P. 1
Azra Erhat Mitoloji Sözlüğü

Azra Erhat Mitoloji Sözlüğü

|Views: 655|Likes:
Yayınlayan: murat658

More info:

Published by: murat658 on Oct 09, 2010
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/07/2013

pdf

text

original

ONSOZ

MYTHOS VE MYTH0L0G1A İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz m ü , hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos'a tarih değeri olmayan güvenil­ mez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydur­ m a , boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı ar­ mağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Ozanın sözünü tanımlayan epos böylece şiir, destan, ezgi anlamına gel­ miş ve o gün bugün epik ve e p o p e diye Batılı dillerin hepsinde yerini almıştır. Mythos'la epos arasında ilkinden bir yakınlık vardır, mythos söylenen sözün, anlatılan öykünün içeriği ise, epos da o n u n doğal olarak aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçimidir. Epos ne kadar güzelse, mythos o kadar etkili olur, epos'la mythos'un bu başarılı evlenmesidir ki, ilkçağdan kalma efsanelerin ürün vere ve­ re günümüze dek yaşamasını ve mythos kavramının çağlar ve uluslararası bir ni­ telik kazanarak ölmezliğe kavuşmasını sağlamıştır. Ama bir de logos vardı. O n u n sözcüğünü başta Herakleitos olmak üzere lonya düşünürleri eski deyimiyle "physiologoi", yani doğa bilginleri yapmıştır. O n ­ lara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve d o ­ ğanın da logos'u vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve her şeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos'u bulmak, sırlarını göz ö n ü n e sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl ödevidir. Logos kavramıyla açılan bu çığır dosdoğru bilime varmış, öyle ki logos-logia bugün herhangi bir araştırma dalında bilgini ve bilimi dile getirmek için kullanılan birer ek olmuştur. Mythos'la epos uyumlu bir bütün içinde birleştikleri halde, onlarla logos ara­ sında ilkinden ve gün geçtikçe kesinleşen bir karşıtlık baş göstermiştir. Birbirine zıt iki akım almış yürümüştür. Ege kıyılarında filiz veren destanlar, övgüler, ezgi­ lerin yanında, gene tonya'da doğup gelişen bilim kolları: Fizik Tiatematik, yer ve gök bilimi, tarih ve coğrafya. Bilginler mythos'un uydurduğu epos'un dile ge­ tirdiği tanrı masallarını hor görür, yerdikçe yerer, evreni ve insanı anlatmakta bu türün yalancı ve zararlı yollara saptığını ileri sürer dururlar. Ne var ki evren tanımını dile getirmek için bu bilginlerin çoğu da epos biçimine, yani destana özgü heksametron ölçüsüne başvurmaktan alamazlar kendilerini. Yalnız Herakleitos düzyazıyla dile getirir düşüncesini.

Platon'un tutumu daha da ibret vericidir. Homeros'u tanrılar üstüne yalanlar uydurdu, topluma zararlı efsaneler düzdü-diye suçlamakla başımızı şişiren bu fi­ lozof "Devlet", ya da "Gorgias" gibi en önemli dialoglannın sonunda gerçeğin gerçeğini, tanrılar katındaki hakikati gözümüzün ö n ü n e sermek, fiziküstü kanıt­ larla tanımlamak istedi m i , bir mythos uydurur. Ne yapsın ki mythos'tan ayrı düşünemez, düşüncesi mythos kalıbına kendiliğinden girer. Mythos Yunan dü­ şüncesiyle özdeştir denebilir h e m yalnız Yunan m ı , insan düşüncesi ve o n u n ürettiği dille özdeş olsa gerek ki, H o m e r o s ' t a n bugüne dünya sanatçıları mythos'u kendilerine tükenmez bir esin kaynağı olarak almışlardır. Ama "mythologia" sözcüğünde mythos'la logos'un, karşıt bu iki kavramın birleştiğini görmüyor muyuz? Mythologia efsaneler bilimi anlamına gelmez mi? H e m gelir, h e m de gelmez. Erken ilkçağda "mythologein" diye bir f i i l vardır, masal anlatmak demektir, sözlü gelenekle dilden dile aktarılan efsanelerin ozanlarca sürdürülmesini de belirtir. Mythologia kavramı da aynı anlama gelir. H e m masal ve efsanelerin toplandığı kitap için, h e m de ilkçağın sonlarında "mythographos", yani mythos yazarı denilen derleyicilerin yaptığı iş için kullanılır. Ama mythologia bugün taşıdığı geniş ve kapsayıcı anlama gelmemiştir ilkçağın hiçbir d ö n e m i n d e . Mythos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane, mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mythologia ilkçağın din kitabı olmak gerek, oysa değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Ç ü n ­ kü bu efsaneler İnanç - tek tanrılı dinlerde söz konusu edilen inanç - düzeyine yükselmemiştir. Sözlü ya da yazılı yazın ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mythos'lar ne kadar ozan, yazar, sa­ natçı varsa, o kadar biçim almış, bu nedenle hiçbir zaman belli bir dinin tek kita­ bı halinde toplanamamıştır. Böyle bir çeşitlilik, böylesine öğreti ve yöntem yok­ luğu, bu tür başıboşluk, özgürlük ve özerklik başka hiçbir din ve efsanelerinde görülmemiştir. İlkçağ mythos'u layiktir, din adamının değil, sanatçının uğraşıdır, o n u n anlamı, yön ve biçimi din alanında verilmez, sanat alanında verilir. Asıl ya­ ratıcısı da sözdür ve söz ustasıdır. Mythos, epos, giderek logos bile birleşmişler­ dir o n u n doğup gelişmesine. Gerçekle ilişkisi olup olmadığına gelince, mythos'un gerçeğini sözün dışında aramak boşunadır. Asıl gerçek insan sözü­ nün içinde, özünde, şiirindedir. Bunu anladığı içindir ki, ilkçağ insanı sözle birbi­ rinden renkli, büyüleyici ve inandırıcı yapıtlar yaratabilmiş ve sözün bir kitap içinde donmasını önleyerek, çağdan çağa, insan kanı gibi sıcak sıcak akmasını, böylece canlılığını sonsuzluğa dek aktarmasını sağlamıştır.

MYTHOS

YARATICILARI

H e r o d o t der ki, tanrı soylarını sayıp döken, tanrılara adlarını veren, niteliklerini tanımlayan ve efsanelerini anlatan, Homeros'la Hesiodos'tur. Yani çok tanrılı ilkçağ dininin yaratıcıları, peygamberleridir onlar demeye getirir. Ne var ki bu yaratıcılığın neye yarayacağını bilmez, bilemez H e r o d o t . Yunan mythos'unun yazına vurulması, evet, H o m e r o s ve Hesiodos'la başlar, a m a orada kalmaz, H o meros'la Hesiodos'un yarattıkları tanrı soylarına ve efsanelerine - ki bu konuda ilk iki yaratıcının bile söyledikleri birbirini tutmaz - ekler, katkılar yapılır, yazın türleri çoğaldıkça mythoslar da yeni anlatımlar ve yorumlarla zenginleşir. Des­ t a n çağını îonya'da d a , Yunanistan'da da "melos" denilen lirik şiir türleri izler,

çalgı eşliğiyle Irk klflnln, ya da bir koronun söylediği bu ezgilerde de mythos önemli bir yer hıl<ır, "hymnos" denilen övgülerde başlıca konudur. Hele traged­ ya ile mythos yeniden doğar, tragedya yazarlarının elinde bir daha yitiremeyecegi bir öz ve anlamla yüklenir: İnsanlık dramının aynası, simgesi oluverir. K o ­ nusunu gerçek olaylardan alan bir iki tragedya dışında - ki bunlar da büyük t e p ­ kiyle karşılanmış ve tutunamamıştır - tragedyanın tek kaynağı mythos'tur. D e s ­ t a n d a n tragedyaya tür ve görüş ayrılığının gerektirdiği büyük bir farklılık vardır. Destanda başrolü oynayan tanrılar arka plana itilir, yeni tanrılar, yeni kahra­ manlar ön plana alınıp tragedya yazarının seyircilerine yaşatmak istediği dra­ mın gereklerine göre aydınlanır. D r a m insan dramıdır a m a İpleri gene de tanrı­ ların elindedir, onları destanda olduğu gibi bir dağın tepesinden savaşı yönetir ya da bir insanın ölüm kalımını tartıya vurur görmeyiz, a m a ç ve eylemleri saklı kalır, anlaşılmadığı oranda da korkuçtur; tragedya tanrıları, bilerek ya da bilme­ yerek işlediği bir suç için insanı yıkıma götüren amansız yazgıyı, lanete uğramış bütün bir soyun zincirleme suç ve cezasını simgeler. Tragedyanın bu açıdan aydınlattığı mythos böylece alabildiğine zenginleşir, a m a iş bununla da bitmez: Bin bir kent devletine ayrılmış olan Yunanistan'ın her bölgesi yerli mythos'unu yaratmak ve yaşatmak hevesindedir. Koruyucu olarak seçtiği bir tanrı üstüne kendi bölgesiyle İlgili efsaneler uydurmakta ya da olan efsaneleri kendi din ve devlet politikasına göre yorumlayıp değiştirmekte­ dir. Efsane çemberleri böylece genişledikçe genişler: Troya savaşı çemberine Atina, Thebai, Korinthos çemberleri katılır, Odysseus'un serüvenleri destanına Argonaut'lar destanı eklenir, Dor ırklı boylar lon mythos'unun kişileriyle boy öl­ çüşecek bir destan kahramanı yaratıp bütün efsanelerini Herakles diye bir yarı tanrının çevresinde toplarlar. Mythos böylece İçinden çıkılmaz girift ve karmaşık bir toplam oluverir. Bu çokluğu aydınlığa kavuşturmak için gerçekten bir mythos bilimine gerek vardır: O sırada, yani Yunan'ın klasik denilen parlak çağı sona erip de yaratıcılığı azaldığı, sanat gücünün tükenmeye yüz tuttuğu Hellenistik denilen d ö n e m d e efsaneleri toplama ve derleme işine girişilir. İskenderiye ve Bergama kitaplıklarının kurulup çalışmaya açıldığı elyazmalarının alabildiğine çoğaltılıp eleştirildiği dönemdir. Bu d ö n e m d e türeyen mythos yazarları bir yan­ dan başta H o m e r o s olmak üzere büyük yazın yapıtlarını şerhler, notlar ve açık­ lamalarla kopya etmeye, bir yandan da efsaneler toplayıp kitaplar yazmaya ko­ yulurlar. Bunların efsane derlemeleri bizim için önemli bir kaynaktır. R o m a im­ paratorluğu döneminde de efsane düzme süreci canlıdır. R o m a , Yunan mythos'undan esinlenerek kendi din ve mitolojisini kurmak hevesine kapılır. Yunan tanrılarını kendi yerli tanrılarıyla bir tutarak adlarını değiştirir, efsanele­ rin kimini benimser, kimini atar, kimini yerli efsaneleriyle karşıtım. Ta ilkçağın sonuna kadar bu böyle gider. Yunan-Roma mitolojisi dediğimiz bütün bu kay­ naklardan ve daha sayamadığımız başkalarından alınmış, toplanmış, özetlenmiş efsane, masal ve öykülerin toplamıdır.

AKDENİZ MİTOLOJİSİ Şimdi sorarım size: Mitoloji diye bir kitap yazmaya girişince bu bin bir kaynak arasından hangisini seçip de anlatsın çağdaş bir yazar? Kaldı ki mitoloji deyince başta Yunan-Roma mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Bu anlayış da hatalıdır.

Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır, onu Yunanistan ve R o ma'ya mal etmemiz, bu efsanelerin Yunanistan ve R o m a uyruklu yazarların ka­ lemiyle Yunanca ve Latince olarak yazılmış olmasından ileri gelir. Oysa bu efsa­ nelerin çıkış yeri ne Yunanistandır, ne de İtalya, Anadolu'dur, Girit'tir, Mezopo­ tamya'dır, Fenike, Mısır'dır, ya da bütün bu yerlerdeki sözlü geleneklerin karışı­ mından ortaya çıkmış bir bütündür. Yunanlı ya da Romalı kaynak yazarlar a n ­ lattıkları efsanenin asıl kaynağını araştırmazlar, onu bilseler bile kimi zaman si­ yasal amaçlar güderek saklarlar, bile bile değiştirirler. H e m ozanlar ve yazarlar özgür müdürler? Kimin için yazdıkları, kime hizmet ettikleri belli olur. En büyük iki destan yazarı buna örnektir: H o m e r o s lonya'lıdır, gönlü Troya'dan yanadır, a m a efendileri Troya savaşını kazanmış, Anadolu'nun kilit noktası olan Dardanos kalesini yıkmış Akhalardır, onları kahraman göstermek zorundadır, oysa asıl insan-kahraman Hektor'dur Ilyada'da. Vergilius ise Augustus çağının kültür politikasına hizmet etmekle görevlidir, Roma'ya bir kahramanlık geçmişi yarat­ mak amacıyla yazar Aeneis destanını ve H o m e r o s ' u n t a m tersine asıl gücü kuv­ veti Troyalılarda göstermeye çalışır. Bu açı ve erek farkları mythos anlatımında da farklılıklara yol açar. İkinci bir güçlük mythos anlayışında gün geçtikçe artan değişik görüşlerdir. S o n yıllara dek "Yunan mucizesi" diye bir balon uçup dururdu. Batı dünyası in­ san değerlerinin dile geldiği ve büyük sanat yapıtlarıyla ölümsüzlük kazandığı tek kaynağın Yunan-Roma uygarlığı ve kültürü olduğuna inanırdı. Bu dar görüş­ lü açıdan bakılınca Yunan mucizesini yaratan asıl kaynak ve etkenlerin ne oldu­ ğu araştırılmaz, görmezlikten gelinir, bu inancı sarsacak bir bulut ortaya çıktı m ı , bile bile ve bilimselliğe aykırı bir tek yönlülükle tartışmaya, giderek kavgaya girişilirdi. Troya'nın Çanakkale yöresinde olmadığını, Schliemann-DörpfeldBlegen üçlüsünün gün ışığına çıkardıkları koca uygarlık merkezinin H o m e r o s ' u n llyada'sıyla bir ilişkisi bulunmadığını ileri sürmekte direnen sözüm ona bilginler bugün bile ortalıkta dolaşır ve kör görüşlerini kitaplara aktarmak yolunu bulur­ lar. Arkeolojinin son buluşları tarihle ilgili bilim kollarını göz kamaştırıcı bir ışıkla aydınlatmaktadır ama Anadolu arkeolojisi daha yenidir, Hititlere ancak son o n , on beş yıl içinde yazılmış kitaplarda yer verilir, yüzyılımızın başlangıcında yayım­ lanmış bir mitoljide bakarsınız ki Ana Tanrıça Kybele'ye ancak yarım sütunluk bir yer ayrılmıştır. Apollon ya da Artemis'i Türkiye'nin Ege bölgesinde toprak­ t a n çıkarılan anıtların ışığında yorumlamak, değerlendirmek daha hiçbir derli toplu mitoloji kitabına erek ve görev olmamıştır. Kısacası ilkçağın yazılı kaynak­ larıyla günümüzün buluşlarını bir araya getirerek çok yönlü bir görüşle toplama­ ya daha pek az bilgin girişmektedir. Bu yolda Halikarnas Balıkçısı çığır açıcı, yol göstericidir, yani Yunan'ı, Türk'ü olmayan, uluslararası tek bilimsel gerçeği ara­ maya koyulan gerçek bir bilgindir. O n u n açtığı yoldan gitmekle birlikte eski ya­ zın kaynaklarına da hakkını vermek "Mitoloji Sözlüğü" adıyla okuyucuya sundu­ ğumuz bu kitabın tek amacıdır. H e m e n söyleyelim ki bu kitap bir denemedir, eksiklerini, yetersizliklerini bile bile yayımlamaya giriştiğimiz bir d e n e m e . Yukarda sözünü ettiğimiz sorunları bir dereceye kadar çözümleyebilmek için bu "Mitoloji Sözlügü"nü h e m bir sözlük, h e m de bir antoloji olarak düzenlemek yolunu seçtik. Efsanelik kişilerden kim söz ediyorsa H o m e r o s mu, Hesiodos m u , tragedya yazarları mı, onların anlatımını elden geldiği kadar kendi metinle­ rinden vermeyi denedik. Burada Türkiye'de Türkçe olarak bulunan kaynakların H

çokluğu bizi sevindirdi Tercüme Bürosunun açtığı çığır ve M i l l i Egitim Bakanlığı nın yayımladığı İ l k klasikleri çevirilerinden bu yana çok çalışılmış v e ; YunanLatin yazınının ana yapıtları bugün okunur bir dille kazandırılmış bulunmakta­ dır. D a h a öteye gidilmiş, mitolojik öyküler ve kişiler Batı yazınına olduğu gibi bi­ zim de şiirimize konu olmuştur. Bizden önce Türkçe mitolojiler de yayımlanmış­ tır. Elimize geçenleri çalışmamıza ortak ettik. Bu çapta bir mitoloji sözlüğü bir tek kişinin yapacağı iş değildi. Batı kaynaklı bir tek mitoloji kitabını çevirmektense, kendi olanaklarımızla, kendi yazılı kaynaklarımızdan faydalanarak özgün bir d e n e m e yapmayı yeg gördük. Hangi kaynaklardan nasıl faydalandığımızı, bu kitabı nasıl hazırlayıp hangi yöntemlere göre dizdiğimizi kitabın sonuna eklediği­ miz Sonsöz'de belirtmekteyiz. Okuyucu bu bölümde, sözlüğü nasıl kullanacağını da bulabilecektir. Sözün kısası ben burada tek başıma değil, yapıtları ve çalışmaları elime ge­ çen birçok yazarlarla birlikte ortaya çıkmak istedim. Bu kaynakları bulmada ve değerlendirmede ister istemez kişisel eğilimlerime göre bir seçme yaptım. Oku­ yucu bunu bana bağışlasın ve eleştirilerini, yergilerini, önerilerini benden esirge­ mesin. Çabamın tek ödülü bu olabilir. Borcum büyüktür: En başta h o c a m Prof. D r . Georg Rohde'yi anmak isterim. Mythos ve mythologia'nm ne olduğunu, böyle bir çalışmanın bilimsel yollardan nasıl sürdürüleceğini de göstermiştir. Bu kitaptaki "Kybele" maddesini o n u n 1937'deki Türk Tarih Kongresinde verdiği tebliğe borçluyum. Ama asıl esin kaynağım sevgili ustam ve dostum Halikarnas Balıkçısı'dır. Yurdumuzun eşsiz değerlerine saygıyı ve sevgiyi o aşıladı bana. Çok borçlu olduğum bir kişi d e , birlikte çevirdiğimiz llyada ve Odysseia'yı güzelim şiir diliyle Türkçeye kazandı­ ran arkadaşım A. Kadir'dir. Bu kitap Homeros'la doludur, nasıl olmasın ki Batı uygarlığının ilk ve en büyük ozanı yurttaşımız H o m e r o s burcu burucu Anadolu kokar. Azra Erhat İstanbul, 1972

A
Abas. (1) İlyada'da adı geçen Abant'lar bo­ yuna adını veren kahraman. Poseidon ile su perisi Arethusa'nun oğlu. (2) Aigyptos oğullan amcaları Danaos'un kızlarıyla zorla evlenince, gerdeğe girdikleri gece kanları tarafından öldürülürler. Yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirger, ikisi­ nin birleşmesinden Abas adlı bir erkek çocuk doğar (Tab. 10). Abas Argos'ta kral olur, ev­ lenerek Akrisios'la Proitos'u meydana getirir. Akrisios'tan D a n a e , Danae'den Perseus do­ ğar. Acca Larentia. (1) Roma'nın kuruluş efsanesi'nde sözü geçen çoban Faustulus'un karı­ sı. Kocasının dağda bulduğu Romulus ve Remus bebeklerini benimser ve kendi on iki ço­ cuğuyla birlikte büyütür (Romulus). (2) Roma'nın kuruluş dönemlerinde güzelli­ ğiyle ün salmış bir kız. Bir bayram günü Her­ cules tapınağında tanrı ile tapınak bekçisi bahse girişirler, zar oyununda kim kazana-' caksa "ötekine bir ziyafet çekecek ve bu güzel kızla yatmasını sağlayacaktır. Oyunu Hercu­ les kazanır ve Acca ile sevişir. K ı z sonraları zengin bir Etrüsk'le evlenir ve yaşlı kocası ölünce bütün varlığını Roma halkına bağışlar. Admete. Bir Samos (Sisam) efsanesine gö­ re, Perseus soyundan olan Admete Argos'ta tanrıça Hera tapınağının rahibesiymiş. E l l i sekiz yıl bu tapınağa hizmet ettikten sonra, babası Eurystheus ölünce Argos'tan kaçmak zorunda kalmış. Tanrıçanın heykelini yanına alarak Sisam adasına sığınmış. Bir süre sonra Argos'luların parayla tuttukları korsanlar H e ra heykelini kaçırmaya kalkışmışlar, ama ge­ miye bindirilen heykel yelkenlerin açılmasına engel olmuş, tanrıça böylelikle Samos'ta kal­ mak istediğini belli etmiş. Samos Hera'sı diye anılan ünlü bir heykel İlkçağ arkaik sanatının en önemli yapıtlanndan sayılır. Sisamlılar Hera ve Admete adına yılda bir bayram ya­ parlardı. Admetos. Pherai (bugün Elestino) şehrinin kralı. Delikanlı olarak Kalydon avına ve Ar-

gonaut'lar seferine katılmış. Kyklop'ları öl­ dürdü diye bir yıl Olympos'tan sürülen Apollon'u sığırtmaç olarak kullanmış (Apotlon, Kyklop'lar). Pelias'ın kızı Alkestis'e gönül ve­ ren Admetos onu elde etmek için arabasına bir aslan; bir de yaban domuzu koşmak zo­ runda kalınca Apollon tanrı o n a yardım et­ miş ve Admetos Alkestis'i almış, ne var ki dü­ ğün günü Artemis'e kurban kesmeyi unuttu­ ğu için, tanrıça gerdeğini yılanlarla doldur­ muş. Apollon Admetos'u bu beladan kurtar­ mış, bununla da kalmayıp Admetos'un kade­ rini de değiştirmeyi başarmış: Kader Admetos'un ölümü için saptadığı gün Pherai kralı yerine ölecek başka birini bulursa ertelemeye razı olmuş. Ama o gün gelince Admetos yeri­ ni alacak kimseyi bulamamış: Ne anası, ne babası, ne uşağı, kimse ölmek istememiş, yal­ nız genç karısı Alkestis kendisini feda etmiş. Alkestis Hades'e indikten sonra Herakles ta­ rafından kurtarılır (Herakles). D e l i Dumrul e f sanesine de konu olan bu motifi Euripides "Alkestis" adlı tragedyasında işlemiştir (Alkestis). Adonis. Köken ve kaynakları güney Akde­ niz çevresine uzanan tipik bir Anadolu efsa­ nesi. Kybele-Attis mythos'unun bir başka an­ latımını veren Adonis efsanesi bir toprak-bereket öyküsüdür. Birçok şiir ve masal yazarla­ rının özene bezene işledikleri bu öykü şöyle özetlenebilir: Suriye kralı Theias, ya da Kıbrıs kralı Kinyras'ın Myrrha ya da Smyma adında bir kızı varmış, tanrıça Aphrodite'in lanetine uğra­ yan bu kız babasına tutulmuş, onunla seviş­ mek istemiş. Dadısının kurduğu bir düzenle babasının yatağına girmiş ve on iki gece onunla sevişmiş, son gecesi de gebe kalmış. O gece babası, yanında yatan kadının kendi kızı olduğunu anlamış ve bu korkunç günahı temizlemek için, kılıcıyla kızının üstüne yürü­ yüp onu öldürmek istemiş. Ama tanrılar Myrrha'ya acımışlar ve onu babasının elinden kurtarmak için bir mersin ağacına çevirmiş­ ler. On ay kadar sonra ağacın kabuğu çatla­ mış, gövdesinden dünya güzeli bir bebek çık­ mış. Çocuğun güzelliğine vurulan Aphrodite onu büyütsün diye yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Ama Persephone de çocuğa

Hera ceza olarak kavga tanrıçası Eris'i sokar arala­ rına. Adrastos ölümsüz atına bi­ nerek Argos'a kaçar. Adonis İbranîce "efendi" anlamına gelen Tammuz (Türkçe Temmuz) adının yunancalaştırılmış karşılığıdır. Bu arada Oidipus oğullarından Eteokles. Kırlangıç) alır. onu Aphrodite'ye bir daha geri ver­ meye yaraşmamış. 518) anlatıldığı­ na göre. Talos'un oğlu. Aedon'la Zethos'un yalnız bir ç o ­ cukları olur: Itylos. dedesi Sikyon kralı Polybos'un yanı­ na sığınmak zorunda kalır. ne var ki yanılır. Adonis sekiz ay Aphrodite'nin yanında kalmayı seçince. öte yandan sevgilisinin yardımına koşan Aphrodite'nin ayağına diken batmış. karanlıkta Niobe'nin oğlunu değil de kendi çocuğunu öl­ dürür. (2) Miletos efsanesi şöyledir: Aedon Milet'li Pandareos'un kızı ve Polytekhnos adlı sanat­ çının karışıdır. onu tanır. İki kız kardeş öç almaya karar ve­ rirler. Zethos'un kardeşi Amphion Niobe ile evlenip çok çocuğu oldu­ ğu halde. böylece hızla büyüyen bu bit­ kiler kısa zamanda solup ölürlerdi. Tanrıçalar arasında ko­ pan kavgaya yargıçlık eden Zeus. Kocasıyla birlikte Kolophon' da mutlu günler yaşarlar. Polytekhnos araba yapmakta. dört ayını da Aphrodite'nin yanında geçireceğine. Adonis bahçeleri denilen bu çiçeklerin karşısında ka­ dınlar yas tutar ve "O ton Odonin" (Vah Adonis!) çığlıklarıyle dövünürlerdi. bir yandan Polyneikes. öbürüne bir hizmetçi bulup getirecektir. Tanrılar Aedon'a acıyıp onu bir bülbü­ le dönüştürürler. kız kardeşi Eriphyle'yi ona verir ve Argos krallığına döner (Amphiaraos. sıyrığından akan bir damla kan tanrıçanın çiçeği olan beyaz gülü kırmızıya boyamış.tutulmuş. Adrastos kızlarından birini Polyneikes'e. saksıla­ ra. Argos'a sığınırlar. Bir aile kavgası yüzünden yurdunu bırakıp. ama babasını öldüren Amphiarâos'la görünüşte banşarak. öte yandan da adam öl­ dürdüğü için Kalydon'dan sürülen Tydeus. Bir süre sonra da onun vârisi olarak tahta çıkar. Adonis efsanesi Sümer ve Hitit kaynakla­ rından gelmedir. tanrıçanın güzel delikanlıya olan aşkını kıskanan öbür tanrılar (Ares ya da Artemis) Adonis'in üstü­ ne bir yaban domuzu salmışlar. Aedon. sepetlere tohum dikerler. Polytekhnos işin farkına varınca çılgı­ na döner. Eriphylej. Adonis'in yılın dört ayını Persephone'nin. iki kız kardeşi öldürmek ister. Sonra. Zeus ile Hera'dan daha mutlu bir çift olmakla övündükleri için. Tammuz-Adonis efsanesiyle Hitit bereket tanrısı Telepinu efsanesi arasında ilişki ve benzerlik göze çarpmaktadır (Kinyas). Zeus . onu öldüreceğini söyleye­ rek Aedon'a verir. Aedon kız kardeşinin bir gün çeşme başında dert yandığını duyunca. Kışın yeraltında saklanan. Aedon eltisini kıskanır ve bir gece en büyük oğlunu uykusunda öldür­ meye kalkışır. yolda onu kirletir. Karı koca birbirleriyle yarışmaya girişir­ ler. Aedon Pandareos'un kızı ve Thebaili Zethos'un karışıdır. Ama mutlulukları başlarına vurur. kocası da gider Efes'ten onun kız kardeşi Khelidon'u (Yun. Bülbül). Adrastos. onları sıcak su­ larla sularlardı. geri ka­ lan zamanda da istediği yerde yaşayabileceği­ ne karar vermiş. saçlarını ke­ sip köle kılığına sokar ve kız kardeşine kim olduğunu bildirirse. Efsanesi Thebai'ye karşı Yediler seferiy­ le ilgilidir. Toprağı sulayan kanından Manisa lalesi denilen bahar çiçekleri bitmiş. (1) İlkçağ yazarlarını çok etkileyen bu efsaneye ilkin Homeros'ta rastlanır. (Yun. Yarışmayı Aedon kazanır. Aedon ku­ maş dokumakta. öbürü Deipyle'yi de Tydeus'a verir ve Polyneikes'le birlikte Thebai'ye karşı Yediler seferine önayak olur. Argos kralı (Tab. baharla birlikte yeryüzüne dönen ve aşk cümbüşü içinde fışkırıp gelişen bitkisel varlığı simgeleyen Adonis'e Suriye'de özellikle kadınlar tapınırlardi: Yılda bir bahar bayramları yaparlar. K i m daha çabuk bitirecekse. büyük yenilgiden sonra. Falcı ve bilici olan Amphiaraos bu savaşta bütün önderle­ rin öleceğini. kasığından yaralanan Adonis'de kanaya kanaya can ver­ miş. ama savaş­ ta yitirdiği ogulunun yasına dayanamayıp ölür. İtys'i öldürüp pişirirler ve babasına yedirirler. Gerçekten de öyle olur. gurura kapılırlar-. Odysseia'da ( X I X . İtys adında bir oğul­ ları olur. bir Adrastos'un sağ kalacağını öngörmüştü. ölen önderlerin oğullarıyla Thebai'ye karşı Epikon'lar seferi­ ne katılır ve bu kez zaferi kazanır. kardeşi Polyneikes'i Thebai'den sürünce. 23).

Bir tuzak kurmuşlar ve iki hır­ sızı tam yakalayacakken. tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon. eşsiz bir tiptir. hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. 1 1 . Atreus'tan Thyestes'e ve ondan Agamemnon'a aktarılır. Yunan mythos'u tanrılar tanrısı Zeus'un üs­ tünde. Öyle olmuş. bu kurultayda da başlıca kural danışmadır. hem güçlü bir savaşçı" olarak tanıtır. Arkadya'da Poseidon tapınakları ve Thebai'de Alkmene'nin yatak odası ellerinden çıkmış. İlyada'da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez. yedinci günü emeklerinin karşılığını alacaklarını bildirmiş. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonu I ! . (3) Atina efsanesi: Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles'in yitik "Tereus" traged yasında anlatıldığı gibi.). Homeros onun asasının. her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında. T a n n onlara en büyük ödül diye tatlı bir ölüm bağışlamış. Bu bakımdan destana olduu kadar. Agamemnon. yedinci gece uykuya dalınca iki mimar bir daha uyanmamışlar. efsaneler boyunca onun simgele­ diği kavramı onun kadar etkin ve belirgin ni­ teliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur.araya girer ve birini bülbül. Başka bir anlatıma göre. (Tab. Agamedes üvey oğlu Trophonios'la birlikte Yunanistan'ın en ünlü mimarlarındanmış. Dök yüreğindeki acılan. Delphoi ve Thebai şehirlerinde yaptıkları anıtlar parmakla gösterilirmiş: Delphoi'de Apollon. Harpya'lardan biri. Tanrılar Prokne'yi bülbül. Tereus'u da hüthüt kuşuna dönüştürürler. A p o l l o n . Girit kralı Katreus'un kızı (Tab. Anlat o kutsal ağıtlarınla Oğlumuz ffys'in başına gelenleri. Prokne Trakya kralı Tereus'la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. Agamemnon Yunan mythos'unda tektir. yalnız İlyada'da değil. Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion'un kızlarıdır. 100 vd. krallar kralıdır. Karşılık versin sana. Varlığının gün geçtikçe eksildi­ ğini gören kral Girit'ten ünlü mimar Daidalos'u çağırmış. Buyruğuna tek sınır. Apollon da altı gün yiyip içip eğlenmelerini. öbürünü kırlangıç haline sokar. başka bir efsane koluna göre Agamemnon'un ilk atası Tantalos'tu. sonra Atreus'un karısı olur. bölgesel kralların toplantısında çizilir. Girit'ten sürülüp Argos'a gelir ve ilkin Pleisthenes ile evlenir. altın saçlı t a n r ı Duyup bu acı yankıları. Sık fundalıklardan göklere yükselsin. Trophonios Agamedes'in kafasını keserek kaçmış. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatma­ sın diye dilini koparır. onları ordularıyla bir­ likte yöneten başkomutandır. Alsın fildişi çalgısını. İlyada'nın üçüncü bölümünde Helene surla­ rın üstüne dizilmiş. bir taşını yerinden oynatıp kolayca çıkarabilecekleri biçimde yapmışlar Geceleri buraya girer. soyunu Pelops'a kadar götü­ rür. Agamemnon kraldır. Agamemnon'un kral­ lık yetkisi Zeus'tan gelmiştir. Çöz tanrısal dilini. savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon'u "hem iyi bir kral. hazineden bir şeyler araklarlarmış. Agamedes ile Trophonios Delphoi tapınağını bitirince. Agamedes. 15). Aerope. Boiotia kralı da onla­ ra hazinesini saklamak için sağlam bir yapı ıs­ marlamış. Para hırsına kapılan iki mimar da hazine odasını. Kızıl boynundan su gibi aksın Oğlumuzun adını inleyen sesin. Adı Kasırga anla­ mına gelir (Harpyalar). 14 ve 15). krallar kralı Agamemnon'un kişi­ liğinde de krallığın hem erdemlerim. Atreus'la Thyestes arasındaki kardeş kavgasında ölür (Atreus). ondan üstün bir güç bulunduğunu gös­ terdiği gibi. krallık normal yoldan Pelops'tan Atreus'a. Ve ölümsüz dudaklarından çıkan ezgiler Karışsın sesine mutlu yüceliklerde. tan­ rıdan ücretlerini istemişler. Aello. Philomela'yı kırlangıç (baş­ ka bir anlatıma göre adı güzel sesli anlamına gelen Philomela bülbül olur). İki kız kardeş İtys'i ke­ sip babasına yedirmekle öç alırlar. Aerope. Aristophanes "Kuşlar" komedyasında bu dramı Hüthüt'ün ağzından şöyle anlatır: yan garip bülbülüm. Tanrı koroları kursun yukarda. kral değneğinin tarihçesini çizerken (İl. uyan. Agamemnon ve Menelaos'un anaları olarak gösterilir.

.. 78 vd. Ne kurultayda geçer sözün.). "Ey doymak bilmek adam. Bu kral portresi ü s t ü n d e d u r m a y a değer. Bu s o r u n u Akha o r d u s u n u n nasıl ç ö z ü m l e ­ diği de ilginçtir. Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon. ( İ l . Akha kadınları demeli. A m a d e s t a n A g a m e m n o n ' u bir krala özgü b ü t ü n nitelikle­ riyle canlandırır. feodal Akha d ü z e n i n i n t ü m ü n ü k a p s a m a k t a ­ dır (İl. A g a m e m n o n kraldır ve h e r kral gi­ di kendi çıkarını. Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun pay­ lar. tlyada'nın k o n u s u . Seni şarap fıçısı. halktan bir a d a m ı n kralı kına14 biliyorum Akha'lartn . II. Bu davranışı tepki uyandırır. gelsin babası kurtulmalık versin sana. Bu eleştiri Akhilleus'un a ğ z ı n d a n şöyle dile gelir. I. hey. I. Bir şehri alır almaz biz Akha 'lar onları sana verdiydik ilk peşin. seni it gözlü.c u n d a İşlenen k o r k u n ç suçlar d a h a çok t r a ­ gedyaya k o n u olmuştur (Atreus). çıkarma düşkün yürek. daha güçlüdür onlar senden. Tutsağı Khrysels'i geri v e r m e k i s t e m e m e s i . karakteri ve kişiliği b ü t ü n açıklığıyla o r t a ­ ya serilir. Bir de altın mı istiyor canın şimdi? Tutup getirelim Troya'Mardan birini.. sizi aşağılık herifler sizi. Kızdıracağım saydığı adamı... bildiğini y a p a r . o adamın b ü t ü n Argos'lulara her yerde sözü geçer.. A m a yiğidin sözlerinden d a h a da şaşırtıcıdır T h e r s i t e s ' i n . A m a A g a m e m n o n n e Kalkhas'ı dinler. 1 0 2 vd. 1 2 2 . tek başına bırakalım Troya'da onu.. seni geyik yürekli... yoksun bıraktı onu. vermek z o r u n ­ da kalınca Akhilleus'unkini a l m a k t a hiçbir sa­ kınca g ö r m e m e s i kavganın asıl n e d e n i d i r . bütün gözlerden uzakta. Hadi yurda dönelim gemilerimizle. kadınla dolu. Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkileri size krallık etsin diye verdi Agamemnon'al A p o l l o n ' u n Akha'lara gönderdiği salgının n e d e n i n i bilen Kalkhas bu öfke karşısında ç e ­ kinir gerçeği söylemeye (İl. Atreus oğlu. I. bir zaman öfkesini yenerse de. bir tek baş olmalı. altınla versin sana. dışarı vurana dek taşır yüreğinde onu. unutamaz kinini. Bu eleştiri yalnız kralı degil. Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz. bu senin son küfrün olurdu ona. öyle mi? Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa. Yardım etmeyelim de görsün sonunu. 2 2 5 vd. bir tek kral. Akha oğulları denmez size artık. Halkın y ö n e ­ ticisini eleştirmesi d ü n y a yazınında ilk kez gö­ rülmektedir b u r a d a . yanıyordu iki gözü yalım yalım.). hem gevşek davranmasaydı sana.).... Zeus'un beslediği kralların amansızdır öfkesi.bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne? Akha oğullarını yokluyor şimdi o. Size diyorum Akha oğulları. h i ç e sayar (İl. yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus'tan gelmemesi. yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen. Akhilleus'un içinde büyük bir kin yok gene de. vd. ne savaşta geçer. ama ezecek yakında başlarını. aldı onur payını. Sense savaştan anlamaz korkağın birisin. otursun onur payının üstüne. I I .). A t h e n a ' n ı n verdiği esinle Odysseus sıraları dolaşıp şöyle yatıştırır h e r ­ kesi (İl. Öfkelenip de Akha'lara yıkım getirmesin sakın. oğlu. istek ve buyruklarını e m r i n ­ deki i n s a n l a n n k i n d e n üstün g ö r m e k t e ve bu İnanışa g ö r e d a v r a n m a k t a d ı r . Kral azgın olur kızınca ayak takımından birine. Saygısızlık etti Akhllleus'a. Ve bu kavgada krallar kralının t u t u ­ m u . kapatmaya kendine? Başbuğsun. Atreus oğlu? Barakaların tunçla.. A g a m e m n o r i ile Akhilleııs arasındaki kavga A g a m e m n o n y ü z ü n d e n k o p a r . yiğit Atreus kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği. en üstün yiğidimize... düşüp kalkmaya. . Halkını ke­ miren bir kralsın s e n " .): . Gene mi bir fisteğin var. T e p k i n i n . 1 9 3 vd. Seni gidi edep­ siz. Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki. n e de o n u n sözlerine uyulmasını salık veren Akhilleus'u. tersler. ması (Thersitesj.. o r d u n u n alt tabaka­ sını simgeleyen bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkati ç e k e r .

bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl. hünsa imiş. Zeus da bu dileğini yerine getirmiş. Pessİnus kralı da aynı şeyi yapar. XIX. Hem kadın. küçük parmağı da oynamaya de­ vam edecekmiş.At ıi >r . Aigisthos). 85 vd. Jno ile Semele'nin kardeşi.ılkı şır. çürümesin diye. Tam düğün gecesi düğün ezgileri söylen­ mektedir ki Agdistis birdenbire çıkagelir. uzvundan bir badem ağacı çıkmış. Agdistis. Her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon'uh: Aulis'te avlanırken Artemis'i kızdırması. delikanlı bir çam ağacının dibinde erkekliğini keserek can vermiş. Ne var ki Attes Agdistls'ten kaçmak İ ç i n Pesslnus'a gider ve orada kralın kızıyla evlenmeye k. Midas'ın kızı da umutsuzluğa düşerek canına kıymış.1 r . onu bir tekenin sütüyle beslemişler. Karısının ve onun âşığı olan kendi amcaoglunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik. hem erkek olan bu yaratığı tanrı­ lar ele geçirir ve erkeklik uzvunu kesip atar­ lar. Bu efsanelerde Agdistis ile ana tanrıça Kybele birbirine karışmaktadır. t e ­ kenin sütü olamayacağı halde. Bundan hünsa bir varlık doğar: Agdistis. Bebek gelen geçenin ilgisini çek­ miş. İlyada onun kahramanlıkları ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur. Ayrıca mezarı üstünde bir badem ağacı büyümüş. Kadmos ile Harmonia'nın kızı. Agdistis de sevgilisinin bedeninin bozulma­ masını sağlar. Agaue. Bu sözü aldıktan sonra Agdisüs sevgilisinin ölüsünü Pessinus'a götür­ müş. öyle eşsiz güzellikte bir delikanlı olur ki o zaman salt kadın olan Agdistis ona âşık olur. Zeus tanrıçaya tutul­ muş. ba­ rışmak için ödün vermeye razıdır. orada gömmüş ve anısına bir bayram ile bir rahip heyeti kurmuş. Motifleri t o p ­ rak bereketini ve bitkinin öldükten sonra ye­ niden dirilmesini simgeleyen bu efsaneler da- . Semele'nin oğlu tanrı Dionysos anasının öcünü almış. Bakhalar sürü­ süne katılan Agaue. Pentheus'un anası (Tab. Onu dağa bırakır. toprağa akan kanından biten menekşe­ ler dibinde öldüğü çamı çepeçevre sarmışlar. Sangarios Nana'ya çocuğu dağa bırakmasını buyurmuş. ırmak tanrı Sangarios'un (Sakarya) kızı bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne saklar. Kybele onu da gömmüş ve onun me­ zarı üstünde de menekşeler bitmiş. Agdistis Zeus'a yalvarmış Attis'in bedeni hiç bozulmadan kalsın. Her neyse Agdistis ile Kybele ikisi birden gö­ nül vermişler bu güzel delikanlıya. Derken Agdistis Attes'i çıldırtmış. bu yüz­ den kızı İphigeneia'yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir (İphigeneia). Zeus'la Semele'nin aşkı üstüne de­ dikodu yaptığı için. Bu efsanenin başka bir anlatımı da şöyle­ dir: Phyrgia ilinin sınırlarında Agdos adlı ıssız bir kaya varmış. Attes onu görünce çıldırır ve erkekliğini keser. Zeus bir gece düş görerek tohumunu yeryüzüne döker. Bu konu Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın­ da işlenmiştir (Pentheus. ama Agamemnon burada da tam başarılı değildir. 18). bundan gebe kalarak Attes (başka kaynaklara göre Attis) adlı bir oğlan doğurur. oğlu Pentheus'u bir vah­ şi hayvan sanarak kendi eliyle parçalamış. Onun kişiliğin­ de Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini or­ taya sermek istemişlerdir sanki. bu­ nun meyvesini Sangarios ırmağının kızı Nana göğsüne almış. Attes ölür. Bakkha'lar). uzuvdan bir badem ağacı meydana gelir. aslında talihsiz bir adam­ dır: Akhilleus'u kırdığına bin pişman olur. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra. Ne var ki bu artagus sözcüğü "güzel" anlamına da gelebilir. yarı trajik kaderin belirtisidir (Klytaimestra. adının Phrygi a dilinde teke anlamına gelen "artagus" teke ile ilişkisini göstermektedir. Agdistis'i Dionysos sarhoş ederek erkekliğinden et­ miş. Bu t o ­ humdan Agdistis doğmuş. gebe kalıp Attes'i doğurmuş. onunla birleşmeyi başaramayınca tohu­ munu bir kayanın üstüne bırakmış. Pausanias'ın anlattığı Agdistis e f sanesi ana tanrıça Kybele'nin Pessinus'taki kültüne ilişkin bir efsanedir. Agamemnon gene de bir zorba olarak gös­ terilmez llyada'da. Attes büyüyünce öyle yakışıklı.). orada Kybele tanrıçaya bir taş biçiminde tapılırmış. Kybele tanrıça onu göm­ müş. ama Phrygia kralı Midas onu kendi kızına almak istiyormuş. ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. Attis'in saçları bü­ yümeye. ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir.

Kybele tanrıçanın ise Ana­ dolu'da ve çevrede tarih öncesi çağlardan Roma devrine değin çeşitli adlarla tapım gör­ düğü herkesçe bilinmektedir (Kybele). Phokos'un atletik yarışmalarda başarılarını kıskanan ağabeyleri Telamon ile Peleus kafa­ sına bir disk atarak öldürmüşlejr onu. Yunanlıların en dürüstü. öteki. Io inek kılığında dünyayı dolaştıktan son­ ra Mısır'a gelir. Tyr ile Sidon kentlerinin kralı olur. 21). Hesiodos'a gö­ re Aglaie Kharit'lerin en gencidir ve tanrı Hephaistos'la evlenmiştir. Epaphos. Akdeniz çevresinde kentler kurup yerleşirler (îo. Bu iki Aias birbi­ rinden çok ayrı kişilerdir. "küçük Aias" Oileus'un oğludur ve Lokris'lilerin önderi olarak gelmiştir Troya sava­ şına. 21). "büyük Aias" Telamon'un oğlu. Akhilleus'un amca çocuğu ve Salamis adası­ nın kralıdır (Tab. ama Platon onu ölüler yargıcı ola­ rak gösterir ve Asya'lı Minos ile Rhadamanthys'in yanıbaşında Avrupa'dan gelen ruhları yargıladığını ileri sürer (Gorgias. bulup getirmedikçe dön­ memelerini buyurur. Aiakos'un Aigina'dan Telamon ile Peleus. Ama kardeşleri Herse ve Pandrosos'la birlikte Aglauros m e ­ rakını yenemez ve sepeti açarlar. Aiaie. Europe). Kum) Phokos (Yun. İlyada'da iki Aias'ın adı geçer. lo'nun torunu olan Agenor tanrı Zeus'un soyundandır (Tab. Aglaie. Adı parlak anlamına gelen Aglaie Zeus ile Eurynome'den doğmuş üç Kharit tanrıçanın biridir (Kharit'ler). Tanrıça Athena. Agron. llyada'da soyadı (Tab. Afrika'nın bir bölgesi­ ne adını veren bu kız tanrı Poseidon'la birle­ şerek ikiz doğurur: Agenor ile Belos. Bu hakseverliği ona öldükten sonra Hades ülkesinde yargıç olmayı sağlamış. 524a). en dindarı diye anılan Aiakos. Aglauros (yahut Agraulos). Tanrıların çok sevdiği Aiakos'tan Yunanlı­ lar bir dilekte bulunmuşlar: Ülkelerini kasıp kavuran kuraklığa son vermesi için Zeus'a ya­ karmasını istemişler ve Zeus bu dileği de yeri­ ne getirmiş. ama h e p omuz om- . içinde Erikthonoios'u sakladığı sepeti ona ve­ rip sakın açmamasını söyler. Epaphos'un oğlu. 16 Aia. Odysseia'da büyücü tanrıça Kirke'nin adasına verilen ad (Kirke). Phoiniks ve K i l i k s ' i k ı z kardeşlerini aramaya gönderir. 10). bir denizkızı olan Psamathe'den (Yun. biri. Agron da yagmurkuşu haline dönüştürüldü. Hiç biri de geri gelmez. Byssa martı oldu. Kos (Istanköy) adasında Byssa ve Meropis adlı iki kız kardeşiyle yaşayan ve yal­ nız toprak işleriyle uğraşan bir delikanlı. Agenor ise Fenike'ye yerleşir. Aia. Aiakos da babası Zeus'a yal­ varmış ki adada bol sayıda bulunan karıncala­ rı insana dönüştürsün. Aiakos. Baştanrı oğlunun bu dileğini yerine getirmiş. K ı z ı Europe tanrı Zeus tarafından kaçırılınca Agenor oğulları Kadmos. Epaphos da Nil tanrısı Neilos'un kızı Memphis'le evlenir ve Libya adında bir kızları olur. Anasının adını alan Aigina adasında kral iken uyruklarının hepsi vebadan ölmüş. Agenor. Zeus'la su perisi Aigina'nın oğludur (Tab. içinde yı­ lanlarla sarılı bir bebek görünce korkudan çıldırarak Atina Akropolünden aşağıya atarlar kendilerini (Erikhthonios). Gerçi H o meros destanlarında Aiakos'un böyle bir sıfa­ tı yoktur. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Belos Mısır'a. orada Zeus'tan olan oğlu Epaphos'u doğurur. Yun. Akhilleus'a verilen Aias. Aiakos da hak yerine gelsin diye sürmüş oğullarını Aigina'dan. Bu üç kardeş toprak tanrıçasından başka hiçbir tanrıya saygı göstermedikleri için ceza olarak kuş biçimine sokuldular: Meropis baykuş ol­ du.ha çok alegorik birer anlam taşır. Pessinus'taki Kybele kültünde rahiple­ rin belli zamanlarda ve törenlerde erkeklik uzuvlarını kesmelerinin nedenini ve kaynağı­ nı anlatmaktadır. Bunlardan amaç. "aia" veya "gaia" toprak demek­ tir. Kolkhis ülkesinin eski adıdır (Argonaut'lar). Aiakos'un torunu Akhilleus sonraları Myrmidon'ları kendi ordusu olarak Troya seferine götürmüştür. Belos. Aiakosoğlu. 14 ve 21). Fok balığı) adlı bir 03lu olmuş. Karıncalardan dog­ ma bu adamlara Myrmidon'lar (Yunanca "myrmeks" karınca demektir) denmiş.

M1. gemilerin yanındaki çetin boğuşmaya katılır. geçer. geniş omuzlarıyla aşan? H e l e n e de bu yiğidin "eşi görülmedik Aias" olduğunu söyler. kadar değil boyu boşu Aralarını s o n u n d a Akhilleus bulur. Patroklos'un ölüsü için yapılan araba yarışmasında Aias İ d o m e n e u s ' l a kavgaya tutuşur. Ne var ki bu kez kendi de A t h e n a sunağına sığınıp yalvarır. 7 1 2 vd. gittikleri zaman yarık boyunca uca doğru yalnız cilalı boyunduruk ayırır onları birbirinden. Akha'lann kalesi diye anılan Aias'ı P r i a m o s surların ü s t ü n d e n g ö r ü n c e . katılmadıkları hiçbir savaş. XIII. Oileus'un çevik oğlu Alas hiç. öbür Akha'lı. kavgacı ve kimi z a m a n kabadır. Lokris'lilere Oileus oğlu Telamon'un çevik Aias komuta eder. öteye de hiç gidemezler (İl. soylu. yanındaki H e l e n e ' y e sorar (İl. Aias. oğlu Aias'mki ondan ufak. Kim o. Patroklos'un ölüsünü Troyalıların elin­ d e n kurtarmaya da yardım e d e r . Girit'lilerin ö n d e r i de şöyle tanımlar o n u (İl. Lokris'liler b u n u yapmışlar. III. boynuzlarının kökü bol bol ter döker. ama hiç ayrılamaz Telamon'un oğlu Aias'tan. hem çok ufak. Poseidon yiğidi kur­ tarır. dışarı çekmek ister ve dinsel töreleri hiçe sayarak bu işi başarır. senin aklında hiç çeviklik yok. Aias İlyada'da şöyle çıkar karşımıza (İl. 2 0 6 vd.). Aias'lar arasındaki bu birlik. G ö r ü n ü ş ü . Ama sert.). tanrı sözcüsü şu cevabı verir: Kassand r a ' n ı n kaçırılıp ırzına geçilmesinin kefareti olarak her yıl Lokris'ten Troya'ya iki genç ki/ gönderilmeli ve Athena tapınağına kurban edilmelidir. Delphoi'ye çare sorulduğun­ da. 'kendirden bir zırh giymiş küçümencik bir adamdır ama. Akha'ları kargı atmakta . ikide bir salgın­ lar baş gösterir. bu iki yiğidin nitelikleri ve ka­ derleriyle birbirinden çok değişik olmalarında aramalı.). Aias'ın işlediği günahların cezasını yurdu da çeker: Yiğit öldükten sonra bile uzun bir süre Lokris toprağı verimsiz kalır.' 17 . (1) AİAS O İ L E U S O Ğ L U . başaramayacakla­ rı hiçbir yiğitlik yoktur. Aias'm gemisi batar. Aias kızı sığınağından ayırmak. boyu bosuyla küçük Aias'ın t a m karşıtıdır.za savaşırlar. işte Aias'lar da tıpkı öyle. bütün Hellen'leri. Akha'lardan geri kalırsın her İşte. 7 0 2 vd. 4 8 3 vd. a m a bu kez Aias A t h e n a ' n ı n öfkesine karşın kurtulduğuna böbürlendiği için tanrıça Zeus'un yıldırımını alarak kendi öldürür akıl­ sız yiğidi. Bu t ö r e de bin yıl sürdürülmelidir. Aias kırk t a n e kara gemiyle gelmiştir T r o ya'ya. Akh a ' l a n n . llyada'daki olaylardan sonrasını an talan destanlarda A i a s ı n m İşlediği büyük bir suç söz k o n u s u d u r : Troya şehrinin düştüğü. Aias H e k t o r ' a karşı teke tek savaşa da h a ­ zırdır. 2 2 6 vd.).. kavgacı başı. VII. XXIII. beraberliğin asıl n e d e n i n i . a m a o n u n k o m u t a ettiği bölükler hiç b e n z e m e z öbür savaşçılara: Okçular Lokris'liler. omuz omza destek oluyordu birbirine. Irlyarı yiğit.). Bu dayanışmayı şöyle tanımlar H o m e r o s (İl. Bu iki yiğit Akha o r d u s u n u n canı ciğeridir. Bunu d a h a iyi anlamak için h e r biri­ ni ayrı ayrı incelemeliyiz. (2) AİAS TELAMON O Ğ L U T e l a m o n ' u n oğlu Salamis'li Aias Troya sa­ vaşına yalnız on iki gemi getirdiği h a l d e . akılsız adam. Akha'lar bu günahı kendisine ö d e t m e k için Aias'ı taşlamaya koyulurlar. XIII. a m a cezasız bırakmaz: D ö n ü ş yolculu­ ğunda Akha'lar k o r k u n ç bir fırtınaya tutulur­ lar. tanrıçanın heykeline sımsıkı sarılmıştır.). 5 2 6 vd. Argos'luları başıyla. yeni sürülen tarlada şarap rengi İki öküz nasıl gönüldeş olur da çekerlerse sabanı. I I . ikinci yılından sonra kızlar kurban edilmeyip Athena rahibe­ si olarak T r o y a ' d a alıkonulmuşlar. Tanrıça yiğidi böylece ö l ü m d e n korumuş olur. Savaşa hazırlanırken şöyle tanımlanır Alas (İl. hafif silahları kullanmakta ustadırlar. yatıştırır Aias'ı bu kötü huyu Aias'm başına bela olacaktır. Akhilleus'tan sonra en yiğit savaşçısıdır. Akha'lann eline geçtiği sırada P r i a m o s ' u n kı­ zı Kassandra A t h e n a t a p ı n a ğ ı n a sığınmış.

Sophokles'in bu tragedyasında ününü ömrü­ nün sonuna kadar koruyamayan büyük ada­ mın dramı dile getirilmiştir. Aias'ı tanrıça Athena bu korkunç ya­ nılgıya düşürür. değeri hiçe sayılıp ağır bir haka1 « rete uğramıştır. Büyücü Kirke'nin ve Minos'un karısı Pasiphae'nin kardeşi ve Medeia ile Apsyrtos'un babasıdır. Yeraltı tanrısı Hades'in başka bir adı (Hades). Aias kalkanıyla dikkati çeker Akha'lar ara­ sında. sorumluluk duygusu Agamemnon'unkinden daha üstündür. Öyle ki tanrılar bile derin bir saygı beslerler Aias'a. sonra Karadeniz'in güney-dogu kıyılannda. altın postunu Aietes'e armağan etmiş. Aigeus. Kronos oğlunun.I \U l\ / I I I İ U O Aias giydi ısıldayım tunç zırhını. Aias Hektor'u alt etmekle kalmaz. Aias çileden çıkmış. hayvanların hepsini bir bir öldürür. kışkırtır onları. önde yürür. elinde kılıcıyla Akha ordusunu yok edeceğim diye bir sığır sürüsüne saldırır. bizim bugünkü deyimlerimizle bir şizofreni ya da paronaya krizi. fırladı. Aias kendine gelip ne yaptı­ ğını. Medeia'nın kesip denize serptiği parçalarını toplamakla vakit geçirmiş ve umutsuzluğa kapılarak Kolkhis'e dönmüş. savaş arkadaşlarını hiçe saymasını sert sözler­ le kınar. yıllar sonra yurdu­ na dönen kızı Medeia'nın yardımıyla tacını yeni baştan elde edebilmiş (Argonaut'lar). Thetis'in tanrı Hephaistos'a yaptı­ rıp oğluna getirdiği silahlar kime kalacak diye kavga kopar Akha komutanları arasında. Bunca büyük bir kah­ ramanın böyle gülünç bir duruma düşmesi Aias'ın katlanacağı bir çöküntü değildir: Kılı­ cının üstüne atar kendini ve canına kıyar. Ama Aias daha büyük bir ka­ yayla onu s a f dışı eder ( İ l . Bunların arasında şair Sophokles'in "Aias" adlı tragedyasında ele aldığı yürekler acısı dramı üstünde dura­ lım: Akhilleus öldükten. 8). Orada da tahtından olmuş. Thetis ister ki Akhilleus'tan sonra en yaman savaşçı kimse o alsın silahları. küçük düşü­ rülmüş. savunmada da hep başta gelir. Troya'nın sayısız yiğidini tepeler. Korkunç diye nitelenen bu kalkan yedi kat deri. O adam da Telamon oğlu Aias'tır. lason Argonaut'larla birlikte altın postu almaya gelince. silahlarla sarıp sarmaladı bedenini. derken Hektor. kara. Akha'lara söz geçirmek için ona baş vururlar. 268 vd. O sırada bir bunalım geçirir. öldürür. Kral da onu tanrı Ares'e adanmış ormandaki bir meşe ağacına asmış ve bekçi olarak önüne korkunç bir ejder dikmiş. V I I . Aidoneus. soykaları çadırına taşır. "ovada duran. 24). pürtüklü. Hektor'la savaşta Troya'lı yiğidin kargısı altı kat deriyi geçer. Pandion bir devrim sonucu Atina'dan sürülünce. bir kat da tunçtan yapılmıştır. İşte böyle atıldı öne o. Kız kardeşi Helle ile Asya'ya kaçan Phriksos Kolkhis'e sığınmış ve üstünde uçtuğu ka­ natlı koçu Zeus'a kurban ettikten sonra. Troya savaşı da bittik­ ten sonra. tıpkı dev yapılı Ares gibi yürüdü. savaşın en çetin anların­ da aslan gibi dövüşür. güçlerine güç ka­ tar. Medeia'nın yardımıyla altın postu çalıp kaçan Argonaut'ların peşine takılmışsa da oğlu Apsyrtos'un. Akhilleus'un bir kız uğruna savaştan çekilmesini. uzun gölgeli kargısı sallanıyordu. Çektiği acı korkunçtur. iri" bir kaya parçası alır ve Aias'ın kalkanını tam gö­ beğinden vurur. Güneş tanrı Helios ile Okeanos kızı Perseis'in oğlu (Tab. Korkunç yüzünde bir gülümseme. Önce Korinthos tah­ tına çıkar. İlyada'da en erdemli yiğit olarak karşımıza çıkan Telamon oğlu Aias'ın adına birçok ef­ saneler daha kurulmuştur. kimleri öldürdüğünü görünce düşmanla­ rının karşısında rezil olmaya dayanamaz. he­ men koşar. saldırı­ da da. ünü. Bu işte tanrı parmağı vardır. son katına saplanır kalır. Aias kendi çıkarını hiç düşünmeyen ülkü­ cü bir kahramandır. yürek kemiren savaş gücüyle birbirleri üstüne saldırttığı erler arasında savaşa giden Ares gibi tıpkı. öç al­ dım diye şenlik yapar. dev yapılı Aias. Aietes ona birçok sınamaları başarırsa postu vereceğini söyle­ miş. Aietes. ama Agamemnon ile Menelaos ne yapıp yapıp silahlan Odysseus'a verirler. bir gece pusu kurar. Aigreus onu . Akha'larm kalesi. Theseus'un babası (Tab. Geniş adımlar atıyordu altında ayakları. Akra'ların gevşediğini gördü mü.). Atina kralı Pandion'un oğlu. Kafkas dağının eteklerinde bulunan Kolkhis (bugünkü Gürcistan) ülkesine kral olur.

Aigisthos. Theseus'un yolunu gözleyen Aigeus kara yelkenleri görünce oğlunu öldü sanarak kendini denize atar. Thyestes de bir gece gizlice kızı Pelopeia'nın koynuna girer ve onu gebe bıraktıktan sonra kaçar. sonra Atreus'un oğlu Aga memnon tarafından kovulurlar. Belos'la Ankhinoe'nin oğlu (Tab. Aiakos bir süre sonra adaya bir Pelasg soyu yerleştirip Oinone'ye anasının adını vererek Aigina der (Aiakos). A l gyptos'a da Arabistan'ı verir. babasının adını bil­ dirmeden büyütmesini söyler. Aithra bir ço­ cuk doğurur. Thyestes'ln oğlu (Tab. kendi ogluymuş gibi benimseyerek yetiş­ tirir. B i r tanrı sözcüsü ona ancak öz kızından bir oğlu olursa. Pelopeia Aigisthos'u doğurur. Bunun nedenini Delphoi tapınağında tanrı sözcüsüne sormaya gider. ama Aigyptos gider. Afrika kıtasına ege­ men olan Belos o ğ l u Danaos'a Libya'yı. 32-43. Aiskhylos'un "Agamemnon" ile başlayan "Oresteia" üçlüsü. Bir süre baba-ogul Mykenai'clc hüküm sürerler. Agamemnon Troya'dan dönünce ikisi birden kahpece vururlar onu. Sonra da Thyestes'i öldürmekle görev­ lendirir. Aigina.AİGYPTOS kardeşleriyle birlikte yeniden tahta çıkarmayı başarır. dönüş yolunda Troizen'de kalır ve ora kralının kızı Aithra ile birleşir. Irmak tanrı Asopos'un kızı (Tab. Aigina bu adada Aiakos'u doğu­ rur. İçinde boğulduğu denize adı verilerek Aigaios Pontos (Ege denizi) denmiştir. Atreus'u öldürebileceğini bil­ dirir. Atreus oğulları efsa­ nesinin Homeros destanları kadar eski oldu­ ğunu gösterir. Aigina'ya tutulan Zeus onu Oinone ada­ sına kaçırır. bir oğlu olursa. I. Agamemnorı Troya seferine çıkınca Aigisthos Mykenai'ye döner. Aigeus iki kez evlendiği halde çocuğu ol­ maz. Aigisthos adının "Odysseia" da da sık sık geçmesi. gemisine bir beyaz yelken çekecektir. Theseus Atina'ya döner ve amcası Pallas'ın tahta göz dikmiş elli oğlunu alt edip babasına kendini tanıtır (Aithra). Bunca dert­ ten sonra. 14 ve 15). Delikanlılık çağına gelince. Theseus bu duruma bir son vermek üzere canavarı öldürmeye gi­ der. Yılanlarla çevrili. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" adlı tragedyaları bu aile dramını çeşitli ayrıntılarıyla ve başka başka açılardan ele ala­ rak canlandırırlar. Kuşaktan kuşağa süregiden bu kan davası tragedya şairlerine tükenmez bir esin kaynağı olmuştur. keçi anlamındaki "aix"ten türemedir) Mykenai sarayına gelir. Ama Aigisthos Thyestes'in kendi öz babası olduğunu anlar ve onun yerine Atreus'u öldürür. Aigyptos ile ikiz kardeşi Danaos'un de­ deleri tann Poseidon. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş kavgasını sürdürür. Aithra'ya. Zeus'un Titanlara karşı savaşında kullandığı ve kendisinden başka yalnız Athena'ya verdi­ ği bu kalkan kudretin bir simgesi olmuştur. Aigis. Çobanların keçi sütüyle besleyip büyüttükleri Aigisthos (adı Yun. yedi yıl hüküm sürdükten sonra Agamemnon'un oğlu Orestes tarafından öldürülür. Bu çocuk kahraman Theseus'tur. "Melampodes" (kara ayaklar) üiktllnl. Ama Aigeus mutsuz bir kraldır. Zeus'un Girit mağarasında kendisini emziren keçi Amaltheia'nın derisiyle yaptığı bir kalkandır. IV. 256-275. Panathenaia bayramında yarışan Girit atleti Androgeos'u öldürttüğü için kral Minos'un korkunç isteklerine uymak zorunda kalır: Her yıl Atina gençliğinden yedi erkek ve yedi kız Minotauros'a yedirilmek üzere Girit'e gönderilmektedir. Sonradan Aktor'la evlenip. Aldığı cevabı pek anlamaz ama. Kimden olduğunu bilmediği bu çocuğu kırla­ ra bırakır. 21). Atreus onu iyi karşı­ lar. 518-537). Yola çıkmadan önce babasına söz verir ki zaferle dönerse. Dönüşte bu sözünü unutur ve ge­ misi kara yelkenleriyle girer limana. I I I . Patroklos'un babası olacak Menoitios'u dünyaya getirir. Aigisthos. yani Mısır'ı fetheder ve oraya adını varlı . Atreus Thyestes'ln oğul larını öldürüp kendisini Mykenai'den kovun ca. Aigis. Aigyptos. ataları da Zeus'la lo' dan doğma Epaphos'tur. kralın karısı Klytaimestra'yı baştan çı­ karır. (Od. Sophokles'in "Elektra". bir süre sonra da kendisini tanıma­ yan amcası Atreus'la evlenir. Thyestes kardeşinden öç almak çarelerini arar. Homeros destanlarında tanrı Zeus ve Athena'nın kalıp sıfatlarından biri de "aigis taşıyan"dır. or­ tasında bir Gorgo kafası bulunan aigis kalka­ nı korku salarak orduları bozguna ugratırmış. 10).

. korkunç çığlıklar atıyordu. birleşti lda eteklerinde bir ölümlüyle. XX. Girit ve kuzeybatı Yunanis- Babası nasıl tda dağının eteklerinde yaşa­ mışsa (Ankhises). ki­ mi zaman Hektor'u bile aşıp ona öğüt ver­ mek durumuna gelir ( İ l . Aineias'ı Apollon Troya kalesindeki tapınağa kaçıra­ rak kurtarır. kurtarır onu. Aphrodite bu yüzden yaralanır. Derken Diomedes kocaman bir taş atar üs­ tüne.V. Kocaman kargısı. Danaos Kızla­ rı). Aineias babası Ankhises'i omuzlarına alarak ve oğlu Askanios'u da elinden tutarak İda dağı­ na kaçar. Öbür tanrılar da katılırlar bu ça­ baya. Dardanos soyunu sürdürmekle görevli olduğu tanrı Poseidon'un ağzından söylenir İlyada'da (İl. o sırada anası Aphrodite'nin telaşını görmeli (İI.).. ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında Kronos oğlu Dardanos'u seuerdi en çok. karısı Kreusa arkalarından gelirken birden ana tan­ rıça Kaybele tarafından kaçırılır (Kreusa. İlyada sonrası efsanelerinin çoğu bu destan­ da anlatılmıştır: Tahta atın şehre alınması ve Laokoon faciasından sonra (Laokoon). tanrısal Aphrodite doğurdu onu Ankhises'ten. kendilerini kovalayan Aigyptos oğullarıyla evlenmek zorunda kal­ mışlar. Dandanie'İllerin Aineias var. düşünde gördüğü Hektor'un tayfı da Aeneas'a batıda Hesperia ülkesine gidip Troya' yi orada yaşatmasını buyururlar. 819 vd. Aineias'ın bu iki destanda da beliren çok yönlü kişiliğini incelemek gerekir: Soy ağaçlarından da belli olduğu gibi (Tab. Aineias İlyada'da pek rol oy­ namaz artık. İğreniyordu artık Priamos'un soyundan. iz bırakmadan ölmemeli. 17) Troya kral soyunun ilk atası Zeus ile Elektra'nın oğlu Dardanos'tur. soylarının kaynağı olan Argos'a sıgınnuş. Akhalar alıp götürmesin/er diye ölüyü gücüne güuenen aslan gibi dolaştı çevresinde. Bu konuda iki kardeşin arası açılmış ve Danaos elli kızıyla birlikte Afrika'dan ka­ çıp. II. kalkanımla Aineias yere atladı. 90 vd. İlos'un torunu olan Priamos Troya kralı. Assarakos'tan üreme Ankhises ise Dardanie şehrinin yöneticisidir. Tek başına desteksiz kalan Aigyptos da üzüntüden ölmüş (Danaos. deli­ kanlılığı da oralarda geçer. Kaderi kurtulmaktır Aineias'ın tohum ekmeden.). Troya savaşında Aineias Priamos oğulların­ dan hiç geri kalmaz. Ankhises'in oğlu. 335 vd. Aineias'ı kalçasından vurur. Troya'nın kutsal heykellerinden Palladion'u da yüklenerek yola koyulur.). güçlü Aineias kral olacak Troya'lılara.). Hektor kadar yiğitçe savaşır Akha'ların en güçlü kahramanlarına karşı. Troya'nın ku­ rucusu Tros ile kral soyu iki dala ayrılır: İlos ile Assarakos. Eşi de. Tanrıça Aphrodite ile Troya'lı prens Ankhises'in oğlu Aineias Homeros'un İlyada destanında önemli bir rol oynamakla kalmamış. Bu sözler. Danaos'un da elli kızı olmuş. Troya'nın yıkımından sonraki olaylardaki rolü bütün ayrıntılarıyla Aeneis'te anlatılır. 296 vd. bakmadı tanrıçalığtna. Aeneas). X V I I . yuvarlak kalkanını tutuyordu. yani Aeneas destanı Troya'lı yiğidin Troya yangınından sonra Anado­ lu'dan göçmesi ve İtalya'ya yerleşerek Roma _ şehrine temel olacak yeni bir yurt kurmasını anlatır. yok olmamalı Dardanos soyu. başında de bir tanrı korur. önünde kargısını. Ankhises ile Priamos ve Hektor ile Aineias aynı kuşak­ tan amcaogullarıdır. "Aeneis". yiğit düşer.). öldürmek için yanıyordu karşısına çıkanı. ama düğün gecesi kocalarını öldür­ müşler. kral olacak çocuklarının çocukları. Danaos kızları. Aineias (Lat. Ama Aineias'ın Priamos oğullarından üstünlüğü bir tanrıçanın oğlu ol­ masından gelir (İl. X X . Aineias'ın Troya önünde ölmeyeceği. Aineias'ın çocukluğu. Aigyptos bu kızları oğullarına almak istemiş..).).Aigyptos'un elli oğlu. bizi dosdoğru Vergilius'un Aeneis'ine götürür. klasik Latin şairlerinin en büyüğü olan Vergilius'a da bir destan esinlemiştir. Savaş meyda­ nında görelim onu (İl. Hektor'la denk gider. ama her kezinde 20 . V. 292 vd. Odysseia' nın serüvenleri örnek alınarak anlatılan bu yolculuk Trakya. 311 vd. AkhiUeus'la ilk ça­ tışması da orada olur ( İ l .

"Pietas" diye tanımlanan kavram dine saygıyı da aşan bir erdemdir. yabancı da olsa benimsenen k a y naklara bağlama çabası. Roma'nın Akdeniz'in en soylu haneda nınca kurulduktan sonra düşman olarak b i l i nen batı ile doğuyu büyük bir birlik içinde ba­ rıştırmış olmasını göstermek. Doros ile Ksuthos'un kardeşi ve Sisyphos. Euros ile Zephyros adlı dört büyük yeli bir tulum içinde kapalı tutar ve ancak Zeus'tan aldığı buyruk­ larla ortaya salar. onun konuştuğu Aiol diline adı­ nı vermiştir. tanrı­ lar Aeneas'ın bir an önce yeni Troya'yı kur­ mak görevine dönmesini buyururlar. Bütün bu bilgileri edindikten sonra Aeneas yeryüzüne döner. M i d i l l i adasını d . Güney İtalya'da Cumae şehrine vanrlar. Önce lulius Caesar. Burada Aeneas. Bu­ rası Palantinus tepesiyle Roma şehrinin iler­ de kurulacağı yerdir. Tufan kahramanları Deukalion ile Pyrrha' nın torunu. Yunanistan'dan göçme olan kral Evandrus Aeneas'ı iyi karşılar. Roma'nm kuruluşuna ka­ dar olan olaylarla efsaneler tarihçilere konu olmuş ve uzun uzadıya anlatılmıştır. Aiolos Notos. "Pius Aenas" (dindar Aenas) di­ ye anılan kahramanın tutum ve davranışı H o meros destanlarındaki yiğitlerinkinden farklı­ dır. On iki bölümlük Aeneis destanı bitmiş de­ ğildir. Destan Aeneas'ın bu zaferiyle kapa­ nır. Vergilius onu sona erdiremeden öl­ müş. Oranın yerlileri. Vergilius'un Aeneis destanıyla en büyük' başarısı kendi çağının ulusal kültürüne bir kaynak bul­ muş olması. en ünlü sayfalarmdandır. Augustus'un ve Augustus çağı insanının ülkü bildiği geçmişe. Aeneas'ı da yeni bir tip in­ san olarak canlandırmış olması üstünde dur­ maya değer. İtalya kıyılarını kuzeybatıya doğru iz­ leyip Tiber ırmağının arzına varır. Cumae'nin tanrı sözcüsü Sibylla Aeneas'ı ölüler ülkesine götürür. ilkçağla ortaçağ arasında köprü kurmuştur. Aiolos. bu ada şöyle niIrlrniî: . kendisinin de Homeros gibi ozanların ozanına dayanıp onun yolunda. Kartaca kraliçesi Dido epizodu Odysseus'un Alkinoos'un sarayında yaptığı gibi. ondan esinlenerek destan yaz­ dığını dile getirmekle Aeneis destanı gerçek­ ten çığır açmış. Arthamas. Aeneas'a gönlünü kaptıran Dido onu Afrika'da alıkoymak istediği halde. Odysseia destanında Odysseus'un Aiolos'un adasına varışı anlatılır.A l ( )| ( )S tan kıyılarından Sicilya'ya geçişle başlar. yellerin yöneticisi. Aîolos. babası Ankhises'le görüşür ve kendisini bekleyen par­ lak kaderi onun ağzından öğrenir. ulusal tarih ve kültüre sonsuz saygı ile onu soylulaştırmak için başka. (2) Deniz tanrı Poseidon'un oğlu. Aeneas'ın o gü­ ne kadar olan serüvenlerini anlatmasına f ı r sat verir. geçmişin değerlerine bağlılık. Rutul'larla savaşa girişir ve arkadaş­ larını ırmak ağzında bırakıp içeriye doğru Pallantea şehrinin bulunduğu yere varır. ı içine alan Aiolis kıyı bölgesine ve onlarda oturan soyla. (1) Yunan ulusunun efsanelik atası sayılan Hellen ile Orseis adlı Nympha'nın oğ­ lu. sonra Augustus'un da soyu olan lulü'lerin Troyalı Aeneas ve Ankhises'le tanrıça Aphrodite'de kaynak buldukla rını. Büyük Latin şairinin amacı Augustus'un damgasını bastığı çağının dünya ve İnsan görülün* bir ufuk açmasıydı. Çanakkale yarımadasından Mende res ırmağına kadar uzanıp. bütün bunlar "pietas" denilen kavramın içerdiği ve Aeneis destanında canlandırılan Aeneas tipinin tam bir başarıyla simgelediği erdemlerdir. Ankhises orada ölür. Dido canına kıyar (Dido). Romalıların inançlarına göre burada yer­ altı ülkesine açılan Avernus gölü vardır. ba­ şında oğlu Pallas'ın bulunduğu bir bölük as­ kerle arkadaşlannın yanına gönderir. Kretheus ile Salmoneus'un babası (Tab. Boreas. 20). Yiğit ar­ kadaşlarıyla yola koyulur. sonra korkunç bir fırtı­ na Aeneas'ı Libya kıyılarına atar. Roma'nın geçmişini ta Anado­ lu'nun büyük uygarlık merkezi Troya'ya ka­ dar götürmekle ona uluslararası bir derinlik vermiş bulunmasıdır. H o m e ros'la Dante'nin yeraltı dünyası anlatımı ara­ sında yer alan bu parça ilkçağ yazınının en belirgin. Aeneas Turnus'u teke tek savaşta öl­ dürür. Bu ara­ da Rutul'ların kralı Turnus Troya'lılara saldır­ mıştır. eserini bitiremediği için onun yakılması­ nı da buyurmuştu. kültüre hizmet için en büyük örnekleri göz önünde tutarak yarat alıkta onlara ulaşma amacı ve bu uğurda sonsuz bir sorumluluk duygusu.

tanrıların lanetine uğramış bir adamı tutmaktan çekinir. korkunç bir fırtına kopar. diktatör Camülus tanrı sesinin duyulduğu yerde bir tapınak yapılmasını bu­ yurmuş ve Palatinus tepesinin kuzey eteğinde 'Aius Locutius" denilen tanrısal varlığa tapı­ nak dikilmişti. Troizen kralı Pittheus'un kızı. 390) gökten ge­ len bir ses. kız kardeşlerini aramaya gelen Dioskur'lara kızın saklandığı yeri bildirmiş. Kretheus'un Tesalya'da kurduğu İolkos şehri kendisine miras kalır. Ne var ki o gün Aithra tanrılara sunu sunarken Posddion'a rastlamış ve deniz tanrı ile sevi­ şip kızlığını yitirmişti. Kretheus'la Tyro'nun oğlu. Aithra. üstelik de oğlu İason'u Kolkhis'e al­ tın postu almaya gönderir. Romalılar düşmanı kov­ duktan sonra.Yıkılmaz tunçtan bir duvarla çevriliydi bu yüzden ada. Odysseus'u i y i karşılar. İason'un babası (Tab. Attika'lı kahraman. Aithra'yı Aigeus'la birlikte yaşadığı Attika'dan Dioskur'lar kaçırmışlar ve kardeşleri güzel Helena'nın yanına hizmetçi olarak ver­ mişler. Ancak. yeryüzü karanlığından dog­ madır. Yeller tanrısı. güneşin do­ ğup battığı uçsuz bucaksız bir ülkede oturur. Latin şairi Ovidius'a göre. Kimse bu sese kulak ver­ memiş. Odysseus uykuya dalar. Troya savaşının İlyada'dan sonraki bölüm­ lerini anlatan "Aithiopis" destanı (kayıptır) adını bu ulustan aldığı gibi. Güneşe böyle yakın oldukları için yüzleri yan­ mış ve esmerleşmiştir. yani yer­ altı karanlığıyla. " a i o " ve "loquor" söz söylemek. ama Theseus'un ölüm haberini alınca Aithra canı­ na kıymış (Aigeus. Akademos. yağma etmişler. şölen yapıp gönül eğlendirmek­ tedir. Aithiopcs. (Yun. Aigeus kısırlığı konusunda kâhine danışmaya gitti­ ği Delphoi'den dönerken Troizen'de bir gece kalmış ve tanrının cevabını doğru yorumla­ yan Pittheus onun kızıyla yatmasını sağlamış. Aius Locutius. ama üvey kardeşi Pelias onu tahtından atıp tutuklar. ama sesin dediği doğru çıkmış: Galyalılar Roma'ya saldırmış. Bu yüzden de Zeus. Kerameikos denilen bölgenin ötesindey- 99 . onu bir iksirle gençleştirmiş de. Aiolos konağında bir düzine çocuğu ile yi­ yip içmekte. yüzü yanıklar demek). tanrılara kurbanlar kesip gün boyu şölen yaparlar. şölenlerine katılırlar. H o meros destanlarında sık sık adı geçen bu efV sanelik ulus Okeanos kıyılarında. 22). Lat. tam bir ay konukladıktan sonra içine azgın yelleri sımsıkı bağladığı sığır derisinden bir tu­ lum verir ona ve arkasından tatlı bir Zephyros yeli salarak uğurlar gemisini. Troya düştükten sonra torunları Aithra'yı kurtarmışlar. şehrin yaban ellerin saldırısına uğ­ rayacağını bildirmiş. bölümün­ de (1-79) anlatılan bu serüven destanın en renkli öykülerinden biridir. İthaka toprakla­ rına yaklaşırlar ki. Theseus). Akademos'un mezarı Atina'nın dolayların­ da. Bu yüzden Theseus'un tanrı oğlu mu. insan oğlu mu olduğu belli de­ ğildir. büyücü kadın Aison'u diriltmekle kalma­ mış.Ö. şehir oturtulmuştu göğe yükselen bir kayanın üzerine. Esir. A i son'un boğa kanı içerek kendi kendini zehir­ lemesine izin verir. ama bu kez tanrı onu sert sözlerle kovar. Böylece do­ kuz gün dokuz gece giderler. Yeller hep birden dı­ şarıya fırlar. onu kıskanan yoldaşları da teknenin dibinde­ ki tulumu alıp çözerler. bu tehlikeli sefer­ den sağ dönmeyeceğine inanarak (Argonaut'lar). Gerçekten de bir süre sonra lason'un öldüğü haberi gelir. Aithcr. Sonsuz bir mutluluk içinde yaşarlar. Akademos. Fırtına Odysseus'un gemisini gerisin geri Aiolia ada­ sına atar. bu birleşmeden de Theseus doğmuştu. Aison. Galya orduları Brennus komutanlığında Roma'ya doğru ilerlerken (İ. Bir söylentiye göre Helena'yı Paris'le kaçmaya iten bu kadınmış. baş kahramanı da Eos'la Tithonos'tan doğma Aithiopia kralı Memnon'dur (Memnon). P o seidon ve İris gibi Olympos tanrıları ülkeleri­ ne sık sık uğrar. yani dünyayı saran hava taba­ kasının üstündeki arı ve ışıklı gök. Hesiodos'a göre Aither. Theseus güzel Helena'yı kaçırıp Afrika'da alı­ koyunca. "aius locutus" ise söylenmiş söz anlamına gelir. İason Medeia ile birlikte Yunanistan'a dönün­ ce. şehri yakıp yıkmış­ lar. Odysseia'nın X. Pelias artık kardeşini kor­ kusuzca öldürmeyi göze alır. Erebos ile Nyks.

