasından getirilmesi . XXIV.) Eumaios'un dilenci kılığındaki Odysseus'u iyi karşılaması .Karıkoca birbirlerine kavuşup odalarına çekilirler. (E .Odysseus Penelopeia ile buluşur . XVIII.Talipler dilenciyi hırpalar Penelopeia onu korur ve yanına çağırtır. güç durumların için- .Sahne deği­ şir: Taliplerin öldükleri haberi yayılır. XVI. taliplerin hak­ kından gelmek için plan kurarlar . akraba­ ları öç almaya gelir . aşılmaz engellerle dolu.Athene'nin işe karışması .Penelopeia ile talipler arasında sert konuş­ ma . (< p ) Penelopeia Odysseus'un büyük ya­ yını getirip yarışmayı başlatır . yolculu­ ğunu anasına ve dadısına anlatır . bir ilk örnek olarak girmiştir. baba-otjul ağıllarda yalnız kalırlar .İthake'ye varış . çok akıllı ve görmüş.Odysseus'un uydurdu­ ğu masallar . kurnazdır. çekingen davranıp onu dener .Odysseus dener ve yayı gerer . Ulus­ lararası bir kişi olmuştur denebilir. S o n . ikincisi çare bulma yetisi. üçüncüsü de sabırdır. so­ nu gelmeyen yolculukların adı ve sıfatı olu­ vermiştir. Sahne değişir: Odysseus'un babasıyla buluşması.Penelopeia'nın çağırılması.Sabahki toplantı .Telemakhos'u geri getirmek için Lakedaimon'a gitmesi.Uyku . ( c o ) Taliplerin ruhları Hades ülkesine iner.Eumaios'un hayat hikâ­ yesi .Odysseus kim olduğunu açıklar . XIX. babasının durumunu öğrenir .Taliplerin şaşkınlığı.Taliplerin Odysseus'u hor­ lamaları .Ozan Phemios'la haberci Medon'dan başka herkesin öldürül­ mesi .Evde t e 999 rnizlik . ( p ) Telemakhos saraya gelir.

bizce büsbütün önemsiz bir suç yüzünden deniz tanrı Poseidon (destanlarda adı Poseidaon'dur) ona amansız bir kin ve garez bağlamıştır. Bakalım şim­ di mythos bu ideal insan tipini ne gibi masal­ larla donatmış. onu denizde boğmak. bir dayanma gücü vardır ki. anasının ki Antikleia'dır. Odysseus'un bu birleş­ meden doğduğu konusunda Antikleia ve Autolykos maddelerine bakınız.varlığı da oradan gelmedir . Akhilleus gibi Odysseus'un da Kheiron'a çömez olduğu söylenir. Bu olgun ve yetkin yiği­ din yine de bu kadar üstün bir direnme gücü göstermesi. kendi çıkarını sağlamak için işlediği. onun kişiliğinde ilkçağın insan idealinin dile geldiğini gösterir. kimsenin yerden bile kaldıramadığı yayı gerip okunu tam h e ­ define vurmasında ne yaman atlet olduğu or­ taya çıkar. Yunanistan'da kara yolculukları yaptığı da bilinir: Bunların birin­ de Lakedaimon'a gitmiş de konuğu İphitos'la karşılaşmış. bulucu ve yaratıcı zekâyı simgeleyen insan tipi. Troya savaşına katılmadan Odysseus İthake tahtına çıkar. Kalypso ile Kirke tanrıça oldukları halde Odysseus'u severler. dilenci kılığında kollarını bacaklarını açtı mı. Odysseus genç de değildir üstelik bu başarıyı kazandığı zaman: Otuz yıllık sa­ vaş. İphitos da ona Eurytos'un ünlü yayını vermemiş. bağlandıkları bir­ çok örneklerde görülür: Penelopeia kocasını otuz yıl bekleyecek kadar sadık bir karıdır. elâlemi kandırmasını ve en çetin. insafsızlıkları. ağılları. Yalan dolanda usta Autolykos'un kızı olan Antikleia'nın Laertes'le evlenmeden ön­ ce Sisyphos'la yattığı. Bunun dışında öylesine bir karşı koyma. en çetrefil durumların en korkunç tehlikelerin içinden yağdan kıl çekercesine sıyrılmasını bilir. ya Nausikaa. Efsane yiği­ din delikanlılık yılları üstüne pek fazla bilgi vermez. yok etmek ister. Batı dillerindeki Ulysse'nin türediği Latince Ulyxes'e gelince. yiğidin bir Yu­ nan lehçesinden alınmış adıdır. ki bu yayla Odysseus talip­ leri öldürecektir (Eurytos. Güzel ve güçlüdür bir kere.bir devlfi adamından çok sürüleri. Odysseus.zorunda kaldığı birçok kötülükleri. . onunla savaşında da Odysseus doğada en tehlikeli güce karşı koyup onu yenmenin yol­ larını bulan insanı. adın asıl anlamı anla­ şılamamıştır.den sıyrılmak için bin bir düzen ve çare düşü­ nür. hele yayı germesinde. denizlerde sürünme. yiğidin bütün çabalarını boşa çıkarmak. macera kahramanı değil de. Babası Laertes'in . Odysseus'un gücü ve güzelliği erkekleri de şaşkına çevire­ cek niteliktedir: Phaiaklar ilinde yarışmaya başlayınca herkesi yener. ki bu yara i z i İthake'ye dönü­ şünde dadısı Eurykleia tarafından tanınması­ na yol açar (Eurykleia). kötülüğü simgeleyen güçleri yenip iyile­ rinin zaferini sağlamıştı çoğu kez. içinde bütün olanak­ ları tartışıp durur Odysseus.oğlunu nasıl tahta geçirdiği anla tılmaz. ama Odysseus'un karşısına çıkan doğal güçlükler doğa unsurlarının kendileridir: Odysseus denizle pençeleşmek zorundadır. ( 2 ) ODYSSEUS'UN G E N Ç L İ Ğ İ . bin bir acıya katlan­ ma onu yıpratmıştır. bağ ve bah çeleriyle ilgili bir adamdır. ahlak bakı­ mından su götürür davranışları affettirir. gencecik yaşında deniz­ den çıkmış o korkunç yaratığa gönül verir de acı bir hayal kırıklığına uğrar. bir yaban domuzu avına katılması ve orada bacağından yaralanması. İşlediği ve destan­ larda da önemi belirtilmeyen. beden­ ce de üstündür. ya da işlemek . Bu bakımdan Odysseus eşsiz bir kahramanıdır. Odysseus hiçbir yiğidin karşılaşmadığı güçlüklerle karşılaşır. Gerçi Herakles doğanın çeşitli canavarlarını alt et­ miş. durmadan düşünür. akıllara durgunluk. ama delikanlının kral olunca bir . kuzeybatı Yunanistan kıyılarının karşısında bulunan îthaka (Horneros destan­ larında İthake diye geçer) adasında doğmuş­ tur. istediği amaca varmak için de gerekince yalan söylemesini. Odysseus kafa üstünlüğüyle kalmaz. süslemiştir. (1) A D İ VE DOĞUŞU. Poseidon Yunan insanlarının düşman saydıkları halde hakkın­ dan gelmeye uğraştıkları denizi simgeler.sonra­ dan Odysseia'da görüleceği gibi . korku salar orta- lığa. Babasının adı Laertes. çağımızın büyük keşiflerine yol açan arayıcı. İphitos). Bu bilinç ve akıl gücü ona kendi amacına varmak. kadınların ona bayıldıkları. Odysseia'da gençliğiyle ilgili bir tek olayın sözü geçer: D e ­ desi Autolykos'a konuk gitmesi. masal uydurmasını. Odysseus adının kay­ nağını açıklamak için ta ilkçağda yapılan ça­ balar sonuç vermemiş. koca olarak almaya can atarlar.

ordu komu­ tanı. yiğit de Palamedes'e karşı ilerde korkunç bir öç almayla sonuçlanacak derin bir kin besleyerek sefere çıkmak zorunda kalır (Palamedes). İlyada'nın hemen her sayfasında adı geçer. Hekabe. Helene'nin babası Tyndareos'un kardeşidir. Bu şarap sonraları Tepegöz P o lyphemos'u sarhoş etmeye yarayacaktır. Yerliler Odysseus'un arkadaşlarına lotos denilen yemişten yedirir. Orada et ku­ manyası yaparlar. adaya çıktıktan ve akla. Denize açıldıklarında bir fırtına onları ayı­ rır. Tro. yola çıkış günü üstüne Agamemnon'la Menelaos arasında görüş ayrılığı vardır. İkarios. Odysseus Penelopeia ile evlenir.seçmesi epey olaylı geçer: Odysseus Yuna­ nistan'ın birçok kral oğulları ve derebeyleri gibi Helena'ya talip olur. Odysseus on i k i gemisiyle Trakya'da K i konların ülkesine çıkar.i ya'ya döner ve Agamemnon'un filosuna katı­ lır. Helerte. Kıbrıs kralı Kinyras'a elçi giden de odur (Kinyras). bir on yıl daha denizlerde sürünür ve Akdeniz'i boydan boya dolaştıktan. halkını öldürür. sürüyle Troyalı öldürür. (llyada). taliplere Helene'nin seçeceği kocaya ar­ ka olmaya ant içirmesini önerir. Lotos yiyenlerin ülkesine çıkarlar. soyka alır. başka­ larını savaşa sürmekte. Menelaos Nestor'la birlikte denize açılır. Troya önündeki on yıllık savaş süresi bo­ yunca Odysseus'un hem savaşçı. Savaş bittikten sonra yurtlarına dönen Akha yiğitleri belli süreler içinde yurtlarına va­ rırlar. G e ­ ce dağdan inen Kikonların saldırısına uğrar­ lar. Güneye doğru yol alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzeredir ki. Odysseus onları zorla ge­ milere bindirir. Troya savaşına hazırlık on yıl sürer. bu yemiş onlara sılayı unutturur. Troya savaşı da bilindiği gibi o kadar bir zaman kap­ lar. yabancı bir tekneyle İthake'ye bırakılır. yararlıkları Ilyada'da bütün ayrıntılarıyla anlatılmıştır (llyada). Odysseus yanına on iki . ora­ da kalmak isterler. Deiphobos vb. Odysseus arkala­ rından gelir. ama Palamedes yalanını yüzüne vurur. ama ço­ cuk daha kundaktadır ki. Tenedos'ta onlardan ayrılır. Troya şehrinin savaşla ele geçirilemeyeceğini anlayarak. ama güzel kıza ta­ liplerin fazlalığından ürkerek ondan vazgeçip İkarios'un kızı Penelopeia'yı ister. sert bir poyraz f ı r tınası onu önce Kythera adasına atar. Herkesçe benimsenen bu öneri ilerde Troya seferine yol açacaktır. Odysseia adıyla anılan Odysseus'un dönüş desta­ nını bundan önceki maddede özetledik. Troya'dan ayrılış bir filo halinde olmaz. İkinci seferin başında Aulis'te İphigeneia'nın kurban edilmesine önayak olur (İphigeneia). yalnız Apollon rahibi Maron'u esirger. Odysseus savaşa gitmemek için elin­ den geleni yapar: Delirmiş gibi davranır. Savaşların hepsine katı­ lır. ( 4 ) D Ö N Ü Ş Y O L C U L U Ğ U (Odysseia). İlyada'da sözü geçmeyen. gece keşfe çıkmak gibi tehli­ keli görevler yüklenir ve hepsinden önemlisi. Kuzeye doğru yol alırlar ve keçilerle dolu bir adaya çıkarlar. onlara yardım etmek­ te herkesi geçer. Mysia'ya çı­ karma ile sonuçlanan ilk seferde Odysseus büyük bir rol oynamaz: Telephos'un yarası­ nın. bu elçilik başarısızlıkla sonuçla­ nınca Lykomedes'in sarayında saklanan Akhilleus'u bulup getirmek için yola çıkar ve kurduğu düzenle genç yiğidin savaşa katılma­ sını sağlar (Akhilleus). kocası Menelaos'un yardım istediği haberi duyulur. tragedya gibi da­ ha sonraki kaynaklarda anlatılan başka olay ve efsaneler için de Aias. yarayı açan kimse onun eliyle iyileştiril­ mesi gerektiğine ilişkin tanrı sözünü yorumla­ makla kalır (Telephos). maddelere bakınız. Odysseus'un bu yiğitlikleri. on iki gemi­ sinin ve yoldaşlarının hepsini yitirir ve tek ba­ şına. ondan on iki küp İsmaros şarabı ar­ mağan alır. arabulucu olarak oynadığı rol. tahta at fikrini ileri sürer ve bu dü- zenin gerçekleşmesinde önayak olur. Helena'nın kaçırıldı­ ğı. İsmaros kentini alır. bir sü­ rü kıyıya. elçi. gösterdiği canlılık ve atılganlık anlatılmakla bitmez. hayale sığ­ maz serüvenler yaşadıktan sonra. Ne J var ki Odysseia'nın kuruluşu çetrefil olduğun­ dan efsaneleri burada zaman akışına göre bir daha ele almakta fayda vardır. Yalnız Odysseus İthake adasına bir türlü ulaşamaz. hem danışman. Odysseus Tyndareos'u kendine dost edinmek için. Odysseus altı adamını yitirip denize açılır. Atreusogullarının davasını benimser: Bir e f saneye göre Helene'yi geri istemek için Troya'ya gider. ( 3 ) T R O Y A S A V A Ş I . Telemakhos diye bir erkek çocukları olur.

