ONSOZ

MYTHOS VE MYTH0L0G1A İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz m ü , hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos'a tarih değeri olmayan güvenil­ mez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydur­ m a , boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı ar­ mağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Ozanın sözünü tanımlayan epos böylece şiir, destan, ezgi anlamına gel­ miş ve o gün bugün epik ve e p o p e diye Batılı dillerin hepsinde yerini almıştır. Mythos'la epos arasında ilkinden bir yakınlık vardır, mythos söylenen sözün, anlatılan öykünün içeriği ise, epos da o n u n doğal olarak aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçimidir. Epos ne kadar güzelse, mythos o kadar etkili olur, epos'la mythos'un bu başarılı evlenmesidir ki, ilkçağdan kalma efsanelerin ürün vere ve­ re günümüze dek yaşamasını ve mythos kavramının çağlar ve uluslararası bir ni­ telik kazanarak ölmezliğe kavuşmasını sağlamıştır. Ama bir de logos vardı. O n u n sözcüğünü başta Herakleitos olmak üzere lonya düşünürleri eski deyimiyle "physiologoi", yani doğa bilginleri yapmıştır. O n ­ lara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve d o ­ ğanın da logos'u vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve her şeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos'u bulmak, sırlarını göz ö n ü n e sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl ödevidir. Logos kavramıyla açılan bu çığır dosdoğru bilime varmış, öyle ki logos-logia bugün herhangi bir araştırma dalında bilgini ve bilimi dile getirmek için kullanılan birer ek olmuştur. Mythos'la epos uyumlu bir bütün içinde birleştikleri halde, onlarla logos ara­ sında ilkinden ve gün geçtikçe kesinleşen bir karşıtlık baş göstermiştir. Birbirine zıt iki akım almış yürümüştür. Ege kıyılarında filiz veren destanlar, övgüler, ezgi­ lerin yanında, gene tonya'da doğup gelişen bilim kolları: Fizik Tiatematik, yer ve gök bilimi, tarih ve coğrafya. Bilginler mythos'un uydurduğu epos'un dile ge­ tirdiği tanrı masallarını hor görür, yerdikçe yerer, evreni ve insanı anlatmakta bu türün yalancı ve zararlı yollara saptığını ileri sürer dururlar. Ne var ki evren tanımını dile getirmek için bu bilginlerin çoğu da epos biçimine, yani destana özgü heksametron ölçüsüne başvurmaktan alamazlar kendilerini. Yalnız Herakleitos düzyazıyla dile getirir düşüncesini.

Platon'un tutumu daha da ibret vericidir. Homeros'u tanrılar üstüne yalanlar uydurdu, topluma zararlı efsaneler düzdü-diye suçlamakla başımızı şişiren bu fi­ lozof "Devlet", ya da "Gorgias" gibi en önemli dialoglannın sonunda gerçeğin gerçeğini, tanrılar katındaki hakikati gözümüzün ö n ü n e sermek, fiziküstü kanıt­ larla tanımlamak istedi m i , bir mythos uydurur. Ne yapsın ki mythos'tan ayrı düşünemez, düşüncesi mythos kalıbına kendiliğinden girer. Mythos Yunan dü­ şüncesiyle özdeştir denebilir h e m yalnız Yunan m ı , insan düşüncesi ve o n u n ürettiği dille özdeş olsa gerek ki, H o m e r o s ' t a n bugüne dünya sanatçıları mythos'u kendilerine tükenmez bir esin kaynağı olarak almışlardır. Ama "mythologia" sözcüğünde mythos'la logos'un, karşıt bu iki kavramın birleştiğini görmüyor muyuz? Mythologia efsaneler bilimi anlamına gelmez mi? H e m gelir, h e m de gelmez. Erken ilkçağda "mythologein" diye bir f i i l vardır, masal anlatmak demektir, sözlü gelenekle dilden dile aktarılan efsanelerin ozanlarca sürdürülmesini de belirtir. Mythologia kavramı da aynı anlama gelir. H e m masal ve efsanelerin toplandığı kitap için, h e m de ilkçağın sonlarında "mythographos", yani mythos yazarı denilen derleyicilerin yaptığı iş için kullanılır. Ama mythologia bugün taşıdığı geniş ve kapsayıcı anlama gelmemiştir ilkçağın hiçbir d ö n e m i n d e . Mythos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane, mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mythologia ilkçağın din kitabı olmak gerek, oysa değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Ç ü n ­ kü bu efsaneler İnanç - tek tanrılı dinlerde söz konusu edilen inanç - düzeyine yükselmemiştir. Sözlü ya da yazılı yazın ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mythos'lar ne kadar ozan, yazar, sa­ natçı varsa, o kadar biçim almış, bu nedenle hiçbir zaman belli bir dinin tek kita­ bı halinde toplanamamıştır. Böyle bir çeşitlilik, böylesine öğreti ve yöntem yok­ luğu, bu tür başıboşluk, özgürlük ve özerklik başka hiçbir din ve efsanelerinde görülmemiştir. İlkçağ mythos'u layiktir, din adamının değil, sanatçının uğraşıdır, o n u n anlamı, yön ve biçimi din alanında verilmez, sanat alanında verilir. Asıl ya­ ratıcısı da sözdür ve söz ustasıdır. Mythos, epos, giderek logos bile birleşmişler­ dir o n u n doğup gelişmesine. Gerçekle ilişkisi olup olmadığına gelince, mythos'un gerçeğini sözün dışında aramak boşunadır. Asıl gerçek insan sözü­ nün içinde, özünde, şiirindedir. Bunu anladığı içindir ki, ilkçağ insanı sözle birbi­ rinden renkli, büyüleyici ve inandırıcı yapıtlar yaratabilmiş ve sözün bir kitap içinde donmasını önleyerek, çağdan çağa, insan kanı gibi sıcak sıcak akmasını, böylece canlılığını sonsuzluğa dek aktarmasını sağlamıştır.

MYTHOS

YARATICILARI

H e r o d o t der ki, tanrı soylarını sayıp döken, tanrılara adlarını veren, niteliklerini tanımlayan ve efsanelerini anlatan, Homeros'la Hesiodos'tur. Yani çok tanrılı ilkçağ dininin yaratıcıları, peygamberleridir onlar demeye getirir. Ne var ki bu yaratıcılığın neye yarayacağını bilmez, bilemez H e r o d o t . Yunan mythos'unun yazına vurulması, evet, H o m e r o s ve Hesiodos'la başlar, a m a orada kalmaz, H o meros'la Hesiodos'un yarattıkları tanrı soylarına ve efsanelerine - ki bu konuda ilk iki yaratıcının bile söyledikleri birbirini tutmaz - ekler, katkılar yapılır, yazın türleri çoğaldıkça mythoslar da yeni anlatımlar ve yorumlarla zenginleşir. Des­ t a n çağını îonya'da d a , Yunanistan'da da "melos" denilen lirik şiir türleri izler,

çalgı eşliğiyle Irk klflnln, ya da bir koronun söylediği bu ezgilerde de mythos önemli bir yer hıl<ır, "hymnos" denilen övgülerde başlıca konudur. Hele traged­ ya ile mythos yeniden doğar, tragedya yazarlarının elinde bir daha yitiremeyecegi bir öz ve anlamla yüklenir: İnsanlık dramının aynası, simgesi oluverir. K o ­ nusunu gerçek olaylardan alan bir iki tragedya dışında - ki bunlar da büyük t e p ­ kiyle karşılanmış ve tutunamamıştır - tragedyanın tek kaynağı mythos'tur. D e s ­ t a n d a n tragedyaya tür ve görüş ayrılığının gerektirdiği büyük bir farklılık vardır. Destanda başrolü oynayan tanrılar arka plana itilir, yeni tanrılar, yeni kahra­ manlar ön plana alınıp tragedya yazarının seyircilerine yaşatmak istediği dra­ mın gereklerine göre aydınlanır. D r a m insan dramıdır a m a İpleri gene de tanrı­ ların elindedir, onları destanda olduğu gibi bir dağın tepesinden savaşı yönetir ya da bir insanın ölüm kalımını tartıya vurur görmeyiz, a m a ç ve eylemleri saklı kalır, anlaşılmadığı oranda da korkuçtur; tragedya tanrıları, bilerek ya da bilme­ yerek işlediği bir suç için insanı yıkıma götüren amansız yazgıyı, lanete uğramış bütün bir soyun zincirleme suç ve cezasını simgeler. Tragedyanın bu açıdan aydınlattığı mythos böylece alabildiğine zenginleşir, a m a iş bununla da bitmez: Bin bir kent devletine ayrılmış olan Yunanistan'ın her bölgesi yerli mythos'unu yaratmak ve yaşatmak hevesindedir. Koruyucu olarak seçtiği bir tanrı üstüne kendi bölgesiyle İlgili efsaneler uydurmakta ya da olan efsaneleri kendi din ve devlet politikasına göre yorumlayıp değiştirmekte­ dir. Efsane çemberleri böylece genişledikçe genişler: Troya savaşı çemberine Atina, Thebai, Korinthos çemberleri katılır, Odysseus'un serüvenleri destanına Argonaut'lar destanı eklenir, Dor ırklı boylar lon mythos'unun kişileriyle boy öl­ çüşecek bir destan kahramanı yaratıp bütün efsanelerini Herakles diye bir yarı tanrının çevresinde toplarlar. Mythos böylece İçinden çıkılmaz girift ve karmaşık bir toplam oluverir. Bu çokluğu aydınlığa kavuşturmak için gerçekten bir mythos bilimine gerek vardır: O sırada, yani Yunan'ın klasik denilen parlak çağı sona erip de yaratıcılığı azaldığı, sanat gücünün tükenmeye yüz tuttuğu Hellenistik denilen d ö n e m d e efsaneleri toplama ve derleme işine girişilir. İskenderiye ve Bergama kitaplıklarının kurulup çalışmaya açıldığı elyazmalarının alabildiğine çoğaltılıp eleştirildiği dönemdir. Bu d ö n e m d e türeyen mythos yazarları bir yan­ dan başta H o m e r o s olmak üzere büyük yazın yapıtlarını şerhler, notlar ve açık­ lamalarla kopya etmeye, bir yandan da efsaneler toplayıp kitaplar yazmaya ko­ yulurlar. Bunların efsane derlemeleri bizim için önemli bir kaynaktır. R o m a im­ paratorluğu döneminde de efsane düzme süreci canlıdır. R o m a , Yunan mythos'undan esinlenerek kendi din ve mitolojisini kurmak hevesine kapılır. Yunan tanrılarını kendi yerli tanrılarıyla bir tutarak adlarını değiştirir, efsanele­ rin kimini benimser, kimini atar, kimini yerli efsaneleriyle karşıtım. Ta ilkçağın sonuna kadar bu böyle gider. Yunan-Roma mitolojisi dediğimiz bütün bu kay­ naklardan ve daha sayamadığımız başkalarından alınmış, toplanmış, özetlenmiş efsane, masal ve öykülerin toplamıdır.

AKDENİZ MİTOLOJİSİ Şimdi sorarım size: Mitoloji diye bir kitap yazmaya girişince bu bin bir kaynak arasından hangisini seçip de anlatsın çağdaş bir yazar? Kaldı ki mitoloji deyince başta Yunan-Roma mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Bu anlayış da hatalıdır.

Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır, onu Yunanistan ve R o ma'ya mal etmemiz, bu efsanelerin Yunanistan ve R o m a uyruklu yazarların ka­ lemiyle Yunanca ve Latince olarak yazılmış olmasından ileri gelir. Oysa bu efsa­ nelerin çıkış yeri ne Yunanistandır, ne de İtalya, Anadolu'dur, Girit'tir, Mezopo­ tamya'dır, Fenike, Mısır'dır, ya da bütün bu yerlerdeki sözlü geleneklerin karışı­ mından ortaya çıkmış bir bütündür. Yunanlı ya da Romalı kaynak yazarlar a n ­ lattıkları efsanenin asıl kaynağını araştırmazlar, onu bilseler bile kimi zaman si­ yasal amaçlar güderek saklarlar, bile bile değiştirirler. H e m ozanlar ve yazarlar özgür müdürler? Kimin için yazdıkları, kime hizmet ettikleri belli olur. En büyük iki destan yazarı buna örnektir: H o m e r o s lonya'lıdır, gönlü Troya'dan yanadır, a m a efendileri Troya savaşını kazanmış, Anadolu'nun kilit noktası olan Dardanos kalesini yıkmış Akhalardır, onları kahraman göstermek zorundadır, oysa asıl insan-kahraman Hektor'dur Ilyada'da. Vergilius ise Augustus çağının kültür politikasına hizmet etmekle görevlidir, Roma'ya bir kahramanlık geçmişi yarat­ mak amacıyla yazar Aeneis destanını ve H o m e r o s ' u n t a m tersine asıl gücü kuv­ veti Troyalılarda göstermeye çalışır. Bu açı ve erek farkları mythos anlatımında da farklılıklara yol açar. İkinci bir güçlük mythos anlayışında gün geçtikçe artan değişik görüşlerdir. S o n yıllara dek "Yunan mucizesi" diye bir balon uçup dururdu. Batı dünyası in­ san değerlerinin dile geldiği ve büyük sanat yapıtlarıyla ölümsüzlük kazandığı tek kaynağın Yunan-Roma uygarlığı ve kültürü olduğuna inanırdı. Bu dar görüş­ lü açıdan bakılınca Yunan mucizesini yaratan asıl kaynak ve etkenlerin ne oldu­ ğu araştırılmaz, görmezlikten gelinir, bu inancı sarsacak bir bulut ortaya çıktı m ı , bile bile ve bilimselliğe aykırı bir tek yönlülükle tartışmaya, giderek kavgaya girişilirdi. Troya'nın Çanakkale yöresinde olmadığını, Schliemann-DörpfeldBlegen üçlüsünün gün ışığına çıkardıkları koca uygarlık merkezinin H o m e r o s ' u n llyada'sıyla bir ilişkisi bulunmadığını ileri sürmekte direnen sözüm ona bilginler bugün bile ortalıkta dolaşır ve kör görüşlerini kitaplara aktarmak yolunu bulur­ lar. Arkeolojinin son buluşları tarihle ilgili bilim kollarını göz kamaştırıcı bir ışıkla aydınlatmaktadır ama Anadolu arkeolojisi daha yenidir, Hititlere ancak son o n , on beş yıl içinde yazılmış kitaplarda yer verilir, yüzyılımızın başlangıcında yayım­ lanmış bir mitoljide bakarsınız ki Ana Tanrıça Kybele'ye ancak yarım sütunluk bir yer ayrılmıştır. Apollon ya da Artemis'i Türkiye'nin Ege bölgesinde toprak­ t a n çıkarılan anıtların ışığında yorumlamak, değerlendirmek daha hiçbir derli toplu mitoloji kitabına erek ve görev olmamıştır. Kısacası ilkçağın yazılı kaynak­ larıyla günümüzün buluşlarını bir araya getirerek çok yönlü bir görüşle toplama­ ya daha pek az bilgin girişmektedir. Bu yolda Halikarnas Balıkçısı çığır açıcı, yol göstericidir, yani Yunan'ı, Türk'ü olmayan, uluslararası tek bilimsel gerçeği ara­ maya koyulan gerçek bir bilgindir. O n u n açtığı yoldan gitmekle birlikte eski ya­ zın kaynaklarına da hakkını vermek "Mitoloji Sözlüğü" adıyla okuyucuya sundu­ ğumuz bu kitabın tek amacıdır. H e m e n söyleyelim ki bu kitap bir denemedir, eksiklerini, yetersizliklerini bile bile yayımlamaya giriştiğimiz bir d e n e m e . Yukarda sözünü ettiğimiz sorunları bir dereceye kadar çözümleyebilmek için bu "Mitoloji Sözlügü"nü h e m bir sözlük, h e m de bir antoloji olarak düzenlemek yolunu seçtik. Efsanelik kişilerden kim söz ediyorsa H o m e r o s mu, Hesiodos m u , tragedya yazarları mı, onların anlatımını elden geldiği kadar kendi metinle­ rinden vermeyi denedik. Burada Türkiye'de Türkçe olarak bulunan kaynakların H

çokluğu bizi sevindirdi Tercüme Bürosunun açtığı çığır ve M i l l i Egitim Bakanlığı nın yayımladığı İ l k klasikleri çevirilerinden bu yana çok çalışılmış v e ; YunanLatin yazınının ana yapıtları bugün okunur bir dille kazandırılmış bulunmakta­ dır. D a h a öteye gidilmiş, mitolojik öyküler ve kişiler Batı yazınına olduğu gibi bi­ zim de şiirimize konu olmuştur. Bizden önce Türkçe mitolojiler de yayımlanmış­ tır. Elimize geçenleri çalışmamıza ortak ettik. Bu çapta bir mitoloji sözlüğü bir tek kişinin yapacağı iş değildi. Batı kaynaklı bir tek mitoloji kitabını çevirmektense, kendi olanaklarımızla, kendi yazılı kaynaklarımızdan faydalanarak özgün bir d e n e m e yapmayı yeg gördük. Hangi kaynaklardan nasıl faydalandığımızı, bu kitabı nasıl hazırlayıp hangi yöntemlere göre dizdiğimizi kitabın sonuna eklediği­ miz Sonsöz'de belirtmekteyiz. Okuyucu bu bölümde, sözlüğü nasıl kullanacağını da bulabilecektir. Sözün kısası ben burada tek başıma değil, yapıtları ve çalışmaları elime ge­ çen birçok yazarlarla birlikte ortaya çıkmak istedim. Bu kaynakları bulmada ve değerlendirmede ister istemez kişisel eğilimlerime göre bir seçme yaptım. Oku­ yucu bunu bana bağışlasın ve eleştirilerini, yergilerini, önerilerini benden esirge­ mesin. Çabamın tek ödülü bu olabilir. Borcum büyüktür: En başta h o c a m Prof. D r . Georg Rohde'yi anmak isterim. Mythos ve mythologia'nm ne olduğunu, böyle bir çalışmanın bilimsel yollardan nasıl sürdürüleceğini de göstermiştir. Bu kitaptaki "Kybele" maddesini o n u n 1937'deki Türk Tarih Kongresinde verdiği tebliğe borçluyum. Ama asıl esin kaynağım sevgili ustam ve dostum Halikarnas Balıkçısı'dır. Yurdumuzun eşsiz değerlerine saygıyı ve sevgiyi o aşıladı bana. Çok borçlu olduğum bir kişi d e , birlikte çevirdiğimiz llyada ve Odysseia'yı güzelim şiir diliyle Türkçeye kazandı­ ran arkadaşım A. Kadir'dir. Bu kitap Homeros'la doludur, nasıl olmasın ki Batı uygarlığının ilk ve en büyük ozanı yurttaşımız H o m e r o s burcu burucu Anadolu kokar. Azra Erhat İstanbul, 1972

A
Abas. (1) İlyada'da adı geçen Abant'lar bo­ yuna adını veren kahraman. Poseidon ile su perisi Arethusa'nun oğlu. (2) Aigyptos oğullan amcaları Danaos'un kızlarıyla zorla evlenince, gerdeğe girdikleri gece kanları tarafından öldürülürler. Yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirger, ikisi­ nin birleşmesinden Abas adlı bir erkek çocuk doğar (Tab. 10). Abas Argos'ta kral olur, ev­ lenerek Akrisios'la Proitos'u meydana getirir. Akrisios'tan D a n a e , Danae'den Perseus do­ ğar. Acca Larentia. (1) Roma'nın kuruluş efsanesi'nde sözü geçen çoban Faustulus'un karı­ sı. Kocasının dağda bulduğu Romulus ve Remus bebeklerini benimser ve kendi on iki ço­ cuğuyla birlikte büyütür (Romulus). (2) Roma'nın kuruluş dönemlerinde güzelli­ ğiyle ün salmış bir kız. Bir bayram günü Her­ cules tapınağında tanrı ile tapınak bekçisi bahse girişirler, zar oyununda kim kazana-' caksa "ötekine bir ziyafet çekecek ve bu güzel kızla yatmasını sağlayacaktır. Oyunu Hercu­ les kazanır ve Acca ile sevişir. K ı z sonraları zengin bir Etrüsk'le evlenir ve yaşlı kocası ölünce bütün varlığını Roma halkına bağışlar. Admete. Bir Samos (Sisam) efsanesine gö­ re, Perseus soyundan olan Admete Argos'ta tanrıça Hera tapınağının rahibesiymiş. E l l i sekiz yıl bu tapınağa hizmet ettikten sonra, babası Eurystheus ölünce Argos'tan kaçmak zorunda kalmış. Tanrıçanın heykelini yanına alarak Sisam adasına sığınmış. Bir süre sonra Argos'luların parayla tuttukları korsanlar H e ra heykelini kaçırmaya kalkışmışlar, ama ge­ miye bindirilen heykel yelkenlerin açılmasına engel olmuş, tanrıça böylelikle Samos'ta kal­ mak istediğini belli etmiş. Samos Hera'sı diye anılan ünlü bir heykel İlkçağ arkaik sanatının en önemli yapıtlanndan sayılır. Sisamlılar Hera ve Admete adına yılda bir bayram ya­ parlardı. Admetos. Pherai (bugün Elestino) şehrinin kralı. Delikanlı olarak Kalydon avına ve Ar-

gonaut'lar seferine katılmış. Kyklop'ları öl­ dürdü diye bir yıl Olympos'tan sürülen Apollon'u sığırtmaç olarak kullanmış (Apotlon, Kyklop'lar). Pelias'ın kızı Alkestis'e gönül ve­ ren Admetos onu elde etmek için arabasına bir aslan; bir de yaban domuzu koşmak zo­ runda kalınca Apollon tanrı o n a yardım et­ miş ve Admetos Alkestis'i almış, ne var ki dü­ ğün günü Artemis'e kurban kesmeyi unuttu­ ğu için, tanrıça gerdeğini yılanlarla doldur­ muş. Apollon Admetos'u bu beladan kurtar­ mış, bununla da kalmayıp Admetos'un kade­ rini de değiştirmeyi başarmış: Kader Admetos'un ölümü için saptadığı gün Pherai kralı yerine ölecek başka birini bulursa ertelemeye razı olmuş. Ama o gün gelince Admetos yeri­ ni alacak kimseyi bulamamış: Ne anası, ne babası, ne uşağı, kimse ölmek istememiş, yal­ nız genç karısı Alkestis kendisini feda etmiş. Alkestis Hades'e indikten sonra Herakles ta­ rafından kurtarılır (Herakles). D e l i Dumrul e f sanesine de konu olan bu motifi Euripides "Alkestis" adlı tragedyasında işlemiştir (Alkestis). Adonis. Köken ve kaynakları güney Akde­ niz çevresine uzanan tipik bir Anadolu efsa­ nesi. Kybele-Attis mythos'unun bir başka an­ latımını veren Adonis efsanesi bir toprak-bereket öyküsüdür. Birçok şiir ve masal yazarla­ rının özene bezene işledikleri bu öykü şöyle özetlenebilir: Suriye kralı Theias, ya da Kıbrıs kralı Kinyras'ın Myrrha ya da Smyma adında bir kızı varmış, tanrıça Aphrodite'in lanetine uğra­ yan bu kız babasına tutulmuş, onunla seviş­ mek istemiş. Dadısının kurduğu bir düzenle babasının yatağına girmiş ve on iki gece onunla sevişmiş, son gecesi de gebe kalmış. O gece babası, yanında yatan kadının kendi kızı olduğunu anlamış ve bu korkunç günahı temizlemek için, kılıcıyla kızının üstüne yürü­ yüp onu öldürmek istemiş. Ama tanrılar Myrrha'ya acımışlar ve onu babasının elinden kurtarmak için bir mersin ağacına çevirmiş­ ler. On ay kadar sonra ağacın kabuğu çatla­ mış, gövdesinden dünya güzeli bir bebek çık­ mış. Çocuğun güzelliğine vurulan Aphrodite onu büyütsün diye yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Ama Persephone de çocuğa

onu tanır. öte yandan da adam öl­ dürdüğü için Kalydon'dan sürülen Tydeus. Aedon'la Zethos'un yalnız bir ç o ­ cukları olur: Itylos. böylece hızla büyüyen bu bit­ kiler kısa zamanda solup ölürlerdi. bir Adrastos'un sağ kalacağını öngörmüştü. Polytekhnos işin farkına varınca çılgı­ na döner. Bülbül). gurura kapılırlar-. Adonis bahçeleri denilen bu çiçeklerin karşısında ka­ dınlar yas tutar ve "O ton Odonin" (Vah Adonis!) çığlıklarıyle dövünürlerdi. Argos'a sığınırlar. öbürüne bir hizmetçi bulup getirecektir. İtys adında bir oğul­ ları olur. Aedon. Yarışmayı Aedon kazanır. geri ka­ lan zamanda da istediği yerde yaşayabileceği­ ne karar vermiş. ama babasını öldüren Amphiarâos'la görünüşte banşarak. Sonra. ama savaş­ ta yitirdiği ogulunun yasına dayanamayıp ölür. Eriphylej. dört ayını da Aphrodite'nin yanında geçireceğine. 23). Aedon Pandareos'un kızı ve Thebaili Zethos'un karışıdır. Talos'un oğlu. bir yandan Polyneikes. Hera ceza olarak kavga tanrıçası Eris'i sokar arala­ rına. sepetlere tohum dikerler. Adonis efsanesi Sümer ve Hitit kaynakla­ rından gelmedir. öbürü Deipyle'yi de Tydeus'a verir ve Polyneikes'le birlikte Thebai'ye karşı Yediler seferine önayak olur. baharla birlikte yeryüzüne dönen ve aşk cümbüşü içinde fışkırıp gelişen bitkisel varlığı simgeleyen Adonis'e Suriye'de özellikle kadınlar tapınırlardi: Yılda bir bahar bayramları yaparlar. onu öldüreceğini söyleye­ rek Aedon'a verir. İki kız kardeş öç almaya karar ve­ rirler. kocası da gider Efes'ten onun kız kardeşi Khelidon'u (Yun. Toprağı sulayan kanından Manisa lalesi denilen bahar çiçekleri bitmiş. Aedon eltisini kıskanır ve bir gece en büyük oğlunu uykusunda öldür­ meye kalkışır. büyük yenilgiden sonra. yolda onu kirletir. onu Aphrodite'ye bir daha geri ver­ meye yaraşmamış. Bir süre sonra da onun vârisi olarak tahta çıkar. Bu arada Oidipus oğullarından Eteokles. Kışın yeraltında saklanan. öte yandan sevgilisinin yardımına koşan Aphrodite'nin ayağına diken batmış. Zeus ile Hera'dan daha mutlu bir çift olmakla övündükleri için. Adrastos. kız kardeşi Eriphyle'yi ona verir ve Argos krallığına döner (Amphiaraos. (2) Miletos efsanesi şöyledir: Aedon Milet'li Pandareos'un kızı ve Polytekhnos adlı sanat­ çının karışıdır. kasığından yaralanan Adonis'de kanaya kanaya can ver­ miş. Argos kralı (Tab. Tanrılar Aedon'a acıyıp onu bir bülbü­ le dönüştürürler. Adrastos kızlarından birini Polyneikes'e. Ama mutlulukları başlarına vurur. sıyrığından akan bir damla kan tanrıçanın çiçeği olan beyaz gülü kırmızıya boyamış. onları sıcak su­ larla sularlardı. Zeus . Odysseia'da ( X I X . Adrastos ölümsüz atına bi­ nerek Argos'a kaçar. karanlıkta Niobe'nin oğlunu değil de kendi çocuğunu öl­ dürür. ölen önderlerin oğullarıyla Thebai'ye karşı Epikon'lar seferi­ ne katılır ve bu kez zaferi kazanır. Karı koca birbirleriyle yarışmaya girişir­ ler. (Yun. Aedon kız kardeşinin bir gün çeşme başında dert yandığını duyunca. kardeşi Polyneikes'i Thebai'den sürünce. saksıla­ ra. K i m daha çabuk bitirecekse. İtys'i öldürüp pişirirler ve babasına yedirirler. dedesi Sikyon kralı Polybos'un yanı­ na sığınmak zorunda kalır. iki kız kardeşi öldürmek ister. Efsanesi Thebai'ye karşı Yediler seferiy­ le ilgilidir. Tanrıçalar arasında ko­ pan kavgaya yargıçlık eden Zeus. 518) anlatıldığı­ na göre. Adonis İbranîce "efendi" anlamına gelen Tammuz (Türkçe Temmuz) adının yunancalaştırılmış karşılığıdır. Kocasıyla birlikte Kolophon' da mutlu günler yaşarlar. Aedon ku­ maş dokumakta. Bir aile kavgası yüzünden yurdunu bırakıp. (1) İlkçağ yazarlarını çok etkileyen bu efsaneye ilkin Homeros'ta rastlanır. Falcı ve bilici olan Amphiaraos bu savaşta bütün önderle­ rin öleceğini. Adonis'in yılın dört ayını Persephone'nin. saçlarını ke­ sip köle kılığına sokar ve kız kardeşine kim olduğunu bildirirse.tutulmuş. tanrıçanın güzel delikanlıya olan aşkını kıskanan öbür tanrılar (Ares ya da Artemis) Adonis'in üstü­ ne bir yaban domuzu salmışlar. Polytekhnos araba yapmakta. Adonis sekiz ay Aphrodite'nin yanında kalmayı seçince. Kırlangıç) alır. ne var ki yanılır. Zethos'un kardeşi Amphion Niobe ile evlenip çok çocuğu oldu­ ğu halde. Tammuz-Adonis efsanesiyle Hitit bereket tanrısı Telepinu efsanesi arasında ilişki ve benzerlik göze çarpmaktadır (Kinyas). Gerçekten de öyle olur.

bu kurultayda da başlıca kural danışmadır. hem güçlü bir savaşçı" olarak tanıtır. Agamedes ile Trophonios Delphoi tapınağını bitirince. bölgesel kralların toplantısında çizilir. tan­ rıdan ücretlerini istemişler. Agamemnon. İki kız kardeş İtys'i ke­ sip babasına yedirmekle öç alırlar. Atreus'la Thyestes arasındaki kardeş kavgasında ölür (Atreus). Dök yüreğindeki acılan. T a n n onlara en büyük ödül diye tatlı bir ölüm bağışlamış. soyunu Pelops'a kadar götü­ rür. Buyruğuna tek sınır. Karşılık versin sana. öbürünü kırlangıç haline sokar. Öyle olmuş. hazineden bir şeyler araklarlarmış. Trophonios Agamedes'in kafasını keserek kaçmış. İlyada'da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez. Tanrılar Prokne'yi bülbül. Agamemnon kraldır. altın saçlı t a n r ı Duyup bu acı yankıları. Varlığının gün geçtikçe eksildi­ ğini gören kral Girit'ten ünlü mimar Daidalos'u çağırmış. bir taşını yerinden oynatıp kolayca çıkarabilecekleri biçimde yapmışlar Geceleri buraya girer. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatma­ sın diye dilini koparır. 100 vd. Agamedes üvey oğlu Trophonios'la birlikte Yunanistan'ın en ünlü mimarlarındanmış. Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion'un kızlarıdır. 1 1 . Girit kralı Katreus'un kızı (Tab. Girit'ten sürülüp Argos'a gelir ve ilkin Pleisthenes ile evlenir. krallar kralı Agamemnon'un kişi­ liğinde de krallığın hem erdemlerim. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonu I ! . tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon. kral değneğinin tarihçesini çizerken (İl. her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında. başka bir efsane koluna göre Agamemnon'un ilk atası Tantalos'tu. Agamemnon Yunan mythos'unda tektir. Harpya'lardan biri. Philomela'yı kırlangıç (baş­ ka bir anlatıma göre adı güzel sesli anlamına gelen Philomela bülbül olur). Agamemnon'un kral­ lık yetkisi Zeus'tan gelmiştir. krallar kralıdır. Kızıl boynundan su gibi aksın Oğlumuzun adını inleyen sesin. A p o l l o n . Para hırsına kapılan iki mimar da hazine odasını. Anlat o kutsal ağıtlarınla Oğlumuz ffys'in başına gelenleri.). Adı Kasırga anla­ mına gelir (Harpyalar). Bu bakımdan destana olduu kadar. savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon'u "hem iyi bir kral. hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. Aerope. onları ordularıyla bir­ likte yöneten başkomutandır.araya girer ve birini bülbül. (3) Atina efsanesi: Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles'in yitik "Tereus" traged yasında anlatıldığı gibi. 15). sonra Atreus'un karısı olur. Aerope. efsaneler boyunca onun simgele­ diği kavramı onun kadar etkin ve belirgin ni­ teliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur. Bir tuzak kurmuşlar ve iki hır­ sızı tam yakalayacakken. Apollon da altı gün yiyip içip eğlenmelerini. Yunan mythos'u tanrılar tanrısı Zeus'un üs­ tünde. Aristophanes "Kuşlar" komedyasında bu dramı Hüthüt'ün ağzından şöyle anlatır: yan garip bülbülüm. Agamedes. 14 ve 15). Sık fundalıklardan göklere yükselsin. Ve ölümsüz dudaklarından çıkan ezgiler Karışsın sesine mutlu yüceliklerde. Çöz tanrısal dilini. Boiotia kralı da onla­ ra hazinesini saklamak için sağlam bir yapı ıs­ marlamış. eşsiz bir tiptir. uyan. (Tab. Alsın fildişi çalgısını. yalnız İlyada'da değil. Delphoi ve Thebai şehirlerinde yaptıkları anıtlar parmakla gösterilirmiş: Delphoi'de Apollon. Arkadya'da Poseidon tapınakları ve Thebai'de Alkmene'nin yatak odası ellerinden çıkmış. yedinci günü emeklerinin karşılığını alacaklarını bildirmiş. ondan üstün bir güç bulunduğunu gös­ terdiği gibi. Agamemnon ve Menelaos'un anaları olarak gösterilir. krallık normal yoldan Pelops'tan Atreus'a. Atreus'tan Thyestes'e ve ondan Agamemnon'a aktarılır. Tanrı koroları kursun yukarda. Prokne Trakya kralı Tereus'la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. Başka bir anlatıma göre. yedinci gece uykuya dalınca iki mimar bir daha uyanmamışlar. Aello. Tereus'u da hüthüt kuşuna dönüştürürler. Homeros onun asasının. İlyada'nın üçüncü bölümünde Helene surla­ rın üstüne dizilmiş.

tek başına bırakalım Troya'da onu. T e p k i n i n . A m a yiğidin sözlerinden d a h a da şaşırtıcıdır T h e r s i t e s ' i n .. A g a m e m n o r i ile Akhilleııs arasındaki kavga A g a m e m n o n y ü z ü n d e n k o p a r . daha güçlüdür onlar senden. Bu kral portresi ü s t ü n d e d u r m a y a değer. karakteri ve kişiliği b ü t ü n açıklığıyla o r t a ­ ya serilir. 2 2 5 vd. ması (Thersitesj.. Kral azgın olur kızınca ayak takımından birine. Akha oğulları denmez size artık. Kızdıracağım saydığı adamı. çıkarma düşkün yürek. yanıyordu iki gözü yalım yalım. Saygısızlık etti Akhllleus'a. yiğit Atreus kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği. Bir şehri alır almaz biz Akha 'lar onları sana verdiydik ilk peşin. altınla versin sana... unutamaz kinini.). Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz. Halkın y ö n e ­ ticisini eleştirmesi d ü n y a yazınında ilk kez gö­ rülmektedir b u r a d a . bir tek kral.). yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus'tan gelmemesi.. en üstün yiğidimize. 1 2 2 . A t h e n a ' n ı n verdiği esinle Odysseus sıraları dolaşıp şöyle yatıştırır h e r ­ kesi (İl. Yardım etmeyelim de görsün sonunu.. kadınla dolu. o r d u n u n alt tabaka­ sını simgeleyen bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkati ç e k e r . ama ezecek yakında başlarını. vermek z o r u n ­ da kalınca Akhilleus'unkini a l m a k t a hiçbir sa­ kınca g ö r m e m e s i kavganın asıl n e d e n i d i r .. A m a d e s t a n A g a m e m n o n ' u bir krala özgü b ü t ü n nitelikle­ riyle canlandırır. oğlu. bildiğini y a p a r .. sizi aşağılık herifler sizi. Öfkelenip de Akha'lara yıkım getirmesin sakın.. 1 0 2 vd.. bir zaman öfkesini yenerse de.).. o adamın b ü t ü n Argos'lulara her yerde sözü geçer. Size diyorum Akha oğulları. hey.). tlyada'nın k o n u s u . Ne kurultayda geçer sözün. Atreus oğlu. Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkileri size krallık etsin diye verdi Agamemnon'al A p o l l o n ' u n Akha'lara gönderdiği salgının n e d e n i n i bilen Kalkhas bu öfke karşısında ç e ­ kinir gerçeği söylemeye (İl. I. Bir de altın mı istiyor canın şimdi? Tutup getirelim Troya'Mardan birini. Tutsağı Khrysels'i geri v e r m e k i s t e m e m e s i . A g a m e m n o n kraldır ve h e r kral gi­ di kendi çıkarını. "Ey doymak bilmek adam. halktan bir a d a m ı n kralı kına14 biliyorum Akha'lartn . Gene mi bir fisteğin var. Seni şarap fıçısı. otursun onur payının üstüne. Seni gidi edep­ siz. düşüp kalkmaya. ne savaşta geçer. dışarı vurana dek taşır yüreğinde onu. Halkını ke­ miren bir kralsın s e n " . Bu davranışı tepki uyandırır. Zeus'un beslediği kralların amansızdır öfkesi. Hadi yurda dönelim gemilerimizle. bu senin son küfrün olurdu ona. vd. 78 vd. A m a A g a m e m n o n n e Kalkhas'ı dinler. kapatmaya kendine? Başbuğsun. Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun pay­ lar. yoksun bıraktı onu.bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne? Akha oğullarını yokluyor şimdi o. bir tek baş olmalı.. Akha kadınları demeli. bütün gözlerden uzakta. öyle mi? Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa.. Bu eleştiri yalnız kralı degil. Akhilleus'un içinde büyük bir kin yok gene de. Bu eleştiri Akhilleus'un a ğ z ı n d a n şöyle dile gelir. 1 9 3 vd. Sense savaştan anlamaz korkağın birisin. h i ç e sayar (İl. I I . aldı onur payını.. I. I.): . feodal Akha d ü z e n i n i n t ü m ü n ü k a p s a m a k t a ­ dır (İl. II. Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon. seni geyik yürekli.. seni it gözlü. . Atreus oğlu? Barakaların tunçla. yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen. Ve bu kavgada krallar kralının t u t u ­ m u .c u n d a İşlenen k o r k u n ç suçlar d a h a çok t r a ­ gedyaya k o n u olmuştur (Atreus). ( İ l .. gelsin babası kurtulmalık versin sana. Bu s o r u n u Akha o r d u s u n u n nasıl ç ö z ü m l e ­ diği de ilginçtir. hem gevşek davranmasaydı sana. n e de o n u n sözlerine uyulmasını salık veren Akhilleus'u. Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki. istek ve buyruklarını e m r i n ­ deki i n s a n l a n n k i n d e n üstün g ö r m e k t e ve bu İnanışa g ö r e d a v r a n m a k t a d ı r . tersler.

Pessİnus kralı da aynı şeyi yapar. 85 vd. Jno ile Semele'nin kardeşi. Agdistis. Karısının ve onun âşığı olan kendi amcaoglunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik. Zeus'la Semele'nin aşkı üstüne de­ dikodu yaptığı için. Her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon'uh: Aulis'te avlanırken Artemis'i kızdırması. Sangarios Nana'ya çocuğu dağa bırakmasını buyurmuş.At ıi >r . İlyada onun kahramanlıkları ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur. hem erkek olan bu yaratığı tanrı­ lar ele geçirir ve erkeklik uzvunu kesip atar­ lar. Bu efsanenin başka bir anlatımı da şöyle­ dir: Phyrgia ilinin sınırlarında Agdos adlı ıssız bir kaya varmış. Ne var ki bu artagus sözcüğü "güzel" anlamına da gelebilir. Onu dağa bırakır. bundan gebe kalarak Attes (başka kaynaklara göre Attis) adlı bir oğlan doğurur. Ayrıca mezarı üstünde bir badem ağacı büyümüş. bu yüz­ den kızı İphigeneia'yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir (İphigeneia). ba­ rışmak için ödün vermeye razıdır. Kybele onu da gömmüş ve onun me­ zarı üstünde de menekşeler bitmiş. Aigisthos). Onun kişiliğin­ de Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini or­ taya sermek istemişlerdir sanki. Agdistis'i Dionysos sarhoş ederek erkekliğinden et­ miş. onunla birleşmeyi başaramayınca tohu­ munu bir kayanın üstüne bırakmış. aslında talihsiz bir adam­ dır: Akhilleus'u kırdığına bin pişman olur. uzvundan bir badem ağacı çıkmış. Ne var ki Attes Agdistls'ten kaçmak İ ç i n Pesslnus'a gider ve orada kralın kızıyla evlenmeye k. ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir. bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra. yarı trajik kaderin belirtisidir (Klytaimestra. oğlu Pentheus'u bir vah­ şi hayvan sanarak kendi eliyle parçalamış. Hem kadın. Agdistis Zeus'a yalvarmış Attis'in bedeni hiç bozulmadan kalsın. Derken Agdistis Attes'i çıldırtmış. Zeus tanrıçaya tutul­ muş. Bundan hünsa bir varlık doğar: Agdistis. gebe kalıp Attes'i doğurmuş. ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. Her neyse Agdistis ile Kybele ikisi birden gö­ nül vermişler bu güzel delikanlıya. t e ­ kenin sütü olamayacağı halde. onu bir tekenin sütüyle beslemişler. Midas'ın kızı da umutsuzluğa düşerek canına kıymış. Agdistis de sevgilisinin bedeninin bozulma­ masını sağlar. orada Kybele tanrıçaya bir taş biçiminde tapılırmış. Attes onu görünce çıldırır ve erkekliğini keser.). orada gömmüş ve anısına bir bayram ile bir rahip heyeti kurmuş. Kadmos ile Harmonia'nın kızı. Bu efsanelerde Agdistis ile ana tanrıça Kybele birbirine karışmaktadır. Bebek gelen geçenin ilgisini çek­ miş. Pentheus'un anası (Tab. bu­ nun meyvesini Sangarios ırmağının kızı Nana göğsüne almış.1 r . toprağa akan kanından biten menekşe­ ler dibinde öldüğü çamı çepeçevre sarmışlar. Motifleri t o p ­ rak bereketini ve bitkinin öldükten sonra ye­ niden dirilmesini simgeleyen bu efsaneler da- . ırmak tanrı Sangarios'un (Sakarya) kızı bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne saklar. Bu konu Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın­ da işlenmiştir (Pentheus. Agamemnon gene de bir zorba olarak gös­ terilmez llyada'da. adının Phrygi a dilinde teke anlamına gelen "artagus" teke ile ilişkisini göstermektedir. Tam düğün gecesi düğün ezgileri söylen­ mektedir ki Agdistis birdenbire çıkagelir. ama Agamemnon burada da tam başarılı değildir. Semele'nin oğlu tanrı Dionysos anasının öcünü almış. çürümesin diye. 18). ama Phrygia kralı Midas onu kendi kızına almak istiyormuş. Attis'in saçları bü­ yümeye. hünsa imiş. küçük parmağı da oynamaya de­ vam edecekmiş. Kybele tanrıça onu göm­ müş. Zeus bir gece düş görerek tohumunu yeryüzüne döker. Bakkha'lar). Bu t o ­ humdan Agdistis doğmuş. Attes ölür. Zeus da bu dileğini yerine getirmiş.ılkı şır. uzuvdan bir badem ağacı meydana gelir. Attes büyüyünce öyle yakışıklı. Pausanias'ın anlattığı Agdistis e f sanesi ana tanrıça Kybele'nin Pessinus'taki kültüne ilişkin bir efsanedir. Bu sözü aldıktan sonra Agdisüs sevgilisinin ölüsünü Pessinus'a götür­ müş. Agaue. XIX. Bakhalar sürü­ süne katılan Agaue. öyle eşsiz güzellikte bir delikanlı olur ki o zaman salt kadın olan Agdistis ona âşık olur. delikanlı bir çam ağacının dibinde erkekliğini keserek can vermiş.

Aiakosoğlu. Epaphos'un oğlu.ha çok alegorik birer anlam taşır. Bu iki Aias birbi­ rinden çok ayrı kişilerdir. Aglauros (yahut Agraulos). Ama kardeşleri Herse ve Pandrosos'la birlikte Aglauros m e ­ rakını yenemez ve sepeti açarlar. en dindarı diye anılan Aiakos. Aiakos'un torunu Akhilleus sonraları Myrmidon'ları kendi ordusu olarak Troya seferine götürmüştür. Phokos'un atletik yarışmalarda başarılarını kıskanan ağabeyleri Telamon ile Peleus kafa­ sına bir disk atarak öldürmüşlejr onu. Epaphos da Nil tanrısı Neilos'un kızı Memphis'le evlenir ve Libya adında bir kızları olur. Epaphos. Tanrıların çok sevdiği Aiakos'tan Yunanlı­ lar bir dilekte bulunmuşlar: Ülkelerini kasıp kavuran kuraklığa son vermesi için Zeus'a ya­ karmasını istemişler ve Zeus bu dileği de yeri­ ne getirmiş. K ı z ı Europe tanrı Zeus tarafından kaçırılınca Agenor oğulları Kadmos. Bu üç kardeş toprak tanrıçasından başka hiçbir tanrıya saygı göstermedikleri için ceza olarak kuş biçimine sokuldular: Meropis baykuş ol­ du. Agenor ise Fenike'ye yerleşir. Karıncalardan dog­ ma bu adamlara Myrmidon'lar (Yunanca "myrmeks" karınca demektir) denmiş. Agenor. Byssa martı oldu. 524a). Europe). Yun. Tanrıça Athena. Afrika'nın bir bölgesi­ ne adını veren bu kız tanrı Poseidon'la birle­ şerek ikiz doğurur: Agenor ile Belos. Odysseia'da büyücü tanrıça Kirke'nin adasına verilen ad (Kirke). Aiakos. 16 Aia. 10). Aiakos da hak yerine gelsin diye sürmüş oğullarını Aigina'dan. Yunanlıların en dürüstü. "aia" veya "gaia" toprak demek­ tir. "küçük Aias" Oileus'un oğludur ve Lokris'lilerin önderi olarak gelmiştir Troya sava­ şına. Agron da yagmurkuşu haline dönüştürüldü. Belos. Aiakos da babası Zeus'a yal­ varmış ki adada bol sayıda bulunan karıncala­ rı insana dönüştürsün. ama Platon onu ölüler yargıcı ola­ rak gösterir ve Asya'lı Minos ile Rhadamanthys'in yanıbaşında Avrupa'dan gelen ruhları yargıladığını ileri sürer (Gorgias. Aia. Baştanrı oğlunun bu dileğini yerine getirmiş. Zeus'la su perisi Aigina'nın oğludur (Tab. Anasının adını alan Aigina adasında kral iken uyruklarının hepsi vebadan ölmüş. Akdeniz çevresinde kentler kurup yerleşirler (îo. Kybele tanrıçanın ise Ana­ dolu'da ve çevrede tarih öncesi çağlardan Roma devrine değin çeşitli adlarla tapım gör­ düğü herkesçe bilinmektedir (Kybele). Hiç biri de geri gelmez. Agron. Kos (Istanköy) adasında Byssa ve Meropis adlı iki kız kardeşiyle yaşayan ve yal­ nız toprak işleriyle uğraşan bir delikanlı. 21). Belos Mısır'a. llyada'da soyadı (Tab. bir denizkızı olan Psamathe'den (Yun. Bunlardan amaç. Pessinus'taki Kybele kültünde rahiple­ rin belli zamanlarda ve törenlerde erkeklik uzuvlarını kesmelerinin nedenini ve kaynağı­ nı anlatmaktadır. orada Zeus'tan olan oğlu Epaphos'u doğurur. içinde Erikthonoios'u sakladığı sepeti ona ve­ rip sakın açmamasını söyler. ama h e p omuz om- . Aglaie. öteki. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Aiaie. lo'nun torunu olan Agenor tanrı Zeus'un soyundandır (Tab. 21). 14 ve 21). Kolkhis ülkesinin eski adıdır (Argonaut'lar). Adı parlak anlamına gelen Aglaie Zeus ile Eurynome'den doğmuş üç Kharit tanrıçanın biridir (Kharit'ler). içinde yı­ lanlarla sarılı bir bebek görünce korkudan çıldırarak Atina Akropolünden aşağıya atarlar kendilerini (Erikhthonios). Akhilleus'a verilen Aias. Io inek kılığında dünyayı dolaştıktan son­ ra Mısır'a gelir. Phoiniks ve K i l i k s ' i k ı z kardeşlerini aramaya gönderir. Bu hakseverliği ona öldükten sonra Hades ülkesinde yargıç olmayı sağlamış. Fok balığı) adlı bir 03lu olmuş. Kum) Phokos (Yun. biri. Aiakos'un Aigina'dan Telamon ile Peleus. "büyük Aias" Telamon'un oğlu. İlyada'da iki Aias'ın adı geçer. bulup getirmedikçe dön­ memelerini buyurur. Hesiodos'a gö­ re Aglaie Kharit'lerin en gencidir ve tanrı Hephaistos'la evlenmiştir. Gerçi H o meros destanlarında Aiakos'un böyle bir sıfa­ tı yoktur. Akhilleus'un amca çocuğu ve Salamis adası­ nın kralıdır (Tab. Tyr ile Sidon kentlerinin kralı olur.

XIII. Bunu d a h a iyi anlamak için h e r biri­ ni ayrı ayrı incelemeliyiz.). Ne var ki bu kez kendi de A t h e n a sunağına sığınıp yalvarır.). Oileus'un çevik oğlu Alas hiç. geniş omuzlarıyla aşan? H e l e n e de bu yiğidin "eşi görülmedik Aias" olduğunu söyler..). senin aklında hiç çeviklik yok. yanındaki H e l e n e ' y e sorar (İl. 2 0 6 vd. 4 8 3 vd. Akha'lardan geri kalırsın her İşte. Argos'luları başıyla. Akha'ları kargı atmakta . Akha'lann eline geçtiği sırada P r i a m o s ' u n kı­ zı Kassandra A t h e n a t a p ı n a ğ ı n a sığınmış. I I . a m a cezasız bırakmaz: D ö n ü ş yolculu­ ğunda Akha'lar k o r k u n ç bir fırtınaya tutulur­ lar. G ö r ü n ü ş ü . Girit'lilerin ö n d e r i de şöyle tanımlar o n u (İl. boyu bosuyla küçük Aias'ın t a m karşıtıdır. kavgacı ve kimi z a m a n kabadır. tanrı sözcüsü şu cevabı verir: Kassand r a ' n ı n kaçırılıp ırzına geçilmesinin kefareti olarak her yıl Lokris'ten Troya'ya iki genç ki/ gönderilmeli ve Athena tapınağına kurban edilmelidir. ama hiç ayrılamaz Telamon'un oğlu Aias'tan. Irlyarı yiğit. 5 2 6 vd. akılsız adam. XXIII. Aias H e k t o r ' a karşı teke tek savaşa da h a ­ zırdır. Tanrıça yiğidi böylece ö l ü m d e n korumuş olur. katılmadıkları hiçbir savaş. XIII. Lokris'lilere Oileus oğlu Telamon'un çevik Aias komuta eder. 7 1 2 vd. Aias İlyada'da şöyle çıkar karşımıza (İl. Aias. bu iki yiğidin nitelikleri ve ka­ derleriyle birbirinden çok değişik olmalarında aramalı. a m a bu kez Aias A t h e n a ' n ı n öfkesine karşın kurtulduğuna böbürlendiği için tanrıça Zeus'un yıldırımını alarak kendi öldürür akıl­ sız yiğidi. Akha'lar bu günahı kendisine ö d e t m e k için Aias'ı taşlamaya koyulurlar. Poseidon yiğidi kur­ tarır. gittikleri zaman yarık boyunca uca doğru yalnız cilalı boyunduruk ayırır onları birbirinden. llyada'daki olaylardan sonrasını an talan destanlarda A i a s ı n m İşlediği büyük bir suç söz k o n u s u d u r : Troya şehrinin düştüğü. gemilerin yanındaki çetin boğuşmaya katılır. Aias'm gemisi batar. Ama sert. III. Aias kızı sığınağından ayırmak. Aias kırk t a n e kara gemiyle gelmiştir T r o ya'ya.). kavgacı başı. bütün Hellen'leri. hem çok ufak. Bu iki yiğit Akha o r d u s u n u n canı ciğeridir. Akha'lann kalesi diye anılan Aias'ı P r i a m o s surların ü s t ü n d e n g ö r ü n c e . öteye de hiç gidemezler (İl. Bu dayanışmayı şöyle tanımlar H o m e r o s (İl. Akhilleus'tan sonra en yiğit savaşçısıdır. M1.' 17 . Akh a ' l a n n . kadar değil boyu boşu Aralarını s o n u n d a Akhilleus bulur. omuz omza destek oluyordu birbirine. soylu. (2) AİAS TELAMON O Ğ L U T e l a m o n ' u n oğlu Salamis'li Aias Troya sa­ vaşına yalnız on iki gemi getirdiği h a l d e . Patroklos'un ölüsünü Troyalıların elin­ d e n kurtarmaya da yardım e d e r . 7 0 2 vd. dışarı çekmek ister ve dinsel töreleri hiçe sayarak bu işi başarır. Aias'lar arasındaki bu birlik. oğlu Aias'mki ondan ufak. hafif silahları kullanmakta ustadırlar. (1) AİAS O İ L E U S O Ğ L U . ikide bir salgın­ lar baş gösterir. başaramayacakla­ rı hiçbir yiğitlik yoktur. Delphoi'ye çare sorulduğun­ da. Kim o. boynuzlarının kökü bol bol ter döker. 2 2 6 vd. öbür Akha'lı. a m a o n u n k o m u t a ettiği bölükler hiç b e n z e m e z öbür savaşçılara: Okçular Lokris'liler. tanrıçanın heykeline sımsıkı sarılmıştır. beraberliğin asıl n e d e n i n i .). yeni sürülen tarlada şarap rengi İki öküz nasıl gönüldeş olur da çekerlerse sabanı. Savaşa hazırlanırken şöyle tanımlanır Alas (İl. Lokris'liler b u n u yapmışlar. Patroklos'un ölüsü için yapılan araba yarışmasında Aias İ d o m e n e u s ' l a kavgaya tutuşur. işte Aias'lar da tıpkı öyle. 'kendirden bir zırh giymiş küçümencik bir adamdır ama.za savaşırlar. Aias'ın işlediği günahların cezasını yurdu da çeker: Yiğit öldükten sonra bile uzun bir süre Lokris toprağı verimsiz kalır. VII. Bu t ö r e de bin yıl sürdürülmelidir.). yatıştırır Aias'ı bu kötü huyu Aias'm başına bela olacaktır. ikinci yılından sonra kızlar kurban edilmeyip Athena rahibe­ si olarak T r o y a ' d a alıkonulmuşlar. geçer.

Kral da onu tanrı Ares'e adanmış ormandaki bir meşe ağacına asmış ve bekçi olarak önüne korkunç bir ejder dikmiş. Medeia'nın kesip denize serptiği parçalarını toplamakla vakit geçirmiş ve umutsuzluğa kapılarak Kolkhis'e dönmüş. Kız kardeşi Helle ile Asya'ya kaçan Phriksos Kolkhis'e sığınmış ve üstünde uçtuğu ka­ natlı koçu Zeus'a kurban ettikten sonra. Thetis'in tanrı Hephaistos'a yaptı­ rıp oğluna getirdiği silahlar kime kalacak diye kavga kopar Akha komutanları arasında. Kafkas dağının eteklerinde bulunan Kolkhis (bugünkü Gürcistan) ülkesine kral olur. ünü. Öyle ki tanrılar bile derin bir saygı beslerler Aias'a. Akha'larm kalesi. Aietes. İşte böyle atıldı öne o. Troya savaşı da bittik­ ten sonra. Aigeus. kimleri öldürdüğünü görünce düşmanla­ rının karşısında rezil olmaya dayanamaz. Aietes ona birçok sınamaları başarırsa postu vereceğini söyle­ miş. yıllar sonra yurdu­ na dönen kızı Medeia'nın yardımıyla tacını yeni baştan elde edebilmiş (Argonaut'lar). sorumluluk duygusu Agamemnon'unkinden daha üstündür. Güneş tanrı Helios ile Okeanos kızı Perseis'in oğlu (Tab. Bunların arasında şair Sophokles'in "Aias" adlı tragedyasında ele aldığı yürekler acısı dramı üstünde dura­ lım: Akhilleus öldükten. kışkırtır onları. Büyücü Kirke'nin ve Minos'un karısı Pasiphae'nin kardeşi ve Medeia ile Apsyrtos'un babasıdır. bir kat da tunçtan yapılmıştır. güçlerine güç ka­ tar. yürek kemiren savaş gücüyle birbirleri üstüne saldırttığı erler arasında savaşa giden Ares gibi tıpkı. 268 vd. he­ men koşar. altın postunu Aietes'e armağan etmiş. Akha'lara söz geçirmek için ona baş vururlar. Aias kendi çıkarını hiç düşünmeyen ülkü­ cü bir kahramandır. Sophokles'in bu tragedyasında ününü ömrü­ nün sonuna kadar koruyamayan büyük ada­ mın dramı dile getirilmiştir. Korkunç diye nitelenen bu kalkan yedi kat deri. son katına saplanır kalır. soykaları çadırına taşır. Thetis ister ki Akhilleus'tan sonra en yaman savaşçı kimse o alsın silahları. önde yürür. Aias çileden çıkmış. Bu işte tanrı parmağı vardır. Kronos oğlunun. "ovada duran. bizim bugünkü deyimlerimizle bir şizofreni ya da paronaya krizi. Aias kalkanıyla dikkati çeker Akha'lar ara­ sında. hayvanların hepsini bir bir öldürür. Önce Korinthos tah­ tına çıkar. Akra'ların gevşediğini gördü mü. Troya'nın sayısız yiğidini tepeler. Theseus'un babası (Tab. silahlarla sarıp sarmaladı bedenini. iri" bir kaya parçası alır ve Aias'ın kalkanını tam gö­ beğinden vurur. Aias kendine gelip ne yaptı­ ğını. Orada da tahtından olmuş. Aidoneus. Ama Aias daha büyük bir ka­ yayla onu s a f dışı eder ( İ l . kara. savunmada da hep başta gelir. küçük düşü­ rülmüş. saldırı­ da da. Atina kralı Pandion'un oğlu. ama Agamemnon ile Menelaos ne yapıp yapıp silahlan Odysseus'a verirler. Akhilleus'un bir kız uğruna savaştan çekilmesini.I \U l\ / I I I İ U O Aias giydi ısıldayım tunç zırhını. elinde kılıcıyla Akha ordusunu yok edeceğim diye bir sığır sürüsüne saldırır. dev yapılı Aias. Aigreus onu . sonra Karadeniz'in güney-dogu kıyılannda. lason Argonaut'larla birlikte altın postu almaya gelince. uzun gölgeli kargısı sallanıyordu. V I I . Korkunç yüzünde bir gülümseme. öç al­ dım diye şenlik yapar. Yeraltı tanrısı Hades'in başka bir adı (Hades). Bunca büyük bir kah­ ramanın böyle gülünç bir duruma düşmesi Aias'ın katlanacağı bir çöküntü değildir: Kılı­ cının üstüne atar kendini ve canına kıyar. savaşın en çetin anların­ da aslan gibi dövüşür. pürtüklü. Aias Hektor'u alt etmekle kalmaz. O adam da Telamon oğlu Aias'tır. bir gece pusu kurar. 24). 8). Pandion bir devrim sonucu Atina'dan sürülünce. Geniş adımlar atıyordu altında ayakları. savaş arkadaşlarını hiçe saymasını sert sözler­ le kınar. İlyada'da en erdemli yiğit olarak karşımıza çıkan Telamon oğlu Aias'ın adına birçok ef­ saneler daha kurulmuştur. derken Hektor. Hektor'la savaşta Troya'lı yiğidin kargısı altı kat deriyi geçer. değeri hiçe sayılıp ağır bir haka1 « rete uğramıştır. O sırada bir bunalım geçirir. fırladı. Aias'ı tanrıça Athena bu korkunç ya­ nılgıya düşürür. tıpkı dev yapılı Ares gibi yürüdü. Medeia'nın yardımıyla altın postu çalıp kaçan Argonaut'ların peşine takılmışsa da oğlu Apsyrtos'un. Çektiği acı korkunçtur.). öldürür.

Irmak tanrı Asopos'un kızı (Tab. 10). Theseus Atina'ya döner ve amcası Pallas'ın tahta göz dikmiş elli oğlunu alt edip babasına kendini tanıtır (Aithra). (Od. Homeros destanlarında tanrı Zeus ve Athena'nın kalıp sıfatlarından biri de "aigis taşıyan"dır. Zeus'un Girit mağarasında kendisini emziren keçi Amaltheia'nın derisiyle yaptığı bir kalkandır. Yola çıkmadan önce babasına söz verir ki zaferle dönerse. 14 ve 15). Sonradan Aktor'la evlenip. 256-275. Atreus'u öldürebileceğini bil­ dirir. Yılanlarla çevrili. Aigyptos. Aldığı cevabı pek anlamaz ama. IV. gemisine bir beyaz yelken çekecektir. Bir süre baba-ogul Mykenai'clc hüküm sürerler. Atreus oğulları efsa­ nesinin Homeros destanları kadar eski oldu­ ğunu gösterir. Thyestes'ln oğlu (Tab. Aigis. sonra Atreus'un oğlu Aga memnon tarafından kovulurlar. Belos'la Ankhinoe'nin oğlu (Tab. İçinde boğulduğu denize adı verilerek Aigaios Pontos (Ege denizi) denmiştir. Patroklos'un babası olacak Menoitios'u dünyaya getirir. Sophokles'in "Elektra". A l gyptos'a da Arabistan'ı verir. Atreus Thyestes'ln oğul larını öldürüp kendisini Mykenai'den kovun ca. keçi anlamındaki "aix"ten türemedir) Mykenai sarayına gelir. Aigeus iki kez evlendiği halde çocuğu ol­ maz. 518-537). "Melampodes" (kara ayaklar) üiktllnl. Bunca dert­ ten sonra. Pelopeia Aigisthos'u doğurur. Atreus onu iyi karşı­ lar. Çobanların keçi sütüyle besleyip büyüttükleri Aigisthos (adı Yun. 21). yedi yıl hüküm sürdükten sonra Agamemnon'un oğlu Orestes tarafından öldürülür. Aiakos bir süre sonra adaya bir Pelasg soyu yerleştirip Oinone'ye anasının adını vererek Aigina der (Aiakos). babasının adını bil­ dirmeden büyütmesini söyler. Agamemnorı Troya seferine çıkınca Aigisthos Mykenai'ye döner. Panathenaia bayramında yarışan Girit atleti Androgeos'u öldürttüğü için kral Minos'un korkunç isteklerine uymak zorunda kalır: Her yıl Atina gençliğinden yedi erkek ve yedi kız Minotauros'a yedirilmek üzere Girit'e gönderilmektedir. Aithra bir ço­ cuk doğurur. Sonra da Thyestes'i öldürmekle görev­ lendirir. Aiskhylos'un "Agamemnon" ile başlayan "Oresteia" üçlüsü. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" adlı tragedyaları bu aile dramını çeşitli ayrıntılarıyla ve başka başka açılardan ele ala­ rak canlandırırlar. ama Aigyptos gider. Aigyptos ile ikiz kardeşi Danaos'un de­ deleri tann Poseidon. Aigina'ya tutulan Zeus onu Oinone ada­ sına kaçırır.AİGYPTOS kardeşleriyle birlikte yeniden tahta çıkarmayı başarır. I. Aigina bu adada Aiakos'u doğu­ rur. bir süre sonra da kendisini tanıma­ yan amcası Atreus'la evlenir. B i r tanrı sözcüsü ona ancak öz kızından bir oğlu olursa. Afrika kıtasına ege­ men olan Belos o ğ l u Danaos'a Libya'yı. Thyestes kardeşinden öç almak çarelerini arar. kendi ogluymuş gibi benimseyerek yetiş­ tirir. Dönüşte bu sözünü unutur ve ge­ misi kara yelkenleriyle girer limana. Bunun nedenini Delphoi tapınağında tanrı sözcüsüne sormaya gider. kralın karısı Klytaimestra'yı baştan çı­ karır. Thyestes de bir gece gizlice kızı Pelopeia'nın koynuna girer ve onu gebe bıraktıktan sonra kaçar. Delikanlılık çağına gelince. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş kavgasını sürdürür. ataları da Zeus'la lo' dan doğma Epaphos'tur. Aigis. Kimden olduğunu bilmediği bu çocuğu kırla­ ra bırakır. Ama Aigeus mutsuz bir kraldır. Kuşaktan kuşağa süregiden bu kan davası tragedya şairlerine tükenmez bir esin kaynağı olmuştur. Aigisthos. Ama Aigisthos Thyestes'in kendi öz babası olduğunu anlar ve onun yerine Atreus'u öldürür. Bu çocuk kahraman Theseus'tur. Aigisthos. yani Mısır'ı fetheder ve oraya adını varlı . Aigisthos adının "Odysseia" da da sık sık geçmesi. 32-43. Theseus'un yolunu gözleyen Aigeus kara yelkenleri görünce oğlunu öldü sanarak kendini denize atar. dönüş yolunda Troizen'de kalır ve ora kralının kızı Aithra ile birleşir. Zeus'un Titanlara karşı savaşında kullandığı ve kendisinden başka yalnız Athena'ya verdi­ ği bu kalkan kudretin bir simgesi olmuştur. Aigina. Theseus bu duruma bir son vermek üzere canavarı öldürmeye gi­ der. I I I . bir oğlu olursa. Agamemnon Troya'dan dönünce ikisi birden kahpece vururlar onu. or­ tasında bir Gorgo kafası bulunan aigis kalka­ nı korku salarak orduları bozguna ugratırmış. Aithra'ya.

311 vd.). soylarının kaynağı olan Argos'a sıgınnuş. yani Aeneas destanı Troya'lı yiğidin Troya yangınından sonra Anado­ lu'dan göçmesi ve İtalya'ya yerleşerek Roma _ şehrine temel olacak yeni bir yurt kurmasını anlatır. yuvarlak kalkanını tutuyordu. 292 vd. Savaş meyda­ nında görelim onu (İl. kral olacak çocuklarının çocukları. Danaos kızları. . Dandanie'İllerin Aineias var. birleşti lda eteklerinde bir ölümlüyle.). Odysseia' nın serüvenleri örnek alınarak anlatılan bu yolculuk Trakya. X X . kalkanımla Aineias yere atladı. Kaderi kurtulmaktır Aineias'ın tohum ekmeden. kendilerini kovalayan Aigyptos oğullarıyla evlenmek zorunda kal­ mışlar.). ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında Kronos oğlu Dardanos'u seuerdi en çok. Bu konuda iki kardeşin arası açılmış ve Danaos elli kızıyla birlikte Afrika'dan ka­ çıp. Aineias (Lat. Ankhises ile Priamos ve Hektor ile Aineias aynı kuşak­ tan amcaogullarıdır. "Aeneis".). II. Troya'nın ku­ rucusu Tros ile kral soyu iki dala ayrılır: İlos ile Assarakos. Tek başına desteksiz kalan Aigyptos da üzüntüden ölmüş (Danaos.. Kocaman kargısı. yiğit düşer. 335 vd. Hektor'la denk gider. önünde kargısını. Troya'nın yıkımından sonraki olaylardaki rolü bütün ayrıntılarıyla Aeneis'te anlatılır. Aeneas). güçlü Aineias kral olacak Troya'lılara. Danaos'un da elli kızı olmuş. klasik Latin şairlerinin en büyüğü olan Vergilius'a da bir destan esinlemiştir. Ama Aineias'ın Priamos oğullarından üstünlüğü bir tanrıçanın oğlu ol­ masından gelir (İl. kurtarır onu. Tanrıça Aphrodite ile Troya'lı prens Ankhises'in oğlu Aineias Homeros'un İlyada destanında önemli bir rol oynamakla kalmamış.. 17) Troya kral soyunun ilk atası Zeus ile Elektra'nın oğlu Dardanos'tur. Aineias İlyada'da pek rol oy­ namaz artık. Bu sözler. 819 vd.). bakmadı tanrıçalığtna. ama düğün gecesi kocalarını öldür­ müşler. bizi dosdoğru Vergilius'un Aeneis'ine götürür. öldürmek için yanıyordu karşısına çıkanı. tanrısal Aphrodite doğurdu onu Ankhises'ten. Aineias babası Ankhises'i omuzlarına alarak ve oğlu Askanios'u da elinden tutarak İda dağı­ na kaçar. Dardanos soyunu sürdürmekle görevli olduğu tanrı Poseidon'un ağzından söylenir İlyada'da (İl. Troya'nın kutsal heykellerinden Palladion'u da yüklenerek yola koyulur. Aineias'ı Apollon Troya kalesindeki tapınağa kaçıra­ rak kurtarır. Aineias'ın bu iki destanda da beliren çok yönlü kişiliğini incelemek gerekir: Soy ağaçlarından da belli olduğu gibi (Tab. Aineias'ın çocukluğu.). Danaos Kızla­ rı). Assarakos'tan üreme Ankhises ise Dardanie şehrinin yöneticisidir. korkunç çığlıklar atıyordu. Ankhises'in oğlu. ama her kezinde 20 . Hektor kadar yiğitçe savaşır Akha'ların en güçlü kahramanlarına karşı. AkhiUeus'la ilk ça­ tışması da orada olur ( İ l . iz bırakmadan ölmemeli. İlyada sonrası efsanelerinin çoğu bu destan­ da anlatılmıştır: Tahta atın şehre alınması ve Laokoon faciasından sonra (Laokoon). 296 vd. Aphrodite bu yüzden yaralanır.V. o sırada anası Aphrodite'nin telaşını görmeli (İI. deli­ kanlılığı da oralarda geçer. İlos'un torunu olan Priamos Troya kralı. V. İğreniyordu artık Priamos'un soyundan. başında de bir tanrı korur. XX. Aineias'ı kalçasından vurur. Aineias'ın Troya önünde ölmeyeceği. X V I I . Öbür tanrılar da katılırlar bu ça­ baya. Derken Diomedes kocaman bir taş atar üs­ tüne.).Aigyptos'un elli oğlu. karısı Kreusa arkalarından gelirken birden ana tan­ rıça Kaybele tarafından kaçırılır (Kreusa. Troya savaşında Aineias Priamos oğulların­ dan hiç geri kalmaz. yok olmamalı Dardanos soyu. 90 vd. Girit ve kuzeybatı Yunanis- Babası nasıl tda dağının eteklerinde yaşa­ mışsa (Ankhises). Akhalar alıp götürmesin/er diye ölüyü gücüne güuenen aslan gibi dolaştı çevresinde. ki­ mi zaman Hektor'u bile aşıp ona öğüt ver­ mek durumuna gelir ( İ l . düşünde gördüğü Hektor'un tayfı da Aeneas'a batıda Hesperia ülkesine gidip Troya' yi orada yaşatmasını buyururlar. Eşi de. Aigyptos bu kızları oğullarına almak istemiş.

Ankhises orada ölür. Arthamas. eserini bitiremediği için onun yakılması­ nı da buyurmuştu. yellerin yöneticisi. geçmişin değerlerine bağlılık. sonra Augustus'un da soyu olan lulü'lerin Troyalı Aeneas ve Ankhises'le tanrıça Aphrodite'de kaynak buldukla rını. onun konuştuğu Aiol diline adı­ nı vermiştir. Doros ile Ksuthos'un kardeşi ve Sisyphos. Kretheus ile Salmoneus'un babası (Tab. Vergilius onu sona erdiremeden öl­ müş. Kartaca kraliçesi Dido epizodu Odysseus'un Alkinoos'un sarayında yaptığı gibi. Aiolos Notos. bütün bunlar "pietas" denilen kavramın içerdiği ve Aeneis destanında canlandırılan Aeneas tipinin tam bir başarıyla simgelediği erdemlerdir. Tufan kahramanları Deukalion ile Pyrrha' nın torunu. H o m e ros'la Dante'nin yeraltı dünyası anlatımı ara­ sında yer alan bu parça ilkçağ yazınının en belirgin. yabancı da olsa benimsenen k a y naklara bağlama çabası. Güney İtalya'da Cumae şehrine vanrlar. Önce lulius Caesar. Aeneas'a gönlünü kaptıran Dido onu Afrika'da alıkoymak istediği halde. tanrı­ lar Aeneas'ın bir an önce yeni Troya'yı kur­ mak görevine dönmesini buyururlar. Bu­ rası Palantinus tepesiyle Roma şehrinin iler­ de kurulacağı yerdir. (1) Yunan ulusunun efsanelik atası sayılan Hellen ile Orseis adlı Nympha'nın oğ­ lu. 20). "Pietas" diye tanımlanan kavram dine saygıyı da aşan bir erdemdir. Boreas. Rutul'larla savaşa girişir ve arkadaş­ larını ırmak ağzında bırakıp içeriye doğru Pallantea şehrinin bulunduğu yere varır. Oranın yerlileri. bu ada şöyle niIrlrniî: . Büyük Latin şairinin amacı Augustus'un damgasını bastığı çağının dünya ve İnsan görülün* bir ufuk açmasıydı. en ünlü sayfalarmdandır. ondan esinlenerek destan yaz­ dığını dile getirmekle Aeneis destanı gerçek­ ten çığır açmış. babası Ankhises'le görüşür ve kendisini bekleyen par­ lak kaderi onun ağzından öğrenir. Yunanistan'dan göçme olan kral Evandrus Aeneas'ı iyi karşılar. Bu ara­ da Rutul'ların kralı Turnus Troya'lılara saldır­ mıştır. On iki bölümlük Aeneis destanı bitmiş de­ ğildir. Yiğit ar­ kadaşlarıyla yola koyulur. kendisinin de Homeros gibi ozanların ozanına dayanıp onun yolunda. Aeneas'ın o gü­ ne kadar olan serüvenlerini anlatmasına f ı r sat verir. Burada Aeneas. Aiolos.A l ( )| ( )S tan kıyılarından Sicilya'ya geçişle başlar. Cumae'nin tanrı sözcüsü Sibylla Aeneas'ı ölüler ülkesine götürür. Euros ile Zephyros adlı dört büyük yeli bir tulum içinde kapalı tutar ve ancak Zeus'tan aldığı buyruk­ larla ortaya salar. Aeneas'ı da yeni bir tip in­ san olarak canlandırmış olması üstünde dur­ maya değer. ba­ şında oğlu Pallas'ın bulunduğu bir bölük as­ kerle arkadaşlannın yanına gönderir. M i d i l l i adasını d . Odysseia destanında Odysseus'un Aiolos'un adasına varışı anlatılır. Augustus'un ve Augustus çağı insanının ülkü bildiği geçmişe. Aîolos. Çanakkale yarımadasından Mende res ırmağına kadar uzanıp. Roma'nın geçmişini ta Anado­ lu'nun büyük uygarlık merkezi Troya'ya ka­ dar götürmekle ona uluslararası bir derinlik vermiş bulunmasıdır. Vergilius'un Aeneis destanıyla en büyük' başarısı kendi çağının ulusal kültürüne bir kaynak bul­ muş olması. sonra korkunç bir fırtı­ na Aeneas'ı Libya kıyılarına atar. ı içine alan Aiolis kıyı bölgesine ve onlarda oturan soyla. Romalıların inançlarına göre burada yer­ altı ülkesine açılan Avernus gölü vardır. ulusal tarih ve kültüre sonsuz saygı ile onu soylulaştırmak için başka. kültüre hizmet için en büyük örnekleri göz önünde tutarak yarat alıkta onlara ulaşma amacı ve bu uğurda sonsuz bir sorumluluk duygusu. Bütün bu bilgileri edindikten sonra Aeneas yeryüzüne döner. "Pius Aenas" (dindar Aenas) di­ ye anılan kahramanın tutum ve davranışı H o meros destanlarındaki yiğitlerinkinden farklı­ dır. Dido canına kıyar (Dido). ilkçağla ortaçağ arasında köprü kurmuştur. Destan Aeneas'ın bu zaferiyle kapa­ nır. Roma'nın Akdeniz'in en soylu haneda nınca kurulduktan sonra düşman olarak b i l i nen batı ile doğuyu büyük bir birlik içinde ba­ rıştırmış olmasını göstermek. İtalya kıyılarını kuzeybatıya doğru iz­ leyip Tiber ırmağının arzına varır. Roma'nm kuruluşuna ka­ dar olan olaylarla efsaneler tarihçilere konu olmuş ve uzun uzadıya anlatılmıştır. (2) Deniz tanrı Poseidon'un oğlu. Aeneas Turnus'u teke tek savaşta öl­ dürür.

Kimse bu sese kulak ver­ memiş. Akademos'un mezarı Atina'nın dolayların­ da. üstelik de oğlu İason'u Kolkhis'e al­ tın postu almaya gönderir. Yeller tanrısı. Fırtına Odysseus'un gemisini gerisin geri Aiolia ada­ sına atar. Aithcr. Gerçekten de bir süre sonra lason'un öldüğü haberi gelir. bölümün­ de (1-79) anlatılan bu serüven destanın en renkli öykülerinden biridir. korkunç bir fırtına kopar. kız kardeşlerini aramaya gelen Dioskur'lara kızın saklandığı yeri bildirmiş. Troya düştükten sonra torunları Aithra'yı kurtarmışlar. tam bir ay konukladıktan sonra içine azgın yelleri sımsıkı bağladığı sığır derisinden bir tu­ lum verir ona ve arkasından tatlı bir Zephyros yeli salarak uğurlar gemisini. insan oğlu mu olduğu belli de­ ğildir. Kretheus'un Tesalya'da kurduğu İolkos şehri kendisine miras kalır. Theseus). tanrıların lanetine uğramış bir adamı tutmaktan çekinir. bu birleşmeden de Theseus doğmuştu. yağma etmişler. şehir oturtulmuştu göğe yükselen bir kayanın üzerine. Esir. ama Theseus'un ölüm haberini alınca Aithra canı­ na kıymış (Aigeus. ama bu kez tanrı onu sert sözlerle kovar. onu kıskanan yoldaşları da teknenin dibinde­ ki tulumu alıp çözerler. diktatör Camülus tanrı sesinin duyulduğu yerde bir tapınak yapılmasını bu­ yurmuş ve Palatinus tepesinin kuzey eteğinde 'Aius Locutius" denilen tanrısal varlığa tapı­ nak dikilmişti. " a i o " ve "loquor" söz söylemek. Odysseus'u i y i karşılar. şölen yapıp gönül eğlendirmek­ tedir. Galya orduları Brennus komutanlığında Roma'ya doğru ilerlerken (İ. Kerameikos denilen bölgenin ötesindey- 99 . 22). P o seidon ve İris gibi Olympos tanrıları ülkeleri­ ne sık sık uğrar. baş kahramanı da Eos'la Tithonos'tan doğma Aithiopia kralı Memnon'dur (Memnon). Bu yüzden de Zeus. "aius locutus" ise söylenmiş söz anlamına gelir. Aigeus kısırlığı konusunda kâhine danışmaya gitti­ ği Delphoi'den dönerken Troizen'de bir gece kalmış ve tanrının cevabını doğru yorumla­ yan Pittheus onun kızıyla yatmasını sağlamış. 390) gökten ge­ len bir ses. güneşin do­ ğup battığı uçsuz bucaksız bir ülkede oturur. yeryüzü karanlığından dog­ madır. Ancak. Odysseus uykuya dalar. tanrılara kurbanlar kesip gün boyu şölen yaparlar. Bir söylentiye göre Helena'yı Paris'le kaçmaya iten bu kadınmış. Akademos. Kretheus'la Tyro'nun oğlu. Bu yüzden Theseus'un tanrı oğlu mu. yani yer­ altı karanlığıyla.Yıkılmaz tunçtan bir duvarla çevriliydi bu yüzden ada. şölenlerine katılırlar. İason Medeia ile birlikte Yunanistan'a dönün­ ce. Aithiopcs. İason'un babası (Tab. Aithra'yı Aigeus'la birlikte yaşadığı Attika'dan Dioskur'lar kaçırmışlar ve kardeşleri güzel Helena'nın yanına hizmetçi olarak ver­ mişler. Theseus güzel Helena'yı kaçırıp Afrika'da alı­ koyunca. Hesiodos'a göre Aither. Aison. ama sesin dediği doğru çıkmış: Galyalılar Roma'ya saldırmış. H o meros destanlarında sık sık adı geçen bu efV sanelik ulus Okeanos kıyılarında. Akademos. A i son'un boğa kanı içerek kendi kendini zehir­ lemesine izin verir. Ne var ki o gün Aithra tanrılara sunu sunarken Posddion'a rastlamış ve deniz tanrı ile sevi­ şip kızlığını yitirmişti. büyücü kadın Aison'u diriltmekle kalma­ mış. Troizen kralı Pittheus'un kızı. ama üvey kardeşi Pelias onu tahtından atıp tutuklar. Troya savaşının İlyada'dan sonraki bölüm­ lerini anlatan "Aithiopis" destanı (kayıptır) adını bu ulustan aldığı gibi. şehri yakıp yıkmış­ lar. şehrin yaban ellerin saldırısına uğ­ rayacağını bildirmiş. Aiolos konağında bir düzine çocuğu ile yi­ yip içmekte. yüzü yanıklar demek). Güneşe böyle yakın oldukları için yüzleri yan­ mış ve esmerleşmiştir. Aius Locutius. Lat. Sonsuz bir mutluluk içinde yaşarlar. Böylece do­ kuz gün dokuz gece giderler. Attika'lı kahraman. Latin şairi Ovidius'a göre. Erebos ile Nyks. (Yun. Pelias artık kardeşini kor­ kusuzca öldürmeyi göze alır. Romalılar düşmanı kov­ duktan sonra. yani dünyayı saran hava taba­ kasının üstündeki arı ve ışıklı gök. Aithra. İthaka toprakla­ rına yaklaşırlar ki. Odysseia'nın X. bu tehlikeli sefer­ den sağ dönmeyeceğine inanarak (Argonaut'lar).Ö. Yeller hep birden dı­ şarıya fırlar. onu bir iksirle gençleştirmiş de.

başaramayınca. Homeros destanlarında ve özellik­ le İlyada'da Yunanistan yarımadasından gelip Troya seferine katılan savaşçıların hepsine birden "Akhaioi". Akamas. (1) Antenor'la Theano'nun oğlu. çünkü yaygın . onu baş­ tan çıkarmaya uğraşır. yiğidi namusuna göz dikmiş olmakla suçlar. ünlü bereket boynuzu ırmak tanrının kendi boynuzuymus. ama boynuzu geri almak için Herakles'e Zeus'un keçisi Amaltheia'nın çiçek ve yemiş saçan bolluk boynuzunu vermiş. vefalı dost anlamına gelen bir deyim olmuştur. Kutsal bir ormanla çevrili bu bölge de Pla­ ton "Akademeia" a d ı y l a anılan ü n l u okulunu kurmuştu. ünlü kâhin Amphiaraos'un torunu (Tab. Akarnan. Akarnan birkaç ay içinde er­ ginlik çağına ermiş ve Phegeus'la çocuklarını öldürerek öç almış. Argos adı da genellikle bütün Peloponez'e verildiğinden. Paris Helena'yı kaçırın­ ca. "Akademi" oradan gelir. Alkmaion ile su perisi Kallirhoe'nin oğlu. başka bir öyküye göre. Sonuç verme­ yen görüşmeler sırasında Priamos'un kızı Laodikeia ile tanışır ve sevişir. Telamon oğlu Aias tarafından vurulur. Kalydon avı sırasında Akastos'un başı der­ de girer: Arkadaşı Peleus kaza ile kaynatası Eurytion'u öldürür ve bu suçtan kendini arın­ dırmak için Akastos'un sarayına sığınır. ama ırmak tanrının biçimden biçime gir­ m e . Akha'ların kampına saldırıda önemli bir rol oynar. Latince "Fidus Achtes" diye anılan adı. İ l k karşılaşmada yenilen Akheloos koca bir yılan kılığına girmiş. XII. Akastos konukluk yasalarını çiğnememek İ ç i n P e leus'u kendi eliyle öldürmek İstemez. İ l k i k i isim bir ülke adına dayanmayıp. Akastos'la karısını öldürür. Akastos'un karısı Peleus'a tutulur. Akakallis. Peleus da öfkesine kapılıp gider. Akheloos Kalydon kralının kızı Deianeira'ya aşık­ mış. "Danaoi" ya da "Argeioi" denmektedir. 84) adı geçen Akheloos Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin ırmağın en büyüğü ve ırmak tannlann kralı imiş. kimi zaman ejder ol­ ma yetisinden ürken kız Herakles'Ie evlenme­ yi yeg görmüş. Irmak tanrı Deianeira'dan vaz­ geçmiş. Argonaut'lar seferine ve Kalydon avına katılır. anası tanrı Zeus'tan oğlunun çabuk büyü­ mesini dilemiş. Akastos kral olur ve İason'la Medeia'yı İolkos'tan sürer (Pelias). "Argeioi" deyimi "Argoslular" diye verilmiştir. Troya'nın düşmesine yol açan tahta atla giren sekiz Akha yiğidinden biridir. Batı Yunanistan'ın Akarnania ile Aitolia bölgeleri arasında akan en uzun ırma­ ğı. Bir gece av yorgunluguyla uykuya dalmış olan konugunu dag başında silahsız olarak vahşi hay vanlara yem olsun diye bırakır. Ama at adam Kheiron Peleus'u kurtarır. Akastos. babası. Aineias'ın kara gün dostu. Akheloos. Akheloos'un birçok öyküleri vardır: Herakles destanıyla ilgili bir efsaneye göre. yalnız bir ırk ya da ulus adı olarak kul­ lanıldığından. kimi zaman boğa. 23). ama İlyada'da adı geç­ meyen Akha yiğidi. Bu konu için İlyada çevirisinin önsözünde daha ayrıntı­ lı bilgi bulunabilir (s. sadık. Argos diye bir kent bulunduğundan. 340) ve Homeros'ta ( İ l . Meriones tarafından öldürülür. Tanrı Apollon ile sevişmiş ve Miletos'u d o ­ ğurmuş (Miletos). Akhates. Akhalar. 22). Bu kez yiğit boğanın bir boynuzunu kopararak alt etmiş Akheloos'u. Sonra da batı Yunanis­ tan'da adını taşıyan Akarnania ülkesini kur­ muş. Hesiodos'ta (Theog. Kral Minos'un kızlarından biri. İolkos kralı Pelias'ın oğlu (Tab. onunla birlikte İtalya'ya kadar gitmiş ve bütün serüvenlerini paylaşmış. (3) Theseus'la Phaidra'nm oğlu. (2) Gene İlyada'da adı geçen ve Troya'lılar safında dövüşen Trakya'lı önder. Troya yangınından kaçan Aineias'ın yanından ayrıl­ mamış. Troya sa­ vaşında rol oynayan. bir oğulları bile olur. Bu yüzden güçlü yiğitle ırmak tanrı arasında yaman bir güreş başlamış. Herakles onu tam boğacak­ ken de azgın bir boğa oluvermiş. Akamas güzel kadını geri istemek için Troya'ya elçi olarak gönderilir. İlyada çevirisinde "Akhalar" ve "Danaolar" diye karşılanmış. Arkadya kralı Phegeus tarafından öldürülün­ ce. İlyada'da adı geçen Troya'lı yiğit. 25).AKI I I I ( ) ( IS di. Kendisi daha çocukken. Pelias'ın kızları Medeia'nın öğütlerine uyarak babalarını kesip kazanda kaynatınca.

Kavga tanrıçası Eris'in düğüne çağrılmadı diye kızıp masanın üstüne bir altın elma atması üç tanrıça arasın­ daki güzellik yarışmasına yol açar (Paris). 6). tanrıların hepsi de hazır bulunurlar. Thetis. ama Akhilleus ana tarafından olduğu kadar baba tarafından da tanrılara ve en büyük tanrılara bağlıdır: Dedesi Aiakos. onları ateşin üstüne tutarmış. Thetis'ten doğacak olan ço­ cuk kaderin buyruğuna göre babasından da­ ha güçlü olacaktır.AM-ltKUlN toprakları sulayan ırmaklar bereketin simge­ sidir (Deianeira. adları kavramlarıyla o gün bu­ gün hep yeni f i l i z veren bir ağaç gibi yaşar. Efsaneye göre Akheron Helios'la Gaia'nın (güneşle toprağın) oğludur. istemeye istemeye. Aeneas destanında da (Aen. Olympos'taki . bundan amaç gövdelerindeki ölümlülük t o ­ humlarını yok etmekmiş. Peleus'la Thetis'in oğludur. Bu kahraman üstüne ilkçağın başın­ dan sonuna dek uydurulan efsane ve masal­ lar o kadar çoktur ki. ölüler ülkesini bize ilk anlatan Homeros'tur. sonra çık yola. Hephaistos. bir eylemiy­ le biter. bölüm bölüm ayırmak gerekir. Yeraltı dünyasını. Birçok çocuğu böy­ lece yanarak öldükten sonra. Akhilleus Yunan mythos'una en çok konu olmuş kişidir. katlandım bir adamın yatağına girmeye. Zeus'la Aigina'nın oğludur. sonra da ortaça­ ğın en büyük şiiriyle Dante. acı demek) diye tanımlardı. 21) belli olduğu gibi Akhilleus. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Homeros'un büyük İlyada destanı aslında İlyon. 429 vd. yani bir deniz tanrıçasıdır (Tab. aleve vermiş. uzun uzun kavaklar göreceksin. kısır söğütler. bu kahramanın bir eylemiyle başlar. bunca deniz tanrıçalarından bir beni verdi ölümlü kocaya. Aiakos oğlu Peleus'a. 295) anla­ tılan Akheron çamurlu suların kaynayıp. bakmış ki karısı olacak deniz kızı küçük Akhilleus'u topuğundan tutmuş. Soy ağaçlarından (Tab. deniz tanrı Poseidon da âşıktırlar. bir gece Peleus uyanmış. Gerçi Thetis'in birçok çocukları olur. Akhilleus'un. ama bir kâhin ( b i r anlatıma göre tanrıça Themis. o kadar ki Zeus onunla evlenmeyi bile düşünür. Yeraltında akan ırmakları şöyle tanımlar H o meros (Od. çocuğu kaptığı gibi. bir başkasına göre Prometheus) Zeus'a haber verirler ki. Onun ardın­ dan Vergilius gelir ilkçağda. Orada alçak kıpı var ve Persephone'nin koruluğu. X. Akheron Yunanistan'ın Epir bölgesinde akan bir ırmağın da adıdır. Kharon'un kayıgıyla bu çamur ırmağını geçtikten sonradır ki varılır asıl Hades'e (Hades). Akhilleus. tiksine tiksine. Olympos tanrılarıyla Titan'lar arasındaki savaşta susuzluktan yanan devlere su içirdiği için Zeus'un laneti­ ne uğramış ve yeraltı ülkesine kapatılmıştır. 508): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. ama bir ölümlü ile evlendiğine üzülen ve çocuklarını kendisi gibi ölümsüz kılmak isteyen Thetis geceleri kalkar. ilkçağ bu ırmağın yeraltı dünyasına aktığına inan­ mıştı. Akhilleus'un destanıdır. Hades bataklığına doğru. orada Akheron'a Pyriphlegeton ve Kokytos akar. XVIII. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. bunun üzerine tanrılar Thetis'i bir ölümlü ile evlendirmekten başka çare bulamazlar ve kendisine koca olarak Phthia kralı Peleus'u seçerler. Ne var ki İlyada'da anlatılan olaylar Akhilleus efsanesinin ancak çok kısa bir bölü­ müdür. Thetis bu ev­ lenmeyi oğlu Akhilleus için silah istemeye git­ tiği Hephaistos'a yana yakıla şöyle anlatır (İl. Tepesi atmış. VI. Ama H o m e ros'un taslağı. Belki ıssız bir böl­ gede derin bir yarın içine dalıp kapkara bir ba­ tak olarak denize döküldüğü içindir ki. onları kapsayarak özet­ lemek için. Uğursuz başlayan bu evlilik uğursuz gider.): tanrıçalar arasında. Herakles). yani Troya şehri­ nin destanı değil. Yanlış bir etimoloji adını "Acılar Irma­ ğı" (akhos. Thetis ile Peleus'un düğünü Tesalya'da Pelion dağının tepesinde kutlanır. ( 1 ) S O Y U V E D O Ğ U Ş U .burgaçlandıgı dipsiz bir bataktır. yüreği benim gibi acılı biri var mı? Zeus bunlar arasında bir bana verdi acıları. Yun. Aigina ise ırmak tanrı Asopos'un kı­ zı ve Okeanos ile Tethys'in torunudur. doğuşu üstüne anlatılan efsa­ ne şudur: Nereus kızı Thetis'e tanrılar tanrısı Zeus da. Thetis'i evinden kovmuş. bir ölümlüyle düşüp Söyle. Akheron. bir Nereus kı­ zı.

ama çocuğun dudak­ ları ve sağ ayağının aşık kemiği yanmış. sevgili baba toprağına. dönüş yok. ağzına verir. kı)) Akha ordusunun toplandığı Aulls'e geti­ ( 3 ) A L İ N Y A Z İ S İ . bir söylentiye göre de Lykomedes'in kızlarının biriyle sevişmiş ve ileride adı geçecek oğlu Neoptolemos (Pyrrhus) da o n ­ dan doğmuştu.): İki ayrı kader götürecek beni ölüme: Burada kalır. At adamın yanında Akhilleus büyütülür ve eğitilir. güzel konuşmasını ve her şeyden önce de kargı atmakta. Skyros'a va­ bu hale. bir daha varmamış kocasının yanına. anası Thetis de şöyle dile getirirler ( İ l I. kullanmaya can atar. Nitekim Akhilleus sonradan bu yerinden vurulup öldürülmüş. karısı da çocuğa bakmışlar. Bu konuda anlatılan ve İlyada'da izine rastlanmayan efsane şöyledir: Akha öndetL ri Troya seferine gitmek üzere hazırlığa baş­ layınca. ölüm öyle çabucak gelip çatmayacak. araba sürmekte ve koşmakta kimseden geri kalmamasını. 352 ve 414): "Anaml Kısacık bir ömür sürmek için doğurdunsa beni.kalkmaktan hoşlanmayan tanrıça da denizin dibine dalmış. ama bohçanın dibinde birkaç uzatırdım şarabı. savaşmakta. Kheiron'un ana­ sı da." Akhilleus gerçi kaderini kendi seçebilir. Akhilleus bunları görünce dayanamaz. bunu ken­ disi de. Thetis iki şıkkı şöyle dile getirmişti oğluna (Il. çağın yiğitlerinin hepsinden üs­ tün olmasını. Akhilleus da bu yüzden böyle hızlı bir koşucu olmuş.. kısacık bir ömür verdi kader sana. böylece gövdesini silah işlemez hale getirmiş. kulur ve kızların. Akhilleus Kheiron'dan öğrendiği hekimliği ve edindiği ilaçlan Troya savaşında yaralılar üstünde kullanır. 4 1 1 vd. manı Akhllleus'un. seni b e n getirdim Odysseus yiğidi aramaya çıkar. Tanrıya benzer Akhilleus. XI. Öte yandan Akhaların kâhini Kalkhas'ın Akhilleus sefere katılmazsa Troya'nın alınamayacağını bildirmesi üzerine. Styks ırmağına batırmış. tükenmez bir ün var. Peleus hekimlikte usta olan at adam Kheiron'a vermiş Akhilleus'u. saz çalıp ezgi söyleme­ sini.): başarısızlık şanslarını elinde tutan o yenilnez savaşçının trajik bir yazgısı vardır. Erdemlerin her çeşidine de alış­ tırmış: Acıya dayanmayı. Akhaların en büyük kahra­ rir. neler. gezgin satı­ bensiz ne şölene gitmek isterdi canın. 485 vd. kıymetli silah da vardır. ama anası ( y a da babası) onun ölmesini önlemek için bazı düzenler kurum lardı. İlyada'da Kheiron'dan eğitim gördüğü gerçi söylenir. şarabı püskürtürdün almaya. Başka bir efsaneye göre Thetis oğlu­ nu ateş üstüne tutmamış da. yalan söylememeyi. onları arsızlık eder.. ölçülü ve dayanıklı olmayı h e p Kheiron'dan öğrenmiş. IX. Pyrrha kılığındakl göğsümde gömleğimi ıslatırdm boyuna. cı kılığına girip Lykomedes'in haremine so­ ne de evde yemek yemek isterdi. Troya savaşının başarı ve . ( 2 ) ÇOCUKLUĞU. Dönersem yurduma. böylece kimli ağzından. koş­ makta üstüne olmayan bir devin iskeletinden aldığı bir kemikle değiştirmiş (Kheiron). biraz yeti­ şince at adam ona öğretmediğini bırakma­ mış: At yetiştirmesini. ünüm olmasa da çok yaşayacağım. Akhilleus az yaşasa da ünlü yaşamayı seç­ miş ve bunun için Troya savaşına katılmaya karar vermişti. nı açıp bir sürü kumaş dokuma ve işleme se­ etini keser. dövüşmekte. ama topuğundan tuttuğu için bir orasından yara alabilirmiş. H a ­ remde yaşayan Akhilleus'a Pyrrha ( k ı z ı l saçlı) adı verilmiş. Odysseus da onu peşine ta­ senin yüzünden neler çektim ben. Ne var ki Akhilleus kız kılığına gir­ miş ve kralın kızları arasına karışmıştır. o da yanan kemiği. savaşırsam Troya çevresinde. Kheiron'un yanın­ da Pelion dağında ne kadar kaldığı belli değil­ dir. kadınların önünde bohçası­ oturturdum seni dizlerimin üstüne. dudaklarına rer önlerine. o zaman genç bir delikanlı olan Akhilleus sefere katılmamak İçin Yunanis­ tan'ın karşısındaki Skyros adasına gönderilir ve orada kral Lykomedes'in sarayında ko­ nuklanır." "Uzun değil. ğini açığa vurur. ama Troya'ya kendisiyle gelen lalası Phoiniks onu nasıl büyüttüğünü şöyle anlatmaktadır (İl. Peleus yedinci çocuğu olan Akhilleus'u böylece kurtarmış.. canım gibi sevdim. yetiştirdim seni rınca kurnazca bir düzen tasarlar.

Bu dokuz yıl böyle geçtikten sonra. insanca sözlerle dile getirir (İl. Akhillus bilmeden bu işe alet olur. Argos'tan yola çıkmaya hazırla­ nırken. Akhilleus'un iyileştirdiği Telephos'un kıla­ vuzluğunda gene Anadolu kıyılarına doğru yola çıkılır ve Tenedos adasında durak yapıhr. akıllı her adam. erkektir. Hem onur payımdan olayım. Akhillus dönmek istemez. Bu kez Aulis'ten değil. Bu kırgınlığını da şu basit. bacaklarından güç ve canlılık fışkıran. Bu olayların birbirini nasıl izlediği İlyada mad­ desinde anlatılmıştır. eşine az rastlanır bir ustalık ve dünya­ nın başka hiçbir destanında görülmeyen eleş­ tirici bir anlayışla onu hem iyi. ama bölüşmede payın en okkalısı sana gider. Akhillus orada Agamemnon'la i l k kez kavgaya tutuşur ve Apollon'un oğlu Tenes'i öldürür (Tenes). Anası Thetis'in bildirdiği bir tanrı buyaıguna göre. G e n e de. İlyada'nın konusu. Telephos çıkagelir. Bir efsaneye göre. inatçı v e alıngan. kolların­ dan. tıpkı bir romancı gibi Akhilleus'u bir insan olarak canlandırmayı amaç edinir ve akla karayı gereğince karıştı­ rarak. tanrıça oğlu ve tanrılara denk AkhiUeus yal­ nız kaba kuvveti mi simgeler? Kimsenin karşı gelemediği.): Bir Atreus oğulları mı sever karılarım? Sever. önlemeye çalışır. getirir. Ben de yürekten seviyorum benimkini. Troya önünde dokuz yıl kalınır. insafsızca kesip biçen. 165 vd. yapılan haksızlığı unutamaz. ama başaramaz (Iphigeneia). saldırıya geçti mi "ovada bir yıl­ dız gibi parlayan" Akhillus yalnız üstün bir savaşçı ve üstünlüğünü bildiği için de gururlu. aralarında savaş başlar. Akhilleus'un Agamemnon'a karşı öfkesinin asıl nedeni sömürüye karşı ayaklanmadır: Kendisi hiçbir çıkar gütmeden savaşır. er­ demli kahraman insan Hektor'dan yanadır Homeros'un. çetin. Agamemnon kızını güya Akhilleus'a nişanlamak için getirtir Aulis'e.AKHİLLEUS (4) T R O Y A SEFERİ. onurlu. hem olumsuz görünen bu nitelikleri en parlak ve çarpıcı renklerle belirtmiştir. Akha donanması Argos'tan Aulis'e varır. ama bir fırtına onları geri­ singeri Yunanistan kıyılarına atar. Akhlleus durumu anla­ yınca. bu arada Patroklos ile birükte Ida dağındaki Troyalı sürülere saldırır. H o meros destanının baş kahramanı. AkhiUeus. Akhalar Troas'a vardıklannı sa­ narak hemen yağmaya koyulurlar. ama yüreği ondan yana değil. düşmanlarını titreten. tanrı sözcüğü bu ya­ rayı ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini bil­ dirmiştir (Telephos). Khryse'den Khryseis'i tutsak olarak alır. ölçülü. hırslı. bize hem olumlu. savaşın onuncu yılında Ilyada destanına konu olacak olaylar baş gösterir. Akhilleus'tan aldı­ ğı yara iyileşmiş değildir. . İlk çıkarmanın Troya'nın çok güneyinde Mysia bölgesine oldu­ ğu anlatılır. şehri yağma eder. Biz burada Akhilleus'un kişiliği ve karakteri üstünde duralım. I. çünkü sanatı on­ dan yanadır. 340 vd. mal. mülk sahibi edeyim diye seni? Agamemnon özür dileyip eünden aldığı Briseis'i geri vermeye razı olunca. Sonra da saldırganlar yanlış bölgeye çıktıklarını anlaya­ rak denize açılırlar. yaşantısı da gerçek bir dram olarak canlanır gözümüzde. (5) AKHİLLEUS'UN D R A M I . IX. Lyrnessos'tan Briseis'i. hem kötü bir adam olarak çıkarır karşımıza. Akhilleus'un öfkesi. küsüp savaştan çekilmesi ve Patrokolos'un ölümünden sonra gene savaşa dönüp Hektor'u öldürmesidir. Akhillus böy­ lece içinde karşıt eğilimlerin çarpıştığı gerçek bir insan oluverir.): K ı y a s ı y a savaşta benim kollarım görür en büyük işi. Mysia'ya yerleşmiş olan Herakles'in oğlu Telephos on­ ları karşılar. z a U m ve duygusuz bir adam gibi mi gösterilir İlyada'da? Homeros yiğitlerin yiğidini gerçi bu vasıflarla donatmış. kazanmışım onu ben kendi kargımla. didi­ nir. ha. Bu sırada Akhilleus'un komşu bölgelere yaptığı çapul­ culuk seferleri İlyada'da ayrıntılarıyle anlatılır: Mysia'nın Thebe şehrinde Andromakhe'nin babası Eetion'u öldürüp. Akhillus Apollon oğlunu Öldürürse Troya önünde si­ lahla öldürülmekten kurtulamayacaktır. yüreği yurdunu savunan durgun. hem burada kalayım. A k h i U e us kargısıyla Telephos'u yaralar. çobanları Aineis'le kavgaya tutuşur. Burada rüzgârların esmesini sağlamak için İphigeneia'nın kurban edilmesine karar veri­ lir. payı başkomutan alır (İl. korur karısını duygulu. bilin­ diği gibi.

Proitos da Anadolu kıyıların­ da kral lobates'in kızı Anteia ile evlenmiş. ama yemini ye­ min sayılmış. kin ve öfke yok olup gitmiştir. X X I V . Abas'ın Proitos ile Akrisios adın­ da ikiz oğullan olmuştu (Tab. Ayvayı eline alan Kydippe üstündeki yazıları yüksek sesle okumuş. Memnon. Priamos'u avutmak. ırmak başında doğradığı yüzlerce düşmanın kanından kara toprak kızıl ırmağa döner. Ama tutmaz sözünü. ne çıkar yürek donduran iniltilerden! Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu: Yaşayacak insanlar acı içinde". aldı onur payımı. nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi? Ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını senin. Demirden bir yürek varmış göğsünde. Dardanos oğlu altın koşa teraziye senin ağırlığınca. yüreği dayanamaz bahtsız kralın ağlamaları­ n a . çare bulsun.): Dizlerime sarılma. sonra (İl. 345 vd. yiğit ve ihtiyar baba bakarlar birbirlerine doya doya. Keos adasında yaşayan çok yakı­ şıklı bir delikanltymış. bir ayva alıp üstüne şu sözleri kazmış: "Artemis tapınağı üzerine ant içiyo­ rum ki ben Akontios'a varacağım!" ve ayvayı kızın önüne atmış. şunun etini parçala. insanları birbirine düşüren kav­ gaya. tuttu elinden kaldırdı ihtiyarı. mey­ veyi sonra da fırlatmış atmış. yalvarmalarına şöyle karşılık verir (İl. iki insandır karşı kar­ şıya. XXI). hazır­ lar ve babasına verir. tanrılar bile dayanamaz bu manzaranın dehşetine (İl. ne acılar çekmiş yüreğin! Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek başına. döşeğine yatırıp ağlamayacak sana seni doğuran. Akontios. kendi babasını hatırlar. Patroklos ölünce çağırır onu. Ama bu kez Patroklos'un öcünü alaca­ ğım diye kudurür. Ama soylu olmadığı için kızı kendisine vermeyeceklerini bilen Akontios bir düzene baş vurmuş. Babalan ölünce Argos'ta kimin kral olacağı konusunda birbirle­ rine girmişler. Briseis götürülünce çağırır onu. X X I I . bir tanrının barakası­ na getirdiği ihtiyar Priamos'u görünce şaşırır. Kanatlı sözlerle seslendi ona dedi ki: "Talihsiz adam. kimse uzaklaştırmaz başından köpekleri. Ataları Aigyptos ile Danaos'un düşmanlığını özlerin­ de taşıyan bu ikizler daha ana karnındayken dövüşmeye başlamışlar. yüreğim kışkırtıyor beni. Görür görmez de tutulmuş ona. baban admal Gönlüm. Patroklos'a ağlar. iki düşman hıçkıra hıçkıra dövünürler karşı karşıya. 514 vd. tartsalar şurada.): Akhilleus oturduğu yerden birdenbire kalktı. kuşlar yiyecek bütün bedenini. ( 6 ) A K H İ L L E U S 'U N Ö L Ü M Ü . Bin pişman olur insanın aklını başından alan öfkeye. Savaş. beni bir daha kandırmaya kalkmasın sakml Acı ağır basınca bir çocuk gibi ağlar dövü­ nür Akhilleus. genç adamda kendi oğlunu. köpek. anasına yalvarır gelsin kurtar­ sın.ıyn. köpekler. yirmi katını. Günün birinde Artemis şenliklerine Delos'a gitmiş ve yolda Atina'nın en soylu ailelerinden birinin kızı olan Kydippe'ye rastlamış. Akrisios. daha çok veririz deseler. acımıştı ak sakalına. yalvarma bana anan. Aynı acımak bilmez azgınlıkla canını almak­ tadır yere serdiği Hektor'un. Atina'ya döndükten sonra ba­ bası kızını üç kez nişanlamış. çiğ çiğ ye. Pentbesileia. çünkü ihtiyar. ağarmış başına. getirseler bana kurtulmalığın on katını.ısından aldığı bir ordu ile Yunanis- . sevgiyle diyeceğim.AKKIMt )! Agarnemnon oyun oynadı bana. Hektor'un ölüsünü kendi yıkar. düşmanlık.il. 10). Yırtınır canından çok sevdiği dostunu koruyamadı diye. gider. Hadi gel. Uzun bir savaştan sonra üstün gelen Akrisios Proitos'u Lykia'ya sürerek tahta oturmuş. konuklamakla kalmaz. avutsun diye. k. diyor. Ne yapalım yasımız çok büyükse. ama tanrıça Artemis hep bir hastalık çıkararak kızın evlen­ mesine engel olmuş. genç adam da ihtiyarda kendi babası­ nı görür gibi olur. Delphoi tanrı sözcüsü Akontios'un düzenini açığa vurunca Kydippe'yi Akontios'a vermekten başka çare kal­ mamış. bk. G e n ç . otur üstüne şu iskemlenin. senin bana bu yaptıklarından sonra. ko uyusun bağrında acılar.

Aison'un karısı. Oğullarından biri bir aslan tarafından par­ çalanan kral Megareus kızını canavarın hak­ kından gelecek adama vereceğini bildirince. Akrisios'un Danae adlı bir kızı vardı. Perseus). Argos ilini ikiye bölerek hüküm sürmüşler. Aktaion. Alkathoos bu işe talip olmuş ve aslanı öldür­ müş. Ama Zeus gö­ nül vermişmiş Danae'ye. Kadınlar arasında yiğitlik ve feda­ kârlık örneği olarak gösterilen Alkestis Euripides'e en güzel tragedyalarından birini esinlemiştir. 18). Alkidike. Gurura kapıl­ mış Aktaion. Alkestis. Tanrı bu işi yapar­ ken lyra'sını bir taşa dayamış. ölüler ülkesinin acıma nedir bilmeyen tanrıçası Persephone Alkestis'i görünce yumuşamış ve onu daha genç ve daha güzel olarak yeryüzü­ n e . Herakles). Olup bitene akıl erdiremeyen Akrisios kızıyla torununu bir sandığa kapatarak de­ nize atmış. Argos kralı da böylece ölmüş (Danae. Aleksandros. Bir başka anlatıma göre. sonra değiştirilmiş­ ti (Herakles). Haberi alan kral Tesalya'da Larissa şehrine kaçmış. bununla da kalmayıp gü­ nün birinde tanrıçayı derede yıkanırken çıp­ lak görmüş. onun üstüne yokmuş bütün bölgede. böylece Kheiron'un mağarasına ka­ dar gelmişler. Alkathoos. Alkaios. Amphitryon'un babası (Tab. iniltilerle çınlayan saraya Admetos'un dostu Herakles çıkagelir. Agamemnon İlyada'nın sevimsiz kralıysa. At adam da hayvanları avut­ mak için Aktaion'a benzer bir heykel yapıp önlerine dikmiş (Kheiron). Alkinoos. Yiğit birçok şiirlerde bu isimle anılır. ko- 28 . lason'un anası (Tab. tanrı sözcüsü Danae'nin bir erkek çocuk doğuracağını. tanrıça Artemis'ten de usta avcı olmakla övünmüş. ağıtlarla. Pelops ile Hippodameia'nın oğ­ lu. Alkimede. Adı "öfkesi dinmez. Telaşa düşen kral. Salmoneus'un karısı. İkiz kardeşler de bir anlaşmaya varmışlar. 22). üstüne vurulduğu zaman ses çı­ karılmış. Bu küstahlığa içerleyen tanrıça Aktaion'u bir geyik haline dönüştürmüş ve el­ li köpeğini de üstüne salmış. yıkı­ lan surları yeniden yapmakta tanrı Apollon Alkathoos'a yardım etmiş. Alkestis'in öldüğünü duyunca. Zehri iç­ miş. At adam Kheiron'un Kithairon dağlarında yetiştirdiği Aktaion öyle yaman bir avcı olmuş ki. Herakles'e verilen bir addır (Alkaios. ama torununun kendisi­ ni öldüreceğini bildirmiş Akrisios'a. Alkides. Genç ve güzel Alkestis kocası Admetos uğ­ runa ölmeye razı olur (Admetos). Öç tanrıçaları Erinys'lerin biri. Danae Perseus'u do­ ğurmuş. Alekto. Amphitryon yiğit Herakles'in ölümlü babası olduğun­ dan. Atreus ile Thyestes'in kardeşi (Tab. Perseus ile Andromeda'nın oğlu. Perseus binbir kahramanlık yap­ tıktan sonra Argos'a dönmek istemiş. çarasini bulmuş. Aison ile îason'un ataları (Tab. kızının herhangi bir erkekle ilişki kurmasını önlemek için çepeçevre tunçla ör­ tülü bir odaya kapatmış onu. diriler araşma geri göndermiş. o taş tarihsel çağlarda da. Parçaladıkları geyiğin kendi efendileri olduğunu anlamayan köpekler uluyarak Aktaion'u aramaya koyul­ muşlar. Kaynatası Megareus'un kurduğu Megaira şehri Girit'lilerin saldırısına uğrayınca. Pelias'ın kızı. Böylece kızla birlikte krallığı da elde et­ miş. Alkinoos Odysseia'nın sevimli. Priamos'un oğlu Paris'in baş­ ka bir adı (Paris). ölüm tanrı Thanatos'un peşine düşer. yel almış attığı diski Akrisios'un kafasına indirmiş. Çoban Aristaios'la Autonoe'nin oğlu. Kader gene de yakasını bırakmamış: Bir rast­ lantıyla Larissa'da düzenlenen yarışmalara katılan Perseus disk atarken. Herakles'e ilkin Alkaios oğlu anlamına gelen Alkides adı verilmiş. Ana-oğul Seriphos adasında kara­ ya çıkmışlar. al­ tın yağmuru halinde akmış çatı aralığından Danae'nin içine kadar. 22). 22). Admetos'un karısı (Tab. can vermiş ve cenazesi mezara indiril­ miştir ki. Thebai'li bir avcı (Tab. bir oğ­ lu da olsun diye Delphoi tapınağına başvur­ duğunda. barışmak bilmez" anlamına gelir (Erinys). 14). 13).tan'a dönmüş ve Kyklop'ların koca taşlardan bir surla çevirdikleri Tiryns'e kral olmuş. onunla boğuşur ve Alkestis'i kolları arasından koparıp Admetos'a geri getirir.

danışmanları ile birlikte yönetir ulusu­ nu. Homeros bir mimarlık baş eseri olan bu sarayı anlatmakla bitiremez (Od. götürdü. yarışma Phalak'lann ya­ şamında büyük yer tutan uğraşlardı Ozan Demodokos'un Troya savaşından söz açması üzerinedir ki.nuksever. ülkesinin ön­ derleri.). Nausikaa da bunu bildiği içindir ki. Tepegözler onların topraklarım boyuna yağma ederlerdi. öyle saydı ki. nereden geldiğini sormadan benimser. 263 vd. evler kurmuş. oyun. evinde yaşayan hiçbir kadın. hem çocukları saydı onu yürekten. bütün Phaiak önderleri de danışmanları da uyarlar sözüne. konuğuna kıla­ vuzluk etmedi diye kızı Nausikaa'yı kınar (Od. Arete erdem demek. Konukseverlikte de. Yatağı o yapar. sevmektedir onu.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. ve madem sen yalvardtydm ona ilkin. düşünceleri tanrılardan gelen Alkinoos kraldı şimdi. bakın Alkinoos eşini nasıl baş tacı eder (Od. zorba Tepegözlere yakın. kendisi­ ne damat edinmeyi özler. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. V I . hem kocası. Phaiak'ları şöyle anlatır (Od. Tanrı yüzlü Nausithoos on/arı kaldırdı. denizci blı ulus olan Phaiak'ların başıdır. Phaiak'ların sa­ rayında asıl onun sözü geçmektedir. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. Anasının kı­ zı olan Nausikaa da kurtarmamış mıydı Odysseus'u ölümden? (Nausikaa). tekmil toprakları dağıtmıştı. yalnız Alkinoos değil. erkeğinin buyruğunda. ne diye evimize getirmedi alıp seni? Karısı Arete'ye saygısı da Homeros destan­ larında görülen kadına değer vermenin daha yüksek bir aşamasını yansıtır. madem hizmetçileri vardı yanında. VI. Kadın erkeğin mutluluğudur. VII. halk da bir tanrıça gibi baktı ona. ama en ufak bir baskıda bulunmaz. Alkinoos sarayinin iç düzeni daha az parlak değildir: Şiir. Odysseus'un sara­ ya varınca dosdoğru Arete'nin dizlerine ka­ panmasını salık verir ona (Od. çok akıllıydı. uygar ve halkseveı kratıdıı Bugün Korfu adası olduğu genellikle benimsenen Sklıerie'ye yerleşmiş. İç ve dış düzeni Odysseus'a bile par­ mak ısırtacak gibidir. VII. Alkinoos. yatıştırırdt bütün kavgalarını erkeklerin! Öyle bir cennettir ki Alkinoos'un ülkesi. 4 vd. Odysseus kimliğini açığa vur mak zorunda kalır ve serüvenlerini anlatmaya girişir (Demodokos). konuğum. tatlı sözlerle selam verirlerdi şehre inince o. Ama Alkinoos'un dün­ ya görüşü ve insanlık anlayışı sanata saygı İ l e de bitmez. yerleştirdi Skherie'ye. Penelope gibi insanlı gın daha ince. kim olduğunu. VII. adı üs­ tünde Erdem'in kendisidir ve erkeğin başara­ madığı bazı edimleri daha bir incelikle.). Ama bu saygının asıl nedeni Arete ile ev­ lenmiş olmasıdır. Özgürlüğe olan eğilimi ilk ve orta çağlan çok aşan modern denebilecek bir nite­ lik taşır. cömertlikte de ilk iş­ marı veren Arete'dir. (Od. Dört yandan surla çevirmişti kenti. duyar­ lıkla. Nausikaa. tadına doyulmaz bir parça yoktur. giderek. 11): Tekmil Phaiak'ları yönetirdi Alkinoos halkı sayardı onu bir tanrı gibi. . VI. on iki kralın on üçüncüsü sayar kendini.): Benim kızım ödevini tam yapmamış. iyi yürekliydi de ondan. Odysseia'da bundan daha güzel. •M. hiçbir kadın böyle sayılmadı yeryüzünde. Odysseus'u öyle beğenmiştir ki. daha duyarlı ve becerikli yönü nü simgeleyen kadınlardır. istediği an gemileriyle onu yurduna göndermeye hazır olduğunu bil­ dirir ve bu sözünü hiç gecikmeden yerine ge­ tirir. 67 vd. Batı yazınında ilk "ütopya" diye tanımlayabi­ liriz onu. Arete'yi öyle saydı. 299 vd. Kadın. Konukluk kurallarına uyarak Odysseus'u hemen. Erkeği kadın­ sız olarak düşünmek olanaksızdır Homeros destanlarında.): Alkinoos kendine karı aldı onu. Ama biz Alkinoos'u Homeros'un arzından dinleyelim. daha cana yakın. sandığı o ha­ zırlar. güçte üstün. 310 vd. Odysseia'ya üstün uygarlık havasını veren ki­ şiler Arete. insanseverlikle yerine getirebilir diye saymakta. rahatını o sağlar konuğun. tapınaklar yapmıştı tanrılara.

Ovidius bu öyküyü biraz değişik biçimde anlatır: Günün birinde Keyks denizaşırı bir tapınağa gidecek olmuş. Amphiaraos. ama dinletememiş. gene Delphoi tapı­ nağına baş vurulur ve tanrı sözcüsü Alkrnaion'un ikinci bir kez arındırılması gerektiğini bildirir. babasının can verdiği kente gitmekten çekiniyordu. Alkmaion. Alkmene. Akheloos da ona kızı Kallirhoe'yi verir. ama önce. Kallirhoe'nin yakarması üzeri­ ne çabuk yetişen oğlu Akarnan kan davasını sürdürerek Phegeus'un oğullarını öldürür. yuvasını dal­ galar üstünde kuran bir çeşit martı imiş. Alkyone ile Keyks'i birer deniz kuşu haline getirmişler. birleşir onunla. oğullarının eliyle öldürür. ama Zeus odun yığınını. Söylentiye göre. karısından fazla bir iltifat görmeyince Amphitryon da şaşmışlar. oğullarına analarını cezalandırmak gö­ revini yüklemişti. Alkmene oğullarının izinden gitmiş. gemisi batmış. Ömrünün son günlerini gene Thebai'de geçirmiş. Epigon'lar diye anılan Yediler'in oğulları ikinci Thebai seferine önder olarak Alkmaion'u seçmişlerdi. Ne var ki kocasının biraz önce boş bıraktığı yatağa gene döndüğünü görünce Alkmene de. A l k maion Eteokles'in oğlu Thebai kralı Laodamas'ı kendi eliyle öldürdü ve Polyneikes'in oğlu Thersandros'u tahta oturttu (Epigon' lar). Onun üstüne hiçbir ölümlü kadınla da ilişki kurmamış Zeus (Amphitryon. Tanrı bu süre içinde Herakles'i ana rahmine yerleş­ tirmiş. Zeus güneşe bu süre dolmadan görünmemesini buyurmuşmuş çünkü. bir tanrı sö­ zü Alkmaion başlarına geçerse zafer kazana­ caklarını bildirmişti çünkü. orada da rahat bulamayınca. karısının bir gece aralıkla doğurduğu Herakles'le İphikles'i bağrına basmış. Dalgalar ölüsünü kıyı­ ya. Rüzgârlar kralı Aiolos'un kızı Alkyone Sabah Yıldızının oğlu Keyks'le evlen­ miş. Ne var ki Psophis topraklarında korkunç bir kuraklık baş gösterir. Dönüşte Alkmaion Delphoi'ye uğradı. Phegeus onu su­ çundan arındırır ve kızı Arsinoe'yle evlendi­ rir. ile Eriphyle'nin oğlu (Tab. Amphiaraos. Alkmaion gene Psophis'e dönüp Phegeus'tan ister bunları. Apollon'un tapınağına adayacağını söyler. kendisi de boğulmuş. öleceğini bildiği Thebai seferine katılmadan önce. Kaza ile babasını öldüren amca oğlu Amphitryon'la evlenmeye razı olur. ülkeden ülkeye kovaladılar onu. Gene de ikircik­ liydi. üstüne yağmur yağdırarak söndürmüş. Herakies). Alkyon denilen bu masal kuşu. gözlerini oymuş. Yolda Keyks kor­ kunç bir fırtınaya tutulmuş. Tanrılar kıskanmış bu mutlu yuvayı. Psophis kralı Phegeus'un sarayına varır. Alkyone. sonra da oğluna bunca eziyet yapan o kral da can verince. Yalan meydana çıkınca Phegeus konukluk kurallarını bozmamak için Alkmaion'u kendi eliyle değil. Savaşta Epigon'lar üstün geldiler. Aynı gece sabaha karşı seferden dö­ nen Amphitryon da güzel karısına kavuşur. Alkyone yalvarmış gitmesin diye. Karı-koca öyle mutluymuşlar ki Zeus ile Hera'ya benzetirlermiş kendilerini. tanrı armağanı ünlü "peplos"unu da rüşvet alarak oğlunun sefere çıkmasını sağla­ dı. Argos'lu kâhin. çok yaşlı olarak ölen sevgilisini Zeus Mutlular Adasına götürüp. tanrıdan olumlu cevap alınca Argos'a döndü ve Eriphyle'yi öl­ dürdü. Gene yollara düşen ana katili ırmak tanrı Akheloos'un yanına varır. ırmak ağzında anasının ölümünden sonra meydana gelmiş bir toprak üstünde ırmak tanrı Alkmaion'u bir daha arındırır. ama kız ona varmak için Harmonia'nın gerdanlığı ile peplos'unu şart koşar. bu sevişme üç tam gün sürmüş. H e rakles tanrılara karışınca. kardeşlerini öldüren Taphos'luları cezalandırmasını ister ondan. 13). Orada. Amphitryon bu işi yapmaya gitmişken. Zeus Amphitryon kılı­ ğında Alkmene'nin yatağına girer. Önce Arkadya'da Oikles'in yanına sığınır. dönüşünü gözleyen Alkyone'nin önüne . Ama öç perisi Erinys'ler hemen takıl­ dılar peşine. Harmonia'nın uğursuz süslerini de Apollon'a adak olarak Delphoi tapmağına verirler. 23). Mykene kralı Elektryon'un kızı (Tab. yeraltı yargıcı Rhadamanthys'le ev­ lendirmiş. Eurystheus'un hış­ mından kurtulmak için Atina'ya sığınmış. Kocası ölün­ ce. ana­ sını öldürmek görevini yerine getirmenin ge­ rekli olup olmadığını sordu. Bu kez de Eriphyle işe karıştı: Harmonia'nın gerdanlığından sonra. Daha sonra aldatıl­ dığını öğrenen Amphitryon Alkene' yi diri di­ ri yakmak istemiş.ALKMAİON Alkmaion. Amphitryon da tanrı buyruğuna boyun eğerek.

Bütün ır­ maklar gibi Okeanos ile Tethys'in oğlu sayı­ lır. vurdular onu kalın zincirlere. ı bir anlatıma göre Apollon okl. Rlı anlatıma göre Zeus yıldırımla çarpar. Althaia. canavarın mağarasına girmiş. iki oğulları olmuş: Otos ile Ephialtes. (2) Delphoi'li güzel bir delikanlı. her gün deniz kı­ yısına gider. Anası da öfkeye kapılarak sakladığı yarı yanmış odunu alıp ateşin içine atmış. (1) Gök ile Toprak tanrıların meydana getirdikleri devler arasında en güç­ lülerinden biri. Bu devi tanrı Dionysos öldürmüş: Thyrsos değneğini boynuna atın­ ca. Dişisinin de denizde kuluçkaya yatabilmesi için Zeus Aiolos'a kış dönümünden yedi gün önce ve sonra yelleri dindirmesini buyurmuş.ırıyl. Alphesiboia. Devmiş her ikiside: Her yıl bir karış enine. Alpos. İ M ş k . ama savaş tanrı bit­ kin durumdadır. Dionysos'tan gebe kalıp Medos'u do­ ğurmuş. geçilen ırmağa da Tıgris (Dicle) yani Kaplan ırmağı denmiş. kalkarmış. Alpheios su perisi Arethusa'ya da tutkunmuş. kız ırmağı geçebil mek için tanrının kollan arasına girmeye razı olmuş. çünkü anası Toprağın üstüne düştükçe doğ­ rulur. Tanrıların başına açtıkları dertlerden birini Homeros şöyle anlatır Ilyada'da ( V . altında Typhon devi­ nin bulunduğu adanın yanına düşmüş. Aloeus'un iki oğlu. Artemis ve nympha'lara saldırıları masal konusu olmuştur: Günün birinde Artemis nympha'larla ırmak ağzında şenlik yaparken. Dionysos'un tutkun olduğu Asya'lı nympha. Yolcuları pusuya düşürür. denizleri topraklarla örtüp kurutacaklarını. Sicilya'da yaşayan korkunç bir dev. bir kulaç da boyuna giderlermiş. Med'ler boyuna adını verdiği gibi. tunç bir küpte kapalı kaldı tam on üç ay! Hermes kurtarır Ares'i. Herakles bu yüzden onu sırtlanıp başka bir ülkeye götürmüş ve bir ok­ la öldürmüş (Herakles). Oğlu Meleagros yedi günlük iken Kader tanrıçaları Althaia'ya gelmişler ve ocaktaki bir odunu göstere­ rek. Ne var ki Meleagros Kalydon avı sırasında Althaia'nın kardeşleri olan dayı larını öldürmüş. sonra yermiş. . Medos. Cezalan Hades'te de sürdürülür! Y ı lanlarla bir sütuna bağlı oldukları halde bir baykuşun durmadan ulayarak ötmesini dinle­ mek zorundadırlar. Bunun için de Ossa dağını Olympos'un üstüne bindirip te­ pesine de Pelion dağını oturtarak göğe tır­ manacaklarını. onu kafasın­ dan yakalayarak yere çalmış ve ezmiş (Lamia). Althaia yaptığına bin pişman olup canına kıymış (Melcautoa). Peloponez'de. bu odun yanıp kül olunca Meleagros da ölecek demişler. periler de yüzlerine çamur sürerek kendilerini tanın­ maz hale getirmişler. Sonunda tanrı birleşmiş onunla. 385): Ares de bu yüzden çok acılar çekti. Alpheios. ama onu yere sermek olanaksızmış. Elis ile Arkadya bölgeleri arasında akan bir ırmak. Ölümlü babaları Aloeus olduğu için Aloeusoğulları deniyor bunlara. Ülkeyi ka­ na boyayan Lamia canavarına yem olmak üzere seçilmiş. Koşa koşa bir ırmağın kıyısına gelmişler. Alpheios onlara yaklaşmak istemiş. eliyle su alıp göğsüne dökermiş. Bunu duyunca Althaia ocağı hemen söndürmüş ve odunu alarak bir sandı­ ğa saklamış. dev çarpılıp denize. Tanrı onu elde etmek için binbir çare düşünmüş. Odun çabucak tutuşup kül olmuş. kayalar altında ezer. Aloeus'un karısı İphimedeia tanrı Poseidon'a aşıkmış. Yolda rastladığı bir başka deli­ kanlı onun yerine kurban olmayı kabul etmiş. Alkyone de kendini dalgalara bırakın­ ca tanrılar acımış bu karı-kocaya. onu Sicilya'ya dek kovalamış (Arethusa). Aloeusoğulları. Alkyoneus. Meleagros ve Deianeira'nın anası. Otos'ia güçlü Ephialtes.ı öldürül onları. cezalarını verirler bu azmanların. Mr leagros da o saat ölmüş. Kalydon kralı Oineus'un karısı. Hesiodos'un Theogonia'sında adı geçmez. sonunda bir kaplan olup kızı kovalamaya başlamış. Üstelik de âşık ol­ dukları Hera ile Artemis'i kaçırmayı tasarla­ mışlar. denizle karanın yerini değiş­ tireceklerini bildirmişler. ikisini de deniz kuşu yapmışlar. Tanrıların canına tak der so­ nunda. öyle ki dokuz yaşına vardıkları zaman tanrılara savaş açmaya karar vermişler. Makedonya'daki devler savaşına katılmış.Al II IAIA atmış.

Amata kendi canına kıydı. Başka bir gele­ neğe göre Amaltheia asıl bu keçinin adıdır. Amazon'lardan dem vuran en eski kaynak Homeros'tur: "Erkek gibi Amazon'lar" der ve Bellerophontes'in onları yendiğini belirtir (Bellerophontes). Amaltheia çocuğu İda dağındaki bir mağaraya gö­ türmüş ve orada bir keçinin sütüyle beslemiş. Ünlü yontucu Pheidias'ın atelyesi bu korulukta imiş. çünkü efsane­ leri yalnız bir olayı değil. hem Hitit kabartmalarında rast­ lanır. başrahip Pontifex Maximus tarafından görev başına getiril­ dikleri gün Amata adıyla anılırlardı. Erkekleri yanlarında köle ya da uşak olarak bulundururlar. Zeus sonradan bu keçinin pos­ tu ile Aigis kalkanını yapmış. Çoğu efsanelerde Amazon'lar Kara­ deniz'de Thermodon (Terme) çayının kıyısın­ da Themiskyra şehrini kurmuşlar ve orada . çünkü halk ara­ sında adı başka. yalnız kız çocuklarını yetiştirip aralarına alırlar. Bu tutum Anadolu'ya gelen Yunanlıları çok şa­ şırttığı içindir ki. Amazon'ların Anadolu topraklarında bir Hitit kalıntısı. Olympia şehrinin yöresinde Zeus'a adanmış kutsal orman. yüksek at­ layan" denmesi acaba atlı bir tanrıça olma­ sından mıdır? Amazon'ların yayıldığı bölge­ lerle Hitit'lerin bulunduğu bölgelerin birbirini tutması da dikkati çekmekte. uydurulmuş masal değildir. Roma'da Vesta rahibeleri. H o meros'ta Myrina'ya "çok zıplayan. adın nedeni de bu savaşçı kadınların ya­ yı göğüslerine rahatça dayayabilmek için bir memelerini kesip çıkarmaları imiş. Ama­ zon'ların erkek gibi oluşu. onlarla cinsel alış­ veriş kurup çocuk doğururlar. babaerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan mythos'unu bu kadar etkilemiş olma­ ları da ondandır. İzlerine destanlarda olduğu ka­ dar. Latium kralı Latinus'un eşi. Troya'lılara düşman olan Amata Turnus'u Aeneas'a savaş açmaya itti. Anadolu bin yıllarca anaerkil bir top­ lum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin sim­ gesi olan Ana Tanrıça'ya değişik adlarla tapınmıştır. yaşamış kişileri konu alır. Amazon adının kökeni de yazarlarca şöyle açıklanır: A-mazon. Amazon'lar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. Bu yüzdendir ki bir gerçek payı ve tarihsel bir ni­ telik taşırlar./\ı ı r. atı yalnız arabaya koşmak için kullanan ilk Yunanlıları özellikle etkilemiş olsa gerek. Ne var ki Aeneas İtalya'ya ayak basın­ ca kral Latinus kızını onunla evlendirmeye karar verdi. Ana­ dolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır. Tanrı çocuk o kadar güçlüymüş ki sütninesinin bir boynuzunu kırmış ve bunu kendisine bakan nympha'lara verip içini diledikleri gibi doldurabileceklerini söylemiş. tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinde rastlamamız bunu kanıtlar. özellikle Halikarnas Balıkçısı'nda uyandırmıştır. Amazon'ların at üstünde savaşmaları. Başlarında hiçbir erkek bulunmadan kendi kendilerini yöneten Amazon'lar önder olarak bir kraliçe tanırlar. K ı z ı L a vinia'yı Rutul'lar kralı Turnus'a vermek isti­ yordu. Altis. tanrılarca başkadır (Myrina). Amaltheia. Bu baltaya hem Girit'te. Savaşçı karakterleri böylece kay­ naklarından da belli olan bu kadınlar ok ve yaydan başka bir de "labrys" denilen iki ağızlı baltayı silah olarak kullanırlar. yani memesiz demek­ miş. Amata. Amazon'ları anlatmakla biti­ remezler. Amazon. Titanlar ondan öylesine korkarlarmış ki Gaia onu Girit mağaralarında saklamak zo­ runda kalmış. Amazon'lar işte bu düzenin kalıntı­ larıdır. Birçok efsanelere göre. savaşçı bir kadın topluluğu olmalarından ileri gelir. çocuklannı doğar doğmaz yutan Kronos'tan kurtulup Girit'e kaçırdığı Zeus'a dadılık eden nymphanın adıdır. Amaltheia Rheia'nın. ama erkek ço­ cuklarını sakat eder ya da öldürürler. Efsaneye göre Amazon'lar savaş tanrı Ares i l e Harmonia'nın ( y a da Aphrodite'nin) k ı z l a rı sayılır. Böylece her türlü yemişle dolan boynuz "Bolluk Boynuzu" oluvermiş. Troya'nın önündeki bir t e ­ pede mezarı bulunan Myrrhine ise tanrılaşmış bir kahramana benzer. bütün bir düzeni dile getirir. Yurtlan üstüne kaynaklar birbirlerini pek tutmaz. nitekim birçok kraliçelerinin adı ge­ çer efsanede. ya da Hitit'lerle ilgili bir anı olabileceği varsayı­ mını bazı bilginlerde. Bu keçi Helios'tan dogma korkunç bir yaratıkmış. Anadolu'nun mythos'a katkıları salt efsane. Savaş Rutul'lar için korkunç bir yenilgi ile sonuçla­ nıp Turnus da ölünce.

Bir tanrıça sayılan Myrina'nın Lesbos ( M i d i l l i ) adasına göçüp oranın başken­ ti Mytilene'yi de kurduğu söylenir. Amazon'ların tarih öncesi çağlarda Batı Anadolu'ya yayıldıktan sonra Yunanistan'a dek sokuldukları ve Atina önünde savaştıklan anlaşılmaktadır. Argos ili. Amphiaraos'un kendisine karı olarak verdiği Eriphyle'yi bir şartla alır: Kaynatasıyla arasında bir anlaş­ mazlık çıkacak olursa. Alkmaion ile Amphilokhos'un babası (Tab.oturmaktadırlar. Dünyanın yedi ha­ rikasından biri olan bu tapınağı Amazon'ların yaptığı ya da orada rahibelik ettikleri anlatılır. mutluluk ve ölümsüzlük sağlarmış. Amphiaraos'un da öyle. Ambrosia. Kybele). öbürünü aynı soydan olan Bias ile Melampus arasında böler. bu adlar). Amphiaraos Kalydon avına ve Argonaut'lar seferine katıldıktan sonra. birbirine vuran kal­ kanlarının ta Sardes'te dek yankılandığını ya­ zar. Adrastos ise art düşüncelerle karşılar. Ege kıyılarında Amazon kra­ liçeleri tarafından kuruldukları söylenen şe­ hirler şunlardır: Pitane. Tanrı Dionysos bu güzel delikanlıya gö­ nül vermiş ve bir karaağaç dalından salkım salkım sarkan asmayı ona armağan etmiş. Sa­ natta çoğaltılan bu figür Venüs'ün çevresinde uçuşur gösterilir. Gryneion. Ampelos ağaca tırmanıp bir salkım üzüm ko­ paracakken düşmüş ve ölmüş. Ephesos ve Smyrna şehirlerinin birer Ama­ zon tarafından kurulduğu anlatılır. ana tarafından dedesi Polybos'un yanına sığı­ nır (Adrastos) ve o ölünce kral olur. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile sıkı sıkı­ ya ilişkili oldukları apaçık belli olan Ama­ zon'ların efsaneleri de. Bu şehir bugünkü Fatsa ya da Ordu yakınında olsa gerek Argonaut'lar Kolkhis'e varmadan onlarla karşılaşırlar. Bias soyundan Adrastos'un ba­ bası Talaos'u öldürür. bu büyülü bal insanlara da içirildi mi. Amphiaraos bu barışı candan ister. Latince aşk anlamına gelen Amor (yahut Cupido) Roma imparatorluğu döne­ minde. yargıçlığını Eriphyle yapacaktır. onlara gençlik. Adrastos onun Thebai'ye savaş açan Yediler'den ol­ masını İster. Dionysos sev­ gilisini gökte bir yıldız haline dönüştürmüş. yüzyıla ka­ dar tutunmuştur. Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanması bu kaynaklan yalancı çı­ karmaktadır. Baş ka kaynaklar onları Kafkas eteklerine. Amphiaraos bu şartı da kabul eder. Amazon'lar Ephesos'taki ünlü Artemis tapınağı ile de ilişkilidirler. Bu soyların vârisleri arasında kavga çı­ kar günün birinde: Melampus soyundan Amphiaraos. kral Proitos zamanında üçe bö­ lünmüştü: Bir bölümünü kendisi alır. elinde yayla okluk bulunan tombul. Geleceği bilen. tarihsel kimlik ve kişi­ likleri de ana tanrıça üstüne olan bilgilerimiz değerlendirildikçe açıklık ve kesinlik kazana­ caktır (Artemis. Penthesileia'nın Akhilleus efsanesinde adı geçer (bkz. O sırada Thebal'den kaidesi . Ephesos ve Ptiene'nin ilk yerleşme yeri. Homeros destanlarında Olympos tanrıları "ambrosia" ve "nektar" ile bes­ lenirler. Smyrna. Bir süre sonra Amphiaraos ile Adrastos barışırlar. Myrina. Oikles ile Hypermestra'nın oğlu. antiope'nin Theseus. Amphiaraos. Adı üzüm kütüğü anlamına gelen Ampelos bir satyr'le bir nympha'dan doğma imiş. Pompei fresklerinin mitolo­ jik sahnelerinde çok geçen Amores figürleri Batı sanatına Rönesans'la girmiş ve Rokoko üslubunun bir özelliği olarak XIX. Kyme. her edimin doğuracağı so­ nucu önceden gören tanrı sözcülerinin hayatı yürekler acısıdır çokluk. 23). kanatlı bir çocuk olarak canlandırılmıştır. Adrastos Sikyon'a. Ölümsüz anlamına gelen ambrosia birçok çiçek özlerinin katıldığı bir çeşit balmış. anlayışsız kimselerin çıkarlarına kurban gitmiştir. Ampelos. Bu savaşçı kadınlar kimi ozanların ezgilerinde Efes Artemis'i ile ilişkili olarak gösterilir: İskenderiye şairi Kallimakhos Artemis tanrıçaya övgüsün­ de cenkçi Amazon'ların Ephesos kıyısında tanrıçaya bir heykel diktiklerini ve çevresinde savaş raksı yaptıklarını. Ambrosia ile beslenen tanrılar yaralan­ maz olurlar. Öyküsü Thebai efsaneler zin­ cirine bağlı Melampus soyundan ünlü bir kâ­ hin. Trak­ ya'ya ya da güney İskitya'da Tuna ağzına yerleştirirler. Birçok Amazon'un büyük efsane yiğitleriyle ilişkisi olmuştur: Hippolyte'nin Herakles. Amores.

Zeus bu tanrı sözcüsüne ölümsüzlük bağışlamış: Attika'da Oropos denilen bir yerde kâhinliğini sürdürürmüş. Amphilokhos. şehir kurtulur. Troya seferi­ ne katıldığı ve özellikle dönüş efsanelerinde rol oynadığı görülür: Troya düştükten sonra. Aiskhylos'un ölmez eseri "Thebai'ye Karşı Yediler" tragedyasında Amphiaraos hem akıllı. ben düşman ülkesinde saklı kâhin. Amphinomos. Yedilerin dü­ zenledikleri Nemea yarışmalarında Amphiaraos atlama ve disk atmada birinci gelir. soyunun tanrılarını perişan etmek! Hangi dava insana ana sütünü kurutma hakkını verir? Kılıçla fethedeceğin yurt toprağı mı destek olacak senin davana? Bana gelince. belli zamanlarda bütün kentle­ rin elçilerini bir araya getiren "amphiktyonia"lara adını veren de oymuş. ama anası Eriphyle'nin öldürülmesinde bir rol oynamadığı sanılır. Ünlü kâhin Amphiaraos ile Eriphyle'nin oğlu. Aikmaion'un küçük karde­ şi (Tab. çünkü o kahraman görünmek değil. Penelopeia'nın talipleri ara­ sında en aklı başında olanıdır. Yolda başlarına gelen bazı olaylardan (Hypsipyle. ama oranın krallığını kendisi gibi kâhin olan M o p sos ile paylaşamadığından. onunla kavgaya tutuşur. on yıl krallık ettikten sonra kendisi de Erikhthonios tarafından sürülmüş. Düşman kardeşler Eteokles ile Polyneikes birbirlerini öldürünce. Ama Polyneikes Eriphyle'yi baştan çıkarır: Kadmos'la evlenirken Harmonia'ya tanrıların düğün hediyesi olarak verdikleri gerdanlığı armağan eder o n a . Kalkhas'la birlikte birçok kehanet merkezleri kurarlar (Kalkhas). Böylesi bir insana hem akıllı. hem yiğit bir adam ola­ rak tanımlanır (576 vd. arabasıyla yutar. ama korkunç bir bozgun başlamıştır. torunlarının övünecekleri şanlı şerefli bir iş: Bir yabancı orduyu üstlerine salıp atalarının yurdunu. Efsaneye göre Attika başkentini tanrıça Athena'ya adayıp ona Atina adını veren ve Dionysos'u Attika'da ilk konuklayan bu kral­ dır. Amphiktyon. 20). Ama git­ meden önce oğullarına yemin ettirir: Anala­ rından öç alacaklardır. babası gibi tanrı sözcüsü ve falcı olan Amphilokhos Anadolu'da kalır. Epigon'lar seferine katıldığı. Durgun ve öl- 34 . Ophettes) sonra. çünkü Alkmaion gibi Erinys'lerin saldırısına uğramaz (Alkmaion). Amphiaraos verdiği sö­ zü tutmak zorundadır. Hiçbir arma yoktu kalkanında. Adı Ilyada'da geçmediği halde. Deukalion ile Pyrrha'nın oğ­ lu. Amphiaraos bu seferin yı­ kımla sonuçlanacağını. sefere çıkar.): Polyneikes'e çevirir bakışlarını. Yunan kentleri arasında dinsel birlikler ha­ linde kurulup. ben bu toprağı besleyeceğim ölü bedenimle. Efsaneye göre Amphilokhos Kilikya'da (Sey­ han bölgesinde) Mallos şehrini kurar. kendisinin de sağ dönmeyeceğini bilir. Thebai'ye varınca önderlerin her biri şehrin bir kapısına dayanır. güçlü hasımlar göndermelisin derim ben: Tanrılara saygılı olandan korkulur. hem de Adrastos'u vazgeçirmeye çalışır.Eteokles'in sürdüğü Polyneikes Adrastos'un konuğudur ve kardeşinden öç almak için yar­ dım istemektedir. bekleyen ölüm!" Böyle söyledi kâhin. kalın tunç kalkanını kaldırıp göğsüne. Amphiaraos tsmenos ırmağının kıyılarına doğru kaçar ve tam düşmanı Periklymenos ona yetişecek­ ken. kocasını zor­ lar sefere katılmaya. Zeus'un saldığı bir şimşekle toprak yarı­ lır ve ünlü kâhini atları. Derin kazıyor yüreğinin derin düşünceler yetiştiren toprağını. Bu çarpışmada her ikisi de can verir (Mopsos). 23). Amphiaraos'un toprağa gömüldüğü yer Pausanias zamanında da gösterilirmiş. Kadın büsbütün Polyneikes'le Adrastos'tan yana döner. Çarpışalım: Şerefsiz olmayacak beni . tanrıların seveceği. kahraman olmak istiyordu. Hellen'in kardeşi (Tab. hem katılmak istemez. hem yiğit Sonra kardeşine. iki kez çağırır onu adını heceleyerek ve şu sözler dökülür ağzından: "Güzel iş doğrusu bu yaptığın. Kızıyla evlen­ diği Atina'lı kral Kranaos'u tahtından atarak yerine geçmiş.

Ahenkli isimlerini dize dize saymakla bitiremez Hesiodos (Theog.). gücü kuvveti sonsuz. o Triton ki dalgaların dibinde. ora kralı Kreon onu bu suçundan arındırır. Poseidon da bir yu nus balığı göndermiş peşinden. 230 vd. Amphitryon. X V I . macerası yoktur her nedense. ama Alkmene bu evlenme için bir şart koşar: Amphitryon. 13). İkizler birbirlerine hiç benzemiyorlar. İkiz­ ler dağda çobanlar arasında büyür./ U l l I II I I \ I » ' I I v çülü bir adamdır. dövülmesine karşı ge­ lir. Evlenmişler ve o gün bugün mutlu bir ç i f t olarak yaşamışlar. sonra da A l k mene'nin isteğini yerine getirmek için yola çıkar. Kaza ile amcası Elektryon'u öldü rür. ama Hesiodos onun Triton'u doğurduğunu şöyle anlatır (Theog. İkizler kentin surlarını kurmaya koyulurlar. Telemakhos'un öldürülme­ sine karşı çıkar (Od. onu öldürmüş ve Taphos'u yağma ettikten sonra Thllpti'yi (Inıımüş (Alkmene). kimi efsaneciye göre çocuğu olmamış. istenilen sıraya girip yan yana diziliyor­ lardı. anasının ve soylu babasının yanında altından bir sarayda oturur korkular saçarak çevreye. Amphion. Yurdundan sürülüp Thebai'ye sığınır. Denizden olma bir sürü yaratığın başında.): Toprağı sarsıp gümbürdeten Poseidon Amphitrite . . sert yaratışlı Zethos avcı ve savaşçı idi. getirmiş deniz kralı­ na vermiş. X X I I . Zeus ile Antiope'nin oğlu. 9). Amphitrite. Antiope ikiz çocuklarını doğurunca. Alkmene'nin kardeşlerini Taphos adasın­ dan gelme bir ordu öldürmüştü. o da olanaksız. Dirke'yi azgın bir boğanın boynuzlarına saçlarıyla bağlayarak salıverirler hayvanı. Amphitryon bu işi başarır. Amphitryon'a tutulan kral kızı Komaitho babası­ nın başından altın teli koparmış. Amphion'un müziğe yeteneğini fark eden tanrı Apollon (ya da Hermes) ona bir lyra armağan et­ mişti. Amphion ise tam tersine yumuşak. Zeus'un buyruğuyla Thebai şehrinin yönetimi bundan sonra Amphion'la Zethos'a geçer. Dirke kayalar üstünde parçalanıp can verir. Ama Komaitho'ya şükran beslemek şöyle dursun. Günün birinde Dirke'nin yanından ka­ çan Antiope gelir.). Zethos'un ikiz kardeşi (Tab. bu adanın kentini almak ise kralı Pterelaos'u öldürmeye bağlıydı. V. Amphitrite de bunlardan biridir. G t l inin birinde Poseldon onu bir kumsalda kız kardeşleriyle oynarken görmüş ve g ü z e l l i ğ i n e vurulmuş. 240 vd. o ırmağa Dirke adı verilmiştir sonradan. Amphitryon kendisiyle birlikte Thebai'ye ge­ len amcakızı güzel Alkmene'ye talip olur. Ama kız çok utangaçmış tanrıdan kaçmış ve Atlas'ın dünyayı omuzlarında taşı­ dığı uzak ülkelere varmış. çalgının güzel ve büyüleyici seslerine kendilerini kaptıran taşlar yerlerinden kımıldı­ yor. Amphion ise lyra çalı­ yor. amcası Lykos onları Kithairon dağına bırakıp. Okeanos kızı Doris'in deniz tanrı Nereus'la birleşmesinden Nereides diye anılan elli kız doğar. köpükler arasında ka­ yan bir arabada oturur gösterilen denizler kraliçesi Poseidon'a vefalı bir eş olmuş. 394 vd ) Öbür talipler gibi dilenci kılığındaki Odysseus'a kötü davranmaz. Bkz. sevimli bir sanatçıydı. Antiope'yi de karısı Dirke'ye köle olarak verir.). Kreon da bu işe yardım etmeye söz verir. öyküsü. 121 vd. Amphissos. Ölüsü bir ırmağa atılır. çünkü kralın saçında onu ölümsüz kılan bir altın tel varmış. Surları yaparken Zethos sırtında kocaman kaya parçalan taşıyor. Amphitryon da Taphos'u ele geçir­ miş ve krallığını sefere kaülan arkadaşı Atlna'lı Kephalos'a vermiş. dağda oğullarını bulur ve öcünü almaya iter onları. yeter ki Dionysos'un Thebai ülkesine saldığı Teumessos tilkisinden kurtarsın bölge­ yi. Pterelaos ölünce. İkizler Thebai'ye dönerler. Tirnys kralı Alkaios'un oğlu (Tab. Amphion Tantalos'un kızı Niobe ile evlen­ miş. bir zamanlar kral Pterelaos'un oğullarınca öldürülen kardeşlerinin öcünü al­ malıdır. Dryope. Gene de taliplerin kaderini paylaşmak­ tan kurtulamaz ve Telemakhos'un kargısıyla vurulur (Od. 90 vd.tanrıçayla eulendi ve onların sevişmelerinden büyük Triton doğdu. talipleri yatıştırmaya çalışır ( X V I I I . yunus Anı phitrite'yi sırtladığı gibi. Apollon'la Artemis Niobe'nin çocukları­ nı oklarıyla vururken Amphios'u da küstah bir soy yarattı diye öldürmüşler (Niobe). Lykos'u öldürüp.