Argos diye bir kent bulunduğundan. çünkü yaygın . Kutsal bir ormanla çevrili bu bölge de Pla­ ton "Akademeia" a d ı y l a anılan ü n l u okulunu kurmuştu. Akhalar. başaramayınca. Telamon oğlu Aias tarafından vurulur. başka bir öyküye göre. Argonaut'lar seferine ve Kalydon avına katılır. Akastos.AKI I I I ( ) ( IS di. 22). 84) adı geçen Akheloos Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin ırmağın en büyüğü ve ırmak tannlann kralı imiş. Bu kez yiğit boğanın bir boynuzunu kopararak alt etmiş Akheloos'u. Bu konu için İlyada çevirisinin önsözünde daha ayrıntı­ lı bilgi bulunabilir (s. Akastos kral olur ve İason'la Medeia'yı İolkos'tan sürer (Pelias). sadık. Akarnan birkaç ay içinde er­ ginlik çağına ermiş ve Phegeus'la çocuklarını öldürerek öç almış. Akastos'la karısını öldürür. Sonuç verme­ yen görüşmeler sırasında Priamos'un kızı Laodikeia ile tanışır ve sevişir. Akamas. Kalydon avı sırasında Akastos'un başı der­ de girer: Arkadaşı Peleus kaza ile kaynatası Eurytion'u öldürür ve bu suçtan kendini arın­ dırmak için Akastos'un sarayına sığınır. Hesiodos'ta (Theog. Bu yüzden güçlü yiğitle ırmak tanrı arasında yaman bir güreş başlamış. ama ırmak tanrının biçimden biçime gir­ m e . Akheloos. İolkos kralı Pelias'ın oğlu (Tab. vefalı dost anlamına gelen bir deyim olmuştur. Meriones tarafından öldürülür. 23). İ l k karşılaşmada yenilen Akheloos koca bir yılan kılığına girmiş. Bir gece av yorgunluguyla uykuya dalmış olan konugunu dag başında silahsız olarak vahşi hay vanlara yem olsun diye bırakır. onu baş­ tan çıkarmaya uğraşır. Paris Helena'yı kaçırın­ ca. Pelias'ın kızları Medeia'nın öğütlerine uyarak babalarını kesip kazanda kaynatınca. Argos adı da genellikle bütün Peloponez'e verildiğinden. Troya sa­ vaşında rol oynayan. Akha'ların kampına saldırıda önemli bir rol oynar. Arkadya kralı Phegeus tarafından öldürülün­ ce. Akastos konukluk yasalarını çiğnememek İ ç i n P e leus'u kendi eliyle öldürmek İstemez. İlyada çevirisinde "Akhalar" ve "Danaolar" diye karşılanmış. Kendisi daha çocukken. "Argeioi" deyimi "Argoslular" diye verilmiştir. 340) ve Homeros'ta ( İ l . ünlü bereket boynuzu ırmak tanrının kendi boynuzuymus. Akhates. yalnız bir ırk ya da ulus adı olarak kul­ lanıldığından. (3) Theseus'la Phaidra'nm oğlu. Homeros destanlarında ve özellik­ le İlyada'da Yunanistan yarımadasından gelip Troya seferine katılan savaşçıların hepsine birden "Akhaioi". yiğidi namusuna göz dikmiş olmakla suçlar. anası tanrı Zeus'tan oğlunun çabuk büyü­ mesini dilemiş. Peleus da öfkesine kapılıp gider. kimi zaman ejder ol­ ma yetisinden ürken kız Herakles'Ie evlenme­ yi yeg görmüş. İlyada'da adı geçen Troya'lı yiğit. Latince "Fidus Achtes" diye anılan adı. Akheloos'un birçok öyküleri vardır: Herakles destanıyla ilgili bir efsaneye göre. Herakles onu tam boğacak­ ken de azgın bir boğa oluvermiş. Troya yangınından kaçan Aineias'ın yanından ayrıl­ mamış. 25). Tanrı Apollon ile sevişmiş ve Miletos'u d o ­ ğurmuş (Miletos). ama boynuzu geri almak için Herakles'e Zeus'un keçisi Amaltheia'nın çiçek ve yemiş saçan bolluk boynuzunu vermiş. Akheloos Kalydon kralının kızı Deianeira'ya aşık­ mış. kimi zaman boğa. "Akademi" oradan gelir. Akamas güzel kadını geri istemek için Troya'ya elçi olarak gönderilir. (2) Gene İlyada'da adı geçen ve Troya'lılar safında dövüşen Trakya'lı önder. "Danaoi" ya da "Argeioi" denmektedir. babası. bir oğulları bile olur. Akarnan. Batı Yunanistan'ın Akarnania ile Aitolia bölgeleri arasında akan en uzun ırma­ ğı. (1) Antenor'la Theano'nun oğlu. Irmak tanrı Deianeira'dan vaz­ geçmiş. onunla birlikte İtalya'ya kadar gitmiş ve bütün serüvenlerini paylaşmış. Alkmaion ile su perisi Kallirhoe'nin oğlu. ama İlyada'da adı geç­ meyen Akha yiğidi. XII. Kral Minos'un kızlarından biri. Ama at adam Kheiron Peleus'u kurtarır. Troya'nın düşmesine yol açan tahta atla giren sekiz Akha yiğidinden biridir. İ l k i k i isim bir ülke adına dayanmayıp. Akastos'un karısı Peleus'a tutulur. Akakallis. ünlü kâhin Amphiaraos'un torunu (Tab. Sonra da batı Yunanis­ tan'da adını taşıyan Akarnania ülkesini kur­ muş. Aineias'ın kara gün dostu.

Aiakos oğlu Peleus'a. Thetis bu ev­ lenmeyi oğlu Akhilleus için silah istemeye git­ tiği Hephaistos'a yana yakıla şöyle anlatır (İl. Akheron Yunanistan'ın Epir bölgesinde akan bir ırmağın da adıdır. Aigina ise ırmak tanrı Asopos'un kı­ zı ve Okeanos ile Tethys'in torunudur. 21) belli olduğu gibi Akhilleus. Belki ıssız bir böl­ gede derin bir yarın içine dalıp kapkara bir ba­ tak olarak denize döküldüğü içindir ki. doğuşu üstüne anlatılan efsa­ ne şudur: Nereus kızı Thetis'e tanrılar tanrısı Zeus da.): tanrıçalar arasında. acı demek) diye tanımlardı. Ne var ki İlyada'da anlatılan olaylar Akhilleus efsanesinin ancak çok kısa bir bölü­ müdür. Akhilleus'un destanıdır. 295) anla­ tılan Akheron çamurlu suların kaynayıp. orada Akheron'a Pyriphlegeton ve Kokytos akar. Olympos tanrılarıyla Titan'lar arasındaki savaşta susuzluktan yanan devlere su içirdiği için Zeus'un laneti­ ne uğramış ve yeraltı ülkesine kapatılmıştır. bir başkasına göre Prometheus) Zeus'a haber verirler ki. yani Troya şehri­ nin destanı değil. Onun ardın­ dan Vergilius gelir ilkçağda. Kavga tanrıçası Eris'in düğüne çağrılmadı diye kızıp masanın üstüne bir altın elma atması üç tanrıça arasın­ daki güzellik yarışmasına yol açar (Paris). derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. Thetis. Yeraltı dünyasını. X. sonra çık yola. bakmış ki karısı olacak deniz kızı küçük Akhilleus'u topuğundan tutmuş. kısır söğütler. Thetis'ten doğacak olan ço­ cuk kaderin buyruğuna göre babasından da­ ha güçlü olacaktır. Tepesi atmış. katlandım bir adamın yatağına girmeye. Gerçi Thetis'in birçok çocukları olur. uzun uzun kavaklar göreceksin. bunun üzerine tanrılar Thetis'i bir ölümlü ile evlendirmekten başka çare bulamazlar ve kendisine koca olarak Phthia kralı Peleus'u seçerler. yüreği benim gibi acılı biri var mı? Zeus bunlar arasında bir bana verdi acıları. ama Akhilleus ana tarafından olduğu kadar baba tarafından da tanrılara ve en büyük tanrılara bağlıdır: Dedesi Aiakos. Kharon'un kayıgıyla bu çamur ırmağını geçtikten sonradır ki varılır asıl Hades'e (Hades). Yeraltında akan ırmakları şöyle tanımlar H o meros (Od. Yun. bir ölümlüyle düşüp Söyle. Aeneas destanında da (Aen. Ama H o m e ros'un taslağı. adları kavramlarıyla o gün bu­ gün hep yeni f i l i z veren bir ağaç gibi yaşar. tiksine tiksine.AM-ltKUlN toprakları sulayan ırmaklar bereketin simge­ sidir (Deianeira. Thetis ile Peleus'un düğünü Tesalya'da Pelion dağının tepesinde kutlanır. sonra da ortaça­ ğın en büyük şiiriyle Dante. bir eylemiy­ le biter. ama bir kâhin ( b i r anlatıma göre tanrıça Themis. istemeye istemeye. bir Nereus kı­ zı. Akheron. bundan amaç gövdelerindeki ölümlülük t o ­ humlarını yok etmekmiş. Akhilleus. o kadar ki Zeus onunla evlenmeyi bile düşünür. yani bir deniz tanrıçasıdır (Tab. Akhilleus'un. aleve vermiş. Zeus'la Aigina'nın oğludur. VI. ( 1 ) S O Y U V E D O Ğ U Ş U . Bu kahraman üstüne ilkçağın başın­ dan sonuna dek uydurulan efsane ve masal­ lar o kadar çoktur ki. onları kapsayarak özet­ lemek için. Uğursuz başlayan bu evlilik uğursuz gider. ilkçağ bu ırmağın yeraltı dünyasına aktığına inan­ mıştı. 6). çocuğu kaptığı gibi. ama bir ölümlü ile evlendiğine üzülen ve çocuklarını kendisi gibi ölümsüz kılmak isteyen Thetis geceleri kalkar. ölüler ülkesini bize ilk anlatan Homeros'tur. Homeros'un büyük İlyada destanı aslında İlyon. Hephaistos. bunca deniz tanrıçalarından bir beni verdi ölümlü kocaya. Hades bataklığına doğru. Thetis'i evinden kovmuş. Olympos'taki . 429 vd. 508): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. deniz tanrı Poseidon da âşıktırlar. Birçok çocuğu böy­ lece yanarak öldükten sonra. bir gece Peleus uyanmış. tanrıların hepsi de hazır bulunurlar. Soy ağaçlarından (Tab. Efsaneye göre Akheron Helios'la Gaia'nın (güneşle toprağın) oğludur. bölüm bölüm ayırmak gerekir. Orada alçak kıpı var ve Persephone'nin koruluğu. onları ateşin üstüne tutarmış. Peleus'la Thetis'in oğludur. Yanlış bir etimoloji adını "Acılar Irma­ ğı" (akhos. bu kahramanın bir eylemiyle başlar. XVIII. Akhilleus Yunan mythos'una en çok konu olmuş kişidir. Herakles).burgaçlandıgı dipsiz bir bataktır.

. 352 ve 414): "Anaml Kısacık bir ömür sürmek için doğurdunsa beni. Akhilleus da bu yüzden böyle hızlı bir koşucu olmuş. koş­ makta üstüne olmayan bir devin iskeletinden aldığı bir kemikle değiştirmiş (Kheiron). Odysseus da onu peşine ta­ senin yüzünden neler çektim ben. İlyada'da Kheiron'dan eğitim gördüğü gerçi söylenir. Tanrıya benzer Akhilleus. seni b e n getirdim Odysseus yiğidi aramaya çıkar. ama anası ( y a da babası) onun ölmesini önlemek için bazı düzenler kurum lardı. manı Akhllleus'un. XI. IX. ğini açığa vurur. ölçülü ve dayanıklı olmayı h e p Kheiron'dan öğrenmiş. Bu konuda anlatılan ve İlyada'da izine rastlanmayan efsane şöyledir: Akha öndetL ri Troya seferine gitmek üzere hazırlığa baş­ layınca. şarabı püskürtürdün almaya. cı kılığına girip Lykomedes'in haremine so­ ne de evde yemek yemek isterdi. Kheiron'un ana­ sı da. ağzına verir." Akhilleus gerçi kaderini kendi seçebilir. Troya savaşının başarı ve .): başarısızlık şanslarını elinde tutan o yenilnez savaşçının trajik bir yazgısı vardır. bir daha varmamış kocasının yanına.): İki ayrı kader götürecek beni ölüme: Burada kalır. dövüşmekte. saz çalıp ezgi söyleme­ sini. Dönersem yurduma. bir söylentiye göre de Lykomedes'in kızlarının biriyle sevişmiş ve ileride adı geçecek oğlu Neoptolemos (Pyrrhus) da o n ­ dan doğmuştu. ama çocuğun dudak­ ları ve sağ ayağının aşık kemiği yanmış. 4 1 1 vd. Nitekim Akhilleus sonradan bu yerinden vurulup öldürülmüş. gezgin satı­ bensiz ne şölene gitmek isterdi canın. kadınların önünde bohçası­ oturturdum seni dizlerimin üstüne. Öte yandan Akhaların kâhini Kalkhas'ın Akhilleus sefere katılmazsa Troya'nın alınamayacağını bildirmesi üzerine. yalan söylememeyi. Peleus yedinci çocuğu olan Akhilleus'u böylece kurtarmış. güzel konuşmasını ve her şeyden önce de kargı atmakta. dönüş yok. Akhilleus az yaşasa da ünlü yaşamayı seç­ miş ve bunun için Troya savaşına katılmaya karar vermişti. çağın yiğitlerinin hepsinden üs­ tün olmasını. kullanmaya can atar. dudaklarına rer önlerine. H a ­ remde yaşayan Akhilleus'a Pyrrha ( k ı z ı l saçlı) adı verilmiş. böylece gövdesini silah işlemez hale getirmiş. canım gibi sevdim. Pyrrha kılığındakl göğsümde gömleğimi ıslatırdm boyuna. Ne var ki Akhilleus kız kılığına gir­ miş ve kralın kızları arasına karışmıştır. savaşmakta. biraz yeti­ şince at adam ona öğretmediğini bırakma­ mış: At yetiştirmesini. böylece kimli ağzından." "Uzun değil. Akhilleus Kheiron'dan öğrendiği hekimliği ve edindiği ilaçlan Troya savaşında yaralılar üstünde kullanır. ama topuğundan tuttuğu için bir orasından yara alabilirmiş. ama Troya'ya kendisiyle gelen lalası Phoiniks onu nasıl büyüttüğünü şöyle anlatmaktadır (İl. Akhilleus bunları görünce dayanamaz.kalkmaktan hoşlanmayan tanrıça da denizin dibine dalmış. yetiştirdim seni rınca kurnazca bir düzen tasarlar. sevgili baba toprağına. kı)) Akha ordusunun toplandığı Aulls'e geti­ ( 3 ) A L İ N Y A Z İ S İ . ama bohçanın dibinde birkaç uzatırdım şarabı. ölüm öyle çabucak gelip çatmayacak. Skyros'a va­ bu hale. nı açıp bir sürü kumaş dokuma ve işleme se­ etini keser. araba sürmekte ve koşmakta kimseden geri kalmamasını. kulur ve kızların. savaşırsam Troya çevresinde. At adamın yanında Akhilleus büyütülür ve eğitilir. 485 vd. kısacık bir ömür verdi kader sana. kıymetli silah da vardır. anası Thetis de şöyle dile getirirler ( İ l I. karısı da çocuğa bakmışlar. onları arsızlık eder. bunu ken­ disi de. ünüm olmasa da çok yaşayacağım. o da yanan kemiği.. tükenmez bir ün var. o zaman genç bir delikanlı olan Akhilleus sefere katılmamak İçin Yunanis­ tan'ın karşısındaki Skyros adasına gönderilir ve orada kral Lykomedes'in sarayında ko­ nuklanır. Peleus hekimlikte usta olan at adam Kheiron'a vermiş Akhilleus'u. Styks ırmağına batırmış. Thetis iki şıkkı şöyle dile getirmişti oğluna (Il. Erdemlerin her çeşidine de alış­ tırmış: Acıya dayanmayı. neler. Başka bir efsaneye göre Thetis oğlu­ nu ateş üstüne tutmamış da. Kheiron'un yanın­ da Pelion dağında ne kadar kaldığı belli değil­ dir.. ( 2 ) ÇOCUKLUĞU. Akhaların en büyük kahra­ rir.

Agamemnon kızını güya Akhilleus'a nişanlamak için getirtir Aulis'e. I. Akhillus dönmek istemez. Bu kez Aulis'ten değil. önlemeye çalışır. düşmanlarını titreten. İlk çıkarmanın Troya'nın çok güneyinde Mysia bölgesine oldu­ ğu anlatılır. Ben de yürekten seviyorum benimkini. bacaklarından güç ve canlılık fışkıran. hırslı. Akhilleus'un iyileştirdiği Telephos'un kıla­ vuzluğunda gene Anadolu kıyılarına doğru yola çıkılır ve Tenedos adasında durak yapıhr. çetin. yaşantısı da gerçek bir dram olarak canlanır gözümüzde. mülk sahibi edeyim diye seni? Agamemnon özür dileyip eünden aldığı Briseis'i geri vermeye razı olunca. akıllı her adam. (5) AKHİLLEUS'UN D R A M I . insanca sözlerle dile getirir (İl. ama yüreği ondan yana değil. G e n e de. bize hem olumlu. Khryse'den Khryseis'i tutsak olarak alır. Akhillus bilmeden bu işe alet olur. korur karısını duygulu. tanrıça oğlu ve tanrılara denk AkhiUeus yal­ nız kaba kuvveti mi simgeler? Kimsenin karşı gelemediği. Akhillus orada Agamemnon'la i l k kez kavgaya tutuşur ve Apollon'un oğlu Tenes'i öldürür (Tenes). kazanmışım onu ben kendi kargımla. payı başkomutan alır (İl. H o meros destanının baş kahramanı. Bir efsaneye göre. getirir. Akhilleus'un Agamemnon'a karşı öfkesinin asıl nedeni sömürüye karşı ayaklanmadır: Kendisi hiçbir çıkar gütmeden savaşır. Telephos çıkagelir. şehri yağma eder. hem kötü bir adam olarak çıkarır karşımıza. Sonra da saldırganlar yanlış bölgeye çıktıklarını anlaya­ rak denize açılırlar. Bu olayların birbirini nasıl izlediği İlyada mad­ desinde anlatılmıştır. eşine az rastlanır bir ustalık ve dünya­ nın başka hiçbir destanında görülmeyen eleş­ tirici bir anlayışla onu hem iyi. ha. onurlu. yapılan haksızlığı unutamaz.): K ı y a s ı y a savaşta benim kollarım görür en büyük işi. ama bir fırtına onları geri­ singeri Yunanistan kıyılarına atar. Bu kırgınlığını da şu basit. hem olumsuz görünen bu nitelikleri en parlak ve çarpıcı renklerle belirtmiştir. 165 vd. Bu sırada Akhilleus'un komşu bölgelere yaptığı çapul­ culuk seferleri İlyada'da ayrıntılarıyle anlatılır: Mysia'nın Thebe şehrinde Andromakhe'nin babası Eetion'u öldürüp. Troya önünde dokuz yıl kalınır. hem burada kalayım. didi­ nir. Akhlleus durumu anla­ yınca. ölçülü. inatçı v e alıngan. Akhillus böy­ lece içinde karşıt eğilimlerin çarpıştığı gerçek bir insan oluverir. bilin­ diği gibi. Akhillus Apollon oğlunu Öldürürse Troya önünde si­ lahla öldürülmekten kurtulamayacaktır. er­ demli kahraman insan Hektor'dan yanadır Homeros'un. Hem onur payımdan olayım. Lyrnessos'tan Briseis'i. tıpkı bir romancı gibi Akhilleus'u bir insan olarak canlandırmayı amaç edinir ve akla karayı gereğince karıştı­ rarak. Bu dokuz yıl böyle geçtikten sonra. erkektir. kolların­ dan. Akhalar Troas'a vardıklannı sa­ narak hemen yağmaya koyulurlar. Akhilleus'un öfkesi. aralarında savaş başlar. çünkü sanatı on­ dan yanadır. savaşın onuncu yılında Ilyada destanına konu olacak olaylar baş gösterir. insafsızca kesip biçen. tanrı sözcüğü bu ya­ rayı ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini bil­ dirmiştir (Telephos). Argos'tan yola çıkmaya hazırla­ nırken. 340 vd. yüreği yurdunu savunan durgun. mal. ama bölüşmede payın en okkalısı sana gider. çobanları Aineis'le kavgaya tutuşur. . Anası Thetis'in bildirdiği bir tanrı buyaıguna göre. z a U m ve duygusuz bir adam gibi mi gösterilir İlyada'da? Homeros yiğitlerin yiğidini gerçi bu vasıflarla donatmış. bu arada Patroklos ile birükte Ida dağındaki Troyalı sürülere saldırır. saldırıya geçti mi "ovada bir yıl­ dız gibi parlayan" Akhillus yalnız üstün bir savaşçı ve üstünlüğünü bildiği için de gururlu. İlyada'nın konusu. AkhiUeus. küsüp savaştan çekilmesi ve Patrokolos'un ölümünden sonra gene savaşa dönüp Hektor'u öldürmesidir. Burada rüzgârların esmesini sağlamak için İphigeneia'nın kurban edilmesine karar veri­ lir. Akhilleus'tan aldı­ ğı yara iyileşmiş değildir. A k h i U e us kargısıyla Telephos'u yaralar.): Bir Atreus oğulları mı sever karılarım? Sever. IX. ama başaramaz (Iphigeneia). Biz burada Akhilleus'un kişiliği ve karakteri üstünde duralım.AKHİLLEUS (4) T R O Y A SEFERİ. Akha donanması Argos'tan Aulis'e varır. Mysia'ya yerleşmiş olan Herakles'in oğlu Telephos on­ ları karşılar.

Ataları Aigyptos ile Danaos'un düşmanlığını özlerin­ de taşıyan bu ikizler daha ana karnındayken dövüşmeye başlamışlar. çünkü ihtiyar. hazır­ lar ve babasına verir. çiğ çiğ ye. beni bir daha kandırmaya kalkmasın sakml Acı ağır basınca bir çocuk gibi ağlar dövü­ nür Akhilleus. yüreği dayanamaz bahtsız kralın ağlamaları­ n a . sonra (İl. daha çok veririz deseler. konuklamakla kalmaz. tartsalar şurada. X X I V . ne çıkar yürek donduran iniltilerden! Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu: Yaşayacak insanlar acı içinde". ama yemini ye­ min sayılmış. döşeğine yatırıp ağlamayacak sana seni doğuran. Patroklos ölünce çağırır onu. Akontios. bk. düşmanlık. Patroklos'a ağlar.AKKIMt )! Agarnemnon oyun oynadı bana.ısından aldığı bir ordu ile Yunanis- . şunun etini parçala. ( 6 ) A K H İ L L E U S 'U N Ö L Ü M Ü . diyor. sevgiyle diyeceğim. genç adamda kendi oğlunu. yirmi katını. Ama bu kez Patroklos'un öcünü alaca­ ğım diye kudurür. Ama soylu olmadığı için kızı kendisine vermeyeceklerini bilen Akontios bir düzene baş vurmuş. aldı onur payımı. Aynı acımak bilmez azgınlıkla canını almak­ tadır yere serdiği Hektor'un. tanrılar bile dayanamaz bu manzaranın dehşetine (İl. Görür görmez de tutulmuş ona.): Akhilleus oturduğu yerden birdenbire kalktı. kuşlar yiyecek bütün bedenini. ne acılar çekmiş yüreğin! Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek başına. otur üstüne şu iskemlenin. gider. iki düşman hıçkıra hıçkıra dövünürler karşı karşıya. Demirden bir yürek varmış göğsünde. kimse uzaklaştırmaz başından köpekleri. 345 vd. acımıştı ak sakalına.ıyn. iki insandır karşı kar­ şıya. Abas'ın Proitos ile Akrisios adın­ da ikiz oğullan olmuştu (Tab. avutsun diye. köpek. ırmak başında doğradığı yüzlerce düşmanın kanından kara toprak kızıl ırmağa döner. Hadi gel. 514 vd. Kanatlı sözlerle seslendi ona dedi ki: "Talihsiz adam. Dardanos oğlu altın koşa teraziye senin ağırlığınca. Proitos da Anadolu kıyıların­ da kral lobates'in kızı Anteia ile evlenmiş. mey­ veyi sonra da fırlatmış atmış. Hektor'un ölüsünü kendi yıkar. Yırtınır canından çok sevdiği dostunu koruyamadı diye. Bin pişman olur insanın aklını başından alan öfkeye. yalvarmalarına şöyle karşılık verir (İl. Günün birinde Artemis şenliklerine Delos'a gitmiş ve yolda Atina'nın en soylu ailelerinden birinin kızı olan Kydippe'ye rastlamış. Memnon. Pentbesileia. G e n ç . XXI). tuttu elinden kaldırdı ihtiyarı. Delphoi tanrı sözcüsü Akontios'un düzenini açığa vurunca Kydippe'yi Akontios'a vermekten başka çare kal­ mamış. Ama tutmaz sözünü. yiğit ve ihtiyar baba bakarlar birbirlerine doya doya. Briseis götürülünce çağırır onu. bir tanrının barakası­ na getirdiği ihtiyar Priamos'u görünce şaşırır. yalvarma bana anan. Uzun bir savaştan sonra üstün gelen Akrisios Proitos'u Lykia'ya sürerek tahta oturmuş. ama tanrıça Artemis hep bir hastalık çıkararak kızın evlen­ mesine engel olmuş. nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi? Ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını senin. Savaş. köpekler. genç adam da ihtiyarda kendi babası­ nı görür gibi olur. yüreğim kışkırtıyor beni. 10). X X I I . çare bulsun. k.): Dizlerime sarılma. kendi babasını hatırlar. bir ayva alıp üstüne şu sözleri kazmış: "Artemis tapınağı üzerine ant içiyo­ rum ki ben Akontios'a varacağım!" ve ayvayı kızın önüne atmış. kin ve öfke yok olup gitmiştir. Keos adasında yaşayan çok yakı­ şıklı bir delikanltymış. Babalan ölünce Argos'ta kimin kral olacağı konusunda birbirle­ rine girmişler. getirseler bana kurtulmalığın on katını. Atina'ya döndükten sonra ba­ bası kızını üç kez nişanlamış. Ne yapalım yasımız çok büyükse. anasına yalvarır gelsin kurtar­ sın.il. Akrisios. ko uyusun bağrında acılar. Ayvayı eline alan Kydippe üstündeki yazıları yüksek sesle okumuş. insanları birbirine düşüren kav­ gaya. senin bana bu yaptıklarından sonra. ağarmış başına. baban admal Gönlüm. Priamos'u avutmak.

ölüm tanrı Thanatos'un peşine düşer. Tanrı bu işi yapar­ ken lyra'sını bir taşa dayamış. böylece Kheiron'un mağarasına ka­ dar gelmişler. Aison ile îason'un ataları (Tab. 22). onunla boğuşur ve Alkestis'i kolları arasından koparıp Admetos'a geri getirir. diriler araşma geri göndermiş. can vermiş ve cenazesi mezara indiril­ miştir ki. Aktaion. Herakles'e verilen bir addır (Alkaios. Amphitryon yiğit Herakles'in ölümlü babası olduğun­ dan. yıkı­ lan surları yeniden yapmakta tanrı Apollon Alkathoos'a yardım etmiş. bununla da kalmayıp gü­ nün birinde tanrıçayı derede yıkanırken çıp­ lak görmüş. ağıtlarla. Herakles'e ilkin Alkaios oğlu anlamına gelen Alkides adı verilmiş. Bir başka anlatıma göre. Perseus). Ana-oğul Seriphos adasında kara­ ya çıkmışlar. Pelops ile Hippodameia'nın oğ­ lu. Salmoneus'un karısı. Aison'un karısı. tanrı sözcüsü Danae'nin bir erkek çocuk doğuracağını. Alkathoos. Parçaladıkları geyiğin kendi efendileri olduğunu anlamayan köpekler uluyarak Aktaion'u aramaya koyul­ muşlar. ölüler ülkesinin acıma nedir bilmeyen tanrıçası Persephone Alkestis'i görünce yumuşamış ve onu daha genç ve daha güzel olarak yeryüzü­ n e . o taş tarihsel çağlarda da. 14). Haberi alan kral Tesalya'da Larissa şehrine kaçmış. İkiz kardeşler de bir anlaşmaya varmışlar. Admetos'un karısı (Tab. Alkestis'in öldüğünü duyunca. Gurura kapıl­ mış Aktaion.tan'a dönmüş ve Kyklop'ların koca taşlardan bir surla çevirdikleri Tiryns'e kral olmuş. Çoban Aristaios'la Autonoe'nin oğlu. Yiğit birçok şiirlerde bu isimle anılır. 22). Telaşa düşen kral. Argos ilini ikiye bölerek hüküm sürmüşler. onun üstüne yokmuş bütün bölgede. Böylece kızla birlikte krallığı da elde et­ miş. tanrıça Artemis'ten de usta avcı olmakla övünmüş. Perseus ile Andromeda'nın oğlu. Kadınlar arasında yiğitlik ve feda­ kârlık örneği olarak gösterilen Alkestis Euripides'e en güzel tragedyalarından birini esinlemiştir. Alkaios. Genç ve güzel Alkestis kocası Admetos uğ­ runa ölmeye razı olur (Admetos). Alkides. Argos kralı da böylece ölmüş (Danae. al­ tın yağmuru halinde akmış çatı aralığından Danae'nin içine kadar. At adam da hayvanları avut­ mak için Aktaion'a benzer bir heykel yapıp önlerine dikmiş (Kheiron). Priamos'un oğlu Paris'in baş­ ka bir adı (Paris). Olup bitene akıl erdiremeyen Akrisios kızıyla torununu bir sandığa kapatarak de­ nize atmış. Kaynatası Megareus'un kurduğu Megaira şehri Girit'lilerin saldırısına uğrayınca. Alkinoos. Agamemnon İlyada'nın sevimsiz kralıysa. kızının herhangi bir erkekle ilişki kurmasını önlemek için çepeçevre tunçla ör­ tülü bir odaya kapatmış onu. Danae Perseus'u do­ ğurmuş. 22). ama torununun kendisi­ ni öldüreceğini bildirmiş Akrisios'a. Alkidike. Perseus binbir kahramanlık yap­ tıktan sonra Argos'a dönmek istemiş. Alkestis. 18). Herakles). Alkinoos Odysseia'nın sevimli. Adı "öfkesi dinmez. ko- 28 . Atreus ile Thyestes'in kardeşi (Tab. bir oğ­ lu da olsun diye Delphoi tapınağına başvur­ duğunda. Akrisios'un Danae adlı bir kızı vardı. iniltilerle çınlayan saraya Admetos'un dostu Herakles çıkagelir. Zehri iç­ miş. Ama Zeus gö­ nül vermişmiş Danae'ye. Alkimede. sonra değiştirilmiş­ ti (Herakles). Pelias'ın kızı. Thebai'li bir avcı (Tab. üstüne vurulduğu zaman ses çı­ karılmış. Alekto. Oğullarından biri bir aslan tarafından par­ çalanan kral Megareus kızını canavarın hak­ kından gelecek adama vereceğini bildirince. Aleksandros. Amphitryon'un babası (Tab. lason'un anası (Tab. At adam Kheiron'un Kithairon dağlarında yetiştirdiği Aktaion öyle yaman bir avcı olmuş ki. Alkathoos bu işe talip olmuş ve aslanı öldür­ müş. Öç tanrıçaları Erinys'lerin biri. yel almış attığı diski Akrisios'un kafasına indirmiş. Bu küstahlığa içerleyen tanrıça Aktaion'u bir geyik haline dönüştürmüş ve el­ li köpeğini de üstüne salmış. çarasini bulmuş. barışmak bilmez" anlamına gelir (Erinys). 13). Kader gene de yakasını bırakmamış: Bir rast­ lantıyla Larissa'da düzenlenen yarışmalara katılan Perseus disk atarken.

Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. Yatağı o yapar.). Anasının kı­ zı olan Nausikaa da kurtarmamış mıydı Odysseus'u ölümden? (Nausikaa). yarışma Phalak'lann ya­ şamında büyük yer tutan uğraşlardı Ozan Demodokos'un Troya savaşından söz açması üzerinedir ki. Ama biz Alkinoos'u Homeros'un arzından dinleyelim. Alkinoos. Nausikaa. VII. halk da bir tanrıça gibi baktı ona. iyi yürekliydi de ondan. VI. konuğuna kıla­ vuzluk etmedi diye kızı Nausikaa'yı kınar (Od. güçte üstün. konuğum. hem çocukları saydı onu yürekten. Ama bu saygının asıl nedeni Arete ile ev­ lenmiş olmasıdır. yatıştırırdt bütün kavgalarını erkeklerin! Öyle bir cennettir ki Alkinoos'un ülkesi. Nausikaa da bunu bildiği içindir ki. istediği an gemileriyle onu yurduna göndermeye hazır olduğunu bil­ dirir ve bu sözünü hiç gecikmeden yerine ge­ tirir. İç ve dış düzeni Odysseus'a bile par­ mak ısırtacak gibidir. Tanrı yüzlü Nausithoos on/arı kaldırdı. Homeros bir mimarlık baş eseri olan bu sarayı anlatmakla bitiremez (Od. Konukluk kurallarına uyarak Odysseus'u hemen.). Kadın erkeğin mutluluğudur. (Od. Tepegözler onların topraklarım boyuna yağma ederlerdi. ama en ufak bir baskıda bulunmaz. Penelope gibi insanlı gın daha ince. madem hizmetçileri vardı yanında. erkeğinin buyruğunda. tapınaklar yapmıştı tanrılara. 263 vd. hiçbir kadın böyle sayılmadı yeryüzünde. götürdü. çok akıllıydı. Phaiak'ların sa­ rayında asıl onun sözü geçmektedir. Odysseus'u öyle beğenmiştir ki. uygar ve halkseveı kratıdıı Bugün Korfu adası olduğu genellikle benimsenen Sklıerie'ye yerleşmiş. 299 vd. ve madem sen yalvardtydm ona ilkin. Özgürlüğe olan eğilimi ilk ve orta çağlan çok aşan modern denebilecek bir nite­ lik taşır. Arete'yi öyle saydı. adı üs­ tünde Erdem'in kendisidir ve erkeğin başara­ madığı bazı edimleri daha bir incelikle. giderek. Alkinoos sarayinin iç düzeni daha az parlak değildir: Şiir. insanseverlikle yerine getirebilir diye saymakta. yalnız Alkinoos değil. ne diye evimize getirmedi alıp seni? Karısı Arete'ye saygısı da Homeros destan­ larında görülen kadına değer vermenin daha yüksek bir aşamasını yansıtır. 310 vd. evler kurmuş. daha cana yakın. Phaiak'ları şöyle anlatır (Od. Arete erdem demek. danışmanları ile birlikte yönetir ulusu­ nu. Erkeği kadın­ sız olarak düşünmek olanaksızdır Homeros destanlarında. V I . tadına doyulmaz bir parça yoktur. duyar­ lıkla. 4 vd. 11): Tekmil Phaiak'ları yönetirdi Alkinoos halkı sayardı onu bir tanrı gibi. daha duyarlı ve becerikli yönü nü simgeleyen kadınlardır. ülkesinin ön­ derleri. bakın Alkinoos eşini nasıl baş tacı eder (Od. tatlı sözlerle selam verirlerdi şehre inince o. zorba Tepegözlere yakın. evinde yaşayan hiçbir kadın. nereden geldiğini sormadan benimser. kim olduğunu. denizci blı ulus olan Phaiak'ların başıdır. 67 vd. sandığı o ha­ zırlar. rahatını o sağlar konuğun. Batı yazınında ilk "ütopya" diye tanımlayabi­ liriz onu. Odysseus'un sara­ ya varınca dosdoğru Arete'nin dizlerine ka­ panmasını salık verir ona (Od. Odysseus kimliğini açığa vur mak zorunda kalır ve serüvenlerini anlatmaya girişir (Demodokos). Odysseia'ya üstün uygarlık havasını veren ki­ şiler Arete. . öyle saydı ki.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. düşünceleri tanrılardan gelen Alkinoos kraldı şimdi. oyun. on iki kralın on üçüncüsü sayar kendini. cömertlikte de ilk iş­ marı veren Arete'dir. tekmil toprakları dağıtmıştı. bütün Phaiak önderleri de danışmanları da uyarlar sözüne. VI. hem kocası.): Benim kızım ödevini tam yapmamış.): Alkinoos kendine karı aldı onu. •M. Ama Alkinoos'un dün­ ya görüşü ve insanlık anlayışı sanata saygı İ l e de bitmez. VII. Konukseverlikte de. VII.nuksever. kendisi­ ne damat edinmeyi özler. Odysseia'da bundan daha güzel. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. sevmektedir onu. Dört yandan surla çevirmişti kenti. Kadın. yerleştirdi Skherie'ye.

Epigon'lar diye anılan Yediler'in oğulları ikinci Thebai seferine önder olarak Alkmaion'u seçmişlerdi. Apollon'un tapınağına adayacağını söyler. Ömrünün son günlerini gene Thebai'de geçirmiş. Ama öç perisi Erinys'ler hemen takıl­ dılar peşine. ülkeden ülkeye kovaladılar onu. Amphiaraos. Amphiaraos. gene Delphoi tapı­ nağına baş vurulur ve tanrı sözcüsü Alkrnaion'un ikinci bir kez arındırılması gerektiğini bildirir. üstüne yağmur yağdırarak söndürmüş. Kocası ölün­ ce. öleceğini bildiği Thebai seferine katılmadan önce. ama Zeus odun yığınını. Savaşta Epigon'lar üstün geldiler. A l k maion Eteokles'in oğlu Thebai kralı Laodamas'ı kendi eliyle öldürdü ve Polyneikes'in oğlu Thersandros'u tahta oturttu (Epigon' lar). Harmonia'nın uğursuz süslerini de Apollon'a adak olarak Delphoi tapmağına verirler. yuvasını dal­ galar üstünde kuran bir çeşit martı imiş. Bu kez de Eriphyle işe karıştı: Harmonia'nın gerdanlığından sonra. karısının bir gece aralıkla doğurduğu Herakles'le İphikles'i bağrına basmış. bir tanrı sö­ zü Alkmaion başlarına geçerse zafer kazana­ caklarını bildirmişti çünkü. Alkyon denilen bu masal kuşu. Önce Arkadya'da Oikles'in yanına sığınır. 23). ana­ sını öldürmek görevini yerine getirmenin ge­ rekli olup olmadığını sordu. Alkyone ile Keyks'i birer deniz kuşu haline getirmişler. Phegeus onu su­ çundan arındırır ve kızı Arsinoe'yle evlendi­ rir. Dönüşte Alkmaion Delphoi'ye uğradı.ALKMAİON Alkmaion. tanrı armağanı ünlü "peplos"unu da rüşvet alarak oğlunun sefere çıkmasını sağla­ dı. ama dinletememiş. Herakies). Daha sonra aldatıl­ dığını öğrenen Amphitryon Alkene' yi diri di­ ri yakmak istemiş. orada da rahat bulamayınca. birleşir onunla. gözlerini oymuş. oğullarının eliyle öldürür. Aynı gece sabaha karşı seferden dö­ nen Amphitryon da güzel karısına kavuşur. Mykene kralı Elektryon'un kızı (Tab. Alkmaion. dönüşünü gözleyen Alkyone'nin önüne . kendisi de boğulmuş. H e rakles tanrılara karışınca. Rüzgârlar kralı Aiolos'un kızı Alkyone Sabah Yıldızının oğlu Keyks'le evlen­ miş. Tanrı bu süre içinde Herakles'i ana rahmine yerleş­ tirmiş. Tanrılar kıskanmış bu mutlu yuvayı. Amphitryon bu işi yapmaya gitmişken. ama kız ona varmak için Harmonia'nın gerdanlığı ile peplos'unu şart koşar. 13). Amphitryon da tanrı buyruğuna boyun eğerek. Orada. Alkyone yalvarmış gitmesin diye. Ne var ki kocasının biraz önce boş bıraktığı yatağa gene döndüğünü görünce Alkmene de. oğullarına analarını cezalandırmak gö­ revini yüklemişti. Ne var ki Psophis topraklarında korkunç bir kuraklık baş gösterir. babasının can verdiği kente gitmekten çekiniyordu. Eurystheus'un hış­ mından kurtulmak için Atina'ya sığınmış. Yolda Keyks kor­ kunç bir fırtınaya tutulmuş. Zeus güneşe bu süre dolmadan görünmemesini buyurmuşmuş çünkü. kardeşlerini öldüren Taphos'luları cezalandırmasını ister ondan. Argos'lu kâhin. Zeus Amphitryon kılı­ ğında Alkmene'nin yatağına girer. Onun üstüne hiçbir ölümlü kadınla da ilişki kurmamış Zeus (Amphitryon. ama önce. Gene de ikircik­ liydi. Alkmaion gene Psophis'e dönüp Phegeus'tan ister bunları. Kaza ile babasını öldüren amca oğlu Amphitryon'la evlenmeye razı olur. Söylentiye göre. ırmak ağzında anasının ölümünden sonra meydana gelmiş bir toprak üstünde ırmak tanrı Alkmaion'u bir daha arındırır. tanrıdan olumlu cevap alınca Argos'a döndü ve Eriphyle'yi öl­ dürdü. Akheloos da ona kızı Kallirhoe'yi verir. ile Eriphyle'nin oğlu (Tab. bu sevişme üç tam gün sürmüş. karısından fazla bir iltifat görmeyince Amphitryon da şaşmışlar. Alkmene oğullarının izinden gitmiş. Kallirhoe'nin yakarması üzeri­ ne çabuk yetişen oğlu Akarnan kan davasını sürdürerek Phegeus'un oğullarını öldürür. Alkyone. Alkmene. Psophis kralı Phegeus'un sarayına varır. Ovidius bu öyküyü biraz değişik biçimde anlatır: Günün birinde Keyks denizaşırı bir tapınağa gidecek olmuş. yeraltı yargıcı Rhadamanthys'le ev­ lendirmiş. gemisi batmış. çok yaşlı olarak ölen sevgilisini Zeus Mutlular Adasına götürüp. Dalgalar ölüsünü kıyı­ ya. Yalan meydana çıkınca Phegeus konukluk kurallarını bozmamak için Alkmaion'u kendi eliyle değil. sonra da oğluna bunca eziyet yapan o kral da can verince. Gene yollara düşen ana katili ırmak tanrı Akheloos'un yanına varır. Karı-koca öyle mutluymuşlar ki Zeus ile Hera'ya benzetirlermiş kendilerini.

Alphesiboia. 385): Ares de bu yüzden çok acılar çekti. periler de yüzlerine çamur sürerek kendilerini tanın­ maz hale getirmişler. tunç bir küpte kapalı kaldı tam on üç ay! Hermes kurtarır Ares'i. öyle ki dokuz yaşına vardıkları zaman tanrılara savaş açmaya karar vermişler. dev çarpılıp denize. ı bir anlatıma göre Apollon okl. Aloeus'un karısı İphimedeia tanrı Poseidon'a aşıkmış. kalkarmış. Elis ile Arkadya bölgeleri arasında akan bir ırmak. Alpheios su perisi Arethusa'ya da tutkunmuş. onu kafasın­ dan yakalayarak yere çalmış ve ezmiş (Lamia). Cezalan Hades'te de sürdürülür! Y ı lanlarla bir sütuna bağlı oldukları halde bir baykuşun durmadan ulayarak ötmesini dinle­ mek zorundadırlar. Otos'ia güçlü Ephialtes. Herakles bu yüzden onu sırtlanıp başka bir ülkeye götürmüş ve bir ok­ la öldürmüş (Herakles). Yolcuları pusuya düşürür. Dionysos'tan gebe kalıp Medos'u do­ ğurmuş. Aloeus'un iki oğlu. Koşa koşa bir ırmağın kıyısına gelmişler.Al II IAIA atmış. Med'ler boyuna adını verdiği gibi. canavarın mağarasına girmiş. her gün deniz kı­ yısına gider. Sonunda tanrı birleşmiş onunla. Yolda rastladığı bir başka deli­ kanlı onun yerine kurban olmayı kabul etmiş. çünkü anası Toprağın üstüne düştükçe doğ­ rulur. cezalarını verirler bu azmanların. Alpheios. kayalar altında ezer. İ M ş k . vurdular onu kalın zincirlere. Devmiş her ikiside: Her yıl bir karış enine. onu Sicilya'ya dek kovalamış (Arethusa). Alpos. Anası da öfkeye kapılarak sakladığı yarı yanmış odunu alıp ateşin içine atmış. . Bunun için de Ossa dağını Olympos'un üstüne bindirip te­ pesine de Pelion dağını oturtarak göğe tır­ manacaklarını. denizleri topraklarla örtüp kurutacaklarını. Tanrı onu elde etmek için binbir çare düşünmüş. bir kulaç da boyuna giderlermiş. Bunu duyunca Althaia ocağı hemen söndürmüş ve odunu alarak bir sandı­ ğa saklamış. altında Typhon devi­ nin bulunduğu adanın yanına düşmüş. Odun çabucak tutuşup kül olmuş. (1) Gök ile Toprak tanrıların meydana getirdikleri devler arasında en güç­ lülerinden biri. Alpheios onlara yaklaşmak istemiş. sonra yermiş. ama savaş tanrı bit­ kin durumdadır. Althaia. kız ırmağı geçebil mek için tanrının kollan arasına girmeye razı olmuş. Meleagros ve Deianeira'nın anası. Kalydon kralı Oineus'un karısı. ama onu yere sermek olanaksızmış. Alkyoneus. Makedonya'daki devler savaşına katılmış. bu odun yanıp kül olunca Meleagros da ölecek demişler. Oğlu Meleagros yedi günlük iken Kader tanrıçaları Althaia'ya gelmişler ve ocaktaki bir odunu göstere­ rek. Dişisinin de denizde kuluçkaya yatabilmesi için Zeus Aiolos'a kış dönümünden yedi gün önce ve sonra yelleri dindirmesini buyurmuş. Rlı anlatıma göre Zeus yıldırımla çarpar. Ölümlü babaları Aloeus olduğu için Aloeusoğulları deniyor bunlara.ı öldürül onları. sonunda bir kaplan olup kızı kovalamaya başlamış. Dionysos'un tutkun olduğu Asya'lı nympha. Althaia yaptığına bin pişman olup canına kıymış (Melcautoa).ırıyl. Bütün ır­ maklar gibi Okeanos ile Tethys'in oğlu sayı­ lır. Medos. Aloeusoğulları. Peloponez'de. Üstelik de âşık ol­ dukları Hera ile Artemis'i kaçırmayı tasarla­ mışlar. ikisini de deniz kuşu yapmışlar. denizle karanın yerini değiş­ tireceklerini bildirmişler. Artemis ve nympha'lara saldırıları masal konusu olmuştur: Günün birinde Artemis nympha'larla ırmak ağzında şenlik yaparken. (2) Delphoi'li güzel bir delikanlı. Bu devi tanrı Dionysos öldürmüş: Thyrsos değneğini boynuna atın­ ca. Tanrıların başına açtıkları dertlerden birini Homeros şöyle anlatır Ilyada'da ( V . eliyle su alıp göğsüne dökermiş. Mr leagros da o saat ölmüş. Ne var ki Meleagros Kalydon avı sırasında Althaia'nın kardeşleri olan dayı larını öldürmüş. Ülkeyi ka­ na boyayan Lamia canavarına yem olmak üzere seçilmiş. Alkyone de kendini dalgalara bırakın­ ca tanrılar acımış bu karı-kocaya. Hesiodos'un Theogonia'sında adı geçmez. Sicilya'da yaşayan korkunç bir dev. Tanrıların canına tak der so­ nunda. geçilen ırmağa da Tıgris (Dicle) yani Kaplan ırmağı denmiş. iki oğulları olmuş: Otos ile Ephialtes.

özellikle Halikarnas Balıkçısı'nda uyandırmıştır. Tanrı çocuk o kadar güçlüymüş ki sütninesinin bir boynuzunu kırmış ve bunu kendisine bakan nympha'lara verip içini diledikleri gibi doldurabileceklerini söylemiş. Ama­ zon'ların erkek gibi oluşu. adın nedeni de bu savaşçı kadınların ya­ yı göğüslerine rahatça dayayabilmek için bir memelerini kesip çıkarmaları imiş. tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinde rastlamamız bunu kanıtlar. Amazon'lar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. çocuklannı doğar doğmaz yutan Kronos'tan kurtulup Girit'e kaçırdığı Zeus'a dadılık eden nymphanın adıdır. tanrılarca başkadır (Myrina). Olympia şehrinin yöresinde Zeus'a adanmış kutsal orman. Çoğu efsanelerde Amazon'lar Kara­ deniz'de Thermodon (Terme) çayının kıyısın­ da Themiskyra şehrini kurmuşlar ve orada . Efsaneye göre Amazon'lar savaş tanrı Ares i l e Harmonia'nın ( y a da Aphrodite'nin) k ı z l a rı sayılır. Altis. Amazon'lardan dem vuran en eski kaynak Homeros'tur: "Erkek gibi Amazon'lar" der ve Bellerophontes'in onları yendiğini belirtir (Bellerophontes). Amata. Yurtlan üstüne kaynaklar birbirlerini pek tutmaz. Amazon. Bu keçi Helios'tan dogma korkunç bir yaratıkmış. yani memesiz demek­ miş. Anadolu bin yıllarca anaerkil bir top­ lum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin sim­ gesi olan Ana Tanrıça'ya değişik adlarla tapınmıştır. Roma'da Vesta rahibeleri. Amaltheia çocuğu İda dağındaki bir mağaraya gö­ türmüş ve orada bir keçinin sütüyle beslemiş. çünkü efsane­ leri yalnız bir olayı değil. Ünlü yontucu Pheidias'ın atelyesi bu korulukta imiş. ama erkek ço­ cuklarını sakat eder ya da öldürürler. Birçok efsanelere göre. atı yalnız arabaya koşmak için kullanan ilk Yunanlıları özellikle etkilemiş olsa gerek. nitekim birçok kraliçelerinin adı ge­ çer efsanede. Amaltheia. K ı z ı L a vinia'yı Rutul'lar kralı Turnus'a vermek isti­ yordu. Erkekleri yanlarında köle ya da uşak olarak bulundururlar. hem Hitit kabartmalarında rast­ lanır. Ne var ki Aeneas İtalya'ya ayak basın­ ca kral Latinus kızını onunla evlendirmeye karar verdi. uydurulmuş masal değildir. yalnız kız çocuklarını yetiştirip aralarına alırlar. Amata kendi canına kıydı. onlarla cinsel alış­ veriş kurup çocuk doğururlar. H o meros'ta Myrina'ya "çok zıplayan. Zeus sonradan bu keçinin pos­ tu ile Aigis kalkanını yapmış. Amazon'lar işte bu düzenin kalıntı­ larıdır. başrahip Pontifex Maximus tarafından görev başına getiril­ dikleri gün Amata adıyla anılırlardı. İzlerine destanlarda olduğu ka­ dar. Anadolu'nun mythos'a katkıları salt efsane. bütün bir düzeni dile getirir. Latium kralı Latinus'un eşi. Amaltheia Rheia'nın. Savaş Rutul'lar için korkunç bir yenilgi ile sonuçla­ nıp Turnus da ölünce. Başka bir gele­ neğe göre Amaltheia asıl bu keçinin adıdır. Başlarında hiçbir erkek bulunmadan kendi kendilerini yöneten Amazon'lar önder olarak bir kraliçe tanırlar. çünkü halk ara­ sında adı başka. Amazon adının kökeni de yazarlarca şöyle açıklanır: A-mazon. Amazon'ları anlatmakla biti­ remezler. Amazon'ların at üstünde savaşmaları. savaşçı bir kadın topluluğu olmalarından ileri gelir. Savaşçı karakterleri böylece kay­ naklarından da belli olan bu kadınlar ok ve yaydan başka bir de "labrys" denilen iki ağızlı baltayı silah olarak kullanırlar. babaerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan mythos'unu bu kadar etkilemiş olma­ ları da ondandır. yüksek at­ layan" denmesi acaba atlı bir tanrıça olma­ sından mıdır? Amazon'ların yayıldığı bölge­ lerle Hitit'lerin bulunduğu bölgelerin birbirini tutması da dikkati çekmekte. Troya'lılara düşman olan Amata Turnus'u Aeneas'a savaş açmaya itti. Troya'nın önündeki bir t e ­ pede mezarı bulunan Myrrhine ise tanrılaşmış bir kahramana benzer. yaşamış kişileri konu alır. Bu baltaya hem Girit'te. Böylece her türlü yemişle dolan boynuz "Bolluk Boynuzu" oluvermiş. Amazon'ların Anadolu topraklarında bir Hitit kalıntısı. Titanlar ondan öylesine korkarlarmış ki Gaia onu Girit mağaralarında saklamak zo­ runda kalmış. Bu yüzdendir ki bir gerçek payı ve tarihsel bir ni­ telik taşırlar. Ana­ dolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır. Bu tutum Anadolu'ya gelen Yunanlıları çok şa­ şırttığı içindir ki./\ı ı r. ya da Hitit'lerle ilgili bir anı olabileceği varsayı­ mını bazı bilginlerde.

O sırada Thebal'den kaidesi . Amphiaraos'un kendisine karı olarak verdiği Eriphyle'yi bir şartla alır: Kaynatasıyla arasında bir anlaş­ mazlık çıkacak olursa. Ambrosia ile beslenen tanrılar yaralan­ maz olurlar. Geleceği bilen. Ephesos ve Smyrna şehirlerinin birer Ama­ zon tarafından kurulduğu anlatılır. birbirine vuran kal­ kanlarının ta Sardes'te dek yankılandığını ya­ zar. Smyrna. Ege kıyılarında Amazon kra­ liçeleri tarafından kuruldukları söylenen şe­ hirler şunlardır: Pitane. Amphiaraos bu barışı candan ister. Amphiaraos bu şartı da kabul eder. Pompei fresklerinin mitolo­ jik sahnelerinde çok geçen Amores figürleri Batı sanatına Rönesans'la girmiş ve Rokoko üslubunun bir özelliği olarak XIX. tarihsel kimlik ve kişi­ likleri de ana tanrıça üstüne olan bilgilerimiz değerlendirildikçe açıklık ve kesinlik kazana­ caktır (Artemis. Bu savaşçı kadınlar kimi ozanların ezgilerinde Efes Artemis'i ile ilişkili olarak gösterilir: İskenderiye şairi Kallimakhos Artemis tanrıçaya övgüsün­ de cenkçi Amazon'ların Ephesos kıyısında tanrıçaya bir heykel diktiklerini ve çevresinde savaş raksı yaptıklarını. Oikles ile Hypermestra'nın oğlu. Bias soyundan Adrastos'un ba­ bası Talaos'u öldürür. kanatlı bir çocuk olarak canlandırılmıştır. Adrastos ise art düşüncelerle karşılar. ana tarafından dedesi Polybos'un yanına sığı­ nır (Adrastos) ve o ölünce kral olur. Homeros destanlarında Olympos tanrıları "ambrosia" ve "nektar" ile bes­ lenirler. Amazon'ların tarih öncesi çağlarda Batı Anadolu'ya yayıldıktan sonra Yunanistan'a dek sokuldukları ve Atina önünde savaştıklan anlaşılmaktadır. Dünyanın yedi ha­ rikasından biri olan bu tapınağı Amazon'ların yaptığı ya da orada rahibelik ettikleri anlatılır. Ephesos ve Ptiene'nin ilk yerleşme yeri. bu adlar). Bir tanrıça sayılan Myrina'nın Lesbos ( M i d i l l i ) adasına göçüp oranın başken­ ti Mytilene'yi de kurduğu söylenir. Adı üzüm kütüğü anlamına gelen Ampelos bir satyr'le bir nympha'dan doğma imiş. elinde yayla okluk bulunan tombul. onlara gençlik. Gryneion. Kybele). bu büyülü bal insanlara da içirildi mi. kral Proitos zamanında üçe bö­ lünmüştü: Bir bölümünü kendisi alır. Amphiaraos. yargıçlığını Eriphyle yapacaktır. Alkmaion ile Amphilokhos'un babası (Tab. antiope'nin Theseus. Ölümsüz anlamına gelen ambrosia birçok çiçek özlerinin katıldığı bir çeşit balmış. yüzyıla ka­ dar tutunmuştur.oturmaktadırlar. Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanması bu kaynaklan yalancı çı­ karmaktadır. Ampelos ağaca tırmanıp bir salkım üzüm ko­ paracakken düşmüş ve ölmüş. Myrina. Dionysos sev­ gilisini gökte bir yıldız haline dönüştürmüş. Amphiaraos'un da öyle. Kyme. Bu soyların vârisleri arasında kavga çı­ kar günün birinde: Melampus soyundan Amphiaraos. Baş ka kaynaklar onları Kafkas eteklerine. anlayışsız kimselerin çıkarlarına kurban gitmiştir. Tanrı Dionysos bu güzel delikanlıya gö­ nül vermiş ve bir karaağaç dalından salkım salkım sarkan asmayı ona armağan etmiş. Penthesileia'nın Akhilleus efsanesinde adı geçer (bkz. 23). Bir süre sonra Amphiaraos ile Adrastos barışırlar. Adrastos Sikyon'a. Amores. mutluluk ve ölümsüzlük sağlarmış. Ampelos. Ambrosia. Birçok Amazon'un büyük efsane yiğitleriyle ilişkisi olmuştur: Hippolyte'nin Herakles. Argos ili. Öyküsü Thebai efsaneler zin­ cirine bağlı Melampus soyundan ünlü bir kâ­ hin. Latince aşk anlamına gelen Amor (yahut Cupido) Roma imparatorluğu döne­ minde. Bu şehir bugünkü Fatsa ya da Ordu yakınında olsa gerek Argonaut'lar Kolkhis'e varmadan onlarla karşılaşırlar. Amphiaraos Kalydon avına ve Argonaut'lar seferine katıldıktan sonra. Trak­ ya'ya ya da güney İskitya'da Tuna ağzına yerleştirirler. Amazon'lar Ephesos'taki ünlü Artemis tapınağı ile de ilişkilidirler. Adrastos onun Thebai'ye savaş açan Yediler'den ol­ masını İster. her edimin doğuracağı so­ nucu önceden gören tanrı sözcülerinin hayatı yürekler acısıdır çokluk. öbürünü aynı soydan olan Bias ile Melampus arasında böler. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile sıkı sıkı­ ya ilişkili oldukları apaçık belli olan Ama­ zon'ların efsaneleri de. Sa­ natta çoğaltılan bu figür Venüs'ün çevresinde uçuşur gösterilir.

hem yiğit bir adam ola­ rak tanımlanır (576 vd. Kızıyla evlen­ diği Atina'lı kral Kranaos'u tahtından atarak yerine geçmiş. Ama git­ meden önce oğullarına yemin ettirir: Anala­ rından öç alacaklardır. Bu çarpışmada her ikisi de can verir (Mopsos). iki kez çağırır onu adını heceleyerek ve şu sözler dökülür ağzından: "Güzel iş doğrusu bu yaptığın. 20). ama oranın krallığını kendisi gibi kâhin olan M o p sos ile paylaşamadığından. Efsaneye göre Amphilokhos Kilikya'da (Sey­ han bölgesinde) Mallos şehrini kurar. tanrıların seveceği. torunlarının övünecekleri şanlı şerefli bir iş: Bir yabancı orduyu üstlerine salıp atalarının yurdunu. Amphilokhos. çünkü o kahraman görünmek değil. on yıl krallık ettikten sonra kendisi de Erikhthonios tarafından sürülmüş. belli zamanlarda bütün kentle­ rin elçilerini bir araya getiren "amphiktyonia"lara adını veren de oymuş. Ophettes) sonra. Ünlü kâhin Amphiaraos ile Eriphyle'nin oğlu.): Polyneikes'e çevirir bakışlarını. ben düşman ülkesinde saklı kâhin. Troya seferi­ ne katıldığı ve özellikle dönüş efsanelerinde rol oynadığı görülür: Troya düştükten sonra. Yedilerin dü­ zenledikleri Nemea yarışmalarında Amphiaraos atlama ve disk atmada birinci gelir. ama anası Eriphyle'nin öldürülmesinde bir rol oynamadığı sanılır. Amphiaraos'un toprağa gömüldüğü yer Pausanias zamanında da gösterilirmiş. onunla kavgaya tutuşur. ama korkunç bir bozgun başlamıştır. kocasını zor­ lar sefere katılmaya. Adı Ilyada'da geçmediği halde. Düşman kardeşler Eteokles ile Polyneikes birbirlerini öldürünce. Yolda başlarına gelen bazı olaylardan (Hypsipyle. Zeus bu tanrı sözcüsüne ölümsüzlük bağışlamış: Attika'da Oropos denilen bir yerde kâhinliğini sürdürürmüş. güçlü hasımlar göndermelisin derim ben: Tanrılara saygılı olandan korkulur. Aikmaion'un küçük karde­ şi (Tab. Efsaneye göre Attika başkentini tanrıça Athena'ya adayıp ona Atina adını veren ve Dionysos'u Attika'da ilk konuklayan bu kral­ dır. Kadın büsbütün Polyneikes'le Adrastos'tan yana döner. sefere çıkar. Hiçbir arma yoktu kalkanında. Thebai'ye varınca önderlerin her biri şehrin bir kapısına dayanır. Ama Polyneikes Eriphyle'yi baştan çıkarır: Kadmos'la evlenirken Harmonia'ya tanrıların düğün hediyesi olarak verdikleri gerdanlığı armağan eder o n a . hem yiğit Sonra kardeşine. Yunan kentleri arasında dinsel birlikler ha­ linde kurulup. Amphinomos. 23). kalın tunç kalkanını kaldırıp göğsüne. hem de Adrastos'u vazgeçirmeye çalışır. hem katılmak istemez. babası gibi tanrı sözcüsü ve falcı olan Amphilokhos Anadolu'da kalır. Aiskhylos'un ölmez eseri "Thebai'ye Karşı Yediler" tragedyasında Amphiaraos hem akıllı. Hellen'in kardeşi (Tab. Çarpışalım: Şerefsiz olmayacak beni . Amphiaraos verdiği sö­ zü tutmak zorundadır.Eteokles'in sürdüğü Polyneikes Adrastos'un konuğudur ve kardeşinden öç almak için yar­ dım istemektedir. şehir kurtulur. Amphiaraos bu seferin yı­ kımla sonuçlanacağını. soyunun tanrılarını perişan etmek! Hangi dava insana ana sütünü kurutma hakkını verir? Kılıçla fethedeceğin yurt toprağı mı destek olacak senin davana? Bana gelince. bekleyen ölüm!" Böyle söyledi kâhin. Deukalion ile Pyrrha'nın oğ­ lu. Penelopeia'nın talipleri ara­ sında en aklı başında olanıdır. ben bu toprağı besleyeceğim ölü bedenimle. Derin kazıyor yüreğinin derin düşünceler yetiştiren toprağını. Amphiaraos tsmenos ırmağının kıyılarına doğru kaçar ve tam düşmanı Periklymenos ona yetişecek­ ken. çünkü Alkmaion gibi Erinys'lerin saldırısına uğramaz (Alkmaion). Amphiktyon. kahraman olmak istiyordu. Kalkhas'la birlikte birçok kehanet merkezleri kurarlar (Kalkhas). Böylesi bir insana hem akıllı. arabasıyla yutar. Zeus'un saldığı bir şimşekle toprak yarı­ lır ve ünlü kâhini atları. kendisinin de sağ dönmeyeceğini bilir. Epigon'lar seferine katıldığı. Durgun ve öl- 34 .

Ölüsü bir ırmağa atılır. ora kralı Kreon onu bu suçundan arındırır.). Ama kız çok utangaçmış tanrıdan kaçmış ve Atlas'ın dünyayı omuzlarında taşı­ dığı uzak ülkelere varmış. Amphion'un müziğe yeteneğini fark eden tanrı Apollon (ya da Hermes) ona bir lyra armağan et­ mişti. o da olanaksız. Evlenmişler ve o gün bugün mutlu bir ç i f t olarak yaşamışlar. 90 vd. Amphitryon'a tutulan kral kızı Komaitho babası­ nın başından altın teli koparmış. Kreon da bu işe yardım etmeye söz verir. Amphion ise tam tersine yumuşak. istenilen sıraya girip yan yana diziliyor­ lardı. Tirnys kralı Alkaios'un oğlu (Tab. gücü kuvveti sonsuz. bir zamanlar kral Pterelaos'un oğullarınca öldürülen kardeşlerinin öcünü al­ malıdır./ U l l I II I I \ I » ' I I v çülü bir adamdır. Antiope ikiz çocuklarını doğurunca. Ama Komaitho'ya şükran beslemek şöyle dursun. 121 vd. Ahenkli isimlerini dize dize saymakla bitiremez Hesiodos (Theog. İkizler kentin surlarını kurmaya koyulurlar.). Denizden olma bir sürü yaratığın başında. 240 vd.). Günün birinde Dirke'nin yanından ka­ çan Antiope gelir. sevimli bir sanatçıydı. köpükler arasında ka­ yan bir arabada oturur gösterilen denizler kraliçesi Poseidon'a vefalı bir eş olmuş. bu adanın kentini almak ise kralı Pterelaos'u öldürmeye bağlıydı. o ırmağa Dirke adı verilmiştir sonradan. Amphitryon da Taphos'u ele geçir­ miş ve krallığını sefere kaülan arkadaşı Atlna'lı Kephalos'a vermiş. Gene de taliplerin kaderini paylaşmak­ tan kurtulamaz ve Telemakhos'un kargısıyla vurulur (Od. Amphitryon bu işi başarır. onu öldürmüş ve Taphos'u yağma ettikten sonra Thllpti'yi (Inıımüş (Alkmene). X X I I . Zethos'un ikiz kardeşi (Tab. kimi efsaneciye göre çocuğu olmamış. X V I . yunus Anı phitrite'yi sırtladığı gibi. 394 vd ) Öbür talipler gibi dilenci kılığındaki Odysseus'a kötü davranmaz. Amphissos. Dirke'yi azgın bir boğanın boynuzlarına saçlarıyla bağlayarak salıverirler hayvanı. dağda oğullarını bulur ve öcünü almaya iter onları. G t l inin birinde Poseldon onu bir kumsalda kız kardeşleriyle oynarken görmüş ve g ü z e l l i ğ i n e vurulmuş. Amphitryon kendisiyle birlikte Thebai'ye ge­ len amcakızı güzel Alkmene'ye talip olur. Amphion ise lyra çalı­ yor. İkiz­ ler dağda çobanlar arasında büyür. V. dövülmesine karşı ge­ lir. Telemakhos'un öldürülme­ sine karşı çıkar (Od. Yurdundan sürülüp Thebai'ye sığınır. Kaza ile amcası Elektryon'u öldü rür. Pterelaos ölünce. Alkmene'nin kardeşlerini Taphos adasın­ dan gelme bir ordu öldürmüştü. Lykos'u öldürüp. Amphion. 9). Bkz. 13). o Triton ki dalgaların dibinde. Amphitryon. Surları yaparken Zethos sırtında kocaman kaya parçalan taşıyor. amcası Lykos onları Kithairon dağına bırakıp. Okeanos kızı Doris'in deniz tanrı Nereus'la birleşmesinden Nereides diye anılan elli kız doğar. macerası yoktur her nedense. Amphion Tantalos'un kızı Niobe ile evlen­ miş. getirmiş deniz kralı­ na vermiş. sert yaratışlı Zethos avcı ve savaşçı idi. sonra da A l k mene'nin isteğini yerine getirmek için yola çıkar. Antiope'yi de karısı Dirke'ye köle olarak verir. Amphitrite. Zeus ile Antiope'nin oğlu. Apollon'la Artemis Niobe'nin çocukları­ nı oklarıyla vururken Amphios'u da küstah bir soy yarattı diye öldürmüşler (Niobe).): Toprağı sarsıp gümbürdeten Poseidon Amphitrite . çalgının güzel ve büyüleyici seslerine kendilerini kaptıran taşlar yerlerinden kımıldı­ yor. Dryope. Poseidon da bir yu nus balığı göndermiş peşinden. anasının ve soylu babasının yanında altından bir sarayda oturur korkular saçarak çevreye. Zeus'un buyruğuyla Thebai şehrinin yönetimi bundan sonra Amphion'la Zethos'a geçer. Amphitrite de bunlardan biridir. çünkü kralın saçında onu ölümsüz kılan bir altın tel varmış. talipleri yatıştırmaya çalışır ( X V I I I . İkizler Thebai'ye dönerler. yeter ki Dionysos'un Thebai ülkesine saldığı Teumessos tilkisinden kurtarsın bölge­ yi.tanrıçayla eulendi ve onların sevişmelerinden büyük Triton doğdu. öyküsü. Dirke kayalar üstünde parçalanıp can verir. 230 vd. ama Alkmene bu evlenme için bir şart koşar: Amphitryon. İkizler birbirlerine hiç benzemiyorlar. . ama Hesiodos onun Triton'u doğurduğunu şöyle anlatır (Theog.

onu yiğit H e rakles'e gebe bırakır. Amymone. kız uyanır. Tanrıça Aphrodite de bu kadar katı yürekliliğe kızarak Anaksarete'yi bir heykele dönüştürmüş. Androgeos. Atina'da Panathenaia bayram­ larında düzenlenen bütün yarışmaları kazan­ dığı için kral Aigeus onu kıskanmış ve Marathon ovasında korku salan bir boğayı öldür­ meye göndermiş. u. Amykos. şe­ ref sayılır Homerik çağlarda. Androgeos bu işi başaramayıp ölmüş. Danaos'un elli kızından biri. Minotauros'a yem . Anaksarete bu­ na da aldırmamış. kızın kapısına asmış kendini. bu işi Amphitryon değil de Zeus'u kıskanan Hera yap­ mış. çoğu zaman yener ve öldürürmüş. Amphitryon'un benzeri Sosias tipini de yaratarak M o liere'in tadına doyulmaz "Amphitryon" ko­ medyasına örnek olur. yabasını kaya­ ya vurup bir kaynak fışkırtır. Amphitryon hangisi­ nin kendi oğlu olduğunu bilmek için çocukla­ rın odasına iki koca yılan koyar. Zeus oğlu Polydeukes onunla güreşmeyi göze almış ve korkunç de­ vi yenerek yolculara karşı bu insafsızca dav­ ranmasına son vermiş (Argonaut'lar).J U » 1 I I\> » l Ne var ki o sırada Zeus Amphitryon kılığın­ da Alkmene'nin koynuna girer. Amphitryon Alkmene'nin macerasını öğrenince. Tanrı Afrika'ya kıtlık sal­ mış. hem de kestos denilen kurşunlu bir eldivenle yarışırmış. "Su yüzüne çıkan. Yumruk dövüşünde pek usta olan bu dev hem çıplak yumrukla. avazı çıktığı kadar bağırır ve Poseidon'a yakarır. Tanrıça Aphrodite'ye veri­ len bir sıfat. Minos da öç alması için tanrı Zeus'a yalvarmış. kızlarını su aramaya gönderir. yeni komedya denilen Hellenistik çag tiyatrosu Amphitryon-Alkmene serüvenini işlemeye başlar. Uranos'un denize savrulan atmıgıyla meydana gelmiş köpüklü dalgalardan doğduğunu belir­ tir (Uranos. İphis adlı bir delikan­ lı ona delice âşık olmuş. Başka bir anlatıma göre. Amymone bütün bir gün kırlarda dolaştıktan son­ ra yorgun düşüp uykuya dalar. dalgalardan doğan" anlamına gelir. Güzel kıza gö­ nül veren Poseidon onunla birleşir ve N a u p lios adlı bir oğulları olur. ama Zeus buna engel olur. O gece sabaha karşı Amphitryon da savaştan döner ve karısına kavuşup Iphikles'i üretir. son­ ra da Iphikles'i doğurur. Bu kaynak son­ radan Amymone adını alır. Bursa'dan Karadeniz'e uzanan Bithynia böl­ gesinde Bebrykes adlı bir boyun kralıymış. satyr'i kovar. ama duygusuz ve kalpsizmlş. konu komik sayılmamıştı daha. sekiz aylık Herakles ise oynayarak boğar canavarları. İphikles ür­ ker. Aphrodite). O sırada bir satyr'in saldırısına uğrar. ülkesine her geleni kendisiyle boy ölçüşmeye zorlar. nedeni de Poseidon'un öfkesidir: Göz koydu­ ğu Argos'un Hera'ya verilmesine kızmıştır. Nauplios Argos ili­ nin güneyinde Nauplia şehrinin kurucusu­ dur. çünkü büyük tanrı Zeus tarafından aldatılmak zül değil. giderek mutlu bir kişi olarak tanımlanır. karşılık görmeyince. Ne var ki adı Homeros des­ tanlarında geçtikçe. Amymone babasıyla birlikte Argos iline gelir. Kıbrıs'lı bir kız: Güze'. Tanrıçanın. ünlü bir atlet. Anaksarete. Argonaut'lar Bebryk'lerin ilinde Khalkedon'a (Kadıköy) vardıkları zaman. Minos ile Pasiphae'nin oğlu. Orada korkunç bir kuraklıkla karşılaşırlar. Latin komedya yazan Plautus "Amphitruo" adlı oyununda aldatılmış koca moti­ fini bütün çıplaklığıyla ele alır. Tanrı çıkagelir. ölümlünün hangisi olduğunu anlar. delikanlının cenazesi evi­ nin önünden geçerken pencereye çıkıp kay­ gısızca seyretmiş. Anadyomene. çok saygıdeğer. Alkmene bir gün arayla Herakles'i. Amphitryon iki çocuğu birlikte yetiştir­ miş ve Herakles'in yanıbaşında Minyen'lere karşı bir savaşta can vermiş. ona ceza ver­ meyi düşünür önce. Danaos. "Amymone" Aiskhylos'un "Yalvarıcı Ka­ dınlar" ile başlayan ve Danaos kızları ile Aigyptosogullarının dramını anlatan trilogia'ya eklenmiş bir satyr oyununun (kayıp) adı olsa gerek. kıtlığı önlemek için Aigeus her yıl Girit'e Atina'dan yedi delikanlı ile yedi genç kız gön­ dermek zorunda kalmış. Amphitryon böylece ölümsüz ço­ cuğun hangisi. Sonraları görüş­ ler değişmiş: Yunan ilkçağında Euripides'in "Alkmene" (kayıp) adlı bir tragedyası olduğu­ na göre. Poseidon'un oğullarından bir dev. Amphitryon Batı yazınında ilk aldatılan ko­ ca olarak yaşar.

Hektor acır kansına. Kral Eetion'un sarayında yapmadığını bı­ rakmamış. yetim koma yavrumuzu. çünkü korku kaplamıştır yüreğini. talihsiz karına acıma yok sende. İ I yada destanının en dramatik sahnesi. Uğursuz savaş Anadolu kıyılarına gelip çatınca. Andromakhe. dul kalmama. Hektor'la Andromakhe ancak yıkım gelip çattığı zaman. Sen bana bir babasın. bu hırs yiyecek seni. bir ateş kıvılcımı da koruluğa düş­ müş. Troya ovasında yiğitler boğuşurken. uzaktan Andromakhe'yi ve yavrusunu görün ce. Andromakhe'nin anasını da esirgememişti. Atina kralı Kodros'un oğlu. ne ulu anam. yok. sonra büyük bir kurtulmalık karşılığında serbest bırakmıştı. Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi Benim senden başka dayanağım yok. İon göçmenlerine bir t a n n sözcüsü kuracakları şehrin yerini kendilerine bir ya­ ban domuzunun göstereceğini bildirmiş. Troya surlarından bir çığlıktır kopar. Troya'ya getirmiş. delı gibi fırlar . uslu. bir korkak gibi çekilecek değil ya savaştan Troya ordu­ sunun desteği.. az gün var. Günler geçer. hizmetçileri arasında nakış işlemek­ le. kalede kal. batı kapılarına koşar. Andromakhe'nin anadan. Hektor'un ölümüne karar vermiştir tanrılar. İlyada'da anlatılan savaşın dokuzuncu yılında Troya sahnesine çıkarlar. Ama Hektor'un ölümünden birkaç gün önce Astyanaks dadı­ sının kollarında dolaştırılan bir bebektir. Androklos hayvanı oracıkta öldürmüş ve tanrı buyruğunun gerçekleştiğini anlaya­ rak Ephesos şehrini o korulukta kurmuş. babadan. Hele içi içine sığmayan genç ve atılgan Akhilleus çok sabırsızlanıyordu. Hektor. çocuk büyür de bir gün Troya'ya kral olur umuduyla takmışlardır. krali­ çeyi de Akhilleus esir sürüsüne katmış. Burada. Ölüm-kalım savaşı. Mutlu günlerini bilme­ yiz bu güzel karı-kocanın. dayanağıdır. mekik dokumakla vakit geçirir. Troya'lılar Hektor'un oğluna "şehrin efendisi anlamına gelen bu adı. kardeş­ ten yüzü gülmemişti. rahat durmaz. karını dul koma. Ne babam var benim. akıllı Adromakhe'yi Priamos'un en değerli oğlu Hektor'a verir. Yiğit çe dövüşerek can verir. Androklos. Şehirden çıkıp. Mysia'ya varmış ti. E f saneye göre Efes bölgesine yerleşmiş Leleg'lerle Karia'lıları kovan lon göçmenlerinin önderi olan Androklos Ephesos şehrinin ku­ rucusudur. Eetion kral Priamos'a dostluk bağlarıyla bağlıdır. dört duvar arasında. Theseus). yaşlı başlı kralı öldürmüş. biliyorum . ne yapsın. "Or­ manlık Plakos daginın eteğinde kraliçeydi anam" diyor Andromakhe yana yakıla. Akha'lar üstüne saldırıp öldürecekler seni. Sarayında yedi oğlu ile büyüttüğü tek kızı sevimli. Hektor ile Akhilleus arasında teke tek savaş başlar. Andromakhe odasında mekik dokurken duyar bu vaveylayı. arkadaşısın sıcak döşeğimin. Dü­ ğün dernek nasıl olmuş? Andromakhe. Arada. Her geçen gün bir işkencedir. alıp götürdüğü zaman ölüm seni yalnız acılar kalacak bana. düşüremiyorlardı bir türlü Anadolu'nun kutsal kalesini. yavruna.. Ah kocacığım. Samos (Sisam) adasını da o ele geçirmiş. Ulu anamsm benim. Bölgede çapulculuk seferlerine çıkmış Aklıllleııs. balık sıçramış. bir çocukla­ rı olmuştur: Astyanaks. ne kadar yiğit de olsa Hektor'un bir gün düşman kargısı altında can vereceğinden korkar. dağda. gülümser. Homeros'un dediği gibi. İkide bir savaşı gözlemek için çocuğunu dadıya verip batı kapısının üstündeki kuleye çıkar.olan bu gençleri kurtarmak İ ş i n i Theseus ba­ Şarmış (Aigeus. B i r g ü n Hektor savaştan ara bulup şehre gelir. acı bana. Bir gece İon'lar ormanda balık kızartırken. Mysia bölge­ sinde Thebai şehrinin kralı olan Eetion'un kı­ zıdır. Andromakhe. Troya yöresinde ra­ hat kalmamıştı. Andromakhe gözyaşları döke rek ellerine sarılır (İl. Priamos'un oğulları ve gelinleri için yapılmış önü revaklı evlerin birine nasıl gelin girmiş? Bunu şairler bize anlatmaz. ağaçların arasından bir yaban domuzu çıkmış. yiğit. kardeşimsin.). Andromakhe Troya sarayında kadınlar dai­ resinde. bayırda davarlarını otlamaya giden. Akha ordusu dokuz yıldır Troya kapıları önünde pinekliyor. yedi Oğ lunun insafsızca canlarına kıymıştı. 407 vd. karısı­ nı evde arar. atların çeşmeye süren tek tük Troya'lıları her fırsatta kovalayıp öldürmekle bile duyuramı­ yordu kana susamışlıgını. ama zavallı kadın."hür gününü" görür görmez ölmüştü.

körpecik. kasıp kavuruyormuş ortalığı. Troyalı prens arzu ile yanıp tragedyasında adı Pyrrhus'tur) aşkına karşılık tutuşarak tanrıçaya yaklaşır. onun koruyucusu bekçisi. dönübizden olan. kara talihli ikimizden. şöyle der (İl. Hektor. getirir. Pliineus'a sözlüyrnüş. Halk da Kepheus'u kızını feda etmeye zorlamış. tanrıçanın büyü­ Euripides'ten çok daha güzel. halde. Sevişmelerinin vermeyen ve Hermione'nin kıskançlığını bo­ sonunda gülümser tanrıça. düğün gecesi saldırmış Perseus'a. toplamış.ruvun\jmcuf\ dışarıya. gençlik çağma erer mi ki. öç almasını istemişler. Hektor'u bir rygialı bir genç kız kılığına girer de öyle görü­ türlü unutamayan. gökten inmiş atı Pergasos üstünde. Tutulmuş da hemen ona. Sonunda Andromeda'yı bir kayaya bağlamışlar. çok daha in­ süne kapılan hayvanların ormanlarda.): Andromeda. kayaya bağlı güzel kızı görmüş. Neoptolesevişmiş ve Aineias'ın babası olmuştur (Tab. Neoptolemos'un (Fransız nür Ankhises'e. canavardan sen öldün. mos kızı Hermione ile evlenmiştir. çocukları ayakta tutan. düşer. şefkatli seslenir: bir ana tipidir. Öyle olmuş. Onuncu günü akşam kral Priatnos A k hiUeus'un barakasına gider. son dakikada peşinde vahşi hayvanlar sürükleyen ana tan­ kurtulurlar. mak üzere yaklaşırken. Perseus ejderi öldürüp kızı almış. yumuşatır yüreği­ ni ve ölüyü alır. kızını bana verirsen. sen. Akhillus'un arabasına bağlayıp toz toprak içinde sürüklediği Hektor'un ölüsünü görünce. ama çocu­ 17). 7 2 5 vd. Sonra da babana. Bu işkence dokuz gün sürecektir: Her sa­ bah Akhilleus ölüyü arabasına bağlayıp sü­ rükler. evlenmişler. birden yiğit Perseus gittin. deli­ kıskanır. sonsuzluğa dek! Q8 . yiğit ve bilinçli bir kadın. kurtarır. gözyaşı döke döke gece gündüz anayım onu hepsi birden taştan adam olmuşlar (Perseus). Hermione bu Troya'lı kadını fena maçlarında sığırlarını otlatırken görür. onlara kıyacaklardır ki. Jean Anouilh'in "La Guerre de Troie n'aura Senin bir oğlun doğacak. Hektor'un cenaze t ö ­ reninde görürüz şimdi de Andromakhe'yi. Ama yiğit Gorgo kafasını tutmuş karşılarına. rıçanın gelişine benzetilmiş. evimizde dul bıraktın beni. bayılır. binbir pınarlı" diye dürmek ister. Neoptolemos'un Delphoi'ye gidişin­ kanlının güzelliğine vurulur ve dağa iner. Gorçocuğumuz da ufacık. Troya'Iılara kral pas lieu" (Troya savaşı olmayacaktır) piyesin­ olacaktır o de de Andromakhe ilginç. yormuş ki. şöyle güzel bir söz söylemedin ki. Ozanlar arasında ağıda başlar. bu sevişmeyi en ufak ayrın­ getirdiği Andromakhe ona üç oğulla bir kız tılarına dek anlatır: Tanrıça Ankhises'i 1da ya­ vermiştir. anana. N e reus kızları da Poseidon'a dert yanmışlar. funda­ sanca bir Andromakhe tipi yaratan şair X V I I . oysa tutsak olarak konağına ye ayrılmış olanı. Aithiopia kralı Kepheus'la Kassiepeia'nın kızı. AkhiUeus'un oğlu Neoptolekos'un oğlu Ankhises tanrıça Aphrodite ile mos'un sarayında görürüz onu. ne var ki Andromeda amcasına ama bana kaldı gene en büyük acı. Homerik denilen övgülerden Aphrodite' ğu olmamıştır. Andromakhe ile oğlunu öl­ güde "canavarların anası. go'yu öldürmüş. Tanrı korkunç bir ejder salmış Kepheus'un ülkesine. Zeus-Ammon tapınağının kâhinine başvuran kral kızını canavara kur­ ban ederse ülkesinin ejderden kurtulacağı ce­ vabını almış. Canavar da onu parçala­ Erkeğim benim. canavarı da öldürürüm. çekici bir tip ola­ Ve çocuklarına çocuklar doğacaktır rak canlanır gözümüzün önünde. Phineus adamlarını Ölüm döşeğinde uzatmadın ellerini bana. Euripides'in "Andromakhe" adlı tra­ Ankhises. demiş ki. Anası. bilmem. soylu analarını. XXIV. Öv­ den faydalanarak. göçüp gittin genç yaşında. sevgilisine şöyle şa çıkaran. Nereus kızlarının hepsinden daha güzel olmakla övünmüş. Themis tapınağına sığındıkları tanımlanan İda dağına Aphrodite'nin inişi. bu şehir yerle bir olacak baştan aşağı. Troya kral soyundan olan Asragedyasında. lıklarda sevişmesi gösterilmiştir. babasına gitmiş. Tanrıça P h yüzyıl Fransız şairi Racine'dir. kafasını eline almış. Gerçekten de çilesi bitmez Andromakhe'nin. Dile gelmez acılar bıraktın.