Odysseus uykuya dalınca tayfaları tulumu açarlar. Korsika olduğu ileri sürülen bu ülkenin Telepylos adlı lima­ nında kralın kızı olan bir dev anasıyla karşıla­ şırlar. Odysseus'un tayfası bu kez dev yamyamların saldırısına uğrar. Gemi yola çıkar çıkmaz Tanrı Zeus'un saldığı bir şimşekle paramparça olur. Kirke Odysseus'u bilici Teiresias'ın ruhunu bulmak ve ondan İthake'ye dönüş yolunun ne olacağını öğrenmek için ölüler ülkesine yollar. Bir mağaraya girerler. Yel esmediği için orada karaya çıkmak zorunda kalırlar. bütün yellerin dışarı fırlamasıyla korkunç bir fırtına kopar. Odysseus adamlarına sığırla­ ra dokunmamalarını söyler. adının Kimse olduğunu söylediği devin yar­ dım alıp kendisini kovalamasını önler ve ma­ ğaradan çıkmak için sürülerin altına girip sak­ lanmayı başarır. karısı Penelopeia'ya kavuşması (Penelopeia) bu sözlükte. Bundan sonrası zaman sırasıyla anlatılır Odysseia'da: Odysseus'un tanınması (Eurykleia). mağaranın kapısı­ na kocaman bir kaya dayar ve Odysseus'un arkadaşlarını ikişer ikişer yemeye koyulur. Denize açılınca Kirke'nin dedikleri MK İR olur: Seirenlerin önünden geçerler. Odysseus'un Kirke ile olan macerası için Kirke maddesine bakınız. limana girmiş olan gemiler parçalanıp içindekiler öldürülür. yanına her türlü kumanya vererek onu uğurlar. Alkinoos'un sarayında konuklanması ve bir Phaiak gemi­ siyle İthake'ye gönderilmesi için Nausikaa. Daha geç dönemlerden kalma metin­ lerde Odysseus'un efsanesi alabildiğine uzatı­ lır. Eumaios vb. maddelere bakınız. ama kumanyala­ rı tükendiği için tayfanın kendisi yokken hay­ vanlardan birkaçını kesmelerini önleyemez. akıntıya kapılıp Khrybdis ge­ çidini bir daha aşmak ve dokuz gün denizde çalkandıktan sonra Kalypso'nun adasına çık­ mak yolunu bulur (Seirenler. 1 yıl di­ yenler var. Y ı l dızlara baka baka yol alırken tanrı Poseidon Odysseus'un salını görür. tayfaların hepsi boğulur. Alkinoos. 8. Tek gemiyle daha kuzeye doğru giderek Aiaie adasına çıkarlar.yoldaşını alarak bu adanın biraz ötesinde bu­ lunan Kykloplar. Odysseus'un filosu altı gün kürek çekerek kuzey yönünde yol alır ve Laistrygonların ülkesine varır. Ama tanrı Poseidon'un amansız öfkesini de üstüne çeker. U l u nympha Odysseus'a bir sal yapmakta yardım eder. Yiğit bu olağanüstü yolculuğu başar­ dıktan sonra Kirke'nin yanına döner. taliplerden öç alması (Antinoos). buranın zengin bir mandıra olduğunu görürler. Malta olduğu sanılan Ogygie adasında ge­ çirdiği zaman belli değil: 10. Odysseus'un yurduna dönüp. Büyücü Kirke'nin topra­ ğıdır burası. yukarda gösterilen adlar altında an­ latılmıştır. Teiresias'ın da bildirdiği gibi bu suç onların ölümüne sebep olacaktır. Güneş tanrı Helios'un be­ yaz sığırlarının otladığı Thrinakie adasına ula­ şırlar. Odysseus birkaç yoldaşını feda ederek bu tehlikeyi de aşar. Latium kıyılarında bugün Capo Circeo diye anılan yer olduğu ileri sürülür. Kalypso). bir fırtına salarak batırır. ya da Telegonos ve Nausithoos diye iki oğlu olmuş. On­ dan Telegonos adlı bir oğlu. Nausikaa ile buluşması. Yiğidin Kirke'nin ya­ nında bir ay ya da bir yıl kaldığı söylenir. Sonunda tanrıça Athena'nın yal­ varması üzerine Zeus Odysseus'u kurtarmaya karar verir: Hermes'i yiğidi bırakması için Kalypso'ya gönderir. Akşam olunca Tepegöz sürüleriyle döner. arkasından da tatlı bir yel salarak gemileri uğurlar. ağırla­ dıktan sonra ona bütün yellerin içinde kapalı bulundukları bir tulum verir. malını. Kharybdis. Tanrıça İno'dan yardım gören Odysseus yüze yüze Phaiak'ların toprağında kara­ ya çıkar. Bu kez Kirke ona karşısına çıkacak olan tehlikeleri sayar. Kharybdis'le Skylla canavarlarının önüne gelirler. Odysseus'un kurnazca düzenleri burada baş­ lar: Tepegöz'ü sarhoş edip. Aiolos adasına ikinci bir çıkışla­ rında kovulurlar. Odysseus yelken direğinin üstünde dalgalara göğüs germek. yani Tepegözler iline geçer. çünkü Te­ pegöz tanrının oğludur. Skylla. gözünü çıkarır. 5. mülkünü sömüren asalak­ lardan öç alıp evini ve ailesini düzene kavuş­ turduktan sonra ne yaptığı Odysseia'da bildi­ rilmez. yalnız liman dışında de­ mirlemiş olan Odysseus'un gemisi kurtulur. 225 . Aiolos Odysseus'u iyi karşılar. K ı z babasına haber salar. ama kaynak değeri olmayan bu metinleri hesaba katmak doğru olmaz. tahtına ka­ vuştuktan. İlkçağdan beri Sicilya ile bir tutulan Tepe­ gözler ilinden yeller tanrısı Aiolos'un adasına varırlar.

G e ­ len cevap şudur: Kral Laios'un katili bulun­ malı ve şehirden sürülmelidir. ayak bi­ lekleri delinmiş. Dionysos'a karşı koyduğu için lanete uğramış. Ayağı şiş anlamına gelen Oidipus adı da ondan. Oidipus gene de ikirciklidir: Babasının ölümü kendi elinden olmamıştır. Tanrı bilicisi ona kendi babasını öldürüp anasıyla evleneceğini bildirmişti. Delikanlılık çağına gelince bir dedi­ kodu işitir: Kralın oğlu değil de. Thebai kralı Laios'un oğlu. Polybos'un öldüğünü. Oidipus Yunan mythos'unun en trajik kahramanıdır. Teiresias ve Kreon arasında kavga kopar. Anası bazı kaynaklarda Epikaste diye anılan İokaste'dir. Oidipus'u öz evlat gibi büyütürler. Çoban da getirilip gerçeği açığa vurunca Oidipus'la iokaste'nin artık şüpheleri kalmaz. Oidipus. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasında dile getirilen bu dram Oidipus'un Thebai'den sürülmesi. Bu olaydan sonra Thebai'ye vanr. Kraliçe sarayın içine sığınıp canına kıyar. Oidipus bir daha Korinthos'a anasının. ama anasının bulunduğu yere gitmekten çekinir. Oidipus birinci bilmeyece in­ san. bilme­ yerek suç ve günah işler. Oidipus'un öleceği toprak tanrılarca kutlanacağı haberi yayılınca Kreon' . Oidipus he­ men araştırmaya koyulur ve suçluya karşı korkunç tehditler savurur. Derken ulak kendisi­ nin Polymos'la Periboia'nın oğlu olmadığını. kaderin oyuncağı olur ve istemeyerek.Oidipus. O sırada kavgaya tutuştuğu adamı gözü karararak öldürmesi doğaldı. Oidipus da anası ve karısı olan kadının iğnesiyle gözlerini kör eder. 19). babasının ya­ nına dönmemek amacıyla Thebai'ye kral ol­ muş ve İokaste ile birleşerek dört çocuk üret­ miş: Eteokles. Serüveni şöyle özetlenebilir: Oidipus Thebai kral soyundandır (Tab. Bilici Teiresias'a | katilin kim olduğunu sorar. çocuk da onları anababa bilir. Teiresias bu düşü şöyle yorumlar: Kraliçenin kaınında taşıdığı çocuk babasını öldürecektir. adı tıp ve ruhbilime varıncaya kadar insanla ilgili bütün bi­ lim ve sanat dallarına karışmış. Kadmos'la Hormania'da kaynak bulan bu soyu bir tanrı yetiştirmiş. akıl almayacak yıkım ve acıların birbirini izle­ mesini görmüştür. Thebai halkı da rahat bir nefes almış ve kurtarıcı­ sı bildiği Oidipus'a Laios'tan boş kalan taçla birlikte dul karısı İokaste'yi vermiş. Thebai'ye yakın dar bir geçitte arabalı bir adama rastlar. ama belki bu tanrıya. Antigone. bulunmuş bir çocukmuş diye. Labdakos'un torunudur. Trajik kişi tek başına ya da bütün soyuyla birlikte tanrı lanetine uğramış kişidir. her alanda derin iz bırakmıştır. 18. Korinthos'a bir daha dönmemeye kararlıy­ dı. götürür Korinthos kralı Polybos'a verir. Laios'un da dar 1 bir geçitte öldürüldüğüne değinecek olur. Doğar doğmaz bebek dağa bırakılır. İ s e ne. çileden çıkmış­ tı. kimi zaman dört ayak üstünde yürüyen ve doğal yasalara kar­ şıt olarak en çok ayağı olduğu zaman en güç­ süz olan yaratık hangisidir? İ k i kız kardeştir­ ler. Polybos'la karısı Priboia'nın çocukları olmamıştır. içinden bir kayış geçirilmiş­ tir. Polyneikes. Oidipus insanın tüyler ürpertici bir dramını dile getirdiği içindir ki. ikincisine de Gün ve Gece diyerek doğru cevaplan vermiş. İokaste araya girer ve . kızı Antigone'ye yaslanarak Attika'da Kolonos iline gelmesi ve orada ölme­ siyle sonuçlanır. Bu sözleri duyunca Oidipus'un içine kuşku girer. Onun kişiliğinde traged­ yanın özü ve trajik kavramınının asıl anlamı belirir. kimi zaman ü ç . Oidipus'un kral olmak üze­ re Korinthos'a çağırıldığını bildirir. lokaste gebe iken bir düş görür. Oidipus. Bir anlatı­ ma göre. . Oidipus Laios'a rastladığı sırada Delphoi'den dönmekteydi. Kâhin cevap ver-" mekten çekinir. biri ötekisini doğurur ve ikincisi birincisin­ den doğmadır. Yıllar geçer. saraya bir çoban tarafından bulunup getirildi­ ğini söyler. Thebai şehrinde veba baş gös­ terir. Oidipus sarsılmış. bundan ötürü de ya dışardan ya da içinden gelen korkunç belala­ ra uğrar. Sphinks kendini tünediği kayadan aşağı uçuruma atarak ölmüş. kimin çekilip yol vereceği konusunda kavgaya tutuşurlar. Sphinks denilen canavar şehirde korku salmakta. bir zamanlar gördüğü düşe. Sorular da şunlardır: K i m i zaman iki. Çocuğu bir çoban bulur. Bu sırada Korinthos'tan bir ulak gelir. Gerçeği tanrı Apollon'dan öğrenmek üzere Delphoi tapınağına doğru yola koyulur. sor­ ' duğu bilmecelere cevap veremeyenleri parça- layıp yemektedir. Salgının nedenini öğrenmek için Oidipus kaynı Kreon'u Delphoi'ye gönderir. Oidipus adamı ve arabacısını öldürür.

