ONSOZ

MYTHOS VE MYTH0L0G1A İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz m ü , hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos'a tarih değeri olmayan güvenil­ mez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydur­ m a , boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı ar­ mağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Ozanın sözünü tanımlayan epos böylece şiir, destan, ezgi anlamına gel­ miş ve o gün bugün epik ve e p o p e diye Batılı dillerin hepsinde yerini almıştır. Mythos'la epos arasında ilkinden bir yakınlık vardır, mythos söylenen sözün, anlatılan öykünün içeriği ise, epos da o n u n doğal olarak aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçimidir. Epos ne kadar güzelse, mythos o kadar etkili olur, epos'la mythos'un bu başarılı evlenmesidir ki, ilkçağdan kalma efsanelerin ürün vere ve­ re günümüze dek yaşamasını ve mythos kavramının çağlar ve uluslararası bir ni­ telik kazanarak ölmezliğe kavuşmasını sağlamıştır. Ama bir de logos vardı. O n u n sözcüğünü başta Herakleitos olmak üzere lonya düşünürleri eski deyimiyle "physiologoi", yani doğa bilginleri yapmıştır. O n ­ lara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve d o ­ ğanın da logos'u vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve her şeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos'u bulmak, sırlarını göz ö n ü n e sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl ödevidir. Logos kavramıyla açılan bu çığır dosdoğru bilime varmış, öyle ki logos-logia bugün herhangi bir araştırma dalında bilgini ve bilimi dile getirmek için kullanılan birer ek olmuştur. Mythos'la epos uyumlu bir bütün içinde birleştikleri halde, onlarla logos ara­ sında ilkinden ve gün geçtikçe kesinleşen bir karşıtlık baş göstermiştir. Birbirine zıt iki akım almış yürümüştür. Ege kıyılarında filiz veren destanlar, övgüler, ezgi­ lerin yanında, gene tonya'da doğup gelişen bilim kolları: Fizik Tiatematik, yer ve gök bilimi, tarih ve coğrafya. Bilginler mythos'un uydurduğu epos'un dile ge­ tirdiği tanrı masallarını hor görür, yerdikçe yerer, evreni ve insanı anlatmakta bu türün yalancı ve zararlı yollara saptığını ileri sürer dururlar. Ne var ki evren tanımını dile getirmek için bu bilginlerin çoğu da epos biçimine, yani destana özgü heksametron ölçüsüne başvurmaktan alamazlar kendilerini. Yalnız Herakleitos düzyazıyla dile getirir düşüncesini.

Platon'un tutumu daha da ibret vericidir. Homeros'u tanrılar üstüne yalanlar uydurdu, topluma zararlı efsaneler düzdü-diye suçlamakla başımızı şişiren bu fi­ lozof "Devlet", ya da "Gorgias" gibi en önemli dialoglannın sonunda gerçeğin gerçeğini, tanrılar katındaki hakikati gözümüzün ö n ü n e sermek, fiziküstü kanıt­ larla tanımlamak istedi m i , bir mythos uydurur. Ne yapsın ki mythos'tan ayrı düşünemez, düşüncesi mythos kalıbına kendiliğinden girer. Mythos Yunan dü­ şüncesiyle özdeştir denebilir h e m yalnız Yunan m ı , insan düşüncesi ve o n u n ürettiği dille özdeş olsa gerek ki, H o m e r o s ' t a n bugüne dünya sanatçıları mythos'u kendilerine tükenmez bir esin kaynağı olarak almışlardır. Ama "mythologia" sözcüğünde mythos'la logos'un, karşıt bu iki kavramın birleştiğini görmüyor muyuz? Mythologia efsaneler bilimi anlamına gelmez mi? H e m gelir, h e m de gelmez. Erken ilkçağda "mythologein" diye bir f i i l vardır, masal anlatmak demektir, sözlü gelenekle dilden dile aktarılan efsanelerin ozanlarca sürdürülmesini de belirtir. Mythologia kavramı da aynı anlama gelir. H e m masal ve efsanelerin toplandığı kitap için, h e m de ilkçağın sonlarında "mythographos", yani mythos yazarı denilen derleyicilerin yaptığı iş için kullanılır. Ama mythologia bugün taşıdığı geniş ve kapsayıcı anlama gelmemiştir ilkçağın hiçbir d ö n e m i n d e . Mythos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane, mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mythologia ilkçağın din kitabı olmak gerek, oysa değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Ç ü n ­ kü bu efsaneler İnanç - tek tanrılı dinlerde söz konusu edilen inanç - düzeyine yükselmemiştir. Sözlü ya da yazılı yazın ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mythos'lar ne kadar ozan, yazar, sa­ natçı varsa, o kadar biçim almış, bu nedenle hiçbir zaman belli bir dinin tek kita­ bı halinde toplanamamıştır. Böyle bir çeşitlilik, böylesine öğreti ve yöntem yok­ luğu, bu tür başıboşluk, özgürlük ve özerklik başka hiçbir din ve efsanelerinde görülmemiştir. İlkçağ mythos'u layiktir, din adamının değil, sanatçının uğraşıdır, o n u n anlamı, yön ve biçimi din alanında verilmez, sanat alanında verilir. Asıl ya­ ratıcısı da sözdür ve söz ustasıdır. Mythos, epos, giderek logos bile birleşmişler­ dir o n u n doğup gelişmesine. Gerçekle ilişkisi olup olmadığına gelince, mythos'un gerçeğini sözün dışında aramak boşunadır. Asıl gerçek insan sözü­ nün içinde, özünde, şiirindedir. Bunu anladığı içindir ki, ilkçağ insanı sözle birbi­ rinden renkli, büyüleyici ve inandırıcı yapıtlar yaratabilmiş ve sözün bir kitap içinde donmasını önleyerek, çağdan çağa, insan kanı gibi sıcak sıcak akmasını, böylece canlılığını sonsuzluğa dek aktarmasını sağlamıştır.

MYTHOS

YARATICILARI

H e r o d o t der ki, tanrı soylarını sayıp döken, tanrılara adlarını veren, niteliklerini tanımlayan ve efsanelerini anlatan, Homeros'la Hesiodos'tur. Yani çok tanrılı ilkçağ dininin yaratıcıları, peygamberleridir onlar demeye getirir. Ne var ki bu yaratıcılığın neye yarayacağını bilmez, bilemez H e r o d o t . Yunan mythos'unun yazına vurulması, evet, H o m e r o s ve Hesiodos'la başlar, a m a orada kalmaz, H o meros'la Hesiodos'un yarattıkları tanrı soylarına ve efsanelerine - ki bu konuda ilk iki yaratıcının bile söyledikleri birbirini tutmaz - ekler, katkılar yapılır, yazın türleri çoğaldıkça mythoslar da yeni anlatımlar ve yorumlarla zenginleşir. Des­ t a n çağını îonya'da d a , Yunanistan'da da "melos" denilen lirik şiir türleri izler,

çalgı eşliğiyle Irk klflnln, ya da bir koronun söylediği bu ezgilerde de mythos önemli bir yer hıl<ır, "hymnos" denilen övgülerde başlıca konudur. Hele traged­ ya ile mythos yeniden doğar, tragedya yazarlarının elinde bir daha yitiremeyecegi bir öz ve anlamla yüklenir: İnsanlık dramının aynası, simgesi oluverir. K o ­ nusunu gerçek olaylardan alan bir iki tragedya dışında - ki bunlar da büyük t e p ­ kiyle karşılanmış ve tutunamamıştır - tragedyanın tek kaynağı mythos'tur. D e s ­ t a n d a n tragedyaya tür ve görüş ayrılığının gerektirdiği büyük bir farklılık vardır. Destanda başrolü oynayan tanrılar arka plana itilir, yeni tanrılar, yeni kahra­ manlar ön plana alınıp tragedya yazarının seyircilerine yaşatmak istediği dra­ mın gereklerine göre aydınlanır. D r a m insan dramıdır a m a İpleri gene de tanrı­ ların elindedir, onları destanda olduğu gibi bir dağın tepesinden savaşı yönetir ya da bir insanın ölüm kalımını tartıya vurur görmeyiz, a m a ç ve eylemleri saklı kalır, anlaşılmadığı oranda da korkuçtur; tragedya tanrıları, bilerek ya da bilme­ yerek işlediği bir suç için insanı yıkıma götüren amansız yazgıyı, lanete uğramış bütün bir soyun zincirleme suç ve cezasını simgeler. Tragedyanın bu açıdan aydınlattığı mythos böylece alabildiğine zenginleşir, a m a iş bununla da bitmez: Bin bir kent devletine ayrılmış olan Yunanistan'ın her bölgesi yerli mythos'unu yaratmak ve yaşatmak hevesindedir. Koruyucu olarak seçtiği bir tanrı üstüne kendi bölgesiyle İlgili efsaneler uydurmakta ya da olan efsaneleri kendi din ve devlet politikasına göre yorumlayıp değiştirmekte­ dir. Efsane çemberleri böylece genişledikçe genişler: Troya savaşı çemberine Atina, Thebai, Korinthos çemberleri katılır, Odysseus'un serüvenleri destanına Argonaut'lar destanı eklenir, Dor ırklı boylar lon mythos'unun kişileriyle boy öl­ çüşecek bir destan kahramanı yaratıp bütün efsanelerini Herakles diye bir yarı tanrının çevresinde toplarlar. Mythos böylece İçinden çıkılmaz girift ve karmaşık bir toplam oluverir. Bu çokluğu aydınlığa kavuşturmak için gerçekten bir mythos bilimine gerek vardır: O sırada, yani Yunan'ın klasik denilen parlak çağı sona erip de yaratıcılığı azaldığı, sanat gücünün tükenmeye yüz tuttuğu Hellenistik denilen d ö n e m d e efsaneleri toplama ve derleme işine girişilir. İskenderiye ve Bergama kitaplıklarının kurulup çalışmaya açıldığı elyazmalarının alabildiğine çoğaltılıp eleştirildiği dönemdir. Bu d ö n e m d e türeyen mythos yazarları bir yan­ dan başta H o m e r o s olmak üzere büyük yazın yapıtlarını şerhler, notlar ve açık­ lamalarla kopya etmeye, bir yandan da efsaneler toplayıp kitaplar yazmaya ko­ yulurlar. Bunların efsane derlemeleri bizim için önemli bir kaynaktır. R o m a im­ paratorluğu döneminde de efsane düzme süreci canlıdır. R o m a , Yunan mythos'undan esinlenerek kendi din ve mitolojisini kurmak hevesine kapılır. Yunan tanrılarını kendi yerli tanrılarıyla bir tutarak adlarını değiştirir, efsanele­ rin kimini benimser, kimini atar, kimini yerli efsaneleriyle karşıtım. Ta ilkçağın sonuna kadar bu böyle gider. Yunan-Roma mitolojisi dediğimiz bütün bu kay­ naklardan ve daha sayamadığımız başkalarından alınmış, toplanmış, özetlenmiş efsane, masal ve öykülerin toplamıdır.

AKDENİZ MİTOLOJİSİ Şimdi sorarım size: Mitoloji diye bir kitap yazmaya girişince bu bin bir kaynak arasından hangisini seçip de anlatsın çağdaş bir yazar? Kaldı ki mitoloji deyince başta Yunan-Roma mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Bu anlayış da hatalıdır.

Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır, onu Yunanistan ve R o ma'ya mal etmemiz, bu efsanelerin Yunanistan ve R o m a uyruklu yazarların ka­ lemiyle Yunanca ve Latince olarak yazılmış olmasından ileri gelir. Oysa bu efsa­ nelerin çıkış yeri ne Yunanistandır, ne de İtalya, Anadolu'dur, Girit'tir, Mezopo­ tamya'dır, Fenike, Mısır'dır, ya da bütün bu yerlerdeki sözlü geleneklerin karışı­ mından ortaya çıkmış bir bütündür. Yunanlı ya da Romalı kaynak yazarlar a n ­ lattıkları efsanenin asıl kaynağını araştırmazlar, onu bilseler bile kimi zaman si­ yasal amaçlar güderek saklarlar, bile bile değiştirirler. H e m ozanlar ve yazarlar özgür müdürler? Kimin için yazdıkları, kime hizmet ettikleri belli olur. En büyük iki destan yazarı buna örnektir: H o m e r o s lonya'lıdır, gönlü Troya'dan yanadır, a m a efendileri Troya savaşını kazanmış, Anadolu'nun kilit noktası olan Dardanos kalesini yıkmış Akhalardır, onları kahraman göstermek zorundadır, oysa asıl insan-kahraman Hektor'dur Ilyada'da. Vergilius ise Augustus çağının kültür politikasına hizmet etmekle görevlidir, Roma'ya bir kahramanlık geçmişi yarat­ mak amacıyla yazar Aeneis destanını ve H o m e r o s ' u n t a m tersine asıl gücü kuv­ veti Troyalılarda göstermeye çalışır. Bu açı ve erek farkları mythos anlatımında da farklılıklara yol açar. İkinci bir güçlük mythos anlayışında gün geçtikçe artan değişik görüşlerdir. S o n yıllara dek "Yunan mucizesi" diye bir balon uçup dururdu. Batı dünyası in­ san değerlerinin dile geldiği ve büyük sanat yapıtlarıyla ölümsüzlük kazandığı tek kaynağın Yunan-Roma uygarlığı ve kültürü olduğuna inanırdı. Bu dar görüş­ lü açıdan bakılınca Yunan mucizesini yaratan asıl kaynak ve etkenlerin ne oldu­ ğu araştırılmaz, görmezlikten gelinir, bu inancı sarsacak bir bulut ortaya çıktı m ı , bile bile ve bilimselliğe aykırı bir tek yönlülükle tartışmaya, giderek kavgaya girişilirdi. Troya'nın Çanakkale yöresinde olmadığını, Schliemann-DörpfeldBlegen üçlüsünün gün ışığına çıkardıkları koca uygarlık merkezinin H o m e r o s ' u n llyada'sıyla bir ilişkisi bulunmadığını ileri sürmekte direnen sözüm ona bilginler bugün bile ortalıkta dolaşır ve kör görüşlerini kitaplara aktarmak yolunu bulur­ lar. Arkeolojinin son buluşları tarihle ilgili bilim kollarını göz kamaştırıcı bir ışıkla aydınlatmaktadır ama Anadolu arkeolojisi daha yenidir, Hititlere ancak son o n , on beş yıl içinde yazılmış kitaplarda yer verilir, yüzyılımızın başlangıcında yayım­ lanmış bir mitoljide bakarsınız ki Ana Tanrıça Kybele'ye ancak yarım sütunluk bir yer ayrılmıştır. Apollon ya da Artemis'i Türkiye'nin Ege bölgesinde toprak­ t a n çıkarılan anıtların ışığında yorumlamak, değerlendirmek daha hiçbir derli toplu mitoloji kitabına erek ve görev olmamıştır. Kısacası ilkçağın yazılı kaynak­ larıyla günümüzün buluşlarını bir araya getirerek çok yönlü bir görüşle toplama­ ya daha pek az bilgin girişmektedir. Bu yolda Halikarnas Balıkçısı çığır açıcı, yol göstericidir, yani Yunan'ı, Türk'ü olmayan, uluslararası tek bilimsel gerçeği ara­ maya koyulan gerçek bir bilgindir. O n u n açtığı yoldan gitmekle birlikte eski ya­ zın kaynaklarına da hakkını vermek "Mitoloji Sözlüğü" adıyla okuyucuya sundu­ ğumuz bu kitabın tek amacıdır. H e m e n söyleyelim ki bu kitap bir denemedir, eksiklerini, yetersizliklerini bile bile yayımlamaya giriştiğimiz bir d e n e m e . Yukarda sözünü ettiğimiz sorunları bir dereceye kadar çözümleyebilmek için bu "Mitoloji Sözlügü"nü h e m bir sözlük, h e m de bir antoloji olarak düzenlemek yolunu seçtik. Efsanelik kişilerden kim söz ediyorsa H o m e r o s mu, Hesiodos m u , tragedya yazarları mı, onların anlatımını elden geldiği kadar kendi metinle­ rinden vermeyi denedik. Burada Türkiye'de Türkçe olarak bulunan kaynakların H

çokluğu bizi sevindirdi Tercüme Bürosunun açtığı çığır ve M i l l i Egitim Bakanlığı nın yayımladığı İ l k klasikleri çevirilerinden bu yana çok çalışılmış v e ; YunanLatin yazınının ana yapıtları bugün okunur bir dille kazandırılmış bulunmakta­ dır. D a h a öteye gidilmiş, mitolojik öyküler ve kişiler Batı yazınına olduğu gibi bi­ zim de şiirimize konu olmuştur. Bizden önce Türkçe mitolojiler de yayımlanmış­ tır. Elimize geçenleri çalışmamıza ortak ettik. Bu çapta bir mitoloji sözlüğü bir tek kişinin yapacağı iş değildi. Batı kaynaklı bir tek mitoloji kitabını çevirmektense, kendi olanaklarımızla, kendi yazılı kaynaklarımızdan faydalanarak özgün bir d e n e m e yapmayı yeg gördük. Hangi kaynaklardan nasıl faydalandığımızı, bu kitabı nasıl hazırlayıp hangi yöntemlere göre dizdiğimizi kitabın sonuna eklediği­ miz Sonsöz'de belirtmekteyiz. Okuyucu bu bölümde, sözlüğü nasıl kullanacağını da bulabilecektir. Sözün kısası ben burada tek başıma değil, yapıtları ve çalışmaları elime ge­ çen birçok yazarlarla birlikte ortaya çıkmak istedim. Bu kaynakları bulmada ve değerlendirmede ister istemez kişisel eğilimlerime göre bir seçme yaptım. Oku­ yucu bunu bana bağışlasın ve eleştirilerini, yergilerini, önerilerini benden esirge­ mesin. Çabamın tek ödülü bu olabilir. Borcum büyüktür: En başta h o c a m Prof. D r . Georg Rohde'yi anmak isterim. Mythos ve mythologia'nm ne olduğunu, böyle bir çalışmanın bilimsel yollardan nasıl sürdürüleceğini de göstermiştir. Bu kitaptaki "Kybele" maddesini o n u n 1937'deki Türk Tarih Kongresinde verdiği tebliğe borçluyum. Ama asıl esin kaynağım sevgili ustam ve dostum Halikarnas Balıkçısı'dır. Yurdumuzun eşsiz değerlerine saygıyı ve sevgiyi o aşıladı bana. Çok borçlu olduğum bir kişi d e , birlikte çevirdiğimiz llyada ve Odysseia'yı güzelim şiir diliyle Türkçeye kazandı­ ran arkadaşım A. Kadir'dir. Bu kitap Homeros'la doludur, nasıl olmasın ki Batı uygarlığının ilk ve en büyük ozanı yurttaşımız H o m e r o s burcu burucu Anadolu kokar. Azra Erhat İstanbul, 1972

A
Abas. (1) İlyada'da adı geçen Abant'lar bo­ yuna adını veren kahraman. Poseidon ile su perisi Arethusa'nun oğlu. (2) Aigyptos oğullan amcaları Danaos'un kızlarıyla zorla evlenince, gerdeğe girdikleri gece kanları tarafından öldürülürler. Yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirger, ikisi­ nin birleşmesinden Abas adlı bir erkek çocuk doğar (Tab. 10). Abas Argos'ta kral olur, ev­ lenerek Akrisios'la Proitos'u meydana getirir. Akrisios'tan D a n a e , Danae'den Perseus do­ ğar. Acca Larentia. (1) Roma'nın kuruluş efsanesi'nde sözü geçen çoban Faustulus'un karı­ sı. Kocasının dağda bulduğu Romulus ve Remus bebeklerini benimser ve kendi on iki ço­ cuğuyla birlikte büyütür (Romulus). (2) Roma'nın kuruluş dönemlerinde güzelli­ ğiyle ün salmış bir kız. Bir bayram günü Her­ cules tapınağında tanrı ile tapınak bekçisi bahse girişirler, zar oyununda kim kazana-' caksa "ötekine bir ziyafet çekecek ve bu güzel kızla yatmasını sağlayacaktır. Oyunu Hercu­ les kazanır ve Acca ile sevişir. K ı z sonraları zengin bir Etrüsk'le evlenir ve yaşlı kocası ölünce bütün varlığını Roma halkına bağışlar. Admete. Bir Samos (Sisam) efsanesine gö­ re, Perseus soyundan olan Admete Argos'ta tanrıça Hera tapınağının rahibesiymiş. E l l i sekiz yıl bu tapınağa hizmet ettikten sonra, babası Eurystheus ölünce Argos'tan kaçmak zorunda kalmış. Tanrıçanın heykelini yanına alarak Sisam adasına sığınmış. Bir süre sonra Argos'luların parayla tuttukları korsanlar H e ra heykelini kaçırmaya kalkışmışlar, ama ge­ miye bindirilen heykel yelkenlerin açılmasına engel olmuş, tanrıça böylelikle Samos'ta kal­ mak istediğini belli etmiş. Samos Hera'sı diye anılan ünlü bir heykel İlkçağ arkaik sanatının en önemli yapıtlanndan sayılır. Sisamlılar Hera ve Admete adına yılda bir bayram ya­ parlardı. Admetos. Pherai (bugün Elestino) şehrinin kralı. Delikanlı olarak Kalydon avına ve Ar-

gonaut'lar seferine katılmış. Kyklop'ları öl­ dürdü diye bir yıl Olympos'tan sürülen Apollon'u sığırtmaç olarak kullanmış (Apotlon, Kyklop'lar). Pelias'ın kızı Alkestis'e gönül ve­ ren Admetos onu elde etmek için arabasına bir aslan; bir de yaban domuzu koşmak zo­ runda kalınca Apollon tanrı o n a yardım et­ miş ve Admetos Alkestis'i almış, ne var ki dü­ ğün günü Artemis'e kurban kesmeyi unuttu­ ğu için, tanrıça gerdeğini yılanlarla doldur­ muş. Apollon Admetos'u bu beladan kurtar­ mış, bununla da kalmayıp Admetos'un kade­ rini de değiştirmeyi başarmış: Kader Admetos'un ölümü için saptadığı gün Pherai kralı yerine ölecek başka birini bulursa ertelemeye razı olmuş. Ama o gün gelince Admetos yeri­ ni alacak kimseyi bulamamış: Ne anası, ne babası, ne uşağı, kimse ölmek istememiş, yal­ nız genç karısı Alkestis kendisini feda etmiş. Alkestis Hades'e indikten sonra Herakles ta­ rafından kurtarılır (Herakles). D e l i Dumrul e f sanesine de konu olan bu motifi Euripides "Alkestis" adlı tragedyasında işlemiştir (Alkestis). Adonis. Köken ve kaynakları güney Akde­ niz çevresine uzanan tipik bir Anadolu efsa­ nesi. Kybele-Attis mythos'unun bir başka an­ latımını veren Adonis efsanesi bir toprak-bereket öyküsüdür. Birçok şiir ve masal yazarla­ rının özene bezene işledikleri bu öykü şöyle özetlenebilir: Suriye kralı Theias, ya da Kıbrıs kralı Kinyras'ın Myrrha ya da Smyma adında bir kızı varmış, tanrıça Aphrodite'in lanetine uğra­ yan bu kız babasına tutulmuş, onunla seviş­ mek istemiş. Dadısının kurduğu bir düzenle babasının yatağına girmiş ve on iki gece onunla sevişmiş, son gecesi de gebe kalmış. O gece babası, yanında yatan kadının kendi kızı olduğunu anlamış ve bu korkunç günahı temizlemek için, kılıcıyla kızının üstüne yürü­ yüp onu öldürmek istemiş. Ama tanrılar Myrrha'ya acımışlar ve onu babasının elinden kurtarmak için bir mersin ağacına çevirmiş­ ler. On ay kadar sonra ağacın kabuğu çatla­ mış, gövdesinden dünya güzeli bir bebek çık­ mış. Çocuğun güzelliğine vurulan Aphrodite onu büyütsün diye yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Ama Persephone de çocuğa

dedesi Sikyon kralı Polybos'un yanı­ na sığınmak zorunda kalır. Adonis İbranîce "efendi" anlamına gelen Tammuz (Türkçe Temmuz) adının yunancalaştırılmış karşılığıdır. öte yandan da adam öl­ dürdüğü için Kalydon'dan sürülen Tydeus. baharla birlikte yeryüzüne dönen ve aşk cümbüşü içinde fışkırıp gelişen bitkisel varlığı simgeleyen Adonis'e Suriye'de özellikle kadınlar tapınırlardi: Yılda bir bahar bayramları yaparlar. Bu arada Oidipus oğullarından Eteokles. tanrıçanın güzel delikanlıya olan aşkını kıskanan öbür tanrılar (Ares ya da Artemis) Adonis'in üstü­ ne bir yaban domuzu salmışlar. Ama mutlulukları başlarına vurur. Tanrıçalar arasında ko­ pan kavgaya yargıçlık eden Zeus. yolda onu kirletir. öte yandan sevgilisinin yardımına koşan Aphrodite'nin ayağına diken batmış. Aedon ku­ maş dokumakta. böylece hızla büyüyen bu bit­ kiler kısa zamanda solup ölürlerdi. öbürüne bir hizmetçi bulup getirecektir. Tammuz-Adonis efsanesiyle Hitit bereket tanrısı Telepinu efsanesi arasında ilişki ve benzerlik göze çarpmaktadır (Kinyas). Efsanesi Thebai'ye karşı Yediler seferiy­ le ilgilidir. Argos kralı (Tab. bir Adrastos'un sağ kalacağını öngörmüştü. geri ka­ lan zamanda da istediği yerde yaşayabileceği­ ne karar vermiş. gurura kapılırlar-. onu öldüreceğini söyleye­ rek Aedon'a verir. Zeus . Bülbül). Zethos'un kardeşi Amphion Niobe ile evlenip çok çocuğu oldu­ ğu halde. (1) İlkçağ yazarlarını çok etkileyen bu efsaneye ilkin Homeros'ta rastlanır. onu Aphrodite'ye bir daha geri ver­ meye yaraşmamış. Toprağı sulayan kanından Manisa lalesi denilen bahar çiçekleri bitmiş. onları sıcak su­ larla sularlardı. Kırlangıç) alır. bir yandan Polyneikes. büyük yenilgiden sonra. karanlıkta Niobe'nin oğlunu değil de kendi çocuğunu öl­ dürür. kocası da gider Efes'ten onun kız kardeşi Khelidon'u (Yun. Bir aile kavgası yüzünden yurdunu bırakıp. İtys'i öldürüp pişirirler ve babasına yedirirler. Zeus ile Hera'dan daha mutlu bir çift olmakla övündükleri için. saksıla­ ra. Adrastos. onu tanır. Argos'a sığınırlar. ölen önderlerin oğullarıyla Thebai'ye karşı Epikon'lar seferi­ ne katılır ve bu kez zaferi kazanır. Aedon kız kardeşinin bir gün çeşme başında dert yandığını duyunca. Adonis bahçeleri denilen bu çiçeklerin karşısında ka­ dınlar yas tutar ve "O ton Odonin" (Vah Adonis!) çığlıklarıyle dövünürlerdi. Aedon. Aedon Pandareos'un kızı ve Thebaili Zethos'un karışıdır. Adrastos ölümsüz atına bi­ nerek Argos'a kaçar. kardeşi Polyneikes'i Thebai'den sürünce. Sonra. 23). (Yun. İtys adında bir oğul­ ları olur. sepetlere tohum dikerler. Adonis'in yılın dört ayını Persephone'nin. Talos'un oğlu. sıyrığından akan bir damla kan tanrıçanın çiçeği olan beyaz gülü kırmızıya boyamış. Tanrılar Aedon'a acıyıp onu bir bülbü­ le dönüştürürler. Kocasıyla birlikte Kolophon' da mutlu günler yaşarlar. kız kardeşi Eriphyle'yi ona verir ve Argos krallığına döner (Amphiaraos. saçlarını ke­ sip köle kılığına sokar ve kız kardeşine kim olduğunu bildirirse. Aedon eltisini kıskanır ve bir gece en büyük oğlunu uykusunda öldür­ meye kalkışır. kasığından yaralanan Adonis'de kanaya kanaya can ver­ miş. iki kız kardeşi öldürmek ister. Eriphylej. Odysseia'da ( X I X . Karı koca birbirleriyle yarışmaya girişir­ ler. ne var ki yanılır. Adonis sekiz ay Aphrodite'nin yanında kalmayı seçince. Aedon'la Zethos'un yalnız bir ç o ­ cukları olur: Itylos. Yarışmayı Aedon kazanır. Polytekhnos işin farkına varınca çılgı­ na döner. İki kız kardeş öç almaya karar ve­ rirler. 518) anlatıldığı­ na göre. Hera ceza olarak kavga tanrıçası Eris'i sokar arala­ rına. Gerçekten de öyle olur. (2) Miletos efsanesi şöyledir: Aedon Milet'li Pandareos'un kızı ve Polytekhnos adlı sanat­ çının karışıdır. Adonis efsanesi Sümer ve Hitit kaynakla­ rından gelmedir. K i m daha çabuk bitirecekse. Adrastos kızlarından birini Polyneikes'e. Falcı ve bilici olan Amphiaraos bu savaşta bütün önderle­ rin öleceğini. Polytekhnos araba yapmakta. öbürü Deipyle'yi de Tydeus'a verir ve Polyneikes'le birlikte Thebai'ye karşı Yediler seferine önayak olur. ama babasını öldüren Amphiarâos'la görünüşte banşarak. Bir süre sonra da onun vârisi olarak tahta çıkar. Kışın yeraltında saklanan. dört ayını da Aphrodite'nin yanında geçireceğine. ama savaş­ ta yitirdiği ogulunun yasına dayanamayıp ölür.tutulmuş.

Atreus'tan Thyestes'e ve ondan Agamemnon'a aktarılır. sonra Atreus'un karısı olur. Harpya'lardan biri. onları ordularıyla bir­ likte yöneten başkomutandır. hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. Homeros onun asasının. 14 ve 15). Adı Kasırga anla­ mına gelir (Harpyalar). Agamemnon. tan­ rıdan ücretlerini istemişler. tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon.). Tanrılar Prokne'yi bülbül. Aerope. bu kurultayda da başlıca kural danışmadır. Agamedes üvey oğlu Trophonios'la birlikte Yunanistan'ın en ünlü mimarlarındanmış. öbürünü kırlangıç haline sokar. Aerope. yedinci günü emeklerinin karşılığını alacaklarını bildirmiş. Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion'un kızlarıdır. (3) Atina efsanesi: Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles'in yitik "Tereus" traged yasında anlatıldığı gibi. 15). Dök yüreğindeki acılan. başka bir efsane koluna göre Agamemnon'un ilk atası Tantalos'tu. Tanrı koroları kursun yukarda. yedinci gece uykuya dalınca iki mimar bir daha uyanmamışlar. Alsın fildişi çalgısını. krallar kralı Agamemnon'un kişi­ liğinde de krallığın hem erdemlerim. 100 vd. Atreus'la Thyestes arasındaki kardeş kavgasında ölür (Atreus). Tereus'u da hüthüt kuşuna dönüştürürler.araya girer ve birini bülbül. 1 1 . Agamemnon kraldır. Girit'ten sürülüp Argos'a gelir ve ilkin Pleisthenes ile evlenir. Girit kralı Katreus'un kızı (Tab. Sık fundalıklardan göklere yükselsin. Delphoi ve Thebai şehirlerinde yaptıkları anıtlar parmakla gösterilirmiş: Delphoi'de Apollon. Ve ölümsüz dudaklarından çıkan ezgiler Karışsın sesine mutlu yüceliklerde. Yunan mythos'u tanrılar tanrısı Zeus'un üs­ tünde. Agamemnon ve Menelaos'un anaları olarak gösterilir. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonu I ! . Para hırsına kapılan iki mimar da hazine odasını. altın saçlı t a n r ı Duyup bu acı yankıları. yalnız İlyada'da değil. Aristophanes "Kuşlar" komedyasında bu dramı Hüthüt'ün ağzından şöyle anlatır: yan garip bülbülüm. A p o l l o n . Arkadya'da Poseidon tapınakları ve Thebai'de Alkmene'nin yatak odası ellerinden çıkmış. Kızıl boynundan su gibi aksın Oğlumuzun adını inleyen sesin. İlyada'da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez. Karşılık versin sana. Başka bir anlatıma göre. ondan üstün bir güç bulunduğunu gös­ terdiği gibi. (Tab. Agamedes. hem güçlü bir savaşçı" olarak tanıtır. her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatma­ sın diye dilini koparır. bir taşını yerinden oynatıp kolayca çıkarabilecekleri biçimde yapmışlar Geceleri buraya girer. Agamemnon Yunan mythos'unda tektir. Bir tuzak kurmuşlar ve iki hır­ sızı tam yakalayacakken. Agamedes ile Trophonios Delphoi tapınağını bitirince. krallık normal yoldan Pelops'tan Atreus'a. İlyada'nın üçüncü bölümünde Helene surla­ rın üstüne dizilmiş. Bu bakımdan destana olduu kadar. krallar kralıdır. Agamemnon'un kral­ lık yetkisi Zeus'tan gelmiştir. İki kız kardeş İtys'i ke­ sip babasına yedirmekle öç alırlar. efsaneler boyunca onun simgele­ diği kavramı onun kadar etkin ve belirgin ni­ teliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur. eşsiz bir tiptir. Apollon da altı gün yiyip içip eğlenmelerini. uyan. T a n n onlara en büyük ödül diye tatlı bir ölüm bağışlamış. Trophonios Agamedes'in kafasını keserek kaçmış. Öyle olmuş. hazineden bir şeyler araklarlarmış. Philomela'yı kırlangıç (baş­ ka bir anlatıma göre adı güzel sesli anlamına gelen Philomela bülbül olur). Çöz tanrısal dilini. bölgesel kralların toplantısında çizilir. Buyruğuna tek sınır. Anlat o kutsal ağıtlarınla Oğlumuz ffys'in başına gelenleri. Boiotia kralı da onla­ ra hazinesini saklamak için sağlam bir yapı ıs­ marlamış. kral değneğinin tarihçesini çizerken (İl. Prokne Trakya kralı Tereus'la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. Varlığının gün geçtikçe eksildi­ ğini gören kral Girit'ten ünlü mimar Daidalos'u çağırmış. soyunu Pelops'a kadar götü­ rür. Aello. savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon'u "hem iyi bir kral.

. 1 0 2 vd.. o r d u n u n alt tabaka­ sını simgeleyen bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkati ç e k e r . yanıyordu iki gözü yalım yalım. Gene mi bir fisteğin var. çıkarma düşkün yürek.. 1 2 2 .. yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen. hey. seni it gözlü.). oğlu. kapatmaya kendine? Başbuğsun. Sense savaştan anlamaz korkağın birisin. yoksun bıraktı onu.. Zeus'un beslediği kralların amansızdır öfkesi. bu senin son küfrün olurdu ona.. en üstün yiğidimize. Akhilleus'un içinde büyük bir kin yok gene de. düşüp kalkmaya. A g a m e m n o r i ile Akhilleııs arasındaki kavga A g a m e m n o n y ü z ü n d e n k o p a r . öyle mi? Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa.. bir zaman öfkesini yenerse de. Size diyorum Akha oğulları. Öfkelenip de Akha'lara yıkım getirmesin sakın.. I. bildiğini y a p a r . Halkını ke­ miren bir kralsın s e n " . h i ç e sayar (İl. Kral azgın olur kızınca ayak takımından birine.). Halkın y ö n e ­ ticisini eleştirmesi d ü n y a yazınında ilk kez gö­ rülmektedir b u r a d a .. gelsin babası kurtulmalık versin sana. tek başına bırakalım Troya'da onu. Bu eleştiri Akhilleus'un a ğ z ı n d a n şöyle dile gelir. Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki. tersler. Atreus oğlu.. Yardım etmeyelim de görsün sonunu. Hadi yurda dönelim gemilerimizle. sizi aşağılık herifler sizi. Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon. A m a d e s t a n A g a m e m n o n ' u bir krala özgü b ü t ü n nitelikle­ riyle canlandırır. vd.. Akha kadınları demeli. A t h e n a ' n ı n verdiği esinle Odysseus sıraları dolaşıp şöyle yatıştırır h e r ­ kesi (İl. I. bir tek kral. n e de o n u n sözlerine uyulmasını salık veren Akhilleus'u. bir tek baş olmalı. Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun pay­ lar. ( İ l . ama ezecek yakında başlarını. Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkileri size krallık etsin diye verdi Agamemnon'al A p o l l o n ' u n Akha'lara gönderdiği salgının n e d e n i n i bilen Kalkhas bu öfke karşısında ç e ­ kinir gerçeği söylemeye (İl. unutamaz kinini. "Ey doymak bilmek adam. Akha oğulları denmez size artık. Seni gidi edep­ siz.): . seni geyik yürekli. Ve bu kavgada krallar kralının t u t u ­ m u . I I .. Tutsağı Khrysels'i geri v e r m e k i s t e m e m e s i . aldı onur payını. 2 2 5 vd. II. Bu s o r u n u Akha o r d u s u n u n nasıl ç ö z ü m l e ­ diği de ilginçtir. Bir şehri alır almaz biz Akha 'lar onları sana verdiydik ilk peşin. Bir de altın mı istiyor canın şimdi? Tutup getirelim Troya'Mardan birini. hem gevşek davranmasaydı sana. vermek z o r u n ­ da kalınca Akhilleus'unkini a l m a k t a hiçbir sa­ kınca g ö r m e m e s i kavganın asıl n e d e n i d i r . yiğit Atreus kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği. Bu kral portresi ü s t ü n d e d u r m a y a değer.. A m a A g a m e m n o n n e Kalkhas'ı dinler. Bu davranışı tepki uyandırır. o adamın b ü t ü n Argos'lulara her yerde sözü geçer.bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne? Akha oğullarını yokluyor şimdi o. 78 vd. A m a yiğidin sözlerinden d a h a da şaşırtıcıdır T h e r s i t e s ' i n .. Saygısızlık etti Akhllleus'a. tlyada'nın k o n u s u . I. daha güçlüdür onlar senden. otursun onur payının üstüne. Atreus oğlu? Barakaların tunçla. feodal Akha d ü z e n i n i n t ü m ü n ü k a p s a m a k t a ­ dır (İl..c u n d a İşlenen k o r k u n ç suçlar d a h a çok t r a ­ gedyaya k o n u olmuştur (Atreus).).. 1 9 3 vd. kadınla dolu. Ne kurultayda geçer sözün. bütün gözlerden uzakta. Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz. ne savaşta geçer.). yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus'tan gelmemesi.. Kızdıracağım saydığı adamı. halktan bir a d a m ı n kralı kına14 biliyorum Akha'lartn . T e p k i n i n . Bu eleştiri yalnız kralı degil. A g a m e m n o n kraldır ve h e r kral gi­ di kendi çıkarını. ması (Thersitesj. dışarı vurana dek taşır yüreğinde onu. Seni şarap fıçısı. istek ve buyruklarını e m r i n ­ deki i n s a n l a n n k i n d e n üstün g ö r m e k t e ve bu İnanışa g ö r e d a v r a n m a k t a d ı r . karakteri ve kişiliği b ü t ü n açıklığıyla o r t a ­ ya serilir. altınla versin sana.

Motifleri t o p ­ rak bereketini ve bitkinin öldükten sonra ye­ niden dirilmesini simgeleyen bu efsaneler da- . Attes ölür. Pausanias'ın anlattığı Agdistis e f sanesi ana tanrıça Kybele'nin Pessinus'taki kültüne ilişkin bir efsanedir. Agaue. Onun kişiliğin­ de Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini or­ taya sermek istemişlerdir sanki. Attis'in saçları bü­ yümeye. Her neyse Agdistis ile Kybele ikisi birden gö­ nül vermişler bu güzel delikanlıya. Onu dağa bırakır. Jno ile Semele'nin kardeşi. Bu sözü aldıktan sonra Agdisüs sevgilisinin ölüsünü Pessinus'a götür­ müş. orada gömmüş ve anısına bir bayram ile bir rahip heyeti kurmuş. t e ­ kenin sütü olamayacağı halde. bundan gebe kalarak Attes (başka kaynaklara göre Attis) adlı bir oğlan doğurur. çürümesin diye. hünsa imiş. bu yüz­ den kızı İphigeneia'yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir (İphigeneia). Kybele onu da gömmüş ve onun me­ zarı üstünde de menekşeler bitmiş. orada Kybele tanrıçaya bir taş biçiminde tapılırmış. Agdistis de sevgilisinin bedeninin bozulma­ masını sağlar. Kybele tanrıça onu göm­ müş. Midas'ın kızı da umutsuzluğa düşerek canına kıymış. ama Phrygia kralı Midas onu kendi kızına almak istiyormuş. İlyada onun kahramanlıkları ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur. Bu konu Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın­ da işlenmiştir (Pentheus. Attes büyüyünce öyle yakışıklı. Attes onu görünce çıldırır ve erkekliğini keser. toprağa akan kanından biten menekşe­ ler dibinde öldüğü çamı çepeçevre sarmışlar. ama Agamemnon burada da tam başarılı değildir. Sangarios Nana'ya çocuğu dağa bırakmasını buyurmuş. Agdistis Zeus'a yalvarmış Attis'in bedeni hiç bozulmadan kalsın. Hem kadın. Bu t o ­ humdan Agdistis doğmuş. onunla birleşmeyi başaramayınca tohu­ munu bir kayanın üstüne bırakmış. XIX.At ıi >r . oğlu Pentheus'u bir vah­ şi hayvan sanarak kendi eliyle parçalamış. Tam düğün gecesi düğün ezgileri söylen­ mektedir ki Agdistis birdenbire çıkagelir. ırmak tanrı Sangarios'un (Sakarya) kızı bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne saklar. Aigisthos). ba­ rışmak için ödün vermeye razıdır. Bu efsanenin başka bir anlatımı da şöyle­ dir: Phyrgia ilinin sınırlarında Agdos adlı ıssız bir kaya varmış. Bakkha'lar). onu bir tekenin sütüyle beslemişler.ılkı şır. Zeus bir gece düş görerek tohumunu yeryüzüne döker. Agdistis. öyle eşsiz güzellikte bir delikanlı olur ki o zaman salt kadın olan Agdistis ona âşık olur. Ayrıca mezarı üstünde bir badem ağacı büyümüş. Agdistis'i Dionysos sarhoş ederek erkekliğinden et­ miş.1 r . Semele'nin oğlu tanrı Dionysos anasının öcünü almış. Derken Agdistis Attes'i çıldırtmış. bu­ nun meyvesini Sangarios ırmağının kızı Nana göğsüne almış. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra. Bundan hünsa bir varlık doğar: Agdistis. Pentheus'un anası (Tab. Zeus'la Semele'nin aşkı üstüne de­ dikodu yaptığı için. 18). Ne var ki Attes Agdistls'ten kaçmak İ ç i n Pesslnus'a gider ve orada kralın kızıyla evlenmeye k. hem erkek olan bu yaratığı tanrı­ lar ele geçirir ve erkeklik uzvunu kesip atar­ lar. aslında talihsiz bir adam­ dır: Akhilleus'u kırdığına bin pişman olur. küçük parmağı da oynamaya de­ vam edecekmiş. Bebek gelen geçenin ilgisini çek­ miş. Bakhalar sürü­ süne katılan Agaue.). Agamemnon gene de bir zorba olarak gös­ terilmez llyada'da. Pessİnus kralı da aynı şeyi yapar. delikanlı bir çam ağacının dibinde erkekliğini keserek can vermiş. ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. gebe kalıp Attes'i doğurmuş. yarı trajik kaderin belirtisidir (Klytaimestra. Zeus tanrıçaya tutul­ muş. ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir. Ne var ki bu artagus sözcüğü "güzel" anlamına da gelebilir. uzuvdan bir badem ağacı meydana gelir. bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl. adının Phrygi a dilinde teke anlamına gelen "artagus" teke ile ilişkisini göstermektedir. uzvundan bir badem ağacı çıkmış. Kadmos ile Harmonia'nın kızı. Bu efsanelerde Agdistis ile ana tanrıça Kybele birbirine karışmaktadır. Her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon'uh: Aulis'te avlanırken Artemis'i kızdırması. 85 vd. Zeus da bu dileğini yerine getirmiş. Karısının ve onun âşığı olan kendi amcaoglunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik.

bir denizkızı olan Psamathe'den (Yun. biri. Bunlardan amaç. Yunanlıların en dürüstü. Yun. Anasının adını alan Aigina adasında kral iken uyruklarının hepsi vebadan ölmüş. Akhilleus'un amca çocuğu ve Salamis adası­ nın kralıdır (Tab. "aia" veya "gaia" toprak demek­ tir. Aiakos da hak yerine gelsin diye sürmüş oğullarını Aigina'dan. Karıncalardan dog­ ma bu adamlara Myrmidon'lar (Yunanca "myrmeks" karınca demektir) denmiş. Aiakos'un torunu Akhilleus sonraları Myrmidon'ları kendi ordusu olarak Troya seferine götürmüştür. Aglauros (yahut Agraulos).ha çok alegorik birer anlam taşır. Aiakos'un Aigina'dan Telamon ile Peleus. Agenor. ama Platon onu ölüler yargıcı ola­ rak gösterir ve Asya'lı Minos ile Rhadamanthys'in yanıbaşında Avrupa'dan gelen ruhları yargıladığını ileri sürer (Gorgias. içinde yı­ lanlarla sarılı bir bebek görünce korkudan çıldırarak Atina Akropolünden aşağıya atarlar kendilerini (Erikhthonios). llyada'da soyadı (Tab. Aiaie. içinde Erikthonoios'u sakladığı sepeti ona ve­ rip sakın açmamasını söyler. Kybele tanrıçanın ise Ana­ dolu'da ve çevrede tarih öncesi çağlardan Roma devrine değin çeşitli adlarla tapım gör­ düğü herkesçe bilinmektedir (Kybele). Aiakosoğlu. Kos (Istanköy) adasında Byssa ve Meropis adlı iki kız kardeşiyle yaşayan ve yal­ nız toprak işleriyle uğraşan bir delikanlı. "küçük Aias" Oileus'un oğludur ve Lokris'lilerin önderi olarak gelmiştir Troya sava­ şına. Odysseia'da büyücü tanrıça Kirke'nin adasına verilen ad (Kirke). 21). Kum) Phokos (Yun. 16 Aia. "büyük Aias" Telamon'un oğlu. Tanrıça Athena. Phokos'un atletik yarışmalarda başarılarını kıskanan ağabeyleri Telamon ile Peleus kafa­ sına bir disk atarak öldürmüşlejr onu. lo'nun torunu olan Agenor tanrı Zeus'un soyundandır (Tab. Zeus'la su perisi Aigina'nın oğludur (Tab. 10). Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. 14 ve 21). en dindarı diye anılan Aiakos. Byssa martı oldu. Agenor ise Fenike'ye yerleşir. Baştanrı oğlunun bu dileğini yerine getirmiş. Afrika'nın bir bölgesi­ ne adını veren bu kız tanrı Poseidon'la birle­ şerek ikiz doğurur: Agenor ile Belos. Io inek kılığında dünyayı dolaştıktan son­ ra Mısır'a gelir. Ama kardeşleri Herse ve Pandrosos'la birlikte Aglauros m e ­ rakını yenemez ve sepeti açarlar. Fok balığı) adlı bir 03lu olmuş. Tanrıların çok sevdiği Aiakos'tan Yunanlı­ lar bir dilekte bulunmuşlar: Ülkelerini kasıp kavuran kuraklığa son vermesi için Zeus'a ya­ karmasını istemişler ve Zeus bu dileği de yeri­ ne getirmiş. Aiakos. 524a). Adı parlak anlamına gelen Aglaie Zeus ile Eurynome'den doğmuş üç Kharit tanrıçanın biridir (Kharit'ler). öteki. Epaphos da Nil tanrısı Neilos'un kızı Memphis'le evlenir ve Libya adında bir kızları olur. K ı z ı Europe tanrı Zeus tarafından kaçırılınca Agenor oğulları Kadmos. orada Zeus'tan olan oğlu Epaphos'u doğurur. Aglaie. Aiakos da babası Zeus'a yal­ varmış ki adada bol sayıda bulunan karıncala­ rı insana dönüştürsün. Belos Mısır'a. bulup getirmedikçe dön­ memelerini buyurur. Bu üç kardeş toprak tanrıçasından başka hiçbir tanrıya saygı göstermedikleri için ceza olarak kuş biçimine sokuldular: Meropis baykuş ol­ du. 21). Epaphos'un oğlu. Gerçi H o meros destanlarında Aiakos'un böyle bir sıfa­ tı yoktur. Tyr ile Sidon kentlerinin kralı olur. Bu iki Aias birbi­ rinden çok ayrı kişilerdir. Akhilleus'a verilen Aias. Kolkhis ülkesinin eski adıdır (Argonaut'lar). Agron. Europe). İlyada'da iki Aias'ın adı geçer. Epaphos. Akdeniz çevresinde kentler kurup yerleşirler (îo. Agron da yagmurkuşu haline dönüştürüldü. Bu hakseverliği ona öldükten sonra Hades ülkesinde yargıç olmayı sağlamış. ama h e p omuz om- . Hesiodos'a gö­ re Aglaie Kharit'lerin en gencidir ve tanrı Hephaistos'la evlenmiştir. Hiç biri de geri gelmez. Aia. Pessinus'taki Kybele kültünde rahiple­ rin belli zamanlarda ve törenlerde erkeklik uzuvlarını kesmelerinin nedenini ve kaynağı­ nı anlatmaktadır. Belos. Phoiniks ve K i l i k s ' i k ı z kardeşlerini aramaya gönderir.

kavgacı ve kimi z a m a n kabadır. 7 1 2 vd. Akha'lann eline geçtiği sırada P r i a m o s ' u n kı­ zı Kassandra A t h e n a t a p ı n a ğ ı n a sığınmış. soylu. tanrıçanın heykeline sımsıkı sarılmıştır. (2) AİAS TELAMON O Ğ L U T e l a m o n ' u n oğlu Salamis'li Aias Troya sa­ vaşına yalnız on iki gemi getirdiği h a l d e . Tanrıça yiğidi böylece ö l ü m d e n korumuş olur. hem çok ufak. M1. G ö r ü n ü ş ü . XXIII. Aias kırk t a n e kara gemiyle gelmiştir T r o ya'ya. Aias'ın işlediği günahların cezasını yurdu da çeker: Yiğit öldükten sonra bile uzun bir süre Lokris toprağı verimsiz kalır. geniş omuzlarıyla aşan? H e l e n e de bu yiğidin "eşi görülmedik Aias" olduğunu söyler. Aias İlyada'da şöyle çıkar karşımıza (İl. dışarı çekmek ister ve dinsel töreleri hiçe sayarak bu işi başarır. Aias H e k t o r ' a karşı teke tek savaşa da h a ­ zırdır. 2 2 6 vd. Ama sert. Lokris'liler b u n u yapmışlar. Lokris'lilere Oileus oğlu Telamon'un çevik Aias komuta eder. 2 0 6 vd. Akha'lar bu günahı kendisine ö d e t m e k için Aias'ı taşlamaya koyulurlar.).za savaşırlar. ama hiç ayrılamaz Telamon'un oğlu Aias'tan.). bütün Hellen'leri. senin aklında hiç çeviklik yok. a m a cezasız bırakmaz: D ö n ü ş yolculu­ ğunda Akha'lar k o r k u n ç bir fırtınaya tutulur­ lar. a m a o n u n k o m u t a ettiği bölükler hiç b e n z e m e z öbür savaşçılara: Okçular Lokris'liler. Kim o. beraberliğin asıl n e d e n i n i . XIII. Patroklos'un ölüsü için yapılan araba yarışmasında Aias İ d o m e n e u s ' l a kavgaya tutuşur. geçer. Irlyarı yiğit. Bu dayanışmayı şöyle tanımlar H o m e r o s (İl. Aias kızı sığınağından ayırmak. boynuzlarının kökü bol bol ter döker. I I . Akha'ları kargı atmakta . 5 2 6 vd. llyada'daki olaylardan sonrasını an talan destanlarda A i a s ı n m İşlediği büyük bir suç söz k o n u s u d u r : Troya şehrinin düştüğü. Aias. Akha'lardan geri kalırsın her İşte. yatıştırır Aias'ı bu kötü huyu Aias'm başına bela olacaktır. akılsız adam. kadar değil boyu boşu Aralarını s o n u n d a Akhilleus bulur. Savaşa hazırlanırken şöyle tanımlanır Alas (İl. (1) AİAS O İ L E U S O Ğ L U . XIII. öbür Akha'lı. tanrı sözcüsü şu cevabı verir: Kassand r a ' n ı n kaçırılıp ırzına geçilmesinin kefareti olarak her yıl Lokris'ten Troya'ya iki genç ki/ gönderilmeli ve Athena tapınağına kurban edilmelidir. katılmadıkları hiçbir savaş. 'kendirden bir zırh giymiş küçümencik bir adamdır ama.). Bu iki yiğit Akha o r d u s u n u n canı ciğeridir. işte Aias'lar da tıpkı öyle.' 17 . Akh a ' l a n n . yeni sürülen tarlada şarap rengi İki öküz nasıl gönüldeş olur da çekerlerse sabanı. başaramayacakla­ rı hiçbir yiğitlik yoktur. VII. a m a bu kez Aias A t h e n a ' n ı n öfkesine karşın kurtulduğuna böbürlendiği için tanrıça Zeus'un yıldırımını alarak kendi öldürür akıl­ sız yiğidi. Poseidon yiğidi kur­ tarır. öteye de hiç gidemezler (İl. hafif silahları kullanmakta ustadırlar. Ne var ki bu kez kendi de A t h e n a sunağına sığınıp yalvarır. III.. Bunu d a h a iyi anlamak için h e r biri­ ni ayrı ayrı incelemeliyiz. 4 8 3 vd. yanındaki H e l e n e ' y e sorar (İl. Akha'lann kalesi diye anılan Aias'ı P r i a m o s surların ü s t ü n d e n g ö r ü n c e .).). Aias'lar arasındaki bu birlik. ikinci yılından sonra kızlar kurban edilmeyip Athena rahibe­ si olarak T r o y a ' d a alıkonulmuşlar. boyu bosuyla küçük Aias'ın t a m karşıtıdır. gittikleri zaman yarık boyunca uca doğru yalnız cilalı boyunduruk ayırır onları birbirinden. gemilerin yanındaki çetin boğuşmaya katılır. Oileus'un çevik oğlu Alas hiç. Girit'lilerin ö n d e r i de şöyle tanımlar o n u (İl.). omuz omza destek oluyordu birbirine. Patroklos'un ölüsünü Troyalıların elin­ d e n kurtarmaya da yardım e d e r . kavgacı başı. oğlu Aias'mki ondan ufak. Argos'luları başıyla. Akhilleus'tan sonra en yiğit savaşçısıdır. ikide bir salgın­ lar baş gösterir. bu iki yiğidin nitelikleri ve ka­ derleriyle birbirinden çok değişik olmalarında aramalı. Bu t ö r e de bin yıl sürdürülmelidir. Aias'm gemisi batar. Delphoi'ye çare sorulduğun­ da. 7 0 2 vd.

öç al­ dım diye şenlik yapar. kışkırtır onları. Theseus'un babası (Tab. Pandion bir devrim sonucu Atina'dan sürülünce. fırladı. Yeraltı tanrısı Hades'in başka bir adı (Hades). iri" bir kaya parçası alır ve Aias'ın kalkanını tam gö­ beğinden vurur. değeri hiçe sayılıp ağır bir haka1 « rete uğramıştır. hayvanların hepsini bir bir öldürür. tıpkı dev yapılı Ares gibi yürüdü. bizim bugünkü deyimlerimizle bir şizofreni ya da paronaya krizi. Hektor'la savaşta Troya'lı yiğidin kargısı altı kat deriyi geçer. önde yürür.). Ama Aias daha büyük bir ka­ yayla onu s a f dışı eder ( İ l . Aigeus. Bunların arasında şair Sophokles'in "Aias" adlı tragedyasında ele aldığı yürekler acısı dramı üstünde dura­ lım: Akhilleus öldükten. 8). yürek kemiren savaş gücüyle birbirleri üstüne saldırttığı erler arasında savaşa giden Ares gibi tıpkı. uzun gölgeli kargısı sallanıyordu. Önce Korinthos tah­ tına çıkar. Aigreus onu . Çektiği acı korkunçtur. kimleri öldürdüğünü görünce düşmanla­ rının karşısında rezil olmaya dayanamaz. pürtüklü. Aias çileden çıkmış. Aietes. Aidoneus. Akra'ların gevşediğini gördü mü. savaş arkadaşlarını hiçe saymasını sert sözler­ le kınar. 268 vd. Aietes ona birçok sınamaları başarırsa postu vereceğini söyle­ miş. küçük düşü­ rülmüş. Aias'ı tanrıça Athena bu korkunç ya­ nılgıya düşürür. Aias kendi çıkarını hiç düşünmeyen ülkü­ cü bir kahramandır. İlyada'da en erdemli yiğit olarak karşımıza çıkan Telamon oğlu Aias'ın adına birçok ef­ saneler daha kurulmuştur. ama Agamemnon ile Menelaos ne yapıp yapıp silahlan Odysseus'a verirler. Güneş tanrı Helios ile Okeanos kızı Perseis'in oğlu (Tab. Orada da tahtından olmuş. Troya savaşı da bittik­ ten sonra. Kronos oğlunun. Öyle ki tanrılar bile derin bir saygı beslerler Aias'a. Thetis'in tanrı Hephaistos'a yaptı­ rıp oğluna getirdiği silahlar kime kalacak diye kavga kopar Akha komutanları arasında. Aias Hektor'u alt etmekle kalmaz. saldırı­ da da. savunmada da hep başta gelir. elinde kılıcıyla Akha ordusunu yok edeceğim diye bir sığır sürüsüne saldırır. Akhilleus'un bir kız uğruna savaştan çekilmesini. Troya'nın sayısız yiğidini tepeler. Kral da onu tanrı Ares'e adanmış ormandaki bir meşe ağacına asmış ve bekçi olarak önüne korkunç bir ejder dikmiş. Korkunç diye nitelenen bu kalkan yedi kat deri. 24). Sophokles'in bu tragedyasında ününü ömrü­ nün sonuna kadar koruyamayan büyük ada­ mın dramı dile getirilmiştir. ünü. bir kat da tunçtan yapılmıştır. Medeia'nın yardımıyla altın postu çalıp kaçan Argonaut'ların peşine takılmışsa da oğlu Apsyrtos'un. derken Hektor. Bunca büyük bir kah­ ramanın böyle gülünç bir duruma düşmesi Aias'ın katlanacağı bir çöküntü değildir: Kılı­ cının üstüne atar kendini ve canına kıyar. "ovada duran. silahlarla sarıp sarmaladı bedenini. kara. sorumluluk duygusu Agamemnon'unkinden daha üstündür. sonra Karadeniz'in güney-dogu kıyılannda. bir gece pusu kurar. Aias kendine gelip ne yaptı­ ğını. Bu işte tanrı parmağı vardır. güçlerine güç ka­ tar. Kafkas dağının eteklerinde bulunan Kolkhis (bugünkü Gürcistan) ülkesine kral olur. İşte böyle atıldı öne o. soykaları çadırına taşır. he­ men koşar. Akha'larm kalesi. O sırada bir bunalım geçirir. öldürür. lason Argonaut'larla birlikte altın postu almaya gelince. son katına saplanır kalır. Geniş adımlar atıyordu altında ayakları. savaşın en çetin anların­ da aslan gibi dövüşür. O adam da Telamon oğlu Aias'tır. yıllar sonra yurdu­ na dönen kızı Medeia'nın yardımıyla tacını yeni baştan elde edebilmiş (Argonaut'lar). Akha'lara söz geçirmek için ona baş vururlar. Korkunç yüzünde bir gülümseme.I \U l\ / I I I İ U O Aias giydi ısıldayım tunç zırhını. Kız kardeşi Helle ile Asya'ya kaçan Phriksos Kolkhis'e sığınmış ve üstünde uçtuğu ka­ natlı koçu Zeus'a kurban ettikten sonra. Büyücü Kirke'nin ve Minos'un karısı Pasiphae'nin kardeşi ve Medeia ile Apsyrtos'un babasıdır. V I I . altın postunu Aietes'e armağan etmiş. Aias kalkanıyla dikkati çeker Akha'lar ara­ sında. Atina kralı Pandion'un oğlu. Thetis ister ki Akhilleus'tan sonra en yaman savaşçı kimse o alsın silahları. dev yapılı Aias. Medeia'nın kesip denize serptiği parçalarını toplamakla vakit geçirmiş ve umutsuzluğa kapılarak Kolkhis'e dönmüş.

Atreus Thyestes'ln oğul larını öldürüp kendisini Mykenai'den kovun ca. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" adlı tragedyaları bu aile dramını çeşitli ayrıntılarıyla ve başka başka açılardan ele ala­ rak canlandırırlar. I I I . Aigisthos adının "Odysseia" da da sık sık geçmesi. Zeus'un Titanlara karşı savaşında kullandığı ve kendisinden başka yalnız Athena'ya verdi­ ği bu kalkan kudretin bir simgesi olmuştur. Atreus oğulları efsa­ nesinin Homeros destanları kadar eski oldu­ ğunu gösterir. Kimden olduğunu bilmediği bu çocuğu kırla­ ra bırakır. A l gyptos'a da Arabistan'ı verir. Aiskhylos'un "Agamemnon" ile başlayan "Oresteia" üçlüsü. Theseus Atina'ya döner ve amcası Pallas'ın tahta göz dikmiş elli oğlunu alt edip babasına kendini tanıtır (Aithra). Sonradan Aktor'la evlenip. Aigina. Afrika kıtasına ege­ men olan Belos o ğ l u Danaos'a Libya'yı. Aithra'ya. Belos'la Ankhinoe'nin oğlu (Tab. Pelopeia Aigisthos'u doğurur. Ama Aigeus mutsuz bir kraldır. ataları da Zeus'la lo' dan doğma Epaphos'tur. ama Aigyptos gider. Bunca dert­ ten sonra. Panathenaia bayramında yarışan Girit atleti Androgeos'u öldürttüğü için kral Minos'un korkunç isteklerine uymak zorunda kalır: Her yıl Atina gençliğinden yedi erkek ve yedi kız Minotauros'a yedirilmek üzere Girit'e gönderilmektedir. Agamemnorı Troya seferine çıkınca Aigisthos Mykenai'ye döner. Patroklos'un babası olacak Menoitios'u dünyaya getirir. Aithra bir ço­ cuk doğurur. Homeros destanlarında tanrı Zeus ve Athena'nın kalıp sıfatlarından biri de "aigis taşıyan"dır. Aigisthos. Theseus'un yolunu gözleyen Aigeus kara yelkenleri görünce oğlunu öldü sanarak kendini denize atar. Zeus'un Girit mağarasında kendisini emziren keçi Amaltheia'nın derisiyle yaptığı bir kalkandır. Aigyptos. dönüş yolunda Troizen'de kalır ve ora kralının kızı Aithra ile birleşir. 10). Bir süre baba-ogul Mykenai'clc hüküm sürerler. Aiakos bir süre sonra adaya bir Pelasg soyu yerleştirip Oinone'ye anasının adını vererek Aigina der (Aiakos). Bunun nedenini Delphoi tapınağında tanrı sözcüsüne sormaya gider. 518-537). (Od. or­ tasında bir Gorgo kafası bulunan aigis kalka­ nı korku salarak orduları bozguna ugratırmış. 21). I. kendi ogluymuş gibi benimseyerek yetiş­ tirir. Çobanların keçi sütüyle besleyip büyüttükleri Aigisthos (adı Yun. Sophokles'in "Elektra". Aigina bu adada Aiakos'u doğu­ rur. kralın karısı Klytaimestra'yı baştan çı­ karır. Atreus'u öldürebileceğini bil­ dirir. "Melampodes" (kara ayaklar) üiktllnl. yedi yıl hüküm sürdükten sonra Agamemnon'un oğlu Orestes tarafından öldürülür. gemisine bir beyaz yelken çekecektir. Aigis. Thyestes kardeşinden öç almak çarelerini arar. IV. 14 ve 15). Aldığı cevabı pek anlamaz ama. keçi anlamındaki "aix"ten türemedir) Mykenai sarayına gelir. Aigyptos ile ikiz kardeşi Danaos'un de­ deleri tann Poseidon. Dönüşte bu sözünü unutur ve ge­ misi kara yelkenleriyle girer limana. 256-275. Thyestes'ln oğlu (Tab. Bu çocuk kahraman Theseus'tur. Theseus bu duruma bir son vermek üzere canavarı öldürmeye gi­ der. Yola çıkmadan önce babasına söz verir ki zaferle dönerse. babasının adını bil­ dirmeden büyütmesini söyler. Yılanlarla çevrili. Irmak tanrı Asopos'un kızı (Tab. İçinde boğulduğu denize adı verilerek Aigaios Pontos (Ege denizi) denmiştir. Kuşaktan kuşağa süregiden bu kan davası tragedya şairlerine tükenmez bir esin kaynağı olmuştur. 32-43. Aigeus iki kez evlendiği halde çocuğu ol­ maz. yani Mısır'ı fetheder ve oraya adını varlı . Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş kavgasını sürdürür. Ama Aigisthos Thyestes'in kendi öz babası olduğunu anlar ve onun yerine Atreus'u öldürür. bir oğlu olursa. Aigisthos. bir süre sonra da kendisini tanıma­ yan amcası Atreus'la evlenir. Aigina'ya tutulan Zeus onu Oinone ada­ sına kaçırır. sonra Atreus'un oğlu Aga memnon tarafından kovulurlar. Agamemnon Troya'dan dönünce ikisi birden kahpece vururlar onu. B i r tanrı sözcüsü ona ancak öz kızından bir oğlu olursa. Sonra da Thyestes'i öldürmekle görev­ lendirir. Thyestes de bir gece gizlice kızı Pelopeia'nın koynuna girer ve onu gebe bıraktıktan sonra kaçar. Delikanlılık çağına gelince.AİGYPTOS kardeşleriyle birlikte yeniden tahta çıkarmayı başarır. Atreus onu iyi karşı­ lar. Aigis.

Aeneas). ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında Kronos oğlu Dardanos'u seuerdi en çok. güçlü Aineias kral olacak Troya'lılara. 292 vd. Ankhises ile Priamos ve Hektor ile Aineias aynı kuşak­ tan amcaogullarıdır. Aineias'ın çocukluğu. Troya'nın ku­ rucusu Tros ile kral soyu iki dala ayrılır: İlos ile Assarakos. bakmadı tanrıçalığtna. önünde kargısını. kurtarır onu.). Troya'nın kutsal heykellerinden Palladion'u da yüklenerek yola koyulur.). ama her kezinde 20 . 311 vd. Aineias'ın bu iki destanda da beliren çok yönlü kişiliğini incelemek gerekir: Soy ağaçlarından da belli olduğu gibi (Tab. Troya'nın yıkımından sonraki olaylardaki rolü bütün ayrıntılarıyla Aeneis'te anlatılır. Danaos Kızla­ rı). Aineias'ı Apollon Troya kalesindeki tapınağa kaçıra­ rak kurtarır. X V I I . tanrısal Aphrodite doğurdu onu Ankhises'ten.. soylarının kaynağı olan Argos'a sıgınnuş. XX. Dardanos soyunu sürdürmekle görevli olduğu tanrı Poseidon'un ağzından söylenir İlyada'da (İl. 819 vd. ki­ mi zaman Hektor'u bile aşıp ona öğüt ver­ mek durumuna gelir ( İ l . Akhalar alıp götürmesin/er diye ölüyü gücüne güuenen aslan gibi dolaştı çevresinde. karısı Kreusa arkalarından gelirken birden ana tan­ rıça Kaybele tarafından kaçırılır (Kreusa. yok olmamalı Dardanos soyu. kalkanımla Aineias yere atladı. Danaos'un da elli kızı olmuş. klasik Latin şairlerinin en büyüğü olan Vergilius'a da bir destan esinlemiştir.. birleşti lda eteklerinde bir ölümlüyle. deli­ kanlılığı da oralarda geçer. iz bırakmadan ölmemeli. X X . yuvarlak kalkanını tutuyordu. Ama Aineias'ın Priamos oğullarından üstünlüğü bir tanrıçanın oğlu ol­ masından gelir (İl.Aigyptos'un elli oğlu. Dandanie'İllerin Aineias var. Assarakos'tan üreme Ankhises ise Dardanie şehrinin yöneticisidir. Aineias babası Ankhises'i omuzlarına alarak ve oğlu Askanios'u da elinden tutarak İda dağı­ na kaçar.).). Aineias İlyada'da pek rol oy­ namaz artık. kendilerini kovalayan Aigyptos oğullarıyla evlenmek zorunda kal­ mışlar. korkunç çığlıklar atıyordu. o sırada anası Aphrodite'nin telaşını görmeli (İI. düşünde gördüğü Hektor'un tayfı da Aeneas'a batıda Hesperia ülkesine gidip Troya' yi orada yaşatmasını buyururlar. Bu konuda iki kardeşin arası açılmış ve Danaos elli kızıyla birlikte Afrika'dan ka­ çıp. Bu sözler. Derken Diomedes kocaman bir taş atar üs­ tüne. İğreniyordu artık Priamos'un soyundan. Aineias (Lat.). Kocaman kargısı. Öbür tanrılar da katılırlar bu ça­ baya. kral olacak çocuklarının çocukları. Troya savaşında Aineias Priamos oğulların­ dan hiç geri kalmaz. İlyada sonrası efsanelerinin çoğu bu destan­ da anlatılmıştır: Tahta atın şehre alınması ve Laokoon faciasından sonra (Laokoon).V. Odysseia' nın serüvenleri örnek alınarak anlatılan bu yolculuk Trakya. II. Kaderi kurtulmaktır Aineias'ın tohum ekmeden. başında de bir tanrı korur. Aineias'ın Troya önünde ölmeyeceği. Tanrıça Aphrodite ile Troya'lı prens Ankhises'in oğlu Aineias Homeros'un İlyada destanında önemli bir rol oynamakla kalmamış. V.). 296 vd. yani Aeneas destanı Troya'lı yiğidin Troya yangınından sonra Anado­ lu'dan göçmesi ve İtalya'ya yerleşerek Roma _ şehrine temel olacak yeni bir yurt kurmasını anlatır. 90 vd. Aigyptos bu kızları oğullarına almak istemiş. Hektor'la denk gider. 335 vd. Aineias'ı kalçasından vurur. bizi dosdoğru Vergilius'un Aeneis'ine götürür. AkhiUeus'la ilk ça­ tışması da orada olur ( İ l . Aphrodite bu yüzden yaralanır. Ankhises'in oğlu. Danaos kızları. Savaş meyda­ nında görelim onu (İl. yiğit düşer. "Aeneis". Tek başına desteksiz kalan Aigyptos da üzüntüden ölmüş (Danaos. öldürmek için yanıyordu karşısına çıkanı. Hektor kadar yiğitçe savaşır Akha'ların en güçlü kahramanlarına karşı.). 17) Troya kral soyunun ilk atası Zeus ile Elektra'nın oğlu Dardanos'tur. Girit ve kuzeybatı Yunanis- Babası nasıl tda dağının eteklerinde yaşa­ mışsa (Ankhises). Eşi de. ama düğün gecesi kocalarını öldür­ müşler. . İlos'un torunu olan Priamos Troya kralı.

en ünlü sayfalarmdandır. Destan Aeneas'ın bu zaferiyle kapa­ nır. Roma'nın Akdeniz'in en soylu haneda nınca kurulduktan sonra düşman olarak b i l i nen batı ile doğuyu büyük bir birlik içinde ba­ rıştırmış olmasını göstermek. Augustus'un ve Augustus çağı insanının ülkü bildiği geçmişe. Vergilius onu sona erdiremeden öl­ müş. eserini bitiremediği için onun yakılması­ nı da buyurmuştu. Aiolos. Odysseia destanında Odysseus'un Aiolos'un adasına varışı anlatılır. Rutul'larla savaşa girişir ve arkadaş­ larını ırmak ağzında bırakıp içeriye doğru Pallantea şehrinin bulunduğu yere varır. Aeneas'ı da yeni bir tip in­ san olarak canlandırmış olması üstünde dur­ maya değer. Çanakkale yarımadasından Mende res ırmağına kadar uzanıp. Aeneas Turnus'u teke tek savaşta öl­ dürür. onun konuştuğu Aiol diline adı­ nı vermiştir. İtalya kıyılarını kuzeybatıya doğru iz­ leyip Tiber ırmağının arzına varır. bütün bunlar "pietas" denilen kavramın içerdiği ve Aeneis destanında canlandırılan Aeneas tipinin tam bir başarıyla simgelediği erdemlerdir. H o m e ros'la Dante'nin yeraltı dünyası anlatımı ara­ sında yer alan bu parça ilkçağ yazınının en belirgin. M i d i l l i adasını d . bu ada şöyle niIrlrniî: . yabancı da olsa benimsenen k a y naklara bağlama çabası. Yunanistan'dan göçme olan kral Evandrus Aeneas'ı iyi karşılar. Doros ile Ksuthos'un kardeşi ve Sisyphos. On iki bölümlük Aeneis destanı bitmiş de­ ğildir. "Pietas" diye tanımlanan kavram dine saygıyı da aşan bir erdemdir. Büyük Latin şairinin amacı Augustus'un damgasını bastığı çağının dünya ve İnsan görülün* bir ufuk açmasıydı. Roma'nın geçmişini ta Anado­ lu'nun büyük uygarlık merkezi Troya'ya ka­ dar götürmekle ona uluslararası bir derinlik vermiş bulunmasıdır. (1) Yunan ulusunun efsanelik atası sayılan Hellen ile Orseis adlı Nympha'nın oğ­ lu. Romalıların inançlarına göre burada yer­ altı ülkesine açılan Avernus gölü vardır. Kretheus ile Salmoneus'un babası (Tab. 20). Güney İtalya'da Cumae şehrine vanrlar. Bütün bu bilgileri edindikten sonra Aeneas yeryüzüne döner. Aeneas'a gönlünü kaptıran Dido onu Afrika'da alıkoymak istediği halde. tanrı­ lar Aeneas'ın bir an önce yeni Troya'yı kur­ mak görevine dönmesini buyururlar. ulusal tarih ve kültüre sonsuz saygı ile onu soylulaştırmak için başka. ı içine alan Aiolis kıyı bölgesine ve onlarda oturan soyla. Euros ile Zephyros adlı dört büyük yeli bir tulum içinde kapalı tutar ve ancak Zeus'tan aldığı buyruk­ larla ortaya salar. ondan esinlenerek destan yaz­ dığını dile getirmekle Aeneis destanı gerçek­ ten çığır açmış.A l ( )| ( )S tan kıyılarından Sicilya'ya geçişle başlar. "Pius Aenas" (dindar Aenas) di­ ye anılan kahramanın tutum ve davranışı H o meros destanlarındaki yiğitlerinkinden farklı­ dır. Burada Aeneas. Aîolos. Bu­ rası Palantinus tepesiyle Roma şehrinin iler­ de kurulacağı yerdir. Önce lulius Caesar. Kartaca kraliçesi Dido epizodu Odysseus'un Alkinoos'un sarayında yaptığı gibi. Ankhises orada ölür. Yiğit ar­ kadaşlarıyla yola koyulur. Oranın yerlileri. Aiolos Notos. (2) Deniz tanrı Poseidon'un oğlu. geçmişin değerlerine bağlılık. kendisinin de Homeros gibi ozanların ozanına dayanıp onun yolunda. Cumae'nin tanrı sözcüsü Sibylla Aeneas'ı ölüler ülkesine götürür. Tufan kahramanları Deukalion ile Pyrrha' nın torunu. Dido canına kıyar (Dido). babası Ankhises'le görüşür ve kendisini bekleyen par­ lak kaderi onun ağzından öğrenir. kültüre hizmet için en büyük örnekleri göz önünde tutarak yarat alıkta onlara ulaşma amacı ve bu uğurda sonsuz bir sorumluluk duygusu. ilkçağla ortaçağ arasında köprü kurmuştur. ba­ şında oğlu Pallas'ın bulunduğu bir bölük as­ kerle arkadaşlannın yanına gönderir. Bu ara­ da Rutul'ların kralı Turnus Troya'lılara saldır­ mıştır. Boreas. Roma'nm kuruluşuna ka­ dar olan olaylarla efsaneler tarihçilere konu olmuş ve uzun uzadıya anlatılmıştır. yellerin yöneticisi. Vergilius'un Aeneis destanıyla en büyük' başarısı kendi çağının ulusal kültürüne bir kaynak bul­ muş olması. Aeneas'ın o gü­ ne kadar olan serüvenlerini anlatmasına f ı r sat verir. Arthamas. sonra korkunç bir fırtı­ na Aeneas'ı Libya kıyılarına atar. sonra Augustus'un da soyu olan lulü'lerin Troyalı Aeneas ve Ankhises'le tanrıça Aphrodite'de kaynak buldukla rını.

Odysseus uykuya dalar. güneşin do­ ğup battığı uçsuz bucaksız bir ülkede oturur. Troizen kralı Pittheus'un kızı. ama Theseus'un ölüm haberini alınca Aithra canı­ na kıymış (Aigeus. onu bir iksirle gençleştirmiş de. Yeller hep birden dı­ şarıya fırlar. Latin şairi Ovidius'a göre. Ancak. 390) gökten ge­ len bir ses.Yıkılmaz tunçtan bir duvarla çevriliydi bu yüzden ada. Aithra. Yeller tanrısı. şölenlerine katılırlar. ama sesin dediği doğru çıkmış: Galyalılar Roma'ya saldırmış. bu tehlikeli sefer­ den sağ dönmeyeceğine inanarak (Argonaut'lar). Theseus güzel Helena'yı kaçırıp Afrika'da alı­ koyunca. Troya düştükten sonra torunları Aithra'yı kurtarmışlar. korkunç bir fırtına kopar. P o seidon ve İris gibi Olympos tanrıları ülkeleri­ ne sık sık uğrar. şehir oturtulmuştu göğe yükselen bir kayanın üzerine. tanrılara kurbanlar kesip gün boyu şölen yaparlar. Troya savaşının İlyada'dan sonraki bölüm­ lerini anlatan "Aithiopis" destanı (kayıptır) adını bu ulustan aldığı gibi. ama bu kez tanrı onu sert sözlerle kovar. Bu yüzden Theseus'un tanrı oğlu mu. Romalılar düşmanı kov­ duktan sonra. Fırtına Odysseus'un gemisini gerisin geri Aiolia ada­ sına atar. Aithcr. şehri yakıp yıkmış­ lar. Aiolos konağında bir düzine çocuğu ile yi­ yip içmekte. tanrıların lanetine uğramış bir adamı tutmaktan çekinir. Odysseus'u i y i karşılar. İason'un babası (Tab. Ne var ki o gün Aithra tanrılara sunu sunarken Posddion'a rastlamış ve deniz tanrı ile sevi­ şip kızlığını yitirmişti. büyücü kadın Aison'u diriltmekle kalma­ mış. Kimse bu sese kulak ver­ memiş. Hesiodos'a göre Aither. insan oğlu mu olduğu belli de­ ğildir. Lat. A i son'un boğa kanı içerek kendi kendini zehir­ lemesine izin verir. baş kahramanı da Eos'la Tithonos'tan doğma Aithiopia kralı Memnon'dur (Memnon). kız kardeşlerini aramaya gelen Dioskur'lara kızın saklandığı yeri bildirmiş. Attika'lı kahraman. 22). Akademos. yağma etmişler. Pelias artık kardeşini kor­ kusuzca öldürmeyi göze alır. Kretheus'un Tesalya'da kurduğu İolkos şehri kendisine miras kalır. Aithiopcs. Güneşe böyle yakın oldukları için yüzleri yan­ mış ve esmerleşmiştir. yani dünyayı saran hava taba­ kasının üstündeki arı ve ışıklı gök. Akademos. Theseus). tam bir ay konukladıktan sonra içine azgın yelleri sımsıkı bağladığı sığır derisinden bir tu­ lum verir ona ve arkasından tatlı bir Zephyros yeli salarak uğurlar gemisini. "aius locutus" ise söylenmiş söz anlamına gelir. Bu yüzden de Zeus. İason Medeia ile birlikte Yunanistan'a dönün­ ce. Aison. ama üvey kardeşi Pelias onu tahtından atıp tutuklar. yüzü yanıklar demek). diktatör Camülus tanrı sesinin duyulduğu yerde bir tapınak yapılmasını bu­ yurmuş ve Palatinus tepesinin kuzey eteğinde 'Aius Locutius" denilen tanrısal varlığa tapı­ nak dikilmişti. (Yun. Erebos ile Nyks. Böylece do­ kuz gün dokuz gece giderler. bölümün­ de (1-79) anlatılan bu serüven destanın en renkli öykülerinden biridir. Odysseia'nın X. yeryüzü karanlığından dog­ madır. üstelik de oğlu İason'u Kolkhis'e al­ tın postu almaya gönderir. şölen yapıp gönül eğlendirmek­ tedir. Akademos'un mezarı Atina'nın dolayların­ da. Esir. şehrin yaban ellerin saldırısına uğ­ rayacağını bildirmiş. Aithra'yı Aigeus'la birlikte yaşadığı Attika'dan Dioskur'lar kaçırmışlar ve kardeşleri güzel Helena'nın yanına hizmetçi olarak ver­ mişler. Gerçekten de bir süre sonra lason'un öldüğü haberi gelir. İthaka toprakla­ rına yaklaşırlar ki. Kerameikos denilen bölgenin ötesindey- 99 . H o meros destanlarında sık sık adı geçen bu efV sanelik ulus Okeanos kıyılarında. Kretheus'la Tyro'nun oğlu. " a i o " ve "loquor" söz söylemek. Bir söylentiye göre Helena'yı Paris'le kaçmaya iten bu kadınmış. bu birleşmeden de Theseus doğmuştu. onu kıskanan yoldaşları da teknenin dibinde­ ki tulumu alıp çözerler. Aius Locutius. Aigeus kısırlığı konusunda kâhine danışmaya gitti­ ği Delphoi'den dönerken Troizen'de bir gece kalmış ve tanrının cevabını doğru yorumla­ yan Pittheus onun kızıyla yatmasını sağlamış. Sonsuz bir mutluluk içinde yaşarlar.Ö. Galya orduları Brennus komutanlığında Roma'ya doğru ilerlerken (İ. yani yer­ altı karanlığıyla.

Aineias'ın kara gün dostu. Homeros destanlarında ve özellik­ le İlyada'da Yunanistan yarımadasından gelip Troya seferine katılan savaşçıların hepsine birden "Akhaioi". Bu yüzden güçlü yiğitle ırmak tanrı arasında yaman bir güreş başlamış. Hesiodos'ta (Theog. Argos diye bir kent bulunduğundan. Irmak tanrı Deianeira'dan vaz­ geçmiş. İlyada çevirisinde "Akhalar" ve "Danaolar" diye karşılanmış. başaramayınca. Akarnan birkaç ay içinde er­ ginlik çağına ermiş ve Phegeus'la çocuklarını öldürerek öç almış. ama boynuzu geri almak için Herakles'e Zeus'un keçisi Amaltheia'nın çiçek ve yemiş saçan bolluk boynuzunu vermiş. Akarnan. Kutsal bir ormanla çevrili bu bölge de Pla­ ton "Akademeia" a d ı y l a anılan ü n l u okulunu kurmuştu. "Danaoi" ya da "Argeioi" denmektedir. Akakallis. vefalı dost anlamına gelen bir deyim olmuştur. İ l k karşılaşmada yenilen Akheloos koca bir yılan kılığına girmiş. Akheloos. 340) ve Homeros'ta ( İ l . ünlü kâhin Amphiaraos'un torunu (Tab. çünkü yaygın . Paris Helena'yı kaçırın­ ca. kimi zaman boğa. Herakles onu tam boğacak­ ken de azgın bir boğa oluvermiş. "Akademi" oradan gelir. onu baş­ tan çıkarmaya uğraşır. Peleus da öfkesine kapılıp gider. ama ırmak tanrının biçimden biçime gir­ m e . Akha'ların kampına saldırıda önemli bir rol oynar. İolkos kralı Pelias'ın oğlu (Tab. Akastos kral olur ve İason'la Medeia'yı İolkos'tan sürer (Pelias). Akheloos'un birçok öyküleri vardır: Herakles destanıyla ilgili bir efsaneye göre. Akastos. Akhalar. Sonra da batı Yunanis­ tan'da adını taşıyan Akarnania ülkesini kur­ muş. Arkadya kralı Phegeus tarafından öldürülün­ ce. Alkmaion ile su perisi Kallirhoe'nin oğlu. anası tanrı Zeus'tan oğlunun çabuk büyü­ mesini dilemiş. (2) Gene İlyada'da adı geçen ve Troya'lılar safında dövüşen Trakya'lı önder. Pelias'ın kızları Medeia'nın öğütlerine uyarak babalarını kesip kazanda kaynatınca. İ l k i k i isim bir ülke adına dayanmayıp. yiğidi namusuna göz dikmiş olmakla suçlar. 23). Bu konu için İlyada çevirisinin önsözünde daha ayrıntı­ lı bilgi bulunabilir (s. Bir gece av yorgunluguyla uykuya dalmış olan konugunu dag başında silahsız olarak vahşi hay vanlara yem olsun diye bırakır. Kral Minos'un kızlarından biri. Telamon oğlu Aias tarafından vurulur. 25). 84) adı geçen Akheloos Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin ırmağın en büyüğü ve ırmak tannlann kralı imiş. Meriones tarafından öldürülür. Akamas güzel kadını geri istemek için Troya'ya elçi olarak gönderilir. Akheloos Kalydon kralının kızı Deianeira'ya aşık­ mış. babası. Troya yangınından kaçan Aineias'ın yanından ayrıl­ mamış. yalnız bir ırk ya da ulus adı olarak kul­ lanıldığından. 22). (1) Antenor'la Theano'nun oğlu. Bu kez yiğit boğanın bir boynuzunu kopararak alt etmiş Akheloos'u. Kendisi daha çocukken. Latince "Fidus Achtes" diye anılan adı. "Argeioi" deyimi "Argoslular" diye verilmiştir. bir oğulları bile olur. Akhates. XII. Argonaut'lar seferine ve Kalydon avına katılır. Akastos'un karısı Peleus'a tutulur. Akastos'la karısını öldürür. ama İlyada'da adı geç­ meyen Akha yiğidi. başka bir öyküye göre. Akamas. onunla birlikte İtalya'ya kadar gitmiş ve bütün serüvenlerini paylaşmış. Tanrı Apollon ile sevişmiş ve Miletos'u d o ­ ğurmuş (Miletos). ünlü bereket boynuzu ırmak tanrının kendi boynuzuymus. Argos adı da genellikle bütün Peloponez'e verildiğinden. Ama at adam Kheiron Peleus'u kurtarır. Troya'nın düşmesine yol açan tahta atla giren sekiz Akha yiğidinden biridir. İlyada'da adı geçen Troya'lı yiğit. Akastos konukluk yasalarını çiğnememek İ ç i n P e leus'u kendi eliyle öldürmek İstemez. Batı Yunanistan'ın Akarnania ile Aitolia bölgeleri arasında akan en uzun ırma­ ğı. sadık. Kalydon avı sırasında Akastos'un başı der­ de girer: Arkadaşı Peleus kaza ile kaynatası Eurytion'u öldürür ve bu suçtan kendini arın­ dırmak için Akastos'un sarayına sığınır.AKI I I I ( ) ( IS di. kimi zaman ejder ol­ ma yetisinden ürken kız Herakles'Ie evlenme­ yi yeg görmüş. Sonuç verme­ yen görüşmeler sırasında Priamos'un kızı Laodikeia ile tanışır ve sevişir. Troya sa­ vaşında rol oynayan. (3) Theseus'la Phaidra'nm oğlu.

Hephaistos. Herakles). Thetis. bakmış ki karısı olacak deniz kızı küçük Akhilleus'u topuğundan tutmuş. Kavga tanrıçası Eris'in düğüne çağrılmadı diye kızıp masanın üstüne bir altın elma atması üç tanrıça arasın­ daki güzellik yarışmasına yol açar (Paris). katlandım bir adamın yatağına girmeye. Birçok çocuğu böy­ lece yanarak öldükten sonra. ilkçağ bu ırmağın yeraltı dünyasına aktığına inan­ mıştı. çocuğu kaptığı gibi. bölüm bölüm ayırmak gerekir. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. bunca deniz tanrıçalarından bir beni verdi ölümlü kocaya. kısır söğütler. doğuşu üstüne anlatılan efsa­ ne şudur: Nereus kızı Thetis'e tanrılar tanrısı Zeus da. Yanlış bir etimoloji adını "Acılar Irma­ ğı" (akhos. ama bir ölümlü ile evlendiğine üzülen ve çocuklarını kendisi gibi ölümsüz kılmak isteyen Thetis geceleri kalkar. Akheron Yunanistan'ın Epir bölgesinde akan bir ırmağın da adıdır. 429 vd. X. Yeraltında akan ırmakları şöyle tanımlar H o meros (Od. Bu kahraman üstüne ilkçağın başın­ dan sonuna dek uydurulan efsane ve masal­ lar o kadar çoktur ki. Peleus'la Thetis'in oğludur. Yun. bir ölümlüyle düşüp Söyle.AM-ltKUlN toprakları sulayan ırmaklar bereketin simge­ sidir (Deianeira. Aigina ise ırmak tanrı Asopos'un kı­ zı ve Okeanos ile Tethys'in torunudur. Thetis'ten doğacak olan ço­ cuk kaderin buyruğuna göre babasından da­ ha güçlü olacaktır. Thetis ile Peleus'un düğünü Tesalya'da Pelion dağının tepesinde kutlanır. yani Troya şehri­ nin destanı değil. sonra çık yola. Zeus'la Aigina'nın oğludur. Thetis bu ev­ lenmeyi oğlu Akhilleus için silah istemeye git­ tiği Hephaistos'a yana yakıla şöyle anlatır (İl. Olympos'taki . bunun üzerine tanrılar Thetis'i bir ölümlü ile evlendirmekten başka çare bulamazlar ve kendisine koca olarak Phthia kralı Peleus'u seçerler. Akhilleus'un destanıdır. VI. Olympos tanrılarıyla Titan'lar arasındaki savaşta susuzluktan yanan devlere su içirdiği için Zeus'un laneti­ ne uğramış ve yeraltı ülkesine kapatılmıştır. Akhilleus Yunan mythos'una en çok konu olmuş kişidir. Akhilleus. yani bir deniz tanrıçasıdır (Tab.burgaçlandıgı dipsiz bir bataktır. sonra da ortaça­ ğın en büyük şiiriyle Dante. Gerçi Thetis'in birçok çocukları olur. Soy ağaçlarından (Tab. Yeraltı dünyasını. aleve vermiş. 295) anla­ tılan Akheron çamurlu suların kaynayıp. bir başkasına göre Prometheus) Zeus'a haber verirler ki. Hades bataklığına doğru. acı demek) diye tanımlardı. o kadar ki Zeus onunla evlenmeyi bile düşünür. ama Akhilleus ana tarafından olduğu kadar baba tarafından da tanrılara ve en büyük tanrılara bağlıdır: Dedesi Aiakos. bir eylemiy­ le biter. onları ateşin üstüne tutarmış. adları kavramlarıyla o gün bu­ gün hep yeni f i l i z veren bir ağaç gibi yaşar. Efsaneye göre Akheron Helios'la Gaia'nın (güneşle toprağın) oğludur. Homeros'un büyük İlyada destanı aslında İlyon. Akheron.): tanrıçalar arasında. 6). 21) belli olduğu gibi Akhilleus. Thetis'i evinden kovmuş. Belki ıssız bir böl­ gede derin bir yarın içine dalıp kapkara bir ba­ tak olarak denize döküldüğü içindir ki. ( 1 ) S O Y U V E D O Ğ U Ş U . Orada alçak kıpı var ve Persephone'nin koruluğu. Uğursuz başlayan bu evlilik uğursuz gider. Kharon'un kayıgıyla bu çamur ırmağını geçtikten sonradır ki varılır asıl Hades'e (Hades). Onun ardın­ dan Vergilius gelir ilkçağda. Tepesi atmış. ama bir kâhin ( b i r anlatıma göre tanrıça Themis. uzun uzun kavaklar göreceksin. ölüler ülkesini bize ilk anlatan Homeros'tur. orada Akheron'a Pyriphlegeton ve Kokytos akar. yüreği benim gibi acılı biri var mı? Zeus bunlar arasında bir bana verdi acıları. Aeneas destanında da (Aen. Aiakos oğlu Peleus'a. deniz tanrı Poseidon da âşıktırlar. tiksine tiksine. bundan amaç gövdelerindeki ölümlülük t o ­ humlarını yok etmekmiş. bir gece Peleus uyanmış. tanrıların hepsi de hazır bulunurlar. bir Nereus kı­ zı. istemeye istemeye. bu kahramanın bir eylemiyle başlar. Ama H o m e ros'un taslağı. onları kapsayarak özet­ lemek için. XVIII. Ne var ki İlyada'da anlatılan olaylar Akhilleus efsanesinin ancak çok kısa bir bölü­ müdür. 508): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Akhilleus'un. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya.

koş­ makta üstüne olmayan bir devin iskeletinden aldığı bir kemikle değiştirmiş (Kheiron). gezgin satı­ bensiz ne şölene gitmek isterdi canın. Peleus yedinci çocuğu olan Akhilleus'u böylece kurtarmış. bir daha varmamış kocasının yanına. Başka bir efsaneye göre Thetis oğlu­ nu ateş üstüne tutmamış da. canım gibi sevdim. Pyrrha kılığındakl göğsümde gömleğimi ıslatırdm boyuna. saz çalıp ezgi söyleme­ sini. kulur ve kızların. Nitekim Akhilleus sonradan bu yerinden vurulup öldürülmüş. ( 2 ) ÇOCUKLUĞU. şarabı püskürtürdün almaya.. IX. 4 1 1 vd. onları arsızlık eder. bir söylentiye göre de Lykomedes'in kızlarının biriyle sevişmiş ve ileride adı geçecek oğlu Neoptolemos (Pyrrhus) da o n ­ dan doğmuştu. kı)) Akha ordusunun toplandığı Aulls'e geti­ ( 3 ) A L İ N Y A Z İ S İ . kullanmaya can atar. Akhilleus da bu yüzden böyle hızlı bir koşucu olmuş. nı açıp bir sürü kumaş dokuma ve işleme se­ etini keser. dönüş yok. Peleus hekimlikte usta olan at adam Kheiron'a vermiş Akhilleus'u. Kheiron'un ana­ sı da. manı Akhllleus'un. seni b e n getirdim Odysseus yiğidi aramaya çıkar..kalkmaktan hoşlanmayan tanrıça da denizin dibine dalmış. At adamın yanında Akhilleus büyütülür ve eğitilir. Akhilleus Kheiron'dan öğrendiği hekimliği ve edindiği ilaçlan Troya savaşında yaralılar üstünde kullanır. Akhaların en büyük kahra­ rir. ğini açığa vurur. tükenmez bir ün var. Erdemlerin her çeşidine de alış­ tırmış: Acıya dayanmayı." Akhilleus gerçi kaderini kendi seçebilir. Öte yandan Akhaların kâhini Kalkhas'ın Akhilleus sefere katılmazsa Troya'nın alınamayacağını bildirmesi üzerine. Akhilleus bunları görünce dayanamaz. XI. yalan söylememeyi. neler. Bu konuda anlatılan ve İlyada'da izine rastlanmayan efsane şöyledir: Akha öndetL ri Troya seferine gitmek üzere hazırlığa baş­ layınca. ölçülü ve dayanıklı olmayı h e p Kheiron'dan öğrenmiş. 352 ve 414): "Anaml Kısacık bir ömür sürmek için doğurdunsa beni. ölüm öyle çabucak gelip çatmayacak. dövüşmekte. Styks ırmağına batırmış. 485 vd. Tanrıya benzer Akhilleus." "Uzun değil. savaşmakta. ama çocuğun dudak­ ları ve sağ ayağının aşık kemiği yanmış.): İki ayrı kader götürecek beni ölüme: Burada kalır. Thetis iki şıkkı şöyle dile getirmişti oğluna (Il. ağzına verir. dudaklarına rer önlerine. kıymetli silah da vardır. kadınların önünde bohçası­ oturturdum seni dizlerimin üstüne. biraz yeti­ şince at adam ona öğretmediğini bırakma­ mış: At yetiştirmesini. böylece gövdesini silah işlemez hale getirmiş. H a ­ remde yaşayan Akhilleus'a Pyrrha ( k ı z ı l saçlı) adı verilmiş. karısı da çocuğa bakmışlar. Troya savaşının başarı ve . Odysseus da onu peşine ta­ senin yüzünden neler çektim ben. yetiştirdim seni rınca kurnazca bir düzen tasarlar. ama bohçanın dibinde birkaç uzatırdım şarabı. ama anası ( y a da babası) onun ölmesini önlemek için bazı düzenler kurum lardı. çağın yiğitlerinin hepsinden üs­ tün olmasını. kısacık bir ömür verdi kader sana. Dönersem yurduma. anası Thetis de şöyle dile getirirler ( İ l I. ama topuğundan tuttuğu için bir orasından yara alabilirmiş. cı kılığına girip Lykomedes'in haremine so­ ne de evde yemek yemek isterdi. İlyada'da Kheiron'dan eğitim gördüğü gerçi söylenir. ama Troya'ya kendisiyle gelen lalası Phoiniks onu nasıl büyüttüğünü şöyle anlatmaktadır (İl. Kheiron'un yanın­ da Pelion dağında ne kadar kaldığı belli değil­ dir.): başarısızlık şanslarını elinde tutan o yenilnez savaşçının trajik bir yazgısı vardır. Akhilleus az yaşasa da ünlü yaşamayı seç­ miş ve bunun için Troya savaşına katılmaya karar vermişti. sevgili baba toprağına.. Ne var ki Akhilleus kız kılığına gir­ miş ve kralın kızları arasına karışmıştır. o zaman genç bir delikanlı olan Akhilleus sefere katılmamak İçin Yunanis­ tan'ın karşısındaki Skyros adasına gönderilir ve orada kral Lykomedes'in sarayında ko­ nuklanır. o da yanan kemiği. bunu ken­ disi de. Skyros'a va­ bu hale. ünüm olmasa da çok yaşayacağım. güzel konuşmasını ve her şeyden önce de kargı atmakta. böylece kimli ağzından. araba sürmekte ve koşmakta kimseden geri kalmamasını. savaşırsam Troya çevresinde.

Anası Thetis'in bildirdiği bir tanrı buyaıguna göre. bu arada Patroklos ile birükte Ida dağındaki Troyalı sürülere saldırır. Akhilleus'tan aldı­ ğı yara iyileşmiş değildir. yapılan haksızlığı unutamaz. 165 vd. Akha donanması Argos'tan Aulis'e varır. ama bir fırtına onları geri­ singeri Yunanistan kıyılarına atar.AKHİLLEUS (4) T R O Y A SEFERİ. insafsızca kesip biçen. mülk sahibi edeyim diye seni? Agamemnon özür dileyip eünden aldığı Briseis'i geri vermeye razı olunca. z a U m ve duygusuz bir adam gibi mi gösterilir İlyada'da? Homeros yiğitlerin yiğidini gerçi bu vasıflarla donatmış. . eşine az rastlanır bir ustalık ve dünya­ nın başka hiçbir destanında görülmeyen eleş­ tirici bir anlayışla onu hem iyi. korur karısını duygulu. tıpkı bir romancı gibi Akhilleus'u bir insan olarak canlandırmayı amaç edinir ve akla karayı gereğince karıştı­ rarak. insanca sözlerle dile getirir (İl. tanrı sözcüğü bu ya­ rayı ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini bil­ dirmiştir (Telephos). yaşantısı da gerçek bir dram olarak canlanır gözümüzde. Bu kırgınlığını da şu basit. Troya önünde dokuz yıl kalınır. hem olumsuz görünen bu nitelikleri en parlak ve çarpıcı renklerle belirtmiştir. kazanmışım onu ben kendi kargımla. Argos'tan yola çıkmaya hazırla­ nırken. önlemeye çalışır.): K ı y a s ı y a savaşta benim kollarım görür en büyük işi. savaşın onuncu yılında Ilyada destanına konu olacak olaylar baş gösterir. IX. Mysia'ya yerleşmiş olan Herakles'in oğlu Telephos on­ ları karşılar. küsüp savaştan çekilmesi ve Patrokolos'un ölümünden sonra gene savaşa dönüp Hektor'u öldürmesidir. Akhillus orada Agamemnon'la i l k kez kavgaya tutuşur ve Apollon'un oğlu Tenes'i öldürür (Tenes). mal. ha. Agamemnon kızını güya Akhilleus'a nişanlamak için getirtir Aulis'e. H o meros destanının baş kahramanı. A k h i U e us kargısıyla Telephos'u yaralar. yüreği yurdunu savunan durgun. ölçülü. bilin­ diği gibi. AkhiUeus. Khryse'den Khryseis'i tutsak olarak alır. hem burada kalayım. inatçı v e alıngan. getirir. Biz burada Akhilleus'un kişiliği ve karakteri üstünde duralım. İlyada'nın konusu. Burada rüzgârların esmesini sağlamak için İphigeneia'nın kurban edilmesine karar veri­ lir. Akhillus dönmek istemez. Lyrnessos'tan Briseis'i. akıllı her adam. şehri yağma eder. Akhillus Apollon oğlunu Öldürürse Troya önünde si­ lahla öldürülmekten kurtulamayacaktır. İlk çıkarmanın Troya'nın çok güneyinde Mysia bölgesine oldu­ ğu anlatılır. saldırıya geçti mi "ovada bir yıl­ dız gibi parlayan" Akhillus yalnız üstün bir savaşçı ve üstünlüğünü bildiği için de gururlu. çetin. Bu sırada Akhilleus'un komşu bölgelere yaptığı çapul­ culuk seferleri İlyada'da ayrıntılarıyle anlatılır: Mysia'nın Thebe şehrinde Andromakhe'nin babası Eetion'u öldürüp. Akhilleus'un iyileştirdiği Telephos'un kıla­ vuzluğunda gene Anadolu kıyılarına doğru yola çıkılır ve Tenedos adasında durak yapıhr. çobanları Aineis'le kavgaya tutuşur. Hem onur payımdan olayım. kolların­ dan. onurlu. Akhillus böy­ lece içinde karşıt eğilimlerin çarpıştığı gerçek bir insan oluverir. Akhlleus durumu anla­ yınca. Akhillus bilmeden bu işe alet olur. ama yüreği ondan yana değil. Ben de yürekten seviyorum benimkini. ama bölüşmede payın en okkalısı sana gider. Akhilleus'un Agamemnon'a karşı öfkesinin asıl nedeni sömürüye karşı ayaklanmadır: Kendisi hiçbir çıkar gütmeden savaşır. Bu kez Aulis'ten değil. ama başaramaz (Iphigeneia). çünkü sanatı on­ dan yanadır. hırslı. payı başkomutan alır (İl. bacaklarından güç ve canlılık fışkıran. Bir efsaneye göre. G e n e de. bize hem olumlu. düşmanlarını titreten. Akhilleus'un öfkesi. Bu dokuz yıl böyle geçtikten sonra. tanrıça oğlu ve tanrılara denk AkhiUeus yal­ nız kaba kuvveti mi simgeler? Kimsenin karşı gelemediği. Sonra da saldırganlar yanlış bölgeye çıktıklarını anlaya­ rak denize açılırlar. I.): Bir Atreus oğulları mı sever karılarım? Sever. Telephos çıkagelir. aralarında savaş başlar. Akhalar Troas'a vardıklannı sa­ narak hemen yağmaya koyulurlar. Bu olayların birbirini nasıl izlediği İlyada mad­ desinde anlatılmıştır. (5) AKHİLLEUS'UN D R A M I . er­ demli kahraman insan Hektor'dan yanadır Homeros'un. 340 vd. didi­ nir. hem kötü bir adam olarak çıkarır karşımıza. erkektir.

sevgiyle diyeceğim. Demirden bir yürek varmış göğsünde. 514 vd. Hektor'un ölüsünü kendi yıkar. hazır­ lar ve babasına verir. mey­ veyi sonra da fırlatmış atmış. yüreği dayanamaz bahtsız kralın ağlamaları­ n a . iki düşman hıçkıra hıçkıra dövünürler karşı karşıya. Keos adasında yaşayan çok yakı­ şıklı bir delikanltymış. Proitos da Anadolu kıyıların­ da kral lobates'in kızı Anteia ile evlenmiş. 345 vd. Abas'ın Proitos ile Akrisios adın­ da ikiz oğullan olmuştu (Tab. ko uyusun bağrında acılar. Atina'ya döndükten sonra ba­ bası kızını üç kez nişanlamış. ne acılar çekmiş yüreğin! Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek başına. Ama tutmaz sözünü. tartsalar şurada. çiğ çiğ ye. X X I V . nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi? Ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını senin. tuttu elinden kaldırdı ihtiyarı. 10). kuşlar yiyecek bütün bedenini. kin ve öfke yok olup gitmiştir. Dardanos oğlu altın koşa teraziye senin ağırlığınca. köpek. konuklamakla kalmaz. baban admal Gönlüm. Akrisios. Bin pişman olur insanın aklını başından alan öfkeye. Babalan ölünce Argos'ta kimin kral olacağı konusunda birbirle­ rine girmişler. Ataları Aigyptos ile Danaos'un düşmanlığını özlerin­ de taşıyan bu ikizler daha ana karnındayken dövüşmeye başlamışlar. Delphoi tanrı sözcüsü Akontios'un düzenini açığa vurunca Kydippe'yi Akontios'a vermekten başka çare kal­ mamış. Briseis götürülünce çağırır onu. iki insandır karşı kar­ şıya. senin bana bu yaptıklarından sonra. köpekler.ıyn. Pentbesileia. insanları birbirine düşüren kav­ gaya. Yırtınır canından çok sevdiği dostunu koruyamadı diye.AKKIMt )! Agarnemnon oyun oynadı bana. Görür görmez de tutulmuş ona. G e n ç . Patroklos ölünce çağırır onu. Ama soylu olmadığı için kızı kendisine vermeyeceklerini bilen Akontios bir düzene baş vurmuş. şunun etini parçala.): Dizlerime sarılma. döşeğine yatırıp ağlamayacak sana seni doğuran. Aynı acımak bilmez azgınlıkla canını almak­ tadır yere serdiği Hektor'un. ama tanrıça Artemis hep bir hastalık çıkararak kızın evlen­ mesine engel olmuş. Akontios. düşmanlık. yalvarma bana anan. çare bulsun. Ayvayı eline alan Kydippe üstündeki yazıları yüksek sesle okumuş. sonra (İl. bir tanrının barakası­ na getirdiği ihtiyar Priamos'u görünce şaşırır. ağarmış başına. Ama bu kez Patroklos'un öcünü alaca­ ğım diye kudurür. Memnon. bk. Kanatlı sözlerle seslendi ona dedi ki: "Talihsiz adam. aldı onur payımı. Savaş. yiğit ve ihtiyar baba bakarlar birbirlerine doya doya. yüreğim kışkırtıyor beni. XXI). kendi babasını hatırlar. tanrılar bile dayanamaz bu manzaranın dehşetine (İl. bir ayva alıp üstüne şu sözleri kazmış: "Artemis tapınağı üzerine ant içiyo­ rum ki ben Akontios'a varacağım!" ve ayvayı kızın önüne atmış. k. ( 6 ) A K H İ L L E U S 'U N Ö L Ü M Ü . ırmak başında doğradığı yüzlerce düşmanın kanından kara toprak kızıl ırmağa döner. genç adamda kendi oğlunu. yalvarmalarına şöyle karşılık verir (İl. Günün birinde Artemis şenliklerine Delos'a gitmiş ve yolda Atina'nın en soylu ailelerinden birinin kızı olan Kydippe'ye rastlamış. Patroklos'a ağlar.il. Ne yapalım yasımız çok büyükse.): Akhilleus oturduğu yerden birdenbire kalktı. yirmi katını. Priamos'u avutmak. kimse uzaklaştırmaz başından köpekleri. getirseler bana kurtulmalığın on katını.ısından aldığı bir ordu ile Yunanis- . beni bir daha kandırmaya kalkmasın sakml Acı ağır basınca bir çocuk gibi ağlar dövü­ nür Akhilleus. ama yemini ye­ min sayılmış. otur üstüne şu iskemlenin. X X I I . anasına yalvarır gelsin kurtar­ sın. diyor. avutsun diye. daha çok veririz deseler. gider. ne çıkar yürek donduran iniltilerden! Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu: Yaşayacak insanlar acı içinde". Uzun bir savaştan sonra üstün gelen Akrisios Proitos'u Lykia'ya sürerek tahta oturmuş. çünkü ihtiyar. genç adam da ihtiyarda kendi babası­ nı görür gibi olur. Hadi gel. acımıştı ak sakalına.

Herakles'e verilen bir addır (Alkaios. Alkathoos. Oğullarından biri bir aslan tarafından par­ çalanan kral Megareus kızını canavarın hak­ kından gelecek adama vereceğini bildirince. bununla da kalmayıp gü­ nün birinde tanrıçayı derede yıkanırken çıp­ lak görmüş. çarasini bulmuş. 13). Pelias'ın kızı. Alkidike. tanrı sözcüsü Danae'nin bir erkek çocuk doğuracağını. üstüne vurulduğu zaman ses çı­ karılmış. Akrisios'un Danae adlı bir kızı vardı. Alkinoos Odysseia'nın sevimli. Thebai'li bir avcı (Tab. Alkimede. Alekto. bir oğ­ lu da olsun diye Delphoi tapınağına başvur­ duğunda. onun üstüne yokmuş bütün bölgede. Perseus ile Andromeda'nın oğlu. Ama Zeus gö­ nül vermişmiş Danae'ye. sonra değiştirilmiş­ ti (Herakles). böylece Kheiron'un mağarasına ka­ dar gelmişler. Admetos'un karısı (Tab. Parçaladıkları geyiğin kendi efendileri olduğunu anlamayan köpekler uluyarak Aktaion'u aramaya koyul­ muşlar. Atreus ile Thyestes'in kardeşi (Tab. Alkinoos. Çoban Aristaios'la Autonoe'nin oğlu. At adam da hayvanları avut­ mak için Aktaion'a benzer bir heykel yapıp önlerine dikmiş (Kheiron). ama torununun kendisi­ ni öldüreceğini bildirmiş Akrisios'a. yel almış attığı diski Akrisios'un kafasına indirmiş. 18). Haberi alan kral Tesalya'da Larissa şehrine kaçmış. Priamos'un oğlu Paris'in baş­ ka bir adı (Paris). 22). lason'un anası (Tab. Kaynatası Megareus'un kurduğu Megaira şehri Girit'lilerin saldırısına uğrayınca. 22). ölüler ülkesinin acıma nedir bilmeyen tanrıçası Persephone Alkestis'i görünce yumuşamış ve onu daha genç ve daha güzel olarak yeryüzü­ n e . Perseus). ko- 28 . Aison ile îason'un ataları (Tab. yıkı­ lan surları yeniden yapmakta tanrı Apollon Alkathoos'a yardım etmiş. iniltilerle çınlayan saraya Admetos'un dostu Herakles çıkagelir. Agamemnon İlyada'nın sevimsiz kralıysa. can vermiş ve cenazesi mezara indiril­ miştir ki. ağıtlarla. At adam Kheiron'un Kithairon dağlarında yetiştirdiği Aktaion öyle yaman bir avcı olmuş ki. o taş tarihsel çağlarda da. Böylece kızla birlikte krallığı da elde et­ miş. Yiğit birçok şiirlerde bu isimle anılır. İkiz kardeşler de bir anlaşmaya varmışlar. Pelops ile Hippodameia'nın oğ­ lu. al­ tın yağmuru halinde akmış çatı aralığından Danae'nin içine kadar. Amphitryon yiğit Herakles'in ölümlü babası olduğun­ dan. tanrıça Artemis'ten de usta avcı olmakla övünmüş. Kadınlar arasında yiğitlik ve feda­ kârlık örneği olarak gösterilen Alkestis Euripides'e en güzel tragedyalarından birini esinlemiştir.tan'a dönmüş ve Kyklop'ların koca taşlardan bir surla çevirdikleri Tiryns'e kral olmuş. Alkaios. Danae Perseus'u do­ ğurmuş. Aleksandros. Aison'un karısı. Argos ilini ikiye bölerek hüküm sürmüşler. 14). Ana-oğul Seriphos adasında kara­ ya çıkmışlar. Perseus binbir kahramanlık yap­ tıktan sonra Argos'a dönmek istemiş. Bu küstahlığa içerleyen tanrıça Aktaion'u bir geyik haline dönüştürmüş ve el­ li köpeğini de üstüne salmış. Aktaion. ölüm tanrı Thanatos'un peşine düşer. Olup bitene akıl erdiremeyen Akrisios kızıyla torununu bir sandığa kapatarak de­ nize atmış. onunla boğuşur ve Alkestis'i kolları arasından koparıp Admetos'a geri getirir. Gurura kapıl­ mış Aktaion. Bir başka anlatıma göre. Alkathoos bu işe talip olmuş ve aslanı öldür­ müş. kızının herhangi bir erkekle ilişki kurmasını önlemek için çepeçevre tunçla ör­ tülü bir odaya kapatmış onu. Öç tanrıçaları Erinys'lerin biri. Salmoneus'un karısı. Alkestis. Genç ve güzel Alkestis kocası Admetos uğ­ runa ölmeye razı olur (Admetos). Herakles). barışmak bilmez" anlamına gelir (Erinys). Alkestis'in öldüğünü duyunca. Alkides. diriler araşma geri göndermiş. 22). Amphitryon'un babası (Tab. Adı "öfkesi dinmez. Argos kralı da böylece ölmüş (Danae. Tanrı bu işi yapar­ ken lyra'sını bir taşa dayamış. Kader gene de yakasını bırakmamış: Bir rast­ lantıyla Larissa'da düzenlenen yarışmalara katılan Perseus disk atarken. Herakles'e ilkin Alkaios oğlu anlamına gelen Alkides adı verilmiş. Zehri iç­ miş. Telaşa düşen kral.

kim olduğunu. VII. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. rahatını o sağlar konuğun. •M. Phaiak'ların sa­ rayında asıl onun sözü geçmektedir. Odysseia'da bundan daha güzel. . (Od. Odysseus kimliğini açığa vur mak zorunda kalır ve serüvenlerini anlatmaya girişir (Demodokos). denizci blı ulus olan Phaiak'ların başıdır. öyle saydı ki. Penelope gibi insanlı gın daha ince. hem kocası. hem çocukları saydı onu yürekten. 263 vd. konuğum. Tanrı yüzlü Nausithoos on/arı kaldırdı. adı üs­ tünde Erdem'in kendisidir ve erkeğin başara­ madığı bazı edimleri daha bir incelikle. 299 vd. Alkinoos.): Alkinoos kendine karı aldı onu. düşünceleri tanrılardan gelen Alkinoos kraldı şimdi. VI. insanseverlikle yerine getirebilir diye saymakta. danışmanları ile birlikte yönetir ulusu­ nu. 67 vd. yalnız Alkinoos değil. Konukseverlikte de. VI. tatlı sözlerle selam verirlerdi şehre inince o. Arete'yi öyle saydı. güçte üstün. tapınaklar yapmıştı tanrılara. erkeğinin buyruğunda. Ama Alkinoos'un dün­ ya görüşü ve insanlık anlayışı sanata saygı İ l e de bitmez. tadına doyulmaz bir parça yoktur. daha duyarlı ve becerikli yönü nü simgeleyen kadınlardır. oyun. nereden geldiğini sormadan benimser. Ama bu saygının asıl nedeni Arete ile ev­ lenmiş olmasıdır. VII. halk da bir tanrıça gibi baktı ona. Özgürlüğe olan eğilimi ilk ve orta çağlan çok aşan modern denebilecek bir nite­ lik taşır. bakın Alkinoos eşini nasıl baş tacı eder (Od. Erkeği kadın­ sız olarak düşünmek olanaksızdır Homeros destanlarında. 310 vd. sevmektedir onu. Homeros bir mimarlık baş eseri olan bu sarayı anlatmakla bitiremez (Od.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. İç ve dış düzeni Odysseus'a bile par­ mak ısırtacak gibidir. uygar ve halkseveı kratıdıı Bugün Korfu adası olduğu genellikle benimsenen Sklıerie'ye yerleşmiş.): Benim kızım ödevini tam yapmamış. Nausikaa da bunu bildiği içindir ki. ama en ufak bir baskıda bulunmaz.nuksever. VII. duyar­ lıkla. Nausikaa. çok akıllıydı. 4 vd. Tepegözler onların topraklarım boyuna yağma ederlerdi. Dört yandan surla çevirmişti kenti. Arete erdem demek. yerleştirdi Skherie'ye. madem hizmetçileri vardı yanında. evler kurmuş. V I . Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. bütün Phaiak önderleri de danışmanları da uyarlar sözüne. tekmil toprakları dağıtmıştı. 11): Tekmil Phaiak'ları yönetirdi Alkinoos halkı sayardı onu bir tanrı gibi. Kadın erkeğin mutluluğudur. sandığı o ha­ zırlar. istediği an gemileriyle onu yurduna göndermeye hazır olduğunu bil­ dirir ve bu sözünü hiç gecikmeden yerine ge­ tirir. konuğuna kıla­ vuzluk etmedi diye kızı Nausikaa'yı kınar (Od. kendisi­ ne damat edinmeyi özler. Anasının kı­ zı olan Nausikaa da kurtarmamış mıydı Odysseus'u ölümden? (Nausikaa). giderek. Phaiak'ları şöyle anlatır (Od. ne diye evimize getirmedi alıp seni? Karısı Arete'ye saygısı da Homeros destan­ larında görülen kadına değer vermenin daha yüksek bir aşamasını yansıtır. hiçbir kadın böyle sayılmadı yeryüzünde. Odysseus'un sara­ ya varınca dosdoğru Arete'nin dizlerine ka­ panmasını salık verir ona (Od. yarışma Phalak'lann ya­ şamında büyük yer tutan uğraşlardı Ozan Demodokos'un Troya savaşından söz açması üzerinedir ki. cömertlikte de ilk iş­ marı veren Arete'dir. Konukluk kurallarına uyarak Odysseus'u hemen. Odysseus'u öyle beğenmiştir ki. Ama biz Alkinoos'u Homeros'un arzından dinleyelim. ülkesinin ön­ derleri. on iki kralın on üçüncüsü sayar kendini. yatıştırırdt bütün kavgalarını erkeklerin! Öyle bir cennettir ki Alkinoos'un ülkesi.). daha cana yakın. zorba Tepegözlere yakın. evinde yaşayan hiçbir kadın. Batı yazınında ilk "ütopya" diye tanımlayabi­ liriz onu. Yatağı o yapar. Odysseia'ya üstün uygarlık havasını veren ki­ şiler Arete. Alkinoos sarayinin iç düzeni daha az parlak değildir: Şiir. iyi yürekliydi de ondan. Kadın. götürdü. ve madem sen yalvardtydm ona ilkin.).

oğullarına analarını cezalandırmak gö­ revini yüklemişti. Argos'lu kâhin. 23). Eurystheus'un hış­ mından kurtulmak için Atina'ya sığınmış. Dönüşte Alkmaion Delphoi'ye uğradı. ama Zeus odun yığınını. Gene yollara düşen ana katili ırmak tanrı Akheloos'un yanına varır. Rüzgârlar kralı Aiolos'un kızı Alkyone Sabah Yıldızının oğlu Keyks'le evlen­ miş. tanrı armağanı ünlü "peplos"unu da rüşvet alarak oğlunun sefere çıkmasını sağla­ dı. Gene de ikircik­ liydi. Savaşta Epigon'lar üstün geldiler. Alkmaion gene Psophis'e dönüp Phegeus'tan ister bunları. Kaza ile babasını öldüren amca oğlu Amphitryon'la evlenmeye razı olur. Tanrı bu süre içinde Herakles'i ana rahmine yerleş­ tirmiş. Kocası ölün­ ce. birleşir onunla. Alkmaion. Amphitryon bu işi yapmaya gitmişken. Mykene kralı Elektryon'un kızı (Tab. Zeus güneşe bu süre dolmadan görünmemesini buyurmuşmuş çünkü. ırmak ağzında anasının ölümünden sonra meydana gelmiş bir toprak üstünde ırmak tanrı Alkmaion'u bir daha arındırır. Phegeus onu su­ çundan arındırır ve kızı Arsinoe'yle evlendi­ rir. Ne var ki kocasının biraz önce boş bıraktığı yatağa gene döndüğünü görünce Alkmene de. Tanrılar kıskanmış bu mutlu yuvayı. Ovidius bu öyküyü biraz değişik biçimde anlatır: Günün birinde Keyks denizaşırı bir tapınağa gidecek olmuş. ana­ sını öldürmek görevini yerine getirmenin ge­ rekli olup olmadığını sordu. Ama öç perisi Erinys'ler hemen takıl­ dılar peşine. orada da rahat bulamayınca. babasının can verdiği kente gitmekten çekiniyordu. üstüne yağmur yağdırarak söndürmüş. Alkmene oğullarının izinden gitmiş. Akheloos da ona kızı Kallirhoe'yi verir. Apollon'un tapınağına adayacağını söyler. H e rakles tanrılara karışınca. Önce Arkadya'da Oikles'in yanına sığınır. ülkeden ülkeye kovaladılar onu. bir tanrı sö­ zü Alkmaion başlarına geçerse zafer kazana­ caklarını bildirmişti çünkü. ama önce. bu sevişme üç tam gün sürmüş. tanrıdan olumlu cevap alınca Argos'a döndü ve Eriphyle'yi öl­ dürdü. Psophis kralı Phegeus'un sarayına varır. Daha sonra aldatıl­ dığını öğrenen Amphitryon Alkene' yi diri di­ ri yakmak istemiş. karısının bir gece aralıkla doğurduğu Herakles'le İphikles'i bağrına basmış.ALKMAİON Alkmaion. Ne var ki Psophis topraklarında korkunç bir kuraklık baş gösterir. Onun üstüne hiçbir ölümlü kadınla da ilişki kurmamış Zeus (Amphitryon. Epigon'lar diye anılan Yediler'in oğulları ikinci Thebai seferine önder olarak Alkmaion'u seçmişlerdi. gene Delphoi tapı­ nağına baş vurulur ve tanrı sözcüsü Alkrnaion'un ikinci bir kez arındırılması gerektiğini bildirir. Harmonia'nın uğursuz süslerini de Apollon'a adak olarak Delphoi tapmağına verirler. kendisi de boğulmuş. ile Eriphyle'nin oğlu (Tab. A l k maion Eteokles'in oğlu Thebai kralı Laodamas'ı kendi eliyle öldürdü ve Polyneikes'in oğlu Thersandros'u tahta oturttu (Epigon' lar). karısından fazla bir iltifat görmeyince Amphitryon da şaşmışlar. Alkyon denilen bu masal kuşu. gemisi batmış. Yalan meydana çıkınca Phegeus konukluk kurallarını bozmamak için Alkmaion'u kendi eliyle değil. Yolda Keyks kor­ kunç bir fırtınaya tutulmuş. ama kız ona varmak için Harmonia'nın gerdanlığı ile peplos'unu şart koşar. Amphitryon da tanrı buyruğuna boyun eğerek. Orada. Amphiaraos. yeraltı yargıcı Rhadamanthys'le ev­ lendirmiş. Ömrünün son günlerini gene Thebai'de geçirmiş. dönüşünü gözleyen Alkyone'nin önüne . çok yaşlı olarak ölen sevgilisini Zeus Mutlular Adasına götürüp. Amphiaraos. öleceğini bildiği Thebai seferine katılmadan önce. oğullarının eliyle öldürür. 13). Alkyone ile Keyks'i birer deniz kuşu haline getirmişler. kardeşlerini öldüren Taphos'luları cezalandırmasını ister ondan. gözlerini oymuş. Alkyone. Zeus Amphitryon kılı­ ğında Alkmene'nin yatağına girer. Dalgalar ölüsünü kıyı­ ya. Alkyone yalvarmış gitmesin diye. Aynı gece sabaha karşı seferden dö­ nen Amphitryon da güzel karısına kavuşur. Karı-koca öyle mutluymuşlar ki Zeus ile Hera'ya benzetirlermiş kendilerini. yuvasını dal­ galar üstünde kuran bir çeşit martı imiş. Herakies). Kallirhoe'nin yakarması üzeri­ ne çabuk yetişen oğlu Akarnan kan davasını sürdürerek Phegeus'un oğullarını öldürür. Bu kez de Eriphyle işe karıştı: Harmonia'nın gerdanlığından sonra. sonra da oğluna bunca eziyet yapan o kral da can verince. Alkmene. Söylentiye göre. ama dinletememiş.

Sicilya'da yaşayan korkunç bir dev. canavarın mağarasına girmiş. bir kulaç da boyuna giderlermiş. Dionysos'un tutkun olduğu Asya'lı nympha. Aloeus'un karısı İphimedeia tanrı Poseidon'a aşıkmış. Ölümlü babaları Aloeus olduğu için Aloeusoğulları deniyor bunlara. Koşa koşa bir ırmağın kıyısına gelmişler. Alpheios onlara yaklaşmak istemiş. Bunu duyunca Althaia ocağı hemen söndürmüş ve odunu alarak bir sandı­ ğa saklamış. Alphesiboia. Otos'ia güçlü Ephialtes. Rlı anlatıma göre Zeus yıldırımla çarpar. Alkyone de kendini dalgalara bırakın­ ca tanrılar acımış bu karı-kocaya. altında Typhon devi­ nin bulunduğu adanın yanına düşmüş. (1) Gök ile Toprak tanrıların meydana getirdikleri devler arasında en güç­ lülerinden biri. vurdular onu kalın zincirlere. Alpheios. Herakles bu yüzden onu sırtlanıp başka bir ülkeye götürmüş ve bir ok­ la öldürmüş (Herakles). Yolda rastladığı bir başka deli­ kanlı onun yerine kurban olmayı kabul etmiş. Dionysos'tan gebe kalıp Medos'u do­ ğurmuş. sonra yermiş. Ülkeyi ka­ na boyayan Lamia canavarına yem olmak üzere seçilmiş. Althaia yaptığına bin pişman olup canına kıymış (Melcautoa). onu Sicilya'ya dek kovalamış (Arethusa). Anası da öfkeye kapılarak sakladığı yarı yanmış odunu alıp ateşin içine atmış. Makedonya'daki devler savaşına katılmış. periler de yüzlerine çamur sürerek kendilerini tanın­ maz hale getirmişler.ırıyl. ama savaş tanrı bit­ kin durumdadır. tunç bir küpte kapalı kaldı tam on üç ay! Hermes kurtarır Ares'i. ikisini de deniz kuşu yapmışlar. denizle karanın yerini değiş­ tireceklerini bildirmişler. . Hesiodos'un Theogonia'sında adı geçmez. dev çarpılıp denize. 385): Ares de bu yüzden çok acılar çekti. Bu devi tanrı Dionysos öldürmüş: Thyrsos değneğini boynuna atın­ ca. Bütün ır­ maklar gibi Okeanos ile Tethys'in oğlu sayı­ lır. Med'ler boyuna adını verdiği gibi. Althaia. Tanrı onu elde etmek için binbir çare düşünmüş. çünkü anası Toprağın üstüne düştükçe doğ­ rulur. Tanrıların başına açtıkları dertlerden birini Homeros şöyle anlatır Ilyada'da ( V . kalkarmış. Üstelik de âşık ol­ dukları Hera ile Artemis'i kaçırmayı tasarla­ mışlar. (2) Delphoi'li güzel bir delikanlı. Yolcuları pusuya düşürür. Odun çabucak tutuşup kül olmuş. ama onu yere sermek olanaksızmış. geçilen ırmağa da Tıgris (Dicle) yani Kaplan ırmağı denmiş.ı öldürül onları. İ M ş k . cezalarını verirler bu azmanların. Tanrıların canına tak der so­ nunda. Elis ile Arkadya bölgeleri arasında akan bir ırmak. Medos. Bunun için de Ossa dağını Olympos'un üstüne bindirip te­ pesine de Pelion dağını oturtarak göğe tır­ manacaklarını. kız ırmağı geçebil mek için tanrının kollan arasına girmeye razı olmuş. kayalar altında ezer. bu odun yanıp kül olunca Meleagros da ölecek demişler. ı bir anlatıma göre Apollon okl. sonunda bir kaplan olup kızı kovalamaya başlamış. onu kafasın­ dan yakalayarak yere çalmış ve ezmiş (Lamia). Aloeus'un iki oğlu. öyle ki dokuz yaşına vardıkları zaman tanrılara savaş açmaya karar vermişler. Kalydon kralı Oineus'un karısı. Dişisinin de denizde kuluçkaya yatabilmesi için Zeus Aiolos'a kış dönümünden yedi gün önce ve sonra yelleri dindirmesini buyurmuş. Alkyoneus. Ne var ki Meleagros Kalydon avı sırasında Althaia'nın kardeşleri olan dayı larını öldürmüş. Oğlu Meleagros yedi günlük iken Kader tanrıçaları Althaia'ya gelmişler ve ocaktaki bir odunu göstere­ rek. her gün deniz kı­ yısına gider. denizleri topraklarla örtüp kurutacaklarını. Peloponez'de. Sonunda tanrı birleşmiş onunla. Mr leagros da o saat ölmüş. Meleagros ve Deianeira'nın anası.Al II IAIA atmış. iki oğulları olmuş: Otos ile Ephialtes. Aloeusoğulları. Artemis ve nympha'lara saldırıları masal konusu olmuştur: Günün birinde Artemis nympha'larla ırmak ağzında şenlik yaparken. Alpos. Cezalan Hades'te de sürdürülür! Y ı lanlarla bir sütuna bağlı oldukları halde bir baykuşun durmadan ulayarak ötmesini dinle­ mek zorundadırlar. Devmiş her ikiside: Her yıl bir karış enine. eliyle su alıp göğsüne dökermiş. Alpheios su perisi Arethusa'ya da tutkunmuş.

başrahip Pontifex Maximus tarafından görev başına getiril­ dikleri gün Amata adıyla anılırlardı. özellikle Halikarnas Balıkçısı'nda uyandırmıştır. savaşçı bir kadın topluluğu olmalarından ileri gelir. K ı z ı L a vinia'yı Rutul'lar kralı Turnus'a vermek isti­ yordu. Başka bir gele­ neğe göre Amaltheia asıl bu keçinin adıdır. Amaltheia Rheia'nın. çünkü halk ara­ sında adı başka. Bu tutum Anadolu'ya gelen Yunanlıları çok şa­ şırttığı içindir ki. babaerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan mythos'unu bu kadar etkilemiş olma­ ları da ondandır. Amazon'ları anlatmakla biti­ remezler. Amaltheia. Altis. onlarla cinsel alış­ veriş kurup çocuk doğururlar. Amazon'ların at üstünde savaşmaları. Amazon. Efsaneye göre Amazon'lar savaş tanrı Ares i l e Harmonia'nın ( y a da Aphrodite'nin) k ı z l a rı sayılır. Titanlar ondan öylesine korkarlarmış ki Gaia onu Girit mağaralarında saklamak zo­ runda kalmış. Yurtlan üstüne kaynaklar birbirlerini pek tutmaz. Amazon adının kökeni de yazarlarca şöyle açıklanır: A-mazon. Başlarında hiçbir erkek bulunmadan kendi kendilerini yöneten Amazon'lar önder olarak bir kraliçe tanırlar. adın nedeni de bu savaşçı kadınların ya­ yı göğüslerine rahatça dayayabilmek için bir memelerini kesip çıkarmaları imiş. nitekim birçok kraliçelerinin adı ge­ çer efsanede. yaşamış kişileri konu alır. Amazon'lar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. hem Hitit kabartmalarında rast­ lanır. tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinde rastlamamız bunu kanıtlar. Zeus sonradan bu keçinin pos­ tu ile Aigis kalkanını yapmış. ya da Hitit'lerle ilgili bir anı olabileceği varsayı­ mını bazı bilginlerde. Amazon'lardan dem vuran en eski kaynak Homeros'tur: "Erkek gibi Amazon'lar" der ve Bellerophontes'in onları yendiğini belirtir (Bellerophontes). çünkü efsane­ leri yalnız bir olayı değil. Amata kendi canına kıydı. H o meros'ta Myrina'ya "çok zıplayan./\ı ı r. Erkekleri yanlarında köle ya da uşak olarak bulundururlar. yalnız kız çocuklarını yetiştirip aralarına alırlar. ama erkek ço­ cuklarını sakat eder ya da öldürürler. Ünlü yontucu Pheidias'ın atelyesi bu korulukta imiş. Anadolu'nun mythos'a katkıları salt efsane. Savaş Rutul'lar için korkunç bir yenilgi ile sonuçla­ nıp Turnus da ölünce. yani memesiz demek­ miş. Tanrı çocuk o kadar güçlüymüş ki sütninesinin bir boynuzunu kırmış ve bunu kendisine bakan nympha'lara verip içini diledikleri gibi doldurabileceklerini söylemiş. İzlerine destanlarda olduğu ka­ dar. Çoğu efsanelerde Amazon'lar Kara­ deniz'de Thermodon (Terme) çayının kıyısın­ da Themiskyra şehrini kurmuşlar ve orada . Latium kralı Latinus'un eşi. Ne var ki Aeneas İtalya'ya ayak basın­ ca kral Latinus kızını onunla evlendirmeye karar verdi. Anadolu bin yıllarca anaerkil bir top­ lum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin sim­ gesi olan Ana Tanrıça'ya değişik adlarla tapınmıştır. Birçok efsanelere göre. uydurulmuş masal değildir. çocuklannı doğar doğmaz yutan Kronos'tan kurtulup Girit'e kaçırdığı Zeus'a dadılık eden nymphanın adıdır. Bu keçi Helios'tan dogma korkunç bir yaratıkmış. Amazon'lar işte bu düzenin kalıntı­ larıdır. Savaşçı karakterleri böylece kay­ naklarından da belli olan bu kadınlar ok ve yaydan başka bir de "labrys" denilen iki ağızlı baltayı silah olarak kullanırlar. Böylece her türlü yemişle dolan boynuz "Bolluk Boynuzu" oluvermiş. Amata. Ama­ zon'ların erkek gibi oluşu. atı yalnız arabaya koşmak için kullanan ilk Yunanlıları özellikle etkilemiş olsa gerek. Olympia şehrinin yöresinde Zeus'a adanmış kutsal orman. bütün bir düzeni dile getirir. tanrılarca başkadır (Myrina). Bu yüzdendir ki bir gerçek payı ve tarihsel bir ni­ telik taşırlar. Troya'lılara düşman olan Amata Turnus'u Aeneas'a savaş açmaya itti. Ana­ dolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır. Bu baltaya hem Girit'te. yüksek at­ layan" denmesi acaba atlı bir tanrıça olma­ sından mıdır? Amazon'ların yayıldığı bölge­ lerle Hitit'lerin bulunduğu bölgelerin birbirini tutması da dikkati çekmekte. Roma'da Vesta rahibeleri. Amazon'ların Anadolu topraklarında bir Hitit kalıntısı. Amaltheia çocuğu İda dağındaki bir mağaraya gö­ türmüş ve orada bir keçinin sütüyle beslemiş. Troya'nın önündeki bir t e ­ pede mezarı bulunan Myrrhine ise tanrılaşmış bir kahramana benzer.

Kybele). Bu savaşçı kadınlar kimi ozanların ezgilerinde Efes Artemis'i ile ilişkili olarak gösterilir: İskenderiye şairi Kallimakhos Artemis tanrıçaya övgüsün­ de cenkçi Amazon'ların Ephesos kıyısında tanrıçaya bir heykel diktiklerini ve çevresinde savaş raksı yaptıklarını. Ampelos. 23). Amphiaraos'un da öyle. tarihsel kimlik ve kişi­ likleri de ana tanrıça üstüne olan bilgilerimiz değerlendirildikçe açıklık ve kesinlik kazana­ caktır (Artemis. antiope'nin Theseus. mutluluk ve ölümsüzlük sağlarmış. Dünyanın yedi ha­ rikasından biri olan bu tapınağı Amazon'ların yaptığı ya da orada rahibelik ettikleri anlatılır. Ege kıyılarında Amazon kra­ liçeleri tarafından kuruldukları söylenen şe­ hirler şunlardır: Pitane. Amphiaraos bu şartı da kabul eder. Bu soyların vârisleri arasında kavga çı­ kar günün birinde: Melampus soyundan Amphiaraos. Adrastos ise art düşüncelerle karşılar. her edimin doğuracağı so­ nucu önceden gören tanrı sözcülerinin hayatı yürekler acısıdır çokluk. Amazon'ların tarih öncesi çağlarda Batı Anadolu'ya yayıldıktan sonra Yunanistan'a dek sokuldukları ve Atina önünde savaştıklan anlaşılmaktadır. bu büyülü bal insanlara da içirildi mi. elinde yayla okluk bulunan tombul. yargıçlığını Eriphyle yapacaktır. Amazon'lar Ephesos'taki ünlü Artemis tapınağı ile de ilişkilidirler. Baş ka kaynaklar onları Kafkas eteklerine. Amphiaraos bu barışı candan ister. öbürünü aynı soydan olan Bias ile Melampus arasında böler. Ambrosia. Sa­ natta çoğaltılan bu figür Venüs'ün çevresinde uçuşur gösterilir. Oikles ile Hypermestra'nın oğlu. Homeros destanlarında Olympos tanrıları "ambrosia" ve "nektar" ile bes­ lenirler. O sırada Thebal'den kaidesi . Myrina. Bu şehir bugünkü Fatsa ya da Ordu yakınında olsa gerek Argonaut'lar Kolkhis'e varmadan onlarla karşılaşırlar.oturmaktadırlar. Bir süre sonra Amphiaraos ile Adrastos barışırlar. Ambrosia ile beslenen tanrılar yaralan­ maz olurlar. Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanması bu kaynaklan yalancı çı­ karmaktadır. Amphiaraos. bu adlar). Geleceği bilen. Ephesos ve Ptiene'nin ilk yerleşme yeri. Pompei fresklerinin mitolo­ jik sahnelerinde çok geçen Amores figürleri Batı sanatına Rönesans'la girmiş ve Rokoko üslubunun bir özelliği olarak XIX. Ölümsüz anlamına gelen ambrosia birçok çiçek özlerinin katıldığı bir çeşit balmış. Adrastos Sikyon'a. birbirine vuran kal­ kanlarının ta Sardes'te dek yankılandığını ya­ zar. Penthesileia'nın Akhilleus efsanesinde adı geçer (bkz. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile sıkı sıkı­ ya ilişkili oldukları apaçık belli olan Ama­ zon'ların efsaneleri de. Adı üzüm kütüğü anlamına gelen Ampelos bir satyr'le bir nympha'dan doğma imiş. Smyrna. Adrastos onun Thebai'ye savaş açan Yediler'den ol­ masını İster. Birçok Amazon'un büyük efsane yiğitleriyle ilişkisi olmuştur: Hippolyte'nin Herakles. Amphiaraos Kalydon avına ve Argonaut'lar seferine katıldıktan sonra. onlara gençlik. yüzyıla ka­ dar tutunmuştur. kanatlı bir çocuk olarak canlandırılmıştır. Bir tanrıça sayılan Myrina'nın Lesbos ( M i d i l l i ) adasına göçüp oranın başken­ ti Mytilene'yi de kurduğu söylenir. Ampelos ağaca tırmanıp bir salkım üzüm ko­ paracakken düşmüş ve ölmüş. Amores. Dionysos sev­ gilisini gökte bir yıldız haline dönüştürmüş. Alkmaion ile Amphilokhos'un babası (Tab. ana tarafından dedesi Polybos'un yanına sığı­ nır (Adrastos) ve o ölünce kral olur. Amphiaraos'un kendisine karı olarak verdiği Eriphyle'yi bir şartla alır: Kaynatasıyla arasında bir anlaş­ mazlık çıkacak olursa. Gryneion. Kyme. Ephesos ve Smyrna şehirlerinin birer Ama­ zon tarafından kurulduğu anlatılır. Latince aşk anlamına gelen Amor (yahut Cupido) Roma imparatorluğu döne­ minde. Argos ili. Tanrı Dionysos bu güzel delikanlıya gö­ nül vermiş ve bir karaağaç dalından salkım salkım sarkan asmayı ona armağan etmiş. anlayışsız kimselerin çıkarlarına kurban gitmiştir. Öyküsü Thebai efsaneler zin­ cirine bağlı Melampus soyundan ünlü bir kâ­ hin. Trak­ ya'ya ya da güney İskitya'da Tuna ağzına yerleştirirler. Bias soyundan Adrastos'un ba­ bası Talaos'u öldürür. kral Proitos zamanında üçe bö­ lünmüştü: Bir bölümünü kendisi alır.

20). 23). Adı Ilyada'da geçmediği halde. Amphiktyon. on yıl krallık ettikten sonra kendisi de Erikhthonios tarafından sürülmüş. torunlarının övünecekleri şanlı şerefli bir iş: Bir yabancı orduyu üstlerine salıp atalarının yurdunu. Troya seferi­ ne katıldığı ve özellikle dönüş efsanelerinde rol oynadığı görülür: Troya düştükten sonra. ama anası Eriphyle'nin öldürülmesinde bir rol oynamadığı sanılır. Deukalion ile Pyrrha'nın oğ­ lu. Amphiaraos verdiği sö­ zü tutmak zorundadır. Aiskhylos'un ölmez eseri "Thebai'ye Karşı Yediler" tragedyasında Amphiaraos hem akıllı. tanrıların seveceği. Kadın büsbütün Polyneikes'le Adrastos'tan yana döner. Yedilerin dü­ zenledikleri Nemea yarışmalarında Amphiaraos atlama ve disk atmada birinci gelir. hem yiğit Sonra kardeşine. babası gibi tanrı sözcüsü ve falcı olan Amphilokhos Anadolu'da kalır. Thebai'ye varınca önderlerin her biri şehrin bir kapısına dayanır. Ama Polyneikes Eriphyle'yi baştan çıkarır: Kadmos'la evlenirken Harmonia'ya tanrıların düğün hediyesi olarak verdikleri gerdanlığı armağan eder o n a . Çarpışalım: Şerefsiz olmayacak beni . hem yiğit bir adam ola­ rak tanımlanır (576 vd. Düşman kardeşler Eteokles ile Polyneikes birbirlerini öldürünce. Hellen'in kardeşi (Tab. ama korkunç bir bozgun başlamıştır. ama oranın krallığını kendisi gibi kâhin olan M o p sos ile paylaşamadığından. kahraman olmak istiyordu. Epigon'lar seferine katıldığı. Derin kazıyor yüreğinin derin düşünceler yetiştiren toprağını. Efsaneye göre Amphilokhos Kilikya'da (Sey­ han bölgesinde) Mallos şehrini kurar. Yunan kentleri arasında dinsel birlikler ha­ linde kurulup. soyunun tanrılarını perişan etmek! Hangi dava insana ana sütünü kurutma hakkını verir? Kılıçla fethedeceğin yurt toprağı mı destek olacak senin davana? Bana gelince. kocasını zor­ lar sefere katılmaya. Amphiaraos tsmenos ırmağının kıyılarına doğru kaçar ve tam düşmanı Periklymenos ona yetişecek­ ken. hem katılmak istemez. Kızıyla evlen­ diği Atina'lı kral Kranaos'u tahtından atarak yerine geçmiş. Durgun ve öl- 34 . Hiçbir arma yoktu kalkanında. Ünlü kâhin Amphiaraos ile Eriphyle'nin oğlu. arabasıyla yutar. çünkü o kahraman görünmek değil. ben bu toprağı besleyeceğim ölü bedenimle. Ophettes) sonra.): Polyneikes'e çevirir bakışlarını. Efsaneye göre Attika başkentini tanrıça Athena'ya adayıp ona Atina adını veren ve Dionysos'u Attika'da ilk konuklayan bu kral­ dır. çünkü Alkmaion gibi Erinys'lerin saldırısına uğramaz (Alkmaion). hem de Adrastos'u vazgeçirmeye çalışır. Bu çarpışmada her ikisi de can verir (Mopsos). Zeus'un saldığı bir şimşekle toprak yarı­ lır ve ünlü kâhini atları. belli zamanlarda bütün kentle­ rin elçilerini bir araya getiren "amphiktyonia"lara adını veren de oymuş. iki kez çağırır onu adını heceleyerek ve şu sözler dökülür ağzından: "Güzel iş doğrusu bu yaptığın. Yolda başlarına gelen bazı olaylardan (Hypsipyle. onunla kavgaya tutuşur. şehir kurtulur. Aikmaion'un küçük karde­ şi (Tab. Böylesi bir insana hem akıllı. sefere çıkar.Eteokles'in sürdüğü Polyneikes Adrastos'un konuğudur ve kardeşinden öç almak için yar­ dım istemektedir. Amphilokhos. bekleyen ölüm!" Böyle söyledi kâhin. Kalkhas'la birlikte birçok kehanet merkezleri kurarlar (Kalkhas). Zeus bu tanrı sözcüsüne ölümsüzlük bağışlamış: Attika'da Oropos denilen bir yerde kâhinliğini sürdürürmüş. ben düşman ülkesinde saklı kâhin. güçlü hasımlar göndermelisin derim ben: Tanrılara saygılı olandan korkulur. Amphinomos. kalın tunç kalkanını kaldırıp göğsüne. Amphiaraos'un toprağa gömüldüğü yer Pausanias zamanında da gösterilirmiş. Penelopeia'nın talipleri ara­ sında en aklı başında olanıdır. Amphiaraos bu seferin yı­ kımla sonuçlanacağını. kendisinin de sağ dönmeyeceğini bilir. Ama git­ meden önce oğullarına yemin ettirir: Anala­ rından öç alacaklardır.

Denizden olma bir sürü yaratığın başında. ora kralı Kreon onu bu suçundan arındırır. Ama kız çok utangaçmış tanrıdan kaçmış ve Atlas'ın dünyayı omuzlarında taşı­ dığı uzak ülkelere varmış. çalgının güzel ve büyüleyici seslerine kendilerini kaptıran taşlar yerlerinden kımıldı­ yor. Amphion ise tam tersine yumuşak. Amphitryon kendisiyle birlikte Thebai'ye ge­ len amcakızı güzel Alkmene'ye talip olur. dağda oğullarını bulur ve öcünü almaya iter onları. talipleri yatıştırmaya çalışır ( X V I I I . Alkmene'nin kardeşlerini Taphos adasın­ dan gelme bir ordu öldürmüştü. o Triton ki dalgaların dibinde. öyküsü. Gene de taliplerin kaderini paylaşmak­ tan kurtulamaz ve Telemakhos'un kargısıyla vurulur (Od. Amphion. yeter ki Dionysos'un Thebai ülkesine saldığı Teumessos tilkisinden kurtarsın bölge­ yi. 121 vd. Amphitryon bu işi başarır. sonra da A l k mene'nin isteğini yerine getirmek için yola çıkar. Okeanos kızı Doris'in deniz tanrı Nereus'la birleşmesinden Nereides diye anılan elli kız doğar. istenilen sıraya girip yan yana diziliyor­ lardı. Pterelaos ölünce. İkizler birbirlerine hiç benzemiyorlar. çünkü kralın saçında onu ölümsüz kılan bir altın tel varmış. Dryope. Zeus'un buyruğuyla Thebai şehrinin yönetimi bundan sonra Amphion'la Zethos'a geçer. Amphitrite. 230 vd. getirmiş deniz kralı­ na vermiş. Ölüsü bir ırmağa atılır. Amphion ise lyra çalı­ yor. gücü kuvveti sonsuz. Antiope'yi de karısı Dirke'ye köle olarak verir. bir zamanlar kral Pterelaos'un oğullarınca öldürülen kardeşlerinin öcünü al­ malıdır. Tirnys kralı Alkaios'un oğlu (Tab. ama Alkmene bu evlenme için bir şart koşar: Amphitryon. Ahenkli isimlerini dize dize saymakla bitiremez Hesiodos (Theog. macerası yoktur her nedense. 9). V. Yurdundan sürülüp Thebai'ye sığınır. Bkz./ U l l I II I I \ I » ' I I v çülü bir adamdır. Evlenmişler ve o gün bugün mutlu bir ç i f t olarak yaşamışlar. 240 vd. Amphion'un müziğe yeteneğini fark eden tanrı Apollon (ya da Hermes) ona bir lyra armağan et­ mişti. G t l inin birinde Poseldon onu bir kumsalda kız kardeşleriyle oynarken görmüş ve g ü z e l l i ğ i n e vurulmuş. sevimli bir sanatçıydı. o da olanaksız. Dirke kayalar üstünde parçalanıp can verir.): Toprağı sarsıp gümbürdeten Poseidon Amphitrite . Amphissos. kimi efsaneciye göre çocuğu olmamış. Ama Komaitho'ya şükran beslemek şöyle dursun. Antiope ikiz çocuklarını doğurunca. 90 vd. o ırmağa Dirke adı verilmiştir sonradan. X X I I . amcası Lykos onları Kithairon dağına bırakıp. sert yaratışlı Zethos avcı ve savaşçı idi. Zeus ile Antiope'nin oğlu. İkizler kentin surlarını kurmaya koyulurlar. Amphitryon'a tutulan kral kızı Komaitho babası­ nın başından altın teli koparmış. bu adanın kentini almak ise kralı Pterelaos'u öldürmeye bağlıydı. anasının ve soylu babasının yanında altından bir sarayda oturur korkular saçarak çevreye.). İkiz­ ler dağda çobanlar arasında büyür. Günün birinde Dirke'nin yanından ka­ çan Antiope gelir. X V I . 394 vd ) Öbür talipler gibi dilenci kılığındaki Odysseus'a kötü davranmaz. dövülmesine karşı ge­ lir. Surları yaparken Zethos sırtında kocaman kaya parçalan taşıyor.). İkizler Thebai'ye dönerler. Amphitryon. Zethos'un ikiz kardeşi (Tab. . 13). onu öldürmüş ve Taphos'u yağma ettikten sonra Thllpti'yi (Inıımüş (Alkmene). Amphion Tantalos'un kızı Niobe ile evlen­ miş. Apollon'la Artemis Niobe'nin çocukları­ nı oklarıyla vururken Amphios'u da küstah bir soy yarattı diye öldürmüşler (Niobe). Amphitrite de bunlardan biridir. Kreon da bu işe yardım etmeye söz verir. ama Hesiodos onun Triton'u doğurduğunu şöyle anlatır (Theog.). Poseidon da bir yu nus balığı göndermiş peşinden. köpükler arasında ka­ yan bir arabada oturur gösterilen denizler kraliçesi Poseidon'a vefalı bir eş olmuş. Lykos'u öldürüp. yunus Anı phitrite'yi sırtladığı gibi. Telemakhos'un öldürülme­ sine karşı çıkar (Od.tanrıçayla eulendi ve onların sevişmelerinden büyük Triton doğdu. Amphitryon da Taphos'u ele geçir­ miş ve krallığını sefere kaülan arkadaşı Atlna'lı Kephalos'a vermiş. Kaza ile amcası Elektryon'u öldü rür. Dirke'yi azgın bir boğanın boynuzlarına saçlarıyla bağlayarak salıverirler hayvanı.