Amphitryon hangisi­ nin kendi oğlu olduğunu bilmek için çocukla­ rın odasına iki koca yılan koyar. çünkü büyük tanrı Zeus tarafından aldatılmak zül değil. Amphitryon Batı yazınında ilk aldatılan ko­ ca olarak yaşar. Tanrı Afrika'ya kıtlık sal­ mış. avazı çıktığı kadar bağırır ve Poseidon'a yakarır.J U » 1 I I\> » l Ne var ki o sırada Zeus Amphitryon kılığın­ da Alkmene'nin koynuna girer. Orada korkunç bir kuraklıkla karşılaşırlar. Tanrıça Aphrodite'ye veri­ len bir sıfat. ülkesine her geleni kendisiyle boy ölçüşmeye zorlar. Danaos. delikanlının cenazesi evi­ nin önünden geçerken pencereye çıkıp kay­ gısızca seyretmiş. Androgeos bu işi başaramayıp ölmüş. Zeus oğlu Polydeukes onunla güreşmeyi göze almış ve korkunç de­ vi yenerek yolculara karşı bu insafsızca dav­ ranmasına son vermiş (Argonaut'lar). Minos ile Pasiphae'nin oğlu. onu yiğit H e rakles'e gebe bırakır. Anadyomene. karşılık görmeyince. Başka bir anlatıma göre. Androgeos. Poseidon'un oğullarından bir dev. ama Zeus buna engel olur. O gece sabaha karşı Amphitryon da savaştan döner ve karısına kavuşup Iphikles'i üretir. Bu kaynak son­ radan Amymone adını alır. Aphrodite). Minotauros'a yem . Amykos. Atina'da Panathenaia bayram­ larında düzenlenen bütün yarışmaları kazan­ dığı için kral Aigeus onu kıskanmış ve Marathon ovasında korku salan bir boğayı öldür­ meye göndermiş. Amphitryon'un benzeri Sosias tipini de yaratarak M o liere'in tadına doyulmaz "Amphitryon" ko­ medyasına örnek olur. u. Yumruk dövüşünde pek usta olan bu dev hem çıplak yumrukla. kızın kapısına asmış kendini. Amphitryon iki çocuğu birlikte yetiştir­ miş ve Herakles'in yanıbaşında Minyen'lere karşı bir savaşta can vermiş. İphikles ür­ ker. Ne var ki adı Homeros des­ tanlarında geçtikçe. Tanrıçanın. Sonraları görüş­ ler değişmiş: Yunan ilkçağında Euripides'in "Alkmene" (kayıp) adlı bir tragedyası olduğu­ na göre. "Amymone" Aiskhylos'un "Yalvarıcı Ka­ dınlar" ile başlayan ve Danaos kızları ile Aigyptosogullarının dramını anlatan trilogia'ya eklenmiş bir satyr oyununun (kayıp) adı olsa gerek. Tanrıça Aphrodite de bu kadar katı yürekliliğe kızarak Anaksarete'yi bir heykele dönüştürmüş. Amphitryon Alkmene'nin macerasını öğrenince. Amymone bütün bir gün kırlarda dolaştıktan son­ ra yorgun düşüp uykuya dalar. İphis adlı bir delikan­ lı ona delice âşık olmuş. yeni komedya denilen Hellenistik çag tiyatrosu Amphitryon-Alkmene serüvenini işlemeye başlar. kızlarını su aramaya gönderir. ona ceza ver­ meyi düşünür önce. ama duygusuz ve kalpsizmlş. sekiz aylık Herakles ise oynayarak boğar canavarları. yabasını kaya­ ya vurup bir kaynak fışkırtır. "Su yüzüne çıkan. Tanrı çıkagelir. hem de kestos denilen kurşunlu bir eldivenle yarışırmış. bu işi Amphitryon değil de Zeus'u kıskanan Hera yap­ mış. Nauplios Argos ili­ nin güneyinde Nauplia şehrinin kurucusu­ dur. şe­ ref sayılır Homerik çağlarda. Bursa'dan Karadeniz'e uzanan Bithynia böl­ gesinde Bebrykes adlı bir boyun kralıymış. giderek mutlu bir kişi olarak tanımlanır. O sırada bir satyr'in saldırısına uğrar. Latin komedya yazan Plautus "Amphitruo" adlı oyununda aldatılmış koca moti­ fini bütün çıplaklığıyla ele alır. Amymone. çok saygıdeğer. konu komik sayılmamıştı daha. son­ ra da Iphikles'i doğurur. nedeni de Poseidon'un öfkesidir: Göz koydu­ ğu Argos'un Hera'ya verilmesine kızmıştır. Alkmene bir gün arayla Herakles'i. Danaos'un elli kızından biri. Minos da öç alması için tanrı Zeus'a yalvarmış. dalgalardan doğan" anlamına gelir. Amymone babasıyla birlikte Argos iline gelir. Anaksarete. ünlü bir atlet. Güzel kıza gö­ nül veren Poseidon onunla birleşir ve N a u p lios adlı bir oğulları olur. ölümlünün hangisi olduğunu anlar. Uranos'un denize savrulan atmıgıyla meydana gelmiş köpüklü dalgalardan doğduğunu belir­ tir (Uranos. kız uyanır. Anaksarete bu­ na da aldırmamış. çoğu zaman yener ve öldürürmüş. Amphitryon böylece ölümsüz ço­ cuğun hangisi. kıtlığı önlemek için Aigeus her yıl Girit'e Atina'dan yedi delikanlı ile yedi genç kız gön­ dermek zorunda kalmış. Argonaut'lar Bebryk'lerin ilinde Khalkedon'a (Kadıköy) vardıkları zaman. Kıbrıs'lı bir kız: Güze'. satyr'i kovar.

sonra büyük bir kurtulmalık karşılığında serbest bırakmıştı. ağaçların arasından bir yaban domuzu çıkmış. Şehirden çıkıp. Kral Eetion'un sarayında yapmadığını bı­ rakmamış. Akha ordusu dokuz yıldır Troya kapıları önünde pinekliyor. kardeş­ ten yüzü gülmemişti. E f saneye göre Efes bölgesine yerleşmiş Leleg'lerle Karia'lıları kovan lon göçmenlerinin önderi olan Androklos Ephesos şehrinin ku­ rucusudur. bayırda davarlarını otlamaya giden. çocuk büyür de bir gün Troya'ya kral olur umuduyla takmışlardır. Mysia'ya varmış ti. karını dul koma. Troya yöresinde ra­ hat kalmamıştı. yavruna.). Burada. Androklos hayvanı oracıkta öldürmüş ve tanrı buyruğunun gerçekleştiğini anlaya­ rak Ephesos şehrini o korulukta kurmuş. Hektor. ne kadar yiğit de olsa Hektor'un bir gün düşman kargısı altında can vereceğinden korkar. Bir gece İon'lar ormanda balık kızartırken. Bölgede çapulculuk seferlerine çıkmış Aklıllleııs. kardeşimsin. balık sıçramış. hizmetçileri arasında nakış işlemek­ le. bu hırs yiyecek seni. Samos (Sisam) adasını da o ele geçirmiş. Andromakhe'nin anadan. yedi Oğ lunun insafsızca canlarına kıymıştı.. yiğit. yetim koma yavrumuzu. Hektor'la Andromakhe ancak yıkım gelip çattığı zaman. 407 vd."hür gününü" görür görmez ölmüştü. Atina kralı Kodros'un oğlu. Troya'lılar Hektor'un oğluna "şehrin efendisi anlamına gelen bu adı. gülümser. az gün var.olan bu gençleri kurtarmak İ ş i n i Theseus ba­ Şarmış (Aigeus. Ölüm-kalım savaşı. B i r g ü n Hektor savaştan ara bulup şehre gelir. İkide bir savaşı gözlemek için çocuğunu dadıya verip batı kapısının üstündeki kuleye çıkar. Troya surlarından bir çığlıktır kopar. Mutlu günlerini bilme­ yiz bu güzel karı-kocanın. Andromakhe'nin anasını da esirgememişti. dayanağıdır. dört duvar arasında. Hektor ile Akhilleus arasında teke tek savaş başlar. delı gibi fırlar . Uğursuz savaş Anadolu kıyılarına gelip çatınca. acı bana. Andromakhe odasında mekik dokurken duyar bu vaveylayı. akıllı Adromakhe'yi Priamos'un en değerli oğlu Hektor'a verir. bir korkak gibi çekilecek değil ya savaştan Troya ordu­ sunun desteği. "Or­ manlık Plakos daginın eteğinde kraliçeydi anam" diyor Andromakhe yana yakıla. alıp götürdüğü zaman ölüm seni yalnız acılar kalacak bana. Hektor'un ölümüne karar vermiştir tanrılar. uslu. Ah kocacığım. talihsiz karına acıma yok sende. arkadaşısın sıcak döşeğimin. Andromakhe. yaşlı başlı kralı öldürmüş. uzaktan Andromakhe'yi ve yavrusunu görün ce. bir çocukla­ rı olmuştur: Astyanaks. Theseus). ne ulu anam. Androklos. ama zavallı kadın. Ne babam var benim. Dü­ ğün dernek nasıl olmuş? Andromakhe. İ I yada destanının en dramatik sahnesi. atların çeşmeye süren tek tük Troya'lıları her fırsatta kovalayıp öldürmekle bile duyuramı­ yordu kana susamışlıgını. krali­ çeyi de Akhilleus esir sürüsüne katmış.. Andromakhe gözyaşları döke rek ellerine sarılır (İl. Troya ovasında yiğitler boğuşurken. Sarayında yedi oğlu ile büyüttüğü tek kızı sevimli. çünkü korku kaplamıştır yüreğini. Priamos'un oğulları ve gelinleri için yapılmış önü revaklı evlerin birine nasıl gelin girmiş? Bunu şairler bize anlatmaz. kalede kal. Mysia bölge­ sinde Thebai şehrinin kralı olan Eetion'un kı­ zıdır. Akha'lar üstüne saldırıp öldürecekler seni. Ulu anamsm benim. Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi Benim senden başka dayanağım yok. Arada. yok. Her geçen gün bir işkencedir. ne yapsın. İlyada'da anlatılan savaşın dokuzuncu yılında Troya sahnesine çıkarlar. Andromakhe. karısı­ nı evde arar. dağda. batı kapılarına koşar. Troya'ya getirmiş. Ama Hektor'un ölümünden birkaç gün önce Astyanaks dadı­ sının kollarında dolaştırılan bir bebektir. Günler geçer. dul kalmama. Hektor acır kansına. rahat durmaz. Sen bana bir babasın. Eetion kral Priamos'a dostluk bağlarıyla bağlıdır. Andromakhe Troya sarayında kadınlar dai­ resinde. İon göçmenlerine bir t a n n sözcüsü kuracakları şehrin yerini kendilerine bir ya­ ban domuzunun göstereceğini bildirmiş. Homeros'un dediği gibi. babadan. bir ateş kıvılcımı da koruluğa düş­ müş. Yiğit çe dövüşerek can verir. düşüremiyorlardı bir türlü Anadolu'nun kutsal kalesini. biliyorum . Hele içi içine sığmayan genç ve atılgan Akhilleus çok sabırsızlanıyordu. mekik dokumakla vakit geçirir.

Troya kral soyundan olan Asragedyasında. dönübizden olan. demiş ki. Tutulmuş da hemen ona. Homerik denilen övgülerden Aphrodite' ğu olmamıştır. Hektor'u bir rygialı bir genç kız kılığına girer de öyle görü­ türlü unutamayan. kurtarır. Öyle olmuş. oysa tutsak olarak konağına ye ayrılmış olanı. Gerçekten de çilesi bitmez Andromakhe'nin. yiğit ve bilinçli bir kadın. onlara kıyacaklardır ki. Sevişmelerinin vermeyen ve Hermione'nin kıskançlığını bo­ sonunda gülümser tanrıça. Zeus-Ammon tapınağının kâhinine başvuran kral kızını canavara kur­ ban ederse ülkesinin ejderden kurtulacağı ce­ vabını almış. Ozanlar arasında ağıda başlar. sen. kızını bana verirsen. Anası. gözyaşı döke döke gece gündüz anayım onu hepsi birden taştan adam olmuşlar (Perseus). evimizde dul bıraktın beni. şöyle der (İl. Troya'Iılara kral pas lieu" (Troya savaşı olmayacaktır) piyesin­ olacaktır o de de Andromakhe ilginç.): Andromeda. son dakikada peşinde vahşi hayvanlar sürükleyen ana tan­ kurtulurlar. funda­ sanca bir Andromakhe tipi yaratan şair X V I I . sevgilisine şöyle şa çıkaran. Themis tapınağına sığındıkları tanımlanan İda dağına Aphrodite'nin inişi. gökten inmiş atı Pergasos üstünde. körpecik. yumuşatır yüreği­ ni ve ölüyü alır. kasıp kavuruyormuş ortalığı. lıklarda sevişmesi gösterilmiştir. AkhiUeus'un oğlu Neoptolekos'un oğlu Ankhises tanrıça Aphrodite ile mos'un sarayında görürüz onu. babasına gitmiş. Pliineus'a sözlüyrnüş. Neoptolesevişmiş ve Aineias'ın babası olmuştur (Tab. Ama yiğit Gorgo kafasını tutmuş karşılarına. deli­ kıskanır. 7 2 5 vd. düğün gecesi saldırmış Perseus'a. soylu analarını. şöyle güzel bir söz söylemedin ki.ruvun\jmcuf\ dışarıya. Bu işkence dokuz gün sürecektir: Her sa­ bah Akhilleus ölüyü arabasına bağlayıp sü­ rükler. Neoptolemos'un Delphoi'ye gidişin­ kanlının güzelliğine vurulur ve dağa iner. Halk da Kepheus'u kızını feda etmeye zorlamış. Dile gelmez acılar bıraktın. yormuş ki. rıçanın gelişine benzetilmiş. Euripides'in "Andromakhe" adlı tra­ Ankhises. Akhillus'un arabasına bağlayıp toz toprak içinde sürüklediği Hektor'un ölüsünü görünce. Troyalı prens arzu ile yanıp tragedyasında adı Pyrrhus'tur) aşkına karşılık tutuşarak tanrıçaya yaklaşır. bayılır. çok daha in­ süne kapılan hayvanların ormanlarda. canavardan sen öldün. mak üzere yaklaşırken. Öv­ den faydalanarak. düşer. Perseus ejderi öldürüp kızı almış. Hektor. bu şehir yerle bir olacak baştan aşağı. tanrıçanın büyü­ Euripides'ten çok daha güzel. göçüp gittin genç yaşında. gençlik çağma erer mi ki. kara talihli ikimizden. Phineus adamlarını Ölüm döşeğinde uzatmadın ellerini bana. binbir pınarlı" diye dürmek ister. Hermione bu Troya'lı kadını fena maçlarında sığırlarını otlatırken görür. XXIV. çekici bir tip ola­ Ve çocuklarına çocuklar doğacaktır rak canlanır gözümüzün önünde. Nereus kızlarının hepsinden daha güzel olmakla övünmüş. ne var ki Andromeda amcasına ama bana kaldı gene en büyük acı. Onuncu günü akşam kral Priatnos A k hiUeus'un barakasına gider. şefkatli seslenir: bir ana tipidir. Canavar da onu parçala­ Erkeğim benim. bilmem. Gorçocuğumuz da ufacık. çocukları ayakta tutan. Jean Anouilh'in "La Guerre de Troie n'aura Senin bir oğlun doğacak. bu sevişmeyi en ufak ayrın­ getirdiği Andromakhe ona üç oğulla bir kız tılarına dek anlatır: Tanrıça Ankhises'i 1da ya­ vermiştir. N e reus kızları da Poseidon'a dert yanmışlar. Andromakhe ile oğlunu öl­ güde "canavarların anası. kayaya bağlı güzel kızı görmüş. Aithiopia kralı Kepheus'la Kassiepeia'nın kızı. evlenmişler. kafasını eline almış. Sonra da babana. mos kızı Hermione ile evlenmiştir. birden yiğit Perseus gittin. ama çocu­ 17). Hektor'un cenaze t ö ­ reninde görürüz şimdi de Andromakhe'yi. anana. go'yu öldürmüş. Sonunda Andromeda'yı bir kayaya bağlamışlar. Tanrı korkunç bir ejder salmış Kepheus'un ülkesine. öç almasını istemişler. toplamış. sonsuzluğa dek! Q8 . halde. canavarı da öldürürüm. Tanrıça P h yüzyıl Fransız şairi Racine'dir. getirir. Neoptolemos'un (Fransız nür Ankhises'e. onun koruyucusu bekçisi.

Bu­ nun sonucunda topal . Roma'nın biraz kuzeyinde Via Fiaminia'ya açılan kutsal bir koruluk var­ dı. İhtiyar bir kadın olarak canlandırılan Anna Perenna üstüne çeşitli efsaneler anlatı­ lırdı. Troya düştükten sonra Antenor ve oğulları Akha'larca korunur. Söy­ lentiye göre Antenor'un evinin kapısına bir pars postu konmuş. elmas. Anlaşmazlık sona erip halk şehre dön­ dükten sonra Roma halkı kurtarıcısı saydığı bu kadını tanrılaştırmış. Anteia. ama delikankyı kandırarriamış bir türlü. Biri şu: Roma'da çıkan bir iç savaş so­ nunda sınıflar arasında bir bölünme olmuş ve Plebs. Günün birinde kraliçenin sabrı tü­ kenmiş öç almaya karaı vermiş. Ankhuros. Antheus. Poseidon İ l e Gaia'dan doğma b i r dev. yani halk Mons Sacer denilen kutsal tepeye çekilmişti. Sonra da Antenor Trakya yoluyla ve oğullarıyla birlikte kuzey İtalya'ya göçmüş ve Po vadisine yerleşmiş. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. Antheus. Yakalana­ caklarından korktuğunu. Roma'da tarihsel çağlara dek oyna­ nan Troya oyunları Aenas'ın kurduğu bu ya­ rışmalara dayanırmış (Aineias). Anna Perenna. Kral da tutmuş. Antenor. en kıymetli eşyalarını atmış. Troya'lı ihtiyar. Phobios'un karısı. Batı kapısında ihtiyarlar derneğinde bulunur ve Troya savaşından ön­ ce kaçırılan Helene'yi geri almak için elçi gönderilen Odysseus'la Menelaos'u evinde nasıl konukladığını anlatır. tra­ gedya yazarlarının Sthenelıoia diye adlandırdikları bu kadın Lykia kralı lobates'ln kızıdır Kardeşi Akrisios tarafından Korinthos'tan sü­ rülüp Lykia'ya sığınan Proitos'la evlidir.A I N I I II 1 K Tanrıça doğuracağı oğlanı büyütmek için nympha'lara vereceğini. Daha çok erkekler ara­ sındaki sevgide adı geçer ve "seveni bahtlı eden. ona gönül vermiş. Bu koruluk çok eski bir tanrıçaya adan­ mıştı. onu atacaksın. derin bir yarık açılmış. buluşmalarını ertellyorrnuş. Anteia Tiryns'e gelen Bellerophontes'e tutulur ve ondan yüz görmeyince yıkımını kurar (Bellerophontes). öyle ki şe­ hir de içine yuvarlanıp yıkılacağa benzediğin­ den Ankhuros bir tanrı sözcüsüne ne yapaca­ ğını sormuş. Eros tanrıya karşılık olarak göste­ rilen tanrısal varlık. Homeros'un Antela ( İ l . Ankhuros sonunda kendini atmış uçuruma. Efsanesi Alkyoneus efsanesinin tıpkısıdır. Halkın orada aç kalmaması için Anna adlı bir kadın her gün kendi eliyle yaptığı çörekleri getirir. Miletos zor­ bası Phobios'un sarayında yaşıyormuş ki. Menelos'la Paris arasındaki teke tek çarpış­ mada yargıçlık eder.kaldığı. ucuz ucuz sararmış halka. Helena'yı mallarıyla Akha'lara geri vermekten yanadır. Antaios. onu beş yaşında ha basına tanıtacağını ve çocuğun kimin okluğu sorulursa sakın Aphrodite'nin oğlu olduğunu lıildirmernesini. Uçuruma en değerli nen varsa. ama doğa dışı sevgileri önleyerek bir düzen öğesi olarak rol oynar. (Alkyoneus). böylece bir zamanlar Ak ha'lara konukluk eden bu soy esirgenmiştir. 1 6 4 ) . demiş sözcü. Vergilius'un Aeneis'inde Ankhises'in Sicilya'da Drepanon burnunda öldüğü ve Aeneas'ın babası şerefine oyunlar tertiplendiği söylenir. Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sö­ zünü tutmaz. ama yarık bir türlü kapanmamış. Priamos'un arka­ daşı ve danışmanı. Bir altın tası . V I . altın. Venet'ler boyunun atası sayılırdı. sevgiye karşılık veren" anlamına gelir. Antenor savaş sı­ rasında da işi tatlıya bağlamaktan. Palladion'un çalınmasına yardım ettiği söyle­ nir. Halikarnassos'un (Bod­ rum) kral soyundan bir gençmiş. Troya'dan kaçarken Aineias'ın onu sırtına al­ masının nedeni bu olduğu anlatılır. Bir başka yoruma göre Anteros Eros'un kar­ şıtıdır. atar atmaz da yarık kapanmış. Baş­ kentinin yanıbaşında büyük bir toprak kay­ ması olmuş. Troya' dan ayrılırken seksen yaşında olduğu da söy­ lenir.ya da kör . ya da konukluk ku­ rallarına karşı gelmekten çekindiğini İleri sü­ rerek kraliçeyi oyalıyor. yoksa Zeus'un yıldırımına çarpılacağını söyler ve Ankhises'i bırakıp gi­ der. Anteros. katı yürekli ve duygusuzdur. fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile sevişmiş olmakla övünür ve çarpılır. Troya efsanelerinden sonra meydan gelen efsanelerde Antenor vatanını satan bir hain olarak görünür: Tahta atın şehre alınmasına.

hem de kılavuz olur. değişmez kanunlarından daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyo­ rum. Ali çevirisi): Antigone — Ben yaptığımı itiraf ediyorum. ona hem des­ tek. onun öç perileri Erinys'lerden kurtularak ra­ hat bir ölüme kavuşmasını sağlar. Bu kez tahta çıkan Kreon Eteokles'in yurdu­ nu savunurken öldüğü için kahraman sayılıp törenle gömülmesini. Böylece Oidipus'a bir sığınak bulup. Kreon — B u işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun? A n t i g o n e —Biliyordum. Antigone Kreon'un bu emri­ ne karşı gelir. Kreon — Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun? A n t i g o n e — Öz kardeşime saygı göstermek­ te utanacak ne var? Krneon — Onunla dövüşüp ölen de bir kar­ deşin değil miydi? Antigone —• Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu. Kreon — Thebai'liler arasında bunu böyle gören yalnız sensin. S.B. Oidipus'un kendi anası İokaste'den dogma k ı z ı (Tab. hiçbir şeyi inkâr etmiyorum. Oidipus göz­ lerini kör ettikten sonra. Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır. Thebai'de krallığı paylaşamayan kardeşleri Eteokles ile Polyneikes bir­ birlerine karşı amansız bir savaş açmışlardır. suç ve devlet yönetimi konularında yönetme­ nin kendisiyle tartışmaya kalkışır. tersine borç olduğunu ileri sürerek. 1 9 ) . bununla da kalmaz. Antigone — Olsun. . Aiskhylos'un "Thebai'ye Karşı Yediler" tra­ gedyasına konu olan bu savaşta iki düşman kardeş birbirleriyle dövüşürken can verirler. Yayınları. fakat korkudan dillerini tutuyorlar. Kâhin Teiresias'ın açıklamalarından ne kor­ kunç bir suç işlediğini anlayınca. bir köle değil. Yalnız kız Antigone baht­ sız kahramanı elinden tutup. Antigone — Onunla beraber ölen bir kardeş­ ti. Sonra da ne büyük bir suç iş­ lediğini anlamış ve pişmanlık duyarak kendini asmış. Çünkü bu kanunlar yalnız dün ve bugün yaşamıyorlar. yurduna yabancıların yardımıyla saldıran Polyneikes'in de mezarsız kalarak. Sophokles'in erişilmez bir başarıyla dile getirdiği bu tartışmadan bazı parçaları aşağıya alıyoruz (M. oğulları da lanet okumuşlardır ona. Kreon — Ötekine karşı alâka göstermekle buna karşı günaha girmiyor musun A n t i g o n e —• Mezarında yatan ölü böyle hü­ küm vermeyecektir. Kreon — Demek buna rağmen benim emri­ me karşı gelmeye cüret ettin? Antigone — Fakat bana bu emri veren Zeus değildi. Antigone traged­ ya kahramanlarının en cana yakını. ölüsünün üstüne toprak serpmeyi bi­ le yasaklandırarak böyle bir işe girişecek ola­ nı ölümle cezalandıracağını bildirir. delikanlı ku­ yunun dibine varınca üstüne kocaman bir taş atıp onu ezmiş. K r e o n —Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun. Ve senin emirlerinde. ilerde ne korkusuz bir yürekle ne yaman bir eyleme girişeceği sezilmektedir. Hades'te hüküm süren Dike de biz fa­ nilere böyle bir nizam yüklememişti. Kentten kente sürü­ nüp dilenen babasıyla birlikte Attika ilçesi Kolonos'a varır. yollara düşer. Kreon — Birinin koruduğu bu memleketi öbürü harap ediyordu. Antheus'a inip tası çıkarmasını buyurmuş.ANTİCSONL derin bir kuyunun içine atarak. Antigone — Hepsi böyle görüyorlar. Sophokles'in ölümsüz "Antigone"sinin ko­ nusu işte budur. Yurdu da. Nasıl bilmem?Herkese ilan edildi. kardeşini gömer ve eyleminin suç değil. Antigone. bunlar ebediyen menidirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur. Thebai'den ayrılır. eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki. Oidipus'un ölümünden sonra Antigone Thebai'ye döner. çağ­ daş insanı derin derin etkileyen. sonsuzca dü­ şündüren bir kişilik taşır. Sophokles'ie işlen­ meye başlayan Antigone dramı canlılığını bu­ güne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi Batının en seçkin tiyatro yazarlarına konu olmuş ve olmaktadır. yönetmene baş kaldırır. insan sözlerini tanrıların yazıl­ mamış. hayat hi­ kâyesi bize en çok dokunanıdır..Eg. Sophokles'in "Oidipus Kolonos'ta" adlı bu tragedya­ sında Antigone'nin güçlü kişiliği belirmekte. orada halkı acındırmayı ve kral Theseus karşısında babasını savunmayı başarır. Davranışı.

yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü. dost değil­ dir. yarışmanın yapılması için önayak olur. Sal­ dırgandır. Antikleia oğlu Odysseus Troya seferi­ ne çıkıp dönmeyince. nişanlısını kurtarmaya koşar. çal oynasın tükcl meye kararlı taliplerin başta geleni. Eupeithes'in oğlu Antinoos şıma rık. VI. dadı. Devlet yasağında ve cezasında ka­ yıtsız. şartsız. Patroklos ölünce çok üzülür ve acı haberi Akhilleus'a verme görevini üstü­ ne alır. çökmüş bir adamdır (Kreon. hep kötülük kurarlar. 669 vd. ama Odysseia'da şafak tanrıça Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldü­ rüldüğünü öğreniriz. Antigone'nin kendini asmış olduğunu görünce. Odysseia'da anlatılan ( X I . Antinoos. buna çatar. yüksekten atarak konuşur. Antinoos'un tutum ve davranışı talipler arasında bile tepki ile karşılanır.. hatta ölümünden sonra bile. 499): İğrenirim bunlardan. ah dedim anama bir sarılsam. en terbiyesiz ve en ahlaksız olanıdır. Kavgacı. Antilokhos. Sonunda Odysseus anasına sarıl­ mak ister. Penelopeia tiksinir ondan. İros'la Odysseus'u güreştirmek ve iki dilencinin çilesin­ den eğlenmek fikri de ondan gelmedir. Antikleia. göçmüş anamın ruhunu. gözü doymaz. şöyle der (XVII. sonra kimsenin başaramadığını . Antilokhos'un İlyada'da sonuna ka­ dar savaştığı görülür. tembel. Üç sefer atıldım üstüne. Troya savaşına katılır ve çevikliği. Odysseus'u Sisyphos'un oğlu sayan efsaneler vardır. Ona karşı kurulan kumpasların. kaba ve zalim bir adamdır: Odysseus'un başına ilk tokmağı atan. Antikleia da Ithake sara­ yındaki durumu anlatır. görünce bir acıdım.MIN I UN» » ' I K r e o n — Ama orada da İ y i o d a m . ama Kreon'un oğlu ve Antigone'nin nişanlısı Haimon babasını sert söz­ lerle kınadıktan sonra. Aralarında içli bir ko­ nuşma olur. yigitligiyle dikkati çeker. Yay germe oyununu önce kabul eder. Odysseus'un anası. 85 vd. hasretine dayanama­ yıp canına kıymış.). çok içerler ve da­ ha kötü şeyler kurmaya başlar ( X V I . gitti kollarımın arasından. kederinden Haimon da canına kı­ yar. bu plan gerçekleşmeyince. sertliği simgeleyen Kreon artık yıkılmış. düş gibi.. Sisyphos da bu yüzden gel­ miş. sevgi paylaşmaya geldim. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. Autolykos Sisyphos'un sü­ rülerini çalmış. asıl çekemediği kimse de amaçla­ rının gerçekleşmesini önleyen Telemakhos' tur.(Od X I . bir ağladım. Haimon). A n t i g o n e — Ölüm diyarında da böyle bir ka­ ide olduğunu bana kim söyleyebilir? Kreon — Düşmanımız b i z i m İ ç i n hiçbir za­ man. 362 vd. üç seferinde de bir gölge oldu. benim gönlümse bir tek şey istiyordu Kucaklamak geçmiş. dilenci­ yi galiz küfürlerle kovan odur. Odysseus ölü ruhları diriltip konuşturacak kandan önce Teiresias'a içirir. ona.) ana oğlun buluşması destanın en gü­ zel parçalarından biridir. Antigone — Ben dünyaya kin değil. Nestor'un oğullarından biri. Z03vd)i O böyle konuştu. ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu. Antikleia bu sırada onunla ilişki kurmuş. Akhilleus ile Patrolos'un en ya­ kın arkadaşıdır. Gerçi Kreon ceza olarak onu kayalıkla­ ra diri diri kapatır. Odysseus'un malı nı. Devletin baskısına karşı kişi özgürlüğünü savunan Antigone sonunda tam bir zafer ka­ zanır. Autolykos'un sarayına yerleşmişti. sert. kötü adamla müsavi muamele görmeyi istemez. Bir söylentiye göre. üç seferinde de uçtu. bu adam kara ölüm cadısına benzer. ama Antinoos hepsinden beter. mülkünü vur patlasın. Anası Eurydike buna dayanamaz. kendi­ ni öldürür. pusula­ rın fikir babası hep Antinoos'tur: Pylos'tan dönüşünde Telemakhos'u öldürmek için pu­ suya yatmaya önayak olur (Od. oysa kutsal llyon 'a giderken sağ bırakmıştım onu. Sonra Odysseus olanı biteni ve Hades'e n e ­ den indisini bildirir.). Bazı bölümlerini bu­ raya alıyoruz: Birde baktım geçmiş. göçmüş anamın ruhu çıkageldi. en küs­ tah. sonra evlenmiş Laertes'le. İthaka kralı Laertes'in karısı.

Antiope Amphion'la Zethos'u yolda doğurur. Ölüm okunu Odysseus ilkin Antinoos'a karşı yöneltir ve bütün talipleri sıra ile öldürür. alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi. Thebai'de Lykos'la karısı Dirke'nin zincire vurup eziyet ettikleri Antiope tanrıların yardımıyla zincirlerini çözer ve kaçıp ikizlerinin yanına sığınır. yavrum. en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde. cilveleşme. önleyemez yayı almasını (Od. okşar ve bi­ leğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. X X I ) . Ne var ki Amphion'la Zethos önceleri analarını tanımazlar. " ( 2 ) K İ Ş İ L İ Ğ İ . istek onun içinde.. ama ölmeden kardeşi Lykos'a Antiope'yi bulup cezalandırmasını buyurmuş. Çevik Ares'le Athena uğraşacak savaşla. altın bir değer ölçüsü olmak üzere. çevresini sa­ ran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla ger- 42 . İthake'liler korku ile kaçışır­ lar ( X X I V . sevgi onun içindeydi. "Cenk işleri sana vergi değil. şöyle seslenir ona (İl. 160 -206): Dalgalı denize atar atmaz onları Gittiler engine doğru uzun zaman. . Daha başka sıfatlarla niteler onu şair­ ler: Bu güzeller güzeli tanrıça hep "gülümser"dir. Lykos Sikyon'a saldırır. 421-547). Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti. Yunanis­ tan !da bir yerden bir yere atar kendini. Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu Narin ayaklarının bastığı yerden. sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos. (1) DOĞUŞU. Her şey olup bittikten sonra İthake'lileri ayaklan­ dıran. XIV. Zeus'un aklını çelmeyi aklına koyan Hera bu memeligl ister günün birinde Aphrodite'den.): Sende şu sevgi.görünce. 197 vd. bu ak köpükten. Bunun sırrını Homeros tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü mernelikte görür. sever. bu yüzden son oğlu Kronos'a bir tırpan verir. Bir köpükten doğmuş olduğu için. Epopeus'u öldürür ve Antiope'yi tu­ tuklu olarak Thebai'ye geri getirir. öç almaya kışkırtan Antinoos'un baba­ sı Eupeithes'tir. Bir kız türeyiverdi. 9). ama günün birinde aklı başına gelir ve Phokos'a karı olur (Phokos). Aphrodite Zeus ile Okeanos kızı Dione'den dogmadır. sert sözlerle çıkıştı ona. Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça. V. sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini. Homeros'a göre. Amphion ile Zethos'a gebe kalan Antiope babasının öfkesinden korkup evden kaçar ve Sikyon kralı Epopeus'un ya­ nına sığınır. bugün bayram. İlyada'da yiğit Diomedes'le çarpışıp yaralanan Aphrodite'yi anası Dione kollarına alır. şu alım var ya. Antiope. Aphrodîte dediler ona tanrılar ve İnsanlar. cilveli ve gönül alıcıdır. Aphros köpük demek): Uranos. Ak köpükler çıktı/ordu tanrısal uzuvdan-. ama Penelopeia ile Telemakhos araya girince. Odysseus denemek isteyince.370 vd. işveli. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıça­ nın denizin köpüklü dalgalarından doğduğu­ nu anlatır (Yun. ölümlüleri alt ettiğin. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca. Gaia'dan doğan çocuklarını. sonra da onunla evlenir. Antiope çok güzel oldu­ ğu için Zeus ona âşık olup bir satyr biçiminde yanaşır (Tab. çağırdı yanma altın Aphrodite'yi. alacalı bulacak bir kurdeleydi bu. işte onları bana ver bugünlük. Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar (Theog. onu Dirke'ye gerir verir­ ler.). Sonralar» Antiope Dionysos'ın öfkesine uğrayarak çıldırır. gülümsedi insanların. Aphroditc. acılarını dindirir ( İ l . Irmak tanrı Asopos ya da Thebai kralı Nykteus'un kızı. Babası Nykteus üzüntüsünden canına kıymış. dedi ki: . çözdü göğsünden nakışlı memeliğini. yani şu ölümsüzleri. kutsal günde yarış­ ma olmaz diye vazgeçirmeye çalışır. doğar doğ­ maz toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana şişmekte ve korkunç sancılarla kıvran­ maktadır. öbürü Homeros. Sevgiyi. Dert yanan kızını da şöyle avutur Zeus: Böyle dedi o. şakalaşma onun içinde. Amca­ larının buyruğu üzerine dağa bırakılan ikizler çobanlarca yetiştirilirler (Amphion). sonra çobanlardan kim olduğunu öğre­ nince analarını kurtarırlar ve Dirke ile Lykos' tan da öç alırlar. tanrıların babası.. A l t ı n Aphrodite diyor H o m e ros bu tanrıçaya.

göksel dediğimiz Aphrodite ana karınından doğmuş değil. dukları öykülerde kendisine ikinci derecede resim ve heykelde işlendikçe işlenmiştir. İlyada destanında oğlu Aineias'm koruyucusu olarak oynadığı rol bu kişi ile ilgili bölümde (3) E F S A N E L E R İ . bunlardan biri Adonis (Adonis). Güzelliği. dillere destan olmuştur. birine orta malı. Şöl. çözülmez zincirler­ den büyülü bir ağ örer.). Sokrates'in de bulunduğu bu şölene katılanlardan Pausanias şöyle der (Plat. kendilerine ye­ terince tapınmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadıgı bir ko­ ku verir. Sev­ ginin de iki olması gerek.): Doğup da yürüyünce tanrılara doğru Eros'la Himeros (arzu) takıldılar hemen peşine. Hem bu tanrının ikiliği nasıl inkâr edilebilir? Biri. Hora'lar ve düğün alaylarının ba­ şında giden Hymenaios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. Ona düştü kız cilveleri. Aphrodite tek olsaydı. yerleştirir onu yatağı­ nın altına. sonradan katılır Aphrodite'nin alayına (Theog. tanrılar orada se­ vişip birleşmiş ve orada doğup büyüyen ço­ cukları Hermaphroditos'un başına Salmakls adlı su perisi ile olan serüveni gelmiş (Hermaphroditos. yani Kazdagının tepesinde seviş misler. Ahenk. Sevmenin. sevgi (Eros) Aphrodite'den ayrılmaz. ölümsüzler arasında da. Üç Güzeller yarış­ masında oynadığı rol ve Paris'le Helena'nın başına getirdiği bela. orada doğup ikisinin de adını alan ço­ cuğu dağ nympha'ları büyütmüş. başka bir anlatıma göre Halikarnassos kentinin batısın daki bir yarda biri Hermes'in öteki Aphrodl te'nin birer tapmağı varmış. ama Theogonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evıeır. Aphrodite'nin öfkeleri. büyüsü. gülüşmeleri oynaşmaları. İ k i tanrı sevişirlerken demir ağın içinde tutklu kalırlar. 295 vd. bir de Harmonia doğar. Roma'da Venüs Genetrix olarak Aeneas destanıyla ilgili rolü Venüs bölümünde da bunca önemli bir yer tutan Aphrodite'nin açıklanır. başkalarının baş kahraman ol­ sans sanatına da tükenmez bir konu olmuş. Eros ile Psykhe masalında da adı efsaneleri azdır. Zeus'la Dione'nin kı­ zıdır. onları suçüstü yakala­ yan Hephaistos da acı acı bağırır.e ) : "Herkes bilir ki. Bu ikiliği en kesin bir tanımlama ile Platon "Şö­ len" adlı diyalogunda dile getirir. Tanrı Hermes ile sevi­ şen Aphrodite'nin Hermaphroditos diye bir oğlu olur. V I I I . ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra Kuşlardan güvercin ve serçe. yani en eski­ si. ama madem ki iki Aphrodite var. uyum anlamına ge­ len Harmonia'nın yanıbaşında korku ve boz­ gun Aphrodite'nin kişiligindeki olumlu ve olumsuz yanları ve çelişkileri simgelerler. bir rol düşmektedir. sevgi de tek olurdu. öbürüne göksel di­ yeceğiz" ballandıra anlatırlar. zarafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler. İlk günden bu oldu onun tanrılık payı İnsanlar arasında da. sonra da yalancıktan Lemnos ada­ sına gider. daha doğrusu kendine özgü geçer. Daha sonra gelen bir başkası var ki. Kinyras'ın kızlarını kendilerini ya­ bancılara satmaya zorlar. ona orta malı Aphrodite diyoruz. ünlü demirci tanrı da kırılmaz. göğün kızıdır. Savaş tanrı Ares'le birleşmesinden ( k i bu birleşme de anlamlıdır) Phobos (bozgun) ve Deimos (korku). Ne var ki aşk tanrıça­ sının kişiliği çelişkili ve belirsiz olarak canlan­ dırılmaktadır efsanede. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur. Salmakis). Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır Al kineos'un sarayında toplanmış konuklara Ares'le Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrı görür ve Hephaistos'a haber verir.el bil güçtür. 201 vd. çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmış sayılır (inim kadar şairleri esinleyen bir tanrıça da . Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. Kişiliği ile tanrılar arasın­ anlatılır. öç almaları kor­ kunçtur: Şafak tanrıça Eos'a.çekleştirir. nasıl ve nedeni belli değil. 1 8 0 d . Kişiliği Hellenistik çağdan sonra Röne­ öyküler az da. sevişmenin tadı. öbürü Troya kral soyundan Aineias'm babası Ankhises'tlr (Ankhises. sahneye seyirci olan tanrılar arasında da dinmez bir kahkaha kopar (Od. Aphrodite topal tanrı Hephaistos'la evlen­ dirilir. Bu tanrılarla ilgili iki türlü sevgi de olacak ister istemez. efsane yazarlarının kimine göre i k i tanrı îda. Aineias).

bir ana tanrıça değil de. Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsa­ ne bağıra bağıra dile getirir. tapınakları ve efsaneleriyle özbe­ öz Yunan. bütün dallan ve bunları esinleyen perileriyle Apollon öz Hellen varlığı sayılırdı. Apollon aydın. kısacası bil­ gi yoksulluğundan gelmekteydi. ışıktır. Dionysos doğanın kendisi değil. ta ki taşkın gücünün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana. ' ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I . mu­ cizeyi aydınlatmak yolunda sayısız ipuçlarının hemen hepsinin Anadolu topraklarında bu­ lunması. yaratılmış bir tanrıdır. Yalnız tragedyada değil. yani Yunanistan kökenliydi. bu olayın n e ­ denlerinin de. kötülüğü önleyip korumak anlamına gelen fiillerden. Ama asıl kaynağı bugüne kadar açıklanamamıştır. Apollon. varlığı akılla algılama ve akıl yetisine da­ yanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve ye­ teneğidir. daha öncesini ara­ ma ve anlama çabasından saptırmıştır. bilimi bir çeşit yetinmeye götürmüş. bulguları çoğaltmak ve değerlendirmek durumundayız bugün. ya da "apello" de­ fetmek. Ama bu güç. özellikle yazı tanıtlarının çokluğu. Mucize gibi ger­ çeküstü bir terim kullanılması. gerekse insan üstüne düşüncesinin o günden bugüne kesintisiz olarak süregelmesi bu ola­ yın bir başlangıç sayılmasına yol açmış. kimi Hitit yazıtlarında rasgelinen Apulunas tanrının adıyla bir olmasın? İlk­ çağdan beri bu adın köken ve anlamını açık­ lamak için boşuna çabalar gösterilmiş: "Apollon" yani cezalandırmak. Bi­ zimkisi yalnız bir deneme. Böyle bir denemeyi bu sözlükte Apollon tanrının kökenleri ve kişiliği üstüne yapmak istiyoruz. Acaba bu ad. Bu olaya geçen yüzyılda bir ad da ta­ kıldı. Bundan ötürüdür ki yeni bilimsel ger­ çeklerin ışığında yeni yorumlar yaparak de­ nemelerimizi önermekten daha ileri gideme­ yiz. insanı bir seyirci ve bir taklitçi olmaktan da ileri götüremez. ama hiçbir şair de Aphrodite'yi Midilli'li kadın şair Sappho kadar güzel dile getirmemiştir. Nietzsche'nin Yunan varlığına özgü en şaşırtıcı yapıtı saydı­ ğı tragedyayı bağışlayana kadar akla karayı seçmiştir bu tanrı. Dionysos'un doğudan geldiğini. Bu tür denemelere bizden önce gi­ rişenlerden esinlenerek ve elimizdeki bilgi ve görgülerden faydalanarak Apollon'un bir Anadolu tanrısı olduğunu tanıtlamaya çalışa­ cağız. Nietzsche'nin de bundan şüphesi yoktur her­ halde. ama aynı zamanda da öngörmedir. Delphoi tanrısı Apollon bunca bilicilik merkezleri. şarap tanrı simgeler. insana karışır ve in­ san çilesini çeker. ölçülü gücü simgeler. ışığın doğayı bir projektör gibi aydın­ latıp karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir. İnsan için dü­ şünülmüş. dur­ gun. kökenlerinin de o zamanlar pek aydınlanamamış olmasından. yaratıcılık insa­ nın doğaya bir başka türlü coşkuyla karışma­ sını şart koşar. gerçe­ ğin gün ışığına yakında çıkacağı umulur. ilkçağın Yunan denilen yaratıcılığında birbirinden ayrı iki öğeyi ayırmak doğru olsa gerek: Bu yaratıcılık iki tanrının simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesinden doğmuştur. Apollon plastik sanattır. İşte bu gücü de Dionysos. Arkeolojinin katkıları da eklenirse. Bu yanlışlığı bilim Homeros'tan başlamak üzere metinleri iyice okumamış olduğu için işlemiş­ tir. akılla algılanabilecek tutarlı tarihsel bir sü­ reç olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. İpuçlarını izlemek. Nitekim in­ san dişisinden doğmadır. Yunandan kalma yapıtların. Ne var ki o gün bugün çok ileri gidilmiş ve elde edilen bulgularla olayın hiç de mucize olmadı­ ğı. Ama bu da az çekici bir iş değildir. ya da başka kökenlerden tü- . Bu iki tanrı da Apollon'la Dionysos'tur. aydınlığın bir kez daha "Anadolu" denilen güneşin doğduğu ülkeden gelmiş ol­ duğunu gösterir. Friedrich Nietzsche'nin "Tragedyanın D o ­ ğuşu" adlı eserinde yaptığı Yunan varlığı üs­ tüne yorum bugün de geçerlidir sanıyo­ ruz. durgun akıl gücü. İlkçağda Yunan denilen varlıkla Akdeniz çevresindeki uygarlık topluluğuna bir yenilik gelmiş olduğu su götürmez bir ger­ çektir. doğayı gör­ m e . Ama Apollon. Bilimin de bugün asıl coşkusunu yaratan neden. anlama ve kavra­ madır. bir çeşit coşku ile asıl yolu olan inceleme. bunların Batı uygarlığının bir başlan­ gıcı diye karşımıza çıkması ve gerek doğa. Yunan mucizesi dendi. insana doğayla birleş­ meyi sağlayan bir araçtır sanki.APOLLON ha yoktur. karanlık güçlerin gizemine er­ mesini. Apollon adının Y u nanca olmadığı artık herkesçe bilinir.

Diomedes tanrıça Aphrodite'yi yaraladık­ tan sonra. Laomedon'a ünlü İlyon su­ runu yapıp da Poseidon'la birlikte ücret al­ mayarak çekildikleri günden başlar (Laomedon). bu kök ise Latince "lux"ta görülen ışık anlamlı köken olarak alınırsa bu anlam tanrının sıfatında da. iki yerde de kendisine "Lykegenes" denmektedir. IV. Sarpedon'un ölüsünü yurdu Lykia'ya taşımak hep Apollon'a düşer. Lykia'lı oldukları bilinen Sarpedon. Glaukos ve Pandaros'la ilgili metinlerde şöyle bir deyim geçer tanrı i ç i n ( İ l . özel­ likle Pandaros'un yurdu olan Zeleie'ye yerleş­ miş Lykia'lıların ili.. Bunu açık açık söyler.37 vd. I . Pergamos tepesinden bağırdı Troya'hlara. Apollon bütün yüreğiyle Troya'lılardan yana dır. dedi ki: Atları i y i süren Troya'lılar. atılın ileri. Bunun nedeni de Apollon'un güneş olmadığı. kalmayın Argos'lulardan aşağı. Yerleri bugün kesinlikle belli değilse de.eki soyu yansıtır. Lykia ilinin adında da vardır. Tanrının Troya çevresindeki şehirlerde de önemi büyük­ tür. ( 2 ) A N A D O L U L U T A N R İ .l y k kökünden gelme. ne demir. Bizim "Lykiâlı" diye çevirdimiz İni sıfat başka metinlerde geçen "Lykios" ve "Lykeios" sıfatları da göz önünde tutulursa. Apollon da.): EyKhryse'yi. Sarpedon'la Glaukos Ksonthos Lykia'sından. kutsalKilla'yı.101. SmlntheUl adı bu bölgede tanrının bambaşka bir isimle de anıldığını gösterir. Lykia soylu. tanrının özünü belirtmek için bir ek ad tak­ mışlar ona: Phoibos demişler. Troya ile ilişkisi çok eskidir Apollon tanrının. bir. Lykia'da doğmuş anlamına gelir İster istemez. Apollon kaynağında ve özünde bambaşka bir varlıktır. 432 vd. güneşi simgelemedigidir.l y k kökünden türeme olup olmayacağı tartışma konusu edilmiştir. Böyle bir tartış­ manın yersizliği şuradan belli ki Lykia bölge­ sinin adı da . parlak demektir ve tanrının ışık saçan aydınlık varlığını dile getirir. Tanrının Lykia ile yakın ilişkisi bilindiği halde bu sıfatın ışık ya da kurt anlamına ge­ len .): . koruya gümüş yaylı. yay­ lıdır. hedefi vuran ya da gümüş. iki yer dile getirilir: Biri "ana­ forlu Ksanthos'un kıyılarında.ı kalesi Pergamos tepesinden seslenir ovada dövüşenlere ( İ l . Lykia'nın adı nereden geline olursa olsun. Pandaros ise Alsepos Lykia'sından gelmişlerdir. I V . dayanamazlar et delen tunç kargılara.kö­ keni Yunancada olduğu gibi ışık anlamını İçerir mi. İlyada'da tanrının adı Apollon ya da Phoibos Apollon diye geçer.119): " Ü n salmış okçu Lykia'lı Apollon" (Pandaros). Kaldı ki bu adın Apollon tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titan Phoibe (Tab. Phoibos'un anlamı belli. ne adı.). ne de nitelikleri Yunan mythos'unda G ü ­ neş tanrı ile bir tutulduğunu belli etmez. ne var ki deniz tanrı k i n tuttuğu halde.ykla'ya s ı k ı s ı k ı y a bağlı. o başka bir sorundur. Ama bu da Hitit çivi yazıtların­ dı geçen "Lukka" bölgesiyle bir tutulabilir mi ve tutulursa Lykia'nın adındaki L u k . Ne var ki Yu nanlılar bile bu adı anlamamış olacaklar ki. Zeleie'den Pandaros'u savaşa götürmek. bu ada eklenen sıfat çokluk okçu. nitekim rahibi Khryses İlyasa'nın başında şöyle seslenir tanrısına (İl. Zeleie. Bu varlığı bize ilk niteleyen metin de Homeros'un İlyada'sidir. 4) ile de bir ilişkisi vardır. 20 vd. Srnintheus. Tenedos'un güçlü kralı. Tenedos ise Bozcaada.. .Troy. İlyada'da Lykia sözü geçince. Apollon I İnme ros destanlarında I. özellikli Troya'da olan bir tanrı olarak çıkar karşımı za. Apollon'un koruduğu Aineias'a da saldırmaktan alamaz kendini (İl. uzak ve semiz Lykia toprakları" öteki Troas bölgesine. anası ve kardeşi de Troya kale­ sinin iç tapmağında oturur gibidirler.): Öfkelendi Apollon. 507 vd. tartışmaya da gi­ rer Alhena Olympos'tan llyon'a fırlayıp gelir (İl. Khryse İda dağının eteğindi-ki kentlerdir. bu yüzden de merkezi Anadolu'da. lanrının Lykia bölgesiyle ilişkisini dile getir­ mektedir. Killa. dinle beni.remlş oldugiı ileri sürülmüştür. V I I . V. Yalnız şuna da dikkat edilsin ki hiçbir kaynak ya da efsanede Phoibos Apollon asıl güneşi simgeleyen Helios tanrı ve onun soyundan gelen tanrısal varlıklarla ilişki­ de gösterilmemektedir. onların derileri ne taş. haydi. Kaldı ki "Lykegenes" sıfatındaki -gen. Bunun dışında Apollon Troya şehrinin içine yerleşmiş gibidir. Apollon güneş tanrı değildir.

. yani Anadolu'nun tanrısı olarak karşımı­ za çıkarmaktadır.): Akhileus korkunç çığlıklarla atıldı öne. alıp saygı göstermesinler mi ölüsüne.): Kimsin sen. Athena'nın Troya'lı yiğidi alda­ tarak öldürmek için kurduğu pis düzen karşı­ sında Apollon'un tutumu öyle isnacadır ki. Apollon'un llyada'da oynadığı bu rol onu OIympos tanrılarından büsbütün ayırmakta. Ksanthos. Apollon'la Artemis'in anası Leto'nun bölgede büyük bir yer tuttuğunu açığa vuran Letoon kutsal merkezi bu üç tanrının Anadolu topraklarına ne denli kök saldığını kanıtlar. gövdesini saran deriyi vakitsiz kurutsun İstemiyordu. Altın kılıçlı Phoibos Apollon 'u gönderdi. niyetin ne. varsayımlarımızın hepsinin somut birer gerçek olacağı umulabilir. Hektor'u öldürmek için yanıp tutuşuyordu. yumuşar bir yürek taşımaz göğsünde. sevgili tanrı. gözden kaçırmıştı ölünün kapladığı yeri.): Phoibos Apollon ölümsüzlere şöyle dedi: Amansız tanrılar. yüksek kentini de. 247 vd. belli. a z g ı n bir aslan gibidir tıpkı. Lykia'da sürdürülen arkeolojik araştırmalar bu tezi gün geçtikçe pekiştirmektedir. V. Patara ve birçok anıtları gün ışığına ye­ ni çıkarılıp. Karşıladı meşe ağacı altında.. 3 3 vd.. kötülerin dostu" der. bak işte. ateş payını vermesinler mi? Siz şu uğursuz Akhilleus'u tutuyorsunuz demek Oysa bilmez o töresince düşünmesini. Görmüştü tanrıçayı Pergamos kalesinden. gece. Akhilleus onu sürüklerken yüzülmesin diye derisi.Apollon birden onu karşıladı. güneşin gücü. istiyordu zafer Troya'lıların olsun. yanında durup seni koruyacak. Aphrodite İle birlikte Hektor'un ölüsünü ko­ rumaktan başka çare bulamaz ( I I . Hektor'Ia yüz yüze gelir.. Gönlünüz bu şehri yok etmek ister. Aklınıza esmiş. Phoibos Apollon. 185 vd. onu görmesin mi karısı. Troya halkı. sakladı koyu bir bulutun arkasına. İyi bir şey mi bu. güzel bir şey mi? Bu güzelim uygarca sözlere Hera gene bir sürü safsata ile karşılık verir: "Oymak tanrı. Ama Phoibos Apollon kaçırdı Hektor'u. nereye götürür seni ulu yüreğin? Oymak zaferi mi vermek istersin Danaolara? Kırılan Troya'lılara acımazsın.. Akhilleus da sıyrıldı tıpkı onun gibi her türlü acıma duygusundan. çocuğu. insanlara saygıdan çekti kendini. Apollon Hektor'a gönülden kılavuz ve ko­ ruyucu olur. bir tanrı için işten bile değildi bu. bayağı dokunur insana. kendine gel hadi. işiniz gücünüz kötülükte. Zeus 'un kızı. anası. bir güzel doyurmak için karnını. k i m s i n sen?. na buradayım. ÖnceZeus'un oğlu kral Apollon dedi ki: Ne diye geldin Olympos'tan ulu Zeus'un kızı. bambaşka bir ahlak görüşü olan bir dünya­ nın. gör. Hektor'Ia Akhilleus arasındaki son ve kor­ kunç çarpışma başlayınca dört döner Hektor'un çevresinde. XX. Lykia yazısının çözümü de bir gün başarılırsa. . Tanrılar arasında bu eşi­ ne rastlanmaz iyilik. gökten ovaya onun için kara bir bulut indirmişti. gündüz. X X I I . kötülük tartışması da ışık tanrının yenilgisiyle biter.443vd. gelir saldırır insan kuzusuna. Hektor güvenle so­ rar ona (İl. görmesin mi babası Priamos. Zeus Akhilleus'la Hektor'un ecelini tartıya koyup Hektor'un ölümü ağır basınca. Söyle hadi. Ama bir baş­ ka yönden de bakılınca ışık tanrı Apollon'la Lykia arasında sıkı sıkıya bağlantı kurulabilir. öteden beri korurum seni de. gül kokulu tanrısal bir yağ sürmüştü ölünün bedenine. yakmasınlar. en hayırlısı bu: Gel de günlük savaşa ara verelim. bilirim. başka kılığa girmek. Apollon da Hektor'u kaderine bırakmak zorunda kalır ve tanrılara karşı bir tanrı ağzından hiç duyulmamış bu eşsiz eleştiriyi dile getirir ( İ l X X I V . Gel.): Aphrodite kovuyordu köpekleri yanından. Apollon ne yapsın. onu kurtarmak için (İl.dinle beni. İda'dan bir savaş ortağı gönderdi sana Kronos oğlu. kendini saklamak gereksinmesini duymaz. ölümsüz tanrıçalar. Ölüyken bile yüreğiniz varmıyor onu kurtarmaya.

sonra başına altın şeritler doladılar. anası emzirmedi altın kılıçlı Apollon'u. Çiçekler içindeydi şimdi. biri Delos'lu Apollon'a. yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayı­ lan Patara'dır. öteki Delphoi tanrısına. Hele Fethiye'nin gör­ kemli kral mezarlarından başlayıp. 1 . 5). kısacası her türden sanatı esinle­ yen büyük yaratıcı tanrıdır. kar gibi ak bir kundağa. İlyada'nm ilk dizelerinde şöy­ le tanıtılır Apollon (İl.. Homerik denilen hymnos. Olympos ve hepsi Anadolu'ya özgü adar taşıyan daha nice kentler boyunca. Hera'nın hışmı­ na uğradığı için hiçbir yerde sığınak bulama­ ması bu övgünün konusudur ve Leto madde­ sinde ayrıntılı olarak incelenecektir (Leto). Buralarda akla kara. Kekova. gece çatır çatır yıldızlarla birlikte kız kardeşi Aya doğru yükselen yalçın dorukları bu hava sarar. kral diye nitelenir Apollon. Titrer tanrılar tepeden tırnağa Zeus'un sarayında o bir yürüdü mü. yaklaşıp parlak yayını bir gerdi mi o. Apollon Lykia deni­ len o ışık ülkesinde de yaşar. Demre. yepyeni bir kundağa sardılar. ey gümüş yaylı. Themis tanrıça nektar sundu ona ve bal gibi ambrosia sundu ölümsüz elleriyle. İşte bu hava Lykia'da sezilir. ey Phoibos. 9 ve 36): "Lete ile Zeus'un oğlu". Apollon onu hor görüp denizin içine gömer diye. ka­ yalara oyulu ya da denizde yüzen o eşsiz mezarları. bütün tanrılar fırlar ayağa. burası Apollon'un ülkesidir demekten alamayız kendimi­ zi. yani övgüler arasında Apollon'a ayrılmış iki övgü vardır. renk renk çakıllar üstün­ de çağlayan dereler de satyr'lere.. . sonra Yunanistan'da kültü yayılınca birçok yerler (tıpkı Homeros için olduğu gibi) tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir. ışıkla dokunmuş. incecik.Apollon Musa'ların yöneticisi. Dile gelmez bir sevinç kapladı yüreğini Leto'nun. Sevinç çığlıkları kopardı tanrıçalar hep bir ağızdan.. Homeros destanlarında da "anaks" efendi. Burada şu noktaya dikkat edelim ki Apollo'nun doğumu bir "kral tanrı"nın doğumu sayılmakta. İlkçağdan bugüne lirik şiirlerin hepsinde belli bir hava içinde canlandırılır. çalgı ve ezgiyi. Ey uzağı vuran Apollon. Zeus'tan gebe kalan Leto tanrıçanın çocuğunu doğurmak için yer araması. ama sonradan önce adalarda. çiçekler içinde Delos. bunların arasında başta ge­ len ve en çok da tutunan Delos efsanesi. "güzel saçlı Leto'nun doğurdu­ ğu".Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları. . Debussy'nin müziğini du­ yar. Doğum şöy­ le anlatılır: (Letoj İki koluyla Fenike ağacına sarılarak dayadı çimenlere dizlerini. Bilim bu iki övgü arasında bir zaman ayrımı saptamış... duru bir suda. tıpkı ormanlarla kaplı bir dağ doruğu gibi. kimi vakit çıkarsın kayalı Kynthos'un doruğuna. ak çöller gibi mavi engine kadar yayılan dalga dalga kumların arasından süzülerek.. Av rıntıya girmeden şunu söyleyelim ki araştır maların verdiği sonuç ş u . ( 3 ) DOĞUŞU. her biri birer tapınak gibi karşımıza çıkan. ama bu doğum öyle olağan bir doğum değildir. Kıyıla­ rında dolaştınız mı. yıkadı seni tanrıçalar kutsal elleriyle arı. Gündüz gümüş yaylı tanrıya bir altın taht kuran. Anadolu bu zaferi Apollon tanrı ile simgelemiş. Homeros'tan Roma çağından sonraki Kommagene krallarının zamanına dek hep aynı Anadolu'lu tanrıdır Apollon. İşte o zaman. şiir ve dansı. övgüdeyse şöyle deniyor-. . Delphoi'ninki çok daha ye- nidir ve sonradan eklenmiştir birincisine. müzikle yoğrulmuş gibi bir şiir havasıdır bu. Titan kızı Leto ile baştanrı Zeus'un bir­ leşmesinden doğmuştur Apollon ve onun kız kardeşi Artemis (Tab. Kaş. ağzında kavalıyla bir Pan ya da Marsyas'ın korularda hoplaya hoplaya oynadığını görür gibi olursunuz. ve çocuk gün ışığına çıkıverdi. besbelli ki Delos övgüsü daha eski. Delos adacığı da korkar böyle güçlü bir tan­ rıya sığınak olduktan sonra. ışıkla karanlık arasın­ da yaman bir savaş verilmekte ve bin yıllar­ dan beri süregelen bu savaşı insan aklı ve sa­ natı kazanmaktadır. ta uzak doğuda Nemrut dağının tepesindeki sivri külâhlı dev tanrı heykelleri arasında da baş yeri tutar.. anlatmakla bitire­ mez onu şairler. nympha' lara yemyeşil birer yunak olmaktadır. lahitleri gördük mü.

Didyma tapınağı gibi. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. . fare ve sıçan kovan anlamına gelir ve büyük bir rol oynadığını tarihçiler anlatmakla Apollon tanrının "aleksikakos". Erythrai. sevimli Maionia'nın efendisi Miletos da senindi. Boğazlardan başlayarak bütün Ege ve A k deniz kıyıları Apollon'un bilicilik merkezlerin­ den bir çelenkle çevrilmiş gibidir. ovalara bakan dağ başları. Biliciligm ilkçağda nail geliştiğini ve ne ek adı. kimi­ si de akıllara durgunluk veren koca bir anıt gibi dikilir karşımızda. hem de arkeolo­ sının kılavuzluğuna dayandığımı ve Z. H e tüter rophile adlı Sibylla. ama gönlünü sevindiren yer. yaptığı freskin bir köşesine Erythrai. nice kutsal koruların oldu. İnsanlar arasında kimi vakit. Erythrai bilikenmez bir gelir kaynağı olmuş. yüce dağ başları şenin oldu. tanrı orada H e bağlantı kuracak bir tek söz yok. Mopsos). bir nympha'nın kızıymış. Yunan tanrı dünyasına sonradan ka­ Ksanthos (Kocaçay) vadisiyle Pamphylia'ya tılan ve adı bile Yunanca olmayan Apolkadar uzanan bütün Lykia kıyıları vardır. Bililon'un Kybele'nin oğlu Attis'le bir tutulması ciligin de bu merkezlerden çıkıp Yunanis­ gerekmez mi? Bu konuda Halikarnas Balıkçı­ tan'a yayıldığı hem efsane. yerleri pek bilinmeyen bu merkez­ pos'lu tanrılar arasına. Leto'nun da Lykia'da LeSonra sırayla bugün de bilinen merkezler: Gryneion. Taşlıkjik bulgularla kanıtlanır. tıpkı İlyada'nın i l k ya da erkek "mantis" yani bilici. Apollon tanrıyla ilgili bilicilik sen de beslenir semirirsin başka elden. Klaros. Pausanias'a göre. Kasbir saygıyla karşılandığı zaman bile Apollon sandra. nice tapınakların oldu senin. İda'lı yanan yağlı etlerden. O kadar ki Raphatapmağı. Helenos'la Kassandlıoglu'nun "Tanrı Apollon ve Anadolu ile M ü ra bir yana. anlaşılan şu ki. Troya'nın yanıbaşında Thymbra' Bu övgüde Yunanistan'la tanrı arasında lı Apollon tapınağı vardır ki. Biraz ötede Khryse. tunmuş ve Delphoi bu politikayı benimseyeatkılarda dolaşırsın. to'nun oğlu olduğu. Srnintheus olur. Didyma ve tanrı­ da yahut Lat adıyla anılan Anadolu'nun Ana nın asıl doğum yeri ve yurdu sayılan Patara. Delos övgü­ cisiyse. Bu sanat. kıyıdaki o büyülü şehir senin malın. Apollon'un Sibylla adıyla dünyaya ün salmıştı. ilk ve en eski bilicilik merkezleriyse Anadolu'da­ dır. Delos'tu. kadın rin en ünlüsü Herophile. Ne var ki bu sonradan olmuş. sanki başka bir diyardan gelmektedir OlymZeleia var. öbür bilicilik merkezlerini zamanla gölgede bırakmıştır. bilicilik merkezlerine tü­ leri defetme gücünü dile getirir. Bu güçlü tanrının Lelerin de önemli olduğu anlaşılır İlyada'dan. Kalkhas Bir tanrıçanın ağzından dile gelen bu m o ­ ve Mopsos gibi efsanelik kişilerin serüveni de dern turizm anlayışı Yunanistan'da pek tu­ aynı gerçeği kanıtlar (Kalkhas. yani kötülük­ bitiremez. Anadolu'dan çıkmış ve yayılmıştır. hiç durmadan. Laokoon). Bu bilicile­ esinlediği öngörme yetisiyle insanlar. insanlar yüzlük kurbanlarla nasıl el Vatikan'daki Sixtina kilisesinin tavanına buraya gelir. Milletos'un kurduğu büyük Didynasebeti" (İstanbul 1954) adlı araştırmasından ma tapınağı ve onu işleten Brankhos oğulları faydalandığımı belirtmek isterim. kâhin dizelerinde adı geçen Khryses gibi Srnintheus Apollon'un tapıcısı bir kadındır. Ama bunları saymakla bitiremeyiz.AI'OI I . Killa. falcı. görürsün.ON rek göz kamaştırıcı bir zenginlik toplamış. ey tanrı. (Brankhos) da bir yana. Bunların ki­ minin izi silinmiş. Erythrai (ildir) bilicisi (4) BİLÎCİLİK MERKEZLERİ. Bütün bunlardan madem si'nin toprağında hiç bereket yok. Olympos lenos'la Kassandra'ya esinlemiş biliciligi. Tanrıçasından başkası olmadığı göz önüne bunların arasında daha bir sürü kutsaklar ve alınırsa.asıl. Ladoruğunda tanrılar toplantısına varıp da aşırı okoon o tapınağın rahibidir (Helenos. Anadolu'dan Güney İtalya'ya göçüp sünde Leto kurak ve kayalık adacığa parlak orada kent kuran Kyme'lilerin Sibylla'sıyla bir gelecek müjdeler: birlikte ilkçağ dünyasının en ünlü dört kadın Senin olursa okçu tanrı Apollon'un bilicilerinden biri sayılırdı. bir köşe­ nasıl toplanır insanlar burada ve dumanlar sine de Cumae Sibylla'sını oturtmuştur. sensin efendisi Lykia'nın.

Kassandra.t M ^ >ı ı v Yunanistan'da Delphol merkezinin kurulu­ şuna değgin efsaneden de aynı sonuç çıkarı­ labilir. Okçu ve yaman okçu oluşu onun doğu ile ilişkisini daha da pekiştirir. tanrı Zeus da oğluna kuğuların çektiği bir araba.. tanrıça kehanet verirmiş o sunakta. Apollon ya da Artemis'in okuyla ölmek ansızın tatlı bir ölüme kavuşmak anlamına gelir. Ama kuğular onu Hyperbore'liler ülkesine uçurmuşlar (Hyperboreoi). /I'I . Işıklı tanrının aşkları da önemli bir rol oy­ nar efsanelerinde. Marpessa. Ordu içine tanrının okları yağdı tam dokuz gün. Orada bayram ve şenlikler içinde yaşamış.. öfkeli. k ı z g ı n tanrı yürüyordu gece gibi. İndi Olympos'un doruklarından. ( 5 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . bir süre Tesalya'da Admetos'a sığırtmaçlık etmiş (Admetos). köpürmüş. Pythia tıpkı Sibylla gibi tanrı sözlerini ya da buyruklarını insanlara Homerik destanların vezni olan hexametron ile aktarır. Omphalos) sayılan bir çuku­ run üstüne bir üçayak yerleştirilmiş. gidip Yunanistan'da bir tapınak kurmasını buyurmuş. Tanrı­ nın asıl niteliğini açığa vuran bu dizeleri aşa­ ğıya alalım ( İ l . Leto). Bu falcılık. başına bir altın külah ve eline de bir rebap vermiş. köpeklerin düştü peşine. Kız kardeşi Artemis'le paylaştığı bu yetenek tanrıya büyük bir üstünlük sağlar. Delphoi tapınağında dünya­ nın göbeği (Yun. Tanrı canavar da olsa bir cana kıydığı için arınmak zorunda kalmış. Musa'ların yöneticisi olarak ünü Yunan-Latin şiirinden başlamak üzere Batı şiirinde bugüne dek gök­ lere ağmıştır (Musa'lar). 1 . doğayı simgeleyen perilere de yönel­ miş bu aşkların çoğu sonuç vermeyen bahtsız sevgiler diye nitelenir (Daphne. i l c i u c u ( ç a p a l ı okluğu. Hyakinthos). bu kav­ ganın nedeni de Apollon'un öfkesidir. 4 5 vd. saldı okunu. Olympos'a ilk ayak bastığı gün öbür tanrıların kor­ kuyla yerlerinden fırlamaları da bundan. acı. Kaldı ki anası Leto ve kız kardeşi Artemis de doğrudan doğruya Kybele ile bağlantılıdırlar ('Artemis. Pan. kargıcı Yunanlıların ödleri kopardı çünkü Doğu­ lu okçulardan. Python denilen bir canavar ekinlerin hepsini yok etmekteymiş. korkunç. Güzel delikanlılara olduğu kadar. dönüşünde de Pytho yarış­ malarını kurmuş. oklar omzunda şangırdıyordu. burada tanrıça Themis'e adanmış bir sunak varmış. periden izin alamayınca (Telphusa). Omuzlarında y a y ı . başka bir anlatıma göre Admetos'un yanın­ daki uşaklığı Kyklops'u öldürdüğünden dola­ yıdır (Kyklop'lar). Apollon İlyada'nın ilk dizelerinde okçu tanrı olarak çıkar karşımıza. Marsyas).): . Leto'dan doğma iki okçu tanrı bu yetilerinden birçok efsanelerde faydalanırlar (Niobe). başının üstünde kuğu kuşları uçuşmaya başlamış. Efsaneye göre bu ejderi Hera salmışmış Leto ile çocuklarının başına. sonra Yunanistan'a gelmiş. Kavruluyordu birbiri peşi sıra bir yığın ölü. tanrının bilici kadını Pythia bu üçayak üstüne oturarak ve çukurdan yükselen gazlarla kendinden ge­ çerek fal verirmiş. İlyada'nın konusu Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavga ise. Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzeri­ ne de birçok efsaneler anlatılır. Bu vezin ise Daktyl'ler ve Kybele kültüyle ilişki görün­ mektedir (Daktyl'ler). Müzik alanında baş­ ka tanrılar ve ölümlülerle giriştiği yarışmalar da birçok efsanelere konu olmuştur (Hermes. Önce katırların. Korintos körfezinin kuzeyinde. Kımıldandı mı. Apollon Python'u öldürür ve büyük bilicilik merkezini de ejderi öldürdüğü yerde kurar. Delos'lu Apollon övgüsünden epey sonra ve onun örneği üzerine kaleme alınmış Delphoi'li Apollon övgüsünde şu efsane anla­ tılır: Apollon doğar doğmaz. Yerleşti gemilerin ardına. Andolu'lu Apollon'la Anadolu'lu Ana Tanrıça ile bir bağ kurmayı esinler. bin vınlama çıktı gümüş yaydan. sonra saldı birsiuri o l c insanların üstüne. Ne var ki bölgeyi bir ejder kasıp kavurmakta. Bu nokta bir de Delphoi'nin dünyanın göbeği sayılması ve o m p halos kavramıyla Kybele kültüne özgü bir motifi benimsemesi (Kybele). Parnassos dağının eteğinde yer yer ormanlarla örtü­ lü yemyeşil bir ovaya inmiş. bilicilik sanatıy­ la Delphoi tapınağının ne hazineler topladığı dillere destan olmuştu. Pytho diye anı­ lan bu merkez sonradan Delphoi adını almış­ tır. Önce Boiotia'da Telphusa pınarının yanıbaşında kurmak istemiş tapınağını.

tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. Savaş tanrı Ares'in Roma'da karşılığı Mars'tır. babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yapar­ mış. bir bu yana. nakış yapmada. biliyorum. Orpheus. beddua. kilim dokumada öylesine usta. Danae'ye yaklaşmasını filan. Tanrılar babası­ nın bu sızlanmalara verdiği karşılık şudur (İl.5): Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla Hebe'yi. Troya savaşında yiğit Diomedes Athena'nın yar­ dımıyla karnından yaralar Ares'i. İlyada'nm beşinci bölümünde tanrılar da Akha'larla Troya'lılar arasındaki kıyasıya savaşa katılın­ ca. Roma devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş.dönek Olympos'ta oturan tanrılar arasında • benim iğrendiğim tanrısın sen. saldırgan Ares'ten çekinme. saygı göstermişse. bir o yana döner. kavga. son­ suzluğa dek tozlu duvar köşelerinde ag örsün de hiçbir faydasını görmesin. El sanatlarında Anadolu'nun Yu­ nanistan üzerine üstünlüğünü dile getiren bir efsanedir Arakhne efsanesi. çılgın deli. Zeus'un kafasından çıkma. Tanrıça da o zaman kim olduğunu açık­ layarak başlamışlar gergef başında yarışma­ ya. geçiyor bile. uğursuz ola­ rak nitelendirilen Ares insanların baş belası. anadan gelme sana. Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera Ares'in anası Hera ile herhangi bir ilişkisi­ ne pek rastlanmaz destanlarda. Arakhne Lydia'lı bir kızmış. ey kaleler yıkan. Hera'dan ben de ona zorla dinletirim sözümü. Atheria isterse gelsin nakışta yarışalım de­ miş. hele babası Zeus'un ondan hoşlanmadığı besbellidir. B u ça­ tışmada elbette ki akıl üstün gelecek. delinin biridir. Athena Olympos'un on iki büyük tanrısı­ nı işlemiş nakısına. Tanrıça buna kızmış. Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini canlandır­ mış:' Zeus'un Europe'yi kaçırmasını. kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. savaş işin gücün. kızı da iş işlemede. Doğuşunu üç dizede şöyle anlatan Hesiodos (Theog. çünkü Athena aklın yönettiği savaşı. şaşakalırlarmış yaptığı işlere. 830): Ares. V. H e ­ le Homeros destanlarında kaba kuvveti sim­ geleyen Ares'e eklenmedik aşağılayıcı sıfat kalmamıştır. Ara. Öğütler vermiş. sevimsiz.) : Böyle ağlaşıp durma dizimin dibinde. Arakhne de ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş ol­ makla geçinen Atina'nın baş tanrıçası Athena ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sü­ rer dururmuş. yokmuş onun üstüne bütün bölgede. körü körüne çarpışmayı simgeler. kadınları bi­ linçli. Yunan dün­ yası onu o kadar hor görmüş. gide­ rek gülünç bir kişi olarak canlandırmıştır. 30. Paian). Adının geçtiği sayısız efsaneler için yukar­ da gösterilen adlarla ilgili maddelere bakınız. Ama Arakhne hiç oralı olmamış. Ares. eleavuca sığmaz huysuzluğun. hep hırgür. Dağ­ dan. Kimi zaman çoğul ola­ rak gösterilip öç perileri Erinys'lerle bir tutu­ lur (Erinys). insanların baş belası Ares. Lydia'lı kız üzüntü­ sünden kendini asmış. Arakhne. Zeus'un kalkanıyla dövü­ şen Athena zaferi kazanacaktır. elleri kanlı.Apollon birçok ozanların babası sayılır (Linos. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş ki. o da Zeus'un yanına sığınıp ağlaşır. daha alçakgönüllü olma­ sını. Apollon önce Ares'in işe karışmaması . yırtmış nakısını. Ares ise akılsız­ ca. Yaklaş ona. Lanet. kötünün kötüsüdür o. Tragedyalarda bu kavramla­ rı simgeleyen tanrıça. öyle becerikliymiş ki. Apsyrtos. ilenme anlamına gelen yunanca kelime. 921) bir daha pek söz etmez bu tan­ rıdan (Tab. Hekim tanrı olarak adı genellikle oğlu Asklepios'unkiyle birlikte anılır (Asklepios. Argonaut'lar. Derken bü­ yük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini. Aristaios). ellerin kanlı. 889 vd. Bkz. Asıl çekişmesi de Athena iledir. ormandan periler bile gelir. bir koca­ karı kılığına girip çıkmış Arakhne'nin karşısı­ na. Azgın. kendininkinden aşağı kalmıyor. Apollon'la Athena Ares'i şöyle kınarlar (İl. Lydia kızları. giderek gururlu olurmuş. V. İşlerini bitirince Athena bakmış ki kızın nakısı kusursuz.

ı dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasınd. Athena araya girip Kaderin Kyknos'un yenilmesine karar verdiğini. Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri.Ö. yaraladı karnından. bu kaynağın dibinde de günün birinde Ares. ama Ares akıl ve man­ tık dinlemez. Herakles destanında Ares. Ares'in yabani Trakya boylarının yanında oturmaktan hoşlandığı ve bir gelene­ ğe göre kızları olan Amazonların da oradan kaynak bulduğu söylenir. Ares'in Aphrodite ile birleşmesinden P h o bos (Bozgun). Enyo adındaki kızı da tanrı neredeyse oradadır. Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur.): Gür narah Diomedes de atıldı tunç kargısınla. oğlu Kyknos'u yiğitle olan savaşında korumak ister. gene atılır körü körüne savaşa ve Herakles'ten yara alarak gene utana uta­ na döner Olympos'a. biri Elis'te. ırmak kovalamış. bu tepe- nin eteğinde bir kaynak fışkırır. Savaşa doymaz Ares öylesine bağırmıştı.için onu Skamandros ırmağınınkıyısına otur­ tur. V I I I . karmlığm bağlandığı yere tam. Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesinde fil . Arethusa yerallın. Deimos (Korku) ve bir de Harmonia doğar. so­ nunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye. Medeia ile İason efsaneleri ise traged­ ya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Sene ca'ya konu olmuştur. İ. ama Alpheios gelip sularını sula rina karıştırmasın diye. İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonaut'lar serüvenini bize bir tüm olarak R o doslu Apollonios anlatmıştır. 855 vd. Ares çıkagelir. Tanrıça da önce kızı bir buluta sarmış. Alkinoos. öbürü Sicilya'da Arethusa adlı iki kaynağın varlığını açıklamak için uydurulmuş olsa gerek. Derken Poseldon Olympos tanrılarını tepede toplamış ve Ares'in bu suçunu yargılamalarını istemiş. Palias Athene tutup yöneltti kargıyı tam Ares'in göbeği altına. Bu uzun öyküyü. sonra derisini yırtıp kargıyı çekti çıkardı. bir ej­ derin beklediği bir suyun kendisine adanmış olduğunu anlatır (Kadmos). Bkz. Ona kimi zaman Eriş (Kavga) de katılır. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarı­ dır. kimi zaman buna ver­ mesinden ileri gelmiyorsa da. yani Ares tepe­ si diye bir yer vardır. savaşı şöyle anlatılır ( İ l . Tanrılar mahkemede Ares'in beraatına karar vermiş. V. süklüm püklüm Trakya'ya doğru yol alır (Od. buna karşı gelmenin akıl kârı olmayacağını söyler. III. Bu efsane. Efsaneye göre. Atina'da adam öldürmelerin ve dinsel suç­ ların yargılandığı Areopagos. sonra bir kaynağa dö nüştürmüş. Çırılçıplak yüzerken birdenbire ırmak­ tan yükselen bir erkek sesi duymuş. Bu dev tanrı Homeros destanlarında yürek­ li ve yiğit olarak bile gösterilmiyor. Aglauros tan olma kızı Alkippe'ye Poseidon'un oğlu H a lirrhotios'un saldırdığını görmüş ve öfkeye kapılarak öldürmüş saldıranı. çeşitli bölümlerini başlık­ larla göstererek özetlemeye çalışalım. Arete. baş konusu sa­ vaş olan bir destanda savaş tanrının bu kadar hor görülmesi şaşılacak bir şeydir. yıkanıyormuş. (Kyklopes). vurdu onu. Akha'larla Troya'lıları yakaladı bir titreme. Thebai'de de Kadmos'un atası olarak tapım gördüğünü. Argonaut'lar (Argo Gemicileri). Argcs. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de büyük Dor şairi Pindaros işle­ miştir. tunç Ares de öyle bağırdı. Artemis'in çevresindeki avcı kız­ lardan Arethusa günün birinde ay yorgunlu­ ğunu gidermek için ırmağa girmiş. ama işler çatallaşıp Aphrodite de yarala­ nınca. 359 vd. on bin kişi. Ares kavgasına tutuşmuş dokuz. savaşta nasıl bağırır çağırırsa. Kıza tu­ tulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. Dönekliği zaferi kimi zaman ona. Arethusa.ı gene yeryüzüne çıkmış (Alpheios). Odysseia'da anlatılan aşk macerasında (Aphrodite) Ares Hephaistos'un ağına düşüp yakalandıktan sonra hiç ses çıkarmaz. Phobos'la Deimos ayrılmazlar babalarının yanından. O koşmuş.). Kız sudan dışarıya fırlayıp olduğu gibi koşma­ ya başlamış. A R G O G E M İ S İ .

kadın yüzlü canavarlar olan H a r p ya'ları rüzgâr tanrı Boreas'ın oğulları Kalais üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. Bu kral Harpya'lar belasına uğramıştır. ARGONAUTLAR KİMLERDİR? Sefere katı­ lanlar Troya efsanesi kahramanlarından ön­ ceki kuşaktan kişilerdir. Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisini iyi karşılayan Aletes'e Zeus'a kurban ettiği koçun altından olan postunu verir. Peleus'la Telamon. Altın Post. Onu yapan ustanın adı da Argos imiş. Helle. Herakles). Argo gemisi Tesalya'daki bir limandan denize indirildi. Bundan sonra da Çarpışan Kayaların çarpış- . güvercin geçebilirse. Hypsipyle). ama genellikle en ünlü kahramanlar şunlardır: İason. onlarla sevişerek gebe kaldılar (Thoas. lolkos kralı Aison tahtını Kanatlı. yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. Geri gelmeyince Herakles onu arama­ ya koyuldu ve şafak sökerken hâlâ dönmedik­ lerinden gemi Herakles'i Mysia'da bırakarak yoluna devam etti (Hylas. Meleagros. İason bu sefere çıkmak zorunda kalır. Delion'Iar kralı K y z i kos'u yanlışlıkla öldürdüler (Kyzikos). Ora­ dan da Marmara denizine girdiler ve Kapıdag yarımadasına vardılar. Adanın kadınları kocalannı öldür­ müşlerdi. ozan Orpheus. Kalais ile Zetes). K Y Z l K O S . MYSİA'DA HYLAS'IN K A Y B O L M A S I . atılgan yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan. Aison'un ile Zetes yener ve kovarlar. İdmon. arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasına girer ve kuş gibi ancak pupası biraz zedelenerek geçer. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar (Athamas. Pelias cak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini bildirir da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gi­ (Amykos. Mysia kıyılarına vardıklarında (Mudanya lima­ nına çıkmış olacaklar) Herakles ormana dalıp kırdığı küreğinin yerine yenisini kesmeye git­ ti. bu işte tanrıça Athena'dan da yardım gördükten sonra yola çıkar (Aison. Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler. Karadeniz'e çıkmadana Symplegad'lar yani çarpışan kayalar­ dan geçmeleri gerektiğini Phineus söyler Argonaut'lara. Tanrı Apollon'a ya­ pılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı: İdmon'un kendisinden başka yolcuların hepsi geri dönecekti. Bu iyiliğe karşılık oğlu İason delikanlılık çağına gelince PeliPhineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıka­ as'm karşısına çıkıp tahtını geri ister. M a v i Kayalar diye de tanımla­ nan bu iki kaya aralarından bir gemi geçti mi. Birinci durak Lemnos adaşıydı. Kadıköy'e yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzeri­ ne yelken açan Argo gemisini fırtına Boğaz­ dan uzaklara Trakya kıyılarına atar. yanında Hylas adlı çok sevdiği bir genç vardı. bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos'la Helle'yi sırtı­ na alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekisidir. İason kuyruğundan birkaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlar­ lar. PHİNEUS. kendileri de arkasından geçmeye kalkışsınlar. S E F E R t N N E D E N İ . YOLCULUK. Mythos yazarlarının bunlar üstüne verdikleri listeler birbirini tut­ maz. S E M E N D İ R E K . ara­ larında ne varsa paramparça olurmuş. AMYKOS. L E M N O S ADASI.Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemiymiş. Adada erkek olmadığından Lemnos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve ÇARPIŞAN KAYALAR. gemi ustası Argos. Kastor'la Polydeukes. Herakles ve daha başkaları. Çanakkale Bogazı'na girmeden Samothrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdü­ ne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. ALTIN POST. Yunanistan'da ne kadar gözü pek. yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır. Phriksos. Phineus Argonaut'lara şöyle bir denemede bulun­ malarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından. Boreas'ın oğulları Kalais'le Zetes. iason). Pelias. K ı z kardeşi Helle Boğazları geçerken de­ nize düştükten sonra. Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermiş­ lerdi. dümenci Tiphys. dip Phriksos'un orada bıraktığı altın postu getirmesini buyurur. Aietes). Harpya'lar.

A L T I N POST'UN ALINMASI. kralı Minos adayı koruma görevini vermişti. Ne var ki Aietes as'm da tahtı geri vermeye hiç de yanaşmadı­ gene de Altın Post'u vermeye razı olmaz. Destanın bu bölü­ mü de karışıktır. A M A Z O N L A R VE KOLKHİS'E VARIŞ. laya ekip üstünde fışkıran silahlı adamları bir­ Babası Aison'un öldüğü haberini alır. İason'u konuklamak istemez. İason Altın Post'u yunduruk altına sokmayı ejderin dişlerini tar­ amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a döner. bir gün boyunca ne yara­ oldu. Hera'nın dan böyle Argonaut'ların ve İason'un bütün koruyuculuğu altında Kharybdis'le Skylla uçu­ işlerini eline alır ve dilegince yönetir. Medeia'nın dediği gibi olur. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir çareye başvurmuştu: Yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaş­ tılar. İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. Du­ rak yapmadan Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerler ve Phasis ırmağına (Pasinus) yani Kolkhis (Gürcistan) ülkesine varır­ lar (Amazon 'lar). Ejderhanın dişlerini toprağa ayağını burkarak bileğini sıyırdı ve damannektikten sonra silahlı adamlar biteceğini. yoksa Boğazın olağanüstü anafor ve akıntıları efsaneye böy­ le bir imgeyle mi yansıtıldı? Her neyse bu en­ geli de aştıktan sonra Argonaut'lar Yunanlıla­ rın Pontos Eukseinos yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz'e çıkarlar. tandır. bunların kavgaya tutu­ Talos böylece can verdi (Talos).arındırır ama. Argonaut'lar daha öteye gidip Ama­ zon'lar ülkesine çıkarlar. dev birden lanır. Argonaut'lar Girit'e yaklaşınca Talos koca Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah bir kaya alıp Argo gemisinin üstüne fırlatacak geçmez hale sokar. ihtiyarlamakta olan baba mış. ama Medeia daha hızlı davran­ la arkadaşlık kurar. ne de ölür. ama bir ejderi öldürmesini. Kral Lykos onları iyi karşılar. İstanbul Boğazında akıntı yüzün­ den oynak kayalar mı vardı. arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla vakit kay­ bettiler. Bu kez fırtına onları etes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır. Girit'te eski tunç soyundan kalma Talos adın­ tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öl­ da bir dev yaşar. ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölür­ ler. DÖNÜŞ YOLCULUĞU. Bir anlatıma göre Argo Ka­ radeniz'de İstros (Tuna) ırmağının ağzına va­ rır ve ırmak yoluyla Adriyatik denizine çıkar (o zamanki coğrafya görüşlerine göre Tuna Karadeniz'i Adriyatik denizine bağlayan bir su yoluydu) . ara­ dan akmaya başlayan kan bir daha durmadı. İason boğaları bo­ Y U N A N İ S T A N ' A V A R I Ş . Burada Medeia'nın tüyler ürperti­ go gemisini yakmaya ve Argonaut'ları öldür­ ci bir oyunu yer almaktadır: Pelias'ın kızlarıy­ meye kalkar. deia araya girer. Meolup içinde bir kan damarı bulunmaktaydı. Ertesi sa­ bah Argo gemisi şafak sökmeden yola çıkar. ateş püsküren. oradan Girit'e geçerler. bu yüzden Argonaut'lara yetişemedi­ ler. gonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Argonaut'lar Seiren'ler adasının önünden ge­ Aietes'in karşısına çıktıklarında. Talos tepeden tırnağa tunç­ dürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. larına bir taş atarsa. leyen ejderi uyutmuş ve koçun pöstekislnl alıp Argo gemisine kaçırmışlardır. Güçlü bir büyücü olan Medeia bun­ Seiren'lerin sesine kulak vermezler. Kirke Medeia'yı kardeşini öldürmüş olma suçundan M E D E İ A . Amazon'ların ülke­ si Thermodon (Terme çayı) ve Themiskyra (Terme) şehriyle merkezlenir efsanede. İason'la el ele vererek Altın Post'u beklarını gençleştirmenin çaresini kendilerine . Kral Airumlarını da geçerler. Libya kıyılarına atar. Ar. Medeia iason'u görür ve büyük bir aşkla ona söylediği ezgi o kadar güzeldir ki gemiciler tutulur. Medeia'nın halası olan büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. Ar­ ğını görür. ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. İason'a kendisini eş olarak Hephaistos'un yaptığı bu robot adama Girit almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. Sonra da yiğide büyülü bir merhem hazırlar.maktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıklan anlatılır. Pelibirlerine öldürtmeyi başırır. yalnız ayak bileklerinden biri etten fason ister istemez bu koşullara evet der. ama Medeia onu büyüledi. şup birbirlerini öldüreceklerini de söyler. kralın kızı çerken ozan Orpheus canavarları büyüler.

Dionysos). Ariadne uya­ nıp bakmış ki adada yapayalnız. îason'la Medeia bu su­ çu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar. ama üzülme­ ye vakit kalmadan tanrı Dionysos gelmiş. Ariadne. gündüz gözlüyormuş. Kolkhis'e döndüğü ve daha birçok suç ve serüvenler­ den sonra babası Aietes'le barıştığı bazı efsa­ nelerde anlatılır (Medeia). (1) Zeus ile Niobe'nin oğlu. ya da büyülü bir değnekle Argos'u bir daha uyanmayacağı bir uykuya dal­ dırmış. 782). Medeia'yı uzaklaştırmak çarelerini arar. Tartaros'la Gaia'dan dogma Ekhidna ca­ navarını öldürmüş. Hera da gözlerini kendisine özgü ve çok sevdiği tavus kuşunun tüylerine yerleştirmiş. hızlı demek) yapan ve ona adını veren usta. Başka bir anlatıma göre. Ama Theseus kızı o adada bırakıp gitmiş. Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerden ilerledikçe yumağı açıp ipliği ye­ re bırakıyormuş. Argos'un yüz değil de. Orada Aigeus'a kendisiyle evlenirse ço­ cuk doğuracağını söyler. Argos'a Zeus Peloponez krallığını vermiş. MEDElA'NIN SONU. o kadarı açık kalıp bakarmış. Arima. birden körpe bir kuzu çıktığını gösterir. bu işler olup biterken İason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. ama bir süre sarayında alı­ koyduktan sonra. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar. Çünkü böyle bir efsane vardır: Hermes'in öl­ dürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. Hesiodos da Ekhidna canavarının orada kapalı olduğunu anlatır (Typhon. bu yüzden de Argos denmiş bütün yarımadaya. Atina'dan da sürülür. II. Bundan sonra atası Helios'un kendi­ sine gönderdiği bir uçan arabayla Atina'ya uçar. (2) Argonaut'ların gemisi Argo'yu (argos. lason da korkunç karısından bıkmışa benzer. Güneydoğu Anadolu'nun Kilikya bölgesinde bulunan dağlık bölgenin adı. Düğün hediyesi olarak Ariadne'ye Hephaistos'un yaptığı altın bir taç vermiş. Minotauros'un bulunduğu bin bir dehlizli Labyrinthos mağa­ rasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti./I kafasının önünde.öğreteceğini söyler ve örnek vermek üzere yaşlı bir koç alarak keser. Nasıl olmuşsa olmuş ama Argos öl­ müş. Tartışmalı yorumlara yol açan bu sıfa­ tın anlamında bilginler karar kılmış gibidir. Sonra da Ariadne'yi kaçırıp Naksos adasına varmışlar. bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. Argos'lu ise Akha'ların hepsine ve­ rilen genel bir sıfattır. Pelias'ın kızları bu düzene kanarak babalannı öldürüp kazana atarlar. ikisi arkasında yalnız dört gözü varmış. uyuduğu zaman bile gözlerinin hepsi kapanmaz. büyülü otlarla kay­ nayan bir kazana atar. Efsa­ neye göre bu dağların altında iki ejder yat­ maktadır: Homeros'a göre Typhoeus'un ini buradadır (İl. ikisi ı. O sırada bü­ yücü kadın ömrünün en korkunç suçunu iş­ ler: Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir. Minos'la Pasiphae'nin kızı (Tab. sonra da Zeus'un inek bi­ çimine soktuğu sevgilisi lo'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş. (3) Homeros destanlarında tanrı Hermes "Argos u öldüren" "Argeiphontes" ek adıyla anılır. kı­ zın güzelliğine vurulmuş ve onu alıp Olympos'a götürmüş. Theseus Girit'e Minotauros'la çarpışma­ ya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüş ve görür görmez de ona tutulmuştu. sonra da taç gökte bir yıldız olmuş (Theseus. . Ama Zeus Hermes'e İo'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. ne kadarı kapanırsa. Argos 1 1 yada destanında Yunanistan'dan gelip Troya'ya saldıranların tümünün yurdu olarak gösterilir. Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtar­ mış. Bunu nasıl yaptığı konusunda söylentiler çeşitlidir: Kimine göre uzaktan attığı bir taşla yere sermiş Argos'u. 11). kimine göre Pan'ın kavalını çalarak devi bü­ yülemiş ve bütün gözlerinin birden kapanma­ sını sağlamış. Kreon'un kızı Kreusa ile ev­ lenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. kız onu giyer giymez yanma­ ya başlar. Ekhidna). Dirilmedigini görünce çılgına dönerler ve yurtlarından sürülürler (Pelias). Sonrala­ rı Argos adı yalnız batısındaki Argos kentine ve Argolis denilen bölgeye ayrılmış. Argos ineği bir ağaca bağlayarak gece. Theseus'u öldürme­ ye çalışır. Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. Niobe Zeus'un sevdiği ilk ölümlü kadındır. Argos.

kralın kendisini de . Sonra da denize atacakmış kendini. sofrayı devirdiği gibi. Orpheus). İtalya'yı. servetler topladıktan sonra. Kyrene oğluna deniz ihtiyarı diye anılan kâhin Proteus'a baş vur­ masını salık verir. tanrı Apollon da Arion'un sazıyla üstünde yolculuk ettiği yu­ nus balığını gökte birer burca dönüştürmüş. Zeus Arkas'ı büyütmek üzere Hermes'in anası Maia'ya vermiş. hemen yunus balığının biri onu sırtına almış ve Yunanistan'a kadar gö­ türmüş. Bu kral Zeus'u sına­ mak istemiş. çalgısı öyle dokunaklı ki. H e m tarihçi onu bir masal diye değil. çok para da kazanmış. torununu doğrayıp parçalarını tanrının sofrasına çıkarmış. Arion onu yarattıysa. ünü Midilli'den çok ötelere yayılmış. çünkü en çok bu şehir adamlarına güvenirmiş. Çocuğu kırlarda at adam Kheiron ve nympha'lar büyütmüş. bu tür. en güzel rubala­ rını giyip son bir kez güvertede denize karşı saz çalmayı dilemiş. Güvenmiş tanrıya ve bakmış ki başka kurtuluş yok. kesti­ ği kurbanları dokuz gün sonra yoklayınca. üstelik Korinthos'un yöneticisi Periandros'u da dost edinmiş kendine. Apollon'un kutsal hayvanları yunus balıkları belirmiş çevrede: Toplanmış. Öyle güzel çalmış. Arkas ana tarafından Lykaon'un torunuydu. dost Periandros'un yanına dönecek olmuş. güzel kadın düşüp ölür. Herodotos'un anlattığı masallar ara­ sında Arion'un masalı kadar sevimlisi yoktur. Serüvenini şöyle anlatır: Dag ve su perilerini kovalamaktan hoşlanan Aristaios günün birinde ozan Orpheus'un karısı Eurydike'nin peşine takılır. IV. bana hayatımı bağışlayın di­ ye yalvarmış. öyle dokunak­ lı söylemiş ki. Aristaios da Odysseia'da Meneloas'un yaptığı gibi (Od. Arion sanatıyla yalnız ün değil. Orada da bir süre kalıp. Tesalya'lı ırmak tanrı Peneus'un tonınu olan Kyrene adlı nympha'yı tanrı Apollon görmüş ve sevmiş. tragedyanın kayna­ ğı sayılır. Aristaios sonradan Kadmos'un kızı Autonoe ile evlenir ve Aktaoin adlı bir oğlu olur. dinliyorlarmış ozanı.) gi­ dip Mısır'da fok balıkları arasında yaşayan Proteus'u bulur ve onu sımsıkı bağlayarak ke­ hanetini ağzından alır: Dört boğa ile dört dü­ ve kurban edecek. Bağış­ landığını anlar. leşlerinden binlerce arı çıktığını görür. Dithyrambosu ilk söyleyen odur". Periandros şairin ne olduğunu sormuş. alıp onu Libya'ya kaçırmış ve orada Aristaios adlı bir çocukları olmuş. Dithyrambos. Ne var ki denize açılınca. bayırda yetişen Ataion us­ ta bir avcıdır. Günün birinde adası dar gelmiş Arion'a dünya göre­ yim deyip Korinthos'a göçmüş. 365 vd. Babası gibi dağda. Aristaios kâhinin dediğini yapar. Ama Zeus aldanmamış. Dili öyle tatlı. gemiciler onu suya atıp paralarının üstüne oturmayı kurmuşlar. Yunanistan'ın bazı bölgelerinde. arılarının hepsi ölür. gerçek­ ten olmuş şaşılacak bir olay diye anlatır: Şair­ ler anası Lesbos'ta Arion adlı bir ozan yaşar­ mış. Aristaios tarım ve hayvancılıkla ilgili bilgilerin hepsini öğrenmiş. yolculuk için Korinthos'lu bir geminin tayfasıyla pazarlığa giriş­ miş. tragedyanın babası odur demek (Dionysos). tanrı Dionysos'a bir övgüdür. Tanrılar da Aristaios'u cezalandırmak için salgın düşürürler arı kovanlarına. Ora halkını da büyülemiş. sonra derdine çare bula­ caktır. Sicilya'yı gezmek hevesine kapılmış. Her neyse. Arion ezgisini bitirince denize atlamış. Bu yıkım karşısında Aristaios ana­ sı Kyrene'ye dert yanar. Bir gece önce düşünde Apollon'u görmüşmüş Arion. Arkadya bölgesinin efsanelik atası. zeytincilik. Zeus'un gebe bıraktığı Kallisto doğurup da öldükten yahut ayı kılığına sokulduktan son­ ra. duyduğuma göre de. hayvancılık ve özellikle arıcılıkta ondan üstünü yokmuş. Boiotia ve Arkadya'da Aristaios bir kır tanrısı olarak saygı görürdü (Eurydike. özellikle Tesalya. Aristaios. O sıra Arion birdenbire çıkagelmez mi! Periandros gemicileri çarmıha gerdirmiş. Zeus'la Artemis'in avcı kızlarından Kallisto'nun oğlu. Arkas. Lykaon'un ko­ nağına yıldırım yağdırmış. kaçarken Eurydike'nin ayağını yılan sokar.ARKAS Arion. deni­ ze düşüp boğulduğunu söylemişler. Taranto'dan gemiye binmiş. Hain gemiciler Korinthos'a varınca. Arion fiskoslarını duymuş ve varı­ mı yoğumu alın. Aristaios'a Vergilius "Georgica" adlı tarım­ sal konuları ele alan eserinde uzun bir parça ayırmıştır. diyor Herodot hemşerimiz. "Gitar çalmakta eşi yoktu.

t. onun bulgularının. Ama Zeus acımış ana oğla ve ikisini de göğe alarak birer yıldız yapmış. Artemis'in Apollon'un olduğu gibi parlaklık gösteren bir ek adı da yoktur. Tek üstünde durulması gereken ve kişiliğinin özünü yansı­ tan sıfatları ilkin Homeros destanlarında. İlyada'da Artemis için "altın yaylı. tanımlarının ve şaşır­ tıcı bir kavrama ve bağlantı kurma gücüyle aydınlatıp canlandırdığı gerçeklerin bir derle­ mesi sayılabilir. bozulmamış anlamına yakın gelen "artemes" sıfatından üreme olduğunu kanıt­ lamak güçtür. Çatalhöyük ve Hacılar kazılarında elde edilen bulgu­ lar ise Ana Tanrıçanın gelişmesinde başlan­ gıç noktasını İsa'dan önce 6100 yıllarına ka­ dar indirmekle bu evreye ışık tutmakta ve da­ ha sonraki aşamaların belli bir açıdan ince­ lenmesini kolaylaştırmaktadır. Yunanistan ve İtalya'ya da ya­ yılmış.. bizim tarih ve din tarihi bilginimiz Halikarnas Balıkçısı'ndadır. Yunan kaynaklarında adı­ na rastlanan Artemis de zaman ve mekân içinde bir gelişmenin ürünüdür. Arkas'ın parçalarını bir araya getirip çocuğu yeni baştan diriltmiş. Artemis. ekmek yoğurma­ sını ve yün eğirmesini öğretmiş. Lüb­ nan ve Filistin yoluyla Mısır'a ve Ege adala­ rıyla Girit'e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kapladığı gibi. ayrıca kuzeyde İskandinav ülkelerine dek sokularak iz bırakmıştır. Adına takılan yüzlerce yersel sıfatı ise onun tapınıldığı çeşitli ülke ve bölgeleri açığa vur­ maktan başka bir işe yaramaz. K a y nağı Orta Anadolu'da bulunduğu en son ar­ keoloji kazılarından kesinlikle anlaşılan ve ge­ nel olarak Ana Tanrıça diye tanımlanabilen bu tanrısal varlık Yunan din ve efsanelerinde Artemis adıyla anılır. Ülkenin yasalarına göre. Artemis. ok saçan. kardeşi Apollön gümüş yaylı olduğu halde. bütün bu değişik ad ve biçimlerin ardında h e p aynı görüş ve inanç özüne rastlandığı artık yadsınmaz bir gerçek olmuştur. Akdeniz çevresinde bin yıllarca tutunmuş bir tanrıçaya belli bir süre içinde ve belli bir bölgede verilen addır. ya da yunanca bir deyimle "Araba" olmuş. ayı olan anasına rastlamış. Yunanla ilgili çağlarında bu tanrıçanın aldığı biçimi ortaya sermekle erken taş çağında başlayıp Roma imparatorluğunun putperest­ likten Hıristiyanlığa geçişine kadar olan süre­ de tutarlı bir gelişmeyi izlemek olanağını ver­ mektedir. Bu işte öncülük.Kallisto Büyükayı. Artemis'in adı tıpkı Apollon'unki gibi Yunanca değildir. Homeros metinlerinde sözü geçen Artemis'ten Latin yazınındaki Diana'ya varmak için nice nice değişimlere uğramıştır bu tanrısal figür. gerekse Artemis adıyla tam anlamına varmak bugüne bugün pek az bilginin başarabildiği bir iştir. başlamış onu kovalamaya ve hayvanın sığındığı Zeus tapınağına onun arkasından girmiş. avlanıyormuş ki. Bun­ ları özetlemek için yazılı kaynaklardan. Suriye. Ölünce Arkadya üç oğlu arasında paylaşılmış. Arkadya denmiş bu bölgeye. Çok yararlı bir kral olmuş: Uy­ ruklarına buğday ekmesini. bu karmaşık varlığı bir bütün olarak görüp incelemeyi bilimin daha iyice çözümleyeme­ diği bir sorun haline getirmektedir. Bu tanrıçanın kültü Anadolu'dan Mezopotamya'ya. Efes'li Artemis'i tanımlamak için de Selçuk müze­ sinde gözümüzle görmek mutluluğuna erişti­ ğimiz eşsiz heykellerden faydalanacağız. ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I . Artemis için Altın sıfatının kullanılması dikkati çeker. oysa ayla ilişkili bir tan- . Aşağıdaki incele­ m e . sonra ilkçağ yazını boyunca rastlanan okçu­ lukla ilgili sıfatlarıdır. Ana Tanrıçanın gerek Kybele. altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı" deyimlerine rastlanır. Arkas Lykaon'un oğlundan kendisine miras kalan krallığa adını vermiş. okçu tanrıça" denir. Arkas da Arkturos yani ara­ banın sürücüsü. İlyada'da bu tanrıçaya çokluk "ok taşıyan. Efes'te bulu­ nan Artemis heykelleri de Anadolu'nun r.bir kurt haline sokmuş. Adı ne olursa olsun toprak ve bere­ ket tanrıçası ancak uzun ve yaygın bir geliş­ me süreci içindeki aşamaların sayım ve dökü­ münü Ana Tanrıçanın Anadolu'daki başlıca simgesi olan Kybele'ye ayırdığımız bölüme bırakarak. Toprak ve bere­ keti simgeleyen bu tanrıçaya her çağ ve her bölgede başka başka adlarla ve ayrı ayrı bi­ çimlerde tapınıldığı. tapınağa giren ölüm cezası­ na çarptırılmış. burada yalnız Artemis'i tanıtma çabasına girişelim. Arkas delikanlılık çağma gelmiş. Dokunul­ mamış. Ne var ki isim ve biçim bolluğu tan­ rıçanın geçirdiği evreyi izlemeyi güçleştirmek­ t e .

Hekate üçlüsünün Anadolu ile daha bir ilişki­ sini mi dile getirir acaba? Ilyada'nın XXI.ıglcinl ısını daha açıkça belirtmektedir. İlerde görüleceği gibi Artemis'le Helios soyundan bir ay ve büyü tanrıçası olan Hekate arasında yakınlık. Apollon bezmiştir. Bu parlak çocukların anası. Baş ka bir sıfatı ise onun Apollon'l. Bir açıklamaya göre Ortygia Delos adasının konuştu avcı Artemis. atlarına yoğun sazlı Meles ırmağından su içirir ve Smyrna'dan hızla geçerek sürer altın arabasını bağlık Klaros'a doğru. övgüde Delos'la Ortygia ay­ Ne diye bir yayın var sentn. üstünde doğduktan sonra Apol"Kaçıyorsun demek. '. ya da adası nere­ deydi? Bu da tartışma konusu. burada her iki tanrının da Ege böl­ gesinden oldukları. tnopos akıntılarının orada. Delos'lu Apollon'a övgüde şöyle denir: Selam sana. XXI. kayalı Delos'ta doğurduydun oğlunu. ki orada taht kurmuştur gümüş yaylı tanrı-. Hele bundan sonra Hera'nın tartışmaya karışıp Troya'dan yana olduğu için Artemis'e karşı öfkelenmesi büsbütün anlamlıdır (İl. yabani hayvanlar Artemis'e yurt olmak hevesini gütmekteydi. ikincisi Apollon için kul­ lanılan "Hekatos" ve "Hekatebolos" ek adla­ rıdır ki bunları "okçu. küçük düşürdü onu: eski adıymış. kızını Ortygie'de doğurduydun. kadınlara karşı aslan yapmışsa da seni Zeus istediğini öldürmek gücünü vermişsede sana. Hekate'nin adı da H e katos gibi çözümlenmemiş bir kökendendir. 3 8 1 vd. Ne var ki bu açıklama övgüde söy 1 hak etmediği bir ün veriyorsun ona. Artemis. lon adını Delos. tanrıçası. ğiştirmiş. lenene uymuyor. llyada'da Artemis'in bu nitelikle adlandırılması dikkati çeker. zor ölçersin gücünü benim gücümle. kendinden güçlüyle savaşmaktansa bu daha iyi. ben­ zerlik vardır. Bu metinden açıkça anlaşılan şu ki Leto ön­ ce Apollon'u Delos'ta. vermiştin sırtını koca dağa. Aşağıda tanrıçanın niteliklerini ele alırken incelediğimiz bu parçalar Artemis'in adı. Musa. kardeşine sertçe ç ı k ı ş ı r ( İ l . okuyla hedefi vuran" diye çevirdiğimiz halde tam anlam ve kaynak­ larını bilmemekteyiz. X X I . yani Parlak Ada olarak de­ Poseidon'a bırakıyorsun zaferi büsbütün. Artemis'in Anadolu'yla ilişkisini bir daha açıklar. Git dağlara. o kadar ki bu iki tanrıça kimi yerde birbirine karışır. aptal.ı lı. sa­ nıyla bir Anadolu'lu tanrıça olarak karşımıza çıktığını belirler. rı yerler olarak gösteriliyor. oradan kaynak alıp oraya yerleştikleri anlaşılır. 470 vd. Kynthos'un sarp eteklerine. okçu tanrı. ya da Ortygia denilen yerde doğur­ du.nçaya altını biz daha çok yakıştırabiliri*.): Bana karşı komak mı şimdi niyetin. "Ortyks" Yunanca bıldırcın demek oldu­ ğuna göre. hepsi de Ama kız kardeşi. sensin kral Apollon'u. yaban keçilerini öldür. ey ulu Leto. sonra da Artemis'i Ortygie. Bu aydınlanmamış köken Apollon. Klaros ve Homeros'un atası sayılan İzmir'deki Meles suyuyla ilişkisini açı­ ğa vurur. okçu Artemis'i doğuran. bu bıldırcın yeri. insanları kendi ka­ derlerine bırakmak düşüncesindedir. Homerik denilen bu övgünün başlangıcın­ daki bu dizeler iki bakımdan ilgi çekicidir: Biri Artemis'in İzmir. Derken Artemis. mutlu ana.'/ . İlkçağda bir­ çok yerler Ortygia adıyla anılmakta. şu farkla ki Ino yaramadıktan sonra o yay İşine?". Efes'li Artemis'le ilişkiyi kurar. orada bekler hedefi vuran tanrı kardeşi okçu tanrıçanın gelmesini. (2) DOĞUŞU. bir Fenike ağacı dibinde.): Yabani hayvanlar tanrıçası diye çevrilen "potnia theron" Ana Tanrıça Kybele'nln w ona özgü bir sıfattır. utanmaz köpek? istersen yay taşıyıcısı ol sen. çıkıştı ona. okçu tanrının kız kardeşini Apollon 'la birlikte büyümüştür ok atan o kız oğlan kız. bölümünde Akhilleus'un eli atanda can veren Hektor'u savunup savun­ mamak konusunda tanrılar arasında tartışma vardır. Delos'lu Apollon'un bir tıpkısı olan Artemis'e övgüde şöyle deniyor: Artemis'i övelim.

su kesine korkunç bir yaban domuzu salar (Mekaynaklarının. kadın­ ne sığman Amazon'ları bağışlamış. geyiğini öldürüp böbürlendiği için İphigeneia kurbanını şart koşar. X X I şimdi Meryemana'nm evi olmuştur. Anadolu'daki kutsal yerlerin tem­ silcileri Roma'ya senatoya çağrılmışlar ki. Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gel­ çanın değişmez nitelikleri olarak kalır. ama o söz konusu olamayacağına göre. ayazma olarak kutsal sayılma­ leagros). korunmuş. Herkesten önce Efesliler huzura çıktılar ve kardeşi Apollon. Kırkınca'lılar sularını ölen kadınların ölümü de Artemis'ten gelme­ oradan alırlar (s. Meryem Ana efsanesinin . yani Hav­ Meleagros'un babası Oineus'a kızdığı için ül­ va'nın önünde de su akar. den beri kutsal sayılırdı. ama bu araç ve silahları sonraki yazında oldu­ Bunun üzerine o koru tanrı buyruğuyla kutğu gibi av ve avlanma amacıyla değil. kimi zaman mamış.. yine orada Liber baba (tanrı Bacchus) savaşta başarı kazanınca tapmak çevresi­ Ansızın ölüm erkekler için Apollon'un. 219): de bu yerle ilgili bulunması Ortygia denilen yerin bu olduğu görüşünü pekiştirir. Akha'ların başkomutanı Agamemnon'un güsünde tanrıçanın İzmir ve Klaros'la ilişkisi. Katili olsun. suyun yanıbaşındeşiyle paylaştığı bu üstün güç başka hiç bir daki Kırkınca (köyün bugün adı Şirince'dir) tanrıya vergi değildir. Artemis öldürücü okunu öç ya da ceza ama­ cıyla atar (Niobe). Kenkreios suyu da Meryemana'nm kutsal suyu oldu. Artemiş ve bugüne bugün orada duran bir zeytin mis ok. Agamemnon avlanırken kutsal bir sı sürdürülmüştür. sözlüklerde Delos adasının bir su­ yudur deniyor. Solmissos (Bülbül) da­ dir. Yunanis­ tan'da birçok yerler kendilerine özgü bir Artemis kültü edindikleri ve tanrıçaya bölgesel adlar verdikleri halde. bir yerin seçilmesi. Tapmağın lar için Artemis'in oklarıyla olur. Anası Leto. Niobe'nin kızları. su başları eski­ ğine yakınır. 483) ve Zeus babanın kızına bu yetkiyi verdi­ Anadolu kurak olduğundan. ne var ki destanlarda kar­ Bu Kenkreios denilen su. Efes'li Artemis'e yurt olarak Efes'e çok yakın İphigeneia). her iki adımda bir.. Efes'li da. veya gitmişse de başaramamıştır. Arvaliya vadisindedir. Nitekim Sipylos (Manisa) dağının kuzey eteklerindeki Hitit tanrıçası Hepa. Garstang İlyada'da sözü edilen başka efsanelerde de "Hitit İmparatorluğu" adlı yapıtında. ülkede güvenlik kalmamıştı. hiç biri doğum yerini değiştirmek yoluna gitmemiş. Hitit ka­ Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları bartmalarının su başlarında olduklarını ya­ elinde tutan "potnia theron" olarak gösterilir. öyle ki Apollon bile Kyklop'ları öl­ ha önemli bir iş için kullanır: Apollon gibi Ardürdükten sonra Zeus'un öfkesinden orada temis de insanları oklarıyla vurup öldürür. O yer "Sen kadınlar i ç i n bir aslansın" der ( İ l .. lon'unki kadar büyük değildir. kutsal yerler ve tapı­ Artemis'in bu adlı bütün tanrısal imgelere naklar varmış. likle sanıldığı gibi Delos'ta doğmuş değiller­ onları savunmada gevşeyen Apollon'u azar­ dir. Artemis'lerin çokluğu . hırsızı olsun. bu çeşit kutsallığı Hercules'in Lydia'ya egemen oldu­ ölüm ise tatlı bir ölüm sayılır. ağacına dayanarak doğurmuş bu iki tanrıyı. Ortygia adlı Sicilya'da bir ada var. (3) N İ T E L İ K L E R İ VE EFSANELERİ.221): Ortygia denilen yer. at ve arabayla yakından ilgilidir. böylece Troya savaşının Bu tez her bakımdan tutarlıdır: Artemis öv­ da. Bu yüzdendir ki doğumla doğrudan doğ­ ruya ilgili bir tanrıça olarak Hera Artemis'e ğının kuzeyinde. daha başka ka­ ve bu hak Perslerin zamanında bile kaldırıl­ dınlar hep bu oklarla can verir.pos deresi. Çocuk doğururken denilen köyün suyudur. bu yerlerin dokunulmazlığına kolayca sığınabil­ kaynak ve örnek olduğu apaçıktır. yay. zar. Bizans çağında. İlyada'da Artemis'e verilen sıfatlar tanrı­ varmış ve bir de Ortygia denilen bir koruluk. da kaderini dilegirice saptar (Agamemnon. İmparator Tiberius zamanında Anadolu' tanrıçanın asıl kaynağını unutursa bile. diklerinden. Andromakhe' ğu zamanda bu yiğidin izniyle daha da artmış nin anası. J. bu ros destanlarında Artemis'in rolü Apolyerlerin gerçeğiyle yalancısı ayrılabilsin. HomeOnun için. çok da­ sallanmış. Kendi ülkelerinde Kenkreios adlı bir su lar. Aphrodite ve ırmak şunları söylediler: Apollon'la Artemis genel­ tanrı Ksanthos'la birlikte Troya'lıları tutar. kalıyor Efes yöresindeki Ortygia. Ares. Prof.. s. Bu konuda Halikamas Balıkçısı'nın tanıklığına başvur­ malıyız (Hey Koca Yurt.

( l I V I I I- I I r

Artemis'in avcı kız ve kesinlikle kiz oğlan kız olarak nitelikleri Homeros destanlarında pek belirtilmiş değildir. Yalnız Odysseia'da denizden kurtulan Odysseus Phaiak'lar kralı­ nın kızı Nausikaa'yı hizmetçilerinin arasında görürken şöyle seslenir (Od. VI, 149 vd.): Yalvarırım, kraliçem sana, ister tanrı ol, ister insan. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansın. u / u Zeus'un kızı Artemis olmalısın, görünüşün, b o y u n bosun,dipdiri bedeninle tıpkı osun. Burada Odysseus'un demek istediği şu: Tanrıçaların da, kadınların da en güzelisin. Nitekim birçok yerlerde Artemis "Kalliste" (en güzeli) adıyla anılır. Doğada egemen, canlıların ölüm, kalımını elinde tutan güçlü tanrıça kavramından doğanın içinde hayvan­ larla birlikte yaşayan, ormanlarda derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı kız ve özellikle kız oğlan kız tanrıça kavramına geçiş, yani Efes'li Artemis'ten Hellenistik ve Latin şiirindeki Diana'ya geçiş kolayca anlaşı­ lır doğal ve olağan bir geçiştir. Sürekli bir ev­ re içinde gördüğümüz Artemis figürü böylece avcılık ve bakirelikle ilgili efsane ve masallar­ da rol almış (Aktaion) ve ay tanrıçası Selene, gecenin karanlık güçlerine egemen Hekate ile bir tutulmuştur. Biz yalnız şunu belirtmek isteriz ki, mythos'un kaynağı sayılan H o m e ros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok kişili­ ğinde dişi yaratığın üç aşamasını, yani kızlık, kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes'li tanrıçaya benzemektedir. Burdan çıkan sonuç da şu ki, Yunan din ve efsanesindeki Artemis kaynağını Anadolulu tan­ rıçadan almaktadır-, birçok mythos yazarları­ nın bugüne dek ileri sürdükleri tezin tersine Yunan asıllı olan Artemis sonradan Asia'lı Ana Tanrıça ile birleştirilmiş değildir. Bu tan­ rıçanın başka önemli bir kaynağı da Girit'tir. Britomartis ve Diktynna diye anılan Girit' li Artemis'ten bu adlar altında söz edilecek, Efes'li Artemis ise ayrı bir bölüme konu ola­ caktır.

din tarihinde de çığır açmıştır, Çünkü çok memeli Artemis figürlerinden daha önce or­ taya çıkıp Avrupa müzelerinde korunan tek tük örnekler var idiyse de, bu tanrıça tipinin Efes'e özgü olduğu ve Efes'te yapıldığı kesin­ likle bilinmiyor, yahut bilinse bile Ege tarih ve sanatına ışık tutmak amacıyla değerlendiril miyordu. Bugün bu Artemis heykellerini canlı canlı karşımızda görmekle, yalnız bu tanrıça­ yı değil, onunla ilgili bütün bir tanrı dünyası­ nı, arkasında da koca bir tarih çağım aydınla­ tabiliyor, gizli ya da karanlık kalmış birçok bi­ limsel sorunun çözümüne gidebiliyoruz. Da­ hası var, değeri paha biçilmez, güzelliği dille­ re destan Artemis Ege'nin şanını dünyaya ya­ yarak Türkiye turizmine çok önemli bir ileri adım artırmıştır. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in İngilizce olarak yazdığı ve İzmir Ter­ cüman Rehber Derneğince 1971'de yayımla­ nan "Asia Minör" adlı broşür Efes'li Artemis üstüne bütün bilgileri toplamakta ve tanrıça­ nın bugüne dek yapılmamış bir tanımını yap­ maktadır. Aşağıdaki yazıda bu broşürden fay dalanılmıştır: a) Kaynağı. Efes'li Artemis'in kaynağı hiç şüphe yok ki Anadolulu Ana Tanrıçadır. Sü­ mer'lerden önce var olduğu Çatalhöyük kazı­ larından anlaşılan ve Sümer'lerce Mâ ya da Marienna, Hitti'lerce Kupapa, Kubaba ya da Hepa, Suriye'den Arabistan'a kadar olan böl­ gede Lat, Girit'te Rhea, Phrygia'da Kybele, Lykia'da Leto olarak adlandırılan bu büyük bereket tanrıçasının Efes'e ne zaman geldiği, orada Artemis adıyla kültünün ne zaman baş­ ladığı kesinlikle saptanamazsa da, bu tanrıça­ nın Phrygia, Lydia ve Minoen Girit kültleri­ nin etkisi altında çeşitli evreler geçirerek yu­ karda adları sayılan tanrıçalardan ayrıldığı ve bugün Efes'li Artemis biçmine girdiği apaçık­ tır. Bu evreyi çağı çağına izleyemezsek de, arkeolojik bulgularla yazılı metinlerin karşılaş­ tırılmasından Efes'li Artemis'in İsa'dan önce II. bin yılda Efes yöresine yerleşmiş olduğu kanısına varılabilir.

b) İmgesi. Ana Tanrıça'nın bütün Akdeniz çevresinde ve özellikle Orta Anadolu'da bu­ lunmuş çeşitli imgeleri, idol, figürin ve küçük ( 4 ) E F E S L İ A R T E M İ S . Ephesos kazıları sıra­ heykelleri arasında Efes'li Artemis apayrı bir sında bulunan biri büyük, ikisi küçük üç Arte yer tutar. Efes'teki Artemislon adlı tapınağınmis heykeli arkeolojide olduğu kadar, dünya

)

da çok memeli, başı taçlı, gövdesi birçok f i gürlerle örtülü, ayakta duran, büyük boy hey­ keli herhalde çok eski, ilkel bir imgenin geliş­ tirilmiş biçimidir. Bu ilkel imge ise bir "ksoan o n " , yani hemen de hiç yontulmamış bir tahta heykel, ya da Pessinus'taki Kybele için olduğu gibi bir "diopetes" yani gökten düş­ müş sayılan bir taştı. Zamanla tanrıçanın im­ gesi zengileşerek, Artemis'in bütün nitelikle­ rini dile getiren yüklü ve süslü bir heykel ol­ muştur. Bu haliyle Artemis heykeli tanrıçanın doğa­ ya egemenliğini de, uygarlığın her türlüsünde yöneticiliğini de simgeler: Başının üstünde üç kat kule biçiminde üç tapınak taşır, bununla kırları olduğu kadar şehirleri de koruduğu gösterilir; derin ve ciddi bakışları sonsuzluğa dikilidir, tanrıçanın ulu gücünü yansıtır, ense­ si dolunay biçiminde bir diskle çevrilidir, al­ nında hilâl taşır, böylece ay tanrıçası olduğu belirlenir, diskin her i k i yanında beşer g r i f fon, yani kartal başlı aslan vardır ve boynun­ da zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkar. Onun altında da dört kat meme görülür. "Polymastos" yani çok m e ­ meli diye tanımlanan heykelin meme sayısı 17 ile 40 arasında değişir. Ama bu memele­ rin ucu olmadığından kimi bilginler bunları hurma ya da erkek arı gövdeleri diye yorum­ lamak yoluna gitmişlerdir. Tanrıçanın An Kraliçesi unvanıyla ilgili görülen bu sarkıntılar ne olursa olsun, Artemis'in bolluk ve bereket simgeleridir. Eteği altı kat dörtgen biçiminde plaklara bölünmüştür, her dörtgenin içinde kabartma aslanlar, keçiler, boğalar, g r i f fon'lar, sfenks'ler ve arılar görülür, bunların ortada olanları üçer üçer dizilmiştir. Gövdesi­ ni saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta yonutuna zaman zaman giydiri­ len birer giysi niteliğinde olsa gerek. Nitekim Efes'te tanrıçanın giysilerini korumakla gö­ revli soylu genç kızlar bulunduğu, bunların kız oğlan kız oldukları sürece hizmet gördükleri, evlenince ayrılıp yerlerini başka kızlara bırak­ tıkları bilinir. Tanrıça heykelinin değişmez kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır. Bu sayı ile Artemis'in üçlü karakteri dile gelmek­ t e , hem kız, hem evli kadın, hem de ana ola­ rak yaşam sürecinin bütününe egemenliği simgelenmektedir. Tanrıça evrenseldir: Sü-

rekli değişim halinde olan ayı etkisi altında tutar, doğum yeri çok doğurgan diye bilinen bıldırcınla ilgilidir, arıların kraliçesi, uygarlığın koruyucusudur, gökte ve yeryüzündeki ger­ çek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buyrugundadır. İnsanların da, hayvanların da ecesi, bütün doğanın yöneticisidir. Efes'li Artemis'in Ana Tanrıça ile paylaştığı bu nitelikleri İonya'ya özgü bir biçimde ve Prygia'da tapınılan Kybele'ninkilerden ayrı motif ve simgelerle dile getirrriesi, üstünde durulması gereken bir özellikti/, lonya, düşü­ nürleri ve sanatçılarıyla uygarlık dünyasına nasıl öncülük etmişse, Ana Tanrıça imgesini yaratmakta da başka hiçbir ülke ve yörede erişilemeyen bir yetkinliğe ulaşmış, göz ka­ maştırıcı bir başarı ortaya çıkarmıştır. Bu eş­ siz sanat anıtıyla çığır açıcı eşsiz bir düşünce­ nin taşıyıcısı olan Efes'li Herakleitos arasında ilişki kurmamak için kör olmalı. Kaldı ki do­ ğada akışı görüp evreyi ilk dile getiren büyük filozofun düşüncesini Artemis tapınağında tanrıçanın imgesine baka baka geliştirdiğini de biliyoruz. c) Tapmağı. Artemis'in Efes'teki tapınağı Artemision dünyanın yedi harikalarından bi­ riydi. İlkçağ yazarları onu anlatmakla bitire­ mezler. 190 metre boyunda, 55 metre enin­ deki yapı İonya üslubunda 127 sütun üstüne kurulmuştu. 15 metre yükseklikteki bu sütun­ ların 36'sı kabartmalarla süslüydü, bunların biri ünlü heykeltıraş Skopas'ın elinden çık­ mıştı. Sunağı Praksiteles'in eseriydi, içinde bulunan Amazon'lar anıtının heykellerinin yapılmasında Polykleitos, Pheidias, Kresilas, Kydon gibi Yunan ilkçağının en büyük sanat­ çıları çalışmış, resimleri Efes yurttaşı olan Apelles'in elinden çıkmıştı. En parlak çağın­ da Artemision Atina'daki Parthenon'dan dört kat büyük olup akıllara durgunluk veren bir yapıydı. Artemis'e adanmış kutsal bir alanda I.Ö. 652 yılında bitirilen ilk taş tapınak Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırısında yıkılmış ve İ.Ö. 564-546 yıllarında, bir dünya harikası sayılan asıl Artemision kurulmuştu. Büyük İs­ kender zamanına kadar tapınak olduğu gibi kalmış ve Ege yöresini ele geçiren yabancı idarelerce de saygı görmüştü. İskender'in

doğduğu t . Ö . 356 yılında l.ıpın.ık lli'iostr.ı tos denilen ve bir deli olduğu iter! ıtirüten bir Efes'imin eliyle yakılmış. Bu kadar koca bir yapının bir adam tarafından nasıl yok edilebi­ leceği bir sır olarak kaldığı gibi, bu işte tapı­ nağın paha biçilmez hazinelerini ele geçirme­ yi düşünen rahiplerin parmağı olduğu sanılır. 30 yıl sonra tapınağın yeniden yapılmasına başlanmış ve Lydia kralları gibi iskender de yapımına büyük bağışlarla katılmıştır. Yunan ve Roma ilkçağı boyunca uygar dünyanın hayranlığını üstüne çeken Artemision barın­ dırdığı sayısız rahip ve görevli heyetleriyle başlı başına bir idare haline gelmiş, para bası­ mı, kredi ve bankacılık işlemlerine önayak ol­ muş ve bu yolda uluslararası bir alışveriş ku­ rumu meydana getirmiştir. Bu dünya harikasının yerinde yeller esmesi, İngiliz çukuru denilen bir bataklık haline dön­ mesi Hıristiyanlıkla başlayan korkunç bir ça­ pulculuk hareketinin sonucudur. Aziz Paulus'un Efes'e gelişinde yeni dine karşı dire­ nen Efes'tiler Bizans imparatorluğunun yağ­ macılığına karşı koyamamışlar, zamanla dün­ ya harikasının taşları bir bir sökülerek Ayasofya'nın yapımına yaramıştır. Eşsiz mermer ve taşların geri kalanı da Efes'teki Sen J a n ki­ lisesinde kullanılmıştır. İki üç yüzyıl önce BritLh Museum'un Efes'e yolladığı bir arkeolog grubu da ne bulduysa İngiltere'ye aktarmış, böylece Artemis'in dillere destan tapınağı bo­ yuna taşıp şehri sular altında bırakan Kaystros'un (Küçük Menderes) da yardımıyla kur­ bağaların ötüşüp oynaştığı bir batak haline gelmiştir. Artemision'da görevli bulunan çeşitli rahip heyetleri ve tapınağın Ege'nin yaşamındaki engin rolü üstüne burada daha çok ayrıntıya gidemeyeceğimizden Halikarnas Balıkçısı'nın yukarda sözü geçen "Asia Minör" adlı kitabı­ na başvurulmasını salık veririz. Bu heyetler­ den Kybele bölümünde de söz edilecektir. d) Etkisi. Ana Tanrıçanın bir simgesi olan Efes'li Artemis'in Phrygia'lı tanrıça Kybele kadar etkisi olduğu ve adı ortadan silindikten sonra da başka tanrısal varlıkların arkasında gizli bir yaşam sürdürdüğü bir gerçektir. Artemis'i sürdüren en belirli tanrı kişiliği hiç şüp­ hesiz ki Meryem Ana'dır. A z i z Paulus'u Efes

tiyatrosunda dinledikten sonra ilkin direçle karşılayan ve isa ya da Meryem'den bize n e , bizim tanrıçamız büyük Artemis'tir diyen Efes'liler zamanla gevşemişler, denemez. O n ­ lar, kültür süreçlerinde eşi az görülen bir transposition örneği vermişler, yani inandık­ ları, tapındıkları büyük tanrıça kendilerine ya­ sak edilince, inançları yüzünden akla, hayale sığmaz İşkence ve saldırılara uğrayınca Mer­ yem diye karşılarına çıkarılan ve zorla kabul ettirilen tanrısal varlığa Artemis'in bütün nite­ liklerini aktarmışlar, böylece inançlarının özü korunduğu gibi Meryem Ana'yı yüceltmişler, onu da büyük bir ana, büyük bir tanrıça nite­ likleriyle dünyada tutulabilen bir varlık olarak yaratmışlardır. Onun içindir ki Meryem Ana' nın Efes'e getirilmesi, Efes'te Bülbül dağında­ ki tapı yerinde yaşayıp ölmesi olayı bir ger­ çek olsun ya da olmasın, Meryem Ana imge­ si Efes'le yakından ilgilidir, Meryem Ana Anadolu'nun ve özellikle Efes'in bir yaratısı, bir başarısıdır denebilir. Tarihte bir kültür sü­ recinin kesintisizce korunmasını başarmak, insanlığa kök salmış birkaç inancın çağlar bo­ yunca ve gelip geçen sayısız uluslar, yönetim­ ler, değişmelere karşın sürdürülmesini sağla­ mak uygarlık denilen büyük kavramın bir be­ lirtisidir. Bu yüzdendir ki Efesli Artemis bu­ gün karşımızda olanca canlılığıyla yaşamakta­ dır. Asia. Okeanos'la Tethys'in sayısız kızların­ dan biri. Bir kaynağa göre, Asia Titan İapetos'la evlenip Atlas, Prometheus, Epimetheus ve Menoitios'u doğurmuştur. Başka kay­ naklar bunun Asia değil, Klymene olduğunu ileri sürerler (Tab. 3). Bu Okeanos kızı adını Asya kıtasına ver­ miştir. Ne var ki Homeros destanlarında Asia bütün kıtanın değil, yalnız Batı Anadolu'nun adıdır. Özellikle, İlyada'nın ünlü dizeleri (İl. II, 459 vd.) eski Maionia, yani Gediz ovası için kullanılmaktadır. A s k a l a p h o s . (1) Ares'in oğlu. İtalya'da an­ latıldığına göre, Aktor'un kızı Astyokhe savaş tanrıyla gizlice sevişir ve Askalaphos'la İalmenos'u doğurur. Boiotia'da Orkhomenos şeh­ rinde hüküm süren bu iki kardeş Troya sava­ şına otuz gemiyle katılırlar (İl. 1 1 , 512-516). Savaş bitince İalmenos Yunanistan'a dön(.1

rnez, Karadeniz kıyılarında bir şehir kurup oraya yerleşir. Askalaphos'la lalmenos Argonaut'lar seferine de katılırlar. lalmenos Helene'nin talipleri arasında yer alır. (2) Yeraltı ırmaklarından Akheron'un oğlu. Persephone ölüler ülkesine indiği zaman H a des tanrıçaya oruç tutup hiçbir şey yemezse gene yeryüzüne dönebileceğini söylemişti. Ama Persephone dayanamayıp bir nar ısır­ mış, Askalaphos da bunu görmüş, gitmiş, Hades'e haber vermiş, Persephone'nin anası Demeter de öfkesinden onu gece kuşuna çe­ virmiş. Başka bir anlatıma göre, Demeter Askalaphos'u kocaman bir kaya ile ezmiş de, Herakles Hades'e indiği zaman bu kayayı kaldırmış. Askalaphos o zaman bir gece kuşu oluvermiş. Askanios. Aineias'la Kreusa'nın oğlu (Tab. 17). Başka bir kaynağa göre, Askanios Troya'da doğmamış, babası İtalya'ya göçtükten sonra Lavinia'dan olmuştu. Oysa efsanelerin çoğu Aineias'ın Troya yangını sırasında ba­ bası Ankhises'i omuzlarına alarak ve Askanios'u elinden tutarak kaçtığını anlatırlar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Askanios (Lat. Ascanius)'tan uzun boylu söz edilir. Ascanius babasının biricik umudu, büyükannesi tanrıça Aphrodite'nin gözbebeği, sevimli bir delikanlıdır. Aeneas öldükten sonra Ascanius Latin'lere kral olur, Etrüsk'lere karşı savaşa girişir ve babası Lavinium şehrini kurduktan otuz yıl sonra kendisi Alba Longa'yı kurar. Lavinia'nın kurduğu bir düzen sonucunda Ascanius Latin'lerin hışmına uğrar ve Alba kral­ lığı Lavinia'nin oğlu Silvius'a kalır. Aeneis'te Ascanius'un başka bir adı lulus'tur. Roma'ya imparatorlar veren İulii so­ yu (İulius Caesar da bu soydandır) Aeneas'ın oğlundan ve dolayısıyla tanrıça Venus'tan gelmekle övünürdü. Asklepios. Yunan dünyasında hekim tanrı olarak büyük bir ünü olan ve Roma'lıların da Aesculapius adıyla benimseyip tapındıkları Asklepios, Apollon'un oğludur (Tab. 5). H o meros destanlarında Apollon ordulara veba, kıran salan olumsuz, korkunç bir güç diye canlandırıldığı gibi, iyileştirici, derde deva bu­ lan tanrı anlamındaki Paian ek adıyla da anıd'A

lır. Destanlar boyunca adı geçen hekimlerin hepsi (İlyada'da Makhaon ve Podaleiros) bu Paian tanrının oğulları ve öğrencileri sayıldı­ ğına göre, Asklepios'un da karışık bir serü­ ven sonucunda Apollon tanrıdan doğmuş ol­ ması bir rastlantı değildir. (1) DOĞUŞU. Thessalia kralı Phlegyas'm Koronis adlı bir kızı vardır. Apollon'la sevişir ve ondan gebe kalır, ne var ki tanrının dölü­ nü karnında taşırken Arkadya'dan gelme bir yabancıyı da yatağına alır Koronis. Bu olayı tanrıya kutsal kuşu kuzgun haber verir, tanrı da öfkesinden bembeyaz olan bu kuşun tüyle­ rini karaya boyar. Şair Pindaros bu masalı benimsemez, ışık tanrı Phoibos Apollon'un olayı kendi gözüyle gördüğünü ile süreri Koronis korkunç bir cezaya çarptırılır: Bir odun yığınının üstünde diri diri yanacaktır. Alevler Koronis'i yalamaya başlar, kadın can vermek üzeredir ki, Apollon kanından olan çocuğun yok olmasına katlanamaz, ölünün karnından dölünü çıkarır ve büyümesi için at adam Kheiron'a teslim eder. Bu olay hekim tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simge­ sidir. Asklepios'a hekimlik sanatını öğreten Kheiron doğanın içinde yaşayan, doğanın sır­ larına ermiş bir varlıktır. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre Kheiron'un açık hava­ da, güneşin altında, şifalı sulardan ve otlar­ dan faydalanma yollarını bilmesi şaşılacak bir şey değildir. ( 2 ) E F S A N E S İ VE S A N A T I . Asklepios böyle­ ce usta bir hekim olarak yetişir, hekimliğin ve cerrahlığın bütün bilgilerin edinir, ama bu­ nunla da kalmaz ölüleri diriltmek yoluna bile sapar. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena Gorgo canavarı öldüğü za­ man bedeninden akan kanı toplamış ve Asklepios'a vermiş. Gorgo'nun sağ tarafındaki damarlarda dolaşan kan zehirli, sol tarafında­ ki damarlardaki ise faydalıymış. Bu şifalı kanı Asklepios ölüleri diriltmek için kullanırmış. Epey adam da diriltmiş, bunların arasında Kapaneus, Lykurgos, Minos'un oğlu Glaukos ve Theseus'un oğlu Hippolytos da varmış (Phaidra). Zeus doğal düzeni bozan hekim tanrının bu aşırı gücünden kuşku duymaya başlamış, bu haddini bilmezliği cezasız bırak-

mamış, Asklepios'un üstüne bir yıldırım sal­ mış, yakmış, yok etmiş onu. Ama Apollon da oğlunun öcünü almış, Zeus'a yıldırımı bağış­ layan Kyklop'ları öldürmüş, sonra da oğlu Asklepios'u gökte burçlar arasına yerleştir­ miş. Bir süre de ayrılmış Olympos'tan (Admetos). Asklepios sanatını kızı Hygieia (Yun. sağlık anlamına gelir) ve Asklepiades (yani Asklepios oğulları) diye sıkı bir lonca düzeni içinde birleşen hekimlerin aracıyla ilkçağ sonuna dek sürdürmüş bir tanrıdır. Öyle ki, hepsi ha­ lefleri, rahipleri, oğulları sayılan yaşamış h e ­ kimler bile onun efsanelik kişiliğinden fayda­ lanmışlardır. Örneğin Kos (Istanköy) adasın­ da hekimlik yapan Hippokrates'in bile haya­ tının ne kadarı gerçek, ne kadarı masal bilin­ mez bugün.

vermiş, yağmur yağmış, yazının özü böylece ota karışmış ve her derde deva sarmısak meydana gelmiş. Asopos. Korinthos körfezine dökülen Pelo^ ponez ırmağı; bütün ırmaklar gibi Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Metope adlı bir ırmak kızıyla evlenip iki oğluyla yirmi kızı olur. Bunlardan Aiginia'yı (Tab. 21) Zeus kartal biçimine girerek kaçırır. Korinthos kra­ lı Sisyphos olayı Asopos'a haber verir, o da öfkesinden taşıp bölgeyi altüst eder. Zeus ce­ za olarak Sisyphos'u Hades'e atar, ırmak tanrının üstüne de yıldırım salıp sularını geri çekmeye zorlar (Sisyphos).