ertesi sabah gene O k e a n o s sularından d o ğ u p yükselir. Okean o s büyük denizlere. Okeanos'la Tethys'ten. . t a n r ı kuşaklarının kavgasına karışmamış. Thetis. G a i a ' n ı n on iki T i t a n evla­ dından birincisidir. a m a atları ölümsüz olduğun­ d a n . O i n o m a o s . a n c a k bir gün yaralanırsa o n u gelip bulmasını söyler. yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benzer. 1 5 5 vd. Pelops. Priamosoglu Paris dağa bırakılıp çobanlarca yetiştirildiği sırada O i n o n e ile t a ­ nışır ve sevişir. Balı Ki/ larının bahçesi O k e a n o s kıyılarındadır (Ihrakles). Kreon). o n a haber gönderir. Uineus. Kızına çıkan talipleri O i n o m a o s araba yarı­ şında d e n e m e y i şart koşuyordu. yurdu Thebai'ye de lanet okur. çocuğum. Elis kralı O i n o m a o s güzel H i p p o d a m e i a ' n ı n babasıdır. yani Gök'le Deniz'i ya­ ratır. ö n c e bütün ırmaklar m e y d a n a gelir. H e s i o d o s ' a göre. o n u geçiyor ve kim olursa olsun kafasını keserek evinin kapısına asıyordu. O i n o n e . ris ölünce O i n o n e pişman olup canına kıyar (Paris).ama n y m p h a yardıma gelmez. toplamının üç bin olduğu söylenir. Ö n c e Okeanos var. D i o n e . Paris Troya savaşının sonla­ rında Philoktetes'in attığı bir okla yaralanınca O l n o n a ' n l r ) bu sözünü hatırlar.): Nasıl geldin. Anası Antlklela şaşar buraya kadar gelebildiğine (Od.la Polyneikes Oldipus'un Thebai'ye geri gel­ mesini isterler. oynar. D e r i n anaforlu. Kendisini süren oğullarının iki­ sine d e . 1. O k e a n o s . Yunan e r k e n ilkçağının dünya görüşüne göre. kınız. Yarış başla­ yınca Elis kralı Z e u s tapınağında bir k o ç kur­ ban ediyor. Bunların birkaçı sayılır T h e o g o n i a ' d a . büyük ırmaklar var arada. Euirynome n e i r a ' n ı n babası. Böylece on iki kuru kafayı dizmiş bulunuyordu. Apollon t a n r ı n ı n kendisine verdiği şi­ falı otlar vardır. b a ş a r a m a z . a m a kör kral Attlka'da k a l ı p . sağlam yapılı bir gemin yoksa aşamazsın onu. 2). sisli karanlıklar ülkesine. S o n u n d a H i p p o d a m e i a ' y a talip olarak Pelops çıkageldi. O k e a n o s aslında bir deniz gibi değil. Meleagros'la DeiaHerakles efsanesinde rol Meleagros m a d d e l e r i n e ba­ Herakles. D e ­ nizde dişi unsuru simgeleyen Tethys'in Üretti gi yaratıklar sayılmakla bitmez. ya da Pelops'un elinden öldürüldü (Hippodameia. . Lokrislilerin kralı Oileus "küçük" Aias'ın babasıdır (Aias). gitsin O k e a n o s ' a batar. bu sırada rakibinin yol almasına izin veriyordu. dünyanın u c u n a çekilip oraya yerleşmiştir. O i l e u s . T o p r a k a n a G a i a K h a o s ' t a n çıkar çıkmaz kendi k e n d i n e U r a n o s ' l a P o n t o s ' u . Olu­ n u n iden sonra oğulları arasında k o p a n kavga vı • Thebai şehrinin ü s t ü n e çöken yıkımlar bu ilenmenin s o n u c u d u r (Antigone. A m a Titanlar arasında ay­ rı bir rol o y n a r . burgaçlı diye nite lenmesi akan bir su olduğundandır. özellikle batıda Atlantik Okyanusuna verilen ad olmuştur. Hesiodos T h e o g o n i a ' d a O k e a n o s ' u n Titan kız kardeşi Tethys'le evlendiğini söyler. O i n o m a o s a r a b a d a n yere düşerek dizgin­ lere dolaştı ve öldü. a m a Üç Güzeller yarışmasın­ da yargıçlık ettikten s o n r a da şehre i n m e k üzere O i n o n e ' d e n ayrılır. diri diri? Yaşayan insanlar kolay kolay göremez buraları. P a Kalydon kralı. O i n o n e İda dağının n y m p h a l a r ı n dan biridir. Kız bu talibe gönül verdi ve ikisi birden Oin o m a o s ' u n arabacısı Myrtilos'u baştan çıka­ rarak P e l o p s ' u n yarışı kazanmasını sağladı­ lar. T a n r ı Ares'in oğlu. s o n r a da U r a n o s ' l a "sarmaşıp kucakla­ şıp doğurdu derin anaforlu O k e a n o s ' u " (Tab. İ n t a n dünyanın u c u n a doğru hangi y ö n d e n giderse. O k e a n o s . ölmeyi seçer. Argonaut'lar seferine katılmış ve S t y m p h a l o s gölünün bir kuşun­ d a n alınmış tüyle yaralanıp ö l m ü ş . Eteokles. Sonraları coğrafya bilgileri artınca. bulamazsın bir sığ yerin/. Bunların arasında Metis. Odysseus Ölüler Ülkesine v a n n ı t için O k e a n o s kıyılarına gelir. XI. korkunç akıntılar var-. Geleceği bilen Oin o n e o n u vazgeçirmeye uğraşır. O k e a n o s bu diski çepeçevre sa­ rar. Okeanos'la Tethis'ten dogma üç bin dişi varlık da vardır: O k e a n o s kızları. yarışa başlar başlamaz ö b ü r ü n e yetişi­ yor. ev­ rensel bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. Myrtilos).

Omphale. ana Tethys'i görmeye. Orcus. Kıbrıs'ta ve Yunanistan'da bu adı taşıyan dağlar çoktur. onlar almışlardı beni Rheia'nın elinden. Olympos. Oneiros. Bkz. Dorukları gökte bu­ lutlara karışan ulu dağların tanrılara konut ol­ duğu inancı Yunan'a Sümer'den gelmiş ola­ bilir. Etrüsk mezarlarında uzun saçlı. (3) Ünlü bir flüt çalgıcısı. Bilici de üç yıl köle olarak çalışması gerektiğini bildirir.(1) Girit'e adını veren Kres'in oğlu. yiğidin topuzunu onun kafasında sallamaktadır. kendi­ lerine göre bir hayat sürerler. sonra Kronos'la Rheia yönetimi ele almışlar ve Ophion'la Eurynome'yi Tartaros'a kapatmışlar. Opheltes. Olympos adını taşıyan efsanelik kişiler de vardır. Girit'te. Hypsipyle. Herakies efsanesinde rol oyna­ yan Lydia kraliçesi. Roma dininde bolluğu simgeleyen tan­ rıça. Sanatçılar Herakles'i uzun Lydia entarisi giymiş olarak Omphale'nin dizlerinde iplik bükerek gösterirler. ona ağıt yak­ mış. devlere onu tahtın­ dan etmelerini önermiş. Orcus günlük dilde anılan bir tanrı olarak kal­ mıştır. Ops'un Capitolium tepesinde bir tapınağı vardı. büyütmüşlerdi. Saturnus'un dişi karşıtı olarak gösterilir ve Sabin kaynaklı olduğu söylenirdi. Kronos bu Olympos'a Zeus'u emanet etmiş ve tanrı998 yi kendi büyüttüğü halde. Okeanos'un uzlaştırıcı tutumu Prometheus tarafından şiddetle kınanır. Okeanos'la Tethys tanrılardan uzak. Bu adın kaynağı ve anlamı büsbütün açıklanmamışsa da. Bkz. Apollon ve Musalar gibi daha çok oyun ve ezgi­ den hoşlanan tanrılar Parnassos ya da Heli­ kon dağlarında toplanmaktadırlar. bu suçtan nasıl arınacağını öğrenmek için Delphoi'deki Apollon tapınağına başvurur. saraylarında iyice beslemişler. .Phlyra gibi tanrı ya da kahramanlarla birleş­ miş ünlü kişiler bulunur.): Gidiyorum bol besi veren toprağın bir ucuna. Mysia Olympos'una (Ulu­ dağ) adını veren oymuş. Ophion. XIV. Koro da Okeanos kızlarından meydana gelmiştir. Ayrıca Anadolu'da sayısı yirmiye varan Olympos adlı dağlar olduğu gibi. Lydia kralı Tmolos'un dul karısı Omphale yiğidi satın alır. sakallı bir tanrı olarak gösterilen Orcus sonradan Yunan tanrılarının etkisi altında Plüton ya da Dis Pater adını almışsa da. Romalıların halk inançlarına göre Orcus ölümü simgeleyen cin ya da ölüler ül­ kesinin kendisidir. Zeus da öfkelenerek Olympos'un üstüne şimşek çakmış.ki asıl Olympos dağı yanlış bir düşün­ ceye göre Makedonya-Tesalya'da bilinir . 200 vd. Kraliçe de aslan postuna bürünmüş. Nyks. tanrıların atası Okeanos'la. Olympos Yunanca bir kelime de­ ğildir. Öldür­ dükten sonra pişman olmuş ve Olympos'un mezarı bulunduğu dağa adını vermiş. tanrı da çabala­ rından vazgeçerek yatağına döner. Arınma süresi sona erince Herakies Omphale'den ayrılır ve ölmeden daha birçok işler görür (Herakies). toplantılarda aralarında soh­ bet ya da kavga eder gösterilirler.İda dağı gibi başka yüksek dağlarda da toplanır­ lardı. İlyada'da Hera şöyle anlatır ( İ l . Ops. Aiskhylos'un Prometheus tragedyasında Okeanos Zeus'a karşı ayaklanan Titan'ı Olympos tanrılarıyla banştırmaya uğraşan bir arabulucu rolünde çıkar karşımıza. Orfik görüşlere dayanan bir kayna­ ğa göre Ophion eşi Okeanos kızı Eurynome ile birlikte Titanlara hükmedermiş. Herakies çıldırıp İphitos'u istemeyerek öldürünce. (2) Kybele'nin kocası olarak gösterilen bir Olympos vardır. Olympos daha çok gök tanrı Zeus'un merkezidir. Apollon'un öl­ dürdüğü Marsyas'ı gömmüş. Homeros destanlarında tanrı­ lar Olympos dağında şölen yapar. ona birçok işler gördürür. eski Anadolu dillerinden geldiği ve genellikle yüksek dag anlamına kul­ lanıldığı anlaşılmaktadır. ayrıca koca olarak da kullanır. Marsyas'ın oğlu ya da çömezi olarak gösterilir. Olympos tanrı­ larından bazılarını saraylarında konuk ettikle­ ri de olur. insan so­ runlarını tartışır. Nitekim Olympos tanrıları diye anılan Zeus kuşağı yalnız Olympos dağında görül­ mez .