Venet'ler boyunun atası sayılırdı. Sonra da Antenor Trakya yoluyla ve oğullarıyla birlikte kuzey İtalya'ya göçmüş ve Po vadisine yerleşmiş. Bu koruluk çok eski bir tanrıçaya adan­ mıştı. Phobios'un karısı.kaldığı. Antheus. fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile sevişmiş olmakla övünür ve çarpılır. Troya' dan ayrılırken seksen yaşında olduğu da söy­ lenir. elmas. Miletos zor­ bası Phobios'un sarayında yaşıyormuş ki. Anteros. Homeros'un Antela ( İ l . Roma'da tarihsel çağlara dek oyna­ nan Troya oyunları Aenas'ın kurduğu bu ya­ rışmalara dayanırmış (Aineias). (Alkyoneus). Palladion'un çalınmasına yardım ettiği söyle­ nir. Antheus. en kıymetli eşyalarını atmış. tra­ gedya yazarlarının Sthenelıoia diye adlandırdikları bu kadın Lykia kralı lobates'ln kızıdır Kardeşi Akrisios tarafından Korinthos'tan sü­ rülüp Lykia'ya sığınan Proitos'la evlidir. ucuz ucuz sararmış halka. Anteia. Bu­ nun sonucunda topal . 1 6 4 ) . Halkın orada aç kalmaması için Anna adlı bir kadın her gün kendi eliyle yaptığı çörekleri getirir. Troya düştükten sonra Antenor ve oğulları Akha'larca korunur. katı yürekli ve duygusuzdur. Antaios. yoksa Zeus'un yıldırımına çarpılacağını söyler ve Ankhises'i bırakıp gi­ der. atar atmaz da yarık kapanmış. Biri şu: Roma'da çıkan bir iç savaş so­ nunda sınıflar arasında bir bölünme olmuş ve Plebs. Menelos'la Paris arasındaki teke tek çarpış­ mada yargıçlık eder. Baş­ kentinin yanıbaşında büyük bir toprak kay­ ması olmuş. Anteia Tiryns'e gelen Bellerophontes'e tutulur ve ondan yüz görmeyince yıkımını kurar (Bellerophontes). Ankhuros. Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sö­ zünü tutmaz. buluşmalarını ertellyorrnuş. Helena'yı mallarıyla Akha'lara geri vermekten yanadır. Anlaşmazlık sona erip halk şehre dön­ dükten sonra Roma halkı kurtarıcısı saydığı bu kadını tanrılaştırmış. derin bir yarık açılmış. ya da konukluk ku­ rallarına karşı gelmekten çekindiğini İleri sü­ rerek kraliçeyi oyalıyor. ama yarık bir türlü kapanmamış. demiş sözcü. Troya efsanelerinden sonra meydan gelen efsanelerde Antenor vatanını satan bir hain olarak görünür: Tahta atın şehre alınmasına. Efsanesi Alkyoneus efsanesinin tıpkısıdır. Troya'dan kaçarken Aineias'ın onu sırtına al­ masının nedeni bu olduğu anlatılır. Poseidon İ l e Gaia'dan doğma b i r dev. İhtiyar bir kadın olarak canlandırılan Anna Perenna üstüne çeşitli efsaneler anlatı­ lırdı. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. ama delikankyı kandırarriamış bir türlü. altın. V I . Söy­ lentiye göre Antenor'un evinin kapısına bir pars postu konmuş. Yakalana­ caklarından korktuğunu. ama doğa dışı sevgileri önleyerek bir düzen öğesi olarak rol oynar.A I N I I II 1 K Tanrıça doğuracağı oğlanı büyütmek için nympha'lara vereceğini. Günün birinde kraliçenin sabrı tü­ kenmiş öç almaya karaı vermiş. ona gönül vermiş. Daha çok erkekler ara­ sındaki sevgide adı geçer ve "seveni bahtlı eden. Ankhuros sonunda kendini atmış uçuruma. onu atacaksın. sevgiye karşılık veren" anlamına gelir. Batı kapısında ihtiyarlar derneğinde bulunur ve Troya savaşından ön­ ce kaçırılan Helene'yi geri almak için elçi gönderilen Odysseus'la Menelaos'u evinde nasıl konukladığını anlatır. Antenor savaş sı­ rasında da işi tatlıya bağlamaktan. Priamos'un arka­ daşı ve danışmanı. Roma'nın biraz kuzeyinde Via Fiaminia'ya açılan kutsal bir koruluk var­ dı. Antenor. Uçuruma en değerli nen varsa. Halikarnassos'un (Bod­ rum) kral soyundan bir gençmiş. Bir altın tası . öyle ki şe­ hir de içine yuvarlanıp yıkılacağa benzediğin­ den Ankhuros bir tanrı sözcüsüne ne yapaca­ ğını sormuş. Vergilius'un Aeneis'inde Ankhises'in Sicilya'da Drepanon burnunda öldüğü ve Aeneas'ın babası şerefine oyunlar tertiplendiği söylenir. Eros tanrıya karşılık olarak göste­ rilen tanrısal varlık. böylece bir zamanlar Ak ha'lara konukluk eden bu soy esirgenmiştir. yani halk Mons Sacer denilen kutsal tepeye çekilmişti.ya da kör . Kral da tutmuş. Troya'lı ihtiyar. Anna Perenna. Bir başka yoruma göre Anteros Eros'un kar­ şıtıdır. onu beş yaşında ha basına tanıtacağını ve çocuğun kimin okluğu sorulursa sakın Aphrodite'nin oğlu olduğunu lıildirmernesini.

Bu kez tahta çıkan Kreon Eteokles'in yurdu­ nu savunurken öldüğü için kahraman sayılıp törenle gömülmesini. Kâhin Teiresias'ın açıklamalarından ne kor­ kunç bir suç işlediğini anlayınca. kardeşini gömer ve eyleminin suç değil. bununla da kalmaz. Oidipus'un kendi anası İokaste'den dogma k ı z ı (Tab. Yalnız kız Antigone baht­ sız kahramanı elinden tutup. suç ve devlet yönetimi konularında yönetme­ nin kendisiyle tartışmaya kalkışır. sonsuzca dü­ şündüren bir kişilik taşır. Sophokles'in ölümsüz "Antigone"sinin ko­ nusu işte budur. Yurdu da. ona hem des­ tek. Antigone traged­ ya kahramanlarının en cana yakını. oğulları da lanet okumuşlardır ona. ilerde ne korkusuz bir yürekle ne yaman bir eyleme girişeceği sezilmektedir. Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır. çağ­ daş insanı derin derin etkileyen. S. Böylece Oidipus'a bir sığınak bulup. fakat korkudan dillerini tutuyorlar. Oidipus'un ölümünden sonra Antigone Thebai'ye döner. değişmez kanunlarından daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyo­ rum. Çünkü bu kanunlar yalnız dün ve bugün yaşamıyorlar. . tersine borç olduğunu ileri sürerek. Kreon — B u işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun? A n t i g o n e —Biliyordum. Sonra da ne büyük bir suç iş­ lediğini anlamış ve pişmanlık duyarak kendini asmış. Kentten kente sürü­ nüp dilenen babasıyla birlikte Attika ilçesi Kolonos'a varır. Oidipus göz­ lerini kör ettikten sonra. Sophokles'in erişilmez bir başarıyla dile getirdiği bu tartışmadan bazı parçaları aşağıya alıyoruz (M. delikanlı ku­ yunun dibine varınca üstüne kocaman bir taş atıp onu ezmiş.B. hem de kılavuz olur. Antigone. Kreon — Demek buna rağmen benim emri­ me karşı gelmeye cüret ettin? Antigone — Fakat bana bu emri veren Zeus değildi. bunlar ebediyen menidirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur.ANTİCSONL derin bir kuyunun içine atarak. Antigone — Olsun. bir köle değil. Kreon — Thebai'liler arasında bunu böyle gören yalnız sensin. hayat hi­ kâyesi bize en çok dokunanıdır. yönetmene baş kaldırır. Sophokles'ie işlen­ meye başlayan Antigone dramı canlılığını bu­ güne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi Batının en seçkin tiyatro yazarlarına konu olmuş ve olmaktadır. eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki. Sophokles'in "Oidipus Kolonos'ta" adlı bu tragedya­ sında Antigone'nin güçlü kişiliği belirmekte. Davranışı. Antheus'a inip tası çıkarmasını buyurmuş. insan sözlerini tanrıların yazıl­ mamış.. yurduna yabancıların yardımıyla saldıran Polyneikes'in de mezarsız kalarak. yollara düşer. 1 9 ) . Kreon — Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun? A n t i g o n e — Öz kardeşime saygı göstermek­ te utanacak ne var? Krneon — Onunla dövüşüp ölen de bir kar­ deşin değil miydi? Antigone —• Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu. Kreon — Ötekine karşı alâka göstermekle buna karşı günaha girmiyor musun A n t i g o n e —• Mezarında yatan ölü böyle hü­ küm vermeyecektir. Nasıl bilmem?Herkese ilan edildi. hiçbir şeyi inkâr etmiyorum. Ve senin emirlerinde. onun öç perileri Erinys'lerden kurtularak ra­ hat bir ölüme kavuşmasını sağlar. K r e o n —Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun. Antigone Kreon'un bu emri­ ne karşı gelir. Thebai'de krallığı paylaşamayan kardeşleri Eteokles ile Polyneikes bir­ birlerine karşı amansız bir savaş açmışlardır. Antigone — Hepsi böyle görüyorlar. Hades'te hüküm süren Dike de biz fa­ nilere böyle bir nizam yüklememişti. Kreon — Birinin koruduğu bu memleketi öbürü harap ediyordu. Ali çevirisi): Antigone — Ben yaptığımı itiraf ediyorum.Eg. Antigone — Onunla beraber ölen bir kardeş­ ti. Aiskhylos'un "Thebai'ye Karşı Yediler" tra­ gedyasına konu olan bu savaşta iki düşman kardeş birbirleriyle dövüşürken can verirler. orada halkı acındırmayı ve kral Theseus karşısında babasını savunmayı başarır. ölüsünün üstüne toprak serpmeyi bi­ le yasaklandırarak böyle bir işe girişecek ola­ nı ölümle cezalandıracağını bildirir. Thebai'den ayrılır. Yayınları.

görünce bir acıdım. yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü. Haimon). hep kötülük kurarlar. VI. Sonunda Odysseus anasına sarıl­ mak ister. 669 vd. üç seferinde de uçtu. Bazı bölümlerini bu­ raya alıyoruz: Birde baktım geçmiş.(Od X I . Devletin baskısına karşı kişi özgürlüğünü savunan Antigone sonunda tam bir zafer ka­ zanır. kötü adamla müsavi muamele görmeyi istemez. Aralarında içli bir ko­ nuşma olur. Sal­ dırgandır. Antigone'nin kendini asmış olduğunu görünce. 85 vd. Kavgacı. Nestor'un oğullarından biri. Antinoos. 362 vd. A n t i g o n e — Ölüm diyarında da böyle bir ka­ ide olduğunu bana kim söyleyebilir? Kreon — Düşmanımız b i z i m İ ç i n hiçbir za­ man. gitti kollarımın arasından. Üç sefer atıldım üstüne. çal oynasın tükcl meye kararlı taliplerin başta geleni. tembel. Antikleia bu sırada onunla ilişki kurmuş. Devlet yasağında ve cezasında ka­ yıtsız. düş gibi.. yigitligiyle dikkati çeker. Antigone — Ben dünyaya kin değil. üç seferinde de bir gölge oldu. nişanlısını kurtarmaya koşar. Odysseus'un anası. buna çatar. İthaka kralı Laertes'in karısı. göçmüş anamın ruhu çıkageldi. en terbiyesiz ve en ahlaksız olanıdır. Gerçi Kreon ceza olarak onu kayalıkla­ ra diri diri kapatır. Yay germe oyununu önce kabul eder. Antilokhos. kendi­ ni öldürür. mülkünü vur patlasın. Sisyphos da bu yüzden gel­ miş. İros'la Odysseus'u güreştirmek ve iki dilencinin çilesin­ den eğlenmek fikri de ondan gelmedir. Sonra Odysseus olanı biteni ve Hades'e n e ­ den indisini bildirir. ah dedim anama bir sarılsam.). Odysseus'u Sisyphos'un oğlu sayan efsaneler vardır. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. sertliği simgeleyen Kreon artık yıkılmış. dost değil­ dir. Penelopeia tiksinir ondan. Odysseia'da anlatılan ( X I . yüksekten atarak konuşur. Antikleia da Ithake sara­ yındaki durumu anlatır. Antikleia oğlu Odysseus Troya seferi­ ne çıkıp dönmeyince. Odysseus ölü ruhları diriltip konuşturacak kandan önce Teiresias'a içirir. Akhilleus ile Patrolos'un en ya­ kın arkadaşıdır. Eupeithes'in oğlu Antinoos şıma rık.) ana oğlun buluşması destanın en gü­ zel parçalarından biridir. bir ağladım. yarışmanın yapılması için önayak olur. oysa kutsal llyon 'a giderken sağ bırakmıştım onu. şöyle der (XVII. ama Odysseia'da şafak tanrıça Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldü­ rüldüğünü öğreniriz. sonra kimsenin başaramadığını . benim gönlümse bir tek şey istiyordu Kucaklamak geçmiş. ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu. 499): İğrenirim bunlardan. dadı. bu adam kara ölüm cadısına benzer. Autolykos'un sarayına yerleşmişti. ama Antinoos hepsinden beter. kederinden Haimon da canına kı­ yar.). asıl çekemediği kimse de amaçla­ rının gerçekleşmesini önleyen Telemakhos' tur. ona. gözü doymaz. Troya savaşına katılır ve çevikliği. Antinoos'un tutum ve davranışı talipler arasında bile tepki ile karşılanır. Bir söylentiye göre. şartsız. bu plan gerçekleşmeyince. kaba ve zalim bir adamdır: Odysseus'un başına ilk tokmağı atan. dilenci­ yi galiz küfürlerle kovan odur.MIN I UN» » ' I K r e o n — Ama orada da İ y i o d a m . sert. Z03vd)i O böyle konuştu. Anası Eurydike buna dayanamaz. ama Kreon'un oğlu ve Antigone'nin nişanlısı Haimon babasını sert söz­ lerle kınadıktan sonra. hatta ölümünden sonra bile. Autolykos Sisyphos'un sü­ rülerini çalmış. Antikleia. Antilokhos'un İlyada'da sonuna ka­ dar savaştığı görülür. hasretine dayanama­ yıp canına kıymış. Odysseus'un malı nı. Ona karşı kurulan kumpasların. pusula­ rın fikir babası hep Antinoos'tur: Pylos'tan dönüşünde Telemakhos'u öldürmek için pu­ suya yatmaya önayak olur (Od. sevgi paylaşmaya geldim.. Patroklos ölünce çok üzülür ve acı haberi Akhilleus'a verme görevini üstü­ ne alır. sonra evlenmiş Laertes'le. çok içerler ve da­ ha kötü şeyler kurmaya başlar ( X V I . en küs­ tah. çökmüş bir adamdır (Kreon. göçmüş anamın ruhunu.

kutsal günde yarış­ ma olmaz diye vazgeçirmeye çalışır. öç almaya kışkırtan Antinoos'un baba­ sı Eupeithes'tir. Bunun sırrını Homeros tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü mernelikte görür. XIV. gülümsedi insanların. sever. istek onun içinde. Bir kız türeyiverdi. İthake'liler korku ile kaçışır­ lar ( X X I V . ama ölmeden kardeşi Lykos'a Antiope'yi bulup cezalandırmasını buyurmuş. Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti. şöyle seslenir ona (İl. işveli. Lykos Sikyon'a saldırır.): Sende şu sevgi. ölümlüleri alt ettiğin. Zeus'un aklını çelmeyi aklına koyan Hera bu memeligl ister günün birinde Aphrodite'den. Ölüm okunu Odysseus ilkin Antinoos'a karşı yöneltir ve bütün talipleri sıra ile öldürür. " ( 2 ) K İ Ş İ L İ Ğ İ . A l t ı n Aphrodite diyor H o m e ros bu tanrıçaya. Aphrodite Zeus ile Okeanos kızı Dione'den dogmadır. şu alım var ya. en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde. okşar ve bi­ leğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. ama günün birinde aklı başına gelir ve Phokos'a karı olur (Phokos). Bir köpükten doğmuş olduğu için. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca. çevresini sa­ ran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla ger- 42 . cilveleşme. Ne var ki Amphion'la Zethos önceleri analarını tanımazlar. Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu Narin ayaklarının bastığı yerden. onu Dirke'ye gerir verir­ ler. Amca­ larının buyruğu üzerine dağa bırakılan ikizler çobanlarca yetiştirilirler (Amphion). sert sözlerle çıkıştı ona. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos. altın bir değer ölçüsü olmak üzere. dedi ki: . Yunanis­ tan !da bir yerden bir yere atar kendini. sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil. Aphros köpük demek): Uranos. 160 -206): Dalgalı denize atar atmaz onları Gittiler engine doğru uzun zaman. Aphroditc. çağırdı yanma altın Aphrodite'yi. Her şey olup bittikten sonra İthake'lileri ayaklan­ dıran. şakalaşma onun içinde. Odysseus denemek isteyince. çözdü göğsünden nakışlı memeliğini. . 197 vd. Epopeus'u öldürür ve Antiope'yi tu­ tuklu olarak Thebai'ye geri getirir. bugün bayram. alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi. Dert yanan kızını da şöyle avutur Zeus: Böyle dedi o. Çevik Ares'le Athena uğraşacak savaşla. Antiope Amphion'la Zethos'u yolda doğurur. yavrum. X X I ) . bu yüzden son oğlu Kronos'a bir tırpan verir. cilveli ve gönül alıcıdır. sonra da onunla evlenir. sonra çobanlardan kim olduğunu öğre­ nince analarını kurtarırlar ve Dirke ile Lykos' tan da öç alırlar. önleyemez yayı almasını (Od. işte onları bana ver bugünlük. Sevgiyi. Babası Nykteus üzüntüsünden canına kıymış. Daha başka sıfatlarla niteler onu şair­ ler: Bu güzeller güzeli tanrıça hep "gülümser"dir. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıça­ nın denizin köpüklü dalgalarından doğduğu­ nu anlatır (Yun. Aphrodîte dediler ona tanrılar ve İnsanlar. sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini.. İlyada'da yiğit Diomedes'le çarpışıp yaralanan Aphrodite'yi anası Dione kollarına alır. ama Penelopeia ile Telemakhos araya girince.). Irmak tanrı Asopos ya da Thebai kralı Nykteus'un kızı. Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar (Theog. Gaia'dan doğan çocuklarını. Homeros'a göre. öbürü Homeros. Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça. Thebai'de Lykos'la karısı Dirke'nin zincire vurup eziyet ettikleri Antiope tanrıların yardımıyla zincirlerini çözer ve kaçıp ikizlerinin yanına sığınır.370 vd. Antiope çok güzel oldu­ ğu için Zeus ona âşık olup bir satyr biçiminde yanaşır (Tab. Sonralar» Antiope Dionysos'ın öfkesine uğrayarak çıldırır. Antiope. doğar doğ­ maz toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana şişmekte ve korkunç sancılarla kıvran­ maktadır. bu ak köpükten. 9). "Cenk işleri sana vergi değil. yani şu ölümsüzleri. Amphion ile Zethos'a gebe kalan Antiope babasının öfkesinden korkup evden kaçar ve Sikyon kralı Epopeus'un ya­ nına sığınır. sevgi onun içindeydi. tanrıların babası. 421-547). acılarını dindirir ( İ l . Ak köpükler çıktı/ordu tanrısal uzuvdan-. alacalı bulacak bir kurdeleydi bu. V.. (1) DOĞUŞU.görünce.

sonra da yalancıktan Lemnos ada­ sına gider. İ k i tanrı sevişirlerken demir ağın içinde tutklu kalırlar. Sevmenin. dillere destan olmuştur. yani en eski­ si. Ne var ki aşk tanrıça­ sının kişiliği çelişkili ve belirsiz olarak canlan­ dırılmaktadır efsanede. 1 8 0 d . öbürüne göksel di­ yeceğiz" ballandıra anlatırlar. V I I I . sevgi (Eros) Aphrodite'den ayrılmaz. Şöl. İlyada destanında oğlu Aineias'm koruyucusu olarak oynadığı rol bu kişi ile ilgili bölümde (3) E F S A N E L E R İ .e ) : "Herkes bilir ki. Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler. Güzelliği. tanrılar orada se­ vişip birleşmiş ve orada doğup büyüyen ço­ cukları Hermaphroditos'un başına Salmakls adlı su perisi ile olan serüveni gelmiş (Hermaphroditos. sonradan katılır Aphrodite'nin alayına (Theog. Daha sonra gelen bir başkası var ki. Tanrı Hermes ile sevi­ şen Aphrodite'nin Hermaphroditos diye bir oğlu olur. gülüşmeleri oynaşmaları.el bil güçtür. zarafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler. Kişiliği Hellenistik çağdan sonra Röne­ öyküler az da. ama madem ki iki Aphrodite var. İlk günden bu oldu onun tanrılık payı İnsanlar arasında da. kendilerine ye­ terince tapınmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadıgı bir ko­ ku verir. daha doğrusu kendine özgü geçer.): Doğup da yürüyünce tanrılara doğru Eros'la Himeros (arzu) takıldılar hemen peşine. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır Al kineos'un sarayında toplanmış konuklara Ares'le Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrı görür ve Hephaistos'a haber verir. yani Kazdagının tepesinde seviş misler. büyüsü. ama Theogonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evıeır. göğün kızıdır. efsane yazarlarının kimine göre i k i tanrı îda. dukları öykülerde kendisine ikinci derecede resim ve heykelde işlendikçe işlenmiştir. ünlü demirci tanrı da kırılmaz. bunlardan biri Adonis (Adonis). sevgi de tek olurdu. ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra Kuşlardan güvercin ve serçe. başka bir anlatıma göre Halikarnassos kentinin batısın daki bir yarda biri Hermes'in öteki Aphrodl te'nin birer tapmağı varmış. Ona düştü kız cilveleri. 201 vd. Üç Güzeller yarış­ masında oynadığı rol ve Paris'le Helena'nın başına getirdiği bela. sevişmenin tadı. Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. göksel dediğimiz Aphrodite ana karınından doğmuş değil. Eros ile Psykhe masalında da adı efsaneleri azdır. Kinyras'ın kızlarını kendilerini ya­ bancılara satmaya zorlar. Aphrodite'nin öfkeleri. Bu ikiliği en kesin bir tanımlama ile Platon "Şö­ len" adlı diyalogunda dile getirir. ölümsüzler arasında da. Bu tanrılarla ilgili iki türlü sevgi de olacak ister istemez. Kişiliği ile tanrılar arasın­ anlatılır. uyum anlamına ge­ len Harmonia'nın yanıbaşında korku ve boz­ gun Aphrodite'nin kişiligindeki olumlu ve olumsuz yanları ve çelişkileri simgelerler. bir rol düşmektedir. Roma'da Venüs Genetrix olarak Aeneas destanıyla ilgili rolü Venüs bölümünde da bunca önemli bir yer tutan Aphrodite'nin açıklanır. Sev­ ginin de iki olması gerek. birine orta malı. Hora'lar ve düğün alaylarının ba­ şında giden Hymenaios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. yerleştirir onu yatağı­ nın altına. Aphrodite tek olsaydı. Ahenk. çözülmez zincirler­ den büyülü bir ağ örer. ona orta malı Aphrodite diyoruz. bir de Harmonia doğar. öç almaları kor­ kunçtur: Şafak tanrıça Eos'a. Zeus'la Dione'nin kı­ zıdır. nasıl ve nedeni belli değil. öbürü Troya kral soyundan Aineias'm babası Ankhises'tlr (Ankhises. Salmakis). Sokrates'in de bulunduğu bu şölene katılanlardan Pausanias şöyle der (Plat. onları suçüstü yakala­ yan Hephaistos da acı acı bağırır.çekleştirir.). sahneye seyirci olan tanrılar arasında da dinmez bir kahkaha kopar (Od. başkalarının baş kahraman ol­ sans sanatına da tükenmez bir konu olmuş. Aineias). 295 vd. Savaş tanrı Ares'le birleşmesinden ( k i bu birleşme de anlamlıdır) Phobos (bozgun) ve Deimos (korku). orada doğup ikisinin de adını alan ço­ cuğu dağ nympha'ları büyütmüş. çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmış sayılır (inim kadar şairleri esinleyen bir tanrıça da . Aphrodite topal tanrı Hephaistos'la evlen­ dirilir. Hem bu tanrının ikiliği nasıl inkâr edilebilir? Biri. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur.

Dionysos'un doğudan geldiğini. Arkeolojinin katkıları da eklenirse. Nietzsche'nin Yunan varlığına özgü en şaşırtıcı yapıtı saydı­ ğı tragedyayı bağışlayana kadar akla karayı seçmiştir bu tanrı. Bilimin de bugün asıl coşkusunu yaratan neden. Bi­ zimkisi yalnız bir deneme. insana karışır ve in­ san çilesini çeker. dur­ gun. doğayı gör­ m e . bilimi bir çeşit yetinmeye götürmüş. Bundan ötürüdür ki yeni bilimsel ger­ çeklerin ışığında yeni yorumlar yaparak de­ nemelerimizi önermekten daha ileri gideme­ yiz. şarap tanrı simgeler. ya da başka kökenlerden tü- . Delphoi tanrısı Apollon bunca bilicilik merkezleri. İşte bu gücü de Dionysos. Apollon. ta ki taşkın gücünün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana. kötülüğü önleyip korumak anlamına gelen fiillerden. varlığı akılla algılama ve akıl yetisine da­ yanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve ye­ teneğidir. bir çeşit coşku ile asıl yolu olan inceleme. Bu iki tanrı da Apollon'la Dionysos'tur. bulguları çoğaltmak ve değerlendirmek durumundayız bugün. Böyle bir denemeyi bu sözlükte Apollon tanrının kökenleri ve kişiliği üstüne yapmak istiyoruz. Ne var ki o gün bugün çok ileri gidilmiş ve elde edilen bulgularla olayın hiç de mucize olmadı­ ğı. mu­ cizeyi aydınlatmak yolunda sayısız ipuçlarının hemen hepsinin Anadolu topraklarında bu­ lunması. Nietzsche'nin de bundan şüphesi yoktur her­ halde. akılla algılanabilecek tutarlı tarihsel bir sü­ reç olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. bütün dallan ve bunları esinleyen perileriyle Apollon öz Hellen varlığı sayılırdı. Bu olaya geçen yüzyılda bir ad da ta­ kıldı. özellikle yazı tanıtlarının çokluğu. Yunan mucizesi dendi. Yalnız tragedyada değil. kısacası bil­ gi yoksulluğundan gelmekteydi. ışığın doğayı bir projektör gibi aydın­ latıp karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir. Ama bu güç. ama hiçbir şair de Aphrodite'yi Midilli'li kadın şair Sappho kadar güzel dile getirmemiştir. yaratılmış bir tanrıdır. Nitekim in­ san dişisinden doğmadır. İnsan için dü­ şünülmüş. ışıktır. ilkçağın Yunan denilen yaratıcılığında birbirinden ayrı iki öğeyi ayırmak doğru olsa gerek: Bu yaratıcılık iki tanrının simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesinden doğmuştur. ya da "apello" de­ fetmek.APOLLON ha yoktur. Yunandan kalma yapıtların. İpuçlarını izlemek. ' ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I . Bu tür denemelere bizden önce gi­ rişenlerden esinlenerek ve elimizdeki bilgi ve görgülerden faydalanarak Apollon'un bir Anadolu tanrısı olduğunu tanıtlamaya çalışa­ cağız. Dionysos doğanın kendisi değil. yaratıcılık insa­ nın doğaya bir başka türlü coşkuyla karışma­ sını şart koşar. bunların Batı uygarlığının bir başlan­ gıcı diye karşımıza çıkması ve gerek doğa. bu olayın n e ­ denlerinin de. kimi Hitit yazıtlarında rasgelinen Apulunas tanrının adıyla bir olmasın? İlk­ çağdan beri bu adın köken ve anlamını açık­ lamak için boşuna çabalar gösterilmiş: "Apollon" yani cezalandırmak. Ama Apollon. Ama bu da az çekici bir iş değildir. kökenlerinin de o zamanlar pek aydınlanamamış olmasından. Ama asıl kaynağı bugüne kadar açıklanamamıştır. bir ana tanrıça değil de. insanı bir seyirci ve bir taklitçi olmaktan da ileri götüremez. anlama ve kavra­ madır. Apollon aydın. Acaba bu ad. aydınlığın bir kez daha "Anadolu" denilen güneşin doğduğu ülkeden gelmiş ol­ duğunu gösterir. tapınakları ve efsaneleriyle özbe­ öz Yunan. Mucize gibi ger­ çeküstü bir terim kullanılması. Apollon plastik sanattır. ölçülü gücü simgeler. gerçe­ ğin gün ışığına yakında çıkacağı umulur. Apollon adının Y u nanca olmadığı artık herkesçe bilinir. gerekse insan üstüne düşüncesinin o günden bugüne kesintisiz olarak süregelmesi bu ola­ yın bir başlangıç sayılmasına yol açmış. Friedrich Nietzsche'nin "Tragedyanın D o ­ ğuşu" adlı eserinde yaptığı Yunan varlığı üs­ tüne yorum bugün de geçerlidir sanıyo­ ruz. durgun akıl gücü. ama aynı zamanda da öngörmedir. yani Yunanistan kökenliydi. karanlık güçlerin gizemine er­ mesini. Bu yanlışlığı bilim Homeros'tan başlamak üzere metinleri iyice okumamış olduğu için işlemiş­ tir. Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsa­ ne bağıra bağıra dile getirir. insana doğayla birleş­ meyi sağlayan bir araçtır sanki. daha öncesini ara­ ma ve anlama çabasından saptırmıştır. İlkçağda Yunan denilen varlıkla Akdeniz çevresindeki uygarlık topluluğuna bir yenilik gelmiş olduğu su götürmez bir ger­ çektir.

hedefi vuran ya da gümüş. 432 vd. I . uzak ve semiz Lykia toprakları" öteki Troas bölgesine. Tanrının Lykia ile yakın ilişkisi bilindiği halde bu sıfatın ışık ya da kurt anlamına ge­ len . Apollon güneş tanrı değildir. Phoibos'un anlamı belli. Apollon'un koruduğu Aineias'a da saldırmaktan alamaz kendini (İl. Yerleri bugün kesinlikle belli değilse de.). Ama bu da Hitit çivi yazıtların­ dı geçen "Lukka" bölgesiyle bir tutulabilir mi ve tutulursa Lykia'nın adındaki L u k . Bu varlığı bize ilk niteleyen metin de Homeros'un İlyada'sidir.remlş oldugiı ileri sürülmüştür. anası ve kardeşi de Troya kale­ sinin iç tapmağında oturur gibidirler. yay­ lıdır. koruya gümüş yaylı. ( 2 ) A N A D O L U L U T A N R İ . Pandaros ise Alsepos Lykia'sından gelmişlerdir. Killa.): Öfkelendi Apollon. kutsalKilla'yı. Apollon I İnme ros destanlarında I. Srnintheus.Troy. Ne var ki Yu nanlılar bile bu adı anlamamış olacaklar ki. Kaldı ki "Lykegenes" sıfatındaki -gen.119): " Ü n salmış okçu Lykia'lı Apollon" (Pandaros). bu yüzden de merkezi Anadolu'da.ykla'ya s ı k ı s ı k ı y a bağlı. onların derileri ne taş. bu ada eklenen sıfat çokluk okçu. iki yerde de kendisine "Lykegenes" denmektedir. 507 vd. lanrının Lykia bölgesiyle ilişkisini dile getir­ mektedir. İlyada'da Lykia sözü geçince. atılın ileri. o başka bir sorundur. Tenedos'un güçlü kralı. dinle beni. Lykia ilinin adında da vardır.l y k kökünden gelme. ne var ki deniz tanrı k i n tuttuğu halde. ne adı. dedi ki: Atları i y i süren Troya'lılar.. SmlntheUl adı bu bölgede tanrının bambaşka bir isimle de anıldığını gösterir. Lykia'lı oldukları bilinen Sarpedon. Zeleie. Bunu açık açık söyler. Apollon kaynağında ve özünde bambaşka bir varlıktır.eki soyu yansıtır. IV. bir. Apollon da. özellikli Troya'da olan bir tanrı olarak çıkar karşımı za. Kaldı ki bu adın Apollon tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titan Phoibe (Tab. haydi. dayanamazlar et delen tunç kargılara. 4) ile de bir ilişkisi vardır. tanrının özünü belirtmek için bir ek ad tak­ mışlar ona: Phoibos demişler. Sarpedon'la Glaukos Ksonthos Lykia'sından. V I I . Lykia soylu. Troya ile ilişkisi çok eskidir Apollon tanrının. Laomedon'a ünlü İlyon su­ runu yapıp da Poseidon'la birlikte ücret al­ mayarak çekildikleri günden başlar (Laomedon).ı kalesi Pergamos tepesinden seslenir ovada dövüşenlere ( İ l .kö­ keni Yunancada olduğu gibi ışık anlamını İçerir mi. I V . nitekim rahibi Khryses İlyasa'nın başında şöyle seslenir tanrısına (İl. Böyle bir tartış­ manın yersizliği şuradan belli ki Lykia bölge­ sinin adı da . Bizim "Lykiâlı" diye çevirdimiz İni sıfat başka metinlerde geçen "Lykios" ve "Lykeios" sıfatları da göz önünde tutulursa.): . Sarpedon'un ölüsünü yurdu Lykia'ya taşımak hep Apollon'a düşer. V. 20 vd. bu kök ise Latince "lux"ta görülen ışık anlamlı köken olarak alınırsa bu anlam tanrının sıfatında da. Tenedos ise Bozcaada. Bunun nedeni de Apollon'un güneş olmadığı.101. . Lykia'da doğmuş anlamına gelir İster istemez. parlak demektir ve tanrının ışık saçan aydınlık varlığını dile getirir.37 vd. Glaukos ve Pandaros'la ilgili metinlerde şöyle bir deyim geçer tanrı i ç i n ( İ l . Lykia'nın adı nereden geline olursa olsun. kalmayın Argos'lulardan aşağı. İlyada'da tanrının adı Apollon ya da Phoibos Apollon diye geçer. tartışmaya da gi­ rer Alhena Olympos'tan llyon'a fırlayıp gelir (İl. ne de nitelikleri Yunan mythos'unda G ü ­ neş tanrı ile bir tutulduğunu belli etmez. Apollon bütün yüreğiyle Troya'lılardan yana dır. Zeleie'den Pandaros'u savaşa götürmek. Tanrının Troya çevresindeki şehirlerde de önemi büyük­ tür. ne demir.): EyKhryse'yi. Pergamos tepesinden bağırdı Troya'hlara.. Yalnız şuna da dikkat edilsin ki hiçbir kaynak ya da efsanede Phoibos Apollon asıl güneşi simgeleyen Helios tanrı ve onun soyundan gelen tanrısal varlıklarla ilişki­ de gösterilmemektedir. Bunun dışında Apollon Troya şehrinin içine yerleşmiş gibidir. iki yer dile getirilir: Biri "ana­ forlu Ksanthos'un kıyılarında. Diomedes tanrıça Aphrodite'yi yaraladık­ tan sonra.l y k kökünden türeme olup olmayacağı tartışma konusu edilmiştir. özel­ likle Pandaros'un yurdu olan Zeleie'ye yerleş­ miş Lykia'lıların ili. Khryse İda dağının eteğindi-ki kentlerdir. güneşi simgelemedigidir.

Akhilleus da sıyrıldı tıpkı onun gibi her türlü acıma duygusundan. görmesin mi babası Priamos. Ama bir baş­ ka yönden de bakılınca ışık tanrı Apollon'la Lykia arasında sıkı sıkıya bağlantı kurulabilir. en hayırlısı bu: Gel de günlük savaşa ara verelim. Apollon Hektor'a gönülden kılavuz ve ko­ ruyucu olur. Patara ve birçok anıtları gün ışığına ye­ ni çıkarılıp. a z g ı n bir aslan gibidir tıpkı. ÖnceZeus'un oğlu kral Apollon dedi ki: Ne diye geldin Olympos'tan ulu Zeus'un kızı.. Söyle hadi. çocuğu. belli. na buradayım. gökten ovaya onun için kara bir bulut indirmişti.): Kimsin sen.): Phoibos Apollon ölümsüzlere şöyle dedi: Amansız tanrılar.): Akhileus korkunç çığlıklarla atıldı öne. İyi bir şey mi bu. Görmüştü tanrıçayı Pergamos kalesinden. nereye götürür seni ulu yüreğin? Oymak zaferi mi vermek istersin Danaolara? Kırılan Troya'lılara acımazsın. güneşin gücü. XX. gül kokulu tanrısal bir yağ sürmüştü ölünün bedenine. X X I I . Ama Phoibos Apollon kaçırdı Hektor'u. kötülük tartışması da ışık tanrının yenilgisiyle biter. Athena'nın Troya'lı yiğidi alda­ tarak öldürmek için kurduğu pis düzen karşı­ sında Apollon'un tutumu öyle isnacadır ki. Apollon da Hektor'u kaderine bırakmak zorunda kalır ve tanrılara karşı bir tanrı ağzından hiç duyulmamış bu eşsiz eleştiriyi dile getirir ( İ l X X I V . Aphrodite İle birlikte Hektor'un ölüsünü ko­ rumaktan başka çare bulamaz ( I I . gelir saldırır insan kuzusuna. Hektor'Ia Akhilleus arasındaki son ve kor­ kunç çarpışma başlayınca dört döner Hektor'un çevresinde. Apollon'un llyada'da oynadığı bu rol onu OIympos tanrılarından büsbütün ayırmakta. 185 vd. Altın kılıçlı Phoibos Apollon 'u gönderdi. Hektor güvenle so­ rar ona (İl.443vd. alıp saygı göstermesinler mi ölüsüne.dinle beni. bilirim. insanlara saygıdan çekti kendini. Hektor'u öldürmek için yanıp tutuşuyordu. gece.. Lykia'da sürdürülen arkeolojik araştırmalar bu tezi gün geçtikçe pekiştirmektedir. anası. sakladı koyu bir bulutun arkasına. öteden beri korurum seni de. yumuşar bir yürek taşımaz göğsünde. bayağı dokunur insana. yakmasınlar. ölümsüz tanrıçalar. varsayımlarımızın hepsinin somut birer gerçek olacağı umulabilir. . onu kurtarmak için (İl. kendine gel hadi. sevgili tanrı. bir tanrı için işten bile değildi bu. bambaşka bir ahlak görüşü olan bir dünya­ nın. Tanrılar arasında bu eşi­ ne rastlanmaz iyilik. Ksanthos. Lykia yazısının çözümü de bir gün başarılırsa. ateş payını vermesinler mi? Siz şu uğursuz Akhilleus'u tutuyorsunuz demek Oysa bilmez o töresince düşünmesini. niyetin ne. kötülerin dostu" der. işiniz gücünüz kötülükte. gündüz. Gel. yanında durup seni koruyacak. gör.): Aphrodite kovuyordu köpekleri yanından.. güzel bir şey mi? Bu güzelim uygarca sözlere Hera gene bir sürü safsata ile karşılık verir: "Oymak tanrı. Zeus 'un kızı.. gözden kaçırmıştı ölünün kapladığı yeri. bir güzel doyurmak için karnını. Karşıladı meşe ağacı altında. Akhilleus onu sürüklerken yüzülmesin diye derisi. 247 vd. Zeus Akhilleus'la Hektor'un ecelini tartıya koyup Hektor'un ölümü ağır basınca. Gönlünüz bu şehri yok etmek ister. bak işte.Apollon birden onu karşıladı. Hektor'Ia yüz yüze gelir. 3 3 vd. Apollon'la Artemis'in anası Leto'nun bölgede büyük bir yer tuttuğunu açığa vuran Letoon kutsal merkezi bu üç tanrının Anadolu topraklarına ne denli kök saldığını kanıtlar. onu görmesin mi karısı. yüksek kentini de. Aklınıza esmiş. V. Phoibos Apollon. Apollon ne yapsın. Ölüyken bile yüreğiniz varmıyor onu kurtarmaya. İda'dan bir savaş ortağı gönderdi sana Kronos oğlu. k i m s i n sen?. kendini saklamak gereksinmesini duymaz.. yani Anadolu'nun tanrısı olarak karşımı­ za çıkarmaktadır. başka kılığa girmek. Troya halkı. gövdesini saran deriyi vakitsiz kurutsun İstemiyordu. istiyordu zafer Troya'lıların olsun.

İlkçağdan bugüne lirik şiirlerin hepsinde belli bir hava içinde canlandırılır. Sevinç çığlıkları kopardı tanrıçalar hep bir ağızdan. ta uzak doğuda Nemrut dağının tepesindeki sivri külâhlı dev tanrı heykelleri arasında da baş yeri tutar. renk renk çakıllar üstün­ de çağlayan dereler de satyr'lere. Debussy'nin müziğini du­ yar. Hera'nın hışmı­ na uğradığı için hiçbir yerde sığınak bulama­ ması bu övgünün konusudur ve Leto madde­ sinde ayrıntılı olarak incelenecektir (Leto). Zeus'tan gebe kalan Leto tanrıçanın çocuğunu doğurmak için yer araması. ak çöller gibi mavi engine kadar yayılan dalga dalga kumların arasından süzülerek. Homeros'tan Roma çağından sonraki Kommagene krallarının zamanına dek hep aynı Anadolu'lu tanrıdır Apollon. tıpkı ormanlarla kaplı bir dağ doruğu gibi. her biri birer tapınak gibi karşımıza çıkan. ey Phoibos. sonra başına altın şeritler doladılar. ışıkla dokunmuş. kimi vakit çıkarsın kayalı Kynthos'un doruğuna. biri Delos'lu Apollon'a. Bilim bu iki övgü arasında bir zaman ayrımı saptamış. Delos adacığı da korkar böyle güçlü bir tan­ rıya sığınak olduktan sonra. yıkadı seni tanrıçalar kutsal elleriyle arı. bütün tanrılar fırlar ayağa. övgüdeyse şöyle deniyor-. Apollon onu hor görüp denizin içine gömer diye. şiir ve dansı. ve çocuk gün ışığına çıkıverdi. burası Apollon'un ülkesidir demekten alamayız kendimi­ zi.. Dile gelmez bir sevinç kapladı yüreğini Leto'nun.. ama sonradan önce adalarda. Homerik denilen hymnos. Av rıntıya girmeden şunu söyleyelim ki araştır maların verdiği sonuç ş u . anası emzirmedi altın kılıçlı Apollon'u. Burada şu noktaya dikkat edelim ki Apollo'nun doğumu bir "kral tanrı"nın doğumu sayılmakta. ama bu doğum öyle olağan bir doğum değildir. Anadolu bu zaferi Apollon tanrı ile simgelemiş. kar gibi ak bir kundağa.. Hele Fethiye'nin gör­ kemli kral mezarlarından başlayıp. yani övgüler arasında Apollon'a ayrılmış iki övgü vardır. 9 ve 36): "Lete ile Zeus'un oğlu". kısacası her türden sanatı esinle­ yen büyük yaratıcı tanrıdır. ka­ yalara oyulu ya da denizde yüzen o eşsiz mezarları.. . müzikle yoğrulmuş gibi bir şiir havasıdır bu. 1 . Titan kızı Leto ile baştanrı Zeus'un bir­ leşmesinden doğmuştur Apollon ve onun kız kardeşi Artemis (Tab. Themis tanrıça nektar sundu ona ve bal gibi ambrosia sundu ölümsüz elleriyle. ey gümüş yaylı. Ey uzağı vuran Apollon. "güzel saçlı Leto'nun doğurdu­ ğu". çalgı ve ezgiyi.Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları. kral diye nitelenir Apollon. ( 3 ) DOĞUŞU. İşte bu hava Lykia'da sezilir. Titrer tanrılar tepeden tırnağa Zeus'un sarayında o bir yürüdü mü. yaklaşıp parlak yayını bir gerdi mi o.. çiçekler içinde Delos. Apollon Lykia deni­ len o ışık ülkesinde de yaşar. Kıyıla­ rında dolaştınız mı. Olympos ve hepsi Anadolu'ya özgü adar taşıyan daha nice kentler boyunca... Çiçekler içindeydi şimdi. gece çatır çatır yıldızlarla birlikte kız kardeşi Aya doğru yükselen yalçın dorukları bu hava sarar. incecik. Kaş. Delphoi'ninki çok daha ye- nidir ve sonradan eklenmiştir birincisine.Apollon Musa'ların yöneticisi. . ışıkla karanlık arasın­ da yaman bir savaş verilmekte ve bin yıllar­ dan beri süregelen bu savaşı insan aklı ve sa­ natı kazanmaktadır. yepyeni bir kundağa sardılar. Demre. öteki Delphoi tanrısına. yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayı­ lan Patara'dır. lahitleri gördük mü. sonra Yunanistan'da kültü yayılınca birçok yerler (tıpkı Homeros için olduğu gibi) tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir. Buralarda akla kara. bunların arasında başta ge­ len ve en çok da tutunan Delos efsanesi. besbelli ki Delos övgüsü daha eski. Kekova. Gündüz gümüş yaylı tanrıya bir altın taht kuran. duru bir suda. Doğum şöy­ le anlatılır: (Letoj İki koluyla Fenike ağacına sarılarak dayadı çimenlere dizlerini. anlatmakla bitire­ mez onu şairler. . ağzında kavalıyla bir Pan ya da Marsyas'ın korularda hoplaya hoplaya oynadığını görür gibi olursunuz. Homeros destanlarında da "anaks" efendi. nympha' lara yemyeşil birer yunak olmaktadır. İşte o zaman. 5). İlyada'nm ilk dizelerinde şöy­ le tanıtılır Apollon (İl.

tunmuş ve Delphoi bu politikayı benimseyeatkılarda dolaşırsın. Bu güçlü tanrının Lelerin de önemli olduğu anlaşılır İlyada'dan. bir nympha'nın kızıymış. yüce dağ başları şenin oldu. kimi­ si de akıllara durgunluk veren koca bir anıt gibi dikilir karşımızda. Biliciligm ilkçağda nail geliştiğini ve ne ek adı. Apollon tanrıyla ilgili bilicilik sen de beslenir semirirsin başka elden. Yunan tanrı dünyasına sonradan ka­ Ksanthos (Kocaçay) vadisiyle Pamphylia'ya tılan ve adı bile Yunanca olmayan Apolkadar uzanan bütün Lykia kıyıları vardır. Erythrai bilikenmez bir gelir kaynağı olmuş. Srnintheus olur. bir köşe­ nasıl toplanır insanlar burada ve dumanlar sine de Cumae Sibylla'sını oturtmuştur.ON rek göz kamaştırıcı bir zenginlik toplamış. Leto'nun da Lykia'da LeSonra sırayla bugün de bilinen merkezler: Gryneion. Anadolu'dan çıkmış ve yayılmıştır. sevimli Maionia'nın efendisi Miletos da senindi. Bütün bunlardan madem si'nin toprağında hiç bereket yok. Tanrıçasından başkası olmadığı göz önüne bunların arasında daha bir sürü kutsaklar ve alınırsa. yaptığı freskin bir köşesine Erythrai. Erythrai (ildir) bilicisi (4) BİLÎCİLİK MERKEZLERİ. sanki başka bir diyardan gelmektedir OlymZeleia var. Ama bunları saymakla bitiremeyiz. nice kutsal koruların oldu. Apollon'un Sibylla adıyla dünyaya ün salmıştı. fare ve sıçan kovan anlamına gelir ve büyük bir rol oynadığını tarihçiler anlatmakla Apollon tanrının "aleksikakos". ey tanrı. Killa. Erythrai. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. (Brankhos) da bir yana.asıl. Ladoruğunda tanrılar toplantısına varıp da aşırı okoon o tapınağın rahibidir (Helenos. anlaşılan şu ki. H e tüter rophile adlı Sibylla. Klaros. Didyma tapınağı gibi. Boğazlardan başlayarak bütün Ege ve A k deniz kıyıları Apollon'un bilicilik merkezlerin­ den bir çelenkle çevrilmiş gibidir. Bu sanat. bilicilik merkezlerine tü­ leri defetme gücünü dile getirir. Kalkhas Bir tanrıçanın ağzından dile gelen bu m o ­ ve Mopsos gibi efsanelik kişilerin serüveni de dern turizm anlayışı Yunanistan'da pek tu­ aynı gerçeği kanıtlar (Kalkhas. to'nun oğlu olduğu. Delos övgü­ cisiyse. kadın rin en ünlüsü Herophile. insanlar yüzlük kurbanlarla nasıl el Vatikan'daki Sixtina kilisesinin tavanına buraya gelir. nice tapınakların oldu senin. ovalara bakan dağ başları. kâhin dizelerinde adı geçen Khryses gibi Srnintheus Apollon'un tapıcısı bir kadındır. Anadolu'dan Güney İtalya'ya göçüp sünde Leto kurak ve kayalık adacığa parlak orada kent kuran Kyme'lilerin Sibylla'sıyla bir gelecek müjdeler: birlikte ilkçağ dünyasının en ünlü dört kadın Senin olursa okçu tanrı Apollon'un bilicilerinden biri sayılırdı. kıyıdaki o büyülü şehir senin malın. Helenos'la Kassandlıoglu'nun "Tanrı Apollon ve Anadolu ile M ü ra bir yana. yerleri pek bilinmeyen bu merkez­ pos'lu tanrılar arasına. falcı. İnsanlar arasında kimi vakit. Troya'nın yanıbaşında Thymbra' Bu övgüde Yunanistan'la tanrı arasında lı Apollon tapınağı vardır ki. Didyma ve tanrı­ da yahut Lat adıyla anılan Anadolu'nun Ana nın asıl doğum yeri ve yurdu sayılan Patara. öbür bilicilik merkezlerini zamanla gölgede bırakmıştır. Milletos'un kurduğu büyük Didynasebeti" (İstanbul 1954) adlı araştırmasından ma tapınağı ve onu işleten Brankhos oğulları faydalandığımı belirtmek isterim. hem de arkeolo­ sının kılavuzluğuna dayandığımı ve Z. Delos'tu. Mopsos). sensin efendisi Lykia'nın. hiç durmadan. İda'lı yanan yağlı etlerden. Bu bilicile­ esinlediği öngörme yetisiyle insanlar. Kasbir saygıyla karşılandığı zaman bile Apollon sandra. tanrı orada H e bağlantı kuracak bir tek söz yok. O kadar ki Raphatapmağı. Ne var ki bu sonradan olmuş. Biraz ötede Khryse. Laokoon). görürsün. ama gönlünü sevindiren yer. ilk ve en eski bilicilik merkezleriyse Anadolu'da­ dır. . Taşlıkjik bulgularla kanıtlanır. Olympos lenos'la Kassandra'ya esinlemiş biliciligi.AI'OI I . Bunların ki­ minin izi silinmiş. Pausanias'a göre. yani kötülük­ bitiremez. tıpkı İlyada'nın i l k ya da erkek "mantis" yani bilici. Bililon'un Kybele'nin oğlu Attis'le bir tutulması ciligin de bu merkezlerden çıkıp Yunanis­ gerekmez mi? Bu konuda Halikarnas Balıkçı­ tan'a yayıldığı hem efsane.

Python denilen bir canavar ekinlerin hepsini yok etmekteymiş.. k ı z g ı n tanrı yürüyordu gece gibi. i l c i u c u ( ç a p a l ı okluğu. Hyakinthos). Omuzlarında y a y ı . acı. Kız kardeşi Artemis'le paylaştığı bu yetenek tanrıya büyük bir üstünlük sağlar. Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzeri­ ne de birçok efsaneler anlatılır. gidip Yunanistan'da bir tapınak kurmasını buyurmuş. Tanrı­ nın asıl niteliğini açığa vuran bu dizeleri aşa­ ğıya alalım ( İ l . ( 5 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . Olympos'a ilk ayak bastığı gün öbür tanrıların kor­ kuyla yerlerinden fırlamaları da bundan.): . Önce Boiotia'da Telphusa pınarının yanıbaşında kurmak istemiş tapınağını. /I'I . Parnassos dağının eteğinde yer yer ormanlarla örtü­ lü yemyeşil bir ovaya inmiş. Önce katırların. Ne var ki bölgeyi bir ejder kasıp kavurmakta. Apollon ya da Artemis'in okuyla ölmek ansızın tatlı bir ölüme kavuşmak anlamına gelir. Apollon İlyada'nın ilk dizelerinde okçu tanrı olarak çıkar karşımıza. tanrı Zeus da oğluna kuğuların çektiği bir araba. bu kav­ ganın nedeni de Apollon'un öfkesidir. İndi Olympos'un doruklarından. sonra Yunanistan'a gelmiş. Yerleşti gemilerin ardına. korkunç. periden izin alamayınca (Telphusa). bir süre Tesalya'da Admetos'a sığırtmaçlık etmiş (Admetos). başına bir altın külah ve eline de bir rebap vermiş. Delphoi tapınağında dünya­ nın göbeği (Yun. Kaldı ki anası Leto ve kız kardeşi Artemis de doğrudan doğruya Kybele ile bağlantılıdırlar ('Artemis. Korintos körfezinin kuzeyinde. Orada bayram ve şenlikler içinde yaşamış. İlyada'nın konusu Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavga ise. Kımıldandı mı. bin vınlama çıktı gümüş yaydan. Apollon Python'u öldürür ve büyük bilicilik merkezini de ejderi öldürdüğü yerde kurar. Müzik alanında baş­ ka tanrılar ve ölümlülerle giriştiği yarışmalar da birçok efsanelere konu olmuştur (Hermes. Bu falcılık. Marsyas). köpürmüş. Kavruluyordu birbiri peşi sıra bir yığın ölü. Tanrı canavar da olsa bir cana kıydığı için arınmak zorunda kalmış. başının üstünde kuğu kuşları uçuşmaya başlamış. Efsaneye göre bu ejderi Hera salmışmış Leto ile çocuklarının başına. köpeklerin düştü peşine. oklar omzunda şangırdıyordu. Okçu ve yaman okçu oluşu onun doğu ile ilişkisini daha da pekiştirir. Işıklı tanrının aşkları da önemli bir rol oy­ nar efsanelerinde.t M ^ >ı ı v Yunanistan'da Delphol merkezinin kurulu­ şuna değgin efsaneden de aynı sonuç çıkarı­ labilir. Pythia tıpkı Sibylla gibi tanrı sözlerini ya da buyruklarını insanlara Homerik destanların vezni olan hexametron ile aktarır. Andolu'lu Apollon'la Anadolu'lu Ana Tanrıça ile bir bağ kurmayı esinler. Omphalos) sayılan bir çuku­ run üstüne bir üçayak yerleştirilmiş. sonra saldı birsiuri o l c insanların üstüne. Delos'lu Apollon övgüsünden epey sonra ve onun örneği üzerine kaleme alınmış Delphoi'li Apollon övgüsünde şu efsane anla­ tılır: Apollon doğar doğmaz. Pytho diye anı­ lan bu merkez sonradan Delphoi adını almış­ tır. başka bir anlatıma göre Admetos'un yanın­ daki uşaklığı Kyklops'u öldürdüğünden dola­ yıdır (Kyklop'lar). burada tanrıça Themis'e adanmış bir sunak varmış. Marpessa. Ama kuğular onu Hyperbore'liler ülkesine uçurmuşlar (Hyperboreoi).. bilicilik sanatıy­ la Delphoi tapınağının ne hazineler topladığı dillere destan olmuştu. Güzel delikanlılara olduğu kadar. Musa'ların yöneticisi olarak ünü Yunan-Latin şiirinden başlamak üzere Batı şiirinde bugüne dek gök­ lere ağmıştır (Musa'lar). tanrıça kehanet verirmiş o sunakta. kargıcı Yunanlıların ödleri kopardı çünkü Doğu­ lu okçulardan. 1 . Pan. Bu nokta bir de Delphoi'nin dünyanın göbeği sayılması ve o m p halos kavramıyla Kybele kültüne özgü bir motifi benimsemesi (Kybele). 4 5 vd. doğayı simgeleyen perilere de yönel­ miş bu aşkların çoğu sonuç vermeyen bahtsız sevgiler diye nitelenir (Daphne. tanrının bilici kadını Pythia bu üçayak üstüne oturarak ve çukurdan yükselen gazlarla kendinden ge­ çerek fal verirmiş. Ordu içine tanrının okları yağdı tam dokuz gün. Bu vezin ise Daktyl'ler ve Kybele kültüyle ilişki görün­ mektedir (Daktyl'ler). öfkeli. Kassandra. Leto). Leto'dan doğma iki okçu tanrı bu yetilerinden birçok efsanelerde faydalanırlar (Niobe). dönüşünde de Pytho yarış­ malarını kurmuş. saldı okunu.

Savaş tanrı Ares'in Roma'da karşılığı Mars'tır. Paian). Yunan dün­ yası onu o kadar hor görmüş. çılgın deli. Arakhne de ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş ol­ makla geçinen Atina'nın baş tanrıçası Athena ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sü­ rer dururmuş. Yaklaş ona. elleri kanlı. tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. kendininkinden aşağı kalmıyor. kötünün kötüsüdür o. bir o yana döner. 889 vd. ellerin kanlı. Lydia kızları. El sanatlarında Anadolu'nun Yu­ nanistan üzerine üstünlüğünü dile getiren bir efsanedir Arakhne efsanesi. ey kaleler yıkan. hep hırgür. kadınları bi­ linçli. çünkü Athena aklın yönettiği savaşı. daha alçakgönüllü olma­ sını. Troya savaşında yiğit Diomedes Athena'nın yar­ dımıyla karnından yaralar Ares'i.5): Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla Hebe'yi. gide­ rek gülünç bir kişi olarak canlandırmıştır. anadan gelme sana. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş ki. şaşakalırlarmış yaptığı işlere. Hera'dan ben de ona zorla dinletirim sözümü. körü körüne çarpışmayı simgeler. Öğütler vermiş. Dağ­ dan. biliyorum. delinin biridir. hele babası Zeus'un ondan hoşlanmadığı besbellidir. sevimsiz. savaş işin gücün. beddua. Doğuşunu üç dizede şöyle anlatan Hesiodos (Theog. Arakhne. 921) bir daha pek söz etmez bu tan­ rıdan (Tab. Asıl çekişmesi de Athena iledir. Hekim tanrı olarak adı genellikle oğlu Asklepios'unkiyle birlikte anılır (Asklepios. Tanrıça da o zaman kim olduğunu açık­ layarak başlamışlar gergef başında yarışma­ ya. son­ suzluğa dek tozlu duvar köşelerinde ag örsün de hiçbir faydasını görmesin. Adının geçtiği sayısız efsaneler için yukar­ da gösterilen adlarla ilgili maddelere bakınız. yırtmış nakısını. ormandan periler bile gelir. Lanet. Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera Ares'in anası Hera ile herhangi bir ilişkisi­ ne pek rastlanmaz destanlarda. Orpheus. 830): Ares. Tanrılar babası­ nın bu sızlanmalara verdiği karşılık şudur (İl.dönek Olympos'ta oturan tanrılar arasında • benim iğrendiğim tanrısın sen. Roma devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş. Tanrıça buna kızmış. Apollon'la Athena Ares'i şöyle kınarlar (İl. Kimi zaman çoğul ola­ rak gösterilip öç perileri Erinys'lerle bir tutu­ lur (Erinys). Ara. babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yapar­ mış. Azgın. o da Zeus'un yanına sığınıp ağlaşır. V. ilenme anlamına gelen yunanca kelime. saygı göstermişse. bir koca­ karı kılığına girip çıkmış Arakhne'nin karşısı­ na. Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini canlandır­ mış:' Zeus'un Europe'yi kaçırmasını.) : Böyle ağlaşıp durma dizimin dibinde. Atheria isterse gelsin nakışta yarışalım de­ miş. Bkz. kilim dokumada öylesine usta. insanların baş belası Ares. nakış yapmada. Zeus'un kafasından çıkma. geçiyor bile. Zeus'un kalkanıyla dövü­ şen Athena zaferi kazanacaktır. kavga. Tragedyalarda bu kavramla­ rı simgeleyen tanrıça. öyle becerikliymiş ki. V. Aristaios). B u ça­ tışmada elbette ki akıl üstün gelecek. Danae'ye yaklaşmasını filan. eleavuca sığmaz huysuzluğun. Arakhne Lydia'lı bir kızmış. Apollon önce Ares'in işe karışmaması . Argonaut'lar. Apsyrtos. kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. bir bu yana. Derken bü­ yük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini. İlyada'nm beşinci bölümünde tanrılar da Akha'larla Troya'lılar arasındaki kıyasıya savaşa katılın­ ca. Ama Arakhne hiç oralı olmamış. Lydia'lı kız üzüntü­ sünden kendini asmış. 30. yokmuş onun üstüne bütün bölgede.Apollon birçok ozanların babası sayılır (Linos. uğursuz ola­ rak nitelendirilen Ares insanların baş belası. giderek gururlu olurmuş. kızı da iş işlemede. Ares. Ares ise akılsız­ ca. Athena Olympos'un on iki büyük tanrısı­ nı işlemiş nakısına. İşlerini bitirince Athena bakmış ki kızın nakısı kusursuz. saldırgan Ares'ten çekinme. H e ­ le Homeros destanlarında kaba kuvveti sim­ geleyen Ares'e eklenmedik aşağılayıcı sıfat kalmamıştır.

III. öbürü Sicilya'da Arethusa adlı iki kaynağın varlığını açıklamak için uydurulmuş olsa gerek. Artemis'in çevresindeki avcı kız­ lardan Arethusa günün birinde ay yorgunlu­ ğunu gidermek için ırmağa girmiş. so­ nunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarı­ dır. buna karşı gelmenin akıl kârı olmayacağını söyler. gene atılır körü körüne savaşa ve Herakles'ten yara alarak gene utana uta­ na döner Olympos'a.Ö. Efsaneye göre. ama Ares akıl ve man­ tık dinlemez. ama işler çatallaşıp Aphrodite de yarala­ nınca. Athena araya girip Kaderin Kyknos'un yenilmesine karar verdiğini. tunç Ares de öyle bağırdı. Ares çıkagelir. Savaşa doymaz Ares öylesine bağırmıştı. sonra derisini yırtıp kargıyı çekti çıkardı. vurdu onu. Aglauros tan olma kızı Alkippe'ye Poseidon'un oğlu H a lirrhotios'un saldırdığını görmüş ve öfkeye kapılarak öldürmüş saldıranı. (Kyklopes). A R G O G E M İ S İ . karmlığm bağlandığı yere tam. bu kaynağın dibinde de günün birinde Ares.için onu Skamandros ırmağınınkıyısına otur­ tur. 359 vd. Arethusa. Deimos (Korku) ve bir de Harmonia doğar. Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesinde fil . Thebai'de de Kadmos'un atası olarak tapım gördüğünü. Arethusa yerallın. yıkanıyormuş. Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur. yaraladı karnından.ı gene yeryüzüne çıkmış (Alpheios). V. biri Elis'te. 855 vd. Herakles destanında Ares. bu tepe- nin eteğinde bir kaynak fışkırır. bir ej­ derin beklediği bir suyun kendisine adanmış olduğunu anlatır (Kadmos). Phobos'la Deimos ayrılmazlar babalarının yanından. Ares'in yabani Trakya boylarının yanında oturmaktan hoşlandığı ve bir gelene­ ğe göre kızları olan Amazonların da oradan kaynak bulduğu söylenir. Bu efsane. baş konusu sa­ vaş olan bir destanda savaş tanrının bu kadar hor görülmesi şaşılacak bir şeydir. Ona kimi zaman Eriş (Kavga) de katılır. süklüm püklüm Trakya'ya doğru yol alır (Od. Ares kavgasına tutuşmuş dokuz. Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri. Akha'larla Troya'lıları yakaladı bir titreme. Argcs. Derken Poseldon Olympos tanrılarını tepede toplamış ve Ares'in bu suçunu yargılamalarını istemiş. Arete.). ama Alpheios gelip sularını sula rina karıştırmasın diye. İ. İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonaut'lar serüvenini bize bir tüm olarak R o doslu Apollonios anlatmıştır. Atina'da adam öldürmelerin ve dinsel suç­ ların yargılandığı Areopagos. Bu dev tanrı Homeros destanlarında yürek­ li ve yiğit olarak bile gösterilmiyor. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de büyük Dor şairi Pindaros işle­ miştir. oğlu Kyknos'u yiğitle olan savaşında korumak ister. çeşitli bölümlerini başlık­ larla göstererek özetlemeye çalışalım. Tanrıça da önce kızı bir buluta sarmış. yani Ares tepe­ si diye bir yer vardır. savaşta nasıl bağırır çağırırsa. Tanrılar mahkemede Ares'in beraatına karar vermiş.): Gür narah Diomedes de atıldı tunç kargısınla. Enyo adındaki kızı da tanrı neredeyse oradadır. Palias Athene tutup yöneltti kargıyı tam Ares'in göbeği altına.ı dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasınd. Medeia ile İason efsaneleri ise traged­ ya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Sene ca'ya konu olmuştur. Alkinoos. Dönekliği zaferi kimi zaman ona. Kıza tu­ tulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. Çırılçıplak yüzerken birdenbire ırmak­ tan yükselen bir erkek sesi duymuş. Ares'in Aphrodite ile birleşmesinden P h o bos (Bozgun). kimi zaman buna ver­ mesinden ileri gelmiyorsa da. Argonaut'lar (Argo Gemicileri). Kız sudan dışarıya fırlayıp olduğu gibi koşma­ ya başlamış. Bu uzun öyküyü. savaşı şöyle anlatılır ( İ l . on bin kişi. Bkz. sonra bir kaynağa dö nüştürmüş. V I I I . Odysseia'da anlatılan aşk macerasında (Aphrodite) Ares Hephaistos'un ağına düşüp yakalandıktan sonra hiç ses çıkarmaz. O koşmuş. ırmak kovalamış.

Herakles ve daha başkaları. Çanakkale Bogazı'na girmeden Samothrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdü­ ne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. Kadıköy'e yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzeri­ ne yelken açan Argo gemisini fırtına Boğaz­ dan uzaklara Trakya kıyılarına atar. İdmon. Delion'Iar kralı K y z i kos'u yanlışlıkla öldürdüler (Kyzikos). MYSİA'DA HYLAS'IN K A Y B O L M A S I . lolkos kralı Aison tahtını Kanatlı. Helle. Kastor'la Polydeukes. dümenci Tiphys. Pelias. arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasına girer ve kuş gibi ancak pupası biraz zedelenerek geçer. PHİNEUS. AMYKOS. ozan Orpheus. yanında Hylas adlı çok sevdiği bir genç vardı. Aison'un ile Zetes yener ve kovarlar. yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır. Altın Post. Phriksos. Karadeniz'e çıkmadana Symplegad'lar yani çarpışan kayalar­ dan geçmeleri gerektiğini Phineus söyler Argonaut'lara. Pelias cak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini bildirir da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gi­ (Amykos. Boreas'ın oğulları Kalais'le Zetes. Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler. Tanrı Apollon'a ya­ pılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı: İdmon'un kendisinden başka yolcuların hepsi geri dönecekti. ALTIN POST. Argo gemisi Tesalya'daki bir limandan denize indirildi. ara­ larında ne varsa paramparça olurmuş. Onu yapan ustanın adı da Argos imiş. YOLCULUK. Bu kral Harpya'lar belasına uğramıştır. Mythos yazarlarının bunlar üstüne verdikleri listeler birbirini tut­ maz. Hypsipyle). İason bu sefere çıkmak zorunda kalır. Meleagros. M a v i Kayalar diye de tanımla­ nan bu iki kaya aralarından bir gemi geçti mi. Harpya'lar. Mysia kıyılarına vardıklarında (Mudanya lima­ nına çıkmış olacaklar) Herakles ormana dalıp kırdığı küreğinin yerine yenisini kesmeye git­ ti. Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermiş­ lerdi. S E M E N D İ R E K . dip Phriksos'un orada bıraktığı altın postu getirmesini buyurur. gemi ustası Argos. K Y Z l K O S . Peleus'la Telamon. Birinci durak Lemnos adaşıydı.Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemiymiş. Yunanistan'da ne kadar gözü pek. Geri gelmeyince Herakles onu arama­ ya koyuldu ve şafak sökerken hâlâ dönmedik­ lerinden gemi Herakles'i Mysia'da bırakarak yoluna devam etti (Hylas. kadın yüzlü canavarlar olan H a r p ya'ları rüzgâr tanrı Boreas'ın oğulları Kalais üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos'la Helle'yi sırtı­ na alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekisidir. Adada erkek olmadığından Lemnos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve ÇARPIŞAN KAYALAR. Adanın kadınları kocalannı öldür­ müşlerdi. Ora­ dan da Marmara denizine girdiler ve Kapıdag yarımadasına vardılar. Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisini iyi karşılayan Aletes'e Zeus'a kurban ettiği koçun altından olan postunu verir. Bu iyiliğe karşılık oğlu İason delikanlılık çağına gelince PeliPhineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıka­ as'm karşısına çıkıp tahtını geri ister. S E F E R t N N E D E N İ . ama genellikle en ünlü kahramanlar şunlardır: İason. ARGONAUTLAR KİMLERDİR? Sefere katı­ lanlar Troya efsanesi kahramanlarından ön­ ceki kuşaktan kişilerdir. Kalais ile Zetes). L E M N O S ADASI. yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. onlarla sevişerek gebe kaldılar (Thoas. İason kuyruğundan birkaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlar­ lar. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar (Athamas. atılgan yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan. Herakles). K ı z kardeşi Helle Boğazları geçerken de­ nize düştükten sonra. bu işte tanrıça Athena'dan da yardım gördükten sonra yola çıkar (Aison. iason). Phineus Argonaut'lara şöyle bir denemede bulun­ malarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından. kendileri de arkasından geçmeye kalkışsınlar. Aietes). Bundan sonra da Çarpışan Kayaların çarpış- . güvercin geçebilirse.

İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. Ejderhanın dişlerini toprağa ayağını burkarak bileğini sıyırdı ve damannektikten sonra silahlı adamlar biteceğini. Meolup içinde bir kan damarı bulunmaktaydı. Kral Lykos onları iyi karşılar. Argonaut'lar Girit'e yaklaşınca Talos koca Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah bir kaya alıp Argo gemisinin üstüne fırlatacak geçmez hale sokar. Bu kez fırtına onları etes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır. İason'u konuklamak istemez. ama Medeia onu büyüledi. bir gün boyunca ne yara­ oldu. Bir anlatıma göre Argo Ka­ radeniz'de İstros (Tuna) ırmağının ağzına va­ rır ve ırmak yoluyla Adriyatik denizine çıkar (o zamanki coğrafya görüşlerine göre Tuna Karadeniz'i Adriyatik denizine bağlayan bir su yoluydu) . larına bir taş atarsa. Girit'te eski tunç soyundan kalma Talos adın­ tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öl­ da bir dev yaşar.maktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıklan anlatılır. İason'a kendisini eş olarak Hephaistos'un yaptığı bu robot adama Girit almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. DÖNÜŞ YOLCULUĞU. Destanın bu bölü­ mü de karışıktır. Burada Medeia'nın tüyler ürperti­ go gemisini yakmaya ve Argonaut'ları öldür­ ci bir oyunu yer almaktadır: Pelias'ın kızlarıy­ meye kalkar. Ar. Ar­ ğını görür. Medeia'nın halası olan büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. İason'la el ele vererek Altın Post'u beklarını gençleştirmenin çaresini kendilerine . A M A Z O N L A R VE KOLKHİS'E VARIŞ. tandır. Amazon'ların ülke­ si Thermodon (Terme çayı) ve Themiskyra (Terme) şehriyle merkezlenir efsanede. Pelibirlerine öldürtmeyi başırır. ama bir ejderi öldürmesini. ara­ dan akmaya başlayan kan bir daha durmadı. İstanbul Boğazında akıntı yüzün­ den oynak kayalar mı vardı. yoksa Boğazın olağanüstü anafor ve akıntıları efsaneye böy­ le bir imgeyle mi yansıtıldı? Her neyse bu en­ geli de aştıktan sonra Argonaut'lar Yunanlıla­ rın Pontos Eukseinos yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz'e çıkarlar. yalnız ayak bileklerinden biri etten fason ister istemez bu koşullara evet der. Kirke Medeia'yı kardeşini öldürmüş olma suçundan M E D E İ A .arındırır ama. dev birden lanır. ateş püsküren. bu yüzden Argonaut'lara yetişemedi­ ler. Ne var ki Aietes as'm da tahtı geri vermeye hiç de yanaşmadı­ gene de Altın Post'u vermeye razı olmaz. ihtiyarlamakta olan baba mış. İason Altın Post'u yunduruk altına sokmayı ejderin dişlerini tar­ amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a döner. Hera'nın dan böyle Argonaut'ların ve İason'un bütün koruyuculuğu altında Kharybdis'le Skylla uçu­ işlerini eline alır ve dilegince yönetir. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir çareye başvurmuştu: Yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaş­ tılar. kralın kızı çerken ozan Orpheus canavarları büyüler. leyen ejderi uyutmuş ve koçun pöstekislnl alıp Argo gemisine kaçırmışlardır. A L T I N POST'UN ALINMASI. Sonra da yiğide büyülü bir merhem hazırlar. Medeia'nın dediği gibi olur. kralı Minos adayı koruma görevini vermişti. ama Medeia daha hızlı davran­ la arkadaşlık kurar. arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla vakit kay­ bettiler. Du­ rak yapmadan Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerler ve Phasis ırmağına (Pasinus) yani Kolkhis (Gürcistan) ülkesine varır­ lar (Amazon 'lar). deia araya girer. gonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Argonaut'lar Seiren'ler adasının önünden ge­ Aietes'in karşısına çıktıklarında. ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. Ertesi sa­ bah Argo gemisi şafak sökmeden yola çıkar. bunların kavgaya tutu­ Talos böylece can verdi (Talos). oradan Girit'e geçerler. Argonaut'lar daha öteye gidip Ama­ zon'lar ülkesine çıkarlar. Medeia iason'u görür ve büyük bir aşkla ona söylediği ezgi o kadar güzeldir ki gemiciler tutulur. ne de ölür. İason boğaları bo­ Y U N A N İ S T A N ' A V A R I Ş . Libya kıyılarına atar. Kral Airumlarını da geçerler. şup birbirlerini öldüreceklerini de söyler. Talos tepeden tırnağa tunç­ dürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. laya ekip üstünde fışkıran silahlı adamları bir­ Babası Aison'un öldüğü haberini alır. Güçlü bir büyücü olan Medeia bun­ Seiren'lerin sesine kulak vermezler. ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölür­ ler.

kız onu giyer giymez yanma­ ya başlar. Tartışmalı yorumlara yol açan bu sıfa­ tın anlamında bilginler karar kılmış gibidir. Argos. büyülü otlarla kay­ nayan bir kazana atar. Nasıl olmuşsa olmuş ama Argos öl­ müş. II. O sırada bü­ yücü kadın ömrünün en korkunç suçunu iş­ ler: Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir. (3) Homeros destanlarında tanrı Hermes "Argos u öldüren" "Argeiphontes" ek adıyla anılır. Medeia'yı uzaklaştırmak çarelerini arar. (1) Zeus ile Niobe'nin oğlu. Düğün hediyesi olarak Ariadne'ye Hephaistos'un yaptığı altın bir taç vermiş. 782). Argos 1 1 yada destanında Yunanistan'dan gelip Troya'ya saldıranların tümünün yurdu olarak gösterilir. o kadarı açık kalıp bakarmış. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar. Tartaros'la Gaia'dan dogma Ekhidna ca­ navarını öldürmüş. hızlı demek) yapan ve ona adını veren usta. Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. Argos'lu ise Akha'ların hepsine ve­ rilen genel bir sıfattır. Ariadne uya­ nıp bakmış ki adada yapayalnız. Dionysos). Sonrala­ rı Argos adı yalnız batısındaki Argos kentine ve Argolis denilen bölgeye ayrılmış. ikisi arkasında yalnız dört gözü varmış. Çünkü böyle bir efsane vardır: Hermes'in öl­ dürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. îason'la Medeia bu su­ çu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar. Minos'la Pasiphae'nin kızı (Tab./I kafasının önünde. Ariadne. Niobe Zeus'un sevdiği ilk ölümlü kadındır. Argos ineği bir ağaca bağlayarak gece. sonra da Zeus'un inek bi­ çimine soktuğu sevgilisi lo'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş. Orada Aigeus'a kendisiyle evlenirse ço­ cuk doğuracağını söyler. Argos'un yüz değil de. ikisi ı. Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtar­ mış. Ama Zeus Hermes'e İo'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. bu işler olup biterken İason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. ama bir süre sarayında alı­ koyduktan sonra. Arima. Güneydoğu Anadolu'nun Kilikya bölgesinde bulunan dağlık bölgenin adı. bu yüzden de Argos denmiş bütün yarımadaya. . Bunu nasıl yaptığı konusunda söylentiler çeşitlidir: Kimine göre uzaktan attığı bir taşla yere sermiş Argos'u. ya da büyülü bir değnekle Argos'u bir daha uyanmayacağı bir uykuya dal­ dırmış. kı­ zın güzelliğine vurulmuş ve onu alıp Olympos'a götürmüş. Efsa­ neye göre bu dağların altında iki ejder yat­ maktadır: Homeros'a göre Typhoeus'un ini buradadır (İl. gündüz gözlüyormuş. ama üzülme­ ye vakit kalmadan tanrı Dionysos gelmiş. Theseus'u öldürme­ ye çalışır. Ama Theseus kızı o adada bırakıp gitmiş. lason da korkunç karısından bıkmışa benzer. Hera da gözlerini kendisine özgü ve çok sevdiği tavus kuşunun tüylerine yerleştirmiş. uyuduğu zaman bile gözlerinin hepsi kapanmaz. Sonra da Ariadne'yi kaçırıp Naksos adasına varmışlar. birden körpe bir kuzu çıktığını gösterir. Bundan sonra atası Helios'un kendi­ sine gönderdiği bir uçan arabayla Atina'ya uçar. Minotauros'un bulunduğu bin bir dehlizli Labyrinthos mağa­ rasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti. sonra da taç gökte bir yıldız olmuş (Theseus.öğreteceğini söyler ve örnek vermek üzere yaşlı bir koç alarak keser. Ekhidna). Başka bir anlatıma göre. Kolkhis'e döndüğü ve daha birçok suç ve serüvenler­ den sonra babası Aietes'le barıştığı bazı efsa­ nelerde anlatılır (Medeia). kimine göre Pan'ın kavalını çalarak devi bü­ yülemiş ve bütün gözlerinin birden kapanma­ sını sağlamış. ne kadarı kapanırsa. Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerden ilerledikçe yumağı açıp ipliği ye­ re bırakıyormuş. Theseus Girit'e Minotauros'la çarpışma­ ya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüş ve görür görmez de ona tutulmuştu. bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. Argos'a Zeus Peloponez krallığını vermiş. Pelias'ın kızları bu düzene kanarak babalannı öldürüp kazana atarlar. Atina'dan da sürülür. (2) Argonaut'ların gemisi Argo'yu (argos. Kreon'un kızı Kreusa ile ev­ lenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. Hesiodos da Ekhidna canavarının orada kapalı olduğunu anlatır (Typhon. Dirilmedigini görünce çılgına dönerler ve yurtlarından sürülürler (Pelias). MEDElA'NIN SONU. 11).

bu tür. 365 vd. Arion onu yarattıysa. Tesalya'lı ırmak tanrı Peneus'un tonınu olan Kyrene adlı nympha'yı tanrı Apollon görmüş ve sevmiş. güzel kadın düşüp ölür. Ne var ki denize açılınca. arılarının hepsi ölür. torununu doğrayıp parçalarını tanrının sofrasına çıkarmış. kaçarken Eurydike'nin ayağını yılan sokar. Aristaios'a Vergilius "Georgica" adlı tarım­ sal konuları ele alan eserinde uzun bir parça ayırmıştır. Dili öyle tatlı. duyduğuma göre de. çok para da kazanmış. en güzel rubala­ rını giyip son bir kez güvertede denize karşı saz çalmayı dilemiş. yolculuk için Korinthos'lu bir geminin tayfasıyla pazarlığa giriş­ miş. Boiotia ve Arkadya'da Aristaios bir kır tanrısı olarak saygı görürdü (Eurydike. Herodotos'un anlattığı masallar ara­ sında Arion'un masalı kadar sevimlisi yoktur. öyle dokunak­ lı söylemiş ki. çalgısı öyle dokunaklı ki. Aristaios. Dithyrambos. Kyrene oğluna deniz ihtiyarı diye anılan kâhin Proteus'a baş vur­ masını salık verir. Tanrılar da Aristaios'u cezalandırmak için salgın düşürürler arı kovanlarına. Ora halkını da büyülemiş. Bu yıkım karşısında Aristaios ana­ sı Kyrene'ye dert yanar.) gi­ dip Mısır'da fok balıkları arasında yaşayan Proteus'u bulur ve onu sımsıkı bağlayarak ke­ hanetini ağzından alır: Dört boğa ile dört dü­ ve kurban edecek. Taranto'dan gemiye binmiş. ünü Midilli'den çok ötelere yayılmış.ARKAS Arion. Bu kral Zeus'u sına­ mak istemiş. bayırda yetişen Ataion us­ ta bir avcıdır. sofrayı devirdiği gibi. Apollon'un kutsal hayvanları yunus balıkları belirmiş çevrede: Toplanmış. Periandros şairin ne olduğunu sormuş. diyor Herodot hemşerimiz. Bir gece önce düşünde Apollon'u görmüşmüş Arion. tanrı Apollon da Arion'un sazıyla üstünde yolculuk ettiği yu­ nus balığını gökte birer burca dönüştürmüş. sonra derdine çare bula­ caktır. üstelik Korinthos'un yöneticisi Periandros'u da dost edinmiş kendine. alıp onu Libya'ya kaçırmış ve orada Aristaios adlı bir çocukları olmuş. H e m tarihçi onu bir masal diye değil. IV. dost Periandros'un yanına dönecek olmuş. hayvancılık ve özellikle arıcılıkta ondan üstünü yokmuş. leşlerinden binlerce arı çıktığını görür. hemen yunus balığının biri onu sırtına almış ve Yunanistan'a kadar gö­ türmüş. kesti­ ği kurbanları dokuz gün sonra yoklayınca. "Gitar çalmakta eşi yoktu. özellikle Tesalya. Lykaon'un ko­ nağına yıldırım yağdırmış. Aristaios tarım ve hayvancılıkla ilgili bilgilerin hepsini öğrenmiş. Aristaios sonradan Kadmos'un kızı Autonoe ile evlenir ve Aktaoin adlı bir oğlu olur. deni­ ze düşüp boğulduğunu söylemişler. Çocuğu kırlarda at adam Kheiron ve nympha'lar büyütmüş. Arion fiskoslarını duymuş ve varı­ mı yoğumu alın. Öyle güzel çalmış. zeytincilik. Zeus'la Artemis'in avcı kızlarından Kallisto'nun oğlu. Arion sanatıyla yalnız ün değil. dinliyorlarmış ozanı. Bağış­ landığını anlar. Babası gibi dağda. İtalya'yı. Arion ezgisini bitirince denize atlamış. Aristaios da Odysseia'da Meneloas'un yaptığı gibi (Od. Hain gemiciler Korinthos'a varınca. tragedyanın kayna­ ğı sayılır. O sıra Arion birdenbire çıkagelmez mi! Periandros gemicileri çarmıha gerdirmiş. Arkadya bölgesinin efsanelik atası. Her neyse. Sicilya'yı gezmek hevesine kapılmış. Zeus'un gebe bıraktığı Kallisto doğurup da öldükten yahut ayı kılığına sokulduktan son­ ra. Arkas. servetler topladıktan sonra. tanrı Dionysos'a bir övgüdür. Sonra da denize atacakmış kendini. Dithyrambosu ilk söyleyen odur". Zeus Arkas'ı büyütmek üzere Hermes'in anası Maia'ya vermiş. Serüvenini şöyle anlatır: Dag ve su perilerini kovalamaktan hoşlanan Aristaios günün birinde ozan Orpheus'un karısı Eurydike'nin peşine takılır. Orada da bir süre kalıp. kralın kendisini de . Günün birinde adası dar gelmiş Arion'a dünya göre­ yim deyip Korinthos'a göçmüş. gerçek­ ten olmuş şaşılacak bir olay diye anlatır: Şair­ ler anası Lesbos'ta Arion adlı bir ozan yaşar­ mış. bana hayatımı bağışlayın di­ ye yalvarmış. Arkas ana tarafından Lykaon'un torunuydu. Ama Zeus aldanmamış. çünkü en çok bu şehir adamlarına güvenirmiş. Yunanistan'ın bazı bölgelerinde. gemiciler onu suya atıp paralarının üstüne oturmayı kurmuşlar. tragedyanın babası odur demek (Dionysos). Aristaios kâhinin dediğini yapar. Orpheus). Güvenmiş tanrıya ve bakmış ki başka kurtuluş yok.