çünkü büyük tanrı Zeus tarafından aldatılmak zül değil. Atina'da Panathenaia bayram­ larında düzenlenen bütün yarışmaları kazan­ dığı için kral Aigeus onu kıskanmış ve Marathon ovasında korku salan bir boğayı öldür­ meye göndermiş. konu komik sayılmamıştı daha. karşılık görmeyince. kızın kapısına asmış kendini. bu işi Amphitryon değil de Zeus'u kıskanan Hera yap­ mış. Latin komedya yazan Plautus "Amphitruo" adlı oyununda aldatılmış koca moti­ fini bütün çıplaklığıyla ele alır. satyr'i kovar. ama duygusuz ve kalpsizmlş. Amykos. Uranos'un denize savrulan atmıgıyla meydana gelmiş köpüklü dalgalardan doğduğunu belir­ tir (Uranos. Poseidon'un oğullarından bir dev. O gece sabaha karşı Amphitryon da savaştan döner ve karısına kavuşup Iphikles'i üretir. Amymone babasıyla birlikte Argos iline gelir. avazı çıktığı kadar bağırır ve Poseidon'a yakarır. Anaksarete bu­ na da aldırmamış. Tanrıça Aphrodite'ye veri­ len bir sıfat. ama Zeus buna engel olur. Anadyomene. Amphitryon'un benzeri Sosias tipini de yaratarak M o liere'in tadına doyulmaz "Amphitryon" ko­ medyasına örnek olur. Bursa'dan Karadeniz'e uzanan Bithynia böl­ gesinde Bebrykes adlı bir boyun kralıymış. Amphitryon Alkmene'nin macerasını öğrenince. Tanrı çıkagelir. nedeni de Poseidon'un öfkesidir: Göz koydu­ ğu Argos'un Hera'ya verilmesine kızmıştır. onu yiğit H e rakles'e gebe bırakır. Minotauros'a yem . Amphitryon iki çocuğu birlikte yetiştir­ miş ve Herakles'in yanıbaşında Minyen'lere karşı bir savaşta can vermiş. çoğu zaman yener ve öldürürmüş. Yumruk dövüşünde pek usta olan bu dev hem çıplak yumrukla. u. Amphitryon böylece ölümsüz ço­ cuğun hangisi. hem de kestos denilen kurşunlu bir eldivenle yarışırmış. Androgeos.J U » 1 I I\> » l Ne var ki o sırada Zeus Amphitryon kılığın­ da Alkmene'nin koynuna girer. Minos da öç alması için tanrı Zeus'a yalvarmış. sekiz aylık Herakles ise oynayarak boğar canavarları. Kıbrıs'lı bir kız: Güze'. son­ ra da Iphikles'i doğurur. "Su yüzüne çıkan. çok saygıdeğer. ölümlünün hangisi olduğunu anlar. kıtlığı önlemek için Aigeus her yıl Girit'e Atina'dan yedi delikanlı ile yedi genç kız gön­ dermek zorunda kalmış. Orada korkunç bir kuraklıkla karşılaşırlar. Amymone. Sonraları görüş­ ler değişmiş: Yunan ilkçağında Euripides'in "Alkmene" (kayıp) adlı bir tragedyası olduğu­ na göre. ülkesine her geleni kendisiyle boy ölçüşmeye zorlar. Danaos'un elli kızından biri. Anaksarete. İphikles ür­ ker. Tanrıça Aphrodite de bu kadar katı yürekliliğe kızarak Anaksarete'yi bir heykele dönüştürmüş. ona ceza ver­ meyi düşünür önce. İphis adlı bir delikan­ lı ona delice âşık olmuş. kızlarını su aramaya gönderir. dalgalardan doğan" anlamına gelir. yeni komedya denilen Hellenistik çag tiyatrosu Amphitryon-Alkmene serüvenini işlemeye başlar. Danaos. yabasını kaya­ ya vurup bir kaynak fışkırtır. kız uyanır. Amymone bütün bir gün kırlarda dolaştıktan son­ ra yorgun düşüp uykuya dalar. Tanrı Afrika'ya kıtlık sal­ mış. Güzel kıza gö­ nül veren Poseidon onunla birleşir ve N a u p lios adlı bir oğulları olur. Argonaut'lar Bebryk'lerin ilinde Khalkedon'a (Kadıköy) vardıkları zaman. ünlü bir atlet. Ne var ki adı Homeros des­ tanlarında geçtikçe. Başka bir anlatıma göre. Nauplios Argos ili­ nin güneyinde Nauplia şehrinin kurucusu­ dur. Alkmene bir gün arayla Herakles'i. O sırada bir satyr'in saldırısına uğrar. Amphitryon hangisi­ nin kendi oğlu olduğunu bilmek için çocukla­ rın odasına iki koca yılan koyar. Bu kaynak son­ radan Amymone adını alır. delikanlının cenazesi evi­ nin önünden geçerken pencereye çıkıp kay­ gısızca seyretmiş. Aphrodite). Androgeos bu işi başaramayıp ölmüş. "Amymone" Aiskhylos'un "Yalvarıcı Ka­ dınlar" ile başlayan ve Danaos kızları ile Aigyptosogullarının dramını anlatan trilogia'ya eklenmiş bir satyr oyununun (kayıp) adı olsa gerek. şe­ ref sayılır Homerik çağlarda. Amphitryon Batı yazınında ilk aldatılan ko­ ca olarak yaşar. Tanrıçanın. Minos ile Pasiphae'nin oğlu. Zeus oğlu Polydeukes onunla güreşmeyi göze almış ve korkunç de­ vi yenerek yolculara karşı bu insafsızca dav­ ranmasına son vermiş (Argonaut'lar). giderek mutlu bir kişi olarak tanımlanır.

dört duvar arasında. Mutlu günlerini bilme­ yiz bu güzel karı-kocanın. ağaçların arasından bir yaban domuzu çıkmış. Troya'ya getirmiş. sonra büyük bir kurtulmalık karşılığında serbest bırakmıştı. 407 vd. babadan. Akha ordusu dokuz yıldır Troya kapıları önünde pinekliyor. Atina kralı Kodros'un oğlu. batı kapılarına koşar. İkide bir savaşı gözlemek için çocuğunu dadıya verip batı kapısının üstündeki kuleye çıkar. dayanağıdır. bu hırs yiyecek seni. yedi Oğ lunun insafsızca canlarına kıymıştı. düşüremiyorlardı bir türlü Anadolu'nun kutsal kalesini. Androklos hayvanı oracıkta öldürmüş ve tanrı buyruğunun gerçekleştiğini anlaya­ rak Ephesos şehrini o korulukta kurmuş. Andromakhe Troya sarayında kadınlar dai­ resinde. akıllı Adromakhe'yi Priamos'un en değerli oğlu Hektor'a verir.. Kral Eetion'un sarayında yapmadığını bı­ rakmamış. uzaktan Andromakhe'yi ve yavrusunu görün ce.olan bu gençleri kurtarmak İ ş i n i Theseus ba­ Şarmış (Aigeus. Troya surlarından bir çığlıktır kopar. karını dul koma. Şehirden çıkıp. yok. Hektor'la Andromakhe ancak yıkım gelip çattığı zaman. kardeş­ ten yüzü gülmemişti. balık sıçramış. Her geçen gün bir işkencedir. acı bana. Theseus). E f saneye göre Efes bölgesine yerleşmiş Leleg'lerle Karia'lıları kovan lon göçmenlerinin önderi olan Androklos Ephesos şehrinin ku­ rucusudur. atların çeşmeye süren tek tük Troya'lıları her fırsatta kovalayıp öldürmekle bile duyuramı­ yordu kana susamışlıgını. çocuk büyür de bir gün Troya'ya kral olur umuduyla takmışlardır. İlyada'da anlatılan savaşın dokuzuncu yılında Troya sahnesine çıkarlar. hizmetçileri arasında nakış işlemek­ le. Andromakhe'nin anasını da esirgememişti. ne ulu anam. yetim koma yavrumuzu. bir çocukla­ rı olmuştur: Astyanaks. Arada. dul kalmama. Priamos'un oğulları ve gelinleri için yapılmış önü revaklı evlerin birine nasıl gelin girmiş? Bunu şairler bize anlatmaz. Akha'lar üstüne saldırıp öldürecekler seni. "Or­ manlık Plakos daginın eteğinde kraliçeydi anam" diyor Andromakhe yana yakıla. arkadaşısın sıcak döşeğimin. alıp götürdüğü zaman ölüm seni yalnız acılar kalacak bana. Hektor. Mysia bölge­ sinde Thebai şehrinin kralı olan Eetion'un kı­ zıdır. çünkü korku kaplamıştır yüreğini. Andromakhe gözyaşları döke rek ellerine sarılır (İl. Hektor'un ölümüne karar vermiştir tanrılar. bayırda davarlarını otlamaya giden. uslu."hür gününü" görür görmez ölmüştü. Yiğit çe dövüşerek can verir.). Mysia'ya varmış ti. Andromakhe. kardeşimsin. kalede kal. az gün var. Troya'lılar Hektor'un oğluna "şehrin efendisi anlamına gelen bu adı. Homeros'un dediği gibi. bir ateş kıvılcımı da koruluğa düş­ müş. Andromakhe'nin anadan. Sarayında yedi oğlu ile büyüttüğü tek kızı sevimli. Andromakhe odasında mekik dokurken duyar bu vaveylayı. Troya ovasında yiğitler boğuşurken. rahat durmaz. krali­ çeyi de Akhilleus esir sürüsüne katmış. Sen bana bir babasın. Bölgede çapulculuk seferlerine çıkmış Aklıllleııs. yiğit. talihsiz karına acıma yok sende. bir korkak gibi çekilecek değil ya savaştan Troya ordu­ sunun desteği. Burada. Dü­ ğün dernek nasıl olmuş? Andromakhe. yaşlı başlı kralı öldürmüş. ne kadar yiğit de olsa Hektor'un bir gün düşman kargısı altında can vereceğinden korkar. Ulu anamsm benim. biliyorum . Hektor ile Akhilleus arasında teke tek savaş başlar. dağda. Günler geçer. Andromakhe.. gülümser. İon göçmenlerine bir t a n n sözcüsü kuracakları şehrin yerini kendilerine bir ya­ ban domuzunun göstereceğini bildirmiş. Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi Benim senden başka dayanağım yok. Androklos. mekik dokumakla vakit geçirir. Uğursuz savaş Anadolu kıyılarına gelip çatınca. karısı­ nı evde arar. Ölüm-kalım savaşı. Bir gece İon'lar ormanda balık kızartırken. Samos (Sisam) adasını da o ele geçirmiş. delı gibi fırlar . İ I yada destanının en dramatik sahnesi. Eetion kral Priamos'a dostluk bağlarıyla bağlıdır. Troya yöresinde ra­ hat kalmamıştı. Ne babam var benim. Hektor acır kansına. ama zavallı kadın. Ah kocacığım. ne yapsın. Hele içi içine sığmayan genç ve atılgan Akhilleus çok sabırsızlanıyordu. Ama Hektor'un ölümünden birkaç gün önce Astyanaks dadı­ sının kollarında dolaştırılan bir bebektir. yavruna. B i r g ü n Hektor savaştan ara bulup şehre gelir.

evlenmişler. N e reus kızları da Poseidon'a dert yanmışlar. dönübizden olan. Jean Anouilh'in "La Guerre de Troie n'aura Senin bir oğlun doğacak. şefkatli seslenir: bir ana tipidir. Hektor'un cenaze t ö ­ reninde görürüz şimdi de Andromakhe'yi. kurtarır. körpecik.ruvun\jmcuf\ dışarıya. bu sevişmeyi en ufak ayrın­ getirdiği Andromakhe ona üç oğulla bir kız tılarına dek anlatır: Tanrıça Ankhises'i 1da ya­ vermiştir. Hermione bu Troya'lı kadını fena maçlarında sığırlarını otlatırken görür. Euripides'in "Andromakhe" adlı tra­ Ankhises. bayılır. Sonunda Andromeda'yı bir kayaya bağlamışlar. kayaya bağlı güzel kızı görmüş. düğün gecesi saldırmış Perseus'a. kara talihli ikimizden. bilmem. babasına gitmiş. gökten inmiş atı Pergasos üstünde. ama çocu­ 17). Tanrı korkunç bir ejder salmış Kepheus'un ülkesine. Phineus adamlarını Ölüm döşeğinde uzatmadın ellerini bana. Halk da Kepheus'u kızını feda etmeye zorlamış. öç almasını istemişler. Hektor'u bir rygialı bir genç kız kılığına girer de öyle görü­ türlü unutamayan. sonsuzluğa dek! Q8 . çocukları ayakta tutan. Pliineus'a sözlüyrnüş. Gorçocuğumuz da ufacık. deli­ kıskanır. toplamış. sen. getirir. onun koruyucusu bekçisi. Homerik denilen övgülerden Aphrodite' ğu olmamıştır. Ama yiğit Gorgo kafasını tutmuş karşılarına. Themis tapınağına sığındıkları tanımlanan İda dağına Aphrodite'nin inişi. düşer. şöyle güzel bir söz söylemedin ki. Öv­ den faydalanarak. Neoptolesevişmiş ve Aineias'ın babası olmuştur (Tab. onlara kıyacaklardır ki. birden yiğit Perseus gittin. Troyalı prens arzu ile yanıp tragedyasında adı Pyrrhus'tur) aşkına karşılık tutuşarak tanrıçaya yaklaşır. soylu analarını. Anası. şöyle der (İl. son dakikada peşinde vahşi hayvanlar sürükleyen ana tan­ kurtulurlar. tanrıçanın büyü­ Euripides'ten çok daha güzel. Nereus kızlarının hepsinden daha güzel olmakla övünmüş. evimizde dul bıraktın beni. Canavar da onu parçala­ Erkeğim benim. göçüp gittin genç yaşında. yumuşatır yüreği­ ni ve ölüyü alır. yiğit ve bilinçli bir kadın. gençlik çağma erer mi ki. rıçanın gelişine benzetilmiş. halde. mak üzere yaklaşırken. Dile gelmez acılar bıraktın. Gerçekten de çilesi bitmez Andromakhe'nin. Tutulmuş da hemen ona. Sonra da babana. çekici bir tip ola­ Ve çocuklarına çocuklar doğacaktır rak canlanır gözümüzün önünde. Aithiopia kralı Kepheus'la Kassiepeia'nın kızı. mos kızı Hermione ile evlenmiştir. Akhillus'un arabasına bağlayıp toz toprak içinde sürüklediği Hektor'un ölüsünü görünce. 7 2 5 vd. ne var ki Andromeda amcasına ama bana kaldı gene en büyük acı. anana. gözyaşı döke döke gece gündüz anayım onu hepsi birden taştan adam olmuşlar (Perseus). AkhiUeus'un oğlu Neoptolekos'un oğlu Ankhises tanrıça Aphrodite ile mos'un sarayında görürüz onu. oysa tutsak olarak konağına ye ayrılmış olanı. lıklarda sevişmesi gösterilmiştir. Neoptolemos'un Delphoi'ye gidişin­ kanlının güzelliğine vurulur ve dağa iner. Andromakhe ile oğlunu öl­ güde "canavarların anası. kafasını eline almış. Bu işkence dokuz gün sürecektir: Her sa­ bah Akhilleus ölüyü arabasına bağlayıp sü­ rükler. sevgilisine şöyle şa çıkaran. çok daha in­ süne kapılan hayvanların ormanlarda. XXIV. kızını bana verirsen. Hektor. Neoptolemos'un (Fransız nür Ankhises'e. binbir pınarlı" diye dürmek ister. Zeus-Ammon tapınağının kâhinine başvuran kral kızını canavara kur­ ban ederse ülkesinin ejderden kurtulacağı ce­ vabını almış. canavarı da öldürürüm. canavardan sen öldün. Sevişmelerinin vermeyen ve Hermione'nin kıskançlığını bo­ sonunda gülümser tanrıça. yormuş ki. funda­ sanca bir Andromakhe tipi yaratan şair X V I I . Troya'Iılara kral pas lieu" (Troya savaşı olmayacaktır) piyesin­ olacaktır o de de Andromakhe ilginç. Ozanlar arasında ağıda başlar. bu şehir yerle bir olacak baştan aşağı. Troya kral soyundan olan Asragedyasında.): Andromeda. demiş ki. go'yu öldürmüş. Perseus ejderi öldürüp kızı almış. Öyle olmuş. Onuncu günü akşam kral Priatnos A k hiUeus'un barakasına gider. Tanrıça P h yüzyıl Fransız şairi Racine'dir. kasıp kavuruyormuş ortalığı.

atar atmaz da yarık kapanmış. Bu­ nun sonucunda topal . (Alkyoneus). Uçuruma en değerli nen varsa. Troya' dan ayrılırken seksen yaşında olduğu da söy­ lenir. Antaios. buluşmalarını ertellyorrnuş. derin bir yarık açılmış. Antheus. Venet'ler boyunun atası sayılırdı. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. Baş­ kentinin yanıbaşında büyük bir toprak kay­ ması olmuş. Phobios'un karısı. Antenor savaş sı­ rasında da işi tatlıya bağlamaktan. Vergilius'un Aeneis'inde Ankhises'in Sicilya'da Drepanon burnunda öldüğü ve Aeneas'ın babası şerefine oyunlar tertiplendiği söylenir. Halikarnassos'un (Bod­ rum) kral soyundan bir gençmiş. Antenor. Anna Perenna. tra­ gedya yazarlarının Sthenelıoia diye adlandırdikları bu kadın Lykia kralı lobates'ln kızıdır Kardeşi Akrisios tarafından Korinthos'tan sü­ rülüp Lykia'ya sığınan Proitos'la evlidir. ama delikankyı kandırarriamış bir türlü. Eros tanrıya karşılık olarak göste­ rilen tanrısal varlık.ya da kör . Roma'da tarihsel çağlara dek oyna­ nan Troya oyunları Aenas'ın kurduğu bu ya­ rışmalara dayanırmış (Aineias). en kıymetli eşyalarını atmış. fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile sevişmiş olmakla övünür ve çarpılır. Yakalana­ caklarından korktuğunu. Priamos'un arka­ daşı ve danışmanı. Sonra da Antenor Trakya yoluyla ve oğullarıyla birlikte kuzey İtalya'ya göçmüş ve Po vadisine yerleşmiş. Bu koruluk çok eski bir tanrıçaya adan­ mıştı.kaldığı. Söy­ lentiye göre Antenor'un evinin kapısına bir pars postu konmuş. Troya'lı ihtiyar. Anteia. Troya düştükten sonra Antenor ve oğulları Akha'larca korunur. sevgiye karşılık veren" anlamına gelir. ama yarık bir türlü kapanmamış. V I . Kral da tutmuş. yani halk Mons Sacer denilen kutsal tepeye çekilmişti. demiş sözcü. Efsanesi Alkyoneus efsanesinin tıpkısıdır. Biri şu: Roma'da çıkan bir iç savaş so­ nunda sınıflar arasında bir bölünme olmuş ve Plebs. Palladion'un çalınmasına yardım ettiği söyle­ nir. Anlaşmazlık sona erip halk şehre dön­ dükten sonra Roma halkı kurtarıcısı saydığı bu kadını tanrılaştırmış. Bir altın tası . Antheus. elmas. Anteros. İhtiyar bir kadın olarak canlandırılan Anna Perenna üstüne çeşitli efsaneler anlatı­ lırdı. Miletos zor­ bası Phobios'un sarayında yaşıyormuş ki. Roma'nın biraz kuzeyinde Via Fiaminia'ya açılan kutsal bir koruluk var­ dı. Daha çok erkekler ara­ sındaki sevgide adı geçer ve "seveni bahtlı eden. Anteia Tiryns'e gelen Bellerophontes'e tutulur ve ondan yüz görmeyince yıkımını kurar (Bellerophontes). Halkın orada aç kalmaması için Anna adlı bir kadın her gün kendi eliyle yaptığı çörekleri getirir. Ankhuros. Menelos'la Paris arasındaki teke tek çarpış­ mada yargıçlık eder. onu beş yaşında ha basına tanıtacağını ve çocuğun kimin okluğu sorulursa sakın Aphrodite'nin oğlu olduğunu lıildirmernesini. Poseidon İ l e Gaia'dan doğma b i r dev. yoksa Zeus'un yıldırımına çarpılacağını söyler ve Ankhises'i bırakıp gi­ der. ya da konukluk ku­ rallarına karşı gelmekten çekindiğini İleri sü­ rerek kraliçeyi oyalıyor. onu atacaksın. Homeros'un Antela ( İ l . ama doğa dışı sevgileri önleyerek bir düzen öğesi olarak rol oynar. altın. Troya efsanelerinden sonra meydan gelen efsanelerde Antenor vatanını satan bir hain olarak görünür: Tahta atın şehre alınmasına. ona gönül vermiş. katı yürekli ve duygusuzdur. Batı kapısında ihtiyarlar derneğinde bulunur ve Troya savaşından ön­ ce kaçırılan Helene'yi geri almak için elçi gönderilen Odysseus'la Menelaos'u evinde nasıl konukladığını anlatır. böylece bir zamanlar Ak ha'lara konukluk eden bu soy esirgenmiştir. Bir başka yoruma göre Anteros Eros'un kar­ şıtıdır. Helena'yı mallarıyla Akha'lara geri vermekten yanadır. 1 6 4 ) . Troya'dan kaçarken Aineias'ın onu sırtına al­ masının nedeni bu olduğu anlatılır. Günün birinde kraliçenin sabrı tü­ kenmiş öç almaya karaı vermiş. Ankhuros sonunda kendini atmış uçuruma. ucuz ucuz sararmış halka.A I N I I II 1 K Tanrıça doğuracağı oğlanı büyütmek için nympha'lara vereceğini. Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sö­ zünü tutmaz. öyle ki şe­ hir de içine yuvarlanıp yıkılacağa benzediğin­ den Ankhuros bir tanrı sözcüsüne ne yapaca­ ğını sormuş.

Yalnız kız Antigone baht­ sız kahramanı elinden tutup. Yayınları. Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır. . Ve senin emirlerinde. yönetmene baş kaldırır. Antigone Kreon'un bu emri­ ne karşı gelir. suç ve devlet yönetimi konularında yönetme­ nin kendisiyle tartışmaya kalkışır. S. 1 9 ) . Böylece Oidipus'a bir sığınak bulup. Kreon — Demek buna rağmen benim emri­ me karşı gelmeye cüret ettin? Antigone — Fakat bana bu emri veren Zeus değildi. kardeşini gömer ve eyleminin suç değil. Sophokles'in "Oidipus Kolonos'ta" adlı bu tragedya­ sında Antigone'nin güçlü kişiliği belirmekte. bununla da kalmaz. değişmez kanunlarından daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyo­ rum. K r e o n —Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun. Kreon — Thebai'liler arasında bunu böyle gören yalnız sensin. tersine borç olduğunu ileri sürerek. Bu kez tahta çıkan Kreon Eteokles'in yurdu­ nu savunurken öldüğü için kahraman sayılıp törenle gömülmesini. Oidipus'un kendi anası İokaste'den dogma k ı z ı (Tab. yollara düşer. Sophokles'ie işlen­ meye başlayan Antigone dramı canlılığını bu­ güne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi Batının en seçkin tiyatro yazarlarına konu olmuş ve olmaktadır. yurduna yabancıların yardımıyla saldıran Polyneikes'in de mezarsız kalarak.. hayat hi­ kâyesi bize en çok dokunanıdır. Oidipus göz­ lerini kör ettikten sonra. Antigone traged­ ya kahramanlarının en cana yakını. Nasıl bilmem?Herkese ilan edildi. ölüsünün üstüne toprak serpmeyi bi­ le yasaklandırarak böyle bir işe girişecek ola­ nı ölümle cezalandıracağını bildirir. Antigone — Onunla beraber ölen bir kardeş­ ti. Kreon — B u işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun? A n t i g o n e —Biliyordum. bunlar ebediyen menidirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur. Yurdu da. insan sözlerini tanrıların yazıl­ mamış. oğulları da lanet okumuşlardır ona. sonsuzca dü­ şündüren bir kişilik taşır. Sophokles'in erişilmez bir başarıyla dile getirdiği bu tartışmadan bazı parçaları aşağıya alıyoruz (M. eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki.ANTİCSONL derin bir kuyunun içine atarak. Çünkü bu kanunlar yalnız dün ve bugün yaşamıyorlar. Thebai'den ayrılır. Kâhin Teiresias'ın açıklamalarından ne kor­ kunç bir suç işlediğini anlayınca.B. çağ­ daş insanı derin derin etkileyen. Oidipus'un ölümünden sonra Antigone Thebai'ye döner. bir köle değil. fakat korkudan dillerini tutuyorlar. Antigone. Kreon — Birinin koruduğu bu memleketi öbürü harap ediyordu. Antigone — Olsun. Sonra da ne büyük bir suç iş­ lediğini anlamış ve pişmanlık duyarak kendini asmış. onun öç perileri Erinys'lerden kurtularak ra­ hat bir ölüme kavuşmasını sağlar. hiçbir şeyi inkâr etmiyorum. ilerde ne korkusuz bir yürekle ne yaman bir eyleme girişeceği sezilmektedir. orada halkı acındırmayı ve kral Theseus karşısında babasını savunmayı başarır. delikanlı ku­ yunun dibine varınca üstüne kocaman bir taş atıp onu ezmiş. Aiskhylos'un "Thebai'ye Karşı Yediler" tra­ gedyasına konu olan bu savaşta iki düşman kardeş birbirleriyle dövüşürken can verirler. Antigone — Hepsi böyle görüyorlar. Sophokles'in ölümsüz "Antigone"sinin ko­ nusu işte budur. Davranışı. Kreon — Ötekine karşı alâka göstermekle buna karşı günaha girmiyor musun A n t i g o n e —• Mezarında yatan ölü böyle hü­ küm vermeyecektir. ona hem des­ tek. Thebai'de krallığı paylaşamayan kardeşleri Eteokles ile Polyneikes bir­ birlerine karşı amansız bir savaş açmışlardır.Eg. Hades'te hüküm süren Dike de biz fa­ nilere böyle bir nizam yüklememişti. Antheus'a inip tası çıkarmasını buyurmuş. hem de kılavuz olur. Ali çevirisi): Antigone — Ben yaptığımı itiraf ediyorum. Kreon — Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun? A n t i g o n e — Öz kardeşime saygı göstermek­ te utanacak ne var? Krneon — Onunla dövüşüp ölen de bir kar­ deşin değil miydi? Antigone —• Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu. Kentten kente sürü­ nüp dilenen babasıyla birlikte Attika ilçesi Kolonos'a varır.

Antikleia.). Antilokhos'un İlyada'da sonuna ka­ dar savaştığı görülür. Antikleia da Ithake sara­ yındaki durumu anlatır. A n t i g o n e — Ölüm diyarında da böyle bir ka­ ide olduğunu bana kim söyleyebilir? Kreon — Düşmanımız b i z i m İ ç i n hiçbir za­ man. üç seferinde de bir gölge oldu. yüksekten atarak konuşur. göçmüş anamın ruhunu. Gerçi Kreon ceza olarak onu kayalıkla­ ra diri diri kapatır. kendi­ ni öldürür. çal oynasın tükcl meye kararlı taliplerin başta geleni. Antinoos'un tutum ve davranışı talipler arasında bile tepki ile karşılanır. Kavgacı. Patroklos ölünce çok üzülür ve acı haberi Akhilleus'a verme görevini üstü­ ne alır. Z03vd)i O böyle konuştu. mülkünü vur patlasın. sonra kimsenin başaramadığını . Troya savaşına katılır ve çevikliği. sert. ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu. Anası Eurydike buna dayanamaz. Antigone'nin kendini asmış olduğunu görünce. asıl çekemediği kimse de amaçla­ rının gerçekleşmesini önleyen Telemakhos' tur. Antilokhos. buna çatar. sevgi paylaşmaya geldim. Antinoos. Üç sefer atıldım üstüne. en küs­ tah. Devlet yasağında ve cezasında ka­ yıtsız. hasretine dayanama­ yıp canına kıymış. kötü adamla müsavi muamele görmeyi istemez. sertliği simgeleyen Kreon artık yıkılmış. yarışmanın yapılması için önayak olur. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. Odysseus ölü ruhları diriltip konuşturacak kandan önce Teiresias'a içirir. Sal­ dırgandır. ama Antinoos hepsinden beter. Autolykos'un sarayına yerleşmişti. ama Odysseia'da şafak tanrıça Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldü­ rüldüğünü öğreniriz. göçmüş anamın ruhu çıkageldi. kederinden Haimon da canına kı­ yar. VI. Autolykos Sisyphos'un sü­ rülerini çalmış. en terbiyesiz ve en ahlaksız olanıdır. Sisyphos da bu yüzden gel­ miş. üç seferinde de uçtu. 669 vd. Odysseus'un malı nı.. tembel. İros'la Odysseus'u güreştirmek ve iki dilencinin çilesin­ den eğlenmek fikri de ondan gelmedir. yigitligiyle dikkati çeker. Nestor'un oğullarından biri. hatta ölümünden sonra bile. kaba ve zalim bir adamdır: Odysseus'un başına ilk tokmağı atan. Antigone — Ben dünyaya kin değil. bir ağladım. hep kötülük kurarlar. dilenci­ yi galiz küfürlerle kovan odur. Antikleia oğlu Odysseus Troya seferi­ ne çıkıp dönmeyince. Odysseus'un anası. düş gibi. gitti kollarımın arasından. Bazı bölümlerini bu­ raya alıyoruz: Birde baktım geçmiş. 499): İğrenirim bunlardan.). 85 vd. oysa kutsal llyon 'a giderken sağ bırakmıştım onu. Ona karşı kurulan kumpasların. Sonunda Odysseus anasına sarıl­ mak ister. İthaka kralı Laertes'in karısı. Bir söylentiye göre. ama Kreon'un oğlu ve Antigone'nin nişanlısı Haimon babasını sert söz­ lerle kınadıktan sonra. çok içerler ve da­ ha kötü şeyler kurmaya başlar ( X V I . Devletin baskısına karşı kişi özgürlüğünü savunan Antigone sonunda tam bir zafer ka­ zanır. 362 vd. Eupeithes'in oğlu Antinoos şıma rık. Haimon). ona.(Od X I . pusula­ rın fikir babası hep Antinoos'tur: Pylos'tan dönüşünde Telemakhos'u öldürmek için pu­ suya yatmaya önayak olur (Od. Antikleia bu sırada onunla ilişki kurmuş. Odysseus'u Sisyphos'un oğlu sayan efsaneler vardır. sonra evlenmiş Laertes'le. benim gönlümse bir tek şey istiyordu Kucaklamak geçmiş. yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü. ah dedim anama bir sarılsam. Yay germe oyununu önce kabul eder. Penelopeia tiksinir ondan. gözü doymaz. Aralarında içli bir ko­ nuşma olur. bu adam kara ölüm cadısına benzer. bu plan gerçekleşmeyince. dadı.) ana oğlun buluşması destanın en gü­ zel parçalarından biridir. görünce bir acıdım. Akhilleus ile Patrolos'un en ya­ kın arkadaşıdır. şartsız. dost değil­ dir. nişanlısını kurtarmaya koşar. çökmüş bir adamdır (Kreon. Sonra Odysseus olanı biteni ve Hades'e n e ­ den indisini bildirir. şöyle der (XVII.MIN I UN» » ' I K r e o n — Ama orada da İ y i o d a m . Odysseia'da anlatılan ( X I ..

"Cenk işleri sana vergi değil. Sevgiyi. şöyle seslenir ona (İl. Çevik Ares'le Athena uğraşacak savaşla. ama Penelopeia ile Telemakhos araya girince. A l t ı n Aphrodite diyor H o m e ros bu tanrıçaya. Antiope. bu ak köpükten. Ak köpükler çıktı/ordu tanrısal uzuvdan-. Aphrodîte dediler ona tanrılar ve İnsanlar. öç almaya kışkırtan Antinoos'un baba­ sı Eupeithes'tir. en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde. Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça. Ne var ki Amphion'la Zethos önceleri analarını tanımazlar. yani şu ölümsüzleri.). 160 -206): Dalgalı denize atar atmaz onları Gittiler engine doğru uzun zaman. Zeus'un aklını çelmeyi aklına koyan Hera bu memeligl ister günün birinde Aphrodite'den. Her şey olup bittikten sonra İthake'lileri ayaklan­ dıran. 9). çağırdı yanma altın Aphrodite'yi. Irmak tanrı Asopos ya da Thebai kralı Nykteus'un kızı. şakalaşma onun içinde. yavrum.): Sende şu sevgi. Aphroditc. Thebai'de Lykos'la karısı Dirke'nin zincire vurup eziyet ettikleri Antiope tanrıların yardımıyla zincirlerini çözer ve kaçıp ikizlerinin yanına sığınır. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıça­ nın denizin köpüklü dalgalarından doğduğu­ nu anlatır (Yun. önleyemez yayı almasını (Od. tanrıların babası. . Lykos Sikyon'a saldırır. doğar doğ­ maz toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana şişmekte ve korkunç sancılarla kıvran­ maktadır. Homeros'a göre. Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti. Daha başka sıfatlarla niteler onu şair­ ler: Bu güzeller güzeli tanrıça hep "gülümser"dir. Aphros köpük demek): Uranos. Gaia'dan doğan çocuklarını. gülümsedi insanların. Dert yanan kızını da şöyle avutur Zeus: Böyle dedi o. öbürü Homeros. sert sözlerle çıkıştı ona. Bunun sırrını Homeros tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü mernelikte görür. Odysseus denemek isteyince. bu yüzden son oğlu Kronos'a bir tırpan verir. Yunanis­ tan !da bir yerden bir yere atar kendini. dedi ki: . alacalı bulacak bir kurdeleydi bu. okşar ve bi­ leğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. Amphion ile Zethos'a gebe kalan Antiope babasının öfkesinden korkup evden kaçar ve Sikyon kralı Epopeus'un ya­ nına sığınır. sonra çobanlardan kim olduğunu öğre­ nince analarını kurtarırlar ve Dirke ile Lykos' tan da öç alırlar. ama günün birinde aklı başına gelir ve Phokos'a karı olur (Phokos). Ölüm okunu Odysseus ilkin Antinoos'a karşı yöneltir ve bütün talipleri sıra ile öldürür. 421-547). Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar (Theog. alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi. onu Dirke'ye gerir verir­ ler. işveli. cilveleşme. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos. bugün bayram. İlyada'da yiğit Diomedes'le çarpışıp yaralanan Aphrodite'yi anası Dione kollarına alır. sevgi onun içindeydi. Amca­ larının buyruğu üzerine dağa bırakılan ikizler çobanlarca yetiştirilirler (Amphion). Babası Nykteus üzüntüsünden canına kıymış.görünce.370 vd. Aphrodite Zeus ile Okeanos kızı Dione'den dogmadır. çözdü göğsünden nakışlı memeliğini. sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini. ölümlüleri alt ettiğin. Bir kız türeyiverdi. X X I ) . sever. sonra da onunla evlenir. Bir köpükten doğmuş olduğu için.. istek onun içinde. " ( 2 ) K İ Ş İ L İ Ğ İ . acılarını dindirir ( İ l . işte onları bana ver bugünlük. XIV. cilveli ve gönül alıcıdır. Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu Narin ayaklarının bastığı yerden. çevresini sa­ ran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla ger- 42 . ama ölmeden kardeşi Lykos'a Antiope'yi bulup cezalandırmasını buyurmuş. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca. altın bir değer ölçüsü olmak üzere. Epopeus'u öldürür ve Antiope'yi tu­ tuklu olarak Thebai'ye geri getirir. V.. Antiope çok güzel oldu­ ğu için Zeus ona âşık olup bir satyr biçiminde yanaşır (Tab. 197 vd. Sonralar» Antiope Dionysos'ın öfkesine uğrayarak çıldırır. sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil. şu alım var ya. kutsal günde yarış­ ma olmaz diye vazgeçirmeye çalışır. İthake'liler korku ile kaçışır­ lar ( X X I V . (1) DOĞUŞU. Antiope Amphion'la Zethos'u yolda doğurur.

Ne var ki aşk tanrıça­ sının kişiliği çelişkili ve belirsiz olarak canlan­ dırılmaktadır efsanede. Aphrodite topal tanrı Hephaistos'la evlen­ dirilir. Daha sonra gelen bir başkası var ki. Üç Güzeller yarış­ masında oynadığı rol ve Paris'le Helena'nın başına getirdiği bela. Eros ile Psykhe masalında da adı efsaneleri azdır. Ona düştü kız cilveleri. sevişmenin tadı. Tanrı Hermes ile sevi­ şen Aphrodite'nin Hermaphroditos diye bir oğlu olur. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur. 201 vd. zarafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler. Sokrates'in de bulunduğu bu şölene katılanlardan Pausanias şöyle der (Plat.e ) : "Herkes bilir ki. Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. Sev­ ginin de iki olması gerek. Kinyras'ın kızlarını kendilerini ya­ bancılara satmaya zorlar. ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra Kuşlardan güvercin ve serçe. öbürü Troya kral soyundan Aineias'm babası Ankhises'tlr (Ankhises. öbürüne göksel di­ yeceğiz" ballandıra anlatırlar. birine orta malı. dukları öykülerde kendisine ikinci derecede resim ve heykelde işlendikçe işlenmiştir. kendilerine ye­ terince tapınmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadıgı bir ko­ ku verir. 1 8 0 d . ünlü demirci tanrı da kırılmaz. sevgi de tek olurdu. bunlardan biri Adonis (Adonis). Güzelliği.): Doğup da yürüyünce tanrılara doğru Eros'la Himeros (arzu) takıldılar hemen peşine. Bu ikiliği en kesin bir tanımlama ile Platon "Şö­ len" adlı diyalogunda dile getirir. onları suçüstü yakala­ yan Hephaistos da acı acı bağırır. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır Al kineos'un sarayında toplanmış konuklara Ares'le Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrı görür ve Hephaistos'a haber verir. İlk günden bu oldu onun tanrılık payı İnsanlar arasında da.el bil güçtür. ama Theogonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evıeır. ama madem ki iki Aphrodite var. başkalarının baş kahraman ol­ sans sanatına da tükenmez bir konu olmuş. yani Kazdagının tepesinde seviş misler. çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmış sayılır (inim kadar şairleri esinleyen bir tanrıça da . Savaş tanrı Ares'le birleşmesinden ( k i bu birleşme de anlamlıdır) Phobos (bozgun) ve Deimos (korku). yerleştirir onu yatağı­ nın altına. Aphrodite tek olsaydı. başka bir anlatıma göre Halikarnassos kentinin batısın daki bir yarda biri Hermes'in öteki Aphrodl te'nin birer tapmağı varmış. İlyada destanında oğlu Aineias'm koruyucusu olarak oynadığı rol bu kişi ile ilgili bölümde (3) E F S A N E L E R İ . Hora'lar ve düğün alaylarının ba­ şında giden Hymenaios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. Bu tanrılarla ilgili iki türlü sevgi de olacak ister istemez.). efsane yazarlarının kimine göre i k i tanrı îda. Sevmenin. göğün kızıdır. Aphrodite'nin öfkeleri. bir rol düşmektedir. daha doğrusu kendine özgü geçer. dillere destan olmuştur. V I I I . ona orta malı Aphrodite diyoruz. Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler. bir de Harmonia doğar. çözülmez zincirler­ den büyülü bir ağ örer. uyum anlamına ge­ len Harmonia'nın yanıbaşında korku ve boz­ gun Aphrodite'nin kişiligindeki olumlu ve olumsuz yanları ve çelişkileri simgelerler. sonradan katılır Aphrodite'nin alayına (Theog. sahneye seyirci olan tanrılar arasında da dinmez bir kahkaha kopar (Od. öç almaları kor­ kunçtur: Şafak tanrıça Eos'a. nasıl ve nedeni belli değil. Zeus'la Dione'nin kı­ zıdır. Roma'da Venüs Genetrix olarak Aeneas destanıyla ilgili rolü Venüs bölümünde da bunca önemli bir yer tutan Aphrodite'nin açıklanır. 295 vd. Salmakis). ölümsüzler arasında da.çekleştirir. sonra da yalancıktan Lemnos ada­ sına gider. göksel dediğimiz Aphrodite ana karınından doğmuş değil. yani en eski­ si. Hem bu tanrının ikiliği nasıl inkâr edilebilir? Biri. Kişiliği Hellenistik çağdan sonra Röne­ öyküler az da. Şöl. İ k i tanrı sevişirlerken demir ağın içinde tutklu kalırlar. Ahenk. orada doğup ikisinin de adını alan ço­ cuğu dağ nympha'ları büyütmüş. sevgi (Eros) Aphrodite'den ayrılmaz. Kişiliği ile tanrılar arasın­ anlatılır. büyüsü. gülüşmeleri oynaşmaları. tanrılar orada se­ vişip birleşmiş ve orada doğup büyüyen ço­ cukları Hermaphroditos'un başına Salmakls adlı su perisi ile olan serüveni gelmiş (Hermaphroditos. Aineias).

aydınlığın bir kez daha "Anadolu" denilen güneşin doğduğu ülkeden gelmiş ol­ duğunu gösterir. İlkçağda Yunan denilen varlıkla Akdeniz çevresindeki uygarlık topluluğuna bir yenilik gelmiş olduğu su götürmez bir ger­ çektir. insanı bir seyirci ve bir taklitçi olmaktan da ileri götüremez. Böyle bir denemeyi bu sözlükte Apollon tanrının kökenleri ve kişiliği üstüne yapmak istiyoruz. akılla algılanabilecek tutarlı tarihsel bir sü­ reç olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. Bi­ zimkisi yalnız bir deneme. bu olayın n e ­ denlerinin de. şarap tanrı simgeler. yaratılmış bir tanrıdır. Apollon aydın. Bu tür denemelere bizden önce gi­ rişenlerden esinlenerek ve elimizdeki bilgi ve görgülerden faydalanarak Apollon'un bir Anadolu tanrısı olduğunu tanıtlamaya çalışa­ cağız. bulguları çoğaltmak ve değerlendirmek durumundayız bugün. Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsa­ ne bağıra bağıra dile getirir. durgun akıl gücü. İnsan için dü­ şünülmüş. İpuçlarını izlemek. Ne var ki o gün bugün çok ileri gidilmiş ve elde edilen bulgularla olayın hiç de mucize olmadı­ ğı. Yalnız tragedyada değil. Acaba bu ad. ışıktır. İşte bu gücü de Dionysos. ' ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I . Ama Apollon. karanlık güçlerin gizemine er­ mesini. kimi Hitit yazıtlarında rasgelinen Apulunas tanrının adıyla bir olmasın? İlk­ çağdan beri bu adın köken ve anlamını açık­ lamak için boşuna çabalar gösterilmiş: "Apollon" yani cezalandırmak. Arkeolojinin katkıları da eklenirse. bütün dallan ve bunları esinleyen perileriyle Apollon öz Hellen varlığı sayılırdı. anlama ve kavra­ madır. Yunandan kalma yapıtların. bunların Batı uygarlığının bir başlan­ gıcı diye karşımıza çıkması ve gerek doğa. insana doğayla birleş­ meyi sağlayan bir araçtır sanki. Bilimin de bugün asıl coşkusunu yaratan neden. ölçülü gücü simgeler. Friedrich Nietzsche'nin "Tragedyanın D o ­ ğuşu" adlı eserinde yaptığı Yunan varlığı üs­ tüne yorum bugün de geçerlidir sanıyo­ ruz. ya da başka kökenlerden tü- . Ama bu da az çekici bir iş değildir. ışığın doğayı bir projektör gibi aydın­ latıp karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir. özellikle yazı tanıtlarının çokluğu. daha öncesini ara­ ma ve anlama çabasından saptırmıştır. Nitekim in­ san dişisinden doğmadır. gerekse insan üstüne düşüncesinin o günden bugüne kesintisiz olarak süregelmesi bu ola­ yın bir başlangıç sayılmasına yol açmış. insana karışır ve in­ san çilesini çeker. ilkçağın Yunan denilen yaratıcılığında birbirinden ayrı iki öğeyi ayırmak doğru olsa gerek: Bu yaratıcılık iki tanrının simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesinden doğmuştur. bir çeşit coşku ile asıl yolu olan inceleme. Dionysos doğanın kendisi değil. dur­ gun. ya da "apello" de­ fetmek. kökenlerinin de o zamanlar pek aydınlanamamış olmasından.APOLLON ha yoktur. Ama bu güç. mu­ cizeyi aydınlatmak yolunda sayısız ipuçlarının hemen hepsinin Anadolu topraklarında bu­ lunması. tapınakları ve efsaneleriyle özbe­ öz Yunan. Yunan mucizesi dendi. yani Yunanistan kökenliydi. Bu olaya geçen yüzyılda bir ad da ta­ kıldı. ta ki taşkın gücünün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana. Ama asıl kaynağı bugüne kadar açıklanamamıştır. bir ana tanrıça değil de. ama hiçbir şair de Aphrodite'yi Midilli'li kadın şair Sappho kadar güzel dile getirmemiştir. Apollon adının Y u nanca olmadığı artık herkesçe bilinir. kısacası bil­ gi yoksulluğundan gelmekteydi. Apollon. Nietzsche'nin Yunan varlığına özgü en şaşırtıcı yapıtı saydı­ ğı tragedyayı bağışlayana kadar akla karayı seçmiştir bu tanrı. Delphoi tanrısı Apollon bunca bilicilik merkezleri. Bu iki tanrı da Apollon'la Dionysos'tur. yaratıcılık insa­ nın doğaya bir başka türlü coşkuyla karışma­ sını şart koşar. gerçe­ ğin gün ışığına yakında çıkacağı umulur. Bundan ötürüdür ki yeni bilimsel ger­ çeklerin ışığında yeni yorumlar yaparak de­ nemelerimizi önermekten daha ileri gideme­ yiz. Dionysos'un doğudan geldiğini. bilimi bir çeşit yetinmeye götürmüş. ama aynı zamanda da öngörmedir. Mucize gibi ger­ çeküstü bir terim kullanılması. Bu yanlışlığı bilim Homeros'tan başlamak üzere metinleri iyice okumamış olduğu için işlemiş­ tir. Nietzsche'nin de bundan şüphesi yoktur her­ halde. doğayı gör­ m e . kötülüğü önleyip korumak anlamına gelen fiillerden. Apollon plastik sanattır. varlığı akılla algılama ve akıl yetisine da­ yanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve ye­ teneğidir.

Kaldı ki "Lykegenes" sıfatındaki -gen. yay­ lıdır. Yerleri bugün kesinlikle belli değilse de. Zeleie'den Pandaros'u savaşa götürmek. iki yer dile getirilir: Biri "ana­ forlu Ksanthos'un kıyılarında. ne adı.119): " Ü n salmış okçu Lykia'lı Apollon" (Pandaros). Laomedon'a ünlü İlyon su­ runu yapıp da Poseidon'la birlikte ücret al­ mayarak çekildikleri günden başlar (Laomedon).kö­ keni Yunancada olduğu gibi ışık anlamını İçerir mi. Apollon güneş tanrı değildir.): EyKhryse'yi. ( 2 ) A N A D O L U L U T A N R İ . ne demir. tartışmaya da gi­ rer Alhena Olympos'tan llyon'a fırlayıp gelir (İl. özel­ likle Pandaros'un yurdu olan Zeleie'ye yerleş­ miş Lykia'lıların ili. Pandaros ise Alsepos Lykia'sından gelmişlerdir.. Bunun nedeni de Apollon'un güneş olmadığı. tanrının özünü belirtmek için bir ek ad tak­ mışlar ona: Phoibos demişler. Tanrının Lykia ile yakın ilişkisi bilindiği halde bu sıfatın ışık ya da kurt anlamına ge­ len . Apollon'un koruduğu Aineias'a da saldırmaktan alamaz kendini (İl. Lykia'lı oldukları bilinen Sarpedon. ne de nitelikleri Yunan mythos'unda G ü ­ neş tanrı ile bir tutulduğunu belli etmez. İlyada'da Lykia sözü geçince. SmlntheUl adı bu bölgede tanrının bambaşka bir isimle de anıldığını gösterir. bu yüzden de merkezi Anadolu'da. Ne var ki Yu nanlılar bile bu adı anlamamış olacaklar ki. kalmayın Argos'lulardan aşağı. Lykia'da doğmuş anlamına gelir İster istemez. dedi ki: Atları i y i süren Troya'lılar.ı kalesi Pergamos tepesinden seslenir ovada dövüşenlere ( İ l . Yalnız şuna da dikkat edilsin ki hiçbir kaynak ya da efsanede Phoibos Apollon asıl güneşi simgeleyen Helios tanrı ve onun soyundan gelen tanrısal varlıklarla ilişki­ de gösterilmemektedir. atılın ileri. V. Apollon bütün yüreğiyle Troya'lılardan yana dır. Pergamos tepesinden bağırdı Troya'hlara. 4) ile de bir ilişkisi vardır. Apollon I İnme ros destanlarında I. Tenedos ise Bozcaada. iki yerde de kendisine "Lykegenes" denmektedir.ykla'ya s ı k ı s ı k ı y a bağlı.). I V . Apollon kaynağında ve özünde bambaşka bir varlıktır.): . V I I . anası ve kardeşi de Troya kale­ sinin iç tapmağında oturur gibidirler. Bunu açık açık söyler. koruya gümüş yaylı. Bizim "Lykiâlı" diye çevirdimiz İni sıfat başka metinlerde geçen "Lykios" ve "Lykeios" sıfatları da göz önünde tutulursa. Böyle bir tartış­ manın yersizliği şuradan belli ki Lykia bölge­ sinin adı da . Lykia ilinin adında da vardır.): Öfkelendi Apollon. lanrının Lykia bölgesiyle ilişkisini dile getir­ mektedir.Troy. ne var ki deniz tanrı k i n tuttuğu halde. Khryse İda dağının eteğindi-ki kentlerdir. bu ada eklenen sıfat çokluk okçu. özellikli Troya'da olan bir tanrı olarak çıkar karşımı za. o başka bir sorundur. Ama bu da Hitit çivi yazıtların­ dı geçen "Lukka" bölgesiyle bir tutulabilir mi ve tutulursa Lykia'nın adındaki L u k . onların derileri ne taş. Glaukos ve Pandaros'la ilgili metinlerde şöyle bir deyim geçer tanrı i ç i n ( İ l . Bu varlığı bize ilk niteleyen metin de Homeros'un İlyada'sidir. dinle beni. bu kök ise Latince "lux"ta görülen ışık anlamlı köken olarak alınırsa bu anlam tanrının sıfatında da. 507 vd. nitekim rahibi Khryses İlyasa'nın başında şöyle seslenir tanrısına (İl. güneşi simgelemedigidir. 432 vd. . Bunun dışında Apollon Troya şehrinin içine yerleşmiş gibidir. Phoibos'un anlamı belli. Sarpedon'la Glaukos Ksonthos Lykia'sından.eki soyu yansıtır. Tanrının Troya çevresindeki şehirlerde de önemi büyük­ tür. bir. hedefi vuran ya da gümüş. Lykia soylu.remlş oldugiı ileri sürülmüştür.101. haydi. İlyada'da tanrının adı Apollon ya da Phoibos Apollon diye geçer. kutsalKilla'yı.37 vd. Sarpedon'un ölüsünü yurdu Lykia'ya taşımak hep Apollon'a düşer.l y k kökünden gelme. IV. Troya ile ilişkisi çok eskidir Apollon tanrının. Tenedos'un güçlü kralı. Kaldı ki bu adın Apollon tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titan Phoibe (Tab. dayanamazlar et delen tunç kargılara. parlak demektir ve tanrının ışık saçan aydınlık varlığını dile getirir. Diomedes tanrıça Aphrodite'yi yaraladık­ tan sonra. I .l y k kökünden türeme olup olmayacağı tartışma konusu edilmiştir. Killa. 20 vd.. Zeleie. Srnintheus. Apollon da. Lykia'nın adı nereden geline olursa olsun. uzak ve semiz Lykia toprakları" öteki Troas bölgesine.

yumuşar bir yürek taşımaz göğsünde. Zeus 'un kızı. bak işte. varsayımlarımızın hepsinin somut birer gerçek olacağı umulabilir. Athena'nın Troya'lı yiğidi alda­ tarak öldürmek için kurduğu pis düzen karşı­ sında Apollon'un tutumu öyle isnacadır ki. Apollon ne yapsın. Tanrılar arasında bu eşi­ ne rastlanmaz iyilik. sevgili tanrı.dinle beni. XX. Apollon da Hektor'u kaderine bırakmak zorunda kalır ve tanrılara karşı bir tanrı ağzından hiç duyulmamış bu eşsiz eleştiriyi dile getirir ( İ l X X I V . gece.): Akhileus korkunç çığlıklarla atıldı öne. gelir saldırır insan kuzusuna. istiyordu zafer Troya'lıların olsun. Lykia'da sürdürülen arkeolojik araştırmalar bu tezi gün geçtikçe pekiştirmektedir. gündüz. Ama bir baş­ ka yönden de bakılınca ışık tanrı Apollon'la Lykia arasında sıkı sıkıya bağlantı kurulabilir.): Phoibos Apollon ölümsüzlere şöyle dedi: Amansız tanrılar. ÖnceZeus'un oğlu kral Apollon dedi ki: Ne diye geldin Olympos'tan ulu Zeus'un kızı.. Gel. yüksek kentini de. niyetin ne. sakladı koyu bir bulutun arkasına. Hektor'u öldürmek için yanıp tutuşuyordu. onu görmesin mi karısı. belli. Hektor güvenle so­ rar ona (İl. en hayırlısı bu: Gel de günlük savaşa ara verelim.. yani Anadolu'nun tanrısı olarak karşımı­ za çıkarmaktadır. İda'dan bir savaş ortağı gönderdi sana Kronos oğlu. X X I I .. anası. ateş payını vermesinler mi? Siz şu uğursuz Akhilleus'u tutuyorsunuz demek Oysa bilmez o töresince düşünmesini. Ksanthos. Aklınıza esmiş. güzel bir şey mi? Bu güzelim uygarca sözlere Hera gene bir sürü safsata ile karşılık verir: "Oymak tanrı. Aphrodite İle birlikte Hektor'un ölüsünü ko­ rumaktan başka çare bulamaz ( I I . Lykia yazısının çözümü de bir gün başarılırsa. 185 vd. İyi bir şey mi bu. Akhilleus da sıyrıldı tıpkı onun gibi her türlü acıma duygusundan. gökten ovaya onun için kara bir bulut indirmişti. Altın kılıçlı Phoibos Apollon 'u gönderdi. görmesin mi babası Priamos. a z g ı n bir aslan gibidir tıpkı. yakmasınlar. Hektor'Ia yüz yüze gelir. Troya halkı. çocuğu.. ölümsüz tanrıçalar. kötülerin dostu" der. Apollon'la Artemis'in anası Leto'nun bölgede büyük bir yer tuttuğunu açığa vuran Letoon kutsal merkezi bu üç tanrının Anadolu topraklarına ne denli kök saldığını kanıtlar. gör. bilirim. Akhilleus onu sürüklerken yüzülmesin diye derisi. kötülük tartışması da ışık tanrının yenilgisiyle biter. insanlara saygıdan çekti kendini. 247 vd. Apollon'un llyada'da oynadığı bu rol onu OIympos tanrılarından büsbütün ayırmakta. kendine gel hadi. gül kokulu tanrısal bir yağ sürmüştü ölünün bedenine. bir tanrı için işten bile değildi bu. k i m s i n sen?. gözden kaçırmıştı ölünün kapladığı yeri. Karşıladı meşe ağacı altında. Zeus Akhilleus'la Hektor'un ecelini tartıya koyup Hektor'un ölümü ağır basınca. Ölüyken bile yüreğiniz varmıyor onu kurtarmaya. alıp saygı göstermesinler mi ölüsüne. Ama Phoibos Apollon kaçırdı Hektor'u.. Gönlünüz bu şehri yok etmek ister. onu kurtarmak için (İl. bambaşka bir ahlak görüşü olan bir dünya­ nın.Apollon birden onu karşıladı. Phoibos Apollon. gövdesini saran deriyi vakitsiz kurutsun İstemiyordu. Apollon Hektor'a gönülden kılavuz ve ko­ ruyucu olur. kendini saklamak gereksinmesini duymaz. başka kılığa girmek. Görmüştü tanrıçayı Pergamos kalesinden. Söyle hadi. öteden beri korurum seni de. işiniz gücünüz kötülükte. yanında durup seni koruyacak. . nereye götürür seni ulu yüreğin? Oymak zaferi mi vermek istersin Danaolara? Kırılan Troya'lılara acımazsın. 3 3 vd.): Aphrodite kovuyordu köpekleri yanından.443vd. bayağı dokunur insana. bir güzel doyurmak için karnını. na buradayım. Hektor'Ia Akhilleus arasındaki son ve kor­ kunç çarpışma başlayınca dört döner Hektor'un çevresinde. V. güneşin gücü. Patara ve birçok anıtları gün ışığına ye­ ni çıkarılıp.): Kimsin sen.

Buralarda akla kara. Demre. Homeros destanlarında da "anaks" efendi. besbelli ki Delos övgüsü daha eski. .. Kekova. ey gümüş yaylı. incecik. Kıyıla­ rında dolaştınız mı. anası emzirmedi altın kılıçlı Apollon'u. Homeros'tan Roma çağından sonraki Kommagene krallarının zamanına dek hep aynı Anadolu'lu tanrıdır Apollon.. yepyeni bir kundağa sardılar. kar gibi ak bir kundağa. Delos adacığı da korkar böyle güçlü bir tan­ rıya sığınak olduktan sonra. İlyada'nm ilk dizelerinde şöy­ le tanıtılır Apollon (İl. Debussy'nin müziğini du­ yar. Av rıntıya girmeden şunu söyleyelim ki araştır maların verdiği sonuç ş u . her biri birer tapınak gibi karşımıza çıkan.Apollon Musa'ların yöneticisi. bütün tanrılar fırlar ayağa. yıkadı seni tanrıçalar kutsal elleriyle arı. öteki Delphoi tanrısına. Titan kızı Leto ile baştanrı Zeus'un bir­ leşmesinden doğmuştur Apollon ve onun kız kardeşi Artemis (Tab. ama sonradan önce adalarda. yani övgüler arasında Apollon'a ayrılmış iki övgü vardır. 9 ve 36): "Lete ile Zeus'un oğlu". Sevinç çığlıkları kopardı tanrıçalar hep bir ağızdan. Gündüz gümüş yaylı tanrıya bir altın taht kuran. ak çöller gibi mavi engine kadar yayılan dalga dalga kumların arasından süzülerek.. İşte bu hava Lykia'da sezilir.. ka­ yalara oyulu ya da denizde yüzen o eşsiz mezarları. İşte o zaman. Anadolu bu zaferi Apollon tanrı ile simgelemiş. Delphoi'ninki çok daha ye- nidir ve sonradan eklenmiştir birincisine. Titrer tanrılar tepeden tırnağa Zeus'un sarayında o bir yürüdü mü. kimi vakit çıkarsın kayalı Kynthos'un doruğuna. bunların arasında başta ge­ len ve en çok da tutunan Delos efsanesi.. Olympos ve hepsi Anadolu'ya özgü adar taşıyan daha nice kentler boyunca. biri Delos'lu Apollon'a. kral diye nitelenir Apollon. Burada şu noktaya dikkat edelim ki Apollo'nun doğumu bir "kral tanrı"nın doğumu sayılmakta. sonra Yunanistan'da kültü yayılınca birçok yerler (tıpkı Homeros için olduğu gibi) tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir. ( 3 ) DOĞUŞU. övgüdeyse şöyle deniyor-. ey Phoibos. anlatmakla bitire­ mez onu şairler. 1 . Apollon onu hor görüp denizin içine gömer diye. İlkçağdan bugüne lirik şiirlerin hepsinde belli bir hava içinde canlandırılır.Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları. Doğum şöy­ le anlatılır: (Letoj İki koluyla Fenike ağacına sarılarak dayadı çimenlere dizlerini.. çalgı ve ezgiyi. Kaş. ama bu doğum öyle olağan bir doğum değildir. ta uzak doğuda Nemrut dağının tepesindeki sivri külâhlı dev tanrı heykelleri arasında da baş yeri tutar. ışıkla dokunmuş. ağzında kavalıyla bir Pan ya da Marsyas'ın korularda hoplaya hoplaya oynadığını görür gibi olursunuz. Homerik denilen hymnos. nympha' lara yemyeşil birer yunak olmaktadır. Dile gelmez bir sevinç kapladı yüreğini Leto'nun. Apollon Lykia deni­ len o ışık ülkesinde de yaşar. Bilim bu iki övgü arasında bir zaman ayrımı saptamış. Ey uzağı vuran Apollon. kısacası her türden sanatı esinle­ yen büyük yaratıcı tanrıdır. Çiçekler içindeydi şimdi. lahitleri gördük mü. sonra başına altın şeritler doladılar. burası Apollon'un ülkesidir demekten alamayız kendimi­ zi. yaklaşıp parlak yayını bir gerdi mi o. 5). ve çocuk gün ışığına çıkıverdi. yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayı­ lan Patara'dır. ışıkla karanlık arasın­ da yaman bir savaş verilmekte ve bin yıllar­ dan beri süregelen bu savaşı insan aklı ve sa­ natı kazanmaktadır. müzikle yoğrulmuş gibi bir şiir havasıdır bu.. çiçekler içinde Delos. Themis tanrıça nektar sundu ona ve bal gibi ambrosia sundu ölümsüz elleriyle. Zeus'tan gebe kalan Leto tanrıçanın çocuğunu doğurmak için yer araması. . Hera'nın hışmı­ na uğradığı için hiçbir yerde sığınak bulama­ ması bu övgünün konusudur ve Leto madde­ sinde ayrıntılı olarak incelenecektir (Leto). renk renk çakıllar üstün­ de çağlayan dereler de satyr'lere. şiir ve dansı. . gece çatır çatır yıldızlarla birlikte kız kardeşi Aya doğru yükselen yalçın dorukları bu hava sarar. Hele Fethiye'nin gör­ kemli kral mezarlarından başlayıp. duru bir suda. "güzel saçlı Leto'nun doğurdu­ ğu". tıpkı ormanlarla kaplı bir dağ doruğu gibi.

Taşlıkjik bulgularla kanıtlanır. kimi­ si de akıllara durgunluk veren koca bir anıt gibi dikilir karşımızda. Killa. Didyma ve tanrı­ da yahut Lat adıyla anılan Anadolu'nun Ana nın asıl doğum yeri ve yurdu sayılan Patara. Bu güçlü tanrının Lelerin de önemli olduğu anlaşılır İlyada'dan. Helenos'la Kassandlıoglu'nun "Tanrı Apollon ve Anadolu ile M ü ra bir yana. yani kötülük­ bitiremez. Milletos'un kurduğu büyük Didynasebeti" (İstanbul 1954) adlı araştırmasından ma tapınağı ve onu işleten Brankhos oğulları faydalandığımı belirtmek isterim. tunmuş ve Delphoi bu politikayı benimseyeatkılarda dolaşırsın. tanrı orada H e bağlantı kuracak bir tek söz yok. Biraz ötede Khryse. Ladoruğunda tanrılar toplantısına varıp da aşırı okoon o tapınağın rahibidir (Helenos. kıyıdaki o büyülü şehir senin malın. bir nympha'nın kızıymış. Delos övgü­ cisiyse. kâhin dizelerinde adı geçen Khryses gibi Srnintheus Apollon'un tapıcısı bir kadındır. hiç durmadan. tıpkı İlyada'nın i l k ya da erkek "mantis" yani bilici. fare ve sıçan kovan anlamına gelir ve büyük bir rol oynadığını tarihçiler anlatmakla Apollon tanrının "aleksikakos". Yunan tanrı dünyasına sonradan ka­ Ksanthos (Kocaçay) vadisiyle Pamphylia'ya tılan ve adı bile Yunanca olmayan Apolkadar uzanan bütün Lykia kıyıları vardır. hem de arkeolo­ sının kılavuzluğuna dayandığımı ve Z. İnsanlar arasında kimi vakit. kadın rin en ünlüsü Herophile. yaptığı freskin bir köşesine Erythrai. Delos'tu. Didyma tapınağı gibi. yüce dağ başları şenin oldu. yerleri pek bilinmeyen bu merkez­ pos'lu tanrılar arasına. ama gönlünü sevindiren yer.asıl. öbür bilicilik merkezlerini zamanla gölgede bırakmıştır. Apollon'un Sibylla adıyla dünyaya ün salmıştı. Erythrai. Laokoon). Apollon tanrıyla ilgili bilicilik sen de beslenir semirirsin başka elden. Ne var ki bu sonradan olmuş. Tanrıçasından başkası olmadığı göz önüne bunların arasında daha bir sürü kutsaklar ve alınırsa. sevimli Maionia'nın efendisi Miletos da senindi. görürsün. nice kutsal koruların oldu. anlaşılan şu ki. sensin efendisi Lykia'nın. Bu sanat. Bililon'un Kybele'nin oğlu Attis'le bir tutulması ciligin de bu merkezlerden çıkıp Yunanis­ gerekmez mi? Bu konuda Halikarnas Balıkçı­ tan'a yayıldığı hem efsane. Srnintheus olur. O kadar ki Raphatapmağı. Klaros. İda'lı yanan yağlı etlerden. sanki başka bir diyardan gelmektedir OlymZeleia var. bilicilik merkezlerine tü­ leri defetme gücünü dile getirir. H e tüter rophile adlı Sibylla. Boğazlardan başlayarak bütün Ege ve A k deniz kıyıları Apollon'un bilicilik merkezlerin­ den bir çelenkle çevrilmiş gibidir. ovalara bakan dağ başları. (Brankhos) da bir yana. ey tanrı. insanlar yüzlük kurbanlarla nasıl el Vatikan'daki Sixtina kilisesinin tavanına buraya gelir. Mopsos). to'nun oğlu olduğu. . Leto'nun da Lykia'da LeSonra sırayla bugün de bilinen merkezler: Gryneion. Olympos lenos'la Kassandra'ya esinlemiş biliciligi. Biliciligm ilkçağda nail geliştiğini ve ne ek adı. Bütün bunlardan madem si'nin toprağında hiç bereket yok. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. Ama bunları saymakla bitiremeyiz. bir köşe­ nasıl toplanır insanlar burada ve dumanlar sine de Cumae Sibylla'sını oturtmuştur. Anadolu'dan çıkmış ve yayılmıştır. falcı.AI'OI I . ilk ve en eski bilicilik merkezleriyse Anadolu'da­ dır. Troya'nın yanıbaşında Thymbra' Bu övgüde Yunanistan'la tanrı arasında lı Apollon tapınağı vardır ki. Kalkhas Bir tanrıçanın ağzından dile gelen bu m o ­ ve Mopsos gibi efsanelik kişilerin serüveni de dern turizm anlayışı Yunanistan'da pek tu­ aynı gerçeği kanıtlar (Kalkhas. nice tapınakların oldu senin.ON rek göz kamaştırıcı bir zenginlik toplamış. Pausanias'a göre. Erythrai (ildir) bilicisi (4) BİLÎCİLİK MERKEZLERİ. Bunların ki­ minin izi silinmiş. Kasbir saygıyla karşılandığı zaman bile Apollon sandra. Bu bilicile­ esinlediği öngörme yetisiyle insanlar. Anadolu'dan Güney İtalya'ya göçüp sünde Leto kurak ve kayalık adacığa parlak orada kent kuran Kyme'lilerin Sibylla'sıyla bir gelecek müjdeler: birlikte ilkçağ dünyasının en ünlü dört kadın Senin olursa okçu tanrı Apollon'un bilicilerinden biri sayılırdı. Erythrai bilikenmez bir gelir kaynağı olmuş.

köpürmüş. Pythia tıpkı Sibylla gibi tanrı sözlerini ya da buyruklarını insanlara Homerik destanların vezni olan hexametron ile aktarır. Müzik alanında baş­ ka tanrılar ve ölümlülerle giriştiği yarışmalar da birçok efsanelere konu olmuştur (Hermes. acı. Delphoi tapınağında dünya­ nın göbeği (Yun. İlyada'nın konusu Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavga ise. Leto'dan doğma iki okçu tanrı bu yetilerinden birçok efsanelerde faydalanırlar (Niobe).. Apollon İlyada'nın ilk dizelerinde okçu tanrı olarak çıkar karşımıza. köpeklerin düştü peşine. Bu vezin ise Daktyl'ler ve Kybele kültüyle ilişki görün­ mektedir (Daktyl'ler). i l c i u c u ( ç a p a l ı okluğu. Andolu'lu Apollon'la Anadolu'lu Ana Tanrıça ile bir bağ kurmayı esinler. Omuzlarında y a y ı . Musa'ların yöneticisi olarak ünü Yunan-Latin şiirinden başlamak üzere Batı şiirinde bugüne dek gök­ lere ağmıştır (Musa'lar). bin vınlama çıktı gümüş yaydan. Bu nokta bir de Delphoi'nin dünyanın göbeği sayılması ve o m p halos kavramıyla Kybele kültüne özgü bir motifi benimsemesi (Kybele). doğayı simgeleyen perilere de yönel­ miş bu aşkların çoğu sonuç vermeyen bahtsız sevgiler diye nitelenir (Daphne. bir süre Tesalya'da Admetos'a sığırtmaçlık etmiş (Admetos). Pan. Kız kardeşi Artemis'le paylaştığı bu yetenek tanrıya büyük bir üstünlük sağlar. Önce Boiotia'da Telphusa pınarının yanıbaşında kurmak istemiş tapınağını. Apollon Python'u öldürür ve büyük bilicilik merkezini de ejderi öldürdüğü yerde kurar. başka bir anlatıma göre Admetos'un yanın­ daki uşaklığı Kyklops'u öldürdüğünden dola­ yıdır (Kyklop'lar). İndi Olympos'un doruklarından. Önce katırların. Ordu içine tanrının okları yağdı tam dokuz gün. Pytho diye anı­ lan bu merkez sonradan Delphoi adını almış­ tır. Parnassos dağının eteğinde yer yer ormanlarla örtü­ lü yemyeşil bir ovaya inmiş. Kassandra. Marsyas). sonra Yunanistan'a gelmiş. Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzeri­ ne de birçok efsaneler anlatılır. öfkeli. Korintos körfezinin kuzeyinde. Kımıldandı mı. başının üstünde kuğu kuşları uçuşmaya başlamış. Güzel delikanlılara olduğu kadar. Yerleşti gemilerin ardına. başına bir altın külah ve eline de bir rebap vermiş. Python denilen bir canavar ekinlerin hepsini yok etmekteymiş. Olympos'a ilk ayak bastığı gün öbür tanrıların kor­ kuyla yerlerinden fırlamaları da bundan. tanrıça kehanet verirmiş o sunakta. Kaldı ki anası Leto ve kız kardeşi Artemis de doğrudan doğruya Kybele ile bağlantılıdırlar ('Artemis. Okçu ve yaman okçu oluşu onun doğu ile ilişkisini daha da pekiştirir. Ama kuğular onu Hyperbore'liler ülkesine uçurmuşlar (Hyperboreoi). Omphalos) sayılan bir çuku­ run üstüne bir üçayak yerleştirilmiş. Delos'lu Apollon övgüsünden epey sonra ve onun örneği üzerine kaleme alınmış Delphoi'li Apollon övgüsünde şu efsane anla­ tılır: Apollon doğar doğmaz. Ne var ki bölgeyi bir ejder kasıp kavurmakta. Bu falcılık. 4 5 vd. Efsaneye göre bu ejderi Hera salmışmış Leto ile çocuklarının başına. k ı z g ı n tanrı yürüyordu gece gibi. Hyakinthos). Orada bayram ve şenlikler içinde yaşamış. periden izin alamayınca (Telphusa). 1 . Kavruluyordu birbiri peşi sıra bir yığın ölü..): . Tanrı canavar da olsa bir cana kıydığı için arınmak zorunda kalmış. oklar omzunda şangırdıyordu. sonra saldı birsiuri o l c insanların üstüne. gidip Yunanistan'da bir tapınak kurmasını buyurmuş. kargıcı Yunanlıların ödleri kopardı çünkü Doğu­ lu okçulardan. ( 5 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . saldı okunu. /I'I . korkunç. Apollon ya da Artemis'in okuyla ölmek ansızın tatlı bir ölüme kavuşmak anlamına gelir. tanrının bilici kadını Pythia bu üçayak üstüne oturarak ve çukurdan yükselen gazlarla kendinden ge­ çerek fal verirmiş. burada tanrıça Themis'e adanmış bir sunak varmış. Leto). Marpessa. tanrı Zeus da oğluna kuğuların çektiği bir araba. bilicilik sanatıy­ la Delphoi tapınağının ne hazineler topladığı dillere destan olmuştu. bu kav­ ganın nedeni de Apollon'un öfkesidir. Tanrı­ nın asıl niteliğini açığa vuran bu dizeleri aşa­ ğıya alalım ( İ l . dönüşünde de Pytho yarış­ malarını kurmuş. Işıklı tanrının aşkları da önemli bir rol oy­ nar efsanelerinde.t M ^ >ı ı v Yunanistan'da Delphol merkezinin kurulu­ şuna değgin efsaneden de aynı sonuç çıkarı­ labilir.

5): Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla Hebe'yi. Paian). Ares. delinin biridir. Dağ­ dan. Atheria isterse gelsin nakışta yarışalım de­ miş. Bkz. 830): Ares. saldırgan Ares'ten çekinme. Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini canlandır­ mış:' Zeus'un Europe'yi kaçırmasını. İşlerini bitirince Athena bakmış ki kızın nakısı kusursuz. tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. savaş işin gücün. kilim dokumada öylesine usta. daha alçakgönüllü olma­ sını. giderek gururlu olurmuş. Doğuşunu üç dizede şöyle anlatan Hesiodos (Theog.) : Böyle ağlaşıp durma dizimin dibinde. kadınları bi­ linçli. körü körüne çarpışmayı simgeler. kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yapar­ mış. H e ­ le Homeros destanlarında kaba kuvveti sim­ geleyen Ares'e eklenmedik aşağılayıcı sıfat kalmamıştır.Apollon birçok ozanların babası sayılır (Linos. Apsyrtos. kavga. Ara. bir o yana döner. V. insanların baş belası Ares. Savaş tanrı Ares'in Roma'da karşılığı Mars'tır. Aristaios). Arakhne. 889 vd. Azgın. elleri kanlı. Hekim tanrı olarak adı genellikle oğlu Asklepios'unkiyle birlikte anılır (Asklepios. Zeus'un kalkanıyla dövü­ şen Athena zaferi kazanacaktır. yırtmış nakısını. bir bu yana. ilenme anlamına gelen yunanca kelime. Roma devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş. Zeus'un kafasından çıkma. Derken bü­ yük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini. o da Zeus'un yanına sığınıp ağlaşır. ey kaleler yıkan. Ares ise akılsız­ ca. Hera'dan ben de ona zorla dinletirim sözümü. Apollon'la Athena Ares'i şöyle kınarlar (İl. B u ça­ tışmada elbette ki akıl üstün gelecek. Lydia'lı kız üzüntü­ sünden kendini asmış. Arakhne de ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş ol­ makla geçinen Atina'nın baş tanrıçası Athena ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sü­ rer dururmuş. beddua. Lydia kızları. Ama Arakhne hiç oralı olmamış. Lanet. Kimi zaman çoğul ola­ rak gösterilip öç perileri Erinys'lerle bir tutu­ lur (Erinys). Danae'ye yaklaşmasını filan. geçiyor bile. sevimsiz. Argonaut'lar. gide­ rek gülünç bir kişi olarak canlandırmıştır. uğursuz ola­ rak nitelendirilen Ares insanların baş belası. 921) bir daha pek söz etmez bu tan­ rıdan (Tab. Troya savaşında yiğit Diomedes Athena'nın yar­ dımıyla karnından yaralar Ares'i. Apollon önce Ares'in işe karışmaması . eleavuca sığmaz huysuzluğun. Öğütler vermiş. Tanrıça da o zaman kim olduğunu açık­ layarak başlamışlar gergef başında yarışma­ ya. şaşakalırlarmış yaptığı işlere. hep hırgür. ormandan periler bile gelir. son­ suzluğa dek tozlu duvar köşelerinde ag örsün de hiçbir faydasını görmesin. Athena Olympos'un on iki büyük tanrısı­ nı işlemiş nakısına. Yaklaş ona. Adının geçtiği sayısız efsaneler için yukar­ da gösterilen adlarla ilgili maddelere bakınız. çılgın deli. Yunan dün­ yası onu o kadar hor görmüş. ellerin kanlı. biliyorum. saygı göstermişse. Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera Ares'in anası Hera ile herhangi bir ilişkisi­ ne pek rastlanmaz destanlarda. Tanrılar babası­ nın bu sızlanmalara verdiği karşılık şudur (İl. yokmuş onun üstüne bütün bölgede.dönek Olympos'ta oturan tanrılar arasında • benim iğrendiğim tanrısın sen. öyle becerikliymiş ki. Arakhne Lydia'lı bir kızmış. kendininkinden aşağı kalmıyor. Asıl çekişmesi de Athena iledir. çünkü Athena aklın yönettiği savaşı. 30. El sanatlarında Anadolu'nun Yu­ nanistan üzerine üstünlüğünü dile getiren bir efsanedir Arakhne efsanesi. Tanrıça buna kızmış. nakış yapmada. kızı da iş işlemede. bir koca­ karı kılığına girip çıkmış Arakhne'nin karşısı­ na. Tragedyalarda bu kavramla­ rı simgeleyen tanrıça. Orpheus. İlyada'nm beşinci bölümünde tanrılar da Akha'larla Troya'lılar arasındaki kıyasıya savaşa katılın­ ca. hele babası Zeus'un ondan hoşlanmadığı besbellidir. kötünün kötüsüdür o. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş ki. V. anadan gelme sana.

Ona kimi zaman Eriş (Kavga) de katılır. so­ nunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye. savaşta nasıl bağırır çağırırsa. Athena araya girip Kaderin Kyknos'un yenilmesine karar verdiğini. Ares çıkagelir. bu kaynağın dibinde de günün birinde Ares. III. İ. bu tepe- nin eteğinde bir kaynak fışkırır. Atina'da adam öldürmelerin ve dinsel suç­ ların yargılandığı Areopagos. Bu efsane. (Kyklopes). Arethusa. Arete. kimi zaman buna ver­ mesinden ileri gelmiyorsa da. Deimos (Korku) ve bir de Harmonia doğar. V I I I . süklüm püklüm Trakya'ya doğru yol alır (Od. tunç Ares de öyle bağırdı. baş konusu sa­ vaş olan bir destanda savaş tanrının bu kadar hor görülmesi şaşılacak bir şeydir. Argonaut'lar (Argo Gemicileri). Ares'in Aphrodite ile birleşmesinden P h o bos (Bozgun). V. Arethusa yerallın. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de büyük Dor şairi Pindaros işle­ miştir. vurdu onu. 359 vd. Bkz. Herakles destanında Ares. Derken Poseldon Olympos tanrılarını tepede toplamış ve Ares'in bu suçunu yargılamalarını istemiş. biri Elis'te. yaraladı karnından. Çırılçıplak yüzerken birdenbire ırmak­ tan yükselen bir erkek sesi duymuş. Palias Athene tutup yöneltti kargıyı tam Ares'in göbeği altına. Tanrılar mahkemede Ares'in beraatına karar vermiş. sonra bir kaynağa dö nüştürmüş. savaşı şöyle anlatılır ( İ l .): Gür narah Diomedes de atıldı tunç kargısınla. Thebai'de de Kadmos'un atası olarak tapım gördüğünü. Alkinoos.ı dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasınd. ama Alpheios gelip sularını sula rina karıştırmasın diye. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarı­ dır. Enyo adındaki kızı da tanrı neredeyse oradadır. on bin kişi. ama Ares akıl ve man­ tık dinlemez. Odysseia'da anlatılan aşk macerasında (Aphrodite) Ares Hephaistos'un ağına düşüp yakalandıktan sonra hiç ses çıkarmaz. yani Ares tepe­ si diye bir yer vardır. Medeia ile İason efsaneleri ise traged­ ya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Sene ca'ya konu olmuştur. 855 vd. Aglauros tan olma kızı Alkippe'ye Poseidon'un oğlu H a lirrhotios'un saldırdığını görmüş ve öfkeye kapılarak öldürmüş saldıranı. bir ej­ derin beklediği bir suyun kendisine adanmış olduğunu anlatır (Kadmos).için onu Skamandros ırmağınınkıyısına otur­ tur. Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesinde fil . karmlığm bağlandığı yere tam. Ares'in yabani Trakya boylarının yanında oturmaktan hoşlandığı ve bir gelene­ ğe göre kızları olan Amazonların da oradan kaynak bulduğu söylenir. yıkanıyormuş.Ö. Tanrıça da önce kızı bir buluta sarmış. Kıza tu­ tulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. Efsaneye göre. Akha'larla Troya'lıları yakaladı bir titreme. çeşitli bölümlerini başlık­ larla göstererek özetlemeye çalışalım. ama işler çatallaşıp Aphrodite de yarala­ nınca. Bu dev tanrı Homeros destanlarında yürek­ li ve yiğit olarak bile gösterilmiyor. sonra derisini yırtıp kargıyı çekti çıkardı.). gene atılır körü körüne savaşa ve Herakles'ten yara alarak gene utana uta­ na döner Olympos'a. oğlu Kyknos'u yiğitle olan savaşında korumak ister. Savaşa doymaz Ares öylesine bağırmıştı.ı gene yeryüzüne çıkmış (Alpheios). A R G O G E M İ S İ . Argcs. Artemis'in çevresindeki avcı kız­ lardan Arethusa günün birinde ay yorgunlu­ ğunu gidermek için ırmağa girmiş. Dönekliği zaferi kimi zaman ona. İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonaut'lar serüvenini bize bir tüm olarak R o doslu Apollonios anlatmıştır. Ares kavgasına tutuşmuş dokuz. ırmak kovalamış. Bu uzun öyküyü. öbürü Sicilya'da Arethusa adlı iki kaynağın varlığını açıklamak için uydurulmuş olsa gerek. Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri. buna karşı gelmenin akıl kârı olmayacağını söyler. O koşmuş. Phobos'la Deimos ayrılmazlar babalarının yanından. Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur. Kız sudan dışarıya fırlayıp olduğu gibi koşma­ ya başlamış.

Kalais ile Zetes). Altın Post. Argo gemisi Tesalya'daki bir limandan denize indirildi. lolkos kralı Aison tahtını Kanatlı. Bu iyiliğe karşılık oğlu İason delikanlılık çağına gelince PeliPhineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıka­ as'm karşısına çıkıp tahtını geri ister. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar (Athamas. Aietes). İdmon. K Y Z l K O S . Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermiş­ lerdi. Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisini iyi karşılayan Aletes'e Zeus'a kurban ettiği koçun altından olan postunu verir. ozan Orpheus. kadın yüzlü canavarlar olan H a r p ya'ları rüzgâr tanrı Boreas'ın oğulları Kalais üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. kendileri de arkasından geçmeye kalkışsınlar. Phriksos. İason bu sefere çıkmak zorunda kalır. bu işte tanrıça Athena'dan da yardım gördükten sonra yola çıkar (Aison. Yunanistan'da ne kadar gözü pek. Herakles). Adada erkek olmadığından Lemnos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve ÇARPIŞAN KAYALAR. Kadıköy'e yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzeri­ ne yelken açan Argo gemisini fırtına Boğaz­ dan uzaklara Trakya kıyılarına atar. ALTIN POST. Aison'un ile Zetes yener ve kovarlar. Kastor'la Polydeukes. S E F E R t N N E D E N İ . arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasına girer ve kuş gibi ancak pupası biraz zedelenerek geçer. dip Phriksos'un orada bıraktığı altın postu getirmesini buyurur. Ora­ dan da Marmara denizine girdiler ve Kapıdag yarımadasına vardılar. Peleus'la Telamon. PHİNEUS. yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır. ama genellikle en ünlü kahramanlar şunlardır: İason. Geri gelmeyince Herakles onu arama­ ya koyuldu ve şafak sökerken hâlâ dönmedik­ lerinden gemi Herakles'i Mysia'da bırakarak yoluna devam etti (Hylas.Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemiymiş. M a v i Kayalar diye de tanımla­ nan bu iki kaya aralarından bir gemi geçti mi. yanında Hylas adlı çok sevdiği bir genç vardı. Meleagros. Phineus Argonaut'lara şöyle bir denemede bulun­ malarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından. K ı z kardeşi Helle Boğazları geçerken de­ nize düştükten sonra. Herakles ve daha başkaları. Bu kral Harpya'lar belasına uğramıştır. Bundan sonra da Çarpışan Kayaların çarpış- . ARGONAUTLAR KİMLERDİR? Sefere katı­ lanlar Troya efsanesi kahramanlarından ön­ ceki kuşaktan kişilerdir. Adanın kadınları kocalannı öldür­ müşlerdi. ara­ larında ne varsa paramparça olurmuş. Pelias. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlar­ lar. YOLCULUK. Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler. atılgan yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan. AMYKOS. Harpya'lar. MYSİA'DA HYLAS'IN K A Y B O L M A S I . İason kuyruğundan birkaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer. yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. Mythos yazarlarının bunlar üstüne verdikleri listeler birbirini tut­ maz. L E M N O S ADASI. Karadeniz'e çıkmadana Symplegad'lar yani çarpışan kayalar­ dan geçmeleri gerektiğini Phineus söyler Argonaut'lara. Boreas'ın oğulları Kalais'le Zetes. Pelias cak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini bildirir da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gi­ (Amykos. gemi ustası Argos. Hypsipyle). onlarla sevişerek gebe kaldılar (Thoas. iason). Tanrı Apollon'a ya­ pılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı: İdmon'un kendisinden başka yolcuların hepsi geri dönecekti. dümenci Tiphys. Helle. Mysia kıyılarına vardıklarında (Mudanya lima­ nına çıkmış olacaklar) Herakles ormana dalıp kırdığı küreğinin yerine yenisini kesmeye git­ ti. bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos'la Helle'yi sırtı­ na alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekisidir. Birinci durak Lemnos adaşıydı. Delion'Iar kralı K y z i kos'u yanlışlıkla öldürdüler (Kyzikos). S E M E N D İ R E K . güvercin geçebilirse. Çanakkale Bogazı'na girmeden Samothrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdü­ ne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. Onu yapan ustanın adı da Argos imiş.

Ne var ki Aietes as'm da tahtı geri vermeye hiç de yanaşmadı­ gene de Altın Post'u vermeye razı olmaz. ama bir ejderi öldürmesini. arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla vakit kay­ bettiler. ama Medeia daha hızlı davran­ la arkadaşlık kurar. dev birden lanır. İason'u konuklamak istemez. A M A Z O N L A R VE KOLKHİS'E VARIŞ. İstanbul Boğazında akıntı yüzün­ den oynak kayalar mı vardı. bunların kavgaya tutu­ Talos böylece can verdi (Talos). ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. yalnız ayak bileklerinden biri etten fason ister istemez bu koşullara evet der. A L T I N POST'UN ALINMASI. Bu kez fırtına onları etes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır. İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. Amazon'ların ülke­ si Thermodon (Terme çayı) ve Themiskyra (Terme) şehriyle merkezlenir efsanede. deia araya girer. Ertesi sa­ bah Argo gemisi şafak sökmeden yola çıkar.arındırır ama. Medeia'nın dediği gibi olur. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir çareye başvurmuştu: Yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaş­ tılar. Medeia'nın halası olan büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. Kral Lykos onları iyi karşılar. DÖNÜŞ YOLCULUĞU. İason Altın Post'u yunduruk altına sokmayı ejderin dişlerini tar­ amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a döner. Sonra da yiğide büyülü bir merhem hazırlar. gonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Argonaut'lar Seiren'ler adasının önünden ge­ Aietes'in karşısına çıktıklarında. bir gün boyunca ne yara­ oldu. leyen ejderi uyutmuş ve koçun pöstekislnl alıp Argo gemisine kaçırmışlardır.maktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıklan anlatılır. kralın kızı çerken ozan Orpheus canavarları büyüler. Girit'te eski tunç soyundan kalma Talos adın­ tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öl­ da bir dev yaşar. ne de ölür. Ar. ara­ dan akmaya başlayan kan bir daha durmadı. İason'a kendisini eş olarak Hephaistos'un yaptığı bu robot adama Girit almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. Güçlü bir büyücü olan Medeia bun­ Seiren'lerin sesine kulak vermezler. larına bir taş atarsa. kralı Minos adayı koruma görevini vermişti. Libya kıyılarına atar. Medeia iason'u görür ve büyük bir aşkla ona söylediği ezgi o kadar güzeldir ki gemiciler tutulur. Bir anlatıma göre Argo Ka­ radeniz'de İstros (Tuna) ırmağının ağzına va­ rır ve ırmak yoluyla Adriyatik denizine çıkar (o zamanki coğrafya görüşlerine göre Tuna Karadeniz'i Adriyatik denizine bağlayan bir su yoluydu) . Hera'nın dan böyle Argonaut'ların ve İason'un bütün koruyuculuğu altında Kharybdis'le Skylla uçu­ işlerini eline alır ve dilegince yönetir. Kral Airumlarını da geçerler. ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölür­ ler. tandır. Pelibirlerine öldürtmeyi başırır. Du­ rak yapmadan Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerler ve Phasis ırmağına (Pasinus) yani Kolkhis (Gürcistan) ülkesine varır­ lar (Amazon 'lar). Kirke Medeia'yı kardeşini öldürmüş olma suçundan M E D E İ A . oradan Girit'e geçerler. ihtiyarlamakta olan baba mış. ama Medeia onu büyüledi. İason'la el ele vererek Altın Post'u beklarını gençleştirmenin çaresini kendilerine . Argonaut'lar daha öteye gidip Ama­ zon'lar ülkesine çıkarlar. Ar­ ğını görür. Ejderhanın dişlerini toprağa ayağını burkarak bileğini sıyırdı ve damannektikten sonra silahlı adamlar biteceğini. bu yüzden Argonaut'lara yetişemedi­ ler. Meolup içinde bir kan damarı bulunmaktaydı. Argonaut'lar Girit'e yaklaşınca Talos koca Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah bir kaya alıp Argo gemisinin üstüne fırlatacak geçmez hale sokar. ateş püsküren. Destanın bu bölü­ mü de karışıktır. İason boğaları bo­ Y U N A N İ S T A N ' A V A R I Ş . yoksa Boğazın olağanüstü anafor ve akıntıları efsaneye böy­ le bir imgeyle mi yansıtıldı? Her neyse bu en­ geli de aştıktan sonra Argonaut'lar Yunanlıla­ rın Pontos Eukseinos yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz'e çıkarlar. şup birbirlerini öldüreceklerini de söyler. laya ekip üstünde fışkıran silahlı adamları bir­ Babası Aison'un öldüğü haberini alır. Talos tepeden tırnağa tunç­ dürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. Burada Medeia'nın tüyler ürperti­ go gemisini yakmaya ve Argonaut'ları öldür­ ci bir oyunu yer almaktadır: Pelias'ın kızlarıy­ meye kalkar.

bu işler olup biterken İason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. ama üzülme­ ye vakit kalmadan tanrı Dionysos gelmiş. Argos'un yüz değil de. gündüz gözlüyormuş. Sonrala­ rı Argos adı yalnız batısındaki Argos kentine ve Argolis denilen bölgeye ayrılmış. ya da büyülü bir değnekle Argos'u bir daha uyanmayacağı bir uykuya dal­ dırmış. Ariadne. Atina'dan da sürülür. Medeia'yı uzaklaştırmak çarelerini arar. Güneydoğu Anadolu'nun Kilikya bölgesinde bulunan dağlık bölgenin adı. Arima. Dionysos). birden körpe bir kuzu çıktığını gösterir. Bunu nasıl yaptığı konusunda söylentiler çeşitlidir: Kimine göre uzaktan attığı bir taşla yere sermiş Argos'u. Ama Zeus Hermes'e İo'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. (3) Homeros destanlarında tanrı Hermes "Argos u öldüren" "Argeiphontes" ek adıyla anılır. Minotauros'un bulunduğu bin bir dehlizli Labyrinthos mağa­ rasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti. II. Argos'a Zeus Peloponez krallığını vermiş. îason'la Medeia bu su­ çu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar. (1) Zeus ile Niobe'nin oğlu. Ekhidna). bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. Niobe Zeus'un sevdiği ilk ölümlü kadındır. Pelias'ın kızları bu düzene kanarak babalannı öldürüp kazana atarlar. ikisi ı. o kadarı açık kalıp bakarmış. Çünkü böyle bir efsane vardır: Hermes'in öl­ dürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. uyuduğu zaman bile gözlerinin hepsi kapanmaz. Sonra da Ariadne'yi kaçırıp Naksos adasına varmışlar. MEDElA'NIN SONU. Ariadne uya­ nıp bakmış ki adada yapayalnız. Argos 1 1 yada destanında Yunanistan'dan gelip Troya'ya saldıranların tümünün yurdu olarak gösterilir. kız onu giyer giymez yanma­ ya başlar.öğreteceğini söyler ve örnek vermek üzere yaşlı bir koç alarak keser. Kolkhis'e döndüğü ve daha birçok suç ve serüvenler­ den sonra babası Aietes'le barıştığı bazı efsa­ nelerde anlatılır (Medeia). lason da korkunç karısından bıkmışa benzer. Theseus'u öldürme­ ye çalışır. (2) Argonaut'ların gemisi Argo'yu (argos. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar. Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerden ilerledikçe yumağı açıp ipliği ye­ re bırakıyormuş. Bundan sonra atası Helios'un kendi­ sine gönderdiği bir uçan arabayla Atina'ya uçar. ikisi arkasında yalnız dört gözü varmış. Ama Theseus kızı o adada bırakıp gitmiş. ne kadarı kapanırsa. Hera da gözlerini kendisine özgü ve çok sevdiği tavus kuşunun tüylerine yerleştirmiş. sonra da taç gökte bir yıldız olmuş (Theseus. Dirilmedigini görünce çılgına dönerler ve yurtlarından sürülürler (Pelias). 782). Efsa­ neye göre bu dağların altında iki ejder yat­ maktadır: Homeros'a göre Typhoeus'un ini buradadır (İl./I kafasının önünde. Theseus Girit'e Minotauros'la çarpışma­ ya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüş ve görür görmez de ona tutulmuştu. Argos. Tartışmalı yorumlara yol açan bu sıfa­ tın anlamında bilginler karar kılmış gibidir. Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. kı­ zın güzelliğine vurulmuş ve onu alıp Olympos'a götürmüş. Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtar­ mış. Argos'lu ise Akha'ların hepsine ve­ rilen genel bir sıfattır. Argos ineği bir ağaca bağlayarak gece. Orada Aigeus'a kendisiyle evlenirse ço­ cuk doğuracağını söyler. 11). Tartaros'la Gaia'dan dogma Ekhidna ca­ navarını öldürmüş. Minos'la Pasiphae'nin kızı (Tab. büyülü otlarla kay­ nayan bir kazana atar. Düğün hediyesi olarak Ariadne'ye Hephaistos'un yaptığı altın bir taç vermiş. sonra da Zeus'un inek bi­ çimine soktuğu sevgilisi lo'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş. O sırada bü­ yücü kadın ömrünün en korkunç suçunu iş­ ler: Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir. . hızlı demek) yapan ve ona adını veren usta. Nasıl olmuşsa olmuş ama Argos öl­ müş. Hesiodos da Ekhidna canavarının orada kapalı olduğunu anlatır (Typhon. Başka bir anlatıma göre. Kreon'un kızı Kreusa ile ev­ lenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. ama bir süre sarayında alı­ koyduktan sonra. kimine göre Pan'ın kavalını çalarak devi bü­ yülemiş ve bütün gözlerinin birden kapanma­ sını sağlamış. bu yüzden de Argos denmiş bütün yarımadaya.

gemiciler onu suya atıp paralarının üstüne oturmayı kurmuşlar. güzel kadın düşüp ölür. Arkadya bölgesinin efsanelik atası. özellikle Tesalya. H e m tarihçi onu bir masal diye değil. kesti­ ği kurbanları dokuz gün sonra yoklayınca. Güvenmiş tanrıya ve bakmış ki başka kurtuluş yok. çalgısı öyle dokunaklı ki. gerçek­ ten olmuş şaşılacak bir olay diye anlatır: Şair­ ler anası Lesbos'ta Arion adlı bir ozan yaşar­ mış. IV. diyor Herodot hemşerimiz. en güzel rubala­ rını giyip son bir kez güvertede denize karşı saz çalmayı dilemiş. bayırda yetişen Ataion us­ ta bir avcıdır. leşlerinden binlerce arı çıktığını görür. Arkas ana tarafından Lykaon'un torunuydu. Zeus'un gebe bıraktığı Kallisto doğurup da öldükten yahut ayı kılığına sokulduktan son­ ra. Serüvenini şöyle anlatır: Dag ve su perilerini kovalamaktan hoşlanan Aristaios günün birinde ozan Orpheus'un karısı Eurydike'nin peşine takılır. tragedyanın kayna­ ğı sayılır. bana hayatımı bağışlayın di­ ye yalvarmış. servetler topladıktan sonra. sofrayı devirdiği gibi.ARKAS Arion. bu tür. alıp onu Libya'ya kaçırmış ve orada Aristaios adlı bir çocukları olmuş. "Gitar çalmakta eşi yoktu. Bu yıkım karşısında Aristaios ana­ sı Kyrene'ye dert yanar. Günün birinde adası dar gelmiş Arion'a dünya göre­ yim deyip Korinthos'a göçmüş. İtalya'yı. Zeus'la Artemis'in avcı kızlarından Kallisto'nun oğlu. tragedyanın babası odur demek (Dionysos). Ama Zeus aldanmamış. Orpheus). Arion onu yarattıysa. Dithyrambos. yolculuk için Korinthos'lu bir geminin tayfasıyla pazarlığa giriş­ miş. Kyrene oğluna deniz ihtiyarı diye anılan kâhin Proteus'a baş vur­ masını salık verir. Öyle güzel çalmış. Taranto'dan gemiye binmiş. Orada da bir süre kalıp. dost Periandros'un yanına dönecek olmuş. Zeus Arkas'ı büyütmek üzere Hermes'in anası Maia'ya vermiş. Babası gibi dağda. Tanrılar da Aristaios'u cezalandırmak için salgın düşürürler arı kovanlarına. çünkü en çok bu şehir adamlarına güvenirmiş. Bu kral Zeus'u sına­ mak istemiş.) gi­ dip Mısır'da fok balıkları arasında yaşayan Proteus'u bulur ve onu sımsıkı bağlayarak ke­ hanetini ağzından alır: Dört boğa ile dört dü­ ve kurban edecek. dinliyorlarmış ozanı. torununu doğrayıp parçalarını tanrının sofrasına çıkarmış. Bağış­ landığını anlar. Arion sanatıyla yalnız ün değil. Periandros şairin ne olduğunu sormuş. zeytincilik. arılarının hepsi ölür. kralın kendisini de . deni­ ze düşüp boğulduğunu söylemişler. Aristaios da Odysseia'da Meneloas'un yaptığı gibi (Od. Arkas. Arion fiskoslarını duymuş ve varı­ mı yoğumu alın. hemen yunus balığının biri onu sırtına almış ve Yunanistan'a kadar gö­ türmüş. Ora halkını da büyülemiş. hayvancılık ve özellikle arıcılıkta ondan üstünü yokmuş. Aristaios sonradan Kadmos'un kızı Autonoe ile evlenir ve Aktaoin adlı bir oğlu olur. Lykaon'un ko­ nağına yıldırım yağdırmış. Aristaios. Boiotia ve Arkadya'da Aristaios bir kır tanrısı olarak saygı görürdü (Eurydike. tanrı Apollon da Arion'un sazıyla üstünde yolculuk ettiği yu­ nus balığını gökte birer burca dönüştürmüş. Sicilya'yı gezmek hevesine kapılmış. Çocuğu kırlarda at adam Kheiron ve nympha'lar büyütmüş. Apollon'un kutsal hayvanları yunus balıkları belirmiş çevrede: Toplanmış. Yunanistan'ın bazı bölgelerinde. Bir gece önce düşünde Apollon'u görmüşmüş Arion. öyle dokunak­ lı söylemiş ki. sonra derdine çare bula­ caktır. duyduğuma göre de. 365 vd. Hain gemiciler Korinthos'a varınca. Arion ezgisini bitirince denize atlamış. Ne var ki denize açılınca. Her neyse. tanrı Dionysos'a bir övgüdür. çok para da kazanmış. Tesalya'lı ırmak tanrı Peneus'un tonınu olan Kyrene adlı nympha'yı tanrı Apollon görmüş ve sevmiş. Sonra da denize atacakmış kendini. Aristaios tarım ve hayvancılıkla ilgili bilgilerin hepsini öğrenmiş. ünü Midilli'den çok ötelere yayılmış. O sıra Arion birdenbire çıkagelmez mi! Periandros gemicileri çarmıha gerdirmiş. kaçarken Eurydike'nin ayağını yılan sokar. Herodotos'un anlattığı masallar ara­ sında Arion'un masalı kadar sevimlisi yoktur. Aristaios'a Vergilius "Georgica" adlı tarım­ sal konuları ele alan eserinde uzun bir parça ayırmıştır. Dithyrambosu ilk söyleyen odur". üstelik Korinthos'un yöneticisi Periandros'u da dost edinmiş kendine. Aristaios kâhinin dediğini yapar. Dili öyle tatlı.

sonra ilkçağ yazını boyunca rastlanan okçu­ lukla ilgili sıfatlarıdır. kardeşi Apollön gümüş yaylı olduğu halde. Akdeniz çevresinde bin yıllarca tutunmuş bir tanrıçaya belli bir süre içinde ve belli bir bölgede verilen addır. İlyada'da Artemis için "altın yaylı. avlanıyormuş ki. oysa ayla ilişkili bir tan- . altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı" deyimlerine rastlanır. bu karmaşık varlığı bir bütün olarak görüp incelemeyi bilimin daha iyice çözümleyeme­ diği bir sorun haline getirmektedir. Tek üstünde durulması gereken ve kişiliğinin özünü yansı­ tan sıfatları ilkin Homeros destanlarında. bizim tarih ve din tarihi bilginimiz Halikarnas Balıkçısı'ndadır. Ana Tanrıçanın gerek Kybele. ok saçan. Arkas'ın parçalarını bir araya getirip çocuğu yeni baştan diriltmiş. bozulmamış anlamına yakın gelen "artemes" sıfatından üreme olduğunu kanıt­ lamak güçtür. onun bulgularının.. Artemis için Altın sıfatının kullanılması dikkati çeker. ayı olan anasına rastlamış. Arkas delikanlılık çağma gelmiş. tanımlarının ve şaşır­ tıcı bir kavrama ve bağlantı kurma gücüyle aydınlatıp canlandırdığı gerçeklerin bir derle­ mesi sayılabilir. Bu tanrıçanın kültü Anadolu'dan Mezopotamya'ya. İlyada'da bu tanrıçaya çokluk "ok taşıyan. Çok yararlı bir kral olmuş: Uy­ ruklarına buğday ekmesini. burada yalnız Artemis'i tanıtma çabasına girişelim. ayrıca kuzeyde İskandinav ülkelerine dek sokularak iz bırakmıştır. Yunanla ilgili çağlarında bu tanrıçanın aldığı biçimi ortaya sermekle erken taş çağında başlayıp Roma imparatorluğunun putperest­ likten Hıristiyanlığa geçişine kadar olan süre­ de tutarlı bir gelişmeyi izlemek olanağını ver­ mektedir. Homeros metinlerinde sözü geçen Artemis'ten Latin yazınındaki Diana'ya varmak için nice nice değişimlere uğramıştır bu tanrısal figür. Artemis'in Apollon'un olduğu gibi parlaklık gösteren bir ek adı da yoktur. ekmek yoğurma­ sını ve yün eğirmesini öğretmiş. Aşağıdaki incele­ m e . bütün bu değişik ad ve biçimlerin ardında h e p aynı görüş ve inanç özüne rastlandığı artık yadsınmaz bir gerçek olmuştur. Çatalhöyük ve Hacılar kazılarında elde edilen bulgu­ lar ise Ana Tanrıçanın gelişmesinde başlan­ gıç noktasını İsa'dan önce 6100 yıllarına ka­ dar indirmekle bu evreye ışık tutmakta ve da­ ha sonraki aşamaların belli bir açıdan ince­ lenmesini kolaylaştırmaktadır. Ölünce Arkadya üç oğlu arasında paylaşılmış. Artemis. Artemis. Arkadya denmiş bu bölgeye. başlamış onu kovalamaya ve hayvanın sığındığı Zeus tapınağına onun arkasından girmiş. Ama Zeus acımış ana oğla ve ikisini de göğe alarak birer yıldız yapmış. Yunan kaynaklarında adı­ na rastlanan Artemis de zaman ve mekân içinde bir gelişmenin ürünüdür. Artemis'in adı tıpkı Apollon'unki gibi Yunanca değildir. Ülkenin yasalarına göre. Adına takılan yüzlerce yersel sıfatı ise onun tapınıldığı çeşitli ülke ve bölgeleri açığa vur­ maktan başka bir işe yaramaz. tapınağa giren ölüm cezası­ na çarptırılmış. K a y nağı Orta Anadolu'da bulunduğu en son ar­ keoloji kazılarından kesinlikle anlaşılan ve ge­ nel olarak Ana Tanrıça diye tanımlanabilen bu tanrısal varlık Yunan din ve efsanelerinde Artemis adıyla anılır. Efes'li Artemis'i tanımlamak için de Selçuk müze­ sinde gözümüzle görmek mutluluğuna erişti­ ğimiz eşsiz heykellerden faydalanacağız. ya da yunanca bir deyimle "Araba" olmuş. Bu işte öncülük. Dokunul­ mamış. Ne var ki isim ve biçim bolluğu tan­ rıçanın geçirdiği evreyi izlemeyi güçleştirmek­ t e .t. Arkas da Arkturos yani ara­ banın sürücüsü. Arkas Lykaon'un oğlundan kendisine miras kalan krallığa adını vermiş. Adı ne olursa olsun toprak ve bere­ ket tanrıçası ancak uzun ve yaygın bir geliş­ me süreci içindeki aşamaların sayım ve dökü­ münü Ana Tanrıçanın Anadolu'daki başlıca simgesi olan Kybele'ye ayırdığımız bölüme bırakarak. Bun­ ları özetlemek için yazılı kaynaklardan. okçu tanrıça" denir. Lüb­ nan ve Filistin yoluyla Mısır'a ve Ege adala­ rıyla Girit'e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kapladığı gibi. Efes'te bulu­ nan Artemis heykelleri de Anadolu'nun r.bir kurt haline sokmuş. ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I .Kallisto Büyükayı. Suriye. Toprak ve bere­ keti simgeleyen bu tanrıçaya her çağ ve her bölgede başka başka adlarla ve ayrı ayrı bi­ çimlerde tapınıldığı. gerekse Artemis adıyla tam anlamına varmak bugüne bugün pek az bilginin başarabildiği bir iştir. Yunanistan ve İtalya'ya da ya­ yılmış.

XXI. oradan kaynak alıp oraya yerleştikleri anlaşılır. atlarına yoğun sazlı Meles ırmağından su içirir ve Smyrna'dan hızla geçerek sürer altın arabasını bağlık Klaros'a doğru.): Bana karşı komak mı şimdi niyetin. Artemis'in Anadolu'yla ilişkisini bir daha açıklar. hepsi de Ama kız kardeşi. sa­ nıyla bir Anadolu'lu tanrıça olarak karşımıza çıktığını belirler. Apollon bezmiştir. o kadar ki bu iki tanrıça kimi yerde birbirine karışır. kadınlara karşı aslan yapmışsa da seni Zeus istediğini öldürmek gücünü vermişsede sana. tanrıçası. çıkıştı ona. tnopos akıntılarının orada. mutlu ana.ı lı. İlerde görüleceği gibi Artemis'le Helios soyundan bir ay ve büyü tanrıçası olan Hekate arasında yakınlık. kardeşine sertçe ç ı k ı ş ı r ( İ l . Ne var ki bu açıklama övgüde söy 1 hak etmediği bir ün veriyorsun ona. küçük düşürdü onu: eski adıymış. vermiştin sırtını koca dağa. sonra da Artemis'i Ortygie. şu farkla ki Ino yaramadıktan sonra o yay İşine?". ya da Ortygia denilen yerde doğur­ du. aptal. Derken Artemis. kayalı Delos'ta doğurduydun oğlunu. ğiştirmiş. kızını Ortygie'de doğurduydun. bölümünde Akhilleus'un eli atanda can veren Hektor'u savunup savun­ mamak konusunda tanrılar arasında tartışma vardır. Hekate üçlüsünün Anadolu ile daha bir ilişki­ sini mi dile getirir acaba? Ilyada'nın XXI. yaban keçilerini öldür. bir Fenike ağacı dibinde. Delos'lu Apollon'a övgüde şöyle denir: Selam sana. Bir açıklamaya göre Ortygia Delos adasının konuştu avcı Artemis. Hele bundan sonra Hera'nın tartışmaya karışıp Troya'dan yana olduğu için Artemis'e karşı öfkelenmesi büsbütün anlamlıdır (İl. 3 8 1 vd. burada her iki tanrının da Ege böl­ gesinden oldukları. Git dağlara. ya da adası nere­ deydi? Bu da tartışma konusu. yani Parlak Ada olarak de­ Poseidon'a bırakıyorsun zaferi büsbütün. orada bekler hedefi vuran tanrı kardeşi okçu tanrıçanın gelmesini. Aşağıda tanrıçanın niteliklerini ele alırken incelediğimiz bu parçalar Artemis'in adı. Musa. bu bıldırcın yeri. lenene uymuyor. ey ulu Leto. İlkçağda bir­ çok yerler Ortygia adıyla anılmakta. sensin kral Apollon'u. lon adını Delos. utanmaz köpek? istersen yay taşıyıcısı ol sen. Hekate'nin adı da H e katos gibi çözümlenmemiş bir kökendendir. rı yerler olarak gösteriliyor. Bu parlak çocukların anası. zor ölçersin gücünü benim gücümle. Klaros ve Homeros'un atası sayılan İzmir'deki Meles suyuyla ilişkisini açı­ ğa vurur. ki orada taht kurmuştur gümüş yaylı tanrı-. övgüde Delos'la Ortygia ay­ Ne diye bir yayın var sentn. Baş ka bir sıfatı ise onun Apollon'l.'/ . Efes'li Artemis'le ilişkiyi kurar. okçu Artemis'i doğuran.nçaya altını biz daha çok yakıştırabiliri*.): Yabani hayvanlar tanrıçası diye çevrilen "potnia theron" Ana Tanrıça Kybele'nln w ona özgü bir sıfattır. 470 vd. insanları kendi ka­ derlerine bırakmak düşüncesindedir. (2) DOĞUŞU. Artemis. kendinden güçlüyle savaşmaktansa bu daha iyi. okçu tanrının kız kardeşini Apollon 'la birlikte büyümüştür ok atan o kız oğlan kız. ikincisi Apollon için kul­ lanılan "Hekatos" ve "Hekatebolos" ek adla­ rıdır ki bunları "okçu. "Ortyks" Yunanca bıldırcın demek oldu­ ğuna göre. Bu metinden açıkça anlaşılan şu ki Leto ön­ ce Apollon'u Delos'ta. '. Homerik denilen bu övgünün başlangıcın­ daki bu dizeler iki bakımdan ilgi çekicidir: Biri Artemis'in İzmir. Kynthos'un sarp eteklerine. Bu aydınlanmamış köken Apollon. okuyla hedefi vuran" diye çevirdiğimiz halde tam anlam ve kaynak­ larını bilmemekteyiz. llyada'da Artemis'in bu nitelikle adlandırılması dikkati çeker. Delos'lu Apollon'un bir tıpkısı olan Artemis'e övgüde şöyle deniyor: Artemis'i övelim. okçu tanrı. ben­ zerlik vardır. yabani hayvanlar Artemis'e yurt olmak hevesini gütmekteydi. üstünde doğduktan sonra Apol"Kaçıyorsun demek.ıglcinl ısını daha açıkça belirtmektedir. X X I .

Nitekim Sipylos (Manisa) dağının kuzey eteklerindeki Hitit tanrıçası Hepa. Artemis'lerin çokluğu . diklerinden. yay. Kendi ülkelerinde Kenkreios adlı bir su lar. bu çeşit kutsallığı Hercules'in Lydia'ya egemen oldu­ ölüm ise tatlı bir ölüm sayılır.. Kenkreios suyu da Meryemana'nm kutsal suyu oldu. da kaderini dilegirice saptar (Agamemnon. Bu konuda Halikamas Balıkçısı'nın tanıklığına başvur­ malıyız (Hey Koca Yurt. ayazma olarak kutsal sayılma­ leagros). X X I şimdi Meryemana'nm evi olmuştur. Bizans çağında. Akha'ların başkomutanı Agamemnon'un güsünde tanrıçanın İzmir ve Klaros'la ilişkisi. Garstang İlyada'da sözü edilen başka efsanelerde de "Hitit İmparatorluğu" adlı yapıtında. yani Hav­ Meleagros'un babası Oineus'a kızdığı için ül­ va'nın önünde de su akar. Solmissos (Bülbül) da­ dir. ne var ki destanlarda kar­ Bu Kenkreios denilen su. Artemiş ve bugüne bugün orada duran bir zeytin mis ok. Andromakhe' ğu zamanda bu yiğidin izniyle daha da artmış nin anası. kalıyor Efes yöresindeki Ortygia. İmparator Tiberius zamanında Anadolu' tanrıçanın asıl kaynağını unutursa bile. Meryem Ana efsanesinin . suyun yanıbaşındeşiyle paylaştığı bu üstün güç başka hiç bir daki Kırkınca (köyün bugün adı Şirince'dir) tanrıya vergi değildir.. Aphrodite ve ırmak şunları söylediler: Apollon'la Artemis genel­ tanrı Ksanthos'la birlikte Troya'lıları tutar. s. kutsal yerler ve tapı­ Artemis'in bu adlı bütün tanrısal imgelere naklar varmış. hiç biri doğum yerini değiştirmek yoluna gitmemiş. su başları eski­ ğine yakınır.221): Ortygia denilen yer. bir yerin seçilmesi. Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gel­ çanın değişmez nitelikleri olarak kalır. Efes'li da. Anası Leto. likle sanıldığı gibi Delos'ta doğmuş değiller­ onları savunmada gevşeyen Apollon'u azar­ dir. 483) ve Zeus babanın kızına bu yetkiyi verdi­ Anadolu kurak olduğundan. Arvaliya vadisindedir. korunmuş. ama o söz konusu olamayacağına göre. J. at ve arabayla yakından ilgilidir. kimi zaman mamış. zar. Bu yüzdendir ki doğumla doğrudan doğ­ ruya ilgili bir tanrıça olarak Hera Artemis'e ğının kuzeyinde.pos deresi. böylece Troya savaşının Bu tez her bakımdan tutarlıdır: Artemis öv­ da. Prof. çok da­ sallanmış. Ortygia adlı Sicilya'da bir ada var.. Artemis öldürücü okunu öç ya da ceza ama­ cıyla atar (Niobe). ama bu araç ve silahları sonraki yazında oldu­ Bunun üzerine o koru tanrı buyruğuyla kutğu gibi av ve avlanma amacıyla değil. 219): de bu yerle ilgili bulunması Ortygia denilen yerin bu olduğu görüşünü pekiştirir. bu yerlerin dokunulmazlığına kolayca sığınabil­ kaynak ve örnek olduğu apaçıktır. geyiğini öldürüp böbürlendiği için İphigeneia kurbanını şart koşar. daha başka ka­ ve bu hak Perslerin zamanında bile kaldırıl­ dınlar hep bu oklarla can verir. yine orada Liber baba (tanrı Bacchus) savaşta başarı kazanınca tapmak çevresi­ Ansızın ölüm erkekler için Apollon'un. den beri kutsal sayılırdı. hırsızı olsun. Anadolu'daki kutsal yerlerin tem­ silcileri Roma'ya senatoya çağrılmışlar ki. her iki adımda bir. Herkesten önce Efesliler huzura çıktılar ve kardeşi Apollon. su kesine korkunç bir yaban domuzu salar (Mekaynaklarının. Ares. İlyada'da Artemis'e verilen sıfatlar tanrı­ varmış ve bir de Ortygia denilen bir koruluk. ağacına dayanarak doğurmuş bu iki tanrıyı. Çocuk doğururken denilen köyün suyudur. Tapmağın lar için Artemis'in oklarıyla olur. Kırkınca'lılar sularını ölen kadınların ölümü de Artemis'ten gelme­ oradan alırlar (s. sözlüklerde Delos adasının bir su­ yudur deniyor. Niobe'nin kızları. veya gitmişse de başaramamıştır. bu ros destanlarında Artemis'in rolü Apolyerlerin gerçeğiyle yalancısı ayrılabilsin. Katili olsun. öyle ki Apollon bile Kyklop'ları öl­ ha önemli bir iş için kullanır: Apollon gibi Ardürdükten sonra Zeus'un öfkesinden orada temis de insanları oklarıyla vurup öldürür. Efes'li Artemis'e yurt olarak Efes'e çok yakın İphigeneia). (3) N İ T E L İ K L E R İ VE EFSANELERİ.. Hitit ka­ Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları bartmalarının su başlarında olduklarını ya­ elinde tutan "potnia theron" olarak gösterilir. ülkede güvenlik kalmamıştı. Yunanis­ tan'da birçok yerler kendilerine özgü bir Artemis kültü edindikleri ve tanrıçaya bölgesel adlar verdikleri halde. O yer "Sen kadınlar i ç i n bir aslansın" der ( İ l . HomeOnun için. lon'unki kadar büyük değildir. Agamemnon avlanırken kutsal bir sı sürdürülmüştür. kadın­ ne sığman Amazon'ları bağışlamış.

( l I V I I I- I I r

Artemis'in avcı kız ve kesinlikle kiz oğlan kız olarak nitelikleri Homeros destanlarında pek belirtilmiş değildir. Yalnız Odysseia'da denizden kurtulan Odysseus Phaiak'lar kralı­ nın kızı Nausikaa'yı hizmetçilerinin arasında görürken şöyle seslenir (Od. VI, 149 vd.): Yalvarırım, kraliçem sana, ister tanrı ol, ister insan. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansın. u / u Zeus'un kızı Artemis olmalısın, görünüşün, b o y u n bosun,dipdiri bedeninle tıpkı osun. Burada Odysseus'un demek istediği şu: Tanrıçaların da, kadınların da en güzelisin. Nitekim birçok yerlerde Artemis "Kalliste" (en güzeli) adıyla anılır. Doğada egemen, canlıların ölüm, kalımını elinde tutan güçlü tanrıça kavramından doğanın içinde hayvan­ larla birlikte yaşayan, ormanlarda derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı kız ve özellikle kız oğlan kız tanrıça kavramına geçiş, yani Efes'li Artemis'ten Hellenistik ve Latin şiirindeki Diana'ya geçiş kolayca anlaşı­ lır doğal ve olağan bir geçiştir. Sürekli bir ev­ re içinde gördüğümüz Artemis figürü böylece avcılık ve bakirelikle ilgili efsane ve masallar­ da rol almış (Aktaion) ve ay tanrıçası Selene, gecenin karanlık güçlerine egemen Hekate ile bir tutulmuştur. Biz yalnız şunu belirtmek isteriz ki, mythos'un kaynağı sayılan H o m e ros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok kişili­ ğinde dişi yaratığın üç aşamasını, yani kızlık, kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes'li tanrıçaya benzemektedir. Burdan çıkan sonuç da şu ki, Yunan din ve efsanesindeki Artemis kaynağını Anadolulu tan­ rıçadan almaktadır-, birçok mythos yazarları­ nın bugüne dek ileri sürdükleri tezin tersine Yunan asıllı olan Artemis sonradan Asia'lı Ana Tanrıça ile birleştirilmiş değildir. Bu tan­ rıçanın başka önemli bir kaynağı da Girit'tir. Britomartis ve Diktynna diye anılan Girit' li Artemis'ten bu adlar altında söz edilecek, Efes'li Artemis ise ayrı bir bölüme konu ola­ caktır.

din tarihinde de çığır açmıştır, Çünkü çok memeli Artemis figürlerinden daha önce or­ taya çıkıp Avrupa müzelerinde korunan tek tük örnekler var idiyse de, bu tanrıça tipinin Efes'e özgü olduğu ve Efes'te yapıldığı kesin­ likle bilinmiyor, yahut bilinse bile Ege tarih ve sanatına ışık tutmak amacıyla değerlendiril miyordu. Bugün bu Artemis heykellerini canlı canlı karşımızda görmekle, yalnız bu tanrıça­ yı değil, onunla ilgili bütün bir tanrı dünyası­ nı, arkasında da koca bir tarih çağım aydınla­ tabiliyor, gizli ya da karanlık kalmış birçok bi­ limsel sorunun çözümüne gidebiliyoruz. Da­ hası var, değeri paha biçilmez, güzelliği dille­ re destan Artemis Ege'nin şanını dünyaya ya­ yarak Türkiye turizmine çok önemli bir ileri adım artırmıştır. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in İngilizce olarak yazdığı ve İzmir Ter­ cüman Rehber Derneğince 1971'de yayımla­ nan "Asia Minör" adlı broşür Efes'li Artemis üstüne bütün bilgileri toplamakta ve tanrıça­ nın bugüne dek yapılmamış bir tanımını yap­ maktadır. Aşağıdaki yazıda bu broşürden fay dalanılmıştır: a) Kaynağı. Efes'li Artemis'in kaynağı hiç şüphe yok ki Anadolulu Ana Tanrıçadır. Sü­ mer'lerden önce var olduğu Çatalhöyük kazı­ larından anlaşılan ve Sümer'lerce Mâ ya da Marienna, Hitti'lerce Kupapa, Kubaba ya da Hepa, Suriye'den Arabistan'a kadar olan böl­ gede Lat, Girit'te Rhea, Phrygia'da Kybele, Lykia'da Leto olarak adlandırılan bu büyük bereket tanrıçasının Efes'e ne zaman geldiği, orada Artemis adıyla kültünün ne zaman baş­ ladığı kesinlikle saptanamazsa da, bu tanrıça­ nın Phrygia, Lydia ve Minoen Girit kültleri­ nin etkisi altında çeşitli evreler geçirerek yu­ karda adları sayılan tanrıçalardan ayrıldığı ve bugün Efes'li Artemis biçmine girdiği apaçık­ tır. Bu evreyi çağı çağına izleyemezsek de, arkeolojik bulgularla yazılı metinlerin karşılaş­ tırılmasından Efes'li Artemis'in İsa'dan önce II. bin yılda Efes yöresine yerleşmiş olduğu kanısına varılabilir.

b) İmgesi. Ana Tanrıça'nın bütün Akdeniz çevresinde ve özellikle Orta Anadolu'da bu­ lunmuş çeşitli imgeleri, idol, figürin ve küçük ( 4 ) E F E S L İ A R T E M İ S . Ephesos kazıları sıra­ heykelleri arasında Efes'li Artemis apayrı bir sında bulunan biri büyük, ikisi küçük üç Arte yer tutar. Efes'teki Artemislon adlı tapınağınmis heykeli arkeolojide olduğu kadar, dünya

)

da çok memeli, başı taçlı, gövdesi birçok f i gürlerle örtülü, ayakta duran, büyük boy hey­ keli herhalde çok eski, ilkel bir imgenin geliş­ tirilmiş biçimidir. Bu ilkel imge ise bir "ksoan o n " , yani hemen de hiç yontulmamış bir tahta heykel, ya da Pessinus'taki Kybele için olduğu gibi bir "diopetes" yani gökten düş­ müş sayılan bir taştı. Zamanla tanrıçanın im­ gesi zengileşerek, Artemis'in bütün nitelikle­ rini dile getiren yüklü ve süslü bir heykel ol­ muştur. Bu haliyle Artemis heykeli tanrıçanın doğa­ ya egemenliğini de, uygarlığın her türlüsünde yöneticiliğini de simgeler: Başının üstünde üç kat kule biçiminde üç tapınak taşır, bununla kırları olduğu kadar şehirleri de koruduğu gösterilir; derin ve ciddi bakışları sonsuzluğa dikilidir, tanrıçanın ulu gücünü yansıtır, ense­ si dolunay biçiminde bir diskle çevrilidir, al­ nında hilâl taşır, böylece ay tanrıçası olduğu belirlenir, diskin her i k i yanında beşer g r i f fon, yani kartal başlı aslan vardır ve boynun­ da zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkar. Onun altında da dört kat meme görülür. "Polymastos" yani çok m e ­ meli diye tanımlanan heykelin meme sayısı 17 ile 40 arasında değişir. Ama bu memele­ rin ucu olmadığından kimi bilginler bunları hurma ya da erkek arı gövdeleri diye yorum­ lamak yoluna gitmişlerdir. Tanrıçanın An Kraliçesi unvanıyla ilgili görülen bu sarkıntılar ne olursa olsun, Artemis'in bolluk ve bereket simgeleridir. Eteği altı kat dörtgen biçiminde plaklara bölünmüştür, her dörtgenin içinde kabartma aslanlar, keçiler, boğalar, g r i f fon'lar, sfenks'ler ve arılar görülür, bunların ortada olanları üçer üçer dizilmiştir. Gövdesi­ ni saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta yonutuna zaman zaman giydiri­ len birer giysi niteliğinde olsa gerek. Nitekim Efes'te tanrıçanın giysilerini korumakla gö­ revli soylu genç kızlar bulunduğu, bunların kız oğlan kız oldukları sürece hizmet gördükleri, evlenince ayrılıp yerlerini başka kızlara bırak­ tıkları bilinir. Tanrıça heykelinin değişmez kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır. Bu sayı ile Artemis'in üçlü karakteri dile gelmek­ t e , hem kız, hem evli kadın, hem de ana ola­ rak yaşam sürecinin bütününe egemenliği simgelenmektedir. Tanrıça evrenseldir: Sü-

rekli değişim halinde olan ayı etkisi altında tutar, doğum yeri çok doğurgan diye bilinen bıldırcınla ilgilidir, arıların kraliçesi, uygarlığın koruyucusudur, gökte ve yeryüzündeki ger­ çek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buyrugundadır. İnsanların da, hayvanların da ecesi, bütün doğanın yöneticisidir. Efes'li Artemis'in Ana Tanrıça ile paylaştığı bu nitelikleri İonya'ya özgü bir biçimde ve Prygia'da tapınılan Kybele'ninkilerden ayrı motif ve simgelerle dile getirrriesi, üstünde durulması gereken bir özellikti/, lonya, düşü­ nürleri ve sanatçılarıyla uygarlık dünyasına nasıl öncülük etmişse, Ana Tanrıça imgesini yaratmakta da başka hiçbir ülke ve yörede erişilemeyen bir yetkinliğe ulaşmış, göz ka­ maştırıcı bir başarı ortaya çıkarmıştır. Bu eş­ siz sanat anıtıyla çığır açıcı eşsiz bir düşünce­ nin taşıyıcısı olan Efes'li Herakleitos arasında ilişki kurmamak için kör olmalı. Kaldı ki do­ ğada akışı görüp evreyi ilk dile getiren büyük filozofun düşüncesini Artemis tapınağında tanrıçanın imgesine baka baka geliştirdiğini de biliyoruz. c) Tapmağı. Artemis'in Efes'teki tapınağı Artemision dünyanın yedi harikalarından bi­ riydi. İlkçağ yazarları onu anlatmakla bitire­ mezler. 190 metre boyunda, 55 metre enin­ deki yapı İonya üslubunda 127 sütun üstüne kurulmuştu. 15 metre yükseklikteki bu sütun­ ların 36'sı kabartmalarla süslüydü, bunların biri ünlü heykeltıraş Skopas'ın elinden çık­ mıştı. Sunağı Praksiteles'in eseriydi, içinde bulunan Amazon'lar anıtının heykellerinin yapılmasında Polykleitos, Pheidias, Kresilas, Kydon gibi Yunan ilkçağının en büyük sanat­ çıları çalışmış, resimleri Efes yurttaşı olan Apelles'in elinden çıkmıştı. En parlak çağın­ da Artemision Atina'daki Parthenon'dan dört kat büyük olup akıllara durgunluk veren bir yapıydı. Artemis'e adanmış kutsal bir alanda I.Ö. 652 yılında bitirilen ilk taş tapınak Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırısında yıkılmış ve İ.Ö. 564-546 yıllarında, bir dünya harikası sayılan asıl Artemision kurulmuştu. Büyük İs­ kender zamanına kadar tapınak olduğu gibi kalmış ve Ege yöresini ele geçiren yabancı idarelerce de saygı görmüştü. İskender'in

doğduğu t . Ö . 356 yılında l.ıpın.ık lli'iostr.ı tos denilen ve bir deli olduğu iter! ıtirüten bir Efes'imin eliyle yakılmış. Bu kadar koca bir yapının bir adam tarafından nasıl yok edilebi­ leceği bir sır olarak kaldığı gibi, bu işte tapı­ nağın paha biçilmez hazinelerini ele geçirme­ yi düşünen rahiplerin parmağı olduğu sanılır. 30 yıl sonra tapınağın yeniden yapılmasına başlanmış ve Lydia kralları gibi iskender de yapımına büyük bağışlarla katılmıştır. Yunan ve Roma ilkçağı boyunca uygar dünyanın hayranlığını üstüne çeken Artemision barın­ dırdığı sayısız rahip ve görevli heyetleriyle başlı başına bir idare haline gelmiş, para bası­ mı, kredi ve bankacılık işlemlerine önayak ol­ muş ve bu yolda uluslararası bir alışveriş ku­ rumu meydana getirmiştir. Bu dünya harikasının yerinde yeller esmesi, İngiliz çukuru denilen bir bataklık haline dön­ mesi Hıristiyanlıkla başlayan korkunç bir ça­ pulculuk hareketinin sonucudur. Aziz Paulus'un Efes'e gelişinde yeni dine karşı dire­ nen Efes'tiler Bizans imparatorluğunun yağ­ macılığına karşı koyamamışlar, zamanla dün­ ya harikasının taşları bir bir sökülerek Ayasofya'nın yapımına yaramıştır. Eşsiz mermer ve taşların geri kalanı da Efes'teki Sen J a n ki­ lisesinde kullanılmıştır. İki üç yüzyıl önce BritLh Museum'un Efes'e yolladığı bir arkeolog grubu da ne bulduysa İngiltere'ye aktarmış, böylece Artemis'in dillere destan tapınağı bo­ yuna taşıp şehri sular altında bırakan Kaystros'un (Küçük Menderes) da yardımıyla kur­ bağaların ötüşüp oynaştığı bir batak haline gelmiştir. Artemision'da görevli bulunan çeşitli rahip heyetleri ve tapınağın Ege'nin yaşamındaki engin rolü üstüne burada daha çok ayrıntıya gidemeyeceğimizden Halikarnas Balıkçısı'nın yukarda sözü geçen "Asia Minör" adlı kitabı­ na başvurulmasını salık veririz. Bu heyetler­ den Kybele bölümünde de söz edilecektir. d) Etkisi. Ana Tanrıçanın bir simgesi olan Efes'li Artemis'in Phrygia'lı tanrıça Kybele kadar etkisi olduğu ve adı ortadan silindikten sonra da başka tanrısal varlıkların arkasında gizli bir yaşam sürdürdüğü bir gerçektir. Artemis'i sürdüren en belirli tanrı kişiliği hiç şüp­ hesiz ki Meryem Ana'dır. A z i z Paulus'u Efes

tiyatrosunda dinledikten sonra ilkin direçle karşılayan ve isa ya da Meryem'den bize n e , bizim tanrıçamız büyük Artemis'tir diyen Efes'liler zamanla gevşemişler, denemez. O n ­ lar, kültür süreçlerinde eşi az görülen bir transposition örneği vermişler, yani inandık­ ları, tapındıkları büyük tanrıça kendilerine ya­ sak edilince, inançları yüzünden akla, hayale sığmaz İşkence ve saldırılara uğrayınca Mer­ yem diye karşılarına çıkarılan ve zorla kabul ettirilen tanrısal varlığa Artemis'in bütün nite­ liklerini aktarmışlar, böylece inançlarının özü korunduğu gibi Meryem Ana'yı yüceltmişler, onu da büyük bir ana, büyük bir tanrıça nite­ likleriyle dünyada tutulabilen bir varlık olarak yaratmışlardır. Onun içindir ki Meryem Ana' nın Efes'e getirilmesi, Efes'te Bülbül dağında­ ki tapı yerinde yaşayıp ölmesi olayı bir ger­ çek olsun ya da olmasın, Meryem Ana imge­ si Efes'le yakından ilgilidir, Meryem Ana Anadolu'nun ve özellikle Efes'in bir yaratısı, bir başarısıdır denebilir. Tarihte bir kültür sü­ recinin kesintisizce korunmasını başarmak, insanlığa kök salmış birkaç inancın çağlar bo­ yunca ve gelip geçen sayısız uluslar, yönetim­ ler, değişmelere karşın sürdürülmesini sağla­ mak uygarlık denilen büyük kavramın bir be­ lirtisidir. Bu yüzdendir ki Efesli Artemis bu­ gün karşımızda olanca canlılığıyla yaşamakta­ dır. Asia. Okeanos'la Tethys'in sayısız kızların­ dan biri. Bir kaynağa göre, Asia Titan İapetos'la evlenip Atlas, Prometheus, Epimetheus ve Menoitios'u doğurmuştur. Başka kay­ naklar bunun Asia değil, Klymene olduğunu ileri sürerler (Tab. 3). Bu Okeanos kızı adını Asya kıtasına ver­ miştir. Ne var ki Homeros destanlarında Asia bütün kıtanın değil, yalnız Batı Anadolu'nun adıdır. Özellikle, İlyada'nın ünlü dizeleri (İl. II, 459 vd.) eski Maionia, yani Gediz ovası için kullanılmaktadır. A s k a l a p h o s . (1) Ares'in oğlu. İtalya'da an­ latıldığına göre, Aktor'un kızı Astyokhe savaş tanrıyla gizlice sevişir ve Askalaphos'la İalmenos'u doğurur. Boiotia'da Orkhomenos şeh­ rinde hüküm süren bu iki kardeş Troya sava­ şına otuz gemiyle katılırlar (İl. 1 1 , 512-516). Savaş bitince İalmenos Yunanistan'a dön(.1

rnez, Karadeniz kıyılarında bir şehir kurup oraya yerleşir. Askalaphos'la lalmenos Argonaut'lar seferine de katılırlar. lalmenos Helene'nin talipleri arasında yer alır. (2) Yeraltı ırmaklarından Akheron'un oğlu. Persephone ölüler ülkesine indiği zaman H a des tanrıçaya oruç tutup hiçbir şey yemezse gene yeryüzüne dönebileceğini söylemişti. Ama Persephone dayanamayıp bir nar ısır­ mış, Askalaphos da bunu görmüş, gitmiş, Hades'e haber vermiş, Persephone'nin anası Demeter de öfkesinden onu gece kuşuna çe­ virmiş. Başka bir anlatıma göre, Demeter Askalaphos'u kocaman bir kaya ile ezmiş de, Herakles Hades'e indiği zaman bu kayayı kaldırmış. Askalaphos o zaman bir gece kuşu oluvermiş. Askanios. Aineias'la Kreusa'nın oğlu (Tab. 17). Başka bir kaynağa göre, Askanios Troya'da doğmamış, babası İtalya'ya göçtükten sonra Lavinia'dan olmuştu. Oysa efsanelerin çoğu Aineias'ın Troya yangını sırasında ba­ bası Ankhises'i omuzlarına alarak ve Askanios'u elinden tutarak kaçtığını anlatırlar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Askanios (Lat. Ascanius)'tan uzun boylu söz edilir. Ascanius babasının biricik umudu, büyükannesi tanrıça Aphrodite'nin gözbebeği, sevimli bir delikanlıdır. Aeneas öldükten sonra Ascanius Latin'lere kral olur, Etrüsk'lere karşı savaşa girişir ve babası Lavinium şehrini kurduktan otuz yıl sonra kendisi Alba Longa'yı kurar. Lavinia'nın kurduğu bir düzen sonucunda Ascanius Latin'lerin hışmına uğrar ve Alba kral­ lığı Lavinia'nin oğlu Silvius'a kalır. Aeneis'te Ascanius'un başka bir adı lulus'tur. Roma'ya imparatorlar veren İulii so­ yu (İulius Caesar da bu soydandır) Aeneas'ın oğlundan ve dolayısıyla tanrıça Venus'tan gelmekle övünürdü. Asklepios. Yunan dünyasında hekim tanrı olarak büyük bir ünü olan ve Roma'lıların da Aesculapius adıyla benimseyip tapındıkları Asklepios, Apollon'un oğludur (Tab. 5). H o meros destanlarında Apollon ordulara veba, kıran salan olumsuz, korkunç bir güç diye canlandırıldığı gibi, iyileştirici, derde deva bu­ lan tanrı anlamındaki Paian ek adıyla da anıd'A

lır. Destanlar boyunca adı geçen hekimlerin hepsi (İlyada'da Makhaon ve Podaleiros) bu Paian tanrının oğulları ve öğrencileri sayıldı­ ğına göre, Asklepios'un da karışık bir serü­ ven sonucunda Apollon tanrıdan doğmuş ol­ ması bir rastlantı değildir. (1) DOĞUŞU. Thessalia kralı Phlegyas'm Koronis adlı bir kızı vardır. Apollon'la sevişir ve ondan gebe kalır, ne var ki tanrının dölü­ nü karnında taşırken Arkadya'dan gelme bir yabancıyı da yatağına alır Koronis. Bu olayı tanrıya kutsal kuşu kuzgun haber verir, tanrı da öfkesinden bembeyaz olan bu kuşun tüyle­ rini karaya boyar. Şair Pindaros bu masalı benimsemez, ışık tanrı Phoibos Apollon'un olayı kendi gözüyle gördüğünü ile süreri Koronis korkunç bir cezaya çarptırılır: Bir odun yığınının üstünde diri diri yanacaktır. Alevler Koronis'i yalamaya başlar, kadın can vermek üzeredir ki, Apollon kanından olan çocuğun yok olmasına katlanamaz, ölünün karnından dölünü çıkarır ve büyümesi için at adam Kheiron'a teslim eder. Bu olay hekim tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simge­ sidir. Asklepios'a hekimlik sanatını öğreten Kheiron doğanın içinde yaşayan, doğanın sır­ larına ermiş bir varlıktır. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre Kheiron'un açık hava­ da, güneşin altında, şifalı sulardan ve otlar­ dan faydalanma yollarını bilmesi şaşılacak bir şey değildir. ( 2 ) E F S A N E S İ VE S A N A T I . Asklepios böyle­ ce usta bir hekim olarak yetişir, hekimliğin ve cerrahlığın bütün bilgilerin edinir, ama bu­ nunla da kalmaz ölüleri diriltmek yoluna bile sapar. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena Gorgo canavarı öldüğü za­ man bedeninden akan kanı toplamış ve Asklepios'a vermiş. Gorgo'nun sağ tarafındaki damarlarda dolaşan kan zehirli, sol tarafında­ ki damarlardaki ise faydalıymış. Bu şifalı kanı Asklepios ölüleri diriltmek için kullanırmış. Epey adam da diriltmiş, bunların arasında Kapaneus, Lykurgos, Minos'un oğlu Glaukos ve Theseus'un oğlu Hippolytos da varmış (Phaidra). Zeus doğal düzeni bozan hekim tanrının bu aşırı gücünden kuşku duymaya başlamış, bu haddini bilmezliği cezasız bırak-

mamış, Asklepios'un üstüne bir yıldırım sal­ mış, yakmış, yok etmiş onu. Ama Apollon da oğlunun öcünü almış, Zeus'a yıldırımı bağış­ layan Kyklop'ları öldürmüş, sonra da oğlu Asklepios'u gökte burçlar arasına yerleştir­ miş. Bir süre de ayrılmış Olympos'tan (Admetos). Asklepios sanatını kızı Hygieia (Yun. sağlık anlamına gelir) ve Asklepiades (yani Asklepios oğulları) diye sıkı bir lonca düzeni içinde birleşen hekimlerin aracıyla ilkçağ sonuna dek sürdürmüş bir tanrıdır. Öyle ki, hepsi ha­ lefleri, rahipleri, oğulları sayılan yaşamış h e ­ kimler bile onun efsanelik kişiliğinden fayda­ lanmışlardır. Örneğin Kos (Istanköy) adasın­ da hekimlik yapan Hippokrates'in bile haya­ tının ne kadarı gerçek, ne kadarı masal bilin­ mez bugün.

vermiş, yağmur yağmış, yazının özü böylece ota karışmış ve her derde deva sarmısak meydana gelmiş. Asopos. Korinthos körfezine dökülen Pelo^ ponez ırmağı; bütün ırmaklar gibi Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Metope adlı bir ırmak kızıyla evlenip iki oğluyla yirmi kızı olur. Bunlardan Aiginia'yı (Tab. 21) Zeus kartal biçimine girerek kaçırır. Korinthos kra­ lı Sisyphos olayı Asopos'a haber verir, o da öfkesinden taşıp bölgeyi altüst eder. Zeus ce­ za olarak Sisyphos'u Hades'e atar, ırmak tanrının üstüne de yıldırım salıp sularını geri çekmeye zorlar (Sisyphos).