Bir casus olarak yakalanmak üzerey---ı orada bulunan küçük Orestes'i rehin ola­ rak. Aulis'te İkinci sefere hazırlanan Akha ordusuna gel­ . ama Side Hera ile boy ölçüşme­ ye kalkınca. Orestes. ama babası deniz tanrı gibi dalgaların üstünde yürüme gücü de var mış. Orestes efsanesinin son bölümü Hermione ile evlenmesine değgindir. tanrıça onu Tartaros'a atmış. Yabancılar ve hey­ kelle birlikte denize açılabilmek için bir düzen kurar. Kalais veZetes). Artemis Orion'un üstü ne bir akrep salar. nedeni tanrıçanın kendisine. Bütün devler gibi Toprak'tan dog­ ma olduğu söylenir. Ama orada güzel delikanlı Artemis elinden öldürülür. Orestes çıldırır ve Erinyslerden kurtulmak için oradan oraya atar kendini.ak laşması bundandır. almış ve böylece istediğini elde etmişti (Telephos). Artemis de akrebi bir burç. Tauris dönüşünde Orestes nişanlısını kaçırmaya kalkar. Artemis'e bir tapınak yapıp içine heykeli koyarlar. Ana kanı döker dökmez öç perileri Erinysler Orestes'in peşine takılırlar. ama tanrı lanetini de kendi dramıyla so­ na erdirir. Sonunda Atina'nın Oreopagos mahkemesi onu suçundan arındırır. ken­ disine Orestes'in öldüğünü bildirmeye geldik­ lerini söylerler. Attika'ya varırlar. Orestes efsanesi de başlıca buı kaynaklara dayanır. tann Poseidon'un oğlu. B e r a a t ı n d a n sonra Orestes Apollontanrıya ne yapması gerektiğini sorar. kralın oğlu Pylades'le birlikte Mykene sarayına gelirler. ama Orestes onu da Aigisthos'un ölüsü üstünde bıçaklar. N a o ptolemos'la kavgaya tutuşurlar. Orion. Elektra. b u rahibe d e İphigeneia'dır. Akhilleus'un oğlu ölür. Kraliçe sevincinden tanrılara sunıılar sunmaya gitmişken Orestes kendini Eleklra'ya tanıtır ve Klytaimestra ile Aigisthos'un öldürülmesini birlikte planlarlar. Merope adlı ikinci bir kadınla olan macerası Orion'un kör olması. Argos'a kral olur ve çok uzun bir ömür sürer. İlkçağda ünü orfizm denilen mistik . 15). Elektra to­ nik kardeşi Orestes'i kaçınr ve Phokis kralı Strophios'un sarayına gönderir. üç büyük tragedya yazarı birçok oyunla­ rında Orestes'e baş rolü ya da çok önemli bir rol vermişlerdir. Sonunda da Şa­ fak tanrıça gönül verir ona. Orestes ora­ da büyür. İr­ mak kıyısında oynarken rüzgâr tanrı Boreas tarafından Trakya'ya kaçırılır. akrep delikanlıyı topuğun dan sokar. İphigeneia onları kurtarmaya ve Artemis heykelini de alıp on­ larla kaçmaya karar verir. Orpheus dillere destan olmuş b i l ozandır. Kan davası da burada biter. Tanrıça sevgilisi­ ni Delos'a götürür. Thoas'ı aldatarak kaçarlar. Orestes d( Hermione'yle evienir. Atina kralı Erekhteus'un kızı. Eııripides'ln. Orestes. Kalais'le Z e tes'il doğurur (Boreas. Pythia o n u n Tauris'e Artemis heykelini almaya gitilmesini buyurur. bir ayaklan ma olur. Troya savaşından sonra Agamemnon yur­ duna döner dönmez öldürülünce. Nympha'lar. Ülkenin kralı Thoas onları Artemis tanrıçanın rahibesine t e s l i m eder. Atreusogullarının zincirleme suçlarını anasını öldürmekle sürdü­ rür. ya da bir avcı kızına ya­ naşmak istemesidir. pusuya düşürülerek öl­ dürülür. Orion'u da gökte bir yıldız haline getirir. yarasını ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini öğrenince. Elektra maddesinde belirtildiği gi-i. İ k i kardeş -birbirlerini tanırlar. bırakır. Orion. Troya savaşı efsanesinde Orestes'in adı Akhaların Mysia'ya ilk çıkışları ve Telephos'la Ilgili olarak geçer: Telephos Akhilleus'un elinden yaralanıp. Agamemnon'la Klytaimestra'nın oğlu.Oreithyia. Klytaimestra oğluna yalvarır. Bkz. sonra da Goethe'nin "iphigeneia Tauris'te" dramlarına konu olan serüven şudur: Orestes'le Pylades Tauris'e varınca tanrıçaya k u r ban edilmek üzere tutuklanırlar. Klytaimestra'ya Phokis'ten gelme iki haberci olduklarını. ama Troya savaşından sonra Menelaos ki zmı Neoptolemos'a verir. Orestes'le Herml one'yi babaları daha çocukken nişanlamışlar di. İphigeneia. A i gisthos kırdan döner. İlkin Side adlı çok güzel bir kız­ la evlenmiş. Orman Perileri. Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Orastesles Tauris'e gider ve orada kız kardeşi İphigeneia İ l e buluşur. Orpheus. Orion yıldızının Akrep burcundan her zaman u/. sonra da karanlıktan ansızın güneşe bakmasıyla gözlerinin yeni­ den açılmasıyla sonuçlanır. Çok yakışıklı olduğu için kadınlardan sevgi görmüş. dev bir avcıdır.

unutup duruverdi. dedi ve birdenbire bir duman gibi karıştı hafif yellere. ölü ruhların ve titreten kralların karşısına dikildi. kaçarken bir uçuruma atar gibi kendini tepetaklak. gün batar seni. Hep seni söylerdi. onun ezgileriyle sarsılan. bir gümbürtüdür yükseldi. Yaşıtları. ve görüntüleri çıkageldi ışıktan 230 . Orpheus. gelmekteyken. görmedi boylu çimen ler yüzünden oralara sinen zehirli yaratığı. bindirecek de. geri dönüyordu. bir anda kopuverdi amansız zorbayla yapılan anlaşmalar. Aşa­ ğıdaki A. bir tanrı öfkelenmiş kovalar seni. İşte biranda bütün çabalar oracıkta uçtu gitti. Bir daha ölü ruhları nasıl yumuşatırdı. Ne yapsmdı? Nereye gitsindi? Kime başvursundu? İkinci kez kaçırılmıştı karıcığı. boş bulundu. an ye­ t i ş t i r m e k t e o l a n Aristaios O r p h e u s ' u n eşi E u r y d i k e ' n i n ö l ü m ü n e s e b e p o l m u ş t u (Aristaios. en yüce dağları çığlıklarıyla doldurdular. seni de yok eden. tanrıları nasıl? Eurydike.. Çalgısı vahşi hayvanları büyüle­ y e n . ezgisiyle ö l ü m ü bile alt e d e n b u o z a n ı biz b u r a d a kuru k u r u a n l a t m a k i s t e m e d i k . görünmez oldu. kaçırılınca karısı. yüksek kapılarının oraya yeraltı tanrısı Dis'in. onunla baş haşaydın ya hani yalnız kıyılarda. bir suç işledin sen. Ve Erebus konutlarının en kuytu yerlerinden hafif ruhlar çıkageldi. oyuk kaplumbağa kabuğundan sazıyla yaslı sevgisini avuttu durdu. dağ perileri. ölüm tanrıları bağışlamasını bilseler. kader engel olamazsa. şimdi senin üstüne bindirmeye çalışır o belayı. zavallı beni de? işte gene geri çağırır beni zalim kader. Artık Orpheus. Gitti sokuldu Taenarius dağının boğazlarına kadar. dolanıverdi bacaklarına korkunç bir yılan. gün doğar seni söylerdi. Yabana atılmaz yoksun olanların. hep seni. uyku kapatır kararan gözlerimi. Proserpina 'mn koştuğu şarta uyarak kocasının ardından yürüye yürüye havanın daha yüksek katlarına doğru. elveda! Giderim İşte uzata uzata ellerimi sana. Ya Orpheus ne oldu?Derler ki onun için: Issız Strymon ırmağı kıyısında ağlamış tam yedi ay. Orpheus. buz kesilmiş. Yeraltı sandalcısı da aradaki bataklığı bir daha komadı geçsin. yapraklar arasında saklanan kuşlar kadar çoktular. dört yanımı saran gece götürür beni.. gönlüne yenildi döndü baktı arkasına. havada asılı bir kayanın altında ağlamış. L a ­ t i n şairi Vergilius'un " G e o r g i c a " adlı eserin­ d e n alınmış bir parçayla t a n ı t a l ı m dedik. ve Orpheus göremedi bir daha ruhlara tutunup dil dökmeye çalışan Eurydike'yi. girdi kapkara bir korkuyla gölgelenmiş ormana. b ö l ü m ü n d e Aristaios'Ia ilgilidir. hem de üç kez. Avernus batağından. bütün belalardan kurtulmuş. bu ne? Bu ne çılgınlık böyle. büyük bir suç. gitti karşıt yöne doğru. kara bahtlı. kişiliği ü s t ü n e a n l a t ı l a n masallar h e r t ü r d e n sanatçıyı esinlemişti. Haykırdı Eurydike: "Bu ne. Orpheus birden bir çılgınlık etti. çekersin bugün onun cezasını: Bir belaya çattıydı Orpheus. kudurdu.bir a k ı m y a r a t a c a k k a d a r ç o k yayılmış. gidiyordu işte. artık senin olmayan güçsüz ellerimi". başladılar bir ağızdan. Irmak boyu palas pandıras kaçarken senden o kadın. Styks sandahyla uçuyordu uzaklara. Eurydike). gecenin ya da kasırganın dağlardan savurduğu kuşlar kadar çok. Ömrü o kadarmış kadının. ve kendisine geri verilen Eurydike. K a d i r ' i n Türkçeleştirdigi p a r ç a kita­ bın IV. tatlı eşi. bağışlanır bir çılgınlıktı bu: Eurydike'si ışığın altına tam çıktı çıkacakken. insan yakarışlarıyla yumuşamayah yüreklerin dikildi karşısına. Deliye döndü Orpheus.

kırlara. İnsan soyundan Titanların kötü.Orphik dinin kurucusu sayılır. H e m erkek. Tartaros ba­ mermer gibi başı taklığına götürüleceklerdir. yuvayı gözetleyen katı yürekli bir çiftçi n / r p götürmüştür yavruları daha kanatları çıkmadan. çevresindeki bazı tan­ Eurydike! Eurydikel Eurydikel" rısal varlıklar Yunan-Roma pantheon'una gir diye yankılandı durdu. Zeus. Khronos'un oğlu Zeus. canı da "Ah kara bahtlı Eurydikel" diye Osirîs. bedende (soma) Dis'in boş armağanlarına dövüne dövüne... bir kauak ağacının gölgesinde bir bülbül vardır hani. parçalanan çocukun yüreğini kurtarmıştı. Orphikçilerin Herhrus ırmağının ters akıntıları arasında öğretileri. Bu bakımdan AdonlsTarikatı). Uranos (Gök) ve Khronos'u dünyaya getirdi. öte dünyaya O kadar bağlıydı ki Orpheus Eurydike'ye. ııufir gidermiş kuzeyin buzlarında bir başına. başlar yeniden ezgilerine yanık yanık. yutuldu. Bunun için On lar da paramparça ettiler sonunda de ruh. canlıların verdikleri besinlerden (et. bülbül de bütün gece durmadan fır döner ağlar. Osiris efsanesi Akdeniz yöresine özgü bir doğa be­ Or phik (ya da Orfeizm.. arar durur kaybolan yavrularını içi yana yana. Evrenden tanrı Phanes doğdu. tarlalara. ta uzaklara kadar. yani Orpheus reket efsanesidir. kuşaklar arasında çarpışma.. Orphik e l i n i n myrhos'u şöy­ ledir: Başlangıçta Khronos (Zaman) evreni yarattı. tolojisiyle doğrudan doğruya ilişkisi yoktur. Bu konuda Behçet Necatlgll'ln Aphrodite. murta) el çekiş sayesinde olacaktır. lutar acıklı iniltileriyle dört bir yanı. kızı Persephone-Demeter'le birleşip Dionysos Zagreus'u yarattı. bir mezarda (sema) gibi hapistir. Soylar ve raya almayı uygun gördük. Nyks (Gece)'l doğurdu. Zeus bu yüreği yedi.K y b e l e ve Demeter-Kore e f l00 Soruda Mitologya'sında çıkan özeti bu­ sanelerlyle benzerlikler gösterir. örneğin İsis (lsis). Ama Titanların külünden insan s o yu vücuda geldi. ı r m a ğ ı n bütün kıyıları baştan başa. bir­ delikanlıyı çok vücutlarda dolaşır. buz gibi mağaralarda anlatmış durmuş başından geçeni. miş ve tutunmuştur. kaplanları büyülemiş. yu Eacchus'un. giderir. günahından temizlenmek üzere. Athena. yutulmuş Dionysos çocuğun tanrısal İyi huylan birleşti. konar bir dala. onunla birleşerek Gaia (Toprak). Ö. dürüst bir ya­ kutsal törenlerde ve gece şenliklerinde şayış. soğumuş diliyle çağırıp durdu Eurydike'yi. Orphik dionysik-mistik bir kurtuluş dinidir. VI. İnsandaki tanrısal ruh. Yunan mibağırdı uçarken. oradan VI.de bir evlilik bağı yumuşatmış.kahin dos'un Thegonia'sında ve İo Epaphos efsaı büyücü Orpheus'a bağlanır: Orpheus . Dionysos-Zagreus. Titanlar tarafından parçalandı. A t t i s . Trakya'da do gan bu hareket. inek ve boğa bi çiminde tanrıça ve tanrı motifleri de Hesio"Bir din hareketi olan Orphik. hırlı Tanais ırmağı kıyısında yürür . yüzyılda Yunanls tan'a ve aşağı İtalya'ya geçti. ti. Phanes'i yutarak dün­ ya egemenliğini ele geçirdi. Arınma. ayaklandırmış meşe ağaçlarını ezgileriyle. yüz­ çalkalanıp giderken bile yılcın felsefesine derin bir etki yaptı". Ne bir tutku yumuşatmış Orpheus'un yüreğini. Bunun üzeri ne Zeus. kavuşmaya çabalar. Homeros'takl tanrıların dindiremedikleri bir ruh ihtiyacını karşılar. "Ah kara bahtlı Eurydikel" Ama efsanesi ve kişiliği Yunan mythos'unu Ve ardından ırmağın bütün kıyıları etkilemekle kalmamış. yıldırımlarının alevleriyle Titanları mahvetti. İyileri saçtılar parçalarını ta uzaklara. Osiris bir Mısır tanrısıdır. filozof Pythagoras (İ. kışı hiç bitmeyen Ripha dağlarında ve y ü r ü r gidermiş dövüne dövüne sonra da Dionysos-Lyseus (Kurtarıcı)'u yaral Eurydike'nin kaçırılışına. şarkıcı. kötülerse ölüler Ama Orpheus'un boynundan kopan hâkiminin karşısına çıkacaklar. unsurlardan temizlenmek ister. Dionysik taraf. Titanlk Ktkonlarm bütün kadınlarım hor gördü. m. mutlu bir öte dünya bekler. hem dişi olan Phanes.