Asterie. Titan çifti Koios'Ia Phoibe'nin kızı, Perses'in eşi ve Hekate'nin anası (Tab. 4). Zeus Asterie'ye âşık olup onu kovalamaya başlar. K ı z da bıldırcın biçimine girip habire ( 3 ) T A P I N A K L A R I . Asklepios tanrının tapı­kaçar, sonunda kendini denize atıp kayalı bir naklarına " Asklepieion" denir. Bunlardan en ada haline gelir. Bıldırcın anlamına gelen Yu­ ünlü birinin eski Pergamon, bugünkü Berga­ nanca ortyks kelimesinden bu adaya Ortygl.ı ma'da bulunuşu hekim tanrıya adanmış bu denmiş. Sonraları Asterie'nin kız kardeşi Le tapınak hastanelerin ne biçim yerler olduğu­ to Apollon'la Artemis'i bu adada doğurmuş nu bize açık açık göstermektedir. Ortygia adasının Delos'un eski adı olduğu ile­ Yunanistan'da en ünlü Asklepios tapınağı ri sürülür (Artemis). Epidauros'tadır. Bugün bile kullanılmakta Astraia. Bazı mythos yazarlarına göre Zeolan tiyatrosu büyük heykeltıraş Polykleius'la Themis'in kızı. Namuslu ve erdemli bir tos'un planlarına göre yapılmış. Hiçbir Asklebakire olan Astraia dünyanın altın çağlar ya­ pieion Bergama'nınki kadar yaygın ve çok şadığı dönemde insanlar arasında kalırmış. yönlü değildir. Hellenistik çağda kurulmuş Ama ahlaksızlık yeryüzünde artınca, Astraia olan bu kutsal alan Asklepios'tan başka tanrı­ kız kardeşi Pudicitia (Utanç) ile birlikte gökyü­ ça Hygieia'yı ve herhalde Asklepios kültün­ züne çıkmış ve Bakire burcu olmuş. Daha den önce Anadolu'da bulunan Telesphoros'u çok Latin yazarlarında adı geçer. bir araya getirmekte, ilkçağda şifalı su, iyi ha­ va, kaplıca gibi f i z i k tedavilerin yanıbaşında Astyanaks. Hektor'la Andromakhe'nin oğ­ telkin, eğlence ve kültür yoluyla hekimliğin lu. Adını Homeros, ünlü çiftin batı kapıların­ ne kadar ileri gittiğini göz önüne sermekte­ da buluştukları sırada şöyle açıklar (İl. VI, dir. Anadolu'ya özgü bir nitelik taşıyan bu 399 vd.): Asklepieion'un başka hiçbir yerde benzeri ol­ Andromakhe karşıladı Hektor'u madığı gibi, ne hazineler sakladığı da büsbü­ dadı da arkasından geliyordu, tün ortaya çıkmış değildir. Simgelediği tüm memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında, tedavi anlayışının ve yönteminin izlerine olsa Hektor'un gözbebeğiydi o, ışıldayan yıldıza benziyordu, olsa Selçuk ve Osmanlı çaglarındaki benzeri Hektor Skamandros'lu derdi ona, yapıtlarda rastlanır. başkaları Astyanaks, şehrin kralı, derdi, Anadolu Asklepios efsanesine de bir katkı­ îlyon'u tek başına koruyan Hektor'du da da bulunmuştur: İnsanları i y i ede de ölüme ondan meydan okuyan Asklepios'u Zeus yıldırımıyla yere serince, ünlü hekimin son deminde yaz­ Bebek babasının sorguçlu tunç tolgasnıdan dığı bir reçete oradaki bir otun üstüne ditft) ürküp ağlamaya başlayınca, Hektor onu kol
ı.l

kollarına aılır ve bir gün babası kadar ünlü olması İçin yakarır. Hektor'un ölümünden sonra, Andromakhe sevgili kocasına yaktığı ağıtta Astyanaks'm yetim olarak çekeceği çileyi tasarlayıp dile getirir. Oysa onunla bile kalmaz, Akha'lar Troya'yı yangına verdikleri gece yiğitlerden biri (Odysseus ya da Akhilleus) Hektor'un ço­ cuğunu surlardan aşağı atıp öldürür (Andromakhe). At-Adam. Bkz. Kentauros. Atalante. Arkadya (ya da Boiotia) bölgele­ rinde Artemis'i simgeleyen bir avcı kız. Arkas'm torunu, Lykurgos'un oğlu olan babası lasos erkek çocuğu olsun istermiş, Atalante kız olarak doğunca, onu bir dag başına bırak­ mış. Bebeği bir dişi ayı emzirmiş, sonra da avcılar alıp büyütmüşler, yaman bir avcı ola­ rak yetişmiş Atalante, koşuda kimse geçemezmiş o n u . Ama kız oğlan kız kalmak iste­ diği içindir ki, ırzına geçmeye yeltenen iki at adamı öldürdükten sonra, taliplerini kendisiy­ le koşuda yarışmaya zorlar, hepsini geçer ve sonra da kargısıyla vurur öldürürmüş. Kalydon avına da katılıp orada büyük bir başarı kazanmış olan Atalante'yi Melanion ( y a da Hippomenes) yenmiş, koşuya başlamadan önce yanına üç altın elma almış (bunlar Aphrodite'nin Kıbrıs'taki tapınağından, ya da Ba­ tı Kızlarının bahçesinden gelmeymiş), Atalante'nin yaklaştığını görünce elmalardan birini yere düşürür, kız da dayanamaz, eğilip top­ lar, böylece geri kalırmış. Melanion yarışı ka­ zandıktan sonra, Atalante'yle evlenmiş, ama bir gün av dönüşü karı-koca Zeus'un (ya da Kybele'nin) tapınağına girmişler, orada seviş­ mişler. Bu saygısızlığa içerleyen tanrılar ikisi­ ni de aslana çevirmişler (Meleagros). Ate. Eski Yunan düşününe özgü soyut bir kavram ve onu simgeleyen dişi cinsten tanrı­ sal bir varlık. Hesiodos'a göre Ate, kavga tanrıça Eris'ten doğmuştur. Akıl, insanın ger­ çeği olduğu gibi görmesini, iyiyi kötüden ayırt etmesini sağlayan yetidir. Aklı başından alınır, gözü karartılırsa, aldanır, basireti bağ­ lanır ve gaflete düşüp hata işler, suç işler, gü­ nah işler. Bunun sonucunda da cezaya çarpı­ lır. Çağdaş dillerde karşılığı zor bulunan bu
<rl

kavram Türkçemizde en iyi "gaflet" sözcü­ ğüyle karşılanabilir, ne var ki derin dinsel a n ­ lamı ve insanlık dramında bu kavramın oyna­ dığı büyük rol gene de yansıtılmış olmaz. En iyisi Yunan kaynaklarının kavramı nasıl ta­ nımladıklarına bakmaktır. İlkin Homeros'u alalım. İlyada destanının asıl konusu Akhilleus'la Agamemnon arasındaki kavga sona erince, krallar kralı hata ettiğini kabul eder ve şöyle der (İl. XIX, 85): Akhalar sık sık söylediler bana bunu, bana çıkıştılar, ama suçlu değilim ben, Zeus, Kader, karanlıkta yürüyen Erinys o toplantıda çeldiler aklımı, düşürdüler kötü bir çılgınlığa (Ate) aldığım gün Akhilleus'un onur payını, benim elimden ne gelirdi ki? Tanrı getirir her şeyin sonunu. İnsanları şaşırtan çılgınlık büyük kızıdır Zeus'un, uğursuzun inceciktir ayakları, basmaz yere, konar insanların kafalarına, bela olur, onu bunu alır ağının içine. Bir gün Zeus'u bile şaşırttı o, insanlardan, tanrılardan üstün Zeus'u Ate Zeus'u bile aldatmıştır: Tanrı Mykene krallığını Perseus'un ilk doğacak olan torunu­ na vereceğini söyledi ve bunun Herakles ola­ cağını sandı, oysa Hera'nın bir oyunuyla H e rakles'ten önce Eurystheus doğdu ve yiğit böylece bu akrabasına kul, köle olmak zorun­ da kaldı. Zeus Ate'nin bu düzenine kızarak onu saçlarından tutup tiksintiyle atar Olympos'tan aşağı, Ate de gelir yerleşir insanların arasına. Ate Kader'in elinde bir oyuncaktır ve insa­ na kendi eliyle bilmeden, istemeden nice ni­ ce suçlar işletir. Yunan tragedyasının başlıca yürütücüsü bu amansız tanrıçadır. Oidipus babası Laios'u öldürüp anasıyla evlendiğini bilmez, Kaderce bile bile aldatılmış, şaşırtılmıştır. Aiskhylos'un "Persler" tragedyasında Kserkses de Ate'nin kurbanı olur. Ate kralı bütün ordusuyla Boğazları geçmeye kandırır, Salamis'te ordu kırılınca imparatorluk çöker, suç işlenmiştir, geri dönüş yoktur. Ate böyle­ ce gözü kararıp suç ve günah işlemiş bahtsız - çoğu kez tanrıların lanetine uğramış - kişiyi öç tanrıçaları Erinys'Ierin eline bırakır. Kişi kurtulacağına, daha beter batar. Çıldırır ya da canına kıyar. Bir tanrı onu suçundan arın-

Amphitrite ve Triton adlarında geçen bu "trit" kökeni denizin uğultusunu yansıtan bir ses benzetmesi olabilir. Helle).): Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından çakır gözlü yaman Athena'yi o dünyayı birbirine katan tanrıçayı.dırmak yolunu bulamazsa. Athena. kargı sallamak. 5) çoğu zaman ik adla. ( 1 ) D O Ğ U Ş U . Yeller tanrısı Aiolos'un oğlu Boiotia kralı Athamas bulut tanrıça Nephele ile evlenir. Olympos tanrısının biri olan Athena (Tab. atmak an­ lamına gelen bir kökenden türemiş olduğu sanılır. anası Metis'in bir Okeanos kızı oluşundandır. Zeus Olympos tanrı­ larının egemenliğini kurduktan sonra ilkin Okeanos kızı Metis tanrıçayla birleşir (Tab. Bu kavram ve düşünceyi şöyle dile getirir Hesiodos (Theog. o cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan yüceler yücesi sayılan tanrıçayı. ama onu gebe bıraktıktan sonra dölüyle birlikte kendi gövdesine alması daha da derin bir anlam ta­ şır: Akıl gücü ve ancak onun aracıyla elde edilebilen dünya egemenliği baştanrıdan ayrı- lamamakta. Zeus Toprağın ve Göğün öğütlerine uyarak sevdalı sözlerle aldatıp eşini yuttu. Ate tepesi (Gaflettepe) adı verilen bu tepenin üstüne sonraları İlos İlion kentini kur­ muştur. Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tanrıça Hera onu delirtmiş. Phriksos'la Helle adlı biri oğlan. kız oğlan kız anlamına gelen bir sıfattan mı türemedir ve Pallas Athena mı anlaşılmakta­ dır? Bunu bugün kesinlikle saptamak güçtür. gövdesinin içine aldı onu. Palladion). tanrı Zeus'un öfkelene­ rek yeryüzüne attığı belalı tanrıça Anado­ lu'nun Phrygia bölgesindeki bir tepeye düş­ müştür. İlyada'da Zeus sevgili kızına "Tritogeneia" di­ ye seslenir. Bir efsaneye göre. Pallas adlı bir Titan vardır. ülkede meydana gelen bir kıtlığa son vermek için kocasını Phriksos'u kurban etmeye zorlar. İşle böyle zalim olarak canlandırılmıştır Kader ve onun yardımcısı Ate Yunan efsanesinde (Erinys'ler). ) İno'ya Leukothea ( A k tanrıça) da denir (İno).): Tanrı/arın kralı Zeus ilk eş olarak Metis'i. Triton'dan dogma anlamına gele­ bilen bu ad da açık değildir. İkinci süreç olarak Athena'nın Zeus'un ka­ fasından çıkması şöyle anlatılır (Theog. öbü­ rü kız iki çocuğu olur. deniz tanrısı Triton'la Athena'nın bir ilişkisi yoktur görünür­ de. 886 vd. Bir anlatıma göre. ayrıca bir efsanede tanrıça Athena'nın Pallas adında Attika'lı bir devi öldür­ düğü de anlatılır (Pallas). Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada çakır gözlü Athena'yt. Ama yolda Helle denize düştüğünden Boğazlara Hellespontos (Helle denizi) denmiştir (Phriksos. o hiç yorulmadan orduları yöneten. hangi efsaneleri nasıl işle­ dikleri belli değildir (Argonaut'lar). 9). yani Pallas A thena diye anılır. Athena adinin kökeni bilin medigi gibi. Metis Yunanca akıl. Metis en çok şey bilendir bütün tanrılar ve ölümlüler arasında. us. Zeus'un kızı v e ı » n iki. ama Athena'nın de nizle tek ilişkisi. Phriksos tragedya­ lara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan. Athena'nın ek adı bu devlerle ve kargı sallamakla ilgili midir? B i lindiği gibi. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. Athamas Nephele'yi boşar. "pallo". Kadmos'un kızı İno Nephele'nin ço­ cuklarını kıskanır. düşünme gücü demektir. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öl­ dürmüş ve karısı tno'yu da öldürmek için ko­ valamaya başlamış. İlion (Troya)'un başına gelen bütün belalar bundandır (îlos. V. İno. İno kaçarak deniz kıyısı­ na varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamış. Nephele bunu önler ve çocuklarını altın postlu bir koç üstünde Karadeniz'in Kolkhis ülkesine kaçırır. bilge tanrıçayı seçti kendine. Athamas. adının Yunanca. tanrıça Athena babası Zeus'un kafasından silahlı ve elinde kargısı olarak çıkmıştır. 333 v d . yeraltında da kur­ tuluş yoktur onun için. Pallas'm kaynağı da tartışma ko­ nusudur. Sulara karışan İno sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına ko­ şan bir deniz tanrıçası olmuş. Tanrılar tanrısının kendine ilk eş olarak Metis'i seçmesi anlamlıdır. bir efsaneye göre. Yoksa Pallas ek adı. ürünleri de ancak onun kafalın dan çıkabilmektedir. Acaba Tritogeneia adı bu na mı çağrışımdır? . ( 2 ) A D İ V E E K A D L A R I . Athamas. 924 vd.

Diomedes. hena'nın Hera ve Poseidon'la birlikte babası Pallas Athena'nın efsaneleri o kadar çok Zeus'u nasıl zincire vurmak istediği anlatılır (I. Attika ilinin yıldınmlı! ve Atina şehrinin tanrıçası olma hakkını şöy­ Kaderi çoktan belli. ne kadar olay. PePallas Athena'nın kültü en ilginç biçimiyle Atina'nın klasik çağında kendini göstermiştir. Deiphobos). X X I I . çakır gözlü "glaukopis" sıfatı tanrıçanın en sevdiği kuş olan "glauks". gök gözlü. îlyada'da Ada'daki tutumunun tam tersine hakkın üstün thena bir savaş tanrıçası olarak çıkar karşımı­ gelmesini ister. bu erdem meros Odysseia'da Odysseus tipini yarattığı tanrıçası hiç haktan yana görünmez. Odysseus ve Menelaos'u davranışlarının. babası Zeus karşı­ gonaut'ları da tutar ve Argo gemisinin yapıl­ sında da atıp tutar. en eski ve yoruz ki Odysseus "ölümlülerin en üstünüdür kutsal tapmağı bugün de kalıntıları görülen akıldan yana". El işçili­ mez: Akhilleus'Ia Hektor arasındaki savaşta ğini ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak ölüm kur'asını çekecek olan Zeus'u şöyle et­ Arakhne efsanesinde rol oynar (Arakhne). Ve burada Athena Deiphobos kiyi Athena'ya bağışlamışlar. Odysseus'a karşı davranışında da tutarlı bir duygusu belirir tan­ rıçanın: Çok çile çekmiş yiğide acır. baykuşla ilgili gö­ rülmüştür. dedir. masalların dogmasına yol açmıştır (Erikhtoyenilip yaralanmalarına yardım eder. 127 vd. ler(Hektor. son olarak "obrimopatre" babası güçlü olan sıfatı doğrudan doğruya baştanrı Zeus'un kızı oluşundandır. le kazanmış diye anlatılır: Poseidon tanrıyla kaçırmak mı istersin onu canlara kıyan Pallas Athena bu yetkiyi kazanmak için yarış­ ölümden? maya girmişler. bunca akıl ve dirayetin boşa gitmesini istemez. bir genç kız. . îlyada'da Zeus'un oynadığı yönetici keli şehir varlığının simgesi sayılırdı. ölümlü bir adamdır b u . Akha'lardan yanadır. olabilir. üstünde tuzlu bir göl meydana getirmiş. kılavuzluguyla olur. Bundan rolü. Mentes olur. sonra nios. okşar onu. gü­ ağacını tuz gölünden daha yararlı bularak yet­ ler. tanrıça bu sevimli rolüyle baş­ pis düzenler kurmaktan hiç çekinmez. Olympos tanrılarını da yargıç Yap yapacağını ama. hepsi Athena'nın buyruğu. kendisine rakip gördüğü tirmekten çekinmesi. eylem ve konuşma var­ sa. Tanrılar. bir küçük çocuk olur. değildir. Aslın­ ka destanlara. Aca Athena'nın kılavuz rolündeki eylem ve khilleus. şiirlere girmiş. tanrıça Odysseus'a Telemakhos'a. bunların başında ve anlamlıdır: Zeus'un kendi ağzından duyu­ Troya gelir. Troya'nın en büyük. Başka şehirler de Athena'yı koruyucu tanrı­ Odysseia'da Athena'nın rolü bir başkadır ça olarak benimsemişlerdir. AKızının bu sert çıkışlarına yumuşakça karşı­ thena ise bir zeytin ağacı. konuşmalarının anlatımına her fırsatta korur. denebilir ki H o da çirkin bir rol oynar îlyada'da. ak rıçanın oynadığı rol de ilginçtir. Odysseus'u tuttuğu gibi Arda yüksekten bakar onlara. ama her an varlı­ ğıyla oluşu etkiler yönetir. Nausikaa'ya yapacağı işi.Sıfatları daha belirgin anlamlıdır: Aigis kal­ kanını taşıyan "aigiokhos" (Aigis). İlya( 3 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . zeytin lık verir tanrıların babası. kız oğlan kız oluşu ve bu niteliğini yi­ 400). bütün ailesinin de kaderi onun elin­ birçok efsaneler doğmuştur (Palladion). nelope'ye. Mentor olur. davra­ gibi Athena tipini de yaratmış ve ölümsüzleşnışları hep hırs ve tutkuların etkisiyle olur: Attirmiştir. Troya'lı yiğitlere karşı pis doyum olmaz. sevmediği. biz tanrılar olarak almışlar: Poseidon Atina akropolünün onaylamayız yaptığını. huylanması tuhaf bazı Aphrodite ve Ares'e karşı turumu insafsızdır. ama taraf tutar. Aglauros).): Atina'nın kurucusu ve koruyucusu olarak tan­ Ne diyorsun kara bulutlu babam. tutması da doğal gö­ tadan yapılmış ve Pallaidon diye anılan hey­ rünür. uyar isteklerine. kiler ( İ l . onu eleştirmekten çekin­ masına yardım eder (Argonaut'lar). tanrıçanın tah­ tanrıçası Athena tutar. böylece Athena kılığına girerek aldatır Hektor'u ölüme sürük­ bölge ve kentin yönetimini elde etmiş. benim­ seyeceği davranışı esinlemek için bin bir kılı­ ğa girer. Onun içindir ki destan boyun­ za. Odysseia'da Athena oynar: Odysseötürüdür ki Palladion'un kaçırılmasıyla ilgili us'un da. bu akıllı adamı akıl ve erdem Athena tapınağı olduğu gibi.

Parthenon ve onun kabartmaları gibi ilkçağın en değerli yapıtlarının bazılarını esin­ lenmiştir. Bunu niçin yapar? Timaios'ta Atina'lı devlet adamı ve şair Solon'un Mısır'a gidişi anlatılır. Poseidon. on bin yıl önce bu ülkeyle savaşa giriştiğidir. Ne var ki. Timaios diyalogunda başla­ yıp. Nil deltasında bulunan Sais kentinin rahipleriyle konuşur Solon.Ne demek istiyorsun? — Ruhunuz genç hepinizin. bitmemiş Kritias diyalogunda yanda kalı­ yorsa da. yöneticiler surlar. Filozof­ lar bile bu çabaya katılırlar. onu merkez adaya bir kaleye yerleştir miş ve beş kuşak erkek çocuk yetiştirimiş onunla birlikte. Atlantis. Kritias diyalogu birdenbire kesilir. Menoitios. li­ manlar kurarak ülkeyi son derecede uygar bir hale sokmuşlar. yaslanmış bir tek Hellen yok­ tur. Solon. Her neyse. köprüler. en büyük oğlu Atlas'ı hepsinin kralı olarak öbür oğulları arasında dağıttığı bölge­ lerin başına getirmiş. şöyle özetlenebilir: Atlantis. Timaios ile Kritias diyalogla­ rının ütopya. bu ünlü olayı bir Mısır'lı rahibin ağzından öğrenmesi bütün öyküyü Platon'un uydurduğu kanısını uyandırmakla beraber. filmlere konu olan ve tarihçilerle coğrafyacıların üstünde kafa patlattıkları Atlantis efsanesi. hem de kültür ve sanat bakımından büyük bir yer tut­ muş. en başta da Pla­ t o n . Atlantis bitkileri. Tanrı sonra adayı on bölgeye bölmüş. bu kızı sev- miş. Korkunç depremler sonucunda suların altına gömülen bu ada bir zamanlar Libya ile Asya'nın bir arada kapladıkları alandan daha yaygınmış. girdi onunla gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. T. başkentte yılda bir yapılan bir törene ve bu tören sırasında kesi­ len boğa kurbanlarına değindikten sonra. siz Hellen'ler hep ço­ cuk kalırsınız.3). 22 b): — Ey Solon. Atlas. gerçekdışı ve gerçeküstü bir düzeni örnek olarak göster­ mek için canlandırdığı öbür dünya efsaneleri bir yana. 507 vd. biri ona şöyle der (Tim. ne de zamanla kocalmış bir bilginiz. İki tanrı ku­ şağı arasında bulunup Olympos'lulara baş kaldıran bu dev yapılı yaratıklara eserlerinde özel bir yer ayıran Hesiodos Theogonia'da (Theog. Yunan ilkçağında mythos yaratma işine koyulmamış hiçbir yazar yoktur. insanda tuhaf bir izle­ nim bırakmaktadır. hem de bütün kom­ şularını tek başına kurtarmış bu afetten.Tanrıçanın onuruna düzenlenen Panathenai bayramı Hellen dünyasında hem din. Atlantis yerlilerinden Euenor'un bir kızı varmış. günümüze dek ro­ manlara. hay­ vanları ve özellikle madenleriyle çok zengin bir ülkeymiş: altın. Atlantis fazla güç kazanmış ve Akdeniz'in büyük uluslarını köle durumuna sokacak bir saldırıya geçmiş de. Atina'nın oraya gönderdiği ordu Atlant'larla birlikte yok olur. Atina'nın bu eski tarihi üstünde hiçbir bilgisi olmayışı. Atina. Ancak Timaios diyalogunda Mısırlı rahibin ağzından öğrenilen Atina'nın dokuz. Timaios ve Kritias diyaloglarında. canlandırmak ve Atina devletine dokuz bin yıl öncesine ka­ dar uzanan bir tarih yaratmak hevesine kapıl­ mış olsa gerek. asker­ lik durumu üstünde durup. Batıda Herakles sütunları (Cebeli­ tarık) yoluyla Akdeniz'den Okeanos'a çıkıldı­ ğı yerde karşılaşılan büyük bir ada ve çevre­ sindeki takımadalara verilen admış. Epimentheus diye dört oğlu olur (Tab. güzel topuklu Okeanos kızını. Bu sözün doğruluğu en iyi mythos'ta görü­ lür. demir ve "oreikhalkos" (yani dag bakırı) diye ateş gibi parlak bir madeni varmış. lapetos aldı Klymene 'yi. tarih dışı insan gerçeklerini yansıtmak. bakır. Atina hem kenefini. bir gece deprem Atlantis'i haritadan şilince. zaman kavramı bilmez mythos. (1) Titan lapetos Okeanos kızı Klymene (başka bir kaynağa göre Asia) ile evlenir ve Atlas. Bazı diyologlarınm sonunda. yani hayal beldeleri anlatan öy­ küler arasında özlü bir yer tutmasına yol açar. tanrılardan Athena ve Hephaistos'a. kanallar ve tünellerle bezenmiş kentler. Çılgınlığı ve aşırı gücü yüzünden . çünkü eski bir geleneğe dayanan ne bir görüsünüz var. Ülkenin sosyal yapısı.) onları şöyle tanımlar-. başka hiçbir kaynakta izine rastlanmayan bir yitik ülke masalı uydurur. Hiçbir zaman çözüleme­ miş bu gizdir ki. Dünyanın kuruluşunda tanrılar yeryüzünü aralarında paylaşırken. Prometheus. Atlantis de Poseidon'a düşmüş.

Atreusogulları efsanesi bu ilenme sürecinin en parlak Homeros'a göre. Bu kez de Güçlü Agamemnon. nağı olmuştur. içtiği halde. daha doğrusu tragedyanın vazgeçilmez konu­ su olan suç ve lanet zincirlemesi destandan sonra efsaneye katılmış bir motiftir. ama o akşam gü­ Hephaistos yapmıştı didine didine o neş doğuda batacak olur. Derken Atreus çocukların ke­ Thyestes de onu. güzel sesli akşam perilerinin karşısında dimdik durup ayakta tutuyor göğü başı ve yorulmaz kolları üstünde. taşısın diye. ları Hippodameia'nın yardımıyla öldürürler. 100 vd. Bunca adalarda. yani akşam perileri. Pöstekinin çalındığını bilmeyen Atreus şartı kabul eder. Atreus ne'liler kardeşlerden hangisini kral seçecekle­ ve Atreuso§ullarının hayat hikâyesi destanla­ rini tartışınca. Hesperis'ten Heskral olarak seçmeyi buyurur. kendine saklar. Tanrıların Atreus'u değneği. Tyestes farkına varmadan kendi" bırakmıştı ölürken.Belli ki Homeros Atreusogullarının başına kuşaktan kuşağa süregelen laneti bilmiyor. gerçek kralın başka bir tanrı işmaden biridir. Dione ve Kalyki. Ama daha sonra karısı Aerope ile kardeşi atları kamçılayan kralPelops'a vermişti o arasındaki gönül macerasını öğrenince büs­ da. bütün çileden çıkar. göğü birbirinden ayıran direkleri" taşır başlar: Atreus'la Thyestes babaları Pelops'un omuzlarında (Od. Eurystheus döl bırakmadan ölünce. Atlas'a canava­ reus'la Thyestes Mykene'de kral Sthenerın kafasını göstererek onu bir kayaya çevir­ los'un yanına sığınırlar. Agamemnon 'a bırakmıştı. İşte o andadır perid'ler. Hermes'e vermişti. 14 ve 15). Thyestes'i kovar. onu Mykene'ye çağırır. krallığı ona verdikleri besbellidir. güneş yolunu değiştirirse Atros'tur. Atreus'un sürüsünde (Herakles).54). pişirir ve babalarının önü­ Atreus da bol sürüsü olan Thyestes'e ne koyar. elinde değneği. Bu dag şöyle meydana gelmiş: Perseus Pelops iki oğluna lanet okur. bir tanrı Atlas'ın çok çocuğu olmuş: Pleione'den sözü Mykene'lilere Pelopsogullarından birini Pleiade's ve Hyades kızları. bu hayvanı Artemis'e kurban etmeye ant ile hiçbir ilişkisi olmasa gerek (Atlantis). kalktı. kadın da altın postu Atreusogulları diye anıları Agamemnon'la gizlice kocasından aşırıp âşığına verir. Pelops'la Hippodameia'nın oğlu. Atlas göğü değil d e . 68 . yoksa Thyestes'in non'un kral değneği şöyle tanımlanır: tahtta kalacağını bildirir Hermes. tragedyalara da sonsuz bir konu kay­ karabilirse diye öneride bulunur. vermişti onu Kronos oğlu kral Zeus'a. MykeMenelaos'un babası (Tab. Ne var ki Thyestes Atreus'un Thyestes'in kardeşi. Herodotos Atlas'ın bir nympha'dan olan oğlu Khrysippos'u ana­ K u z e y Afrika'da bir dag olduğunu söyler ( I V . rıyla seçilmesi konusunda Thyestes'le anlaş­ Atreus'a değgin i l k kaynağımız H o m e masını buyurur. tuttukları. gösterir babalarına. llyada'da (İl. AtGorgo'yu öldürdükten sonra. Sthenelos'un oğlu miş. İnsanlık dışı eylem ve tüyler Thyestes altın postu ortaya koyup kral seçi­ ürpertici faciaları canlandıran bu öyküler Y u lir. sözünde durmaz ve pöstekiyi Atreus. Zeus da Argos'u öldüren yol gösterici Atreus tahta çıkar çıkmaz. İ l k lanetleme Pelops'la ri. II. egemenlik simgesi altın postlu bir koyun var­ (2) Atlantis'in yöneticisi. 184). Ama Zeus Atreus'a düşünde Hermes'i nan mythos'unun başlıca efsane çemberlerin­ gönderir. iki kardeş arasında rekabetten doğan kor­ pso da onun kızları olarak gösterilir. onları sürer. "ye­ örneklerinden biridir. Her biri ötekini ortadan kaldırıp yerine geçebilmek için iğ­ Atlas Herakles efsanesinde de rol oynar renç düzenler kurar. çocuklarını yer.) Agamemreus'un kral olacağını. 1. çocuğunu doğrar. Atlas zorlu bir baskı altında kaldı: Dünyanın bittiği bir yerlerde. İapetos oğlu Atlas dır. Argos'ta boydan boya Thyestes korkunç lanetler savurarak masayı sözünü geçirsin diye. Thyestes şartı kabul eder. sik kafalarını getirir. kunç bir kin ve nefret başlar. kardeşiyle barışır gibi Pelops da erlerin güdücüsü Atreus'a olur. Tyestes'in üç vermişti. Homeros destanlarında karısı Aerope'yi ayartır. Thyestes hangisi altın postu çı­ ra da. Akıllı Zeus'un ona ayırdığı kader bu.

I X . Odyseus'un sütninesi Eurykleia'nın anlattı­ ğına göre. Thyestes bu kez Sikyon'a sığınır.devirmiş. Pazarlıkta uyuşmuşlar. Elis kralı (Tab. Şafak tanrıça Eos'un Latince adı (Eos). Odysseus'a adını koyan dedesiymiş. Atreusoğulları di­ ye anılan bu iki kahraman Homeros destanrında baş rolü oynarlar. Aleos Auge'yi tanrıça Athena'nın tapınağına adamış. Başka anlatımlara göre. Anado­ lu'nun Mysia kıyılarına çıkmışlar. ölümü simgeler (Moira). 902 vd. Tegeia kralı Aleos'un kızı. Ama yiğit Herakles kızı görüp sevmiş. Augias'ın büyük. Y i ğit de Alpheios'la Peneus ırmaklarını yatakla­ rını değiştirerek sularını ağıllardan geçirmiş ve bir günde hepsini temizlemiş. hep yoldaş olurdu ona. hırsızlıkta ve yalan yere yeminde üstüne yoktu. ama ba- t . 395): Anasının soylu babasıydı Autolykos. Autolykos Amyntor'un öküz derisinden yapılmış sağlam tolga­ sını aşırmış ve Odysseus'a vermişti. öylesine tiksinmiş ki gökteki yolunu tamamlamadan geri dönmüş. Eurytos'un sürülerini çalmış. Hesiodos Theogonia'nın bir yerinde bu tanrıçaların Gece'den (Theog. Hermeias tanrının kendisi vermişti bu yetiyi ona. ( İ l . Herakles'e işin karşılığını ödemek istememiş. zengin sürüleri var­ mış. Aktor'un kardeşi. Atropos. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynar. Herakles de bu işi bir günde yapaca­ ğını. bu yüzden isterdi iyliğini. Sonra Pelopeia'yı oğluyla birlikte Atreus'un sarayına yollar. Telephos gerçekten bir süre sonra amcalarını kaza ile öldürmüş (Telephos). Kaderi simgeleyen tanrıçalar üç­ tür. canavarı vurmuş.). Auge kral Teuthras'la evlenmiş. Herakles'in arkadaşı Phyleos'la birlikte mahkemeye vermiş. sonraları bu yara izi Odysseus'un sütninesi tarafından tanınmasına yol açar (Od. Aigisthos). Atreus'u öldürür. Odysseus'un dedesi. Yargıç her ikisini de suçlu bularak ülkeden sürmüş. Augias yiğil Herakles'i çağırıp ağıllarının temizlenmesini istemiş. Aurora. Bir orduyla geri gelen Herakles Augias'ı öldür­ müş. Bkz. ama ağıllarını temizlemeyi ihmal eltlği için. ama bir yara almıştı. söylentiye göre de güneş o güln öy leşine ürkmüş. davarları barınamaz olmuş. 8). 386-407). ya da köle olarak satmış. Auge. 218). baş­ ka bir yerinde de Zeus'la Themis'ten doğmuş olduklarını söyler (Theog. Atreusoğullarının la­ neti süregider. Moira ya da Ker'dir. ama Aigisthos son da­ kikada bu düzenin farkına varır ve kendi ba­ basını değil. yaktığı kuzu ve oğlak butlarından hoşlanmıştı çok. Agdistis ueKybele. dedesi ve amcalarıyla birlikte Parnesos dağında bir yaban domuzu avına katılmış. Dipsiz bir karanlığa bozulmuş ortalık. Üçüne birden verilen ad. ama karşılığında sürünün onda birini alacağını bildirmiş. Attis. Augias. Argonaut'lar seferine katıl­ mıştır. Aigisthos. Autolykos Hermes'in oğludur ve yakalanmadan hırsızlık yapma yeteneğini babasından almıştır. Autolykos. 261 vd. amcası Atreus'un babasına karşı işlediği suçun öcünü Agamemnon'dan alır (Agarnemnon.). Yarasını iyileştiren de Autolykos ol­ muş. Helios'un oğlu. Delphoi'deki tanrı sözcüsü Aleos'a kızının doğu­ racağı bir çocuğun amcalarını öldüreceğini bildirince. Adı "geri dönülmez" anlamına gelen Atropos ömür ip­ liğini büken Moira'lar arasında eceli. Babası bunu öğrenince Auge'yle Telephos'u bir sandığa kapatıp de­ nize atmış. kral kadının kim ol­ duğunu bilmeden onunla evlenir ve Aigisthos'u da benimser. ayrıca da onu kendi oğlu. kentini ele geçirip Phyleos'u babasının tahtına oturtmuş (Herakles). Suç ve günahların iyice izine dalar: Kendi kızı Pelopeia ile kızın habe­ ri olmadan birleşir ve Aigisthos adlı oğlunu üretir. XIX. Ne var ki Augias verdiği sözde durmamış. Atreus'un Aerope'den iki oğlu olmuştu: Agamemnon'la Menelaos. Odysseia'da şöyle tanıtı­ l ı r (Od. Auge bir süre sonra Telephos'u doğurmuş. Ona gidip Thyestes'i öl­ dürmek görevini verir. Odysseus büyüyüp de Autolykos'un ko­ nağına misafir gidince. Sisy phos'a da aynı şeyi yapmak istemiş. Antikleia'nın babası.

Autolykos Laertes'e nişanladığı kızı Antikleia'yı önce Sisyphos'la birleştirmiş. bundan da amacı doğacak toru­ nunun Sisyphos gibi kurnaz olmasıymış. Sisyphos'un oğluymuş. son­ radan Akhilleus'ın seyisi olmuştur: Ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'a bakar.AUTOMEDON saramamış. Homeros bu görüşe katılmaz. Başka kaynaklarda Autolykos'un Herakles'e güreş öğrettiği. Patroklos'un ölüsünü elde etmek için yiğit­ çe savaşan Automedon Akhilleus'un en vefalı arkadaşlarından sayılır (Balios). Bu anlatıma göre. Sisyphos davarlarını geri almak için konağına gelince. Automedon. İlyada'da AkhiUeus'un araba­ sını süren yiğit. Argonaut'lar seferine katıldığı ve çaldığı hayvanların postunu boyayıp onları tanınmaz hale getirmesini başardı­ ğı anlatılır. Ege denizindeki adaların bi­ rinden Troya savaşına katılmaya gelmiş. . Odysseus Laertes'in değil de.

genç. bayırda. Bakkha'lar. memeleri süt dolu bir azgın iniği nasıl zaptedtyordu. senin dediğin gibi. çıldır­ m a k . 4 6 ) : G ü n e ş ışıklarıyla toprağı ısıtmaya başlar­ ken. Bu düşünceyi doğru bulduk. Hepsi se­ rilmiş uyuyordu. çözülmüş nebris'lerini bağlayıp sıkıştırdılar. çılgınca kendilerinden geçtikleri z a m a n da M a i n a s ( m a i n o m a i . hep bir ağızdan "lakkhos. sonra yanaklarını yalayan yılanları benekli postlarına kemer gibi sardılar.B B a b y s . Önce saçlarını omuzlarına döktüler. İçimiz­ den. Sarma­ şıktı thyrsos'lardan bal damlıyordu. geceleri d a ğ d a . yüce dağ başlarında yaşayan­ lar. D i onysos dinini T h e b a i ' d e n sürmeye kararlı kral P e n t h e u s ' a şöyle anlatır ( M . meşe ve çi­ çekli saparna dallarından çelenklerini başları­ na geçirdiler. onu Bakkha'lardan ayırıp kralı­ mızın gönlünü hoş edelim". na­ zik elleriyle. Biz. memeleri süt dolu ka­ dınlardı. çalılıkların arasına saklanıp pusu kurduk. üç koro gördüm. thyrsos'larını sallayarak ayinlerine başladılar. ora­ da olup da bu mucizeleri göreydin. Gelin. Bazıları. Nihayet hepsi sarmaşık. s. D i o n y s o s ' u n L a t i n c e a d ı . kolla­ rında taşıdıkları geyik. gelin. öküz ve koyun çobanları. Ah. yer yerinden oynadı. Bakkha'lar derin uykularını gözlerinden sildiler. Ansızın Agaue'nin sıçrayarak yanımdan geçti­ ğini gördüm. a m a o n u n kavalı tek borulu ilkel bir kaval o l d u ğ u n d a n Apollon Babys'e ö n e m v e r m e m i ş . Anan. Pentheus'un anası Agaue'nin ardı­ na düşelim. S. D i o n y s o s dinini b e n i m s e m i ş bu kadın­ lara olgun ermişlik a n l a r ı n d a T h y a s ( t h y o . Canı isteyen de süt içiyordu: Parmaklarıyla toprağı kazın­ ca. ş e h r e gidip gelen ve k o n u ş m a s ı n ı bilen biri dedi ki: "Ey. u c u n d a bir ç a m kozalağı b u l u n a n sarmaşık ve a s m a yaprakları sarılı u z u n değ­ nekleri ve P r o m e t h e u s ' u n insanlara ateşi taşı­ dığı n a r t h e k s karnışıyla t a n r ı n ı n p e ş i n d e n k o ­ şarlar. T ı p ­ kı t a n r ı n ı n kendisi gibi çıplak bedenlerini n e b ris d e n i l e n benekli ceylan postlarıyla ö r t e r . gelin ardımdan. Bakkha'lar. taşkın bir coşkuya kapılmak) d e n i r . Başka biri nartheks'ini toprağa dokundurdu: Tanrı top­ raktan bir şarap gözesi kaynattı. birinin başında da lno vardı. Bizi tutamaymca. Eyuboglu çevirisi. O zaman Agaue Bakkha'lara: "Hey. Kimi sırtını bir çam kütüğü­ ne dayamış. erkekler bize pusu kurmuş. başlarına sarmaşık çelenkleri sarar ve ellerin­ d e t h y r s o s . birinin başında Agaue. böylece Babys Marsyas'ın uğradı­ ğı cezaya u ğ r a m a m ı ş (Marsyas). bunlar çocuklarını ye­ ni doğurup bırakmış. şarapla ve kaval sesleriyle sarhoş olmuş. ıssız ormanlar da Kypris'in peşine düşmüş değillerdi. benim rüzgâr kanatlı dişi tazılarım. O sı­ r a d a d o ğ a ile birlik o l a n Bakkha'lar ü s t ü n bir güçle ö n l e r i n e gelen vahşi hayvanları p a r ç a ­ larlar. hiç de. uslu. kaçmasaydık Bakkha'lar bizi parçalayacaklar­ dı. senin anan. O zaman dağlar. görülmedik bir düzenle fırlayıp kalktılar. ellerinde bıçak mıçak yoktu. meşe yap- raklarının üstüne koymuş. taşlar Bakkha'larla bir olup coştu. vahşi hayvanlar bile cümbüşe katıldı. Euripides'in s o n eserlerinden biri olan bu oyunda koro h e m Bakkha'lardan m e y d a n a g e l m e k t e . Dionysos. bakire. Bkz. Görmeliydin. otlattığım öküz sürüsüyle yüksek dağla­ rın başında düz ve kayalık bir yere varmıştım. kurt yavrularına bem­ beyaz bir süt veriyordu. Genç danaları parça pal . Tanrı Dionysos-Bakkhos'un dinsel t ö r e n l e r i n i kutlayan kadınlar alayı. h e m d e bir Bakkha olan Agaue'nin k o r k u n ç d r a m ı canlandırılmakta­ dır. edepli yat mışlardı-. B a c c h u s . Ya­ yınları. taze çayırlarda otlayan sürülere saldırdılar. o r m a n l a r d a k e n d i l e r i n d e n geçerek tanrıya karışırlar. hep bir araya gelip gördüğü­ müz garip şeyler üzerinde konuştuk. hep­ si birden. H e r iki hallerini ve özlerindeki niteliği c a n ­ l a n d ı r m a k için Euripides'in " B a k k h a ' l a r " t r a ­ gedyasından bir p a r ç a y ı buraya almayı en uy­ g u n bulduk. Üç alay kadın. Kendimizi güç kurtardık. Babys de ka­ val çalarmış. Zeus'un oğlu Bromios" diye bağırdılar. kimi başını toprağa. saklandğım çalılıktan fırlayıp onu yakalamak istedim. Bakkha'lardan biri. T a n n Apollon'la flüt yarışmasına gi­ rişen satyr Marsyas'ın kardeşi. E g . vü­ cutlarını saran uykuyu kovmak için keskin bir çığlık kopardı. boynuzlu öküzlerin böğürdüğünü duyar duy­ maz Bakkha'ların ortasından ayağa kalktı. Bakkha'ları g ö r e n bir h a b e r c i o n l a r ı . B. thyrsos'larınızı sallayıp ko­ şun!" diye bağırdı. ve­ cit h a l i n d e o l m a k ) . vakit gelince. ihtiyar. birinin başın­ da Autonoe. topraktan oluk oluk süt akıyordu. inanmadı­ ğın bu tanrıya şükürler ederdin. içlerinden biri thyrsos'unu ya­ kalayıp bir kayaya vurdu: Kayadan sabahın çiyi kadar duru bir su fışkırdı.

B a t t o s . büyük bir tanrı bu. hiç görülmedik bir sahne gör­ dük: Demir uçlu oklar Bakkha'lardan bir damla kan akıtmadı. Kaburga kemikleri. t o p r a k yer yer . Çıralı derler b u g ü n o r a y a . ardı da girift çalılıklarla yükselen k o c a bir dağ. Ksanthos'la Balios'u. Bakkhos. ne diye verdim sizi kral Peleus'a. yanaklarından damlayan kanları yaladı. Bithynia bölge­ B a l i o s . binlerce genç kadın eli boğaları boy­ nuzlarından tutup sürüklüyordu. bırak bu şehre gir­ sin. Nihayet şehirlerin erkekleri Bakkha'larm her şeyi alıp götürdüklerini gö­ rünce öfkeyle silahlarına sarıldılar ve işte o zaman. tanrının onlar için yerden kaynattığı sulara koştular. kralım. tunç ve demir bile bellerini bükmüyordu. Philemon. H o m e r o s İlyada'da onları şöyle anlatır (İl. Kralım. ne diye bir ölümlü insana verdim sizi. Baukis. Şarap olmazsa insanlar için ne aşk kalır. yas ne. S o n r a d a hayvanları saklamış ve kılık değiştirerek ihti­ yarın karşısına çıkmış. Bellerophontes efsanesi bugün de yaşar bizim için. Yel gibi uçan atları. Omuzlarına attıkları hiçbir şey artık kara top­ rağa düşmüyor. Dediklerine göre. Batieia. mutlak bir tanrıdan yar­ dım gören bu kadınlar thyros'larıyla erkekleri yaraladılar ve önlerine katıp kovaladılar. Bkz. B a t t o s da sözünü t u t m a y ı p hay­ vanların saklandığı yeri g ö s t e r m i ş . yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok. Z e u s acır o n l a r a ve şöyle seslenir yüreğin­ de: Zavallıcıklar. P a u s a n i a s B a t t o s ' u n Kyrene'yi k u r d u k t a n s o n r a . onları Zephyros yeline kasırga Podarge doğurmuştu. ne de başka bir şey. Ama t a r i h ç i H e r o d o t o s ' a g ö r e B a t t o s Libya dilinde "kral" d e m e k m i ş . yitirdiği sürüleri a r a r gibi o l m u ş . kimseye bir şey söylemezsen sana bir düve a r m a ğ a n e d e c e ğ i m . Son­ ra geldikleri yere döndüler. Asopos ırmağının kıyılarına. K s a n t h o s ' l a Balios'u P o s e i d o n P e l e u s ' a Thetis'le evlendi­ ği g ü n d ü ğ ü n hediyesi olarak vermiş. gü­ neş de vücutlarını kurutup parlattı. ölümlülere keder dağıtan şarabı veren oymuş. (1) T a n r ı H e r m e s A p o l l o n ' d a n aşır­ dığı sığırları s ü r e r k e n dağda Battos adlı bir ih­ tiyara rastlamış. bu tanrı kim olursa olsun. XVII. Mavi yol­ culukta geceyi korsanlar yatağı Ceneviz kör­ fezinde geçirdikten s o n r a . Aristoteles ya da Aristaios imiş de k e k e m e olduğu için B a t t o s d e n m i ş o n a . Akhilleus'un atları ağlar (İl. Ateş nasıl y a n a r . Evlerden çocukları alıp kaçtılar. Kithairon kayalıklarının etekle­ rindeki Hysia ve Erythra şehirlerine düşman orduları gibi girdiler. 4 2 6 vd. (2) A k t e o n ' u n bir köpeğinin a d ı . Yılanlar. P a t r o k l o s ö l ü n c e . Bakkha'lara öfkeyle saldıran azgın boğalar bir anda yere seriliyor. Thebai'lilere bereketli başaklar veren ovalara rüzgâr gibi atıldılar. Dionysos. dallardan kan damlıyordu. Alacalı taşlar ü s ­ t ü n d e g ü m b ü r d e y e n bir çayın d e n i z e dökül­ düğü bu lahitler kentinin ö n ü ak bir kumsal­ dır. bazen çamlara takılıp kalı­ yor. Z e u s böylece yüreklendirir atları ve katılır­ lar Akhilleus'un Hektor'la olan savaşına (Ksanthos). Bellerophontes.BAKKHOS ça ettiler.): atları boyunduruğa. (1) Yel t a n r ı Z e p h y r o s ' l a H a r p y a P o d a r g e ' d e n d o g m a iki a t t a n biri. siz ki bilmezsiniz ölüm ne. Okeanos ırmağı kıyısında. (2) Battos Libya'nın Kyrene k e n t i n i n kuru­ cusu sayılır. Kralımın kirpikleri şöyle bir defa açılıp kapanmadan Bakkha'lar hayvanların derilerini yüzüp hep­ sini didik didik ettiler. bahtı kara insanlarla acı çekmeniz için mi? Şu dünyada soluk alan. Akhilleus da bu ö l ü m s ü z atları T r o y a savaşına getir­ mişti. İşte bu dağda a t e ş y a n a r . 1 4 8 vd. Alev alev yanan saçları vücutla­ rını yakmıyordu. XVI. Bkz. kendisini ele verir korkusuy­ la o n a d e m i ş ki.): Automedon koştu tez giden Bebryk'ler. Asıl a d ı . Myrina. d ü z ­ gün k o n u ş m a y a başladığını anlatır. Bkz. her şevin a/tını üstüne getirdiler. gemimiz m a s m a v i bir denizin yarlarla kesilmiş koyu yeşil kıyıları boyunca gide gide O l y m p o s k e n t i n e varır. Anadolu'nun sinde yaşayan bir boy (Amykos). alev nasıl kızıllık saçarsa öyle yaşar. otlarken bir çayırda. orada kana bulanmış vücutlarını yıkadılar. T a n r ı öf­ kesinden kayaya çevirmiş o n u (Hermes). havalanıp giden kuş sürüleri gibi dalgalardan sarmaş dolaş in­ diler. sonra. tırnaklı ayaklar havada uçuşuyor.

yanıp tutuşuyordu. G l a u k o s ' u n anlattığı öykü Lykia'nın en ö n e m li efsanesini dile getirmekle kalmaz. güzellik bağışladı tanrılar ona. dedi ki: "Bellerophontes'i öldürmezsen lanet sana. b ö l ü m ü n d e Y u n a n i s t a n ' k D i o m e d e s ' l e A n a d o l u ' l u G l a u k o s çarpışırken savaşa a r a verip soylarını s o r a c a k olurlar birbirlerine. Bellerophontes doğdu ondan sonra. kralı birden öfke kapladı. Proitos'un karısı. 1 5 2 . yiğit aslında P o s e i d o n ' u n dölündendir. Tanrısal nitelikleri d e o r a d a n g e l m e . Bellerophontes'e kıyamadı. H o m e r o s ' u n bize açıkla- . besleyen Argos'un t a n r ı s o y u n d a n d ı o. o sıra aklı başındaydı Bellerophontes'in. günü. gizlice bir sarmaş dolaş olsam. verdi kızını. Çarpıştı sonra ünlü Solymo'larla. buyurdu önce azgın Khimaira'yı öldürmesini. insanların en kurnazıydı o. Böyle dedi o. Glaukos'tu adi. alıkoydu orada. Erkeklik. doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon'u. Akıllı Zeus. Dönüşünde kral ona zorlu bir tuzak kurdu: Yaygın Lykia'dan en iyi yiğitleri seçti gönderdi p u s u y a . Ama bir gün tanrılar tiksindi Bellerophontes'ten. böylece yok olacaktı o. Gönderdi onu Lykia'ya. Hippolokhos. Bellerophontes uydu tanrıların isteğine. diyordu. 2 5 ) . insan uğrağından uzakta yedi kendi kendini. bu kandan Kral da anladı onun olmakla. en ünlü kişilerdi. iki d ü ş ­ m a n savaşçıyı k o n u k ve dost olarak da birleş­ tirir (İl. Laodamela. onu bir anda yere serdi. Ağırladı onu tam dokuz gün. yaygın Lykia'nın kralı onu saydı. Savaşa doymayan Ares öldürdü oğlu îsandros'u. Bu efsaneyi H o m e r o s ' u n a ğ z ı n d a n d u y a l ı m : İlyada'nın VI. ama onlar bir daha dönmediler evlerine. Eline uğursuz işaretler verdi. Belterophontes'le. arkası yılan. kusursuz Bellerophontes öldürmüştü hepsini. Bellerop h o n t e s Korinthos (Ephyra K o r i n t h o s ' u n es­ ki adıdır) kral ailesinden ve ü n l ü S i s y p h o s ' u n t o r u n u d u r ( T a b . B u p a r ç a d a n öğrendiğimize g ö r e . en güzel efsanesini b u g ü n de c a n l a n d ı r ı r . Övünürüm işte. ama birazcık olsun kandıramadı onu. üstün olayım b a ş k a l a r ı n d a n . Kaynatasına göstermesini buyurdu. Troya'ya gönderdi beni o. tanrı soyundan olduğunu. en güzel bir toprağı. Alır almaz damadının işaretini. yalımlı nefesiyle kötü soluyordu. sürdü onu Argos'lular arasından. Kadın bir yalan attı kral Proitos'a. bu soydan. Ama saygı besliyordu yüreğinde. Glaukos'un kusursuz oğlu. Gelince Lykia'ya. Laodamela.BtLLtKumurN ı to gazlar s a ç ı p kendiliğinden t u t u ş u r . ortası keçiydi. Girdiği savaşların bu en çetiniydi. ben övünürüm onun oğlu olduğum için. bütün krallık onurlarını bölüştü Lykia'lılar da ayırdılar bahçelik. Kızdı dizginleri altın kakmalı Artemis. insan değildi. Aiolos oğlu Sisyphos yaşardı orada. . N e var k i G l a u k o s Beller o p h o n t e s ' i n " ö l ü m l ü " babasıdır. bir oğlu oldu. Zeus almıştı Bellerophontes'I Proitos'un eli altına. Yanar T a ş dedikleri bu yer Lykia'nın en eski. kendisi ondan çok daha güçlüydü. koynuna girdi Laodameia'nın. Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya. sıkı sıkı salık verdi bana: Hep yiğitçe dövüşeyim. Erkek gibi Amazon'ları öldürdü sonra. onlar ki Ephyra'da. Bellerophontes'e sordu. ayırdılar en büyük. buğdaylık bir tarla. dokuz t a n e öküz kurban e t t i .2 1 1 ) : At bir bucağında Ephyre İli uardır. Karısı üç çocuk doğurdu bilgili Bellerophontes'e: Isandros. Aleion ovasında kaldı o tek başına. Gül parmaklı şafak görününce onuncu Tanrısal Anteia. aldı Laodameia'nın c a n ı n ı . üst üste katlanan bir levhaya yazdı bir sürü ölüm yazıları. Ama Proitos geçirdi gönlünden kötü şeyler. utandırmayayım atalarımın soyunu. o benim zorla koynuma girmek istedi". Hippolokhos da baba oldu bana. yaygın Lykia'da en iyi. Ksanthos nehrine. Önü aslan. VI. çarpışırken ünlü Solymo'larla. damadımdan getirdiğin işaret hani? dedi.

orada belli günler­ de gizli ayinler yapılır. Birçok yi­ ğitler gibi Bellerophontes de kaza ile adam öldürmüş. Sarpedon). korku saçan bakışlarıyla Furia'ları an­ dırır (Furia). Danaos). Kültü kır tanrısı Faunus'Ia ilgilidir. Roma'lıların. Aigyptos'Ia Danaos adlı ikiz çocukları olmuş (Algyptos. . Bellona. 10). Kâhin Melampus'un kardeşi. elinde bir kı­ lıç. öldürdüğü bu Belleros'un kim oldu­ ğu da pek bilinmiyor. sağrı­ sına binip doğru Khimaira'yı öldürmeye git­ miş onunla (Pegasos). Kültü. Bona Fides. Perikles zamanında Atina'ya yayılmıştı. Bir savaş arabasında. adına yemin ettikleri Dius Fidius'un dişi karşı­ lığıdır. onun se­ rüvenlerine katılır (Melampus). Romalıların savaş tanrıçası olarak simgelendirdikleri Bellona (Lat. İlyada'da Lykia'lıların başında savaşan Zeus oğlu Sarpedon'un anasıdır (Proitos. Hephaistos'la konuşmayı Kratos yapar (Kratos). Anteia kocasına Bellerophontes'i suçlayınca. Bia. Zeus nerede oturursa. "İyi tanrıça" anlamına gelen es­ ki bir Latium tanrıçası. Bendis. Kleobis'in kardeşi (Kleobis). Anteia. Trakya'lıların ay tanrıçası. Proitos konuğunu kendi eliyle cezalandırmaktan çekinir ve onun içindir ki eline katlanmış tabletler. Bu sahnede Bie sessiz bir kişi olarak bulunur. o yaman çocukları. Zetos'la Nike'yi doğurdu. Bellerophontes'in tan­ rıların öfkesine uğramasının nedeni şöyle açıklanır: Gurura kapılan yiğit kanatlı atının sırtında Olympos'a kadar yükselmek istemiş. Agenor Suri­ ye'ye yerleşiği halde. Bellum savaş demek) zamanla Yunanlıların Enyo tanrıçasıyla bir tutulmuştur.madıgı Bellerophontes'in adı ve niçin Tiryns kralı Proitos'un yanına sığındığıdır. Mars'ın eşi olarak da gösterilir. Ana tanrıça Kybele'nin ek adlarından biri. Düştüğü Aleion ovası da Kilikya'da bir bölgedir. ayrılmazlar gümbürtülü Zeus'tan. kuvvet anlamına gelen Kratos'la zor. Yiğidin ağzı ateş saçan Khimaira'yı nasıl öldürdüğü Homeros'ta anla­ tılmamıştır. zorbalık. güzel topuklu. yani bir mektup verip kaynatası lobates'e gönderir. Bir anlatıma göre. Bellos. Bellerophontes'in kızı Laodameia. Kratos'la Bie Aiskhylos'un "Zincire Vurul­ muş Prometheus" tragedyasında önemli bir rol oynarlar: Oyunun başında Prometheus'u kollarından tutarak Kafkas dağına sürüklerler ve arkalarından gelen Hephaistos Zeus'a baş kaldıran insansever tanrıyı bir kayaya mıhlar. Hesiodos bunların doğuşunu şöyle anlatır (Theog. Bellerophontes Belleros'u öldüren demek. Güç. Bona Dea. Zeus da kızarak atmış onu gökten aşağı yer­ yüzüne. Bona Fides. Bias. yiğit kanatlı atı Korinthos'ta bir çeşmede su içerken bulmuş. Hesiodos'a göre (Theog. Orada bulunan resmi dünya kadar yaşlı bir kocakarı olarak gösterilir ve rahipleri de içi­ len andı simgelemek üzere ellerine beyaz bezler sararlardı. şiddet anlamına gelen Bia ( y a da Bie) tanrı ve kral yetkilerini simgeleyen bi­ rer kavramdır. Lykia kralı da konukluk kurallarına saygılıdır ve ancak zorunlu kaldığı zaman ağır işlere ko­ şar Bellerophontes'i. Khimaira. bir kargı ya da yanan bir çırağı ile canlan­ dırılır. Berckynthia. Berekynthes Phrygia'da otu­ ran bir boya verilen isimdir (Kybele). Sonra Kratos'la Bie'yl. Öteki Agenor'dur. Bu tanrının kızı ya da karısı sa­ yılan Bona Dea'nın Roma'da Aventinus t e ­ pesinde bir tapınağı vardı. Zeus nerede yürürse. onlar oradadır. Libya adlı nympha'nın tanrl Pöseidon'dan doğurduğu ikiz kardeşlerden biri (Tab. Kydippe'nin oğlu. Roma tanrıları arasında çok eskiden beri yer alan bu kavramsal yaşlı­ lığın Palatinus tepesinde bir tapınağı vardı. 324): Pegaros hakkından geldi bu Khimaira'nın koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. ne var ki bu yüzden yur­ dundan ayrılıp kendisini suçundan arındıra­ cak birinin yanına gitmesi gerekiyor. bunlara yalnız kadınlar katılırdı (Faunus). Bu adam da Proitos'tur. Verilen sözü ve içilen andı simgeleyen tanrıça. 383 vd.): Okeanos kızı Styks Pallas'la sevişti. ardındadır onlar. Belos Mısır'da kalmış ve Nil ırmağının kızı Ankhihoe ile evlenmiş. Biton.

oradan da kutsal yol boyunca Didyma'ya fal baktırmaya gelen devlet adamları. Didyma Yunanistan'da Delfi'ye rakip bir bilicilik merkezi olmuş. ka­ dınlar ve çocuklar köleliğe sürüklenince. Adı Türkçeye poyraz diye geçen kuzey rüzgârı. Didyma tapınağı da yağmaya uğramış. sen ey kötü düzenli kent. hem Milet'lilerin kendilerine değil de. Pers savaşlanndan sonra yeni baştan kum lan Didyma tapınağı Roma imparatorluğu za­ m . Bir gün Atina kralı Erekhtheus'un kızı Oreithya'yı ar­ kadaşlarıyla ırmak kıyısında oynarken gör­ müş. Didyma'nın hazinesiyle bir d o ­ nanma kurmayı düşünmüş. yabancılar el koyacak tapmağına. yani falını arzu­ ladığı sonuca yöneltmek de biliciye düşen gö­ revdi. bir şölen sofrası sürü sürü insanlara! Saçlı. engin kanatlı. yani Brankhosogulları adıyla fal­ cılığı sürdürmüşler. Karadeniz'den Mısır'a kadar doksana yakın sömürge kuran Miletos işlek bir liman. bu taylar öyle hafif. işte o gün. Anado­ lu'da Yunan uygarlığını kalkındırmaktı. Titanlar soyundan olduğu için. Boreas bir at kılı­ ğına girerek Erikhthonis'in kısraklarına aşmış ve on iki tay üretmiş. Hesiodos'a göre. dizginsiz ve azgınmış. Kolay iş değildi bu. Bu amaçla M i let'te kalmış ne kadar Brankhosoglu varsa hepsini kesmiş. ama her müşterinin nabzına göre şerbet vermek. Brankhos-Brankhosoğulları. Milet Pers savaşlarına gi­ rişecekken. Argos şehrinin geleceğini öğrenmeye ge­ len Argos'lulara. onu kızıl kanatlarıyla sardığı gibi doğru soğuk Trakya'ya kaçırmış ve Kalais ile Zetes'e gebe bırakmış. soyu sopu da Brankhidai. ey Didyma. şafak tanrıçanın oğlu olan Boreas. sakallı savaşçıların ayaklarım yıkayacak kadınların. Brankhos çok güzel bir delikanlı olarak yetişmiş. Didyma'da kurulmuş Apollon tapınağı ve bilicilik merkezinin ünü­ nü ve yaygınlığını sağlamak için uydurulmuş­ tur. Brankhos' un kişiliği ve efsanesi. buğday tarlaları üstünden ge­ çerken başaklar eğilmez ve denizin üstünden en ufak bir kırışık yapmadan uçarmış. Ve senin de. boğazından girip karnı­ na varıyor ve bedenini dolaştıktan sonra gö­ beğinden çıkıyormuş. İon şehirlerinin öcünü alacaktı. güçlü kuvvetli bir yaratıkmış. Ana­ sı onu doğurmadan önce bir düş görmüş: G ü ­ neş ışınları ağzından. Miletos. Efsaneye göre.kehanetler her zaman heksametron dizeleriyle dile getirilirdi . öy­ le çevikmiş ki. Şairler Boreas'ı kara bulutlarla gökten sağanak sağanak kopan ve engin dalgalarla denizi allak bullak eden azgın bir yel. ona vurulmuş ve tozu dumana katarak üstüne yürümüş. şehir­ de ne kadar erkek varsa hepsi öldürülüp.Boreas. M i l e tos'un güneyinde kurduğu tapınakta bu usta­ lığından faydalandığı gibi. Bu düşü hayra yoran biliciler doğan çocuğa "Brankhos" yani bo­ ğaz adını vermişler. bolluk içinde yaşayan bir şehirdi. Brankhosogulları bu durumda Pers kralıyla anlaş­ mayı yeg görmüş olacaklar ki. Emeli. Tarihçilerin bize sakladığı aşağıdaki dizelerden . ovada sürülerini ot­ latırken bir gün tanrı Apollon onu görmüş ve sevmiş. esiş yönüne göre bugün bizim yıldız dediğimiz yele karşılıktır. Odysseia'da önemli bir rol oynayan Boreas kimi zaman da arkadan pü­ für püfür esince. İssos savaşından sonra B ü y ü k İskender'in i l k işi Miletos'a gelmek olmuş. gemicileri dosdoğru ereğe ulaştıran güzelim bir yel sayılır (Rüzgârlar). Milet'ten Didyma'nın limanı Panormos'a gemiyle . onlar gibi sert. bereketli bir av olacaksın düşmanlara. işadamları bilicileri elbette ki memnun ediyorlardı. Lydia kralı Kroisos'un Delfi'ye verdiği kadar bol ve zengin armağanları Didyma'ya da bağışladığını söyler. Bir gün İskender'in çıkagelecegini bilememiş Brankhosogulları. Nitekim Lade yenil­ gisiyle Milet.karayo­ lu yokmuş o zaman . tapınak hazi­ nesini ve daha önemlisi. buz gibi esen bir kasırga olarak nitelerler.fışkı­ ran sevinç Delfi'nin Anadolu'daki zengin ra­ kibi Didyma'yı ne kadar kıskandığını belli et­ miyor mu? Ve o gün. Boreas Trakya'da oturan gür sakallı. b i l i c i l i k yetisini bağışlamış ona. Pers'lerin eline düşünce. Ta­ rihçi Herodotos. N o tos ve Zephyros'un kardeşidir. Apollon'un dev hey­ kelini Serhas'a verip onunla birlikte İran'ın Susa şehrine göçmüşler. Milet'in başına gelecek yıkımı Delfi bilicileri önceden haber vermişti. İşin tuhafı. Brankhos Miletos'lu bir delikanlıymış. Tapınak o kadar zenginmiş ki.

A k h i U e u s gene de yumuşamaz (İl. Didymeion). Korksun boy ölçüşmekten. ama bir balıkçı ağına takılıp kurtulmuş. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından biri. Khryse'nin Apollon rahibi Khryses kardeştirler. Lyrnessos'ta Apollon tanrının rahi­ bi. Patroklos öldüğü gün Briseis. AkhiUeus bu sözlere çok öfkelenir. sedasız yaşamaktadır ki.): Phoibos Apollon istiyorsa Khryseis'i ille de. güzel yanaklı Briseis'i. esmer. Khryses'i bir gemiye bindi­ rip. Agamemnon bile yaptığına pişman olur ve Akhilleus'la barış­ mak için elçiler gönderir ona. Zeus sözünü tutar. 2). Ama barakandan alacağım kendim gelip senin onur payını. Briseis de acısına katlanır. Akhilleus'un yanına döner.). I. ona son görevleri Briseis yapmış (Khryseis. Sonra İlyada'da pek sözü geç­ mez Briseis'in. AkhiUeus öldük­ ten sonra. Kottos'la Gyes'in kardeşi (Tab. AkhiUeus da krallar kralına sövüp saydık­ tan sonra. Bu ara­ da Agamemnon. Akhilleus'un dileği üzerine anası Thetis gi­ der. Agamemnon'un üstüne yürümek üzeredir ki. Birçok arma­ ğanlarla birlikte Briseis'i geri vereceğini. Brises'le. tanrı Apollon'un ö f kesini yatıştırmak için yüz sıgırlık kurbanlar kestirir. şu gemimle. AkhiUeus). Briseis. parlak bakışlı bir kadın olarak tanımlanır. Britomartis. Kral Minos ona vurulup peşine takılmış ve dokuz ay süresince kovalamış kızı Girit'in dağlarında. Akhilleus'un temiz yürekli arkadaşı Patroklos onu tatlı sözlerle avutmuş. Zeus'tan yalvarır Akhilleus savaşa katıl- madıkça Akha'lara zaferi vermesin diye. Brontes. AkhiUeus kentini yağma edip kızını götürünce Brises canına kıymış (Briseis). gü­ nün birinde Akhilleus'la Agamemnon arasın­ da kopan kavga altüst eder hayatını. Senden ne güçlü olduğumu o zaman anla. Artemis gibi o da avcı kılığında. bir daha ne olursa olsun savaşa katılmamaya ant içip çadırına çekilir. Briseis'in babası. Homeros'tan sonraki öykülerde Briseis uzun boylu. yanan şehrine ağlar­ ken. babasına gönderir. yoldaşlarımla göndereceğim onu. uğruna çok acı çektiği ka­ rısı Briseis de gelir. öyle ki. yanına yatar. Brises. yani ağdan çıkma kız adı verilmiş. Asıl adı Hippodameia olan Briseis Lyrnessos'a Apollon rahibi Brises'in kızıdır. Briareus. tanrıça Athena elini tu­ tar. kalın kaşlı. ibret alsın kim benimle eşit görmek isterse kendini. Adı "atlı bakire" anlamına gelen Britomartis Girit'in Gortyn şehrinde Artemis alayına katılırmış. Akhilleus'un ba­ rakasında sessiz. "Gümbürtülü" anlamına gelen bu ek ad tanrı­ ya yıldırımlar arasında doğduğu için verilmiş olacak (Dionysos). gece döşeğine uzanınca. 336 vd. İki sevgiliyi ölünün üstünde ağ­ lar görürüz. za­ ten o kadına hiç dokunmadığını söyletir. Sonunda yakalanacağını gören Britomartis kendini denize atmış. (Yüz Kollular). Apollon tanrının öfkesini ve salgını önlemek için Khryseis'i babasına geri vermeye razı olunca Agamemnon şöyle konuşur (İl. Yalnız son bölümde AkhiUeus insanlık duygularına uyarak Hektor'un ölüsü­ nü babası Priamos'a verdikten sonra. 183 vd. Tanrı Dionysos'a takılmış bir ad. Akhilleus'a karı olacağına söz vermişti. bayırda yalnız başına dolaşır ve erkek­ lerden kaçar bir kız tanrıça olarak canlandırı­ lır (A rtemis).. IX. kılıcını kınından çıkarmak. köpeklerle dağda. çünkü yıkılan yuvasına. Akhilleus'un Ege bölgesine yaptığı çapulculuk seferlerinden getirdiği en değerli tutsak Briseis'tir. ovalarında. gör. Zeus'un kızı olduğu söylenen bir Girit tanrıçası.manına kadar önemini sürdürmüş ve orta­ çağda bir depremle yıkıldıktan sonra dev ka­ lıntıları bugüne kadar korunabilmiştir (Didyma. Briseis evli barklı bir ka­ dındı. Uranos (gök) ile Gaia'nın (toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri (Tab. . 2). Adı "gürleyen" anlamına gelen Brontes Zeus'a gök gürültüsünü armağan eden Kyklops olsa gerek (Kyklops). Bu yüzden de ona Diktynna. Ama bununla da kalmaz. Bromios. iki haberci­ sini Akhilleus'un çadınna yollar ve kadını al­ dırır. AkhiUeus kocasını öldürdükten sonra ele geçirir onu.

Ege kıyılarındaki bütün limanlar gibi bir ırmağın taşıdığı millerle dol muştur. oğlunu da. gider de Karia ile Lykia sınırında Kaunos kentini kurar. Byzas. İo onu Bizans'a yakın bir yerde dünyaya getirmişti. Byzas onu teke tek savaşta yenmiş ve Trakya'nın içine kadar kovalamış. ö p ­ meye.). orada kim var. altın elmaları almaya gittiği zaman Herakles bu çeteye rastlamış ve hay­ dutların hepsini öldürmüş. Belki Busiris Osiris adının bozulmuş bir biçimidir. Günün birinde M ı sır'da kıtlık olmuş. tanrı P o seidon'la Keroessa'nın oğludur. deli gibi dolaşır Anadolu'yu boydan boya. Sonunda yüksek bir kayadan aşağı­ ya atar kendini. Ama Byblis'in serüveni acı: Bir ikiz kardeşi var Kaunos adında. bir mektupla bildirir aşkını Kaunos'a. Miletos'un kızı olmakla da Apollon'un torunu. 4 5 1 vd. tiksintiyle kınar bu aşkı. kim yok herkesi öl­ dürmüş. bilici de demiş ki. en akla yakını şu: Anası Maiandros. Günün birinde Trakya kralı Haimos şehre saldırınca. Byblis ikizini öyle sever. Byblis de bu yüzden çıldırmış ve asmış kendini. Bu öyküleri anlatanlar Kaunos şehrini gör­ memişlerdi herhalde. Bizans'ın kurucusu Byzas. Başka bir anlatım işi tersine çeviriyor: D o gadışı aşka kapılan Byblis değil. Busiris onun başına çiçek çe­ lenkleri koymuş. Keroessa da Zeus'un İo'dan olan bir kızı. Busiris Batı kızlarını kaçırmak için bir haydut çetesi kurmuş. kutsal sargılarla sarmış kol­ larını ve sunağa götürüp kurban etmek iste­ miş. Adını iki kente vermişler: Biri Karia'da Byblis. ama nympha'lar acır ona. Yunan efsanesine göre. Kaunos bu yüzden sürülmüş. Bu sevginin kardeş sevgisinden öte bir şey olduğunun nasıl farkına vardığını uzun uzadıya anlatıyor bize Ovidius (Met. . Bu kez de Byzas'm karısı Phidaleia kurtarmış şehri: Öbür kadınlarla birlik olup sürüyle yılan at­ mışlar düşman karargâhına. ikizini bir daha görmemek için kaçar yurdu Miletos'tan. doyamazmış okşamaya. öyle beğenirmiş ki. ge­ ne de dayanamaz. Byblis anlar sevgisinin dogadışı olduğunu. Bir anlatıma göre. Anasının kim olduğu konusunda söylentiler çeşitli. Kaunos'muş. gider. yılda bir Zeus'un öfkesini yatıştırmak için. kı­ zı bir pınara çevirirler. Kral yokken de Bizans İskitlerin saldırısına uğra­ mış. Busiris çok zalim bir Mısır kralıdır. ona bir insan kurban kesmeli. Busiris de işe hemen Phrasios'u kurban etmekle başlamış. Byblis çıldırır. Busiris'i de. pınar Byblis'in çağla­ yan gözyaşları gibi akar durur. yani Büyükmenderes ırmağının k ı z ı K y a ne'dir.Busiris. Bu bataklık nasıl meydana geldi belli. O da öfkeyle. Masmavi. Öyle insafsız bir zorba imiş ki. öteki Fenike'de Byblos. Byblis. ama şair görüşüyle bu yol yol b a t < ı gın Byblis'in tükenmez gözyaşlarıyla meyda­ na geldiği düşünülemez mi? (Kaunos). koyu mavi anlamına gelen Kyane. Bu Ovidius'un anlatımı. Herakles M ı sır'a uğrayınca. bir ırmak kızı için güzel bir ad. o da düşer yollara. Nil bölgesine yerleşmiş deniz tanrı Proteus bile ondan kaçmak zorunda kalmış. Ama yiğit sargıları çözerek. yoksa öykünün sonunu bambaşka biçimde getirirlerdi: Eski Kaunos şehrinin (bugünkü Köyceğiz Dalyanı'nın) önünde göz alabildiğine uzanan ve ancak oraları iyi bilen gemicilerin şaşırmadan aşa bildikleri bir sazlık vardır. böylece çekilme­ lerini sağlamışlar. Oğlu da şehri orada kurmuş ve Apollon ve Poseidon tanrılardan yardım görerek surlarla çevirmiş­ ti. rahat bulamaz hiç­ bir yerde. kuşatılmış boydan boya. Miletos'un kızıymış Byblis. Busiris Kıbrıs'tan gelme Phrasios adlı bir biliciye ne yapmak gerektiği­ ni sormuş. Busiris Poseidon'un ogluymuş ve onu Mısır tahtına dünya seferine çıkan Osiris oturtmuş.

bu işi başarırsa kızını ona adamaya söz verdi. 496 yılında bu iş olmuş ve Ceres tapınağı Aventinus tepesine kurulmuş (Demeter). Herakles Geyoneus'u öldürüp sığırlarına el koyduktan sonra İtalya'ya gelince. Cacus gelmiş. Düşmanlarınca tahtından kovulan Metabus bebek yaşta olan kızını alarak kaçıyormuş ki. Camilla Volsk'lar kralı Metabus'un kızıymış. İ. birkaç hayvanını aşır­ mış. yanma er­ kek yaklaştırmazmış. Karşılık olarak da tanrısal bir güç vermiş ona: Evlerden her türlü uğursuzluğu defeder. Yunan bereket tanrıçası Demeter'in Latince karşılığı. kestiriyormuş. Carna. Demeter ve Dionysos kültünün Roma'ya alınması gerektiğini öğrenmişler. Cupido. onu peşinden ormana sürükler. Yunanistan'dan gelme tanrıça onun izlerini silmiştir. Lati j um'da küçük bir ırmağın kenarına gelmişler. Yiğit uyurken. Camilla'yı attıktan sonra kendi de yüzerek geçmiş ırmağı. Roma'nın kurulduğu kırsal bölgede yaşayan bir nympha. gününü avlanmakla geçirir. "Topraktan bitmek" anlamı­ na gelen bir kökten türemiş olan Ceres adı Latin'lerin de bu çeşit bir tanrısal varlığa çok eskiden beri tapındıklarını gösteriyorsa da. Bir gün iki yüzlü tanrı İanus takılmış peşine ve saklandığı kayanın arkasında onu yakalayarak bozmuş kızlığını. kız kardeşinin Cacus'u ele vermesinden. Kırlarda büyüyen Camilla güçlü kuvvetli bir genç kız olup Yunan Ama­ zon'ları gibi avcı ve savaşçı olarak yetişmiş ve Aeneas'a karşı kahramanca savaştıktan son­ ra öldürülmüş. Vergilius'un Aeneis destanında an­ latılan Camilla efsanesi İtalya'nın halk masal­ larından esinlenmiş olsa gerek. Adı. Herakles mağaraya girmiş ve ateş alev saçan Cacus'u boğazlamış. Ccrcs. CamUla. ya da başka bir anlatıma göre. Efsaneye göre. iz bırakmamak için de sığırları kuyrukla­ rından çekerek geri geri götürmüş. Etrüsk'ler yeni kurul­ muş olan Roma cumhuriyetine saldırınca. Metabus çocuğu kalın kargısının ucuna bağlayıp karşı kıyıya atmayı düşündü. ama Diana'ya yakararak. yolunu şaşırtırmış. Tiber neh­ rinin kıyısında uzanmış. Mağaradaki hayvanların böğürmesinden. Roma'lılar Augustus ça­ ğına kadar Carna'ya kutsal bir ormanda tapınırlardı. Herakles uyanınca işin farkına varmış. ağzı ateş saçan üç başlı dev. Bir gönüllü çıktı mı. Yunan aşk tanrısı Eros'un Latince karşılığı. İkisi de kurtulmuşlar. Roma'lılar da Sibylla kitaplarına danışınca. özellikle yeni doğ­ muş bebekleri beşikte kanlarını emen kuşlar­ dan korurmuş.c Cacus.Ö. Vulcanus'un oğlu. Düşman da arkalarında ha yetişti ha yetişe­ cek. şehirde kıtlık baş göstermiş. . Efsanesi şöyledir: K ı z oğlan k ı z olan Carna. Aventinus tepesinin bir mağarasın­ da oturup komşu bölgeleri yağma ediyormuş. arzu anlamına gelir (Eros).

Theseus'un bura­ ya girip çıkması için de Ariadne'ye bir yumak iplik kullaması fikrini vermiş. ama Çatalhöyük'te meydana çıkarılan fresklerden bu simgenin ne kadar geriye gitti­ ği. Gerçekten de Daidalos hem mimar. D a k t y l ' l e r . Daktyller sonraları tanrıça Kybele'nin hiz­ metine girerek. anası Rhea. Daidalos'u Sicil­ ya'ya kadar kovalayan ve sonunda da bulan Minos gene usta sanatçının uydurduğu bir düzenle öldürüldükten sonra. Bi­ lindiği gibi. yani parmak cinleri çokluk İda'lı di­ ye vasıflandırılıp Girit'li Zeus. ellerini toprağa da­ yayarak ıkınmış ve topraktan doğum sancıla­ rını hafifletecek güç almış. yani Attika'nın kral so­ yundan gelme olduğu söyleyen Atina'lı sanat­ çı. yazın tarihine de ışık tutacak bir buluş olarak değerlendirilebilir. Ne var ki günün birinde Talos ölü bir yılanın dişlerin­ den esinlenerek testereyi icat etmiş. hem de her türlü mekanik araçlar yapan ve Platon'un Menon adlı diyalogunda sözü geçen canlı heykelleri (Men.Tanrıça Rhea. Davaya bakan Areopagos mahkemesi de Daidalos'u sürgüne mahkûm etmiş. ya da Phrygia'lı tanrıça Kybele'yle ilişkili olarak gösterilirler. Atina'daki işliğinde yeğeni Talos'la birlikte çalışırmış. Daidalos Kokalos'a olan şükran borcunu ona birbirinden güzel yapılar yapmakla ödemiş. Ikaros babasının sözünü dinlemediği için denize düş­ tüğü halde. eski taş çağını bulduğu görülmüştür.D D a i d a l o s . "Daktylos" Yunanca parmak dernektir. "Ustaca işlenmiş ya da işleyen" anlamına gelen adı. bu vezinse daktylos denilen bir uzun. Sağ elinin toprak üstünde bıraktığı izden beş cin doğuvermiş. 97d) bile meydana getiren çok yönlü bir yaratıcıdır. çok önemli bir çığır açarak "heksametron" deni­ len vezni kurmuş olmakla ün salmışlardır.. adlarından da belli olduğu gibi elişlerinde yaratıcı olurlar. Elin en ilkel insanlarda da büyü aracı ola­ rak ne büyük bir değer taşıdığı öteden beri bi­ linirdi. Ama Daidalos oradan çıkmak çaresini de bul­ muş: İkaros'la kendisine birer çift kanat yap­ mış. onun kültünde rol oynamış­ lar. Kekrops. Daktyl'ler beşltir ve doğuşları şöyle olmuştur. bunun ötesinde de. Usta sanatçı Girit'e gidip kral Minos'un emrine girmiş ve onun İçin tür­ lü işler görmüş: Bir boğaya âşık olan Paslphae'ye içine girebileceği tahtadan bir inek yapmış (Pasiphae). Ne var ki Ege'de meydana geldiği apaçık an­ laşılan ve Yunan dilinin yapısına pek de uy­ gun olmadığı gözle görülen bu vezin efsane­ den de. ayrıca. eli her sanata yatkın olduğu için kendisine verilmiş. altı ölçülü destan vezni Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında kullanılmakla Yunan şiirinin doğuşuna yol açmıştır. bunu fe­ na kıskanan Daidalos çırağını Akropol'den aşağı atarak öldürmüş. (îkaros) babası sağ salim Sicil­ ya'nın Cumae şehrine inmiş ve kral Kokalos'un yanında saklanmış. Girit'in Diktys mağarasında Zeus'u doğur­ mak için sancı çekerken. Daktyloi. din tarihine de. Bu inanç ve simgesi kesintisiz bir evrimle Phrygia'lı Kybele ve Efes'li Artemis kültüne gelmiş ve orada hem tapımın temeli olan raks ve müziğin doğup gelişmesine. yani ölçülerden meydana gelir. İki kısa heceli ayak. hem de dünyada çığır açacak bir şiir ölçüsünün yaratımına yol açmış olabilir. hem heykeltıraş. Mitolojide ise bu adla anılan ve sa­ yısı değişik olan birtakım cinlerin sözü geçer. bunlar tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış­ lar ortaya ve çıkar çıkmaz da yeni doğan Zeus tanrının şerefine hora tepmeye başlamış­ lar. Buluşun doğruluğu nu pekleştiren kanıtlardan biri de bu vezinde . arkeolojik buluntulardan da anlaşıldı­ ğı gibi Ana Tanrıça kültüyle sıkı sıkıya bağlıy­ dı. Theseus'un ba­ şarısında Daidalos'un parmağı olduğunu öğ­ renince Minos çok kızmış ve ustasını oğlu İkaros'la birlikte Labyrinthos'a kapatmış. Efsaneye göre. Halikarnas Balıkçısı'nın birçok eserlerinde önerdiği bu görüş bugüne bugün büsbütün kanıtlanmış değilse de. Minotauros'u barındıra­ cak Labyrinthos'u kurmuş. Daktyl'ler bir efsa­ neye göre madenlerin ve maden işlemeciliği­ nin bulucularıdır. Bu vez­ ne parmak vezni denmesi parmaklardaki bir uzun ve iki kısa boğumdan ileri gelmektedir. ikisi de böylece uçup gitmişler. Kaynaklarda bu cinler çeşitli alanlarda ya­ rarlı olarak gösterilirler: Kureta'lar ya da Korybant'lar gibi baştanrı ve anasının tapım ve gizemlerinde gürültülü rakslarıyla yer alır­ lar.

türkülerde anılsın bundan sonra Yan yana adlarımız Yazık dedi tanrı çok yazık. Dardanos. yalvardı babasına Pene'nin suları üstünde gezdirip gözlerini "Cezasını çekiyorum güzelliğimin Irmakların gücü de sen gibi tanrısalsa Ne yap yap değiştir beni Başka bir biçime koy baba". Ama genç yaşında canına kıymış. Sürülerini otlatırken Daphnis ya kaval çalar. Daphnis adını bu türün bir simgesi olarak da kullanırlar. Avcı kollarına aldığı zaman Kalbi çarpıyordu Defne'nin Taze yaprakların altından. Eyuboglu çevi­ risi): Yok olmuş artık Daphnis. Dardanos böylece Troya kral soyunun atası olmuştur. Dardanos kendi adını taşıyan bir şehir kurmuş . o günler ırmaktan ne bir yudum su içen. Öfkeye kapılan Nomia sevgilisinin iki gözünü kör etmiş. yetişmek üzere Birinde umut vardı. Öykü­ sü şudur: Daphnis tanrı Hermes'le bir nympha'nın ogluymuş. Nomla'ya ömrü oldukça sadık kalaca­ ğına söz vermiş. geleceği Benimle bildi herkes. Nedeni de şu: Daphnis Nomia adlı bir çoban kızıyla sevişirmiş. birinde korku Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu Çünkü ışık gibi saran tanrıyı Sevinin kanatlarıydı. Öldükten sonra tannlaştırılan Si­ cilyalı sığırtmaç. Orada kral olan Teuker iyi karşılamış onu. Bir tek güdücü bile o acı günlerde Sürmemiş boğalarını ırmaklara. inlemiş o gün senin ölümüne Afrika'nın aslanları bile.ve ülkeye kral olduk­ tan sonra bütün bölgeye Dardanos adı veril­ miş. 1. giderek Kybele kültünü Phrygia'ya getirmiş olduğu söyle- . çoban ola­ rak yetiştirmişler. Söylentiye göre. kır tanrıları da tutkunmuş ona. Gücü kalmamıştı artık Defne'nin Koşamıyordu kaçamıyordu Sapsarı. sonunda bir uçuruma atmış kendini ve öl­ müş. Daphnis de bir sürü doku­ naklı yas türküleri çağırır. bugünü. nympha'lar Onun yürekler acısı ölümüne ağlamışlar. Yalvarması daha bitmemişti ki Bir gevşeklik sardı her yerini Örtüldü göğüs yaprakla Kolları. ama kral kızı güzel çobanı bir gece sarhoş edip baştan çıkarmış. Tavşan koşuyor. Ne de bir tutam ot yiyen sürü olmuş Otlaklardan. Apollon da şiir düzmesini. Vergilius'un Beşinci Sığırtmaç türküsünde iki çoban Mopsus'la Menalcas şöyle anarlar Daphnis'i (Çan yayınları. Dardanos'a Teuker kızı Batieia'yı vermiş ve öldükten son­ ra da tahtını. Ey Daphnis. Doğar doğmaz anası onu defne ağaçlarından bir koruluğa bırak­ mış. Daphnis. Evet. ya da kendi uydurduğu türküleri çagırırmış. Pan Daphnis'e kaval çalmw>asını öğretmiş. ey Daphnis.u t\r ıı IN ı : 3 Ben ne bir dağlı ne bir çobanım Oklarından sakınılmaz tanrıyım Koca Zeus'tur babam Geçmişi. benimle bilir Saz tellerine ben verdim seslerini ilaçlar yaptım yabanıl otlardan Ama bana çare değil şimdi hiçbiri Kimden kaçıyorsun öyle sen Asıl sensin benim avcım Beni sen vurdun can evimden". güzel dünyayı göre­ mediğine bir türlü katlanamazmtş. Atlas'ın kızı Elektra ile Zeus'un oğlu (Tab. Yazık dedi tanrı çok yazık Saramadan yitirdim seni Bari benim ağacım ol da Yaprakların çelenk olsun kahramanlara Ezgilerde. Ayrıca Samothrake'den Kabir'ler (Kabirler) myster'lerini. Teuker bölgenin en büyük ırmağı Skamandros'la en büyük dağı İdaia'nın ogluymuş. babası Hermes bir ka­ yaya ya da bir pınara döndürmüş onu. ama lasion ölüp adayı da su basın­ ca.bugün Çanakkale'nin bi­ raz ötesinde Troya yolunda Dardanos tepesi diye bu tepe gösterilir . yani Anado­ lu toprağına göçmek zorunda kalmış. bir sal üstünde karşıki kıyıya. Öyle ki. nympha'lar da. öyle yakışıklıymış ki. Çoban şiirinin kurucusu sa­ yıldığı için. Dardanos Samothrake (Semendirek) adasında kardeşi lasion'la birlikte yaşarmış. Z. 16). Vergilius da onun adına şiirler yazdıkları gibi. Theokritos da. periler de alıp büyütmüşler. yatmış onunla. Soğuk sulara. Her yıl bu pınarın önünde sunular sunulurmuş bu çoban tanrıya. saçları dal oluverdi. durmadan koşuyordu Ardında av köpeği ter içinde Boynunu uzatmış. Daphnis öyle güzel.

Kalydon avında can veren yiğit ona kız kardeşi Deianeira ile evlenmesi­ ni salık verir. XX. en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların. Pallas heykeli olan Palladion'u Arkadya'dan çalarak Troya'ya yerleştiren de oy­ muş derler. bu kandan olmakla. Lampos. Nessos ırmağı geçirmek için Daianeira'yı sır­ tına alır. kral oldu. Deianeira Kalydon kralı Oineus'la Althaia'nın kızı ve Meleagros'un kız kar­ deşidir. Yiğit onu sırtına giyer giymez gömlek derisine yapışır ve korkunç acılarla yakmaya başlar. Karısının çığlıklarına koşan Herakles at ada­ mı Lerna canavarının kanına batırdığı zehirli oklarından biriyle vurur. Tithonos'la Priamos doğdu Laomedon'dan. kendini alevlerin içine atar.): Bulut devşiren Zeus ilkin baba oldu Dardanos'a. bir at oldu kara yeleli. Övünürüm bu soydan. Sonra Deianeira i l e evlenir ve Hyllos adlı bir çocukları olur. Klytios. Ankhises'ten ben doğdum. bir ara Kalydon sarayında misafir kalan Dionysos'muş. Y i ğit bir süre sonra karısı ve oğluyla Kalydon'dan ayrılır. kıskançlık içini kemirmeye baş­ lar. sevinirlerdi körpe taylarına bakıp. Nessos can çekiş­ mekteyken Deianeira'ya yarasından akan ka­ nı alıp büyü gibi kullanmasını öğütler. savaş arabasını ve silahlarını kullanmasını bilirmiş. D e i a n e i r a . Dardanos soyunun gelişmesi İlyada'da Aineias'ın ağzından şöyle anlatılır ( İ l . vuruldu. Assarakos. derisi de yüzülür. taylar bereketli tarlada hoplayıp zıpladılar.nir. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a. Bu dayanılmaz işkenceye son vermek için Herakles Oita dağında bir odun yığını hazırlatır. kızı lole'yi tutsak ola­ rak alır ve Deianeira'nın yanma gönderir. O zamanlar kutsal tlyon yoktu. Trakhis'e varırlar. canına kıyar. Dardanos'lular çokpmarlı lda'nm eteklerinde otururdu. Kapys'in oğlu Ankhises'ti. o sırada kadına yanaşmak ister. Zeus'a şarap sunan olsun diye. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. Deianeira'nın acı öykü­ sünü Sophokles "Trakhis Kadınları" adlı tra­ gedyasına konu etmiştir. Gömleği çıkarayım derken. dört döndüler denizin engin sırtında. Trakhis'te mezarı var­ mış. Dardanos'tan Erikhtonios doğdu. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: llos. Troya'ltların kralı. Herakles Hades'e inişinde Meleagros'un gölgesine rastlar. başaklara dokunmadılar. llos'un oğlu kusursuz Laomedon'du. ölümlü insanların büyük şehri yoktu ovada. Bir ara Oikhalia kralı Eurytos'u yener. On bin kısrağı otlardı çayırlarda. Asıl babası Oineus değil de. tanrıya denk Ganymedes. Kocasının tutsağı olan güzel Iole'ye âşık olduğunu ve kendisini onunla aldat­ tığını haber alınca Deianeira korkunç bir öf­ keye kapılır. ama onu alabil­ mek için önce Akheloos ırmağıyla dövüşmek zorunda kalır (Akheloos). yeni gömleği bu iksire batırarak Herakles'e gönderir. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. Deianeira kardeşi Meleagros gibi yi­ ğit bir kızdır. Hesiodos bu iki tanrıyı şöyle tanımlar (Theog. Deianeira da duyduğu pişmanlığa daya­ namaz. at adam Nessos'a rastlarlar. Âphrodite): Bu arada kalkan delen Ares'le Kıbrıslı Tanrıça Âphrodite'nln birleşmesinden . bindi kısraklara. Yolda derin bir ırmağı geç­ meleri gerekir. Za­ ferini kutlamak için de karısından yeni bir gömlek ister. korku ve onun sonucunda meydana gelen bozgunu simgeiendirirler. Priamos'tan Hektor doğdu. otlarken gördü onları. kısraklar gebe kaldı on iki tay doğurdular. Boreas.) (Ares. Savaş tanrı Ares'in yanından ayrıl­ mayan Deimos'la Phobos dehşeti. D e i m o s . Ares'in dölü Hiketaon doğdu. Erikhtonios'tan Tros doğdu. alacalı köpükler üstünde dört döndüler. koştular başakların tepesinde. Assarakos'un oğlu Kapys. 215 vd. Herakles Deianeira ile Hyllos'u oraya bıraktıktan sonra başka işlere koşar. Herakles de yeryüzüne döndü­ ğünde güzel kıza gönül verir. Bu ik­ sirle kocasının sevgisini her zaman için koru­ yabileceğini söyler. Dardanos kurdu Dardanie'yi. gelen gidene gösterirlermiş (Herakles). panik. o sırada Nessos'un büyülü kanı aklına ge­ lir. 9 3 3 vd.

B i z onlara kulak vermeyelim. Ne var ki. İksion onu ateş dolu bir kuyuya atıp düşünce. onun Helene için Helenos'la yarışma­ ya girdiğini. Deipyle. Deioneus kızını İksion'a verdikten sonra Polydoros'u karıştırmış ki. üstelik de denizlerde yüzer. İmbros. dokuz gece sancı çekiyor Leto. ne ada. 289 vd. miras Polydoros'a kendisine sunulması gereken armağanları is­ değil de Deipylos'a kalsın. küçük oğlu Polydoros'u ablasına emanet et­ miş ki. (Adrcrstos. (2) Troya'nın savaş sonrası efsanelerinde Bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar. Bir gün Deipy(Tab. en temiz kişilerinden birini kirletip leke­ lerler böylece. özellikle Athena Hektor'un ölü­ ablasını kocası Polymestor'u kör edip öldür­ münü sağlamak için onu araç olarak kullanır­ meye zorlamış. yakarışlar­ dan çıkarabilecek. ne şehir. Akhilleus'la Hektor ölüm-kabm savaşına bambaşka bir öykü anlatılmaktadır (Polydogirişmişlerdir ki. Deiphobos'un adı geçmez artık İlyada'da. ta ki Hera'nın Olympos'ta alıkoyduğu kızı . Bundan sonraki sahne İlyada'nın en doku­ naklı. Ana­ dolu'da İda dağlarına. dalgalarla oradan oraya sürünürmüş. Delphoi kehanetine baş­ şan savaşçılardan biridir. Sthenelos'un arkadaşı. Lesbos. Deipylos. sonra da Troya düşünce Odysseus'la Menelaos'un onun evine birlikte saldır­ dıklarını. 23). kadını kazanıp aldığını. doros'u öldürmesini istemiş. anasıyla babasının da öldüğünü bil­ çok onu sever. Derken Leto gitmiş.ada doğumuna izin verirse. atar kargısını ( İ l . Gözü pek ve akıllı vurunca. Ama kral Priamos en Yakıp yıkıcı Ares'in yardımıyla. yani kaderin elinde oyuncak olup en sevdiği ağabeyisine kıyan trajik bir kişi. Priamos'la Hekabe'nin oğlu narak kendi oğlunu öldürmüş. Agamemnon Polymestor'dan Polyöldürmüş (İksion). Tydeus'un karısı. Adrastos'un kızı. Efsaneye göre. Troya teyince. ama Polydoros'u öldürdüğünü sa­ Deiphobos. tanrılar Hektor'un öleceğine ros.). 16). îksion'un karısı olan Dia'nın ba­ diye. Apollon. oraya öyle bir tapınak yaptıracak ki. bütün tanrıçalar ba­ şında bulunduğu halde doğuramıyor bir türlü. Polyrnestor. demiş ki Deloslu Apollon'a Homerik hymnos'ta m o ­ dern denebilecek turistik bir görüşle diyor ve ant içiyor ki . îlione'den gerçeği öğrenen Polydoros ki tanrılar. git zaman tanrıça Leto doğura­ cak bir yer aramış (Leto. insanca değeri en yüksek olan sahnesidir. Miletos ve Knidos şehirlerine başvurmuş. korkunç savaşlarda bu tanrılar Polymestor'un Priamos'un büyük kızı İlioiter kakarlardı ordu birliklerini ne'den olan ogluymuş. bir ada çıkıvermiş. X X I I . Athena yeryüzüne iner ve ön­ ce Akhilleus'a görünüp kendisiyle birlikte çar­ pıştığını. Ve adada doğuyor Apollon'la Artemis. Tydeus). Trakya kralı bu­ nu yapmış. Troya'ya bir şey olursa onu korusun Deioneus. kendisini öldürüp bedenini param­ parça ettiklerini anlatırlar. bütün geçimini dünyanın dört bucağından bu tapı­ nağa gelecek olan gezginlerden.iki çocuk doğuyodu. kâhin ona yurdunun yanıp yok ol­ olduğu için Hektor kardeşleri arasında en duğunu. Homeros'un en güzel. Samos adalarına. vurdu­ ğu yerden bir parça toprak. sonra Deiphobos'un kılığına girerek Hektor'a yaklaşır ( İ l . İlione kendi oğlu Deipylos'la kardeşi bası. gitmiş. ama ne dağ. bizim için Deiphobos İlyada'nın Deiphobos'u kalsın. Polydoros üstüne İlyada'da lar. Delos. Ne var ki dokuz gün. X X I I . Gel zaman. Trakya'da Athos. Poseidon günün bi­ rinde yabasıyla denize vuracak olmuş. ona seslenmiş. üstünde bir ot bile bitmezmiş. Hera'nın hışmına ugramışmış. Artemis). 226 vd. yani Polydoros. Ama sonraki efsaneler Paris öldükten sonra. Deipylos. (1) İlyada'da adı bir kere geçen Akha'lı bir savaşçı. Deiphobos kılığında Athena birkaç parlak sözle iyice kandırır Hektor'u o da. Hekabe). uydurulan bir kişi. bu yüzden de hiçbir yer onu ba­ rındırmak istememiş. Diomedes'in anası (Tab. güvenle saldırır düşmana. ona güvenir ve bunun içindir dirmiş. Phobos'la Deimos. Ama yalın kayalıkmış bu ada. hiçbiri almamış Leto'yu Hera korkusundan.). Trakya kralı Belalı. Hektor'u gidip kandıracağını söyler. Zeus'tan gebe kaldığı için. onunla evlendiğini. Troya savunmasında yiğitçe çarpı­ los. karşısına bir yü­ zen ada çıkmış. karar verirler.

Canlıları doyuran. Kim görse bu erkekleri. yüce dağ başları senin oldu. nice kutsal koruların oldu. Trakya'da ve Peloponnesos'ta rastla­ nır. Persephone'nin Aidoneus. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus. Eg. yani yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılması Demeter kültünün de merkezindedir. Zeus boşuna onu barıştırma­ ya çalışmış. Çok korkmuş olan kraliçeye tanrıça k i m olduöunu söylemiş. Bir gün Metaneira sütnineyi çocuğu alevler içine tutarken ya­ kalamış. anası Demeter'in. Ve hymnos dört yılda bir Delos'ta kut­ lanan Apollon törenlerini şöyİe anlatır: Nice tapmakların oldu. ama tapımına Girit'te. Böylelikle toprağa ye­ niden bereket gelmiş. Kimi zaman "Ko­ re" (genç kız) adıyla anılan Persephone ile Demeter'e "iki tanrıça" denir. ikinci tanrı kuşagındandır (Tab. Sonra başlanır oyunlara. boşuna Hades'ten kızı geri vermesini istemiş: Tanrı kadın yalvarmalara kulak vermiyor. sana bağlı olanlar gelirler ziyaretine. Ondan sonra da Delos'a "parlak" anlamı­ na gelen adı verilir ve Zeus onu toprağın dibi­ ne mıhlar. Orada toplanırlar uzun etekli tyonya'lılarm senin. ezgi. Sıkıntılarla dolu bu dolaşmaları sırasında Demeter bir kocakarı kılığına girmiş olarak Eleusis kralı Keleos'un evine uğramış. yüreği sızlayarak ıs­ sız bir yere çekilmiş. tutunmuştur. çeviren S. 9 1 1 vd. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. Bu efsaneyi E. Homeros destanlarında "güzel saçlı kraliçe". yayınları.): Demeter'in de yatağına girdi Zeus. onun tek efsanesi mevsimleri simgele­ yen bir efsanedir. ey tanrı Delos'tu asıl. insanlar kıtlık tehlike­ sine uğramışlar. En çok tapıldıgı yerler Eleusis ve Sicilya ovalarıdır. Demeter tapımında da. Kralın karısı Metaneira karşısındakinin tanrı olduğu­ nu anlayamamış. Peterich'in "Küçük Yunan Mitologyası"nda (M. Onları oyunlarda gören sanır ölümsüzdürler. "güzel örgülü Demeter" diye anılan toprak ve bereket tanrıçası Demeter (adını "Ge-meter" toprak ana olarak açıkla­ yanlar vardır) Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın kızı. kızı yakaladığı gibi kaçıp gitmiş. ovalara bakan dağ başları. 5). b ü y ü k bir İ ş i bozdu- . Onun küsmesiyle topra­ ğın bereketi kalmamış. Sanki onlar için zaman denen şey yok. B. Öyküsünü kısaca şöyle an­ latır Hesiodos (Theog. bu güzel kuşaklı kadınları. dans yarışmaları sunarlar. seuinç ve coşkuyla dolar yüreği. kızını araya araya bütün dünyada dolaş­ madık yer bırakmamış. yani kışı da kocası Hades'in yanında geçir­ mesini kararlaştırmış. Demeter'e oğlu Demophon'u bakmak. hızlı gemilerini ve bütün varlıklarını kim görse onların. Demeter. Ak kollu Persephone'yi doğurdu Demeter. yumruk. Bunun üzerine Demeter Olympos'tan kaçmış. ama gönlünü sevindiren ver. kadınlarını ve çocuklarını getirirler ilanlarında. Ümitsizlikten ne yapacağını bilmeyen tanrı ana. Bu efsane Yunan dünyası­ nın daha çok buğday üreten bölgelerinde ge­ lişmiş. efsanesinde de kızı Persephone'den ayrılmaz. geri kalan üçte birini. D e meter bir tanrı besliyormuş gibi çocuğu nek­ tar ve ambrosia ile beslemiş.DEMİ I I 1 < ebe tanrıça Eileithyia yardıma gelsin. Baydur) anlatıldığı gibi alalım: "Persephone bir gün oyun arkadaşlarıyla birlikte çayırda çiçek toplarken birdenbire yer yarılmış. Demeter ekinleri ve özellikle buğdayı sim­ geler. Persephone'nin yılın üç­ te ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanı­ nı. onuncu günü dünyaya geliyor ikiz tanrı­ lar. tanrıçanın Eleusis'te kutlanan myster'lerinde de bu efsanenin derin sırlarına ermekle Demeter erenleri arasına karışılırdı. Sonunda her şeyi gö­ ren ve bilen güneş tanrı Helios Kore'nin bu­ lunduğu yeri söylemiş. Rheia'nın ilk kızı Hestia'dan hemen sonra doğmuştur. yaş yok. büyütmek üzere vermiş. tanrı Hades arabasıyla dışarı çıkagelmiş. Kyklad takımadalarından biri olu­ verir. O gelin­ ce. yeraltı tanrısı Aidoneus kaçırdı onu anasının koynundan ve bilge Zeus bıraktı kızını ona. tarlalar tanrıçasının. kendisine Hades'in sunduğu nar meyvesini yemiş olan Persephone bu sevgi büyüsüyle yeraltı hakimine bağlanmış bulunuyormuş.

Yalnız Alkinoos farkına vanr Odysseus'un ağladığının. Atina'da her ekim ayında yalnız kadınların katıldıkları "Thesmophoria" bayramı kutlanır ve iki tanrıçaya da "thesmophoriai" yani ya­ sa getiren. Odysseus kendisi şöyle tanımlar ozanı (Od.. V I I I . halktan saygı görür.). VIII. 44 vd. Aristophanes "Thesmophoria Bayramını Kutlayan Kadınlar" adıyla bir komedya yazarak. V I I I . Bunca bin dizelik Homeros destanlarında öylesine usta bir ya da birkaç ozanın sesini. Ne güzel söyledin Akha'larm destanını. olduğu gibi. sözünü dinler de. Triptolemos). Odysseus'un da yiyordu içi içini. insanlara tarla bakımını ve Demeter tapımını ögretiyormuş. 487 vd. Oysa Demeter'le Anadolu'nun bereket tanrıçası Kybele arasın­ da hemen de hiçbir ilişki kurulamaz. biri de İskenderiye'n şa­ ir Kallimakhos'tandır. Bunların en önemlilerinden biri Homerik de­ nilen bir hymnos'tur. 2 6 1 vd.[)I:MOIX)KOS ğunu bildirmiş: Demophon alevler içinde bü­ tün dünya bağlarından kurtulup temizlenerek tanrı olacakmış.): Ozanlar saygı görürler ve değerli bilinirler bu yeryüzünde yaşayan tekmil insanlar arasında. Haydi şimdi geç başka bir konuya. bolluğu simgeleyen Plutos adlı bir oğlu olur (İasion. ruhun da devineklerini yöneten bu ozandır (Od. Anlatabilirsen bunları. 125) ve İasion'dan zenginli­ ği. getirip bir biçimine. Metaneira. sazını asarlar başının üstünde bir çengele ve şölende. tanrısal bir şiir bağışladı ona. halkla ilişkilidir. V I I I . 267 vd. neler çektiklerini. Triptolemos kanatlan bulunan sihirli bir arabayla bütün dünyayı dolaşıyor. Demophon'un er­ kek kardeşi Triptolemos tanrının evlatlıgıymış. bir tekinin adını öğreniriz yalnızca. oyunda. kadınların nasıl bu gizli törenler sırasında kadın düşmanı Euripides'i suçladıklarını sahneye koymuştur.). V. 478 vd. o da Demodokos'tur. llyon'u yıkacak adamlarla doluydu içi. Roma'lılann tapındıkları Ceres Demeter'den pek farklı değildir. yanaklarım ıslatıyordu kirpiklerinden sızan yaşlar. Kral Alkinoos da hiçbir şöleninden eksik et­ mez onu. Bu macera tanrıçaların ölüm­ lü erkeklerle sevişmelerine bir örnek olarak gösterilir (Od. Plutos). Demeter'e yazılmış birçok övgüler vardır. destanlık yiğitleri anar. Musa çok sever ozanlar soyunu. Gelince altın çivili bir koltuQa oturturlar ozanı. halka söyler.. kimliğini açığa vuracak bir dilekte bulunur. Ares'le Aphrodite'nin aşklarını söyler (Od. ve Troya savaşını söyler. şöyle der ozan (Od. D e m o d o k o s . Demodokos Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında görevli ozandır. Anlatıldığına göre. çünkü Musa öğretmiştir onlara ezgi söylemeyi. halkın saydığı ve sevdiği bir kişidir. Demodokos. Demeter'in İasion adlı bir ölümlüyle mace­ rası da anlatılır. ya da Apollon. yemek dolu bir masa çekerler ö n ü n e . hemen çağı­ rır (Od. getirmiş Akropolis'e dayamıştı tanrısal Odysseus da kurnazca. Adından da belli olduğu gibi demos. tanrı kadının kendisi Keleos'la oğullarına Eleusis'teki D e meter tapınağını kurmak öğüdünü vermiş. şölene oturulacak mı.). Keleos. insanlara doğal yasaları öğreten tanrıçalar denirdi. neler yaptıklarını ne güzel söyledin. seni tekmil ölümlülerden. . ozan. şu tahta at olayını anlat şimdi bize. Başka masallara göre. o sıra Odysseus duygulanır. Sanatı ya Musa öğretti sana. şimdiyse bir ölümlü olarak kalmış. bundan böyle tekmil insanlara ben de diyeceğim ki: Tanrı sevdi onu. Bu. Ozan Demodokos birkaç kez sahneye çıkıp ezgi söyler. V I I I . Athena'nm yardımıyla Epelos yapmıştı onu hani.): Daha çok sayarım. Bu tapınağın mysteria denilen gizli tapımı bütün eskiçağ boyunca büyük bir saygı görü­ yordu" (Eleusis. Odysseia'da. susturur ozanı ve sorar konuğu­ na niçin acı gözyaşları döktüğünü "dinlerken Argos'luların ve İlyon'un başına gelenleri". bedenin de. nelere katlandıklarım. de­ ğerlidir.

gürzlerin. Homeros'un kendisi midir? Kör ozan üstüne nice söz söylendi. her birinin elli de kafası vardı güçlü bedenlerinin omuz başlarında. Titan 'lar da atılıyordu şevkle sıra sıra. öbürleri. şöyle der (Theog. Bu iki dağın tepesinden sürdürülen savaş Theogonia'nın en renkli. en ışıklı bir kişisidir.. Titan tanrıları. Yüreği dolar dolmaz öfkesiyle bütün gücünü salıveriyordu ortaya. belli değildi kimin kazanacağı. 3) hesiodos'un Sümer. 20. Bu efsane Hellen ırkının atasını kur­ ma işine de yaramış. onun da üç oğlu olur: Doros. Dikildiler Titan'lara karşı korkunç savaşta koca ellerinde yalçın kayalarla. belki Tesalya'da uydu­ rulmuş ve kahramanları Deukalion'la Pyrrha Prometheus-Pandora mythos'una bağlanmış olabilir. uzun zamandan beri savaşıyorlardı güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. Hepsi. Babil ve Samî kaynakla­ rından bazı efsaneleri alıp. mağrur Titanlar. Bkz. Okuyucu kendi duy­ gu ve izlenimine göre karar versin. yani geçirdiği bütün serüvenleri anlatma­ ya. korkunç bir kargaşaya dönerken boğuşmaları. 630 v d . Ksuthos ve Aiolos. ağır bir deprem iniyordu Tartaros'a kadar karışarak gümbürtüsüne korkunç saldırışların savrulan kayaların. Zeus da artık tutmaz oldu öfkesini. insanlığın başına gelen yı­ kımlarının kaynağında bulunan Prometheus ve Epimetheus soyundan olmaları (Tab. iki tarafın birbirine karışan sesleri yükseliyordu yıldızlı göklere kadar. değil miydi diye tartışıldı. Çevrede sonsuz deniz homurdanıyordu. Othrys'le Olympos ikisi de Thessalia'nın birer yüksek doruğudur. Hesiodos Olympos tanrılarına kadar bir­ birini izleyen soyları. bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga. D e m o p h o n . Homeros kör müydü. Her birinin yüz kolu vardı onların omuzlarında heybetle savrulan. ama bunun nasıl olduğunu anlatmaz. Toprak kükredi birden gür sesiyle. ni­ ce mürekkep döküldü. 666-735): Ogün tanrı ve tanrıça hepsi azgın bir cenk havası estirdiler. tüm nimetleri verenler. en devinekli sahnelerindendir (Theog. ) . (1) Soylar mythos'unda Hesiodos tunç soylu insanların kendi elleriyle yok olduklarını.I »I V I I K VI I A I N K I I AK SAVAŞI Odysseus da işte o zaman başlar Odysseia' yi. adı Hellen. Devler ve Tanrılar Savaşı (Titanomakia). (2) îlyada'da adı geçen bir Deukalion daha vardır: Girit kralı Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Troya savaşına katılan Meriones'in dedesidir (Meriones). Şimşekler saçıyordu gökten ve Olympos'tım. bazılarını almadı­ ğını gösterir. Haykırışlarla yüklüydü atılan her şey. Demodokos Odysseia destanının en sevim­ li. Demeter. Olympos' kıların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. kuşakları. Hellen). saydıktan son­ ra. Olympos'un tepesinde oturanlar. Tu­ fan. ad bırakmadan öbür dünyaya gö­ çüp Hades'in karanlıklarına gömüldüklerini söyler. engin gökler yankılanıp inildedi ölümsüzlerin saldırıları altında. gürbüz elinden fırlayıp uçuyordu yıldırım . Ksuthos ise çocukları Akhaios'la lon yoluyla A k ha'ların ve İon'ların atası olur (Tab. koca Olympos sarsılıyordu temelinden. Yunanlıların Tufan efsanesi da­ ha sonraki bir çağda. Doros'la Aiolos doğrudan doğruya Dor ve Aiol ırklarının atası. Yürekleri hınçla dolup taşarak tam on y i / cenkleşti durdular. Titan tanrılarla Kronos oğulları ki birileri. her iki taraf gösteriyordu var gücünü. Kronos oğulları ve Zeus'un gün ışığına çıkardığı güçlerine dayanılmaz azgın devler. Ne var ki Yunan mythos'unun Tufan kahramanları Deukalion'la Pyrrha'nın. şöyle ki Tufan'dan kur­ tulan Deukalion'la Pyrrha'nın bir oğlu olur. Demek ki Zeus Kronos'u yenmekle ege­ menliği hemen ele alamadı. Tufan sözü ve kavramına rastlanmaz en eski Yunan kaynaklarında. Deukalion. Theseus'un dostu olan bu D e ukalion Kalydon avında da bulunmuş. Othrys'de. Bu başarının da ancak Y ü z Kollu Devlerin yeral­ tındaki hapislerinden çıkarılmalarıyla sağla­ nabildiği belirtilir. ben bugü­ ne dek okuduğum bunca yapıtların hiçbirinde şair Homeros'un gözü gibi gören göz görme­ dim.

D i a n a . sallayıp savuruyordu kutsal alevi gittikçe sıklaşan şimşekleriyle. biri kızı Elissa. Gyes. dört bir yanda yükselir duvarları. bar bar bağırıyordu ateş alan ormanlar. İ k s i o n ' u n karısı (îksion). ve ekinsiz. şimşekleri. üç kat karanlık sarar dar boğazını. kaynıyordu karalar ve ekinsiz denizler.gök gürültüleri arasında parıl parıl. akıl almaz bir azgınlık sarmıştı evren boşluğunu. İşte orada saklıdır Titan lar karanlıkta bulutları toplayan Zeus'un istemiyle. Bu k o r k u n ç d u r u m karşısında Elissa T y r o s ' t a n g ö ç m e y e karar vermiş ve y a n ı n a k e n t i n ileri gelenlerinden bir grupla Sicharbas'ın d e ­ finesini de alarak denize açılmış. ö b ü r ü oğlu P y g m a l i o n . Güçleri yetmez çıkmaya oradan Poseidon kapamıştır tunç kapıları. K a r t a c a kraliçesi D i d o ' n u n efsanesi Vergilius'un " A e n e i s " . çatır çatır yanıyordu canlılara can veren Ana Toprak. Böylesine büyüktü gümbürtüsü birbiriyle cenkleşen tanrıların. Babası öl­ düğü z a m a n Pygmalion ç o c u k m u ş . D i d o b u torbaların içinde Sicharbas'ın altınları olduğu kanısıyla kardeşi­ ni a l d a t m a y a girişmiş. herkes hışımla birbirine girmişken savaş duraklayıverdi birdenbire. E r k e n çağlardan beri Yunan Artemis'iyle bir t u t u l a n İtalya'lı bir t a n r ı ç a . Dört bir yanda. a m a halk o n u krallığa seçmiş. dokuz gece ancak onuncu günü varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak dokuz gün. kulakların işittiği göklerin yerle çarpışmasından doğabilecek görüntülere ve seslere benziyordu. dokuz gece sonra varabilir Tartaros'a. Derken. Briareus. N e var k i Pygmalion a m c a s ı n ı n d e ­ finelerine göz dikerek Sicharbas'ı ö l d ü r t m ü ş . kutsal bir koru ve D i a n a ' n ı n bir tapınağı vardı. Roma'lıların g ö z ü n d e D i a n a avcı t a n r ı ç a değil d e . D i a n a ' n ı n R o m a ' d a anlatılan efsaneleri Yunan A r t e m i s ' i n d e n esinlidir. vurdular zincire yendiklerini ve gökler ne kadar uzaksa topraktan toprağın o kadar altına gömdüler onları. D i a . O r e s t e s İtalya'ya T a uris Artemis'ini getirmiş ve N e m i ' y e yerleştir­ m i ş . büyük Zeus'un bu savaş silahlarını. üstünde kökleri bitegelmiştir toprağın. Ama ön saftaki Kottos. Kapkara saldırılarla ezdiler Titanları. Libya yerlileri Elissa ile . Bir yandan öbür yana taşıyorlardı savaşların bağırış çağırışlarını. Bir örs gökten düşse dokuz gün. Biri çökerken öteki üstüne düşse onun. yakıcı bir soluk sarıyordu yer oğlu Titan 'lan koskaca alevler karışırken bulutlara. d e s t a n ı n a dokunaklı bir sevda r o m a n ı olarak g i r m e z d e n ö n c e de vardı ve şöyle anlatılırdı: F e n i k e kenti T y r o s ' u n kralı iki ç o c u k bırakarak ö l m ü ş . t a n r ı Asklepios'un dirilttiği H i p p o l y t o s Artemis'e kaçırılıp İtalya'ya getirilmiş ve Virbius adıyla t a n r ı ç a n ı n kültüne girmişti. Yolda gider­ k e n g e m i d e n ağzına kadar dolu t o r b a l a r atıyorlarmış d e n i z e . ne kadar güçlü de olsa Titan tanrılar kamaşıyordu gözleri şimşek ve yıldırımlardan. yol yol toprağın altına tıktılar onları. yıldırımları. uçsuz bucaksız denizin. d a h a çok Apollon'un kardeşi bir ışık tanrıçası sayılırdı (Artemis). G ö ç m e n l e r . Başka bir efsaneye g ö r e . Rüzgârlar da karışıp bu kaynaşmaya savuruyorlardı sarsılan toprağı karıştırıp birbirine tozları. T a p ı n a ğ a b a ş r a h i p olabilmek için k e n d i n d e n ö n c e k i başrahibi t a n r ı ç a y a kurban e t m e k gerekirmiş bu t a p ı n a k t a . Ö n c e Kıbrıs'a uğrayıp A p h r o d i t e t a p ı n a ğ ı n d a n seksen g e n ç kız kaçırarak k e n ­ dilerine eş edinmişler. D i d o . gözlerin gördüğü. savaşa doymayan bu yüz kollu devler azdırdılar yeni baştan savaşı: Üç yüz taş birden fırladı bu devlerin güçlü kollarından. gide gide Afrika'nın Libya kıyılarına varmışlar ve o r a d a karaya çıkmışlar. Yamandı gümbürtüsü bu korkunç savaşın ve yamandı gözlere sığmayan görüntüleri. Kalkan tutan Zeus'un buyruğuyla durur orada sadık birer bekçi gibi Gyes. D e i o n e u s ' u n kızı. G e r ç e k t e n d e L a t i u m ' u n b u şehri çevre­ sinde bir göl. a m c a s ı Sicharbas'ı da n a i p olarak s a p t a m ı ş ve Elissa'yı o n u n l a ev­ lendirmiş. gümbürtüleri. Daha büyük olamazdı gümbürtü. Kottos ve coşkun yürekli Briareus. T a u r i s ' t e olduğu gibi b u r a d a da tanrıçaya i n s a n kurban edilirdi. oysa torbalar kumla d o l u y m u ş . Tunçtan bir duvar çevirmiştir orayı.

Destan. bir av sırasında fırtına ve doludan ka­ çan Troya'lı kahramanla Kartaca'lı kraliçenin nasıl bir mağaraya sığınıp orda Eros'un okla­ rına dayanamadıklarını. beraberliklerini yansıtan ne varsa hepsini oraya yığar. Dido'nun Aeneas'la seviştiği haberini. o sırada ölen kocasının ruhunu yatıştıracağını söyler. iki doruklu bir dağdan. sonra kılıcının üstüne atılarak kendini öldürür. bir odun yığını hazırlatır. Üç ay sonra da bir odun yığınının üs­ tüne çıkarak kendini diri diri yakar. gece yarısı gene tanrıların dürtü­ sü üzerine Troya'lılar yelken açtıklarında. Ellerinde kutsal bir değnek. as­ lanlarla süslü yolu yürüyerek varırlardı tapına­ ğa. Bitince Didyma tapınağı dünyanın sekizinci harikası olacaktır. ikiz tapınak. Pers savaşlarından sonra İonya'nın yeniden kalkınmasıyla Miletos Didyma tapınağını bir daha kurmak ve bilicilik merkezini canlandır­ mak yoluna gider. ya da ikizler tapınağı a n ­ lamına gelen bu ad. tanrıça Aphrodite'nin düzenlerine kurban gider. Tanrılar da Odysseia misali araya girerler ve Aeneas'a haberci gönderirler ki. Elissa bu isteği tiksintiyle karşı­ lar. ama komşu krala karşı koyamayacağını bildiği için. Dido aşkını kız kardeşi Anna'ya açar. Uzaklaşan Aeneas ufukta sevgilisininin yanan mezarından yükselen dumanları görür. tapınak hiçbir zaman doğru dürüst bir çatıyla örtülememiştir. Anna diye anılan kız kardeşi belki de ilerde Anna Perenna adıyla tapılan Roma tanrıçasıyla bir tutulabilir (Aineias. Aeneas boyun eğer. dedikodu­ yu simgeleyen. Bu serüven Latin şairinin en güzel. İonya'nın en büyük kenti Miletos'un Didyma denilen yerde kur­ duğu Apollon tapınağına "Didymeion" denir­ di. kentini kurmakta olan kraliçe Troya'lı kahramanı görür görmez çarpılır. ev­ lenmek ister. Elissa da bir öküz derisini öyle ince şeritler halinde kesmiş ki. Bu kent sonradan Kartaca diye anılacak Roma'nın düşmanı. Dido farkına vanr. Işık tanrı Apollon'un gücünü Hıristiyanlar da kolay ko­ lay söndürememiş olacaklar ki. Ne var ki yeni Didymeion 150 yıl boyunca Milet'in hazinesini yıprattığı halde. Didymeion'a gelen duacılar. Vergilius kraliçenin Aeneas'a Troya savaşını nasıl anlattırdığını uzun uzadıya gözümüzün önüne serdikten sonra. bü­ yük bir kavga kopar. Hıristiyan ortaça­ ğında Didyma' nın hâlâ orada durduğu ve bel­ ki de canlılığını sürdürdüğü tapınağın taba­ nında çizili görülen haçlardan belli. Anadolu'nun yer adlannın çoğu gibi. Aeneas'la bir­ lik. kraliçe sevgilisini alıkoyamayacagını anlar ve canına kıymayı göze alır. onu Yunan diline bağlamak amacıyla yapılan bütün açıklamalar yetersiz­ dir . bir devlet kurmaktır. Zaman geçer. ne var ki yöre krallarından biri ona talip çıkar.Greklerin Anadolu'ya gelmesinden ö n ­ ce tapındırdı herhalde Didyma'da. en içli dizeleriyle dile gelmiştir. bu sırada komşu kral İarbas Dido'nun bir yabancıyla sevişme­ sini rezalet sayarak Dido'yı sıkıştırır. aralarında sert bir tartışma. Bu iş çok büyük çapta tu­ tulur: Mimar olarak. kara sularda gör- . bu Fama gider dünyanın dört bir yanına yayar haberi. Didyma-Didymeion. büyük Afri­ ka kentidir. Elissa orada kraliçe olur. bir kuyunun üstünde oturur. gizlice kaçmaya hazırlanır. Yunan öncesi bir zamandan kalma olsa gerek. Sicharbas Sychaeus olur. Anna Perenna). Hemen Fama diye bir tanrıça çıkar ortaya. Aeneas'm Kartaca topraklarına ayak basmasıyla başlar. kaderi Dido'nun yanında keyif sürmek değil. Nitekim Apollon'a . İtalya'ya gidip yeni bir kent. Delphoi'de olduğu gibi Didyma'da da fal­ cılar kadınmış. üç aylık bir düşünme süresi ister. Vergilius'un bu efsaneyi kullanarak yarattı­ ğı öykü şöyledir: Elissa'nın adı Dido'ya çevri­ lir. Böylece hazırlanan odun yığını ölüsünün yakıldığı odun yıgmı olacaktır. hemen arka­ larından gelen puta tapanlar haçları birer dai­ reyle çevirmişler. büyük bir aşk harlayışıyla birbirinin olduklarını anlatır. Aşkı ona her şeyi unutturur. bir öküzün pöstekisine sığacak kadar toprağı seçip oraya yerle­ şebileceklerini söylemişler. Efes'te yanan Artemision'u yeniden yapan Panionios'la Milet'li mi­ mar Daphnis seçilir. bir türlü tamamla­ namamış. Oysa Didym-kökü Y u nanca değil. İlkçağ yazarları bu adın kaynağım vermi­ yorlar. epey bir toprağı elde edip oraya bir kent kur­ maya koyulmuş.adamlarını iyi karşılamış.Apollon adı da Yunanca değil. Dido gidişlerini gözler. ya da tanrı Apollon'un sevdiği ikizlerden gel­ medir diyenler var. Panormos l i manında karaya iner ve dört Idlometrelik.

Dike'yi insanların arasına almak. Yeryüzü de yeni baştan bir altın çağa. Bundan kurtuluşu adalete güvenle. Dike. 87 vd. "krallara" yani kadılara. Troyahlara saldırınca. 472 vd. Hesiodos burada tanrıça Dike'ye uzun bir öv­ gü yazar. Diktys. Dike tanrı Zeus'tan gelir. benimseyenlerin. Kratos'la Bia'yı kendine başlıca yardımcı eden Zeus burada bir zorba olmaktan çıkıyor. Diomedes'i kendi atlarına yedirerek bu vahşi töreye son vermiş (Herakles). kendilerine yargıç deyip de rüşvet alarak eğrilik yoluna sapan krallara da etkin bir derstir.). Tanrı sarhoşluğuna kapılmış kadı­ nın ağzından gelişigüzel dökülen sözleri ve­ zinli dizeler halinde dile getirmek de bilici ra­ hiplerin göreviydi (Brankhos. adaletin uygu­ landığı mahkeme için de kullanılır. simgelediği başlıca soyut kavram hak. Bu kavra­ mı incelemeye değer. Dike sözcüğü. Britomartis.): Eriyen karlarla beslenip taşan bir ırmak gibi köpürüyordu Diomedes ovada. giderek tanrılar­ la bile boy ölçüşmeye kışkırtır onu. İnsanlar arasında Dike vardır. Di­ ke kavramından Yunanlıların ne anladığını iyice kavramak için başlıca kaynaklarımız H e siodos ve tragedya yazarları olsun. Diomedes'e bütün bir bölüm ay­ rılmıştır Ilyada'da. Dike. Bu bölüm Hesiodos'un bü­ tün hayat felsefesini verir. güçlü bir at sürücüsü olmaya özenir Diomedes.). Hesiodos'un ikinci büyük eseri "İşler ve Günler"de Dike'ye 180 dizeye yakın uzun bir bölüm ayrılmıştır. orada tanrıça Athena ona destek olup. Zeus'un yağmuru yağınca sağanak sağanak. Themis'le Zeus'un kızı ve Eunomia ve Eirene'yle birlikte Hora'ların biridir. düzyazıda da çok adı geçer. doğru­ luk ve adalettir. (İl. umutsuzluk sarmıştı ortalığı. Adı Yunan dilinde birçok anlamlara gelir. onu her işte uygulamakla gör­ mek ve salık vermek Hesiodos'un Yunan dü­ şüncesine en büyük katkısıdır. Şiirde bir tanrısal varlık olarak canlandırılan Doğruluk gitgide soyutlaşır Yunan düzyazısın­ da ve sonunda Platon'un bunca diyalogunda. Diktynna. 750 vd. işlenen suçun hemen peşinden Dike'nin öç tanrıları Erinys'lerle bir­ likte geldiğini ileri sürer (Elekt. gerçek bir tanrı oluveriyor. (2) Tydeus'la Deipyle'nin oğlu. Ahla­ kı her şeyden üstün tutan bu şair. Sophokles de Elektra tragedyasında. Soylar mythos'u dünyayı bir cehenneme çevirmekle bitmişti. 142): Tıpkı bir aslan gibi kudurmuştu işte dev yapılı Diomedes. Diomedes'e verilen sıfatlar hep savaşta üstünlük gösterir niteliktedir. (1) Bir Trakya kralı. Dike insanlar arasında yaşar. İki ben­ zetmeyle Diomedes'in atılganlığı dile getirilir (İl. 23). doğruların ocaklarında mutluluğun ürünleri bulunduğu­ nu söyler (Ağam. nereye yerleştirdiği açısından in­ celemek istiyoruz bu parçayı.). onun içindir ki. Brankhosoğulları). . Diomedes. V. orta halli bir insanın toplum içinde Dike tanrısal kavramını nasıl görüp. her türlü yiğitle. "diken didonai" deyimiyse ceza görmek anlamına gelir. Herakles.dükleri ışıltıları yorumlarlar ve bilicilere f ı s ı l darlarmış. insan Pandora'nın işlediği suç ( k i buna da suç denmez ya. Hesiodos'un bu yüce görüşünü tragedya yazarları da benimser. Babası gibi ünlü. dile getirenlerin başında da Aiskhylos gelir. mahke­ mede verilen hüküm için de. Kardeşi Perses'ten haksızlık gören ve yargıçlarca korunmayıp hakkını alamayan Hesiodos'un Dike'ye bu övgüsü patetik ol­ makla kalmaz. bir tedbirsiz­ likti sadece) yüzünden ne kadar kötülük var­ sa. V. ama insanlar dünyasında öyle olma­ dığını söyler. Danae. özünün nitelikleri. toplum içinde yeri ve etkisi araştırılan "to dikaion" diye cinsiz bir felsefe kavramına döner. Doğruluk üzerine kurulu bir insan cenneti. Bkz. Yoksulluk. Bkz. insanlığa yarar ve iyilik getiren tanrı. 202 vd. Dike yani doğruluk toplulukların varlığını ve mutluluğunu sağlar. Yalnız Hesiodos'u tanımak bakımından değil de. Troya önünde savaşan Argos'lu yiğitlerin en yama­ nı (Tab. hepsini başlarına bela etmişlerdi. şiirde de. bir cennete dönüyor. Bölüm bir hay­ van masalıyla başlar (İşi. Ülkesine ge­ len yabancıları atlarına yem olarak verirmiş. yargıçlara seslenen şair hay­ vanlar dünyasında kaba kuvvetin hüküm sür­ düğünü.

253). VI.). tutamaz onu üst üste yığılı toprak. Sonra Trakya'lıların kam­ pından geçerken. insanlığın derine giden birçok düşüncelerini bir araya toplayıp yansıtan bu tanrının incelenmesine "Bakkha'lar" oyunundan aldığımız bir par­ çayla başlamak istiyoruz. babasının öcünü al­ mak üzere Epigon'lar seferine katılır. D i o n e . Diomedes gücü kuvveti ve gözüpekligiyle Yunan ef­ sanesinde Herakles'ten hemen sonra gelen üstün bir yiğit sayılır. Kavga Troya'Ularla Akha'lar arasında değil artık. art arda altı Troya'h öldürür. ağır acılar dindi. Lykia'k yiğit Pandaros tarafın­ dan yaralanınca büsbütün kudurur. 370 vd. efsane. Diomedes'i de gök gözlü Athena saldı senin üstüne. Dionysos adındaki tanrının i l k çağ din. Diomedes. Babası Tydeus Adrastos'un damadı olmak bakımından bu seferde ön planda savaşmış ve büyük bir ün kazan­ mıştı. sanat ve yazınında ne denli bir yer tuttuğunu Apollon'a ayırdığımız bölü­ mün girişinde tanımlamaya çalıştık.DİONYSOS birdenbire kabarır. dedi ki: "Tydeus oğlu. İnanıyoruz ki. yıkar sınırlarını. Bellerophontes). epey de çektirdik birbirimize. Aineias'ı. Ama şunu bilmiyor Tydeus'un o çılgın oğlu: Ölümsüzlerle savaşan insan çok yaşamaz". korkunç bir katliam yapar­ lar. yara iyi oldu. dinsel kişiliği dal budak salmış. Güzellik tanrıçası oğlu Alneias'i korumak için savaşa karışıp da Diomedes'in kargısıyla yaralanınca. 855 vd. karada da ön planda görürüz Diomedes'i. öğütler verir. 272-279). okşadı diller döktü: "Hangi tanrı kıydı sana.. Biz de. Danao'lar başladı ölümsüzlerle çarpışmaya".. sildi iki eliyle Aphrodite'nin bileğindeki özü. çok kalabalıktılar. töre bilmez bir yiğit değildir. Diorfiedes "Thebai'ye Karşı Yediler" desta­ nında da rol oynar. bağrına taş bas. At adam Kheiron tarafından yetiştirilen Diomedes de dedesi Adrastos'tan Argos tah­ tını miras aldıktan sonra. bol çiçekli bahçelerin duvarları tutamaz onu. Homeros destanla­ rında bu tanrıça Zeus'Ia evlenerek Aphrodite'nin anası olur. taşkın canlı da olsa. Hesiodos Dione'yi Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin Okeanos kızı arasında sayar (Theog.). tekmil insanlar arasında onu severim en çok. Glaukos'la çarpış­ maktan vazgeçmekle konukluk kurallarına saygısını belirtir ( İ l . dedi ki: "Aldırma kızım. 12 vd. o sırada oğlunun yardımına koşan Aphrodite ile çarpışır. Dione kollarıyla sardı kızını. atlarını alıp götürürler. sık dişini. Odysseus'la birlikte gece keşfe çı­ kar. ya­ rasını i y i eder ( İ l . yavrucuğum. Troya savaşı bitip de Argos'a dönünce kendisini al­ datan karısı Aigialeia'nın kurduğu tuzaktan zor kurtulmuş. göz göre göre bir kötülük mü işledin ki?" Karşılık verdi cilveli Aphrodite. V. kapandı dizlerine. Biz Olympos'ta saray kurmuş tanrılar çok çektik insanlardan. Karşılık verdi yüce tanrıça Dione. gelir. Alneias'ı çekiyordum savaştan. Böyle dedi. iki insanın kaldıramayacağı kadar ağır bir taşla yaralar. tapımı çe­ şitli ve ayrıntılı inanç ve görüşleri. Troya'h gözcü Dolon'u öldürürler ( X . öldürmeden önce de birçok sırlar alırlar ağzından. yasa. D i o n y s o s . 290 vd. Aphrodite ile yetinmez. Dione onu tam bir ana şefkatiyle sarar. Bu ceza ona yaraladığı Aphrodite'den gelmeymiş. ama dayanamıyorlardt. akar hızla. sevgili oğlumu. iki esir aldıktan sonra Pandaros'u da tepeler ( V . önderlerleri Rhesos'u öldürüp. taşkın canlı Diomedes vurdu beni. yok eder insanların el emeğini.) (Glaukos. Ares'i de yaralar Diomedes ( V . taşar o ırmak. Troya'hlarm sıraları Tydeus oğlunun elinde oluyordu iste böyle darmadağın. Destan boyunca sa­ vaşta da. "Euripides'in bu tragedyası eski Yunanistan' da Dionysos dininin İncil'i yerinde" idi.): Aphrodite. llyada'dan sonraki destanlarda Odysseus'la birlikte Lemnos'a gidip Philokte'tes'i aradıkları anlatılır (Philoktetes). Diomedes. bu parçanın gereğince yorumlanması bize Dianası Dione'nin . Sabahat­ tin Eyuboglu'nun Fransız bilgini Mario Meunier'nin çevirisinden dilimize aktardığı "Bakkha'lar" kitabının önsözünde söylediği gibi.

ne mutlu. Phrygia'nın O zaman yeryüzünde derelerde derelerde şarap akar. saadet diyarı Arabistan'ı. Ne mutlu bahtı açık olana. O tanrılar ki bu. yoluyla kutlayana Kybele anamızın cümbüşlerini. saçlarına örerler. dağdan Dionysos delisi kadınların gergeflerini. Orada karıştı coşkun davul sesleri Phrygia kavallarının tatlı nefeslerine. kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsos'u. Onun için Mainad'lar yılanları toplar. Moira'lar vakti doldurunca Zeus doğurdu boğa boynuzlu tanrıyı. yorulmadan koşuyorum. Onu coşkun Satryr'ler Ana Tanrıçadan aldılar. Kim o. Zeus'un oğlu Dionysos. sokup kendi baldırına altın kancalarla kancaladı. başına bir çelenk taktı yılanlardan. şimdi ben. orada icat ettiler. Ey Thebai.o n y s o s tanrıyı b ü t ü n ü y l e k a v r a m a k ve d o ğ r u yolda a n l a m a k olanağını verecektir: T r a g e d y a ' n ı n açılışında D i o n y s o s s a h n e y e çıkarak şöyle k o n u ş u r : Dionysos — İşte ben. Hellen toprağında Bakkha'ların keskin çığlıklarıyla çınlattığım. benim için. durmayın. açılsın güzel meyveli yeşil saparnanın! Bürün yapraklarına meşelerin. sar­ maşıktı asayı verdiğim ilk şehir Thebai oldu. tanrı babanın tanrı oğlunu. temizleyip kapansın bütün ağızlar. Semele'yi besleyen toprak. bal akar. Euhoi diye bağırarak Bakkhos'un şerefine. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar. Ben Lydia'nm al­ tın ovalarından geliyorum. tekelerini. dinimi. doğum sancıları içinde. Sonra. Korybant'lar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'ların çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Barbarlarla Hellen'lerin karışık yaşadığı. yansın elinde narteks'lerin sönmez ateşi! Yakındır yeryüzünün korolarla coşup taşması. çiğ çiğ yemek Euhoi! diye bağırınca Bromios. Bromios geliyor. tyrsos'u sallayarak başına sarmaşıktı çelengi takarak Dionysos'un ardından gidene! Haydi. mekiklerini bırakıp kaçtıkları dağlara. can verdi düşürüp karnındakini. kim o. Oralarda korolarımı top­ ladım. Media'nm buzlarla örtülü topraklarını. Bakkha'lar k o r o ­ su girer ve aşağıdaki ezgiye başlar: Bakkhalar korosu: Asya topraklarından geldim. çamların! Giyin benek benek ceylan postunu. sesini korolara karıştırdılar. İran'ın güneşten kavrulan kırlarını. postuna. Tanrılığımdan soyu­ nup insan suretine girdim. Bakkha'lar. Euhoi sesleriyle Dionysos'u kutluyorum. Kadmos'un kızı Semele'nin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı. tanrımız Bromios uğrunda durmadan. süslen ak koyunların yününden örgülerle. Baktrla'nm uzun surlarım. dağa. yolda gezen? Kim o. >J'> Hellen ülkesinin mutlu şehirlerine. yüce Tmolos'u aştım. T a n r ı T h e b a i ' d e gerçekleştirmek istediği amacı da anlattıktan sonra. anası. . takın artık sarmaşık çelenklerini Açılsın çiçekleri.. şimdi ken­ dimi Hellen'lere tanıtmak istiyorum. etlerini! dağlarına! süt akar. getirin Dionysos'u. Ey karanlık diyarı Kureta'larm. ayinlerimi öğrettim. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'lar çembere gerilen deriyi. eski bir zamanda. Dionysos'a hoş gelen Trieterit bayramlarında Koşmak ne güzel. çarpıldı Zeus'un yıldırımlarına. O zaman Kronos'un oğlu Zeus aldı düşen çocuğu.. indirin Bromios'u Phrygia dağlarından. görmesin diye karısı Hera. Thebai top­ rağına ayak basıyorum. tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini. ne mutlu tanrıların sırlarına erene! Hayatını temizleyip günahlardan ruhunu Bakkhos'a verene! Yıkayıp bütün kirlerini dağlarda Tanrının delisi olana! Ne mutlu. atılmak Lydia'nm. olaylarıyla. yolda gezen? Çekilsin herkes damının altına. güzel hisarlarla süs­ lü şehirleri dolaştım. dağlarda Bakkhos alaylarının ardından! Sarılıp gezmek benekli ceylan serilip yatmak toprağa! Yakalayıp boğazlamak yaban Kanlarını içmek.

Bakkhos adının kendisini açıklamaz. Gerçekten de Euhios. nın kırda. bu dag ise Homeros'un İlyada'sında Trak­ ya'da gösterilir (İl. Hiçbir dırır. efsanelik bir dıkları kalıpların baskısından da kurtardığı dağ diye gösteriliyor: Hermes. çayıra giden bir tay gibi hos gizemlerini kutlamak anlamını taşır ve anasının ardından. hoy" ya da "Euhay" seslerinden türemedir. sizi dağdan dağa koşturan Bakkhos ne demek? "Bakkheuo" diye bir f i i l . Ama Nysa İda ile bir tu­ yani şarap ve sarhoşluk insanları içinde yaşa­ tulmuyor.' Aynı kaynaktan olduğu yukarda okunan par­ İakkhos ise çığlık anlamına gelen "iakkhe" ça boyunca da anlaşılan Dionysos'un adları sözcüğünün erkek adına çevrilmesidir. Nysa adı Olympos ve İda gibi yüksek dağla­ Ve haykırır ruhları coşturan sesiyle: ra verilen bir genel ad olsa gerek. Diotın ve ondan türeme su. bir doğa tanrısı olarak yüksek bir dağın do­ koşun Bakkha'larl ruğunda doğmuş ve o dağla simgelenmekteIrmağından altın akan Tmolos'u dir. koşun. özgürlük veren sıfatı takılmış. Birincisi yani Dionysos adı bugü­ mios'a gelince. tıpkı İda dağı için Homeros metinle­ sözcük arama boşunadır. fırtına ve davul Zeus'un özneden gayrı hallerinde görülen gürültüsünü yansıttığı görülür. bu anlama gelen Liber olmuştur. dağ hangisidir? Herhalde özellikle hiçbiri. Nysa (Sultanhisar) adlı bir kentin yıkıntıları Bakkhoş. tanrı da ''HeyBakkha'lar. biraz ötede Dithyrambos ve başka zetmesi. hem yabancı. Diove gürleyen. ki bu kö­ ğayla karışan. da görülür. sevinç içinde. özgür. Bromios ve hos gibi. elinde kızıl alev saçan narteks. adı taşıyan birkaç dag ve Aydın yöresinde Lübnan buhurunun dumanları. (2) DOĞUŞU. tanrının öbür adları gibi bir ses ben­ Euhios. Bakkhos. VI. Dia.ı İm tlıeon'una aykırı düşen bir tanrıdır. bu koşturur peşinden dağlara düşmüş koroları. Euhios ve îakkmektedir: Dionysos. Broanlamlıdır. Zeus'un buy­ içindir ki. Bu Dionysos Nysa tanrısı. giderek Nysa Zeadlarının ardında ya da kaynağında insan dü­ us'udur demek. ateş. Ro­ lerine emanet etmiş (tıpkı Zeus'un Girit ma­ ma dininde de Dionysos'un Latince adı. Neymiş bu Nysa? "Vahşi hayvanlar yatağı Nysa dağı" deniyor Bakkşüncesi ve mantığıyla kurulmuş bir kavramsal ha'larda. birçok adlarla seslenildüşündürücüdür ve Bromios. doğan anlamına geldiğini ileri sürerler. adları da insanın doğa karşısın­ lamına gelmektedir. açıkça bir ses benzetmesidir ne bugün büsbütün açıklanmış değildir. Bu metinde de görüldüğü g i b i se de. "bakkheion" diye bir isim geçer sözlüklerde. giderek Hindistan ve Arabis­ tanrıdır. Bakkatılır bir ok gibi ileri. tam ğaralarında nympha'larca büyütüldüğü gibi). Anadolıı'd. rinde söylendiği gibi. O zaman Bakkha. kavalların tatlı seslerine". Dionysos coşkusu.yükselir sanki yerden. 133). hem de Hellen pantan'da da Nysa dağları vardır. bu tanrıya Yunanca "Eleutheros". İobakkhos olarak da karşımıza çıkması tanrıya bir adla değil. açıklamalarda Nysa. bayırda kendinden geçmiş olarak çok adlılık olsa olsa Anadolu Ana Tanrıçası tanrı coşkusu içinde koşunca bağırdığı "EuKybele ve onun benzeri Artemis'te görülür. Bu tanrıyı . ruğuyla Dionysos'u çocukken bu dağın peri­ hür. Bakksıçrar. gümbürtülü anlamındaki bu sıfa­ ve -nysos diye iki kökenden katışıktır. Dionysos dışardan gelme İm Makedonya'da. Bakkha'lar alayı Olympos tanrısı bu kadar çok adla anılmaz. hos adının Trakya kaynaklı olduğu ileri sürül­ ( 1 ) A D L A R I . doğayı simgeleyen ve tanrı ol­ ken Latince Deus'ta görüldüğü gibi tanrı an­ duğuna göre. Dionysos do­ (Dios. Dionysos'un baştanrısı olduğu sihirli gür saçları rüzgârda. buna Nysa eklenince. D i i ) kökeni taşımakta. ne Euhoi sesleriyle çağırın Euhios tanrıyı! var ki bu açıklama Yunancada desteksiz kalır) Phrygia'dan kopup gelen güzel çığlıklar tanrıya verilen öbür adlar da anlamsızdır. bunlar Bakkhos coşkusuna kapılmak. karışsın. ama Tesalya'da. bir ünlemden türediği kanısını uyan­ metinlerde de îakkhos ve lobakkhos. şenlendiren kadınlar! Dionysos adının etimolojisi böylece açıklan­ Kutlaym Dionysos'u madığı gibi (kimi mitograflar bu adın iki kez derin gümbürtülü davullarınızla. da çıkardığı ses ve ünlemlerle dile getirilir.

Ne var ki İlyamuş heykeli bulunan Ana Tanrıçadan başkası değildir. tanrının kendini tanıtlamasına ve simgesi de şudur: Hellen'lerin baştannsı da tıpatıp uygundur: "Ben Lydia'nın altın Zeus'tur. kha'lar"ı yazdığı çağa kadar çok şey değiş­ kendinden geçme. nitekim Semele'yle doğum efsanesinden gözlerinde Aphrodite'nin sihri parlıyormuş".sonra da asma kütüğü.benimsemekte Yunanistan'ın güçlük çektiği. der Dionysos. Efsanenin anlam tım" deyimi. Sonradan ve kendilerini hadım eden Pessinus rahiplerinin bir amaçla uydurulduğu besbelli olan Semele tutumunu andırır. Dionysos Thebai'de Semele'den doğ­ Her üçünün de Anadolu-Girit kaynağından muşsa. yani Bakkha'ları.. nistan'da en tutucu ve gerici bir yöre sayılır­ sarı perçemleri. anamız Rhea ile benim için icat bi kovalamaya kalkar "Dionysos'un sütnineedilmiş olan davulları. aynı davranışlara. Karnındaki yedi rıntılarıyla belli olmaktadır. Bu efsanenin merkezi olarak gösterilen bölge Şöyle der: "Yabancı bir sihirbazdan da bah­ de önemli: Boiotia ve başkenti Thebai Yuna­ sediyorlar. böy­ Dionysos'un asıl kaynağı açıkça ve bütün ay­ lece yıldırımla çarpılıp ölür. siyah dı. on­ theus'la konuşurken. ona karşı direndiği Dionysos üstüne anlatılan efsane ve masallarda dile gelir. tan­ daki parçada geçen Korybant ve Kureta gibi rının kaynaklarını açığa vuran anlatımlarda deyimler Dionysos kültünü hem Kybele. bölgenin törelerindendir. dümbelek. ama sevişti­ teyze çocuğu olur) bin zorla benimsettiği an­ ği tanrının gücüne tam inanmamıştır ki. da tutarsız değişiklikler yapılmasına yol aç­ hem de Girit'li Zeus kültüne bağlamaktadır. Pentheus tipi de buradan çıkmıştır D a v u l . belli. bu yüzden de ceza tanrıça Manisa dağı eteklerinde kayaya oyul­ görür. Lydia'dan gelmiş. Kılığı kıyafeti. kör edilir (Lykurgos). onu latılıyor. Bakkha'lar korosunun İ l k sözü "Asia farkla ki Athena Zeus'un kafasından. Bu ikinci rında düpedüz Asia diye anılan yöreden gel­ doğum motifini Athena'da da görmüştük. dınca gördüğü bu tutumu yadırgar Pentheus. Dionytopraklarından geliyorum" ve "Tmolos'u aş­ sos ise baldırından doğar. kokulu saçları. tavırlarıyla bu Semele efsanesi işte bu amaçla uydurulmuş. Daha sonra da Penne yapıp yapıp onun buyruğuna sokmak. vect karakteri her iki ta­ miş ve Dionysos. Kybele ve Dionysos tanlarının zamanından Euripides'in "Bakdinlerinin özünde bulunan orgiastik coşku. şu medir. dışardan gelme bu güçlü pımda aynı simgelere. Bakkha'lara: ". Dionysos cümbüşleriyle Kybele'ninda'daki bu parçada Dionysos insandan kor­ kilerin bir olduğunu Bakkha'lar da söyler kup kaçan ve denizin içindeki tanrılara sığı­ (yuk.. mor yanakları varmış. Homeros destanla­ ikinci bir doğumla meydana çıkarır. Oysa Euripides'in tragedyasından da bütün araç ve gereçleriyle görmek ister. dışardan gelme bir tanrısal varlığı ovalarından geliyorum". Dionysos bir aylık çocuğu da Zeus alıp baldırına koyar ve Lydia-Phrygia tanrısıdır. bütün efsaneleri bir tek motif üstüne kurulu­ dur: Tepki ve direnç.. t e f ve f l ü t de Asya denilen (Semele..". şarap ve kendisine tapınanların alayıyla birlikte yurda döndüğü ve dışardan getirdiği bu armağanları Doğuş efsanesi buna örnektir: Anası Kadkendi yurttaşlarına (Pentheus Dionysos'un mos kızı Semele Zeus'la birleşir. Denebilir ki. bu Rhea denilen lerini". bölgenin özelliklerini taşır da ondandır ki ka­ böyle bir bağlantı kurma çabasının ürünüdür. Dionysos'un ManiHomeros destanlarında adı bir tek kez ge­ sa-Bozdag-Sarde yöresiyle ilişkisi dram bo­ çen Dionysos için aynı tepkiyi dile getiren bir yunca sık sık belirtilir: Dionysos şöyle der başka efsane anlatılır: Lykurgos efsanesi. Alın Phrygia'dan getirdiği­ Lykurgos Trakya'lıdır.turistik bir gezi gibi bir şey . ta Hindistan ve Arabistan'dan gelişi <)/l . tanrı Yunanistan'da epey tutunmuştur bes­ araç ve gereçlere başvurulmasıyla da belirir. "Vatanım Lydia'dır" dan çıkmış olarak göstermek gerekiyordu. Homeros des­ anamızın cümbüşlerini). ama o da Pentheus gi­ miz davulları. mıştır. Kaldı ki gene aynı yukarve Thebai hanedanından doğuş efsanesi. sonra. ne oluyor? Çelişki şöyle çözümlenmiş: Yuna­ nistan'da doğduğu halde tanrının Uzakdoguya bir yolculuk yaptığı . Pentheus). Bakkha'ların çılgınlığı Kybele törelerinde (3) K A Y N A K VE NİTELİKLERİ. "Ne mutlu yoluyla kutlayana/Kybele nan bir ödlek gibi gösterilir.