Asterie. Titan çifti Koios'Ia Phoibe'nin kızı, Perses'in eşi ve Hekate'nin anası (Tab. 4). Zeus Asterie'ye âşık olup onu kovalamaya başlar. K ı z da bıldırcın biçimine girip habire ( 3 ) T A P I N A K L A R I . Asklepios tanrının tapı­kaçar, sonunda kendini denize atıp kayalı bir naklarına " Asklepieion" denir. Bunlardan en ada haline gelir. Bıldırcın anlamına gelen Yu­ ünlü birinin eski Pergamon, bugünkü Berga­ nanca ortyks kelimesinden bu adaya Ortygl.ı ma'da bulunuşu hekim tanrıya adanmış bu denmiş. Sonraları Asterie'nin kız kardeşi Le tapınak hastanelerin ne biçim yerler olduğu­ to Apollon'la Artemis'i bu adada doğurmuş nu bize açık açık göstermektedir. Ortygia adasının Delos'un eski adı olduğu ile­ Yunanistan'da en ünlü Asklepios tapınağı ri sürülür (Artemis). Epidauros'tadır. Bugün bile kullanılmakta Astraia. Bazı mythos yazarlarına göre Zeolan tiyatrosu büyük heykeltıraş Polykleius'la Themis'in kızı. Namuslu ve erdemli bir tos'un planlarına göre yapılmış. Hiçbir Asklebakire olan Astraia dünyanın altın çağlar ya­ pieion Bergama'nınki kadar yaygın ve çok şadığı dönemde insanlar arasında kalırmış. yönlü değildir. Hellenistik çağda kurulmuş Ama ahlaksızlık yeryüzünde artınca, Astraia olan bu kutsal alan Asklepios'tan başka tanrı­ kız kardeşi Pudicitia (Utanç) ile birlikte gökyü­ ça Hygieia'yı ve herhalde Asklepios kültün­ züne çıkmış ve Bakire burcu olmuş. Daha den önce Anadolu'da bulunan Telesphoros'u çok Latin yazarlarında adı geçer. bir araya getirmekte, ilkçağda şifalı su, iyi ha­ va, kaplıca gibi f i z i k tedavilerin yanıbaşında Astyanaks. Hektor'la Andromakhe'nin oğ­ telkin, eğlence ve kültür yoluyla hekimliğin lu. Adını Homeros, ünlü çiftin batı kapıların­ ne kadar ileri gittiğini göz önüne sermekte­ da buluştukları sırada şöyle açıklar (İl. VI, dir. Anadolu'ya özgü bir nitelik taşıyan bu 399 vd.): Asklepieion'un başka hiçbir yerde benzeri ol­ Andromakhe karşıladı Hektor'u madığı gibi, ne hazineler sakladığı da büsbü­ dadı da arkasından geliyordu, tün ortaya çıkmış değildir. Simgelediği tüm memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında, tedavi anlayışının ve yönteminin izlerine olsa Hektor'un gözbebeğiydi o, ışıldayan yıldıza benziyordu, olsa Selçuk ve Osmanlı çaglarındaki benzeri Hektor Skamandros'lu derdi ona, yapıtlarda rastlanır. başkaları Astyanaks, şehrin kralı, derdi, Anadolu Asklepios efsanesine de bir katkı­ îlyon'u tek başına koruyan Hektor'du da da bulunmuştur: İnsanları i y i ede de ölüme ondan meydan okuyan Asklepios'u Zeus yıldırımıyla yere serince, ünlü hekimin son deminde yaz­ Bebek babasının sorguçlu tunç tolgasnıdan dığı bir reçete oradaki bir otun üstüne ditft) ürküp ağlamaya başlayınca, Hektor onu kol
ı.l

kollarına aılır ve bir gün babası kadar ünlü olması İçin yakarır. Hektor'un ölümünden sonra, Andromakhe sevgili kocasına yaktığı ağıtta Astyanaks'm yetim olarak çekeceği çileyi tasarlayıp dile getirir. Oysa onunla bile kalmaz, Akha'lar Troya'yı yangına verdikleri gece yiğitlerden biri (Odysseus ya da Akhilleus) Hektor'un ço­ cuğunu surlardan aşağı atıp öldürür (Andromakhe). At-Adam. Bkz. Kentauros. Atalante. Arkadya (ya da Boiotia) bölgele­ rinde Artemis'i simgeleyen bir avcı kız. Arkas'm torunu, Lykurgos'un oğlu olan babası lasos erkek çocuğu olsun istermiş, Atalante kız olarak doğunca, onu bir dag başına bırak­ mış. Bebeği bir dişi ayı emzirmiş, sonra da avcılar alıp büyütmüşler, yaman bir avcı ola­ rak yetişmiş Atalante, koşuda kimse geçemezmiş o n u . Ama kız oğlan kız kalmak iste­ diği içindir ki, ırzına geçmeye yeltenen iki at adamı öldürdükten sonra, taliplerini kendisiy­ le koşuda yarışmaya zorlar, hepsini geçer ve sonra da kargısıyla vurur öldürürmüş. Kalydon avına da katılıp orada büyük bir başarı kazanmış olan Atalante'yi Melanion ( y a da Hippomenes) yenmiş, koşuya başlamadan önce yanına üç altın elma almış (bunlar Aphrodite'nin Kıbrıs'taki tapınağından, ya da Ba­ tı Kızlarının bahçesinden gelmeymiş), Atalante'nin yaklaştığını görünce elmalardan birini yere düşürür, kız da dayanamaz, eğilip top­ lar, böylece geri kalırmış. Melanion yarışı ka­ zandıktan sonra, Atalante'yle evlenmiş, ama bir gün av dönüşü karı-koca Zeus'un (ya da Kybele'nin) tapınağına girmişler, orada seviş­ mişler. Bu saygısızlığa içerleyen tanrılar ikisi­ ni de aslana çevirmişler (Meleagros). Ate. Eski Yunan düşününe özgü soyut bir kavram ve onu simgeleyen dişi cinsten tanrı­ sal bir varlık. Hesiodos'a göre Ate, kavga tanrıça Eris'ten doğmuştur. Akıl, insanın ger­ çeği olduğu gibi görmesini, iyiyi kötüden ayırt etmesini sağlayan yetidir. Aklı başından alınır, gözü karartılırsa, aldanır, basireti bağ­ lanır ve gaflete düşüp hata işler, suç işler, gü­ nah işler. Bunun sonucunda da cezaya çarpı­ lır. Çağdaş dillerde karşılığı zor bulunan bu
<rl

kavram Türkçemizde en iyi "gaflet" sözcü­ ğüyle karşılanabilir, ne var ki derin dinsel a n ­ lamı ve insanlık dramında bu kavramın oyna­ dığı büyük rol gene de yansıtılmış olmaz. En iyisi Yunan kaynaklarının kavramı nasıl ta­ nımladıklarına bakmaktır. İlkin Homeros'u alalım. İlyada destanının asıl konusu Akhilleus'la Agamemnon arasındaki kavga sona erince, krallar kralı hata ettiğini kabul eder ve şöyle der (İl. XIX, 85): Akhalar sık sık söylediler bana bunu, bana çıkıştılar, ama suçlu değilim ben, Zeus, Kader, karanlıkta yürüyen Erinys o toplantıda çeldiler aklımı, düşürdüler kötü bir çılgınlığa (Ate) aldığım gün Akhilleus'un onur payını, benim elimden ne gelirdi ki? Tanrı getirir her şeyin sonunu. İnsanları şaşırtan çılgınlık büyük kızıdır Zeus'un, uğursuzun inceciktir ayakları, basmaz yere, konar insanların kafalarına, bela olur, onu bunu alır ağının içine. Bir gün Zeus'u bile şaşırttı o, insanlardan, tanrılardan üstün Zeus'u Ate Zeus'u bile aldatmıştır: Tanrı Mykene krallığını Perseus'un ilk doğacak olan torunu­ na vereceğini söyledi ve bunun Herakles ola­ cağını sandı, oysa Hera'nın bir oyunuyla H e rakles'ten önce Eurystheus doğdu ve yiğit böylece bu akrabasına kul, köle olmak zorun­ da kaldı. Zeus Ate'nin bu düzenine kızarak onu saçlarından tutup tiksintiyle atar Olympos'tan aşağı, Ate de gelir yerleşir insanların arasına. Ate Kader'in elinde bir oyuncaktır ve insa­ na kendi eliyle bilmeden, istemeden nice ni­ ce suçlar işletir. Yunan tragedyasının başlıca yürütücüsü bu amansız tanrıçadır. Oidipus babası Laios'u öldürüp anasıyla evlendiğini bilmez, Kaderce bile bile aldatılmış, şaşırtılmıştır. Aiskhylos'un "Persler" tragedyasında Kserkses de Ate'nin kurbanı olur. Ate kralı bütün ordusuyla Boğazları geçmeye kandırır, Salamis'te ordu kırılınca imparatorluk çöker, suç işlenmiştir, geri dönüş yoktur. Ate böyle­ ce gözü kararıp suç ve günah işlemiş bahtsız - çoğu kez tanrıların lanetine uğramış - kişiyi öç tanrıçaları Erinys'Ierin eline bırakır. Kişi kurtulacağına, daha beter batar. Çıldırır ya da canına kıyar. Bir tanrı onu suçundan arın-

tanrı Zeus'un öfkelene­ rek yeryüzüne attığı belalı tanrıça Anado­ lu'nun Phrygia bölgesindeki bir tepeye düş­ müştür. gövdesinin içine aldı onu. Olympos tanrısının biri olan Athena (Tab. İno kaçarak deniz kıyısı­ na varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamış. ( 1 ) D O Ğ U Ş U . Acaba Tritogeneia adı bu na mı çağrışımdır? . ülkede meydana gelen bir kıtlığa son vermek için kocasını Phriksos'u kurban etmeye zorlar. bilge tanrıçayı seçti kendine. Bu kavram ve düşünceyi şöyle dile getirir Hesiodos (Theog. kargı sallamak. Bir efsaneye göre. İşle böyle zalim olarak canlandırılmıştır Kader ve onun yardımcısı Ate Yunan efsanesinde (Erinys'ler). 333 v d . ama onu gebe bıraktıktan sonra dölüyle birlikte kendi gövdesine alması daha da derin bir anlam ta­ şır: Akıl gücü ve ancak onun aracıyla elde edilebilen dünya egemenliği baştanrıdan ayrı- lamamakta. us. hangi efsaneleri nasıl işle­ dikleri belli değildir (Argonaut'lar).): Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından çakır gözlü yaman Athena'yi o dünyayı birbirine katan tanrıçayı. "pallo". İno. Zeus Olympos tanrı­ larının egemenliğini kurduktan sonra ilkin Okeanos kızı Metis tanrıçayla birleşir (Tab. Kadmos'un kızı İno Nephele'nin ço­ cuklarını kıskanır. o hiç yorulmadan orduları yöneten. Triton'dan dogma anlamına gele­ bilen bu ad da açık değildir. Yeller tanrısı Aiolos'un oğlu Boiotia kralı Athamas bulut tanrıça Nephele ile evlenir. Pallas'm kaynağı da tartışma ko­ nusudur. Amphitrite ve Triton adlarında geçen bu "trit" kökeni denizin uğultusunu yansıtan bir ses benzetmesi olabilir. ) İno'ya Leukothea ( A k tanrıça) da denir (İno). V. adının Yunanca. Zeus'un kızı v e ı » n iki. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. Ama yolda Helle denize düştüğünden Boğazlara Hellespontos (Helle denizi) denmiştir (Phriksos. Helle). 5) çoğu zaman ik adla. Athamas. ayrıca bir efsanede tanrıça Athena'nın Pallas adında Attika'lı bir devi öldür­ düğü de anlatılır (Pallas). Yoksa Pallas ek adı. Nephele bunu önler ve çocuklarını altın postlu bir koç üstünde Karadeniz'in Kolkhis ülkesine kaçırır. Phriksos'la Helle adlı biri oğlan. Metis en çok şey bilendir bütün tanrılar ve ölümlüler arasında. Sulara karışan İno sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına ko­ şan bir deniz tanrıçası olmuş. ama Athena'nın de nizle tek ilişkisi. Athena'nın ek adı bu devlerle ve kargı sallamakla ilgili midir? B i lindiği gibi. Athamas. Athena adinin kökeni bilin medigi gibi. ( 2 ) A D İ V E E K A D L A R I . Metis Yunanca akıl. İlion (Troya)'un başına gelen bütün belalar bundandır (îlos. Athamas Nephele'yi boşar. 886 vd. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öl­ dürmüş ve karısı tno'yu da öldürmek için ko­ valamaya başlamış. deniz tanrısı Triton'la Athena'nın bir ilişkisi yoktur görünür­ de. İlyada'da Zeus sevgili kızına "Tritogeneia" di­ ye seslenir. o cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan yüceler yücesi sayılan tanrıçayı. Pallas adlı bir Titan vardır. Zeus Toprağın ve Göğün öğütlerine uyarak sevdalı sözlerle aldatıp eşini yuttu.): Tanrı/arın kralı Zeus ilk eş olarak Metis'i. bir efsaneye göre. öbü­ rü kız iki çocuğu olur. yeraltında da kur­ tuluş yoktur onun için. Tanrılar tanrısının kendine ilk eş olarak Metis'i seçmesi anlamlıdır. Bir anlatıma göre. anası Metis'in bir Okeanos kızı oluşundandır. ürünleri de ancak onun kafalın dan çıkabilmektedir. yani Pallas A thena diye anılır. 924 vd.dırmak yolunu bulamazsa. Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tanrıça Hera onu delirtmiş. düşünme gücü demektir. kız oğlan kız anlamına gelen bir sıfattan mı türemedir ve Pallas Athena mı anlaşılmakta­ dır? Bunu bugün kesinlikle saptamak güçtür. Palladion). Athena. Ate tepesi (Gaflettepe) adı verilen bu tepenin üstüne sonraları İlos İlion kentini kur­ muştur. tanrıça Athena babası Zeus'un kafasından silahlı ve elinde kargısı olarak çıkmıştır. atmak an­ lamına gelen bir kökenden türemiş olduğu sanılır. 9). Phriksos tragedya­ lara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan. İkinci süreç olarak Athena'nın Zeus'un ka­ fasından çıkması şöyle anlatılır (Theog. Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada çakır gözlü Athena'yt.

çakır gözlü "glaukopis" sıfatı tanrıçanın en sevdiği kuş olan "glauks". Deiphobos). en eski ve yoruz ki Odysseus "ölümlülerin en üstünüdür kutsal tapmağı bugün de kalıntıları görülen akıldan yana". kendisine rakip gördüğü tirmekten çekinmesi. Aglauros). gü­ ağacını tuz gölünden daha yararlı bularak yet­ ler. Aslın­ ka destanlara. İlya( 3 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . X X I I . Diomedes. bu erdem meros Odysseia'da Odysseus tipini yarattığı tanrıçası hiç haktan yana görünmez. dedir. nelope'ye. sevmediği. biz tanrılar olarak almışlar: Poseidon Atina akropolünün onaylamayız yaptığını. Ve burada Athena Deiphobos kiyi Athena'ya bağışlamışlar. bütün ailesinin de kaderi onun elin­ birçok efsaneler doğmuştur (Palladion). ama taraf tutar. Akha'lardan yanadır. davra­ gibi Athena tipini de yaratmış ve ölümsüzleşnışları hep hırs ve tutkuların etkisiyle olur: Attirmiştir. baykuşla ilgili gö­ rülmüştür. Aca Athena'nın kılavuz rolündeki eylem ve khilleus. îlyada'da Ada'daki tutumunun tam tersine hakkın üstün thena bir savaş tanrıçası olarak çıkar karşımı­ gelmesini ister. 127 vd. Odysseia'da Athena oynar: Odysseötürüdür ki Palladion'un kaçırılmasıyla ilgili us'un da. AKızının bu sert çıkışlarına yumuşakça karşı­ thena ise bir zeytin ağacı. hena'nın Hera ve Poseidon'la birlikte babası Pallas Athena'nın efsaneleri o kadar çok Zeus'u nasıl zincire vurmak istediği anlatılır (I. Troya'lı yiğitlere karşı pis doyum olmaz. ler(Hektor. şiirlere girmiş. ak rıçanın oynadığı rol de ilginçtir. babası Zeus karşı­ gonaut'ları da tutar ve Argo gemisinin yapıl­ sında da atıp tutar. tutması da doğal gö­ tadan yapılmış ve Pallaidon diye anılan hey­ rünür. hepsi Athena'nın buyruğu. Mentes olur. tanrıçanın tah­ tanrıçası Athena tutar. tanrıça Odysseus'a Telemakhos'a. uyar isteklerine. sonra nios. Attika ilinin yıldınmlı! ve Atina şehrinin tanrıçası olma hakkını şöy­ Kaderi çoktan belli. Odysseus'a karşı davranışında da tutarlı bir duygusu belirir tan­ rıçanın: Çok çile çekmiş yiğide acır. ama her an varlı­ ğıyla oluşu etkiler yönetir. bunca akıl ve dirayetin boşa gitmesini istemez. değildir. Odysseus ve Menelaos'u davranışlarının. zeytin lık verir tanrıların babası. okşar onu. böylece Athena kılığına girerek aldatır Hektor'u ölüme sürük­ bölge ve kentin yönetimini elde etmiş. Nausikaa'ya yapacağı işi. PePallas Athena'nın kültü en ilginç biçimiyle Atina'nın klasik çağında kendini göstermiştir. Odysseus'u tuttuğu gibi Arda yüksekten bakar onlara. îlyada'da Zeus'un oynadığı yönetici keli şehir varlığının simgesi sayılırdı. bir küçük çocuk olur. masalların dogmasına yol açmıştır (Erikhtoyenilip yaralanmalarına yardım eder. Mentor olur. eylem ve konuşma var­ sa. olabilir. Olympos tanrılarını da yargıç Yap yapacağını ama. huylanması tuhaf bazı Aphrodite ve Ares'e karşı turumu insafsızdır. Başka şehirler de Athena'yı koruyucu tanrı­ Odysseia'da Athena'nın rolü bir başkadır ça olarak benimsemişlerdir. üstünde tuzlu bir göl meydana getirmiş. tanrıça bu sevimli rolüyle baş­ pis düzenler kurmaktan hiç çekinmez. Tanrılar. konuşmalarının anlatımına her fırsatta korur. son olarak "obrimopatre" babası güçlü olan sıfatı doğrudan doğruya baştanrı Zeus'un kızı oluşundandır. denebilir ki H o da çirkin bir rol oynar îlyada'da.): Atina'nın kurucusu ve koruyucusu olarak tan­ Ne diyorsun kara bulutlu babam. ölümlü bir adamdır b u . bu akıllı adamı akıl ve erdem Athena tapınağı olduğu gibi. bunların başında ve anlamlıdır: Zeus'un kendi ağzından duyu­ Troya gelir. kız oğlan kız oluşu ve bu niteliğini yi­ 400). le kazanmış diye anlatılır: Poseidon tanrıyla kaçırmak mı istersin onu canlara kıyan Pallas Athena bu yetkiyi kazanmak için yarış­ ölümden? maya girmişler. Troya'nın en büyük. ne kadar olay. El işçili­ mez: Akhilleus'Ia Hektor arasındaki savaşta ğini ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak ölüm kur'asını çekecek olan Zeus'u şöyle et­ Arakhne efsanesinde rol oynar (Arakhne). benim­ seyeceği davranışı esinlemek için bin bir kılı­ ğa girer. kiler ( İ l . kılavuzluguyla olur.Sıfatları daha belirgin anlamlıdır: Aigis kal­ kanını taşıyan "aigiokhos" (Aigis). bir genç kız. onu eleştirmekten çekin­ masına yardım eder (Argonaut'lar). gök gözlü. . Bundan rolü. Onun içindir ki destan boyun­ za.

Yunan ilkçağında mythos yaratma işine koyulmamış hiçbir yazar yoktur. Bunu niçin yapar? Timaios'ta Atina'lı devlet adamı ve şair Solon'un Mısır'a gidişi anlatılır. hem de bütün kom­ şularını tek başına kurtarmış bu afetten. Menoitios. en başta da Pla­ t o n . yani hayal beldeleri anlatan öy­ küler arasında özlü bir yer tutmasına yol açar. yöneticiler surlar. Bazı diyologlarınm sonunda. Her neyse. Atlantis de Poseidon'a düşmüş. Epimentheus diye dört oğlu olur (Tab. girdi onunla gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. insanda tuhaf bir izle­ nim bırakmaktadır. Kritias diyalogu birdenbire kesilir. İki tanrı ku­ şağı arasında bulunup Olympos'lulara baş kaldıran bu dev yapılı yaratıklara eserlerinde özel bir yer ayıran Hesiodos Theogonia'da (Theog. zaman kavramı bilmez mythos. köprüler. 507 vd. kanallar ve tünellerle bezenmiş kentler. Timaios ile Kritias diyalogla­ rının ütopya. tarih dışı insan gerçeklerini yansıtmak. tanrılardan Athena ve Hephaistos'a. Parthenon ve onun kabartmaları gibi ilkçağın en değerli yapıtlarının bazılarını esin­ lenmiştir. bu ünlü olayı bir Mısır'lı rahibin ağzından öğrenmesi bütün öyküyü Platon'un uydurduğu kanısını uyandırmakla beraber. Atlantis bitkileri. filmlere konu olan ve tarihçilerle coğrafyacıların üstünde kafa patlattıkları Atlantis efsanesi. gerçekdışı ve gerçeküstü bir düzeni örnek olarak göster­ mek için canlandırdığı öbür dünya efsaneleri bir yana. Hiçbir zaman çözüleme­ miş bu gizdir ki. Bu sözün doğruluğu en iyi mythos'ta görü­ lür. başkentte yılda bir yapılan bir törene ve bu tören sırasında kesi­ len boğa kurbanlarına değindikten sonra. Atina'nın bu eski tarihi üstünde hiçbir bilgisi olmayışı. canlandırmak ve Atina devletine dokuz bin yıl öncesine ka­ dar uzanan bir tarih yaratmak hevesine kapıl­ mış olsa gerek. Nil deltasında bulunan Sais kentinin rahipleriyle konuşur Solon.) onları şöyle tanımlar-. bu kızı sev- miş. bitmemiş Kritias diyalogunda yanda kalı­ yorsa da. li­ manlar kurarak ülkeyi son derecede uygar bir hale sokmuşlar. Ancak Timaios diyalogunda Mısırlı rahibin ağzından öğrenilen Atina'nın dokuz. Atina hem kenefini. en büyük oğlu Atlas'ı hepsinin kralı olarak öbür oğulları arasında dağıttığı bölge­ lerin başına getirmiş. başka hiçbir kaynakta izine rastlanmayan bir yitik ülke masalı uydurur. şöyle özetlenebilir: Atlantis. Timaios ve Kritias diyaloglarında. Korkunç depremler sonucunda suların altına gömülen bu ada bir zamanlar Libya ile Asya'nın bir arada kapladıkları alandan daha yaygınmış. Atlantis yerlilerinden Euenor'un bir kızı varmış. Timaios diyalogunda başla­ yıp. bakır. Ne var ki. demir ve "oreikhalkos" (yani dag bakırı) diye ateş gibi parlak bir madeni varmış. on bin yıl önce bu ülkeyle savaşa giriştiğidir.Tanrıçanın onuruna düzenlenen Panathenai bayramı Hellen dünyasında hem din. ne de zamanla kocalmış bir bilginiz. asker­ lik durumu üstünde durup. Tanrı sonra adayı on bölgeye bölmüş. Atina. 22 b): — Ey Solon. lapetos aldı Klymene 'yi.3). bir gece deprem Atlantis'i haritadan şilince. günümüze dek ro­ manlara. hay­ vanları ve özellikle madenleriyle çok zengin bir ülkeymiş: altın. Çılgınlığı ve aşırı gücü yüzünden . hem de kültür ve sanat bakımından büyük bir yer tut­ muş. yaslanmış bir tek Hellen yok­ tur. Filozof­ lar bile bu çabaya katılırlar. Batıda Herakles sütunları (Cebeli­ tarık) yoluyla Akdeniz'den Okeanos'a çıkıldı­ ğı yerde karşılaşılan büyük bir ada ve çevre­ sindeki takımadalara verilen admış. Prometheus. onu merkez adaya bir kaleye yerleştir miş ve beş kuşak erkek çocuk yetiştirimiş onunla birlikte. Atlantis. Dünyanın kuruluşunda tanrılar yeryüzünü aralarında paylaşırken. çünkü eski bir geleneğe dayanan ne bir görüsünüz var. siz Hellen'ler hep ço­ cuk kalırsınız. Solon. Atlantis fazla güç kazanmış ve Akdeniz'in büyük uluslarını köle durumuna sokacak bir saldırıya geçmiş de. T. biri ona şöyle der (Tim.Ne demek istiyorsun? — Ruhunuz genç hepinizin. (1) Titan lapetos Okeanos kızı Klymene (başka bir kaynağa göre Asia) ile evlenir ve Atlas. Atina'nın oraya gönderdiği ordu Atlant'larla birlikte yok olur. Poseidon. Ülkenin sosyal yapısı. güzel topuklu Okeanos kızını. Atlas.

egemenlik simgesi altın postlu bir koyun var­ (2) Atlantis'in yöneticisi. kardeşiyle barışır gibi Pelops da erlerin güdücüsü Atreus'a olur. Tanrıların Atreus'u değneği. yani akşam perileri. Herodotos Atlas'ın bir nympha'dan olan oğlu Khrysippos'u ana­ K u z e y Afrika'da bir dag olduğunu söyler ( I V . 68 . bu hayvanı Artemis'e kurban etmeye ant ile hiçbir ilişkisi olmasa gerek (Atlantis). Atlas zorlu bir baskı altında kaldı: Dünyanın bittiği bir yerlerde. kendine saklar. kalktı. Zeus da Argos'u öldüren yol gösterici Atreus tahta çıkar çıkmaz. Bu dag şöyle meydana gelmiş: Perseus Pelops iki oğluna lanet okur. AtGorgo'yu öldürdükten sonra. Pöstekinin çalındığını bilmeyen Atreus şartı kabul eder. Derken Atreus çocukların ke­ Thyestes de onu. llyada'da (İl. Atreus'un sürüsünde (Herakles). İ l k lanetleme Pelops'la ri. Atreusogulları efsanesi bu ilenme sürecinin en parlak Homeros'a göre. tragedyalara da sonsuz bir konu kay­ karabilirse diye öneride bulunur. 14 ve 15). Hermes'e vermişti. Atlas göğü değil d e . sik kafalarını getirir.Belli ki Homeros Atreusogullarının başına kuşaktan kuşağa süregelen laneti bilmiyor. güneş yolunu değiştirirse Atros'tur. Dione ve Kalyki. İapetos oğlu Atlas dır. "ye­ örneklerinden biridir. onları sürer. Hesperis'ten Heskral olarak seçmeyi buyurur. Atlas'a canava­ reus'la Thyestes Mykene'de kral Sthenerın kafasını göstererek onu bir kayaya çevir­ los'un yanına sığınırlar. çocuğunu doğrar.54). Eurystheus döl bırakmadan ölünce. 184). ları Hippodameia'nın yardımıyla öldürürler.) Agamemreus'un kral olacağını. elinde değneği. göğü birbirinden ayıran direkleri" taşır başlar: Atreus'la Thyestes babaları Pelops'un omuzlarında (Od. krallığı ona verdikleri besbellidir. güzel sesli akşam perilerinin karşısında dimdik durup ayakta tutuyor göğü başı ve yorulmaz kolları üstünde. gösterir babalarına. Thyestes hangisi altın postu çı­ ra da. Argos'ta boydan boya Thyestes korkunç lanetler savurarak masayı sözünü geçirsin diye. Tyestes farkına varmadan kendi" bırakmıştı ölürken. Atreus ne'liler kardeşlerden hangisini kral seçecekle­ ve Atreuso§ullarının hayat hikâyesi destanla­ rini tartışınca. II. MykeMenelaos'un babası (Tab. Her biri ötekini ortadan kaldırıp yerine geçebilmek için iğ­ Atlas Herakles efsanesinde de rol oynar renç düzenler kurar. taşısın diye. 1. gerçek kralın başka bir tanrı işmaden biridir. pişirir ve babalarının önü­ Atreus da bol sürüsü olan Thyestes'e ne koyar. İnsanlık dışı eylem ve tüyler Thyestes altın postu ortaya koyup kral seçi­ ürpertici faciaları canlandıran bu öyküler Y u lir. Bunca adalarda. çocuklarını yer. bir tanrı Atlas'ın çok çocuğu olmuş: Pleione'den sözü Mykene'lilere Pelopsogullarından birini Pleiade's ve Hyades kızları. Tyestes'in üç vermişti. içtiği halde. Agamemnon 'a bırakmıştı. İşte o andadır perid'ler. Thyestes şartı kabul eder. Homeros destanlarında karısı Aerope'yi ayartır. yoksa Thyestes'in non'un kral değneği şöyle tanımlanır: tahtta kalacağını bildirir Hermes. tuttukları. Thyestes'i kovar. onu Mykene'ye çağırır. Ne var ki Thyestes Atreus'un Thyestes'in kardeşi. Bu kez de Güçlü Agamemnon. Pelops'la Hippodameia'nın oğlu. bütün çileden çıkar. nağı olmuştur. iki kardeş arasında rekabetten doğan kor­ pso da onun kızları olarak gösterilir. 100 vd. daha doğrusu tragedyanın vazgeçilmez konu­ su olan suç ve lanet zincirlemesi destandan sonra efsaneye katılmış bir motiftir. sözünde durmaz ve pöstekiyi Atreus. kunç bir kin ve nefret başlar. ama o akşam gü­ Hephaistos yapmıştı didine didine o neş doğuda batacak olur. Sthenelos'un oğlu miş. kadın da altın postu Atreusogulları diye anıları Agamemnon'la gizlice kocasından aşırıp âşığına verir. Akıllı Zeus'un ona ayırdığı kader bu. Ama Zeus Atreus'a düşünde Hermes'i nan mythos'unun başlıca efsane çemberlerin­ gönderir. vermişti onu Kronos oğlu kral Zeus'a. rıyla seçilmesi konusunda Thyestes'le anlaş­ Atreus'a değgin i l k kaynağımız H o m e masını buyurur. Ama daha sonra karısı Aerope ile kardeşi atları kamçılayan kralPelops'a vermişti o arasındaki gönül macerasını öğrenince büs­ da.

Atropos. Auge bir süre sonra Telephos'u doğurmuş. Eurytos'un sürülerini çalmış. baş­ ka bir yerinde de Zeus'la Themis'ten doğmuş olduklarını söyler (Theog. amcası Atreus'un babasına karşı işlediği suçun öcünü Agamemnon'dan alır (Agarnemnon. Augias'ın büyük. Herakles de bu işi bir günde yapaca­ ğını. Aigisthos).). Sonra Pelopeia'yı oğluyla birlikte Atreus'un sarayına yollar. Adı "geri dönülmez" anlamına gelen Atropos ömür ip­ liğini büken Moira'lar arasında eceli. ama bir yara almıştı. Anado­ lu'nun Mysia kıyılarına çıkmışlar. I X . Atreusoğullarının la­ neti süregider. Aleos Auge'yi tanrıça Athena'nın tapınağına adamış. Hermeias tanrının kendisi vermişti bu yetiyi ona. Dipsiz bir karanlığa bozulmuş ortalık. ama Aigisthos son da­ kikada bu düzenin farkına varır ve kendi ba­ basını değil. ama karşılığında sürünün onda birini alacağını bildirmiş. ( İ l . Autolykos. Şafak tanrıça Eos'un Latince adı (Eos). Ne var ki Augias verdiği sözde durmamış. Üçüne birden verilen ad. canavarı vurmuş. 395): Anasının soylu babasıydı Autolykos. ayrıca da onu kendi oğlu. Herakles'e işin karşılığını ödemek istememiş. 218). Y i ğit de Alpheios'la Peneus ırmaklarını yatakla­ rını değiştirerek sularını ağıllardan geçirmiş ve bir günde hepsini temizlemiş. Odysseus'un dedesi. hep yoldaş olurdu ona. yaktığı kuzu ve oğlak butlarından hoşlanmıştı çok.devirmiş.). Ona gidip Thyestes'i öl­ dürmek görevini verir. Atreus'un Aerope'den iki oğlu olmuştu: Agamemnon'la Menelaos. ya da köle olarak satmış. Autolykos Hermes'in oğludur ve yakalanmadan hırsızlık yapma yeteneğini babasından almıştır. Odysseus'a adını koyan dedesiymiş. Tegeia kralı Aleos'un kızı. 8). Odyseus'un sütninesi Eurykleia'nın anlattı­ ğına göre. ama ağıllarını temizlemeyi ihmal eltlği için. XIX. Argonaut'lar seferine katıl­ mıştır. Bir orduyla geri gelen Herakles Augias'ı öldür­ müş. Thyestes bu kez Sikyon'a sığınır. Antikleia'nın babası. Suç ve günahların iyice izine dalar: Kendi kızı Pelopeia ile kızın habe­ ri olmadan birleşir ve Aigisthos adlı oğlunu üretir. Augias yiğil Herakles'i çağırıp ağıllarının temizlenmesini istemiş. Attis. Helios'un oğlu. 386-407). Yarasını iyileştiren de Autolykos ol­ muş. ölümü simgeler (Moira). Kaderi simgeleyen tanrıçalar üç­ tür. Hesiodos Theogonia'nın bir yerinde bu tanrıçaların Gece'den (Theog. Telephos gerçekten bir süre sonra amcalarını kaza ile öldürmüş (Telephos). Delphoi'deki tanrı sözcüsü Aleos'a kızının doğu­ racağı bir çocuğun amcalarını öldüreceğini bildirince. kentini ele geçirip Phyleos'u babasının tahtına oturtmuş (Herakles). Auge. 902 vd. zengin sürüleri var­ mış. Aigisthos. Herakles'in arkadaşı Phyleos'la birlikte mahkemeye vermiş. davarları barınamaz olmuş. kral kadının kim ol­ duğunu bilmeden onunla evlenir ve Aigisthos'u da benimser. Aktor'un kardeşi. söylentiye göre de güneş o güln öy leşine ürkmüş. Augias. öylesine tiksinmiş ki gökteki yolunu tamamlamadan geri dönmüş. bu yüzden isterdi iyliğini. sonraları bu yara izi Odysseus'un sütninesi tarafından tanınmasına yol açar (Od. dedesi ve amcalarıyla birlikte Parnesos dağında bir yaban domuzu avına katılmış. Babası bunu öğrenince Auge'yle Telephos'u bir sandığa kapatıp de­ nize atmış. Sisy phos'a da aynı şeyi yapmak istemiş. Elis kralı (Tab. Yargıç her ikisini de suçlu bularak ülkeden sürmüş. Moira ya da Ker'dir. ama ba- t . Agdistis ueKybele. Ama yiğit Herakles kızı görüp sevmiş. 261 vd. Auge kral Teuthras'la evlenmiş. Autolykos Amyntor'un öküz derisinden yapılmış sağlam tolga­ sını aşırmış ve Odysseus'a vermişti. Bkz. Başka anlatımlara göre. Aurora. Atreus'u öldürür. Atreusoğulları di­ ye anılan bu iki kahraman Homeros destanrında baş rolü oynarlar. hırsızlıkta ve yalan yere yeminde üstüne yoktu. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynar. Odysseus büyüyüp de Autolykos'un ko­ nağına misafir gidince. Pazarlıkta uyuşmuşlar. Odysseia'da şöyle tanıtı­ l ı r (Od.

son­ radan Akhilleus'ın seyisi olmuştur: Ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'a bakar. Başka kaynaklarda Autolykos'un Herakles'e güreş öğrettiği. Bu anlatıma göre. bundan da amacı doğacak toru­ nunun Sisyphos gibi kurnaz olmasıymış. . Sisyphos'un oğluymuş. Automedon. Autolykos Laertes'e nişanladığı kızı Antikleia'yı önce Sisyphos'la birleştirmiş. İlyada'da AkhiUeus'un araba­ sını süren yiğit. Ege denizindeki adaların bi­ rinden Troya savaşına katılmaya gelmiş. Argonaut'lar seferine katıldığı ve çaldığı hayvanların postunu boyayıp onları tanınmaz hale getirmesini başardı­ ğı anlatılır.AUTOMEDON saramamış. Patroklos'un ölüsünü elde etmek için yiğit­ çe savaşan Automedon Akhilleus'un en vefalı arkadaşlarından sayılır (Balios). Odysseus Laertes'in değil de. Sisyphos davarlarını geri almak için konağına gelince. Homeros bu görüşe katılmaz.

Dionysos. senin dediğin gibi. Pentheus'un anası Agaue'nin ardı­ na düşelim. uslu. D i onysos dinini T h e b a i ' d e n sürmeye kararlı kral P e n t h e u s ' a şöyle anlatır ( M . O sı­ r a d a d o ğ a ile birlik o l a n Bakkha'lar ü s t ü n bir güçle ö n l e r i n e gelen vahşi hayvanları p a r ç a ­ larlar. birinin başında Agaue. ve­ cit h a l i n d e o l m a k ) . hep bir ağızdan "lakkhos. Görmeliydin. Önce saçlarını omuzlarına döktüler. kolla­ rında taşıdıkları geyik. h e m d e bir Bakkha olan Agaue'nin k o r k u n ç d r a m ı canlandırılmakta­ dır. ıssız ormanlar da Kypris'in peşine düşmüş değillerdi. u c u n d a bir ç a m kozalağı b u l u n a n sarmaşık ve a s m a yaprakları sarılı u z u n değ­ nekleri ve P r o m e t h e u s ' u n insanlara ateşi taşı­ dığı n a r t h e k s karnışıyla t a n r ı n ı n p e ş i n d e n k o ­ şarlar. Biz. çılgınca kendilerinden geçtikleri z a m a n da M a i n a s ( m a i n o m a i . içlerinden biri thyrsos'unu ya­ kalayıp bir kayaya vurdu: Kayadan sabahın çiyi kadar duru bir su fışkırdı. Gelin. hep bir araya gelip gördüğü­ müz garip şeyler üzerinde konuştuk. Eyuboglu çevirisi. taze çayırlarda otlayan sürülere saldırdılar. E g . onu Bakkha'lardan ayırıp kralı­ mızın gönlünü hoş edelim". erkekler bize pusu kurmuş. inanmadı­ ğın bu tanrıya şükürler ederdin. Nihayet hepsi sarmaşık. bayırda. bunlar çocuklarını ye­ ni doğurup bırakmış. kimi başını toprağa. Ya­ yınları. otlattığım öküz sürüsüyle yüksek dağla­ rın başında düz ve kayalık bir yere varmıştım. görülmedik bir düzenle fırlayıp kalktılar. B. Bakkha'lar. T ı p ­ kı t a n r ı n ı n kendisi gibi çıplak bedenlerini n e b ris d e n i l e n benekli ceylan postlarıyla ö r t e r . B a c c h u s . öküz ve koyun çobanları. birinin başın­ da Autonoe. Bakkha'lar. ş e h r e gidip gelen ve k o n u ş m a s ı n ı bilen biri dedi ki: "Ey. çözülmüş nebris'lerini bağlayıp sıkıştırdılar. ora­ da olup da bu mucizeleri göreydin. O zaman dağlar. Ah. Babys de ka­ val çalarmış. D i o n y s o s ' u n L a t i n c e a d ı . Hepsi se­ rilmiş uyuyordu.B B a b y s . Bakkha'ları g ö r e n bir h a b e r c i o n l a r ı . Sarma­ şıktı thyrsos'lardan bal damlıyordu. Bakkha'lar derin uykularını gözlerinden sildiler. na­ zik elleriyle. yer yerinden oynadı. hiç de. Kendimizi güç kurtardık. meşe yap- raklarının üstüne koymuş. Başka biri nartheks'ini toprağa dokundurdu: Tanrı top­ raktan bir şarap gözesi kaynattı. edepli yat mışlardı-. Bazıları. Euripides'in s o n eserlerinden biri olan bu oyunda koro h e m Bakkha'lardan m e y d a n a g e l m e k t e . vü­ cutlarını saran uykuyu kovmak için keskin bir çığlık kopardı. Canı isteyen de süt içiyordu: Parmaklarıyla toprağı kazın­ ca. Bizi tutamaymca. O zaman Agaue Bakkha'lara: "Hey. geceleri d a ğ d a . 4 6 ) : G ü n e ş ışıklarıyla toprağı ısıtmaya başlar­ ken. meşe ve çi­ çekli saparna dallarından çelenklerini başları­ na geçirdiler. hep­ si birden. gelin ardımdan. benim rüzgâr kanatlı dişi tazılarım. şarapla ve kaval sesleriyle sarhoş olmuş. Ansızın Agaue'nin sıçrayarak yanımdan geçti­ ğini gördüm. birinin başında da lno vardı. genç. thyrsos'larını sallayarak ayinlerine başladılar. ellerinde bıçak mıçak yoktu. sonra yanaklarını yalayan yılanları benekli postlarına kemer gibi sardılar. T a n n Apollon'la flüt yarışmasına gi­ rişen satyr Marsyas'ın kardeşi. memeleri süt dolu ka­ dınlardı. taşlar Bakkha'larla bir olup coştu. başlarına sarmaşık çelenkleri sarar ve ellerin­ d e t h y r s o s . Üç alay kadın. kaçmasaydık Bakkha'lar bizi parçalayacaklar­ dı. memeleri süt dolu bir azgın iniği nasıl zaptedtyordu. saklandğım çalılıktan fırlayıp onu yakalamak istedim. a m a o n u n kavalı tek borulu ilkel bir kaval o l d u ğ u n d a n Apollon Babys'e ö n e m v e r m e m i ş . gelin. vakit gelince. Bkz. ihtiyar. Bakkha'lardan biri. çalılıkların arasına saklanıp pusu kurduk. Kimi sırtını bir çam kütüğü­ ne dayamış. D i o n y s o s dinini b e n i m s e m i ş bu kadın­ lara olgun ermişlik a n l a r ı n d a T h y a s ( t h y o . topraktan oluk oluk süt akıyordu. yüce dağ başlarında yaşayan­ lar. taşkın bir coşkuya kapılmak) d e n i r . bakire. senin anan. S. çıldır­ m a k . üç koro gördüm. kurt yavrularına bem­ beyaz bir süt veriyordu. Tanrı Dionysos-Bakkhos'un dinsel t ö r e n l e r i n i kutlayan kadınlar alayı. o r m a n l a r d a k e n d i l e r i n d e n geçerek tanrıya karışırlar. Bu düşünceyi doğru bulduk. boynuzlu öküzlerin böğürdüğünü duyar duy­ maz Bakkha'ların ortasından ayağa kalktı. s. Genç danaları parça pal . Zeus'un oğlu Bromios" diye bağırdılar. Anan. İçimiz­ den. thyrsos'larınızı sallayıp ko­ şun!" diye bağırdı. H e r iki hallerini ve özlerindeki niteliği c a n ­ l a n d ı r m a k için Euripides'in " B a k k h a ' l a r " t r a ­ gedyasından bir p a r ç a y ı buraya almayı en uy­ g u n bulduk. vahşi hayvanlar bile cümbüşe katıldı. böylece Babys Marsyas'ın uğradı­ ğı cezaya u ğ r a m a m ı ş (Marsyas).

bırak bu şehre gir­ sin. B a t t o s . Bkz. 4 2 6 vd. ölümlülere keder dağıtan şarabı veren oymuş. Z e u s acır o n l a r a ve şöyle seslenir yüreğin­ de: Zavallıcıklar. Philemon. Dediklerine göre.BAKKHOS ça ettiler. Dionysos. binlerce genç kadın eli boğaları boy­ nuzlarından tutup sürüklüyordu. t o p r a k yer yer . (2) Battos Libya'nın Kyrene k e n t i n i n kuru­ cusu sayılır. Thebai'lilere bereketli başaklar veren ovalara rüzgâr gibi atıldılar. ne diye bir ölümlü insana verdim sizi. H o m e r o s İlyada'da onları şöyle anlatır (İl. Şarap olmazsa insanlar için ne aşk kalır. Evlerden çocukları alıp kaçtılar. bahtı kara insanlarla acı çekmeniz için mi? Şu dünyada soluk alan. gü­ neş de vücutlarını kurutup parlattı. bu tanrı kim olursa olsun. Anadolu'nun sinde yaşayan bir boy (Amykos). onları Zephyros yeline kasırga Podarge doğurmuştu. Yılanlar. Alacalı taşlar ü s ­ t ü n d e g ü m b ü r d e y e n bir çayın d e n i z e dökül­ düğü bu lahitler kentinin ö n ü ak bir kumsal­ dır. bazen çamlara takılıp kalı­ yor. orada kana bulanmış vücutlarını yıkadılar. Son­ ra geldikleri yere döndüler. (1) Yel t a n r ı Z e p h y r o s ' l a H a r p y a P o d a r g e ' d e n d o g m a iki a t t a n biri. Kaburga kemikleri. Okeanos ırmağı kıyısında. Ateş nasıl y a n a r . Ama t a r i h ç i H e r o d o t o s ' a g ö r e B a t t o s Libya dilinde "kral" d e m e k m i ş . Omuzlarına attıkları hiçbir şey artık kara top­ rağa düşmüyor.): Automedon koştu tez giden Bebryk'ler. Yel gibi uçan atları. Kithairon kayalıklarının etekle­ rindeki Hysia ve Erythra şehirlerine düşman orduları gibi girdiler. mutlak bir tanrıdan yar­ dım gören bu kadınlar thyros'larıyla erkekleri yaraladılar ve önlerine katıp kovaladılar. Asopos ırmağının kıyılarına. tunç ve demir bile bellerini bükmüyordu. K s a n t h o s ' l a Balios'u P o s e i d o n P e l e u s ' a Thetis'le evlendi­ ği g ü n d ü ğ ü n hediyesi olarak vermiş. Nihayet şehirlerin erkekleri Bakkha'larm her şeyi alıp götürdüklerini gö­ rünce öfkeyle silahlarına sarıldılar ve işte o zaman. kendisini ele verir korkusuy­ la o n a d e m i ş ki. (1) T a n r ı H e r m e s A p o l l o n ' d a n aşır­ dığı sığırları s ü r e r k e n dağda Battos adlı bir ih­ tiyara rastlamış. Bakkha'lara öfkeyle saldıran azgın boğalar bir anda yere seriliyor. Myrina. otlarken bir çayırda. Bakkhos. Bellerophontes. Akhilleus da bu ö l ü m s ü z atları T r o y a savaşına getir­ mişti. Batieia. yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok. ne de başka bir şey. Alev alev yanan saçları vücutla­ rını yakmıyordu. Ksanthos'la Balios'u. dallardan kan damlıyordu. d ü z ­ gün k o n u ş m a y a başladığını anlatır. siz ki bilmezsiniz ölüm ne. Kralımın kirpikleri şöyle bir defa açılıp kapanmadan Bakkha'lar hayvanların derilerini yüzüp hep­ sini didik didik ettiler. (2) A k t e o n ' u n bir köpeğinin a d ı . hiç görülmedik bir sahne gör­ dük: Demir uçlu oklar Bakkha'lardan bir damla kan akıtmadı. kralım. Bithynia bölge­ B a l i o s . XVII. alev nasıl kızıllık saçarsa öyle yaşar. büyük bir tanrı bu. S o n r a d a hayvanları saklamış ve kılık değiştirerek ihti­ yarın karşısına çıkmış. her şevin a/tını üstüne getirdiler. İşte bu dağda a t e ş y a n a r . 1 4 8 vd. Bkz. T a n r ı öf­ kesinden kayaya çevirmiş o n u (Hermes). Bkz. XVI. Akhilleus'un atları ağlar (İl. Aristoteles ya da Aristaios imiş de k e k e m e olduğu için B a t t o s d e n m i ş o n a . sonra. P a u s a n i a s B a t t o s ' u n Kyrene'yi k u r d u k t a n s o n r a . B a t t o s da sözünü t u t m a y ı p hay­ vanların saklandığı yeri g ö s t e r m i ş . Asıl a d ı . Z e u s böylece yüreklendirir atları ve katılır­ lar Akhilleus'un Hektor'la olan savaşına (Ksanthos).): atları boyunduruğa. Çıralı derler b u g ü n o r a y a . tırnaklı ayaklar havada uçuşuyor. ardı da girift çalılıklarla yükselen k o c a bir dağ. gemimiz m a s m a v i bir denizin yarlarla kesilmiş koyu yeşil kıyıları boyunca gide gide O l y m p o s k e n t i n e varır. Kralım. kimseye bir şey söylemezsen sana bir düve a r m a ğ a n e d e c e ğ i m . ne diye verdim sizi kral Peleus'a. tanrının onlar için yerden kaynattığı sulara koştular. yanaklarından damlayan kanları yaladı. yitirdiği sürüleri a r a r gibi o l m u ş . Mavi yol­ culukta geceyi korsanlar yatağı Ceneviz kör­ fezinde geçirdikten s o n r a . Bellerophontes efsanesi bugün de yaşar bizim için. Baukis. havalanıp giden kuş sürüleri gibi dalgalardan sarmaş dolaş in­ diler. yas ne. P a t r o k l o s ö l ü n c e .

Proitos'un karısı. Erkek gibi Amazon'ları öldürdü sonra. onu bir anda yere serdi. buyurdu önce azgın Khimaira'yı öldürmesini. yiğit aslında P o s e i d o n ' u n dölündendir. kralı birden öfke kapladı. Bellerophontes doğdu ondan sonra. ben övünürüm onun oğlu olduğum için. 1 5 2 . Hippolokhos. Kaynatasına göstermesini buyurdu. damadımdan getirdiğin işaret hani? dedi. H o m e r o s ' u n bize açıkla- . Ama bir gün tanrılar tiksindi Bellerophontes'ten. Bu efsaneyi H o m e r o s ' u n a ğ z ı n d a n d u y a l ı m : İlyada'nın VI. iki d ü ş ­ m a n savaşçıyı k o n u k ve dost olarak da birleş­ tirir (İl. onlar ki Ephyra'da. en güzel bir toprağı. sıkı sıkı salık verdi bana: Hep yiğitçe dövüşeyim. Girdiği savaşların bu en çetiniydi. . Eline uğursuz işaretler verdi. Savaşa doymayan Ares öldürdü oğlu îsandros'u. aldı Laodameia'nın c a n ı n ı . en ünlü kişilerdi. üst üste katlanan bir levhaya yazdı bir sürü ölüm yazıları. o benim zorla koynuma girmek istedi". güzellik bağışladı tanrılar ona. yaygın Lykia'nın kralı onu saydı. Aleion ovasında kaldı o tek başına. b ö l ü m ü n d e Y u n a n i s t a n ' k D i o m e d e s ' l e A n a d o l u ' l u G l a u k o s çarpışırken savaşa a r a verip soylarını s o r a c a k olurlar birbirlerine. G l a u k o s ' u n anlattığı öykü Lykia'nın en ö n e m li efsanesini dile getirmekle kalmaz. Bellerophontes'e kıyamadı. insanların en kurnazıydı o. Ama Proitos geçirdi gönlünden kötü şeyler. Alır almaz damadının işaretini. bir oğlu oldu. koynuna girdi Laodameia'nın. çarpışırken ünlü Solymo'larla. dedi ki: "Bellerophontes'i öldürmezsen lanet sana. buğdaylık bir tarla. utandırmayayım atalarımın soyunu. insan uğrağından uzakta yedi kendi kendini. Ama saygı besliyordu yüreğinde. ama onlar bir daha dönmediler evlerine. ortası keçiydi. bu kandan Kral da anladı onun olmakla. Kadın bir yalan attı kral Proitos'a. Belterophontes'le. Yanar T a ş dedikleri bu yer Lykia'nın en eski. diyordu. ayırdılar en büyük. ama birazcık olsun kandıramadı onu. B u p a r ç a d a n öğrendiğimize g ö r e . verdi kızını. yanıp tutuşuyordu. tanrı soyundan olduğunu. N e var k i G l a u k o s Beller o p h o n t e s ' i n " ö l ü m l ü " babasıdır. günü. kusursuz Bellerophontes öldürmüştü hepsini. böylece yok olacaktı o. Laodamela. Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya. besleyen Argos'un t a n r ı s o y u n d a n d ı o. en güzel efsanesini b u g ü n de c a n l a n d ı r ı r . Glaukos'tu adi. alıkoydu orada. Tanrısal nitelikleri d e o r a d a n g e l m e . Zeus almıştı Bellerophontes'I Proitos'un eli altına. Bellerop h o n t e s Korinthos (Ephyra K o r i n t h o s ' u n es­ ki adıdır) kral ailesinden ve ü n l ü S i s y p h o s ' u n t o r u n u d u r ( T a b . o sıra aklı başındaydı Bellerophontes'in. Övünürüm işte. arkası yılan. sürdü onu Argos'lular arasından. Ağırladı onu tam dokuz gün.2 1 1 ) : At bir bucağında Ephyre İli uardır. bütün krallık onurlarını bölüştü Lykia'lılar da ayırdılar bahçelik. Böyle dedi o. Bellerophontes'e sordu. Bellerophontes uydu tanrıların isteğine. Laodamela. Kızdı dizginleri altın kakmalı Artemis. bu soydan. Akıllı Zeus. VI. Gelince Lykia'ya. doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon'u. yaygın Lykia'da en iyi. 2 5 ) . Dönüşünde kral ona zorlu bir tuzak kurdu: Yaygın Lykia'dan en iyi yiğitleri seçti gönderdi p u s u y a . Troya'ya gönderdi beni o. Karısı üç çocuk doğurdu bilgili Bellerophontes'e: Isandros. Gönderdi onu Lykia'ya. Glaukos'un kusursuz oğlu. kendisi ondan çok daha güçlüydü. Hippolokhos da baba oldu bana. insan değildi. Erkeklik. üstün olayım b a ş k a l a r ı n d a n . Aiolos oğlu Sisyphos yaşardı orada. Gül parmaklı şafak görününce onuncu Tanrısal Anteia.BtLLtKumurN ı to gazlar s a ç ı p kendiliğinden t u t u ş u r . dokuz t a n e öküz kurban e t t i . Çarpıştı sonra ünlü Solymo'larla. Ksanthos nehrine. gizlice bir sarmaş dolaş olsam. yalımlı nefesiyle kötü soluyordu. Önü aslan.

ayrılmazlar gümbürtülü Zeus'tan. zorbalık. kuvvet anlamına gelen Kratos'la zor. Verilen sözü ve içilen andı simgeleyen tanrıça. orada belli günler­ de gizli ayinler yapılır. "İyi tanrıça" anlamına gelen es­ ki bir Latium tanrıçası. Zeus nerede oturursa. Bona Fides. Zeus da kızarak atmış onu gökten aşağı yer­ yüzüne. Öteki Agenor'dur. Libya adlı nympha'nın tanrl Pöseidon'dan doğurduğu ikiz kardeşlerden biri (Tab. Orada bulunan resmi dünya kadar yaşlı bir kocakarı olarak gösterilir ve rahipleri de içi­ len andı simgelemek üzere ellerine beyaz bezler sararlardı. Bellum savaş demek) zamanla Yunanlıların Enyo tanrıçasıyla bir tutulmuştur. Hesiodos'a göre (Theog. Bellona. Anteia kocasına Bellerophontes'i suçlayınca. Perikles zamanında Atina'ya yayılmıştı. Kâhin Melampus'un kardeşi. adına yemin ettikleri Dius Fidius'un dişi karşı­ lığıdır. korku saçan bakışlarıyla Furia'ları an­ dırır (Furia). onun se­ rüvenlerine katılır (Melampus). bunlara yalnız kadınlar katılırdı (Faunus). Zetos'la Nike'yi doğurdu. güzel topuklu. Proitos konuğunu kendi eliyle cezalandırmaktan çekinir ve onun içindir ki eline katlanmış tabletler. yani bir mektup verip kaynatası lobates'e gönderir. Roma'lıların. Bu tanrının kızı ya da karısı sa­ yılan Bona Dea'nın Roma'da Aventinus t e ­ pesinde bir tapınağı vardı. Ana tanrıça Kybele'nin ek adlarından biri. Aigyptos'Ia Danaos adlı ikiz çocukları olmuş (Algyptos. şiddet anlamına gelen Bia ( y a da Bie) tanrı ve kral yetkilerini simgeleyen bi­ rer kavramdır. Zeus nerede yürürse. Danaos). . Lykia kralı da konukluk kurallarına saygılıdır ve ancak zorunlu kaldığı zaman ağır işlere ko­ şar Bellerophontes'i. 383 vd. Hesiodos bunların doğuşunu şöyle anlatır (Theog. Biton. Trakya'lıların ay tanrıçası. o yaman çocukları.): Okeanos kızı Styks Pallas'la sevişti. Bendis. Bona Dea. Bellerophontes Belleros'u öldüren demek. Agenor Suri­ ye'ye yerleşiği halde. sağrı­ sına binip doğru Khimaira'yı öldürmeye git­ miş onunla (Pegasos). elinde bir kı­ lıç. Mars'ın eşi olarak da gösterilir. Bu adam da Proitos'tur. yiğit kanatlı atı Korinthos'ta bir çeşmede su içerken bulmuş. Berckynthia. İlyada'da Lykia'lıların başında savaşan Zeus oğlu Sarpedon'un anasıdır (Proitos. Kültü. öldürdüğü bu Belleros'un kim oldu­ ğu da pek bilinmiyor. Bias. Bona Fides. 10). Khimaira. Kydippe'nin oğlu. 324): Pegaros hakkından geldi bu Khimaira'nın koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. Yiğidin ağzı ateş saçan Khimaira'yı nasıl öldürdüğü Homeros'ta anla­ tılmamıştır. Kleobis'in kardeşi (Kleobis). Bellerophontes'in tan­ rıların öfkesine uğramasının nedeni şöyle açıklanır: Gurura kapılan yiğit kanatlı atının sırtında Olympos'a kadar yükselmek istemiş. Sonra Kratos'la Bie'yl. Berekynthes Phrygia'da otu­ ran bir boya verilen isimdir (Kybele). Bu sahnede Bie sessiz bir kişi olarak bulunur. Bellos. Düştüğü Aleion ovası da Kilikya'da bir bölgedir. Bia. Kültü kır tanrısı Faunus'Ia ilgilidir.madıgı Bellerophontes'in adı ve niçin Tiryns kralı Proitos'un yanına sığındığıdır. ne var ki bu yüzden yur­ dundan ayrılıp kendisini suçundan arındıra­ cak birinin yanına gitmesi gerekiyor. Hephaistos'la konuşmayı Kratos yapar (Kratos). bir kargı ya da yanan bir çırağı ile canlan­ dırılır. Birçok yi­ ğitler gibi Bellerophontes de kaza ile adam öldürmüş. Belos Mısır'da kalmış ve Nil ırmağının kızı Ankhihoe ile evlenmiş. Anteia. Sarpedon). ardındadır onlar. Bellerophontes'in kızı Laodameia. Romalıların savaş tanrıçası olarak simgelendirdikleri Bellona (Lat. Güç. Bir anlatıma göre. Roma tanrıları arasında çok eskiden beri yer alan bu kavramsal yaşlı­ lığın Palatinus tepesinde bir tapınağı vardı. Bir savaş arabasında. onlar oradadır. Kratos'la Bie Aiskhylos'un "Zincire Vurul­ muş Prometheus" tragedyasında önemli bir rol oynarlar: Oyunun başında Prometheus'u kollarından tutarak Kafkas dağına sürüklerler ve arkalarından gelen Hephaistos Zeus'a baş kaldıran insansever tanrıyı bir kayaya mıhlar.

Miletos. ama her müşterinin nabzına göre şerbet vermek. Boreas Trakya'da oturan gür sakallı. bir şölen sofrası sürü sürü insanlara! Saçlı. engin kanatlı. tapınak hazi­ nesini ve daha önemlisi. bereketli bir av olacaksın düşmanlara. yabancılar el koyacak tapmağına. Bu amaçla M i let'te kalmış ne kadar Brankhosoglu varsa hepsini kesmiş. Titanlar soyundan olduğu için. Efsaneye göre. N o tos ve Zephyros'un kardeşidir. İon şehirlerinin öcünü alacaktı. Lydia kralı Kroisos'un Delfi'ye verdiği kadar bol ve zengin armağanları Didyma'ya da bağışladığını söyler. Adı Türkçeye poyraz diye geçen kuzey rüzgârı. Didyma tapınağı da yağmaya uğramış. Brankhos' un kişiliği ve efsanesi. b i l i c i l i k yetisini bağışlamış ona. yani falını arzu­ ladığı sonuca yöneltmek de biliciye düşen gö­ revdi. bu taylar öyle hafif. onu kızıl kanatlarıyla sardığı gibi doğru soğuk Trakya'ya kaçırmış ve Kalais ile Zetes'e gebe bırakmış. Argos şehrinin geleceğini öğrenmeye ge­ len Argos'lulara. dizginsiz ve azgınmış. gemicileri dosdoğru ereğe ulaştıran güzelim bir yel sayılır (Rüzgârlar). sen ey kötü düzenli kent. sakallı savaşçıların ayaklarım yıkayacak kadınların. Ve senin de. Didyma'nın hazinesiyle bir d o ­ nanma kurmayı düşünmüş. Şairler Boreas'ı kara bulutlarla gökten sağanak sağanak kopan ve engin dalgalarla denizi allak bullak eden azgın bir yel. Didyma'da kurulmuş Apollon tapınağı ve bilicilik merkezinin ünü­ nü ve yaygınlığını sağlamak için uydurulmuş­ tur. öy­ le çevikmiş ki. Boreas bir at kılı­ ğına girerek Erikhthonis'in kısraklarına aşmış ve on iki tay üretmiş. M i l e tos'un güneyinde kurduğu tapınakta bu usta­ lığından faydalandığı gibi. Ta­ rihçi Herodotos. boğazından girip karnı­ na varıyor ve bedenini dolaştıktan sonra gö­ beğinden çıkıyormuş. Brankhos çok güzel bir delikanlı olarak yetişmiş. işte o gün. Brankhos-Brankhosoğulları.oradan da kutsal yol boyunca Didyma'ya fal baktırmaya gelen devlet adamları. Milet'in başına gelecek yıkımı Delfi bilicileri önceden haber vermişti. Brankhosogulları bu durumda Pers kralıyla anlaş­ mayı yeg görmüş olacaklar ki. şafak tanrıçanın oğlu olan Boreas. şehir­ de ne kadar erkek varsa hepsi öldürülüp. Milet Pers savaşlarına gi­ rişecekken. Pers savaşlanndan sonra yeni baştan kum lan Didyma tapınağı Roma imparatorluğu za­ m . güçlü kuvvetli bir yaratıkmış. ka­ dınlar ve çocuklar köleliğe sürüklenince. onlar gibi sert. Hesiodos'a göre. yani Brankhosogulları adıyla fal­ cılığı sürdürmüşler. Milet'ten Didyma'nın limanı Panormos'a gemiyle . esiş yönüne göre bugün bizim yıldız dediğimiz yele karşılıktır. Odysseia'da önemli bir rol oynayan Boreas kimi zaman da arkadan pü­ für püfür esince. Brankhos Miletos'lu bir delikanlıymış.karayo­ lu yokmuş o zaman . buz gibi esen bir kasırga olarak nitelerler. Emeli. buğday tarlaları üstünden ge­ çerken başaklar eğilmez ve denizin üstünden en ufak bir kırışık yapmadan uçarmış. ovada sürülerini ot­ latırken bir gün tanrı Apollon onu görmüş ve sevmiş. Bir gün Atina kralı Erekhtheus'un kızı Oreithya'yı ar­ kadaşlarıyla ırmak kıyısında oynarken gör­ müş. Pers'lerin eline düşünce. Karadeniz'den Mısır'a kadar doksana yakın sömürge kuran Miletos işlek bir liman. Apollon'un dev hey­ kelini Serhas'a verip onunla birlikte İran'ın Susa şehrine göçmüşler.Boreas. soyu sopu da Brankhidai. ona vurulmuş ve tozu dumana katarak üstüne yürümüş. İşin tuhafı. İssos savaşından sonra B ü y ü k İskender'in i l k işi Miletos'a gelmek olmuş. hem Milet'lilerin kendilerine değil de. Tapınak o kadar zenginmiş ki. Tarihçilerin bize sakladığı aşağıdaki dizelerden .fışkı­ ran sevinç Delfi'nin Anadolu'daki zengin ra­ kibi Didyma'yı ne kadar kıskandığını belli et­ miyor mu? Ve o gün. bolluk içinde yaşayan bir şehirdi.kehanetler her zaman heksametron dizeleriyle dile getirilirdi . Bu düşü hayra yoran biliciler doğan çocuğa "Brankhos" yani bo­ ğaz adını vermişler. Kolay iş değildi bu. Anado­ lu'da Yunan uygarlığını kalkındırmaktı. Ana­ sı onu doğurmadan önce bir düş görmüş: G ü ­ neş ışınları ağzından. Bir gün İskender'in çıkagelecegini bilememiş Brankhosogulları. işadamları bilicileri elbette ki memnun ediyorlardı. ey Didyma. Didyma Yunanistan'da Delfi'ye rakip bir bilicilik merkezi olmuş. Nitekim Lade yenil­ gisiyle Milet.

AkhiUeus kentini yağma edip kızını götürünce Brises canına kıymış (Briseis).). Yalnız son bölümde AkhiUeus insanlık duygularına uyarak Hektor'un ölüsü­ nü babası Priamos'a verdikten sonra. yanan şehrine ağlar­ ken. tanrıça Athena elini tu­ tar. esmer. za­ ten o kadına hiç dokunmadığını söyletir. Zeus'tan yalvarır Akhilleus savaşa katıl- madıkça Akha'lara zaferi vermesin diye. Adı "gürleyen" anlamına gelen Brontes Zeus'a gök gürültüsünü armağan eden Kyklops olsa gerek (Kyklops). Akhilleus'un ba­ rakasında sessiz. Zeus sözünü tutar. Khryses'i bir gemiye bindi­ rip. kılıcını kınından çıkarmak. uğruna çok acı çektiği ka­ rısı Briseis de gelir. Adı "atlı bakire" anlamına gelen Britomartis Girit'in Gortyn şehrinde Artemis alayına katılırmış.): Phoibos Apollon istiyorsa Khryseis'i ille de. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından biri. Akhilleus'un temiz yürekli arkadaşı Patroklos onu tatlı sözlerle avutmuş. I. "Gümbürtülü" anlamına gelen bu ek ad tanrı­ ya yıldırımlar arasında doğduğu için verilmiş olacak (Dionysos). Ama barakandan alacağım kendim gelip senin onur payını. 336 vd. Kottos'la Gyes'in kardeşi (Tab. Patroklos öldüğü gün Briseis. Zeus'un kızı olduğu söylenen bir Girit tanrıçası. çünkü yıkılan yuvasına. Birçok arma­ ğanlarla birlikte Briseis'i geri vereceğini. sedasız yaşamaktadır ki.. öyle ki. AkhiUeus da krallar kralına sövüp saydık­ tan sonra. kalın kaşlı. gece döşeğine uzanınca. yoldaşlarımla göndereceğim onu. Apollon tanrının öfkesini ve salgını önlemek için Khryseis'i babasına geri vermeye razı olunca Agamemnon şöyle konuşur (İl. ibret alsın kim benimle eşit görmek isterse kendini. Britomartis. Korksun boy ölçüşmekten. babasına gönderir.manına kadar önemini sürdürmüş ve orta­ çağda bir depremle yıkıldıktan sonra dev ka­ lıntıları bugüne kadar korunabilmiştir (Didyma. AkhiUeus). bir daha ne olursa olsun savaşa katılmamaya ant içip çadırına çekilir. Akhilleus'a karı olacağına söz vermişti. parlak bakışlı bir kadın olarak tanımlanır. . Agamemnon'un üstüne yürümek üzeredir ki. Akhilleus'un yanına döner. köpeklerle dağda. Bu ara­ da Agamemnon. Khryse'nin Apollon rahibi Khryses kardeştirler. Agamemnon bile yaptığına pişman olur ve Akhilleus'la barış­ mak için elçiler gönderir ona. (Yüz Kollular). Brontes. Tanrı Dionysos'a takılmış bir ad. şu gemimle. tanrı Apollon'un ö f kesini yatıştırmak için yüz sıgırlık kurbanlar kestirir. ama bir balıkçı ağına takılıp kurtulmuş. Artemis gibi o da avcı kılığında. Briseis evli barklı bir ka­ dındı. ona son görevleri Briseis yapmış (Khryseis. Brises. A k h i U e u s gene de yumuşamaz (İl. 2). Ama bununla da kalmaz. Briseis. AkhiUeus öldük­ ten sonra. Lyrnessos'ta Apollon tanrının rahi­ bi. yani ağdan çıkma kız adı verilmiş. ovalarında. güzel yanaklı Briseis'i. Briseis'in babası. Bu yüzden de ona Diktynna. bayırda yalnız başına dolaşır ve erkek­ lerden kaçar bir kız tanrıça olarak canlandırı­ lır (A rtemis). Sonunda yakalanacağını gören Britomartis kendini denize atmış. Didymeion). Briareus. Akhilleus'un dileği üzerine anası Thetis gi­ der. Sonra İlyada'da pek sözü geç­ mez Briseis'in. Asıl adı Hippodameia olan Briseis Lyrnessos'a Apollon rahibi Brises'in kızıdır. 2). gör. Homeros'tan sonraki öykülerde Briseis uzun boylu. Briseis de acısına katlanır. AkhiUeus kocasını öldürdükten sonra ele geçirir onu. İki sevgiliyi ölünün üstünde ağ­ lar görürüz. iki haberci­ sini Akhilleus'un çadınna yollar ve kadını al­ dırır. IX. gü­ nün birinde Akhilleus'la Agamemnon arasın­ da kopan kavga altüst eder hayatını. Brises'le. Bromios. Senden ne güçlü olduğumu o zaman anla. Kral Minos ona vurulup peşine takılmış ve dokuz ay süresince kovalamış kızı Girit'in dağlarında. yanına yatar. 183 vd. AkhiUeus bu sözlere çok öfkelenir. Akhilleus'un Ege bölgesine yaptığı çapulculuk seferlerinden getirdiği en değerli tutsak Briseis'tir. Uranos (gök) ile Gaia'nın (toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri (Tab.

ama nympha'lar acır ona. 4 5 1 vd. pınar Byblis'in çağla­ yan gözyaşları gibi akar durur. kim yok herkesi öl­ dürmüş. Keroessa da Zeus'un İo'dan olan bir kızı. o da düşer yollara. Masmavi. Belki Busiris Osiris adının bozulmuş bir biçimidir. Byblis ikizini öyle sever. tiksintiyle kınar bu aşkı. yani Büyükmenderes ırmağının k ı z ı K y a ne'dir. kı­ zı bir pınara çevirirler. ge­ ne de dayanamaz. Byblis de bu yüzden çıldırmış ve asmış kendini. bir ırmak kızı için güzel bir ad. İo onu Bizans'a yakın bir yerde dünyaya getirmişti. Busiris de işe hemen Phrasios'u kurban etmekle başlamış. Bir anlatıma göre. tanrı P o seidon'la Keroessa'nın oğludur.). yoksa öykünün sonunu bambaşka biçimde getirirlerdi: Eski Kaunos şehrinin (bugünkü Köyceğiz Dalyanı'nın) önünde göz alabildiğine uzanan ve ancak oraları iyi bilen gemicilerin şaşırmadan aşa bildikleri bir sazlık vardır. Byzas. Bu sevginin kardeş sevgisinden öte bir şey olduğunun nasıl farkına vardığını uzun uzadıya anlatıyor bize Ovidius (Met. gider de Karia ile Lykia sınırında Kaunos kentini kurar. Busiris Kıbrıs'tan gelme Phrasios adlı bir biliciye ne yapmak gerektiği­ ni sormuş. Busiris çok zalim bir Mısır kralıdır. Busiris Poseidon'un ogluymuş ve onu Mısır tahtına dünya seferine çıkan Osiris oturtmuş. Yunan efsanesine göre. ikizini bir daha görmemek için kaçar yurdu Miletos'tan. orada kim var. Bizans'ın kurucusu Byzas. Busiris onun başına çiçek çe­ lenkleri koymuş. bilici de demiş ki. gider. Bu bataklık nasıl meydana geldi belli. altın elmaları almaya gittiği zaman Herakles bu çeteye rastlamış ve hay­ dutların hepsini öldürmüş. kuşatılmış boydan boya. kutsal sargılarla sarmış kol­ larını ve sunağa götürüp kurban etmek iste­ miş.Busiris. doyamazmış okşamaya. böylece çekilme­ lerini sağlamışlar. Miletos'un kızı olmakla da Apollon'un torunu. rahat bulamaz hiç­ bir yerde. Adını iki kente vermişler: Biri Karia'da Byblis. Kral yokken de Bizans İskitlerin saldırısına uğra­ mış. yılda bir Zeus'un öfkesini yatıştırmak için. Bu kez de Byzas'm karısı Phidaleia kurtarmış şehri: Öbür kadınlarla birlik olup sürüyle yılan at­ mışlar düşman karargâhına. . Byblis çıldırır. Ama Byblis'in serüveni acı: Bir ikiz kardeşi var Kaunos adında. Öyle insafsız bir zorba imiş ki. Bu Ovidius'un anlatımı. Byblis anlar sevgisinin dogadışı olduğunu. Günün birinde M ı sır'da kıtlık olmuş. Anasının kim olduğu konusunda söylentiler çeşitli. bir mektupla bildirir aşkını Kaunos'a. Kaunos bu yüzden sürülmüş. Bu öyküleri anlatanlar Kaunos şehrini gör­ memişlerdi herhalde. ö p ­ meye. Busiris'i de. Kaunos'muş. Sonunda yüksek bir kayadan aşağı­ ya atar kendini. öyle beğenirmiş ki. Ege kıyılarındaki bütün limanlar gibi bir ırmağın taşıdığı millerle dol muştur. O da öfkeyle. Günün birinde Trakya kralı Haimos şehre saldırınca. Ama yiğit sargıları çözerek. ama şair görüşüyle bu yol yol b a t < ı gın Byblis'in tükenmez gözyaşlarıyla meyda­ na geldiği düşünülemez mi? (Kaunos). en akla yakını şu: Anası Maiandros. Miletos'un kızıymış Byblis. Başka bir anlatım işi tersine çeviriyor: D o gadışı aşka kapılan Byblis değil. ona bir insan kurban kesmeli. koyu mavi anlamına gelen Kyane. Herakles M ı sır'a uğrayınca. oğlunu da. öteki Fenike'de Byblos. Busiris Batı kızlarını kaçırmak için bir haydut çetesi kurmuş. Nil bölgesine yerleşmiş deniz tanrı Proteus bile ondan kaçmak zorunda kalmış. Byzas onu teke tek savaşta yenmiş ve Trakya'nın içine kadar kovalamış. deli gibi dolaşır Anadolu'yu boydan boya. Byblis. Oğlu da şehri orada kurmuş ve Apollon ve Poseidon tanrılardan yardım görerek surlarla çevirmiş­ ti.

"Topraktan bitmek" anlamı­ na gelen bir kökten türemiş olan Ceres adı Latin'lerin de bu çeşit bir tanrısal varlığa çok eskiden beri tapındıklarını gösteriyorsa da. 496 yılında bu iş olmuş ve Ceres tapınağı Aventinus tepesine kurulmuş (Demeter). Cacus gelmiş. Cupido. Mağaradaki hayvanların böğürmesinden. arzu anlamına gelir (Eros). Düşman da arkalarında ha yetişti ha yetişe­ cek.Ö. gününü avlanmakla geçirir. Roma'lılar da Sibylla kitaplarına danışınca. Herakles uyanınca işin farkına varmış. onu peşinden ormana sürükler. Kırlarda büyüyen Camilla güçlü kuvvetli bir genç kız olup Yunan Ama­ zon'ları gibi avcı ve savaşçı olarak yetişmiş ve Aeneas'a karşı kahramanca savaştıktan son­ ra öldürülmüş. Herakles mağaraya girmiş ve ateş alev saçan Cacus'u boğazlamış. İkisi de kurtulmuşlar. yanma er­ kek yaklaştırmazmış. Yiğit uyurken. Yunanistan'dan gelme tanrıça onun izlerini silmiştir. kız kardeşinin Cacus'u ele vermesinden. Vulcanus'un oğlu. Vergilius'un Aeneis destanında an­ latılan Camilla efsanesi İtalya'nın halk masal­ larından esinlenmiş olsa gerek. Herakles Geyoneus'u öldürüp sığırlarına el koyduktan sonra İtalya'ya gelince. CamUla. Efsaneye göre. Demeter ve Dionysos kültünün Roma'ya alınması gerektiğini öğrenmişler. Metabus çocuğu kalın kargısının ucuna bağlayıp karşı kıyıya atmayı düşündü. Efsanesi şöyledir: K ı z oğlan k ı z olan Carna. Adı. Ccrcs. Yunan bereket tanrıçası Demeter'in Latince karşılığı. Lati j um'da küçük bir ırmağın kenarına gelmişler. kestiriyormuş. Camilla'yı attıktan sonra kendi de yüzerek geçmiş ırmağı. Etrüsk'ler yeni kurul­ muş olan Roma cumhuriyetine saldırınca. Camilla Volsk'lar kralı Metabus'un kızıymış. ama Diana'ya yakararak. ya da başka bir anlatıma göre. Bir gün iki yüzlü tanrı İanus takılmış peşine ve saklandığı kayanın arkasında onu yakalayarak bozmuş kızlığını. yolunu şaşırtırmış. Aventinus tepesinin bir mağarasın­ da oturup komşu bölgeleri yağma ediyormuş. Yunan aşk tanrısı Eros'un Latince karşılığı. Carna. bu işi başarırsa kızını ona adamaya söz verdi. Tiber neh­ rinin kıyısında uzanmış.c Cacus. . şehirde kıtlık baş göstermiş. Karşılık olarak da tanrısal bir güç vermiş ona: Evlerden her türlü uğursuzluğu defeder. Düşmanlarınca tahtından kovulan Metabus bebek yaşta olan kızını alarak kaçıyormuş ki. birkaç hayvanını aşır­ mış. İ. Roma'nın kurulduğu kırsal bölgede yaşayan bir nympha. Roma'lılar Augustus ça­ ğına kadar Carna'ya kutsal bir ormanda tapınırlardı. ağzı ateş saçan üç başlı dev. iz bırakmamak için de sığırları kuyrukla­ rından çekerek geri geri götürmüş. Bir gönüllü çıktı mı. özellikle yeni doğ­ muş bebekleri beşikte kanlarını emen kuşlar­ dan korurmuş.

ya da Phrygia'lı tanrıça Kybele'yle ilişkili olarak gösterilirler. Ikaros babasının sözünü dinlemediği için denize düş­ tüğü halde. Bi­ lindiği gibi. Daktyl'ler bir efsa­ neye göre madenlerin ve maden işlemeciliği­ nin bulucularıdır. Ne var ki günün birinde Talos ölü bir yılanın dişlerin­ den esinlenerek testereyi icat etmiş. Kekrops. Theseus'un ba­ şarısında Daidalos'un parmağı olduğunu öğ­ renince Minos çok kızmış ve ustasını oğlu İkaros'la birlikte Labyrinthos'a kapatmış. Minotauros'u barındıra­ cak Labyrinthos'u kurmuş. Sağ elinin toprak üstünde bıraktığı izden beş cin doğuvermiş. ayrıca. çok önemli bir çığır açarak "heksametron" deni­ len vezni kurmuş olmakla ün salmışlardır. Mitolojide ise bu adla anılan ve sa­ yısı değişik olan birtakım cinlerin sözü geçer. Buluşun doğruluğu nu pekleştiren kanıtlardan biri de bu vezinde . ellerini toprağa da­ yayarak ıkınmış ve topraktan doğum sancıla­ rını hafifletecek güç almış.D D a i d a l o s . "Ustaca işlenmiş ya da işleyen" anlamına gelen adı. Elin en ilkel insanlarda da büyü aracı ola­ rak ne büyük bir değer taşıdığı öteden beri bi­ linirdi. Kaynaklarda bu cinler çeşitli alanlarda ya­ rarlı olarak gösterilirler: Kureta'lar ya da Korybant'lar gibi baştanrı ve anasının tapım ve gizemlerinde gürültülü rakslarıyla yer alır­ lar. yani parmak cinleri çokluk İda'lı di­ ye vasıflandırılıp Girit'li Zeus. din tarihine de. eli her sanata yatkın olduğu için kendisine verilmiş. yani Attika'nın kral so­ yundan gelme olduğu söyleyen Atina'lı sanat­ çı. "Daktylos" Yunanca parmak dernektir. altı ölçülü destan vezni Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında kullanılmakla Yunan şiirinin doğuşuna yol açmıştır. adlarından da belli olduğu gibi elişlerinde yaratıcı olurlar. Daidalos'u Sicil­ ya'ya kadar kovalayan ve sonunda da bulan Minos gene usta sanatçının uydurduğu bir düzenle öldürüldükten sonra. Ama Daidalos oradan çıkmak çaresini de bul­ muş: İkaros'la kendisine birer çift kanat yap­ mış. Atina'daki işliğinde yeğeni Talos'la birlikte çalışırmış. Daidalos Kokalos'a olan şükran borcunu ona birbirinden güzel yapılar yapmakla ödemiş.Tanrıça Rhea. bu vezinse daktylos denilen bir uzun. bunu fe­ na kıskanan Daidalos çırağını Akropol'den aşağı atarak öldürmüş. Usta sanatçı Girit'e gidip kral Minos'un emrine girmiş ve onun İçin tür­ lü işler görmüş: Bir boğaya âşık olan Paslphae'ye içine girebileceği tahtadan bir inek yapmış (Pasiphae). hem de dünyada çığır açacak bir şiir ölçüsünün yaratımına yol açmış olabilir. ikisi de böylece uçup gitmişler. (îkaros) babası sağ salim Sicil­ ya'nın Cumae şehrine inmiş ve kral Kokalos'un yanında saklanmış. onun kültünde rol oynamış­ lar. D a k t y l ' l e r . İki kısa heceli ayak. Girit'in Diktys mağarasında Zeus'u doğur­ mak için sancı çekerken. Daktyl'ler beşltir ve doğuşları şöyle olmuştur. bunun ötesinde de. ama Çatalhöyük'te meydana çıkarılan fresklerden bu simgenin ne kadar geriye gitti­ ği. Daktyller sonraları tanrıça Kybele'nin hiz­ metine girerek. Daktyloi. Bu vez­ ne parmak vezni denmesi parmaklardaki bir uzun ve iki kısa boğumdan ileri gelmektedir. Gerçekten de Daidalos hem mimar. yazın tarihine de ışık tutacak bir buluş olarak değerlendirilebilir. anası Rhea. hem heykeltıraş. bunlar tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış­ lar ortaya ve çıkar çıkmaz da yeni doğan Zeus tanrının şerefine hora tepmeye başlamış­ lar. yani ölçülerden meydana gelir. Theseus'un bura­ ya girip çıkması için de Ariadne'ye bir yumak iplik kullaması fikrini vermiş. 97d) bile meydana getiren çok yönlü bir yaratıcıdır. arkeolojik buluntulardan da anlaşıldı­ ğı gibi Ana Tanrıça kültüyle sıkı sıkıya bağlıy­ dı. Efsaneye göre. Bu inanç ve simgesi kesintisiz bir evrimle Phrygia'lı Kybele ve Efes'li Artemis kültüne gelmiş ve orada hem tapımın temeli olan raks ve müziğin doğup gelişmesine. Davaya bakan Areopagos mahkemesi de Daidalos'u sürgüne mahkûm etmiş. hem de her türlü mekanik araçlar yapan ve Platon'un Menon adlı diyalogunda sözü geçen canlı heykelleri (Men.. eski taş çağını bulduğu görülmüştür. Ne var ki Ege'de meydana geldiği apaçık an­ laşılan ve Yunan dilinin yapısına pek de uy­ gun olmadığı gözle görülen bu vezin efsane­ den de. Halikarnas Balıkçısı'nın birçok eserlerinde önerdiği bu görüş bugüne bugün büsbütün kanıtlanmış değilse de.

yani Anado­ lu toprağına göçmek zorunda kalmış. birinde korku Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu Çünkü ışık gibi saran tanrıyı Sevinin kanatlarıydı. Ama genç yaşında canına kıymış. Gücü kalmamıştı artık Defne'nin Koşamıyordu kaçamıyordu Sapsarı. yetişmek üzere Birinde umut vardı. nympha'lar da. ama kral kızı güzel çobanı bir gece sarhoş edip baştan çıkarmış. 16). Doğar doğmaz anası onu defne ağaçlarından bir koruluğa bırak­ mış. Vergilius'un Beşinci Sığırtmaç türküsünde iki çoban Mopsus'la Menalcas şöyle anarlar Daphnis'i (Çan yayınları. babası Hermes bir ka­ yaya ya da bir pınara döndürmüş onu. Soğuk sulara. Daphnis öyle güzel. Ayrıca Samothrake'den Kabir'ler (Kabirler) myster'lerini. Yazık dedi tanrı çok yazık Saramadan yitirdim seni Bari benim ağacım ol da Yaprakların çelenk olsun kahramanlara Ezgilerde. Orada kral olan Teuker iyi karşılamış onu. Nedeni de şu: Daphnis Nomia adlı bir çoban kızıyla sevişirmiş. Çoban şiirinin kurucusu sa­ yıldığı için. Tavşan koşuyor. yalvardı babasına Pene'nin suları üstünde gezdirip gözlerini "Cezasını çekiyorum güzelliğimin Irmakların gücü de sen gibi tanrısalsa Ne yap yap değiştir beni Başka bir biçime koy baba". Pan Daphnis'e kaval çalmw>asını öğretmiş. o günler ırmaktan ne bir yudum su içen. saçları dal oluverdi. Öldükten sonra tannlaştırılan Si­ cilyalı sığırtmaç. Theokritos da. Öfkeye kapılan Nomia sevgilisinin iki gözünü kör etmiş. Avcı kollarına aldığı zaman Kalbi çarpıyordu Defne'nin Taze yaprakların altından. Her yıl bu pınarın önünde sunular sunulurmuş bu çoban tanrıya. Ey Daphnis. Teuker bölgenin en büyük ırmağı Skamandros'la en büyük dağı İdaia'nın ogluymuş. Öyle ki. Daphnis de bir sürü doku­ naklı yas türküleri çağırır. giderek Kybele kültünü Phrygia'ya getirmiş olduğu söyle- . bugünü. Atlas'ın kızı Elektra ile Zeus'un oğlu (Tab. ama lasion ölüp adayı da su basın­ ca. Sürülerini otlatırken Daphnis ya kaval çalar. Dardanos kendi adını taşıyan bir şehir kurmuş . 1. Evet. nympha'lar Onun yürekler acısı ölümüne ağlamışlar. Yalvarması daha bitmemişti ki Bir gevşeklik sardı her yerini Örtüldü göğüs yaprakla Kolları. ey Daphnis. Eyuboglu çevi­ risi): Yok olmuş artık Daphnis. Nomla'ya ömrü oldukça sadık kalaca­ ğına söz vermiş. Söylentiye göre. Dardanos Samothrake (Semendirek) adasında kardeşi lasion'la birlikte yaşarmış. Daphnis. geleceği Benimle bildi herkes. türkülerde anılsın bundan sonra Yan yana adlarımız Yazık dedi tanrı çok yazık. kır tanrıları da tutkunmuş ona. inlemiş o gün senin ölümüne Afrika'nın aslanları bile. Daphnis adını bu türün bir simgesi olarak da kullanırlar. periler de alıp büyütmüşler. durmadan koşuyordu Ardında av köpeği ter içinde Boynunu uzatmış. çoban ola­ rak yetiştirmişler. Öykü­ sü şudur: Daphnis tanrı Hermes'le bir nympha'nın ogluymuş. sonunda bir uçuruma atmış kendini ve öl­ müş. Dardanos. benimle bilir Saz tellerine ben verdim seslerini ilaçlar yaptım yabanıl otlardan Ama bana çare değil şimdi hiçbiri Kimden kaçıyorsun öyle sen Asıl sensin benim avcım Beni sen vurdun can evimden".bugün Çanakkale'nin bi­ raz ötesinde Troya yolunda Dardanos tepesi diye bu tepe gösterilir . Ne de bir tutam ot yiyen sürü olmuş Otlaklardan. Dardanos böylece Troya kral soyunun atası olmuştur. yatmış onunla. Dardanos'a Teuker kızı Batieia'yı vermiş ve öldükten son­ ra da tahtını. Vergilius da onun adına şiirler yazdıkları gibi. Z. öyle yakışıklıymış ki.ve ülkeye kral olduk­ tan sonra bütün bölgeye Dardanos adı veril­ miş. Bir tek güdücü bile o acı günlerde Sürmemiş boğalarını ırmaklara. bir sal üstünde karşıki kıyıya.u t\r ıı IN ı : 3 Ben ne bir dağlı ne bir çobanım Oklarından sakınılmaz tanrıyım Koca Zeus'tur babam Geçmişi. güzel dünyayı göre­ mediğine bir türlü katlanamazmtş. ya da kendi uydurduğu türküleri çagırırmış. Apollon da şiir düzmesini.

kendini alevlerin içine atar. Lampos. Bu ik­ sirle kocasının sevgisini her zaman için koru­ yabileceğini söyler. Övünürüm bu soydan. Troya'ltların kralı. canına kıyar. en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların. savaş arabasını ve silahlarını kullanmasını bilirmiş. Ankhises'ten ben doğdum. Herakles de yeryüzüne döndü­ ğünde güzel kıza gönül verir. bir at oldu kara yeleli. sevinirlerdi körpe taylarına bakıp. On bin kısrağı otlardı çayırlarda. Bir ara Oikhalia kralı Eurytos'u yener. Ares'in dölü Hiketaon doğdu. bindi kısraklara. Gömleği çıkarayım derken. kral oldu. panik. Dardanos soyunun gelişmesi İlyada'da Aineias'ın ağzından şöyle anlatılır ( İ l . o sırada kadına yanaşmak ister. Kapys'in oğlu Ankhises'ti. kıskançlık içini kemirmeye baş­ lar. Yolda derin bir ırmağı geç­ meleri gerekir. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a. taylar bereketli tarlada hoplayıp zıpladılar. D e i a n e i r a . yeni gömleği bu iksire batırarak Herakles'e gönderir. Kocasının tutsağı olan güzel Iole'ye âşık olduğunu ve kendisini onunla aldat­ tığını haber alınca Deianeira korkunç bir öf­ keye kapılır. 9 3 3 vd. Sonra Deianeira i l e evlenir ve Hyllos adlı bir çocukları olur. Tithonos'la Priamos doğdu Laomedon'dan. Za­ ferini kutlamak için de karısından yeni bir gömlek ister.nir. Priamos'tan Hektor doğdu. başaklara dokunmadılar. alacalı köpükler üstünde dört döndüler. Assarakos'un oğlu Kapys. Trakhis'e varırlar. korku ve onun sonucunda meydana gelen bozgunu simgeiendirirler. 215 vd. Boreas. Bu dayanılmaz işkenceye son vermek için Herakles Oita dağında bir odun yığını hazırlatır. ama onu alabil­ mek için önce Akheloos ırmağıyla dövüşmek zorunda kalır (Akheloos). En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. D e i m o s . Deianeira da duyduğu pişmanlığa daya­ namaz. Âphrodite): Bu arada kalkan delen Ares'le Kıbrıslı Tanrıça Âphrodite'nln birleşmesinden . Herakles Hades'e inişinde Meleagros'un gölgesine rastlar. Asıl babası Oineus değil de. Assarakos. at adam Nessos'a rastlarlar.): Bulut devşiren Zeus ilkin baba oldu Dardanos'a. koştular başakların tepesinde. Dardanos'lular çokpmarlı lda'nm eteklerinde otururdu. Deianeira Kalydon kralı Oineus'la Althaia'nın kızı ve Meleagros'un kız kar­ deşidir. Trakhis'te mezarı var­ mış. Dardanos'tan Erikhtonios doğdu. Nessos can çekiş­ mekteyken Deianeira'ya yarasından akan ka­ nı alıp büyü gibi kullanmasını öğütler. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: llos. bir ara Kalydon sarayında misafir kalan Dionysos'muş. Klytios. ölümlü insanların büyük şehri yoktu ovada. otlarken gördü onları. kızı lole'yi tutsak ola­ rak alır ve Deianeira'nın yanma gönderir. Herakles Deianeira ile Hyllos'u oraya bıraktıktan sonra başka işlere koşar. Deianeira'nın acı öykü­ sünü Sophokles "Trakhis Kadınları" adlı tra­ gedyasına konu etmiştir. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. o sırada Nessos'un büyülü kanı aklına ge­ lir. Erikhtonios'tan Tros doğdu.) (Ares. Zeus'a şarap sunan olsun diye. kısraklar gebe kaldı on iki tay doğurdular. vuruldu. Karısının çığlıklarına koşan Herakles at ada­ mı Lerna canavarının kanına batırdığı zehirli oklarından biriyle vurur. Yiğit onu sırtına giyer giymez gömlek derisine yapışır ve korkunç acılarla yakmaya başlar. Kalydon avında can veren yiğit ona kız kardeşi Deianeira ile evlenmesi­ ni salık verir. gelen gidene gösterirlermiş (Herakles). dört döndüler denizin engin sırtında. tanrıya denk Ganymedes. llos'un oğlu kusursuz Laomedon'du. Pallas heykeli olan Palladion'u Arkadya'dan çalarak Troya'ya yerleştiren de oy­ muş derler. Deianeira kardeşi Meleagros gibi yi­ ğit bir kızdır. O zamanlar kutsal tlyon yoktu. XX. Nessos ırmağı geçirmek için Daianeira'yı sır­ tına alır. Y i ğit bir süre sonra karısı ve oğluyla Kalydon'dan ayrılır. derisi de yüzülür. Dardanos kurdu Dardanie'yi. Savaş tanrı Ares'in yanından ayrıl­ mayan Deimos'la Phobos dehşeti. Hesiodos bu iki tanrıyı şöyle tanımlar (Theog. bu kandan olmakla.

). Homeros'un en güzel. ona güvenir ve bunun içindir dirmiş. en temiz kişilerinden birini kirletip leke­ lerler böylece. demiş ki Deloslu Apollon'a Homerik hymnos'ta m o ­ dern denebilecek turistik bir görüşle diyor ve ant içiyor ki . bir ada çıkıvermiş. 289 vd. Ve adada doğuyor Apollon'la Artemis. onun Helene için Helenos'la yarışma­ ya girdiğini. hiçbiri almamış Leto'yu Hera korkusundan. îksion'un karısı olan Dia'nın ba­ diye. ona seslenmiş. sonra da Troya düşünce Odysseus'la Menelaos'un onun evine birlikte saldır­ dıklarını. Hektor'u gidip kandıracağını söyler. Poseidon günün bi­ rinde yabasıyla denize vuracak olmuş. Sthenelos'un arkadaşı. karar verirler. Apollon. yani Polydoros. Gel zaman. Phobos'la Deimos. Trakya kralı bu­ nu yapmış. yani kaderin elinde oyuncak olup en sevdiği ağabeyisine kıyan trajik bir kişi. uydurulan bir kişi.iki çocuk doğuyodu. miras Polydoros'a kendisine sunulması gereken armağanları is­ değil de Deipylos'a kalsın. doros'u öldürmesini istemiş. Deipyle. ama ne dağ. Artemis). (Adrcrstos. kadını kazanıp aldığını. güvenle saldırır düşmana. Adrastos'un kızı. dokuz gece sancı çekiyor Leto. B i z onlara kulak vermeyelim. Deipylos. Hera'nın hışmına ugramışmış. Gözü pek ve akıllı vurunca. Samos adalarına. Zeus'tan gebe kaldığı için. Trakya kralı Belalı. Polyrnestor. Akhilleus'la Hektor ölüm-kabm savaşına bambaşka bir öykü anlatılmaktadır (Polydogirişmişlerdir ki. Bundan sonraki sahne İlyada'nın en doku­ naklı. korkunç savaşlarda bu tanrılar Polymestor'un Priamos'un büyük kızı İlioiter kakarlardı ordu birliklerini ne'den olan ogluymuş. Troya'ya bir şey olursa onu korusun Deioneus. Deipylos. bu yüzden de hiçbir yer onu ba­ rındırmak istememiş. Delos. Troya teyince. Tydeus'un karısı. atar kargısını ( İ l . Athena yeryüzüne iner ve ön­ ce Akhilleus'a görünüp kendisiyle birlikte çar­ pıştığını. kâhin ona yurdunun yanıp yok ol­ olduğu için Hektor kardeşleri arasında en duğunu. sonra Deiphobos'un kılığına girerek Hektor'a yaklaşır ( İ l . 23). Tydeus). Ne var ki dokuz gün. Ne var ki. tanrılar Hektor'un öleceğine ros. 226 vd. bütün tanrıçalar ba­ şında bulunduğu halde doğuramıyor bir türlü. Ana­ dolu'da İda dağlarına. İksion onu ateş dolu bir kuyuya atıp düşünce. Ama yalın kayalıkmış bu ada. 16). Derken Leto gitmiş. Polydoros üstüne İlyada'da lar. Priamos'la Hekabe'nin oğlu narak kendi oğlunu öldürmüş. Deiphobos kılığında Athena birkaç parlak sözle iyice kandırır Hektor'u o da.). git zaman tanrıça Leto doğura­ cak bir yer aramış (Leto. (2) Troya'nın savaş sonrası efsanelerinde Bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar. kendisini öldürüp bedenini param­ parça ettiklerini anlatırlar. üstünde bir ot bile bitmezmiş. İmbros. X X I I . Diomedes'in anası (Tab. bütün geçimini dünyanın dört bucağından bu tapı­ nağa gelecek olan gezginlerden. oraya öyle bir tapınak yaptıracak ki. ne şehir. özellikle Athena Hektor'un ölü­ ablasını kocası Polymestor'u kör edip öldür­ münü sağlamak için onu araç olarak kullanır­ meye zorlamış. Hekabe). Agamemnon Polymestor'dan Polyöldürmüş (İksion). Ama sonraki efsaneler Paris öldükten sonra. İlione kendi oğlu Deipylos'la kardeşi bası. onunla evlendiğini. insanca değeri en yüksek olan sahnesidir. dalgalarla oradan oraya sürünürmüş. anasıyla babasının da öldüğünü bil­ çok onu sever. (1) İlyada'da adı bir kere geçen Akha'lı bir savaşçı. Lesbos. yakarışlar­ dan çıkarabilecek. Delphoi kehanetine baş­ şan savaşçılardan biridir. Deioneus kızını İksion'a verdikten sonra Polydoros'u karıştırmış ki. Bir gün Deipy(Tab. Trakya'da Athos. Efsaneye göre. bizim için Deiphobos İlyada'nın Deiphobos'u kalsın. Ama kral Priamos en Yakıp yıkıcı Ares'in yardımıyla. Miletos ve Knidos şehirlerine başvurmuş. îlione'den gerçeği öğrenen Polydoros ki tanrılar. vurdu­ ğu yerden bir parça toprak.ada doğumuna izin verirse. ama Polydoros'u öldürdüğünü sa­ Deiphobos. karşısına bir yü­ zen ada çıkmış. küçük oğlu Polydoros'u ablasına emanet et­ miş ki. ne ada. ta ki Hera'nın Olympos'ta alıkoyduğu kızı . X X I I . Deiphobos'un adı geçmez artık İlyada'da. üstelik de denizlerde yüzer. gitmiş. Troya savunmasında yiğitçe çarpı­ los.

ama gönlünü sevindiren ver. Ak kollu Persephone'yi doğurdu Demeter. Zeus boşuna onu barıştırma­ ya çalışmış. Kyklad takımadalarından biri olu­ verir. Öyküsünü kısaca şöyle an­ latır Hesiodos (Theog. tanrı Hades arabasıyla dışarı çıkagelmiş. ikinci tanrı kuşagındandır (Tab. Kralın karısı Metaneira karşısındakinin tanrı olduğu­ nu anlayamamış. ezgi. Ve hymnos dört yılda bir Delos'ta kut­ lanan Apollon törenlerini şöyİe anlatır: Nice tapmakların oldu. 9 1 1 vd. tutunmuştur. anası Demeter'in. dans yarışmaları sunarlar. yani kışı da kocası Hades'in yanında geçir­ mesini kararlaştırmış. efsanesinde de kızı Persephone'den ayrılmaz. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus. Peterich'in "Küçük Yunan Mitologyası"nda (M. Ümitsizlikten ne yapacağını bilmeyen tanrı ana. ey tanrı Delos'tu asıl. Demeter tapımında da. yaş yok. yayınları. Demeter'e oğlu Demophon'u bakmak. onun tek efsanesi mevsimleri simgele­ yen bir efsanedir.DEMİ I I 1 < ebe tanrıça Eileithyia yardıma gelsin. onuncu günü dünyaya geliyor ikiz tanrı­ lar. 5). insanlar kıtlık tehlike­ sine uğramışlar. kendisine Hades'in sunduğu nar meyvesini yemiş olan Persephone bu sevgi büyüsüyle yeraltı hakimine bağlanmış bulunuyormuş. D e meter bir tanrı besliyormuş gibi çocuğu nek­ tar ve ambrosia ile beslemiş. bu güzel kuşaklı kadınları. Baydur) anlatıldığı gibi alalım: "Persephone bir gün oyun arkadaşlarıyla birlikte çayırda çiçek toplarken birdenbire yer yarılmış. kadınlarını ve çocuklarını getirirler ilanlarında. Canlıları doyuran. hızlı gemilerini ve bütün varlıklarını kim görse onların. Demeter. Bir gün Metaneira sütnineyi çocuğu alevler içine tutarken ya­ kalamış. Kimi zaman "Ko­ re" (genç kız) adıyla anılan Persephone ile Demeter'e "iki tanrıça" denir. Onun küsmesiyle topra­ ğın bereketi kalmamış. Bu efsane Yunan dünyası­ nın daha çok buğday üreten bölgelerinde ge­ lişmiş. kızı yakaladığı gibi kaçıp gitmiş. ovalara bakan dağ başları. Çok korkmuş olan kraliçeye tanrıça k i m olduöunu söylemiş. yüreği sızlayarak ıs­ sız bir yere çekilmiş. sana bağlı olanlar gelirler ziyaretine. nice kutsal koruların oldu. yani yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılması Demeter kültünün de merkezindedir. Orada toplanırlar uzun etekli tyonya'lılarm senin. seuinç ve coşkuyla dolar yüreği. yumruk. tarlalar tanrıçasının. Sıkıntılarla dolu bu dolaşmaları sırasında Demeter bir kocakarı kılığına girmiş olarak Eleusis kralı Keleos'un evine uğramış. Homeros destanlarında "güzel saçlı kraliçe". Ondan sonra da Delos'a "parlak" anlamı­ na gelen adı verilir ve Zeus onu toprağın dibi­ ne mıhlar. b ü y ü k bir İ ş i bozdu- . tanrıçanın Eleusis'te kutlanan myster'lerinde de bu efsanenin derin sırlarına ermekle Demeter erenleri arasına karışılırdı. Trakya'da ve Peloponnesos'ta rastla­ nır. Sonra başlanır oyunlara. Kim görse bu erkekleri. Eg. yüce dağ başları senin oldu. ama tapımına Girit'te. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. Demeter ekinleri ve özellikle buğdayı sim­ geler. Böylelikle toprağa ye­ niden bereket gelmiş. Sonunda her şeyi gö­ ren ve bilen güneş tanrı Helios Kore'nin bu­ lunduğu yeri söylemiş.): Demeter'in de yatağına girdi Zeus. Bu efsaneyi E. Persephone'nin yılın üç­ te ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanı­ nı. büyütmek üzere vermiş. Rheia'nın ilk kızı Hestia'dan hemen sonra doğmuştur. Sanki onlar için zaman denen şey yok. kızını araya araya bütün dünyada dolaş­ madık yer bırakmamış. çeviren S. boşuna Hades'ten kızı geri vermesini istemiş: Tanrı kadın yalvarmalara kulak vermiyor. yeraltı tanrısı Aidoneus kaçırdı onu anasının koynundan ve bilge Zeus bıraktı kızını ona. Persephone'nin Aidoneus. geri kalan üçte birini. "güzel örgülü Demeter" diye anılan toprak ve bereket tanrıçası Demeter (adını "Ge-meter" toprak ana olarak açıkla­ yanlar vardır) Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın kızı. Bunun üzerine Demeter Olympos'tan kaçmış. O gelin­ ce. En çok tapıldıgı yerler Eleusis ve Sicilya ovalarıdır. B. Onları oyunlarda gören sanır ölümsüzdürler.

nelere katlandıklarım. Sanatı ya Musa öğretti sana. D e m o d o k o s . de­ ğerlidir. Ozan Demodokos birkaç kez sahneye çıkıp ezgi söyler. 125) ve İasion'dan zenginli­ ği. Odysseia'da. Demeter'in İasion adlı bir ölümlüyle mace­ rası da anlatılır. çünkü Musa öğretmiştir onlara ezgi söylemeyi. bir tekinin adını öğreniriz yalnızca. Odysseus'un da yiyordu içi içini. Bu. halkın saydığı ve sevdiği bir kişidir. Musa çok sever ozanlar soyunu. Demodokos Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında görevli ozandır. Demodokos. Gelince altın çivili bir koltuQa oturturlar ozanı. . Oysa Demeter'le Anadolu'nun bereket tanrıçası Kybele arasın­ da hemen de hiçbir ilişki kurulamaz. Plutos). Odysseus kendisi şöyle tanımlar ozanı (Od. o sıra Odysseus duygulanır. ya da Apollon. Bu macera tanrıçaların ölüm­ lü erkeklerle sevişmelerine bir örnek olarak gösterilir (Od.): Daha çok sayarım. Anlatabilirsen bunları. Başka masallara göre. Kral Alkinoos da hiçbir şöleninden eksik et­ mez onu. V I I I . bedenin de. ve Troya savaşını söyler. biri de İskenderiye'n şa­ ir Kallimakhos'tandır. halka söyler. o da Demodokos'tur. Bunların en önemlilerinden biri Homerik de­ nilen bir hymnos'tur. 478 vd. Keleos.). bolluğu simgeleyen Plutos adlı bir oğlu olur (İasion. bundan böyle tekmil insanlara ben de diyeceğim ki: Tanrı sevdi onu. oyunda. Bunca bin dizelik Homeros destanlarında öylesine usta bir ya da birkaç ozanın sesini. susturur ozanı ve sorar konuğu­ na niçin acı gözyaşları döktüğünü "dinlerken Argos'luların ve İlyon'un başına gelenleri". halkla ilişkilidir. şölene oturulacak mı. sazını asarlar başının üstünde bir çengele ve şölende. halktan saygı görür. şöyle der ozan (Od. destanlık yiğitleri anar. seni tekmil ölümlülerden. 487 vd. Triptolemos). Aristophanes "Thesmophoria Bayramını Kutlayan Kadınlar" adıyla bir komedya yazarak. Yalnız Alkinoos farkına vanr Odysseus'un ağladığının. şu tahta at olayını anlat şimdi bize. V I I I . getirip bir biçimine. V. insanlara tarla bakımını ve Demeter tapımını ögretiyormuş. tanrı kadının kendisi Keleos'la oğullarına Eleusis'teki D e meter tapınağını kurmak öğüdünü vermiş. ruhun da devineklerini yöneten bu ozandır (Od. tanrısal bir şiir bağışladı ona. llyon'u yıkacak adamlarla doluydu içi. Demophon'un er­ kek kardeşi Triptolemos tanrının evlatlıgıymış. yanaklarım ıslatıyordu kirpiklerinden sızan yaşlar. neler yaptıklarını ne güzel söyledin.): Ozanlar saygı görürler ve değerli bilinirler bu yeryüzünde yaşayan tekmil insanlar arasında. Atina'da her ekim ayında yalnız kadınların katıldıkları "Thesmophoria" bayramı kutlanır ve iki tanrıçaya da "thesmophoriai" yani ya­ sa getiren. Bu tapınağın mysteria denilen gizli tapımı bütün eskiçağ boyunca büyük bir saygı görü­ yordu" (Eleusis. 2 6 1 vd. VIII. 267 vd. yemek dolu bir masa çekerler ö n ü n e . Ares'le Aphrodite'nin aşklarını söyler (Od. Metaneira. V I I I . hemen çağı­ rır (Od. neler çektiklerini. kimliğini açığa vuracak bir dilekte bulunur.[)I:MOIX)KOS ğunu bildirmiş: Demophon alevler içinde bü­ tün dünya bağlarından kurtulup temizlenerek tanrı olacakmış. ozan. 44 vd.). Roma'lılann tapındıkları Ceres Demeter'den pek farklı değildir. Anlatıldığına göre.)... getirmiş Akropolis'e dayamıştı tanrısal Odysseus da kurnazca. Haydi şimdi geç başka bir konuya. Adından da belli olduğu gibi demos. kadınların nasıl bu gizli törenler sırasında kadın düşmanı Euripides'i suçladıklarını sahneye koymuştur. V I I I . olduğu gibi. Demeter'e yazılmış birçok övgüler vardır. insanlara doğal yasaları öğreten tanrıçalar denirdi. Ne güzel söyledin Akha'larm destanını. sözünü dinler de. şimdiyse bir ölümlü olarak kalmış. Athena'nm yardımıyla Epelos yapmıştı onu hani. Triptolemos kanatlan bulunan sihirli bir arabayla bütün dünyayı dolaşıyor.

Tu­ fan. ) . Bu başarının da ancak Y ü z Kollu Devlerin yeral­ tındaki hapislerinden çıkarılmalarıyla sağla­ nabildiği belirtilir. Haykırışlarla yüklüydü atılan her şey. Demeter. engin gökler yankılanıp inildedi ölümsüzlerin saldırıları altında. D e m o p h o n . Şimşekler saçıyordu gökten ve Olympos'tım. Demodokos Odysseia destanının en sevim­ li. belli değildi kimin kazanacağı. Othrys'le Olympos ikisi de Thessalia'nın birer yüksek doruğudur. koca Olympos sarsılıyordu temelinden. değil miydi diye tartışıldı. insanlığın başına gelen yı­ kımlarının kaynağında bulunan Prometheus ve Epimetheus soyundan olmaları (Tab. Kronos oğulları ve Zeus'un gün ışığına çıkardığı güçlerine dayanılmaz azgın devler. onun da üç oğlu olur: Doros.I »I V I I K VI I A I N K I I AK SAVAŞI Odysseus da işte o zaman başlar Odysseia' yi. Zeus da artık tutmaz oldu öfkesini. şöyle ki Tufan'dan kur­ tulan Deukalion'la Pyrrha'nın bir oğlu olur. korkunç bir kargaşaya dönerken boğuşmaları. Ksuthos ve Aiolos. bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga. Ne var ki Yunan mythos'unun Tufan kahramanları Deukalion'la Pyrrha'nın. Hesiodos Olympos tanrılarına kadar bir­ birini izleyen soyları. Yunanlıların Tufan efsanesi da­ ha sonraki bir çağda. 20. Othrys'de. Olympos'un tepesinde oturanlar. Toprak kükredi birden gür sesiyle. Bu iki dağın tepesinden sürdürülen savaş Theogonia'nın en renkli. ağır bir deprem iniyordu Tartaros'a kadar karışarak gümbürtüsüne korkunç saldırışların savrulan kayaların. her iki taraf gösteriyordu var gücünü. Titan tanrıları. gürzlerin. Hepsi. Bu efsane Hellen ırkının atasını kur­ ma işine de yaramış. şöyle der (Theog. ben bugü­ ne dek okuduğum bunca yapıtların hiçbirinde şair Homeros'un gözü gibi gören göz görme­ dim. yani geçirdiği bütün serüvenleri anlatma­ ya. 3) hesiodos'un Sümer. ama bunun nasıl olduğunu anlatmaz. en devinekli sahnelerindendir (Theog. saydıktan son­ ra. Devler ve Tanrılar Savaşı (Titanomakia). iki tarafın birbirine karışan sesleri yükseliyordu yıldızlı göklere kadar. her birinin elli de kafası vardı güçlü bedenlerinin omuz başlarında. Her birinin yüz kolu vardı onların omuzlarında heybetle savrulan. Ksuthos ise çocukları Akhaios'la lon yoluyla A k ha'ların ve İon'ların atası olur (Tab. Olympos' kıların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. kuşakları. 666-735): Ogün tanrı ve tanrıça hepsi azgın bir cenk havası estirdiler. en ışıklı bir kişisidir. bazılarını almadı­ ğını gösterir. Homeros'un kendisi midir? Kör ozan üstüne nice söz söylendi. Babil ve Samî kaynakla­ rından bazı efsaneleri alıp. Demek ki Zeus Kronos'u yenmekle ege­ menliği hemen ele alamadı. adı Hellen. Homeros kör müydü. (1) Soylar mythos'unda Hesiodos tunç soylu insanların kendi elleriyle yok olduklarını. Doros'la Aiolos doğrudan doğruya Dor ve Aiol ırklarının atası. uzun zamandan beri savaşıyorlardı güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. (2) îlyada'da adı geçen bir Deukalion daha vardır: Girit kralı Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Troya savaşına katılan Meriones'in dedesidir (Meriones). Theseus'un dostu olan bu D e ukalion Kalydon avında da bulunmuş. Titan tanrılarla Kronos oğulları ki birileri. Yürekleri hınçla dolup taşarak tam on y i / cenkleşti durdular. Yüreği dolar dolmaz öfkesiyle bütün gücünü salıveriyordu ortaya. Okuyucu kendi duy­ gu ve izlenimine göre karar versin. öbürleri. Bkz. 630 v d . gürbüz elinden fırlayıp uçuyordu yıldırım . Çevrede sonsuz deniz homurdanıyordu. Dikildiler Titan'lara karşı korkunç savaşta koca ellerinde yalçın kayalarla. Tufan sözü ve kavramına rastlanmaz en eski Yunan kaynaklarında. tüm nimetleri verenler. mağrur Titanlar. Hellen).. Deukalion. ni­ ce mürekkep döküldü. Titan 'lar da atılıyordu şevkle sıra sıra. belki Tesalya'da uydu­ rulmuş ve kahramanları Deukalion'la Pyrrha Prometheus-Pandora mythos'una bağlanmış olabilir. ad bırakmadan öbür dünyaya gö­ çüp Hades'in karanlıklarına gömüldüklerini söyler.

yakıcı bir soluk sarıyordu yer oğlu Titan 'lan koskaca alevler karışırken bulutlara. oysa torbalar kumla d o l u y m u ş . Kalkan tutan Zeus'un buyruğuyla durur orada sadık birer bekçi gibi Gyes. a m c a s ı Sicharbas'ı da n a i p olarak s a p t a m ı ş ve Elissa'yı o n u n l a ev­ lendirmiş. Bir örs gökten düşse dokuz gün. Dört bir yanda. üstünde kökleri bitegelmiştir toprağın. ne kadar güçlü de olsa Titan tanrılar kamaşıyordu gözleri şimşek ve yıldırımlardan. herkes hışımla birbirine girmişken savaş duraklayıverdi birdenbire. Biri çökerken öteki üstüne düşse onun. Yolda gider­ k e n g e m i d e n ağzına kadar dolu t o r b a l a r atıyorlarmış d e n i z e . İşte orada saklıdır Titan lar karanlıkta bulutları toplayan Zeus'un istemiyle. t a n r ı Asklepios'un dirilttiği H i p p o l y t o s Artemis'e kaçırılıp İtalya'ya getirilmiş ve Virbius adıyla t a n r ı ç a n ı n kültüne girmişti. kaynıyordu karalar ve ekinsiz denizler. D i d o . D i a . O r e s t e s İtalya'ya T a uris Artemis'ini getirmiş ve N e m i ' y e yerleştir­ m i ş . G ö ç m e n l e r . dokuz gece sonra varabilir Tartaros'a. ö b ü r ü oğlu P y g m a l i o n . bar bar bağırıyordu ateş alan ormanlar. Rüzgârlar da karışıp bu kaynaşmaya savuruyorlardı sarsılan toprağı karıştırıp birbirine tozları. Roma'lıların g ö z ü n d e D i a n a avcı t a n r ı ç a değil d e . Kapkara saldırılarla ezdiler Titanları. yol yol toprağın altına tıktılar onları. Tunçtan bir duvar çevirmiştir orayı. çatır çatır yanıyordu canlılara can veren Ana Toprak. biri kızı Elissa. Bir yandan öbür yana taşıyorlardı savaşların bağırış çağırışlarını. vurdular zincire yendiklerini ve gökler ne kadar uzaksa topraktan toprağın o kadar altına gömdüler onları. kulakların işittiği göklerin yerle çarpışmasından doğabilecek görüntülere ve seslere benziyordu. üç kat karanlık sarar dar boğazını. Böylesine büyüktü gümbürtüsü birbiriyle cenkleşen tanrıların. E r k e n çağlardan beri Yunan Artemis'iyle bir t u t u l a n İtalya'lı bir t a n r ı ç a . şimşekleri. a m a halk o n u krallığa seçmiş. D i d o b u torbaların içinde Sicharbas'ın altınları olduğu kanısıyla kardeşi­ ni a l d a t m a y a girişmiş. Babası öl­ düğü z a m a n Pygmalion ç o c u k m u ş . Derken. gözlerin gördüğü. ve ekinsiz. G e r ç e k t e n d e L a t i u m ' u n b u şehri çevre­ sinde bir göl. D i a n a ' n ı n R o m a ' d a anlatılan efsaneleri Yunan A r t e m i s ' i n d e n esinlidir. sallayıp savuruyordu kutsal alevi gittikçe sıklaşan şimşekleriyle. uçsuz bucaksız denizin. gümbürtüleri.gök gürültüleri arasında parıl parıl. İ k s i o n ' u n karısı (îksion). Libya yerlileri Elissa ile . Ö n c e Kıbrıs'a uğrayıp A p h r o d i t e t a p ı n a ğ ı n d a n seksen g e n ç kız kaçırarak k e n ­ dilerine eş edinmişler. D i a n a . dokuz gece ancak onuncu günü varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak dokuz gün. savaşa doymayan bu yüz kollu devler azdırdılar yeni baştan savaşı: Üç yüz taş birden fırladı bu devlerin güçlü kollarından. akıl almaz bir azgınlık sarmıştı evren boşluğunu. Ama ön saftaki Kottos. Yamandı gümbürtüsü bu korkunç savaşın ve yamandı gözlere sığmayan görüntüleri. T a u r i s ' t e olduğu gibi b u r a d a da tanrıçaya i n s a n kurban edilirdi. d a h a çok Apollon'un kardeşi bir ışık tanrıçası sayılırdı (Artemis). büyük Zeus'un bu savaş silahlarını. K a r t a c a kraliçesi D i d o ' n u n efsanesi Vergilius'un " A e n e i s " . kutsal bir koru ve D i a n a ' n ı n bir tapınağı vardı. yıldırımları. gide gide Afrika'nın Libya kıyılarına varmışlar ve o r a d a karaya çıkmışlar. Daha büyük olamazdı gümbürtü. Bu k o r k u n ç d u r u m karşısında Elissa T y r o s ' t a n g ö ç m e y e karar vermiş ve y a n ı n a k e n t i n ileri gelenlerinden bir grupla Sicharbas'ın d e ­ finesini de alarak denize açılmış. Başka bir efsaneye g ö r e . T a p ı n a ğ a b a ş r a h i p olabilmek için k e n d i n d e n ö n c e k i başrahibi t a n r ı ç a y a kurban e t m e k gerekirmiş bu t a p ı n a k t a . Gyes. d e s t a n ı n a dokunaklı bir sevda r o m a n ı olarak g i r m e z d e n ö n c e de vardı ve şöyle anlatılırdı: F e n i k e kenti T y r o s ' u n kralı iki ç o c u k bırakarak ö l m ü ş . N e var k i Pygmalion a m c a s ı n ı n d e ­ finelerine göz dikerek Sicharbas'ı ö l d ü r t m ü ş . dört bir yanda yükselir duvarları. D e i o n e u s ' u n kızı. Kottos ve coşkun yürekli Briareus. Güçleri yetmez çıkmaya oradan Poseidon kapamıştır tunç kapıları. Briareus.

Aeneas boyun eğer. Bu serüven Latin şairinin en güzel. Tanrılar da Odysseia misali araya girerler ve Aeneas'a haberci gönderirler ki. Ne var ki yeni Didymeion 150 yıl boyunca Milet'in hazinesini yıprattığı halde. Dido gidişlerini gözler. tanrıça Aphrodite'nin düzenlerine kurban gider. bü­ yük bir kavga kopar. büyük Afri­ ka kentidir. Anna diye anılan kız kardeşi belki de ilerde Anna Perenna adıyla tapılan Roma tanrıçasıyla bir tutulabilir (Aineias. aralarında sert bir tartışma. Uzaklaşan Aeneas ufukta sevgilisininin yanan mezarından yükselen dumanları görür. Elissa orada kraliçe olur. Hıristiyan ortaça­ ğında Didyma' nın hâlâ orada durduğu ve bel­ ki de canlılığını sürdürdüğü tapınağın taba­ nında çizili görülen haçlardan belli. Destan. onu Yunan diline bağlamak amacıyla yapılan bütün açıklamalar yetersiz­ dir . Didyma-Didymeion. Hemen Fama diye bir tanrıça çıkar ortaya. bu Fama gider dünyanın dört bir yanına yayar haberi. Zaman geçer. Ellerinde kutsal bir değnek. Elissa bu isteği tiksintiyle karşı­ lar. bir türlü tamamla­ namamış. Bu iş çok büyük çapta tu­ tulur: Mimar olarak. dedikodu­ yu simgeleyen. Pers savaşlarından sonra İonya'nın yeniden kalkınmasıyla Miletos Didyma tapınağını bir daha kurmak ve bilicilik merkezini canlandır­ mak yoluna gider. Oysa Didym-kökü Y u nanca değil. ya da ikizler tapınağı a n ­ lamına gelen bu ad. bir devlet kurmaktır. Bu kent sonradan Kartaca diye anılacak Roma'nın düşmanı. Panormos l i manında karaya iner ve dört Idlometrelik. ne var ki yöre krallarından biri ona talip çıkar. İlkçağ yazarları bu adın kaynağım vermi­ yorlar. ikiz tapınak. ev­ lenmek ister. Böylece hazırlanan odun yığını ölüsünün yakıldığı odun yıgmı olacaktır. İonya'nın en büyük kenti Miletos'un Didyma denilen yerde kur­ duğu Apollon tapınağına "Didymeion" denir­ di. Vergilius kraliçenin Aeneas'a Troya savaşını nasıl anlattırdığını uzun uzadıya gözümüzün önüne serdikten sonra. beraberliklerini yansıtan ne varsa hepsini oraya yığar. Vergilius'un bu efsaneyi kullanarak yarattı­ ğı öykü şöyledir: Elissa'nın adı Dido'ya çevri­ lir. bir av sırasında fırtına ve doludan ka­ çan Troya'lı kahramanla Kartaca'lı kraliçenin nasıl bir mağaraya sığınıp orda Eros'un okla­ rına dayanamadıklarını. hemen arka­ larından gelen puta tapanlar haçları birer dai­ reyle çevirmişler. Nitekim Apollon'a . tapınak hiçbir zaman doğru dürüst bir çatıyla örtülememiştir. Elissa da bir öküz derisini öyle ince şeritler halinde kesmiş ki. Aeneas'la bir­ lik. Dido'nun Aeneas'la seviştiği haberini. epey bir toprağı elde edip oraya bir kent kur­ maya koyulmuş. Aşkı ona her şeyi unutturur. Delphoi'de olduğu gibi Didyma'da da fal­ cılar kadınmış. Bitince Didyma tapınağı dünyanın sekizinci harikası olacaktır. gizlice kaçmaya hazırlanır. Yunan öncesi bir zamandan kalma olsa gerek. bir öküzün pöstekisine sığacak kadar toprağı seçip oraya yerle­ şebileceklerini söylemişler. sonra kılıcının üstüne atılarak kendini öldürür. Aeneas'm Kartaca topraklarına ayak basmasıyla başlar. bu sırada komşu kral İarbas Dido'nun bir yabancıyla sevişme­ sini rezalet sayarak Dido'yı sıkıştırır. Sicharbas Sychaeus olur.adamlarını iyi karşılamış. bir odun yığını hazırlatır. kara sularda gör- . as­ lanlarla süslü yolu yürüyerek varırlardı tapına­ ğa. Anadolu'nun yer adlannın çoğu gibi. kraliçe sevgilisini alıkoyamayacagını anlar ve canına kıymayı göze alır. o sırada ölen kocasının ruhunu yatıştıracağını söyler. ama komşu krala karşı koyamayacağını bildiği için. iki doruklu bir dağdan. Dido aşkını kız kardeşi Anna'ya açar.Apollon adı da Yunanca değil. bir kuyunun üstünde oturur. Işık tanrı Apollon'un gücünü Hıristiyanlar da kolay ko­ lay söndürememiş olacaklar ki. Efes'te yanan Artemision'u yeniden yapan Panionios'la Milet'li mi­ mar Daphnis seçilir. üç aylık bir düşünme süresi ister. gece yarısı gene tanrıların dürtü­ sü üzerine Troya'lılar yelken açtıklarında. ya da tanrı Apollon'un sevdiği ikizlerden gel­ medir diyenler var.Greklerin Anadolu'ya gelmesinden ö n ­ ce tapındırdı herhalde Didyma'da. Üç ay sonra da bir odun yığınının üs­ tüne çıkarak kendini diri diri yakar. Dido farkına vanr. Anna Perenna). kentini kurmakta olan kraliçe Troya'lı kahramanı görür görmez çarpılır. kaderi Dido'nun yanında keyif sürmek değil. en içli dizeleriyle dile gelmiştir. Didymeion'a gelen duacılar. İtalya'ya gidip yeni bir kent. büyük bir aşk harlayışıyla birbirinin olduklarını anlatır.

orta halli bir insanın toplum içinde Dike tanrısal kavramını nasıl görüp. Bölüm bir hay­ van masalıyla başlar (İşi. 750 vd. 142): Tıpkı bir aslan gibi kudurmuştu işte dev yapılı Diomedes. Herakles. Babası gibi ünlü. Yeryüzü de yeni baştan bir altın çağa. Di­ ke kavramından Yunanlıların ne anladığını iyice kavramak için başlıca kaynaklarımız H e siodos ve tragedya yazarları olsun. Adı Yunan dilinde birçok anlamlara gelir. doğru­ luk ve adalettir.): Eriyen karlarla beslenip taşan bir ırmak gibi köpürüyordu Diomedes ovada. Diktys. dile getirenlerin başında da Aiskhylos gelir. 23). insanlığa yarar ve iyilik getiren tanrı. Kratos'la Bia'yı kendine başlıca yardımcı eden Zeus burada bir zorba olmaktan çıkıyor. benimseyenlerin. Zeus'un yağmuru yağınca sağanak sağanak. Dike. giderek tanrılar­ la bile boy ölçüşmeye kışkırtır onu. Kardeşi Perses'ten haksızlık gören ve yargıçlarca korunmayıp hakkını alamayan Hesiodos'un Dike'ye bu övgüsü patetik ol­ makla kalmaz. Dike'yi insanların arasına almak. umutsuzluk sarmıştı ortalığı. 202 vd.dükleri ışıltıları yorumlarlar ve bilicilere f ı s ı l darlarmış. kendilerine yargıç deyip de rüşvet alarak eğrilik yoluna sapan krallara da etkin bir derstir. Ülkesine ge­ len yabancıları atlarına yem olarak verirmiş. Hesiodos'un ikinci büyük eseri "İşler ve Günler"de Dike'ye 180 dizeye yakın uzun bir bölüm ayrılmıştır. orada tanrıça Athena ona destek olup. toplum içinde yeri ve etkisi araştırılan "to dikaion" diye cinsiz bir felsefe kavramına döner. Şiirde bir tanrısal varlık olarak canlandırılan Doğruluk gitgide soyutlaşır Yunan düzyazısın­ da ve sonunda Platon'un bunca diyalogunda. (1) Bir Trakya kralı. Diomedes'e verilen sıfatlar hep savaşta üstünlük gösterir niteliktedir. nereye yerleştirdiği açısından in­ celemek istiyoruz bu parçayı. Troya önünde savaşan Argos'lu yiğitlerin en yama­ nı (Tab. Danae. "krallara" yani kadılara. . özünün nitelikleri. Bkz. Dike insanlar arasında yaşar. Britomartis. Yalnız Hesiodos'u tanımak bakımından değil de. Diomedes'e bütün bir bölüm ay­ rılmıştır Ilyada'da. V. Dike tanrı Zeus'tan gelir. hepsini başlarına bela etmişlerdi. ama insanlar dünyasında öyle olma­ dığını söyler. Soylar mythos'u dünyayı bir cehenneme çevirmekle bitmişti. onu her işte uygulamakla gör­ mek ve salık vermek Hesiodos'un Yunan dü­ şüncesine en büyük katkısıdır. V. yargıçlara seslenen şair hay­ vanlar dünyasında kaba kuvvetin hüküm sür­ düğünü. Themis'le Zeus'un kızı ve Eunomia ve Eirene'yle birlikte Hora'ların biridir. Dike yani doğruluk toplulukların varlığını ve mutluluğunu sağlar. Bundan kurtuluşu adalete güvenle. 87 vd. Sophokles de Elektra tragedyasında.). her türlü yiğitle. İnsanlar arasında Dike vardır. Tanrı sarhoşluğuna kapılmış kadı­ nın ağzından gelişigüzel dökülen sözleri ve­ zinli dizeler halinde dile getirmek de bilici ra­ hiplerin göreviydi (Brankhos. Bu bölüm Hesiodos'un bü­ tün hayat felsefesini verir. İki ben­ zetmeyle Diomedes'in atılganlığı dile getirilir (İl. onun içindir ki. doğruların ocaklarında mutluluğun ürünleri bulunduğu­ nu söyler (Ağam. mahke­ mede verilen hüküm için de. Ahla­ kı her şeyden üstün tutan bu şair. (2) Tydeus'la Deipyle'nin oğlu. Dike sözcüğü. Diomedes'i kendi atlarına yedirerek bu vahşi töreye son vermiş (Herakles). güçlü bir at sürücüsü olmaya özenir Diomedes.). şiirde de. Bkz. "diken didonai" deyimiyse ceza görmek anlamına gelir. bir cennete dönüyor. Diktynna. adaletin uygu­ landığı mahkeme için de kullanılır. Bu kavra­ mı incelemeye değer. Hesiodos burada tanrıça Dike'ye uzun bir öv­ gü yazar. (İl. insan Pandora'nın işlediği suç ( k i buna da suç denmez ya. Doğruluk üzerine kurulu bir insan cenneti. Troyahlara saldırınca. Hesiodos'un bu yüce görüşünü tragedya yazarları da benimser. düzyazıda da çok adı geçer. Brankhosoğulları).). Diomedes. Yoksulluk. 472 vd. işlenen suçun hemen peşinden Dike'nin öç tanrıları Erinys'lerle bir­ likte geldiğini ileri sürer (Elekt. simgelediği başlıca soyut kavram hak. gerçek bir tanrı oluveriyor. Dike. bir tedbirsiz­ likti sadece) yüzünden ne kadar kötülük var­ sa.

Glaukos'la çarpış­ maktan vazgeçmekle konukluk kurallarına saygısını belirtir ( İ l . Troya savaşı bitip de Argos'a dönünce kendisini al­ datan karısı Aigialeia'nın kurduğu tuzaktan zor kurtulmuş. taşar o ırmak. 12 vd. iki insanın kaldıramayacağı kadar ağır bir taşla yaralar. göz göre göre bir kötülük mü işledin ki?" Karşılık verdi cilveli Aphrodite. Bu ceza ona yaraladığı Aphrodite'den gelmeymiş. Diomedes. tapımı çe­ şitli ve ayrıntılı inanç ve görüşleri. 290 vd. Kavga Troya'Ularla Akha'lar arasında değil artık. "Euripides'in bu tragedyası eski Yunanistan' da Dionysos dininin İncil'i yerinde" idi. Destan boyunca sa­ vaşta da. Babası Tydeus Adrastos'un damadı olmak bakımından bu seferde ön planda savaşmış ve büyük bir ün kazan­ mıştı. yavrucuğum. sevgili oğlumu. llyada'dan sonraki destanlarda Odysseus'la birlikte Lemnos'a gidip Philokte'tes'i aradıkları anlatılır (Philoktetes). yıkar sınırlarını.. bol çiçekli bahçelerin duvarları tutamaz onu. Ares'i de yaralar Diomedes ( V . sık dişini. korkunç bir katliam yapar­ lar. Alneias'ı çekiyordum savaştan. 855 vd. VI. Biz Olympos'ta saray kurmuş tanrılar çok çektik insanlardan. dedi ki: "Aldırma kızım. Diomedes gücü kuvveti ve gözüpekligiyle Yunan ef­ sanesinde Herakles'ten hemen sonra gelen üstün bir yiğit sayılır. V. ama dayanamıyorlardt. Dionysos adındaki tanrının i l k çağ din. yok eder insanların el emeğini. ya­ rasını i y i eder ( İ l . kapandı dizlerine. sanat ve yazınında ne denli bir yer tuttuğunu Apollon'a ayırdığımız bölü­ mün girişinde tanımlamaya çalıştık. 370 vd. önderlerleri Rhesos'u öldürüp. At adam Kheiron tarafından yetiştirilen Diomedes de dedesi Adrastos'tan Argos tah­ tını miras aldıktan sonra. karada da ön planda görürüz Diomedes'i. bağrına taş bas. Aphrodite ile yetinmez.) (Glaukos. 272-279). art arda altı Troya'h öldürür. Lykia'k yiğit Pandaros tarafın­ dan yaralanınca büsbütün kudurur. Odysseus'la birlikte gece keşfe çı­ kar. çok kalabalıktılar. iki esir aldıktan sonra Pandaros'u da tepeler ( V . Aineias'ı. Troya'hlarm sıraları Tydeus oğlunun elinde oluyordu iste böyle darmadağın. efsane. akar hızla.. dinsel kişiliği dal budak salmış. Diomedes'i de gök gözlü Athena saldı senin üstüne. öğütler verir. Bellerophontes). Homeros destanla­ rında bu tanrıça Zeus'Ia evlenerek Aphrodite'nin anası olur. Hesiodos Dione'yi Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin Okeanos kızı arasında sayar (Theog. yasa.).): Aphrodite. İnanıyoruz ki. Troya'h gözcü Dolon'u öldürürler ( X . insanlığın derine giden birçok düşüncelerini bir araya toplayıp yansıtan bu tanrının incelenmesine "Bakkha'lar" oyunundan aldığımız bir par­ çayla başlamak istiyoruz. taşkın canlı Diomedes vurdu beni. Güzellik tanrıçası oğlu Alneias'i korumak için savaşa karışıp da Diomedes'in kargısıyla yaralanınca. Sabahat­ tin Eyuboglu'nun Fransız bilgini Mario Meunier'nin çevirisinden dilimize aktardığı "Bakkha'lar" kitabının önsözünde söylediği gibi. Dione onu tam bir ana şefkatiyle sarar. Karşılık verdi yüce tanrıça Dione. o sırada oğlunun yardımına koşan Aphrodite ile çarpışır. Sonra Trakya'lıların kam­ pından geçerken. sildi iki eliyle Aphrodite'nin bileğindeki özü. okşadı diller döktü: "Hangi tanrı kıydı sana. D i o n y s o s . yara iyi oldu. gelir. töre bilmez bir yiğit değildir. D i o n e . Dione kollarıyla sardı kızını. Böyle dedi. Biz de. atlarını alıp götürürler. dedi ki: "Tydeus oğlu. Diorfiedes "Thebai'ye Karşı Yediler" desta­ nında da rol oynar. ağır acılar dindi. tekmil insanlar arasında onu severim en çok. tutamaz onu üst üste yığılı toprak. babasının öcünü al­ mak üzere Epigon'lar seferine katılır. Ama şunu bilmiyor Tydeus'un o çılgın oğlu: Ölümsüzlerle savaşan insan çok yaşamaz". öldürmeden önce de birçok sırlar alırlar ağzından. Danao'lar başladı ölümsüzlerle çarpışmaya".DİONYSOS birdenbire kabarır. bu parçanın gereğince yorumlanması bize Dianası Dione'nin . 253). epey de çektirdik birbirimize.). Diomedes. taşkın canlı da olsa.

indirin Bromios'u Phrygia dağlarından. Barbarlarla Hellen'lerin karışık yaşadığı. Semele'yi besleyen toprak. O zaman Kronos'un oğlu Zeus aldı düşen çocuğu. Ne mutlu bahtı açık olana. süslen ak koyunların yününden örgülerle. Oralarda korolarımı top­ ladım. durmayın. şimdi ken­ dimi Hellen'lere tanıtmak istiyorum. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar. yolda gezen? Çekilsin herkes damının altına. doğum sancıları içinde.o n y s o s tanrıyı b ü t ü n ü y l e k a v r a m a k ve d o ğ r u yolda a n l a m a k olanağını verecektir: T r a g e d y a ' n ı n açılışında D i o n y s o s s a h n e y e çıkarak şöyle k o n u ş u r : Dionysos — İşte ben. Phrygia'nın O zaman yeryüzünde derelerde derelerde şarap akar. saadet diyarı Arabistan'ı. İran'ın güneşten kavrulan kırlarını. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'lar çembere gerilen deriyi.. şimdi ben. tekelerini. Onun için Mainad'lar yılanları toplar. getirin Dionysos'u. sokup kendi baldırına altın kancalarla kancaladı. Ben Lydia'nm al­ tın ovalarından geliyorum. Baktrla'nm uzun surlarım. yansın elinde narteks'lerin sönmez ateşi! Yakındır yeryüzünün korolarla coşup taşması. Onu coşkun Satryr'ler Ana Tanrıçadan aldılar. benim için. Hellen toprağında Bakkha'ların keskin çığlıklarıyla çınlattığım. çarpıldı Zeus'un yıldırımlarına. ne mutlu. anası. >J'> Hellen ülkesinin mutlu şehirlerine. açılsın güzel meyveli yeşil saparnanın! Bürün yapraklarına meşelerin. dinimi. Bakkha'lar. Bakkha'lar k o r o ­ su girer ve aşağıdaki ezgiye başlar: Bakkhalar korosu: Asya topraklarından geldim. Ey Thebai. postuna. yorulmadan koşuyorum.. eski bir zamanda. . başına bir çelenk taktı yılanlardan. yolda gezen? Kim o. sar­ maşıktı asayı verdiğim ilk şehir Thebai oldu. görmesin diye karısı Hera. Korybant'lar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'ların çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Euhoi diye bağırarak Bakkhos'un şerefine. kim o. Ey karanlık diyarı Kureta'larm. dağdan Dionysos delisi kadınların gergeflerini. çiğ çiğ yemek Euhoi! diye bağırınca Bromios. tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini. ne mutlu tanrıların sırlarına erene! Hayatını temizleyip günahlardan ruhunu Bakkhos'a verene! Yıkayıp bütün kirlerini dağlarda Tanrının delisi olana! Ne mutlu. sesini korolara karıştırdılar. tanrı babanın tanrı oğlunu. Bromios geliyor. T a n r ı T h e b a i ' d e gerçekleştirmek istediği amacı da anlattıktan sonra. mekiklerini bırakıp kaçtıkları dağlara. ayinlerimi öğrettim. Kim o. saçlarına örerler. can verdi düşürüp karnındakini. Euhoi sesleriyle Dionysos'u kutluyorum. Media'nm buzlarla örtülü topraklarını. dağlarda Bakkhos alaylarının ardından! Sarılıp gezmek benekli ceylan serilip yatmak toprağa! Yakalayıp boğazlamak yaban Kanlarını içmek. güzel hisarlarla süs­ lü şehirleri dolaştım. Tanrılığımdan soyu­ nup insan suretine girdim. temizleyip kapansın bütün ağızlar. Zeus'un oğlu Dionysos. çamların! Giyin benek benek ceylan postunu. tyrsos'u sallayarak başına sarmaşıktı çelengi takarak Dionysos'un ardından gidene! Haydi. Thebai top­ rağına ayak basıyorum. yüce Tmolos'u aştım. yoluyla kutlayana Kybele anamızın cümbüşlerini. dağa. O tanrılar ki bu. atılmak Lydia'nm. orada icat ettiler. Kadmos'un kızı Semele'nin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı. bal akar. olaylarıyla. etlerini! dağlarına! süt akar. Dionysos'a hoş gelen Trieterit bayramlarında Koşmak ne güzel. Orada karıştı coşkun davul sesleri Phrygia kavallarının tatlı nefeslerine. Sonra. tanrımız Bromios uğrunda durmadan. Moira'lar vakti doldurunca Zeus doğurdu boğa boynuzlu tanrıyı. kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsos'u. takın artık sarmaşık çelenklerini Açılsın çiçekleri.

Euhios ve îakkmektedir: Dionysos. açıkça bir ses benzetmesidir ne bugün büsbütün açıklanmış değildir. şenlendiren kadınlar! Dionysos adının etimolojisi böylece açıklan­ Kutlaym Dionysos'u madığı gibi (kimi mitograflar bu adın iki kez derin gümbürtülü davullarınızla. dağ hangisidir? Herhalde özellikle hiçbiri. biraz ötede Dithyrambos ve başka zetmesi. Bakkhos adının kendisini açıklamaz. nın kırda. bu anlama gelen Liber olmuştur. buna Nysa eklenince. Gerçekten de Euhios. Zeus'un buy­ içindir ki. bu tanrıya Yunanca "Eleutheros". Bakkha'lar alayı Olympos tanrısı bu kadar çok adla anılmaz. elinde kızıl alev saçan narteks. Dionysos do­ (Dios. kavalların tatlı seslerine". Ama Nysa İda ile bir tu­ yani şarap ve sarhoşluk insanları içinde yaşa­ tulmuyor. bir doğa tanrısı olarak yüksek bir dağın do­ koşun Bakkha'larl ruğunda doğmuş ve o dağla simgelenmekteIrmağından altın akan Tmolos'u dir. tıpkı İda dağı için Homeros metinle­ sözcük arama boşunadır. özgürlük veren sıfatı takılmış. ama Tesalya'da. karışsın. Bu Dionysos Nysa tanrısı. Ro­ lerine emanet etmiş (tıpkı Zeus'un Girit ma­ ma dininde de Dionysos'un Latince adı. tam ğaralarında nympha'larca büyütüldüğü gibi). Nysa adı Olympos ve İda gibi yüksek dağla­ Ve haykırır ruhları coşturan sesiyle: ra verilen bir genel ad olsa gerek. sizi dağdan dağa koşturan Bakkhos ne demek? "Bakkheuo" diye bir f i i l . da çıkardığı ses ve ünlemlerle dile getirilir. D i i ) kökeni taşımakta. Hiçbir dırır. tanrı da ''HeyBakkha'lar. gümbürtülü anlamındaki bu sıfa­ ve -nysos diye iki kökenden katışıktır. Neymiş bu Nysa? "Vahşi hayvanlar yatağı Nysa dağı" deniyor Bakkşüncesi ve mantığıyla kurulmuş bir kavramsal ha'larda. bu koşturur peşinden dağlara düşmüş koroları. özgür. doğayı simgeleyen ve tanrı ol­ ken Latince Deus'ta görüldüğü gibi tanrı an­ duğuna göre. giderek Nysa Zeadlarının ardında ya da kaynağında insan dü­ us'udur demek.ı İm tlıeon'una aykırı düşen bir tanrıdır. Broanlamlıdır. ki bu kö­ ğayla karışan. Bu metinde de görüldüğü g i b i se de. doğan anlamına geldiğini ileri sürerler. Bakksıçrar. bir ünlemden türediği kanısını uyan­ metinlerde de îakkhos ve lobakkhos. bu dag ise Homeros'un İlyada'sında Trak­ ya'da gösterilir (İl. Dionysos coşkusu. ne Euhoi sesleriyle çağırın Euhios tanrıyı! var ki bu açıklama Yunancada desteksiz kalır) Phrygia'dan kopup gelen güzel çığlıklar tanrıya verilen öbür adlar da anlamsızdır. 133). adları da insanın doğa karşısın­ lamına gelmektedir. Bromios ve hos gibi. da görülür. adı taşıyan birkaç dag ve Aydın yöresinde Lübnan buhurunun dumanları. Dionysos dışardan gelme İm Makedonya'da. çayıra giden bir tay gibi hos gizemlerini kutlamak anlamını taşır ve anasının ardından. ateş. hoy" ya da "Euhay" seslerinden türemedir. efsanelik bir dıkları kalıpların baskısından da kurtardığı dağ diye gösteriliyor: Hermes. Birincisi yani Dionysos adı bugü­ mios'a gelince. Bu tanrıyı . VI. O zaman Bakkha. Dionysos'un baştanrısı olduğu sihirli gür saçları rüzgârda. birçok adlarla seslenildüşündürücüdür ve Bromios. sevinç içinde. hem de Hellen pantan'da da Nysa dağları vardır. giderek Hindistan ve Arabis­ tanrıdır. hos adının Trakya kaynaklı olduğu ileri sürül­ ( 1 ) A D L A R I . ruğuyla Dionysos'u çocukken bu dağın peri­ hür. tanrının öbür adları gibi bir ses ben­ Euhios. İobakkhos olarak da karşımıza çıkması tanrıya bir adla değil. koşun. Bakkhos. fırtına ve davul Zeus'un özneden gayrı hallerinde görülen gürültüsünü yansıttığı görülür.yükselir sanki yerden. hem yabancı. Diove gürleyen. Nysa (Sultanhisar) adlı bir kentin yıkıntıları Bakkhoş. Anadolıı'd. açıklamalarda Nysa. (2) DOĞUŞU. bunlar Bakkhos coşkusuna kapılmak. rinde söylendiği gibi. Diotın ve ondan türeme su. Dia. bayırda kendinden geçmiş olarak çok adlılık olsa olsa Anadolu Ana Tanrıçası tanrı coşkusu içinde koşunca bağırdığı "EuKybele ve onun benzeri Artemis'te görülür. "bakkheion" diye bir isim geçer sözlüklerde. Bakkatılır bir ok gibi ileri.' Aynı kaynaktan olduğu yukarda okunan par­ İakkhos ise çığlık anlamına gelen "iakkhe" ça boyunca da anlaşılan Dionysos'un adları sözcüğünün erkek adına çevrilmesidir.

t e f ve f l ü t de Asya denilen (Semele. on­ theus'la konuşurken. ne oluyor? Çelişki şöyle çözümlenmiş: Yuna­ nistan'da doğduğu halde tanrının Uzakdoguya bir yolculuk yaptığı . tanrının kendini tanıtlamasına ve simgesi de şudur: Hellen'lerin baştannsı da tıpatıp uygundur: "Ben Lydia'nın altın Zeus'tur. Dionytopraklarından geliyorum" ve "Tmolos'u aş­ sos ise baldırından doğar. Pentheus). şu medir. der Dionysos. Kaldı ki gene aynı yukarve Thebai hanedanından doğuş efsanesi. aynı davranışlara. böy­ Dionysos'un asıl kaynağı açıkça ve bütün ay­ lece yıldırımla çarpılıp ölür. Bakkha'lara: ". Bakkha'lar korosunun İ l k sözü "Asia farkla ki Athena Zeus'un kafasından. Efsanenin anlam tım" deyimi. siyah dı. bölgenin törelerindendir. Bakkha'ların çılgınlığı Kybele törelerinde (3) K A Y N A K VE NİTELİKLERİ. Daha sonra da Penne yapıp yapıp onun buyruğuna sokmak.turistik bir gezi gibi bir şey . vect karakteri her iki ta­ miş ve Dionysos. Karnındaki yedi rıntılarıyla belli olmaktadır. sonra. Pentheus tipi de buradan çıkmıştır D a v u l . Oysa Euripides'in tragedyasından da bütün araç ve gereçleriyle görmek ister. tanrı Yunanistan'da epey tutunmuştur bes­ araç ve gereçlere başvurulmasıyla da belirir.. Dionysos bir aylık çocuğu da Zeus alıp baldırına koyar ve Lydia-Phrygia tanrısıdır. Alın Phrygia'dan getirdiği­ Lykurgos Trakya'lıdır. onu latılıyor. Denebilir ki. ta Hindistan ve Arabistan'dan gelişi <)/l . mıştır. "Vatanım Lydia'dır" dan çıkmış olarak göstermek gerekiyordu.. tavırlarıyla bu Semele efsanesi işte bu amaçla uydurulmuş. tan­ daki parçada geçen Korybant ve Kureta gibi rının kaynaklarını açığa vuran anlatımlarda deyimler Dionysos kültünü hem Kybele. Dionysos'un ManiHomeros destanlarında adı bir tek kez ge­ sa-Bozdag-Sarde yöresiyle ilişkisi dram bo­ çen Dionysos için aynı tepkiyi dile getiren bir yunca sık sık belirtilir: Dionysos şöyle der başka efsane anlatılır: Lykurgos efsanesi. ona karşı direndiği Dionysos üstüne anlatılan efsane ve masallarda dile gelir.sonra da asma kütüğü. dışardan gelme bu güçlü pımda aynı simgelere. kör edilir (Lykurgos). Bu ikinci rında düpedüz Asia diye anılan yöreden gel­ doğum motifini Athena'da da görmüştük. belli. dışardan gelme bir tanrısal varlığı ovalarından geliyorum". Kılığı kıyafeti. Lydia'dan gelmiş. da tutarsız değişiklikler yapılmasına yol aç­ hem de Girit'li Zeus kültüne bağlamaktadır. Bu efsanenin merkezi olarak gösterilen bölge Şöyle der: "Yabancı bir sihirbazdan da bah­ de önemli: Boiotia ve başkenti Thebai Yuna­ sediyorlar. bölgenin özelliklerini taşır da ondandır ki ka­ böyle bir bağlantı kurma çabasının ürünüdür. bu yüzden de ceza tanrıça Manisa dağı eteklerinde kayaya oyul­ görür. mor yanakları varmış.. yani Bakkha'ları. anamız Rhea ile benim için icat bi kovalamaya kalkar "Dionysos'un sütnineedilmiş olan davulları. Homeros des­ anamızın cümbüşlerini). Dionysos Thebai'de Semele'den doğ­ Her üçünün de Anadolu-Girit kaynağından muşsa. Dionysos cümbüşleriyle Kybele'ninda'daki bu parçada Dionysos insandan kor­ kilerin bir olduğunu Bakkha'lar da söyler kup kaçan ve denizin içindeki tanrılara sığı­ (yuk. nitekim Semele'yle doğum efsanesinden gözlerinde Aphrodite'nin sihri parlıyormuş". Kybele ve Dionysos tanlarının zamanından Euripides'in "Bakdinlerinin özünde bulunan orgiastik coşku.. kha'lar"ı yazdığı çağa kadar çok şey değiş­ kendinden geçme. dınca gördüğü bu tutumu yadırgar Pentheus. bu Rhea denilen lerini". dümbelek.".benimsemekte Yunanistan'ın güçlük çektiği. Homeros destanla­ ikinci bir doğumla meydana çıkarır. bütün efsaneleri bir tek motif üstüne kurulu­ dur: Tepki ve direnç. "Ne mutlu yoluyla kutlayana/Kybele nan bir ödlek gibi gösterilir. Ne var ki İlyamuş heykeli bulunan Ana Tanrıçadan başkası değildir. kokulu saçları. ama sevişti­ teyze çocuğu olur) bin zorla benimsettiği an­ ği tanrının gücüne tam inanmamıştır ki. ama o da Pentheus gi­ miz davulları. şarap ve kendisine tapınanların alayıyla birlikte yurda döndüğü ve dışardan getirdiği bu armağanları Doğuş efsanesi buna örnektir: Anası Kadkendi yurttaşlarına (Pentheus Dionysos'un mos kızı Semele Zeus'la birleşir. nistan'da en tutucu ve gerici bir yöre sayılır­ sarı perçemleri. Sonradan ve kendilerini hadım eden Pessinus rahiplerinin bir amaçla uydurulduğu besbelli olan Semele tutumunu andırır.