Çok yararlı bir kral olmuş: Uy­ ruklarına buğday ekmesini. altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı" deyimlerine rastlanır. Ne var ki isim ve biçim bolluğu tan­ rıçanın geçirdiği evreyi izlemeyi güçleştirmek­ t e . ya da yunanca bir deyimle "Araba" olmuş. İlyada'da Artemis için "altın yaylı. ayrıca kuzeyde İskandinav ülkelerine dek sokularak iz bırakmıştır. Arkas delikanlılık çağma gelmiş. Bu işte öncülük. Yunanla ilgili çağlarında bu tanrıçanın aldığı biçimi ortaya sermekle erken taş çağında başlayıp Roma imparatorluğunun putperest­ likten Hıristiyanlığa geçişine kadar olan süre­ de tutarlı bir gelişmeyi izlemek olanağını ver­ mektedir. tapınağa giren ölüm cezası­ na çarptırılmış. bu karmaşık varlığı bir bütün olarak görüp incelemeyi bilimin daha iyice çözümleyeme­ diği bir sorun haline getirmektedir. Artemis'in adı tıpkı Apollon'unki gibi Yunanca değildir. Tek üstünde durulması gereken ve kişiliğinin özünü yansı­ tan sıfatları ilkin Homeros destanlarında. Ana Tanrıçanın gerek Kybele.. Efes'li Artemis'i tanımlamak için de Selçuk müze­ sinde gözümüzle görmek mutluluğuna erişti­ ğimiz eşsiz heykellerden faydalanacağız. kardeşi Apollön gümüş yaylı olduğu halde.t. Arkas'ın parçalarını bir araya getirip çocuğu yeni baştan diriltmiş. ayı olan anasına rastlamış. gerekse Artemis adıyla tam anlamına varmak bugüne bugün pek az bilginin başarabildiği bir iştir. Akdeniz çevresinde bin yıllarca tutunmuş bir tanrıçaya belli bir süre içinde ve belli bir bölgede verilen addır. Yunanistan ve İtalya'ya da ya­ yılmış.bir kurt haline sokmuş. Lüb­ nan ve Filistin yoluyla Mısır'a ve Ege adala­ rıyla Girit'e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kapladığı gibi. Artemis. Ülkenin yasalarına göre. Bun­ ları özetlemek için yazılı kaynaklardan. burada yalnız Artemis'i tanıtma çabasına girişelim. okçu tanrıça" denir. Toprak ve bere­ keti simgeleyen bu tanrıçaya her çağ ve her bölgede başka başka adlarla ve ayrı ayrı bi­ çimlerde tapınıldığı. Artemis. tanımlarının ve şaşır­ tıcı bir kavrama ve bağlantı kurma gücüyle aydınlatıp canlandırdığı gerçeklerin bir derle­ mesi sayılabilir. Arkadya denmiş bu bölgeye. Çatalhöyük ve Hacılar kazılarında elde edilen bulgu­ lar ise Ana Tanrıçanın gelişmesinde başlan­ gıç noktasını İsa'dan önce 6100 yıllarına ka­ dar indirmekle bu evreye ışık tutmakta ve da­ ha sonraki aşamaların belli bir açıdan ince­ lenmesini kolaylaştırmaktadır.Kallisto Büyükayı. Adı ne olursa olsun toprak ve bere­ ket tanrıçası ancak uzun ve yaygın bir geliş­ me süreci içindeki aşamaların sayım ve dökü­ münü Ana Tanrıçanın Anadolu'daki başlıca simgesi olan Kybele'ye ayırdığımız bölüme bırakarak. oysa ayla ilişkili bir tan- . Homeros metinlerinde sözü geçen Artemis'ten Latin yazınındaki Diana'ya varmak için nice nice değişimlere uğramıştır bu tanrısal figür. Adına takılan yüzlerce yersel sıfatı ise onun tapınıldığı çeşitli ülke ve bölgeleri açığa vur­ maktan başka bir işe yaramaz. ( 1 ) A D I V E E K A D L A R I . başlamış onu kovalamaya ve hayvanın sığındığı Zeus tapınağına onun arkasından girmiş. sonra ilkçağ yazını boyunca rastlanan okçu­ lukla ilgili sıfatlarıdır. ekmek yoğurma­ sını ve yün eğirmesini öğretmiş. ok saçan. Arkas Lykaon'un oğlundan kendisine miras kalan krallığa adını vermiş. Bu tanrıçanın kültü Anadolu'dan Mezopotamya'ya. Ama Zeus acımış ana oğla ve ikisini de göğe alarak birer yıldız yapmış. Aşağıdaki incele­ m e . Suriye. bütün bu değişik ad ve biçimlerin ardında h e p aynı görüş ve inanç özüne rastlandığı artık yadsınmaz bir gerçek olmuştur. Ölünce Arkadya üç oğlu arasında paylaşılmış. avlanıyormuş ki. Efes'te bulu­ nan Artemis heykelleri de Anadolu'nun r. Yunan kaynaklarında adı­ na rastlanan Artemis de zaman ve mekân içinde bir gelişmenin ürünüdür. Artemis için Altın sıfatının kullanılması dikkati çeker. bizim tarih ve din tarihi bilginimiz Halikarnas Balıkçısı'ndadır. İlyada'da bu tanrıçaya çokluk "ok taşıyan. onun bulgularının. Dokunul­ mamış. K a y nağı Orta Anadolu'da bulunduğu en son ar­ keoloji kazılarından kesinlikle anlaşılan ve ge­ nel olarak Ana Tanrıça diye tanımlanabilen bu tanrısal varlık Yunan din ve efsanelerinde Artemis adıyla anılır. bozulmamış anlamına yakın gelen "artemes" sıfatından üreme olduğunu kanıt­ lamak güçtür. Artemis'in Apollon'un olduğu gibi parlaklık gösteren bir ek adı da yoktur. Arkas da Arkturos yani ara­ banın sürücüsü.

çıkıştı ona. o kadar ki bu iki tanrıça kimi yerde birbirine karışır. sonra da Artemis'i Ortygie. yani Parlak Ada olarak de­ Poseidon'a bırakıyorsun zaferi büsbütün. Bu aydınlanmamış köken Apollon. Kynthos'un sarp eteklerine. Bir açıklamaya göre Ortygia Delos adasının konuştu avcı Artemis. Bu parlak çocukların anası.ıglcinl ısını daha açıkça belirtmektedir. İlkçağda bir­ çok yerler Ortygia adıyla anılmakta. burada her iki tanrının da Ege böl­ gesinden oldukları. lon adını Delos. Aşağıda tanrıçanın niteliklerini ele alırken incelediğimiz bu parçalar Artemis'in adı. hepsi de Ama kız kardeşi. Efes'li Artemis'le ilişkiyi kurar. rı yerler olarak gösteriliyor. ey ulu Leto. sa­ nıyla bir Anadolu'lu tanrıça olarak karşımıza çıktığını belirler. Artemis'in Anadolu'yla ilişkisini bir daha açıklar. kadınlara karşı aslan yapmışsa da seni Zeus istediğini öldürmek gücünü vermişsede sana. yaban keçilerini öldür. (2) DOĞUŞU. Artemis.'/ . kendinden güçlüyle savaşmaktansa bu daha iyi. üstünde doğduktan sonra Apol"Kaçıyorsun demek. Delos'lu Apollon'un bir tıpkısı olan Artemis'e övgüde şöyle deniyor: Artemis'i övelim. X X I . Derken Artemis. insanları kendi ka­ derlerine bırakmak düşüncesindedir. mutlu ana. 470 vd. bölümünde Akhilleus'un eli atanda can veren Hektor'u savunup savun­ mamak konusunda tanrılar arasında tartışma vardır. okçu Artemis'i doğuran. Apollon bezmiştir. ğiştirmiş. Hekate'nin adı da H e katos gibi çözümlenmemiş bir kökendendir. bu bıldırcın yeri. okçu tanrının kız kardeşini Apollon 'la birlikte büyümüştür ok atan o kız oğlan kız. ben­ zerlik vardır.ı lı. atlarına yoğun sazlı Meles ırmağından su içirir ve Smyrna'dan hızla geçerek sürer altın arabasını bağlık Klaros'a doğru. küçük düşürdü onu: eski adıymış. '. Baş ka bir sıfatı ise onun Apollon'l. ikincisi Apollon için kul­ lanılan "Hekatos" ve "Hekatebolos" ek adla­ rıdır ki bunları "okçu.nçaya altını biz daha çok yakıştırabiliri*. Delos'lu Apollon'a övgüde şöyle denir: Selam sana. Ne var ki bu açıklama övgüde söy 1 hak etmediği bir ün veriyorsun ona. oradan kaynak alıp oraya yerleştikleri anlaşılır. Musa. llyada'da Artemis'in bu nitelikle adlandırılması dikkati çeker. okçu tanrı. utanmaz köpek? istersen yay taşıyıcısı ol sen. kayalı Delos'ta doğurduydun oğlunu. övgüde Delos'la Ortygia ay­ Ne diye bir yayın var sentn. İlerde görüleceği gibi Artemis'le Helios soyundan bir ay ve büyü tanrıçası olan Hekate arasında yakınlık. ya da adası nere­ deydi? Bu da tartışma konusu. XXI. Git dağlara. Hele bundan sonra Hera'nın tartışmaya karışıp Troya'dan yana olduğu için Artemis'e karşı öfkelenmesi büsbütün anlamlıdır (İl.): Bana karşı komak mı şimdi niyetin. Hekate üçlüsünün Anadolu ile daha bir ilişki­ sini mi dile getirir acaba? Ilyada'nın XXI. 3 8 1 vd. Bu metinden açıkça anlaşılan şu ki Leto ön­ ce Apollon'u Delos'ta. tnopos akıntılarının orada. okuyla hedefi vuran" diye çevirdiğimiz halde tam anlam ve kaynak­ larını bilmemekteyiz. ya da Ortygia denilen yerde doğur­ du. ki orada taht kurmuştur gümüş yaylı tanrı-. yabani hayvanlar Artemis'e yurt olmak hevesini gütmekteydi. "Ortyks" Yunanca bıldırcın demek oldu­ ğuna göre. tanrıçası. orada bekler hedefi vuran tanrı kardeşi okçu tanrıçanın gelmesini. Homerik denilen bu övgünün başlangıcın­ daki bu dizeler iki bakımdan ilgi çekicidir: Biri Artemis'in İzmir. lenene uymuyor. kızını Ortygie'de doğurduydun. bir Fenike ağacı dibinde. sensin kral Apollon'u. vermiştin sırtını koca dağa. şu farkla ki Ino yaramadıktan sonra o yay İşine?". Klaros ve Homeros'un atası sayılan İzmir'deki Meles suyuyla ilişkisini açı­ ğa vurur. zor ölçersin gücünü benim gücümle. aptal. kardeşine sertçe ç ı k ı ş ı r ( İ l .): Yabani hayvanlar tanrıçası diye çevrilen "potnia theron" Ana Tanrıça Kybele'nln w ona özgü bir sıfattır.

çok da­ sallanmış. Efes'li da. yine orada Liber baba (tanrı Bacchus) savaşta başarı kazanınca tapmak çevresi­ Ansızın ölüm erkekler için Apollon'un. Meryem Ana efsanesinin . bu ros destanlarında Artemis'in rolü Apolyerlerin gerçeğiyle yalancısı ayrılabilsin. Garstang İlyada'da sözü edilen başka efsanelerde de "Hitit İmparatorluğu" adlı yapıtında. Solmissos (Bülbül) da­ dir. böylece Troya savaşının Bu tez her bakımdan tutarlıdır: Artemis öv­ da.221): Ortygia denilen yer. suyun yanıbaşındeşiyle paylaştığı bu üstün güç başka hiç bir daki Kırkınca (köyün bugün adı Şirince'dir) tanrıya vergi değildir. Artemiş ve bugüne bugün orada duran bir zeytin mis ok. Ortygia adlı Sicilya'da bir ada var. kalıyor Efes yöresindeki Ortygia.. öyle ki Apollon bile Kyklop'ları öl­ ha önemli bir iş için kullanır: Apollon gibi Ardürdükten sonra Zeus'un öfkesinden orada temis de insanları oklarıyla vurup öldürür. su başları eski­ ğine yakınır. ayazma olarak kutsal sayılma­ leagros). lon'unki kadar büyük değildir. Bu konuda Halikamas Balıkçısı'nın tanıklığına başvur­ malıyız (Hey Koca Yurt.. kimi zaman mamış. ülkede güvenlik kalmamıştı. ama o söz konusu olamayacağına göre. Herkesten önce Efesliler huzura çıktılar ve kardeşi Apollon. her iki adımda bir. (3) N İ T E L İ K L E R İ VE EFSANELERİ. ne var ki destanlarda kar­ Bu Kenkreios denilen su.pos deresi. Agamemnon avlanırken kutsal bir sı sürdürülmüştür. Kendi ülkelerinde Kenkreios adlı bir su lar. den beri kutsal sayılırdı. bir yerin seçilmesi. Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gel­ çanın değişmez nitelikleri olarak kalır. zar. Kenkreios suyu da Meryemana'nm kutsal suyu oldu. diklerinden. Katili olsun. sözlüklerde Delos adasının bir su­ yudur deniyor. yani Hav­ Meleagros'un babası Oineus'a kızdığı için ül­ va'nın önünde de su akar. at ve arabayla yakından ilgilidir. J. geyiğini öldürüp böbürlendiği için İphigeneia kurbanını şart koşar. Ares. O yer "Sen kadınlar i ç i n bir aslansın" der ( İ l . Çocuk doğururken denilen köyün suyudur. 483) ve Zeus babanın kızına bu yetkiyi verdi­ Anadolu kurak olduğundan. kadın­ ne sığman Amazon'ları bağışlamış. HomeOnun için. korunmuş. Kırkınca'lılar sularını ölen kadınların ölümü de Artemis'ten gelme­ oradan alırlar (s. da kaderini dilegirice saptar (Agamemnon. Efes'li Artemis'e yurt olarak Efes'e çok yakın İphigeneia). İlyada'da Artemis'e verilen sıfatlar tanrı­ varmış ve bir de Ortygia denilen bir koruluk. hiç biri doğum yerini değiştirmek yoluna gitmemiş. Prof. ağacına dayanarak doğurmuş bu iki tanrıyı. İmparator Tiberius zamanında Anadolu' tanrıçanın asıl kaynağını unutursa bile. s. Yunanis­ tan'da birçok yerler kendilerine özgü bir Artemis kültü edindikleri ve tanrıçaya bölgesel adlar verdikleri halde. Artemis öldürücü okunu öç ya da ceza ama­ cıyla atar (Niobe).. bu çeşit kutsallığı Hercules'in Lydia'ya egemen oldu­ ölüm ise tatlı bir ölüm sayılır. Bizans çağında. Andromakhe' ğu zamanda bu yiğidin izniyle daha da artmış nin anası. Akha'ların başkomutanı Agamemnon'un güsünde tanrıçanın İzmir ve Klaros'la ilişkisi. 219): de bu yerle ilgili bulunması Ortygia denilen yerin bu olduğu görüşünü pekiştirir. likle sanıldığı gibi Delos'ta doğmuş değiller­ onları savunmada gevşeyen Apollon'u azar­ dir. Arvaliya vadisindedir. kutsal yerler ve tapı­ Artemis'in bu adlı bütün tanrısal imgelere naklar varmış. Niobe'nin kızları. Aphrodite ve ırmak şunları söylediler: Apollon'la Artemis genel­ tanrı Ksanthos'la birlikte Troya'lıları tutar. Artemis'lerin çokluğu . Anası Leto. yay. X X I şimdi Meryemana'nm evi olmuştur. veya gitmişse de başaramamıştır. Tapmağın lar için Artemis'in oklarıyla olur. Hitit ka­ Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları bartmalarının su başlarında olduklarını ya­ elinde tutan "potnia theron" olarak gösterilir. bu yerlerin dokunulmazlığına kolayca sığınabil­ kaynak ve örnek olduğu apaçıktır.. Anadolu'daki kutsal yerlerin tem­ silcileri Roma'ya senatoya çağrılmışlar ki. ama bu araç ve silahları sonraki yazında oldu­ Bunun üzerine o koru tanrı buyruğuyla kutğu gibi av ve avlanma amacıyla değil. su kesine korkunç bir yaban domuzu salar (Mekaynaklarının. daha başka ka­ ve bu hak Perslerin zamanında bile kaldırıl­ dınlar hep bu oklarla can verir. Nitekim Sipylos (Manisa) dağının kuzey eteklerindeki Hitit tanrıçası Hepa. Bu yüzdendir ki doğumla doğrudan doğ­ ruya ilgili bir tanrıça olarak Hera Artemis'e ğının kuzeyinde. hırsızı olsun.

( l I V I I I- I I r

Artemis'in avcı kız ve kesinlikle kiz oğlan kız olarak nitelikleri Homeros destanlarında pek belirtilmiş değildir. Yalnız Odysseia'da denizden kurtulan Odysseus Phaiak'lar kralı­ nın kızı Nausikaa'yı hizmetçilerinin arasında görürken şöyle seslenir (Od. VI, 149 vd.): Yalvarırım, kraliçem sana, ister tanrı ol, ister insan. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansın. u / u Zeus'un kızı Artemis olmalısın, görünüşün, b o y u n bosun,dipdiri bedeninle tıpkı osun. Burada Odysseus'un demek istediği şu: Tanrıçaların da, kadınların da en güzelisin. Nitekim birçok yerlerde Artemis "Kalliste" (en güzeli) adıyla anılır. Doğada egemen, canlıların ölüm, kalımını elinde tutan güçlü tanrıça kavramından doğanın içinde hayvan­ larla birlikte yaşayan, ormanlarda derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı kız ve özellikle kız oğlan kız tanrıça kavramına geçiş, yani Efes'li Artemis'ten Hellenistik ve Latin şiirindeki Diana'ya geçiş kolayca anlaşı­ lır doğal ve olağan bir geçiştir. Sürekli bir ev­ re içinde gördüğümüz Artemis figürü böylece avcılık ve bakirelikle ilgili efsane ve masallar­ da rol almış (Aktaion) ve ay tanrıçası Selene, gecenin karanlık güçlerine egemen Hekate ile bir tutulmuştur. Biz yalnız şunu belirtmek isteriz ki, mythos'un kaynağı sayılan H o m e ros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok kişili­ ğinde dişi yaratığın üç aşamasını, yani kızlık, kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes'li tanrıçaya benzemektedir. Burdan çıkan sonuç da şu ki, Yunan din ve efsanesindeki Artemis kaynağını Anadolulu tan­ rıçadan almaktadır-, birçok mythos yazarları­ nın bugüne dek ileri sürdükleri tezin tersine Yunan asıllı olan Artemis sonradan Asia'lı Ana Tanrıça ile birleştirilmiş değildir. Bu tan­ rıçanın başka önemli bir kaynağı da Girit'tir. Britomartis ve Diktynna diye anılan Girit' li Artemis'ten bu adlar altında söz edilecek, Efes'li Artemis ise ayrı bir bölüme konu ola­ caktır.

din tarihinde de çığır açmıştır, Çünkü çok memeli Artemis figürlerinden daha önce or­ taya çıkıp Avrupa müzelerinde korunan tek tük örnekler var idiyse de, bu tanrıça tipinin Efes'e özgü olduğu ve Efes'te yapıldığı kesin­ likle bilinmiyor, yahut bilinse bile Ege tarih ve sanatına ışık tutmak amacıyla değerlendiril miyordu. Bugün bu Artemis heykellerini canlı canlı karşımızda görmekle, yalnız bu tanrıça­ yı değil, onunla ilgili bütün bir tanrı dünyası­ nı, arkasında da koca bir tarih çağım aydınla­ tabiliyor, gizli ya da karanlık kalmış birçok bi­ limsel sorunun çözümüne gidebiliyoruz. Da­ hası var, değeri paha biçilmez, güzelliği dille­ re destan Artemis Ege'nin şanını dünyaya ya­ yarak Türkiye turizmine çok önemli bir ileri adım artırmıştır. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in İngilizce olarak yazdığı ve İzmir Ter­ cüman Rehber Derneğince 1971'de yayımla­ nan "Asia Minör" adlı broşür Efes'li Artemis üstüne bütün bilgileri toplamakta ve tanrıça­ nın bugüne dek yapılmamış bir tanımını yap­ maktadır. Aşağıdaki yazıda bu broşürden fay dalanılmıştır: a) Kaynağı. Efes'li Artemis'in kaynağı hiç şüphe yok ki Anadolulu Ana Tanrıçadır. Sü­ mer'lerden önce var olduğu Çatalhöyük kazı­ larından anlaşılan ve Sümer'lerce Mâ ya da Marienna, Hitti'lerce Kupapa, Kubaba ya da Hepa, Suriye'den Arabistan'a kadar olan böl­ gede Lat, Girit'te Rhea, Phrygia'da Kybele, Lykia'da Leto olarak adlandırılan bu büyük bereket tanrıçasının Efes'e ne zaman geldiği, orada Artemis adıyla kültünün ne zaman baş­ ladığı kesinlikle saptanamazsa da, bu tanrıça­ nın Phrygia, Lydia ve Minoen Girit kültleri­ nin etkisi altında çeşitli evreler geçirerek yu­ karda adları sayılan tanrıçalardan ayrıldığı ve bugün Efes'li Artemis biçmine girdiği apaçık­ tır. Bu evreyi çağı çağına izleyemezsek de, arkeolojik bulgularla yazılı metinlerin karşılaş­ tırılmasından Efes'li Artemis'in İsa'dan önce II. bin yılda Efes yöresine yerleşmiş olduğu kanısına varılabilir.

b) İmgesi. Ana Tanrıça'nın bütün Akdeniz çevresinde ve özellikle Orta Anadolu'da bu­ lunmuş çeşitli imgeleri, idol, figürin ve küçük ( 4 ) E F E S L İ A R T E M İ S . Ephesos kazıları sıra­ heykelleri arasında Efes'li Artemis apayrı bir sında bulunan biri büyük, ikisi küçük üç Arte yer tutar. Efes'teki Artemislon adlı tapınağınmis heykeli arkeolojide olduğu kadar, dünya

)

da çok memeli, başı taçlı, gövdesi birçok f i gürlerle örtülü, ayakta duran, büyük boy hey­ keli herhalde çok eski, ilkel bir imgenin geliş­ tirilmiş biçimidir. Bu ilkel imge ise bir "ksoan o n " , yani hemen de hiç yontulmamış bir tahta heykel, ya da Pessinus'taki Kybele için olduğu gibi bir "diopetes" yani gökten düş­ müş sayılan bir taştı. Zamanla tanrıçanın im­ gesi zengileşerek, Artemis'in bütün nitelikle­ rini dile getiren yüklü ve süslü bir heykel ol­ muştur. Bu haliyle Artemis heykeli tanrıçanın doğa­ ya egemenliğini de, uygarlığın her türlüsünde yöneticiliğini de simgeler: Başının üstünde üç kat kule biçiminde üç tapınak taşır, bununla kırları olduğu kadar şehirleri de koruduğu gösterilir; derin ve ciddi bakışları sonsuzluğa dikilidir, tanrıçanın ulu gücünü yansıtır, ense­ si dolunay biçiminde bir diskle çevrilidir, al­ nında hilâl taşır, böylece ay tanrıçası olduğu belirlenir, diskin her i k i yanında beşer g r i f fon, yani kartal başlı aslan vardır ve boynun­ da zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkar. Onun altında da dört kat meme görülür. "Polymastos" yani çok m e ­ meli diye tanımlanan heykelin meme sayısı 17 ile 40 arasında değişir. Ama bu memele­ rin ucu olmadığından kimi bilginler bunları hurma ya da erkek arı gövdeleri diye yorum­ lamak yoluna gitmişlerdir. Tanrıçanın An Kraliçesi unvanıyla ilgili görülen bu sarkıntılar ne olursa olsun, Artemis'in bolluk ve bereket simgeleridir. Eteği altı kat dörtgen biçiminde plaklara bölünmüştür, her dörtgenin içinde kabartma aslanlar, keçiler, boğalar, g r i f fon'lar, sfenks'ler ve arılar görülür, bunların ortada olanları üçer üçer dizilmiştir. Gövdesi­ ni saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta yonutuna zaman zaman giydiri­ len birer giysi niteliğinde olsa gerek. Nitekim Efes'te tanrıçanın giysilerini korumakla gö­ revli soylu genç kızlar bulunduğu, bunların kız oğlan kız oldukları sürece hizmet gördükleri, evlenince ayrılıp yerlerini başka kızlara bırak­ tıkları bilinir. Tanrıça heykelinin değişmez kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır. Bu sayı ile Artemis'in üçlü karakteri dile gelmek­ t e , hem kız, hem evli kadın, hem de ana ola­ rak yaşam sürecinin bütününe egemenliği simgelenmektedir. Tanrıça evrenseldir: Sü-

rekli değişim halinde olan ayı etkisi altında tutar, doğum yeri çok doğurgan diye bilinen bıldırcınla ilgilidir, arıların kraliçesi, uygarlığın koruyucusudur, gökte ve yeryüzündeki ger­ çek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buyrugundadır. İnsanların da, hayvanların da ecesi, bütün doğanın yöneticisidir. Efes'li Artemis'in Ana Tanrıça ile paylaştığı bu nitelikleri İonya'ya özgü bir biçimde ve Prygia'da tapınılan Kybele'ninkilerden ayrı motif ve simgelerle dile getirrriesi, üstünde durulması gereken bir özellikti/, lonya, düşü­ nürleri ve sanatçılarıyla uygarlık dünyasına nasıl öncülük etmişse, Ana Tanrıça imgesini yaratmakta da başka hiçbir ülke ve yörede erişilemeyen bir yetkinliğe ulaşmış, göz ka­ maştırıcı bir başarı ortaya çıkarmıştır. Bu eş­ siz sanat anıtıyla çığır açıcı eşsiz bir düşünce­ nin taşıyıcısı olan Efes'li Herakleitos arasında ilişki kurmamak için kör olmalı. Kaldı ki do­ ğada akışı görüp evreyi ilk dile getiren büyük filozofun düşüncesini Artemis tapınağında tanrıçanın imgesine baka baka geliştirdiğini de biliyoruz. c) Tapmağı. Artemis'in Efes'teki tapınağı Artemision dünyanın yedi harikalarından bi­ riydi. İlkçağ yazarları onu anlatmakla bitire­ mezler. 190 metre boyunda, 55 metre enin­ deki yapı İonya üslubunda 127 sütun üstüne kurulmuştu. 15 metre yükseklikteki bu sütun­ ların 36'sı kabartmalarla süslüydü, bunların biri ünlü heykeltıraş Skopas'ın elinden çık­ mıştı. Sunağı Praksiteles'in eseriydi, içinde bulunan Amazon'lar anıtının heykellerinin yapılmasında Polykleitos, Pheidias, Kresilas, Kydon gibi Yunan ilkçağının en büyük sanat­ çıları çalışmış, resimleri Efes yurttaşı olan Apelles'in elinden çıkmıştı. En parlak çağın­ da Artemision Atina'daki Parthenon'dan dört kat büyük olup akıllara durgunluk veren bir yapıydı. Artemis'e adanmış kutsal bir alanda I.Ö. 652 yılında bitirilen ilk taş tapınak Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırısında yıkılmış ve İ.Ö. 564-546 yıllarında, bir dünya harikası sayılan asıl Artemision kurulmuştu. Büyük İs­ kender zamanına kadar tapınak olduğu gibi kalmış ve Ege yöresini ele geçiren yabancı idarelerce de saygı görmüştü. İskender'in

doğduğu t . Ö . 356 yılında l.ıpın.ık lli'iostr.ı tos denilen ve bir deli olduğu iter! ıtirüten bir Efes'imin eliyle yakılmış. Bu kadar koca bir yapının bir adam tarafından nasıl yok edilebi­ leceği bir sır olarak kaldığı gibi, bu işte tapı­ nağın paha biçilmez hazinelerini ele geçirme­ yi düşünen rahiplerin parmağı olduğu sanılır. 30 yıl sonra tapınağın yeniden yapılmasına başlanmış ve Lydia kralları gibi iskender de yapımına büyük bağışlarla katılmıştır. Yunan ve Roma ilkçağı boyunca uygar dünyanın hayranlığını üstüne çeken Artemision barın­ dırdığı sayısız rahip ve görevli heyetleriyle başlı başına bir idare haline gelmiş, para bası­ mı, kredi ve bankacılık işlemlerine önayak ol­ muş ve bu yolda uluslararası bir alışveriş ku­ rumu meydana getirmiştir. Bu dünya harikasının yerinde yeller esmesi, İngiliz çukuru denilen bir bataklık haline dön­ mesi Hıristiyanlıkla başlayan korkunç bir ça­ pulculuk hareketinin sonucudur. Aziz Paulus'un Efes'e gelişinde yeni dine karşı dire­ nen Efes'tiler Bizans imparatorluğunun yağ­ macılığına karşı koyamamışlar, zamanla dün­ ya harikasının taşları bir bir sökülerek Ayasofya'nın yapımına yaramıştır. Eşsiz mermer ve taşların geri kalanı da Efes'teki Sen J a n ki­ lisesinde kullanılmıştır. İki üç yüzyıl önce BritLh Museum'un Efes'e yolladığı bir arkeolog grubu da ne bulduysa İngiltere'ye aktarmış, böylece Artemis'in dillere destan tapınağı bo­ yuna taşıp şehri sular altında bırakan Kaystros'un (Küçük Menderes) da yardımıyla kur­ bağaların ötüşüp oynaştığı bir batak haline gelmiştir. Artemision'da görevli bulunan çeşitli rahip heyetleri ve tapınağın Ege'nin yaşamındaki engin rolü üstüne burada daha çok ayrıntıya gidemeyeceğimizden Halikarnas Balıkçısı'nın yukarda sözü geçen "Asia Minör" adlı kitabı­ na başvurulmasını salık veririz. Bu heyetler­ den Kybele bölümünde de söz edilecektir. d) Etkisi. Ana Tanrıçanın bir simgesi olan Efes'li Artemis'in Phrygia'lı tanrıça Kybele kadar etkisi olduğu ve adı ortadan silindikten sonra da başka tanrısal varlıkların arkasında gizli bir yaşam sürdürdüğü bir gerçektir. Artemis'i sürdüren en belirli tanrı kişiliği hiç şüp­ hesiz ki Meryem Ana'dır. A z i z Paulus'u Efes

tiyatrosunda dinledikten sonra ilkin direçle karşılayan ve isa ya da Meryem'den bize n e , bizim tanrıçamız büyük Artemis'tir diyen Efes'liler zamanla gevşemişler, denemez. O n ­ lar, kültür süreçlerinde eşi az görülen bir transposition örneği vermişler, yani inandık­ ları, tapındıkları büyük tanrıça kendilerine ya­ sak edilince, inançları yüzünden akla, hayale sığmaz İşkence ve saldırılara uğrayınca Mer­ yem diye karşılarına çıkarılan ve zorla kabul ettirilen tanrısal varlığa Artemis'in bütün nite­ liklerini aktarmışlar, böylece inançlarının özü korunduğu gibi Meryem Ana'yı yüceltmişler, onu da büyük bir ana, büyük bir tanrıça nite­ likleriyle dünyada tutulabilen bir varlık olarak yaratmışlardır. Onun içindir ki Meryem Ana' nın Efes'e getirilmesi, Efes'te Bülbül dağında­ ki tapı yerinde yaşayıp ölmesi olayı bir ger­ çek olsun ya da olmasın, Meryem Ana imge­ si Efes'le yakından ilgilidir, Meryem Ana Anadolu'nun ve özellikle Efes'in bir yaratısı, bir başarısıdır denebilir. Tarihte bir kültür sü­ recinin kesintisizce korunmasını başarmak, insanlığa kök salmış birkaç inancın çağlar bo­ yunca ve gelip geçen sayısız uluslar, yönetim­ ler, değişmelere karşın sürdürülmesini sağla­ mak uygarlık denilen büyük kavramın bir be­ lirtisidir. Bu yüzdendir ki Efesli Artemis bu­ gün karşımızda olanca canlılığıyla yaşamakta­ dır. Asia. Okeanos'la Tethys'in sayısız kızların­ dan biri. Bir kaynağa göre, Asia Titan İapetos'la evlenip Atlas, Prometheus, Epimetheus ve Menoitios'u doğurmuştur. Başka kay­ naklar bunun Asia değil, Klymene olduğunu ileri sürerler (Tab. 3). Bu Okeanos kızı adını Asya kıtasına ver­ miştir. Ne var ki Homeros destanlarında Asia bütün kıtanın değil, yalnız Batı Anadolu'nun adıdır. Özellikle, İlyada'nın ünlü dizeleri (İl. II, 459 vd.) eski Maionia, yani Gediz ovası için kullanılmaktadır. A s k a l a p h o s . (1) Ares'in oğlu. İtalya'da an­ latıldığına göre, Aktor'un kızı Astyokhe savaş tanrıyla gizlice sevişir ve Askalaphos'la İalmenos'u doğurur. Boiotia'da Orkhomenos şeh­ rinde hüküm süren bu iki kardeş Troya sava­ şına otuz gemiyle katılırlar (İl. 1 1 , 512-516). Savaş bitince İalmenos Yunanistan'a dön(.1

rnez, Karadeniz kıyılarında bir şehir kurup oraya yerleşir. Askalaphos'la lalmenos Argonaut'lar seferine de katılırlar. lalmenos Helene'nin talipleri arasında yer alır. (2) Yeraltı ırmaklarından Akheron'un oğlu. Persephone ölüler ülkesine indiği zaman H a des tanrıçaya oruç tutup hiçbir şey yemezse gene yeryüzüne dönebileceğini söylemişti. Ama Persephone dayanamayıp bir nar ısır­ mış, Askalaphos da bunu görmüş, gitmiş, Hades'e haber vermiş, Persephone'nin anası Demeter de öfkesinden onu gece kuşuna çe­ virmiş. Başka bir anlatıma göre, Demeter Askalaphos'u kocaman bir kaya ile ezmiş de, Herakles Hades'e indiği zaman bu kayayı kaldırmış. Askalaphos o zaman bir gece kuşu oluvermiş. Askanios. Aineias'la Kreusa'nın oğlu (Tab. 17). Başka bir kaynağa göre, Askanios Troya'da doğmamış, babası İtalya'ya göçtükten sonra Lavinia'dan olmuştu. Oysa efsanelerin çoğu Aineias'ın Troya yangını sırasında ba­ bası Ankhises'i omuzlarına alarak ve Askanios'u elinden tutarak kaçtığını anlatırlar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Askanios (Lat. Ascanius)'tan uzun boylu söz edilir. Ascanius babasının biricik umudu, büyükannesi tanrıça Aphrodite'nin gözbebeği, sevimli bir delikanlıdır. Aeneas öldükten sonra Ascanius Latin'lere kral olur, Etrüsk'lere karşı savaşa girişir ve babası Lavinium şehrini kurduktan otuz yıl sonra kendisi Alba Longa'yı kurar. Lavinia'nın kurduğu bir düzen sonucunda Ascanius Latin'lerin hışmına uğrar ve Alba kral­ lığı Lavinia'nin oğlu Silvius'a kalır. Aeneis'te Ascanius'un başka bir adı lulus'tur. Roma'ya imparatorlar veren İulii so­ yu (İulius Caesar da bu soydandır) Aeneas'ın oğlundan ve dolayısıyla tanrıça Venus'tan gelmekle övünürdü. Asklepios. Yunan dünyasında hekim tanrı olarak büyük bir ünü olan ve Roma'lıların da Aesculapius adıyla benimseyip tapındıkları Asklepios, Apollon'un oğludur (Tab. 5). H o meros destanlarında Apollon ordulara veba, kıran salan olumsuz, korkunç bir güç diye canlandırıldığı gibi, iyileştirici, derde deva bu­ lan tanrı anlamındaki Paian ek adıyla da anıd'A

lır. Destanlar boyunca adı geçen hekimlerin hepsi (İlyada'da Makhaon ve Podaleiros) bu Paian tanrının oğulları ve öğrencileri sayıldı­ ğına göre, Asklepios'un da karışık bir serü­ ven sonucunda Apollon tanrıdan doğmuş ol­ ması bir rastlantı değildir. (1) DOĞUŞU. Thessalia kralı Phlegyas'm Koronis adlı bir kızı vardır. Apollon'la sevişir ve ondan gebe kalır, ne var ki tanrının dölü­ nü karnında taşırken Arkadya'dan gelme bir yabancıyı da yatağına alır Koronis. Bu olayı tanrıya kutsal kuşu kuzgun haber verir, tanrı da öfkesinden bembeyaz olan bu kuşun tüyle­ rini karaya boyar. Şair Pindaros bu masalı benimsemez, ışık tanrı Phoibos Apollon'un olayı kendi gözüyle gördüğünü ile süreri Koronis korkunç bir cezaya çarptırılır: Bir odun yığınının üstünde diri diri yanacaktır. Alevler Koronis'i yalamaya başlar, kadın can vermek üzeredir ki, Apollon kanından olan çocuğun yok olmasına katlanamaz, ölünün karnından dölünü çıkarır ve büyümesi için at adam Kheiron'a teslim eder. Bu olay hekim tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simge­ sidir. Asklepios'a hekimlik sanatını öğreten Kheiron doğanın içinde yaşayan, doğanın sır­ larına ermiş bir varlıktır. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre Kheiron'un açık hava­ da, güneşin altında, şifalı sulardan ve otlar­ dan faydalanma yollarını bilmesi şaşılacak bir şey değildir. ( 2 ) E F S A N E S İ VE S A N A T I . Asklepios böyle­ ce usta bir hekim olarak yetişir, hekimliğin ve cerrahlığın bütün bilgilerin edinir, ama bu­ nunla da kalmaz ölüleri diriltmek yoluna bile sapar. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena Gorgo canavarı öldüğü za­ man bedeninden akan kanı toplamış ve Asklepios'a vermiş. Gorgo'nun sağ tarafındaki damarlarda dolaşan kan zehirli, sol tarafında­ ki damarlardaki ise faydalıymış. Bu şifalı kanı Asklepios ölüleri diriltmek için kullanırmış. Epey adam da diriltmiş, bunların arasında Kapaneus, Lykurgos, Minos'un oğlu Glaukos ve Theseus'un oğlu Hippolytos da varmış (Phaidra). Zeus doğal düzeni bozan hekim tanrının bu aşırı gücünden kuşku duymaya başlamış, bu haddini bilmezliği cezasız bırak-

mamış, Asklepios'un üstüne bir yıldırım sal­ mış, yakmış, yok etmiş onu. Ama Apollon da oğlunun öcünü almış, Zeus'a yıldırımı bağış­ layan Kyklop'ları öldürmüş, sonra da oğlu Asklepios'u gökte burçlar arasına yerleştir­ miş. Bir süre de ayrılmış Olympos'tan (Admetos). Asklepios sanatını kızı Hygieia (Yun. sağlık anlamına gelir) ve Asklepiades (yani Asklepios oğulları) diye sıkı bir lonca düzeni içinde birleşen hekimlerin aracıyla ilkçağ sonuna dek sürdürmüş bir tanrıdır. Öyle ki, hepsi ha­ lefleri, rahipleri, oğulları sayılan yaşamış h e ­ kimler bile onun efsanelik kişiliğinden fayda­ lanmışlardır. Örneğin Kos (Istanköy) adasın­ da hekimlik yapan Hippokrates'in bile haya­ tının ne kadarı gerçek, ne kadarı masal bilin­ mez bugün.

vermiş, yağmur yağmış, yazının özü böylece ota karışmış ve her derde deva sarmısak meydana gelmiş. Asopos. Korinthos körfezine dökülen Pelo^ ponez ırmağı; bütün ırmaklar gibi Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Metope adlı bir ırmak kızıyla evlenip iki oğluyla yirmi kızı olur. Bunlardan Aiginia'yı (Tab. 21) Zeus kartal biçimine girerek kaçırır. Korinthos kra­ lı Sisyphos olayı Asopos'a haber verir, o da öfkesinden taşıp bölgeyi altüst eder. Zeus ce­ za olarak Sisyphos'u Hades'e atar, ırmak tanrının üstüne de yıldırım salıp sularını geri çekmeye zorlar (Sisyphos).

Asterie. Titan çifti Koios'Ia Phoibe'nin kızı, Perses'in eşi ve Hekate'nin anası (Tab. 4). Zeus Asterie'ye âşık olup onu kovalamaya başlar. K ı z da bıldırcın biçimine girip habire ( 3 ) T A P I N A K L A R I . Asklepios tanrının tapı­kaçar, sonunda kendini denize atıp kayalı bir naklarına " Asklepieion" denir. Bunlardan en ada haline gelir. Bıldırcın anlamına gelen Yu­ ünlü birinin eski Pergamon, bugünkü Berga­ nanca ortyks kelimesinden bu adaya Ortygl.ı ma'da bulunuşu hekim tanrıya adanmış bu denmiş. Sonraları Asterie'nin kız kardeşi Le tapınak hastanelerin ne biçim yerler olduğu­ to Apollon'la Artemis'i bu adada doğurmuş nu bize açık açık göstermektedir. Ortygia adasının Delos'un eski adı olduğu ile­ Yunanistan'da en ünlü Asklepios tapınağı ri sürülür (Artemis). Epidauros'tadır. Bugün bile kullanılmakta Astraia. Bazı mythos yazarlarına göre Zeolan tiyatrosu büyük heykeltıraş Polykleius'la Themis'in kızı. Namuslu ve erdemli bir tos'un planlarına göre yapılmış. Hiçbir Asklebakire olan Astraia dünyanın altın çağlar ya­ pieion Bergama'nınki kadar yaygın ve çok şadığı dönemde insanlar arasında kalırmış. yönlü değildir. Hellenistik çağda kurulmuş Ama ahlaksızlık yeryüzünde artınca, Astraia olan bu kutsal alan Asklepios'tan başka tanrı­ kız kardeşi Pudicitia (Utanç) ile birlikte gökyü­ ça Hygieia'yı ve herhalde Asklepios kültün­ züne çıkmış ve Bakire burcu olmuş. Daha den önce Anadolu'da bulunan Telesphoros'u çok Latin yazarlarında adı geçer. bir araya getirmekte, ilkçağda şifalı su, iyi ha­ va, kaplıca gibi f i z i k tedavilerin yanıbaşında Astyanaks. Hektor'la Andromakhe'nin oğ­ telkin, eğlence ve kültür yoluyla hekimliğin lu. Adını Homeros, ünlü çiftin batı kapıların­ ne kadar ileri gittiğini göz önüne sermekte­ da buluştukları sırada şöyle açıklar (İl. VI, dir. Anadolu'ya özgü bir nitelik taşıyan bu 399 vd.): Asklepieion'un başka hiçbir yerde benzeri ol­ Andromakhe karşıladı Hektor'u madığı gibi, ne hazineler sakladığı da büsbü­ dadı da arkasından geliyordu, tün ortaya çıkmış değildir. Simgelediği tüm memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında, tedavi anlayışının ve yönteminin izlerine olsa Hektor'un gözbebeğiydi o, ışıldayan yıldıza benziyordu, olsa Selçuk ve Osmanlı çaglarındaki benzeri Hektor Skamandros'lu derdi ona, yapıtlarda rastlanır. başkaları Astyanaks, şehrin kralı, derdi, Anadolu Asklepios efsanesine de bir katkı­ îlyon'u tek başına koruyan Hektor'du da da bulunmuştur: İnsanları i y i ede de ölüme ondan meydan okuyan Asklepios'u Zeus yıldırımıyla yere serince, ünlü hekimin son deminde yaz­ Bebek babasının sorguçlu tunç tolgasnıdan dığı bir reçete oradaki bir otun üstüne ditft) ürküp ağlamaya başlayınca, Hektor onu kol
ı.l

kollarına aılır ve bir gün babası kadar ünlü olması İçin yakarır. Hektor'un ölümünden sonra, Andromakhe sevgili kocasına yaktığı ağıtta Astyanaks'm yetim olarak çekeceği çileyi tasarlayıp dile getirir. Oysa onunla bile kalmaz, Akha'lar Troya'yı yangına verdikleri gece yiğitlerden biri (Odysseus ya da Akhilleus) Hektor'un ço­ cuğunu surlardan aşağı atıp öldürür (Andromakhe). At-Adam. Bkz. Kentauros. Atalante. Arkadya (ya da Boiotia) bölgele­ rinde Artemis'i simgeleyen bir avcı kız. Arkas'm torunu, Lykurgos'un oğlu olan babası lasos erkek çocuğu olsun istermiş, Atalante kız olarak doğunca, onu bir dag başına bırak­ mış. Bebeği bir dişi ayı emzirmiş, sonra da avcılar alıp büyütmüşler, yaman bir avcı ola­ rak yetişmiş Atalante, koşuda kimse geçemezmiş o n u . Ama kız oğlan kız kalmak iste­ diği içindir ki, ırzına geçmeye yeltenen iki at adamı öldürdükten sonra, taliplerini kendisiy­ le koşuda yarışmaya zorlar, hepsini geçer ve sonra da kargısıyla vurur öldürürmüş. Kalydon avına da katılıp orada büyük bir başarı kazanmış olan Atalante'yi Melanion ( y a da Hippomenes) yenmiş, koşuya başlamadan önce yanına üç altın elma almış (bunlar Aphrodite'nin Kıbrıs'taki tapınağından, ya da Ba­ tı Kızlarının bahçesinden gelmeymiş), Atalante'nin yaklaştığını görünce elmalardan birini yere düşürür, kız da dayanamaz, eğilip top­ lar, böylece geri kalırmış. Melanion yarışı ka­ zandıktan sonra, Atalante'yle evlenmiş, ama bir gün av dönüşü karı-koca Zeus'un (ya da Kybele'nin) tapınağına girmişler, orada seviş­ mişler. Bu saygısızlığa içerleyen tanrılar ikisi­ ni de aslana çevirmişler (Meleagros). Ate. Eski Yunan düşününe özgü soyut bir kavram ve onu simgeleyen dişi cinsten tanrı­ sal bir varlık. Hesiodos'a göre Ate, kavga tanrıça Eris'ten doğmuştur. Akıl, insanın ger­ çeği olduğu gibi görmesini, iyiyi kötüden ayırt etmesini sağlayan yetidir. Aklı başından alınır, gözü karartılırsa, aldanır, basireti bağ­ lanır ve gaflete düşüp hata işler, suç işler, gü­ nah işler. Bunun sonucunda da cezaya çarpı­ lır. Çağdaş dillerde karşılığı zor bulunan bu
<rl

kavram Türkçemizde en iyi "gaflet" sözcü­ ğüyle karşılanabilir, ne var ki derin dinsel a n ­ lamı ve insanlık dramında bu kavramın oyna­ dığı büyük rol gene de yansıtılmış olmaz. En iyisi Yunan kaynaklarının kavramı nasıl ta­ nımladıklarına bakmaktır. İlkin Homeros'u alalım. İlyada destanının asıl konusu Akhilleus'la Agamemnon arasındaki kavga sona erince, krallar kralı hata ettiğini kabul eder ve şöyle der (İl. XIX, 85): Akhalar sık sık söylediler bana bunu, bana çıkıştılar, ama suçlu değilim ben, Zeus, Kader, karanlıkta yürüyen Erinys o toplantıda çeldiler aklımı, düşürdüler kötü bir çılgınlığa (Ate) aldığım gün Akhilleus'un onur payını, benim elimden ne gelirdi ki? Tanrı getirir her şeyin sonunu. İnsanları şaşırtan çılgınlık büyük kızıdır Zeus'un, uğursuzun inceciktir ayakları, basmaz yere, konar insanların kafalarına, bela olur, onu bunu alır ağının içine. Bir gün Zeus'u bile şaşırttı o, insanlardan, tanrılardan üstün Zeus'u Ate Zeus'u bile aldatmıştır: Tanrı Mykene krallığını Perseus'un ilk doğacak olan torunu­ na vereceğini söyledi ve bunun Herakles ola­ cağını sandı, oysa Hera'nın bir oyunuyla H e rakles'ten önce Eurystheus doğdu ve yiğit böylece bu akrabasına kul, köle olmak zorun­ da kaldı. Zeus Ate'nin bu düzenine kızarak onu saçlarından tutup tiksintiyle atar Olympos'tan aşağı, Ate de gelir yerleşir insanların arasına. Ate Kader'in elinde bir oyuncaktır ve insa­ na kendi eliyle bilmeden, istemeden nice ni­ ce suçlar işletir. Yunan tragedyasının başlıca yürütücüsü bu amansız tanrıçadır. Oidipus babası Laios'u öldürüp anasıyla evlendiğini bilmez, Kaderce bile bile aldatılmış, şaşırtılmıştır. Aiskhylos'un "Persler" tragedyasında Kserkses de Ate'nin kurbanı olur. Ate kralı bütün ordusuyla Boğazları geçmeye kandırır, Salamis'te ordu kırılınca imparatorluk çöker, suç işlenmiştir, geri dönüş yoktur. Ate böyle­ ce gözü kararıp suç ve günah işlemiş bahtsız - çoğu kez tanrıların lanetine uğramış - kişiyi öç tanrıçaları Erinys'Ierin eline bırakır. Kişi kurtulacağına, daha beter batar. Çıldırır ya da canına kıyar. Bir tanrı onu suçundan arın-

ama Athena'nın de nizle tek ilişkisi. İno. ülkede meydana gelen bir kıtlığa son vermek için kocasını Phriksos'u kurban etmeye zorlar. Olympos tanrısının biri olan Athena (Tab. ürünleri de ancak onun kafalın dan çıkabilmektedir. Zeus Toprağın ve Göğün öğütlerine uyarak sevdalı sözlerle aldatıp eşini yuttu. Phriksos'la Helle adlı biri oğlan. Ate tepesi (Gaflettepe) adı verilen bu tepenin üstüne sonraları İlos İlion kentini kur­ muştur. yeraltında da kur­ tuluş yoktur onun için. İno kaçarak deniz kıyısı­ na varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamış. 9).dırmak yolunu bulamazsa. kargı sallamak. Metis en çok şey bilendir bütün tanrılar ve ölümlüler arasında. hangi efsaneleri nasıl işle­ dikleri belli değildir (Argonaut'lar). adının Yunanca. gövdesinin içine aldı onu. 924 vd. Athena'nın ek adı bu devlerle ve kargı sallamakla ilgili midir? B i lindiği gibi. Kadmos'un kızı İno Nephele'nin ço­ cuklarını kıskanır. 333 v d . bir efsaneye göre. Amphitrite ve Triton adlarında geçen bu "trit" kökeni denizin uğultusunu yansıtan bir ses benzetmesi olabilir. Athamas Nephele'yi boşar. Triton'dan dogma anlamına gele­ bilen bu ad da açık değildir. İlion (Troya)'un başına gelen bütün belalar bundandır (îlos. Pallas'm kaynağı da tartışma ko­ nusudur.): Tanrı/arın kralı Zeus ilk eş olarak Metis'i. Pallas adlı bir Titan vardır. Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada çakır gözlü Athena'yt.): Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından çakır gözlü yaman Athena'yi o dünyayı birbirine katan tanrıçayı. ( 2 ) A D İ V E E K A D L A R I . tanrı Zeus'un öfkelene­ rek yeryüzüne attığı belalı tanrıça Anado­ lu'nun Phrygia bölgesindeki bir tepeye düş­ müştür. Zeus'un kızı v e ı » n iki. Nephele bunu önler ve çocuklarını altın postlu bir koç üstünde Karadeniz'in Kolkhis ülkesine kaçırır. Palladion). İlyada'da Zeus sevgili kızına "Tritogeneia" di­ ye seslenir. ) İno'ya Leukothea ( A k tanrıça) da denir (İno). anası Metis'in bir Okeanos kızı oluşundandır. ama onu gebe bıraktıktan sonra dölüyle birlikte kendi gövdesine alması daha da derin bir anlam ta­ şır: Akıl gücü ve ancak onun aracıyla elde edilebilen dünya egemenliği baştanrıdan ayrı- lamamakta. Athena adinin kökeni bilin medigi gibi. İkinci süreç olarak Athena'nın Zeus'un ka­ fasından çıkması şöyle anlatılır (Theog. Zeus Olympos tanrı­ larının egemenliğini kurduktan sonra ilkin Okeanos kızı Metis tanrıçayla birleşir (Tab. Athena. Yoksa Pallas ek adı. 5) çoğu zaman ik adla. "pallo". o cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan yüceler yücesi sayılan tanrıçayı. 886 vd. düşünme gücü demektir. ( 1 ) D O Ğ U Ş U . kız oğlan kız anlamına gelen bir sıfattan mı türemedir ve Pallas Athena mı anlaşılmakta­ dır? Bunu bugün kesinlikle saptamak güçtür. Athamas. us. İşle böyle zalim olarak canlandırılmıştır Kader ve onun yardımcısı Ate Yunan efsanesinde (Erinys'ler). Deliren Athamas kendi oğullarından birini öl­ dürmüş ve karısı tno'yu da öldürmek için ko­ valamaya başlamış. ayrıca bir efsanede tanrıça Athena'nın Pallas adında Attika'lı bir devi öldür­ düğü de anlatılır (Pallas). öbü­ rü kız iki çocuğu olur. bilge tanrıçayı seçti kendine. yani Pallas A thena diye anılır. Metis Yunanca akıl. Athamas. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. Bir efsaneye göre. Acaba Tritogeneia adı bu na mı çağrışımdır? . Phriksos tragedya­ lara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan. o hiç yorulmadan orduları yöneten. V. tanrıça Athena babası Zeus'un kafasından silahlı ve elinde kargısı olarak çıkmıştır. Yeller tanrısı Aiolos'un oğlu Boiotia kralı Athamas bulut tanrıça Nephele ile evlenir. deniz tanrısı Triton'la Athena'nın bir ilişkisi yoktur görünür­ de. Ama yolda Helle denize düştüğünden Boğazlara Hellespontos (Helle denizi) denmiştir (Phriksos. Bu kavram ve düşünceyi şöyle dile getirir Hesiodos (Theog. Sulara karışan İno sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına ko­ şan bir deniz tanrıçası olmuş. Bir anlatıma göre. Tanrılar tanrısının kendine ilk eş olarak Metis'i seçmesi anlamlıdır. Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tanrıça Hera onu delirtmiş. Helle). atmak an­ lamına gelen bir kökenden türemiş olduğu sanılır.

bir küçük çocuk olur. en eski ve yoruz ki Odysseus "ölümlülerin en üstünüdür kutsal tapmağı bugün de kalıntıları görülen akıldan yana". Ve burada Athena Deiphobos kiyi Athena'ya bağışlamışlar. Odysseus'a karşı davranışında da tutarlı bir duygusu belirir tan­ rıçanın: Çok çile çekmiş yiğide acır. Odysseus'u tuttuğu gibi Arda yüksekten bakar onlara. sevmediği. İlya( 3 ) N İ T E L İ Ğ İ VE E F S A N E L E R İ . Aca Athena'nın kılavuz rolündeki eylem ve khilleus. okşar onu. masalların dogmasına yol açmıştır (Erikhtoyenilip yaralanmalarına yardım eder. Aglauros). Nausikaa'ya yapacağı işi. . X X I I . Akha'lardan yanadır. ama her an varlı­ ğıyla oluşu etkiler yönetir. Odysseia'da Athena oynar: Odysseötürüdür ki Palladion'un kaçırılmasıyla ilgili us'un da. ler(Hektor. Attika ilinin yıldınmlı! ve Atina şehrinin tanrıçası olma hakkını şöy­ Kaderi çoktan belli. Olympos tanrılarını da yargıç Yap yapacağını ama. tanrıça Odysseus'a Telemakhos'a. Aslın­ ka destanlara. tutması da doğal gö­ tadan yapılmış ve Pallaidon diye anılan hey­ rünür. şiirlere girmiş. bunca akıl ve dirayetin boşa gitmesini istemez. îlyada'da Zeus'un oynadığı yönetici keli şehir varlığının simgesi sayılırdı. Diomedes. gök gözlü. denebilir ki H o da çirkin bir rol oynar îlyada'da. biz tanrılar olarak almışlar: Poseidon Atina akropolünün onaylamayız yaptığını. Mentor olur. 127 vd. AKızının bu sert çıkışlarına yumuşakça karşı­ thena ise bir zeytin ağacı. Troya'lı yiğitlere karşı pis doyum olmaz. ak rıçanın oynadığı rol de ilginçtir. hena'nın Hera ve Poseidon'la birlikte babası Pallas Athena'nın efsaneleri o kadar çok Zeus'u nasıl zincire vurmak istediği anlatılır (I. baykuşla ilgili gö­ rülmüştür. bütün ailesinin de kaderi onun elin­ birçok efsaneler doğmuştur (Palladion). hepsi Athena'nın buyruğu. Odysseus ve Menelaos'u davranışlarının.Sıfatları daha belirgin anlamlıdır: Aigis kal­ kanını taşıyan "aigiokhos" (Aigis). Onun içindir ki destan boyun­ za. olabilir. kiler ( İ l . tanrıça bu sevimli rolüyle baş­ pis düzenler kurmaktan hiç çekinmez. zeytin lık verir tanrıların babası. bir genç kız. çakır gözlü "glaukopis" sıfatı tanrıçanın en sevdiği kuş olan "glauks". eylem ve konuşma var­ sa. Başka şehirler de Athena'yı koruyucu tanrı­ Odysseia'da Athena'nın rolü bir başkadır ça olarak benimsemişlerdir. huylanması tuhaf bazı Aphrodite ve Ares'e karşı turumu insafsızdır. kılavuzluguyla olur. Deiphobos). bunların başında ve anlamlıdır: Zeus'un kendi ağzından duyu­ Troya gelir. son olarak "obrimopatre" babası güçlü olan sıfatı doğrudan doğruya baştanrı Zeus'un kızı oluşundandır. benim­ seyeceği davranışı esinlemek için bin bir kılı­ ğa girer. onu eleştirmekten çekin­ masına yardım eder (Argonaut'lar). Tanrılar. bu erdem meros Odysseia'da Odysseus tipini yarattığı tanrıçası hiç haktan yana görünmez. le kazanmış diye anlatılır: Poseidon tanrıyla kaçırmak mı istersin onu canlara kıyan Pallas Athena bu yetkiyi kazanmak için yarış­ ölümden? maya girmişler. ama taraf tutar. ölümlü bir adamdır b u . PePallas Athena'nın kültü en ilginç biçimiyle Atina'nın klasik çağında kendini göstermiştir. tanrıçanın tah­ tanrıçası Athena tutar. konuşmalarının anlatımına her fırsatta korur.): Atina'nın kurucusu ve koruyucusu olarak tan­ Ne diyorsun kara bulutlu babam. kız oğlan kız oluşu ve bu niteliğini yi­ 400). Bundan rolü. ne kadar olay. sonra nios. kendisine rakip gördüğü tirmekten çekinmesi. böylece Athena kılığına girerek aldatır Hektor'u ölüme sürük­ bölge ve kentin yönetimini elde etmiş. nelope'ye. davra­ gibi Athena tipini de yaratmış ve ölümsüzleşnışları hep hırs ve tutkuların etkisiyle olur: Attirmiştir. üstünde tuzlu bir göl meydana getirmiş. îlyada'da Ada'daki tutumunun tam tersine hakkın üstün thena bir savaş tanrıçası olarak çıkar karşımı­ gelmesini ister. uyar isteklerine. Mentes olur. değildir. gü­ ağacını tuz gölünden daha yararlı bularak yet­ ler. babası Zeus karşı­ gonaut'ları da tutar ve Argo gemisinin yapıl­ sında da atıp tutar. Troya'nın en büyük. El işçili­ mez: Akhilleus'Ia Hektor arasındaki savaşta ğini ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak ölüm kur'asını çekecek olan Zeus'u şöyle et­ Arakhne efsanesinde rol oynar (Arakhne). bu akıllı adamı akıl ve erdem Athena tapınağı olduğu gibi. dedir.

Filozof­ lar bile bu çabaya katılırlar. köprüler. girdi onunla gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. Batıda Herakles sütunları (Cebeli­ tarık) yoluyla Akdeniz'den Okeanos'a çıkıldı­ ğı yerde karşılaşılan büyük bir ada ve çevre­ sindeki takımadalara verilen admış. Timaios ve Kritias diyaloglarında. Solon. Prometheus. Dünyanın kuruluşunda tanrılar yeryüzünü aralarında paylaşırken. Yunan ilkçağında mythos yaratma işine koyulmamış hiçbir yazar yoktur. (1) Titan lapetos Okeanos kızı Klymene (başka bir kaynağa göre Asia) ile evlenir ve Atlas.3). Her neyse. çünkü eski bir geleneğe dayanan ne bir görüsünüz var. 22 b): — Ey Solon. Bunu niçin yapar? Timaios'ta Atina'lı devlet adamı ve şair Solon'un Mısır'a gidişi anlatılır. Atina'nın oraya gönderdiği ordu Atlant'larla birlikte yok olur. on bin yıl önce bu ülkeyle savaşa giriştiğidir. hem de kültür ve sanat bakımından büyük bir yer tut­ muş. Atlantis yerlilerinden Euenor'un bir kızı varmış. Bu sözün doğruluğu en iyi mythos'ta görü­ lür. Atlantis bitkileri. yöneticiler surlar. yani hayal beldeleri anlatan öy­ küler arasında özlü bir yer tutmasına yol açar. hem de bütün kom­ şularını tek başına kurtarmış bu afetten.Tanrıçanın onuruna düzenlenen Panathenai bayramı Hellen dünyasında hem din. lapetos aldı Klymene 'yi. bitmemiş Kritias diyalogunda yanda kalı­ yorsa da. Timaios diyalogunda başla­ yıp.Ne demek istiyorsun? — Ruhunuz genç hepinizin. Atina'nın bu eski tarihi üstünde hiçbir bilgisi olmayışı. Hiçbir zaman çözüleme­ miş bu gizdir ki. başka hiçbir kaynakta izine rastlanmayan bir yitik ülke masalı uydurur. ne de zamanla kocalmış bir bilginiz. Menoitios. şöyle özetlenebilir: Atlantis. bu kızı sev- miş. Ne var ki. bu ünlü olayı bir Mısır'lı rahibin ağzından öğrenmesi bütün öyküyü Platon'un uydurduğu kanısını uyandırmakla beraber. Atlantis de Poseidon'a düşmüş. günümüze dek ro­ manlara. İki tanrı ku­ şağı arasında bulunup Olympos'lulara baş kaldıran bu dev yapılı yaratıklara eserlerinde özel bir yer ayıran Hesiodos Theogonia'da (Theog. kanallar ve tünellerle bezenmiş kentler. filmlere konu olan ve tarihçilerle coğrafyacıların üstünde kafa patlattıkları Atlantis efsanesi. Korkunç depremler sonucunda suların altına gömülen bu ada bir zamanlar Libya ile Asya'nın bir arada kapladıkları alandan daha yaygınmış. Poseidon. Nil deltasında bulunan Sais kentinin rahipleriyle konuşur Solon. bir gece deprem Atlantis'i haritadan şilince. tarih dışı insan gerçeklerini yansıtmak. Parthenon ve onun kabartmaları gibi ilkçağın en değerli yapıtlarının bazılarını esin­ lenmiştir. Atina. Tanrı sonra adayı on bölgeye bölmüş. Ülkenin sosyal yapısı. Çılgınlığı ve aşırı gücü yüzünden . Timaios ile Kritias diyalogla­ rının ütopya. Atlas. Ancak Timaios diyalogunda Mısırlı rahibin ağzından öğrenilen Atina'nın dokuz. T. demir ve "oreikhalkos" (yani dag bakırı) diye ateş gibi parlak bir madeni varmış. onu merkez adaya bir kaleye yerleştir miş ve beş kuşak erkek çocuk yetiştirimiş onunla birlikte. tanrılardan Athena ve Hephaistos'a. siz Hellen'ler hep ço­ cuk kalırsınız. yaslanmış bir tek Hellen yok­ tur. 507 vd. Atlantis. canlandırmak ve Atina devletine dokuz bin yıl öncesine ka­ dar uzanan bir tarih yaratmak hevesine kapıl­ mış olsa gerek. li­ manlar kurarak ülkeyi son derecede uygar bir hale sokmuşlar. Atina hem kenefini. en büyük oğlu Atlas'ı hepsinin kralı olarak öbür oğulları arasında dağıttığı bölge­ lerin başına getirmiş. hay­ vanları ve özellikle madenleriyle çok zengin bir ülkeymiş: altın. Kritias diyalogu birdenbire kesilir.) onları şöyle tanımlar-. başkentte yılda bir yapılan bir törene ve bu tören sırasında kesi­ len boğa kurbanlarına değindikten sonra. Atlantis fazla güç kazanmış ve Akdeniz'in büyük uluslarını köle durumuna sokacak bir saldırıya geçmiş de. güzel topuklu Okeanos kızını. zaman kavramı bilmez mythos. biri ona şöyle der (Tim. Bazı diyologlarınm sonunda. asker­ lik durumu üstünde durup. insanda tuhaf bir izle­ nim bırakmaktadır. en başta da Pla­ t o n . gerçekdışı ve gerçeküstü bir düzeni örnek olarak göster­ mek için canlandırdığı öbür dünya efsaneleri bir yana. Epimentheus diye dört oğlu olur (Tab. bakır.

Herodotos Atlas'ın bir nympha'dan olan oğlu Khrysippos'u ana­ K u z e y Afrika'da bir dag olduğunu söyler ( I V . ları Hippodameia'nın yardımıyla öldürürler. Ne var ki Thyestes Atreus'un Thyestes'in kardeşi. İnsanlık dışı eylem ve tüyler Thyestes altın postu ortaya koyup kral seçi­ ürpertici faciaları canlandıran bu öyküler Y u lir. kunç bir kin ve nefret başlar. nağı olmuştur. Akıllı Zeus'un ona ayırdığı kader bu. MykeMenelaos'un babası (Tab. ama o akşam gü­ Hephaistos yapmıştı didine didine o neş doğuda batacak olur. "ye­ örneklerinden biridir. iki kardeş arasında rekabetten doğan kor­ pso da onun kızları olarak gösterilir. Thyestes'i kovar. Tyestes'in üç vermişti. Atreus ne'liler kardeşlerden hangisini kral seçecekle­ ve Atreuso§ullarının hayat hikâyesi destanla­ rini tartışınca. Atlas göğü değil d e . tuttukları. kalktı.54). II. Bunca adalarda. taşısın diye. bu hayvanı Artemis'e kurban etmeye ant ile hiçbir ilişkisi olmasa gerek (Atlantis).Belli ki Homeros Atreusogullarının başına kuşaktan kuşağa süregelen laneti bilmiyor. vermişti onu Kronos oğlu kral Zeus'a. Thyestes hangisi altın postu çı­ ra da. 14 ve 15). çocuklarını yer. Argos'ta boydan boya Thyestes korkunç lanetler savurarak masayı sözünü geçirsin diye. 68 . güzel sesli akşam perilerinin karşısında dimdik durup ayakta tutuyor göğü başı ve yorulmaz kolları üstünde. egemenlik simgesi altın postlu bir koyun var­ (2) Atlantis'in yöneticisi. gösterir babalarına. Zeus da Argos'u öldüren yol gösterici Atreus tahta çıkar çıkmaz. Hesperis'ten Heskral olarak seçmeyi buyurur. kardeşiyle barışır gibi Pelops da erlerin güdücüsü Atreus'a olur. Ama Zeus Atreus'a düşünde Hermes'i nan mythos'unun başlıca efsane çemberlerin­ gönderir. Eurystheus döl bırakmadan ölünce. sözünde durmaz ve pöstekiyi Atreus. Bu kez de Güçlü Agamemnon.) Agamemreus'un kral olacağını. onları sürer. göğü birbirinden ayıran direkleri" taşır başlar: Atreus'la Thyestes babaları Pelops'un omuzlarında (Od. Atreus'un sürüsünde (Herakles). Pelops'la Hippodameia'nın oğlu. Bu dag şöyle meydana gelmiş: Perseus Pelops iki oğluna lanet okur. içtiği halde. Derken Atreus çocukların ke­ Thyestes de onu. krallığı ona verdikleri besbellidir. llyada'da (İl. Pöstekinin çalındığını bilmeyen Atreus şartı kabul eder. Ama daha sonra karısı Aerope ile kardeşi atları kamçılayan kralPelops'a vermişti o arasındaki gönül macerasını öğrenince büs­ da. daha doğrusu tragedyanın vazgeçilmez konu­ su olan suç ve lanet zincirlemesi destandan sonra efsaneye katılmış bir motiftir. sik kafalarını getirir. Agamemnon 'a bırakmıştı. Her biri ötekini ortadan kaldırıp yerine geçebilmek için iğ­ Atlas Herakles efsanesinde de rol oynar renç düzenler kurar. Sthenelos'un oğlu miş. Thyestes şartı kabul eder. AtGorgo'yu öldürdükten sonra. Tanrıların Atreus'u değneği. pişirir ve babalarının önü­ Atreus da bol sürüsü olan Thyestes'e ne koyar. onu Mykene'ye çağırır. bütün çileden çıkar. kadın da altın postu Atreusogulları diye anıları Agamemnon'la gizlice kocasından aşırıp âşığına verir. 1. İ l k lanetleme Pelops'la ri. yani akşam perileri. güneş yolunu değiştirirse Atros'tur. elinde değneği. Hermes'e vermişti. İapetos oğlu Atlas dır. Atlas'a canava­ reus'la Thyestes Mykene'de kral Sthenerın kafasını göstererek onu bir kayaya çevir­ los'un yanına sığınırlar. rıyla seçilmesi konusunda Thyestes'le anlaş­ Atreus'a değgin i l k kaynağımız H o m e masını buyurur. Atlas zorlu bir baskı altında kaldı: Dünyanın bittiği bir yerlerde. 184). gerçek kralın başka bir tanrı işmaden biridir. İşte o andadır perid'ler. yoksa Thyestes'in non'un kral değneği şöyle tanımlanır: tahtta kalacağını bildirir Hermes. Dione ve Kalyki. 100 vd. Tyestes farkına varmadan kendi" bırakmıştı ölürken. Atreusogulları efsanesi bu ilenme sürecinin en parlak Homeros'a göre. kendine saklar. Homeros destanlarında karısı Aerope'yi ayartır. tragedyalara da sonsuz bir konu kay­ karabilirse diye öneride bulunur. çocuğunu doğrar. bir tanrı Atlas'ın çok çocuğu olmuş: Pleione'den sözü Mykene'lilere Pelopsogullarından birini Pleiade's ve Hyades kızları.

Delphoi'deki tanrı sözcüsü Aleos'a kızının doğu­ racağı bir çocuğun amcalarını öldüreceğini bildirince. kral kadının kim ol­ duğunu bilmeden onunla evlenir ve Aigisthos'u da benimser. Autolykos. Ne var ki Augias verdiği sözde durmamış. Antikleia'nın babası. Atreusoğulları di­ ye anılan bu iki kahraman Homeros destanrında baş rolü oynarlar. Pazarlıkta uyuşmuşlar. Augias. ölümü simgeler (Moira). Yargıç her ikisini de suçlu bularak ülkeden sürmüş. Aktor'un kardeşi. Aigisthos. kentini ele geçirip Phyleos'u babasının tahtına oturtmuş (Herakles). 395): Anasının soylu babasıydı Autolykos. Yarasını iyileştiren de Autolykos ol­ muş. Bir orduyla geri gelen Herakles Augias'ı öldür­ müş. ama karşılığında sürünün onda birini alacağını bildirmiş. dedesi ve amcalarıyla birlikte Parnesos dağında bir yaban domuzu avına katılmış. Bkz. Autolykos Amyntor'un öküz derisinden yapılmış sağlam tolga­ sını aşırmış ve Odysseus'a vermişti. Odysseus büyüyüp de Autolykos'un ko­ nağına misafir gidince. Aurora. ama Aigisthos son da­ kikada bu düzenin farkına varır ve kendi ba­ basını değil. Telephos gerçekten bir süre sonra amcalarını kaza ile öldürmüş (Telephos). Odysseus'un dedesi. Odysseia'da şöyle tanıtı­ l ı r (Od. Moira ya da Ker'dir. Atreus'u öldürür. ayrıca da onu kendi oğlu. Suç ve günahların iyice izine dalar: Kendi kızı Pelopeia ile kızın habe­ ri olmadan birleşir ve Aigisthos adlı oğlunu üretir. Herakles de bu işi bir günde yapaca­ ğını. Aigisthos). Sonra Pelopeia'yı oğluyla birlikte Atreus'un sarayına yollar. Hermeias tanrının kendisi vermişti bu yetiyi ona. Augias yiğil Herakles'i çağırıp ağıllarının temizlenmesini istemiş. ya da köle olarak satmış. Eurytos'un sürülerini çalmış. davarları barınamaz olmuş. Odysseus'a adını koyan dedesiymiş. zengin sürüleri var­ mış. Anado­ lu'nun Mysia kıyılarına çıkmışlar. 218). Y i ğit de Alpheios'la Peneus ırmaklarını yatakla­ rını değiştirerek sularını ağıllardan geçirmiş ve bir günde hepsini temizlemiş. Atreus'un Aerope'den iki oğlu olmuştu: Agamemnon'la Menelaos. sonraları bu yara izi Odysseus'un sütninesi tarafından tanınmasına yol açar (Od. Adı "geri dönülmez" anlamına gelen Atropos ömür ip­ liğini büken Moira'lar arasında eceli. Auge bir süre sonra Telephos'u doğurmuş. Argonaut'lar seferine katıl­ mıştır. Şafak tanrıça Eos'un Latince adı (Eos). öylesine tiksinmiş ki gökteki yolunu tamamlamadan geri dönmüş. baş­ ka bir yerinde de Zeus'la Themis'ten doğmuş olduklarını söyler (Theog. I X . Herakles'e işin karşılığını ödemek istememiş. Hesiodos Theogonia'nın bir yerinde bu tanrıçaların Gece'den (Theog. söylentiye göre de güneş o güln öy leşine ürkmüş.devirmiş. Atropos. 902 vd. Autolykos Hermes'in oğludur ve yakalanmadan hırsızlık yapma yeteneğini babasından almıştır. Thyestes bu kez Sikyon'a sığınır. ( İ l .). Kaderi simgeleyen tanrıçalar üç­ tür. Attis. 386-407). Üçüne birden verilen ad. 261 vd. bu yüzden isterdi iyliğini. Augias'ın büyük. Ama yiğit Herakles kızı görüp sevmiş. ama ağıllarını temizlemeyi ihmal eltlği için. ama bir yara almıştı. Elis kralı (Tab. amcası Atreus'un babasına karşı işlediği suçun öcünü Agamemnon'dan alır (Agarnemnon. 8). Auge kral Teuthras'la evlenmiş. yaktığı kuzu ve oğlak butlarından hoşlanmıştı çok. Babası bunu öğrenince Auge'yle Telephos'u bir sandığa kapatıp de­ nize atmış. Herakles'in arkadaşı Phyleos'la birlikte mahkemeye vermiş. Helios'un oğlu. XIX. hırsızlıkta ve yalan yere yeminde üstüne yoktu. ama ba- t . Başka anlatımlara göre. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynar. Aleos Auge'yi tanrıça Athena'nın tapınağına adamış. Agdistis ueKybele.). Tegeia kralı Aleos'un kızı. Auge. Atreusoğullarının la­ neti süregider. Odyseus'un sütninesi Eurykleia'nın anlattı­ ğına göre. Dipsiz bir karanlığa bozulmuş ortalık. Sisy phos'a da aynı şeyi yapmak istemiş. hep yoldaş olurdu ona. Ona gidip Thyestes'i öl­ dürmek görevini verir. canavarı vurmuş.