Ne var ki kardeşi Set (Yun. tanrılar mahkeme kurar. Bu efsaneyi anlatırken yazar Plutarkhosl Set'in Yunanlıların Typhon'uyla bir tutulması gerektiğini bildirmiştir (Typhon). E j d e r soyundan Ekhidna v e f Typhon'dan doğan bir köpeğin adı (Tab. gel hadi. Efsanesi şöyle özetlenebilir: Krallık kurumu­ nun tipik bir simgesi olan tanrı Gebeb yetki­ lerini oğlu Osiris'e bırakır. Othryoneus. Ora kralı bu sandığı yaptırmakta olduğu sara­ yına tahta olarak kullanmaktadır. I yerine getirirsen Priamos'a verdiğin sözü. Set'i Horus'a gözünü vermeye mahkûm ederler. Hekim tanrı Thot her ikisini de iyi eder. Otos.): Othryoneus. yakalar. ilkel bir katı yürekliliği dile getiren bu alayların hep Akhaların ağzından duyulduğu da ayrıca dik­ kati çeker. düzenli llyon 'u gel bizimle yok et. 232 . onu Set'ten korumak için gizli­ ce büyütür. denizleri aşan gemilerimize gidelim.. babasının öcünü almak görevini yükler ona. bir sandığa kapatıp ırmağa atar. Bkz. gidelim düşünelim şu evlenmeyi. İsis parçala­ rı toplamaya koyulur. ama düğün gerçek-1 leşmeden Akha yiğidi İdomeneus onu öldü-1 rür. Elimiz çok açıktır çeyizden yana. Argos'a götürür eveririz seni. Çanakkale Boğazında olduğu? sanılan Kabesos şehrinin önderi Othryoneus Troya'ya Priamos kızı Kassandra'yı istemeye gelmiş. bağcılığı ve çeşitli el sa­ natlarını öğretir. 374 yâ. fsis sandı­ ğın kendisine geri verilmesini sağlar. onu on dört parça halinde dograyarak oraya buraya serper. Bu yılan (adı Ura- eus'tur) krallık simgelerinden biridir. onunla Mısır'a döner. Bun­ ların Mısır kaynaklı oldukları ve Yunan Mythos'una Fenike yoluyla girdikleri sanılır. o güzel kızı kendine almak için. Aloeusoğulları. kendisi de gözü­ nün yerine bir yılan koyar. buna karşılık şehri Akhalardan kurta. Atreus oğlunun güzellikte üstün kızını veririz sana. onlara tarımı.nelerinde rastlanan motif ve imgelerdir. Set de Horus'un gözünü oyar. öldürdükten sonra da şöyle alay eder onunla ( İ l . Bir gün şölene çağırır. Horus da Set'le teke tek savaşa girişir. Haberi alan İsis ossaat sandığı aramaya çıkar ve uzun dolaşmalar­ dan sonra Fenike'nin Byblos kentinde bulur. Horus da gözü babası Osiris'e verir.. Osiris ayrıca Mısır'da çok tutunmuş tanrı kral inancını ve insanın ölümünden sonra mumyalaşıp yaşamını sürdürdüğü görüşünü yansı­ tır. Typhon) onu kıskanır. yetiştirir. bu dövüşmede düşmanının er­ kekliğini koparır. 6)J Bu köpek Geryoneus'un öküzlerini beklerken? Herakles'in eliyle öldürülür (Herakles). öldürmeye karar verir.\ racagını söz vermişti Priamos'a. Osiris de kız kar­ deşi ve eşi olan İsis'in yardımıyla bu görevi en iyi biçimde sürdürür: İnsanların iyiliği için çalışır. tekmil ölümlüler arasında överim seni. Osiris de egemenliği oğluna bıraktıktan sonra Mutluları Ülkesine göçer. Kocası öldükten sonra fsis Nil deltasında H o rus'u doğurur. Kral da kızı­ nı vereceğine ant içmişti. X I I I . Düşmanın ölüsüyle bu çeşitten alaya H o meros destanlarında sık sık rastlanır. Orthos. Set bir kez daha Osiris'in göv­ desini ele geçirir. erkeklik uzvundan baş­ ka bütün parçalarını bir araya getirip başka tanrıların yardımıyla ilk mumyayı hazırlar. Ama biz de biliriz böyle söz tutmasını.

Odysseus'un gerçekten deli olup olmadığını denemek için oğlu küçük Telemakhos'u sabanın önüne atar. yani tahtadan yapılmış ayakta bir kadın heykeli olsa gerek. Ölü dümenci gömülmek ister. Homeros destanlarında adı geç­ mediği halde.p Paian. Troya. elinde sunularla topla yaşlıları. Odysseus da sabanı hemen durdurmakla deli olmadığı­ nı açığa vurmuş olur. Bu çabalar sonuç vermeyip Akha ordusu hazırlık yapmaya başlayınca. Palamedes düzeni anlar. Palinurus. Nauplios'la Klymene'nin oğlu (Nauplios). ayrıca da Palamedes'in bir kölesini satın alarak. Palaimon. Ne var ki İlyada'da söz konusu olan Athena tapmagındaki heykel oturmuş olarak canlandırılır: Hektor savaş alanından ayrılıp anası Hekabe'ye Athena'ya sunular sunmasını söylemek için şehre geldiğinde şöyle konuşur (İl. Palinurus. Gece dümen­ deyken tanrılar Palinurus'un gözlerine uyku dökerler. Günün birinde tanrıça Aphrodite'nin gizli t ö ­ renleri kutlanırken kendi kız kardeşini kirlet­ miş. gömer ve o kıyıya Palinurus burnu adını verir. 270 vd. sözde Priamos'un yazdığı bu mektuptan Palamedes'in Troyalılara casusluk teklifinde bulundu­ ğu anlaşılmaktadır. para kullanmasını. Öte yandan kaynaklar Palamedes'in kurnaz Odysseus'tan daha yararlı. o var oldukça şehrin 233 .savaşı efsanelerinde önemli bir rol oynar: Helene kaçırılınca akra­ bası Menelaos'u avutmaya çalışır. Evindeki en güzel. Palamedes'in bu haksız ölümü dillere des­ tan olmuştur. Sonraları Aeneas yeraltına gittiğinde Palinurus'un ruhuna rast­ lar. Palamedes. Pallas Athena'nın si­ hirli nitelikler taşıyan heykeline verilen addır. ört güzel saçlı Athene'nin dizlerine. en büyük örtü hangisiyse. Asklepios. Palladion daha sonraları ve özellikle Roma'nın kuruluş efsanelerinde rol oynar. Zeus'un oğlu ve Pelops'un dedesi olur. dalarken bir dalga alır. git doyumluk toplayan Athena'nın tapmağına. bundan dolayı orada akan ve altın sürük­ lediği için Khrysorrhoas adını taşıyan dereye atmış kendini. VI. O da dönüşte ölüyü bulur. Alfabeyi Kadmos tanıtmış Yunanistan'a ama Palamedes kuşların uçuşuna bakarak Hellenlere özgü bir harf olan Y (üpsilon)'u bulmuş. Her şeyi ortaya vurur. ayların süresini yıldız­ lara göre saptadığı. o günden sonra da bu dereye Paktolos denmiş. kadını ba­ rışçı yollarla geri almak için Troya'ya elçi gi­ der. Vergilius'un Aeneis destanında anlattığı­ na göre Troyalıların filosu Sicilya'dan İtal­ ya'ya doğru yol aldığında tanrıça Venüs bir tek adamın öleceğini. Üzüntüsü büyüktür.. Paktolos. el anla­ mına gelen palame'den türemiş olan Palame- des Yunan alfabesine birçok harfler katmış. Lydia'da akan Şart çayının tanrı­ sı. efendisinin yatağı al­ tına bir torba altın koymasını sağlar. delilik taslar: Bir tarlada sabana bir öküzle bir eşek koşmuş. daha değerli bir kişi olduğunu da belirtirler: Adı avuç. ama buna karşılık her­ kesin kurtulacağını bildirmişti. Ama kurnaz yiğit savaşa gitmek niyetinde değildir. Odysseus şöyle öç alır: Ele geçirdiği bir Troyalıya zorla bir mektup yazdırır. Bu heykel arkaik sanatta örnekleri görülen bir ksoanon. ama Palamedes'e karşı korkunç bir öfke ve kin bağ­ lar. bunun için de ölüsünün hangi kıyıya atıldığını bildirir Aeneas'a. Aeneas'ın dümencisidir.. Palladion Troya şehrini koruyan. Troya şehrinin tarihine sıkı sıkıya bağlı olan bu heykelin Homeros destanlarında adı geç­ mez. İno. Palladion. toprağa tuz ekmektedir. hangi örtüye en çok değer veriyorsan al onu. Sefere katılır. Menelaos'la bir­ likte Odysseus'u çağırmaya giderler. Ayrıca sayıları tanıttığı. Daha sonraki efsanelere göre. Akhalar Palamedes'i linç eder­ ler. götürür onu. Mektubu Akha ordugâ­ hında bir yere atar. Bkz.): Ama sen. Bu kin sonradan Palamedes'in ölümüne sebep olacaktır. dama oyununu ve zarları keşfettiği söylenir. Aeneas uyanır. Palladion. Babası Nauplios Palamedes'in öcünü alır. ama o da korkunç biçimde ölür. dümencisinin yok olduğunu görür. Bkz.