. Senin (Pentheus'un) sözle­ rinde sağduyudan eser yok. En yüksek zekâların varacağı hikmet bile onlar karşısında âcizdir. hem doğal. Attis gibi doğanın mevsim mev­ sim değişmelerini de kişiliğinde simgeler. ama onun simgelediği asıl büyük kuvvet doğanın kendisi değil. insan­ ların tanrıları memnun etmek için içtikleri şa­ rabın kendisidir. Delikanlı. facialar. As­ ma kütüğünün yeryüzüne yayılmasıyla uygar­ lığın buğdaydan sonraki aşaması gerçekleşti­ rilmiş.. yarattığı korkunç dramlar. ona dilediğin adı verebilirsin. böylece gerçeğin gerçeküstüne ulaşması ve gerçeğe gerisin ge­ ri inmesiyle doğal bir kasırga olan hayatın dalgalan yansıtılmış olur. hem de doğaüstü bir olayı dile getirip simge­ ler. ölümlülerin kuru yiyeceklerini veren odur. onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur.. bütün bir insanlık halidir. yaşamına yön verenleri simgeler.. Öteki de Semele'nin oğludur ve Demeter ka­ dar kudretlidir: Üzüm suyunu bulup insana veren odur. Dionysos tanrının niteliklerini ele alacak olursak. bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz. Kaba aklı simgeleyen Pentheus Bakkha'ların çılgınlığını bir ayıp. Azgın kadınları Aphrodite'ye iten Dionysos değildir. Kybele ve öbür doğa tanrıları gibi. . Dionysos'un öbür doğa tanrılarından daha etkili. hem insan. Adından ya da adlarından da belli ki Dionysos bir değil. iki büyük alan ve akımı kavradığı gö­ ze çarpar. Dionysos işte bu gerçeği.fışkırdıgına hiç şüphe kalmamıştır (Kybele. Oysa tam tersine bu coşku insanı doğayla birleşti­ ren. ama yaratıcılığın bu tanrısal soluğun dışarıya vurmasıyla elde edilebileceğini anlamıştır in­ san. insanla doğa arasında bir ilişki. Bu itiliş onların tabiatında vardır. insanın tabiatında olan her şeydeyse. Doğa sırlarına ve gücü­ ne ermek. yırtıcı azmana dönüşür. İnsanların dertlerine başka deva yoktur. Bu dalgalanmanın insanlık dünyasında açtığı yaralar.. Adonis. Asıl akıl yolu da bu mutluluğa eriş­ menin çarelerini arayıp bulmaktır. topraktan fışkıran bitkileri ve bu bitkiler arasında insanı en çok etkileyenleri. insanı doğanın sırlarına erdiren büyülü bir güçtür. yabani hayvanlar ve yaratık­ larla bir arada yaşar ve coşar gösterilir. insan için ulaşı­ mı en çok özlenen bir aşamadır. insanlar için en başta gelen iki tanrı vardır: Biri Demeter tanrıça ya­ hut toprak. ormanlarda. deği­ şim halindedir.. afetler tragedya denilen o şaşırtıcı. sürekli devinim. onlara günlük üzüntülerini unuttutur. doğayı en belirgin biçimlerle yansıtan dağlar­ da. yani tanrılaşmak.. evrensel yaşamın özellikle in- sanın beden ve ruhu aracıyla yansıyıp oluş maşıdır.. tanrıyla karışma ve tanrılaşma yetisini dile getirir. kimi kez de Bakkha'ların ağzın­ dan şöyle dile getirilir: Teiresias — Yalnız ikimiz doğru düşünüyo­ ruz. Bakkhos'un sarhoşluğunda da. Zeus). tüyler ürpertici hayat ay­ nasında görülür. insan an­ cak şarabı elde ettikten sonradır ki. İlkin bir doğa tanrısıdır. ötekilerin akılları başlarında değil. yaratıcılı­ ğın kökeninde bulunan değişim yapma gücü­ ne kavuşmuştur. kolek­ tif bir güç olarak gerçekleşmesinden ileri ge­ lir. Bakkha'lar yerine ve anına göre kadın kişiliğinden vahşi hayva­ n a . Yunan dili bu güce eren insanın duru­ munu iki sözcükle yansıtmıştır: "Mainomai" ve "enthousiasmos". Ad­ lan "mainomafden türemiş olan Mainad'lar bir çeşit çılgınlık içinde doğayı dolaşırlar. Bakkha'lar tragedyasında bu halin parlak bir belirtisi dile getirilmiştir: Dionysos hem tanrıdır.. "Mainomai" de "enthousiasmos" da işte bu tanrıya erme. Bu gerçek "Bakkha'lar" tragedyasında kimi kez kâhin Teiresias'ın.. Bu içki dertlilerin derdini avutur. şiirin en insancası sayılacak bir yazın tü­ rü olan tragedyayı esinlemiş olmak bu tanrı­ nın bir tek tanrısal güç olarak değil de. Dionysos bu ereğe varmanın yolunu herkes için ve kolay kolay açar: Bu yol şarap ve sarhoşluktur. ama insanlığın evresinde de yalnız ta­ rımla açılamayan bir çığır açılmıştır. Senin alaya aldı­ ğın bu yeni tanrının Yunan dünyasında ne bü­ yük bir yer tutacağını anlatmaya benim gü­ cüm yetmez. Bu tanrı. Bu yüzden durgun değil. Kişinin bilinçüstü ve bilinçal­ tına dek erişebilmesi bu tanrının etkisiyle ol­ muştur. ona cenneti yeryüzünde yaratan bir mut­ luluktur. Dionysos tanrının insana verdiği bu gücü akıl ölçüsüne vurup değerlendirmek Euripides'in "Bakkha'lar" oyununun belli başlı bir konusudur. törelere ve ahlaka karşı işlenmiş bir suç sayar. Osiris. dininin öbür sanat kollarından daha üs­ tün. çılgınlığında da geleceği görme kudreti saklıdır. Dionysos her bakımdan doğaya çevriktir. bir hikmet saklıdır".

inan en basit halkın inandığına onun yaşadığı gibi yaşa. Dirke. "Dioskuroi" Zeus'un delikanlı­ ları anlamına gelir. Kalydon avına da. Tanrı Zeus'un Leda'ya yaklaştığı gece. Amykos) ve her iki se­ ferde yararlık göstermişler. kederleri dağıtan. Ö. tarikatlar üstündeki etkisi ve özellikle bunun Anado­ lu'da gelişen biçimi üstünde durmak istiyo­ ruz. ama bu kızların hem amca oğulları. Kara kafalıların. Dioskur'lar. Zeus'tan Helena ile Polydeukes'i. ölümsüz olan Polydeukes de yaralanmış­ tı. Birbirinden hiç ayrılmayan Kastor'la Polydeukes kardeşliğin ve dostlu­ ğun simgesi olmuşlardır.Bakkha'lar korosu da şöyle ünler: Bromios. 12). Dithyrambos denilen bu tanrı­ ya övgünün nasıl gelişip de akıllara durgunluk verecek bu şiir türünü ortaya çıkardığını an­ latmak bu s ö z l ü m ü n sınırlarını aşmak olur. Ne var ki Helena uğruna açılan Troya savaşında bulunamamış­ lardı. Thebai kralı Lykos'un karısı. aralarında çıkan kavgada Kastor can ver­ miş. gecelerin sevincine varamayan insanı. yüzyılın sonlarında Yunanistan'da ne kadar yaygın ve tutunmuş olduğunu gösterir. Dor uygarlığının merkezi Sparta'nın Atina'ya karşı olan ezeli düşmanlığını simgelerler. güzel çelenkli şölenlerin baş tacil Odur koroların başında koşan. omuz omza vererek yaptıkları kahramanlıkları anlatır: Theseus kız kardeşleri Helena'yı kaçırınca. odur tanrı sofralarında. akınca şarap testilerinden pırıl pırı! özü salkımın. Bütün insanlara seslenen Dionysos tapımı bir halk dini olmuş­ tur. Pentheus gibi yarım akıl­ lı yobazların kovmaya uğraştıkları bu tanrı. ( 4 ) E T K İ S İ . Leda'nın oğulları Kastor'la Polydeuskes'e (yahut Polluks) veri­ lir. tanrı Dionysos'a verilen bir addır. cömert günlerin. Halikamas Balıkçısı'nın ortaya at­ tığı bir görüşe göre zeybekler. Tyndareos'tan da Kastor ile Klytaimestra'yı doğur­ muş (Tab. fakire de keder dağıtan şarabın ferahlığını. İsa da ancak Dionysos dinine sırtını dayaya­ rak yayılabilmiştir geniş halk kitleleri arasına. Sparta'nın Taygetos dağında dünyaya gel­ dikleri söylenen Dioskur'lar Dor ırkının tem­ silcileridir. Amphion ile Zetos'a eziyet eder ve cezasını bulur (Amphionj. ilkçağdan kal­ ma "İobakkhi" adlı bir topluluktan türeme­ dir. çünkü daha önce talihsiz bir macerada can vermişlerdi: Dioskur'lar Leukippos'un iki kızı Phoibe ile Hilaira'yı kendilerine eş olma­ ları için kaçırmak istemişler. Leda ölümlü kocası Tyndareos'la da yatmış. çocukları besleyip büyüten tanrıçayı. ayrıca da Theseus'un anası Aithra'yı kaçırıp Sparta'ya getirmişler (Aithra). Argonaut'lar seferine de katıl­ mışlar (Argonaut'lar. Atina'ya karşı sefere çıkmışlar ve Theseus'un Hades ülkesine indiği bir sırada onu geri al­ mışlar. V. Bu isim. B i z Dionysos tanrının mistik akımlar. insanları rahata kavuşturan. ikisini de göğe alıp yıldızlar arasına yer­ leştirmiş (İkizler burcu). Dionysos dininden tragedyanın nasıl doğduğu. Zeus'un oğlu Dionysos düşkündür sevincine şölenlerin! Sever Dionysos Barış'ı. kaval sesleriyle sevinip coşan. mutlu tanrıların en mutlusu. Zeus bu iki kardeşi birbirinden ayırmamak için. Dithyrambos. bin bir işkenceyle daha da yücelttikleri bu er­ miş ilkçağda İsa dinine örnek olmuştur ve tıp­ kı Meryem Ana nasıl Artemis'in ve Kybele'nin özelliklerini benimseyip tutunabilmişse. ama daha etraflıca incelenme­ ce digi için büsbütün gün ışığına çıkmamış bir gerçektir. Bektaşiliğin ve günümüze dek yaygınlığı­ nı yitirmeyen başka tarikatların kaynağında ilkçağın Dionysos dini bulunduğu artık her­ kesçe görülen. Odur veren zengine de. kapılma gurura ve derin düşüncelere. dağılınca insanlara uyku sarmaşıkla bezenmiş şölenlerde. Uyaklın dediklerine. Dithyrambos. Efsane. Bu sözlerden Dionysos dininin Euripides'in bu son tragedyasını yazdığı İ. "Bakkha'lar" traged­ yasının bir korosunda baştanrı Zeus'un ağzın­ dan şu sözler söylenir: . Sevmez Dionysos. hem de nişanlıları olan Lynkeus'la İdas Dioskur'ların peşine takılmış­ lar.

Dryope. çam ağaçlarının altında meşaleler yanarak cümbüş yapıldığı belirtilir. Hesiodos Theogonia'da bu kızların bazılarının adlarını sayar (Theog. Dionysos dinine özgü bir terim olduğu anlaşılmaktadır. Laertes'in bağına. kutlamaya yarayan bir söz­ cük olduğu anlaşılır. kimi de ölümsüz­ dür. bu terimle üçünün de dile geldiği bellidir. K ı z ı gören Apollon da ona tutulmuş. 314-464) (Diomedesj. sonra da en yaygın bir vezin olmuştur. Dolios. Odysseus Troya savaşına gidince. Thriambos'a gelince. Orpheus'un eşi Eurydike bir Dryad'dır (Hamadryades). Ama hiçbir çaba söz­ cüğün doğru dürüst bir açıklanmasını sağla­ yamamış. X X I V ) . bağlarına çeki)en yaşlı Laertes'e bekçilik eden odur. en il­ ginci Dor şairi Pindaros'tan bilinen birkaç di­ zedir. çalgı. Dryades. onu Dolios ve altı oğlu sevinçle karşılarlar ve ağırlarlar. ey Bakkhos. ağaç perileri hamadryad'lar onu aralarına almışlar. Oita dağının yamaçlarında babasının sü­ rülerini otlatırken. Dolon. u n . Okeanos'un kızı Doris. baldırıma gir. oyun ve sözü bir arada birleştirdiği. Kardeşleri Hamadryad'lar gibi Dryad'lar da bitkileri korur. bu da Bakkhos alaylarında tanrı şerefine söylenen bir ezginin. Öldürülen taliplerin öcünü almaya gelen İthaka'lıları püskürtmeye yardım eder­ ler (Od. Dithyrambos türüne gelince. Kaynağının ne olduğu bilinmeyen bu sözcü­ ğün. Pontos'un oğlu Nereus'la evlenir ve Nereus kızları diye anılan elli kızı olur (Tab.DRYOPE Gel. "Drys" Yunanca ağaç ve özellikle meşe ağacı anlamına gelir. Dithyrambos gibi bu sözcüklerin de Dionysos diniyle birlikte Anadolu'dan. dithyrambos bir yazın türü ve özellikle tragedyaya doğru­ dan doğruya kaynak olmuş bir tür olarak gös­ terilir. İ l k tiyatro denemeleri dithyrambos şa­ irlerinden doğmuştur denir. yapraklarını yitirip kuru­ maya yüz tuttuğu zaman derin bir yasa kapı­ lır. Yunan şiirinde ve özellikle tragedya­ da konuşma bölümleri için kullanılan bir ölçü­ dür. bahçesine bakan ihtiyar ve sadık bahçıvan. kral Dryops'un biricik kızı­ dır. Ama Dolon. 6). bu işi başarırsa ona Akhilleus'un at­ larıyla arabasını vereceğine ant içer. Troyalı haberci Eumedes'in oğlu D o lon çirkin. bir erkeğin rahminde büyü. Bakkhos tanrının bir ses ve çalgı cümbüşü içinde kendisini kutlamak için kullanılan ünlem ve çağrıları kendi adları olarak benimsediği görülür. Dryad da ağaç perilerine verilen addır. Dryöpe. türkü söyleme . 233-264). ama tez ayaklı bir adamdır. ağaç sağlıklı ve canlı oldu­ ğu zaman sevinir. Thebai seni iki kere doğmuş tanrı diye ansın ve kutlasın. Doris. Odysseia'nın son bölümünde Odysseus talip­ leri öldürüp babası Laertes'i bulmaya gelince. büyük Ana Tan­ rıçanın yanı başında davul ve dümbeleklerin çalındığı. Odysseia'da. Terim şu bakımdan önemli ki. bu arada vahşi hayvanlarıyla birlikte tanrıça Artemis'in de gelip raksa katıldığı. Yunan şiirine ilkin hiciv türüyle girmiş. bir övgü­ nün adıdır. X. Öldürül­ memek için yalvarmaları yakarmaları. İstiyorum ki. Hektor onu Akha'lıların gemilerine gözcü olarak gönderir. Dithyrambos. Dryope'ye yaklaş . gece keşfe çıkan Odysseus'la Diomedes'in tuzağına düşer ve yakalanır. tanrı D i onysos'u övmeye. ölüsünü bir ılgın ağacına asarlar (İl.ıLırın ikisiyle de ilişkide olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu dithyrambos'tan da Dionysos dininin Anadolu'lu ana l. bunların en dikkati çeken yönü de şu ki.ekine bakarak iki kez doğmuş anlamına geldiği sanılmış ve bilginlerce ileri sürülmüştür. yukardaki Euripides dizelerine dayana­ rak ve başındaki di. Elimizde dithyrambos türünden birkaç örnek vardır. Dithyrambos Yunancada Anadolu kökenli sayılan birçok sözcük gibi karanlık kalmıştır. hem "iambos" ve "thriambos" gibi müzik terimleriyle ilişkisinden. tanrı Dionysos için Olympos'ta Zeus'un bir şenlik hazırladığı anlatılır. Troya'lıları ele vermeleri boşunadır. özellikle Lydia-Phrygia'dan geldiği şüphe gö­ türmez (Dionysos). Bunların kimi ağaçla birlikte biter ve onunla ölür. Dithyrambos'un kökenindeki anlam ne olursa olsun. Ne var ki dithyrambos'un hem kul­ lanılışından. İambos.ııırıç. Akha yiğitle­ ri onu amansızca öldürtükten sonra. hora tepmesini öğretmişler.

Kendisi Apollon'un oğluymuş derler. Adı ağaç.mak için bir kaplumbağa biçimine girmiş. olup bi­ teni kimseye bildirmemiş. Yunanistan'da ilk yer­ leşmiş Dryops boyunun atası sayılır. kimi Euboia'ya. meşe anlamına gelen ke­ limeyi andıran Dryops. Dryops. < )H . Bir gün Dryope oğlunun kurduğu Apollon tapınağının yanında eski oyun arkadaşlan hamadryadlara sunu sunuybrmuş ki. Kıbrıs ada­ sına göçenler bile olmuş. kaçmış. kimi Peloponessos'a yerleşmişler. Bir süre sonra da Andraimon adlı bir adamla evlenmiş ve Amphissos adlı bir çocuğu olmuş. perileri onu kapıp aralarına almışlar. K ı z kaplumbağa ile oynamaya başlamış. derken tanrı bir yılan olup kızla birleşmiş. dört bir yana dağılmış. Amphissos Oita'nın eteğinde aynı adı taşıyan bir şehir kur­ muş. Dorların saldırısına uğrayınca. Kaçırıldığı yer- de bir kavak ağacıyla bir kaynak ortaya çık­ mış. onu ku­ cağına almış. Dryope korkmuş. Önce Parnassos dağının eteklerine yerleşmiş olan soyu. kimi Thessalia'ya.

Başka bir anlatıma göre. Palladion'u Elektra. Eileithyia. Bu kral. Romalı su perisi. Pontos'la Gaia'nın oğlu Thaumas'a eş olur (Tab. ama dölleri Herakles ve Bellerophontes gibi yiğitlerin elinden can vermişlerdir (Typhon. bunları öğütür ve un yaparsa. Bir mağarada doğdu bu azgm yürekli Ekhidna. Nitekim Hera'nın hışmına uğramış Leto ile Alkmene'nin do­ ğumlarında bulunmamakla Zeus'un evlilik dı­ şı çocuklarının dogmasına engel olmaya ça­ lışmış (Leto. gözleri­ nin açılacağını söylemiş. yarı bedeniyse koskoca bir yılandı korkunç. Troya şehrini korusun diye kendi vermiş Dardanos'a (Palladion). Mysia'da Thebe şehrinin kralı. Ekhidna. Hades bekçisi Kerberos. oysa Zeus buna çok kızmış ve heyke­ li tuttuğu gibi gökten aşağıya atmış. Caelius tepesinin eteğinde bir tapınağı var­ mış. Efsaneye göre Semendirek adasında oturan Elektra. Bu azman yaratık. Ekhidna'nın ini efsaneye göre Arima dağları denen Kilikia'dadır. Andromakhe'nin babası. I lomeros destanlarında adı geçmeyen . ağzı ateş saçan Khimaira ve sonra da kendi dölü Orthos'la birleşerek Phiks'i ve Nemeia aslanını da doğurmuş. Nympha'lar mezarı üstü­ ne bir karaağaç fidanı dikmişler (Andromakhe). Epeiros bölgesinin efsanelik kralı Ekhetos kötülüğü. Hera'nın sözünden ayrılmaz. Pentheus). (1) Okeanos'la Tethys'in kızı Elektra. yeryü­ zünde ne kadar korkunç köpek ve canavar varsa hepsini ürettiği anlatılır: Geryon'un kö­ peği diye anılan Orthos. genç kız kutsal Palladion hey­ keline sığınarak tanrıdan korunabileceğini sanmış. Eileithyia doğumlara bakan ebe tanrıçadır. Zeus'la Hera'nın kızı. Elektra. yol gösterirmiş. Ekhidna şöyle tanımlanır (Theog. Bellerophontes). Ejderler soyunu sayarken Hesiodos Ekhidna'ya uzun bir parça ayırmıştır. ne de ölümsüzlere benzeyen. Pontos'la Gaia'nın dölünden Khrysaor'la Kallirhoe'den dogmadır (Tab. Harpya'lar ve Aello (Bora) ile Okypetes (Kasırga) diye ka­ natlı iki yaratık (Hesiodos. güzel yanaklı ve gözleri fıldır fıldır. Kadmos'un kızı Agaue ile evlenir ve Pentheus'un babası olur (Kadmos. onun buyruklarını harfi harfine yerine getirirmiş. Hephaistos ve Hebe'nin kız kardeşi. Typhon'la çiftleştiği ve yeraltında. din ve devlet yönetimi konusunda ona öğütler verir. Theog. "Parlak" anlamına gelen bu ad. öldürdüğü halde silahlarını almamış. Kadmos'un Thebai şehrini kurar­ ken toprağa diktiği ejder dişlerinden doğup da sag kalan beş adamdan biridir. 295 vd. törenle gömmüştür. Ares. 6).E Eetion. Akhilleus onu çok saydı­ ğı için. bir­ çok efsanelik kişilerin adı olmuştur. her yanı benek benek amansız bir yılan. Alkmene). 15). Ekhetos. Yankıyı simgeleyen nympha (Narkissos). sevgilisiyle yattı diye kızını gözüne tunçtan iğneleri sokarak kör etmiş ve bir ku­ leye kapatmış. Zeus'la birleşerek Dardanos'u İasion'u ve Harmonia'yı doğurmuş (Tab. Kendi ölümsüz olduğu için yeraltında hep yaşar. Birleşmelerinden şu tanrısal varlıklar mey­ dana gelir: İris (Gökkuşağı). gene tunçtan arpa taneleri vermiş. 7). Geceleri onu ziyaret eder. Nemi'deki Diana kültüyle ilgili olarak. Numa öldüğü zaman Egeria o kadar gözyaşı dökmüş ki bir pınar oluver­ miş.): Kallirhoe yenilmez bir ejderha da yarattı ne ölümlülere. Herakles. Egeria. Adı Palladion efsane­ sine de karışmıştır: Zeus Elektra'yı elde et­ mek isteyince. Ekho. Yarı bedeni bir genç kızdı onun. zalimligiyle ün salmıştı. (3) Bu adı taşıyan en ünlü kişi. bataklıklar canavarı Hydra. (2) Atlas'la Pleione'nin "Pleiades" adlı yedi kızlarından biri (Pleiades). 266). Agamemnon'la KIytaimestra'nın k ı z ı Elektra'dır (Tab. Egeria dindar kral Numa Pompilius'un karısı ya da dostu olarak gösterilir. Troya ovasına düşen Palladion Troya'daki tapınak­ ta saklanmış. 6). Ekhion.

Beşparmak dağının eteğinde Menderes ırmağı kendi ovasınca akarak bin bir dolanışla gümüşten aylar çizer. Elektra'nın rolüyse burada biter. Alkmene'nin babası (Alkmene). bazı ilkeler adına kendi kendine eyleme geçmeyi göze alan yiğit bir kızdır.Elektra. Hermes'in oğlu ve Triptolemos'un babası olduğu söylenir. Agamemnon T r o ya savaşına çıktığı zaman. Ne var ki. Atreusogullarının baş düşmanı Aigisthos'la kocasını aldatır ve yıllar geçip Agamemnon dönünce iki âşık onu alçakça bıçaklarlar. Helena'nın eski taliplerinden olduğu için otuz gemiyle katılır Troya savaşına. Hamlet so­ rununu ilkçağ tragedyasında dile getiren kişi­ dir. O zaman insan bir dünya manzarası değil. Ana katili olduktan sonra. 463-472). tragedyanın en ünlü. Ruhu Hades'te Odysseus'a yalvarır ken­ disini gömsün diye. Euripides'in de hem "Elektra" hem de "Orestes" tragedyalarında rol alır. en çok sözü edilen bir kahramanıdır. Endymion. Endymion efsanesi işte bu dekor içinde doğdu. gökler yırtılıp da açılır. Perseus'la Andromeda'nın oğlu. Herhangi bir piş­ manlık duyduğu tragedyada söz konusu değil­ dir. Antigone gibi insanlarüstü bazı yasaları korumayı. Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. bu kez Elektra delikanlılık ça­ ğına gelen kardeşi Orestes'i babalarının öcü­ nü almak üzere yetiştirir. karakterini çeşitli açılardan ele almayı esinlemesi şaşılacak bir şey değil­ dir. Sophokles'in "Elektra". Orestes'in peşine Erinys'ler takılır. Demeter de buna kızarak onu öldürmüş (Triptolemos). Öyküsü kısaca şöyledir-. Elis'te rüzgârların esmesini sağlamak zorunda kalmıştır. Tanrıça Hekate'nin çevresinde bu­ lunan korkunç bir görüntü.karanlık ve karmaşık bir kişi­ likle canlanır gözümüzün önünde. kıtaları sarsıp dağlan birbiri­ nin üzerine yığan büyük yersarsıntılan çağına götürür. Büyücü Kirke'nin konağında yiyip içer. Eleusis olaya tanık olup bir çığlık atacak ol­ muş. Hekate'nin insan­ ları korkutmak için yarattığı bu canavar her çeşit kılığa girerek daha çok kadınlara ve ço­ cuklara görünürmüş. Odysseus'un arkadaşlarından biri­ dir. Aiskhylos'un "Agam e m n o n " üçlüsünde. büyülemesi. G e ­ ne yıllar geçer. sonra da Klytaimestra'yi öldürme­ sine yardım eder. I V . tekmil yıldızlar görünür.. sivri kayalar ve çayırlar nasıl serilirse göz önüne. Endymion efsanesi Homeros'un bu birkaç dizesinden doğmuş gibidir. Endymion. Elektra adının tersine .. Geceleri Bafa gölü tepsi dolusu gümüştür. Bu bakımdan tragedya yazarlarını çek­ mesi. Elektryon. Bütün doruklar. Elektra kan davasının en belirgin simge­ lerinden biridir (Orestes). Kardeşinin önce Aigisthos'u. anasını öldürmek gibi korkunç ve dogadışı bir suça karıştığı içindir ki. sonra da Epir'de şehir kurduğunu anlatır. Eleusis şehrine adını veren efsanelik kişi. eli kana bulandıgı. Bunu kocasına affedemeyen karısı Klytaimestra. Elpenor. Başka bir efsane onun Troya'dan döndüğü ve önce Sicilya açıklarında. Empusa. Beş doruğunu bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bu dağa bakarken o dep­ remlerin gürleyişini duyar gibi olur insan. Demeter Triptole10(1 mos'u ölümsüz kılmak için ateşe daldırırken. keyfeder ve Odysseus ölüler ülkesine gitmek üzere yola çıkacağı gece fazla şarap içmiş olan Elpenor sızdığı damdan aşağı düşer ve ölür. Beşparmak dağında sürü- . Abant'lar Euboia yarımadasına yerleş­ miş bir kavimdir. Homeros'a göre Agenor'la savaşırken öldürülür ( İ l . bugün Beşparmak diye anılan dağdır. Ama bu efsane­ nin asıl kahramanı eski adıyla Latmos. llyada'da adı geçen Abant ön­ deri. Elephenor. ferahlar yüreği çobanın. yeryüzüne paldır küldür yıkılmış bir cennet görmüş gibi olur. Elephenor. insan etiyle beslenir ve kurbanlarını avlamak için çok güzel bir kadın kılığma girermiş. Beşparmakların görkemi insan hayalini uzak geçmişlere. Koca ırmak Bafa gölüne ve batıda Ada­ lar denizine pırıl pırıl boşanır. Bir ayağı tunçtanmış. Eleusis. Parlak ayın çevresinde sapışız yıldız rüzgarsızken duru gökyüzü nasıl yanarsa ışıl ışıl.

sırdaşıydı. Her gece üzerine eğilir. sonun da Roma'lılar Capitolium tepesinin eteğinde Saturnus'a bir tapınak kurmakla yatıştırmış­ lar tanrıyı (Saturnus. ölümsüz bir uykuyla uyumayı dile­ miş. fısıldaşır zaman zaman. Endymion'a baka baka. 592): . Homeros'un "gül parmaklı" diye ta­ nımlayıp destanlarının hemen her bölümü­ nün başında andığı şafak tanrıça Eos'u. dört oğlu olmuş. ışığın ta kendisiydi. açıl­ mıştır. Yalnız. yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürünün titrek meleyişlerine kulak kabartırdı. özlemi­ ni söylemekle kalmaz. Tanrı Saturnus. Ama Roma köylüleri bunun kıymetini bilme dikleri için. Kavalından başka bir varlığı olmayan yoksul bir çoban. Selene bazı gece daha çok. demiş ona. nerede doğarsa. Başlarında Ares vardı. onun Ares'in kızı ol­ duğu söylenir. gönül vermiş ona. Yamaçlarda çobanların yaktı­ ğı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. tanrı veba salmış ortalığa. amansız kavganın dizginini elinde tutardı o. ne gece taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken kimsecikler gör­ mezdi. İkarios'a da üzüm kütügüyle şarabı bağışlamış. Eos. 273). H e p aynı sestir o.. Ama bu bekleyiş uzun sürmez.. tepeden tırnağa nur kesilirdi.I. Ölümsüz tanrılar kimi zaman kıskanır in­ sanların mutluluğunu. Her öpüşte gövdeleri daha da aydınlanır. Her buluşmada ilk defa buluşuyormuş gibi olurlar. Gökler sanki yırtılmış. Bu ıssız dağlarda Endymion'u ne gündüz kavalını üflerken. Roma'da Saturnus tapınağının ku­ ruluş nedenini açıklamak için Erigone örneği üzerine uydurulmuş bir efsane (Erigone). Ay tanrıçası Se­ lene. Dağlarda yapayalnız yaşa­ manın verdiği hürlük. kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine öz­ lemini de hep bu kavala söylerdi. Selene de gökte ne zaman do­ ğarsa. bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. Gündüz kayadan kayaya hoplayan boynuzlu. Ay ışığı göklere par­ mak uzatan doruklardan aşağı şu şırıltısı gibi şarıl şarıl akar. gövdesini ışınlanyla sarar. denizden yeni çıkmış balıklar ka­ dar serin. Phorkys'le Keto'nun kızları Graia (Kocakarı)'lardan biri sa­ yar onu (Theog. dağların ıssızlığını. Savaş tanrı Ares'in ek adlarından biri. V. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle yaprakları ürperir. Endymion'un kavalı yalnız çobanın sevincini. Dile ben­ den ne dilersen. öperdi. sakallı kara keçilerini gözler. gümüş ışığıyla onu sarıp çayırın üstüne yatınca kollarını sev­ gilisine açardı. Hesiodos. Ama tanrı­ ların tanrısı Zeus. Ayın Endymion'la hiç birleşmedigi karanlık geceler de vardı. Endymion'la Selene gene kavuşurlar. yeşil çimenlerin. bir de ulu Enyo. ilk ay gökte gözüktü mü. Çokluk.OS lerini otlatan bir çobanmış. ay ışığı görürdü onun gürbüz bedenini. kara dorukların. Endymion da ne dilesin. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini. O gün bugün Beşparmak dorukları ay ışı­ ğında karlı gibi ağarır. Endymion'la Selene için sevgi. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. Entoria. bulut bulut yapraklarıyla sağa. açıklık duygusunu da. Onlar Beşparmakların do­ rukları gibi kara. hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme duyamazlardı. hemen çobanına ko­ şar. Savaş tanrı Ares'in çevresinde bulu­ nan bir tanrıça. Enyo. so­ la serpilmiş ağaçların. erkekçe güzelliğini. tanrılara denk gelmelerini istemezler de ondan. biri lanus. insanların özlemini söyler. Selene ile Endymion'un bu h e p yenilenen bitimsiz sevgilerinden hoş­ lanmış. Enyalios. parıltılı gövdelerini birbirlerine degdirirlerdi. Beşparmak dağlarının yoksul çobanı­ na bir armağan vermeyi kurmuş. Homeros ise Ares' in yanından ayrılmayan ve "iller yıkan" bir tanrıça olarak tanımlar ve şöyle der (İl. ölümsüz mutluluğunu gözümüzle göre­ biliriz. Kavalı Endymion'un biricik dostu. Hesiodos Titan soylu Theia ile Hyperion'un bir­ leşmesinden doğmuş ve Helios (Güneş) ile Selene ( A y ) tanrıların kardeşi olarak gösterir . İtalya'da bulunduğu Altın Çağda İkarios adlı bir köylünün kızı Entorlii ile birleşmiş. Ne var ki. lanus). Endymion'un kavalı yankılanır kayadan kayaya. cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu. Beşparmak'ların çobanı Endymion'un ışıklı. diri. Ulu çamları uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi.

846 vd. İşte o toplayacak ürünlerini taşkın Nil'in suladığı toprakların. io'nun tanrı Zeus'tan olan çocuğudur (Tab. torunları da Agenor'la Belos'tur (Agenor). nasıl bir zamanlar kocası Amphiaraos'u kandırmışsa. 4). Orada yaptırdığı bir Athena tapınağına tahta atı yapmak için kullandığı bütün avadanlıkları tanrıçaya adamış derler. Ama Zeus Kureta'ları öldürür ve İo'yu Suriye'ye Epaphos'un bulun­ duğu Byblos'a yöneltir. Tithonos'a gelince. gelmiş Akhilleus'a karşı çar­ pışmış ve onun elinden vurulmuş (Memnon).): O ülkede. Eos onun için ölümsüzlük istemiş Zeus'tan. Epaphos. K ı z ı Libya. İo Mısır'a gelince Zeus elini sırtına degdirmiş ve böylece gene kadın olmasını ve oğ­ lunu doğurmasını sağlamış. yani Troya soyundan olan Tithonos'u da Habeşis­ tan'a kaçırmış. 4 9 3 vd. bu yüzden yıllar geçince Tithonos buruştukça buruşuyor.). V I I I . bazı alanlarda üstün yararlık göstermiştir: Patroklos için düzenlenen yarış­ malarda yumruk dövüşü birinciliğini alır.ı . Rüzgârlardan sonra Şafak tanrıça günün müjdecisi Şafak yıldızını doğurdu ve göklerin çelenk çelenk yıldızlarını. Eos'un evliliklerini şöyle anlatır H e siodos (Theog. karanın bittiği yerde. Memnon Troya savaşından bir sonuç alınma­ dığını görünce. Bkz. P r o m . Bu kez Epigon'lar. "Zincire Vurulmuş Prometheus"ta İo'ya geleceği şöyle bildirir (Aisk. Ephialtes. üstü­ ne el değdirme" anlamına geldiğini ileri sürer­ lerdi. Sonra Tithonos'la birleşip Habeşistan kralı Memnon'u. Epeios. 378 vd. Troya savaşına otuz gemilik bir filo ile gelen Akha önderi. azgın esişti Boreas'ı ve Notos'u. zaferi kazanacaklardır. ta ki sonunda onu bir çekirge haline sokmuş (Tithonos). lo Epaphos'u alıp M ı sır'a döner. Eos sevgililerini kaçırırmış: Dev Orion'u Delos adasına kaçırmış. Troya dönüşünde önderi Nestor'dan ayrı düşen Epeios Güney İtalya'ya varır ve orada bir şehir kurar. . bir set üstünde Kanobos adında bir şehir vardır. Zeus orada akıl sağlığını geri verecek barışçı elinin dokunuşuyla. yani birinci sefere katılan önderlerin oğulları ikinci bir saldırıya kalkışmayı düşü­ nürler. İo bu kez oğlunu aramaya çıkar. Eos bir sabah Ares'le de sevişmişti. Thebai'ye karşı Yediler'in sefe­ ri başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Doğuracağın çocuğun adı kara Epaphos olacak Zeus'un bir dokunuşuyla doğacağı için.): Şafak tanrıça Astraios'la birleşip coşku yürekli rüzgârları doğurdu. Aslında Ephaphos bazı ilkçağ yazarlarının da belirttiği gibi Mısır'ın öküz biçiminde simgeiendirilen Apis tanrının Yunancalaştırılmış biçimidir. ne var ki Eos sürekli olarak genç kalması­ nı istemeyi unutmuş. Ne var ki Alkmaion ikirciklidir. 10). Ondan sonraki beşinci kuşaktan elli kız Argos'a istemeye istemeye dönecekler Yakınlarıyla evlenmekten kurtulmak için. Savaşta pek başarılı olmayan Epeios. r n r ı ıcxs (Tab. Eos onu bir saraya kapatıp kimselere göstermez olmuş. Anası Eriphyle. İlos'un oğlu. iki kral soyunun atası olacak Epaphos da anası lo gibi tanrıça Hera'nın hıncına uğrar (lo). Epigon'lar. Hellen'ler Epaphos adının "dokunma. onu kıskanan Aphrodite gül parmaklı tanrıçayı durmadan âşık ol­ makla cezalandırmış. inek biçiminde dünyayı dolaştıktan sonra lo Mısır'a varır ve oğlunu orada doğurur. Güneş'in ülkesi sayılan Y ü z ü Yanıklara Eos'un oğlu Memnon kral olmuş. Epaphos. Kephalos'u Suriye'ye. tanrı da bağışlamış ona bu­ nu. Polyneikes'in oğlu Thersandros'tan arma­ ğanlar alarak Alkmaion'u da kandırır (Eriphyle). Oğluna da bu n e ­ denle Epaphos adı konmuş. Epaphos manevi babası Telegonos'tan sonra M ı s ı r tahtına konar ve N i l ı r mağının k ı z ı Memphis'le evlenir. Onun sözü Odysseia'da geçer (Od. Nil'in tam ağzında. Delphoi bilicilerinden aldıkları bilgi şu­ dur: Başlarında Amphiaraos'un oğlu Alkmaion bulunursa. Efsaneye göre. Kephalos'la birleşip Phaeton'u doğurur. Sefere katılanlar şunlardır: Amphiaraos'un iki oğlu Alkmaion'la Amphilokhos. Aloeusoğulları. gökleri arıtan Zephyros'u. Epeios'un başka bir yararlığı Troya'ya so­ kulacak olan tahta atı yapmış olmasıdır. küçüldükçe küçülüyormuş. Çocuk doğar doğmaz Hera'nın buyru­ ğuyla Kureta'lar onu alıp kaçırır.

İşi. Bu bayramın bir benzeri de Roma'da vardı (Entoria). Gündüz). ama Laodamas Alkmaion'un kargısı altında can verir. Epimetheus'la Pandora'dan. Erikhthonios'un torunu (Tab 24). Aldığı cevap şu: Kral yedi kızından birini kurban ederse zaferi kazanacaktır. Eteokles'in oğlu Laodamas'in önderliğinde şehirden çıkıp saldırı­ ya girişirler. Titan İapetos'la Klymene'nin oğlu. öbür altısı da intihar ederler. Ki/ oğlan kız tanrıça bir yün bezle spermayı silip. Atina kralı. A m a sarhoş olan komşular İ k a rios'un kendilerini zehirlediğini sanmışlar. Günün birinde tanrıça Athena Hephaistos'un işliğine silah ısmarlamaya gelmiş. onu sopalarıyla vurup öldürdükten sonra. Erebos. 24). . Erato. Zeus'la Mnemosyne'den dogma do­ kuz Musa'lardan biri. o da Prometheus'un Zeus'tan armağan alma dediğini unutur ve tanrıların özene bezene yarattıkları Pandora'yı alır. Sanatlardan lirik şiiri ve özellikle aşk şiirini simgeler ve esinler (Mu­ sa'lar). dayanılmaz bir istek duymuş ve başlamış kaçan tannçayı kovala maya. Epigon'lar saldırıya Thebai çevresindeki köy ve kasabaları yok etmekle başlarlar. Poseidon'un bir oğlu olan Eumolpos'u yenince deniz tanrı öfkelenir ve Zeus'tan Erekhteus'u öldürmesini ister. 3). Erekhteus bir kızı­ nı kurban eder. bilici Teiresias'ın verdiği öğüt üzerine Thebai'liler şehri boşaltırlar. desteklediği insan soyunu yok etmek için ya­ rattığı kadını Epimetheus'a armağan olarak yollar (Hes. Epimetheus îapetos oğullarının en akılsızı ve bu bakımdan Prometheus'un tam karşıtıdır. Tanrı Atinalıları şöyle cezalandır­ mış: Bir delilik salgını baş göstermiş şehirde. Deukalion'un karısı olacak Pyrrha doğar. er­ tesi sabah Epigon'lar girer ve Thebai'yi yağ­ ma ederler. bunlardan yedi k ı / ı birbirini o kadar çok severlermiş ki. genç kızlar çıldırıp asıyorlarmış kendilerini. Prometheus'la Pandora'nın kişilikleri onu büsbütün siler. yeryüzünde karanlık saçan Nyks gibi Khaos'tan dogmadır. Günün birinde Atina Eleusis'le savacı girmiş ve Eleusis'e yardım eden Trakya kralı Eumolpos'a karşı koymak zorunda kalmış. Köpeği. Erigone'ye babasının atıldığı yeri göstermiş. Erebos. Erekhteus'uıı birçok çocukları olmuş. Zeus onu Prometheus'a karşı kullanır: Prometheus'u ve onunla birlikte. Polyneikes'in oğlu Thersandros ve Mekisteus'un oğlu Euryalos. Kapaneus'un oğlu Sthenelos. Epimetheus. likslnerek yere atmış.Adrastos'un oğlu Aigialeus. Savaşta. Atina'nın ilk krallarından biri (Tab. Tydeus'un oğlu yiğit Diomedes. 84 vd. Erikhthonios. buna karşılık ona asma kütügüyle şarabı armağan etmiş. Topal olduğu halde. O gece. Tanrı Dionysos Yunanistan'a ilk geldiğinde İkarios'un evinde konuk kalmış. Bu savaşı nasıl iyi bir sonuca eriştirebilecegl sorusunu Delphoi bilicisine sormuş. biri ölür se. öbürleri de canlarına kıyacaklarına ant iç­ mişler. Erekhteus. spermasını bacağına akıtmış. Dedesinin efsanesinden ayrılmayan efsanesi sonradan başka katkılarla değiştirilmiştir. Yeraltı karanlığını simgeler.). komşularını şölene çağırmasını ve onlara şarabı tattırm. Toprak ana döllenmiş. Epimetheus Yunan mythos'unda Adem'in rolünü oynar. Efsaneye göre. Bir gün tanrı İkarios'a bir tulum dolusu şarap vererek. Delphoi bilicisi bu olayı İkarios ve Erigone'nin ölümleriyle ilgili gösterince. K ı z ı Erigone'yle sevişmiş ve Staphylos ( ü z ü m ) adlı bir oğulları olmuş. Erigonc. Thebai'liler de püs­ kürtülür. Atlas. kız da üzüntüsünden oradaki bir ağaca asmış kendini. aldıkları doyumluğun bir bölü­ münü Delphoi'deki Apollon tapınağına adar­ lar. Thebai'liler. ne var ki ondan çok daha silik bir tip olarak çıkar karşımıza.ı s i n i söylemiş. Topal tanrı birdenbire tutulmuş ona. onunla evlenir (Pandora). Erebos'la Nyks birleşir­ ler ve ışıklı varlıklar meydana getirirler: Aither (Esîr) ve Hemera (Gün. Adı "yün" ve "toprak" anlamına gelen iki kökten türemedir. Zeus bahtsız kralın üstüne yıldırımını salar. Erikhthonios tanrı Hephaistos'tan dogmadır. Atina'lılar Erigone için bir bayram düzenlemişler. yetişmiş ona ve sarılırken. Parthenopaios'un oğlu P r o makhos. Pandion'un oğlu. Menoitios ve Prometheus'un kar­ deşi (Tab. İkarios adlı bir Atina'lının kızı. ölüsünü götürüp bir yere atmışlar.

Öç köpekleri herhangi bir adamı öldürenlerin peşine takılmaz. kendi­ sini arındırmayı göze alan bir temiz adam bulmalı ve ona hizmet etmelidir. yani adam öldü­ rür? Yunan efsanesinde adam öldürme çok­ luk bir yanılgı sonucunda olur: Ate tanrıça in­ sanı gaflete düşürür ve insan istemeyerek. Bir de kan davası güderek. Orestes de böylece suçundan ve çektiği vicdan azabından arın­ mış. ne var ki Yunanlıların sık sık başvurdu­ ğu "euphemismos" denilen bir dil çaresiyle Erinys'lere "Eumenides" yani "iyi niyetliler" adı takılmıştır. ama konuklan seven ve koruyan Zeus tanrının ko­ lu kanadı altında bulunduklarından sürgünleri tatlı gelir onlara.Athena'nın tapınağına kadar sürünmüş ve kalkanının altı­ na girerek büyümüş. Yunan mythos'unda ünlü bir ba- . Ama pusuda bekleyen oğlu uzattı sol elini ve sağ elindeki tırpanla koskoca. öbürü de AkhiUeus'un lalası Phoiniks'tir. kimi zaman da üç olarak gösterilen öç alma tanrıçaları Erinys'lerin doğumunu Hesiodos şöyle anlatır: Kronos anası Gaia'nın verdiği tırpanla Uranos'un hayalarını keser (Theog. der Hesiodos. kendisi gidip sığınacak bir yer bulmalı. Peleus'un ya­ nına sığınmış kişilerdir (Patroklos.ki topraktan dogma bütün ya­ ratıklar gibi yılan kuyrukluymuş . Bu eşsiz tragedya anıtinda son oyun Erinys'lerin adını taşımakta- dır. Homeros destanlarında adı geçen birçok ünlü yiğitler suç işlemiş kişilerdir. yaklaşıp sardı toprağı boydan boya. Erinys' lerin en çok rol oynadıkları şiir eseri Aiskhylos'un "Agamemnon". ve bunlardan gebe kalan toprak yıllar sonra doğurdu yaman Erinys'leri. Ama boş değildi elinden savrulup giden: Kanlar fışkırıp saçıldı içinden ve hepsi gömüldü kaldı toprağın bağrında. Sürgünde yaşarlar. kurbanlar kesmekle a f f ı nı sağlayabilir. bir uğursuzluk sayılır. insanlar arasında da mümkün olmalıy­ dı. Ne var ki işledikleri suçlar Erinys'lerin kovala­ masını gerektirmez. kurtulmuş olur. Suçtan arınma yalnız tanrılar katında değil. Sonraları Erinys'lerin üç kadın ve adlarının da Alekto. Kutsal alanda yetişen bu gence kral Kekrops sonradan Atina krallığını vermiş. Kimi zaman bir.): Koca Uranos geldi kara geceyle. Athena da çocuğu Kekrops'un kızlarına ema­ net etmiş (Aglauros). Erikhthonios . Her iki halde de su­ çundan arınmak için çareler vardır. Bebeği sepette iki yılan arasında gören Kekrops kızları çıldırarak ken­ dilerini Akropolis'ten aşağıya attıktan sonra. Aynı görüşle. Homeros dünyasında bu suçun cezası bi­ zim hak ve hukuk anlayışımıza göre hafiftir: Yurdunda adam öldüren yurdu için bir pislik. "Khoephoroi" ve "Eumenldes" trilogia'sıdır. kan kokusunu he­ men alıp koşarlar ve peşine takıldıkları suçlu­ yu sonsuzca kovalayarak çıldırtırlar. İnsan ne zaman suç işler. bu köpekler dişidir. Erinys'ler. Zeus'tan bağışlamayı elde ederler (Yalva­ rırlar). Bir Nympha ile evlenen Erikhthonios Pandion'u yaratmış. Her ikisi de yurtlarından kovulmuş. kimi zaman bir­ çok. kötülüğü iyiliğe çevirmele­ rini sağlamaktır. Phoiniks). onlar babasını ve özellikle anasını öldüren suçluyu kovalarlar.276vd. insan tanrılara yakarmak. bir erkek çocuk çıkarmış ortaya. Erikhthonios'un dört atlı arabayı keşfettiği ve Atina'ya para ve Panathenaia bayramı gi­ bi yenilikler getirdiği söylenir. Tisiphone. sivri dişli tırpanla biranda kesti babasının hayalarını ve kaldırıp attı arkasından bir yere. kısas kurallarını uygu­ layarak adam öldürür. Eumenides tragedyasında babası Agamemnon'u öl­ düren anası Klytaimestra'dan öç alan Orestes'in peşine takılan Erinys'ler sonunda birer af tanrıçasına dönüşürler. Erinys'ler suçu işleyenin ve özellikle adam öldürenin peşine takılan köpekler diye düşü­ nülür. öç tanrıçalarını.ERİNYS'I ı R bundan. Bu sürecin nasıl sahneye konduğu üzerinde durmadan "suç" kavramını incelememiz gerek. kan döker. Sayılarını ve isimlerini vermez. Pandion'dan da Erekhteus dolmuş (Erekhteus). amansız tanrı­ çaları yatıştırmak. upuzun. ki­ mi zaman bilmeyerek öldürür. bu yüzden de sürülür. sert ve tehlike­ li olarak bilinen Karadeniz'e "Pontos Eukseinos" yani konuksever deniz denirdi. M e gaira olduğu kabul edilmiştir. Zeus'un kızları sayılan Litai (Yalvan) tanrıçalar suçlular adına aracı olur­ lar. Bunlardan biri Patroklos. Bu tanrıçalarla birlikte Devlet ve Orman perileri doğmuştur. indi yere arzudan yanıp tutuşarak. Bundan amaç.

uyandırır köpekleri. urbası­ nı yırtıp memesini gösterir ve Orestes'in ayaklarına kapanarak yalvarır. birdenbire yanı başında kara urbalı kadınlar belirir. derken Klytaimestra'nın tayfı dür­ ter. yani Areopagos kurulmuş olur. saçları yılanlarla örülmüş Erinys'ler bunlar. Erinys'ler bun­ dan böyle Atina'ya bet bereket saçacak tan­ rıçalar olarak intikamı değil. Ana oğul ara­ sında şöyle bir konuşma geçer (Khoe.UİNYS'l. yedi yıl sonrasını gösteren "Khoephoroi" (Sunu taşıyan kızlar) adlı tragedyada Orestes öç alıcı olarak anası­ nın karşısına dikilmektedir. — Babamı öldürdün ya. 1186 vd. Traged­ yanın sonunda yenilgiye uğrayan Erinys'ler korosu öfkeyle çekilmek üzeredir ki. Orestes eylemini haklı gösterir: Evet. Böyle konuşurken. Erinys'ler değişir. kendin öldüreceksin. Agamemnon tragedyasında Mykene kralıy­ la birlikte Troya'dan dönen bilici Kassandra. övgü değil çünkü söyledikleri. Orestes'in davası Athena'nın tapınağı önünde görülecektir bu kez. K l y t . iyi niyetliler diye çıkarlar ortaya. — S e n i ben değil. anamı öldürdüm. Erinys'ler korkunç hırıltılarla dört dönmektedir çevresinde. sahnedeki kapı açılıp ge ne ikisinin ölüsü görülür. Aiskhylos'un.K ba.l. bu­ nun simgesi eski hukukla yeni hukuk anlayı­ şının birleşmesi olsa gerek. Apollon gelir.ı onları kovduktan sonra sahne değişir ve Atina'daki Akropolis görülür. Koro yakınır. Orestes bağırır. senin de ölmen gerek. ama o da babamı öldürmüştü. So­ nu nereye varacak? Ate'nin öfkesi dinecek mi? Üçüncü "Eumenides" tragedyası Delphoi tapınağının önündeki bir sahneye açılır: Apollon'a sığınmış olan Orestes evrenin gö­ beği sayılan taşın üstüne yıkılmış. —Ananı mı öldüreceksin. ama suçu Alkmaion'unkinden da­ ha da ağırdır. bakar ki Gorgo yüzlü. onla rı uyutur. insan kanı içmiş yüreklenmek için. Atina din ve devlet anlayışını yüceltmekte ve yeni yeni kavramlar kurup. ama sesi kulağa hoş gelmiyor. sonuç mahkemenin vereceği oylara bağ­ lıdır. — Demek bir yılan doğurmuş. Pytho tanrısı Loksias'tır. Atreus' tan bu yana üçüncü ölüm kasırgasıdır bu. Böylece tanrı kara­ rı. hiç ayrılmıyor bu evden. oysa benim eli­ me güç katan. ananın kinli köpeklerinden sakın Or. K l y t .): Bir koro var ki. büyütmüşüm ben. Piyesin sonunda sahnede Agamemnon'la Kassandra'nın yan yana yatırılmış ölüleri gö­ rülür. — Ya babamınkilerden nasıl kaçarım senden sakınırsam? K l y t . adaleti gerçek­ leştireceklerdir. bir de ana katili vardır: Oidipus'la Orestes.): K l y t . 922 vd. Zoratarsm onu bu konaktan: Aynı s o y u n Erinys'leri bunlar. evet. daha önce Algis thos'u da vurmuştu. Apollon oklarıyl. Mykene'de yönetimi ele alan çift kendi ölülerinin öcünü almak için kralı ve Troyalı tutsağını öldürmüşlerdir. İ k i hak ve hukuk anlayışının çarpıştığı bir mah­ keme: Geleneksel kısas kurallarını simgele­ yen Erinys'ler. Bunların öcünü ala­ cak kuşak da yetişmekte. A l k maion gibi o da babasının kanına giren anası­ nı öldürür. onları canlandırmaktaki .I. Aigisthos'la Klytaimestra'nın cinayet hazırla­ dıklarını sezer ve bu sezgiyi şu sözlerle dile getirir (Ağam. çağırır ve deli gibi atar kendini dışarıya. insan kanı içmiş bu evde oyalanan koro. Tam bir mahkeme sahnesidir bu. gördüğü ceza korkunçtur. Orestes Athena tanrıçanın verdiği bir oy fazlasıyla beraat eder. der. —Diriyken boşuna mı yakarıyorum bir mezara karşı? Or. tek sesli söylüyor ezgilerini. tanrıların tik­ sindiği pis bir kadındı anam. Athena onları Atina'nın koruyucuları olarak şehirde kalmaya çağırır. oysa Orestes bile bile öldürür anası Klytaimestra'yı. Klytaimestra oğ­ lunun ne amaçla geldiğini anlayınca. Orestes anasını öldürür. — A m a bak. kendini ve eylemini savunan bir insanla karşı karşıya gelip tartışmaktadır­ lar. Ellerinden taptaze kan dam­ lamakta. çünkü daha hesapb. buna karşılık Atina halkın­ dan sonsuz saygı göreceklerdir. kader ağırlığı yerine insanların mahkeme­ si. yavrum benim? Or. yalvar­ maktadır. daha bi­ linçlidir (Alkmaion). Oidipus babası Laios'u bilmeyerek öldü­ rür. yani Apollon'dur.

İlkçağın en içli ve bilinçli aşk şairi Sappho da Hesiodos'a benzer bir tanım­ lama verir: Gene Eros. 11 vd. Ana Toprak. Hesiodos'un bu kavgasına rekabet ya da ekmek kavgası demeli. Bu kavga Troya savaşı gibi yüce bir çatışma­ nın kaynağıdır. yarı kabuğundan toprak ortaya çıkınca. tanrıların da ellerinden alır yüreklerini. Ne kadar belalı tanrı ve tanrıça varsa. Karasevda ve İhtiyarlık gibi tanrılaşmış kavramlardan hemen sonra gelir doğum sırasında. Erinys'ler. giderek "parthenogenesis". en güzeli ölümsüz tanrıların. Eros. 226 vd. Diotima'ya göre Eros bir tanrı bile değildir. Orfizm deni­ len ve şair Orpheus'tan geldiği ileri sürülen mistik akımda da Eros'un dünyayla birlikte kaos'tan çıktığına. Hesiodos'tan başka theogonia ve kosmogonia'larda da Eros'a yer ayrılır. Ve sonra Eros.). Ama daha sonra.. ayağını çözer tanrıların. kötüsü. insanı kanlı savaşa götürür birisi. insanları yeral­ tında cezalandıran tanrıçalar olarak görülme­ ye başlar.. akıl ve istem güçlerini. Kavga tan­ rıça Eriş. ama bu evrensel ilkeyi gene de saymış olmak için şöyle der (Theog. ilk tanrılar ara­ sına nasıl yerleştireceğini iyice bilemez. Hesiodos yaratılışı anlatırken Khaos'tan hemen sonra Eros'u sayar. Argos kralı Talaos'un kızı ve Adrastos'un kızkardeşi. Sonra da ikinci eseri "İşler ve Günler" de iki kavga ayırır. İnsanlara yararlıdır o kavga. Platon'un "Şölen" adlı diyalogunda herkes kendine göre sevginin tanımlamasını yaptık­ tan sonra. yani kendi kendi­ liğinden doğurma ilkesini bazı tanrısal varlık­ lar için sürdürür. ve insanların da. kolumu çözen. Eriş. Titanlar gibi azman yaratıkların birleşmesinde ne gibi bir rol oynadığını tanımlamakta güçlük çeker. hem tatlı hem acı Eros. Eros.): İki türlü kavga vardır bu dünyada. Eriş. Eros'un devler. Thebai efsane çembe­ riyle ilgili öyküsü Adrastos. o karşı gelinmez yaratık sarsıyor beni. Peleus'la Thetis'in düğününe hır çı­ karmasın diye çağrılmadığı için altın elmayı tanrıların dügtin sofrasına atar da. onun etkisini insan dün­ yasında açıkça gördügü'halde. bizim "cin" diyeceğimiz bir yara­ tıktır. hiçbir ölümlü sevmez onu. öteki kötülemeye. Cehennem kavramına yaklaşan bu görüşler Roma mythos ve şiirin­ de Etrüsk etkisiyle gelişmiş olabilir. Hesiodos ona "azgın yürek­ li" der ve kendi doğurduğu varlıkları sayar (Theog. Eros'un doğuşunu anlatmak için yepye- . sonra geniş göğüslü Caia. ölüm ve yıkım getiren ne kadar varlık varsa hepsi Nyks (Gece)'ten dogmadır. Amphiaraos ve Alkmaion adları altında anlatılmıştır. biri faydalı ve şöyle tanımlar ikisini de (İşi. ölüm­ lüyle ölümsüz arası bir varlık. Eriphylc.ustalığı bu üçlüde en yüksek zirvesine eriş­ miştir. Yaşamın özünde gö­ rür onu Hesiodos ve kardeşine kötü değil de iyi kavgadan yana gitmesini öğütler. Üç Güzeller yarışmasında da bir rol oynar. üstüne "en güzeline" yazdığı altın elmanın kime verilece- ği kararı Paris'in yargısına bırakılır (Paris). biri övülmeye değer. yahut da Gece'den dog­ ma evren yumurtası ikiye bölünüp yarı kabu­ ğundan gök. elimi. Eros'un da doğduğuna inanılmakta­ dır. Göklerdeki tahtında oturan Kronos oğlu toprağın özüne kattı onu. 116 vd. Mantineia'lı Diotima'nın görüşlerini anlatır. Zorla girer bu kör dövüşüne ölümsüzlerin zoruyla. ilkçağın en eski metinlerinden beri evrende birleşme ve üretmeyi sağlayan doğal bir güç olarak karşımıza çıkar. Eski metinlerde beliren bu inanış Vergilius'un "Aeneis" destanında dile gelmek­ tedir: Erinys'leri Tartaros'un dibinde ruhlara ellerindeki kamçılar ve yılanlarla korku salıp eziyet eder görürüz. biri insana zararlı. İhanet. Öteki kavgayı daha önce doğurdu yüce Karanlık. Yunanlıların "daimon". O kavga ki eli tutmaz insanları bile işe sürükler. Zaman geçince.): Khaos'tu hepsinden önce var olan. Özden apayrıdır bu iki kavga. buyruğuyla. o Eros ki elini. Sokrates bir kadın bilici.

yalınayaktır. ne ölümsüzdür. Polineikes'in kardeşi (Tab. bu yüzden gözleri kör olmuş. Kral Oldlpu . tersine kabadır. Eryks yiğide meydan okumuş. evsiz barksız. insanları oklarıyla kovalayan ve yaralayan kanatlı. arzulayan bir duygu olduğu dile getirilmiş olu­ yor bu parçada. taşkın bir adammış. Sevgi'nin hiçbir zaman kanmadığı. Dione'nin kızı Aphrodite'den de Anteros (karşılık aşk). 203c.' yol köşele­ rinde yatar. Böylece Eros tanrı evrensel bir ilkeden. (2) Kekrops'la Aglauros'un oğlu. Erysikhton ne ye­ se doymuyormuş. Adı Herakles efsanesine karış­ mıştır: Geryoneus'tan aşırdığı sürüleri götü­ rürken Herakles bu Eryks'e rastlamış. ağaçları bir bir kesmiş. kendi kendini de yemiş. (1) Apollon tanrının oğlu. Atina'lı kahraman. (2) Arkadya'da akan bir ırmakla aynı bölge deki bir dağın adı. tanrılar işmarlarla onu alıkoymaya çalış­ tıkları halde. çoklarının sandığı gibi hiç de öy­ le ince ve zarif değildir. ( 1 ) Thessalia kralı Triopas'ın oQlu. dayanıklıdır. alaycı ve ya­ ramaz. bu biçimle de günümüze kadar gel­ miştir. Esîr. Eteokles. büyücülükte eşsizdir. yaman avcıdır. fikirlere. Sevgi'nin karakterini anasıyla babası arasındaki karşıtlığın sonucu olarak şöyle anlatır: "BoUuk'la Yoksulluk'tan doğan Sevgi'nin talihi de ona göre olmuş. Tanrılardan korkmaz. yoksulluktan kurtulamaz. Adonis'le seviştikten sonra Aphrodite'yi ha­ mama girer görmüş. anasına çek­ miş. Erysikhton. hiçbir tanrı Eros kadar şairlere konu olmamıştır. Ne yapsın. kalkar. Öylece Sevgi her zaman ne yokluk içinde­ dir. ama krallığına el koymayıp akrabalarından birinin günün birin­ de oraya yerleşeceğini söylemiş ve öyle ol­ muş: Tarihsel çağlarda Dor'lardan bir grup Eryks dagma yerleşmişler. Üstünde ünlü bir Aphrodite tapınatjı bulunan Sicilya dağına adını veren efsanelik kral. Bkz. Aither. buluş­ lara düşkündür. Günün birinde Demeter'e adanmış bir koruluğu kesmeye kalkış­ mış. kapı önlerinde. Erythion. Başka efsanelerde Eros'un Aphrodite ile Hermes'in oğlu. Herakles de efsanelik yaban domuzunu öldürmüş (Herakles). Uranos'lu Aphrodite'nin Hermes'le birleşmesinden Eros doğ­ muş. Bir şeyin eline geçmesiyle elinden kaçması bir olur. Demeter de onu din­ meyen bir açlığa çarpmış. pistir. iyinin peşin­ dedir. sonra yine babasının tabia­ tı gereği bir çaresini bulup dirilir. hep arayan. as­ lında her derde deva. hep tuzaklar kurar. bir­ denbire de ölür. yaşar. 19). yürekli. Erysikhton hiç aldırmamış. şiirde olduğu kadar resimde de iz bırakmış ve Rönesans'ta ikinci ve çok canlı bir gelişme görmüştür. dağda. Sevgi her şeyden önce her zaman yoksuldur. Oidipus'la lokaste'nin oğlu. Delos'taki Apollon tapmağına git­ miş. yolda ölmüş. Oğlunun öcünü almak için Apollon da bir yaban domuzu olup Adonis'i vurup öl dürmüş. d). Bu efsaneler Eros'un özün­ deki çok yönlülüğü dile getirmek için sonra­ dan uydurulmuştur. Ne var ki hiçbir tanrı Eros gibi zaman ve mekâna göre değişik bi­ çimlerde yansıtılmamıştır. İskenderiye sanatıyla başlayan bu Eros simgesi Roma'da Amor-Amores diye epey tutunmuş. As­ lında ne ölümlü. ya da Eileithyia veya İris'in çocuğu olduğu söylenir. hüner anlamına gelen Poros'un ogluymuş. 292). Geryon'un öküzlerini bekleyen sı­ ğırtmaç. ne de varlık içinde" (Şöl. açıkta. sürülerin bekçisi köpek Orthos'u da öldürür (Hes. giderek tehlikeli bir çocuk biçimine girmiş. 103). varını yoğunu yiyip bitir­ dikten sonra. Theog. Bakarsın aynı günde bolluk içinde gelişir. Yaban domuzlarının çok olduğu bu bölgede Artemis avlanmayı sevrı (Od. Babasına çeken tarafıyla da hep güzelin. atılgan. ya da kardeşi. Eros'u ele alan en güzel efsanelerden biri Apuleius'un "Eros ile Psyklıc" masalıdır. bayırda. güreşmişler ve H e rakles Eryks'i öldürmüş. Eileithyia' nın eski bir heykeliyle döner­ ken. Sem- bolik bir anlam taşıyan bu masal Psykhr bal ligi altında anlatılmıştır. Eryks. VI. Herakles bu sürüleri çalmak için Erythion'u da.ni bir efsane uydurulur: Yoksulluk tanrıça (Penia) ile Bolluk tanrı diye çevirdiğimiz. Erymanthos. Aphrodite ile Poseidon'un oğlu olduğu da söylenir.

konuğunun özlemini çektiği efendisi ol­ duğunu anladıktan sonra da talipleri öldür­ mekte. Eteokles'le Polyneikes aralarında bir anlaşma yaparlar: Her yıl biri kral olacaktır. İlkin tahta oturan Eteokles'tir. Eumolpos Eleusis myster'lerinin kurucusu olarak tanınır. Sonunda Marpessa'yı İdas kaçırır. Fırat nehrinin adını açıklamak için uydurulmuş bir efsane: Euphrates adlı bir adam varmış. E u m o l p o s . Odysseus domuz çobanının kulübesine ge­ lince. mülkünü yeni baştan ele ge­ çirmekte yardımcı olur ona. Euphrosyne. Themis'le Zeus'un kızı. Odysseia'da önemli bir rol oynayan İthake'li bir domuz çobanıdır. Eunomos. Eunomia. Eteokles yö­ netimi ona vermeye razı olmaz. yemek verir ve dilenci pozunda olan efendisinin uydurduğu hayat hikâyesini dinledikten sonra. sonra da yanlışlığını anlaya­ rak kendini nehre atmış. K ı zı Marpessa'ya bir talip çıktıkça babası onu öldürür ve kafasını Poseidon tapınağına asarmış. Trakya kralı. Odysseus uzun serüvenlerinden sonra yurdu­ na ilk ayak bastığında Eumaios'un yaptığı ve yönettiği ahırlara gider ve babasının sadık uşağı olan bu "tanrısal" çobanbaşı ile bulu­ şur. içinde boğulan Euphrates'in adı verilmiş. Thebai'ye karşı sefere hazırla­ nan Yediler ordusu saldırıya başlamadan ara­ larından Tydeus'u elçi olarak gönderirler. Akha'lara Lemnos şarabı gönderir (İl. Thebai'de törenle gömülür. neşe anlamına ge­ len Euphrosyne üç Kharit'lerden biridir (Kharit'ler). Euenos atlarını vurduktan sonra kendini orada akan bir ırmağa atar. Bunun üzeri­ ne Polyneikes Argos kralı Adrastos'a başvu­ rur (Adrastos). Kalydon kralı Oineus'un sarayın­ da şarap sunan delikanlı. Eleusis başrahipleri "Eumolpides" adını benimse­ miş ve atalarının Eumolpos olduğunu kabul ederlerdi. Bunun üzerine saldırı başlar. Herakles'in ellerini yıkarken Eunomos yanlışlıkla suyu yiğidin ayaklarına dökmüş. Euadne. Herakles kendi kendine ceza vermiş. Herakles de çocuğa bir tokat atacak olmuş. Horalar­ dan biri (Themis. Epigon'ların Thebai'ye saldırısı sırasında Eteokles'in oğlu Laodamas kraldır. Adı sevinç. Ama tokadı o kadar sert indirmiş ki çocuk ölmüş. ona bir döşek serer. 389 vd. Irmak Euneos adını alır (idas. Euenos da peşine takılır. Eteokles Polyneikes'le teke tek savaşta can verdikten son­ ra. Euneos. İphis'in k ı z ı Kapaneus'un karısı. Babası yiğidi bağış­ ladığı halde. ağırlamakla kal­ maz. oysa Polyneikes mezardan yoksun bırakılır (Antigone). Bir yıl sonra hakkını aramaya gelince. O zamana kadar Medos adını taşıyan nehre. lason'un Argonaut'lar se­ ferinde Lemnos adasına varınca Hypsipyle'den olan oğludur (Argonaut'lar. Hypsipple). Poseidon'un oğlu. Atina ile Eleusis arasında kopan savaşa karı­ şır. malını. Odysseus'la aralarındaki ko­ nuşmalar Odysseia romanının gerçekçi yanı­ nı ve zamanın yaşama koşullarını açığa vurup yansıtan değerli belgelerdir. karısı Deianeira ve oğlu Hyllos'la bir­ likte Kalydon'dan göçüp Trakhis'e yerleşmiş. Polyneikes de şehirden ayrılır. Tanrı Ares'in oğlu. Euenor. Euenos. 467 72). Eumaios'un anlattığı bu öykü ilginç bir roman ve o zamanki Akdeniz çevresinde ise yoğun bir gidiş geliş olduğunu açığa vurur (Od. ama Eteokles gene anlaşmaya yanaşmaz. Euphrates. Marpessa). E u n e o s . Odysseus'un sütninesi Eurykleia kadar sevimli. Eumaios. X V . bu savaşta Atina kralı Erekhteus elinden öldürülür (Erekhteus). Troya savaşına kendi katılmadığı halde. günün birinde oğlunu karısının yanında uyur görmüş ve onu bir yabancı sa­ narak öldürmüş. ama İdas tanrı Poseidon'dan kanatlı bir araba aldığı için onu ya­ kalayamaz. Akhilleus esir aldığı Priamos oğlu Lykaon'u Euneos'a satar (Lykaon). Hora'lar). kocasının odun yığınına atılarak. Aitolia kralı. Atlantis'in yerlisi (Atlantis). kendisinin de bir kral oğ­ luyken nasıl kaçırılıp İthake'ye getirildiğini anlatmaya koyulur. Eumaios ihtiyar bir dilenci kılığında olan Odysseus'u konuklamak. E u m a i o s . Eumaios onu saygıyla karşılar. VII. cömert ve akıllı bir kişidir. onunla bir­ likte yanar (Kapaneus). m» .j.Thebal'dcn kovulunca.

ölümlerinden sonra ölüler ülkesine yargıç yapıldılar. Güzel Europa. kadın kılığında. Zeus onu görünce dayanamadı. Hephaistos yap­ mıştı o sepeti. ne olmaz diye korktu. ama Zeus yine de ne olur. sırtı­ na binmesini ister gibiydi: S ı r t ı n a bindirip gezdirecek bizi. Europa'nın ünü daha da yaygındır. tasasız. kaşları yerinde gümüş yaylar çizili. çekici bir boğa olup çıktı. Sulardan. ansızın. çocukları oldu. Bilinen bir şey var: Tanrılar tanrısı. önlerinde. Üstünde İo'nun öyküsü. Zeus'la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir. Europa da yaşıtları arasında öyle ışıldıyordu. yüzyılda yaşamış İskenderi­ ye'n bir şairin. Öv/e tatlı. Girit adasına gittiklerini söyledi. sepetlerini çiçeklerle doldururlardı. sümbül­ ler. III. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyor­ du. Phorkys. hiç üzülmerniştir denebilir. Hemen eğildi boğa. boğanın sırtına oturdu. . kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topla­ dı. Hesiodos'un Theogonia'sında Pontos'la Gaia'dan. Ötekilerin de binmesine fırsat verme­ di Zeus fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. Minos ve Rhadamanthys.Eurybie. bizim keşiş­ leme dediğimiz rüzgârdır. boynuzları yeni ayın görünüşüne benzeyen güzel. iyi bir insan gibi Yalnız konuşmuyor. Hera uzaklardaydı o sırada. ona tutulduğunu. kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. Onu sevdi. inek oluşu. öyle güzel bir boğa ki bu. Euros. Europa da boğayı gö­ rünce dayanamayıp yanına geldi. Bir süre sonra Girit'e ayak bastılar. kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde. gülümseyerek. Ama Europa. ( B u öykü. kırmızı yaban gülleri. Europa'nın Zeus'la seviş­ tiği sıralarda Hera nerelerdeydi. okşadı. menekşeler.. K o y u kahverengi. oğlu Eros'a söylemiş. sonra Zeus'un İo'yu yeniden kadın kılığına sokusu çiziliydi. Gözleri. gönlü ne dilerse onu yapıyordu. Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Europa. s. Nergisler. Tl tan'lardan Krios'la birleşip. borulannı öttürerek Tritonlar ve Zeus'un kardeşi Poseidon gidi­ yordu.Europa. onu kendisi al­ mak istemişti. Moskhos'un şiirinde anlatılır). Fenike kralı Agenor'un kızı Europa tanrılar tanrısı Zeus'un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış. Europa. Nereus. Pallas ve Perses 'i doğurur.. deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. bilinmiyor. bütün bir kıtaya adını vermiştir (Tab.. arkalarında garip deniz tanrıları Nereid'ler. ya da Typhon'dan doğduğu söylenen dört ana rüz­ gârdan biri. o da oklarından birini Zeus'un kalbine saplamıştı. yeryüzünde öyle tarafsız davrandılar ki. Çiçek toplayan kızların arası­ na indi. Seviştiler. gamsız. 11). Öteki kıta ise. Boğa. Poseidon'la Libya'nın oğlu. mitologya'da oğullarından daha önemli bir yer tutar. gördüğü yaratıklardan korkan Europa. Europa'nın oğullarından ikisi. İ k i kıta. Europa'yı doğurduğunu ileri süren Asya. Yanlarında. Argos'un öldürülüşü. bir boğa sırtında deniz­ ler aşıvermenin yarattığı birkaç saniyelik şaş­ kınlık ve korku bir yana bırakılırsa. Yaşıtları gibi. Zeus bir ilkbahar sabahı gökteki sarayında oturmuş. Sonunda dayanamadı. en güzel se­ pet Europa'nın sepetidir. Şafak tanrıça Eos'la Astraios. Astraios. gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu. yani denizle topraktan doğmuş. Yalnız sepetler mi. Güneybatıdan eser. düşmemek için bir eliyle boğanın ko­ caman boynuzunu tutarken. içlerini dolduran çiçek­ ler de ne kadar güzeldir. Aşk tanrıçası. İo'nun yıllarca acı çekme­ sine karşılık Europa. öteki eliyle de. Bir boğa k ı l ı ğ ı n a girdi. Orada oyunlar oynarlar.. Zeus'un Europa'yı kendisine verdiğini söylemişti. Zaten aşk tanrıçası Aphrodite. cevap vererek kendisinin tan­ rılar tanrısı Zeus olduğunu. tembel tembel yeryüzünü gözetli­ yordu. Thaurnas ile Keto'nun kız kardeşidir (Tab. Orada Mevsim'ler karşıladı kendilerini.. Kharit'lerin arasında nasıl ışıldarsa. Io'nun serüvenine benzer bir serüven ya­ şayan Europa'nın öyküsünü Edith Hamilton'un Ülkü Tamer'ce yapılmış çevirisinden okuyalım (Varlık yayınları. uyku­ dan uyanmış. Hepsi de bilirdi ki. 6). Hiç boğaya benzemiyor. kendisi için çok ilgi çekici bir yaratığa ilişti.. Sanki Europa'nın. Eurybie. "Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır" diye düşünüyor­ du. 53). ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu.

Serüveni için bkz.): Eurymakhos'tu adı. ağırlığı en çok talipler arasında o artırır çünkü. 23 vd. Orpheus. ama başaramazlar ( X X I . ama büyücü kadının kurduğu tuza­ ğa düşmez ve geri gelip Odysseus'a Kirke'nin arkadaşlarını domuza çevirdiğini haber verir (Od. dilenci kılığında İthake sarayına gelen Odysseus'un ayaklarını yıkarken eski bir yara izinden onu tanır (Od. düşüne düşüne. 295 vd. 60 vd.).). Onu Laertes parasıyla satın almıştı çok eskiden. X. Eurynome. Kirke'nin konağına gidecek grubun başı­ na seçilir. o da Odysseus'un varlığını sömürmeyebakar. İşte bu Eurykleia'ydı çerağı tutan.). X X I I . sayardı onu sarayında asıl karısı gibi. 186 vd. 425 vd. 17): Penelopeia'yı babası ve kardeşleri kışkırtırlar Eurymakhos'a varsın diye. Antinoos'a kıyasla biraz daha efendi. 205 vd.). 396). ağaç perisi. 95 vd. XV. körpecik bir kızken almıştı yirmi sığıra karşılık. (1) Okeanos'la Tethys'in sayısı üç bini bulan kızlarından biri. bir an önce krali­ çeyle evlenmeye. Peisenor oğlu Ops'un kızı. 434 vd. gemi­ leri Seiren'lerin önünden geçerken Odysseus'u direğe i k i kat bağlar ( X I I . II. daha nazik ve terbiyeli bir adam gibi davranır: Penelopeia'yı yatıştırır.EURYDİKE Eurydike. X I X . Antinoos'la birlikte Eurymakhos taliplerin en ciddiye alınması gerekenidir (Od. Hesiodos'un "Theogonia"sında anlatıldığına göre (Theog. 906-910): Okeanos kızı Eurynome ile evlendi güzelliği. Yay germe ya­ rışmasında Antinoos'la ikisi en sona kalırlar. ama yatağına almamıştı bir kere olsun.).). çerağlar tuttu yoluna pırıl pırıl. en güzel armağanlardan birini verir (XVIII. görenleri büyüleyen uyum Zeus tanrıçayla. yiğit Polybos'un parlak oğlu.): Telemakhos gidiyordu yatmaya. X V I . Evin kâhyası. Odysseus'un karısı Penelopeia'nın ta­ lipleri arasında başta gelenlerdendir. . taliplerin en iyisidir gene de. gitti­ ğini o bilir ve Penelopeia'dan saklar (Od. taliplerin ve özellikle hizmetçilerin ce­ zalandırılmasında önemli bir rol oynar (Od. I. onu poh­ pohlar. lthake'liler şimdiden bir tanrı gözüyle bakarlar ona. oğlunun canına kıyılma­ yacağım söyler (Od. Eurylokhos.) ama bütün bunlar yalan ve yapmacıktır. Odysseia'nın başında Telemakhos'u yatak odasına götürürken şöyle tanıtılır bize (Od. 519 vd. 339 vd. 350507). Eurymedon. çevresinde onun dört döne döne. biri Agamemnon'un seyisi. Odysseus'un sütninesi. bekçisi. İlyada'da iki Eurymedon'un sözü edilir. Eurymakhos. Telemakhos'u ilk fırsatta öl­ dürmeye ve Penelopeia'nın hizmetçisi Melantho ile seviştiği halde. 391-492). Polybos'un oğlu Eurymakhos. Telemakhos'u en çok seven de oydu. XXII. öbürü Nestor'un seyisidir. bebekken dadılığa başlamıştı Telemakhos'a bakmıştı ta çocukluğundan kocaman oluncaya dek. Odysseus'un sarayında oynayan dra­ mın en sevimli kişisidir. Orpheus'un karısı. X V . kafasına bir tokmak atar ( X V I I I . Odysseus kendini belli edip meydan okuyunca. ödü kopuyordu karısının öfkesinden. Eurykleia. Odysseia'da günlük hayatı yansı­ tan en canlı bazı sahnelerin kahramanıdır: Telemakhos'un yolculuğunu o hazırlar. 347-380). Eurykleia. Eurykleia. ölüler ülkesinin açıldığı çu­ kur başında kurban keser ( X I . Odysseus'un yoldaşlarından biri. Dilenci kılığında saraya ge­ len Odysseus'a o da kötü davranır. Odysseus onu da bir okla yere serer ve öldürür. ama Güneş'in ineklerini yemeyi o salık verir arka­ daşlarına ve bu yüzden de tanrıların lanetine uğrayarak Odysseus'un bütün tayfasıyla bir­ likte can verir ( X I I . büyü­ ğüdür.). Eurymakhos önce bütün suçu Antinoos'a yükle­ yip pazarlığa girişmek ister (Od. Şöyle tanımlanır (Od.

(1) Nerede olduğu iyice bilinmeyen Oikhalia şehrinin kralı. Euandros. 154 vd. bu yüzden de öldürülmüş. Bir süre sonra Herakles oğullarının savaş ortağı olan Atina'ya karşı sefere çıkar. Amphitryon'un amca oğlu ve onun gibi Perseus'un torunudur. ne de oğlunun A k ra'lara karşı savaşmayacağına söz vermişti. Troya dönüşünde Herakles adaya uğrayınca Eurypylos ona karşı gel­ miş.ırına yapar. Eurypylos. Argos kralı Sthenelos'un oğlu. Eurytos. Troya'lılardan Hypsenor. Euphrosyne ve sevimli Thalia. Eurystheus soyunu Mykene'den kovar. Ro'mulus tepesinde Roma şehrini kurmadan orada Evandrus'un kurduğu Pallantea kasabası vardı. Zalim kralın kafası A l k mene'ye getirilince. (2) Kos (Istanköy) adasının kralı. yani at adamlardan biri. oğlu Eurypylos'u Troya'ya gitmeye kandırmıştı. gözlerini oymuş (Herakles. Poseidon'un ogluymuş. Euterpc. dilenci kı­ lığında uykuya yattığı zaman Odysseus'un üs­ tünü örter (Od. Aiakos). Eurystheus. Dithyrambos'u onun esinlediği söyle­ nir (Musa'lar). Bunun cezası olarak da esir diye satılmış ve Omphale'nin sarayına düşmüş. Penelopeia ile gerdeğe girmeye hazırlayan odur (Od. ama Kalydon avı sırasında kaynata­ sını da kaza ile öldürünce. ama Ioalos tarafından öldürülür. yiğidin. elinde bir flütle şenliklere. Bunu bir armağan karşılığı yaptığı söylenir. 519 vd. sürülerini çal­ dığını ileri sürmüş. onun eliyle arınmıştı. Kentaur'larla Lapith'ler sava­ şına yol açmıştı (Kentaur'lar). (2) Bir devin adı (Gigant'lar). Odysseus ölüler ülkesinde karşılaştığı Akhilleus'un ruhuna iletir (Od. başka yere göç­ mek zorunda kalır (Peleus. onu bir sürü güç işler başarmaya zorlar. Eurypylos. Bölgeye uygarlık getirmiş. ne kendinin. Herakles onunla boy ölçüşüp onu yenmiş. (1) Kentaur. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan kişi. bir de İole ad­ lı kızı varmış. yarası i y i leşince. bayramlara katılır. Ok atmakta kendisini yenecek olana kızını vermeye ant içmiş. İphitos. Herakles öldükten sonra. Mykene ve Argolis bölgesine kral olur ve Herakles'i buyruğu altına alarak. Melanthos ve Apisaon'u öldürür. ama Eury tos sözünde durmamış. Bu çar­ pışmanın haberini. X X I I I . (1) Troya'da Akha'lardan yana savaşan Thessalia'lı önder. başı çelenkli. giydiren. onunla konuşur. Lapith'lerden Peirithoos'un nişanlısını kaçırdığından. Ne var ki birden çıldıran Herakles İphitos'u öldürmüş. Evandrus.). (2) Penelopeia'nın yanında bulunan kâhya kadın. Burayı da Yunanistan'ın Arkadya bölgesinden gelme Evandrus (Yun. (2) Kalydon savaşına katılan yiğitlerden bi­ ri. Onu kıskanan aman vermez kral yiğide eziyet etmekten hoşlanmaktadır. Ama Priamos'un kız kardeşi olan karısı. Üç Güzeller: Aglaie. Penelopeia'nın çevresinde asıl hizmet gören odur. Hera da doğa­ cağını bildiği Herakles'in kral olmasını önle­ mek için. İole). iyi adam anlamına gelir) kurmuştu. Vergilius'un "Aeneis" destanın­ da adı geçen kahraman. Eurytos'un sarayına dönüp onu öldürmüş ve lole'yi ele geçirmiş (Herakles. Eurythion. neşe getirirmiş. ona dert döker. Alkmene). 4). Zeus. Kardeşi Phokos'u öldürdükten sonra Peleus Eurythion'un yanına sığınmış. Perseus torunlarından i l k doğacak olanın krallık elde edeceğini bildirir.Üç k ı z ı oldu ondan. X X . Dionysos alaylarında da yeri vardır. Eurystheus'un yedi aylık doğmasını sağlar. müzik ve . Telephos. Ok atmakta çok usta olan Eurytos'un dört oğlu. Özgürlüğüne kavuşunca. Kharit'ler. kendini tanıttıktan sonra yiğidi yıkayan. ama Patroklos yardımına koşar.). Alkmene'yi Herakles'ten gebe bırakınca. İthake kraliçesi onu yanından ayırmaz. yerlilere okuma yazmayı öğretmiş. XI. Herakles büyük kahra­ manlıklarını hep Eurystheus'un emriyle ve Eurystheus'un çık. Eurystheus. Yalnız oğlu İphitos Herakles'ten yana çıkmış. Böylece Eurystheus Tiryns. Paris'in kargısı altında yaralanır. kendine bakması için öğütler verir. Herakles efsanesinde büyük bir rol oynayan kötü kişi. (Kharit'ler). Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a karşı savaşır ve onun eliyle öldürülür. Musa'lardan biri. (3) Telephos'un oğlu.

babası Ankhises'le konukluk bağları kurmuş olduklarını hatırlayarak. Evandrus onu Cacus'u öldürmüş olma suçundan arındırmış. Evandrus Aeneas'ı. Ayrıca Latlum Yunanistan'dan bazı tanrı kültlerini de getirmişti. Hercules buralara gelince. Onun için. tanrı oğlu olduğunu anlayarak Roma'nın yedi tepesinden Aventinus'la Palatinus arasında büyük bir sunak kurmuş. 112 . bu sunak sonraları da Ara Maxima ola­ rak gösterilirdi (Cacus).yararlı bazı sanatları da yaymıştı. iyi karşılar ve oğlunu bir bölük askerle birlikte emrine verip Rutul'lere karşı savaşta yardımcı olmalarını sağ­ lar (Aeneas).

Klasik çağlarda Faunus bir tanrı olmaktan çıkmış ve Yunan Satyr'leri gi­ bi keçi ayaklı. Ovidius'a göre. lü­ tuf gösteren) anlamına gelen bu tanrı bir yan­ dan sürülerin. Sonraları Yunan dinsel görüşlerinin etkisiyle Fatum. öte yandan adı Roma'nın kuruluş efsa­ nelerine karışmıştır. ak saçlı bir kocakarı ola­ rak simgelendirilmesi. Fatutn. Roma kuruluş efsanesinde bir tanrı olarak değil de. halk sesini ve dedikoduyu simgeleyen tanrıça.ınn Pan ile bir tutul- muş. Adı "qui favet" ( i y i l i k eden.ıllııııl. yani özgürlüğü simgeleyen tanrıça ile bir tutulmuştur. verimli" anlamına gelen Faustulus'un Forum'da mezarı. Fatum. Kader. verilen söze saygının her türlü toplum düzeninin temelinde olduğu . Latin Hercules efsanesinde rol oynar. Etrüsk asıllı bir tanrıça. Ficus'un oğlu ve Saturnus'un torunu ola­ rak gösterilir. Vergilius bu sim­ gesel varlığı Ölüler Ülkesi'nde Yoksulluk'la yan yana gösterir. yemini simgeleyen tanrıça. Dido'nun Aeneas'a olan g i z l i aşkını açığa vurur (Aen. hem de eşi. Roma tanrısı Faunus'un hem kız kar­ deşi. Roma dininin en eski tanrılarından biri. Hercules'le sevişmiş ve Latium'a adını verecek olan kral Latinus'u doğurmuş. İkiz kardeşler kav­ gaya tutuştukları zaman. Kadınları kısırlıktan korurmuş. söz söylemek. ormanda. bir cin olarak sim­ gelendi (Genius). Alba kralı Amulius'un çobanı Faustulus Romulus'la Remus efsanesinde önemli bir rol oynar. Faustulus. Faunus gibi Fauna'nın adı da "quae favet" (iyilik eden. Fames. Fauna. Fama. Latium'un ilk krallarından biri ola­ rak gösterilir. Amulius kızlarının do­ ğurduğu ikiz çocukları Tiber kenarına bırak­ mayı buyurunca. aslında "tanrı sözü" demektir. Açlığı simgeleyen Fames Hesiodos'un Eris'ten dogma olarak gösterdiği L i mos'un Latince karşılığıdır. erkek Fatus'ların da varlığı tasarlandı ve herkesin kendi cinsine göre ka­ deri. Falcı bir tanrıça olarak gös­ terilir ve Bona Dea ile bir tutulur (Bona Dea). Kısır­ lığı defetmek. Roma mitolojisinde ünü. Fides. lütuf gösteren) anla­ mına gelir. Faunus'un rahipleri Luperci'lerin kutla­ dıkları bu bahar ve bereket bayramında deli­ kanlılar çırılçıplak olarak dolaşır ve önlerine gelen kadınlara kamçılarıyla vururlardı. Roma'da üç Fata tanrıçasının heykeli görü­ lürdü ki bu heykeller Sibylla'lan simgelerdi (Parça. Arkadya'daki Euandros'un İtalya'ya gelişiy­ le ilgili efsanelerde rol oynadığı için (Evandrus). kral Faunus'un eşi. tanrıçalarıyla bir tutulmuş ve Fatum sözcüğü dişi cinse dönerek Fata olmuştur. Fauna. Palatinus tepesinde de kulübesi gösterilirdi. Sonradan Faustulus çocuk­ lara kim olduklarını bildirmiş. Roma mitolojisinde Kader'i simgele­ yen tanrısal varlık. ko­ nuşmak anlamına gelen "fari"den türeme olup. gidip Amulius'u öldürmüş. kültü Roma şehrinin en eski tepelerin­ den biri sayılan Palatinus'a yerleşmiş ve L u percalia bayramı (15 şubat) ile ün kazanmış­ tır. İupiter'den daha yaşlı. boynuzlu yaratıklar ola­ rak dağda. Adı "faveo" fiilin­ den "uğurlu. Faustulus araya gir­ miş ve öldürülmüş derler. Fransızca peri anlamına gelen "fee" bu Fata'dan gelmiştir. Roma tanrıları arasın­ da saygı görürdü (Romulus. Erysikhton'a dinmez açlığı veren odur (Erysikhthon). Vergilius'un "Aeneis" destanında yarattığı bir simgesel varlıktır. Faustulus bir dişi kurdun emzirdiği ikizleri bulmuş ve karısı Acca Larentia'ya büyütülmek üzere götürüp vermiştir (Acca Larentia).ı l. Stbylla). toprağın verimliliğini sağlamak ve halkı kötü güçlerin etkisinden kurtarmak amacı güdülürdü. Romulus da tanrı ve kral soyundan olduğunu anlayınca. tarlaların koruyucusu olarak Yunan etkisi . Feronia. I V . 173-188). Açlık İskitya'da kurak bir toprak üstünde oturmaktadır. Terracina'da bulunan tapınağında köleler azat edildi­ ği için. Ormanları ve kaynakları koruyan bu tanrıçanın kültü or­ ta İtalya'ya ve Etruria'ya yayılmıştı.F Fama. Faunus. sakallı. alın yazısı bir genius. su kenarlarında nympha'ları kovalar gösterilmişlerdir. Remus). Halk arasında dişi cinsten Fata olduğu gibi. Andı. Libertas.

Fides'e kur­ ban keser. Fortuna'nın tapınağında Servius Tullius'un bir heykeli buIunurmuş. Yunan Tykhe tanrıçasıyla bir tutulan Fortuna elinde bir dümen (insanların hayatını yönetir çünkü) ve bereket boynuzuyla. Flora da bir kadına dokununca onu gebe bırakan bir çiçek vermiş îuno'ya. Fortuna tanrıçanın erkeğidir. Tapımını Roma'ya getiren kral Servius Tullius imiş. Roma'lılar çok önem verdikleri bu tanrıları bir çift olarak gö­ rür ve Fors'la Fortuna'ya birlikte tapınırlar. Aeneas soyu ona Palatinus üzerinde bir tapınak yaptırmış. Roma'nın ilkel din görüşlerinde Furia'lar yeraltından çıkıp insanların peşine takılan kötü cinlerdir. En erken çağlardan be­ ri Furia'lar Yunan mythos'unun Erinys'leriyle bir tutulmuş ve efsaneleri birbirine karışmıştır (Erinys'ler). Şair Ovidius Flora üstüne Yunan mythos s 'undan esinli bir öykü anlatır (Fast. talih anlamına gelen Fors. geceleri evine girermiş. Yunan etkisi altında Fortuna za­ manla başka tanrıçalarla. Flora. Nisan sonunda başlayıp mayıs ayma kadar süren bu şenlikler büyük bir coşkunlukla kutlanır­ dı. tanrıça da kendi kendi­ ne Mars tanrıyı getirmiş meydana. IM . rüzgâr tanrı onu görüp kaçırmış ve evlenmiş onunla. Çi­ çek açan her bitkinin yönetimi onun elinde­ dir. özellikle İsis'le bir tutulmuştur (Tykhe). Ama Flora'nın gücü bununla da kalmamış.anlamına gelir.): Flora aslında Khloris adlı bir Nympha imiş. yakınırlardı. Rastlantı. 20 vd. Çiçek ve bahar tanrıçası Flora. çoğu zaman da kör olarak can­ landırılır. en çok tapındıkları tanrıçalardan biri kör tali­ hi simgeleyen Fortuna'dır. Roma'ya Sabin'lerden gelme bir tanrıçadır. tanrı Mars'ın dogmasına önemli bir etken ol­ muş: Jüpiter'in Minerva'yı kendi kafasından çıkarmasına içerleyen İuno erkek araya gir­ meden bir çocuk doğurmak istemiş tek başı­ na. Fors. Furia'lar. Fortuna. Röma'lılar yılın ilk ayına Mars (mart) adını vere­ rek onun Flora ve baharla ilişkisini belli et­ mek istemişlerdir. Roma'lıların en çok korktukları. Flora'nın onuruna Roma'da Floralia şenlikleri düzenlenirdi. Her türlü bitki ve çiçek üstünde egemenliği bağışlamış Flora'ya. bunun için Flora'ya başvurmuş. Fortuna o kralı o kadar se­ ver ki. sunu sunarken rahipleri sag elleri­ ne bir beyaz sargı sararlardı. V.

Hesiodos'un Theogonia'smda dünyayı. Dağ'ları ve Deniz'i yaratır. Homeros'ta hiç adı geçmeyen Gaia. Kimseyle sevişip birleşmeden yaptı bunu.G Gaia. azmanlar. Gaia böylece daha kişisel ve insansal tanrıçalarla ya birleşmiş. Bu kez de Gaia kızına kaderi bildirmekle kalmaz . örneğin Delphoi'ye Apollon'dan çok daha önce yerleşmiş bilimi (Apollon.Kronos'u aldatmak çareleri­ ni de gösterir ve Zeus'un Girit'te bir mağara­ da gizlice doğmasını sağlar. 2). Son Titan oğlu Kronos'a babasının erkeklik uzvunu kestirdikten sonra Gaia bu kez kendi doğurduğu Pontos'la birleşir ve ondan Nereus. Çünkü Kronos babası Uranos gibi zorbaca davranır ve çocuklarını doğar doğ­ maz yutar. ekin vermez denizi: Azgın dalgalarıyla şişen Pontos'u. bütün öğelerin kaynağında bulunan ana ilkedir. öte yandan Kybele gibi toprak ve bereket tanrıçalarına yer ver­ miştir.): Toprak bir varlık yarattı kendine eşit: Dört bir yanını saran Uranos. Kronos'un da Zeus eliy­ le devrilmesidir .): Böylesine Gök'ün oğulları. yel ve gökkuşağı gibi görülen varlıklardır. Başka Theogonia'lara göre Tartaros'tan Ekhidna adlı bir kı­ zı olmuş ve Poseidon'la da birleşerek Antaios devini doğurmuş (Antaios). Sonra ilkin Uranos'la birleşip erkek ve dişi Titan'ları.ın egemenliği elde edebileceğini o öğretir. ya da kozmik öğe olarak felsefe alanına girmiştir. kozmik nitelikteki Ana Toprak.ı parak devlere karşı savaşı gerçekleştirir ve Titan'ları devirerek dünya egemenliğini ele ge­ çirir. Keto ve Eurybie'yi meydana gelini (Tab. doğar doğmaz gün ışınına çıkaracak yerde toprağın bağrına saklamıştı onları. evrensel bir öge olarak toprağı simgeler. Gaia birinci kıı şak devrimini hazırladıktan sonra. Hesiodos'tan gayrı korkunçtu Toprakla kaynaklarda adı geçen Nereus'tan deniz var­ lıklarını meydana getirir. Thaumas. Delphoi). Zeus Gaia'nın dediğini y. Ama Gaia'nın öbür çocukları da aralarında birleşerek yersel ve göksel birçok varlıkların dogmasını sağlarlar. i k i n c i k ı ı şak devrimini de yürütür: Zeus'a ne yokl. Karısı Rheia Zeus'a gebe kalınca Gaia ile Uranos'tan doğuracağı çocuğu kur­ tarma çarelerini sorar. tahta çıkardığı oğlu Kronos'un da devrilmesi­ ni sağlar. sağlam tabanı" saydığı Gaia. Babalan ilk günden iğrenmişti onlardan. 154 vd. ve Uranos sürdürürken bu korkunç oyunu koca Toprak inim inim inliyordu zorundan. Tab. canavarlar hep Gaia'dan doğma sayılır. . Zamanla Gaia'nın mythos'ta yeri ve önemi değişmiş. l'de gösterildiği gibi Gaia "parthenogenesis" (kendi kendine doğurma) prensi­ bine göre Gök'ü. Bunların kimisi yıldız. çara Kronos kuşağından Titan'ları yenmek için Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri kurtarıp y a r dıma çağırmaktır. Gaia Uranos'un devrilmesini sağladığı gibi. Genellikle devler. Bir tanrıdan çok kozmik bir varlıktır Gaia. yıldızlı. Gök'ü. Phorkys. Gaia Yuna­ nistan'da birçok kehanet merkezlerinin esinleyicisi sayılır. bu süreci şöyle anlatır Hesiodos (Theog. kimisi de evrenin mito­ lojik yorumunun yarattığı simgesel tanrılar dır. 6). Gaia son olarak Tartaros'la birlikte Typhon'u doğurur (Typhon).kader Uranos'un oğluna yenildiği gibi. mutlu tanrıların sürekli. koyaklarında tanrılar oturan dağları. bir yandan Demeter. Kronos'a da bir taş yutturulur (Kronos. Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri doğurur (Tab. yeri. Zeus). evreni bir düzen yöntemine göre meydana getiren ve düzen­ siz boşluktan çıktıktan sonra dişi-erkek birleş­ me yoluyla evrenin kendisini ve tanrılarını ya­ ratır. dinde daha belirli birer tanrıça olarak görü­ len. 126 vd. Bu doğurma sürecinden hemen sonra evrene egemenlik savaşının ilk belirtisi Uranos tanrının doğan çocuklarını Gaia'nın karnına gerisin geri tıkmasıyla baş gösterir (Theog. H e siodos bu yolda doğada ana ilkenin ne oldu­ ğunu tanımlamaya çalışan îonya düşünürleri gibi davranır. Sonra denizi yarattı. sağlam yurdunu yüksek dağları yarattı sonra. "Bütün ölümsüzlerin sürekli.

karısının gebe olduğunu anlayınca. G e c e . tanrılar kaçırdı onu Olympos'a Zeus'a şarap sunan olsun diye. Gigant'lan. Theogonia'da Hesiodos. Ama yalnız in­ sanın değil. Türkçe "cin" sözcüğünün kaynağın­ da bulunan Latince "genius" kavramı kişinin içinde doğup gelişen tinsel varlıktır. İmparatorluk çağında. Assarakos. Ganymedes'i de tanrılar sofrasın­ da Hebe yerine şarap sunucusu olarak kul­ lanmıştır. Ganymedes. neşeli ve iyimser tutan güçtür. Nyks.): Troya'lıların kralı. Bir gün Te­ pegöz Galateia'yı sevgilisinin kollarında uyur bulur. onunla buluşup konuşurlar. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. Ama başka mythos ya- . Adına da Leukippos demişler. şiirinde sözü geçen bu Nereus kızına Sicilya'lı Kyklops Polyphemos vurgun­ dur. Bkz. Adı sütbeyaz anlamına gelir. Örneğin z i f a f yatağının da genius'u vardır. Ya da kendi kartal biçimine girmiş ve oğlanı pençelerinin arasına alıp kaçırmış. dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken görmüş de kuşu kartalı göndermiş delikanlıyı kaçırıp Olympos'a getirsin diye. Akis ölür. Galateia'nın öykü­ sü şudur: Polyphemos'tan kaçan Nereus kızı tanrı Pan'ın (ya da Faunus'un) oğlu Akis'i se­ ver. tanrılara denk Ganymedes. Tepegöz de şiirde bu güzel kıza olan aşkını ve aşkının karşılıksız kalmasından duyduğu acıyı dile getirir. Kocası yokken bir kız çocuk doğuran Galateia çocu­ ğunun cinsini kocasından saklamış ve kızı er­ kek kılığına sokarak büyütmüş. Ganymedes'I 1da Erikhthonios'tan Tros doğdu. Hesiodos Theogonia'nın iki yerinde (Theog. imparato­ run genius'u korkulur.Galateia. Ne var ki genç kız olunca Leukippos o kadar güzelmiş ki kız olduğunu saklamak elden gelmezmiş artık. Lampros çok fakirmiş. Ama çirkinliğinden ötürü yanaşmaz Galateia ona. Gigant'lar. 280-85) üç kafalı bu devden söz eder. Herakles Eurystheus' un buyruğu üzerine gelip onu adasında öldü­ rür. Geryoneus. bir yerin. bu genius'un da bütün öbür genius'lara hükmettiğine inanılırdı. Zamanla geni­ us insanda ölmeyen. Uranos'la Gaia'nın birleşmesinden doğan Titan'lardan ayırmalı. karşılık ola­ rak Zeus çocuğun babasına ölmez atlar arma­ ğan etmiş. ona yalnız bir oğlu olursa besleyebileceğini. 230 vd. sonra da söz etmez artık onlardan. güçlü bir varlık sayılır ve imparator nasıl öbür insanlar üzerine egemense. Genius'un bayramıdır. İnsan kendi ya da başkasının genius'u üstüne ye­ min eder. yani Devleri. 17). görevi gerdeğe giren çiftin üret­ me gücünü artırmaktır. Tanrıça dileği yerine getirmiş ve Leukippos'un cinsiyetini değiştirmiş (îphis). Her neyse. Erytheia adasının nerede olduğu tartışma konusu olmuştu. (2) Lampros adlı bir adamla evli olan bir Girit'li kadın. Geryoneus. bir topluluğun da genius'u olabilir. Büyük bir korkuya kapılan annesi onu Leto tapınağına bırakmış ve tanrıçadan kızını erkek yapması­ nı yalvarmış. Çoban şiirlerinin ustası Theokritos'un XI. 285-90. yoksa dağa bırak­ mak zorunda kalacağını bildirmiş. Genius. (1) Homeros ve Hesiodos'da adı geçen Nereus kızlarından biri. Ölümlülerin en güzeli sayılan Ganymedes Dardanos soyundan. Doğum günü. Poseidon'un oğlu Khrysaor'la Okeanos kızı Kallirhoe'den doğmadır. K ı z ı l toprak anlamına gelen bu ada Batı kızlarının birinin adını taşıyan İs­ panya kıyılarında bir ada olsa gerek (Herakles). Akis'e kaçma fırsatını vermeden koca bir kaya kaldırıp kafasına in­ dirir. ya da kaçırtan tanrı Zeus'tur. Troya kral ailesindendir (Tab. İnsandaki genius onu canlı. Homeros onun serü­ venini şöyle anlatır ( İ l . Ganymedes'e vurulup onu asıl kaçıran. deliye döner. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: îlos. ölümden sonra var ka­ lan tinsel varlık sayıldı (Manes). Galateia da sevgilisinin bir ır­ mak haline gelmesini sağlar. Uranos'un kesilen hayalanndan akan kanın toprağa damladığını ve bir süre sonra Gaia' nm devleti "parlak zırhlı ve uzun kargılı" ola­ rak meydana çıkardığını yazar.

II. bu ka­ bartmaların her birinde Olympos tanrılarıyla Gigant'lar arasındaki savaş canlandırılır. ama birden durur. içine bir kuşku girer bu parlak yiğit bir tanrı olmasın diye. yenilerini yetiştirir. Ama Kronos oğlu Zeus. 145 Vd. Bu kez de devleri yalnız bir ölümlü insanın yenebile­ ceğini bildiren bir kehanet var olduğundan. Kimsin? diye sorar. bir başka söy­ lentiye göre Arkadya'da olmuş. I ş ı k ülkesinden delen ve adı ç ı o f l ü n maviliğini.): kusursuz Glaukos komuta eder. Eurytos'u Dionysos'un thyrsos'u. Ephialtes'i Apollon'un bir oku. bedenleri birer yı­ lan kuyruguyla biten bu azmanlan konu edin­ mişlerdir. Aphrodite ve Nyks ile Moira'Iar savaşa katılır. Glaukos da Lykialı önder Sarpedon'la birlikte savaşa döner. Herakles de başta Zeus ve Aigis kalkanıyla Athena ol­ mak üzere. Glaukos yaralanır. yeşerir orman. Athena. gövdeleri paramparça edilip korkunç acılar içinde kıvrandıkları an canlandırılmıştır. Cömertlik Anadolu'da kalır. Gigantomakhia. Anadolu'nun dört bir yanından Troya'yı sa­ vunmaya gelenlerin listesi şöyle biter (İl.). korkar tan­ rılarla boy ölçüşmekten. Lykia'ya göçüşünü anlatmaya (Bellerophontes). görülme­ miş boyda ve güçte olup. Dev­ ler aslan ya da boğa kafalı ve yılan kuyruklu azmanlardır. Diomedes saldı­ rır. yansıtmıştır onun kişili­ ğinde. parlaklığını yansıtan bu yigit ne kadar da sevimli! Anadolu insanı sanki o gün­ den kendini bulmuş. yüz öküzlük silahı dokuz öküzlük silahla. Titan'lan yendikten sonra Olympos tanrıları bu yaratıklara karşı koymak zo­ runda kalmışlar. Artemis.GLAUKOS zarları ve özellikle plastik sanatlar. gider. böylece soyların biri göçer. Alkyoneus'u Herakles kendi öldür­ müş (Alkyoneus). O sır Lykia'ltlara Sarpedon'la .ıııdıı iniştir. Glaukos'un aklını başından aldı. Tydeus oğlu Diomedes'le değişti silahlarını: Altını tunçla değişti. yani devler savaşı bir söylentiye göre Trakya'da. Bergama'dan alınıp Berlin Müzesine taşınan ve orada yeni baştan kurulan Zeus Sunağının frizi dev boy­ da 118 kabartmadan meydana gelir. tam o sıra. Diomedes çe­ kilir. Enkelados'a gelince. Altıncı bölüme kadar Glaukos'un adı geç­ mez. anaforlu Ksanthos'tan gelmişler. 25). iyicene bilmek istersen soyumuzu . VI. anlar düş­ manının eski bir dost olduğunu (İl. tanrıların yardımıyla Gigant'ları öldürmüş.): Değişelim gel silahlarımızı. sonra birdenbire Akha yiğidi Diomedes ile karşı karşıya görürüz onu. Porphyrion ve daha adları belirtilmeyen başkaları görülür. Dione. Apollon. Leto.bilir onu birçok kişilerVe başlar Bellerophontes'in eşsiz serüveni­ ni. Devlerden Otos. el sıkışıp ant içtiler. VI. VI. Bellerophontes'in torunu. Kabartmalarda devlerin tanrıların gücü altın­ da ezildikleri. tanrılar Herakles'e başvurmuşlar. gelmişler uzak Lykia ülkelerinden. Hippolokhos'un oğlu Glaukos. Alkyoneus. 214 vd. Bellerophontes efsanesiyle Lykia'lıların Troya sava­ şındaki serüvenini onun kişlllflinde < aııl. Glaukos. Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere. ama Athena üstüne Sicilya adasını atmış. o kaçabilmiş. biri doğar. Olympos tanrılarında Zeus. Çünkü Gigant'lar dağları üst üste yığarak Olympos'a saldırmışlar.): \ Ulu canlı Tydeus oğlu. Böyle konuşup atladılar arabalarından. bellesin Akkha'larla Troya'lılar atalarımızın konuk kardeşi olmasıyla övündüğümüzü. 876 vd. (1) Glaukos II (Tab. 229 vd. Bergama'ya özgü patetik üslupta işlenmiş olan bu kabartmalar hellenistik deni­ len sanatın en görkemli örneği ve akıllara durgunluk veren bir anıttır. Diomedes'te şafak atar. İlyada'da parlak bir rol oynar. dünya görüşü üstüne en güzel sözlerin­ den birkaçını onun ağzına vermiş. Bu konu Bergama'nın Zeus Sunağında en parlak bir biçimde işlenmişti. "Kapkara fi »t ı n a " gibi saldırırlar ve "zorlu savaşta bek" olurlar Akha'lara. Tanrıça da Pallas'm derisini yüzüp savaşta zırh olarak kul­ lanmış. Birbirleriyle dövüşmemeye karar verirler ve silahlarını değişirler (İl. Glaukos'un verdiği karşılık şu (İl. H o m e ros. soyumu ne sorarsın? Yapraklar gibidir insan soyu. bir yandan bakarsın bahar gelir.

yukarda sözü geçen Glaukos'un atasıdır. doğuştan ak saçlıdır onlar. Saçları yılanlarla örülü. ondan gebe kalarak kral Midas'ı doğurmuş (Midas). ne ihtiyarlık. Pontos'la Gaia'nın oğlu Phorkys ve kızları Keto birbirleriyle evlenirler ve ola­ ğanüstü yaratıklar meydana getirirler (Tab. Aiskhylos da şöyle tanımlar onları (Prom. Gorgo'lar. Bir efsaneye göre. Ara­ larında Medusa'nın en çok ün saldığı bu ca­ navar kızları Hesiodos şöyle tanımlar (Theog. Ana Tanrıça Kybele Gordias'ı sevmiş. 6): Graia'lar. Glaukos da aslan gibi dövüşmeye koyulur yeni baştan. güzel yüzlü. onu gören denizcinin teknesi batar. 1 IH . efsaneye adı karışan yal­ nız Medusa'dır. 515 vd. Bunu bilen Büyük İskender Gordion'a gelince. Engin bir yas kaplar Troya'lıları. ölümsüz olduğuna kimseyi inandıramadığı için de kendini deni­ ze atmış ve bir deniz tanrısı olmuş. o ara­ banın oku öyle çapraşık bir düğümle baglıymış ki. 25). Asya krallığını onun elde edeceğini söylemişmiş Gordias'a. Üç oldukları halde. o güçle saldı­ rır Patroklos'a ve öldürür onu. (2) Glaukos I (Tab. Hektor'u bile kınar. Hesiodos Graia'ları şöyle tanımlar (Theog. yeryüzünde dolaşan insanlar da. Amazon'lar. kraliçeleri Myrina'nın (Myrina) yönetimi al­ tında Atlant'lan yendikten sonra. geceyle gündüzün sınırlarında otururlar ince sesli Batı kızlarının yurdunda.). Hektor utanır uzak illerden gelen cö­ mert dostunu kurtaramadı diye. Lykia'lıların büyük tanrısı. ölümsüz tanrılar da Kocakarı der onlara. Plastik sanatların alabildiğine faydalandıkları Gorgo'lar. 274 vd. eli. Sicilya'lı Diodoros Gorgo'lar üstüne başka bir yorum verir: Gorgo'lar Amazon'lar gibi savaşçı bir soymuş. tunç elleri ve uçmak için altın kanatları bulunan bu yaratıkların başlıca niteliği korku salmaktı. kendisi bogulurmuş. Onun Perseus'la serüvenini bu yiğidin adı altında okuyalım (Perseus). ya da Aphrodite'nin hışmına uğramış olmasıdır. oysaki kız kardeşi ne ölüm bileceklerdi. Ne yapsın Glaukos. Nedeni de Glaukos'un atlarına büyülü bir pınardan su içirmiş. Graia'lar gibi Phorkys'le Keton'un kızlarıdır (Tab. Gorgo'lar yenildikleri halde. Sisyphos'un kurduğu Ephyra (sonra­ dan Korinthos olur) kentinde kraldır. Ama uğursuz bir tanrıymış. Buna karşılık yalnız Medusa girdi masmavi yeleli tanrının koynuna Bahar çiçekleriyle dolu taze çimenlerde. Sisyphos'un oğlu Glaukos. görenlerin soluğunu kesen Gorgo'lar. Apollon dinler onu. Bir başka anlatıma göre Glaukos ölümsüzlük ve­ ren bir pınardan su içmiş. insanları korkudan korkuya salan. ışık tanrı Apollon. 270 vd. işte o zaman tanrısı gelir aklına. ama sonra Perseus ve H e rakles eliyle alt edilmişler (Herakles). 800): Ejderha kanatlı Gorgo'lar. Glaukos'un da sözü edilmez bir daha İlyada'da (Hektor). Pemphredo'nun güzel. kılıcını kınından çıkarmış ve dü­ ğümü keşivermiş. Atlant'lara (Atlantis) ya­ kın bir uzak ülkede otururlarmış. yer onu.da Sarpedon Patroklos'un kargısıyla vurulup can vermek üzereyken. 6). kısa zamanda davranabilmişler. Şehrin kalesine Gordias bir araba yerleştirmiş. Oysa tanrı sözcüsü bu düğümü kim çözerse. Efsanelik Phrygia kralı. Sthenno. Gordias Gordion şehrini kurmakla ün salmıştı. savaş ortaklarını korumuyor diye. ayağı tut­ maz. Ölü­ müyle ün salmıştır bu Glaukos: Pelias'ın ölü­ mü için düzenlenen yarışmalarda araba yarı­ şına katılır ve yenilir.): Phorkys'le birleşen Keto Graia'ları doğurdu. arabası devrilince de at­ ları parçalar.): Gorgo'ları da doğuran Keto'dur ünü büyük Okeanos'un ötesinde. iyi eder yarasını. yani Kocakarı'ları ve Gorgo'lar. bunlar Amazon'ları Gorgo'lara saldırmaya itmiş. Gordias. Adları bile korku veren bir ses benzetmesi olsa gerek. Medusa ölümlüydü. Çünkü daha hızlı olsunlar diye hayvanlarının çiftleşmesine engel oluyormuş Glaukos. o. Graia'lar. kimse çözememiş bu düğümü. ona yakarır (İl. alınlarında yaban domuzu dişleri fışkıran. Enyo'nun san tülleri vardı. Lykia'lıların kaderini Glaukos'un eline verir (Sarpedon). Euryale ve bahtsız Medusa. XV. yaralıdır.

Bkz. Başka bir efsaneye göre G r i f fon'lar Hindistan'ın kuzeyinde bulunan çöl­ lerde altın arayıcılarına karşı koymaktadırlar. batı dillerinde de "Griffon" adı veri­ lir. 116 ve I V . uzun gagalı. çünkü yuvalarını altın madenlerinin bulundu­ ğu dağların eteklerine kurmuşturlar. Aiskhylos'un Prometheus'unda (804) ve Herodot tarihinde ( I I I . Kocakarıların bir tek dişi. G r a n i k o s . Bu yaratıklar Hyperboreliler ülke­ sinde. kim bekçilik ede­ cekse o gözü takar ve yol ağzına dikilirmiş. Herakles Phrygia'ya geldiğinde kızı Thebe'yi yiğide vermiş. 13) sözü geçen efsanelik kuşlara yun. uyurmuş. Griffonlar.Üçüncü Graia'nın adını söylemez. önce yol üstünde bekçilik eden Kocakan'lara rastlamış. başka mythos yazıcılarına göre Dino imiş. Hemera. o da karısının adına Mysia'da Thebe şehrini kur­ muş (Herakles). Ama bir tek gözleri olduğu için. Güneş. Bu yiğit Medusa'yı öldürmeye gidince. Graia'ları iki değil de üç diye kabul eden bu efsa­ nelere göre. bir tek de gözü varmış ve aralarında değiş tokuş ederlermiş bunları. Gycs. Başka bir söylenceye göre. Helios. Bkz. Aiskhylos bu yaratıkları "havlamaz. Böylece Gorgo'lara yaklaşıp Medusa'yı öldürmeyi başarmış. O sırada öbürleri gider. İskitlerin elinde bulunan kutsal altınla­ ra bekçilik etmektedirler. başka bir geleneğe göre Apollon'un bekçi kö­ pekleridir. kanatlı köpekler" olarak tanımlar. . Perseus bu tek gözü çalmak ve Graia'ların üçünü de uyutmak yolunu bulmuş. G ö ­ zü de bir göle atmış (Perseus). Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve elli­ şer başlı dev oğullarından biri (Yüz Kollu­ lar). Graia'lann rol oynadıkları tek efsane Perseus efsanesidir. Aiskhylos'a göre Griffon'lar Zeus'un kutsal yaratıkları. Graia'lar hiç güneş gör­ meyen batıda yaşarlarmış. Phrygia'da Adramyttion (Edre­ mit) şehrinin kurucusu. Gorgo'ların oldukları yere varmasını önlemekmiş görevleri. "Gryps". gövdeleri aslan gövdesidir. Oralarda bulunan tek gözlü Arimaspes adlı boy bu altınlan al­ mak için Griffon'lara saldırırlar. Gün Işığı.

. Tanrı Hades ise gün ışığının sızmadığı karanlık ülkesinden hiç ayrılmaz. kışın ölme­ sini simgeleyen bu efsanede Hades'in rolü. Persephone). ( 1 ) A D I . Homeros'la başlayan bu gelenek. kura çekildi. ülkelerinden de tanrı­ lar ve insanlar nefret eder (Theog. Hades ülkesinde bir şey ağzına ko­ yan bir daha oradan ayrılamazdı. onların arasına karışmaz. amansız. konağı deyiminde. Mevsim dönümünü.. 5). XX. . 4 5 3 vd. köpüklü deniz düştü bana. Kendilerinden de. şölenlerine ka­ tılmaz. Olympos'lu tanrılar kuşağından olduğu hal­ de. canlandırmaya çalışmayan şair ve yazar pek yoktur. bir daha yeryüzüne çıkmasını önlemek için bir nar tanesi yedirmesinden ileri gitmez. ölümle uykunun bulundukları bu karanlık ülkesini Hades'i an­ lattığından daha canlı renklerle anlatır (Tartaros). ( 3 ) E F S A N E S İ . Sonradan Vergilius. Hades ve karısı Persephone amansız. altı ay yeryüzünde kalmasını buyurur (Demeter. yüreği acımak nedir bilmeyen tanrı. (Ölüler Ülkesi). Aeneis destanında kahraman Aeneas'ın da yeraltına gidiş ve dönüşünü anlatmıştır (Aen. Hades tanrının bir özelliği kendisini görün­ mez kılan başlığıdır. Homeros da "tanrıların bile tiksin­ diği çirkef dolu ülke" diye tanımlar Hades'i (İl. pusuda bekleyip paramparça eder çıkmak için kapıya gelenleri. yürekleri hiçbir yakarış. 810): "Tanrılar sevmez o k ü f l ü puslu yerleri" der Hesiodos. hem de egemen olduğu ölüler ülkesi için kullanılır. Hesiodos doğuşunu söyle anlatır (Theog. Yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrısı Hades. ne var ki Hades'le Tartaros'u bir tutar ve geceyle gündüzün. ( 4 ) HADES Ü L K E S İ . VI).): Orada yükselir yankılı konağı Güçlü Hades'le korkunç Persephone'nin. perin altında oturan. yani üçüncü kuşak tanrıları egemenliği ele alınca. İna­ nışa göre. Kronos'la Rheia'nın oğludur (Tab. Homeros'un Odysseia'sını örnek ala­ rak.): (Poseidon konuşur): Dünya üçe bölündü. Kuzey mitolojilerinde geçen ve Alman masallarında "Tarnkappe" diye anılan bu başlığı Hades'ten başka Athena. 767 vd.H Hades. Azgın bir köpek bekler kapısını. Aidoneus ve Plüton (zengin) adlarıyla da anılır. Yalnız kendisini Paian tanrıya baktır­ mak üzere bir kez Olympos'a çıkmak zorun­ da kalır ( İ l .. Yunanca "Hadou domos" yani Hades'in evi. hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar sa­ yılar. sinsilikler ustası bir köpek.): Rheia Kronos'un yatağına girince şanlı evlatlar doğurdu ona: Hestia. İlkçağ yazınında yeraltında. insaf­ sız. (2) DOĞUŞU. Hesiodos sonra yeraltı ırmağı Styks'in adını da sa­ yar (Styks). girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla ama gireni bir daha bırakmaz dışarı. Orpheus. 65). üçümüz de aldık payımızı. domos sözcüğünün düşmesiyle Hades. "Görünmez" anlamına ge­ len Hades adı hem tanrının kendisi.. İl. 395-404). Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'ln payına. XV. Hades üstüne anlatılan tek efsane. Demeter. Hermes ve Perşeus'la Herakles de tak­ mıştır. Latin şiirinde Vergilius'un Aeneis destanında sürdürülüp en yüksek aşamasına çıkarılmış ve o yoldan ortaçağda Dante'nin büyük eserini etkilemiştir. Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırmasıdır. ölü ruh­ ların oturduğu tasarlanan karanlıklar ülkesini anlatmayan. dünya yetkilerinin pay­ laşılmasında Hades yeraltını alır (Hom. Kızın kaçı­ rılmasında payı olan Zeus Demeter'in yalvar­ maları üzerine kızın altı ay yeraltında. V. toprağın ve bit­ kisel doğanın yazın canlanmasını. 189 vd. Olympos'lular. Yunan mythos'unda canlı oldukları halde Hades'e inip de dö­ nen kahramanlar şunlardır: Odysseus. Theseus ve Herakles. Bu köpek Kerberos'tur (Kerberos). Hades ülkesinin en kısa tanımlanmasını Hesiodos yapar (Theog. âşık olduğu Persephone'yi kaçırdıktan sonra. Hades. tanrı Hades'in yönettiği ölüler ülkesinin de adı ol­ muştur. altın sandallı Hera ve güçlü Hades.

uzun uzun kavaklar göreceksin. Pyriphlegeton veKokytos akar. Anarşiden dahabüyük bir kötülük yoktur. Kirke'nin d e d i ­ ği gibi gemisiyle b ü t ü n bir gün gittikten s o n r a ( O d . Bu kız savaşta ö/en kardeşinin cesedini kurda. Böyle karanlık söylentiler dolaşıyor kentte. U z u n bir süre büyücü Kirke t a n r ı ç a n ı n adasında kaldıktan s o n r a . ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. Odysseus. T h e b a i kralı Kreo n ' u n oglu H a l m o n ' d u r . parlak güneş onları ışınlarıyla. X .. Teiresias k a n içtikten ve Odysseus'a gele­ ceği açıkladıktan sonradır ki. 5 1 2 vd. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. en haksız bir cezaya çarpıldı diye.. kuşa kaptırmamak için gömmüş onu. K r e o n Antigone'yi m e z a r a diri diri k a p a t t ı k t a n sonra H a i m o n k e n d i n i öldürür. orada Alçak Kıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Anarşi parçalar müttefikleri.): G ü n e ş batarken ve kararırken tekmil yollar. ama gizliden gizliye konuşuyorlar. ö b ü r ruhlar da k a n d a n paylarını alırlar. Öyleyse kurulu düzeni destekleyelim ve hiçbir zaman kadına yenilmeyelim. 8 vd. altın bir şeref tacı hak etmiştir bu kız. küçük. sonra çık yola. Bu H a d e s anlatımı d a h a doğrusu bu k a n i ç m e t ö r e n i . Ö n e m v e canlılığını b u g ü n d e yitirmemiş olan bu t a r t ı ş m a d a n birkaç parçayı aşağıya alıyoruz (Çev. içine ballı süt. derin anaforlu Okeanos'un kıpısında çek karaya gemini.. oradadırKimmer'lerin ülkesi ve kenti. hazırlar kaçınılmaz bozgunu. orada Akheron. Yürekten söylüyorum şunu: İtaat etmesini bilen iyi yönetici olur ilerde. Öylece serili durur bir uğursuz gece bu zavallı ölülerin üstünde. H a i m o n .r arasında en önemlisi.. Hayır. Oysa buyruklara boyun eğmek güvenliğini sağlar çoğunluğun. Odysseus artık İ t h a k e ' y e nasıl varabileceğini yeraltı ülkesinde b u l u n a n bilici Teiresias'a s o r m a k ister. kısır söğütler. Kirke d e o n a H a d e s ülkesine g i t m e n i n yolunu gösterir ( O d .): Geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Halkın gözünü yıldırmışsm. bozguncuları el '. XI.. iyi başbuğ iyi yurttaştan yetişir. T r a g e d y a d a K r e o n ' l a H a i m o n arasında devlet y ö n e t i m i k o n u ­ s u n d a ilginç bir t a r t ı ş m a yer alır: T e k kişinin buyruğuna boyun eğmeyi y ö n e t i m i n kaçınıl­ m a z koşulu sayan K r e o n ' a karşın H a i m o n akıl ve sağduyuya d a y a n a n h a l k o y u n u savu­ n u r . oysa bütün kadınlar içinde en az layık böyle bir ölüme eyleminin ne soylu olduğu düşünülürse.başka h i ç ­ bir m e t i n d e söz k o n u s u edilmediğine g ö r e . oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. devleti göçürür.Odysseia'daki H a d e s a n l a t ı m ı : H o m e r o s ' u n H a d e s anlatımı ilkçağ yazını­ n ı n ilki ve en canlısıdır. H o m e r o s ' t a izi kalmış çok eski ve ilkel bir yeraltı tasarısının kalıntısı olsa gerek. Kirke'nin saydığı bu dört yeraltı ırmağına bir de L e t h e katılır.üstünde tutmak erdem sayılıyor demek? . ölümü değil. devlet kimi getirmişse başa ona boyun eğmek.. işitmek istemediğin sözler kulağına gelmiyor. H a i m o n — Tanrı/arın en büyük bağışı akıldır insanlara. onu dinlemek gerekir. Hades bataklarına doğru. ülkede bu kıza acımayan yok. işitiyorum fısıltılarını. işte o sırada ölülerin ruhları büyük bir kalabalık h a l i n d e kan içmeye gelir­ ler.. vardık sınırlarına derin akışh Okeanos'un.. G ü n g ö r D i l m e n ) : Kreon — Yakın akrabamın kanunsuz davranışlarına göz yumacak olursam başkaları büsbütün azar. ocakları söndürür. Bu adı taşıyan birçok efsanelik ki­ şi k .. tatlı ş a r a p . Kreon — Şaşıyorum. D ü n y a n ı n kuzeybatı u c u n d a bulunduğu sa­ nılan H a d e s ülkesinin a n c a k kapılarına varır Odysseus ve o r a d a Kirke'nin buyruğuna uya­ rak bir çukur kazar. ne de gökten toprağa döndüğü vakit. su ve un d ö k e r ve kurbanlar kesip kanlarını çukura damlatır..göremez hiçbir vakit. Sophokles'in "Anti- g ö n e " adlı tragedyasında büyük bir rolü olan H a i m o n A n t i g o n e ' n i n nişanlısıdır. büyük konularda ve haklı olsun olmasın.

Harpya'lar asıl Phineus efsanesinde rol oy­ narlar (Phineus). kesilmesinden ya da kurumasından sonsuz bir yas duyarlar. Semele. Kreon — Yasaları yürütmek mi suçum? Haimon — Tanrısal yasaları çiğnemekle kendi iktidarını gölgeliyorsun! Hamadryades. halk mı? Haimon — Tek kişiyle devlet mi olurmuş. Adlarından da belli olduğu gibi (hama+dryas. Harmonia ile ilgili iki efsane vardır. bunlar İno. tanrı­ lar bir de bela salmışlardır başına. yeme­ ğe oturur oturmaz Harpya'lar uçagelir ve ta­ baklarını boşalttıktan sonra. Kreon — Vereceğim buyrukları bana halk mı öğretecek? Haimon — Çocukça konuştuğunun farkında mısın? Kreon — Ben miyim bu devleti yöneten. K i misi uzun ömürlü olur. bazı efsane­ lerde uyum. kardeşleri Dryad'lar gibi ağaçları ve ormanları koruyan nympha'lardır. Athena ile Hephaistos'un Harmonia'ya karşı. Kadmos'un karısı Harmonia. Agaue. Agaue. Ağaçların yeşermesinden. denge anlamına gelen adıyla Kharit'lerin biri sayılan Harmonia ile karıştı­ rılmıştır. Kreon — B u kız suçlu değil mi şimdi? Haimon — Bütün Thebai bir ağızdan hayır. Labdakos). Trakya kralı Phineus işledi­ ği bir suçun cezası olarak kör olmuştur. bazı kay­ naklarda sözü geçen Kelaino da fırtınadan önceki gök kararmasını simgeler. Bu mezarın iki yanındaki kabart­ maların her birinde bir Harpya bebek gibi kundaklanmış bir ruhu kollarında taşır görü­ nür. Kreon — Devlet ona hâkim olanındır. Böylece ölümsüzle ölümlü arası varlıklar sayılırlar. canlı canlı bi­ tip büyümesinden zevk. öbürü Dardanos soyuna bağlıdır. kadın yüzlü. Aphrodite ile Ares'in kızı. Ares'le Aphrodite'nin kızı olduğundan ötürü. Alkmaion). Bora) dir. anlaşıldı mı? Haimon — Sen ıssız bir çölün hâkimi olmalıymışsm. Thebai efsanesinde Kadmos ile Harmonia' nın düğünü üstünde durulur: Zeus Harmonia' yi kendi eliyle verir Kadmos'a ve Thebai kale­ sinde düğününü yapar. ikincisinde Zeus ile Elektra'nın kızı olarak gösterilir. Bu inancı en iyi canlandıran anıt. öbürü­ nün Okypete (Hızlı uçan. "on palmiye ömrü" yani dokuz bin yedi yüz yirmi yıl yaşarmış. Thebai kral soyu­ nun kaynağında bulunan Kadmos'la Harmonia'nın beş çocuğu olur. hepsini Harpya'lara kaptırır. Ağaçların kesilmesini önlemeye çalışan. eski Lykia'nın Ksanthos (bugün Kınık) şehrinde bulunan ün­ lü mezardır. biri Kharit'lerin dokuyup işledikleri bir elbisedir. Kadmos ona Zeus'un kaçır­ dığı kız kardeşi Europe'yi ararken Semendirek adasında rastlamış ve sevmiştir. Okeanos kızı Elektra'nın Thaumas'la birleş­ mesinden doğan Harpya'lar çokluk iki olarak gösterilir: Birinin adı Aello (Kasırga). Bu armağanlar T h e bai şehrinin başına bela olmuş. tabağında ne varsa. Adları "kapıp kaçanlar" anla­ mına gelen Harpya'lar. Birinde Harmonia.Haimon — Suçluları el üstünde tut demiyorum sana. Dardanos'la lasion'un kız kardeşi olarak gösterilen Harmonia Semendirek efsanele­ rinde rol oynar. despotluk bu seninki. sivri pençeli bir çeşit yırtıcı kuşlardır. Semele.. ağaçla birlikte demek) H a madryad perileri. Bunlardan biri meşe ağacını kestiği için din­ meyen bir açlıkla cezalandırılan Erysikhton'un öyküsüdür (Erysikhton). hepsinin de kaderi olağanüstüdür. K i m i zaman da ağaçla birlikte ölürler.. Bütün tanrıların hazır bulundukları bu düğünde geline olağanüstü armağanlar verilir. Ama her iki­ sinde de Kadmos'un karışıdır (Tab. öbü- rü ünlü bir gerdanlıktır. Harpya'lar. Autonoe ve Oidipus soyunun atası Polydoros'tur (İno. pisliklerini bıra­ karak uçarlar. hınç beslemeleridir. Amphiaraos. Harmonia. Harpya'lar çocukları kaçırırlar ve ölülerin ruhlarını alıp Hades'e götürürler diye bir inanç vardı. bunu Harmonia'ya Athena ( y a da Aphrodite) vermiş derler. Aktaion. 18). yaygın kanatlı. şehre karşı iki saldırıya yol açmıştır (Ehphyle. suçlu değil diyor. biri Thebai efsaneler zincirine. Düğünü de gene aynı görkemle Semendirek'te yapıl­ mıştır. Argonaut'lar Trakya'ya uğra- ı 00 . ba­ şaramayınca da keseni korkunç cezalara çarptıran ağaç perilerinin öyküsü anlatılır. Efsaneye göre uğursuzluğun n e ­ deni.

Hitit yazıtlarında bu tanrıçaya "se­ dir ağaçlarının ülkesinde" tapınıldıgı belirtilir. Hebe. Zeus'la Hera'nın bu adı taşıyan kızları (Tab. yalnız Herakles efsanesinde adı geçer: Güçlü yiğit öldükten sonra Olympos'a varıp ölüm­ süzlüğe kavuşunca Hebe ile evlendirilir. ötekileri saray kadınları vermişti bana. 4 9 2 vd. Hektor. ama kalmadı bana onların hiçbiri. Hepat ya da Hepatu diye adlandırılan büyük güneş tanrıça Arinna'nın Yunancalaştırılmış adı ol­ sa gerek. Geldiği gün Akhaoğulları buraya oğullarım vardı benim elli tane. Kocası kısırlı­ ğının nedenini anlamak için tanrı sözcüsüne başvurmak üzere Kaunos'tan ayrılır ve yolcu­ luğu sırasında karısını aldatır. V. 1 vd. Kassandra ve daha birçok çocukların anasıdır (Tab. ama tam yakalanacakken kız kardeşleri İris Boreasogullarının önüne geçer ve "Zeus'un hizmetçileri" Harpya'ları öldürmelerini önler. Filistin'dir. . 905) görürüz. yani Âdem'in eşi ve bütün insanların anası olarak gösterilen Havva'nın ta kendisidir. Priamos Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gittiğinde kraliçeyi on dokuz çocuğunun anası diye tanı­ tır (İl. Bana karşılık. Hepa-Hebe ise Tevrat'ta ilk insanın. kaldırıyorlardı altın tasları birbirlerinin şerefine. onlarda Troya'lıların şehrine bakıyorlardı tepeden.) : çevresinde.dıklarında Phineus Harpya'lardan kurtarılma­ sını dilemiş onlardan. Argos'a boş dönmekten çekinir ve Karia'da Kaunos şehrine yerleşir. Hekabe (Latince Hecuba). yiğit oğullar yetiştirdim y a y g ı n Troya'da.): . . Heilebie. on dokuzu bir ana karnından doğmuştu. Kaunos kralı onu dönüşünde ülkeden kovmak ister. altın avluda. Buna karşılık Phineus'a rahat vermeye ve Gi­ rit'te bir mağaraya saklanıp bir daha görün­ memeye söz verirler. Karia'da Kaunos şehri kralının kı­ zı. Homeros destanla­ rında beliren bu karakteri sonraları tragedyalarca daha da abartılmış ve Hekabe çocukları­ nı bir bir yitirdikten. Hitit yazıtlarında H e p a . Daha sonraki kaynaklarda H e be'nin nektar sunucusu olarak görevi Zeus'un kaçırdığı güzel delikanlı Ganymedes'e verilir (Ganymedes). Hebe. Ama İlyada'da onu Athena ile Hera'nın arabasını hazırlarken (İl. Hekabe Troya kralı Priamos'un karısı. 5) Olympos'ta eli her işe yatkın bir çeşit ev kızı­ dır. Bu bakım­ dan Hepa-Hebe ile Ana Tanrıça arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir ve Hepa-Hebe adının Kybele'nin çeşitli adlarından biri oldu­ ğu anlaşılır (Kybele). Hebe'nin kendine özgü bir efsanesi yoktur. Akhilleus'un ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'u meydana getirmiş­ ler (Ksanthos. Çokluk en büyük tanrılar arasın­ da ve Anadolu'lu kaynaklarda görülen bu kut­ sal evlenme motifinden. Yunan efsanesinde Tanrılar toplanmıştı Zeus'un pek ö n e m l i b i r rol oynamayan Hebe'nin Y u nan öncesi bir tanrıça olduğu sonucuna varı­ labilir. Hcbe. Çocuğu olmaz. babası İnakhos kızının taliplerinden Lyrkos'a İo'yu aramasını buyu­ rur. Kovalamaca sırasında Harpya'lann biri Peloponez'de bir ırmağa düşer. ama Heilebie kocasından yana çıkıp babasını alt etmesine yardım eder. Dolaylı olarak İo efsanesine adı karışır: Zeus İo'yu kaçırınca. Paris. Boreasogulları Harpya'ları yakalayamazlarsa. V. Yunanca gençlik demektir. Aralarında Boreasogulları Kalais ile Zetes vardı ve bilici olan Phineus Harpya'lann ancak Boreas'ın oğullarınca yakalanabileceklerini biliyordu. Balios). yani kutsal evlenmedir. gözü dönmüş. Hekabe ilkçağ yazınında doğurgan ve baht­ sız ana tipini canlandırır. IV. X X V I . Lyrkos dünyayı dolaşıp kızı bulamayınca. O y s a benim bahtım ne kadar kara. Ulu Hebe tanrı balı döküyordu herbirine. Bir efsaneye göre Harpya'lar rüzgâr tanrı Zephryros'la birleşip. 722-731) ya da savaş dönüşü kardeşi Ares'i yıkarken (İl. korkunç yıkım ve lşkencelerine tanık olduktan sonra. öteki Ege denizinin bir adasına sığınır. Sedir ağaçlarının ülkesi Lübnan. Hebe ile Herakles'in evlenmesi simgesel bir anlam taşıyan bir "hieros gamos". 16). kendileri ölecekti. Harpya'lar Pandareos efsanesinde de rol oynarlar (Pandareos). Orada kral kızı Heilebie ile evlenir. Asıl görevi tanrılara içki sunmaktır (İl.

O zaman da surlar dışında kalıp tek başına düşmana karşı koyan oğlunu içeri almak için şöyle seslenir ( İ l . Bu tragedyalarda Hekabe yalnız değildir. yiğit oğlu Hektor'un ölüsü karşısına serilince de bagırmaz çağırmaz. erkeklerin gücü. cömert ve dini bütün bir ana olarak gösterilir ( İ l . Gözünün bebeği. yavrucuğum. Hekabe'nin en küçük oğlu Paris'le ilişkisi ve onu karnında taşırken gördüğü düş için bkz. İzmir'li şair Homeros böyle canlandırıyor Hekabe'yi.). t o p ­ rağa bular (İl.): . bir köpek gibi havlamaz da Anadolu kadınına özgü bir ağırbaşlılık ve ha­ yal gücüyle canlandırır onu gözünde ( İ l . gündüz yüreğimin ışığıydın bu şehirde. gir içeri. şarap içip serinlemesini ister. yatıyorsun evinde taptaze.köpek gibi kudurup saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur. 575 vd. babasının yalvarmalarını dinlemeyip de Akhilleus'la savaşta can verin­ ce. talihsiz anana.): "Hektor. Phrygia'ü Ana Tanrıça Kybele'nin bütün ni­ teliklerini içinde taşır ve dile getirir Hekabe (Polydoros. öldüğünü göreyim de. onun dileğini yerine getirir: Athena tapınağına sunu sunmaya gider.): Şimdi sen. Son­ ra bölümler boyunca Hekabe'nin sözü geç­ mez.. sözümü duyarmış gibi. Troyalı kadınların. Kraliçe görkemini ve erdemini sürdürür. ey katı yürekli. Savaştan şehre dönen Hektor'un biraz dinlenmesini. Polymestor). başaramayınca gene tanrıla­ ra yakarış ve sunu sunma yoluna gider. çocuklarını da öldürür. bir döşek üstüne koymayacağız ölünü. ama oğlu buna yanaşmayınca. 253 vd. Bu oyunlarda Hekabe'yi Troya yıkıldıktan sonra köle olarak orada. 83 vd. . Atina'Iı tragedya yazarı Euripides ise onu "Troya'lı Kadınlar" ve "Hekabe" adlı tragedyalarının baş kişisi yapmış. senin acını göreyim. Kimi efsanelerde onun ev­ lat acısına dayanamayarak gece. surlarımızın içinde yenmeye bak şu domuzu. VI. ama yavrum. ağlaşmaya başlar. gözümün bebeği. Paris. Hektor anasının. oğluna baka baka haykırıyordu. korkunç bir öç alma eylemine girer ve Polymestor'u kör edip. benzersin Apollon'un tatlı okuyla vurduğu insanlara. saygı göster bu memeye.. gündüz ulu­ yan bir dişi köpek haline dönüştüğü de ileri sürülür. gemilerin orada". katla­ nır ve bekler. doğal analık gücü­ nün simgesidir. onu ağzına uzattığım günleri getir aklına. Başladı Hekabe kadınlar arasında uzun bir ağıda: "Bak anana yavrum. desteği. ta ki Batı kapılarının üstünden Hektor'la Akhilleus'un savaşını gözlemeye gelir. X X I I . Atina'Iı şairin ona tragedya boyunca "Phrygia'lı" demesi boşuna değil. dışarda dikilme karşısına.. canım oğlum. İlyada'da ilk karşımıza çıktığında H e kabe tatlı dilli. bundan böyle nasil yaşayayım ben. nasıl? Gece. ne ben ağlayacağım senin önünde. ama Anadolu kadınları gene bu sözlerle ağıt yakar ölen ana kuzularına. bir tanrı gibi selamladı yavrum onlar seni. dramını de­ rinliğine işlemiştir. Ne var ki Euripides de Hekabe'yi akıl ve hak yo­ lundan ayrılmayan ulu bir kişi olarak gösterir. seni doğuran. Hekabe düşmana gidip yalvarmaya kalkı­ şan kral Priamos'u akıl ve sağduyu adına alı­ koymaya çalışır. Anası da saçlarını yolup duruyordu. üstelik de Trakya kralı Polymestor'a emanet edilen oğlu Polydoros'un da al­ çakça öldürülüp denize atıldığını görünce. Troya'lı kadınların topluluğu içinde direnci yansıtan büyük bir varlık. Troya'da bir çığlıktır kopar. fırlatıp atmıştı parlak başörtüsünü. X X I V . bizden uzak. dövünüyor. Polyksene. ne cömert karın ağlayacak.. unuturdun koynumda bütün dertlerini. ama kızı Polyksene'nin gözleri önünde Akhilleus'un ruhuna kurban edilmesini. kral. sen onların büyük şanıydın sağken. 406 vd. yiyecek seni çevik köpekler. Öldürürse seni bu adam. X X I I . burada sürünür görürüz. Priamos yas belirtisi olarak başını toza. kaderle ölümün elindesin şimdi". kraliçe ve bütün halk dövünmeye. Aradan birkaç bin yıl geçti.

Hekamede. Güzel saçlı Hekamede Troya savaşı sırasında Akha'ların Tenedos'a (Boz­ caada) yaptıkları bir baskın sırasında esir al­ dıkları kızdır. Akha'lar bu kızı Nestor'a köle olarak verirler ve İlyada'da onu Nestor'un ba­ rakasında hizmet eder görürüz (il. XI, 624; XIV, 6). Hekate. Hekate, Olympos tanrılarıyla ilişkili olmayan, hiçbir efsaneye adı karışmamış, ki­ şiliği epey gizemli bir tanrıçadır. Aslında H e kate, Anadolu'ya özgü bir tanrıça ve Efes'li Artemis'in belli bir niteliğini yansıtan ve baş­ ka adla anılan bir tıpkısıdır (Artemis). H o m e ros destanlarında hiç adı geçmez, buna karşı­ lık Hesiodos'un Theogonia'sında büyük bir yer tutar. Hekate, Titanlar arasında Güneş Soylular diye anılan tanrılar soyundandır (Tab. 8). Koios ile Phoibe'nin iki kızları olur: Biri Leto ( k i Zeus Leto'yu eş edinip onunla iki büyük Olympos tanrısını, Apollon ile Artemis'i üretir), öbürü Asterie'dir (Leto, Asterie). Asterie Perses ile birleşip Hekate'yi doğu­ rur. Hekate'nin Titanlar kuşağında ne denli ayrı bir yer tuttuğunu Hesiodos'un Theogonla'sından öğrenmekteyiz. Ozan, Titanlar ku­ şağını saydığı parçanın sonunda Hekate'ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir (Theog. 404-450). Theogonia'nın başlangı­ cındaki Musa'lara Övgü'yü andıran bu parça­ da, Zeus, deniyor, Hekate'yi "herkeslerden üstün tuttu" ve evrende onur paylarını tanrı­ lar arasında paylaşırken, bu tanrıçaya kara­ larda, denizlerde ve göklerde bir yetki payı ayırdı. Metinde şöyle denir (415-450): Ölümsüzlerin saygısı büyüktür ona, Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü Hekate'nin adını anar yakarışlarında, Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça Onun elde etmeyeceği şey yoktur, Ona bütün mutlulukları vermek elindedir. Ünlü Gaia ile Uranos'un bütün çocukları Kendi paylarından pay vermişlerdir ona... Kim hoşuna giderse Hekate'nin Yardım görür ondan, destek bulur onda. Meydanlarda, kalabalıklar içinde Kimi isterse onu parlatır Hekate. Ölüm-kalım savaşlarında Hekate Dilediği savaşçıya yardım eder. Dilediğine verir hıynıvı, sanı, şerefi.