Argonaut'lar seferine katıldığı ve çaldığı hayvanların postunu boyayıp onları tanınmaz hale getirmesini başardı­ ğı anlatılır. bundan da amacı doğacak toru­ nunun Sisyphos gibi kurnaz olmasıymış. Autolykos Laertes'e nişanladığı kızı Antikleia'yı önce Sisyphos'la birleştirmiş. İlyada'da AkhiUeus'un araba­ sını süren yiğit. Homeros bu görüşe katılmaz. Başka kaynaklarda Autolykos'un Herakles'e güreş öğrettiği. . Bu anlatıma göre. Automedon. Odysseus Laertes'in değil de. son­ radan Akhilleus'ın seyisi olmuştur: Ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'a bakar. Sisyphos davarlarını geri almak için konağına gelince.AUTOMEDON saramamış. Patroklos'un ölüsünü elde etmek için yiğit­ çe savaşan Automedon Akhilleus'un en vefalı arkadaşlarından sayılır (Balios). Ege denizindeki adaların bi­ rinden Troya savaşına katılmaya gelmiş. Sisyphos'un oğluymuş.

B a c c h u s . h e m d e bir Bakkha olan Agaue'nin k o r k u n ç d r a m ı canlandırılmakta­ dır. memeleri süt dolu bir azgın iniği nasıl zaptedtyordu. S. D i o n y s o s dinini b e n i m s e m i ş bu kadın­ lara olgun ermişlik a n l a r ı n d a T h y a s ( t h y o . genç. Eyuboglu çevirisi. a m a o n u n kavalı tek borulu ilkel bir kaval o l d u ğ u n d a n Apollon Babys'e ö n e m v e r m e m i ş . Kimi sırtını bir çam kütüğü­ ne dayamış. vakit gelince. şarapla ve kaval sesleriyle sarhoş olmuş. Hepsi se­ rilmiş uyuyordu. üç koro gördüm. birinin başında Agaue. onu Bakkha'lardan ayırıp kralı­ mızın gönlünü hoş edelim". Bakkha'lar. D i onysos dinini T h e b a i ' d e n sürmeye kararlı kral P e n t h e u s ' a şöyle anlatır ( M . görülmedik bir düzenle fırlayıp kalktılar. Canı isteyen de süt içiyordu: Parmaklarıyla toprağı kazın­ ca. Kendimizi güç kurtardık. senin anan. sonra yanaklarını yalayan yılanları benekli postlarına kemer gibi sardılar. thyrsos'larını sallayarak ayinlerine başladılar. s. T ı p ­ kı t a n r ı n ı n kendisi gibi çıplak bedenlerini n e b ris d e n i l e n benekli ceylan postlarıyla ö r t e r . Euripides'in s o n eserlerinden biri olan bu oyunda koro h e m Bakkha'lardan m e y d a n a g e l m e k t e . bunlar çocuklarını ye­ ni doğurup bırakmış. u c u n d a bir ç a m kozalağı b u l u n a n sarmaşık ve a s m a yaprakları sarılı u z u n değ­ nekleri ve P r o m e t h e u s ' u n insanlara ateşi taşı­ dığı n a r t h e k s karnışıyla t a n r ı n ı n p e ş i n d e n k o ­ şarlar. 4 6 ) : G ü n e ş ışıklarıyla toprağı ısıtmaya başlar­ ken. Pentheus'un anası Agaue'nin ardı­ na düşelim.B B a b y s . Gelin. geceleri d a ğ d a . kaçmasaydık Bakkha'lar bizi parçalayacaklar­ dı. inanmadı­ ğın bu tanrıya şükürler ederdin. içlerinden biri thyrsos'unu ya­ kalayıp bir kayaya vurdu: Kayadan sabahın çiyi kadar duru bir su fışkırdı. Ya­ yınları. benim rüzgâr kanatlı dişi tazılarım. Ah. T a n n Apollon'la flüt yarışmasına gi­ rişen satyr Marsyas'ın kardeşi. Bu düşünceyi doğru bulduk. thyrsos'larınızı sallayıp ko­ şun!" diye bağırdı. meşe yap- raklarının üstüne koymuş. yüce dağ başlarında yaşayan­ lar. Başka biri nartheks'ini toprağa dokundurdu: Tanrı top­ raktan bir şarap gözesi kaynattı. çözülmüş nebris'lerini bağlayıp sıkıştırdılar. Anan. vahşi hayvanlar bile cümbüşe katıldı. boynuzlu öküzlerin böğürdüğünü duyar duy­ maz Bakkha'ların ortasından ayağa kalktı. na­ zik elleriyle. Görmeliydin. ve­ cit h a l i n d e o l m a k ) . Tanrı Dionysos-Bakkhos'un dinsel t ö r e n l e r i n i kutlayan kadınlar alayı. D i o n y s o s ' u n L a t i n c e a d ı . kimi başını toprağa. E g . topraktan oluk oluk süt akıyordu. böylece Babys Marsyas'ın uğradı­ ğı cezaya u ğ r a m a m ı ş (Marsyas). ıssız ormanlar da Kypris'in peşine düşmüş değillerdi. H e r iki hallerini ve özlerindeki niteliği c a n ­ l a n d ı r m a k için Euripides'in " B a k k h a ' l a r " t r a ­ gedyasından bir p a r ç a y ı buraya almayı en uy­ g u n bulduk. Dionysos. Babys de ka­ val çalarmış. senin dediğin gibi. kolla­ rında taşıdıkları geyik. O zaman dağlar. İçimiz­ den. çıldır­ m a k . Bakkha'ları g ö r e n bir h a b e r c i o n l a r ı . Nihayet hepsi sarmaşık. Üç alay kadın. taze çayırlarda otlayan sürülere saldırdılar. hep bir ağızdan "lakkhos. Sarma­ şıktı thyrsos'lardan bal damlıyordu. başlarına sarmaşık çelenkleri sarar ve ellerin­ d e t h y r s o s . Zeus'un oğlu Bromios" diye bağırdılar. birinin başında da lno vardı. B. bakire. O sı­ r a d a d o ğ a ile birlik o l a n Bakkha'lar ü s t ü n bir güçle ö n l e r i n e gelen vahşi hayvanları p a r ç a ­ larlar. taşkın bir coşkuya kapılmak) d e n i r . hep­ si birden. Genç danaları parça pal . Bakkha'lar. gelin ardımdan. taşlar Bakkha'larla bir olup coştu. yer yerinden oynadı. erkekler bize pusu kurmuş. ş e h r e gidip gelen ve k o n u ş m a s ı n ı bilen biri dedi ki: "Ey. ihtiyar. kurt yavrularına bem­ beyaz bir süt veriyordu. birinin başın­ da Autonoe. Biz. hep bir araya gelip gördüğü­ müz garip şeyler üzerinde konuştuk. otlattığım öküz sürüsüyle yüksek dağla­ rın başında düz ve kayalık bir yere varmıştım. memeleri süt dolu ka­ dınlardı. O zaman Agaue Bakkha'lara: "Hey. ellerinde bıçak mıçak yoktu. uslu. çılgınca kendilerinden geçtikleri z a m a n da M a i n a s ( m a i n o m a i . hiç de. bayırda. Bizi tutamaymca. öküz ve koyun çobanları. ora­ da olup da bu mucizeleri göreydin. saklandğım çalılıktan fırlayıp onu yakalamak istedim. çalılıkların arasına saklanıp pusu kurduk. Ansızın Agaue'nin sıçrayarak yanımdan geçti­ ğini gördüm. meşe ve çi­ çekli saparna dallarından çelenklerini başları­ na geçirdiler. vü­ cutlarını saran uykuyu kovmak için keskin bir çığlık kopardı. Bakkha'lardan biri. gelin. o r m a n l a r d a k e n d i l e r i n d e n geçerek tanrıya karışırlar. Bakkha'lar derin uykularını gözlerinden sildiler. Bkz. Önce saçlarını omuzlarına döktüler. Bazıları. edepli yat mışlardı-.

bahtı kara insanlarla acı çekmeniz için mi? Şu dünyada soluk alan. XVII. (1) T a n r ı H e r m e s A p o l l o n ' d a n aşır­ dığı sığırları s ü r e r k e n dağda Battos adlı bir ih­ tiyara rastlamış. Batieia. Yılanlar. gü­ neş de vücutlarını kurutup parlattı. yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok.BAKKHOS ça ettiler. Philemon. 4 2 6 vd. hiç görülmedik bir sahne gör­ dük: Demir uçlu oklar Bakkha'lardan bir damla kan akıtmadı.): atları boyunduruğa. tanrının onlar için yerden kaynattığı sulara koştular. ne diye verdim sizi kral Peleus'a. Kithairon kayalıklarının etekle­ rindeki Hysia ve Erythra şehirlerine düşman orduları gibi girdiler. binlerce genç kadın eli boğaları boy­ nuzlarından tutup sürüklüyordu. Bithynia bölge­ B a l i o s . her şevin a/tını üstüne getirdiler. (1) Yel t a n r ı Z e p h y r o s ' l a H a r p y a P o d a r g e ' d e n d o g m a iki a t t a n biri. kimseye bir şey söylemezsen sana bir düve a r m a ğ a n e d e c e ğ i m . yanaklarından damlayan kanları yaladı. Dediklerine göre. (2) Battos Libya'nın Kyrene k e n t i n i n kuru­ cusu sayılır. Nihayet şehirlerin erkekleri Bakkha'larm her şeyi alıp götürdüklerini gö­ rünce öfkeyle silahlarına sarıldılar ve işte o zaman. P a t r o k l o s ö l ü n c e . Asıl a d ı . kralım. Myrina. onları Zephyros yeline kasırga Podarge doğurmuştu. yas ne. XVI. Çıralı derler b u g ü n o r a y a . sonra. Mavi yol­ culukta geceyi korsanlar yatağı Ceneviz kör­ fezinde geçirdikten s o n r a . ardı da girift çalılıklarla yükselen k o c a bir dağ. B a t t o s da sözünü t u t m a y ı p hay­ vanların saklandığı yeri g ö s t e r m i ş . Şarap olmazsa insanlar için ne aşk kalır. Kralım. kendisini ele verir korkusuy­ la o n a d e m i ş ki. Dionysos. Z e u s acır o n l a r a ve şöyle seslenir yüreğin­ de: Zavallıcıklar. Bellerophontes. siz ki bilmezsiniz ölüm ne. d ü z ­ gün k o n u ş m a y a başladığını anlatır. Alev alev yanan saçları vücutla­ rını yakmıyordu. tunç ve demir bile bellerini bükmüyordu.): Automedon koştu tez giden Bebryk'ler. Yel gibi uçan atları. bazen çamlara takılıp kalı­ yor. S o n r a d a hayvanları saklamış ve kılık değiştirerek ihti­ yarın karşısına çıkmış. t o p r a k yer yer . orada kana bulanmış vücutlarını yıkadılar. K s a n t h o s ' l a Balios'u P o s e i d o n P e l e u s ' a Thetis'le evlendi­ ği g ü n d ü ğ ü n hediyesi olarak vermiş. Kralımın kirpikleri şöyle bir defa açılıp kapanmadan Bakkha'lar hayvanların derilerini yüzüp hep­ sini didik didik ettiler. Bakkhos. Bakkha'lara öfkeyle saldıran azgın boğalar bir anda yere seriliyor. H o m e r o s İlyada'da onları şöyle anlatır (İl. Ama t a r i h ç i H e r o d o t o s ' a g ö r e B a t t o s Libya dilinde "kral" d e m e k m i ş . ölümlülere keder dağıtan şarabı veren oymuş. Omuzlarına attıkları hiçbir şey artık kara top­ rağa düşmüyor. Bellerophontes efsanesi bugün de yaşar bizim için. Kaburga kemikleri. Baukis. gemimiz m a s m a v i bir denizin yarlarla kesilmiş koyu yeşil kıyıları boyunca gide gide O l y m p o s k e n t i n e varır. Okeanos ırmağı kıyısında. Evlerden çocukları alıp kaçtılar. Aristoteles ya da Aristaios imiş de k e k e m e olduğu için B a t t o s d e n m i ş o n a . ne de başka bir şey. yitirdiği sürüleri a r a r gibi o l m u ş . Anadolu'nun sinde yaşayan bir boy (Amykos). İşte bu dağda a t e ş y a n a r . tırnaklı ayaklar havada uçuşuyor. Bkz. dallardan kan damlıyordu. Thebai'lilere bereketli başaklar veren ovalara rüzgâr gibi atıldılar. Alacalı taşlar ü s ­ t ü n d e g ü m b ü r d e y e n bir çayın d e n i z e dökül­ düğü bu lahitler kentinin ö n ü ak bir kumsal­ dır. T a n r ı öf­ kesinden kayaya çevirmiş o n u (Hermes). Z e u s böylece yüreklendirir atları ve katılır­ lar Akhilleus'un Hektor'la olan savaşına (Ksanthos). P a u s a n i a s B a t t o s ' u n Kyrene'yi k u r d u k t a n s o n r a . Akhilleus'un atları ağlar (İl. havalanıp giden kuş sürüleri gibi dalgalardan sarmaş dolaş in­ diler. Ksanthos'la Balios'u. ne diye bir ölümlü insana verdim sizi. 1 4 8 vd. Bkz. otlarken bir çayırda. Son­ ra geldikleri yere döndüler. Asopos ırmağının kıyılarına. Ateş nasıl y a n a r . büyük bir tanrı bu. Akhilleus da bu ö l ü m s ü z atları T r o y a savaşına getir­ mişti. bu tanrı kim olursa olsun. Bkz. B a t t o s . (2) A k t e o n ' u n bir köpeğinin a d ı . mutlak bir tanrıdan yar­ dım gören bu kadınlar thyros'larıyla erkekleri yaraladılar ve önlerine katıp kovaladılar. bırak bu şehre gir­ sin. alev nasıl kızıllık saçarsa öyle yaşar.

Gül parmaklı şafak görününce onuncu Tanrısal Anteia. Alır almaz damadının işaretini. tanrı soyundan olduğunu. Belterophontes'le. 1 5 2 . bir oğlu oldu. yaygın Lykia'nın kralı onu saydı. buğdaylık bir tarla. kralı birden öfke kapladı. Yanar T a ş dedikleri bu yer Lykia'nın en eski. Gönderdi onu Lykia'ya. o sıra aklı başındaydı Bellerophontes'in. koynuna girdi Laodameia'nın. aldı Laodameia'nın c a n ı n ı . dokuz t a n e öküz kurban e t t i . verdi kızını. onu bir anda yere serdi. Aiolos oğlu Sisyphos yaşardı orada. dedi ki: "Bellerophontes'i öldürmezsen lanet sana. Erkek gibi Amazon'ları öldürdü sonra. ama onlar bir daha dönmediler evlerine. onlar ki Ephyra'da. bütün krallık onurlarını bölüştü Lykia'lılar da ayırdılar bahçelik. Karısı üç çocuk doğurdu bilgili Bellerophontes'e: Isandros. b ö l ü m ü n d e Y u n a n i s t a n ' k D i o m e d e s ' l e A n a d o l u ' l u G l a u k o s çarpışırken savaşa a r a verip soylarını s o r a c a k olurlar birbirlerine. G l a u k o s ' u n anlattığı öykü Lykia'nın en ö n e m li efsanesini dile getirmekle kalmaz. Zeus almıştı Bellerophontes'I Proitos'un eli altına. Bellerop h o n t e s Korinthos (Ephyra K o r i n t h o s ' u n es­ ki adıdır) kral ailesinden ve ü n l ü S i s y p h o s ' u n t o r u n u d u r ( T a b . Dönüşünde kral ona zorlu bir tuzak kurdu: Yaygın Lykia'dan en iyi yiğitleri seçti gönderdi p u s u y a . VI. yalımlı nefesiyle kötü soluyordu. sıkı sıkı salık verdi bana: Hep yiğitçe dövüşeyim. Girdiği savaşların bu en çetiniydi. Ağırladı onu tam dokuz gün. Hippolokhos. güzellik bağışladı tanrılar ona. en güzel efsanesini b u g ü n de c a n l a n d ı r ı r . bu kandan Kral da anladı onun olmakla. kusursuz Bellerophontes öldürmüştü hepsini. üst üste katlanan bir levhaya yazdı bir sürü ölüm yazıları. Savaşa doymayan Ares öldürdü oğlu îsandros'u. Laodamela. üstün olayım b a ş k a l a r ı n d a n . kendisi ondan çok daha güçlüydü. Tanrısal nitelikleri d e o r a d a n g e l m e . yaygın Lykia'da en iyi. Bu efsaneyi H o m e r o s ' u n a ğ z ı n d a n d u y a l ı m : İlyada'nın VI. insanların en kurnazıydı o. N e var k i G l a u k o s Beller o p h o n t e s ' i n " ö l ü m l ü " babasıdır. Laodamela. ortası keçiydi. Övünürüm işte. en ünlü kişilerdi. arkası yılan. Ksanthos nehrine. Ama bir gün tanrılar tiksindi Bellerophontes'ten. Proitos'un karısı. yiğit aslında P o s e i d o n ' u n dölündendir. Glaukos'tu adi. Önü aslan. besleyen Argos'un t a n r ı s o y u n d a n d ı o. Glaukos'un kusursuz oğlu. damadımdan getirdiğin işaret hani? dedi. ben övünürüm onun oğlu olduğum için. sürdü onu Argos'lular arasından. Bellerophontes'e kıyamadı. Bellerophontes'e sordu. utandırmayayım atalarımın soyunu. B u p a r ç a d a n öğrendiğimize g ö r e . ayırdılar en büyük. 2 5 ) . Troya'ya gönderdi beni o. diyordu.BtLLtKumurN ı to gazlar s a ç ı p kendiliğinden t u t u ş u r .2 1 1 ) : At bir bucağında Ephyre İli uardır. alıkoydu orada. Ama Proitos geçirdi gönlünden kötü şeyler. Çarpıştı sonra ünlü Solymo'larla. Eline uğursuz işaretler verdi. Kızdı dizginleri altın kakmalı Artemis. en güzel bir toprağı. Gelince Lykia'ya. H o m e r o s ' u n bize açıkla- . böylece yok olacaktı o. . Böyle dedi o. Hippolokhos da baba oldu bana. doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon'u. Ama saygı besliyordu yüreğinde. Bellerophontes doğdu ondan sonra. insan değildi. yanıp tutuşuyordu. günü. Bellerophontes uydu tanrıların isteğine. gizlice bir sarmaş dolaş olsam. o benim zorla koynuma girmek istedi". Erkeklik. buyurdu önce azgın Khimaira'yı öldürmesini. çarpışırken ünlü Solymo'larla. Akıllı Zeus. ama birazcık olsun kandıramadı onu. Kadın bir yalan attı kral Proitos'a. Aleion ovasında kaldı o tek başına. insan uğrağından uzakta yedi kendi kendini. bu soydan. iki d ü ş ­ m a n savaşçıyı k o n u k ve dost olarak da birleş­ tirir (İl. Kaynatasına göstermesini buyurdu. Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya.

sağrı­ sına binip doğru Khimaira'yı öldürmeye git­ miş onunla (Pegasos). güzel topuklu. Güç. 324): Pegaros hakkından geldi bu Khimaira'nın koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. İlyada'da Lykia'lıların başında savaşan Zeus oğlu Sarpedon'un anasıdır (Proitos. Yiğidin ağzı ateş saçan Khimaira'yı nasıl öldürdüğü Homeros'ta anla­ tılmamıştır. Belos Mısır'da kalmış ve Nil ırmağının kızı Ankhihoe ile evlenmiş. Bu sahnede Bie sessiz bir kişi olarak bulunur. Roma tanrıları arasında çok eskiden beri yer alan bu kavramsal yaşlı­ lığın Palatinus tepesinde bir tapınağı vardı. Bir anlatıma göre. onun se­ rüvenlerine katılır (Melampus). Roma'lıların. Ana tanrıça Kybele'nin ek adlarından biri. ardındadır onlar. bunlara yalnız kadınlar katılırdı (Faunus). Biton. . Kleobis'in kardeşi (Kleobis). Bellerophontes'in tan­ rıların öfkesine uğramasının nedeni şöyle açıklanır: Gurura kapılan yiğit kanatlı atının sırtında Olympos'a kadar yükselmek istemiş. Anteia. orada belli günler­ de gizli ayinler yapılır. ayrılmazlar gümbürtülü Zeus'tan. onlar oradadır. Aigyptos'Ia Danaos adlı ikiz çocukları olmuş (Algyptos. Bellerophontes'in kızı Laodameia. Libya adlı nympha'nın tanrl Pöseidon'dan doğurduğu ikiz kardeşlerden biri (Tab. Birçok yi­ ğitler gibi Bellerophontes de kaza ile adam öldürmüş. Lykia kralı da konukluk kurallarına saygılıdır ve ancak zorunlu kaldığı zaman ağır işlere ko­ şar Bellerophontes'i.): Okeanos kızı Styks Pallas'la sevişti. öldürdüğü bu Belleros'un kim oldu­ ğu da pek bilinmiyor. Mars'ın eşi olarak da gösterilir. Bendis. Zetos'la Nike'yi doğurdu. Danaos). kuvvet anlamına gelen Kratos'la zor. Bellum savaş demek) zamanla Yunanlıların Enyo tanrıçasıyla bir tutulmuştur. zorbalık. Sonra Kratos'la Bie'yl. bir kargı ya da yanan bir çırağı ile canlan­ dırılır. korku saçan bakışlarıyla Furia'ları an­ dırır (Furia). Hesiodos bunların doğuşunu şöyle anlatır (Theog. Bir savaş arabasında. Kültü. Proitos konuğunu kendi eliyle cezalandırmaktan çekinir ve onun içindir ki eline katlanmış tabletler. Berckynthia. Verilen sözü ve içilen andı simgeleyen tanrıça. Bias. Kâhin Melampus'un kardeşi. 383 vd. Trakya'lıların ay tanrıçası. Hesiodos'a göre (Theog. Anteia kocasına Bellerophontes'i suçlayınca. yani bir mektup verip kaynatası lobates'e gönderir. Zeus nerede yürürse. ne var ki bu yüzden yur­ dundan ayrılıp kendisini suçundan arındıra­ cak birinin yanına gitmesi gerekiyor. Sarpedon). Orada bulunan resmi dünya kadar yaşlı bir kocakarı olarak gösterilir ve rahipleri de içi­ len andı simgelemek üzere ellerine beyaz bezler sararlardı. şiddet anlamına gelen Bia ( y a da Bie) tanrı ve kral yetkilerini simgeleyen bi­ rer kavramdır. Bu tanrının kızı ya da karısı sa­ yılan Bona Dea'nın Roma'da Aventinus t e ­ pesinde bir tapınağı vardı. Perikles zamanında Atina'ya yayılmıştı. Bona Fides. Öteki Agenor'dur. Kratos'la Bie Aiskhylos'un "Zincire Vurul­ muş Prometheus" tragedyasında önemli bir rol oynarlar: Oyunun başında Prometheus'u kollarından tutarak Kafkas dağına sürüklerler ve arkalarından gelen Hephaistos Zeus'a baş kaldıran insansever tanrıyı bir kayaya mıhlar.madıgı Bellerophontes'in adı ve niçin Tiryns kralı Proitos'un yanına sığındığıdır. Bona Dea. Khimaira. Bia. o yaman çocukları. Kültü kır tanrısı Faunus'Ia ilgilidir. Kydippe'nin oğlu. Bu adam da Proitos'tur. Hephaistos'la konuşmayı Kratos yapar (Kratos). Bellona. Romalıların savaş tanrıçası olarak simgelendirdikleri Bellona (Lat. Zeus da kızarak atmış onu gökten aşağı yer­ yüzüne. "İyi tanrıça" anlamına gelen es­ ki bir Latium tanrıçası. elinde bir kı­ lıç. Düştüğü Aleion ovası da Kilikya'da bir bölgedir. Bellos. Bellerophontes Belleros'u öldüren demek. 10). Berekynthes Phrygia'da otu­ ran bir boya verilen isimdir (Kybele). Agenor Suri­ ye'ye yerleşiği halde. Zeus nerede oturursa. adına yemin ettikleri Dius Fidius'un dişi karşı­ lığıdır. Bona Fides. yiğit kanatlı atı Korinthos'ta bir çeşmede su içerken bulmuş.

hem Milet'lilerin kendilerine değil de. M i l e tos'un güneyinde kurduğu tapınakta bu usta­ lığından faydalandığı gibi. Didyma tapınağı da yağmaya uğramış. Milet Pers savaşlarına gi­ rişecekken. güçlü kuvvetli bir yaratıkmış. boğazından girip karnı­ na varıyor ve bedenini dolaştıktan sonra gö­ beğinden çıkıyormuş. Boreas Trakya'da oturan gür sakallı. öy­ le çevikmiş ki. esiş yönüne göre bugün bizim yıldız dediğimiz yele karşılıktır. Didyma'nın hazinesiyle bir d o ­ nanma kurmayı düşünmüş. işte o gün. Ve senin de. gemicileri dosdoğru ereğe ulaştıran güzelim bir yel sayılır (Rüzgârlar). Pers'lerin eline düşünce. işadamları bilicileri elbette ki memnun ediyorlardı. bir şölen sofrası sürü sürü insanlara! Saçlı. engin kanatlı. Argos şehrinin geleceğini öğrenmeye ge­ len Argos'lulara. şehir­ de ne kadar erkek varsa hepsi öldürülüp. sen ey kötü düzenli kent. Brankhos çok güzel bir delikanlı olarak yetişmiş. Anado­ lu'da Yunan uygarlığını kalkındırmaktı. bu taylar öyle hafif.kehanetler her zaman heksametron dizeleriyle dile getirilirdi . Efsaneye göre. Adı Türkçeye poyraz diye geçen kuzey rüzgârı.oradan da kutsal yol boyunca Didyma'ya fal baktırmaya gelen devlet adamları. Pers savaşlanndan sonra yeni baştan kum lan Didyma tapınağı Roma imparatorluğu za­ m . ovada sürülerini ot­ latırken bir gün tanrı Apollon onu görmüş ve sevmiş. bereketli bir av olacaksın düşmanlara. onu kızıl kanatlarıyla sardığı gibi doğru soğuk Trakya'ya kaçırmış ve Kalais ile Zetes'e gebe bırakmış. Miletos. ama her müşterinin nabzına göre şerbet vermek. yani falını arzu­ ladığı sonuca yöneltmek de biliciye düşen gö­ revdi. şafak tanrıçanın oğlu olan Boreas. b i l i c i l i k yetisini bağışlamış ona. Tarihçilerin bize sakladığı aşağıdaki dizelerden .fışkı­ ran sevinç Delfi'nin Anadolu'daki zengin ra­ kibi Didyma'yı ne kadar kıskandığını belli et­ miyor mu? Ve o gün. İşin tuhafı. Bu amaçla M i let'te kalmış ne kadar Brankhosoglu varsa hepsini kesmiş. Nitekim Lade yenil­ gisiyle Milet. onlar gibi sert. soyu sopu da Brankhidai. Emeli.Boreas. N o tos ve Zephyros'un kardeşidir. Bir gün Atina kralı Erekhtheus'un kızı Oreithya'yı ar­ kadaşlarıyla ırmak kıyısında oynarken gör­ müş. tapınak hazi­ nesini ve daha önemlisi. Didyma Yunanistan'da Delfi'ye rakip bir bilicilik merkezi olmuş. İon şehirlerinin öcünü alacaktı. ona vurulmuş ve tozu dumana katarak üstüne yürümüş. Boreas bir at kılı­ ğına girerek Erikhthonis'in kısraklarına aşmış ve on iki tay üretmiş. Brankhos' un kişiliği ve efsanesi. Tapınak o kadar zenginmiş ki. Brankhos-Brankhosoğulları. buğday tarlaları üstünden ge­ çerken başaklar eğilmez ve denizin üstünden en ufak bir kırışık yapmadan uçarmış. ey Didyma. Hesiodos'a göre. Karadeniz'den Mısır'a kadar doksana yakın sömürge kuran Miletos işlek bir liman. Şairler Boreas'ı kara bulutlarla gökten sağanak sağanak kopan ve engin dalgalarla denizi allak bullak eden azgın bir yel. Odysseia'da önemli bir rol oynayan Boreas kimi zaman da arkadan pü­ für püfür esince. Lydia kralı Kroisos'un Delfi'ye verdiği kadar bol ve zengin armağanları Didyma'ya da bağışladığını söyler. Titanlar soyundan olduğu için. Milet'ten Didyma'nın limanı Panormos'a gemiyle . Milet'in başına gelecek yıkımı Delfi bilicileri önceden haber vermişti. dizginsiz ve azgınmış. Brankhosogulları bu durumda Pers kralıyla anlaş­ mayı yeg görmüş olacaklar ki. Brankhos Miletos'lu bir delikanlıymış. yabancılar el koyacak tapmağına. İssos savaşından sonra B ü y ü k İskender'in i l k işi Miletos'a gelmek olmuş. buz gibi esen bir kasırga olarak nitelerler. Kolay iş değildi bu. Ta­ rihçi Herodotos. yani Brankhosogulları adıyla fal­ cılığı sürdürmüşler.karayo­ lu yokmuş o zaman . sakallı savaşçıların ayaklarım yıkayacak kadınların. Bir gün İskender'in çıkagelecegini bilememiş Brankhosogulları. Apollon'un dev hey­ kelini Serhas'a verip onunla birlikte İran'ın Susa şehrine göçmüşler. Bu düşü hayra yoran biliciler doğan çocuğa "Brankhos" yani bo­ ğaz adını vermişler. Didyma'da kurulmuş Apollon tapınağı ve bilicilik merkezinin ünü­ nü ve yaygınlığını sağlamak için uydurulmuş­ tur. ka­ dınlar ve çocuklar köleliğe sürüklenince. Ana­ sı onu doğurmadan önce bir düş görmüş: G ü ­ neş ışınları ağzından. bolluk içinde yaşayan bir şehirdi.

şu gemimle. Tanrı Dionysos'a takılmış bir ad. Akhilleus'un ba­ rakasında sessiz. esmer. IX. 2). Bu ara­ da Agamemnon. Yalnız son bölümde AkhiUeus insanlık duygularına uyarak Hektor'un ölüsü­ nü babası Priamos'a verdikten sonra. 336 vd. . A k h i U e u s gene de yumuşamaz (İl. tanrı Apollon'un ö f kesini yatıştırmak için yüz sıgırlık kurbanlar kestirir. AkhiUeus kocasını öldürdükten sonra ele geçirir onu. Kottos'la Gyes'in kardeşi (Tab. Adı "atlı bakire" anlamına gelen Britomartis Girit'in Gortyn şehrinde Artemis alayına katılırmış. Uranos (gök) ile Gaia'nın (toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri (Tab. yanına yatar. İki sevgiliyi ölünün üstünde ağ­ lar görürüz. Agamemnon bile yaptığına pişman olur ve Akhilleus'la barış­ mak için elçiler gönderir ona.. Sonunda yakalanacağını gören Britomartis kendini denize atmış. AkhiUeus bu sözlere çok öfkelenir. (Yüz Kollular).). ama bir balıkçı ağına takılıp kurtulmuş. Khryses'i bir gemiye bindi­ rip. Birçok arma­ ğanlarla birlikte Briseis'i geri vereceğini.): Phoibos Apollon istiyorsa Khryseis'i ille de. ona son görevleri Briseis yapmış (Khryseis. Khryse'nin Apollon rahibi Khryses kardeştirler. Briareus. Briseis de acısına katlanır. iki haberci­ sini Akhilleus'un çadınna yollar ve kadını al­ dırır. Zeus'un kızı olduğu söylenen bir Girit tanrıçası. Ama barakandan alacağım kendim gelip senin onur payını. Brontes. köpeklerle dağda. Brises. Asıl adı Hippodameia olan Briseis Lyrnessos'a Apollon rahibi Brises'in kızıdır. ibret alsın kim benimle eşit görmek isterse kendini. 183 vd. Agamemnon'un üstüne yürümek üzeredir ki. Adı "gürleyen" anlamına gelen Brontes Zeus'a gök gürültüsünü armağan eden Kyklops olsa gerek (Kyklops). Kral Minos ona vurulup peşine takılmış ve dokuz ay süresince kovalamış kızı Girit'in dağlarında. za­ ten o kadına hiç dokunmadığını söyletir. Akhilleus'a karı olacağına söz vermişti. Patroklos öldüğü gün Briseis. Akhilleus'un dileği üzerine anası Thetis gi­ der. Homeros'tan sonraki öykülerde Briseis uzun boylu. uğruna çok acı çektiği ka­ rısı Briseis de gelir. yoldaşlarımla göndereceğim onu. Apollon tanrının öfkesini ve salgını önlemek için Khryseis'i babasına geri vermeye razı olunca Agamemnon şöyle konuşur (İl. öyle ki. Korksun boy ölçüşmekten. sedasız yaşamaktadır ki. Akhilleus'un Ege bölgesine yaptığı çapulculuk seferlerinden getirdiği en değerli tutsak Briseis'tir. babasına gönderir. Briseis evli barklı bir ka­ dındı. bayırda yalnız başına dolaşır ve erkek­ lerden kaçar bir kız tanrıça olarak canlandırı­ lır (A rtemis). kılıcını kınından çıkarmak. gü­ nün birinde Akhilleus'la Agamemnon arasın­ da kopan kavga altüst eder hayatını. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından biri. parlak bakışlı bir kadın olarak tanımlanır. AkhiUeus öldük­ ten sonra. AkhiUeus). yanan şehrine ağlar­ ken. Bu yüzden de ona Diktynna. Briseis'in babası. Briseis. Didymeion). Brises'le. güzel yanaklı Briseis'i. Akhilleus'un yanına döner.manına kadar önemini sürdürmüş ve orta­ çağda bir depremle yıkıldıktan sonra dev ka­ lıntıları bugüne kadar korunabilmiştir (Didyma. Senden ne güçlü olduğumu o zaman anla. Lyrnessos'ta Apollon tanrının rahi­ bi. kalın kaşlı. Akhilleus'un temiz yürekli arkadaşı Patroklos onu tatlı sözlerle avutmuş. ovalarında. Zeus sözünü tutar. 2). I. Zeus'tan yalvarır Akhilleus savaşa katıl- madıkça Akha'lara zaferi vermesin diye. AkhiUeus kentini yağma edip kızını götürünce Brises canına kıymış (Briseis). bir daha ne olursa olsun savaşa katılmamaya ant içip çadırına çekilir. Sonra İlyada'da pek sözü geç­ mez Briseis'in. tanrıça Athena elini tu­ tar. Ama bununla da kalmaz. Artemis gibi o da avcı kılığında. gör. Bromios. AkhiUeus da krallar kralına sövüp saydık­ tan sonra. yani ağdan çıkma kız adı verilmiş. çünkü yıkılan yuvasına. Britomartis. gece döşeğine uzanınca. "Gümbürtülü" anlamına gelen bu ek ad tanrı­ ya yıldırımlar arasında doğduğu için verilmiş olacak (Dionysos).

Öyle insafsız bir zorba imiş ki. Bizans'ın kurucusu Byzas. Bu kez de Byzas'm karısı Phidaleia kurtarmış şehri: Öbür kadınlarla birlik olup sürüyle yılan at­ mışlar düşman karargâhına. Kaunos bu yüzden sürülmüş. Adını iki kente vermişler: Biri Karia'da Byblis. Bu bataklık nasıl meydana geldi belli. böylece çekilme­ lerini sağlamışlar. koyu mavi anlamına gelen Kyane. Busiris Kıbrıs'tan gelme Phrasios adlı bir biliciye ne yapmak gerektiği­ ni sormuş. orada kim var. . Anasının kim olduğu konusunda söylentiler çeşitli. rahat bulamaz hiç­ bir yerde. Busiris Batı kızlarını kaçırmak için bir haydut çetesi kurmuş. Busiris çok zalim bir Mısır kralıdır. Belki Busiris Osiris adının bozulmuş bir biçimidir. 4 5 1 vd. Nil bölgesine yerleşmiş deniz tanrı Proteus bile ondan kaçmak zorunda kalmış. ona bir insan kurban kesmeli. kutsal sargılarla sarmış kol­ larını ve sunağa götürüp kurban etmek iste­ miş. Bu öyküleri anlatanlar Kaunos şehrini gör­ memişlerdi herhalde. Masmavi. yoksa öykünün sonunu bambaşka biçimde getirirlerdi: Eski Kaunos şehrinin (bugünkü Köyceğiz Dalyanı'nın) önünde göz alabildiğine uzanan ve ancak oraları iyi bilen gemicilerin şaşırmadan aşa bildikleri bir sazlık vardır. deli gibi dolaşır Anadolu'yu boydan boya. Byblis de bu yüzden çıldırmış ve asmış kendini. bir mektupla bildirir aşkını Kaunos'a. Byblis anlar sevgisinin dogadışı olduğunu. Bu sevginin kardeş sevgisinden öte bir şey olduğunun nasıl farkına vardığını uzun uzadıya anlatıyor bize Ovidius (Met. tanrı P o seidon'la Keroessa'nın oğludur. Kaunos'muş. ama şair görüşüyle bu yol yol b a t < ı gın Byblis'in tükenmez gözyaşlarıyla meyda­ na geldiği düşünülemez mi? (Kaunos). bilici de demiş ki. Bu Ovidius'un anlatımı. gider. ge­ ne de dayanamaz. Byblis. Yunan efsanesine göre. Başka bir anlatım işi tersine çeviriyor: D o gadışı aşka kapılan Byblis değil. Miletos'un kızı olmakla da Apollon'un torunu.). Oğlu da şehri orada kurmuş ve Apollon ve Poseidon tanrılardan yardım görerek surlarla çevirmiş­ ti. Ege kıyılarındaki bütün limanlar gibi bir ırmağın taşıdığı millerle dol muştur. yılda bir Zeus'un öfkesini yatıştırmak için. Keroessa da Zeus'un İo'dan olan bir kızı. Herakles M ı sır'a uğrayınca. Miletos'un kızıymış Byblis. altın elmaları almaya gittiği zaman Herakles bu çeteye rastlamış ve hay­ dutların hepsini öldürmüş. İo onu Bizans'a yakın bir yerde dünyaya getirmişti. Busiris Poseidon'un ogluymuş ve onu Mısır tahtına dünya seferine çıkan Osiris oturtmuş. Sonunda yüksek bir kayadan aşağı­ ya atar kendini. ikizini bir daha görmemek için kaçar yurdu Miletos'tan. pınar Byblis'in çağla­ yan gözyaşları gibi akar durur. öteki Fenike'de Byblos. oğlunu da. kuşatılmış boydan boya. yani Büyükmenderes ırmağının k ı z ı K y a ne'dir.Busiris. Bir anlatıma göre. Günün birinde M ı sır'da kıtlık olmuş. ama nympha'lar acır ona. kim yok herkesi öl­ dürmüş. kı­ zı bir pınara çevirirler. Ama yiğit sargıları çözerek. Busiris onun başına çiçek çe­ lenkleri koymuş. öyle beğenirmiş ki. ö p ­ meye. tiksintiyle kınar bu aşkı. gider de Karia ile Lykia sınırında Kaunos kentini kurar. en akla yakını şu: Anası Maiandros. O da öfkeyle. Byzas. o da düşer yollara. Byblis ikizini öyle sever. Günün birinde Trakya kralı Haimos şehre saldırınca. bir ırmak kızı için güzel bir ad. Byblis çıldırır. doyamazmış okşamaya. Ama Byblis'in serüveni acı: Bir ikiz kardeşi var Kaunos adında. Kral yokken de Bizans İskitlerin saldırısına uğra­ mış. Busiris'i de. Busiris de işe hemen Phrasios'u kurban etmekle başlamış. Byzas onu teke tek savaşta yenmiş ve Trakya'nın içine kadar kovalamış.

Roma'nın kurulduğu kırsal bölgede yaşayan bir nympha. Düşman da arkalarında ha yetişti ha yetişe­ cek. Etrüsk'ler yeni kurul­ muş olan Roma cumhuriyetine saldırınca. Cacus gelmiş. kestiriyormuş. Metabus çocuğu kalın kargısının ucuna bağlayıp karşı kıyıya atmayı düşündü. Camilla Volsk'lar kralı Metabus'un kızıymış. Bir gün iki yüzlü tanrı İanus takılmış peşine ve saklandığı kayanın arkasında onu yakalayarak bozmuş kızlığını. Camilla'yı attıktan sonra kendi de yüzerek geçmiş ırmağı.Ö. Yunan bereket tanrıçası Demeter'in Latince karşılığı. "Topraktan bitmek" anlamı­ na gelen bir kökten türemiş olan Ceres adı Latin'lerin de bu çeşit bir tanrısal varlığa çok eskiden beri tapındıklarını gösteriyorsa da. Cupido. Mağaradaki hayvanların böğürmesinden. onu peşinden ormana sürükler. Karşılık olarak da tanrısal bir güç vermiş ona: Evlerden her türlü uğursuzluğu defeder. İkisi de kurtulmuşlar.c Cacus. Aventinus tepesinin bir mağarasın­ da oturup komşu bölgeleri yağma ediyormuş. Efsaneye göre. Kırlarda büyüyen Camilla güçlü kuvvetli bir genç kız olup Yunan Ama­ zon'ları gibi avcı ve savaşçı olarak yetişmiş ve Aeneas'a karşı kahramanca savaştıktan son­ ra öldürülmüş. Bir gönüllü çıktı mı. Adı. Düşmanlarınca tahtından kovulan Metabus bebek yaşta olan kızını alarak kaçıyormuş ki. İ. kız kardeşinin Cacus'u ele vermesinden. bu işi başarırsa kızını ona adamaya söz verdi. 496 yılında bu iş olmuş ve Ceres tapınağı Aventinus tepesine kurulmuş (Demeter). Lati j um'da küçük bir ırmağın kenarına gelmişler. yanma er­ kek yaklaştırmazmış. Ccrcs. yolunu şaşırtırmış. Herakles uyanınca işin farkına varmış. Efsanesi şöyledir: K ı z oğlan k ı z olan Carna. Demeter ve Dionysos kültünün Roma'ya alınması gerektiğini öğrenmişler. Herakles Geyoneus'u öldürüp sığırlarına el koyduktan sonra İtalya'ya gelince. Roma'lılar Augustus ça­ ğına kadar Carna'ya kutsal bir ormanda tapınırlardı. CamUla. arzu anlamına gelir (Eros). Vulcanus'un oğlu. birkaç hayvanını aşır­ mış. ya da başka bir anlatıma göre. Yiğit uyurken. ağzı ateş saçan üç başlı dev. Tiber neh­ rinin kıyısında uzanmış. Vergilius'un Aeneis destanında an­ latılan Camilla efsanesi İtalya'nın halk masal­ larından esinlenmiş olsa gerek. gününü avlanmakla geçirir. Yunan aşk tanrısı Eros'un Latince karşılığı. Roma'lılar da Sibylla kitaplarına danışınca. Carna. Herakles mağaraya girmiş ve ateş alev saçan Cacus'u boğazlamış. . Yunanistan'dan gelme tanrıça onun izlerini silmiştir. şehirde kıtlık baş göstermiş. özellikle yeni doğ­ muş bebekleri beşikte kanlarını emen kuşlar­ dan korurmuş. ama Diana'ya yakararak. iz bırakmamak için de sığırları kuyrukla­ rından çekerek geri geri götürmüş.

97d) bile meydana getiren çok yönlü bir yaratıcıdır. yazın tarihine de ışık tutacak bir buluş olarak değerlendirilebilir. Daktyl'ler beşltir ve doğuşları şöyle olmuştur. Elin en ilkel insanlarda da büyü aracı ola­ rak ne büyük bir değer taşıdığı öteden beri bi­ linirdi. eski taş çağını bulduğu görülmüştür. (îkaros) babası sağ salim Sicil­ ya'nın Cumae şehrine inmiş ve kral Kokalos'un yanında saklanmış. Davaya bakan Areopagos mahkemesi de Daidalos'u sürgüne mahkûm etmiş. Minotauros'u barındıra­ cak Labyrinthos'u kurmuş. Kaynaklarda bu cinler çeşitli alanlarda ya­ rarlı olarak gösterilirler: Kureta'lar ya da Korybant'lar gibi baştanrı ve anasının tapım ve gizemlerinde gürültülü rakslarıyla yer alır­ lar. Ne var ki Ege'de meydana geldiği apaçık an­ laşılan ve Yunan dilinin yapısına pek de uy­ gun olmadığı gözle görülen bu vezin efsane­ den de. altı ölçülü destan vezni Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında kullanılmakla Yunan şiirinin doğuşuna yol açmıştır. din tarihine de. D a k t y l ' l e r . onun kültünde rol oynamış­ lar. adlarından da belli olduğu gibi elişlerinde yaratıcı olurlar. yani ölçülerden meydana gelir. ellerini toprağa da­ yayarak ıkınmış ve topraktan doğum sancıla­ rını hafifletecek güç almış. bunu fe­ na kıskanan Daidalos çırağını Akropol'den aşağı atarak öldürmüş. ya da Phrygia'lı tanrıça Kybele'yle ilişkili olarak gösterilirler. Daktyloi. "Daktylos" Yunanca parmak dernektir. yani parmak cinleri çokluk İda'lı di­ ye vasıflandırılıp Girit'li Zeus. Atina'daki işliğinde yeğeni Talos'la birlikte çalışırmış. Bu inanç ve simgesi kesintisiz bir evrimle Phrygia'lı Kybele ve Efes'li Artemis kültüne gelmiş ve orada hem tapımın temeli olan raks ve müziğin doğup gelişmesine. Girit'in Diktys mağarasında Zeus'u doğur­ mak için sancı çekerken. Sağ elinin toprak üstünde bıraktığı izden beş cin doğuvermiş. ayrıca. hem de her türlü mekanik araçlar yapan ve Platon'un Menon adlı diyalogunda sözü geçen canlı heykelleri (Men. arkeolojik buluntulardan da anlaşıldı­ ğı gibi Ana Tanrıça kültüyle sıkı sıkıya bağlıy­ dı. eli her sanata yatkın olduğu için kendisine verilmiş. Efsaneye göre.D D a i d a l o s .. Daidalos Kokalos'a olan şükran borcunu ona birbirinden güzel yapılar yapmakla ödemiş. "Ustaca işlenmiş ya da işleyen" anlamına gelen adı. bunlar tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış­ lar ortaya ve çıkar çıkmaz da yeni doğan Zeus tanrının şerefine hora tepmeye başlamış­ lar. Buluşun doğruluğu nu pekleştiren kanıtlardan biri de bu vezinde . Daidalos'u Sicil­ ya'ya kadar kovalayan ve sonunda da bulan Minos gene usta sanatçının uydurduğu bir düzenle öldürüldükten sonra. Gerçekten de Daidalos hem mimar. Ikaros babasının sözünü dinlemediği için denize düş­ tüğü halde. bunun ötesinde de. Kekrops.Tanrıça Rhea. Usta sanatçı Girit'e gidip kral Minos'un emrine girmiş ve onun İçin tür­ lü işler görmüş: Bir boğaya âşık olan Paslphae'ye içine girebileceği tahtadan bir inek yapmış (Pasiphae). ama Çatalhöyük'te meydana çıkarılan fresklerden bu simgenin ne kadar geriye gitti­ ği. bu vezinse daktylos denilen bir uzun. anası Rhea. hem de dünyada çığır açacak bir şiir ölçüsünün yaratımına yol açmış olabilir. Daktyller sonraları tanrıça Kybele'nin hiz­ metine girerek. Halikarnas Balıkçısı'nın birçok eserlerinde önerdiği bu görüş bugüne bugün büsbütün kanıtlanmış değilse de. çok önemli bir çığır açarak "heksametron" deni­ len vezni kurmuş olmakla ün salmışlardır. Bu vez­ ne parmak vezni denmesi parmaklardaki bir uzun ve iki kısa boğumdan ileri gelmektedir. hem heykeltıraş. Bi­ lindiği gibi. Daktyl'ler bir efsa­ neye göre madenlerin ve maden işlemeciliği­ nin bulucularıdır. Ne var ki günün birinde Talos ölü bir yılanın dişlerin­ den esinlenerek testereyi icat etmiş. İki kısa heceli ayak. Theseus'un ba­ şarısında Daidalos'un parmağı olduğunu öğ­ renince Minos çok kızmış ve ustasını oğlu İkaros'la birlikte Labyrinthos'a kapatmış. Theseus'un bura­ ya girip çıkması için de Ariadne'ye bir yumak iplik kullaması fikrini vermiş. ikisi de böylece uçup gitmişler. Mitolojide ise bu adla anılan ve sa­ yısı değişik olan birtakım cinlerin sözü geçer. yani Attika'nın kral so­ yundan gelme olduğu söyleyen Atina'lı sanat­ çı. Ama Daidalos oradan çıkmak çaresini de bul­ muş: İkaros'la kendisine birer çift kanat yap­ mış.

Gücü kalmamıştı artık Defne'nin Koşamıyordu kaçamıyordu Sapsarı. Avcı kollarına aldığı zaman Kalbi çarpıyordu Defne'nin Taze yaprakların altından. Öldükten sonra tannlaştırılan Si­ cilyalı sığırtmaç. giderek Kybele kültünü Phrygia'ya getirmiş olduğu söyle- . yalvardı babasına Pene'nin suları üstünde gezdirip gözlerini "Cezasını çekiyorum güzelliğimin Irmakların gücü de sen gibi tanrısalsa Ne yap yap değiştir beni Başka bir biçime koy baba".bugün Çanakkale'nin bi­ raz ötesinde Troya yolunda Dardanos tepesi diye bu tepe gösterilir . nympha'lar da. Eyuboglu çevi­ risi): Yok olmuş artık Daphnis. Dardanos. benimle bilir Saz tellerine ben verdim seslerini ilaçlar yaptım yabanıl otlardan Ama bana çare değil şimdi hiçbiri Kimden kaçıyorsun öyle sen Asıl sensin benim avcım Beni sen vurdun can evimden". Daphnis adını bu türün bir simgesi olarak da kullanırlar. sonunda bir uçuruma atmış kendini ve öl­ müş. Nedeni de şu: Daphnis Nomia adlı bir çoban kızıyla sevişirmiş. Çoban şiirinin kurucusu sa­ yıldığı için. Ama genç yaşında canına kıymış.ve ülkeye kral olduk­ tan sonra bütün bölgeye Dardanos adı veril­ miş. Öfkeye kapılan Nomia sevgilisinin iki gözünü kör etmiş. kır tanrıları da tutkunmuş ona. Söylentiye göre. Z. Vergilius da onun adına şiirler yazdıkları gibi. Atlas'ın kızı Elektra ile Zeus'un oğlu (Tab. Tavşan koşuyor. yani Anado­ lu toprağına göçmek zorunda kalmış. bir sal üstünde karşıki kıyıya. Öykü­ sü şudur: Daphnis tanrı Hermes'le bir nympha'nın ogluymuş. Theokritos da. Dardanos böylece Troya kral soyunun atası olmuştur. Soğuk sulara. Dardanos Samothrake (Semendirek) adasında kardeşi lasion'la birlikte yaşarmış. Doğar doğmaz anası onu defne ağaçlarından bir koruluğa bırak­ mış. çoban ola­ rak yetiştirmişler.u t\r ıı IN ı : 3 Ben ne bir dağlı ne bir çobanım Oklarından sakınılmaz tanrıyım Koca Zeus'tur babam Geçmişi. Daphnis. nympha'lar Onun yürekler acısı ölümüne ağlamışlar. Evet. babası Hermes bir ka­ yaya ya da bir pınara döndürmüş onu. Daphnis de bir sürü doku­ naklı yas türküleri çağırır. o günler ırmaktan ne bir yudum su içen. güzel dünyayı göre­ mediğine bir türlü katlanamazmtş. öyle yakışıklıymış ki. periler de alıp büyütmüşler. yatmış onunla. Nomla'ya ömrü oldukça sadık kalaca­ ğına söz vermiş. yetişmek üzere Birinde umut vardı. Dardanos kendi adını taşıyan bir şehir kurmuş . Sürülerini otlatırken Daphnis ya kaval çalar. geleceği Benimle bildi herkes. türkülerde anılsın bundan sonra Yan yana adlarımız Yazık dedi tanrı çok yazık. Dardanos'a Teuker kızı Batieia'yı vermiş ve öldükten son­ ra da tahtını. 16). ey Daphnis. saçları dal oluverdi. inlemiş o gün senin ölümüne Afrika'nın aslanları bile. bugünü. durmadan koşuyordu Ardında av köpeği ter içinde Boynunu uzatmış. Ne de bir tutam ot yiyen sürü olmuş Otlaklardan. ya da kendi uydurduğu türküleri çagırırmış. Yazık dedi tanrı çok yazık Saramadan yitirdim seni Bari benim ağacım ol da Yaprakların çelenk olsun kahramanlara Ezgilerde. Bir tek güdücü bile o acı günlerde Sürmemiş boğalarını ırmaklara. Ayrıca Samothrake'den Kabir'ler (Kabirler) myster'lerini. Öyle ki. Her yıl bu pınarın önünde sunular sunulurmuş bu çoban tanrıya. Pan Daphnis'e kaval çalmw>asını öğretmiş. Daphnis öyle güzel. Apollon da şiir düzmesini. Ey Daphnis. Orada kral olan Teuker iyi karşılamış onu. birinde korku Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu Çünkü ışık gibi saran tanrıyı Sevinin kanatlarıydı. 1. Vergilius'un Beşinci Sığırtmaç türküsünde iki çoban Mopsus'la Menalcas şöyle anarlar Daphnis'i (Çan yayınları. ama kral kızı güzel çobanı bir gece sarhoş edip baştan çıkarmış. Yalvarması daha bitmemişti ki Bir gevşeklik sardı her yerini Örtüldü göğüs yaprakla Kolları. Teuker bölgenin en büyük ırmağı Skamandros'la en büyük dağı İdaia'nın ogluymuş. ama lasion ölüp adayı da su basın­ ca.

kızı lole'yi tutsak ola­ rak alır ve Deianeira'nın yanma gönderir.nir. ölümlü insanların büyük şehri yoktu ovada. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: llos. Herakles Hades'e inişinde Meleagros'un gölgesine rastlar. O zamanlar kutsal tlyon yoktu. Asıl babası Oineus değil de. Savaş tanrı Ares'in yanından ayrıl­ mayan Deimos'la Phobos dehşeti. Bir ara Oikhalia kralı Eurytos'u yener. Deianeira da duyduğu pişmanlığa daya­ namaz. Nessos can çekiş­ mekteyken Deianeira'ya yarasından akan ka­ nı alıp büyü gibi kullanmasını öğütler. kısraklar gebe kaldı on iki tay doğurdular. Herakles Deianeira ile Hyllos'u oraya bıraktıktan sonra başka işlere koşar. Dardanos soyunun gelişmesi İlyada'da Aineias'ın ağzından şöyle anlatılır ( İ l . Deianeira kardeşi Meleagros gibi yi­ ğit bir kızdır. korku ve onun sonucunda meydana gelen bozgunu simgeiendirirler. Yiğit onu sırtına giyer giymez gömlek derisine yapışır ve korkunç acılarla yakmaya başlar. koştular başakların tepesinde. D e i a n e i r a . kıskançlık içini kemirmeye baş­ lar. D e i m o s . Priamos'tan Hektor doğdu. Gömleği çıkarayım derken. Âphrodite): Bu arada kalkan delen Ares'le Kıbrıslı Tanrıça Âphrodite'nln birleşmesinden . Zeus'a şarap sunan olsun diye. 215 vd. taylar bereketli tarlada hoplayıp zıpladılar. Dardanos'tan Erikhtonios doğdu. Klytios. alacalı köpükler üstünde dört döndüler. en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların. Sonra Deianeira i l e evlenir ve Hyllos adlı bir çocukları olur. gelen gidene gösterirlermiş (Herakles). panik. Pallas heykeli olan Palladion'u Arkadya'dan çalarak Troya'ya yerleştiren de oy­ muş derler. Deianeira'nın acı öykü­ sünü Sophokles "Trakhis Kadınları" adlı tra­ gedyasına konu etmiştir. bu kandan olmakla. bir at oldu kara yeleli. o sırada kadına yanaşmak ister. Tithonos'la Priamos doğdu Laomedon'dan. Za­ ferini kutlamak için de karısından yeni bir gömlek ister. Kalydon avında can veren yiğit ona kız kardeşi Deianeira ile evlenmesi­ ni salık verir. XX.): Bulut devşiren Zeus ilkin baba oldu Dardanos'a. o sırada Nessos'un büyülü kanı aklına ge­ lir. Dardanos kurdu Dardanie'yi. bindi kısraklara. Kapys'in oğlu Ankhises'ti. sevinirlerdi körpe taylarına bakıp. Övünürüm bu soydan. On bin kısrağı otlardı çayırlarda. 9 3 3 vd. Trakhis'te mezarı var­ mış. Erikhtonios'tan Tros doğdu. Assarakos'un oğlu Kapys. Ares'in dölü Hiketaon doğdu. Hesiodos bu iki tanrıyı şöyle tanımlar (Theog. ama onu alabil­ mek için önce Akheloos ırmağıyla dövüşmek zorunda kalır (Akheloos).) (Ares. Lampos. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. Ankhises'ten ben doğdum. Bu dayanılmaz işkenceye son vermek için Herakles Oita dağında bir odun yığını hazırlatır. Trakhis'e varırlar. başaklara dokunmadılar. Boreas. derisi de yüzülür. Kocasının tutsağı olan güzel Iole'ye âşık olduğunu ve kendisini onunla aldat­ tığını haber alınca Deianeira korkunç bir öf­ keye kapılır. Y i ğit bir süre sonra karısı ve oğluyla Kalydon'dan ayrılır. Deianeira Kalydon kralı Oineus'la Althaia'nın kızı ve Meleagros'un kız kar­ deşidir. llos'un oğlu kusursuz Laomedon'du. Yolda derin bir ırmağı geç­ meleri gerekir. Nessos ırmağı geçirmek için Daianeira'yı sır­ tına alır. at adam Nessos'a rastlarlar. bir ara Kalydon sarayında misafir kalan Dionysos'muş. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. Bu ik­ sirle kocasının sevgisini her zaman için koru­ yabileceğini söyler. Troya'ltların kralı. Karısının çığlıklarına koşan Herakles at ada­ mı Lerna canavarının kanına batırdığı zehirli oklarından biriyle vurur. tanrıya denk Ganymedes. otlarken gördü onları. kendini alevlerin içine atar. Dardanos'lular çokpmarlı lda'nm eteklerinde otururdu. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a. canına kıyar. Herakles de yeryüzüne döndü­ ğünde güzel kıza gönül verir. savaş arabasını ve silahlarını kullanmasını bilirmiş. dört döndüler denizin engin sırtında. yeni gömleği bu iksire batırarak Herakles'e gönderir. vuruldu. Assarakos. kral oldu.

(Adrcrstos. X X I I . Athena yeryüzüne iner ve ön­ ce Akhilleus'a görünüp kendisiyle birlikte çar­ pıştığını. Deipyle. üstünde bir ot bile bitmezmiş. Gözü pek ve akıllı vurunca. Lesbos. Derken Leto gitmiş. Hektor'u gidip kandıracağını söyler. ama Polydoros'u öldürdüğünü sa­ Deiphobos. Hekabe). Polyrnestor.). Poseidon günün bi­ rinde yabasıyla denize vuracak olmuş. 226 vd.iki çocuk doğuyodu. bu yüzden de hiçbir yer onu ba­ rındırmak istememiş. hiçbiri almamış Leto'yu Hera korkusundan. Artemis). İmbros.). özellikle Athena Hektor'un ölü­ ablasını kocası Polymestor'u kör edip öldür­ münü sağlamak için onu araç olarak kullanır­ meye zorlamış. onunla evlendiğini. ona güvenir ve bunun içindir dirmiş. doros'u öldürmesini istemiş. demiş ki Deloslu Apollon'a Homerik hymnos'ta m o ­ dern denebilecek turistik bir görüşle diyor ve ant içiyor ki . Ama kral Priamos en Yakıp yıkıcı Ares'in yardımıyla. Ve adada doğuyor Apollon'la Artemis. ne şehir. Hera'nın hışmına ugramışmış. Bir gün Deipy(Tab. Deioneus kızını İksion'a verdikten sonra Polydoros'u karıştırmış ki. Troya savunmasında yiğitçe çarpı­ los. (2) Troya'nın savaş sonrası efsanelerinde Bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar. karar verirler. git zaman tanrıça Leto doğura­ cak bir yer aramış (Leto. güvenle saldırır düşmana. atar kargısını ( İ l . Diomedes'in anası (Tab. oraya öyle bir tapınak yaptıracak ki. üstelik de denizlerde yüzer. dokuz gece sancı çekiyor Leto. Delos. ama ne dağ. tanrılar Hektor'un öleceğine ros. Adrastos'un kızı. 289 vd. karşısına bir yü­ zen ada çıkmış. sonra Deiphobos'un kılığına girerek Hektor'a yaklaşır ( İ l . kendisini öldürüp bedenini param­ parça ettiklerini anlatırlar. Trakya kralı Belalı. ta ki Hera'nın Olympos'ta alıkoyduğu kızı . ne ada. Homeros'un en güzel. Tydeus'un karısı. Ne var ki dokuz gün. bizim için Deiphobos İlyada'nın Deiphobos'u kalsın. bütün geçimini dünyanın dört bucağından bu tapı­ nağa gelecek olan gezginlerden. 16). Akhilleus'la Hektor ölüm-kabm savaşına bambaşka bir öykü anlatılmaktadır (Polydogirişmişlerdir ki. sonra da Troya düşünce Odysseus'la Menelaos'un onun evine birlikte saldır­ dıklarını. B i z onlara kulak vermeyelim. Bundan sonraki sahne İlyada'nın en doku­ naklı. Zeus'tan gebe kaldığı için. 23). îlione'den gerçeği öğrenen Polydoros ki tanrılar. gitmiş. bütün tanrıçalar ba­ şında bulunduğu halde doğuramıyor bir türlü. Gel zaman. İlione kendi oğlu Deipylos'la kardeşi bası. îksion'un karısı olan Dia'nın ba­ diye. yani Polydoros. Deiphobos kılığında Athena birkaç parlak sözle iyice kandırır Hektor'u o da. Ama yalın kayalıkmış bu ada. Ne var ki. insanca değeri en yüksek olan sahnesidir. en temiz kişilerinden birini kirletip leke­ lerler böylece. Deipylos. Deipylos. Efsaneye göre. Phobos'la Deimos.ada doğumuna izin verirse. yakarışlar­ dan çıkarabilecek. korkunç savaşlarda bu tanrılar Polymestor'un Priamos'un büyük kızı İlioiter kakarlardı ordu birliklerini ne'den olan ogluymuş. bir ada çıkıvermiş. Apollon. onun Helene için Helenos'la yarışma­ ya girdiğini. kâhin ona yurdunun yanıp yok ol­ olduğu için Hektor kardeşleri arasında en duğunu. Trakya'da Athos. Samos adalarına. miras Polydoros'a kendisine sunulması gereken armağanları is­ değil de Deipylos'a kalsın. Priamos'la Hekabe'nin oğlu narak kendi oğlunu öldürmüş. (1) İlyada'da adı bir kere geçen Akha'lı bir savaşçı. Polydoros üstüne İlyada'da lar. Ana­ dolu'da İda dağlarına. Deiphobos'un adı geçmez artık İlyada'da. vurdu­ ğu yerden bir parça toprak. Delphoi kehanetine baş­ şan savaşçılardan biridir. Troya teyince. küçük oğlu Polydoros'u ablasına emanet et­ miş ki. X X I I . dalgalarla oradan oraya sürünürmüş. Miletos ve Knidos şehirlerine başvurmuş. Troya'ya bir şey olursa onu korusun Deioneus. Trakya kralı bu­ nu yapmış. İksion onu ateş dolu bir kuyuya atıp düşünce. yani kaderin elinde oyuncak olup en sevdiği ağabeyisine kıyan trajik bir kişi. anasıyla babasının da öldüğünü bil­ çok onu sever. Tydeus). uydurulan bir kişi. Agamemnon Polymestor'dan Polyöldürmüş (İksion). Sthenelos'un arkadaşı. ona seslenmiş. kadını kazanıp aldığını. Ama sonraki efsaneler Paris öldükten sonra.

yumruk. 9 1 1 vd. Kim görse bu erkekleri. Bu efsaneyi E. yani yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılması Demeter kültünün de merkezindedir. Orada toplanırlar uzun etekli tyonya'lılarm senin. Sonra başlanır oyunlara. ezgi. yayınları. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus.DEMİ I I 1 < ebe tanrıça Eileithyia yardıma gelsin. Sonunda her şeyi gö­ ren ve bilen güneş tanrı Helios Kore'nin bu­ lunduğu yeri söylemiş. seuinç ve coşkuyla dolar yüreği. Demeter'e oğlu Demophon'u bakmak. tutunmuştur. ama gönlünü sevindiren ver. efsanesinde de kızı Persephone'den ayrılmaz. ama tapımına Girit'te. tanrı Hades arabasıyla dışarı çıkagelmiş. onuncu günü dünyaya geliyor ikiz tanrı­ lar. sana bağlı olanlar gelirler ziyaretine. Peterich'in "Küçük Yunan Mitologyası"nda (M. ovalara bakan dağ başları. Onları oyunlarda gören sanır ölümsüzdürler. Trakya'da ve Peloponnesos'ta rastla­ nır. En çok tapıldıgı yerler Eleusis ve Sicilya ovalarıdır. Sıkıntılarla dolu bu dolaşmaları sırasında Demeter bir kocakarı kılığına girmiş olarak Eleusis kralı Keleos'un evine uğramış. kızı yakaladığı gibi kaçıp gitmiş. Kimi zaman "Ko­ re" (genç kız) adıyla anılan Persephone ile Demeter'e "iki tanrıça" denir. Böylelikle toprağa ye­ niden bereket gelmiş. D e meter bir tanrı besliyormuş gibi çocuğu nek­ tar ve ambrosia ile beslemiş. çeviren S. Canlıları doyuran. Bu efsane Yunan dünyası­ nın daha çok buğday üreten bölgelerinde ge­ lişmiş. ikinci tanrı kuşagındandır (Tab. hızlı gemilerini ve bütün varlıklarını kim görse onların. nice kutsal koruların oldu. Persephone'nin yılın üç­ te ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanı­ nı. yüce dağ başları senin oldu. yüreği sızlayarak ıs­ sız bir yere çekilmiş. Zeus boşuna onu barıştırma­ ya çalışmış. anası Demeter'in. b ü y ü k bir İ ş i bozdu- . "güzel örgülü Demeter" diye anılan toprak ve bereket tanrıçası Demeter (adını "Ge-meter" toprak ana olarak açıkla­ yanlar vardır) Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın kızı. B. yani kışı da kocası Hades'in yanında geçir­ mesini kararlaştırmış. Ondan sonra da Delos'a "parlak" anlamı­ na gelen adı verilir ve Zeus onu toprağın dibi­ ne mıhlar. 5). Öyküsünü kısaca şöyle an­ latır Hesiodos (Theog. kendisine Hades'in sunduğu nar meyvesini yemiş olan Persephone bu sevgi büyüsüyle yeraltı hakimine bağlanmış bulunuyormuş. yaş yok. kızını araya araya bütün dünyada dolaş­ madık yer bırakmamış. ey tanrı Delos'tu asıl. Kralın karısı Metaneira karşısındakinin tanrı olduğu­ nu anlayamamış. Persephone'nin Aidoneus. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. Baydur) anlatıldığı gibi alalım: "Persephone bir gün oyun arkadaşlarıyla birlikte çayırda çiçek toplarken birdenbire yer yarılmış. Bunun üzerine Demeter Olympos'tan kaçmış. insanlar kıtlık tehlike­ sine uğramışlar. Bir gün Metaneira sütnineyi çocuğu alevler içine tutarken ya­ kalamış. Ümitsizlikten ne yapacağını bilmeyen tanrı ana. Rheia'nın ilk kızı Hestia'dan hemen sonra doğmuştur. Onun küsmesiyle topra­ ğın bereketi kalmamış. geri kalan üçte birini. Kyklad takımadalarından biri olu­ verir. onun tek efsanesi mevsimleri simgele­ yen bir efsanedir. Ak kollu Persephone'yi doğurdu Demeter. Çok korkmuş olan kraliçeye tanrıça k i m olduöunu söylemiş. Demeter tapımında da. boşuna Hades'ten kızı geri vermesini istemiş: Tanrı kadın yalvarmalara kulak vermiyor. kadınlarını ve çocuklarını getirirler ilanlarında. yeraltı tanrısı Aidoneus kaçırdı onu anasının koynundan ve bilge Zeus bıraktı kızını ona. tanrıçanın Eleusis'te kutlanan myster'lerinde de bu efsanenin derin sırlarına ermekle Demeter erenleri arasına karışılırdı. Ve hymnos dört yılda bir Delos'ta kut­ lanan Apollon törenlerini şöyİe anlatır: Nice tapmakların oldu. bu güzel kuşaklı kadınları. dans yarışmaları sunarlar. O gelin­ ce. Eg. tarlalar tanrıçasının.): Demeter'in de yatağına girdi Zeus. Sanki onlar için zaman denen şey yok. büyütmek üzere vermiş. Homeros destanlarında "güzel saçlı kraliçe". Demeter. Demeter ekinleri ve özellikle buğdayı sim­ geler.

o da Demodokos'tur. Demodokos. getirmiş Akropolis'e dayamıştı tanrısal Odysseus da kurnazca. Bunların en önemlilerinden biri Homerik de­ nilen bir hymnos'tur. Odysseus'un da yiyordu içi içini. Triptolemos). halkın saydığı ve sevdiği bir kişidir. Ne güzel söyledin Akha'larm destanını. bedenin de. tanrısal bir şiir bağışladı ona.).. . kimliğini açığa vuracak bir dilekte bulunur. Bu. bir tekinin adını öğreniriz yalnızca. Bu macera tanrıçaların ölüm­ lü erkeklerle sevişmelerine bir örnek olarak gösterilir (Od. 487 vd. Odysseus kendisi şöyle tanımlar ozanı (Od. Ozan Demodokos birkaç kez sahneye çıkıp ezgi söyler. olduğu gibi. 267 vd. bolluğu simgeleyen Plutos adlı bir oğlu olur (İasion. Plutos). yemek dolu bir masa çekerler ö n ü n e . ya da Apollon. kadınların nasıl bu gizli törenler sırasında kadın düşmanı Euripides'i suçladıklarını sahneye koymuştur. nelere katlandıklarım. ruhun da devineklerini yöneten bu ozandır (Od. Atina'da her ekim ayında yalnız kadınların katıldıkları "Thesmophoria" bayramı kutlanır ve iki tanrıçaya da "thesmophoriai" yani ya­ sa getiren. Anlatabilirsen bunları. şölene oturulacak mı. susturur ozanı ve sorar konuğu­ na niçin acı gözyaşları döktüğünü "dinlerken Argos'luların ve İlyon'un başına gelenleri". 478 vd. Kral Alkinoos da hiçbir şöleninden eksik et­ mez onu. D e m o d o k o s . o sıra Odysseus duygulanır. 2 6 1 vd. Bunca bin dizelik Homeros destanlarında öylesine usta bir ya da birkaç ozanın sesini. getirip bir biçimine.. şöyle der ozan (Od. Metaneira. Oysa Demeter'le Anadolu'nun bereket tanrıçası Kybele arasın­ da hemen de hiçbir ilişki kurulamaz. ozan. V I I I . Haydi şimdi geç başka bir konuya. V I I I . Ares'le Aphrodite'nin aşklarını söyler (Od. halktan saygı görür. Roma'lılann tapındıkları Ceres Demeter'den pek farklı değildir. Bu tapınağın mysteria denilen gizli tapımı bütün eskiçağ boyunca büyük bir saygı görü­ yordu" (Eleusis.): Ozanlar saygı görürler ve değerli bilinirler bu yeryüzünde yaşayan tekmil insanlar arasında. Athena'nm yardımıyla Epelos yapmıştı onu hani. Anlatıldığına göre. Aristophanes "Thesmophoria Bayramını Kutlayan Kadınlar" adıyla bir komedya yazarak. yanaklarım ıslatıyordu kirpiklerinden sızan yaşlar. Gelince altın çivili bir koltuQa oturturlar ozanı. halka söyler. Odysseia'da. neler yaptıklarını ne güzel söyledin. Demophon'un er­ kek kardeşi Triptolemos tanrının evlatlıgıymış. şu tahta at olayını anlat şimdi bize. 125) ve İasion'dan zenginli­ ği. 44 vd. şimdiyse bir ölümlü olarak kalmış. Keleos. llyon'u yıkacak adamlarla doluydu içi. halkla ilişkilidir. V. neler çektiklerini. tanrı kadının kendisi Keleos'la oğullarına Eleusis'teki D e meter tapınağını kurmak öğüdünü vermiş. bundan böyle tekmil insanlara ben de diyeceğim ki: Tanrı sevdi onu. destanlık yiğitleri anar. de­ ğerlidir. sazını asarlar başının üstünde bir çengele ve şölende.): Daha çok sayarım. Sanatı ya Musa öğretti sana. V I I I . sözünü dinler de. oyunda.[)I:MOIX)KOS ğunu bildirmiş: Demophon alevler içinde bü­ tün dünya bağlarından kurtulup temizlenerek tanrı olacakmış. Adından da belli olduğu gibi demos. hemen çağı­ rır (Od. seni tekmil ölümlülerden. Triptolemos kanatlan bulunan sihirli bir arabayla bütün dünyayı dolaşıyor. insanlara tarla bakımını ve Demeter tapımını ögretiyormuş. Yalnız Alkinoos farkına vanr Odysseus'un ağladığının. çünkü Musa öğretmiştir onlara ezgi söylemeyi. Başka masallara göre. ve Troya savaşını söyler. Musa çok sever ozanlar soyunu. Demeter'in İasion adlı bir ölümlüyle mace­ rası da anlatılır.).). biri de İskenderiye'n şa­ ir Kallimakhos'tandır. insanlara doğal yasaları öğreten tanrıçalar denirdi. V I I I . VIII. Demodokos Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında görevli ozandır. Demeter'e yazılmış birçok övgüler vardır.

(1) Soylar mythos'unda Hesiodos tunç soylu insanların kendi elleriyle yok olduklarını. (2) îlyada'da adı geçen bir Deukalion daha vardır: Girit kralı Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Troya savaşına katılan Meriones'in dedesidir (Meriones). engin gökler yankılanıp inildedi ölümsüzlerin saldırıları altında.. Ne var ki Yunan mythos'unun Tufan kahramanları Deukalion'la Pyrrha'nın. Babil ve Samî kaynakla­ rından bazı efsaneleri alıp. ad bırakmadan öbür dünyaya gö­ çüp Hades'in karanlıklarına gömüldüklerini söyler. Titan tanrılarla Kronos oğulları ki birileri. Demeter. tüm nimetleri verenler. Yürekleri hınçla dolup taşarak tam on y i / cenkleşti durdular. belli değildi kimin kazanacağı. ağır bir deprem iniyordu Tartaros'a kadar karışarak gümbürtüsüne korkunç saldırışların savrulan kayaların. koca Olympos sarsılıyordu temelinden. Demek ki Zeus Kronos'u yenmekle ege­ menliği hemen ele alamadı. Şimşekler saçıyordu gökten ve Olympos'tım. Titan 'lar da atılıyordu şevkle sıra sıra. ) . Homeros kör müydü. Homeros'un kendisi midir? Kör ozan üstüne nice söz söylendi. Dikildiler Titan'lara karşı korkunç savaşta koca ellerinde yalçın kayalarla. Zeus da artık tutmaz oldu öfkesini. Bkz. değil miydi diye tartışıldı. ni­ ce mürekkep döküldü. Ksuthos ve Aiolos. Tu­ fan. Yunanlıların Tufan efsanesi da­ ha sonraki bir çağda. Olympos'un tepesinde oturanlar. belki Tesalya'da uydu­ rulmuş ve kahramanları Deukalion'la Pyrrha Prometheus-Pandora mythos'una bağlanmış olabilir. insanlığın başına gelen yı­ kımlarının kaynağında bulunan Prometheus ve Epimetheus soyundan olmaları (Tab. iki tarafın birbirine karışan sesleri yükseliyordu yıldızlı göklere kadar. Hesiodos Olympos tanrılarına kadar bir­ birini izleyen soyları.I »I V I I K VI I A I N K I I AK SAVAŞI Odysseus da işte o zaman başlar Odysseia' yi. şöyle der (Theog. adı Hellen. Her birinin yüz kolu vardı onların omuzlarında heybetle savrulan. Bu efsane Hellen ırkının atasını kur­ ma işine de yaramış. Olympos' kıların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. Hepsi. 666-735): Ogün tanrı ve tanrıça hepsi azgın bir cenk havası estirdiler. 20. 3) hesiodos'un Sümer. Doros'la Aiolos doğrudan doğruya Dor ve Aiol ırklarının atası. her birinin elli de kafası vardı güçlü bedenlerinin omuz başlarında. Ksuthos ise çocukları Akhaios'la lon yoluyla A k ha'ların ve İon'ların atası olur (Tab. yani geçirdiği bütün serüvenleri anlatma­ ya. Haykırışlarla yüklüydü atılan her şey. uzun zamandan beri savaşıyorlardı güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. Demodokos Odysseia destanının en sevim­ li. öbürleri. bazılarını almadı­ ğını gösterir. bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga. Kronos oğulları ve Zeus'un gün ışığına çıkardığı güçlerine dayanılmaz azgın devler. onun da üç oğlu olur: Doros. saydıktan son­ ra. Theseus'un dostu olan bu D e ukalion Kalydon avında da bulunmuş. en devinekli sahnelerindendir (Theog. ben bugü­ ne dek okuduğum bunca yapıtların hiçbirinde şair Homeros'un gözü gibi gören göz görme­ dim. Çevrede sonsuz deniz homurdanıyordu. Titan tanrıları. Othrys'de. Deukalion. şöyle ki Tufan'dan kur­ tulan Deukalion'la Pyrrha'nın bir oğlu olur. 630 v d . gürzlerin. ama bunun nasıl olduğunu anlatmaz. en ışıklı bir kişisidir. D e m o p h o n . Othrys'le Olympos ikisi de Thessalia'nın birer yüksek doruğudur. Bu iki dağın tepesinden sürdürülen savaş Theogonia'nın en renkli. korkunç bir kargaşaya dönerken boğuşmaları. Bu başarının da ancak Y ü z Kollu Devlerin yeral­ tındaki hapislerinden çıkarılmalarıyla sağla­ nabildiği belirtilir. Devler ve Tanrılar Savaşı (Titanomakia). Yüreği dolar dolmaz öfkesiyle bütün gücünü salıveriyordu ortaya. kuşakları. Okuyucu kendi duy­ gu ve izlenimine göre karar versin. gürbüz elinden fırlayıp uçuyordu yıldırım . Toprak kükredi birden gür sesiyle. Tufan sözü ve kavramına rastlanmaz en eski Yunan kaynaklarında. Hellen). mağrur Titanlar. her iki taraf gösteriyordu var gücünü.

Biri çökerken öteki üstüne düşse onun. D e i o n e u s ' u n kızı. Babası öl­ düğü z a m a n Pygmalion ç o c u k m u ş . Bu k o r k u n ç d u r u m karşısında Elissa T y r o s ' t a n g ö ç m e y e karar vermiş ve y a n ı n a k e n t i n ileri gelenlerinden bir grupla Sicharbas'ın d e ­ finesini de alarak denize açılmış. gide gide Afrika'nın Libya kıyılarına varmışlar ve o r a d a karaya çıkmışlar. K a r t a c a kraliçesi D i d o ' n u n efsanesi Vergilius'un " A e n e i s " . yıldırımları. Libya yerlileri Elissa ile . Ö n c e Kıbrıs'a uğrayıp A p h r o d i t e t a p ı n a ğ ı n d a n seksen g e n ç kız kaçırarak k e n ­ dilerine eş edinmişler. Kalkan tutan Zeus'un buyruğuyla durur orada sadık birer bekçi gibi Gyes. Gyes. Güçleri yetmez çıkmaya oradan Poseidon kapamıştır tunç kapıları. çatır çatır yanıyordu canlılara can veren Ana Toprak. büyük Zeus'un bu savaş silahlarını. d e s t a n ı n a dokunaklı bir sevda r o m a n ı olarak g i r m e z d e n ö n c e de vardı ve şöyle anlatılırdı: F e n i k e kenti T y r o s ' u n kralı iki ç o c u k bırakarak ö l m ü ş . Yolda gider­ k e n g e m i d e n ağzına kadar dolu t o r b a l a r atıyorlarmış d e n i z e . Kottos ve coşkun yürekli Briareus. D i a . kulakların işittiği göklerin yerle çarpışmasından doğabilecek görüntülere ve seslere benziyordu. Tunçtan bir duvar çevirmiştir orayı. Böylesine büyüktü gümbürtüsü birbiriyle cenkleşen tanrıların. yol yol toprağın altına tıktılar onları. Başka bir efsaneye g ö r e . ö b ü r ü oğlu P y g m a l i o n . akıl almaz bir azgınlık sarmıştı evren boşluğunu. kaynıyordu karalar ve ekinsiz denizler. Yamandı gümbürtüsü bu korkunç savaşın ve yamandı gözlere sığmayan görüntüleri. Derken. Rüzgârlar da karışıp bu kaynaşmaya savuruyorlardı sarsılan toprağı karıştırıp birbirine tozları. şimşekleri. sallayıp savuruyordu kutsal alevi gittikçe sıklaşan şimşekleriyle. D i a n a ' n ı n R o m a ' d a anlatılan efsaneleri Yunan A r t e m i s ' i n d e n esinlidir. İşte orada saklıdır Titan lar karanlıkta bulutları toplayan Zeus'un istemiyle. gümbürtüleri. Daha büyük olamazdı gümbürtü. ve ekinsiz. üç kat karanlık sarar dar boğazını. D i d o b u torbaların içinde Sicharbas'ın altınları olduğu kanısıyla kardeşi­ ni a l d a t m a y a girişmiş. vurdular zincire yendiklerini ve gökler ne kadar uzaksa topraktan toprağın o kadar altına gömdüler onları. Roma'lıların g ö z ü n d e D i a n a avcı t a n r ı ç a değil d e . kutsal bir koru ve D i a n a ' n ı n bir tapınağı vardı. T a p ı n a ğ a b a ş r a h i p olabilmek için k e n d i n d e n ö n c e k i başrahibi t a n r ı ç a y a kurban e t m e k gerekirmiş bu t a p ı n a k t a . d a h a çok Apollon'un kardeşi bir ışık tanrıçası sayılırdı (Artemis). Briareus. uçsuz bucaksız denizin. dört bir yanda yükselir duvarları. Ama ön saftaki Kottos. D i a n a . İ k s i o n ' u n karısı (îksion). dokuz gece ancak onuncu günü varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak dokuz gün. bar bar bağırıyordu ateş alan ormanlar. biri kızı Elissa. G e r ç e k t e n d e L a t i u m ' u n b u şehri çevre­ sinde bir göl. savaşa doymayan bu yüz kollu devler azdırdılar yeni baştan savaşı: Üç yüz taş birden fırladı bu devlerin güçlü kollarından. oysa torbalar kumla d o l u y m u ş . dokuz gece sonra varabilir Tartaros'a. gözlerin gördüğü. Bir yandan öbür yana taşıyorlardı savaşların bağırış çağırışlarını. herkes hışımla birbirine girmişken savaş duraklayıverdi birdenbire. E r k e n çağlardan beri Yunan Artemis'iyle bir t u t u l a n İtalya'lı bir t a n r ı ç a . a m a halk o n u krallığa seçmiş. G ö ç m e n l e r . Dört bir yanda. T a u r i s ' t e olduğu gibi b u r a d a da tanrıçaya i n s a n kurban edilirdi. D i d o . yakıcı bir soluk sarıyordu yer oğlu Titan 'lan koskaca alevler karışırken bulutlara.gök gürültüleri arasında parıl parıl. O r e s t e s İtalya'ya T a uris Artemis'ini getirmiş ve N e m i ' y e yerleştir­ m i ş . a m c a s ı Sicharbas'ı da n a i p olarak s a p t a m ı ş ve Elissa'yı o n u n l a ev­ lendirmiş. N e var k i Pygmalion a m c a s ı n ı n d e ­ finelerine göz dikerek Sicharbas'ı ö l d ü r t m ü ş . ne kadar güçlü de olsa Titan tanrılar kamaşıyordu gözleri şimşek ve yıldırımlardan. t a n r ı Asklepios'un dirilttiği H i p p o l y t o s Artemis'e kaçırılıp İtalya'ya getirilmiş ve Virbius adıyla t a n r ı ç a n ı n kültüne girmişti. üstünde kökleri bitegelmiştir toprağın. Bir örs gökten düşse dokuz gün. Kapkara saldırılarla ezdiler Titanları.