Bu içki dertlilerin derdini avutur. Bakkha'lar tragedyasında bu halin parlak bir belirtisi dile getirilmiştir: Dionysos hem tanrıdır. yabani hayvanlar ve yaratık­ larla bir arada yaşar ve coşar gösterilir. Kybele ve öbür doğa tanrıları gibi. bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz. kimi kez de Bakkha'ların ağzın­ dan şöyle dile getirilir: Teiresias — Yalnız ikimiz doğru düşünüyo­ ruz. insanla doğa arasında bir ilişki. ama yaratıcılığın bu tanrısal soluğun dışarıya vurmasıyla elde edilebileceğini anlamıştır in­ san. Dionysos'un öbür doğa tanrılarından daha etkili. Doğa sırlarına ve gücü­ ne ermek. bir hikmet saklıdır". ona dilediğin adı verebilirsin. Dionysos işte bu gerçeği. . ama onun simgelediği asıl büyük kuvvet doğanın kendisi değil. evrensel yaşamın özellikle in- sanın beden ve ruhu aracıyla yansıyıp oluş maşıdır.. As­ ma kütüğünün yeryüzüne yayılmasıyla uygar­ lığın buğdaydan sonraki aşaması gerçekleşti­ rilmiş. deği­ şim halindedir.. Yunan dili bu güce eren insanın duru­ munu iki sözcükle yansıtmıştır: "Mainomai" ve "enthousiasmos". tüyler ürpertici hayat ay­ nasında görülür. En yüksek zekâların varacağı hikmet bile onlar karşısında âcizdir. Oysa tam tersine bu coşku insanı doğayla birleşti­ ren. hem de doğaüstü bir olayı dile getirip simge­ ler. "Mainomai" de "enthousiasmos" da işte bu tanrıya erme. facialar. insanlar için en başta gelen iki tanrı vardır: Biri Demeter tanrıça ya­ hut toprak. yırtıcı azmana dönüşür. bütün bir insanlık halidir. Bu gerçek "Bakkha'lar" tragedyasında kimi kez kâhin Teiresias'ın.. Kişinin bilinçüstü ve bilinçal­ tına dek erişebilmesi bu tanrının etkisiyle ol­ muştur. afetler tragedya denilen o şaşırtıcı. hem doğal.. ama insanlığın evresinde de yalnız ta­ rımla açılamayan bir çığır açılmıştır. Bu tanrı. iki büyük alan ve akımı kavradığı gö­ ze çarpar. insan­ ların tanrıları memnun etmek için içtikleri şa­ rabın kendisidir. topraktan fışkıran bitkileri ve bu bitkiler arasında insanı en çok etkileyenleri. Adından ya da adlarından da belli ki Dionysos bir değil. törelere ve ahlaka karşı işlenmiş bir suç sayar. kolek­ tif bir güç olarak gerçekleşmesinden ileri ge­ lir. insan için ulaşı­ mı en çok özlenen bir aşamadır. Azgın kadınları Aphrodite'ye iten Dionysos değildir. İnsanların dertlerine başka deva yoktur. Ad­ lan "mainomafden türemiş olan Mainad'lar bir çeşit çılgınlık içinde doğayı dolaşırlar. Dionysos her bakımdan doğaya çevriktir. yaşamına yön verenleri simgeler. Delikanlı. Senin (Pentheus'un) sözle­ rinde sağduyudan eser yok. doğayı en belirgin biçimlerle yansıtan dağlar­ da. Dionysos bu ereğe varmanın yolunu herkes için ve kolay kolay açar: Bu yol şarap ve sarhoşluktur.. ölümlülerin kuru yiyeceklerini veren odur. Attis gibi doğanın mevsim mev­ sim değişmelerini de kişiliğinde simgeler. çılgınlığında da geleceği görme kudreti saklıdır. Bakkhos'un sarhoşluğunda da. onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur. Bakkha'lar yerine ve anına göre kadın kişiliğinden vahşi hayva­ n a .. Kaba aklı simgeleyen Pentheus Bakkha'ların çılgınlığını bir ayıp.. Dionysos tanrının insana verdiği bu gücü akıl ölçüsüne vurup değerlendirmek Euripides'in "Bakkha'lar" oyununun belli başlı bir konusudur. sürekli devinim. yani tanrılaşmak. ötekilerin akılları başlarında değil. yarattığı korkunç dramlar. Bu itiliş onların tabiatında vardır. dininin öbür sanat kollarından daha üs­ tün. ormanlarda. Bu dalgalanmanın insanlık dünyasında açtığı yaralar. şiirin en insancası sayılacak bir yazın tü­ rü olan tragedyayı esinlemiş olmak bu tanrı­ nın bir tek tanrısal güç olarak değil de. ona cenneti yeryüzünde yaratan bir mut­ luluktur. Asıl akıl yolu da bu mutluluğa eriş­ menin çarelerini arayıp bulmaktır. Dionysos tanrının niteliklerini ele alacak olursak. Adonis. tanrıyla karışma ve tanrılaşma yetisini dile getirir. Zeus). böylece gerçeğin gerçeküstüne ulaşması ve gerçeğe gerisin ge­ ri inmesiyle doğal bir kasırga olan hayatın dalgalan yansıtılmış olur... insan an­ cak şarabı elde ettikten sonradır ki.. insanı doğanın sırlarına erdiren büyülü bir güçtür. Osiris. Bu yüzden durgun değil. İlkin bir doğa tanrısıdır. Öteki de Semele'nin oğludur ve Demeter ka­ dar kudretlidir: Üzüm suyunu bulup insana veren odur.fışkırdıgına hiç şüphe kalmamıştır (Kybele. hem insan. insanın tabiatında olan her şeydeyse. onlara günlük üzüntülerini unuttutur. Senin alaya aldı­ ğın bu yeni tanrının Yunan dünyasında ne bü­ yük bir yer tutacağını anlatmaya benim gü­ cüm yetmez. yaratıcılı­ ğın kökeninde bulunan değişim yapma gücü­ ne kavuşmuştur.

Dithyrambos. Ne var ki Helena uğruna açılan Troya savaşında bulunamamış­ lardı. Uyaklın dediklerine. Dithyrambos denilen bu tanrı­ ya övgünün nasıl gelişip de akıllara durgunluk verecek bu şiir türünü ortaya çıkardığını an­ latmak bu s ö z l ü m ü n sınırlarını aşmak olur. Zeus bu iki kardeşi birbirinden ayırmamak için. omuz omza vererek yaptıkları kahramanlıkları anlatır: Theseus kız kardeşleri Helena'yı kaçırınca. Dionysos dininden tragedyanın nasıl doğduğu. yüzyılın sonlarında Yunanistan'da ne kadar yaygın ve tutunmuş olduğunu gösterir. ayrıca da Theseus'un anası Aithra'yı kaçırıp Sparta'ya getirmişler (Aithra). Halikamas Balıkçısı'nın ortaya at­ tığı bir görüşe göre zeybekler. ölümsüz olan Polydeukes de yaralanmış­ tı. gecelerin sevincine varamayan insanı.Bakkha'lar korosu da şöyle ünler: Bromios. Dirke. B i z Dionysos tanrının mistik akımlar. Argonaut'lar seferine de katıl­ mışlar (Argonaut'lar. Dor uygarlığının merkezi Sparta'nın Atina'ya karşı olan ezeli düşmanlığını simgelerler. Dioskur'lar. kaval sesleriyle sevinip coşan. aralarında çıkan kavgada Kastor can ver­ miş. tarikatlar üstündeki etkisi ve özellikle bunun Anado­ lu'da gelişen biçimi üstünde durmak istiyo­ ruz. ama daha etraflıca incelenme­ ce digi için büsbütün gün ışığına çıkmamış bir gerçektir. çocukları besleyip büyüten tanrıçayı. Efsane. 12). Thebai kralı Lykos'un karısı. bin bir işkenceyle daha da yücelttikleri bu er­ miş ilkçağda İsa dinine örnek olmuştur ve tıp­ kı Meryem Ana nasıl Artemis'in ve Kybele'nin özelliklerini benimseyip tutunabilmişse. tanrı Dionysos'a verilen bir addır. kapılma gurura ve derin düşüncelere. Bektaşiliğin ve günümüze dek yaygınlığı­ nı yitirmeyen başka tarikatların kaynağında ilkçağın Dionysos dini bulunduğu artık her­ kesçe görülen. Tanrı Zeus'un Leda'ya yaklaştığı gece. mutlu tanrıların en mutlusu. Sevmez Dionysos. V. Dithyrambos. Bu isim. kederleri dağıtan. Tyndareos'tan da Kastor ile Klytaimestra'yı doğur­ muş (Tab. güzel çelenkli şölenlerin baş tacil Odur koroların başında koşan. insanları rahata kavuşturan. cömert günlerin. Kara kafalıların. Atina'ya karşı sefere çıkmışlar ve Theseus'un Hades ülkesine indiği bir sırada onu geri al­ mışlar. Leda'nın oğulları Kastor'la Polydeuskes'e (yahut Polluks) veri­ lir. Birbirinden hiç ayrılmayan Kastor'la Polydeukes kardeşliğin ve dostlu­ ğun simgesi olmuşlardır. ( 4 ) E T K İ S İ . akınca şarap testilerinden pırıl pırı! özü salkımın. Amphion ile Zetos'a eziyet eder ve cezasını bulur (Amphionj. Zeus'tan Helena ile Polydeukes'i. Bütün insanlara seslenen Dionysos tapımı bir halk dini olmuş­ tur. ikisini de göğe alıp yıldızlar arasına yer­ leştirmiş (İkizler burcu). çünkü daha önce talihsiz bir macerada can vermişlerdi: Dioskur'lar Leukippos'un iki kızı Phoibe ile Hilaira'yı kendilerine eş olma­ ları için kaçırmak istemişler. ama bu kızların hem amca oğulları. Pentheus gibi yarım akıl­ lı yobazların kovmaya uğraştıkları bu tanrı. fakire de keder dağıtan şarabın ferahlığını. "Dioskuroi" Zeus'un delikanlı­ ları anlamına gelir. odur tanrı sofralarında. Leda ölümlü kocası Tyndareos'la da yatmış. hem de nişanlıları olan Lynkeus'la İdas Dioskur'ların peşine takılmış­ lar. Kalydon avına da. Bu sözlerden Dionysos dininin Euripides'in bu son tragedyasını yazdığı İ. dağılınca insanlara uyku sarmaşıkla bezenmiş şölenlerde. "Bakkha'lar" traged­ yasının bir korosunda baştanrı Zeus'un ağzın­ dan şu sözler söylenir: . Ö. Zeus'un oğlu Dionysos düşkündür sevincine şölenlerin! Sever Dionysos Barış'ı. ilkçağdan kal­ ma "İobakkhi" adlı bir topluluktan türeme­ dir. Odur veren zengine de. Amykos) ve her iki se­ ferde yararlık göstermişler. Sparta'nın Taygetos dağında dünyaya gel­ dikleri söylenen Dioskur'lar Dor ırkının tem­ silcileridir. İsa da ancak Dionysos dinine sırtını dayaya­ rak yayılabilmiştir geniş halk kitleleri arasına. inan en basit halkın inandığına onun yaşadığı gibi yaşa.

Akha yiğitle­ ri onu amansızca öldürtükten sonra. ağaç sağlıklı ve canlı oldu­ ğu zaman sevinir. Bakkhos tanrının bir ses ve çalgı cümbüşü içinde kendisini kutlamak için kullanılan ünlem ve çağrıları kendi adları olarak benimsediği görülür. bunların en dikkati çeken yönü de şu ki. Ne var ki dithyrambos'un hem kul­ lanılışından. bağlarına çeki)en yaşlı Laertes'e bekçilik eden odur. bu terimle üçünün de dile geldiği bellidir. Pontos'un oğlu Nereus'la evlenir ve Nereus kızları diye anılan elli kızı olur (Tab. bir erkeğin rahminde büyü. ama tez ayaklı bir adamdır. Laertes'in bağına. Bunların kimi ağaçla birlikte biter ve onunla ölür. ağaç perileri hamadryad'lar onu aralarına almışlar. 6). Ama hiçbir çaba söz­ cüğün doğru dürüst bir açıklanmasını sağla­ yamamış. bu da Bakkhos alaylarında tanrı şerefine söylenen bir ezginin. Kardeşleri Hamadryad'lar gibi Dryad'lar da bitkileri korur. bu işi başarırsa ona Akhilleus'un at­ larıyla arabasını vereceğine ant içer. bahçesine bakan ihtiyar ve sadık bahçıvan. Yunan şiirinde ve özellikle tragedya­ da konuşma bölümleri için kullanılan bir ölçü­ dür. kutlamaya yarayan bir söz­ cük olduğu anlaşılır. hora tepmesini öğretmişler. Elimizde dithyrambos türünden birkaç örnek vardır. Dithyrambos Yunancada Anadolu kökenli sayılan birçok sözcük gibi karanlık kalmıştır. Dolon. Odysseia'nın son bölümünde Odysseus talip­ leri öldürüp babası Laertes'i bulmaya gelince. K ı z ı gören Apollon da ona tutulmuş. Dionysos dinine özgü bir terim olduğu anlaşılmaktadır. kral Dryops'un biricik kızı­ dır. türkü söyleme . Yunan şiirine ilkin hiciv türüyle girmiş. çalgı. en il­ ginci Dor şairi Pindaros'tan bilinen birkaç di­ zedir. Öldürülen taliplerin öcünü almaya gelen İthaka'lıları püskürtmeye yardım eder­ ler (Od. Okeanos'un kızı Doris. ölüsünü bir ılgın ağacına asarlar (İl. 314-464) (Diomedesj. Dolios. Doris. yapraklarını yitirip kuru­ maya yüz tuttuğu zaman derin bir yasa kapı­ lır. Hesiodos Theogonia'da bu kızların bazılarının adlarını sayar (Theog. hem "iambos" ve "thriambos" gibi müzik terimleriyle ilişkisinden. yukardaki Euripides dizelerine dayana­ rak ve başındaki di. İ l k tiyatro denemeleri dithyrambos şa­ irlerinden doğmuştur denir. "Drys" Yunanca ağaç ve özellikle meşe ağacı anlamına gelir. Odysseia'da. Kaynağının ne olduğu bilinmeyen bu sözcü­ ğün. Dithyrambos'un kökenindeki anlam ne olursa olsun. Dryades. Bu dithyrambos'tan da Dionysos dininin Anadolu'lu ana l. Dithyrambos gibi bu sözcüklerin de Dionysos diniyle birlikte Anadolu'dan.ıLırın ikisiyle de ilişkide olduğu ortaya çıkmaktadır.ııırıç. Hektor onu Akha'lıların gemilerine gözcü olarak gönderir. baldırıma gir. Dryöpe. Troyalı haberci Eumedes'in oğlu D o lon çirkin. Troya'lıları ele vermeleri boşunadır. Oita dağının yamaçlarında babasının sü­ rülerini otlatırken. Terim şu bakımdan önemli ki. oyun ve sözü bir arada birleştirdiği. özellikle Lydia-Phrygia'dan geldiği şüphe gö­ türmez (Dionysos). İstiyorum ki. 233-264). bir övgü­ nün adıdır. İambos. Thebai seni iki kere doğmuş tanrı diye ansın ve kutlasın. Dryad da ağaç perilerine verilen addır. Öldürül­ memek için yalvarmaları yakarmaları. tanrı D i onysos'u övmeye. Ama Dolon. büyük Ana Tan­ rıçanın yanı başında davul ve dümbeleklerin çalındığı. Dithyrambos. kimi de ölümsüz­ dür. onu Dolios ve altı oğlu sevinçle karşılarlar ve ağırlarlar. sonra da en yaygın bir vezin olmuştur. çam ağaçlarının altında meşaleler yanarak cümbüş yapıldığı belirtilir. Dryope. Thriambos'a gelince. dithyrambos bir yazın türü ve özellikle tragedyaya doğru­ dan doğruya kaynak olmuş bir tür olarak gös­ terilir. Orpheus'un eşi Eurydike bir Dryad'dır (Hamadryades). ey Bakkhos. X X I V ) . gece keşfe çıkan Odysseus'la Diomedes'in tuzağına düşer ve yakalanır. Odysseus Troya savaşına gidince. X.DRYOPE Gel. Dryope'ye yaklaş . Dithyrambos türüne gelince. u n . tanrı Dionysos için Olympos'ta Zeus'un bir şenlik hazırladığı anlatılır. bu arada vahşi hayvanlarıyla birlikte tanrıça Artemis'in de gelip raksa katıldığı.ekine bakarak iki kez doğmuş anlamına geldiği sanılmış ve bilginlerce ileri sürülmüştür.

K ı z kaplumbağa ile oynamaya başlamış. kimi Thessalia'ya. Dryops.mak için bir kaplumbağa biçimine girmiş. Dorların saldırısına uğrayınca. perileri onu kapıp aralarına almışlar. Bir süre sonra da Andraimon adlı bir adamla evlenmiş ve Amphissos adlı bir çocuğu olmuş. kimi Peloponessos'a yerleşmişler. derken tanrı bir yılan olup kızla birleşmiş. kimi Euboia'ya. onu ku­ cağına almış. Önce Parnassos dağının eteklerine yerleşmiş olan soyu. Amphissos Oita'nın eteğinde aynı adı taşıyan bir şehir kur­ muş. Bir gün Dryope oğlunun kurduğu Apollon tapınağının yanında eski oyun arkadaşlan hamadryadlara sunu sunuybrmuş ki. kaçmış. Kıbrıs ada­ sına göçenler bile olmuş. Adı ağaç. Yunanistan'da ilk yer­ leşmiş Dryops boyunun atası sayılır. dört bir yana dağılmış. Dryope korkmuş. Kaçırıldığı yer- de bir kavak ağacıyla bir kaynak ortaya çık­ mış. olup bi­ teni kimseye bildirmemiş. < )H . meşe anlamına gelen ke­ limeyi andıran Dryops. Kendisi Apollon'un oğluymuş derler.

törenle gömmüştür. sevgilisiyle yattı diye kızını gözüne tunçtan iğneleri sokarak kör etmiş ve bir ku­ leye kapatmış. Ares. Herakles. 7). Egeria dindar kral Numa Pompilius'un karısı ya da dostu olarak gösterilir. 6). Ekhidna şöyle tanımlanır (Theog. Pentheus). (2) Atlas'la Pleione'nin "Pleiades" adlı yedi kızlarından biri (Pleiades). Ekho.E Eetion. gene tunçtan arpa taneleri vermiş. Bu azman yaratık. onun buyruklarını harfi harfine yerine getirirmiş. Numa öldüğü zaman Egeria o kadar gözyaşı dökmüş ki bir pınar oluver­ miş. ne de ölümsüzlere benzeyen. bataklıklar canavarı Hydra. (1) Okeanos'la Tethys'in kızı Elektra. ama dölleri Herakles ve Bellerophontes gibi yiğitlerin elinden can vermişlerdir (Typhon. bunları öğütür ve un yaparsa. Eileithyia doğumlara bakan ebe tanrıçadır. Bellerophontes). Kadmos'un Thebai şehrini kurar­ ken toprağa diktiği ejder dişlerinden doğup da sag kalan beş adamdan biridir. yol gösterirmiş. öldürdüğü halde silahlarını almamış. Yankıyı simgeleyen nympha (Narkissos). Alkmene). her yanı benek benek amansız bir yılan. Ekhidna'nın ini efsaneye göre Arima dağları denen Kilikia'dadır. Typhon'la çiftleştiği ve yeraltında. Adı Palladion efsane­ sine de karışmıştır: Zeus Elektra'yı elde et­ mek isteyince. din ve devlet yönetimi konusunda ona öğütler verir. Pontos'la Gaia'nın dölünden Khrysaor'la Kallirhoe'den dogmadır (Tab. Nympha'lar mezarı üstü­ ne bir karaağaç fidanı dikmişler (Andromakhe). Pontos'la Gaia'nın oğlu Thaumas'a eş olur (Tab. 6). Nemi'deki Diana kültüyle ilgili olarak. gözleri­ nin açılacağını söylemiş. Troya ovasına düşen Palladion Troya'daki tapınak­ ta saklanmış. Birleşmelerinden şu tanrısal varlıklar mey­ dana gelir: İris (Gökkuşağı). Kendi ölümsüz olduğu için yeraltında hep yaşar. yarı bedeniyse koskoca bir yılandı korkunç. Elektra. bir­ çok efsanelik kişilerin adı olmuştur. Mysia'da Thebe şehrinin kralı. Hades bekçisi Kerberos. Bir mağarada doğdu bu azgm yürekli Ekhidna. Geceleri onu ziyaret eder. Zeus'la birleşerek Dardanos'u İasion'u ve Harmonia'yı doğurmuş (Tab. (3) Bu adı taşıyan en ünlü kişi. Hephaistos ve Hebe'nin kız kardeşi. Eileithyia. Egeria. "Parlak" anlamına gelen bu ad. oysa Zeus buna çok kızmış ve heyke­ li tuttuğu gibi gökten aşağıya atmış. Palladion'u Elektra. Yarı bedeni bir genç kızdı onun. Akhilleus onu çok saydı­ ğı için. Ekhetos. Harpya'lar ve Aello (Bora) ile Okypetes (Kasırga) diye ka­ natlı iki yaratık (Hesiodos.): Kallirhoe yenilmez bir ejderha da yarattı ne ölümlülere. 15). genç kız kutsal Palladion hey­ keline sığınarak tanrıdan korunabileceğini sanmış. Agamemnon'la KIytaimestra'nın k ı z ı Elektra'dır (Tab. Zeus'la Hera'nın kızı. Kadmos'un kızı Agaue ile evlenir ve Pentheus'un babası olur (Kadmos. Nitekim Hera'nın hışmına uğramış Leto ile Alkmene'nin do­ ğumlarında bulunmamakla Zeus'un evlilik dı­ şı çocuklarının dogmasına engel olmaya ça­ lışmış (Leto. Andromakhe'nin babası. I lomeros destanlarında adı geçmeyen . zalimligiyle ün salmıştı. Ekhion. ağzı ateş saçan Khimaira ve sonra da kendi dölü Orthos'la birleşerek Phiks'i ve Nemeia aslanını da doğurmuş. Romalı su perisi. Ekhidna. Efsaneye göre Semendirek adasında oturan Elektra. 295 vd. Troya şehrini korusun diye kendi vermiş Dardanos'a (Palladion). yeryü­ zünde ne kadar korkunç köpek ve canavar varsa hepsini ürettiği anlatılır: Geryon'un kö­ peği diye anılan Orthos. Başka bir anlatıma göre. Theog. Ejderler soyunu sayarken Hesiodos Ekhidna'ya uzun bir parça ayırmıştır. güzel yanaklı ve gözleri fıldır fıldır. Epeiros bölgesinin efsanelik kralı Ekhetos kötülüğü. Hera'nın sözünden ayrılmaz. Caelius tepesinin eteğinde bir tapınağı var­ mış. Bu kral. 266).

llyada'da adı geçen Abant ön­ deri. keyfeder ve Odysseus ölüler ülkesine gitmek üzere yola çıkacağı gece fazla şarap içmiş olan Elpenor sızdığı damdan aşağı düşer ve ölür. eli kana bulandıgı. Demeter de buna kızarak onu öldürmüş (Triptolemos). Ne var ki. Beşparmakların görkemi insan hayalini uzak geçmişlere. G e ­ ne yıllar geçer. Hekate'nin insan­ ları korkutmak için yarattığı bu canavar her çeşit kılığa girerek daha çok kadınlara ve ço­ cuklara görünürmüş. Bunu kocasına affedemeyen karısı Klytaimestra.Elektra. Elektra adının tersine .karanlık ve karmaşık bir kişi­ likle canlanır gözümüzün önünde. Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. Geceleri Bafa gölü tepsi dolusu gümüştür. I V . Elpenor. Hamlet so­ rununu ilkçağ tragedyasında dile getiren kişi­ dir. Ama bu efsane­ nin asıl kahramanı eski adıyla Latmos. Eleusis olaya tanık olup bir çığlık atacak ol­ muş. Odysseus'un arkadaşlarından biri­ dir. kıtaları sarsıp dağlan birbiri­ nin üzerine yığan büyük yersarsıntılan çağına götürür. Hermes'in oğlu ve Triptolemos'un babası olduğu söylenir. yeryüzüne paldır küldür yıkılmış bir cennet görmüş gibi olur. 463-472). insan etiyle beslenir ve kurbanlarını avlamak için çok güzel bir kadın kılığma girermiş.. Antigone gibi insanlarüstü bazı yasaları korumayı. anasını öldürmek gibi korkunç ve dogadışı bir suça karıştığı içindir ki. O zaman insan bir dünya manzarası değil. Başka bir efsane onun Troya'dan döndüğü ve önce Sicilya açıklarında. Abant'lar Euboia yarımadasına yerleş­ miş bir kavimdir. Elektra'nın rolüyse burada biter. Elephenor. Demeter Triptole10(1 mos'u ölümsüz kılmak için ateşe daldırırken. Herhangi bir piş­ manlık duyduğu tragedyada söz konusu değil­ dir. Euripides'in de hem "Elektra" hem de "Orestes" tragedyalarında rol alır. Eleusis. bazı ilkeler adına kendi kendine eyleme geçmeyi göze alan yiğit bir kızdır. Aiskhylos'un "Agam e m n o n " üçlüsünde. büyülemesi. Bu bakımdan tragedya yazarlarını çek­ mesi. Sophokles'in "Elektra". Büyücü Kirke'nin konağında yiyip içer. Elephenor. Empusa.. bu kez Elektra delikanlılık ça­ ğına gelen kardeşi Orestes'i babalarının öcü­ nü almak üzere yetiştirir. Endymion. Atreusogullarının baş düşmanı Aigisthos'la kocasını aldatır ve yıllar geçip Agamemnon dönünce iki âşık onu alçakça bıçaklarlar. sonra da Klytaimestra'yi öldürme­ sine yardım eder. Parlak ayın çevresinde sapışız yıldız rüzgarsızken duru gökyüzü nasıl yanarsa ışıl ışıl. Agamemnon T r o ya savaşına çıktığı zaman. Endymion efsanesi Homeros'un bu birkaç dizesinden doğmuş gibidir. Elektra kan davasının en belirgin simge­ lerinden biridir (Orestes). Endymion efsanesi işte bu dekor içinde doğdu. Helena'nın eski taliplerinden olduğu için otuz gemiyle katılır Troya savaşına. tragedyanın en ünlü. Kardeşinin önce Aigisthos'u. Koca ırmak Bafa gölüne ve batıda Ada­ lar denizine pırıl pırıl boşanır. Elektryon. karakterini çeşitli açılardan ele almayı esinlemesi şaşılacak bir şey değil­ dir. Beşparmak dağında sürü- . en çok sözü edilen bir kahramanıdır. bugün Beşparmak diye anılan dağdır. Perseus'la Andromeda'nın oğlu. sivri kayalar ve çayırlar nasıl serilirse göz önüne. Bir ayağı tunçtanmış. Öyküsü kısaca şöyledir-. Elis'te rüzgârların esmesini sağlamak zorunda kalmıştır. Beş doruğunu bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bu dağa bakarken o dep­ remlerin gürleyişini duyar gibi olur insan. Tanrıça Hekate'nin çevresinde bu­ lunan korkunç bir görüntü. sonra da Epir'de şehir kurduğunu anlatır. tekmil yıldızlar görünür. Bütün doruklar. Eleusis şehrine adını veren efsanelik kişi. Ana katili olduktan sonra. Beşparmak dağının eteğinde Menderes ırmağı kendi ovasınca akarak bin bir dolanışla gümüşten aylar çizer. Orestes'in peşine Erinys'ler takılır. Endymion. Ruhu Hades'te Odysseus'a yalvarır ken­ disini gömsün diye. ferahlar yüreği çobanın. gökler yırtılıp da açılır. Homeros'a göre Agenor'la savaşırken öldürülür ( İ l . Alkmene'nin babası (Alkmene).

Her buluşmada ilk defa buluşuyormuş gibi olurlar. Ay ışığı göklere par­ mak uzatan doruklardan aşağı şu şırıltısı gibi şarıl şarıl akar. lanus). Selene de gökte ne zaman do­ ğarsa. Endymion'la Selene gene kavuşurlar. Beşparmak dağlarının yoksul çobanı­ na bir armağan vermeyi kurmuş. Her öpüşte gövdeleri daha da aydınlanır. erkekçe güzelliğini.I. Selene bazı gece daha çok. Ay tanrıçası Se­ lene. yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürünün titrek meleyişlerine kulak kabartırdı. ışığın ta kendisiydi. tepeden tırnağa nur kesilirdi. Selene ile Endymion'un bu h e p yenilenen bitimsiz sevgilerinden hoş­ lanmış. gönül vermiş ona. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. İkarios'a da üzüm kütügüyle şarabı bağışlamış. dağların ıssızlığını. dört oğlu olmuş. Yamaçlarda çobanların yaktı­ ğı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. sırdaşıydı. tanrı veba salmış ortalığa. bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. sakallı kara keçilerini gözler. İtalya'da bulunduğu Altın Çağda İkarios adlı bir köylünün kızı Entorlii ile birleşmiş. nerede doğarsa. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini. ölümsüz bir uykuyla uyumayı dile­ miş. Beşparmak'ların çobanı Endymion'un ışıklı. insanların özlemini söyler.OS lerini otlatan bir çobanmış. Ama tanrı­ ların tanrısı Zeus. Ölümsüz tanrılar kimi zaman kıskanır in­ sanların mutluluğunu. yeşil çimenlerin. bulut bulut yapraklarıyla sağa. tanrılara denk gelmelerini istemezler de ondan. Phorkys'le Keto'nun kızları Graia (Kocakarı)'lardan biri sa­ yar onu (Theog. Kavalı Endymion'un biricik dostu. Enyo. gövdesini ışınlanyla sarar. sonun da Roma'lılar Capitolium tepesinin eteğinde Saturnus'a bir tapınak kurmakla yatıştırmış­ lar tanrıyı (Saturnus. Dile ben­ den ne dilersen.. gümüş ışığıyla onu sarıp çayırın üstüne yatınca kollarını sev­ gilisine açardı. öperdi. fısıldaşır zaman zaman. hemen çobanına ko­ şar. O gün bugün Beşparmak dorukları ay ışı­ ğında karlı gibi ağarır. Başlarında Ares vardı. Endymion'un kavalı yalnız çobanın sevincini. Bu ıssız dağlarda Endymion'u ne gündüz kavalını üflerken. Roma'da Saturnus tapınağının ku­ ruluş nedenini açıklamak için Erigone örneği üzerine uydurulmuş bir efsane (Erigone). Gökler sanki yırtılmış. kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine öz­ lemini de hep bu kavala söylerdi. Onlar Beşparmakların do­ rukları gibi kara. denizden yeni çıkmış balıklar ka­ dar serin. Endymion'un kavalı yankılanır kayadan kayaya. Homeros'un "gül parmaklı" diye ta­ nımlayıp destanlarının hemen her bölümü­ nün başında andığı şafak tanrıça Eos'u. Ulu çamları uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. özlemi­ ni söylemekle kalmaz. ay ışığı görürdü onun gürbüz bedenini. 273). Savaş tanrı Ares'in ek adlarından biri. Ama bu bekleyiş uzun sürmez. parıltılı gövdelerini birbirlerine degdirirlerdi. 592): . diri. demiş ona. Eos. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle yaprakları ürperir. korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi. Ayın Endymion'la hiç birleşmedigi karanlık geceler de vardı. Kavalından başka bir varlığı olmayan yoksul bir çoban. kara dorukların. Yalnız. Tanrı Saturnus. ölümsüz mutluluğunu gözümüzle göre­ biliriz. Homeros ise Ares' in yanından ayrılmayan ve "iller yıkan" bir tanrıça olarak tanımlar ve şöyle der (İl. amansız kavganın dizginini elinde tutardı o. H e p aynı sestir o. açıl­ mıştır. Endymion'a baka baka. hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme duyamazlardı. onun Ares'in kızı ol­ duğu söylenir. Enyalios. Ama Roma köylüleri bunun kıymetini bilme dikleri için.. cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu. bir de ulu Enyo. ne gece taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken kimsecikler gör­ mezdi. V. Savaş tanrı Ares'in çevresinde bulu­ nan bir tanrıça. Çokluk. Hesiodos Titan soylu Theia ile Hyperion'un bir­ leşmesinden doğmuş ve Helios (Güneş) ile Selene ( A y ) tanrıların kardeşi olarak gösterir . Dağlarda yapayalnız yaşa­ manın verdiği hürlük. Entoria. biri lanus. Endymion'la Selene için sevgi. Endymion da ne dilesin. so­ la serpilmiş ağaçların. Her gece üzerine eğilir. ilk ay gökte gözüktü mü. Ne var ki. açıklık duygusunu da. Gündüz kayadan kayaya hoplayan boynuzlu. Hesiodos.

): Şafak tanrıça Astraios'la birleşip coşku yürekli rüzgârları doğurdu. yani birinci sefere katılan önderlerin oğulları ikinci bir saldırıya kalkışmayı düşü­ nürler. inek biçiminde dünyayı dolaştıktan sonra lo Mısır'a varır ve oğlunu orada doğurur. Zeus orada akıl sağlığını geri verecek barışçı elinin dokunuşuyla. küçüldükçe küçülüyormuş. Onun sözü Odysseia'da geçer (Od. torunları da Agenor'la Belos'tur (Agenor). Efsaneye göre. Troya dönüşünde önderi Nestor'dan ayrı düşen Epeios Güney İtalya'ya varır ve orada bir şehir kurar. Sefere katılanlar şunlardır: Amphiaraos'un iki oğlu Alkmaion'la Amphilokhos. İlos'un oğlu. Aslında Ephaphos bazı ilkçağ yazarlarının da belirttiği gibi Mısır'ın öküz biçiminde simgeiendirilen Apis tanrının Yunancalaştırılmış biçimidir. bu yüzden yıllar geçince Tithonos buruştukça buruşuyor. io'nun tanrı Zeus'tan olan çocuğudur (Tab. üstü­ ne el değdirme" anlamına geldiğini ileri sürer­ lerdi. Nil'in tam ağzında. Kephalos'la birleşip Phaeton'u doğurur. Epaphos. Epigon'lar. P r o m . Hellen'ler Epaphos adının "dokunma. 846 vd. ta ki sonunda onu bir çekirge haline sokmuş (Tithonos). Ondan sonraki beşinci kuşaktan elli kız Argos'a istemeye istemeye dönecekler Yakınlarıyla evlenmekten kurtulmak için. onu kıskanan Aphrodite gül parmaklı tanrıçayı durmadan âşık ol­ makla cezalandırmış. lo Epaphos'u alıp M ı sır'a döner. Oğluna da bu n e ­ denle Epaphos adı konmuş. Delphoi bilicilerinden aldıkları bilgi şu­ dur: Başlarında Amphiaraos'un oğlu Alkmaion bulunursa. bazı alanlarda üstün yararlık göstermiştir: Patroklos için düzenlenen yarış­ malarda yumruk dövüşü birinciliğini alır. Epaphos manevi babası Telegonos'tan sonra M ı s ı r tahtına konar ve N i l ı r mağının k ı z ı Memphis'le evlenir. 378 vd. nasıl bir zamanlar kocası Amphiaraos'u kandırmışsa. Eos'un evliliklerini şöyle anlatır H e siodos (Theog. Epeios. 4 9 3 vd. Doğuracağın çocuğun adı kara Epaphos olacak Zeus'un bir dokunuşuyla doğacağı için. Ama Zeus Kureta'ları öldürür ve İo'yu Suriye'ye Epaphos'un bulun­ duğu Byblos'a yöneltir. K ı z ı Libya. Thebai'ye karşı Yediler'in sefe­ ri başarısızlıkla sonuçlanmıştı. karanın bittiği yerde. Kephalos'u Suriye'ye. 4). iki kral soyunun atası olacak Epaphos da anası lo gibi tanrıça Hera'nın hıncına uğrar (lo). Sonra Tithonos'la birleşip Habeşistan kralı Memnon'u. Eos onu bir saraya kapatıp kimselere göstermez olmuş. 10). Tithonos'a gelince. Bkz. Eos sevgililerini kaçırırmış: Dev Orion'u Delos adasına kaçırmış. Orada yaptırdığı bir Athena tapınağına tahta atı yapmak için kullandığı bütün avadanlıkları tanrıçaya adamış derler. Savaşta pek başarılı olmayan Epeios. tanrı da bağışlamış ona bu­ nu. V I I I . azgın esişti Boreas'ı ve Notos'u. Memnon Troya savaşından bir sonuç alınma­ dığını görünce. Çocuk doğar doğmaz Hera'nın buyru­ ğuyla Kureta'lar onu alıp kaçırır.). Rüzgârlardan sonra Şafak tanrıça günün müjdecisi Şafak yıldızını doğurdu ve göklerin çelenk çelenk yıldızlarını. Eos onun için ölümsüzlük istemiş Zeus'tan. Troya savaşına otuz gemilik bir filo ile gelen Akha önderi. yani Troya soyundan olan Tithonos'u da Habeşis­ tan'a kaçırmış. Polyneikes'in oğlu Thersandros'tan arma­ ğanlar alarak Alkmaion'u da kandırır (Eriphyle). Anası Eriphyle. gökleri arıtan Zephyros'u. "Zincire Vurulmuş Prometheus"ta İo'ya geleceği şöyle bildirir (Aisk. bir set üstünde Kanobos adında bir şehir vardır. Epeios'un başka bir yararlığı Troya'ya so­ kulacak olan tahta atı yapmış olmasıdır. ne var ki Eos sürekli olarak genç kalması­ nı istemeyi unutmuş. gelmiş Akhilleus'a karşı çar­ pışmış ve onun elinden vurulmuş (Memnon). Eos bir sabah Ares'le de sevişmişti.): O ülkede. Aloeusoğulları.ı . Bu kez Epigon'lar. zaferi kazanacaklardır. Ne var ki Alkmaion ikirciklidir. İo bu kez oğlunu aramaya çıkar. r n r ı ıcxs (Tab. . İşte o toplayacak ürünlerini taşkın Nil'in suladığı toprakların. Güneş'in ülkesi sayılan Y ü z ü Yanıklara Eos'un oğlu Memnon kral olmuş. Ephialtes. İo Mısır'a gelince Zeus elini sırtına degdirmiş ve böylece gene kadın olmasını ve oğ­ lunu doğurmasını sağlamış. Epaphos.

biri ölür se. O gece. Pandion'un oğlu. 24). İşi. Bu bayramın bir benzeri de Roma'da vardı (Entoria). Köpeği. Deukalion'un karısı olacak Pyrrha doğar. Dedesinin efsanesinden ayrılmayan efsanesi sonradan başka katkılarla değiştirilmiştir. Thebai'liler de püs­ kürtülür. Günün birinde tanrıça Athena Hephaistos'un işliğine silah ısmarlamaya gelmiş. Erebos. ama Laodamas Alkmaion'un kargısı altında can verir. Epimetheus îapetos oğullarının en akılsızı ve bu bakımdan Prometheus'un tam karşıtıdır. genç kızlar çıldırıp asıyorlarmış kendilerini. Prometheus'la Pandora'nın kişilikleri onu büsbütün siler. onunla evlenir (Pandora). Erikhthonios'un torunu (Tab 24). Topal olduğu halde. Kapaneus'un oğlu Sthenelos. desteklediği insan soyunu yok etmek için ya­ rattığı kadını Epimetheus'a armağan olarak yollar (Hes. kız da üzüntüsünden oradaki bir ağaca asmış kendini. Tydeus'un oğlu yiğit Diomedes. Epigon'lar saldırıya Thebai çevresindeki köy ve kasabaları yok etmekle başlarlar. bunlardan yedi k ı / ı birbirini o kadar çok severlermiş ki. Bir gün tanrı İkarios'a bir tulum dolusu şarap vererek. Toprak ana döllenmiş. Thebai'liler. dayanılmaz bir istek duymuş ve başlamış kaçan tannçayı kovala maya. Atina kralı. Erekhteus. Delphoi bilicisi bu olayı İkarios ve Erigone'nin ölümleriyle ilgili gösterince. Epimetheus.ı s i n i söylemiş. Erebos'la Nyks birleşir­ ler ve ışıklı varlıklar meydana getirirler: Aither (Esîr) ve Hemera (Gün. Topal tanrı birdenbire tutulmuş ona. Erigone'ye babasının atıldığı yeri göstermiş.Adrastos'un oğlu Aigialeus. Savaşta. Poseidon'un bir oğlu olan Eumolpos'u yenince deniz tanrı öfkelenir ve Zeus'tan Erekhteus'u öldürmesini ister. K ı z ı Erigone'yle sevişmiş ve Staphylos ( ü z ü m ) adlı bir oğulları olmuş. Menoitios ve Prometheus'un kar­ deşi (Tab. ne var ki ondan çok daha silik bir tip olarak çıkar karşımıza. A m a sarhoş olan komşular İ k a rios'un kendilerini zehirlediğini sanmışlar. o da Prometheus'un Zeus'tan armağan alma dediğini unutur ve tanrıların özene bezene yarattıkları Pandora'yı alır. Atlas. Zeus bahtsız kralın üstüne yıldırımını salar. Gündüz). Parthenopaios'un oğlu P r o makhos.). Polyneikes'in oğlu Thersandros ve Mekisteus'un oğlu Euryalos. komşularını şölene çağırmasını ve onlara şarabı tattırm. Günün birinde Atina Eleusis'le savacı girmiş ve Eleusis'e yardım eden Trakya kralı Eumolpos'a karşı koymak zorunda kalmış. spermasını bacağına akıtmış. Epimetheus Yunan mythos'unda Adem'in rolünü oynar. Erikhthonios. likslnerek yere atmış. Atina'lılar Erigone için bir bayram düzenlemişler. Zeus'la Mnemosyne'den dogma do­ kuz Musa'lardan biri. aldıkları doyumluğun bir bölü­ münü Delphoi'deki Apollon tapınağına adar­ lar. Erigonc. yetişmiş ona ve sarılırken. Zeus onu Prometheus'a karşı kullanır: Prometheus'u ve onunla birlikte. . Erikhthonios tanrı Hephaistos'tan dogmadır. Sanatlardan lirik şiiri ve özellikle aşk şiirini simgeler ve esinler (Mu­ sa'lar). Adı "yün" ve "toprak" anlamına gelen iki kökten türemedir. Ki/ oğlan kız tanrıça bir yün bezle spermayı silip. er­ tesi sabah Epigon'lar girer ve Thebai'yi yağ­ ma ederler. Tanrı Atinalıları şöyle cezalandır­ mış: Bir delilik salgını baş göstermiş şehirde. Tanrı Dionysos Yunanistan'a ilk geldiğinde İkarios'un evinde konuk kalmış. Aldığı cevap şu: Kral yedi kızından birini kurban ederse zaferi kazanacaktır. Epimetheus'la Pandora'dan. bilici Teiresias'ın verdiği öğüt üzerine Thebai'liler şehri boşaltırlar. Erato. Erekhteus'uıı birçok çocukları olmuş. Erekhteus bir kızı­ nı kurban eder. öbürleri de canlarına kıyacaklarına ant iç­ mişler. öbür altısı da intihar ederler. Efsaneye göre. İkarios adlı bir Atina'lının kızı. Titan İapetos'la Klymene'nin oğlu. Erebos. onu sopalarıyla vurup öldürdükten sonra. buna karşılık ona asma kütügüyle şarabı armağan etmiş. Eteokles'in oğlu Laodamas'in önderliğinde şehirden çıkıp saldırı­ ya girişirler. ölüsünü götürüp bir yere atmışlar. Yeraltı karanlığını simgeler. yeryüzünde karanlık saçan Nyks gibi Khaos'tan dogmadır. 84 vd. Bu savaşı nasıl iyi bir sonuca eriştirebilecegl sorusunu Delphoi bilicisine sormuş. Atina'nın ilk krallarından biri (Tab. 3).

Erinys'ler suçu işleyenin ve özellikle adam öldürenin peşine takılan köpekler diye düşü­ nülür. ne var ki Yunanlıların sık sık başvurdu­ ğu "euphemismos" denilen bir dil çaresiyle Erinys'lere "Eumenides" yani "iyi niyetliler" adı takılmıştır. "Khoephoroi" ve "Eumenldes" trilogia'sıdır. Ne var ki işledikleri suçlar Erinys'lerin kovala­ masını gerektirmez.): Koca Uranos geldi kara geceyle. Her iki halde de su­ çundan arınmak için çareler vardır. amansız tanrı­ çaları yatıştırmak.ERİNYS'I ı R bundan. Homeros dünyasında bu suçun cezası bi­ zim hak ve hukuk anlayışımıza göre hafiftir: Yurdunda adam öldüren yurdu için bir pislik. Bu sürecin nasıl sahneye konduğu üzerinde durmadan "suç" kavramını incelememiz gerek. yani adam öldü­ rür? Yunan efsanesinde adam öldürme çok­ luk bir yanılgı sonucunda olur: Ate tanrıça in­ sanı gaflete düşürür ve insan istemeyerek.276vd. ki­ mi zaman bilmeyerek öldürür. Erinys' lerin en çok rol oynadıkları şiir eseri Aiskhylos'un "Agamemnon". Sonraları Erinys'lerin üç kadın ve adlarının da Alekto. kurbanlar kesmekle a f f ı nı sağlayabilir. kan kokusunu he­ men alıp koşarlar ve peşine takıldıkları suçlu­ yu sonsuzca kovalayarak çıldırtırlar. sivri dişli tırpanla biranda kesti babasının hayalarını ve kaldırıp attı arkasından bir yere. kendisi gidip sığınacak bir yer bulmalı. Kutsal alanda yetişen bu gence kral Kekrops sonradan Atina krallığını vermiş. Her ikisi de yurtlarından kovulmuş. Ama pusuda bekleyen oğlu uzattı sol elini ve sağ elindeki tırpanla koskoca. Aynı görüşle. Sayılarını ve isimlerini vermez. sert ve tehlike­ li olarak bilinen Karadeniz'e "Pontos Eukseinos" yani konuksever deniz denirdi. M e gaira olduğu kabul edilmiştir. Kimi zaman bir. Pandion'dan da Erekhteus dolmuş (Erekhteus). Eumenides tragedyasında babası Agamemnon'u öl­ düren anası Klytaimestra'dan öç alan Orestes'in peşine takılan Erinys'ler sonunda birer af tanrıçasına dönüşürler. bir erkek çocuk çıkarmış ortaya. Phoiniks). insan tanrılara yakarmak. Zeus'tan bağışlamayı elde ederler (Yalva­ rırlar). indi yere arzudan yanıp tutuşarak. Öç köpekleri herhangi bir adamı öldürenlerin peşine takılmaz. insanlar arasında da mümkün olmalıy­ dı. Suçtan arınma yalnız tanrılar katında değil. Erinys'ler. Bunlardan biri Patroklos. kendi­ sini arındırmayı göze alan bir temiz adam bulmalı ve ona hizmet etmelidir. Bu tanrıçalarla birlikte Devlet ve Orman perileri doğmuştur. öbürü de AkhiUeus'un lalası Phoiniks'tir. Zeus'un kızları sayılan Litai (Yalvan) tanrıçalar suçlular adına aracı olur­ lar. kurtulmuş olur. öç tanrıçalarını. kısas kurallarını uygu­ layarak adam öldürür. Yunan mythos'unda ünlü bir ba- . Erikhthonios . İnsan ne zaman suç işler. kimi zaman da üç olarak gösterilen öç alma tanrıçaları Erinys'lerin doğumunu Hesiodos şöyle anlatır: Kronos anası Gaia'nın verdiği tırpanla Uranos'un hayalarını keser (Theog. ama konuklan seven ve koruyan Zeus tanrının ko­ lu kanadı altında bulunduklarından sürgünleri tatlı gelir onlara. Bir de kan davası güderek. Erikhthonios'un dört atlı arabayı keşfettiği ve Atina'ya para ve Panathenaia bayramı gi­ bi yenilikler getirdiği söylenir. kimi zaman bir­ çok. kan döker. Bebeği sepette iki yılan arasında gören Kekrops kızları çıldırarak ken­ dilerini Akropolis'ten aşağıya attıktan sonra. Tisiphone. Peleus'un ya­ nına sığınmış kişilerdir (Patroklos. der Hesiodos. yaklaşıp sardı toprağı boydan boya. Bundan amaç. bu köpekler dişidir. bir uğursuzluk sayılır.Athena'nın tapınağına kadar sürünmüş ve kalkanının altı­ na girerek büyümüş. onlar babasını ve özellikle anasını öldüren suçluyu kovalarlar. upuzun. bu yüzden de sürülür.ki topraktan dogma bütün ya­ ratıklar gibi yılan kuyrukluymuş . kötülüğü iyiliğe çevirmele­ rini sağlamaktır. Orestes de böylece suçundan ve çektiği vicdan azabından arın­ mış. Homeros destanlarında adı geçen birçok ünlü yiğitler suç işlemiş kişilerdir. Bu eşsiz tragedya anıtinda son oyun Erinys'lerin adını taşımakta- dır. Ama boş değildi elinden savrulup giden: Kanlar fışkırıp saçıldı içinden ve hepsi gömüldü kaldı toprağın bağrında. Bir Nympha ile evlenen Erikhthonios Pandion'u yaratmış. ve bunlardan gebe kalan toprak yıllar sonra doğurdu yaman Erinys'leri. Athena da çocuğu Kekrops'un kızlarına ema­ net etmiş (Aglauros). Sürgünde yaşarlar.

bakar ki Gorgo yüzlü. övgü değil çünkü söyledikleri. Athena onları Atina'nın koruyucuları olarak şehirde kalmaya çağırır. oysa Orestes bile bile öldürür anası Klytaimestra'yı. Orestes'in davası Athena'nın tapınağı önünde görülecektir bu kez. Zoratarsm onu bu konaktan: Aynı s o y u n Erinys'leri bunlar. onla rı uyutur. Pytho tanrısı Loksias'tır. sahnedeki kapı açılıp ge ne ikisinin ölüsü görülür. ananın kinli köpeklerinden sakın Or. Traged­ yanın sonunda yenilgiye uğrayan Erinys'ler korosu öfkeyle çekilmek üzeredir ki. büyütmüşüm ben. daha önce Algis thos'u da vurmuştu. evet. adaleti gerçek­ leştireceklerdir. Orestes eylemini haklı gösterir: Evet. Atreus' tan bu yana üçüncü ölüm kasırgasıdır bu. Erinys'ler korkunç hırıltılarla dört dönmektedir çevresinde. — Ya babamınkilerden nasıl kaçarım senden sakınırsam? K l y t . insan kanı içmiş yüreklenmek için. gördüğü ceza korkunçtur. Erinys'ler bun­ dan böyle Atina'ya bet bereket saçacak tan­ rıçalar olarak intikamı değil. İ k i hak ve hukuk anlayışının çarpıştığı bir mah­ keme: Geleneksel kısas kurallarını simgele­ yen Erinys'ler. saçları yılanlarla örülmüş Erinys'ler bunlar. Ellerinden taptaze kan dam­ lamakta. kendini ve eylemini savunan bir insanla karşı karşıya gelip tartışmaktadır­ lar. çünkü daha hesapb. Bunların öcünü ala­ cak kuşak da yetişmekte. çağırır ve deli gibi atar kendini dışarıya. yani Apollon'dur. Koro yakınır. Atina din ve devlet anlayışını yüceltmekte ve yeni yeni kavramlar kurup. A l k maion gibi o da babasının kanına giren anası­ nı öldürür. Orestes Athena tanrıçanın verdiği bir oy fazlasıyla beraat eder. bir de ana katili vardır: Oidipus'la Orestes.): Bir koro var ki. Tam bir mahkeme sahnesidir bu.l. Böyle konuşurken. sonuç mahkemenin vereceği oylara bağ­ lıdır. Aigisthos'la Klytaimestra'nın cinayet hazırla­ dıklarını sezer ve bu sezgiyi şu sözlerle dile getirir (Ağam. Piyesin sonunda sahnede Agamemnon'la Kassandra'nın yan yana yatırılmış ölüleri gö­ rülür. Erinys'ler değişir. — A m a bak.ı onları kovduktan sonra sahne değişir ve Atina'daki Akropolis görülür. tek sesli söylüyor ezgilerini. yalvar­ maktadır. buna karşılık Atina halkın­ dan sonsuz saygı göreceklerdir. Agamemnon tragedyasında Mykene kralıy­ la birlikte Troya'dan dönen bilici Kassandra. insan kanı içmiş bu evde oyalanan koro. uyandırır köpekleri. anamı öldürdüm. —Ananı mı öldüreceksin. 922 vd. — Demek bir yılan doğurmuş. daha bi­ linçlidir (Alkmaion). yavrum benim? Or. hiç ayrılmıyor bu evden. ama suçu Alkmaion'unkinden da­ ha da ağırdır.K ba. derken Klytaimestra'nın tayfı dür­ ter.): K l y t . Mykene'de yönetimi ele alan çift kendi ölülerinin öcünü almak için kralı ve Troyalı tutsağını öldürmüşlerdir. der. kader ağırlığı yerine insanların mahkeme­ si. ama sesi kulağa hoş gelmiyor. Apollon gelir. birdenbire yanı başında kara urbalı kadınlar belirir.UİNYS'l. senin de ölmen gerek. Orestes bağırır. Klytaimestra oğ­ lunun ne amaçla geldiğini anlayınca. —Diriyken boşuna mı yakarıyorum bir mezara karşı? Or. Orestes anasını öldürür. iyi niyetliler diye çıkarlar ortaya. — S e n i ben değil. urbası­ nı yırtıp memesini gösterir ve Orestes'in ayaklarına kapanarak yalvarır. K l y t . bu­ nun simgesi eski hukukla yeni hukuk anlayı­ şının birleşmesi olsa gerek. Apollon oklarıyl. ama o da babamı öldürmüştü. kendin öldüreceksin. onları canlandırmaktaki . oysa benim eli­ me güç katan. — Babamı öldürdün ya. So­ nu nereye varacak? Ate'nin öfkesi dinecek mi? Üçüncü "Eumenides" tragedyası Delphoi tapınağının önündeki bir sahneye açılır: Apollon'a sığınmış olan Orestes evrenin gö­ beği sayılan taşın üstüne yıkılmış. yedi yıl sonrasını gösteren "Khoephoroi" (Sunu taşıyan kızlar) adlı tragedyada Orestes öç alıcı olarak anası­ nın karşısına dikilmektedir. Oidipus babası Laios'u bilmeyerek öldü­ rür.I. Aiskhylos'un. Ana oğul ara­ sında şöyle bir konuşma geçer (Khoe. K l y t . 1186 vd. yani Areopagos kurulmuş olur. Böylece tanrı kara­ rı. tanrıların tik­ sindiği pis bir kadındı anam.

Ne kadar belalı tanrı ve tanrıça varsa.): Khaos'tu hepsinden önce var olan. Eros'un da doğduğuna inanılmakta­ dır. Eros.. ölüm­ lüyle ölümsüz arası bir varlık. ilk tanrılar ara­ sına nasıl yerleştireceğini iyice bilemez. İnsanlara yararlıdır o kavga. Yunanlıların "daimon". ama bu evrensel ilkeyi gene de saymış olmak için şöyle der (Theog. Mantineia'lı Diotima'nın görüşlerini anlatır. İlkçağın en içli ve bilinçli aşk şairi Sappho da Hesiodos'a benzer bir tanım­ lama verir: Gene Eros. ayağını çözer tanrıların. Titanlar gibi azman yaratıkların birleşmesinde ne gibi bir rol oynadığını tanımlamakta güçlük çeker. en güzeli ölümsüz tanrıların. 116 vd. o karşı gelinmez yaratık sarsıyor beni. buyruğuyla. Karasevda ve İhtiyarlık gibi tanrılaşmış kavramlardan hemen sonra gelir doğum sırasında. ölüm ve yıkım getiren ne kadar varlık varsa hepsi Nyks (Gece)'ten dogmadır.): İki türlü kavga vardır bu dünyada. Özden apayrıdır bu iki kavga. Ana Toprak.. Sokrates bir kadın bilici. elimi. Ve sonra Eros. Ama daha sonra. tanrıların da ellerinden alır yüreklerini. Cehennem kavramına yaklaşan bu görüşler Roma mythos ve şiirin­ de Etrüsk etkisiyle gelişmiş olabilir. Hesiodos'un bu kavgasına rekabet ya da ekmek kavgası demeli. Peleus'la Thetis'in düğününe hır çı­ karmasın diye çağrılmadığı için altın elmayı tanrıların dügtin sofrasına atar da. Bu kavga Troya savaşı gibi yüce bir çatışma­ nın kaynağıdır. Platon'un "Şölen" adlı diyalogunda herkes kendine göre sevginin tanımlamasını yaptık­ tan sonra. insanları yeral­ tında cezalandıran tanrıçalar olarak görülme­ ye başlar. Hesiodos ona "azgın yürek­ li" der ve kendi doğurduğu varlıkları sayar (Theog. Üç Güzeller yarışmasında da bir rol oynar. akıl ve istem güçlerini. Eriş. Amphiaraos ve Alkmaion adları altında anlatılmıştır. onun etkisini insan dün­ yasında açıkça gördügü'halde. giderek "parthenogenesis". yahut da Gece'den dog­ ma evren yumurtası ikiye bölünüp yarı kabu­ ğundan gök. hiçbir ölümlü sevmez onu. ve insanların da. Zaman geçince. Öteki kavgayı daha önce doğurdu yüce Karanlık. Erinys'ler. Eros'un doğuşunu anlatmak için yepye- . İhanet. insanı kanlı savaşa götürür birisi. Eros'un devler. Thebai efsane çembe­ riyle ilgili öyküsü Adrastos. üstüne "en güzeline" yazdığı altın elmanın kime verilece- ği kararı Paris'in yargısına bırakılır (Paris). Yaşamın özünde gö­ rür onu Hesiodos ve kardeşine kötü değil de iyi kavgadan yana gitmesini öğütler. yani kendi kendi­ liğinden doğurma ilkesini bazı tanrısal varlık­ lar için sürdürür.ustalığı bu üçlüde en yüksek zirvesine eriş­ miştir. biri övülmeye değer. Göklerdeki tahtında oturan Kronos oğlu toprağın özüne kattı onu. O kavga ki eli tutmaz insanları bile işe sürükler. kolumu çözen. Eriphylc. Hesiodos yaratılışı anlatırken Khaos'tan hemen sonra Eros'u sayar. Sonra da ikinci eseri "İşler ve Günler" de iki kavga ayırır. Kavga tan­ rıça Eriş. Eski metinlerde beliren bu inanış Vergilius'un "Aeneis" destanında dile gelmek­ tedir: Erinys'leri Tartaros'un dibinde ruhlara ellerindeki kamçılar ve yılanlarla korku salıp eziyet eder görürüz. Diotima'ya göre Eros bir tanrı bile değildir. yarı kabuğundan toprak ortaya çıkınca. ilkçağın en eski metinlerinden beri evrende birleşme ve üretmeyi sağlayan doğal bir güç olarak karşımıza çıkar. kötüsü. biri faydalı ve şöyle tanımlar ikisini de (İşi. biri insana zararlı. o Eros ki elini. öteki kötülemeye. Eriş. Hesiodos'tan başka theogonia ve kosmogonia'larda da Eros'a yer ayrılır.). Zorla girer bu kör dövüşüne ölümsüzlerin zoruyla. Orfizm deni­ len ve şair Orpheus'tan geldiği ileri sürülen mistik akımda da Eros'un dünyayla birlikte kaos'tan çıktığına. 11 vd. hem tatlı hem acı Eros. 226 vd. sonra geniş göğüslü Caia. Eros. bizim "cin" diyeceğimiz bir yara­ tıktır. Argos kralı Talaos'un kızı ve Adrastos'un kızkardeşi.

atılgan. fikirlere. Bu efsaneler Eros'un özün­ deki çok yönlülüğü dile getirmek için sonra­ dan uydurulmuştur. tersine kabadır. Başka efsanelerde Eros'un Aphrodite ile Hermes'in oğlu. Adı Herakles efsanesine karış­ mıştır: Geryoneus'tan aşırdığı sürüleri götü­ rürken Herakles bu Eryks'e rastlamış. bu yüzden gözleri kör olmuş. yaman avcıdır. ağaçları bir bir kesmiş. Oğlunun öcünü almak için Apollon da bir yaban domuzu olup Adonis'i vurup öl dürmüş. (1) Apollon tanrının oğlu. Eteokles. Geryon'un öküzlerini bekleyen sı­ ğırtmaç. Erymanthos. Erythion. hiçbir tanrı Eros kadar şairlere konu olmamıştır. kapı önlerinde. hüner anlamına gelen Poros'un ogluymuş. Herakles bu sürüleri çalmak için Erythion'u da. Kral Oldlpu . Sevgi'nin karakterini anasıyla babası arasındaki karşıtlığın sonucu olarak şöyle anlatır: "BoUuk'la Yoksulluk'tan doğan Sevgi'nin talihi de ona göre olmuş. Esîr. Ne yapsın. insanları oklarıyla kovalayan ve yaralayan kanatlı. Uranos'lu Aphrodite'nin Hermes'le birleşmesinden Eros doğ­ muş. ne de varlık içinde" (Şöl. Theog. buluş­ lara düşkündür. Günün birinde Demeter'e adanmış bir koruluğu kesmeye kalkış­ mış. evsiz barksız. hep tuzaklar kurar. tanrılar işmarlarla onu alıkoymaya çalış­ tıkları halde. Dione'nin kızı Aphrodite'den de Anteros (karşılık aşk). yalınayaktır. ne ölümsüzdür. (2) Kekrops'la Aglauros'un oğlu. açıkta. taşkın bir adammış. İskenderiye sanatıyla başlayan bu Eros simgesi Roma'da Amor-Amores diye epey tutunmuş. ya da Eileithyia veya İris'in çocuğu olduğu söylenir. Üstünde ünlü bir Aphrodite tapınatjı bulunan Sicilya dağına adını veren efsanelik kral. dağda. kalkar. as­ lında her derde deva. şiirde olduğu kadar resimde de iz bırakmış ve Rönesans'ta ikinci ve çok canlı bir gelişme görmüştür. sürülerin bekçisi köpek Orthos'u da öldürür (Hes. 19). Ne var ki hiçbir tanrı Eros gibi zaman ve mekâna göre değişik bi­ çimlerde yansıtılmamıştır. VI. Herakles de efsanelik yaban domuzunu öldürmüş (Herakles). Eros'u ele alan en güzel efsanelerden biri Apuleius'un "Eros ile Psyklıc" masalıdır. Oidipus'la lokaste'nin oğlu. Öylece Sevgi her zaman ne yokluk içinde­ dir. güreşmişler ve H e rakles Eryks'i öldürmüş. anasına çek­ miş. 292). Delos'taki Apollon tapmağına git­ miş. Tanrılardan korkmaz. hep arayan. Adonis'le seviştikten sonra Aphrodite'yi ha­ mama girer görmüş. Polineikes'in kardeşi (Tab. Erysikhton ne ye­ se doymuyormuş. arzulayan bir duygu olduğu dile getirilmiş olu­ yor bu parçada. Demeter de onu din­ meyen bir açlığa çarpmış. 103). Aphrodite ile Poseidon'un oğlu olduğu da söylenir. Erysikhton. ya da kardeşi. Atina'lı kahraman. As­ lında ne ölümlü. Erysikhton hiç aldırmamış. Bakarsın aynı günde bolluk içinde gelişir. yürekli. ( 1 ) Thessalia kralı Triopas'ın oQlu. ama krallığına el koymayıp akrabalarından birinin günün birin­ de oraya yerleşeceğini söylemiş ve öyle ol­ muş: Tarihsel çağlarda Dor'lardan bir grup Eryks dagma yerleşmişler. büyücülükte eşsizdir. yoksulluktan kurtulamaz.' yol köşele­ rinde yatar. bu biçimle de günümüze kadar gel­ miştir. Sevgi'nin hiçbir zaman kanmadığı.ni bir efsane uydurulur: Yoksulluk tanrıça (Penia) ile Bolluk tanrı diye çevirdiğimiz. Eryks. Eileithyia' nın eski bir heykeliyle döner­ ken. sonra yine babasının tabia­ tı gereği bir çaresini bulup dirilir. Sevgi her şeyden önce her zaman yoksuldur. yolda ölmüş. Bkz. bir­ denbire de ölür. Babasına çeken tarafıyla da hep güzelin. yaşar. dayanıklıdır. pistir. Eryks yiğide meydan okumuş. Yaban domuzlarının çok olduğu bu bölgede Artemis avlanmayı sevrı (Od. Böylece Eros tanrı evrensel bir ilkeden. iyinin peşin­ dedir. bayırda. Bir şeyin eline geçmesiyle elinden kaçması bir olur. 203c. çoklarının sandığı gibi hiç de öy­ le ince ve zarif değildir. alaycı ve ya­ ramaz. Sem- bolik bir anlam taşıyan bu masal Psykhr bal ligi altında anlatılmıştır. (2) Arkadya'da akan bir ırmakla aynı bölge deki bir dağın adı. Aither. kendi kendini de yemiş. d). varını yoğunu yiyip bitir­ dikten sonra. giderek tehlikeli bir çocuk biçimine girmiş.

E u n e o s . Kalydon kralı Oineus'un sarayın­ da şarap sunan delikanlı. Hora'lar). Euenos. Odysseus'un sütninesi Eurykleia kadar sevimli. Bunun üzeri­ ne Polyneikes Argos kralı Adrastos'a başvu­ rur (Adrastos). Herakles'in ellerini yıkarken Eunomos yanlışlıkla suyu yiğidin ayaklarına dökmüş. Eunomia. İphis'in k ı z ı Kapaneus'un karısı. yemek verir ve dilenci pozunda olan efendisinin uydurduğu hayat hikâyesini dinledikten sonra. Fırat nehrinin adını açıklamak için uydurulmuş bir efsane: Euphrates adlı bir adam varmış. Euphrates. Atina ile Eleusis arasında kopan savaşa karı­ şır. Tanrı Ares'in oğlu. içinde boğulan Euphrates'in adı verilmiş. bu savaşta Atina kralı Erekhteus elinden öldürülür (Erekhteus). Babası yiğidi bağış­ ladığı halde. lason'un Argonaut'lar se­ ferinde Lemnos adasına varınca Hypsipyle'den olan oğludur (Argonaut'lar.Thebal'dcn kovulunca. Eumaios onu saygıyla karşılar. Polyneikes de şehirden ayrılır. Odysseia'da önemli bir rol oynayan İthake'li bir domuz çobanıdır. Eteokles Polyneikes'le teke tek savaşta can verdikten son­ ra. Troya savaşına kendi katılmadığı halde. oysa Polyneikes mezardan yoksun bırakılır (Antigone). VII. 467 72). K ı zı Marpessa'ya bir talip çıktıkça babası onu öldürür ve kafasını Poseidon tapınağına asarmış.j. cömert ve akıllı bir kişidir. Eleusis başrahipleri "Eumolpides" adını benimse­ miş ve atalarının Eumolpos olduğunu kabul ederlerdi. mülkünü yeni baştan ele ge­ çirmekte yardımcı olur ona. Themis'le Zeus'un kızı. kendisinin de bir kral oğ­ luyken nasıl kaçırılıp İthake'ye getirildiğini anlatmaya koyulur. Ama tokadı o kadar sert indirmiş ki çocuk ölmüş. Thebai'ye karşı sefere hazırla­ nan Yediler ordusu saldırıya başlamadan ara­ larından Tydeus'u elçi olarak gönderirler. Horalar­ dan biri (Themis. malını. Eumaios ihtiyar bir dilenci kılığında olan Odysseus'u konuklamak. Adı sevinç. Hypsipple). Euphrosyne. Herakles kendi kendine ceza vermiş. Eunomos. O zamana kadar Medos adını taşıyan nehre. sonra da yanlışlığını anlaya­ rak kendini nehre atmış. Thebai'de törenle gömülür. Bunun üzerine saldırı başlar. Eumaios. Aitolia kralı. Eteokles yö­ netimi ona vermeye razı olmaz. Eteokles'le Polyneikes aralarında bir anlaşma yaparlar: Her yıl biri kral olacaktır. İlkin tahta oturan Eteokles'tir. konuğunun özlemini çektiği efendisi ol­ duğunu anladıktan sonra da talipleri öldür­ mekte. Odysseus domuz çobanının kulübesine ge­ lince. Euadne. Eumaios'un anlattığı bu öykü ilginç bir roman ve o zamanki Akdeniz çevresinde ise yoğun bir gidiş geliş olduğunu açığa vurur (Od. E u m a i o s . Irmak Euneos adını alır (idas. kocasının odun yığınına atılarak. Poseidon'un oğlu. karısı Deianeira ve oğlu Hyllos'la bir­ likte Kalydon'dan göçüp Trakhis'e yerleşmiş. Eumolpos Eleusis myster'lerinin kurucusu olarak tanınır. E u m o l p o s . 389 vd. Akhilleus esir aldığı Priamos oğlu Lykaon'u Euneos'a satar (Lykaon). Epigon'ların Thebai'ye saldırısı sırasında Eteokles'in oğlu Laodamas kraldır. Marpessa). Euenos atlarını vurduktan sonra kendini orada akan bir ırmağa atar. X V . günün birinde oğlunu karısının yanında uyur görmüş ve onu bir yabancı sa­ narak öldürmüş. onunla bir­ likte yanar (Kapaneus). Sonunda Marpessa'yı İdas kaçırır. ağırlamakla kal­ maz. Euenor. Odysseus uzun serüvenlerinden sonra yurdu­ na ilk ayak bastığında Eumaios'un yaptığı ve yönettiği ahırlara gider ve babasının sadık uşağı olan bu "tanrısal" çobanbaşı ile bulu­ şur. ama Eteokles gene anlaşmaya yanaşmaz. Bir yıl sonra hakkını aramaya gelince. neşe anlamına ge­ len Euphrosyne üç Kharit'lerden biridir (Kharit'ler). Atlantis'in yerlisi (Atlantis). Euenos da peşine takılır. Trakya kralı. ona bir döşek serer. m» . Odysseus'la aralarındaki ko­ nuşmalar Odysseia romanının gerçekçi yanı­ nı ve zamanın yaşama koşullarını açığa vurup yansıtan değerli belgelerdir. Herakles de çocuğa bir tokat atacak olmuş. ama İdas tanrı Poseidon'dan kanatlı bir araba aldığı için onu ya­ kalayamaz. Akha'lara Lemnos şarabı gönderir (İl. Euneos.

. kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde. Europa'nın oğullarından ikisi. gönlü ne dilerse onu yapıyordu. K o y u kahverengi. hiç üzülmerniştir denebilir.Eurybie. gamsız. bizim keşiş­ leme dediğimiz rüzgârdır. Ama Europa. Sulardan. cevap vererek kendisinin tan­ rılar tanrısı Zeus olduğunu. Fenike kralı Agenor'un kızı Europa tanrılar tanrısı Zeus'un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış. Nereus. Minos ve Rhadamanthys. ya da Typhon'dan doğduğu söylenen dört ana rüz­ gârdan biri. Io'nun serüvenine benzer bir serüven ya­ şayan Europa'nın öyküsünü Edith Hamilton'un Ülkü Tamer'ce yapılmış çevirisinden okuyalım (Varlık yayınları. Ötekilerin de binmesine fırsat verme­ di Zeus fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. bütün bir kıtaya adını vermiştir (Tab. Zaten aşk tanrıçası Aphrodite.. s. Çiçek toplayan kızların arası­ na indi. iyi bir insan gibi Yalnız konuşmuyor.Europa. Öv/e tatlı. Europa. Bir süre sonra Girit'e ayak bastılar. Europa'nın Zeus'la seviş­ tiği sıralarda Hera nerelerdeydi. Yaşıtları gibi. Girit adasına gittiklerini söyledi. gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu. Tl tan'lardan Krios'la birleşip. Europa'nın ünü daha da yaygındır. deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. Gözleri. öteki eliyle de. okşadı. sonra Zeus'un İo'yu yeniden kadın kılığına sokusu çiziliydi.. Zeus onu görünce dayanamadı. o da oklarından birini Zeus'un kalbine saplamıştı. Hephaistos yap­ mıştı o sepeti. boğanın sırtına oturdu. mitologya'da oğullarından daha önemli bir yer tutar. önlerinde... inek oluşu. kırmızı yaban gülleri. tembel tembel yeryüzünü gözetli­ yordu. Hemen eğildi boğa. Öteki kıta ise. kadın kılığında. uyku­ dan uyanmış. 11). Eurybie. Aşk tanrıçası. öyle güzel bir boğa ki bu. sepetlerini çiçeklerle doldururlardı. gördüğü yaratıklardan korkan Europa. Bir boğa k ı l ı ğ ı n a girdi. kaşları yerinde gümüş yaylar çizili. Europa'yı doğurduğunu ileri süren Asya. kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. Argos'un öldürülüşü. boynuzları yeni ayın görünüşüne benzeyen güzel. Güneybatıdan eser. ona tutulduğunu. Zeus'la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir. çocukları oldu. ( B u öykü. Seviştiler. . Hiç boğaya benzemiyor. "Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır" diye düşünüyor­ du. Thaurnas ile Keto'nun kız kardeşidir (Tab. 6). düşmemek için bir eliyle boğanın ko­ caman boynuzunu tutarken. Yalnız sepetler mi. Zeus bir ilkbahar sabahı gökteki sarayında oturmuş. Phorkys. ölümlerinden sonra ölüler ülkesine yargıç yapıldılar. içlerini dolduran çiçek­ ler de ne kadar güzeldir. en güzel se­ pet Europa'nın sepetidir. Şafak tanrıça Eos'la Astraios. sümbül­ ler. Astraios. Hepsi de bilirdi ki. Boğa. Europa da yaşıtları arasında öyle ışıldıyordu. kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topla­ dı. ne olmaz diye korktu. onu kendisi al­ mak istemişti. İo'nun yıllarca acı çekme­ sine karşılık Europa. Orada oyunlar oynarlar. Orada Mevsim'ler karşıladı kendilerini. Poseidon'la Libya'nın oğlu. çekici bir boğa olup çıktı. ama Zeus yine de ne olur. Bilinen bir şey var: Tanrılar tanrısı. 53). bir boğa sırtında deniz­ ler aşıvermenin yarattığı birkaç saniyelik şaş­ kınlık ve korku bir yana bırakılırsa. Kharit'lerin arasında nasıl ışıldarsa. Onu sevdi. Zeus'un Europa'yı kendisine verdiğini söylemişti. Sonunda dayanamadı. Euros. ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu. gülümseyerek. yeryüzünde öyle tarafsız davrandılar ki. III. Yanlarında. Hesiodos'un Theogonia'sında Pontos'la Gaia'dan. Üstünde İo'nun öyküsü. menekşeler. oğlu Eros'a söylemiş. Sanki Europa'nın. Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Europa. tasasız. borulannı öttürerek Tritonlar ve Zeus'un kardeşi Poseidon gidi­ yordu. arkalarında garip deniz tanrıları Nereid'ler. Pallas ve Perses 'i doğurur. ansızın. yani denizle topraktan doğmuş. İ k i kıta. yüzyılda yaşamış İskenderi­ ye'n bir şairin. kendisi için çok ilgi çekici bir yaratığa ilişti. Nergisler. Europa da boğayı gö­ rünce dayanamayıp yanına geldi. sırtı­ na binmesini ister gibiydi: S ı r t ı n a bindirip gezdirecek bizi. Güzel Europa. Hera uzaklardaydı o sırada. Moskhos'un şiirinde anlatılır).. bilinmiyor. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyor­ du.

60 vd. Eurykleia. Eurykleia. XV. Antinoos'la birlikte Eurymakhos taliplerin en ciddiye alınması gerekenidir (Od. Dilenci kılığında saraya ge­ len Odysseus'a o da kötü davranır. biri Agamemnon'un seyisi. 425 vd.EURYDİKE Eurydike. II. Eurymakhos önce bütün suçu Antinoos'a yükle­ yip pazarlığa girişmek ister (Od. 347-380). X I X . Odysseus'un sarayında oynayan dra­ mın en sevimli kişisidir. Serüveni için bkz. körpecik bir kızken almıştı yirmi sığıra karşılık. Odysseus onu da bir okla yere serer ve öldürür. ödü kopuyordu karısının öfkesinden. ağırlığı en çok talipler arasında o artırır çünkü. gitti­ ğini o bilir ve Penelopeia'dan saklar (Od. 295 vd.): Telemakhos gidiyordu yatmaya. yiğit Polybos'un parlak oğlu. 23 vd. Peisenor oğlu Ops'un kızı. Eurymakhos. lthake'liler şimdiden bir tanrı gözüyle bakarlar ona. XXII. İlyada'da iki Eurymedon'un sözü edilir. 186 vd. Odysseus'un sütninesi. 391-492). o da Odysseus'un varlığını sömürmeyebakar. Onu Laertes parasıyla satın almıştı çok eskiden. . (1) Okeanos'la Tethys'in sayısı üç bini bulan kızlarından biri. Kirke'nin konağına gidecek grubun başı­ na seçilir. Eurykleia.): Eurymakhos'tu adı. bekçisi. Şöyle tanımlanır (Od. taliplerin ve özellikle hizmetçilerin ce­ zalandırılmasında önemli bir rol oynar (Od. X X I I . oğlunun canına kıyılma­ yacağım söyler (Od. X V .). onu poh­ pohlar. 519 vd.). kafasına bir tokmak atar ( X V I I I . Odysseus kendini belli edip meydan okuyunca. Eurynome. 339 vd. 95 vd. bir an önce krali­ çeyle evlenmeye. Odysseus'un karısı Penelopeia'nın ta­ lipleri arasında başta gelenlerdendir. en güzel armağanlardan birini verir (XVIII. Odysseus'un yoldaşlarından biri. öbürü Nestor'un seyisidir. Orpheus. Hesiodos'un "Theogonia"sında anlatıldığına göre (Theog.) ama bütün bunlar yalan ve yapmacıktır. Yay germe ya­ rışmasında Antinoos'la ikisi en sona kalırlar.). ağaç perisi. ama Güneş'in ineklerini yemeyi o salık verir arka­ daşlarına ve bu yüzden de tanrıların lanetine uğrayarak Odysseus'un bütün tayfasıyla bir­ likte can verir ( X I I . çerağlar tuttu yoluna pırıl pırıl. Eurymedon. büyü­ ğüdür. dilenci kılığında İthake sarayına gelen Odysseus'un ayaklarını yıkarken eski bir yara izinden onu tanır (Od. düşüne düşüne. Eurylokhos. 205 vd. Orpheus'un karısı. taliplerin en iyisidir gene de. sayardı onu sarayında asıl karısı gibi. X. X V I . ama başaramazlar ( X X I . Odysseia'nın başında Telemakhos'u yatak odasına götürürken şöyle tanıtılır bize (Od. Telemakhos'u ilk fırsatta öl­ dürmeye ve Penelopeia'nın hizmetçisi Melantho ile seviştiği halde. daha nazik ve terbiyeli bir adam gibi davranır: Penelopeia'yı yatıştırır.). gemi­ leri Seiren'lerin önünden geçerken Odysseus'u direğe i k i kat bağlar ( X I I . ama yatağına almamıştı bir kere olsun. bebekken dadılığa başlamıştı Telemakhos'a bakmıştı ta çocukluğundan kocaman oluncaya dek.). I.). çevresinde onun dört döne döne.). ölüler ülkesinin açıldığı çu­ kur başında kurban keser ( X I . 350507). Telemakhos'u en çok seven de oydu. 17): Penelopeia'yı babası ve kardeşleri kışkırtırlar Eurymakhos'a varsın diye. Polybos'un oğlu Eurymakhos. 906-910): Okeanos kızı Eurynome ile evlendi güzelliği. 396). İşte bu Eurykleia'ydı çerağı tutan. Evin kâhyası. ama büyücü kadının kurduğu tuza­ ğa düşmez ve geri gelip Odysseus'a Kirke'nin arkadaşlarını domuza çevirdiğini haber verir (Od. Antinoos'a kıyasla biraz daha efendi. görenleri büyüleyen uyum Zeus tanrıçayla. Odysseia'da günlük hayatı yansı­ tan en canlı bazı sahnelerin kahramanıdır: Telemakhos'un yolculuğunu o hazırlar. 434 vd.

Troya dönüşünde Herakles adaya uğrayınca Eurypylos ona karşı gel­ miş. Argos kralı Sthenelos'un oğlu. başka yere göç­ mek zorunda kalır (Peleus. müzik ve . İthake kraliçesi onu yanından ayırmaz. yerlilere okuma yazmayı öğretmiş. Herakles efsanesinde büyük bir rol oynayan kötü kişi. ona dert döker. Üç Güzeller: Aglaie. Eurypylos. Ok atmakta kendisini yenecek olana kızını vermeye ant içmiş. Eurypylos. Böylece Eurystheus Tiryns. Burayı da Yunanistan'ın Arkadya bölgesinden gelme Evandrus (Yun. ne de oğlunun A k ra'lara karşı savaşmayacağına söz vermişti. Euandros. (1) Nerede olduğu iyice bilinmeyen Oikhalia şehrinin kralı. Euterpc. ama Ioalos tarafından öldürülür. Ro'mulus tepesinde Roma şehrini kurmadan orada Evandrus'un kurduğu Pallantea kasabası vardı. 519 vd. Odysseus ölüler ülkesinde karşılaştığı Akhilleus'un ruhuna iletir (Od. Musa'lardan biri. yani at adamlardan biri. Herakles öldükten sonra. Zalim kralın kafası A l k mene'ye getirilince.). kendini tanıttıktan sonra yiğidi yıkayan. ama Eury tos sözünde durmamış. Bunun cezası olarak da esir diye satılmış ve Omphale'nin sarayına düşmüş. onu bir sürü güç işler başarmaya zorlar. Bir süre sonra Herakles oğullarının savaş ortağı olan Atina'ya karşı sefere çıkar. Alkmene). Evandrus. Bu çar­ pışmanın haberini. sürülerini çal­ dığını ileri sürmüş. bir de İole ad­ lı kızı varmış. ama Kalydon avı sırasında kaynata­ sını da kaza ile öldürünce. Eurytos'un sarayına dönüp onu öldürmüş ve lole'yi ele geçirmiş (Herakles. (Kharit'ler). dilenci kı­ lığında uykuya yattığı zaman Odysseus'un üs­ tünü örter (Od. Poseidon'un ogluymuş. Lapith'lerden Peirithoos'un nişanlısını kaçırdığından. Perseus torunlarından i l k doğacak olanın krallık elde edeceğini bildirir. Bunu bir armağan karşılığı yaptığı söylenir. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan kişi. Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a karşı savaşır ve onun eliyle öldürülür. Dithyrambos'u onun esinlediği söyle­ nir (Musa'lar). bu yüzden de öldürülmüş. iyi adam anlamına gelir) kurmuştu. onun eliyle arınmıştı. yiğidin. Euphrosyne ve sevimli Thalia. Eurystheus soyunu Mykene'den kovar. Alkmene'yi Herakles'ten gebe bırakınca. X X I I I . Onu kıskanan aman vermez kral yiğide eziyet etmekten hoşlanmaktadır. Bölgeye uygarlık getirmiş. gözlerini oymuş (Herakles.). (2) Kalydon savaşına katılan yiğitlerden bi­ ri. Eurystheus. Yalnız oğlu İphitos Herakles'ten yana çıkmış. ama Patroklos yardımına koşar. Troya'lılardan Hypsenor. Vergilius'un "Aeneis" destanın­ da adı geçen kahraman. ne kendinin. onunla konuşur.Üç k ı z ı oldu ondan. Penelopeia ile gerdeğe girmeye hazırlayan odur (Od. Herakles büyük kahra­ manlıklarını hep Eurystheus'un emriyle ve Eurystheus'un çık. 4). giydiren. Telephos. Ama Priamos'un kız kardeşi olan karısı. Özgürlüğüne kavuşunca. (1) Kentaur. yarası i y i leşince. oğlu Eurypylos'u Troya'ya gitmeye kandırmıştı. (2) Bir devin adı (Gigant'lar). Herakles onunla boy ölçüşüp onu yenmiş. Ne var ki birden çıldıran Herakles İphitos'u öldürmüş. 154 vd. elinde bir flütle şenliklere. Paris'in kargısı altında yaralanır. (1) Troya'da Akha'lardan yana savaşan Thessalia'lı önder. Kentaur'larla Lapith'ler sava­ şına yol açmıştı (Kentaur'lar). Zeus. kendine bakması için öğütler verir. XI. başı çelenkli. Eurythion. bayramlara katılır. Eurystheus.ırına yapar. Kardeşi Phokos'u öldürdükten sonra Peleus Eurythion'un yanına sığınmış. (3) Telephos'un oğlu. (2) Penelopeia'nın yanında bulunan kâhya kadın. İole). Eurystheus'un yedi aylık doğmasını sağlar. neşe getirirmiş. Amphitryon'un amca oğlu ve onun gibi Perseus'un torunudur. Aiakos). Kharit'ler. Eurytos. Mykene ve Argolis bölgesine kral olur ve Herakles'i buyruğu altına alarak. Melanthos ve Apisaon'u öldürür. X X . Penelopeia'nın çevresinde asıl hizmet gören odur. Ok atmakta çok usta olan Eurytos'un dört oğlu. (2) Kos (Istanköy) adasının kralı. Dionysos alaylarında da yeri vardır. Hera da doğa­ cağını bildiği Herakles'in kral olmasını önle­ mek için. İphitos.

bu sunak sonraları da Ara Maxima ola­ rak gösterilirdi (Cacus).yararlı bazı sanatları da yaymıştı. Hercules buralara gelince. 112 . Evandrus onu Cacus'u öldürmüş olma suçundan arındırmış. babası Ankhises'le konukluk bağları kurmuş olduklarını hatırlayarak. tanrı oğlu olduğunu anlayarak Roma'nın yedi tepesinden Aventinus'la Palatinus arasında büyük bir sunak kurmuş. Onun için. Evandrus Aeneas'ı. iyi karşılar ve oğlunu bir bölük askerle birlikte emrine verip Rutul'lere karşı savaşta yardımcı olmalarını sağ­ lar (Aeneas). Ayrıca Latlum Yunanistan'dan bazı tanrı kültlerini de getirmişti.

alın yazısı bir genius. Libertas. Fama. Kadınları kısırlıktan korurmuş. Roma'da üç Fata tanrıçasının heykeli görü­ lürdü ki bu heykeller Sibylla'lan simgelerdi (Parça. Roma mitolojisinde ünü. Fransızca peri anlamına gelen "fee" bu Fata'dan gelmiştir. Andı. söz söylemek. Halk arasında dişi cinsten Fata olduğu gibi. Ormanları ve kaynakları koruyan bu tanrıçanın kültü or­ ta İtalya'ya ve Etruria'ya yayılmıştı. Etrüsk asıllı bir tanrıça. Falcı bir tanrıça olarak gös­ terilir ve Bona Dea ile bir tutulur (Bona Dea). Faustulus araya gir­ miş ve öldürülmüş derler. Ficus'un oğlu ve Saturnus'un torunu ola­ rak gösterilir. öte yandan adı Roma'nın kuruluş efsa­ nelerine karışmıştır. su kenarlarında nympha'ları kovalar gösterilmişlerdir. Romulus da tanrı ve kral soyundan olduğunu anlayınca. yani özgürlüğü simgeleyen tanrıça ile bir tutulmuştur. 173-188).ı l. Roma tanrısı Faunus'un hem kız kar­ deşi. Adı "faveo" fiilin­ den "uğurlu. Açlığı simgeleyen Fames Hesiodos'un Eris'ten dogma olarak gösterdiği L i mos'un Latince karşılığıdır.F Fama. bir cin olarak sim­ gelendi (Genius). Terracina'da bulunan tapınağında köleler azat edildi­ ği için. tanrıçalarıyla bir tutulmuş ve Fatum sözcüğü dişi cinse dönerek Fata olmuştur. Palatinus tepesinde de kulübesi gösterilirdi. yemini simgeleyen tanrıça. kültü Roma şehrinin en eski tepelerin­ den biri sayılan Palatinus'a yerleşmiş ve L u percalia bayramı (15 şubat) ile ün kazanmış­ tır. ormanda. lü­ tuf gösteren) anlamına gelen bu tanrı bir yan­ dan sürülerin. hem de eşi. Fatutn. Erysikhton'a dinmez açlığı veren odur (Erysikhthon). Stbylla). Alba kralı Amulius'un çobanı Faustulus Romulus'la Remus efsanesinde önemli bir rol oynar. Faunus'un rahipleri Luperci'lerin kutla­ dıkları bu bahar ve bereket bayramında deli­ kanlılar çırılçıplak olarak dolaşır ve önlerine gelen kadınlara kamçılarıyla vururlardı. Arkadya'daki Euandros'un İtalya'ya gelişiy­ le ilgili efsanelerde rol oynadığı için (Evandrus). Roma mitolojisinde Kader'i simgele­ yen tanrısal varlık. Ovidius'a göre. tarlaların koruyucusu olarak Yunan etkisi . gidip Amulius'u öldürmüş.ınn Pan ile bir tutul- muş. Adı "qui favet" ( i y i l i k eden. Feronia. Roma kuruluş efsanesinde bir tanrı olarak değil de. toprağın verimliliğini sağlamak ve halkı kötü güçlerin etkisinden kurtarmak amacı güdülürdü. İupiter'den daha yaşlı. erkek Fatus'ların da varlığı tasarlandı ve herkesin kendi cinsine göre ka­ deri. Remus). Latin Hercules efsanesinde rol oynar. kral Faunus'un eşi. Vergilius'un "Aeneis" destanında yarattığı bir simgesel varlıktır. Fauna. verilen söze saygının her türlü toplum düzeninin temelinde olduğu . Fides. aslında "tanrı sözü" demektir. ak saçlı bir kocakarı ola­ rak simgelendirilmesi. Faustulus. Kader. Fauna. Roma tanrıları arasın­ da saygı görürdü (Romulus. boynuzlu yaratıklar ola­ rak dağda. Açlık İskitya'da kurak bir toprak üstünde oturmaktadır. Kısır­ lığı defetmek. Sonraları Yunan dinsel görüşlerinin etkisiyle Fatum. lütuf gösteren) anla­ mına gelir. Hercules'le sevişmiş ve Latium'a adını verecek olan kral Latinus'u doğurmuş. Sonradan Faustulus çocuk­ lara kim olduklarını bildirmiş. I V . Vergilius bu sim­ gesel varlığı Ölüler Ülkesi'nde Yoksulluk'la yan yana gösterir. Fatum. verimli" anlamına gelen Faustulus'un Forum'da mezarı. Faunus gibi Fauna'nın adı da "quae favet" (iyilik eden. Klasik çağlarda Faunus bir tanrı olmaktan çıkmış ve Yunan Satyr'leri gi­ bi keçi ayaklı. Dido'nun Aeneas'a olan g i z l i aşkını açığa vurur (Aen. Fames. İkiz kardeşler kav­ gaya tutuştukları zaman. Faustulus bir dişi kurdun emzirdiği ikizleri bulmuş ve karısı Acca Larentia'ya büyütülmek üzere götürüp vermiştir (Acca Larentia). sakallı. Latium'un ilk krallarından biri ola­ rak gösterilir. ko­ nuşmak anlamına gelen "fari"den türeme olup. Roma dininin en eski tanrılarından biri. Faunus. halk sesini ve dedikoduyu simgeleyen tanrıça.ıllııııl. Amulius kızlarının do­ ğurduğu ikiz çocukları Tiber kenarına bırak­ mayı buyurunca.

V. Çi­ çek açan her bitkinin yönetimi onun elinde­ dir. Rastlantı. tanrıça da kendi kendi­ ne Mars tanrıyı getirmiş meydana.anlamına gelir. Çiçek ve bahar tanrıçası Flora. sunu sunarken rahipleri sag elleri­ ne bir beyaz sargı sararlardı. Her türlü bitki ve çiçek üstünde egemenliği bağışlamış Flora'ya. Fortuna. Fortuna o kralı o kadar se­ ver ki. Flora'nın onuruna Roma'da Floralia şenlikleri düzenlenirdi. yakınırlardı. rüzgâr tanrı onu görüp kaçırmış ve evlenmiş onunla. Şair Ovidius Flora üstüne Yunan mythos s 'undan esinli bir öykü anlatır (Fast. Röma'lılar yılın ilk ayına Mars (mart) adını vere­ rek onun Flora ve baharla ilişkisini belli et­ mek istemişlerdir. Aeneas soyu ona Palatinus üzerinde bir tapınak yaptırmış. Tapımını Roma'ya getiren kral Servius Tullius imiş. IM . Flora da bir kadına dokununca onu gebe bırakan bir çiçek vermiş îuno'ya. Yunan etkisi altında Fortuna za­ manla başka tanrıçalarla. Roma'lıların en çok korktukları. tanrı Mars'ın dogmasına önemli bir etken ol­ muş: Jüpiter'in Minerva'yı kendi kafasından çıkarmasına içerleyen İuno erkek araya gir­ meden bir çocuk doğurmak istemiş tek başı­ na. en çok tapındıkları tanrıçalardan biri kör tali­ hi simgeleyen Fortuna'dır. Fides'e kur­ ban keser. Ama Flora'nın gücü bununla da kalmamış. Fortuna tanrıçanın erkeğidir. Roma'ya Sabin'lerden gelme bir tanrıçadır. Flora. geceleri evine girermiş. Nisan sonunda başlayıp mayıs ayma kadar süren bu şenlikler büyük bir coşkunlukla kutlanır­ dı. çoğu zaman da kör olarak can­ landırılır. Yunan Tykhe tanrıçasıyla bir tutulan Fortuna elinde bir dümen (insanların hayatını yönetir çünkü) ve bereket boynuzuyla. En erken çağlardan be­ ri Furia'lar Yunan mythos'unun Erinys'leriyle bir tutulmuş ve efsaneleri birbirine karışmıştır (Erinys'ler). Roma'nın ilkel din görüşlerinde Furia'lar yeraltından çıkıp insanların peşine takılan kötü cinlerdir. Fortuna'nın tapınağında Servius Tullius'un bir heykeli buIunurmuş. Fors. talih anlamına gelen Fors. özellikle İsis'le bir tutulmuştur (Tykhe). 20 vd. Furia'lar. bunun için Flora'ya başvurmuş.): Flora aslında Khloris adlı bir Nympha imiş. Roma'lılar çok önem verdikleri bu tanrıları bir çift olarak gö­ rür ve Fors'la Fortuna'ya birlikte tapınırlar.

Delphoi). H e siodos bu yolda doğada ana ilkenin ne oldu­ ğunu tanımlamaya çalışan îonya düşünürleri gibi davranır. Bu kez de Gaia kızına kaderi bildirmekle kalmaz . yıldızlı.G Gaia. .kader Uranos'un oğluna yenildiği gibi.Kronos'u aldatmak çareleri­ ni de gösterir ve Zeus'un Girit'te bir mağara­ da gizlice doğmasını sağlar. Thaumas. Dağ'ları ve Deniz'i yaratır. dinde daha belirli birer tanrıça olarak görü­ len. bu süreci şöyle anlatır Hesiodos (Theog. Karısı Rheia Zeus'a gebe kalınca Gaia ile Uranos'tan doğuracağı çocuğu kur­ tarma çarelerini sorar. 154 vd. evrensel bir öge olarak toprağı simgeler. Hesiodos'tan gayrı korkunçtu Toprakla kaynaklarda adı geçen Nereus'tan deniz var­ lıklarını meydana getirir. koyaklarında tanrılar oturan dağları. kozmik nitelikteki Ana Toprak. Bir tanrıdan çok kozmik bir varlıktır Gaia.ın egemenliği elde edebileceğini o öğretir. Ama Gaia'nın öbür çocukları da aralarında birleşerek yersel ve göksel birçok varlıkların dogmasını sağlarlar. l'de gösterildiği gibi Gaia "parthenogenesis" (kendi kendine doğurma) prensi­ bine göre Gök'ü. Phorkys. Zeus Gaia'nın dediğini y. çara Kronos kuşağından Titan'ları yenmek için Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri kurtarıp y a r dıma çağırmaktır. 126 vd. ekin vermez denizi: Azgın dalgalarıyla şişen Pontos'u. yeri. 2). "Bütün ölümsüzlerin sürekli.ı parak devlere karşı savaşı gerçekleştirir ve Titan'ları devirerek dünya egemenliğini ele ge­ çirir. yel ve gökkuşağı gibi görülen varlıklardır. 6). Sonra ilkin Uranos'la birleşip erkek ve dişi Titan'ları. azmanlar. ve Uranos sürdürürken bu korkunç oyunu koca Toprak inim inim inliyordu zorundan. bütün öğelerin kaynağında bulunan ana ilkedir. kimisi de evrenin mito­ lojik yorumunun yarattığı simgesel tanrılar dır. bir yandan Demeter. Gaia böylece daha kişisel ve insansal tanrıçalarla ya birleşmiş. evreni bir düzen yöntemine göre meydana getiren ve düzen­ siz boşluktan çıktıktan sonra dişi-erkek birleş­ me yoluyla evrenin kendisini ve tanrılarını ya­ ratır. Kronos'a da bir taş yutturulur (Kronos. Hesiodos'un Theogonia'smda dünyayı. canavarlar hep Gaia'dan doğma sayılır. Son Titan oğlu Kronos'a babasının erkeklik uzvunu kestirdikten sonra Gaia bu kez kendi doğurduğu Pontos'la birleşir ve ondan Nereus. Gaia Yuna­ nistan'da birçok kehanet merkezlerinin esinleyicisi sayılır. Zeus). Bunların kimisi yıldız. Homeros'ta hiç adı geçmeyen Gaia. Zamanla Gaia'nın mythos'ta yeri ve önemi değişmiş. tahta çıkardığı oğlu Kronos'un da devrilmesi­ ni sağlar. Tab. Genellikle devler. Kronos'un da Zeus eliy­ le devrilmesidir . Gaia Uranos'un devrilmesini sağladığı gibi. Keto ve Eurybie'yi meydana gelini (Tab. Bu doğurma sürecinden hemen sonra evrene egemenlik savaşının ilk belirtisi Uranos tanrının doğan çocuklarını Gaia'nın karnına gerisin geri tıkmasıyla baş gösterir (Theog. Gaia birinci kıı şak devrimini hazırladıktan sonra. Sonra denizi yarattı. doğar doğmaz gün ışınına çıkaracak yerde toprağın bağrına saklamıştı onları. Çünkü Kronos babası Uranos gibi zorbaca davranır ve çocuklarını doğar doğ­ maz yutar. Gök'ü. öte yandan Kybele gibi toprak ve bereket tanrıçalarına yer ver­ miştir. Gaia son olarak Tartaros'la birlikte Typhon'u doğurur (Typhon). Babalan ilk günden iğrenmişti onlardan.): Böylesine Gök'ün oğulları. mutlu tanrıların sürekli. i k i n c i k ı ı şak devrimini de yürütür: Zeus'a ne yokl. Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri doğurur (Tab. Kimseyle sevişip birleşmeden yaptı bunu. sağlam yurdunu yüksek dağları yarattı sonra. örneğin Delphoi'ye Apollon'dan çok daha önce yerleşmiş bilimi (Apollon. ya da kozmik öğe olarak felsefe alanına girmiştir. sağlam tabanı" saydığı Gaia. Başka Theogonia'lara göre Tartaros'tan Ekhidna adlı bir kı­ zı olmuş ve Poseidon'la da birleşerek Antaios devini doğurmuş (Antaios).): Toprak bir varlık yarattı kendine eşit: Dört bir yanını saran Uranos.

ölümden sonra var ka­ lan tinsel varlık sayıldı (Manes). Poseidon'un oğlu Khrysaor'la Okeanos kızı Kallirhoe'den doğmadır. Assarakos. onunla buluşup konuşurlar. Ya da kendi kartal biçimine girmiş ve oğlanı pençelerinin arasına alıp kaçırmış. Ama çirkinliğinden ötürü yanaşmaz Galateia ona. Genius'un bayramıdır. Hesiodos Theogonia'nın iki yerinde (Theog. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. Uranos'un kesilen hayalanndan akan kanın toprağa damladığını ve bir süre sonra Gaia' nm devleti "parlak zırhlı ve uzun kargılı" ola­ rak meydana çıkardığını yazar. neşeli ve iyimser tutan güçtür. Galateia da sevgilisinin bir ır­ mak haline gelmesini sağlar. Ganymedes'i de tanrılar sofrasın­ da Hebe yerine şarap sunucusu olarak kul­ lanmıştır. ona yalnız bir oğlu olursa besleyebileceğini. Troya kral ailesindendir (Tab. Gigant'lan. Akis'e kaçma fırsatını vermeden koca bir kaya kaldırıp kafasına in­ dirir. deliye döner. Bir gün Te­ pegöz Galateia'yı sevgilisinin kollarında uyur bulur. Ganymedes. Ama başka mythos ya- . Ama yalnız in­ sanın değil. Ne var ki genç kız olunca Leukippos o kadar güzelmiş ki kız olduğunu saklamak elden gelmezmiş artık. (1) Homeros ve Hesiodos'da adı geçen Nereus kızlarından biri. tanrılara denk Ganymedes. sonra da söz etmez artık onlardan. ya da kaçırtan tanrı Zeus'tur. Homeros onun serü­ venini şöyle anlatır ( İ l . Ölümlülerin en güzeli sayılan Ganymedes Dardanos soyundan. şiirinde sözü geçen bu Nereus kızına Sicilya'lı Kyklops Polyphemos vurgun­ dur. Çoban şiirlerinin ustası Theokritos'un XI. K ı z ı l toprak anlamına gelen bu ada Batı kızlarının birinin adını taşıyan İs­ panya kıyılarında bir ada olsa gerek (Herakles). Theogonia'da Hesiodos. güçlü bir varlık sayılır ve imparator nasıl öbür insanlar üzerine egemense. Galateia'nın öykü­ sü şudur: Polyphemos'tan kaçan Nereus kızı tanrı Pan'ın (ya da Faunus'un) oğlu Akis'i se­ ver. dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken görmüş de kuşu kartalı göndermiş delikanlıyı kaçırıp Olympos'a getirsin diye. Bkz. İnsan kendi ya da başkasının genius'u üstüne ye­ min eder. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. 285-90. Geryoneus.): Troya'lıların kralı. Doğum günü.Galateia. Örneğin z i f a f yatağının da genius'u vardır. Herakles Eurystheus' un buyruğu üzerine gelip onu adasında öldü­ rür. imparato­ run genius'u korkulur. Adına da Leukippos demişler. Türkçe "cin" sözcüğünün kaynağın­ da bulunan Latince "genius" kavramı kişinin içinde doğup gelişen tinsel varlıktır. Geryoneus. Tanrıça dileği yerine getirmiş ve Leukippos'un cinsiyetini değiştirmiş (îphis). İmparatorluk çağında. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a Zeus'a şarap sunan olsun diye. Gigant'lar. yani Devleri. Lampros çok fakirmiş. görevi gerdeğe giren çiftin üret­ me gücünü artırmaktır. 230 vd. Her neyse. karısının gebe olduğunu anlayınca. bu genius'un da bütün öbür genius'lara hükmettiğine inanılırdı. 280-85) üç kafalı bu devden söz eder. G e c e . (2) Lampros adlı bir adamla evli olan bir Girit'li kadın. Ganymedes'e vurulup onu asıl kaçıran. Tepegöz de şiirde bu güzel kıza olan aşkını ve aşkının karşılıksız kalmasından duyduğu acıyı dile getirir. Ganymedes'I 1da Erikhthonios'tan Tros doğdu. Genius. İnsandaki genius onu canlı. yoksa dağa bırak­ mak zorunda kalacağını bildirmiş. Akis ölür. Adı sütbeyaz anlamına gelir. Kocası yokken bir kız çocuk doğuran Galateia çocu­ ğunun cinsini kocasından saklamış ve kızı er­ kek kılığına sokarak büyütmüş. Erytheia adasının nerede olduğu tartışma konusu olmuştu. bir topluluğun da genius'u olabilir. karşılık ola­ rak Zeus çocuğun babasına ölmez atlar arma­ ğan etmiş. Nyks. 17). Zamanla geni­ us insanda ölmeyen. Uranos'la Gaia'nın birleşmesinden doğan Titan'lardan ayırmalı. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: îlos. bir yerin. Büyük bir korkuya kapılan annesi onu Leto tapınağına bırakmış ve tanrıçadan kızını erkek yapması­ nı yalvarmış.

Kimsin? diye sorar. bir yandan bakarsın bahar gelir. tanrılar Herakles'e başvurmuşlar. böylece soyların biri göçer. yeşerir orman. Ama Kronos oğlu Zeus. "Kapkara fi »t ı n a " gibi saldırırlar ve "zorlu savaşta bek" olurlar Akha'lara. 229 vd. parlaklığını yansıtan bu yigit ne kadar da sevimli! Anadolu insanı sanki o gün­ den kendini bulmuş. Bergama'dan alınıp Berlin Müzesine taşınan ve orada yeni baştan kurulan Zeus Sunağının frizi dev boy­ da 118 kabartmadan meydana gelir. Lykia'ya göçüşünü anlatmaya (Bellerophontes). 876 vd. Tydeus oğlu Diomedes'le değişti silahlarını: Altını tunçla değişti. yenilerini yetiştirir. Cömertlik Anadolu'da kalır.ıııdıı iniştir. soyumu ne sorarsın? Yapraklar gibidir insan soyu. Böyle konuşup atladılar arabalarından. Dione. iyicene bilmek istersen soyumuzu . bir başka söy­ lentiye göre Arkadya'da olmuş. gider. VI. 25). el sıkışıp ant içtiler.GLAUKOS zarları ve özellikle plastik sanatlar. 214 vd. Dev­ ler aslan ya da boğa kafalı ve yılan kuyruklu azmanlardır. bu ka­ bartmaların her birinde Olympos tanrılarıyla Gigant'lar arasındaki savaş canlandırılır. Gigantomakhia. ama birden durur.): kusursuz Glaukos komuta eder. yansıtmıştır onun kişili­ ğinde. tanrıların yardımıyla Gigant'ları öldürmüş. o kaçabilmiş. Apollon. Leto. Bu kez de devleri yalnız bir ölümlü insanın yenebile­ ceğini bildiren bir kehanet var olduğundan. Aphrodite ve Nyks ile Moira'Iar savaşa katılır. Çünkü Gigant'lar dağları üst üste yığarak Olympos'a saldırmışlar. Diomedes'te şafak atar. Tanrıça da Pallas'm derisini yüzüp savaşta zırh olarak kul­ lanmış.bilir onu birçok kişilerVe başlar Bellerophontes'in eşsiz serüveni­ ni. Glaukos. Olympos tanrılarında Zeus. Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere. Altıncı bölüme kadar Glaukos'un adı geç­ mez. gövdeleri paramparça edilip korkunç acılar içinde kıvrandıkları an canlandırılmıştır. Glaukos'un verdiği karşılık şu (İl. Alkyoneus. tam o sıra. yani devler savaşı bir söylentiye göre Trakya'da. Anadolu'nun dört bir yanından Troya'yı sa­ vunmaya gelenlerin listesi şöyle biter (İl. görülme­ miş boyda ve güçte olup. Alkyoneus'u Herakles kendi öldür­ müş (Alkyoneus). VI. Bu konu Bergama'nın Zeus Sunağında en parlak bir biçimde işlenmişti. Titan'lan yendikten sonra Olympos tanrıları bu yaratıklara karşı koymak zo­ runda kalmışlar. 145 Vd. Hippolokhos'un oğlu Glaukos.): Değişelim gel silahlarımızı. Kabartmalarda devlerin tanrıların gücü altın­ da ezildikleri. (1) Glaukos II (Tab.): \ Ulu canlı Tydeus oğlu. Birbirleriyle dövüşmemeye karar verirler ve silahlarını değişirler (İl. ama Athena üstüne Sicilya adasını atmış. Artemis. anaforlu Ksanthos'tan gelmişler. Diomedes çe­ kilir. anlar düş­ manının eski bir dost olduğunu (İl. Devlerden Otos. bellesin Akkha'larla Troya'lılar atalarımızın konuk kardeşi olmasıyla övündüğümüzü. Bergama'ya özgü patetik üslupta işlenmiş olan bu kabartmalar hellenistik deni­ len sanatın en görkemli örneği ve akıllara durgunluk veren bir anıttır. Athena. VI. Bellerophontes efsanesiyle Lykia'lıların Troya sava­ şındaki serüvenini onun kişlllflinde < aııl. Glaukos'un aklını başından aldı. dünya görüşü üstüne en güzel sözlerin­ den birkaçını onun ağzına vermiş. Bellerophontes'in torunu. Eurytos'u Dionysos'un thyrsos'u. Porphyrion ve daha adları belirtilmeyen başkaları görülür. biri doğar. O sır Lykia'ltlara Sarpedon'la . Glaukos da Lykialı önder Sarpedon'la birlikte savaşa döner. İlyada'da parlak bir rol oynar. bedenleri birer yı­ lan kuyruguyla biten bu azmanlan konu edin­ mişlerdir. gelmişler uzak Lykia ülkelerinden. Ephialtes'i Apollon'un bir oku. sonra birdenbire Akha yiğidi Diomedes ile karşı karşıya görürüz onu. II. Herakles de başta Zeus ve Aigis kalkanıyla Athena ol­ mak üzere. yüz öküzlük silahı dokuz öküzlük silahla.). Diomedes saldı­ rır. Enkelados'a gelince. H o m e ros. Glaukos yaralanır. korkar tan­ rılarla boy ölçüşmekten. I ş ı k ülkesinden delen ve adı ç ı o f l ü n maviliğini. içine bir kuşku girer bu parlak yiğit bir tanrı olmasın diye.

o güçle saldı­ rır Patroklos'a ve öldürür onu. Plastik sanatların alabildiğine faydalandıkları Gorgo'lar. efsaneye adı karışan yal­ nız Medusa'dır. Ölü­ müyle ün salmıştır bu Glaukos: Pelias'ın ölü­ mü için düzenlenen yarışmalarda araba yarı­ şına katılır ve yenilir. 270 vd. Gorgo'lar. (2) Glaukos I (Tab. Pemphredo'nun güzel. Saçları yılanlarla örülü. ona yakarır (İl. 6): Graia'lar. ondan gebe kalarak kral Midas'ı doğurmuş (Midas). Asya krallığını onun elde edeceğini söylemişmiş Gordias'a. onu gören denizcinin teknesi batar. kılıcını kınından çıkarmış ve dü­ ğümü keşivermiş. Onun Perseus'la serüvenini bu yiğidin adı altında okuyalım (Perseus). savaş ortaklarını korumuyor diye. Ana Tanrıça Kybele Gordias'ı sevmiş. Atlant'lara (Atlantis) ya­ kın bir uzak ülkede otururlarmış. Hesiodos Graia'ları şöyle tanımlar (Theog. Ne yapsın Glaukos. ya da Aphrodite'nin hışmına uğramış olmasıdır. Gorgo'lar yenildikleri halde. Medusa ölümlüydü. ölümsüz olduğuna kimseyi inandıramadığı için de kendini deni­ ze atmış ve bir deniz tanrısı olmuş. o ara­ banın oku öyle çapraşık bir düğümle baglıymış ki. Efsanelik Phrygia kralı. 6). kendisi bogulurmuş. tunç elleri ve uçmak için altın kanatları bulunan bu yaratıkların başlıca niteliği korku salmaktı. eli. yukarda sözü geçen Glaukos'un atasıdır. geceyle gündüzün sınırlarında otururlar ince sesli Batı kızlarının yurdunda. Ara­ larında Medusa'nın en çok ün saldığı bu ca­ navar kızları Hesiodos şöyle tanımlar (Theog. Sicilya'lı Diodoros Gorgo'lar üstüne başka bir yorum verir: Gorgo'lar Amazon'lar gibi savaşçı bir soymuş. Gordias. Enyo'nun san tülleri vardı. Aiskhylos da şöyle tanımlar onları (Prom. Ama uğursuz bir tanrıymış. Engin bir yas kaplar Troya'lıları. yer onu. ne ihtiyarlık. 274 vd.da Sarpedon Patroklos'un kargısıyla vurulup can vermek üzereyken. Hektor'u bile kınar. Bir efsaneye göre. 800): Ejderha kanatlı Gorgo'lar. Bir başka anlatıma göre Glaukos ölümsüzlük ve­ ren bir pınardan su içmiş. 1 IH . iyi eder yarasını.): Gorgo'ları da doğuran Keto'dur ünü büyük Okeanos'un ötesinde. Euryale ve bahtsız Medusa. Sisyphos'un oğlu Glaukos. Amazon'lar. yeryüzünde dolaşan insanlar da. ayağı tut­ maz. Buna karşılık yalnız Medusa girdi masmavi yeleli tanrının koynuna Bahar çiçekleriyle dolu taze çimenlerde. Glaukos'un da sözü edilmez bir daha İlyada'da (Hektor). Graia'lar. Graia'lar gibi Phorkys'le Keton'un kızlarıdır (Tab. Glaukos da aslan gibi dövüşmeye koyulur yeni baştan. Gordias Gordion şehrini kurmakla ün salmıştı. ışık tanrı Apollon. Lykia'lıların kaderini Glaukos'un eline verir (Sarpedon). Adları bile korku veren bir ses benzetmesi olsa gerek. alınlarında yaban domuzu dişleri fışkıran. Hektor utanır uzak illerden gelen cö­ mert dostunu kurtaramadı diye. güzel yüzlü. o. ama sonra Perseus ve H e rakles eliyle alt edilmişler (Herakles). XV. arabası devrilince de at­ ları parçalar. Lykia'lıların büyük tanrısı. görenlerin soluğunu kesen Gorgo'lar. Apollon dinler onu. 515 vd. Çünkü daha hızlı olsunlar diye hayvanlarının çiftleşmesine engel oluyormuş Glaukos. bunlar Amazon'ları Gorgo'lara saldırmaya itmiş. yani Kocakarı'ları ve Gorgo'lar. doğuştan ak saçlıdır onlar. Oysa tanrı sözcüsü bu düğümü kim çözerse. Nedeni de Glaukos'un atlarına büyülü bir pınardan su içirmiş. Sthenno. kraliçeleri Myrina'nın (Myrina) yönetimi al­ tında Atlant'lan yendikten sonra. işte o zaman tanrısı gelir aklına. ölümsüz tanrılar da Kocakarı der onlara. Şehrin kalesine Gordias bir araba yerleştirmiş. Üç oldukları halde. insanları korkudan korkuya salan. kısa zamanda davranabilmişler. kimse çözememiş bu düğümü. Sisyphos'un kurduğu Ephyra (sonra­ dan Korinthos olur) kentinde kraldır. Pontos'la Gaia'nın oğlu Phorkys ve kızları Keto birbirleriyle evlenirler ve ola­ ğanüstü yaratıklar meydana getirirler (Tab. 25).). Bunu bilen Büyük İskender Gordion'a gelince. oysaki kız kardeşi ne ölüm bileceklerdi. yaralıdır.): Phorkys'le birleşen Keto Graia'ları doğurdu.

Kocakarıların bir tek dişi. bir tek de gözü varmış ve aralarında değiş tokuş ederlermiş bunları. Graia'lann rol oynadıkları tek efsane Perseus efsanesidir. çünkü yuvalarını altın madenlerinin bulundu­ ğu dağların eteklerine kurmuşturlar. o da karısının adına Mysia'da Thebe şehrini kur­ muş (Herakles).Üçüncü Graia'nın adını söylemez. önce yol üstünde bekçilik eden Kocakan'lara rastlamış. Herakles Phrygia'ya geldiğinde kızı Thebe'yi yiğide vermiş. . Ama bir tek gözleri olduğu için. Güneş. G r a n i k o s . Perseus bu tek gözü çalmak ve Graia'ların üçünü de uyutmak yolunu bulmuş. Hemera. Bkz. Helios. Başka bir efsaneye göre G r i f fon'lar Hindistan'ın kuzeyinde bulunan çöl­ lerde altın arayıcılarına karşı koymaktadırlar. kim bekçilik ede­ cekse o gözü takar ve yol ağzına dikilirmiş. 13) sözü geçen efsanelik kuşlara yun. Gorgo'ların oldukları yere varmasını önlemekmiş görevleri. Oralarda bulunan tek gözlü Arimaspes adlı boy bu altınlan al­ mak için Griffon'lara saldırırlar. Aiskhylos bu yaratıkları "havlamaz. Gycs. Bu yiğit Medusa'yı öldürmeye gidince. G ö ­ zü de bir göle atmış (Perseus). "Gryps". Graia'lar hiç güneş gör­ meyen batıda yaşarlarmış. uyurmuş. Graia'ları iki değil de üç diye kabul eden bu efsa­ nelere göre. başka bir geleneğe göre Apollon'un bekçi kö­ pekleridir. Griffonlar. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve elli­ şer başlı dev oğullarından biri (Yüz Kollu­ lar). batı dillerinde de "Griffon" adı veri­ lir. Phrygia'da Adramyttion (Edre­ mit) şehrinin kurucusu. O sırada öbürleri gider. Böylece Gorgo'lara yaklaşıp Medusa'yı öldürmeyi başarmış. 116 ve I V . Bu yaratıklar Hyperboreliler ülke­ sinde. Bkz. Başka bir söylenceye göre. Gün Işığı. başka mythos yazıcılarına göre Dino imiş. kanatlı köpekler" olarak tanımlar. Aiskhylos'un Prometheus'unda (804) ve Herodot tarihinde ( I I I . uzun gagalı. Aiskhylos'a göre Griffon'lar Zeus'un kutsal yaratıkları. gövdeleri aslan gövdesidir. İskitlerin elinde bulunan kutsal altınla­ ra bekçilik etmektedirler.

İna­ nışa göre. 395-404). Hesiodos sonra yeraltı ırmağı Styks'in adını da sa­ yar (Styks). İl. Hades ülkesinde bir şey ağzına ko­ yan bir daha oradan ayrılamazdı. ülkelerinden de tanrı­ lar ve insanlar nefret eder (Theog. VI). Aeneis destanında kahraman Aeneas'ın da yeraltına gidiş ve dönüşünü anlatmıştır (Aen. Demeter. hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar sa­ yılar. Tanrı Hades ise gün ışığının sızmadığı karanlık ülkesinden hiç ayrılmaz. Yunanca "Hadou domos" yani Hades'in evi. Hesiodos doğuşunu söyle anlatır (Theog. perin altında oturan. XX. Mevsim dönümünü. ölümle uykunun bulundukları bu karanlık ülkesini Hades'i an­ lattığından daha canlı renklerle anlatır (Tartaros). konağı deyiminde. 810): "Tanrılar sevmez o k ü f l ü puslu yerleri" der Hesiodos. Bu köpek Kerberos'tur (Kerberos). ne var ki Hades'le Tartaros'u bir tutar ve geceyle gündüzün.. Hades tanrının bir özelliği kendisini görün­ mez kılan başlığıdır. köpüklü deniz düştü bana. Kuzey mitolojilerinde geçen ve Alman masallarında "Tarnkappe" diye anılan bu başlığı Hades'ten başka Athena. Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'ln payına. kışın ölme­ sini simgeleyen bu efsanede Hades'in rolü. Sonradan Vergilius. Latin şiirinde Vergilius'un Aeneis destanında sürdürülüp en yüksek aşamasına çıkarılmış ve o yoldan ortaçağda Dante'nin büyük eserini etkilemiştir. 767 vd. 4 5 3 vd. kura çekildi. altın sandallı Hera ve güçlü Hades. pusuda bekleyip paramparça eder çıkmak için kapıya gelenleri. Azgın bir köpek bekler kapısını. Hades ve karısı Persephone amansız. yani üçüncü kuşak tanrıları egemenliği ele alınca. Yunan mythos'unda canlı oldukları halde Hades'e inip de dö­ nen kahramanlar şunlardır: Odysseus. Aidoneus ve Plüton (zengin) adlarıyla da anılır. Olympos'lu tanrılar kuşağından olduğu hal­ de. Kronos'la Rheia'nın oğludur (Tab. Theseus ve Herakles. 189 vd. canlandırmaya çalışmayan şair ve yazar pek yoktur. toprağın ve bit­ kisel doğanın yazın canlanmasını. XV. . Yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrısı Hades. Orpheus.. girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla ama gireni bir daha bırakmaz dışarı. insaf­ sız. bir daha yeryüzüne çıkmasını önlemek için bir nar tanesi yedirmesinden ileri gitmez. Kızın kaçı­ rılmasında payı olan Zeus Demeter'in yalvar­ maları üzerine kızın altı ay yeraltında.): Rheia Kronos'un yatağına girince şanlı evlatlar doğurdu ona: Hestia. 65). Homeros'un Odysseia'sını örnek ala­ rak.. yürekleri hiçbir yakarış. Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırmasıdır.H Hades.. İlkçağ yazınında yeraltında. Hermes ve Perşeus'la Herakles de tak­ mıştır. dünya yetkilerinin pay­ laşılmasında Hades yeraltını alır (Hom. domos sözcüğünün düşmesiyle Hades. "Görünmez" anlamına ge­ len Hades adı hem tanrının kendisi. Homeros da "tanrıların bile tiksin­ diği çirkef dolu ülke" diye tanımlar Hades'i (İl. Kendilerinden de. amansız. Hades ülkesinin en kısa tanımlanmasını Hesiodos yapar (Theog. Persephone). tanrı Hades'in yönettiği ölüler ülkesinin de adı ol­ muştur. Olympos'lular. altı ay yeryüzünde kalmasını buyurur (Demeter. Hades üstüne anlatılan tek efsane. yüreği acımak nedir bilmeyen tanrı. Hades. 5). hem de egemen olduğu ölüler ülkesi için kullanılır. ( 4 ) HADES Ü L K E S İ . âşık olduğu Persephone'yi kaçırdıktan sonra. (Ölüler Ülkesi). ölü ruh­ ların oturduğu tasarlanan karanlıklar ülkesini anlatmayan. ( 3 ) E F S A N E S İ . şölenlerine ka­ tılmaz. Homeros'la başlayan bu gelenek.): (Poseidon konuşur): Dünya üçe bölündü.): Orada yükselir yankılı konağı Güçlü Hades'le korkunç Persephone'nin. (2) DOĞUŞU. ( 1 ) A D I . onların arasına karışmaz. Yalnız kendisini Paian tanrıya baktır­ mak üzere bir kez Olympos'a çıkmak zorun­ da kalır ( İ l . üçümüz de aldık payımızı. V. sinsilikler ustası bir köpek.

Öylece serili durur bir uğursuz gece bu zavallı ölülerin üstünde. işitiyorum fısıltılarını.r arasında en önemlisi. Odysseus artık İ t h a k e ' y e nasıl varabileceğini yeraltı ülkesinde b u l u n a n bilici Teiresias'a s o r m a k ister. Kirke d e o n a H a d e s ülkesine g i t m e n i n yolunu gösterir ( O d .. kısır söğütler. D ü n y a n ı n kuzeybatı u c u n d a bulunduğu sa­ nılan H a d e s ülkesinin a n c a k kapılarına varır Odysseus ve o r a d a Kirke'nin buyruğuna uya­ rak bir çukur kazar.Odysseia'daki H a d e s a n l a t ı m ı : H o m e r o s ' u n H a d e s anlatımı ilkçağ yazını­ n ı n ilki ve en canlısıdır. T h e b a i kralı Kreo n ' u n oglu H a l m o n ' d u r . Bu kız savaşta ö/en kardeşinin cesedini kurda. ölümü değil. ne de gökten toprağa döndüğü vakit. G ü n g ö r D i l m e n ) : Kreon — Yakın akrabamın kanunsuz davranışlarına göz yumacak olursam başkaları büsbütün azar. Oysa buyruklara boyun eğmek güvenliğini sağlar çoğunluğun. H o m e r o s ' t a izi kalmış çok eski ve ilkel bir yeraltı tasarısının kalıntısı olsa gerek. 5 1 2 vd. Böyle karanlık söylentiler dolaşıyor kentte. U z u n bir süre büyücü Kirke t a n r ı ç a n ı n adasında kaldıktan s o n r a . Anarşiden dahabüyük bir kötülük yoktur. Odysseus. işte o sırada ölülerin ruhları büyük bir kalabalık h a l i n d e kan içmeye gelir­ ler. devleti göçürür.): Geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Sophokles'in "Anti- g ö n e " adlı tragedyasında büyük bir rolü olan H a i m o n A n t i g o n e ' n i n nişanlısıdır. ö b ü r ruhlar da k a n d a n paylarını alırlar. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Yürekten söylüyorum şunu: İtaat etmesini bilen iyi yönetici olur ilerde. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü.. derin anaforlu Okeanos'un kıpısında çek karaya gemini. Bu adı taşıyan birçok efsanelik ki­ şi k . Teiresias k a n içtikten ve Odysseus'a gele­ ceği açıkladıktan sonradır ki. devlet kimi getirmişse başa ona boyun eğmek. Bu H a d e s anlatımı d a h a doğrusu bu k a n i ç m e t ö r e n i . en haksız bir cezaya çarpıldı diye. Pyriphlegeton veKokytos akar. H a i m o n — Tanrı/arın en büyük bağışı akıldır insanlara. altın bir şeref tacı hak etmiştir bu kız. uzun uzun kavaklar göreceksin. Hayır.başka h i ç ­ bir m e t i n d e söz k o n u s u edilmediğine g ö r e .üstünde tutmak erdem sayılıyor demek? .. içine ballı süt. Kirke'nin d e d i ­ ği gibi gemisiyle b ü t ü n bir gün gittikten s o n r a ( O d . K r e o n Antigone'yi m e z a r a diri diri k a p a t t ı k t a n sonra H a i m o n k e n d i n i öldürür. kuşa kaptırmamak için gömmüş onu. orada Akheron. küçük. Öyleyse kurulu düzeni destekleyelim ve hiçbir zaman kadına yenilmeyelim. Kirke'nin saydığı bu dört yeraltı ırmağına bir de L e t h e katılır. XI. Anarşi parçalar müttefikleri. işitmek istemediğin sözler kulağına gelmiyor. vardık sınırlarına derin akışh Okeanos'un. X . ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. sonra çık yola. ülkede bu kıza acımayan yok. iyi başbuğ iyi yurttaştan yetişir.. 8 vd. ocakları söndürür. parlak güneş onları ışınlarıyla. su ve un d ö k e r ve kurbanlar kesip kanlarını çukura damlatır. tatlı ş a r a p .. oradadırKimmer'lerin ülkesi ve kenti. bozguncuları el '.. Kreon — Şaşıyorum. hazırlar kaçınılmaz bozgunu.. büyük konularda ve haklı olsun olmasın.. oysa bütün kadınlar içinde en az layık böyle bir ölüme eyleminin ne soylu olduğu düşünülürse. orada Alçak Kıyı var ve Persephone'nin koruluğu. H a i m o n . Hades bataklarına doğru. onu dinlemek gerekir. ama gizliden gizliye konuşuyorlar. Ö n e m v e canlılığını b u g ü n d e yitirmemiş olan bu t a r t ı ş m a d a n birkaç parçayı aşağıya alıyoruz (Çev.. Halkın gözünü yıldırmışsm..göremez hiçbir vakit.): G ü n e ş batarken ve kararırken tekmil yollar. T r a g e d y a d a K r e o n ' l a H a i m o n arasında devlet y ö n e t i m i k o n u ­ s u n d a ilginç bir t a r t ı ş m a yer alır: T e k kişinin buyruğuna boyun eğmeyi y ö n e t i m i n kaçınıl­ m a z koşulu sayan K r e o n ' a karşın H a i m o n akıl ve sağduyuya d a y a n a n h a l k o y u n u savu­ n u r .

Aktaion. despotluk bu seninki. Harpya'lar.. Harmonia. ağaçla birlikte demek) H a madryad perileri. Bu inancı en iyi canlandıran anıt.Haimon — Suçluları el üstünde tut demiyorum sana. canlı canlı bi­ tip büyümesinden zevk. Bu mezarın iki yanındaki kabart­ maların her birinde bir Harpya bebek gibi kundaklanmış bir ruhu kollarında taşır görü­ nür. Thebai efsanesinde Kadmos ile Harmonia' nın düğünü üstünde durulur: Zeus Harmonia' yi kendi eliyle verir Kadmos'a ve Thebai kale­ sinde düğününü yapar. Bütün tanrıların hazır bulundukları bu düğünde geline olağanüstü armağanlar verilir. bazı efsane­ lerde uyum. K i m i zaman da ağaçla birlikte ölürler. Harpya'lar asıl Phineus efsanesinde rol oy­ narlar (Phineus). kardeşleri Dryad'lar gibi ağaçları ve ormanları koruyan nympha'lardır. Semele. halk mı? Haimon — Tek kişiyle devlet mi olurmuş. Böylece ölümsüzle ölümlü arası varlıklar sayılırlar. Trakya kralı Phineus işledi­ ği bir suçun cezası olarak kör olmuştur. biri Kharit'lerin dokuyup işledikleri bir elbisedir. Kadmos ona Zeus'un kaçır­ dığı kız kardeşi Europe'yi ararken Semendirek adasında rastlamış ve sevmiştir. öbü- rü ünlü bir gerdanlıktır. hepsinin de kaderi olağanüstüdür. bunlar İno. Dardanos'la lasion'un kız kardeşi olarak gösterilen Harmonia Semendirek efsanele­ rinde rol oynar. şehre karşı iki saldırıya yol açmıştır (Ehphyle. öbürü­ nün Okypete (Hızlı uçan. Autonoe ve Oidipus soyunun atası Polydoros'tur (İno. Birinde Harmonia. Kreon — Yasaları yürütmek mi suçum? Haimon — Tanrısal yasaları çiğnemekle kendi iktidarını gölgeliyorsun! Hamadryades. Labdakos). suçlu değil diyor. Adları "kapıp kaçanlar" anla­ mına gelen Harpya'lar. Kreon — Devlet ona hâkim olanındır. kadın yüzlü. Kreon — B u kız suçlu değil mi şimdi? Haimon — Bütün Thebai bir ağızdan hayır. tabağında ne varsa. bunu Harmonia'ya Athena ( y a da Aphrodite) vermiş derler. "on palmiye ömrü" yani dokuz bin yedi yüz yirmi yıl yaşarmış. öbürü Dardanos soyuna bağlıdır. Bora) dir.. Okeanos kızı Elektra'nın Thaumas'la birleş­ mesinden doğan Harpya'lar çokluk iki olarak gösterilir: Birinin adı Aello (Kasırga). Agaue. pisliklerini bıra­ karak uçarlar. eski Lykia'nın Ksanthos (bugün Kınık) şehrinde bulunan ün­ lü mezardır. 18). Semele. yeme­ ğe oturur oturmaz Harpya'lar uçagelir ve ta­ baklarını boşalttıktan sonra. Bunlardan biri meşe ağacını kestiği için din­ meyen bir açlıkla cezalandırılan Erysikhton'un öyküsüdür (Erysikhton). ikincisinde Zeus ile Elektra'nın kızı olarak gösterilir. Düğünü de gene aynı görkemle Semendirek'te yapıl­ mıştır. Ağaçların kesilmesini önlemeye çalışan. Efsaneye göre uğursuzluğun n e ­ deni. ba­ şaramayınca da keseni korkunç cezalara çarptıran ağaç perilerinin öyküsü anlatılır. Bu armağanlar T h e bai şehrinin başına bela olmuş. K i misi uzun ömürlü olur. Aphrodite ile Ares'in kızı. anlaşıldı mı? Haimon — Sen ıssız bir çölün hâkimi olmalıymışsm. Ares'le Aphrodite'nin kızı olduğundan ötürü. Alkmaion). hepsini Harpya'lara kaptırır. Kadmos'un karısı Harmonia. Argonaut'lar Trakya'ya uğra- ı 00 . yaygın kanatlı. Ama her iki­ sinde de Kadmos'un karışıdır (Tab. sivri pençeli bir çeşit yırtıcı kuşlardır. hınç beslemeleridir. Kreon — Vereceğim buyrukları bana halk mı öğretecek? Haimon — Çocukça konuştuğunun farkında mısın? Kreon — Ben miyim bu devleti yöneten. Ağaçların yeşermesinden. bazı kay­ naklarda sözü geçen Kelaino da fırtınadan önceki gök kararmasını simgeler. Thebai kral soyu­ nun kaynağında bulunan Kadmos'la Harmonia'nın beş çocuğu olur. Amphiaraos. denge anlamına gelen adıyla Kharit'lerin biri sayılan Harmonia ile karıştı­ rılmıştır. Harpya'lar çocukları kaçırırlar ve ölülerin ruhlarını alıp Hades'e götürürler diye bir inanç vardı. Athena ile Hephaistos'un Harmonia'ya karşı. kesilmesinden ya da kurumasından sonsuz bir yas duyarlar. tanrı­ lar bir de bela salmışlardır başına. Agaue. biri Thebai efsaneler zincirine. Adlarından da belli olduğu gibi (hama+dryas. Harmonia ile ilgili iki efsane vardır.

Kassandra ve daha birçok çocukların anasıdır (Tab. X X V I . Paris. Bu bakım­ dan Hepa-Hebe ile Ana Tanrıça arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir ve Hepa-Hebe adının Kybele'nin çeşitli adlarından biri oldu­ ğu anlaşılır (Kybele). 4 9 2 vd. öteki Ege denizinin bir adasına sığınır. yani kutsal evlenmedir. altın avluda. Balios). Hebe. gözü dönmüş. Hepa-Hebe ise Tevrat'ta ilk insanın. Buna karşılık Phineus'a rahat vermeye ve Gi­ rit'te bir mağaraya saklanıp bir daha görün­ memeye söz verirler. ama Heilebie kocasından yana çıkıp babasını alt etmesine yardım eder. Çocuğu olmaz. babası İnakhos kızının taliplerinden Lyrkos'a İo'yu aramasını buyu­ rur. Hebe ile Herakles'in evlenmesi simgesel bir anlam taşıyan bir "hieros gamos". Hitit yazıtlarında bu tanrıçaya "se­ dir ağaçlarının ülkesinde" tapınıldıgı belirtilir. Aralarında Boreasogulları Kalais ile Zetes vardı ve bilici olan Phineus Harpya'lann ancak Boreas'ın oğullarınca yakalanabileceklerini biliyordu. 905) görürüz.) : çevresinde. Ulu Hebe tanrı balı döküyordu herbirine. . Bana karşılık. Asıl görevi tanrılara içki sunmaktır (İl. Argos'a boş dönmekten çekinir ve Karia'da Kaunos şehrine yerleşir. ama tam yakalanacakken kız kardeşleri İris Boreasogullarının önüne geçer ve "Zeus'un hizmetçileri" Harpya'ları öldürmelerini önler. . Heilebie. Priamos Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gittiğinde kraliçeyi on dokuz çocuğunun anası diye tanı­ tır (İl. yiğit oğullar yetiştirdim y a y g ı n Troya'da. Karia'da Kaunos şehri kralının kı­ zı. yalnız Herakles efsanesinde adı geçer: Güçlü yiğit öldükten sonra Olympos'a varıp ölüm­ süzlüğe kavuşunca Hebe ile evlendirilir. O y s a benim bahtım ne kadar kara. Boreasogulları Harpya'ları yakalayamazlarsa. ama kalmadı bana onların hiçbiri. Bir efsaneye göre Harpya'lar rüzgâr tanrı Zephryros'la birleşip. Hepat ya da Hepatu diye adlandırılan büyük güneş tanrıça Arinna'nın Yunancalaştırılmış adı ol­ sa gerek. Homeros destanla­ rında beliren bu karakteri sonraları tragedyalarca daha da abartılmış ve Hekabe çocukları­ nı bir bir yitirdikten. Kovalamaca sırasında Harpya'lann biri Peloponez'de bir ırmağa düşer. Lyrkos dünyayı dolaşıp kızı bulamayınca. Yunanca gençlik demektir. V. 16). yani Âdem'in eşi ve bütün insanların anası olarak gösterilen Havva'nın ta kendisidir. on dokuzu bir ana karnından doğmuştu. Hebe. Dolaylı olarak İo efsanesine adı karışır: Zeus İo'yu kaçırınca. ötekileri saray kadınları vermişti bana. kaldırıyorlardı altın tasları birbirlerinin şerefine. IV. Kaunos kralı onu dönüşünde ülkeden kovmak ister. Ama İlyada'da onu Athena ile Hera'nın arabasını hazırlarken (İl. Daha sonraki kaynaklarda H e be'nin nektar sunucusu olarak görevi Zeus'un kaçırdığı güzel delikanlı Ganymedes'e verilir (Ganymedes). Hebe'nin kendine özgü bir efsanesi yoktur. Hektor. Hekabe (Latince Hecuba). Hitit yazıtlarında H e p a . Kocası kısırlı­ ğının nedenini anlamak için tanrı sözcüsüne başvurmak üzere Kaunos'tan ayrılır ve yolcu­ luğu sırasında karısını aldatır. Harpya'lar Pandareos efsanesinde de rol oynarlar (Pandareos). Geldiği gün Akhaoğulları buraya oğullarım vardı benim elli tane. Hcbe. Yunan efsanesinde Tanrılar toplanmıştı Zeus'un pek ö n e m l i b i r rol oynamayan Hebe'nin Y u nan öncesi bir tanrıça olduğu sonucuna varı­ labilir. onlarda Troya'lıların şehrine bakıyorlardı tepeden. Orada kral kızı Heilebie ile evlenir. 5) Olympos'ta eli her işe yatkın bir çeşit ev kızı­ dır. Sedir ağaçlarının ülkesi Lübnan. 722-731) ya da savaş dönüşü kardeşi Ares'i yıkarken (İl. Hekabe Troya kralı Priamos'un karısı. korkunç yıkım ve lşkencelerine tanık olduktan sonra. Zeus'la Hera'nın bu adı taşıyan kızları (Tab. Filistin'dir. Akhilleus'un ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'u meydana getirmiş­ ler (Ksanthos. Hekabe ilkçağ yazınında doğurgan ve baht­ sız ana tipini canlandırır. V. kendileri ölecekti.): .dıklarında Phineus Harpya'lardan kurtarılma­ sını dilemiş onlardan. 1 vd. Çokluk en büyük tanrılar arasın­ da ve Anadolu'lu kaynaklarda görülen bu kut­ sal evlenme motifinden.

Hekabe düşmana gidip yalvarmaya kalkı­ şan kral Priamos'u akıl ve sağduyu adına alı­ koymaya çalışır. Hekabe'nin en küçük oğlu Paris'le ilişkisi ve onu karnında taşırken gördüğü düş için bkz. X X I I . surlarımızın içinde yenmeye bak şu domuzu. desteği. ama Anadolu kadınları gene bu sözlerle ağıt yakar ölen ana kuzularına.köpek gibi kudurup saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur. ta ki Batı kapılarının üstünden Hektor'la Akhilleus'un savaşını gözlemeye gelir. oğluna baka baka haykırıyordu.). senin acını göreyim. yavrucuğum. onu ağzına uzattığım günleri getir aklına. dışarda dikilme karşısına. Bu oyunlarda Hekabe'yi Troya yıkıldıktan sonra köle olarak orada. Phrygia'ü Ana Tanrıça Kybele'nin bütün ni­ teliklerini içinde taşır ve dile getirir Hekabe (Polydoros. sözümü duyarmış gibi. bir köpek gibi havlamaz da Anadolu kadınına özgü bir ağırbaşlılık ve ha­ yal gücüyle canlandırır onu gözünde ( İ l . bir döşek üstüne koymayacağız ölünü. kral. ama yavrum. kaderle ölümün elindesin şimdi". O zaman da surlar dışında kalıp tek başına düşmana karşı koyan oğlunu içeri almak için şöyle seslenir ( İ l . Başladı Hekabe kadınlar arasında uzun bir ağıda: "Bak anana yavrum. nasıl? Gece. gemilerin orada".): Şimdi sen. 575 vd. ama oğlu buna yanaşmayınca. ama kızı Polyksene'nin gözleri önünde Akhilleus'un ruhuna kurban edilmesini. öldüğünü göreyim de. 83 vd. kraliçe ve bütün halk dövünmeye. . VI.. Anası da saçlarını yolup duruyordu. Gözünün bebeği. ne ben ağlayacağım senin önünde.. Aradan birkaç bin yıl geçti. Atina'Iı tragedya yazarı Euripides ise onu "Troya'lı Kadınlar" ve "Hekabe" adlı tragedyalarının baş kişisi yapmış. burada sürünür görürüz. dövünüyor. şarap içip serinlemesini ister. Polyksene. çocuklarını da öldürür.. fırlatıp atmıştı parlak başörtüsünü. Atina'Iı şairin ona tragedya boyunca "Phrygia'lı" demesi boşuna değil. sen onların büyük şanıydın sağken. başaramayınca gene tanrıla­ ra yakarış ve sunu sunma yoluna gider. benzersin Apollon'un tatlı okuyla vurduğu insanlara. onun dileğini yerine getirir: Athena tapınağına sunu sunmaya gider. bir tanrı gibi selamladı yavrum onlar seni. Ne var ki Euripides de Hekabe'yi akıl ve hak yo­ lundan ayrılmayan ulu bir kişi olarak gösterir. Paris. babasının yalvarmalarını dinlemeyip de Akhilleus'la savaşta can verin­ ce. 406 vd. Troyalı kadınların. ey katı yürekli. seni doğuran.. Troya'lı kadınların topluluğu içinde direnci yansıtan büyük bir varlık. 253 vd. Öldürürse seni bu adam. yiğit oğlu Hektor'un ölüsü karşısına serilince de bagırmaz çağırmaz. yiyecek seni çevik köpekler.): "Hektor. yatıyorsun evinde taptaze. gündüz ulu­ yan bir dişi köpek haline dönüştüğü de ileri sürülür.): . X X I I . gözümün bebeği. üstelik de Trakya kralı Polymestor'a emanet edilen oğlu Polydoros'un da al­ çakça öldürülüp denize atıldığını görünce. gir içeri. Kraliçe görkemini ve erdemini sürdürür. Savaştan şehre dönen Hektor'un biraz dinlenmesini. Son­ ra bölümler boyunca Hekabe'nin sözü geç­ mez. ne cömert karın ağlayacak. Kimi efsanelerde onun ev­ lat acısına dayanamayarak gece. İzmir'li şair Homeros böyle canlandırıyor Hekabe'yi. unuturdun koynumda bütün dertlerini. canım oğlum. doğal analık gücü­ nün simgesidir. talihsiz anana. gündüz yüreğimin ışığıydın bu şehirde. X X I V . Hektor anasının. erkeklerin gücü. bundan böyle nasil yaşayayım ben. Polymestor). bizden uzak. ağlaşmaya başlar. dramını de­ rinliğine işlemiştir. saygı göster bu memeye. cömert ve dini bütün bir ana olarak gösterilir ( İ l . korkunç bir öç alma eylemine girer ve Polymestor'u kör edip. Bu tragedyalarda Hekabe yalnız değildir. katla­ nır ve bekler. Troya'da bir çığlıktır kopar. t o p ­ rağa bular (İl. İlyada'da ilk karşımıza çıktığında H e kabe tatlı dilli. Priamos yas belirtisi olarak başını toza.

Hekamede. Güzel saçlı Hekamede Troya savaşı sırasında Akha'ların Tenedos'a (Boz­ caada) yaptıkları bir baskın sırasında esir al­ dıkları kızdır. Akha'lar bu kızı Nestor'a köle olarak verirler ve İlyada'da onu Nestor'un ba­ rakasında hizmet eder görürüz (il. XI, 624; XIV, 6). Hekate. Hekate, Olympos tanrılarıyla ilişkili olmayan, hiçbir efsaneye adı karışmamış, ki­ şiliği epey gizemli bir tanrıçadır. Aslında H e kate, Anadolu'ya özgü bir tanrıça ve Efes'li Artemis'in belli bir niteliğini yansıtan ve baş­ ka adla anılan bir tıpkısıdır (Artemis). H o m e ros destanlarında hiç adı geçmez, buna karşı­ lık Hesiodos'un Theogonia'sında büyük bir yer tutar. Hekate, Titanlar arasında Güneş Soylular diye anılan tanrılar soyundandır (Tab. 8). Koios ile Phoibe'nin iki kızları olur: Biri Leto ( k i Zeus Leto'yu eş edinip onunla iki büyük Olympos tanrısını, Apollon ile Artemis'i üretir), öbürü Asterie'dir (Leto, Asterie). Asterie Perses ile birleşip Hekate'yi doğu­ rur. Hekate'nin Titanlar kuşağında ne denli ayrı bir yer tuttuğunu Hesiodos'un Theogonla'sından öğrenmekteyiz. Ozan, Titanlar ku­ şağını saydığı parçanın sonunda Hekate'ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir (Theog. 404-450). Theogonia'nın başlangı­ cındaki Musa'lara Övgü'yü andıran bu parça­ da, Zeus, deniyor, Hekate'yi "herkeslerden üstün tuttu" ve evrende onur paylarını tanrı­ lar arasında paylaşırken, bu tanrıçaya kara­ larda, denizlerde ve göklerde bir yetki payı ayırdı. Metinde şöyle denir (415-450): Ölümsüzlerin saygısı büyüktür ona, Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü Hekate'nin adını anar yakarışlarında, Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça Onun elde etmeyeceği şey yoktur, Ona bütün mutlulukları vermek elindedir. Ünlü Gaia ile Uranos'un bütün çocukları Kendi paylarından pay vermişlerdir ona... Kim hoşuna giderse Hekate'nin Yardım görür ondan, destek bulur onda. Meydanlarda, kalabalıklar içinde Kimi isterse onu parlatır Hekate. Ölüm-kalım savaşlarında Hekate Dilediği savaşçıya yardım eder. Dilediğine verir hıynıvı, sanı, şerefi.