Kurultaylarda saygın kralların yanındadır, İnsanlar arasındaki yarışmalarda Tanrısal gücüyle işe karışır, Zaferi kazanan alır güzel ödülü Ve şeref kazandırır yakınlarına. Binicilerden de dilediğine yardım eder. Belalı engin denize açılanlar da Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya, Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça, Ya da tam başaracakları sırada Avlarını alır elinden canı isterse. Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda: Öküzleri, keçileri, ak yünlü koyunları Azaltır ya da çoğaltır gönlünce. Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu. Hekate'ye Hesiodos pantheon'unda tanı­ n a n ayrıcalığın nedeni bilginleri epey düşün­ dürmüştür. Homeros destanlarında sözü bile edilmeyen bu tanrıça Theogonia'da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. Burada yücelti­ len tanrıçanın kimi yerde Artemis, kimi yerde Diktynna ya da Britomartis diye anılan Ana Tanrıça'yı bu denli andırması Hesiodos'un ana yurdu ile ilgili görülmektedir. Bilindiği gi­ bi, eski Karia'da Stratonikeia'nm (Eskihisar) kuzeyinde, bugünkü Yatağan'a yakın olan Lagina'da (Lagina örenine en yakın ilçe Tur­ gut'tur) Hekate'nin çok ünlü bir tapınağı bu­ lunmaktaydı. Görkemli bir yapı olan bu tapı­ nağın kalıntılarından birkaçı, özellikle bazı kabartmalar İstanbul Arkeoloji Müzesinde korunmaktadır. Hesiodos ise babasının Ege kentlerinden Kyme'den Yunanistan'a göç­ müş bir göçmenin oğludur. Yunanistan'a yerleştiği Askra kasabasının yakınında ise Thespiai'da bir Hekate kültü bulunduğunu biliyoruz. Acaba ozanın yücelttiği bu Hekate tapımını Hesiodos soyu Lagina'dan mı Y u nanistan'a getirmişlerdir? Bu konu daha bi­ limce aydınlanması gereken ve doğrudan doğruya Anadolu kültleriyle ilişkisi olan bir sorundur. Bu konu için bkz/ "Hesiodos, eseri ve kaynakları" adlı kitabın s. 53 ve 1. notu­ na. Bu tanrıçanın karmaşık kişiliğini açıklamak­ ta bugünkü bilim de zorluk çekmektedir. Dik­ kati çeken bir nokta da tanrıçanın adıdır.He-

kate, Apollon'la Artemis'in başlıca sıfatların­ dan olan hekatos-hekatebolos, yani hedefi vuran anlamındaki kelimeyle ilgilidir (Apollon). Leto'nun kardeşi olması da onun Y u nan din ve efsanesine sonradan gelme bir tanrıça olduğunu belli eder. Hekate Yunan varlığına sonuna dek yabancı kalmıştır, asıl tapımma Roma'da rastlanır, burada ay tanrı­ çası, geceye ve karanlığa egemen bir varlık, büyük ve sihri elinde tutan bir kara güçler ecesi olarak karşımıza çıkar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Dido Aeneas'ı yanında alıkoyamayacagını anlayınca, onu kendine büyü yoluyla bağlamaya çalışır (Aen. I V , 5 1 1 vd.): Üstünde kendi ölüsünün yanacağı odun yığınını hazırlattıktan sonra, bir Hekate rahi­ besine büyü formülleri okutur; saçları darma­ dağın olan bu kadın yüz tanrılar, Erebos, Khaos, üç biçimli Hekate ve üç yüzlü bakire Diana adına başlar yakarışa (Dido). Hekate' nin bu üç kılığı acaba kısrak, dişi köpek ve di­ şi kurt biçimleri midir? Diana'nın kız, kadın ve ay tanrıçası olarak üç biçimde canlandırıl­ dığını da biliriz. Hekate kimi bölgelerde üç gövdeli bir heykel olarak imgelenir. Bu üçlü karakteriyle Efesli Artemis'e ne kadar yakın­ dan bağlı olduğu, onun başka bir yan ve yö­ nünü simgelediği apaçıktır. Hekatonkheir'ler. Bkz. Yüz Kollular. Hektor. Troya kralı Priamos'la kraliçe H e kabe'nin en büyük oğlu Hektor (Tab. 16) Anadolu'nun ilk ulusal kahramanıdır, çünkü Troya savaşı Homeros'un llyada destanından da anlaşıldığı gibi bölgesel bir karşılaşma de­ ğil, Batı dünyasının Çanakkale Boğazından Mezopotamya'ya kadar uzanan Asya (bugün Küçük Asya deniyor) kıtasına ilk saldırışı, uy­ garlık ve zenginlikte Batıyı çok aşmış olan Anadolu'yu ele geçirmek için ilk denemesi, girişimidir. Bunu ancak böyle anladıktan son­ radır ki, Homeros destanını gereğince değer­ lendirebilir, Troya savaşının gerçek niteliğini anlayabilir ve Boğazların kilit noktasında çar­ pışan güçlerin asıl amacı açığa vurulduktan sonra, savaşçılarının karakterine ışık tutarak onları tarihteki benzerleriyle karşılaştırabiliriz. H e m e n söyleyelim ki ü ç , dört bin yıl önceki Troya savaşıyla yakın tarihin Çanakkale sa­ vaşı arasında göze çarpan bir benzerlik vardır

ve Hektor'u Mustafa Kemal'in atası olarak görmek yanlış bir yorum değil, tersine tarihi doğru değerlendirmenin bir örneği, bir belir­ tisi sayılabilir. Troya'nın orta direği olan Hektor'un kişiliğini incelemeye girişmeden önce, Troya savaşı denilen büyük çatışmaya bütün Anadolu'nun katıldığını metinlere dayanarak göstermeliyiz. İlyada'nın ikinci bölümünde "Gemiler Kata­ logu" denilen bir parça vardır ki, burada Troya'ya saldıran orduların da, Troya'yı savunan kuvvetlerin de sayımı, dökümü yapılır. Desta­ na sonradan katılmış, özellikle İlyada Ati­ na'da ulusal destan olarak benimsenip de Atina'yı yüceleştirme amacıyla kaleme alındı­ ğı sanılan bu listede Yunanistan'dan gelme kuvvetlere çok yer verilip, Troya'nın savaş ortakları kısa geçildiği halde, savunmaya Anadolu'nun hemen her tarafından güçler katıldığı anlaşılır, llyada'da altmış kadar dize tutan bu parçada (İl. II, 819-878) önce Toros bölgesindeki kentler ve ordu komutanları sa­ yılır, sonra da Trakya'dan başka Mysia, Paphlagonia, Maionia ve Lykia'ya kadar bir yandan Karadeniz kıyılarına, öte yandan Ak­ deniz'e kadar uzanan yaygın bir bölgenin ad: geçer. Yunanistan'ı yüceltmek, Anadolu'yı küçümsemek amacıyla d ü z ü l d ü g T ı açıkça belli olan bu metin bile Troya savaşının Anadolu boylarınca ne denli benimsendiğini açığa vur­ maktadır. Daha sonraki bölümlerde de örne­ ğin Lykia'lı önderlerin savunmada ne büyük bir yer tuttukları, giderek Hektor'u eleştirip ona yol gösterdikleri görülür (Sarpedon, Pandaros). Troya'nın kaderini elinde tutan Hektor bu savaş ortaklarına karşı sorumlu­ dur, onların istek ve öğütlerine saygı göster­ mek, kendi çıkarlarını düşündüğü kadar onla­ rın da görüşlerini hesaba katmak zorundadır. Bütün bu sorumluluk ve yükümlülüklerdi ki onu Anadolu'nun ulusal savunucusu olarak diker gözlerimizin önüne. Bu görevi sonuna dek nasıl yerine getirdiği, üstünde durulmaya değer bir konudur. İlyada Hektor'u hem savaşta bir kahraman, hem de günlük hayatında bir insan olarak canlandırır gözümüzün önünde. Destanda onun kadar derinliğine işlenmiş bir tip daha yoktur. Onun kişiliği Akhilleus'unkinin tam karşıtıdır: Duygularını dışarıya vurmak, esin-

tilerine kapılıp davranmak şöyle dursun, dra­ mı kendi içinde sessizce oluşur ve bu dram tek bir kişinin değil de, bütün bir ailenin, gi­ derek bütün bir toplumun sorunlarını içerdiği için, dallı budaklı, karmaşık ve çetrefildir. Hektor Troya savunmasının omuzlarına yük­ lediği ağır sorumlulukla kendi kişisel ve duy­ gusal eğilimlerini birbirleriyle bağdaştırmakta öylesine güçlük çeker ki, açığa vurmaktan çekindiği bu çatışma kendisinin modern an­ lamda bir tip, bir roman kişisi olarak karşımı­ za çıkmasına, iç bunalımlarının da destanda şaşılacak bir belirti olan sessiz monologlarla dile gelmesine yol açar. Hektor'un eşsiz kişi­ liğini kavrayabilmek için onu hem insan, hem de kahraman olarak ele almalı, incele­ meliyiz.

dan ele alınmaya değer. Anasını da babasını da çok sever ve sayar Hektor, ne var ki onl.ıt duygusal nedenlerle onu görevinden alıkoy maya çalıştıkları zaman, sessizce karşılar önerilerini, ya da sözlerini niçin dinlemediği­ ni anlatır onlara. Surlar önündeki sahnede cevap bile vermez yalvarmalarına ( İ l . X X I I , 38-90), şehre gelince dinlenip şarap içmek şöyle dursun, herkese görevini hatırlatmakla yetinir (İl. VI, 264 vd.) Baba ve koca olarak Hektor'un eşsiz bir davranışı vardır, bu denli ince, sevimli, çok yönlü bir insana rastlanmaz hiçbir destanda. Eşine hem baba, hem ana, hem kardeş, hem de sevgili olduğunu Andromakhe'nin kendi ağzından duyarız şaşa şaşa (İl. VI, 429 vd.), (Andr'omakhe). En ince ay­ rıntısına kadar anladığı karısının üzüntüsünü nasıl paylaştığını da bir görelim (İl. V I , 4 4 1 ( 1 ) İ N S A N H E K T O R . Destan kahramanları­ vd.): nın hepsi gibi Hektor da belli niteliklerle ta­ Ben de düşünüyorum bunları, karıcığım, nımlanır: Çevik ayaklı, oynak tolgalıdır, tanrı­ ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi, sal, Ares'in dengi, Zeus'un sevdiği, giderek Troya erkeklerinden utanırım, Zeus gibi akıllıdır. Tolgası ışıldar, silahları da bakamam uzun entarili kadınların yüzüne, şöyle anlatılır (İl. VI, 319, X I I I , 802 vd): içimden de gelmez, ne yapayım; ün kazanmak için hem babama, hem .... On bir dirsek boyunda kargısı elindeydi, kendime, tunç temren dolanmıştı altın bir halkayla, öğrenmişim atılgan olmayı, önünde dört bir yana ışıklar saçıyordu. Troya'lılarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim. Ares'e benzeyen Priamos oğlu Hektor Kafama, yüreğime, komuşum ben şunu: başlarındaydı, Elbet bir gün yok olacak kutsal llyon, yusyuvarlak kalkanını tutuyordu önünde, Priamos ve onun iyi kargı kullanan halkı. kaim tunçla örülmüş, sık deridendi bu O vakit ne Troya'lılann acısı umurumda kalkan. olacak, Parlak tolgası sallanıyordu şakaklarında, ne Hekabe'nin, ne kral Priamos'un acısı, sıralar boyunca bir gidip bir geliyordu. ne de kardeşlerimin acısı umurumda olacak. Troya şehrinin koruyucusudur Hektor, Benim üzüntüm sensin asıl, onun içindir ki oğluna "Astyanaks" (şehrin tunç zırhlı Akha'lılardan biri alacak hür efendisi) adını takmıştır halk (Astyanaks). gününü, Güçlü ve merttir, öyle ki o yaşadıkça, savaş­ götürecek seni gözyaşları içinde, tıkça güven duyar kadın olsun, erkek olsun düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı, Troya'lılann hepsi, o ölecek olursa şehrin de bu yüzden arkada kalacak gözüm... Köleliğe sürüklenirken çığlığını tutunamayıp düşeceğine inanırlar. Bu güven duymaktansa ve bu inançtır ki, Hektor'a karşı büyük bir dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi. sevgi uyandırmıştır Troya 'ularda, topluca s e v gi gösterilerinin de yalnız Hektor için yapıldı­ ğını görürüz destanda. Bu sevgiyi Hektor davranışlarıyla kazanmıştır. Büyüğünü de, kü­ çüğünü de öyle sayar ve sever ki, örnek bir insan, çağdaş anlamda olgun ve yetkin bir in­ san sayabiliriz Hektor'u İlişkileri bu bakımTolgasından Ü r k e n yavrusunu gülerek kolla­ rına alıp öperken de şu dilekte bulunur koca Hektor, yurt içinde ölmeyi göze almış bit kahramanın ağzından böyle alçakgönüllü, do­ kunaklı sözler duyunca gözyaşlarını tutamaz olur insan (İl. VI, 476 vd.):

Ey Zeus, ey öbür tanrılar, benim oğlumun, Troya'lılar arasında, babası gibi kendini göstermesini nasip edin, babası gibi güçlü, mert olmasını, llyon'da bütün gücüyle hüküm sürmesini. Kanlı silahlarla savaştan dönerken o, babasından çok daha üstün bu desinler, • mutlu olsun anasının yüreği. H e k t o r herkese karşı yumuşak davranır, bir kızdığı, azarladığı Paris'tir, kafasızlıgıyla şeh­ rin yıkımına s e b e p olan a d a m . Şöyle çıkışır o n a (İl. III, 3 8 vd.): Seni alçak, seni parlak oğlan, seni çapkın, seni ırz düşmanı seni! Hiç doğmaz olaydın keşke, ya da kalaydın ölümüne dek evlenmeden, ne baş belası kesilirdin o zaman, ne de yüz karası olurdun başkalarına. H e k t o r H e l e n e ' y e karşı uygarca ve centil­ m e n c e davranır. Öbür Troyalılar gibi o da ka­ dını ayıplamaz, suçlamaz, güzel kadın da o n u herkesten çok sayar ve sever. Paris'i savaşa çağırmak için şehre geldiğinde H e l e n e o n u alıkoymak ister, o n u n l a dertleşmeye c a n a t a r , a m a H e k t o r güzel kadının uzattığı is­ kemleye o t u r m a z , bir an ö n c e karısını ve ç o ­ cuğunu bulmaya gider, çünkü girişeceği sa­ vaştan bir d a h a d ö n ü p dönmeyeceğini bilmez (İl. VI, 3 4 4 vd.): Ah kayınım benim, dayanılmaz kötülükler yapmış bir köpeğim ben. keşke,

gözbebeği bu k a h r a m a n kaderiyle pençeleşir durur, ö l ü m ü n ü n yakın olduğunu bilir. T a n r ı ­ lara güvenmenin de ne kadar yersiz olduğu­ nu sezer, nitekim o n u yalnız Apollon korur, a m a Z e u s ' u n buyruğuyla o da kaderine bırak­ mak zorundadır H e k t o r ' u , ö b ü r t a n n l a r s a pis pis düzenlerle H e k t o r ' u a l d a t m a k t a yarışırlar â d e t a . Ama b u konuyu H e k t o r ' u n k a h r a m a n ­ lığını inceleyeceğimiz bölüme bırakalım. (2) KAHRAMAN H E K T O R . Ne kadar n a n ­ kör bir görevi vardır H e k t o r ' u n Troya sava­ şında! Ordulara yön vermek, güven aşılamak, güç esinlemek h e p o n a düşer. Karar o n u n , sorumluluk ve yükümlülük h e p o n u n omuzlarındadır, buna karşılık da d u r m a d a n eleştiriye uğrar, herkesi dinlemek, yatıştırmak, avut­ m a k , savaş ortaklarını h o ş t u t m a k , gücendir­ m e m e k o n u n tek başına görevidir. Oysa k e n ­ disi için savaşmaz H e k t o r , bir çapkın a d a m ı n , soyunun ve kentinin başına getirdiği belayı savmak için dövüşür, bu belayı sayamayaca­ ğını, b ü t ü n soyuyla birlikte c a n ı m kentinin de yok olacağını bile bile. Buna karşın g e n e de yiğitçe dövüşür H e k t o r . Yiğitliği Akhilleus'un bireyci, bencil, inatçı yiğitliğinden ne k a d a r üstün, ne kadar bilinçli ve insancadır! H e k t o r ' u n kahramanlık dramı S a r p e d o n ' u n ö l ü m ü n d e n sonra başlar asıl. Patroklos Akhilleus'un silahlarını kuşanıp da ö l ü m saçmaya başlayınca, H e k t o r başına gelecekleri anlar, savaşa atılsın m ı , atılmasın mı diye ikircikli­ dir, bir an arabasına binip kaçmaya bile k o ­ yulur. O z a m a n da ortaklarının en ağır ve in­ safsız eleştirilerine uğrar. Lykia'lıların ö n d e r i Glaukos Patroklos ile S a r p e d o n arasındaki savaşta H e k t o r S a r p e d o n ' u n öldürülmesini önleyemedi diye o n u kınar, Troya'lıları küçük düşürür ve ortaklarının artık bıkıp gitmeye hazır olduklarını bildirir (İl. XVII, 1 4 0 vd.). Bu sözler üzerine H e k t o r savaşa d ö n e r , Patroklos'u öldürür, korkunç bir b o ğ u ş m a içinde o n u n ölüsünü kaçırmak, silahlarını soymak ve kendisi kuşandıktan s o n r a Akhilleus'un karşısına çıkmak yürekliliğini gösterir. Oysa bu savaş başka türlü bir savaştır. AkhilIeus t a n r ı H e p h a i s t o s ' u n kendisine yaptığı yeni silahlarla O r i o n yıldızı gibi alev alev ışın­ lar saçarak ilerlemektedir d ü ş m a n ı n a karşı. Ve H e k t o r ' u biraz ö n c e ağır yergilerle kına­ yan savaş ortakları, yardımcıları, kardeşleri,

Anamın beni doğurduğu gün, bir korkunç kasırga gelseydi, alsaydı beni, bir dağın tepesine atsaydı, ya da bıraksaydı uğuldayan denizin içine... Gel, kaymağım, otur şu iskemleye, biliyorum, derdin en büyüğü senin başında...

Büyük H e k t o r karşılık verdi, dedi ki: Oturtma beni, Helene, beni çok sevsen de dinlemem seni, Troyalılara yardım etmek istiyor yüreğim. Onlar benim yokluğumdan yakınmışlar... Ben gidip göreceğim evdekiler!, sevgili karımı göreceğim, yavrumu, bir tanemi, bir daha da ya dönerim, ya dönmem. Akha'ların eliyle tanrılar belki de yok ederler beni. Bu ölüm düşüncesi bir an olsun H e k t o r ' u n aklından çıkmaz. T r o y a ' n ı n ışığı, halkı

Troya'lı savaşçıların h e p s i çil yavrusu gibi d a ­ ğılmış, h e p s i sığınmışlardır T r o y a surlarının içine (İl. XXII, 5 vd.) : Bir Hektor duruyordu olduğu yerde, uğursuz bir kader rmhlamıştı onu l/yon'un dışında Batı kapılarının ö n ü n e . Surların ü s t ü n d e n ihtiyar P r i a m o s , p e r i ş a n H e k a b e b o ş u n a yalvarır dururlar bu kez H e k t o r ' a ö l ü m e m e y d a n o k u m a m a s ı , k e n t i n i kur­ t a r m a k için c a n ı n ı kurtarması için. Ama ses çıkmaz artık H e k t o r ' d a n , kendi içinde y a p ­ m a k t a d ı r artık tartışmayı, h e s a p l a ş m a y ı . Ve en a z ı n d a n iki bin yıl s o n r a doğacak o l a n r o ­ m a n t ü r ü n ü n belli başlı bir öğesine ö r n e k ola­ c a k m o n o l o g u n a şöyle başlar H e k t o r (İl. XXII, 9 9 vd.): "Yazık bana, girersem surların içine, ilkin Pulydamas yağdırır ayıbı başıma, tanrısal Akhilleus'un baş kaldırdığı o uğursuz gece buyurmuştu bana, Troyalılan şehrin içine al, demişti, dinlememiştim onu, dinleseydim keşke. Çılgınlık ettim de ne oldu, yok ettim ' halkımı, Troya'nm erkeklerinden, kadınlarından utanıyorum. Benden değersiz biri bir gün ya derse ki: Gücüne çok güvendi Hektor, kıydı halkına. Çok daha iyi olur karşı durmak Akhilleus'a, ya öldürüp onu dönerim geri, ya da onun elinden şanla ölürüm şehrin önünde. Yoksa göbekli kalkanımı, güçlü tolgamı bırakıp bir yana, kargımı da duvara dayayıp, dosdoğru çıksam mı kusursuz Akhilleus'un önüne, söz versem, desem ki geri vereceğiz Helene'yi de, tekmil mallarını da, vereceğiz, koca karınlı gemileriyle Aleksandros'un Troya'ya getirdiği her şeyi. -Bunlar kavgamızın başı değil mi?Alın, diyeceğim, götürün bunları Atreus oğullarına. Bir de desem mi paylaşalım hepsini bu şehirde nemiz var, nemiz yok. Ant içireceğim, desem, Troyalı ihtiyarlara, desem saklamayacaklar şehirde hiçbir şeyi, ikiye bölecekler, desem, bütün malı, mülkü. Ama yüreğim ne diye oyalanır böyle şeylerle?
Ona karşı olduğum gibi gidersem

bakalım acıyacak mı bana, saygı gösterecek

mi?
Silahsız gidersem böyle çırılçıplak, bir kadın gibi öldürebilir beni o. Böyle e n i n e , boyuna düşünmek de ne. En iyisi tez elden paylaşmak kozumuzu. Bakalım Olympos'lu kime bağışlar ünü". H e k t o r böyle d ü ş ü n ü r k e n Akhilleus yakla­ şır. O n u g ö r ü n c e bir titremedir alır H e k t o r ' u , başlar k o ş m a y a . İlyada'nın e n ü n l ü s a h n e l e ­ r i n d e n biri d e açılır g ö z ü m ü z ü n ö n ü n e : H e k t o r ö n d e , Akhilleus a r k a d a ü ç kez dolaşırlar Troya ş e h r i n i , binlerce korkulu göz ö n ü n d e oluşan bir ölüm-kalım yarışı. O sırada İ d a d a ­ ğının t e p e s i n d e tanrılar d e r n e k k u r m u ş , göz­ lerler ve tartışırlar olayı. Z e u s altın terazisini kurar, bir kefesine H e k t o r ' u n , bir kefesine Akhilleus'un ö l ü m ü n ü koyar, kaldırır teraziyi, bakarız ki H e k t o r ' u n kurası ağır basıyor. H e k t o r ölecektir. Tanrılar işte o a n d a el ç e ­ kerler H e k t o r ' d a n , yalnız A t h e n a H e k t o r ' u n kardeşi D e i p h o b o s ' u n kılığına girerek yiğide yanaşır, kendisini destekleyecekmiş gibi ya­ p a r . H e k t o r i n a n ı r , karşı durur d ü ş m a n a , a m a bir a n t l a ş m a yapılmasını ister ki kim öl d ü r e c e k s e , ölenin b e d e n i n i geri versin yakın­ larına. H a k k a , yasaya, insan saygısına güveni vardır H e k t o r ' u n son d e m i n e d e k . Oysa n e ­ r e d e Akhilleus, y a n a ş m a z hiçbir a n t l a ş m a y a . Aslan gibi saldırır, H e k t o r D e i p h o b o s ' u çağı­ rır, bakar ki yok, anlar aldatıldığını (İl. XXII, 3 0 3 vd.): Kaderim beni kıskıvrak bağladı işte. Gene de kıyasıya dövüşmek düşer bana, bir yiğitlik göstereyim de öyle öleyim, ' duysun gelecekteki insanlar bile. C a n verirken bir d a h a yalvarır H e k t o r Akhilleus'a ölüsünü Troya'lılara geri versin diye. Ama Akhilleus'un r e t cevabıyla karşılaşır (Akhilleus). H e k t o r ' u n s o n sözü d e ş u d u r : "Senin ne olduğun yüzünden belli, demirden bir yüreğin var göğsünde. Ama uyanık ol, uğramayasm tanrı lanetine, yiğit de olsan, Paris'le Apollon bir gün seni, öldürecekler Batı kapılarının önünde". Söyler söylemez Hektor bu sözleri, her şeye son veren ölüm kapladı bedenini. Uçtu canı gövdesinden, yollandı Hades'e, gücünden, gençliğinden koptu, kaderine ağlaya ağlaya

Akhilleus'un, H e k t o r ' u n ölüsüne ve seyirci kalan bahtsız Troya şehrine yaptığı işkence dillere destan olmuştur: H e k t o r ' u arabasına bağlar, yedi kez dolaştırır Troya şehrinin çev­ resinde, t o z , t o p r a k içinde. B u k o r k u n ç m a n ­ zaraya tanrılar bile d a y a n a m a z , Apollon, Aphrodite yağlar sürerler b e d e n i n e , gece, gündüz bekçilik ederler ölüsüne, s o n u n d a Pria m o s ' u elinden t u t a r a k götürürler Akhilleııs'a, azgın yiğit de geri verir ölüyü babasına (Apollon, Akhilleus, Priamos). H e k t o r ' a yakılan ağıtlar ve H e k t o r ' u n c e n a ­ ze töreniyle kapanır İlyada. Dinleyin bakın, Boğazlara karşı yükselen Anadolu kalesine nasıl gömmüşler A n a d o l u ' n u n bu ilk özgürlük k a h r a m a n ı n ı (İl. XXIV, 7 8 4 vd.): Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın. Ölümlülere parlak şafak sökünce onuncu günü, gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü, koydular yığınların tepesine, verdiler ateşe. Gül parmaklı şafak sabah erken parlaymca, ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk. Hepsi geldi bir araya, topluluk kuruldu, parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını, söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi, sonra tapladı kardeşleri, dostları ak kemikleri, hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu. Kemikleri alıp kodular bir altın kutuya, erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu. Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura, ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü. Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar, gözcüler diktiler çepeçevre, dört bir yana, mezar bitmeden Akha'lar saldırmasın diye. Bir mezar tümseği olunca toprak kabara kabara, gerisin geri döndü hepsi şehre, toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni Zeusoğlu kral Priamos'un sarayında. İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni. H e l e n a . Yunan efsanelik kişilerinin en ünlü­ sü, güzeller güzeli H e l e n a (ya da H o m e r o s ' u n deyimiyle H e l e n e ) bin bir masal ve öyküye k a h r a m a n olmakla kalmamış, kişiliği de son-

suz tartışmalara yol açarak, çeşitli görüş ve yönlerden yorumlanmıştır. H e l e n a ' n ı n kişili­ ğinde ilkçağ Yunan dünyasının güzele düş­ künlüğü dile geldiği gibi, güzel ve iyi, yani es­ tetik değerlerle etik, ahlak değerleri arasında­ ki karşıtlık da yansımaktadır. Nitekim H o m e ros'tan sonraki şair ve yazarlar (aralarında Platon da vardır) bir kadının bunca savaşlara, Doğuyla Batı arasındaki bu ç a p t a bir çatışma­ ya etken olabilmesini ahlakdışı g ö r ü p , H e l e n a ' n ı n kaçırılması olayını olduğundan başka türlü a n l a t m a k yoluna gitmişlerdir. Helena'yi yaratan H o m e r o s ' t u r , bu tip en d u r u , en arı ve en canlı olarak destanlarında c a n l a n m a k ­ tadır, öyle ki sonraki yorumlar bile h e p İlyada ve Odysseia'da atılmış anlatım temellerine dayanır. O n u n içindir ki, H e l e n a ' n ı n öyküle­ r i n e , efsanelerine girişmeden, bu güzelin H o m e r o s destanlarında nasıl karşımıza çıktığını bir görelim. Troya ovasındaki savaşın en kızgın bir a n ı ­ dır-. Menelaos'la Paris teke tek savaşa girişe­ cekler ve k a z a n a n Helena'yı alıp götürecek­ tir, böylece bu bitmez t ü k e n m e z savaş kendi­ liğinden sona erecektir. Başlarında Troya kralı P r i a m o s olmak üzere ihtiyarlar Batı ka­ pısının üstündeki kulede savaşı seyretmekte­ dir. Birden H e l e n e görünür (İl. 1 1 1 , 1 5 4 vd.): Helene'nin görünce çıktığını kuleye şu kanatlı sözleri söylediler usulcacık: "Troya'lılarla Akha'lartn, böyle bir kadın için yıllardır acı çekmeleri hiç de ayıp değil. Yüzüne bakan ölümsüz tanrıçalara benzetir onu. Ama gene de binse gemiye keşke gitse, gitse de, bizi, çocuklarımızı belaya sokmasa". P r i a m o s da tatlı tatlı konuşur H e l e n e ile, şöyle seslenir: Buraya, yanıma gel kızım, otur şöyle, gör bak işte, eski kocan, hısım, akraban, dostların. Bence suçlu sen değilsin, tanrılar asıl, onlar yığdı başıma kan ağlatan savaşı. B u n d a n d a h a uygarca, d a h a insanca bir gö­ rüş, bir davranış akla gelmez ve böylesini yaklaşık üç bin yıl önceki bir m e t i n d e bulmak şaşırtır insanı. Ne var ki bu uygarlık, bu in-

(1) D O Ğ U Ş U . dert edin kendine onu. olayların d a . neden hep baştan çıkarmak istersin beni? Söylesene. eski k o ­ casını. babası Odysseus'la ilgili bir sürü Senden hem korkarım. O n a da aynı pişmanlıkla yakınır (İl. sever. P r i a m o s ' a ol­ duğu kadar H e k t o r ' a da sevgisi ve saygısı bü­ yüktür. bir tek yumurta­ dan H e l e n e . o nazlı büyüttüğüm kızımı. bir daha ayak basma Olympos'a. 3 4 2 vd. ötekinden Klytaimestra ile Kas­ tor çıkmış diyenler de var. ayrıl tanrılar yolundan. H e l e n e . güzelim nakışlar yaparken yurdunu. acı­ larını paylaşan insanca bir davranışı vardır. kara ölüme razı olsaydım keşke. III. Yunan deyimiyle barbar­ dırlar. ölümlülerden bir adamın mı var ki?. (2) EFSANELERİ. Paris'i Menelaos'la teke tek savaştan ka­ çıran tanrıça Aphrodite'nin çağrısına uymak istemez. anı sayar. ona bak. sonunda da karısı yapsın seni. oğlunla buraya gelmeseydim keşke evimi barkımı. T e l e m a k h o s ' u a n l a y a n . Zeki kadın o n u kendi çocııgııymuş gibi kucaklar. Klytaimestra'nın da tanrıyla bir ilişkisi ol­ mayıp T y n d a r e o s ' u n kızı olduğu söylentisi de vardır (Leda. Tanrıya böylesi h a k a r e t başka hiçbir m e t i n ­ d e görülmemiştir. h o d b i n . o n a tekmil acılarını u n u t t u r a c a k bir ilaç verir. en c a n ­ d a n konukseverliği H e l e n e ' d e n görür. Z e u s ' t a n kaçan öç tanrıçası N e mesis dünyayı dolaşmış ve biçimden biçime girmiş. "ölümlü" babası T y n d a r e o s ' t u r . Z e u s da bir kuğu kuşuna d ö n ü ş ü p yaklaşmış o n a . Klytaimestra kız kardeşi ve Dioskur'lar.sanlık yalnız Troya'lılara vergidir. Yumurtadan çıkan kızı Leda kendi çocuğu gibi b ü y ü t m ü ş . kendi eliyle işlediği bir yaşmak verir ve so­ n u n d a büyüler delikanlıyı. kendinin de eleştlı meşini yapar ( O d . H e l e n e t a m bilinçli bir insandır. yani Kas­ t o r l a Polydeukes erkek kardeşleridir (Tab. b u n d a n H e l e n e çıkmış. niyetin ne. sevgili kaytnbabam. bak eriyip gidiyorum gözyaşı döke döke. kaba. Leda bir (ya da iki) yumurta d o ğ u r m u ş . hısım akrabamı. T e l e m a k h o s da Helene'ye b u n d a n böyle bir tanrıça gibi t a p a ­ cağını söyler (Od. tanrıça. en sıcak. IV. Ancak H o m e r o s ' u n r o ­ m a n c ı d a n farksız derin psikolojik görüşüyle anlaşılabilir. "Köpek gözlü" der k e n d i n e . VI. iyi bir ev kadını ve sevgi dolu bir a n a gibi görü­ lür. H o m e r o s ' u n çizdiği H e lena portresine kimse bir şey ekleyememiştir. Paris'in yanına kendin git yerleş hadi. Sonrala­ rı efsane değişmiş ve L e d a ' n ı n yerini N e m e sis almıştır. III. 6 8 ) : Afi şu Helene bütün soyu sopuyla yok olaydı keşke.). 399 vd. halkoyunu ve H e l e n a ' n ı n başkalarınca eleştirilmesini de İ t h a k e çobanı E u m a i o s ' u n ağzından yapar (Od. Zeus'la Leda'nın ki zıdır. Paris'i eleş­ tirir. Nesnel düşünceyi. Ama d e ­ diğimiz gibi. can yoldaşlarımı bırakmasaydım. 104 vd. 2 6 1 vd. Çık. 172 vd. beni daha uzaklara. Nemesis. h e r yazar H e l e n a p o r t r e s i n e bir şey katmak istemiştir ve efsanesi aşağıd. H o m e r o s H e l e n a ü s t ü n e söylenecek ne var­ sa hepsini söylemişti. şirin Meionia'nın bakımlı bir iline götürmek mi? Oralarda.): Gene mi sensin. birinden H e l e n e ile Polydeukes. Odysseia'da H e l e n e saygın bir kraliçe. m e y d a n okur o n a (İl. 12). odasında h a n ı m hanımcık kumaş dokuyan. K a s t o r l a Polydeukes'in doğdu­ ğu. g ü n ü n birinde bir kaz oluvermiş. Efsa­ n e n i n başka anlatımları vardır: Zeus bir kuğu kuşu biçiminde Leda'nın kendisine yanaşmış­ tır. Ü s t ü n bir tavrı. Phrygia'ya.ı özetleneceği gibi büyüdükçe büyümüştür.). İşte Özetle H o m e r o s ' u n H e l e n e ' s i . Böyle olmadı ne yapalım ki.. Nemesis'in doğurduğu yumurtayı çobanlar bulup Leda'ya getirmişler. ya kölesi. H o m e r o s destanlarında bilinmeyen bir efsane. XV. En eski metinlerde bu böyledir. Kendi kendini suçlar. XIV.): hem saparım seni. okşar. H e l e n e bir Troya'lı gelin olmuştur. H e l e n e ' n i n Lekadai- . bunca insanın dizlerini kıran bu kadının kökü kurusaydı. T e l e m a k h o s babasını aramaya çıkıp M e nelaos'un sarayına varınca. Akha'larsa sert. P r i a m o s ' u n söz­ lerine şöyle karşılık verir (İl. Paris'in yatağına d ö n m e k t e n tiksinir ve tanrıçaya karşı gelecek kadar yiğit ve yü­ reklidir. Dioskur'lar). kızını d ü ş ü n e n ve özlem çeken bir ka­ dındır.).

anlamış ki günah işlemiştir ve ilk şiirini ikinci bir şiirle düzelttikten sonra gözleri açılmış. Tyndareos şaşırmış. VI. istemiydi bu.. Theseus kızı anası Aithra'nın yanına bırakmış (Aithra). Priamos'la Hekabe'nin oğlu. ı ao . Homeros destanlarında böyle bir öykünün izine bile rastlanmaz.). Theseus'un Helene'yi kirletmediği söylenir. ne yapacağını bileme­ miş. öbür yazarlar da bu­ nu pek açıklamazlar. Helene ona gönül verip kaçırılmaya razı oldu mu? Homeros da. Kassandra gibi Heienos da Apollon tanrının gözdesidir. Paris Helene'yi baştan çıkarmakta güçlük çekmemiş olacak. güzel kadını kaçırır. ne ka­ dar yiğit varsa hepsi istemişler güzellerin gü­ zelini. göz kamaştırıcı mallar da alıp götürür.mon'da Artemis'e sunu sunarken Atina yiğidi Theseus'un saldırısına uğradığı ve kaçırıldığı öyküsüdür. Odysseus ona bir öğüt vermiş: Helene kocasını kendi seçsin. Bütün bu uydurma efsaneler Homeros'un çizdiği Helena portresini karıştırmak ve boz­ maktan başka bir işe yaramamıştır. Tarihçi Herodotos bu anlatımı benimser. Priamos'un en küçük oğlu da armağanını almaya gelmişti. Helena üstüne uydurulan mistik bir efsane­ de de Helena'nın Akhilleus'la evlendiği ve ölümsüzlüğe kavuşup Karadeniz'de Leuke (Beyaz) denilen bir adada yaşadığı anlatılır. Öyle olmuş ve Helene Menelaos'u seçmiş. Helene'nin Mısır'da kalışı efsanesidir. sonra da gözleri kör olmuş. Helena da Troya savaşının sonuna kadar Mısır'da kalmış da. Helena'nın Mısır'da kaldığı ma­ salı İ. yanında hazineler. Yalnız Akhilleus daha evlenecek çağda olmadığı için talipler arasında değilmiş. Ö. sonra Menelaos ge­ lip onu almış. Paris'i Helena'dan yoksun etmek için tıpkı Helena'ya benzeyen bir kadın yaratmış ve Paris'i bu Helena görüntüsüyle Troya'ya göndererek. sonra kendisi Girit'e. Söylentiye gö­ re Stesikhoros Helena'yı kınayan bir şiir yaz­ mış. İlyada'dan sonraki efsanelerde oynadığı rol onu Homeros destanlarındaki kişiliğinden başka bir kişilikle gösterir. 219 vd. Ama asıl şaşırtıcı bir efsa­ n e . Paris Troya'dan konuk gelmiş Yuna­ nistan'a. Helene'yi kandırdı mı. ge­ rekirse savunmaya ant içsinler. yüzyılda yaşayan şair Stesikhoros'un "palinodia"sına. Atina'lılar Helene'yi kabul etmek istemedikleri için. sonra Menelaos'u evine alarak Deiphobos'u öldürür. Sözde Hera güzellik yarış­ masında Aphrodite'ye yenilmeyi sindirememiş. uzun bir süre Kıbrıs'ta kaldıkları anlatılır. Helena bir­ çok yerlerde tanrıça gibi tapım görürdü. çünkü arkasında Aphrodite vardı ve tanrıçanın buy­ ruğu. ama seçmeden önce bütün talipler seçeceği adamı korumaya. Yunanistan'da ne kadar kral oğlu. gerçek Helena'yı Hermes'in kı­ lavuzluğunda Mısır'da kral Proteus'un yanına yollamış. İki sevgilinin Troya'ya kadar olan yolculuğu üstüne kaynaklar çeşitlidir: Üç günde Anado- lu kıyılarına vardıkları. bir başkasına göre 99 kişiymişler. Ne var ki Paris Helene'yi tek başına kaçırmaz. Paris'ten sonra Deiphobos'la evlenir. bir efsaneye göre ona bir çocuk yapmış ve bu da Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı diye geçinen İphigeneia imiş (îphigeneia). IV. bir söylen­ tiye göre 29. Nitekim Helene'yi geri vermek söz konusu olunca hep bu mallardan da dem vurulmaktadır. Yurduna dönünce. Efsanenin amacı Helena'nm namu­ sunu kurtarmaktır. Bu efsanelerde Helena Yunanlıların çıkarına yardım eden ve bu uğurda Troya'ya her türlü kötülüğü yapan hain ve belalı bir kadın rolündedir. Öç Güzeller yarışmasında Aphrodite Troya'lı gence Helene'nin aşkını söz ver­ mişti (Paris). yok Fenike'de Sidon şehrine uğradıkları. Bu­ nu Euripides "Helene" adlı tragedyasında iş­ lemiştir. Helene Lakedaimon'da mutlu bir ömür sü­ rerken. 16). Katreus'un cenaze törenine gitmek zorunda kalır (Katreus). Menelaos onu bir süre konuklar. Heienos. Odysseus'a bu hizmetine karşılık İkarios'un kızı Penelopeia'yı vermişler (îkarios). Paris de Helene ile baş başa kalın­ ca. Bir süre son­ ra. babası Tyndareos başı­ na iş açacağa benzeyen kızını evlendirmek is­ temiş. Theseus'la arkadaşı Peirithoos'un yeraltı ülkesine inişlerinden faydalanarak Dioskur'lar gelip kız kardeşlerini geri almışlar. Akha'lara kapıları açar ve Troya katliamını kö­ rükler. yani kendi bir şiirini yalanlamasına dayanmaktadır. yalnız Odysseia'da Helene'nin dönüş yolunda Menelaos'la birlikte Mısır'a uğradıklarından söz edilir (Od. Talipler kalabalık gelmişler. Kassandra'nın ikiz kardeşi (Tab.

savaşta da. Olympos'lu Apollon'dan ayrı bir tanrı ya da doğal bir güç. Priamos onu da öbür oğulları gibi hor gö­ r ü p tersler ( İ l . Okeanos'la Tethys'in kızı Perseis'le evlenir. herbirinin olağanüstü bir kişiliği ya da talihi var bu çocukların: Büyücü Kirke. Bundan sonraki öyküle­ ri de karışıktır: Şehir düştükten sonra ölüm­ den kurtulmuş. Başı. Minos'un karısı Pasiphae. 4 4 . 4 ve 8). 7 6 . dinsel konularda da Hektor'a öğütler verir ve Hektor yaşadıkça yiğitçe çarpışır. Akha'ların bilicisi Kalkhas. Zo­ ra ve rüşvete dayanamayan Helenos şu üç koşulu bildirir: Akhilleus'un oğlu Neoptolemos savaşa katılır. Aietes'i tahtından atan. Başka bir efsaneye göre tahta atın yapılıp surlardan içeri alınmasını salık ve­ ren de Helenos'muş. Troya'lı önder Antenor'un oğlu. Odysseus onu bulmak ve ağzından söz almakla görevlendirilmiş. İalysos ve Kamiros şehirle­ rini kurmuşlar. birçok çocuğu olur. Helena'ya kimin koca olacağı tartışıl­ mış.ikisine de tanrı bilicilik yetisini vermiştir. şehir düşecektir. dönüşümleri bu so­ nuçlarının cezaısı olmuş (Phaeton). 260 373) . Phaeton'un kız kardeşleridir (Tab. Phaeton da H e lios'un oğlu sayılır. Ama agabeysi öldükten son­ ra. X X I V . o ölünce karısı Andromakhe'yi almış da onunla bir oğlu olmuş. Vergilius "Aeneis" destanında Helenos'u Epir bölgesinde kral olmuş ve İtal­ ya'ya gitmek üzere oradan geçen Troya'lıları iyi karşılar gösterir. Akha'lar Pelops'un ke­ miklerini ve Palladion'u ele geçirirlerse. Heliosogulları Güneş tanrının Rhodos adlı nympha'dan olan yedi oğludur (Tab. V I I . 249). ama yeğeni Medeia'nın eliyle öldürülen Perses. Selene ( A y ) ve Eos (Şafak) (Tab. Söylentiye göre Phaeton'a Güneş'in araba­ sıyla atlarını veren. İlyada'da "bilicilerin en iyisi" diye sözü geçen Helenos. Nitekim Homeros'un Odysseia destanın­ da bile Helios yardımcı bir tanrı sayılır ve Odysseus'un arkadaşları sığırlarını kesince kendi öcünü kendi alamaz. X I I . Yeryüzü Okeanos ırmağı üstünde yüzen bir tabak gibi tasarlandığı için Helios'un gece batıda batıp sabah doğudan dog­ ması olağan sayılırdı. Phaeton Zeus'un yıldırımıyla vurulunca Helios kızları içi­ ne düştüğü ırmak kıyısında gözyaşı döke dö­ ke kavak ağacına dönüşmüşlerdir. Klymene de Helios kızlarını. Paris ölünce. Hepsi usta gök bilginleriymiş. ya­ ni güneşin ta kendisi sayılır. Troya'nın ancak Helenos'un bildireceği koşullar altında düşeceğini söyleyince. Heliades (Heliosoğulları). Helenos küsmüş ve İda dağına çekil­ miş. Helenos'a değgin efsaneler asıl İlyada'ya konu olan olaylardan sonra başlar. onu Trakya Khersonnesos'unda (Geli­ bolu yarımadası) "Köpeğin mezarı" denilen yerde gömmüş. Titanlar so­ yundan olan Helios. bazıları Istanköy. Helikaon. V I . Yorgun atlarını Okeanos sularında yıkadıktan sonra doğudan batıya aynı yolu ertesi günü gene izler. Ama Priamos Deiphobos'u se­ çince. Gök bilimi ilerledikçe güneşi simgeleyen Helios'un önemi azalmış­ tır. Helios'a Rhodos adlı nympha Heliosogullarını doğurur. Sonra Neoptolemos'un yanı­ na sığınmış. Helios. Helenos'la küçük kardeşi Deiphobos ta­ lip çıkmışlar. Gözyaşlarından amber taneleri meydana gelmiştir. Güneş tanrı ile Okeanos kızı Klymene'nin çocukları. Priamos'un kızı Laodike'nin kocası. Helios güçlü kuvvetli ve çok yakışıklı bir de­ likanlı olarak canlandırılır. Gaia ile Uranos'un çocukları Hyperion ve Theia birleşirler. 8). üç göksel varlık meydana getirirler: Helios (Güneş). Hekabe ile birlikte Trakya'ya gitmiş ve anası acısından bir köpek haline ge­ lince. Zeus'a başvur mak zorunda kalır (bkz. bazıları da analarının adını verdiği Rodos adasında kala­ rak orada Lindos. böylece yok olmasına yol açan Helios kızlarıymış. Bunlar h e p sonradan uydurulmuş ve Troya kral soyuna leke getirmek için Yunanistan'da düzülmüş masallardır. Helios. Helikaon kardeşleriyle birlikte Troya yıkımından kurtulur ve Antenor ve Pulydamas'la birlikte kuzey İtalya'ya göçer (Antenor). Od. saç biçimin­ de ışınlarla çevrilir. bazıları Midilli. Heliadai (Helios Kızları). ama günün birinde aralarında anlaşmazlık çıkıp birbirlerine düştüklerinden. En eski inançlara göre Helios ateş saçan çok hızlı atların çektiği ara­ basıyla her sabah Şafak'tan hemen sonra Hindistan'dan yola çıkıp gökteki yörüngesine girer ve akşam da Okeanos ırmağına dalar. 8). Kolkhis kralı Aietes.

369 vd. Hellen. ama bir efsaneye gö­ re. Zeus'la Hera'nın yatak odası. Olympos'luya karşı gelmek çok zor. Poseidon Helle'yi sevmiş. Thetis Hephaistos'un evine gelince. ( 2 ) N İ T E L İ Ğ İ . Ve Hephaistos en usta sanatçısı oldu gökler tanrısı Uranos torunlarının. çıkmayı beklemektedir. Zeus'un Athena'yı kafasından çıkar­ masını kıskanmış da. Ama hiçbirinin elinden gelmeyen işler gelir Hephaistos'un elinden: Her türlü madeni iş­ leyip olağanüstü güzellikte eserler yaratması­ nı başarır topal tanrı. Seni çok severim. 5). Hephaistos. birazcık canım kalmıştı. öteki içeride.): . Hesiodos'a göre Nyks ile Hemera Tartaros'ta. 599): Kojtu durdu oradan oraya soluya soluya. attıydı tanrısal eşikten aşağı. Tepem atsa bile koşamam yardımına. Bir gün sana yardım etmek istedimdi hani. topallığı yüzünden anası Hera'dan neler çektiğini anlatır. Hera topal oğlundan utandığı için onu dokuz yıl Okeanos ırmağının yanında saklamıştı (İl. ikisi hiç bir arada olmaz içeride: Hep biri dışarıda. Tanrılar ünlü topalı görünce kahkahayı atarlar (İl. o her şeyi gö­ rür. Çanakkale Boğazına adını veren Helle'nin efsanesi Argonaut'lar bölümünde anla­ tılmıştır (Argonaut'lar). hem çirkin. Hephaistos. Tufan­ dan sonra Tesalya'ya yerleşir ve bir dağ nympha'sı olan Orseis'le evlenir. Orada buluşup selamladır G e c e ' y / e Gündüz tunçtan büyük eşiğe ayak basarken. XVIII. 586 vd. yani yeraltında buluşur­ lar (Theog. bu yüzden de hor görülür tanrılarca. 748 v d . öteki Uyku'yu taşır kollarında. 927 vd. Ksuthos ve Aiolos diye üç oğlu olur. örneğin Aphrodite ile Ares'in gizlice se­ viştiklerini (Od. şarap tanrı da Hephaistos'u bir eşeğe bindirip öyle getirir Olympos'a. görmek istemem dayak yediğini. Hesiodos süreci şöyle-anlatır (Theog. ha çıktı ha çıkacak. Biri ellerinde götürür ışığı sayısız gözlerine insanların. kurtulamaz bir daha. yani bütün Yunan ırk ve boylarının atası sayılan efsanelik kişi. Hellen. Sintiler yerden kaldırdılardı orada beni. yeryüzünde. Topallığının nedenini Ilyada'da kendi anlatır: Troya savaşı konusunda Zeus'la Hera arasında kopan bir kavgayı yatıştırmaya çalı­ şır ve Hera'ya şöyle der ( İ l . tanrılarda gürül gürül bir kahkaha (coptu. ne yapayım. yakaladıydı beni bacağımdan.): Hera tanrıça kimseyle sevişmeden. Ama Hephaistos aynı öyküyü başka türlü anlatır îlyada'nın bir başka bölümünde: Thetis oğlu Akhilleus için yeni silahlar istemeye gelince demirci tanrıdan. Ölüm 'ün kardeşi Uyku 'yu. İon ve Akha boylarının ataları sayılır (Tab. X V I I I . bunlar da Dor.. Düştüydüm Lemnos adasına. bağrına taş bas. (1) DOĞUŞU. yalnız öfkeden ve kocasına hıncından ünlü Hephaistos'u doğurdu kendi kendine. ) .): Aldırma anacığım. Hephaistos'u yaratmış. onunla birleşerek üç çocuk anası yapmıştır onu. Biri konağa girerken öteki çıkar. Deukalion'la Pyrrha'nın oğludur. işliği şöyle tanımlanır demirci tanrının ( İ l . Gündüzü ve gün ışığını simgele­ yen Hemera. (Orion). Helle. I. Hemera. 270). körlerin gözünü açar vb. anası­ na gönderir. Dionysos'u gönderirler. Hephaistos hem topaldır. yuvarlandım gittiydim tam bir gün. ama oturur oturmaz da zincirler onu kıskıv­ rak sarar. Aither ( E s î r ) ise onun kardeşidir. 20). yani Gece'nin k ı z ı d ı r . Hera da tahtın üstüne oturur.Helios dünyanın gözü sayılır. V I I I . Olympos tanrılarının evleri onun usta ellerinden çıkmadır. Aiol. I. Hellen'lerin. Bu niteliğiyle Olympos tanrıları arasında tektir. Zeus ile Hera'nın oğludur. sık dişini. Doros. Olympos tan­ rıları Hephaistos'u çağırmak zorunda kalır­ lar. sisli karanlığa bürülü belalı Gece. Khaos'tan çıkma Erebos'la Nyks'in. batan günle. Bir anlatıma göre Helle denize düştükten sonra tanrı Poseidon tarafından kurtarılmıştır. Hera onu kendi kendine doğurmuştur (Tab.). 394 vd. Hephaistos bunun öcünü anasından alır: İçine zincirler sakladığı bir taht yapıp.

H e p h a i s t o s tanrılar arasında o d u r : Sa­ n a t ı n ve işçiliğin yüceliği simgelenir onlarla. a m a ne tuhaf ki İonyalı koca şairin çizdiği H e r a portresi t u t u n m u ş . inatçıdır. kin. a m a h i ç ­ bir işi açık değildir. Bir süngerle sildi iki elini. hırçın. Dayayacaktı onları sarayının dik duvarına. kendi kendilerine girsinler diye tanrıların toplantısına. 4 1 0 vd. kan ter içinde gidip geliyordu o yandan bu yana. her üçayağın altına altın tekerlekler koymuştu. onları yapıyordu Hephaistos. y ü z ü n ü .evine vardı. çarpık bacaklı tanrı yapmıştı bu evi. H o m e r o s ' u n Odysseia desta­ n ı n d a ozan D e m o d o k o s Aphrodite ile evli olan H e p h a i s t o s ' u n başına gelenleri anlatır: Ares'le aldatıldığını bilen t o p a l t a n r ı bir za­ m a n l a r anası H e r a ' y a yaptığı t a h t gibi. h ı n ç ve geçimsizlik havası yan­ sıtan sevimsiz bir tanrıçadır. sonra gene gerisin geri eve dönsünler diye. kıs­ k a n ç . kinim. topladı tekmil araçları gümüş bir sandıkta. H e p h a i s t o s mucizeler ya­ r a t a n bir ustadır. P r o m e t h e u s ' u Kafkas dağının tepesine o çıkartır ( P r o m e t h e u s ) . silah ve yet­ kilerini kötüye kullanmaktan ç e k i n m e z . yaldızlı bir evdi bu. çevik ayaklı diye. Bu eşsiz parçayı. Yunanistan'da yaratılan efsanelerinde aynı tiple karşımıza çıkmaktadır. sakat doğmuşsam. H e r a . d a h a da üstün ve şaşırtıcı bir m e t i n olan Akhilleus'un silahları­ n ı n anlatılması izler. sevdi onu. H o m e r o s destanlarında "inek gözlü". işe koyulması şöyle anlatı­ lır (XVIII. üstündü öbür ölümsüzlerin evlerinden. bir işli halkaları vardı takılacak. Zeus'un eşi. İlyada'da Kharit'lerden Kharis. hasır altından su yürütür. yakışıklı. tunçtan. XVIII. Hephalstos'u körükleri arasında çalışır buldu. çıkarlarını d a h a ileri bir kültürün simgesi Ege ve Anadolu'ya karşı sa­ vunan. din ve dünya görüşlerini. bayağı işlere bir bakın! Zeus'un kızı Aphrodite hor gördü beni. bu yüzden kişiliği ve efsaneleri h e p bir kavga. H e p h a i s t o s Akhilleus için yeni silahlar y a p ­ maya söz verince. Körük/erin/ateşin içinden çekti. Ü n l ü topalın avaz avaz ba­ ğırarak dile getirdiği öfke o n u n kişiliğini açığa vuracak niteliktedir (Od.): Soluyan topal yaratık örsten uzaklaştı. h e r z a m a n ve özellikle za­ manımızda örneklerine çok r a s t l a n a n varlıklı ve benci! burjuva kadınını simgeler.): . aldı eline koca bir değnek. "ak kollu" ya da "altın t a h t t ı " diye nitelenen H e r a (yahut H e r e ) tipik bir G r e k tanrıçasıdır. görülmeye değer şeylerdi bunlar. dövüyordu bağlarını. bu se­ fer de İki sevgiliyi '»fll. birden u y a n a n t a n r ı şöyle çıkı şır karısına (ti. topalım diye hor gördü. yok olmaz. Hera'yı kocası Zeus'un ağzından dinleyelim (İl. babamda. 4 0 7 ) : Çok değil Here'ye öfkem. gizli kapaklı yapar ne yaparsa. her işime engel olmak onun huyu. b e n ­ zetmek gerekirse. XV. sevgi ve nef­ retleri hiçbir mantığa d a y a n m a z . üçayak yapıyordu tam yirmi tane. Bütün kusurla­ rıyla kadını canlandırır Hera-. şu gülünç. H e s i o d o s Kharit'lerin en kü­ çüğü Aglaie (parlak a n l a m ı n a gelir) ile evlen­ diğini söyler. 3 0 6 vd. Daidalos insanlar arasında neyse. bir entari giydi. 14 vd. kabahat anamda. hazırdı. hiçbir çalışan insanın böyle canlı bir t a n ı m l a n m a s ı b u l u n m a z ilkçağ yazınında. güçlü boynunu. yani Zarafet'in kendisiyle evli olarak gösterilir (İl. 3 8 2 ) . tanrıların kraliçesi ulu H e r a ' y a bu damga­ yı basan H o m e r o s ' t u r . Troya savaşını tuttuğu Akha'lardan yana çevirebilmek için Zeus'u baştan çıkarıp uyul tuktan s o n r a . kabahat bende değil. sevdi Ares'i. L e m n o s ' a gidiyormuş gibi evinden ay­ rılır ve d ö n ü ş ü n d e Ares'le Aphrodite'yi kıs kıvrak bağlı bulur. İlk kadın P a n d o - r a ' n ı n bedenini kilden y o n t a n odur (Pandora). Yirmi tane üçayak bitmiş. beni dünyaya getirmeselerdi! Hephaistos rol Erikhthonios efsanesinde de oynar (Erikhthonios). yani Yunanistan yarımadasının ırk.il İçine alacak bir yatak Gümüş ayaklı Thetis Hephaistos'un yapar. (3) EFSANELERl. VIII. çıktı topallaya topallaya kapıdan dışarı. Güzellikten hiç n a s i p al­ m a y a n H e p h a i s t o s aşktan yana da p e k talihli olmamıştır. cılız bacakları seğirtiyordu altında. şoy. düzen kurar. Dırdırcı. Değil bir t a n r ı n ı n . kıllı göğsünü sildi. XVIII.): Zeus baba ve hep var olan öbür m u t l u tanrılar gelin.

Bir efsaneye göre bu düğün Batı Kızlarının (Hesperides) bahçe­ sinde olmuştur. öyle bir aşkı ilk birleştikleri gün duymuştu. Tanrıların tanrısı oğlu Ares'te anasının kusurlarının tıpkısını görür (Ares). Hera da Okeanos kıyılarında bu­ lunduğu sırada elmaları kendi eliyle Batı K ı z larının bahçesine ekmiştir. ama sonra da düğünleri törenle kutlanmıştır. Bu kötülüğün meyvesini sen toplayacaksın önce. Zeus Hera'ya bu cezayı Herakles'e ettiği kötülük yüzünden vermiştir. uğrattın orduyu bozguna. her şeyi keskin ışıklarıyla gören güneş bile. Babası Kronos onu da doğar doğmaz yutar. a n a . insanlar görecek diye korkma. kültte de sık sık tekrarlanır bir motiftir. doyasıya. 152353): Hera kocası Zeus'un İda dağından Troy. Okeanos kıyısında de­ niz tanrıları çiftini barıştırmaya gittiğini ve ö n ­ ce kocasına haber vermek.. 200 vd. söylerse öbür tanrılara? Bir daha ayak basarnam senin evine. Hera çocukluğunun dünyanın ucunda. Zeus eşine nereye gittiğini sorar. bunu önlemek için. Destanın bu eş­ siz parçasını özetlemeye değer (İl. . babası Zeus'a karşı korumaya çalışan Hephaistos bile H e ra'dan neler çektiğini unutamaz (Hephaistos). Zeus'la Hera evlenmeden de sevişmişlerdir. aldı karısını koynuna. bir örs bağlamıştım iki ayağına. Anası Rheia Titan'lar savaşı sırasında inek gözlü tanrıça Okeanos'la Tethys arasında çı­ kan bir kavgayı yatıştırmak için batı kıyılarına gitmek ister. Zeus tanrıçalar arasında Hera ile son olarak evlenmiştir.).. Kronos'la Rheia'nm kızı ve Zeus'la öbür Olympos'lu tanrıların kız kardeşidir (Tab. güneş bile onu geçip göremez bizi. ne yüzle çıkarım bu yataktan dışarı? Hera'nm sıradan bir kadın gibi kendi koca­ sıyla yatmaktan çekinmesini. Epey naz eder.ı savaşını yönettiği ve basanını] Tro- ya'lılarda olduğunu görür. 5). XIV. Zeus dünya egemenliğini paylaştıktan sonra. biz uyurken gider. Sonra sayar bir bir yattığı ölümlü ve ölüm­ süz kadınları. Hesiodos'a göre. bugüne dek ne bir tanrıçaya. Zeus dayana­ maz. dedikodudan korkmasını Zeus gibi biz de hayretle karşıla­ yalım. ne olur Here. Hera ses çıkarmaz. XIV. gidip dag başında onunla sevişmeyi ge­ çirir aklından. En büyük tanrı çifti arasındaki kutsal düğün (hieros gamos) efsanelerde de. ama içine bal damladığı besbellidir. H A Y A T Ö Y K Ü S Ü . ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni. savaş dışı ettin tanrısal Hektor'u. seni bir güzel pataklayayım da gör. o da ma­ sum tavırlar takınarak. o bahçeden gelen altın elma­ ları da Gaia Hera'ya düğün hediyesi olarak vermiştir. onu da göğsüne taktıktan sonra Uyku tanrıyı baştan çıkarır ve onunla birlikte Gargaros doruğuna varır: Bulutlar devşiren Zeus onu gördü. sarıldı. sonra da kusar. Unuttun mu seni havalarda astığım günü. savaşı filan unutup açığa vurur duygula­ rını: Sonra da gidersin oraya.Amma da düzen kurdun. çözülmez bir altın zincir vurmuştum ellerine. sonra Aphrodite'den sevgiyi tutuştu­ ran büyülü memeligini ister.. Böyle dedi. yatalım gel. Her neyse. Okeanos'la Tethys tanrılarının yanında geçti­ ğini İlyada'da kendi anlatır (İl. utangaç tavırlar takınır: Korkunç Kronos oğlu. babalarından gizli çıktıkları gün yatağa. sarmaş dolaş olalım yatakta. gider odasında önce bir güzel süslenir. asılı kalmıştın havalarda. Hera'yı kendine eş alır. Öbür tanrılar da aşağı yukarı Zeus gibi düşünürler. ( 1 ) DOĞUŞU. taptaze lotos bir halı serdi toprakla aralarına. Zeus buna da çare bulur: Tanrılar. İlyada'da İda dağı­ nın Gargaros tepesindeki birleşme sahnesi de böyle bir kutsal düğündür. göz göre göre? Ya hep var olan bir tanrı görürse bizi. Hera. ne biçim söz çıktı ağzından? Yatağa yatıp sevişmemizi nasıl istersin ida dağının tepesinde. bulutlar arasında. altın gibi bir sisle örterim dört bir yanımızı. Anasını. yola gelmez Here.. ondan izin almak için buraya geldiğini söyler. tanrısal toprak yumuşak bir çimen saldı. görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını.

kahramanlıklar yapmaya zorlayan Hera'dır. Kızı Eileithyia ile doğumlara gözcülük eden tanrıça Hera'nın en sevdiği kuş tavus kuşu­ dur. Bir efsane Menelaos'u ölümsüz kıldığını anla­ tır (Menalaos). İ l k doğduğu günden beri peşini bırak­ mayan Hera'nın kin ve öfkesi son demine kadar da rahata kavuşturmaz onu. soyunun H e doğan çocukların yakasını bırakmaz. Teiresias'ı kör etmekte rol oynar. Oysa kendisi trajik bir kişidir: Kahraman olmayı kendi seçmemiştir. Hera Argonaut'lar seferinde Argo gemicile­ rine yardımda bulunmuş. Herakles'e bü­ tün işleri. Herakles adının "Hera'nın ünü" anlamına geldiğini İ l e ri sürerlerse de "heros" yani kahraman söz­ cüğü ile ilişkisi daha akla yakındır. onlara karışır. Ama böylece büsbü­ tün arınıp ölümsüzlüğe kavuşur. Asıl adı Alkides. sardı onları güzel bir altın bulut. . yiğidi ata olarak benimseyen birçok Herakles. Anadolu ve İtalya'da da ba­ ruya efsanesi yoktur.soylara verilmektedir (Tab. Herakles kor. Adı Herakles'in bile "Hera'nm ünü" anlamı­ na geldiğini ileri sürenler bile vardır (Herakles). ama Zeus'un aşklarında zı soylar Heraklesoglu adını almışlardı. tanrıçanın lo'ya bekçi koyduğu Argos'un yüz gözünü simgelermiş (Argos). Göz göz tüyleri. yani Yunan ve Latin mythos yazarlarını sonsuzca esinleyen efsanelik bir kişi. 13). Örne­ rol oynar. tatlı bir halı. H e rakles de erkek olarak odur. sümbüllerden. Bu ad. îksion). buluttan ç i y damlaları akıyordu pırıl pırıl. îno ve Athamas. Epaphos. H e rakles köledir. Herakleidai. safranlardan. Herakles öl­ dükten sonra. ömürle­ rakles'in Omphale ile birleşmesinden meyda­ ri boyunca kini. arala­ us'tan yardım görürler ve düşmanlarını bir bir rında otlar fışkıran tepsi gibi serilmiş. Üç Güzeller yarışmasında birinciliği kazanamaması Paris'e ve Troya'ya dinmez kinin bir nedenidir. sonunda Atina'da yiğit TheseBugün de Kazdag'ın tepesine çıkın. çıldıracak gibi olur. ama Zeus Hera'nın buluttan bir görüntüsünü yaparak onu aldatmıştır (Prophyrion. tersine onu dizgine vuramadığı için. Helene kadın olarak neyse. tanrı vergisi kuvvetinden de zevk duymaz. İ l k ve na geldiğini ileri sürer. koca­ yenerek Yunanistan'da ve özellikle Pelopoman. onu büyüttüğü için oğlu Akhilleus'u tutar (Thetis). öte yandan Akhilleus'un anası Thetis'i kıskandığı halde. Heraklesoşilli halıların üstünde tanrıların seviştiğini ge­ gullarının Yunanistan'da tutunması Dor ırkı­ çirirsiniz aklınızdan. Sonra Pythia ka­ hini adını değiştirir. o sıra Zeus devi şimşekle yere sermiş. yalnız Herakles'in oğullarına ve torunlarıne değil . dümdüz taşlar görürsünüz ve bu aklı ye­ nez'de egemenliği ele geçirirler. Devlere karşı savaşa katılmıştır. lo. İnsanın do­ ğaya karşı yenilmez saldırma ve dayanma gü­ cünü simgeler. insafsız bir efendinin buyru­ ğunda ömrü boyunca çalışmak onun kara ka­ deridir. Yemiş olarak narı. yani dedesi Alkaios'tan gelme bir soyadıdır. Eurystheusogullarını da ezme­ ye çalışır. kahramanlıkları zorla yaptırılır. Hera'nın doğrudan doğ­ nına yankısıdır. istemeyerek suç işler ve dengeyi bir türlü bulamayıp kendin­ den geçer. hele bu aşklardan ğin Lydia kralı Kroisos (Karun). öfkesiyle i z l e r onları. Bu sırada Porphyrion ona tutulmuş ve elbisesinin ucu­ nu yakalayarak onu kendine çekmek istemiş­ tir. ( 1 ) ADI. Tam işleri bitmişken korkunç bir yanlışlık yüzünden ca­ yır cayır yanar ve ölür. Roma kralı Tarquinius en büyük kurbanı. tehlikeli geçitleri geçmelerini sağlamıştır (Argonaut'lar). doğanın insanın başına saldığı afet ve musibetleri yok etmekle insanlığa sonsuz iyili­ ği dokunur. nın Peloponez'i ele geçirmesinin efsane ala­ ( 2 ) E F S A N E L E R İ . Dionysos ve Tityos efsanelerinde. Alkmene'nin Zeus'tan d o ­ da Herakles'in bir oğlunu atası olarak kabul ğurduğu Herakles'tir. Roma'da Hera tanrıça İuno ile bir tutuldu (tuno). Heraklesoğulları bu yüzden oradan oraya sürünür. yahut Heraklesoğulları. Ne var ki Grek boylarının ve özellikle Dor'ların kahramanlık görüş ve anlayışlarını kişiliğinde toplayan Herakles bir çeşit ulusal kahraman olmuştur. uzanıverdi ikisi de halının üstüne. Güçlü yiğidi üst üste ederdi. İ k sion da Hera ile birleşmek istemiş. çiçek olarak zam­ bağı severmiş. Yaptığı işler h e p iyiye dönük­ tür. Ne var ki yalnız Yunanistan kral aileleri değil.

( 3 ) H A Y A T I . Elis kralı Augias'ın ahır­ ları dağ gibi üst üste yığılan gübreden kullanıl­ maz olmuş ve gübresiz kalan toprağı da bet bereketini yitirmişti. Eurytos ok atma­ sını. Bu kızlardan elli tane oğlu ol­ muş (Thespios). Alkmene'yi de aldatarak elde eder. Augias'm ahırları. Hera kızı ebe tanrıça Eileithyia'ya onu yedi aylıkken hemen doğurtur ve Alkmene'nin do­ ğumunu geciktirir. G e n e Arkadia'da Stymphalos gölünün üstünde gagala­ rıyla pençeleri tunçtan. Eurystheus olur (Eurystheus). Bir gün at adamlarla tartışmaya girip birçoklarını öldürmüş. Thebai kralı Kreon ödül olarak kızı Megara'yı vermiş yiğide. Altın boynuzlu. Arkadia'nın Erymanthos dağında korkunç bir yaban do­ muzu varmış. sonunda okla yaralayarak onu ya­ kalamış ve omuzlarına yüklenerek götürmüş. Lerna ejderi. Alkmene gebe kalır kalmaz tanrıça Hera ona karşı korkunç bir kıskançlık beslemeye başlar. Dokuz kafalı bir yılan olan "hydra" adlı ejderi Hera Argos bölgesindeki Lerna bataklığına salmıştı. O sırada Sthenelos'un karısı yedi aylık gebeydi. ( 4 ) H E R A K L E S 'İ N O N İ K İ İŞİ. 13). Eurystheus bu hayvanın kendi­ sine diri olarak getirilmesini buyurmuş. Zeus. Herakles zehir sa­ çan kafalarını bir bir koparmış ve ölümsüz olan kafasını da kocaman bir kayanın altına gömmüş. Athena tanrıça H e rakles'e bu kuşları ürkütmek için ziller ver­ miş. Bin zorla yüzdüğü postunu da kendine zırh etmiş. Herakles üstün bir eğitim görür: Amphitryon ona araba kullanmasını. Zeus'a söz verdirir ki Perseus soyundan ilk doğacak çocuk. insanlar üzerinde büyük bir egemenlik kuracaktır. Herakles de oklarıyla canavarları öldür­ meyi başarmış. Thespios da karşılık olarak elli kızıyla yatmasını sağlar yiğide. Sonra yaban domuzu­ nun peşine düşüp onu bir ağ içinde yakala­ mış. Kyreneia geyiği. Aşağıda saya­ cağımız işleri Herakles yalnız kollarının gücü ve silah olarak elinden hiç ayırmadığı topuzuyla başarmıştır: Nemea aslanı. Linos da güzel saz çalmasını öğretirler. Bu kadından da epey çocuğu olmuş Herakles'in. kendi çocuklarını bir bir öldürmüş. Typhon'la Ekhidna cana­ varlarından doğma bu aslan Yunanistan'da Nemea bölgesini kasıp kavuruyormuş. H e rakles de aylarca izlemiş canavarı. tunç ayak­ lı bu geyik Apollon'la Artemis'in koruduğu si­ hirli bir hayvanmış. öiümlü babası Amphitryon da Perseus'la Andromeda soyundandırlar (Tab. Apollon kâhini Pyllıi. Delikanlılık çağına gelince boyu boşu ve gü­ cü olağanüstüdür. Böylece Perseus soyun­ dan ilk doğan erkek Herakles değil. Erymanthos yaban domuzu.ı aracılığıyla yiğidin gidip Eurys- theus'un hizmetine girmesini bildirmiş. babasının ve kral Thespios'un ülkesinde korku salan Kithairon aslanını öldürür. Amphitryon). Eurystheus yiğidi küçük düşürmek için bu ağılları temizlemesini bu- . Thespios'un yanına sığın­ mış ve kendini bu suçlarından arındırmış. Herakles onu tam bir yıl kovalamış. On sekiz yaşında Amphitryon'un sürülerini beklerken. Eurystheus hayvanı görünce korkusun­ dan bir fıçının içine saklanmış. ama Hera bununla da yetinmemiş. yiğit onu okları ve topuzuyla alt edemeyince. o sırada da dağdaki at adam Pholos'un konuğu ol­ muş. Yiğit kendine gelince. Aynı ge­ ce Alkmene Herakles ve İphikles'e gebe kalır (Alkmene. Suçla­ rının kefareti olacak bu on iki yıllık hizmeti başarıyla sona erdirirse. Ne var ki avdan her gece yorgun argın dönen yi­ ğit yatağına giren kızların hep başka olduğu­ nu anlamamış. ama günün birinde Hera yiğidin cinnet getirmesini sağla­ mış. Iphikles avaz avaz bağırdığı halde. Hera Herakles'in elinden haklarını almakla kalmaz. Eurystheus'a vermiş.(2) SOYU. Herakles'in anası Alkmene de. Herakles yılanlara sarılır ve her elinde bir yılanı boğazından sıkıp bo­ ğar. Alkmene'nin atası Danae ile birleştiği gibi. insan etiyle beslenen korkunç kartallar varmış. ölümsüzlüğe kavuşacakmış. Stymphalos gölünün kuşları. Bundan sonra Thebai'lileri haraca kesen Orkhomenos kralı Erginos'la dövüşüp onu öldürmüş. kol­ ları arasına almış ve elleriyle boğmuş. sekiz aylık olup ikizi İphikles'le birlik­ te beşiğinde yattığı bir gün iki kocaman yılan gönderir çocukları boğmak için.

Cebelüttarık boğazını geçer ve anı olarak geçit yerine iki sütun diker (Cebelüttarık boğazına Yunanlılar Herakles sütunları derlerdi). Güneş de ona Okeanos'u geçmek için altın sandalını verir. Hesione). ama önce talibi ırmak tanrı Akheloos'Ia dövüşmek zorunda kalır. ora­ da bağlı bulunan Theseus'u kurtarır ve Kerberos köpeğini alıp yeryüzüne kaçırır. Hera'nın Zeus'la evlenirken düğün hediyesi olarak aldı­ ğı bu büyülü meyveleri Batı kızlarının bahçe­ sinde nympha'lar ve bir ejder korumaktaydı. Herakles bu azgın boğayı boynuzlarından yakalayıp Yuna­ nistan'a götürmeyi başarmış. ama dünyanın yükünü bir daha omuzlarına almayı istemez. Dev altın elmaları getirir. kadın kılığına sokup yün eğirmesini sağlar. Herakles'in başardığı en zor iş budur. Girit boğası. Trakya kralı Diomedes'in insan eti yiyen atları varmış. sonra kral Eurytos'un düzenlediği bir ok yarışmasını ka­ zanır. İtalya ve Trakya yoluyla Yunanistan'a döner ve sürüleri Eurystheus'a verir (Geryoneus. Omphae'den kurtulunca Troya'ya gi­ dip Laomedon'u öldürür. ama Laomedon söz verdiği atları teslim etmeyin­ ce. Libya çölünü geçerken Helios'a fazla sıcaktan ötü­ rü kızdığı için tanrıyı oklarıyla tehdit eder. Sonra Kalydon'a gidip Deianeira ile evlenir. Augias'tan öcünü alır. yiğit öç alacağını söyleyerek Troya'dan ayrılır (Laomedon. Orada boğa serbest bırakıldıktan sonra Marathon kapıla­ rında Theseus'un eline geçmiş. ama başarıları bununla bitmez. Gervoneus'un sürüleri. onu arındırmak istemeyen kral Neleus'a karşı savaşır. Dünyanın batı ucunda. hiçbir ölümlü­ nün geri gelmediği yeraltı ülkesine iner. Thebai'ye dönüşünde birinci karışı Megara'yı arkadaşı Ioalos'a verir. yiğitten Amazon'lar krali­ çesi Hippolyte'nin büyülü kemerini ister. Ama bu iş için sürülerinin onda birini vereceğini söyle­ yen Augias sözünde durmamış.) Batı kızlarının altın elmaları. Herakles onu aldatarak ka­ çar ve elmaları Athena'ya adar. Herakles Okeanos ırmağını geçmekte güçlük çeker. Sonra da ehlileşen hayvanları Mykenai'ye getirir. Eurystheus'un kızı Admete. Yiğit böylece dev Geryoneus'u. Herakles de kralı oğullarıyla birlikte öldürmüş. ya da başka bir anlatıma göre Olympos dağında vahşi hayvanlara par­ çalatır. Girit kralı Minos bir beyaz b o ­ ğasını Poseidon'a kurban etmek istememişti. Herakles oralara kadar gelir. orada dünyayı omuzlarında taşıyan At­ las'ı bir süre bu yükünden kurtarır ve elmaları almaya gönderir. onu öldürüp ölüsünü atlarına yedirir. Bunlar Herakles'in başlıca on iki işidir. giderken karısı Deianeira at adam Nessos'un saldırısına uğ­ rar. sürülerin bekçilerini öldürür ve sığırlan alıp götürür. Batı kızlarının bahçesini bulur. Laomedon'un kızı Hesione'yi deniz canavarının elinden kurtarır. Sparta'ya karşı bir saldırıya girişir vb. Herakles Nereus'tan izlemesi gereken yolu öğrendikten sonra. Okeanos ırmağının bir adasında Geryoneus büyük sığır sürülerini otlatmaktay­ dı. Herakles Diomedes'le çarpışır. Kaynatası Oineus'un şarap sunucusu Eunomos'u kaza ile öldürdükten sonra. Ne var ki bu sırada yiğit Kalydon avına ve Argonautlar seferine de ka­ tılabilir. Ares'in Hippolyte'ye armağanı olan bu ke­ meri almak için Herakles Amazon'lar kraliçe­ sini öldürmek zorunda kalır. ama kral bu yarışmanın ödülü olan kızı İole'yi ona vermez. Bu suçtan arınmak için Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetine girer: Bu kadın Herakles'i köle haline getirir. gene sür­ güne gitmek durumuna düşer. ülkeyi aç­ lıkla karşı karşıya bırakıyordu.yurmuş. Diomedes'in atları. Dönüşte yiğit Troya'ya uğrar. Herakles öfkeye kapıla­ rak Eurytos'un oğlu İphitos'u öldürür. Galya. çilesi de tüken mez. Eurystheus bu azmanı görünce ödü kopar. Amazon'lar kraliçesi Hlppotyte. Olympos tanrıları­ nın devlere karşı savaşlarına katılır. Kerberos'un ölüler ülkesinden kaçırılma­ sı. Yiğit oklarıyla onu yaralayınca Nessos öl meden Deianeira'ya büyülü bir iksir verir Trakhis'e yerleşen Herakles Eurytos ve oğul­ larını öldürmekle sözünde dıurmayankralı ce- . Hayvan Girit ekinlerini yok ediyor. tanrı da öç almak için bocayı kudurtmuştu. Hermes ve Athena'nın yardımıyla. yiğit de köpeği Hades'e geri götürüp bırakır. Herakles de Alpheios'la Peneios ır­ maklarının yataklarını değiştirerek sularını oradan geçirip temizlemiş ortalığı.

kişiliğini ozanlardan çok tragedya yazarları işlemiştir. ama hırsızlığı belli olmasın diye inekleri gerisin geri götü­ rür. Bir süre sonra Maia bir çocuk doğurur. Bütün öykülerini buraya almamıza olanak bulunmayan Herakles'in rol oynadığı bütün olaylar. 189e191d. gene masum bir bebek gibi kundağına . kendi de oradaki çalı çırpıdan ayağına tu­ haf sandallar örerek izlerini gizler. Şölen. sonra bu yüzden fazla güç ka­ zandıkları için tannlarca ikiye bölündüklerini anlatır. ancak öykülerine yerli bazı öğeler katılmıştır. Titanlar soyundan At­ las'la Pleione'nin kızı Maia'nın Zeus'la birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. Güneş tanrının Pieria ovalarındaki inek sürülerini bulur ve onlardan elli hayvan çalar.). ama H o m e ros destanlarından birkaç yüzyıl sonra Yuna­ nistan'ın Peloponez bölgesinde meydana gel­ diği besbelli "Hermes'e Övgü" adlı şiirde uzun uzadıya anlatılmıştır. Çok içen. Kutsal inekleri bir mağaraya kapattıktan sonra. Hermes'Ie Aphrodite'nin oğlu Hermaphroditos'un adı Salmakis efsanesinde geçmektedir (Salmakis). gi­ der.zalandırmış olur. Herakles'in Latince adı. kahramanlığın sim­ gesi olan Herakles hem kahraman. Hermaphroditos. hayvanı öldürür. Örneğin Cacus adlı devi ve ülkesine gelen yabancıların canına kı­ yan kral Faunus'u öldürdüğü anlatılırdı. hem de tanrı olarak tapım görmüştür. 5). karşılığında bir düve armağan edeceğine söz verir (Battos). ondan güzel sesler çıkarmakla eğlenir. Deianeira haberi alınca kendini asar. kızı lole'yi de alır. Tanrıların ve özellikle Zeus'un habercisi olarak görev alan Hermes. Erkek ve dişi cinsini kendinde birleştiren Hermaphroditos tipinden insanların atası olarak Pla­ ton da söz etmektedir. Olympos tanrılarının en renkli ve özgün kişilerinden biridir. Heraklesogulları denilen dölleriyle bütün Peloponez'e ege­ men olmuş. Hermes. ama doğduğu gün Hermes olağanüstü işlere girişmekle ka­ fa gücü ve yetenekleri tanrıların hepsini aşan üstünlükte olduğunu gösterir. sonra da gider. hem de di- şi olduklarını. Roma efsanesinde Yunanlıların Herakles tipi oldu­ ğu gibi benimsenmiş. böylece Yunanistan yarımadası­ nın atası sayılmıştır. Tutar inekleri Kyllene'ye doğru sürer. oğlu Hyllos babasının son buyruklarına uyarak yiğidi Oita dağının tepesinde kurulmuş bir odun yığının­ da yakar. insan­ ların en ilkel çağlarda hem erkek. Herakles'in adı hemen her destan ve şiirde geçerse de. ona gördüğünü kimseye söy­ lememeye yemin ettirir. Hermes'in asıl efsanesi doğuşu ve ömrünün ilk günleriyle il­ gilidir. Bebek Hermes beşiğinde kalmaz. insanın başına gelen afet ve belaları alt edip yenen yiğitlik ve yüreklilik simgesidir. beşiğe yatırılır. ka­ buğunu boşaltır ve koyun bağırsağından yedi tel gererek bir gitar yapar. Kıskanç­ lık içinde kıvranan Deianeira da ona Nessos'un kanına bulanmış iksirle ıslattığı gömle­ ği gönderir. Zeus'un oğlu Herakles'i kaçırıp Olympos'a götürdüğü ve Hebe ile evlendirip ölümsüzlüğe kavuşturduğu anlatılır. akşam olur olmaz kundağı­ nı çözer ve ayakları üstüne basıp olmayacak serüvenlere girişmek üzere yola çıkar: Magarının önünde bir kaplumbağa görür. elinde bir sazla Mu­ sa'lara karıştığı da görülürdü (Evandrus). Ro­ ma kralı Evandrus yiğidi konuklarnış ve şere­ fine bir tapınak kurmuş derlerdi. sözünde durmayanları cezalandıran. Yolda bir ihtiyara rastlar. hemen aklına bir cin f i k i r doğar. çok yiyen canlı ve iyi kalpli bir dev olarak tanım­ lanan Herakles Greklerin gözünde kötüleri. O sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek ister. Hermes. Gölgeli mağaraya sığınmış olan nympha'yı tanrılar tanrısı geceleri karısı Hera uykuya daldıktan sonra gelip bulur. Hercules. Çocuk kundaklanır. Yiğit gömleği sırtına geçirir ge­ çirmez korkunç acılarla yanmaya başlar. Hercules Roma efsanelerinde daha yumuşak bir kahra­ man olarak canlandırılır. bir bakıma da gül­ dürücü efsane homerik denilen. "Şölen" diyalogunda söz alan komedya şairi Aristophanes. Zeus Maia ile Arkadia'nın güneyinde Kyllene dağının bir mağarasında buluşmakta ve sevişmektedir. İ k i cins arasındaki tutku ve birbirleriy­ le birleşme isteği çok eski zamanlardaki bu birlikten dogma imiş (Plat. Fizik ve moral gücün. Bu eşsiz ve şaşırtıcı. adları başka mad­ delerde geçen kişilerle ilgili olarak anlatılmış­ tır. D O Ğ U Ş U VE E F S A N E L E R İ .

. konuyu Zeus'un yargıçlığına bırakmaya karar verir. V. o altın kakmalı tanrısal sandallar taşırlardı o n u denizin üstünde. başına d .ınl. babası gibi kurnaz. Zeus'un Typhon'la çarpışmasında bir düzen kurarak tanrılar tanrısını kurtarır (Typhon). Z e us'un buyruğuyla Hermes Argos'u öldürül (Argos) ve bu başarısıyla Homeros dest. 42 vd. koruyucu tav­ rından tanrı olduğunu anlar sonunda Priamos ( 1 1 . Aldı onu eline güçlü tanrı. sonra da Athamas'ın yanına bırakır (Dionysos).çok kutsal sayılan ilkçağın kilometre taşlarıdır. Kirke'nin büyülerine karşı koyacak bitkiyi de o verir yiğide (Od. 277-307). 331-469. ya da sınırsız topraklar üstünde yel gibi hızlı. Bir süre sonra Hermes P a n kavalını icat eder. uçtu gitti. Bebek pozundaki Hermes babası Zeus'un başına suçsuz olduğuna ant içer. Bundan böyle bütün buyruklarını tanrıla­ ra da. Savaşlarda da yardımı dokunur: Devler savaşında Hades'in başlığını takıp gö rünmez hale gelir. Pek güvenilmeyen bir kaynağa göre de. karşılığında Hermes'e kerykeion denilen sihirli altın değ­ neği verip kavalı alır. Bu görevde Hermes'e Psykhopompos. isterse uyandırırdı onları derin uykudan. insanlara da Hermes aracılığıyla ulaştı­ racaktır. Apollon mağaraya gelince Hermes'in yaptığı gitarı görür. Paris'e altın elmayı verip yargıçlık etmesi buyruğunu o ulaştırır. Efsaneye göre birçok çocukları olur: Biri Odysseus'un kaynatası Autolykos'tur.. Sabah Apollon günle birlikte doğunca sürülerinin eksikliğinin farkına varır ve ihtiyar Battos'ü sorguya çekip gerçeği öğrenir. Hermes çobanlar tanrısı Pan'ın da babasıymış. en kurnaz ve en canlısı olan Hermes'i Zeus kendine ulak olarak se­ çer.martı gibi. Hermes hırsızların olduğu kadar. tüccarla­ rın da koruyucusudur. Hermeias da bin bir dalganın üstünde öyle gidiyordu. sazı alıp inekleri bı­ rakmaya razı olur. 679-694). Güzelim sandallarım bağladı ayaklarına. Ölülerin ruhlarını Hades'e götürmek de Hermes'in görevi olacaktır. Zeus'un İo'ya sevgisini kıskana­ rak k ı z ı bir ineğe dönüştürmüş. Odysseus'u Kalypso'nun el­ lerinden kurtarmak için araya girdiği gibi. ı bekçi olarak yüz gözlü Argos'u dikmişti. Bu değnekle Hermes habercilerin ve hırsızların kralı olur.ı rında çok geçen. isterse büyülerdi onunla gözünü insanların. Kararı şudur: Hermes inekleri nerede sakladığını gösterecektir. Pierie'yi geçip indi havadan denize.ki bunlar bir tanrı büstü ve phallos simge­ sini taşıyan yuvarlak kaidelerdi . llyada'da çok güzel bir rolü vardır kllavui tanrının: İhtiyar kral Priamos'u Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'un barakasına götürür ve getirir.): . Oğulları­ nın en sivri akıllısı. böylece dev Hippolytos'u öldürür.girer. G e ­ lip Hermes'i beşiğinde bulur ve inekleri geri vermezse Tartaros'a atacağını söyler. Arkadia dağlarında Odysseus'un karisi Penelope ile birleşip üretmiş onu . çıkar­ dığı güzel seslere bayılır. Adının ka­ rıştığı en önemli serüven İo efsanesinde ge­ çer: Hera. Akhilleus'un seyisi genç bir delikanlı kılığına girdiği halde. Hermes'in birçok efsanelerde rolü vardır: îda dağına Öç Güzeli o götürür. Apollon syrinks deni­ len bu güzelim kavalı da ister. Homeros destanlarında Hermes'i bu göre­ vinde görürüz: Odysseia'da Odysseus'u yıllar­ dan beri mağarasında alıkoyan Kalypso'ya Zeus haber ulaştırır. Bu haberi nympha'ya götürmek için Hermes yola çıkar (Od. Apollon buna gülmernezlik edemez. Phriksos'la Helle'yi Yunanistan'dan Anadolu'ya götürerek altın postlu koçu N e phele'ye o verir. yiğide bir sal yapsın da onu yurduna göndersin diye. X. yani ruhlar kılavu­ zu adı verilir. ama asıl yararı yolcula­ ra dokunur: Yollara dikilen Hermes heykelle ri . ama tam anlamı çözüleni'' yen Argeiphontes ek adını alır. Aldı eline değneğini. balık aularken ağır kanatlarını köpüklere daldırır hani dipsiz kıvrımlarında ekin vermez denizin. ama o sırada Apollon onu kolundan tutup tartaklayınca birden yellenir. Hermes çobanların bekçisi olarak omuzlarında bir ko­ yun taşıyarak canlandırılırdı. X X I V . kaydı dalgaların üstünde bir. küçük Dionysos'u kaçırır ve önce Nysa dağına. hırsızlıkta becerikli bir adanı (Autolykos). Gene Heranın almak istediği öcü boşa çıkarmak i ç i m d i r ki.

. Adonis. Menelaos'la Helene'nln kızı (Tab. Ne var ki. dalgalarının bir aşk faciasına da sebep olduğunu unutturmuş­ tur bize. Hero'yu bu törenlerin birinde t e ­ peden tırnağa kırmızı güllerle donanmış ola­ rak görmüş belki. adı Leandros. sevgilisine kavuşurmuş. "Ah Adonis! Vah Adonis!" diye bağırıp dövünürler. Bir gece fırtına çıkmış. varsın sahibi o olsun bundan böyle. canlı bir çocukmuş. Çanakka­ le Boğazında geçer. 15). Abydos. Başka çocuk vermemişti tanrılar Helene'ye. yüzü altın Aphrodite'ye benzeyen Hermione'yi. oysa. bir hayal. Ana­ dolu topraklarında. karanlık ülkenin tanrıçası da çocuğa tutulmuş. Bu masal K ı z k u lesi için anlatılır. Neoptolemos). Can çekişen sevgilisinin yanına koşar­ ken Aphrodite'nin ayağına bir gül dikeni bat­ mış. Hero ile Leandros'un efsanesi aslında Boğaziçi'nde değil. her damla yaştan bir kırmızı gül fışkırmış. bir de hakikat payı taşır. Adonis'in gövdesinde ne kadar kan damlası var­ sa. tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış. üçte birini yeraltın­ da Persephone ile. o kadar gözyaşı dökmüş. Hermione'nin düğünü yapılmaktadır. Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destanlarına sah­ ne olmuştur gerçi. çiçek gibi körpe. İstanbul limanının süsü bugün de dimdik ayakta duran sevimli Kızkulesi bu ma­ salı kendine yakıştırmış ya. Oysa tragedya yazarları Hermione'nin Orestes'le nişanlanıp evlendiğini kabul ederler. Hermione ikisi arasında kalmış. Menelaos Troya'da iken kızını Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a nişanlamıştır: Tanrılar gerçekleştiriyordu şimdi bu düğünü. Şu her gün karşımızda gördüğümüz Boğaziçi'nin güzelliğini müjdele­ yen Kızkulesi var ya. deniyor. Çiçeklerin kadife kırmızısı.. öbürü Abydos diye iki şehir varmış. büyütsün di­ ye. özellikle Racine. geri kalanını da kendi n e ­ rede dilerse orada geçirecek diye kesip at­ mış. ona âşık bir delikanlı her gece Galata'dan kuleye yüzer. kızın sütbeyaz güzelliğini daha da belirtiyor­ du. Orestes ise amca kızı Hermione'ye karşılıksız bir aşkla yanmakta­ dır (Orestes. sonra Akhilleus'a verdiği sözü tutmak için babası onu Orestes'ten ayırıp Neoptolemos'a ver­ miş. Çanakkale Boğazı­ nın en dar olduğu yerde biri Sestos. Bundan böyle bahar bayramında kadınlar. Neden vermişler. nasıl vermişler? Masal açıklamıyor bunları. IV.. oysa Akhilleus'un oğlu "tutsağı Andromakhe'yi sevmektedir. Sestos'ta aşk tanrıçası Aphrodite'nin bir rahibesi varmış. 414)-.. Abydos'lu kral oğlu Sestos'lu rahibeye ne . O güne kadar beyaz olan gül. Hero ile Leandros gönül vermişler birbirlerine. Bir anlatıma göre Menelaos Troya'da iken bu düğün olup bitmiş de. bir zamanlar bu kulede bir kız yaşarmış derler. Aphrodite'nin çok genç ölen sevgilisi Adonis'in şerefine bir bayrammış bu. adı H e r o . Persephone kıskanç­ lığından bir yaban domuzu salmış ormanlara. toprağa dökülen her damla kandan bir lale. ölü gövdesini ertesi sabah kulenin dibine atmış. bir bahar günü Sestos'ta bayram yapılmış. Boğazın en dar geçidi. yahut Temmuz (temmuz ayının âdı oradan gelir) ağaç kabuğundan doğmuş. Bir varmış. Leandros.. Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. hayvan Adonis'i avlanırken yaralamış. öldür­ müş. . Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte birini yeryüzünde Aphrodite ile. güzelliğine vurulmuş. Telemakhos babasını aramak için yaptığı yolculukta Lakedaimon'a vardığı zaman. ama insanlığın kara günle­ rini dile getiren bu olaylar. tören yaparlarmış. bir yokmuş. Hero ile Leandros. Tanrıça. Ama masal bu. sevgi kıvılcımlarının yüreklerinde ne za­ man çaktığını bilirler mi? Biz diyelim ki. Aphrodite onu görür görmez. Odysseia'da adı geçer (Od. Ama Adonis yılın sekiz ayını Aphrodite'nin yanında geçiriyor. deniz delikanlıyı alıp götürmüş. doğru veya yan­ lış. Abydos'ta bir kral oğlu yaşarmış. sahnesi nerede olursa olsun.. Sevgililer birbirlerini niçin sevdikleri­ ni. Aphrodite'ye geri vermek istememiş. Fransız tragedya yazarları. Hermione'yi Neoptolemos'a nişanlı ve tutkun göste­ rir. çocuğu yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş.Hermione. ilk batında ay parçası bir kız doğurmuştu o. yalnız dört ay iniyormuş karanlık ülkeye.

Troya bölgesinde doğmuş. soluk bile almadan kumsaldan yukarı koştu. İda dağının bir nympha'sıyla bir çobanın kızıymış. Son bir kulaçla karaya ayak bastı. Hero rahibeydi. Herophile. Hero ile Leandros da öyle durakladılar. bir gece daha. Ne var ki. Kıyıya çarpan ölüyü görünce. Hızla esen bora meşalesini söndürecek gibi oluyor­ du bazı geceler. rahibe kaldıkça kızlığını korumalıydı. öbürü öbür kıyısında bütün bir gece ayrı kalmak akla sığmayan. ne rüzgâr. Hero ku­ leye çıkmış. Yine de gelme diyemiyordu Leandros'a. ince göv­ desini kollarında saracak. Ne yapsın ki. var gücüyle yüzdü. Bir gece. denizden çıkan sevgilisinin buz gibi bedenini sararken bir tehlike sezinleyerek ürperiyordu. Herse öbür kız kardeşleri . efsane bunu anlatmıyor. biri boğazın bir kıyısında. Herophile. ona ölümde olsun kavuşmak için kendini denize attı. Sabaha karşı dalga ölüsünü attı Sestos kıyıl. Boğazın serin akıntıları yanan gönlünün ateşini dindireceğine. Pausanias. bu övgüde kendi­ sinin tanrının hem eşi. Troya savaşından çok önce. Leandros dayanıklı bir yü­ zücüydü. Yol göste­ ren ay ışığını kara bulutlar kaplamıştı. Karşı kıyıda Hero'ya varan ışık yolu ise kısa görünüyordu. Kulenin kapısı açıktı. yanında bir taş götürür. ne soğuk durdurabiliyordu Leandros'u. İlk defa birbirine sarılacak bir kadınla bir er­ kek nasıl bir an duraklar. ol­ mayacak bir şeydi. Herse. Pausanias'ın anlattığına göre. Sestos'taki kulenin te­ pesinde bir ateşin yandığını gördü. bitkin ellerinde tutu­ yordu. kulede­ ki meşale çağırıyordu. Adonis bayra­ mında gördüğü pembe beyaz kız şimdi gü­ müş ve altın rengi ışıltılar saçıyordu. Herophile tanrı Apollon'a bir övgü yazmış. içeriye daldij merdivenleri tırmandı. Denize dalar dalmaz en yüksek dalgalan yara yara yüzü- yor. Delos ve Delphoi'nin Apollon tapınaklarında da görev al­ mış. Ne olduğunu bilmeden bıraktı kendini denize. ne var ki. "Gel. Leandros'un yüreglndeki ateş yanıyordu daha. ne dalga. Meşale söndü. Sestos kulesi kap­ kara bir taş yığını gibi yükseldi gene ay ışığın­ da. ama Klaros. Sestos kulesinde meşalenin yandı­ ğını gördü mü. yorgunluğunu duymadan varıyordu karşı yakaya. yaz gecelerinin kısalırına üzülerek dönüş yolunu tutuyordu. ona kavuşacak. Leandros artık yüzmüyor. bir kulaç daha. Hero korkmaya başlamıştı. Bir süre Samos'ta kalmış. kavuşmamak. hem de kızı olduğunu söylermiş.. dudaklarını dudak­ larına alıp sevgisinin yumuşaklığını tadacaktı. yoksa mektuplaştılar mı. ama kulenin tepesindeki ışığı görmüyordu ki. su fırtınası arasın­ da uçuyordu. gel!" diye bir meşale sallıyordu. karşılarına çıkan mutluluğa nasıl şaşkınlıkla inanmadan bakar­ larsa. Sibylla adlı bilici kadınların ikin­ cisi sayılır (Sibylla). Bir gece fırtına daha sert esti. bacaklarının gücü tükenmişti. nereye doğru yüzeceğini bilsin. Hero sönen meşalesini yine yakmış. Troya bölgesinde öldüğü halde. Bir ku­ laç. biz seni götürürüz" der g i b i f ı ş f ı ş ediyor. Herophile'nin kullandığı büyülü taşın Delphoi'deki Apollon tapınağında saklandığı­ nı yazar. sev­ giyle hızlanan gövdesine arttıkça artan bir güç katıyordu. Hero'nun elindeki meşaleyi söndürdü. her gece Leandros kulede sallanan meşaleye doğru yüzüyor. Kurşun gibi bir sabahtı. dag gibi yükse­ len dalgalar Leandros'un çırpınan gövdesini döve döve Sestos'tan çok ötelere sürdüler. ama kollarının. Aglauros'la Pandrosos'un kız kardeşi Bir anlatıma göre. Herophile gezgin bir biliciymiş. Bir ge­ ce dalgalara bakarken. Leandros Anadolu kıyısından Sestos'a geçmek için yanıp tutuşuyordu. ı rina. bakıştılar. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. her gece Hero'ya kavuşuyor ve her sabah doy­ madan. boğaz­ da dondurucu poyrazlar esmeye başlamıştı. Deniz durgundu. Dalgacıklar. ay suda hafifçe dalgalanan ışıltılarıyla Leandros'a bir yol çiziyor gibiydi. bir erkeğe vara­ mazdı. Öpüşmemek. Yaz geçmiş. "Gel.pahasına olursa olsun kavuşmak İsledi. tanrı sözcülüğü yaptı­ ğı zaman bu taşın üstüne çıkarmış. Leandros suya daldı. İki sevgili bakışlarıyla mı anlaştılar. Hero'nun elinde sallanan me­ şale gittikçe yakınlaşıyordu. şehrin Sparta'dan gelme bir kadın yü­ zünden yıkılacağını öngörüp bildirmiş. Buz gibi bir donukluk sarıyordu bedenini. sevgilisine. Delikanlı bütün gücüyle karşı koymaya çalış­ tı.

Kronos'la Rheia'nın birinci kızı. Homeros. Erythie ve Hesperarethusa'dır. Bu evlenme korkunç bir serüvenle ilgilidir: Laomedon Troya surlarını yapan tanrı Poseidon'la Apollon'a söz verdiği ücreti ödemekten kaçınınca. altın elmala­ rın bittiği bahçeye bekçilik etmekmiş. Bir za­ manlar Gaia tanrıçanın Hera'ya düğün hedi­ yesi olarak verdiği bu elmaları dünyanın batı ucundaki bir bahçeye dikmişler ve başlarına bekçi olarak Hesperid'lerden başka bir de ej­ der koymuşlardı. Hesperos'un Hesperis adlı bir kızı olmuş. Leomedon da razı olur. 5). Yıldız olmadan önce Hesperos Atlas'ın oğ­ lu ya da kardeşiymiş derler. Hesperid'ler dünyanın batı ucunda. başka . yeter ki Laomedon ona ölümsüz atları­ nı vermeye ant içsin. İlk surları aşıp şehre giren arkadaşı Telamon'dur. Podarkes Troya'ya döner ve Priamos adı altında tahta çı­ kar. Hesperid'lerin başlıca görevi. her akşam insanlara geceyi geti­ ren yararlı bir yıldızmış o.efsanede Hesperia ve Arethusa diye ikiye bö­ lünür ve Hesperid'ler dört olur. Akşam Yıldızı denen bir yıldız vardır hani. Mutlular Adalarının dolaylarında otururlarmış. Laomedon gene yemin eder. bir daha in­ memiş yeryüzüne. kızını bir kayaya bağ­ layıp bırakır. Herakles de Troya'ya bir saldırı hazır­ lar. Hesione. atları vermek is­ temez. bu yüzden de onlar gibi çıldırarak Atina akropolünden aşağıya atmamış kendini. Ocak. en güzeli. Ayrıca tanrılar ve insanlar arasında büyük bir şeref payı elde et­ miştir: Her tapmakta ve her evde sunağı var­ dır. Hesione onun serbest bırakılmasını sağlar. insanların da konut­ larında dinsel bir merkez sayılır. Gökte bir yıldız olmuş Hesperos. Telamon'la ev­ lenir ve Teuker adlı bir oğlu olur. ya da Phorkys'le Keto'nun kızları oldukları söyle­ nir. Priamos'un ablası. yıldızların en parlağı. Zeus'la Hera'nın kız kardeşidir (Tab. Hesperis de Atlas'la evle­ nip Hesperos kızlarını doğurmuş (Hesperid'ler). ama zamanla coğ144 rafya bilgileri artınca. Altın elmalar ölümsüzlük bağışlayan bir yemiştir. Batı kızları bu cennet bah­ çesinde ezgi söylemekle ve tanrı balı akan pı­ narların başında hora tepmekle vakit geçirirlermiş. der tanrı sözcüsü. adı akşam anlamına gelen Hesperos'u şöyle tanımlar ( İ l . tanrıların da. Herakles'in bu ilk Troya seferin­ den aldığı esirler arasında Hesione'nin küçük kardeşi Podarkes de vardır. Ocağı simgeleyen Hestia. Hesperid'ler. Halkın kanına giren bu ejderden kurtulmanın tek çaresi kralın kızı Hesione'yi canavara kurban etmektir. Öbür OlymGecenin karanlığında. Hesperos. Tan­ rı Hermes'le birleşip Kephalos diye bir erkek çocuk doğurmuş (Aglauros. ama kızı eline geçince. Atlas üstüne anlatı­ lan efsanelere göre. O sırada oradan geçen Herakles canavarı öldürüp kızı kurtaracağına söz verir. Hesione. Erikhtonios. Atlas dağının t e ­ pesine ilk çıkan oymuş. Daha son­ raki efsanelerde Zeus'la Themis'in. Troya krab Laomedon'un kızı. Kephalos). geceyle gündüzün sınırlarında oturan ince sesli perilerdir (Theog. 317): yıldızlar arasında. Hellenistik şairler Hesperos'Ia Phosphoros yıldızını bir tutmuşlar. bu son ad kimi . yıldızlara bakarken bir fırtına almış götürmüş onu. Herakles ödül olarak kızı Telamon'a verir. Hesperid'lerin yurdu Atlas dağlarının eteğinde bir yer sayıldı. ya da Batı Kızları diye anılan Hesperid'ler Hesiodos'a göre Ok­ yanus ırmağının ötesinde. Altın elma motifi Üç Güzeller ve Paris efsa­ nesinde de geçer. Hestia evlenmek iste­ memiş ve Zeus'tan ömrü boyunca kız oğlan kız kalma sözünü almıştır. Poseidon ve Apollon ona talip oldukları halde.nin Athena'ya karşı İşledikleri suça katılma­ mış. Lucifer yani ışık taşıyan demişler ona. Bir anlatıma göre Hesione Yunanistan'a giderken kaçmış ve Anadolu kıyılarına dönüp Miletos'a sığınmış (Laomedon). Hesperos. Herakles onları koparmakla ölümsüzlüğe hak kazanmış olur (Herakles). Hestia. deniz tanrı Troya kıyılarına korkunç bir cana­ var salar. X X I I . Nyks. Kimi efsanelerde Hesperid'lere baba ola­ rak Atlas ya da Hesperos yıldızı verilir. yani Gece tanrıça bunları kendi kendine yaratmıştır. 214 ve 275). Çok­ luk üç peri diye bilinirler ve adları Aigle. Romalılar da bu yıldı­ zın adını Latinceye çevirmişler.

Bir anla­ tıma göre Myrtilos âşık olduğu Hippodameia ile bir gece yatma sözünü alarak Oinomaos'un arabasının civatalarını gevşetmiş. Günün birinde Hippodameia'ya Pelops talip olmuş. Kentaur'larla Lapith'ler sa­ vaşı onun yüzünden olmuştur (Peirithoos). kiminde Hippodamela'nın kendisinin Pelops'u arabacıyla aldattığı söylenir. Eniştesi Khrysippos'u Hippodameia kendi öl­ dürmüş de o yüzden Elis'ten kovulmuş derler (Khrysippos). Peirithoos'un karışıdır. Alkathoos ve Pleisthenes'tir. Akha'lar ilk Troya seferinde Mysia'ya çıkarma yapın­ ca. Hippodameia Pelops'u gö­ rünce. Hippodameia. Hestia hep yerinde kalır. Theseus'la bir Amazon'un oğludur. ezgi söyler. hora teperlermiş. yoksa Hippolyte mi olduğu konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. Hippodameia. Antiope mi. Uranos tanrının denize dökülen sperma­ sından köpükler arasında doğunca. ya da Pelops'un arabacı Myrtilos'a verdikleri söz üzerine efsane kay­ nakları çeşitli anlatımlar verir: Kiminde Pelops'un Myrtiios'u rüşvetle baştan çıkardığı. Eros'la birlikte Himeros da hemen peşine takılır. Pelops karısı onuruna Olympia'da beş yılda bir kutlanan bir Hera bayramı düzenlemiş (Pelops ue Olympia oyunları). Myrtilos). Olympos'ta Musa'lar ve Kharit'lerle birlikte görülen Himeros'un adı hiçbir efsaneye ka­ rışmaz. Aphrodite'yi hor görür. Bunun için de babasının seyisi Myrtilos'un yardımını istemiş. Pelops Hippodameia'yı alıp yurduna gö­ türürken yolda Myrtilos'u denize atmış. Yarışta yenilmesine de olanak yokmuş. Hiera ülkesi kadınlarının başına geçip sal­ dırganlara karşı koymuş ve Nireus'un eliyle öldürülmüş (Telephos. şaşırtır. ama Amazon'un Melanippe mi. Efsanelere göre Hippodameia'mn altı oğ­ luyla üç kızı olur. böylece onların dikkatini çeker. Pınarın su­ yu şairleri esinlermiş. Nireus). Kişiliği olmayan soyut bir kavram olarak canlandırılır. Bu yüzden adı hiçbir efsa­ neye karışmaz. Theseus'a yakınır. Hippolyte. Ama çoğu efsanelerde Herakles'in eli altında can verdiği kabul edilir. Musa'ların kutsal korulugundaki bir pınardır. (2) Hippodameia Adrastos'un kızı. ona hemen gönül vermiş ve yarışı ka­ zanmasını sağlamış. Hiera. evinin kapı­ sına asarmış. Amazon'ların kraliçesi. ara­ bacı da ölmeden önce Pelops soyuna lanet okumuş. Hippolytos Amazon anasından av ve savaş merakını almıştır. ama oğlunu kendi . Adı arzu anlamına gelen ve aşk isteğini simgeleyen soyut bir kavram. arabmın da daha ağır olmasını sağ­ larmış. ayrıca damadı yüzünden tahtından ola­ cağını bilen babası kızını ancak araba yarışın­ da kendisini yenecek olan adama vereceğini bildirmişmiş. bir süre sonra Oinomaos paramparça olan ara­ basından düşerek ölmüş. ondan karşılık görmeyince. çünkü hem atları çok hızlıymış. yendiklerinin de kafalarını keser. Pelops oğullarıyla Atreus oğulları­ nın başına gelen korkunç belaların kaynağın­ da Myrtilos'un bu ilenmesi varmış (Pelops. Hiera'nın Helene'den de daha güzel olduğu söylenir. Hippokrene. Hippolytos'un onu kirletmek istediğini söyln Theseus öfkeye kapılır. At pınarı anlamına gelen Hippokrene Helikon dağında. Phaidra tutkusunu Hippolytos'a açar.pos tanrıları gidip geldikleri halde. ama onu kıska­ nan. Çok güzel olan bu kızın birçok talipleri varmış. Thyestes. Böylece talipleri bir bir yener. hem de Oinomaos taliplerin arasına Hippodameia'yı bindirir. At evcilleştiren ya da alt eden anlamına gelen Hippodameia adlı iki efsanelik kadın vardır: (1) Biri ve en ünlüsü Elis bölgesindeki Pisa kralı Oinomaos'un kızıdır. Aphrodite. Tanrıça da ondan öç alır: Üvey anası Phaidra'yı ona âşık eder. Bütün Amazon'lar gibi ken­ disi de Ares'in kızı olan Hippolyte'nin Theseus efsanesinde adı geçer. Himeros. Artemis'e saygısı büyüktür. Oğullarının en ünlüleri Atreus. Her ney se. Kemeri­ nin alınması Herakles'in dokuzuncu işi olarak anılır (Herakles). Mysia'h Telephos'un karısı. Hippolytos ( 1 ) Hippolytos. Theseus'tan bir oğ­ lu olmuş ve ona kendisi gibi Hippolytos adı verilmiş. Kanatlı at Pegasos'un ayağını yere vurmasından fışkıran Hippokrene'nin çevresinde Musa'lar topla­ nır.

ama kimin yendiği. VII. Dike hak ve adalet anlamına gelir. kimi zaman da Dionysos alayında. Ellerinde birer çiçek. 432 vd. ya da Persephone'nin arkadaş­ ları arasında görürüz. Eirene ise insanlara bereket ve mutluluk sağlayan barıştır (Dike. koyu bulutlarla bir kaparlar. bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler. Latince saat anlamı­ na gelen "hora" ile bir tutulduğu için adları "Saatler" diye çevrilir. (3) Roma ile Alba arasındaki savaşta rol alan üç Horatius kardeşler üç Curiatius kar­ deşlerle teke tek savaşta çarpışmışlar ve zafe­ ri kazanmışlardı. ama çokluk soyut kav­ ramlar olarak tasarlanır ve efsanelerde rol al­ mazlar. (1) Roma'lılar Etrüsk'lere karşı savaşırken her iki ordu çok adam yitirmişti. Themis'in kızları arasında is­ ter yazında. Bunu du­ yan Etrüsk'ler paniğe kapılıp kaçmışlar. Adrastos'la birlikte Thebai' ye karşı ilk saldırıya katılan yedi önderlerden biri. Homeros'un îlyada'sında H o ra'ları Olympos'ta görürüz (İl. Hippomedon. Bir ge­ çer her iki ordu bir ormanda karşı karşıya or­ dugâh kurmuşken. Bu konuyu önce Euripides. Ama Hora'ların teker teker adlarını ele ala­ cak olursak. sonra da Fransız targedya yazarlarından Racine iş­ lemiştir. ister yaşamda adı en çok geçen tanrıça odur.): Saatler güzel yeleli atlan çözdüler koşumdan. Tragedyalara konu oluşu şuradan­ dır: Horatius kardeşlerin bir kız kardeşi Curiatius kardeşlerin biriyle nişanlıdır. Hora. Hipponıenes. Bu tanrıçalar doğal ve insansal toplulukların can damarı. hem yanlıştır. Savaş sırasında bir ayağını da yitirmiş. birdenbire ormanda tanrı­ sal bir ses duyuldu. ya da bir yemiş ola­ rak canlandırılırlar. Saatler gözetir o kapıları. Hora'lar doğada düzeni simgele­ yen üç tanrıçadır. Hora'ları kimi zaman Aphrodite'nin alayın­ da Kharit'lerle birlikte. Dev boylu olan Hippomedon Thebai önünde Ismarios'un eliyle öldürülmüş. nişanlısının ölümüne ağlayan bu kızı çarpışmadan sag . kapıları bir açarlar. (2) Gene Etrüsk'lerle savaş sırasında tek gözlü diye anılan Horatius Cocles Roma'yı Tiber'in karşı kıyısında bulunan düşmana kar­ şı korumak için tek başına bir köprüyü tut­ muş. Horatius. ama etkileri bu insansal kavram­ ları çok aşar. 749 vd. Savaşta Hades'in başlığını ta­ kıp görünmez olan Hermes bu devin hakkın­ dan gelmiş. V. yaygın gökle Olympos emanettir onlara. ses şöyle diyordu: "Etrüsk'ler Roma'lılardan bir adam fazla yitirdi­ ler. Bu çeviri hem doğru. denge ve sürekliliğin başlıca etkenle­ ridir. iyi yasalarla kurulmuş bir t o p ­ lum düzenini simgeler. Theseus'un her dileğini yerine getirmeye söz ver­ miş olan tanrı da bir deniz canavarı gönderip Hippolytos'u parçalatır.): kendiliğinden gıcırdadı. ama oğlu Polydoros Alkmaion'un yönetimindeki ikinci sefere katılmış ve Epigon'larla birlikte Thebai'yi almıştır (Thebai 'ye karşı Yediler). Delikanlı Troizen'de bir araba yarışına katılmışken ejderin saldırısı­ na uğrar ve dizginlerine dolaşarak kayaların üstünde can verir. Hora'lar. (2) Hippolytos devler savaşına katılan bir devin de adıdır. Horatius adı. Roma'lılar zaferi kazanmıştır". simgeledikleri varlıkları da daha 146 Gökyüzünün kapıları iyi anlamış oluruz: Birincisi Eunomia düzen ve düzensizliği. Tanrıçalar arabalarıyla Olympos'a dönünce (İl. çektiler tanrısal ahırlara. çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü. ama Roma'nın düşmesini önlemiş. kimin yenildiği belli değildi. Phaidra haberi alınca ken­ dini asar. ışıldayan bir duvara dayadılar arabayı. Tarihsel bir olay sayılan bu çarpışma herhalde eski bir efsaneye dayan­ maktadır.eliyle öldürmekten çekindiği için Poseidon'a yalvarır oğlunu cezalandırsın diye. Melanlon adıyla da anılan Hippomenes Atalante efsanesinde rol oynar (Ata lan te). Horatius Cocles şerefine Capitolium tepesinin eteğin­ de Roma'lılar bir heykel dikmişler. Eirene). Roma'nın üç efsa­ nesinde geçer. Se­ siyle düşmanı kaçıran Horatius da o orman­ da tanrılaştırılmış.

dönen Horatius öldürür. Bu arada Argonaut'lar onları beklemeyerek de­ mir alırlar. Sayıları iki ile yedi arasında değişir. o Hydra ki ak kollu Hera tanrıça büyütmüştü korkunç hıncım gidermek için güçlüler güçlüsü Herakles'e karşı. kahraman Herakles'in gönül verdiği yakışıklı bir gençtir. Yunan düşüncesinde büyük bir yer tutan soyut bir kavramın simgesi. Delikanlının boynu bir çiçek sapı gi­ bi kırılmış. Yılan ya da ejder anlamına gelen Hydra. doygunluk anlamına gelen Koros'un ya anası. Hyad'lar ve Pleiad'ların kardeşi. kardeşleri Hyas'ın ölümüne dayanamayarak canlarına kıymışlar da sonra yıldız olmuşlar (Hyas). Hygieia yalnız hasta insanlara değil. ama bu suçu Roma'yı kurtardığı için affedilir. hırs ve kendine aşırı güvendir. Hyad'lar gökte Pleiad yıldızlarına yakın bulunan bir takımyıldızdır. Başka bir anlatıma göre. Hylas su bulmak için ormana dalar ve kaybolur. Hyas. Hygieia. Birçok tragedya kişi­ lerinin başlarına gelen belalar hep bu Hybris yüzündendir. Latin şairi Ovidius'un anlattığı bir çiçek öyküsünün kahramanı. Hylas diye bağırır. Hybris. Hiçbir efsanesi yoktur (Asklepios). Typhon'la Ekhidna'nın kızı ve Kerberos Khimaira. Herakles Mysia'lıları Hylas'ı kaçırmış olmakla suçlamış ve onlar­ dan tutsaklar alarak Hylas'ı arayıp bulmaları­ nı buyurmuş. Hylas'ı arama. Hyakinthos tanrı ApoUon'un can ciğer arkadaşıymış. adları da yağmur yağmak anlamına gelen "hyein" fiilinden türemedir. At adam Nessos'un Deianeira'ya ver­ diği iksire de bu canavarın kanı karışmıştır derler. iki dost bir gün disk atmada yarışırken tanrının fırlattığı disk gelmiş. Hylas. Hydra. hastalıkla­ rına ilaç bulur. Hyakinthos. Atlas'la Pleione'nin oğlu. Mysia bölgesinde karaya çıktıklarında Herakles kırılmış küreği için bir ağaç keserken. Libya'da bulunduğu bir sırada bir yılan. hay­ vanlara da bakar. Polphemos Mysia'da kalır ve ön­ ce Kios. Herakles de aramaya ko­ yulur. Bu bizim Bursa'dır. Arka­ daşını kolları arasına alan tanrı da "Ah. Yiğitle birlikte A r gonaut'lar seferine katılır. Bir anlatıma göre yel tanrı Zephyros tanrı ApoUon'un delikanlı­ ya sevgisini kıskandığı için hızla eserek diskin Hyakinthos'a çarpmasını sağlamış. Hydra o bataklıklar canavarı ki tüyler ürpertir bütün yaptıkları. Hybris in­ sanı suç işlemeye iteleyen ölçüsüzlük. o anda çimenler gene gövermiş ve Hyakinthos'un öldüğü yer­ de güzelim bir çiçek açmış. ya da bir kaplan ta­ rafından öldürüldüğü söylenir. "Nysa nympha'ları" diye anılan bu kızlar Dionysos'a dadılık etmiş­ ler (Dionysos). çimenler al kana boyanmış. Adı sağlık anlamına gelen Hygieia. fazla varlık. Herakles ikinci iş olarak bu canavarı öldü­ rür (Herakles) ve oklarını onun zehirli kanına batırır. ama Hera'dan korktukları için tanrısal çocuğu İno'ya bırakıp kaçmışlar. Phiks gibi canavarların kız kar­ deşi sayılır. baharda yağmur mevsiminin başlamasıyla görünürler. senin yerine ben öleyim!" demiş. Hyakinthos. Hyakinthos'un başına vurmuş. yani sümbül demişler bu çiçeğe. Gökte yıldız ol­ madan önce Hyad'lar Atlas'la Okeanos kızı Pleione'nin kızları nympha'larmış. sonra Prusa adını alan bir şehir ku­ rar. ya da kızı olarak simgelenir. ayrıca bir ırmağa akan kanı ırmak su­ larının zehirlenmesine ve bölgeye leş kokula­ rının yayılmasına yol açmış. hekim tanrı Asklepios'un kızı ve yardımcısıdır. Hyades. Hylas'ın kaybolduğunun ilk farkına varan Polyphemos'tur. Koros'u olduğu kadar Hybris'i de Yunan düşüncesine özgü birer kavram olarak başka dillere çevirmek güçtür. Hybris. Hylas. Bir söylentiye gö­ re nympha'lar bu güzel delikanlıya tutulurlar ve onu ölümsüz kılmak için aralarına alırlar. ama delikanlıyı bir türlü bulamazlar. bölgede yıllık t ö ­ renler haline gelmiş: Rahipler dağa çıkar . dertlerine deva. Avazı çıktığı kadar Hylas. bir aslan. 310-315): (Ekhidna) Hydra'yı doğurdu onlardan sonra. Zeus onları gökte birer yıldız haline getirmiş. Hekimlikle ilgili bütün tanrılar gibi o da yeraltı simgeleri taşır ve özellikle yeraltı yaratıklarının en özgürü olan yılanla bir arada gösterilir. Ölümüne ağla­ yan kız kardeşlerini Zeus'a göre birer burç haline sokmuş (Hyades). Hesiodos Hydra'yı şöyle tanımlar (Theog.

Boreas. hepsi de güzelliğini yüceltmek amacı­ nı güderdi. 8). 758 vd. insanlar mutluluk içinde yaşar. kimi efsa­ nelerde altın elmaların bulunduğu Batı Kızla­ rının bahçesi de bu ülkededir. Güzün soğuklar başlayınca beyaz kuğuların çektiği bir araba­ ya binip Hyperbore'liler ülkesine uçar. Hyllos. İkisi de Tartaros'ta otururlar (Theog. Apollon ve bir nympha'nın. Düğün tanrısı Hymenaios.): . kızları kurtarmış. yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirgemiş ve onunla birleşerek Abas'ı dünyaya getirmiştir. yani Uludağ olsa gerek) ve üç kez Hylas diye bağırarak kutsal alaylar düzenlerlermiş (Argonaut'lar). IV. Düğünlerde hazır bulunan bu tanrı. Lynkeus). Anası Deianeira Herakles'e sihirli gömleği gönderip de yiğit korkunç acılar içinde yan­ maya başlayınca Hyllos yanına gelir ve son isteklerini dinler. yıl boyunca ılık ve yumuşak bir hava eser. Hymenaios elinde düğün meşalesi. yani kuzey rüzgârının ötesinde Hyperboreoi deni14S len bir boy oturur. Bu düğün tanrısı üstüne çeşitli efsaneler an­ latılırdı. Tar. Herakles öldükten sonra da İple ile evlenir ve Herakles oğullarının başına geçip Pelopenez'de tutunmaları için savaşır. onun için düğün türkülerinde onun adını çağırmak töre olmuş. Hypcrion. çimenli ovalarda ömürlerini türkü söylemek. 32 vd. Hymenaios. Nikaia da öfkelenip bir okla v u rur delikanlıyı. yani dünya­ nın üstünde dolaşan" anlamına gelen Hyperion. Pythagoras'ın mistik inançlarıyla Hyperbore'liler ülkesi da­ ha da süslenmiş. Tarihçi Herodotos bu ülkeyi anlatmakla bitiremez (Her. Danaos kızlarının en küçü­ ğü. ondan ayrılmaz olmuş. ya da Dionysos'la Aphrodite'nin oğlu sayılır. kaval ve gül çelenkleriyle canlandırılır. giderek Artemis bile ağlamış derler bu güzel çobanın ölümüne (Nikaia). Babasına baş kaldırmak suçundan yargılanan Hypermestra'nm Argos mahkemesinde bera­ at ettiği anlatılır. Bu yüzdendir ki. Hymenaios korsanların hepsini öldürmüş. Düğün tür­ külerinde bağlama " O . Hymenaios" diye bu tanrının adıyla biter. Hymen. çok uzun ömürlü olan iyiliksever ve saf insanlarıyla ilkçağın ütopyası haline gelmiştir (Apollon). tanrı Apollon bu cennet ülkesini kendine yurt edinmiş. Herakles'le Deianeira'nın oğlu. Hypnos. hora tepmekle geçirirler. K ı z kardeşi Theia ile evlenerek. kıza tutku­ sunu bildirir. Aigyptos'un elli oğluyla evlenmek zorun­ da kalan Danaos'un elli kızı babalarından gerdeğe girerken kocalarını öldürmek emrini alınca Hypermestra'dan başka hepsi babala­ rına uyup kocalarını hançerlemişlerdir. lirik şiirin ayrı bir türü olan düğün türkülerinde de anılır. Selene ve Eos'u meydana getirir (Tab. Hymnos Artemis'in yoldaşlarından Nikaia adlı bir nympha'ya tutkundur. ama Nikaia aşktan tiksinir. sonra da kızları korsanlar kaçırınca. ölüm ve hastalık nedir bilmez­ ler. kışı orada geçirir. Helios. Yemyeşil ormanlarda. her fır­ satta oraya girmeye bakar. Düğünle gecenin birleşmesini simge­ leyen bu efsaneye uygun olarak düğün türkü­ lerinde Hesperos'un da adı sık sık anılır. H y m n o s . Hesiodos'a göre Nyks (Gece) ken­ di başına Hypnos ( U y k u ) ve Thanatos (Ölüm) tanrılarını yaratmıştır. Hyperboreoî. Yiğitlerden Perseus'la Herakles'in de Hyperbore'liler ülkesine gittikleri anlatılır. G ü ­ nün birinde Hymnos dayanamaz.(dağ da Mysia Olympos'u. çok sevdiği halde kendi­ sine yüz vermeyen kızla evlendirilmeyi şart koşmuş. Bütün doğa. Hyperion adı bazı metinlerde Helios'un kendisine bir sıfat olarak takılır. ama onları ana ve babaları­ na geri vermek için. Dünyanın kuzey ucundaki bu ülkede güneş hiç batmaz. Hymenaios o kadar güzelmiş ki kızlar arasına girmiş de erkek olduğu anlaşıl­ mamış. Uranos'la Gaia'nın oğludur. yılda iki kez ekin veren t o p ­ rağı. Başka bir efsane­ ye göre Akşam Yıldızı Hesperos Hymenaios'un güzelliğine vurulmuş. Phrygia'lı bir çobanın adı. Hymenaios tanrı Dionysos'la Ariadne'nin düğününde sesini yi­ tirmiş. Bir efsaneye göre. H y p e r m e s t r a . Danaos kızlarının dramını "Hiketides" adlı tragedyasında işleyen Aiskhylos'un "Hypermestra'nın yargısı" adlı kayıp bir tragedya da yazdığı bilinir (Danaos kızla­ rı. Hyperion'un efsa­ nesi yoktur.). yanına erkek vardırmaz. Adı "yukarıda giden. Efsaneye göre.

Hera İda dağının doruğunda Zeus'la sevişmeye karar verince. Homeros Hypnos'un çok daha sevimli bir portresini çizer. ama bir gün Hypsipyle oradan geçen Ye­ Hypsikrcon. insanların Kymindis ve kraliçelerini öldürmek istemişler. Zeus'u uyutsun diye diller döker. ları Thoas'ın kurtulmuş olduğunu görmüşler tanrıların Khalkis. dağlarda yaşayan. ne inerken. Lemnos'a kraliçe seçmişler. (Thoas). adalılar kadını kandırabilirse geri alacağı­ nı. Hypsipydedikleri. erkek­ çok yüksek bir çamın üstüne kondu. Hypsipyle. 283 vd. Argonaut'lar Uyku durakladı orada. o korkunç tanrılar. Opheltes'i boğmuş. Hypnos Latmos dağları­ rek Nemea kralı Lykurgos'a köle olarak satıl­ nın çobanı Endymion'a tutulmuş ve onun mış. Lektos burnunda fırladılar denizden.Orada oturur kara Gece' nin çocukları. armağanlar söz verir. ler. Lemnos adasının kadınları Aphrodite'ye gereğince tapınmadıkları için tanrı­ ça onları cezalandırmış: Bedenleri öyle pis kokuyormuş ki. ince dan ayrıldıktan sonra Lemnos kadınları kral­ sesli. onu bir sandığa kapatıp denize bırakmış ayak bastılar bereketli toprağa. Hera ile birlikte yola çıkar (İl. Argonaut'lar ada­ bir kuş oluvermişti. adaya çıktıklarında Hypsipyle kraliçeymiş. Tatlı Uyku ise bir gün Herakles'i kaçırırken Zeus'tan yediği cezayı unutamaz. Sonra da onunla birlikte Naksos adasına kaçıp oradaki bir tapınağa sığınmış. kocaları onlardan kaçıyor. oğul doğurmuş (Euenos). Lykurgos'la karısı Eurydike. Hypsipygözleri açık uyumasını sağlamış ki sevgilisini le'yi oğulları Opheltes'e dadı olarak vermiş­ gece de doyasıya görebilsin diye. Yal­ Vardılar canavarlar anası çok pınarlı Ida'ya. ama kocası evde olduğu .j: sürece aşkını açığa vurmamış. Kral kızı olduğundan kadınlar onu Ayakları altında ormanlı doruklar titredi. ama Yedilerden Amphiabir Naksos'luyu evine konuk edermiş. ama Hera ona Kharit'lerin birini vermeye ant içince da­ yanamaz. XIV. Hypsikreon'un serüveni Miledilere yol göstermek için çocuğu yalnız bırak­ tos öyküleri adıyla geç ilkçağda yaratılan r o ­ tığında bir yılan gelmiş. Uyku'yla Ölüm. çam dalları arasında. başka kadınlarla sevişmeyi yeg görüyormuşlar. Yakaladığı insan kurtulmaz hiç elinden kin besler ölümsüz tanrılara bile. Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken. Öykü şudur: Lykurgos'la kansı Hypsipyle'ye ölüm cezası Hypsikreon adlı bir Miletos'lu Promedon adlı vermek istemişler. le bir gece kaçmış ve korsanların eline düşe­ Bir efsaneye göre. rünce yumuşamışlar ve Hypsipyle de İason'la havada yüksele yüksele göğe varıyordu. raos araya girmiş ve Hypsipyle'nin Lemnos'a Hypsikreon'un karısı Neaira da adalı konuk­ dönmesini sağlamış. günün birinde Hypsikreon evde yokken konuk gelen P r o medon'a açılmış ve onu zorla baştan çıkar­ mış. nız Hypsipyle babası Thoas'ı öldürememiş. lerin kendileriyle yatmaya razı olduklarını gö­ lda'da büyüyen en ulu çamdı bu. Hypsikreon da kadını kandıramadıgı için Haksos'a Miletos'un savaş açma­ sını sağlamış. Lemnos kadınları da bir gece adada ne kadar erkek varsa hepsini öldürmüşler. yoksa zor kullanmasını yasak ettiklerini söylemiştir. biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir huzur götürerek insanlara. tunçtandır canı. birleşerek ona birisi Euneos olmak üzere i k i Uyku orada. Hypsikreon karısını geri almak için Naksos'a gidin­ ce. gelir Lemnos adasında Uyku'yu bulur. Lemnos kralı Thoas'la Amazon Myrina'nın kızı Hypsipyle tanrı Dionysos'un torunuymuş. manların birine konu olmuştur. ötekinin demirdendir yüreği. görünmeden Zeus'un gözüne önce Argonaut'lara saldırdıkları halde. larına tutkunmuş.

İambe. Roma'ya özgü bir tanrı.I İakkhos. Tiber ırmağına adını veren de oğlu Tiber'dir. İanus İtalya' nın yerlisidir. tanrının şehri düş­ mandan korumasını sağlarmış. . İanus. İuppiter Saturnus'u kovup da bu tanrı Latium'a sığınınca. Adı Bakkhos'un adı gibi gizli tören­ lerde atılan "İakkhe" çığlıklarından türemiş olabilir. Kimi efsanelere göre İakkhos. Yunan tanrılarının Latin dünyasına etki­ lerinden sonra da Roma'nm başlıca tanrısı olarak kalmış ve bir yerde İuppiter'den daha önemli sayılmıştır. o sırada Zeus'un sevdiği başka bir Nympha İakkhos'u kaçırmış ve Eleusis'teki Bakkha'lara götürüp bırakmış. İanus zamanında insanlar hep iyi ve na­ muslu imiş. Eleusis kralı Keleos'un evinde hizmet ediyormuş ki. Şehirler kurdurup toprağı işlemeyi. İanus uygarlık yollarının hepsini açmış onlara: Gemiler yapmasını. tam bir barış ve uyum içinde ya­ şarlar ve toprak da onlara her şeyi kendiliğin­ den bagışlarmış. Üzüntüden yüzü gülmeyen tanrıçayı İambe yaptı§ı şakalarla güldürmeyi başarmış. para basmasını öğretmiş. İanus ka­ pısı imparator Augustus'tan önce ancak bir kez ( İ . Augustus çağında ise üç kez kapatılmış. 237'de). Ares'in oğlu. böylece düş­ manı korkutarak püskürtmüş. İlyada'da adı geçer (Askalaphos). biri sola bakan iki çehreli bir profili gö­ rünürdü. Başında mersin dalların­ dan bir çelenk. Bambaşka bir efsane onun kaynağını Phrygia'da gösterir: Tanrı Dionysos Phrygia nympha'sı Aura ile birleşmiş. kendisini konuklayan İanus'a geçmiş ve geleceği görme yetisini bağışladığı içindir ki. Ö. elinde bir meşale ile kutsal erenler alayını yöneten genç bir adam olarak gösterilir. Zeus'la Persephone'nin birleşmesinden doğmuştur ve Zagreus'tur. İanus her başlangıcın tanrısı sayılır­ dı. kızı Persephone'yi aramaya çıkan Demeter oraya uğramış. sonra da tragedya ve komedyalarda konuşma vezni olan "iambos" veznine adını veren bu İambe imiş. Kimine göre de Demeter'in değil de. İalmenos. İanus tanrıyı Roma'lılar iki çehreli olarak canlandırırlar. İanus tan­ rı bir sıcak su kaynağı fışkırtmış. Bazı efsane yazarlarına göre. İakkhos. Bu mucizeyi anmak için Roma'lılar ondan sonra Forum' da yaptıkları İanus tapınağının kapısını savaş sırasında hep açık tutar. Roma şehrinin kuruluşun­ da büyük bir rol oynar. Bu motif için bkz. İanus kapıları ancak barış zamanında kapanırmış. Kır tanrısı Pan'la su perisi Ekho'nun kızı sayılan İambe. Öyle ki İakkhos. Eleusis myster'lerinde rol oynayan bir tanrıdır. onu kar­ şılayan ve konuklayan İanus'tur (Saturnus). Aura'nm tanrı­ dan ikiz çocukları olmuş. ya da kocasıdır. biri de İakkhos' muş. Sabin kralı Titus Tatius bir gece yeni kurulan kente saldırmış. İlkin Yunan taşlamalarının. Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'te yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir. Capitolium tepesinin bekçisi Tarpeia da kaleyi Sabin'lere teslim etmek üzereymiş ki. ama Aura günün birinde çıldırmış ve ikizlerinin birini parçalayıp yemiş. Zagreus'un başka bir adla anılmasıdır (Zagreusj.. Roma'nın altın paraları üstünde tanrının. onun kızı Persephone'nin oğludur. bazılarına göre de İtalya'ya T e salya'dan göçmüş ve Roma'nın yedi tepesin­ den birinde İaniculum diye kendi adını taşı­ yan bir şehir kurmuştur. Aura da kendini Sangarios (Sakar­ ya) ırmağına atmış. Kaynağı üstüne söylentilerin çeşitliliği bu tanrının ken­ dine özgü bir kişiliği olmadığını gösterir. tanrıça D e meter'in oğlu. Efsaneleri hep Roma dini ve uygarlığıyla ilişkili olan İa- nus. biri sağa. Agdistis ve Attis efsaneleri. yasalar çıkarmayı hep tanus'a borçluymuşlar. yılın ilk ayına onun adı verilmiş ve İanuarius denmişti. Dionysos'la yakından ilişkisi vardır. çünkü kapılar da kendisi gibi iki yana bakar­ lar. Roma'nın koruyucu ve kurtarıcısı olarak İanus üstüne şu efsane de anlatılır: Romulus'un yönetimindeki Roma'lılar şehri kurduktan sonra Sabin'lerin karılarını kaçırıp kendileri­ ne eş ettikleri zaman. Kapıları bekleyen tanrı sayılır. Saturnus. sonra da bir pınar olarak gene yeryüzüne çıkmış. İanus'un krallığı İtalya'nın altın çağına rast­ lar.

Hesiodos bu Titan'm dölünü şöyle tanımlar (Theog. İasion. bazı kaynaklarda Giritli olduğu söylenir. Kretheus'la Tyro'nun oğlu Aison'dan dogmadır (Tab. cin fikirli Prometheus'u. Pelias İason'a tahtı vermem dememiş de yalnız şöyle bir so­ ru sormuş: Bir kral kendine kumpas kuran bir uyruğuna ne yapmalı? İason da. Sonra da İasion Kybele ile sevişmiş ve Korybas diye bir oğulları olmuş. V. Okeanos kızını. Amaltheia). Demeter'le birleştiği ve aşklarından Plutos'un doğduğunda kaynaklar birleşir. onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak gerektiği kanımına varmış. Dardanos gibi Samothrake'de oturur. İdaia. kardeşi Harmonia'nın Kadmos'la düğünü sırasında Demeter'e rastlamış ve tanrıça ona gönlüyle birlikte buğ­ day tanelerini de armağan etmiş. onu uzaklara sürmeli cevabını vermiş de onun üzerine Pelias İason'a Kolkhis'ten altın postu gidip almasını buyurmuş. üstelik Pelion dağının eteklerinde bir dereyi geçerken sandallarından birini yitirmişmiş. Amcası Pelias'la babası arasında tahta kimin çıkacağı kavgasında İason'un İolkos sarayından uzaklaştırıldığı ve ormanlarda at adam Kheiron tarafından ye­ tiştirildiği anlatılır. Argonautlar seferinin kahramanı İ a son. sonra da yarım akıllı Epimetheus'u. o kendini çok beğenen tanrıyı. 22). üstelik de İason babasının tahtını isteyince. Bir anlatıma göre. Kılığı Pelias'la arasının açıl­ masına ve sürülmesine yol açar (Pelias). erkeği tepelediydi göz kamaştırıcı yıldırımla. E f saneye göre Pelias'a bir tanrı sözcüsü tek ayakkabılı adamdan korkmasını söylemişmiş. Karadenizli büyücü­ den kurtulduktan sonra İason İolkos'a döner. Bu noktadan sonra İason'un kade­ ri Argonaut'ların kaderiyle birleşir (Argonaut'lar). İda. Efsanesinin en çarpıcı yanı Demeter'le olan aşkıdır. Rheia yeni doğurduğu Zeus'u Kronos'tan kaçırıp kundakta bebek olarak Girit'e götürünce. onu böyle görünce Pelias şaşakal­ mış. (1) Girit kralı Melisseus'un kızı. yatmışlardı üç kez sürülmüş bir tarlada. İda'lı anlamına gelen bu ad Troya böl­ gesindeki İ d a dağı i l e i l i ş k i s i olan i k i efsanelik kadının adıdır: . ve kıvrak. İapetos.tanus su perisi İutuma ile evlenmiş ve on­ dan Fons. Korybas Korybant'lara adını vermiş (Korybanl lar). Her neyse.): iapetos aldı güzel topuklu girdi gerdeğe Azgın yürekli Klymene'yi. İason bu serüvene hayır dememiş ve Yunanistan'ın en seçkin yiğitlerini bir araya getirerek Argo gemisini yaptırmış ve ünlü Karadeniz seferi­ ne çıkmış. 3).): Güzel örgülü Demeter de gönül vermişti İasion 'a sarmaş dolaş olmuştu ikisi sevgiyle. Harmonia ve Dardanos'un kardeşi (Tab. 507 vd. Sonra getirdi dünyaya Menoitios'u. besler (Zeus. (3) Çanakkale bölgesindeki Kazdağı'nın es­ ki adı. tanrı Poseidon'a kurban kestiği ve kalabalık bir tören kutladığı bir gün lason sırtında bir pars postu ve her bir elinde bir kargı ile çıkagelmiş. İda kendi adını taşıyan dağda onu kız kardeşi Adrasteia ile birlikte büyütür. tanrı sözünü ansımış. Yetişkin çağa gelince lason şehre döner. Başka kaynaklara göre İapetos Klymene ile değil de Asia ile evlenir (Asla). (2) Korybas'ın kızı. Girit kralı Lykastos'la evlenir ve Minos adlı bir oğlu olur. ama Zeus o saat aidiydi bu haberi. kendi ya da oğullarından biri bu şehirde krall ı ğ ı ele geçirir (Medeia). Yunanistan'a dönüşünde Medeia'nın büyülerine kurban gider. Tanrıçanın ona gönül verip vermediği konusunda efsaneler­ de ayrılık varsa da. 125 vd. 7). Diodoros'a göre İasion Samothrake adası­ nın gizemlerine ermişti. ya da Fontus adlı pınar tanrı ol­ muş (luturna). ve bir oğlu oldu: Atlas tanrı. tason. Uranos'la Gaia'nın oğlu Titan İapetos. her biri belalı bir efsanenin kahramanı oğullar meydana getirmiştir (Tab. o ki bela oldu ekmek yiyenlere Zeus'un yoğurduğu bakireyi evine alarak. Öbür Titan'Iar gibi İapetos da Zeus'un eliyle Tartaros'a atı­ lıp yeraltına kapatılır. Zeus'la Elektra'nın oğlu. Odysseia'da Kalypso tanrıçaların ölümlülerle olan aşklarından dem vururken şöyle der (Od.

Deukalion'un oğlu ve M i nos'un torunu. İdomeneus'un şehri almak için yapılan tahta at­ ta bulunan yiğitlerden biri olduğu ve Akhilleus'un ölü törenlerindeki yumruk yarışında bi­ rinci geldiği anlatılır. onu İdas'ın elinden almak ister. Kaç yoldaşı uarsa savaştan kurtulan hepsini Girit'e götürebilmiş İdomeneus. İdaios Troya'nın güneyindeki da­ ğın eteğine yerleşmiş ve tda adını dağa ver­ miştir. Aineias'a. İdmon. Tanrı Apollon ve Dioskur'lara karşı savaşı. alev gibi saldıran denir İdomeneus'a) bu yiğit İlyada'da "saçlarına kır düşmüş" yaşlıca bir adam olarak gösterilir. onun oğlu Meriones Troya savaşın­ da İdomeneus'un hem seyisi. Dioskur'lar). İdomeneus sözünü tutmuş. öldüremediklerini de yaralar. İdas bir sürünün paylaşılması konusunda Dioskur'larla kavgaya tutuşur: İdas bir hileyle bütün sürüyü ele geçirdiğinden Kastor'la Polydeukes ona ve Lynkeus'a saldırırlar. Gitmiş güney İtalya'ya yer­ leşmiş. İdomeneus'u da yargıç olarak al- . İdas. Apollon'la İdas birbirlerine girerler. efsanesinin en göze çar­ par yanıdır: İdas. ama tanrı Apollon da kadına tutkundur. İdomeneus üzerine şu masal da anlatılır: Thetis'Ie Medeia bir güzellik yarışmasına gi­ rişmişler. Argonaut'lar seferine katılan bilici. Marpessa. 557): İdes bir zamanlar en güçlüsüydü dünyadaki yiğitlerin. Evlenir­ ler. Karşısına i l k çıkan kendi oğlu (ya da kızı) olmuş. ince bilekli gelin Marpessa uğruna o Phoibos Apollon'a bile kaldırmıştı yayını. Aslında Apollon tanrının oğlu sayılır.(1) Skamandros ırmağının tanrısıyla birleşip Teuker adlı bir oğul doğuran bir Nympha (Teuker). Anado­ lu'da Mysia'yı ele geçirecekken Telephos ona engel olur. birçok efsanelerde adı geçen bir kişi­ dir: Kardeşi Lynkeus'la birlikte Kalydon avı­ na ve Argonaut'lar seferine katılır. kanını akıtmış. (3) Priamos'un arabacısı. Deiphobos'a. I X . deniz yutmamış onların hiçbirini. Homeros'un parlak sıfatlarla nitelendirdiği (tanrı gibi. Troya savaşına katılan Girit kralı. İdaios. çoğunu alt eder. Melampus'un oğlu Abas'tır. Çar­ pışma sırasında Kastor öldürülür. Bir efsaneye göre Phineus'un başına bela getiren odur (Phineus). Ama kah­ ramanlıkları destanda büyük bir yer tutar. giderek Hektor'a bile karşı çıkar ve çok adam öldürür. Başka efsane yazarları İdomeneus'un dö­ nüş serüvenini bambaşka biçimde anlatırlar: Girit'e varmadan donanması büyük bir fırtı­ naya tutulmuş. Girit ya da Troas'taki İda dağı ile iliş­ kili birkaç kişinin adi: (1) Priamos'un bir oğlu. hem de en ya­ kın savaş arkadaşıdır. Troya'lı savaşçı. Troya bölgesine Ana Tanrıça Kybele'nin kültünü getiren de oymuş. Euenos'un kızı Marpessa'ya âşık olur ve onu babasından kaçırır. (4) Dares'in oğlu. Adı "gören" anlamına gelen İdmon Argonaut'ların yolculuğunu öngörü gücüyle düzenle­ dikten sonra bir anlatıma göre de Mariandyn'ler ülkesindeki duraklarında bir ava ka­ tılarak bir yaban domuzu tarafından öldürül­ müştür (Argonaut'lar). Bütün bu savaşla­ rında Meriones her zaman yanıbaşındadır ve onu destekler. İdas. İlyada'da anlatılan olaylardan sonra. (6) Dardanos efsanesinin bir anlatımına göre. (2) Dardanos'un bir kızı. İdomeneus. ölümlü babası ise. (5) Korybant'lardan biri. İdomeneus'un Molos diye bir üvey kar­ deşi var. ama bir süre sonra Girit adasında çıkan bir salgının nedeni bu suçta aranmış ve İdomeneus yur­ dundan sürülmüş. İdomeneus da sag salim yur­ da varırsa ilk karşısına çıkacak olan insanı Poseidon'a kurban etmeyi adamış. Trakya kralı Phineus'la evlenir. Kadın kocasını seçer. Dardanos'un İdaios'la Dimas adlı iki oğlu olmuş. (2) Paris'le Helena'dan dogma bir oğul. Destan bölümleri boyunca İdomeneus en seçkin Troya yigitleriyle savaşıp. Zeus da Polydeukes'i kurtarmak için araya girmek zo­ runda kalıp İdas'ı şimşeğiyle çarpar (Lynkeus. Homeros İdas (destanda adı İdes ola­ rak geçer) üstüne şöyle der ( İ l . Zeus çare olarak şu­ nu buyurur: Marpessa ikisi arasından seçsin.

İkadios orada yu­ nus balığını anarak şehre Delphoi (delphis yunus demek) adını koymuş (Apollon). Tanrı Apollon'la Lykia adlı Nympha'nın oğlu. Ege'de Sisam adasının çevresindeki denize İkaros denizi denmiştir bundan böyle. Parnassos dağının eteklerine kadar götürmüş. Daidalos oradan çıkmak ve kaçıp kurtulmak çarelerini aramış. Böylece yemin bozma suçuna bir de ailesinden bir kişiyi öldürme suçu katılın­ ca. İkaros. K ı z d a başını örtüp kızarmış. Deioneus'un kızı Dia'ya talip olmuş ve babasına birçok arma­ ğanlar vermeye ant içmiş. özgürlüğe kavuşmak sevin­ ciyle Helios'u hor görme suçunu da işlemiş. Anadolu'nun Akdeniz kıyı­ larında doğmuş ve doğduğu bölgeye anasının adını vererek Lykia demiş. Odysseia'da taliplerle Telemakhos arasındaki tartışmalarda.mışlar. ne var ki İksion tanrıya karşı da olağanüstü bir nankörlük göstermiş: Hera'ya vurulup tanrıçayı kirlet­ meye uğraşmış. İdyia. İksion. İkaros'un eşsiz serüveni her çağda sanatçı­ ları esinlemiş. tutulduğu çıl­ gınlıktan İksion'u kurtarmış. Okenos kızlarından biri olan Idyia. İkarios. (2) Tyndareos'un kardeşi ve özellikle Penelope'nin babası olarak tanınan efsanelik kişi. ama evlendikten sonra sözünü tutmadığı gibi kaynatasını kor haline gelmiş kömürlerle dolu bir kuyuya atıp öldürmüş. ayrıca orada Patara şehrini kurmuş. Ne var ki havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş. İkarios'un adı ancak Penelopeia'nın babası olarak geçer (Penelopeia). Idomeneus ödülü Thetis'e vermiş. İkarios böylece Odysseus'la birlikte İthake'ye gitmek istediğini anlamış. İkadios. Odysseus Tyndareos'a H e lene'nin talipleri arasında seçmek için bir yol gösterince. kendisini bir yu­ nus balığı kurtarmış da. Bu birleşmeden at adam Kentauroi doğmuş . Güneş tanrı onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş. Efsanesi Apollon kültünün Anadolu'lu kaynağını belirtmek bakımından ilginçtir: İkadios Lykia'da kalma­ yıp İtalya'ya gidecek olmuş. Bu ma­ sal "Girit'lilerin hepsi yalancıdır" atasözünün kaynağında olsa gerek. Bazı efsanelerde Aietes'in ikinci ka­ rısı. zaferi Odysseus kazanınca ona vermiş. Girit'li mimar Daidalos'un oğlu ikaros dünyada ilk uçan adam olarak ün bırak­ mıştır. talipler Penelopeia' nın babası Ikarios'un yanına geri gönderilme­ sini ve Ikarios'un kendine yeni bir damat seç- mesini ileri sürerler. Bir anlatıma göre bir at adam değil . ne de fazla yükselip güneşin ışınlarına yakın gel­ mesini salık vermiş. Uzun uzun çalıştıktan sonra kendisi ve oğlu için birer çift kanat yapmış ve onları balmu­ muyla omuzlarına yapıştırmış. Uçmadan ön­ ce de İkaros'a ne çok alçaktan uçmasını. Bir gün Zeus ona acımış. Başka bir anlatıma göre. ama yolda bir f ı r tınaya tutulan gemisi batmış. kızı Penelopeia'yı tertiplediği araba yarışında birinci gelene vereceğini söylemiş. (1) Kral Pandion zamanında Yuna­ nistan'a üzüm bağını tanıtmış olmakla ün sa­ lan Atina'lı kişi. Kolkhis kralı Aietes'le evlenip Medeia'yı do­ ğurmuş. tkarios. Tesalya'da Lapith'lerin kralı iken. Tyndareos ona ödül olarak Penelopeia'yı verdirmiş İkarios'a. İksion da onu Hera sanarak onunla bir leşmiş. kimse İksion'u bu günahlarından arındır­ mak için gereken töreleri yapmaya yanaşma­ mış. başarısından dolayı gurura kapılmış. Medeia buna çok kızarak bütün Girit'lilerin yalancı olduğu söylentisini yaymış. bazılarında birinci karısı olarak gösterilir (Aietes). ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yük­ selmiş. bunların arasında en etkili. il­ ginç eseri yaratan ortaçağ ressamı Brueghel olmuştur (Daidalos). giderek doğayı yenmek. Odysseus da hayır dememek için seçme hakkını Penelopeia'ya vermiş. K ı z ı Odysseus'la evlenince. İkarios çiftin kendisiyle kalmasını istemiş. İkaros da tepetaklak denize düş­ müş ve boğulmuş. Ayrıca İdomeneus'la dölüne lanet okuyarak bir daha sözlerine güvenilmemesini sağlamış. Baba-ogul kral Minos'un emriyle Labyrinthos'a kapatılınca. Apollon'a adanmış bu şe­ hirde yaptırdığı tapmağı bir bilicilik merkezi haline getiren de İkadios'muş. güneşin ışınlarına aldırmamış. Erigone'nin babası (Erigone). derken Zeus (ya da Hera'nın kendisi) tanrıçaya benzeyen bir görüntü yap­ mış. İksion cehennemde sonsuzca cezaya çarpılan büyük suçlulardan biridir.