Didyma-Didymeion. kaderi Dido'nun yanında keyif sürmek değil. Didymeion'a gelen duacılar. onu Yunan diline bağlamak amacıyla yapılan bütün açıklamalar yetersiz­ dir . sonra kılıcının üstüne atılarak kendini öldürür. Anadolu'nun yer adlannın çoğu gibi. iki doruklu bir dağdan. Delphoi'de olduğu gibi Didyma'da da fal­ cılar kadınmış. Dido aşkını kız kardeşi Anna'ya açar. bir türlü tamamla­ namamış. Dido gidişlerini gözler. Yunan öncesi bir zamandan kalma olsa gerek. Destan. aralarında sert bir tartışma. Aeneas boyun eğer. tanrıça Aphrodite'nin düzenlerine kurban gider. Nitekim Apollon'a . bu sırada komşu kral İarbas Dido'nun bir yabancıyla sevişme­ sini rezalet sayarak Dido'yı sıkıştırır. Hıristiyan ortaça­ ğında Didyma' nın hâlâ orada durduğu ve bel­ ki de canlılığını sürdürdüğü tapınağın taba­ nında çizili görülen haçlardan belli. Hemen Fama diye bir tanrıça çıkar ortaya. Oysa Didym-kökü Y u nanca değil. Aeneas'm Kartaca topraklarına ayak basmasıyla başlar. Üç ay sonra da bir odun yığınının üs­ tüne çıkarak kendini diri diri yakar. Panormos l i manında karaya iner ve dört Idlometrelik. as­ lanlarla süslü yolu yürüyerek varırlardı tapına­ ğa. hemen arka­ larından gelen puta tapanlar haçları birer dai­ reyle çevirmişler. bir odun yığını hazırlatır. İlkçağ yazarları bu adın kaynağım vermi­ yorlar. ne var ki yöre krallarından biri ona talip çıkar. Pers savaşlarından sonra İonya'nın yeniden kalkınmasıyla Miletos Didyma tapınağını bir daha kurmak ve bilicilik merkezini canlandır­ mak yoluna gider. büyük bir aşk harlayışıyla birbirinin olduklarını anlatır. Ne var ki yeni Didymeion 150 yıl boyunca Milet'in hazinesini yıprattığı halde. tapınak hiçbir zaman doğru dürüst bir çatıyla örtülememiştir. beraberliklerini yansıtan ne varsa hepsini oraya yığar. Işık tanrı Apollon'un gücünü Hıristiyanlar da kolay ko­ lay söndürememiş olacaklar ki. büyük Afri­ ka kentidir. Dido farkına vanr.Greklerin Anadolu'ya gelmesinden ö n ­ ce tapındırdı herhalde Didyma'da. İonya'nın en büyük kenti Miletos'un Didyma denilen yerde kur­ duğu Apollon tapınağına "Didymeion" denir­ di. bir av sırasında fırtına ve doludan ka­ çan Troya'lı kahramanla Kartaca'lı kraliçenin nasıl bir mağaraya sığınıp orda Eros'un okla­ rına dayanamadıklarını. ama komşu krala karşı koyamayacağını bildiği için. Uzaklaşan Aeneas ufukta sevgilisininin yanan mezarından yükselen dumanları görür. Vergilius'un bu efsaneyi kullanarak yarattı­ ğı öykü şöyledir: Elissa'nın adı Dido'ya çevri­ lir. o sırada ölen kocasının ruhunu yatıştıracağını söyler. bir öküzün pöstekisine sığacak kadar toprağı seçip oraya yerle­ şebileceklerini söylemişler. Bu kent sonradan Kartaca diye anılacak Roma'nın düşmanı. Aeneas'la bir­ lik. ikiz tapınak. Böylece hazırlanan odun yığını ölüsünün yakıldığı odun yıgmı olacaktır.Apollon adı da Yunanca değil. bir devlet kurmaktır. ev­ lenmek ister. Anna diye anılan kız kardeşi belki de ilerde Anna Perenna adıyla tapılan Roma tanrıçasıyla bir tutulabilir (Aineias. epey bir toprağı elde edip oraya bir kent kur­ maya koyulmuş. bir kuyunun üstünde oturur. kara sularda gör- . Bu serüven Latin şairinin en güzel. İtalya'ya gidip yeni bir kent. Bu iş çok büyük çapta tu­ tulur: Mimar olarak. Ellerinde kutsal bir değnek. ya da ikizler tapınağı a n ­ lamına gelen bu ad. kentini kurmakta olan kraliçe Troya'lı kahramanı görür görmez çarpılır. üç aylık bir düşünme süresi ister. bu Fama gider dünyanın dört bir yanına yayar haberi. Bitince Didyma tapınağı dünyanın sekizinci harikası olacaktır. ya da tanrı Apollon'un sevdiği ikizlerden gel­ medir diyenler var. kraliçe sevgilisini alıkoyamayacagını anlar ve canına kıymayı göze alır. Elissa da bir öküz derisini öyle ince şeritler halinde kesmiş ki. Sicharbas Sychaeus olur. Vergilius kraliçenin Aeneas'a Troya savaşını nasıl anlattırdığını uzun uzadıya gözümüzün önüne serdikten sonra. Zaman geçer. Aşkı ona her şeyi unutturur. Elissa orada kraliçe olur. Dido'nun Aeneas'la seviştiği haberini. bü­ yük bir kavga kopar. Efes'te yanan Artemision'u yeniden yapan Panionios'la Milet'li mi­ mar Daphnis seçilir. Anna Perenna). dedikodu­ yu simgeleyen. en içli dizeleriyle dile gelmiştir. gizlice kaçmaya hazırlanır. gece yarısı gene tanrıların dürtü­ sü üzerine Troya'lılar yelken açtıklarında.adamlarını iyi karşılamış. Tanrılar da Odysseia misali araya girerler ve Aeneas'a haberci gönderirler ki. Elissa bu isteği tiksintiyle karşı­ lar.

Yoksulluk. Brankhosoğulları). Doğruluk üzerine kurulu bir insan cenneti.): Eriyen karlarla beslenip taşan bir ırmak gibi köpürüyordu Diomedes ovada. onu her işte uygulamakla gör­ mek ve salık vermek Hesiodos'un Yunan dü­ şüncesine en büyük katkısıdır. Diomedes. Ülkesine ge­ len yabancıları atlarına yem olarak verirmiş. İki ben­ zetmeyle Diomedes'in atılganlığı dile getirilir (İl. (İl. toplum içinde yeri ve etkisi araştırılan "to dikaion" diye cinsiz bir felsefe kavramına döner. bir cennete dönüyor. Dike. giderek tanrılar­ la bile boy ölçüşmeye kışkırtır onu. Dike sözcüğü.dükleri ışıltıları yorumlarlar ve bilicilere f ı s ı l darlarmış. her türlü yiğitle. (1) Bir Trakya kralı. Adı Yunan dilinde birçok anlamlara gelir. bir tedbirsiz­ likti sadece) yüzünden ne kadar kötülük var­ sa. Britomartis. Danae. . Troya önünde savaşan Argos'lu yiğitlerin en yama­ nı (Tab. Bu bölüm Hesiodos'un bü­ tün hayat felsefesini verir. adaletin uygu­ landığı mahkeme için de kullanılır. Diomedes'e bütün bir bölüm ay­ rılmıştır Ilyada'da. Herakles. V. Şiirde bir tanrısal varlık olarak canlandırılan Doğruluk gitgide soyutlaşır Yunan düzyazısın­ da ve sonunda Platon'un bunca diyalogunda. 202 vd. Diktynna. benimseyenlerin. düzyazıda da çok adı geçer. umutsuzluk sarmıştı ortalığı. Babası gibi ünlü. Tanrı sarhoşluğuna kapılmış kadı­ nın ağzından gelişigüzel dökülen sözleri ve­ zinli dizeler halinde dile getirmek de bilici ra­ hiplerin göreviydi (Brankhos. Troyahlara saldırınca. 750 vd. Hesiodos'un bu yüce görüşünü tragedya yazarları da benimser. şiirde de. Kardeşi Perses'ten haksızlık gören ve yargıçlarca korunmayıp hakkını alamayan Hesiodos'un Dike'ye bu övgüsü patetik ol­ makla kalmaz. mahke­ mede verilen hüküm için de. "krallara" yani kadılara. dile getirenlerin başında da Aiskhylos gelir. 87 vd. insanlığa yarar ve iyilik getiren tanrı.). kendilerine yargıç deyip de rüşvet alarak eğrilik yoluna sapan krallara da etkin bir derstir. 142): Tıpkı bir aslan gibi kudurmuştu işte dev yapılı Diomedes. ama insanlar dünyasında öyle olma­ dığını söyler. orta halli bir insanın toplum içinde Dike tanrısal kavramını nasıl görüp. 23). Diktys. Sophokles de Elektra tragedyasında. Di­ ke kavramından Yunanlıların ne anladığını iyice kavramak için başlıca kaynaklarımız H e siodos ve tragedya yazarları olsun. Ahla­ kı her şeyden üstün tutan bu şair. güçlü bir at sürücüsü olmaya özenir Diomedes.). Dike yani doğruluk toplulukların varlığını ve mutluluğunu sağlar. insan Pandora'nın işlediği suç ( k i buna da suç denmez ya. 472 vd. işlenen suçun hemen peşinden Dike'nin öç tanrıları Erinys'lerle bir­ likte geldiğini ileri sürer (Elekt. simgelediği başlıca soyut kavram hak. Dike'yi insanların arasına almak. gerçek bir tanrı oluveriyor. V. İnsanlar arasında Dike vardır. özünün nitelikleri. Soylar mythos'u dünyayı bir cehenneme çevirmekle bitmişti. Bkz. Hesiodos burada tanrıça Dike'ye uzun bir öv­ gü yazar. Zeus'un yağmuru yağınca sağanak sağanak. Kratos'la Bia'yı kendine başlıca yardımcı eden Zeus burada bir zorba olmaktan çıkıyor. Dike. hepsini başlarına bela etmişlerdi. onun içindir ki. Yeryüzü de yeni baştan bir altın çağa. Diomedes'i kendi atlarına yedirerek bu vahşi töreye son vermiş (Herakles). Diomedes'e verilen sıfatlar hep savaşta üstünlük gösterir niteliktedir. Yalnız Hesiodos'u tanımak bakımından değil de. Dike insanlar arasında yaşar. nereye yerleştirdiği açısından in­ celemek istiyoruz bu parçayı. Dike tanrı Zeus'tan gelir. Bkz. Bundan kurtuluşu adalete güvenle. doğru­ luk ve adalettir. yargıçlara seslenen şair hay­ vanlar dünyasında kaba kuvvetin hüküm sür­ düğünü.). "diken didonai" deyimiyse ceza görmek anlamına gelir. Themis'le Zeus'un kızı ve Eunomia ve Eirene'yle birlikte Hora'ların biridir. Bölüm bir hay­ van masalıyla başlar (İşi. (2) Tydeus'la Deipyle'nin oğlu. doğruların ocaklarında mutluluğun ürünleri bulunduğu­ nu söyler (Ağam. orada tanrıça Athena ona destek olup. Hesiodos'un ikinci büyük eseri "İşler ve Günler"de Dike'ye 180 dizeye yakın uzun bir bölüm ayrılmıştır. Bu kavra­ mı incelemeye değer.

iki insanın kaldıramayacağı kadar ağır bir taşla yaralar. İnanıyoruz ki. karada da ön planda görürüz Diomedes'i. korkunç bir katliam yapar­ lar. Ama şunu bilmiyor Tydeus'un o çılgın oğlu: Ölümsüzlerle savaşan insan çok yaşamaz". dedi ki: "Aldırma kızım. efsane. yavrucuğum. sık dişini. art arda altı Troya'h öldürür. Dionysos adındaki tanrının i l k çağ din. 253). llyada'dan sonraki destanlarda Odysseus'la birlikte Lemnos'a gidip Philokte'tes'i aradıkları anlatılır (Philoktetes). Odysseus'la birlikte gece keşfe çı­ kar. ya­ rasını i y i eder ( İ l . kapandı dizlerine.) (Glaukos. Hesiodos Dione'yi Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin Okeanos kızı arasında sayar (Theog.). 272-279). Alneias'ı çekiyordum savaştan. Glaukos'la çarpış­ maktan vazgeçmekle konukluk kurallarına saygısını belirtir ( İ l . iki esir aldıktan sonra Pandaros'u da tepeler ( V . Güzellik tanrıçası oğlu Alneias'i korumak için savaşa karışıp da Diomedes'in kargısıyla yaralanınca. D i o n y s o s . o sırada oğlunun yardımına koşan Aphrodite ile çarpışır. sanat ve yazınında ne denli bir yer tuttuğunu Apollon'a ayırdığımız bölü­ mün girişinde tanımlamaya çalıştık.. 855 vd. göz göre göre bir kötülük mü işledin ki?" Karşılık verdi cilveli Aphrodite. Diomedes'i de gök gözlü Athena saldı senin üstüne. ağır acılar dindi. Troya'h gözcü Dolon'u öldürürler ( X . ama dayanamıyorlardt. taşkın canlı Diomedes vurdu beni. dinsel kişiliği dal budak salmış. epey de çektirdik birbirimize. Sonra Trakya'lıların kam­ pından geçerken.): Aphrodite. tekmil insanlar arasında onu severim en çok. sildi iki eliyle Aphrodite'nin bileğindeki özü. At adam Kheiron tarafından yetiştirilen Diomedes de dedesi Adrastos'tan Argos tah­ tını miras aldıktan sonra. atlarını alıp götürürler. Diorfiedes "Thebai'ye Karşı Yediler" desta­ nında da rol oynar.). babasının öcünü al­ mak üzere Epigon'lar seferine katılır. bol çiçekli bahçelerin duvarları tutamaz onu. Kavga Troya'Ularla Akha'lar arasında değil artık. akar hızla. yara iyi oldu.. Karşılık verdi yüce tanrıça Dione. yıkar sınırlarını. Dione kollarıyla sardı kızını. Böyle dedi. tutamaz onu üst üste yığılı toprak. insanlığın derine giden birçok düşüncelerini bir araya toplayıp yansıtan bu tanrının incelenmesine "Bakkha'lar" oyunundan aldığımız bir par­ çayla başlamak istiyoruz. taşar o ırmak. bu parçanın gereğince yorumlanması bize Dianası Dione'nin . Bu ceza ona yaraladığı Aphrodite'den gelmeymiş. dedi ki: "Tydeus oğlu. Homeros destanla­ rında bu tanrıça Zeus'Ia evlenerek Aphrodite'nin anası olur. Dione onu tam bir ana şefkatiyle sarar. Destan boyunca sa­ vaşta da. tapımı çe­ şitli ve ayrıntılı inanç ve görüşleri. Aineias'ı. Aphrodite ile yetinmez. 370 vd. Troya'hlarm sıraları Tydeus oğlunun elinde oluyordu iste böyle darmadağın. 290 vd. öldürmeden önce de birçok sırlar alırlar ağzından. öğütler verir. taşkın canlı da olsa. bağrına taş bas. Babası Tydeus Adrastos'un damadı olmak bakımından bu seferde ön planda savaşmış ve büyük bir ün kazan­ mıştı. Lykia'k yiğit Pandaros tarafın­ dan yaralanınca büsbütün kudurur. V. Diomedes. sevgili oğlumu. Troya savaşı bitip de Argos'a dönünce kendisini al­ datan karısı Aigialeia'nın kurduğu tuzaktan zor kurtulmuş. çok kalabalıktılar. VI. Biz de. Danao'lar başladı ölümsüzlerle çarpışmaya". D i o n e . önderlerleri Rhesos'u öldürüp.DİONYSOS birdenbire kabarır. töre bilmez bir yiğit değildir. Sabahat­ tin Eyuboglu'nun Fransız bilgini Mario Meunier'nin çevirisinden dilimize aktardığı "Bakkha'lar" kitabının önsözünde söylediği gibi. Diomedes gücü kuvveti ve gözüpekligiyle Yunan ef­ sanesinde Herakles'ten hemen sonra gelen üstün bir yiğit sayılır. Diomedes. Biz Olympos'ta saray kurmuş tanrılar çok çektik insanlardan. "Euripides'in bu tragedyası eski Yunanistan' da Dionysos dininin İncil'i yerinde" idi. 12 vd. Bellerophontes). okşadı diller döktü: "Hangi tanrı kıydı sana. yok eder insanların el emeğini. yasa. Ares'i de yaralar Diomedes ( V . gelir.

saçlarına örerler. Orada karıştı coşkun davul sesleri Phrygia kavallarının tatlı nefeslerine. getirin Dionysos'u. Semele'yi besleyen toprak. kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsos'u. Thebai top­ rağına ayak basıyorum. yorulmadan koşuyorum. dinimi. Euhoi sesleriyle Dionysos'u kutluyorum. şimdi ben. Ey Thebai. benim için. dağdan Dionysos delisi kadınların gergeflerini. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar. başına bir çelenk taktı yılanlardan. takın artık sarmaşık çelenklerini Açılsın çiçekleri. Phrygia'nın O zaman yeryüzünde derelerde derelerde şarap akar. kim o. çarpıldı Zeus'un yıldırımlarına. orada icat ettiler. indirin Bromios'u Phrygia dağlarından. dağlarda Bakkhos alaylarının ardından! Sarılıp gezmek benekli ceylan serilip yatmak toprağa! Yakalayıp boğazlamak yaban Kanlarını içmek. >J'> Hellen ülkesinin mutlu şehirlerine. Onun için Mainad'lar yılanları toplar. Kadmos'un kızı Semele'nin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı. Moira'lar vakti doldurunca Zeus doğurdu boğa boynuzlu tanrıyı. bal akar. yüce Tmolos'u aştım.. Tanrılığımdan soyu­ nup insan suretine girdim. çamların! Giyin benek benek ceylan postunu. dağa. ne mutlu tanrıların sırlarına erene! Hayatını temizleyip günahlardan ruhunu Bakkhos'a verene! Yıkayıp bütün kirlerini dağlarda Tanrının delisi olana! Ne mutlu. süslen ak koyunların yününden örgülerle. yolda gezen? Çekilsin herkes damının altına. Korybant'lar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'ların çığlıkları arasında gümbürdesin diye. O tanrılar ki bu. Zeus'un oğlu Dionysos. sar­ maşıktı asayı verdiğim ilk şehir Thebai oldu. Ey karanlık diyarı Kureta'larm. çiğ çiğ yemek Euhoi! diye bağırınca Bromios. Dionysos'a hoş gelen Trieterit bayramlarında Koşmak ne güzel. T a n r ı T h e b a i ' d e gerçekleştirmek istediği amacı da anlattıktan sonra. İran'ın güneşten kavrulan kırlarını. Bakkha'lar k o r o ­ su girer ve aşağıdaki ezgiye başlar: Bakkhalar korosu: Asya topraklarından geldim. tanrı babanın tanrı oğlunu. açılsın güzel meyveli yeşil saparnanın! Bürün yapraklarına meşelerin. tyrsos'u sallayarak başına sarmaşıktı çelengi takarak Dionysos'un ardından gidene! Haydi. güzel hisarlarla süs­ lü şehirleri dolaştım. Bakkha'lar. yansın elinde narteks'lerin sönmez ateşi! Yakındır yeryüzünün korolarla coşup taşması. ne mutlu. . O zaman Kronos'un oğlu Zeus aldı düşen çocuğu. görmesin diye karısı Hera. Onu coşkun Satryr'ler Ana Tanrıçadan aldılar. şimdi ken­ dimi Hellen'lere tanıtmak istiyorum. Hellen toprağında Bakkha'ların keskin çığlıklarıyla çınlattığım. sesini korolara karıştırdılar. Kim o. etlerini! dağlarına! süt akar. Baktrla'nm uzun surlarım. temizleyip kapansın bütün ağızlar. Ben Lydia'nm al­ tın ovalarından geliyorum. Bromios geliyor. postuna.. olaylarıyla. atılmak Lydia'nm. durmayın. saadet diyarı Arabistan'ı. eski bir zamanda. Ne mutlu bahtı açık olana. Oralarda korolarımı top­ ladım. tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini. Sonra. anası. can verdi düşürüp karnındakini. ayinlerimi öğrettim. Barbarlarla Hellen'lerin karışık yaşadığı. tanrımız Bromios uğrunda durmadan. yolda gezen? Kim o. sokup kendi baldırına altın kancalarla kancaladı. tekelerini. Euhoi diye bağırarak Bakkhos'un şerefine. Media'nm buzlarla örtülü topraklarını. doğum sancıları içinde. yoluyla kutlayana Kybele anamızın cümbüşlerini. mekiklerini bırakıp kaçtıkları dağlara. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'lar çembere gerilen deriyi.o n y s o s tanrıyı b ü t ü n ü y l e k a v r a m a k ve d o ğ r u yolda a n l a m a k olanağını verecektir: T r a g e d y a ' n ı n açılışında D i o n y s o s s a h n e y e çıkarak şöyle k o n u ş u r : Dionysos — İşte ben.

ne Euhoi sesleriyle çağırın Euhios tanrıyı! var ki bu açıklama Yunancada desteksiz kalır) Phrygia'dan kopup gelen güzel çığlıklar tanrıya verilen öbür adlar da anlamsızdır. (2) DOĞUŞU. bu anlama gelen Liber olmuştur. Ama Nysa İda ile bir tu­ yani şarap ve sarhoşluk insanları içinde yaşa­ tulmuyor. Nysa (Sultanhisar) adlı bir kentin yıkıntıları Bakkhoş. çayıra giden bir tay gibi hos gizemlerini kutlamak anlamını taşır ve anasının ardından.ı İm tlıeon'una aykırı düşen bir tanrıdır. hem yabancı. nın kırda. D i i ) kökeni taşımakta. Dionysos dışardan gelme İm Makedonya'da. koşun. VI. tanrı da ''HeyBakkha'lar. adları da insanın doğa karşısın­ lamına gelmektedir. bunlar Bakkhos coşkusuna kapılmak. kavalların tatlı seslerine". elinde kızıl alev saçan narteks. dağ hangisidir? Herhalde özellikle hiçbiri. Anadolıı'd. rinde söylendiği gibi. açıkça bir ses benzetmesidir ne bugün büsbütün açıklanmış değildir. sizi dağdan dağa koşturan Bakkhos ne demek? "Bakkheuo" diye bir f i i l . Gerçekten de Euhios. Neymiş bu Nysa? "Vahşi hayvanlar yatağı Nysa dağı" deniyor Bakkşüncesi ve mantığıyla kurulmuş bir kavramsal ha'larda. Bakkatılır bir ok gibi ileri. Bu Dionysos Nysa tanrısı. Dionysos coşkusu. birçok adlarla seslenildüşündürücüdür ve Bromios. tanrının öbür adları gibi bir ses ben­ Euhios. doğan anlamına geldiğini ileri sürerler. biraz ötede Dithyrambos ve başka zetmesi. giderek Hindistan ve Arabis­ tanrıdır. Euhios ve îakkmektedir: Dionysos. Bu metinde de görüldüğü g i b i se de. Bakksıçrar. Bakkhos. tıpkı İda dağı için Homeros metinle­ sözcük arama boşunadır.' Aynı kaynaktan olduğu yukarda okunan par­ İakkhos ise çığlık anlamına gelen "iakkhe" ça boyunca da anlaşılan Dionysos'un adları sözcüğünün erkek adına çevrilmesidir. Diove gürleyen.yükselir sanki yerden. hem de Hellen pantan'da da Nysa dağları vardır. Dionysos do­ (Dios. bu dag ise Homeros'un İlyada'sında Trak­ ya'da gösterilir (İl. bu tanrıya Yunanca "Eleutheros". Bakkhos adının kendisini açıklamaz. Bakkha'lar alayı Olympos tanrısı bu kadar çok adla anılmaz. "bakkheion" diye bir isim geçer sözlüklerde. ateş. Dia. Nysa adı Olympos ve İda gibi yüksek dağla­ Ve haykırır ruhları coşturan sesiyle: ra verilen bir genel ad olsa gerek. bir ünlemden türediği kanısını uyan­ metinlerde de îakkhos ve lobakkhos. Hiçbir dırır. şenlendiren kadınlar! Dionysos adının etimolojisi böylece açıklan­ Kutlaym Dionysos'u madığı gibi (kimi mitograflar bu adın iki kez derin gümbürtülü davullarınızla. bu koşturur peşinden dağlara düşmüş koroları. Zeus'un buy­ içindir ki. efsanelik bir dıkları kalıpların baskısından da kurtardığı dağ diye gösteriliyor: Hermes. ki bu kö­ ğayla karışan. Broanlamlıdır. hoy" ya da "Euhay" seslerinden türemedir. adı taşıyan birkaç dag ve Aydın yöresinde Lübnan buhurunun dumanları. da görülür. Dionysos'un baştanrısı olduğu sihirli gür saçları rüzgârda. Ro­ lerine emanet etmiş (tıpkı Zeus'un Girit ma­ ma dininde de Dionysos'un Latince adı. özgür. doğayı simgeleyen ve tanrı ol­ ken Latince Deus'ta görüldüğü gibi tanrı an­ duğuna göre. ruğuyla Dionysos'u çocukken bu dağın peri­ hür. ama Tesalya'da. Diotın ve ondan türeme su. Bromios ve hos gibi. giderek Nysa Zeadlarının ardında ya da kaynağında insan dü­ us'udur demek. buna Nysa eklenince. İobakkhos olarak da karşımıza çıkması tanrıya bir adla değil. açıklamalarda Nysa. sevinç içinde. tam ğaralarında nympha'larca büyütüldüğü gibi). hos adının Trakya kaynaklı olduğu ileri sürül­ ( 1 ) A D L A R I . karışsın. özgürlük veren sıfatı takılmış. fırtına ve davul Zeus'un özneden gayrı hallerinde görülen gürültüsünü yansıttığı görülür. bayırda kendinden geçmiş olarak çok adlılık olsa olsa Anadolu Ana Tanrıçası tanrı coşkusu içinde koşunca bağırdığı "EuKybele ve onun benzeri Artemis'te görülür. 133). bir doğa tanrısı olarak yüksek bir dağın do­ koşun Bakkha'larl ruğunda doğmuş ve o dağla simgelenmekteIrmağından altın akan Tmolos'u dir. Bu tanrıyı . O zaman Bakkha. da çıkardığı ses ve ünlemlerle dile getirilir. Birincisi yani Dionysos adı bugü­ mios'a gelince. gümbürtülü anlamındaki bu sıfa­ ve -nysos diye iki kökenden katışıktır.

dışardan gelme bu güçlü pımda aynı simgelere. tanrının kendini tanıtlamasına ve simgesi de şudur: Hellen'lerin baştannsı da tıpatıp uygundur: "Ben Lydia'nın altın Zeus'tur. Bu efsanenin merkezi olarak gösterilen bölge Şöyle der: "Yabancı bir sihirbazdan da bah­ de önemli: Boiotia ve başkenti Thebai Yuna­ sediyorlar. vect karakteri her iki ta­ miş ve Dionysos. ne oluyor? Çelişki şöyle çözümlenmiş: Yuna­ nistan'da doğduğu halde tanrının Uzakdoguya bir yolculuk yaptığı .turistik bir gezi gibi bir şey .sonra da asma kütüğü. şarap ve kendisine tapınanların alayıyla birlikte yurda döndüğü ve dışardan getirdiği bu armağanları Doğuş efsanesi buna örnektir: Anası Kadkendi yurttaşlarına (Pentheus Dionysos'un mos kızı Semele Zeus'la birleşir. Sonradan ve kendilerini hadım eden Pessinus rahiplerinin bir amaçla uydurulduğu besbelli olan Semele tutumunu andırır. Denebilir ki.. bu yüzden de ceza tanrıça Manisa dağı eteklerinde kayaya oyul­ görür.benimsemekte Yunanistan'ın güçlük çektiği. bölgenin törelerindendir. şu medir. der Dionysos. kör edilir (Lykurgos). Homeros destanla­ ikinci bir doğumla meydana çıkarır. böy­ Dionysos'un asıl kaynağı açıkça ve bütün ay­ lece yıldırımla çarpılıp ölür. belli. on­ theus'la konuşurken. dışardan gelme bir tanrısal varlığı ovalarından geliyorum". tanrı Yunanistan'da epey tutunmuştur bes­ araç ve gereçlere başvurulmasıyla da belirir. Kybele ve Dionysos tanlarının zamanından Euripides'in "Bakdinlerinin özünde bulunan orgiastik coşku. Karnındaki yedi rıntılarıyla belli olmaktadır. dınca gördüğü bu tutumu yadırgar Pentheus. Bakkha'lar korosunun İ l k sözü "Asia farkla ki Athena Zeus'un kafasından. ona karşı direndiği Dionysos üstüne anlatılan efsane ve masallarda dile gelir. Lydia'dan gelmiş. ta Hindistan ve Arabistan'dan gelişi <)/l . Kılığı kıyafeti. Pentheus). ama o da Pentheus gi­ miz davulları. Bu ikinci rında düpedüz Asia diye anılan yöreden gel­ doğum motifini Athena'da da görmüştük. Ne var ki İlyamuş heykeli bulunan Ana Tanrıçadan başkası değildir. Alın Phrygia'dan getirdiği­ Lykurgos Trakya'lıdır. tavırlarıyla bu Semele efsanesi işte bu amaçla uydurulmuş.. nitekim Semele'yle doğum efsanesinden gözlerinde Aphrodite'nin sihri parlıyormuş". Dionytopraklarından geliyorum" ve "Tmolos'u aş­ sos ise baldırından doğar. nistan'da en tutucu ve gerici bir yöre sayılır­ sarı perçemleri. ama sevişti­ teyze çocuğu olur) bin zorla benimsettiği an­ ği tanrının gücüne tam inanmamıştır ki. bütün efsaneleri bir tek motif üstüne kurulu­ dur: Tepki ve direnç. Dionysos cümbüşleriyle Kybele'ninda'daki bu parçada Dionysos insandan kor­ kilerin bir olduğunu Bakkha'lar da söyler kup kaçan ve denizin içindeki tanrılara sığı­ (yuk. tan­ daki parçada geçen Korybant ve Kureta gibi rının kaynaklarını açığa vuran anlatımlarda deyimler Dionysos kültünü hem Kybele. Kaldı ki gene aynı yukarve Thebai hanedanından doğuş efsanesi. anamız Rhea ile benim için icat bi kovalamaya kalkar "Dionysos'un sütnineedilmiş olan davulları. mor yanakları varmış. yani Bakkha'ları. Daha sonra da Penne yapıp yapıp onun buyruğuna sokmak. Homeros des­ anamızın cümbüşlerini). bölgenin özelliklerini taşır da ondandır ki ka­ böyle bir bağlantı kurma çabasının ürünüdür.. Efsanenin anlam tım" deyimi. t e f ve f l ü t de Asya denilen (Semele. Dionysos'un ManiHomeros destanlarında adı bir tek kez ge­ sa-Bozdag-Sarde yöresiyle ilişkisi dram bo­ çen Dionysos için aynı tepkiyi dile getiren bir yunca sık sık belirtilir: Dionysos şöyle der başka efsane anlatılır: Lykurgos efsanesi. Bakkha'ların çılgınlığı Kybele törelerinde (3) K A Y N A K VE NİTELİKLERİ. Bakkha'lara: ". bu Rhea denilen lerini". Pentheus tipi de buradan çıkmıştır D a v u l .". da tutarsız değişiklikler yapılmasına yol aç­ hem de Girit'li Zeus kültüne bağlamaktadır. sonra. "Vatanım Lydia'dır" dan çıkmış olarak göstermek gerekiyordu. Dionysos Thebai'de Semele'den doğ­ Her üçünün de Anadolu-Girit kaynağından muşsa. onu latılıyor. "Ne mutlu yoluyla kutlayana/Kybele nan bir ödlek gibi gösterilir. kokulu saçları. dümbelek.. Dionysos bir aylık çocuğu da Zeus alıp baldırına koyar ve Lydia-Phrygia tanrısıdır. Oysa Euripides'in tragedyasından da bütün araç ve gereçleriyle görmek ister. aynı davranışlara. mıştır. kha'lar"ı yazdığı çağa kadar çok şey değiş­ kendinden geçme. siyah dı.

Ad­ lan "mainomafden türemiş olan Mainad'lar bir çeşit çılgınlık içinde doğayı dolaşırlar. Dionysos tanrının niteliklerini ele alacak olursak.. dininin öbür sanat kollarından daha üs­ tün. Bakkhos'un sarhoşluğunda da. sürekli devinim. Kybele ve öbür doğa tanrıları gibi. Bu tanrı.. Adından ya da adlarından da belli ki Dionysos bir değil. insan­ ların tanrıları memnun etmek için içtikleri şa­ rabın kendisidir. Bakkha'lar yerine ve anına göre kadın kişiliğinden vahşi hayva­ n a . yaşamına yön verenleri simgeler. ama insanlığın evresinde de yalnız ta­ rımla açılamayan bir çığır açılmıştır.. bir hikmet saklıdır". ama onun simgelediği asıl büyük kuvvet doğanın kendisi değil. yaratıcılı­ ğın kökeninde bulunan değişim yapma gücü­ ne kavuşmuştur. yırtıcı azmana dönüşür.. deği­ şim halindedir. tanrıyla karışma ve tanrılaşma yetisini dile getirir. ormanlarda. En yüksek zekâların varacağı hikmet bile onlar karşısında âcizdir. Kişinin bilinçüstü ve bilinçal­ tına dek erişebilmesi bu tanrının etkisiyle ol­ muştur. onlara günlük üzüntülerini unuttutur. Senin alaya aldı­ ğın bu yeni tanrının Yunan dünyasında ne bü­ yük bir yer tutacağını anlatmaya benim gü­ cüm yetmez. "Mainomai" de "enthousiasmos" da işte bu tanrıya erme. bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz. hem doğal. çılgınlığında da geleceği görme kudreti saklıdır. insanlar için en başta gelen iki tanrı vardır: Biri Demeter tanrıça ya­ hut toprak. Asıl akıl yolu da bu mutluluğa eriş­ menin çarelerini arayıp bulmaktır. Kaba aklı simgeleyen Pentheus Bakkha'ların çılgınlığını bir ayıp. Dionysos tanrının insana verdiği bu gücü akıl ölçüsüne vurup değerlendirmek Euripides'in "Bakkha'lar" oyununun belli başlı bir konusudur. Bu yüzden durgun değil. insan için ulaşı­ mı en çok özlenen bir aşamadır.. Bu gerçek "Bakkha'lar" tragedyasında kimi kez kâhin Teiresias'ın. Bu itiliş onların tabiatında vardır. Zeus). insan an­ cak şarabı elde ettikten sonradır ki.. Adonis. topraktan fışkıran bitkileri ve bu bitkiler arasında insanı en çok etkileyenleri. facialar. doğayı en belirgin biçimlerle yansıtan dağlar­ da. ona cenneti yeryüzünde yaratan bir mut­ luluktur. Senin (Pentheus'un) sözle­ rinde sağduyudan eser yok. ötekilerin akılları başlarında değil.fışkırdıgına hiç şüphe kalmamıştır (Kybele. Doğa sırlarına ve gücü­ ne ermek. Yunan dili bu güce eren insanın duru­ munu iki sözcükle yansıtmıştır: "Mainomai" ve "enthousiasmos". Bu içki dertlilerin derdini avutur. Attis gibi doğanın mevsim mev­ sim değişmelerini de kişiliğinde simgeler. Delikanlı. Osiris. afetler tragedya denilen o şaşırtıcı. yarattığı korkunç dramlar. evrensel yaşamın özellikle in- sanın beden ve ruhu aracıyla yansıyıp oluş maşıdır. onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur. İlkin bir doğa tanrısıdır. Dionysos bu ereğe varmanın yolunu herkes için ve kolay kolay açar: Bu yol şarap ve sarhoşluktur. insanla doğa arasında bir ilişki. törelere ve ahlaka karşı işlenmiş bir suç sayar. hem de doğaüstü bir olayı dile getirip simge­ ler. kolek­ tif bir güç olarak gerçekleşmesinden ileri ge­ lir.. Öteki de Semele'nin oğludur ve Demeter ka­ dar kudretlidir: Üzüm suyunu bulup insana veren odur. ona dilediğin adı verebilirsin. Bu dalgalanmanın insanlık dünyasında açtığı yaralar. ama yaratıcılığın bu tanrısal soluğun dışarıya vurmasıyla elde edilebileceğini anlamıştır in­ san. yani tanrılaşmak. böylece gerçeğin gerçeküstüne ulaşması ve gerçeğe gerisin ge­ ri inmesiyle doğal bir kasırga olan hayatın dalgalan yansıtılmış olur. insanı doğanın sırlarına erdiren büyülü bir güçtür. Dionysos işte bu gerçeği. ölümlülerin kuru yiyeceklerini veren odur. Dionysos her bakımdan doğaya çevriktir. tüyler ürpertici hayat ay­ nasında görülür. hem insan. yabani hayvanlar ve yaratık­ larla bir arada yaşar ve coşar gösterilir. bütün bir insanlık halidir. iki büyük alan ve akımı kavradığı gö­ ze çarpar. Azgın kadınları Aphrodite'ye iten Dionysos değildir. Oysa tam tersine bu coşku insanı doğayla birleşti­ ren.. insanın tabiatında olan her şeydeyse.. İnsanların dertlerine başka deva yoktur. Dionysos'un öbür doğa tanrılarından daha etkili. Bakkha'lar tragedyasında bu halin parlak bir belirtisi dile getirilmiştir: Dionysos hem tanrıdır. . kimi kez de Bakkha'ların ağzın­ dan şöyle dile getirilir: Teiresias — Yalnız ikimiz doğru düşünüyo­ ruz. As­ ma kütüğünün yeryüzüne yayılmasıyla uygar­ lığın buğdaydan sonraki aşaması gerçekleşti­ rilmiş. şiirin en insancası sayılacak bir yazın tü­ rü olan tragedyayı esinlemiş olmak bu tanrı­ nın bir tek tanrısal güç olarak değil de..

aralarında çıkan kavgada Kastor can ver­ miş. Atina'ya karşı sefere çıkmışlar ve Theseus'un Hades ülkesine indiği bir sırada onu geri al­ mışlar. gecelerin sevincine varamayan insanı. Amphion ile Zetos'a eziyet eder ve cezasını bulur (Amphionj. ayrıca da Theseus'un anası Aithra'yı kaçırıp Sparta'ya getirmişler (Aithra). insanları rahata kavuşturan. dağılınca insanlara uyku sarmaşıkla bezenmiş şölenlerde. ( 4 ) E T K İ S İ . Pentheus gibi yarım akıl­ lı yobazların kovmaya uğraştıkları bu tanrı. Zeus bu iki kardeşi birbirinden ayırmamak için. Kalydon avına da. Zeus'tan Helena ile Polydeukes'i. Bu sözlerden Dionysos dininin Euripides'in bu son tragedyasını yazdığı İ. kederleri dağıtan. yüzyılın sonlarında Yunanistan'da ne kadar yaygın ve tutunmuş olduğunu gösterir. Argonaut'lar seferine de katıl­ mışlar (Argonaut'lar. Efsane. "Dioskuroi" Zeus'un delikanlı­ ları anlamına gelir. Ö. B i z Dionysos tanrının mistik akımlar. Leda ölümlü kocası Tyndareos'la da yatmış. çünkü daha önce talihsiz bir macerada can vermişlerdi: Dioskur'lar Leukippos'un iki kızı Phoibe ile Hilaira'yı kendilerine eş olma­ ları için kaçırmak istemişler. Leda'nın oğulları Kastor'la Polydeuskes'e (yahut Polluks) veri­ lir. kaval sesleriyle sevinip coşan. Birbirinden hiç ayrılmayan Kastor'la Polydeukes kardeşliğin ve dostlu­ ğun simgesi olmuşlardır. Halikamas Balıkçısı'nın ortaya at­ tığı bir görüşe göre zeybekler. Bektaşiliğin ve günümüze dek yaygınlığı­ nı yitirmeyen başka tarikatların kaynağında ilkçağın Dionysos dini bulunduğu artık her­ kesçe görülen. Thebai kralı Lykos'un karısı. Dionysos dininden tragedyanın nasıl doğduğu. Dor uygarlığının merkezi Sparta'nın Atina'ya karşı olan ezeli düşmanlığını simgelerler. mutlu tanrıların en mutlusu. ama bu kızların hem amca oğulları. ilkçağdan kal­ ma "İobakkhi" adlı bir topluluktan türeme­ dir. Sevmez Dionysos. kapılma gurura ve derin düşüncelere. Ne var ki Helena uğruna açılan Troya savaşında bulunamamış­ lardı.Bakkha'lar korosu da şöyle ünler: Bromios. Odur veren zengine de. "Bakkha'lar" traged­ yasının bir korosunda baştanrı Zeus'un ağzın­ dan şu sözler söylenir: . ikisini de göğe alıp yıldızlar arasına yer­ leştirmiş (İkizler burcu). ama daha etraflıca incelenme­ ce digi için büsbütün gün ışığına çıkmamış bir gerçektir. Dithyrambos. Dithyrambos. Kara kafalıların. ölümsüz olan Polydeukes de yaralanmış­ tı. bin bir işkenceyle daha da yücelttikleri bu er­ miş ilkçağda İsa dinine örnek olmuştur ve tıp­ kı Meryem Ana nasıl Artemis'in ve Kybele'nin özelliklerini benimseyip tutunabilmişse. İsa da ancak Dionysos dinine sırtını dayaya­ rak yayılabilmiştir geniş halk kitleleri arasına. Amykos) ve her iki se­ ferde yararlık göstermişler. Dirke. Tanrı Zeus'un Leda'ya yaklaştığı gece. akınca şarap testilerinden pırıl pırı! özü salkımın. Uyaklın dediklerine. Sparta'nın Taygetos dağında dünyaya gel­ dikleri söylenen Dioskur'lar Dor ırkının tem­ silcileridir. hem de nişanlıları olan Lynkeus'la İdas Dioskur'ların peşine takılmış­ lar. tanrı Dionysos'a verilen bir addır. Zeus'un oğlu Dionysos düşkündür sevincine şölenlerin! Sever Dionysos Barış'ı. Tyndareos'tan da Kastor ile Klytaimestra'yı doğur­ muş (Tab. omuz omza vererek yaptıkları kahramanlıkları anlatır: Theseus kız kardeşleri Helena'yı kaçırınca. V. Dithyrambos denilen bu tanrı­ ya övgünün nasıl gelişip de akıllara durgunluk verecek bu şiir türünü ortaya çıkardığını an­ latmak bu s ö z l ü m ü n sınırlarını aşmak olur. çocukları besleyip büyüten tanrıçayı. fakire de keder dağıtan şarabın ferahlığını. odur tanrı sofralarında. inan en basit halkın inandığına onun yaşadığı gibi yaşa. güzel çelenkli şölenlerin baş tacil Odur koroların başında koşan. cömert günlerin. Bu isim. 12). tarikatlar üstündeki etkisi ve özellikle bunun Anado­ lu'da gelişen biçimi üstünde durmak istiyo­ ruz. Dioskur'lar. Bütün insanlara seslenen Dionysos tapımı bir halk dini olmuş­ tur.

İ l k tiyatro denemeleri dithyrambos şa­ irlerinden doğmuştur denir. kutlamaya yarayan bir söz­ cük olduğu anlaşılır. X.ııırıç.ekine bakarak iki kez doğmuş anlamına geldiği sanılmış ve bilginlerce ileri sürülmüştür. Öldürül­ memek için yalvarmaları yakarmaları. bunların en dikkati çeken yönü de şu ki. türkü söyleme . Dryope'ye yaklaş . ey Bakkhos. Thriambos'a gelince. baldırıma gir. gece keşfe çıkan Odysseus'la Diomedes'in tuzağına düşer ve yakalanır. Odysseia'nın son bölümünde Odysseus talip­ leri öldürüp babası Laertes'i bulmaya gelince. bir erkeğin rahminde büyü. Kaynağının ne olduğu bilinmeyen bu sözcü­ ğün. bu terimle üçünün de dile geldiği bellidir. Troya'lıları ele vermeleri boşunadır. K ı z ı gören Apollon da ona tutulmuş. yukardaki Euripides dizelerine dayana­ rak ve başındaki di. en il­ ginci Dor şairi Pindaros'tan bilinen birkaç di­ zedir. büyük Ana Tan­ rıçanın yanı başında davul ve dümbeleklerin çalındığı. ağaç sağlıklı ve canlı oldu­ ğu zaman sevinir. ölüsünü bir ılgın ağacına asarlar (İl. çam ağaçlarının altında meşaleler yanarak cümbüş yapıldığı belirtilir. bu arada vahşi hayvanlarıyla birlikte tanrıça Artemis'in de gelip raksa katıldığı. Dithyrambos'un kökenindeki anlam ne olursa olsun. "Drys" Yunanca ağaç ve özellikle meşe ağacı anlamına gelir. hora tepmesini öğretmişler. Dryope. oyun ve sözü bir arada birleştirdiği. sonra da en yaygın bir vezin olmuştur. Dithyrambos türüne gelince. Ama hiçbir çaba söz­ cüğün doğru dürüst bir açıklanmasını sağla­ yamamış. Laertes'in bağına. ağaç perileri hamadryad'lar onu aralarına almışlar. X X I V ) . Oita dağının yamaçlarında babasının sü­ rülerini otlatırken. yapraklarını yitirip kuru­ maya yüz tuttuğu zaman derin bir yasa kapı­ lır. Dionysos dinine özgü bir terim olduğu anlaşılmaktadır. bir övgü­ nün adıdır. tanrı D i onysos'u övmeye. 6). özellikle Lydia-Phrygia'dan geldiği şüphe gö­ türmez (Dionysos). Odysseia'da. bu da Bakkhos alaylarında tanrı şerefine söylenen bir ezginin. bağlarına çeki)en yaşlı Laertes'e bekçilik eden odur. dithyrambos bir yazın türü ve özellikle tragedyaya doğru­ dan doğruya kaynak olmuş bir tür olarak gös­ terilir. bahçesine bakan ihtiyar ve sadık bahçıvan. Ama Dolon. Dolios. tanrı Dionysos için Olympos'ta Zeus'un bir şenlik hazırladığı anlatılır. Okeanos'un kızı Doris. Terim şu bakımdan önemli ki. kimi de ölümsüz­ dür. 314-464) (Diomedesj. Akha yiğitle­ ri onu amansızca öldürtükten sonra. Yunan şiirine ilkin hiciv türüyle girmiş. Thebai seni iki kere doğmuş tanrı diye ansın ve kutlasın. Pontos'un oğlu Nereus'la evlenir ve Nereus kızları diye anılan elli kızı olur (Tab. Bunların kimi ağaçla birlikte biter ve onunla ölür. Troyalı haberci Eumedes'in oğlu D o lon çirkin. Ne var ki dithyrambos'un hem kul­ lanılışından. bu işi başarırsa ona Akhilleus'un at­ larıyla arabasını vereceğine ant içer. Dithyrambos Yunancada Anadolu kökenli sayılan birçok sözcük gibi karanlık kalmıştır. Dryad da ağaç perilerine verilen addır. çalgı. Bu dithyrambos'tan da Dionysos dininin Anadolu'lu ana l. Dryades. Bakkhos tanrının bir ses ve çalgı cümbüşü içinde kendisini kutlamak için kullanılan ünlem ve çağrıları kendi adları olarak benimsediği görülür. Dithyrambos gibi bu sözcüklerin de Dionysos diniyle birlikte Anadolu'dan. ama tez ayaklı bir adamdır. İambos. Hektor onu Akha'lıların gemilerine gözcü olarak gönderir. 233-264). Orpheus'un eşi Eurydike bir Dryad'dır (Hamadryades). Öldürülen taliplerin öcünü almaya gelen İthaka'lıları püskürtmeye yardım eder­ ler (Od. Odysseus Troya savaşına gidince. onu Dolios ve altı oğlu sevinçle karşılarlar ve ağırlarlar.DRYOPE Gel. Dithyrambos. hem "iambos" ve "thriambos" gibi müzik terimleriyle ilişkisinden. Kardeşleri Hamadryad'lar gibi Dryad'lar da bitkileri korur. Doris. Elimizde dithyrambos türünden birkaç örnek vardır.ıLırın ikisiyle de ilişkide olduğu ortaya çıkmaktadır. Dryöpe. u n . Hesiodos Theogonia'da bu kızların bazılarının adlarını sayar (Theog. Yunan şiirinde ve özellikle tragedya­ da konuşma bölümleri için kullanılan bir ölçü­ dür. Dolon. İstiyorum ki. kral Dryops'un biricik kızı­ dır.

Dryope korkmuş. perileri onu kapıp aralarına almışlar. Dryops.mak için bir kaplumbağa biçimine girmiş. Kendisi Apollon'un oğluymuş derler. kimi Thessalia'ya. olup bi­ teni kimseye bildirmemiş. Amphissos Oita'nın eteğinde aynı adı taşıyan bir şehir kur­ muş. dört bir yana dağılmış. Kıbrıs ada­ sına göçenler bile olmuş. onu ku­ cağına almış. K ı z kaplumbağa ile oynamaya başlamış. meşe anlamına gelen ke­ limeyi andıran Dryops. Bir gün Dryope oğlunun kurduğu Apollon tapınağının yanında eski oyun arkadaşlan hamadryadlara sunu sunuybrmuş ki. kimi Peloponessos'a yerleşmişler. Kaçırıldığı yer- de bir kavak ağacıyla bir kaynak ortaya çık­ mış. Önce Parnassos dağının eteklerine yerleşmiş olan soyu. Yunanistan'da ilk yer­ leşmiş Dryops boyunun atası sayılır. < )H . derken tanrı bir yılan olup kızla birleşmiş. kimi Euboia'ya. kaçmış. Bir süre sonra da Andraimon adlı bir adamla evlenmiş ve Amphissos adlı bir çocuğu olmuş. Dorların saldırısına uğrayınca. Adı ağaç.

(1) Okeanos'la Tethys'in kızı Elektra. Ekhidna'nın ini efsaneye göre Arima dağları denen Kilikia'dadır. Egeria dindar kral Numa Pompilius'un karısı ya da dostu olarak gösterilir. Bir mağarada doğdu bu azgm yürekli Ekhidna. Romalı su perisi. Hades bekçisi Kerberos.E Eetion. Theog. Caelius tepesinin eteğinde bir tapınağı var­ mış. Ekhidna. Andromakhe'nin babası. Nemi'deki Diana kültüyle ilgili olarak. Yarı bedeni bir genç kızdı onun. 6). Ejderler soyunu sayarken Hesiodos Ekhidna'ya uzun bir parça ayırmıştır. törenle gömmüştür. Ekho. Nitekim Hera'nın hışmına uğramış Leto ile Alkmene'nin do­ ğumlarında bulunmamakla Zeus'un evlilik dı­ şı çocuklarının dogmasına engel olmaya ça­ lışmış (Leto. Epeiros bölgesinin efsanelik kralı Ekhetos kötülüğü. ama dölleri Herakles ve Bellerophontes gibi yiğitlerin elinden can vermişlerdir (Typhon. Bu kral. Nympha'lar mezarı üstü­ ne bir karaağaç fidanı dikmişler (Andromakhe). Bu azman yaratık. (2) Atlas'la Pleione'nin "Pleiades" adlı yedi kızlarından biri (Pleiades). Eileithyia doğumlara bakan ebe tanrıçadır. Herakles. Numa öldüğü zaman Egeria o kadar gözyaşı dökmüş ki bir pınar oluver­ miş. Troya ovasına düşen Palladion Troya'daki tapınak­ ta saklanmış. güzel yanaklı ve gözleri fıldır fıldır. ne de ölümsüzlere benzeyen. Agamemnon'la KIytaimestra'nın k ı z ı Elektra'dır (Tab. 295 vd. Harpya'lar ve Aello (Bora) ile Okypetes (Kasırga) diye ka­ natlı iki yaratık (Hesiodos. 15). "Parlak" anlamına gelen bu ad. 6). Kadmos'un Thebai şehrini kurar­ ken toprağa diktiği ejder dişlerinden doğup da sag kalan beş adamdan biridir. (3) Bu adı taşıyan en ünlü kişi. Birleşmelerinden şu tanrısal varlıklar mey­ dana gelir: İris (Gökkuşağı). Troya şehrini korusun diye kendi vermiş Dardanos'a (Palladion). öldürdüğü halde silahlarını almamış. Typhon'la çiftleştiği ve yeraltında. Zeus'la birleşerek Dardanos'u İasion'u ve Harmonia'yı doğurmuş (Tab. 266). yol gösterirmiş. gözleri­ nin açılacağını söylemiş. oysa Zeus buna çok kızmış ve heyke­ li tuttuğu gibi gökten aşağıya atmış. 7). zalimligiyle ün salmıştı. Zeus'la Hera'nın kızı. Geceleri onu ziyaret eder. Egeria. Ekhetos. Akhilleus onu çok saydı­ ğı için. gene tunçtan arpa taneleri vermiş. Alkmene). yarı bedeniyse koskoca bir yılandı korkunç. Ekhion. Efsaneye göre Semendirek adasında oturan Elektra. Hera'nın sözünden ayrılmaz. yeryü­ zünde ne kadar korkunç köpek ve canavar varsa hepsini ürettiği anlatılır: Geryon'un kö­ peği diye anılan Orthos. her yanı benek benek amansız bir yılan. Başka bir anlatıma göre. Hephaistos ve Hebe'nin kız kardeşi. Pontos'la Gaia'nın dölünden Khrysaor'la Kallirhoe'den dogmadır (Tab. onun buyruklarını harfi harfine yerine getirirmiş. genç kız kutsal Palladion hey­ keline sığınarak tanrıdan korunabileceğini sanmış. Pontos'la Gaia'nın oğlu Thaumas'a eş olur (Tab. sevgilisiyle yattı diye kızını gözüne tunçtan iğneleri sokarak kör etmiş ve bir ku­ leye kapatmış. bataklıklar canavarı Hydra. Kendi ölümsüz olduğu için yeraltında hep yaşar. Ekhidna şöyle tanımlanır (Theog. din ve devlet yönetimi konusunda ona öğütler verir. bir­ çok efsanelik kişilerin adı olmuştur. Elektra. bunları öğütür ve un yaparsa.): Kallirhoe yenilmez bir ejderha da yarattı ne ölümlülere. Ares. I lomeros destanlarında adı geçmeyen . Adı Palladion efsane­ sine de karışmıştır: Zeus Elektra'yı elde et­ mek isteyince. ağzı ateş saçan Khimaira ve sonra da kendi dölü Orthos'la birleşerek Phiks'i ve Nemeia aslanını da doğurmuş. Kadmos'un kızı Agaue ile evlenir ve Pentheus'un babası olur (Kadmos. Eileithyia. Pentheus). Mysia'da Thebe şehrinin kralı. Palladion'u Elektra. Bellerophontes). Yankıyı simgeleyen nympha (Narkissos).

eli kana bulandıgı. kıtaları sarsıp dağlan birbiri­ nin üzerine yığan büyük yersarsıntılan çağına götürür. Büyücü Kirke'nin konağında yiyip içer. Hermes'in oğlu ve Triptolemos'un babası olduğu söylenir. keyfeder ve Odysseus ölüler ülkesine gitmek üzere yola çıkacağı gece fazla şarap içmiş olan Elpenor sızdığı damdan aşağı düşer ve ölür.Elektra. büyülemesi. Demeter de buna kızarak onu öldürmüş (Triptolemos). G e ­ ne yıllar geçer. Elektra adının tersine . en çok sözü edilen bir kahramanıdır. 463-472). yeryüzüne paldır küldür yıkılmış bir cennet görmüş gibi olur.. Elephenor. sonra da Epir'de şehir kurduğunu anlatır. bazı ilkeler adına kendi kendine eyleme geçmeyi göze alan yiğit bir kızdır. Elektra kan davasının en belirgin simge­ lerinden biridir (Orestes). Demeter Triptole10(1 mos'u ölümsüz kılmak için ateşe daldırırken. Bunu kocasına affedemeyen karısı Klytaimestra. sonra da Klytaimestra'yi öldürme­ sine yardım eder. Abant'lar Euboia yarımadasına yerleş­ miş bir kavimdir. Kardeşinin önce Aigisthos'u. bugün Beşparmak diye anılan dağdır. Odysseus'un arkadaşlarından biri­ dir. Elis'te rüzgârların esmesini sağlamak zorunda kalmıştır. Sophokles'in "Elektra". Hamlet so­ rununu ilkçağ tragedyasında dile getiren kişi­ dir. gökler yırtılıp da açılır. Beş doruğunu bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bu dağa bakarken o dep­ remlerin gürleyişini duyar gibi olur insan. Beşparmakların görkemi insan hayalini uzak geçmişlere. Öyküsü kısaca şöyledir-. Herhangi bir piş­ manlık duyduğu tragedyada söz konusu değil­ dir. Koca ırmak Bafa gölüne ve batıda Ada­ lar denizine pırıl pırıl boşanır. Endymion. Homeros'a göre Agenor'la savaşırken öldürülür ( İ l . sivri kayalar ve çayırlar nasıl serilirse göz önüne. Beşparmak dağında sürü- . Endymion efsanesi Homeros'un bu birkaç dizesinden doğmuş gibidir. Tanrıça Hekate'nin çevresinde bu­ lunan korkunç bir görüntü. Orestes'in peşine Erinys'ler takılır. Geceleri Bafa gölü tepsi dolusu gümüştür. Eleusis. Perseus'la Andromeda'nın oğlu. Alkmene'nin babası (Alkmene). Endymion efsanesi işte bu dekor içinde doğdu. Ama bu efsane­ nin asıl kahramanı eski adıyla Latmos. insan etiyle beslenir ve kurbanlarını avlamak için çok güzel bir kadın kılığma girermiş. Antigone gibi insanlarüstü bazı yasaları korumayı. Ne var ki. Bir ayağı tunçtanmış. Elephenor. Empusa. tekmil yıldızlar görünür. Euripides'in de hem "Elektra" hem de "Orestes" tragedyalarında rol alır. Hekate'nin insan­ ları korkutmak için yarattığı bu canavar her çeşit kılığa girerek daha çok kadınlara ve ço­ cuklara görünürmüş. O zaman insan bir dünya manzarası değil. karakterini çeşitli açılardan ele almayı esinlemesi şaşılacak bir şey değil­ dir. Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. bu kez Elektra delikanlılık ça­ ğına gelen kardeşi Orestes'i babalarının öcü­ nü almak üzere yetiştirir. tragedyanın en ünlü. Bu bakımdan tragedya yazarlarını çek­ mesi. Eleusis olaya tanık olup bir çığlık atacak ol­ muş. I V .karanlık ve karmaşık bir kişi­ likle canlanır gözümüzün önünde. Aiskhylos'un "Agam e m n o n " üçlüsünde. ferahlar yüreği çobanın. Ruhu Hades'te Odysseus'a yalvarır ken­ disini gömsün diye. Elektryon. Atreusogullarının baş düşmanı Aigisthos'la kocasını aldatır ve yıllar geçip Agamemnon dönünce iki âşık onu alçakça bıçaklarlar. Ana katili olduktan sonra. llyada'da adı geçen Abant ön­ deri. Helena'nın eski taliplerinden olduğu için otuz gemiyle katılır Troya savaşına. Endymion.. anasını öldürmek gibi korkunç ve dogadışı bir suça karıştığı içindir ki. Agamemnon T r o ya savaşına çıktığı zaman. Elektra'nın rolüyse burada biter. Eleusis şehrine adını veren efsanelik kişi. Parlak ayın çevresinde sapışız yıldız rüzgarsızken duru gökyüzü nasıl yanarsa ışıl ışıl. Beşparmak dağının eteğinde Menderes ırmağı kendi ovasınca akarak bin bir dolanışla gümüşten aylar çizer. Bütün doruklar. Başka bir efsane onun Troya'dan döndüğü ve önce Sicilya açıklarında. Elpenor.

Tanrı Saturnus. ölümsüz bir uykuyla uyumayı dile­ miş. onun Ares'in kızı ol­ duğu söylenir. H e p aynı sestir o. Endymion da ne dilesin. Savaş tanrı Ares'in ek adlarından biri. ışığın ta kendisiydi. tepeden tırnağa nur kesilirdi. Hesiodos. V. 273). diri. Ne var ki. bulut bulut yapraklarıyla sağa. Endymion'la Selene gene kavuşurlar. nerede doğarsa. sırdaşıydı. İtalya'da bulunduğu Altın Çağda İkarios adlı bir köylünün kızı Entorlii ile birleşmiş. Entoria. Dile ben­ den ne dilersen. denizden yeni çıkmış balıklar ka­ dar serin. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle yaprakları ürperir. gövdesini ışınlanyla sarar. Ayın Endymion'la hiç birleşmedigi karanlık geceler de vardı. bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. Homeros'un "gül parmaklı" diye ta­ nımlayıp destanlarının hemen her bölümü­ nün başında andığı şafak tanrıça Eos'u. özlemi­ ni söylemekle kalmaz. kara dorukların. Kavalından başka bir varlığı olmayan yoksul bir çoban. dağların ıssızlığını. dört oğlu olmuş. Her buluşmada ilk defa buluşuyormuş gibi olurlar.OS lerini otlatan bir çobanmış. Beşparmak'ların çobanı Endymion'un ışıklı. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme duyamazlardı. gönül vermiş ona. Selene ile Endymion'un bu h e p yenilenen bitimsiz sevgilerinden hoş­ lanmış. cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu. gümüş ışığıyla onu sarıp çayırın üstüne yatınca kollarını sev­ gilisine açardı. Enyalios. tanrılara denk gelmelerini istemezler de ondan. so­ la serpilmiş ağaçların. biri lanus. Gökler sanki yırtılmış. Endymion'la Selene için sevgi. Her öpüşte gövdeleri daha da aydınlanır. Ama Roma köylüleri bunun kıymetini bilme dikleri için. Gündüz kayadan kayaya hoplayan boynuzlu. parıltılı gövdelerini birbirlerine degdirirlerdi. Roma'da Saturnus tapınağının ku­ ruluş nedenini açıklamak için Erigone örneği üzerine uydurulmuş bir efsane (Erigone). Yamaçlarda çobanların yaktı­ ğı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. fısıldaşır zaman zaman. Hesiodos Titan soylu Theia ile Hyperion'un bir­ leşmesinden doğmuş ve Helios (Güneş) ile Selene ( A y ) tanrıların kardeşi olarak gösterir . İkarios'a da üzüm kütügüyle şarabı bağışlamış. ne gece taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken kimsecikler gör­ mezdi. erkekçe güzelliğini. tanrı veba salmış ortalığa. Ama bu bekleyiş uzun sürmez. korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi. lanus). Ulu çamları uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. amansız kavganın dizginini elinde tutardı o. hemen çobanına ko­ şar. 592): . Endymion'un kavalı yankılanır kayadan kayaya. Beşparmak dağlarının yoksul çobanı­ na bir armağan vermeyi kurmuş. Endymion'a baka baka. Kavalı Endymion'un biricik dostu. Ay ışığı göklere par­ mak uzatan doruklardan aşağı şu şırıltısı gibi şarıl şarıl akar. sakallı kara keçilerini gözler.. Eos. Ama tanrı­ ların tanrısı Zeus. bir de ulu Enyo. Ay tanrıçası Se­ lene. Bu ıssız dağlarda Endymion'u ne gündüz kavalını üflerken. yeşil çimenlerin. açıl­ mıştır. Phorkys'le Keto'nun kızları Graia (Kocakarı)'lardan biri sa­ yar onu (Theog. Endymion'un kavalı yalnız çobanın sevincini.I. O gün bugün Beşparmak dorukları ay ışı­ ğında karlı gibi ağarır.. demiş ona. Başlarında Ares vardı. Selene de gökte ne zaman do­ ğarsa. ay ışığı görürdü onun gürbüz bedenini. ilk ay gökte gözüktü mü. Yalnız. ölümsüz mutluluğunu gözümüzle göre­ biliriz. Selene bazı gece daha çok. Dağlarda yapayalnız yaşa­ manın verdiği hürlük. Ölümsüz tanrılar kimi zaman kıskanır in­ sanların mutluluğunu. Savaş tanrı Ares'in çevresinde bulu­ nan bir tanrıça. açıklık duygusunu da. kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine öz­ lemini de hep bu kavala söylerdi. Onlar Beşparmakların do­ rukları gibi kara. Enyo. sonun da Roma'lılar Capitolium tepesinin eteğinde Saturnus'a bir tapınak kurmakla yatıştırmış­ lar tanrıyı (Saturnus. yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürünün titrek meleyişlerine kulak kabartırdı. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini. Her gece üzerine eğilir. insanların özlemini söyler. Çokluk. öperdi. Homeros ise Ares' in yanından ayrılmayan ve "iller yıkan" bir tanrıça olarak tanımlar ve şöyle der (İl.

V I I I . torunları da Agenor'la Belos'tur (Agenor).): O ülkede. Kephalos'la birleşip Phaeton'u doğurur.): Şafak tanrıça Astraios'la birleşip coşku yürekli rüzgârları doğurdu. 4 9 3 vd. Rüzgârlardan sonra Şafak tanrıça günün müjdecisi Şafak yıldızını doğurdu ve göklerin çelenk çelenk yıldızlarını. Troya savaşına otuz gemilik bir filo ile gelen Akha önderi. ta ki sonunda onu bir çekirge haline sokmuş (Tithonos). gökleri arıtan Zephyros'u. Orada yaptırdığı bir Athena tapınağına tahta atı yapmak için kullandığı bütün avadanlıkları tanrıçaya adamış derler. Epeios. Tithonos'a gelince. Savaşta pek başarılı olmayan Epeios. Thebai'ye karşı Yediler'in sefe­ ri başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Doğuracağın çocuğun adı kara Epaphos olacak Zeus'un bir dokunuşuyla doğacağı için. Epaphos manevi babası Telegonos'tan sonra M ı s ı r tahtına konar ve N i l ı r mağının k ı z ı Memphis'le evlenir. Polyneikes'in oğlu Thersandros'tan arma­ ğanlar alarak Alkmaion'u da kandırır (Eriphyle). İlos'un oğlu. gelmiş Akhilleus'a karşı çar­ pışmış ve onun elinden vurulmuş (Memnon). 4). Epeios'un başka bir yararlığı Troya'ya so­ kulacak olan tahta atı yapmış olmasıdır. lo Epaphos'u alıp M ı sır'a döner. Aslında Ephaphos bazı ilkçağ yazarlarının da belirttiği gibi Mısır'ın öküz biçiminde simgeiendirilen Apis tanrının Yunancalaştırılmış biçimidir. bir set üstünde Kanobos adında bir şehir vardır. Epaphos. onu kıskanan Aphrodite gül parmaklı tanrıçayı durmadan âşık ol­ makla cezalandırmış. . "Zincire Vurulmuş Prometheus"ta İo'ya geleceği şöyle bildirir (Aisk. küçüldükçe küçülüyormuş.ı . yani birinci sefere katılan önderlerin oğulları ikinci bir saldırıya kalkışmayı düşü­ nürler. Güneş'in ülkesi sayılan Y ü z ü Yanıklara Eos'un oğlu Memnon kral olmuş. yani Troya soyundan olan Tithonos'u da Habeşis­ tan'a kaçırmış. Onun sözü Odysseia'da geçer (Od. Kephalos'u Suriye'ye. Memnon Troya savaşından bir sonuç alınma­ dığını görünce. 378 vd. Nil'in tam ağzında. Ephialtes. İo bu kez oğlunu aramaya çıkar. tanrı da bağışlamış ona bu­ nu. Ama Zeus Kureta'ları öldürür ve İo'yu Suriye'ye Epaphos'un bulun­ duğu Byblos'a yöneltir. Epigon'lar. Sefere katılanlar şunlardır: Amphiaraos'un iki oğlu Alkmaion'la Amphilokhos. üstü­ ne el değdirme" anlamına geldiğini ileri sürer­ lerdi. bazı alanlarda üstün yararlık göstermiştir: Patroklos için düzenlenen yarış­ malarda yumruk dövüşü birinciliğini alır. nasıl bir zamanlar kocası Amphiaraos'u kandırmışsa. Ondan sonraki beşinci kuşaktan elli kız Argos'a istemeye istemeye dönecekler Yakınlarıyla evlenmekten kurtulmak için. Zeus orada akıl sağlığını geri verecek barışçı elinin dokunuşuyla. 10). Sonra Tithonos'la birleşip Habeşistan kralı Memnon'u. K ı z ı Libya. karanın bittiği yerde.). Çocuk doğar doğmaz Hera'nın buyru­ ğuyla Kureta'lar onu alıp kaçırır. Eos'un evliliklerini şöyle anlatır H e siodos (Theog. Ne var ki Alkmaion ikirciklidir. bu yüzden yıllar geçince Tithonos buruştukça buruşuyor. inek biçiminde dünyayı dolaştıktan sonra lo Mısır'a varır ve oğlunu orada doğurur. zaferi kazanacaklardır. Delphoi bilicilerinden aldıkları bilgi şu­ dur: Başlarında Amphiaraos'un oğlu Alkmaion bulunursa. Eos onun için ölümsüzlük istemiş Zeus'tan. Bu kez Epigon'lar. Eos onu bir saraya kapatıp kimselere göstermez olmuş. Aloeusoğulları. azgın esişti Boreas'ı ve Notos'u. Eos bir sabah Ares'le de sevişmişti. Efsaneye göre. r n r ı ıcxs (Tab. Troya dönüşünde önderi Nestor'dan ayrı düşen Epeios Güney İtalya'ya varır ve orada bir şehir kurar. Anası Eriphyle. Oğluna da bu n e ­ denle Epaphos adı konmuş. Epaphos. Hellen'ler Epaphos adının "dokunma. Bkz. Eos sevgililerini kaçırırmış: Dev Orion'u Delos adasına kaçırmış. İşte o toplayacak ürünlerini taşkın Nil'in suladığı toprakların. 846 vd. ne var ki Eos sürekli olarak genç kalması­ nı istemeyi unutmuş. İo Mısır'a gelince Zeus elini sırtına degdirmiş ve böylece gene kadın olmasını ve oğ­ lunu doğurmasını sağlamış. P r o m . io'nun tanrı Zeus'tan olan çocuğudur (Tab. iki kral soyunun atası olacak Epaphos da anası lo gibi tanrıça Hera'nın hıncına uğrar (lo).

Dedesinin efsanesinden ayrılmayan efsanesi sonradan başka katkılarla değiştirilmiştir. Parthenopaios'un oğlu P r o makhos. Bu bayramın bir benzeri de Roma'da vardı (Entoria). buna karşılık ona asma kütügüyle şarabı armağan etmiş. 24). onu sopalarıyla vurup öldürdükten sonra. Köpeği. öbür altısı da intihar ederler. o da Prometheus'un Zeus'tan armağan alma dediğini unutur ve tanrıların özene bezene yarattıkları Pandora'yı alır. İkarios adlı bir Atina'lının kızı. Zeus'la Mnemosyne'den dogma do­ kuz Musa'lardan biri.ı s i n i söylemiş. Tanrı Dionysos Yunanistan'a ilk geldiğinde İkarios'un evinde konuk kalmış. Ki/ oğlan kız tanrıça bir yün bezle spermayı silip. bunlardan yedi k ı / ı birbirini o kadar çok severlermiş ki. Titan İapetos'la Klymene'nin oğlu. likslnerek yere atmış. Epigon'lar saldırıya Thebai çevresindeki köy ve kasabaları yok etmekle başlarlar. Atina kralı. Zeus bahtsız kralın üstüne yıldırımını salar. Tanrı Atinalıları şöyle cezalandır­ mış: Bir delilik salgını baş göstermiş şehirde. bilici Teiresias'ın verdiği öğüt üzerine Thebai'liler şehri boşaltırlar. aldıkları doyumluğun bir bölü­ münü Delphoi'deki Apollon tapınağına adar­ lar. Erebos. Sanatlardan lirik şiiri ve özellikle aşk şiirini simgeler ve esinler (Mu­ sa'lar). öbürleri de canlarına kıyacaklarına ant iç­ mişler. Erigone'ye babasının atıldığı yeri göstermiş. Pandion'un oğlu. Erekhteus bir kızı­ nı kurban eder. Prometheus'la Pandora'nın kişilikleri onu büsbütün siler. Erebos. Erekhteus. A m a sarhoş olan komşular İ k a rios'un kendilerini zehirlediğini sanmışlar. Epimetheus îapetos oğullarının en akılsızı ve bu bakımdan Prometheus'un tam karşıtıdır. Deukalion'un karısı olacak Pyrrha doğar. biri ölür se. Adı "yün" ve "toprak" anlamına gelen iki kökten türemedir. yeryüzünde karanlık saçan Nyks gibi Khaos'tan dogmadır. desteklediği insan soyunu yok etmek için ya­ rattığı kadını Epimetheus'a armağan olarak yollar (Hes.). Thebai'liler de püs­ kürtülür. Erikhthonios tanrı Hephaistos'tan dogmadır. Menoitios ve Prometheus'un kar­ deşi (Tab. Savaşta. 3). Eteokles'in oğlu Laodamas'in önderliğinde şehirden çıkıp saldırı­ ya girişirler. Epimetheus'la Pandora'dan. Thebai'liler. Toprak ana döllenmiş. O gece. ama Laodamas Alkmaion'un kargısı altında can verir. Günün birinde Atina Eleusis'le savacı girmiş ve Eleusis'e yardım eden Trakya kralı Eumolpos'a karşı koymak zorunda kalmış. genç kızlar çıldırıp asıyorlarmış kendilerini. onunla evlenir (Pandora). Zeus onu Prometheus'a karşı kullanır: Prometheus'u ve onunla birlikte. İşi. ne var ki ondan çok daha silik bir tip olarak çıkar karşımıza. ölüsünü götürüp bir yere atmışlar. Efsaneye göre. Erebos'la Nyks birleşir­ ler ve ışıklı varlıklar meydana getirirler: Aither (Esîr) ve Hemera (Gün. Bir gün tanrı İkarios'a bir tulum dolusu şarap vererek. er­ tesi sabah Epigon'lar girer ve Thebai'yi yağ­ ma ederler. .Adrastos'un oğlu Aigialeus. Epimetheus. Poseidon'un bir oğlu olan Eumolpos'u yenince deniz tanrı öfkelenir ve Zeus'tan Erekhteus'u öldürmesini ister. Atlas. dayanılmaz bir istek duymuş ve başlamış kaçan tannçayı kovala maya. Epimetheus Yunan mythos'unda Adem'in rolünü oynar. Bu savaşı nasıl iyi bir sonuca eriştirebilecegl sorusunu Delphoi bilicisine sormuş. Topal olduğu halde. yetişmiş ona ve sarılırken. spermasını bacağına akıtmış. Erikhthonios'un torunu (Tab 24). Atina'lılar Erigone için bir bayram düzenlemişler. Kapaneus'un oğlu Sthenelos. Erekhteus'uıı birçok çocukları olmuş. kız da üzüntüsünden oradaki bir ağaca asmış kendini. Erato. Tydeus'un oğlu yiğit Diomedes. Erikhthonios. Polyneikes'in oğlu Thersandros ve Mekisteus'un oğlu Euryalos. 84 vd. Yeraltı karanlığını simgeler. Aldığı cevap şu: Kral yedi kızından birini kurban ederse zaferi kazanacaktır. Gündüz). Topal tanrı birdenbire tutulmuş ona. Günün birinde tanrıça Athena Hephaistos'un işliğine silah ısmarlamaya gelmiş. Delphoi bilicisi bu olayı İkarios ve Erigone'nin ölümleriyle ilgili gösterince. K ı z ı Erigone'yle sevişmiş ve Staphylos ( ü z ü m ) adlı bir oğulları olmuş. Atina'nın ilk krallarından biri (Tab. Erigonc. komşularını şölene çağırmasını ve onlara şarabı tattırm.