Kurultaylarda saygın kralların yanındadır, İnsanlar arasındaki yarışmalarda Tanrısal gücüyle işe karışır, Zaferi kazanan alır güzel ödülü Ve şeref kazandırır yakınlarına. Binicilerden de dilediğine yardım eder. Belalı engin denize açılanlar da Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya, Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça, Ya da tam başaracakları sırada Avlarını alır elinden canı isterse. Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda: Öküzleri, keçileri, ak yünlü koyunları Azaltır ya da çoğaltır gönlünce. Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu. Hekate'ye Hesiodos pantheon'unda tanı­ n a n ayrıcalığın nedeni bilginleri epey düşün­ dürmüştür. Homeros destanlarında sözü bile edilmeyen bu tanrıça Theogonia'da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. Burada yücelti­ len tanrıçanın kimi yerde Artemis, kimi yerde Diktynna ya da Britomartis diye anılan Ana Tanrıça'yı bu denli andırması Hesiodos'un ana yurdu ile ilgili görülmektedir. Bilindiği gi­ bi, eski Karia'da Stratonikeia'nm (Eskihisar) kuzeyinde, bugünkü Yatağan'a yakın olan Lagina'da (Lagina örenine en yakın ilçe Tur­ gut'tur) Hekate'nin çok ünlü bir tapınağı bu­ lunmaktaydı. Görkemli bir yapı olan bu tapı­ nağın kalıntılarından birkaçı, özellikle bazı kabartmalar İstanbul Arkeoloji Müzesinde korunmaktadır. Hesiodos ise babasının Ege kentlerinden Kyme'den Yunanistan'a göç­ müş bir göçmenin oğludur. Yunanistan'a yerleştiği Askra kasabasının yakınında ise Thespiai'da bir Hekate kültü bulunduğunu biliyoruz. Acaba ozanın yücelttiği bu Hekate tapımını Hesiodos soyu Lagina'dan mı Y u nanistan'a getirmişlerdir? Bu konu daha bi­ limce aydınlanması gereken ve doğrudan doğruya Anadolu kültleriyle ilişkisi olan bir sorundur. Bu konu için bkz/ "Hesiodos, eseri ve kaynakları" adlı kitabın s. 53 ve 1. notu­ na. Bu tanrıçanın karmaşık kişiliğini açıklamak­ ta bugünkü bilim de zorluk çekmektedir. Dik­ kati çeken bir nokta da tanrıçanın adıdır.He-

kate, Apollon'la Artemis'in başlıca sıfatların­ dan olan hekatos-hekatebolos, yani hedefi vuran anlamındaki kelimeyle ilgilidir (Apollon). Leto'nun kardeşi olması da onun Y u nan din ve efsanesine sonradan gelme bir tanrıça olduğunu belli eder. Hekate Yunan varlığına sonuna dek yabancı kalmıştır, asıl tapımma Roma'da rastlanır, burada ay tanrı­ çası, geceye ve karanlığa egemen bir varlık, büyük ve sihri elinde tutan bir kara güçler ecesi olarak karşımıza çıkar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Dido Aeneas'ı yanında alıkoyamayacagını anlayınca, onu kendine büyü yoluyla bağlamaya çalışır (Aen. I V , 5 1 1 vd.): Üstünde kendi ölüsünün yanacağı odun yığınını hazırlattıktan sonra, bir Hekate rahi­ besine büyü formülleri okutur; saçları darma­ dağın olan bu kadın yüz tanrılar, Erebos, Khaos, üç biçimli Hekate ve üç yüzlü bakire Diana adına başlar yakarışa (Dido). Hekate' nin bu üç kılığı acaba kısrak, dişi köpek ve di­ şi kurt biçimleri midir? Diana'nın kız, kadın ve ay tanrıçası olarak üç biçimde canlandırıl­ dığını da biliriz. Hekate kimi bölgelerde üç gövdeli bir heykel olarak imgelenir. Bu üçlü karakteriyle Efesli Artemis'e ne kadar yakın­ dan bağlı olduğu, onun başka bir yan ve yö­ nünü simgelediği apaçıktır. Hekatonkheir'ler. Bkz. Yüz Kollular. Hektor. Troya kralı Priamos'la kraliçe H e kabe'nin en büyük oğlu Hektor (Tab. 16) Anadolu'nun ilk ulusal kahramanıdır, çünkü Troya savaşı Homeros'un llyada destanından da anlaşıldığı gibi bölgesel bir karşılaşma de­ ğil, Batı dünyasının Çanakkale Boğazından Mezopotamya'ya kadar uzanan Asya (bugün Küçük Asya deniyor) kıtasına ilk saldırışı, uy­ garlık ve zenginlikte Batıyı çok aşmış olan Anadolu'yu ele geçirmek için ilk denemesi, girişimidir. Bunu ancak böyle anladıktan son­ radır ki, Homeros destanını gereğince değer­ lendirebilir, Troya savaşının gerçek niteliğini anlayabilir ve Boğazların kilit noktasında çar­ pışan güçlerin asıl amacı açığa vurulduktan sonra, savaşçılarının karakterine ışık tutarak onları tarihteki benzerleriyle karşılaştırabiliriz. H e m e n söyleyelim ki ü ç , dört bin yıl önceki Troya savaşıyla yakın tarihin Çanakkale sa­ vaşı arasında göze çarpan bir benzerlik vardır

ve Hektor'u Mustafa Kemal'in atası olarak görmek yanlış bir yorum değil, tersine tarihi doğru değerlendirmenin bir örneği, bir belir­ tisi sayılabilir. Troya'nın orta direği olan Hektor'un kişiliğini incelemeye girişmeden önce, Troya savaşı denilen büyük çatışmaya bütün Anadolu'nun katıldığını metinlere dayanarak göstermeliyiz. İlyada'nın ikinci bölümünde "Gemiler Kata­ logu" denilen bir parça vardır ki, burada Troya'ya saldıran orduların da, Troya'yı savunan kuvvetlerin de sayımı, dökümü yapılır. Desta­ na sonradan katılmış, özellikle İlyada Ati­ na'da ulusal destan olarak benimsenip de Atina'yı yüceleştirme amacıyla kaleme alındı­ ğı sanılan bu listede Yunanistan'dan gelme kuvvetlere çok yer verilip, Troya'nın savaş ortakları kısa geçildiği halde, savunmaya Anadolu'nun hemen her tarafından güçler katıldığı anlaşılır, llyada'da altmış kadar dize tutan bu parçada (İl. II, 819-878) önce Toros bölgesindeki kentler ve ordu komutanları sa­ yılır, sonra da Trakya'dan başka Mysia, Paphlagonia, Maionia ve Lykia'ya kadar bir yandan Karadeniz kıyılarına, öte yandan Ak­ deniz'e kadar uzanan yaygın bir bölgenin ad: geçer. Yunanistan'ı yüceltmek, Anadolu'yı küçümsemek amacıyla d ü z ü l d ü g T ı açıkça belli olan bu metin bile Troya savaşının Anadolu boylarınca ne denli benimsendiğini açığa vur­ maktadır. Daha sonraki bölümlerde de örne­ ğin Lykia'lı önderlerin savunmada ne büyük bir yer tuttukları, giderek Hektor'u eleştirip ona yol gösterdikleri görülür (Sarpedon, Pandaros). Troya'nın kaderini elinde tutan Hektor bu savaş ortaklarına karşı sorumlu­ dur, onların istek ve öğütlerine saygı göster­ mek, kendi çıkarlarını düşündüğü kadar onla­ rın da görüşlerini hesaba katmak zorundadır. Bütün bu sorumluluk ve yükümlülüklerdi ki onu Anadolu'nun ulusal savunucusu olarak diker gözlerimizin önüne. Bu görevi sonuna dek nasıl yerine getirdiği, üstünde durulmaya değer bir konudur. İlyada Hektor'u hem savaşta bir kahraman, hem de günlük hayatında bir insan olarak canlandırır gözümüzün önünde. Destanda onun kadar derinliğine işlenmiş bir tip daha yoktur. Onun kişiliği Akhilleus'unkinin tam karşıtıdır: Duygularını dışarıya vurmak, esin-

tilerine kapılıp davranmak şöyle dursun, dra­ mı kendi içinde sessizce oluşur ve bu dram tek bir kişinin değil de, bütün bir ailenin, gi­ derek bütün bir toplumun sorunlarını içerdiği için, dallı budaklı, karmaşık ve çetrefildir. Hektor Troya savunmasının omuzlarına yük­ lediği ağır sorumlulukla kendi kişisel ve duy­ gusal eğilimlerini birbirleriyle bağdaştırmakta öylesine güçlük çeker ki, açığa vurmaktan çekindiği bu çatışma kendisinin modern an­ lamda bir tip, bir roman kişisi olarak karşımı­ za çıkmasına, iç bunalımlarının da destanda şaşılacak bir belirti olan sessiz monologlarla dile gelmesine yol açar. Hektor'un eşsiz kişi­ liğini kavrayabilmek için onu hem insan, hem de kahraman olarak ele almalı, incele­ meliyiz.

dan ele alınmaya değer. Anasını da babasını da çok sever ve sayar Hektor, ne var ki onl.ıt duygusal nedenlerle onu görevinden alıkoy maya çalıştıkları zaman, sessizce karşılar önerilerini, ya da sözlerini niçin dinlemediği­ ni anlatır onlara. Surlar önündeki sahnede cevap bile vermez yalvarmalarına ( İ l . X X I I , 38-90), şehre gelince dinlenip şarap içmek şöyle dursun, herkese görevini hatırlatmakla yetinir (İl. VI, 264 vd.) Baba ve koca olarak Hektor'un eşsiz bir davranışı vardır, bu denli ince, sevimli, çok yönlü bir insana rastlanmaz hiçbir destanda. Eşine hem baba, hem ana, hem kardeş, hem de sevgili olduğunu Andromakhe'nin kendi ağzından duyarız şaşa şaşa (İl. VI, 429 vd.), (Andr'omakhe). En ince ay­ rıntısına kadar anladığı karısının üzüntüsünü nasıl paylaştığını da bir görelim (İl. V I , 4 4 1 ( 1 ) İ N S A N H E K T O R . Destan kahramanları­ vd.): nın hepsi gibi Hektor da belli niteliklerle ta­ Ben de düşünüyorum bunları, karıcığım, nımlanır: Çevik ayaklı, oynak tolgalıdır, tanrı­ ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi, sal, Ares'in dengi, Zeus'un sevdiği, giderek Troya erkeklerinden utanırım, Zeus gibi akıllıdır. Tolgası ışıldar, silahları da bakamam uzun entarili kadınların yüzüne, şöyle anlatılır (İl. VI, 319, X I I I , 802 vd): içimden de gelmez, ne yapayım; ün kazanmak için hem babama, hem .... On bir dirsek boyunda kargısı elindeydi, kendime, tunç temren dolanmıştı altın bir halkayla, öğrenmişim atılgan olmayı, önünde dört bir yana ışıklar saçıyordu. Troya'lılarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim. Ares'e benzeyen Priamos oğlu Hektor Kafama, yüreğime, komuşum ben şunu: başlarındaydı, Elbet bir gün yok olacak kutsal llyon, yusyuvarlak kalkanını tutuyordu önünde, Priamos ve onun iyi kargı kullanan halkı. kaim tunçla örülmüş, sık deridendi bu O vakit ne Troya'lılann acısı umurumda kalkan. olacak, Parlak tolgası sallanıyordu şakaklarında, ne Hekabe'nin, ne kral Priamos'un acısı, sıralar boyunca bir gidip bir geliyordu. ne de kardeşlerimin acısı umurumda olacak. Troya şehrinin koruyucusudur Hektor, Benim üzüntüm sensin asıl, onun içindir ki oğluna "Astyanaks" (şehrin tunç zırhlı Akha'lılardan biri alacak hür efendisi) adını takmıştır halk (Astyanaks). gününü, Güçlü ve merttir, öyle ki o yaşadıkça, savaş­ götürecek seni gözyaşları içinde, tıkça güven duyar kadın olsun, erkek olsun düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı, Troya'lılann hepsi, o ölecek olursa şehrin de bu yüzden arkada kalacak gözüm... Köleliğe sürüklenirken çığlığını tutunamayıp düşeceğine inanırlar. Bu güven duymaktansa ve bu inançtır ki, Hektor'a karşı büyük bir dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi. sevgi uyandırmıştır Troya 'ularda, topluca s e v gi gösterilerinin de yalnız Hektor için yapıldı­ ğını görürüz destanda. Bu sevgiyi Hektor davranışlarıyla kazanmıştır. Büyüğünü de, kü­ çüğünü de öyle sayar ve sever ki, örnek bir insan, çağdaş anlamda olgun ve yetkin bir in­ san sayabiliriz Hektor'u İlişkileri bu bakımTolgasından Ü r k e n yavrusunu gülerek kolla­ rına alıp öperken de şu dilekte bulunur koca Hektor, yurt içinde ölmeyi göze almış bit kahramanın ağzından böyle alçakgönüllü, do­ kunaklı sözler duyunca gözyaşlarını tutamaz olur insan (İl. VI, 476 vd.):

Ey Zeus, ey öbür tanrılar, benim oğlumun, Troya'lılar arasında, babası gibi kendini göstermesini nasip edin, babası gibi güçlü, mert olmasını, llyon'da bütün gücüyle hüküm sürmesini. Kanlı silahlarla savaştan dönerken o, babasından çok daha üstün bu desinler, • mutlu olsun anasının yüreği. H e k t o r herkese karşı yumuşak davranır, bir kızdığı, azarladığı Paris'tir, kafasızlıgıyla şeh­ rin yıkımına s e b e p olan a d a m . Şöyle çıkışır o n a (İl. III, 3 8 vd.): Seni alçak, seni parlak oğlan, seni çapkın, seni ırz düşmanı seni! Hiç doğmaz olaydın keşke, ya da kalaydın ölümüne dek evlenmeden, ne baş belası kesilirdin o zaman, ne de yüz karası olurdun başkalarına. H e k t o r H e l e n e ' y e karşı uygarca ve centil­ m e n c e davranır. Öbür Troyalılar gibi o da ka­ dını ayıplamaz, suçlamaz, güzel kadın da o n u herkesten çok sayar ve sever. Paris'i savaşa çağırmak için şehre geldiğinde H e l e n e o n u alıkoymak ister, o n u n l a dertleşmeye c a n a t a r , a m a H e k t o r güzel kadının uzattığı is­ kemleye o t u r m a z , bir an ö n c e karısını ve ç o ­ cuğunu bulmaya gider, çünkü girişeceği sa­ vaştan bir d a h a d ö n ü p dönmeyeceğini bilmez (İl. VI, 3 4 4 vd.): Ah kayınım benim, dayanılmaz kötülükler yapmış bir köpeğim ben. keşke,

gözbebeği bu k a h r a m a n kaderiyle pençeleşir durur, ö l ü m ü n ü n yakın olduğunu bilir. T a n r ı ­ lara güvenmenin de ne kadar yersiz olduğu­ nu sezer, nitekim o n u yalnız Apollon korur, a m a Z e u s ' u n buyruğuyla o da kaderine bırak­ mak zorundadır H e k t o r ' u , ö b ü r t a n n l a r s a pis pis düzenlerle H e k t o r ' u a l d a t m a k t a yarışırlar â d e t a . Ama b u konuyu H e k t o r ' u n k a h r a m a n ­ lığını inceleyeceğimiz bölüme bırakalım. (2) KAHRAMAN H E K T O R . Ne kadar n a n ­ kör bir görevi vardır H e k t o r ' u n Troya sava­ şında! Ordulara yön vermek, güven aşılamak, güç esinlemek h e p o n a düşer. Karar o n u n , sorumluluk ve yükümlülük h e p o n u n omuzlarındadır, buna karşılık da d u r m a d a n eleştiriye uğrar, herkesi dinlemek, yatıştırmak, avut­ m a k , savaş ortaklarını h o ş t u t m a k , gücendir­ m e m e k o n u n tek başına görevidir. Oysa k e n ­ disi için savaşmaz H e k t o r , bir çapkın a d a m ı n , soyunun ve kentinin başına getirdiği belayı savmak için dövüşür, bu belayı sayamayaca­ ğını, b ü t ü n soyuyla birlikte c a n ı m kentinin de yok olacağını bile bile. Buna karşın g e n e de yiğitçe dövüşür H e k t o r . Yiğitliği Akhilleus'un bireyci, bencil, inatçı yiğitliğinden ne k a d a r üstün, ne kadar bilinçli ve insancadır! H e k t o r ' u n kahramanlık dramı S a r p e d o n ' u n ö l ü m ü n d e n sonra başlar asıl. Patroklos Akhilleus'un silahlarını kuşanıp da ö l ü m saçmaya başlayınca, H e k t o r başına gelecekleri anlar, savaşa atılsın m ı , atılmasın mı diye ikircikli­ dir, bir an arabasına binip kaçmaya bile k o ­ yulur. O z a m a n da ortaklarının en ağır ve in­ safsız eleştirilerine uğrar. Lykia'lıların ö n d e r i Glaukos Patroklos ile S a r p e d o n arasındaki savaşta H e k t o r S a r p e d o n ' u n öldürülmesini önleyemedi diye o n u kınar, Troya'lıları küçük düşürür ve ortaklarının artık bıkıp gitmeye hazır olduklarını bildirir (İl. XVII, 1 4 0 vd.). Bu sözler üzerine H e k t o r savaşa d ö n e r , Patroklos'u öldürür, korkunç bir b o ğ u ş m a içinde o n u n ölüsünü kaçırmak, silahlarını soymak ve kendisi kuşandıktan s o n r a Akhilleus'un karşısına çıkmak yürekliliğini gösterir. Oysa bu savaş başka türlü bir savaştır. AkhilIeus t a n r ı H e p h a i s t o s ' u n kendisine yaptığı yeni silahlarla O r i o n yıldızı gibi alev alev ışın­ lar saçarak ilerlemektedir d ü ş m a n ı n a karşı. Ve H e k t o r ' u biraz ö n c e ağır yergilerle kına­ yan savaş ortakları, yardımcıları, kardeşleri,

Anamın beni doğurduğu gün, bir korkunç kasırga gelseydi, alsaydı beni, bir dağın tepesine atsaydı, ya da bıraksaydı uğuldayan denizin içine... Gel, kaymağım, otur şu iskemleye, biliyorum, derdin en büyüğü senin başında...

Büyük H e k t o r karşılık verdi, dedi ki: Oturtma beni, Helene, beni çok sevsen de dinlemem seni, Troyalılara yardım etmek istiyor yüreğim. Onlar benim yokluğumdan yakınmışlar... Ben gidip göreceğim evdekiler!, sevgili karımı göreceğim, yavrumu, bir tanemi, bir daha da ya dönerim, ya dönmem. Akha'ların eliyle tanrılar belki de yok ederler beni. Bu ölüm düşüncesi bir an olsun H e k t o r ' u n aklından çıkmaz. T r o y a ' n ı n ışığı, halkı

Troya'lı savaşçıların h e p s i çil yavrusu gibi d a ­ ğılmış, h e p s i sığınmışlardır T r o y a surlarının içine (İl. XXII, 5 vd.) : Bir Hektor duruyordu olduğu yerde, uğursuz bir kader rmhlamıştı onu l/yon'un dışında Batı kapılarının ö n ü n e . Surların ü s t ü n d e n ihtiyar P r i a m o s , p e r i ş a n H e k a b e b o ş u n a yalvarır dururlar bu kez H e k t o r ' a ö l ü m e m e y d a n o k u m a m a s ı , k e n t i n i kur­ t a r m a k için c a n ı n ı kurtarması için. Ama ses çıkmaz artık H e k t o r ' d a n , kendi içinde y a p ­ m a k t a d ı r artık tartışmayı, h e s a p l a ş m a y ı . Ve en a z ı n d a n iki bin yıl s o n r a doğacak o l a n r o ­ m a n t ü r ü n ü n belli başlı bir öğesine ö r n e k ola­ c a k m o n o l o g u n a şöyle başlar H e k t o r (İl. XXII, 9 9 vd.): "Yazık bana, girersem surların içine, ilkin Pulydamas yağdırır ayıbı başıma, tanrısal Akhilleus'un baş kaldırdığı o uğursuz gece buyurmuştu bana, Troyalılan şehrin içine al, demişti, dinlememiştim onu, dinleseydim keşke. Çılgınlık ettim de ne oldu, yok ettim ' halkımı, Troya'nm erkeklerinden, kadınlarından utanıyorum. Benden değersiz biri bir gün ya derse ki: Gücüne çok güvendi Hektor, kıydı halkına. Çok daha iyi olur karşı durmak Akhilleus'a, ya öldürüp onu dönerim geri, ya da onun elinden şanla ölürüm şehrin önünde. Yoksa göbekli kalkanımı, güçlü tolgamı bırakıp bir yana, kargımı da duvara dayayıp, dosdoğru çıksam mı kusursuz Akhilleus'un önüne, söz versem, desem ki geri vereceğiz Helene'yi de, tekmil mallarını da, vereceğiz, koca karınlı gemileriyle Aleksandros'un Troya'ya getirdiği her şeyi. -Bunlar kavgamızın başı değil mi?Alın, diyeceğim, götürün bunları Atreus oğullarına. Bir de desem mi paylaşalım hepsini bu şehirde nemiz var, nemiz yok. Ant içireceğim, desem, Troyalı ihtiyarlara, desem saklamayacaklar şehirde hiçbir şeyi, ikiye bölecekler, desem, bütün malı, mülkü. Ama yüreğim ne diye oyalanır böyle şeylerle?
Ona karşı olduğum gibi gidersem

bakalım acıyacak mı bana, saygı gösterecek

mi?
Silahsız gidersem böyle çırılçıplak, bir kadın gibi öldürebilir beni o. Böyle e n i n e , boyuna düşünmek de ne. En iyisi tez elden paylaşmak kozumuzu. Bakalım Olympos'lu kime bağışlar ünü". H e k t o r böyle d ü ş ü n ü r k e n Akhilleus yakla­ şır. O n u g ö r ü n c e bir titremedir alır H e k t o r ' u , başlar k o ş m a y a . İlyada'nın e n ü n l ü s a h n e l e ­ r i n d e n biri d e açılır g ö z ü m ü z ü n ö n ü n e : H e k t o r ö n d e , Akhilleus a r k a d a ü ç kez dolaşırlar Troya ş e h r i n i , binlerce korkulu göz ö n ü n d e oluşan bir ölüm-kalım yarışı. O sırada İ d a d a ­ ğının t e p e s i n d e tanrılar d e r n e k k u r m u ş , göz­ lerler ve tartışırlar olayı. Z e u s altın terazisini kurar, bir kefesine H e k t o r ' u n , bir kefesine Akhilleus'un ö l ü m ü n ü koyar, kaldırır teraziyi, bakarız ki H e k t o r ' u n kurası ağır basıyor. H e k t o r ölecektir. Tanrılar işte o a n d a el ç e ­ kerler H e k t o r ' d a n , yalnız A t h e n a H e k t o r ' u n kardeşi D e i p h o b o s ' u n kılığına girerek yiğide yanaşır, kendisini destekleyecekmiş gibi ya­ p a r . H e k t o r i n a n ı r , karşı durur d ü ş m a n a , a m a bir a n t l a ş m a yapılmasını ister ki kim öl d ü r e c e k s e , ölenin b e d e n i n i geri versin yakın­ larına. H a k k a , yasaya, insan saygısına güveni vardır H e k t o r ' u n son d e m i n e d e k . Oysa n e ­ r e d e Akhilleus, y a n a ş m a z hiçbir a n t l a ş m a y a . Aslan gibi saldırır, H e k t o r D e i p h o b o s ' u çağı­ rır, bakar ki yok, anlar aldatıldığını (İl. XXII, 3 0 3 vd.): Kaderim beni kıskıvrak bağladı işte. Gene de kıyasıya dövüşmek düşer bana, bir yiğitlik göstereyim de öyle öleyim, ' duysun gelecekteki insanlar bile. C a n verirken bir d a h a yalvarır H e k t o r Akhilleus'a ölüsünü Troya'lılara geri versin diye. Ama Akhilleus'un r e t cevabıyla karşılaşır (Akhilleus). H e k t o r ' u n s o n sözü d e ş u d u r : "Senin ne olduğun yüzünden belli, demirden bir yüreğin var göğsünde. Ama uyanık ol, uğramayasm tanrı lanetine, yiğit de olsan, Paris'le Apollon bir gün seni, öldürecekler Batı kapılarının önünde". Söyler söylemez Hektor bu sözleri, her şeye son veren ölüm kapladı bedenini. Uçtu canı gövdesinden, yollandı Hades'e, gücünden, gençliğinden koptu, kaderine ağlaya ağlaya

Akhilleus'un, H e k t o r ' u n ölüsüne ve seyirci kalan bahtsız Troya şehrine yaptığı işkence dillere destan olmuştur: H e k t o r ' u arabasına bağlar, yedi kez dolaştırır Troya şehrinin çev­ resinde, t o z , t o p r a k içinde. B u k o r k u n ç m a n ­ zaraya tanrılar bile d a y a n a m a z , Apollon, Aphrodite yağlar sürerler b e d e n i n e , gece, gündüz bekçilik ederler ölüsüne, s o n u n d a Pria m o s ' u elinden t u t a r a k götürürler Akhilleııs'a, azgın yiğit de geri verir ölüyü babasına (Apollon, Akhilleus, Priamos). H e k t o r ' a yakılan ağıtlar ve H e k t o r ' u n c e n a ­ ze töreniyle kapanır İlyada. Dinleyin bakın, Boğazlara karşı yükselen Anadolu kalesine nasıl gömmüşler A n a d o l u ' n u n bu ilk özgürlük k a h r a m a n ı n ı (İl. XXIV, 7 8 4 vd.): Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın. Ölümlülere parlak şafak sökünce onuncu günü, gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü, koydular yığınların tepesine, verdiler ateşe. Gül parmaklı şafak sabah erken parlaymca, ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk. Hepsi geldi bir araya, topluluk kuruldu, parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını, söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi, sonra tapladı kardeşleri, dostları ak kemikleri, hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu. Kemikleri alıp kodular bir altın kutuya, erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu. Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura, ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü. Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar, gözcüler diktiler çepeçevre, dört bir yana, mezar bitmeden Akha'lar saldırmasın diye. Bir mezar tümseği olunca toprak kabara kabara, gerisin geri döndü hepsi şehre, toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni Zeusoğlu kral Priamos'un sarayında. İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni. H e l e n a . Yunan efsanelik kişilerinin en ünlü­ sü, güzeller güzeli H e l e n a (ya da H o m e r o s ' u n deyimiyle H e l e n e ) bin bir masal ve öyküye k a h r a m a n olmakla kalmamış, kişiliği de son-

suz tartışmalara yol açarak, çeşitli görüş ve yönlerden yorumlanmıştır. H e l e n a ' n ı n kişili­ ğinde ilkçağ Yunan dünyasının güzele düş­ künlüğü dile geldiği gibi, güzel ve iyi, yani es­ tetik değerlerle etik, ahlak değerleri arasında­ ki karşıtlık da yansımaktadır. Nitekim H o m e ros'tan sonraki şair ve yazarlar (aralarında Platon da vardır) bir kadının bunca savaşlara, Doğuyla Batı arasındaki bu ç a p t a bir çatışma­ ya etken olabilmesini ahlakdışı g ö r ü p , H e l e n a ' n ı n kaçırılması olayını olduğundan başka türlü a n l a t m a k yoluna gitmişlerdir. Helena'yi yaratan H o m e r o s ' t u r , bu tip en d u r u , en arı ve en canlı olarak destanlarında c a n l a n m a k ­ tadır, öyle ki sonraki yorumlar bile h e p İlyada ve Odysseia'da atılmış anlatım temellerine dayanır. O n u n içindir ki, H e l e n a ' n ı n öyküle­ r i n e , efsanelerine girişmeden, bu güzelin H o m e r o s destanlarında nasıl karşımıza çıktığını bir görelim. Troya ovasındaki savaşın en kızgın bir a n ı ­ dır-. Menelaos'la Paris teke tek savaşa girişe­ cekler ve k a z a n a n Helena'yı alıp götürecek­ tir, böylece bu bitmez t ü k e n m e z savaş kendi­ liğinden sona erecektir. Başlarında Troya kralı P r i a m o s olmak üzere ihtiyarlar Batı ka­ pısının üstündeki kulede savaşı seyretmekte­ dir. Birden H e l e n e görünür (İl. 1 1 1 , 1 5 4 vd.): Helene'nin görünce çıktığını kuleye şu kanatlı sözleri söylediler usulcacık: "Troya'lılarla Akha'lartn, böyle bir kadın için yıllardır acı çekmeleri hiç de ayıp değil. Yüzüne bakan ölümsüz tanrıçalara benzetir onu. Ama gene de binse gemiye keşke gitse, gitse de, bizi, çocuklarımızı belaya sokmasa". P r i a m o s da tatlı tatlı konuşur H e l e n e ile, şöyle seslenir: Buraya, yanıma gel kızım, otur şöyle, gör bak işte, eski kocan, hısım, akraban, dostların. Bence suçlu sen değilsin, tanrılar asıl, onlar yığdı başıma kan ağlatan savaşı. B u n d a n d a h a uygarca, d a h a insanca bir gö­ rüş, bir davranış akla gelmez ve böylesini yaklaşık üç bin yıl önceki bir m e t i n d e bulmak şaşırtır insanı. Ne var ki bu uygarlık, bu in-

ötekinden Klytaimestra ile Kas­ tor çıkmış diyenler de var. neden hep baştan çıkarmak istersin beni? Söylesene. 6 8 ) : Afi şu Helene bütün soyu sopuyla yok olaydı keşke. Ancak H o m e r o s ' u n r o ­ m a n c ı d a n farksız derin psikolojik görüşüyle anlaşılabilir.). XIV. En eski metinlerde bu böyledir. Z e u s da bir kuğu kuşuna d ö n ü ş ü p yaklaşmış o n a . Ama d e ­ diğimiz gibi. sonunda da karısı yapsın seni. en c a n ­ d a n konukseverliği H e l e n e ' d e n görür. Z e u s ' t a n kaçan öç tanrıçası N e mesis dünyayı dolaşmış ve biçimden biçime girmiş. O n a da aynı pişmanlıkla yakınır (İl. hısım akrabamı. III. odasında h a n ı m hanımcık kumaş dokuyan. III. en sıcak.). bir daha ayak basma Olympos'a. Zeki kadın o n u kendi çocııgııymuş gibi kucaklar. ona bak.sanlık yalnız Troya'lılara vergidir. Kendi kendini suçlar. 104 vd. T e l e m a k h o s da Helene'ye b u n d a n böyle bir tanrıça gibi t a p a ­ cağını söyler (Od. halkoyunu ve H e l e n a ' n ı n başkalarınca eleştirilmesini de İ t h a k e çobanı E u m a i o s ' u n ağzından yapar (Od. H e l e n e . Zeus'la Leda'nın ki zıdır. P r i a m o s ' u n söz­ lerine şöyle karşılık verir (İl. kaba. o nazlı büyüttüğüm kızımı. acı­ larını paylaşan insanca bir davranışı vardır. beni daha uzaklara. 3 4 2 vd. babası Odysseus'la ilgili bir sürü Senden hem korkarım. h o d b i n . ya kölesi. P r i a m o s ' a ol­ duğu kadar H e k t o r ' a da sevgisi ve saygısı bü­ yüktür. H o m e r o s ' u n çizdiği H e lena portresine kimse bir şey ekleyememiştir. H e l e n e bir Troya'lı gelin olmuştur. kendinin de eleştlı meşini yapar ( O d . Yumurtadan çıkan kızı Leda kendi çocuğu gibi b ü y ü t m ü ş . okşar. Klytaimestra'nın da tanrıyla bir ilişkisi ol­ mayıp T y n d a r e o s ' u n kızı olduğu söylentisi de vardır (Leda. H e l e n e ' n i n Lekadai- . (1) D O Ğ U Ş U . kızını d ü ş ü n e n ve özlem çeken bir ka­ dındır. Çık. ölümlülerden bir adamın mı var ki?. T e l e m a k h o s ' u a n l a y a n . olayların d a . T e l e m a k h o s babasını aramaya çıkıp M e nelaos'un sarayına varınca. Ü s t ü n bir tavrı. tanrıça. sever. Dioskur'lar). kara ölüme razı olsaydım keşke. oğlunla buraya gelmeseydim keşke evimi barkımı. H o m e r o s H e l e n a ü s t ü n e söylenecek ne var­ sa hepsini söylemişti. H e l e n e t a m bilinçli bir insandır. (2) EFSANELERİ. birinden H e l e n e ile Polydeukes. Paris'i Menelaos'la teke tek savaştan ka­ çıran tanrıça Aphrodite'nin çağrısına uymak istemez. "Köpek gözlü" der k e n d i n e . g ü n ü n birinde bir kaz oluvermiş. 2 6 1 vd. Nemesis'in doğurduğu yumurtayı çobanlar bulup Leda'ya getirmişler. Nesnel düşünceyi. Klytaimestra kız kardeşi ve Dioskur'lar.ı özetleneceği gibi büyüdükçe büyümüştür. sevgili kaytnbabam. b u n d a n H e l e n e çıkmış. Akha'larsa sert.): Gene mi sensin. güzelim nakışlar yaparken yurdunu. K a s t o r l a Polydeukes'in doğdu­ ğu. ayrıl tanrılar yolundan. IV. yani Kas­ t o r l a Polydeukes erkek kardeşleridir (Tab. Efsa­ n e n i n başka anlatımları vardır: Zeus bir kuğu kuşu biçiminde Leda'nın kendisine yanaşmış­ tır. Phrygia'ya. 172 vd. Yunan deyimiyle barbar­ dırlar. İşte Özetle H o m e r o s ' u n H e l e n e ' s i . VI.. 12). "ölümlü" babası T y n d a r e o s ' t u r . Odysseia'da H e l e n e saygın bir kraliçe. iyi bir ev kadını ve sevgi dolu bir a n a gibi görü­ lür. dert edin kendine onu. Nemesis. Leda bir (ya da iki) yumurta d o ğ u r m u ş . XV. m e y d a n okur o n a (İl. Paris'i eleş­ tirir. H o m e r o s destanlarında bilinmeyen bir efsane. bunca insanın dizlerini kıran bu kadının kökü kurusaydı.). eski k o ­ casını. h e r yazar H e l e n a p o r t r e s i n e bir şey katmak istemiştir ve efsanesi aşağıd. can yoldaşlarımı bırakmasaydım. niyetin ne. Paris'in yanına kendin git yerleş hadi. o n a tekmil acılarını u n u t t u r a c a k bir ilaç verir. bir tek yumurta­ dan H e l e n e . şirin Meionia'nın bakımlı bir iline götürmek mi? Oralarda. Böyle olmadı ne yapalım ki. Paris'in yatağına d ö n m e k t e n tiksinir ve tanrıçaya karşı gelecek kadar yiğit ve yü­ reklidir. Sonrala­ rı efsane değişmiş ve L e d a ' n ı n yerini N e m e sis almıştır.): hem saparım seni. anı sayar. bak eriyip gidiyorum gözyaşı döke döke. Tanrıya böylesi h a k a r e t başka hiçbir m e t i n ­ d e görülmemiştir. kendi eliyle işlediği bir yaşmak verir ve so­ n u n d a büyüler delikanlıyı. 399 vd.

Atina'lılar Helene'yi kabul etmek istemedikleri için. Helene'nin Mısır'da kalışı efsanesidir. Helene ona gönül verip kaçırılmaya razı oldu mu? Homeros da. yani kendi bir şiirini yalanlamasına dayanmaktadır. 16). Paris de Helene ile baş başa kalın­ ca. Ne var ki Paris Helene'yi tek başına kaçırmaz. ne ka­ dar yiğit varsa hepsi istemişler güzellerin gü­ zelini. çünkü arkasında Aphrodite vardı ve tanrıçanın buy­ ruğu. bir başkasına göre 99 kişiymişler. İki sevgilinin Troya'ya kadar olan yolculuğu üstüne kaynaklar çeşitlidir: Üç günde Anado- lu kıyılarına vardıkları. yüzyılda yaşayan şair Stesikhoros'un "palinodia"sına. Helena'nın Mısır'da kaldığı ma­ salı İ. Helena üstüne uydurulan mistik bir efsane­ de de Helena'nın Akhilleus'la evlendiği ve ölümsüzlüğe kavuşup Karadeniz'de Leuke (Beyaz) denilen bir adada yaşadığı anlatılır. bir efsaneye göre ona bir çocuk yapmış ve bu da Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı diye geçinen İphigeneia imiş (îphigeneia). Talipler kalabalık gelmişler. IV. yok Fenike'de Sidon şehrine uğradıkları. Heienos. yalnız Odysseia'da Helene'nin dönüş yolunda Menelaos'la birlikte Mısır'a uğradıklarından söz edilir (Od. gerçek Helena'yı Hermes'in kı­ lavuzluğunda Mısır'da kral Proteus'un yanına yollamış. Yurduna dönünce. Efsanenin amacı Helena'nm namu­ sunu kurtarmaktır. Odysseus ona bir öğüt vermiş: Helene kocasını kendi seçsin.mon'da Artemis'e sunu sunarken Atina yiğidi Theseus'un saldırısına uğradığı ve kaçırıldığı öyküsüdür. Sözde Hera güzellik yarış­ masında Aphrodite'ye yenilmeyi sindirememiş. Bu efsanelerde Helena Yunanlıların çıkarına yardım eden ve bu uğurda Troya'ya her türlü kötülüğü yapan hain ve belalı bir kadın rolündedir. uzun bir süre Kıbrıs'ta kaldıkları anlatılır. İlyada'dan sonraki efsanelerde oynadığı rol onu Homeros destanlarındaki kişiliğinden başka bir kişilikle gösterir. Kassandra'nın ikiz kardeşi (Tab. Nitekim Helene'yi geri vermek söz konusu olunca hep bu mallardan da dem vurulmaktadır. Öç Güzeller yarışmasında Aphrodite Troya'lı gence Helene'nin aşkını söz ver­ mişti (Paris). VI. Paris Helene'yi baştan çıkarmakta güçlük çekmemiş olacak. babası Tyndareos başı­ na iş açacağa benzeyen kızını evlendirmek is­ temiş. Tarihçi Herodotos bu anlatımı benimser. Priamos'un en küçük oğlu da armağanını almaya gelmişti. Öyle olmuş ve Helene Menelaos'u seçmiş. Theseus kızı anası Aithra'nın yanına bırakmış (Aithra). Yunanistan'da ne kadar kral oğlu. Theseus'la arkadaşı Peirithoos'un yeraltı ülkesine inişlerinden faydalanarak Dioskur'lar gelip kız kardeşlerini geri almışlar. ı ao . Odysseus'a bu hizmetine karşılık İkarios'un kızı Penelopeia'yı vermişler (îkarios). Ama asıl şaşırtıcı bir efsa­ n e . Helene Lakedaimon'da mutlu bir ömür sü­ rerken. Helena bir­ çok yerlerde tanrıça gibi tapım görürdü.. Helena da Troya savaşının sonuna kadar Mısır'da kalmış da. istemiydi bu. Bütün bu uydurma efsaneler Homeros'un çizdiği Helena portresini karıştırmak ve boz­ maktan başka bir işe yaramamıştır. Kassandra gibi Heienos da Apollon tanrının gözdesidir. ne yapacağını bileme­ miş. 219 vd. öbür yazarlar da bu­ nu pek açıklamazlar. Akha'lara kapıları açar ve Troya katliamını kö­ rükler. yanında hazineler. Helene'yi kandırdı mı. Söylentiye gö­ re Stesikhoros Helena'yı kınayan bir şiir yaz­ mış. göz kamaştırıcı mallar da alıp götürür. sonra Menelaos ge­ lip onu almış. Homeros destanlarında böyle bir öykünün izine bile rastlanmaz. Priamos'la Hekabe'nin oğlu. Theseus'un Helene'yi kirletmediği söylenir. sonra kendisi Girit'e. Katreus'un cenaze törenine gitmek zorunda kalır (Katreus). Bu­ nu Euripides "Helene" adlı tragedyasında iş­ lemiştir. anlamış ki günah işlemiştir ve ilk şiirini ikinci bir şiirle düzelttikten sonra gözleri açılmış. Ö. sonra Menelaos'u evine alarak Deiphobos'u öldürür. Menelaos onu bir süre konuklar. Yalnız Akhilleus daha evlenecek çağda olmadığı için talipler arasında değilmiş. bir söylen­ tiye göre 29. ge­ rekirse savunmaya ant içsinler.). Paris'i Helena'dan yoksun etmek için tıpkı Helena'ya benzeyen bir kadın yaratmış ve Paris'i bu Helena görüntüsüyle Troya'ya göndererek. ama seçmeden önce bütün talipler seçeceği adamı korumaya. sonra da gözleri kör olmuş. Tyndareos şaşırmış. Paris'ten sonra Deiphobos'la evlenir. Bir süre son­ ra. Paris Troya'dan konuk gelmiş Yuna­ nistan'a. güzel kadını kaçırır.

8). Helenos'la küçük kardeşi Deiphobos ta­ lip çıkmışlar. Yeryüzü Okeanos ırmağı üstünde yüzen bir tabak gibi tasarlandığı için Helios'un gece batıda batıp sabah doğudan dog­ ması olağan sayılırdı. şehir düşecektir. Helios güçlü kuvvetli ve çok yakışıklı bir de­ likanlı olarak canlandırılır. üç göksel varlık meydana getirirler: Helios (Güneş). Kolkhis kralı Aietes. 7 6 . Söylentiye göre Phaeton'a Güneş'in araba­ sıyla atlarını veren. Heliosogulları Güneş tanrının Rhodos adlı nympha'dan olan yedi oğludur (Tab. Güneş tanrı ile Okeanos kızı Klymene'nin çocukları. Priamos onu da öbür oğulları gibi hor gö­ r ü p tersler ( İ l . Hekabe ile birlikte Trakya'ya gitmiş ve anası acısından bir köpek haline ge­ lince. Helikaon. Aietes'i tahtından atan. X X I V . Ama agabeysi öldükten son­ ra. onu Trakya Khersonnesos'unda (Geli­ bolu yarımadası) "Köpeğin mezarı" denilen yerde gömmüş. Yorgun atlarını Okeanos sularında yıkadıktan sonra doğudan batıya aynı yolu ertesi günü gene izler. Akha'ların bilicisi Kalkhas. Priamos'un kızı Laodike'nin kocası. Başka bir efsaneye göre tahta atın yapılıp surlardan içeri alınmasını salık ve­ ren de Helenos'muş. 249). İlyada'da "bilicilerin en iyisi" diye sözü geçen Helenos. Helios. Helikaon kardeşleriyle birlikte Troya yıkımından kurtulur ve Antenor ve Pulydamas'la birlikte kuzey İtalya'ya göçer (Antenor). Klymene de Helios kızlarını. ama yeğeni Medeia'nın eliyle öldürülen Perses. Titanlar so­ yundan olan Helios. Olympos'lu Apollon'dan ayrı bir tanrı ya da doğal bir güç. Minos'un karısı Pasiphae. Heliadai (Helios Kızları). 260 373) . Bunlar h e p sonradan uydurulmuş ve Troya kral soyuna leke getirmek için Yunanistan'da düzülmüş masallardır. Odysseus onu bulmak ve ağzından söz almakla görevlendirilmiş. birçok çocuğu olur. Phaeton'un kız kardeşleridir (Tab. Selene ( A y ) ve Eos (Şafak) (Tab. Nitekim Homeros'un Odysseia destanın­ da bile Helios yardımcı bir tanrı sayılır ve Odysseus'un arkadaşları sığırlarını kesince kendi öcünü kendi alamaz. Helios'a Rhodos adlı nympha Heliosogullarını doğurur. Başı. Sonra Neoptolemos'un yanı­ na sığınmış. İalysos ve Kamiros şehirle­ rini kurmuşlar. Helenos küsmüş ve İda dağına çekil­ miş. Helenos'a değgin efsaneler asıl İlyada'ya konu olan olaylardan sonra başlar. Zeus'a başvur mak zorunda kalır (bkz. bazıları Midilli. Akha'lar Pelops'un ke­ miklerini ve Palladion'u ele geçirirlerse. Hepsi usta gök bilginleriymiş. Helios. savaşta da. dinsel konularda da Hektor'a öğütler verir ve Hektor yaşadıkça yiğitçe çarpışır. 4 ve 8). V I I . 8). V I . Od. En eski inançlara göre Helios ateş saçan çok hızlı atların çektiği ara­ basıyla her sabah Şafak'tan hemen sonra Hindistan'dan yola çıkıp gökteki yörüngesine girer ve akşam da Okeanos ırmağına dalar. o ölünce karısı Andromakhe'yi almış da onunla bir oğlu olmuş. böylece yok olmasına yol açan Helios kızlarıymış. Okeanos'la Tethys'in kızı Perseis'le evlenir. ama günün birinde aralarında anlaşmazlık çıkıp birbirlerine düştüklerinden. ya­ ni güneşin ta kendisi sayılır.ikisine de tanrı bilicilik yetisini vermiştir. Bundan sonraki öyküle­ ri de karışıktır: Şehir düştükten sonra ölüm­ den kurtulmuş. Vergilius "Aeneis" destanında Helenos'u Epir bölgesinde kral olmuş ve İtal­ ya'ya gitmek üzere oradan geçen Troya'lıları iyi karşılar gösterir. Troya'lı önder Antenor'un oğlu. Ama Priamos Deiphobos'u se­ çince. bazıları da analarının adını verdiği Rodos adasında kala­ rak orada Lindos. Phaeton da H e lios'un oğlu sayılır. Gök bilimi ilerledikçe güneşi simgeleyen Helios'un önemi azalmış­ tır. Troya'nın ancak Helenos'un bildireceği koşullar altında düşeceğini söyleyince. 4 4 . Heliades (Heliosoğulları). saç biçimin­ de ışınlarla çevrilir. bazıları Istanköy. herbirinin olağanüstü bir kişiliği ya da talihi var bu çocukların: Büyücü Kirke. Phaeton Zeus'un yıldırımıyla vurulunca Helios kızları içi­ ne düştüğü ırmak kıyısında gözyaşı döke dö­ ke kavak ağacına dönüşmüşlerdir. Paris ölünce. Gözyaşlarından amber taneleri meydana gelmiştir. Gaia ile Uranos'un çocukları Hyperion ve Theia birleşirler. X I I . dönüşümleri bu so­ nuçlarının cezaısı olmuş (Phaeton). Zo­ ra ve rüşvete dayanamayan Helenos şu üç koşulu bildirir: Akhilleus'un oğlu Neoptolemos savaşa katılır. Helena'ya kimin koca olacağı tartışıl­ mış.

Hera da tahtın üstüne oturur. ha çıktı ha çıkacak. ama oturur oturmaz da zincirler onu kıskıv­ rak sarar. Aither ( E s î r ) ise onun kardeşidir. Ölüm 'ün kardeşi Uyku 'yu. şarap tanrı da Hephaistos'u bir eşeğe bindirip öyle getirir Olympos'a. XVIII. Tufan­ dan sonra Tesalya'ya yerleşir ve bir dağ nympha'sı olan Orseis'le evlenir. X V I I I . Zeus'un Athena'yı kafasından çıkar­ masını kıskanmış da. I. 270). Ksuthos ve Aiolos diye üç oğlu olur. yani bütün Yunan ırk ve boylarının atası sayılan efsanelik kişi.): Hera tanrıça kimseyle sevişmeden.Helios dünyanın gözü sayılır. Bir gün sana yardım etmek istedimdi hani. öteki Uyku'yu taşır kollarında. ) . Orada buluşup selamladır G e c e ' y / e Gündüz tunçtan büyük eşiğe ayak basarken.): . öteki içeride. (1) DOĞUŞU. Hephaistos. Bir anlatıma göre Helle denize düştükten sonra tanrı Poseidon tarafından kurtarılmıştır. Bu niteliğiyle Olympos tanrıları arasında tektir.). körlerin gözünü açar vb. ikisi hiç bir arada olmaz içeride: Hep biri dışarıda. sık dişini. yakaladıydı beni bacağımdan. Hephaistos'u yaratmış. Hera onu kendi kendine doğurmuştur (Tab. Hephaistos bunun öcünü anasından alır: İçine zincirler sakladığı bir taht yapıp. Doros. yani yeraltında buluşur­ lar (Theog. 927 vd. Çanakkale Boğazına adını veren Helle'nin efsanesi Argonaut'lar bölümünde anla­ tılmıştır (Argonaut'lar). batan günle. kurtulamaz bir daha. bağrına taş bas. Topallığının nedenini Ilyada'da kendi anlatır: Troya savaşı konusunda Zeus'la Hera arasında kopan bir kavgayı yatıştırmaya çalı­ şır ve Hera'ya şöyle der ( İ l . işliği şöyle tanımlanır demirci tanrının ( İ l . Hellen'lerin. 394 vd. birazcık canım kalmıştı. görmek istemem dayak yediğini. (Orion). Thetis Hephaistos'un evine gelince. 748 v d . Deukalion'la Pyrrha'nın oğludur. Hephaistos hem topaldır. Dionysos'u gönderirler. ( 2 ) N İ T E L İ Ğ İ . Hephaistos. yuvarlandım gittiydim tam bir gün. Hesiodos süreci şöyle-anlatır (Theog. 586 vd. Ama Hephaistos aynı öyküyü başka türlü anlatır îlyada'nın bir başka bölümünde: Thetis oğlu Akhilleus için yeni silahlar istemeye gelince demirci tanrıdan. Ama hiçbirinin elinden gelmeyen işler gelir Hephaistos'un elinden: Her türlü madeni iş­ leyip olağanüstü güzellikte eserler yaratması­ nı başarır topal tanrı. I. ama bir efsaneye gö­ re. Hemera. anası­ na gönderir. ne yapayım. İon ve Akha boylarının ataları sayılır (Tab. 599): Kojtu durdu oradan oraya soluya soluya. Hellen. Olympos tan­ rıları Hephaistos'u çağırmak zorunda kalır­ lar. Helle. 5). Zeus'la Hera'nın yatak odası. Hesiodos'a göre Nyks ile Hemera Tartaros'ta. yalnız öfkeden ve kocasına hıncından ünlü Hephaistos'u doğurdu kendi kendine. Hellen. Olympos'luya karşı gelmek çok zor. attıydı tanrısal eşikten aşağı. çıkmayı beklemektedir. Olympos tanrılarının evleri onun usta ellerinden çıkmadır. V I I I . o her şeyi gö­ rür. Aiol. Gündüzü ve gün ışığını simgele­ yen Hemera. Ve Hephaistos en usta sanatçısı oldu gökler tanrısı Uranos torunlarının. bunlar da Dor. örneğin Aphrodite ile Ares'in gizlice se­ viştiklerini (Od. 369 vd. Khaos'tan çıkma Erebos'la Nyks'in. Düştüydüm Lemnos adasına. yani Gece'nin k ı z ı d ı r . hem çirkin. Poseidon Helle'yi sevmiş. Tepem atsa bile koşamam yardımına. tanrılarda gürül gürül bir kahkaha (coptu. Biri konağa girerken öteki çıkar.): Aldırma anacığım. topallığı yüzünden anası Hera'dan neler çektiğini anlatır. Zeus ile Hera'nın oğludur. Biri ellerinde götürür ışığı sayısız gözlerine insanların. yeryüzünde.. bu yüzden de hor görülür tanrılarca. Seni çok severim. onunla birleşerek üç çocuk anası yapmıştır onu. Tanrılar ünlü topalı görünce kahkahayı atarlar (İl. sisli karanlığa bürülü belalı Gece. Hera topal oğlundan utandığı için onu dokuz yıl Okeanos ırmağının yanında saklamıştı (İl. Sintiler yerden kaldırdılardı orada beni. 20).

çevik ayaklı diye. yani Yunanistan yarımadasının ırk. h e r z a m a n ve özellikle za­ manımızda örneklerine çok r a s t l a n a n varlıklı ve benci! burjuva kadınını simgeler.): Zeus baba ve hep var olan öbür m u t l u tanrılar gelin. kendi kendilerine girsinler diye tanrıların toplantısına. Bütün kusurla­ rıyla kadını canlandırır Hera-.): . H e s i o d o s Kharit'lerin en kü­ çüğü Aglaie (parlak a n l a m ı n a gelir) ile evlen­ diğini söyler. düzen kurar. hazırdı. h ı n ç ve geçimsizlik havası yan­ sıtan sevimsiz bir tanrıçadır. H e p h a i s t o s tanrılar arasında o d u r : Sa­ n a t ı n ve işçiliğin yüceliği simgelenir onlarla. çıktı topallaya topallaya kapıdan dışarı. Hera'yı kocası Zeus'un ağzından dinleyelim (İl. yakışıklı. cılız bacakları seğirtiyordu altında. Bir süngerle sildi iki elini. bu se­ fer de İki sevgiliyi '»fll. 4 1 0 vd. H o m e r o s destanlarında "inek gözlü". yani Zarafet'in kendisiyle evli olarak gösterilir (İl. a m a ne tuhaf ki İonyalı koca şairin çizdiği H e r a portresi t u t u n m u ş . İlyada'da Kharit'lerden Kharis. hırçın.evine vardı. yaldızlı bir evdi bu. çarpık bacaklı tanrı yapmıştı bu evi. beni dünyaya getirmeselerdi! Hephaistos rol Erikhthonios efsanesinde de oynar (Erikhthonios). sonra gene gerisin geri eve dönsünler diye. sevgi ve nef­ retleri hiçbir mantığa d a y a n m a z . Bu eşsiz parçayı. bu yüzden kişiliği ve efsaneleri h e p bir kavga. y ü z ü n ü . üstündü öbür ölümsüzlerin evlerinden. dövüyordu bağlarını. Yirmi tane üçayak bitmiş. (3) EFSANELERl. kinim. aldı eline koca bir değnek. L e m n o s ' a gidiyormuş gibi evinden ay­ rılır ve d ö n ü ş ü n d e Ares'le Aphrodite'yi kıs kıvrak bağlı bulur. yok olmaz. gizli kapaklı yapar ne yaparsa. Zeus'un eşi. kabahat bende değil. görülmeye değer şeylerdi bunlar. P r o m e t h e u s ' u Kafkas dağının tepesine o çıkartır ( P r o m e t h e u s ) . Dırdırcı. birden u y a n a n t a n r ı şöyle çıkı şır karısına (ti. kin. güçlü boynunu. kabahat anamda. hasır altından su yürütür. 3 8 2 ) . H e p h a i s t o s Akhilleus için yeni silahlar y a p ­ maya söz verince. her işime engel olmak onun huyu. b e n ­ zetmek gerekirse. Güzellikten hiç n a s i p al­ m a y a n H e p h a i s t o s aşktan yana da p e k talihli olmamıştır. 3 0 6 vd. sevdi onu. H e r a . inatçıdır. 4 0 7 ) : Çok değil Here'ye öfkem. sevdi Ares'i. çıkarlarını d a h a ileri bir kültürün simgesi Ege ve Anadolu'ya karşı sa­ vunan. şoy. her üçayağın altına altın tekerlekler koymuştu. topalım diye hor gördü. Dayayacaktı onları sarayının dik duvarına. d a h a da üstün ve şaşırtıcı bir m e t i n olan Akhilleus'un silahları­ n ı n anlatılması izler. şu gülünç. Yunanistan'da yaratılan efsanelerinde aynı tiple karşımıza çıkmaktadır. tanrıların kraliçesi ulu H e r a ' y a bu damga­ yı basan H o m e r o s ' t u r . H e p h a i s t o s mucizeler ya­ r a t a n bir ustadır. hiçbir çalışan insanın böyle canlı bir t a n ı m l a n m a s ı b u l u n m a z ilkçağ yazınında. İlk kadın P a n d o - r a ' n ı n bedenini kilden y o n t a n odur (Pandora). XVIII. VIII. H o m e r o s ' u n Odysseia desta­ n ı n d a ozan D e m o d o k o s Aphrodite ile evli olan H e p h a i s t o s ' u n başına gelenleri anlatır: Ares'le aldatıldığını bilen t o p a l t a n r ı bir za­ m a n l a r anası H e r a ' y a yaptığı t a h t gibi. kıs­ k a n ç . bir entari giydi. XV. tunçtan. Körük/erin/ateşin içinden çekti. babamda. din ve dünya görüşlerini. "ak kollu" ya da "altın t a h t t ı " diye nitelenen H e r a (yahut H e r e ) tipik bir G r e k tanrıçasıdır. kan ter içinde gidip geliyordu o yandan bu yana. onları yapıyordu Hephaistos. 14 vd. Ü n l ü topalın avaz avaz ba­ ğırarak dile getirdiği öfke o n u n kişiliğini açığa vuracak niteliktedir (Od. Değil bir t a n r ı n ı n . kıllı göğsünü sildi. Hephalstos'u körükleri arasında çalışır buldu. a m a h i ç ­ bir işi açık değildir. Troya savaşını tuttuğu Akha'lardan yana çevirebilmek için Zeus'u baştan çıkarıp uyul tuktan s o n r a .il İçine alacak bir yatak Gümüş ayaklı Thetis Hephaistos'un yapar. işe koyulması şöyle anlatı­ lır (XVIII. bayağı işlere bir bakın! Zeus'un kızı Aphrodite hor gördü beni.): Soluyan topal yaratık örsten uzaklaştı. sakat doğmuşsam. silah ve yet­ kilerini kötüye kullanmaktan ç e k i n m e z . bir işli halkaları vardı takılacak. Daidalos insanlar arasında neyse. üçayak yapıyordu tam yirmi tane. XVIII. topladı tekmil araçları gümüş bir sandıkta.

Zeus tanrıçalar arasında Hera ile son olarak evlenmiştir. Hera da Okeanos kıyılarında bu­ lunduğu sırada elmaları kendi eliyle Batı K ı z larının bahçesine ekmiştir.Amma da düzen kurdun. Kronos'la Rheia'nm kızı ve Zeus'la öbür Olympos'lu tanrıların kız kardeşidir (Tab. Epey naz eder. Unuttun mu seni havalarda astığım günü. Okeanos'la Tethys tanrılarının yanında geçti­ ğini İlyada'da kendi anlatır (İl. biz uyurken gider. taptaze lotos bir halı serdi toprakla aralarına. Her neyse. babalarından gizli çıktıkları gün yatağa. uğrattın orduyu bozguna. kültte de sık sık tekrarlanır bir motiftir. 152353): Hera kocası Zeus'un İda dağından Troy. Anası Rheia Titan'lar savaşı sırasında inek gözlü tanrıça Okeanos'la Tethys arasında çı­ kan bir kavgayı yatıştırmak için batı kıyılarına gitmek ister. bulutlar arasında. göz göre göre? Ya hep var olan bir tanrı görürse bizi. bunu önlemek için. ondan izin almak için buraya geldiğini söyler. Anasını. insanlar görecek diye korkma. her şeyi keskin ışıklarıyla gören güneş bile. Hesiodos'a göre. görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını. sarmaş dolaş olalım yatakta. altın gibi bir sisle örterim dört bir yanımızı. dedikodudan korkmasını Zeus gibi biz de hayretle karşıla­ yalım. öyle bir aşkı ilk birleştikleri gün duymuştu.. çözülmez bir altın zincir vurmuştum ellerine. Bu kötülüğün meyvesini sen toplayacaksın önce. yatalım gel. Zeus'la Hera evlenmeden de sevişmişlerdir. ne biçim söz çıktı ağzından? Yatağa yatıp sevişmemizi nasıl istersin ida dağının tepesinde. Hera'yı kendine eş alır. Zeus Hera'ya bu cezayı Herakles'e ettiği kötülük yüzünden vermiştir. XIV. aldı karısını koynuna. Zeus eşine nereye gittiğini sorar. bugüne dek ne bir tanrıçaya. ama sonra da düğünleri törenle kutlanmıştır. . Sonra sayar bir bir yattığı ölümlü ve ölüm­ süz kadınları. güneş bile onu geçip göremez bizi. tanrısal toprak yumuşak bir çimen saldı. sonra da kusar.ı savaşını yönettiği ve basanını] Tro- ya'lılarda olduğunu görür. ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni.. utangaç tavırlar takınır: Korkunç Kronos oğlu. Zeus buna da çare bulur: Tanrılar. yola gelmez Here. babası Zeus'a karşı korumaya çalışan Hephaistos bile H e ra'dan neler çektiğini unutamaz (Hephaistos). Zeus dayana­ maz. 200 vd. Böyle dedi. Okeanos kıyısında de­ niz tanrıları çiftini barıştırmaya gittiğini ve ö n ­ ce kocasına haber vermek. ne olur Here. ama içine bal damladığı besbellidir. o da ma­ sum tavırlar takınarak. Babası Kronos onu da doğar doğmaz yutar. 5). Hera. H A Y A T Ö Y K Ü S Ü .. Hera ses çıkarmaz. seni bir güzel pataklayayım da gör. sarıldı. ( 1 ) DOĞUŞU. İlyada'da İda dağı­ nın Gargaros tepesindeki birleşme sahnesi de böyle bir kutsal düğündür. gidip dag başında onunla sevişmeyi ge­ çirir aklından. o bahçeden gelen altın elma­ ları da Gaia Hera'ya düğün hediyesi olarak vermiştir. asılı kalmıştın havalarda. En büyük tanrı çifti arasındaki kutsal düğün (hieros gamos) efsanelerde de. ne yüzle çıkarım bu yataktan dışarı? Hera'nm sıradan bir kadın gibi kendi koca­ sıyla yatmaktan çekinmesini. Hera çocukluğunun dünyanın ucunda. Bir efsaneye göre bu düğün Batı Kızlarının (Hesperides) bahçe­ sinde olmuştur. savaş dışı ettin tanrısal Hektor'u.. Tanrıların tanrısı oğlu Ares'te anasının kusurlarının tıpkısını görür (Ares). a n a . doyasıya. Zeus dünya egemenliğini paylaştıktan sonra. gider odasında önce bir güzel süslenir. bir örs bağlamıştım iki ayağına. Öbür tanrılar da aşağı yukarı Zeus gibi düşünürler. Destanın bu eş­ siz parçasını özetlemeye değer (İl.). onu da göğsüne taktıktan sonra Uyku tanrıyı baştan çıkarır ve onunla birlikte Gargaros doruğuna varır: Bulutlar devşiren Zeus onu gördü. söylerse öbür tanrılara? Bir daha ayak basarnam senin evine. sonra Aphrodite'den sevgiyi tutuştu­ ran büyülü memeligini ister. savaşı filan unutup açığa vurur duygula­ rını: Sonra da gidersin oraya. XIV.

13). o sıra Zeus devi şimşekle yere sermiş. ama Zeus Hera'nın buluttan bir görüntüsünü yaparak onu aldatmıştır (Prophyrion. öte yandan Akhilleus'un anası Thetis'i kıskandığı halde. Ama böylece büsbü­ tün arınıp ölümsüzlüğe kavuşur. H e rakles köledir. safranlardan. Örne­ rol oynar. Herakles'e bü­ tün işleri. İnsanın do­ ğaya karşı yenilmez saldırma ve dayanma gü­ cünü simgeler. yani Yunan ve Latin mythos yazarlarını sonsuzca esinleyen efsanelik bir kişi. Adı Herakles'in bile "Hera'nm ünü" anlamı­ na geldiğini ileri sürenler bile vardır (Herakles). çıldıracak gibi olur. Bir efsane Menelaos'u ölümsüz kıldığını anla­ tır (Menalaos). Yaptığı işler h e p iyiye dönük­ tür. îno ve Athamas. öfkesiyle i z l e r onları. yiğidi ata olarak benimseyen birçok Herakles. Herakles adının "Hera'nın ünü" anlamına geldiğini İ l e ri sürerlerse de "heros" yani kahraman söz­ cüğü ile ilişkisi daha akla yakındır. doğanın insanın başına saldığı afet ve musibetleri yok etmekle insanlığa sonsuz iyili­ ği dokunur. Ne var ki Grek boylarının ve özellikle Dor'ların kahramanlık görüş ve anlayışlarını kişiliğinde toplayan Herakles bir çeşit ulusal kahraman olmuştur. Eurystheusogullarını da ezme­ ye çalışır. sonunda Atina'da yiğit TheseBugün de Kazdag'ın tepesine çıkın. Bu sırada Porphyrion ona tutulmuş ve elbisesinin ucu­ nu yakalayarak onu kendine çekmek istemiş­ tir. hele bu aşklardan ğin Lydia kralı Kroisos (Karun). sardı onları güzel bir altın bulut. Tam işleri bitmişken korkunç bir yanlışlık yüzünden ca­ yır cayır yanar ve ölür. Oysa kendisi trajik bir kişidir: Kahraman olmayı kendi seçmemiştir. kahramanlıkları zorla yaptırılır. Herakleidai. Herakles öl­ dükten sonra. Göz göz tüyleri. tehlikeli geçitleri geçmelerini sağlamıştır (Argonaut'lar).soylara verilmektedir (Tab. onu büyüttüğü için oğlu Akhilleus'u tutar (Thetis). ( 1 ) ADI. Güçlü yiğidi üst üste ederdi. tatlı bir halı. onlara karışır. soyunun H e doğan çocukların yakasını bırakmaz. Roma'da Hera tanrıça İuno ile bir tutuldu (tuno). ama Zeus'un aşklarında zı soylar Heraklesoglu adını almışlardı. Alkmene'nin Zeus'tan d o ­ da Herakles'in bir oğlunu atası olarak kabul ğurduğu Herakles'tir. tanrıçanın lo'ya bekçi koyduğu Argos'un yüz gözünü simgelermiş (Argos). . insafsız bir efendinin buyru­ ğunda ömrü boyunca çalışmak onun kara ka­ deridir. Kızı Eileithyia ile doğumlara gözcülük eden tanrıça Hera'nın en sevdiği kuş tavus kuşu­ dur. İ l k doğduğu günden beri peşini bırak­ mayan Hera'nın kin ve öfkesi son demine kadar da rahata kavuşturmaz onu. koca­ yenerek Yunanistan'da ve özellikle Pelopoman. İ l k ve na geldiğini ileri sürer. Bu ad. tanrı vergisi kuvvetinden de zevk duymaz. H e rakles de erkek olarak odur. yalnız Herakles'in oğullarına ve torunlarıne değil . Sonra Pythia ka­ hini adını değiştirir. Herakles kor. Anadolu ve İtalya'da da ba­ ruya efsanesi yoktur. çiçek olarak zam­ bağı severmiş. Devlere karşı savaşa katılmıştır. Hera'nın doğrudan doğ­ nına yankısıdır. Hera Argonaut'lar seferinde Argo gemicile­ rine yardımda bulunmuş. Heraklesoşilli halıların üstünde tanrıların seviştiğini ge­ gullarının Yunanistan'da tutunması Dor ırkı­ çirirsiniz aklınızdan. tersine onu dizgine vuramadığı için. Asıl adı Alkides. arala­ us'tan yardım görürler ve düşmanlarını bir bir rında otlar fışkıran tepsi gibi serilmiş. kahramanlıklar yapmaya zorlayan Hera'dır. buluttan ç i y damlaları akıyordu pırıl pırıl. Epaphos. İ k sion da Hera ile birleşmek istemiş. Üç Güzeller yarışmasında birinciliği kazanamaması Paris'e ve Troya'ya dinmez kinin bir nedenidir. istemeyerek suç işler ve dengeyi bir türlü bulamayıp kendin­ den geçer. Dionysos ve Tityos efsanelerinde. yahut Heraklesoğulları. Teiresias'ı kör etmekte rol oynar. Roma kralı Tarquinius en büyük kurbanı. Heraklesoğulları bu yüzden oradan oraya sürünür. Helene kadın olarak neyse. ömürle­ rakles'in Omphale ile birleşmesinden meyda­ ri boyunca kini. uzanıverdi ikisi de halının üstüne. dümdüz taşlar görürsünüz ve bu aklı ye­ nez'de egemenliği ele geçirirler. nın Peloponez'i ele geçirmesinin efsane ala­ ( 2 ) E F S A N E L E R İ . yani dedesi Alkaios'tan gelme bir soyadıdır. Ne var ki yalnız Yunanistan kral aileleri değil. sümbüllerden. Yemiş olarak narı. lo. îksion).

Yiğit kendine gelince. Delikanlılık çağına gelince boyu boşu ve gü­ cü olağanüstüdür. H e rakles de aylarca izlemiş canavarı. Sonra yaban domuzu­ nun peşine düşüp onu bir ağ içinde yakala­ mış. Kyreneia geyiği. Zeus'a söz verdirir ki Perseus soyundan ilk doğacak çocuk. insan etiyle beslenen korkunç kartallar varmış. Aynı ge­ ce Alkmene Herakles ve İphikles'e gebe kalır (Alkmene. Eurystheus olur (Eurystheus). sonunda okla yaralayarak onu ya­ kalamış ve omuzlarına yüklenerek götürmüş. Herakles zehir sa­ çan kafalarını bir bir koparmış ve ölümsüz olan kafasını da kocaman bir kayanın altına gömmüş. Herakles üstün bir eğitim görür: Amphitryon ona araba kullanmasını. Alkmene'nin atası Danae ile birleştiği gibi. Böylece Perseus soyun­ dan ilk doğan erkek Herakles değil. Dokuz kafalı bir yılan olan "hydra" adlı ejderi Hera Argos bölgesindeki Lerna bataklığına salmıştı. Altın boynuzlu. tunç ayak­ lı bu geyik Apollon'la Artemis'in koruduğu si­ hirli bir hayvanmış. Thebai kralı Kreon ödül olarak kızı Megara'yı vermiş yiğide. Stymphalos gölünün kuşları. Herakles onu tam bir yıl kovalamış. Arkadia'nın Erymanthos dağında korkunç bir yaban do­ muzu varmış. Hera Herakles'in elinden haklarını almakla kalmaz. Eurytos ok atma­ sını. ( 3 ) H A Y A T I . Suçla­ rının kefareti olacak bu on iki yıllık hizmeti başarıyla sona erdirirse. Augias'm ahırları. Lerna ejderi. Herakles de oklarıyla canavarları öldür­ meyi başarmış. O sırada Sthenelos'un karısı yedi aylık gebeydi. öiümlü babası Amphitryon da Perseus'la Andromeda soyundandırlar (Tab. Zeus. sekiz aylık olup ikizi İphikles'le birlik­ te beşiğinde yattığı bir gün iki kocaman yılan gönderir çocukları boğmak için. G e n e Arkadia'da Stymphalos gölünün üstünde gagala­ rıyla pençeleri tunçtan. Thespios'un yanına sığın­ mış ve kendini bu suçlarından arındırmış. yiğit onu okları ve topuzuyla alt edemeyince. insanlar üzerinde büyük bir egemenlik kuracaktır. Eurystheus hayvanı görünce korkusun­ dan bir fıçının içine saklanmış. ama Hera bununla da yetinmemiş. On sekiz yaşında Amphitryon'un sürülerini beklerken. Eurystheus'a vermiş. Eurystheus yiğidi küçük düşürmek için bu ağılları temizlemesini bu- . Bundan sonra Thebai'lileri haraca kesen Orkhomenos kralı Erginos'la dövüşüp onu öldürmüş. Typhon'la Ekhidna cana­ varlarından doğma bu aslan Yunanistan'da Nemea bölgesini kasıp kavuruyormuş. Elis kralı Augias'ın ahır­ ları dağ gibi üst üste yığılan gübreden kullanıl­ maz olmuş ve gübresiz kalan toprağı da bet bereketini yitirmişti. Hera kızı ebe tanrıça Eileithyia'ya onu yedi aylıkken hemen doğurtur ve Alkmene'nin do­ ğumunu geciktirir. Bin zorla yüzdüğü postunu da kendine zırh etmiş. babasının ve kral Thespios'un ülkesinde korku salan Kithairon aslanını öldürür. Eurystheus bu hayvanın kendi­ sine diri olarak getirilmesini buyurmuş. Thespios da karşılık olarak elli kızıyla yatmasını sağlar yiğide. Bir gün at adamlarla tartışmaya girip birçoklarını öldürmüş. ölümsüzlüğe kavuşacakmış. Erymanthos yaban domuzu. Alkmene gebe kalır kalmaz tanrıça Hera ona karşı korkunç bir kıskançlık beslemeye başlar. 13). ( 4 ) H E R A K L E S 'İ N O N İ K İ İŞİ. Aşağıda saya­ cağımız işleri Herakles yalnız kollarının gücü ve silah olarak elinden hiç ayırmadığı topuzuyla başarmıştır: Nemea aslanı. Alkmene'yi de aldatarak elde eder. Bu kızlardan elli tane oğlu ol­ muş (Thespios).ı aracılığıyla yiğidin gidip Eurys- theus'un hizmetine girmesini bildirmiş. Linos da güzel saz çalmasını öğretirler. Ne var ki avdan her gece yorgun argın dönen yi­ ğit yatağına giren kızların hep başka olduğu­ nu anlamamış. kendi çocuklarını bir bir öldürmüş. Amphitryon). Athena tanrıça H e rakles'e bu kuşları ürkütmek için ziller ver­ miş.(2) SOYU. Iphikles avaz avaz bağırdığı halde. kol­ ları arasına almış ve elleriyle boğmuş. Herakles'in anası Alkmene de. Herakles yılanlara sarılır ve her elinde bir yılanı boğazından sıkıp bo­ ğar. Apollon kâhini Pyllıi. o sırada da dağdaki at adam Pholos'un konuğu ol­ muş. Bu kadından da epey çocuğu olmuş Herakles'in. ama günün birinde Hera yiğidin cinnet getirmesini sağla­ mış.

Amazon'lar kraliçesi Hlppotyte. Eurystheus bu azmanı görünce ödü kopar. yiğit de köpeği Hades'e geri götürüp bırakır. yiğitten Amazon'lar krali­ çesi Hippolyte'nin büyülü kemerini ister. Dev altın elmaları getirir. Bu suçtan arınmak için Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetine girer: Bu kadın Herakles'i köle haline getirir. Hayvan Girit ekinlerini yok ediyor. Herakles de Alpheios'la Peneios ır­ maklarının yataklarını değiştirerek sularını oradan geçirip temizlemiş ortalığı. Herakles oralara kadar gelir. sonra kral Eurytos'un düzenlediği bir ok yarışmasını ka­ zanır.yurmuş. Girit boğası. gene sür­ güne gitmek durumuna düşer. Olympos tanrıları­ nın devlere karşı savaşlarına katılır. Gervoneus'un sürüleri. Yiğit böylece dev Geryoneus'u. ama Laomedon söz verdiği atları teslim etmeyin­ ce. ama önce talibi ırmak tanrı Akheloos'Ia dövüşmek zorunda kalır. Libya çölünü geçerken Helios'a fazla sıcaktan ötü­ rü kızdığı için tanrıyı oklarıyla tehdit eder. ama kral bu yarışmanın ödülü olan kızı İole'yi ona vermez. Hesione). orada dünyayı omuzlarında taşıyan At­ las'ı bir süre bu yükünden kurtarır ve elmaları almaya gönderir. ama başarıları bununla bitmez. Yiğit oklarıyla onu yaralayınca Nessos öl meden Deianeira'ya büyülü bir iksir verir Trakhis'e yerleşen Herakles Eurytos ve oğul­ larını öldürmekle sözünde dıurmayankralı ce- . Orada boğa serbest bırakıldıktan sonra Marathon kapıla­ rında Theseus'un eline geçmiş. Herakles onu aldatarak ka­ çar ve elmaları Athena'ya adar. çilesi de tüken mez. Herakles de kralı oğullarıyla birlikte öldürmüş. ya da başka bir anlatıma göre Olympos dağında vahşi hayvanlara par­ çalatır. Herakles Diomedes'le çarpışır. ora­ da bağlı bulunan Theseus'u kurtarır ve Kerberos köpeğini alıp yeryüzüne kaçırır. Sonra Kalydon'a gidip Deianeira ile evlenir. onu öldürüp ölüsünü atlarına yedirir. Ama bu iş için sürülerinin onda birini vereceğini söyle­ yen Augias sözünde durmamış. Sonra da ehlileşen hayvanları Mykenai'ye getirir. tanrı da öç almak için bocayı kudurtmuştu. sürülerin bekçilerini öldürür ve sığırlan alıp götürür. Eurystheus'un kızı Admete.) Batı kızlarının altın elmaları. Girit kralı Minos bir beyaz b o ­ ğasını Poseidon'a kurban etmek istememişti. Herakles öfkeye kapıla­ rak Eurytos'un oğlu İphitos'u öldürür. Güneş de ona Okeanos'u geçmek için altın sandalını verir. Laomedon'un kızı Hesione'yi deniz canavarının elinden kurtarır. giderken karısı Deianeira at adam Nessos'un saldırısına uğ­ rar. Hera'nın Zeus'la evlenirken düğün hediyesi olarak aldı­ ğı bu büyülü meyveleri Batı kızlarının bahçe­ sinde nympha'lar ve bir ejder korumaktaydı. Omphae'den kurtulunca Troya'ya gi­ dip Laomedon'u öldürür. Dönüşte yiğit Troya'ya uğrar. ülkeyi aç­ lıkla karşı karşıya bırakıyordu. Sparta'ya karşı bir saldırıya girişir vb. Herakles Okeanos ırmağını geçmekte güçlük çeker. Herakles Nereus'tan izlemesi gereken yolu öğrendikten sonra. Trakya kralı Diomedes'in insan eti yiyen atları varmış. kadın kılığına sokup yün eğirmesini sağlar. İtalya ve Trakya yoluyla Yunanistan'a döner ve sürüleri Eurystheus'a verir (Geryoneus. Herakles bu azgın boğayı boynuzlarından yakalayıp Yuna­ nistan'a götürmeyi başarmış. Okeanos ırmağının bir adasında Geryoneus büyük sığır sürülerini otlatmaktay­ dı. Herakles'in başardığı en zor iş budur. hiçbir ölümlü­ nün geri gelmediği yeraltı ülkesine iner. onu arındırmak istemeyen kral Neleus'a karşı savaşır. Dünyanın batı ucunda. Ares'in Hippolyte'ye armağanı olan bu ke­ meri almak için Herakles Amazon'lar kraliçe­ sini öldürmek zorunda kalır. yiğit öç alacağını söyleyerek Troya'dan ayrılır (Laomedon. Ne var ki bu sırada yiğit Kalydon avına ve Argonautlar seferine de ka­ tılabilir. Cebelüttarık boğazını geçer ve anı olarak geçit yerine iki sütun diker (Cebelüttarık boğazına Yunanlılar Herakles sütunları derlerdi). Batı kızlarının bahçesini bulur. Hermes ve Athena'nın yardımıyla. Thebai'ye dönüşünde birinci karışı Megara'yı arkadaşı Ioalos'a verir. Galya. ama dünyanın yükünü bir daha omuzlarına almayı istemez. Augias'tan öcünü alır. Kerberos'un ölüler ülkesinden kaçırılma­ sı. Kaynatası Oineus'un şarap sunucusu Eunomos'u kaza ile öldürdükten sonra. Diomedes'in atları. Bunlar Herakles'in başlıca on iki işidir.

zalandırmış olur. Hercules Roma efsanelerinde daha yumuşak bir kahra­ man olarak canlandırılır. insanın başına gelen afet ve belaları alt edip yenen yiğitlik ve yüreklilik simgesidir. Gölgeli mağaraya sığınmış olan nympha'yı tanrılar tanrısı geceleri karısı Hera uykuya daldıktan sonra gelip bulur. Roma efsanesinde Yunanlıların Herakles tipi oldu­ ğu gibi benimsenmiş. gi­ der. Herakles'in adı hemen her destan ve şiirde geçerse de. Hercules. beşiğe yatırılır. Hermaphroditos. Yiğit gömleği sırtına geçirir ge­ çirmez korkunç acılarla yanmaya başlar. ancak öykülerine yerli bazı öğeler katılmıştır. Tanrıların ve özellikle Zeus'un habercisi olarak görev alan Hermes. sözünde durmayanları cezalandıran. Kıskanç­ lık içinde kıvranan Deianeira da ona Nessos'un kanına bulanmış iksirle ıslattığı gömle­ ği gönderir. hem de tanrı olarak tapım görmüştür. Olympos tanrılarının en renkli ve özgün kişilerinden biridir. Heraklesogulları denilen dölleriyle bütün Peloponez'e ege­ men olmuş. Bu eşsiz ve şaşırtıcı. böylece Yunanistan yarımadası­ nın atası sayılmıştır. Titanlar soyundan At­ las'la Pleione'nin kızı Maia'nın Zeus'la birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. Bütün öykülerini buraya almamıza olanak bulunmayan Herakles'in rol oynadığı bütün olaylar. ona gördüğünü kimseye söy­ lememeye yemin ettirir. sonra bu yüzden fazla güç ka­ zandıkları için tannlarca ikiye bölündüklerini anlatır. Deianeira haberi alınca kendini asar. Fizik ve moral gücün. Çocuk kundaklanır. oğlu Hyllos babasının son buyruklarına uyarak yiğidi Oita dağının tepesinde kurulmuş bir odun yığının­ da yakar. Bir süre sonra Maia bir çocuk doğurur. kahramanlığın sim­ gesi olan Herakles hem kahraman. Şölen. Zeus Maia ile Arkadia'nın güneyinde Kyllene dağının bir mağarasında buluşmakta ve sevişmektedir. Erkek ve dişi cinsini kendinde birleştiren Hermaphroditos tipinden insanların atası olarak Pla­ ton da söz etmektedir. Zeus'un oğlu Herakles'i kaçırıp Olympos'a götürdüğü ve Hebe ile evlendirip ölümsüzlüğe kavuşturduğu anlatılır. sonra da gider. 5). D O Ğ U Ş U VE E F S A N E L E R İ .). hem de di- şi olduklarını. 189e191d. kendi de oradaki çalı çırpıdan ayağına tu­ haf sandallar örerek izlerini gizler. Herakles'in Latince adı. adları başka mad­ delerde geçen kişilerle ilgili olarak anlatılmış­ tır. Çok içen. Örneğin Cacus adlı devi ve ülkesine gelen yabancıların canına kı­ yan kral Faunus'u öldürdüğü anlatılırdı. İ k i cins arasındaki tutku ve birbirleriy­ le birleşme isteği çok eski zamanlardaki bu birlikten dogma imiş (Plat. ondan güzel sesler çıkarmakla eğlenir. Hermes. karşılığında bir düve armağan edeceğine söz verir (Battos). kişiliğini ozanlardan çok tragedya yazarları işlemiştir. Yolda bir ihtiyara rastlar. bir bakıma da gül­ dürücü efsane homerik denilen. Hermes'in asıl efsanesi doğuşu ve ömrünün ilk günleriyle il­ gilidir. Güneş tanrının Pieria ovalarındaki inek sürülerini bulur ve onlardan elli hayvan çalar. insan­ ların en ilkel çağlarda hem erkek. kızı lole'yi de alır. Ro­ ma kralı Evandrus yiğidi konuklarnış ve şere­ fine bir tapınak kurmuş derlerdi. ka­ buğunu boşaltır ve koyun bağırsağından yedi tel gererek bir gitar yapar. ama H o m e ros destanlarından birkaç yüzyıl sonra Yuna­ nistan'ın Peloponez bölgesinde meydana gel­ diği besbelli "Hermes'e Övgü" adlı şiirde uzun uzadıya anlatılmıştır. gene masum bir bebek gibi kundağına . hemen aklına bir cin f i k i r doğar. akşam olur olmaz kundağı­ nı çözer ve ayakları üstüne basıp olmayacak serüvenlere girişmek üzere yola çıkar: Magarının önünde bir kaplumbağa görür. ama doğduğu gün Hermes olağanüstü işlere girişmekle ka­ fa gücü ve yetenekleri tanrıların hepsini aşan üstünlükte olduğunu gösterir. Kutsal inekleri bir mağaraya kapattıktan sonra. çok yiyen canlı ve iyi kalpli bir dev olarak tanım­ lanan Herakles Greklerin gözünde kötüleri. ama hırsızlığı belli olmasın diye inekleri gerisin geri götü­ rür. Hermes. Tutar inekleri Kyllene'ye doğru sürer. hayvanı öldürür. O sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek ister. "Şölen" diyalogunda söz alan komedya şairi Aristophanes. Bebek Hermes beşiğinde kalmaz. elinde bir sazla Mu­ sa'lara karıştığı da görülürdü (Evandrus). Hermes'Ie Aphrodite'nin oğlu Hermaphroditos'un adı Salmakis efsanesinde geçmektedir (Salmakis).

Aldı eline değneğini. Akhilleus'un seyisi genç bir delikanlı kılığına girdiği halde. uçtu gitti. Homeros destanlarında Hermes'i bu göre­ vinde görürüz: Odysseia'da Odysseus'u yıllar­ dan beri mağarasında alıkoyan Kalypso'ya Zeus haber ulaştırır. Bir süre sonra Hermes P a n kavalını icat eder. ama tam anlamı çözüleni'' yen Argeiphontes ek adını alır. yiğide bir sal yapsın da onu yurduna göndersin diye. o altın kakmalı tanrısal sandallar taşırlardı o n u denizin üstünde. ı bekçi olarak yüz gözlü Argos'u dikmişti.martı gibi. llyada'da çok güzel bir rolü vardır kllavui tanrının: İhtiyar kral Priamos'u Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'un barakasına götürür ve getirir. Gene Heranın almak istediği öcü boşa çıkarmak i ç i m d i r ki. ama asıl yararı yolcula­ ra dokunur: Yollara dikilen Hermes heykelle ri . hırsızlıkta becerikli bir adanı (Autolykos). Z e us'un buyruğuyla Hermes Argos'u öldürül (Argos) ve bu başarısıyla Homeros dest. ama o sırada Apollon onu kolundan tutup tartaklayınca birden yellenir. Pierie'yi geçip indi havadan denize. Ölülerin ruhlarını Hades'e götürmek de Hermes'in görevi olacaktır. Pek güvenilmeyen bir kaynağa göre de.ınl. Paris'e altın elmayı verip yargıçlık etmesi buyruğunu o ulaştırır. kaydı dalgaların üstünde bir. Bundan böyle bütün buyruklarını tanrıla­ ra da. 277-307). Sabah Apollon günle birlikte doğunca sürülerinin eksikliğinin farkına varır ve ihtiyar Battos'ü sorguya çekip gerçeği öğrenir. sazı alıp inekleri bı­ rakmaya razı olur. küçük Dionysos'u kaçırır ve önce Nysa dağına. balık aularken ağır kanatlarını köpüklere daldırır hani dipsiz kıvrımlarında ekin vermez denizin. 42 vd.ki bunlar bir tanrı büstü ve phallos simge­ sini taşıyan yuvarlak kaidelerdi . en kurnaz ve en canlısı olan Hermes'i Zeus kendine ulak olarak se­ çer. X. Hermes hırsızların olduğu kadar. Kararı şudur: Hermes inekleri nerede sakladığını gösterecektir. böylece dev Hippolytos'u öldürür.ı rında çok geçen. başına d . Odysseus'u Kalypso'nun el­ lerinden kurtarmak için araya girdiği gibi. Bebek pozundaki Hermes babası Zeus'un başına suçsuz olduğuna ant içer. Güzelim sandallarım bağladı ayaklarına.girer. Kirke'nin büyülerine karşı koyacak bitkiyi de o verir yiğide (Od. 331-469. Apollon mağaraya gelince Hermes'in yaptığı gitarı görür. Savaşlarda da yardımı dokunur: Devler savaşında Hades'in başlığını takıp gö rünmez hale gelir. insanlara da Hermes aracılığıyla ulaştı­ racaktır.. yani ruhlar kılavu­ zu adı verilir. Hermes çobanların bekçisi olarak omuzlarında bir ko­ yun taşıyarak canlandırılırdı. konuyu Zeus'un yargıçlığına bırakmaya karar verir. Arkadia dağlarında Odysseus'un karisi Penelope ile birleşip üretmiş onu .çok kutsal sayılan ilkçağın kilometre taşlarıdır. sonra da Athamas'ın yanına bırakır (Dionysos). karşılığında Hermes'e kerykeion denilen sihirli altın değ­ neği verip kavalı alır. Efsaneye göre birçok çocukları olur: Biri Odysseus'un kaynatası Autolykos'tur. Zeus'un İo'ya sevgisini kıskana­ rak k ı z ı bir ineğe dönüştürmüş. Apollon buna gülmernezlik edemez. tüccarla­ rın da koruyucusudur. isterse büyülerdi onunla gözünü insanların. Adının ka­ rıştığı en önemli serüven İo efsanesinde ge­ çer: Hera. koruyucu tav­ rından tanrı olduğunu anlar sonunda Priamos ( 1 1 . Aldı onu eline güçlü tanrı. Phriksos'la Helle'yi Yunanistan'dan Anadolu'ya götürerek altın postlu koçu N e phele'ye o verir. Zeus'un Typhon'la çarpışmasında bir düzen kurarak tanrılar tanrısını kurtarır (Typhon). V. isterse uyandırırdı onları derin uykudan. 679-694). Bu değnekle Hermes habercilerin ve hırsızların kralı olur.): . Oğulları­ nın en sivri akıllısı. Hermeias da bin bir dalganın üstünde öyle gidiyordu. Bu haberi nympha'ya götürmek için Hermes yola çıkar (Od. G e ­ lip Hermes'i beşiğinde bulur ve inekleri geri vermezse Tartaros'a atacağını söyler. Hermes'in birçok efsanelerde rolü vardır: îda dağına Öç Güzeli o götürür. babası gibi kurnaz. Apollon syrinks deni­ len bu güzelim kavalı da ister. Bu görevde Hermes'e Psykhopompos. ya da sınırsız topraklar üstünde yel gibi hızlı. X X I V .. çıkar­ dığı güzel seslere bayılır. Hermes çobanlar tanrısı Pan'ın da babasıymış.

ona âşık bir delikanlı her gece Galata'dan kuleye yüzer. 414)-. deniyor.. tören yaparlarmış. Ama masal bu. oysa. özellikle Racine. ilk batında ay parçası bir kız doğurmuştu o.. adı Leandros. Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destanlarına sah­ ne olmuştur gerçi. Hero'yu bu törenlerin birinde t e ­ peden tırnağa kırmızı güllerle donanmış ola­ rak görmüş belki. O güne kadar beyaz olan gül. büyütsün di­ ye. bir bahar günü Sestos'ta bayram yapılmış. Çiçeklerin kadife kırmızısı. Abydos'ta bir kral oğlu yaşarmış. Hero ile Leandros'un efsanesi aslında Boğaziçi'nde değil. bir yokmuş. "Ah Adonis! Vah Adonis!" diye bağırıp dövünürler. Aphrodite'ye geri vermek istememiş. tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış. Bir gece fırtına çıkmış. varsın sahibi o olsun bundan böyle. Adonis.Hermione. deniz delikanlıyı alıp götürmüş. Oysa tragedya yazarları Hermione'nin Orestes'le nişanlanıp evlendiğini kabul ederler.. 15). Ama Adonis yılın sekiz ayını Aphrodite'nin yanında geçiriyor. bir zamanlar bu kulede bir kız yaşarmış derler. Hero ile Leandros. Adonis'in gövdesinde ne kadar kan damlası var­ sa. öbürü Abydos diye iki şehir varmış. Hermione'yi Neoptolemos'a nişanlı ve tutkun göste­ rir. Persephone kıskanç­ lığından bir yaban domuzu salmış ormanlara. sahnesi nerede olursa olsun. Telemakhos babasını aramak için yaptığı yolculukta Lakedaimon'a vardığı zaman. öldür­ müş... Fransız tragedya yazarları. Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. ölü gövdesini ertesi sabah kulenin dibine atmış. Hermione'nin düğünü yapılmaktadır. Sestos'ta aşk tanrıçası Aphrodite'nin bir rahibesi varmış. Çanakkale Boğazı­ nın en dar olduğu yerde biri Sestos. geri kalanını da kendi n e ­ rede dilerse orada geçirecek diye kesip at­ mış. Menelaos Troya'da iken kızını Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a nişanlamıştır: Tanrılar gerçekleştiriyordu şimdi bu düğünü. Hero ile Leandros gönül vermişler birbirlerine. kızın sütbeyaz güzelliğini daha da belirtiyor­ du. çocuğu yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. . güzelliğine vurulmuş. İstanbul limanının süsü bugün de dimdik ayakta duran sevimli Kızkulesi bu ma­ salı kendine yakıştırmış ya. Leandros. Bir anlatıma göre Menelaos Troya'da iken bu düğün olup bitmiş de. Abydos'lu kral oğlu Sestos'lu rahibeye ne . Aphrodite onu görür görmez. Orestes ise amca kızı Hermione'ye karşılıksız bir aşkla yanmakta­ dır (Orestes. Bundan böyle bahar bayramında kadınlar. Tanrıça. Çanakka­ le Boğazında geçer. Can çekişen sevgilisinin yanına koşar­ ken Aphrodite'nin ayağına bir gül dikeni bat­ mış. yüzü altın Aphrodite'ye benzeyen Hermione'yi. Odysseia'da adı geçer (Od.. ama insanlığın kara günle­ rini dile getiren bu olaylar. oysa Akhilleus'un oğlu "tutsağı Andromakhe'yi sevmektedir. IV. Neoptolemos). Başka çocuk vermemişti tanrılar Helene'ye. karanlık ülkenin tanrıçası da çocuğa tutulmuş. Aphrodite'nin çok genç ölen sevgilisi Adonis'in şerefine bir bayrammış bu. Şu her gün karşımızda gördüğümüz Boğaziçi'nin güzelliğini müjdele­ yen Kızkulesi var ya. üçte birini yeraltın­ da Persephone ile. yalnız dört ay iniyormuş karanlık ülkeye. toprağa dökülen her damla kandan bir lale. Hermione ikisi arasında kalmış. bir de hakikat payı taşır. Bu masal K ı z k u lesi için anlatılır. sevgi kıvılcımlarının yüreklerinde ne za­ man çaktığını bilirler mi? Biz diyelim ki. Menelaos'la Helene'nln kızı (Tab. Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte birini yeryüzünde Aphrodite ile. Sevgililer birbirlerini niçin sevdikleri­ ni. bir hayal. yahut Temmuz (temmuz ayının âdı oradan gelir) ağaç kabuğundan doğmuş. Neden vermişler. Ana­ dolu topraklarında. nasıl vermişler? Masal açıklamıyor bunları. sevgilisine kavuşurmuş. her damla yaştan bir kırmızı gül fışkırmış. sonra Akhilleus'a verdiği sözü tutmak için babası onu Orestes'ten ayırıp Neoptolemos'a ver­ miş. adı H e r o . dalgalarının bir aşk faciasına da sebep olduğunu unutturmuş­ tur bize. Bir varmış. Boğazın en dar geçidi. çiçek gibi körpe. Ne var ki. Abydos. doğru veya yan­ lış. hayvan Adonis'i avlanırken yaralamış. canlı bir çocukmuş. o kadar gözyaşı dökmüş.

gel!" diye bir meşale sallıyordu. rahibe kaldıkça kızlığını korumalıydı. bu övgüde kendi­ sinin tanrının hem eşi. Hero sönen meşalesini yine yakmış. dag gibi yükse­ len dalgalar Leandros'un çırpınan gövdesini döve döve Sestos'tan çok ötelere sürdüler. Hero'nun elindeki meşaleyi söndürdü. Kurşun gibi bir sabahtı. var gücüyle yüzdü. ama kollarının. şehrin Sparta'dan gelme bir kadın yü­ zünden yıkılacağını öngörüp bildirmiş. kulede­ ki meşale çağırıyordu. İda dağının bir nympha'sıyla bir çobanın kızıymış. efsane bunu anlatmıyor. Hero'nun elinde sallanan me­ şale gittikçe yakınlaşıyordu. sevgilisine. Leandros Anadolu kıyısından Sestos'a geçmek için yanıp tutuşuyordu. Meşale söndü. Yine de gelme diyemiyordu Leandros'a. yaz gecelerinin kısalırına üzülerek dönüş yolunu tutuyordu. "Gel. Kulenin kapısı açıktı. Sestos'taki kulenin te­ pesinde bir ateşin yandığını gördü. öbürü öbür kıyısında bütün bir gece ayrı kalmak akla sığmayan.. ne var ki. Herse öbür kız kardeşleri . Öpüşmemek. tanrı sözcülüğü yaptı­ ğı zaman bu taşın üstüne çıkarmış. her gece Hero'ya kavuşuyor ve her sabah doy­ madan. Bir gece. İlk defa birbirine sarılacak bir kadınla bir er­ kek nasıl bir an duraklar. Leandros'un yüreglndeki ateş yanıyordu daha. Troya bölgesinde öldüğü halde. biri boğazın bir kıyısında. Aglauros'la Pandrosos'un kız kardeşi Bir anlatıma göre. Leandros artık yüzmüyor. Hızla esen bora meşalesini söndürecek gibi oluyor­ du bazı geceler. ne dalga. Bir süre Samos'ta kalmış. Hero ku­ leye çıkmış. bir erkeğe vara­ mazdı. bir kulaç daha. biz seni götürürüz" der g i b i f ı ş f ı ş ediyor. kavuşmamak. sev­ giyle hızlanan gövdesine arttıkça artan bir güç katıyordu. ama Klaros. Denize dalar dalmaz en yüksek dalgalan yara yara yüzü- yor. ama kulenin tepesindeki ışığı görmüyordu ki. yoksa mektuplaştılar mı. denizden çıkan sevgilisinin buz gibi bedenini sararken bir tehlike sezinleyerek ürperiyordu. soluk bile almadan kumsaldan yukarı koştu. Bir ku­ laç. yanında bir taş götürür. Leandros dayanıklı bir yü­ zücüydü. Herse. bir gece daha. Ne olduğunu bilmeden bıraktı kendini denize. Herophile. içeriye daldij merdivenleri tırmandı. bacaklarının gücü tükenmişti. Herophile tanrı Apollon'a bir övgü yazmış. Yaz geçmiş. Herophile gezgin bir biliciymiş. Bir ge­ ce dalgalara bakarken.pahasına olursa olsun kavuşmak İsledi. Hero rahibeydi. Bir gece fırtına daha sert esti. Troya savaşından çok önce. Delos ve Delphoi'nin Apollon tapınaklarında da görev al­ mış. bitkin ellerinde tutu­ yordu. su fırtınası arasın­ da uçuyordu. ol­ mayacak bir şeydi. her gece Leandros kulede sallanan meşaleye doğru yüzüyor. bakıştılar. Hero korkmaya başlamıştı. Herophile. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. ne rüzgâr. Herophile'nin kullandığı büyülü taşın Delphoi'deki Apollon tapınağında saklandığı­ nı yazar. Karşı kıyıda Hero'ya varan ışık yolu ise kısa görünüyordu. Sestos kulesi kap­ kara bir taş yığını gibi yükseldi gene ay ışığın­ da. Troya bölgesinde doğmuş. nereye doğru yüzeceğini bilsin. İki sevgili bakışlarıyla mı anlaştılar. ona kavuşacak. Adonis bayra­ mında gördüğü pembe beyaz kız şimdi gü­ müş ve altın rengi ışıltılar saçıyordu. Dalgacıklar. Deniz durgundu. ı rina. Yol göste­ ren ay ışığını kara bulutlar kaplamıştı. ince göv­ desini kollarında saracak. ona ölümde olsun kavuşmak için kendini denize attı. dudaklarını dudak­ larına alıp sevgisinin yumuşaklığını tadacaktı. Ne yapsın ki. ay suda hafifçe dalgalanan ışıltılarıyla Leandros'a bir yol çiziyor gibiydi. boğaz­ da dondurucu poyrazlar esmeye başlamıştı. ne soğuk durdurabiliyordu Leandros'u. Delikanlı bütün gücüyle karşı koymaya çalış­ tı. Sabaha karşı dalga ölüsünü attı Sestos kıyıl. yorgunluğunu duymadan varıyordu karşı yakaya. Boğazın serin akıntıları yanan gönlünün ateşini dindireceğine. Son bir kulaçla karaya ayak bastı. Buz gibi bir donukluk sarıyordu bedenini. Sestos kulesinde meşalenin yandı­ ğını gördü mü. Leandros suya daldı. hem de kızı olduğunu söylermiş. Sibylla adlı bilici kadınların ikin­ cisi sayılır (Sibylla). karşılarına çıkan mutluluğa nasıl şaşkınlıkla inanmadan bakar­ larsa. Pausanias. Pausanias'ın anlattığına göre. Hero ile Leandros da öyle durakladılar. Ne var ki. "Gel. Kıyıya çarpan ölüyü görünce.

adı akşam anlamına gelen Hesperos'u şöyle tanımlar ( İ l . Atlas üstüne anlatı­ lan efsanelere göre. bu yüzden de onlar gibi çıldırarak Atina akropolünden aşağıya atmamış kendini. Hesperid'ler. Hesperid'lerin yurdu Atlas dağlarının eteğinde bir yer sayıldı. Priamos'un ablası. Hesione onun serbest bırakılmasını sağlar. Leomedon da razı olur. Hesione. Zeus'la Hera'nın kız kardeşidir (Tab. geceyle gündüzün sınırlarında oturan ince sesli perilerdir (Theog. Halkın kanına giren bu ejderden kurtulmanın tek çaresi kralın kızı Hesione'yi canavara kurban etmektir. ya da Phorkys'le Keto'nun kızları oldukları söyle­ nir. 5). İlk surları aşıp şehre giren arkadaşı Telamon'dur. Poseidon ve Apollon ona talip oldukları halde. Kephalos). Hesperos. Ayrıca tanrılar ve insanlar arasında büyük bir şeref payı elde et­ miştir: Her tapmakta ve her evde sunağı var­ dır. Hesperid'ler dünyanın batı ucunda. Hesperos'un Hesperis adlı bir kızı olmuş. Herakles de Troya'ya bir saldırı hazır­ lar. Erikhtonios. ya da Batı Kızları diye anılan Hesperid'ler Hesiodos'a göre Ok­ yanus ırmağının ötesinde. Bir za­ manlar Gaia tanrıçanın Hera'ya düğün hedi­ yesi olarak verdiği bu elmaları dünyanın batı ucundaki bir bahçeye dikmişler ve başlarına bekçi olarak Hesperid'lerden başka bir de ej­ der koymuşlardı. Öbür OlymGecenin karanlığında. Laomedon gene yemin eder. Hesperid'lerin başlıca görevi. Yıldız olmadan önce Hesperos Atlas'ın oğ­ lu ya da kardeşiymiş derler. Troya krab Laomedon'un kızı. Lucifer yani ışık taşıyan demişler ona. Herakles ödül olarak kızı Telamon'a verir. Hesperos. yani Gece tanrıça bunları kendi kendine yaratmıştır.efsanede Hesperia ve Arethusa diye ikiye bö­ lünür ve Hesperid'ler dört olur. Altın elmalar ölümsüzlük bağışlayan bir yemiştir. Daha son­ raki efsanelerde Zeus'la Themis'in. ama zamanla coğ144 rafya bilgileri artınca. ama kızı eline geçince. altın elmala­ rın bittiği bahçeye bekçilik etmekmiş. Çok­ luk üç peri diye bilinirler ve adları Aigle. Hestia evlenmek iste­ memiş ve Zeus'tan ömrü boyunca kız oğlan kız kalma sözünü almıştır. insanların da konut­ larında dinsel bir merkez sayılır. Kimi efsanelerde Hesperid'lere baba ola­ rak Atlas ya da Hesperos yıldızı verilir. der tanrı sözcüsü. Hestia.nin Athena'ya karşı İşledikleri suça katılma­ mış. Ocağı simgeleyen Hestia. 317): yıldızlar arasında. Nyks. Bir anlatıma göre Hesione Yunanistan'a giderken kaçmış ve Anadolu kıyılarına dönüp Miletos'a sığınmış (Laomedon). en güzeli. X X I I . Telamon'la ev­ lenir ve Teuker adlı bir oğlu olur. atları vermek is­ temez. O sırada oradan geçen Herakles canavarı öldürüp kızı kurtaracağına söz verir. Hellenistik şairler Hesperos'Ia Phosphoros yıldızını bir tutmuşlar. Tan­ rı Hermes'le birleşip Kephalos diye bir erkek çocuk doğurmuş (Aglauros. Herakles'in bu ilk Troya seferin­ den aldığı esirler arasında Hesione'nin küçük kardeşi Podarkes de vardır. Homeros. Podarkes Troya'ya döner ve Priamos adı altında tahta çı­ kar. Hesione. başka . Gökte bir yıldız olmuş Hesperos. Altın elma motifi Üç Güzeller ve Paris efsa­ nesinde de geçer. Kronos'la Rheia'nın birinci kızı. Herakles onları koparmakla ölümsüzlüğe hak kazanmış olur (Herakles). bir daha in­ memiş yeryüzüne. tanrıların da. Hesperis de Atlas'la evle­ nip Hesperos kızlarını doğurmuş (Hesperid'ler). Mutlular Adalarının dolaylarında otururlarmış. Ocak. kızını bir kayaya bağ­ layıp bırakır. Batı kızları bu cennet bah­ çesinde ezgi söylemekle ve tanrı balı akan pı­ narların başında hora tepmekle vakit geçirirlermiş. Atlas dağının t e ­ pesine ilk çıkan oymuş. Erythie ve Hesperarethusa'dır. yeter ki Laomedon ona ölümsüz atları­ nı vermeye ant içsin. deniz tanrı Troya kıyılarına korkunç bir cana­ var salar. yıldızlara bakarken bir fırtına almış götürmüş onu. yıldızların en parlağı. Bu evlenme korkunç bir serüvenle ilgilidir: Laomedon Troya surlarını yapan tanrı Poseidon'la Apollon'a söz verdiği ücreti ödemekten kaçınınca. Akşam Yıldızı denen bir yıldız vardır hani. Romalılar da bu yıldı­ zın adını Latinceye çevirmişler. 214 ve 275). bu son ad kimi . her akşam insanlara geceyi geti­ ren yararlı bir yıldızmış o.

ona hemen gönül vermiş ve yarışı ka­ zanmasını sağlamış. ondan karşılık görmeyince. At pınarı anlamına gelen Hippokrene Helikon dağında. Oğullarının en ünlüleri Atreus. Amazon'ların kraliçesi. Phaidra tutkusunu Hippolytos'a açar. Hestia hep yerinde kalır. ama onu kıska­ nan. Bir anla­ tıma göre Myrtilos âşık olduğu Hippodameia ile bir gece yatma sözünü alarak Oinomaos'un arabasının civatalarını gevşetmiş. Kemeri­ nin alınması Herakles'in dokuzuncu işi olarak anılır (Herakles). kiminde Hippodamela'nın kendisinin Pelops'u arabacıyla aldattığı söylenir. Pelops oğullarıyla Atreus oğulları­ nın başına gelen korkunç belaların kaynağın­ da Myrtilos'un bu ilenmesi varmış (Pelops. şaşırtır. Akha'lar ilk Troya seferinde Mysia'ya çıkarma yapın­ ca. yendiklerinin de kafalarını keser. Kanatlı at Pegasos'un ayağını yere vurmasından fışkıran Hippokrene'nin çevresinde Musa'lar topla­ nır. hem de Oinomaos taliplerin arasına Hippodameia'yı bindirir. Efsanelere göre Hippodameia'mn altı oğ­ luyla üç kızı olur. arabmın da daha ağır olmasını sağ­ larmış. Aphrodite. Hippolytos'un onu kirletmek istediğini söyln Theseus öfkeye kapılır. Theseus'tan bir oğ­ lu olmuş ve ona kendisi gibi Hippolytos adı verilmiş. Hiera ülkesi kadınlarının başına geçip sal­ dırganlara karşı koymuş ve Nireus'un eliyle öldürülmüş (Telephos. Çok güzel olan bu kızın birçok talipleri varmış. ama Amazon'un Melanippe mi. Hippokrene. Hiera'nın Helene'den de daha güzel olduğu söylenir. Aphrodite'yi hor görür. Bütün Amazon'lar gibi ken­ disi de Ares'in kızı olan Hippolyte'nin Theseus efsanesinde adı geçer. Pelops karısı onuruna Olympia'da beş yılda bir kutlanan bir Hera bayramı düzenlemiş (Pelops ue Olympia oyunları). Tanrıça da ondan öç alır: Üvey anası Phaidra'yı ona âşık eder. Musa'ların kutsal korulugundaki bir pınardır. ama oğlunu kendi . Peirithoos'un karışıdır. Hippodameia Pelops'u gö­ rünce. Hippolyte. ya da Pelops'un arabacı Myrtilos'a verdikleri söz üzerine efsane kay­ nakları çeşitli anlatımlar verir: Kiminde Pelops'un Myrtiios'u rüşvetle baştan çıkardığı. böylece onların dikkatini çeker. Kişiliği olmayan soyut bir kavram olarak canlandırılır. Myrtilos). Himeros. Yarışta yenilmesine de olanak yokmuş.pos tanrıları gidip geldikleri halde. Nireus). Adı arzu anlamına gelen ve aşk isteğini simgeleyen soyut bir kavram. Alkathoos ve Pleisthenes'tir. At evcilleştiren ya da alt eden anlamına gelen Hippodameia adlı iki efsanelik kadın vardır: (1) Biri ve en ünlüsü Elis bölgesindeki Pisa kralı Oinomaos'un kızıdır. hora teperlermiş. ezgi söyler. Eros'la birlikte Himeros da hemen peşine takılır. Ama çoğu efsanelerde Herakles'in eli altında can verdiği kabul edilir. (2) Hippodameia Adrastos'un kızı. Bu yüzden adı hiçbir efsa­ neye karışmaz. Hippodameia. çünkü hem atları çok hızlıymış. Hippodameia. Uranos tanrının denize dökülen sperma­ sından köpükler arasında doğunca. ara­ bacı da ölmeden önce Pelops soyuna lanet okumuş. Böylece talipleri bir bir yener. Hippolytos Amazon anasından av ve savaş merakını almıştır. evinin kapı­ sına asarmış. ayrıca damadı yüzünden tahtından ola­ cağını bilen babası kızını ancak araba yarışın­ da kendisini yenecek olan adama vereceğini bildirmişmiş. Antiope mi. Pelops Hippodameia'yı alıp yurduna gö­ türürken yolda Myrtilos'u denize atmış. Günün birinde Hippodameia'ya Pelops talip olmuş. Pınarın su­ yu şairleri esinlermiş. yoksa Hippolyte mi olduğu konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. Artemis'e saygısı büyüktür. Olympos'ta Musa'lar ve Kharit'lerle birlikte görülen Himeros'un adı hiçbir efsaneye ka­ rışmaz. Hippolytos ( 1 ) Hippolytos. Thyestes. Eniştesi Khrysippos'u Hippodameia kendi öl­ dürmüş de o yüzden Elis'ten kovulmuş derler (Khrysippos). Theseus'a yakınır. Theseus'la bir Amazon'un oğludur. Kentaur'larla Lapith'ler sa­ vaşı onun yüzünden olmuştur (Peirithoos). Her ney se. Mysia'h Telephos'un karısı. Bunun için de babasının seyisi Myrtilos'un yardımını istemiş. bir süre sonra Oinomaos paramparça olan ara­ basından düşerek ölmüş. Hiera.

Phaidra haberi alınca ken­ dini asar. Delikanlı Troizen'de bir araba yarışına katılmışken ejderin saldırısı­ na uğrar ve dizginlerine dolaşarak kayaların üstünde can verir. V. ama etkileri bu insansal kavram­ ları çok aşar. Tragedyalara konu oluşu şuradan­ dır: Horatius kardeşlerin bir kız kardeşi Curiatius kardeşlerin biriyle nişanlıdır. 432 vd. simgeledikleri varlıkları da daha 146 Gökyüzünün kapıları iyi anlamış oluruz: Birincisi Eunomia düzen ve düzensizliği. iyi yasalarla kurulmuş bir t o p ­ lum düzenini simgeler. Se­ siyle düşmanı kaçıran Horatius da o orman­ da tanrılaştırılmış. Homeros'un îlyada'sında H o ra'ları Olympos'ta görürüz (İl. Roma'lılar zaferi kazanmıştır".eliyle öldürmekten çekindiği için Poseidon'a yalvarır oğlunu cezalandırsın diye. Themis'in kızları arasında is­ ter yazında. Dike hak ve adalet anlamına gelir. Eirene). birdenbire ormanda tanrı­ sal bir ses duyuldu. Bu tanrıçalar doğal ve insansal toplulukların can damarı. kimin yenildiği belli değildi. Hora'ları kimi zaman Aphrodite'nin alayın­ da Kharit'lerle birlikte. ister yaşamda adı en çok geçen tanrıça odur. çektiler tanrısal ahırlara. Hora'lar doğada düzeni simgele­ yen üç tanrıçadır. VII. Theseus'un her dileğini yerine getirmeye söz ver­ miş olan tanrı da bir deniz canavarı gönderip Hippolytos'u parçalatır. kimi zaman da Dionysos alayında. Eirene ise insanlara bereket ve mutluluk sağlayan barıştır (Dike. (3) Roma ile Alba arasındaki savaşta rol alan üç Horatius kardeşler üç Curiatius kar­ deşlerle teke tek savaşta çarpışmışlar ve zafe­ ri kazanmışlardı. Savaş sırasında bir ayağını da yitirmiş. koyu bulutlarla bir kaparlar. Hipponıenes. (1) Roma'lılar Etrüsk'lere karşı savaşırken her iki ordu çok adam yitirmişti. ya da bir yemiş ola­ rak canlandırılırlar.): kendiliğinden gıcırdadı. 749 vd. (2) Gene Etrüsk'lerle savaş sırasında tek gözlü diye anılan Horatius Cocles Roma'yı Tiber'in karşı kıyısında bulunan düşmana kar­ şı korumak için tek başına bir köprüyü tut­ muş. yaygın gökle Olympos emanettir onlara. Melanlon adıyla da anılan Hippomenes Atalante efsanesinde rol oynar (Ata lan te). ama çokluk soyut kav­ ramlar olarak tasarlanır ve efsanelerde rol al­ mazlar. Bir ge­ çer her iki ordu bir ormanda karşı karşıya or­ dugâh kurmuşken. Bu konuyu önce Euripides. Hippomedon. ama Roma'nın düşmesini önlemiş. ışıldayan bir duvara dayadılar arabayı. Tanrıçalar arabalarıyla Olympos'a dönünce (İl. Latince saat anlamı­ na gelen "hora" ile bir tutulduğu için adları "Saatler" diye çevrilir. Dev boylu olan Hippomedon Thebai önünde Ismarios'un eliyle öldürülmüş. ses şöyle diyordu: "Etrüsk'ler Roma'lılardan bir adam fazla yitirdi­ ler. hem yanlıştır. Adrastos'la birlikte Thebai' ye karşı ilk saldırıya katılan yedi önderlerden biri. (2) Hippolytos devler savaşına katılan bir devin de adıdır. Bu çeviri hem doğru. Saatler gözetir o kapıları. Tarihsel bir olay sayılan bu çarpışma herhalde eski bir efsaneye dayan­ maktadır. denge ve sürekliliğin başlıca etkenle­ ridir. kapıları bir açarlar. ya da Persephone'nin arkadaş­ ları arasında görürüz.): Saatler güzel yeleli atlan çözdüler koşumdan. sonra da Fransız targedya yazarlarından Racine iş­ lemiştir. Hora'lar. Hora. Horatius. Horatius adı. Bunu du­ yan Etrüsk'ler paniğe kapılıp kaçmışlar. Ama Hora'ların teker teker adlarını ele ala­ cak olursak. Roma'nın üç efsa­ nesinde geçer. bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler. Ellerinde birer çiçek. çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü. ama kimin yendiği. nişanlısının ölümüne ağlayan bu kızı çarpışmadan sag . Horatius Cocles şerefine Capitolium tepesinin eteğin­ de Roma'lılar bir heykel dikmişler. Savaşta Hades'in başlığını ta­ kıp görünmez olan Hermes bu devin hakkın­ dan gelmiş. ama oğlu Polydoros Alkmaion'un yönetimindeki ikinci sefere katılmış ve Epigon'larla birlikte Thebai'yi almıştır (Thebai 'ye karşı Yediler).

Bir söylentiye gö­ re nympha'lar bu güzel delikanlıya tutulurlar ve onu ölümsüz kılmak için aralarına alırlar. Sayıları iki ile yedi arasında değişir. Libya'da bulunduğu bir sırada bir yılan. hırs ve kendine aşırı güvendir. Hylas'ın kaybolduğunun ilk farkına varan Polyphemos'tur. Başka bir anlatıma göre. Yılan ya da ejder anlamına gelen Hydra. kardeşleri Hyas'ın ölümüne dayanamayarak canlarına kıymışlar da sonra yıldız olmuşlar (Hyas). senin yerine ben öleyim!" demiş. Adı sağlık anlamına gelen Hygieia. Herakles de aramaya ko­ yulur. Arka­ daşını kolları arasına alan tanrı da "Ah. ya da kızı olarak simgelenir. ama bu suçu Roma'yı kurtardığı için affedilir. 310-315): (Ekhidna) Hydra'yı doğurdu onlardan sonra. Hylas'ı arama. At adam Nessos'un Deianeira'ya ver­ diği iksire de bu canavarın kanı karışmıştır derler. Hyakinthos. hastalıkla­ rına ilaç bulur. Zeus onları gökte birer yıldız haline getirmiş. kahraman Herakles'in gönül verdiği yakışıklı bir gençtir. ayrıca bir ırmağa akan kanı ırmak su­ larının zehirlenmesine ve bölgeye leş kokula­ rının yayılmasına yol açmış. Hylas diye bağırır. Mysia bölgesinde karaya çıktıklarında Herakles kırılmış küreği için bir ağaç keserken.dönen Horatius öldürür. bölgede yıllık t ö ­ renler haline gelmiş: Rahipler dağa çıkar . Herakles ikinci iş olarak bu canavarı öldü­ rür (Herakles) ve oklarını onun zehirli kanına batırır. Hylas su bulmak için ormana dalar ve kaybolur. Hyas. Hygieia. dertlerine deva. Birçok tragedya kişi­ lerinin başlarına gelen belalar hep bu Hybris yüzündendir. bir aslan. Hybris in­ sanı suç işlemeye iteleyen ölçüsüzlük. Koros'u olduğu kadar Hybris'i de Yunan düşüncesine özgü birer kavram olarak başka dillere çevirmek güçtür. Hyades. Bu arada Argonaut'lar onları beklemeyerek de­ mir alırlar. ama Hera'dan korktukları için tanrısal çocuğu İno'ya bırakıp kaçmışlar. fazla varlık. Latin şairi Ovidius'un anlattığı bir çiçek öyküsünün kahramanı. doygunluk anlamına gelen Koros'un ya anası. Hyakinthos'un başına vurmuş. Hygieia yalnız hasta insanlara değil. Hydra o bataklıklar canavarı ki tüyler ürpertir bütün yaptıkları. Hybris. Atlas'la Pleione'nin oğlu. Hyakinthos. Hylas. Bir anlatıma göre yel tanrı Zephyros tanrı ApoUon'un delikanlı­ ya sevgisini kıskandığı için hızla eserek diskin Hyakinthos'a çarpmasını sağlamış. Yiğitle birlikte A r gonaut'lar seferine katılır. o Hydra ki ak kollu Hera tanrıça büyütmüştü korkunç hıncım gidermek için güçlüler güçlüsü Herakles'e karşı. "Nysa nympha'ları" diye anılan bu kızlar Dionysos'a dadılık etmiş­ ler (Dionysos). Hybris. yani sümbül demişler bu çiçeğe. Polphemos Mysia'da kalır ve ön­ ce Kios. ya da bir kaplan ta­ rafından öldürüldüğü söylenir. Ölümüne ağla­ yan kız kardeşlerini Zeus'a göre birer burç haline sokmuş (Hyades). hay­ vanlara da bakar. Typhon'la Ekhidna'nın kızı ve Kerberos Khimaira. Hiçbir efsanesi yoktur (Asklepios). Bu bizim Bursa'dır. Herakles Mysia'lıları Hylas'ı kaçırmış olmakla suçlamış ve onlar­ dan tutsaklar alarak Hylas'ı arayıp bulmaları­ nı buyurmuş. Hyad'lar gökte Pleiad yıldızlarına yakın bulunan bir takımyıldızdır. çimenler al kana boyanmış. ama delikanlıyı bir türlü bulamazlar. Hyad'lar ve Pleiad'ların kardeşi. Hekimlikle ilgili bütün tanrılar gibi o da yeraltı simgeleri taşır ve özellikle yeraltı yaratıklarının en özgürü olan yılanla bir arada gösterilir. iki dost bir gün disk atmada yarışırken tanrının fırlattığı disk gelmiş. adları da yağmur yağmak anlamına gelen "hyein" fiilinden türemedir. Hydra. Yunan düşüncesinde büyük bir yer tutan soyut bir kavramın simgesi. o anda çimenler gene gövermiş ve Hyakinthos'un öldüğü yer­ de güzelim bir çiçek açmış. Hylas. Hesiodos Hydra'yı şöyle tanımlar (Theog. Hyakinthos tanrı ApoUon'un can ciğer arkadaşıymış. Phiks gibi canavarların kız kar­ deşi sayılır. Delikanlının boynu bir çiçek sapı gi­ bi kırılmış. baharda yağmur mevsiminin başlamasıyla görünürler. Avazı çıktığı kadar Hylas. sonra Prusa adını alan bir şehir ku­ rar. hekim tanrı Asklepios'un kızı ve yardımcısıdır. Gökte yıldız ol­ madan önce Hyad'lar Atlas'la Okeanos kızı Pleione'nin kızları nympha'larmış.

Düğünle gecenin birleşmesini simge­ leyen bu efsaneye uygun olarak düğün türkü­ lerinde Hesperos'un da adı sık sık anılır. hepsi de güzelliğini yüceltmek amacı­ nı güderdi.): . Yiğitlerden Perseus'la Herakles'in de Hyperbore'liler ülkesine gittikleri anlatılır. Danaos kızlarının en küçü­ ğü. Uranos'la Gaia'nın oğludur. Phrygia'lı bir çobanın adı. Efsaneye göre. Adı "yukarıda giden. Düğün tür­ külerinde bağlama " O . yani dünya­ nın üstünde dolaşan" anlamına gelen Hyperion. Hyperion adı bazı metinlerde Helios'un kendisine bir sıfat olarak takılır. Herakles'le Deianeira'nın oğlu. H y m n o s . hora tepmekle geçirirler. ölüm ve hastalık nedir bilmez­ ler. Hymnos Artemis'in yoldaşlarından Nikaia adlı bir nympha'ya tutkundur. Hymen. Tarihçi Herodotos bu ülkeyi anlatmakla bitiremez (Her. ya da Dionysos'la Aphrodite'nin oğlu sayılır. Hymenaios o kadar güzelmiş ki kızlar arasına girmiş de erkek olduğu anlaşıl­ mamış. kışı orada geçirir. Hymenaios" diye bu tanrının adıyla biter. insanlar mutluluk içinde yaşar. çok sevdiği halde kendi­ sine yüz vermeyen kızla evlendirilmeyi şart koşmuş. K ı z kardeşi Theia ile evlenerek. Düğün tanrısı Hymenaios. Bir efsaneye göre. yılda iki kez ekin veren t o p ­ rağı. 8). Lynkeus). Hypnos. lirik şiirin ayrı bir türü olan düğün türkülerinde de anılır. Babasına baş kaldırmak suçundan yargılanan Hypermestra'nm Argos mahkemesinde bera­ at ettiği anlatılır. Herakles öldükten sonra da İple ile evlenir ve Herakles oğullarının başına geçip Pelopenez'de tutunmaları için savaşır. Anası Deianeira Herakles'e sihirli gömleği gönderip de yiğit korkunç acılar içinde yan­ maya başlayınca Hyllos yanına gelir ve son isteklerini dinler. Başka bir efsane­ ye göre Akşam Yıldızı Hesperos Hymenaios'un güzelliğine vurulmuş. G ü ­ nün birinde Hymnos dayanamaz. 758 vd.). ama onları ana ve babaları­ na geri vermek için. giderek Artemis bile ağlamış derler bu güzel çobanın ölümüne (Nikaia). yani Uludağ olsa gerek) ve üç kez Hylas diye bağırarak kutsal alaylar düzenlerlermiş (Argonaut'lar). her fır­ satta oraya girmeye bakar. IV. Pythagoras'ın mistik inançlarıyla Hyperbore'liler ülkesi da­ ha da süslenmiş. Hypcrion. Hymenaios korsanların hepsini öldürmüş. 32 vd. Apollon ve bir nympha'nın. Tar. Hyperboreoî. ondan ayrılmaz olmuş. H y p e r m e s t r a . kızları kurtarmış. İkisi de Tartaros'ta otururlar (Theog. Bütün doğa. Düğünlerde hazır bulunan bu tanrı. yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirgemiş ve onunla birleşerek Abas'ı dünyaya getirmiştir. Nikaia da öfkelenip bir okla v u rur delikanlıyı. ama Nikaia aşktan tiksinir. sonra da kızları korsanlar kaçırınca. Yemyeşil ormanlarda. Hymenaios. kaval ve gül çelenkleriyle canlandırılır. çok uzun ömürlü olan iyiliksever ve saf insanlarıyla ilkçağın ütopyası haline gelmiştir (Apollon). Danaos kızlarının dramını "Hiketides" adlı tragedyasında işleyen Aiskhylos'un "Hypermestra'nın yargısı" adlı kayıp bir tragedya da yazdığı bilinir (Danaos kızla­ rı. Hesiodos'a göre Nyks (Gece) ken­ di başına Hypnos ( U y k u ) ve Thanatos (Ölüm) tanrılarını yaratmıştır. Aigyptos'un elli oğluyla evlenmek zorun­ da kalan Danaos'un elli kızı babalarından gerdeğe girerken kocalarını öldürmek emrini alınca Hypermestra'dan başka hepsi babala­ rına uyup kocalarını hançerlemişlerdir. çimenli ovalarda ömürlerini türkü söylemek. Hymenaios elinde düğün meşalesi. Bu düğün tanrısı üstüne çeşitli efsaneler an­ latılırdı. onun için düğün türkülerinde onun adını çağırmak töre olmuş. Hyllos. tanrı Apollon bu cennet ülkesini kendine yurt edinmiş. kıza tutku­ sunu bildirir. yıl boyunca ılık ve yumuşak bir hava eser. Helios. yani kuzey rüzgârının ötesinde Hyperboreoi deni14S len bir boy oturur.(dağ da Mysia Olympos'u. Hymenaios tanrı Dionysos'la Ariadne'nin düğününde sesini yi­ tirmiş. Güzün soğuklar başlayınca beyaz kuğuların çektiği bir araba­ ya binip Hyperbore'liler ülkesine uçar. Boreas. kimi efsa­ nelerde altın elmaların bulunduğu Batı Kızla­ rının bahçesi de bu ülkededir. Selene ve Eos'u meydana getirir (Tab. Hyperion'un efsa­ nesi yoktur. Dünyanın kuzey ucundaki bu ülkede güneş hiç batmaz. Bu yüzdendir ki. yanına erkek vardırmaz.

Tatlı Uyku ise bir gün Herakles'i kaçırırken Zeus'tan yediği cezayı unutamaz. Lykurgos'la karısı Eurydike. Lemnos adasının kadınları Aphrodite'ye gereğince tapınmadıkları için tanrı­ ça onları cezalandırmış: Bedenleri öyle pis kokuyormuş ki. kocaları onlardan kaçıyor. nız Hypsipyle babası Thoas'ı öldürememiş.j: sürece aşkını açığa vurmamış. Hera İda dağının doruğunda Zeus'la sevişmeye karar verince. Hera ile birlikte yola çıkar (İl. ötekinin demirdendir yüreği. onu bir sandığa kapatıp denize bırakmış ayak bastılar bereketli toprağa. Hypsipyle. ler. Hypsikreon'un serüveni Miledilere yol göstermek için çocuğu yalnız bırak­ tos öyküleri adıyla geç ilkçağda yaratılan r o ­ tığında bir yılan gelmiş. biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir huzur götürerek insanlara. Hypsikreon da kadını kandıramadıgı için Haksos'a Miletos'un savaş açma­ sını sağlamış. Hypnos Latmos dağları­ rek Nemea kralı Lykurgos'a köle olarak satıl­ nın çobanı Endymion'a tutulmuş ve onun mış. ama kocası evde olduğu . insanların Kymindis ve kraliçelerini öldürmek istemişler. ama bir gün Hypsipyle oradan geçen Ye­ Hypsikrcon. erkek­ çok yüksek bir çamın üstüne kondu. Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken. Opheltes'i boğmuş.Orada oturur kara Gece' nin çocukları. rünce yumuşamışlar ve Hypsipyle de İason'la havada yüksele yüksele göğe varıyordu. o korkunç tanrılar. manların birine konu olmuştur. Lemnos'a kraliçe seçmişler. günün birinde Hypsikreon evde yokken konuk gelen P r o medon'a açılmış ve onu zorla baştan çıkar­ mış. ince dan ayrıldıktan sonra Lemnos kadınları kral­ sesli. Lektos burnunda fırladılar denizden. le bir gece kaçmış ve korsanların eline düşe­ Bir efsaneye göre. lerin kendileriyle yatmaya razı olduklarını gö­ lda'da büyüyen en ulu çamdı bu. Hypsikreon karısını geri almak için Naksos'a gidin­ ce. dağlarda yaşayan. çam dalları arasında. Yal­ Vardılar canavarlar anası çok pınarlı Ida'ya. Öykü şudur: Lykurgos'la kansı Hypsipyle'ye ölüm cezası Hypsikreon adlı bir Miletos'lu Promedon adlı vermek istemişler. Yakaladığı insan kurtulmaz hiç elinden kin besler ölümsüz tanrılara bile. gelir Lemnos adasında Uyku'yu bulur. (Thoas). başka kadınlarla sevişmeyi yeg görüyormuşlar. larına tutkunmuş. XIV. Lemnos kralı Thoas'la Amazon Myrina'nın kızı Hypsipyle tanrı Dionysos'un torunuymuş. oğul doğurmuş (Euenos). Uyku'yla Ölüm. raos araya girmiş ve Hypsipyle'nin Lemnos'a Hypsikreon'un karısı Neaira da adalı konuk­ dönmesini sağlamış. Sonra da onunla birlikte Naksos adasına kaçıp oradaki bir tapınağa sığınmış. ama Hera ona Kharit'lerin birini vermeye ant içince da­ yanamaz. ne inerken. 283 vd. armağanlar söz verir. tunçtandır canı. görünmeden Zeus'un gözüne önce Argonaut'lara saldırdıkları halde. Kral kızı olduğundan kadınlar onu Ayakları altında ormanlı doruklar titredi. Hypsipygözleri açık uyumasını sağlamış ki sevgilisini le'yi oğulları Opheltes'e dadı olarak vermiş­ gece de doyasıya görebilsin diye. birleşerek ona birisi Euneos olmak üzere i k i Uyku orada. Hypsipydedikleri. Zeus'u uyutsun diye diller döker. Argonaut'lar ada­ bir kuş oluvermişti. Argonaut'lar Uyku durakladı orada. adaya çıktıklarında Hypsipyle kraliçeymiş. ama Yedilerden Amphiabir Naksos'luyu evine konuk edermiş. yoksa zor kullanmasını yasak ettiklerini söylemiştir. Homeros Hypnos'un çok daha sevimli bir portresini çizer. Lemnos kadınları da bir gece adada ne kadar erkek varsa hepsini öldürmüşler. adalılar kadını kandırabilirse geri alacağı­ nı. ları Thoas'ın kurtulmuş olduğunu görmüşler tanrıların Khalkis.

ama Aura günün birinde çıldırmış ve ikizlerinin birini parçalayıp yemiş. Saturnus. İuppiter Saturnus'u kovup da bu tanrı Latium'a sığınınca. sonra da tragedya ve komedyalarda konuşma vezni olan "iambos" veznine adını veren bu İambe imiş. 237'de). onun kızı Persephone'nin oğludur. İambe. Kimine göre de Demeter'in değil de. sonra da bir pınar olarak gene yeryüzüne çıkmış. Bambaşka bir efsane onun kaynağını Phrygia'da gösterir: Tanrı Dionysos Phrygia nympha'sı Aura ile birleşmiş. Kimi efsanelere göre İakkhos. İanus her başlangıcın tanrısı sayılır­ dı. Agdistis ve Attis efsaneleri. Capitolium tepesinin bekçisi Tarpeia da kaleyi Sabin'lere teslim etmek üzereymiş ki. Şehirler kurdurup toprağı işlemeyi. Sabin kralı Titus Tatius bir gece yeni kurulan kente saldırmış. İanus uygarlık yollarının hepsini açmış onlara: Gemiler yapmasını. Roma'nın koruyucu ve kurtarıcısı olarak İanus üstüne şu efsane de anlatılır: Romulus'un yönetimindeki Roma'lılar şehri kurduktan sonra Sabin'lerin karılarını kaçırıp kendileri­ ne eş ettikleri zaman. para basmasını öğretmiş.. İanus. İanus tan­ rı bir sıcak su kaynağı fışkırtmış. İanus'un krallığı İtalya'nın altın çağına rast­ lar. Roma'ya özgü bir tanrı. Kır tanrısı Pan'la su perisi Ekho'nun kızı sayılan İambe. kendisini konuklayan İanus'a geçmiş ve geleceği görme yetisini bağışladığı içindir ki. İlkin Yunan taşlamalarının. . Roma şehrinin kuruluşun­ da büyük bir rol oynar. Zagreus'un başka bir adla anılmasıdır (Zagreusj. Ares'in oğlu. Başında mersin dalların­ dan bir çelenk. tanrının şehri düş­ mandan korumasını sağlarmış. Zeus'la Persephone'nin birleşmesinden doğmuştur ve Zagreus'tur. Eleusis kralı Keleos'un evinde hizmet ediyormuş ki. Kaynağı üstüne söylentilerin çeşitliliği bu tanrının ken­ dine özgü bir kişiliği olmadığını gösterir. Tiber ırmağına adını veren de oğlu Tiber'dir. ya da kocasıdır. yasalar çıkarmayı hep tanus'a borçluymuşlar. Dionysos'la yakından ilişkisi vardır. Aura da kendini Sangarios (Sakar­ ya) ırmağına atmış. İanus kapıları ancak barış zamanında kapanırmış. kızı Persephone'yi aramaya çıkan Demeter oraya uğramış. Kapıları bekleyen tanrı sayılır. tanrıça D e meter'in oğlu. İanus İtalya' nın yerlisidir. Adı Bakkhos'un adı gibi gizli tören­ lerde atılan "İakkhe" çığlıklarından türemiş olabilir. Augustus çağında ise üç kez kapatılmış. Öyle ki İakkhos. İanus ka­ pısı imparator Augustus'tan önce ancak bir kez ( İ . böylece düş­ manı korkutarak püskürtmüş. İlyada'da adı geçer (Askalaphos). o sırada Zeus'un sevdiği başka bir Nympha İakkhos'u kaçırmış ve Eleusis'teki Bakkha'lara götürüp bırakmış. onu kar­ şılayan ve konuklayan İanus'tur (Saturnus). bazılarına göre de İtalya'ya T e salya'dan göçmüş ve Roma'nın yedi tepesin­ den birinde İaniculum diye kendi adını taşı­ yan bir şehir kurmuştur. biri sola bakan iki çehreli bir profili gö­ rünürdü. İakkhos. Bu mucizeyi anmak için Roma'lılar ondan sonra Forum' da yaptıkları İanus tapınağının kapısını savaş sırasında hep açık tutar. Roma'nın altın paraları üstünde tanrının. Bazı efsane yazarlarına göre. Eleusis myster'lerinde rol oynayan bir tanrıdır. Ö. İanus tanrıyı Roma'lılar iki çehreli olarak canlandırırlar. Üzüntüden yüzü gülmeyen tanrıçayı İambe yaptı§ı şakalarla güldürmeyi başarmış. tam bir barış ve uyum içinde ya­ şarlar ve toprak da onlara her şeyi kendiliğin­ den bagışlarmış. yılın ilk ayına onun adı verilmiş ve İanuarius denmişti. Efsaneleri hep Roma dini ve uygarlığıyla ilişkili olan İa- nus.I İakkhos. İanus zamanında insanlar hep iyi ve na­ muslu imiş. Yunan tanrılarının Latin dünyasına etki­ lerinden sonra da Roma'nm başlıca tanrısı olarak kalmış ve bir yerde İuppiter'den daha önemli sayılmıştır. elinde bir meşale ile kutsal erenler alayını yöneten genç bir adam olarak gösterilir. biri de İakkhos' muş. Bu motif için bkz. biri sağa. Aura'nm tanrı­ dan ikiz çocukları olmuş. İalmenos. Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'te yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir. çünkü kapılar da kendisi gibi iki yana bakar­ lar.

Yunanistan'a dönüşünde Medeia'nın büyülerine kurban gider. Amcası Pelias'la babası arasında tahta kimin çıkacağı kavgasında İason'un İolkos sarayından uzaklaştırıldığı ve ormanlarda at adam Kheiron tarafından ye­ tiştirildiği anlatılır. kardeşi Harmonia'nın Kadmos'la düğünü sırasında Demeter'e rastlamış ve tanrıça ona gönlüyle birlikte buğ­ day tanelerini de armağan etmiş. Karadenizli büyücü­ den kurtulduktan sonra İason İolkos'a döner. (3) Çanakkale bölgesindeki Kazdağı'nın es­ ki adı. İdaia. Sonra getirdi dünyaya Menoitios'u. ve bir oğlu oldu: Atlas tanrı. onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak gerektiği kanımına varmış. (2) Korybas'ın kızı. (1) Girit kralı Melisseus'un kızı.tanus su perisi İutuma ile evlenmiş ve on­ dan Fons. Öbür Titan'Iar gibi İapetos da Zeus'un eliyle Tartaros'a atı­ lıp yeraltına kapatılır. Bir anlatıma göre. Harmonia ve Dardanos'un kardeşi (Tab. Zeus'la Elektra'nın oğlu. Tanrıçanın ona gönül verip vermediği konusunda efsaneler­ de ayrılık varsa da. ya da Fontus adlı pınar tanrı ol­ muş (luturna). 125 vd. Diodoros'a göre İasion Samothrake adası­ nın gizemlerine ermişti. 22). Korybas Korybant'lara adını vermiş (Korybanl lar). Hesiodos bu Titan'm dölünü şöyle tanımlar (Theog. tanrı Poseidon'a kurban kestiği ve kalabalık bir tören kutladığı bir gün lason sırtında bir pars postu ve her bir elinde bir kargı ile çıkagelmiş. üstelik de İason babasının tahtını isteyince. E f saneye göre Pelias'a bir tanrı sözcüsü tek ayakkabılı adamdan korkmasını söylemişmiş. 507 vd. İda kendi adını taşıyan dağda onu kız kardeşi Adrasteia ile birlikte büyütür. Dardanos gibi Samothrake'de oturur. o ki bela oldu ekmek yiyenlere Zeus'un yoğurduğu bakireyi evine alarak. İason bu serüvene hayır dememiş ve Yunanistan'ın en seçkin yiğitlerini bir araya getirerek Argo gemisini yaptırmış ve ünlü Karadeniz seferi­ ne çıkmış. Uranos'la Gaia'nın oğlu Titan İapetos. İapetos. Başka kaynaklara göre İapetos Klymene ile değil de Asia ile evlenir (Asla). besler (Zeus. V. onu uzaklara sürmeli cevabını vermiş de onun üzerine Pelias İason'a Kolkhis'ten altın postu gidip almasını buyurmuş. Kretheus'la Tyro'nun oğlu Aison'dan dogmadır (Tab. ve kıvrak. Rheia yeni doğurduğu Zeus'u Kronos'tan kaçırıp kundakta bebek olarak Girit'e götürünce. 3). kendi ya da oğullarından biri bu şehirde krall ı ğ ı ele geçirir (Medeia). Sonra da İasion Kybele ile sevişmiş ve Korybas diye bir oğulları olmuş.): iapetos aldı güzel topuklu girdi gerdeğe Azgın yürekli Klymene'yi. bazı kaynaklarda Giritli olduğu söylenir. Argonautlar seferinin kahramanı İ a son. ama Zeus o saat aidiydi bu haberi. onu böyle görünce Pelias şaşakal­ mış. tanrı sözünü ansımış. İda. Girit kralı Lykastos'la evlenir ve Minos adlı bir oğlu olur. Efsanesinin en çarpıcı yanı Demeter'le olan aşkıdır. sonra da yarım akıllı Epimetheus'u. İda'lı anlamına gelen bu ad Troya böl­ gesindeki İ d a dağı i l e i l i ş k i s i olan i k i efsanelik kadının adıdır: . Odysseia'da Kalypso tanrıçaların ölümlülerle olan aşklarından dem vururken şöyle der (Od. 7). her biri belalı bir efsanenin kahramanı oğullar meydana getirmiştir (Tab. Okeanos kızını. yatmışlardı üç kez sürülmüş bir tarlada. Bu noktadan sonra İason'un kade­ ri Argonaut'ların kaderiyle birleşir (Argonaut'lar). Pelias İason'a tahtı vermem dememiş de yalnız şöyle bir so­ ru sormuş: Bir kral kendine kumpas kuran bir uyruğuna ne yapmalı? İason da. üstelik Pelion dağının eteklerinde bir dereyi geçerken sandallarından birini yitirmişmiş. Her neyse. Amaltheia).): Güzel örgülü Demeter de gönül vermişti İasion 'a sarmaş dolaş olmuştu ikisi sevgiyle. Yetişkin çağa gelince lason şehre döner. tason. o kendini çok beğenen tanrıyı. Demeter'le birleştiği ve aşklarından Plutos'un doğduğunda kaynaklar birleşir. cin fikirli Prometheus'u. Kılığı Pelias'la arasının açıl­ masına ve sürülmesine yol açar (Pelias). İasion. erkeği tepelediydi göz kamaştırıcı yıldırımla.

Kaç yoldaşı uarsa savaştan kurtulan hepsini Girit'e götürebilmiş İdomeneus. Dardanos'un İdaios'la Dimas adlı iki oğlu olmuş. ince bilekli gelin Marpessa uğruna o Phoibos Apollon'a bile kaldırmıştı yayını. onun oğlu Meriones Troya savaşın­ da İdomeneus'un hem seyisi. Melampus'un oğlu Abas'tır. Deukalion'un oğlu ve M i nos'un torunu.(1) Skamandros ırmağının tanrısıyla birleşip Teuker adlı bir oğul doğuran bir Nympha (Teuker). (2) Dardanos'un bir kızı. Zeus çare olarak şu­ nu buyurur: Marpessa ikisi arasından seçsin. Çar­ pışma sırasında Kastor öldürülür. (6) Dardanos efsanesinin bir anlatımına göre. Zeus da Polydeukes'i kurtarmak için araya girmek zo­ runda kalıp İdas'ı şimşeğiyle çarpar (Lynkeus. hem de en ya­ kın savaş arkadaşıdır. İdomeneus da sag salim yur­ da varırsa ilk karşısına çıkacak olan insanı Poseidon'a kurban etmeyi adamış. Dioskur'lar). deniz yutmamış onların hiçbirini. İdomeneus sözünü tutmuş. İdomeneus'u da yargıç olarak al- . Marpessa. Bir efsaneye göre Phineus'un başına bela getiren odur (Phineus). Adı "gören" anlamına gelen İdmon Argonaut'ların yolculuğunu öngörü gücüyle düzenle­ dikten sonra bir anlatıma göre de Mariandyn'ler ülkesindeki duraklarında bir ava ka­ tılarak bir yaban domuzu tarafından öldürül­ müştür (Argonaut'lar). İdomeneus üzerine şu masal da anlatılır: Thetis'Ie Medeia bir güzellik yarışmasına gi­ rişmişler. İdomeneus'un şehri almak için yapılan tahta at­ ta bulunan yiğitlerden biri olduğu ve Akhilleus'un ölü törenlerindeki yumruk yarışında bi­ rinci geldiği anlatılır. Troya bölgesine Ana Tanrıça Kybele'nin kültünü getiren de oymuş. Trakya kralı Phineus'la evlenir. İdaios. İdas. Gitmiş güney İtalya'ya yer­ leşmiş. Apollon'la İdas birbirlerine girerler. ölümlü babası ise. 557): İdes bir zamanlar en güçlüsüydü dünyadaki yiğitlerin. (4) Dares'in oğlu. Homeros'un parlak sıfatlarla nitelendirdiği (tanrı gibi. Karşısına i l k çıkan kendi oğlu (ya da kızı) olmuş. onu İdas'ın elinden almak ister. Başka efsane yazarları İdomeneus'un dö­ nüş serüvenini bambaşka biçimde anlatırlar: Girit'e varmadan donanması büyük bir fırtı­ naya tutulmuş. İdas. birçok efsanelerde adı geçen bir kişi­ dir: Kardeşi Lynkeus'la birlikte Kalydon avı­ na ve Argonaut'lar seferine katılır. efsanesinin en göze çar­ par yanıdır: İdas. ama tanrı Apollon da kadına tutkundur. (2) Paris'le Helena'dan dogma bir oğul. (5) Korybant'lardan biri. İdomeneus'un Molos diye bir üvey kar­ deşi var. İdomeneus. Deiphobos'a. Troya'lı savaşçı. Anado­ lu'da Mysia'yı ele geçirecekken Telephos ona engel olur. giderek Hektor'a bile karşı çıkar ve çok adam öldürür. Ama kah­ ramanlıkları destanda büyük bir yer tutar. I X . Argonaut'lar seferine katılan bilici. İdaios Troya'nın güneyindeki da­ ğın eteğine yerleşmiş ve tda adını dağa ver­ miştir. öldüremediklerini de yaralar. Evlenir­ ler. İdmon. Aslında Apollon tanrının oğlu sayılır. ama bir süre sonra Girit adasında çıkan bir salgının nedeni bu suçta aranmış ve İdomeneus yur­ dundan sürülmüş. alev gibi saldıran denir İdomeneus'a) bu yiğit İlyada'da "saçlarına kır düşmüş" yaşlıca bir adam olarak gösterilir. Homeros İdas (destanda adı İdes ola­ rak geçer) üstüne şöyle der ( İ l . (3) Priamos'un arabacısı. İlyada'da anlatılan olaylardan sonra. Tanrı Apollon ve Dioskur'lara karşı savaşı. Kadın kocasını seçer. Destan bölümleri boyunca İdomeneus en seçkin Troya yigitleriyle savaşıp. Troya savaşına katılan Girit kralı. kanını akıtmış. Euenos'un kızı Marpessa'ya âşık olur ve onu babasından kaçırır. çoğunu alt eder. Aineias'a. Bütün bu savaşla­ rında Meriones her zaman yanıbaşındadır ve onu destekler. Girit ya da Troas'taki İda dağı ile iliş­ kili birkaç kişinin adi: (1) Priamos'un bir oğlu. İdas bir sürünün paylaşılması konusunda Dioskur'larla kavgaya tutuşur: İdas bir hileyle bütün sürüyü ele geçirdiğinden Kastor'la Polydeukes ona ve Lynkeus'a saldırırlar.

Parnassos dağının eteklerine kadar götürmüş. Bazı efsanelerde Aietes'in ikinci ka­ rısı. Odysseus Tyndareos'a H e lene'nin talipleri arasında seçmek için bir yol gösterince. Ege'de Sisam adasının çevresindeki denize İkaros denizi denmiştir bundan böyle. Böylece yemin bozma suçuna bir de ailesinden bir kişiyi öldürme suçu katılın­ ca. Okenos kızlarından biri olan Idyia. K ı z d a başını örtüp kızarmış. özgürlüğe kavuşmak sevin­ ciyle Helios'u hor görme suçunu da işlemiş. il­ ginç eseri yaratan ortaçağ ressamı Brueghel olmuştur (Daidalos). Başka bir anlatıma göre. İkarios çiftin kendisiyle kalmasını istemiş. Girit'li mimar Daidalos'un oğlu ikaros dünyada ilk uçan adam olarak ün bırak­ mıştır. ne var ki İksion tanrıya karşı da olağanüstü bir nankörlük göstermiş: Hera'ya vurulup tanrıçayı kirlet­ meye uğraşmış. İkaros. Ne var ki havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş. Odysseia'da taliplerle Telemakhos arasındaki tartışmalarda. İkadios. güneşin ışınlarına aldırmamış. İkarios. Uzun uzun çalıştıktan sonra kendisi ve oğlu için birer çift kanat yapmış ve onları balmu­ muyla omuzlarına yapıştırmış. Odysseus da hayır dememek için seçme hakkını Penelopeia'ya vermiş. Bu ma­ sal "Girit'lilerin hepsi yalancıdır" atasözünün kaynağında olsa gerek. Tesalya'da Lapith'lerin kralı iken. giderek doğayı yenmek. bunların arasında en etkili. Tyndareos ona ödül olarak Penelopeia'yı verdirmiş İkarios'a. K ı z ı Odysseus'la evlenince. (2) Tyndareos'un kardeşi ve özellikle Penelope'nin babası olarak tanınan efsanelik kişi. ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yük­ selmiş. İkarios'un adı ancak Penelopeia'nın babası olarak geçer (Penelopeia). derken Zeus (ya da Hera'nın kendisi) tanrıçaya benzeyen bir görüntü yap­ mış. İdyia. Bu birleşmeden at adam Kentauroi doğmuş . (1) Kral Pandion zamanında Yuna­ nistan'a üzüm bağını tanıtmış olmakla ün sa­ lan Atina'lı kişi. ama yolda bir f ı r tınaya tutulan gemisi batmış. İkaros da tepetaklak denize düş­ müş ve boğulmuş. Efsanesi Apollon kültünün Anadolu'lu kaynağını belirtmek bakımından ilginçtir: İkadios Lykia'da kalma­ yıp İtalya'ya gidecek olmuş. kızı Penelopeia'yı tertiplediği araba yarışında birinci gelene vereceğini söylemiş. ne de fazla yükselip güneşin ışınlarına yakın gel­ mesini salık vermiş. İkadios orada yu­ nus balığını anarak şehre Delphoi (delphis yunus demek) adını koymuş (Apollon). ama evlendikten sonra sözünü tutmadığı gibi kaynatasını kor haline gelmiş kömürlerle dolu bir kuyuya atıp öldürmüş. Tanrı Apollon'la Lykia adlı Nympha'nın oğlu. İksion. Daidalos oradan çıkmak ve kaçıp kurtulmak çarelerini aramış. ayrıca orada Patara şehrini kurmuş. Erigone'nin babası (Erigone). Medeia buna çok kızarak bütün Girit'lilerin yalancı olduğu söylentisini yaymış. İkarios böylece Odysseus'la birlikte İthake'ye gitmek istediğini anlamış. Anadolu'nun Akdeniz kıyı­ larında doğmuş ve doğduğu bölgeye anasının adını vererek Lykia demiş. Deioneus'un kızı Dia'ya talip olmuş ve babasına birçok arma­ ğanlar vermeye ant içmiş. kendisini bir yu­ nus balığı kurtarmış da. zaferi Odysseus kazanınca ona vermiş. bazılarında birinci karısı olarak gösterilir (Aietes). kimse İksion'u bu günahlarından arındır­ mak için gereken töreleri yapmaya yanaşma­ mış. Güneş tanrı onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş. Idomeneus ödülü Thetis'e vermiş. tkarios. Bir gün Zeus ona acımış. tutulduğu çıl­ gınlıktan İksion'u kurtarmış. başarısından dolayı gurura kapılmış. Apollon'a adanmış bu şe­ hirde yaptırdığı tapmağı bir bilicilik merkezi haline getiren de İkadios'muş. Ayrıca İdomeneus'la dölüne lanet okuyarak bir daha sözlerine güvenilmemesini sağlamış. İksion da onu Hera sanarak onunla bir leşmiş. Bir anlatıma göre bir at adam değil .mışlar. İkaros'un eşsiz serüveni her çağda sanatçı­ ları esinlemiş. Uçmadan ön­ ce de İkaros'a ne çok alçaktan uçmasını. talipler Penelopeia' nın babası Ikarios'un yanına geri gönderilme­ sini ve Ikarios'un kendine yeni bir damat seç- mesini ileri sürerler. Baba-ogul kral Minos'un emriyle Labyrinthos'a kapatılınca. Kolkhis kralı Aietes'le evlenip Medeia'yı do­ ğurmuş. İksion cehennemde sonsuzca cezaya çarpılan büyük suçlulardan biridir.