İkincisi. Thetis Olympos'a çıkıp Zeus'tan yalvarır: Akhilleus savaştan . Yirmi dört bölümlü ve 16. Başka bir efsaneye göre. sonra da ölüsünü babası Priamos'a geri vermesiyle bi­ ter. îlos'un Laomedon adlı oğlundan başka Themisthe adında bir de kızı olur. ama tanrıçanın yüzünü gördüğü için de kör olduğunu anlatır. ama onun yerine Akhilleus'un tutsağı Briseis'i alır. Zeus söz verir. Theseus'un arkadaşı Peirithoos'un babasıdır. Daha başka bir efsane de İlos'un bir yan­ gın sırasında Palladion'u alıp kurtardığını. daha önce Dardanos'un İda dağının eteğinde kurduğu Dardania'dan pek uzak değildir. Troya kral soyunda bu ada iki kez rast­ lanmaktadır: Birinci İlos. İlos. hem de Aineias kolunun atasıdır. İksion'un cezasından ölüm yoluyla kurtulması da ola­ naksızdır. Ama Zeus bu korkunç günahı cezasız bırakmamış. ya da İlyada adlı büyük destanı İlyon yani Troya destanı adını taşıdığı halde. dokuz gece ordu has­ talıktan kırılır. Homeros'un İlias. Roma'nın kurucuları Romulus'la Remus'un anaları Rea SiMa'nın başka bir adı (Rea). Akha'lardan yana . Troya savaşı efsanesinin an­ cak kısa bir bölümünü yansıtır: Akhilleus'un orduların yöneticisi Agamemnon'a karşı ö f kesi ve savaştan çekilmesiyle başlar. Dokuz gün. Tanrı ApoUon'un rahibi Khryses gelir. İlos heykelin düştüğü yere Athena tapınağını kurar. bu kız kendi amca oğlu Kapys'le evlenip Ankhises'i doğurur. Bir süre sonra İlos tanrı Zeus'tan girişiminin uğurlu olup olmayacağı­ nı gösteren bir işmar diler. İlos'un Troya şehrini kurması şöyle anlatı­ lır: Troas bölgesinden olan İlos günün birinde Phrygia'da ora kralının düzenlediği bir yarış­ maya katılır. Akhilleus'un savaşa dönmesi. Hektor'u öldürüp Troya şehrinin çevresinde sürüklemesi. okuyucuların bu saymaya rastla­ yabilecekleri düşüncesiyle. İlia. İksion. Tros'la Kallirhoe'nin oğlu. İlyada. gökten düşen Palladion yapının açık çatısından içeri girip yerini alır.uzak durdukça Akha'lar zaferi kazanamasınlar. sag elinde kargı. tanrıça Pallas Athena'nın.de. bu yüzden Akha'lar ara­ sında beliren veba salgını.000'den fazla dizeli bu destanın bir özetini bölümlere ayıra­ rak başlıklarıyla birlikte burada vermeyi fay­ dalı buluyoruz. İlos orada bir şehir kurup ona adını verir. onun sonsuzluğa dek dönüp yanmasını sağla­ mış. Agamemnon kızı vermeye razı olur. İlos şehrin ta- pınağını kurmaktadır ki. ama kral ona bir de kara benekli bir inek verir ve bilici­ lerin sözüne uyarak. Zeus da gökten Palladion'u indirir İlyon üzerine. oğlu Ganymedes'in Olympos'a kaçırılmasından sorumlu olan Tantalos'la Pelops'u Anadolu'dan kovmuş (Tantalos). Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhmdaytz. sol elinde öreke tutan dev boylu heykelidir. Zeus tarafın­ dan atılınca Gaflet tanrıçanın düştüğü tepedir bu (Ate). birinci gelir ve ödül olarak kız ve erkek elli köle ile yurduna döner. Tanrı İksion'a ayrıca ambrosia yani ölümsüzlük şarabı içirdigi içindir ki. Palladion. Anası deniz tan­ rıçası Thetis'ten öcünü almasını ister. İksion'u cayır cayır ya­ nıp alevler saçan bir tekerleğe bağlamış. ama döl bırakmadan ölür.Akhilleus 'un Öfkesi. ineğin ardından gidip duracağı yerde bir şehir kurmasını bildirir. Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. ne kadar at adam varsa hepsi İksion'dan dogmaymış. Ozan Musa'lara seslenip konusunu belirtir: Akhilleus'un öfkesi. Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur. Sonradan Troya adını da alacak olan İ l yon Skamandros'la Simoeis ırmaklarının ara­ sındaki ovada olup. İnek kuzeye doğru yol alır ve Ate tepesi deni­ len bir tepenin üstünde durur. böylece İlos Troya kral soyunun hem Hektor kolu. Bir efsaneye göre İlos. ama Akhilleus da barakasına çekilir: Savaşa artık katılmayacaktır. Agamemnon'un tutsak olarak alıkoydu­ ğu kızı Khryseis'i geri ister. İlyon yani Troya şehrinin kurucusu ve Priamos'un dedesidir (Tab. 16 ve 17). ( A ) Sesleniş . bölümlerin Y u nanca sayılarını da parantez içinde gösteri­ yoruz: B Ö L Ü M I. Athena yakarmalarına yu­ muşamış da İlos'un gözlerini sonradan açmış. Dardanos'un üç ço­ cuğundan biridir. Destanın 24 bölümü el yaz­ malarında Yunan alfabesinin harfleriyle gös­ terilmiştir.

Menelaos Pa­ ris'i alt etmek üzereyken tanrıça Aphrodite araya girip Paris'i kaçırır. Thetis olayı. Hektor batı surlarının önünde karısı Andromakhe ile küçük oğlu Astyanaks'a rast­ lar. Menelaos'un yaralanması. B Ö L Ü M V I I I . Teke tek savaş başlar. Savaşı kazanan. Hektor. onları dene­ mek ister: Herkesin dokuz yıllık savaştan bık­ tığını. Sahne değişir: Priamos'la ihtiyarlar heyeti surların üstünde dizilip teke tek savaşı gözet­ lerler.* yerleşir. Hephaistos tanrı onları yatıştırır. tanrılardan Ares. Akhilleus onları iyi karşılar. Akha'ların ordugâhı bir sur ve bir hendekle çevirmeleri. Helena'yı alacaktır. Gece toplanan kurultay: Akha'ların en yaşlı önderi Nestor Troya'lılar kampına gözcü gönderilmesini salık verir. Diomedes savaş tanrı Ares'i yaralar. Ba­ şa baş gelip ayrılırlar. Zeus Agamemnon'a yalancı bir düş gönde­ rir: Troya'yı alabileceğini bildirir. Priamos'u çağırmaya giderler.Agamemnon'un Orduları Teftişi. Aphrodite'nin araya gi­ rip yaralanması. (e) Zeus'un 1da Dağından Savası Yönetmesi. aralarında konukluk bağları olduğu anla­ şılır. Akha'ların en seçkin yiğitlerinden biri Telamonoglu Aias'la teke tek savaşır. Helene'yi de koca­ sının yanına götürür. 1 d a dağının doruğun. bunun için de gelir. Destanın yirmi altıncı gününde üçüncü bü yük çatışma. onlara Akha yiğitlerini tanıtır. Aias ve Odysseus birçok Troya'lıyı öldürürler. Odysseus'la Diomedes görevlendirilirler. Hera. Bellerophontes efsanesinin anlatıl ması. BÖLÜMII. Hektor'la Agamemnon'un kar- . Akha'İBl hendeğe kadar çekilirler. Haberi alınca Akha'lar arasındaki üzüntü.) Hektor'la Andrornakhe'nlıı Buluşması. Olympos'ta: Zeus. sonra da kocasına çıkışması. Aralarındaki aile sahnesi. ağzından birçok bilgi aldıktan sonra onu öldürüp dönerler. B Ö L Ü M VI. Surların Üstündeki Sahne . Helene'nin Aphrodite'ye. (A) Agamemnon'un Kahramanlık­ ları. Bütün bölüm Akha yiğidi Diomedes'in kah­ ramanlıklarına ayrılmıştır: Korkunç bir boğuş­ ma başlar. İki ordu karşı karşıyadır: Paris Menelaos'la teke tek savaşa girişmeyi teklif eder. Ölüleri toplamak için savaşa ara verilir. B Ö L Ü M IV. Athena ve Aphrodite de savaşa karışırlar. Aias'la Odysseus elçi seçilir­ ler. Lykia'lı Pandaros'un sa­ vaşmama andını bozmasını sağlar. Teklif kabul edilir. ( B ) Agamemnon'un Düşü. Hektor şehre gelir.Yiğidin Barakasındakî Tartışma. Ordu savaş düzenine girer. ( / . Troya ordusu da safa dizilir. ( K ) Odysseus7a Diomedes'in Keş­ fe Çıkmaları .Ölülerin Kaldırılması. B Ö L Ü M K. Hera ve Athena arasın­ da çatışma. ama savaşa dönmeme kararını bildirir. (r) Antlar. (\) Akhilleus'a Gönderilen Elçtlm . B Ö L Ü M X I . Lalası P h o iniks'in bütün yakarmaları boşa gider. Gene silaha sarılan ordu­ yu Agamemnon gözden geçirir. (H ) Hektor'la Aias Arasındaki Çarpışma . Zeus Troya savaşının yönetimini ele alır. B Ö L Ü M I I I . Gemilerin Sayımı. Olympos'ta tan­ rılar arasındaki tartışma. gemilerinin sayısıyla saymaya koyulur.olan karısı tanrıça Hera ile kavga ederler. (A ) Yeminlerin Bozulması . Bu arada Diomedes Lykia'lı Glaukos'la çarpışır­ ken. Toplan­ tı. komutanlarının ve şehirlerinin ad­ larını. Akha'lar toplantısında Akhilleus'un savaşa dönmesini sağlamak için ona elçiler gönder­ me kararı verilir. Ozan bir daha Musa'ya seslenir ve Akha or­ dularının. ( E ) Diomedes'in Kahramanlıkları. Helene gelir. anası Hekabe'ye Athena tapınağına sunular koymasını söyler. Savaş baş­ lar: Akha yiğitlerinden Antilokhos. ağırlar. Trakya'lıların cins atlarını kaçırırlar. Üstünlük Troyalılardadır.Dolon. B Ö L Ü M V . Aynı sayım Troya'lılar için de yapılır. B Ö L Ü M X . Yolda Troya'lıların gözcüsü Dolon'a rastlarlar. savaştan vazgeçip silahlarını değiş tokuş ederler. Agamemnon Akha'lan toplantıya çağırır. yurtlarına dönmek istediklerini anlar. B Ö L Ü M VII.Paris'le Menelaos'un Teke Tek Sa­ vaşı. Aineias'la Diomedes arasındaki savaş.

Zeus Troya'lılara zaferi müjdeler. B Ö L Ü M X I I . B Ö L Ü M X X I . Leto ve Aphrodite Troya'Mardan yanadır. ama Troya'lılar gemilere kadar sokulurlar. B Ö L Ü M X I I I . Troya'lılar önce bozgu­ na uğrar. öfke­ lenir. Akhilleus'un ölümsüz atlarının ağlama­ sı. Apollon.. Kor­ kunç boğuşma. Kıyasıya çarpış­ m a . Tan­ rılar seyircidir. ( T ) Akhilleus'la Agamemnon Arasındaki Barışma. Akhilleus kudurmuş gibidir. Sarpedon'un ölüsü çevresinde çarpış­ m a . (M ) Duvar Dibindeki Savaş. babasına aldırmaz. ( 3 ) Zeus'un Aldatılması. Akha' ların bozgunu. (Y ) Tanrıların Savaşa Karışması. Olympos'ta tanrılar toplantısı: Zeus izin ve­ rir. Akhilleus için kara belirtiler: Hektor'u öl­ dürdükten sonra kendi ölümü de yakındır. Poseidon. Akha yiğitleri Patroklos'un ölüsünü Hektor'un elinden kurtarmak için dövüşürler. Deniz tanrıçası Thetis'i çağırıp yeni silahlar istemesi. Sonunda Zeus kader tartısını . Hermes. Patroklos'u vurur. Akha'larda şaşkınlık. Diomedes ve daha birçok Akha yiğidinin yaralanması. (X)Hektor'un Ölümü. Sahne Olympos'a yükselir: Tanrılar arasında kavga. yiğit anasına. Derken ateş tanrı Hephaistos ır­ makların karşısına dikilip alevleriyle onları durdurur. Hera. süslenir püslenir ve 1da dağında Zeus'u bulup onunla sevişmesini başarır. ama Hektor ölüyü silahlarından soymayı ba­ şarır. ( o ) Duvara İkinci Saldırış. her tanrı istediği gibi yardım edebilecek­ tir savaşa. Patroklos'un ölüsü alınır ve kara haber Akhilleus'a götürülür. Zeus uyanır. B Ö L Ü M X X . BÖLÜMXXII. yatağından çıkıp Akhilleus'u kovalama­ ya başlar. Patroklos'un ölümü. B Ö L Ü M X V I . B Ö L Ü M X I V . B Ö L Ü M X V . Akha'ların gemilere doğru kaçışması. (X ) Akhilleus'a Yeni Silahlar Yapılması. B Ö L Ü M XIX. ( N ) Gemilerin Önündeki Savaş. Akha'lar gene gemilere kadar gerilerler. sonra Lykia'lı önder Sarpedon Patroklos'la dövüşür ve ölür. ( n ) Patroklos Destanı. Tanrılar iki cepheye ayrılır: Hera. Nestor. Aineias'ın savaş meydanından kaçırılması. Thetis silahlan oğluna götürür. dövüş. Akhilleus arkadaşına silahları­ nı verir. İrmak tanrı Skamandros. Akhilleus gitmeyecekse. Art emiş. Akha'lardan yana olan tanrı Poseidon sa­ vaşı Semendirek adasından gözler. Akhilleus'a bu korkunç du­ rumu bildirir. Tanrıça Aphrodite'den cinsel istek uyandıran memeligini alır. Yiğitten silahlarını ister. Baştanrı Zeus'un kadere boyun eğerek oğlu Sarpedon'u feda etmesi. Troyalılar surların içine sığınırlar. Patroklos gelir. Agamemnon. Durum Akha' lar için çok kötüdür. Her iki tarafta da yararlık gösterenler olur. Athena. önüne gelen Troyakyı insafsızca tepeleyip Troya ovasında akan Skamandros ve Simoeis ırmaklarına atar. Hephaistos Akha'lardan yana. Korkuya kapılması. (P)Menelaos'un Kahramanlığı. Akha'ların toplantısında Akhilleus'la Agamemnon barı­ şırlar. Bir Hektor surların dışında kalır. Akhilleus Troya'lıları püskürte püskürte Troya'nın surları önüne gelir." AkhiUeus'un silahlarıyla karşılarına dikilince. AkhiUeus'un arkadaşı Patroklos'a dert yanar. Hektor'un iç tartışması. Patroklos Hektor'u batı kapılarına kadar kovalar. (d > ) Irmak Kıyılarında Savaş. B Ö L Ü M X V I I I . Zeus Apollon tanrıyı Hektor'a gön­ derir. Poseidon uzaklaşır. Hektor gene duvara saldırır. Troya'lılar duvara saldırır. Tanrı seviş­ meden sonra uykuya dalar. AkhiUeus'un korkunç yası.. kendi savaşa gidip dövüşmeye kararlıdır. Savaş hazırlıkla­ rı. Ares. Priamos'la Hekabe yalvarırlar içeriye girip korunsun di­ ye. Hera'ya çıkışır. B Ö L Ü M X V I I . İ k i Aias'ı Troya saldırısına karşı koymaya kışkırtır. Akhilleus'un Aineias'la karşılaşması. Patroklos. Zeus'u baştan çıkarmak için bir düzen kurar. Ordular silah kuşanır. Silahlar destanı. o sırada Poseidon Akha'ların yardımına koşar. Lykia'lıların duvarda delik açmaları. Kanlarla kızıla boyanan ırmaklar kabar­ dıkça kabarır.şılaşması. Apollon'un kışkırttığı Hektor. T h e tis'in demirci tanrı Hephaistos'a başvurması. Akha'larda telaş.

acıdı Odysseus'a. çıkıverdi sudan. B Ö L Ü M X X I I I . korkma. Leukothea çıkar yiğidin karşısına (Od. ama deniz tanrıları ona acır . orada kurtulmaktır kaderin senin. Gece. 3 3 3 vd. eskiden insan sesli ve Ölümlüydü bu Ak Tanrıça. hiç benzemezsin akılsız bir adama: Hadi çıkar rubalarını sırtından. Argos bölgesindeki ırmağın tanrı­ sı. İno'nun iki kişiliği vardır: Athamas'ın ikinci karısı ve Phriksos'la Helle'nin üvey anası olarak çikin bir rol oynadığı halde (Athamas. Akhilleus'un ordugâhında Patroklos'a yapı­ lan ölü törenleri. Akhilleus'un yası. Hektor'a ağıtlar yakılır. fnakhos da H e ra'yı seçince. ne acı var artık. uzağa. V. Troya surlarından seyredilen korkunç sahne. geldi. Ak Tanrıça olarak fırtınaya tutulmuş gemicileri korumak­ ta ve özellikle Odysseus'u kurtarmakta çok sevimli bir tanrıça olarak görülür. Poseidon korkunç bir fırtına ile Odysseus'un salını pa­ ramparça edip kendisini azgın dalgalar içinde boğmak üzereyken. Dokuz gün Hektor'un ateş yı­ ğını için odun taşınır. yeri sarsan.): Gördü onu güzel topuklu Ino.IINU kaldırır: Hektor'un ölüm kefesi ağır basar. Hektor Akhilleus'un karşısına dikilir. kocası Athamas'ı çocuğu almaya ve kendi çocukları Melikertes ve Learkhos'la büyütmeye kandı­ rır. Argos'a insanların yerleş­ mesinden önce yaşamış. Athamas da Learkhos'u bir geyik sanarak kargısıyla vurur. Ama değdiği zaman karaya ellerin. ne ölüm. Argonaut'lar). Tan­ rıça Athena Troya'lı yiğit Deiphobos'un kılı­ ğına girip Hektor'u aldatır. Ne var ki kıskançlıktan gözü kararan tan­ rıça Hera Zeus'un oğlunu barındırdıkları için İno ile Athamas'a fena kızar ve ikisini de çıl­ dırtır. Sen gel. göğsünün altına dola onu. Çarpışırlar. Priamos ölüyle Troya'ya döner. atar atmaz da dön gerisin geri". dedi ki: "Şu Poseidon. kızını reddet­ mek ya da tanrının peşine takılmak gibi aşırı davranışlarda bulunduğu için. İno oğlu Melikertes'i bir kaynar su ka­ zanma atıp boğar. Gördü neler çektiğini. İo'nun Zeus tarafından sevilmesi ve kaçırılması ona dert olmuş. Akhilleus yu­ muşar: Hektor'un ölüsünü babasına geri ve­ rir. ne diye bunca belayı salar senin başına? Taş çatlasa yok edemez o seni. (. yeller götürsün salını bırak. İnakhos.)Priamos'un Hektor'un Ölü­ sünü Geri Alması -Hektor'a Ağıtlar. Yaptığını anladığı zaman İno Melikertes'in ölüsüyle bir­ likli' denize atlar. Poseidon öfkelenip ırmağın ya­ tağını kurutmuş. at şarap rengi denize. ulaşmaya bak Phaiak'ların toprağına olanca gücünle yüze yüze. ancak yağmurlar mevsimin­ de suyu olacağına karar vermiş. ne ister senden zavallıcık. Patroklos'un yakılması. Onuncu gün yapılan cenaze töreniyle İlyada kapanır. Akhilleus ölüsünü yedi kez Troya surla­ rının çevresinde sürükler. Odysseus tanrıçanın dediğini yapar ve kur­ tulur. Semele tanrı Dionysos'u doğurup öldükten sonra İ n o . Semele ile Agaue'nin kız kardeşi (Tab. seslendi. deniz tanrıları arasında sayılır oldu sonraları. Hektor ölür. Andromakhe'nin bayılması. onu yıldırım çarpmış. İnakhos en geçerli efsanelere göre İo'nun babasıdır. yap ben ne dersem. onu çöz. Yarışmalar. 18). bir martı oldu. B Ö L Ü M XXIV. Bir deniz tanrıçasına dönüştüğü zaman adı Leukothea. oturdu salın üstüne. İno. yani Ak Tanrıça olur ve denizin köpüklü i l . böylece Zeus İnakhos ırmağını su­ yundan yoksun etmiştir (to). Hera ile Poseidon Argos'ta han­ gi tanrının egemen olacağı tartışmasında İnakhos'u hakem almışlar. Priamos'la Akhilleus arasındaki konuşma. Al şu tanrısal yaşmağı vereyim sana. Kadmos'la Harmonia'nın kızı. ya da tufandan arta­ kalan insanları toplayıp ırmağın kıyılarına yerleştirmiş. Kral Priamos tanrı Hermes'in kıla­ vuzluğunda Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gelir. pır etti. Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. B i r e f s a neye göre İnakhos. () Patroklos'un Ölüsüne Dü­ zenlenen Yarışmalar. i l galarını simgeler. Kadrnos'un kızı. İno'nun deniz tanrıçasına dönüşmesi üstü­ ne de şu efsane anlatılır-. Apollon bile onu korumaktan vazgeçer.

Akdeniz'in doğusuyla batısı arasındaki çatışmayı ele aldı­ ğı büyük eserine İo efsanesiyle.5 ) : Argos kralı İnakhos'un kızı İo deniz kıyısında oynar­ ken Fenike'li gemiciler tarafından kaçırılıp Mısır'a götürülmüş. geçtiği yerlere adı­ nı veren İo (İstanbul Boğazının adı Bosporos. Argos kralı İnakhos'un kızıdır (Tab. bununla da kalmazlar. 640 vd. kendisi de Argos şehrinin Hera tapınağında rahibedir. Tanıca ineğin kendisine verilmesini şart koşar.ve kendisini bir denizkızına. 1 . Argos'u büyüleyerek öldürmesini sağlar. bir boğa biçiminde tapınılan Apis tanrının adı Yunanca Epaphos'tur der ( I I . Ka­ radeniz ve Ege kıyıları arasında böyle önem­ siz olaylarla nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklamaz. kalk. Yunan kaynaklarında İo efsanesi şöyle an­ latılır: İ o . bunun İo'nun ka­ çırılmasıyla başladığını yazar ( I .): İstiyorsunuz madem. asıl kaynaklan Anadolu. Aphrodite'nin gerdeğine girmek istiyor seninle. oğlu Epaphos'un da Mısır'lı tanrıların Yunan karşılıkları olduğunu kabul eder. bu tutarsızlık üstünde hiç durmaz. Hera bunu öğrenince büyük bir kıskançlığa kapılır. bu konu bir masal değil de. İnek Geçididir) ve onun serüvenleri. Ama doğrusu anlatmaya utanıyorum da tanrısal bir kasırganın nasıl allak bullak edip ben zavallıyı. karnında Hellen'lerin baştanrısı Zeus'un tohumunu taşıya­ rak kıtadan kıtaya atlayan. İo deli gibi kıtadan kıtaya koşar. Zeus'un isteğine karşı koma sakın. Yalnız daha ileride Mısır'dan söz ederken. Melikertes). Aiskhylos "Zincire Vurulmuş P r o metheus" targedyasında bu buluşmayı sahne­ ye koyar: Orada İo başına gelenleri şöyle an­ latır (Prom. babası İnakhos sonradan adını alan ır­ mağın tanrısı ve Okeanos'un oğlu sayılır. Kafkas dağlarında bir ka­ yaya mıhlanmış olan Prometheus'un önün­ den geçer. İ o . Zeus bu kez de Hermes'i gönderir. 10). atsineginden kurtu­ lamaz bir türlü. Ama Hera bir atsinegi musallat eder ineğe. Buna misilleme olarak da Yunanlılar Fenike'de T y r kralı Agenor'un ( k i Agenor İo'nun torunudur) kızı Europe'yi ka­ çırırlar. ne tuhaftır ki sözünü ettiği kişi ve olayların efsanelik ol­ duğunu. baştanrı da sevgilisini karısının öfkesinden korumak için onu beyaz bir inek haline dö­ nüştürür ve bu hayvanla hiçbir ilişkide bulun­ madığına Hera'ya yemin eder. Palaimon da Portunus. Herodot Perslerle Yunanlılar. 153). Ah! Hep böylesi düşler gördüm geceleri. İo'yu alıp başına bin gözlü dev Argos'u bekçi olarak di­ ker. Herodot bu yorumu Pers bilginlerinden aldığını söyler. tapınağı limana yakın bulunan Mater Matuta ile. bunun karşılığı da Paris'in Helena'yı kaçırması ve onun sonucunda Asya ile Avru­ pa'yı ilk büyük çatışmada karşı karşıya geti­ ren Troya savaşıdır. git ki Zeus görsün orada seni. kızın güzelliğine vurulup ona yanaşır. Io efsanesiyle Yunanistan yarımadası A k deniz uygarlığının birçok dinsel görüşlerini ve onlardan dogma efsaneleri kendine mal et­ m e . limanlar tanrısıyla bir tutulmuştur. bir de boğaza adı­ nı verdikten sonra. onun dölüyle ilgili olarak sürdürülüp anlatılan efsane­ lerin hepsi böyle bir amaç güdülerek kurul­ muşa benzer. Fenike ya da Mısır'da bulunan bu olguları kendi toprakla­ rında merkezleme çabasının tipik bir örneğini vermektedir. tarihsel bir olaymış gibi başla­ maktadır. Fenike. babanın koyun. . gerçek olsalar da Mısır. hayır diyemem: Açıkça anlatayım her şeyi size. niçin yalnızsın erkeklerin en y ü c e s i özlerken seni? Zeus yanıp tutuşuyor senin için. böy­ lece İo'nun da. oğlunu da Palaimon adıyla küçük bir tanrıya dönüştürürler. yani Asya ile Avrupa arasındaki savaşa hep kız kaçırma olaylarının sebep olduğunu. doysun seni görmeye Zeus'un gözü". gitLerna'nın yeşil çayırlarına. Roma'da Leukothea. İnek biçimine girip. Argonaut'lar seferini düzenleyip Kolkhis'li Medeia'yı kaçı­ rırlar. ve bir gün canımı dişime alıp söyledim babama ne düşler gördüğümü. Bu gerçeği ilkçağın ilk tarihçisi Herodot da sezinlemiş olacak ki. Sisyphos'un düzenlediği İsthmos yarışmaları bu tanrı şerefine yapılırmış (Palaimos. Bir denize. varlığıma yeni bir biçim verdiğimi Geceler gecesi yapayalnızken odamda şöyle sözler duyuyordum düşlerimde: "Ey mutlu genç kız. sığır otlaklarına. Günün birinde Zeus İo'yu görür.

Akrisios ve Bellerop h o n t e s efsanelerinde rol o y n a r : Proitos ikiz kardeşi tarafından Argos'tan sürülünce. Thebai'li M e n o i k o s ' u n kızı ve K r e o n ' u n kız kardeşidir. Beklenmedik biranda can verdi bu çoban. Biranda değişiverdi içim. kendisi de Eurystheus'u cezalandırdığı için. karmakarışık sözler ediyorlardı. Oidipus). iaones bir dert d a h a gelir: Kuret'ler E p a p h o s ' u kaçı­ rırlar. İ o l a o s . Proitos yiğidi H o m e r o s ' u n dediği gibi " ö l ü m işaretleriyle" (İl. o da yiğidin canına kıymak için o n a Khimaira'yı öldürmesini bu­ yurur (Bellerophontes). ikisi kız dört çocukları olur (Tab. dölleri soylarının kaynağı olan Yunanistan'a döneceklerdir (Aigyptos. benim için de kötü bir şeydi bu. İokaste o n u n l a evle­ nir ve ikisi erkek. Laios'un öldürülmesin­ den sonra oğlu olduğunu bilmediği Oidipus T h e b a i t a h t ı n a çıkınca.O zaman babam Pytho'ya. İole ile evlenmek hazırlıklarına giri­ şir. Yiğit de İole'yi elde e t m e k için O i khalia şehrini almak ve kızı kaçırmak z o r u n ­ da kalır. dolaşıp dursun dünyanın dört bir yanma. Ege kıyılarına yerleşmiş. H e r a k les'in ö l ü m ü n e sebep olan kadın (Eurytos. Lykia kralı. bense hep o belalı iğnenin zoruyla Bu topraktan o toprağa koştum durdum. Toprağın oğlu asık suratlı çoban adım adım izliyordu beni. ton. Kerkhne'nin. kra­ lın kızıyla evlenir ve İobates ö l ü n c e Lykia kra­ lı olur. a m a H e r a ' n ı n bu düzeni de boşa çıka­ rıldıktan s o n r a İo Mısır'a d ö n e r ve o r a d a bir t a n r ı ç a gibi t a p ı m görür. sayısız gözlerini dikerek üstüme. İokaste işlediği dogadışı suçu öğre­ n i n c e kendini asar (Laios. t o ' n u n Mısır tanrıça­ sı îsis'e benzetilmiş efsanelik bir kişi olduğu besbellidir (îsis). 19). H e b e eliyle gençleştirmiştir. yarışmayı Herakles kazanınca. Sonunda günün birinde anlaşılır bir söz geldi tnakhos'a. 169) İobates'e gönderir. Herakles kültünü Sardinya'ya sokmuş. İon. o sırada D e i a n e i r a ' d a n yeni bir gömlek is­ t e r . İ o ' n u n kişiliğine ve efsanesine d a h a bir kut­ sallık veren bu öyküden sonra P r o m e t h e u s İo'ya kaderin kendisine neler hazırladığını bil­ dirir: Mısır'a varacak. attı evinden dışarı Kendi için de. Hyllos). birden şu boynuzlar çıktı başımdan. Lerna'nın tatlı sularına doğru. D e s ­ t a n d a adı Epikaste olarak geçer. Yiğit İobates'in o n a yüklediği b ü t ü n işleri başardıktan s o n r a . Sonra da İobates'in yardımıyla d ö n e r adıyla anılan boylara Yunanistan'dan gelme . Karısı Anteia Bellerop h o n t e s ' e iftira e d i n c e . Eurytos kızını ok a t m a d a birinci gelecek olana vereceğini söylemiş. yurdundan dışarı. İ o ' n u n başına Tiryns'te kral olur. lole'yi yiğide vermek is­ tememiştir: Herakles'in çılgınlığa kapılıp İole' den doğacak çocukları ö l d ü r m e s i n d e n korku­ yordu. VI. yoksa Zeus yıldırımlarıyla çarpıp yok edecek senin soyunu. Büyülü gömlek bedenini yakar ve yiğit kendi yaptırdığı o d u n yığınına çıkıp ö l ü n c e lole'yi oğlu Hyllos'a verir (Deianeira. orada birçok şehirler kurmuş­ t u r . İole. dışım. T h e b a i kralı Laios'la evlenir ve Oidipus'u d o ğ u r u r . Akdenizin güney ve doğu kıyılarına yayılan iki dallı bir kral soyu­ n u n atası olacaktır. İ o b a t e s . Bu. Herakles). kovdu beni. Zeus o n u öldük­ t e n sonra tanrılar arasına alıp. bu söz açıkça diyordu ki babama: At kızını evinden. Bir efsaneye göre. İolaos amcası Herakles'in yanıbaşında yiğidin b ü t ü n işlerine katılmış ve ona yardım etmiştir. Apollon'dan gelen bu sözleri düyunca babam. ama ne yapsın. Zeus'tu onu zorlayan. Ama gönderdiği adamlar dönünce karışık. Herakles öldükten sonra oğullarının çabasını desteklemiş. Lykia'da İobates'in yanına sığınır ve bir süre son­ ra kralın kızı Anteia (ya da S t h e n e b o i a ) ile ev­ lenir. İokaste. ne istemiyor diye. Oikhalia kralı Eurytos'un kızı. Danaos). Tragedya yazarlarınca Oidipus'un h e m anası. İokaste. h e m karısı olan kadının a d ı . efsaneye göre de Yunanistan'dan ayrılıp Sardinya ada­ sına yerleşmiş. Zeus'un sevgisini kazanmış. Dodona'ya adam üstüne adam yolladı öğrenmek için tanrılar ne istiyor. tanrılara bir kurbanlık gibi. gitsin. Argos adında birini taktılar peşime. Herakles'in üvey kardeşi olan İphikles'in oğlu. orada gene insan biçi­ m i n e girecek ve Z e u s ' u n oğlu E p a p h o s ' u d o ­ ğuracaktır (Epaphos).

Homeros ne Aulis'teki. Ksuthos ise oğlu İon aracılığıyla İon'lar. kendi oğulları olarak büyü­ türler. Ksuthos oğlu İon'dan sonra da onlara İones dendi". Tesalya'dan gelen Akhaios'un saldırısına uğrar. üstelik burada tanrı Apollon'a bağlamaktır. Ksuthos'la Kreusa evlendikten son­ ra bir türlü çocukları olmaz. İphigeneia. Doros'la Aiolos. Hellen'lerin büyük atası olarak gösterilen Hellen'in üç oğlu vardır: Ksuthos. V I I . en ufak bir hava estiği yok. Akhaios bölgeyi alır. Aulis Euboia yarım­ adasının karşısında bir limandır. öbür oğlu İon da Attika'ya kral seçilir. Homeros destanlarında Agamemnon'un kızı İphigeneia'ya verilen ad (1phigeneia). O sırada Atina'lılar Eleusis'e karşı savaşta kendilerine yardım et­ mesi için İon'u çağrırlar ve İon Attika'da ölür. Akhaia adını verir. Soy ağacından görüldüğü gibi (Tab. ne Tauris'teki serüvenine dokunur. Tanrı Kreusa'yı Atina akropolünün bir mağarasında gebe bı­ rakır. Atina krallığına getirirler. Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. adı İphianassa olarak birkaç kez geçer. oğullarından Akhaios Peloponez'de Akhaia bölgesini kurar. Bu oyun Euripides'in mutlu bir sonuca bağlanan traged­ yalarından biridir ve böyle olduğu için de pek tragedya sayılmaz. Herodotos şöyle der (Tar. kral ölünce Attika'dan sürülür ve Peleponez'in kuzey kıyısına. efsanesi Troya savaşıyla doğrudan doğruya ilgili oldu­ ğu halde. İones ve Akhaioi adlarını taşıyan boyların kaynağını açıklamak amacıyla kurulmuştur. Elektra. Soyu bir süre Aigialeos bölgesinde kal­ dıktan sonra. Selinos ölünce. Hellen'lerin söylediğine gö­ re Pelasgoi Aigialees adını taşırlardı. ya da İonyalılar denilen soya ata olmuştur. Doros ve Aiolos. tanrı buyruğuna uya­ rak genci alırlar. Dor ve Aiol soylarının doğrudan doğruya isim babaları. Bunun da amacı İonya'lıların kaynağını Atina'ya. o zamanlan bu böl­ gede Aigialeos'un Pelasg soyları otururlardı. Tragedya şairlerinden Euripides'in "İon" adlı oyununda İon Ksuthos'un değil. Homeros destanla­ rında fphigeneia'dan pek söz edilmez. İphianassa. Strabon'un anlatımı ise başkadır: Ksuthos Erekhteus'un kızıyla ev­ lendikten sonra Attika'da dört kentler antlaş­ masını kurar (Tetrapolis). kadın İon'u doğurduktan sonra bebeği bir sepet içine koyup kayalık bir yere bırakır. Efsane şöyledir: Ksuthos'u iki kardeşi D o ros'la Aiolos Tesalya'dan kovarlar. Akha'Iar orada toplandıktan sonra gemilerin yola çık­ ması için uygun bir rüzgâr esmesini beklemiş­ lerdir. Apollon tapma­ ğına başvurup bunun nedenini sorarlar.bir kurucu ata bulmak amacıyla. 15). öteki İon Aigialeas ülkesine saldırmaya hazırlanır ki. İon Helike adlı bir kent kurar ve halkına İones adını verir. tarihçilerse çeşitli amaçlarla çeşitli biçimlerde anlatırlar İon efsanesini. önce tanımak iste­ mez. sonradan Akhaia de­ nilecek bölgeye yerleşir. Ksuthos ölür. sonra kabul eder. Akha ordusunun Troya'ya varmak için on yıllık bir zaman yitirdiği anlatılır. Bunun bir süresi savaşa katılacak çeşitli filoların Aulis'te toplanmasıyla geçmiştir. bölge­ yi siyasal ve sosyal alanda düzene koyar ve soyunun denizaşırı göçlere katılmasını sağlar. Ne var ki ortalık sütliman. Bunun tam tersi­ ne tragedya yazarları ve özellikle Euripides. kral Selinos kızı H e like'yi ona verip kendisine halef seçer. 20). orada Atina kralı Erekhtheus'un kızı Kreusa ile evlenir (Erekhteus). o da Attika'da Atina iline yerleşir. Bunun nedeni ordunun bilici­ si Kalkhas'a sorulunca. Bu süreç üstüne efsane yazarlarından hemen de hiçbir bilgi edinilmez. ("İphigeneia Aulis'te" ve "İphigeneia Tauris'te" adlı iki tragedyası vardır) İphigeneia ti­ pine büyük bir ün kazandırmış ve Troya sava­ şıyla doğrudan doğruya ilişkili tek kişi olarak İphigeneia batı yazınını da etkilemiş. 94): "İonyalılar Peloponez'de bugünkü Akhaia'da oturdukları sü­ rece. Apollon onu tanrı Hermes'e verip Delphoi'ye gönderir. Racine ve Goethe'ye konu olmuştur. verdiği cevap Aga- . Orada tapınak rahibesi çocuğu büyütür. o sı­ rada Kreusa İon'u görür. yani Danaos'la Ksuthos Peloponez'e gelmeden önce. Apol- lon'un oğlu olarak gösterilir. Bizim burada anlatacağımız efsanesi doğrudan Euripides'in iki tragedyasının özeti olacaktır. Orestes ve Khrysothemis'in kardeşi (Tab. iki oğlundan biri Akhâios Tesalya'ya döner. Pausanias'ın anlattığı bu efsane belli ki Akhaia bölgesinin. efsanesi Ati­ na'da uydurulduğu besbelli olan bir kişidir.

XI. hem erkek. Odysseia'da (Od. karısına kız doğurursa kendi­ sine göstermemesini. İki kardeş arasındaki fark hemen beşikte yattıkları ilk günlerinden bel­ li olur: Hera'nın gönderdiği yılanı görünce. saf ve sevimli bir genç kız tipidir (Agamennon. Onunla Orkhomenos'a karşı savaşır ve kral Kreon ödül olarak her iki kardeşe kız­ larından birini verir. İphigeneia. iki genci nişanlamışlar. unu bir erkek yapmış. köpürür. ( 2 ) K ı z adı olarak: Girit'li bir masal kahra­ manıdır: İphis'in babası ille de bir erkek ço­ cuk istiyormuş. güya kı­ zı Akhilleus'a nişanlayacaktır. Ama Herakles tanrı Zeus'un tohumundan. (1) Erkek adı olarak: Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan bir yiğit ve Kıbrıs'lı Anakserete efsanesinde adı geçen bir kişi (Anakserete).memnon'u çileden çıkarır: Artemis tanrıça krallar kralı Agamemnon'a karşı kin ve öfke beslemektedir. İphigeneia yabancıları tanır ve onları kurban et­ mek şöyle dursun. Teselya kralı Phylakos'un oğlu. böylece evlenmesini sağlamış (Galateia). Melampus da İphiklos'u iyi etmek için bir meşe ağacının kabuğu altında saklanan bir bıçağı bulmak gerektiğini bildirmiş. İphikles. Agamemn o n karısı Klytaimestra'ya haber gönderir. Pero). bu görevi onlara Delphoi'deki Apollon kâhini vermiştir. İphigeneia'nm Aulis'teki serüveni de burada bi­ ter. hemen dağa bırakması­ nı buyurmuş. B u nun üzerine rüzgârlar hemen esmeye başlar. yiğidin bazı işlerine katılır. 290. İphikles. Agamemnon'a karşı dinmez bir hınç yerleşir yüreğinde.ık. . bunlar İphigeneia'nın kardeşi Orestes'le arkadaşı Pylades'tir. Aloeusoğulları. İphikles de Amphitryon'un tohumundan meydana gelmiştir (Tab. bıçağın pasından yapılan iksirle İphiklos iyileşmiş ve Podarkes adında bir oğlu ol­ muş. hem de kız adı olan İphis adını koymuş. yumıis. amaçları Tauris'teki Artemis heykelini alıp Yunanistan'a getirmektir. Yıllardan beri yerine getirdiği ödev. Orestes kız karılı-sini arkadaşı Pylades'e verir. ta­ pınakta bir çeşit kurban kesmektir: Gemileri batıp Kırım'a çıkan yabancıları hep İphigeneia kurban eder Artemis'e. İphis böylece büyüyüp güzel bir deli­ kanlı olmuş. İphis. Tanrıça an­ cak Agamemnon kızı İphigeneia'yı kendisine kurban verirse. Bkz. öfkesinden vazgeçecek ve f i lonun yola çıkmasını sağlayacaktır. çocuğunu erkek olarak tanıtmış kocasına. kurban bıçağının altına bir geyik koyar. kızını bekleyen kaderi ve Aulis'e aldatılarak getirildiğini anlayınca. Tauris. söylentiye göre. Kralın ailesi Mykene'de kalmıştır. Başına tuhaf bir serüven geldiği anlatılır: Genç yaşta iktidarsızlığa uğramış. hayatta kalmayı Herakles'e borçludur.. günün birinde bir kız ona tutul­ muş. Günün birinde ta­ pmağa iki yabancı gelir. Artemis kıza acır ve onu havalara kaldırıp. iphikles Amphitryon'la Alkme ne'nin oğlu. İphigeneia kur­ ban edilmek üzere sunağa çıkar. Klytaimestra sevine sevine gelir. Kraliçe bunu hiç unutma­ yacak ve kocasını Aigisthos'la aldatmasına da. bıçak tam boğazına saplanacağı anda. İphikles çığlığı basar. Herakles'in ikiz kardeşidir. tphiklos'un. 13). Bu haber Agamemnon'un tepesine balyoz gibi iner. İphis'in anası ne yapacağını şaşırmış ve tanrıça İsis'e yalvarıp yardım dilemiş. Öyle olmuş. avlanırken kendisine adanmış kutsal bir geyiği öldürdü diye. babası. Tanrıça da İphis'e acımış. Ama Herakles ansızın çılgınlığa kapılınca İphikles'in iki oğlunu ve kendi çocuklarını da öldürür (Herakles). İphiklos.onlarla birlik olur. Klytaimestra). 296) zengin bir sürünün sahibi ve Neleus'la Pero efsaneleriyle ilgili olarak adı geçer (Neleus. İphigeneia'yı alıp gelmesini buyurur. Troya dönüşü Agamemnon'u öldürmesi­ ne de bu kin sebep olacaktır. ak­ rabaları olan bilici Melampus'a nedenini sor­ muş. yani bugünkü Kırım yarımadasında İphigeneia Tauris'li Artemis tapınağında rahi­ bedir. k ı z kardeşi Elektra'nın tam karşıtı sessiz. İphimedeia. filo Troya'ya gitmek üzere yola çıkar. Önce böyle bir işe hiç yanaşmaz. ama önder­ lerin ve özellikle Menelaos'la Odysseus'un ıs­ rarları üzerine umumun çıkarını kendi çıka­ rından üstün tutmaya yana yakıla karar verir. heykeli Bİarak Yunanistan'a kaçarlar. bu yüzden de yellerin esmesini önlemektedir. Kadın da kız doğurduğu halde.

Mısır efsanesine göre İsis kral tanrı Osiris'in kız kardeşi ve karısı. eğer kanuna aykırı hareket edip hükümdarın hükmüne ve kudretine karşı gelirsek ne korkunç bir ölüm­ le öleceğiz.). Ba­ bası Eurytos gibi İphitos da usta bir okçudur. toprak altında ya­ tanlara yalvaracağım ve zor karşısında böyle yaptığım için beni affetmelerini dileyerek. "yel gibi uçan" diye vasıflandırılan İris Homeros destanlarında önemli bir rol oynar. İsmene şöyle konuşur: "Ah kardeşim. hatta daha beterlerine tahammül etme­ miz lâzımdır. XXI. İsa'dan sonraki yüzyıllarda Yunan-Roma dünyasına girmiş ve kişiliğinde birçok dişi tanrıları toplayarak bir süre tek tanrıça olarak tapım görmüştür. ana tarafından da Okeanos'a bağlıdır (Tab. Gökkuşağını simgeler. İris baba tarafından P o n tos'a. Kendisine verilen buyruğu harfi harfine tek­ rar etmek İris'in özelliklerlndendir. Odysseus'la iphitos konukluk ve dostluk bağlarıyla birbirine bağlı­ dır.. Bunun için. İsis. tıpkı Ana Tanrıça tipini simgeleyen Artemis-Hekate ya da Kybele gibi. Oidipus'la îokaste'nin kızı. Thaumas'la Elektra'nın kızı. Çünkü yapa­ mayacağın işlere kalkışmak akıl kârı değil­ dir. haddini bilir. Penelope'nin taliplerini öldürmeye yara­ yacak kocaman yayı Odysseus'a iphitos ver­ miştir (Od. Sophokles'in "Antigone" adlı tragedyasında Antigone ile İsmene arasındaki diyalogda. bulur ve oğluna öcünü aldırtır (Oslris). Karanlıklar tanrısı Set (Yun.. Yunanistan'ın İskender'den sonra. ya da Demeter-Kore efsaneleri arasında benzerlik olduğu gibi. kaçmaya çalışır. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye gelip taliplerin şölenine karışınca. Bak. İros. birbirlerinin eliyle nasıl yürekler acısı bir ölüme kavuştu­ lar. İris. düşün bir kere. güneşte gökkuşağının renklerini yansıtan ince bir tülle örtülüdür." (Antigone). güneş t a n n H o rus'un anasıdır. İros Odysseia'da sözü geçen İthakeli bir dilencidir. t o p ­ rak ürünleri. başında ay taşıyan bir inek biçi­ minde imgelenen İsis'le İo arasında da bir iliş­ ki kurulmuş. deniz ve yeraltı ülkesine ege­ men olup yaşamla ölümü elinde tutan. kadın olduğu­ muz ve erkeklere karşı mücadele için yaratıl­ madığımızı düşünmektir. na­ sıl kendi ayıplarını kendi ortaya dökerek ken­ di elleriyle kendi gözlerini çıkardı. zalim talih babamızı nasıl zillet içinde elimizden aldı. anası ve karısı . Olympos tanrı­ ları İris'i de Hermes gibi ulak ve özellikle in­ sanlara haber salmak için kullanırlar. 1-107). Typhon) Osiris'i öldürünce İsis kocasını ara­ maya çıkar. İsis'e özellikle Anadolu'da tapınıldı^ Efes ve Bergama'da adını taşıyan tapınakların kalıntılarından da anlaşılmakta­ dır. ölçülü. İsmene. 6).kendini asarak günahkâr hayatına nasıl bir son verdi ve kar­ deşlerimizin ikisi de. (1) Phokis bölgesinden gelen as­ kerlerin başında Troya savaşma katılan yiğit. geniş omuz­ ları ve güçlü kollan ortaya çıkınca. gökkuşağı da denizden çıkarak gökle yeryüzü arasındaki ilişkiyi kurar göründüğü için. "Ayağı tez". aynı günde. Herakles efsanesinde rol oynar. Devlete karşı koymak elimden gelmez. 13 vd. (2) Oikhalia kralı Eurytos'un oğlu.ikisi de aynı şahıstı . Odysseus soyunup iri bacakları. Şimdi biz ikimiz kaldık. eğ­ lence ve maskaralığa düşkün talipleri iki di­ lenciyi birbirleriyle dövüştürmeye girişirler. İris. Aslında bir Mısır tanrıçası olan İsis. Antigone'nin tam karşıtı. . Talipler arasında da bir kahkahadır ko­ par (Od. Odysseia destanına göre. ayrıca büyü yoluyla doğa güçlerini yöneten bir tan­ rıça oluvermiştir. çekingen bir genç kızdır. İphitos Argonaut'lar seferine de çıkmış. böylece zamanla İsis YunanRoma pantheon'unda çok önemli bir yer al­ mıştır. X V I I I . Odysseus da bir yumruguyla kemiklerini kırıp onu dışarıya sürükler atar. Antigon e . puta taparlıgm son demlerinde tek tanrıya ve özellikle tek bir ana ve bereket tan­ rıçasına mistik bir eğilimin baş göstermesiyle İsis. Kanatlı­ dır. İsmen e . İros'u bir titremedir alır. Hayır. başımızdakitere boyun eğeceğim. Bu efsane ile Yunan mythos'unda mevsimleri simgeleyen Adonis-Attis. Roma'nın da Augustus zamanında Mısır'a açılması. Eteokles ve Polyneikes'in kardeşi. İole'nin kardeşi. tanrı Zeus ve özellikle Hera'nın hizmetindedir.İphitos. H a r p ya'ların kız kardeşi. Hem sonra böyle bir hükümdarın tebaası olduğumuz için bun­ lara. toprak. bize yakışan. ama talipler yakasını bırakmaz.

hak ve barışsever bir kralmış. Zeus soyundandır. Iulus. Roma'da İuno genellikle kadınların konıyu cusudur. yıldırım ve şimşek gibi doğal güçleri simgeleyen tanrıdır. Mnerva üçlü­ sü içinde Quirinalis sonra Capitolium tepelerinde tapınağı olmuştur. Hera ile bir tutulan Romalı tanrıça. Atina kralı Pandion'un kızı Prokne ile evlenir (Aedon). O. Aeneas'ın oğlu Ascanius'un (Yun. İuno Lucina'ya sunu ya­ pılırken herkesin kemer ya da kuşağını çöz­ mesi gerekirdi. luno. önce yalnız kuzeye verilen ltalia adı . I. İthaka adasına adını veren kurucu kahraman. bu tapınağın kutsal kazları ötüşleriyle halkı uyandırmışlar ve şehrin kur­ tulmasını sağlamışlardır. Italos'un asıl kaynağı üstüne mythos yazarları arasında ayrılık vardır. Mart ayının ilk günü kutlanan Matronalia bayramında "matrones" yani evli barklı. İulus R o ma'nın metropolü olan Alba Longa şehrini kurmuştur. çünkü giyside herhangi bir düğüm gebe kadının kurtuluşunu önleyebilir inancı vardır. hava. halkını öyle uyuygar bir hale getirmiş ki. her kadının da "İuno"su var­ dı. Ithakos. daha başta yarlerden geldiği ileri sürülür. babası da Thebai efsanesinde olduğu gibi Zethos değil. Pulvius (yağmur yağdıran) sıfatlarıyla anılır. Doğanın büyük yöneticisi sayılan bu tanrıya Roma'nın kutsal tepesi Capitolium'da tapınılırdı. Ro­ ma kalesinde İuno Moneta'ya ayrılmış olamy di (Moneta uyaran. tanrıçalara da bakardı.Italos. Roma di ninde İupiter gök. İupiter Capitolinus'a dikilen tapınağa sonradan İuno ve Minerva da alınmış. en büyük tanrısıdır. Adı Zeus baba. 390 yılında Roma bir gece Galya'lıların saldı nsına uğrayınca. Ödül olarak kendisine İobum (ya da lolum) adı verilmiş ki. İono'nun daha başka tapınakları da vardır: En önemlisi. hem de Sa­ bin kadınlarının kaçırılmasından sonra Ro­ malılarla Sabin'ler arasındaki barışın kurul masını anarlardı. Tanrıçanın "luno So roria" ( k ı z kardeşi koruyan İuno) olarak H o ratius efsanesinde de rolü vardır (Horatius). Roma dininde her erkeğin "genius"u (Geni us) olduğu gibi. gün ışığı. İuno'ya daha başka sıfatlarla da tapındırdı: İuno Lucina doğuma bakmakta ve doğumu kolaylaştırmaktadır. Trakya kralı Tereus'tur. bu yüzden de Fulgurator. Yunanistan'ın batısındaki adalardan. İulus adının kaynağı şöyle açıklanır: Aeneas ortadan kaybolup Latium bölgesinde savaş patlayınca. Oradan da İulus çıkmış olsa gerek. Aedon. iki kardeşiyle birlikte Korfu adasından İthaka'ya göçer ve . Itys. Aynı tepede iupiter Optimus MaxlııHIS (en İ y i . luno. Aedon'la Thebai'li Zethos'un oğlu­ dur. en büyük iupiter) Roma devleti nin koruyucusu ve y ö n e t i c i s i olarak tapım gö- . Kentin başlıca çeşmesinin kuruluşu da ona atfedilir. bu da Iuppiter'in bir küçülmesi olsa gerek. böyle­ ce Capltolium üçlüsü adıyla bu tanrılara tapınılmıştır. baba tanrı ya da gök tanrı anlamına gelen D l es-piter (yani Zeus pater)den türemiş olan İupiter aslında Roma pantheon'unun en eski. Yunan dininin etkisiyle sonradan Zeus'la bir tutulmuştur. İtys. Itylos. İtalya'ya adını veren kurucu kahra­ man.güneye Ausonia denirdi bütün yarımadaya yayılmış. hatırlatan demektir). İulus Caesar'ın ve onun evlatlığına girdiği için imparator Augustus'un da üye bulundukları ünlü İulii soyunun atası sayılır.adada İthaka şehrini kurar. Prokne'nin oğludur. Tonitrualis (gök gürleten). Ascanius Troya'dan gelme asker­ lerle Latium'dan devşirme ordunun başına geçmiş ve Rutul'larla Etrüsk'lere başarıyla karşı koymuştur. Askanıos) italya'ya geldikten sonra aldığı ad. İupiter (yahut İuppiter). Çok iyi. Thebai'de anlatılan bülbül efsanesin­ de llylos. Bu koruyucu İuno yalnız ölümlülere degil. kadınlar arasında da meşru yoldan evlenmiş olanların tanrıçasıdır. Tonans. Aslında luno ayın değişimlerini simgeleyen lbir tanrıçadır ve luppiter. eltisi Niobe'nin oğlunu öldürmek isterken kendi çocuğu İtylos'u öldürür ve öm­ rü boyunca dövündükten sonra bülbül haline getirilip gene İtylos diye ağlar (Aedon). Aynı efsanenin Attika'da ve özellikle tragedya yazarlarınca anlatılışında adı geçen çocuk. Sicilya'dan. Fulminator (şimşek çakan). yani "Küçükk İuppiter" olmuş. çocuklu kadınlar hem İuno'nun oğlu tanrı Mars'ı.

Mars Meyda­ nında. Ama tuventus'un asıl görevi genç delikanlılar çocuk elbisesini bırakıp "toga virilis" yani yetişkin erkek toga'sını giydikleri zaman onları koru­ maktır. Roma'ya sal­ dırıların her türlüsünü durdurduğu sanılırdı. sulak bir bölgede bulunan tapmağı Augustus zamanında buraları kurutulunca kal­ dırılmıştır. Fontus). sonra­ dan bu iki tanrıça benzeşmişlerdir. K i m i Jüpiter'i düşünde görüp ondan doğrudan doğruya esinlendiğini ileri sürer. İuventus. bunlarla imparatorluk politikasının yayılmasına ve gençlerin askerlik öncesi bir eğitim görmele­ rine çalışılmıştır. Taşra kentlerinde ve ele geçiri­ len yabana ülkelerde Romalıların ilk işi Roma'da Capitolium tepesindeki üçlü tapınağın bir tıpkısını kurmak. devlet otoritesini ve disiplinini simgelerdi. Kültü Latium bölgesinden Roma'ya sonradan getirilmiş ve Forum'da bulunan bir suya "İuturna Havuzu" adı verilmiştir. Bu siyasal niteliğini İupiter Roma devletinin son demlerine dek koruyabilmiştir. öldürülen düşmanların soykaları bu İupiter'e adanır. Bir efsaneye göre de İuturna tanrı İanus'un eşi ve pınarlar tanrısı Fontus'un anası olarak gösterilir (lanus. İupiter Roma'nın dış ilişkilerini ve uluslararası antlaşmalarını koruyan bir tanrı sayılırdı. Ovidius Lara ve Lares tanrılardan söz ederken İupiter'in İuturna'ya olan aşkını. Romulus kılıcını kaldırarak Forum'da İupiter'e ant içmiş. Bu pınarın şifalı niteliği olduğu gibi İuturna da iyileştirici bir tanrıça sayılırdı. Roma İmparatorluğu zamanında İuventus tanrıçanın koruyuculuğu altında bir çeşit gençlik dernekleri kurulmuş. Konsullar göreve başlamadan gelip ona yakarmak zorundalardı. Tan­ rı da Sabin'leri püskürterek Forum'da Palatinus tepesinin dibinde İupiter Stator'a adan­ mış tapınağa kavuşmuş. Jüpiter'in siyasal rolü bununla bitmez. İuturna. İupiter'in sevdiği bu su perisine tanrı ölümsüzlük bağışlamış ve Latium 'daki bütün suların koruyuculuğunu vermiş. Flamen dialis adıyla görevlendiri­ len başrahibi İuno'nun başrahibesiyle evlene­ rek tanrılar arasındaki kutsal birliği yansıtm'akla yükümlüydü. ölümsüz demek) olan İuturna bir su nympha' siydi. zafer kazanan başkomutanlar zafer çelenklerini ve ilk kur­ banlarını (ki bunlar beyaz boğalardı) ona adarlardı. İuventus'a Capitolium'da İupiter.rürdü. Roma'nın en eski çağlarında Yunan tanrıçası Hebe ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde. İuno ve Athena üçlüsüne ayrılmış tapınağın içinde ve özellikle Athena'nın "cella"sında bir sunağın ayrılmış olması bu tanrıçanın eskiliği­ ne delildir. Roma'da adaletin simgesi. kimi İupiter'in sıfatlarını kendi adı­ na taktırırdı. /. Göğe çıkmış ve burçlar ara­ sında Bakire burcu olmuştur. bir ara Sabin'ler ağır basmış ve şehri almak üzereymişler ki. Roma İmparatorlumu çağında imparatorlar baştanrı İupiter'le ilişki kurmaya ve doğrudan doğruya İupiter Optimus Maximus'un kıla­ vuzlumu ve koruyuculuğu altında olduklarını belirtmeye çalışırlardı. Yunan tanrıları arasında Themis'e değil de. İustitia. düşmanı durdurursa olduğu yerde bir tapınak kurmaya yemin etmiş. Tanrılar arasında tam bir otorite kurduğu gibi. Gençliği simgeleyen tanrıça. İustitia Altın Çağda insanlar arasında bulunurken (Soylar Efsanesi). Durduran anlamına gelen Stator sıfatının kaynağı şöyle açıklanırdı: Roma'lılaria Sabin' ler arasındaki savaşta Roma'lılar Sabin'lerin karılarını kaçırdıktan sonra. nympha'nın bin bir bi­ çime girerek tanrıdan kaçtığını anlatır (Lara). F e retrius adıyla Roma'nın savaş alanında da baştanrı sayılırdı: Düşmandan alınan bütün silahlar. insanların gitgide daha çok suç iş­ lemesi onun artık yeryüzünde tutunamamasına yol açmıştır. Eski adı Diuturna (diuturna sürekli./i . daha çok Dike'ye benzemektedir. böylece İupiter'in devlet tanrısı olarak egemenliğini kabul ettirmekti. ayrıca Stator unvanıyla İupiter'in düşmana karşı koyduğu. İmparatorluk dönemi şairleri İuturna'yı Aeneas'ın düşmanı Turnus'un kız kardeşi sayar­ lar ve Turnus'la birlikte savaşa katıldığını söy­ lerler.

Europe. Ne var ki Kadmos Ares'in kutsal ejderini öldür­ müş olma suçunun cezasını çekmelidir: Yedi yıl boyunca tanrıya köle olarak hizmet etmek zorunda kalır. Thebai şehrinin kurucusu Kadmos. bunlar da Kadmos'a şehri kurmak için yardım ederler. Lykia ve Pisidia bölgelerinde at üstünde ayakta durur gösterilen bir tanrı figü­ rü. Harmonia'ya veri­ len düğün hediyeleri dillere destan olmuş. ineği Athe- na'ya kurban etmek ister. . Hepsi dev gibi yabani adamlar­ dır. anası da ölünce. Her iki armağanın da sonraki efsanelerde sözü geçer (Harmonia. birine gö re de Europe kardeşine hediye etmişti. sonra da Rhea'nın alayında bulunan cinlere karıştıklan söylenir. Bunların en önemlisi Kharit tanrıçaların dokuduğu bir ti bise ve demirci tanrı Hephaistos'un yaptığı bir altın kolyedir. Phoiniks ve Kiliks'in kardeşidir. ayrıca da dolayların­ da üç şehir kurmuş (Neleus 2). Kadmos. Europe kaçırılın­ ca. 10). Thebai efsanelerinin başında. Kadmos bu ineğin peşine ta­ kılır. Eriphyle. Adları efsanelere pek karışmayan Kabir'lerin Bergama akropolünde Zeus'un doğuşuna tanıklık ettikleri.ısı okluğunu anlar. Kaeira. Kakasbos. gider. Bkz. Kadmos seçi­ len yerin bıır. biraz gittikten sonra bir inek sürüsüne rastlar. T a n n sözcüsü Eupore'nin izi­ ni aramaktansa. Agenor oğullarını kızı aramaya gönderir (Agenor). Söylentiye göre bu gerdanliği Kadmos'a Zeus kendisi vermiş. yalnız beşi sag kalır. Zeus Ares'le Aphrodite'nin kızı Harmonia'yı Kadmos'a eş olarak verir ve düğünleri parlak bir törenle kutlanır. Başta Athena olmak üzere tannlar onu ko­ rur. ya da ataları Hephaistos. Alkmaion). Musalara ve Demeter. H a des gibi tanrılara Kabir adının sıfat olarak ta­ kılması dikkati çeker. Anadolu ve Afrika'ya yayılmış.ıl. yani ekilmiş adam­ lar adı verilir. Ares Pınarı adlı çeşmenin önünde bir ejderi tepeler.K Kabir'ler. Roma çağında lupiter. Neleus Miletos'ta kral olmuş. Burdur'un Tefenni İlçesinde bu tanrı ka yalara oyulmuş olarak görülmektedir. Neleus da dolaşa dolaşa Miletos bölgesi­ ne gelmiş. özellikle tragedyaya konu olmuş birçok kahramanın atası olarak görülür. Kabeiroi diye anılan tanrısal var­ lıklar. Kodros'un oğlu Neleus efsanesinde rol oynayan Milet'li bir çömlekçi kız. Neleus Atina'dan göçmeden. kız da toprağa su karıştırarak bunu yapınca tanrı sözü yerine gelmiş. luno ve Minerva üçlüğüne de Kabir denmek­ tedir. bunun İ ç i n de arka­ daşlarını su almaya gönderir. Persephone. Delphoi kehanetine ne yapacağını sormaya gider. Kader. Kaynaklan ve gerçek nitelikleri belli ol­ mayan Kabir'lerin adı Dardanos efsanesinde geçer: Semendirek adasında gizlemleri bulu­ nan bu cinleri Troya yöresine Dardanos ge­ tirmiş (Dardanos). Doğar donmaz birbirleriyle kavgaya tutu­ şurlar. ineğin biri her iki böğründe ayı simgeleyen iki beyaz kü­ re taşımaktadır. Kadmos yola çıkar. Anasını da birlikte götüren Kadmos bu aramanın boş olduğunu anlar ve bir süre Trakya'da kaldıktan sonra. Mitograflara göre babala­ rı. inek gider. nereye yerleşmesi ge­ rektiğini tanrı sözcüsüne sormuş.ır. aldığı ce­ vapta yeni yurdunun bir genç kızın elinden suyla toprak alacağı yerde bulunduğu söylen­ miş. sonra da Thebai hanedanının başına gelecek birçok belaları doğurmuştur. sonra gelir Thebai'ye kral olur. Efsanesi bütün Akdeniz bölgesine. O sırada tanrıça Athena ona görünür ve ejderin dişle rini toprağa ekmesini söyler. Bütün bu belgelerden Korybantlar ve Kuretalar gibi Ana Tanrıça tapımıyla ilgili oldukları anlaşıl­ maktadır (Kybele). orada bir mühür izini almak için yolda rastladığı Kaeira adında bir kızdan ça­ mur istemiş. Agenor'la Telephassa'nın oğlu­ dur. sonunda Boiotia böl­ gesinde bir yere çöküp y. Kadmos bunu yapınca topraktan birdenbire silahlı adamlar çıkıverir: Bunlara Spartoi. İo soyundandır (Tab. Moira. Kadmos. Karşısına çıkacak bir ineğin ardına ta­ kılacak ve inek nereye çökerse orada şehir kuracaktır. Kadmos tepesi adını alan Thebai kalesine tanrılar armağan larıyla birlikte gelmişlerdir. sayılan da üç­ tür. Amphiaraos. bir şehir kurması gerektiğini söyler. ki­ şiliği bölgenin yerli tipleriyle kaynaşmıştır.

Agamemnon'u kız dırmış. Ana­ dolu kıyılarında Kolophon şehrine çıkmış ve orada kalmış (Amphilokhos). Kalkhas Troya'nın ancak Akhilleus katılırsa alınabileceğini. îlyada. Hesiodos Theogonia'nın başında Musa'lara seslenip. Amphiaraos'un oğlu bilici Amphilokhos'la birlikte gemiye binip. Homeros onu Ilyada'da şöyle tanıtır (İl. rüzgâr tanrı Boreas'ın oğullarıdır. Kalamos buna o kadar üzülmüş ki kuruya kuruya bir kamış haline gelivermiş. kendisi Akhalarla Yunanistan'a dön­ mek istememiş. geçmekte olanı.): Kalkhas. uyulmazsa tanrı belalarıyla karşılaşılır. kral Phineus'u Harpyalardan kurtarmışlar (Argonaut'lar). özel­ likle Troya destanlarında adı geçen en ünlü kâhinlerdendir. kendisi de atın içine saklananlardandır. Akha ordusunun Aulis'ten ilk yo­ la çıkışında Kalkhas sunak sütünde bir yılanın bir kuşu yediğini görünce. Kalkhas. Tahta atın yapılma­ sını ve şehre sokulmasını salık verdiği gibi. D ö ­ nüş efsanelerinde de Kalkhas'ın rolü büyük­ tür: Tanrıça Athena'nın Aias'a yapılan hak sizlik yüzünden Akha'lara kızdığını. geleceği. Ordunun ilk Mysia çıkışında Telephos'un sözlerini onayla­ mış (Telephos). birinci bö­ lüm). Mopsos hak­ lı çıkınca. Kalais ve kardeşi Zetes. Lakhas bilememiş. Myrina yakınındaki bir kutsal ko­ ruluğa Kalkhas bir bag ekmiş. Aiolya bölgesinde. Anadolu ile ilgili birçok efsanelerde Kalkhas'ın yanılgı­ ları anlatılır: Lykia kralı bir sefere çıkacak ol­ muş. sonra da Kalkhas'ın yönetmediği bir tek olay yoktur. Boreasogulları diye de anılırlar ve kanatlı birer cin olarak canlandırı­ lırlar. Kalamos arkadaşını geçmek iste­ miş. hepsinin adını sayarken Kalliope için " h e p i | nin başı sayılan Kalliope" der. birbirine sorular sormuşlar. Kalkhas'ın rol oynadığı olaylar şöyle özetlenebilir: Alkhilleus dokuz yaşındayken. Kolophon'da Kalkhas kâhini Mopsos'u bulmuş. İki genç bir gün ırmakta yüzerken. Kalkhas zafer kazanacağını. Argonaut'lar efsanesinde rol oynayan Kalais'le Zetes. Öfkesinden canına kıymış ve Kolophon'un yakınında Notion şehrine gömülmüş derler (Mopsos). sonucu üstüne Kalkhas'a da Mopsos'a da danışmış. Kalkhas Yunan efsanesinde.ı çıkınca.Kalais. 69 vd. Başka İM» . ırmak tanrı Maiandros'un (Büyük Menderes) oğluymuş. İkinci Aulis durağında fphigeneia'nın kurban edilmesini salık vermiş (Iphlgeneia). haber verir. Troya savaşından önce d e . tanrı sözcülerinin en büyüğü. Karpuz söz­ cüğü oradan gelmedir. Troya savaşında ordular anısında vcl). Kamış anlamına gelen Kalamos. kâ­ hin de bunu biliyordu: Kendisinden daha usta bir biliciyle karşılaştığı gün Kalkhas'ın ömrü sona erecek diye bir tanrı sözü varmış. ama iskenderiye şiirinde Kalliope lirik şiirin esin perisi sayılır. doğru yoldan gidilmiş olur. Adı güzel sesli anlamına gelen Kalliope dokuz Musa'ların biridir. ama ora bilici lerinden biri bağının şarabını içemeyeceğini söylemiş. nedenini bildirmiş ve Apollon rahibi Khryses'e kızı Khryseis'in geri verilme-] si gerektiğini bildirerek. biliyordu her şeyi. Kalkhas kendini öldürmüş. Troya'nın düş­ mesi için Helenos'u ele geçirmek gerektiğini de o söylemiş (Helenos). Erken ilkçağlarda Musa'ların yetki alanı sı nırlanmış değildir. gele­ ceği görür. Troya şehrinin an­ cak on yıllık bir abluka sonunda alınabileceği­ ni söylemiş (Agamemnon). sözüne uyulursa. Mopsos hepsini bilmiş. Thestor'un oğlu. Kalamos. şarabı içmek üzereyken Kalkhas bu söze öyle gülmüş ki boğulmuş ve şarabı içemeden ölmüş. Mopsos yenileceğini öngörmüş. Adı meyve anla­ mına gelen Karpos da güzün ölüp ilkyazda dirilen tarla yemişine dönüşmüş. Rüzgâr tanrı Zephyros'la H o ra'ların birinin oğlu olan Karpos adlı bir deli­ kanlıya tutkunmuş. bu hünerle geldiydi ta llyon'a Akha'lann gemileri. geçmişi. Phoibos Apollon verdiydi bu hüneri ona. Kader Kalkhas'ın Anadolu'da ölmesini buyuruyor. ama savaşta yi­ ğidin öleceğini bildirmiş de bunun üzerine Akhilleus'un anası Thetis onu kız kılığına so­ karak Skyros kralının kızları arasına saklamış (Akhilleus). onunla Akhilleus arasında kavga çık masını ve İlyada'da konu olacak Akhilleus'un öfkesini kışkırtmış (bkz. Karpos bu yarışmada boğulmuş. bu yüz­ den dönüşlerine engel olacakını bildiği için (Aias). Kalliope. Paris öldükten sonra.

hıçkırıklar. Nausikaa. Akarnan). Hermes Kalypso'ya Odysseus'u yurduna göndermesi gerektiğini söyleyince. Kalypso öyle kanlı canlı olarak karşımıza çıkar ki. Odysseia'nın ilk dizelerinden şöyle tanıtılır bize (Od. onu yıkamış. dönüşünü özleye öz leye.kaynaklarda epik şiirin denir. Kallirhoe. Kalypso içerde altın mekikle tezgâhına gide gele. Adı da öyle: Yunanca saklamak. bakardı iki gözü iki çeşme. Kallîrhoe.V. . Tros'la evlenerek Ilos. kumsallarda yer bitirirdi kendini gözyaşları. kimi de der ki güneş tanrı Helios'la Perseis'in kızıymış. Tethys'in kızı Khysaor'la birleşmesinden iki canavar. Zeus Hermes'i buyruklarla gönderir Kalypso'ya. urbalar giydirmişti güzel kokulu Bir tulum siyah şarap vermişti yanımı. 2 6 3 vd. Penelopeia. (4) Libya kralı Lykos'un kızı. Buldu onu İçinde mağaranın. mazı ağacının. Gündüzleri kayalarda. yüce Nympha'nın ilk tepkisi öfke olur. eşi Penelope'den sonra en çok seven bu kadına? Tanrıçalıgı da bir tuhaf. savaştan ve denizden dönenler dönmüştü. saklayan tanrıça mı demeli Odysseus'u. 17). I. Kalydon. Homeros ona Olympos tanrıçalarının en bü­ yüklerine verdiği "dia theaon" (yüce tanrıça. Atlas'la Pleione'nin kızı. Geryoneus'la Ekhidna doğar (Tab. o mağarada güzel örgülü Nymphe otururdu. Ölüm uçurumundan bir Odysseus kavuşmamıştı yurduna ve karısına. gitti koca mağaraya doğru. unutulmaz kadın tiplerinden biridir. kocası olsun diye. Kalypso.): Varınca ta uzaklardaki adaya.): kurtulanlar kurtulmuştu. Kalydon avı (bkz. İsteksiz uzanıyordu geceleri mağarada onun yanma. kimin nesi ol­ duğunu araştırmak aklımızdan bile geçmez. tanrılara çatar kendisinin ölümlü bir erkekle sevişmesi­ ni kıskanıyorlar diye. ama sonra da Odysseus'a tanrıların kararını bildirir ve ona bir sal yapmasında yardım edip şöyle uğurlar sevgi­ lisini (Od. boyuna gözyaşı akıyordu gözlerinden. 6). 11 vd. (2) Irmak tanrı Akheloos'un kızı. Ama Odysseus yurduna özlem çekmektedir (Od. 55 vd. Rhesos). 151 vd. Meleagros). (3) Irmak tanrısı Skamandros'un kızı. tanrıçaların yücesi) unvanını verir. oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso yüce tanrıça. Alkmaion'la evlenir ve Akarnan'ı doğurur (Alkmaion.): Kıyıda oturur buldu (Kalypso) onu. Kimi efsaneye göre Kalliope Seiren'lerin. Güzel akışlı anlamına gelen Kallirhoe birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Okeanos'un. Bir efsaneye göre Troya savaşından sonra Diomedes'in gemisi fırtınaya uğrar ve Libya kıyılarına va­ rır. Lykos onu Ares tanrıya kurban etmek is­ ter. Andromakhe gibi H o meros'un yarattığı ölümsüz. Nymphe'den hoşlanmıyordu artık o. yürüdü. yani Pleiad'ların biri olduğunu ileri sürerler. V. çıktı karaya menekşe rengi denizden. gördüğü manzara şudur (Od. öte yan­ dan da bir nympha olduğunu söyler.): Kalypso uğurladı Odysseus'u adadan beşinci günü. Sak­ lı tanrıça mı. iniltilerle bakardı boyuna hasat vermez engine. ama Diomedes'e gönül vermiş olan kızı yiğidi kurtarır. yanıp tutuşuyordu. Odysseia'nın en sevimli kişilerin­ den Kalypso'yu bir gizem perdesi örter. gizlemek anla­ mına • g e le n "kalyptein" fiilinden türeme. Başka mythos yazarları. ozan Linos'un ya da Rhesos'un anasıdır (Linos. güzel peri. Kocaman bir ateş vardı ocakta. kokusu uzaklara yayılıyor. Hiç önemi yok. Diomedes'ten yüz görmeyince kendini asar (Lyfcosj. Haberci tanrı Ogygie adasında güzel perinin oturduğu mağaraya uçup gelir. V. sarıyordu odayı çatır çatır yanan dağ servisinin. Sonunda tanrılar acır Odysseus'a. Assarakos ve Ganymedes'i doğurur (Tab. tüketiyordu tatlı ömrünü.

Priamos'la Hekabe Thymbralı Apollon şerefine. Melos adasından gelen göç­ menler Nymphaios adlı önderlerinin kılavuz­ luğunda gelip Karia'ya yerleşince. Karia şehri Kryassos'lu bir kızmış. Kassandra. Troya savaşında Troyalılardan yana çarpışan Pandaros'un atasıdır (Pandaros). Karısı Euadne. 16). Kapaneus. en ilgi verici evladıdır. sonra da suçun­ dan arınmak için kral Tros'un yanına. Karkabos. başka bir tanrı dü­ zenini simgeleyen kadının egemen olduğu anaerkil bir düzenin tanrıçası olan Kalypso. saklı koy adı­ nı verdikleri anlaşılmıştır. bugünkü Sarıköy?). o da Zelela diye bir şehir kurmuş (Erdek'in güneyinde. göçmenler silaha davranıp hepsini öl­ dürürler. Troas bölgesine sığınmış. Kaphene. onlara baş kaldırmayı göz alan bu saklı tanrıça kim? Odysseia'ya yazdı­ ğımız önsözde (s. Kuzey Yunanistan'da Trakya ve Makedonya bölgelerinde hüküm süren Triopas'ın oğlu. Plutarkhos'un anlattığı bu masal bes­ belli ki Yunanlı göçmenlerin Karia yerlilerine yaptıkları mezalimi örtmek için uydurulmuş­ tur. Bu genç kızın yürekler acısı bir kaderi. Odysseus da sevinç içinde açtı rüzgâra yelkeni. Kapaneus. Bu iki ka­ dın tanrıça tipik Ana Tanrıça nitelikleri taşır. ama sözünü geçiremedigi için başına ge­ len belalardan iki misli etkilenip üzülen bilici­ nin dramını simgeler Kassandra. yani Anadolu'nun Ana Tanrıçası­ nın bir benzeri. Adratos). 31) bu soruya cevap ver­ meye çalıştık: Bilginler uzun araştırmalardan sonra Kalypso'nun Ogygie adasının Malta ol­ duğu sonucuna vardılar. Karkabos yurdunu kurtarmak için babası­ nı öldürmek zorunda kalmış.kadın eline dü­ şer. Ardından uğurlu. de­ nizle çevrili ıssız bir adada oturan ve Olympos'luları hor görmese de. tanrılardan uzak. Kybele'nin. Meloslular da kendi töre­ lerine göre karılarını da şölene getirmek için izin isterler. Yerliler bunu kabul eder. Kalypso'nun başkaca da adı geçmez des­ tanda. yani saklı liman. Oğlu Sthenelos Troya savaşına katılır. Malta müzesinde bi­ zim Anadolu kazılarından bol bol çıkan Ana Tanrıça heykelcikleri g i b i geniş kalçalı f i g ü rinler bulunmaktadır. başka adla bir tıpkısı olma­ sın? Odysseus. Kryassos'lular kocalarına saldı­ rınca. kurtulamaz onların etkisinden. tatlı bir yel saldı. öteki Kalypso . Troya kralları ona toprak vermişler. Kaphene'yle Nymphaios birer tanrı gibi saygı görür. bugünün anlayış ve deyimine göre uzağı gören bilinçli bir insanın dramını. Kaphene Nymphaios'a gönül verir. tanrılardan çekinmez. Malta adasına ise çok eski zamanlarda Fenikelilerin ayak bastığı ve oraya Maleth. Kaphene. Kryassos şehrini yerle bir ettikten sonra Yeni Kryassos diye bir şehir kurarlar. Gele­ ceği görme gücüyle yıkımları önlemeye çalı­ şan. Karkabos.daha büyük bir tulum dolusu da su. Kalypso bu Maleth adının Yunanca çevirisi olsa gerek. tanrının şehir dışında bulunan tapınağında bir şenlik düzenlemişler ve tören sonunda ço- . trajik bir kişiliği vardır. Ne var ki Kaphene Nymphaios'a işi haber verir. ama Zeus tam Kapaneus'un sura tırmanacağı anda onu yıldırımıyla vurur ve öldürür. Anadolu'nun Karia bölgesiyle il­ gili bir efsane. yaman bir adamdır. Olympos tanrı dünyasından uzakta. ka­ ma saklarlar. silahsız gelecekleri şölende onları topluca öldürmek­ tir amaçları. şehri ateşe vermek ister. Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı (Tab. serüvenleri sırasında iki kez • biri Kirke. Troyalı kral çiftinin. ama Kryasos'lular bu göçmenlerin fazla yayılmasından korkarak onları yok etmek çarelerini düşünürler. ora­ da yerleşmiş. göç­ menlerin karıları elbiselerinin altında kılıç. ölüsünün yandığı odun yığınına atar kendini ve onunla birlikte yanar. Thebai'ye saldırıda. Hektor ve Paris'ten sonra. Efsaneler Kassandra'nın bu gücünü çeşitli yorumlarla anlatır. Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan Argos'lu önderlerden biri (Amphiaraos. Kassandra. her türlü yiyecek vermiş bol bol. Kassandra'yla ikiz kardeşi Helenos bebekken. Triopas öyle zalim bir zorbaymış ki. dev boylu. Melos'luları büyük bir şölene çağırırlar. kopmuştu kumanyayı bir meşin torbaya. Bunun ilerde daha belirgin biçimde aydınla­ nacağına güvenilebilir (Kirke). onlardan ayrı bir biçimde yaşayan. Birine göre. Şimdi bakalım.

Dioskurlar. Delphoili bir genç kızın adı. . Kassiepeia'nın yurdu üstünde mitograflar arasında ayrılık vardır. gözlerini. Kassandra kabul eder. Kassandra asıl bu dramla kendini büsbütün dile getirmek fırsatını bulur: Mykene sarayın­ da Agamemnon'un da. onu kendine eş edip Mykene'dekl s. Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Atreus'un karısı. Bu eylemle çocukların duyuları arınmış. haykırır. Klytaimestra'nın eliyle öldürüle­ ceklerini açık açık görür. Kassiepeia kızını bu ejdere kurban el mek zorunda kalmış.ınıyın. Kassandra'nın Agamemnon'un tutsağı ola­ rak Yunanistan'a geliş efsanesi tragedyaya konu olmuş ve Aiskhylos'a en güçlü oyunla­ rından biri olan "Agamemnon"u esinlemiştir. insanların göremediği. k i m i Suriyeli. Katreus. Miletos şehrinin kurucusu M i l e tos'un oğlu. v e gidip Karia'da Kaunos şehrini k u t muş (Byblis). ama tanrıdan yetiyi aldık­ tan sonra kendini vermeye yanaşmaz. ya da Hera'yla boy ölçüşecek olmuş. Kassiepeia. daha Troya'da kimse farkına varmadan geldiğini o haber vermiş. Bkz. Başka bir efsane Kassandra'nın biliciliğini şöyle açıklar: Tanrı Apollon Priamos'un gü­ zel kızına âşık olur.. . Kaunos. bu d e l i kanlının hemen öldürülmesini istemiş. Nereus kızları. evlenme­ mişti. orada küçük Aias'ın saldırısına uğradığını anlatan bir efsane de vardır. Apollon tapmağının yanında tanrının saldırısına uğrayınca kendini orda fışkıran bir kaynağın sularına atar. k i m i A i thiopialı olduğunu yazar. tanrı Apollon'a adan­ mış ünlü Kastalia pınarı olur. Andromeda'nın anası Kassiepeia güzelliğiyle fazla övünen bir kadınmış. Troya yağma edilirken Kassandra'nın Athena tapınağına sığındığını. ama hiçbir şeyi önleyemediği gibi. Kastor. duyamadığı gerçekle­ rin algısına açılmış oluyordu. birçok talipleri çıktığı halde. 15). bu yıkımı da. çocuk­ ken bırakıldığı 1 d a dağından dönünce. Kaynak. ama iki yılan çev­ relerini sarmış. Bunu anla­ yınca Apollon'un bağışladığı bilicilik hünerine lanet okur. kendini verirse ona bilicilik yetisini armağan edeceğini söyler. İkisi de kâhin olmuştu. Efsanesinin güney Akdeniz kıyılarıyla ilgili olduğu bellidir. ölümü de önleyemez. tanrı gücüyle dolarak kehanette bulunan bir sözcü olur. BylılMdogadiy ilişkisi yüzünden Miletos'tan lürul u n ı . geri gönderilmesi gerekti­ ğini bildirmiş. şehrin yıkımına yakın. Perseus). bağırır. Kassandra Troya tarihinin bütün olaylarını önceden görmüş ve söylemiştir: Paris. Kastalia. dö­ vünür. ama kimseyi söyledikle­ rinin doğruluğuna inandıramayacaktır. sonra Yunanistan yolculuğu dönüşünde Helena'yı getirdiği zaman. Laokoon'un da yardımıyla atın içeriye alınmasını önlemeye çalışmıştı. ama günah işlediği için Akha'larca taşlan­ maktan zor kurtarır kendini fAias).cuklannı tapınakta unutup gitmişler. kendinin de başına gelecekleri. Agamemnon'a köle olarak verilir sonun­ da. Byblis'in ikiz kardeşi. Agamemnon'la Menelaos'un anası olan Aerope'nin babası (Tab. ama bununla bilici kızın asıl çilesi başlar.a q ö t ü - rür. Aias Kassandra'yı sarıl­ dığı tanrıça heykelinden çekip uzaklaştırır. Kassandra o zamana kadar kız oğlan kz kalmış. bu adamın savaşta öl­ mesiyle Kassandra bekâr kalmıştı (Othryoneus). Priamos Hektor'un ölüsüyle Akhilleus'un barakasından çıktığında. Agamemnon Priamos'un kızına vurulur. Kassandra. kulaklarını yalıyor­ du. kızın ağzının içine tükürür. bu kadının Troya'nın yıkımı­ na yol açacağını. böy­ lece verdiği armağanın etkisiz kalmasını sağ­ lar: Kassandra geleceği görebilecek. tahta at surların önüne dikildiğinde. Kassandra böylece Pythia ya da Sibylla gibi tanrı­ yı içine alan. Tanrı da öfkelenir. Babası onu Othryoneus adlı bir Anado­ lulu yiğide verecekken. Her ikisi de talihsizdir. Ertesi sabah almaya geldiklerinde korkunç bir man­ zarayla karşılaşmışlar: Kassandra'yla Helenos beşiklerinde uyuyorlar. Tanrıçalar da Poseidon'dan öçlerini almasını istemişler. tam canavarın eline ge çecekken yiğit Perseus kızı kurtarmış (Andro meda. gördü­ ğünü de haykıracak. Helenos ise daha çok kuşların uçuşuna ve dış işmarlara bakarak ge­ leceği haber veren bir yorumcudur. Deniz tanrı bir ejder gön dermiş.

Parthenon tapınağının büyük hey­ keltıraş Phidias'ın elinden çıkma metop kabartmalan işte bu savaşı canlandırır. Keleos.. Yiğit hepsinin hakkından gelmiş ve onları kovalar­ ken Kheiron'u da bir okuyla yaralamış. Lapith'lerle Kentaur'lar arasın­ da korkunç bir boğuşma başlar. Kekrops'un krallığı sırasında tanrılar yeryü­ zündeki şehirleri aralarında paylaşmaya kal­ kışmışlar.Kaunos şehrinin yıkıntıları bugün Köyceğiz Dalyanının önünde göz alabildiğine bir sazlı­ ğın dibindedir. Herakles. bilgili ve yarar­ lıdırlar. Yeleleri. Pholos ise Silenos'la bir orman perisinin birleşmelerinden doğmuştur (Kheiron^ Pholos). Kephalos. Kronos'Ia Philyra'nın. Erymanthos yaban domuzum! avlarken Pholos'a konuk olmuş. karınlarından arkası at biçiminde­ dir. konuksever. bir za­ manlar "Akte" (kıyı) diye anılan bölgeye onun adına Kekropeia denmiş. ya­ ni at adamlar yarı insan. Doğrudan doğ­ ruya topraktan fışkırmış olduğu söylenen Kekrops. gi­ derek yazı yazmasını da o öğretmiş yurttaşla­ rına (Athena). Prometheus bu işe razı olunca. insansever. ondan ayrılıp Attika'ya gelir ve Prokris'le evlenir. sonra da ona Herakles'in ölümüne sebep olacak iksiri veren at adam Nessos için bkz. He rakles bu yarayı iyi etmeye çalışmış.Şehir kurmasını. Deianeira. Kentaur'lar. Aglauros'la evlenmiş ve Erysikhton (Erysikhton) diye bir oğlu ve Erikhtonios efsanesinde rol oynayan üç kızı olmuş (Aglauros). Attika'nın ilk kralı sayılır. Kekrops. Demeter efsanesinde rol oynayan efsanelik Eleusis kralı (Demeter). Önden bakınca başları. Kekrops. Herakles şarap istemiş. Merkezi Atina olan Attika bölge­ sinin efsanelik kralı (Tab. Sonunda Lapith'ler savaşı kazanır ve at adamları bölge­ den kovarlar. tanrı öfkesinden Afrika'yı sular altında bırakmış. 24). ölümsüz olan Kheiron o kadar acı çe­ kiyormuş ki. Kheiron ölümsüzlüğü ona vere­ rek ölmüş. Kentaur'lar üstüne çok revaç bulmuş. En ünlü efsanesi Şafak tanrıça Eos tarafın­ dan kaçırılmasıdır. Kentauros (ya da Kentaur'ların hepsi) Hera'nm bir görüntüsünü aşan Iksion'dan dogmadır (İksion). ölmek istemiş. şarap içmeye alışık olmayan bu at adamlar düğün şöleninde sarhoş olup gelini kaçırma­ ya kalkışırlar. Ama Kephalos tanrıçanın ya­ nında uzun zaman kalmaz. Lapith'ler Thessalia'da oturan bir boydur. çokluk yabanıl ve azgındır. Kentauroi (Kentaur'lar). uygar bir kral olarak anılır. at adam yigide pişmiş etler ikram etmiş. Efsaneye göre. Kekrops'un gövdesi onun topraktan doğ­ muş olduğunu şöyle belli edermiş: üstü insan. düğününe Kentaur'ları da çağırır. kuyrukları vardır. Eos onu Suriye'ye götü­ rür. Kentaur'lar Herakles efsanesinde rol oy170 nar: Herakles. kendisi de çiğ! et yiyecekken. göğüsle­ ri ve kollan. or­ manlarda yaşayan bu at adamlar çig et yer. Deianeira'yı kaçırmak isteyen. Kephalos'un kaynağı üstüne an­ latılan efsaneler birbirini pek tutmamaktadır: Kimine göre Deukalion'un soyundandır. kimi zaman da ön bacakları in­ san gibidir. Dağlarda. başara­ mamış. ki­ mine göre Hermes'le Herse'nin yahut da Ati­ na kralı Pandion'un oğludur. P h o los Dionysos'un Kentaur'lara armağan ettiğii bir testi şarabı bulunduğunu. ama hepsinin malı olduğu için bunu açmaya cesaret edemedigini söylemiş. Bun­ ların önderi Peirithoos Hippodameia ile evle­ necekken. ölümsüzlüğünü yüklenecek birini aramış. altı yılan biçimindeymiş. orada sevişirler ve tanrıça Phaethon'u doğurur (Eos). yiğidin ısrarı üzerine getir­ miş ve içmeye başlamışlar. Kekrops barışsever. Derken şarap ko­ kuşuna gelen at adamlar kocaman taşlar ve çam ağaçlarıyla Herakles'e saldırmışlar. özel­ likle birçok ünlü kabartmalara konu olmuş bir efsane de Kentaur'Iarla Lapith'ler arasındaki savaştır. ölüleri gömmesini. . Bu ikisi öbürlerine benze­ mez. Nessos. Yalnız iki at adamın kaynağı başkadır: Kheiron. yan hayvan bedenli yaratıklardır. Atina'ya Poseidon ve Athena talip olmuşlar ve armağanlar yarışmasına girmiş­ ler. yargıç olarak aldıkları Kekrops da Poseidon'un akropol'ün üstünde yarattığı tuz gölü­ nü begenmeyip zeytin ağacını diken Athena'ya ödül verince.

): Gökyüzünün tam ortasına gelince gün bir altın terazi kurdu baba tanrı.. ya da bütün bir ulusun alın yazısı diye canlandırır: Akhilleus iki ayrı kaderle karşı karşıyadır. o sırada Kephalos kendini tanıtır. Lat. yani ecelin tartılması olayı asıl Hektor'la Akhilleus söz konusu olunca. hedefini şaşmaz bir okla Prokris'i vurur. 5 3 5 vd. evden gidiyormuş gibi yapıp baş­ ka kılıkta karısının yanına sokulur ve onu par­ lak armağanlarla elde etmeye çalışır. suçlu görülüp sürülür. Kimi yerde has isim olup. ister tekil. Prokris öfkesinden dağa kaçar.. bu kavramın üç anlamda kullanıldığı göze çarpmaktadır. Tıpkı Hesiodos gibi Homeros da ölümü simgeleyen tanrıçaları insanın kader ipliğini büküp günün birinde kesen Moira'lar (Moira. biri at sürücüsü Hektor'unki. kanacak gibi olur. Ölüriı yazgısı.ya da tanrıçalar . diri.KfcK Prokris'le evliliği de hadiseli geçer. biri Akhilleus'unkiydi. Kepheus yönetimi kızı Sterope'ye bı­ rakarak Herakles'le birlikte Lakedaimon'a karşı savaşa girişir. Kepheus. Andromeda'nın babası. Öldük­ ten sonra yıldızlar arasına katılır (Andromeda). . giz­ lice onu izlemeye koyulur. V I I I . Kısa ömürlü olup bü­ yük bir ün kazanmayı seçer. şöyle tanımlanır (Theog. (1) Arkadya kralı. Ne var ki.. Thanatos tanrının dişisidir. XI. bir kefeye Troya'lılarm kara ölümünü kodu.): Aralarında Kavga. (2) Aithiopia kralı Belos'un oğlu.için kullanılır ( İ l . 209 vd. Prokris uzun zaman dayandıktan sonra. Bir altın terazi kurdu baba tanrı acıklı ölümün iki tanrıçasını kodu kefelere. is­ ter çoğul olarak bir insanın. Başka yerde Ker bir değil. Argonaut'lar seferine katılır ve Herakles efsanesinde rol oynar. ama gü­ nün birinde Kephalos karısını denemek heve­ sine kapılır. O sırada Sterope Gorgo'nun kafasından kesilmiş bir kılla düşmanı püskürtmek gücünü elde eder. ölüm anlamına gelen bir cins ismidir. savaşlarına katılır (Amphtryon). kara. Ker-Keres. Kephalos Areopagos mahkemesinde yargılanır. uğursuz ve belalı gibi sıfatlarla nitelenir ve "getirdi aklına ölümü". beresiz yakalıyordu. Parça) gibi görür ve Ker'i. Kimseyle yatmadan kendi başına yarattı onları karanlık Gece. Ama Kepheus ve oğulları savaşta ölürler. özellikle İlyada'da Ker. sırtında bir elbise vardı. sonunda barışırlar. Gittiler kara Ölüm tanrıçalarının peşi sıra. yani ölüm tanrıçalarından çoğul olarak dem vuru­ lur ve bunlar kader tanrıçaları Moira'larla bir tutulur. Keres. erlerin kanıyla kızıla boyalı. Ker. Hesiodos'un Theogonia'sında Ker bir ölüm tanrıçasıdır. kara Ker ve Thanatos'u Uyku'yu ve sürü sürü Düş'leri. X V I I I . Kephalos arkadaşı Amphitryon'un yanına sığınır ve onun sefer­ lerine. 70 vd. ecel anlamına gelen bu Ker iki düşmanı simgeleyen birer tanrıça gibi de çıkar karşımıza. kimini yarasız. Prokris can çekiş­ mektedir. birçoktur (İl.. Kephalos'la Prokrls çok sevişmektedirler. dramatik bir nitelik kazanır ( f i . Kephalos çalılıklar arasında çatırtılar duyunca. bir sürü ölüyü de çekiyordu kargaşalıkta ayaklarından. bir kefeye Akha'larm kara ölümünü. X X I I . 2 1 1 vd.. Boğuşma ve uğursuz Ölüm de vardı. Ölüm kimini yakalıyordu yeni yaralanmış. birkaç dize ötede.. birinden biri­ ni seçmek zorundadır. Burada Ker.): Gece üç ölüm tanrısı yarattı: Korkunç Moros. Ker. "kara ölümden tik­ sinir" gibi deyimlerde kullanılır. ölmeden hatasını kabul eder. kaldırdı teraziyi. Kassiepeia'nın kocası. Homeros destanlarında. ölümü simgeleyen tanrıça . Akhalarla Troyalılar arasın­ daki savaşın en kızgın bir anındayız ( İ l . 338): . Ama iş bununla bitmez: Bir gün Prokris kocasından şüphe edecek olur: Avlanırken bir Nympha'yı çağır­ dığı haberini kocasının uşağından alınca. Keres kavramı sık sık karşımıza çıkmakta. Kephalos ardına düşer. ortasından tuttu.): .

kimi zaman Erinys'lerden güzel şeyleri bozan. Aynı anadan ve babadan olan kardeşi Phorkys'le birleşe­ rek önce Graia'ları ve Gorgo'ları doğurur (Graia.İM K A M U S ağır bastı Hektor'un kara günü. 623 vd. Anadolu'da adını taşıyan bütün bölgeler (Kerme körfezinde Keramos . Hektor her eylemiyle yavaş ya­ vaş Ker'ine. dünya var olmadan önce khaos vardı. bir de yılan meydana getirir. Bu korkunç hali ve H a des'in giriş kapısında zincirlerle bağlı olduğu yerden havlamalarıyla ölü ruhları dehşete dü­ şürür. "altın boynuz" diye anılan Halic'i geçtik­ ten sonra. bunların kötülüğün­ den korunmak için onlara Anthesteria bay­ ramlarında kurbanlar kesildiği görülür. görevi dirilerin içeriye . Kuyruğu kocaman bir yılandır. Yunan mitograflarının hepsine gö­ re.): Khaos'tu hepsinden önce var olan sonra geniş göğüslü Gaia. yani eceline kavuşacaktır. ama Herakles'in ruhu ona şöyle anlatır (Od. Ecel gelip çatınca.bugün Ören . Hesiodos'a göre.bir köpek olarak göste­ rilir. hiçbir tanrının Zeus'un bile elinden bir şey gelmez. ya da yüz kafalı . Kerberos çokluk üç başlı . yuvarlandı Hades'e dek.): Bir ara buraya göndermişti beni o (yani Eurystheus). Pontos. demişti.. Gorgo). vermez. ama ben köpeği alıp çıkarıverdim Hades'ten dışarı.): Ekhidna Adı dile Hades'in o aman bir azgın canavar daha doğurmuş: alınmaz Kerberos'u. Adı. Ana Toprak. daha biçime girme­ miş.. 6). sonra. baş­ ka birkaç canavarla birlikte Typhon'la Ekhidna'dan dogmadır (Tab. Odysseus ölüler ülkesine gittiğinde onunla doğrudan doğruya karşılaşmaz. girmesini ve bir girenin bir daha dışarıya çık­ masını önlemektir. çömlekçilik sanatının kurucu­ sudur. oracıkta bir kız çocuk doğurmuş ve çocuğa boynuzla ilgili (keras boynuz de­ mek) bir isim verilmiş. adından da anlaşıldığı gibi. Dionysos'la Ariadne'nin oğlu sayılan Keramos. Bu Nympha'nın yetiş­ tirdiği Keroessa tanrı Poseidon'la sevişerek Byzas'ı doğurmuş. Hades'in köpeği Kerberos. Atina'nın Kerameikos mahallesi­ ne adını veren efsanelik kişi. Yunanca büyük deniz yaratıkları için kullanılan (ketos balina demek) Keto. 310 vd. ve yo! yol toprağın dibindeki karanlık Tartaros'la. İo ile Zeus'un kızı sayılır. Kerberos köpeğini al getir. o tunç sesli. Herakles'in on ikinci işi sayılan bu başarısı efsanede eşsizdir (Herakles). sağlam tabanı bütün ölümsüzlerin. VI. kefe düştü. Kcto. İo. Kerberos'u yalnız Orpheus büyüleyip yumuşatabilmiştir (Orpheus).).kimi anlatımda elli. elli başlı. yani Toprağın Denizle birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. varlığa kavuşmamış öğelerin karışımı anlaşıldığı aşağıdaki tanımlardan bellidir. Keroessa. onlar ki tepelerinde otururlar karlı Olympos'un. boş olmak an­ lamına gelen "khainein" fiilinden türeme olsa gerek. XI. G a ia'nın. ' Khaos. Kerberos. Burada Apollon tanrı Hektor'u korumaktan vazgeçmek zo­ runda kalır. onları böylece Harpya'lara benzetir. Byzas kral olduktan sonra Keroessa'nın başka bir oğlu kardeşine ve Bi­ zanslılara karşı savaş açmış (Byzas). Vergilius'un "Aeneis" destanında Aeneas'ı yeraltına götüren Sibylla Kerberos kö­ peğine uyuşturucu bir besi atar da öyle gire­ bilirler içeriye (Aen. sırtında kara yılanlar dikilir. fiermeias'la gök gözlü Atbene bana kılavuzluk etmişti. sürekli. Khaos'tan boşluk. 417 vd. yırtıcı köpeğini. Khaos sözcüğü Yunanca açık. Homeros ve Hesiodos'tan sonraki klasik çağda Ker'ler kendilerine özgü kişiliği yitirip Moira'larla karışır. Halk geleneğinde Ker'lerin ölülerin ruhlarıyla bir tutulduğu. 6) der Hesiodos (Theog.şeh­ ri ve körfezin kendisi) seramik sanatının mer­ kezleridir. Nitekim Kerameikos mahallesi gibi. H e siodos Theogonia'nın başında şöyle anlatır Khaos'u (Theog. aklınca bu onun bana yüklediği en güç işti. Keramos. 116 vd. kirleten bir çeşit kötü ka­ der diye söz eder. Kerberos ölüler ülkesinin bekçisidir. Bizans'ın kurucusu Byzas'ın ana­ sı olan Keroessa.

yani Uy­ ku tanrıya istediğini yapması için bir Kharit tanrıça vermeye ant içer (İl. Hera da İda dağında Zeus'u uyutmayı aklına koyunca.. 382).. bu ki sinin ölmekte olan insanı yeraltı ülkesine .Khaos'tan Erebos ve kara gece doğdu. karadan bütün bunları kuşatan gökyüzü var olmadan. Kharon. Athena'nm yanı başında görü­ nürler. XIV. tanrının Kharis diye karısıyla karşılaşır ( İ l . İ. Gülümser Aphrodite de Kıbrıs'a gitti. güzellik anlamına gelen "kharis" sözcüğüyle ilgilidir. çev. ölülerin tek amacı topra{Ja kavuşmaktır. 362vd. Sizin işiniz bun/ar. onun içindir ki. Kharon bu işe razı olduğu için bir yıl boyunca Hades'ten sürülür. insanların da yüre­ ğine neşe ve sevinç serpen tanrıçalardır. 267). Gece'dense Esir ve Günışığı doğdu. Kharon Herakles efsanesinde rol oynar: Sandalcı. Z. biçimsiz. Eyuboglu): Anlatmak istiyorum değişen nesnelerin yeni biçimler alışım. Yunan efsanesinde pek belirli bir rol oyna­ mayan Kharon'un Roma'da Etrüsk etkisiyle önemli ve belirgin bir kişilik kazandığı. Paphos'a kutsal bir koru tüten sunaklar vardı ya. Para almazsa. tragedyada da dramatik bazı ki­ şilerin ele alınmasına yol açmıştır (Elpenor. sert. tek görünümlüymüş evren içinde doğa. işte oraya. oğlu Akhilleus'a yeni silah­ lar yaptırmak için Hephaistos'un işliğine gitti­ ğinde. (Met. Kharit'ler. düzensiz ağır bir yığın. Hele toprağa gömülmeyen ruhların Hades bataklığını geçmeleri olanaksızdı. Aphrodite'yle Eros'un ve kimi zaman da Dionysos'un alayına katılırlar. Üç Güzeller yıkadılar orada onu ve ovdular ölümsüz tanrıların bedenini parlatan yağlarla. bu korkunç çi­ leden sonra kaderlerinin ne olacağı konusun­ da bir karara varıldığı söylenirdi. Harmonia'nın elbi­ sesinin nakışlarını onlar yapmıştır (Kadmos. Euphrosyne ve sevimli Thalia. M u sa'larla birlikte Olympos'ta otururlar. i l makla tam anlamıyla öldüren bir cin olduğu görülür. Etrüsk mezarlarında sık sık rastlanan simgesi. Kharon ruhları kovar. Khaos'u ayrıntılarıyla anlatan bir başka şair de Ovidius'tur. Bundan sonra da öğelerin bir bir ayrılma­ sıyla bir kosmogonia taslağı yapar Ovidius. zorl. yardım edin bana başladığım işte ey tanrılar! Ulaştırın bu türkümü doğanın başlangıcından Günümüze değin.): Okeanos kızı Eurynome'yle evlendi Zeus. Herakles onu küregiyle döver. Polyneikes). insanda ve tanrıda yaratıcı­ lık doğuran tanrıçalardır..ı geçirtir kendini. X V I I I . nitekim adları da parlaklık. 907 vd. ışıltı. karmakarışıkmış içinde nesnelerin türlü türlü öğeleri. khaos deniyordu ona. ezgi söylerler. Kharit'ler her çeşit sanat işini esin­ leyen ve koruyan. Aphrodite doğar doğmaz. Apollon'un alayına katılarak hora teperler. Tannça Thetis. Bu inanç destanda da. denizden. . üç kızı oldu ondan. taş çatlasa yumuşa mazdı. Yeraltı ülkesinde ölülere Akheron ırmağını geçiren sandalcı. kaba ve pinti bir ihtiyar olarak can landırılır. Kharit'ler tanrıların da. yiğidi öte tarafa geçirmek isteme­ yince. Kharon abus çeh reli. gözlere şenlik. Aene as Kharon'a Sibylla'nın kendisine verdiği ve Proserpina'ya adanmış bir altın dalı sunmak­ la katı yürekli sandalcıyı yumuşatmak yolunu bulur. güzelim rubalar giydirdiler.) bil obolos (metelik) konurdu. Bu Kharit'in adı Pasithea'dır. Harmoniaj. Gömülemeyen ruhların yüz yıl havalarda serseri dolaştıkları. Üç Güzeller: Aglaie. Kharit'ler göze hoş olanı simgeleyen tanrıçalardır. güzelliği görenleri büyüleyen uyum tanrıçayla. Hypnos. Himeros'la bir­ likte onun ardına koyuldukları gibi unu süsle mcde hep görev başında gösteriliri*] ( O d Vlll. kımıldamaz.)ı . Yunan mythos'un u n Üç Güzeli'ni şöyle tanımlar Hesiodos (Theog. onun içindir ki ölülerin ağzın. Erebos'la sevişip birleşmesinden. 1 vd. "Değişimler" adlı eseri şöyle başlar. Kharites (Kharit'lcr). Ölü ruhlarına ırmağı geçirtmek İ ç i n para alır. I.

Odysseia destanından önce Kharybdis'in adı Herakles efsanesiyle ilgili olarak geçer: Kharybdis.): şını kurban vermeyi yeg görür. Ama Kheiron'un en ünlü öğrencisi kocaman. Kharybdis bundan böyle bir deniz cana­ varı olmuş.ve aralarında filozoflar . batan gemisinin yelken direğini omur­ gaya bir kayışla bağlayarak. daha alçak öbür kapa (yani Kharybdis). kurtaramaz. Adı "Kheir". Odysseus'un serüvenlerinde çok önemli bir rol oyna­ yan bu canavarların ünü atasözlerine ve de­ yimlere geçecek kadar yaygın olmuştur. XI!. onu her fırsatta korur. kustuğu zaman da kaynayıp gümbürder koca engin ateşin üstünde dopdolu bir kazan gibi köpükler yükselir iki kayanın doruklarına kadar. yolda karşı­ laşacağı bütün güçlükleri kendisine bir bir sa­ yar. Buna öfkelenen Zeus. Peleus oğlu Akhilleus'u Kheiron'a Odysseus Kharybdis'in önünden geçip büs­ emanet eder (Akhilleus). Akhiltanrısal Kharybdis sömürür. Skylla'yi anlattıktan sonra (Skylla). yeri sarsan tanrı bile seni yıkımdan şaşmaz bir kargı armağan etmiştir (Peleus. dipteki masmavi kumlar fırlar dışarı. Hermes'in kıla­ vuzluğunda yeraltına inen birçok ölüler .Kharon'un asıl rol oynadığı bir yapıt. ne yese doymazmış. Kheiron'un. Kheiron öjjrenı İ 8 İ bütün yok olmaktansa.Kharon'la ve kendi ken­ dileriyle konuşurlar. vurursun birinden öbürüne bir okla. Kharybdis'in üs­ tüne yıldırımını salarak onu denizin dibine at­ mış. tanrısal Khraybdis bir yanımızda. Homeros'un akıllara durgunluk verecek bir dakiklik ve canlılıkla anlattığı Kharybdis belki Messina boğazında bulunan zamanla efsane­ leşmiş bir akıntı ve anafordur. nite­ kim Batı dillerinde "Kharybdis'ten Skylla'ya düşmek" diye bir söz vardır. Thetis kocasını bırakıp denize d ö ­ nünce. kendini bırakıp tam üstüne düşer. Bir daha yutunca acı sularını denizin. 101 vd. Sarsılır gümbürtüyle çevresinde kayalar. yağmurdan ka­ çarken doluya tutulmak anlamına gelir. İason. Ve geçidi şöy­ le anlatır (Od. yük yiğitleri yetiştirmiştir. ölümden sonra her türlü varlığın boş olduğu sonucuna varırlar. sulan ağacın altından. giderek tanrı Apollon bile ondan ders almış­ bîr incir ağacı var üstünde. Ne korkunçtur bu canavar yutarken denizin acı sularını. (Akastos). Herakles Geryoneus'tan çaldığı sürülerle önünden geçerken Kharybdis hayvanlara saldırmış ve hepsini yemiş. Odysseus bütün arkadaşlarını yitirdikten sonra. düğünde Peleus'a hedefini sakın. yutar kara leus'un babası Peleus'la özel bir ilişkisi vardır. gerçek­ ten de eli her şeye yatkındır. Çok oburmuş. Gaia ile Poseidon'un birleşmesin­ den dogma ölümlü bir yaratıkmış. Kheiron. üstüne oturur ve Kharybdis'in önünden bir daha geçer. Thetis). Büyücü Kirke Odysseus'la arkadaşlarını adasından yola çıkardığı zaman. Bir doğa adamı Göreceksin. Sal birkaç saat sonra meydana çıkınca. Skylla bir yanımızda. en ünlüsü. yaprak dolu. Sicilya'yı İtal­ ya'dan ayıran Messina Boğazında Kharybdis'le Skylla diye iki canavar vardır. en bilgi­ nidir. destekler: Akastos'un Üç kez kusar günde ve çeker içine sömürür sarayında başına gelen serüvenden kurtarmış üç kez. sonra doruklardan aşağı yuvarlanır bu köpükler. Böylece girdik dar boğaza içimizi çeke çeke. Efsaneye göre. Kharybdis. Böylece korkunç tehlikeyi atlatır. olan Kheiron doğadan aldığı derslerle en bü­ çok yakınlar birbirine bu kayalar. Skylla'ya altı arkada- . yani "el"den gelir. Atlatılması gereken en büyük bela Skylla ile Kharybdis kayalarının arasından geçmek­ tir. anaforun salını yutup yeniden su yüzüne çıkmasını bek­ ler. Asklepios. Samsatlı (Malatya bölgesinde) Lukianos'un "Öbür Dünyada Konuşmalar"dır. bu kez sözü geçen incir ağacına tırmanır. deniz tanrıçası Thetis'le evlenme­ suları yuttuğu stra varayım deme oraya sini salık vermiş. 234 vd. Odysseus.)-. ellerini kürek gibi kullanarak oradan uzaklaşır. Kronos'la Philyra'nın oğlu Kheîron at adamların en iyisi. dibi görünür anaforların içinde. Kharybdis'i şöyle tanımlar (Od. lardır. Akhilleus'tur (Akhilleus). XII.

deniz perisi Philyra'yla birleş­ mek için bir at biçimine girmiş derlerdi. Destan bir korku sahnesiyle açılır: Akha or­ dusu salgından kırılmaktadır. "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. Ne var ki tanrı oğlu olduğundan ölümsüzmüş. İkisi de yeraltı yaratıktan olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khimaira diye bir canavar doğar. Kronos. Khrysaor. 6). Tesalya'nın Pelion dağı eteklerindeki mağarada hocası Kheiron'la geçirdiği eğitim yıllarına borçlu­ dur. Troya savaşı bir kadın yüzünden çıkmıştır. bir yerine. Yarasının iyileşme­ yeceğini anlayan Kheiron da ölümsüzlüğü Prometheus'la değişerek ölmeyi yeğ görmüş (Kentauroi). Doğumunu şöyle anlatır Hesiodos (Theog. tunç. üç kafalı Khimaira'yi: Biri azgın bakışlı aslan kafası. 280 vd. Herakles kendisine saldıran at adamları püskürtünce oklarından biri Kheiron'un etine saplanmış. ahlak ve hekimlik dersleri de verir. müzik. Kheiron'un da at adam olarak dogması ondanmış. 318 vd. dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki. canavarın ağızlarından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış. hiçbir zaman sönmemekte­ dir". öteki yılan. Bu sırada.ni dillere destan olacak biçimde yetiştirir: Ona avlanmayı ve savaşmayı öğrettiği gibi. kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koy­ muş. Bellerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pegasos atma binmekle kalmamış. Yığın yığın mallar. Bu savaşta kadınlar önemli bir rol oynar. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. Siderus limanı ve burnu. öteki keçi. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre. Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır. Khrysaor. ni . kor­ kunç ejderha da böylece can vermiş. En büyük pay her zaman krallar kralı Agamemnon'a gider. söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yi. İlkçağ yazarları da Khimalra ateşini bilir.): Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna. Akhilleus başta olmak üzere. de­ mir. Okeanos kızı Kallirhoe ile evlenir ve Geryoneus'u üretir. Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur: "Dionysias adası. değerli silahlar almakla kalmazlar. Kallirhoe'den Ekhkl na da doğar (Ekhidna). Biri deniz kıyısında doğduğu için. Gorgo'lardan Medusa'nın oğlu sayılır (Tab. yağ­ ma ettikleri şehirlerden seçkin kızlar. Neden? Akhalar Troya'yı kuşattıktan sonra yıllarca bekler­ ler güçlü kentin surları önünde: Troya düş­ mez de düşmez. bunun üstünde. Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kenti­ nin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseisi tutsak olarak almış. sürü sürü'tutsaklar ortaya konup Akha yiğitleri arasında bölüşülür. ne var ki yeri üstünde bir uygunluk yoktur anlattıklarında. Helene'nin kaçırılmasından çok sonraki olayları canlandıran İlyada'da Helene'den de daha büyük bir yer tutarlar: Bunlar Khryseis'le Briseis'tir. Khimaira'mn bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. Homeros aşağı yukarı Hesiodos gibi tanım­ ladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar (Bellerophontes). Onu baraka­ sında karisi gibi kullanır. korkunç ve büyük. ejderha kafası Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'mn koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. Kherion'un ölümü Herakles'in elinden olur. getirmiştir. Burada ilkçağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuştu­ rulup hiç durmadan yanar.): Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemici lere kılavuz olurmuş. kadınlar da kaçırırlar. Khimaira. Plinius'a göre. saldırgan Akhalar çapulculuk seferlerine girişerek talan etmeye uğraşırlar zengin Anadolu şehirlerini. giderek sever. Hele ikisi. hızlı ve güçlü. Khryscis. Altın. Akhilleus'un üstün yeteneklerini. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını Khrysaor.

ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. ama oradan yedi külçe altın. Kimmer'ler diye bir ulusun varlığı ilkin Homeros'un Odysseia'sında geçtiğine göre. kırk dokuz tane de topraktan tekne yaptırıp. 22 vd. kuzeye mi yerleş­ tirmek gerektiği mythos yazarları arasında tartışma konusu olmuştur.) (Apollon).yuvar­ lak bir disk biçimindedir. Başka efsanelerde Kimmer'lerin yeraltında galeriler­ de oturdukları anlatılır. XI. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. yalnız Agamemnon karşı koyar bu isteğe ve Khryses'i sert sözlerle kovar. Kadmos. Öylece seri/i durur bir uğursuz gece bu zavallı ölümlülerin üstünde. Ne var ki günün birinde Khryses zengin kur­ tulmalıklarla kızını geri almaya gelir.kâhlı karısı Klytaimestra'dan üstün tutar onu. bir gümüş tas. Bu görüşü Vergilius'un "Aeneis" destanında buluruz. Kimmerioi (Kimmer'ler). Bir efsaneye göre Kiliks. Kiliks. bu diski Okeanos ır­ mağı çepeçevre sarar. Savaş. Bir tasına yirmi tas su katılıp içilen bu bal gibi şarapla ileride Kyklops Polyphemos'u sarhoş edecektir Odysseus. Tarihsel çağlarda (İ. oradadır Kimmer'lerin ülkesi ve kenti. yoksa gi­ derayak bolca mal edinmek için mi? Bu serü­ venini anlatan Odysseus nedenini söylemez. yemek ye­ mekle oyalandıklarından dağlardan inen atlı Kikon'ların saldırısına uğrarlar.oraya doğu denir -. Ö. yüzyıl) Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırıp Phrygia başkenti Gordion'ü yıktıkları bilinir.): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar vardık sınırlarına deri nakışlı Okeanos'un. I. Kinyras da elli gemi yolla­ maya söz vermiş. bulamayınca K i l i k y a bölgesine yer­ leşir ve buraya adını verir. Kar­ deşleriyle birlikte kaçırılan Europe'yi arama­ ya gider. VII.buraya batı denir -. Odysseia'nın önsözünde belirtildiği gibi (s. yalnız bir gemi varabilmiş Aulis'e. Odysseus'un dönüş yolculuğunda. yalvarır.ilk uğrağı Kikon'lar adlı bir boyun oturdu­ ğu İsmaros kentidir. 176 ne de gökten toprağa döndüğü vakit. Kimmer'ler de Okeanos'un ötesinde kuzeybatıya rastlayan bir bölgede düşünülmelidir. IX. 43 vd. Bunun üzeri­ ne rahip Apollon tanrıya yakarır ve tanrı Khryses'in öcünü alır (İl. Akha önderleri kızı geri vermek ister­ ler. onları bizim dünya haritamıza yerleştirmek için Homeros'un dünya haritasını göz önüne getirmeli. 10). parlak güneş onları ışınlarıyla göremez hiçbir vakit. Agenor'un oğlu. yakarır. Kimmer'ler Odysseia'da adı geçen efsanelik bir ulustur. Kelt ya da İskit boylarının ata­ ları oldukları ileri sürülür. dövüş.) Odysseia'ya göre dünya . Homeros'tan sonraki efsane ve görüşlerde Kimmer'lerin. Güneş bu ırmakta ba­ tar . zafer kazanır ve Sarpedon'a bu bölgenin krallığını verir (Sarpedon). Kimmer'lerin nerede oturduğu. ama onlar şarap içip.ki o zaman tanı­ nan dünya yalnız Akdeniz dünyasıydı . kırk dokuzu batmış. ama Akhaları aldatmış: Bir gerçek gemi donatmış. Europe'nin Zeus'tan olan oğlu Sarpedon'la birlikte komşu Lykia'ya saldırır. Orayı Akhalar bir iyice talan ederler. Kendi ve . gene de ucuz kurtulurlar: Altı ölü verip kaçar­ lar (Od. Bu Trakya şehri bugün­ kü Dedeagaç olsa gerek. güneş gör­ meyen bu ülkeyi batıya mı. Roma dünyasında ise ölüler ülkesine girişin güney İtalya şehri Cumae'den olduğu sanılırdı. hepsini denize in­ dirmiş. Kinyras. Kikon'lar. Europe. Odysseus ölüler ülkesine Kimmer'lerin ora­ dan iner ve burayı şöyle tanımlar (Od. Neden? Kikon'lar Troyalıların savaş ortağı olduklarından mı. Güneş görmediği için karanlık sayılan bu ülkenin ka­ ranlığın ta kendisi olan ölüler ülkesiyle ilgili görülmesi doğaldır. on iki sağrak dolusu da ismaros şarabı alır. gene ırmağın karşı tarafında doğar . Ama böylece Kinyras sö­ zünü tuttu sayılmış. Thasos ve Poiniks'in kardeşi (Tab. burada belki batı A v rupa'da maden işleten ve Akdeniz'den gelme kervanlara bakırla tunç satan uluslar söz ko­ nusudur. Kinyras Kıbrıs adasının yerlisi değildir: Suri­ ye'nin Byblos kentinden gelmedir. 38-61). Kıbrıs kralı Kinyras'ın adı İlyada'da geçer: Troya savaşına katılması için Agamemnon ona Odysseus'la birlikte Talthybios'u göndermiş. Bu işleri yaptıktan sonra arkadaşlarının çabuk gemilere dönmelerini buyurur. 14 vd.

Bu aşktan Adonis doğar (Adonis). Aphrodite onu sevdiği için uzun ömürlülük bağışlamış. Tanrı Hermes Odysseus'un yardımına ko­ şar. palamut. büyücü Kirke'yi nasıl alt edeceğini söyler ona: Kirke ona zehirli şarabı içirecegi anda. bir burundur. peynir. Kirke yalnız Odysseia'da değil. Kolkhis kralı Aietes'in ve Giritli Minos'un karısı Pasiphae'nin kız kardeşidir (Tab. Kirke Odysseus'un gücü karşısın de şaşakalır. Tanrı­ ça Aphrodite'nin öfkesini üzerlerine çeken bu kızlar birer yosma olmuşlar: Kıbrıs'a ge­ len. Efsaneler Kirke'nin Aiaie adasında oturduğunu belirtirler. kimine göre de Hekate'nin kızıdır ve büyücülüğü ondan almıştır. oysa tanrıça onları içeri alır. şarabimi ı.. Kirke razı olur. kendisine ve arkadaşları na bir kötülük yapmayacağına ant içirecektir. Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Perseis'ten dogmadır denir ki­ mi efsanelerde. Argonaut'lar desta­ nında da söz konusu olur. Fenike'den gelme "kinnor" adlı bir sazla (Kinyras adı oradan türemeymiş) tanrı Apollon'la yarışmaya girmiş ve Marsyas gibi tanrı­ nın gazabına uğramış. Aiolos'un adasından kovulduktan. usta bir bilici ve müzikçi olarak adaya sanatları ve uygarlığı da getir­ miş. L35 vd. insan sesli korkunç tanrıça. Öyle olur. Şimdi onlar tıpkı domuza benzemişlerdl başları ve sesleri. giden yabancılara verirlermiş kendilerini. Kinyras efsanesinin en ilginç yönü. Büyücü tanrıça Kirke tıpkı Kalypso gibi Odysseus'un serüvenlerinde başlıca rol oynayan kişilerdendir. Kirke. sağrağa korkunç ilaçlar karıştırdı büsbütün unutsunlar diye baba toprağını. Kıbrıs'ta bu tanrıçanın kültünü kurmakla kalmamış. ama önce ölü . Korka korka birkaç arkadaşını gönderir oraya. onlarda hemen d ikiller. Verdi onlara bu içkiyi. dumanı tütmektedir sık çalılı gın. yalnız Eurylokhos kuşkulanıp dışarda kalır. Ef­ sanenin başka bir dalında Kinyras tanrıça Aphrodite'nin saydığı ve sevdiği bir kral ola­ rak gösterilir. çıktığı tepeden Kirke'nin kon. yiyip içip kayli sürmekte.): » Tanrıça onları içeride tahtlara. Kinyras Kıbrıs adasında bakır madenlerini ortaya çıkaran. kızılcık yemişi. Sonra da olan olur Odysseus'un arkadaşlarına: K i r ke'nin onları domuza dönüştürmesini şöyle anlatır Homeros (Od. yamyam Laistrygonlara epey kurban verdikten sonra Odysseus'aı arkadaşları Kirke'nin Aiaie ada­ sına v a r ı r l a r ( İ d X .): Gide gide Akile adasına nardık sonunda. Başlarında Eurylokhos vardır (Od. çünkü bu­ gün de italya'nın Sardunya karşısındaki Etruria kıyılarında Capo Circeo diye anılan bir yer var. "Aia". Kirke hepsine değneğiyle vurdu ve kapattı yoldaşlarımı domuz ağılma. Kirke de tıpkı Kalypso gibi onu kendine koca etmek hevesiyle yanıp tulu. Odysseus böylece Kir ke'nin konağında bir yıl kalır. tunç işlemeciliğini kuran ve adaya ilkçağdaki zenginliğini kazandıran kral olarak geçinir. 232 vd. ama bu bir ada değil. yoldaşlarım da insan kılığına sokar. Kıb­ rıs kralı Pygmalion'un kızını almış ve Adonis'ten başka bir oğluyla üç kızı olmuş. Odysseus'un arkadaşları dışanya çağırırlar Kirke'yi. hep yediği şeylerdi bunlar yerde sürünen domuzların. ama akıl vardı gene içlerinde eskisi gibi. sızlar halde onları kapadı oraya. Sonunda da Mısır'a göçmüşler. 210 vd.oğlu Adonis'le ilgili efsanelerin Fenike kay­ naklı oluşundan da bu çıkmaktadır. efsanenin bu konuda bu kadarcık yanıl­ ması doğaldır. ormanın ötesinde. erkekliğine vurulur ve onu yatağına aldıktan sonra.agını görür uzakta. Ne var ki Odysseus'un arkadaşları onu uyarırlar. attı önlerine kayın kozalağı. orada Kirke otururdu. Kinyras da 160 yaşma kadar yaşamış. "gaia" yani toprak anlamına geldiğine göre. Ağlar. sarı bal ve arpa unu ezdi Pramno. Kinyras Kıbrıs'a gelince Paphos kentini kurmuş. X. X. maktadır. onlar diker dikmez içkiyi. güzelliğine. onun kızı Myrrha'ya (ya da Smyrna) olan dogadışı aşkıdır. iskemlelere oturttu. güzel belikli. yurda dönmek gerektiğini ha­ tırlatırlar ona. Bu adanın nerede olduğu az çok belli. Odysseus arkadaşlanna besi sağlamak için ava gider. kılları vegövdeleriyle. 8).. içine tanrının onun için kopardığı "malü" di­ ye sihirli bir bitkiyi atacak ve kılıcıyla saldırıp tanrıçayı alt edecek.).

doğurganlık ve bereket kavramını erkeği boyunduruğa al­ mak. tarih ya­ zarlarını esinleyen peri sayılmıştır. Helena ile Polydeukes Zeus'un dölleri. Bu Feronia ile Kirke arasında bağlantı kurmamak ola­ naksız. bi­ ri Telegonos. Okeanos'la Tethys'in kızı. Tyndareos'la Leda'nın kızıdır. Leda kuğu kuşu haline girmiş tanrı Zeus'la birleştikten sonra. düşünmüştür. Odysseia'dan sonraki efsanelere göre K i r ke'nin Odysseus'tan birçok çocukları olur. 31) an­ latılmıştır. Argoslular iki kardeşin heykelini Delphoi'ye adadılar. d o ­ kumak anlamına gelen Klotho hayat ipliğini büken tanrıça sayılırdı (Moira'lar). Seirenlerden. övmek anlamına ge­ len "kleio" fiilinden türemiş olan Kleio (ya da Klio) Musalann biridir. Adı. suç işleyen. Zeus'le Themis'in kızları olan kader tanrıçaları Moira'ların biri. Argos'taki Hera tapınağı rahi­ besi olan anneleri Kydippe'nin arabasını. Adı Klytaimestra ya da Klytaimnestra olarak geçer. çeşnisi de taşır. olayların akışı­ nı ölçmeyi simgeler. Bu tanrıça dişidir. Arabayı çekecek ineklerin olmadı­ ğı bir günde. Motifleri Ana Tanrıça kültünün özelliklerini andıran Kirke efsanesi Odysseia'da sözü geçen başka temalarda ol­ duğu gibi peri masalı. Kirke'nin yeri. Hera da bu dileği yerine getirerek iki oğlanı uyuttu. birinden Helena ile Polydeukes. bugün Capo Circeo'nun bulunduğu bölgede Roma çağlarında Feronia adlı tanrıçaya tapıldığı gö­ rülür. Kleobis'le Biton götürdüler. Bundan sonra Odysseus'un Hades yolculuğu anlatılır (Od. Artemis-Kybele gibi doğaya hâkim. vahşi hayvanları dizgine alan tanrıça anlamını taşır. 3). Solon ilk olarak yurdu için can veren Tellus'u saydıktan sonra ikinci örnek olarak da Kleobis'le Biton'u gösterir. Klotho. Kirke'nin kimliği ve nitelikleri üstünde bil­ ginler çok durmuş. 307'den XI sonuna dek). Kirke' nin sözleri tıpatıp doğru çıkar ve Odysseus sonunda selameti büyücü tanrıçanın öğütleri­ ne borçlu olur. Sağ elinde boru. öteki de Latinos'tur derler. insanlar için en iyi şeyi bağışlamasını diledi. oğul­ larına. Kroisos ona bu dünyada en mutlu insanın kim olduğunu so­ rar. Bölgenin Etruria yani Anadolu'dan gelme Etrüsklerin yerleştiği yer olduğu da ak­ la getirilirse. kö­ tüye varan yolların hepsini deneyen kadın olarak yazarları sonsuzca esinleyen bir tip ni­ teliğini kazanmıştır. Klytaimestra mythos'ta Helena kadar eşsiz bir rol oynar. İnsanların unutulma­ ması gereken ünlü. öbüründen Klytaimestra ile Kastor çık­ mış. Kirke-Feronia. bu kez. Kirke'nin. daha sonra da Feronia'nın Anadolu'nun Ana Tanrıçası Kybele ile ilişkisi göze çarpar. P r o metheus. Bu öykü Herodotos'un Tarihinde (I. şanlı eylemlerini dile ge178 tirdiği için. Epimetheus ve Menoithios'un ana­ sı olmuştur (Tab. herhangi bir hayvan haline getirmekle açığa vurur. 45 menzil uzaktaki tapınağa kadar. Kleio. yani su saati vardır. Klyaimestra ile Kastor ölümlü Tyndareos'un çocuklarıymış (Tab. Kydippe. kahramanlıkları di­ le getirir bunlarla. Klytaimestra. Kirke ona ilerdeki yolculuğun nasıl düzenlenmesi gerektiğini. Bir kaynağa göre İapetos'la evlenip Atlas. Klymene. Klytaimestra aşığı Aigisthos'un elinde . iki yumurta doğurmuş derler. Kirke-Odysseus macerasının İtalya efsanesince ne kadar benimsendiği gö­ rülür. Kleobis. Skylla ve Kharybdis'ten nasıl korunabileceğini bildirir. X. yurdu besbelli ki İtalya'dadır. Bu tanrıçanın "feri" yani vahşi hayvan sözcüğünden türeme adı. dişilik. Bütün bu öğeler Ana Tannça'nın kişiliği ve yaygınlı­ ğı tam bir aydınlığa kavuşacağı zaman gere­ ğince değerlendirilebilecektir. büyülemek. kutlamak. öylece öldüler. Benliğinde zıt duyguların çarpıştığı öbür trajik kişiler gibi Klytaimestra' nın da destanda pek adı geçmez. 12). Telegonos'un İtalya'da TuSculum şehrini kurdu­ ğu. tarih alanı ona ayrılmış. Atinalı Solon zenginler zengini kral Kroisos'a konuk gidince. ya da gitar bulunur. hayvanları ev­ cilleştirip arabasına koşan tanrısal varlığı sim­ geler. tanrıçadan.ler ülkesine gidip Teiresias'ın ruhuna danış­ masının gerektiğini bildirir. Latinos'un da Latinlerin atası sayıldığı h e ­ saba katılırsa. adam öldüren. Dönüşte Odysseus gene Aiaie adasına uğrar. kimi resimlerde elinde bir klepsydra. sözü edilse de işlediği suçlann asıl etkeni olarak gösteril­ mez. Adı bükmek.

Onlar da kralı öldür­ düklerini anlayarak saldırıdan vazgeçmişler. K l y t a i mestra özgür bir kişilik kazanır ve dramı daha derin. Krallığı sırasında Atina P e loponez'lilerin saldırısına uğramış. çocuklarını da öldürür. ça§daş bir görüşle nitelenecek olursa. Koios. içindeki karşıt duyguların çarpışması daha karmaşık olduğundan Aigisthos-Klytaimestra ikiliğinde baş rolü alır. Tragedyaların bazıları Agamemnon'un öl­ dürülmesinde Klytaimestra'yı asıl fail olarak gösterir. Klytaimestra'nın içinde başlıca yeri tutan duygu. ama onun öldüğü haberini alınca tanrılara şükran adak­ ları adayacak kadar sevinir. az daha evlat katili yapan kızı İphigeneia'nm kurban edilmesidir. yani rol oynadığı tragedyalar hem çok. Atinalılar işin farkına vararak ölüsünü Peloponezlilerden istemişler. Kodros öldükten sonra Atina tahtına oğlu Medon çıkmış. Ancak tragedya İ l e d i r k i . 15). Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" tragedyala­ rını okumak gerekir. onun yüzünden kendi başına bunca be­ lalar geldiğini yana yakıla dile getirir. Poseidon'un soyundan olan efsanelik Atina kralı. hem de bu tragedyalarda oynadığı rol biricik ve eşsizdir. Euripides de Klytaimestra tipini kendi görüşleri­ ne göre sonuna kadar işlemekten geri kalma­ mışlardır. İapetos ve Kronos'tur. kiminde de Mykene'de yalnız kaldığı için Aigisthos'un zorlamasına dayanamayıp kendini veren ve âşığının elinde bir araç gibi kullanılan bir z a v a l l ı kadın pozundadır. Klytaimestra'ya ona iyi davranma­ sını öğütler. Kodros. Agamemnon bu Tantaloş'u da. aklı. 1. birbirini sevmeyen çiftin ta kendisi­ dir. Klytaimestra'nın kardeşleri Dioskur'ların saldırısına uğ­ rayınca Klytaimestra ile evlenmek zorunda kalır. Bunu haber alınca Kodros hayatını yurduna feda etmeye karar vermiş ve dilenci kılığına gire­ rek şehirden dışarı çıkmış. kız kardeş .): Doğrusunu isterseniz.b i r araçtır. İki düşmanla karşı­ laşmış ve onlarla kavgaya tutuşmuş. Onu koca. Helena'nın ikizi olmakla başlar bu kompleks. birini öl­ dürmüş. öbürünün eliyle de vurulup ölmüş. bu Tantalos Thyestes'in oğludur (Tab. Titanlardan biri (Tab. Uğursuzlukla başlayan bu evlenme son­ suz bir kin ve suç zincirinin birinci halkasıdır.112 vd. Kodros'un mezarı tarihsel çağlarda Atina kapılarının birinin önünde gösterilirmiş. İlyada'da bile krallar kralı tutsağı Khryseis'i meşru karısı Klytaimestra ile bir tutmak cüretini gösterir (İl. hepsinin birden esinlediği Klytaimestra tipini özetlemeye çalışalım. Khryseis'ten daha güçlü bir kuma da çıkarır karşısına: Troya'dan Kassandra'yı sarayına getirince. Tragedya ya­ zarlarından Aiskhylos da. Sophokles de. 4). asıl karım Klytaimestra'dan üstün o kız. kadın ve eş olarak bunca şımarıklığı olan Helena'nın hiç ceza görmedi­ ğini. boyu boşu. Sophokles'in "Elektra". Agamemnon'la Klytaimestra mythos'ta geçinemeyen. Orestes'e anana kıyma diye yalvarır. Bütün bu tragedyaları bir bir ele alamayacağı­ mıza göre. Bunu Agamemnon'a bir türlü affedemez. Küçük oğlu Neleus da Miletos'a göç­ müş (Neleus 2). Orestes'ten nefret eder. K l y t a i mestra'nın ilginç ve karmaşık tipinin tamam bir portresini okumak için Aiskhylos'un "Agamemnon". üstelik ev kadını. Klytaimestra ömrünün başından sonuna kadar kıskançlıkla kıvranmış durmuş. Bu yüzden duyduğu kini öbür çocuklarına da bulaştırır: Elektra'dan. Gerçekten de tragedyanın sahneye koyduğu Klytaimestra yüreğinde en ufak bir analık duygusu olmayan bir kadındır. gerçi Agamemnon'la ev­ lenmeden Klytaimestra'yı bazı efsaneler Tantalos'la evli gösterir. onu suça iten duygu da bu kıskançlık olmuştur. Erkek kardeşleri Okeanos. Uranos'la Gaia'nın oğlu. Ama Klytaimestra'nın kocasına olan asıl hıncı kadın yüzünden değildir. Hyperion. Öyle ki Klytaimestra nicelik ve nite­ lik bakımından da efsanenin en göze çarpan kişilerinden biri olarak karşımıza çıkar. ondan aşağı değil yapısı. Delphoi kehaneti de Peloponezliler Atina kralını öldürürlerse zafer kazanacaklarını bildirmiş. aslında suçluluğu­ nu örtmek için bir bahane olduğunu yüzüne vurur. Elektra anasıyla sert tartışmalarından Klytaimestra'nın ileri sürdü­ ğü bu İphigeneia olayının. kıskançlık diye adlandırılmalıdır. Kadınlığı böylece hor görülen Klytaimestra ister istemez kendini kardeşi Helena ile kıyaslar. fikri yerinde.

Korinnos. hepsi birden Ana Tanrıça 180 . X. Efsaneye göre Kureta'lar iki ya da dokuzmuş. Kokalos bu çözümü Minos'a bildirince. Kybele ve Dionysos tanrılannın kültleri birbirine karışmış ve Daktyl'ler. Daidalos hava­ ya uçarak Girit'ten kaçtığı zaman Kokalos'un yanına sığınmış ve saklanmış. genç kız anlamına gelir. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. Homeros'tan önce ve Troya savaşı­ nın olduğu sıralarda llyada destanını yazmış. Rhea çocuğun çev­ resinde Kureta'larm coşkun rakslarla tunç kalkanlarına vura vura gürültü yapmalarını emretmiş. 508 vd. Kokytos. Pyriphlegeton adın­ dan da belli olduğu gibi (pyr ateş demek) kay­ nar sulu bir ırmak olduğu halde. Komaitho. Themis. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Yazı yazmasını da Palamedes'ten ögrenmişmiş (Palamedes). Demeter'in kızı Persephone'ye verilen ikinci bir isimdir (Demeter). Odysseus yeraltı dünyasına inmek için çu­ kuru orada kazacaktır. Odysseus yeraltı ülkesi­ ne inecekken. Rheia. Lapith'ler kralı Phlegyas'ın kızı. ipli­ ği bir ucundan öbür ucuna geçirmesini başa­ rana ödül vereceğini bildirmiş. Işığı simgele­ yen göksel varlıklan meydana getiren Koios' la Phoibe Apollon ve Artemis'in atalarıdır. onlar da kralın üstüne kaynar su dökerek ölümüne se­ bep olmuşlar (Daidalos). Kore ya da Kora. orada Alçakkıyı var ve Persephone'nin koruluğu.): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Tethys. böylece çocuğun bağrışmalarını tunç sesleriyle boguyorlarmış. Hades bataklarına doğru. Sicilya'da Kamikos (sonradan Agrigentum olur) şehrinin kralı. Girit kralı Daidalos'un bura­ da saklandığını anlamış. Orada karıştı coşkun davul sesleri Pbrygia kavallarının tatlı nefeslerine. Kokalos. Koronîs. Burada iki ana tanrıçanın ve onun hizmetinde bulunan efsanelik rahip­ lerin de birbirine karıştığı görülür. Kureta'lar Giritli ana tanrıça Rhea'nın. kısır söğütler. Mnemosyne ve Phoibe'dir. hekim tanrı Askleplos'un anası (Asklepios). Kokalos daya­ namayıp bunun çözümünü Daidalos'a sor­ muş.leri Theia. ne var ki Kokalos ko­ nukluk kurallarını çiğnememek için kızlarına Minos'u öldürmelerini buyurmuş. Koios'la Phoibe evlenirler. Kore. Korybas Lydia ya da Phrygia dilinde ilkin Attis'e veri­ len bir addır. Minos da Daidalos'u aramaya çıkıp Sicilya'ya vardığında usta yapıcıyı bulmak için bir düzene başvur­ muş: Bir iplikle bir şeytanminaresi almış. Kureta'lar ise Zeus efsanesin­ de rol oynayan cinlerdir. Homeros destanlarını yaz­ mak için onun eserlerinden esinlenmiş. Korybant'Iar ve Kureta'lar. benim için. Bkz. uzun uzun kavaklar göreceksin. Kokytos'un suları buz gibi diye tanımlanır. orada Akheron. Korybant'Iar. Kokalos'u konuğunu teslim etmeye zorlamış. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar! Orada icat ettiler. ama tanrı bebeğin seslerini Kronos duyup da öbür çocukları gibi Zeus'u da bulup yutmasın diye. iki kızları olur: Leto ve Asterie. Toprağın oğulları oldukları söylenir: Rhea Girit'in Lyktos magarasında Zeus'u doğurduğu zaman onu Amaltheia adlı nympha'ya teslim eder. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'Iar çembere gerilen deriyi. Korybant'Iar da Phrygialı ana tanrıça Kybele'nin rahipleridir. İniltiler ırmağı anlamına gelen Kokytos ölüler ülkesinde akan ve Akheron'a dökülen bir ırmaktır. Pyriphlegeton ve Kokytos akar. Amaltheia da onu keçi sütüyle besleyip büyü­ tür (Amaltheia). Korybant'Iar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'larm çığlıkları arasında gümbürdesin diye. o da ipliği bir karıncaya bağlayıp karın­ cayı şeytanminaresinin içinden geçirtmek ge­ rektiğini söylemiş. sonra çık yola. Amphitryon. Korybantes ve Kuretai diye yazın kaynaklarında geçen Ana Tanrıça'nın rahiplerini Euripides Bakkha'lar "tragedyasın­ da şöyle tanımlar: Ey karanlık diyarı Kureta'larm. Korinnos Troya'nm yerlisi bir ozanmış. Sonradan Z e us. büyücü tanrıça Kirke ona H a des haritasını şöyle çizer (Od.

Kybele'nln kültüne bağlanmıştır. Kretheus. oklarıyla hepsini öldürmüş. Kıanaos. En es­ ki destanlarda Aineias'ın karısının adı Kreusa değil. tarlası. (2) Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı. yani gerçek Giritlilerin atasıdır. Dionysos). Krinis'ln sürülerine bakan çobana konuk ol­ muş ve ondan çok memnun kaldığı için böl geyl sıçanlardan temizlemeye karar verini'. Girit'i her türlü çıkarmaya karşı koruyan Talos adlı robotun babası sayar (Talos). Halmon). bağrışmalarla. Alina'ya da Kranae denmiş. Tapınağın kurulması efsaneye göre şöyle olmuş: Krinis günün birinde Apollon tanrının öfkesine uğramış. İokaste'nin kardeşi ve Thebai kralı Laios'un kaynatasıdır (Tab. Polyneikes'i şe­ hirden sürer. lason ve Pelias'ın şehri olan lolkos'un kurucusudur (Tyro. 6). Aiolos'la Enarete'nin oğlu. toprağı. Kekrops'tan sonra tahta çı­ kan o olmuş ve Attikalılara "Kranaos'lular". kumasına armağan olarak bir gelinlik gönderir. Adı Oidipus efsanesinde geçer: Oidipus Thebai'den sürülünce şehre kral olur. Antigone dramında büyük bir rol oynar ve doğanın kanunlarını hesaba kat­ madan devlet kanunlarını yürürlüğe koymaya çalışan yöneticinin iflasını simgeler (Antine. Yanına varıp onu kurtarmak İsteyen Kreon da aynı ateşle tutuşup yanar (Medeia). Ama günün birinde Kreon kızı Kreusa (ya da Glauke)'yi İason'a vermeye kalkışır. bu yüzden de evi barkı. lason Medeia'yı boşayıp Kreusa'yı almaya razı olur. Bu rahipler Kybele ayinlerini baş döndürücü rakslarla. Pallas'la Styks'in oğlu (Tab. Kratos. Attika'nın ilk krallarından biri. Pelias). Kranaos da Kekrops gibi topraktan doğma İmiş (Kekrops). Kretheus. Oidipus'un ölümünden sonra oğullan Eteokles'le Polyneikes savaşa tutuşunca. Kreusa. Tyro ile evlenir ve Aison'u doğurur (Tab. (1) Korinthos kralı. 22). Mysia şehri Khryse'de bulunan Apollon Smintheus tapınağının kurucusu. sırtına geçirir geçirmez de cayır cayır yanmaya başlar. Vergilius Aeneis desta­ nında Kreusa'nın Troya'nın yıkıldığı ve Aineias'ın babası Ankhises'le oğlu Askanios'u ala­ rak şehirden kaçtığı gece bir tanrıça (Aphrodite ya da Kybele) tarafından kaçırıldığını an­ latır. Efsanenin biri Kres'i. Kranaos'un Atllıis adlı bir kızı olmuş. sıçanlar her şeyi kemirip yok ediyormuş. flüt. İon'un anası (lort). (îyes'le Briareus'un kardeşi (Yüzkollular). Minos'tan çok önce Girit'e yasalar vermiş ve uygarlık getir­ miştir. Kreon Eteokles'in tarafını tutar. Attika bölgesi bu kıza göre adlandırılmış. Tyro'nun tanrı Poseidon'dan olan Neleus ve Pelias adlı oğullarını evlatlığa alır. Eurydike'dir. Kreusa'nın görüntüsü karşısına çıkıp yeni bir yurt kurmaya gitmesi gerektiği­ ni bildirir (Aineias). (1) Atina kralı Erekhteus'un kızı. bir yatıdan da . Kottos. Aineias karısını aramak için şehre geri döndüğünde. güç ve kuvvet simgesi (Bia). Aineias'ın karısı (Tab. Sıçandan geçilmiyor. Ama tanrı bir gün yeryüzüne inecek olmuş. gi­ yer. 19). başka birine göre de Girit toprağından doğmuş ve Girit'in ilk konuklan Eteokretes. Kreş. Medeia'nın korkunç dramı bu olayla başlar: Büyücü kadın bu evlenmeye ses çıkar­ mayacak gibi olur. Kreon. Kreusa gelinliği alır. (2) Menoikeus'un oğlu Kreon. Zeus bebekken babası Kronos'un elinden kurtarılmak için Girit'e bı­ rakılınca Kreş adada hüküm sürmekteydi ve Zeus'u koruyan o olmuştur. gümbürtülü bir vecit içinde kendilerin­ den geçerek "enthousiasmos" denilen duru­ ma girerek tanrıya karışmayı sağlarlardı (l)aktyller. I l yada'da Agamemnon'un tutsak tuttuğu kızı Khryseis'i almaya gelen Khryses bu tapına­ ğın rahibidir. nesi varsa sıçanla­ rın saldırısına uğramış. Krinis. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından birinin adı. Kretheus. davul ve tef sesleriyle kut­ larlar. 17). Oidipus. İason'la Medeia efsanesinde rol oynar: İolkhos'tan kovulunca İason'la Medeia Korinthos'a. Bir efsaneye göre tanrı Zeus'la Ida da ğının bir nympha'sından doğmuştur. Giritlilere adını veren kurucu kahra­ m a n . Kreon'un yanı­ na sığınırlar ve birkaç yıl barış içinde yaşar­ lar.