Aigeus'un dölü olmadı­ ğını sanarak Atina tahtına talip olurlar. Bir efsaneye göre. çocuk korku içinde donakalmış ve Athena'nın attığı kargı­ dan korunamayıp yaralanmış. Bu adın Athena ile ilgisi üstüne efsaneler pek birbirini tutmaz (Athena. sol elinde de bir öreke ile bir ig taşıdığını ya­ zarlar. Roma'nın Palatinus tepesine adını veren bu Pallas'mış (Euandrus). Astraios'la Perses'in kardeşi (Tab. Athena bu ya­ pıtı Olympos'ta Zeus'un yanı başında dikmiş. İlos o sırada kendi adını taşıyacak olan llion (Troya) şehrini kurmaktaymış. Palladion). (4) Attika efsanelerinde adı geçen bir dev. ama Troizen'de büyüyen Theseus Atina'ya gelip babası Aigeus tarafından tanınınca. Okeanos kızı Styks'le birleşir ve Zetos'la Nike'yi. bu söze dayanarak da Odysseus'la Diomedes gece gizlice şehre gir­ mişler. ta ki günün birinde Zeus'un ko­ valadığı Elektra heykele sarılmış. bunu protesto etmeye kalkarlar. Atina kralı Pandion'un torunları ve Aigeus'un yeğenleri. Başka kaynaklara göre. Atina'da da Palladion heykelinin Atina'ya geldiğini ileri süren bir efsane var­ dır. çalınmasın diye asıl Palladion'u tapınağın mahzenine kapatıp. 4). böyle bir hey­ kelin gökten düşmesi hayra yorulmuş. Palladion orada kalmış. Atinalılar Theseus'u kral seçince de babaları Pallas'la birlikte Theseus'a karşı savaş açarlar ve öldürülürler. Pallas 5'in oğulları. bir de Kratos'la Bie'yi meydana getirir. Tanrıça Athena bu devi öldürmüş ve derisini . tanrı da ö f kelenerek heykeli alıp Troya bölgesinde Ate tepesi denilen yere atmış (Elektra 2. sahte heykeli dışarıya oturttukları da anlatılır. Bunları şöyle özet­ leyebiliriz: Tanrıça Athena çocukken deniz tanrısı Triton'un yanında büyümüş (Tritogeneia adı bu­ nunla ilgili olabilir). sonra İtalya'ya da almış. (3) Vergilius'un Aeneis destanında adı ge­ çen Pallas Evandrus'un oğludur. Roma'nın kutsal ateşini koru­ yan Vesta rahibeleri Palladion'a tapınmakla görevliydiler. böylece Palladion adlı heykeller ç o ­ ğaldıkça kaynaklarını anlatan efsaneler de çoğalmış ve giriftleşmiştir. Troya'nın alınama­ yacağını bildirmiş. (1) Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğlu. Pallas. şehre getirilip Athena tapınağına yerleştirilmiş. Başka bir anlatıma göre Atina mahkemesi Theseus'u beraat ettirir (Aigeus. Theseus elli amca oğlunu ve amcası Pallas'ı da öldürdüğü için bir yıl Troizen'de gönüllü sürgün olarak kalır. Triton'un da Pallas adlı bir küçük kızı varmış. iki kız çocuk savaş oyunları oynarmış. Athena Pallas'ı dövmek üzereymiş ki Zeus kızı için telaşlanıp aigis kal­ kanını Pallas'ın önüne dikmiş. O sırada pişmanlık duyan Athena arka­ daşına tıpatıp benzeyen bir heykel yapmış ve ona aigis kalkanını giydirmiş. Palladion heykeli Troya'da kalmış ve Troya yangınında Aineias 1da dağına sığındığında onu beraberinde gö türmüş. Palladion). heykeli çalıp götürmüşler. (2) Arkadya kralı Lykao'nun oğlu. Başta Roma olmak üzere birçok şehirler Palladion'a sahip olduklarını ileri sür­ müşler. Troyalıların bu kutsal yapıtın bir tıpkısı­ nı yaptıkları. Bir efsa­ neye göre bu Pallas kızını Troya kral soyu­ nun atası Dardanos'la evlendirmiş ve Palladion'u ona vermiş (Dardanos. Kassandra'nın Troya yağmasında bu heykele sarılıp sığındığı ve Oileus oğlu Aias'ın onu oradan çekerek büyük bir günah işlediği anla­ tılır (Aias). Bu işte gü­ zel Helena Akhalı yiğitlere yardım etmiş (Helenos. Pallantidai (Pallasoğullan). Theseus).düşmesini. düşman eline geçmesini önleyen bir tabudur. bir tanrıymış gibi tapınılırmış ona. Hesiodos'un Theogonia'sma göre Pallas. Troyalıların kâhini Helenos Palladion heykeli şehirde kaldıkça. sag elinde bir kargı. ama günün birinde birbir­ lerine darılmışlar. Helena). Aeneas'la birlikte îtalyalı Turnus'a karşı savaşmış ve onun elinden öldürülmüştür. Başka efsanelere göre Palladion'u Dardanos Semendirek adasından getirmiş ve kaynatası Teukros'a armağan etmiş (Dardanos). Ate). Tanrıça Athena'nın adının başına ta­ kılan bir ad. düşmüş ve öl­ müş. Bu efsaneyi anlatan mitograflar Palladion'un üç karış boyunda olduğunu. Sihirli hey­ kel böylece Roma'da Vesta tapınağına getiri­ lip bırakılmış. Palladion Kassandra efsanesinde de geçer.

S. bunlarla birlikte T h e seus'a karşı gelir. Her--s'in oğludur. (5) Gene Attika efsanesinde rol oynayan bir kişi Pandion'un oğludur ve Pallantidai adın­ da 50 tane oğlu vardır. Pan Çoban kavalını sever. II. İnsanların. dört bir yana 'panik' korkular saçardı. çobanların tanrısı. sonra­ dan bu keçi kafasından sadece boynuzlar ve sakal alıkonarak. Paksos adasından ge­ len bir ses duyduklarını anlatır. beklenmedik gürültüler koparır. Tanrıların. hay­ ranların uyuduğu kızgın. 824 vd. Here onlara güzellik ve akıl vermişti. dümenci aldığı bu haberi emredilen yerde karaya doğru sesle­ nince. Pandareos köpeği tapı­ naktan çalmış.yüzüp ona bürünmüş. Pandareos efsanesi Girit ve Anadolu ile ilgi­ li bir efsanedir. çokluk. Bu haber imparator Tiberius (I. Korfu'nun güneyinde sefer eden bir gemideki gemicilerin. Pandaros. yalan yere yemin ettiği için de Tantalos'u Sipylos dağı­ nın altına tıkmış (Tantalos). bir feryat duyulmuş. Ulu Artemis bağışlamıştı boyu boşu. karadan korkunç bir inilti. 14-37) zamanında olmuştu. canını alsın diye tanrıça Arlemis'e yakarır. Marathon savaşı gecesi Persleri bu şekilde paniğe uğrattığı için. Troya savaşına katılışı şöyle anlatılır (İl. Pandaros'u tanrı Apollon'un koruduğu yiği­ din Akha yiğidi Diomedes'e meydan okurken söylediği sözlerden belli (İl. azgın tekeler gibi güzel nymphaların peşine düşerdi. Pan. Derken Zeus ikisine de öfkelenerek. yüzü insan yüzü oldu. bu kızlara i y i bir kısmet bağışlamasını dilemişti. 65 vd. Apollon kendisi vermiştir Pandaros 'a yayını. Ama bir gün Aphrodite çıkmıştı koca Olympos'a.a ki anlatımını aşağıya alıyoruz: "Dağlık Arkadia'da küçükbaş hayvanların. Aisepos'un kara sularını i ç e n zengin Troyalılar. işte o zaman Harpyalar gelip bu kızları kaçırdılar. i y i bir koca dilemişti yıldırım seven Zeus'tan. ıssız yaz öğlelerinde birdenbire. oğullarıyla birlikte Theseus un elinden öldürülür (Theseus). tekmil kadınlara verdiğinden daha çok.): öy/e kaçılmamış m ı y d ı kasırgalar Pandareos'ıııı kızlarım? Daha önce tanrılar ana babalarını yok etmiştller ve öksüz bırakmıştılar kızları konaklarında. Tanrı P a n . Latin mitologyasında Pan'ın yerini tanrı Faunus tutar" (Faunus). Ida'nm ta dibinde. Pandaros'un adı İlyada'da Troas bölgesine yerleşmiş Lykialılarm önderi olarak geçer.lavan erler kalkın. dümenciye 'Ulu P'an öldü!' haberini vermiş. . Babası. XX. o zaman tanrısal Apbrodite beslemişti onları. V. Atinalılar savaştan sonra tanrı Pan'a Akrppolis eteğinde bir tapınak yaptı­ lar. hırsızlık ettiği için Pandareos'u taşa çevirmiş. Odysseia'da Penelope çok bu­ naldığı bir gece. 102 vd. Keçi ayaklı P a n . Pan'ın ölümünden ötürü tabiat yas tutmaya başlamıştı. hizmet etsinler diye verdiler uğursuz Erinyslere. Pan sözü Yunancada 'bütün' anlamına geldiğinden mistikler.): Ulu canlı Troyalılar. Karkabos'un oğlu Lykaon'dur (Karkabos). Kronos devrilip Zeus egemen olunca bu köpek Girit'teki Zeus tapınağına bırakılmış. atları mahmu/. Athene de öğretmişti güzel işler işlemeyi. sonraları Pan'ı her şey yapabilir bir tanrı payesine çıkardılar. o sırada da Pandareos ve kız­ larının başına geleni anımsar ve anlatır (Od. Plutarkhos. Lydia'da Sipylos dağına gö­ türmüş ve Tantalos'a emanet etmiş.): Sonra Zeleia'da oturanlar gelir. bu devin kanatlarını da ayaklarına bağlamış (Athena). Pandareos. Şöyle anlatılır: Rheia yeni do gan Zeus'u Kronos'tan kaçırmak için Gi­ rit'teki mağaraya kapatınca bekçi olarak başı na bir altın köpek dikmiş. Gemi dümen­ cisinin adını söyleyen bu ses. Başlarında Lykaon'unünlü oğlu Pandaros var. efsanesi ve kişiliği hakkında Behçet Necatigil'in "100 Soruda Mitologya" d. 1da dağının eteğinde bulunan Zeleia kentinden gelmiş ünlü bir okçudur Pandaros. insan kılı-ında değil de hayvan kılığında düşünüldüğü ilk zamanlarda Pan da keçi kafalıydı.

önderlik et zorlu savaşta Troyalılara. nitekim Hesiodos'tan sonra bu efsaneyi işleyen pek olmamıştır. (1) Pandion I.): Kaldırdı okluğun kapağını Pandaros tam o sıra. Aşağıdaki anlatım. karımı. IV. Oku arka kanatlarından. Hesiodos'un hem "Theogonia". Ölümünün nedeni olacak bu duruma şöyle yakınır (İl. kargı atan yaşlı Lykaon demişti bana çıktığım gün derli toplu evinden. ün salmış okçu Lykialı Apollon 'a. (2) Pandion II. hiç atılmamış kanatlı bir ok çıkardı. dedim. karamsarlığı olduğu kadar kadın düşmanlığını da silip süpürmüş­ tür. kirişinden tuttu. demiri yaya. Yunan yazınında Homeros şiiri ve onun dile getirdiği iyimser. sanmam dayansın zorlu okuma bu adam. kızılca buğday. şu oku elimle kırıp atmazsam yanan ateşe. öküzlerini.vuruldu işte Akhaların en yiğidi. Ok atışı îlyada'nın ilk bölümünde tanrı Apollon'un Akha ordusuna veba salmak için ok atışını ne kadar andırır (İl. yani Âdem'le Havva efsanesinin Yunan mythos'una akta­ rılmış bir kopyasına benzer. 236 . Yusyuvarlak gerilince gıcırdadı koca yay. V. ilk kuzulardan. arabaya bin demişti. yüksek çatılı büyük evimi görürsem. Pandora ile Prometheus efsaneleri­ nin bir karışımını verir: Tanrılar yeraltına gizlemiş besinleri. vınlaya vmlaya. yaklaştırdı kirişi memesine. Oysa yayım hiç yaramayacakmış işime. 24). asör bırakırdı sabanını ocak başında. Athena Pandaros'u kış­ kırtır andı bozmaya. Pandora. Prokne ve Philomela'nın babasıdır.): Atlarım. Ama Lykaon'un sarayında on bir araba durur. Yurduna. Yoksa insan bir gün çalışıp rızkını sağlar. her araba önünde iki tane at. hem de "İşler ve Günler" adlı eserlerinde uzun uzadıya anlattığı Pandora efsanesi Orta­ doğu ve özellikle Samî kaynaklı olsa gerek. T h e seus'un dedesi. atlara. sivri ok fırladı birden. kara acılar kaynağıydı bu ok. "İşler ve Günler"deki an­ latımdır. Paris'le Menelaos arasındaki teke tek savaş başlayıp. Diomedes'le karşılaşmasının iyi sonuç vermemesi de bu ünlü okçunun Troya savaşı­ na yaya gelmiş olmasından. yepyeni. kız gibi arabalar. karınlarını doyurmadan. 193 vd. ne var ki Lykialı yiğidin kargısı delemez AkhaJının zırhını. her dert ve belanın başlangıcında gör­ mek Yunan görüşlerine pek uymaz. Anadolulu tanrı Apollon'un tuttuğu bu yiğit Troya düşmanı tanrıların elinde bir oyuncak olur ama. gelsin o gün koparsın başımı bir yabancı adam. Pandaros kargıyla vurur Diomedes'i. dedim. V. arabam da yok ki bineyim. kutsalZeleie şehrine dönüşünde değerli kurbanlar kesmeyi adadı. Erikhthonios'un oğlu. Kiriş inledi. uçtu kalabalığa doğru. Bir gün dönersem yurduma. 116 vd. atları düşündüm de dinlemedim onu -dinleseydim ne iyi olurdu edemezler. Aigeus'un babası. Benimle boş yere gelmiş o. Bıraktım onları. sonra bir yıl sırt üstü yatardı. tanrıça Athena'nın yönelttiği Diomedes'in kargısıyla canını alır Pandaros'un. tlyon'a yaya geldim. Kadını her kötü­ lüğün. kızlarının başına gelenlere üzüntüsünden öl­ müş (Aedon). örtüler serilmiş. gözlerimle görürsem toprağımı. ak arpa yiyen atlar. Pandion. Prokne'yi Trakya kralı Tereus'a o vermiş. Pandion iki Atina kralının adıdır (Tab. düşmanla kuşatılmış insanlar arasında yemsiz kalmasınlar. Pandora efsanesini buraya almayı uygun gördük. gözerdi çiftini çubuğunu. Lykia'dan çıktığımda yola. Yukarda adı geçen Pandion'un küçük torunu. güvenmiştim yayıma. Erekhtheus'un. arabası bulunmamasındandır. Hesiodos'un yansıttığı akım başka çag ve ülkelerin sanatını etkilediği içindir ki. Kirişin üzerine yerleştirdi yakıcı oku. kendi yetiş-: tirdigi ünlü okçuyu feda etmekten başka çare bulamaz (İl. Bir okla yaralar Menelaos'u. 216-280). gülümser dün­ ya görüşü a^ır basmış. çünkü ilk kadının yaratılışı. üzerlerine. Bu korkunç çarpışmada ise koruyucu Apollon Aineias'ı kurtarmak zorundadır. öbür savaşçılar işe karış­ mamaya ant içince. Zeus'un oğlu gerçekten sürdüyse beni öne.