Athena yakarmalarına yu­ muşamış da İlos'un gözlerini sonradan açmış. ama kral ona bir de kara benekli bir inek verir ve bilici­ lerin sözüne uyarak. Hektor'u öldürüp Troya şehrinin çevresinde sürüklemesi. Dardanos'un üç ço­ cuğundan biridir. îlos'un Laomedon adlı oğlundan başka Themisthe adında bir de kızı olur. İnek kuzeye doğru yol alır ve Ate tepesi deni­ len bir tepenin üstünde durur. sonra da ölüsünü babası Priamos'a geri vermesiyle bi­ ter. İlia. İlyada. Palladion. ama Akhilleus da barakasına çekilir: Savaşa artık katılmayacaktır. İlos'un Troya şehrini kurması şöyle anlatı­ lır: Troas bölgesinden olan İlos günün birinde Phrygia'da ora kralının düzenlediği bir yarış­ maya katılır.Akhilleus 'un Öfkesi. sol elinde öreke tutan dev boylu heykelidir. Ama Zeus bu korkunç günahı cezasız bırakmamış. Akhilleus'un savaşa dönmesi. ineğin ardından gidip duracağı yerde bir şehir kurmasını bildirir. böylece İlos Troya kral soyunun hem Hektor kolu.uzak durdukça Akha'lar zaferi kazanamasınlar. Başka bir efsaneye göre. Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. bölümlerin Y u nanca sayılarını da parantez içinde gösteri­ yoruz: B Ö L Ü M I. İlyon yani Troya şehrinin kurucusu ve Priamos'un dedesidir (Tab. tanrıça Pallas Athena'nın. İksion'u cayır cayır ya­ nıp alevler saçan bir tekerleğe bağlamış. onun sonsuzluğa dek dönüp yanmasını sağla­ mış. Roma'nın kurucuları Romulus'la Remus'un anaları Rea SiMa'nın başka bir adı (Rea). Troya savaşı efsanesinin an­ cak kısa bir bölümünü yansıtır: Akhilleus'un orduların yöneticisi Agamemnon'a karşı ö f kesi ve savaştan çekilmesiyle başlar. Zeus söz verir. 16 ve 17). İlos. İksion'un cezasından ölüm yoluyla kurtulması da ola­ naksızdır. Bir süre sonra İlos tanrı Zeus'tan girişiminin uğurlu olup olmayacağı­ nı gösteren bir işmar diler. Bir efsaneye göre İlos. ne kadar at adam varsa hepsi İksion'dan dogmaymış. okuyucuların bu saymaya rastla­ yabilecekleri düşüncesiyle. Thetis Olympos'a çıkıp Zeus'tan yalvarır: Akhilleus savaştan . Agamemnon kızı vermeye razı olur. ama döl bırakmadan ölür. Tros'la Kallirhoe'nin oğlu. İlos şehrin ta- pınağını kurmaktadır ki. bu yüzden Akha'lar ara­ sında beliren veba salgını. İksion. ( A ) Sesleniş . Zeus da gökten Palladion'u indirir İlyon üzerine. dokuz gece ordu has­ talıktan kırılır. oğlu Ganymedes'in Olympos'a kaçırılmasından sorumlu olan Tantalos'la Pelops'u Anadolu'dan kovmuş (Tantalos). Zeus tarafın­ dan atılınca Gaflet tanrıçanın düştüğü tepedir bu (Ate). Yirmi dört bölümlü ve 16. sag elinde kargı. İlos orada bir şehir kurup ona adını verir. ama onun yerine Akhilleus'un tutsağı Briseis'i alır. Dokuz gün. Agamemnon'un tutsak olarak alıkoydu­ ğu kızı Khryseis'i geri ister. Destanın 24 bölümü el yaz­ malarında Yunan alfabesinin harfleriyle gös­ terilmiştir. İkincisi. Tanrı ApoUon'un rahibi Khryses gelir.000'den fazla dizeli bu destanın bir özetini bölümlere ayıra­ rak başlıklarıyla birlikte burada vermeyi fay­ dalı buluyoruz. gökten düşen Palladion yapının açık çatısından içeri girip yerini alır. Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhmdaytz. hem de Aineias kolunun atasıdır.de. Tanrı İksion'a ayrıca ambrosia yani ölümsüzlük şarabı içirdigi içindir ki. bu kız kendi amca oğlu Kapys'le evlenip Ankhises'i doğurur. Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur. daha önce Dardanos'un İda dağının eteğinde kurduğu Dardania'dan pek uzak değildir. Theseus'un arkadaşı Peirithoos'un babasıdır. Ozan Musa'lara seslenip konusunu belirtir: Akhilleus'un öfkesi. ama tanrıçanın yüzünü gördüğü için de kör olduğunu anlatır. İlos heykelin düştüğü yere Athena tapınağını kurar. ya da İlyada adlı büyük destanı İlyon yani Troya destanı adını taşıdığı halde. Homeros'un İlias. Akha'lardan yana . Sonradan Troya adını da alacak olan İ l yon Skamandros'la Simoeis ırmaklarının ara­ sındaki ovada olup. birinci gelir ve ödül olarak kız ve erkek elli köle ile yurduna döner. Anası deniz tan­ rıçası Thetis'ten öcünü almasını ister. Daha başka bir efsane de İlos'un bir yan­ gın sırasında Palladion'u alıp kurtardığını. Troya kral soyunda bu ada iki kez rast­ lanmaktadır: Birinci İlos.

Aynı sayım Troya'lılar için de yapılır. anası Hekabe'ye Athena tapınağına sunular koymasını söyler. B Ö L Ü M VII. (A ) Yeminlerin Bozulması . Zeus Agamemnon'a yalancı bir düş gönde­ rir: Troya'yı alabileceğini bildirir. ( / . Diomedes savaş tanrı Ares'i yaralar. Helene gelir.* yerleşir. Yolda Troya'lıların gözcüsü Dolon'a rastlarlar. Helene'yi de koca­ sının yanına götürür. Menelaos'un yaralanması. Athena ve Aphrodite de savaşa karışırlar. Olympos'ta tan­ rılar arasındaki tartışma. Ölüleri toplamak için savaşa ara verilir. Hektor'la Agamemnon'un kar- . (\) Akhilleus'a Gönderilen Elçtlm . Akhilleus onları iyi karşılar. B Ö L Ü M I I I . (H ) Hektor'la Aias Arasındaki Çarpışma . ama savaşa dönmeme kararını bildirir. Teke tek savaş başlar. Aineias'la Diomedes arasındaki savaş. BÖLÜMII.Dolon. Hephaistos tanrı onları yatıştırır. (e) Zeus'un 1da Dağından Savası Yönetmesi. Odysseus'la Diomedes görevlendirilirler. B Ö L Ü M VI. onlara Akha yiğitlerini tanıtır. bunun için de gelir. Akha'ların ordugâhı bir sur ve bir hendekle çevirmeleri. Aias ve Odysseus birçok Troya'lıyı öldürürler. Helene'nin Aphrodite'ye. Hektor şehre gelir. Savaşı kazanan. Aias'la Odysseus elçi seçilir­ ler. Bu arada Diomedes Lykia'lı Glaukos'la çarpışır­ ken. Aphrodite'nin araya gi­ rip yaralanması. onları dene­ mek ister: Herkesin dokuz yıllık savaştan bık­ tığını. 1 d a dağının doruğun. B Ö L Ü M V . Hektor. Zeus Troya savaşının yönetimini ele alır. Olympos'ta: Zeus. Trakya'lıların cins atlarını kaçırırlar. Akha'İBl hendeğe kadar çekilirler. Toplan­ tı. B Ö L Ü M X I . Thetis olayı. Ba­ şa baş gelip ayrılırlar. ( B ) Agamemnon'un Düşü. Menelaos Pa­ ris'i alt etmek üzereyken tanrıça Aphrodite araya girip Paris'i kaçırır. aralarında konukluk bağları olduğu anla­ şılır.olan karısı tanrıça Hera ile kavga ederler. Akha'lar toplantısında Akhilleus'un savaşa dönmesini sağlamak için ona elçiler gönder­ me kararı verilir.Agamemnon'un Orduları Teftişi. komutanlarının ve şehirlerinin ad­ larını. sonra da kocasına çıkışması. (r) Antlar. ( E ) Diomedes'in Kahramanlıkları. Haberi alınca Akha'lar arasındaki üzüntü. gemilerinin sayısıyla saymaya koyulur.Yiğidin Barakasındakî Tartışma. Gemilerin Sayımı. yurtlarına dönmek istediklerini anlar. tanrılardan Ares. Gene silaha sarılan ordu­ yu Agamemnon gözden geçirir. Troya ordusu da safa dizilir. Priamos'u çağırmaya giderler. savaştan vazgeçip silahlarını değiş tokuş ederler. Destanın yirmi altıncı gününde üçüncü bü yük çatışma.) Hektor'la Andrornakhe'nlıı Buluşması. Hera ve Athena arasın­ da çatışma. Surların Üstündeki Sahne . Lalası P h o iniks'in bütün yakarmaları boşa gider.Paris'le Menelaos'un Teke Tek Sa­ vaşı. Bütün bölüm Akha yiğidi Diomedes'in kah­ ramanlıklarına ayrılmıştır: Korkunç bir boğuş­ ma başlar. B Ö L Ü M IV. Üstünlük Troyalılardadır. Hektor batı surlarının önünde karısı Andromakhe ile küçük oğlu Astyanaks'a rast­ lar. Ozan bir daha Musa'ya seslenir ve Akha or­ dularının. B Ö L Ü M X . ( K ) Odysseus7a Diomedes'in Keş­ fe Çıkmaları .Ölülerin Kaldırılması. ağırlar. Helena'yı alacaktır. İki ordu karşı karşıyadır: Paris Menelaos'la teke tek savaşa girişmeyi teklif eder. Bellerophontes efsanesinin anlatıl ması. Hera. Ordu savaş düzenine girer. B Ö L Ü M K. (A) Agamemnon'un Kahramanlık­ ları. Sahne değişir: Priamos'la ihtiyarlar heyeti surların üstünde dizilip teke tek savaşı gözet­ lerler. ağzından birçok bilgi aldıktan sonra onu öldürüp dönerler. Lykia'lı Pandaros'un sa­ vaşmama andını bozmasını sağlar. B Ö L Ü M V I I I . Agamemnon Akha'lan toplantıya çağırır. Akha'ların en seçkin yiğitlerinden biri Telamonoglu Aias'la teke tek savaşır. Teklif kabul edilir. Savaş baş­ lar: Akha yiğitlerinden Antilokhos. Aralarındaki aile sahnesi. Gece toplanan kurultay: Akha'ların en yaşlı önderi Nestor Troya'lılar kampına gözcü gönderilmesini salık verir.

her tanrı istediği gibi yardım edebilecek­ tir savaşa. yiğit anasına. Hera'ya çıkışır. Ordular silah kuşanır. yatağından çıkıp Akhilleus'u kovalama­ ya başlar. Lykia'lıların duvarda delik açmaları. babasına aldırmaz. Poseidon uzaklaşır. B Ö L Ü M X V . süslenir püslenir ve 1da dağında Zeus'u bulup onunla sevişmesini başarır. Leto ve Aphrodite Troya'Mardan yanadır. ( 3 ) Zeus'un Aldatılması. AkhiUeus'un korkunç yası. B Ö L Ü M X V I I . Akhilleus'a bu korkunç du­ rumu bildirir. Hera. ama Troya'lılar gemilere kadar sokulurlar. Bir Hektor surların dışında kalır. Sonunda Zeus kader tartısını . Athena. Akhilleus'un ölümsüz atlarının ağlama­ sı. Zeus uyanır. o sırada Poseidon Akha'ların yardımına koşar.. Poseidon. İrmak tanrı Skamandros. Akha' ların bozgunu. Hektor gene duvara saldırır. Apollon. Akha yiğitleri Patroklos'un ölüsünü Hektor'un elinden kurtarmak için dövüşürler. Yiğitten silahlarını ister.. Akhilleus'un Aineias'la karşılaşması. Patroklos gelir. Akha'ların toplantısında Akhilleus'la Agamemnon barı­ şırlar. (P)Menelaos'un Kahramanlığı. Hephaistos Akha'lardan yana. dövüş. ama Hektor ölüyü silahlarından soymayı ba­ şarır. Zeus Apollon tanrıyı Hektor'a gön­ derir. Akhilleus kudurmuş gibidir." AkhiUeus'un silahlarıyla karşılarına dikilince. B Ö L Ü M X V I I I . Hermes. Patroklos'un ölümü. Silahlar destanı. Olympos'ta tanrılar toplantısı: Zeus izin ve­ rir. B Ö L Ü M X I I . Diomedes ve daha birçok Akha yiğidinin yaralanması. Deniz tanrıçası Thetis'i çağırıp yeni silahlar istemesi. Apollon'un kışkırttığı Hektor. Tanrı seviş­ meden sonra uykuya dalar. Hektor'un iç tartışması. Akha'ların gemilere doğru kaçışması. B Ö L Ü M X X I . AkhiUeus'un arkadaşı Patroklos'a dert yanar. Akha'lar gene gemilere kadar gerilerler. Savaş hazırlıkla­ rı. Art emiş. Patroklos Hektor'u batı kapılarına kadar kovalar. B Ö L Ü M X I V . Patroklos'un ölüsü alınır ve kara haber Akhilleus'a götürülür. Kanlarla kızıla boyanan ırmaklar kabar­ dıkça kabarır. Tanrıça Aphrodite'den cinsel istek uyandıran memeligini alır. Akhilleus arkadaşına silahları­ nı verir. Tan­ rılar seyircidir. Akhilleus Troya'lıları püskürte püskürte Troya'nın surları önüne gelir. B Ö L Ü M X X . Sahne Olympos'a yükselir: Tanrılar arasında kavga. BÖLÜMXXII. Kor­ kunç boğuşma. İ k i Aias'ı Troya saldırısına karşı koymaya kışkırtır. B Ö L Ü M X V I . sonra Lykia'lı önder Sarpedon Patroklos'la dövüşür ve ölür. T h e tis'in demirci tanrı Hephaistos'a başvurması. (X ) Akhilleus'a Yeni Silahlar Yapılması. Durum Akha' lar için çok kötüdür. Priamos'la Hekabe yalvarırlar içeriye girip korunsun di­ ye. (X)Hektor'un Ölümü. Akha'larda telaş. Patroklos. Akha'lardan yana olan tanrı Poseidon sa­ vaşı Semendirek adasından gözler. Derken ateş tanrı Hephaistos ır­ makların karşısına dikilip alevleriyle onları durdurur. Ares. Tanrılar iki cepheye ayrılır: Hera. Sarpedon'un ölüsü çevresinde çarpış­ m a . Patroklos'u vurur. Akha'larda şaşkınlık. Akhilleus için kara belirtiler: Hektor'u öl­ dürdükten sonra kendi ölümü de yakındır. (M ) Duvar Dibindeki Savaş. Troya'lılar duvara saldırır. Nestor. (Y ) Tanrıların Savaşa Karışması. Akhilleus gitmeyecekse. Troyalılar surların içine sığınırlar. B Ö L Ü M X I I I .şılaşması. Troya'lılar önce bozgu­ na uğrar. (d > ) Irmak Kıyılarında Savaş. Baştanrı Zeus'un kadere boyun eğerek oğlu Sarpedon'u feda etmesi. ( N ) Gemilerin Önündeki Savaş. Agamemnon. Kıyasıya çarpış­ m a . Zeus'u baştan çıkarmak için bir düzen kurar. Thetis silahlan oğluna götürür. ( o ) Duvara İkinci Saldırış. önüne gelen Troyakyı insafsızca tepeleyip Troya ovasında akan Skamandros ve Simoeis ırmaklarına atar. Aineias'ın savaş meydanından kaçırılması. Her iki tarafta da yararlık gösterenler olur. öfke­ lenir. Korkuya kapılması. B Ö L Ü M XIX. Zeus Troya'lılara zaferi müjdeler. ( T ) Akhilleus'la Agamemnon Arasındaki Barışma. kendi savaşa gidip dövüşmeye kararlıdır. ( n ) Patroklos Destanı.

Priamos ölüyle Troya'ya döner. ama deniz tanrıları ona acır . Çarpışırlar. seslendi. (. ne diye bunca belayı salar senin başına? Taş çatlasa yok edemez o seni. İo'nun Zeus tarafından sevilmesi ve kaçırılması ona dert olmuş. yeri sarsan. Ne var ki kıskançlıktan gözü kararan tan­ rıça Hera Zeus'un oğlunu barındırdıkları için İno ile Athamas'a fena kızar ve ikisini de çıl­ dırtır. İnakhos. Athamas da Learkhos'u bir geyik sanarak kargısıyla vurur. acıdı Odysseus'a. Argos bölgesindeki ırmağın tanrı­ sı. İno'nun iki kişiliği vardır: Athamas'ın ikinci karısı ve Phriksos'la Helle'nin üvey anası olarak çikin bir rol oynadığı halde (Athamas. dedi ki: "Şu Poseidon. Andromakhe'nin bayılması. ya da tufandan arta­ kalan insanları toplayıp ırmağın kıyılarına yerleştirmiş. uzağa. Hera ile Poseidon Argos'ta han­ gi tanrının egemen olacağı tartışmasında İnakhos'u hakem almışlar. Tan­ rıça Athena Troya'lı yiğit Deiphobos'un kılı­ ğına girip Hektor'u aldatır. geldi. İnakhos en geçerli efsanelere göre İo'nun babasıdır. at şarap rengi denize. () Patroklos'un Ölüsüne Dü­ zenlenen Yarışmalar. İno'nun deniz tanrıçasına dönüşmesi üstü­ ne de şu efsane anlatılır-.IINU kaldırır: Hektor'un ölüm kefesi ağır basar. eskiden insan sesli ve Ölümlüydü bu Ak Tanrıça. B i r e f s a neye göre İnakhos. bir martı oldu. ne ister senden zavallıcık.)Priamos'un Hektor'un Ölü­ sünü Geri Alması -Hektor'a Ağıtlar.): Gördü onu güzel topuklu Ino. oturdu salın üstüne. 18). yap ben ne dersem. korkma. Al şu tanrısal yaşmağı vereyim sana. Poseidon korkunç bir fırtına ile Odysseus'un salını pa­ ramparça edip kendisini azgın dalgalar içinde boğmak üzereyken. Argonaut'lar). yani Ak Tanrıça olur ve denizin köpüklü i l . yeller götürsün salını bırak. ulaşmaya bak Phaiak'ların toprağına olanca gücünle yüze yüze. Yaptığını anladığı zaman İno Melikertes'in ölüsüyle bir­ likli' denize atlar. göğsünün altına dola onu. Gece. Akhilleus'un yası. Semele tanrı Dionysos'u doğurup öldükten sonra İ n o . Semele ile Agaue'nin kız kardeşi (Tab. Leukothea çıkar yiğidin karşısına (Od. kızını reddet­ mek ya da tanrının peşine takılmak gibi aşırı davranışlarda bulunduğu için. Sen gel. onu çöz. Argos'a insanların yerleş­ mesinden önce yaşamış. Gördü neler çektiğini. Hektor Akhilleus'un karşısına dikilir. Apollon bile onu korumaktan vazgeçer. V. hiç benzemezsin akılsız bir adama: Hadi çıkar rubalarını sırtından. atar atmaz da dön gerisin geri". Priamos'la Akhilleus arasındaki konuşma. B Ö L Ü M X X I I I . i l galarını simgeler. Onuncu gün yapılan cenaze töreniyle İlyada kapanır. fnakhos da H e ra'yı seçince. Dokuz gün Hektor'un ateş yı­ ğını için odun taşınır. Ama değdiği zaman karaya ellerin. pır etti. Akhilleus ölüsünü yedi kez Troya surla­ rının çevresinde sürükler. böylece Zeus İnakhos ırmağını su­ yundan yoksun etmiştir (to). ne acı var artık. İno oğlu Melikertes'i bir kaynar su ka­ zanma atıp boğar. Bir deniz tanrıçasına dönüştüğü zaman adı Leukothea. deniz tanrıları arasında sayılır oldu sonraları. Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Kadmos'la Harmonia'nın kızı. Kadrnos'un kızı. Hektor'a ağıtlar yakılır. B Ö L Ü M XXIV. Troya surlarından seyredilen korkunç sahne. 3 3 3 vd. Hektor ölür. Ak Tanrıça olarak fırtınaya tutulmuş gemicileri korumak­ ta ve özellikle Odysseus'u kurtarmakta çok sevimli bir tanrıça olarak görülür. İno. Akhilleus'un ordugâhında Patroklos'a yapı­ lan ölü törenleri. Kral Priamos tanrı Hermes'in kıla­ vuzluğunda Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gelir. çıkıverdi sudan. orada kurtulmaktır kaderin senin. Odysseus tanrıçanın dediğini yapar ve kur­ tulur. Poseidon öfkelenip ırmağın ya­ tağını kurutmuş. ne ölüm. kocası Athamas'ı çocuğu almaya ve kendi çocukları Melikertes ve Learkhos'la büyütmeye kandı­ rır. Patroklos'un yakılması. Akhilleus yu­ muşar: Hektor'un ölüsünü babasına geri ve­ rir. onu yıldırım çarpmış. Yarışmalar. ancak yağmurlar mevsimin­ de suyu olacağına karar vermiş.

ne tuhaftır ki sözünü ettiği kişi ve olayların efsanelik ol­ duğunu.5 ) : Argos kralı İnakhos'un kızı İo deniz kıyısında oynar­ ken Fenike'li gemiciler tarafından kaçırılıp Mısır'a götürülmüş. Yalnız daha ileride Mısır'dan söz ederken. Aiskhylos "Zincire Vurulmuş P r o metheus" targedyasında bu buluşmayı sahne­ ye koyar: Orada İo başına gelenleri şöyle an­ latır (Prom. İ o . baştanrı da sevgilisini karısının öfkesinden korumak için onu beyaz bir inek haline dö­ nüştürür ve bu hayvanla hiçbir ilişkide bulun­ madığına Hera'ya yemin eder. tarihsel bir olaymış gibi başla­ maktadır. bu konu bir masal değil de. Zeus bu kez de Hermes'i gönderir.ve kendisini bir denizkızına. İo deli gibi kıtadan kıtaya koşar. babası İnakhos sonradan adını alan ır­ mağın tanrısı ve Okeanos'un oğlu sayılır. 640 vd. Bir denize. Buna misilleme olarak da Yunanlılar Fenike'de T y r kralı Agenor'un ( k i Agenor İo'nun torunudur) kızı Europe'yi ka­ çırırlar. bununla da kalmazlar. Io efsanesiyle Yunanistan yarımadası A k deniz uygarlığının birçok dinsel görüşlerini ve onlardan dogma efsaneleri kendine mal et­ m e . Roma'da Leukothea. Ama doğrusu anlatmaya utanıyorum da tanrısal bir kasırganın nasıl allak bullak edip ben zavallıyı. onun dölüyle ilgili olarak sürdürülüp anlatılan efsane­ lerin hepsi böyle bir amaç güdülerek kurul­ muşa benzer. varlığıma yeni bir biçim verdiğimi Geceler gecesi yapayalnızken odamda şöyle sözler duyuyordum düşlerimde: "Ey mutlu genç kız. böy­ lece İo'nun da. bu tutarsızlık üstünde hiç durmaz. Günün birinde Zeus İo'yu görür.): İstiyorsunuz madem. Ah! Hep böylesi düşler gördüm geceleri. Argos kralı İnakhos'un kızıdır (Tab. . oğlunu da Palaimon adıyla küçük bir tanrıya dönüştürürler. doysun seni görmeye Zeus'un gözü". Ama Hera bir atsinegi musallat eder ineğe. bunun karşılığı da Paris'in Helena'yı kaçırması ve onun sonucunda Asya ile Avru­ pa'yı ilk büyük çatışmada karşı karşıya geti­ ren Troya savaşıdır. kendisi de Argos şehrinin Hera tapınağında rahibedir. Tanıca ineğin kendisine verilmesini şart koşar. Bu gerçeği ilkçağın ilk tarihçisi Herodot da sezinlemiş olacak ki. hayır diyemem: Açıkça anlatayım her şeyi size. Hera bunu öğrenince büyük bir kıskançlığa kapılır. Kafkas dağlarında bir ka­ yaya mıhlanmış olan Prometheus'un önün­ den geçer. bunun İo'nun ka­ çırılmasıyla başladığını yazar ( I . Fenike. kalk. git ki Zeus görsün orada seni. Herodot Perslerle Yunanlılar. Zeus'un isteğine karşı koma sakın. 10). Fenike ya da Mısır'da bulunan bu olguları kendi toprakla­ rında merkezleme çabasının tipik bir örneğini vermektedir. 153). Aphrodite'nin gerdeğine girmek istiyor seninle. Argonaut'lar seferini düzenleyip Kolkhis'li Medeia'yı kaçı­ rırlar. bir boğa biçiminde tapınılan Apis tanrının adı Yunanca Epaphos'tur der ( I I . babanın koyun. sığır otlaklarına. Argos'u büyüleyerek öldürmesini sağlar. oğlu Epaphos'un da Mısır'lı tanrıların Yunan karşılıkları olduğunu kabul eder. Ka­ radeniz ve Ege kıyıları arasında böyle önem­ siz olaylarla nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklamaz. Akdeniz'in doğusuyla batısı arasındaki çatışmayı ele aldı­ ğı büyük eserine İo efsanesiyle. ve bir gün canımı dişime alıp söyledim babama ne düşler gördüğümü. yani Asya ile Avrupa arasındaki savaşa hep kız kaçırma olaylarının sebep olduğunu. İnek Geçididir) ve onun serüvenleri. kızın güzelliğine vurulup ona yanaşır. atsineginden kurtu­ lamaz bir türlü. Melikertes). asıl kaynaklan Anadolu. limanlar tanrısıyla bir tutulmuştur. Yunan kaynaklarında İo efsanesi şöyle an­ latılır: İ o . Palaimon da Portunus. gerçek olsalar da Mısır. niçin yalnızsın erkeklerin en y ü c e s i özlerken seni? Zeus yanıp tutuşuyor senin için. 1 . geçtiği yerlere adı­ nı veren İo (İstanbul Boğazının adı Bosporos. bir de boğaza adı­ nı verdikten sonra. Sisyphos'un düzenlediği İsthmos yarışmaları bu tanrı şerefine yapılırmış (Palaimos. gitLerna'nın yeşil çayırlarına. karnında Hellen'lerin baştanrısı Zeus'un tohumunu taşıya­ rak kıtadan kıtaya atlayan. İnek biçimine girip. tapınağı limana yakın bulunan Mater Matuta ile. Herodot bu yorumu Pers bilginlerinden aldığını söyler. İo'yu alıp başına bin gözlü dev Argos'u bekçi olarak di­ ker.

İokaste. Kerkhne'nin. Lerna'nın tatlı sularına doğru. gitsin. İokaste. Lykia'da İobates'in yanına sığınır ve bir süre son­ ra kralın kızı Anteia (ya da S t h e n e b o i a ) ile ev­ lenir. İole. Herakles'in üvey kardeşi olan İphikles'in oğlu. Oikhalia kralı Eurytos'un kızı. İole ile evlenmek hazırlıklarına giri­ şir. Argos adında birini taktılar peşime. a m a H e r a ' n ı n bu düzeni de boşa çıka­ rıldıktan s o n r a İo Mısır'a d ö n e r ve o r a d a bir t a n r ı ç a gibi t a p ı m görür. Sonra da İobates'in yardımıyla d ö n e r adıyla anılan boylara Yunanistan'dan gelme . Beklenmedik biranda can verdi bu çoban. Herakles kültünü Sardinya'ya sokmuş. Akdenizin güney ve doğu kıyılarına yayılan iki dallı bir kral soyu­ n u n atası olacaktır. İ o ' n u n başına Tiryns'te kral olur. Yiğit de İole'yi elde e t m e k için O i khalia şehrini almak ve kızı kaçırmak z o r u n ­ da kalır. Zeus o n u öldük­ t e n sonra tanrılar arasına alıp. yarışmayı Herakles kazanınca. İolaos amcası Herakles'in yanıbaşında yiğidin b ü t ü n işlerine katılmış ve ona yardım etmiştir. Akrisios ve Bellerop h o n t e s efsanelerinde rol o y n a r : Proitos ikiz kardeşi tarafından Argos'tan sürülünce. İ o l a o s . İokaste işlediği dogadışı suçu öğre­ n i n c e kendini asar (Laios. yurdundan dışarı. Eurytos kızını ok a t m a d a birinci gelecek olana vereceğini söylemiş. Bir efsaneye göre. Dodona'ya adam üstüne adam yolladı öğrenmek için tanrılar ne istiyor. 19). Ege kıyılarına yerleşmiş. Danaos). iaones bir dert d a h a gelir: Kuret'ler E p a p h o s ' u kaçı­ rırlar. bu söz açıkça diyordu ki babama: At kızını evinden. İokaste o n u n l a evle­ nir ve ikisi erkek. 169) İobates'e gönderir. Lykia kralı. Herakles). Büyülü gömlek bedenini yakar ve yiğit kendi yaptırdığı o d u n yığınına çıkıp ö l ü n c e lole'yi oğlu Hyllos'a verir (Deianeira. kovdu beni. Ama gönderdiği adamlar dönünce karışık. Bu. karmakarışık sözler ediyorlardı. kra­ lın kızıyla evlenir ve İobates ö l ü n c e Lykia kra­ lı olur. Herakles öldükten sonra oğullarının çabasını desteklemiş. Apollon'dan gelen bu sözleri düyunca babam. Tragedya yazarlarınca Oidipus'un h e m anası. Hyllos). ama ne yapsın. tanrılara bir kurbanlık gibi. VI. Thebai'li M e n o i k o s ' u n kızı ve K r e o n ' u n kız kardeşidir. ikisi kız dört çocukları olur (Tab. Oidipus). ton. t o ' n u n Mısır tanrıça­ sı îsis'e benzetilmiş efsanelik bir kişi olduğu besbellidir (îsis). orada birçok şehirler kurmuş­ t u r . İ o b a t e s . dışım. yoksa Zeus yıldırımlarıyla çarpıp yok edecek senin soyunu. lole'yi yiğide vermek is­ tememiştir: Herakles'in çılgınlığa kapılıp İole' den doğacak çocukları ö l d ü r m e s i n d e n korku­ yordu. H e b e eliyle gençleştirmiştir. efsaneye göre de Yunanistan'dan ayrılıp Sardinya ada­ sına yerleşmiş. H e r a k les'in ö l ü m ü n e sebep olan kadın (Eurytos. bense hep o belalı iğnenin zoruyla Bu topraktan o toprağa koştum durdum. birden şu boynuzlar çıktı başımdan. Karısı Anteia Bellerop h o n t e s ' e iftira e d i n c e . D e s ­ t a n d a adı Epikaste olarak geçer. o da yiğidin canına kıymak için o n a Khimaira'yı öldürmesini bu­ yurur (Bellerophontes). Zeus'tu onu zorlayan. dolaşıp dursun dünyanın dört bir yanma. T h e b a i kralı Laios'la evlenir ve Oidipus'u d o ğ u r u r . dölleri soylarının kaynağı olan Yunanistan'a döneceklerdir (Aigyptos. İ o ' n u n kişiliğine ve efsanesine d a h a bir kut­ sallık veren bu öyküden sonra P r o m e t h e u s İo'ya kaderin kendisine neler hazırladığını bil­ dirir: Mısır'a varacak. Laios'un öldürülmesin­ den sonra oğlu olduğunu bilmediği Oidipus T h e b a i t a h t ı n a çıkınca. benim için de kötü bir şeydi bu. h e m karısı olan kadının a d ı . ne istemiyor diye. o sırada D e i a n e i r a ' d a n yeni bir gömlek is­ t e r .O zaman babam Pytho'ya. kendisi de Eurystheus'u cezalandırdığı için. Yiğit İobates'in o n a yüklediği b ü t ü n işleri başardıktan s o n r a . orada gene insan biçi­ m i n e girecek ve Z e u s ' u n oğlu E p a p h o s ' u d o ­ ğuracaktır (Epaphos). Biranda değişiverdi içim. Sonunda günün birinde anlaşılır bir söz geldi tnakhos'a. Toprağın oğlu asık suratlı çoban adım adım izliyordu beni. sayısız gözlerini dikerek üstüme. attı evinden dışarı Kendi için de. Proitos yiğidi H o m e r o s ' u n dediği gibi " ö l ü m işaretleriyle" (İl. İon. Zeus'un sevgisini kazanmış.

ne Tauris'teki serüvenine dokunur. Tanrı Kreusa'yı Atina akropolünün bir mağarasında gebe bı­ rakır. kral ölünce Attika'dan sürülür ve Peleponez'in kuzey kıyısına. Orestes ve Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Akhaia adını verir. Soy ağacından görüldüğü gibi (Tab. öbür oğlu İon da Attika'ya kral seçilir. Atina krallığına getirirler. o sı­ rada Kreusa İon'u görür. Ksuthos'la Kreusa evlendikten son­ ra bir türlü çocukları olmaz. Elektra. Bizim burada anlatacağımız efsanesi doğrudan Euripides'in iki tragedyasının özeti olacaktır. 15). o da Attika'da Atina iline yerleşir. Racine ve Goethe'ye konu olmuştur. efsanesi Ati­ na'da uydurulduğu besbelli olan bir kişidir. ya da İonyalılar denilen soya ata olmuştur. iki oğlundan biri Akhâios Tesalya'ya döner. sonradan Akhaia de­ nilecek bölgeye yerleşir.bir kurucu ata bulmak amacıyla. Bu oyun Euripides'in mutlu bir sonuca bağlanan traged­ yalarından biridir ve böyle olduğu için de pek tragedya sayılmaz. verdiği cevap Aga- . Apollon onu tanrı Hermes'e verip Delphoi'ye gönderir. kral Selinos kızı H e like'yi ona verip kendisine halef seçer. Hellen'lerin söylediğine gö­ re Pelasgoi Aigialees adını taşırlardı. önce tanımak iste­ mez. Ksuthos ise oğlu İon aracılığıyla İon'lar. adı İphianassa olarak birkaç kez geçer. kadın İon'u doğurduktan sonra bebeği bir sepet içine koyup kayalık bir yere bırakır. Bunun tam tersi­ ne tragedya yazarları ve özellikle Euripides. Herodotos şöyle der (Tar. tarihçilerse çeşitli amaçlarla çeşitli biçimlerde anlatırlar İon efsanesini. Strabon'un anlatımı ise başkadır: Ksuthos Erekhteus'un kızıyla ev­ lendikten sonra Attika'da dört kentler antlaş­ masını kurar (Tetrapolis). İon Helike adlı bir kent kurar ve halkına İones adını verir. en ufak bir hava estiği yok. öteki İon Aigialeas ülkesine saldırmaya hazırlanır ki. Ksuthos oğlu İon'dan sonra da onlara İones dendi". Hellen'lerin büyük atası olarak gösterilen Hellen'in üç oğlu vardır: Ksuthos. sonra kabul eder. Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. Akha ordusunun Troya'ya varmak için on yıllık bir zaman yitirdiği anlatılır. efsanesi Troya savaşıyla doğrudan doğruya ilgili oldu­ ğu halde. Apol- lon'un oğlu olarak gösterilir. yani Danaos'la Ksuthos Peloponez'e gelmeden önce. Doros ve Aiolos. o zamanlan bu böl­ gede Aigialeos'un Pelasg soyları otururlardı. İphigeneia. 20). Doros'la Aiolos. bölge­ yi siyasal ve sosyal alanda düzene koyar ve soyunun denizaşırı göçlere katılmasını sağlar. kendi oğulları olarak büyü­ türler. Ksuthos ölür. tanrı buyruğuna uya­ rak genci alırlar. Tragedya şairlerinden Euripides'in "İon" adlı oyununda İon Ksuthos'un değil. ("İphigeneia Aulis'te" ve "İphigeneia Tauris'te" adlı iki tragedyası vardır) İphigeneia ti­ pine büyük bir ün kazandırmış ve Troya sava­ şıyla doğrudan doğruya ilişkili tek kişi olarak İphigeneia batı yazınını da etkilemiş. İphianassa. Homeros destanlarında Agamemnon'un kızı İphigeneia'ya verilen ad (1phigeneia). Homeros ne Aulis'teki. İones ve Akhaioi adlarını taşıyan boyların kaynağını açıklamak amacıyla kurulmuştur. Bunun bir süresi savaşa katılacak çeşitli filoların Aulis'te toplanmasıyla geçmiştir. Bunun da amacı İonya'lıların kaynağını Atina'ya. Efsane şöyledir: Ksuthos'u iki kardeşi D o ros'la Aiolos Tesalya'dan kovarlar. Tesalya'dan gelen Akhaios'un saldırısına uğrar. Akha'Iar orada toplandıktan sonra gemilerin yola çık­ ması için uygun bir rüzgâr esmesini beklemiş­ lerdir. orada Atina kralı Erekhtheus'un kızı Kreusa ile evlenir (Erekhteus). Bunun nedeni ordunun bilici­ si Kalkhas'a sorulunca. üstelik burada tanrı Apollon'a bağlamaktır. Bu süreç üstüne efsane yazarlarından hemen de hiçbir bilgi edinilmez. Orada tapınak rahibesi çocuğu büyütür. Soyu bir süre Aigialeos bölgesinde kal­ dıktan sonra. Apollon tapma­ ğına başvurup bunun nedenini sorarlar. Aulis Euboia yarım­ adasının karşısında bir limandır. V I I . 94): "İonyalılar Peloponez'de bugünkü Akhaia'da oturdukları sü­ rece. Ne var ki ortalık sütliman. Akhaios bölgeyi alır. Selinos ölünce. Homeros destanla­ rında fphigeneia'dan pek söz edilmez. Dor ve Aiol soylarının doğrudan doğruya isim babaları. Pausanias'ın anlattığı bu efsane belli ki Akhaia bölgesinin. O sırada Atina'lılar Eleusis'e karşı savaşta kendilerine yardım et­ mesi için İon'u çağrırlar ve İon Attika'da ölür. oğullarından Akhaios Peloponez'de Akhaia bölgesini kurar.

avlanırken kendisine adanmış kutsal bir geyiği öldürdü diye. köpürür. bu yüzden de yellerin esmesini önlemektedir. iki genci nişanlamışlar. günün birinde bir kız ona tutul­ muş. yiğidin bazı işlerine katılır. ta­ pınakta bir çeşit kurban kesmektir: Gemileri batıp Kırım'a çıkan yabancıları hep İphigeneia kurban eder Artemis'e. ( 2 ) K ı z adı olarak: Girit'li bir masal kahra­ manıdır: İphis'in babası ille de bir erkek ço­ cuk istiyormuş. bıçak tam boğazına saplanacağı anda. 13). Orestes kız karılı-sini arkadaşı Pylades'e verir. ama önder­ lerin ve özellikle Menelaos'la Odysseus'un ıs­ rarları üzerine umumun çıkarını kendi çıka­ rından üstün tutmaya yana yakıla karar verir. bu görevi onlara Delphoi'deki Apollon kâhini vermiştir. Teselya kralı Phylakos'un oğlu. Kraliçe bunu hiç unutma­ yacak ve kocasını Aigisthos'la aldatmasına da. Tauris. Troya dönüşü Agamemnon'u öldürmesi­ ne de bu kin sebep olacaktır. hemen dağa bırakması­ nı buyurmuş. iphikles Amphitryon'la Alkme ne'nin oğlu. k ı z kardeşi Elektra'nın tam karşıtı sessiz. İphiklos. Ama Herakles tanrı Zeus'un tohumundan. İphikles çığlığı basar. Artemis kıza acır ve onu havalara kaldırıp. Önce böyle bir işe hiç yanaşmaz. kızını bekleyen kaderi ve Aulis'e aldatılarak getirildiğini anlayınca. (1) Erkek adı olarak: Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan bir yiğit ve Kıbrıs'lı Anakserete efsanesinde adı geçen bir kişi (Anakserete). Tanrıça da İphis'e acımış. İphigeneia kur­ ban edilmek üzere sunağa çıkar. hem de kız adı olan İphis adını koymuş. söylentiye göre.. öfkesinden vazgeçecek ve f i lonun yola çıkmasını sağlayacaktır. güya kı­ zı Akhilleus'a nişanlayacaktır. XI. Kadın da kız doğurduğu halde. Agamemnon'a karşı dinmez bir hınç yerleşir yüreğinde.ık. böylece evlenmesini sağlamış (Galateia). İphis'in anası ne yapacağını şaşırmış ve tanrıça İsis'e yalvarıp yardım dilemiş. İphigeneia'nm Aulis'teki serüveni de burada bi­ ter. unu bir erkek yapmış. İphis. hem erkek.memnon'u çileden çıkarır: Artemis tanrıça krallar kralı Agamemnon'a karşı kin ve öfke beslemektedir. bıçağın pasından yapılan iksirle İphiklos iyileşmiş ve Podarkes adında bir oğlu ol­ muş. yani bugünkü Kırım yarımadasında İphigeneia Tauris'li Artemis tapınağında rahi­ bedir. Başına tuhaf bir serüven geldiği anlatılır: Genç yaşta iktidarsızlığa uğramış. kurban bıçağının altına bir geyik koyar. Odysseia'da (Od. Klytaimestra). İphigeneia'yı alıp gelmesini buyurur. İphikles de Amphitryon'un tohumundan meydana gelmiştir (Tab. heykeli Bİarak Yunanistan'a kaçarlar. Agamemn o n karısı Klytaimestra'ya haber gönderir. İki kardeş arasındaki fark hemen beşikte yattıkları ilk günlerinden bel­ li olur: Hera'nın gönderdiği yılanı görünce. İphis böylece büyüyüp güzel bir deli­ kanlı olmuş. İphigeneia. 290. saf ve sevimli bir genç kız tipidir (Agamennon. Öyle olmuş. Klytaimestra sevine sevine gelir. filo Troya'ya gitmek üzere yola çıkar. Ama Herakles ansızın çılgınlığa kapılınca İphikles'in iki oğlunu ve kendi çocuklarını da öldürür (Herakles). hayatta kalmayı Herakles'e borçludur. Kralın ailesi Mykene'de kalmıştır. Onunla Orkhomenos'a karşı savaşır ve kral Kreon ödül olarak her iki kardeşe kız­ larından birini verir. çocuğunu erkek olarak tanıtmış kocasına. İphigeneia yabancıları tanır ve onları kurban et­ mek şöyle dursun. İphimedeia. karısına kız doğurursa kendi­ sine göstermemesini. bunlar İphigeneia'nın kardeşi Orestes'le arkadaşı Pylades'tir. ak­ rabaları olan bilici Melampus'a nedenini sor­ muş. İphikles. Aloeusoğulları. Melampus da İphiklos'u iyi etmek için bir meşe ağacının kabuğu altında saklanan bir bıçağı bulmak gerektiğini bildirmiş. Yıllardan beri yerine getirdiği ödev. Pero). amaçları Tauris'teki Artemis heykelini alıp Yunanistan'a getirmektir.onlarla birlik olur. . Tanrıça an­ cak Agamemnon kızı İphigeneia'yı kendisine kurban verirse. B u nun üzerine rüzgârlar hemen esmeye başlar. yumıis. tphiklos'un. Bkz. Bu haber Agamemnon'un tepesine balyoz gibi iner. İphikles. Herakles'in ikiz kardeşidir. Günün birinde ta­ pmağa iki yabancı gelir. babası. 296) zengin bir sürünün sahibi ve Neleus'la Pero efsaneleriyle ilgili olarak adı geçer (Neleus.

Yunanistan'ın İskender'den sonra. ölçülü. ayrıca büyü yoluyla doğa güçlerini yöneten bir tan­ rıça oluvermiştir. Odysseus soyunup iri bacakları. ama talipler yakasını bırakmaz.. Bu efsane ile Yunan mythos'unda mevsimleri simgeleyen Adonis-Attis. İros Odysseia'da sözü geçen İthakeli bir dilencidir. Şimdi biz ikimiz kaldık. Kanatlı­ dır. İris. İsis. Bunun için. Devlete karşı koymak elimden gelmez.. haddini bilir. İsmene. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye gelip taliplerin şölenine karışınca. kadın olduğu­ muz ve erkeklere karşı mücadele için yaratıl­ madığımızı düşünmektir. H a r p ya'ların kız kardeşi. Roma'nın da Augustus zamanında Mısır'a açılması. Bak. Talipler arasında da bir kahkahadır ko­ par (Od. Herakles efsanesinde rol oynar. kaçmaya çalışır. puta taparlıgm son demlerinde tek tanrıya ve özellikle tek bir ana ve bereket tan­ rıçasına mistik bir eğilimin baş göstermesiyle İsis. anası ve karısı ." (Antigone). İris. bize yakışan. birbirlerinin eliyle nasıl yürekler acısı bir ölüme kavuştu­ lar. Kendisine verilen buyruğu harfi harfine tek­ rar etmek İris'in özelliklerlndendir. Odysseia destanına göre. deniz ve yeraltı ülkesine ege­ men olup yaşamla ölümü elinde tutan.İphitos. X V I I I . Olympos tanrı­ ları İris'i de Hermes gibi ulak ve özellikle in­ sanlara haber salmak için kullanırlar. Gökkuşağını simgeler. Odysseus'la iphitos konukluk ve dostluk bağlarıyla birbirine bağlı­ dır. eğ­ lence ve maskaralığa düşkün talipleri iki di­ lenciyi birbirleriyle dövüştürmeye girişirler. İros'u bir titremedir alır. İsis'e özellikle Anadolu'da tapınıldı^ Efes ve Bergama'da adını taşıyan tapınakların kalıntılarından da anlaşılmakta­ dır. eğer kanuna aykırı hareket edip hükümdarın hükmüne ve kudretine karşı gelirsek ne korkunç bir ölüm­ le öleceğiz. "yel gibi uçan" diye vasıflandırılan İris Homeros destanlarında önemli bir rol oynar. t o p ­ rak ürünleri. İsa'dan sonraki yüzyıllarda Yunan-Roma dünyasına girmiş ve kişiliğinde birçok dişi tanrıları toplayarak bir süre tek tanrıça olarak tapım görmüştür. Odysseus da bir yumruguyla kemiklerini kırıp onu dışarıya sürükler atar. Hayır. İros. Oidipus'la îokaste'nin kızı. tanrı Zeus ve özellikle Hera'nın hizmetindedir. zalim talih babamızı nasıl zillet içinde elimizden aldı. Sophokles'in "Antigone" adlı tragedyasında Antigone ile İsmene arasındaki diyalogda. İole'nin kardeşi. tıpkı Ana Tanrıça tipini simgeleyen Artemis-Hekate ya da Kybele gibi. XXI. 1-107).kendini asarak günahkâr hayatına nasıl bir son verdi ve kar­ deşlerimizin ikisi de. İsmene şöyle konuşur: "Ah kardeşim. . toprak. güneşte gökkuşağının renklerini yansıtan ince bir tülle örtülüdür. Eteokles ve Polyneikes'in kardeşi. güneş t a n n H o rus'un anasıdır. başımızdakitere boyun eğeceğim. (1) Phokis bölgesinden gelen as­ kerlerin başında Troya savaşma katılan yiğit. bulur ve oğluna öcünü aldırtır (Oslris). Aslında bir Mısır tanrıçası olan İsis. İphitos Argonaut'lar seferine de çıkmış. İsmen e . Penelope'nin taliplerini öldürmeye yara­ yacak kocaman yayı Odysseus'a iphitos ver­ miştir (Od. Antigon e .ikisi de aynı şahıstı . na­ sıl kendi ayıplarını kendi ortaya dökerek ken­ di elleriyle kendi gözlerini çıkardı. Typhon) Osiris'i öldürünce İsis kocasını ara­ maya çıkar. 13 vd. Hem sonra böyle bir hükümdarın tebaası olduğumuz için bun­ lara.). ya da Demeter-Kore efsaneleri arasında benzerlik olduğu gibi. düşün bir kere. Mısır efsanesine göre İsis kral tanrı Osiris'in kız kardeşi ve karısı. Çünkü yapa­ mayacağın işlere kalkışmak akıl kârı değil­ dir. ana tarafından da Okeanos'a bağlıdır (Tab. geniş omuz­ ları ve güçlü kollan ortaya çıkınca. 6). hatta daha beterlerine tahammül etme­ miz lâzımdır. Ba­ bası Eurytos gibi İphitos da usta bir okçudur. toprak altında ya­ tanlara yalvaracağım ve zor karşısında böyle yaptığım için beni affetmelerini dileyerek. Antigone'nin tam karşıtı. Karanlıklar tanrısı Set (Yun. böylece zamanla İsis YunanRoma pantheon'unda çok önemli bir yer al­ mıştır. Thaumas'la Elektra'nın kızı. gökkuşağı da denizden çıkarak gökle yeryüzü arasındaki ilişkiyi kurar göründüğü için. aynı günde. İris baba tarafından P o n tos'a. (2) Oikhalia kralı Eurytos'un oğlu. çekingen bir genç kızdır. "Ayağı tez". başında ay taşıyan bir inek biçi­ minde imgelenen İsis'le İo arasında da bir iliş­ ki kurulmuş.

390 yılında Roma bir gece Galya'lıların saldı nsına uğrayınca. Ithakos. babası da Thebai efsanesinde olduğu gibi Zethos değil. İupiter Capitolinus'a dikilen tapınağa sonradan İuno ve Minerva da alınmış. Itys. her kadının da "İuno"su var­ dı. Tonitrualis (gök gürleten). iki kardeşiyle birlikte Korfu adasından İthaka'ya göçer ve . Hera ile bir tutulan Romalı tanrıça. Oradan da İulus çıkmış olsa gerek. böyle­ ce Capltolium üçlüsü adıyla bu tanrılara tapınılmıştır. Ro­ ma kalesinde İuno Moneta'ya ayrılmış olamy di (Moneta uyaran. Yunan dininin etkisiyle sonradan Zeus'la bir tutulmuştur. Tonans. Thebai'de anlatılan bülbül efsanesin­ de llylos. Aedon'la Thebai'li Zethos'un oğlu­ dur. Italos'un asıl kaynağı üstüne mythos yazarları arasında ayrılık vardır. Iulus. Aeneas'ın oğlu Ascanius'un (Yun. gün ışığı. kadınlar arasında da meşru yoldan evlenmiş olanların tanrıçasıdır. yani "Küçükk İuppiter" olmuş. Bu koruyucu İuno yalnız ölümlülere degil. İupiter (yahut İuppiter). bu yüzden de Fulgurator. İtys. en büyük iupiter) Roma devleti nin koruyucusu ve y ö n e t i c i s i olarak tapım gö- .Italos. luno. Sicilya'dan. baba tanrı ya da gök tanrı anlamına gelen D l es-piter (yani Zeus pater)den türemiş olan İupiter aslında Roma pantheon'unun en eski. Ödül olarak kendisine İobum (ya da lolum) adı verilmiş ki. yıldırım ve şimşek gibi doğal güçleri simgeleyen tanrıdır. Roma'da İuno genellikle kadınların konıyu cusudur. Roma dininde her erkeğin "genius"u (Geni us) olduğu gibi. tanrıçalara da bakardı. hatırlatan demektir). Pulvius (yağmur yağdıran) sıfatlarıyla anılır. Yunanistan'ın batısındaki adalardan. Aynı efsanenin Attika'da ve özellikle tragedya yazarlarınca anlatılışında adı geçen çocuk. İulus Caesar'ın ve onun evlatlığına girdiği için imparator Augustus'un da üye bulundukları ünlü İulii soyunun atası sayılır. Doğanın büyük yöneticisi sayılan bu tanrıya Roma'nın kutsal tepesi Capitolium'da tapınılırdı. bu da Iuppiter'in bir küçülmesi olsa gerek. Atina kralı Pandion'un kızı Prokne ile evlenir (Aedon). Roma di ninde İupiter gök. Ascanius Troya'dan gelme asker­ lerle Latium'dan devşirme ordunun başına geçmiş ve Rutul'larla Etrüsk'lere başarıyla karşı koymuştur. Askanıos) italya'ya geldikten sonra aldığı ad. çocuklu kadınlar hem İuno'nun oğlu tanrı Mars'ı. çünkü giyside herhangi bir düğüm gebe kadının kurtuluşunu önleyebilir inancı vardır. İulus adının kaynağı şöyle açıklanır: Aeneas ortadan kaybolup Latium bölgesinde savaş patlayınca. I. Kentin başlıca çeşmesinin kuruluşu da ona atfedilir. halkını öyle uyuygar bir hale getirmiş ki. Aynı tepede iupiter Optimus MaxlııHIS (en İ y i . Prokne'nin oğludur. hem de Sa­ bin kadınlarının kaçırılmasından sonra Ro­ malılarla Sabin'ler arasındaki barışın kurul masını anarlardı. eltisi Niobe'nin oğlunu öldürmek isterken kendi çocuğu İtylos'u öldürür ve öm­ rü boyunca dövündükten sonra bülbül haline getirilip gene İtylos diye ağlar (Aedon). İuno'ya daha başka sıfatlarla da tapındırdı: İuno Lucina doğuma bakmakta ve doğumu kolaylaştırmaktadır. Fulminator (şimşek çakan). İtalya'ya adını veren kurucu kahra­ man. Aslında luno ayın değişimlerini simgeleyen lbir tanrıçadır ve luppiter. Itylos. Adı Zeus baba. Trakya kralı Tereus'tur. hak ve barışsever bir kralmış. Aedon.adada İthaka şehrini kurar. Zeus soyundandır. hava. İono'nun daha başka tapınakları da vardır: En önemlisi. İuno Lucina'ya sunu ya­ pılırken herkesin kemer ya da kuşağını çöz­ mesi gerekirdi. Mnerva üçlü­ sü içinde Quirinalis sonra Capitolium tepelerinde tapınağı olmuştur. daha başta yarlerden geldiği ileri sürülür. en büyük tanrısıdır. Çok iyi. İthaka adasına adını veren kurucu kahraman. luno. Mart ayının ilk günü kutlanan Matronalia bayramında "matrones" yani evli barklı. önce yalnız kuzeye verilen ltalia adı . Tanrıçanın "luno So roria" ( k ı z kardeşi koruyan İuno) olarak H o ratius efsanesinde de rolü vardır (Horatius). İulus R o ma'nın metropolü olan Alba Longa şehrini kurmuştur. bu tapınağın kutsal kazları ötüşleriyle halkı uyandırmışlar ve şehrin kur­ tulmasını sağlamışlardır. O.güneye Ausonia denirdi bütün yarımadaya yayılmış.

İmparatorluk dönemi şairleri İuturna'yı Aeneas'ın düşmanı Turnus'un kız kardeşi sayar­ lar ve Turnus'la birlikte savaşa katıldığını söy­ lerler. daha çok Dike'ye benzemektedir. İuventus. Yunan tanrıları arasında Themis'e değil de. Bu pınarın şifalı niteliği olduğu gibi İuturna da iyileştirici bir tanrıça sayılırdı. Roma'ya sal­ dırıların her türlüsünü durdurduğu sanılırdı. kimi İupiter'in sıfatlarını kendi adı­ na taktırırdı. İustitia Altın Çağda insanlar arasında bulunurken (Soylar Efsanesi). İuventus'a Capitolium'da İupiter. sulak bir bölgede bulunan tapmağı Augustus zamanında buraları kurutulunca kal­ dırılmıştır. Bu siyasal niteliğini İupiter Roma devletinin son demlerine dek koruyabilmiştir. düşmanı durdurursa olduğu yerde bir tapınak kurmaya yemin etmiş. İuturna. Flamen dialis adıyla görevlendiri­ len başrahibi İuno'nun başrahibesiyle evlene­ rek tanrılar arasındaki kutsal birliği yansıtm'akla yükümlüydü. nympha'nın bin bir bi­ çime girerek tanrıdan kaçtığını anlatır (Lara). Ovidius Lara ve Lares tanrılardan söz ederken İupiter'in İuturna'ya olan aşkını. zafer kazanan başkomutanlar zafer çelenklerini ve ilk kur­ banlarını (ki bunlar beyaz boğalardı) ona adarlardı. bir ara Sabin'ler ağır basmış ve şehri almak üzereymişler ki. Tan­ rı da Sabin'leri püskürterek Forum'da Palatinus tepesinin dibinde İupiter Stator'a adan­ mış tapınağa kavuşmuş. ölümsüz demek) olan İuturna bir su nympha' siydi. böylece İupiter'in devlet tanrısı olarak egemenliğini kabul ettirmekti. bunlarla imparatorluk politikasının yayılmasına ve gençlerin askerlik öncesi bir eğitim görmele­ rine çalışılmıştır. Roma'da adaletin simgesi. K i m i Jüpiter'i düşünde görüp ondan doğrudan doğruya esinlendiğini ileri sürer.rürdü. ayrıca Stator unvanıyla İupiter'in düşmana karşı koyduğu. Romulus kılıcını kaldırarak Forum'da İupiter'e ant içmiş. Roma İmparatorlumu çağında imparatorlar baştanrı İupiter'le ilişki kurmaya ve doğrudan doğruya İupiter Optimus Maximus'un kıla­ vuzlumu ve koruyuculuğu altında olduklarını belirtmeye çalışırlardı. Fontus). Jüpiter'in siyasal rolü bununla bitmez. insanların gitgide daha çok suç iş­ lemesi onun artık yeryüzünde tutunamamasına yol açmıştır. İupiter'in sevdiği bu su perisine tanrı ölümsüzlük bağışlamış ve Latium 'daki bütün suların koruyuculuğunu vermiş. Tanrılar arasında tam bir otorite kurduğu gibi. devlet otoritesini ve disiplinini simgelerdi. Mars Meyda­ nında. Durduran anlamına gelen Stator sıfatının kaynağı şöyle açıklanırdı: Roma'lılaria Sabin' ler arasındaki savaşta Roma'lılar Sabin'lerin karılarını kaçırdıktan sonra. Konsullar göreve başlamadan gelip ona yakarmak zorundalardı. sonra­ dan bu iki tanrıça benzeşmişlerdir. Göğe çıkmış ve burçlar ara­ sında Bakire burcu olmuştur. Roma İmparatorluğu zamanında İuventus tanrıçanın koruyuculuğu altında bir çeşit gençlik dernekleri kurulmuş. Eski adı Diuturna (diuturna sürekli. İupiter Roma'nın dış ilişkilerini ve uluslararası antlaşmalarını koruyan bir tanrı sayılırdı. F e retrius adıyla Roma'nın savaş alanında da baştanrı sayılırdı: Düşmandan alınan bütün silahlar. Ama tuventus'un asıl görevi genç delikanlılar çocuk elbisesini bırakıp "toga virilis" yani yetişkin erkek toga'sını giydikleri zaman onları koru­ maktır. İustitia. Bir efsaneye göre de İuturna tanrı İanus'un eşi ve pınarlar tanrısı Fontus'un anası olarak gösterilir (lanus. İuno ve Athena üçlüsüne ayrılmış tapınağın içinde ve özellikle Athena'nın "cella"sında bir sunağın ayrılmış olması bu tanrıçanın eskiliği­ ne delildir. Taşra kentlerinde ve ele geçiri­ len yabana ülkelerde Romalıların ilk işi Roma'da Capitolium tepesindeki üçlü tapınağın bir tıpkısını kurmak. öldürülen düşmanların soykaları bu İupiter'e adanır. Kültü Latium bölgesinden Roma'ya sonradan getirilmiş ve Forum'da bulunan bir suya "İuturna Havuzu" adı verilmiştir. Roma'nın en eski çağlarında Yunan tanrıçası Hebe ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde./i . /. Gençliği simgeleyen tanrıça.

Bunların en önemlisi Kharit tanrıçaların dokuduğu bir ti bise ve demirci tanrı Hephaistos'un yaptığı bir altın kolyedir. Anadolu ve Afrika'ya yayılmış. Delphoi kehanetine ne yapacağını sormaya gider. anası da ölünce. yani ekilmiş adam­ lar adı verilir.ısı okluğunu anlar. ayrıca da dolayların­ da üç şehir kurmuş (Neleus 2). bunlar da Kadmos'a şehri kurmak için yardım ederler. Europe kaçırılın­ ca. Kadmos. H a des gibi tanrılara Kabir adının sıfat olarak ta­ kılması dikkati çeker. ineği Athe- na'ya kurban etmek ister. Harmonia'ya veri­ len düğün hediyeleri dillere destan olmuş. Burdur'un Tefenni İlçesinde bu tanrı ka yalara oyulmuş olarak görülmektedir. Neleus Miletos'ta kral olmuş. Adları efsanelere pek karışmayan Kabir'lerin Bergama akropolünde Zeus'un doğuşuna tanıklık ettikleri. inek gider.ıl. gider. Kadmos. özellikle tragedyaya konu olmuş birçok kahramanın atası olarak görülür. sonra da Rhea'nın alayında bulunan cinlere karıştıklan söylenir. Thebai efsanelerinin başında. Roma çağında lupiter. Hepsi dev gibi yabani adamlar­ dır. nereye yerleşmesi ge­ rektiğini tanrı sözcüsüne sormuş. Alkmaion). Efsanesi bütün Akdeniz bölgesine. Neleus Atina'dan göçmeden. Bütün bu belgelerden Korybantlar ve Kuretalar gibi Ana Tanrıça tapımıyla ilgili oldukları anlaşıl­ maktadır (Kybele). sayılan da üç­ tür. Kadmos bunu yapınca topraktan birdenbire silahlı adamlar çıkıverir: Bunlara Spartoi. Lykia ve Pisidia bölgelerinde at üstünde ayakta durur gösterilen bir tanrı figü­ rü. 10). Neleus da dolaşa dolaşa Miletos bölgesi­ ne gelmiş. Musalara ve Demeter. ineğin biri her iki böğründe ayı simgeleyen iki beyaz kü­ re taşımaktadır. Phoiniks ve Kiliks'in kardeşidir. bunun İ ç i n de arka­ daşlarını su almaya gönderir. bir şehir kurması gerektiğini söyler. Kaynaklan ve gerçek nitelikleri belli ol­ mayan Kabir'lerin adı Dardanos efsanesinde geçer: Semendirek adasında gizlemleri bulu­ nan bu cinleri Troya yöresine Dardanos ge­ tirmiş (Dardanos). İo soyundandır (Tab. Persephone. Söylentiye göre bu gerdanliği Kadmos'a Zeus kendisi vermiş. Kader. Europe. sonunda Boiotia böl­ gesinde bir yere çöküp y.K Kabir'ler. Amphiaraos. Her iki armağanın da sonraki efsanelerde sözü geçer (Harmonia. Kabeiroi diye anılan tanrısal var­ lıklar. kız da toprağa su karıştırarak bunu yapınca tanrı sözü yerine gelmiş. aldığı ce­ vapta yeni yurdunun bir genç kızın elinden suyla toprak alacağı yerde bulunduğu söylen­ miş. ki­ şiliği bölgenin yerli tipleriyle kaynaşmıştır. Eriphyle. Agenor oğullarını kızı aramaya gönderir (Agenor). luno ve Minerva üçlüğüne de Kabir denmek­ tedir. O sırada tanrıça Athena ona görünür ve ejderin dişle rini toprağa ekmesini söyler. . Kodros'un oğlu Neleus efsanesinde rol oynayan Milet'li bir çömlekçi kız. Zeus Ares'le Aphrodite'nin kızı Harmonia'yı Kadmos'a eş olarak verir ve düğünleri parlak bir törenle kutlanır. Karşısına çıkacak bir ineğin ardına ta­ kılacak ve inek nereye çökerse orada şehir kuracaktır. ya da ataları Hephaistos. orada bir mühür izini almak için yolda rastladığı Kaeira adında bir kızdan ça­ mur istemiş. Kadmos tepesi adını alan Thebai kalesine tanrılar armağan larıyla birlikte gelmişlerdir. yalnız beşi sag kalır. Kadmos seçi­ len yerin bıır. Moira. T a n n sözcüsü Eupore'nin izi­ ni aramaktansa. Agenor'la Telephassa'nın oğlu­ dur. Ares Pınarı adlı çeşmenin önünde bir ejderi tepeler. Kadmos bu ineğin peşine ta­ kılır.ır. Ne var ki Kadmos Ares'in kutsal ejderini öldür­ müş olma suçunun cezasını çekmelidir: Yedi yıl boyunca tanrıya köle olarak hizmet etmek zorunda kalır. biraz gittikten sonra bir inek sürüsüne rastlar. Bkz. Kadmos yola çıkar. Anasını da birlikte götüren Kadmos bu aramanın boş olduğunu anlar ve bir süre Trakya'da kaldıktan sonra. sonra da Thebai hanedanının başına gelecek birçok belaları doğurmuştur. Doğar donmaz birbirleriyle kavgaya tutu­ şurlar. Mitograflara göre babala­ rı. Thebai şehrinin kurucusu Kadmos. Kakasbos. birine gö re de Europe kardeşine hediye etmişti. sonra gelir Thebai'ye kral olur. Kaeira. Başta Athena olmak üzere tannlar onu ko­ rur.

Karpuz söz­ cüğü oradan gelmedir. 69 vd. Troya'nın düş­ mesi için Helenos'u ele geçirmek gerektiğini de o söylemiş (Helenos). Kalkhas Troya'nın ancak Akhilleus katılırsa alınabileceğini. Adı meyve anla­ mına gelen Karpos da güzün ölüp ilkyazda dirilen tarla yemişine dönüşmüş. kendisi Akhalarla Yunanistan'a dön­ mek istememiş. Mopsos hak­ lı çıkınca. özel­ likle Troya destanlarında adı geçen en ünlü kâhinlerdendir. Kalamos arkadaşını geçmek iste­ miş. birinci bö­ lüm). biliyordu her şeyi. İkinci Aulis durağında fphigeneia'nın kurban edilmesini salık vermiş (Iphlgeneia). Anadolu ile ilgili birçok efsanelerde Kalkhas'ın yanılgı­ ları anlatılır: Lykia kralı bir sefere çıkacak ol­ muş. Homeros onu Ilyada'da şöyle tanıtır (İl. uyulmazsa tanrı belalarıyla karşılaşılır. Troya savaşından önce d e . Thestor'un oğlu.ı çıkınca. Argonaut'lar efsanesinde rol oynayan Kalais'le Zetes. Troya şehrinin an­ cak on yıllık bir abluka sonunda alınabileceği­ ni söylemiş (Agamemnon). hepsinin adını sayarken Kalliope için " h e p i | nin başı sayılan Kalliope" der. Phoibos Apollon verdiydi bu hüneri ona. Öfkesinden canına kıymış ve Kolophon'un yakınında Notion şehrine gömülmüş derler (Mopsos). kâ­ hin de bunu biliyordu: Kendisinden daha usta bir biliciyle karşılaştığı gün Kalkhas'ın ömrü sona erecek diye bir tanrı sözü varmış. îlyada. Boreasogulları diye de anılırlar ve kanatlı birer cin olarak canlandırı­ lırlar. Ordunun ilk Mysia çıkışında Telephos'un sözlerini onayla­ mış (Telephos). Adı güzel sesli anlamına gelen Kalliope dokuz Musa'ların biridir. haber verir. Myrina yakınındaki bir kutsal ko­ ruluğa Kalkhas bir bag ekmiş. geleceği. Karpos bu yarışmada boğulmuş. kral Phineus'u Harpyalardan kurtarmışlar (Argonaut'lar). Erken ilkçağlarda Musa'ların yetki alanı sı nırlanmış değildir. Kalkhas kendini öldürmüş. Ana­ dolu kıyılarında Kolophon şehrine çıkmış ve orada kalmış (Amphilokhos). bu hünerle geldiydi ta llyon'a Akha'lann gemileri. sonucu üstüne Kalkhas'a da Mopsos'a da danışmış. doğru yoldan gidilmiş olur. D ö ­ nüş efsanelerinde de Kalkhas'ın rolü büyük­ tür: Tanrıça Athena'nın Aias'a yapılan hak sizlik yüzünden Akha'lara kızdığını. Kalkhas zafer kazanacağını. Kalkhas Yunan efsanesinde.): Kalkhas. Kalliope. Kader Kalkhas'ın Anadolu'da ölmesini buyuruyor. birbirine sorular sormuşlar. bu yüz­ den dönüşlerine engel olacakını bildiği için (Aias). gele­ ceği görür. Kamış anlamına gelen Kalamos. Kolophon'da Kalkhas kâhini Mopsos'u bulmuş. nedenini bildirmiş ve Apollon rahibi Khryses'e kızı Khryseis'in geri verilme-] si gerektiğini bildirerek. kendisi de atın içine saklananlardandır. tanrı sözcülerinin en büyüğü. ama iskenderiye şiirinde Kalliope lirik şiirin esin perisi sayılır. geçmişi. Lakhas bilememiş.Kalais. ama savaşta yi­ ğidin öleceğini bildirmiş de bunun üzerine Akhilleus'un anası Thetis onu kız kılığına so­ karak Skyros kralının kızları arasına saklamış (Akhilleus). sonra da Kalkhas'ın yönetmediği bir tek olay yoktur. geçmekte olanı. İki genç bir gün ırmakta yüzerken. Troya savaşında ordular anısında vcl). onunla Akhilleus arasında kavga çık masını ve İlyada'da konu olacak Akhilleus'un öfkesini kışkırtmış (bkz. Tahta atın yapılma­ sını ve şehre sokulmasını salık verdiği gibi. Aiolya bölgesinde. sözüne uyulursa. Mopsos yenileceğini öngörmüş. Kalais ve kardeşi Zetes. Başka İM» . Kalamos buna o kadar üzülmüş ki kuruya kuruya bir kamış haline gelivermiş. rüzgâr tanrı Boreas'ın oğullarıdır. şarabı içmek üzereyken Kalkhas bu söze öyle gülmüş ki boğulmuş ve şarabı içemeden ölmüş. Mopsos hepsini bilmiş. Kalkhas'ın rol oynadığı olaylar şöyle özetlenebilir: Alkhilleus dokuz yaşındayken. Hesiodos Theogonia'nın başında Musa'lara seslenip. Rüzgâr tanrı Zephyros'la H o ra'ların birinin oğlu olan Karpos adlı bir deli­ kanlıya tutkunmuş. ama ora bilici lerinden biri bağının şarabını içemeyeceğini söylemiş. Akha ordusunun Aulis'ten ilk yo­ la çıkışında Kalkhas sunak sütünde bir yılanın bir kuşu yediğini görünce. Agamemnon'u kız dırmış. ırmak tanrı Maiandros'un (Büyük Menderes) oğluymuş. Paris öldükten sonra. Amphiaraos'un oğlu bilici Amphilokhos'la birlikte gemiye binip. Kalamos. Kalkhas.

Penelopeia. Geryoneus'la Ekhidna doğar (Tab. Hermes Kalypso'ya Odysseus'u yurduna göndermesi gerektiğini söyleyince. kimi de der ki güneş tanrı Helios'la Perseis'in kızıymış. iniltilerle bakardı boyuna hasat vermez engine. Haberci tanrı Ogygie adasında güzel perinin oturduğu mağaraya uçup gelir. 17). çıktı karaya menekşe rengi denizden.): kurtulanlar kurtulmuştu. kumsallarda yer bitirirdi kendini gözyaşları. Akarnan). Diomedes'ten yüz görmeyince kendini asar (Lyfcosj. V.): Kalypso uğurladı Odysseus'u adadan beşinci günü. o mağarada güzel örgülü Nymphe otururdu. bakardı iki gözü iki çeşme. Meleagros). tanrıçaların yücesi) unvanını verir. saklayan tanrıça mı demeli Odysseus'u. kocası olsun diye. Sak­ lı tanrıça mı. yürüdü. Ölüm uçurumundan bir Odysseus kavuşmamıştı yurduna ve karısına. tüketiyordu tatlı ömrünü. Kallîrhoe. (3) Irmak tanrısı Skamandros'un kızı. Kimi efsaneye göre Kalliope Seiren'lerin. kimin nesi ol­ duğunu araştırmak aklımızdan bile geçmez. Buldu onu İçinde mağaranın. I. 11 vd. Güzel akışlı anlamına gelen Kallirhoe birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Okeanos'un. güzel peri. 151 vd. Gündüzleri kayalarda. Kalydon avı (bkz. yanıp tutuşuyordu. hıçkırıklar. ozan Linos'un ya da Rhesos'un anasıdır (Linos. Atlas'la Pleione'nin kızı. İsteksiz uzanıyordu geceleri mağarada onun yanma. V. (4) Libya kralı Lykos'un kızı. Zeus Hermes'i buyruklarla gönderir Kalypso'ya. Adı da öyle: Yunanca saklamak. tanrılara çatar kendisinin ölümlü bir erkekle sevişmesi­ ni kıskanıyorlar diye. 6).): Kıyıda oturur buldu (Kalypso) onu. Andromakhe gibi H o meros'un yarattığı ölümsüz. Lykos onu Ares tanrıya kurban etmek is­ ter. Assarakos ve Ganymedes'i doğurur (Tab. Ama Odysseus yurduna özlem çekmektedir (Od. Tros'la evlenerek Ilos. Tethys'in kızı Khysaor'la birleşmesinden iki canavar. Kalypso öyle kanlı canlı olarak karşımıza çıkar ki. Rhesos). Kocaman bir ateş vardı ocakta.V. Nausikaa. Kalypso içerde altın mekikle tezgâhına gide gele. Odysseia'nın en sevimli kişilerin­ den Kalypso'yu bir gizem perdesi örter. ama Diomedes'e gönül vermiş olan kızı yiğidi kurtarır. Homeros ona Olympos tanrıçalarının en bü­ yüklerine verdiği "dia theaon" (yüce tanrıça. onu yıkamış. dönüşünü özleye öz leye. oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso yüce tanrıça. Hiç önemi yok. gitti koca mağaraya doğru. Odysseia'nın ilk dizelerinden şöyle tanıtılır bize (Od. 55 vd. .kaynaklarda epik şiirin denir.): Varınca ta uzaklardaki adaya. mazı ağacının. 2 6 3 vd. eşi Penelope'den sonra en çok seven bu kadına? Tanrıçalıgı da bir tuhaf. savaştan ve denizden dönenler dönmüştü. Başka mythos yazarları. ama sonra da Odysseus'a tanrıların kararını bildirir ve ona bir sal yapmasında yardım edip şöyle uğurlar sevgi­ lisini (Od. yani Pleiad'ların biri olduğunu ileri sürerler. Nymphe'den hoşlanmıyordu artık o. sarıyordu odayı çatır çatır yanan dağ servisinin. (2) Irmak tanrı Akheloos'un kızı. Kalypso. Sonunda tanrılar acır Odysseus'a. öte yan­ dan da bir nympha olduğunu söyler. Kalydon. urbalar giydirmişti güzel kokulu Bir tulum siyah şarap vermişti yanımı. gördüğü manzara şudur (Od. kokusu uzaklara yayılıyor. Bir efsaneye göre Troya savaşından sonra Diomedes'in gemisi fırtınaya uğrar ve Libya kıyılarına va­ rır. Kallirhoe. unutulmaz kadın tiplerinden biridir. gizlemek anla­ mına • g e le n "kalyptein" fiilinden türeme. yüce Nympha'nın ilk tepkisi öfke olur. Alkmaion'la evlenir ve Akarnan'ı doğurur (Alkmaion. boyuna gözyaşı akıyordu gözlerinden.

yani Anadolu'nun Ana Tanrıçası­ nın bir benzeri. serüvenleri sırasında iki kez • biri Kirke. Yerliler bunu kabul eder. ölüsünün yandığı odun yığınına atar kendini ve onunla birlikte yanar. Karkabos yurdunu kurtarmak için babası­ nı öldürmek zorunda kalmış. her türlü yiyecek vermiş bol bol. onlardan ayrı bir biçimde yaşayan. başka adla bir tıpkısı olma­ sın? Odysseus. Karkabos. başka bir tanrı dü­ zenini simgeleyen kadının egemen olduğu anaerkil bir düzenin tanrıçası olan Kalypso. yani saklı liman. Kapaneus. Şimdi bakalım. Malta adasına ise çok eski zamanlarda Fenikelilerin ayak bastığı ve oraya Maleth. Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan Argos'lu önderlerden biri (Amphiaraos.daha büyük bir tulum dolusu da su. ama sözünü geçiremedigi için başına ge­ len belalardan iki misli etkilenip üzülen bilici­ nin dramını simgeler Kassandra. Kalypso bu Maleth adının Yunanca çevirisi olsa gerek. Kassandra. Kryassos'lular kocalarına saldı­ rınca. de­ nizle çevrili ıssız bir adada oturan ve Olympos'luları hor görmese de. Karia şehri Kryassos'lu bir kızmış. öteki Kalypso . Bu genç kızın yürekler acısı bir kaderi. Kaphene'yle Nymphaios birer tanrı gibi saygı görür. Troas bölgesine sığınmış.kadın eline dü­ şer. kopmuştu kumanyayı bir meşin torbaya. Thebai'ye saldırıda. ama Kryasos'lular bu göçmenlerin fazla yayılmasından korkarak onları yok etmek çarelerini düşünürler. Hektor ve Paris'ten sonra. 16). Kaphene. Kassandra'yla ikiz kardeşi Helenos bebekken. onlara baş kaldırmayı göz alan bu saklı tanrıça kim? Odysseia'ya yazdı­ ğımız önsözde (s. Kaphene. Malta müzesinde bi­ zim Anadolu kazılarından bol bol çıkan Ana Tanrıça heykelcikleri g i b i geniş kalçalı f i g ü rinler bulunmaktadır. göç­ menlerin karıları elbiselerinin altında kılıç. Kalypso'nun başkaca da adı geçmez des­ tanda. Kryassos şehrini yerle bir ettikten sonra Yeni Kryassos diye bir şehir kurarlar. silahsız gelecekleri şölende onları topluca öldürmek­ tir amaçları. Plutarkhos'un anlattığı bu masal bes­ belli ki Yunanlı göçmenlerin Karia yerlilerine yaptıkları mezalimi örtmek için uydurulmuş­ tur. ka­ ma saklarlar. saklı koy adı­ nı verdikleri anlaşılmıştır. Kaphene Nymphaios'a gönül verir. Kapaneus. Birine göre. tatlı bir yel saldı. ora­ da yerleşmiş. Efsaneler Kassandra'nın bu gücünü çeşitli yorumlarla anlatır. dev boylu. Anadolu'nun Karia bölgesiyle il­ gili bir efsane. Troya kralları ona toprak vermişler. Karısı Euadne. Melos'luları büyük bir şölene çağırırlar. Troya savaşında Troyalılardan yana çarpışan Pandaros'un atasıdır (Pandaros). şehri ateşe vermek ister. sonra da suçun­ dan arınmak için kral Tros'un yanına. Priamos'la Hekabe Thymbralı Apollon şerefine. Troyalı kral çiftinin. Meloslular da kendi töre­ lerine göre karılarını da şölene getirmek için izin isterler. tanrılardan uzak. Kassandra. kurtulamaz onların etkisinden. Oğlu Sthenelos Troya savaşına katılır. Ne var ki Kaphene Nymphaios'a işi haber verir. Bunun ilerde daha belirgin biçimde aydınla­ nacağına güvenilebilir (Kirke). tanrının şehir dışında bulunan tapınağında bir şenlik düzenlemişler ve tören sonunda ço- . o da Zelela diye bir şehir kurmuş (Erdek'in güneyinde. Odysseus da sevinç içinde açtı rüzgâra yelkeni. Ardından uğurlu. Melos adasından gelen göç­ menler Nymphaios adlı önderlerinin kılavuz­ luğunda gelip Karia'ya yerleşince. tanrılardan çekinmez. 31) bu soruya cevap ver­ meye çalıştık: Bilginler uzun araştırmalardan sonra Kalypso'nun Ogygie adasının Malta ol­ duğu sonucuna vardılar. Bu iki ka­ dın tanrıça tipik Ana Tanrıça nitelikleri taşır. ama Zeus tam Kapaneus'un sura tırmanacağı anda onu yıldırımıyla vurur ve öldürür. bugünün anlayış ve deyimine göre uzağı gören bilinçli bir insanın dramını. Adratos). yaman bir adamdır. Kuzey Yunanistan'da Trakya ve Makedonya bölgelerinde hüküm süren Triopas'ın oğlu. bugünkü Sarıköy?). trajik bir kişiliği vardır. Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı (Tab. Karkabos. Gele­ ceği görme gücüyle yıkımları önlemeye çalı­ şan. Olympos tanrı dünyasından uzakta. en ilgi verici evladıdır. Kybele'nin. Triopas öyle zalim bir zorbaymış ki. göçmenler silaha davranıp hepsini öl­ dürürler.

Her ikisi de talihsizdir. Byblis'in ikiz kardeşi. şehrin yıkımına yakın. bağırır. Ertesi sabah almaya geldiklerinde korkunç bir man­ zarayla karşılaşmışlar: Kassandra'yla Helenos beşiklerinde uyuyorlar. Aias Kassandra'yı sarıl­ dığı tanrıça heykelinden çekip uzaklaştırır. ama günah işlediği için Akha'larca taşlan­ maktan zor kurtarır kendini fAias). Kaynak. Bkz. Kaunos. Kassandra o zamana kadar kız oğlan kz kalmış. Andromeda'nın anası Kassiepeia güzelliğiyle fazla övünen bir kadınmış. Laokoon'un da yardımıyla atın içeriye alınmasını önlemeye çalışmıştı. kulaklarını yalıyor­ du. Deniz tanrı bir ejder gön dermiş. Kassiepeia'nın yurdu üstünde mitograflar arasında ayrılık vardır. Katreus. sonra Yunanistan yolculuğu dönüşünde Helena'yı getirdiği zaman. Kassandra asıl bu dramla kendini büsbütün dile getirmek fırsatını bulur: Mykene sarayın­ da Agamemnon'un da. onu kendine eş edip Mykene'dekl s. birçok talipleri çıktığı halde. ama hiçbir şeyi önleyemediği gibi. Kassandra. Kassandra böylece Pythia ya da Sibylla gibi tanrı­ yı içine alan. Miletos şehrinin kurucusu M i l e tos'un oğlu. Apollon tapmağının yanında tanrının saldırısına uğrayınca kendini orda fışkıran bir kaynağın sularına atar. gözlerini. gördü­ ğünü de haykıracak. daha Troya'da kimse farkına varmadan geldiğini o haber vermiş. çocuk­ ken bırakıldığı 1 d a dağından dönünce.cuklannı tapınakta unutup gitmişler. Tanrıçalar da Poseidon'dan öçlerini almasını istemişler. dö­ vünür. Delphoili bir genç kızın adı. ama tanrıdan yetiyi aldık­ tan sonra kendini vermeye yanaşmaz. Priamos Hektor'un ölüsüyle Akhilleus'un barakasından çıktığında. ama kimseyi söyledikle­ rinin doğruluğuna inandıramayacaktır. evlenme­ mişti. ama bununla bilici kızın asıl çilesi başlar. tahta at surların önüne dikildiğinde. Babası onu Othryoneus adlı bir Anado­ lulu yiğide verecekken. v e gidip Karia'da Kaunos şehrini k u t muş (Byblis). insanların göremediği. haykırır.a q ö t ü - rür. bu yıkımı da. Kassandra kabul eder. Troya yağma edilirken Kassandra'nın Athena tapınağına sığındığını. Kassandra'nın Agamemnon'un tutsağı ola­ rak Yunanistan'a geliş efsanesi tragedyaya konu olmuş ve Aiskhylos'a en güçlü oyunla­ rından biri olan "Agamemnon"u esinlemiştir. . k i m i A i thiopialı olduğunu yazar. Bu eylemle çocukların duyuları arınmış. böy­ lece verdiği armağanın etkisiz kalmasını sağ­ lar: Kassandra geleceği görebilecek. Agamemnon'la Menelaos'un anası olan Aerope'nin babası (Tab. Bunu anla­ yınca Apollon'un bağışladığı bilicilik hünerine lanet okur. Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Atreus'un karısı. geri gönderilmesi gerekti­ ğini bildirmiş. Kassandra Troya tarihinin bütün olaylarını önceden görmüş ve söylemiştir: Paris. Klytaimestra'nın eliyle öldürüle­ ceklerini açık açık görür. Kassiepeia kızını bu ejdere kurban el mek zorunda kalmış. Tanrı da öfkelenir. BylılMdogadiy ilişkisi yüzünden Miletos'tan lürul u n ı . Helenos ise daha çok kuşların uçuşuna ve dış işmarlara bakarak ge­ leceği haber veren bir yorumcudur. Kassiepeia. Kastor. bu kadının Troya'nın yıkımı­ na yol açacağını. İkisi de kâhin olmuştu. bu d e l i kanlının hemen öldürülmesini istemiş. Agamemnon Priamos'un kızına vurulur. .ınıyın. kendini verirse ona bilicilik yetisini armağan edeceğini söyler. tam canavarın eline ge çecekken yiğit Perseus kızı kurtarmış (Andro meda. Kastalia. bu adamın savaşta öl­ mesiyle Kassandra bekâr kalmıştı (Othryoneus). Dioskurlar. ölümü de önleyemez. tanrı gücüyle dolarak kehanette bulunan bir sözcü olur. Efsanesinin güney Akdeniz kıyılarıyla ilgili olduğu bellidir. Perseus). duyamadığı gerçekle­ rin algısına açılmış oluyordu. kızın ağzının içine tükürür. tanrı Apollon'a adan­ mış ünlü Kastalia pınarı olur. ama iki yılan çev­ relerini sarmış. orada küçük Aias'ın saldırısına uğradığını anlatan bir efsane de vardır. 15). Başka bir efsane Kassandra'nın biliciliğini şöyle açıklar: Tanrı Apollon Priamos'un gü­ zel kızına âşık olur.. ya da Hera'yla boy ölçüşecek olmuş. Agamemnon'a köle olarak verilir sonun­ da. Nereus kızları. kendinin de başına gelecekleri. k i m i Suriyeli.

kimi zaman da ön bacakları in­ san gibidir. uygar bir kral olarak anılır. Merkezi Atina olan Attika bölge­ sinin efsanelik kralı (Tab. tanrı öfkesinden Afrika'yı sular altında bırakmış. ölmek istemiş. Doğrudan doğ­ ruya topraktan fışkırmış olduğu söylenen Kekrops. Ama Kephalos tanrıçanın ya­ nında uzun zaman kalmaz.Şehir kurmasını. Herakles. ölümsüzlüğünü yüklenecek birini aramış. Kekrops barışsever. kendisi de çiğ! et yiyecekken. Lapith'lerle Kentaur'lar arasın­ da korkunç bir boğuşma başlar. çokluk yabanıl ve azgındır. Kentauros (ya da Kentaur'ların hepsi) Hera'nm bir görüntüsünü aşan Iksion'dan dogmadır (İksion). Eos onu Suriye'ye götü­ rür. Kekrops. ama hepsinin malı olduğu için bunu açmaya cesaret edemedigini söylemiş. Attika'nın ilk kralı sayılır. Kentaur'lar Herakles efsanesinde rol oy170 nar: Herakles. Kephalos. Parthenon tapınağının büyük hey­ keltıraş Phidias'ın elinden çıkma metop kabartmalan işte bu savaşı canlandırır. Yiğit hepsinin hakkından gelmiş ve onları kovalar­ ken Kheiron'u da bir okuyla yaralamış. ki­ mine göre Hermes'le Herse'nin yahut da Ati­ na kralı Pandion'un oğludur. Derken şarap ko­ kuşuna gelen at adamlar kocaman taşlar ve çam ağaçlarıyla Herakles'e saldırmışlar. insansever. Aglauros'la evlenmiş ve Erysikhton (Erysikhton) diye bir oğlu ve Erikhtonios efsanesinde rol oynayan üç kızı olmuş (Aglauros). Atina'ya Poseidon ve Athena talip olmuşlar ve armağanlar yarışmasına girmiş­ ler. Prometheus bu işe razı olunca. Dağlarda. göğüsle­ ri ve kollan. Efsaneye göre. Kephalos'un kaynağı üstüne an­ latılan efsaneler birbirini pek tutmamaktadır: Kimine göre Deukalion'un soyundandır. karınlarından arkası at biçiminde­ dir. Deianeira'yı kaçırmak isteyen. başara­ mamış. Nessos. Keleos. özel­ likle birçok ünlü kabartmalara konu olmuş bir efsane de Kentaur'Iarla Lapith'ler arasındaki savaştır. Lapith'ler Thessalia'da oturan bir boydur. bilgili ve yarar­ lıdırlar. orada sevişirler ve tanrıça Phaethon'u doğurur (Eos). Yeleleri. P h o los Dionysos'un Kentaur'lara armağan ettiğii bir testi şarabı bulunduğunu. şarap içmeye alışık olmayan bu at adamlar düğün şöleninde sarhoş olup gelini kaçırma­ ya kalkışırlar. Deianeira. or­ manlarda yaşayan bu at adamlar çig et yer.. Kekrops. ölümsüz olan Kheiron o kadar acı çe­ kiyormuş ki. yiğidin ısrarı üzerine getir­ miş ve içmeye başlamışlar. Kheiron ölümsüzlüğü ona vere­ rek ölmüş. En ünlü efsanesi Şafak tanrıça Eos tarafın­ dan kaçırılmasıdır. Bu ikisi öbürlerine benze­ mez. ondan ayrılıp Attika'ya gelir ve Prokris'le evlenir. düğününe Kentaur'ları da çağırır. konuksever. Kentaur'lar üstüne çok revaç bulmuş. yan hayvan bedenli yaratıklardır. at adam yigide pişmiş etler ikram etmiş. Kekrops'un krallığı sırasında tanrılar yeryü­ zündeki şehirleri aralarında paylaşmaya kal­ kışmışlar. Sonunda Lapith'ler savaşı kazanır ve at adamları bölge­ den kovarlar. Erymanthos yaban domuzum! avlarken Pholos'a konuk olmuş. Kronos'Ia Philyra'nın. gi­ derek yazı yazmasını da o öğretmiş yurttaşla­ rına (Athena). bir za­ manlar "Akte" (kıyı) diye anılan bölgeye onun adına Kekropeia denmiş.Kaunos şehrinin yıkıntıları bugün Köyceğiz Dalyanının önünde göz alabildiğine bir sazlı­ ğın dibindedir. Kekrops'un gövdesi onun topraktan doğ­ muş olduğunu şöyle belli edermiş: üstü insan. ölüleri gömmesini. 24). ya­ ni at adamlar yarı insan. . Önden bakınca başları. kuyrukları vardır. altı yılan biçimindeymiş. Demeter efsanesinde rol oynayan efsanelik Eleusis kralı (Demeter). He rakles bu yarayı iyi etmeye çalışmış. Yalnız iki at adamın kaynağı başkadır: Kheiron. Pholos ise Silenos'la bir orman perisinin birleşmelerinden doğmuştur (Kheiron^ Pholos). Herakles şarap istemiş. yargıç olarak aldıkları Kekrops da Poseidon'un akropol'ün üstünde yarattığı tuz gölü­ nü begenmeyip zeytin ağacını diken Athena'ya ödül verince. Kentauroi (Kentaur'lar). Bun­ ların önderi Peirithoos Hippodameia ile evle­ necekken. sonra da ona Herakles'in ölümüne sebep olacak iksiri veren at adam Nessos için bkz. Kentaur'lar.

. ecel anlamına gelen bu Ker iki düşmanı simgeleyen birer tanrıça gibi de çıkar karşımıza. Prokris öfkesinden dağa kaçar. Burada Ker. "kara ölümden tik­ sinir" gibi deyimlerde kullanılır. Homeros destanlarında. Ker. Hesiodos'un Theogonia'sında Ker bir ölüm tanrıçasıdır. Boğuşma ve uğursuz Ölüm de vardı. Andromeda'nın babası. bu kavramın üç anlamda kullanıldığı göze çarpmaktadır. Kısa ömürlü olup bü­ yük bir ün kazanmayı seçer. Kepheus. kara Ker ve Thanatos'u Uyku'yu ve sürü sürü Düş'leri. Argonaut'lar seferine katılır ve Herakles efsanesinde rol oynar.. O sırada Sterope Gorgo'nun kafasından kesilmiş bir kılla düşmanı püskürtmek gücünü elde eder. Thanatos tanrının dişisidir. ister tekil. Ama iş bununla bitmez: Bir gün Prokris kocasından şüphe edecek olur: Avlanırken bir Nympha'yı çağır­ dığı haberini kocasının uşağından alınca. . savaşlarına katılır (Amphtryon).. şöyle tanımlanır (Theog. beresiz yakalıyordu. Prokris uzun zaman dayandıktan sonra. Ölüriı yazgısı. birinden biri­ ni seçmek zorundadır.KfcK Prokris'le evliliği de hadiseli geçer. ölmeden hatasını kabul eder. Bir altın terazi kurdu baba tanrı acıklı ölümün iki tanrıçasını kodu kefelere.): Gece üç ölüm tanrısı yarattı: Korkunç Moros. birçoktur (İl. ama gü­ nün birinde Kephalos karısını denemek heve­ sine kapılır. dramatik bir nitelik kazanır ( f i . kanacak gibi olur. Öldük­ ten sonra yıldızlar arasına katılır (Andromeda). biri at sürücüsü Hektor'unki. ortasından tuttu. Kepheus yönetimi kızı Sterope'ye bı­ rakarak Herakles'le birlikte Lakedaimon'a karşı savaşa girişir. Akhalarla Troyalılar arasın­ daki savaşın en kızgın bir anındayız ( İ l . Keres.): Aralarında Kavga. erlerin kanıyla kızıla boyalı. Parça) gibi görür ve Ker'i.. ya da bütün bir ulusun alın yazısı diye canlandırır: Akhilleus iki ayrı kaderle karşı karşıyadır.): Gökyüzünün tam ortasına gelince gün bir altın terazi kurdu baba tanrı. bir kefeye Akha'larm kara ölümünü. Kimseyle yatmadan kendi başına yarattı onları karanlık Gece. 5 3 5 vd. Başka yerde Ker bir değil. Gittiler kara Ölüm tanrıçalarının peşi sıra. diri. Ölüm kimini yakalıyordu yeni yaralanmış. Keres kavramı sık sık karşımıza çıkmakta. Tıpkı Hesiodos gibi Homeros da ölümü simgeleyen tanrıçaları insanın kader ipliğini büküp günün birinde kesen Moira'lar (Moira. sonunda barışırlar. V I I I . Kimi yerde has isim olup. Kephalos arkadaşı Amphitryon'un yanına sığınır ve onun sefer­ lerine. Kassiepeia'nın kocası. o sırada Kephalos kendini tanıtır.. hedefini şaşmaz bir okla Prokris'i vurur.): . suçlu görülüp sürülür. bir sürü ölüyü de çekiyordu kargaşalıkta ayaklarından.için kullanılır ( İ l . is­ ter çoğul olarak bir insanın. X X I I . Kephalos ardına düşer. X V I I I . sırtında bir elbise vardı. birkaç dize ötede. Lat. 70 vd. ölümü simgeleyen tanrıça . Kephalos Areopagos mahkemesinde yargılanır. özellikle İlyada'da Ker.ya da tanrıçalar . giz­ lice onu izlemeye koyulur. (2) Aithiopia kralı Belos'un oğlu. kimini yarasız. yani ecelin tartılması olayı asıl Hektor'la Akhilleus söz konusu olunca. Ne var ki. Ama Kepheus ve oğulları savaşta ölürler. yani ölüm tanrıçalarından çoğul olarak dem vuru­ lur ve bunlar kader tanrıçaları Moira'larla bir tutulur. Kephalos çalılıklar arasında çatırtılar duyunca. Ker. Prokris can çekiş­ mektedir. bir kefeye Troya'lılarm kara ölümünü kodu. Ker-Keres. biri Akhilleus'unkiydi. XI.. (1) Arkadya kralı. uğursuz ve belalı gibi sıfatlarla nitelenir ve "getirdi aklına ölümü". kaldırdı teraziyi. 338): . 2 1 1 vd. ölüm anlamına gelen bir cins ismidir. Kephalos'la Prokrls çok sevişmektedirler. 209 vd. kara. evden gidiyormuş gibi yapıp baş­ ka kılıkta karısının yanına sokulur ve onu par­ lak armağanlarla elde etmeye çalışır.

Kuyruğu kocaman bir yılandır. ve yo! yol toprağın dibindeki karanlık Tartaros'la. Odysseus ölüler ülkesine gittiğinde onunla doğrudan doğruya karşılaşmaz. 417 vd. Hektor her eylemiyle yavaş ya­ vaş Ker'ine. Bu Nympha'nın yetiş­ tirdiği Keroessa tanrı Poseidon'la sevişerek Byzas'ı doğurmuş. Burada Apollon tanrı Hektor'u korumaktan vazgeçmek zo­ runda kalır. bir de yılan meydana getirir. vermez. İo ile Zeus'un kızı sayılır. H e siodos Theogonia'nın başında şöyle anlatır Khaos'u (Theog. ama ben köpeği alıp çıkarıverdim Hades'ten dışarı.bugün Ören . Hesiodos'a göre. G a ia'nın. kimi zaman Erinys'lerden güzel şeyleri bozan. o tunç sesli. varlığa kavuşmamış öğelerin karışımı anlaşıldığı aşağıdaki tanımlardan bellidir.bir köpek olarak göste­ rilir. "altın boynuz" diye anılan Halic'i geçtik­ ten sonra. elli başlı. 6) der Hesiodos (Theog. bunların kötülüğün­ den korunmak için onlara Anthesteria bay­ ramlarında kurbanlar kesildiği görülür. boş olmak an­ lamına gelen "khainein" fiilinden türeme olsa gerek. Dionysos'la Ariadne'nin oğlu sayılan Keramos. Yunanca büyük deniz yaratıkları için kullanılan (ketos balina demek) Keto.İM K A M U S ağır bastı Hektor'un kara günü. Hades'in köpeği Kerberos. Pontos. Vergilius'un "Aeneis" destanında Aeneas'ı yeraltına götüren Sibylla Kerberos kö­ peğine uyuşturucu bir besi atar da öyle gire­ bilirler içeriye (Aen.şeh­ ri ve körfezin kendisi) seramik sanatının mer­ kezleridir. Ecel gelip çatınca. sırtında kara yılanlar dikilir.): Ekhidna Adı dile Hades'in o aman bir azgın canavar daha doğurmuş: alınmaz Kerberos'u. kefe düştü. Kcto. fiermeias'la gök gözlü Atbene bana kılavuzluk etmişti. Herakles'in on ikinci işi sayılan bu başarısı efsanede eşsizdir (Herakles). oracıkta bir kız çocuk doğurmuş ve çocuğa boynuzla ilgili (keras boynuz de­ mek) bir isim verilmiş. daha biçime girme­ miş. Byzas kral olduktan sonra Keroessa'nın başka bir oğlu kardeşine ve Bi­ zanslılara karşı savaş açmış (Byzas). Anadolu'da adını taşıyan bütün bölgeler (Kerme körfezinde Keramos . Nitekim Kerameikos mahallesi gibi. Bu korkunç hali ve H a des'in giriş kapısında zincirlerle bağlı olduğu yerden havlamalarıyla ölü ruhları dehşete dü­ şürür. yani eceline kavuşacaktır. Khaos sözcüğü Yunanca açık. demişti.): Khaos'tu hepsinden önce var olan sonra geniş göğüslü Gaia. 6). onlar ki tepelerinde otururlar karlı Olympos'un. yuvarlandı Hades'e dek. Kerberos. Yunan mitograflarının hepsine gö­ re. sürekli. Keroessa. Kerberos ölüler ülkesinin bekçisidir. Homeros ve Hesiodos'tan sonraki klasik çağda Ker'ler kendilerine özgü kişiliği yitirip Moira'larla karışır. Atina'nın Kerameikos mahallesi­ ne adını veren efsanelik kişi. ama Herakles'in ruhu ona şöyle anlatır (Od. XI. yırtıcı köpeğini. Kerberos çokluk üç başlı .). çömlekçilik sanatının kurucu­ sudur. kirleten bir çeşit kötü ka­ der diye söz eder. hiçbir tanrının Zeus'un bile elinden bir şey gelmez. yani Toprağın Denizle birleş­ mesinden doğmuştur (Tab.. ' Khaos. Adı. sonra. VI. Ana Toprak. dünya var olmadan önce khaos vardı. Halk geleneğinde Ker'lerin ölülerin ruhlarıyla bir tutulduğu.): Bir ara buraya göndermişti beni o (yani Eurystheus). 116 vd. 310 vd.kimi anlatımda elli. Kerberos köpeğini al getir. Bizans'ın kurucusu Byzas'ın ana­ sı olan Keroessa.. sağlam tabanı bütün ölümsüzlerin. girmesini ve bir girenin bir daha dışarıya çık­ masını önlemektir. Keramos. Gorgo). Khaos'tan boşluk. aklınca bu onun bana yüklediği en güç işti. onları böylece Harpya'lara benzetir. görevi dirilerin içeriye . Kerberos'u yalnız Orpheus büyüleyip yumuşatabilmiştir (Orpheus). ya da yüz kafalı . İo. adından da anlaşıldığı gibi. Aynı anadan ve babadan olan kardeşi Phorkys'le birleşe­ rek önce Graia'ları ve Gorgo'ları doğurur (Graia. baş­ ka birkaç canavarla birlikte Typhon'la Ekhidna'dan dogmadır (Tab. 623 vd.

Polyneikes).)ı . XIV. çev. bu korkunç çi­ leden sonra kaderlerinin ne olacağı konusun­ da bir karara varıldığı söylenirdi.Khaos'tan Erebos ve kara gece doğdu. Euphrosyne ve sevimli Thalia. Gömülemeyen ruhların yüz yıl havalarda serseri dolaştıkları. Aphrodite'yle Eros'un ve kimi zaman da Dionysos'un alayına katılırlar. güzellik anlamına gelen "kharis" sözcüğüyle ilgilidir. ölülerin tek amacı topra{Ja kavuşmaktır. Sizin işiniz bun/ar. Tannça Thetis. yani Uy­ ku tanrıya istediğini yapması için bir Kharit tanrıça vermeye ant içer (İl. kaba ve pinti bir ihtiyar olarak can landırılır. insanda ve tanrıda yaratıcı­ lık doğuran tanrıçalardır. Kharit'ler göze hoş olanı simgeleyen tanrıçalardır. 267). . Hele toprağa gömülmeyen ruhların Hades bataklığını geçmeleri olanaksızdı. onun içindir ki ölülerin ağzın. sert. işte oraya. Aphrodite doğar doğmaz. tanrının Kharis diye karısıyla karşılaşır ( İ l .) bil obolos (metelik) konurdu. i l makla tam anlamıyla öldüren bir cin olduğu görülür. Harmoniaj.ı geçirtir kendini. 907 vd. karadan bütün bunları kuşatan gökyüzü var olmadan. tragedyada da dramatik bazı ki­ şilerin ele alınmasına yol açmıştır (Elpenor. Bu inanç destanda da. gözlere şenlik. Kharit'ler tanrıların da. I. Erebos'la sevişip birleşmesinden. zorl. Yeraltı ülkesinde ölülere Akheron ırmağını geçiren sandalcı. karmakarışıkmış içinde nesnelerin türlü türlü öğeleri. Kharit'ler. Yunan mythos'un u n Üç Güzeli'ni şöyle tanımlar Hesiodos (Theog. Kharon ruhları kovar. güzelliği görenleri büyüleyen uyum tanrıçayla. (Met. Bu Kharit'in adı Pasithea'dır. khaos deniyordu ona. 362vd.. Khaos'u ayrıntılarıyla anlatan bir başka şair de Ovidius'tur. Hera da İda dağında Zeus'u uyutmayı aklına koyunca. güzelim rubalar giydirdiler. Apollon'un alayına katılarak hora teperler. Herakles onu küregiyle döver. yardım edin bana başladığım işte ey tanrılar! Ulaştırın bu türkümü doğanın başlangıcından Günümüze değin. kımıldamaz. Para almazsa. tek görünümlüymüş evren içinde doğa. Z. Yunan efsanesinde pek belirli bir rol oyna­ mayan Kharon'un Roma'da Etrüsk etkisiyle önemli ve belirgin bir kişilik kazandığı. Kharit'ler her çeşit sanat işini esin­ leyen ve koruyan. Etrüsk mezarlarında sık sık rastlanan simgesi. Paphos'a kutsal bir koru tüten sunaklar vardı ya. Bundan sonra da öğelerin bir bir ayrılma­ sıyla bir kosmogonia taslağı yapar Ovidius. Kharon Herakles efsanesinde rol oynar: Sandalcı. oğlu Akhilleus'a yeni silah­ lar yaptırmak için Hephaistos'un işliğine gitti­ ğinde. Athena'nm yanı başında görü­ nürler. Kharon bu işe razı olduğu için bir yıl boyunca Hades'ten sürülür. Kharon. Harmonia'nın elbi­ sesinin nakışlarını onlar yapmıştır (Kadmos. M u sa'larla birlikte Olympos'ta otururlar. İ. üç kızı oldu ondan. 1 vd. ezgi söylerler. Gece'dense Esir ve Günışığı doğdu. Ölü ruhlarına ırmağı geçirtmek İ ç i n para alır.. 382). ışıltı. denizden.): Okeanos kızı Eurynome'yle evlendi Zeus. insanların da yüre­ ğine neşe ve sevinç serpen tanrıçalardır.. Eyuboglu): Anlatmak istiyorum değişen nesnelerin yeni biçimler alışım. Gülümser Aphrodite de Kıbrıs'a gitti. taş çatlasa yumuşa mazdı. Üç Güzeller yıkadılar orada onu ve ovdular ölümsüz tanrıların bedenini parlatan yağlarla. Himeros'la bir­ likte onun ardına koyuldukları gibi unu süsle mcde hep görev başında gösteriliri*] ( O d Vlll. Kharites (Kharit'lcr). nitekim adları da parlaklık. Aene as Kharon'a Sibylla'nın kendisine verdiği ve Proserpina'ya adanmış bir altın dalı sunmak­ la katı yürekli sandalcıyı yumuşatmak yolunu bulur. Kharon abus çeh reli. onun içindir ki. Üç Güzeller: Aglaie. Hypnos. düzensiz ağır bir yığın. bu ki sinin ölmekte olan insanı yeraltı ülkesine . X V I I I . "Değişimler" adlı eseri şöyle başlar. yiğidi öte tarafa geçirmek isteme­ yince. biçimsiz.

Gaia ile Poseidon'un birleşmesin­ den dogma ölümlü bir yaratıkmış. İason. üstüne oturur ve Kharybdis'in önünden bir daha geçer. Büyücü Kirke Odysseus'la arkadaşlarını adasından yola çıkardığı zaman. yani "el"den gelir. 101 vd. tanrısal Khraybdis bir yanımızda. kendini bırakıp tam üstüne düşer. Atlatılması gereken en büyük bela Skylla ile Kharybdis kayalarının arasından geçmek­ tir. Akhiltanrısal Kharybdis sömürür. Hermes'in kıla­ vuzluğunda yeraltına inen birçok ölüler . ölümden sonra her türlü varlığın boş olduğu sonucuna varırlar. Thetis). yük yiğitleri yetiştirmiştir. batan gemisinin yelken direğini omur­ gaya bir kayışla bağlayarak. dipteki masmavi kumlar fırlar dışarı. lardır. destekler: Akastos'un Üç kez kusar günde ve çeker içine sömürür sarayında başına gelen serüvenden kurtarmış üç kez. yolda karşı­ laşacağı bütün güçlükleri kendisine bir bir sa­ yar. giderek tanrı Apollon bile ondan ders almış­ bîr incir ağacı var üstünde. Asklepios. Kheiron. kurtaramaz. (Akastos). Herakles Geryoneus'tan çaldığı sürülerle önünden geçerken Kharybdis hayvanlara saldırmış ve hepsini yemiş. Buna öfkelenen Zeus. anaforun salını yutup yeniden su yüzüne çıkmasını bek­ ler. Odysseus bütün arkadaşlarını yitirdikten sonra. Böylece girdik dar boğaza içimizi çeke çeke. Efsaneye göre. Bir doğa adamı Göreceksin. Thetis kocasını bırakıp denize d ö ­ nünce. Kharybdis. Kharybdis'i şöyle tanımlar (Od. 234 vd. ellerini kürek gibi kullanarak oradan uzaklaşır. Ve geçidi şöy­ le anlatır (Od. Kheiron öjjrenı İ 8 İ bütün yok olmaktansa. dibi görünür anaforların içinde. Sicilya'yı İtal­ ya'dan ayıran Messina Boğazında Kharybdis'le Skylla diye iki canavar vardır. nite­ kim Batı dillerinde "Kharybdis'ten Skylla'ya düşmek" diye bir söz vardır. Skylla'yi anlattıktan sonra (Skylla). Peleus oğlu Akhilleus'u Kheiron'a Odysseus Kharybdis'in önünden geçip büs­ emanet eder (Akhilleus). gerçek­ ten de eli her şeye yatkındır. bu kez sözü geçen incir ağacına tırmanır. düğünde Peleus'a hedefini sakın. olan Kheiron doğadan aldığı derslerle en bü­ çok yakınlar birbirine bu kayalar. Odysseus. Ne korkunçtur bu canavar yutarken denizin acı sularını. Akhilleus'tur (Akhilleus). daha alçak öbür kapa (yani Kharybdis). Kharybdis bundan böyle bir deniz cana­ varı olmuş. en bilgi­ nidir. Bir daha yutunca acı sularını denizin. yutar kara leus'un babası Peleus'la özel bir ilişkisi vardır. Ama Kheiron'un en ünlü öğrencisi kocaman. Skylla'ya altı arkada- . Odysseus'un serüvenlerinde çok önemli bir rol oyna­ yan bu canavarların ünü atasözlerine ve de­ yimlere geçecek kadar yaygın olmuştur. Kharybdis'in üs­ tüne yıldırımını salarak onu denizin dibine at­ mış. sulan ağacın altından. en ünlüsü. yaprak dolu. XII. Homeros'un akıllara durgunluk verecek bir dakiklik ve canlılıkla anlattığı Kharybdis belki Messina boğazında bulunan zamanla efsane­ leşmiş bir akıntı ve anafordur.)-. Böylece korkunç tehlikeyi atlatır. Skylla bir yanımızda.): şını kurban vermeyi yeg görür. yağmurdan ka­ çarken doluya tutulmak anlamına gelir. Sarsılır gümbürtüyle çevresinde kayalar. onu her fırsatta korur. Çok oburmuş. yeri sarsan tanrı bile seni yıkımdan şaşmaz bir kargı armağan etmiştir (Peleus. Odysseia destanından önce Kharybdis'in adı Herakles efsanesiyle ilgili olarak geçer: Kharybdis. ne yese doymazmış.ve aralarında filozoflar .Kharon'la ve kendi ken­ dileriyle konuşurlar. Samsatlı (Malatya bölgesinde) Lukianos'un "Öbür Dünyada Konuşmalar"dır. Adı "Kheir". XI!. Sal birkaç saat sonra meydana çıkınca. vurursun birinden öbürüne bir okla. sonra doruklardan aşağı yuvarlanır bu köpükler. Kheiron'un. kustuğu zaman da kaynayıp gümbürder koca engin ateşin üstünde dopdolu bir kazan gibi köpükler yükselir iki kayanın doruklarına kadar. deniz tanrıçası Thetis'le evlenme­ suları yuttuğu stra varayım deme oraya sini salık vermiş.Kharon'un asıl rol oynadığı bir yapıt. Kronos'la Philyra'nın oğlu Kheîron at adamların en iyisi.

öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını Khrysaor. kor­ kunç ejderha da böylece can vermiş. Troya savaşı bir kadın yüzünden çıkmıştır.): Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna. bunun üstünde. Ne var ki tanrı oğlu olduğundan ölümsüzmüş. canavarın ağızlarından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış.): Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. korkunç ve büyük. Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur: "Dionysias adası. Khryscis. ni . 6). bir yerine. hızlı ve güçlü. de­ mir. kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koy­ muş. En büyük pay her zaman krallar kralı Agamemnon'a gider. müzik. Hele ikisi. Neden? Akhalar Troya'yı kuşattıktan sonra yıllarca bekler­ ler güçlü kentin surları önünde: Troya düş­ mez de düşmez. Homeros aşağı yukarı Hesiodos gibi tanım­ ladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar (Bellerophontes). Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır. deniz perisi Philyra'yla birleş­ mek için bir at biçimine girmiş derlerdi. Akhilleus'un üstün yeteneklerini. Plinius'a göre. üç kafalı Khimaira'yi: Biri azgın bakışlı aslan kafası. Okeanos kızı Kallirhoe ile evlenir ve Geryoneus'u üretir. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. giderek sever. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre. değerli silahlar almakla kalmazlar. "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır. söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yi. Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kenti­ nin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseisi tutsak olarak almış. ahlak ve hekimlik dersleri de verir. ejderha kafası Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'mn koca yiğit Bellerophontes'le birlikte.ni dillere destan olacak biçimde yetiştirir: Ona avlanmayı ve savaşmayı öğrettiği gibi. tunç. Kallirhoe'den Ekhkl na da doğar (Ekhidna). Khrysaor. Kronos. İkisi de yeraltı yaratıktan olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khimaira diye bir canavar doğar. Siderus limanı ve burnu. Kherion'un ölümü Herakles'in elinden olur. öteki yılan. İlkçağ yazarları da Khimalra ateşini bilir. yağ­ ma ettikleri şehirlerden seçkin kızlar. Khrysaor. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. Destan bir korku sahnesiyle açılır: Akha or­ dusu salgından kırılmaktadır. Bellerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pegasos atma binmekle kalmamış. Kheiron'un da at adam olarak dogması ondanmış. 318 vd. sürü sürü'tutsaklar ortaya konup Akha yiğitleri arasında bölüşülür. Bu savaşta kadınlar önemli bir rol oynar. Gorgo'lardan Medusa'nın oğlu sayılır (Tab. Burada ilkçağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuştu­ rulup hiç durmadan yanar. getirmiştir. hiçbir zaman sönmemekte­ dir". saldırgan Akhalar çapulculuk seferlerine girişerek talan etmeye uğraşırlar zengin Anadolu şehirlerini. Altın. 280 vd. dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki. Yarasının iyileşme­ yeceğini anlayan Kheiron da ölümsüzlüğü Prometheus'la değişerek ölmeyi yeğ görmüş (Kentauroi). öteki keçi. Khimaira. Khimaira'mn bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. Herakles kendisine saldıran at adamları püskürtünce oklarından biri Kheiron'un etine saplanmış. Tesalya'nın Pelion dağı eteklerindeki mağarada hocası Kheiron'la geçirdiği eğitim yıllarına borçlu­ dur. Helene'nin kaçırılmasından çok sonraki olayları canlandıran İlyada'da Helene'den de daha büyük bir yer tutarlar: Bunlar Khryseis'le Briseis'tir. Doğumunu şöyle anlatır Hesiodos (Theog. Biri deniz kıyısında doğduğu için. kadınlar da kaçırırlar. Bu sırada. Akhilleus başta olmak üzere. ne var ki yeri üstünde bir uygunluk yoktur anlattıklarında. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemici lere kılavuz olurmuş. Yığın yığın mallar. Onu baraka­ sında karisi gibi kullanır.

Bu işleri yaptıktan sonra arkadaşlarının çabuk gemilere dönmelerini buyurur. VII. yalvarır. Roma dünyasında ise ölüler ülkesine girişin güney İtalya şehri Cumae'den olduğu sanılırdı. Kikon'lar. güneş gör­ meyen bu ülkeyi batıya mı. XI.kâhlı karısı Klytaimestra'dan üstün tutar onu. hepsini denize in­ dirmiş. yakarır. IX. 22 vd.yuvar­ lak bir disk biçimindedir. gene ırmağın karşı tarafında doğar . 176 ne de gökten toprağa döndüğü vakit. Kelt ya da İskit boylarının ata­ ları oldukları ileri sürülür. yoksa gi­ derayak bolca mal edinmek için mi? Bu serü­ venini anlatan Odysseus nedenini söylemez. Kimmer'ler diye bir ulusun varlığı ilkin Homeros'un Odysseia'sında geçtiğine göre. yalnız bir gemi varabilmiş Aulis'e. bir gümüş tas.): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar vardık sınırlarına deri nakışlı Okeanos'un. yüzyıl) Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırıp Phrygia başkenti Gordion'ü yıktıkları bilinir. Neden? Kikon'lar Troyalıların savaş ortağı olduklarından mı. ama oradan yedi külçe altın. oradadır Kimmer'lerin ülkesi ve kenti. Thasos ve Poiniks'in kardeşi (Tab. Europe. I. Kar­ deşleriyle birlikte kaçırılan Europe'yi arama­ ya gider.ilk uğrağı Kikon'lar adlı bir boyun oturdu­ ğu İsmaros kentidir. 10). ama onlar şarap içip. Ö. Güneş bu ırmakta ba­ tar . Europe'nin Zeus'tan olan oğlu Sarpedon'la birlikte komşu Lykia'ya saldırır. Bir tasına yirmi tas su katılıp içilen bu bal gibi şarapla ileride Kyklops Polyphemos'u sarhoş edecektir Odysseus. on iki sağrak dolusu da ismaros şarabı alır. kırk dokuz tane de topraktan tekne yaptırıp. Kiliks. Agenor'un oğlu.oraya doğu denir -. 43 vd. bulamayınca K i l i k y a bölgesine yer­ leşir ve buraya adını verir. gene de ucuz kurtulurlar: Altı ölü verip kaçar­ lar (Od. Orayı Akhalar bir iyice talan ederler. Kimmer'ler de Okeanos'un ötesinde kuzeybatıya rastlayan bir bölgede düşünülmelidir. kuzeye mi yerleş­ tirmek gerektiği mythos yazarları arasında tartışma konusu olmuştur.) Odysseia'ya göre dünya . Kinyras da elli gemi yolla­ maya söz vermiş. Kinyras. zafer kazanır ve Sarpedon'a bu bölgenin krallığını verir (Sarpedon). Odysseus'un dönüş yolculuğunda. Kimmerioi (Kimmer'ler). Kimmer'lerin nerede oturduğu. onları bizim dünya haritamıza yerleştirmek için Homeros'un dünya haritasını göz önüne getirmeli. Başka efsanelerde Kimmer'lerin yeraltında galeriler­ de oturdukları anlatılır. burada belki batı A v rupa'da maden işleten ve Akdeniz'den gelme kervanlara bakırla tunç satan uluslar söz ko­ nusudur. Bu görüşü Vergilius'un "Aeneis" destanında buluruz. 14 vd. Bir efsaneye göre Kiliks. kırk dokuzu batmış. Kinyras Kıbrıs adasının yerlisi değildir: Suri­ ye'nin Byblos kentinden gelmedir. Kendi ve . ama Akhaları aldatmış: Bir gerçek gemi donatmış.ki o zaman tanı­ nan dünya yalnız Akdeniz dünyasıydı . Kimmer'ler Odysseia'da adı geçen efsanelik bir ulustur. Odysseus ölüler ülkesine Kimmer'lerin ora­ dan iner ve burayı şöyle tanımlar (Od. Kıbrıs kralı Kinyras'ın adı İlyada'da geçer: Troya savaşına katılması için Agamemnon ona Odysseus'la birlikte Talthybios'u göndermiş. Ama böylece Kinyras sö­ zünü tuttu sayılmış. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. Güneş görmediği için karanlık sayılan bu ülkenin ka­ ranlığın ta kendisi olan ölüler ülkesiyle ilgili görülmesi doğaldır. bu diski Okeanos ır­ mağı çepeçevre sarar. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. Tarihsel çağlarda (İ. Ne var ki günün birinde Khryses zengin kur­ tulmalıklarla kızını geri almaya gelir. Öylece seri/i durur bir uğursuz gece bu zavallı ölümlülerin üstünde. Savaş. yalnız Agamemnon karşı koyar bu isteğe ve Khryses'i sert sözlerle kovar.) (Apollon). Akha önderleri kızı geri vermek ister­ ler. 38-61). yemek ye­ mekle oyalandıklarından dağlardan inen atlı Kikon'ların saldırısına uğrarlar. parlak güneş onları ışınlarıyla göremez hiçbir vakit. Bunun üzeri­ ne rahip Apollon tanrıya yakarır ve tanrı Khryses'in öcünü alır (İl.buraya batı denir -. Homeros'tan sonraki efsane ve görüşlerde Kimmer'lerin. Bu Trakya şehri bugün­ kü Dedeagaç olsa gerek. Kadmos. dövüş. Odysseia'nın önsözünde belirtildiği gibi (s.

efsanenin bu konuda bu kadarcık yanıl­ ması doğaldır. dumanı tütmektedir sık çalılı gın. 8). içine tanrının onun için kopardığı "malü" di­ ye sihirli bir bitkiyi atacak ve kılıcıyla saldırıp tanrıçayı alt edecek. Kirke. Bu adanın nerede olduğu az çok belli. onlar diker dikmez içkiyi. Kıb­ rıs kralı Pygmalion'un kızını almış ve Adonis'ten başka bir oğluyla üç kızı olmuş. Ne var ki Odysseus'un arkadaşları onu uyarırlar. yoldaşlarım da insan kılığına sokar. Fenike'den gelme "kinnor" adlı bir sazla (Kinyras adı oradan türemeymiş) tanrı Apollon'la yarışmaya girmiş ve Marsyas gibi tanrı­ nın gazabına uğramış. usta bir bilici ve müzikçi olarak adaya sanatları ve uygarlığı da getir­ miş. Kinyras Kıbrıs'a gelince Paphos kentini kurmuş. Kinyras Kıbrıs adasında bakır madenlerini ortaya çıkaran. Büyücü tanrıça Kirke tıpkı Kalypso gibi Odysseus'un serüvenlerinde başlıca rol oynayan kişilerdendir. kendisine ve arkadaşları na bir kötülük yapmayacağına ant içirecektir. 210 vd. Verdi onlara bu içkiyi.. bir burundur. sarı bal ve arpa unu ezdi Pramno. Ağlar.agını görür uzakta. Kinyras da 160 yaşma kadar yaşamış. yamyam Laistrygonlara epey kurban verdikten sonra Odysseus'aı arkadaşları Kirke'nin Aiaie ada­ sına v a r ı r l a r ( İ d X . maktadır. onun kızı Myrrha'ya (ya da Smyrna) olan dogadışı aşkıdır. Odysseus'un arkadaşları dışanya çağırırlar Kirke'yi. tunç işlemeciliğini kuran ve adaya ilkçağdaki zenginliğini kazandıran kral olarak geçinir. Tanrı Hermes Odysseus'un yardımına ko­ şar. Bu aşktan Adonis doğar (Adonis). Kirke hepsine değneğiyle vurdu ve kapattı yoldaşlarımı domuz ağılma. Korka korka birkaç arkadaşını gönderir oraya. Aiolos'un adasından kovulduktan. Ef­ sanenin başka bir dalında Kinyras tanrıça Aphrodite'nin saydığı ve sevdiği bir kral ola­ rak gösterilir. Kirke de tıpkı Kalypso gibi onu kendine koca etmek hevesiyle yanıp tulu. güzelliğine. Argonaut'lar desta­ nında da söz konusu olur. Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Perseis'ten dogmadır denir ki­ mi efsanelerde. Kirke yalnız Odysseia'da değil. palamut. Tanrı­ ça Aphrodite'nin öfkesini üzerlerine çeken bu kızlar birer yosma olmuşlar: Kıbrıs'a ge­ len. Sonunda da Mısır'a göçmüşler. Başlarında Eurylokhos vardır (Od. ormanın ötesinde. Odysseus arkadaşlanna besi sağlamak için ava gider. yurda dönmek gerektiğini ha­ tırlatırlar ona. attı önlerine kayın kozalağı. güzel belikli. 232 vd. X. X. büyücü Kirke'yi nasıl alt edeceğini söyler ona: Kirke ona zehirli şarabı içirecegi anda. Öyle olur.): Gide gide Akile adasına nardık sonunda. Kinyras efsanesinin en ilginç yönü. Kolkhis kralı Aietes'in ve Giritli Minos'un karısı Pasiphae'nin kız kardeşidir (Tab. Sonra da olan olur Odysseus'un arkadaşlarına: K i r ke'nin onları domuza dönüştürmesini şöyle anlatır Homeros (Od. "Aia". hep yediği şeylerdi bunlar yerde sürünen domuzların. giden yabancılara verirlermiş kendilerini. şarabimi ı. insan sesli korkunç tanrıça. orada Kirke otururdu. Odysseus böylece Kir ke'nin konağında bir yıl kalır. Aphrodite onu sevdiği için uzun ömürlülük bağışlamış.. Kirke Odysseus'un gücü karşısın de şaşakalır. yiyip içip kayli sürmekte. oysa tanrıça onları içeri alır. çünkü bu­ gün de italya'nın Sardunya karşısındaki Etruria kıyılarında Capo Circeo diye anılan bir yer var. sızlar halde onları kapadı oraya. Şimdi onlar tıpkı domuza benzemişlerdl başları ve sesleri. kimine göre de Hekate'nin kızıdır ve büyücülüğü ondan almıştır. iskemlelere oturttu.). L35 vd. onlarda hemen d ikiller.): » Tanrıça onları içeride tahtlara. Efsaneler Kirke'nin Aiaie adasında oturduğunu belirtirler. "gaia" yani toprak anlamına geldiğine göre. yalnız Eurylokhos kuşkulanıp dışarda kalır.oğlu Adonis'le ilgili efsanelerin Fenike kay­ naklı oluşundan da bu çıkmaktadır. ama önce ölü . Kirke razı olur. kızılcık yemişi. sağrağa korkunç ilaçlar karıştırdı büsbütün unutsunlar diye baba toprağını. ama akıl vardı gene içlerinde eskisi gibi. erkekliğine vurulur ve onu yatağına aldıktan sonra. çıktığı tepeden Kirke'nin kon. Kıbrıs'ta bu tanrıçanın kültünü kurmakla kalmamış. ama bu bir ada değil. kılları vegövdeleriyle. peynir.

Kroisos ona bu dünyada en mutlu insanın kim olduğunu so­ rar. Skylla ve Kharybdis'ten nasıl korunabileceğini bildirir. Bölgenin Etruria yani Anadolu'dan gelme Etrüsklerin yerleştiği yer olduğu da ak­ la getirilirse. Klytaimestra aşığı Aigisthos'un elinde . Bu tanrıça dişidir. Dönüşte Odysseus gene Aiaie adasına uğrar. Leda kuğu kuşu haline girmiş tanrı Zeus'la birleştikten sonra. Klytaimestra mythos'ta Helena kadar eşsiz bir rol oynar. şanlı eylemlerini dile ge178 tirdiği için. Hera da bu dileği yerine getirerek iki oğlanı uyuttu. öylece öldüler. Kirke'nin. hayvanları ev­ cilleştirip arabasına koşan tanrısal varlığı sim­ geler. Bu öykü Herodotos'un Tarihinde (I. çeşnisi de taşır. herhangi bir hayvan haline getirmekle açığa vurur. Bu tanrıçanın "feri" yani vahşi hayvan sözcüğünden türeme adı. büyülemek. tanrıçadan. 3). Seirenlerden. iki yumurta doğurmuş derler. suç işleyen. Arabayı çekecek ineklerin olmadı­ ğı bir günde. düşünmüştür. Sağ elinde boru. yurdu besbelli ki İtalya'dadır. Argos'taki Hera tapınağı rahi­ besi olan anneleri Kydippe'nin arabasını. Kleobis'le Biton götürdüler. Tyndareos'la Leda'nın kızıdır. kö­ tüye varan yolların hepsini deneyen kadın olarak yazarları sonsuzca esinleyen bir tip ni­ teliğini kazanmıştır. tarih alanı ona ayrılmış. Kydippe. ya da gitar bulunur. bi­ ri Telegonos. Telegonos'un İtalya'da TuSculum şehrini kurdu­ ğu. Kirke'nin kimliği ve nitelikleri üstünde bil­ ginler çok durmuş. övmek anlamına ge­ len "kleio" fiilinden türemiş olan Kleio (ya da Klio) Musalann biridir.ler ülkesine gidip Teiresias'ın ruhuna danış­ masının gerektiğini bildirir. daha sonra da Feronia'nın Anadolu'nun Ana Tanrıçası Kybele ile ilişkisi göze çarpar. Argoslular iki kardeşin heykelini Delphoi'ye adadılar. kutlamak. vahşi hayvanları dizgine alan tanrıça anlamını taşır. Atinalı Solon zenginler zengini kral Kroisos'a konuk gidince. sözü edilse de işlediği suçlann asıl etkeni olarak gösteril­ mez. Epimetheus ve Menoithios'un ana­ sı olmuştur (Tab. Adı. öbüründen Klytaimestra ile Kastor çık­ mış. kimi resimlerde elinde bir klepsydra. Helena ile Polydeukes Zeus'un dölleri. Zeus'le Themis'in kızları olan kader tanrıçaları Moira'ların biri. Klyaimestra ile Kastor ölümlü Tyndareos'un çocuklarıymış (Tab. Latinos'un da Latinlerin atası sayıldığı h e ­ saba katılırsa. doğurganlık ve bereket kavramını erkeği boyunduruğa al­ mak. Okeanos'la Tethys'in kızı. oğul­ larına. olayların akışı­ nı ölçmeyi simgeler. P r o metheus. Kirke'nin yeri. adam öldüren. öteki de Latinos'tur derler. Klotho. Klytaimestra. Motifleri Ana Tanrıça kültünün özelliklerini andıran Kirke efsanesi Odysseia'da sözü geçen başka temalarda ol­ duğu gibi peri masalı. X. 307'den XI sonuna dek). birinden Helena ile Polydeukes. Bir kaynağa göre İapetos'la evlenip Atlas. d o ­ kumak anlamına gelen Klotho hayat ipliğini büken tanrıça sayılırdı (Moira'lar). Adı Klytaimestra ya da Klytaimnestra olarak geçer. Kleio. Kirke' nin sözleri tıpatıp doğru çıkar ve Odysseus sonunda selameti büyücü tanrıçanın öğütleri­ ne borçlu olur. dişilik. Benliğinde zıt duyguların çarpıştığı öbür trajik kişiler gibi Klytaimestra' nın da destanda pek adı geçmez. insanlar için en iyi şeyi bağışlamasını diledi. 12). Bundan sonra Odysseus'un Hades yolculuğu anlatılır (Od. Bu Feronia ile Kirke arasında bağlantı kurmamak ola­ naksız. Kirke-Feronia. kahramanlıkları di­ le getirir bunlarla. yani su saati vardır. Artemis-Kybele gibi doğaya hâkim. Adı bükmek. 31) an­ latılmıştır. bugün Capo Circeo'nun bulunduğu bölgede Roma çağlarında Feronia adlı tanrıçaya tapıldığı gö­ rülür. Kirke ona ilerdeki yolculuğun nasıl düzenlenmesi gerektiğini. tarih ya­ zarlarını esinleyen peri sayılmıştır. Solon ilk olarak yurdu için can veren Tellus'u saydıktan sonra ikinci örnek olarak da Kleobis'le Biton'u gösterir. Kirke-Odysseus macerasının İtalya efsanesince ne kadar benimsendiği gö­ rülür. Odysseia'dan sonraki efsanelere göre K i r ke'nin Odysseus'tan birçok çocukları olur. Klymene. 45 menzil uzaktaki tapınağa kadar. İnsanların unutulma­ ması gereken ünlü. Kleobis. bu kez. Bütün bu öğeler Ana Tannça'nın kişiliği ve yaygınlı­ ğı tam bir aydınlığa kavuşacağı zaman gere­ ğince değerlendirilebilecektir.

Kadınlığı böylece hor görülen Klytaimestra ister istemez kendini kardeşi Helena ile kıyaslar. Bu yüzden duyduğu kini öbür çocuklarına da bulaştırır: Elektra'dan. Koios. Atinalılar işin farkına vararak ölüsünü Peloponezlilerden istemişler. Bunu Agamemnon'a bir türlü affedemez. 4). Uğursuzlukla başlayan bu evlenme son­ suz bir kin ve suç zincirinin birinci halkasıdır. Sophokles'in "Elektra". Klytaimestra'ya ona iyi davranma­ sını öğütler. Tragedyaların bazıları Agamemnon'un öl­ dürülmesinde Klytaimestra'yı asıl fail olarak gösterir. 15). kıskançlık diye adlandırılmalıdır. hepsinin birden esinlediği Klytaimestra tipini özetlemeye çalışalım. Uranos'la Gaia'nın oğlu. Erkek kardeşleri Okeanos.112 vd. Kodros öldükten sonra Atina tahtına oğlu Medon çıkmış. Ancak tragedya İ l e d i r k i . asıl karım Klytaimestra'dan üstün o kız. Klytaimestra'nın içinde başlıca yeri tutan duygu. 1. ondan aşağı değil yapısı. bu Tantalos Thyestes'in oğludur (Tab. Euripides de Klytaimestra tipini kendi görüşleri­ ne göre sonuna kadar işlemekten geri kalma­ mışlardır. içindeki karşıt duyguların çarpışması daha karmaşık olduğundan Aigisthos-Klytaimestra ikiliğinde baş rolü alır. fikri yerinde. boyu boşu. Delphoi kehaneti de Peloponezliler Atina kralını öldürürlerse zafer kazanacaklarını bildirmiş. yani rol oynadığı tragedyalar hem çok. az daha evlat katili yapan kızı İphigeneia'nm kurban edilmesidir. K l y t a i mestra özgür bir kişilik kazanır ve dramı daha derin. kız kardeş . Kodros'un mezarı tarihsel çağlarda Atina kapılarının birinin önünde gösterilirmiş. Onlar da kralı öldür­ düklerini anlayarak saldırıdan vazgeçmişler. Helena'nın ikizi olmakla başlar bu kompleks. Öyle ki Klytaimestra nicelik ve nite­ lik bakımından da efsanenin en göze çarpan kişilerinden biri olarak karşımıza çıkar.b i r araçtır. Klytaimestra'nın kardeşleri Dioskur'ların saldırısına uğ­ rayınca Klytaimestra ile evlenmek zorunda kalır. Khryseis'ten daha güçlü bir kuma da çıkarır karşısına: Troya'dan Kassandra'yı sarayına getirince. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" tragedyala­ rını okumak gerekir. Krallığı sırasında Atina P e loponez'lilerin saldırısına uğramış. ama onun öldüğü haberini alınca tanrılara şükran adak­ ları adayacak kadar sevinir. İapetos ve Kronos'tur. aslında suçluluğu­ nu örtmek için bir bahane olduğunu yüzüne vurur. Orestes'e anana kıyma diye yalvarır. gerçi Agamemnon'la ev­ lenmeden Klytaimestra'yı bazı efsaneler Tantalos'la evli gösterir. kadın ve eş olarak bunca şımarıklığı olan Helena'nın hiç ceza görmedi­ ğini. üstelik ev kadını. birini öl­ dürmüş. Bütün bu tragedyaları bir bir ele alamayacağı­ mıza göre. ça§daş bir görüşle nitelenecek olursa. Bunu haber alınca Kodros hayatını yurduna feda etmeye karar vermiş ve dilenci kılığına gire­ rek şehirden dışarı çıkmış.): Doğrusunu isterseniz. Poseidon'un soyundan olan efsanelik Atina kralı. Sophokles de. Ama Klytaimestra'nın kocasına olan asıl hıncı kadın yüzünden değildir. öbürünün eliyle de vurulup ölmüş. Agamemnon'la Klytaimestra mythos'ta geçinemeyen. aklı. onu suça iten duygu da bu kıskançlık olmuştur. çocuklarını da öldürür. Küçük oğlu Neleus da Miletos'a göç­ müş (Neleus 2). Gerçekten de tragedyanın sahneye koyduğu Klytaimestra yüreğinde en ufak bir analık duygusu olmayan bir kadındır. Onu koca. Tragedya ya­ zarlarından Aiskhylos da. İki düşmanla karşı­ laşmış ve onlarla kavgaya tutuşmuş. hem de bu tragedyalarda oynadığı rol biricik ve eşsizdir. Klytaimestra ömrünün başından sonuna kadar kıskançlıkla kıvranmış durmuş. İlyada'da bile krallar kralı tutsağı Khryseis'i meşru karısı Klytaimestra ile bir tutmak cüretini gösterir (İl. Titanlardan biri (Tab. Agamemnon bu Tantaloş'u da. Orestes'ten nefret eder. Hyperion. Kodros. kiminde de Mykene'de yalnız kaldığı için Aigisthos'un zorlamasına dayanamayıp kendini veren ve âşığının elinde bir araç gibi kullanılan bir z a v a l l ı kadın pozundadır. birbirini sevmeyen çiftin ta kendisi­ dir. Elektra anasıyla sert tartışmalarından Klytaimestra'nın ileri sürdü­ ğü bu İphigeneia olayının. K l y t a i mestra'nın ilginç ve karmaşık tipinin tamam bir portresini okumak için Aiskhylos'un "Agamemnon". onun yüzünden kendi başına bunca be­ lalar geldiğini yana yakıla dile getirir.

Amaltheia da onu keçi sütüyle besleyip büyü­ tür (Amaltheia). Kokalos bu çözümü Minos'a bildirince. Korybantes ve Kuretai diye yazın kaynaklarında geçen Ana Tanrıça'nın rahiplerini Euripides Bakkha'lar "tragedyasın­ da şöyle tanımlar: Ey karanlık diyarı Kureta'larm. hepsi birden Ana Tanrıça 180 . ne var ki Kokalos ko­ nukluk kurallarını çiğnememek için kızlarına Minos'u öldürmelerini buyurmuş. Korybant'Iar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'larm çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Daidalos hava­ ya uçarak Girit'ten kaçtığı zaman Kokalos'un yanına sığınmış ve saklanmış. hekim tanrı Askleplos'un anası (Asklepios). Korybant'Iar ve Kureta'lar. orada Akheron. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Rheia. Kokalos daya­ namayıp bunun çözümünü Daidalos'a sor­ muş. Efsaneye göre Kureta'lar iki ya da dokuzmuş. X. Komaitho. Girit kralı Daidalos'un bura­ da saklandığını anlamış. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. Işığı simgele­ yen göksel varlıklan meydana getiren Koios' la Phoibe Apollon ve Artemis'in atalarıdır. Pyriphlegeton adın­ dan da belli olduğu gibi (pyr ateş demek) kay­ nar sulu bir ırmak olduğu halde. Orada karıştı coşkun davul sesleri Pbrygia kavallarının tatlı nefeslerine. 508 vd. Yazı yazmasını da Palamedes'ten ögrenmişmiş (Palamedes). İniltiler ırmağı anlamına gelen Kokytos ölüler ülkesinde akan ve Akheron'a dökülen bir ırmaktır. Kokytos'un suları buz gibi diye tanımlanır. Koronîs. Kureta'lar ise Zeus efsanesin­ de rol oynayan cinlerdir. Korybant'Iar da Phrygialı ana tanrıça Kybele'nin rahipleridir. Bkz. Kybele ve Dionysos tanrılannın kültleri birbirine karışmış ve Daktyl'ler. Korinnos. genç kız anlamına gelir.): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Kokalos. Kureta'lar Giritli ana tanrıça Rhea'nın. ama tanrı bebeğin seslerini Kronos duyup da öbür çocukları gibi Zeus'u da bulup yutmasın diye. böylece çocuğun bağrışmalarını tunç sesleriyle boguyorlarmış. Burada iki ana tanrıçanın ve onun hizmetinde bulunan efsanelik rahip­ lerin de birbirine karıştığı görülür. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar! Orada icat ettiler. Koios'la Phoibe evlenirler. Kokytos. Homeros destanlarını yaz­ mak için onun eserlerinden esinlenmiş. büyücü tanrıça Kirke ona H a des haritasını şöyle çizer (Od. Kokalos'u konuğunu teslim etmeye zorlamış. kısır söğütler. onlar da kralın üstüne kaynar su dökerek ölümüne se­ bep olmuşlar (Daidalos). Rhea çocuğun çev­ resinde Kureta'larm coşkun rakslarla tunç kalkanlarına vura vura gürültü yapmalarını emretmiş.leri Theia. Korinnos Troya'nm yerlisi bir ozanmış. Korybant'Iar. Minos da Daidalos'u aramaya çıkıp Sicilya'ya vardığında usta yapıcıyı bulmak için bir düzene başvur­ muş: Bir iplikle bir şeytanminaresi almış. Homeros'tan önce ve Troya savaşı­ nın olduğu sıralarda llyada destanını yazmış. iki kızları olur: Leto ve Asterie. o da ipliği bir karıncaya bağlayıp karın­ cayı şeytanminaresinin içinden geçirtmek ge­ rektiğini söylemiş. Themis. Pyriphlegeton ve Kokytos akar. Sicilya'da Kamikos (sonradan Agrigentum olur) şehrinin kralı. Hades bataklarına doğru. benim için. Lapith'ler kralı Phlegyas'ın kızı. uzun uzun kavaklar göreceksin. Korybas Lydia ya da Phrygia dilinde ilkin Attis'e veri­ len bir addır. orada Alçakkıyı var ve Persephone'nin koruluğu. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'Iar çembere gerilen deriyi. Odysseus yeraltı dünyasına inmek için çu­ kuru orada kazacaktır. Mnemosyne ve Phoibe'dir. Kore ya da Kora. Toprağın oğulları oldukları söylenir: Rhea Girit'in Lyktos magarasında Zeus'u doğurduğu zaman onu Amaltheia adlı nympha'ya teslim eder. Sonradan Z e us. Odysseus yeraltı ülkesi­ ne inecekken. sonra çık yola. Kore. Demeter'in kızı Persephone'ye verilen ikinci bir isimdir (Demeter). ipli­ ği bir ucundan öbür ucuna geçirmesini başa­ rana ödül vereceğini bildirmiş. Tethys. Amphitryon.

bağrışmalarla. Polyneikes'i şe­ hirden sürer. I l yada'da Agamemnon'un tutsak tuttuğu kızı Khryseis'i almaya gelen Khryses bu tapına­ ğın rahibidir. davul ve tef sesleriyle kut­ larlar. Medeia'nın korkunç dramı bu olayla başlar: Büyücü kadın bu evlenmeye ses çıkar­ mayacak gibi olur. Kreon'un yanı­ na sığınırlar ve birkaç yıl barış içinde yaşar­ lar. Kratos. Adı Oidipus efsanesinde geçer: Oidipus Thebai'den sürülünce şehre kral olur. Mysia şehri Khryse'de bulunan Apollon Smintheus tapınağının kurucusu. Attika bölgesi bu kıza göre adlandırılmış. güç ve kuvvet simgesi (Bia). Tyro'nun tanrı Poseidon'dan olan Neleus ve Pelias adlı oğullarını evlatlığa alır. (2) Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı. Kreş. Aineias karısını aramak için şehre geri döndüğünde. (îyes'le Briareus'un kardeşi (Yüzkollular). Attika'nın ilk krallarından biri. En es­ ki destanlarda Aineias'ın karısının adı Kreusa değil. 19). Krinis'ln sürülerine bakan çobana konuk ol­ muş ve ondan çok memnun kaldığı için böl geyl sıçanlardan temizlemeye karar verini'. lason ve Pelias'ın şehri olan lolkos'un kurucusudur (Tyro. flüt. nesi varsa sıçanla­ rın saldırısına uğramış. Pelias). Bir efsaneye göre tanrı Zeus'la Ida da ğının bir nympha'sından doğmuştur. İason'la Medeia efsanesinde rol oynar: İolkhos'tan kovulunca İason'la Medeia Korinthos'a. Pallas'la Styks'in oğlu (Tab. Giritlilere adını veren kurucu kahra­ m a n . Aiolos'la Enarete'nin oğlu. Kottos. başka birine göre de Girit toprağından doğmuş ve Girit'in ilk konuklan Eteokretes. Eurydike'dir. Sıçandan geçilmiyor. Krinis. yani gerçek Giritlilerin atasıdır. Kretheus. Dionysos). Zeus bebekken babası Kronos'un elinden kurtarılmak için Girit'e bı­ rakılınca Kreş adada hüküm sürmekteydi ve Zeus'u koruyan o olmuştur. Ama tanrı bir gün yeryüzüne inecek olmuş. Efsanenin biri Kres'i. lason Medeia'yı boşayıp Kreusa'yı almaya razı olur. Kreon Eteokles'in tarafını tutar. oklarıyla hepsini öldürmüş. Kretheus. Tyro ile evlenir ve Aison'u doğurur (Tab. Antigone dramında büyük bir rol oynar ve doğanın kanunlarını hesaba kat­ madan devlet kanunlarını yürürlüğe koymaya çalışan yöneticinin iflasını simgeler (Antine. Halmon). Vergilius Aeneis desta­ nında Kreusa'nın Troya'nın yıkıldığı ve Aineias'ın babası Ankhises'le oğlu Askanios'u ala­ rak şehirden kaçtığı gece bir tanrıça (Aphrodite ya da Kybele) tarafından kaçırıldığını an­ latır. sıçanlar her şeyi kemirip yok ediyormuş. bu yüzden de evi barkı. gümbürtülü bir vecit içinde kendilerin­ den geçerek "enthousiasmos" denilen duru­ ma girerek tanrıya karışmayı sağlarlardı (l)aktyller. Girit'i her türlü çıkarmaya karşı koruyan Talos adlı robotun babası sayar (Talos). Kekrops'tan sonra tahta çı­ kan o olmuş ve Attikalılara "Kranaos'lular". Kretheus. Tapınağın kurulması efsaneye göre şöyle olmuş: Krinis günün birinde Apollon tanrının öfkesine uğramış. tarlası. Kreusa. İon'un anası (lort). Kreon. Kreusa gelinliği alır. Alina'ya da Kranae denmiş. İokaste'nin kardeşi ve Thebai kralı Laios'un kaynatasıdır (Tab. bir yatıdan da . Kıanaos.Kybele'nln kültüne bağlanmıştır. 6). toprağı. (1) Korinthos kralı. Yanına varıp onu kurtarmak İsteyen Kreon da aynı ateşle tutuşup yanar (Medeia). (2) Menoikeus'un oğlu Kreon. gi­ yer. Oidipus'un ölümünden sonra oğullan Eteokles'le Polyneikes savaşa tutuşunca. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından birinin adı. Oidipus. Aineias'ın karısı (Tab. 22). 17). sırtına geçirir geçirmez de cayır cayır yanmaya başlar. Kranaos da Kekrops gibi topraktan doğma İmiş (Kekrops). Bu rahipler Kybele ayinlerini baş döndürücü rakslarla. (1) Atina kralı Erekhteus'un kızı. Minos'tan çok önce Girit'e yasalar vermiş ve uygarlık getir­ miştir. Kreusa'nın görüntüsü karşısına çıkıp yeni bir yurt kurmaya gitmesi gerektiği­ ni bildirir (Aineias). kumasına armağan olarak bir gelinlik gönderir. Kranaos'un Atllıis adlı bir kızı olmuş. Ama günün birinde Kreon kızı Kreusa (ya da Glauke)'yi İason'a vermeye kalkışır.

Zeus efsane­ sinde iki kez görülen babanın oğla baskı ya­ pıp oğlun ayaklanması ve babasını alt ederek egemenliğini elinden alması teması. Efsanenin başka bir anlatımında Kritheis adalı bir genç kızdır. en belalısı Toprakoğullarının. imgelerinde elinde bir tırpanla gösterilmiştir. Bu efsane koca ozana verilen Melesigenes (Meles'ten dogma) adının nereden geldiğini anlatmaya yarar. Eurybie ile birleşir ve Astraios. Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına. ( 1 ) A D I . Uranos'la Gaia'nın oğlu. Hesiodos'un Theog. Kaynağı güneydoğu Akdeniz çevresinde bu­ lunan bu efsanelerin Yunanlılara Fenikeliler yoluyla geçtiği sanılır. Uranos'un er­ keklik aygıtından akan kanlardan Erinys'ler (Erinys) ve spermasından da Aphrodite (Ahrodite) do^ar. bir gün de Meles ırmağının kıyısında çamaşır yıkamaya gitmişmiş ki Homeros'u doğurmuş. Ozan Homeros'un anası sayılan efsanelik kişi. ikinci kuşağı başa getirmiştir (Tab. Gaia bir düzen kurar ve o düzeni oğlu Kronos eliyle gerçekleştirir. Oysa efsa­ nesinden görüleceği gibi Kronos'un bu yoru­ mu bir zorlama ürünüdür. 4). Krios. Kritheis Ege bölgesinin bir nympha'sıymış. Onun egemen olduğu çag Altın Çağına rast- la . Kronos'tan sonra Toprak Ana Kyklopları ve Hekatonkheir'leri doğurduğu halde. Musalarla ilişiği olan bir cinle sevişmiş. 154-210). Kronos. İzmir'de akan Meles ırmağıy­ la sevişmiş ve birleşmelerinden Homeros meydana gelmiş. Zeus'la Hera'ya soyadı olarak Kronides (Kronos oğlu) denir. (Uranos. Her iki efsanede de Maion adlı birinin söz konusu edilmesi özel­ likle Latin şairlerince Homeros'a verilen Maionides. o art düşünceli tanrı. 137 vd. E F S A N E L E R İ . Kritheis Kyme'li (İzmir'in güneyinde Namurt) bir adamın kızıymış. Kronos'la ilgili iki efsane de Hesiodos'un Theogonia'sında anlatılmak­ tadır. Hesiodos'un etki altında kalarak uzun uzadıya an­ lattığı bu masallar Yunan mythos'unda tek örnek olmak bakımından daha da ilgi çekici­ dir (Theogonia). 4 5 3 506'da anlattığı Kronos-Zeus çekişmesi Zeus maddesinde ele alınacaktır. ( 2 ) DOĞUŞU.): Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya. ya da Aphrodite'nin babası olarak geçer. Orfik tarikat geleneğinde Kronos Zeus'la barışmış ve Mutlular Adalarında yaşar gibi gösterilir. Gaia. yani Maion oğlu. hele do­ ğan varlıkları yutmak g i b i ilkel motiflerle Y u nan mythos'una dışardan katılmış öğelerdir. Kronos'un Philyra ile birleşmesinden at adam Kheiron doğmuş (Kheiron). ama efsane ola­ rak anlatılmaz. 3. zamanın akışını. Homeros destanlarında adı geçer. anası Gaia'nın eline verdiği çe­ lik tırpanla babası Uranos'un hayalarını kes­ mesi tanrı kuşakları arasındaki çekişmenin ilk aşamasıdır (Theog. ama sonraki efsane ve açıklamalara göre bu iki kelime bir tutulmuş ve Kronos tanrının zamanı. ya da Maionialı (Lydialı) ek adının açıklanması yapılıyor. Aphrodite). Lydia kralı Maion onunla evlenmiş. Pallas ve Perses'i meydana getirir (Tab. Kritheis. Kronos. Başka e f sanelerde de Hephaistos.Krinis'e Apollon Smintheus'a bir tapınak dik­ mesini buyurmuş (Apollon Smintheus). bu adam ölürken kızını kardeşi Maion'a bırakmış. Titanlardan biri. Homeros'un tonya'sında bunlar bilindiği halde pek tutunmadıgı da destanlardan belli olmaktadır. Kronos'un. geçişini simgelediği ileri sürülüp. Beş erkek titan ve al­ tı kız titan'ın doğuşundan sonra Kronos'un dünyaya gelişini Hesiodos şöyle anlatır (Theog. böylece onu inim inim inletmektedir. Uranos hepsini gün ışığına çıkar çıkmaz Gaia'nın karnına gerisin geri tıkamakta. ama sonra da korsanlar tara­ fından kaçırılıp İzmir'e götürülmüştür. Kronos'un Zeus eliyle yeraltı­ na kapatıldığına da değinilir. Kronos adının zaman anla­ mına gelen "khronos" sözcüğüyle aslında hiçbir ilişiği yoktur. Uranos'la Gaia'nın son oğul­ ları Kronos Titanlar soyundandır ve babası Uranos'u erkeklikten yoksun etmekle birinci kuşak tanrılarının egemenliğine son verip. Bu kaynaklara göre Kronos yeryü­ zünde iyiliği ve bereketi kuran ilk tanrıdır. Kritheis amcasını bırakıp Phemios adında bir İzmirliye kaçmış. Başka bir efsaneye göre. Uranos. Kritheis de Me­ les ırmağının kıyısında Homeros'u doğurup hemen sonra ölmüştür. 4).