Krinis'e Apollon Smintheus'a bir tapınak dik­ mesini buyurmuş (Apollon Smintheus). hele do­ ğan varlıkları yutmak g i b i ilkel motiflerle Y u nan mythos'una dışardan katılmış öğelerdir. Kritheis Kyme'li (İzmir'in güneyinde Namurt) bir adamın kızıymış. geçişini simgelediği ileri sürülüp. Bu kaynaklara göre Kronos yeryü­ zünde iyiliği ve bereketi kuran ilk tanrıdır. Gaia bir düzen kurar ve o düzeni oğlu Kronos eliyle gerçekleştirir. 4). 137 vd. Aphrodite). Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına. 154-210). Kronos. Bu efsane koca ozana verilen Melesigenes (Meles'ten dogma) adının nereden geldiğini anlatmaya yarar. anası Gaia'nın eline verdiği çe­ lik tırpanla babası Uranos'un hayalarını kes­ mesi tanrı kuşakları arasındaki çekişmenin ilk aşamasıdır (Theog. Kronos'un Philyra ile birleşmesinden at adam Kheiron doğmuş (Kheiron). en belalısı Toprakoğullarının. yani Maion oğlu. Uranos'la Gaia'nın oğlu. Zeus efsane­ sinde iki kez görülen babanın oğla baskı ya­ pıp oğlun ayaklanması ve babasını alt ederek egemenliğini elinden alması teması. Uranos'la Gaia'nın son oğul­ ları Kronos Titanlar soyundandır ve babası Uranos'u erkeklikten yoksun etmekle birinci kuşak tanrılarının egemenliğine son verip. Kronos'un. Kronos'la ilgili iki efsane de Hesiodos'un Theogonia'sında anlatılmak­ tadır. ama sonra da korsanlar tara­ fından kaçırılıp İzmir'e götürülmüştür. Gaia. ama sonraki efsane ve açıklamalara göre bu iki kelime bir tutulmuş ve Kronos tanrının zamanı. Kronos. Homeros destanlarında adı geçer. İzmir'de akan Meles ırmağıy­ la sevişmiş ve birleşmelerinden Homeros meydana gelmiş. ya da Maionialı (Lydialı) ek adının açıklanması yapılıyor. Orfik tarikat geleneğinde Kronos Zeus'la barışmış ve Mutlular Adalarında yaşar gibi gösterilir. Homeros'un tonya'sında bunlar bilindiği halde pek tutunmadıgı da destanlardan belli olmaktadır. Uranos. Kritheis de Me­ les ırmağının kıyısında Homeros'u doğurup hemen sonra ölmüştür. Kaynağı güneydoğu Akdeniz çevresinde bu­ lunan bu efsanelerin Yunanlılara Fenikeliler yoluyla geçtiği sanılır. Kritheis Ege bölgesinin bir nympha'sıymış. ya da Aphrodite'nin babası olarak geçer. Zeus'la Hera'ya soyadı olarak Kronides (Kronos oğlu) denir. Beş erkek titan ve al­ tı kız titan'ın doğuşundan sonra Kronos'un dünyaya gelişini Hesiodos şöyle anlatır (Theog. ( 2 ) DOĞUŞU. 4). Uranos'un er­ keklik aygıtından akan kanlardan Erinys'ler (Erinys) ve spermasından da Aphrodite (Ahrodite) do^ar. Kronos'un Zeus eliyle yeraltı­ na kapatıldığına da değinilir. zamanın akışını. 4 5 3 506'da anlattığı Kronos-Zeus çekişmesi Zeus maddesinde ele alınacaktır. Musalarla ilişiği olan bir cinle sevişmiş. Onun egemen olduğu çag Altın Çağına rast- la . Eurybie ile birleşir ve Astraios. Efsanenin başka bir anlatımında Kritheis adalı bir genç kızdır. Krios. Hesiodos'un Theog. Kronos'tan sonra Toprak Ana Kyklopları ve Hekatonkheir'leri doğurduğu halde. E F S A N E L E R İ . ( 1 ) A D I . Başka bir efsaneye göre. Kritheis amcasını bırakıp Phemios adında bir İzmirliye kaçmış. Lydia kralı Maion onunla evlenmiş. Oysa efsa­ nesinden görüleceği gibi Kronos'un bu yoru­ mu bir zorlama ürünüdür. Kritheis. bir gün de Meles ırmağının kıyısında çamaşır yıkamaya gitmişmiş ki Homeros'u doğurmuş. ama efsane ola­ rak anlatılmaz. Uranos hepsini gün ışığına çıkar çıkmaz Gaia'nın karnına gerisin geri tıkamakta. bu adam ölürken kızını kardeşi Maion'a bırakmış. 3. ikinci kuşağı başa getirmiştir (Tab. Ozan Homeros'un anası sayılan efsanelik kişi. Titanlardan biri. Her iki efsanede de Maion adlı birinin söz konusu edilmesi özel­ likle Latin şairlerince Homeros'a verilen Maionides. imgelerinde elinde bir tırpanla gösterilmiştir. (Uranos. o art düşünceli tanrı. Pallas ve Perses'i meydana getirir (Tab. Hesiodos'un etki altında kalarak uzun uzadıya an­ lattığı bu masallar Yunan mythos'unda tek örnek olmak bakımından daha da ilgi çekici­ dir (Theogonia). Başka e f sanelerde de Hephaistos. Kronos adının zaman anla­ mına gelen "khronos" sözcüğüyle aslında hiçbir ilişiği yoktur.): Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya. böylece onu inim inim inletmektedir.

aslanlann da seks yerleri zamanla aşınmıştır. Tanrıçanın hem çocuğu. yeşillik ara­ sında bir kayaya yaslanmış olarak. Tapınakların bazılarında tanrıça heykelinin iki yanında ön bacaklarını tanrıça­ ya dayamış iki aslan vardır. gerçeklere uy­ gun olarak tanıyabileceğiz ve anlayabileceğiz. Oturmuş durumda. Ksanthos. çok sonraları tarihsel çağlar­ da anlatılan efsanelerini bile dile getirmekte­ dir. Tıpkı çok sonraki heykellerinde görüleceği gibi. araştırmaları bir tek ilgi merkezinde toplamak. üstüne tırmanmış gi­ bidir. 6500-700 yıllarına kadar uzandı­ ğını ortaya koymuştur. tarih. kaim kalçalı. doğa üstüne sonsuz egemenliğinin bir simgesi olarak asla­ nı yanından ayırmamaktadır. Sümer'den de önceki bir kültür çağını yansıtan bu tarihler Ana Tanrıça'nın Anadolu'nun yerlisi olduğunu açığa vurmaktadır. kollarında çok da­ ha ufak boyda bir erkek figürü taşımakta.lar. Bütün bu kolların çabası bir araya geldikten sonradır ki. Son yıllarda konuyu en çok aydınlatan bi­ lim dalı arkeoloji olmuştur. Bu su götürmez gerçek gün geçtikçe daha belirgin biçimde gözümüzün önüne serildiği halde. mitoloji ve sanatla yazın tarihinin katışık görevi olmalıdır. Akhilleus'a Hektor'la sa­ vaşında da yardım eden bu ölümsüz at dile gelerek efendisine yakında öleceğini bildirir (Akhilleus). hem sevgilisidir. "potnia t h e ron" yani hayvanların kraliçesi. İşin en tuhaf ve düşündü­ rücü yönü de Ana Tanrıça yontularıyla bir sırada Çalalhöyük'te bulunan çizgi motifleri nin Anadolu'nun geleneksel halk sanatlarını. bütün doğayaı yayıldığını gösterir Bu c e p h e tapı . Ev biçi­ mindeki bu basit tapınaklar Phrygia'da K y b e le dininin kentler dışına da taştığını. Korybant'lar. bir yandan kuzey ülkelerine. Saturnus). Tarih öncesinin en gerilerinden tek tanrılı dinlerin yerleştiği dönemlere kadar uzanan ve Akdeniz yöresini kapladıktan son­ ra. Kula at anlamına gelen Ksanthos Akhilleus'un ölümsüz atlarından biridir. elde edilen verilerle bulguları bir açıdan inceleyip değer­ lendirmek yepyeni denebilecek bir uğraştır. Kaunos'la Byblis'in anası (Byblis). Kalın kalça. uy­ garlık ve kültürlerde değişik adlarla anılıp hep aynı prototipe indirgenebilen Ana Tanrıça di­ ninin kaynağı Anadolu'dur. Hesiodos'un da anlattığı Çağlar Efsanesi Kronos'la ilişkili olarak özellikle Roma'da tu­ tunmuş ve Saturnus çağı üstüne efsaneler bir­ çok şairleri esinlemiştir (Soylar Efsanesi. birçok ulus. din tarihi. bu figür göğsüne yapışmış. ilkçağda Phrygia diye tanınan bölgede yaygın bir ala­ na dağılmış kır tapınaklarıdır. Kybele. Irmak tanrı Maiandros'un kızı. Ana Tanrıça'yı gereğince. altında bir taş duvar. Yontuların heykel. Üçgen bi­ çiminde bir çatı. öte yandan Asya'nın içlerine dek yayılan. Bu erkek. duvarın içinde de çokluk bir niş oyulmuştur ve nişle­ rin kimisinde ayakta bir tanrıça heykeli görül­ mektedir. Bkz. Küreta'lar. örneğin bugün bile yaşayan kilim motiflerini yansıtmasıdır. Çatalhöyük ve Hacılar'da yapılan kazılar Ana Tanrıça f i g ü rünün !. göbekli. t o p ­ rak üstünde oldukları için belki hiç değinme­ yeceği Kybele anıtları vardır ki. figürln ve idol biçiminde olanlarına gelince. Buraya Ana Tanrıçaya tapınmaya gelen dua­ cıların Kybele'nin simgelediği bereket ve do­ ğurganlıktan pay almak için seks yerlerine dokunup onları aşındırdıkları bellidir. Patroklos'la Hektor arasındaki savaşa Balios'la birlikte katılır (Balios) ve Patroklos öl­ dükten sonra ağlar. Kyane. meme. ya da düz­ lükte birkaç basamak üstüne kurulmuş olan bu anıtlar birer cepheden ibarettir. Eskişehir'le Af­ yon arasında ulaşımı zor bir yöredeki bu anıt­ lardan en çok tanınanı Yazılıkaya diye anılan Midas anıtıdır. Çoğu ormanlarda. Ana Tanrıça dinini aydınlatmak bugün arkeo­ loji. bunlar ya­ zın kaynaklarındaki Ana Tanrıça tanımlarına tıpatıp uymakta. ilerde efsanesi anlatılacak Attis'in ta kendisidir. Oturmuş. ya da doğur­ mak pozunda olan tanrıça ise iki yanındaki iki aslana dayanmaktadır. dolgun memeli bir tanrıça. kültü dal budak salmış bu tanrıça figürünün değindiği bilim dalları o kadar çoktur ki. tanrıçanın da. Ö. karın altının bir üçgen biçiminde be­ lirtilmesi gibi motifler analığı ve dişiliği simge lemek bakımından Kybele'den Artemis'e k < ı dar büyük ana tanrıça imgelerinde bulunmak tadır. Bir de arkeolojinin daha değinmediği.

Toprak ve be­ kanıtlamaya yeter. Ana­ dolu halk törelerinde bu inançtan kalma iz ve etkileri de ortaya koymaya çalışmasıdır: Phrygia ırmağı Sangarios'un kaynağında. Ayrıca bazı yer adların­ hem tanrıçada analık kavramının nasıl anla­ dan üreme sıfatlara Yunanca meter. ldaia Girit'teki İda ve Troya'ya hâkim Kazdagının. Lydia'da adı uygarlığın da etkeni olarak daha sonraki dö­ Kybebe. Roma yazarlarından anılan Ana Tanrıçanın hizmetinde. Bütün bu isim larda adlandırılmamıştır. Bu nite­ liğiyle Ana Tanrıça'nın kültüyle Karadeniz bölgesinde merkezlenen Amazonlarla ilişkisi Yazılı kaynaklarımıza gelince. biri Phrygia' daki Murat dağı. Latince şıldığı dile gelmekte. bu sıfatlar arasında en yaygın olan da Dindi/mene adıdır ki Dindymos dağının tan­ rıçası anlamına gelir. Bu ad ve sıfat çoklu­ ve sıfatlardan anlaşıldığı gibi. doğal Girit'te Rhea. Anadolu'da ise Dindymos adını taşıyan üç dag vardır. bu efsanede aldırı değişik adlardır. mi gölü bölgesinde Venüs. hem de tapanının biçimi mater sözcüğü eklenerek tanrıçanın bölgesel saptanmaktadır: Tanrıça Attis (ya da Attes) 184 .naklarında dikkati çeken bir nokta bunların Lykia'daki kaya mezarlarına çok benzemele­ ridir. Efes'te Artemis. ( 1 ) A D L A R I V E S I F A T L A R I . ya da şe­ hirleridir. de hiçbir tanrı Ana Tanrıça kadar çeşitli ad­ (2) N İ T E L İ Ğ İ VE EFSANESİ. Phrygia'da Kybele olarak geçer. Kybele'nin tapım mer­ kezlerinden olan Manisa'daki Mesir bayramı ve bu bahar bayramında camiden aşağıya halka bereket ve doğurganlık sağlayan ma­ cunların atılması Anadolu'nun yerlisi olan bir inancın süregelmesi olabilir. yani bahar şenliklerinden bugün de bir şeyler kalmıştır. topuz ve çift ağızlı baltayla simgelenen bir savaş ve zafer tanrı­ çası olduğu anlaşılır. niteliği de dile gelmektedir: Sipylene Sipylos (Manisa) dağının. Tarih kaynaklarından burada tapı­ nılan tanrıçanın şimşek.. Gordium'un güneybatısındaki Balhisar'dır. Ana Tanrıçanın Aslında bir tek efsanesi vardır. her türlü na Kubaba olarak rastlanır. ter (Büyük Ana) diye andıkları tanrıça analık Hitit'te Arinna. Romalıların Magna Madolu adı olan Mâ'dır. onunla ilişkili olarak gösterir (Amazonlar. ister başka adlarla nan yazarlarından çok. kuleli ya da kule taşıyan ka (Kemer) kentlerinde adı çok eski bir Ana­ ana demektir) olur. Kybele gerek olduğu sonucuna varılır ki. Hiçbir mitoloji­ Artemis). Sözü geçen filmin asıl değeri de Ana Tanrıçayı Çatalhöyük'ten Roma çağına kadar her çeşit anıt ve imgeleriyle ortaya sermekle kalmayıp. Romalıiarsa Bellona ile bir tutmuşlardır. Syria'da Lat. ya da gelmedir. İtalya'da N e ­ ve evrensel bir ilke olarak canlandırır. anaerkil bir toplu­ şiir. Kültepe tabletlerinde adı­ reketin kaynağında olmaktan başka. Yunanlılar bu tanrıçayı savaş tanrı Ares'in çevresindeki Enyo ile. Hi­ tit kaynaklarında Hepat diye adlandırılır. öbürü Mysia-Phrygia sınırın­ daki Kapıdag. Ana Tanrıçanın Pessinus'tan da daha eski bir tapım merkezi Komana şehridir. Berekyntia Sakar­ ya kıyısındaki eski bir kalenin. Bu alanda bilgilerimiz Y u rin hepsi ister Artemis. Sümer'de Marienna. su­ ya çiçek ve özellikle menekşe atmakla kutla­ nan Attis. verimliügiyle simgeleyen ev­ mak üzere uluslarüstü bir nitelik kazandığını rensel bir nitelik taşımaktadır. İstanbul Üniversitesi F i l m Merkezince çevrilmiş olan bir belgesel filmden tanıdığımız bu Kybele anıtlarının arkeoloji buluntularıyla ve başka bölgelerde rastlanan buluntularla karşılaştırılıp değerlendirilmesi Ana Tanrıça dinini aydınlatmaya yarayabilir. Mısır'da İsis. üçüncüsü de tanrıçanın en önemli merkezi olan Pessinus'a yakın G ü n yüzü dağıdır. Efes Artemis'inde görülen kuleli mana Pontika (Tokat bölgesinde Gümenek) taçları başında taşımakla bir de meter turrita ve Kayseri yöresindeki Komana Kappadokiya da turrigera (Lat. gerek düzyazıyla en çok sözü edilen tan­ mun ürünü olan savaşçı Amazonları efsanele­ rıçalardan biridir. vasfını da yalnız insan alanında değil. Steunene Aizani (Çavdarhisar) yöresindeki Steunos (Kesikmagara) mağarasının tanrıçası olduğunu belirtir. Yukarda sözünü ettiğimiz bilim kollarında işbirliği ve daha de­ rine giden kıyaslamak araştırmalar bu alanda çok yararlı olabilir. tanrıça doğayı ğu Ana Tanrıçanın kaynağı Anadolu'da ol­ bütün canlılığı. Ko­ nemlerde. Pessinus da eski adı Justinianopolis olan Sivrihisar'ın biraz güneyinde.

Tersine bu tapını daha çok Lydia yöresine kaydıktan sonra. 686 (ya da 676) sula­ rında Kimmerlerin bölgeye yayılmasıdır. kendinden geçme ve esrime egemen olan tanrıçayı benimseyip tapımını hallerine kanşmakta ve Ana Tanrıça tapımısürdürürler. Kybeve yöreye adını veren ulustan çok daha eski le'nin başrahibi de kanlı bir törenle kendi olduğu bütün kanıtlardan anlaşıldığı halde. kılık kıyafetin gerekse Pessinus'taki tapım merkezleri Hititkurucusu. dan gelme olması şart koşulan bir yabancıy­ dı. bu dini benimseyen bütün ülkeler onu lerden büsbütün bağımsız bir din merkezi ola­ bir Phrygia tanrıçası olarak tanırlar. Phrygia uygarlığı Ege lerin Anadolu'da kurdukları egemenlik döne­ kıyılarını kapladıktan sonra. Ö. Yazılı kaynaklar bi­ Metragyrtoi diye anılan dilenci rahipler Akde­ ze Kybele'nin Pessinus'taki tapımı üstüne ay­ niz çevresine yayılır ve birer misyoner gibi rıntılı bilgi verir. Aynı süreç Efes'teki Artemiözellikle Adonis mythos'unda (Adonis) görü­ sion'da da görülür. Megabyzos adıyla anılan ikincisi dışar­ sayılır. yani bütün doğaya geçmesini sağ­ Tanrıça ile yakın ilişkileri tarihe geçmiştir. Nitekim rak yönetilirdi. ama Ana Tanrıça k ü l de olsa yaşayan bir törenin ilk örneğidir. Attis tanrıça bu yeni siyasal gücü ve etnik toplulu efsanesinde simgelendigi gibi. biri İ. bitkilerin fışkırmasına yol açar ve bir çam ağacına dönüşür. yolunu buluyor. burada birtakım vecit. Pessinus'taki tapınağı siyasal güç­ halde. Marsyas'ın da Ana bir alana. Attis erkekliğini keserek nün yerli olup Phrygia bölgesini ele geçiren kendini nasıl tanrıçaya kurban ettiyse. Phokalalılarla minde büyük Hitit kralıyla i y i ilişkiler kurmuş. tarihe Kybele bir yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nite­ Phrygia tanrıçası olarak geçmişti. çünkü tün kaynaklardan belli olan bu rahip devleti Phrygia evrensel bir dinin merkezi olduğu ka­ özekligini bögeye gelip yerleşen bütün yöne­ dar Yunanlılara yön veren bir sanatın. ğin ve bir de yaşam biçiminin. Attis kendi kestiği hayalarından akan kanla topra­ ğı sular. Gizemli cümbüşler. Bu idol bir "diopetes" yani dinini dört bir yana tanıtırlar. Friklerle tanrıçanın kaynaşması nın özünde olan bir çeşit kurban töreniyle dikkati çeken bir süreçtir: Ana Tanrıça kültü­ gerçekleşmektedir. Pessinus'taki sında yapılan bu eylem gene Anadolu'ya öz­ tapınağını kurmakla övünüldü. Bu iki kral-rahibin Attis efsanesinde anla­ Klasik çağlarda Yunanistan'ın ve Anado­ tıldığı gibi erkekliklerini tanrıçaya adamış ol­ lu'nun dört bir yanına dağılan Phrygia kölele­ ması gerekiyordu. onu Pessinus kralının ( k i m i kaynaklarda kral M i das'ın) kızıyla evlenmek üzereyken düğün ye­ rinde birden karşısına dikilerek çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. . 1200 yıllarında Friklerin.tanımakla birlikte onun din merkezlerine ka­ rışmasına hiçbir zaman izin vermemişimin Phrygia dışardan gelme ulusların iki kez saldı­ rısına uğramıştır. Her iki saldırıda da Ana Tanrıçanın tapım merke­ zi uluslarüstü niteliğini koruyarak bağımsızlı­ ğını ve din devleti olarak etkisini sürdürmek Toprak-bereket efsanelerinin hepsinde. Fransa'ya kadar da yayılır. Phrygia'da yerli bir kült olduğu bü­ la saygı ve gıpta ile karşılanırlar. Kybele kültünde merkezine dokunmak şöyle dursun. akan kan ve gu öylesine etkilemiş ki. Öyle ki Ana gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit. bir Tanrıça kültü Phrygialılardan çok eski olduğu kara taştı. ( 3 ) T A P I M I VE T A R İ H İ . Marsilya'yı kuran rahip krallar büyük kralın siyasal yönetimini göçmenlerin yeni yurtlarına taşıdıktan törele- adlı bir delikanlıya tutkundur (Agdistis). Bu dinsel yönetimin başında Yunan ve Roma çağında Kybele kültü bütün iki başrahip bulunur. Ö. lamaktadır. Tanrıçaya orada bir idol biçi­ davranarak Ana Tanrıçanın mistik ve gizemli minde tapınılırdı. şenlikler ara­ Midas tanrıçanın oğlu olmakla. ikincisi 1. öncüsüdür. tünü ortadan kaldıramazlar. İonyalı kolonistler din len bu ölme-dirilme motifi. müzi­ timlere karşı korumuştur. Kimmerler de gü ve bazı tarikatlarda bugün başka biçimde Phrygia devletini yıkar. eliyle kendini hadım etmek zorundaydı. bunların biri Attis adını töreleriyle Phrygia uygarlığına özgü bir belirti taşır. Gerek Komana'da. Galloi diye anılan öbür ra­ ri ve dilenci rahipleri hor görüldüğü oranda hiplerin de vecit halinde hadım edilmeleri t ö ­ gizemli bir din ve kültünün temsilcileri olmak­ redendi. Phrygia lik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş krallarından Midas'ın da.

Ana­ dolu'nun kapılarını açmıştır. Phrygialılardan söz edilir: Bunlar Troya savaşında Troyalılara yardıma gelir (İl. yeni dini kutlamakta şairler ağız birliği ederler. birkaç yıl sonra Romalı komutan Manlius 186 . O sıralarda Delphoi tanrısı Apollon'un rahipleri bu olayı desteklemiş olacak: Tanrının kâhinleri. aralarına savaş ortağı almışlardı beni.. Gerçekten de öyle olur. kültünü sınırları içine almakla geçirdiği bir bunalıma çare bu­ lunacağına inanmıştır: Peloponez savaşı de­ nilen iki büyük Yunan şehrinin. esinlendirmiştir ki. o sırada Ana Tanrıçanın sesi duyulur: Temiz. Magna Mater'in Roma'ya nakli din tarihinde eşi­ ne rastlanmayan bir olaydır. Amazonlar gelmişti hani. Gene Sibylla kitaplarının önerisiyle Ana Tanrıça'nın Roma'ya getirilişi derin siyasal sonuçlar doğurmuştur. Uzak Askania dendiğine göre bu savaşçıların geldiği yöre Burdur böl­ gesi olsa gerek. kız oğlan kız olmadığı ileri sürülmektedir. özellikel tragedya yazarları şiir dilinde bu iki ulus adını karıştırmışlardır. Orduları yayılmıştı Sakarya'nın kıyılarına.rin arasında bugüne dek Fransa cumhuriyeti­ nin benimsediği Phrygia başlığı da yok mu­ dur? Phrygialı olmak kültür bakımından yet­ kin. derken Claudia Quinta adlı bir kız orta­ ya çıkar ve tanrıçaya yakarır. halk heyecana kapılır. 204 yılında Pessinus'taki meteortaşı törenle Roma'ya aktarıl­ mış ve Palatinus tepesine tapınağı kurulan Magna Mater'in şerefine Megalensia denilen bayramlar kutlanmaya başlamıştır.. Yeni efsaneler doğar: Ana Tanrıça taşını Tiber'den yukarı taşıyan gemi birden karaya oturur. Helene'ye anlatır ( İ l .. II. Sibylla'lar Anadolu'dan gelmeydi. İlyada'da Kybele'nin adı hiç geçmediği hal­ de. Ana Tanrıça üstüne en zen­ gin buluntuları sağlayan Hacılar da Burdur'a yakın değil midir? Phrygialılardan kral Priamos kendisi de söz eder.. 1. 184 vd. ama tlyada'dan sonraki me­ tinlerde Troyalıların Phrygialı diye anılması büsbütün ilginç ve dikkat çekici bir yöndür.. Ö. 862): Askanios yönetir Phrygia'lıları. yalnız uygarlık ve kültür merkezi sayılan Anadolu'nun değil. Kybele-Attis efsanesini konu edindikleri şiirlerinde tanrıçanın Galli adlı rahiplerine atıfla "galliambus" diye coş­ kun bir vezin de uydururlar. atları dörtnal giden bir sürü Phrygia'lı görmüştüm. onu Demeter'le birleştirip bir devlet tanrıçası olarak benimsemişlerdir. Kybele'nin Phrygia'dan gelme t e f . Roma ile Anadolu arasında kültür köprüsü kurulmuş­ tur. Ama Ana Tanrı­ ça sanat yönünde çığır açmakla kalmaz. Phrygia'nın bir Amazon saldırısına uğrama­ sı. Askania Limne hem Gemlik. I I I . erkek gibi. Magna Mater bu gereksinmeyi karşılamış ola­ cak ki. yeni ve da­ ha köklü inançlara özlem duyulmaktadır. Atina ile Sparta'nm amansız ve sonsuz savaşında AtiEskiden bağlık.. iki t a n n ve iki din arasında bağlantılar tarih öncesi çağlara dek uzanmaktaydı (Sibylla). Priamos'un da Phrygialıların yardımına koşması anlamlı.): Phrygia'ya gitmiştim. Bu olay da kritik bir döneme rastlar: Roma Afrika se­ ferlerine çıkmak üzeredir. Ana Tanrıçanın da bu kültür göçüyle birlikte Roma'ya alınmasını sağlamıştır. Claudia halatları eline alır ve gemiyi Tiber'den yukarı Roma şehrine kadar çeker. Bir kültür taşıyıcısı olarak Phrygialıların Troyalıları da simgelemek için kullanılmaları ne zaman ve nasıl başlar? Herhalde şairler. uzak Askania'dan gelmişlerdir onlar. a f i f ellerle şehre alınmasını ister. O sırada Roma'da bir taş yağ­ muru olur. bahçelik na'lılar Phrygia'nın Ana Tanrıçasını getirte­ rek şehirlerinde ona büyük bir tapınak kur­ muşlar. işte o gün. üstün olmak anlamına gelir ve bu Roma imparatorluğu çağına kadar süregelecektir. ama bu olay sonradan çok önemli sonuçlar doğurmuş. rahiplerinin hadım oluşu. imparatorluğu kur­ maya yol açacak yayılma politikası yürürlüğe girmektedir. Roma'nın Aineas'ı kurucu ata olarak benimsemesiyle Phrygia uygarlığını da kültürünün kaynağı saymış. bütün doğu Akdeniz çevresinin. Attis e f sanesinin bu törenlerde ve gizemlerde yine­ lenmesi Roma şairlerini öylesine etkilemiş. hem de Bur­ dur gölünün adıdır. Ondan önce Ati­ na Ana Tanrıçayı çağırmış. kirletildiği. coşkun danslarla kutlanan törenleri. z i l ve da­ vul gibi çalgılarla. tanrıça afifligini kanıtlamak için gemisinin kendi eliy­ le çekilmesine izin versin.

Sipylos eteğindeki Magnesia'da (Manisa) Syria kralı III. Antlokhos'u yenip Orta Ana­ dolu'ya ordusuyla ayak basınca Romalıları Pessinus tapınağının rahipleri coşkun sevinç gösterileriyle karşılar. Bundan sonradır ki R o ­ ma Bergama krallığını miras yoluyla elde eder ve Anadolu'ya egemenliğini kurmakla bölgede çığır açıcı bir dönemin başlamasını sağlar. Denebilir ki Romalılara doğunun kapı­ larını açan Anadolu'nun yerlisi ve simgesi olan Ana Tanrıçadır. Onunla ilişki kurup Batı ile Doğu arasında köprü atmak ve kültürünün yoksun olduğu bir temeli kültür beşiği Anado­ lu'da arayıp bulmak Roma'nın siyasal dehası­ na bir örnektir. Başta Augustus olmak üzere imparatorların hepsi hiç tükenmeyen bir özü gelip Anadolu'dan almışlardır. Eşsiz bir uy­ garlık ve kültür temeline oturtmayı başardık­ ları kültürleri böylece hem İtalya'da, hem Anadolu'da geliştikçe gelişmiştir. Bunun sim­ gesi de binlerce yıl öncesi gibi Roma'nın ege­ menlik çağında da gene aynı tanrıça, hangi adla anılırsa anılsın, Anadolu'nun büyük Ana Tanrıçasıdır. Kydippe. Kleobis'le Biton'un anneleri, H e ra rahibesi (Kleobis). Kydnos. Kilikya'da bugün Tarsus çayı diye anılan ırmağın tanrısı. Ana tarafından İapetos'un torunu sayılır. Kydnos'un Parthenios adlı bir oğlu varmış, Kydnos ırmağının denize döküldüğü yerde bir şehir kurup ona Parthenia demiş. Bu şehir bugünkü Tarsus'tur. Kyklopes (Kyklop'lar). Türkçeye " T e p e ­ göz" diye çevirebileceğimiz Kyklop'lar tek yu­ varlak gözlü devlerdir. Yunan mythos'unda bu yaratıkların üç türünden söz edilir: Biri Gaia ile Uranos'un oğulları göksel Kykloplar, öbürleri Odysseia'da adı geçen Polyphemos gibi Sicilyalı Kykloplar, sonuncuları da kay­ nakları Lykia'da bulunan duvarcı Kykloplardır. Birinci türden Hesiodos Theogonia'da şöy­ le söz eder (Theog. 139 vd.): Sonra Toprak Kyklop'ları doğurdu, azgın yürekli, Brontes'i, Steropes'i ve belalı Arges'i (ki bunlar vermiştir Zeus'a şimşekleri, yıldırımı}

Her bakımdan tanrıya benziyordu burdur ama bir tek gözleri vardı alınlarında. Yuvarlak tek gözlerinden geliyordu adları, zorlu, başarılıydılar hep yaptıklarında. Uranos'un yeraltına kapattığı bu devleri hemsoyları Yüzkollularla birlikte yeryüzüne çıkarır ve Titanlara karşı savaşta silah arkada­ şı olarak kullanır. Hades'e görünmez kılan başlığı, Poseldon'a da üç dişli yabayı veren bu devlermiş. Kykloplar üzerine başka efsaneler de anlatı­ lır: Apollon Kykloplara düşman kesilir, çünkü oğlu Asklepios insanları ölümden kurtarıyor diye Zeus'un öfkesine uğrar ve Kyklopların yıldmmıyla öldürülür. Apollon baştanrı Zeus'a el kaldıramadığı için Kyklopları öldürme­ ye kalkışır. Zeus buna kızar, bir an oğlu Apollon'u Tartaros'a atmayı düşünür, sonra bu kadar ağır bir cezadan vazgeçip onu bir yıl için sığırtmaç olarak Admetos'un yanına yol lar (Admetos, Asklepios, Apollon). Bu e f $ 8 nede Kykloplar ölümsüz tanrılar değil, ölüm lü yaratıklar olarak gösterilmiştir. Sicilyalı Kykloplar önce Homeros'un Odyi seia destanında, sonra da İskenderiye şiirindi sözü geçen yaratıklardır. Odysseia bunların yerlerini, yurtlarını Homeros destanlarına ö z gü kesinlikle belirtir: Kuzey İtalya ve Sicilya kıyıları ve adaları söz konusudur, nitekim Te­ pegöz masalları oralarda tutunmuş ve birçok yerlere Tepegözlerin, özellikle Odysseia'da sözü geçen Polyphemos'un adı verilmiştir (Polyphemos). Bu bölgenin yanardağ bölgesi oluşu, oralarda toprak altına kapatılan Tepe­ gözlerin demircilikle uğraşan birer cin olarak canlandırılmalarına yol açmıştır: Bunlar H e phaistos'un işliğinde - tıpkı İtalya'da (XVIII) Akhilleus'un silahlarının yapıldığı bölümdeki gibi - demir döverler, maden işlerler ve tanrı­ lara silah yaparlar. Tek gözleri ateşin karşı­ sında kor gibi parlar, kraterlerden fışkıran kı­ vılcımlar onların örsünden fırlayan ateşlerdir, yersarsıntıları ve gürültüleriyle kendilerini bel­ li ederler. Odysseia'da bunun tam tersine Kykloplar hayvancılıkla geçinen, koyun ve keçileri bol olan ağıllarda, mağaralarda yaşa­ yan yamyam devler olarak gösterilir. Odysseus Kykloplar ülkesinde ve özellikle Polyphemos'un mağarasındaI yaşadığı serüveni en

ufak ayrıntısına kadar anlatır (Od. IX, 105 -567). Duvarcı Kykloplarsa Anadolu'da, Yunanis­ tan ve Sicilya'da iri taşlarla örülmüş kyklopeen denilen ne kadar sur varsa, hepsinin yapı­ cıları sayılır. Bunlar ne cin, ne de tanrıdır, ta­ rih öncesi çağlarda şehir kalelerini yıkılmaz, aşılmaz ve alınmaz duvarlarla çevirmek için efsanelik kralların, önderlerin emrine giren bütün bir ulustur. Efsane Kykloplann yardı­ mıyla surlarını yaptıran krallar (Tiryns şehri için) Proitos ve (Argos şehri için) Perseus'tur. Öte yandan bu duvarcı Kykloplann Anado­ lu'nun Lykia bölgesinden gelme oldukları da efsanelerce belirtilir. Bütün bu kanıtlar bu tek gözlü devlerin yorumlanmasında Hitit kabart­ malarının göz önüne alınması gereğini pek­ leştirmektedir. Halikarnas Balıkçısı'nın öner­ diği bu görüş tutarlı görünmektedir: Tek yu­ varlak gözlü devler Hitit kabartmalarında profilden görülen kişiler olabilir, dev oluşlan ve çok iri duvarların yapıcıları sayılmaları Anadolu'daki Hitit surlarının kayaya oyulmuş olmasıyla açıklanabilir. Kaldı ki efsane bu devarcı devlerin Anadolu'dan gelme, dağ kaya­ lıklarına mezarları kazmakla ün salmış Lykia'dan gelme olduğunu da ayrıca belirtmekte­ dir. Bu sorunun efsane bakımından da, Ana­ dolu ve özellikle Anadolu-Yunan ilişkilerinin aydınlığa çıkarılacağı bir gelecekte çözümle­ nebileceğine inanıyoruz. Kyknos. Kuğu kuşu anlamına gelen bu ad birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Poseidon'un bir oğlu. Efsanesi Troya'nın İlyada'dan önceki olaylarıyla ilgilidir. Troyahlardan yana olan Kyknos Akhaların bo^az kıyılarına çıkarma yapmalarına engel olmak istemiş ve Akhilleus'la çarpışmış. Ama babası tanrı olduğu için Kyknos'un derisine silah işlemiyormuş. Akhilleus onu kalkanla ite ite bir kayanın altına kadar getirmiş, ora­ da ezmeye çalışmış. Poseidon da oğlunu bir kuğu kuşuna çevirip kurtarmış. (2) Poseidon'un Kyknos adında bir oğlu da­ ha/varmış, Troya'nın güneyinde, Bozcaa­ da'nın tam karşısındaki bir şehrin kralıymış. Adanın o zamanki adı Leukophrys'miş. Ana­ sı bu Kyknos'u doğurunca deniz kıyısına bı­ rakmış, bebeği bir kuğu kuşu büyütmüş. 188

Kyknos sonraları Laomedon'un bir kızıyla ev­ lenir ve Tenes adlı bir oğlu, bir de kızı olur. Karısı ölünce Kyknos başka bir karı almış, ama üvey annesi Kyknos'a iftira etmiş, Kyknos da buna inanmış, oğlunu bir sandığa kapatarak denize atmış. Tenes Bozcaada'ya çıkmış, sonraları adını vermiş Leukophrys adasına. Kyknos bir süre sonra oğlunun suç­ suz olduğunu anlamış ve iftirayı yapan karı­ sıyla ona tanıklık eden kavalcıyı gereğince ce­ zalandırmış, sonra da Tenedos adasına oğ­ luyla barışmaya gitmiş, ne var ki Tenes baba­ sının kıyıya bağladığı ipi bir keserle kesip ge­ misini açığa atmış (Tenes). Efsaneye göre Tenedos adasına kavalcıların gelmesi de ya­ sak edilmiş. (3) Tanrı Ares'le Pelias'ın kızı Pelopeia'nın oğlu. Kyknos, zalim bir eşkıya imiş, Delphoi'ye gelen yolcuları durdurur, öldürür ve ölü­ lerini babası Ares'e sunarmış. Apollon bu iş­ ten bıkmış ve yiğit Herakles'i Kyknos'la çar­ pışmaya göndermiş. Herakles eşkıyanın hak­ kından gelmiş, ama Ares oğlunun öcünü al­ mak üzere yeryüzüne inince, onu da kalça­ sından yaralayarak Olympos'a dönmeye zor­ lamış. (4) Phaethon'un arkadaşı Kyknos adlı bir adam varmış, Phaethon ölünce öyle güzel bir sesle ağıt yakmış ki Apollon tanrı onu kuğu kuşuna döndürmüş. Kuğu kuşlarının ölmeden ötmesi de ondanmış. Kylabras. Lykialı bir çoban. Phaselis (Tekirova) şehrinin kurulacağı yerde tarlaları var­ mış, oraya şehir kurmaya gelen Lakios bu tarlaları tuzlu balık karşılığında satın almış (Lakios). Sonraları Phaselis halkı Kylabras'a bir tapınak kurmuş, sunu olarak da tuzlu ba­ lık adarlarmış Kylabras'a. Kyrene. Kyrene, Peneus ırmağının torunu olan Tesalyalı bir nympha'dır. Pindos dağı­ nın eteklerinde sürüleri bekler ve öyle güçlü kuvvetlidir ki, vahşi hayvanlarla boy ölçüşür. Günün birinde silahsız olarak bir aslanla d ö ­ vüşüp onu alt edince, güreşe tanık olan Apollon Kyrene'ye âşık olur. Hemen Kentaur Kheiron'a gidip bu kızın kim olduğunu Öğre­ nir ve Kyrene'yi altın arabasına bindirdiği gi­ bi Libya'ya kaçınr. Orada Kyrene adını alan

bir altın saraya yerleştirir. Kyrene'nin Apollon'dan bir oğlu olur, Aristaios adlı bu çocu­ ğu Hera tanrıçalarla Toprak Ana büyütürler (Aristaios). Kythera'h. Aphrodite'ye verilen bir ek a d . Tanrıçanın denizin köpüklerinden doğunca ilk vardığı yer Kythera adası olduğu için (Aphrodite). Kyzikos. Kapıdag yarımadasının batı ko­ yunda bulunan Kyzikos şehri (bugün Balkız) ilkçağda Marmara'nın en zengin ve işlek l i manlarından biriydi. Kurucusu Kyzikos'un ef­ sanesi Argonaut'lar seferiyle ilgili olarak anla­ tılır (Argonaut'lar). Kyzikos tanrı Poseidon'dan türemiş olan Dolionların kralıymış. Argonaut'lar şehre geldiklerinde kral, kâhin Merops'un kızı Kleite ile yeni evlenmişmiş. Kyzikos Argonaut'ları iyi karşılamış, yedir­ miş, içirmiş, yanlarına bol kumanya da vere­ rek ugurlamış. Ne var ki Argo gemisi yola

çıktıktan sonra büyük bir fırtınaya (utulmuş, gece vakti bir karaya varmışlar, ne bilsinler ki orası az önce ayrıldıkları Dolionların ülkesi dir. Dolionlar bunları korsan sanarak saldırı ya geçmişler, kıyasıya bir savaş olmuş, s a v a şa kral Kyzikos da gelip katılmış ve İason'un elinden can vermiş. Sabah olunca bir de bak mışlar ki korkunç bir yanılgıya düşmüş her­ kes. Argonaut'lar üç gün, üç gece yas l u l muşlar Kyzikos'un ölüsüne, sonra törenle gömmüşler onu. Bu arada Kleite kederinden asmış kendini. Kyzikos'un kral olduğu selin­ de adı verilmiş Kieite'nin ölümüne nympha' lar o kadat ağlamışlar ki, gözyaşlarından bir kaynak fışkırmış, ona da Kleite adı verilmiş. İlginç bir nokta da şu ki, Argonautlar efsane­ sinde Kyzikos'tan ayrılmadan önce gemicile­ rin şehre hâkim olan Dindymos (Kapıdag) üs tüne bir Kybele heykeli diktikleri ve fırtınayı ancak bu yoldan dindirebildikleri söylenmek­ tedir.

L
Labdakos. Kadmos'la Harmonia'nın toru­ nu, Laios'un babası ve Oidipus'un dedesi (Tab. 19). Thebai kralı olan Labdakos adını bütün soyuna vermiştir, Oidipus da Labdakos oğlu diye anılır. Labrandos. Labrandos Kuretaların biridir. Arkadaşları Panamoros ve Palaksos'la birlik­ te Karia bölgesine gelir ve oradaki Labranda şehrine adını verir. Labranda bugün Selimi­ ye'nin biraz kuzeyinde Türbe adlı bir kasaba­ nın yerinde bulunuyordu. Labyrinthos. Labyrinthos, sonsuz ve girift dehlizlerden meydana gelen bir yapıya veri­ len addır. Mısır'da bu çeşit yapılar yeraltında mağaralar kazılarak yapılırdı ve çokluk kral mezarı olarak kullanılırdı. Yunan mythos'unda bu kelime Girit kralı Minos'un ünlü mimar Daidalos'a yaptırdığı ve içinde Minotauros'u sakladığı yapı için kullanılır. Labyrinthos ku­ ruluşundan da anlaşıldığı gibi Yunanca bir ke­ lime değil, Anadolu dillerinden üremedir. G i rit'e de oradan gelmiş olsa gerek. Girit Labyrinthos'u yeraltında değil, yer üstünde yapıl­ mış bin bir oda ve koridordan kurulu çapraşık bir yapıdır. Efsaneye göre Minotauros'u öl­ dürmeye giden Theseus'a Ariadne bir yumak iplik vererek onun Labyrinthos'a girdikten sonra yolunu şaşırmadan çıkmasını da sağla­ mıştır (Daidalos, Ariadne). Labyrinthos adı iki ağızlı balta anlamına ge­ len ve Girit din ve sanatında olduğu gibi Ana­ dolu'da da izleri görülen "labrys" kelimesin­ den türemiş olabilir. Lacrtes. Odysseus'un babası. Oğlu Troya savaşına gidip dönmeyince derin bir yas kap­ lar Laertes'in yüreğini, İthake sarayından ay­ rılır, gider bağlarında herkesten uzak, çoban­ ları ve bahçıvanlanyla birlikte yoksulluk için­ de yaşar. Odysseus'un ölüler ülkesinde rastla­ dığı anası Antikleia oğluna babası Laertes'in ne büyük acılar içinde kıvrandığını anlatır (Antikleia). îthake'de Laertes'in sözü geç­ mez bile, saraydaki rezalete karışmaz, malı­ nın, mülkünün Penelopeia'nın taliplerince tü­ ketilip yok edilmesine karşı koyacak güçte 190

değildir. Hele karısı Antikleia da canına kıyın­ ca Laertes canlı bir cenaze oluverir. Penelopeia ona sözde kefen dokur, her gün doku­ duğu ve gece söktüğü bezin Laertes'e kefen olduğunu söyleyerek talipleri oyalar. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye ayak basınca ba­ basının yürekler acısı halini çoban başı Eumaios'un ağzından haber alır. Ama ona ancak talipleri öldükten sonra, Odysseia'nın yirmi dördüncü ve son bölümünde görünür. H o m e ros bu buluşmayı şöyle anlatır (Od. X X I V , 226 vd.): Odysseus yalnız babasını buldu bakımlı bahçenin içinde, çapalıyordu ihtiyar adam bir ağacın dibini, entarisi eski ve yamalı vepimpisti, yamalı sığır derileri bağlamıştı bacaklarına, sıyrıklardan korunmak içindi, dizlik yerine, ellerinde eldiven vardı dikenler batmasın diye, başında da soğuğa karşı keçi derisi bir takke, Odysseus onu ihtiyarlıktan çökmüş, gönlü büyük bir yas içinde görünce dayanamaz, ağ­ lar. Kendini tanıtınca ihtiyar Laertes birden­ bire dirilir, gidip yıkanır, temiz bir entari gi­ yer ve tanrıça Athene'nin yaptığı büyü ile bir­ den güçleşir, gençleşir. Öyle ki ithake halkı taliplerin ölümünden dolayı öç almaya gelin­ ce, Laertes de oğlu ve torunuyla birlikte sila­ ha sarılır ve Eupeithes'i öldürür. Laios. Labdakos'un oğlu, Oidipus'un baba­ sı, Thebai kralı (Tab. 19). Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasına kaynak olarak aldığı efsaneye göre, Laios İokaste ile evlenir ve bir oğlu olur. Ama çocuk dogmadan tanrı sözcü­ sü Laios'a doğacak olan çocuğun kendisini öldüreceğini bildirir. Bunun içindir ki kral ço­ cuğu doğar donmaz bir uşağına verip dağa bıraktırır. Ama tanrı sözü gene de gerçekle­ şir: Günün birinde Laios Delphoi'ye giderken yolda bir yabancıyla kavgaya tutuşur, bu ya­ bancı kendi oğlu Oidipus'tur. Oidipus Laios'u Öldürür ve Thebai'ye vardıktan sonra anası İokaste ile evlenir. Oidipus'un, babasını öl­ dürmek ve anasıyla evlenmekle işlediği kor­ kunç günahı nasıl haber aldığı ve nasıl cezaya çarpıldığı Oidipus efsanesi ve tragedyasında anlatılmıştır (Oidipus).

Laistrygon'lar. Odyssela'da adı geçen efsanelik bir boy. Odysseus gemileriyle rüzgâr tanrı Aiolos'un adasından ayrılınca altı gün yol alır, sonra da Telepylos denilen çok güzel bir limana varır. Bütün gemiler bu sütliman koya girerler, yalnız Odysseus kendi gemisini liman dışında bir kayaya bağlar. Üç arkadaşı­ nı da kente gönderir, ama Laistrygonların kralı Antiphates'in kızına rastlayan bu adam­ lar önce bir dev anasının evine götürülürler, sonra da Antiphates adlı dev kral onlan kesip yer, bununla da kalmaz, Laistrygonlar liman­ da demirlemiş gemilere saldırır ve bütün ge­ micileri öldürüp şişlerler. Bir Odysseus'un ge­ misi halatını çözerek kaçıp kurtulmak çaresi­ ni bulur. Böylece Odysseus'un on iki gemi­ sinden on biri yok olur, bir tek gemisi kalır. Bu korkunç macera Odysseia'nın onuncu bö­ lümünde anlatılmıştır (Od. X, 80-132). Lakedaimon. Zeus'la Taygete'nin oğlu, P e loponez'de Lakedaimon ya da Sparta olarak anılan ünlü şehrin kurucusu (Tab. 9). Efsane­ ye göre Lakedaimon adlı kahraman bölgede kral olan ırmak tanrı Eurotas'ın Sparta adlı kızıyla evlenmiş, Eurotas ölünce de tahta çık­ mış. Kentine karısının adını vererek Sparta demiş, yönettiği halka da Lakedaimorilular diye kendi adını takmış. Tarihsel çağlarda bu kent h e m Sparta, hem de Lakedaimon diye anılır. Lakhesiş. Zeus'la Themis'in kızları sayılan kader tanrıçaları Moiraların biri. Adı kader, alın yazısı anlamına gelen Lakhesiş Moiraların ikincisidir (Moiralar). Lakios. Lakios'a Delphoi tanrı sözcüsü do­ ğuya gidip bir şehir kurmasını buyurmuş, Lakios da Anadolu'nun Lykia ile Pamphylia ille­ rinin sınırında bulunan Phaselis şehrini kur­ muş. Bu şehri kurmak için gereken topraklan tuzlu balık karşılığında satın almış (Kylabras). Lamia. Komedya'da adı geçen, kadın başlı, eşek bacaklı bir canavar, çocuklara korkuluk olarak gösterilirdi. Bir efsaneye göre Lamia güzel bir kızmış, Zeus ona gönül vermiş, onunla birkaç kez gelip sevişmiş, ama Lamia'nın her çocuk doğuruşunda kıskanç Hera gelir, doğan çocuğu öldürürmüş. Sonunda

Lamia gidip bir mağaraya saklanmış ve çocuklan yaşayan analara düşman kesilmiş. G e çeleri gözüne uyku girmediği için gider, ço cuklan kaçırır, yermiş. Ama Zeus ona acımış, çok şarap içtiği geceler gözlerini çıkarıp yata­ ğının yanındaki bir kaba koyarmış, o zaman uyur ve çocukları rahat bırakırmış. Lampetie. Helios'la Neaira'nın kızı, Odys seia'da adı geçen nympha. Lampetie kız kar­ deşi Phaethusa ile birlikte babaları Helios'un Thrinakie adasındaki kutsal sığırlarına bekçi­ lik etmektedirler. Odysseus'un arkadaşlarının kutsal sığırları kesip yediklerini Helios'a ha­ ber veren onlardır (Od. X I I ) . Lampsake. Lampsakos (Lapseki) şehrine adını veren kadın. Lampsake Babrykler kralı nın kızıymış. Boğazlar bölgesine Y u n a n i s - . tan'dan gelen göçmenler günün birinde kra lın bulunmadığı bir zamanda yerlilerin saldın sına uğramışlar ve Lampsake araya girme şeydi, hepsi öldürüleceklermiş. Ama kral ki» göçmenleri kurtarmış, bunun için de onlaı şehri aldıktan sonra Lampsake'ye bir tanrıça gibi tapınmışlar ve şehre adını vermişlerdir. Laodamas. (1) Eteokles'in oğlu, Thebal kralı. Thebai'ye karşı Epigonlar seferine karşı koyar ve şehrini savunurken ölür (Alkmaion). Başka bir anlatıma göre Epigonlar şehri alınca Laodamas kaçar ve kuzey Yunanis­ tan'a sığınır. (2) Antenor'un oğlu, llyada'da adı geçen Troyalı savaşçı. Aias tarafından öldürülür. Laodameia. (1) Bellerophontes'in kızı. H o meros İlyada'da Laodameia'nın Zeus'la bir­ leştiği ve Sarpedon'u doğurduğu söylenir (İl. VI, 197 vd.) : Akıllı Zeus, koynuna girdi Laodameia'nın. Laodameia doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon 'u. Başka bir geleneğe göre Sarpedon Zeus'la Europa'nın oğludur (Tab. 11). Laoda la Artemis'in oklarıyla ölmüş. (2) Akastos'un kızı, Protesilaos'un karısı Protesilaos Tröya kıyılarına çıkar çıkmaz ölen Akha yiğididir. Kocası Troya seferine çıkmadan az önce evlenen Laodameia ölüm

haberini alınca tanrılardan Protesilaos'u ken­ disine üç saat için bağışlamalarını diler. Bu dileği yerine gelir, ama eşi Hades'e indikten sonra da Laodameia canına kıyar (Protesilaos). Bir anlatıma göre Laodameia Protesilaos'un balmumundan bir heykelini yaptırmış ve onu koynuna alırmış. Babası bunun' farkı­ na varınca heykeli ateşe atmış, Laodameia da heykelin ardından atlayarak diri diri yan­ mış. Laodike. (1) Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. İlyada'da Agamemnon'un üç kızı­ nın adı Khrysothemis, Laodike ve İphianassa diye geçer. Laodike tragedya yazarlarının sonradan Elektra diye adlandırdıkları kız olsa gerek. (2) Priamos'un kızı (Tab. 16). İlyada'da şöy­ le tanımlanır (il. I I I , 124): "Güzellikten yana en üstünüydü Priamos'un kızları arasında". Laokoon. Troyalı Antenor'un oğlu sayılan Laokoon, Thymbralı Apollon tapınağında ra­ hiptir. Ama tanrının heykeli önünde karısıyla seviştiği için günah işlemiş ve ApoIIon'un ö f kesini üstüne çekmiştir. İki oğlu vardır. İlyada'da adı geçmeyen Laokoon Vergilius'un "Aeneis" destanında Troya'nın yıkılışıyla ilgili olarak anlatılan korkunç bir mace­ ranın kahramanıdır. Akhalar içi dolu tahta atı Troya kapılarının önüne bırakarak Tenedos adasının arkasına saklandıklarında Troyalılar poseidon tanrıya şükretmek için on bir kur­ ban kesmek görevini Laokoon'a verirler. Laokoon kocaman bir boğayı deniz tanrıya ada­ mak üzeredir ki dalgalardan olağanüstü bü­ yüklükte iki yılan çıkar, bunlar babalarına yar­ dım etmekte olan Laookon'un iki oğluna sal­ dırırlar. Yılanlar çocukların gövdelerine sarı­ lıp onları boğmak üzereyken Laokoon araya girer, oğullarını kurtarmaya uğraşır, ama bu kez yılanlar onu da boğumlarının arasına alır­ lar ve üçünü de tüyler ürpertici biçimde öldü­ rürler. Troyalılar bu manzarayı dehşetle sey­ rettikten sonra, Laokoon'un Apollon'a karşı işlediği günahı bilmedikleri için, şöyle yorum­ larlar: Apollon'un rahibi kapı önüne bırakılan tahta heykelin şehir içine alınmasına karşı gelmiş, giderek kargısıyla atın karnına vur­ muş, oyuk olduğu sonucuna varmıştı. Deniz192

den çıkan yılanların Laokoon'u ve çocukları­ nı boğması işte bu tutumun cezasıdır, heykel ise tanrıların bir armağanıdır ve şehre alın­ malıdır. Casus Sinon'un da desteklediği bu görüş tutunur ve tahta at surlardan içeri alı­ nır. Aeneis'te canlandırılan bu olay bugün Vati­ kan müzesinde görülen ünlü Laokoon ve oğulları heykeline konu olmuştur. Laomedon. Ilos'la Eurydike'nin oğlu Laomedon Troya'nın ilk krallarındandır (Tab. 16, 17). Strymo ile evlenir ve Podarkes, yani Priamos'la Hesione'den başka birçok çocuk­ ları olur (Hesione). Tros'la llos'un kurdukları Troya şehrine surlar yaptırmak için Apollon ve Poseidon'dan yardım gören Laomedon yemin bozmuş, güvenilmez bir kral olarak geçer e f sanede. Bu günahı onun ve şehrinin başına birçok belalar getirmiştir. Bu yüzden Troya'ya düşman kesilen Poseidon olayı Apollon'a şöyle hatırlatır (İl. XXI, 4 4 1 vd.): Zeus buyurmuştu ikimize demişti, soylu Laomedon'a yardımcı olun, belli bir karşılıkla kiralamıştı bizi bir yıllığına, iş buyuruyordu bize, efendimizdi. Bir surla çevirdim ben Troya'lılarm şehrini, geniş, çok güzel bir surdu bu, şehir bir türlü ele geçemez olmuştu, sense, çok kıvrımlı İda'nın ormanlık yarlarında kaypak kaypak yürüyen, boynuzlu sığırlarını güdüyordun, ama güler yüzlü mevsimler gelip geçti, geldi yıllığı ödemenin günü, yüzsüz Laomedon vermedi karşılığını emeğimizin, meydan okudu birde utanmadan, bizi kovdu, dedi, ellerinizi, ayaklarınızı bağlayacağım, dedi, satacağım sizi uzak adalara, üstelik kulaklarımızı tunç kılıcıyla kesecekti. Poseidon bu hakaretten duyduğu öfkeyi bir türlü unutamaz, Hesione'yi öldürecek bir de­ niz canavarı gönderdiği gibi, Troyalıları tut­ maktan da kaçınır. Laomedon*un Hesione'yi kurtardı diye H e rakles'e verdiği sözü de tutmaması onun yiğit

h e m ef­ sane. evlerin içini koruyan. Lapith olarak tanınmıştır. cinlerdir. Buna öfke­ lenen lupiter kızın dilini koparmış. Yunan kaynaklarına göre Latinus. Peneus Kreusa (ya da Philyra) ile evlenmiş. Lapith'lerin en başta gelen soyunun atası ırmak tanrı Peneus'tur. Lapithai (Lapith'ler). hem de baştanrınm bu tutku­ sunu İuno'ya ve İuturna'ya açmış. Argonaut'lar seferine katılmış­ lar: Theseus'un arkadaşı Peirithoos. Lara. genellikle Aitolia kralı Thestios'un kızı olduğu kabul edilir. Öldükten sonra da İupiter Latiaris adiy la tanrılaştırılır (Lavinia). Ama Mercurius Lara'ya yolda tutularak onu Lares tanrı­ lara gebe bırakmış. Latin adını göklere çıkaracak bir kahramana ver­ mesi gerektiği bildirilir. Her evde ölülerin ruhunu simgele yen bir Lar bulundurulur ve bu aile bekçisinin heykeli kuşaktan kuşağa aktarılır. Latium'un bir su perisi olan Lara İupiter'in buy­ ruklarına karşı gelmiş.Herakles'in elinden öldürülmesine nedendir. Odysseus'la Kirke'nin oğludur. İtalya'nın yerlileri Aborigenes deni­ len boya adını veren Latinus üstüne iki ayrı kaynaktan gelme efsaneler anlatılır. Kendilerinden önce bölgede oturan Pelasgları kovarak. Pelion ve Ossa dağlarının eteklerine yerleşmişler. Ama Troya soyundan bütün kişilere düşman kesilen tanrıça İuno Lavinia'nın anasının Turnus'la birlik olup bu evlenmeye karşı koyma­ sını sağlar. iki oğlu. Latinus. kızı dışardan gelecek bir yabancıya. aldığı cevapta kızını. Bu Lapithes'in ken­ disi boyuna adını verir. Leonteus vb. başka başka bölgeler­ de şehirler kuran dört oğlu olur: Phorbas.ın kovulan Tyndareos Aitolia 'ya sığı­ nınca Thestios onaa kızını verir. Latin şairi Ovidius'a göre Lara'nın asıl adı geveze anlamına gelen "Lala"dır. talibi olan Ruteller kralı Turnus'a değil de. örne­ ğin Knidos ve Rhodos'ta da rastlanır. Aeneas Latium'a gelmeden önce Lavinia Rutullar kralı Turnus'a nişanlıdır. Lara hem yardım­ dan kaçınmış. Lares. bu kız ApoUon tanrıdan gebe kalarak bir oğul doğurmuş. ama dedesi Faunus onun evlenmesine engel olur. Hero. İlyada'da adı geçen bu boy "taşkın canlı kargıcılar" diye nitele­ nir. Lares tanrılar yol ağızlarını. Aeneas Turnus'la teke tek savaşa girer. hem de tam sessizliği. Etrüsk asıllı tanrılar. adı Lapithes. kılavuz tanrı Mecurius'a da bu geveze periyi ölüler ül­ kesine götürmesini buyurmuş. Latinus da Aeneas'ııı Latium'a geldiğini görünce. Leda. onun oğlu Polypoites. Latinlerin egemenliğini dünya­ ya yayacak olan bir kahramana vermek ge­ rektiğini bildirir. kazanır ve Lavinia ile evlenir (Latinus. Leda'nın anası. yani ölümü simgeler. Kalydon avında da bulunmuşlar (Meleagros). Lakedalmon'd. bunlar Ro­ ma halkının topluca yaşadığı yerleri konır. Ne var ki adlarına birbirinden çok uzak yerlerde. Roma asıllı efsanelere göre de Latinlerin bu ilk kralı Faunus'un oğlu ve Lavinia'nın babasıdır. Lapith'lerin söz edildikleri efsanelerin ba­ şında Kentaurlarla olan çarpışmaları gelir (Kentauroi). Lavirıia'yı ona verir. başka birine göre de Phlegyas'ın oğ­ ludur (İksion). Roma mitolojisinde Lara hem dedikodu. tanrı gönül verdiği İuturna'yı elde etmek için bütün nympha'lardan yardım istediği halde. Larlar bir ellerinde bereket boynuzu taşıyan. Bkz. Lavinia. Triopas ve Lesbos. bir kızı olmuş. Pindos. K ı z ı Lavinia günün b i rinde hiç acı çekmeden yanıp tutuşmaya baş­ layınca Latinus tanrı sözcüsüne bu mucizenin nedenini sorar. Sonra da . hem de tarihte adı geçen bir Tesalya boyudur. Kral Latinus'un kızı. Efsaneye göre Lara ile Mercurius'tan doğmadırlar. Bir Lapith ol­ duğu bilinen İksion bir efsaneye göre Periphas'm. Aenas). Ev Larla rından başka kamu Larları vardır. babası üstüne kaynak­ lar birbirini tutmaz. Periphas. Leandros. kısa rubalı ve bir ayaklarının üstünde dönen delikanlılar olarak gösterilir. Mousos. Laomedon'un Herakles'e söz verdiği atlar tanrı Zeus'un Ganymedes'e karşılık Tros'a armağan ettiği atlardır (Ganymedes). Lapith'ler. Bir süre sonra İtalya'ya ayak basan Aeneas'ı kral Latinus iyi karşılayıp kendisine damat olacak adamın bu olduğu kanısına varır ve Lavinia'yı Aeneas'a verir.

Bkz. kız acı bir çığlık atarak düşer. Çok gü­ zel bir kız olduğu için Leda onu öbür çocukla­ rıyla birlikte kendi kızıymış gibi büyütmüş (Helene. öç tanrıçası Nemesis'tir. efsa­ nesinden ve tapınağının yerleşme yerlerin­ den belli olan Leto konusunda Apollon. Lethe. yumurtadan iki ikiz ço­ cuk çıkmış: Zeus'un dölleri olan Helene ile Kastor ve Tyndareos'un çocukları olan Klytaimestra ile Polydeukes. Leukippos. Platon ve neo-platonculugun etkisiyle Lethe unutmayı simgeleyen bir ırmak ve son­ ra da soyut bir kavram haline gelmiştir. Miletos bölgesinde bir şehir kurar. Büyükannesi lo nasıl Zeus tanrıyla birleşmişse. Zeus Nemesis'e tutkunmuş. İno. kız saklanır. baştanrı Zeus'la birleşerek Apollon'la Artemis'in anası olur (Tab. Libcr. Lethe Hades ülkesinde bir pınar olmuştur. Leda'nın çocukları Helene ve Klytaimestra. Bazı ruhlar ölçüyü kaçırıp fazla içermiş. tanrısal yumurtayı yumurtlayan Leda değil. Epaphos'un kızı olan Libya. Anası iki kardeşin gizlice sevişmesini sağlar. Bu yumurtadan yalnız Helene doğmuş. Ak­ şam olunca Ameles (kaygısızlık anlamına ge­ lir) ırmağın kıyısında konaklamışlar. ama tanrı­ ça onu istemezmiş. Orta İtalya'nın eski bir tanrısı Liber. ama oradan da kovulup Anadolu'ya döner. Maiandros (Menderes) kıyısındaki Magnesia (Manias) şehri kralının kızı bu Leukippos'a gönül vere­ rek yurdunu onun emrindeki düşmana teslim etmiş. Lapithes'in oğlu. ossaat tanrı bir kuğu kuşu olup ona yanaşmış. anası. Kendisi kral olup adaya adını verdiği gibi ka­ rısının adı da adanın büyük şehirlerinden biri­ ne verilmiştir (Lapithai). Leda da bir yumurta yumurtlamış. ama gü­ nün birinde Ksanthios'a birisi kızının bir ya­ bancıyla yattığını ihbar eder. Libya. 10). onu yenemeyeceğini anlayınca. İo'nun torunu olur (Tab. Tutkusu gün geçtikçe artar. kor­ kunç bir sıcağın altında Lethe ovasına git­ mişler. ne ağaç. Bu korkunç hikâye sonu­ cunda Leukippos Lykia'dan ayrılmak zorun­ da kalır.j lanndan olan Ksanthios'un oğludur. Klytaimestra. Bu ır­ mağın suyu hiçbir kap içinde durmazmış. "Devlet" adlı eserinin sonunda ruh göçümünü anlatan Platon Lethe'yi şöyle ta­ nımlar (Dev. suyunu içen ruhlar geçmiş hayatlarını ve çek­ tikleri acıları unutup öyle girerler ölüler dün­ yasına. X.: na derdini açar ve ondan yardım ister. Lykia'da 1 üstün bir savaşçı olarak tanınır. bu sırada Leukippos da saldıranın babası olduğunu anlamaya­ rak onu öldürür. Lykialı bir delikanlı. ne ot varmış bu ovada. Midilli adasına adını veren kahraman. Bir Anadolu tanrıçası olduğu adından. Libya. Hesiodos'a göre Lethe kavga tanrıçası Eris'in kızı ve Gece'nin torunudur. Ksanthios gece kızının odasına girer. . Serüveni ilkçağın aşk romanlarından birine konu ol-j muştur. baba da onu kızının âşığı sanarak kılıcıyla vurur. Leukothea. Kastor'la Polydeukes'tir (Tab. Ari temis ve Kybele maddelerine bakılması. 621a): "Ruhlar boğucu. Girit'e geçip orada bir koloni kurar. Bellerophontes'in torun. içer içmez de. Unutmak anlamına gelen bir fiilden türemiş olan Lethe s ö z c ü m ü allegorik b i r tan­ rıçanın adıdır. Lesbos. Kuzey Afrika'ya adını veren nympha'. Nemesis'in yumurt­ ladığı yumurtayı da Leda alıp saklamış. yoksa kılıcıyla kendini öldüreceğini söyler. Bir tanrı buyruğuna uyarak Yunanistan'dan ayrılıp Midilli'ye gö­ çer. Başka bir efsaneye göre. Leukippos. 5). dişisi Libera İle birlikte bag. Efsaneye göre Zeus tanrı Leda'ya âşık olmuş ve bir ku­ ğu kuşu biçiminde ona yanaşmış. tanrıdan kurtulmak için bir kaz biçimine girmiş. ama tanrıça Aphrodite'nin öfkesine uğrayarak kendi kız kardeşine gönül verir. her şeyi unuturmuş". oradaki kralın kızı Methymna ile evlenir. kendisi de Poseidon'la birleşir ve Agenor'la Belos diye Fenike ile M ı sır'ın efsanelik kurucularını doğurur.Tyndareos Herakles'in yardımıyla Sparta tahtını gene ele geçirir ve Leda ile birlikte oraya yerleşirler. Leto. bahçe ve tarlala­ rın bereketini sağladıklarından Yunan tannlarından Bacchus ve Ceres'le bir tutulmuşlar­ dır. Dioskurlar). oysa herkes de bu sudan biraz içmek zorun­ daymış. 12). Titanlardan Koios'la Phoibe'nin kızı Leto.

kız baba­ sından korktuğu için bebeğini dağa bırakır. bir bu çiçeği yer buranın halkı. akıllarını çelmişti bu yemiş. Bu ülkenin kuzey Afri­ ka'nın Trablusgarp kıyılarının karşısında Cerba adası olduğu öteden beri bilginlerce kabul edilir. lotos bile verdiler onlara yesinler diye. Lltyerse adlı bir türküde bu biçicinin ustalığı övülürmüş. Apollon'la boy ölçüşecek olmuş da tanrı onu ölümle cezalandırmış. Lydia kraliçesi Omphale'nin yanında bulunduğu sırada Lityerses'le boy ölçüşmeye gelmiş. Europe). Ekin biçmede onun üstüne yokmuş ve babasının kral olduğu bölgeye kim gelse onu yanşmaya çağırır. oturup doyurduk karnımızı tez giden gemilerin dibinde. H e rakles. ekmek yiyen hangi insanların toprağına ayak basmışız. Odysseia'da sözü geçen efsanelik boy. Daha başka bir anlatıma göre Linos ağıt söylemekte o kadar ustaymış ki. Argoslular Delphoi bilicisin­ den aldıkları öğüt üzerine Linos ve Psamathe adına bir yas töreni düzenlerler. orada karaya çıktık ve biz gittik su almya. Yiğit onu Deianeira'dan yeni bir gömlek al­ maya gönderir ve kansının yolladığı sihirli Gömlegi sırtına geçirip yanmaya başlayınca bütün suçu Likhas'tan bilir. kral kızı Psamathe'nin Apollon'dan ge­ be kalarak doğurduğu bir çocuktu. arkadaşlar da çabucak hazır etti akşam yemeğini. Babası işin far­ kına vararak kızını öldürür. kafalarını keser. Bahtsız adam da Euboia yakınında denize düşüp ora­ daki Likhades adalarına adını verir (Herakles). bedenle­ rini de ekin demetleri arasına baglarmış. Psamathe de yasını ağıtlarla dile getirir. kürekçi sıraları altına çektim. istemese de onu döve döve çalışmaya zorlarmış. al dırmadan onu güzel bir türküyle uyutmuş ve kafasını kesmiş. Lotophagoi (Lotosyiyenler). bizimkilerden kini yediyse totosun bal gibi yemişini. Orada kalıp lotos yemekten başka şey düşünmediler.Agenor yoluyla Kadmos'la Europe'nin ninesi olur (Agenor. Odysseus bu eşsiz serüveni şöyle anla tır (Od. Troya'dan ayrıldık tan sonra Trakya kıyılarına uğrayan Odysseus'un gemileri. sunakları deviren ve avaz avaz bağıran Herakles L i khas'ı ayağından tutup denize fırlatır. Belos. yolda rastlanan köpekler öldürülürdü. 82 vd. Litai. Phrygialılar ekin biçerken Lityerses'in serü­ venini dile getiren bir türkü söylerlermiş. Likhas. Apollon tanrı da bu korkunç olayın cezası olarak Argos bölge­ sine veba salar. E l i çok çabuk olduğundan hasımla­ rının hepsini yener. Gittiler ossaat buluştular lotos yiyen adamlarla. unutturmuştu sılayı Ama bakmadım gözlerinin yaşına. ama kulağı olmayan yiğit hocasından azar işittiği bir gün öfkelene­ rek onu öldürmüş. vurdum zincire . dedim gidin bakın. teknede. sürükledim gemiye onlun. Linos törenlerinde ağıtlar oku­ nur. bizim dostlara hiçbir kötülük düşünmedi ora halkı. Linos. Linos'u parçalarlar. Seçtim iki kişi. kattım yanlarına bir de haberci. oradan yelken açınca kor­ kunç bir poyraz fırtınasına tutulurlar ve on gün denizde çalkandıktan sonra Lotosyiyen lerin ülkesine varırlar. Müzikte usta olduğu için Herakles'i yetiştir­ mekle görevlendirilmiş. Bkz. Korkunç bir öfke içinde ağaçları köklerinden söken. Herakles'in arkadaşı ve habercisi. Yalvarılar Lityerses. yolladım arkadaşları. Linos efsanesi bir çeşit ağıt yakma törenine bir kaynak bulmak amacıyla uydu­ rulmuş olsa gerek. Phrygia kralı Midas'ın oğlu.): Tam dokuz gün ölüm rüzgârları balıklı denizde çalkaladı bizi sonunda Lotosyiyenlerin toprağına vardık onuncu günü. Yiyip içtikten sonra doyasıya. kendinden geçti ve dönmeyi istemedi bir daha gemiye. veba da böy­ lece sona erer. IX. köpekler gelir. (1) Argos'ta anlatılan efsane şöyledir: Linos. (2) Boiotia'da anlatılan Linos efsanesi biraz değişiktir: Linos Musaların birinin çocuğudur. Zorbanın meydan okumasına hiı.

Lykurgos. Luna. Manes ise tanrı Zeus'la Okeanos kızı Kallirhoe' den dogmadır. Lucifer. ne oğulların­ da. X X I . Atys de Manes'in oğludur. Skyros adasının kralı. karısı Dirke ile Antiope'ye eziyet ederler. Bu akraba­ lıktan anlaşılıyor ki. Antiope'nin de Zeus'tan olan İkizleri Amphion ve Zethos analarının öcünü almak için Lykos'u öldürür­ ler (Antiope. ama tanrı saygısı. Lykos. Baştanrı bü­ yük bir öfkeye kapılarak masayı devirmiş ve şimşekler çakarak Lykaon'un oğullarını yıldı­ rımla çarpmış. Böylece dövülen kadınların kısırlıktan kurtulup doğur­ gan olacaklarına inanılırdı. giderek kendi oğlunu ölen dümencinin yerini tutmak üzere yanlarına verir. Lydos nasıl Lydia'lılara isim babası olmuşsa. Lydos'un Tyrrhenos adlı bir de kardeşi vardır. Lykomedes Theseis efsanesinde de rol oy­ nar: Atinalı yiğit kendi ülkesinde tutunama­ yınca Skyros adasına gider. Hıristiyan edebiyatında şeytanın bir adı. Çobanların ve sürülerin kurtlara karşı koruyucusu sayılan eski bir İtalya tanrı­ sı. (1) Priamos'la Laothoe'nin oğlu. Her yıl 15 şubatta kutlanan Lupercalia bayramı bir bahar ve bereket şenliği­ dir: Çıplak Lupercus rahipleri alay halinde Palatinus tepesini dolaşırlar ve kurban ettikle­ ri bir keçinin derisiyle yapılmış kamçılarla yol­ da rastladıkları kadınları döverlerdi. Lykos Argonautlan batı Ege kıyılarında bulunan ülkesine vardıkların­ da iyi karşılar. yani Etrüsklere adını vermiştir. Amphion). kral da bu adamın bir tanrı olup olmadığını anlamak için insan etin­ den yemekler çıkarmış karşısına. (3) Pandaros'un babası. Lykaon. Aventinus tepesinde bir tapınağı vardı. Lykomedes de Theseus kendi krallığını ele geçirir korkusuyla onu bir kayalığın üstü­ ne götürür ve uçurumdan aşağı atar (Theseus). onlar da hemen bindiler ve oturdular sıralarına. 34-135). Lydia'lılara adını veren kurucu kah­ raman.birini sağ bırakmış. Lykomedes. Skamandros kıyısın­ da öldürüp öldürüp ırmağa attığı kurbanlar­ dan biri de Lykaon'dur (İl. binin tez giden gemilere çabuk. Bu efsane Arkadya bölgesinde Lykialı Zeus'un adına kutlanan törenlerde insan kurban­ larının nedenini açıklamaya yaramaktadır. akrabalık bağla­ rıyla bağlı olduğu Lykomedes'in yanına sığı­ nır. konuklar ve ölen İdmon'la Tiphys'i gömmelerine yardım eder. sılayı unutuverir diye. biri lotos yer. Tarihçi Herodotos'a göre Lydos Atys'in oğlu. korktum. Yunan din ve tanrılarının etkisiyle Lupercus Pan'a da ben­ zetilmiştir. (2) Argonautlar efsanesinde adı geçen Maryandyn'ler kralı. yalnız. Polydoros'un kardeşi. Troas bölgesine yerleşmiş L y k i a l ı (Pandaros.Sonra büyürdüm öbür sevgili yoldaşlarıma. Zeus onları denemek istemiş bir gün: Yoksul bir köylü kılığına girerek Lykaon'un sarayına konuk olmuş. kralın kızları arasına saklamıştı (Akhilleus). Sabah yıldızı Phosphoros'un Latin­ ce adı (Phosphoros). tanrı korkusu yokmuş ne kendinde. Arkadya kralı Lykaon elli oğul babasıymış. Patroklos öldükten sonra. Savaş sırasında Akha yiğidi Diomedes karşısında Bellerophontes'in 196 . (2) Pelasgos'un oğlu. Argonautların Amykos'u öldürmeleri bu zorbanın düşmanı olan Lykos'un çok hoşuna gitmişti (Argonautlar). haydi. Lykaon'un kendisini de bir kurt haline getir­ dikten sonra sağ kalan oğlunu tahta çıkarmış. Thetis oğlu Akhilleus'un Troya savaşına katılmasını önlemek için onu Lykomedes'in sarayına göndermiş. Adı ay anlamına gelen bir roma tanrı­ çası. Lykos. Sonradan Faunus'la bir tutulmuş ve adı Faunus Lupercus olmuştur. Antiope'nin amcası. ama hiçbir efsanesi olmadığı gibi zamanla Diana tanrıçayla bir tutulmuş Luna adı da şiirde Yunanca Selene'yi çevirmeye yaramıştır. efsane de Etrüsklerin Anadolulu kaynaktan olduklarını kanıtlamak­ tadır. (1) Kadmos soyundan olan Thebai kralı. Akhilleus savaşa katıldığı zaman. küreklere sarılıp köpürttüler kırçıl denizi. Karkabos). Kaderi onunki kadar acıdır. dedim. Tyrrhenos da Tyrrhenoi. Trakya kralı Lykurgos'tan İlyada'da söz edilmektedir. Lydos. Lupercus.

Babaları­ nın buyruğu üzerine Danaos kızları gerdeğe girdikleri gece kocalarını hançerledikleri hal­ de. kutsal Nysa dağında kovalamaya kalkıştı Dionysos'un sütninelerinl. Lynkeus'la evlenmiş ve Abas'ı doğurmuştur (Hypermestra. kimine göre de adam öldürmeyi başaramadığı ve Lynkeus kızlığına saygı gösterdiği için ona kı­ yamamıştır.torunu Lykialı yiğit Galukos'u görünce bir tanrı sanır onu ve tanrıya karşı savaşmanın sakıncalarına örnek olarak Lykurgos'un serü­ venini anlatır (İl. Danaos kızı Hypermestra'yı ba­ ba sözü dinlemedi diye mahkemeye vermiş. Tragedya yazarlarının bi­ raz değişik motiflerle ele aldıkları Lukurgos efsanesi bu gerçeği dile getirmektedir. yalnız Hypermestra Lynkeus'u öldürmez. Thetis de hemen çekti onu içine. 130 vd. . Ana­ dolu'dan geldiği açıkça belli olan bu kült özel­ likle kuzey Yunanistan'a yerleşmekte güçlük çekmiş olsa gerek. Rahat yaşayan tanrılar kızdılar o zaman. Lykurgos'un homurtusundan bir titreme almıştı Dionysos'u. dayak yediler yiğit öldüren Lykurgos'un üvendiresiyle. Lynkeus. Hypermestra'nın kocasını esirgemesinin n e ­ deni çeşitli yorumlara uğramıştır: Kimine gö­ re Hypermestra Lynkeus'a tutulmuş.): Dryas'm oğlu güçlü Lykurgos bile onlarla kavgaya tutuşunca yaşamadı. o vakit Dionysos'un ödü koptu. ama Aphrodite'nin yardımıyla kız kurtulmuş. ölümsüzlerden tiksindirmişti kendini. Kronos'un oğlu kör etti Lykurgos'u. üstelik çok da yaşamadı o. VI. Danaos Kızları). Danaos kızı Hypermestra'nın kocası. O bir gün. denizin dalgalarına attı kendini. Dionysos'la ilgili birçok efsaneler şarap tan­ rının ve kültünün benimsenmesine karşı gös- terilen tepkileri dile getirir (Pentheus). Elli Aigyptosogullanndan biri.

Mainas. Tufan'dan sonra bir lonyalı göçmen kafilesiyle Lesbos'a gelip yerleşmiş ve o zamanları boş olan kom­ şu adaları da birer oturma yerine çevirmiş. Hermes). Zeus'la Kallisto'dan dogma Arkas'a sütninelik ettiği için Hera'nın hışmına uğramış ve ancak yıldız olarak göğe çıktıktan sonra rahat etmiştir (Arkas).): Tekmil yiğitler sarmıştı Menelaos 'u. yoksa sade­ ce Maionia yani İzmir'i de içine alan Ege kıyı­ larında doğduğunu mu belirler? Geç uydurul­ muş efsanelere göre Maion diye bir kişi var­ dır. Kimliği üstüne kaynaklar birbirini tutmaz: Ki­ mine göre Makar. Maiandros. tanrıya karışarak öbür in­ sanlarca çıldırmış gibi görünen bir kişi. kırıldı okun sivrileri çekilirken dışarı doğru. Mainad'lar. altından da kuşağı. Mainas sözcüğü aslında Y u nanca "mainomai" fiilinden türemiş bir sıfatmu tır. Maion. kıvrıntılı akışı dolayısıyla ırmağın adı ırmak. Kallirhoe ve kendisi gibi bir ır­ mak olan Marsyas ve Babys (Marsyas. kimi­ ne göre de Zeus'un soyundandır. Menderes ırmağının miller taşıyarak. Byblis). Menelaos vurulduğu zaman. İlyada'da adı geçen Lesbos kralı. kardeşi Podaleiros'la birlikte (Podaleiros) Troya sa­ vaşına Tesalya kentlerinden gelme otuz ge­ miyle katılır ve hekim olarak çok yararlık gös­ terir. Bütün bu varsayımlar yersiz. adanın bir kentine adını verdiği gibi. Irmak tanrının tapınağında para çok bol olduğu için bu cezayı rahipleri tanrı adına kolaylıkla ödemişler. Asklepios tanrının oğlu. Bu ırmak tanrının birçok kız ve erkek çocuk­ ları olmuş derlerdi: Samos (Sisam) adasına adını veren Samia. kuyumcuların işlediği karmlığı çözdü sonra.M Maia. Bu soyadı büyük ozanın Maion adında bir atası olduğunu mu. Methymna Lesbos'la evlenmiş. Maiandros'un adı ilkçağdan bu yana özel ad olmaktan çıkmış. limanlarını da ova haline getiren bu insafsız tanrıya karşı dava açtığı anlatılır. tanrı Helios'un oğlu. Atlas'la Pleione'nin kızı. İlyada'da Lydia bölgesinin adı iki yerde Maionia (Meionie) diye geçer. Maionides soyadı da Homeros'un do­ ğup büyüdüğü bölgeye atıf olsa gerek. Maia. Sonradan Lapithes'in oğlu Lesbos da Midil­ li'ye göçünce Makar'la Lesbos iyi geçinerek adalarda ortak egemenlik kurmuşlar. eski zamanlarda denize açılan limanlar olan birçok şehri toprak altında boğduğu bilinmektedir. Tanrıya denk hekim durdu ortalarında. yani Büyük Mende­ res ilkçağ yazınında en çok adı geçen ırmak­ lardan biridir. Maia. yol kıvrıntısı ya da mimari­ de yılankavi motifler. kendin­ den sonraki şairler de Homeros'a Maionides demektedirler. Bütün büyük su yolları gibi Maiandros da Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Tanrı etkisiyle kendinden geçen. Bugün bile göz göre göre izlenebilen bu süreç ilkçağdan beri Ege şehirlerinin başlıca bir der­ di sayılmaktaydı. coşup taşan ve doğaya. 2 1 1 vd. bu tanrıça sonraları Yunan dininin etkisi altında Hermes'in anası Maia ile bir tu­ tulmuş ve mayıs ayı kendisine adanmıştır. özel­ likle bir kadın için kullanılır. sımsıkı kemerden çekip çıkardı oku. Çözdü ışıldayan kemeri. Roma'da Maia adlı eski bir tanrıçaya tapınırlardı. başka bir söylentiye gö­ re de manevi babasıdır. Makar.' ama koca ırmak liman­ ları millerle boğmayı gene de sürdürmüş. Kaunos'la Byblis'in anala­ rı olan Kyane. Homeros'u doğurduğu söylenen su perisi Kritheis'le evlidir. Da­ vaya bakan yargıç suçlamayı yerinde görmüş ve tanrıyı Miletlilere ceza ödemeye mahkûm etmiş. Maiandros. dilde dolambaçlı konuş­ malar için kuilanılagelmiştir. Makhaon hemen yardıma koşar ( İ l . Dionysos alayını meydana getiren Bakkhaların başka bir adıdır (Bakkhalar). Kara okun yarasını görünce emdi kanı. . 7). Makhaon. Arkadya'nın Kyllene dağında tanrı Zeus'la birleşerek Hermes'i doğurmuştur (Pleiad'lar. çoğulu Mainades. ya da onun babası. yani Homeros'un dedesi. Tarihsel çağlarda da bir tan­ rı bilinen ve tanrı gibi tapınılan Menderes'e karşı Milet halkının ayaklandığı ve tarlalarını bataklık. Pkiad yıldız­ larından biri (Tab. Makar'ın iki kızı varmış: Methymna ile Mytilene. I V . kız kardeşi Mytilene de sonradan başkent olacak şehri adlan­ dırmış.

acı dindiren ilaçları ustaca serpti üstüne. Bir zamanlar Kheiron vermişti babasına o ilaçları.

duğu anlaşılan bu çeşit amaçlı efsanelerden biridir (Apollon). Maron. Odysseia'da anlatıldığına göre Maron Odysseus'un ilk uğrağı olan Trakya'nın îsmaros şehrinde Apollon rahibidir. Odysseus bu kenti yağma ederken Maron'u korur ve sayar, rahip de bunun karşılığında ona birçok armağanlar ve bal gibi tatlı bir kırmızı şarap verir. Odysseus bu şarapla Tepegöz Polyphemos'u sarhoş ederek tek gözünü çıkarır, böy­ lece elinden kurtulur. Homeros Maron'un şa­ rabını şöyle tanımlar (Od. I X , 202 vd.): Yedi talant verdiydi, iyi işlenmiş altından, baştan başa gümüş bir sağrak verdiydi, ve on iki testi şarap eklediydi bunlara, tatlı, su katılmamış, tanrısal bir içkiydi bu. Bu bal gibi tatlı kırmızı şarabı içeceğin vakit karıştır bir sağrak dolusunu yirmi ölçü suyla, yükselir bir de bakarsın sağraktan bir tatlı koku, öyle bir tannsal koku yükselir ki, gel de içme. (Odysseus, Potyphemos). Tragedya yazarlarına göre Maron Dionysos tanrının torunu, ya da oğludur, Silenos'la yol daşlık eder ve onun gibi çok içer. Kimi yazar­ lar onu eli, ayağı titreyen, ama şarap içti mi bütün gücünü bulan bir ihtiyar olarak tanım­ larlar. Roma'da Maron'u ayyaş diye simgele­ yen bir çeşme vardı. Marpessa. Euenos'un kızı, İdas'ın karısı. Kendisine âşık olan tanrı Apollon'la kocası arasında İdas'ı seçer (İdas). Mars. Mars, Yunan tanrısı Ares'in Roma d i nindeki karşılığıdır. Efsaneleri de Ares'in e f sanelerini yansıtır, örneğin Latin şairi Lucretius'un "Doğa Üstüne" adlı eserinin başına koyduğu Venüs'la Mars'ın aşkı öyküsü doğru dari doğruya Homeros'tan alınmadır. Mars Roma'nm savaş tanrısıdır ve savaş tanrısı ola­ rak saygı ve tapkı görür, ama yerli bir İtalya tanrısı olarak savaşçı niteliğinden başka bir nitelik taşıdığı da görülür. Y ı l ı n i l k a y ı sayılan mart ayı hem adını taşır, hem de kendisine adanmıştır. Bu ay içinde şerefine kullanan bayramlarsa birer bahar bayramıdır ve tanrı burada toprak bereketim simgeler. Ne var ki

Savaş sırasında Makhaon Paris'in bir okuyla yaralanınca, Akhaları bir telaştır alır, "bir sürü insana bedel olan" bu hekimi Nestor arabasına bindirip kendi barakasına götürür ve tutsağı Hekamede'ye baktırır. Troya ordu­ sunda ünlü bir hekim olarak geçinen Makhaon daha çok cerrah olarak iş görür, kardeşi Podaleiros ise tedavi ile uğraşır. Makhaon Telephos'un ve özellikle Philoktetes'in yara­ larını iyileştirmiş olmakla ün salmıştı (Telephos, Philoktetes). Manto. Adı kehanet, falcılık anlamına gelen Manto, ünlü bilici Teiresias'ın kızı sayılır. Ba­ bası gibi geleceği görme yetisine sahiptir. Epigonlar Thebai'yi aldıktan sonra, kâhin Teiresias Delphoi'ye gitmek üzere yola koyulur. Kör olduğu için kızı Manto'ya dayanarak yü­ rür, ama yolda öldükten sonra, Manto tek başına Apollon tapınağına varır. Manto ken­ dini tanrıya adar ve yıllarca Sibylla olarak gö­ rev yapar. Tanrı günün birinde ona Ege kıyı­ larına gidip orada bir tapmak kurmasını bu­ yurur: Manto Klaros'u kurar. Argoslu Rhakios'la evlenip Mopsos'u doğurması çeşitli yo­ rumlarla anlatılır: Birine göre Manto Apollon tanrıdan gebe kaldıktan sonra tapınaktan çı­ karken Rhakios'a rastlar ve tanrının ona seçI iği bu ölümlü kocayla birlikte Klaros'a gidip tapınak kurar. Başka bir anlatıma göre Man­ to yalnız başına gider Klaros'a, yolda korsan­ lar tarafından kaçırılır, Rhakios adlı reisleriyle evlenir ve Mopsos'u doğurur. Klaros'ta Manlo'nun kurduğu tapınağa oğlu Mopsos başrahip ve bilici olur (Mopsos). Manto efsanesi belli bir amaçla uydurulmuş bir efsaneye benzer. Anlaşıldığına göre, Ana­ dolu'da bulunan Apollon tapınakları ve keha­ net merkezleri Yunanistan'dakilerden hem daha eski, hem daha üstündü. Mopsos'la Kalkhas efsanesi de bu üstünlüğü açığa vuıur. Ama Yunanistan bu gerçeği tersine çe­ virmek için bazı çarelere başvurmuş, Anado lu merkezlerinin Yunanistan'dan gelme efsa neler uydurmuştur. Ege'nin en ünlü kehanet merkezlerinden olan Klaros'un Thebaili Teiresias'ın k ı z ı ve adından uyduma bir kişi ol-

mart ayında savaş mevsimi de başladığı için Romalıların iki kavramı bir araya getirdikleri, bu tanrıyla h e m doğanın yeniden doğuşunu, hem de insanda yeni yeni karşı koyma güçle­ rinin belirdiğini simgelemek istedikleri sanılabilir. Mars ayrıca savaşçı gençliğin de tanrısıdır. Kurt kendisine adanmış bir hayvandır, Romulus'la Remus'u emziren dişi kurdu da bu göreve Mars tanrı gönderdiğinden Roma halkının atası sayılır. Marsyas. Marsyas efsanesi Anadolu'ya öz­ güdür ve asıl anlamı ancak içinde oluştuğu dekor göz önünde tutulursa anlaşılabilir. A y dın'dan Muğla'ya gidildiğinde Çine ile Yata­ ğan arasında Gökbel denilen bir yer vardır, manzarası akıllara durgunluk veren bir yer: Yol orada 30 kilometrelik bir arayı 380 viraj yaparak alır, gökten düşmüş meteortaşlarına benzer kapkara, korkunç biçimlerle üst üste yığılı kayalar arasında yılan gibi sürüne sürü­ n e , bin bir dönemeç yapa yapa ilerler. Kendi­ nizi bu dünyada değil, göklerin sarsıntısıyla yeryüzüne düşmüş bir gezegende sanırsınız. Göz alabildiğine ne bir ağaç, ne bir ot, ardı ardına dağlar, kayalar, taş yığınları, öyle baş döndürücü, tüyler ürpertici bir çevre ki, her dönemeçte bir cin, bir şeytan, tarih öncesi çağlardan kalma bir sürüngenle karşılaşacağı­ nıza inanırsınız ve korkudan soluğunuz kesi­ lir. Bu doğa dışı karaltı içinde uzaktan bir şı­ rıltı duyar gibi olursunuz, yaklaşır, bakarsınız ki bir yarın dibinde bir yeşillik kümesi, püfür püfür esen kavaklar, yer yer pembe zakkum­ lar ve yemyeşil bir su. Ne o? Bir ırmak, Çine çayı, ilkçağın Marsyas'ı kavalını öttürüyor tat­ lı tatlı, acı acı, çünkü bu kavalcınınki kadar korkunç bir alın yazısı olmamış başka hiçbir kavalcının. Dinleyelim Marsyas'ın serüvenini: Tanrı Pan'ın yapıp kullandığı syrinks deni­ len yedi borulu kavala karşın, Marsyas iki boruiu kavalın bulucusu sayılır. Bu yüzden de ki­ mi kaynaklarda Marsyas'ın Kybele'nin alayın­ dan olduğu söylenir, çünkü Ana Tanrıça kül­ tünde tefle birlikte bu kaval kullanılırdı. Ama asıl efsanesi şöyledir: Bu kavalı bulan tanrıça Athena imiş, günün birinde kaval ça­ larken bir derenin suyundan yüzüne bakacak olmuş, kavalın yüzünü nasıl buruşturup çirkinleştirdiginl görmüş ve kavalı öfkeyle atıp

dere kenarından uzaklaşmış. Bir başka anlatı­ ma göre Hera ile Aphrodite Athena'nın ka­ val çaldığını görerek onunla alay etmişler, tanrıça da Phrygia'ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş de kavalı atarken, onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant iç­ miş, Marsyas bunu nerden bilsin, yerde bul­ duğu kavalı almış ve çalmaya koyulmuş. Marsyas bayılmış sesine, o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadı­ ğını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra'sıyla yarışmayı bile göze almış. Tanrı bu yarışma için bir şart koşmuş: K i m yenerse yenilene is­ tediğini yapacak. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. Birinci yarışma sonuç vermemiş, ikincisinde Apollon Marsyas'a meydan okuyarak kavalını tersine tutup çal­ masını buyurmuş, kendisi lyra'yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde, Marsyas kavalını öttürememiş, bu yüzden de yenik düşmüş. Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas gene de kavalın lyra'dan üstün olduğunu söyleyin­ ce tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş (Midas). Ama bununla kalmamış, Marsyas'ı tutmuş, bir ağaca bağlamış ve deri­ sini yüzmüş. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş. Apollon sonradan yaptığı­ na pişman olmuş derler, lyra'sını yere atarak kırmış, Marsyas'ı da bir ırmak haline getir­ miş. Gökbel'de akan Çine çayı işte bu ırmakmış. Mater Matuta. Roma'da matronlar yani evli kadınlar ve anaların tapındıkları eski bir tanrıça. Bayramı Matralia adıyla 11 haziran­ da kutlanırdı. Matuta adı sonradan bu tanrı­ çanın şafak ve sabah güneşiyle bir tutulup, Yunanistan'dan gelme İno-Leukothea ile ka­ rıştırılmasına yol açmıştır. Efsaneye göre İno kendini denize attıktan sonra bir denizkızı ol­ muş ve İtalya kıyılarına çıkarak oraya sığın­ mıştır (İno). Mcdcia. Medeia efsanenin ve tragedyanın kadın kahramanları arasında en güçlü, en çar­ pıcı bir tiptir. Kişiliği ve serüveni hemen her çağda zamanın görüş ve eğilimlerine göre yo­ rumlanarak edebiyata ve sanata konu olmuş ve olmaktadır. Yerine göre egzotik ve ilkel karakteri üstünde dımılıır, kendi kardeşini ke-

200

sip parçalarını yol üstüne serpen, ondan da öte kendi karnından doğmuş çocukları öldü­ rüp babalarının önüne seren korkunç bir bü­ yücü kadın diye gösterilir, yerine göre de se­ ven ve hor görülen, özverisi karşılıksız kalan, yabancılık, itilmişlik, kıskançlık duyan bir ka­ dının dramı canlandırılır gözümüzün önün­ de. Medeia Kolkhis kralı Aietes'in kızı, tanrı Helios'un torunu ve tanrıça Hekate'nin yeğe­ nidir, Güneş soylulardandır, akrabaları olan Kirke ve Pasiphae gibi doğa dışı, tüyler ür­ pertici serüvenlerin kahramanıdır (Tab. 8). Bu serüvenlerin canlandırılmasında oynadığı rol ilkel bir macera romanı kahramanının rolüdür. Argonaut'lar destanı Odysseia'daki olaylardan daha eskilerini dile getirmekle çok daha yeni bir çağda kaleme alınmıştır. Bunun için bu destanın, daha doğrusu ilk macera ro­ manının kahramanları çarpıcı renklerle çizil­ miş, canlandırılmıştır. Medeia'nın hem Argonaut'lar destanında, hem de tragedyalarda sözü geçen serüvenleri şu adlar altında anla­ tılmıştır: Argonaut'lar, lason, Aietes, Pelias. Medeios. Medeia ile İason'un oğlu. At adam Kheiron tarafından yetiştirildiği söyle­ nir. Başkaca efsanesi yoktur. Medos. Medeia'nın bir oğlu. Bir kaynağa göre Medos, Kolkhisli büyücünün Atina kralı Aigeus'tan olan bir çocuğudur, başka bir kay­ nak Meneia'nın Atina'dan Theseus'un gel­ mesiyle kovulunca Asya'ya göçtüğünü ve ora krallanndan biriyle evlenerek Medos'u doğur­ duğunu ileri sürer. Her iki kaynağa göre Medos, Medlerin atası sayılır. Medusa. Gorgolardan biri, Perseus kafasını kesince akan kanından Pegasos'la Khrysaor doğar (Perseus). Megaira. Erinys'lerden biri (Erinys). Melampus. Adı kara, esmer ayaklı anlamı­ na gelen Melampus, Amythaon'un oğlu, Kretheus'le Tyro'nun torunu ve birçok bilici ve falcı kuşağının arasıdır (Tab. 23) Doğar doğmaz anası Melampus'un gövdesini gölgeye koymuş, ama ayaklarını güneşte bırakmış. Bu nedenle Melampus demişler ona . Biliciliği

Melampus şöyle bir olaya borçluymus: Ço cukken ölü bir yılan bulmuş, bir insan ölüsü gibi almış onu bir odun yığınının üstüne ko­ yarak yakmış ve cenaze törenini yapmış, sonra da yavrulannı büyütmüş. Yılanlar da şükran borcu olarak gözlerini, kulaklarını ya­ layıp arındırmışlar, böylece görme ve işitme yetisi öbür insanlarınkinden çok üstün olmuş. Melampus kuşların ve öbür hayvanların dilini anlar, onlarla konuşurmuş. Bundan başka hekimlikte, hastalan büyüyle iyi etmekte o n ­ dan üstünü yokmuş. Melampus'la kardeşi Bias yurtları olan Tesalya'dan ayrılıp, Pylos'ta amcaları Neleus'un yanına sığınmışlar. Bias Orada Neleus'un kı­ zıyla evlenmek istiyormuş, ama Neleus kızını Bias'a ancak Phylakos'un sürülerini getirirse vereceğini söylemiş. Bu sürünün bekçisi ne insan, ne hayvan hiçbir canlının yaklaşamadı­ ğı bir köpekmiş. Bias, onu alt etmeyi kardeşi Melampus'tan istemiş, o da ancak bir yıl ha­ piste kaldıktan sonra sürüyü alabileceğini bil­ dirmiş. Gerçekten de öyle olmuş: Sürüyü al­ maya giden Melampus'u bir tahta kulübeye kapatmışlar, o da kulübenin damındaki bö­ ceklerin konuşmasına kulak misafiri olmuş, anlamış ki kirişler çökmek üzeredir, aradan da bir yıl geçmişmiş, bunu kendisini tutuklayan Phylakos'a bildirmiş, kulübeden çıkarılır çıka­ rılmaz da dam çökmüş. Phylakos bu şaşılacak adamdan oğlu İphiklos'un iktidarsızlığına ça­ re bulmasını istemiş, bunu da başarınca Melampus'a sürülerini vermiş. İki kardeş bunları Neleus'a götürmüşler, Bias da kızla evlenmiş. Daha sonra Argos kralı Proitos'un çağırdığı Melampus bu kralın kızlarını delilikten kurtar­ mış. Kızlar hep birden çıldırıp kendilerini inek sanırlar ve böylece Pelepönez'i dolaşırlarmış. Melampus onları i y i etmek i ç i n Proitos'tan ülkesinin üçte birini istemiş, kral ver­ meyince yapmam demiş ve kızlar beter ol­ muş, sonunda Melampus ülkenin bir çeyreği­ ni kendisi, bir çeyreğini de kardeşi için iste­ miş, Proitos da bu şartı kabul etmek zorunda kalmış. Melampus kızlar üstünde türlü büyü­ ler uygulayarak onları iyileştirmiş, sonra da kızların birini karı olarak almış ve Argos kral­ lığını kardeşi Bias'la paylaşmış. Melanion. Bkz. Atalante

Melanthios (yahut Melantheus). Odys seia'da sözü geçen İthakeli keçi çobanı, hiz­ metçi Melantho'nun kardeşi. Kız kardeşi gibi kendisi de efendisine karşı nankörlük eder, yolda dilenci kılığında rastladığı Odysseus'u hırpalar, taliplerin tarafını tutar, onlarla Odysseus arasındaki çarpışmada yardım için ko­ şup hazine odasından silah getirmeye yeltenir, derken Odysseus'la Eumaios'un bir düze­ niyle orada kıskıvrak bağlanır ve hizmetçiler asıldıktan sonra Melanthios da avluya getiri­ lip kulakları ve burnu kesilir, erkekliği koparı­ lıp köpeklere atılır ve en sonunda elleri, ayaklan da kesilerek olduğu yerde bırakılır. Melantho. Güzel yanaklı Melantho Odysseus'un sarayında, Penelopeia'nm hizmetinde bulunan elli hizmetçiden biridir. Hanımı onu yetiştirdiği, şımarttığı halde, Melantho hain­ dir, taliplerden Eurymakhos'la sevişir. Dilenci kılığında karşısına çıkan Odysseus'a söver. Namussuz hizmetçilerle birlikte ceza görür ve taliplerin ölümünden sonra asılır (Od. 420 -473). Meleagros. Meleagros, Kalydon Avı diye anılan bir serüvenin kahramanıdır. Efsanesi­ nin iki anlatımı vardır. Birini Akhilleus'un la­ lası Phoiniks Agamemnon'un gönderdiği el­ çileri geri çevirip öfkesinden vazgeçmek iste­ meyen yiğide ibret dersi olsun diye anlatır. Şöyledir: Aitolia'da Kalydon bölgesinin kralı Oineus'la karısı Althaia'nm Meleagros diye bir oğulları olur. Oineus tanrıça Artemis'e karşı suç işler, hasat bayramında bütün tanrı­ lara kurban kestiği halde, Artemis'i unutur. Bunun cezası olarak tanrıça Kalydon bölgesi­ ne korkunç bir yaban domuzu salar. Ekinleri yok eden bu canavar yüzünden ülke açlık ve kıtlıkla karşı karşıyadır. Meleagros bu hayva­ nı avlamaya kalkışır ve bu işte bütün komşu ülkelerden yardım görür. Kalydon Avına ün­ lü, sanlı bütün yiğitler katılır. Aitolların kom­ şuları Kuretler de yardıma gelirler ve av i y i bir sonuç verir, canavar öldürülür. Ama Artemis kininden vazgeçmez, avın paylaşılmasın­ da Aitollarla Kuretler arasında kavga çıkartır, avcılar birbirlerine girerler, Meleagros bu sı­ rada dayılarını öldürür. Anası Althaia bunun üzerine oğluna lanet okur ve öç perileri Erinysleri salar üstüne. Meleagros savaştan çeki'II'.)

lir. Derken Kuretler Aitolların kentini yakıp yıkmaktadır, karısı, anası, bütün dostları Meleagros'a öfkesinden vazgeçip yurdunu sa­ vunması için yalvarırlar. Meleagros sonunda savaşa döner ve Kuretleri Kalydon'dan ko­ var. Aynı efsanenin öbür anlatımında Meleagros'un anası Althaia'nın oğlunun ömrüyle ya­ kından ilişkisi olan odunu yakıp yakmaması teması üstünde durulur (Althaia). Kalydon avına kız kahraman Atalante de katılmıştır, av sona erince Meleagros yaban domuzunun postunu Atalante'ye vermek ister. Öbür avcı­ lar buna karşı koyar, özellikle bir kadının ken­ dilerinden üstün tutulmasına kızan Meleagros'un dayıları meydan okurken yiğit onları vurup öldürür, anası Althaia da odunu ateşe atarak oğlunun ömrüne son verir. Melikertes. Bkz. İno. Melpomene. Musalardan biri, çokluk tra­ gedyayı simgeler (Musa). Memnon. Şafak tanrıça Eos'la Troya kral soyundan olan Tithonos'un oğlu (Eos). Memnon Troya savaşının İlyada'da anlatılan bölü­ münün sonrasını ele alan "Aithiopis" adlı destanın kahramanıdır. Yazarı Miletoslu Arktinos olan bu destan yitiktir, ama konusunu biliriz. Habeşistan kralı Memnon Hektor öl­ dükten sonra Troya'ya yardımcı gelir. Sırtın­ da Hephaistos'un yaptığı silahlar vardır. İlkin Aias'la karşılaşır, bu savaş sonuç vermez, sonra Nestor'a sataşır, Nestor'un oğlu Antilokhos babasını savunurken Memnon'un elin­ den öldürülür. Derken AkhiUeus araya girer. Çünkü Patroklos öldükten sonra Antilokhos onun en iyi dostu olmuştur. AkhiUeus Antilokhos'un öcünü almak ister, ama Thetis, oğlu­ nun Memnon'u öldürdükten hemen sonra öl­ mesi gerektiğini bilir, onun için Akhilleus'u bu savaştan alıkoymaya uğraşır. AkhiUeus söz dinlemez, öç almak için yanıp tutuşur. Bu kez iki tanrıça Eos'la Thetis tanrı Zeus'a başvurur­ lar, her ikisi de kendi oğlu için yalvarır. Zeus Hektor'la AkhiUeus için yaptığı gibi işi kader tartısına vurur: Memnon ölecektir. Oğlu Akhilleus'un elinden can verince, Eos ölüsünü er meydanından alıp güney topraklarına doğ­ ru taşımış, yolda da bol bol gözyaşı dökmüş.

G ü n doğunca bitkiler üstünde görülen çiy ta­ neleri işte bu gözyaşlarından gelmeymiş. İlkçağ plastik sanatının konu edindiği Memnon motifi Marmara'ya dökülen Aisepos, ya; ni Gönen çayı ile de ilgilidir. Bir efsaneye gö­ re Memnon'un mezarı Marmara klyılarındaymış, her yıl Memnon'un kuşları Gönen çayı­ nın ağzına gelir, orada Habeş yiğidine ağlarlarmış. Memnon'un savaşta ölen arkadaşları­ nın ruhlarını taşıyan, yahut da kendisinin ölümsüzleşmiş küllerinden doğmuş olan bu kuşlar iki gruba ayrılır, birbirleriyle dövüşürlermiş, çarpışma da ancak bir grup büsbütün yok olduktan sonra sona erermiş. Mısır'da Üçüncü Amenotep'in diktiği heykele Memnon heykeli denmesi, her sabah şafak sökün­ ce bu heykelin tatlı ezgilerle gün doğuşunu selamladığı söylentisi, Memnon kültünün M ı sır'da da, Anadolu'da da yerleşmiş olduğunu belirtir. Men. Phrygia kültlerinde adı geçen bir ay tanrısı, Anadolu'ya özgü bir tanrısal varlıktır. Menelaos. Agamemnon'un kardeşi Menelaos, babası Atreus tarafından Pelops ve Tantalos soyundan, anası Aerope tarafından da Giritli Minos'un, yani tanrı Zeus'la Europa'nm dölüdür (Tab. 15). Tanrı lanetine uğ­ ramış bahtsız bir soydan olduğu halde başına gelen belaların hiçbiri kendi işlediği bir suç yüzünden değildir, Menelaos'un kendisi te­ miz, dürüst, yürekli, olsa olsa biraz yumuşak bir insandır. Karısı güzel Helena'nın evinde konukladığı Paris tarafından bir yığın malla birlikte kaçırılması Menelaos'a karşı yapılmış büyük bir haksızlık, efsaneye aldatılmış koca olarak girmesi de bir bahtsızlık sayılabilir. Menelaos etken değilse de başlıca edilgen kahramanı olduğu İlyada destanında en par­ lak sıfatlarla nitelenir: Ares'in sevdiği, Zeus'un beslediği, gür naralı, yiğit Menelaos' tur, sarışın olduğu, bacaklarının biçimli, bilek­ lerinin güzel olduğu belirtilir. Helena bile bin pişmandır onu bıraktığına, şöyle der kocası için (Od. IV, 263): "Ne akıldan yoksundu kocam benim, ne güzellikten yoksundu". Menelaos Akha yiğitlerinin en seçkinlerindendir, Paris'le kozunu paylaşmak için onun­ la teke tek savaşa girmeye can atar (İl. III, 16 vd,)ı

Çıktı tanrı yüzlü Aleksandros Troyalıların en önüne, omuzlarında bir pars derisi, kıvrık yayı, kılıcı. Ucu tunçtan iki kargısını sallayarak zorlu savaşta çağırdı karşısına cenge, Argosluların en yiğitlerini. Ares'in sevdiği Menelaos, kalabalığın içinde onun uzun adımlarla öne atıldığını görünce, sevindi kocaman bir ava gözü ilişen aslan gibi. Menelaos aslan gibi savaşır, bu arada da tanrılara yalvarır ( İ l . I I I , 352 vd.). Ama tanrı­ lar dinlemez sözünü, Menelaos tam Paris'in hal<kından gelecekken Aphrodite tutar kaçı­ rır onu, Menelaos dövünür, ama ne yapsın, gene de gevşetmez çabayı, Akhalan cenge kışkırtır ( İ l . VII, 9 vd.): S i z i ödlekler sizi, Akha erkekleri denmez size, Akha kadınları demeli. Bir Argoslu çıkmazsa Hektor'un karşısına bizim için tam bir yüz karası olacak bu. Kendi göze alır Hektor'a karşı dövüşmeyi, ama Agamemnon bu çılgınlıktan alıkor kar­ deşini. Menelaos ön sırada savaşmaya, kendi davası uğruna kendi kendini savunmaya ve bu yolda ün kazanmaya can atar, ama talih­ sizliği şuradadır ki, ne yapsa fayda vermez, h e p ikinci planda kalır, savaşta da, kurultay­ da da dizginler başkalarının elindedir. Menelaos'un destanda, tragedyada ve baş­ ka türden yapıtlarda sözü geçen efsanesi bir tüm olarak şöyle özetlenebilir: Agamemnon'la Menelaos babaları Atreus'la amcaları Thyestes arasında süregelen kan davası sıra­ sında Mykene'den sürülüp Sparta kralı Tyndareos'un yanına sığınırlar (Atreus, Aigisthos). Tyndareos iki kardeşe iki kızını ve­ rir. Helena'nın talipleri arasında Menelaos'u seçmesi, öbür taliplerin de bu evliliği koruma­ ya ant içmeleri üzerine karı-koca Sparta'ya yerleşirler. Tyndareos'un ölümünden sonra Agamennon Mykene, Menelaos da Sparta tahtına çıkar. Menelaos'la Helene dokuz yıl kadar rahat ve mutlu yaşarlar, Hermione d i ye bir kız çocukları olur. Bu sırada Paris Menelaos'un sarayına konuk gelir. Menelaos'un Asya'dan gelme konuğunu ağırladığı ve bir süre onunla birlikte Sparta'da kaldığı anlatı-

lir, ama bu arada Girit'te bulunan büyükbaba­ sı Katreus ölür, Menelaos Paris'i Sparta'da bırakarak cenaze töreni için Girit'e gider. Pa­ ris de konukluk kurallarının hepsini çiğneye­ rek Helena'yı kaçırır (Helena). Acı haberi alıp Sparta'ya dönünce Menelaos ağabeysi Agamemnon'u, sonra da Nestor, Palamedes ve Odysseus'u yardıma çağırır. Helena'nın yeminli bütün taliplerini toplamak ve Troya seferini hazırlamak işine koyulurlar. Bu, ko­ lay olmaz, çünkü birçok Akha kral ve önderi uzun süreceği ve zor olacağı belli olan savaş­ tan kaçınmak isterler (Odysseus, Akhilleus). Sonunda donanma Aulis limanında toplanır, Agamemnon başkomutanlığı ele alır, ne var ki çeşitli engeller Akha ordusunun Troya'ya varmasını geciktirir (Agamemnon, Iphigeneia). Anadolu toprağına ayak bastıklarında Menelaos'la Odysseus Troya'ya elçi olarak gön­ derilirler, amaç Helena'yı geri istemek ve sa­ vaşı önlemektir. Elçileri Troyalı Antenor kar­ şılar ve sorunu kurultayın önüne getirir, ama Paris baskı yaparak kadının ve mallarının ge­ ri verilmesini önler (Antenor). Savaş başlar ve bilindiği gibi on yıl sürer. Menelaos'un sa­ vaşta oynadığı rol İlyada'da ayrıntılarıyla an­ latılmıştır. Menelaos'un serüvenleri savaş sonrası efsanelerinde de büyük bir yer tutar. Tahta atın içindeki yiğitlerdendir, Troya yan­ gını ve yağması sırasında Helena'yı sığındığı sunağın dibinde öldürmek ister, kılıcını kaldı­ rır, tam vuracakken güzel kadının perişan ha­ lini, çıplak memesini görünce yumuşar, onu bağışlar. Hemen gemilerine binip denize açı­ lırlar. Bir fırtına onları Girit kıyılarına atar. Menelaos burada birçok gemisini yitirir, ikin­ ci yola çıkışında da Mısır kıyılarına atılır. Menelaos, kendisini Sparta'da görmeye gelen Odysseus oğlu Telemakhos'a Mısır'da beş yıl kaldığını anlatır. Gene yola çıkınca bu kez Nil ağzındaki Pharos adasında alıkonur ve ancak deniz ihtiyarı Proteus'u bağlayıp ondan öğüt aldıktan sonradır ki yurduna dönmeyi başarır (Od. IV, 351-593). Böylece Menelaos Troya seferine gitmek üzere Sparta'dan ayrıldıktan on sekiz yıl sonra yurduna dönmüş olur. Agamemnon'un tersine aksiliklerle karşılaşmaz, Sparta'daki tahtına oturur, eşi ve çocuklarıy­ la birlikte rahat bir ömür sürer. Telemakhos'u konuklayan, ona yol gösteren, arma-

ganlar verip gönderen Menelaos görmüş, ge­ çirmiş, olgun ve babacan bir adamdır. Eşi Helena da uslanmış, yumuşak ve tatlı bir eş ve bir anne olmuştur. Menoitios. (1) îapetos'la Klymene'nin oğlu, Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın kardeşi (Tab. 3). Bu Titan öbür kardeşleri gibi gurur­ lu ve kendini beğenmiştir. Bu yüzden Zeus onu, "duman duman yıldırımlarıyla vura­ rak Erebos'un karanlıklarına yollar" ( H e s . Theog. 510-515). (2) Aktor'la Aigina'nın oğlu, Patroklos'un babası (Tab. 21). Aigina tanrı Zeus'tan Aiakos'u doğurduktan sonra Aktor'la evlenip Menoitios'u dünyaya getirir, böylece Aiakos'la Menoitios üvey kardeş olurlar. Akhilleus'la can yoldaşı Patroklos arasındaki kan ak­ rabalığı da buradan gelmedir. Menoitios, oğ­ lu Patroklos kaza ile bir arkadaşını öldürünce onu Peleus'un yanına gönderir. Akhilleus'la Patroklos da bir arada büyüyüp yetişirler (Patroklos). Mentor. Odysseia'da sık sık adı geçen bir İthakeli, Odysseus'un sadık dostu. Odysseus Troya seferine çıkmadan önce evini ve ailesi­ ni ona emanet eder. Mentor da onun çıkarla­ rını taliplere karşı korumaya çalışır, ama ba­ şaramaz. Tanrıça Athena Odysseia'da Telemakhos'a kılavuzluk etmek, ya da Odysseus'a taliplerin hakkından gelmek için yardım­ cı olmak istedikçe Mentor kılığına girer. Bu yüzden Mentor bir has isim olmaktan çıkmış ve yol gösterici, kılavuz rehber anlamına kullanılagelmiştir. Mercurius. Hermes tanrının Roma dininde karşılığı. Efsaneleri de Hermes'inkilerle bir tutulmuştur (Hermes). Meriones. İlyada'da adı geçen Giritli önder. Idomeneus'un arkadaşı (Idomeneus). Merope. Pleiadlardan biri. Korinthos kralı Sisyphos'la evlenir ve Glaukos'a ana olur (Pleiadlar). Metaneira. Eleusis kralı Keleos'un karısı. Demeter'i evinde hizmetçi olarak çalıştırır (Demeter). Metis. Adı akıl, us, bilgelik anlamına gelen Metis, Okeanos'la Tethys'in kızı, yani ikinci

Bakkha sırlarına ermiş olan Midas Silenos'u hemen tanır ve onu on gün. Midas'm ilişkisi yalnız Kybele ile de değildir. sırlarına ermiş. ona Sardes'e gitmesini. Kral Midas bir gün Tmolos (Bozdag) dağının yamaçlarında dolaşırken Apollon'la Pan'ın (ya da Marsyas'ın) yarıştık­ larını ve bu yarışmaya yargıç olarak dag tan­ rısı Tmolos'u seçtiklerini görür. Ovidius'un "Değişimler"de anlattığı bir ef­ sanesi şöyledir: Silenos tanrı Dionysos'un alayında ihtiyar. 4). kavalıyla çoba­ nını da kendiliğinden yaratır gibidir. Bu efsanele­ rin yalnız Phrygia'yı değil. başka efsanelerde Apollon'la yapsan Pan de­ ğil. sarhoş bir satyr'dir. Zeus'un ilk eşi olmuştur! Bir efsaneye göre Kronos'un yuttu­ ğu çocukları kusmasını sağlayan ilacı Zeus'a veren odur. Bu kaynağa Midas Pınarı denmiş. Midas. Plutarkhos bu efsaneyi biraz başka biçimde anlatır: Midas ülkesinin uzak bir ilini gezmeye gitmiş. Ovidius bunu tanrı Pan'ın Apollon'la yarışmasına atıf yaparak anlatır. Metis'ten doğacak bir erkek çocuğu­ nun kendisini tahttan atıp yerine geçebilece­ ğini bildirmişler. M i das üstüne anlatılan efsanelerin hepsinde bu Phrygia kralı Dionysos'un bağışladığı nimet­ lerden fazlasıyla pay almış. Tanrı bu dileğin ne kadar yersiz ve tehlikeli olduğunu anlar. şarabı dudaklarına degdirince ekmek de. Sardes tapmağının karşısında yükselen o bakır rengi dağa hiç baktınız mı bilmem. içecek bir damla su bulamamış. içirir. Bakkhos Midas'ı bağışlar. ama söz vermiştir bir kere. şarap da altın külçesine dönüşür ve bu böyle gider. Marsyas'ın kavalına ödül verirsiniz eminim O çevreye başka ses yakışmaz çünkü. ama oranın havasını. bir gün tanrı Phrygia ve Lydia dag ve koruluklarında dolaştığı sırada Silenos uyuyakalır ve Bakkhalarla Satyr'ler onu sızdığı yerde bırakarak uzaklaşırlar. bunun üzerine de Zeus Me­ tis tanrıçayı yutmaya karar vermiş. Ne yapsın ki kaval sesini daha çok beğenir. Köylüler onu bulur ve boynunda taşıdığı çiçek çelenkleriyle bağlayarak kral Midas'a götürürler. Lydia ve Karia gibi Ege'nin geniş bir bölgesini kapladıkları da dikkati çeker. ama o gün bugün Paktolos altın pulları sürüklemektedir. ta ki kral dileğinden vazgeçip tanrıya bir daha yakarsın. Yuttuktan sonra Athena'yı kafasından doğurmuş (Atheua). ne var ki sofrasına oturup ekmeği ağzına gö­ türüp. Dioııysos buna o kadar sevinir ki Midas'a dilediğini vereceğini söyler. Zeus onunla birleşip Athena'dan gebe bırakınca. çölün ortasında bir kaynak fışkırtmış. Phrygia'nın birinci kralı ve Gordium'un kurucusu sayılan Gordias'ın oğludur. Phrygia'da bulunmuş birçok anıtlar bugün de onun adını taşır. Bu kez kral tanrı Dionysos'a yakarmış. Gordias'ın Ana Tanrıça ile bir­ leşmesinden. Toprak Ana acınır. sonra da İhtiyar yoldaşını tanrıya götü rür. birçok efsa­ ne ve masallar anısını yansıtır. Paktolos (Sart) deresinin kaynağına dek çıkmasını ve topraktan fışkıran sularla başını ve ellerini yı­ kamasını buyurur. çevresini bili­ yorsanız. Dionysos da kaynaktan saydam bir su akmasını sağla­ mış. Uranos'la Gaia tanrıyı uyar­ mışlar. buna fazlasıyla sevinir. Kybele gibi Anadolu toprağına özgü şarap tanrısı Dionysos'a da yakından bağlıdır.kuşak tanrılardandır (Tab. Midas Apollon'un lyra'sını da. doğa kıvır kıvır koyun sürülerini de. on gece sarayında konuklayıp yedirir. Kral da öyle yapar ve ir mak sularında arınır. Bu efsanelerin hepsi bölgeye özgü nitelikte ve Ana Tanrıça Kybele'nin kültüyle ilgili görünmektedir. Herodot'a göre Midas. altın diyarı Sardes'in zenginliği de oradan. siz de Apollon'un sazına degll. tanrının peşinden giden alaya karışmış. ona. Pan'ın (ya da Marsyas'ın) kavalını da dinler. yerden topladığı bir çakıl taşı altın olur. yoluna baş koymuş ve bölgesel törelerini savunan bir kişi olarak canlandırılmaktadır. ama Midas kaynağa yaklaşıp su içmeye yelte nince suyun altına dönüştüğünü görmüş. Her ney- . Marsyas'tır. doğduğu söylenen Midas büyü­ yünce Kybele'nin başrahibi olmuş ve tanrıça­ nın Pessinus'taki büyük tapınağını kurmuş. Midas efsanede olduğu kadar tarih ve arkeoloji kaynaklarında da adı geçen bir Phrygia kralıdır. kopardığı bir buğday başağından altın taneleri dökülür. Mid. verir.ıs da her dokunduğu şeyin altın olmasını diler. Bozdag eteklerinde bir do­ laştınız mı. Midas sarayına dönerken yolda kopardığı bir dal altın olur. Kral Midas'ı asıl ünlü kılan masal kulaklarıy­ la ilgili masaldır. bir çölün ortasına düşmüş.

Tanrı Zeus'tan esinlenerek yasalar çı­ karttığı için öldükten sona Hades'teki üç yar­ gıcın biri olmuş. Milctos. seviştiği boğayı öldürttü diye Minos'u büyüler. Minerva İtalya'nın yerlisi olmasa gerek. Bu duruma çok kızan deniz tanrı ak boğayı Minos'un ba­ şına bela etmiş. Ondan sonra da Girit sarayının yaşa­ mı karmakarışık olur. ama ne zaman ki bu korkuyu yene­ rek halkının karşısına çıkar. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye yankılanmaya başlamışlar. Pasiphae). Minos boğayı almış. sonra da Yunanlıların etkisiyle Roma'nın başlıca üç tanrısından biri olmuş­ tur. İlkin Etrüsklerin. tahta oturmuş. bir efsaneye göre hayvan ku­ durmuş. Güzelim ak boğayı sürülerinin ara­ sına damızlık olarak göndermiş. Midas kulaklarından korkmakta. Onun içindir ki sonunda Apollon tanrı Midas'ın uzun kulaklarını kuru­ tup normal insan kulağı biçimine sokunca. halkı aldatan bir yalancı oluverir. Zeus'la Europe'nin oğlu. İupiter. berberi ol­ masa. uzun kulakları bir ayıp değil. sakalını tıraş eden berber gör­ müş eşek kulaklarını.se Tmolos Apollon'a vermiş ödülü. ama Minos tan­ rıların kendisinden yana olduklarını ileri sür­ müş. bunlar işi çapkınlığa vuran Minos'un yata§ma giren her kadını sokup öldürmekteymişler. İuno ve Minerva Capitolium üçlü­ sü diye anılırdı. Apollon tanrı cezayı Marsyas'a vermiş. kimseye açmadığı bu sırdan kurtulmak için toprağa bir delik kaz­ mış ve içine eğilerek. bunlar yel estikçe dile gelerek. bunu tanıtlamak üzere de Poseidon tan­ rıdan bir dilek dilemiş. utan­ maktadır. Minos Girit tahtına çıkmak isteyince üç kar­ deş arasında kavga kopmuş. bir üstünlük oluverir halkının gözünde. Bu masallara karşın Minos efsaneye ilkel çağların en doğru ve haksever kralı diye geç­ miştir. Öyle ki bahtsız kral yerlere kapanıp tanrıdan eşek kulaklarını geri istemek zorunda kalır. Ama kazma vurduğu yerin çevresinde ossaat otlar. Başkaca bir efsanesi yoktur. Efsaneye göre Apollon'un oğludur. bu boğayı da sonra gene tanrıya kurban etmeye söz vermiş. Helios döllerinin hepsi gibi Pasiphae de büyücüdür. ama iş bu­ nunla da kalmamış. Phaidra). Minos. Girit'te doğmuş ve Minos onu Girit'ten sürmüş. Kendine özgü bir efsanesi yoktur. denizden köpükler gibi ak bir bo­ ğa çıkagelmiş. kamış­ lar bitmiş. Sarpedon'la Rhadamanthys'in kardeşi sayılan efsanelik Girit kralı (Tab. Kral Minos güneş tanrı Helios'un kızlarından Pasiphae ile evlenmişti. ama M i das'tan da öcünü almış: Kralın kulaklarını uzatıp uzatıp eşek kulağına çevirmiş. Tanrıça Athena'nın Latince adı. Ana­ dolu'ya gelince de Maiandros ırmak tanrının kızıyla evlenmiş. çıyanlar. Masala göre Minos'un bu seferi kardeşi Androgeos'un ölümünden . Dilediği gibi olmuş. 11 ve 1 5 ) . kralın karısı Pasiphae bu boğaya dogadışı bir aşkla tutulmuş ve onunla birleşmiş. Minos'un erkeklerle aşk maceraları olduğu da ileri sürülür. belki sonuna dek gizleyebilecekti. "Midas'ın Kulakla­ rımda Dilmen eski efsaneye bir motif daha katar. akrepler çıkmasını sağlar. Midas halkın gözünde bir kahraman olmak­ tan çıkar. ama ya­ rışmaya tanık olan Midas hiç gerekmezken kavalı daha çok beğendiğini söylemiş. ortalığı kasıp kavurduğu bir sırada Herakles'in elinden öldürülmüş. Kaunos'la Biblys'in babası sayılır. Midas eşek kulaklarını Phrygialıların sivri külahı al­ tında bir süre gizlemiş olsa gerek. Minerva. ama her gün saçını. Milet şehrinin kurucu kahramanı. içine girer ve gebe kala­ rak Minotauros'u doğurur (Daidalos. yatağından yı­ lanlar. Dilmen'in piyesi bir efsanenin nasıl yeni yeni yorumlarla genişletilip yaşatılabilecegine ör­ nektir. bir mucize. Pasiphae'den olan iki kızı Ariadne ile Phaidra'nın ömürleri de garip se­ rüvenlerle geçmiştir (Ariadne. ama hayvanı tanrıya kurban etmeyi unutmuş. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye fısıldamış. Minos arkeolojide adını taşı­ yan çağlarda Girit'in komşu adalar ve kıyılar üzerindeki egemenliğini simgeleyen Atina ile savaşı ve oradan üç y ı l d a ( y a da y ı l d a ) bir yedi delikanlıyla yedi genç kızın Minotauros'a kur­ ban olarak verilmesi efsanesi de böyle bir du­ rumun dile gelmesidir. Bir za­ manlar Europe gibi boğaya vurulan Pasiphae ak boğayla birleşebilmek için Daidalos'a bir inek heykeli yaptırır. denizden bir boğa çı­ karmasını istemiş. Bu efsanenin öyle yerli bir havası var ki çağdaş tiyatro yazarlarımızdan Güngör D i l men'e bir piyes esinlemiş.

Atropos tanrıçalar ki bilge Zeus büyük üstünlük vermişti onlara.öç almak içindir (Androıjnon). Theseus Minos'un kızı Ariadne'nin yardımıyla Minotauros'u öldürmüş (Ariadne. o anda insan ölür. 517): Bitti ömür yumağı tam o sırada!. A l ı n yazısı ve kader üstüne Yunan i l k çağının görüşü şudur: İnsan ana karnından doğar doğmaz kader onun ömür ipliğini bük­ meye koyulur.. 390 yılında Roma'nın Galyalıların baskınına uğradığı sırada bu tapınağın kazlarının gece öterek düşma­ nın gelişini haber vermesidir. üç Moira her insanın ipliğini büker dururlar. Horaların kardeşleridir (Theog. 620d-e): "Bütün ruhlar hayatlarını. Tanrılar babası ona karşı gelemez. Adı Minos'un boğası anlamı­ na gelen Minotauros insan bedenli. Tanrı Poseidon'un kral M i nos'a gönderdiği bir boğa ile Minos'un karısı Pasiphae'den dogmaymış. Manto'nun oğlu. (1) İdmon'la birlikte Argonaut'lar seferine katılır ve Argo gemisinde kâhin olarak görev yapar. Moira denince. onun kararını değiştiremez. ama Hera kaderi ileri süre­ rek dikilir karşısına (Sarpedon). Ilyada'da dövüşen bir savaş­ çı için şöyle deniyor (İl. Sicilya'ya ise Daidalos'u kovaladığı söylenir (Daidalos). Seferin sonunda Libya'ya varıldığında Mopsos bir yılan tarafından ısırılıp ölür (Argonaut'lar). tapınağı Roma'da Capitolium tepesinde bulunan tanrıça İuno'nun bir ek adıdır. Efsaneye göre Zeus Pieria dağlarında do­ kuz gece yatmış ve Mnemosyne de dokuz Musaları doğurmuş. Savaş alanında oğlu Sarpedon yaralanınca Zeus ikirciklidir. Lakhesis. onun içindir ki Homeros destanlarında kader diye çevrilen Moira uğursuz ve zorlu olarak nitelenir. (2) Teiresiaş'ın torunu. Bu peri ilkin ruhu Klotho'ya götürüp onun eli altından ve döndürdüğü kirmenden geçiriyormuş. Kimi yerde Kederle bir tutulan Moiraların efsanesi yoktur (Kerter). Karya'ya geldiği. Mopsos. Moiralar Zeus'la Themis'in kızları. Labyrinthos). sonunda ruh hiç arkası­ na dönmeden Kaderin tahtı önüne gelip du­ ruyor. IV. Lakhesis her birine kendi perisini vermiş. Buralar­ da Giritlilerin koloniler kurdukları anlatılır. Onlar yarı dinsel. Hesiodos bun- lan üç k ı z kardeş d i y e tanıtır ve adlarını verir. Ondan sonra Airopos. böyle­ ce ruh seçtiği kadere bağlanıyormuş. İkisi de tanrı sözcüsü olan iki efsanelik kişinin adı. sevgili oğlunu alıp kaçırmayı geçirir aklından. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos'a Labyrinthos sarayını yaptırmış (Pasiphae. pay ya da pay veren anla­ mına gelir. boğa baş­ lı bir canavarmış. Moneta. seçtiği kadere göre yaşatacakmış onu. ölüm akla ge­ lir. Platon da Devlet'in son bölümünde.): . Mopsos'un K o l o phon şehrini kurduğu anlatılır. Haber veren. ama adları söylenmez. 905 vd. Burada Moiralar yalnız ömür payını değil. Minotauros. Minotauros Girit sanatında derin izler bı­ rakmış olan Girit'e özgü bir boğa kültünün simgesi olsa gerek. yani kader tanrıçaları Hesiodos'ta "yaşa­ ma paylarımızı düzenleyenler" diye tanım­ lanır. Rhakios). ölümlü babası ise Argoslu Rhakios imiş (Manto. geçtikten sonra gene o sırayla Lakhesis'e yaklaşmışlar. Mnemosyne.. Theseus). Ö. çokluk ecel. Babasının kimliği üstüne kaynaklar ayrılır: Bütün kâhinler gibi Apollon'dan doğıma oldu­ ğu söylenir. Moira'lar. Klotho'nun eğirdiği kaderi öl­ çülmez hale sokuyor. bu pe­ ri hayatı boyunca ona hizmet edecek. Ana­ dolu kıyılarıyla Sicilya'ya kadar da uzanmış derler. yeniden yeryüzüne çı­ kacak olan ruhların Moiralara başvurduğunu anlatır (Dev.. günün birinde de keserler.. Adı bellek anlamına gelen Mnemosyne Uranos'la Gaia'nın kızıdır (Tab. Homeros'ta bir ya da birkaç Moira'dan söz edilir. Klotho. Bu adın nedeni İ. Ama Mlnos yalnız Yunanistan yarımadasına değil. X. Ne var ki Moira Zeus'tan da daha güçlü ve üstündür. Efsanede üç olarak gösterilen M o ira. Anası Man- . yarı filozofik bir görüşün canlandırılmış imgeleridir. ki onlar verir yalnız insanlara mutlu ya da mutsuz yaşama paylarını. uyaran anlamına ge­ len Moneta. 4). sonra öte yanma geçiyormuş". Moira. bir de mutluluk ve mutsuzluk payını veriyor demektir insanlara.

K u ru bir şair diye tanınan Hesiodos bile bakın nasıl coşar Musalardan dem vurunca. Musalar. . aylar geçip bir yıl tamam olunca dokuz kız getirdi dünyaya Mnemosyne. çiçek açan bir defneden kopardık­ ları bir dalı ona asa diye verir (Theog. O da demektir ki. Günler. 52 vd. Adının kökeni asıl kimliğinin açık­ lanmasına yardım eder: "Mousa" Yunanca akıl. Mucius adlı bir Ro­ malı da düşman karargâhına girip Porsenna'yı öldürmek istemiş. Uyku ve düş tanrılarının hepsi gibi Morpheus da kanatlıdır. Bu varlık Yunanca "mousa". düşünce. Musalar böylece insan ve tanrı arası birer varlık olarak düşünülebilir.to'nun Klaros'taki Apollon tapınağını kurma­ sı üzerine Mopsos oranın tanrı sözcüsü olur. 31 vd. Akhaların başkâhinini her bakımdan yener. Yakala­ nıp Porsenna'nın önüne getirilince Mucius orada bulunan bir ocağa sag elini koyup büs­ bütün yanıncaya kadar çıkarmamış. Musalar işte bu gücün ürünü ve simgesidir. Tarquinius kralları Roma'dan kovulunca Porsenna adında bir Etrüsk kralı şehri kuşatmış. Morpheus insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler. İnsana yaşa­ manın asıl tadını bağışlayan bu tanrısal varlığı her alana. Uyku tanrısı Hypnos'un üç bin çocuğundan biri sayılan Morpheus'un adı bi­ çim anlamına gelen "morphe" (Lat. Athena'ya gebe kalan Metis'in adında da (Tab. sesi bir başka içtenlik ve dokunaklılıkla çınlar kulaklarımızda. ama kralı tanımadığı için yanılarak bir başkasını öldürmüş. İlkçağ yazınında bir tanrısal varlık vardır ki ondan söz ederken her ozan. insanı tanrı. Bu güç ise tanrıya oldu­ ğu kadar insana da vergidir. forma) den türemedir. "dünya­ nın yüz karası zavallı bir yaratık" iken Musalar onu görür. teke tek kavga­ da birbirlerini öldürürler (Amphilokhos). giderek Olympos tanrıları insanüstü doğa güçlerinden uzaklaşıp insana yaklaşmayı amaç edindikleri zaman benimsedikleri bir güçtür. Kalkhas öfkesinden canına kıyar (Kalkhas). şu sözlerle tanımlar Musaları (Theog. Ama Musa yalnız şairlere şiirler esinle­ yen bir peri de değildir. bu sıfatla zamanın en büyük kâhini Kalkhas'la yarışmaya girişir. Korkuya kapılan Porsenna hemen Roma ile barış anlaşmasına girişmeyi yeg görmüş. Hesiodos böylece şair olunca. üstünlüğü meydana çıkınca. Mucius Scaevola. tanrıyı insan yapar Musalar. Bu eyle­ me şaşan Porsenna Mucius'a kılıcının geri verilmesini buyurmuş. hızlı kanatlarıyla dünyanın bir ucundan öbür ucuna şıp diye uçarmış. yaratıcılık gücü kavramlarını içeren " m e n " kökünden gelmedir. kaba güçleri ye­ nip başa geçtikten sonra kendi egemenliğini kurabilmek için Zeus tanrının ilk işi düzenli ve ölçülü oldukları oranda yaratıcı olan güçleri benimsemek olmuştur. kendisine de bunu ni­ çin yaptığını sormuş. özellikle sanat alanına yerleştirmiş olmak ilkçağ düşüncesinin bir parıltısıdır.): Olympos'lu Musalar. Bu kök Zeus'un Musaları üretmek için birleştiği Titan tanrıça Mnemosyne'nin adında da görülür. ve hele övmek için kendilerini her söylediğim destanın başında ve sonunda. Morpheus. koca kalkanlı Zeus'un kızları. Latince "muşa" diye ad­ landırılıp batı dillerinin hepsine giren esin p e ­ risidir. Hesiodos kendi anlatır ki Helikon dağının yamaçla­ rında sürülerini otlatan bir çobanmış. Mucius'a da artık sag elini kulla­ namadığı için solak anlamına gelen Scaevola adı takılmış. Eleutheros yamaçlarının kraliçesi Mnemosyne Kronos oğluyla birleşip Pieria'da getirdi onları dünyaya belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için.): Sonra tanrısal sesler üflediler içime olacakları ve olmuşları yüceltmek için. Dokuz gece buluştu onunla kutsal yatağında engin akıllı Zeus ölümsüzlerden uzakta. 4). Kocaman. her yazar duygulanır. etki alanı çok daha geniştir. çünkü kendisi gibi kurban olmaya hazır üç yüz Romalı bu­ lunduğu söylemiş. Mopsos bundan sonra yine Troya'dan dönen Amphilokhos'la birlikte K i l i k ya'da Malsos şehrini kurarlar. Onun içindir ki böyle duygulanır şa­ irler de onlardan söz ederken. Mucius kendi elinin yanmasının önemsiz olduğunu.

G o r g o l a n y e n e r e k birçoğunu esir almış. bu Batieia bir t a n r ı ç a mı ki ölümsüzler o n a başka bir ad ve­ riyorlar? Bir kaynağa göre Myrina ya da Bati eia T r o a s bölgesinin eski kralı T e u k e r ' i n kızı­ dır ( T a b . Adı Musalarla ilgili efsanelik bir o z a n . Kharitler de Himeros da başlarında yükselir güzel sesleri havalarda. Musaların yetki alanları çağlar ve şairlere göre değişir. Erkeklerin hepsini kılıçtan geçirmiş. Thalia. T e u k e r o n u ülkesine k o n u k ge­ len D a r d a n o s ' a verir. tanrıların b ü t ü n şenliklerinde ezgi söyler. gökbilimi. dans ederler. övünce Olympos'un mutlu tanrılarını unutuverir hemen dertlerini. gider aklından üzüntüleri şenletir onu tanrıçaların büyüsü. üzüntüden kan mı kurudu yüreğinde. O zaman kral P r i a m o s o n u n yardımına k o ş t u ğ u n d a n Mygdon d a Troya savunmasına katılır (İl. çıkar. çıkılır ovanın dört bir yanından tepeye.Dokuz eş yürekli kızdır bunlar ezgiler söylemektir bütün İşleri. a m a gece esirler bekçilerine saklı rıp büyük sayıda A m a z o n öldürmüşler. T e r p s i k h o r e . 8 1 1 vd. Kilo. H o m e r o s ' u n iki büyük destanı da Musalara seslenişle başlar. Genellikle şöyle bir b ö l ü m l e m e yapılır: Kalliope. k o m e d y a . Melpomene.). tanrısal bir ezgi sarar dört bir yanı.. korolu şiir.) : Şehrin önünde sarp bir tepe var. E u t e r p e . İşte böyle seslenir Olympos'lu Musalar dokuz tanrısal kızı ulu Zeus'un: Kilo. Erato. tanrıça. İlyada'da Troya şehrinin topograf­ yası ü s t ü n e çok az bilgi verilir. kara toprak yankılanır tanrı övgüleriyle. Myrina. ilkçağın son d e m l e r i n e kadar süregider. Myrina da c ö m e r t d a v r a n a r a k onla­ ra bir k e n t k u r m u ş . G o r g o lar da s o n r a d a n Perseus ve Herakles'ln elleri allında yenilmişler (Gorgo. oğlu Akhilleus'un öfkesini söyle. Musaların sevgilisi o z a n ı n t o p l u m d a ne ka. Ama zonlar bunların h a k k ı n d a n gelip. Verilenlerden biri A m a z o n l a r kraliçesi Myrina ile ilgilidir (İl.. Yerine göre O r p h e u s ' u n a r k a d a ş ı .. Bu t u t u m ve davranış H o m e r o s ' l a başlar.. S a n g a r i o s (Sakarya) ırmağı kıyılarında o t u r u r m u ş da g ü n ü n birinde A m a z o n l a r ı n sal­ dırısına u ğ r a m ı ş . Euterpe..saygı ve sevgi gördüğü Odysseia'da c a n ­ landırılan D e m o d o k o s t i p i n d e n bellidir (Demodokos). a m a burada o z a n tek bir Musa'ya seslenir v e o n a t a n r ı ç a d e r s a d e c e : Söyle.. 1 8 1 vd. d e s t a n şairi ya da lirik şiir. Kadmos'la . Batieia adını takmıştır ona halk. bin bir düzenli yaman adamı. haşka hiçbir kaygı yoktur yüreklerinde. Bir insanın dertsiz başına dert mi düştü. Efsaneye göre Myrina bu savaşlarla kalma miş. P o l h y m n i a .. tragedya. oraları da ele 'M'I Anlat bana. ö l e n arka daşlarına büyük mezarlar yapmışlar. S o n r a da onlarla birlikte G o r g o l a r a karşı savaş a ç m ı ş . Thetis'le Peleus'un. Terpslkhore. Perseus). 1 6 ) . oradadır koroları ue güzelim yurtları. İlyada'da adı g e ç e n bir Phrygla kralı.. atlı yirmi bin savaşçı kadı­ nın başında Atlantis ülkesinin başkentini al­ m ı ş . Thalia. ölümsüzlerse yüksek atlayan Myrrhine'nln mezarı der. Ne mutlu Musaların sevdiği insana bal akar onun dudakları arasından. t a r i h . Musaios. böylece Myrina Troya kral s o y u n u n dişi atası olur.. Inıyülü bir ses yükselir adımlarından yürürken yüce babalarına doğru. III. M e l p o m e n e . Urania ve hepsinin başı sayılan Kalliope. < "> g rencisi ya da oğlu sayılan Musaios Attika el sanesinde O r p h e u s ' a karşılık yaratılmış bir tip olsa gerek: Mistik nitelikteki ezgileri Eleusis gizemleriyle ilişkili derlerdi. Ö b ü r Atlantlar teslim olmuşlar. Musalardan ve okçu Apollon'dan gelir yeryüzündeki ozanlar ve çalgıcılar nasıl Zeus'tan gelirse krallar. Mygdon. U r a n l a . Polhymnia. bu k e n t e Myrina adı veril­ m i ş . Musaların kendilerine özgü efsaneleri yok­ tur .ı geçmiş. II. tanrıça. Myrina ü s t ü n e anlatılan ö b ü r efsaneler şun­ lardır: Amazonlar kraliçesi Myrina O k e a n o s kıyılarında b u l u n a n Atlantis ülkesine saldır­ mış ve yaya üç b i n .. I İhya ve Mısır'. Peleus H a r m o ı ı l a ' u ı n düğünlerinde bulunmuşlardı) Adlarının geçmediği h e m e n de şiir yoktur. flütl. Musaların sevgilisi bir ozan anlatınca eski insanların destanlarını. d a n s . ka­ dınları da köle e t m i ş . Bu bilgi açık seçik değildir. İşte budur Musaların insanlara verdiği. p a n t o m i m . E r a t o . Karlı Olympos'un en yüksek tepesinde. vurur dururlar Olympos yolunda.

Hippodameia'ya âşık olduğu ya da ondan yaptığı işe karşılık bir ge­ ce yatma sözü aldığı söylenen Myrtilos'u P e lops denize atmış. böylece P e lops'un yarışı kazanmasını ve Hippodameia ile kaçmasını sağlamış. ama günün birinde Myrmeks tannçanın bulgusu olan sapanı bulmuş olmakla övün­ müş. Myrina'yı öldüren kral Mopsos'muş. 210 . Oinomaos). Athena da bu yalana kazarak onu bir ka­ rıncaya dönüştürmüş. Pelops. Pelopsogullarının başına gelen bütün belaların nedeni de buymuş (Hippodameia. Kıbrıs kralı Kinyras'm kızı (Kinyras. becerikli bir Atinalı kız­ mış. Athena da bu yüzden onu sever. Efsane niteliğini taşımayan bu olay­ lar tarihsel bazı olaylara göre kurulmuş olsa gerek (Amazonlar). Smyrna). tutarmış. Akhilleus ve babası Peleus'un yönettikleri Tesalyalı boya adını veren kahra­ m a n . Myrmidon. Myrmeks. Myrtilos da can verirken Pelops ve soyuna lanet okumuş.geçirdikten sonra Arabistan ve Suriye yoluyla Anadolu'ya gelmiş ve Kilikyahlara boyun eğ­ dirmiş. Toros dağlarını da aştıktan sonra Phrygia'dan geçerek Kaikos (Bakırçayı) kıyı­ larına gelmiş ve orada (yani Bergama ovasın­ da) yerleşmiş. Myrrha. Zeus'un oğlu olmakla geçinir. Pelops'la Hippodameia efsanesin­ de adı geçen arabacı. Adonis. Myrtilos. Adı karınca anlamına gelen Myrmeks hamarat. Myrtilos Oinomaos'un arabasının cıvatalarını gevşetmiş.

1944 yılı Tercüme Mecmuası'nda çıkan Can Yücel'in çevirisidir: Ekho görünce Narkissos'u kırda dolaşırken arzu sardı gönlünü. s. ya da gizli bazı hastalıklara çarptırmıştır (Nympha). daha başkasında da Apollon'la Akallis'ten doğduğu söylenir (Akallis). Beyaz badem İçini yemeden önce. hayret ve hayranlıkla bakakalan gözleri önünde tuhaf bir şeyler olmaya bağlamış: Sanki badem içinin ve göğsünün aklığı eriye- rek birbirine karışmaya koyulmuş. Deukalioh tufanından önce yaşamış bir Phrygia kralıdır. Bu masallar Tufan efsanesinin Anadolu kaynaklı olduğunu açığa vurmaktadır. Verdiğimiz çe­ viri. Ağaç perileri (Drysa. Nana. Naiasların. badem içi­ nin aklığını. pembe pembe batmaktaymış. Nannakos üç yüz­ yıl yaşamış. Şıpır şıpır yıkanır­ ken. H o m e ros bunların bütün nympha'lar gibi Zeus'un kızları olduğunu söyler. Başka bir kaynakta onun Endymion'la Selene'nin oğlu olduğu.ı cağını bildiren bir tanrı sözü varmış. Dokuz ay sonra. kiminin adı efsaneye geçmiştir (Arethusa. Su perisi bademi kırıp soymuş. Efsanelerin birleştiği bir nokta Naksos adasının Anadolu'dan gelme göçmenlerle meydana getirildiğidir. Naksos. içinde bulundukları kaynak. Nerkis çiçeğine adını veren Narkissos'un öyküsü hemen her çağda şairleri esinlemiş bir öyküdür. yüzüne. Ovidius. yerleşmiş ve ona adını vermiştir. bir badem ağacının dalı üzerine eğilmiş. Ba­ dem içini. Kyklad takımadalarından Naksos adasına adını veren kurucu kahraman. Onu en güzel anlatan­ lar arasında da Latin şairi Ovidius önde gelir. Tufan olacağını öngörmüş ve olmaması için topluca yakar­ malar. kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak e. ırmağın kızları sayılır. adları yüz­ mek anlamına gelen fiilden türemiş olan su perileridir. içine tatlı bir baygınlık yayıl mış. sularını içen ya da sularına da­ lan hastaları iyileştirme güçleri vardır. Bu dualar sı­ rasında da Nannakos habire gözyaşı döker miş. Masala göre. Sangarios (Sakarya) ırmağının kızı. Onun ustaca anlatımından birkaç parçayı aşağıya almayı uygun gördük. dere ya da ırmağa bağlıdır. Agdistis-Attis efsanesinde adı geçer. Nannakos çok es­ ki zamanlarda. bekleyebilirdi ancak sözleri ki onlara cevap yollayaı ak . Narkissos. Tersi­ ne kimi inançlara göre Naiaslar sularında yı­ kanan insanları çıldırtmış. Narkissos'la Ekho efsanelerini bir­ leştirerek iki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabaları bir tek dram olarak canlandı­ rır. Bir e f saneye göre Naksos Karyalı göçmenlerin ba­ şında eskiden Dia adını taşıyan bu adaya gel­ miş. yalvarmalar düzenlemiş. O sıralarda güneş. Nana böy le bakadururken. Başka bir efsaneye göre. böylece tanrı sözü g < t l çekleşmiş. kendi­ ni Sakarya suyuna atmış.ledl.N N a i a d e s . Yaşamları. bütün dünya pespembe bir boş­ luk olmuş. bir ıssız yaradılışı vermedi izin söze başlamaya. Nannakos. Asopos gibi ırmakların perileri. her nedense. teninin aklığı üzerine tutmuş. öldüğü gün halk topluca ağlamaya koyulmuş. gebe kalmış olduğu nun farkına varmış. düştü gizlenerek izlerinin ardına. bira/ sonra da tufan olmuş. Hamadryas) gibi uzun ömürlü olurlar. Kimi mythos yazarı onları Okeanos soyuna bağlar. bakılmayacak güzellikte bir oğlan doğur­ muş". Her suyun kendine özgü bir Naias'ı vardır. Uyandığında yıldızlar pırıl pırılmış. yumuşak iki göğsü arasında tutai ken. ölünce de bütün halkının yok ol. sı­ cak bir günün akşamı serinlemek için. Tatlı tatlı esnerken. ama ölümsüz değil­ dirler. Kaynakları efsanelere göre değişir. Naisler ya da Naiaslar. 23): "Sakarya ırmağının kızı. Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak. Bu olay Theseus'tan üç kuşak önce olmuştur. bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt beri getirilen alevi nasıl kaparsa Ekho da yaklaştıkça ona daha yakından yanıyordu aşkla. Halikarnas Balıkçısı serüvenini şöyle anlatır (Hey Koca Yurt. Salmakis). su perisi Nana. Bu yüzden "Nannakos'un gözyaşları" di­ ye bir deyim kalmıştır.