Erikhthonios'un dört atlı arabayı keşfettiği ve Atina'ya para ve Panathenaia bayramı gi­ bi yenilikler getirdiği söylenir. Bu eşsiz tragedya anıtinda son oyun Erinys'lerin adını taşımakta- dır. kimi zaman da üç olarak gösterilen öç alma tanrıçaları Erinys'lerin doğumunu Hesiodos şöyle anlatır: Kronos anası Gaia'nın verdiği tırpanla Uranos'un hayalarını keser (Theog. Bir de kan davası güderek. Bu tanrıçalarla birlikte Devlet ve Orman perileri doğmuştur. Peleus'un ya­ nına sığınmış kişilerdir (Patroklos. onlar babasını ve özellikle anasını öldüren suçluyu kovalarlar. Zeus'tan bağışlamayı elde ederler (Yalva­ rırlar). Homeros dünyasında bu suçun cezası bi­ zim hak ve hukuk anlayışımıza göre hafiftir: Yurdunda adam öldüren yurdu için bir pislik. Ne var ki işledikleri suçlar Erinys'lerin kovala­ masını gerektirmez. Kutsal alanda yetişen bu gence kral Kekrops sonradan Atina krallığını vermiş. İnsan ne zaman suç işler. Erinys'ler suçu işleyenin ve özellikle adam öldürenin peşine takılan köpekler diye düşü­ nülür. Ama boş değildi elinden savrulup giden: Kanlar fışkırıp saçıldı içinden ve hepsi gömüldü kaldı toprağın bağrında. M e gaira olduğu kabul edilmiştir. Bebeği sepette iki yılan arasında gören Kekrops kızları çıldırarak ken­ dilerini Akropolis'ten aşağıya attıktan sonra. Yunan mythos'unda ünlü bir ba- . Her ikisi de yurtlarından kovulmuş. ve bunlardan gebe kalan toprak yıllar sonra doğurdu yaman Erinys'leri. bu yüzden de sürülür.ki topraktan dogma bütün ya­ ratıklar gibi yılan kuyrukluymuş . Tisiphone. insanlar arasında da mümkün olmalıy­ dı. Suçtan arınma yalnız tanrılar katında değil. bu köpekler dişidir. kendisi gidip sığınacak bir yer bulmalı. bir erkek çocuk çıkarmış ortaya. Eumenides tragedyasında babası Agamemnon'u öl­ düren anası Klytaimestra'dan öç alan Orestes'in peşine takılan Erinys'ler sonunda birer af tanrıçasına dönüşürler. Öç köpekleri herhangi bir adamı öldürenlerin peşine takılmaz. kan kokusunu he­ men alıp koşarlar ve peşine takıldıkları suçlu­ yu sonsuzca kovalayarak çıldırtırlar. Homeros destanlarında adı geçen birçok ünlü yiğitler suç işlemiş kişilerdir. Erinys' lerin en çok rol oynadıkları şiir eseri Aiskhylos'un "Agamemnon". öç tanrıçalarını. sert ve tehlike­ li olarak bilinen Karadeniz'e "Pontos Eukseinos" yani konuksever deniz denirdi. kurbanlar kesmekle a f f ı nı sağlayabilir. Pandion'dan da Erekhteus dolmuş (Erekhteus). amansız tanrı­ çaları yatıştırmak. Kimi zaman bir. yani adam öldü­ rür? Yunan efsanesinde adam öldürme çok­ luk bir yanılgı sonucunda olur: Ate tanrıça in­ sanı gaflete düşürür ve insan istemeyerek. kendi­ sini arındırmayı göze alan bir temiz adam bulmalı ve ona hizmet etmelidir. ne var ki Yunanlıların sık sık başvurdu­ ğu "euphemismos" denilen bir dil çaresiyle Erinys'lere "Eumenides" yani "iyi niyetliler" adı takılmıştır. ki­ mi zaman bilmeyerek öldürür. upuzun. Bu sürecin nasıl sahneye konduğu üzerinde durmadan "suç" kavramını incelememiz gerek. Zeus'un kızları sayılan Litai (Yalvan) tanrıçalar suçlular adına aracı olur­ lar. Orestes de böylece suçundan ve çektiği vicdan azabından arın­ mış. Bundan amaç. Phoiniks). Sayılarını ve isimlerini vermez. yaklaşıp sardı toprağı boydan boya. kimi zaman bir­ çok. öbürü de AkhiUeus'un lalası Phoiniks'tir. Bir Nympha ile evlenen Erikhthonios Pandion'u yaratmış. kurtulmuş olur. insan tanrılara yakarmak. Erinys'ler. Erikhthonios .ERİNYS'I ı R bundan. der Hesiodos. Ama pusuda bekleyen oğlu uzattı sol elini ve sağ elindeki tırpanla koskoca. Sürgünde yaşarlar. bir uğursuzluk sayılır. Her iki halde de su­ çundan arınmak için çareler vardır.Athena'nın tapınağına kadar sürünmüş ve kalkanının altı­ na girerek büyümüş. kısas kurallarını uygu­ layarak adam öldürür. Aynı görüşle.): Koca Uranos geldi kara geceyle. kötülüğü iyiliğe çevirmele­ rini sağlamaktır. Sonraları Erinys'lerin üç kadın ve adlarının da Alekto. Bunlardan biri Patroklos. indi yere arzudan yanıp tutuşarak. "Khoephoroi" ve "Eumenldes" trilogia'sıdır. kan döker.276vd. sivri dişli tırpanla biranda kesti babasının hayalarını ve kaldırıp attı arkasından bir yere. Athena da çocuğu Kekrops'un kızlarına ema­ net etmiş (Aglauros). ama konuklan seven ve koruyan Zeus tanrının ko­ lu kanadı altında bulunduklarından sürgünleri tatlı gelir onlara.

onları canlandırmaktaki . So­ nu nereye varacak? Ate'nin öfkesi dinecek mi? Üçüncü "Eumenides" tragedyası Delphoi tapınağının önündeki bir sahneye açılır: Apollon'a sığınmış olan Orestes evrenin gö­ beği sayılan taşın üstüne yıkılmış. 1186 vd. Oidipus babası Laios'u bilmeyerek öldü­ rür. birdenbire yanı başında kara urbalı kadınlar belirir. Erinys'ler değişir. yani Areopagos kurulmuş olur. daha önce Algis thos'u da vurmuştu. Orestes bağırır. Orestes anasını öldürür. yalvar­ maktadır. Aigisthos'la Klytaimestra'nın cinayet hazırla­ dıklarını sezer ve bu sezgiyi şu sözlerle dile getirir (Ağam. Koro yakınır. onla rı uyutur.K ba. K l y t . İ k i hak ve hukuk anlayışının çarpıştığı bir mah­ keme: Geleneksel kısas kurallarını simgele­ yen Erinys'ler. oysa benim eli­ me güç katan. Bunların öcünü ala­ cak kuşak da yetişmekte. Pytho tanrısı Loksias'tır. — Babamı öldürdün ya. övgü değil çünkü söyledikleri. ama o da babamı öldürmüştü. buna karşılık Atina halkın­ dan sonsuz saygı göreceklerdir. — Ya babamınkilerden nasıl kaçarım senden sakınırsam? K l y t . Orestes'in davası Athena'nın tapınağı önünde görülecektir bu kez. uyandırır köpekleri. bu­ nun simgesi eski hukukla yeni hukuk anlayı­ şının birleşmesi olsa gerek. Erinys'ler korkunç hırıltılarla dört dönmektedir çevresinde. Orestes eylemini haklı gösterir: Evet. Atreus' tan bu yana üçüncü ölüm kasırgasıdır bu.): K l y t . Ellerinden taptaze kan dam­ lamakta. Klytaimestra oğ­ lunun ne amaçla geldiğini anlayınca. adaleti gerçek­ leştireceklerdir. oysa Orestes bile bile öldürür anası Klytaimestra'yı.l. çağırır ve deli gibi atar kendini dışarıya.ı onları kovduktan sonra sahne değişir ve Atina'daki Akropolis görülür. — Demek bir yılan doğurmuş. Traged­ yanın sonunda yenilgiye uğrayan Erinys'ler korosu öfkeyle çekilmek üzeredir ki. yedi yıl sonrasını gösteren "Khoephoroi" (Sunu taşıyan kızlar) adlı tragedyada Orestes öç alıcı olarak anası­ nın karşısına dikilmektedir. kendini ve eylemini savunan bir insanla karşı karşıya gelip tartışmaktadır­ lar. der. Apollon oklarıyl.): Bir koro var ki. Piyesin sonunda sahnede Agamemnon'la Kassandra'nın yan yana yatırılmış ölüleri gö­ rülür. sonuç mahkemenin vereceği oylara bağ­ lıdır. — A m a bak. derken Klytaimestra'nın tayfı dür­ ter. K l y t . anamı öldürdüm. bir de ana katili vardır: Oidipus'la Orestes. gördüğü ceza korkunçtur. —Ananı mı öldüreceksin. — S e n i ben değil. tek sesli söylüyor ezgilerini. yani Apollon'dur. A l k maion gibi o da babasının kanına giren anası­ nı öldürür. ama sesi kulağa hoş gelmiyor. Ana oğul ara­ sında şöyle bir konuşma geçer (Khoe.I. 922 vd. Apollon gelir. Orestes Athena tanrıçanın verdiği bir oy fazlasıyla beraat eder. kendin öldüreceksin. Atina din ve devlet anlayışını yüceltmekte ve yeni yeni kavramlar kurup. Agamemnon tragedyasında Mykene kralıy­ la birlikte Troya'dan dönen bilici Kassandra. kader ağırlığı yerine insanların mahkeme­ si. insan kanı içmiş yüreklenmek için.UİNYS'l. Tam bir mahkeme sahnesidir bu. Böyle konuşurken. senin de ölmen gerek. Mykene'de yönetimi ele alan çift kendi ölülerinin öcünü almak için kralı ve Troyalı tutsağını öldürmüşlerdir. Erinys'ler bun­ dan böyle Atina'ya bet bereket saçacak tan­ rıçalar olarak intikamı değil. Athena onları Atina'nın koruyucuları olarak şehirde kalmaya çağırır. urbası­ nı yırtıp memesini gösterir ve Orestes'in ayaklarına kapanarak yalvarır. hiç ayrılmıyor bu evden. büyütmüşüm ben. tanrıların tik­ sindiği pis bir kadındı anam. insan kanı içmiş bu evde oyalanan koro. —Diriyken boşuna mı yakarıyorum bir mezara karşı? Or. Aiskhylos'un. Zoratarsm onu bu konaktan: Aynı s o y u n Erinys'leri bunlar. bakar ki Gorgo yüzlü. evet. iyi niyetliler diye çıkarlar ortaya. çünkü daha hesapb. ama suçu Alkmaion'unkinden da­ ha da ağırdır. Böylece tanrı kara­ rı. saçları yılanlarla örülmüş Erinys'ler bunlar. yavrum benim? Or. ananın kinli köpeklerinden sakın Or. sahnedeki kapı açılıp ge ne ikisinin ölüsü görülür. daha bi­ linçlidir (Alkmaion).

insanları yeral­ tında cezalandıran tanrıçalar olarak görülme­ ye başlar. kötüsü. Karasevda ve İhtiyarlık gibi tanrılaşmış kavramlardan hemen sonra gelir doğum sırasında. buyruğuyla. Ana Toprak. Eriş. Platon'un "Şölen" adlı diyalogunda herkes kendine göre sevginin tanımlamasını yaptık­ tan sonra. Eros'un da doğduğuna inanılmakta­ dır. Hesiodos yaratılışı anlatırken Khaos'tan hemen sonra Eros'u sayar. Yaşamın özünde gö­ rür onu Hesiodos ve kardeşine kötü değil de iyi kavgadan yana gitmesini öğütler. İlkçağın en içli ve bilinçli aşk şairi Sappho da Hesiodos'a benzer bir tanım­ lama verir: Gene Eros. sonra geniş göğüslü Caia. ilkçağın en eski metinlerinden beri evrende birleşme ve üretmeyi sağlayan doğal bir güç olarak karşımıza çıkar. Erinys'ler. giderek "parthenogenesis". bizim "cin" diyeceğimiz bir yara­ tıktır. Kavga tan­ rıça Eriş. Zaman geçince. Sokrates bir kadın bilici. Orfizm deni­ len ve şair Orpheus'tan geldiği ileri sürülen mistik akımda da Eros'un dünyayla birlikte kaos'tan çıktığına.. Ne kadar belalı tanrı ve tanrıça varsa.. 226 vd. biri övülmeye değer. elimi. Hesiodos'tan başka theogonia ve kosmogonia'larda da Eros'a yer ayrılır. Göklerdeki tahtında oturan Kronos oğlu toprağın özüne kattı onu. Eros. ayağını çözer tanrıların. Titanlar gibi azman yaratıkların birleşmesinde ne gibi bir rol oynadığını tanımlamakta güçlük çeker. Hesiodos'un bu kavgasına rekabet ya da ekmek kavgası demeli. yani kendi kendi­ liğinden doğurma ilkesini bazı tanrısal varlık­ lar için sürdürür.). Öteki kavgayı daha önce doğurdu yüce Karanlık. en güzeli ölümsüz tanrıların. Hesiodos ona "azgın yürek­ li" der ve kendi doğurduğu varlıkları sayar (Theog. Peleus'la Thetis'in düğününe hır çı­ karmasın diye çağrılmadığı için altın elmayı tanrıların dügtin sofrasına atar da. kolumu çözen. yahut da Gece'den dog­ ma evren yumurtası ikiye bölünüp yarı kabu­ ğundan gök. biri faydalı ve şöyle tanımlar ikisini de (İşi. Eros'un devler. insanı kanlı savaşa götürür birisi. Diotima'ya göre Eros bir tanrı bile değildir. Ve sonra Eros. Zorla girer bu kör dövüşüne ölümsüzlerin zoruyla. Eros'un doğuşunu anlatmak için yepye- . ve insanların da.): Khaos'tu hepsinden önce var olan. Eros. ama bu evrensel ilkeyi gene de saymış olmak için şöyle der (Theog. İnsanlara yararlıdır o kavga. Özden apayrıdır bu iki kavga. 116 vd. akıl ve istem güçlerini. 11 vd. Eriş. üstüne "en güzeline" yazdığı altın elmanın kime verilece- ği kararı Paris'in yargısına bırakılır (Paris). Yunanlıların "daimon". Sonra da ikinci eseri "İşler ve Günler" de iki kavga ayırır. Thebai efsane çembe­ riyle ilgili öyküsü Adrastos. Ama daha sonra. tanrıların da ellerinden alır yüreklerini. Eriphylc. Amphiaraos ve Alkmaion adları altında anlatılmıştır. yarı kabuğundan toprak ortaya çıkınca. Bu kavga Troya savaşı gibi yüce bir çatışma­ nın kaynağıdır. öteki kötülemeye. Mantineia'lı Diotima'nın görüşlerini anlatır. ölüm ve yıkım getiren ne kadar varlık varsa hepsi Nyks (Gece)'ten dogmadır.ustalığı bu üçlüde en yüksek zirvesine eriş­ miştir. Argos kralı Talaos'un kızı ve Adrastos'un kızkardeşi. Eski metinlerde beliren bu inanış Vergilius'un "Aeneis" destanında dile gelmek­ tedir: Erinys'leri Tartaros'un dibinde ruhlara ellerindeki kamçılar ve yılanlarla korku salıp eziyet eder görürüz. biri insana zararlı. o Eros ki elini. Üç Güzeller yarışmasında da bir rol oynar. o karşı gelinmez yaratık sarsıyor beni. İhanet.): İki türlü kavga vardır bu dünyada. hem tatlı hem acı Eros. ilk tanrılar ara­ sına nasıl yerleştireceğini iyice bilemez. hiçbir ölümlü sevmez onu. onun etkisini insan dün­ yasında açıkça gördügü'halde. ölüm­ lüyle ölümsüz arası bir varlık. O kavga ki eli tutmaz insanları bile işe sürükler. Cehennem kavramına yaklaşan bu görüşler Roma mythos ve şiirin­ de Etrüsk etkisiyle gelişmiş olabilir.

bu biçimle de günümüze kadar gel­ miştir. ya da kardeşi. ağaçları bir bir kesmiş. Bakarsın aynı günde bolluk içinde gelişir. d). Sevgi'nin karakterini anasıyla babası arasındaki karşıtlığın sonucu olarak şöyle anlatır: "BoUuk'la Yoksulluk'tan doğan Sevgi'nin talihi de ona göre olmuş. güreşmişler ve H e rakles Eryks'i öldürmüş. Delos'taki Apollon tapmağına git­ miş. Erysikhton. dayanıklıdır. açıkta. yolda ölmüş. iyinin peşin­ dedir. (1) Apollon tanrının oğlu. 103). Herakles bu sürüleri çalmak için Erythion'u da. anasına çek­ miş. çoklarının sandığı gibi hiç de öy­ le ince ve zarif değildir. Öylece Sevgi her zaman ne yokluk içinde­ dir. bayırda. Üstünde ünlü bir Aphrodite tapınatjı bulunan Sicilya dağına adını veren efsanelik kral. Bir şeyin eline geçmesiyle elinden kaçması bir olur. hep tuzaklar kurar. büyücülükte eşsizdir. ama krallığına el koymayıp akrabalarından birinin günün birin­ de oraya yerleşeceğini söylemiş ve öyle ol­ muş: Tarihsel çağlarda Dor'lardan bir grup Eryks dagma yerleşmişler. Eileithyia' nın eski bir heykeliyle döner­ ken. arzulayan bir duygu olduğu dile getirilmiş olu­ yor bu parçada. kendi kendini de yemiş. fikirlere. Erysikhton hiç aldırmamış. sürülerin bekçisi köpek Orthos'u da öldürür (Hes. Erythion. Yaban domuzlarının çok olduğu bu bölgede Artemis avlanmayı sevrı (Od. alaycı ve ya­ ramaz. Günün birinde Demeter'e adanmış bir koruluğu kesmeye kalkış­ mış. Herakles de efsanelik yaban domuzunu öldürmüş (Herakles). Uranos'lu Aphrodite'nin Hermes'le birleşmesinden Eros doğ­ muş. 19). evsiz barksız. Atina'lı kahraman. şiirde olduğu kadar resimde de iz bırakmış ve Rönesans'ta ikinci ve çok canlı bir gelişme görmüştür. Theog. Eryks yiğide meydan okumuş. ne de varlık içinde" (Şöl. Ne var ki hiçbir tanrı Eros gibi zaman ve mekâna göre değişik bi­ çimlerde yansıtılmamıştır. ne ölümsüzdür. as­ lında her derde deva. Babasına çeken tarafıyla da hep güzelin. Geryon'un öküzlerini bekleyen sı­ ğırtmaç. Demeter de onu din­ meyen bir açlığa çarpmış. Erymanthos. yaşar. VI. varını yoğunu yiyip bitir­ dikten sonra.ni bir efsane uydurulur: Yoksulluk tanrıça (Penia) ile Bolluk tanrı diye çevirdiğimiz. sonra yine babasının tabia­ tı gereği bir çaresini bulup dirilir. (2) Kekrops'la Aglauros'un oğlu. yaman avcıdır. atılgan. Ne yapsın. bir­ denbire de ölür. hüner anlamına gelen Poros'un ogluymuş. Adı Herakles efsanesine karış­ mıştır: Geryoneus'tan aşırdığı sürüleri götü­ rürken Herakles bu Eryks'e rastlamış. Oidipus'la lokaste'nin oğlu. Eryks. kalkar. 292). kapı önlerinde. Oğlunun öcünü almak için Apollon da bir yaban domuzu olup Adonis'i vurup öl dürmüş. Tanrılardan korkmaz. insanları oklarıyla kovalayan ve yaralayan kanatlı. Dione'nin kızı Aphrodite'den de Anteros (karşılık aşk). bu yüzden gözleri kör olmuş. Aither. buluş­ lara düşkündür. pistir. ( 1 ) Thessalia kralı Triopas'ın oQlu. Sem- bolik bir anlam taşıyan bu masal Psykhr bal ligi altında anlatılmıştır. Erysikhton ne ye­ se doymuyormuş. taşkın bir adammış. dağda. Eteokles. Bkz. İskenderiye sanatıyla başlayan bu Eros simgesi Roma'da Amor-Amores diye epey tutunmuş. Esîr. Sevgi her şeyden önce her zaman yoksuldur. Eros'u ele alan en güzel efsanelerden biri Apuleius'un "Eros ile Psyklıc" masalıdır. Adonis'le seviştikten sonra Aphrodite'yi ha­ mama girer görmüş. hep arayan. giderek tehlikeli bir çocuk biçimine girmiş. As­ lında ne ölümlü. Sevgi'nin hiçbir zaman kanmadığı. hiçbir tanrı Eros kadar şairlere konu olmamıştır. yoksulluktan kurtulamaz. yalınayaktır. Bu efsaneler Eros'un özün­ deki çok yönlülüğü dile getirmek için sonra­ dan uydurulmuştur. Kral Oldlpu . Başka efsanelerde Eros'un Aphrodite ile Hermes'in oğlu. Polineikes'in kardeşi (Tab. Aphrodite ile Poseidon'un oğlu olduğu da söylenir. tanrılar işmarlarla onu alıkoymaya çalış­ tıkları halde. Böylece Eros tanrı evrensel bir ilkeden. (2) Arkadya'da akan bir ırmakla aynı bölge deki bir dağın adı. 203c. tersine kabadır. ya da Eileithyia veya İris'in çocuğu olduğu söylenir.' yol köşele­ rinde yatar. yürekli.

Eteokles Polyneikes'le teke tek savaşta can verdikten son­ ra. Euphrosyne. Eunomos. E u m a i o s . Bunun üzerine saldırı başlar. Odysseus'un sütninesi Eurykleia kadar sevimli. Aitolia kralı. Euenor. Polyneikes de şehirden ayrılır. VII. Eunomia. Eumaios'un anlattığı bu öykü ilginç bir roman ve o zamanki Akdeniz çevresinde ise yoğun bir gidiş geliş olduğunu açığa vurur (Od. Odysseus domuz çobanının kulübesine ge­ lince. K ı zı Marpessa'ya bir talip çıktıkça babası onu öldürür ve kafasını Poseidon tapınağına asarmış. Akhilleus esir aldığı Priamos oğlu Lykaon'u Euneos'a satar (Lykaon). Adı sevinç. ona bir döşek serer. 467 72). Thebai'de törenle gömülür. Euenos. Herakles kendi kendine ceza vermiş. Bunun üzeri­ ne Polyneikes Argos kralı Adrastos'a başvu­ rur (Adrastos). Atina ile Eleusis arasında kopan savaşa karı­ şır. konuğunun özlemini çektiği efendisi ol­ duğunu anladıktan sonra da talipleri öldür­ mekte. Eumolpos Eleusis myster'lerinin kurucusu olarak tanınır. günün birinde oğlunu karısının yanında uyur görmüş ve onu bir yabancı sa­ narak öldürmüş. Tanrı Ares'in oğlu. onunla bir­ likte yanar (Kapaneus). Odysseus uzun serüvenlerinden sonra yurdu­ na ilk ayak bastığında Eumaios'un yaptığı ve yönettiği ahırlara gider ve babasının sadık uşağı olan bu "tanrısal" çobanbaşı ile bulu­ şur. Themis'le Zeus'un kızı. Eteokles'le Polyneikes aralarında bir anlaşma yaparlar: Her yıl biri kral olacaktır. kendisinin de bir kral oğ­ luyken nasıl kaçırılıp İthake'ye getirildiğini anlatmaya koyulur. Horalar­ dan biri (Themis. Marpessa). karısı Deianeira ve oğlu Hyllos'la bir­ likte Kalydon'dan göçüp Trakhis'e yerleşmiş. malını. Odysseia'da önemli bir rol oynayan İthake'li bir domuz çobanıdır. Eumaios onu saygıyla karşılar. ağırlamakla kal­ maz. ama Eteokles gene anlaşmaya yanaşmaz. E u m o l p o s . mülkünü yeni baştan ele ge­ çirmekte yardımcı olur ona. İphis'in k ı z ı Kapaneus'un karısı. cömert ve akıllı bir kişidir. bu savaşta Atina kralı Erekhteus elinden öldürülür (Erekhteus). Eumaios ihtiyar bir dilenci kılığında olan Odysseus'u konuklamak. Hypsipple). m» . Poseidon'un oğlu. Trakya kralı. Eleusis başrahipleri "Eumolpides" adını benimse­ miş ve atalarının Eumolpos olduğunu kabul ederlerdi. Eteokles yö­ netimi ona vermeye razı olmaz. İlkin tahta oturan Eteokles'tir. Kalydon kralı Oineus'un sarayın­ da şarap sunan delikanlı. lason'un Argonaut'lar se­ ferinde Lemnos adasına varınca Hypsipyle'den olan oğludur (Argonaut'lar. Babası yiğidi bağış­ ladığı halde.Thebal'dcn kovulunca. Thebai'ye karşı sefere hazırla­ nan Yediler ordusu saldırıya başlamadan ara­ larından Tydeus'u elçi olarak gönderirler. Euadne. Hora'lar). Sonunda Marpessa'yı İdas kaçırır. X V . Bir yıl sonra hakkını aramaya gelince. sonra da yanlışlığını anlaya­ rak kendini nehre atmış. Irmak Euneos adını alır (idas. Fırat nehrinin adını açıklamak için uydurulmuş bir efsane: Euphrates adlı bir adam varmış. Troya savaşına kendi katılmadığı halde. Atlantis'in yerlisi (Atlantis). Herakles de çocuğa bir tokat atacak olmuş. Euenos da peşine takılır. Epigon'ların Thebai'ye saldırısı sırasında Eteokles'in oğlu Laodamas kraldır. yemek verir ve dilenci pozunda olan efendisinin uydurduğu hayat hikâyesini dinledikten sonra. Euenos atlarını vurduktan sonra kendini orada akan bir ırmağa atar. neşe anlamına ge­ len Euphrosyne üç Kharit'lerden biridir (Kharit'ler). Euphrates. 389 vd. O zamana kadar Medos adını taşıyan nehre.j. Euneos. E u n e o s . Herakles'in ellerini yıkarken Eunomos yanlışlıkla suyu yiğidin ayaklarına dökmüş. ama İdas tanrı Poseidon'dan kanatlı bir araba aldığı için onu ya­ kalayamaz. kocasının odun yığınına atılarak. Akha'lara Lemnos şarabı gönderir (İl. Odysseus'la aralarındaki ko­ nuşmalar Odysseia romanının gerçekçi yanı­ nı ve zamanın yaşama koşullarını açığa vurup yansıtan değerli belgelerdir. Eumaios. içinde boğulan Euphrates'in adı verilmiş. Ama tokadı o kadar sert indirmiş ki çocuk ölmüş. oysa Polyneikes mezardan yoksun bırakılır (Antigone).

6). oğlu Eros'a söylemiş. Europa'nın ünü daha da yaygındır. Kharit'lerin arasında nasıl ışıldarsa. gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu. 11). Gözleri.. düşmemek için bir eliyle boğanın ko­ caman boynuzunu tutarken. Şafak tanrıça Eos'la Astraios. Europa da yaşıtları arasında öyle ışıldıyordu. gamsız. Poseidon'la Libya'nın oğlu. Güzel Europa. kaşları yerinde gümüş yaylar çizili. Ötekilerin de binmesine fırsat verme­ di Zeus fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. o da oklarından birini Zeus'un kalbine saplamıştı. menekşeler. inek oluşu. Astraios. Boğa. Ama Europa. Europa'nın Zeus'la seviş­ tiği sıralarda Hera nerelerdeydi. gördüğü yaratıklardan korkan Europa. bizim keşiş­ leme dediğimiz rüzgârdır. iyi bir insan gibi Yalnız konuşmuyor. Bir süre sonra Girit'e ayak bastılar. . öyle güzel bir boğa ki bu. deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. Yanlarında. Seviştiler. borulannı öttürerek Tritonlar ve Zeus'un kardeşi Poseidon gidi­ yordu. Güneybatıdan eser. Çiçek toplayan kızların arası­ na indi. kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde. sırtı­ na binmesini ister gibiydi: S ı r t ı n a bindirip gezdirecek bizi. Zeus onu görünce dayanamadı. yüzyılda yaşamış İskenderi­ ye'n bir şairin. s. sümbül­ ler. bir boğa sırtında deniz­ ler aşıvermenin yarattığı birkaç saniyelik şaş­ kınlık ve korku bir yana bırakılırsa. Moskhos'un şiirinde anlatılır). Zaten aşk tanrıçası Aphrodite. Bir boğa k ı l ı ğ ı n a girdi. ansızın. ona tutulduğunu. K o y u kahverengi. İ k i kıta. Pallas ve Perses 'i doğurur. kırmızı yaban gülleri. gülümseyerek. kendisi için çok ilgi çekici bir yaratığa ilişti. okşadı. Sonunda dayanamadı. sonra Zeus'un İo'yu yeniden kadın kılığına sokusu çiziliydi. gönlü ne dilerse onu yapıyordu. kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topla­ dı. bütün bir kıtaya adını vermiştir (Tab. Hera uzaklardaydı o sırada. 53). Hesiodos'un Theogonia'sında Pontos'la Gaia'dan. yeryüzünde öyle tarafsız davrandılar ki. Argos'un öldürülüşü. Nereus. III.. Zeus'un Europa'yı kendisine verdiğini söylemişti. sepetlerini çiçeklerle doldururlardı. Thaurnas ile Keto'nun kız kardeşidir (Tab. ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu. en güzel se­ pet Europa'nın sepetidir. Sulardan. kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. Tl tan'lardan Krios'la birleşip. ya da Typhon'dan doğduğu söylenen dört ana rüz­ gârdan biri. çocukları oldu. Öteki kıta ise.Eurybie. ne olmaz diye korktu. Minos ve Rhadamanthys. tembel tembel yeryüzünü gözetli­ yordu. Orada Mevsim'ler karşıladı kendilerini. Üstünde İo'nun öyküsü. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyor­ du. Phorkys. Hephaistos yap­ mıştı o sepeti. ama Zeus yine de ne olur. Hemen eğildi boğa. Zeus'la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir. Europa da boğayı gö­ rünce dayanamayıp yanına geldi. Öv/e tatlı. kadın kılığında.. Girit adasına gittiklerini söyledi. Hiç boğaya benzemiyor.. Europa. Europa'yı doğurduğunu ileri süren Asya. Europa'nın oğullarından ikisi. uyku­ dan uyanmış. Yalnız sepetler mi. arkalarında garip deniz tanrıları Nereid'ler. Onu sevdi. ölümlerinden sonra ölüler ülkesine yargıç yapıldılar. mitologya'da oğullarından daha önemli bir yer tutar.Europa. Io'nun serüvenine benzer bir serüven ya­ şayan Europa'nın öyküsünü Edith Hamilton'un Ülkü Tamer'ce yapılmış çevirisinden okuyalım (Varlık yayınları. çekici bir boğa olup çıktı. içlerini dolduran çiçek­ ler de ne kadar güzeldir. hiç üzülmerniştir denebilir. yani denizle topraktan doğmuş. Eurybie. Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Europa. Nergisler. bilinmiyor.. Aşk tanrıçası. Zeus bir ilkbahar sabahı gökteki sarayında oturmuş. Euros. İo'nun yıllarca acı çekme­ sine karşılık Europa. "Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır" diye düşünüyor­ du. boğanın sırtına oturdu. Yaşıtları gibi. boynuzları yeni ayın görünüşüne benzeyen güzel. Bilinen bir şey var: Tanrılar tanrısı. onu kendisi al­ mak istemişti. ( B u öykü. önlerinde. tasasız.. cevap vererek kendisinin tan­ rılar tanrısı Zeus olduğunu. Orada oyunlar oynarlar. Hepsi de bilirdi ki. öteki eliyle de. Fenike kralı Agenor'un kızı Europa tanrılar tanrısı Zeus'un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış. Sanki Europa'nın.

o da Odysseus'un varlığını sömürmeyebakar. taliplerin ve özellikle hizmetçilerin ce­ zalandırılmasında önemli bir rol oynar (Od.): Telemakhos gidiyordu yatmaya. bekçisi.). 205 vd. Eurymedon. X V I . X I X . X. ama büyücü kadının kurduğu tuza­ ğa düşmez ve geri gelip Odysseus'a Kirke'nin arkadaşlarını domuza çevirdiğini haber verir (Od. Telemakhos'u en çok seven de oydu. Odysseia'nın başında Telemakhos'u yatak odasına götürürken şöyle tanıtılır bize (Od. ama Güneş'in ineklerini yemeyi o salık verir arka­ daşlarına ve bu yüzden de tanrıların lanetine uğrayarak Odysseus'un bütün tayfasıyla bir­ likte can verir ( X I I . Odysseus'un sütninesi. gemi­ leri Seiren'lerin önünden geçerken Odysseus'u direğe i k i kat bağlar ( X I I . XXII. Onu Laertes parasıyla satın almıştı çok eskiden.). ama yatağına almamıştı bir kere olsun. öbürü Nestor'un seyisidir. 23 vd. Eurylokhos. Antinoos'a kıyasla biraz daha efendi. Eurykleia. Yay germe ya­ rışmasında Antinoos'la ikisi en sona kalırlar. 906-910): Okeanos kızı Eurynome ile evlendi güzelliği. İşte bu Eurykleia'ydı çerağı tutan. .). 425 vd. Evin kâhyası. büyü­ ğüdür. görenleri büyüleyen uyum Zeus tanrıçayla. taliplerin en iyisidir gene de. Odysseus'un sarayında oynayan dra­ mın en sevimli kişisidir. daha nazik ve terbiyeli bir adam gibi davranır: Penelopeia'yı yatıştırır. 391-492). 350507). yiğit Polybos'un parlak oğlu. 339 vd. Hesiodos'un "Theogonia"sında anlatıldığına göre (Theog. 434 vd. ödü kopuyordu karısının öfkesinden. Serüveni için bkz. Eurynome.): Eurymakhos'tu adı. ölüler ülkesinin açıldığı çu­ kur başında kurban keser ( X I .EURYDİKE Eurydike. Eurykleia. Polybos'un oğlu Eurymakhos. X X I I . ağırlığı en çok talipler arasında o artırır çünkü. Odysseus'un karısı Penelopeia'nın ta­ lipleri arasında başta gelenlerdendir. ama başaramazlar ( X X I . 347-380). en güzel armağanlardan birini verir (XVIII.) ama bütün bunlar yalan ve yapmacıktır. Peisenor oğlu Ops'un kızı. çerağlar tuttu yoluna pırıl pırıl.). sayardı onu sarayında asıl karısı gibi. 519 vd. İlyada'da iki Eurymedon'un sözü edilir. Orpheus. oğlunun canına kıyılma­ yacağım söyler (Od. Eurymakhos.). XV. Dilenci kılığında saraya ge­ len Odysseus'a o da kötü davranır. 95 vd. I. Orpheus'un karısı. dilenci kılığında İthake sarayına gelen Odysseus'un ayaklarını yıkarken eski bir yara izinden onu tanır (Od. Eurymakhos önce bütün suçu Antinoos'a yükle­ yip pazarlığa girişmek ister (Od. Eurykleia. Odysseus kendini belli edip meydan okuyunca. Odysseus onu da bir okla yere serer ve öldürür. Odysseia'da günlük hayatı yansı­ tan en canlı bazı sahnelerin kahramanıdır: Telemakhos'un yolculuğunu o hazırlar. Şöyle tanımlanır (Od.). Antinoos'la birlikte Eurymakhos taliplerin en ciddiye alınması gerekenidir (Od. bebekken dadılığa başlamıştı Telemakhos'a bakmıştı ta çocukluğundan kocaman oluncaya dek. (1) Okeanos'la Tethys'in sayısı üç bini bulan kızlarından biri.). 186 vd. biri Agamemnon'un seyisi. lthake'liler şimdiden bir tanrı gözüyle bakarlar ona. körpecik bir kızken almıştı yirmi sığıra karşılık. Odysseus'un yoldaşlarından biri. ağaç perisi. çevresinde onun dört döne döne. 17): Penelopeia'yı babası ve kardeşleri kışkırtırlar Eurymakhos'a varsın diye. 60 vd. Kirke'nin konağına gidecek grubun başı­ na seçilir. bir an önce krali­ çeyle evlenmeye. onu poh­ pohlar. düşüne düşüne. gitti­ ğini o bilir ve Penelopeia'dan saklar (Od. 396). X V . 295 vd. kafasına bir tokmak atar ( X V I I I . Telemakhos'u ilk fırsatta öl­ dürmeye ve Penelopeia'nın hizmetçisi Melantho ile seviştiği halde. II.

Odysseus ölüler ülkesinde karşılaştığı Akhilleus'un ruhuna iletir (Od. Perseus torunlarından i l k doğacak olanın krallık elde edeceğini bildirir. Ama Priamos'un kız kardeşi olan karısı. Argos kralı Sthenelos'un oğlu. Telephos. X X .). Kentaur'larla Lapith'ler sava­ şına yol açmıştı (Kentaur'lar). ama Patroklos yardımına koşar. Lapith'lerden Peirithoos'un nişanlısını kaçırdığından. ama Ioalos tarafından öldürülür. Troya'lılardan Hypsenor. Herakles onunla boy ölçüşüp onu yenmiş. İthake kraliçesi onu yanından ayırmaz. Eurypylos. Musa'lardan biri. bayramlara katılır. ama Eury tos sözünde durmamış. Bunu bir armağan karşılığı yaptığı söylenir. kendini tanıttıktan sonra yiğidi yıkayan. Eurytos. (2) Kos (Istanköy) adasının kralı. (2) Kalydon savaşına katılan yiğitlerden bi­ ri. (1) Kentaur. Paris'in kargısı altında yaralanır. Eurystheus. Burayı da Yunanistan'ın Arkadya bölgesinden gelme Evandrus (Yun. Kardeşi Phokos'u öldürdükten sonra Peleus Eurythion'un yanına sığınmış. Troya dönüşünde Herakles adaya uğrayınca Eurypylos ona karşı gel­ miş. gözlerini oymuş (Herakles. elinde bir flütle şenliklere. bu yüzden de öldürülmüş. Aiakos).Üç k ı z ı oldu ondan. Eurystheus'un yedi aylık doğmasını sağlar. Poseidon'un ogluymuş. Bölgeye uygarlık getirmiş. yarası i y i leşince. Onu kıskanan aman vermez kral yiğide eziyet etmekten hoşlanmaktadır. XI. ama Kalydon avı sırasında kaynata­ sını da kaza ile öldürünce. Evandrus. Zalim kralın kafası A l k mene'ye getirilince. Hera da doğa­ cağını bildiği Herakles'in kral olmasını önle­ mek için. onun eliyle arınmıştı. 4). Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan kişi. Alkmene). Eurytos'un sarayına dönüp onu öldürmüş ve lole'yi ele geçirmiş (Herakles. Penelopeia ile gerdeğe girmeye hazırlayan odur (Od. dilenci kı­ lığında uykuya yattığı zaman Odysseus'un üs­ tünü örter (Od. Euterpc. oğlu Eurypylos'u Troya'ya gitmeye kandırmıştı. Herakles öldükten sonra. müzik ve . Euphrosyne ve sevimli Thalia. 519 vd. Vergilius'un "Aeneis" destanın­ da adı geçen kahraman. yiğidin. onu bir sürü güç işler başarmaya zorlar. bir de İole ad­ lı kızı varmış. Bunun cezası olarak da esir diye satılmış ve Omphale'nin sarayına düşmüş. İphitos. X X I I I . Kharit'ler. Melanthos ve Apisaon'u öldürür. Ro'mulus tepesinde Roma şehrini kurmadan orada Evandrus'un kurduğu Pallantea kasabası vardı. (2) Bir devin adı (Gigant'lar). yerlilere okuma yazmayı öğretmiş. ona dert döker. Ok atmakta çok usta olan Eurytos'un dört oğlu. sürülerini çal­ dığını ileri sürmüş. Eurypylos. Mykene ve Argolis bölgesine kral olur ve Herakles'i buyruğu altına alarak. Özgürlüğüne kavuşunca. Euandros. Penelopeia'nın çevresinde asıl hizmet gören odur. Bir süre sonra Herakles oğullarının savaş ortağı olan Atina'ya karşı sefere çıkar. Zeus. onunla konuşur. Alkmene'yi Herakles'ten gebe bırakınca. Herakles büyük kahra­ manlıklarını hep Eurystheus'un emriyle ve Eurystheus'un çık. (1) Troya'da Akha'lardan yana savaşan Thessalia'lı önder. Yalnız oğlu İphitos Herakles'ten yana çıkmış.). 154 vd. Eurythion. Eurystheus. kendine bakması için öğütler verir. başı çelenkli. Eurystheus soyunu Mykene'den kovar. Ne var ki birden çıldıran Herakles İphitos'u öldürmüş. İole). Dionysos alaylarında da yeri vardır.ırına yapar. neşe getirirmiş. Ok atmakta kendisini yenecek olana kızını vermeye ant içmiş. (3) Telephos'un oğlu. Böylece Eurystheus Tiryns. Dithyrambos'u onun esinlediği söyle­ nir (Musa'lar). giydiren. Amphitryon'un amca oğlu ve onun gibi Perseus'un torunudur. başka yere göç­ mek zorunda kalır (Peleus. yani at adamlardan biri. ne de oğlunun A k ra'lara karşı savaşmayacağına söz vermişti. iyi adam anlamına gelir) kurmuştu. (Kharit'ler). Üç Güzeller: Aglaie. Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a karşı savaşır ve onun eliyle öldürülür. ne kendinin. (2) Penelopeia'nın yanında bulunan kâhya kadın. Herakles efsanesinde büyük bir rol oynayan kötü kişi. Bu çar­ pışmanın haberini. (1) Nerede olduğu iyice bilinmeyen Oikhalia şehrinin kralı.

Evandrus Aeneas'ı. babası Ankhises'le konukluk bağları kurmuş olduklarını hatırlayarak. bu sunak sonraları da Ara Maxima ola­ rak gösterilirdi (Cacus). Hercules buralara gelince. Onun için. 112 . tanrı oğlu olduğunu anlayarak Roma'nın yedi tepesinden Aventinus'la Palatinus arasında büyük bir sunak kurmuş. Ayrıca Latlum Yunanistan'dan bazı tanrı kültlerini de getirmişti. Evandrus onu Cacus'u öldürmüş olma suçundan arındırmış.yararlı bazı sanatları da yaymıştı. iyi karşılar ve oğlunu bir bölük askerle birlikte emrine verip Rutul'lere karşı savaşta yardımcı olmalarını sağ­ lar (Aeneas).

Latium'un ilk krallarından biri ola­ rak gösterilir. Fatutn. Erysikhton'a dinmez açlığı veren odur (Erysikhthon). su kenarlarında nympha'ları kovalar gösterilmişlerdir. Remus). Kader. bir cin olarak sim­ gelendi (Genius). Arkadya'daki Euandros'un İtalya'ya gelişiy­ le ilgili efsanelerde rol oynadığı için (Evandrus). Adı "faveo" fiilin­ den "uğurlu. Roma mitolojisinde ünü. Vergilius bu sim­ gesel varlığı Ölüler Ülkesi'nde Yoksulluk'la yan yana gösterir. Ficus'un oğlu ve Saturnus'un torunu ola­ rak gösterilir. Ormanları ve kaynakları koruyan bu tanrıçanın kültü or­ ta İtalya'ya ve Etruria'ya yayılmıştı. tanrıçalarıyla bir tutulmuş ve Fatum sözcüğü dişi cinse dönerek Fata olmuştur. Vergilius'un "Aeneis" destanında yarattığı bir simgesel varlıktır. Andı. Halk arasında dişi cinsten Fata olduğu gibi. toprağın verimliliğini sağlamak ve halkı kötü güçlerin etkisinden kurtarmak amacı güdülürdü. Adı "qui favet" ( i y i l i k eden. Roma mitolojisinde Kader'i simgele­ yen tanrısal varlık. Kısır­ lığı defetmek. İupiter'den daha yaşlı. Faunus gibi Fauna'nın adı da "quae favet" (iyilik eden. yani özgürlüğü simgeleyen tanrıça ile bir tutulmuştur.F Fama. Etrüsk asıllı bir tanrıça.ınn Pan ile bir tutul- muş. erkek Fatus'ların da varlığı tasarlandı ve herkesin kendi cinsine göre ka­ deri. lü­ tuf gösteren) anlamına gelen bu tanrı bir yan­ dan sürülerin. sakallı. Falcı bir tanrıça olarak gös­ terilir ve Bona Dea ile bir tutulur (Bona Dea). kültü Roma şehrinin en eski tepelerin­ den biri sayılan Palatinus'a yerleşmiş ve L u percalia bayramı (15 şubat) ile ün kazanmış­ tır. Fides. Fama. Faunus. Terracina'da bulunan tapınağında köleler azat edildi­ ği için. lütuf gösteren) anla­ mına gelir. Faustulus bir dişi kurdun emzirdiği ikizleri bulmuş ve karısı Acca Larentia'ya büyütülmek üzere götürüp vermiştir (Acca Larentia). Fransızca peri anlamına gelen "fee" bu Fata'dan gelmiştir. Açlık İskitya'da kurak bir toprak üstünde oturmaktadır. Feronia. Faustulus araya gir­ miş ve öldürülmüş derler. kral Faunus'un eşi.ıllııııl. I V . ak saçlı bir kocakarı ola­ rak simgelendirilmesi. Fatum. boynuzlu yaratıklar ola­ rak dağda. aslında "tanrı sözü" demektir. Amulius kızlarının do­ ğurduğu ikiz çocukları Tiber kenarına bırak­ mayı buyurunca. Libertas. Alba kralı Amulius'un çobanı Faustulus Romulus'la Remus efsanesinde önemli bir rol oynar.ı l. tarlaların koruyucusu olarak Yunan etkisi . söz söylemek. Roma dininin en eski tanrılarından biri. Ovidius'a göre. Latin Hercules efsanesinde rol oynar. Roma tanrıları arasın­ da saygı görürdü (Romulus. gidip Amulius'u öldürmüş. Faustulus. Fauna. Faunus'un rahipleri Luperci'lerin kutla­ dıkları bu bahar ve bereket bayramında deli­ kanlılar çırılçıplak olarak dolaşır ve önlerine gelen kadınlara kamçılarıyla vururlardı. hem de eşi. Hercules'le sevişmiş ve Latium'a adını verecek olan kral Latinus'u doğurmuş. halk sesini ve dedikoduyu simgeleyen tanrıça. alın yazısı bir genius. Açlığı simgeleyen Fames Hesiodos'un Eris'ten dogma olarak gösterdiği L i mos'un Latince karşılığıdır. Kadınları kısırlıktan korurmuş. Roma tanrısı Faunus'un hem kız kar­ deşi. 173-188). Roma kuruluş efsanesinde bir tanrı olarak değil de. Romulus da tanrı ve kral soyundan olduğunu anlayınca. yemini simgeleyen tanrıça. İkiz kardeşler kav­ gaya tutuştukları zaman. öte yandan adı Roma'nın kuruluş efsa­ nelerine karışmıştır. verimli" anlamına gelen Faustulus'un Forum'da mezarı. ko­ nuşmak anlamına gelen "fari"den türeme olup. Klasik çağlarda Faunus bir tanrı olmaktan çıkmış ve Yunan Satyr'leri gi­ bi keçi ayaklı. Roma'da üç Fata tanrıçasının heykeli görü­ lürdü ki bu heykeller Sibylla'lan simgelerdi (Parça. Dido'nun Aeneas'a olan g i z l i aşkını açığa vurur (Aen. Palatinus tepesinde de kulübesi gösterilirdi. Sonraları Yunan dinsel görüşlerinin etkisiyle Fatum. Fauna. Stbylla). Fames. Sonradan Faustulus çocuk­ lara kim olduklarını bildirmiş. ormanda. verilen söze saygının her türlü toplum düzeninin temelinde olduğu .

tanrıça da kendi kendi­ ne Mars tanrıyı getirmiş meydana. IM .anlamına gelir. çoğu zaman da kör olarak can­ landırılır. Furia'lar. Roma'lıların en çok korktukları. Yunan etkisi altında Fortuna za­ manla başka tanrıçalarla.): Flora aslında Khloris adlı bir Nympha imiş. Rastlantı. Roma'ya Sabin'lerden gelme bir tanrıçadır. geceleri evine girermiş. talih anlamına gelen Fors. Fides'e kur­ ban keser. Şair Ovidius Flora üstüne Yunan mythos s 'undan esinli bir öykü anlatır (Fast. sunu sunarken rahipleri sag elleri­ ne bir beyaz sargı sararlardı. Nisan sonunda başlayıp mayıs ayma kadar süren bu şenlikler büyük bir coşkunlukla kutlanır­ dı. Röma'lılar yılın ilk ayına Mars (mart) adını vere­ rek onun Flora ve baharla ilişkisini belli et­ mek istemişlerdir. Fortuna tanrıçanın erkeğidir. Yunan Tykhe tanrıçasıyla bir tutulan Fortuna elinde bir dümen (insanların hayatını yönetir çünkü) ve bereket boynuzuyla. Tapımını Roma'ya getiren kral Servius Tullius imiş. Flora. En erken çağlardan be­ ri Furia'lar Yunan mythos'unun Erinys'leriyle bir tutulmuş ve efsaneleri birbirine karışmıştır (Erinys'ler). Fortuna'nın tapınağında Servius Tullius'un bir heykeli buIunurmuş. yakınırlardı. tanrı Mars'ın dogmasına önemli bir etken ol­ muş: Jüpiter'in Minerva'yı kendi kafasından çıkarmasına içerleyen İuno erkek araya gir­ meden bir çocuk doğurmak istemiş tek başı­ na. Fortuna. Flora'nın onuruna Roma'da Floralia şenlikleri düzenlenirdi. bunun için Flora'ya başvurmuş. 20 vd. Aeneas soyu ona Palatinus üzerinde bir tapınak yaptırmış. en çok tapındıkları tanrıçalardan biri kör tali­ hi simgeleyen Fortuna'dır. Roma'nın ilkel din görüşlerinde Furia'lar yeraltından çıkıp insanların peşine takılan kötü cinlerdir. Fors. Çiçek ve bahar tanrıçası Flora. Roma'lılar çok önem verdikleri bu tanrıları bir çift olarak gö­ rür ve Fors'la Fortuna'ya birlikte tapınırlar. Flora da bir kadına dokununca onu gebe bırakan bir çiçek vermiş îuno'ya. Çi­ çek açan her bitkinin yönetimi onun elinde­ dir. Her türlü bitki ve çiçek üstünde egemenliği bağışlamış Flora'ya. V. Fortuna o kralı o kadar se­ ver ki. Ama Flora'nın gücü bununla da kalmamış. özellikle İsis'le bir tutulmuştur (Tykhe). rüzgâr tanrı onu görüp kaçırmış ve evlenmiş onunla.

G Gaia. Sonra ilkin Uranos'la birleşip erkek ve dişi Titan'ları. Dağ'ları ve Deniz'i yaratır. Ama Gaia'nın öbür çocukları da aralarında birleşerek yersel ve göksel birçok varlıkların dogmasını sağlarlar. . H e siodos bu yolda doğada ana ilkenin ne oldu­ ğunu tanımlamaya çalışan îonya düşünürleri gibi davranır. Kronos'a da bir taş yutturulur (Kronos. ve Uranos sürdürürken bu korkunç oyunu koca Toprak inim inim inliyordu zorundan. Zeus). Bu kez de Gaia kızına kaderi bildirmekle kalmaz . Son Titan oğlu Kronos'a babasının erkeklik uzvunu kestirdikten sonra Gaia bu kez kendi doğurduğu Pontos'la birleşir ve ondan Nereus. 126 vd. Sonra denizi yarattı. canavarlar hep Gaia'dan doğma sayılır. i k i n c i k ı ı şak devrimini de yürütür: Zeus'a ne yokl. Gaia Uranos'un devrilmesini sağladığı gibi. kimisi de evrenin mito­ lojik yorumunun yarattığı simgesel tanrılar dır. sağlam tabanı" saydığı Gaia. ya da kozmik öğe olarak felsefe alanına girmiştir. Homeros'ta hiç adı geçmeyen Gaia. Hesiodos'tan gayrı korkunçtu Toprakla kaynaklarda adı geçen Nereus'tan deniz var­ lıklarını meydana getirir. Kronos'un da Zeus eliy­ le devrilmesidir .): Böylesine Gök'ün oğulları. evrensel bir öge olarak toprağı simgeler. Bu doğurma sürecinden hemen sonra evrene egemenlik savaşının ilk belirtisi Uranos tanrının doğan çocuklarını Gaia'nın karnına gerisin geri tıkmasıyla baş gösterir (Theog. öte yandan Kybele gibi toprak ve bereket tanrıçalarına yer ver­ miştir. yel ve gökkuşağı gibi görülen varlıklardır. evreni bir düzen yöntemine göre meydana getiren ve düzen­ siz boşluktan çıktıktan sonra dişi-erkek birleş­ me yoluyla evrenin kendisini ve tanrılarını ya­ ratır.ı parak devlere karşı savaşı gerçekleştirir ve Titan'ları devirerek dünya egemenliğini ele ge­ çirir. dinde daha belirli birer tanrıça olarak görü­ len.Kronos'u aldatmak çareleri­ ni de gösterir ve Zeus'un Girit'te bir mağara­ da gizlice doğmasını sağlar. Keto ve Eurybie'yi meydana gelini (Tab. l'de gösterildiği gibi Gaia "parthenogenesis" (kendi kendine doğurma) prensi­ bine göre Gök'ü. Thaumas. Bir tanrıdan çok kozmik bir varlıktır Gaia. Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri doğurur (Tab. 154 vd. Gaia Yuna­ nistan'da birçok kehanet merkezlerinin esinleyicisi sayılır. yıldızlı. Karısı Rheia Zeus'a gebe kalınca Gaia ile Uranos'tan doğuracağı çocuğu kur­ tarma çarelerini sorar.kader Uranos'un oğluna yenildiği gibi. bir yandan Demeter. bu süreci şöyle anlatır Hesiodos (Theog. "Bütün ölümsüzlerin sürekli. Zamanla Gaia'nın mythos'ta yeri ve önemi değişmiş. Zeus Gaia'nın dediğini y. tahta çıkardığı oğlu Kronos'un da devrilmesi­ ni sağlar. Gaia son olarak Tartaros'la birlikte Typhon'u doğurur (Typhon). kozmik nitelikteki Ana Toprak. örneğin Delphoi'ye Apollon'dan çok daha önce yerleşmiş bilimi (Apollon.): Toprak bir varlık yarattı kendine eşit: Dört bir yanını saran Uranos.ın egemenliği elde edebileceğini o öğretir. çara Kronos kuşağından Titan'ları yenmek için Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri kurtarıp y a r dıma çağırmaktır. Gaia birinci kıı şak devrimini hazırladıktan sonra. Çünkü Kronos babası Uranos gibi zorbaca davranır ve çocuklarını doğar doğ­ maz yutar. Tab. koyaklarında tanrılar oturan dağları. 2). Gaia böylece daha kişisel ve insansal tanrıçalarla ya birleşmiş. Genellikle devler. Gök'ü. Başka Theogonia'lara göre Tartaros'tan Ekhidna adlı bir kı­ zı olmuş ve Poseidon'la da birleşerek Antaios devini doğurmuş (Antaios). ekin vermez denizi: Azgın dalgalarıyla şişen Pontos'u. yeri. Bunların kimisi yıldız. Hesiodos'un Theogonia'smda dünyayı. sağlam yurdunu yüksek dağları yarattı sonra. Kimseyle sevişip birleşmeden yaptı bunu. doğar doğmaz gün ışınına çıkaracak yerde toprağın bağrına saklamıştı onları. bütün öğelerin kaynağında bulunan ana ilkedir. azmanlar. mutlu tanrıların sürekli. 6). Delphoi). Phorkys. Babalan ilk günden iğrenmişti onlardan.

ona yalnız bir oğlu olursa besleyebileceğini. neşeli ve iyimser tutan güçtür. Geryoneus. Ganymedes'i de tanrılar sofrasın­ da Hebe yerine şarap sunucusu olarak kul­ lanmıştır. Ama başka mythos ya- . Akis ölür. Poseidon'un oğlu Khrysaor'la Okeanos kızı Kallirhoe'den doğmadır. Herakles Eurystheus' un buyruğu üzerine gelip onu adasında öldü­ rür. yani Devleri. yoksa dağa bırak­ mak zorunda kalacağını bildirmiş. Ama yalnız in­ sanın değil. sonra da söz etmez artık onlardan. Ganymedes. G e c e . Ama çirkinliğinden ötürü yanaşmaz Galateia ona. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. Homeros onun serü­ venini şöyle anlatır ( İ l . bir topluluğun da genius'u olabilir. Türkçe "cin" sözcüğünün kaynağın­ da bulunan Latince "genius" kavramı kişinin içinde doğup gelişen tinsel varlıktır. karşılık ola­ rak Zeus çocuğun babasına ölmez atlar arma­ ğan etmiş. şiirinde sözü geçen bu Nereus kızına Sicilya'lı Kyklops Polyphemos vurgun­ dur. Hesiodos Theogonia'nın iki yerinde (Theog. onunla buluşup konuşurlar. Lampros çok fakirmiş. K ı z ı l toprak anlamına gelen bu ada Batı kızlarının birinin adını taşıyan İs­ panya kıyılarında bir ada olsa gerek (Herakles). Uranos'un kesilen hayalanndan akan kanın toprağa damladığını ve bir süre sonra Gaia' nm devleti "parlak zırhlı ve uzun kargılı" ola­ rak meydana çıkardığını yazar. Genius. görevi gerdeğe giren çiftin üret­ me gücünü artırmaktır. Akis'e kaçma fırsatını vermeden koca bir kaya kaldırıp kafasına in­ dirir. Tanrıça dileği yerine getirmiş ve Leukippos'un cinsiyetini değiştirmiş (îphis). Bir gün Te­ pegöz Galateia'yı sevgilisinin kollarında uyur bulur. Tepegöz de şiirde bu güzel kıza olan aşkını ve aşkının karşılıksız kalmasından duyduğu acıyı dile getirir. İmparatorluk çağında. Zamanla geni­ us insanda ölmeyen. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a Zeus'a şarap sunan olsun diye. bu genius'un da bütün öbür genius'lara hükmettiğine inanılırdı. İnsandaki genius onu canlı. bir yerin. Uranos'la Gaia'nın birleşmesinden doğan Titan'lardan ayırmalı. karısının gebe olduğunu anlayınca. 230 vd. Galateia da sevgilisinin bir ır­ mak haline gelmesini sağlar. Theogonia'da Hesiodos. Nyks. Ölümlülerin en güzeli sayılan Ganymedes Dardanos soyundan. tanrılara denk Ganymedes. 285-90.): Troya'lıların kralı. Bkz. Assarakos. deliye döner. Örneğin z i f a f yatağının da genius'u vardır. Ganymedes'I 1da Erikhthonios'tan Tros doğdu. 17). Büyük bir korkuya kapılan annesi onu Leto tapınağına bırakmış ve tanrıçadan kızını erkek yapması­ nı yalvarmış. güçlü bir varlık sayılır ve imparator nasıl öbür insanlar üzerine egemense. Kocası yokken bir kız çocuk doğuran Galateia çocu­ ğunun cinsini kocasından saklamış ve kızı er­ kek kılığına sokarak büyütmüş. Erytheia adasının nerede olduğu tartışma konusu olmuştu. Genius'un bayramıdır. Gigant'lar. Her neyse. Ne var ki genç kız olunca Leukippos o kadar güzelmiş ki kız olduğunu saklamak elden gelmezmiş artık. imparato­ run genius'u korkulur. 280-85) üç kafalı bu devden söz eder. ölümden sonra var ka­ lan tinsel varlık sayıldı (Manes). Ya da kendi kartal biçimine girmiş ve oğlanı pençelerinin arasına alıp kaçırmış. Ganymedes'e vurulup onu asıl kaçıran. Adına da Leukippos demişler. dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken görmüş de kuşu kartalı göndermiş delikanlıyı kaçırıp Olympos'a getirsin diye. Troya kral ailesindendir (Tab. Çoban şiirlerinin ustası Theokritos'un XI. İnsan kendi ya da başkasının genius'u üstüne ye­ min eder. Gigant'lan. Adı sütbeyaz anlamına gelir. Galateia'nın öykü­ sü şudur: Polyphemos'tan kaçan Nereus kızı tanrı Pan'ın (ya da Faunus'un) oğlu Akis'i se­ ver. Doğum günü. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. (1) Homeros ve Hesiodos'da adı geçen Nereus kızlarından biri. Geryoneus. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: îlos.Galateia. ya da kaçırtan tanrı Zeus'tur. (2) Lampros adlı bir adamla evli olan bir Girit'li kadın.

dünya görüşü üstüne en güzel sözlerin­ den birkaçını onun ağzına vermiş. VI. Dione. 214 vd. Birbirleriyle dövüşmemeye karar verirler ve silahlarını değişirler (İl. Böyle konuşup atladılar arabalarından. ama Athena üstüne Sicilya adasını atmış.): \ Ulu canlı Tydeus oğlu. Diomedes çe­ kilir. Lykia'ya göçüşünü anlatmaya (Bellerophontes). Glaukos da Lykialı önder Sarpedon'la birlikte savaşa döner. Apollon. Bergama'ya özgü patetik üslupta işlenmiş olan bu kabartmalar hellenistik deni­ len sanatın en görkemli örneği ve akıllara durgunluk veren bir anıttır. Hippolokhos'un oğlu Glaukos. Dev­ ler aslan ya da boğa kafalı ve yılan kuyruklu azmanlardır. yani devler savaşı bir söylentiye göre Trakya'da. 876 vd. Herakles de başta Zeus ve Aigis kalkanıyla Athena ol­ mak üzere. O sır Lykia'ltlara Sarpedon'la . Ephialtes'i Apollon'un bir oku. Leto. biri doğar. korkar tan­ rılarla boy ölçüşmekten. Cömertlik Anadolu'da kalır. anlar düş­ manının eski bir dost olduğunu (İl. Glaukos yaralanır. Çünkü Gigant'lar dağları üst üste yığarak Olympos'a saldırmışlar. bellesin Akkha'larla Troya'lılar atalarımızın konuk kardeşi olmasıyla övündüğümüzü. tanrılar Herakles'e başvurmuşlar. Diomedes saldı­ rır. Glaukos'un aklını başından aldı.ıııdıı iniştir.): Değişelim gel silahlarımızı. Anadolu'nun dört bir yanından Troya'yı sa­ vunmaya gelenlerin listesi şöyle biter (İl. Tydeus oğlu Diomedes'le değişti silahlarını: Altını tunçla değişti. Bellerophontes'in torunu. bedenleri birer yı­ lan kuyruguyla biten bu azmanlan konu edin­ mişlerdir. VI. yenilerini yetiştirir. anaforlu Ksanthos'tan gelmişler.).GLAUKOS zarları ve özellikle plastik sanatlar. "Kapkara fi »t ı n a " gibi saldırırlar ve "zorlu savaşta bek" olurlar Akha'lara. Glaukos'un verdiği karşılık şu (İl. Bu konu Bergama'nın Zeus Sunağında en parlak bir biçimde işlenmişti. Porphyrion ve daha adları belirtilmeyen başkaları görülür. Ama Kronos oğlu Zeus. Glaukos. VI. Alkyoneus'u Herakles kendi öldür­ müş (Alkyoneus). Bellerophontes efsanesiyle Lykia'lıların Troya sava­ şındaki serüvenini onun kişlllflinde < aııl. 25). Olympos tanrılarında Zeus. görülme­ miş boyda ve güçte olup. Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere. İlyada'da parlak bir rol oynar. ama birden durur. o kaçabilmiş. gövdeleri paramparça edilip korkunç acılar içinde kıvrandıkları an canlandırılmıştır. 229 vd. Diomedes'te şafak atar. Kimsin? diye sorar. Artemis. tam o sıra. tanrıların yardımıyla Gigant'ları öldürmüş. yansıtmıştır onun kişili­ ğinde. iyicene bilmek istersen soyumuzu . H o m e ros. soyumu ne sorarsın? Yapraklar gibidir insan soyu. Bu kez de devleri yalnız bir ölümlü insanın yenebile­ ceğini bildiren bir kehanet var olduğundan. Eurytos'u Dionysos'un thyrsos'u.): kusursuz Glaukos komuta eder. Athena. Enkelados'a gelince. Alkyoneus. yeşerir orman. Altıncı bölüme kadar Glaukos'un adı geç­ mez. böylece soyların biri göçer. 145 Vd. bu ka­ bartmaların her birinde Olympos tanrılarıyla Gigant'lar arasındaki savaş canlandırılır.bilir onu birçok kişilerVe başlar Bellerophontes'in eşsiz serüveni­ ni. II. gider. parlaklığını yansıtan bu yigit ne kadar da sevimli! Anadolu insanı sanki o gün­ den kendini bulmuş. el sıkışıp ant içtiler. Bergama'dan alınıp Berlin Müzesine taşınan ve orada yeni baştan kurulan Zeus Sunağının frizi dev boy­ da 118 kabartmadan meydana gelir. Kabartmalarda devlerin tanrıların gücü altın­ da ezildikleri. Tanrıça da Pallas'm derisini yüzüp savaşta zırh olarak kul­ lanmış. Gigantomakhia. Aphrodite ve Nyks ile Moira'Iar savaşa katılır. içine bir kuşku girer bu parlak yiğit bir tanrı olmasın diye. (1) Glaukos II (Tab. bir başka söy­ lentiye göre Arkadya'da olmuş. yüz öküzlük silahı dokuz öküzlük silahla. sonra birdenbire Akha yiğidi Diomedes ile karşı karşıya görürüz onu. gelmişler uzak Lykia ülkelerinden. Titan'lan yendikten sonra Olympos tanrıları bu yaratıklara karşı koymak zo­ runda kalmışlar. I ş ı k ülkesinden delen ve adı ç ı o f l ü n maviliğini. Devlerden Otos. bir yandan bakarsın bahar gelir.

Ne yapsın Glaukos. Medusa ölümlüydü. Adları bile korku veren bir ses benzetmesi olsa gerek.). ondan gebe kalarak kral Midas'ı doğurmuş (Midas). o. ama sonra Perseus ve H e rakles eliyle alt edilmişler (Herakles). iyi eder yarasını. kraliçeleri Myrina'nın (Myrina) yönetimi al­ tında Atlant'lan yendikten sonra. Pemphredo'nun güzel. Hektor utanır uzak illerden gelen cö­ mert dostunu kurtaramadı diye. Enyo'nun san tülleri vardı. Gordias. insanları korkudan korkuya salan. alınlarında yaban domuzu dişleri fışkıran. Amazon'lar. Üç oldukları halde. kendisi bogulurmuş. işte o zaman tanrısı gelir aklına. Gorgo'lar yenildikleri halde. 6). ayağı tut­ maz. güzel yüzlü. Ara­ larında Medusa'nın en çok ün saldığı bu ca­ navar kızları Hesiodos şöyle tanımlar (Theog. 25). Çünkü daha hızlı olsunlar diye hayvanlarının çiftleşmesine engel oluyormuş Glaukos.da Sarpedon Patroklos'un kargısıyla vurulup can vermek üzereyken. ya da Aphrodite'nin hışmına uğramış olmasıdır. Lykia'lıların büyük tanrısı. Nedeni de Glaukos'un atlarına büyülü bir pınardan su içirmiş. Sisyphos'un oğlu Glaukos. Onun Perseus'la serüvenini bu yiğidin adı altında okuyalım (Perseus). Atlant'lara (Atlantis) ya­ kın bir uzak ülkede otururlarmış. Bunu bilen Büyük İskender Gordion'a gelince. arabası devrilince de at­ ları parçalar. Bir başka anlatıma göre Glaukos ölümsüzlük ve­ ren bir pınardan su içmiş. yaralıdır. oysaki kız kardeşi ne ölüm bileceklerdi. Oysa tanrı sözcüsü bu düğümü kim çözerse. (2) Glaukos I (Tab. o ara­ banın oku öyle çapraşık bir düğümle baglıymış ki. ona yakarır (İl. Gorgo'lar. Ama uğursuz bir tanrıymış. Plastik sanatların alabildiğine faydalandıkları Gorgo'lar. onu gören denizcinin teknesi batar. Engin bir yas kaplar Troya'lıları. Asya krallığını onun elde edeceğini söylemişmiş Gordias'a. yeryüzünde dolaşan insanlar da. doğuştan ak saçlıdır onlar. efsaneye adı karışan yal­ nız Medusa'dır. Euryale ve bahtsız Medusa. Sicilya'lı Diodoros Gorgo'lar üstüne başka bir yorum verir: Gorgo'lar Amazon'lar gibi savaşçı bir soymuş. Buna karşılık yalnız Medusa girdi masmavi yeleli tanrının koynuna Bahar çiçekleriyle dolu taze çimenlerde. kılıcını kınından çıkarmış ve dü­ ğümü keşivermiş. Ana Tanrıça Kybele Gordias'ı sevmiş. Bir efsaneye göre. Aiskhylos da şöyle tanımlar onları (Prom. Hesiodos Graia'ları şöyle tanımlar (Theog. ölümsüz olduğuna kimseyi inandıramadığı için de kendini deni­ ze atmış ve bir deniz tanrısı olmuş. Hektor'u bile kınar. Apollon dinler onu. yer onu. XV. yukarda sözü geçen Glaukos'un atasıdır. Ölü­ müyle ün salmıştır bu Glaukos: Pelias'ın ölü­ mü için düzenlenen yarışmalarda araba yarı­ şına katılır ve yenilir. yani Kocakarı'ları ve Gorgo'lar. bunlar Amazon'ları Gorgo'lara saldırmaya itmiş. Sthenno. 515 vd. Lykia'lıların kaderini Glaukos'un eline verir (Sarpedon). 6): Graia'lar. Saçları yılanlarla örülü.): Phorkys'le birleşen Keto Graia'ları doğurdu. Graia'lar. ne ihtiyarlık. tunç elleri ve uçmak için altın kanatları bulunan bu yaratıkların başlıca niteliği korku salmaktı. Graia'lar gibi Phorkys'le Keton'un kızlarıdır (Tab. Efsanelik Phrygia kralı. Glaukos'un da sözü edilmez bir daha İlyada'da (Hektor). o güçle saldı­ rır Patroklos'a ve öldürür onu. ölümsüz tanrılar da Kocakarı der onlara. 270 vd. 1 IH . savaş ortaklarını korumuyor diye.): Gorgo'ları da doğuran Keto'dur ünü büyük Okeanos'un ötesinde. 800): Ejderha kanatlı Gorgo'lar. Pontos'la Gaia'nın oğlu Phorkys ve kızları Keto birbirleriyle evlenirler ve ola­ ğanüstü yaratıklar meydana getirirler (Tab. geceyle gündüzün sınırlarında otururlar ince sesli Batı kızlarının yurdunda. eli. ışık tanrı Apollon. kimse çözememiş bu düğümü. Gordias Gordion şehrini kurmakla ün salmıştı. 274 vd. kısa zamanda davranabilmişler. Sisyphos'un kurduğu Ephyra (sonra­ dan Korinthos olur) kentinde kraldır. görenlerin soluğunu kesen Gorgo'lar. Glaukos da aslan gibi dövüşmeye koyulur yeni baştan. Şehrin kalesine Gordias bir araba yerleştirmiş.

Perseus bu tek gözü çalmak ve Graia'ların üçünü de uyutmak yolunu bulmuş. Gorgo'ların oldukları yere varmasını önlemekmiş görevleri. Helios. başka bir geleneğe göre Apollon'un bekçi kö­ pekleridir. Oralarda bulunan tek gözlü Arimaspes adlı boy bu altınlan al­ mak için Griffon'lara saldırırlar. 116 ve I V . Gün Işığı. başka mythos yazıcılarına göre Dino imiş. çünkü yuvalarını altın madenlerinin bulundu­ ğu dağların eteklerine kurmuşturlar. Herakles Phrygia'ya geldiğinde kızı Thebe'yi yiğide vermiş. Graia'ları iki değil de üç diye kabul eden bu efsa­ nelere göre. Kocakarıların bir tek dişi. kim bekçilik ede­ cekse o gözü takar ve yol ağzına dikilirmiş. batı dillerinde de "Griffon" adı veri­ lir. Phrygia'da Adramyttion (Edre­ mit) şehrinin kurucusu. Başka bir efsaneye göre G r i f fon'lar Hindistan'ın kuzeyinde bulunan çöl­ lerde altın arayıcılarına karşı koymaktadırlar. Bu yaratıklar Hyperboreliler ülke­ sinde. Aiskhylos'a göre Griffon'lar Zeus'un kutsal yaratıkları. O sırada öbürleri gider. o da karısının adına Mysia'da Thebe şehrini kur­ muş (Herakles). Graia'lann rol oynadıkları tek efsane Perseus efsanesidir. Gycs. Böylece Gorgo'lara yaklaşıp Medusa'yı öldürmeyi başarmış. önce yol üstünde bekçilik eden Kocakan'lara rastlamış. Griffonlar. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve elli­ şer başlı dev oğullarından biri (Yüz Kollu­ lar). Ama bir tek gözleri olduğu için. Başka bir söylenceye göre. . G ö ­ zü de bir göle atmış (Perseus).Üçüncü Graia'nın adını söylemez. Aiskhylos'un Prometheus'unda (804) ve Herodot tarihinde ( I I I . uzun gagalı. Bkz. "Gryps". 13) sözü geçen efsanelik kuşlara yun. Hemera. Bkz. kanatlı köpekler" olarak tanımlar. İskitlerin elinde bulunan kutsal altınla­ ra bekçilik etmektedirler. Graia'lar hiç güneş gör­ meyen batıda yaşarlarmış. G r a n i k o s . uyurmuş. Güneş. Bu yiğit Medusa'yı öldürmeye gidince. gövdeleri aslan gövdesidir. Aiskhylos bu yaratıkları "havlamaz. bir tek de gözü varmış ve aralarında değiş tokuş ederlermiş bunları.

. 5). 189 vd. XV. Theseus ve Herakles. Hesiodos doğuşunu söyle anlatır (Theog.): Rheia Kronos'un yatağına girince şanlı evlatlar doğurdu ona: Hestia. 767 vd. İl. altı ay yeryüzünde kalmasını buyurur (Demeter. V. 4 5 3 vd. Tanrı Hades ise gün ışığının sızmadığı karanlık ülkesinden hiç ayrılmaz. yürekleri hiçbir yakarış.): (Poseidon konuşur): Dünya üçe bölündü. ülkelerinden de tanrı­ lar ve insanlar nefret eder (Theog. Mevsim dönümünü.. ölü ruh­ ların oturduğu tasarlanan karanlıklar ülkesini anlatmayan. insaf­ sız. Yalnız kendisini Paian tanrıya baktır­ mak üzere bir kez Olympos'a çıkmak zorun­ da kalır ( İ l . Aeneis destanında kahraman Aeneas'ın da yeraltına gidiş ve dönüşünü anlatmıştır (Aen. Yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrısı Hades. canlandırmaya çalışmayan şair ve yazar pek yoktur. bir daha yeryüzüne çıkmasını önlemek için bir nar tanesi yedirmesinden ileri gitmez. 65). Sonradan Vergilius. Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırmasıdır. sinsilikler ustası bir köpek. âşık olduğu Persephone'yi kaçırdıktan sonra. onların arasına karışmaz. Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'ln payına. kışın ölme­ sini simgeleyen bu efsanede Hades'in rolü. yüreği acımak nedir bilmeyen tanrı. yani üçüncü kuşak tanrıları egemenliği ele alınca. "Görünmez" anlamına ge­ len Hades adı hem tanrının kendisi. üçümüz de aldık payımızı. ne var ki Hades'le Tartaros'u bir tutar ve geceyle gündüzün. Homeros da "tanrıların bile tiksin­ diği çirkef dolu ülke" diye tanımlar Hades'i (İl. Kızın kaçı­ rılmasında payı olan Zeus Demeter'in yalvar­ maları üzerine kızın altı ay yeraltında. Olympos'lular. (Ölüler Ülkesi). Bu köpek Kerberos'tur (Kerberos). Hades ülkesinde bir şey ağzına ko­ yan bir daha oradan ayrılamazdı. ( 3 ) E F S A N E S İ . Persephone). kura çekildi.H Hades. Hades. Kendilerinden de. Hermes ve Perşeus'la Herakles de tak­ mıştır. hem de egemen olduğu ölüler ülkesi için kullanılır. 810): "Tanrılar sevmez o k ü f l ü puslu yerleri" der Hesiodos. Hesiodos sonra yeraltı ırmağı Styks'in adını da sa­ yar (Styks). ( 1 ) A D I . VI). Hades ve karısı Persephone amansız. amansız.. Orpheus. Kuzey mitolojilerinde geçen ve Alman masallarında "Tarnkappe" diye anılan bu başlığı Hades'ten başka Athena. altın sandallı Hera ve güçlü Hades. dünya yetkilerinin pay­ laşılmasında Hades yeraltını alır (Hom. XX. perin altında oturan. Latin şiirinde Vergilius'un Aeneis destanında sürdürülüp en yüksek aşamasına çıkarılmış ve o yoldan ortaçağda Dante'nin büyük eserini etkilemiştir. konağı deyiminde. .. Hades ülkesinin en kısa tanımlanmasını Hesiodos yapar (Theog. Aidoneus ve Plüton (zengin) adlarıyla da anılır.): Orada yükselir yankılı konağı Güçlü Hades'le korkunç Persephone'nin. domos sözcüğünün düşmesiyle Hades. İlkçağ yazınında yeraltında. Homeros'un Odysseia'sını örnek ala­ rak. Kronos'la Rheia'nın oğludur (Tab. Demeter. girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla ama gireni bir daha bırakmaz dışarı. Azgın bir köpek bekler kapısını. tanrı Hades'in yönettiği ölüler ülkesinin de adı ol­ muştur. Olympos'lu tanrılar kuşağından olduğu hal­ de. Yunan mythos'unda canlı oldukları halde Hades'e inip de dö­ nen kahramanlar şunlardır: Odysseus. (2) DOĞUŞU. Homeros'la başlayan bu gelenek. pusuda bekleyip paramparça eder çıkmak için kapıya gelenleri. İna­ nışa göre. ( 4 ) HADES Ü L K E S İ . köpüklü deniz düştü bana. ölümle uykunun bulundukları bu karanlık ülkesini Hades'i an­ lattığından daha canlı renklerle anlatır (Tartaros). Hades üstüne anlatılan tek efsane. toprağın ve bit­ kisel doğanın yazın canlanmasını. hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar sa­ yılar. 395-404). Hades tanrının bir özelliği kendisini görün­ mez kılan başlığıdır. şölenlerine ka­ tılmaz. Yunanca "Hadou domos" yani Hades'in evi.

Odysseus artık İ t h a k e ' y e nasıl varabileceğini yeraltı ülkesinde b u l u n a n bilici Teiresias'a s o r m a k ister. Bu kız savaşta ö/en kardeşinin cesedini kurda.göremez hiçbir vakit. Kreon — Şaşıyorum. tatlı ş a r a p . H o m e r o s ' t a izi kalmış çok eski ve ilkel bir yeraltı tasarısının kalıntısı olsa gerek. ö b ü r ruhlar da k a n d a n paylarını alırlar. K r e o n Antigone'yi m e z a r a diri diri k a p a t t ı k t a n sonra H a i m o n k e n d i n i öldürür. Anarşiden dahabüyük bir kötülük yoktur.): G ü n e ş batarken ve kararırken tekmil yollar. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. ölümü değil. içine ballı süt. su ve un d ö k e r ve kurbanlar kesip kanlarını çukura damlatır. 5 1 2 vd.. Pyriphlegeton veKokytos akar. Kirke d e o n a H a d e s ülkesine g i t m e n i n yolunu gösterir ( O d .. derin anaforlu Okeanos'un kıpısında çek karaya gemini. Odysseus. kuşa kaptırmamak için gömmüş onu. G ü n g ö r D i l m e n ) : Kreon — Yakın akrabamın kanunsuz davranışlarına göz yumacak olursam başkaları büsbütün azar. Hades bataklarına doğru. Yürekten söylüyorum şunu: İtaat etmesini bilen iyi yönetici olur ilerde. ocakları söndürür. Bu H a d e s anlatımı d a h a doğrusu bu k a n i ç m e t ö r e n i . H a i m o n . Hayır. U z u n bir süre büyücü Kirke t a n r ı ç a n ı n adasında kaldıktan s o n r a . T r a g e d y a d a K r e o n ' l a H a i m o n arasında devlet y ö n e t i m i k o n u ­ s u n d a ilginç bir t a r t ı ş m a yer alır: T e k kişinin buyruğuna boyun eğmeyi y ö n e t i m i n kaçınıl­ m a z koşulu sayan K r e o n ' a karşın H a i m o n akıl ve sağduyuya d a y a n a n h a l k o y u n u savu­ n u r . Kirke'nin saydığı bu dört yeraltı ırmağına bir de L e t h e katılır. oradadırKimmer'lerin ülkesi ve kenti. orada Alçak Kıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Öyleyse kurulu düzeni destekleyelim ve hiçbir zaman kadına yenilmeyelim. oysa bütün kadınlar içinde en az layık böyle bir ölüme eyleminin ne soylu olduğu düşünülürse.Odysseia'daki H a d e s a n l a t ı m ı : H o m e r o s ' u n H a d e s anlatımı ilkçağ yazını­ n ı n ilki ve en canlısıdır. Oysa buyruklara boyun eğmek güvenliğini sağlar çoğunluğun. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe.. Kirke'nin d e d i ­ ği gibi gemisiyle b ü t ü n bir gün gittikten s o n r a ( O d .. kısır söğütler.başka h i ç ­ bir m e t i n d e söz k o n u s u edilmediğine g ö r e . Teiresias k a n içtikten ve Odysseus'a gele­ ceği açıkladıktan sonradır ki. işte o sırada ölülerin ruhları büyük bir kalabalık h a l i n d e kan içmeye gelir­ ler.üstünde tutmak erdem sayılıyor demek? . işitiyorum fısıltılarını. parlak güneş onları ışınlarıyla. Öylece serili durur bir uğursuz gece bu zavallı ölülerin üstünde. işitmek istemediğin sözler kulağına gelmiyor. Ö n e m v e canlılığını b u g ü n d e yitirmemiş olan bu t a r t ı ş m a d a n birkaç parçayı aşağıya alıyoruz (Çev. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. sonra çık yola. T h e b a i kralı Kreo n ' u n oglu H a l m o n ' d u r . D ü n y a n ı n kuzeybatı u c u n d a bulunduğu sa­ nılan H a d e s ülkesinin a n c a k kapılarına varır Odysseus ve o r a d a Kirke'nin buyruğuna uya­ rak bir çukur kazar. Böyle karanlık söylentiler dolaşıyor kentte. bozguncuları el '. devlet kimi getirmişse başa ona boyun eğmek. ama gizliden gizliye konuşuyorlar.. H a i m o n — Tanrı/arın en büyük bağışı akıldır insanlara. X . Anarşi parçalar müttefikleri.r arasında en önemlisi. altın bir şeref tacı hak etmiştir bu kız. Sophokles'in "Anti- g ö n e " adlı tragedyasında büyük bir rolü olan H a i m o n A n t i g o n e ' n i n nişanlısıdır.. en haksız bir cezaya çarpıldı diye. XI. uzun uzun kavaklar göreceksin. ülkede bu kıza acımayan yok. 8 vd. vardık sınırlarına derin akışh Okeanos'un... küçük. hazırlar kaçınılmaz bozgunu. orada Akheron. devleti göçürür. ne de gökten toprağa döndüğü vakit. Bu adı taşıyan birçok efsanelik ki­ şi k . onu dinlemek gerekir.. Halkın gözünü yıldırmışsm. büyük konularda ve haklı olsun olmasın.): Geçtiğin zaman Okeanos'u geminle.. iyi başbuğ iyi yurttaştan yetişir.

kardeşleri Dryad'lar gibi ağaçları ve ormanları koruyan nympha'lardır. ikincisinde Zeus ile Elektra'nın kızı olarak gösterilir. Harpya'lar asıl Phineus efsanesinde rol oy­ narlar (Phineus). şehre karşı iki saldırıya yol açmıştır (Ehphyle. Bora) dir. eski Lykia'nın Ksanthos (bugün Kınık) şehrinde bulunan ün­ lü mezardır. Harmonia ile ilgili iki efsane vardır. Amphiaraos. Ares'le Aphrodite'nin kızı olduğundan ötürü. Agaue. Adlarından da belli olduğu gibi (hama+dryas. 18). sivri pençeli bir çeşit yırtıcı kuşlardır. Alkmaion). Athena ile Hephaistos'un Harmonia'ya karşı. canlı canlı bi­ tip büyümesinden zevk. K i m i zaman da ağaçla birlikte ölürler. ba­ şaramayınca da keseni korkunç cezalara çarptıran ağaç perilerinin öyküsü anlatılır. hepsinin de kaderi olağanüstüdür. Ağaçların yeşermesinden. öbürü Dardanos soyuna bağlıdır. Semele. yaygın kanatlı. ağaçla birlikte demek) H a madryad perileri. yeme­ ğe oturur oturmaz Harpya'lar uçagelir ve ta­ baklarını boşalttıktan sonra.Haimon — Suçluları el üstünde tut demiyorum sana. Bu inancı en iyi canlandıran anıt. Kadmos ona Zeus'un kaçır­ dığı kız kardeşi Europe'yi ararken Semendirek adasında rastlamış ve sevmiştir. tabağında ne varsa. Kreon — B u kız suçlu değil mi şimdi? Haimon — Bütün Thebai bir ağızdan hayır. Autonoe ve Oidipus soyunun atası Polydoros'tur (İno. denge anlamına gelen adıyla Kharit'lerin biri sayılan Harmonia ile karıştı­ rılmıştır. tanrı­ lar bir de bela salmışlardır başına. kesilmesinden ya da kurumasından sonsuz bir yas duyarlar. Efsaneye göre uğursuzluğun n e ­ deni. halk mı? Haimon — Tek kişiyle devlet mi olurmuş. anlaşıldı mı? Haimon — Sen ıssız bir çölün hâkimi olmalıymışsm. biri Thebai efsaneler zincirine. Harmonia. bunlar İno. Bunlardan biri meşe ağacını kestiği için din­ meyen bir açlıkla cezalandırılan Erysikhton'un öyküsüdür (Erysikhton). despotluk bu seninki. Birinde Harmonia. "on palmiye ömrü" yani dokuz bin yedi yüz yirmi yıl yaşarmış. Ama her iki­ sinde de Kadmos'un karışıdır (Tab. Okeanos kızı Elektra'nın Thaumas'la birleş­ mesinden doğan Harpya'lar çokluk iki olarak gösterilir: Birinin adı Aello (Kasırga). Agaue. Kreon — Devlet ona hâkim olanındır. bazı kay­ naklarda sözü geçen Kelaino da fırtınadan önceki gök kararmasını simgeler. Kreon — Vereceğim buyrukları bana halk mı öğretecek? Haimon — Çocukça konuştuğunun farkında mısın? Kreon — Ben miyim bu devleti yöneten. bazı efsane­ lerde uyum. Bütün tanrıların hazır bulundukları bu düğünde geline olağanüstü armağanlar verilir. pisliklerini bıra­ karak uçarlar. Labdakos). hepsini Harpya'lara kaptırır. öbü- rü ünlü bir gerdanlıktır. suçlu değil diyor. Dardanos'la lasion'un kız kardeşi olarak gösterilen Harmonia Semendirek efsanele­ rinde rol oynar. Semele. Argonaut'lar Trakya'ya uğra- ı 00 . Böylece ölümsüzle ölümlü arası varlıklar sayılırlar. Harpya'lar çocukları kaçırırlar ve ölülerin ruhlarını alıp Hades'e götürürler diye bir inanç vardı. bunu Harmonia'ya Athena ( y a da Aphrodite) vermiş derler. Ağaçların kesilmesini önlemeye çalışan. Thebai efsanesinde Kadmos ile Harmonia' nın düğünü üstünde durulur: Zeus Harmonia' yi kendi eliyle verir Kadmos'a ve Thebai kale­ sinde düğününü yapar. hınç beslemeleridir. Aktaion. Düğünü de gene aynı görkemle Semendirek'te yapıl­ mıştır. Thebai kral soyu­ nun kaynağında bulunan Kadmos'la Harmonia'nın beş çocuğu olur. K i misi uzun ömürlü olur. kadın yüzlü.. biri Kharit'lerin dokuyup işledikleri bir elbisedir. Bu armağanlar T h e bai şehrinin başına bela olmuş. Kreon — Yasaları yürütmek mi suçum? Haimon — Tanrısal yasaları çiğnemekle kendi iktidarını gölgeliyorsun! Hamadryades. Bu mezarın iki yanındaki kabart­ maların her birinde bir Harpya bebek gibi kundaklanmış bir ruhu kollarında taşır görü­ nür. Aphrodite ile Ares'in kızı. Kadmos'un karısı Harmonia. Trakya kralı Phineus işledi­ ği bir suçun cezası olarak kör olmuştur.. Harpya'lar. Adları "kapıp kaçanlar" anla­ mına gelen Harpya'lar. öbürü­ nün Okypete (Hızlı uçan.

babası İnakhos kızının taliplerinden Lyrkos'a İo'yu aramasını buyu­ rur. Hebe. Harpya'lar Pandareos efsanesinde de rol oynarlar (Pandareos). Filistin'dir. 4 9 2 vd. Buna karşılık Phineus'a rahat vermeye ve Gi­ rit'te bir mağaraya saklanıp bir daha görün­ memeye söz verirler. on dokuzu bir ana karnından doğmuştu. Zeus'la Hera'nın bu adı taşıyan kızları (Tab. Hcbe. Hekabe (Latince Hecuba). 1 vd. 16). Asıl görevi tanrılara içki sunmaktır (İl. Hebe. Kovalamaca sırasında Harpya'lann biri Peloponez'de bir ırmağa düşer.): . 905) görürüz. Hebe'nin kendine özgü bir efsanesi yoktur. Hektor. Argos'a boş dönmekten çekinir ve Karia'da Kaunos şehrine yerleşir. altın avluda. Hitit yazıtlarında H e p a . ama tam yakalanacakken kız kardeşleri İris Boreasogullarının önüne geçer ve "Zeus'un hizmetçileri" Harpya'ları öldürmelerini önler. kaldırıyorlardı altın tasları birbirlerinin şerefine. Priamos Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gittiğinde kraliçeyi on dokuz çocuğunun anası diye tanı­ tır (İl. Hebe ile Herakles'in evlenmesi simgesel bir anlam taşıyan bir "hieros gamos". öteki Ege denizinin bir adasına sığınır. korkunç yıkım ve lşkencelerine tanık olduktan sonra. Kaunos kralı onu dönüşünde ülkeden kovmak ister. Hekabe ilkçağ yazınında doğurgan ve baht­ sız ana tipini canlandırır. Lyrkos dünyayı dolaşıp kızı bulamayınca. Çocuğu olmaz. ama Heilebie kocasından yana çıkıp babasını alt etmesine yardım eder. Yunanca gençlik demektir.dıklarında Phineus Harpya'lardan kurtarılma­ sını dilemiş onlardan. Karia'da Kaunos şehri kralının kı­ zı. 5) Olympos'ta eli her işe yatkın bir çeşit ev kızı­ dır. Çokluk en büyük tanrılar arasın­ da ve Anadolu'lu kaynaklarda görülen bu kut­ sal evlenme motifinden. Daha sonraki kaynaklarda H e be'nin nektar sunucusu olarak görevi Zeus'un kaçırdığı güzel delikanlı Ganymedes'e verilir (Ganymedes). onlarda Troya'lıların şehrine bakıyorlardı tepeden. O y s a benim bahtım ne kadar kara. ötekileri saray kadınları vermişti bana. Bir efsaneye göre Harpya'lar rüzgâr tanrı Zephryros'la birleşip. V. Dolaylı olarak İo efsanesine adı karışır: Zeus İo'yu kaçırınca. yani kutsal evlenmedir. Hitit yazıtlarında bu tanrıçaya "se­ dir ağaçlarının ülkesinde" tapınıldıgı belirtilir. . V. Boreasogulları Harpya'ları yakalayamazlarsa. Paris. Geldiği gün Akhaoğulları buraya oğullarım vardı benim elli tane. Kocası kısırlı­ ğının nedenini anlamak için tanrı sözcüsüne başvurmak üzere Kaunos'tan ayrılır ve yolcu­ luğu sırasında karısını aldatır. Yunan efsanesinde Tanrılar toplanmıştı Zeus'un pek ö n e m l i b i r rol oynamayan Hebe'nin Y u nan öncesi bir tanrıça olduğu sonucuna varı­ labilir. Homeros destanla­ rında beliren bu karakteri sonraları tragedyalarca daha da abartılmış ve Hekabe çocukları­ nı bir bir yitirdikten. Ulu Hebe tanrı balı döküyordu herbirine. yiğit oğullar yetiştirdim y a y g ı n Troya'da. Orada kral kızı Heilebie ile evlenir. . Balios). Bana karşılık. gözü dönmüş. Akhilleus'un ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'u meydana getirmiş­ ler (Ksanthos. kendileri ölecekti. Hekabe Troya kralı Priamos'un karısı. yani Âdem'in eşi ve bütün insanların anası olarak gösterilen Havva'nın ta kendisidir. Sedir ağaçlarının ülkesi Lübnan. X X V I . Heilebie.) : çevresinde. Hepa-Hebe ise Tevrat'ta ilk insanın. Bu bakım­ dan Hepa-Hebe ile Ana Tanrıça arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir ve Hepa-Hebe adının Kybele'nin çeşitli adlarından biri oldu­ ğu anlaşılır (Kybele). Aralarında Boreasogulları Kalais ile Zetes vardı ve bilici olan Phineus Harpya'lann ancak Boreas'ın oğullarınca yakalanabileceklerini biliyordu. IV. yalnız Herakles efsanesinde adı geçer: Güçlü yiğit öldükten sonra Olympos'a varıp ölüm­ süzlüğe kavuşunca Hebe ile evlendirilir. Hepat ya da Hepatu diye adlandırılan büyük güneş tanrıça Arinna'nın Yunancalaştırılmış adı ol­ sa gerek. Kassandra ve daha birçok çocukların anasıdır (Tab. 722-731) ya da savaş dönüşü kardeşi Ares'i yıkarken (İl. ama kalmadı bana onların hiçbiri. Ama İlyada'da onu Athena ile Hera'nın arabasını hazırlarken (İl.