Hesiodos'un da anlattığı Çağlar Efsanesi Kronos'la ilişkili olarak özellikle Roma'da tu­ tunmuş ve Saturnus çağı üstüne efsaneler bir­ çok şairleri esinlemiştir (Soylar Efsanesi. ilerde efsanesi anlatılacak Attis'in ta kendisidir. Korybant'lar. Kyane. bunlar ya­ zın kaynaklarındaki Ana Tanrıça tanımlarına tıpatıp uymakta. Ana Tanrıça'yı gereğince. Küreta'lar. tanrıçanın da. Bir de arkeolojinin daha değinmediği. "potnia t h e ron" yani hayvanların kraliçesi. Ö. Üçgen bi­ çiminde bir çatı. Çatalhöyük ve Hacılar'da yapılan kazılar Ana Tanrıça f i g ü rünün !. doğa üstüne sonsuz egemenliğinin bir simgesi olarak asla­ nı yanından ayırmamaktadır. Ev biçi­ mindeki bu basit tapınaklar Phrygia'da K y b e le dininin kentler dışına da taştığını. Oturmuş durumda. üstüne tırmanmış gi­ bidir. Tapınakların bazılarında tanrıça heykelinin iki yanında ön bacaklarını tanrıça­ ya dayamış iki aslan vardır. Bkz. Son yıllarda konuyu en çok aydınlatan bi­ lim dalı arkeoloji olmuştur. Oturmuş. örneğin bugün bile yaşayan kilim motiflerini yansıtmasıdır. kültü dal budak salmış bu tanrıça figürünün değindiği bilim dalları o kadar çoktur ki. Saturnus). birçok ulus. öte yandan Asya'nın içlerine dek yayılan. araştırmaları bir tek ilgi merkezinde toplamak. Tarih öncesinin en gerilerinden tek tanrılı dinlerin yerleştiği dönemlere kadar uzanan ve Akdeniz yöresini kapladıktan son­ ra. karın altının bir üçgen biçiminde be­ lirtilmesi gibi motifler analığı ve dişiliği simge lemek bakımından Kybele'den Artemis'e k < ı dar büyük ana tanrıça imgelerinde bulunmak tadır. aslanlann da seks yerleri zamanla aşınmıştır. bir yandan kuzey ülkelerine. Eskişehir'le Af­ yon arasında ulaşımı zor bir yöredeki bu anıt­ lardan en çok tanınanı Yazılıkaya diye anılan Midas anıtıdır. figürln ve idol biçiminde olanlarına gelince. dolgun memeli bir tanrıça. İşin en tuhaf ve düşündü­ rücü yönü de Ana Tanrıça yontularıyla bir sırada Çalalhöyük'te bulunan çizgi motifleri nin Anadolu'nun geleneksel halk sanatlarını. göbekli. din tarihi. Yontuların heykel. uy­ garlık ve kültürlerde değişik adlarla anılıp hep aynı prototipe indirgenebilen Ana Tanrıça di­ ninin kaynağı Anadolu'dur. Kaunos'la Byblis'in anası (Byblis). elde edilen verilerle bulguları bir açıdan inceleyip değer­ lendirmek yepyeni denebilecek bir uğraştır. kaim kalçalı. Tanrıçanın hem çocuğu. tarih. Patroklos'la Hektor arasındaki savaşa Balios'la birlikte katılır (Balios) ve Patroklos öl­ dükten sonra ağlar. ya da doğur­ mak pozunda olan tanrıça ise iki yanındaki iki aslana dayanmaktadır. bu figür göğsüne yapışmış. Irmak tanrı Maiandros'un kızı. Kybele. hem sevgilisidir. Ksanthos. ya da düz­ lükte birkaç basamak üstüne kurulmuş olan bu anıtlar birer cepheden ibarettir. Kalın kalça. Tıpkı çok sonraki heykellerinde görüleceği gibi. kollarında çok da­ ha ufak boyda bir erkek figürü taşımakta. ilkçağda Phrygia diye tanınan bölgede yaygın bir ala­ na dağılmış kır tapınaklarıdır. t o p ­ rak üstünde oldukları için belki hiç değinme­ yeceği Kybele anıtları vardır ki. Bu su götürmez gerçek gün geçtikçe daha belirgin biçimde gözümüzün önüne serildiği halde. 6500-700 yıllarına kadar uzandı­ ğını ortaya koymuştur. çok sonraları tarihsel çağlar­ da anlatılan efsanelerini bile dile getirmekte­ dir. meme. Bu erkek. bütün doğayaı yayıldığını gösterir Bu c e p h e tapı . Ana Tanrıça dinini aydınlatmak bugün arkeo­ loji. Çoğu ormanlarda. mitoloji ve sanatla yazın tarihinin katışık görevi olmalıdır. Buraya Ana Tanrıçaya tapınmaya gelen dua­ cıların Kybele'nin simgelediği bereket ve do­ ğurganlıktan pay almak için seks yerlerine dokunup onları aşındırdıkları bellidir. altında bir taş duvar. Akhilleus'a Hektor'la sa­ vaşında da yardım eden bu ölümsüz at dile gelerek efendisine yakında öleceğini bildirir (Akhilleus). gerçeklere uy­ gun olarak tanıyabileceğiz ve anlayabileceğiz. duvarın içinde de çokluk bir niş oyulmuştur ve nişle­ rin kimisinde ayakta bir tanrıça heykeli görül­ mektedir. Kula at anlamına gelen Ksanthos Akhilleus'un ölümsüz atlarından biridir. Sümer'den de önceki bir kültür çağını yansıtan bu tarihler Ana Tanrıça'nın Anadolu'nun yerlisi olduğunu açığa vurmaktadır.lar. yeşillik ara­ sında bir kayaya yaslanmış olarak. Bütün bu kolların çabası bir araya geldikten sonradır ki.

bu efsanede aldırı değişik adlardır. Pessinus da eski adı Justinianopolis olan Sivrihisar'ın biraz güneyinde. Efes Artemis'inde görülen kuleli mana Pontika (Tokat bölgesinde Gümenek) taçları başında taşımakla bir de meter turrita ve Kayseri yöresindeki Komana Kappadokiya da turrigera (Lat. onunla ilişkili olarak gösterir (Amazonlar. Roma yazarlarından anılan Ana Tanrıçanın hizmetinde. Ana Tanrıçanın Pessinus'tan da daha eski bir tapım merkezi Komana şehridir. Sözü geçen filmin asıl değeri de Ana Tanrıçayı Çatalhöyük'ten Roma çağına kadar her çeşit anıt ve imgeleriyle ortaya sermekle kalmayıp. su­ ya çiçek ve özellikle menekşe atmakla kutla­ nan Attis. hem de tapanının biçimi mater sözcüğü eklenerek tanrıçanın bölgesel saptanmaktadır: Tanrıça Attis (ya da Attes) 184 . her türlü na Kubaba olarak rastlanır. Romalıiarsa Bellona ile bir tutmuşlardır. biri Phrygia' daki Murat dağı. Romalıların Magna Madolu adı olan Mâ'dır.naklarında dikkati çeken bir nokta bunların Lykia'daki kaya mezarlarına çok benzemele­ ridir. tanrıça doğayı ğu Ana Tanrıçanın kaynağı Anadolu'da ol­ bütün canlılığı. ldaia Girit'teki İda ve Troya'ya hâkim Kazdagının. bu sıfatlar arasında en yaygın olan da Dindi/mene adıdır ki Dindymos dağının tan­ rıçası anlamına gelir. topuz ve çift ağızlı baltayla simgelenen bir savaş ve zafer tanrı­ çası olduğu anlaşılır.. Ana­ dolu halk törelerinde bu inançtan kalma iz ve etkileri de ortaya koymaya çalışmasıdır: Phrygia ırmağı Sangarios'un kaynağında. Efes'te Artemis. Ko­ nemlerde. Hiçbir mitoloji­ Artemis). Kültepe tabletlerinde adı­ reketin kaynağında olmaktan başka. Steunene Aizani (Çavdarhisar) yöresindeki Steunos (Kesikmagara) mağarasının tanrıçası olduğunu belirtir. Gordium'un güneybatısındaki Balhisar'dır. ( 1 ) A D L A R I V E S I F A T L A R I . Latince şıldığı dile gelmekte. ter (Büyük Ana) diye andıkları tanrıça analık Hitit'te Arinna. de hiçbir tanrı Ana Tanrıça kadar çeşitli ad­ (2) N İ T E L İ Ğ İ VE EFSANESİ. Lydia'da adı uygarlığın da etkeni olarak daha sonraki dö­ Kybebe. İstanbul Üniversitesi F i l m Merkezince çevrilmiş olan bir belgesel filmden tanıdığımız bu Kybele anıtlarının arkeoloji buluntularıyla ve başka bölgelerde rastlanan buluntularla karşılaştırılıp değerlendirilmesi Ana Tanrıça dinini aydınlatmaya yarayabilir. Kybele'nin tapım mer­ kezlerinden olan Manisa'daki Mesir bayramı ve bu bahar bayramında camiden aşağıya halka bereket ve doğurganlık sağlayan ma­ cunların atılması Anadolu'nun yerlisi olan bir inancın süregelmesi olabilir. yani bahar şenliklerinden bugün de bir şeyler kalmıştır. Yukarda sözünü ettiğimiz bilim kollarında işbirliği ve daha de­ rine giden kıyaslamak araştırmalar bu alanda çok yararlı olabilir. Sümer'de Marienna. anaerkil bir toplu­ şiir. Berekyntia Sakar­ ya kıyısındaki eski bir kalenin. Anadolu'da ise Dindymos adını taşıyan üç dag vardır. Syria'da Lat. öbürü Mysia-Phrygia sınırın­ daki Kapıdag. ya da gelmedir. mi gölü bölgesinde Venüs. Ana Tanrıçanın Aslında bir tek efsanesi vardır. Bu nite­ liğiyle Ana Tanrıça'nın kültüyle Karadeniz bölgesinde merkezlenen Amazonlarla ilişkisi Yazılı kaynaklarımıza gelince. doğal Girit'te Rhea. verimliügiyle simgeleyen ev­ mak üzere uluslarüstü bir nitelik kazandığını rensel bir nitelik taşımaktadır. ister başka adlarla nan yazarlarından çok. Toprak ve be­ kanıtlamaya yeter. Bu ad ve sıfat çoklu­ ve sıfatlardan anlaşıldığı gibi. Tarih kaynaklarından burada tapı­ nılan tanrıçanın şimşek. Yunanlılar bu tanrıçayı savaş tanrı Ares'in çevresindeki Enyo ile. Hi­ tit kaynaklarında Hepat diye adlandırılır. Mısır'da İsis. kuleli ya da kule taşıyan ka (Kemer) kentlerinde adı çok eski bir Ana­ ana demektir) olur. İtalya'da N e ­ ve evrensel bir ilke olarak canlandırır. Phrygia'da Kybele olarak geçer. Kybele gerek olduğu sonucuna varılır ki. gerek düzyazıyla en çok sözü edilen tan­ mun ürünü olan savaşçı Amazonları efsanele­ rıçalardan biridir. üçüncüsü de tanrıçanın en önemli merkezi olan Pessinus'a yakın G ü n yüzü dağıdır. ya da şe­ hirleridir. niteliği de dile gelmektedir: Sipylene Sipylos (Manisa) dağının. Ayrıca bazı yer adların­ hem tanrıçada analık kavramının nasıl anla­ dan üreme sıfatlara Yunanca meter. Bu alanda bilgilerimiz Y u rin hepsi ister Artemis. Bütün bu isim larda adlandırılmamıştır. vasfını da yalnız insan alanında değil.

eliyle kendini hadım etmek zorundaydı. Her iki saldırıda da Ana Tanrıçanın tapım merke­ zi uluslarüstü niteliğini koruyarak bağımsızlı­ ğını ve din devleti olarak etkisini sürdürmek Toprak-bereket efsanelerinin hepsinde. 686 (ya da 676) sula­ rında Kimmerlerin bölgeye yayılmasıdır. Yazılı kaynaklar bi­ Metragyrtoi diye anılan dilenci rahipler Akde­ ze Kybele'nin Pessinus'taki tapımı üstüne ay­ niz çevresine yayılır ve birer misyoner gibi rıntılı bilgi verir. Tanrıçaya orada bir idol biçi­ davranarak Ana Tanrıçanın mistik ve gizemli minde tapınılırdı. öncüsüdür. dan gelme olması şart koşulan bir yabancıy­ dı. ama Ana Tanrıça k ü l de olsa yaşayan bir törenin ilk örneğidir. Marsyas'ın da Ana bir alana. Ö. Phokalalılarla minde büyük Hitit kralıyla i y i ilişkiler kurmuş. Phrygia'da yerli bir kült olduğu bü­ la saygı ve gıpta ile karşılanırlar. kılık kıyafetin gerekse Pessinus'taki tapım merkezleri Hititkurucusu. Kybele kültünde merkezine dokunmak şöyle dursun. çünkü tün kaynaklardan belli olan bu rahip devleti Phrygia evrensel bir dinin merkezi olduğu ka­ özekligini bögeye gelip yerleşen bütün yöne­ dar Yunanlılara yön veren bir sanatın. Tersine bu tapını daha çok Lydia yöresine kaydıktan sonra. İonyalı kolonistler din len bu ölme-dirilme motifi. Marsilya'yı kuran rahip krallar büyük kralın siyasal yönetimini göçmenlerin yeni yurtlarına taşıdıktan törele- adlı bir delikanlıya tutkundur (Agdistis). Gizemli cümbüşler. Bu idol bir "diopetes" yani dinini dört bir yana tanıtırlar. ikincisi 1. Bu dinsel yönetimin başında Yunan ve Roma çağında Kybele kültü bütün iki başrahip bulunur. yolunu buluyor. şenlikler ara­ Midas tanrıçanın oğlu olmakla. Megabyzos adıyla anılan ikincisi dışar­ sayılır. Ö. burada birtakım vecit. bir Tanrıça kültü Phrygialılardan çok eski olduğu kara taştı. Phrygia uygarlığı Ege lerin Anadolu'da kurdukları egemenlik döne­ kıyılarını kapladıktan sonra. Pessinus'taki tapınağı siyasal güç­ halde. Aynı süreç Efes'teki Artemiözellikle Adonis mythos'unda (Adonis) görü­ sion'da da görülür. akan kan ve gu öylesine etkilemiş ki. Nitekim rak yönetilirdi. kendinden geçme ve esrime egemen olan tanrıçayı benimseyip tapımını hallerine kanşmakta ve Ana Tanrıça tapımısürdürürler. onu Pessinus kralının ( k i m i kaynaklarda kral M i das'ın) kızıyla evlenmek üzereyken düğün ye­ rinde birden karşısına dikilerek çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. Galloi diye anılan öbür ra­ ri ve dilenci rahipleri hor görüldüğü oranda hiplerin de vecit halinde hadım edilmeleri t ö ­ gizemli bir din ve kültünün temsilcileri olmak­ redendi. tarihe Kybele bir yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nite­ Phrygia tanrıçası olarak geçmişti. Attis tanrıça bu yeni siyasal gücü ve etnik toplulu efsanesinde simgelendigi gibi. Kybeve yöreye adını veren ulustan çok daha eski le'nin başrahibi de kanlı bir törenle kendi olduğu bütün kanıtlardan anlaşıldığı halde. Attis kendi kestiği hayalarından akan kanla topra­ ğı sular. lamaktadır. bunların biri Attis adını töreleriyle Phrygia uygarlığına özgü bir belirti taşır. ( 3 ) T A P I M I VE T A R İ H İ .tanımakla birlikte onun din merkezlerine ka­ rışmasına hiçbir zaman izin vermemişimin Phrygia dışardan gelme ulusların iki kez saldı­ rısına uğramıştır. Phrygia lik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş krallarından Midas'ın da. bitkilerin fışkırmasına yol açar ve bir çam ağacına dönüşür. . Fransa'ya kadar da yayılır. Öyle ki Ana gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit. tünü ortadan kaldıramazlar. Friklerle tanrıçanın kaynaşması nın özünde olan bir çeşit kurban töreniyle dikkati çeken bir süreçtir: Ana Tanrıça kültü­ gerçekleşmektedir. 1200 yıllarında Friklerin. Bu iki kral-rahibin Attis efsanesinde anla­ Klasik çağlarda Yunanistan'ın ve Anado­ tıldığı gibi erkekliklerini tanrıçaya adamış ol­ lu'nun dört bir yanına dağılan Phrygia kölele­ ması gerekiyordu. ğin ve bir de yaşam biçiminin. Pessinus'taki sında yapılan bu eylem gene Anadolu'ya öz­ tapınağını kurmakla övünüldü. yani bütün doğaya geçmesini sağ­ Tanrıça ile yakın ilişkileri tarihe geçmiştir. Kimmerler de gü ve bazı tarikatlarda bugün başka biçimde Phrygia devletini yıkar. Gerek Komana'da. bu dini benimseyen bütün ülkeler onu lerden büsbütün bağımsız bir din merkezi ola­ bir Phrygia tanrıçası olarak tanırlar. müzi­ timlere karşı korumuştur. Attis erkekliğini keserek nün yerli olup Phrygia bölgesini ele geçiren kendini nasıl tanrıçaya kurban ettiyse. biri İ.

Gerçekten de öyle olur. tanrıça afifligini kanıtlamak için gemisinin kendi eliy­ le çekilmesine izin versin. Bu olay da kritik bir döneme rastlar: Roma Afrika se­ ferlerine çıkmak üzeredir. kirletildiği. rahiplerinin hadım oluşu. kültünü sınırları içine almakla geçirdiği bir bunalıma çare bu­ lunacağına inanmıştır: Peloponez savaşı de­ nilen iki büyük Yunan şehrinin. özellikel tragedya yazarları şiir dilinde bu iki ulus adını karıştırmışlardır. coşkun danslarla kutlanan törenleri.rin arasında bugüne dek Fransa cumhuriyeti­ nin benimsediği Phrygia başlığı da yok mu­ dur? Phrygialı olmak kültür bakımından yet­ kin. bahçelik na'lılar Phrygia'nın Ana Tanrıçasını getirte­ rek şehirlerinde ona büyük bir tapınak kur­ muşlar. Magna Mater'in Roma'ya nakli din tarihinde eşi­ ne rastlanmayan bir olaydır. II. hem de Bur­ dur gölünün adıdır. atları dörtnal giden bir sürü Phrygia'lı görmüştüm. İlyada'da Kybele'nin adı hiç geçmediği hal­ de. Askania Limne hem Gemlik. Kybele'nin Phrygia'dan gelme t e f . o sırada Ana Tanrıçanın sesi duyulur: Temiz. Ondan önce Ati­ na Ana Tanrıçayı çağırmış. kız oğlan kız olmadığı ileri sürülmektedir. Phrygia'nın bir Amazon saldırısına uğrama­ sı. Attis e f sanesinin bu törenlerde ve gizemlerde yine­ lenmesi Roma şairlerini öylesine etkilemiş.. Orduları yayılmıştı Sakarya'nın kıyılarına. I I I . 862): Askanios yönetir Phrygia'lıları. Sibylla'lar Anadolu'dan gelmeydi. Helene'ye anlatır ( İ l . O sıralarda Delphoi tanrısı Apollon'un rahipleri bu olayı desteklemiş olacak: Tanrının kâhinleri.. Amazonlar gelmişti hani. erkek gibi. 1. derken Claudia Quinta adlı bir kız orta­ ya çıkar ve tanrıçaya yakarır. esinlendirmiştir ki. a f i f ellerle şehre alınmasını ister. Phrygialılardan söz edilir: Bunlar Troya savaşında Troyalılara yardıma gelir (İl. onu Demeter'le birleştirip bir devlet tanrıçası olarak benimsemişlerdir. 184 vd. Claudia halatları eline alır ve gemiyi Tiber'den yukarı Roma şehrine kadar çeker. imparatorluğu kur­ maya yol açacak yayılma politikası yürürlüğe girmektedir. işte o gün. ama bu olay sonradan çok önemli sonuçlar doğurmuş.): Phrygia'ya gitmiştim. 204 yılında Pessinus'taki meteortaşı törenle Roma'ya aktarıl­ mış ve Palatinus tepesine tapınağı kurulan Magna Mater'in şerefine Megalensia denilen bayramlar kutlanmaya başlamıştır. birkaç yıl sonra Romalı komutan Manlius 186 . Ö. Magna Mater bu gereksinmeyi karşılamış ola­ cak ki. Yeni efsaneler doğar: Ana Tanrıça taşını Tiber'den yukarı taşıyan gemi birden karaya oturur. Kybele-Attis efsanesini konu edindikleri şiirlerinde tanrıçanın Galli adlı rahiplerine atıfla "galliambus" diye coş­ kun bir vezin de uydururlar. Priamos'un da Phrygialıların yardımına koşması anlamlı.. Uzak Askania dendiğine göre bu savaşçıların geldiği yöre Burdur böl­ gesi olsa gerek. iki t a n n ve iki din arasında bağlantılar tarih öncesi çağlara dek uzanmaktaydı (Sibylla).. Ana­ dolu'nun kapılarını açmıştır. Atina ile Sparta'nm amansız ve sonsuz savaşında AtiEskiden bağlık. Roma'nın Aineas'ı kurucu ata olarak benimsemesiyle Phrygia uygarlığını da kültürünün kaynağı saymış. Gene Sibylla kitaplarının önerisiyle Ana Tanrıça'nın Roma'ya getirilişi derin siyasal sonuçlar doğurmuştur. O sırada Roma'da bir taş yağ­ muru olur. aralarına savaş ortağı almışlardı beni.. bütün doğu Akdeniz çevresinin. Ana Tanrıça üstüne en zen­ gin buluntuları sağlayan Hacılar da Burdur'a yakın değil midir? Phrygialılardan kral Priamos kendisi de söz eder.. halk heyecana kapılır. z i l ve da­ vul gibi çalgılarla. yalnız uygarlık ve kültür merkezi sayılan Anadolu'nun değil. uzak Askania'dan gelmişlerdir onlar. yeni ve da­ ha köklü inançlara özlem duyulmaktadır. Roma ile Anadolu arasında kültür köprüsü kurulmuş­ tur. Ama Ana Tanrı­ ça sanat yönünde çığır açmakla kalmaz. Ana Tanrıçanın da bu kültür göçüyle birlikte Roma'ya alınmasını sağlamıştır. ama tlyada'dan sonraki me­ tinlerde Troyalıların Phrygialı diye anılması büsbütün ilginç ve dikkat çekici bir yöndür. Bir kültür taşıyıcısı olarak Phrygialıların Troyalıları da simgelemek için kullanılmaları ne zaman ve nasıl başlar? Herhalde şairler. yeni dini kutlamakta şairler ağız birliği ederler. üstün olmak anlamına gelir ve bu Roma imparatorluğu çağına kadar süregelecektir.

Sipylos eteğindeki Magnesia'da (Manisa) Syria kralı III. Antlokhos'u yenip Orta Ana­ dolu'ya ordusuyla ayak basınca Romalıları Pessinus tapınağının rahipleri coşkun sevinç gösterileriyle karşılar. Bundan sonradır ki R o ­ ma Bergama krallığını miras yoluyla elde eder ve Anadolu'ya egemenliğini kurmakla bölgede çığır açıcı bir dönemin başlamasını sağlar. Denebilir ki Romalılara doğunun kapı­ larını açan Anadolu'nun yerlisi ve simgesi olan Ana Tanrıçadır. Onunla ilişki kurup Batı ile Doğu arasında köprü atmak ve kültürünün yoksun olduğu bir temeli kültür beşiği Anado­ lu'da arayıp bulmak Roma'nın siyasal dehası­ na bir örnektir. Başta Augustus olmak üzere imparatorların hepsi hiç tükenmeyen bir özü gelip Anadolu'dan almışlardır. Eşsiz bir uy­ garlık ve kültür temeline oturtmayı başardık­ ları kültürleri böylece hem İtalya'da, hem Anadolu'da geliştikçe gelişmiştir. Bunun sim­ gesi de binlerce yıl öncesi gibi Roma'nın ege­ menlik çağında da gene aynı tanrıça, hangi adla anılırsa anılsın, Anadolu'nun büyük Ana Tanrıçasıdır. Kydippe. Kleobis'le Biton'un anneleri, H e ra rahibesi (Kleobis). Kydnos. Kilikya'da bugün Tarsus çayı diye anılan ırmağın tanrısı. Ana tarafından İapetos'un torunu sayılır. Kydnos'un Parthenios adlı bir oğlu varmış, Kydnos ırmağının denize döküldüğü yerde bir şehir kurup ona Parthenia demiş. Bu şehir bugünkü Tarsus'tur. Kyklopes (Kyklop'lar). Türkçeye " T e p e ­ göz" diye çevirebileceğimiz Kyklop'lar tek yu­ varlak gözlü devlerdir. Yunan mythos'unda bu yaratıkların üç türünden söz edilir: Biri Gaia ile Uranos'un oğulları göksel Kykloplar, öbürleri Odysseia'da adı geçen Polyphemos gibi Sicilyalı Kykloplar, sonuncuları da kay­ nakları Lykia'da bulunan duvarcı Kykloplardır. Birinci türden Hesiodos Theogonia'da şöy­ le söz eder (Theog. 139 vd.): Sonra Toprak Kyklop'ları doğurdu, azgın yürekli, Brontes'i, Steropes'i ve belalı Arges'i (ki bunlar vermiştir Zeus'a şimşekleri, yıldırımı}

Her bakımdan tanrıya benziyordu burdur ama bir tek gözleri vardı alınlarında. Yuvarlak tek gözlerinden geliyordu adları, zorlu, başarılıydılar hep yaptıklarında. Uranos'un yeraltına kapattığı bu devleri hemsoyları Yüzkollularla birlikte yeryüzüne çıkarır ve Titanlara karşı savaşta silah arkada­ şı olarak kullanır. Hades'e görünmez kılan başlığı, Poseldon'a da üç dişli yabayı veren bu devlermiş. Kykloplar üzerine başka efsaneler de anlatı­ lır: Apollon Kykloplara düşman kesilir, çünkü oğlu Asklepios insanları ölümden kurtarıyor diye Zeus'un öfkesine uğrar ve Kyklopların yıldmmıyla öldürülür. Apollon baştanrı Zeus'a el kaldıramadığı için Kyklopları öldürme­ ye kalkışır. Zeus buna kızar, bir an oğlu Apollon'u Tartaros'a atmayı düşünür, sonra bu kadar ağır bir cezadan vazgeçip onu bir yıl için sığırtmaç olarak Admetos'un yanına yol lar (Admetos, Asklepios, Apollon). Bu e f $ 8 nede Kykloplar ölümsüz tanrılar değil, ölüm lü yaratıklar olarak gösterilmiştir. Sicilyalı Kykloplar önce Homeros'un Odyi seia destanında, sonra da İskenderiye şiirindi sözü geçen yaratıklardır. Odysseia bunların yerlerini, yurtlarını Homeros destanlarına ö z gü kesinlikle belirtir: Kuzey İtalya ve Sicilya kıyıları ve adaları söz konusudur, nitekim Te­ pegöz masalları oralarda tutunmuş ve birçok yerlere Tepegözlerin, özellikle Odysseia'da sözü geçen Polyphemos'un adı verilmiştir (Polyphemos). Bu bölgenin yanardağ bölgesi oluşu, oralarda toprak altına kapatılan Tepe­ gözlerin demircilikle uğraşan birer cin olarak canlandırılmalarına yol açmıştır: Bunlar H e phaistos'un işliğinde - tıpkı İtalya'da (XVIII) Akhilleus'un silahlarının yapıldığı bölümdeki gibi - demir döverler, maden işlerler ve tanrı­ lara silah yaparlar. Tek gözleri ateşin karşı­ sında kor gibi parlar, kraterlerden fışkıran kı­ vılcımlar onların örsünden fırlayan ateşlerdir, yersarsıntıları ve gürültüleriyle kendilerini bel­ li ederler. Odysseia'da bunun tam tersine Kykloplar hayvancılıkla geçinen, koyun ve keçileri bol olan ağıllarda, mağaralarda yaşa­ yan yamyam devler olarak gösterilir. Odysseus Kykloplar ülkesinde ve özellikle Polyphemos'un mağarasındaI yaşadığı serüveni en

ufak ayrıntısına kadar anlatır (Od. IX, 105 -567). Duvarcı Kykloplarsa Anadolu'da, Yunanis­ tan ve Sicilya'da iri taşlarla örülmüş kyklopeen denilen ne kadar sur varsa, hepsinin yapı­ cıları sayılır. Bunlar ne cin, ne de tanrıdır, ta­ rih öncesi çağlarda şehir kalelerini yıkılmaz, aşılmaz ve alınmaz duvarlarla çevirmek için efsanelik kralların, önderlerin emrine giren bütün bir ulustur. Efsane Kykloplann yardı­ mıyla surlarını yaptıran krallar (Tiryns şehri için) Proitos ve (Argos şehri için) Perseus'tur. Öte yandan bu duvarcı Kykloplann Anado­ lu'nun Lykia bölgesinden gelme oldukları da efsanelerce belirtilir. Bütün bu kanıtlar bu tek gözlü devlerin yorumlanmasında Hitit kabart­ malarının göz önüne alınması gereğini pek­ leştirmektedir. Halikarnas Balıkçısı'nın öner­ diği bu görüş tutarlı görünmektedir: Tek yu­ varlak gözlü devler Hitit kabartmalarında profilden görülen kişiler olabilir, dev oluşlan ve çok iri duvarların yapıcıları sayılmaları Anadolu'daki Hitit surlarının kayaya oyulmuş olmasıyla açıklanabilir. Kaldı ki efsane bu devarcı devlerin Anadolu'dan gelme, dağ kaya­ lıklarına mezarları kazmakla ün salmış Lykia'dan gelme olduğunu da ayrıca belirtmekte­ dir. Bu sorunun efsane bakımından da, Ana­ dolu ve özellikle Anadolu-Yunan ilişkilerinin aydınlığa çıkarılacağı bir gelecekte çözümle­ nebileceğine inanıyoruz. Kyknos. Kuğu kuşu anlamına gelen bu ad birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Poseidon'un bir oğlu. Efsanesi Troya'nın İlyada'dan önceki olaylarıyla ilgilidir. Troyahlardan yana olan Kyknos Akhaların bo^az kıyılarına çıkarma yapmalarına engel olmak istemiş ve Akhilleus'la çarpışmış. Ama babası tanrı olduğu için Kyknos'un derisine silah işlemiyormuş. Akhilleus onu kalkanla ite ite bir kayanın altına kadar getirmiş, ora­ da ezmeye çalışmış. Poseidon da oğlunu bir kuğu kuşuna çevirip kurtarmış. (2) Poseidon'un Kyknos adında bir oğlu da­ ha/varmış, Troya'nın güneyinde, Bozcaa­ da'nın tam karşısındaki bir şehrin kralıymış. Adanın o zamanki adı Leukophrys'miş. Ana­ sı bu Kyknos'u doğurunca deniz kıyısına bı­ rakmış, bebeği bir kuğu kuşu büyütmüş. 188

Kyknos sonraları Laomedon'un bir kızıyla ev­ lenir ve Tenes adlı bir oğlu, bir de kızı olur. Karısı ölünce Kyknos başka bir karı almış, ama üvey annesi Kyknos'a iftira etmiş, Kyknos da buna inanmış, oğlunu bir sandığa kapatarak denize atmış. Tenes Bozcaada'ya çıkmış, sonraları adını vermiş Leukophrys adasına. Kyknos bir süre sonra oğlunun suç­ suz olduğunu anlamış ve iftirayı yapan karı­ sıyla ona tanıklık eden kavalcıyı gereğince ce­ zalandırmış, sonra da Tenedos adasına oğ­ luyla barışmaya gitmiş, ne var ki Tenes baba­ sının kıyıya bağladığı ipi bir keserle kesip ge­ misini açığa atmış (Tenes). Efsaneye göre Tenedos adasına kavalcıların gelmesi de ya­ sak edilmiş. (3) Tanrı Ares'le Pelias'ın kızı Pelopeia'nın oğlu. Kyknos, zalim bir eşkıya imiş, Delphoi'ye gelen yolcuları durdurur, öldürür ve ölü­ lerini babası Ares'e sunarmış. Apollon bu iş­ ten bıkmış ve yiğit Herakles'i Kyknos'la çar­ pışmaya göndermiş. Herakles eşkıyanın hak­ kından gelmiş, ama Ares oğlunun öcünü al­ mak üzere yeryüzüne inince, onu da kalça­ sından yaralayarak Olympos'a dönmeye zor­ lamış. (4) Phaethon'un arkadaşı Kyknos adlı bir adam varmış, Phaethon ölünce öyle güzel bir sesle ağıt yakmış ki Apollon tanrı onu kuğu kuşuna döndürmüş. Kuğu kuşlarının ölmeden ötmesi de ondanmış. Kylabras. Lykialı bir çoban. Phaselis (Tekirova) şehrinin kurulacağı yerde tarlaları var­ mış, oraya şehir kurmaya gelen Lakios bu tarlaları tuzlu balık karşılığında satın almış (Lakios). Sonraları Phaselis halkı Kylabras'a bir tapınak kurmuş, sunu olarak da tuzlu ba­ lık adarlarmış Kylabras'a. Kyrene. Kyrene, Peneus ırmağının torunu olan Tesalyalı bir nympha'dır. Pindos dağı­ nın eteklerinde sürüleri bekler ve öyle güçlü kuvvetlidir ki, vahşi hayvanlarla boy ölçüşür. Günün birinde silahsız olarak bir aslanla d ö ­ vüşüp onu alt edince, güreşe tanık olan Apollon Kyrene'ye âşık olur. Hemen Kentaur Kheiron'a gidip bu kızın kim olduğunu Öğre­ nir ve Kyrene'yi altın arabasına bindirdiği gi­ bi Libya'ya kaçınr. Orada Kyrene adını alan

bir altın saraya yerleştirir. Kyrene'nin Apollon'dan bir oğlu olur, Aristaios adlı bu çocu­ ğu Hera tanrıçalarla Toprak Ana büyütürler (Aristaios). Kythera'h. Aphrodite'ye verilen bir ek a d . Tanrıçanın denizin köpüklerinden doğunca ilk vardığı yer Kythera adası olduğu için (Aphrodite). Kyzikos. Kapıdag yarımadasının batı ko­ yunda bulunan Kyzikos şehri (bugün Balkız) ilkçağda Marmara'nın en zengin ve işlek l i manlarından biriydi. Kurucusu Kyzikos'un ef­ sanesi Argonaut'lar seferiyle ilgili olarak anla­ tılır (Argonaut'lar). Kyzikos tanrı Poseidon'dan türemiş olan Dolionların kralıymış. Argonaut'lar şehre geldiklerinde kral, kâhin Merops'un kızı Kleite ile yeni evlenmişmiş. Kyzikos Argonaut'ları iyi karşılamış, yedir­ miş, içirmiş, yanlarına bol kumanya da vere­ rek ugurlamış. Ne var ki Argo gemisi yola

çıktıktan sonra büyük bir fırtınaya (utulmuş, gece vakti bir karaya varmışlar, ne bilsinler ki orası az önce ayrıldıkları Dolionların ülkesi dir. Dolionlar bunları korsan sanarak saldırı ya geçmişler, kıyasıya bir savaş olmuş, s a v a şa kral Kyzikos da gelip katılmış ve İason'un elinden can vermiş. Sabah olunca bir de bak mışlar ki korkunç bir yanılgıya düşmüş her­ kes. Argonaut'lar üç gün, üç gece yas l u l muşlar Kyzikos'un ölüsüne, sonra törenle gömmüşler onu. Bu arada Kleite kederinden asmış kendini. Kyzikos'un kral olduğu selin­ de adı verilmiş Kieite'nin ölümüne nympha' lar o kadat ağlamışlar ki, gözyaşlarından bir kaynak fışkırmış, ona da Kleite adı verilmiş. İlginç bir nokta da şu ki, Argonautlar efsane­ sinde Kyzikos'tan ayrılmadan önce gemicile­ rin şehre hâkim olan Dindymos (Kapıdag) üs tüne bir Kybele heykeli diktikleri ve fırtınayı ancak bu yoldan dindirebildikleri söylenmek­ tedir.

L
Labdakos. Kadmos'la Harmonia'nın toru­ nu, Laios'un babası ve Oidipus'un dedesi (Tab. 19). Thebai kralı olan Labdakos adını bütün soyuna vermiştir, Oidipus da Labdakos oğlu diye anılır. Labrandos. Labrandos Kuretaların biridir. Arkadaşları Panamoros ve Palaksos'la birlik­ te Karia bölgesine gelir ve oradaki Labranda şehrine adını verir. Labranda bugün Selimi­ ye'nin biraz kuzeyinde Türbe adlı bir kasaba­ nın yerinde bulunuyordu. Labyrinthos. Labyrinthos, sonsuz ve girift dehlizlerden meydana gelen bir yapıya veri­ len addır. Mısır'da bu çeşit yapılar yeraltında mağaralar kazılarak yapılırdı ve çokluk kral mezarı olarak kullanılırdı. Yunan mythos'unda bu kelime Girit kralı Minos'un ünlü mimar Daidalos'a yaptırdığı ve içinde Minotauros'u sakladığı yapı için kullanılır. Labyrinthos ku­ ruluşundan da anlaşıldığı gibi Yunanca bir ke­ lime değil, Anadolu dillerinden üremedir. G i rit'e de oradan gelmiş olsa gerek. Girit Labyrinthos'u yeraltında değil, yer üstünde yapıl­ mış bin bir oda ve koridordan kurulu çapraşık bir yapıdır. Efsaneye göre Minotauros'u öl­ dürmeye giden Theseus'a Ariadne bir yumak iplik vererek onun Labyrinthos'a girdikten sonra yolunu şaşırmadan çıkmasını da sağla­ mıştır (Daidalos, Ariadne). Labyrinthos adı iki ağızlı balta anlamına ge­ len ve Girit din ve sanatında olduğu gibi Ana­ dolu'da da izleri görülen "labrys" kelimesin­ den türemiş olabilir. Lacrtes. Odysseus'un babası. Oğlu Troya savaşına gidip dönmeyince derin bir yas kap­ lar Laertes'in yüreğini, İthake sarayından ay­ rılır, gider bağlarında herkesten uzak, çoban­ ları ve bahçıvanlanyla birlikte yoksulluk için­ de yaşar. Odysseus'un ölüler ülkesinde rastla­ dığı anası Antikleia oğluna babası Laertes'in ne büyük acılar içinde kıvrandığını anlatır (Antikleia). îthake'de Laertes'in sözü geç­ mez bile, saraydaki rezalete karışmaz, malı­ nın, mülkünün Penelopeia'nın taliplerince tü­ ketilip yok edilmesine karşı koyacak güçte 190

değildir. Hele karısı Antikleia da canına kıyın­ ca Laertes canlı bir cenaze oluverir. Penelopeia ona sözde kefen dokur, her gün doku­ duğu ve gece söktüğü bezin Laertes'e kefen olduğunu söyleyerek talipleri oyalar. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye ayak basınca ba­ basının yürekler acısı halini çoban başı Eumaios'un ağzından haber alır. Ama ona ancak talipleri öldükten sonra, Odysseia'nın yirmi dördüncü ve son bölümünde görünür. H o m e ros bu buluşmayı şöyle anlatır (Od. X X I V , 226 vd.): Odysseus yalnız babasını buldu bakımlı bahçenin içinde, çapalıyordu ihtiyar adam bir ağacın dibini, entarisi eski ve yamalı vepimpisti, yamalı sığır derileri bağlamıştı bacaklarına, sıyrıklardan korunmak içindi, dizlik yerine, ellerinde eldiven vardı dikenler batmasın diye, başında da soğuğa karşı keçi derisi bir takke, Odysseus onu ihtiyarlıktan çökmüş, gönlü büyük bir yas içinde görünce dayanamaz, ağ­ lar. Kendini tanıtınca ihtiyar Laertes birden­ bire dirilir, gidip yıkanır, temiz bir entari gi­ yer ve tanrıça Athene'nin yaptığı büyü ile bir­ den güçleşir, gençleşir. Öyle ki ithake halkı taliplerin ölümünden dolayı öç almaya gelin­ ce, Laertes de oğlu ve torunuyla birlikte sila­ ha sarılır ve Eupeithes'i öldürür. Laios. Labdakos'un oğlu, Oidipus'un baba­ sı, Thebai kralı (Tab. 19). Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasına kaynak olarak aldığı efsaneye göre, Laios İokaste ile evlenir ve bir oğlu olur. Ama çocuk dogmadan tanrı sözcü­ sü Laios'a doğacak olan çocuğun kendisini öldüreceğini bildirir. Bunun içindir ki kral ço­ cuğu doğar donmaz bir uşağına verip dağa bıraktırır. Ama tanrı sözü gene de gerçekle­ şir: Günün birinde Laios Delphoi'ye giderken yolda bir yabancıyla kavgaya tutuşur, bu ya­ bancı kendi oğlu Oidipus'tur. Oidipus Laios'u Öldürür ve Thebai'ye vardıktan sonra anası İokaste ile evlenir. Oidipus'un, babasını öl­ dürmek ve anasıyla evlenmekle işlediği kor­ kunç günahı nasıl haber aldığı ve nasıl cezaya çarpıldığı Oidipus efsanesi ve tragedyasında anlatılmıştır (Oidipus).

Laistrygon'lar. Odyssela'da adı geçen efsanelik bir boy. Odysseus gemileriyle rüzgâr tanrı Aiolos'un adasından ayrılınca altı gün yol alır, sonra da Telepylos denilen çok güzel bir limana varır. Bütün gemiler bu sütliman koya girerler, yalnız Odysseus kendi gemisini liman dışında bir kayaya bağlar. Üç arkadaşı­ nı da kente gönderir, ama Laistrygonların kralı Antiphates'in kızına rastlayan bu adam­ lar önce bir dev anasının evine götürülürler, sonra da Antiphates adlı dev kral onlan kesip yer, bununla da kalmaz, Laistrygonlar liman­ da demirlemiş gemilere saldırır ve bütün ge­ micileri öldürüp şişlerler. Bir Odysseus'un ge­ misi halatını çözerek kaçıp kurtulmak çaresi­ ni bulur. Böylece Odysseus'un on iki gemi­ sinden on biri yok olur, bir tek gemisi kalır. Bu korkunç macera Odysseia'nın onuncu bö­ lümünde anlatılmıştır (Od. X, 80-132). Lakedaimon. Zeus'la Taygete'nin oğlu, P e loponez'de Lakedaimon ya da Sparta olarak anılan ünlü şehrin kurucusu (Tab. 9). Efsane­ ye göre Lakedaimon adlı kahraman bölgede kral olan ırmak tanrı Eurotas'ın Sparta adlı kızıyla evlenmiş, Eurotas ölünce de tahta çık­ mış. Kentine karısının adını vererek Sparta demiş, yönettiği halka da Lakedaimorilular diye kendi adını takmış. Tarihsel çağlarda bu kent h e m Sparta, hem de Lakedaimon diye anılır. Lakhesiş. Zeus'la Themis'in kızları sayılan kader tanrıçaları Moiraların biri. Adı kader, alın yazısı anlamına gelen Lakhesiş Moiraların ikincisidir (Moiralar). Lakios. Lakios'a Delphoi tanrı sözcüsü do­ ğuya gidip bir şehir kurmasını buyurmuş, Lakios da Anadolu'nun Lykia ile Pamphylia ille­ rinin sınırında bulunan Phaselis şehrini kur­ muş. Bu şehri kurmak için gereken topraklan tuzlu balık karşılığında satın almış (Kylabras). Lamia. Komedya'da adı geçen, kadın başlı, eşek bacaklı bir canavar, çocuklara korkuluk olarak gösterilirdi. Bir efsaneye göre Lamia güzel bir kızmış, Zeus ona gönül vermiş, onunla birkaç kez gelip sevişmiş, ama Lamia'nın her çocuk doğuruşunda kıskanç Hera gelir, doğan çocuğu öldürürmüş. Sonunda

Lamia gidip bir mağaraya saklanmış ve çocuklan yaşayan analara düşman kesilmiş. G e çeleri gözüne uyku girmediği için gider, ço cuklan kaçırır, yermiş. Ama Zeus ona acımış, çok şarap içtiği geceler gözlerini çıkarıp yata­ ğının yanındaki bir kaba koyarmış, o zaman uyur ve çocukları rahat bırakırmış. Lampetie. Helios'la Neaira'nın kızı, Odys seia'da adı geçen nympha. Lampetie kız kar­ deşi Phaethusa ile birlikte babaları Helios'un Thrinakie adasındaki kutsal sığırlarına bekçi­ lik etmektedirler. Odysseus'un arkadaşlarının kutsal sığırları kesip yediklerini Helios'a ha­ ber veren onlardır (Od. X I I ) . Lampsake. Lampsakos (Lapseki) şehrine adını veren kadın. Lampsake Babrykler kralı nın kızıymış. Boğazlar bölgesine Y u n a n i s - . tan'dan gelen göçmenler günün birinde kra lın bulunmadığı bir zamanda yerlilerin saldın sına uğramışlar ve Lampsake araya girme şeydi, hepsi öldürüleceklermiş. Ama kral ki» göçmenleri kurtarmış, bunun için de onlaı şehri aldıktan sonra Lampsake'ye bir tanrıça gibi tapınmışlar ve şehre adını vermişlerdir. Laodamas. (1) Eteokles'in oğlu, Thebal kralı. Thebai'ye karşı Epigonlar seferine karşı koyar ve şehrini savunurken ölür (Alkmaion). Başka bir anlatıma göre Epigonlar şehri alınca Laodamas kaçar ve kuzey Yunanis­ tan'a sığınır. (2) Antenor'un oğlu, llyada'da adı geçen Troyalı savaşçı. Aias tarafından öldürülür. Laodameia. (1) Bellerophontes'in kızı. H o meros İlyada'da Laodameia'nın Zeus'la bir­ leştiği ve Sarpedon'u doğurduğu söylenir (İl. VI, 197 vd.) : Akıllı Zeus, koynuna girdi Laodameia'nın. Laodameia doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon 'u. Başka bir geleneğe göre Sarpedon Zeus'la Europa'nın oğludur (Tab. 11). Laoda la Artemis'in oklarıyla ölmüş. (2) Akastos'un kızı, Protesilaos'un karısı Protesilaos Tröya kıyılarına çıkar çıkmaz ölen Akha yiğididir. Kocası Troya seferine çıkmadan az önce evlenen Laodameia ölüm

haberini alınca tanrılardan Protesilaos'u ken­ disine üç saat için bağışlamalarını diler. Bu dileği yerine gelir, ama eşi Hades'e indikten sonra da Laodameia canına kıyar (Protesilaos). Bir anlatıma göre Laodameia Protesilaos'un balmumundan bir heykelini yaptırmış ve onu koynuna alırmış. Babası bunun' farkı­ na varınca heykeli ateşe atmış, Laodameia da heykelin ardından atlayarak diri diri yan­ mış. Laodike. (1) Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. İlyada'da Agamemnon'un üç kızı­ nın adı Khrysothemis, Laodike ve İphianassa diye geçer. Laodike tragedya yazarlarının sonradan Elektra diye adlandırdıkları kız olsa gerek. (2) Priamos'un kızı (Tab. 16). İlyada'da şöy­ le tanımlanır (il. I I I , 124): "Güzellikten yana en üstünüydü Priamos'un kızları arasında". Laokoon. Troyalı Antenor'un oğlu sayılan Laokoon, Thymbralı Apollon tapınağında ra­ hiptir. Ama tanrının heykeli önünde karısıyla seviştiği için günah işlemiş ve ApoIIon'un ö f kesini üstüne çekmiştir. İki oğlu vardır. İlyada'da adı geçmeyen Laokoon Vergilius'un "Aeneis" destanında Troya'nın yıkılışıyla ilgili olarak anlatılan korkunç bir mace­ ranın kahramanıdır. Akhalar içi dolu tahta atı Troya kapılarının önüne bırakarak Tenedos adasının arkasına saklandıklarında Troyalılar poseidon tanrıya şükretmek için on bir kur­ ban kesmek görevini Laokoon'a verirler. Laokoon kocaman bir boğayı deniz tanrıya ada­ mak üzeredir ki dalgalardan olağanüstü bü­ yüklükte iki yılan çıkar, bunlar babalarına yar­ dım etmekte olan Laookon'un iki oğluna sal­ dırırlar. Yılanlar çocukların gövdelerine sarı­ lıp onları boğmak üzereyken Laokoon araya girer, oğullarını kurtarmaya uğraşır, ama bu kez yılanlar onu da boğumlarının arasına alır­ lar ve üçünü de tüyler ürpertici biçimde öldü­ rürler. Troyalılar bu manzarayı dehşetle sey­ rettikten sonra, Laokoon'un Apollon'a karşı işlediği günahı bilmedikleri için, şöyle yorum­ larlar: Apollon'un rahibi kapı önüne bırakılan tahta heykelin şehir içine alınmasına karşı gelmiş, giderek kargısıyla atın karnına vur­ muş, oyuk olduğu sonucuna varmıştı. Deniz192

den çıkan yılanların Laokoon'u ve çocukları­ nı boğması işte bu tutumun cezasıdır, heykel ise tanrıların bir armağanıdır ve şehre alın­ malıdır. Casus Sinon'un da desteklediği bu görüş tutunur ve tahta at surlardan içeri alı­ nır. Aeneis'te canlandırılan bu olay bugün Vati­ kan müzesinde görülen ünlü Laokoon ve oğulları heykeline konu olmuştur. Laomedon. Ilos'la Eurydike'nin oğlu Laomedon Troya'nın ilk krallarındandır (Tab. 16, 17). Strymo ile evlenir ve Podarkes, yani Priamos'la Hesione'den başka birçok çocuk­ ları olur (Hesione). Tros'la llos'un kurdukları Troya şehrine surlar yaptırmak için Apollon ve Poseidon'dan yardım gören Laomedon yemin bozmuş, güvenilmez bir kral olarak geçer e f sanede. Bu günahı onun ve şehrinin başına birçok belalar getirmiştir. Bu yüzden Troya'ya düşman kesilen Poseidon olayı Apollon'a şöyle hatırlatır (İl. XXI, 4 4 1 vd.): Zeus buyurmuştu ikimize demişti, soylu Laomedon'a yardımcı olun, belli bir karşılıkla kiralamıştı bizi bir yıllığına, iş buyuruyordu bize, efendimizdi. Bir surla çevirdim ben Troya'lılarm şehrini, geniş, çok güzel bir surdu bu, şehir bir türlü ele geçemez olmuştu, sense, çok kıvrımlı İda'nın ormanlık yarlarında kaypak kaypak yürüyen, boynuzlu sığırlarını güdüyordun, ama güler yüzlü mevsimler gelip geçti, geldi yıllığı ödemenin günü, yüzsüz Laomedon vermedi karşılığını emeğimizin, meydan okudu birde utanmadan, bizi kovdu, dedi, ellerinizi, ayaklarınızı bağlayacağım, dedi, satacağım sizi uzak adalara, üstelik kulaklarımızı tunç kılıcıyla kesecekti. Poseidon bu hakaretten duyduğu öfkeyi bir türlü unutamaz, Hesione'yi öldürecek bir de­ niz canavarı gönderdiği gibi, Troyalıları tut­ maktan da kaçınır. Laomedon*un Hesione'yi kurtardı diye H e rakles'e verdiği sözü de tutmaması onun yiğit

Kalydon avında da bulunmuşlar (Meleagros). Larlar bir ellerinde bereket boynuzu taşıyan. Etrüsk asıllı tanrılar. Yunan kaynaklarına göre Latinus. Lapith'lerin en başta gelen soyunun atası ırmak tanrı Peneus'tur. babası üstüne kaynak­ lar birbirini tutmaz. Lapith olarak tanınmıştır. tanrı gönül verdiği İuturna'yı elde etmek için bütün nympha'lardan yardım istediği halde. hem de tarihte adı geçen bir Tesalya boyudur. Bir Lapith ol­ duğu bilinen İksion bir efsaneye göre Periphas'm. Buna öfke­ lenen lupiter kızın dilini koparmış. aldığı cevapta kızını. Bu Lapithes'in ken­ disi boyuna adını verir. Lapithai (Lapith'ler). bunlar Ro­ ma halkının topluca yaşadığı yerleri konır. Ama Mercurius Lara'ya yolda tutularak onu Lares tanrı­ lara gebe bırakmış. Lapith'lerin söz edildikleri efsanelerin ba­ şında Kentaurlarla olan çarpışmaları gelir (Kentauroi). evlerin içini koruyan. Latinus da Aeneas'ııı Latium'a geldiğini görünce. Kendilerinden önce bölgede oturan Pelasgları kovarak. Kral Latinus'un kızı. Lakedalmon'd. başka birine göre de Phlegyas'ın oğ­ ludur (İksion). Roma asıllı efsanelere göre de Latinlerin bu ilk kralı Faunus'un oğlu ve Lavinia'nın babasıdır. Periphas. Lares. Leonteus vb. Pindos. Latinus. onun oğlu Polypoites. Latinlerin egemenliğini dünya­ ya yayacak olan bir kahramana vermek ge­ rektiğini bildirir. iki oğlu. Her evde ölülerin ruhunu simgele yen bir Lar bulundurulur ve bu aile bekçisinin heykeli kuşaktan kuşağa aktarılır. bir kızı olmuş. Aenas). Ne var ki adlarına birbirinden çok uzak yerlerde. Aeneas Turnus'la teke tek savaşa girer. Ev Larla rından başka kamu Larları vardır. hem de tam sessizliği. yani ölümü simgeler. Lapith'ler. bu kız ApoUon tanrıdan gebe kalarak bir oğul doğurmuş. Mousos. başka başka bölgeler­ de şehirler kuran dört oğlu olur: Phorbas.Herakles'in elinden öldürülmesine nedendir. Peneus Kreusa (ya da Philyra) ile evlenmiş. Roma mitolojisinde Lara hem dedikodu. h e m ef­ sane. kılavuz tanrı Mecurius'a da bu geveze periyi ölüler ül­ kesine götürmesini buyurmuş. Odysseus'la Kirke'nin oğludur. K ı z ı Lavinia günün b i rinde hiç acı çekmeden yanıp tutuşmaya baş­ layınca Latinus tanrı sözcüsüne bu mucizenin nedenini sorar. İlyada'da adı geçen bu boy "taşkın canlı kargıcılar" diye nitele­ nir. Aeneas Latium'a gelmeden önce Lavinia Rutullar kralı Turnus'a nişanlıdır. adı Lapithes. Hero. Lara. Leandros. Lavirıia'yı ona verir. Latin adını göklere çıkaracak bir kahramana ver­ mesi gerektiği bildirilir. Bir süre sonra İtalya'ya ayak basan Aeneas'ı kral Latinus iyi karşılayıp kendisine damat olacak adamın bu olduğu kanısına varır ve Lavinia'yı Aeneas'a verir. cinlerdir. talibi olan Ruteller kralı Turnus'a değil de.ın kovulan Tyndareos Aitolia 'ya sığı­ nınca Thestios onaa kızını verir. Triopas ve Lesbos. Ama Troya soyundan bütün kişilere düşman kesilen tanrıça İuno Lavinia'nın anasının Turnus'la birlik olup bu evlenmeye karşı koyma­ sını sağlar. Öldükten sonra da İupiter Latiaris adiy la tanrılaştırılır (Lavinia). Lara hem yardım­ dan kaçınmış. Lares tanrılar yol ağızlarını. İtalya'nın yerlileri Aborigenes deni­ len boya adını veren Latinus üstüne iki ayrı kaynaktan gelme efsaneler anlatılır. örne­ ğin Knidos ve Rhodos'ta da rastlanır. Efsaneye göre Lara ile Mercurius'tan doğmadırlar. Latium'un bir su perisi olan Lara İupiter'in buy­ ruklarına karşı gelmiş. Laomedon'un Herakles'e söz verdiği atlar tanrı Zeus'un Ganymedes'e karşılık Tros'a armağan ettiği atlardır (Ganymedes). genellikle Aitolia kralı Thestios'un kızı olduğu kabul edilir. kızı dışardan gelecek bir yabancıya. Leda. hem de baştanrınm bu tutku­ sunu İuno'ya ve İuturna'ya açmış. Lavinia. Argonaut'lar seferine katılmış­ lar: Theseus'un arkadaşı Peirithoos. ama dedesi Faunus onun evlenmesine engel olur. kısa rubalı ve bir ayaklarının üstünde dönen delikanlılar olarak gösterilir. Sonra da . Pelion ve Ossa dağlarının eteklerine yerleşmişler. Latin şairi Ovidius'a göre Lara'nın asıl adı geveze anlamına gelen "Lala"dır. kazanır ve Lavinia ile evlenir (Latinus. Leda'nın anası. Bkz.

Lethe Hades ülkesinde bir pınar olmuştur. Anası iki kardeşin gizlice sevişmesini sağlar.Tyndareos Herakles'in yardımıyla Sparta tahtını gene ele geçirir ve Leda ile birlikte oraya yerleşirler. X. İno. baştanrı Zeus'la birleşerek Apollon'la Artemis'in anası olur (Tab. Bir Anadolu tanrıçası olduğu adından. kız saklanır. 5). Libcr. Leukothea. ne ağaç.: na derdini açar ve ondan yardım ister. bahçe ve tarlala­ rın bereketini sağladıklarından Yunan tannlarından Bacchus ve Ceres'le bir tutulmuşlar­ dır. Leda da bir yumurta yumurtlamış. Serüveni ilkçağın aşk romanlarından birine konu ol-j muştur. Büyükannesi lo nasıl Zeus tanrıyla birleşmişse. Epaphos'un kızı olan Libya. baba da onu kızının âşığı sanarak kılıcıyla vurur. anası. Titanlardan Koios'la Phoibe'nin kızı Leto. Ak­ şam olunca Ameles (kaygısızlık anlamına ge­ lir) ırmağın kıyısında konaklamışlar. Efsaneye göre Zeus tanrı Leda'ya âşık olmuş ve bir ku­ ğu kuşu biçiminde ona yanaşmış. Miletos bölgesinde bir şehir kurar. öç tanrıçası Nemesis'tir. Leukippos. Bkz. Nemesis'in yumurt­ ladığı yumurtayı da Leda alıp saklamış. bu sırada Leukippos da saldıranın babası olduğunu anlamaya­ rak onu öldürür. efsa­ nesinden ve tapınağının yerleşme yerlerin­ den belli olan Leto konusunda Apollon. Girit'e geçip orada bir koloni kurar. "Devlet" adlı eserinin sonunda ruh göçümünü anlatan Platon Lethe'yi şöyle ta­ nımlar (Dev. Bazı ruhlar ölçüyü kaçırıp fazla içermiş. oradaki kralın kızı Methymna ile evlenir. kız acı bir çığlık atarak düşer. Lykia'da 1 üstün bir savaşçı olarak tanınır. ama oradan da kovulup Anadolu'ya döner. Leto. Bu yumurtadan yalnız Helene doğmuş. Libya. tanrısal yumurtayı yumurtlayan Leda değil. her şeyi unuturmuş". Lethe. kendisi de Poseidon'la birleşir ve Agenor'la Belos diye Fenike ile M ı sır'ın efsanelik kurucularını doğurur. Lapithes'in oğlu. yoksa kılıcıyla kendini öldüreceğini söyler. ama tanrıça Aphrodite'nin öfkesine uğrayarak kendi kız kardeşine gönül verir. Kuzey Afrika'ya adını veren nympha'. Platon ve neo-platonculugun etkisiyle Lethe unutmayı simgeleyen bir ırmak ve son­ ra da soyut bir kavram haline gelmiştir. Dioskurlar). Başka bir efsaneye göre. Ksanthios gece kızının odasına girer. Bir tanrı buyruğuna uyarak Yunanistan'dan ayrılıp Midilli'ye gö­ çer. suyunu içen ruhlar geçmiş hayatlarını ve çek­ tikleri acıları unutup öyle girerler ölüler dün­ yasına. Bu ır­ mağın suyu hiçbir kap içinde durmazmış. Ari temis ve Kybele maddelerine bakılması. dişisi Libera İle birlikte bag. onu yenemeyeceğini anlayınca. Maiandros (Menderes) kıyısındaki Magnesia (Manias) şehri kralının kızı bu Leukippos'a gönül vere­ rek yurdunu onun emrindeki düşmana teslim etmiş.j lanndan olan Ksanthios'un oğludur. tanrıdan kurtulmak için bir kaz biçimine girmiş. 10). Leukippos. Kendisi kral olup adaya adını verdiği gibi ka­ rısının adı da adanın büyük şehirlerinden biri­ ne verilmiştir (Lapithai). İo'nun torunu olur (Tab. Çok gü­ zel bir kız olduğu için Leda onu öbür çocukla­ rıyla birlikte kendi kızıymış gibi büyütmüş (Helene. . Midilli adasına adını veren kahraman. Kastor'la Polydeukes'tir (Tab. Klytaimestra. Leda'nın çocukları Helene ve Klytaimestra. Libya. ossaat tanrı bir kuğu kuşu olup ona yanaşmış. Unutmak anlamına gelen bir fiilden türemiş olan Lethe s ö z c ü m ü allegorik b i r tan­ rıçanın adıdır. oysa herkes de bu sudan biraz içmek zorun­ daymış. 621a): "Ruhlar boğucu. ama gü­ nün birinde Ksanthios'a birisi kızının bir ya­ bancıyla yattığını ihbar eder. Lesbos. Bellerophontes'in torun. Tutkusu gün geçtikçe artar. içer içmez de. 12). Zeus Nemesis'e tutkunmuş. Bu korkunç hikâye sonu­ cunda Leukippos Lykia'dan ayrılmak zorun­ da kalır. Hesiodos'a göre Lethe kavga tanrıçası Eris'in kızı ve Gece'nin torunudur. kor­ kunç bir sıcağın altında Lethe ovasına git­ mişler. Lykialı bir delikanlı. ama tanrı­ ça onu istemezmiş. yumurtadan iki ikiz ço­ cuk çıkmış: Zeus'un dölleri olan Helene ile Kastor ve Tyndareos'un çocukları olan Klytaimestra ile Polydeukes. ne ot varmış bu ovada. Orta İtalya'nın eski bir tanrısı Liber.

Yiğit onu Deianeira'dan yeni bir gömlek al­ maya gönderir ve kansının yolladığı sihirli Gömlegi sırtına geçirip yanmaya başlayınca bütün suçu Likhas'tan bilir. kattım yanlarına bir de haberci. bizimkilerden kini yediyse totosun bal gibi yemişini. bir bu çiçeği yer buranın halkı. Apollon tanrı da bu korkunç olayın cezası olarak Argos bölge­ sine veba salar. Lotophagoi (Lotosyiyenler). ekmek yiyen hangi insanların toprağına ayak basmışız. IX. dedim gidin bakın. Argoslular Delphoi bilicisin­ den aldıkları öğüt üzerine Linos ve Psamathe adına bir yas töreni düzenlerler. Gittiler ossaat buluştular lotos yiyen adamlarla. bedenle­ rini de ekin demetleri arasına baglarmış. oturup doyurduk karnımızı tez giden gemilerin dibinde. Linos törenlerinde ağıtlar oku­ nur. teknede. 82 vd. orada karaya çıktık ve biz gittik su almya. al dırmadan onu güzel bir türküyle uyutmuş ve kafasını kesmiş. Ekin biçmede onun üstüne yokmuş ve babasının kral olduğu bölgeye kim gelse onu yanşmaya çağırır. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. H e rakles. unutturmuştu sılayı Ama bakmadım gözlerinin yaşına.Agenor yoluyla Kadmos'la Europe'nin ninesi olur (Agenor. kral kızı Psamathe'nin Apollon'dan ge­ be kalarak doğurduğu bir çocuktu. Apollon'la boy ölçüşecek olmuş da tanrı onu ölümle cezalandırmış. ama kulağı olmayan yiğit hocasından azar işittiği bir gün öfkelene­ rek onu öldürmüş. istemese de onu döve döve çalışmaya zorlarmış. sürükledim gemiye onlun. (1) Argos'ta anlatılan efsane şöyledir: Linos. Likhas. oradan yelken açınca kor­ kunç bir poyraz fırtınasına tutulurlar ve on gün denizde çalkandıktan sonra Lotosyiyen lerin ülkesine varırlar. Belos. yolda rastlanan köpekler öldürülürdü. Troya'dan ayrıldık tan sonra Trakya kıyılarına uğrayan Odysseus'un gemileri.): Tam dokuz gün ölüm rüzgârları balıklı denizde çalkaladı bizi sonunda Lotosyiyenlerin toprağına vardık onuncu günü. köpekler gelir. Psamathe de yasını ağıtlarla dile getirir. Odysseia'da sözü geçen efsanelik boy. Odysseus bu eşsiz serüveni şöyle anla tır (Od. Bu ülkenin kuzey Afri­ ka'nın Trablusgarp kıyılarının karşısında Cerba adası olduğu öteden beri bilginlerce kabul edilir. kürekçi sıraları altına çektim. Lydia kraliçesi Omphale'nin yanında bulunduğu sırada Lityerses'le boy ölçüşmeye gelmiş. Müzikte usta olduğu için Herakles'i yetiştir­ mekle görevlendirilmiş. Bahtsız adam da Euboia yakınında denize düşüp ora­ daki Likhades adalarına adını verir (Herakles). Phrygialılar ekin biçerken Lityerses'in serü­ venini dile getiren bir türkü söylerlermiş. Daha başka bir anlatıma göre Linos ağıt söylemekte o kadar ustaymış ki. Linos'u parçalarlar. Linos efsanesi bir çeşit ağıt yakma törenine bir kaynak bulmak amacıyla uydu­ rulmuş olsa gerek. Herakles'in arkadaşı ve habercisi. arkadaşlar da çabucak hazır etti akşam yemeğini. E l i çok çabuk olduğundan hasımla­ rının hepsini yener. Yalvarılar Lityerses. kendinden geçti ve dönmeyi istemedi bir daha gemiye. Korkunç bir öfke içinde ağaçları köklerinden söken. vurdum zincire . Europe). kafalarını keser. akıllarını çelmişti bu yemiş. Yiyip içtikten sonra doyasıya. (2) Boiotia'da anlatılan Linos efsanesi biraz değişiktir: Linos Musaların birinin çocuğudur. lotos bile verdiler onlara yesinler diye. Orada kalıp lotos yemekten başka şey düşünmediler. Seçtim iki kişi. Zorbanın meydan okumasına hiı. Babası işin far­ kına vararak kızını öldürür. yolladım arkadaşları. Litai. bizim dostlara hiçbir kötülük düşünmedi ora halkı. sunakları deviren ve avaz avaz bağıran Herakles L i khas'ı ayağından tutup denize fırlatır. Lltyerse adlı bir türküde bu biçicinin ustalığı övülürmüş. kız baba­ sından korktuğu için bebeğini dağa bırakır. veba da böy­ lece sona erer. Bkz. Linos.

haydi. Lykomedes Theseis efsanesinde de rol oy­ nar: Atinalı yiğit kendi ülkesinde tutunama­ yınca Skyros adasına gider. Thetis oğlu Akhilleus'un Troya savaşına katılmasını önlemek için onu Lykomedes'in sarayına göndermiş. Zeus onları denemek istemiş bir gün: Yoksul bir köylü kılığına girerek Lykaon'un sarayına konuk olmuş. Tarihçi Herodotos'a göre Lydos Atys'in oğlu. giderek kendi oğlunu ölen dümencinin yerini tutmak üzere yanlarına verir. yani Etrüsklere adını vermiştir. küreklere sarılıp köpürttüler kırçıl denizi.Sonra büyürdüm öbür sevgili yoldaşlarıma. efsane de Etrüsklerin Anadolulu kaynaktan olduklarını kanıtlamak­ tadır. Troas bölgesine yerleşmiş L y k i a l ı (Pandaros. (3) Pandaros'un babası. Lykos Argonautlan batı Ege kıyılarında bulunan ülkesine vardıkların­ da iyi karşılar. Tyrrhenos da Tyrrhenoi. (1) Kadmos soyundan olan Thebai kralı. Lydos nasıl Lydia'lılara isim babası olmuşsa. biri lotos yer. binin tez giden gemilere çabuk. Her yıl 15 şubatta kutlanan Lupercalia bayramı bir bahar ve bereket şenliği­ dir: Çıplak Lupercus rahipleri alay halinde Palatinus tepesini dolaşırlar ve kurban ettikle­ ri bir keçinin derisiyle yapılmış kamçılarla yol­ da rastladıkları kadınları döverlerdi. Lykaon'un kendisini de bir kurt haline getir­ dikten sonra sağ kalan oğlunu tahta çıkarmış. Lupercus. Savaş sırasında Akha yiğidi Diomedes karşısında Bellerophontes'in 196 . sılayı unutuverir diye. Luna. dedim.birini sağ bırakmış. Kaderi onunki kadar acıdır. Böylece dövülen kadınların kısırlıktan kurtulup doğur­ gan olacaklarına inanılırdı. (1) Priamos'la Laothoe'nin oğlu. X X I . Lykomedes. (2) Pelasgos'un oğlu. Akhilleus savaşa katıldığı zaman. karısı Dirke ile Antiope'ye eziyet ederler. Aventinus tepesinde bir tapınağı vardı. Skyros adasının kralı. ne oğulların­ da. Lykos. kralın kızları arasına saklamıştı (Akhilleus). Lydos'un Tyrrhenos adlı bir de kardeşi vardır. yalnız. Amphion). Arkadya kralı Lykaon elli oğul babasıymış. Sabah yıldızı Phosphoros'un Latin­ ce adı (Phosphoros). Yunan din ve tanrılarının etkisiyle Lupercus Pan'a da ben­ zetilmiştir. Argonautların Amykos'u öldürmeleri bu zorbanın düşmanı olan Lykos'un çok hoşuna gitmişti (Argonautlar). Lucifer. konuklar ve ölen İdmon'la Tiphys'i gömmelerine yardım eder. Lykurgos. Hıristiyan edebiyatında şeytanın bir adı. ama hiçbir efsanesi olmadığı gibi zamanla Diana tanrıçayla bir tutulmuş Luna adı da şiirde Yunanca Selene'yi çevirmeye yaramıştır. onlar da hemen bindiler ve oturdular sıralarına. Bu akraba­ lıktan anlaşılıyor ki. Lykaon. Polydoros'un kardeşi. ama tanrı saygısı. Patroklos öldükten sonra. Karkabos). 34-135). Sonradan Faunus'la bir tutulmuş ve adı Faunus Lupercus olmuştur. Antiope'nin de Zeus'tan olan İkizleri Amphion ve Zethos analarının öcünü almak için Lykos'u öldürür­ ler (Antiope. Antiope'nin amcası. Bu efsane Arkadya bölgesinde Lykialı Zeus'un adına kutlanan törenlerde insan kurban­ larının nedenini açıklamaya yaramaktadır. Atys de Manes'in oğludur. Lydos. Lykomedes de Theseus kendi krallığını ele geçirir korkusuyla onu bir kayalığın üstü­ ne götürür ve uçurumdan aşağı atar (Theseus). Lydia'lılara adını veren kurucu kah­ raman. Manes ise tanrı Zeus'la Okeanos kızı Kallirhoe' den dogmadır. Skamandros kıyısın­ da öldürüp öldürüp ırmağa attığı kurbanlar­ dan biri de Lykaon'dur (İl. tanrı korkusu yokmuş ne kendinde. kral da bu adamın bir tanrı olup olmadığını anlamak için insan etin­ den yemekler çıkarmış karşısına. (2) Argonautlar efsanesinde adı geçen Maryandyn'ler kralı. Baştanrı bü­ yük bir öfkeye kapılarak masayı devirmiş ve şimşekler çakarak Lykaon'un oğullarını yıldı­ rımla çarpmış. akrabalık bağla­ rıyla bağlı olduğu Lykomedes'in yanına sığı­ nır. Adı ay anlamına gelen bir roma tanrı­ çası. Trakya kralı Lykurgos'tan İlyada'da söz edilmektedir. Lykos. korktum. Çobanların ve sürülerin kurtlara karşı koruyucusu sayılan eski bir İtalya tanrı­ sı.

Lykurgos'un homurtusundan bir titreme almıştı Dionysos'u. Babaları­ nın buyruğu üzerine Danaos kızları gerdeğe girdikleri gece kocalarını hançerledikleri hal­ de. o vakit Dionysos'un ödü koptu. yalnız Hypermestra Lynkeus'u öldürmez. Ana­ dolu'dan geldiği açıkça belli olan bu kült özel­ likle kuzey Yunanistan'a yerleşmekte güçlük çekmiş olsa gerek. Elli Aigyptosogullanndan biri. ölümsüzlerden tiksindirmişti kendini. dayak yediler yiğit öldüren Lykurgos'un üvendiresiyle. Hypermestra'nın kocasını esirgemesinin n e ­ deni çeşitli yorumlara uğramıştır: Kimine gö­ re Hypermestra Lynkeus'a tutulmuş. 130 vd.): Dryas'm oğlu güçlü Lykurgos bile onlarla kavgaya tutuşunca yaşamadı. . denizin dalgalarına attı kendini. ama Aphrodite'nin yardımıyla kız kurtulmuş. kutsal Nysa dağında kovalamaya kalkıştı Dionysos'un sütninelerinl. Thetis de hemen çekti onu içine. kimine göre de adam öldürmeyi başaramadığı ve Lynkeus kızlığına saygı gösterdiği için ona kı­ yamamıştır. Lynkeus'la evlenmiş ve Abas'ı doğurmuştur (Hypermestra. üstelik çok da yaşamadı o. Danaos Kızları). VI. Danaos kızı Hypermestra'yı ba­ ba sözü dinlemedi diye mahkemeye vermiş. Dionysos'la ilgili birçok efsaneler şarap tan­ rının ve kültünün benimsenmesine karşı gös- terilen tepkileri dile getirir (Pentheus). Rahat yaşayan tanrılar kızdılar o zaman. Tragedya yazarlarının bi­ raz değişik motiflerle ele aldıkları Lukurgos efsanesi bu gerçeği dile getirmektedir. Kronos'un oğlu kör etti Lykurgos'u. Danaos kızı Hypermestra'nın kocası. O bir gün. Lynkeus.torunu Lykialı yiğit Galukos'u görünce bir tanrı sanır onu ve tanrıya karşı savaşmanın sakıncalarına örnek olarak Lykurgos'un serü­ venini anlatır (İl.

Tanrı etkisiyle kendinden geçen. ya da onun babası. bu tanrıça sonraları Yunan dininin etkisi altında Hermes'in anası Maia ile bir tu­ tulmuş ve mayıs ayı kendisine adanmıştır. Bütün bu varsayımlar yersiz. . Dionysos alayını meydana getiren Bakkhaların başka bir adıdır (Bakkhalar). Irmak tanrının tapınağında para çok bol olduğu için bu cezayı rahipleri tanrı adına kolaylıkla ödemişler. Makhaon. Kara okun yarasını görünce emdi kanı. Hermes). Kallirhoe ve kendisi gibi bir ır­ mak olan Marsyas ve Babys (Marsyas. Tufan'dan sonra bir lonyalı göçmen kafilesiyle Lesbos'a gelip yerleşmiş ve o zamanları boş olan kom­ şu adaları da birer oturma yerine çevirmiş. yol kıvrıntısı ya da mimari­ de yılankavi motifler. Kaunos'la Byblis'in anala­ rı olan Kyane. eski zamanlarda denize açılan limanlar olan birçok şehri toprak altında boğduğu bilinmektedir. Menderes ırmağının miller taşıyarak. Pkiad yıldız­ larından biri (Tab. Roma'da Maia adlı eski bir tanrıçaya tapınırlardı. Zeus'la Kallisto'dan dogma Arkas'a sütninelik ettiği için Hera'nın hışmına uğramış ve ancak yıldız olarak göğe çıktıktan sonra rahat etmiştir (Arkas). I V . 2 1 1 vd. yoksa sade­ ce Maionia yani İzmir'i de içine alan Ege kıyı­ larında doğduğunu mu belirler? Geç uydurul­ muş efsanelere göre Maion diye bir kişi var­ dır. Makar'ın iki kızı varmış: Methymna ile Mytilene. Tanrıya denk hekim durdu ortalarında. dilde dolambaçlı konuş­ malar için kuilanılagelmiştir. adanın bir kentine adını verdiği gibi. Homeros'u doğurduğu söylenen su perisi Kritheis'le evlidir. Makhaon hemen yardıma koşar ( İ l . kıvrıntılı akışı dolayısıyla ırmağın adı ırmak. Asklepios tanrının oğlu. kırıldı okun sivrileri çekilirken dışarı doğru. limanlarını da ova haline getiren bu insafsız tanrıya karşı dava açtığı anlatılır. Bugün bile göz göre göre izlenebilen bu süreç ilkçağdan beri Ege şehirlerinin başlıca bir der­ di sayılmaktaydı.' ama koca ırmak liman­ ları millerle boğmayı gene de sürdürmüş.M Maia. Maia. Maia. Tarihsel çağlarda da bir tan­ rı bilinen ve tanrı gibi tapınılan Menderes'e karşı Milet halkının ayaklandığı ve tarlalarını bataklık. 7). sımsıkı kemerden çekip çıkardı oku. Maion. kız kardeşi Mytilene de sonradan başkent olacak şehri adlan­ dırmış. tanrıya karışarak öbür in­ sanlarca çıldırmış gibi görünen bir kişi. kendin­ den sonraki şairler de Homeros'a Maionides demektedirler. İlyada'da adı geçen Lesbos kralı. Maionides soyadı da Homeros'un do­ ğup büyüdüğü bölgeye atıf olsa gerek. Arkadya'nın Kyllene dağında tanrı Zeus'la birleşerek Hermes'i doğurmuştur (Pleiad'lar. Maiandros. İlyada'da Lydia bölgesinin adı iki yerde Maionia (Meionie) diye geçer. Atlas'la Pleione'nin kızı. kimi­ ne göre de Zeus'un soyundandır. yani Homeros'un dedesi. Byblis). başka bir söylentiye gö­ re de manevi babasıdır.): Tekmil yiğitler sarmıştı Menelaos 'u. kardeşi Podaleiros'la birlikte (Podaleiros) Troya sa­ vaşına Tesalya kentlerinden gelme otuz ge­ miyle katılır ve hekim olarak çok yararlık gös­ terir. Da­ vaya bakan yargıç suçlamayı yerinde görmüş ve tanrıyı Miletlilere ceza ödemeye mahkûm etmiş. Maiandros'un adı ilkçağdan bu yana özel ad olmaktan çıkmış. Bütün büyük su yolları gibi Maiandros da Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Bu soyadı büyük ozanın Maion adında bir atası olduğunu mu. Menelaos vurulduğu zaman. Bu ırmak tanrının birçok kız ve erkek çocuk­ ları olmuş derlerdi: Samos (Sisam) adasına adını veren Samia. özel­ likle bir kadın için kullanılır. yani Büyük Mende­ res ilkçağ yazınında en çok adı geçen ırmak­ lardan biridir. kuyumcuların işlediği karmlığı çözdü sonra. tanrı Helios'un oğlu. Sonradan Lapithes'in oğlu Lesbos da Midil­ li'ye göçünce Makar'la Lesbos iyi geçinerek adalarda ortak egemenlik kurmuşlar. coşup taşan ve doğaya. Mainas sözcüğü aslında Y u nanca "mainomai" fiilinden türemiş bir sıfatmu tır. Methymna Lesbos'la evlenmiş. Mainad'lar. çoğulu Mainades. altından da kuşağı. Mainas. Çözdü ışıldayan kemeri. Makar. Maiandros. Kimliği üstüne kaynaklar birbirini tutmaz: Ki­ mine göre Makar.

acı dindiren ilaçları ustaca serpti üstüne. Bir zamanlar Kheiron vermişti babasına o ilaçları.

duğu anlaşılan bu çeşit amaçlı efsanelerden biridir (Apollon). Maron. Odysseia'da anlatıldığına göre Maron Odysseus'un ilk uğrağı olan Trakya'nın îsmaros şehrinde Apollon rahibidir. Odysseus bu kenti yağma ederken Maron'u korur ve sayar, rahip de bunun karşılığında ona birçok armağanlar ve bal gibi tatlı bir kırmızı şarap verir. Odysseus bu şarapla Tepegöz Polyphemos'u sarhoş ederek tek gözünü çıkarır, böy­ lece elinden kurtulur. Homeros Maron'un şa­ rabını şöyle tanımlar (Od. I X , 202 vd.): Yedi talant verdiydi, iyi işlenmiş altından, baştan başa gümüş bir sağrak verdiydi, ve on iki testi şarap eklediydi bunlara, tatlı, su katılmamış, tanrısal bir içkiydi bu. Bu bal gibi tatlı kırmızı şarabı içeceğin vakit karıştır bir sağrak dolusunu yirmi ölçü suyla, yükselir bir de bakarsın sağraktan bir tatlı koku, öyle bir tannsal koku yükselir ki, gel de içme. (Odysseus, Potyphemos). Tragedya yazarlarına göre Maron Dionysos tanrının torunu, ya da oğludur, Silenos'la yol daşlık eder ve onun gibi çok içer. Kimi yazar­ lar onu eli, ayağı titreyen, ama şarap içti mi bütün gücünü bulan bir ihtiyar olarak tanım­ larlar. Roma'da Maron'u ayyaş diye simgele­ yen bir çeşme vardı. Marpessa. Euenos'un kızı, İdas'ın karısı. Kendisine âşık olan tanrı Apollon'la kocası arasında İdas'ı seçer (İdas). Mars. Mars, Yunan tanrısı Ares'in Roma d i nindeki karşılığıdır. Efsaneleri de Ares'in e f sanelerini yansıtır, örneğin Latin şairi Lucretius'un "Doğa Üstüne" adlı eserinin başına koyduğu Venüs'la Mars'ın aşkı öyküsü doğru dari doğruya Homeros'tan alınmadır. Mars Roma'nm savaş tanrısıdır ve savaş tanrısı ola­ rak saygı ve tapkı görür, ama yerli bir İtalya tanrısı olarak savaşçı niteliğinden başka bir nitelik taşıdığı da görülür. Y ı l ı n i l k a y ı sayılan mart ayı hem adını taşır, hem de kendisine adanmıştır. Bu ay içinde şerefine kullanan bayramlarsa birer bahar bayramıdır ve tanrı burada toprak bereketim simgeler. Ne var ki

Savaş sırasında Makhaon Paris'in bir okuyla yaralanınca, Akhaları bir telaştır alır, "bir sürü insana bedel olan" bu hekimi Nestor arabasına bindirip kendi barakasına götürür ve tutsağı Hekamede'ye baktırır. Troya ordu­ sunda ünlü bir hekim olarak geçinen Makhaon daha çok cerrah olarak iş görür, kardeşi Podaleiros ise tedavi ile uğraşır. Makhaon Telephos'un ve özellikle Philoktetes'in yara­ larını iyileştirmiş olmakla ün salmıştı (Telephos, Philoktetes). Manto. Adı kehanet, falcılık anlamına gelen Manto, ünlü bilici Teiresias'ın kızı sayılır. Ba­ bası gibi geleceği görme yetisine sahiptir. Epigonlar Thebai'yi aldıktan sonra, kâhin Teiresias Delphoi'ye gitmek üzere yola koyulur. Kör olduğu için kızı Manto'ya dayanarak yü­ rür, ama yolda öldükten sonra, Manto tek başına Apollon tapınağına varır. Manto ken­ dini tanrıya adar ve yıllarca Sibylla olarak gö­ rev yapar. Tanrı günün birinde ona Ege kıyı­ larına gidip orada bir tapmak kurmasını bu­ yurur: Manto Klaros'u kurar. Argoslu Rhakios'la evlenip Mopsos'u doğurması çeşitli yo­ rumlarla anlatılır: Birine göre Manto Apollon tanrıdan gebe kaldıktan sonra tapınaktan çı­ karken Rhakios'a rastlar ve tanrının ona seçI iği bu ölümlü kocayla birlikte Klaros'a gidip tapınak kurar. Başka bir anlatıma göre Man­ to yalnız başına gider Klaros'a, yolda korsan­ lar tarafından kaçırılır, Rhakios adlı reisleriyle evlenir ve Mopsos'u doğurur. Klaros'ta Manlo'nun kurduğu tapınağa oğlu Mopsos başrahip ve bilici olur (Mopsos). Manto efsanesi belli bir amaçla uydurulmuş bir efsaneye benzer. Anlaşıldığına göre, Ana­ dolu'da bulunan Apollon tapınakları ve keha­ net merkezleri Yunanistan'dakilerden hem daha eski, hem daha üstündü. Mopsos'la Kalkhas efsanesi de bu üstünlüğü açığa vuıur. Ama Yunanistan bu gerçeği tersine çe­ virmek için bazı çarelere başvurmuş, Anado lu merkezlerinin Yunanistan'dan gelme efsa neler uydurmuştur. Ege'nin en ünlü kehanet merkezlerinden olan Klaros'un Thebaili Teiresias'ın k ı z ı ve adından uyduma bir kişi ol-

mart ayında savaş mevsimi de başladığı için Romalıların iki kavramı bir araya getirdikleri, bu tanrıyla h e m doğanın yeniden doğuşunu, hem de insanda yeni yeni karşı koyma güçle­ rinin belirdiğini simgelemek istedikleri sanılabilir. Mars ayrıca savaşçı gençliğin de tanrısıdır. Kurt kendisine adanmış bir hayvandır, Romulus'la Remus'u emziren dişi kurdu da bu göreve Mars tanrı gönderdiğinden Roma halkının atası sayılır. Marsyas. Marsyas efsanesi Anadolu'ya öz­ güdür ve asıl anlamı ancak içinde oluştuğu dekor göz önünde tutulursa anlaşılabilir. A y dın'dan Muğla'ya gidildiğinde Çine ile Yata­ ğan arasında Gökbel denilen bir yer vardır, manzarası akıllara durgunluk veren bir yer: Yol orada 30 kilometrelik bir arayı 380 viraj yaparak alır, gökten düşmüş meteortaşlarına benzer kapkara, korkunç biçimlerle üst üste yığılı kayalar arasında yılan gibi sürüne sürü­ n e , bin bir dönemeç yapa yapa ilerler. Kendi­ nizi bu dünyada değil, göklerin sarsıntısıyla yeryüzüne düşmüş bir gezegende sanırsınız. Göz alabildiğine ne bir ağaç, ne bir ot, ardı ardına dağlar, kayalar, taş yığınları, öyle baş döndürücü, tüyler ürpertici bir çevre ki, her dönemeçte bir cin, bir şeytan, tarih öncesi çağlardan kalma bir sürüngenle karşılaşacağı­ nıza inanırsınız ve korkudan soluğunuz kesi­ lir. Bu doğa dışı karaltı içinde uzaktan bir şı­ rıltı duyar gibi olursunuz, yaklaşır, bakarsınız ki bir yarın dibinde bir yeşillik kümesi, püfür püfür esen kavaklar, yer yer pembe zakkum­ lar ve yemyeşil bir su. Ne o? Bir ırmak, Çine çayı, ilkçağın Marsyas'ı kavalını öttürüyor tat­ lı tatlı, acı acı, çünkü bu kavalcınınki kadar korkunç bir alın yazısı olmamış başka hiçbir kavalcının. Dinleyelim Marsyas'ın serüvenini: Tanrı Pan'ın yapıp kullandığı syrinks deni­ len yedi borulu kavala karşın, Marsyas iki boruiu kavalın bulucusu sayılır. Bu yüzden de ki­ mi kaynaklarda Marsyas'ın Kybele'nin alayın­ dan olduğu söylenir, çünkü Ana Tanrıça kül­ tünde tefle birlikte bu kaval kullanılırdı. Ama asıl efsanesi şöyledir: Bu kavalı bulan tanrıça Athena imiş, günün birinde kaval ça­ larken bir derenin suyundan yüzüne bakacak olmuş, kavalın yüzünü nasıl buruşturup çirkinleştirdiginl görmüş ve kavalı öfkeyle atıp

dere kenarından uzaklaşmış. Bir başka anlatı­ ma göre Hera ile Aphrodite Athena'nın ka­ val çaldığını görerek onunla alay etmişler, tanrıça da Phrygia'ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş de kavalı atarken, onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant iç­ miş, Marsyas bunu nerden bilsin, yerde bul­ duğu kavalı almış ve çalmaya koyulmuş. Marsyas bayılmış sesine, o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadı­ ğını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra'sıyla yarışmayı bile göze almış. Tanrı bu yarışma için bir şart koşmuş: K i m yenerse yenilene is­ tediğini yapacak. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. Birinci yarışma sonuç vermemiş, ikincisinde Apollon Marsyas'a meydan okuyarak kavalını tersine tutup çal­ masını buyurmuş, kendisi lyra'yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde, Marsyas kavalını öttürememiş, bu yüzden de yenik düşmüş. Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas gene de kavalın lyra'dan üstün olduğunu söyleyin­ ce tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş (Midas). Ama bununla kalmamış, Marsyas'ı tutmuş, bir ağaca bağlamış ve deri­ sini yüzmüş. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş. Apollon sonradan yaptığı­ na pişman olmuş derler, lyra'sını yere atarak kırmış, Marsyas'ı da bir ırmak haline getir­ miş. Gökbel'de akan Çine çayı işte bu ırmakmış. Mater Matuta. Roma'da matronlar yani evli kadınlar ve anaların tapındıkları eski bir tanrıça. Bayramı Matralia adıyla 11 haziran­ da kutlanırdı. Matuta adı sonradan bu tanrı­ çanın şafak ve sabah güneşiyle bir tutulup, Yunanistan'dan gelme İno-Leukothea ile ka­ rıştırılmasına yol açmıştır. Efsaneye göre İno kendini denize attıktan sonra bir denizkızı ol­ muş ve İtalya kıyılarına çıkarak oraya sığın­ mıştır (İno). Mcdcia. Medeia efsanenin ve tragedyanın kadın kahramanları arasında en güçlü, en çar­ pıcı bir tiptir. Kişiliği ve serüveni hemen her çağda zamanın görüş ve eğilimlerine göre yo­ rumlanarak edebiyata ve sanata konu olmuş ve olmaktadır. Yerine göre egzotik ve ilkel karakteri üstünde dımılıır, kendi kardeşini ke-

200

sip parçalarını yol üstüne serpen, ondan da öte kendi karnından doğmuş çocukları öldü­ rüp babalarının önüne seren korkunç bir bü­ yücü kadın diye gösterilir, yerine göre de se­ ven ve hor görülen, özverisi karşılıksız kalan, yabancılık, itilmişlik, kıskançlık duyan bir ka­ dının dramı canlandırılır gözümüzün önün­ de. Medeia Kolkhis kralı Aietes'in kızı, tanrı Helios'un torunu ve tanrıça Hekate'nin yeğe­ nidir, Güneş soylulardandır, akrabaları olan Kirke ve Pasiphae gibi doğa dışı, tüyler ür­ pertici serüvenlerin kahramanıdır (Tab. 8). Bu serüvenlerin canlandırılmasında oynadığı rol ilkel bir macera romanı kahramanının rolüdür. Argonaut'lar destanı Odysseia'daki olaylardan daha eskilerini dile getirmekle çok daha yeni bir çağda kaleme alınmıştır. Bunun için bu destanın, daha doğrusu ilk macera ro­ manının kahramanları çarpıcı renklerle çizil­ miş, canlandırılmıştır. Medeia'nın hem Argonaut'lar destanında, hem de tragedyalarda sözü geçen serüvenleri şu adlar altında anla­ tılmıştır: Argonaut'lar, lason, Aietes, Pelias. Medeios. Medeia ile İason'un oğlu. At adam Kheiron tarafından yetiştirildiği söyle­ nir. Başkaca efsanesi yoktur. Medos. Medeia'nın bir oğlu. Bir kaynağa göre Medos, Kolkhisli büyücünün Atina kralı Aigeus'tan olan bir çocuğudur, başka bir kay­ nak Meneia'nın Atina'dan Theseus'un gel­ mesiyle kovulunca Asya'ya göçtüğünü ve ora krallanndan biriyle evlenerek Medos'u doğur­ duğunu ileri sürer. Her iki kaynağa göre Medos, Medlerin atası sayılır. Medusa. Gorgolardan biri, Perseus kafasını kesince akan kanından Pegasos'la Khrysaor doğar (Perseus). Megaira. Erinys'lerden biri (Erinys). Melampus. Adı kara, esmer ayaklı anlamı­ na gelen Melampus, Amythaon'un oğlu, Kretheus'le Tyro'nun torunu ve birçok bilici ve falcı kuşağının arasıdır (Tab. 23) Doğar doğmaz anası Melampus'un gövdesini gölgeye koymuş, ama ayaklarını güneşte bırakmış. Bu nedenle Melampus demişler ona . Biliciliği

Melampus şöyle bir olaya borçluymus: Ço cukken ölü bir yılan bulmuş, bir insan ölüsü gibi almış onu bir odun yığınının üstüne ko­ yarak yakmış ve cenaze törenini yapmış, sonra da yavrulannı büyütmüş. Yılanlar da şükran borcu olarak gözlerini, kulaklarını ya­ layıp arındırmışlar, böylece görme ve işitme yetisi öbür insanlarınkinden çok üstün olmuş. Melampus kuşların ve öbür hayvanların dilini anlar, onlarla konuşurmuş. Bundan başka hekimlikte, hastalan büyüyle iyi etmekte o n ­ dan üstünü yokmuş. Melampus'la kardeşi Bias yurtları olan Tesalya'dan ayrılıp, Pylos'ta amcaları Neleus'un yanına sığınmışlar. Bias Orada Neleus'un kı­ zıyla evlenmek istiyormuş, ama Neleus kızını Bias'a ancak Phylakos'un sürülerini getirirse vereceğini söylemiş. Bu sürünün bekçisi ne insan, ne hayvan hiçbir canlının yaklaşamadı­ ğı bir köpekmiş. Bias, onu alt etmeyi kardeşi Melampus'tan istemiş, o da ancak bir yıl ha­ piste kaldıktan sonra sürüyü alabileceğini bil­ dirmiş. Gerçekten de öyle olmuş: Sürüyü al­ maya giden Melampus'u bir tahta kulübeye kapatmışlar, o da kulübenin damındaki bö­ ceklerin konuşmasına kulak misafiri olmuş, anlamış ki kirişler çökmek üzeredir, aradan da bir yıl geçmişmiş, bunu kendisini tutuklayan Phylakos'a bildirmiş, kulübeden çıkarılır çıka­ rılmaz da dam çökmüş. Phylakos bu şaşılacak adamdan oğlu İphiklos'un iktidarsızlığına ça­ re bulmasını istemiş, bunu da başarınca Melampus'a sürülerini vermiş. İki kardeş bunları Neleus'a götürmüşler, Bias da kızla evlenmiş. Daha sonra Argos kralı Proitos'un çağırdığı Melampus bu kralın kızlarını delilikten kurtar­ mış. Kızlar hep birden çıldırıp kendilerini inek sanırlar ve böylece Pelepönez'i dolaşırlarmış. Melampus onları i y i etmek i ç i n Proitos'tan ülkesinin üçte birini istemiş, kral ver­ meyince yapmam demiş ve kızlar beter ol­ muş, sonunda Melampus ülkenin bir çeyreği­ ni kendisi, bir çeyreğini de kardeşi için iste­ miş, Proitos da bu şartı kabul etmek zorunda kalmış. Melampus kızlar üstünde türlü büyü­ ler uygulayarak onları iyileştirmiş, sonra da kızların birini karı olarak almış ve Argos kral­ lığını kardeşi Bias'la paylaşmış. Melanion. Bkz. Atalante

Melanthios (yahut Melantheus). Odys seia'da sözü geçen İthakeli keçi çobanı, hiz­ metçi Melantho'nun kardeşi. Kız kardeşi gibi kendisi de efendisine karşı nankörlük eder, yolda dilenci kılığında rastladığı Odysseus'u hırpalar, taliplerin tarafını tutar, onlarla Odysseus arasındaki çarpışmada yardım için ko­ şup hazine odasından silah getirmeye yeltenir, derken Odysseus'la Eumaios'un bir düze­ niyle orada kıskıvrak bağlanır ve hizmetçiler asıldıktan sonra Melanthios da avluya getiri­ lip kulakları ve burnu kesilir, erkekliği koparı­ lıp köpeklere atılır ve en sonunda elleri, ayaklan da kesilerek olduğu yerde bırakılır. Melantho. Güzel yanaklı Melantho Odysseus'un sarayında, Penelopeia'nm hizmetinde bulunan elli hizmetçiden biridir. Hanımı onu yetiştirdiği, şımarttığı halde, Melantho hain­ dir, taliplerden Eurymakhos'la sevişir. Dilenci kılığında karşısına çıkan Odysseus'a söver. Namussuz hizmetçilerle birlikte ceza görür ve taliplerin ölümünden sonra asılır (Od. 420 -473). Meleagros. Meleagros, Kalydon Avı diye anılan bir serüvenin kahramanıdır. Efsanesi­ nin iki anlatımı vardır. Birini Akhilleus'un la­ lası Phoiniks Agamemnon'un gönderdiği el­ çileri geri çevirip öfkesinden vazgeçmek iste­ meyen yiğide ibret dersi olsun diye anlatır. Şöyledir: Aitolia'da Kalydon bölgesinin kralı Oineus'la karısı Althaia'nm Meleagros diye bir oğulları olur. Oineus tanrıça Artemis'e karşı suç işler, hasat bayramında bütün tanrı­ lara kurban kestiği halde, Artemis'i unutur. Bunun cezası olarak tanrıça Kalydon bölgesi­ ne korkunç bir yaban domuzu salar. Ekinleri yok eden bu canavar yüzünden ülke açlık ve kıtlıkla karşı karşıyadır. Meleagros bu hayva­ nı avlamaya kalkışır ve bu işte bütün komşu ülkelerden yardım görür. Kalydon Avına ün­ lü, sanlı bütün yiğitler katılır. Aitolların kom­ şuları Kuretler de yardıma gelirler ve av i y i bir sonuç verir, canavar öldürülür. Ama Artemis kininden vazgeçmez, avın paylaşılmasın­ da Aitollarla Kuretler arasında kavga çıkartır, avcılar birbirlerine girerler, Meleagros bu sı­ rada dayılarını öldürür. Anası Althaia bunun üzerine oğluna lanet okur ve öç perileri Erinysleri salar üstüne. Meleagros savaştan çeki'II'.)

lir. Derken Kuretler Aitolların kentini yakıp yıkmaktadır, karısı, anası, bütün dostları Meleagros'a öfkesinden vazgeçip yurdunu sa­ vunması için yalvarırlar. Meleagros sonunda savaşa döner ve Kuretleri Kalydon'dan ko­ var. Aynı efsanenin öbür anlatımında Meleagros'un anası Althaia'nın oğlunun ömrüyle ya­ kından ilişkisi olan odunu yakıp yakmaması teması üstünde durulur (Althaia). Kalydon avına kız kahraman Atalante de katılmıştır, av sona erince Meleagros yaban domuzunun postunu Atalante'ye vermek ister. Öbür avcı­ lar buna karşı koyar, özellikle bir kadının ken­ dilerinden üstün tutulmasına kızan Meleagros'un dayıları meydan okurken yiğit onları vurup öldürür, anası Althaia da odunu ateşe atarak oğlunun ömrüne son verir. Melikertes. Bkz. İno. Melpomene. Musalardan biri, çokluk tra­ gedyayı simgeler (Musa). Memnon. Şafak tanrıça Eos'la Troya kral soyundan olan Tithonos'un oğlu (Eos). Memnon Troya savaşının İlyada'da anlatılan bölü­ münün sonrasını ele alan "Aithiopis" adlı destanın kahramanıdır. Yazarı Miletoslu Arktinos olan bu destan yitiktir, ama konusunu biliriz. Habeşistan kralı Memnon Hektor öl­ dükten sonra Troya'ya yardımcı gelir. Sırtın­ da Hephaistos'un yaptığı silahlar vardır. İlkin Aias'la karşılaşır, bu savaş sonuç vermez, sonra Nestor'a sataşır, Nestor'un oğlu Antilokhos babasını savunurken Memnon'un elin­ den öldürülür. Derken AkhiUeus araya girer. Çünkü Patroklos öldükten sonra Antilokhos onun en iyi dostu olmuştur. AkhiUeus Antilokhos'un öcünü almak ister, ama Thetis, oğlu­ nun Memnon'u öldürdükten hemen sonra öl­ mesi gerektiğini bilir, onun için Akhilleus'u bu savaştan alıkoymaya uğraşır. AkhiUeus söz dinlemez, öç almak için yanıp tutuşur. Bu kez iki tanrıça Eos'la Thetis tanrı Zeus'a başvurur­ lar, her ikisi de kendi oğlu için yalvarır. Zeus Hektor'la AkhiUeus için yaptığı gibi işi kader tartısına vurur: Memnon ölecektir. Oğlu Akhilleus'un elinden can verince, Eos ölüsünü er meydanından alıp güney topraklarına doğ­ ru taşımış, yolda da bol bol gözyaşı dökmüş.

G ü n doğunca bitkiler üstünde görülen çiy ta­ neleri işte bu gözyaşlarından gelmeymiş. İlkçağ plastik sanatının konu edindiği Memnon motifi Marmara'ya dökülen Aisepos, ya; ni Gönen çayı ile de ilgilidir. Bir efsaneye gö­ re Memnon'un mezarı Marmara klyılarındaymış, her yıl Memnon'un kuşları Gönen çayı­ nın ağzına gelir, orada Habeş yiğidine ağlarlarmış. Memnon'un savaşta ölen arkadaşları­ nın ruhlarını taşıyan, yahut da kendisinin ölümsüzleşmiş küllerinden doğmuş olan bu kuşlar iki gruba ayrılır, birbirleriyle dövüşürlermiş, çarpışma da ancak bir grup büsbütün yok olduktan sonra sona erermiş. Mısır'da Üçüncü Amenotep'in diktiği heykele Memnon heykeli denmesi, her sabah şafak sökün­ ce bu heykelin tatlı ezgilerle gün doğuşunu selamladığı söylentisi, Memnon kültünün M ı sır'da da, Anadolu'da da yerleşmiş olduğunu belirtir. Men. Phrygia kültlerinde adı geçen bir ay tanrısı, Anadolu'ya özgü bir tanrısal varlıktır. Menelaos. Agamemnon'un kardeşi Menelaos, babası Atreus tarafından Pelops ve Tantalos soyundan, anası Aerope tarafından da Giritli Minos'un, yani tanrı Zeus'la Europa'nm dölüdür (Tab. 15). Tanrı lanetine uğ­ ramış bahtsız bir soydan olduğu halde başına gelen belaların hiçbiri kendi işlediği bir suç yüzünden değildir, Menelaos'un kendisi te­ miz, dürüst, yürekli, olsa olsa biraz yumuşak bir insandır. Karısı güzel Helena'nın evinde konukladığı Paris tarafından bir yığın malla birlikte kaçırılması Menelaos'a karşı yapılmış büyük bir haksızlık, efsaneye aldatılmış koca olarak girmesi de bir bahtsızlık sayılabilir. Menelaos etken değilse de başlıca edilgen kahramanı olduğu İlyada destanında en par­ lak sıfatlarla nitelenir: Ares'in sevdiği, Zeus'un beslediği, gür naralı, yiğit Menelaos' tur, sarışın olduğu, bacaklarının biçimli, bilek­ lerinin güzel olduğu belirtilir. Helena bile bin pişmandır onu bıraktığına, şöyle der kocası için (Od. IV, 263): "Ne akıldan yoksundu kocam benim, ne güzellikten yoksundu". Menelaos Akha yiğitlerinin en seçkinlerindendir, Paris'le kozunu paylaşmak için onun­ la teke tek savaşa girmeye can atar (İl. III, 16 vd,)ı

Çıktı tanrı yüzlü Aleksandros Troyalıların en önüne, omuzlarında bir pars derisi, kıvrık yayı, kılıcı. Ucu tunçtan iki kargısını sallayarak zorlu savaşta çağırdı karşısına cenge, Argosluların en yiğitlerini. Ares'in sevdiği Menelaos, kalabalığın içinde onun uzun adımlarla öne atıldığını görünce, sevindi kocaman bir ava gözü ilişen aslan gibi. Menelaos aslan gibi savaşır, bu arada da tanrılara yalvarır ( İ l . I I I , 352 vd.). Ama tanrı­ lar dinlemez sözünü, Menelaos tam Paris'in hal<kından gelecekken Aphrodite tutar kaçı­ rır onu, Menelaos dövünür, ama ne yapsın, gene de gevşetmez çabayı, Akhalan cenge kışkırtır ( İ l . VII, 9 vd.): S i z i ödlekler sizi, Akha erkekleri denmez size, Akha kadınları demeli. Bir Argoslu çıkmazsa Hektor'un karşısına bizim için tam bir yüz karası olacak bu. Kendi göze alır Hektor'a karşı dövüşmeyi, ama Agamemnon bu çılgınlıktan alıkor kar­ deşini. Menelaos ön sırada savaşmaya, kendi davası uğruna kendi kendini savunmaya ve bu yolda ün kazanmaya can atar, ama talih­ sizliği şuradadır ki, ne yapsa fayda vermez, h e p ikinci planda kalır, savaşta da, kurultay­ da da dizginler başkalarının elindedir. Menelaos'un destanda, tragedyada ve baş­ ka türden yapıtlarda sözü geçen efsanesi bir tüm olarak şöyle özetlenebilir: Agamemnon'la Menelaos babaları Atreus'la amcaları Thyestes arasında süregelen kan davası sıra­ sında Mykene'den sürülüp Sparta kralı Tyndareos'un yanına sığınırlar (Atreus, Aigisthos). Tyndareos iki kardeşe iki kızını ve­ rir. Helena'nın talipleri arasında Menelaos'u seçmesi, öbür taliplerin de bu evliliği koruma­ ya ant içmeleri üzerine karı-koca Sparta'ya yerleşirler. Tyndareos'un ölümünden sonra Agamennon Mykene, Menelaos da Sparta tahtına çıkar. Menelaos'la Helene dokuz yıl kadar rahat ve mutlu yaşarlar, Hermione d i ye bir kız çocukları olur. Bu sırada Paris Menelaos'un sarayına konuk gelir. Menelaos'un Asya'dan gelme konuğunu ağırladığı ve bir süre onunla birlikte Sparta'da kaldığı anlatı-

lir, ama bu arada Girit'te bulunan büyükbaba­ sı Katreus ölür, Menelaos Paris'i Sparta'da bırakarak cenaze töreni için Girit'e gider. Pa­ ris de konukluk kurallarının hepsini çiğneye­ rek Helena'yı kaçırır (Helena). Acı haberi alıp Sparta'ya dönünce Menelaos ağabeysi Agamemnon'u, sonra da Nestor, Palamedes ve Odysseus'u yardıma çağırır. Helena'nın yeminli bütün taliplerini toplamak ve Troya seferini hazırlamak işine koyulurlar. Bu, ko­ lay olmaz, çünkü birçok Akha kral ve önderi uzun süreceği ve zor olacağı belli olan savaş­ tan kaçınmak isterler (Odysseus, Akhilleus). Sonunda donanma Aulis limanında toplanır, Agamemnon başkomutanlığı ele alır, ne var ki çeşitli engeller Akha ordusunun Troya'ya varmasını geciktirir (Agamemnon, Iphigeneia). Anadolu toprağına ayak bastıklarında Menelaos'la Odysseus Troya'ya elçi olarak gön­ derilirler, amaç Helena'yı geri istemek ve sa­ vaşı önlemektir. Elçileri Troyalı Antenor kar­ şılar ve sorunu kurultayın önüne getirir, ama Paris baskı yaparak kadının ve mallarının ge­ ri verilmesini önler (Antenor). Savaş başlar ve bilindiği gibi on yıl sürer. Menelaos'un sa­ vaşta oynadığı rol İlyada'da ayrıntılarıyla an­ latılmıştır. Menelaos'un serüvenleri savaş sonrası efsanelerinde de büyük bir yer tutar. Tahta atın içindeki yiğitlerdendir, Troya yan­ gını ve yağması sırasında Helena'yı sığındığı sunağın dibinde öldürmek ister, kılıcını kaldı­ rır, tam vuracakken güzel kadının perişan ha­ lini, çıplak memesini görünce yumuşar, onu bağışlar. Hemen gemilerine binip denize açı­ lırlar. Bir fırtına onları Girit kıyılarına atar. Menelaos burada birçok gemisini yitirir, ikin­ ci yola çıkışında da Mısır kıyılarına atılır. Menelaos, kendisini Sparta'da görmeye gelen Odysseus oğlu Telemakhos'a Mısır'da beş yıl kaldığını anlatır. Gene yola çıkınca bu kez Nil ağzındaki Pharos adasında alıkonur ve ancak deniz ihtiyarı Proteus'u bağlayıp ondan öğüt aldıktan sonradır ki yurduna dönmeyi başarır (Od. IV, 351-593). Böylece Menelaos Troya seferine gitmek üzere Sparta'dan ayrıldıktan on sekiz yıl sonra yurduna dönmüş olur. Agamemnon'un tersine aksiliklerle karşılaşmaz, Sparta'daki tahtına oturur, eşi ve çocuklarıy­ la birlikte rahat bir ömür sürer. Telemakhos'u konuklayan, ona yol gösteren, arma-

ganlar verip gönderen Menelaos görmüş, ge­ çirmiş, olgun ve babacan bir adamdır. Eşi Helena da uslanmış, yumuşak ve tatlı bir eş ve bir anne olmuştur. Menoitios. (1) îapetos'la Klymene'nin oğlu, Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın kardeşi (Tab. 3). Bu Titan öbür kardeşleri gibi gurur­ lu ve kendini beğenmiştir. Bu yüzden Zeus onu, "duman duman yıldırımlarıyla vura­ rak Erebos'un karanlıklarına yollar" ( H e s . Theog. 510-515). (2) Aktor'la Aigina'nın oğlu, Patroklos'un babası (Tab. 21). Aigina tanrı Zeus'tan Aiakos'u doğurduktan sonra Aktor'la evlenip Menoitios'u dünyaya getirir, böylece Aiakos'la Menoitios üvey kardeş olurlar. Akhilleus'la can yoldaşı Patroklos arasındaki kan ak­ rabalığı da buradan gelmedir. Menoitios, oğ­ lu Patroklos kaza ile bir arkadaşını öldürünce onu Peleus'un yanına gönderir. Akhilleus'la Patroklos da bir arada büyüyüp yetişirler (Patroklos). Mentor. Odysseia'da sık sık adı geçen bir İthakeli, Odysseus'un sadık dostu. Odysseus Troya seferine çıkmadan önce evini ve ailesi­ ni ona emanet eder. Mentor da onun çıkarla­ rını taliplere karşı korumaya çalışır, ama ba­ şaramaz. Tanrıça Athena Odysseia'da Telemakhos'a kılavuzluk etmek, ya da Odysseus'a taliplerin hakkından gelmek için yardım­ cı olmak istedikçe Mentor kılığına girer. Bu yüzden Mentor bir has isim olmaktan çıkmış ve yol gösterici, kılavuz rehber anlamına kullanılagelmiştir. Mercurius. Hermes tanrının Roma dininde karşılığı. Efsaneleri de Hermes'inkilerle bir tutulmuştur (Hermes). Meriones. İlyada'da adı geçen Giritli önder. Idomeneus'un arkadaşı (Idomeneus). Merope. Pleiadlardan biri. Korinthos kralı Sisyphos'la evlenir ve Glaukos'a ana olur (Pleiadlar). Metaneira. Eleusis kralı Keleos'un karısı. Demeter'i evinde hizmetçi olarak çalıştırır (Demeter). Metis. Adı akıl, us, bilgelik anlamına gelen Metis, Okeanos'la Tethys'in kızı, yani ikinci

bir gün tanrı Phrygia ve Lydia dag ve koruluklarında dolaştığı sırada Silenos uyuyakalır ve Bakkhalarla Satyr'ler onu sızdığı yerde bırakarak uzaklaşırlar. ama oranın havasını. doğa kıvır kıvır koyun sürülerini de. Lydia ve Karia gibi Ege'nin geniş bir bölgesini kapladıkları da dikkati çeker. verir. yoluna baş koymuş ve bölgesel törelerini savunan bir kişi olarak canlandırılmaktadır. Bu efsanele­ rin yalnız Phrygia'yı değil. Ne yapsın ki kaval sesini daha çok beğenir. Ovidius'un "Değişimler"de anlattığı bir ef­ sanesi şöyledir: Silenos tanrı Dionysos'un alayında ihtiyar. tanrının peşinden giden alaya karışmış. bir çölün ortasına düşmüş. Zeus'un ilk eşi olmuştur! Bir efsaneye göre Kronos'un yuttu­ ğu çocukları kusmasını sağlayan ilacı Zeus'a veren odur. şarap da altın külçesine dönüşür ve bu böyle gider. Midas'm ilişkisi yalnız Kybele ile de değildir. Mid. içecek bir damla su bulamamış. Phrygia'da bulunmuş birçok anıtlar bugün de onun adını taşır. on gece sarayında konuklayıp yedirir. Metis'ten doğacak bir erkek çocuğu­ nun kendisini tahttan atıp yerine geçebilece­ ğini bildirmişler. Herodot'a göre Midas. Marsyas'tır.ıs da her dokunduğu şeyin altın olmasını diler. Her ney- . kavalıyla çoba­ nını da kendiliğinden yaratır gibidir. Pan'ın (ya da Marsyas'ın) kavalını da dinler. Zeus onunla birleşip Athena'dan gebe bırakınca. Bu efsanelerin hepsi bölgeye özgü nitelikte ve Ana Tanrıça Kybele'nin kültüyle ilgili görünmektedir. Midas Apollon'un lyra'sını da. bunun üzerine de Zeus Me­ tis tanrıçayı yutmaya karar vermiş. Köylüler onu bulur ve boynunda taşıdığı çiçek çelenkleriyle bağlayarak kral Midas'a götürürler. ne var ki sofrasına oturup ekmeği ağzına gö­ türüp. Kybele gibi Anadolu toprağına özgü şarap tanrısı Dionysos'a da yakından bağlıdır. Paktolos (Sart) deresinin kaynağına dek çıkmasını ve topraktan fışkıran sularla başını ve ellerini yı­ kamasını buyurur. Gordias'ın Ana Tanrıça ile bir­ leşmesinden. yerden topladığı bir çakıl taşı altın olur. M i das üstüne anlatılan efsanelerin hepsinde bu Phrygia kralı Dionysos'un bağışladığı nimet­ lerden fazlasıyla pay almış. buna fazlasıyla sevinir. Dioııysos buna o kadar sevinir ki Midas'a dilediğini vereceğini söyler. birçok efsa­ ne ve masallar anısını yansıtır. Bu kez kral tanrı Dionysos'a yakarmış. altın diyarı Sardes'in zenginliği de oradan. kopardığı bir buğday başağından altın taneleri dökülür. başka efsanelerde Apollon'la yapsan Pan de­ ğil. siz de Apollon'un sazına degll. Kral Midas'ı asıl ünlü kılan masal kulaklarıy­ la ilgili masaldır. doğduğu söylenen Midas büyü­ yünce Kybele'nin başrahibi olmuş ve tanrıça­ nın Pessinus'taki büyük tapınağını kurmuş. sırlarına ermiş. Marsyas'ın kavalına ödül verirsiniz eminim O çevreye başka ses yakışmaz çünkü. sarhoş bir satyr'dir. ama Midas kaynağa yaklaşıp su içmeye yelte nince suyun altına dönüştüğünü görmüş. çölün ortasında bir kaynak fışkırtmış. Uranos'la Gaia tanrıyı uyar­ mışlar. Ovidius bunu tanrı Pan'ın Apollon'la yarışmasına atıf yaparak anlatır. Yuttuktan sonra Athena'yı kafasından doğurmuş (Atheua). ama o gün bugün Paktolos altın pulları sürüklemektedir. Kral Midas bir gün Tmolos (Bozdag) dağının yamaçlarında dolaşırken Apollon'la Pan'ın (ya da Marsyas'ın) yarıştık­ larını ve bu yarışmaya yargıç olarak dag tan­ rısı Tmolos'u seçtiklerini görür. Midas. Bu kaynağa Midas Pınarı denmiş. Sardes tapmağının karşısında yükselen o bakır rengi dağa hiç baktınız mı bilmem. ta ki kral dileğinden vazgeçip tanrıya bir daha yakarsın. Kral da öyle yapar ve ir mak sularında arınır. Plutarkhos bu efsaneyi biraz başka biçimde anlatır: Midas ülkesinin uzak bir ilini gezmeye gitmiş. Toprak Ana acınır. Tanrı bu dileğin ne kadar yersiz ve tehlikeli olduğunu anlar. Bakkhos Midas'ı bağışlar. çevresini bili­ yorsanız. ama söz vermiştir bir kere. şarabı dudaklarına degdirince ekmek de. Midas efsanede olduğu kadar tarih ve arkeoloji kaynaklarında da adı geçen bir Phrygia kralıdır. 4). ona. Dionysos da kaynaktan saydam bir su akmasını sağla­ mış. Midas sarayına dönerken yolda kopardığı bir dal altın olur.kuşak tanrılardandır (Tab. Bakkha sırlarına ermiş olan Midas Silenos'u hemen tanır ve onu on gün. Bozdag eteklerinde bir do­ laştınız mı. sonra da İhtiyar yoldaşını tanrıya götü rür. ona Sardes'e gitmesini. Phrygia'nın birinci kralı ve Gordium'un kurucusu sayılan Gordias'ın oğludur. içirir.

uzun kulakları bir ayıp değil. Ondan sonra da Girit sarayının yaşa­ mı karmakarışık olur. Güzelim ak boğayı sürülerinin ara­ sına damızlık olarak göndermiş. İuno ve Minerva Capitolium üçlü­ sü diye anılırdı. bir üstünlük oluverir halkının gözünde. Ana­ dolu'ya gelince de Maiandros ırmak tanrının kızıyla evlenmiş. Girit'te doğmuş ve Minos onu Girit'ten sürmüş. halkı aldatan bir yalancı oluverir. Tanrıça Athena'nın Latince adı. Minos'un erkeklerle aşk maceraları olduğu da ileri sürülür. sonra da Yunanlıların etkisiyle Roma'nın başlıca üç tanrısından biri olmuş­ tur. bir efsaneye göre hayvan ku­ durmuş. İupiter. Milctos. Bu masallara karşın Minos efsaneye ilkel çağların en doğru ve haksever kralı diye geç­ miştir. İlkin Etrüsklerin. Kendine özgü bir efsanesi yoktur. berberi ol­ masa.se Tmolos Apollon'a vermiş ödülü. "Midas'ın Kulakla­ rımda Dilmen eski efsaneye bir motif daha katar. ama M i das'tan da öcünü almış: Kralın kulaklarını uzatıp uzatıp eşek kulağına çevirmiş. bunlar yel estikçe dile gelerek. Efsaneye göre Apollon'un oğludur. Phaidra). Apollon tanrı cezayı Marsyas'a vermiş. kimseye açmadığı bu sırdan kurtulmak için toprağa bir delik kaz­ mış ve içine eğilerek. Midas halkın gözünde bir kahraman olmak­ tan çıkar. ama Minos tan­ rıların kendisinden yana olduklarını ileri sür­ müş. 11 ve 1 5 ) . Minerva. ama ya­ rışmaya tanık olan Midas hiç gerekmezken kavalı daha çok beğendiğini söylemiş. Zeus'la Europe'nin oğlu. ama hayvanı tanrıya kurban etmeyi unutmuş. kralın karısı Pasiphae bu boğaya dogadışı bir aşkla tutulmuş ve onunla birleşmiş. bunlar işi çapkınlığa vuran Minos'un yata§ma giren her kadını sokup öldürmekteymişler. Pasiphae'den olan iki kızı Ariadne ile Phaidra'nın ömürleri de garip se­ rüvenlerle geçmiştir (Ariadne. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye fısıldamış. Dilmen'in piyesi bir efsanenin nasıl yeni yeni yorumlarla genişletilip yaşatılabilecegine ör­ nektir. ama ne zaman ki bu korkuyu yene­ rek halkının karşısına çıkar. sakalını tıraş eden berber gör­ müş eşek kulaklarını. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye yankılanmaya başlamışlar. Helios döllerinin hepsi gibi Pasiphae de büyücüdür. Kral Minos güneş tanrı Helios'un kızlarından Pasiphae ile evlenmişti. Minos. bunu tanıtlamak üzere de Poseidon tan­ rıdan bir dilek dilemiş. çıyanlar. Minerva İtalya'nın yerlisi olmasa gerek. bir mucize. Kaunos'la Biblys'in babası sayılır. Minos arkeolojide adını taşı­ yan çağlarda Girit'in komşu adalar ve kıyılar üzerindeki egemenliğini simgeleyen Atina ile savaşı ve oradan üç y ı l d a ( y a da y ı l d a ) bir yedi delikanlıyla yedi genç kızın Minotauros'a kur­ ban olarak verilmesi efsanesi de böyle bir du­ rumun dile gelmesidir. Midas kulaklarından korkmakta. Dilediği gibi olmuş. Pasiphae). Sarpedon'la Rhadamanthys'in kardeşi sayılan efsanelik Girit kralı (Tab. denizden köpükler gibi ak bir bo­ ğa çıkagelmiş. Öyle ki bahtsız kral yerlere kapanıp tanrıdan eşek kulaklarını geri istemek zorunda kalır. ama iş bu­ nunla da kalmamış. belki sonuna dek gizleyebilecekti. Midas eşek kulaklarını Phrygialıların sivri külahı al­ tında bir süre gizlemiş olsa gerek. Masala göre Minos'un bu seferi kardeşi Androgeos'un ölümünden . kamış­ lar bitmiş. Onun içindir ki sonunda Apollon tanrı Midas'ın uzun kulaklarını kuru­ tup normal insan kulağı biçimine sokunca. ortalığı kasıp kavurduğu bir sırada Herakles'in elinden öldürülmüş. ama her gün saçını. Minos boğayı almış. denizden bir boğa çı­ karmasını istemiş. seviştiği boğayı öldürttü diye Minos'u büyüler. Milet şehrinin kurucu kahramanı. tahta oturmuş. yatağından yı­ lanlar. içine girer ve gebe kala­ rak Minotauros'u doğurur (Daidalos. Bu efsanenin öyle yerli bir havası var ki çağdaş tiyatro yazarlarımızdan Güngör D i l men'e bir piyes esinlemiş. Bu duruma çok kızan deniz tanrı ak boğayı Minos'un ba­ şına bela etmiş. Tanrı Zeus'tan esinlenerek yasalar çı­ karttığı için öldükten sona Hades'teki üç yar­ gıcın biri olmuş. Minos Girit tahtına çıkmak isteyince üç kar­ deş arasında kavga kopmuş. utan­ maktadır. Ama kazma vurduğu yerin çevresinde ossaat otlar. Bir za­ manlar Europe gibi boğaya vurulan Pasiphae ak boğayla birleşebilmek için Daidalos'a bir inek heykeli yaptırır. bu boğayı da sonra gene tanrıya kurban etmeye söz vermiş. Başkaca bir efsanesi yoktur. akrepler çıkmasını sağlar.

Moira. Sicilya'ya ise Daidalos'u kovaladığı söylenir (Daidalos). Tanrılar babası ona karşı gelemez. Horaların kardeşleridir (Theog. yarı filozofik bir görüşün canlandırılmış imgeleridir. Burada Moiralar yalnız ömür payını değil. Anası Man- . Ondan sonra Airopos. Lakhesis. seçtiği kadere göre yaşatacakmış onu.. Efsanede üç olarak gösterilen M o ira. sevgili oğlunu alıp kaçırmayı geçirir aklından. Bu adın nedeni İ. Adı Minos'un boğası anlamı­ na gelen Minotauros insan bedenli. Labyrinthos). onun içindir ki Homeros destanlarında kader diye çevrilen Moira uğursuz ve zorlu olarak nitelenir.): . ölüm akla ge­ lir. üç Moira her insanın ipliğini büker dururlar. böyle­ ce ruh seçtiği kadere bağlanıyormuş. Lakhesis her birine kendi perisini vermiş. Moira denince. Mopsos. ama Hera kaderi ileri süre­ rek dikilir karşısına (Sarpedon). Mopsos'un K o l o phon şehrini kurduğu anlatılır. Savaş alanında oğlu Sarpedon yaralanınca Zeus ikirciklidir. o anda insan ölür. Theseus Minos'un kızı Ariadne'nin yardımıyla Minotauros'u öldürmüş (Ariadne.öç almak içindir (Androıjnon). Adı bellek anlamına gelen Mnemosyne Uranos'la Gaia'nın kızıdır (Tab. ama adları söylenmez. çokluk ecel. X. Onlar yarı dinsel. bu pe­ ri hayatı boyunca ona hizmet edecek. A l ı n yazısı ve kader üstüne Yunan i l k çağının görüşü şudur: İnsan ana karnından doğar doğmaz kader onun ömür ipliğini bük­ meye koyulur. İkisi de tanrı sözcüsü olan iki efsanelik kişinin adı. Ne var ki Moira Zeus'tan da daha güçlü ve üstündür.. Minotauros Girit sanatında derin izler bı­ rakmış olan Girit'e özgü bir boğa kültünün simgesi olsa gerek. 390 yılında Roma'nın Galyalıların baskınına uğradığı sırada bu tapınağın kazlarının gece öterek düşma­ nın gelişini haber vermesidir. pay ya da pay veren anla­ mına gelir. Klotho'nun eğirdiği kaderi öl­ çülmez hale sokuyor. ölümlü babası ise Argoslu Rhakios imiş (Manto.. yeniden yeryüzüne çı­ kacak olan ruhların Moiralara başvurduğunu anlatır (Dev.. bir de mutluluk ve mutsuzluk payını veriyor demektir insanlara. Babasının kimliği üstüne kaynaklar ayrılır: Bütün kâhinler gibi Apollon'dan doğıma oldu­ ğu söylenir. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos'a Labyrinthos sarayını yaptırmış (Pasiphae. 517): Bitti ömür yumağı tam o sırada!. Kimi yerde Kederle bir tutulan Moiraların efsanesi yoktur (Kerter). 620d-e): "Bütün ruhlar hayatlarını. tapınağı Roma'da Capitolium tepesinde bulunan tanrıça İuno'nun bir ek adıdır. ki onlar verir yalnız insanlara mutlu ya da mutsuz yaşama paylarını. Ama Mlnos yalnız Yunanistan yarımadasına değil. Efsaneye göre Zeus Pieria dağlarında do­ kuz gece yatmış ve Mnemosyne de dokuz Musaları doğurmuş. Theseus). geçtikten sonra gene o sırayla Lakhesis'e yaklaşmışlar. Haber veren. Atropos tanrıçalar ki bilge Zeus büyük üstünlük vermişti onlara. yani kader tanrıçaları Hesiodos'ta "yaşa­ ma paylarımızı düzenleyenler" diye tanım­ lanır. Homeros'ta bir ya da birkaç Moira'dan söz edilir. IV. günün birinde de keserler. Moira'lar. Buralar­ da Giritlilerin koloniler kurdukları anlatılır. (1) İdmon'la birlikte Argonaut'lar seferine katılır ve Argo gemisinde kâhin olarak görev yapar. uyaran anlamına ge­ len Moneta. Moiralar Zeus'la Themis'in kızları. Klotho. 905 vd. Ilyada'da dövüşen bir savaş­ çı için şöyle deniyor (İl. Mnemosyne. Tanrı Poseidon'un kral M i nos'a gönderdiği bir boğa ile Minos'un karısı Pasiphae'den dogmaymış. Rhakios). onun kararını değiştiremez. Hesiodos bun- lan üç k ı z kardeş d i y e tanıtır ve adlarını verir. Minotauros. Platon da Devlet'in son bölümünde. 4). boğa baş­ lı bir canavarmış. sonra öte yanma geçiyormuş". Karya'ya geldiği. Bu peri ilkin ruhu Klotho'ya götürüp onun eli altından ve döndürdüğü kirmenden geçiriyormuş. Ö. (2) Teiresiaş'ın torunu. sonunda ruh hiç arkası­ na dönmeden Kaderin tahtı önüne gelip du­ ruyor. Moneta. Ana­ dolu kıyılarıyla Sicilya'ya kadar da uzanmış derler. Manto'nun oğlu. Seferin sonunda Libya'ya varıldığında Mopsos bir yılan tarafından ısırılıp ölür (Argonaut'lar).

Musalar işte bu gücün ürünü ve simgesidir.): Sonra tanrısal sesler üflediler içime olacakları ve olmuşları yüceltmek için. İlkçağ yazınında bir tanrısal varlık vardır ki ondan söz ederken her ozan. hızlı kanatlarıyla dünyanın bir ucundan öbür ucuna şıp diye uçarmış. Dokuz gece buluştu onunla kutsal yatağında engin akıllı Zeus ölümsüzlerden uzakta. Mopsos bundan sonra yine Troya'dan dönen Amphilokhos'la birlikte K i l i k ya'da Malsos şehrini kurarlar. çünkü kendisi gibi kurban olmaya hazır üç yüz Romalı bu­ lunduğu söylemiş. . aylar geçip bir yıl tamam olunca dokuz kız getirdi dünyaya Mnemosyne. Morpheus insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler. yaratıcılık gücü kavramlarını içeren " m e n " kökünden gelmedir. tanrıyı insan yapar Musalar. bu sıfatla zamanın en büyük kâhini Kalkhas'la yarışmaya girişir. özellikle sanat alanına yerleştirmiş olmak ilkçağ düşüncesinin bir parıltısıdır.to'nun Klaros'taki Apollon tapınağını kurma­ sı üzerine Mopsos oranın tanrı sözcüsü olur. Onun içindir ki böyle duygulanır şa­ irler de onlardan söz ederken. Musalar böylece insan ve tanrı arası birer varlık olarak düşünülebilir. Hesiodos böylece şair olunca. Mucius kendi elinin yanmasının önemsiz olduğunu. Mucius adlı bir Ro­ malı da düşman karargâhına girip Porsenna'yı öldürmek istemiş. kendisine de bunu ni­ çin yaptığını sormuş. Kalkhas öfkesinden canına kıyar (Kalkhas). her yazar duygulanır. Mucius'a da artık sag elini kulla­ namadığı için solak anlamına gelen Scaevola adı takılmış. giderek Olympos tanrıları insanüstü doğa güçlerinden uzaklaşıp insana yaklaşmayı amaç edindikleri zaman benimsedikleri bir güçtür. Bu güç ise tanrıya oldu­ ğu kadar insana da vergidir. şu sözlerle tanımlar Musaları (Theog. O da demektir ki. teke tek kavga­ da birbirlerini öldürürler (Amphilokhos). çiçek açan bir defneden kopardık­ ları bir dalı ona asa diye verir (Theog. Ama Musa yalnız şairlere şiirler esinle­ yen bir peri de değildir. İnsana yaşa­ manın asıl tadını bağışlayan bu tanrısal varlığı her alana. Korkuya kapılan Porsenna hemen Roma ile barış anlaşmasına girişmeyi yeg görmüş.): Olympos'lu Musalar. Hesiodos kendi anlatır ki Helikon dağının yamaçla­ rında sürülerini otlatan bir çobanmış. Bu eyle­ me şaşan Porsenna Mucius'a kılıcının geri verilmesini buyurmuş. ve hele övmek için kendilerini her söylediğim destanın başında ve sonunda. Adının kökeni asıl kimliğinin açık­ lanmasına yardım eder: "Mousa" Yunanca akıl. 52 vd. Morpheus. Eleutheros yamaçlarının kraliçesi Mnemosyne Kronos oğluyla birleşip Pieria'da getirdi onları dünyaya belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için. "dünya­ nın yüz karası zavallı bir yaratık" iken Musalar onu görür. Günler. kaba güçleri ye­ nip başa geçtikten sonra kendi egemenliğini kurabilmek için Zeus tanrının ilk işi düzenli ve ölçülü oldukları oranda yaratıcı olan güçleri benimsemek olmuştur. Kocaman. üstünlüğü meydana çıkınca. etki alanı çok daha geniştir. düşünce. Tarquinius kralları Roma'dan kovulunca Porsenna adında bir Etrüsk kralı şehri kuşatmış. K u ru bir şair diye tanınan Hesiodos bile bakın nasıl coşar Musalardan dem vurunca. Latince "muşa" diye ad­ landırılıp batı dillerinin hepsine giren esin p e ­ risidir. sesi bir başka içtenlik ve dokunaklılıkla çınlar kulaklarımızda. 4). Uyku tanrısı Hypnos'un üç bin çocuğundan biri sayılan Morpheus'un adı bi­ çim anlamına gelen "morphe" (Lat. Yakala­ nıp Porsenna'nın önüne getirilince Mucius orada bulunan bir ocağa sag elini koyup büs­ bütün yanıncaya kadar çıkarmamış. Musalar. ama kralı tanımadığı için yanılarak bir başkasını öldürmüş. koca kalkanlı Zeus'un kızları. Mucius Scaevola. 31 vd. Akhaların başkâhinini her bakımdan yener. Uyku ve düş tanrılarının hepsi gibi Morpheus da kanatlıdır. insanı tanrı. Bu kök Zeus'un Musaları üretmek için birleştiği Titan tanrıça Mnemosyne'nin adında da görülür. Bu varlık Yunanca "mousa". forma) den türemedir. Athena'ya gebe kalan Metis'in adında da (Tab.

Dokuz eş yürekli kızdır bunlar ezgiler söylemektir bütün İşleri.. Melpomene. İlyada'da adı g e ç e n bir Phrygla kralı. d e s t a n şairi ya da lirik şiir. bu Batieia bir t a n r ı ç a mı ki ölümsüzler o n a başka bir ad ve­ riyorlar? Bir kaynağa göre Myrina ya da Bati eia T r o a s bölgesinin eski kralı T e u k e r ' i n kızı­ dır ( T a b . atlı yirmi bin savaşçı kadı­ nın başında Atlantis ülkesinin başkentini al­ m ı ş . G o r g o l a n y e n e r e k birçoğunu esir almış. flütl. Bir insanın dertsiz başına dert mi düştü. kara toprak yankılanır tanrı övgüleriyle. Musalardan ve okçu Apollon'dan gelir yeryüzündeki ozanlar ve çalgıcılar nasıl Zeus'tan gelirse krallar. İşte böyle seslenir Olympos'lu Musalar dokuz tanrısal kızı ulu Zeus'un: Kilo. 1 8 1 vd. ka­ dınları da köle e t m i ş . korolu şiir. G o r g o lar da s o n r a d a n Perseus ve Herakles'ln elleri allında yenilmişler (Gorgo. T e r p s i k h o r e . M e l p o m e n e . Musaların sevgilisi o z a n ı n t o p l u m d a ne ka. Thetis'le Peleus'un. Musaios. bu k e n t e Myrina adı veril­ m i ş . a m a gece esirler bekçilerine saklı rıp büyük sayıda A m a z o n öldürmüşler.. Bu bilgi açık seçik değildir.. d a n s . Urania ve hepsinin başı sayılan Kalliope. ö l e n arka daşlarına büyük mezarlar yapmışlar. Kharitler de Himeros da başlarında yükselir güzel sesleri havalarda. Myrina da c ö m e r t d a v r a n a r a k onla­ ra bir k e n t k u r m u ş . İşte budur Musaların insanlara verdiği. ilkçağın son d e m l e r i n e kadar süregider. Efsaneye göre Myrina bu savaşlarla kalma miş. 8 1 1 vd. Polhymnia.. Erato. Musaların sevgilisi bir ozan anlatınca eski insanların destanlarını. Myrina. 1 6 ) . Mygdon. ölümsüzlerse yüksek atlayan Myrrhine'nln mezarı der. tragedya. gökbilimi. Musaların kendilerine özgü efsaneleri yok­ tur .. Adı Musalarla ilgili efsanelik bir o z a n . p a n t o m i m . tanrıların b ü t ü n şenliklerinde ezgi söyler. Ö b ü r Atlantlar teslim olmuşlar. Verilenlerden biri A m a z o n l a r kraliçesi Myrina ile ilgilidir (İl. Yerine göre O r p h e u s ' u n a r k a d a ş ı . tanrıça. T e u k e r o n u ülkesine k o n u k ge­ len D a r d a n o s ' a verir. H o m e r o s ' u n iki büyük destanı da Musalara seslenişle başlar. Batieia adını takmıştır ona halk. haşka hiçbir kaygı yoktur yüreklerinde. Myrina ü s t ü n e anlatılan ö b ü r efsaneler şun­ lardır: Amazonlar kraliçesi Myrina O k e a n o s kıyılarında b u l u n a n Atlantis ülkesine saldır­ mış ve yaya üç b i n . k o m e d y a . gider aklından üzüntüleri şenletir onu tanrıçaların büyüsü. Ama zonlar bunların h a k k ı n d a n gelip. vurur dururlar Olympos yolunda. Terpslkhore. Ne mutlu Musaların sevdiği insana bal akar onun dudakları arasından. Genellikle şöyle bir b ö l ü m l e m e yapılır: Kalliope. O zaman kral P r i a m o s o n u n yardımına k o ş t u ğ u n d a n Mygdon d a Troya savunmasına katılır (İl. Bu t u t u m ve davranış H o m e r o s ' l a başlar. S o n r a da onlarla birlikte G o r g o l a r a karşı savaş a ç m ı ş . tanrıça. S a n g a r i o s (Sakarya) ırmağı kıyılarında o t u r u r m u ş da g ü n ü n birinde A m a z o n l a r ı n sal­ dırısına u ğ r a m ı ş . E r a t o . < "> g rencisi ya da oğlu sayılan Musaios Attika el sanesinde O r p h e u s ' a karşılık yaratılmış bir tip olsa gerek: Mistik nitelikteki ezgileri Eleusis gizemleriyle ilişkili derlerdi. U r a n l a . Peleus H a r m o ı ı l a ' u ı n düğünlerinde bulunmuşlardı) Adlarının geçmediği h e m e n de şiir yoktur.).ı geçmiş. oğlu Akhilleus'un öfkesini söyle.saygı ve sevgi gördüğü Odysseia'da c a n ­ landırılan D e m o d o k o s t i p i n d e n bellidir (Demodokos). Perseus)... II. Musaların yetki alanları çağlar ve şairlere göre değişir. Kadmos'la . dans ederler. çıkılır ovanın dört bir yanından tepeye. III. E u t e r p e . bin bir düzenli yaman adamı. çıkar. böylece Myrina Troya kral s o y u n u n dişi atası olur. Inıyülü bir ses yükselir adımlarından yürürken yüce babalarına doğru. Thalia. I İhya ve Mısır'. oraları da ele 'M'I Anlat bana. Karlı Olympos'un en yüksek tepesinde. övünce Olympos'un mutlu tanrılarını unutuverir hemen dertlerini.. Thalia. üzüntüden kan mı kurudu yüreğinde. İlyada'da Troya şehrinin topograf­ yası ü s t ü n e çok az bilgi verilir.. Erkeklerin hepsini kılıçtan geçirmiş..) : Şehrin önünde sarp bir tepe var. Kilo. a m a burada o z a n tek bir Musa'ya seslenir v e o n a t a n r ı ç a d e r s a d e c e : Söyle. Euterpe. P o l h y m n i a . t a r i h . oradadır koroları ue güzelim yurtları. tanrısal bir ezgi sarar dört bir yanı.

Athena da bu yalana kazarak onu bir ka­ rıncaya dönüştürmüş. Toros dağlarını da aştıktan sonra Phrygia'dan geçerek Kaikos (Bakırçayı) kıyı­ larına gelmiş ve orada (yani Bergama ovasın­ da) yerleşmiş. ama günün birinde Myrmeks tannçanın bulgusu olan sapanı bulmuş olmakla övün­ müş. Myrmidon. Myrtilos Oinomaos'un arabasının cıvatalarını gevşetmiş. Pelops'la Hippodameia efsanesin­ de adı geçen arabacı. Smyrna). Efsane niteliğini taşımayan bu olay­ lar tarihsel bazı olaylara göre kurulmuş olsa gerek (Amazonlar). Myrrha. Myrina'yı öldüren kral Mopsos'muş. Athena da bu yüzden onu sever. Kıbrıs kralı Kinyras'm kızı (Kinyras. Hippodameia'ya âşık olduğu ya da ondan yaptığı işe karşılık bir ge­ ce yatma sözü aldığı söylenen Myrtilos'u P e lops denize atmış. Myrmeks. Pelops.geçirdikten sonra Arabistan ve Suriye yoluyla Anadolu'ya gelmiş ve Kilikyahlara boyun eğ­ dirmiş. Akhilleus ve babası Peleus'un yönettikleri Tesalyalı boya adını veren kahra­ m a n . Oinomaos). 210 . Zeus'un oğlu olmakla geçinir. Adı karınca anlamına gelen Myrmeks hamarat. böylece P e lops'un yarışı kazanmasını ve Hippodameia ile kaçmasını sağlamış. Adonis. Pelopsogullarının başına gelen bütün belaların nedeni de buymuş (Hippodameia. becerikli bir Atinalı kız­ mış. tutarmış. Myrtilos da can verirken Pelops ve soyuna lanet okumuş. Myrtilos.

yumuşak iki göğsü arasında tutai ken. düştü gizlenerek izlerinin ardına. sularını içen ya da sularına da­ lan hastaları iyileştirme güçleri vardır. Nerkis çiçeğine adını veren Narkissos'un öyküsü hemen her çağda şairleri esinlemiş bir öyküdür. kiminin adı efsaneye geçmiştir (Arethusa. 23): "Sakarya ırmağının kızı. badem içi­ nin aklığını. Agdistis-Attis efsanesinde adı geçer. yerleşmiş ve ona adını vermiştir. Dokuz ay sonra. Asopos gibi ırmakların perileri. Ba­ dem içini. s. bekleyebilirdi ancak sözleri ki onlara cevap yollayaı ak . bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt beri getirilen alevi nasıl kaparsa Ekho da yaklaştıkça ona daha yakından yanıyordu aşkla. Masala göre. her nedense. Tatlı tatlı esnerken. Onu en güzel anlatan­ lar arasında da Latin şairi Ovidius önde gelir. Ovidius. ama ölümsüz değil­ dirler. ya da gizli bazı hastalıklara çarptırmıştır (Nympha). hayret ve hayranlıkla bakakalan gözleri önünde tuhaf bir şeyler olmaya bağlamış: Sanki badem içinin ve göğsünün aklığı eriye- rek birbirine karışmaya koyulmuş. Nana böy le bakadururken. Şıpır şıpır yıkanır­ ken. sı­ cak bir günün akşamı serinlemek için. bir ıssız yaradılışı vermedi izin söze başlamaya. Salmakis). 1944 yılı Tercüme Mecmuası'nda çıkan Can Yücel'in çevirisidir: Ekho görünce Narkissos'u kırda dolaşırken arzu sardı gönlünü. bira/ sonra da tufan olmuş. gebe kalmış olduğu nun farkına varmış.ı cağını bildiren bir tanrı sözü varmış. Kyklad takımadalarından Naksos adasına adını veren kurucu kahraman. daha başkasında da Apollon'la Akallis'ten doğduğu söylenir (Akallis). Narkissos'la Ekho efsanelerini bir­ leştirerek iki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabaları bir tek dram olarak canlandı­ rır. Kaynakları efsanelere göre değişir. Bu yüzden "Nannakos'un gözyaşları" di­ ye bir deyim kalmıştır. O sıralarda güneş. Ağaç perileri (Drysa. Uyandığında yıldızlar pırıl pırılmış. Bu masallar Tufan efsanesinin Anadolu kaynaklı olduğunu açığa vurmaktadır. Verdiğimiz çe­ viri. Hamadryas) gibi uzun ömürlü olurlar. Bu dualar sı­ rasında da Nannakos habire gözyaşı döker miş. Kimi mythos yazarı onları Okeanos soyuna bağlar. Narkissos. Onun ustaca anlatımından birkaç parçayı aşağıya almayı uygun gördük. su perisi Nana. dere ya da ırmağa bağlıdır. bakılmayacak güzellikte bir oğlan doğur­ muş". bir badem ağacının dalı üzerine eğilmiş. H o m e ros bunların bütün nympha'lar gibi Zeus'un kızları olduğunu söyler. Başka bir kaynakta onun Endymion'la Selene'nin oğlu olduğu. Başka bir efsaneye göre. Naiasların. öldüğü gün halk topluca ağlamaya koyulmuş. kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak e. Efsanelerin birleştiği bir nokta Naksos adasının Anadolu'dan gelme göçmenlerle meydana getirildiğidir. adları yüz­ mek anlamına gelen fiilden türemiş olan su perileridir. Su perisi bademi kırıp soymuş. Halikarnas Balıkçısı serüvenini şöyle anlatır (Hey Koca Yurt. Yaşamları. Nannakos çok es­ ki zamanlarda. Her suyun kendine özgü bir Naias'ı vardır. ölünce de bütün halkının yok ol. Tufan olacağını öngörmüş ve olmaması için topluca yakar­ malar. Tersi­ ne kimi inançlara göre Naiaslar sularında yı­ kanan insanları çıldırtmış.N N a i a d e s . Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak. Nana. Beyaz badem İçini yemeden önce. Bir e f saneye göre Naksos Karyalı göçmenlerin ba­ şında eskiden Dia adını taşıyan bu adaya gel­ miş. Bu olay Theseus'tan üç kuşak önce olmuştur. Nannakos üç yüz­ yıl yaşamış. bütün dünya pespembe bir boş­ luk olmuş. böylece tanrı sözü g < t l çekleşmiş. içinde bulundukları kaynak.ledl. kendi­ ni Sakarya suyuna atmış. ırmağın kızları sayılır. Naisler ya da Naiaslar. Deukalioh tufanından önce yaşamış bir Phrygia kralıdır. yalvarmalar düzenlemiş. Nannakos. içine tatlı bir baygınlık yayıl mış. Sangarios (Sakarya) ırmağının kızı. Naksos. teninin aklığı üzerine tutmuş. yüzüne. pembe pembe batmaktaymış.

yeraltına göçtükten sonra bile. gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos'un: "Ey boş yere sevdiğim çocuk". Ne yapayım?İsteneyim mi?lsteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık? Beni yoksul ediyor varlığım. . bağırdı Ekho: "Elveda". yanan da. seviyordu tensiz bir hayali. bu y e t e n e ğ i n ­ d e n faydalanarak Nauplios'ıı kötü işlerde kul- N a r k i s s o s . A r g o n a u t ' l a r seferine katılır ve d ü ­ m e n c i T i p h y s ö l d ü k t e n s o n r a ... N a u p l i o s P a l a m e d e s ' i n babası o l a r a k P a l a m e d e s efsanesinde rol oy­ n a r (Palamedes). Ellerini kaç kere daldırdı. garip bir dilek seven için ama. bağırıyordu "olacaksa senin her şeyim". Ne vahşi bir hayvan. ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman. titreyen meşaleleri hazırladılar. yer tekrar iletti dediklerini. ve gledi son günleri ömrümün. " B u r a d a buluşalım" d e r . bir şey söylemedi: "Senin her B u n d a n s o n r a da asıl Narkissos efsanesi başlar: dalgalarında gümüşler oynaşır. Ekho da katıldı onlara. o benim. "Elveda" deyince o.. t e k r a r l a r d u r u r iniltilerini ve bu güzelim şiir şu dizelerle s o n a erer: Şunlar oldu son sözleri. "Var" diye cevap verdi yankı. tek bir kuş bile yoktu onun sükûnunu bozan. Tutuşturan da ben. isterken kendini istiyordu. Hâlâ bakıyordu kendine. bakıyordu Styks sularına. Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine. kimi efsanelerde kralların. E k h o d a koşa koşa çıkar o r m a n d a n .. (2) Yukarda adı g e ç e n N a u p l i o s ' u n küçük t o r u n u . Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim. N a u p l i o s . Berrak bir pınar vardı. Gidermek isterken susuzluğunu. Ölüm gelmeyecek bana ağır dinecekse acılarım. o n u n yerine geçer (Argonaut'lar). ne otlayan bir keçi. Tam sedyeyi. dövündüler Dryas'lar. E k h o d a u z a k t a n seyreder sevdiğini. N a u p l i o s usta bir denizci­ dir. aldatmıyor beni artık hayalim. Dövündüler bacıları Naias'lar kesik saçlarını yanı başına koydular.NAUPLIOS Narkissos'la E k h o a r a s ı n d a a n l a m s ı z diya­ log şöyle s ü r d ü r ü l ü r : Bağırdı: "Orada kim var?". Neyi gördüğünü bilmiyor. Ona ulaşan ne bir çoban. arzuladığım benimle. odun yığınını. boşa kavuştu kolları sularda. P e l o p o n e z ' i n ü n l ü li­ m a n l a r ı n d a n olan N a u p l i a ' n ı n kurucusu (Amymone).. Yorgun başını dayadı sık çayırlığa. fakat yanıyordu onunla. Çevresinde en yakın suyla beslenir bir çayır. göçüyorum hayatımın baharında. Narkissos a n l a r b a ş ı n a geleni ve şöyle dile getirir: Anlıyorum. a m a oğlan kızı g ö r ü n c e k a ç m a y a koyulur: "Ölmek yeğdir" diye Ekho başka şeyim ". gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu. içtikçe suya vuran güzelliğine hayran. (1) T a n r ı P o s e i d o n ' l a D a n a o s kızı A m y m o n e ' n i n oğlu. Kendime olan sevgimle yanıyorum. sevdiğim uzak olsa keşke. vücut yoktu hiçbir yerde. Ayrılabilsem vücudumdan. Kemirsin artık gücümü acı. vücut sanıyordu sulardakini Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle kımıldamaksızm. yerinde sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular. Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara. Bilmeden kendini arzuluyor. Narkissos g ü n geçtikçe eriyip gider. severken onu kendini seviyor. artıyordu bir yandan susuzluğu. ne ağaçtan düşen bir dal. ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini. uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere. içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi. bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın. Ve şimdi can verelim ikimiz bir solukta.. ne bir sürü.