O gün bugündür insanların başı dertte. sakladı onu narthex kamışının içinde. Bir s ü r e bu böyle gitmiş. R o m a dininde kader v e ö l ü m ü simgeleyen t a n r ı ç a l a r . Kızdı bulut devşiren Zeus. Bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık kapağı açılan dert kutusundan. toprak bela doludur. sivri akıllı kişi. vahşi hayvanlar h a k k ı n d a n gelir diye d ü ş ü n m ü ş . Ama lapetos'un güçlü oğlu Prometheus çaldı Zeus'un ateşini insanlar için. okşamaya doymayacaklar bu \ belayı". Gök gözlü Athena süslü kuşağını sarıverdi beline. B e ­ bek d o ğ u n c a d a P r i a m o s o n u İda d a ğ ı n a bı­ r a k m a k ü z e r e bir uşağına vermiş. Yüz gözlü devi öldüren Hermeias. seviniyorsun ateşi çaldın. alırsan. yararlılığıyla dikkati çekermiş. Erikhtonios). bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin. Ses koydu içine o tanrılar kılavuzu Pandora adını taktı. insan gücü koy. bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları. Bedeni güzelim genç kızlara. geceler dert doludur. topal tanrı hemen bir kız biçimine soktu toprağı. b ü t ü n şehri y a n g ı n a v e r i y o r m u ş . Pandora demek bütün tanrıların armağanı demekti. U ş a k P a ­ ris'i d a ğ a b ı r a k m ı ş . kaygılardan uzak yaşarlardı. Hermeias doldurdu göğsüne yalanı dolanı. d o ğ a c a k o l a n ç o c u k şehri yıkıma g ö t ü r e c e k d e m i ş l e r . P a r i s . dedi ki ona: İapetos oğlu. gündüzler dert dolu. Moiralarla bir tutulmuştur. arzularla tutuştur gönlünü. o n a . Horalar bahar çiçekleriyle donattılar saçlarını. belalar başıboş dolaşır sessizce ölümlülerin çevresinde. P a r i s . ö b ü r adıyla A l e k s a n d r o s .. ü ç ü n c ü ­ sünün ölüme baktığına inanırlardı. ölümlüleri derde sokarsın demişti. 1 6 ) . o gün bugündür dertlere boğdu insanoğlunu. F o r u m ' d a b u l u n a n ü ç heykel (Tria F a t a ) o l a r a k simgelenirlerdi. A m a öyle o l m a m ı ş . sen de ona el işlerini öğret dedi. bir tilki huyu koy içine". derin düşünceli Zeus ses vermedi onlara sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar. A t i n a kralı K e k r o p s ' u n ü ç k i z i n d a n biri (Aglauros. P a n d r o s o s . Namlı şanlı Hephaistos'u çağırdı hemen: Bir parça toprak al. s o n r a Y u n a n etkileri pekleşince R o m a l ı l a r üç P a r ç a o l d u ğ u n a . s o n r a ç o c u ğ u Agelaos a d ı n d a k i bir ç o b a n b u l m u ş . ikincisinin e v l e n m e y e . bir dişi ayı gelip bebeği e m z i r m i ş . İlk zamanları P a r ç a doğuma da b a k a n bir t a n r ı ç a sayılır. dertleri. Böyle dedi Zeus. Pandora açınca kutunun kapağını. Athena. T r o y a kralı P r i a m o s ' l a karısı H e k a b e ' n i n en küçük oğludur ( T a b . Kraliçe o n u d o ğ u r m a d a n birkaç gün ö n c e u y k u s u n d a bir d ü ş g ö r m ü ş : K a r n ı n d a n ç ı k a n bir alev T r o y a surlarını sarı­ yor. deniz bela dolu. Görüyorsun ya Zeus'un dilediğine karşı konmaz. Zeus gizledi besini insandan. Nur topu Aphrodite. sen de bir köpek yüreği. P a r i s ç o ­ banlar arasında güzelliği. Falcılar b u düşü k ö t ü y e y o r u m l a m ı ş l a r .Zeııs kızınca Prometheua'a. Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı kapağı. istekler. O c a n ı m Kharitler ve o güzelim Peitho altın gerdanlıklar taktılar boynuna. kendlnl aldatan o sivri akıllıya. sakladı varını yoğunu insanlardan. sürülerine çok İ y i baktığı İ ç i n . u z a k t a n gürleyen Zeus'un oluyordu isteği. Epimetheus'a gönderdi Pandora'yı kılavuz tanrı Hermeias'la. Armağanı aldı ve alınca anladı başına bela aldığını. dağıttı insanlara acıları. Tanrıların babası kurunca bu düzeni. ama bil ki dert açtın kendi başına da: aldığın ateşe karşılık birbela öyle bir bela salacağım ki insanlara. Böyle dedi ve kah kah güldü insanların ve tanrıların babası. beni aldattın diye. Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden. P a r c a c ( P a r k a l a r ) . evine g ö t ü r m ü ş v e k e n d i çocuklarıyla bir a r a d a b ü y ü t m ü ş . Epimetheus unuttu Prometheus'un dediğini: Zeus'tan armağan alma demişti ona Prometheus. suyla karıştır dedi. sevmeye. İçine insan sesi koy. böyle istemişti bulutlar devşiren Zeus. çünkü b ü t ü n Olymposlular insanların başına bela etmişti onu. sen de büyülerinle kuşat onu. biri­ n i n d o ğ u m a . onlar da yaptılar dediğini: Koca Hephaistos. renk renk kumaşlar dokumasını öğret.

Ama Akhilleus öldükten hemen sonra da Paris Philoktetes'in bir okuyla kasığından vurulur. orada kendini kral Priamos'a tanı­ tır. Menoitios'un oğlu Patroklos Akhilleus'un can yoldaşı. Kızları Pheidra ve Ariadne de anaları gibi talihsiz aşklara çarpılırlar. tanrıçalar arasında en güzeli ol­ duğundan mı. Hektor'un tam karşıtıdır. Kız oglan kız anlamına gelen parthenos'tan türemiş olan adının kendisine anasının uzun yıllar evlenmediginden verildiği ileri sürülür. Minotauros maddelerine bakınız. Athena. ama Zeus her nedense kararı bir ölümlünün vermesini yeg görür ve tanrıçaları Hermes'le birlikte İda dağına gönderir. Helene). o sırada kendisini kıs­ kanan kardeşleri onu öldürmeye kalkarlar. Thebai'ye karşı Yediler se­ ferine katılan önderlerden biri. Priamos'la Hekabe ölü sandıkları oğullarını se­ vinçle kucaklarlar. Pasiphae. Girit kralına Poseidon'un bağışladığı boğa ile bir­ leşmesi ve Minotauros'u doğurması hakkında Mlnos. efsane bunu da açıklamaz. P a t r o k l o s . 83 vd. ortaya bir altın elma atma­ sı. en yakın arkadaşıdır. tam o sırada Paris'in at­ tığı bir ok Akha yiğidinin tek silah geçer yeri n e . Atalante ile Meleagros'un oğlu olduğu söylenir. Kadın geImeyince ölür Parthenopaios. Patroklos'un ruhu nasıl bir adam öldüre­ rek Peleus'un yanına sığındığını İlyada'da şöyle anlatır (İl. Agabeysi onu ağır sözlerle azarladığı. Boyu boslu. Girit kralı Minos'un karısı Pasi phae. tanrı Helios'la Perseis'in kızı. ama mutlulukları uzun sürmemiş (Oinone). İda'dan şehre iner. Hektor ölmeden Akhilleus'a kendisinin de Apollon'un yardımıyla Pa ris'in elinden Öldürüleceği günün uzak olmdıgını bildirmişti. güzel silahlı. Perses Aietes ve büyücü Kirke'nin kardeşidir (Tab 8). İlyada'da zayıf. Mene laos'la kozunu paylaşmak için teke tek sava­ şa kışkırttığı halde. bencil. 21). Troya savaşı sırasında Paris'in tutum ve davranışı pek parlak değildir. Bundan böyle Paris'in aklı fikri tanrıçanın verdiği sözün gerçekleşmesindedir. Öyle olur: Akhilleus M e m non'u öldürür ve Troyalıları gene surların içne sığınmaya zorlar. G e n e de yakısıklı. Üç büyük tanrıça. kavga tanrıça Eris'in. Yarışmanın bir pazarlık konusu olduğu ayrıca dikkati çeker: Tanrıçaların üçü de elmaya karşılık Paris'e bir bağışta bulunmaya söz verirler. Can çe­ kişirken Oinone'yi çağırır. üstünde "en güzeline" diye yazılan bu el­ mayı kime vereceğini bilemediği için Zeus'un yargıç olarak Paris'i seçmesi İdalı çobanın hayatını altüst eder. Bu göreve neden Paris'in seçildiği hiçbir efsane­ de belirtilmez. Priamos oğlunun alın yazısı bunu gerektiriyordu herhalde. yani topuğuna saplanır. Troya sarayında yaşama­ ya başladıktan bir süre sonra Paris Yunanis­ tan'a gitmek üzere gemiler hazırlatır ve mu­ radına ermek için Sparta'ya varır. Güneş soylulardan Pasiphae kardeş­ leri ve yeğenleri (Hekate ve Medeia) gibi d o 3a dışı ya da doğa üstü güçlerden faydalanan gizemli bir kişidir. yakışıklı. çağrıl­ madığına kızarak. Bundan sonrası Helene başlığı altında anlatılmıştır. Aphrodite bu güzellik yarışmasına katılırlar. X X I I I . İkisi de Aktör ve Aigina'nın soyundan olmak­ la akraba sayılırlar (Tab. Akhilleus'un ölümü Paris efsanesi­ nin son bölümüdür. Thebai surları önünde öldürülür. ama arkadaşlık­ ları Patroklos'un Akhilleus'la birlikte Peleus'un sarayında büyümüş olmasından ileri ge­ lir. Dağda Oinone adlı bir nympha ile sevişmiş. o kadar. Paris boğa ile birlikte şehre gider ve yarışma­ lara katılıp birinci gelir. yoksa Helena'nın aşkını her şeyden üstün tuttuğundan mı.koruyucu anlamına gelen Aleksandros adını takmışlar. Daidalos. Aphrodite ise Spartalı Helena'nın aşkını veri­ rim demiş. Paris Zeus sunağına sığınır ve kız kardeşi bili­ ci Kassandra onun kim olduğunu anlar. korkak. Evlenmişler.): . çevik bir savaşçı olarak canlandırılır ve birçok Akhalan nasıl alt ettiği anlatılır. Paris altın elmayı Aphrodite'ye verir. Athena sonsuz akıl ve başarı. bu yarışmaların ödülü İda dağında yetiştirilmiş bir boğadır. tembel ve sorumsuz bir insan olarak gösterilir. Paris her fırsatta kaçmak yolunu bulur (Hektor. Hera. yiğit bir erkek olarak canlandirilir. Peleus'la Thetis'in Olympos'ta kutla­ nan düğününde. Hera As­ ya krallığını. Bu konuda anlatılan efsane şöyledir: Troya'da yarışmalar düzenlenir. Pasiphae'nin Minos'la evlenmesi. Paris efsanesine burada Üç Güzeller masalı karışır.