E k h o d a u z a k t a n seyreder sevdiğini. (1) T a n r ı P o s e i d o n ' l a D a n a o s kızı A m y m o n e ' n i n oğlu.NAUPLIOS Narkissos'la E k h o a r a s ı n d a a n l a m s ı z diya­ log şöyle s ü r d ü r ü l ü r : Bağırdı: "Orada kim var?". bakıyordu Styks sularına.. Kendime olan sevgimle yanıyorum. seviyordu tensiz bir hayali. içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi. (2) Yukarda adı g e ç e n N a u p l i o s ' u n küçük t o r u n u . Ölüm gelmeyecek bana ağır dinecekse acılarım. Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine. fakat yanıyordu onunla. A r g o n a u t ' l a r seferine katılır ve d ü ­ m e n c i T i p h y s ö l d ü k t e n s o n r a . Tutuşturan da ben. severken onu kendini seviyor. N a u p l i o s P a l a m e d e s ' i n babası o l a r a k P a l a m e d e s efsanesinde rol oy­ n a r (Palamedes). o benim. Neyi gördüğünü bilmiyor. vücut yoktu hiçbir yerde. içtikçe suya vuran güzelliğine hayran. isterken kendini istiyordu. gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos'un: "Ey boş yere sevdiğim çocuk". bağırdı Ekho: "Elveda". N a u p l i o s usta bir denizci­ dir.. uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere.. ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini. odun yığınını. arzuladığım benimle. yeraltına göçtükten sonra bile. aldatmıyor beni artık hayalim. Narkissos a n l a r b a ş ı n a geleni ve şöyle dile getirir: Anlıyorum. Ona ulaşan ne bir çoban. tek bir kuş bile yoktu onun sükûnunu bozan. t e k r a r l a r d u r u r iniltilerini ve bu güzelim şiir şu dizelerle s o n a erer: Şunlar oldu son sözleri. "Elveda" deyince o. "Var" diye cevap verdi yankı. Ekho da katıldı onlara. . artıyordu bir yandan susuzluğu. ne ağaçtan düşen bir dal. Ne vahşi bir hayvan. bağırıyordu "olacaksa senin her şeyim".. Çevresinde en yakın suyla beslenir bir çayır. Gidermek isterken susuzluğunu. P e l o p o n e z ' i n ü n l ü li­ m a n l a r ı n d a n olan N a u p l i a ' n ı n kurucusu (Amymone). bir şey söylemedi: "Senin her B u n d a n s o n r a da asıl Narkissos efsanesi başlar: dalgalarında gümüşler oynaşır. Ayrılabilsem vücudumdan. N a u p l i o s . Ve şimdi can verelim ikimiz bir solukta. titreyen meşaleleri hazırladılar. Kemirsin artık gücümü acı. garip bir dilek seven için ama. Bilmeden kendini arzuluyor. yanan da.. yerinde sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular. Hâlâ bakıyordu kendine. Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara. bu y e t e n e ğ i n ­ d e n faydalanarak Nauplios'ıı kötü işlerde kul- N a r k i s s o s .. o n u n yerine geçer (Argonaut'lar). boşa kavuştu kolları sularda. gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu. sevdiğim uzak olsa keşke. Ne yapayım?İsteneyim mi?lsteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık? Beni yoksul ediyor varlığım. dövündüler Dryas'lar. Ellerini kaç kere daldırdı. bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın. ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman. Tam sedyeyi. a m a oğlan kızı g ö r ü n c e k a ç m a y a koyulur: "Ölmek yeğdir" diye Ekho başka şeyim ". vücut sanıyordu sulardakini Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle kımıldamaksızm. yer tekrar iletti dediklerini. Narkissos g ü n geçtikçe eriyip gider. ve gledi son günleri ömrümün. Yorgun başını dayadı sık çayırlığa. ne bir sürü. Berrak bir pınar vardı. ne otlayan bir keçi. kimi efsanelerde kralların. Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim. Dövündüler bacıları Naias'lar kesik saçlarını yanı başına koydular. E k h o d a koşa koşa çıkar o r m a n d a n . " B u r a d a buluşalım" d e r . göçüyorum hayatımın baharında.

Nausikaa hizmetçilerini ça­ ğırır. Odysseia birçok öykülerden örül­ müş uzun bir romandır. Tanrıça k ı z ı n yatağına yel g i b i varır ve şu sözlerle kışkırtır. seni sevenler de giyinip kuşanmak. ama Alkinoos anlar her nasılsa kızının düğün hazırlığı yaptığını. bu iki insanı ayırır ve bize genç kızın uğradığı hayal kırıklığını sez­ dirmekle yetinir. görünüşün. Odysseia' nın VI. Ne de kaygısız doğurmuş. Auge de Anadolu'ya varınca Telephos'u doğu­ rur (Auge). Oğlu Palamedes. ulu Zeus'un kızı Artemis olmalısın. Girit kralı Katreus kızları Aerope ile Klymene'yi aynı amaçla Nauplios'a verir. bir yanında bir hizmetçi. Nausikaa şafakla birlikte kalkar. geleyim ben de. uzun zaman kız kalamazsın nasıl olsa. başta Klytaimestra olmak üzere bir­ çoklarının âşıklar tutup kocalarını aldatmala­ rını sağlar. Akha yiğitlerinin yur­ da dönüşlerinde can vermeleri için de girişim­ de bulunur ve Oileus oğlu Aias'ın gemisinin kayalara çarparak parçalanmasını sağlar. tanrıça Athena kızın bir arkadaşı kılığında düşüne girer (Od. dipdiri bedeninle tıpkı osunl Sonra da anasının. Nauplios bu kızları da kurtarır ve Aerope'yi Atreus'la evlendirir. güzelce giyinip kuşanmaksın.landıkları anlatılır: Aleos. Odysseus'un sözleri de yüreğine işler: Yalvarırım. Bu söz­ lere dayanılır mı. görünüşü tanrılara denk. babasın­ dan katır arabasını ister. bir kız yatıyordu orada. Bu öykülerin en se­ vimlisi de Phaiak prensesi Nausikaa'nın yarı­ da kalmış romanı olsa gerek. çabucak olsun bitsin bu iş. tutayım işi bir ucundan. tıpkı sümbül çiçekleri g i b i . k ı z ı Atıge'yl deniz­ de boğmak görevini Nauplios'a verir. saçları dökülüyordu basından kıuır kıvır. ulu anana. Odysseus bakar ki genç kızlar oynaşıyor ır­ mak kıyısında. Odysseus'u yıkamalarını. Nausikaa. yalnız Nausikaa ürkmez yosunlarla örtülü çıplak erkeği görün­ ce. giydirmelerini buyurur. Tan ağarırken gidelim yumaya. anan olacak kadın seni/ Güzel rubaların kalmış yüzüstü. ister insan. güneşe serilir. . oysa geldi çattı evleneceğin gün. Homeros bu güzel kızı bize tanıttıktan ve Odysseus'la ta­ nıştırıp onunla olan gönül macerasına dokun­ duktan hemen sonra. kraliçe Arete'nin kızlara yıkanacak güzel rubalarla birlikte kokulu yağ­ lar ve bir sepet içinde günlük kumanyalarını vermesi ayrıntılarıyla anlatılır. Dillere destan olur böyle düğünler. ulu yürekli Alkinoos'un kızı. bir yanında bir hizmetçi yatıyordu. kraliçem sana. kızlar oturup yemeklerini yerler. der. yalnız Penelopeia üstüne yaptığı deneme sonuç vermez. sonra da t o p oynamaya koyulurlar. Nauplios kızı kurtarır. Nausikaa. Hizmetçi kızlar kaçışırlar. sevebileceği bir erkeği bulup onunla evlenmeyi özleyen bir kızın bütün duygularını ince bir gerçeklikle canlandırır bi­ ze. boyu boşu. daha kocaman görünmesini sağladı. ama asıl mutlu olacak insan bu güzel kı­ zı alıp evine götürecek kocadır.): Doğru yürüdü çok süslü yatak odasına. VI. babasının mutluluğunu över. Mysialı gemicilere satar. Odysseus yıkandıktan sonra daha bir yakışıklı ve alımlı olur: Zeus'tan doğma tanrıça Athena daha iri. Nauslkaa'ydı bu. Akhalardan haksızlık görüp taşlanınca. ister tanrı ol. 15 vd. cana yakındı ikisi de. şipşirin. b o y u n boşun. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansan. çıkar Nausikaa'nın karşısına yalva­ rır. ırmağa gidip çama­ şır yıkamak istediğini söyler. M i tograflar kendisinin de aynı biçimde öldürül­ düğünü ileri sürerler. pırıl pırıl kapı kanatları kapalıydılar. Çamaşırlar yı­ kanıp durulanır. kendisi de Klymene'yi alır (Aerope). mutluluk getirir babana. Bol yapraklı bir dalla örter er­ kekliğini. Nauplios Akhalardan öç alma işine kovulur ve Troya savaşında bulunan yiğitlerin karılarını baştan çıkarmaya uğraşır. O ana kadar da Nausikaa'yi hayata açılan. orada günlerce denizde yüzmekten bit­ kin düşmüş uyuyan Odysseus'u uyandırır. hazırlık yapmalısın düğüne. Bu işe niçin gi­ riştiğini de söylemez. bölümünde Phaiak prense­ sini yatak odasında uyur görür. Ara­ banın hazırlanması. T o p ırmağın gerisindeki koruluğa düşer.

Odysseus yo­ la çıkmak üzere hazırlıklarını yapmış. ro'yu öldürmeye kalkarlar. götürdü. çünkü dedikodu olur. biz Phaiaklar dururken almış onu yanına yürüyor diye halkınca kı­ nanmaktan korktuğunu ileri sürer. Eskiden Phaiak'lar Neleus. tekmil toprakları dağıtmıştı. Hızlı gemici anlamına gelen Nemeia aslanı. ha­ mamdan güzel urbalar giyinmiş olarak çık­ makta ve şölene gitmektedir ki prensesle kar­ şılaşır (Od. V I I I . Neikos. Son­ Çok akıllı Odysseus karşılık verdi ona. Nestor'un Troya savaşı ve îlyada'daki bir tanrı gibi tapacağım sana orada. Herakles'in açtığı bir döneceksem ben yurduma. şöyle der kendi kendine: Demin yüzüne bakılmaz gibi geldi bana. bir arada görünmeyelim der. Nausikaa. sevinci İçinde bı­ rakır. kadın Hera tapı­ sen ilkin bana borçlusun kurtuluşunu". Ne olur. 458 vd\): (1) Poseidon tanrının oğlu Nausithoos Phaiakların ilk kralıdır. kaa'nın. sağ. Eris'ten dogma simgesel bir varlığa verilen ad. İkizler yetişip ölümlü babaları Kretheus'un sonra seslendi. tek amacının İthake'ye karısının yanına dönmek olduğunu söy­ ler. nağına sığındığı halde Pelias onu vurur. esen kal. böylesine bir gün kocam desem. dedi ki: kral olduğu İolkos'a dönünce anaları "Sağ. N e Zeus. otursa bizim yanımızda. konuğumuz. an radığını ve çok hırpalandığını görürler. evler kurmuş. Tyro'nun üvey anası Sidero'nun hışmına uğ­ baba toprağına döndüğünde unutma. Pelias'ın ikiz kardeşi (Tab. bir daha da Nausişehrini kurmuş (Kadros). 4 vd. (2) Theseus'u Girit'e götüren geminin dü­ mencisi de Nausithoos adını taşır. Odysseus'la tatlı tatlı konuşur. hem de eşi olan Arete'nin dedesidir. leus'un on iki oğlu olur. (3) Odysseus'un Kalypso'dan olma bir oğ­ lu. Neikos çatışma. Messenia bölgesinde Pylos şehrini kurar. can!" neye göre bir bölük Attikalı ve Messenialı ile birlikte îonya'ya göçmüş ve orada Miletos Perde böylece kapanır. ra kardeşiyle taht konusunda kavgaya tutu­ dedi ki: şur. sabahtan akşama dek. kalsa burada. kanatlı sözlerle. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. Here'nin uzaktan gürleyen kocası. Kurnaz Odysseus da bo­ zuntuya vermez. esen kal. Bu konu düşmez ağzından. Pontos'la Gaia soyundan ENausithoos birçok efsanelik kişilerin adıdır: khidna'nın Orthas'. Dört yandan surla çevirmişti kenti. dikildi karşısına. yerleştirdi Skherie'ye. Nausikaa gönlünü kaptır­ mıştır. Çok geçmeden acı yanılgısını anlar: Odysseus kimliğini açığa vurur. Bu kral Alkinoos'un babası ve Alkinoos'un hem yeğeni. 22). kral kızı kendine bir yabancı koca bulmuş derler. kavga anlamına gelir (Eriş). Herakles efsanesinde sözü geçen Nausithoos. VI. Nemeia. Tepegözler onların topraklarını boyuna yağma ederdiler. tulur. köpegiyle birleşerek mey- . o erdemli kral kızının adı anılmaz Odysseia'da. gün boyunca. şimdiyse tanrılara benzer. (1) Tyro ile Poseidon'un oğlu. Alkinoos'un sarayına git­ mek üzere kızdan ayrılınca Nausikaa'yı bir koca bulmuş olma umudu. Nausikaa'nın romanı yıkılır. onların kısraklarca büyütüldükleri anlatılır.. onu şehre götürürken aklına saplanmış olan konuya değinir. İolkos'tan kovulur ve gelir Peloponez'in "Ulu yürekli Alkinoos'un kızı. göz göze geldi Odysseus'la öylece ona baktı. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. (2) Atina kralı Kodros'un oğlu Neleus efsa­ can verdin bana sen.Olan olmuştur.. ey genç kız. tapmaklar yapmıştı tanrılara. göreceksem sıla savaşta on bir tanesi ölür.): engin Hypereia'da otururdu. Tyro tanrı PoseiSağlam yapılı kapının aralığında Nausikaa don'dan doğurduğu çocukları dağa bırakınca. her vakit. eğer isterse. rolü önemlidir (Nestor). yalnız Nestor kur­ günümü. Odysseus'ta Phaiak ili bi­ ze şöyle tanıtılır (Od. engin gökte oturanlara. Sidebeni. Tanrı yüzlü Nausithoos onları kaldırdı.

Şehir düştükten sonra Hektor'un oğlu Astyanaks'ı surdan aşağı ata­ rak öldürür ve Andromakhe'yi esir olarak alır (Andromakhe). Akhilîeus öldükten sonra da Troya şehrinin ancak oğlu lavaşa katılırsa düşeceği üstüne bir fal çık­ mış. Adı yeni savaşçı anlamına gelen Neoptolemos Akhilleus'un oğludur. Bu nitelik de tragedyada büyük bir rol oynar. Bu Nephele Kentaur'ların anası olur (İksion. Babasını anmak üzere de mezarı üstünde Priamos kızı Polyksene'yi kurban eder (Polyksene). H e rakles onun hakkından geldi (Ekhldna.ilana getirdiği canavarlardan biridir (Tab. yiğit babası gibi yararlık göstererek Telephos'nn oğlu Euryplos'u öldürmüş ve adını taşıyan bir sa- vaş oyunu (pyrrhike) düzenlemiş. Neoptolemos. Troya . ' Kavram olarak Nemesis tanrısal öcü simge­ ler. (3) Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutlar birer kadın olarak simgelenmiştir. Zeus ona tutulur. bunlar Okeanos kızlarıdır. Bu mermeri Persler Atina'yı aldıktan sonar zafer anıtı ola­ rak dikmeye hazırlanırken. kimi zaman Erinyslere karışır. 6). Troya'da Akha ordusu N e o plolemos'u coşkuyla karşılamış. Nemesis. mermer de böylece tanrıçanın heykelini yontmaya yaramış. Nephele. Akhilleus orada Pyrrha adıyla saklandığı için. Gaia'nın Pontos'la ya­ ni Toprak'ın Deniz'le birleşmesinden doğ­ muştur (Tab. ama çokluk İnsanlarda ölçüsüzlüğü.ılın da bulunup şehrin ele geçmesine yardım eden savaşçılardandır. Hera'ya âşıktır. Sokrates ve genellikle filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir. Ama Menelaos kızından çocuğu olmadığı halde. Neoptolemos birçok efsane­ lerde Hermione'nin kocası olarak gösterilir. Nemesis'ten doğan yu­ murtanın Leda'nın eline geçtiği ve Helene ile Dioskurların bu yumurtadan çıktıkları anlatılır (Leda). Athamas lno ile evlenmek için Nephele'yl b< > şar. Hera'nın beslediği bu aslan Nemela bölgesine korku salmaktaydı ki. Batı Kızları'nın bahçlerinde otururlar. orada Akhilleus'un oğlu hasta olan Philoktetes'i Troya'ya gelmeye kandırmış (Philokktetes). Phriksos'la Helle'nin anaları (Atharnas). bulut tanrıça da çocuklarını kurtaracak altın postlu koçu gönderir onlara (Helle). Neoptolemos' u dedesi Lykomedes yetiştirir. Bu­ nu kıskanan Hermione'nin teyze oğlu ve ni­ şanlısı Orestes eliyle Neoptolemos'u öldür­ mesi tragedya yazarlarının işledikleri bir m o ­ tif olmuştur (Hermione. tanrı da kuğu kuşu biçi­ minde onunla birleşir. delikanlıyı alıp getirmek üzere de elçiler gönderilmiş. İksi on. 233 vd. (1) Athamas'ın birinci karısı. kimi za­ man Okeanos'un kıyılarında. ki­ mi zaman Olympos'un tepesinde. (2) Bulutu simgeleyen bir varlık olarak IN V phele'nin İksion efsanesinde adı geçer. Ate ile Hybris'in hemen ardından gelir. tapınakta­ ki tanrıça heykelini ünlü heykeltıraş Pheidias Paros mermerinden yontmuş. Kentaur' lar). Bunlar Neoptolemos'la birlikte Iroya'ya giderken Lemnos adasında durak vermişler. ama Nemesis tanrıdan kaçmak için bin bir biçime girer. Neoptolemos savaş dönüşü Epir bölgesine yerleşir. babacan tanrı derler ona . Babası Troya savaşına gidince. kendine ve talihine aşın güveni cezalandıran varlık olarak göste­ rilir. Marathon'a yakın küçük bir Attika kentin­ de Nemesis'in bir tapınağı varmış. sonunda bir kaz olur. Onu kız kılığında Skyros kralı Lykomedes'in hareminde bulunduğu sıralarda üretmişti. hem de tanrısal bir varlık olarak canlandırılır. Nemesis hem soyut bir kavramı simgeler. Orestes).): DEniz doğru sözlü Nereus'u yarattı: En büyüğüdür o bütün çocuklarının. Hesiodos şöyle tanıtır onu (Theog. Hesiodos'a göre Gece tanrıça Nyks'in kızıdır. oğluna Neoptolemos'tan başka Pyrrhos (yani kızıl saçlı) adı verilmiş (Akhilîeus). Nereus . Andormakhe'den üç oğlu olmuş. Peleus'un ülkesine dönmeyip de Epir'e yerleşmesinin nedeni üstüne efsaneler birbirini tutmaz. muradına ermemesi için Zeus Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İksi on'un onunla birleşmesini sağlar. Nemesis ölçüsüz gururlarını cezalandırmış. 6): Hesiodos'a göre.Nereus Kızları. Nereus Deniz İhtiyarlarından biridir. Henıkles).

sola öğütler verir. Thetis'in ardından. bitmez tükenmez anılar anlatır. Herakles Nereus'tan Batı kızlarının bahçesine varmak için yolu sorunca. bütün deniz tanrıları gibi biçim de­ ğiştirmek yetisine sahiptir. ApoIIon bu soya acımış ve bu kadar çok ölüme karşın Nestor'a çok uzun bir ömür bağışlanmasını sağlamış. tekmil tanrıçalar sardı çevresini. Deniz İhtiyarı cevap vermemek için bir sürü hayvan biçimine girer. babalarıyla birlikte denizin dibindeki bir sarayda yaşarlar. Sağa. Euenos). hepsi de durmadan dövüyorlardı göğüslerini. 22). Knidos. yani Tekirburnu açık­ larındaki bir magaradaymış. Ayrıca anası Khloris bir Niobe kızıdır.. kadının Herakles'e bu iksire batırdığı bir gömlek göndermesi. Hesiodos da bal­ landıra ballandıra sayarlar adlarını ( İ l . "ekin vermeyen denizin ortasında" tam elli kız doğurur Nereus'a. Nereus kızları Amphitrite'nin alayında yer alırlar. Böylesi ihtiyar tipine ilkçağ yazınında bir daha rastlanmaz. Nereus kızları günlerini iplik dokumak. ama mutlu bir ihti­ yardır. her kıssadan hisse alır ve durmadan nutuk çeker. hem yumuşak huyludur. hep doğruluktan. elli denizkızı. nakış yapmak ve şarkı söylemekle geçirirler. bilgisi. Balzac'lan beklemek gerekir. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan at adam. anası Thetis'i yardıma çağırır. Bunlara Nereus kız­ ları denir ve Homeros da. dalgaları yara yara Troya'ya giderler ve orada kıyıya çıktıkları bile görülür. deniz yü­ zünde oynayan ve koro halinde türkü söyle­ yen bir dans ve ezgi çemberi.. Bu saray da Ege denizinde.. Su yüzüne pek çıkmazlarmış. Poseidon tanrının eşi Amphitrite de bir denizkızıdır. Pylos kralı ihtiyar Nestor Homeros'un yarattığı eşsiz bir 1 tiptir. X V I I I . . K i mi zaman bir olaya karışıp yeryüzüne geldik­ leri de görülür. herkes de sabırla dinler onu. çünkü denizin köpüklü dalgalarını. orada yolculara ırmağı geçirtiyordu.): . iyiden yanadır. beline kadar. Akhilleus arkadaşı Patroklos ölünce derin bir yasa kapılır. N e s s o s . yunus balıkları ve efsanelik deniz yara­ tıklarıyla birlikte yüzüp gezerlermiş. 38 vd. Orada altın tahtlann üstünde otururmuş Nereus'un birbirin­ den güzel elli kızı. 240-264). Nereus kimi kez yüze çıkarmış. Herakles Pholos'la birlikte Kentaur'ların saldırısına uğrayınca Nessos'a karşı da savaşmış ve onu püskürtmüştû. ya da çelengiyle sararlarmış onu çepeçevre. dalgalarla oyna­ şırlar.çünkü hem dürüst. (Birkaç dize adları sayılır): Denizin dibinde daha ne kadar Nerus kızı varsa doldurmuşlar gümüş ışınlarla mağarayı. çok görmüş. bir eşini daha bulmak için Shakespeare'leri. Nestor Neleus'la Khioris'in en küçük oğlu­ dur (Tab. Nereus kızları. kardeşlerinin Apollon'la Artemis'in oklanyla öldürülmesini gör­ müştür. efsanelerde önemli yer tutup rol oynayan kişiler de çık­ mıştır aralarından: AkhiUeus'un anası Thetis bir Nereus kızı. Nereus Okeanos kızı Doris'le evlenir. Yiğit karısı Deianeira ile bu ırmağı geçecek olunca. görgü­ sü yüzünden de öyle bir üstünlük duyar ki. Nereus kızları da yiğide yardım ederler ve babaların­ dan istediği bilgileri nasıl alabileceğini öğretir­ ler ona (Herakles). denizin dibinde ne kadar Nereus kızı varsa. 38-49 ve Theog.. İlkçağın bir özelliği olan yaşa ve yaşlıya saygı duygusu­ nun ne kadar derine gittiği Homeros destan­ larında Nestor'a verilen önem ve değerle öl­ çülebilir. X V I I I . Herakles'in attığı bir okla can verdiği sırada Deianeira'ya bir iksir vermesi. İşte o zaman. Pylos kralı da böyle­ ce üç kuşak boyunca yaşamış. geçilmez ukalalığından. başladı inlemeye. Doris d e . doğruluktan hiç ayrılmaz düşünceleri. renklerini ve çeşitli halle­ rini simgeledikleri gibi bu kızlar. geçirmiş. Nestor ihtiyardır. Akhaların danışmanı. o da kız kardeşleri Nereus kızlarına dert yanar ( İ l . Nessos sırtına aldığı Deianeira'nın ırzına geç­ mek istemiş. I i I - Nestor. yiğidin de bu gömleği giyer giymez korkunç acılar içinde yanıp tu­ tuşması ve sonunda da ölmesi Deianeira ve Herakles maddelerinde anlatılmıştır (Pholos. At adam da Euenos ırmağı kıyısına sığınmış. Nereus. Herakles'in öldürdüğü Neleusogullarından bir o sag kalmıştır. Ulu anası bir çığlık attı.

Nestor rahat bir dönüş yolculuğu yapar. bir baba gibi ona bakar ve yanına kendi oğlu Thrasymedes'i verip bir arabayla Lakedaimon'a. sende bu ne yürek böyle. ordulan savaşa kışkırt­ mada Agamemnon'un hayranlığını kazanır (İl. dedi ki: "ihtiyar. tanrısal Pylos'ta doğup büyümüşlerdi beraberce. Odysseia'nın III. llyada'da bu ihti­ yarın başına bir dert gelmez. Nestor Troya savaşına iki oğlu Antilokhos ve Thrasymedes'le gelir. Menelaos'un yanma gönderir. En doğru öğüdü verir. Karısı Helene kaçırılınca Menelaos'un ilk İşi Nestor'u gidip bulmak olur. Hesiodos'a göre. karşı koymaya çalıştığı bir anda da attığı bir okla onu yere serip öldürmüş. I. Akhalarm büyük girişim­ leri hep onun kafasından çıkar. herkes de haklı oldu­ ğunu kabul eder. Nike Pontos'lular soyun­ dan Pallas'la Okeanos kızı Styks'ten dogma­ dır (Tab. ona tu­ tacağı yolu gösterir. Nike zaferi simgeleyen bir tanrıçadır. Sözüyle. Hemen her bölümde rolü vardır. Dionysos da Hindistan'a yaptığı yolculuk dönüşünde Nikaia'nın şerefi­ ne bir şehir kurup ona sevgilisinin adını ver­ miş. Kanatlı. Önce canına kıymayı denemiş. Olympos tanrılarından önceki kuşaktan olduğu halde. 310 vd. kimi kaynaklara göre Argonautlar seferi­ ne katılmış. Geç ilkçağın mitograflarının yazdığı bir efsaneye göre. bölümünde anlatı­ lan bu buluşma destanın en canlı parçalarındandır. Troya anılarını Telemakhos'un gözü önünde canlandırmakla kalmaz. Tanrı Eros kızın bu davranışına çok içerlemiş ve Dionysos'a alt olacağına karar vermiş. Nike. Pylos'taki sarayında Nestor yine o Nestor'dur. Nikaia gebe kalmış. yalnız avcılıktan hoşlanırmış. Nike tanrıça Athena'nın bir ek adı olduğu gi- . IV. hızla uçan bir kız olarak canlandırılır. komu­ tanlıkta da üstündür. eylemiyle Nestor bir an olsun Troya savaşından uzaklaşmaz. seslendi şu kanatlı sözlerle.): Bir zamanlar savaşta çok usta olan bu yaşlı adam. savaşı planla­ yan odur. Hymnos adlı bir çoban gönül vermiş ona. Dilinden sözler akardı baldan tatlı. Nikaia'yı de­ rede yıkanırken çıplak gören şarap tanrı kıza tutulmuş. Pylos'ta yönetimi yeni baştan eline alır ve oğulları arasında zevkli bir ömür sürer. ama kavga gene de sürüp gider. Memnon).): Kalktı ayağa güzel konuşan Nestor. Kız sarhoş olun­ ca Dionysos muradına ermiş. Nestor yalnız düşüncede değil. onun gösterdiği varlığı pek az yiğit gösterebilir. bugün İznik di­ ye anılan şehirdir. Ayrıca doksan tane gemiyle sefere katılır. Nikaia'nın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırmış. Savaşta oğullarının yararlık göstermesini sağlar. dizlerin de yüreğine tıpatıp uysa. ama Nikaia delikanlıyı yanına yaklaştırma mış. Sevindi kral Agamemnon görünce onu. Kalydon avı­ na. kimi mitograflar onu Athena'nın oyun arkadaşı olarak gösterirler. Nikaia. Pylos'un gür sesli sözcüsü. sen de delikanlılar arasına kanşabllsen hani. kendisini Hymnos gibi öldürmeyi kurduğunu anlayınca da. 248vd.Troya savaşına gelmeden önce Lapith'lerle Kentaur'lar arasındaki savaşa. Odysseia'da Telemakhos'un babasından haber al­ mak ve İthake'deki karışık duruma bir çare bulmak için Nestor'a danışmaya gittiğini gö­ rürüz. bu güç bacaklarında da olsa keşke. ama ilyada'dan sonraki olayları anlatan destanlar Antilokhos'un Memnon'un saldırısına uğrayıp öldü rüldügünü anlatırlar. Oysa kaçınılmaz ihtiyarlık kemiriyor seni. Keşke başka bir ihtiyar olsa senin yerine. Şimdi üçüncü kuşağın başındaydı o. Kiz oğlan kız kalmaya ant içen bu nympha erkek ten kaçar. Bu şehir ilkçağda Nikaia. işte böyle güven veriyordu onlara. ama sonra tanrıya boyun eğmiş ve ona birçok ço­ cuklar doğurmuş. Nikaia Sangarios (Sakar ya) ırmağı ile tanrıça Kybele'nin kızıdır. 6). Akhilleus arkadaşının öcünü alarak Memnon'u öldürür (Antilokhos. ölümlü iki insan kuşağının yaşayıp göçtüğünü görmüştü. Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavgada hemen arabuluculuk işine girişir (İl. Bunları des­ teklemek için gösterdiği örnekler birçok eski zaman olaylarının canlı canlı anlatılmasına yol açar. Bunları ve daha başka yaşantıla­ rını ballandıra ballandıra anlatır İlyada boyun­ ca.

öldürdü hepsini. ama şafak söküp de ölüyle birlikte Troya'ya dönmeden önce de biraz yemek ye­ mesini ister. Ölüler yatıp kaldılar kanlar içinde. öldürmüştü oğullarını gümüş yayıyla. Niobe güzel yanaklı Leto ile bir tutuyordu kendini.bi Atina'da Zafer tapınağı da Athena'nın sa­ yılırdı. gözyaşı dökmekten yorgun düşmüştü. Niobe'nin göz­ yaşları derlerdi ve derler. Nitekim Leto . sonraki eylemlerinde de baba tanrının hiçbir rolü yoktur (Leto. bir çeşit Havva. bense bir düzine. Sipylos dağının yamaçların­ da. altı kızı.ama Apollon'la Artemis'in doğumlarında da. Bu üç kişinin efsanesi de Anadolu'da kaynak bulur. pürtük pürtük bir kaya. giderek Amphion'un tanrılarca öl­ dürülen çocukların babası olduğu bile belirtil­ mez. onunla arkadaşlık etmiş olması hayatı­ nın bu dönemine rastlar herhalde. Niobe dramı tragedya yazarlarını olduğu kadar plastik sanatları da esinlemiştir: Dünya müzelerinin birçoklarında tanrılarca öldürü­ len Niobe çocuklarının heykelleri sergilenmiş­ tir. Ağlar durur yaşlı ana yitirdiği bunca çocuklarına. Akha yiğidi ölüyü geri ver­ meye razı olur ve ihtiyar kralı barakasında konuklar. üretme önemlidir ve anaç varlık taşır çocuğun yaşamı boyunca sorum­ luluğunu ve gururunu. Thebai ile Amphion'la hiçbir ilişkisi yoktur gerçekte. Niobe aynı simgenin başka başka kişilerde canlandırılmasıdır. Niobe ana. Apollon öfkelenmişti Niobe'ye. (2) Geç çağlarda Yunanistan kaynaklı bir Niobe daha uydurulmuştur: Peloponez'de ya­ şamış ilk adamın kızı olarak gösterilir.ki Kybele'nin Lykia yöresindeki bir tıpkısıdır Zeus'tan gebe kalmış der efsane . Ne tuhaf ki hiçbiri Manisa'daki gözlerin­ den şıp şıp yaşlar damlayan kara kaya kadar dokunaklı değildir. herkesi taşa çevirmişti Kronos oğlu. Niobe babası Tantalos'un kral olduğu Sipylos (Manisa) dağının yöresinde doğmuş ve ya­ şamaktadır. göz ye­ rindeki oyuklanndan su sızar. onu kandırmak için de Niobe'yi örnek olarak gösterir ( İ l . ıssız doruklarında.): Güzel saçlı Niobe'nin de i/emek geldi aklına. yüreğine sindirir durur acılarını. ana­ lıkta her ölümlüden üstün olduğunu açığa v u ran Leto ana. babası Tantalos ve kardeşi Pelops gibi (Tab. camiden aşağı halka atılan kutsal macun­ lar kısırlığı önler. işte o gün yemek geldi Niobe'nin aklına. kızlarını da okçu Artemis öldürmüştü. X X I V . Her çeşit sanatçıya tükenmez bir esin kaynağı olan Niobe'nin öyküsünü en açık seçik biçimde Homeros anlatır: Priamos oğlu Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'a geldiğinde. Niobe. Göklü tanrılar gömdü ölüleri onuncu günü. bir de öç alan. oysa on iki çocuğu ölmüştü sarayında. Ama birkaç kilometre ötede. Efsanesi bugün de yaşar: Manisa'da kadın yüzü biçi­ minde bir kaya vardır. bütün canlıların anası- . bir derenin üstüne sar­ kan kapkara.bu efsane­ nin de babaerkil düzen yerleştikten sonra uy­ durulduğu açık . kimsecikler yoktu onları gömecek. Apollon'la Artemis. Dramı çok çocuklu olmasından ileri gelir. Akheloos ırmağı kıyısında oynaşan su perilerinin Yatakları var derler ya. Kybele). Ama efsa­ neye göre Niobe Thebai kralı Amphion'la ev­ lenmiş ve ondan birçok çocukları olmuştur (Amphion). çalılıklar arasında başka bir kaya. doğurganlığı kamçılarmış. 14) Anadolu'ya özgü efsanelik bir tiptir. Tanrıça Leto ile birlikte büyü­ müş. diyordu Leto iki çocuk doğurdu. bir bahar ve bereket bayramıdır bu. Niobe. 218 Niobe gerçekten de taş kesilmiştir. Bunlar hep aynı inanç ve efsa­ ne zincirinin halkalarıdır. 6 0 3 vd. işte oralarda. Niobe kayasının bi­ raz ötesinde Mesir bayramı kutlanır bugün de Manisa'da. Ana' Tanrıça Kybele'nin anıtı vardır Manisa'da. Leto. Anadolulu Ana Tanrıça kültü anaerkil bir toplum düzenine dayanır. yani ilk kadın. Niobe e f sanesi özbeöz Anadolu efsanesidir. Nitekim Niobe'nin asıl dramı yurdu olan Sipylos dağının eteklerinde geçer ve çocukla­ rının babası olan Amphion'dan hiçbir söz edilmez. Bugün Sipylos kayalarında. tanrı buyruğuyla taş olmuştur Niobe. Kybele ana. Kybele. ergen altı oğlu. oradan Yunanis­ tan'a yayılır ve yerli Yunan efsanesi gibi gös­ terilir. üretilen varlığın babası aranmaz. iki kişi.

Kendisi Romulus'un Roma'yı kurduğu gün dünyaya gelmiş. Son­ ra Nyks kendi kendine üretmeye koyulur. Sabin kaynaklı Numa Roma'nın kuruluş efsanesinde ikinci kral ola­ rak gösterilir. Olympos'ta toplantıya çağrılınca tanrılar. yıkım ve ölümü simgeleyen karanlık güçlerdir: Üç ölüm tanrısı Moros. belleği uyuştu­ ran Lethe ırmağı ve en sonunda "belaların en kötüsü olan ant tanrı Horkos". kendi ölüsünün saklandığı tabutsa boşmuş. nede yeşeren çayırlarda oturanlar. Daphnis. Bu efsaneden Ana Tanrıça imgesinin yaygınlığı ortaya çı­ kar: Yunanistan da kurucu kahramanlarına. Hesperides. öç tanrıçası Nemesis ve kavga tanrıçası Eriş. Adı gece anlamına gelip yer­ yüzü karanlığını simgeleyen Nyks. Babaları ölünce Amulius tahta geçip kardeşi Numitor'u kovmuş. tahta çıkınca da Romulus'a bir tanrı gibi tapınılmasını sağ­ lamış (Romulus). amcası Amulius'un öldürüp de­ desi Numitor'u tahta oturtur. Lakhesis. Numa aya dayanan ve uğurlu ile uğursuz günleri sayan bir yeni takvim de yap­ mış. Aslında başı örtülü. Zeus'un evinde toplanın dedi. Nympha'lar ikinci derecede önemli tanrıça­ lar sayılmakla birlikte.): Themis dört bir yana gidip buyurdu tanrılara. XX. yani yeraltıve yeryüzü ka­ ranlıkları çıkar. Zeus tanrı onunla birleşerek Argos ve Pelasgos'u üretmiş (Tab. açlığı. Hesiodos'un Theogonia'sında önemli bir rol oy­ nar. Gece'ye ve ondan doğmuş varlıklara büyük bir yer ayırır ölüler arasında. birinin içinde kendi ölüsü. didişmeyi simgeleyen tanrılar. or­ taya çıkardığı varlıklar kötülüğü. mucize yaratmak. Çok yaşlı ola­ rak öldüğü zaman İaniculus tepesinde dikilen mezarına iki tabut koymuşlar. Numa Pompilius. Rüzgârlar). yani Ba­ tılı Gece Kızları. 9). çekişme. Nyks'le Erebos sevişip birle­ şirler. bir de her türlü kavga. Kader tanrıçaları Klotho. Atropos. Bu Niobe. Thebai kralı (Antiope). Numitor. bu birleşmeden Aither'le Hemera. Argos ve Pelasgos gibi yerli atalarına bir ana bulmak hevesine düşmüş ve ilk kadınla ana tanrıça motiflerini birleştirerek Niobe adlı bir efsane kişisi uydurmuştur. gelmemezlik etmedi hiçbir nymphe. Romulus'la Remus'u doğurur. Adı Türkçe Lodos diye anılan güney rüzgârı. nympha' lar da gelir katılırlar (İl. Nomia. Romulus kendisini yetiştiren çoban Faustulus'tan do­ ğuşu hakkındaki gerçeği öğrenince saraya baskın yapar.dır. yani ışıksal varlıklar doğar. Nyks (Gece). or­ manlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkla­ rın dişi olanlarına verilen addır. Bkz. Bütün bu adlara ayrı ayrı bakınız. rahip heyetleri de kur­ muş. gaflet tanrıçası Ate. sularda. Thanatos. Numitor Romulus'la Remus'un dedesi ve Roma kral soyunun atasıdır. Tanrı Mars'tan gebe kalan Rea. İ l k öğelerin doğuş süreci şöyle anlatılır Theonogia'da: Khaos'tan önce Gaia. Ker. sofraları nefis yemek­ ler ve şaraplarla donatmak. Din konusunda yaptığı bütün bu yenilik­ leri kendisine Egeria adlı nympha esinlemiş (Egeria). pınarlardan bal akıtmak gücüne de sahipmiş. Nykteus. Mezar dört yüzyıl kadar sonra açılınca kitaplar olduğu gi­ bi bulunmuş. sonra Erebos'la Nyks. Nympha. Hesiodos H a des dünyasını anlatırken. Zeus'un yaklaştığı ilk ölümlü kadınmış. ne dere kaynaklarında oturanlar. hak aramayacağından emin olmak için de oğlunu öldürmüş. Okeanos'tan başka hiçbir ırmak gelmemezlik etmedi. 6. gelip. Esîr'le Gün. ne güzel korularda. doğa ve insanlar üstü . Tanrılara saygılı dindar bir kral olarak geçinir: Roma pantheon'una bir­ çok tanrı kattığı gibi. 6 vd. ikizlerin Tiber kıyısına bırakılması ve orada bir d i ş i a y ı tarafından emzirilip büyütülmeleri Romulus maddesinde anlatılmıştır. Antiope'nin babası. Hypnos (Uyku) ve Oneiros (Düş). katil. Alba kralının iki oğlu varmış: Numitor'la Amulius. Homeros'a göre nympha'lar Zeus'un kızlarıdır. yani gelin an­ lamına gelen nympha kırlarda. kızı Rea Silvia'yı da evlenemesin diye Vesta tanrı­ çasına rahibe yapmış. dövüş. N o t o s . Hosiodos'a göre bütün rüzgârlar gibi Notos da Astraios'la Eos'un oğludur (Tab. öbüründe kendi eliyle yazdığı kutsal kitaplar bulunuyormuş.

Bkz. Dionysos Hindistan'a yaptığı yolculuk sırasında Nysos'a Thebai şehrinin yönetimini vermiş. erkek düşmanı perilerse Artemis'in avcı kızları arasında yer alır. Satyr'ler. Çeşit­ li nymphalar ve efsaneleri için adlarına bakı­ nız. Apollon. Dionysos. Silen'ler ve Priapos'tur. Şehirde Bakkhos şenliklerini kutlama günü gelince Dionysos Bakkha'lar alayıyla birlikte Nysos'u tahtından devirip kovmuşlar. . Bu cinlerle türlü ilişkiler kurarlar. ama nympha'lar çok­ luk erkekten kaçar. bir fırsat kol­ lamış. Doğa için­ de yaşadıkları için asıl erkek arkadaşları Pan. Dionysos da lalasıyla tartışmaya girişmemiş. Nysos. dönüşünde kenti tanrıya geri vermek istememiş. Kirke ve Kalypso gibi nympha'ların Odysseus gibi bir ölümlüye gönül verdikleri masal ve efsanelerde uzun uzadıya anlatılır. bu yüzden de bü­ yük tanrıçalar gibi "yüce" ve "ulu" sıfatlarıyla anılırlar: Doğadaki yerlerine göre adlan deği­ şir: Dryas. Nereus kızları da denizde yaşayan nympha'lardır. Geç çağlarda uydurulan bir efsaneye göre Nysos Dionysos'un lalasıdır. Nysa. Oreas adlı p e ­ riler birer nympha sayılır. Hermes. Nympha'ların Zeus. Naias. Nysos adı­ nı tanrı vermiştir ona. Hamadryas. Dionysos gibi büyük tanrılarla ilişkileri olduğu.ne etkili ve güçlü bilinirler.

Telemakhos'un Nestor'un oğ­ lu Peisistratos'la birlikte Lakedaimon'a gidişi.MeneXI. ( S ) Menelaos'un sarayına varış .Nestor'un anılarını ve bildikle­ rini anlatması .Yola çıkış. atlamalar.Arkadaşlarının domuza dö­ nüştürülmesi . Nestor'un sarayına varış Konuklanma . (9) Şölen . Destan beş ana bölümden oluşmaktadır.Tayfanın işlediği bü­ Kalypso'nun adasına gönderilmesi .Kurtuluş. IX (t) Odysseus serüvenlerini anlatmaya başlar. Odysseia bir ki­ şinin destanıdır. erkekler .Odys­ seus'un uyuduğu çalılığın yanı başında kızla­ rın çamaşır yıkaması . III.Rüz­ gârların kapandığı tulumun açılması .Mısır yolculuklarını ve Proteus'u anlatmala­ daki konuşma .PeneXII.Alkinoos'un Odysseus'u yurduna gön­ dereceğine söz vermesi .o Odysseia.Yarış­ malar . Gerçekten de konusuy­ la romanı.Laistrygonlar kentinde on bir geminin yok oluşu .Tanrılar toplantısında Odysseus'un Kalypso'nun yanından ayrılması gerektiğine karar verilmesi .Her. Troya destanında olaylar düz akışlı bir anla­ tımla ortaya serilmiştir.Kirke'nin yanında geçen yıl Ölüler ülkesine gidiş için hazırlık.Odysseus'un laos'la Helene'nin Telemakhos'u ağırlamaları anası Antikleia'nın ruhu ve ana-ogul arasın­ .Odysseus'un tek gemiyle Kirke'nin adasına varışı .Odysseus'un yol hazırlıkları . onu daha çok bir roma­ na. Odysseia'da tam ter­ sine olaylar zaman içinde geliştikleri gibi an­ latılmaz.Ölüle­ makhos'u yolculuk dönüşünde öldürmeye ka­ rin geçit resmi: Kadınlar.yük suç . Limanda pusu kurmalan .Konunun bildiril­ mesi . (7) Pylos'a.Demodo­ kos'un ağzından Ares'le Aphrodite'nin seviş­ mesi .Tanrıça İno ile bu­ luşma .Hermes'in tanrının kutsal sığırları .Bilici Teiresias Odysseus'a İrı. VII.Tanrıça Athene'nin Mentes kılığında İthake'ye gelmesi ve Telemakhos'u uyarması . VIII. (a) Tanrıçaya sesleniş .Odysseus'un gitmesi için bir salın hazırlanması . (r) İkinci tann toplantısı .Fırtına .Şehre gitmek üzere yola koyulmalan.Telemakhos'la talipler arasındaki tartışma . sahne değiştirmelerle canlandırılır. ( P ) İthakelilerin toplantısı . VI.Telemakhos babasını aramak üzere yola çıkmaya ka­ rar verir .Dönüş. nazesi . (X) Ölüler ülkesine varış .Yunaklara gidiş . bir filme benzetir. Telemakhia (I-IV) II. İthake'de ( X m . O n) Tanrıça Athena ile Phaiak kızı kılı­ ğında Odysseus'u Alkinoos'un sarayına götü­ rür .Ozan Demodokos'un Troya savaşından menkıbeler anlatması .Odysseus gerçek kimliğini açıklamadan Phaiak iline nasıl geldi­ ğini anlatır. Odysseus'un serüvenleri .Fırtına ve lotos yiyenler ül­ kesi . mes'le Kalypso'nun konuşması . Kikonlar .Kimliğini açıklaması.Odysseus'un iki gün. I I . rar verirler. Bunlar bir­ birinden ayrı.Odysseus'un uyanma­ sı.thake'ye dönmenin çarelerini söyler . iki gece yüzüp Phaiak'lar toprağına ayak basması .Kyklops Polyphemos'un magarasındaki dram . Phaiak'ların ülkesinde (VI-IX) IV.Kasırgada hepsinin boğulması - . Nausikaa'ya yalvarması. Çağdaş okuyucu destan da demez Odyss Şia'ya.Yo­ la çıkış ve on yedi günlük yolculuk . anılar.Fırtına Salın paramparça oluşu .Sarayın tanımlanması .Hazırlık .Elpenor'un ce­ lopeia'nın üzüntüsü ve düşü.X X I V ) . bağımsız öykülerdir: 1. Bu ana bölümlerin destanın X X I V bölümü­ ne göre dizilişi şöyledir: I. geriye dönmeler.Odysseus'un Alkinoos ve karısı Arete tarafından iyi karşılan­ ması .kendi ağzın­ dan -(IX-XII) V. Kalypso'nun adasında (V) III. I V .İthake sarayında taliplerin şöleni. (u) Kirke adasına varış .Skylla ile Kharybdis geçidi . kuruluşuyla filmi andırır Odysseia. yıkanıp giydiril­ mesi .Odysseus'un disk atması .Güneş V. Ilyada bir olayın. Sahne değişmesi: İthake'de talipler Tele.Çalılıkta uykuya dalması. X (K) Rüzgâr tanrı Aiolos'un adası . (Q Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında: Nausikaa'nın düşü .

Telemakhos'un gemisi İthake'ye varır: Konuğu bilici Theoklymenos'u şehre gönde­ rip kendinin Eumaios'un kulübesine çıkması.Athene'nin işe karışması .Denize açılışı.Ertesi sa­ bah Odysseus babası Laertes'e gider.Eumaios'un hayat hikâ­ yesi .Odysseus dener ve yayı gerer .Sarayda şölen hazırlığı . çekingen davranıp onu dener . ikincisi çare bulma yetisi.Suçlu hizmetçilerin asılması . (< p ) Penelopeia Odysseus'un büyük ya­ yını getirip yarışmayı başlatır . Odysseus. (%) Odysseus'un talipleri bir bir öldür­ mesi . Odysseus Yunan mythos'undan günümüze kalmış en ünlü kahramandır. geçir­ miş yiğide verilen çeşitli sıfatlar arasında üçü üstünde durmaya değer: "Polymetis".Athene'nin Odysseus'u çoban Eumaios'un kulübesine götürmesi . Üçünün de başında çok anlamına gelen "poly" eki bulunmakta­ dır. XIV.İthake'ye varış . ( c o ) Taliplerin ruhları Hades ülkesine iner. Sahne değişir: Odysseus Eumaios'a sorular sorar.Kraliçeye müjdeyi veren Eumaios adılla­ ra döner. çok akıllı ve görmüş.Odysseus Penelopeia ile buluşur . XVI. Serü­ venlerinin anlatıldığı Odysseia ise "Odise" di­ ye dillere girmiş. (n) Telemakhos'un Eumaios'un kulü­ besinde sevinçle karşılanması .Eumaios P e nelopeia'ya oğlunun döndüğünü haber ver­ meye gider.Odysseus kim olduğunu açıklar .Ayrılıp yatmaya giderler. so­ nu gelmeyen yolculukların adı ve sıfatı olu­ vermiştir. yolculu­ ğunu anasına ve dadısına anlatır . çünkü se­ rüvenleri zamanımızda çok tutunan macera romanına çığır açtığı gibi.Penelopeia'nın bir koca seçeceğini bildirmesi . X V . babasının durumunu öğrenir .Penelopeia'nın çağırılması. XIX. Sahne değişir: Odysseus'un babasıyla buluşması.Taliplerin Odysseus'u hor­ lamaları . S o n . (T) Telemakhos silahları saklar . ( o ) Telemakhos'un Lakedaimon'dan ayrılması . XXI. akraba­ ları öç almaya gelir . Serüvenlerinin anlatımına girişmeden kişili­ ğinin çeşitli nitelikleri üstünde durmalıyız Odysseus'un.Karıkoca birbirlerine kavuşup odalarına çekilirler.Çobanların Odysseus'a davranışı Telemakhos'la talipler arasındaki çatışma Şölen. taliplerin hak­ kından gelmek için plan kurarlar .) Eumaios'un dilenci kılığındaki Odysseus'u iyi karşılaması .Telemakhos'u geri getirmek için Lakedaimon'a gitmesi.Gece herkesin yatması.Uyku .Dadısı Eurykleia ayaklarını yıkarken onu yara izinden tanır Odysseus karısına kendini tanıtmadan onun gördüğü bir düşü yorumlar . ( p ) Telemakhos saraya gelir.Taliplerin hiç­ biri yayı geremez .Odysseus dilenci kılığında Eumaios'la saraya gider . çok bilmiş.Telemakhos'un gemisi limana girer: Taliplerin öfkesi . kendisi de modern insanda aranan erdem ve nitelikleri kişiliğin­ de topladığı için uygarlık.Evde t e 999 rnizlik . XXIII. kurnazdır.Silahların hazine odasından getirilmesi .Sahne deği­ şir: Taliplerin öldükleri haberi yayılır. çektiklerini birbirlerine anlatırlar .Odysseus'un uydurdu­ ğu masallar . Cin fikirli. X I I I . (a) Saray dilencisi İros'la Odysseus arasındaki güreş . XX. insanlık tarihine bir prototip. çobanların sevinci . ( v ) Odysseus'un Phaiak ilinden uğur­ lanması . Serüvenlerini anlatması burada biter. XVIII.Penelopeia ile talipler arasında sert konuş­ ma .Odysseus tek başına Kalypso'nun adasına çı­ kar. üçüncüsü de sabırdır.İhtiyar köpeğinin ken­ disini tanıması . yani çok akıllıdır. (v) İkisinin de uyku tutturamaması Tanrı işmarları . Ulus­ lararası bir kişi olmuştur denebilir. bir ilk örnek olarak girmiştir.Baba-ogul sevinçle birbirlerine sarılırlar. "polymekhanos".Ozan Phemios'la haberci Medon'dan başka herkesin öldürül­ mesi . (E . baba-otjul ağıllarda yalnız kalırlar . XXII. aşılmaz engellerle dolu. "polytlas". güç durumların için- . XXIV. Odysseus'un kişiliğinde çokça bulunan niteliklerin birincisi akıl. Homeros destanlarında bu çok yönlü.Talipler dilenciyi hırpalar Penelopeia onu korur ve yanına çağırtır. X V I I .Çobanlarla birlikte akşam ye­ meği.Taliplerin şaşkınlığı.Athene araya girip barı­ şı sağlar. (y) Penelopeia önce Odysseus'u ta­ nımaz.Sabahki toplantı .

dilenci kılığında kollarını bacaklarını açtı mı. Bu olgun ve yetkin yiği­ din yine de bu kadar üstün bir direnme gücü göstermesi. (1) A D İ VE DOĞUŞU. kuzeybatı Yunanistan kıyılarının karşısında bulunan îthaka (Horneros destan­ larında İthake diye geçer) adasında doğmuş­ tur. istediği amaca varmak için de gerekince yalan söylemesini.sonra­ dan Odysseia'da görüleceği gibi .varlığı da oradan gelmedir . Yalan dolanda usta Autolykos'un kızı olan Antikleia'nın Laertes'le evlenmeden ön­ ce Sisyphos'la yattığı. hele yayı germesinde.oğlunu nasıl tahta geçirdiği anla tılmaz. yiğidin bütün çabalarını boşa çıkarmak.den sıyrılmak için bin bir düzen ve çare düşü­ nür. akıllara durgunluk. Batı dillerindeki Ulysse'nin türediği Latince Ulyxes'e gelince. ki bu yara i z i İthake'ye dönü­ şünde dadısı Eurykleia tarafından tanınması­ na yol açar (Eurykleia). bin bir acıya katlan­ ma onu yıpratmıştır. yok etmek ister. ya da işlemek . ağılları. Güzel ve güçlüdür bir kere. ( 2 ) ODYSSEUS'UN G E N Ç L İ Ğ İ . Odysseus genç de değildir üstelik bu başarıyı kazandığı zaman: Otuz yıllık sa­ vaş.bir devlfi adamından çok sürüleri. korku salar orta- lığa. bağ ve bah çeleriyle ilgili bir adamdır. anasının ki Antikleia'dır.zorunda kaldığı birçok kötülükleri. elâlemi kandırmasını ve en çetin. bizce büsbütün önemsiz bir suç yüzünden deniz tanrı Poseidon (destanlarda adı Poseidaon'dur) ona amansız bir kin ve garez bağlamıştır. Odysseus kafa üstünlüğüyle kalmaz. onu denizde boğmak. Odysseia'da gençliğiyle ilgili bir tek olayın sözü geçer: D e ­ desi Autolykos'a konuk gitmesi. Bu bilinç ve akıl gücü ona kendi amacına varmak. Akhilleus gibi Odysseus'un da Kheiron'a çömez olduğu söylenir. Bakalım şim­ di mythos bu ideal insan tipini ne gibi masal­ larla donatmış. denizlerde sürünme. beden­ ce de üstündür. Babası Laertes'in . İphitos). süslemiştir. İphitos da ona Eurytos'un ünlü yayını vermemiş. Yunanistan'da kara yolculukları yaptığı da bilinir: Bunların birin­ de Lakedaimon'a gitmiş de konuğu İphitos'la karşılaşmış. Troya savaşına katılmadan Odysseus İthake tahtına çıkar. yiğidin bir Yu­ nan lehçesinden alınmış adıdır. bir dayanma gücü vardır ki. Odysseus hiçbir yiğidin karşılaşmadığı güçlüklerle karşılaşır. çağımızın büyük keşiflerine yol açan arayıcı. en çetrefil durumların en korkunç tehlikelerin içinden yağdan kıl çekercesine sıyrılmasını bilir. kötülüğü simgeleyen güçleri yenip iyile­ rinin zaferini sağlamıştı çoğu kez. ama Odysseus'un karşısına çıkan doğal güçlükler doğa unsurlarının kendileridir: Odysseus denizle pençeleşmek zorundadır. Efsane yiği­ din delikanlılık yılları üstüne pek fazla bilgi vermez. macera kahramanı değil de. İşlediği ve destan­ larda da önemi belirtilmeyen. masal uydurmasını. onun kişiliğinde ilkçağın insan idealinin dile geldiğini gösterir. içinde bütün olanak­ ları tartışıp durur Odysseus. gencecik yaşında deniz­ den çıkmış o korkunç yaratığa gönül verir de acı bir hayal kırıklığına uğrar. kendi çıkarını sağlamak için işlediği. Gerçi Herakles doğanın çeşitli canavarlarını alt et­ miş. Odysseus. Odysseus'un bu birleş­ meden doğduğu konusunda Antikleia ve Autolykos maddelerine bakınız. ki bu yayla Odysseus talip­ leri öldürecektir (Eurytos. durmadan düşünür. . kimsenin yerden bile kaldıramadığı yayı gerip okunu tam h e ­ define vurmasında ne yaman atlet olduğu or­ taya çıkar. Bu bakımdan Odysseus eşsiz bir kahramanıdır. koca olarak almaya can atarlar. ahlak bakı­ mından su götürür davranışları affettirir. bulucu ve yaratıcı zekâyı simgeleyen insan tipi. bir yaban domuzu avına katılması ve orada bacağından yaralanması. Odysseus'un gücü ve güzelliği erkekleri de şaşkına çevire­ cek niteliktedir: Phaiaklar ilinde yarışmaya başlayınca herkesi yener. kadınların ona bayıldıkları. Kalypso ile Kirke tanrıça oldukları halde Odysseus'u severler. Bunun dışında öylesine bir karşı koyma. Poseidon Yunan insanlarının düşman saydıkları halde hakkın­ dan gelmeye uğraştıkları denizi simgeler. bağlandıkları bir­ çok örneklerde görülür: Penelopeia kocasını otuz yıl bekleyecek kadar sadık bir karıdır. ya Nausikaa. Odysseus adının kay­ nağını açıklamak için ta ilkçağda yapılan ça­ balar sonuç vermemiş. onunla savaşında da Odysseus doğada en tehlikeli güce karşı koyup onu yenmenin yol­ larını bulan insanı. adın asıl anlamı anla­ şılamamıştır. ama delikanlının kral olunca bir . Babasının adı Laertes. insafsızlıkları.

ora­ da kalmak isterler. İkarios. bir on yıl daha denizlerde sürünür ve Akdeniz'i boydan boya dolaştıktan. hem danışman. Odysseus Penelopeia ile evlenir. Savaşların hepsine katı­ lır. sürüyle Troyalı öldürür. Troya'dan ayrılış bir filo halinde olmaz. ( 4 ) D Ö N Ü Ş Y O L C U L U Ğ U (Odysseia). Güneye doğru yol alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzeredir ki. sert bir poyraz f ı r tınası onu önce Kythera adasına atar. gösterdiği canlılık ve atılganlık anlatılmakla bitmez. yararlıkları Ilyada'da bütün ayrıntılarıyla anlatılmıştır (llyada). (llyada). Odysseus Tyndareos'u kendine dost edinmek için. Helerte. Tro. yabancı bir tekneyle İthake'ye bırakılır. başka­ larını savaşa sürmekte. Yalnız Odysseus İthake adasına bir türlü ulaşamaz. onlara yardım etmek­ te herkesi geçer. Lotos yiyenlerin ülkesine çıkarlar. ordu komu­ tanı. on iki gemi­ sinin ve yoldaşlarının hepsini yitirir ve tek ba­ şına. Kıbrıs kralı Kinyras'a elçi giden de odur (Kinyras). yarayı açan kimse onun eliyle iyileştiril­ mesi gerektiğine ilişkin tanrı sözünü yorumla­ makla kalır (Telephos). Telemakhos diye bir erkek çocukları olur. yola çıkış günü üstüne Agamemnon'la Menelaos arasında görüş ayrılığı vardır. İsmaros kentini alır. G e ­ ce dağdan inen Kikonların saldırısına uğrar­ lar. Mysia'ya çı­ karma ile sonuçlanan ilk seferde Odysseus büyük bir rol oynamaz: Telephos'un yarası­ nın. bu yemiş onlara sılayı unutturur. Troya savaşına hazırlık on yıl sürer. ( 3 ) T R O Y A S A V A Ş I . Deiphobos vb. yiğit de Palamedes'e karşı ilerde korkunç bir öç almayla sonuçlanacak derin bir kin besleyerek sefere çıkmak zorunda kalır (Palamedes). taliplere Helene'nin seçeceği kocaya ar­ ka olmaya ant içirmesini önerir. halkını öldürür. Tenedos'ta onlardan ayrılır. Savaş bittikten sonra yurtlarına dönen Akha yiğitleri belli süreler içinde yurtlarına va­ rırlar. soyka alır. Hekabe. tragedya gibi da­ ha sonraki kaynaklarda anlatılan başka olay ve efsaneler için de Aias. Kuzeye doğru yol alırlar ve keçilerle dolu bir adaya çıkarlar. Odysseus altı adamını yitirip denize açılır. İkinci seferin başında Aulis'te İphigeneia'nın kurban edilmesine önayak olur (İphigeneia). adaya çıktıktan ve akla. Odysseus'un bu yiğitlikleri. Bu şarap sonraları Tepegöz P o lyphemos'u sarhoş etmeye yarayacaktır. ama ço­ cuk daha kundaktadır ki. Menelaos Nestor'la birlikte denize açılır. tahta at fikrini ileri sürer ve bu dü- zenin gerçekleşmesinde önayak olur. gece keşfe çıkmak gibi tehli­ keli görevler yüklenir ve hepsinden önemlisi. ondan on iki küp İsmaros şarabı ar­ mağan alır.seçmesi epey olaylı geçer: Odysseus Yuna­ nistan'ın birçok kral oğulları ve derebeyleri gibi Helena'ya talip olur. Odysseus onları zorla ge­ milere bindirir. arabulucu olarak oynadığı rol. Ne J var ki Odysseia'nın kuruluşu çetrefil olduğun­ dan efsaneleri burada zaman akışına göre bir daha ele almakta fayda vardır. bu elçilik başarısızlıkla sonuçla­ nınca Lykomedes'in sarayında saklanan Akhilleus'u bulup getirmek için yola çıkar ve kurduğu düzenle genç yiğidin savaşa katılma­ sını sağlar (Akhilleus). Troya savaşı da bilindiği gibi o kadar bir zaman kap­ lar. ama güzel kıza ta­ liplerin fazlalığından ürkerek ondan vazgeçip İkarios'un kızı Penelopeia'yı ister. Denize açıldıklarında bir fırtına onları ayı­ rır. Helene'nin babası Tyndareos'un kardeşidir. kocası Menelaos'un yardım istediği haberi duyulur. elçi. Troya şehrinin savaşla ele geçirilemeyeceğini anlayarak. Odysseus savaşa gitmemek için elin­ den geleni yapar: Delirmiş gibi davranır. Troya önündeki on yıllık savaş süresi bo­ yunca Odysseus'un hem savaşçı.i ya'ya döner ve Agamemnon'un filosuna katı­ lır. Helena'nın kaçırıldı­ ğı. yalnız Apollon rahibi Maron'u esirger. İlyada'da sözü geçmeyen. maddelere bakınız. Atreusogullarının davasını benimser: Bir e f saneye göre Helene'yi geri istemek için Troya'ya gider. İlyada'nın hemen her sayfasında adı geçer. Odysseus yanına on iki . Orada et ku­ manyası yaparlar. Odysseus arkala­ rından gelir. hayale sığ­ maz serüvenler yaşadıktan sonra. Yerliler Odysseus'un arkadaşlarına lotos denilen yemişten yedirir. Herkesçe benimsenen bu öneri ilerde Troya seferine yol açacaktır. ama Palamedes yalanını yüzüne vurur. Odysseia adıyla anılan Odysseus'un dönüş desta­ nını bundan önceki maddede özetledik. bir sü­ rü kıyıya. Odysseus on i k i gemisiyle Trakya'da K i konların ülkesine çıkar.

Odysseus'un filosu altı gün kürek çekerek kuzey yönünde yol alır ve Laistrygonların ülkesine varır. Yel esmediği için orada karaya çıkmak zorunda kalırlar. Daha geç dönemlerden kalma metin­ lerde Odysseus'un efsanesi alabildiğine uzatı­ lır. Akşam olunca Tepegöz sürüleriyle döner. Malta olduğu sanılan Ogygie adasında ge­ çirdiği zaman belli değil: 10. U l u nympha Odysseus'a bir sal yapmakta yardım eder. Bundan sonrası zaman sırasıyla anlatılır Odysseia'da: Odysseus'un tanınması (Eurykleia). Yiğidin Kirke'nin ya­ nında bir ay ya da bir yıl kaldığı söylenir. Tek gemiyle daha kuzeye doğru giderek Aiaie adasına çıkarlar. ama kaynak değeri olmayan bu metinleri hesaba katmak doğru olmaz. K ı z babasına haber salar. mülkünü sömüren asalak­ lardan öç alıp evini ve ailesini düzene kavuş­ turduktan sonra ne yaptığı Odysseia'da bildi­ rilmez. Odysseus birkaç yoldaşını feda ederek bu tehlikeyi de aşar. 5. tahtına ka­ vuştuktan. Gemi yola çıkar çıkmaz Tanrı Zeus'un saldığı bir şimşekle paramparça olur. Odysseus'un yurduna dönüp. 8. bir fırtına salarak batırır. mağaranın kapısı­ na kocaman bir kaya dayar ve Odysseus'un arkadaşlarını ikişer ikişer yemeye koyulur. Kharybdis'le Skylla canavarlarının önüne gelirler. Alkinoos. malını. Odysseus'un tayfası bu kez dev yamyamların saldırısına uğrar. Alkinoos'un sarayında konuklanması ve bir Phaiak gemi­ siyle İthake'ye gönderilmesi için Nausikaa. Bir mağaraya girerler. Odysseus'un Kirke ile olan macerası için Kirke maddesine bakınız. Kharybdis. akıntıya kapılıp Khrybdis ge­ çidini bir daha aşmak ve dokuz gün denizde çalkandıktan sonra Kalypso'nun adasına çık­ mak yolunu bulur (Seirenler. Denize açılınca Kirke'nin dedikleri MK İR olur: Seirenlerin önünden geçerler. Bu kez Kirke ona karşısına çıkacak olan tehlikeleri sayar. Sonunda tanrıça Athena'nın yal­ varması üzerine Zeus Odysseus'u kurtarmaya karar verir: Hermes'i yiğidi bırakması için Kalypso'ya gönderir. Aiolos Odysseus'u iyi karşılar. limana girmiş olan gemiler parçalanıp içindekiler öldürülür. Odysseus adamlarına sığırla­ ra dokunmamalarını söyler. çünkü Te­ pegöz tanrının oğludur. 1 yıl di­ yenler var. bütün yellerin dışarı fırlamasıyla korkunç bir fırtına kopar. yukarda gösterilen adlar altında an­ latılmıştır. Kirke Odysseus'u bilici Teiresias'ın ruhunu bulmak ve ondan İthake'ye dönüş yolunun ne olacağını öğrenmek için ölüler ülkesine yollar. İlkçağdan beri Sicilya ile bir tutulan Tepe­ gözler ilinden yeller tanrısı Aiolos'un adasına varırlar. Korsika olduğu ileri sürülen bu ülkenin Telepylos adlı lima­ nında kralın kızı olan bir dev anasıyla karşıla­ şırlar. Kalypso). yalnız liman dışında de­ mirlemiş olan Odysseus'un gemisi kurtulur. tayfaların hepsi boğulur. karısı Penelopeia'ya kavuşması (Penelopeia) bu sözlükte. buranın zengin bir mandıra olduğunu görürler. Y ı l dızlara baka baka yol alırken tanrı Poseidon Odysseus'un salını görür. ama kumanyala­ rı tükendiği için tayfanın kendisi yokken hay­ vanlardan birkaçını kesmelerini önleyemez. Aiolos adasına ikinci bir çıkışla­ rında kovulurlar. Nausikaa ile buluşması. Latium kıyılarında bugün Capo Circeo diye anılan yer olduğu ileri sürülür. Tanrıça İno'dan yardım gören Odysseus yüze yüze Phaiak'ların toprağında kara­ ya çıkar. Skylla. ağırla­ dıktan sonra ona bütün yellerin içinde kapalı bulundukları bir tulum verir. Yiğit bu olağanüstü yolculuğu başar­ dıktan sonra Kirke'nin yanına döner. 225 . Odysseus'un kurnazca düzenleri burada baş­ lar: Tepegöz'ü sarhoş edip. maddelere bakınız. gözünü çıkarır. arkasından da tatlı bir yel salarak gemileri uğurlar. ya da Telegonos ve Nausithoos diye iki oğlu olmuş. Odysseus yelken direğinin üstünde dalgalara göğüs germek. Ama tanrı Poseidon'un amansız öfkesini de üstüne çeker. yanına her türlü kumanya vererek onu uğurlar. Teiresias'ın da bildirdiği gibi bu suç onların ölümüne sebep olacaktır. Odysseus uykuya dalınca tayfaları tulumu açarlar. Eumaios vb. Güneş tanrı Helios'un be­ yaz sığırlarının otladığı Thrinakie adasına ula­ şırlar.yoldaşını alarak bu adanın biraz ötesinde bu­ lunan Kykloplar. Büyücü Kirke'nin topra­ ğıdır burası. On­ dan Telegonos adlı bir oğlu. yani Tepegözler iline geçer. adının Kimse olduğunu söylediği devin yar­ dım alıp kendisini kovalamasını önler ve ma­ ğaradan çıkmak için sürülerin altına girip sak­ lanmayı başarır. taliplerden öç alması (Antinoos).

Ayağı şiş anlamına gelen Oidipus adı da ondan. 18. . Tanrı bilicisi ona kendi babasını öldürüp anasıyla evleneceğini bildirmişti. Oidipus da anası ve karısı olan kadının iğnesiyle gözlerini kör eder. Kâhin cevap ver-" mekten çekinir. götürür Korinthos kralı Polybos'a verir. Oidipus. Gerçeği tanrı Apollon'dan öğrenmek üzere Delphoi tapınağına doğru yola koyulur. Dionysos'a karşı koyduğu için lanete uğramış. Oidipus'un kral olmak üze­ re Korinthos'a çağırıldığını bildirir. Bilici Teiresias'a | katilin kim olduğunu sorar. Polybos'la karısı Priboia'nın çocukları olmamıştır. ama anasının bulunduğu yere gitmekten çekinir. akıl almayacak yıkım ve acıların birbirini izle­ mesini görmüştür. Thebai halkı da rahat bir nefes almış ve kurtarıcı­ sı bildiği Oidipus'a Laios'tan boş kalan taçla birlikte dul karısı İokaste'yi vermiş.Oidipus. ikincisine de Gün ve Gece diyerek doğru cevaplan vermiş. Oidipus. Oidipus insanın tüyler ürpertici bir dramını dile getirdiği içindir ki. Sphinks denilen canavar şehirde korku salmakta. bilme­ yerek suç ve günah işler. Doğar doğmaz bebek dağa bırakılır. adı tıp ve ruhbilime varıncaya kadar insanla ilgili bütün bi­ lim ve sanat dallarına karışmış. Oidipus gene de ikirciklidir: Babasının ölümü kendi elinden olmamıştır. 19). Bu olaydan sonra Thebai'ye vanr. Oidipus Yunan mythos'unun en trajik kahramanıdır. Yıllar geçer. Bu sözleri duyunca Oidipus'un içine kuşku girer. Laios'un da dar 1 bir geçitte öldürüldüğüne değinecek olur. bulunmuş bir çocukmuş diye. kimin çekilip yol vereceği konusunda kavgaya tutuşurlar. Labdakos'un torunudur. Delikanlılık çağına gelince bir dedi­ kodu işitir: Kralın oğlu değil de. Çoban da getirilip gerçeği açığa vurunca Oidipus'la iokaste'nin artık şüpheleri kalmaz. Oidipus bir daha Korinthos'a anasının. Thebai şehrinde veba baş gös­ terir. O sırada kavgaya tutuştuğu adamı gözü karararak öldürmesi doğaldı. her alanda derin iz bırakmıştır. kimi zaman dört ayak üstünde yürüyen ve doğal yasalara kar­ şıt olarak en çok ayağı olduğu zaman en güç­ süz olan yaratık hangisidir? İ k i kız kardeştir­ ler. Kadmos'la Hormania'da kaynak bulan bu soyu bir tanrı yetiştirmiş. Çocuğu bir çoban bulur. Polyneikes. Oidipus'u öz evlat gibi büyütürler. kızı Antigone'ye yaslanarak Attika'da Kolonos iline gelmesi ve orada ölme­ siyle sonuçlanır. Antigone. Oidipus adamı ve arabacısını öldürür. Oidipus he­ men araştırmaya koyulur ve suçluya karşı korkunç tehditler savurur. Sorular da şunlardır: K i m i zaman iki. Onun kişiliğinde traged­ yanın özü ve trajik kavramınının asıl anlamı belirir. kimi zaman ü ç . Oidipus birinci bilmeyece in­ san. Derken ulak kendisi­ nin Polymos'la Periboia'nın oğlu olmadığını. içinden bir kayış geçirilmiş­ tir. Salgının nedenini öğrenmek için Oidipus kaynı Kreon'u Delphoi'ye gönderir. babasının ya­ nına dönmemek amacıyla Thebai'ye kral ol­ muş ve İokaste ile birleşerek dört çocuk üret­ miş: Eteokles. Anası bazı kaynaklarda Epikaste diye anılan İokaste'dir. Teiresias ve Kreon arasında kavga kopar. sor­ ' duğu bilmecelere cevap veremeyenleri parça- layıp yemektedir. Bir anlatı­ ma göre. Oidipus sarsılmış. Korinthos'a bir daha dönmemeye kararlıy­ dı. Serüveni şöyle özetlenebilir: Oidipus Thebai kral soyundandır (Tab. çocuk da onları anababa bilir. Bu sırada Korinthos'tan bir ulak gelir. bir zamanlar gördüğü düşe. Kraliçe sarayın içine sığınıp canına kıyar. Oidipus Laios'a rastladığı sırada Delphoi'den dönmekteydi. Polybos'un öldüğünü. Sphinks kendini tünediği kayadan aşağı uçuruma atarak ölmüş. kaderin oyuncağı olur ve istemeyerek. lokaste gebe iken bir düş görür. Oidipus'un öleceği toprak tanrılarca kutlanacağı haberi yayılınca Kreon' . Thebai'ye yakın dar bir geçitte arabalı bir adama rastlar. çileden çıkmış­ tı. G e ­ len cevap şudur: Kral Laios'un katili bulun­ malı ve şehirden sürülmelidir. İokaste araya girer ve . İ s e ne. saraya bir çoban tarafından bulunup getirildi­ ğini söyler. Thebai kralı Laios'un oğlu. Teiresias bu düşü şöyle yorumlar: Kraliçenin kaınında taşıdığı çocuk babasını öldürecektir. ayak bi­ lekleri delinmiş. biri ötekisini doğurur ve ikincisi birincisin­ den doğmadır. bundan ötürü de ya dışardan ya da içinden gelen korkunç belala­ ra uğrar. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasında dile getirilen bu dram Oidipus'un Thebai'den sürülmesi. ama belki bu tanrıya. Trajik kişi tek başına ya da bütün soyuyla birlikte tanrı lanetine uğramış kişidir.

Apollon t a n r ı n ı n kendisine verdiği şi­ falı otlar vardır. Anası Antlklela şaşar buraya kadar gelebildiğine (Od. Odysseus Ölüler Ülkesine v a n n ı t için O k e a n o s kıyılarına gelir. özellikle batıda Atlantik Okyanusuna verilen ad olmuştur. yurdu Thebai'ye de lanet okur. 2). O k e a n o s bu diski çepeçevre sa­ rar. İ n t a n dünyanın u c u n a doğru hangi y ö n d e n giderse. ertesi sabah gene O k e a n o s sularından d o ğ u p yükselir. Thetis. yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benzer. Kreon). Argonaut'lar seferine katılmış ve S t y m p h a l o s gölünün bir kuşun­ d a n alınmış tüyle yaralanıp ö l m ü ş . A m a Titanlar arasında ay­ rı bir rol o y n a r . 1 5 5 vd. ölmeyi seçer. bulamazsın bir sığ yerin/. Okean o s büyük denizlere. ris ölünce O i n o n e pişman olup canına kıyar (Paris). a m a Üç Güzeller yarışmasın­ da yargıçlık ettikten s o n r a da şehre i n m e k üzere O i n o n e ' d e n ayrılır. yarışa başlar başlamaz ö b ü r ü n e yetişi­ yor. oynar. Elis kralı O i n o m a o s güzel H i p p o d a m e i a ' n ı n babasıdır. a m a atları ölümsüz olduğun­ d a n . . diri diri? Yaşayan insanlar kolay kolay göremez buraları. t a n r ı kuşaklarının kavgasına karışmamış. a m a kör kral Attlka'da k a l ı p . O i n o m a o s a r a b a d a n yere düşerek dizgin­ lere dolaştı ve öldü. P a Kalydon kralı. a n c a k bir gün yaralanırsa o n u gelip bulmasını söyler. D i o n e . gitsin O k e a n o s ' a batar. Paris Troya savaşının sonla­ rında Philoktetes'in attığı bir okla yaralanınca O l n o n a ' n l r ) bu sözünü hatırlar. Yarış başla­ yınca Elis kralı Z e u s tapınağında bir k o ç kur­ ban ediyor. toplamının üç bin olduğu söylenir. kınız. ö n c e bütün ırmaklar m e y d a n a gelir. Bunların birkaçı sayılır T h e o g o n i a ' d a . ev­ rensel bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. O i n o n e İda dağının n y m p h a l a r ı n dan biridir. O k e a n o s . XI. Ö n c e Okeanos var. yani Gök'le Deniz'i ya­ ratır. O i l e u s . T o p r a k a n a G a i a K h a o s ' t a n çıkar çıkmaz kendi k e n d i n e U r a n o s ' l a P o n t o s ' u . b a ş a r a m a z . Bunların arasında Metis. sağlam yapılı bir gemin yoksa aşamazsın onu. D e r i n anaforlu. Okeanos'la Tethis'ten dogma üç bin dişi varlık da vardır: O k e a n o s kızları. Balı Ki/ larının bahçesi O k e a n o s kıyılarındadır (Ihrakles). Pelops. Yunan e r k e n ilkçağının dünya görüşüne göre. sisli karanlıklar ülkesine. Geleceği bilen Oin o n e o n u vazgeçirmeye uğraşır. O k e a n o s . s o n r a da U r a n o s ' l a "sarmaşıp kucakla­ şıp doğurdu derin anaforlu O k e a n o s ' u " (Tab. Kendisini süren oğullarının iki­ sine d e . Priamosoglu Paris dağa bırakılıp çobanlarca yetiştirildiği sırada O i n o n e ile t a ­ nışır ve sevişir. o n u geçiyor ve kim olursa olsun kafasını keserek evinin kapısına asıyordu. D e ­ nizde dişi unsuru simgeleyen Tethys'in Üretti gi yaratıklar sayılmakla bitmez. Lokrislilerin kralı Oileus "küçük" Aias'ın babasıdır (Aias). büyük ırmaklar var arada. Hesiodos T h e o g o n i a ' d a O k e a n o s ' u n Titan kız kardeşi Tethys'le evlendiğini söyler. ya da Pelops'un elinden öldürüldü (Hippodameia. Kızına çıkan talipleri O i n o m a o s araba yarı­ şında d e n e m e y i şart koşuyordu. Uineus. Kız bu talibe gönül verdi ve ikisi birden Oin o m a o s ' u n arabacısı Myrtilos'u baştan çıka­ rarak P e l o p s ' u n yarışı kazanmasını sağladı­ lar.la Polyneikes Oldipus'un Thebai'ye geri gel­ mesini isterler. dünyanın u c u n a çekilip oraya yerleşmiştir. Eteokles. O k e a n o s aslında bir deniz gibi değil. korkunç akıntılar var-. Euirynome n e i r a ' n ı n babası. 1. Sonraları coğrafya bilgileri artınca. bu sırada rakibinin yol almasına izin veriyordu. T a n r ı Ares'in oğlu. O i n o m a o s . Meleagros'la DeiaHerakles efsanesinde rol Meleagros m a d d e l e r i n e ba­ Herakles. çocuğum.): Nasıl geldin. Myrtilos). Olu­ n u n iden sonra oğulları arasında k o p a n kavga vı • Thebai şehrinin ü s t ü n e çöken yıkımlar bu ilenmenin s o n u c u d u r (Antigone. S o n u n d a H i p p o d a m e i a ' y a talip olarak Pelops çıkageldi. o n a haber gönderir. Okeanos'la Tethys'ten. . H e s i o d o s ' a göre. Böylece on iki kuru kafayı dizmiş bulunuyordu.ama n y m p h a yardıma gelmez. G a i a ' n ı n on iki T i t a n evla­ dından birincisidir. O i n o n e . burgaçlı diye nite lenmesi akan bir su olduğundandır.

Bkz. Marsyas'ın oğlu ya da çömezi olarak gösterilir. Ops'un Capitolium tepesinde bir tapınağı vardı. Nitekim Olympos tanrıları diye anılan Zeus kuşağı yalnız Olympos dağında görül­ mez . (2) Kybele'nin kocası olarak gösterilen bir Olympos vardır. sonra Kronos'la Rheia yönetimi ele almışlar ve Ophion'la Eurynome'yi Tartaros'a kapatmışlar. saraylarında iyice beslemişler. onlar almışlardı beni Rheia'nın elinden. Arınma süresi sona erince Herakies Omphale'den ayrılır ve ölmeden daha birçok işler görür (Herakies). eski Anadolu dillerinden geldiği ve genellikle yüksek dag anlamına kul­ lanıldığı anlaşılmaktadır. Koro da Okeanos kızlarından meydana gelmiştir. devlere onu tahtın­ dan etmelerini önermiş. Romalıların halk inançlarına göre Orcus ölümü simgeleyen cin ya da ölüler ül­ kesinin kendisidir. Okeanos'un uzlaştırıcı tutumu Prometheus tarafından şiddetle kınanır.): Gidiyorum bol besi veren toprağın bir ucuna. Olympos tanrı­ larından bazılarını saraylarında konuk ettikle­ ri de olur.İda dağı gibi başka yüksek dağlarda da toplanır­ lardı. Apollon ve Musalar gibi daha çok oyun ve ezgi­ den hoşlanan tanrılar Parnassos ya da Heli­ kon dağlarında toplanmaktadırlar.ki asıl Olympos dağı yanlış bir düşün­ ceye göre Makedonya-Tesalya'da bilinir . ana Tethys'i görmeye. ona ağıt yak­ mış. Roma dininde bolluğu simgeleyen tan­ rıça.Phlyra gibi tanrı ya da kahramanlarla birleş­ miş ünlü kişiler bulunur. Zeus da öfkelenerek Olympos'un üstüne şimşek çakmış. insan so­ runlarını tartışır. Olympos adını taşıyan efsanelik kişiler de vardır. büyütmüşlerdi. Ophion. ayrıca koca olarak da kullanır. Kıbrıs'ta ve Yunanistan'da bu adı taşıyan dağlar çoktur.(1) Girit'e adını veren Kres'in oğlu. Dorukları gökte bu­ lutlara karışan ulu dağların tanrılara konut ol­ duğu inancı Yunan'a Sümer'den gelmiş ola­ bilir. 200 vd. tanrıların atası Okeanos'la. tanrı da çabala­ rından vazgeçerek yatağına döner. Homeros destanlarında tanrı­ lar Olympos dağında şölen yapar. toplantılarda aralarında soh­ bet ya da kavga eder gösterilirler. Girit'te. Oneiros. Hypsipyle. Orcus. Sanatçılar Herakles'i uzun Lydia entarisi giymiş olarak Omphale'nin dizlerinde iplik bükerek gösterirler. Nyks. Ops. Ayrıca Anadolu'da sayısı yirmiye varan Olympos adlı dağlar olduğu gibi. (3) Ünlü bir flüt çalgıcısı. Bu adın kaynağı ve anlamı büsbütün açıklanmamışsa da. Apollon'un öl­ dürdüğü Marsyas'ı gömmüş. XIV. Olympos daha çok gök tanrı Zeus'un merkezidir. Okeanos'la Tethys tanrılardan uzak. sakallı bir tanrı olarak gösterilen Orcus sonradan Yunan tanrılarının etkisi altında Plüton ya da Dis Pater adını almışsa da. Orfik görüşlere dayanan bir kayna­ ğa göre Ophion eşi Okeanos kızı Eurynome ile birlikte Titanlara hükmedermiş. Öldür­ dükten sonra pişman olmuş ve Olympos'un mezarı bulunduğu dağa adını vermiş. Herakies efsanesinde rol oyna­ yan Lydia kraliçesi. Herakies çıldırıp İphitos'u istemeyerek öldürünce. ona birçok işler gördürür. İlyada'da Hera şöyle anlatır ( İ l . Opheltes. Kraliçe de aslan postuna bürünmüş. Olympos. . Saturnus'un dişi karşıtı olarak gösterilir ve Sabin kaynaklı olduğu söylenirdi. yiğidin topuzunu onun kafasında sallamaktadır. Lydia kralı Tmolos'un dul karısı Omphale yiğidi satın alır. Olympos Yunanca bir kelime de­ ğildir. Omphale. Bkz. kendi­ lerine göre bir hayat sürerler. Aiskhylos'un Prometheus tragedyasında Okeanos Zeus'a karşı ayaklanan Titan'ı Olympos tanrılarıyla banştırmaya uğraşan bir arabulucu rolünde çıkar karşımıza. Kronos bu Olympos'a Zeus'u emanet etmiş ve tanrı998 yi kendi büyüttüğü halde. Bilici de üç yıl köle olarak çalışması gerektiğini bildirir. Etrüsk mezarlarında uzun saçlı. bu suçtan nasıl arınacağını öğrenmek için Delphoi'deki Apollon tapınağına başvurur. Mysia Olympos'una (Ulu­ dağ) adını veren oymuş. Orcus günlük dilde anılan bir tanrı olarak kal­ mıştır.

sonra da karanlıktan ansızın güneşe bakmasıyla gözlerinin yeni­ den açılmasıyla sonuçlanır. Agamemnon'la Klytaimestra'nın oğlu. yarasını ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini öğrenince. Argos'a kral olur ve çok uzun bir ömür sürer. Orestes çıldırır ve Erinyslerden kurtulmak için oradan oraya atar kendini. Akhilleus'un oğlu ölür. Elektra. Yabancılar ve hey­ kelle birlikte denize açılabilmek için bir düzen kurar. Kraliçe sevincinden tanrılara sunıılar sunmaya gitmişken Orestes kendini Eleklra'ya tanıtır ve Klytaimestra ile Aigisthos'un öldürülmesini birlikte planlarlar. ama tanrı lanetini de kendi dramıyla so­ na erdirir. Pythia o n u n Tauris'e Artemis heykelini almaya gitilmesini buyurur. Ülkenin kralı Thoas onları Artemis tanrıçanın rahibesine t e s l i m eder. Nympha'lar. İr­ mak kıyısında oynarken rüzgâr tanrı Boreas tarafından Trakya'ya kaçırılır. Bir casus olarak yakalanmak üzerey---ı orada bulunan küçük Orestes'i rehin ola­ rak. Çok yakışıklı olduğu için kadınlardan sevgi görmüş. Bkz. üç büyük tragedya yazarı birçok oyunla­ rında Orestes'e baş rolü ya da çok önemli bir rol vermişlerdir. Atreusogullarının zincirleme suçlarını anasını öldürmekle sürdü­ rür. İlkin Side adlı çok güzel bir kız­ la evlenmiş. bırakır. Aulis'te İkinci sefere hazırlanan Akha ordusuna gel­ . Troya savaşı efsanesinde Orestes'in adı Akhaların Mysia'ya ilk çıkışları ve Telephos'la Ilgili olarak geçer: Telephos Akhilleus'un elinden yaralanıp. Klytaimestra oğluna yalvarır. ya da bir avcı kızına ya­ naşmak istemesidir. Merope adlı ikinci bir kadınla olan macerası Orion'un kör olması. İphigeneia. pusuya düşürülerek öl­ dürülür. Elektra to­ nik kardeşi Orestes'i kaçınr ve Phokis kralı Strophios'un sarayına gönderir. ama Troya savaşından sonra Menelaos ki zmı Neoptolemos'a verir. nedeni tanrıçanın kendisine. sonra da Goethe'nin "iphigeneia Tauris'te" dramlarına konu olan serüven şudur: Orestes'le Pylades Tauris'e varınca tanrıçaya k u r ban edilmek üzere tutuklanırlar. Orion. kralın oğlu Pylades'le birlikte Mykene sarayına gelirler. İlkçağda ünü orfizm denilen mistik . ama Orestes onu da Aigisthos'un ölüsü üstünde bıçaklar.ak laşması bundandır. Attika'ya varırlar. ama Side Hera ile boy ölçüşme­ ye kalkınca. Tauris dönüşünde Orestes nişanlısını kaçırmaya kalkar. Sonunda Atina'nın Oreopagos mahkemesi onu suçundan arındırır. tanrıça onu Tartaros'a atmış. Tanrıça sevgilisi­ ni Delos'a götürür. Orion yıldızının Akrep burcundan her zaman u/. N a o ptolemos'la kavgaya tutuşurlar. 15). Orpheus. tann Poseidon'un oğlu. Thoas'ı aldatarak kaçarlar. ama babası deniz tanrı gibi dalgaların üstünde yürüme gücü de var mış. Eııripides'ln. Orestes efsanesinin son bölümü Hermione ile evlenmesine değgindir. bir ayaklan ma olur. İphigeneia onları kurtarmaya ve Artemis heykelini de alıp on­ larla kaçmaya karar verir. Orpheus dillere destan olmuş b i l ozandır. Klytaimestra'ya Phokis'ten gelme iki haberci olduklarını. Orestes. Orestes ora­ da büyür. Orion. dev bir avcıdır. Elektra maddesinde belirtildiği gi-i. Artemis de akrebi bir burç. Orastesles Tauris'e gider ve orada kız kardeşi İphigeneia İ l e buluşur. Ama orada güzel delikanlı Artemis elinden öldürülür. Kan davası da burada biter. Atina kralı Erekhteus'un kızı. almış ve böylece istediğini elde etmişti (Telephos). İ k i kardeş -birbirlerini tanırlar. Orestes'le Herml one'yi babaları daha çocukken nişanlamışlar di. Khrysothemis'in kardeşi (Tab. B e r a a t ı n d a n sonra Orestes Apollontanrıya ne yapması gerektiğini sorar. Orestes d( Hermione'yle evienir. Orion'u da gökte bir yıldız haline getirir. akrep delikanlıyı topuğun dan sokar. b u rahibe d e İphigeneia'dır. Sonunda da Şa­ fak tanrıça gönül verir ona. Bütün devler gibi Toprak'tan dog­ ma olduğu söylenir. Kalais veZetes). Kalais'le Z e tes'il doğurur (Boreas. Orman Perileri. Artemis Orion'un üstü ne bir akrep salar. Artemis'e bir tapınak yapıp içine heykeli koyarlar. Orestes efsanesi de başlıca buı kaynaklara dayanır. Ana kanı döker dökmez öç perileri Erinysler Orestes'in peşine takılırlar. Orestes.Oreithyia. ken­ disine Orestes'in öldüğünü bildirmeye geldik­ lerini söylerler. A i gisthos kırdan döner. Troya savaşından sonra Agamemnon yur­ duna döner dönmez öldürülünce.

gün batar seni. artık senin olmayan güçsüz ellerimi". Ya Orpheus ne oldu?Derler ki onun için: Issız Strymon ırmağı kıyısında ağlamış tam yedi ay. b ö l ü m ü n d e Aristaios'Ia ilgilidir. buz kesilmiş. elveda! Giderim İşte uzata uzata ellerimi sana. K a d i r ' i n Türkçeleştirdigi p a r ç a kita­ bın IV. bir gümbürtüdür yükseldi. Orpheus birden bir çılgınlık etti. dağ perileri. Irmak boyu palas pandıras kaçarken senden o kadın. dört yanımı saran gece götürür beni. kişiliği ü s t ü n e a n l a t ı l a n masallar h e r t ü r d e n sanatçıyı esinlemişti. boş bulundu. kader engel olamazsa. geri dönüyordu. zavallı beni de? işte gene geri çağırır beni zalim kader. gecenin ya da kasırganın dağlardan savurduğu kuşlar kadar çok. seni de yok eden. dolanıverdi bacaklarına korkunç bir yılan. şimdi senin üstüne bindirmeye çalışır o belayı. uyku kapatır kararan gözlerimi. Bir daha ölü ruhları nasıl yumuşatırdı. L a ­ t i n şairi Vergilius'un " G e o r g i c a " adlı eserin­ d e n alınmış bir parçayla t a n ı t a l ı m dedik. Çalgısı vahşi hayvanları büyüle­ y e n .. yüksek kapılarının oraya yeraltı tanrısı Dis'in. büyük bir suç. Avernus batağından. en yüce dağları çığlıklarıyla doldurdular. Aşa­ ğıdaki A. tatlı eşi. çekersin bugün onun cezasını: Bir belaya çattıydı Orpheus. ve görüntüleri çıkageldi ışıktan 230 . bir suç işledin sen. ve kendisine geri verilen Eurydike. dedi ve birdenbire bir duman gibi karıştı hafif yellere. insan yakarışlarıyla yumuşamayah yüreklerin dikildi karşısına. İşte biranda bütün çabalar oracıkta uçtu gitti. an ye­ t i ş t i r m e k t e o l a n Aristaios O r p h e u s ' u n eşi E u r y d i k e ' n i n ö l ü m ü n e s e b e p o l m u ş t u (Aristaios. Yeraltı sandalcısı da aradaki bataklığı bir daha komadı geçsin. oyuk kaplumbağa kabuğundan sazıyla yaslı sevgisini avuttu durdu. gitti karşıt yöne doğru. kaçırılınca karısı. hep seni. Orpheus. bütün belalardan kurtulmuş. kara bahtlı. bir tanrı öfkelenmiş kovalar seni. Hep seni söylerdi. Artık Orpheus. Ne yapsmdı? Nereye gitsindi? Kime başvursundu? İkinci kez kaçırılmıştı karıcığı. hem de üç kez. Gitti sokuldu Taenarius dağının boğazlarına kadar. onun ezgileriyle sarsılan. Ömrü o kadarmış kadının. ezgisiyle ö l ü m ü bile alt e d e n b u o z a n ı biz b u r a d a kuru k u r u a n l a t m a k i s t e m e d i k . Styks sandahyla uçuyordu uzaklara. Orpheus. Haykırdı Eurydike: "Bu ne. gidiyordu işte. Proserpina 'mn koştuğu şarta uyarak kocasının ardından yürüye yürüye havanın daha yüksek katlarına doğru. kudurdu. gönlüne yenildi döndü baktı arkasına. Ve Erebus konutlarının en kuytu yerlerinden hafif ruhlar çıkageldi. ölüm tanrıları bağışlamasını bilseler.bir a k ı m y a r a t a c a k k a d a r ç o k yayılmış. Deliye döndü Orpheus. havada asılı bir kayanın altında ağlamış. gün doğar seni söylerdi. unutup duruverdi. başladılar bir ağızdan. bağışlanır bir çılgınlıktı bu: Eurydike'si ışığın altına tam çıktı çıkacakken. Yabana atılmaz yoksun olanların. bir anda kopuverdi amansız zorbayla yapılan anlaşmalar. tanrıları nasıl? Eurydike. kaçarken bir uçuruma atar gibi kendini tepetaklak. gelmekteyken. bindirecek de. girdi kapkara bir korkuyla gölgelenmiş ormana. görünmez oldu. görmedi boylu çimen ler yüzünden oralara sinen zehirli yaratığı. onunla baş haşaydın ya hani yalnız kıyılarda. Eurydike). Yaşıtları. bu ne? Bu ne çılgınlık böyle. ve Orpheus göremedi bir daha ruhlara tutunup dil dökmeye çalışan Eurydike'yi. ölü ruhların ve titreten kralların karşısına dikildi. yapraklar arasında saklanan kuşlar kadar çoktular..

konar bir dala. Titanlk Ktkonlarm bütün kadınlarım hor gördü. Nyks (Gece)'l doğurdu. şarkıcı. Homeros'takl tanrıların dindiremedikleri bir ruh ihtiyacını karşılar. örneğin İsis (lsis). Phanes'i yutarak dün­ ya egemenliğini ele geçirdi. canlıların verdikleri besinlerden (et. arar durur kaybolan yavrularını içi yana yana. VI. yüz­ çalkalanıp giderken bile yılcın felsefesine derin bir etki yaptı"... inek ve boğa bi çiminde tanrıça ve tanrı motifleri de Hesio"Bir din hareketi olan Orphik. oradan VI. Ne bir tutku yumuşatmış Orpheus'un yüreğini. H e m erkek. murta) el çekiş sayesinde olacaktır. ı r m a ğ ı n bütün kıyıları baştan başa. yutuldu. Bu bakımdan AdonlsTarikatı). unsurlardan temizlenmek ister. Titanlar tarafından parçalandı. mutlu bir öte dünya bekler. canı da "Ah kara bahtlı Eurydikel" diye Osirîs. soğumuş diliyle çağırıp durdu Eurydike'yi. yu Eacchus'un. bir kauak ağacının gölgesinde bir bülbül vardır hani. kızı Persephone-Demeter'le birleşip Dionysos Zagreus'u yarattı. başlar yeniden ezgilerine yanık yanık. tarlalara. Khronos'un oğlu Zeus. yutulmuş Dionysos çocuğun tanrısal İyi huylan birleşti. Osiris efsanesi Akdeniz yöresine özgü bir doğa be­ Or phik (ya da Orfeizm.. Soylar ve raya almayı uygun gördük.K y b e l e ve Demeter-Kore e f l00 Soruda Mitologya'sında çıkan özeti bu­ sanelerlyle benzerlikler gösterir. Arınma. tolojisiyle doğrudan doğruya ilişkisi yoktur.kahin dos'un Thegonia'sında ve İo Epaphos efsaı büyücü Orpheus'a bağlanır: Orpheus . Bu konuda Behçet Necatlgll'ln Aphrodite. Osiris bir Mısır tanrısıdır. bir­ delikanlıyı çok vücutlarda dolaşır. çevresindeki bazı tan­ Eurydike! Eurydikel Eurydikel" rısal varlıklar Yunan-Roma pantheon'una gir diye yankılandı durdu. Dionysik taraf. dürüst bir ya­ kutsal törenlerde ve gece şenliklerinde şayış. Zeus. yani Orpheus reket efsanesidir. lutar acıklı iniltileriyle dört bir yanı. bir mezarda (sema) gibi hapistir. yıldırımlarının alevleriyle Titanları mahvetti. Dionysos-Zagreus. hırlı Tanais ırmağı kıyısında yürür . Evrenden tanrı Phanes doğdu. A t t i s . "Ah kara bahtlı Eurydikel" Ama efsanesi ve kişiliği Yunan mythos'unu Ve ardından ırmağın bütün kıyıları etkilemekle kalmamış. m. ııufir gidermiş kuzeyin buzlarında bir başına. hem dişi olan Phanes.. kaplanları büyülemiş. Tartaros ba­ mermer gibi başı taklığına götürüleceklerdir. kuşaklar arasında çarpışma. parçalanan çocukun yüreğini kurtarmıştı. Athena. yüzyılda Yunanls tan'a ve aşağı İtalya'ya geçti. kavuşmaya çabalar. Orphik dionysik-mistik bir kurtuluş dinidir. giderir. Orphikçilerin Herhrus ırmağının ters akıntıları arasında öğretileri. Ö.Orphik dinin kurucusu sayılır. ta uzaklara kadar. kırlara. Orphik e l i n i n myrhos'u şöy­ ledir: Başlangıçta Khronos (Zaman) evreni yarattı.de bir evlilik bağı yumuşatmış. kötülerse ölüler Ama Orpheus'un boynundan kopan hâkiminin karşısına çıkacaklar. İnsan soyundan Titanların kötü. kışı hiç bitmeyen Ripha dağlarında ve y ü r ü r gidermiş dövüne dövüne sonra da Dionysos-Lyseus (Kurtarıcı)'u yaral Eurydike'nin kaçırılışına. Yunan mibağırdı uçarken. yuvayı gözetleyen katı yürekli bir çiftçi n / r p götürmüştür yavruları daha kanatları çıkmadan. ayaklandırmış meşe ağaçlarını ezgileriyle. buz gibi mağaralarda anlatmış durmuş başından geçeni. onunla birleşerek Gaia (Toprak). günahından temizlenmek üzere. İnsandaki tanrısal ruh. İyileri saçtılar parçalarını ta uzaklara. ti. Trakya'da do gan bu hareket. Ama Titanların külünden insan s o yu vücuda geldi. bedende (soma) Dis'in boş armağanlarına dövüne dövüne. filozof Pythagoras (İ. miş ve tutunmuştur. bülbül de bütün gece durmadan fır döner ağlar. Zeus bu yüreği yedi. Bunun için On lar da paramparça ettiler sonunda de ruh. Uranos (Gök) ve Khronos'u dünyaya getirdi. Bunun üzeri ne Zeus. öte dünyaya O kadar bağlıydı ki Orpheus Eurydike'ye.

İsis parçala­ rı toplamaya koyulur. Atreus oğlunun güzellikte üstün kızını veririz sana. onu on dört parça halinde dograyarak oraya buraya serper. Argos'a götürür eveririz seni. öldürdükten sonra da şöyle alay eder onunla ( İ l . yakalar. Horus da gözü babası Osiris'e verir. gidelim düşünelim şu evlenmeyi. kendisi de gözü­ nün yerine bir yılan koyar. onunla Mısır'a döner. onu Set'ten korumak için gizli­ ce büyütür. E j d e r soyundan Ekhidna v e f Typhon'dan doğan bir köpeğin adı (Tab. Set bir kez daha Osiris'in göv­ desini ele geçirir. Bkz. yetiştirir. Orthos.. Kocası öldükten sonra fsis Nil deltasında H o rus'u doğurur. o güzel kızı kendine almak için. Ora kralı bu sandığı yaptırmakta olduğu sara­ yına tahta olarak kullanmaktadır. Haberi alan İsis ossaat sandığı aramaya çıkar ve uzun dolaşmalar­ dan sonra Fenike'nin Byblos kentinde bulur. 6)J Bu köpek Geryoneus'un öküzlerini beklerken? Herakles'in eliyle öldürülür (Herakles)..\ racagını söz vermişti Priamos'a. gel hadi. I yerine getirirsen Priamos'a verdiğin sözü. babasının öcünü almak görevini yükler ona. Horus da Set'le teke tek savaşa girişir. bağcılığı ve çeşitli el sa­ natlarını öğretir. onlara tarımı. Bir gün şölene çağırır. denizleri aşan gemilerimize gidelim. düzenli llyon 'u gel bizimle yok et. Set de Horus'un gözünü oyar. Bu yılan (adı Ura- eus'tur) krallık simgelerinden biridir.): Othryoneus. Düşmanın ölüsüyle bu çeşitten alaya H o meros destanlarında sık sık rastlanır. Othryoneus. 374 yâ. erkeklik uzvundan baş­ ka bütün parçalarını bir araya getirip başka tanrıların yardımıyla ilk mumyayı hazırlar. Elimiz çok açıktır çeyizden yana. X I I I . tekmil ölümlüler arasında överim seni. öldürmeye karar verir. Typhon) onu kıskanır. Kral da kızı­ nı vereceğine ant içmişti. Çanakkale Boğazında olduğu? sanılan Kabesos şehrinin önderi Othryoneus Troya'ya Priamos kızı Kassandra'yı istemeye gelmiş. 232 . bu dövüşmede düşmanının er­ kekliğini koparır. Osiris de egemenliği oğluna bıraktıktan sonra Mutluları Ülkesine göçer. Osiris ayrıca Mısır'da çok tutunmuş tanrı kral inancını ve insanın ölümünden sonra mumyalaşıp yaşamını sürdürdüğü görüşünü yansı­ tır. Ama biz de biliriz böyle söz tutmasını. tanrılar mahkeme kurar. Aloeusoğulları. ilkel bir katı yürekliliği dile getiren bu alayların hep Akhaların ağzından duyulduğu da ayrıca dik­ kati çeker. Ne var ki kardeşi Set (Yun. bir sandığa kapatıp ırmağa atar. Efsanesi şöyle özetlenebilir: Krallık kurumu­ nun tipik bir simgesi olan tanrı Gebeb yetki­ lerini oğlu Osiris'e bırakır.nelerinde rastlanan motif ve imgelerdir. Bun­ ların Mısır kaynaklı oldukları ve Yunan Mythos'una Fenike yoluyla girdikleri sanılır. Otos. buna karşılık şehri Akhalardan kurta. ama düğün gerçek-1 leşmeden Akha yiğidi İdomeneus onu öldü-1 rür. fsis sandı­ ğın kendisine geri verilmesini sağlar. Bu efsaneyi anlatırken yazar Plutarkhosl Set'in Yunanlıların Typhon'uyla bir tutulması gerektiğini bildirmiştir (Typhon). Osiris de kız kar­ deşi ve eşi olan İsis'in yardımıyla bu görevi en iyi biçimde sürdürür: İnsanların iyiliği için çalışır. Set'i Horus'a gözünü vermeye mahkûm ederler. Hekim tanrı Thot her ikisini de iyi eder.

ama Palamedes'e karşı korkunç bir öfke ve kin bağ­ lar. Odysseus'un gerçekten deli olup olmadığını denemek için oğlu küçük Telemakhos'u sabanın önüne atar. ama o da korkunç biçimde ölür. Palamedes düzeni anlar. Nauplios'la Klymene'nin oğlu (Nauplios). Bu heykel arkaik sanatta örnekleri görülen bir ksoanon. Üzüntüsü büyüktür. Lydia'da akan Şart çayının tanrı­ sı. el anla­ mına gelen palame'den türemiş olan Palame- des Yunan alfabesine birçok harfler katmış. Palladion daha sonraları ve özellikle Roma'nın kuruluş efsanelerinde rol oynar. O da dönüşte ölüyü bulur. daha değerli bir kişi olduğunu da belirtirler: Adı avuç. efendisinin yatağı al­ tına bir torba altın koymasını sağlar. Öte yandan kaynaklar Palamedes'in kurnaz Odysseus'tan daha yararlı. yani tahtadan yapılmış ayakta bir kadın heykeli olsa gerek. kadını ba­ rışçı yollarla geri almak için Troya'ya elçi gi­ der. VI. götürür onu. o var oldukça şehrin 233 . Odysseus da sabanı hemen durdurmakla deli olmadığı­ nı açığa vurmuş olur.p Paian. Sonraları Aeneas yeraltına gittiğinde Palinurus'un ruhuna rast­ lar. Odysseus şöyle öç alır: Ele geçirdiği bir Troyalıya zorla bir mektup yazdırır.): Ama sen. 270 vd. Troya. Palladion. dümencisinin yok olduğunu görür. elinde sunularla topla yaşlıları. Palinurus. Ne var ki İlyada'da söz konusu olan Athena tapmagındaki heykel oturmuş olarak canlandırılır: Hektor savaş alanından ayrılıp anası Hekabe'ye Athena'ya sunular sunmasını söylemek için şehre geldiğinde şöyle konuşur (İl. Palaimon. dalarken bir dalga alır. Gece dümen­ deyken tanrılar Palinurus'un gözlerine uyku dökerler. İno. Evindeki en güzel. Aeneas'ın dümencisidir. Homeros destanlarında adı geç­ mediği halde. Palamedes'in bu haksız ölümü dillere des­ tan olmuştur. Palinurus. Alfabeyi Kadmos tanıtmış Yunanistan'a ama Palamedes kuşların uçuşuna bakarak Hellenlere özgü bir harf olan Y (üpsilon)'u bulmuş.savaşı efsanelerinde önemli bir rol oynar: Helene kaçırılınca akra­ bası Menelaos'u avutmaya çalışır. Ama kurnaz yiğit savaşa gitmek niyetinde değildir. dama oyununu ve zarları keşfettiği söylenir. Ayrıca sayıları tanıttığı. Zeus'un oğlu ve Pelops'un dedesi olur. Akhalar Palamedes'i linç eder­ ler.. ayların süresini yıldız­ lara göre saptadığı. Palamedes. ama buna karşılık her­ kesin kurtulacağını bildirmişti. ört güzel saçlı Athene'nin dizlerine. hangi örtüye en çok değer veriyorsan al onu. toprağa tuz ekmektedir. Troya şehrinin tarihine sıkı sıkıya bağlı olan bu heykelin Homeros destanlarında adı geç­ mez. Ölü dümenci gömülmek ister. Aeneas uyanır. bunun için de ölüsünün hangi kıyıya atıldığını bildirir Aeneas'a. ayrıca da Palamedes'in bir kölesini satın alarak. Bkz. Vergilius'un Aeneis destanında anlattığı­ na göre Troyalıların filosu Sicilya'dan İtal­ ya'ya doğru yol aldığında tanrıça Venüs bir tek adamın öleceğini. gömer ve o kıyıya Palinurus burnu adını verir. bundan dolayı orada akan ve altın sürük­ lediği için Khrysorrhoas adını taşıyan dereye atmış kendini. Her şeyi ortaya vurur.. para kullanmasını. Daha sonraki efsanelere göre. o günden sonra da bu dereye Paktolos denmiş. Sefere katılır. Bkz. Babası Nauplios Palamedes'in öcünü alır. Menelaos'la bir­ likte Odysseus'u çağırmaya giderler. Palladion Troya şehrini koruyan. en büyük örtü hangisiyse. Bu çabalar sonuç vermeyip Akha ordusu hazırlık yapmaya başlayınca. sözde Priamos'un yazdığı bu mektuptan Palamedes'in Troyalılara casusluk teklifinde bulundu­ ğu anlaşılmaktadır. Asklepios. Paktolos. Bu kin sonradan Palamedes'in ölümüne sebep olacaktır. Pallas Athena'nın si­ hirli nitelikler taşıyan heykeline verilen addır. Palladion. Günün birinde tanrıça Aphrodite'nin gizli t ö ­ renleri kutlanırken kendi kız kardeşini kirlet­ miş. git doyumluk toplayan Athena'nın tapmağına. delilik taslar: Bir tarlada sabana bir öküzle bir eşek koşmuş. Mektubu Akha ordugâ­ hında bir yere atar.

sol elinde de bir öreke ile bir ig taşıdığını ya­ zarlar. Troya'nın alınama­ yacağını bildirmiş. Theseus elli amca oğlunu ve amcası Pallas'ı da öldürdüğü için bir yıl Troizen'de gönüllü sürgün olarak kalır. Kassandra'nın Troya yağmasında bu heykele sarılıp sığındığı ve Oileus oğlu Aias'ın onu oradan çekerek büyük bir günah işlediği anla­ tılır (Aias). böyle bir hey­ kelin gökten düşmesi hayra yorulmuş. Athena Pallas'ı dövmek üzereymiş ki Zeus kızı için telaşlanıp aigis kal­ kanını Pallas'ın önüne dikmiş. bir de Kratos'la Bie'yi meydana getirir. Theseus). (4) Attika efsanelerinde adı geçen bir dev. Atina kralı Pandion'un torunları ve Aigeus'un yeğenleri. İlos o sırada kendi adını taşıyacak olan llion (Troya) şehrini kurmaktaymış. Başka efsanelere göre Palladion'u Dardanos Semendirek adasından getirmiş ve kaynatası Teukros'a armağan etmiş (Dardanos). ama günün birinde birbir­ lerine darılmışlar. bu söze dayanarak da Odysseus'la Diomedes gece gizlice şehre gir­ mişler. şehre getirilip Athena tapınağına yerleştirilmiş. Helena). Başka bir anlatıma göre Atina mahkemesi Theseus'u beraat ettirir (Aigeus. Hesiodos'un Theogonia'sma göre Pallas. Tanrıça Athena bu devi öldürmüş ve derisini . Pallas 5'in oğulları. çalınmasın diye asıl Palladion'u tapınağın mahzenine kapatıp. 4). Atina'da da Palladion heykelinin Atina'ya geldiğini ileri süren bir efsane var­ dır. düşmüş ve öl­ müş. Okeanos kızı Styks'le birleşir ve Zetos'la Nike'yi. Troyalıların kâhini Helenos Palladion heykeli şehirde kaldıkça. O sırada pişmanlık duyan Athena arka­ daşına tıpatıp benzeyen bir heykel yapmış ve ona aigis kalkanını giydirmiş. Bu efsaneyi anlatan mitograflar Palladion'un üç karış boyunda olduğunu. Ate). Roma'nın kutsal ateşini koru­ yan Vesta rahibeleri Palladion'a tapınmakla görevliydiler. Bir efsaneye göre. (1) Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğlu. Athena bu ya­ pıtı Olympos'ta Zeus'un yanı başında dikmiş. Palladion). sahte heykeli dışarıya oturttukları da anlatılır. heykeli çalıp götürmüşler. Bunları şöyle özet­ leyebiliriz: Tanrıça Athena çocukken deniz tanrısı Triton'un yanında büyümüş (Tritogeneia adı bu­ nunla ilgili olabilir). Başka kaynaklara göre. düşman eline geçmesini önleyen bir tabudur. Troyalıların bu kutsal yapıtın bir tıpkısı­ nı yaptıkları. Pallantidai (Pallasoğullan). sonra İtalya'ya da almış. bunu protesto etmeye kalkarlar. Atinalılar Theseus'u kral seçince de babaları Pallas'la birlikte Theseus'a karşı savaş açarlar ve öldürülürler. sag elinde bir kargı. Triton'un da Pallas adlı bir küçük kızı varmış. bir tanrıymış gibi tapınılırmış ona. Aeneas'la birlikte îtalyalı Turnus'a karşı savaşmış ve onun elinden öldürülmüştür. Palladion heykeli Troya'da kalmış ve Troya yangınında Aineias 1da dağına sığındığında onu beraberinde gö türmüş. (2) Arkadya kralı Lykao'nun oğlu. Palladion orada kalmış. Astraios'la Perses'in kardeşi (Tab. iki kız çocuk savaş oyunları oynarmış. tanrı da ö f kelenerek heykeli alıp Troya bölgesinde Ate tepesi denilen yere atmış (Elektra 2. ta ki günün birinde Zeus'un ko­ valadığı Elektra heykele sarılmış. Tanrıça Athena'nın adının başına ta­ kılan bir ad.düşmesini. Roma'nın Palatinus tepesine adını veren bu Pallas'mış (Euandrus). Bir efsa­ neye göre bu Pallas kızını Troya kral soyu­ nun atası Dardanos'la evlendirmiş ve Palladion'u ona vermiş (Dardanos. (3) Vergilius'un Aeneis destanında adı ge­ çen Pallas Evandrus'un oğludur. Sihirli hey­ kel böylece Roma'da Vesta tapınağına getiri­ lip bırakılmış. Aigeus'un dölü olmadı­ ğını sanarak Atina tahtına talip olurlar. Bu adın Athena ile ilgisi üstüne efsaneler pek birbirini tutmaz (Athena. Pallas. Başta Roma olmak üzere birçok şehirler Palladion'a sahip olduklarını ileri sür­ müşler. böylece Palladion adlı heykeller ç o ­ ğaldıkça kaynaklarını anlatan efsaneler de çoğalmış ve giriftleşmiştir. Palladion). Bu işte gü­ zel Helena Akhalı yiğitlere yardım etmiş (Helenos. Palladion Kassandra efsanesinde de geçer. çocuk korku içinde donakalmış ve Athena'nın attığı kargı­ dan korunamayıp yaralanmış. ama Troizen'de büyüyen Theseus Atina'ya gelip babası Aigeus tarafından tanınınca.

Paksos adasından ge­ len bir ses duyduklarını anlatır. atları mahmu/. yüzü insan yüzü oldu. beklenmedik gürültüler koparır. dümenciye 'Ulu P'an öldü!' haberini vermiş. Latin mitologyasında Pan'ın yerini tanrı Faunus tutar" (Faunus).yüzüp ona bürünmüş. Korfu'nun güneyinde sefer eden bir gemideki gemicilerin. Pan'ın ölümünden ötürü tabiat yas tutmaya başlamıştı. Ama bir gün Aphrodite çıkmıştı koca Olympos'a. Derken Zeus ikisine de öfkelenerek. sonraları Pan'ı her şey yapabilir bir tanrı payesine çıkardılar. Pan Çoban kavalını sever. hizmet etsinler diye verdiler uğursuz Erinyslere. oğullarıyla birlikte Theseus un elinden öldürülür (Theseus). Apollon kendisi vermiştir Pandaros 'a yayını. 14-37) zamanında olmuştu. tekmil kadınlara verdiğinden daha çok. çobanların tanrısı. Pandareos efsanesi Girit ve Anadolu ile ilgi­ li bir efsanedir. hırsızlık ettiği için Pandareos'u taşa çevirmiş. 102 vd. ıssız yaz öğlelerinde birdenbire. 65 vd. karadan korkunç bir inilti. sonra­ dan bu keçi kafasından sadece boynuzlar ve sakal alıkonarak. Pandaros'u tanrı Apollon'un koruduğu yiği­ din Akha yiğidi Diomedes'e meydan okurken söylediği sözlerden belli (İl. 1da dağının eteğinde bulunan Zeleia kentinden gelmiş ünlü bir okçudur Pandaros. azgın tekeler gibi güzel nymphaların peşine düşerdi. işte o zaman Harpyalar gelip bu kızları kaçırdılar. yalan yere yemin ettiği için de Tantalos'u Sipylos dağı­ nın altına tıkmış (Tantalos).): öy/e kaçılmamış m ı y d ı kasırgalar Pandareos'ıııı kızlarım? Daha önce tanrılar ana babalarını yok etmiştller ve öksüz bırakmıştılar kızları konaklarında. Ida'nm ta dibinde. insan kılı-ında değil de hayvan kılığında düşünüldüğü ilk zamanlarda Pan da keçi kafalıydı. bunlarla birlikte T h e seus'a karşı gelir. efsanesi ve kişiliği hakkında Behçet Necatigil'in "100 Soruda Mitologya" d. hay­ ranların uyuduğu kızgın. Babası. Bu haber imparator Tiberius (I. II. Pan sözü Yunancada 'bütün' anlamına geldiğinden mistikler. S. V. Pandareos. bu devin kanatlarını da ayaklarına bağlamış (Athena). canını alsın diye tanrıça Arlemis'e yakarır. Kronos devrilip Zeus egemen olunca bu köpek Girit'teki Zeus tapınağına bırakılmış. Aisepos'un kara sularını i ç e n zengin Troyalılar. İnsanların. bir feryat duyulmuş. o sırada da Pandareos ve kız­ larının başına geleni anımsar ve anlatır (Od. Tanrıların. Here onlara güzellik ve akıl vermişti. o zaman tanrısal Apbrodite beslemişti onları. bu kızlara i y i bir kısmet bağışlamasını dilemişti.lavan erler kalkın. Keçi ayaklı P a n . Plutarkhos. Lydia'da Sipylos dağına gö­ türmüş ve Tantalos'a emanet etmiş. Başlarında Lykaon'unünlü oğlu Pandaros var.a ki anlatımını aşağıya alıyoruz: "Dağlık Arkadia'da küçükbaş hayvanların. . Şöyle anlatılır: Rheia yeni do gan Zeus'u Kronos'tan kaçırmak için Gi­ rit'teki mağaraya kapatınca bekçi olarak başı na bir altın köpek dikmiş. Pandaros. Pan. i y i bir koca dilemişti yıldırım seven Zeus'tan. (5) Gene Attika efsanesinde rol oynayan bir kişi Pandion'un oğludur ve Pallantidai adın­ da 50 tane oğlu vardır. Tanrı P a n . XX. Marathon savaşı gecesi Persleri bu şekilde paniğe uğrattığı için. dümenci aldığı bu haberi emredilen yerde karaya doğru sesle­ nince. Troya savaşına katılışı şöyle anlatılır (İl. Her--s'in oğludur. Odysseia'da Penelope çok bu­ naldığı bir gece. Karkabos'un oğlu Lykaon'dur (Karkabos). Pandareos köpeği tapı­ naktan çalmış. 824 vd. çokluk.): Sonra Zeleia'da oturanlar gelir. Gemi dümen­ cisinin adını söyleyen bu ses. Pandaros'un adı İlyada'da Troas bölgesine yerleşmiş Lykialılarm önderi olarak geçer.): Ulu canlı Troyalılar. Athene de öğretmişti güzel işler işlemeyi. dört bir yana 'panik' korkular saçardı. Ulu Artemis bağışlamıştı boyu boşu. Atinalılar savaştan sonra tanrı Pan'a Akrppolis eteğinde bir tapınak yaptı­ lar.

üzerlerine. Kadını her kötü­ lüğün. Pandion. tanrıça Athena'nın yönelttiği Diomedes'in kargısıyla canını alır Pandaros'un. Yukarda adı geçen Pandion'un küçük torunu. Athena Pandaros'u kış­ kırtır andı bozmaya. Hesiodos'un yansıttığı akım başka çag ve ülkelerin sanatını etkilediği içindir ki. Pandion iki Atina kralının adıdır (Tab. yepyeni. Kirişin üzerine yerleştirdi yakıcı oku.): Kaldırdı okluğun kapağını Pandaros tam o sıra. öküzlerini. karımı. kızılca buğday. kara acılar kaynağıydı bu ok. T h e seus'un dedesi. ün salmış okçu Lykialı Apollon 'a. Lykia'dan çıktığımda yola. örtüler serilmiş. gözlerimle görürsem toprağımı. Oku arka kanatlarından. dedim. Yusyuvarlak gerilince gıcırdadı koca yay. Pandora. ak arpa yiyen atlar. Bir okla yaralar Menelaos'u. tlyon'a yaya geldim. öbür savaşçılar işe karış­ mamaya ant içince. kutsalZeleie şehrine dönüşünde değerli kurbanlar kesmeyi adadı. atlara. Ölümünün nedeni olacak bu duruma şöyle yakınır (İl.vuruldu işte Akhaların en yiğidi. çünkü ilk kadının yaratılışı. vınlaya vmlaya. kızlarının başına gelenlere üzüntüsünden öl­ müş (Aedon). Pandaros kargıyla vurur Diomedes'i. 216-280). Bu korkunç çarpışmada ise koruyucu Apollon Aineias'ı kurtarmak zorundadır. Bir gün dönersem yurduma. Prokne'yi Trakya kralı Tereus'a o vermiş. uçtu kalabalığa doğru. Erekhtheus'un. önderlik et zorlu savaşta Troyalılara. sonra bir yıl sırt üstü yatardı. sivri ok fırladı birden. Ok atışı îlyada'nın ilk bölümünde tanrı Apollon'un Akha ordusuna veba salmak için ok atışını ne kadar andırır (İl. kız gibi arabalar. hiç atılmamış kanatlı bir ok çıkardı. Diomedes'le karşılaşmasının iyi sonuç vermemesi de bu ünlü okçunun Troya savaşı­ na yaya gelmiş olmasından. Bıraktım onları. her dert ve belanın başlangıcında gör­ mek Yunan görüşlerine pek uymaz. yüksek çatılı büyük evimi görürsem. (2) Pandion II. V. Erikhthonios'un oğlu. kirişinden tuttu. dedim. düşmanla kuşatılmış insanlar arasında yemsiz kalmasınlar. arabam da yok ki bineyim. atları düşündüm de dinlemedim onu -dinleseydim ne iyi olurdu edemezler. Yurduna. demiri yaya. Anadolulu tanrı Apollon'un tuttuğu bu yiğit Troya düşmanı tanrıların elinde bir oyuncak olur ama. sanmam dayansın zorlu okuma bu adam. Benimle boş yere gelmiş o. Kiriş inledi. Yunan yazınında Homeros şiiri ve onun dile getirdiği iyimser. arabası bulunmamasındandır. ilk kuzulardan.): Atlarım. (1) Pandion I. Aigeus'un babası. Ama Lykaon'un sarayında on bir araba durur. Pandora efsanesini buraya almayı uygun gördük. kendi yetiş-: tirdigi ünlü okçuyu feda etmekten başka çare bulamaz (İl. nitekim Hesiodos'tan sonra bu efsaneyi işleyen pek olmamıştır. Pandora ile Prometheus efsaneleri­ nin bir karışımını verir: Tanrılar yeraltına gizlemiş besinleri. Prokne ve Philomela'nın babasıdır. karamsarlığı olduğu kadar kadın düşmanlığını da silip süpürmüş­ tür. IV. arabaya bin demişti. Zeus'un oğlu gerçekten sürdüyse beni öne. 236 . şu oku elimle kırıp atmazsam yanan ateşe. karınlarını doyurmadan. gülümser dün­ ya görüşü a^ır basmış. 193 vd. gözerdi çiftini çubuğunu. kargı atan yaşlı Lykaon demişti bana çıktığım gün derli toplu evinden. Hesiodos'un hem "Theogonia". 116 vd. her araba önünde iki tane at. hem de "İşler ve Günler" adlı eserlerinde uzun uzadıya anlattığı Pandora efsanesi Orta­ doğu ve özellikle Samî kaynaklı olsa gerek. Oysa yayım hiç yaramayacakmış işime. güvenmiştim yayıma. ne var ki Lykialı yiğidin kargısı delemez AkhaJının zırhını. Yoksa insan bir gün çalışıp rızkını sağlar. yani Âdem'le Havva efsanesinin Yunan mythos'una akta­ rılmış bir kopyasına benzer. yaklaştırdı kirişi memesine. 24). Aşağıdaki anlatım. gelsin o gün koparsın başımı bir yabancı adam. "İşler ve Günler"deki an­ latımdır. V. asör bırakırdı sabanını ocak başında. Paris'le Menelaos arasındaki teke tek savaş başlayıp.

ama bil ki dert açtın kendi başına da: aldığın ateşe karşılık birbela öyle bir bela salacağım ki insanlara. A t i n a kralı K e k r o p s ' u n ü ç k i z i n d a n biri (Aglauros. Namlı şanlı Hephaistos'u çağırdı hemen: Bir parça toprak al. biri­ n i n d o ğ u m a . Yüz gözlü devi öldüren Hermeias. İlk zamanları P a r ç a doğuma da b a k a n bir t a n r ı ç a sayılır. Falcılar b u düşü k ö t ü y e y o r u m l a m ı ş l a r . sen de ona el işlerini öğret dedi. ölümlüleri derde sokarsın demişti. Bedeni güzelim genç kızlara. U ş a k P a ­ ris'i d a ğ a b ı r a k m ı ş . Armağanı aldı ve alınca anladı başına bela aldığını. evine g ö t ü r m ü ş v e k e n d i çocuklarıyla bir a r a d a b ü y ü t m ü ş . belalar başıboş dolaşır sessizce ölümlülerin çevresinde. Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı kapağı. Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden. arzularla tutuştur gönlünü.Zeııs kızınca Prometheua'a. topal tanrı hemen bir kız biçimine soktu toprağı. dertleri. Pandora açınca kutunun kapağını. Zeus gizledi besini insandan. Böyle dedi ve kah kah güldü insanların ve tanrıların babası. sen de büyülerinle kuşat onu. derin düşünceli Zeus ses vermedi onlara sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar.. okşamaya doymayacaklar bu \ belayı". bir dişi ayı gelip bebeği e m z i r m i ş . Athena. toprak bela doludur. çünkü b ü t ü n Olymposlular insanların başına bela etmişti onu. Epimetheus'a gönderdi Pandora'yı kılavuz tanrı Hermeias'la. Tanrıların babası kurunca bu düzeni. sakladı varını yoğunu insanlardan. ü ç ü n c ü ­ sünün ölüme baktığına inanırlardı. R o m a dininde kader v e ö l ü m ü simgeleyen t a n r ı ç a l a r . dağıttı insanlara acıları. O gün bugündür insanların başı dertte. sen de bir köpek yüreği. Erikhtonios). bir tilki huyu koy içine". Ama lapetos'un güçlü oğlu Prometheus çaldı Zeus'un ateşini insanlar için. Kraliçe o n u d o ğ u r m a d a n birkaç gün ö n c e u y k u s u n d a bir d ü ş g ö r m ü ş : K a r n ı n d a n ç ı k a n bir alev T r o y a surlarını sarı­ yor. Nur topu Aphrodite. o gün bugündür dertlere boğdu insanoğlunu. F o r u m ' d a b u l u n a n ü ç heykel (Tria F a t a ) o l a r a k simgelenirlerdi. ikincisinin e v l e n m e y e . Epimetheus unuttu Prometheus'un dediğini: Zeus'tan armağan alma demişti ona Prometheus. geceler dert doludur. kaygılardan uzak yaşarlardı. sivri akıllı kişi. vahşi hayvanlar h a k k ı n d a n gelir diye d ü ş ü n m ü ş . Bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık kapağı açılan dert kutusundan. bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları. Bir s ü r e bu böyle gitmiş. b ü t ü n şehri y a n g ı n a v e r i y o r m u ş . Moiralarla bir tutulmuştur. ö b ü r adıyla A l e k s a n d r o s . beni aldattın diye. P a r i s . kendlnl aldatan o sivri akıllıya. sakladı onu narthex kamışının içinde. P a r i s . d o ğ a c a k o l a n ç o c u k şehri yıkıma g ö t ü r e c e k d e m i ş l e r . renk renk kumaşlar dokumasını öğret. seviniyorsun ateşi çaldın. dedi ki ona: İapetos oğlu. bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin. P a n d r o s o s . alırsan. O c a n ı m Kharitler ve o güzelim Peitho altın gerdanlıklar taktılar boynuna. suyla karıştır dedi. o n a . s o n r a Y u n a n etkileri pekleşince R o m a l ı l a r üç P a r ç a o l d u ğ u n a . Görüyorsun ya Zeus'un dilediğine karşı konmaz. Kızdı bulut devşiren Zeus. onlar da yaptılar dediğini: Koca Hephaistos. gündüzler dert dolu. deniz bela dolu. böyle istemişti bulutlar devşiren Zeus. sevmeye. insan gücü koy. Hermeias doldurdu göğsüne yalanı dolanı. Ses koydu içine o tanrılar kılavuzu Pandora adını taktı. istekler. u z a k t a n gürleyen Zeus'un oluyordu isteği. Gök gözlü Athena süslü kuşağını sarıverdi beline. İçine insan sesi koy. Pandora demek bütün tanrıların armağanı demekti. Böyle dedi Zeus. B e ­ bek d o ğ u n c a d a P r i a m o s o n u İda d a ğ ı n a bı­ r a k m a k ü z e r e bir uşağına vermiş. P a r c a c ( P a r k a l a r ) . sürülerine çok İ y i baktığı İ ç i n . Horalar bahar çiçekleriyle donattılar saçlarını. P a r i s ç o ­ banlar arasında güzelliği. A m a öyle o l m a m ı ş . 1 6 ) . T r o y a kralı P r i a m o s ' l a karısı H e k a b e ' n i n en küçük oğludur ( T a b . yararlılığıyla dikkati çekermiş. s o n r a ç o c u ğ u Agelaos a d ı n d a k i bir ç o b a n b u l m u ş .

tam o sırada Paris'in at­ tığı bir ok Akha yiğidinin tek silah geçer yeri n e . ama arkadaşlık­ ları Patroklos'un Akhilleus'la birlikte Peleus'un sarayında büyümüş olmasından ileri ge­ lir. Priamos oğlunun alın yazısı bunu gerektiriyordu herhalde. bencil. Paris Zeus sunağına sığınır ve kız kardeşi bili­ ci Kassandra onun kim olduğunu anlar. Troya sarayında yaşama­ ya başladıktan bir süre sonra Paris Yunanis­ tan'a gitmek üzere gemiler hazırlatır ve mu­ radına ermek için Sparta'ya varır. Paris efsanesine burada Üç Güzeller masalı karışır. o kadar. Athena sonsuz akıl ve başarı. Atalante ile Meleagros'un oğlu olduğu söylenir. çevik bir savaşçı olarak canlandırılır ve birçok Akhalan nasıl alt ettiği anlatılır. en yakın arkadaşıdır. Hektor'un tam karşıtıdır. 21). İkisi de Aktör ve Aigina'nın soyundan olmak­ la akraba sayılırlar (Tab. yani topuğuna saplanır. Aphrodite bu güzellik yarışmasına katılırlar. Paris her fırsatta kaçmak yolunu bulur (Hektor. Dağda Oinone adlı bir nympha ile sevişmiş. Güneş soylulardan Pasiphae kardeş­ leri ve yeğenleri (Hekate ve Medeia) gibi d o 3a dışı ya da doğa üstü güçlerden faydalanan gizemli bir kişidir. tanrıçalar arasında en güzeli ol­ duğundan mı. İda'dan şehre iner. ama mutlulukları uzun sürmemiş (Oinone). Ama Akhilleus öldükten hemen sonra da Paris Philoktetes'in bir okuyla kasığından vurulur. kavga tanrıça Eris'in. Peleus'la Thetis'in Olympos'ta kutla­ nan düğününde. Menoitios'un oğlu Patroklos Akhilleus'un can yoldaşı. Priamos'la Hekabe ölü sandıkları oğullarını se­ vinçle kucaklarlar. Mene laos'la kozunu paylaşmak için teke tek sava­ şa kışkırttığı halde. 83 vd. ama Zeus her nedense kararı bir ölümlünün vermesini yeg görür ve tanrıçaları Hermes'le birlikte İda dağına gönderir. Hera. tanrı Helios'la Perseis'in kızı. Kız oglan kız anlamına gelen parthenos'tan türemiş olan adının kendisine anasının uzun yıllar evlenmediginden verildiği ileri sürülür. Pasiphae'nin Minos'la evlenmesi. P a t r o k l o s . Thebai surları önünde öldürülür. Agabeysi onu ağır sözlerle azarladığı. İlyada'da zayıf. orada kendini kral Priamos'a tanı­ tır. Kadın geImeyince ölür Parthenopaios. Bundan sonrası Helene başlığı altında anlatılmıştır. tembel ve sorumsuz bir insan olarak gösterilir.): . Bu konuda anlatılan efsane şöyledir: Troya'da yarışmalar düzenlenir. yiğit bir erkek olarak canlandirilir. X X I I I . ortaya bir altın elma atma­ sı. çağrıl­ madığına kızarak. Pasiphae. Girit kralına Poseidon'un bağışladığı boğa ile bir­ leşmesi ve Minotauros'u doğurması hakkında Mlnos. efsane bunu da açıklamaz. o sırada kendisini kıs­ kanan kardeşleri onu öldürmeye kalkarlar. Aphrodite ise Spartalı Helena'nın aşkını veri­ rim demiş. üstünde "en güzeline" diye yazılan bu el­ mayı kime vereceğini bilemediği için Zeus'un yargıç olarak Paris'i seçmesi İdalı çobanın hayatını altüst eder. Boyu boslu. Minotauros maddelerine bakınız. Paris altın elmayı Aphrodite'ye verir. Üç büyük tanrıça. G e n e de yakısıklı. Thebai'ye karşı Yediler se­ ferine katılan önderlerden biri. Helene). güzel silahlı. Kızları Pheidra ve Ariadne de anaları gibi talihsiz aşklara çarpılırlar. bu yarışmaların ödülü İda dağında yetiştirilmiş bir boğadır. Evlenmişler. Akhilleus'un ölümü Paris efsanesi­ nin son bölümüdür. Bu göreve neden Paris'in seçildiği hiçbir efsane­ de belirtilmez. Paris boğa ile birlikte şehre gider ve yarışma­ lara katılıp birinci gelir. Can çe­ kişirken Oinone'yi çağırır. Hektor ölmeden Akhilleus'a kendisinin de Apollon'un yardımıyla Pa ris'in elinden Öldürüleceği günün uzak olmdıgını bildirmişti. yoksa Helena'nın aşkını her şeyden üstün tuttuğundan mı. korkak. Daidalos. Hera As­ ya krallığını. Girit kralı Minos'un karısı Pasi phae. Troya savaşı sırasında Paris'in tutum ve davranışı pek parlak değildir. yakışıklı.koruyucu anlamına gelen Aleksandros adını takmışlar. Öyle olur: Akhilleus M e m non'u öldürür ve Troyalıları gene surların içne sığınmaya zorlar. Bundan böyle Paris'in aklı fikri tanrıçanın verdiği sözün gerçekleşmesindedir. Athena. Perses Aietes ve büyücü Kirke'nin kardeşidir (Tab 8). Yarışmanın bir pazarlık konusu olduğu ayrıca dikkati çeker: Tanrıçaların üçü de elmaya karşılık Paris'e bir bağışta bulunmaya söz verirler. Patroklos'un ruhu nasıl bir adam öldüre­ rek Peleus'un yanına sığındığını İlyada'da şöyle anlatır (İl.

AkhiUeus Patroklos'un anısına yarışmalar düzenler. birancık da olsa ağlayalım doya doya.ılılara kaptırırlar. Pegasos. kirletti saçlarını. küskün arkada­ şının takındığı yakışıksız tavrı örtmeye çalışır. bölümünde sayısız Troyalı öldürür. Euryale ue bahtsız Medusa. Yiğit öfkeyle savaştan ayrılıp bir daha d ö ­ vüşmek istemeyince. Patroklos onu yola geliı inek için boşuna uğraşır. Pegasos bırakıp davarlar anası toprağı havalandı gitti ölümsüzlere doğru. yapmıştım bu deliliği istemeye istemeye. öIdürmüştüm Amphidamas'ın çocuğunu. bunların yapılması için de savaşa bir süre ara veriUr. X V I I I .). Medusa'nm kanından dogma ka natlı at. X V I .. 94 vd. Aklıaların çok kötü duruma düştüğünü gö­ rünce. At sürücüsü Peleus enine almıştı beni. . Hephaistos'a yeni silahlar yaptırmak için gitmeşini ister ve dileği yerine gelince savaşa ka­ tılır (Hephalstos. Böyle dedi. ölüsünü de daha önce Troyalı ların elinden kurtarmıştı. yapacağım her dediğini. Pegasos gökte bir burç haline getlrilmiştir. 270 vd. ufaktım. Akhllle us'un ölümsüz atlarından biri. . ögütleriyle destek­ ler.ama Patroklos bu nunla yetinmez. Nestor'un oğlu Antilokhos acı haberi Akhilleus'a getirir. Ksanthos ve Balios gibi..) Akhıl leus Hektor'u öldürmekle Patroklos'un öcü nü almış olur. Hesiodos Pega sos'un doğuşunu şöyle anlatır (Theog. Biri Okeanos'un kaynaklarından doğduğu için. AkhiUeus da dostuna şöyle cevap ve­ rir ( İ l . ıslık çala çala. Sonra uzandı boylu boyunca tozun. Sthenno. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını. seyis yapmıştı sana. Ilyada'da Patroklos her an Akhilleus'un ya­ nındadır. O sırada Patroklos'un ölüsünü almak ve onun taşıdığı Akhilleus'un silahlarına sahip çıkmak için korkunç bir boğuşma başlar.): Phorkys'le birleşen Keto Graialan doğurdu. kaynak anlamına gelen Yunanca "pege" sözcüğünden türemiş sayılan Pegasos pı­ nar ve çeşme başlarında bulunmaktan hoşla nırmış. sarılalım birbirimize. Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Pedasos. elleriyle çekip kopardı. Perseus. slzin evde. AkhiUeus barakasındadır. iki gözüm. X X I I I . özene bezene büyütmüş. toprağın içine. at çeşmesini meydana getirdiği anlatılır (Medusa. bütün bunları ne söylersin bana? Bilmiş ol. dayanamaz. hadi yaklaş bana. Patroklos son nefesini verirken I lektor'a ölümünün yakın olduğunu bildirir. Bir gün ayağını yere vurarak Helikon dağının eteğinde Hippokrene. Sarpedon tara f m d a n öldürülür ( İ l . Zeus'un sarayında oturur şimdi şimşekle yıldırım taşıyıp onun adına. ruh kaçmıştı bir duman gibi yerin altına. Akhilleus. Adı. Ünlü yiğidin yerine kendisi savaşacakIir. Akhilleus bir daha anası Thetis'i çağırır. Akhilleus'tan silahlarını ı . Apollon Patroklos'un yaptığı bu kıyı­ ma son verir: Patroklos Hektor'la çarşıpır ve öldürülür. Akhilleus. savaş meydanında ı )lup bitenlerden haberi yoktur. Patroklos'un cenaze töre­ ninden sonradır ki Priamos Akhilleus'tan Hektor'un ölüsünü istemeye gider. Akhilleus'u kapkara bir yas bulutu kapladı. öfkeye kapılmıştım aşık oynarken. döktü başının üstüne. ama hiçbir şey tutamadı eliyle.): Buraya ne geldin. Gorgoları da doğuran Keto'dur. bir kaza çıkmıştı elimden. O sırada yi­ ğidin yası şöyle dile getirilir ( İ l . Agamemnon'un gönderdiği elçileri kabul eder. onu sevgisiyle. Opotls'ten beni size Menoitios getirmişti. 1 vd. Thetis..ter. uzattı dost ellerini. 153 vd. ruhu Akhilleus'a görünüp gömülmek istediğini.. Bellerophontes).): Böyle dedi. Perseus ve Bellerophontes efsanele rinde önemli bir rol oynar. tlyada'nın Patroklos'un yiğitliklerine ayrılm ı ş X V I .. kirletti güzelim yüzünü.Birlikti büyümemlş miydik.. Akhalar bütün çabalarına karşın Patroklos'un ölüsünü Troy. kemiklerinin arkadaşın.\ ayrılmış altın çanakta korunması gerektiğini bildirir. bu arada Zeus oğlu Sarpedon'un kaderi de Patroklos'un elinden can vermektir (Sarpedon). İki eliyle aldı ocağın küllerini.

14. Lapithlerle Kentaurlar sa­ vaşına katılır. Şimdi olmalı o da benim yaşımda. sonra gene yeryüzüne gönde­ rir ve kanatlı atlar armağan ederek Oinoma- . Nereus kızı önce Peleus'la evlenmemek için bin bir kılığa girer. Sonradan Atreus'a karı olur. 21). Belki çevresinde bugün komşuları üzer onu. Thyestes'in kızı (Tab. büyücü prenses Pelias'ın kızlarını babalarını sözde gençleştirmek amacıyla kesip bir kazana at­ maya kandırır. Pclops. yalnız kızını yitirmiş ol­ manın acısıyla dalgın olan Demeter P e lops'un bir omzunu yer. Aigisthos). Akhilleus Troya sa­ vaşına gittiği zaman Peleus Phthia'daki sara­ yında onu uzun zaman bekler. Zeus tanrı çocuğun bedenini yeni baştan yaratıp diriltir. arkadaşı olan at adam Kheiron'un yardımıyla onun hakkından gelir. Zeus'la Niobe'den doğmuş olduğu söyle­ nilen Pelasgos da bu soyun atası olarak gös­ terilir (Niobe 2). ünlü Lapith. Aison'un oğlu îason'la da kozunu paylaşamaz ve İason'dan kurtulmak için onu Karadeniz'in Kolkhis ülkesine altın postu almaya gönderir. Ölümlü babası Kretheus olduğu için Pelias. Karısı ölünce tanrılar onu Thetis'e koca ol­ mak için seçerler. pek uğurlu olmadığı hemen meydana çıkar (Akhilleus. Ömrü olaylarla dolu geçmiştir: Telamon'la birlikte üvey kardeşleri Phokos'u öldürdükleri için yurtlarından sürülürler (Aiakos). Hippodameia ile evlenir ve Theseus'un en yakın dostu olarak yiğidin bü­ tün serüvenlerine katılır (Hippodameia. ama orada da kralın karısıyla başı derde girer (Akastos). tanrı Zeus'un t o ­ runu. oğlum dönecek Troya'dan. bir süre şarap sunucusu olarak kullanır. Oysa. Pelias. D e m e ter'in yediği omuz yerine de fildişinden bir omuz koyar Pelops'a. 14. göreceğim onu.Peirithoos. Bu kez folkos'ta kral Akastos'un sarayına gider. Akastos). X X I V . Tanrı Poseidon P e lops'a gönül verir. Kral onu suçundan arındırdığı gibi kızı Antigone'yi de ona karı olarak verir. llyada'ya göre Dia'nın Zeus'tan olan. böylece Pelopsogullarının zincirleme suç ve ilenme sürecine karışır (Atreus. belayı savacak kimsesi yoktur yanında. Tyro tanrı­ dan gebe kaldığını saklamış ve-doğurduğu ikizleri dağa bırakmış. Akhilleus Troya'dan dönmez. ya da Paktolos'un kızı olduğu ileri sürülür. Efsaneye göre tanrılarla haşır neşir olan Tantalos onları denemek için bir şölende on­ lara kesip doğradığı oğlu Pelops'u yiyecek olarak verir. varmıştır uğursuz ihtiyarlığın eşiğine. Pelopeia. onun Yunanistan'a göçmesi uygarlığın Yunan yarımadasına Anadolu'dan geldiğini kanıtlayan bir belirtidir. Akdeniz yöresiyle Yunanistan'da oturan en eski soyun adı Pelasgoi. büyümüş­ tür. Theseus). Düğün ya­ pılır. Yunan efsanesinin en ilgi çekici kahra­ manlarından biridir (Tab. Peleus. onun da göçüp Pylos'a yerleştiği anlatılır (Neleus). Telamon'un kardeşi ve Akhilleus'un babasıdır (Tab. Tantalos'un oğlu. Bu korkunç işlemden sonra Pelias'ın oğlu Akastos îason'la Medeia'yı lolkos'tan sürer (Argonaut'lar. Hektor'un ölüsünü ellerinden alabilmek için babasının anısını getirir gözlerinin önüne (İl. ama Pelias'ın kardeşi Neleus'u tahttan attığı. lason. orada ölür. getir aklına babanı. lason Medeia ile birlikte dönünce. Bir efsaneye göre Peleus'un Akhilleus Troya'dayken öldürdüğü Akastos'un oğulları onu tahtından atıp I s t a n . Ama duyar hiç olmazsa yaşadığını senin. ama Peleus. tanrıların hepsi bu korkunç oyu­ nun farkına varırlar. Peleus Tesalya'ya Phthia kralı Eurytion'un yanına sı­ ğınır. Pelasglardı. Anasının Ege ırmaklarından Ksanthos.j köy adasına sürerler. ihtiyar Priamos da Akhilleus'u yumuşatmak. 486 v d . Bilmeden babasıyla yatar ve Aigisthos'u d o ­ ğurur. ) . başka kaynaklara göre îkson'dan olan oğlu. Nasıl büyütülüp krallık için kavgaya tutuştukları konusunda efsaneler birbirini tutmaz. Pelasgos. der. Aiakos'un oğlu Peleus. 15). bilindiği gibi. Pelias. Tanrısal Akhilleus. Paris). Pelops babası Tantalos gibi Anadolu'da doğmuş. 22). Tryro ile Poseidon'un oğlu. Neleus'un ikiz kardeşi (Tab. Ama Peleus'un başına bir bela daha gelir: Kalydon avı sırasında kaynatasını istemeyerek öldürür ve gene yollara düşer. İason'un babasıj Aison'un üvey kardeşidir (Aison). 15).

Gündüzlerl ağlaya ağlaya tüketir kendini. sürüleriyle zengin krallığını ele geçirmektir amaçları. Laertes ihtiyarladığından ötürü. Bilindiği gibi Elis kralı Oinomaos kızı Hippodameia'yı ancak kendisini araba yarışında yenecek ola­ na vermeye ant içmişti. Penelope Odysseus kadar kurnaz ve düzen­ bazdır. Penelo peia da ikide bir taliplerin karşısına çıkar. otuz yıl sürece başka kocaya varma­ mak için ayak diremesi. çağırdılar. Son çare olarak talipleri bir yarışma ya sokmak gelir aklına: Odysseus'un büyük yayını getirtecek. Pemphredo. Böyle derdim. ama dördüncü yıl başlayıp çatınca ilkyaz. saygısız bir köpek. O bir yandan talipleri oyaladığı gibi.): Tanrı bir bez dokumayı kodu aklıma ilkin. Mora yarımadasına adının verilmiş olması Ege'den gelme bu göçmenin efsanede gösterilen yerinden de daha büyük bir yer tuttuğunu. babasının da uygun gö­ receği bir kocayı kızına seçmesini. K a r ı n büyük bir sabırla bekler seni evindi'. Penelopeia'nın çilesi o zaman başlar. komşu ülkelerin ileri gelenleri hep kocasız kalan güzel kadını almak isterler. XIX. 181 vd. Eşinden ayrı kaldığı yirmi. kanardı bu sözlere taşkın yürekleri. Penelope. daha derin bir çığır açtığını açığa vurmaktadır. Üstelik de saray sahipsiz kaldığı. Odysseus Tyndareos'un kızı Helene'ye ta­ lip olacakken. Onun adı kadar. Homeros destanlarında adı P e nelopeia diye geçen İkarios'un kızı. Kandırdım onları işte böyle tam üç yıl. Telemakhos anasını korur. kocaman bir tezgâh kurmuştum odamda. Roma'da yurdu ve aile ocağını ko­ ruyan tanrıdır. gün gelirde. İthake sarayına dilen ci kılığında gelen Odysseus'a Penelope şöyle anlatır bu işi (Od. duyurur onlara bunu. bir kefen dokuyorum yiğit Laertes'e. gündüzleri dokuduğum koca bezi bir çerağ önünde sökerdim geceleri. ondan vazgeçer ve akrabası penelope ile evlenir (Odysseus). Her evde Vesta ve Lares tanırılarıyla birlikte Penatlara da tapıldıgı gibi. evinden etmek