Bu söz­ lere dayanılır mı. Odysseus'un sözleri de yüreğine işler: Yalvarırım. pırıl pırıl kapı kanatları kapalıydılar. görünüşün. babasının mutluluğunu över. T o p ırmağın gerisindeki koruluğa düşer. k ı z ı Atıge'yl deniz­ de boğmak görevini Nauplios'a verir. b o y u n boşun. VI. . Odysseia birçok öykülerden örül­ müş uzun bir romandır. Hizmetçi kızlar kaçışırlar. ırmağa gidip çama­ şır yıkamak istediğini söyler. tutayım işi bir ucundan. Mysialı gemicilere satar. M i tograflar kendisinin de aynı biçimde öldürül­ düğünü ileri sürerler. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansan. Bu işe niçin gi­ riştiğini de söylemez. sevebileceği bir erkeği bulup onunla evlenmeyi özleyen bir kızın bütün duygularını ince bir gerçeklikle canlandırır bi­ ze. Nausikaa. ulu yürekli Alkinoos'un kızı. ulu anana. bu iki insanı ayırır ve bize genç kızın uğradığı hayal kırıklığını sez­ dirmekle yetinir. güzelce giyinip kuşanmaksın. Akhalardan haksızlık görüp taşlanınca. Tan ağarırken gidelim yumaya. hazırlık yapmalısın düğüne. sonra da t o p oynamaya koyulurlar. daha kocaman görünmesini sağladı. orada günlerce denizde yüzmekten bit­ kin düşmüş uyuyan Odysseus'u uyandırır. bir yanında bir hizmetçi. babasın­ dan katır arabasını ister. şipşirin. der. tıpkı sümbül çiçekleri g i b i . Bu öykülerin en se­ vimlisi de Phaiak prensesi Nausikaa'nın yarı­ da kalmış romanı olsa gerek. dipdiri bedeninle tıpkı osunl Sonra da anasının. Odysseus'u yıkamalarını. bir yanında bir hizmetçi yatıyordu. Nausikaa. Oğlu Palamedes. yalnız Penelopeia üstüne yaptığı deneme sonuç vermez. kendisi de Klymene'yi alır (Aerope). Bol yapraklı bir dalla örter er­ kekliğini. Akha yiğitlerinin yur­ da dönüşlerinde can vermeleri için de girişim­ de bulunur ve Oileus oğlu Aias'ın gemisinin kayalara çarparak parçalanmasını sağlar. çabucak olsun bitsin bu iş. Nauplios Akhalardan öç alma işine kovulur ve Troya savaşında bulunan yiğitlerin karılarını baştan çıkarmaya uğraşır.): Doğru yürüdü çok süslü yatak odasına. Odysseus bakar ki genç kızlar oynaşıyor ır­ mak kıyısında. seni sevenler de giyinip kuşanmak. ister insan. uzun zaman kız kalamazsın nasıl olsa. mutluluk getirir babana. ama asıl mutlu olacak insan bu güzel kı­ zı alıp evine götürecek kocadır. kraliçe Arete'nin kızlara yıkanacak güzel rubalarla birlikte kokulu yağ­ lar ve bir sepet içinde günlük kumanyalarını vermesi ayrıntılarıyla anlatılır. yalnız Nausikaa ürkmez yosunlarla örtülü çıplak erkeği görün­ ce. Dillere destan olur böyle düğünler. ulu Zeus'un kızı Artemis olmalısın. geleyim ben de. Odysseia' nın VI. çıkar Nausikaa'nın karşısına yalva­ rır. cana yakındı ikisi de. O ana kadar da Nausikaa'yi hayata açılan. Nausikaa şafakla birlikte kalkar. Çamaşırlar yı­ kanıp durulanır. bölümünde Phaiak prense­ sini yatak odasında uyur görür. Nauslkaa'ydı bu. 15 vd. Girit kralı Katreus kızları Aerope ile Klymene'yi aynı amaçla Nauplios'a verir.landıkları anlatılır: Aleos. Tanrıça k ı z ı n yatağına yel g i b i varır ve şu sözlerle kışkırtır. kızlar oturup yemeklerini yerler. boyu boşu. ister tanrı ol. tanrıça Athena kızın bir arkadaşı kılığında düşüne girer (Od. Nauplios bu kızları da kurtarır ve Aerope'yi Atreus'la evlendirir. anan olacak kadın seni/ Güzel rubaların kalmış yüzüstü. Homeros bu güzel kızı bize tanıttıktan ve Odysseus'la ta­ nıştırıp onunla olan gönül macerasına dokun­ duktan hemen sonra. başta Klytaimestra olmak üzere bir­ çoklarının âşıklar tutup kocalarını aldatmala­ rını sağlar. bir kız yatıyordu orada. saçları dökülüyordu basından kıuır kıvır. giydirmelerini buyurur. oysa geldi çattı evleneceğin gün. ama Alkinoos anlar her nasılsa kızının düğün hazırlığı yaptığını. Nausikaa hizmetçilerini ça­ ğırır. güneşe serilir. görünüşü tanrılara denk. Auge de Anadolu'ya varınca Telephos'u doğu­ rur (Auge). kraliçem sana. Nauplios kızı kurtarır. Ne de kaygısız doğurmuş. Ara­ banın hazırlanması. Odysseus yıkandıktan sonra daha bir yakışıklı ve alımlı olur: Zeus'tan doğma tanrıça Athena daha iri.

biz Phaiaklar dururken almış onu yanına yürüyor diye halkınca kı­ nanmaktan korktuğunu ileri sürer. o erdemli kral kızının adı anılmaz Odysseia'da. tek amacının İthake'ye karısının yanına dönmek olduğunu söy­ ler. bir daha da Nausişehrini kurmuş (Kadros). Bu kral Alkinoos'un babası ve Alkinoos'un hem yeğeni. dikildi karşısına. rolü önemlidir (Nestor). Nausikaa gönlünü kaptır­ mıştır. Herakles efsanesinde sözü geçen Nausithoos. Kurnaz Odysseus da bo­ zuntuya vermez. böylesine bir gün kocam desem. gün boyunca. (2) Atina kralı Kodros'un oğlu Neleus efsa­ can verdin bana sen. yalnız Nestor kur­ günümü. İkizler yetişip ölümlü babaları Kretheus'un sonra seslendi. Tanrı yüzlü Nausithoos onları kaldırdı. can!" neye göre bir bölük Attikalı ve Messenialı ile birlikte îonya'ya göçmüş ve orada Miletos Perde böylece kapanır. evler kurmuş. Eris'ten dogma simgesel bir varlığa verilen ad. 458 vd\): (1) Poseidon tanrının oğlu Nausithoos Phaiakların ilk kralıdır.. yerleştirdi Skherie'ye. Neikos. esen kal. ro'yu öldürmeye kalkarlar. Hızlı gemici anlamına gelen Nemeia aslanı. (2) Theseus'u Girit'e götüren geminin dü­ mencisi de Nausithoos adını taşır. ey genç kız. onu şehre götürürken aklına saplanmış olan konuya değinir. Nausikaa'nın romanı yıkılır. 4 vd. konuğumuz.Olan olmuştur. kadın Hera tapı­ sen ilkin bana borçlusun kurtuluşunu". V I I I . çünkü dedikodu olur. hem de eşi olan Arete'nin dedesidir. (1) Tyro ile Poseidon'un oğlu. engin gökte oturanlara. 22). N e Zeus. Tepegözler onların topraklarını boyuna yağma ederdiler. göz göze geldi Odysseus'la öylece ona baktı. İolkos'tan kovulur ve gelir Peloponez'in "Ulu yürekli Alkinoos'un kızı. Çok geçmeden acı yanılgısını anlar: Odysseus kimliğini açığa vurur. onların kısraklarca büyütüldükleri anlatılır. sevinci İçinde bı­ rakır. Nestor'un Troya savaşı ve îlyada'daki bir tanrı gibi tapacağım sana orada. Bu konu düşmez ağzından. Pelias'ın ikiz kardeşi (Tab. Neikos çatışma. an radığını ve çok hırpalandığını görürler. bir arada görünmeyelim der. Pontos'la Gaia soyundan ENausithoos birçok efsanelik kişilerin adıdır: khidna'nın Orthas'.): engin Hypereia'da otururdu. kanatlı sözlerle. göreceksem sıla savaşta on bir tanesi ölür. dedi ki: kral olduğu İolkos'a dönünce anaları "Sağ. leus'un on iki oğlu olur. Ne olur. sabahtan akşama dek. köpegiyle birleşerek mey- . kavga anlamına gelir (Eriş). Odysseus yo­ la çıkmak üzere hazırlıklarını yapmış. eğer isterse. Tyro tanrı PoseiSağlam yapılı kapının aralığında Nausikaa don'dan doğurduğu çocukları dağa bırakınca. tulur. Alkinoos'un sarayına git­ mek üzere kızdan ayrılınca Nausikaa'yı bir koca bulmuş olma umudu. kalsa burada. ha­ mamdan güzel urbalar giyinmiş olarak çık­ makta ve şölene gitmektedir ki prensesle kar­ şılaşır (Od. Tyro'nun üvey anası Sidero'nun hışmına uğ­ baba toprağına döndüğünde unutma. Here'nin uzaktan gürleyen kocası. tapmaklar yapmıştı tanrılara. ra kardeşiyle taht konusunda kavgaya tutu­ dedi ki: şur. otursa bizim yanımızda. Nemeia. Herakles'in açtığı bir döneceksem ben yurduma. Dört yandan surla çevirmişti kenti. götürdü. her vakit. şöyle der kendi kendine: Demin yüzüne bakılmaz gibi geldi bana. Odysseus'ta Phaiak ili bi­ ze şöyle tanıtılır (Od. Sidebeni. VI. nağına sığındığı halde Pelias onu vurur. kral kızı kendine bir yabancı koca bulmuş derler. Nausikaa. Son­ Çok akıllı Odysseus karşılık verdi ona. Odysseus'la tatlı tatlı konuşur. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. tekmil toprakları dağıtmıştı. sağ. kaa'nın.. şimdiyse tanrılara benzer. (3) Odysseus'un Kalypso'dan olma bir oğ­ lu. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. Eskiden Phaiak'lar Neleus. Messenia bölgesinde Pylos şehrini kurar. esen kal.

Kentaur' lar). yiğit babası gibi yararlık göstererek Telephos'nn oğlu Euryplos'u öldürmüş ve adını taşıyan bir sa- vaş oyunu (pyrrhike) düzenlemiş. Babası Troya savaşına gidince. Bunlar Neoptolemos'la birlikte Iroya'ya giderken Lemnos adasında durak vermişler. Athamas lno ile evlenmek için Nephele'yl b< > şar. ama çokluk İnsanlarda ölçüsüzlüğü. Hera'ya âşıktır. bunlar Okeanos kızlarıdır. Bu mermeri Persler Atina'yı aldıktan sonar zafer anıtı ola­ rak dikmeye hazırlanırken. Neoptolemos savaş dönüşü Epir bölgesine yerleşir. Neoptolemos birçok efsane­ lerde Hermione'nin kocası olarak gösterilir. Nemesis. oğluna Neoptolemos'tan başka Pyrrhos (yani kızıl saçlı) adı verilmiş (Akhilîeus). Batı Kızları'nın bahçlerinde otururlar. kimi za­ man Okeanos'un kıyılarında. Babasını anmak üzere de mezarı üstünde Priamos kızı Polyksene'yi kurban eder (Polyksene). Gaia'nın Pontos'la ya­ ni Toprak'ın Deniz'le birleşmesinden doğ­ muştur (Tab. Andormakhe'den üç oğlu olmuş. 233 vd. Troya . ki­ mi zaman Olympos'un tepesinde. Nemesis hem soyut bir kavramı simgeler. muradına ermemesi için Zeus Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İksi on'un onunla birleşmesini sağlar. Ama Menelaos kızından çocuğu olmadığı halde. sonunda bir kaz olur. (1) Athamas'ın birinci karısı. Onu kız kılığında Skyros kralı Lykomedes'in hareminde bulunduğu sıralarda üretmişti. Hera'nın beslediği bu aslan Nemela bölgesine korku salmaktaydı ki. Adı yeni savaşçı anlamına gelen Neoptolemos Akhilleus'un oğludur. Nereus . Bu Nephele Kentaur'ların anası olur (İksion. Phriksos'la Helle'nin anaları (Atharnas). Nereus Deniz İhtiyarlarından biridir. babacan tanrı derler ona . H e rakles onun hakkından geldi (Ekhldna. Neoptolemos' u dedesi Lykomedes yetiştirir.ılın da bulunup şehrin ele geçmesine yardım eden savaşçılardandır. hem de tanrısal bir varlık olarak canlandırılır. Nemesis'ten doğan yu­ murtanın Leda'nın eline geçtiği ve Helene ile Dioskurların bu yumurtadan çıktıkları anlatılır (Leda). Nemesis ölçüsüz gururlarını cezalandırmış. Bu­ nu kıskanan Hermione'nin teyze oğlu ve ni­ şanlısı Orestes eliyle Neoptolemos'u öldür­ mesi tragedya yazarlarının işledikleri bir m o ­ tif olmuştur (Hermione. 6): Hesiodos'a göre. bulut tanrıça da çocuklarını kurtaracak altın postlu koçu gönderir onlara (Helle). Zeus ona tutulur. Akhilleus orada Pyrrha adıyla saklandığı için. delikanlıyı alıp getirmek üzere de elçiler gönderilmiş. Troya'da Akha ordusu N e o plolemos'u coşkuyla karşılamış. (3) Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutlar birer kadın olarak simgelenmiştir. ' Kavram olarak Nemesis tanrısal öcü simge­ ler. orada Akhilleus'un oğlu hasta olan Philoktetes'i Troya'ya gelmeye kandırmış (Philokktetes). kendine ve talihine aşın güveni cezalandıran varlık olarak göste­ rilir. Akhilîeus öldükten sonra da Troya şehrinin ancak oğlu lavaşa katılırsa düşeceği üstüne bir fal çık­ mış. Sokrates ve genellikle filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir. ama Nemesis tanrıdan kaçmak için bin bir biçime girer.): DEniz doğru sözlü Nereus'u yarattı: En büyüğüdür o bütün çocuklarının. Peleus'un ülkesine dönmeyip de Epir'e yerleşmesinin nedeni üstüne efsaneler birbirini tutmaz.ilana getirdiği canavarlardan biridir (Tab. Orestes). 6). Şehir düştükten sonra Hektor'un oğlu Astyanaks'ı surdan aşağı ata­ rak öldürür ve Andromakhe'yi esir olarak alır (Andromakhe). Marathon'a yakın küçük bir Attika kentin­ de Nemesis'in bir tapınağı varmış. mermer de böylece tanrıçanın heykelini yontmaya yaramış. Hesiodos şöyle tanıtır onu (Theog. Nephele. Hesiodos'a göre Gece tanrıça Nyks'in kızıdır. (2) Bulutu simgeleyen bir varlık olarak IN V phele'nin İksion efsanesinde adı geçer. tanrı da kuğu kuşu biçi­ minde onunla birleşir. Bu nitelik de tragedyada büyük bir rol oynar. tapınakta­ ki tanrıça heykelini ünlü heykeltıraş Pheidias Paros mermerinden yontmuş.Nereus Kızları. Neoptolemos. Henıkles). İksi on. kimi zaman Erinyslere karışır. Ate ile Hybris'in hemen ardından gelir.

Yiğit karısı Deianeira ile bu ırmağı geçecek olunca. bütün deniz tanrıları gibi biçim de­ ğiştirmek yetisine sahiptir. deniz yü­ zünde oynayan ve koro halinde türkü söyle­ yen bir dans ve ezgi çemberi. herkes de sabırla dinler onu. ya da çelengiyle sararlarmış onu çepeçevre. Herakles Nereus'tan Batı kızlarının bahçesine varmak için yolu sorunca. Nessos sırtına aldığı Deianeira'nın ırzına geç­ mek istemiş. 22). K i mi zaman bir olaya karışıp yeryüzüne geldik­ leri de görülür. Herakles'in öldürdüğü Neleusogullarından bir o sag kalmıştır. (Birkaç dize adları sayılır): Denizin dibinde daha ne kadar Nerus kızı varsa doldurmuşlar gümüş ışınlarla mağarayı. geçirmiş. çünkü denizin köpüklü dalgalarını. Poseidon tanrının eşi Amphitrite de bir denizkızıdır. elli denizkızı. bir eşini daha bulmak için Shakespeare'leri. Orada altın tahtlann üstünde otururmuş Nereus'un birbirin­ den güzel elli kızı. Nereus kızları günlerini iplik dokumak. geçilmez ukalalığından. İlkçağın bir özelliği olan yaşa ve yaşlıya saygı duygusu­ nun ne kadar derine gittiği Homeros destan­ larında Nestor'a verilen önem ve değerle öl­ çülebilir. babalarıyla birlikte denizin dibindeki bir sarayda yaşarlar. dalgaları yara yara Troya'ya giderler ve orada kıyıya çıktıkları bile görülür. Herakles Pholos'la birlikte Kentaur'ların saldırısına uğrayınca Nessos'a karşı da savaşmış ve onu püskürtmüştû. kadının Herakles'e bu iksire batırdığı bir gömlek göndermesi. ApoIIon bu soya acımış ve bu kadar çok ölüme karşın Nestor'a çok uzun bir ömür bağışlanmasını sağlamış. N e s s o s . dalgalarla oyna­ şırlar. hepsi de durmadan dövüyorlardı göğüslerini. Ayrıca anası Khloris bir Niobe kızıdır. iyiden yanadır. bitmez tükenmez anılar anlatır. Nereus. Deniz İhtiyarı cevap vermemek için bir sürü hayvan biçimine girer. Thetis'in ardından. Nereus kızları Amphitrite'nin alayında yer alırlar. Nereus Okeanos kızı Doris'le evlenir. Akhilleus arkadaşı Patroklos ölünce derin bir yasa kapılır. Su yüzüne pek çıkmazlarmış. yiğidin de bu gömleği giyer giymez korkunç acılar içinde yanıp tu­ tuşması ve sonunda da ölmesi Deianeira ve Herakles maddelerinde anlatılmıştır (Pholos. bilgisi. görgü­ sü yüzünden de öyle bir üstünlük duyar ki. Balzac'lan beklemek gerekir. Sağa. 240-264). "ekin vermeyen denizin ortasında" tam elli kız doğurur Nereus'a. yani Tekirburnu açık­ larındaki bir magaradaymış. hem yumuşak huyludur. . Doris d e .. renklerini ve çeşitli halle­ rini simgeledikleri gibi bu kızlar. Pylos kralı da böyle­ ce üç kuşak boyunca yaşamış. Nereus kızları da yiğide yardım ederler ve babaların­ dan istediği bilgileri nasıl alabileceğini öğretir­ ler ona (Herakles). başladı inlemeye. Nestor Neleus'la Khioris'in en küçük oğlu­ dur (Tab. denizin dibinde ne kadar Nereus kızı varsa. Bu saray da Ege denizinde. I i I - Nestor. sola öğütler verir. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan at adam. ama mutlu bir ihti­ yardır. Akhaların danışmanı. Euenos)... tekmil tanrıçalar sardı çevresini. kardeşlerinin Apollon'la Artemis'in oklanyla öldürülmesini gör­ müştür. X V I I I . Knidos. 38 vd. Nereus kimi kez yüze çıkarmış. orada yolculara ırmağı geçirtiyordu.): . yunus balıkları ve efsanelik deniz yara­ tıklarıyla birlikte yüzüp gezerlermiş. anası Thetis'i yardıma çağırır. Ulu anası bir çığlık attı. X V I I I . Nestor ihtiyardır. Herakles'in attığı bir okla can verdiği sırada Deianeira'ya bir iksir vermesi. At adam da Euenos ırmağı kıyısına sığınmış. efsanelerde önemli yer tutup rol oynayan kişiler de çık­ mıştır aralarından: AkhiUeus'un anası Thetis bir Nereus kızı. hep doğruluktan. Nereus kızları. Hesiodos da bal­ landıra ballandıra sayarlar adlarını ( İ l . her kıssadan hisse alır ve durmadan nutuk çeker.çünkü hem dürüst. Pylos kralı ihtiyar Nestor Homeros'un yarattığı eşsiz bir 1 tiptir. Bunlara Nereus kız­ ları denir ve Homeros da.. çok görmüş. nakış yapmak ve şarkı söylemekle geçirirler. o da kız kardeşleri Nereus kızlarına dert yanar ( İ l . 38-49 ve Theog. beline kadar. Böylesi ihtiyar tipine ilkçağ yazınında bir daha rastlanmaz. doğruluktan hiç ayrılmaz düşünceleri. İşte o zaman.

Keşke başka bir ihtiyar olsa senin yerine. kimi mitograflar onu Athena'nın oyun arkadaşı olarak gösterirler. Menelaos'un yanma gönderir. Troya anılarını Telemakhos'un gözü önünde canlandırmakla kalmaz. Bunları des­ teklemek için gösterdiği örnekler birçok eski zaman olaylarının canlı canlı anlatılmasına yol açar. işte böyle güven veriyordu onlara. Bunları ve daha başka yaşantıla­ rını ballandıra ballandıra anlatır İlyada boyun­ ca. Tanrı Eros kızın bu davranışına çok içerlemiş ve Dionysos'a alt olacağına karar vermiş. Odysseia'da Telemakhos'un babasından haber al­ mak ve İthake'deki karışık duruma bir çare bulmak için Nestor'a danışmaya gittiğini gö­ rürüz. Önce canına kıymayı denemiş. Ayrıca doksan tane gemiyle sefere katılır. Geç ilkçağın mitograflarının yazdığı bir efsaneye göre. ona tu­ tacağı yolu gösterir. Dilinden sözler akardı baldan tatlı. IV. sen de delikanlılar arasına kanşabllsen hani. Bu şehir ilkçağda Nikaia. Pylos'un gür sesli sözcüsü. savaşı planla­ yan odur. ama Nikaia delikanlıyı yanına yaklaştırma mış. Savaşta oğullarının yararlık göstermesini sağlar. Sözüyle. Sevindi kral Agamemnon görünce onu. kendisini Hymnos gibi öldürmeyi kurduğunu anlayınca da. Pylos'taki sarayında Nestor yine o Nestor'dur. 248vd. sende bu ne yürek böyle. Hesiodos'a göre. Kanatlı. 6). Nikaia. herkes de haklı oldu­ ğunu kabul eder. bu güç bacaklarında da olsa keşke. 310 vd. Nikaia'nın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırmış. Nike Pontos'lular soyun­ dan Pallas'la Okeanos kızı Styks'ten dogma­ dır (Tab. Nestor rahat bir dönüş yolculuğu yapar. bölümünde anlatı­ lan bu buluşma destanın en canlı parçalarındandır. Olympos tanrılarından önceki kuşaktan olduğu halde. bir baba gibi ona bakar ve yanına kendi oğlu Thrasymedes'i verip bir arabayla Lakedaimon'a. Odysseia'nın III. Dionysos da Hindistan'a yaptığı yolculuk dönüşünde Nikaia'nın şerefi­ ne bir şehir kurup ona sevgilisinin adını ver­ miş. yalnız avcılıktan hoşlanırmış. Akhilleus arkadaşının öcünü alarak Memnon'u öldürür (Antilokhos.Troya savaşına gelmeden önce Lapith'lerle Kentaur'lar arasındaki savaşa. eylemiyle Nestor bir an olsun Troya savaşından uzaklaşmaz. ama ilyada'dan sonraki olayları anlatan destanlar Antilokhos'un Memnon'un saldırısına uğrayıp öldü rüldügünü anlatırlar. ama sonra tanrıya boyun eğmiş ve ona birçok ço­ cuklar doğurmuş. ölümlü iki insan kuşağının yaşayıp göçtüğünü görmüştü. Şimdi üçüncü kuşağın başındaydı o. komu­ tanlıkta da üstündür.): Kalktı ayağa güzel konuşan Nestor. tanrısal Pylos'ta doğup büyümüşlerdi beraberce. Akhalarm büyük girişim­ leri hep onun kafasından çıkar. dizlerin de yüreğine tıpatıp uysa. Nike tanrıça Athena'nın bir ek adı olduğu gi- . dedi ki: "ihtiyar. Hemen her bölümde rolü vardır. Kiz oğlan kız kalmaya ant içen bu nympha erkek ten kaçar. En doğru öğüdü verir. seslendi şu kanatlı sözlerle.): Bir zamanlar savaşta çok usta olan bu yaşlı adam. Kalydon avı­ na. Oysa kaçınılmaz ihtiyarlık kemiriyor seni. Karısı Helene kaçırılınca Menelaos'un ilk İşi Nestor'u gidip bulmak olur. Nikaia'yı de­ rede yıkanırken çıplak gören şarap tanrı kıza tutulmuş. onun gösterdiği varlığı pek az yiğit gösterebilir. Nike zaferi simgeleyen bir tanrıçadır. Nestor yalnız düşüncede değil. karşı koymaya çalıştığı bir anda da attığı bir okla onu yere serip öldürmüş. Nikaia gebe kalmış. Memnon). Hymnos adlı bir çoban gönül vermiş ona. ama kavga gene de sürüp gider. Pylos'ta yönetimi yeni baştan eline alır ve oğulları arasında zevkli bir ömür sürer. kimi kaynaklara göre Argonautlar seferi­ ne katılmış. bugün İznik di­ ye anılan şehirdir. Nikaia Sangarios (Sakar ya) ırmağı ile tanrıça Kybele'nin kızıdır. hızla uçan bir kız olarak canlandırılır. I. Nestor Troya savaşına iki oğlu Antilokhos ve Thrasymedes'le gelir. llyada'da bu ihti­ yarın başına bir dert gelmez. Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavgada hemen arabuluculuk işine girişir (İl. ordulan savaşa kışkırt­ mada Agamemnon'un hayranlığını kazanır (İl. Nike. Kız sarhoş olun­ ca Dionysos muradına ermiş.

bense bir düzine. Niobe.ama Apollon'la Artemis'in doğumlarında da. Ölüler yatıp kaldılar kanlar içinde. Ne tuhaf ki hiçbiri Manisa'daki gözlerin­ den şıp şıp yaşlar damlayan kara kaya kadar dokunaklı değildir. (2) Geç çağlarda Yunanistan kaynaklı bir Niobe daha uydurulmuştur: Peloponez'de ya­ şamış ilk adamın kızı olarak gösterilir. onunla arkadaşlık etmiş olması hayatı­ nın bu dönemine rastlar herhalde. Bunlar hep aynı inanç ve efsa­ ne zincirinin halkalarıdır.): Güzel saçlı Niobe'nin de i/emek geldi aklına.bi Atina'da Zafer tapınağı da Athena'nın sa­ yılırdı. onu kandırmak için de Niobe'yi örnek olarak gösterir ( İ l . Thebai ile Amphion'la hiçbir ilişkisi yoktur gerçekte. Ana' Tanrıça Kybele'nin anıtı vardır Manisa'da. gözyaşı dökmekten yorgun düşmüştü. yani ilk kadın. Nitekim Leto . Niobe aynı simgenin başka başka kişilerde canlandırılmasıdır. kızlarını da okçu Artemis öldürmüştü. oradan Yunanis­ tan'a yayılır ve yerli Yunan efsanesi gibi gös­ terilir. Niobe'nin göz­ yaşları derlerdi ve derler. ergen altı oğlu. 6 0 3 vd. işte oralarda. Bugün Sipylos kayalarında. Leto. bir çeşit Havva. Niobe babası Tantalos'un kral olduğu Sipylos (Manisa) dağının yöresinde doğmuş ve ya­ şamaktadır. göz ye­ rindeki oyuklanndan su sızar. Niobe ana. bir bahar ve bereket bayramıdır bu. sonraki eylemlerinde de baba tanrının hiçbir rolü yoktur (Leto. Sipylos dağının yamaçların­ da. Kybele). Ağlar durur yaşlı ana yitirdiği bunca çocuklarına. öldürdü hepsini. çalılıklar arasında başka bir kaya. herkesi taşa çevirmişti Kronos oğlu. diyordu Leto iki çocuk doğurdu. camiden aşağı halka atılan kutsal macun­ lar kısırlığı önler. kimsecikler yoktu onları gömecek. oysa on iki çocuğu ölmüştü sarayında. üretme önemlidir ve anaç varlık taşır çocuğun yaşamı boyunca sorum­ luluğunu ve gururunu. Niobe dramı tragedya yazarlarını olduğu kadar plastik sanatları da esinlemiştir: Dünya müzelerinin birçoklarında tanrılarca öldürü­ len Niobe çocuklarının heykelleri sergilenmiş­ tir. Anadolulu Ana Tanrıça kültü anaerkil bir toplum düzenine dayanır. ana­ lıkta her ölümlüden üstün olduğunu açığa v u ran Leto ana. Niobe kayasının bi­ raz ötesinde Mesir bayramı kutlanır bugün de Manisa'da. Bu üç kişinin efsanesi de Anadolu'da kaynak bulur. Niobe e f sanesi özbeöz Anadolu efsanesidir. Her çeşit sanatçıya tükenmez bir esin kaynağı olan Niobe'nin öyküsünü en açık seçik biçimde Homeros anlatır: Priamos oğlu Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'a geldiğinde. bir derenin üstüne sar­ kan kapkara. işte o gün yemek geldi Niobe'nin aklına. Göklü tanrılar gömdü ölüleri onuncu günü. doğurganlığı kamçılarmış. Dramı çok çocuklu olmasından ileri gelir. iki kişi. Kybele ana. Apollon'la Artemis. X X I V . Niobe güzel yanaklı Leto ile bir tutuyordu kendini. Ama efsa­ neye göre Niobe Thebai kralı Amphion'la ev­ lenmiş ve ondan birçok çocukları olmuştur (Amphion). tanrı buyruğuyla taş olmuştur Niobe. babası Tantalos ve kardeşi Pelops gibi (Tab. altı kızı. Apollon öfkelenmişti Niobe'ye. yüreğine sindirir durur acılarını. Tanrıça Leto ile birlikte büyü­ müş. Niobe. Akheloos ırmağı kıyısında oynaşan su perilerinin Yatakları var derler ya. Ama birkaç kilometre ötede. bütün canlıların anası- . ıssız doruklarında. ama şafak söküp de ölüyle birlikte Troya'ya dönmeden önce de biraz yemek ye­ mesini ister. öldürmüştü oğullarını gümüş yayıyla. Kybele. pürtük pürtük bir kaya. 14) Anadolu'ya özgü efsanelik bir tiptir.bu efsane­ nin de babaerkil düzen yerleştikten sonra uy­ durulduğu açık . Efsanesi bugün de yaşar: Manisa'da kadın yüzü biçi­ minde bir kaya vardır. Akha yiğidi ölüyü geri ver­ meye razı olur ve ihtiyar kralı barakasında konuklar. üretilen varlığın babası aranmaz. 218 Niobe gerçekten de taş kesilmiştir. bir de öç alan. giderek Amphion'un tanrılarca öl­ dürülen çocukların babası olduğu bile belirtil­ mez. Nitekim Niobe'nin asıl dramı yurdu olan Sipylos dağının eteklerinde geçer ve çocukla­ rının babası olan Amphion'dan hiçbir söz edilmez.ki Kybele'nin Lykia yöresindeki bir tıpkısıdır Zeus'tan gebe kalmış der efsane .

Atropos. Son­ ra Nyks kendi kendine üretmeye koyulur. Bu Niobe. Nympha'lar ikinci derecede önemli tanrıça­ lar sayılmakla birlikte. Nyks (Gece). didişmeyi simgeleyen tanrılar. or­ taya çıkardığı varlıklar kötülüğü. birinin içinde kendi ölüsü. gaflet tanrıçası Ate. 6. Alba kralının iki oğlu varmış: Numitor'la Amulius. katil. 9). ne güzel korularda. Numa Pompilius. Numitor. Olympos'ta toplantıya çağrılınca tanrılar. bu birleşmeden Aither'le Hemera. doğa ve insanlar üstü . ikizlerin Tiber kıyısına bırakılması ve orada bir d i ş i a y ı tarafından emzirilip büyütülmeleri Romulus maddesinde anlatılmıştır. nympha' lar da gelir katılırlar (İl. Hypnos (Uyku) ve Oneiros (Düş). or­ manlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkla­ rın dişi olanlarına verilen addır. Tanrı Mars'tan gebe kalan Rea. dövüş. Homeros'a göre nympha'lar Zeus'un kızlarıdır. Bütün bu adlara ayrı ayrı bakınız. rahip heyetleri de kur­ muş. çekişme. Nyks'le Erebos sevişip birle­ şirler. Esîr'le Gün. Hesperides. Romulus'la Remus'u doğurur. Bkz. tahta çıkınca da Romulus'a bir tanrı gibi tapınılmasını sağ­ lamış (Romulus). Gece'ye ve ondan doğmuş varlıklara büyük bir yer ayırır ölüler arasında. Numitor Romulus'la Remus'un dedesi ve Roma kral soyunun atasıdır. pınarlardan bal akıtmak gücüne de sahipmiş. Rüzgârlar). Antiope'nin babası. Kendisi Romulus'un Roma'yı kurduğu gün dünyaya gelmiş. Zeus tanrı onunla birleşerek Argos ve Pelasgos'u üretmiş (Tab.dır. Argos ve Pelasgos gibi yerli atalarına bir ana bulmak hevesine düşmüş ve ilk kadınla ana tanrıça motiflerini birleştirerek Niobe adlı bir efsane kişisi uydurmuştur. hak aramayacağından emin olmak için de oğlunu öldürmüş. Ker. yani Ba­ tılı Gece Kızları. Bu efsaneden Ana Tanrıça imgesinin yaygınlığı ortaya çı­ kar: Yunanistan da kurucu kahramanlarına. amcası Amulius'un öldürüp de­ desi Numitor'u tahta oturtur. yani ışıksal varlıklar doğar. Tanrılara saygılı dindar bir kral olarak geçinir: Roma pantheon'una bir­ çok tanrı kattığı gibi. Aslında başı örtülü. Nympha.): Themis dört bir yana gidip buyurdu tanrılara. Numa aya dayanan ve uğurlu ile uğursuz günleri sayan bir yeni takvim de yap­ mış. Sabin kaynaklı Numa Roma'nın kuruluş efsanesinde ikinci kral ola­ rak gösterilir. nede yeşeren çayırlarda oturanlar. Thebai kralı (Antiope). bir de her türlü kavga. Zeus'un evinde toplanın dedi. kızı Rea Silvia'yı da evlenemesin diye Vesta tanrı­ çasına rahibe yapmış. Adı Türkçe Lodos diye anılan güney rüzgârı. Okeanos'tan başka hiçbir ırmak gelmemezlik etmedi. Çok yaşlı ola­ rak öldüğü zaman İaniculus tepesinde dikilen mezarına iki tabut koymuşlar. sofraları nefis yemek­ ler ve şaraplarla donatmak. belleği uyuştu­ ran Lethe ırmağı ve en sonunda "belaların en kötüsü olan ant tanrı Horkos". yani yeraltıve yeryüzü ka­ ranlıkları çıkar. yıkım ve ölümü simgeleyen karanlık güçlerdir: Üç ölüm tanrısı Moros. Hesiodos'un Theogonia'sında önemli bir rol oy­ nar. Kader tanrıçaları Klotho. Adı gece anlamına gelip yer­ yüzü karanlığını simgeleyen Nyks. kendi ölüsünün saklandığı tabutsa boşmuş. açlığı. gelmemezlik etmedi hiçbir nymphe. XX. Nykteus. Babaları ölünce Amulius tahta geçip kardeşi Numitor'u kovmuş. N o t o s . Din konusunda yaptığı bütün bu yenilik­ leri kendisine Egeria adlı nympha esinlemiş (Egeria). öbüründe kendi eliyle yazdığı kutsal kitaplar bulunuyormuş. Nomia. Zeus'un yaklaştığı ilk ölümlü kadınmış. ne dere kaynaklarında oturanlar. gelip. Daphnis. Thanatos. sularda. yani gelin an­ lamına gelen nympha kırlarda. 6 vd. Mezar dört yüzyıl kadar sonra açılınca kitaplar olduğu gi­ bi bulunmuş. Romulus kendisini yetiştiren çoban Faustulus'tan do­ ğuşu hakkındaki gerçeği öğrenince saraya baskın yapar. Lakhesis. Hesiodos H a des dünyasını anlatırken. Hosiodos'a göre bütün rüzgârlar gibi Notos da Astraios'la Eos'un oğludur (Tab. İ l k öğelerin doğuş süreci şöyle anlatılır Theonogia'da: Khaos'tan önce Gaia. öç tanrıçası Nemesis ve kavga tanrıçası Eriş. mucize yaratmak. sonra Erebos'la Nyks.

Kirke ve Kalypso gibi nympha'ların Odysseus gibi bir ölümlüye gönül verdikleri masal ve efsanelerde uzun uzadıya anlatılır. Satyr'ler. Nereus kızları da denizde yaşayan nympha'lardır. Nysos. erkek düşmanı perilerse Artemis'in avcı kızları arasında yer alır.ne etkili ve güçlü bilinirler. Dionysos da lalasıyla tartışmaya girişmemiş. Dionysos. bir fırsat kol­ lamış. Nysa. Doğa için­ de yaşadıkları için asıl erkek arkadaşları Pan. Bu cinlerle türlü ilişkiler kurarlar. dönüşünde kenti tanrıya geri vermek istememiş. Hermes. Oreas adlı p e ­ riler birer nympha sayılır. Apollon. . Dionysos Hindistan'a yaptığı yolculuk sırasında Nysos'a Thebai şehrinin yönetimini vermiş. Dionysos gibi büyük tanrılarla ilişkileri olduğu. Nysos adı­ nı tanrı vermiştir ona. Çeşit­ li nymphalar ve efsaneleri için adlarına bakı­ nız. Şehirde Bakkhos şenliklerini kutlama günü gelince Dionysos Bakkha'lar alayıyla birlikte Nysos'u tahtından devirip kovmuşlar. Silen'ler ve Priapos'tur. Nympha'ların Zeus. bu yüzden de bü­ yük tanrıçalar gibi "yüce" ve "ulu" sıfatlarıyla anılırlar: Doğadaki yerlerine göre adlan deği­ şir: Dryas. Geç çağlarda uydurulan bir efsaneye göre Nysos Dionysos'un lalasıdır. Naias. Bkz. ama nympha'lar çok­ luk erkekten kaçar. Hamadryas.

Telemakhos babasını aramak üzere yola çıkmaya ka­ rar verir .Skylla ile Kharybdis geçidi .Odys­ seus'un uyuduğu çalılığın yanı başında kızla­ rın çamaşır yıkaması . Odysseus'un serüvenleri .X X I V ) .Kasırgada hepsinin boğulması - . Telemakhia (I-IV) II.Kyklops Polyphemos'un magarasındaki dram . sahne değiştirmelerle canlandırılır.Alkinoos'un Odysseus'u yurduna gön­ dereceğine söz vermesi .Odysseus gerçek kimliğini açıklamadan Phaiak iline nasıl geldi­ ğini anlatır. kuruluşuyla filmi andırır Odysseia.Bilici Teiresias Odysseus'a İrı.Konunun bildiril­ mesi .MeneXI. X (K) Rüzgâr tanrı Aiolos'un adası . geriye dönmeler. (a) Tanrıçaya sesleniş .Nestor'un anılarını ve bildikle­ rini anlatması . I I . (Q Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında: Nausikaa'nın düşü .Telemakhos'un Nestor'un oğ­ lu Peisistratos'la birlikte Lakedaimon'a gidişi.Kimliğini açıklaması.Odysseus'un Alkinoos ve karısı Arete tarafından iyi karşılan­ ması .thake'ye dönmenin çarelerini söyler .Laistrygonlar kentinde on bir geminin yok oluşu . bağımsız öykülerdir: 1.Ozan Demodokos'un Troya savaşından menkıbeler anlatması .Yarış­ malar . Çağdaş okuyucu destan da demez Odyss Şia'ya. Bu ana bölümlerin destanın X X I V bölümü­ ne göre dizilişi şöyledir: I.Dönüş. Gerçekten de konusuy­ la romanı. ( S ) Menelaos'un sarayına varış . VII.Odysseus'un iki gün. onu daha çok bir roma­ na.Odysseus'un uyanma­ sı. (u) Kirke adasına varış . ( P ) İthakelilerin toplantısı . anılar.Odysseus'un laos'la Helene'nin Telemakhos'u ağırlamaları anası Antikleia'nın ruhu ve ana-ogul arasın­ .Tanrıça Athene'nin Mentes kılığında İthake'ye gelmesi ve Telemakhos'u uyarması . atlamalar.İthake sarayında taliplerin şöleni.kendi ağzın­ dan -(IX-XII) V. Bunlar bir­ birinden ayrı. O n) Tanrıça Athena ile Phaiak kızı kılı­ ğında Odysseus'u Alkinoos'un sarayına götü­ rür .Güneş V. Odysseia'da tam ter­ sine olaylar zaman içinde geliştikleri gibi an­ latılmaz.Sarayın tanımlanması . III. bir filme benzetir.Kurtuluş.Odysseus'un disk atması . Limanda pusu kurmalan .Telemakhos'la talipler arasındaki tartışma . I V .yük suç .Ölüle­ makhos'u yolculuk dönüşünde öldürmeye ka­ rin geçit resmi: Kadınlar. (X) Ölüler ülkesine varış . Destan beş ana bölümden oluşmaktadır.Rüz­ gârların kapandığı tulumun açılması . Ilyada bir olayın.PeneXII. Phaiak'ların ülkesinde (VI-IX) IV.Tanrıça İno ile bu­ luşma .Elpenor'un ce­ lopeia'nın üzüntüsü ve düşü. mes'le Kalypso'nun konuşması .Arkadaşlarının domuza dö­ nüştürülmesi . IX (t) Odysseus serüvenlerini anlatmaya başlar.Yunaklara gidiş . VIII. Odysseia bir ki­ şinin destanıdır.o Odysseia.Hazırlık . rar verirler.Demodo­ kos'un ağzından Ares'le Aphrodite'nin seviş­ mesi .Kirke'nin yanında geçen yıl Ölüler ülkesine gidiş için hazırlık. Troya destanında olaylar düz akışlı bir anla­ tımla ortaya serilmiştir.Çalılıkta uykuya dalması. erkekler .Yo­ la çıkış ve on yedi günlük yolculuk . (9) Şölen .Fırtına .Tayfanın işlediği bü­ Kalypso'nun adasına gönderilmesi . Sahne değişmesi: İthake'de talipler Tele.Her.Şehre gitmek üzere yola koyulmalan.Mısır yolculuklarını ve Proteus'u anlatmala­ daki konuşma . (7) Pylos'a.Odysseus'un gitmesi için bir salın hazırlanması . Nestor'un sarayına varış Konuklanma . yıkanıp giydiril­ mesi .Hermes'in tanrının kutsal sığırları . (r) İkinci tann toplantısı .Odysseus'un tek gemiyle Kirke'nin adasına varışı . VI.Odysseus'un yol hazırlıkları . iki gece yüzüp Phaiak'lar toprağına ayak basması .Tanrılar toplantısında Odysseus'un Kalypso'nun yanından ayrılması gerektiğine karar verilmesi .Fırtına ve lotos yiyenler ül­ kesi .Yola çıkış. Kikonlar . Nausikaa'ya yalvarması. Kalypso'nun adasında (V) III. İthake'de ( X m . nazesi .Fırtına Salın paramparça oluşu .

( v ) Odysseus'un Phaiak ilinden uğur­ lanması .Athene araya girip barı­ şı sağlar.Baba-ogul sevinçle birbirlerine sarılırlar. babasının durumunu öğrenir . çekingen davranıp onu dener . (n) Telemakhos'un Eumaios'un kulü­ besinde sevinçle karşılanması .Eumaios'un hayat hikâ­ yesi . XIX.Athene'nin işe karışması . Üçünün de başında çok anlamına gelen "poly" eki bulunmakta­ dır. Odysseus Yunan mythos'undan günümüze kalmış en ünlü kahramandır.Dadısı Eurykleia ayaklarını yıkarken onu yara izinden tanır Odysseus karısına kendini tanıtmadan onun gördüğü bir düşü yorumlar .Uyku . XXII.Penelopeia'nın çağırılması. Serü­ venlerinin anlatıldığı Odysseia ise "Odise" di­ ye dillere girmiş.Sarayda şölen hazırlığı .Çobanlarla birlikte akşam ye­ meği. XX.Telemakhos'un gemisi İthake'ye varır: Konuğu bilici Theoklymenos'u şehre gönde­ rip kendinin Eumaios'un kulübesine çıkması. (%) Odysseus'un talipleri bir bir öldür­ mesi . Serüvenlerinin anlatımına girişmeden kişili­ ğinin çeşitli nitelikleri üstünde durmalıyız Odysseus'un. (T) Telemakhos silahları saklar . yolculu­ ğunu anasına ve dadısına anlatır . XXIV. (E .Taliplerin Odysseus'u hor­ lamaları . güç durumların için- .Ayrılıp yatmaya giderler.) Eumaios'un dilenci kılığındaki Odysseus'u iyi karşılaması .Penelopeia ile talipler arasında sert konuş­ ma . XIV. aşılmaz engellerle dolu. (v) İkisinin de uyku tutturamaması Tanrı işmarları .Eumaios P e nelopeia'ya oğlunun döndüğünü haber ver­ meye gider. kendisi de modern insanda aranan erdem ve nitelikleri kişiliğin­ de topladığı için uygarlık. çok bilmiş. XXI. ikincisi çare bulma yetisi. çünkü se­ rüvenleri zamanımızda çok tutunan macera romanına çığır açtığı gibi.Karıkoca birbirlerine kavuşup odalarına çekilirler. çobanların sevinci . X I I I . Cin fikirli. Sahne değişir: Odysseus Eumaios'a sorular sorar.Ozan Phemios'la haberci Medon'dan başka herkesin öldürül­ mesi .Odysseus'un uydurdu­ ğu masallar .Penelopeia'nın bir koca seçeceğini bildirmesi .Talipler dilenciyi hırpalar Penelopeia onu korur ve yanına çağırtır. Homeros destanlarında bu çok yönlü.Evde t e 999 rnizlik .Suçlu hizmetçilerin asılması .Çobanların Odysseus'a davranışı Telemakhos'la talipler arasındaki çatışma Şölen. ( p ) Telemakhos saraya gelir. baba-otjul ağıllarda yalnız kalırlar . XVI. yani çok akıllıdır.Odysseus Penelopeia ile buluşur . üçüncüsü de sabırdır.Silahların hazine odasından getirilmesi . çektiklerini birbirlerine anlatırlar . (< p ) Penelopeia Odysseus'un büyük ya­ yını getirip yarışmayı başlatır . Odysseus. "polymekhanos". taliplerin hak­ kından gelmek için plan kurarlar . S o n . Sahne değişir: Odysseus'un babasıyla buluşması.Ertesi sa­ bah Odysseus babası Laertes'e gider.Athene'nin Odysseus'u çoban Eumaios'un kulübesine götürmesi .Telemakhos'un gemisi limana girer: Taliplerin öfkesi .Telemakhos'u geri getirmek için Lakedaimon'a gitmesi.Odysseus kim olduğunu açıklar . akraba­ ları öç almaya gelir .İhtiyar köpeğinin ken­ disini tanıması . "polytlas". kurnazdır. bir ilk örnek olarak girmiştir.Odysseus dener ve yayı gerer . XVIII.Taliplerin hiç­ biri yayı geremez .Denize açılışı.İthake'ye varış . Odysseus'un kişiliğinde çokça bulunan niteliklerin birincisi akıl.Sabahki toplantı .Odysseus tek başına Kalypso'nun adasına çı­ kar. ( o ) Telemakhos'un Lakedaimon'dan ayrılması . Ulus­ lararası bir kişi olmuştur denebilir.Gece herkesin yatması. insanlık tarihine bir prototip. so­ nu gelmeyen yolculukların adı ve sıfatı olu­ vermiştir.Sahne deği­ şir: Taliplerin öldükleri haberi yayılır.Taliplerin şaşkınlığı. (a) Saray dilencisi İros'la Odysseus arasındaki güreş . (y) Penelopeia önce Odysseus'u ta­ nımaz.Kraliçeye müjdeyi veren Eumaios adılla­ ra döner. Serüvenlerini anlatması burada biter. ( c o ) Taliplerin ruhları Hades ülkesine iner. XXIII. X V . çok akıllı ve görmüş.Odysseus dilenci kılığında Eumaios'la saraya gider . geçir­ miş yiğide verilen çeşitli sıfatlar arasında üçü üstünde durmaya değer: "Polymetis". X V I I .

ki bu yara i z i İthake'ye dönü­ şünde dadısı Eurykleia tarafından tanınması­ na yol açar (Eurykleia). bir yaban domuzu avına katılması ve orada bacağından yaralanması. Yunanistan'da kara yolculukları yaptığı da bilinir: Bunların birin­ de Lakedaimon'a gitmiş de konuğu İphitos'la karşılaşmış. Kalypso ile Kirke tanrıça oldukları halde Odysseus'u severler. Babası Laertes'in . en çetrefil durumların en korkunç tehlikelerin içinden yağdan kıl çekercesine sıyrılmasını bilir. kendi çıkarını sağlamak için işlediği. akıllara durgunluk. Odysseus. bulucu ve yaratıcı zekâyı simgeleyen insan tipi. korku salar orta- lığa. Bu bakımdan Odysseus eşsiz bir kahramanıdır.bir devlfi adamından çok sürüleri. onun kişiliğinde ilkçağın insan idealinin dile geldiğini gösterir. bir dayanma gücü vardır ki. Yalan dolanda usta Autolykos'un kızı olan Antikleia'nın Laertes'le evlenmeden ön­ ce Sisyphos'la yattığı.oğlunu nasıl tahta geçirdiği anla tılmaz. yok etmek ister. ama Odysseus'un karşısına çıkan doğal güçlükler doğa unsurlarının kendileridir: Odysseus denizle pençeleşmek zorundadır. denizlerde sürünme. macera kahramanı değil de. Bakalım şim­ di mythos bu ideal insan tipini ne gibi masal­ larla donatmış. elâlemi kandırmasını ve en çetin. beden­ ce de üstündür. Odysseus adının kay­ nağını açıklamak için ta ilkçağda yapılan ça­ balar sonuç vermemiş. Odysseus hiçbir yiğidin karşılaşmadığı güçlüklerle karşılaşır. masal uydurmasını. Odysseus'un bu birleş­ meden doğduğu konusunda Antikleia ve Autolykos maddelerine bakınız. kadınların ona bayıldıkları. gencecik yaşında deniz­ den çıkmış o korkunç yaratığa gönül verir de acı bir hayal kırıklığına uğrar. süslemiştir. anasının ki Antikleia'dır. kuzeybatı Yunanistan kıyılarının karşısında bulunan îthaka (Horneros destan­ larında İthake diye geçer) adasında doğmuş­ tur. durmadan düşünür. koca olarak almaya can atarlar. . hele yayı germesinde. yiğidin bütün çabalarını boşa çıkarmak. ya da işlemek . bağ ve bah çeleriyle ilgili bir adamdır. Bunun dışında öylesine bir karşı koyma. ( 2 ) ODYSSEUS'UN G E N Ç L İ Ğ İ . Odysseus genç de değildir üstelik bu başarıyı kazandığı zaman: Otuz yıllık sa­ vaş. Akhilleus gibi Odysseus'un da Kheiron'a çömez olduğu söylenir. ama delikanlının kral olunca bir . Poseidon Yunan insanlarının düşman saydıkları halde hakkın­ dan gelmeye uğraştıkları denizi simgeler. kötülüğü simgeleyen güçleri yenip iyile­ rinin zaferini sağlamıştı çoğu kez. Babasının adı Laertes. kimsenin yerden bile kaldıramadığı yayı gerip okunu tam h e ­ define vurmasında ne yaman atlet olduğu or­ taya çıkar. insafsızlıkları. ahlak bakı­ mından su götürür davranışları affettirir. ağılları. Odysseus'un gücü ve güzelliği erkekleri de şaşkına çevire­ cek niteliktedir: Phaiaklar ilinde yarışmaya başlayınca herkesi yener. ya Nausikaa. Gerçi Herakles doğanın çeşitli canavarlarını alt et­ miş. Batı dillerindeki Ulysse'nin türediği Latince Ulyxes'e gelince. içinde bütün olanak­ ları tartışıp durur Odysseus. Efsane yiği­ din delikanlılık yılları üstüne pek fazla bilgi vermez. (1) A D İ VE DOĞUŞU. istediği amaca varmak için de gerekince yalan söylemesini.zorunda kaldığı birçok kötülükleri. yiğidin bir Yu­ nan lehçesinden alınmış adıdır. Odysseus kafa üstünlüğüyle kalmaz.varlığı da oradan gelmedir . çağımızın büyük keşiflerine yol açan arayıcı. bizce büsbütün önemsiz bir suç yüzünden deniz tanrı Poseidon (destanlarda adı Poseidaon'dur) ona amansız bir kin ve garez bağlamıştır. bin bir acıya katlan­ ma onu yıpratmıştır. Bu olgun ve yetkin yiği­ din yine de bu kadar üstün bir direnme gücü göstermesi. Odysseia'da gençliğiyle ilgili bir tek olayın sözü geçer: D e ­ desi Autolykos'a konuk gitmesi. Güzel ve güçlüdür bir kere. onu denizde boğmak.den sıyrılmak için bin bir düzen ve çare düşü­ nür. İphitos). Bu bilinç ve akıl gücü ona kendi amacına varmak. adın asıl anlamı anla­ şılamamıştır. İşlediği ve destan­ larda da önemi belirtilmeyen.sonra­ dan Odysseia'da görüleceği gibi . ki bu yayla Odysseus talip­ leri öldürecektir (Eurytos. İphitos da ona Eurytos'un ünlü yayını vermemiş. dilenci kılığında kollarını bacaklarını açtı mı. bağlandıkları bir­ çok örneklerde görülür: Penelopeia kocasını otuz yıl bekleyecek kadar sadık bir karıdır. onunla savaşında da Odysseus doğada en tehlikeli güce karşı koyup onu yenmenin yol­ larını bulan insanı. Troya savaşına katılmadan Odysseus İthake tahtına çıkar.

Herkesçe benimsenen bu öneri ilerde Troya seferine yol açacaktır. adaya çıktıktan ve akla. ( 3 ) T R O Y A S A V A Ş I . İkarios. Denize açıldıklarında bir fırtına onları ayı­ rır. ordu komu­ tanı. Odysseus arkala­ rından gelir. G e ­ ce dağdan inen Kikonların saldırısına uğrar­ lar. Odysseia adıyla anılan Odysseus'un dönüş desta­ nını bundan önceki maddede özetledik. Odysseus Tyndareos'u kendine dost edinmek için. Odysseus savaşa gitmemek için elin­ den geleni yapar: Delirmiş gibi davranır. İsmaros kentini alır. ama güzel kıza ta­ liplerin fazlalığından ürkerek ondan vazgeçip İkarios'un kızı Penelopeia'yı ister. ( 4 ) D Ö N Ü Ş Y O L C U L U Ğ U (Odysseia). Hekabe. gece keşfe çıkmak gibi tehli­ keli görevler yüklenir ve hepsinden önemlisi. hayale sığ­ maz serüvenler yaşadıktan sonra. yarayı açan kimse onun eliyle iyileştiril­ mesi gerektiğine ilişkin tanrı sözünü yorumla­ makla kalır (Telephos). bu elçilik başarısızlıkla sonuçla­ nınca Lykomedes'in sarayında saklanan Akhilleus'u bulup getirmek için yola çıkar ve kurduğu düzenle genç yiğidin savaşa katılma­ sını sağlar (Akhilleus). İlyada'nın hemen her sayfasında adı geçer. Odysseus yanına on iki . Telemakhos diye bir erkek çocukları olur. Kuzeye doğru yol alırlar ve keçilerle dolu bir adaya çıkarlar. Troya savaşı da bilindiği gibi o kadar bir zaman kap­ lar. Troya şehrinin savaşla ele geçirilemeyeceğini anlayarak. Bu şarap sonraları Tepegöz P o lyphemos'u sarhoş etmeye yarayacaktır. bir sü­ rü kıyıya. ora­ da kalmak isterler. Tenedos'ta onlardan ayrılır. Yerliler Odysseus'un arkadaşlarına lotos denilen yemişten yedirir. yiğit de Palamedes'e karşı ilerde korkunç bir öç almayla sonuçlanacak derin bir kin besleyerek sefere çıkmak zorunda kalır (Palamedes). yalnız Apollon rahibi Maron'u esirger. elçi. Troya önündeki on yıllık savaş süresi bo­ yunca Odysseus'un hem savaşçı. İkinci seferin başında Aulis'te İphigeneia'nın kurban edilmesine önayak olur (İphigeneia). başka­ larını savaşa sürmekte. Odysseus onları zorla ge­ milere bindirir. tragedya gibi da­ ha sonraki kaynaklarda anlatılan başka olay ve efsaneler için de Aias. Troya'dan ayrılış bir filo halinde olmaz. Orada et ku­ manyası yaparlar. bir on yıl daha denizlerde sürünür ve Akdeniz'i boydan boya dolaştıktan. Yalnız Odysseus İthake adasına bir türlü ulaşamaz.i ya'ya döner ve Agamemnon'un filosuna katı­ lır.seçmesi epey olaylı geçer: Odysseus Yuna­ nistan'ın birçok kral oğulları ve derebeyleri gibi Helena'ya talip olur. Tro. sert bir poyraz f ı r tınası onu önce Kythera adasına atar. onlara yardım etmek­ te herkesi geçer. kocası Menelaos'un yardım istediği haberi duyulur. Savaşların hepsine katı­ lır. ondan on iki küp İsmaros şarabı ar­ mağan alır. gösterdiği canlılık ve atılganlık anlatılmakla bitmez. Ne J var ki Odysseia'nın kuruluşu çetrefil olduğun­ dan efsaneleri burada zaman akışına göre bir daha ele almakta fayda vardır. soyka alır. (llyada). tahta at fikrini ileri sürer ve bu dü- zenin gerçekleşmesinde önayak olur. Güneye doğru yol alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzeredir ki. İlyada'da sözü geçmeyen. halkını öldürür. Odysseus Penelopeia ile evlenir. sürüyle Troyalı öldürür. yola çıkış günü üstüne Agamemnon'la Menelaos arasında görüş ayrılığı vardır. yabancı bir tekneyle İthake'ye bırakılır. Odysseus altı adamını yitirip denize açılır. Atreusogullarının davasını benimser: Bir e f saneye göre Helene'yi geri istemek için Troya'ya gider. Deiphobos vb. Helene'nin babası Tyndareos'un kardeşidir. Menelaos Nestor'la birlikte denize açılır. yararlıkları Ilyada'da bütün ayrıntılarıyla anlatılmıştır (llyada). Savaş bittikten sonra yurtlarına dönen Akha yiğitleri belli süreler içinde yurtlarına va­ rırlar. Troya savaşına hazırlık on yıl sürer. Odysseus'un bu yiğitlikleri. taliplere Helene'nin seçeceği kocaya ar­ ka olmaya ant içirmesini önerir. arabulucu olarak oynadığı rol. hem danışman. Lotos yiyenlerin ülkesine çıkarlar. on iki gemi­ sinin ve yoldaşlarının hepsini yitirir ve tek ba­ şına. Kıbrıs kralı Kinyras'a elçi giden de odur (Kinyras). Mysia'ya çı­ karma ile sonuçlanan ilk seferde Odysseus büyük bir rol oynamaz: Telephos'un yarası­ nın. Helena'nın kaçırıldı­ ğı. ama ço­ cuk daha kundaktadır ki. ama Palamedes yalanını yüzüne vurur. maddelere bakınız. Odysseus on i k i gemisiyle Trakya'da K i konların ülkesine çıkar. Helerte. bu yemiş onlara sılayı unutturur.

Kharybdis. yalnız liman dışında de­ mirlemiş olan Odysseus'un gemisi kurtulur. Yiğidin Kirke'nin ya­ nında bir ay ya da bir yıl kaldığı söylenir. buranın zengin bir mandıra olduğunu görürler. Latium kıyılarında bugün Capo Circeo diye anılan yer olduğu ileri sürülür. Büyücü Kirke'nin topra­ ğıdır burası. Malta olduğu sanılan Ogygie adasında ge­ çirdiği zaman belli değil: 10. bütün yellerin dışarı fırlamasıyla korkunç bir fırtına kopar. Güneş tanrı Helios'un be­ yaz sığırlarının otladığı Thrinakie adasına ula­ şırlar. çünkü Te­ pegöz tanrının oğludur. adının Kimse olduğunu söylediği devin yar­ dım alıp kendisini kovalamasını önler ve ma­ ğaradan çıkmak için sürülerin altına girip sak­ lanmayı başarır. Odysseus'un Kirke ile olan macerası için Kirke maddesine bakınız. mağaranın kapısı­ na kocaman bir kaya dayar ve Odysseus'un arkadaşlarını ikişer ikişer yemeye koyulur.yoldaşını alarak bu adanın biraz ötesinde bu­ lunan Kykloplar. malını. Bundan sonrası zaman sırasıyla anlatılır Odysseia'da: Odysseus'un tanınması (Eurykleia). Odysseus'un filosu altı gün kürek çekerek kuzey yönünde yol alır ve Laistrygonların ülkesine varır. Yel esmediği için orada karaya çıkmak zorunda kalırlar. karısı Penelopeia'ya kavuşması (Penelopeia) bu sözlükte. Tek gemiyle daha kuzeye doğru giderek Aiaie adasına çıkarlar. Sonunda tanrıça Athena'nın yal­ varması üzerine Zeus Odysseus'u kurtarmaya karar verir: Hermes'i yiğidi bırakması için Kalypso'ya gönderir. Akşam olunca Tepegöz sürüleriyle döner. İlkçağdan beri Sicilya ile bir tutulan Tepe­ gözler ilinden yeller tanrısı Aiolos'un adasına varırlar. yanına her türlü kumanya vererek onu uğurlar. Daha geç dönemlerden kalma metin­ lerde Odysseus'un efsanesi alabildiğine uzatı­ lır. arkasından da tatlı bir yel salarak gemileri uğurlar. ağırla­ dıktan sonra ona bütün yellerin içinde kapalı bulundukları bir tulum verir. Odysseus'un tayfası bu kez dev yamyamların saldırısına uğrar. Alkinoos. taliplerden öç alması (Antinoos). Kirke Odysseus'u bilici Teiresias'ın ruhunu bulmak ve ondan İthake'ye dönüş yolunun ne olacağını öğrenmek için ölüler ülkesine yollar. ama kaynak değeri olmayan bu metinleri hesaba katmak doğru olmaz. On­ dan Telegonos adlı bir oğlu. ama kumanyala­ rı tükendiği için tayfanın kendisi yokken hay­ vanlardan birkaçını kesmelerini önleyemez. Odysseus yelken direğinin üstünde dalgalara göğüs germek. Odysseus'un kurnazca düzenleri burada baş­ lar: Tepegöz'ü sarhoş edip. gözünü çıkarır. Kharybdis'le Skylla canavarlarının önüne gelirler. Odysseus adamlarına sığırla­ ra dokunmamalarını söyler. tahtına ka­ vuştuktan. Bu kez Kirke ona karşısına çıkacak olan tehlikeleri sayar. Denize açılınca Kirke'nin dedikleri MK İR olur: Seirenlerin önünden geçerler. yani Tepegözler iline geçer. 1 yıl di­ yenler var. bir fırtına salarak batırır. Ama tanrı Poseidon'un amansız öfkesini de üstüne çeker. limana girmiş olan gemiler parçalanıp içindekiler öldürülür. K ı z babasına haber salar. yukarda gösterilen adlar altında an­ latılmıştır. Alkinoos'un sarayında konuklanması ve bir Phaiak gemi­ siyle İthake'ye gönderilmesi için Nausikaa. Aiolos Odysseus'u iyi karşılar. Y ı l dızlara baka baka yol alırken tanrı Poseidon Odysseus'un salını görür. Aiolos adasına ikinci bir çıkışla­ rında kovulurlar. Korsika olduğu ileri sürülen bu ülkenin Telepylos adlı lima­ nında kralın kızı olan bir dev anasıyla karşıla­ şırlar. Odysseus uykuya dalınca tayfaları tulumu açarlar. Yiğit bu olağanüstü yolculuğu başar­ dıktan sonra Kirke'nin yanına döner. Odysseus birkaç yoldaşını feda ederek bu tehlikeyi de aşar. 5. Teiresias'ın da bildirdiği gibi bu suç onların ölümüne sebep olacaktır. Gemi yola çıkar çıkmaz Tanrı Zeus'un saldığı bir şimşekle paramparça olur. ya da Telegonos ve Nausithoos diye iki oğlu olmuş. Odysseus'un yurduna dönüp. Tanrıça İno'dan yardım gören Odysseus yüze yüze Phaiak'ların toprağında kara­ ya çıkar. Bir mağaraya girerler. tayfaların hepsi boğulur. 8. 225 . Nausikaa ile buluşması. Kalypso). akıntıya kapılıp Khrybdis ge­ çidini bir daha aşmak ve dokuz gün denizde çalkandıktan sonra Kalypso'nun adasına çık­ mak yolunu bulur (Seirenler. mülkünü sömüren asalak­ lardan öç alıp evini ve ailesini düzene kavuş­ turduktan sonra ne yaptığı Odysseia'da bildi­ rilmez. maddelere bakınız. U l u nympha Odysseus'a bir sal yapmakta yardım eder. Eumaios vb. Skylla.

Dionysos'a karşı koyduğu için lanete uğramış. Bu sırada Korinthos'tan bir ulak gelir. Thebai'ye yakın dar bir geçitte arabalı bir adama rastlar. Çoban da getirilip gerçeği açığa vurunca Oidipus'la iokaste'nin artık şüpheleri kalmaz. Oidipus Laios'a rastladığı sırada Delphoi'den dönmekteydi. lokaste gebe iken bir düş görür. Oidipus gene de ikirciklidir: Babasının ölümü kendi elinden olmamıştır. Oidipus sarsılmış. içinden bir kayış geçirilmiş­ tir. Bu olaydan sonra Thebai'ye vanr. Kâhin cevap ver-" mekten çekinir. Derken ulak kendisi­ nin Polymos'la Periboia'nın oğlu olmadığını. Korinthos'a bir daha dönmemeye kararlıy­ dı. İokaste araya girer ve . Oidipus. Oidipus da anası ve karısı olan kadının iğnesiyle gözlerini kör eder. Trajik kişi tek başına ya da bütün soyuyla birlikte tanrı lanetine uğramış kişidir. Oidipus he­ men araştırmaya koyulur ve suçluya karşı korkunç tehditler savurur. Oidipus'un kral olmak üze­ re Korinthos'a çağırıldığını bildirir. ikincisine de Gün ve Gece diyerek doğru cevaplan vermiş. her alanda derin iz bırakmıştır. Antigone. biri ötekisini doğurur ve ikincisi birincisin­ den doğmadır. Oidipus insanın tüyler ürpertici bir dramını dile getirdiği içindir ki. Oidipus'u öz evlat gibi büyütürler. Doğar doğmaz bebek dağa bırakılır. çocuk da onları anababa bilir. Sphinks kendini tünediği kayadan aşağı uçuruma atarak ölmüş. Thebai halkı da rahat bir nefes almış ve kurtarıcı­ sı bildiği Oidipus'a Laios'tan boş kalan taçla birlikte dul karısı İokaste'yi vermiş. Oidipus. Kraliçe sarayın içine sığınıp canına kıyar. Bu sözleri duyunca Oidipus'un içine kuşku girer. Polyneikes. 19). Oidipus Yunan mythos'unun en trajik kahramanıdır. Ayağı şiş anlamına gelen Oidipus adı da ondan. Labdakos'un torunudur. Serüveni şöyle özetlenebilir: Oidipus Thebai kral soyundandır (Tab. Laios'un da dar 1 bir geçitte öldürüldüğüne değinecek olur. Yıllar geçer. Gerçeği tanrı Apollon'dan öğrenmek üzere Delphoi tapınağına doğru yola koyulur. Kadmos'la Hormania'da kaynak bulan bu soyu bir tanrı yetiştirmiş. Thebai şehrinde veba baş gös­ terir. ayak bi­ lekleri delinmiş. İ s e ne. kaderin oyuncağı olur ve istemeyerek. Thebai kralı Laios'un oğlu. Teiresias bu düşü şöyle yorumlar: Kraliçenin kaınında taşıdığı çocuk babasını öldürecektir. sor­ ' duğu bilmecelere cevap veremeyenleri parça- layıp yemektedir. Salgının nedenini öğrenmek için Oidipus kaynı Kreon'u Delphoi'ye gönderir. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasında dile getirilen bu dram Oidipus'un Thebai'den sürülmesi. Polybos'un öldüğünü. Tanrı bilicisi ona kendi babasını öldürüp anasıyla evleneceğini bildirmişti. kızı Antigone'ye yaslanarak Attika'da Kolonos iline gelmesi ve orada ölme­ siyle sonuçlanır. Oidipus bir daha Korinthos'a anasının. Sorular da şunlardır: K i m i zaman iki.Oidipus. bilme­ yerek suç ve günah işler. Onun kişiliğinde traged­ yanın özü ve trajik kavramınının asıl anlamı belirir. Sphinks denilen canavar şehirde korku salmakta. bundan ötürü de ya dışardan ya da içinden gelen korkunç belala­ ra uğrar. götürür Korinthos kralı Polybos'a verir. Delikanlılık çağına gelince bir dedi­ kodu işitir: Kralın oğlu değil de. Bir anlatı­ ma göre. bir zamanlar gördüğü düşe. ama belki bu tanrıya. ama anasının bulunduğu yere gitmekten çekinir. Çocuğu bir çoban bulur. Oidipus'un öleceği toprak tanrılarca kutlanacağı haberi yayılınca Kreon' . O sırada kavgaya tutuştuğu adamı gözü karararak öldürmesi doğaldı. 18. bulunmuş bir çocukmuş diye. kimi zaman ü ç . Oidipus adamı ve arabacısını öldürür. Oidipus birinci bilmeyece in­ san. kimi zaman dört ayak üstünde yürüyen ve doğal yasalara kar­ şıt olarak en çok ayağı olduğu zaman en güç­ süz olan yaratık hangisidir? İ k i kız kardeştir­ ler. babasının ya­ nına dönmemek amacıyla Thebai'ye kral ol­ muş ve İokaste ile birleşerek dört çocuk üret­ miş: Eteokles. kimin çekilip yol vereceği konusunda kavgaya tutuşurlar. adı tıp ve ruhbilime varıncaya kadar insanla ilgili bütün bi­ lim ve sanat dallarına karışmış. Anası bazı kaynaklarda Epikaste diye anılan İokaste'dir. G e ­ len cevap şudur: Kral Laios'un katili bulun­ malı ve şehirden sürülmelidir. Polybos'la karısı Priboia'nın çocukları olmamıştır. çileden çıkmış­ tı. Teiresias ve Kreon arasında kavga kopar. saraya bir çoban tarafından bulunup getirildi­ ğini söyler. akıl almayacak yıkım ve acıların birbirini izle­ mesini görmüştür. . Bilici Teiresias'a | katilin kim olduğunu sorar.

Myrtilos). o n a haber gönderir. Okean o s büyük denizlere. özellikle batıda Atlantik Okyanusuna verilen ad olmuştur. a n c a k bir gün yaralanırsa o n u gelip bulmasını söyler. A m a Titanlar arasında ay­ rı bir rol o y n a r . sağlam yapılı bir gemin yoksa aşamazsın onu. Kız bu talibe gönül verdi ve ikisi birden Oin o m a o s ' u n arabacısı Myrtilos'u baştan çıka­ rarak P e l o p s ' u n yarışı kazanmasını sağladı­ lar. ölmeyi seçer. yurdu Thebai'ye de lanet okur. a m a Üç Güzeller yarışmasın­ da yargıçlık ettikten s o n r a da şehre i n m e k üzere O i n o n e ' d e n ayrılır. Geleceği bilen Oin o n e o n u vazgeçirmeye uğraşır.): Nasıl geldin. Balı Ki/ larının bahçesi O k e a n o s kıyılarındadır (Ihrakles). dünyanın u c u n a çekilip oraya yerleşmiştir. o n u geçiyor ve kim olursa olsun kafasını keserek evinin kapısına asıyordu. yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benzer. O k e a n o s aslında bir deniz gibi değil. ya da Pelops'un elinden öldürüldü (Hippodameia. Bunların birkaçı sayılır T h e o g o n i a ' d a . . ev­ rensel bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. O i n o m a o s a r a b a d a n yere düşerek dizgin­ lere dolaştı ve öldü. bulamazsın bir sığ yerin/. Argonaut'lar seferine katılmış ve S t y m p h a l o s gölünün bir kuşun­ d a n alınmış tüyle yaralanıp ö l m ü ş . Uineus. ertesi sabah gene O k e a n o s sularından d o ğ u p yükselir. Lokrislilerin kralı Oileus "küçük" Aias'ın babasıdır (Aias). Yarış başla­ yınca Elis kralı Z e u s tapınağında bir k o ç kur­ ban ediyor. Odysseus Ölüler Ülkesine v a n n ı t için O k e a n o s kıyılarına gelir. T a n r ı Ares'in oğlu. Kendisini süren oğullarının iki­ sine d e . Olu­ n u n iden sonra oğulları arasında k o p a n kavga vı • Thebai şehrinin ü s t ü n e çöken yıkımlar bu ilenmenin s o n u c u d u r (Antigone. a m a kör kral Attlka'da k a l ı p . O i n o m a o s . T o p r a k a n a G a i a K h a o s ' t a n çıkar çıkmaz kendi k e n d i n e U r a n o s ' l a P o n t o s ' u . a m a atları ölümsüz olduğun­ d a n . Bunların arasında Metis. toplamının üç bin olduğu söylenir. Okeanos'la Tethys'ten. G a i a ' n ı n on iki T i t a n evla­ dından birincisidir. XI. D e ­ nizde dişi unsuru simgeleyen Tethys'in Üretti gi yaratıklar sayılmakla bitmez. D i o n e . s o n r a da U r a n o s ' l a "sarmaşıp kucakla­ şıp doğurdu derin anaforlu O k e a n o s ' u " (Tab. Anası Antlklela şaşar buraya kadar gelebildiğine (Od. Kreon). O k e a n o s . büyük ırmaklar var arada. yarışa başlar başlamaz ö b ü r ü n e yetişi­ yor. Apollon t a n r ı n ı n kendisine verdiği şi­ falı otlar vardır. Hesiodos T h e o g o n i a ' d a O k e a n o s ' u n Titan kız kardeşi Tethys'le evlendiğini söyler. sisli karanlıklar ülkesine. Elis kralı O i n o m a o s güzel H i p p o d a m e i a ' n ı n babasıdır.ama n y m p h a yardıma gelmez. gitsin O k e a n o s ' a batar. korkunç akıntılar var-. 1 5 5 vd. t a n r ı kuşaklarının kavgasına karışmamış. Euirynome n e i r a ' n ı n babası. ö n c e bütün ırmaklar m e y d a n a gelir. P a Kalydon kralı. burgaçlı diye nite lenmesi akan bir su olduğundandır. Thetis. bu sırada rakibinin yol almasına izin veriyordu. yani Gök'le Deniz'i ya­ ratır. 2). O i n o n e İda dağının n y m p h a l a r ı n dan biridir. oynar. Ö n c e Okeanos var. Meleagros'la DeiaHerakles efsanesinde rol Meleagros m a d d e l e r i n e ba­ Herakles. Yunan e r k e n ilkçağının dünya görüşüne göre. O i n o n e . 1. O i l e u s . . O k e a n o s bu diski çepeçevre sa­ rar. Priamosoglu Paris dağa bırakılıp çobanlarca yetiştirildiği sırada O i n o n e ile t a ­ nışır ve sevişir. kınız. diri diri? Yaşayan insanlar kolay kolay göremez buraları. çocuğum. Böylece on iki kuru kafayı dizmiş bulunuyordu. b a ş a r a m a z . Eteokles. Pelops. İ n t a n dünyanın u c u n a doğru hangi y ö n d e n giderse. O k e a n o s . ris ölünce O i n o n e pişman olup canına kıyar (Paris). Okeanos'la Tethis'ten dogma üç bin dişi varlık da vardır: O k e a n o s kızları. Kızına çıkan talipleri O i n o m a o s araba yarı­ şında d e n e m e y i şart koşuyordu. Sonraları coğrafya bilgileri artınca. D e r i n anaforlu. H e s i o d o s ' a göre. S o n u n d a H i p p o d a m e i a ' y a talip olarak Pelops çıkageldi. Paris Troya savaşının sonla­ rında Philoktetes'in attığı bir okla yaralanınca O l n o n a ' n l r ) bu sözünü hatırlar.la Polyneikes Oldipus'un Thebai'ye geri gel­ mesini isterler.

Olympos daha çok gök tanrı Zeus'un merkezidir. 200 vd. Bilici de üç yıl köle olarak çalışması gerektiğini bildirir. toplantılarda aralarında soh­ bet ya da kavga eder gösterilirler. Bkz. (3) Ünlü bir flüt çalgıcısı. onlar almışlardı beni Rheia'nın elinden. Opheltes. devlere onu tahtın­ dan etmelerini önermiş. ona birçok işler gördürür. Öldür­ dükten sonra pişman olmuş ve Olympos'un mezarı bulunduğu dağa adını vermiş. Zeus da öfkelenerek Olympos'un üstüne şimşek çakmış. Sanatçılar Herakles'i uzun Lydia entarisi giymiş olarak Omphale'nin dizlerinde iplik bükerek gösterirler. eski Anadolu dillerinden geldiği ve genellikle yüksek dag anlamına kul­ lanıldığı anlaşılmaktadır. Ophion. ona ağıt yak­ mış. tanrıların atası Okeanos'la. Olympos.): Gidiyorum bol besi veren toprağın bir ucuna. . Saturnus'un dişi karşıtı olarak gösterilir ve Sabin kaynaklı olduğu söylenirdi. Oneiros. İlyada'da Hera şöyle anlatır ( İ l . Lydia kralı Tmolos'un dul karısı Omphale yiğidi satın alır. Herakies efsanesinde rol oyna­ yan Lydia kraliçesi. Orfik görüşlere dayanan bir kayna­ ğa göre Ophion eşi Okeanos kızı Eurynome ile birlikte Titanlara hükmedermiş.İda dağı gibi başka yüksek dağlarda da toplanır­ lardı. Omphale. XIV. Ayrıca Anadolu'da sayısı yirmiye varan Olympos adlı dağlar olduğu gibi. saraylarında iyice beslemişler. Aiskhylos'un Prometheus tragedyasında Okeanos Zeus'a karşı ayaklanan Titan'ı Olympos tanrılarıyla banştırmaya uğraşan bir arabulucu rolünde çıkar karşımıza. Orcus. sonra Kronos'la Rheia yönetimi ele almışlar ve Ophion'la Eurynome'yi Tartaros'a kapatmışlar. Okeanos'la Tethys tanrılardan uzak. Kraliçe de aslan postuna bürünmüş. Romalıların halk inançlarına göre Orcus ölümü simgeleyen cin ya da ölüler ül­ kesinin kendisidir. (2) Kybele'nin kocası olarak gösterilen bir Olympos vardır.Phlyra gibi tanrı ya da kahramanlarla birleş­ miş ünlü kişiler bulunur. Kıbrıs'ta ve Yunanistan'da bu adı taşıyan dağlar çoktur. Arınma süresi sona erince Herakies Omphale'den ayrılır ve ölmeden daha birçok işler görür (Herakies). Orcus günlük dilde anılan bir tanrı olarak kal­ mıştır.ki asıl Olympos dağı yanlış bir düşün­ ceye göre Makedonya-Tesalya'da bilinir . Koro da Okeanos kızlarından meydana gelmiştir. kendi­ lerine göre bir hayat sürerler. Ops. yiğidin topuzunu onun kafasında sallamaktadır. Apollon'un öl­ dürdüğü Marsyas'ı gömmüş. büyütmüşlerdi. Apollon ve Musalar gibi daha çok oyun ve ezgi­ den hoşlanan tanrılar Parnassos ya da Heli­ kon dağlarında toplanmaktadırlar. Olympos adını taşıyan efsanelik kişiler de vardır. Hypsipyle. Marsyas'ın oğlu ya da çömezi olarak gösterilir. Homeros destanlarında tanrı­ lar Olympos dağında şölen yapar. Nyks. Bkz. Etrüsk mezarlarında uzun saçlı. Kronos bu Olympos'a Zeus'u emanet etmiş ve tanrı998 yi kendi büyüttüğü halde. Nitekim Olympos tanrıları diye anılan Zeus kuşağı yalnız Olympos dağında görül­ mez . bu suçtan nasıl arınacağını öğrenmek için Delphoi'deki Apollon tapınağına başvurur. Okeanos'un uzlaştırıcı tutumu Prometheus tarafından şiddetle kınanır. Ops'un Capitolium tepesinde bir tapınağı vardı.(1) Girit'e adını veren Kres'in oğlu. Herakies çıldırıp İphitos'u istemeyerek öldürünce. Dorukları gökte bu­ lutlara karışan ulu dağların tanrılara konut ol­ duğu inancı Yunan'a Sümer'den gelmiş ola­ bilir. Girit'te. Bu adın kaynağı ve anlamı büsbütün açıklanmamışsa da. Olympos tanrı­ larından bazılarını saraylarında konuk ettikle­ ri de olur. Mysia Olympos'una (Ulu­ dağ) adını veren oymuş. Roma dininde bolluğu simgeleyen tan­ rıça. sakallı bir tanrı olarak gösterilen Orcus sonradan Yunan tanrılarının etkisi altında Plüton ya da Dis Pater adını almışsa da. ayrıca koca olarak da kullanır. ana Tethys'i görmeye. Olympos Yunanca bir kelime de­ ğildir. insan so­ runlarını tartışır. tanrı da çabala­ rından vazgeçerek yatağına döner.

Oreithyia. İlkin Side adlı çok güzel bir kız­ la evlenmiş. Bir casus olarak yakalanmak üzerey---ı orada bulunan küçük Orestes'i rehin ola­ rak. Artemis de akrebi bir burç. bırakır. ya da bir avcı kızına ya­ naşmak istemesidir. ken­ disine Orestes'in öldüğünü bildirmeye geldik­ lerini söylerler. Elektra to­ nik kardeşi Orestes'i kaçınr ve Phokis kralı Strophios'un sarayına gönderir. Aulis'te İkinci sefere hazırlanan Akha ordusuna gel­ . Orestes efsanesi de başlıca buı kaynaklara dayanır. Pythia o n u n Tauris'e Artemis heykelini almaya gitilmesini buyurur. A i gisthos kırdan döner. b u rahibe d e İphigeneia'dır. İ k i kardeş -birbirlerini tanırlar. ama Side Hera ile boy ölçüşme­ ye kalkınca. Orestes'le Herml one'yi babaları daha çocukken nişanlamışlar di. Bütün devler gibi Toprak'tan dog­ ma olduğu söylenir. ama Orestes onu da Aigisthos'un ölüsü üstünde bıçaklar. ama babası deniz tanrı gibi dalgaların üstünde yürüme gücü de var mış. Orion yıldızının Akrep burcundan her zaman u/. Bkz. Artemis'e bir tapınak yapıp içine heykeli koyarlar. Troya savaşından sonra Agamemnon yur­ duna döner dönmez öldürülünce. bir ayaklan ma olur. Nympha'lar. B e r a a t ı n d a n sonra Orestes Apollontanrıya ne yapması gerektiğini sorar. Ama orada güzel delikanlı Artemis elinden öldürülür. Orion'u da gökte bir yıldız haline getirir. Orpheus. tann Poseidon'un oğlu. Artemis Orion'un üstü ne bir akrep salar. Orastesles Tauris'e gider ve orada kız kardeşi İphigeneia İ l e buluşur. İphigeneia onları kurtarmaya ve Artemis heykelini de alıp on­ larla kaçmaya karar verir. sonra da karanlıktan ansızın güneşe bakmasıyla gözlerinin yeni­ den açılmasıyla sonuçlanır. Orestes ora­ da büyür. Orestes. Ülkenin kralı Thoas onları Artemis tanrıçanın rahibesine t e s l i m eder. Orion. ama Troya savaşından sonra Menelaos ki zmı Neoptolemos'a verir. Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Atreusogullarının zincirleme suçlarını anasını öldürmekle sürdü­ rür. N a o ptolemos'la kavgaya tutuşurlar. akrep delikanlıyı topuğun dan sokar. Tauris dönüşünde Orestes nişanlısını kaçırmaya kalkar. Yabancılar ve hey­ kelle birlikte denize açılabilmek için bir düzen kurar. Orman Perileri. Kraliçe sevincinden tanrılara sunıılar sunmaya gitmişken Orestes kendini Eleklra'ya tanıtır ve Klytaimestra ile Aigisthos'un öldürülmesini birlikte planlarlar. Attika'ya varırlar. Kalais'le Z e tes'il doğurur (Boreas. Merope adlı ikinci bir kadınla olan macerası Orion'un kör olması. Agamemnon'la Klytaimestra'nın oğlu. ama tanrı lanetini de kendi dramıyla so­ na erdirir. Orestes efsanesinin son bölümü Hermione ile evlenmesine değgindir. Elektra. Orestes d( Hermione'yle evienir. Çok yakışıklı olduğu için kadınlardan sevgi görmüş. 15). dev bir avcıdır. yarasını ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini öğrenince. sonra da Goethe'nin "iphigeneia Tauris'te" dramlarına konu olan serüven şudur: Orestes'le Pylades Tauris'e varınca tanrıçaya k u r ban edilmek üzere tutuklanırlar. Sonunda Atina'nın Oreopagos mahkemesi onu suçundan arındırır. Orion. Kalais veZetes). Atina kralı Erekhteus'un kızı. Elektra maddesinde belirtildiği gi-i. Thoas'ı aldatarak kaçarlar. Klytaimestra oğluna yalvarır. Troya savaşı efsanesinde Orestes'in adı Akhaların Mysia'ya ilk çıkışları ve Telephos'la Ilgili olarak geçer: Telephos Akhilleus'un elinden yaralanıp. almış ve böylece istediğini elde etmişti (Telephos). Orestes çıldırır ve Erinyslerden kurtulmak için oradan oraya atar kendini. Orpheus dillere destan olmuş b i l ozandır. İr­ mak kıyısında oynarken rüzgâr tanrı Boreas tarafından Trakya'ya kaçırılır. pusuya düşürülerek öl­ dürülür. nedeni tanrıçanın kendisine. Akhilleus'un oğlu ölür. Orestes. üç büyük tragedya yazarı birçok oyunla­ rında Orestes'e baş rolü ya da çok önemli bir rol vermişlerdir. kralın oğlu Pylades'le birlikte Mykene sarayına gelirler. Kan davası da burada biter. Sonunda da Şa­ fak tanrıça gönül verir ona. İlkçağda ünü orfizm denilen mistik . tanrıça onu Tartaros'a atmış. Tanrıça sevgilisi­ ni Delos'a götürür. İphigeneia. Ana kanı döker dökmez öç perileri Erinysler Orestes'in peşine takılırlar.ak laşması bundandır. Argos'a kral olur ve çok uzun bir ömür sürer. Klytaimestra'ya Phokis'ten gelme iki haberci olduklarını. Eııripides'ln.

büyük bir suç... bir anda kopuverdi amansız zorbayla yapılan anlaşmalar. Artık Orpheus. bindirecek de. insan yakarışlarıyla yumuşamayah yüreklerin dikildi karşısına. hep seni. hem de üç kez. Avernus batağından. gecenin ya da kasırganın dağlardan savurduğu kuşlar kadar çok. Çalgısı vahşi hayvanları büyüle­ y e n . ölü ruhların ve titreten kralların karşısına dikildi. gönlüne yenildi döndü baktı arkasına. ve görüntüleri çıkageldi ışıktan 230 . bütün belalardan kurtulmuş. Gitti sokuldu Taenarius dağının boğazlarına kadar. buz kesilmiş. Aşa­ ğıdaki A. Orpheus. görünmez oldu. görmedi boylu çimen ler yüzünden oralara sinen zehirli yaratığı. L a ­ t i n şairi Vergilius'un " G e o r g i c a " adlı eserin­ d e n alınmış bir parçayla t a n ı t a l ı m dedik. girdi kapkara bir korkuyla gölgelenmiş ormana. an ye­ t i ş t i r m e k t e o l a n Aristaios O r p h e u s ' u n eşi E u r y d i k e ' n i n ö l ü m ü n e s e b e p o l m u ş t u (Aristaios. Bir daha ölü ruhları nasıl yumuşatırdı. uyku kapatır kararan gözlerimi. gelmekteyken. çekersin bugün onun cezasını: Bir belaya çattıydı Orpheus. ezgisiyle ö l ü m ü bile alt e d e n b u o z a n ı biz b u r a d a kuru k u r u a n l a t m a k i s t e m e d i k . kudurdu. kara bahtlı. Yaşıtları. boş bulundu. Proserpina 'mn koştuğu şarta uyarak kocasının ardından yürüye yürüye havanın daha yüksek katlarına doğru. dedi ve birdenbire bir duman gibi karıştı hafif yellere. dolanıverdi bacaklarına korkunç bir yılan. ölüm tanrıları bağışlamasını bilseler. havada asılı bir kayanın altında ağlamış. K a d i r ' i n Türkçeleştirdigi p a r ç a kita­ bın IV. bağışlanır bir çılgınlıktı bu: Eurydike'si ışığın altına tam çıktı çıkacakken. b ö l ü m ü n d e Aristaios'Ia ilgilidir. seni de yok eden. şimdi senin üstüne bindirmeye çalışır o belayı.bir a k ı m y a r a t a c a k k a d a r ç o k yayılmış. onun ezgileriyle sarsılan. ve kendisine geri verilen Eurydike. bir tanrı öfkelenmiş kovalar seni. Ya Orpheus ne oldu?Derler ki onun için: Issız Strymon ırmağı kıyısında ağlamış tam yedi ay. unutup duruverdi. en yüce dağları çığlıklarıyla doldurdular. bir gümbürtüdür yükseldi. Eurydike). kaçırılınca karısı. Styks sandahyla uçuyordu uzaklara. dört yanımı saran gece götürür beni. Ve Erebus konutlarının en kuytu yerlerinden hafif ruhlar çıkageldi. yapraklar arasında saklanan kuşlar kadar çoktular. başladılar bir ağızdan. zavallı beni de? işte gene geri çağırır beni zalim kader. gün batar seni. Haykırdı Eurydike: "Bu ne. ve Orpheus göremedi bir daha ruhlara tutunup dil dökmeye çalışan Eurydike'yi. oyuk kaplumbağa kabuğundan sazıyla yaslı sevgisini avuttu durdu. İşte biranda bütün çabalar oracıkta uçtu gitti. Ne yapsmdı? Nereye gitsindi? Kime başvursundu? İkinci kez kaçırılmıştı karıcığı. onunla baş haşaydın ya hani yalnız kıyılarda. Irmak boyu palas pandıras kaçarken senden o kadın. bu ne? Bu ne çılgınlık böyle. Hep seni söylerdi. geri dönüyordu. gün doğar seni söylerdi. yüksek kapılarının oraya yeraltı tanrısı Dis'in. dağ perileri. Yabana atılmaz yoksun olanların. Deliye döndü Orpheus. tatlı eşi. tanrıları nasıl? Eurydike. gitti karşıt yöne doğru. bir suç işledin sen. gidiyordu işte. kaçarken bir uçuruma atar gibi kendini tepetaklak. artık senin olmayan güçsüz ellerimi". Yeraltı sandalcısı da aradaki bataklığı bir daha komadı geçsin. Orpheus birden bir çılgınlık etti. elveda! Giderim İşte uzata uzata ellerimi sana. Orpheus. kişiliği ü s t ü n e a n l a t ı l a n masallar h e r t ü r d e n sanatçıyı esinlemişti. kader engel olamazsa. Ömrü o kadarmış kadının.

Ö. kavuşmaya çabalar. Phanes'i yutarak dün­ ya egemenliğini ele geçirdi. çevresindeki bazı tan­ Eurydike! Eurydikel Eurydikel" rısal varlıklar Yunan-Roma pantheon'una gir diye yankılandı durdu. Arınma.. ti. örneğin İsis (lsis). Bunun üzeri ne Zeus. tolojisiyle doğrudan doğruya ilişkisi yoktur.kahin dos'un Thegonia'sında ve İo Epaphos efsaı büyücü Orpheus'a bağlanır: Orpheus . konar bir dala. İyileri saçtılar parçalarını ta uzaklara. Orphik dionysik-mistik bir kurtuluş dinidir.Orphik dinin kurucusu sayılır. şarkıcı. yüzyılda Yunanls tan'a ve aşağı İtalya'ya geçti. VI. yutuldu. oradan VI. giderir. yıldırımlarının alevleriyle Titanları mahvetti. Yunan mibağırdı uçarken. Ne bir tutku yumuşatmış Orpheus'un yüreğini. bir kauak ağacının gölgesinde bir bülbül vardır hani. kötülerse ölüler Ama Orpheus'un boynundan kopan hâkiminin karşısına çıkacaklar. kaplanları büyülemiş. Tartaros ba­ mermer gibi başı taklığına götürüleceklerdir. Evrenden tanrı Phanes doğdu.. günahından temizlenmek üzere. A t t i s . Dionysik taraf. bir­ delikanlıyı çok vücutlarda dolaşır. Osiris efsanesi Akdeniz yöresine özgü bir doğa be­ Or phik (ya da Orfeizm. Khronos'un oğlu Zeus. filozof Pythagoras (İ. Uranos (Gök) ve Khronos'u dünyaya getirdi. bülbül de bütün gece durmadan fır döner ağlar. öte dünyaya O kadar bağlıydı ki Orpheus Eurydike'ye. lutar acıklı iniltileriyle dört bir yanı. murta) el çekiş sayesinde olacaktır. dürüst bir ya­ kutsal törenlerde ve gece şenliklerinde şayış. ııufir gidermiş kuzeyin buzlarında bir başına. "Ah kara bahtlı Eurydikel" Ama efsanesi ve kişiliği Yunan mythos'unu Ve ardından ırmağın bütün kıyıları etkilemekle kalmamış. kuşaklar arasında çarpışma. soğumuş diliyle çağırıp durdu Eurydike'yi. İnsandaki tanrısal ruh. canı da "Ah kara bahtlı Eurydikel" diye Osirîs. Osiris bir Mısır tanrısıdır. Athena. Zeus.. yutulmuş Dionysos çocuğun tanrısal İyi huylan birleşti.. Bu bakımdan AdonlsTarikatı). Bu konuda Behçet Necatlgll'ln Aphrodite. yüz­ çalkalanıp giderken bile yılcın felsefesine derin bir etki yaptı". Titanlar tarafından parçalandı. Ama Titanların külünden insan s o yu vücuda geldi. Orphik e l i n i n myrhos'u şöy­ ledir: Başlangıçta Khronos (Zaman) evreni yarattı. ayaklandırmış meşe ağaçlarını ezgileriyle. kırlara. unsurlardan temizlenmek ister.K y b e l e ve Demeter-Kore e f l00 Soruda Mitologya'sında çıkan özeti bu­ sanelerlyle benzerlikler gösterir. Zeus bu yüreği yedi. Homeros'takl tanrıların dindiremedikleri bir ruh ihtiyacını karşılar. mutlu bir öte dünya bekler. Dionysos-Zagreus. kışı hiç bitmeyen Ripha dağlarında ve y ü r ü r gidermiş dövüne dövüne sonra da Dionysos-Lyseus (Kurtarıcı)'u yaral Eurydike'nin kaçırılışına. yuvayı gözetleyen katı yürekli bir çiftçi n / r p götürmüştür yavruları daha kanatları çıkmadan. buz gibi mağaralarda anlatmış durmuş başından geçeni. bir mezarda (sema) gibi hapistir. inek ve boğa bi çiminde tanrıça ve tanrı motifleri de Hesio"Bir din hareketi olan Orphik. Soylar ve raya almayı uygun gördük. tarlalara.de bir evlilik bağı yumuşatmış. miş ve tutunmuştur. ta uzaklara kadar. Nyks (Gece)'l doğurdu. yani Orpheus reket efsanesidir. ı r m a ğ ı n bütün kıyıları baştan başa. Trakya'da do gan bu hareket. başlar yeniden ezgilerine yanık yanık. Titanlk Ktkonlarm bütün kadınlarım hor gördü. onunla birleşerek Gaia (Toprak). m. İnsan soyundan Titanların kötü. kızı Persephone-Demeter'le birleşip Dionysos Zagreus'u yarattı. hem dişi olan Phanes. bedende (soma) Dis'in boş armağanlarına dövüne dövüne. Orphikçilerin Herhrus ırmağının ters akıntıları arasında öğretileri. hırlı Tanais ırmağı kıyısında yürür . parçalanan çocukun yüreğini kurtarmıştı. yu Eacchus'un. arar durur kaybolan yavrularını içi yana yana. canlıların verdikleri besinlerden (et. Bunun için On lar da paramparça ettiler sonunda de ruh. H e m erkek.

ama düğün gerçek-1 leşmeden Akha yiğidi İdomeneus onu öldü-1 rür. denizleri aşan gemilerimize gidelim. Typhon) onu kıskanır. Bun­ ların Mısır kaynaklı oldukları ve Yunan Mythos'una Fenike yoluyla girdikleri sanılır.. tekmil ölümlüler arasında överim seni. bu dövüşmede düşmanının er­ kekliğini koparır. Bir gün şölene çağırır. X I I I . Set'i Horus'a gözünü vermeye mahkûm ederler. Bu yılan (adı Ura- eus'tur) krallık simgelerinden biridir. 232 . o güzel kızı kendine almak için. Bkz. kendisi de gözü­ nün yerine bir yılan koyar. Orthos. 6)J Bu köpek Geryoneus'un öküzlerini beklerken? Herakles'in eliyle öldürülür (Herakles). Horus da Set'le teke tek savaşa girişir. Bu efsaneyi anlatırken yazar Plutarkhosl Set'in Yunanlıların Typhon'uyla bir tutulması gerektiğini bildirmiştir (Typhon). Aloeusoğulları.nelerinde rastlanan motif ve imgelerdir. Atreus oğlunun güzellikte üstün kızını veririz sana. babasının öcünü almak görevini yükler ona. düzenli llyon 'u gel bizimle yok et. Osiris de kız kar­ deşi ve eşi olan İsis'in yardımıyla bu görevi en iyi biçimde sürdürür: İnsanların iyiliği için çalışır. Ne var ki kardeşi Set (Yun. Set bir kez daha Osiris'in göv­ desini ele geçirir. yetiştirir. fsis sandı­ ğın kendisine geri verilmesini sağlar. tanrılar mahkeme kurar. gel hadi. öldürdükten sonra da şöyle alay eder onunla ( İ l . Othryoneus. Osiris ayrıca Mısır'da çok tutunmuş tanrı kral inancını ve insanın ölümünden sonra mumyalaşıp yaşamını sürdürdüğü görüşünü yansı­ tır..\ racagını söz vermişti Priamos'a. onunla Mısır'a döner. Ama biz de biliriz böyle söz tutmasını. Çanakkale Boğazında olduğu? sanılan Kabesos şehrinin önderi Othryoneus Troya'ya Priamos kızı Kassandra'yı istemeye gelmiş. E j d e r soyundan Ekhidna v e f Typhon'dan doğan bir köpeğin adı (Tab. Düşmanın ölüsüyle bu çeşitten alaya H o meros destanlarında sık sık rastlanır.): Othryoneus. Argos'a götürür eveririz seni. Elimiz çok açıktır çeyizden yana. Horus da gözü babası Osiris'e verir. bir sandığa kapatıp ırmağa atar. I yerine getirirsen Priamos'a verdiğin sözü. Efsanesi şöyle özetlenebilir: Krallık kurumu­ nun tipik bir simgesi olan tanrı Gebeb yetki­ lerini oğlu Osiris'e bırakır. ilkel bir katı yürekliliği dile getiren bu alayların hep Akhaların ağzından duyulduğu da ayrıca dik­ kati çeker. Ora kralı bu sandığı yaptırmakta olduğu sara­ yına tahta olarak kullanmaktadır. Haberi alan İsis ossaat sandığı aramaya çıkar ve uzun dolaşmalar­ dan sonra Fenike'nin Byblos kentinde bulur. İsis parçala­ rı toplamaya koyulur. onu Set'ten korumak için gizli­ ce büyütür. erkeklik uzvundan baş­ ka bütün parçalarını bir araya getirip başka tanrıların yardımıyla ilk mumyayı hazırlar. gidelim düşünelim şu evlenmeyi. onlara tarımı. Otos. Hekim tanrı Thot her ikisini de iyi eder. Set de Horus'un gözünü oyar. buna karşılık şehri Akhalardan kurta. bağcılığı ve çeşitli el sa­ natlarını öğretir. öldürmeye karar verir. Kral da kızı­ nı vereceğine ant içmişti. Osiris de egemenliği oğluna bıraktıktan sonra Mutluları Ülkesine göçer. 374 yâ. Kocası öldükten sonra fsis Nil deltasında H o rus'u doğurur. onu on dört parça halinde dograyarak oraya buraya serper. yakalar.

bundan dolayı orada akan ve altın sürük­ lediği için Khrysorrhoas adını taşıyan dereye atmış kendini. Paktolos. Ayrıca sayıları tanıttığı. el anla­ mına gelen palame'den türemiş olan Palame- des Yunan alfabesine birçok harfler katmış. Menelaos'la bir­ likte Odysseus'u çağırmaya giderler. O da dönüşte ölüyü bulur. sözde Priamos'un yazdığı bu mektuptan Palamedes'in Troyalılara casusluk teklifinde bulundu­ ğu anlaşılmaktadır. ama o da korkunç biçimde ölür. gömer ve o kıyıya Palinurus burnu adını verir. para kullanmasını. Troya şehrinin tarihine sıkı sıkıya bağlı olan bu heykelin Homeros destanlarında adı geç­ mez. VI. Üzüntüsü büyüktür. Öte yandan kaynaklar Palamedes'in kurnaz Odysseus'tan daha yararlı. Nauplios'la Klymene'nin oğlu (Nauplios). delilik taslar: Bir tarlada sabana bir öküzle bir eşek koşmuş. ama buna karşılık her­ kesin kurtulacağını bildirmişti.. dümencisinin yok olduğunu görür. daha değerli bir kişi olduğunu da belirtirler: Adı avuç. Sefere katılır. kadını ba­ rışçı yollarla geri almak için Troya'ya elçi gi­ der. Aeneas uyanır. yani tahtadan yapılmış ayakta bir kadın heykeli olsa gerek. Akhalar Palamedes'i linç eder­ ler. Zeus'un oğlu ve Pelops'un dedesi olur. Palladion Troya şehrini koruyan. Palinurus. Palladion. Daha sonraki efsanelere göre. Mektubu Akha ordugâ­ hında bir yere atar. ama Palamedes'e karşı korkunç bir öfke ve kin bağ­ lar. Ne var ki İlyada'da söz konusu olan Athena tapmagındaki heykel oturmuş olarak canlandırılır: Hektor savaş alanından ayrılıp anası Hekabe'ye Athena'ya sunular sunmasını söylemek için şehre geldiğinde şöyle konuşur (İl. ayların süresini yıldız­ lara göre saptadığı. Palamedes. 270 vd. Asklepios.. Sonraları Aeneas yeraltına gittiğinde Palinurus'un ruhuna rast­ lar. Odysseus'un gerçekten deli olup olmadığını denemek için oğlu küçük Telemakhos'u sabanın önüne atar. Evindeki en güzel. efendisinin yatağı al­ tına bir torba altın koymasını sağlar. Palladion daha sonraları ve özellikle Roma'nın kuruluş efsanelerinde rol oynar. elinde sunularla topla yaşlıları. Odysseus da sabanı hemen durdurmakla deli olmadığı­ nı açığa vurmuş olur. Alfabeyi Kadmos tanıtmış Yunanistan'a ama Palamedes kuşların uçuşuna bakarak Hellenlere özgü bir harf olan Y (üpsilon)'u bulmuş. Lydia'da akan Şart çayının tanrı­ sı. hangi örtüye en çok değer veriyorsan al onu. Bu çabalar sonuç vermeyip Akha ordusu hazırlık yapmaya başlayınca. ayrıca da Palamedes'in bir kölesini satın alarak. Palinurus. Bu kin sonradan Palamedes'in ölümüne sebep olacaktır. Günün birinde tanrıça Aphrodite'nin gizli t ö ­ renleri kutlanırken kendi kız kardeşini kirlet­ miş. Troya. o var oldukça şehrin 233 . Odysseus şöyle öç alır: Ele geçirdiği bir Troyalıya zorla bir mektup yazdırır. Ama kurnaz yiğit savaşa gitmek niyetinde değildir.): Ama sen. Babası Nauplios Palamedes'in öcünü alır. git doyumluk toplayan Athena'nın tapmağına. Bkz. İno. Her şeyi ortaya vurur. Aeneas'ın dümencisidir. ört güzel saçlı Athene'nin dizlerine. Vergilius'un Aeneis destanında anlattığı­ na göre Troyalıların filosu Sicilya'dan İtal­ ya'ya doğru yol aldığında tanrıça Venüs bir tek adamın öleceğini. Gece dümen­ deyken tanrılar Palinurus'un gözlerine uyku dökerler. bunun için de ölüsünün hangi kıyıya atıldığını bildirir Aeneas'a. Bu heykel arkaik sanatta örnekleri görülen bir ksoanon. Ölü dümenci gömülmek ister. Palaimon. dalarken bir dalga alır. Palladion. toprağa tuz ekmektedir. dama oyununu ve zarları keşfettiği söylenir. Pallas Athena'nın si­ hirli nitelikler taşıyan heykeline verilen addır.p Paian. Bkz. götürür onu. Homeros destanlarında adı geç­ mediği halde. en büyük örtü hangisiyse.savaşı efsanelerinde önemli bir rol oynar: Helene kaçırılınca akra­ bası Menelaos'u avutmaya çalışır. Palamedes düzeni anlar. o günden sonra da bu dereye Paktolos denmiş. Palamedes'in bu haksız ölümü dillere des­ tan olmuştur.

bir de Kratos'la Bie'yi meydana getirir.düşmesini. Theseus elli amca oğlunu ve amcası Pallas'ı da öldürdüğü için bir yıl Troizen'de gönüllü sürgün olarak kalır. Helena). çocuk korku içinde donakalmış ve Athena'nın attığı kargı­ dan korunamayıp yaralanmış. Başta Roma olmak üzere birçok şehirler Palladion'a sahip olduklarını ileri sür­ müşler. (2) Arkadya kralı Lykao'nun oğlu. Bir efsa­ neye göre bu Pallas kızını Troya kral soyu­ nun atası Dardanos'la evlendirmiş ve Palladion'u ona vermiş (Dardanos. Roma'nın kutsal ateşini koru­ yan Vesta rahibeleri Palladion'a tapınmakla görevliydiler. Bu adın Athena ile ilgisi üstüne efsaneler pek birbirini tutmaz (Athena. sonra İtalya'ya da almış. Theseus). bir tanrıymış gibi tapınılırmış ona. Tanrıça Athena bu devi öldürmüş ve derisini . Aeneas'la birlikte îtalyalı Turnus'a karşı savaşmış ve onun elinden öldürülmüştür. iki kız çocuk savaş oyunları oynarmış. Troyalıların bu kutsal yapıtın bir tıpkısı­ nı yaptıkları. Pallas 5'in oğulları. Athena Pallas'ı dövmek üzereymiş ki Zeus kızı için telaşlanıp aigis kal­ kanını Pallas'ın önüne dikmiş. Palladion heykeli Troya'da kalmış ve Troya yangınında Aineias 1da dağına sığındığında onu beraberinde gö türmüş. Palladion Kassandra efsanesinde de geçer. Başka efsanelere göre Palladion'u Dardanos Semendirek adasından getirmiş ve kaynatası Teukros'a armağan etmiş (Dardanos). Palladion orada kalmış. Bu efsaneyi anlatan mitograflar Palladion'un üç karış boyunda olduğunu. Ate). sag elinde bir kargı. Palladion). tanrı da ö f kelenerek heykeli alıp Troya bölgesinde Ate tepesi denilen yere atmış (Elektra 2. Triton'un da Pallas adlı bir küçük kızı varmış. Pallantidai (Pallasoğullan). düşman eline geçmesini önleyen bir tabudur. ama günün birinde birbir­ lerine darılmışlar. sol elinde de bir öreke ile bir ig taşıdığını ya­ zarlar. Başka kaynaklara göre. O sırada pişmanlık duyan Athena arka­ daşına tıpatıp benzeyen bir heykel yapmış ve ona aigis kalkanını giydirmiş. bunu protesto etmeye kalkarlar. Kassandra'nın Troya yağmasında bu heykele sarılıp sığındığı ve Oileus oğlu Aias'ın onu oradan çekerek büyük bir günah işlediği anla­ tılır (Aias). Bu işte gü­ zel Helena Akhalı yiğitlere yardım etmiş (Helenos. Okeanos kızı Styks'le birleşir ve Zetos'la Nike'yi. çalınmasın diye asıl Palladion'u tapınağın mahzenine kapatıp. Bunları şöyle özet­ leyebiliriz: Tanrıça Athena çocukken deniz tanrısı Triton'un yanında büyümüş (Tritogeneia adı bu­ nunla ilgili olabilir). 4). Bir efsaneye göre. şehre getirilip Athena tapınağına yerleştirilmiş. İlos o sırada kendi adını taşıyacak olan llion (Troya) şehrini kurmaktaymış. Sihirli hey­ kel böylece Roma'da Vesta tapınağına getiri­ lip bırakılmış. Palladion). böylece Palladion adlı heykeller ç o ­ ğaldıkça kaynaklarını anlatan efsaneler de çoğalmış ve giriftleşmiştir. Başka bir anlatıma göre Atina mahkemesi Theseus'u beraat ettirir (Aigeus. Pallas. böyle bir hey­ kelin gökten düşmesi hayra yorulmuş. Atina kralı Pandion'un torunları ve Aigeus'un yeğenleri. Hesiodos'un Theogonia'sma göre Pallas. Atina'da da Palladion heykelinin Atina'ya geldiğini ileri süren bir efsane var­ dır. ta ki günün birinde Zeus'un ko­ valadığı Elektra heykele sarılmış. Roma'nın Palatinus tepesine adını veren bu Pallas'mış (Euandrus). heykeli çalıp götürmüşler. Tanrıça Athena'nın adının başına ta­ kılan bir ad. bu söze dayanarak da Odysseus'la Diomedes gece gizlice şehre gir­ mişler. (3) Vergilius'un Aeneis destanında adı ge­ çen Pallas Evandrus'un oğludur. Athena bu ya­ pıtı Olympos'ta Zeus'un yanı başında dikmiş. sahte heykeli dışarıya oturttukları da anlatılır. Atinalılar Theseus'u kral seçince de babaları Pallas'la birlikte Theseus'a karşı savaş açarlar ve öldürülürler. (1) Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğlu. Troyalıların kâhini Helenos Palladion heykeli şehirde kaldıkça. (4) Attika efsanelerinde adı geçen bir dev. Aigeus'un dölü olmadı­ ğını sanarak Atina tahtına talip olurlar. ama Troizen'de büyüyen Theseus Atina'ya gelip babası Aigeus tarafından tanınınca. düşmüş ve öl­ müş. Troya'nın alınama­ yacağını bildirmiş. Astraios'la Perses'in kardeşi (Tab.

Pandaros'u tanrı Apollon'un koruduğu yiği­ din Akha yiğidi Diomedes'e meydan okurken söylediği sözlerden belli (İl. Lydia'da Sipylos dağına gö­ türmüş ve Tantalos'a emanet etmiş. Bu haber imparator Tiberius (I. Ida'nm ta dibinde. Here onlara güzellik ve akıl vermişti. yüzü insan yüzü oldu. Pandaros. bu devin kanatlarını da ayaklarına bağlamış (Athena). işte o zaman Harpyalar gelip bu kızları kaçırdılar. o sırada da Pandareos ve kız­ larının başına geleni anımsar ve anlatır (Od. İnsanların. Pan Çoban kavalını sever. bu kızlara i y i bir kısmet bağışlamasını dilemişti. Atinalılar savaştan sonra tanrı Pan'a Akrppolis eteğinde bir tapınak yaptı­ lar. 102 vd. 824 vd. Apollon kendisi vermiştir Pandaros 'a yayını. Babası. dümenciye 'Ulu P'an öldü!' haberini vermiş. bunlarla birlikte T h e seus'a karşı gelir. Marathon savaşı gecesi Persleri bu şekilde paniğe uğrattığı için. XX. Latin mitologyasında Pan'ın yerini tanrı Faunus tutar" (Faunus). Başlarında Lykaon'unünlü oğlu Pandaros var. 65 vd. yalan yere yemin ettiği için de Tantalos'u Sipylos dağı­ nın altına tıkmış (Tantalos). çobanların tanrısı. oğullarıyla birlikte Theseus un elinden öldürülür (Theseus). ıssız yaz öğlelerinde birdenbire. . hırsızlık ettiği için Pandareos'u taşa çevirmiş. canını alsın diye tanrıça Arlemis'e yakarır. Aisepos'un kara sularını i ç e n zengin Troyalılar. Tanrı P a n . dört bir yana 'panik' korkular saçardı.lavan erler kalkın. Korfu'nun güneyinde sefer eden bir gemideki gemicilerin. tekmil kadınlara verdiğinden daha çok. azgın tekeler gibi güzel nymphaların peşine düşerdi. S. beklenmedik gürültüler koparır.): Sonra Zeleia'da oturanlar gelir. Kronos devrilip Zeus egemen olunca bu köpek Girit'teki Zeus tapınağına bırakılmış. Pandaros'un adı İlyada'da Troas bölgesine yerleşmiş Lykialılarm önderi olarak geçer. Pan. Keçi ayaklı P a n . Ama bir gün Aphrodite çıkmıştı koca Olympos'a. (5) Gene Attika efsanesinde rol oynayan bir kişi Pandion'un oğludur ve Pallantidai adın­ da 50 tane oğlu vardır. bir feryat duyulmuş. insan kılı-ında değil de hayvan kılığında düşünüldüğü ilk zamanlarda Pan da keçi kafalıydı. Her--s'in oğludur. çokluk. Pan sözü Yunancada 'bütün' anlamına geldiğinden mistikler. Odysseia'da Penelope çok bu­ naldığı bir gece. dümenci aldığı bu haberi emredilen yerde karaya doğru sesle­ nince. 1da dağının eteğinde bulunan Zeleia kentinden gelmiş ünlü bir okçudur Pandaros. 14-37) zamanında olmuştu. II. i y i bir koca dilemişti yıldırım seven Zeus'tan. sonra­ dan bu keçi kafasından sadece boynuzlar ve sakal alıkonarak. Gemi dümen­ cisinin adını söyleyen bu ses. Şöyle anlatılır: Rheia yeni do gan Zeus'u Kronos'tan kaçırmak için Gi­ rit'teki mağaraya kapatınca bekçi olarak başı na bir altın köpek dikmiş. Pan'ın ölümünden ötürü tabiat yas tutmaya başlamıştı. Pandareos. hizmet etsinler diye verdiler uğursuz Erinyslere. Troya savaşına katılışı şöyle anlatılır (İl.yüzüp ona bürünmüş.): öy/e kaçılmamış m ı y d ı kasırgalar Pandareos'ıııı kızlarım? Daha önce tanrılar ana babalarını yok etmiştller ve öksüz bırakmıştılar kızları konaklarında. Plutarkhos. karadan korkunç bir inilti. sonraları Pan'ı her şey yapabilir bir tanrı payesine çıkardılar. V.): Ulu canlı Troyalılar. efsanesi ve kişiliği hakkında Behçet Necatigil'in "100 Soruda Mitologya" d. Tanrıların. o zaman tanrısal Apbrodite beslemişti onları.a ki anlatımını aşağıya alıyoruz: "Dağlık Arkadia'da küçükbaş hayvanların. Ulu Artemis bağışlamıştı boyu boşu. hay­ ranların uyuduğu kızgın. Pandareos efsanesi Girit ve Anadolu ile ilgi­ li bir efsanedir. Athene de öğretmişti güzel işler işlemeyi. Derken Zeus ikisine de öfkelenerek. atları mahmu/. Pandareos köpeği tapı­ naktan çalmış. Karkabos'un oğlu Lykaon'dur (Karkabos). Paksos adasından ge­ len bir ses duyduklarını anlatır.

193 vd. kızılca buğday. sonra bir yıl sırt üstü yatardı. IV. tlyon'a yaya geldim. tanrıça Athena'nın yönelttiği Diomedes'in kargısıyla canını alır Pandaros'un. Kirişin üzerine yerleştirdi yakıcı oku. öküzlerini. Anadolulu tanrı Apollon'un tuttuğu bu yiğit Troya düşmanı tanrıların elinde bir oyuncak olur ama. öbür savaşçılar işe karış­ mamaya ant içince. yepyeni. Athena Pandaros'u kış­ kırtır andı bozmaya. (1) Pandion I. Erikhthonios'un oğlu. hiç atılmamış kanatlı bir ok çıkardı. Pandaros kargıyla vurur Diomedes'i. Hesiodos'un yansıttığı akım başka çag ve ülkelerin sanatını etkilediği içindir ki. Hesiodos'un hem "Theogonia". her dert ve belanın başlangıcında gör­ mek Yunan görüşlerine pek uymaz. Pandion. şu oku elimle kırıp atmazsam yanan ateşe. kargı atan yaşlı Lykaon demişti bana çıktığım gün derli toplu evinden. Aşağıdaki anlatım. Kiriş inledi. Ölümünün nedeni olacak bu duruma şöyle yakınır (İl. nitekim Hesiodos'tan sonra bu efsaneyi işleyen pek olmamıştır. çünkü ilk kadının yaratılışı. Ama Lykaon'un sarayında on bir araba durur. Zeus'un oğlu gerçekten sürdüyse beni öne. 24). Bu korkunç çarpışmada ise koruyucu Apollon Aineias'ı kurtarmak zorundadır. atlara. kızlarının başına gelenlere üzüntüsünden öl­ müş (Aedon). vınlaya vmlaya. Yunan yazınında Homeros şiiri ve onun dile getirdiği iyimser. Oku arka kanatlarından. örtüler serilmiş. karınlarını doyurmadan. arabası bulunmamasındandır.vuruldu işte Akhaların en yiğidi. atları düşündüm de dinlemedim onu -dinleseydim ne iyi olurdu edemezler. kirişinden tuttu. arabaya bin demişti. karımı. gözerdi çiftini çubuğunu. sivri ok fırladı birden. Bir okla yaralar Menelaos'u. yaklaştırdı kirişi memesine. dedim. Yoksa insan bir gün çalışıp rızkını sağlar. V. düşmanla kuşatılmış insanlar arasında yemsiz kalmasınlar. ne var ki Lykialı yiğidin kargısı delemez AkhaJının zırhını. hem de "İşler ve Günler" adlı eserlerinde uzun uzadıya anlattığı Pandora efsanesi Orta­ doğu ve özellikle Samî kaynaklı olsa gerek. her araba önünde iki tane at. Benimle boş yere gelmiş o. Paris'le Menelaos arasındaki teke tek savaş başlayıp. Prokne ve Philomela'nın babasıdır. asör bırakırdı sabanını ocak başında. "İşler ve Günler"deki an­ latımdır. Oysa yayım hiç yaramayacakmış işime. Erekhtheus'un. arabam da yok ki bineyim. demiri yaya. Aigeus'un babası. Diomedes'le karşılaşmasının iyi sonuç vermemesi de bu ünlü okçunun Troya savaşı­ na yaya gelmiş olmasından. gözlerimle görürsem toprağımı. V. kara acılar kaynağıydı bu ok. Bir gün dönersem yurduma. gülümser dün­ ya görüşü a^ır basmış. yani Âdem'le Havva efsanesinin Yunan mythos'una akta­ rılmış bir kopyasına benzer. Kadını her kötü­ lüğün. ün salmış okçu Lykialı Apollon 'a. Pandora ile Prometheus efsaneleri­ nin bir karışımını verir: Tanrılar yeraltına gizlemiş besinleri. (2) Pandion II. Yurduna. Pandion iki Atina kralının adıdır (Tab. kız gibi arabalar. Lykia'dan çıktığımda yola. uçtu kalabalığa doğru. gelsin o gün koparsın başımı bir yabancı adam. Prokne'yi Trakya kralı Tereus'a o vermiş. ak arpa yiyen atlar. Yusyuvarlak gerilince gıcırdadı koca yay. Pandora efsanesini buraya almayı uygun gördük. güvenmiştim yayıma.): Atlarım. önderlik et zorlu savaşta Troyalılara. Ok atışı îlyada'nın ilk bölümünde tanrı Apollon'un Akha ordusuna veba salmak için ok atışını ne kadar andırır (İl. ilk kuzulardan. kutsalZeleie şehrine dönüşünde değerli kurbanlar kesmeyi adadı. Yukarda adı geçen Pandion'un küçük torunu. karamsarlığı olduğu kadar kadın düşmanlığını da silip süpürmüş­ tür. sanmam dayansın zorlu okuma bu adam. üzerlerine. 116 vd. kendi yetiş-: tirdigi ünlü okçuyu feda etmekten başka çare bulamaz (İl.): Kaldırdı okluğun kapağını Pandaros tam o sıra. 236 . yüksek çatılı büyük evimi görürsem. dedim. T h e seus'un dedesi. 216-280). Pandora. Bıraktım onları.

kendlnl aldatan o sivri akıllıya. O c a n ı m Kharitler ve o güzelim Peitho altın gerdanlıklar taktılar boynuna. Zeus gizledi besini insandan. Bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık kapağı açılan dert kutusundan. kaygılardan uzak yaşarlardı. okşamaya doymayacaklar bu \ belayı". dedi ki ona: İapetos oğlu. insan gücü koy. P a r i s . yararlılığıyla dikkati çekermiş. Epimetheus'a gönderdi Pandora'yı kılavuz tanrı Hermeias'la. İçine insan sesi koy. dertleri. İlk zamanları P a r ç a doğuma da b a k a n bir t a n r ı ç a sayılır. o n a . s o n r a Y u n a n etkileri pekleşince R o m a l ı l a r üç P a r ç a o l d u ğ u n a . Ses koydu içine o tanrılar kılavuzu Pandora adını taktı. Falcılar b u düşü k ö t ü y e y o r u m l a m ı ş l a r .. renk renk kumaşlar dokumasını öğret. u z a k t a n gürleyen Zeus'un oluyordu isteği. sakladı onu narthex kamışının içinde. F o r u m ' d a b u l u n a n ü ç heykel (Tria F a t a ) o l a r a k simgelenirlerdi. Kraliçe o n u d o ğ u r m a d a n birkaç gün ö n c e u y k u s u n d a bir d ü ş g ö r m ü ş : K a r n ı n d a n ç ı k a n bir alev T r o y a surlarını sarı­ yor. Epimetheus unuttu Prometheus'un dediğini: Zeus'tan armağan alma demişti ona Prometheus. onlar da yaptılar dediğini: Koca Hephaistos. R o m a dininde kader v e ö l ü m ü simgeleyen t a n r ı ç a l a r . bir dişi ayı gelip bebeği e m z i r m i ş . Tanrıların babası kurunca bu düzeni. Hermeias doldurdu göğsüne yalanı dolanı. ama bil ki dert açtın kendi başına da: aldığın ateşe karşılık birbela öyle bir bela salacağım ki insanlara. Armağanı aldı ve alınca anladı başına bela aldığını. sürülerine çok İ y i baktığı İ ç i n .Zeııs kızınca Prometheua'a. ikincisinin e v l e n m e y e . arzularla tutuştur gönlünü. Ama lapetos'un güçlü oğlu Prometheus çaldı Zeus'un ateşini insanlar için. sen de ona el işlerini öğret dedi. bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin. o gün bugündür dertlere boğdu insanoğlunu. derin düşünceli Zeus ses vermedi onlara sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar. istekler. çünkü b ü t ü n Olymposlular insanların başına bela etmişti onu. Kızdı bulut devşiren Zeus. s o n r a ç o c u ğ u Agelaos a d ı n d a k i bir ç o b a n b u l m u ş . Moiralarla bir tutulmuştur. Böyle dedi Zeus. bir tilki huyu koy içine". biri­ n i n d o ğ u m a . Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı kapağı. Böyle dedi ve kah kah güldü insanların ve tanrıların babası. evine g ö t ü r m ü ş v e k e n d i çocuklarıyla bir a r a d a b ü y ü t m ü ş . T r o y a kralı P r i a m o s ' l a karısı H e k a b e ' n i n en küçük oğludur ( T a b . sevmeye. seviniyorsun ateşi çaldın. gündüzler dert dolu. geceler dert doludur. belalar başıboş dolaşır sessizce ölümlülerin çevresinde. d o ğ a c a k o l a n ç o c u k şehri yıkıma g ö t ü r e c e k d e m i ş l e r . ölümlüleri derde sokarsın demişti. P a n d r o s o s . P a r i s . suyla karıştır dedi. topal tanrı hemen bir kız biçimine soktu toprağı. Nur topu Aphrodite. böyle istemişti bulutlar devşiren Zeus. B e ­ bek d o ğ u n c a d a P r i a m o s o n u İda d a ğ ı n a bı­ r a k m a k ü z e r e bir uşağına vermiş. alırsan. beni aldattın diye. toprak bela doludur. sen de bir köpek yüreği. vahşi hayvanlar h a k k ı n d a n gelir diye d ü ş ü n m ü ş . Erikhtonios). sen de büyülerinle kuşat onu. sakladı varını yoğunu insanlardan. deniz bela dolu. Pandora demek bütün tanrıların armağanı demekti. P a r i s ç o ­ banlar arasında güzelliği. 1 6 ) . A t i n a kralı K e k r o p s ' u n ü ç k i z i n d a n biri (Aglauros. Pandora açınca kutunun kapağını. O gün bugündür insanların başı dertte. Horalar bahar çiçekleriyle donattılar saçlarını. Namlı şanlı Hephaistos'u çağırdı hemen: Bir parça toprak al. ö b ü r adıyla A l e k s a n d r o s . ü ç ü n c ü ­ sünün ölüme baktığına inanırlardı. Yüz gözlü devi öldüren Hermeias. b ü t ü n şehri y a n g ı n a v e r i y o r m u ş . Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden. bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları. Görüyorsun ya Zeus'un dilediğine karşı konmaz. U ş a k P a ­ ris'i d a ğ a b ı r a k m ı ş . sivri akıllı kişi. Bedeni güzelim genç kızlara. dağıttı insanlara acıları. Athena. P a r c a c ( P a r k a l a r ) . A m a öyle o l m a m ı ş . Gök gözlü Athena süslü kuşağını sarıverdi beline. Bir s ü r e bu böyle gitmiş.

Girit kralına Poseidon'un bağışladığı boğa ile bir­ leşmesi ve Minotauros'u doğurması hakkında Mlnos.): . G e n e de yakısıklı. çevik bir savaşçı olarak canlandırılır ve birçok Akhalan nasıl alt ettiği anlatılır. Hektor'un tam karşıtıdır. Yarışmanın bir pazarlık konusu olduğu ayrıca dikkati çeker: Tanrıçaların üçü de elmaya karşılık Paris'e bir bağışta bulunmaya söz verirler. Perses Aietes ve büyücü Kirke'nin kardeşidir (Tab 8). efsane bunu da açıklamaz. Bundan sonrası Helene başlığı altında anlatılmıştır. Athena sonsuz akıl ve başarı. Pasiphae'nin Minos'la evlenmesi. Peleus'la Thetis'in Olympos'ta kutla­ nan düğününde. Ama Akhilleus öldükten hemen sonra da Paris Philoktetes'in bir okuyla kasığından vurulur. Agabeysi onu ağır sözlerle azarladığı. Girit kralı Minos'un karısı Pasi phae. 83 vd. Kadın geImeyince ölür Parthenopaios. tam o sırada Paris'in at­ tığı bir ok Akha yiğidinin tek silah geçer yeri n e . o sırada kendisini kıs­ kanan kardeşleri onu öldürmeye kalkarlar. en yakın arkadaşıdır. tanrı Helios'la Perseis'in kızı. Hera. Troya sarayında yaşama­ ya başladıktan bir süre sonra Paris Yunanis­ tan'a gitmek üzere gemiler hazırlatır ve mu­ radına ermek için Sparta'ya varır. Atalante ile Meleagros'un oğlu olduğu söylenir. Paris her fırsatta kaçmak yolunu bulur (Hektor. 21). Patroklos'un ruhu nasıl bir adam öldüre­ rek Peleus'un yanına sığındığını İlyada'da şöyle anlatır (İl. ortaya bir altın elma atma­ sı. Boyu boslu. ama arkadaşlık­ ları Patroklos'un Akhilleus'la birlikte Peleus'un sarayında büyümüş olmasından ileri ge­ lir. Paris efsanesine burada Üç Güzeller masalı karışır. Bundan böyle Paris'in aklı fikri tanrıçanın verdiği sözün gerçekleşmesindedir. Öyle olur: Akhilleus M e m non'u öldürür ve Troyalıları gene surların içne sığınmaya zorlar. üstünde "en güzeline" diye yazılan bu el­ mayı kime vereceğini bilemediği için Zeus'un yargıç olarak Paris'i seçmesi İdalı çobanın hayatını altüst eder. Priamos oğlunun alın yazısı bunu gerektiriyordu herhalde. Troya savaşı sırasında Paris'in tutum ve davranışı pek parlak değildir. Can çe­ kişirken Oinone'yi çağırır. Bu göreve neden Paris'in seçildiği hiçbir efsane­ de belirtilmez. bencil. Dağda Oinone adlı bir nympha ile sevişmiş. Menoitios'un oğlu Patroklos Akhilleus'un can yoldaşı.koruyucu anlamına gelen Aleksandros adını takmışlar. yoksa Helena'nın aşkını her şeyden üstün tuttuğundan mı. Aphrodite ise Spartalı Helena'nın aşkını veri­ rim demiş. ama Zeus her nedense kararı bir ölümlünün vermesini yeg görür ve tanrıçaları Hermes'le birlikte İda dağına gönderir. Kızları Pheidra ve Ariadne de anaları gibi talihsiz aşklara çarpılırlar. Akhilleus'un ölümü Paris efsanesi­ nin son bölümüdür. Athena. Thebai'ye karşı Yediler se­ ferine katılan önderlerden biri. Aphrodite bu güzellik yarışmasına katılırlar. o kadar. güzel silahlı. P a t r o k l o s . Üç büyük tanrıça. Paris Zeus sunağına sığınır ve kız kardeşi bili­ ci Kassandra onun kim olduğunu anlar. İda'dan şehre iner. Paris altın elmayı Aphrodite'ye verir. Pasiphae. İkisi de Aktör ve Aigina'nın soyundan olmak­ la akraba sayılırlar (Tab. Helene). Hektor ölmeden Akhilleus'a kendisinin de Apollon'un yardımıyla Pa ris'in elinden Öldürüleceği günün uzak olmdıgını bildirmişti. Thebai surları önünde öldürülür. kavga tanrıça Eris'in. Bu konuda anlatılan efsane şöyledir: Troya'da yarışmalar düzenlenir. İlyada'da zayıf. orada kendini kral Priamos'a tanı­ tır. Güneş soylulardan Pasiphae kardeş­ leri ve yeğenleri (Hekate ve Medeia) gibi d o 3a dışı ya da doğa üstü güçlerden faydalanan gizemli bir kişidir. X X I I I . yiğit bir erkek olarak canlandirilir. Evlenmişler. yani topuğuna saplanır. Minotauros maddelerine bakınız. tembel ve sorumsuz bir insan olarak gösterilir. tanrıçalar arasında en güzeli ol­ duğundan mı. Priamos'la Hekabe ölü sandıkları oğullarını se­ vinçle kucaklarlar. yakışıklı. Paris boğa ile birlikte şehre gider ve yarışma­ lara katılıp birinci gelir. bu yarışmaların ödülü İda dağında yetiştirilmiş bir boğadır. Mene laos'la kozunu paylaşmak için teke tek sava­ şa kışkırttığı halde. çağrıl­ madığına kızarak. Hera As­ ya krallığını. Kız oglan kız anlamına gelen parthenos'tan türemiş olan adının kendisine anasının uzun yıllar evlenmediginden verildiği ileri sürülür. Daidalos. korkak. ama mutlulukları uzun sürmemiş (Oinone).

Adı. Böyle dedi. Akhilleus'tan silahlarını ı . ufaktım. At sürücüsü Peleus enine almıştı beni. kaynak anlamına gelen Yunanca "pege" sözcüğünden türemiş sayılan Pegasos pı­ nar ve çeşme başlarında bulunmaktan hoşla nırmış. AkhiUeus da dostuna şöyle cevap ve­ rir ( İ l . kirletti saçlarını.). Biri Okeanos'un kaynaklarından doğduğu için. Nestor'un oğlu Antilokhos acı haberi Akhilleus'a getirir. Pegasos. Sarpedon tara f m d a n öldürülür ( İ l . O sırada yi­ ğidin yası şöyle dile getirilir ( İ l .. Akhllle us'un ölümsüz atlarından biri. Akhilleus. ruhu Akhilleus'a görünüp gömülmek istediğini. yapmıştım bu deliliği istemeye istemeye.): Buraya ne geldin. bu arada Zeus oğlu Sarpedon'un kaderi de Patroklos'un elinden can vermektir (Sarpedon). dayanamaz. Patroklos son nefesini verirken I lektor'a ölümünün yakın olduğunu bildirir. Patroklos onu yola geliı inek için boşuna uğraşır. Pedasos. Euryale ue bahtsız Medusa. ama hiçbir şey tutamadı eliyle. Ksanthos ve Balios gibi.. Ünlü yiğidin yerine kendisi savaşacakIir. Hephaistos'a yeni silahlar yaptırmak için gitmeşini ister ve dileği yerine gelince savaşa ka­ tılır (Hephalstos. bölümünde sayısız Troyalı öldürür. bütün bunları ne söylersin bana? Bilmiş ol. uzattı dost ellerini. 94 vd. seyis yapmıştı sana. ögütleriyle destek­ ler. X V I . Pegasos gökte bir burç haline getlrilmiştir. 153 vd. AkhiUeus barakasındadır. birancık da olsa ağlayalım doya doya. elleriyle çekip kopardı. onu sevgisiyle.): Phorkys'le birleşen Keto Graialan doğurdu. kirletti güzelim yüzünü. . ölüsünü de daha önce Troyalı ların elinden kurtarmıştı. kemiklerinin arkadaşın. Patroklos'un cenaze töre­ ninden sonradır ki Priamos Akhilleus'tan Hektor'un ölüsünü istemeye gider. tlyada'nın Patroklos'un yiğitliklerine ayrılm ı ş X V I .ama Patroklos bu nunla yetinmez. döktü başının üstüne. Zeus'un sarayında oturur şimdi şimşekle yıldırım taşıyıp onun adına.\ ayrılmış altın çanakta korunması gerektiğini bildirir.. Apollon Patroklos'un yaptığı bu kıyı­ ma son verir: Patroklos Hektor'la çarşıpır ve öldürülür. X X I I I . Gorgoları da doğuran Keto'dur. Perseus ve Bellerophontes efsanele rinde önemli bir rol oynar. küskün arkada­ şının takındığı yakışıksız tavrı örtmeye çalışır. Yiğit öfkeyle savaştan ayrılıp bir daha d ö ­ vüşmek istemeyince.ılılara kaptırırlar. toprağın içine.. hadi yaklaş bana. savaş meydanında ı )lup bitenlerden haberi yoktur. Akhilleus. İki eliyle aldı ocağın küllerini. at çeşmesini meydana getirdiği anlatılır (Medusa. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını. özene bezene büyütmüş. Ilyada'da Patroklos her an Akhilleus'un ya­ nındadır. AkhiUeus Patroklos'un anısına yarışmalar düzenler.) Akhıl leus Hektor'u öldürmekle Patroklos'un öcü nü almış olur. Bir gün ayağını yere vurarak Helikon dağının eteğinde Hippokrene. Aklıaların çok kötü duruma düştüğünü gö­ rünce. X V I I I . Perseus. slzin evde. ruh kaçmıştı bir duman gibi yerin altına. 270 vd.. . Opotls'ten beni size Menoitios getirmişti. ıslık çala çala. Agamemnon'un gönderdiği elçileri kabul eder. Pegasos bırakıp davarlar anası toprağı havalandı gitti ölümsüzlere doğru.): Böyle dedi. iki gözüm. Akhalar bütün çabalarına karşın Patroklos'un ölüsünü Troy. 1 vd. Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. sarılalım birbirimize. öIdürmüştüm Amphidamas'ın çocuğunu. bunların yapılması için de savaşa bir süre ara veriUr.ter. Sonra uzandı boylu boyunca tozun. Akhilleus bir daha anası Thetis'i çağırır.. Akhilleus'u kapkara bir yas bulutu kapladı. öfkeye kapılmıştım aşık oynarken.Birlikti büyümemlş miydik. Thetis. O sırada Patroklos'un ölüsünü almak ve onun taşıdığı Akhilleus'un silahlarına sahip çıkmak için korkunç bir boğuşma başlar. yapacağım her dediğini. Bellerophontes). Sthenno. Medusa'nm kanından dogma ka natlı at. bir kaza çıkmıştı elimden. Hesiodos Pega sos'un doğuşunu şöyle anlatır (Theog.

15). Bu korkunç işlemden sonra Pelias'ın oğlu Akastos îason'la Medeia'yı lolkos'tan sürer (Argonaut'lar. 15). Akhilleus Troya sa­ vaşına gittiği zaman Peleus Phthia'daki sara­ yında onu uzun zaman bekler. ihtiyar Priamos da Akhilleus'u yumuşatmak. ünlü Lapith. Peleus. onun da göçüp Pylos'a yerleştiği anlatılır (Neleus). Ölümlü babası Kretheus olduğu için Pelias. Pelopeia. Tryro ile Poseidon'un oğlu. ama Pelias'ın kardeşi Neleus'u tahttan attığı. büyücü prenses Pelias'ın kızlarını babalarını sözde gençleştirmek amacıyla kesip bir kazana at­ maya kandırır. Düğün ya­ pılır. Hektor'un ölüsünü ellerinden alabilmek için babasının anısını getirir gözlerinin önüne (İl. Theseus). Bilmeden babasıyla yatar ve Aigisthos'u d o ­ ğurur. D e m e ter'in yediği omuz yerine de fildişinden bir omuz koyar Pelops'a. Kral onu suçundan arındırdığı gibi kızı Antigone'yi de ona karı olarak verir. Aiakos'un oğlu Peleus. Anasının Ege ırmaklarından Ksanthos. Akdeniz yöresiyle Yunanistan'da oturan en eski soyun adı Pelasgoi. onun Yunanistan'a göçmesi uygarlığın Yunan yarımadasına Anadolu'dan geldiğini kanıtlayan bir belirtidir. Oysa. Tyro tanrı­ dan gebe kaldığını saklamış ve-doğurduğu ikizleri dağa bırakmış. arkadaşı olan at adam Kheiron'un yardımıyla onun hakkından gelir. Tanrı Poseidon P e lops'a gönül verir. llyada'ya göre Dia'nın Zeus'tan olan. 486 v d . Hippodameia ile evlenir ve Theseus'un en yakın dostu olarak yiğidin bü­ tün serüvenlerine katılır (Hippodameia. Nasıl büyütülüp krallık için kavgaya tutuştukları konusunda efsaneler birbirini tutmaz. Tanrısal Akhilleus. 22). göreceğim onu. Paris). pek uğurlu olmadığı hemen meydana çıkar (Akhilleus. bilindiği gibi. Peleus Tesalya'ya Phthia kralı Eurytion'un yanına sı­ ğınır. başka kaynaklara göre îkson'dan olan oğlu. Zeus'la Niobe'den doğmuş olduğu söyle­ nilen Pelasgos da bu soyun atası olarak gös­ terilir (Niobe 2). böylece Pelopsogullarının zincirleme suç ve ilenme sürecine karışır (Atreus. Pelias. ama Peleus. Neleus'un ikiz kardeşi (Tab. ya da Paktolos'un kızı olduğu ileri sürülür. tanrı Zeus'un t o ­ runu. büyümüş­ tür. Pelops babası Tantalos gibi Anadolu'da doğmuş. varmıştır uğursuz ihtiyarlığın eşiğine. Nereus kızı önce Peleus'la evlenmemek için bin bir kılığa girer. Aison'un oğlu îason'la da kozunu paylaşamaz ve İason'dan kurtulmak için onu Karadeniz'in Kolkhis ülkesine altın postu almaya gönderir. Ama duyar hiç olmazsa yaşadığını senin. ama orada da kralın karısıyla başı derde girer (Akastos). lason. ) . Pclops. lason Medeia ile birlikte dönünce. Akastos). getir aklına babanı. Pelias. Akhilleus Troya'dan dönmez. bir süre şarap sunucusu olarak kullanır. Bir efsaneye göre Peleus'un Akhilleus Troya'dayken öldürdüğü Akastos'un oğulları onu tahtından atıp I s t a n . Telamon'un kardeşi ve Akhilleus'un babasıdır (Tab.j köy adasına sürerler. Karısı ölünce tanrılar onu Thetis'e koca ol­ mak için seçerler. 21). Sonradan Atreus'a karı olur. Aigisthos). Tantalos'un oğlu. Zeus tanrı çocuğun bedenini yeni baştan yaratıp diriltir. tanrıların hepsi bu korkunç oyu­ nun farkına varırlar. İason'un babasıj Aison'un üvey kardeşidir (Aison). orada ölür. Ömrü olaylarla dolu geçmiştir: Telamon'la birlikte üvey kardeşleri Phokos'u öldürdükleri için yurtlarından sürülürler (Aiakos). Belki çevresinde bugün komşuları üzer onu.Peirithoos. yalnız kızını yitirmiş ol­ manın acısıyla dalgın olan Demeter P e lops'un bir omzunu yer. Bu kez folkos'ta kral Akastos'un sarayına gider. Lapithlerle Kentaurlar sa­ vaşına katılır. sonra gene yeryüzüne gönde­ rir ve kanatlı atlar armağan ederek Oinoma- . belayı savacak kimsesi yoktur yanında. Yunan efsanesinin en ilgi çekici kahra­ manlarından biridir (Tab. Pelasgos. der. oğlum dönecek Troya'dan. 14. 14. Thyestes'in kızı (Tab. Efsaneye göre tanrılarla haşır neşir olan Tantalos onları denemek için bir şölende on­ lara kesip doğradığı oğlu Pelops'u yiyecek olarak verir. X X I V . Ama Peleus'un başına bir bela daha gelir: Kalydon avı sırasında kaynatasını istemeyerek öldürür ve gene yollara düşer. Pelasglardı. Şimdi olmalı o da benim yaşımda.

Gündüzlerl ağlaya ağlaya tüketir kendini. Telemakhos da çocuk olduğundan karşı koyamadıkları için talipler saraya yerleşmişler. Odysseus'un nesi var. bitsin bu dokuma. Olympos oyunlarını kurar ve Yunanistan'da bu yoldan büyük bir çığır açar. Her evde Vesta ve Lares tanırılarıyla birlikte Penatlara da tapıldıgı gibi. kocaman bir tezgâh kurmuştum odamda. XIX. Bunu kaynanası Antikleia'nın ağzından duyarız (Od.): Tanrı bir bez dokumayı kodu aklıma ilkin. Penelope. adanın. Odysseus Tyndareos'un kızı Helene'ye ta­ lip olacakken. Penelopeia'nın bu kadar yıl sonra bir koca seçmesini ister talipler. bağırdılar. Telemakhos anasını korur. Pelops'un Hippodameia'dan olan oğulları­ nın tanrı lanetine uğramış olmalan Pelops'un kendisine yardım etmiş olan arabacı Myrtilos'u denize atıp öldürmekle işlediği suçtan İleri geldiği söylenir (Myrtilos). taliplere de şöyle laf ediyordum arada bir: "Delikanlılar. Oysa ben. Bu mutlu çiftin Telemakhos diye bir çocukları olur. tatil umutlarla onları aldatır. bunun gerçekleşmesi için de babasına çeyiziyle bir­ likte geri verilmesini. Son çare olarak talipleri bir yarışma ya sokmak gelir aklına: Odysseus'un büyük yayını getirtecek. gündüzleri dokuduğum koca bezi bir çerağ önünde sökerdim geceleri. Penelopeia'nın çilesi o zaman başlar. K a r ı n büyük bir sabırla bekler seni evindi'. ama Telemakhos daha kundakta bebekken babaası Troya savaşına gitmek zorunda kabr. onu gerip ok atmayı kim başarırsa ona varacağı karar ını Odysseus'a . XI. boşa gitmesin bunca iplik. geldiler yakaladılar beni. otuz yıl sürece başka kocaya varma­ mak için ayak diremesi.karşı yarışa girişmeyi buyurur. köylerden şehirle­ re kadar her yerin Penates tanrıları olmuştur.). kült­ leri kamu alanına yayılmış. Penelo peia da ikide bir taliplerin karşısına çıkar. Odysseus'a sadık kalması o n u evlilikte vefa ve sevginin simgesi haline sokmuştur. arşın arşın bez dokuyordum habire. Pelops yerli kahramanIardan ne kadar üstün olduğunu böylece ta­ nıtlamış olmakla kalmaz. Kandırdım onları işte böyle tam üç yıl. daha derin bir çığır açtığını açığa vurmaktadır. Phorkys'le Keton'un kızı (Gra- Penates. Üstelik de saray sa