Pegasos bırakıp davarlar anası toprağı havalandı gitti ölümsüzlere doğru. İki eliyle aldı ocağın küllerini. Akhalar bütün çabalarına karşın Patroklos'un ölüsünü Troy. Sthenno. AkhiUeus da dostuna şöyle cevap ve­ rir ( İ l . bunların yapılması için de savaşa bir süre ara veriUr. ruh kaçmıştı bir duman gibi yerin altına.. küskün arkada­ şının takındığı yakışıksız tavrı örtmeye çalışır. . Hesiodos Pega sos'un doğuşunu şöyle anlatır (Theog. X X I I I . Böyle dedi. X V I . bir kaza çıkmıştı elimden. dayanamaz. hadi yaklaş bana. Sarpedon tara f m d a n öldürülür ( İ l . Pegasos. öfkeye kapılmıştım aşık oynarken. Yiğit öfkeyle savaştan ayrılıp bir daha d ö ­ vüşmek istemeyince. at çeşmesini meydana getirdiği anlatılır (Medusa. öIdürmüştüm Amphidamas'ın çocuğunu. elleriyle çekip kopardı. Perseus ve Bellerophontes efsanele rinde önemli bir rol oynar. birancık da olsa ağlayalım doya doya. toprağın içine. Thetis. kirletti güzelim yüzünü. 1 vd. X V I I I .).. ama hiçbir şey tutamadı eliyle. Zeus'un sarayında oturur şimdi şimşekle yıldırım taşıyıp onun adına. Bir gün ayağını yere vurarak Helikon dağının eteğinde Hippokrene. ıslık çala çala. özene bezene büyütmüş.): Böyle dedi. Akhilleus'tan silahlarını ı . yapmıştım bu deliliği istemeye istemeye. iki gözüm. Apollon Patroklos'un yaptığı bu kıyı­ ma son verir: Patroklos Hektor'la çarşıpır ve öldürülür.Birlikti büyümemlş miydik.\ ayrılmış altın çanakta korunması gerektiğini bildirir. Nestor'un oğlu Antilokhos acı haberi Akhilleus'a getirir. bu arada Zeus oğlu Sarpedon'un kaderi de Patroklos'un elinden can vermektir (Sarpedon).): Phorkys'le birleşen Keto Graialan doğurdu. Ünlü yiğidin yerine kendisi savaşacakIir. Gorgoları da doğuran Keto'dur.): Buraya ne geldin. döktü başının üstüne.ılılara kaptırırlar. bölümünde sayısız Troyalı öldürür. Perseus. Adı. yapacağım her dediğini. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını. Patroklos'un cenaze töre­ ninden sonradır ki Priamos Akhilleus'tan Hektor'un ölüsünü istemeye gider.. ölüsünü de daha önce Troyalı ların elinden kurtarmıştı. bütün bunları ne söylersin bana? Bilmiş ol. savaş meydanında ı )lup bitenlerden haberi yoktur.. Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. O sırada Patroklos'un ölüsünü almak ve onun taşıdığı Akhilleus'un silahlarına sahip çıkmak için korkunç bir boğuşma başlar. Bellerophontes). AkhiUeus barakasındadır. Patroklos son nefesini verirken I lektor'a ölümünün yakın olduğunu bildirir. Ksanthos ve Balios gibi. Opotls'ten beni size Menoitios getirmişti. Akhilleus. Sonra uzandı boylu boyunca tozun. slzin evde. 94 vd. Akhilleus bir daha anası Thetis'i çağırır. ruhu Akhilleus'a görünüp gömülmek istediğini. O sırada yi­ ğidin yası şöyle dile getirilir ( İ l . At sürücüsü Peleus enine almıştı beni. seyis yapmıştı sana. ögütleriyle destek­ ler. onu sevgisiyle. 270 vd. Ilyada'da Patroklos her an Akhilleus'un ya­ nındadır. Akhilleus. Akhllle us'un ölümsüz atlarından biri. Medusa'nm kanından dogma ka natlı at. Euryale ue bahtsız Medusa. kaynak anlamına gelen Yunanca "pege" sözcüğünden türemiş sayılan Pegasos pı­ nar ve çeşme başlarında bulunmaktan hoşla nırmış. Hephaistos'a yeni silahlar yaptırmak için gitmeşini ister ve dileği yerine gelince savaşa ka­ tılır (Hephalstos. Aklıaların çok kötü duruma düştüğünü gö­ rünce.. Patroklos onu yola geliı inek için boşuna uğraşır. Pegasos gökte bir burç haline getlrilmiştir. ufaktım. Biri Okeanos'un kaynaklarından doğduğu için. tlyada'nın Patroklos'un yiğitliklerine ayrılm ı ş X V I . kemiklerinin arkadaşın. uzattı dost ellerini. sarılalım birbirimize. 153 vd. Agamemnon'un gönderdiği elçileri kabul eder.ter. Akhilleus'u kapkara bir yas bulutu kapladı.ama Patroklos bu nunla yetinmez.. AkhiUeus Patroklos'un anısına yarışmalar düzenler. kirletti saçlarını.) Akhıl leus Hektor'u öldürmekle Patroklos'un öcü nü almış olur. . Pedasos.

Hektor'un ölüsünü ellerinden alabilmek için babasının anısını getirir gözlerinin önüne (İl. Telamon'un kardeşi ve Akhilleus'un babasıdır (Tab. oğlum dönecek Troya'dan. 14. Peleus Tesalya'ya Phthia kralı Eurytion'un yanına sı­ ğınır.j köy adasına sürerler. 22). varmıştır uğursuz ihtiyarlığın eşiğine. Tanrısal Akhilleus. Anasının Ege ırmaklarından Ksanthos. Ömrü olaylarla dolu geçmiştir: Telamon'la birlikte üvey kardeşleri Phokos'u öldürdükleri için yurtlarından sürülürler (Aiakos). ama Pelias'ın kardeşi Neleus'u tahttan attığı. Pelopeia. arkadaşı olan at adam Kheiron'un yardımıyla onun hakkından gelir. Tanrı Poseidon P e lops'a gönül verir. der. Akdeniz yöresiyle Yunanistan'da oturan en eski soyun adı Pelasgoi. ya da Paktolos'un kızı olduğu ileri sürülür. 15). Bilmeden babasıyla yatar ve Aigisthos'u d o ­ ğurur. Nasıl büyütülüp krallık için kavgaya tutuştukları konusunda efsaneler birbirini tutmaz. 14. Peleus. onun da göçüp Pylos'a yerleştiği anlatılır (Neleus). Bir efsaneye göre Peleus'un Akhilleus Troya'dayken öldürdüğü Akastos'un oğulları onu tahtından atıp I s t a n . Pelasgos. Akhilleus Troya sa­ vaşına gittiği zaman Peleus Phthia'daki sara­ yında onu uzun zaman bekler. Zeus'la Niobe'den doğmuş olduğu söyle­ nilen Pelasgos da bu soyun atası olarak gös­ terilir (Niobe 2). Nereus kızı önce Peleus'la evlenmemek için bin bir kılığa girer. 15). Bu korkunç işlemden sonra Pelias'ın oğlu Akastos îason'la Medeia'yı lolkos'tan sürer (Argonaut'lar. Zeus tanrı çocuğun bedenini yeni baştan yaratıp diriltir. Pelasglardı. ama orada da kralın karısıyla başı derde girer (Akastos). Pelias. Oysa. 486 v d . Akhilleus Troya'dan dönmez. Kral onu suçundan arındırdığı gibi kızı Antigone'yi de ona karı olarak verir. Sonradan Atreus'a karı olur. llyada'ya göre Dia'nın Zeus'tan olan. orada ölür. Aiakos'un oğlu Peleus. İason'un babasıj Aison'un üvey kardeşidir (Aison). tanrıların hepsi bu korkunç oyu­ nun farkına varırlar. ihtiyar Priamos da Akhilleus'u yumuşatmak. Ama duyar hiç olmazsa yaşadığını senin. belayı savacak kimsesi yoktur yanında. Theseus). Lapithlerle Kentaurlar sa­ vaşına katılır. 21). D e m e ter'in yediği omuz yerine de fildişinden bir omuz koyar Pelops'a. Şimdi olmalı o da benim yaşımda. Pelops babası Tantalos gibi Anadolu'da doğmuş. başka kaynaklara göre îkson'dan olan oğlu. Efsaneye göre tanrılarla haşır neşir olan Tantalos onları denemek için bir şölende on­ lara kesip doğradığı oğlu Pelops'u yiyecek olarak verir. Tyro tanrı­ dan gebe kaldığını saklamış ve-doğurduğu ikizleri dağa bırakmış. Tantalos'un oğlu. Hippodameia ile evlenir ve Theseus'un en yakın dostu olarak yiğidin bü­ tün serüvenlerine katılır (Hippodameia. pek uğurlu olmadığı hemen meydana çıkar (Akhilleus. göreceğim onu. lason. yalnız kızını yitirmiş ol­ manın acısıyla dalgın olan Demeter P e lops'un bir omzunu yer. sonra gene yeryüzüne gönde­ rir ve kanatlı atlar armağan ederek Oinoma- . Neleus'un ikiz kardeşi (Tab. Bu kez folkos'ta kral Akastos'un sarayına gider. Akastos). lason Medeia ile birlikte dönünce. getir aklına babanı. onun Yunanistan'a göçmesi uygarlığın Yunan yarımadasına Anadolu'dan geldiğini kanıtlayan bir belirtidir. ünlü Lapith. X X I V . bir süre şarap sunucusu olarak kullanır. tanrı Zeus'un t o ­ runu. Tryro ile Poseidon'un oğlu. Belki çevresinde bugün komşuları üzer onu. ) . büyümüş­ tür. Aigisthos). Pclops. Pelias. Aison'un oğlu îason'la da kozunu paylaşamaz ve İason'dan kurtulmak için onu Karadeniz'in Kolkhis ülkesine altın postu almaya gönderir. büyücü prenses Pelias'ın kızlarını babalarını sözde gençleştirmek amacıyla kesip bir kazana at­ maya kandırır. Yunan efsanesinin en ilgi çekici kahra­ manlarından biridir (Tab.Peirithoos. Düğün ya­ pılır. Thyestes'in kızı (Tab. Paris). Ama Peleus'un başına bir bela daha gelir: Kalydon avı sırasında kaynatasını istemeyerek öldürür ve gene yollara düşer. Karısı ölünce tanrılar onu Thetis'e koca ol­ mak için seçerler. bilindiği gibi. Ölümlü babası Kretheus olduğu için Pelias. ama Peleus. böylece Pelopsogullarının zincirleme suç ve ilenme sürecine karışır (Atreus.

Penelope Odysseus kadar kurnaz ve düzen­ bazdır.): Tanrı bir bez dokumayı kodu aklıma ilkin. Penelo peia da ikide bir taliplerin karşısına çıkar. Eşinden ayrı kaldığı yirmi. 137 vd. tatil umutlarla onları aldatır. bir kefen dokuyorum yiğit Laertes'e. ama ne olur. kanardı bu sözlere taşkın yürekleri. yıllar yılı gündüz dokuyup gece söktüğü bez de dillere destan olmuştur. madem tanrısal Odysseus öldü. Üstelik de saray sahipsiz kaldığı. bekleyin bir parça daha. Pemphredo. bağırdılar. Oysa ben. Pelops Oinomaos'u yener ve Hippodameia ile evlenir (Oinomaos Hlppodameia). daha derin bir çığır açtığını açığa vurmaktadır.). Pelops'un Hippodameia'dan olan oğulları­ nın tanrı lanetine uğramış olmalan Pelops'un kendisine yardım etmiş olan arabacı Myrtilos'u denize atıp öldürmekle işlediği suçtan İleri geldiği söylenir (Myrtilos). köylerden şehirle­ re kadar her yerin Penates tanrıları olmuştur. Akhalı kadınlar ne der sonra bana". Penelopeia'nın çilesi o zaman başlar. Son çare olarak talipleri bir yarışma ya sokmak gelir aklına: Odysseus'un büyük yayını getirtecek. nesi yoksa hepsini sömürüp tüket­ mektedirler. Odysseus'a sadık kalması o n u evlilikte vefa ve sevginin simgesi haline sokmuştur. lalar). ama Telemakhos daha kundakta bebekken babaası Troya savaşına gitmek zorunda kabr. ölüm onu yere sererse upuzun. çağırdılar. Kandırdım onları işte böyle tam üç yıl. Bu mutlu çiftin Telemakhos diye bir çocukları olur. Telemakhos'la aralarında bir tartışmadır gider. Odysseus'urı karısı Penelope Yunan mythos'unun en ünlü kişilerindendir. çaresiz varacağım içinizden birine. Telemakhos da çocuk olduğundan karşı koyamadıkları için talipler saraya yerleşmişler. saygısız bir köpek. taliplere de şöyle laf ediyordum arada bir: "Delikanlılar. XIX. onu gerip ok atmayı kim başarırsa ona varacağı karar ını Odysseus'a . gündüzleri dokuduğum koca bezi bir çerağ önünde sökerdim geceleri. komşu ülkelerin ileri gelenleri hep kocasız kalan güzel kadın