Polyksene. bizden uzak. gündüz yüreğimin ışığıydın bu şehirde.): Şimdi sen.. sözümü duyarmış gibi. ama oğlu buna yanaşmayınca. Hekabe düşmana gidip yalvarmaya kalkı­ şan kral Priamos'u akıl ve sağduyu adına alı­ koymaya çalışır.). Troya'da bir çığlıktır kopar. . 406 vd. Priamos yas belirtisi olarak başını toza. ta ki Batı kapılarının üstünden Hektor'la Akhilleus'un savaşını gözlemeye gelir. 575 vd. Başladı Hekabe kadınlar arasında uzun bir ağıda: "Bak anana yavrum. İzmir'li şair Homeros böyle canlandırıyor Hekabe'yi. saygı göster bu memeye.): "Hektor. Phrygia'ü Ana Tanrıça Kybele'nin bütün ni­ teliklerini içinde taşır ve dile getirir Hekabe (Polydoros. X X I I . Kimi efsanelerde onun ev­ lat acısına dayanamayarak gece. doğal analık gücü­ nün simgesidir. şarap içip serinlemesini ister. Polymestor). O zaman da surlar dışında kalıp tek başına düşmana karşı koyan oğlunu içeri almak için şöyle seslenir ( İ l . 83 vd. desteği. X X I V . senin acını göreyim. Hekabe'nin en küçük oğlu Paris'le ilişkisi ve onu karnında taşırken gördüğü düş için bkz. Kraliçe görkemini ve erdemini sürdürür. Gözünün bebeği.. Troyalı kadınların. üstelik de Trakya kralı Polymestor'a emanet edilen oğlu Polydoros'un da al­ çakça öldürülüp denize atıldığını görünce. yiğit oğlu Hektor'un ölüsü karşısına serilince de bagırmaz çağırmaz. gir içeri. canım oğlum. unuturdun koynumda bütün dertlerini. gözümün bebeği. Öldürürse seni bu adam. ne ben ağlayacağım senin önünde.köpek gibi kudurup saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur. onun dileğini yerine getirir: Athena tapınağına sunu sunmaya gider. benzersin Apollon'un tatlı okuyla vurduğu insanlara. gemilerin orada". 253 vd. babasının yalvarmalarını dinlemeyip de Akhilleus'la savaşta can verin­ ce. yavrucuğum. Bu tragedyalarda Hekabe yalnız değildir. gündüz ulu­ yan bir dişi köpek haline dönüştüğü de ileri sürülür. bundan böyle nasil yaşayayım ben. talihsiz anana.. Ne var ki Euripides de Hekabe'yi akıl ve hak yo­ lundan ayrılmayan ulu bir kişi olarak gösterir. t o p ­ rağa bular (İl. ey katı yürekli. onu ağzına uzattığım günleri getir aklına. Anası da saçlarını yolup duruyordu. seni doğuran. yiyecek seni çevik köpekler. Atina'Iı tragedya yazarı Euripides ise onu "Troya'lı Kadınlar" ve "Hekabe" adlı tragedyalarının baş kişisi yapmış. ama yavrum. nasıl? Gece. Paris. burada sürünür görürüz. Atina'Iı şairin ona tragedya boyunca "Phrygia'lı" demesi boşuna değil. ağlaşmaya başlar. bir döşek üstüne koymayacağız ölünü. Aradan birkaç bin yıl geçti. Hektor anasının. ama kızı Polyksene'nin gözleri önünde Akhilleus'un ruhuna kurban edilmesini. bir köpek gibi havlamaz da Anadolu kadınına özgü bir ağırbaşlılık ve ha­ yal gücüyle canlandırır onu gözünde ( İ l .): . fırlatıp atmıştı parlak başörtüsünü. Troya'lı kadınların topluluğu içinde direnci yansıtan büyük bir varlık. kral. katla­ nır ve bekler. kraliçe ve bütün halk dövünmeye. İlyada'da ilk karşımıza çıktığında H e kabe tatlı dilli. yatıyorsun evinde taptaze. korkunç bir öç alma eylemine girer ve Polymestor'u kör edip. dışarda dikilme karşısına. Savaştan şehre dönen Hektor'un biraz dinlenmesini. öldüğünü göreyim de. sen onların büyük şanıydın sağken.. çocuklarını da öldürür. oğluna baka baka haykırıyordu. Son­ ra bölümler boyunca Hekabe'nin sözü geç­ mez. surlarımızın içinde yenmeye bak şu domuzu. VI. dramını de­ rinliğine işlemiştir. ne cömert karın ağlayacak. X X I I . dövünüyor. başaramayınca gene tanrıla­ ra yakarış ve sunu sunma yoluna gider. bir tanrı gibi selamladı yavrum onlar seni. kaderle ölümün elindesin şimdi". cömert ve dini bütün bir ana olarak gösterilir ( İ l . ama Anadolu kadınları gene bu sözlerle ağıt yakar ölen ana kuzularına. erkeklerin gücü. Bu oyunlarda Hekabe'yi Troya yıkıldıktan sonra köle olarak orada.

Hekamede. Güzel saçlı Hekamede Troya savaşı sırasında Akha'ların Tenedos'a (Boz­ caada) yaptıkları bir baskın sırasında esir al­ dıkları kızdır. Akha'lar bu kızı Nestor'a köle olarak verirler ve İlyada'da onu Nestor'un ba­ rakasında hizmet eder görürüz (il. XI, 624; XIV, 6). Hekate. Hekate, Olympos tanrılarıyla ilişkili olmayan, hiçbir efsaneye adı karışmamış, ki­ şiliği epey gizemli bir tanrıçadır. Aslında H e kate, Anadolu'ya özgü bir tanrıça ve Efes'li Artemis'in belli bir niteliğini yansıtan ve baş­ ka adla anılan bir tıpkısıdır (Artemis). H o m e ros destanlarında hiç adı geçmez, buna karşı­ lık Hesiodos'un Theogonia'sında büyük bir yer tutar. Hekate, Titanlar arasında Güneş Soylular diye anılan tanrılar soyundandır (Tab. 8). Koios ile Phoibe'nin iki kızları olur: Biri Leto ( k i Zeus Leto'yu eş edinip onunla iki büyük Olympos tanrısını, Apollon ile Artemis'i üretir), öbürü Asterie'dir (Leto, Asterie). Asterie Perses ile birleşip Hekate'yi doğu­ rur. Hekate'nin Titanlar kuşağında ne denli ayrı bir yer tuttuğunu Hesiodos'un Theogonla'sından öğrenmekteyiz. Ozan, Titanlar ku­ şağını saydığı parçanın sonunda Hekate'ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir (Theog. 404-450). Theogonia'nın başlangı­ cındaki Musa'lara Övgü'yü andıran bu parça­ da, Zeus, deniyor, Hekate'yi "herkeslerden üstün tuttu" ve evrende onur paylarını tanrı­ lar arasında paylaşırken, bu tanrıçaya kara­ larda, denizlerde ve göklerde bir yetki payı ayırdı. Metinde şöyle denir (415-450): Ölümsüzlerin saygısı büyüktür ona, Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü Hekate'nin adını anar yakarışlarında, Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça Onun elde etmeyeceği şey yoktur, Ona bütün mutlulukları vermek elindedir. Ünlü Gaia ile Uranos'un bütün çocukları Kendi paylarından pay vermişlerdir ona... Kim hoşuna giderse Hekate'nin Yardım görür ondan, destek bulur onda. Meydanlarda, kalabalıklar içinde Kimi isterse onu parlatır Hekate. Ölüm-kalım savaşlarında Hekate Dilediği savaşçıya yardım eder. Dilediğine verir hıynıvı, sanı, şerefi.

Kurultaylarda saygın kralların yanındadır, İnsanlar arasındaki yarışmalarda Tanrısal gücüyle işe karışır, Zaferi kazanan alır güzel ödülü Ve şeref kazandırır yakınlarına. Binicilerden de dilediğine yardım eder. Belalı engin denize açılanlar da Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya, Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça, Ya da tam başaracakları sırada Avlarını alır elinden canı isterse. Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda: Öküzleri, keçileri, ak yünlü koyunları Azaltır ya da çoğaltır gönlünce. Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu. Hekate'ye Hesiodos pantheon'unda tanı­ n a n ayrıcalığın nedeni bilginleri epey düşün­ dürmüştür. Homeros destanlarında sözü bile edilmeyen bu tanrıça Theogonia'da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. Burada yücelti­ len tanrıçanın kimi yerde Artemis, kimi yerde Diktynna ya da Britomartis diye anılan Ana Tanrıça'yı bu denli andırması Hesiodos'un ana yurdu ile ilgili görülmektedir. Bilindiği gi­ bi, eski Karia'da Stratonikeia'nm (Eskihisar) kuzeyinde, bugünkü Yatağan'a yakın olan Lagina'da (Lagina örenine en yakın ilçe Tur­ gut'tur) Hekate'nin çok ünlü bir tapınağı bu­ lunmaktaydı. Görkemli bir yapı olan bu tapı­ nağın kalıntılarından birkaçı, özellikle bazı kabartmalar İstanbul Arkeoloji Müzesinde korunmaktadır. Hesiodos ise babasının Ege kentlerinden Kyme'den Yunanistan'a göç­ müş bir göçmenin oğludur. Yunanistan'a yerleştiği Askra kasabasının yakınında ise Thespiai'da bir Hekate kültü bulunduğunu biliyoruz. Acaba ozanın yücelttiği bu Hekate tapımını Hesiodos soyu Lagina'dan mı Y u nanistan'a getirmişlerdir? Bu konu daha bi­ limce aydınlanması gereken ve doğrudan doğruya Anadolu kültleriyle ilişkisi olan bir sorundur. Bu konu için bkz/ "Hesiodos, eseri ve kaynakları" adlı kitabın s. 53 ve 1. notu­ na. Bu tanrıçanın karmaşık kişiliğini açıklamak­ ta bugünkü bilim de zorluk çekmektedir. Dik­ kati çeken bir nokta da tanrıçanın adıdır.He-

kate, Apollon'la Artemis'in başlıca sıfatların­ dan olan hekatos-hekatebolos, yani hedefi vuran anlamındaki kelimeyle ilgilidir (Apollon). Leto'nun kardeşi olması da onun Y u nan din ve efsanesine sonradan gelme bir tanrıça olduğunu belli eder. Hekate Yunan varlığına sonuna dek yabancı kalmıştır, asıl tapımma Roma'da rastlanır, burada ay tanrı­ çası, geceye ve karanlığa egemen bir varlık, büyük ve sihri elinde tutan bir kara güçler ecesi olarak karşımıza çıkar. Vergilius'un "Aeneis" destanında Dido Aeneas'ı yanında alıkoyamayacagını anlayınca, onu kendine büyü yoluyla bağlamaya çalışır (Aen. I V , 5 1 1 vd.): Üstünde kendi ölüsünün yanacağı odun yığınını hazırlattıktan sonra, bir Hekate rahi­ besine büyü formülleri okutur; saçları darma­ dağın olan bu kadın yüz tanrılar, Erebos, Khaos, üç biçimli Hekate ve üç yüzlü bakire Diana adına başlar yakarışa (Dido). Hekate' nin bu üç kılığı acaba kısrak, dişi köpek ve di­ şi kurt biçimleri midir? Diana'nın kız, kadın ve ay tanrıçası olarak üç biçimde canlandırıl­ dığını da biliriz. Hekate kimi bölgelerde üç gövdeli bir heykel olarak imgelenir. Bu üçlü karakteriyle Efesli Artemis'e ne kadar yakın­ dan bağlı olduğu, onun başka bir yan ve yö­ nünü simgelediği apaçıktır. Hekatonkheir'ler. Bkz. Yüz Kollular. Hektor. Troya kralı Priamos'la kraliçe H e kabe'nin en büyük oğlu Hektor (Tab. 16) Anadolu'nun ilk ulusal kahramanıdır, çünkü Troya savaşı Homeros'un llyada destanından da anlaşıldığı gibi bölgesel bir karşılaşma de­ ğil, Batı dünyasının Çanakkale Boğazından Mezopotamya'ya kadar uzanan Asya (bugün Küçük Asya deniyor) kıtasına ilk saldırışı, uy­ garlık ve zenginlikte Batıyı çok aşmış olan Anadolu'yu ele geçirmek için ilk denemesi, girişimidir. Bunu ancak böyle anladıktan son­ radır ki, Homeros destanını gereğince değer­ lendirebilir, Troya savaşının gerçek niteliğini anlayabilir ve Boğazların kilit noktasında çar­ pışan güçlerin asıl amacı açığa vurulduktan sonra, savaşçılarının karakterine ışık tutarak onları tarihteki benzerleriyle karşılaştırabiliriz. H e m e n söyleyelim ki ü ç , dört bin yıl önceki Troya savaşıyla yakın tarihin Çanakkale sa­ vaşı arasında göze çarpan bir benzerlik vardır

ve Hektor'u Mustafa Kemal'in atası olarak görmek yanlış bir yorum değil, tersine tarihi doğru değerlendirmenin bir örneği, bir belir­ tisi sayılabilir. Troya'nın orta direği olan Hektor'un kişiliğini incelemeye girişmeden önce, Troya savaşı denilen büyük çatışmaya bütün Anadolu'nun katıldığını metinlere dayanarak göstermeliyiz. İlyada'nın ikinci bölümünde "Gemiler Kata­ logu" denilen bir parça vardır ki, burada Troya'ya saldıran orduların da, Troya'yı savunan kuvvetlerin de sayımı, dökümü yapılır. Desta­ na sonradan katılmış, özellikle İlyada Ati­ na'da ulusal destan olarak benimsenip de Atina'yı yüceleştirme amacıyla kaleme alındı­ ğı sanılan bu listede Yunanistan'dan gelme kuvvetlere çok yer verilip, Troya'nın savaş ortakları kısa geçildiği halde, savunmaya Anadolu'nun hemen her tarafından güçler katıldığı anlaşılır, llyada'da altmış kadar dize tutan bu parçada (İl. II, 819-878) önce Toros bölgesindeki kentler ve ordu komutanları sa­ yılır, sonra da Trakya'dan başka Mysia, Paphlagonia, Maionia ve Lykia'ya kadar bir yandan Karadeniz kıyılarına, öte yandan Ak­ deniz'e kadar uzanan yaygın bir bölgenin ad: geçer. Yunanistan'ı yüceltmek, Anadolu'yı küçümsemek amacıyla d ü z ü l d ü g T ı açıkça belli olan bu metin bile Troya savaşının Anadolu boylarınca ne denli benimsendiğini açığa vur­ maktadır. Daha sonraki bölümlerde de örne­ ğin Lykia'lı önderlerin savunmada ne büyük bir yer tuttukları, giderek Hektor'u eleştirip ona yol gösterdikleri görülür (Sarpedon, Pandaros). Troya'nın kaderini elinde tutan Hektor bu savaş ortaklarına karşı sorumlu­ dur, onların istek ve öğütlerine saygı göster­ mek, kendi çıkarlarını düşündüğü kadar onla­ rın da görüşlerini hesaba katmak zorundadır. Bütün bu sorumluluk ve yükümlülüklerdi ki onu Anadolu'nun ulusal savunucusu olarak diker gözlerimizin önüne. Bu görevi sonuna dek nasıl yerine getirdiği, üstünde durulmaya değer bir konudur. İlyada Hektor'u hem savaşta bir kahraman, hem de günlük hayatında bir insan olarak canlandırır gözümüzün önünde. Destanda onun kadar derinliğine işlenmiş bir tip daha yoktur. Onun kişiliği Akhilleus'unkinin tam karşıtıdır: Duygularını dışarıya vurmak, esin-

tilerine kapılıp davranmak şöyle dursun, dra­ mı kendi içinde sessizce oluşur ve bu dram tek bir kişinin değil de, bütün bir ailenin, gi­ derek bütün bir toplumun sorunlarını içerdiği için, dallı budaklı, karmaşık ve çetrefildir. Hektor Troya savunmasının omuzlarına yük­ lediği ağır sorumlulukla kendi kişisel ve duy­ gusal eğilimlerini birbirleriyle bağdaştırmakta öylesine güçlük çeker ki, açığa vurmaktan çekindiği bu çatışma kendisinin modern an­ lamda bir tip, bir roman kişisi olarak karşımı­ za çıkmasına, iç bunalımlarının da destanda şaşılacak bir belirti olan sessiz monologlarla dile gelmesine yol açar. Hektor'un eşsiz kişi­ liğini kavrayabilmek için onu hem insan, hem de kahraman olarak ele almalı, incele­ meliyiz.

dan ele alınmaya değer. Anasını da babasını da çok sever ve sayar Hektor, ne var ki onl.ıt duygusal nedenlerle onu görevinden alıkoy maya çalıştıkları zaman, sessizce karşılar önerilerini, ya da sözlerini niçin dinlemediği­ ni anlatır onlara. Surlar önündeki sahnede cevap bile vermez yalvarmalarına ( İ l . X X I I , 38-90), şehre gelince dinlenip şarap içmek şöyle dursun, herkese görevini hatırlatmakla yetinir (İl. VI, 264 vd.) Baba ve koca olarak Hektor'un eşsiz bir davranışı vardır, bu denli ince, sevimli, çok yönlü bir insana rastlanmaz hiçbir destanda. Eşine hem baba, hem ana, hem kardeş, hem de sevgili olduğunu Andromakhe'nin kendi ağzından duyarız şaşa şaşa (İl. VI, 429 vd.), (Andr'omakhe). En ince ay­ rıntısına kadar anladığı karısının üzüntüsünü nasıl paylaştığını da bir görelim (İl. V I , 4 4 1 ( 1 ) İ N S A N H E K T O R . Destan kahramanları­ vd.): nın hepsi gibi Hektor da belli niteliklerle ta­ Ben de düşünüyorum bunları, karıcığım, nımlanır: Çevik ayaklı, oynak tolgalıdır, tanrı­ ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi, sal, Ares'in dengi, Zeus'un sevdiği, giderek Troya erkeklerinden utanırım, Zeus gibi akıllıdır. Tolgası ışıldar, silahları da bakamam uzun entarili kadınların yüzüne, şöyle anlatılır (İl. VI, 319, X I I I , 802 vd): içimden de gelmez, ne yapayım; ün kazanmak için hem babama, hem .... On bir dirsek boyunda kargısı elindeydi, kendime, tunç temren dolanmıştı altın bir halkayla, öğrenmişim atılgan olmayı, önünde dört bir yana ışıklar saçıyordu. Troya'lılarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim. Ares'e benzeyen Priamos oğlu Hektor Kafama, yüreğime, komuşum ben şunu: başlarındaydı, Elbet bir gün yok olacak kutsal llyon, yusyuvarlak kalkanını tutuyordu önünde, Priamos ve onun iyi kargı kullanan halkı. kaim tunçla örülmüş, sık deridendi bu O vakit ne Troya'lılann acısı umurumda kalkan. olacak, Parlak tolgası sallanıyordu şakaklarında, ne Hekabe'nin, ne kral Priamos'un acısı, sıralar boyunca bir gidip bir geliyordu. ne de kardeşlerimin acısı umurumda olacak. Troya şehrinin koruyucusudur Hektor, Benim üzüntüm sensin asıl, onun içindir ki oğluna "Astyanaks" (şehrin tunç zırhlı Akha'lılardan biri alacak hür efendisi) adını takmıştır halk (Astyanaks). gününü, Güçlü ve merttir, öyle ki o yaşadıkça, savaş­ götürecek seni gözyaşları içinde, tıkça güven duyar kadın olsun, erkek olsun düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı, Troya'lılann hepsi, o ölecek olursa şehrin de bu yüzden arkada kalacak gözüm... Köleliğe sürüklenirken çığlığını tutunamayıp düşeceğine inanırlar. Bu güven duymaktansa ve bu inançtır ki, Hektor'a karşı büyük bir dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi. sevgi uyandırmıştır Troya 'ularda, topluca s e v gi gösterilerinin de yalnız Hektor için yapıldı­ ğını görürüz destanda. Bu sevgiyi Hektor davranışlarıyla kazanmıştır. Büyüğünü de, kü­ çüğünü de öyle sayar ve sever ki, örnek bir insan, çağdaş anlamda olgun ve yetkin bir in­ san sayabiliriz Hektor'u İlişkileri bu bakımTolgasından Ü r k e n yavrusunu gülerek kolla­ rına alıp öperken de şu dilekte bulunur koca Hektor, yurt içinde ölmeyi göze almış bit kahramanın ağzından böyle alçakgönüllü, do­ kunaklı sözler duyunca gözyaşlarını tutamaz olur insan (İl. VI, 476 vd.):

Ey Zeus, ey öbür tanrılar, benim oğlumun, Troya'lılar arasında, babası gibi kendini göstermesini nasip edin, babası gibi güçlü, mert olmasını, llyon'da bütün gücüyle hüküm sürmesini. Kanlı silahlarla savaştan dönerken o, babasından çok daha üstün bu desinler, • mutlu olsun anasının yüreği. H e k t o r herkese karşı yumuşak davranır, bir kızdığı, azarladığı Paris'tir, kafasızlıgıyla şeh­ rin yıkımına s e b e p olan a d a m . Şöyle çıkışır o n a (İl. III, 3 8 vd.): Seni alçak, seni parlak oğlan, seni çapkın, seni ırz düşmanı seni! Hiç doğmaz olaydın keşke, ya da kalaydın ölümüne dek evlenmeden, ne baş belası kesilirdin o zaman, ne de yüz karası olurdun başkalarına. H e k t o r H e l e n e ' y e karşı uygarca ve centil­ m e n c e davranır. Öbür Troyalılar gibi o da ka­ dını ayıplamaz, suçlamaz, güzel kadın da o n u herkesten çok sayar ve sever. Paris'i savaşa çağırmak için şehre geldiğinde H e l e n e o n u alıkoymak ister, o n u n l a dertleşmeye c a n a t a r , a m a H e k t o r güzel kadının uzattığı is­ kemleye o t u r m a z , bir an ö n c e karısını ve ç o ­ cuğunu bulmaya gider, çünkü girişeceği sa­ vaştan bir d a h a d ö n ü p dönmeyeceğini bilmez (İl. VI, 3 4 4 vd.): Ah kayınım benim, dayanılmaz kötülükler yapmış bir köpeğim ben. keşke,

gözbebeği bu k a h r a m a n kaderiyle pençeleşir durur, ö l ü m ü n ü n yakın olduğunu bilir. T a n r ı ­ lara güvenmenin de ne kadar yersiz olduğu­ nu sezer, nitekim o n u yalnız Apollon korur, a m a Z e u s ' u n buyruğuyla o da kaderine bırak­ mak zorundadır H e k t o r ' u , ö b ü r t a n n l a r s a pis pis düzenlerle H e k t o r ' u a l d a t m a k t a yarışırlar â d e t a . Ama b u konuyu H e k t o r ' u n k a h r a m a n ­ lığını inceleyeceğimiz bölüme bırakalım. (2) KAHRAMAN H E K T O R . Ne kadar n a n ­ kör bir görevi vardır H e k t o r ' u n Troya sava­ şında! Ordulara yön vermek, güven aşılamak, güç esinlemek h e p o n a düşer. Karar o n u n , sorumluluk ve yükümlülük h e p o n u n omuzlarındadır, buna karşılık da d u r m a d a n eleştiriye uğrar, herkesi dinlemek, yatıştırmak, avut­ m a k , savaş ortaklarını h o ş t u t m a k , gücendir­ m e m e k o n u n tek başına görevidir. Oysa k e n ­ disi için savaşmaz H e k t o r , bir çapkın a d a m ı n , soyunun ve kentinin başına getirdiği belayı savmak için dövüşür, bu belayı sayamayaca­ ğını, b ü t ü n soyuyla birlikte c a n ı m kentinin de yok olacağını bile bile. Buna karşın g e n e de yiğitçe dövüşür H e k t o r . Yiğitliği Akhilleus'un bireyci, bencil, inatçı yiğitliğinden ne k a d a r üstün, ne kadar bilinçli ve insancadır! H e k t o r ' u n kahramanlık dramı S a r p e d o n ' u n ö l ü m ü n d e n sonra başlar asıl. Patroklos Akhilleus'un silahlarını kuşanıp da ö l ü m saçmaya başlayınca, H e k t o r başına gelecekleri anlar, savaşa atılsın m ı , atılmasın mı diye ikircikli­ dir, bir an arabasına binip kaçmaya bile k o ­ yulur. O z a m a n da ortaklarının en ağır ve in­ safsız eleştirilerine uğrar. Lykia'lıların ö n d e r i Glaukos Patroklos ile S a r p e d o n arasındaki savaşta H e k t o r S a r p e d o n ' u n öldürülmesini önleyemedi diye o n u kınar, Troya'lıları küçük düşürür ve ortaklarının artık bıkıp gitmeye hazır olduklarını bildirir (İl. XVII, 1 4 0 vd.). Bu sözler üzerine H e k t o r savaşa d ö n e r , Patroklos'u öldürür, korkunç bir b o ğ u ş m a içinde o n u n ölüsünü kaçırmak, silahlarını soymak ve kendisi kuşandıktan s o n r a Akhilleus'un karşısına çıkmak yürekliliğini gösterir. Oysa bu savaş başka türlü bir savaştır. AkhilIeus t a n r ı H e p h a i s t o s ' u n kendisine yaptığı yeni silahlarla O r i o n yıldızı gibi alev alev ışın­ lar saçarak ilerlemektedir d ü ş m a n ı n a karşı. Ve H e k t o r ' u biraz ö n c e ağır yergilerle kına­ yan savaş ortakları, yardımcıları, kardeşleri,

Anamın beni doğurduğu gün, bir korkunç kasırga gelseydi, alsaydı beni, bir dağın tepesine atsaydı, ya da bıraksaydı uğuldayan denizin içine... Gel, kaymağım, otur şu iskemleye, biliyorum, derdin en büyüğü senin başında...

Büyük H e k t o r karşılık verdi, dedi ki: Oturtma beni, Helene, beni çok sevsen de dinlemem seni, Troyalılara yardım etmek istiyor yüreğim. Onlar benim yokluğumdan yakınmışlar... Ben gidip göreceğim evdekiler!, sevgili karımı göreceğim, yavrumu, bir tanemi, bir daha da ya dönerim, ya dönmem. Akha'ların eliyle tanrılar belki de yok ederler beni. Bu ölüm düşüncesi bir an olsun H e k t o r ' u n aklından çıkmaz. T r o y a ' n ı n ışığı, halkı

Troya'lı savaşçıların h e p s i çil yavrusu gibi d a ­ ğılmış, h e p s i sığınmışlardır T r o y a surlarının içine (İl. XXII, 5 vd.) : Bir Hektor duruyordu olduğu yerde, uğursuz bir kader rmhlamıştı onu l/yon'un dışında Batı kapılarının ö n ü n e . Surların ü s t ü n d e n ihtiyar P r i a m o s , p e r i ş a n H e k a b e b o ş u n a yalvarır dururlar bu kez H e k t o r ' a ö l ü m e m e y d a n o k u m a m a s ı , k e n t i n i kur­ t a r m a k için c a n ı n ı kurtarması için. Ama ses çıkmaz artık H e k t o r ' d a n , kendi içinde y a p ­ m a k t a d ı r artık tartışmayı, h e s a p l a ş m a y ı . Ve en a z ı n d a n iki bin yıl s o n r a doğacak o l a n r o ­ m a n t ü r ü n ü n belli başlı bir öğesine ö r n e k ola­ c a k m o n o l o g u n a şöyle başlar H e k t o r (İl. XXII, 9 9 vd.): "Yazık bana, girersem surların içine, ilkin Pulydamas yağdırır ayıbı başıma, tanrısal Akhilleus'un baş kaldırdığı o uğursuz gece buyurmuştu bana, Troyalılan şehrin içine al, demişti, dinlememiştim onu, dinleseydim keşke. Çılgınlık ettim de ne oldu, yok ettim ' halkımı, Troya'nm erkeklerinden, kadınlarından utanıyorum. Benden değersiz biri bir gün ya derse ki: Gücüne çok güvendi Hektor, kıydı halkına. Çok daha iyi olur karşı durmak Akhilleus'a, ya öldürüp onu dönerim geri, ya da onun elinden şanla ölürüm şehrin önünde. Yoksa göbekli kalkanımı, güçlü tolgamı bırakıp bir yana, kargımı da duvara dayayıp, dosdoğru çıksam mı kusursuz Akhilleus'un önüne, söz versem, desem ki geri vereceğiz Helene'yi de, tekmil mallarını da, vereceğiz, koca karınlı gemileriyle Aleksandros'un Troya'ya getirdiği her şeyi. -Bunlar kavgamızın başı değil mi?Alın, diyeceğim, götürün bunları Atreus oğullarına. Bir de desem mi paylaşalım hepsini bu şehirde nemiz var, nemiz yok. Ant içireceğim, desem, Troyalı ihtiyarlara, desem saklamayacaklar şehirde hiçbir şeyi, ikiye bölecekler, desem, bütün malı, mülkü. Ama yüreğim ne diye oyalanır böyle şeylerle?
Ona karşı olduğum gibi gidersem

bakalım acıyacak mı bana, saygı gösterecek

mi?
Silahsız gidersem böyle çırılçıplak, bir kadın gibi öldürebilir beni o. Böyle e n i n e , boyuna düşünmek de ne. En iyisi tez elden paylaşmak kozumuzu. Bakalım Olympos'lu kime bağışlar ünü". H e k t o r böyle d ü ş ü n ü r k e n Akhilleus yakla­ şır. O n u g ö r ü n c e bir titremedir alır H e k t o r ' u , başlar k o ş m a y a . İlyada'nın e n ü n l ü s a h n e l e ­ r i n d e n biri d e açılır g ö z ü m ü z ü n ö n ü n e : H e k t o r ö n d e , Akhilleus a r k a d a ü ç kez dolaşırlar Troya ş e h r i n i , binlerce korkulu göz ö n ü n d e oluşan bir ölüm-kalım yarışı. O sırada İ d a d a ­ ğının t e p e s i n d e tanrılar d e r n e k k u r m u ş , göz­ lerler ve tartışırlar olayı. Z e u s altın terazisini kurar, bir kefesine H e k t o r ' u n , bir kefesine Akhilleus'un ö l ü m ü n ü koyar, kaldırır teraziyi, bakarız ki H e k t o r ' u n kurası ağır basıyor. H e k t o r ölecektir. Tanrılar işte o a n d a el ç e ­ kerler H e k t o r ' d a n , yalnız A t h e n a H e k t o r ' u n kardeşi D e i p h o b o s ' u n kılığına girerek yiğide yanaşır, kendisini destekleyecekmiş gibi ya­ p a r . H e k t o r i n a n ı r , karşı durur d ü ş m a n a , a m a bir a n t l a ş m a yapılmasını ister ki kim öl d ü r e c e k s e , ölenin b e d e n i n i geri versin yakın­ larına. H a k k a , yasaya, insan saygısına güveni vardır H e k t o r ' u n son d e m i n e d e k . Oysa n e ­ r e d e Akhilleus, y a n a ş m a z hiçbir a n t l a ş m a y a . Aslan gibi saldırır, H e k t o r D e i p h o b o s ' u çağı­ rır, bakar ki yok, anlar aldatıldığını (İl. XXII, 3 0 3 vd.): Kaderim beni kıskıvrak bağladı işte. Gene de kıyasıya dövüşmek düşer bana, bir yiğitlik göstereyim de öyle öleyim, ' duysun gelecekteki insanlar bile. C a n verirken bir d a h a yalvarır H e k t o r Akhilleus'a ölüsünü Troya'lılara geri versin diye. Ama Akhilleus'un r e t cevabıyla karşılaşır (Akhilleus). H e k t o r ' u n s o n sözü d e ş u d u r : "Senin ne olduğun yüzünden belli, demirden bir yüreğin var göğsünde. Ama uyanık ol, uğramayasm tanrı lanetine, yiğit de olsan, Paris'le Apollon bir gün seni, öldürecekler Batı kapılarının önünde". Söyler söylemez Hektor bu sözleri, her şeye son veren ölüm kapladı bedenini. Uçtu canı gövdesinden, yollandı Hades'e, gücünden, gençliğinden koptu, kaderine ağlaya ağlaya

Akhilleus'un, H e k t o r ' u n ölüsüne ve seyirci kalan bahtsız Troya şehrine yaptığı işkence dillere destan olmuştur: H e k t o r ' u arabasına bağlar, yedi kez dolaştırır Troya şehrinin çev­ resinde, t o z , t o p r a k içinde. B u k o r k u n ç m a n ­ zaraya tanrılar bile d a y a n a m a z , Apollon, Aphrodite yağlar sürerler b e d e n i n e , gece, gündüz bekçilik ederler ölüsüne, s o n u n d a Pria m o s ' u elinden t u t a r a k götürürler Akhilleııs'a, azgın yiğit de geri verir ölüyü babasına (Apollon, Akhilleus, Priamos). H e k t o r ' a yakılan ağıtlar ve H e k t o r ' u n c e n a ­ ze töreniyle kapanır İlyada. Dinleyin bakın, Boğazlara karşı yükselen Anadolu kalesine nasıl gömmüşler A n a d o l u ' n u n bu ilk özgürlük k a h r a m a n ı n ı (İl. XXIV, 7 8 4 vd.): Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın. Ölümlülere parlak şafak sökünce onuncu günü, gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü, koydular yığınların tepesine, verdiler ateşe. Gül parmaklı şafak sabah erken parlaymca, ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk. Hepsi geldi bir araya, topluluk kuruldu, parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını, söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi, sonra tapladı kardeşleri, dostları ak kemikleri, hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu. Kemikleri alıp kodular bir altın kutuya, erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu. Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura, ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü. Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar, gözcüler diktiler çepeçevre, dört bir yana, mezar bitmeden Akha'lar saldırmasın diye. Bir mezar tümseği olunca toprak kabara kabara, gerisin geri döndü hepsi şehre, toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni Zeusoğlu kral Priamos'un sarayında. İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni. H e l e n a . Yunan efsanelik kişilerinin en ünlü­ sü, güzeller güzeli H e l e n a (ya da H o m e r o s ' u n deyimiyle H e l e n e ) bin bir masal ve öyküye k a h r a m a n olmakla kalmamış, kişiliği de son-

suz tartışmalara yol açarak, çeşitli görüş ve yönlerden yorumlanmıştır. H e l e n a ' n ı n kişili­ ğinde ilkçağ Yunan dünyasının güzele düş­ künlüğü dile geldiği gibi, güzel ve iyi, yani es­ tetik değerlerle etik, ahlak değerleri arasında­ ki karşıtlık da yansımaktadır. Nitekim H o m e ros'tan sonraki şair ve yazarlar (aralarında Platon da vardır) bir kadının bunca savaşlara, Doğuyla Batı arasındaki bu ç a p t a bir çatışma­ ya etken olabilmesini ahlakdışı g ö r ü p , H e l e n a ' n ı n kaçırılması olayını olduğundan başka türlü a n l a t m a k yoluna gitmişlerdir. Helena'yi yaratan H o m e r o s ' t u r , bu tip en d u r u , en arı ve en canlı olarak destanlarında c a n l a n m a k ­ tadır, öyle ki sonraki yorumlar bile h e p İlyada ve Odysseia'da atılmış anlatım temellerine dayanır. O n u n içindir ki, H e l e n a ' n ı n öyküle­ r i n e , efsanelerine girişmeden, bu güzelin H o m e r o s destanlarında nasıl karşımıza çıktığını bir görelim. Troya ovasındaki savaşın en kızgın bir a n ı ­ dır-. Menelaos'la Paris teke tek savaşa girişe­ cekler ve k a z a n a n Helena'yı alıp götürecek­ tir, böylece bu bitmez t ü k e n m e z savaş kendi­ liğinden sona erecektir. Başlarında Troya kralı P r i a m o s olmak üzere ihtiyarlar Batı ka­ pısının üstündeki kulede savaşı seyretmekte­ dir. Birden H e l e n e görünür (İl. 1 1 1 , 1 5 4 vd.): Helene'nin görünce çıktığını kuleye şu kanatlı sözleri söylediler usulcacık: "Troya'lılarla Akha'lartn, böyle bir kadın için yıllardır acı çekmeleri hiç de ayıp değil. Yüzüne bakan ölümsüz tanrıçalara benzetir onu. Ama gene de binse gemiye keşke gitse, gitse de, bizi, çocuklarımızı belaya sokmasa". P r i a m o s da tatlı tatlı konuşur H e l e n e ile, şöyle seslenir: Buraya, yanıma gel kızım, otur şöyle, gör bak işte, eski kocan, hısım, akraban, dostların. Bence suçlu sen değilsin, tanrılar asıl, onlar yığdı başıma kan ağlatan savaşı. B u n d a n d a h a uygarca, d a h a insanca bir gö­ rüş, bir davranış akla gelmez ve böylesini yaklaşık üç bin yıl önceki bir m e t i n d e bulmak şaşırtır insanı. Ne var ki bu uygarlık, bu in-

sevgili kaytnbabam.). H o m e r o s ' u n çizdiği H e lena portresine kimse bir şey ekleyememiştir. K a s t o r l a Polydeukes'in doğdu­ ğu. Böyle olmadı ne yapalım ki. Akha'larsa sert.): Gene mi sensin. eski k o ­ casını. ötekinden Klytaimestra ile Kas­ tor çıkmış diyenler de var. 2 6 1 vd. okşar. IV. birinden H e l e n e ile Polydeukes. Zeus'la Leda'nın ki zıdır. odasında h a n ı m hanımcık kumaş dokuyan. Paris'in yanına kendin git yerleş hadi. H o m e r o s destanlarında bilinmeyen bir efsane.). Paris'in yatağına d ö n m e k t e n tiksinir ve tanrıçaya karşı gelecek kadar yiğit ve yü­ reklidir. (1) D O Ğ U Ş U . Dioskur'lar). Nemesis. T e l e m a k h o s ' u a n l a y a n . iyi bir ev kadını ve sevgi dolu bir a n a gibi görü­ lür. Z e u s ' t a n kaçan öç tanrıçası N e mesis dünyayı dolaşmış ve biçimden biçime girmiş. Klytaimestra kız kardeşi ve Dioskur'lar. bir tek yumurta­ dan H e l e n e . Nesnel düşünceyi. en c a n ­ d a n konukseverliği H e l e n e ' d e n görür. Çık. Efsa­ n e n i n başka anlatımları vardır: Zeus bir kuğu kuşu biçiminde Leda'nın kendisine yanaşmış­ tır. XIV. XV. 3 4 2 vd. Yumurtadan çıkan kızı Leda kendi çocuğu gibi b ü y ü t m ü ş . H e l e n e bir Troya'lı gelin olmuştur. sever. 172 vd. ona bak.ı özetleneceği gibi büyüdükçe büyümüştür. En eski metinlerde bu böyledir. H o m e r o s H e l e n a ü s t ü n e söylenecek ne var­ sa hepsini söylemişti. P r i a m o s ' u n söz­ lerine şöyle karşılık verir (İl. dert edin kendine onu. Ancak H o m e r o s ' u n r o ­ m a n c ı d a n farksız derin psikolojik görüşüyle anlaşılabilir. T e l e m a k h o s babasını aramaya çıkıp M e nelaos'un sarayına varınca. Z e u s da bir kuğu kuşuna d ö n ü ş ü p yaklaşmış o n a . kendinin de eleştlı meşini yapar ( O d . Kendi kendini suçlar.sanlık yalnız Troya'lılara vergidir. tanrıça.). bunca insanın dizlerini kıran bu kadının kökü kurusaydı. ayrıl tanrılar yolundan. güzelim nakışlar yaparken yurdunu. kızını d ü ş ü n e n ve özlem çeken bir ka­ dındır. Nemesis'in doğurduğu yumurtayı çobanlar bulup Leda'ya getirmişler. Phrygia'ya. yani Kas­ t o r l a Polydeukes erkek kardeşleridir (Tab. m e y d a n okur o n a (İl. "Köpek gözlü" der k e n d i n e . sonunda da karısı yapsın seni. Paris'i Menelaos'la teke tek savaştan ka­ çıran tanrıça Aphrodite'nin çağrısına uymak istemez. şirin Meionia'nın bakımlı bir iline götürmek mi? Oralarda. h e r yazar H e l e n a p o r t r e s i n e bir şey katmak istemiştir ve efsanesi aşağıd. kendi eliyle işlediği bir yaşmak verir ve so­ n u n d a büyüler delikanlıyı. O n a da aynı pişmanlıkla yakınır (İl. halkoyunu ve H e l e n a ' n ı n başkalarınca eleştirilmesini de İ t h a k e çobanı E u m a i o s ' u n ağzından yapar (Od.): hem saparım seni. kara ölüme razı olsaydım keşke. beni daha uzaklara. ya kölesi. Zeki kadın o n u kendi çocııgııymuş gibi kucaklar. VI. P r i a m o s ' a ol­ duğu kadar H e k t o r ' a da sevgisi ve saygısı bü­ yüktür. Tanrıya böylesi h a k a r e t başka hiçbir m e t i n ­ d e görülmemiştir. o n a tekmil acılarını u n u t t u r a c a k bir ilaç verir. III. kaba. babası Odysseus'la ilgili bir sürü Senden hem korkarım. hısım akrabamı. İşte Özetle H o m e r o s ' u n H e l e n e ' s i . bak eriyip gidiyorum gözyaşı döke döke. H e l e n e t a m bilinçli bir insandır. olayların d a . Leda bir (ya da iki) yumurta d o ğ u r m u ş . oğlunla buraya gelmeseydim keşke evimi barkımı. acı­ larını paylaşan insanca bir davranışı vardır. Paris'i eleş­ tirir. T e l e m a k h o s da Helene'ye b u n d a n böyle bir tanrıça gibi t a p a ­ cağını söyler (Od. niyetin ne. "ölümlü" babası T y n d a r e o s ' t u r . neden hep baştan çıkarmak istersin beni? Söylesene. Ü s t ü n bir tavrı. 399 vd. anı sayar. Ama d e ­ diğimiz gibi. bir daha ayak basma Olympos'a. Odysseia'da H e l e n e saygın bir kraliçe. Yunan deyimiyle barbar­ dırlar. can yoldaşlarımı bırakmasaydım. h o d b i n . Klytaimestra'nın da tanrıyla bir ilişkisi ol­ mayıp T y n d a r e o s ' u n kızı olduğu söylentisi de vardır (Leda. 12). (2) EFSANELERİ. ölümlülerden bir adamın mı var ki?. III. en sıcak. 6 8 ) : Afi şu Helene bütün soyu sopuyla yok olaydı keşke. H e l e n e . o nazlı büyüttüğüm kızımı. g ü n ü n birinde bir kaz oluvermiş.. Sonrala­ rı efsane değişmiş ve L e d a ' n ı n yerini N e m e sis almıştır. b u n d a n H e l e n e çıkmış. H e l e n e ' n i n Lekadai- . 104 vd.

bir efsaneye göre ona bir çocuk yapmış ve bu da Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı diye geçinen İphigeneia imiş (îphigeneia). Theseus kızı anası Aithra'nın yanına bırakmış (Aithra). öbür yazarlar da bu­ nu pek açıklamazlar. Helene'yi kandırdı mı. ge­ rekirse savunmaya ant içsinler. Ö. Tarihçi Herodotos bu anlatımı benimser. Efsanenin amacı Helena'nm namu­ sunu kurtarmaktır. istemiydi bu. Ama asıl şaşırtıcı bir efsa­ n e . babası Tyndareos başı­ na iş açacağa benzeyen kızını evlendirmek is­ temiş. yok Fenike'de Sidon şehrine uğradıkları. Bütün bu uydurma efsaneler Homeros'un çizdiği Helena portresini karıştırmak ve boz­ maktan başka bir işe yaramamıştır. Helena bir­ çok yerlerde tanrıça gibi tapım görürdü. Paris'i Helena'dan yoksun etmek için tıpkı Helena'ya benzeyen bir kadın yaratmış ve Paris'i bu Helena görüntüsüyle Troya'ya göndererek. Katreus'un cenaze törenine gitmek zorunda kalır (Katreus). Helene ona gönül verip kaçırılmaya razı oldu mu? Homeros da. Bu­ nu Euripides "Helene" adlı tragedyasında iş­ lemiştir. ne ka­ dar yiğit varsa hepsi istemişler güzellerin gü­ zelini. IV. sonra Menelaos'u evine alarak Deiphobos'u öldürür. Odysseus ona bir öğüt vermiş: Helene kocasını kendi seçsin. anlamış ki günah işlemiştir ve ilk şiirini ikinci bir şiirle düzelttikten sonra gözleri açılmış. Paris de Helene ile baş başa kalın­ ca. Heienos. Söylentiye gö­ re Stesikhoros Helena'yı kınayan bir şiir yaz­ mış. Öyle olmuş ve Helene Menelaos'u seçmiş. Priamos'un en küçük oğlu da armağanını almaya gelmişti. Helene Lakedaimon'da mutlu bir ömür sü­ rerken..mon'da Artemis'e sunu sunarken Atina yiğidi Theseus'un saldırısına uğradığı ve kaçırıldığı öyküsüdür. Yalnız Akhilleus daha evlenecek çağda olmadığı için talipler arasında değilmiş. Bir süre son­ ra. bir söylen­ tiye göre 29. Paris'ten sonra Deiphobos'la evlenir. göz kamaştırıcı mallar da alıp götürür. Helena'nın Mısır'da kaldığı ma­ salı İ. sonra Menelaos ge­ lip onu almış. İlyada'dan sonraki efsanelerde oynadığı rol onu Homeros destanlarındaki kişiliğinden başka bir kişilikle gösterir. Paris Helene'yi baştan çıkarmakta güçlük çekmemiş olacak. Atina'lılar Helene'yi kabul etmek istemedikleri için. Akha'lara kapıları açar ve Troya katliamını kö­ rükler. yani kendi bir şiirini yalanlamasına dayanmaktadır. Theseus'la arkadaşı Peirithoos'un yeraltı ülkesine inişlerinden faydalanarak Dioskur'lar gelip kız kardeşlerini geri almışlar. Helena da Troya savaşının sonuna kadar Mısır'da kalmış da. Helena üstüne uydurulan mistik bir efsane­ de de Helena'nın Akhilleus'la evlendiği ve ölümsüzlüğe kavuşup Karadeniz'de Leuke (Beyaz) denilen bir adada yaşadığı anlatılır. Kassandra'nın ikiz kardeşi (Tab. sonra kendisi Girit'e. Paris Troya'dan konuk gelmiş Yuna­ nistan'a. Talipler kalabalık gelmişler. Yunanistan'da ne kadar kral oğlu. yüzyılda yaşayan şair Stesikhoros'un "palinodia"sına. sonra da gözleri kör olmuş. ı ao . Ne var ki Paris Helene'yi tek başına kaçırmaz. Theseus'un Helene'yi kirletmediği söylenir. VI. gerçek Helena'yı Hermes'in kı­ lavuzluğunda Mısır'da kral Proteus'un yanına yollamış. çünkü arkasında Aphrodite vardı ve tanrıçanın buy­ ruğu. ama seçmeden önce bütün talipler seçeceği adamı korumaya. Helene'nin Mısır'da kalışı efsanesidir. 219 vd. Menelaos onu bir süre konuklar. Nitekim Helene'yi geri vermek söz konusu olunca hep bu mallardan da dem vurulmaktadır. Sözde Hera güzellik yarış­ masında Aphrodite'ye yenilmeyi sindirememiş. Homeros destanlarında böyle bir öykünün izine bile rastlanmaz. Odysseus'a bu hizmetine karşılık İkarios'un kızı Penelopeia'yı vermişler (îkarios).). Bu efsanelerde Helena Yunanlıların çıkarına yardım eden ve bu uğurda Troya'ya her türlü kötülüğü yapan hain ve belalı bir kadın rolündedir. ne yapacağını bileme­ miş. Öç Güzeller yarışmasında Aphrodite Troya'lı gence Helene'nin aşkını söz ver­ mişti (Paris). uzun bir süre Kıbrıs'ta kaldıkları anlatılır. bir başkasına göre 99 kişiymişler. Yurduna dönünce. yalnız Odysseia'da Helene'nin dönüş yolunda Menelaos'la birlikte Mısır'a uğradıklarından söz edilir (Od. İki sevgilinin Troya'ya kadar olan yolculuğu üstüne kaynaklar çeşitlidir: Üç günde Anado- lu kıyılarına vardıkları. Priamos'la Hekabe'nin oğlu. güzel kadını kaçırır. yanında hazineler. 16). Kassandra gibi Heienos da Apollon tanrının gözdesidir. Tyndareos şaşırmış.

Ama Priamos Deiphobos'u se­ çince. Od. üç göksel varlık meydana getirirler: Helios (Güneş). Klymene de Helios kızlarını. Selene ( A y ) ve Eos (Şafak) (Tab. İalysos ve Kamiros şehirle­ rini kurmuşlar. Hepsi usta gök bilginleriymiş. Helios'a Rhodos adlı nympha Heliosogullarını doğurur. İlyada'da "bilicilerin en iyisi" diye sözü geçen Helenos. Helikaon. Helios güçlü kuvvetli ve çok yakışıklı bir de­ likanlı olarak canlandırılır. Vergilius "Aeneis" destanında Helenos'u Epir bölgesinde kral olmuş ve İtal­ ya'ya gitmek üzere oradan geçen Troya'lıları iyi karşılar gösterir. 249). dönüşümleri bu so­ nuçlarının cezaısı olmuş (Phaeton). En eski inançlara göre Helios ateş saçan çok hızlı atların çektiği ara­ basıyla her sabah Şafak'tan hemen sonra Hindistan'dan yola çıkıp gökteki yörüngesine girer ve akşam da Okeanos ırmağına dalar. Helios. böylece yok olmasına yol açan Helios kızlarıymış. X I I . Kolkhis kralı Aietes. şehir düşecektir. ama yeğeni Medeia'nın eliyle öldürülen Perses. Başka bir efsaneye göre tahta atın yapılıp surlardan içeri alınmasını salık ve­ ren de Helenos'muş. Heliosogulları Güneş tanrının Rhodos adlı nympha'dan olan yedi oğludur (Tab. ama günün birinde aralarında anlaşmazlık çıkıp birbirlerine düştüklerinden. Zeus'a başvur mak zorunda kalır (bkz. Gaia ile Uranos'un çocukları Hyperion ve Theia birleşirler. Hekabe ile birlikte Trakya'ya gitmiş ve anası acısından bir köpek haline ge­ lince. Aietes'i tahtından atan. Troya'lı önder Antenor'un oğlu. Akha'ların bilicisi Kalkhas. Priamos onu da öbür oğulları gibi hor gö­ r ü p tersler ( İ l . Gözyaşlarından amber taneleri meydana gelmiştir. Söylentiye göre Phaeton'a Güneş'in araba­ sıyla atlarını veren. Titanlar so­ yundan olan Helios. bazıları da analarının adını verdiği Rodos adasında kala­ rak orada Lindos. Helena'ya kimin koca olacağı tartışıl­ mış. Nitekim Homeros'un Odysseia destanın­ da bile Helios yardımcı bir tanrı sayılır ve Odysseus'un arkadaşları sığırlarını kesince kendi öcünü kendi alamaz. ya­ ni güneşin ta kendisi sayılır. V I . Priamos'un kızı Laodike'nin kocası. Yeryüzü Okeanos ırmağı üstünde yüzen bir tabak gibi tasarlandığı için Helios'un gece batıda batıp sabah doğudan dog­ ması olağan sayılırdı. savaşta da. saç biçimin­ de ışınlarla çevrilir.ikisine de tanrı bilicilik yetisini vermiştir. Phaeton da H e lios'un oğlu sayılır. dinsel konularda da Hektor'a öğütler verir ve Hektor yaşadıkça yiğitçe çarpışır. Helenos'a değgin efsaneler asıl İlyada'ya konu olan olaylardan sonra başlar. Helenos küsmüş ve İda dağına çekil­ miş. Phaeton'un kız kardeşleridir (Tab. 260 373) . Gök bilimi ilerledikçe güneşi simgeleyen Helios'un önemi azalmış­ tır. Heliadai (Helios Kızları). Ama agabeysi öldükten son­ ra. Zo­ ra ve rüşvete dayanamayan Helenos şu üç koşulu bildirir: Akhilleus'un oğlu Neoptolemos savaşa katılır. o ölünce karısı Andromakhe'yi almış da onunla bir oğlu olmuş. Yorgun atlarını Okeanos sularında yıkadıktan sonra doğudan batıya aynı yolu ertesi günü gene izler. Bundan sonraki öyküle­ ri de karışıktır: Şehir düştükten sonra ölüm­ den kurtulmuş. birçok çocuğu olur. onu Trakya Khersonnesos'unda (Geli­ bolu yarımadası) "Köpeğin mezarı" denilen yerde gömmüş. Bunlar h e p sonradan uydurulmuş ve Troya kral soyuna leke getirmek için Yunanistan'da düzülmüş masallardır. X X I V . Helios. Paris ölünce. Sonra Neoptolemos'un yanı­ na sığınmış. Troya'nın ancak Helenos'un bildireceği koşullar altında düşeceğini söyleyince. 4 4 . 7 6 . Phaeton Zeus'un yıldırımıyla vurulunca Helios kızları içi­ ne düştüğü ırmak kıyısında gözyaşı döke dö­ ke kavak ağacına dönüşmüşlerdir. Başı. Helikaon kardeşleriyle birlikte Troya yıkımından kurtulur ve Antenor ve Pulydamas'la birlikte kuzey İtalya'ya göçer (Antenor). 4 ve 8). Helenos'la küçük kardeşi Deiphobos ta­ lip çıkmışlar. bazıları Midilli. Akha'lar Pelops'un ke­ miklerini ve Palladion'u ele geçirirlerse. Olympos'lu Apollon'dan ayrı bir tanrı ya da doğal bir güç. bazıları Istanköy. V I I . Heliades (Heliosoğulları). Okeanos'la Tethys'in kızı Perseis'le evlenir. Güneş tanrı ile Okeanos kızı Klymene'nin çocukları. herbirinin olağanüstü bir kişiliği ya da talihi var bu çocukların: Büyücü Kirke. Minos'un karısı Pasiphae. 8). Odysseus onu bulmak ve ağzından söz almakla görevlendirilmiş. 8).

Dionysos'u gönderirler. Doros. Hesiodos'a göre Nyks ile Hemera Tartaros'ta. Tanrılar ünlü topalı görünce kahkahayı atarlar (İl. attıydı tanrısal eşikten aşağı. 927 vd. yani bütün Yunan ırk ve boylarının atası sayılan efsanelik kişi.). Khaos'tan çıkma Erebos'la Nyks'in. sisli karanlığa bürülü belalı Gece. sık dişini. ikisi hiç bir arada olmaz içeride: Hep biri dışarıda. Gündüzü ve gün ışığını simgele­ yen Hemera. yani yeraltında buluşur­ lar (Theog. Sintiler yerden kaldırdılardı orada beni. (Orion). örneğin Aphrodite ile Ares'in gizlice se­ viştiklerini (Od. Zeus'un Athena'yı kafasından çıkar­ masını kıskanmış da. Düştüydüm Lemnos adasına. ) . görmek istemem dayak yediğini. 270). Thetis Hephaistos'un evine gelince. Hesiodos süreci şöyle-anlatır (Theog. öteki Uyku'yu taşır kollarında. 599): Kojtu durdu oradan oraya soluya soluya. bunlar da Dor. bu yüzden de hor görülür tanrılarca. Ama Hephaistos aynı öyküyü başka türlü anlatır îlyada'nın bir başka bölümünde: Thetis oğlu Akhilleus için yeni silahlar istemeye gelince demirci tanrıdan. İon ve Akha boylarının ataları sayılır (Tab. Olympos tanrılarının evleri onun usta ellerinden çıkmadır. Seni çok severim. Ve Hephaistos en usta sanatçısı oldu gökler tanrısı Uranos torunlarının. Ksuthos ve Aiolos diye üç oğlu olur. Bu niteliğiyle Olympos tanrıları arasında tektir. I. 369 vd. ha çıktı ha çıkacak. Ölüm 'ün kardeşi Uyku 'yu. Hellen. Zeus ile Hera'nın oğludur. Hephaistos'u yaratmış. Olympos tan­ rıları Hephaistos'u çağırmak zorunda kalır­ lar. kurtulamaz bir daha. X V I I I . ( 2 ) N İ T E L İ Ğ İ .): . yuvarlandım gittiydim tam bir gün. Poseidon Helle'yi sevmiş. onunla birleşerek üç çocuk anası yapmıştır onu.Helios dünyanın gözü sayılır. Hephaistos bunun öcünü anasından alır: İçine zincirler sakladığı bir taht yapıp. Çanakkale Boğazına adını veren Helle'nin efsanesi Argonaut'lar bölümünde anla­ tılmıştır (Argonaut'lar). 394 vd. Hellen. körlerin gözünü açar vb. Deukalion'la Pyrrha'nın oğludur. Hellen'lerin.): Aldırma anacığım. Hephaistos. Bir anlatıma göre Helle denize düştükten sonra tanrı Poseidon tarafından kurtarılmıştır. Biri ellerinde götürür ışığı sayısız gözlerine insanların. yeryüzünde. Orada buluşup selamladır G e c e ' y / e Gündüz tunçtan büyük eşiğe ayak basarken. birazcık canım kalmıştı. Bir gün sana yardım etmek istedimdi hani. XVIII. Hera da tahtın üstüne oturur. ama bir efsaneye gö­ re. V I I I . tanrılarda gürül gürül bir kahkaha (coptu.): Hera tanrıça kimseyle sevişmeden. Topallığının nedenini Ilyada'da kendi anlatır: Troya savaşı konusunda Zeus'la Hera arasında kopan bir kavgayı yatıştırmaya çalı­ şır ve Hera'ya şöyle der ( İ l . Aiol. anası­ na gönderir. ne yapayım. Ama hiçbirinin elinden gelmeyen işler gelir Hephaistos'un elinden: Her türlü madeni iş­ leyip olağanüstü güzellikte eserler yaratması­ nı başarır topal tanrı. batan günle. Hephaistos. yakaladıydı beni bacağımdan. 5). topallığı yüzünden anası Hera'dan neler çektiğini anlatır. Olympos'luya karşı gelmek çok zor. Hera onu kendi kendine doğurmuştur (Tab. ama oturur oturmaz da zincirler onu kıskıv­ rak sarar. 20).. 586 vd. Aither ( E s î r ) ise onun kardeşidir. Helle. Hera topal oğlundan utandığı için onu dokuz yıl Okeanos ırmağının yanında saklamıştı (İl. işliği şöyle tanımlanır demirci tanrının ( İ l . Tepem atsa bile koşamam yardımına. öteki içeride. Tufan­ dan sonra Tesalya'ya yerleşir ve bir dağ nympha'sı olan Orseis'le evlenir. (1) DOĞUŞU. hem çirkin. bağrına taş bas. Zeus'la Hera'nın yatak odası. 748 v d . yalnız öfkeden ve kocasına hıncından ünlü Hephaistos'u doğurdu kendi kendine. o her şeyi gö­ rür. Biri konağa girerken öteki çıkar. Hephaistos hem topaldır. I. yani Gece'nin k ı z ı d ı r . Hemera. şarap tanrı da Hephaistos'u bir eşeğe bindirip öyle getirir Olympos'a. çıkmayı beklemektedir.

Hephalstos'u körükleri arasında çalışır buldu. görülmeye değer şeylerdi bunlar. aldı eline koca bir değnek. Yunanistan'da yaratılan efsanelerinde aynı tiple karşımıza çıkmaktadır. kin. H e p h a i s t o s tanrılar arasında o d u r : Sa­ n a t ı n ve işçiliğin yüceliği simgelenir onlarla. hırçın. yakışıklı. hasır altından su yürütür. cılız bacakları seğirtiyordu altında. "ak kollu" ya da "altın t a h t t ı " diye nitelenen H e r a (yahut H e r e ) tipik bir G r e k tanrıçasıdır. sakat doğmuşsam. üçayak yapıyordu tam yirmi tane. üstündü öbür ölümsüzlerin evlerinden. kabahat anamda. kan ter içinde gidip geliyordu o yandan bu yana. çarpık bacaklı tanrı yapmıştı bu evi. h ı n ç ve geçimsizlik havası yan­ sıtan sevimsiz bir tanrıçadır. hazırdı. yok olmaz. güçlü boynunu. bayağı işlere bir bakın! Zeus'un kızı Aphrodite hor gördü beni. topalım diye hor gördü. Bu eşsiz parçayı. XV. H o m e r o s ' u n Odysseia desta­ n ı n d a ozan D e m o d o k o s Aphrodite ile evli olan H e p h a i s t o s ' u n başına gelenleri anlatır: Ares'le aldatıldığını bilen t o p a l t a n r ı bir za­ m a n l a r anası H e r a ' y a yaptığı t a h t gibi. yani Yunanistan yarımadasının ırk. Dayayacaktı onları sarayının dik duvarına. tanrıların kraliçesi ulu H e r a ' y a bu damga­ yı basan H o m e r o s ' t u r . kıs­ k a n ç .): . topladı tekmil araçları gümüş bir sandıkta. y ü z ü n ü . çıktı topallaya topallaya kapıdan dışarı. Ü n l ü topalın avaz avaz ba­ ğırarak dile getirdiği öfke o n u n kişiliğini açığa vuracak niteliktedir (Od.): Zeus baba ve hep var olan öbür m u t l u tanrılar gelin. bu se­ fer de İki sevgiliyi '»fll. silah ve yet­ kilerini kötüye kullanmaktan ç e k i n m e z . Troya savaşını tuttuğu Akha'lardan yana çevirebilmek için Zeus'u baştan çıkarıp uyul tuktan s o n r a . İlyada'da Kharit'lerden Kharis. kabahat bende değil. yaldızlı bir evdi bu. H o m e r o s destanlarında "inek gözlü". d a h a da üstün ve şaşırtıcı bir m e t i n olan Akhilleus'un silahları­ n ı n anlatılması izler. kinim. çıkarlarını d a h a ileri bir kültürün simgesi Ege ve Anadolu'ya karşı sa­ vunan. yani Zarafet'in kendisiyle evli olarak gösterilir (İl. Değil bir t a n r ı n ı n . Hera'yı kocası Zeus'un ağzından dinleyelim (İl. L e m n o s ' a gidiyormuş gibi evinden ay­ rılır ve d ö n ü ş ü n d e Ares'le Aphrodite'yi kıs kıvrak bağlı bulur. P r o m e t h e u s ' u Kafkas dağının tepesine o çıkartır ( P r o m e t h e u s ) . Daidalos insanlar arasında neyse. sonra gene gerisin geri eve dönsünler diye. b e n ­ zetmek gerekirse. babamda. Güzellikten hiç n a s i p al­ m a y a n H e p h a i s t o s aşktan yana da p e k talihli olmamıştır. hiçbir çalışan insanın böyle canlı bir t a n ı m l a n m a s ı b u l u n m a z ilkçağ yazınında. gizli kapaklı yapar ne yaparsa.evine vardı. onları yapıyordu Hephaistos. 4 0 7 ) : Çok değil Here'ye öfkem. sevgi ve nef­ retleri hiçbir mantığa d a y a n m a z . Zeus'un eşi. her işime engel olmak onun huyu. a m a ne tuhaf ki İonyalı koca şairin çizdiği H e r a portresi t u t u n m u ş . çevik ayaklı diye. din ve dünya görüşlerini. Bütün kusurla­ rıyla kadını canlandırır Hera-. kıllı göğsünü sildi. Bir süngerle sildi iki elini. dövüyordu bağlarını. şu gülünç. beni dünyaya getirmeselerdi! Hephaistos rol Erikhthonios efsanesinde de oynar (Erikhthonios). (3) EFSANELERl. sevdi Ares'i. kendi kendilerine girsinler diye tanrıların toplantısına. şoy. 3 8 2 ) .il İçine alacak bir yatak Gümüş ayaklı Thetis Hephaistos'un yapar. Körük/erin/ateşin içinden çekti. 4 1 0 vd. H e r a . tunçtan. birden u y a n a n t a n r ı şöyle çıkı şır karısına (ti. İlk kadın P a n d o - r a ' n ı n bedenini kilden y o n t a n odur (Pandora).): Soluyan topal yaratık örsten uzaklaştı. işe koyulması şöyle anlatı­ lır (XVIII. 14 vd. VIII. inatçıdır. Dırdırcı. H e s i o d o s Kharit'lerin en kü­ çüğü Aglaie (parlak a n l a m ı n a gelir) ile evlen­ diğini söyler. H e p h a i s t o s mucizeler ya­ r a t a n bir ustadır. düzen kurar. sevdi onu. h e r z a m a n ve özellikle za­ manımızda örneklerine çok r a s t l a n a n varlıklı ve benci! burjuva kadınını simgeler. Yirmi tane üçayak bitmiş. bir işli halkaları vardı takılacak. XVIII. a m a h i ç ­ bir işi açık değildir. XVIII. bu yüzden kişiliği ve efsaneleri h e p bir kavga. 3 0 6 vd. bir entari giydi. her üçayağın altına altın tekerlekler koymuştu. H e p h a i s t o s Akhilleus için yeni silahlar y a p ­ maya söz verince.

gidip dag başında onunla sevişmeyi ge­ çirir aklından. asılı kalmıştın havalarda. gider odasında önce bir güzel süslenir. Her neyse. taptaze lotos bir halı serdi toprakla aralarına. çözülmez bir altın zincir vurmuştum ellerine. Hera da Okeanos kıyılarında bu­ lunduğu sırada elmaları kendi eliyle Batı K ı z larının bahçesine ekmiştir. ama içine bal damladığı besbellidir. savaş dışı ettin tanrısal Hektor'u. Okeanos kıyısında de­ niz tanrıları çiftini barıştırmaya gittiğini ve ö n ­ ce kocasına haber vermek.. onu da göğsüne taktıktan sonra Uyku tanrıyı baştan çıkarır ve onunla birlikte Gargaros doruğuna varır: Bulutlar devşiren Zeus onu gördü.. babalarından gizli çıktıkları gün yatağa. kültte de sık sık tekrarlanır bir motiftir. biz uyurken gider. Öbür tanrılar da aşağı yukarı Zeus gibi düşünürler. Unuttun mu seni havalarda astığım günü. o bahçeden gelen altın elma­ ları da Gaia Hera'ya düğün hediyesi olarak vermiştir. ne yüzle çıkarım bu yataktan dışarı? Hera'nm sıradan bir kadın gibi kendi koca­ sıyla yatmaktan çekinmesini.ı savaşını yönettiği ve basanını] Tro- ya'lılarda olduğunu görür. Hera'yı kendine eş alır. Sonra sayar bir bir yattığı ölümlü ve ölüm­ süz kadınları. Bu kötülüğün meyvesini sen toplayacaksın önce. 5). XIV. Anasını. 200 vd. yola gelmez Here. bugüne dek ne bir tanrıçaya. yatalım gel. ama sonra da düğünleri törenle kutlanmıştır. ondan izin almak için buraya geldiğini söyler. sonra da kusar. ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni. Zeus'la Hera evlenmeden de sevişmişlerdir. savaşı filan unutup açığa vurur duygula­ rını: Sonra da gidersin oraya. a n a . Destanın bu eş­ siz parçasını özetlemeye değer (İl.).. H A Y A T Ö Y K Ü S Ü . görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını. Okeanos'la Tethys tanrılarının yanında geçti­ ğini İlyada'da kendi anlatır (İl. İlyada'da İda dağı­ nın Gargaros tepesindeki birleşme sahnesi de böyle bir kutsal düğündür. Babası Kronos onu da doğar doğmaz yutar. ne biçim söz çıktı ağzından? Yatağa yatıp sevişmemizi nasıl istersin ida dağının tepesinde. En büyük tanrı çifti arasındaki kutsal düğün (hieros gamos) efsanelerde de. XIV. bir örs bağlamıştım iki ayağına. Kronos'la Rheia'nm kızı ve Zeus'la öbür Olympos'lu tanrıların kız kardeşidir (Tab. ne olur Here. bunu önlemek için. Zeus buna da çare bulur: Tanrılar. babası Zeus'a karşı korumaya çalışan Hephaistos bile H e ra'dan neler çektiğini unutamaz (Hephaistos). Hera çocukluğunun dünyanın ucunda. Zeus dünya egemenliğini paylaştıktan sonra. o da ma­ sum tavırlar takınarak. altın gibi bir sisle örterim dört bir yanımızı. güneş bile onu geçip göremez bizi. doyasıya. Tanrıların tanrısı oğlu Ares'te anasının kusurlarının tıpkısını görür (Ares). 152353): Hera kocası Zeus'un İda dağından Troy. utangaç tavırlar takınır: Korkunç Kronos oğlu. tanrısal toprak yumuşak bir çimen saldı. seni bir güzel pataklayayım da gör. Anası Rheia Titan'lar savaşı sırasında inek gözlü tanrıça Okeanos'la Tethys arasında çı­ kan bir kavgayı yatıştırmak için batı kıyılarına gitmek ister. Zeus eşine nereye gittiğini sorar. Böyle dedi. Bir efsaneye göre bu düğün Batı Kızlarının (Hesperides) bahçe­ sinde olmuştur. Hesiodos'a göre. dedikodudan korkmasını Zeus gibi biz de hayretle karşıla­ yalım. Zeus dayana­ maz. ( 1 ) DOĞUŞU. Hera.. Hera ses çıkarmaz. aldı karısını koynuna. sonra Aphrodite'den sevgiyi tutuştu­ ran büyülü memeligini ister. sarıldı. . öyle bir aşkı ilk birleştikleri gün duymuştu. Zeus Hera'ya bu cezayı Herakles'e ettiği kötülük yüzünden vermiştir. Zeus tanrıçalar arasında Hera ile son olarak evlenmiştir. her şeyi keskin ışıklarıyla gören güneş bile. Epey naz eder.Amma da düzen kurdun. bulutlar arasında. sarmaş dolaş olalım yatakta. göz göre göre? Ya hep var olan bir tanrı görürse bizi. söylerse öbür tanrılara? Bir daha ayak basarnam senin evine. insanlar görecek diye korkma. uğrattın orduyu bozguna.

yalnız Herakles'in oğullarına ve torunlarıne değil . uzanıverdi ikisi de halının üstüne. istemeyerek suç işler ve dengeyi bir türlü bulamayıp kendin­ den geçer. 13). îksion). Bu sırada Porphyrion ona tutulmuş ve elbisesinin ucu­ nu yakalayarak onu kendine çekmek istemiş­ tir. ama Zeus'un aşklarında zı soylar Heraklesoglu adını almışlardı. Ne var ki Grek boylarının ve özellikle Dor'ların kahramanlık görüş ve anlayışlarını kişiliğinde toplayan Herakles bir çeşit ulusal kahraman olmuştur. Bu ad. Anadolu ve İtalya'da da ba­ ruya efsanesi yoktur. dümdüz taşlar görürsünüz ve bu aklı ye­ nez'de egemenliği ele geçirirler. İ k sion da Hera ile birleşmek istemiş. yani Yunan ve Latin mythos yazarlarını sonsuzca esinleyen efsanelik bir kişi. İ l k doğduğu günden beri peşini bırak­ mayan Hera'nın kin ve öfkesi son demine kadar da rahata kavuşturmaz onu. koca­ yenerek Yunanistan'da ve özellikle Pelopoman. onu büyüttüğü için oğlu Akhilleus'u tutar (Thetis). Güçlü yiğidi üst üste ederdi. tanrıçanın lo'ya bekçi koyduğu Argos'un yüz gözünü simgelermiş (Argos). Helene kadın olarak neyse. ama Zeus Hera'nın buluttan bir görüntüsünü yaparak onu aldatmıştır (Prophyrion. Herakleidai. Göz göz tüyleri. Herakles'e bü­ tün işleri. Roma'da Hera tanrıça İuno ile bir tutuldu (tuno). nın Peloponez'i ele geçirmesinin efsane ala­ ( 2 ) E F S A N E L E R İ . Örne­ rol oynar. insafsız bir efendinin buyru­ ğunda ömrü boyunca çalışmak onun kara ka­ deridir. Kızı Eileithyia ile doğumlara gözcülük eden tanrıça Hera'nın en sevdiği kuş tavus kuşu­ dur. îno ve Athamas. Epaphos. tanrı vergisi kuvvetinden de zevk duymaz. kahramanlıkları zorla yaptırılır. Heraklesoşilli halıların üstünde tanrıların seviştiğini ge­ gullarının Yunanistan'da tutunması Dor ırkı­ çirirsiniz aklınızdan. ömürle­ rakles'in Omphale ile birleşmesinden meyda­ ri boyunca kini. İnsanın do­ ğaya karşı yenilmez saldırma ve dayanma gü­ cünü simgeler. buluttan ç i y damlaları akıyordu pırıl pırıl. Heraklesoğulları bu yüzden oradan oraya sürünür. yani dedesi Alkaios'tan gelme bir soyadıdır. Dionysos ve Tityos efsanelerinde. yahut Heraklesoğulları. Herakles kor. onlara karışır. tersine onu dizgine vuramadığı için. kahramanlıklar yapmaya zorlayan Hera'dır. Devlere karşı savaşa katılmıştır. çıldıracak gibi olur.soylara verilmektedir (Tab. safranlardan. Asıl adı Alkides. Alkmene'nin Zeus'tan d o ­ da Herakles'in bir oğlunu atası olarak kabul ğurduğu Herakles'tir. Ne var ki yalnız Yunanistan kral aileleri değil. Ama böylece büsbü­ tün arınıp ölümsüzlüğe kavuşur. soyunun H e doğan çocukların yakasını bırakmaz. o sıra Zeus devi şimşekle yere sermiş. öfkesiyle i z l e r onları. Yaptığı işler h e p iyiye dönük­ tür. doğanın insanın başına saldığı afet ve musibetleri yok etmekle insanlığa sonsuz iyili­ ği dokunur. Hera Argonaut'lar seferinde Argo gemicile­ rine yardımda bulunmuş. yiğidi ata olarak benimseyen birçok Herakles. Herakles öl­ dükten sonra. Yemiş olarak narı. Bir efsane Menelaos'u ölümsüz kıldığını anla­ tır (Menalaos). Herakles adının "Hera'nın ünü" anlamına geldiğini İ l e ri sürerlerse de "heros" yani kahraman söz­ cüğü ile ilişkisi daha akla yakındır. Üç Güzeller yarışmasında birinciliği kazanamaması Paris'e ve Troya'ya dinmez kinin bir nedenidir. Tam işleri bitmişken korkunç bir yanlışlık yüzünden ca­ yır cayır yanar ve ölür. öte yandan Akhilleus'un anası Thetis'i kıskandığı halde. hele bu aşklardan ğin Lydia kralı Kroisos (Karun). . İ l k ve na geldiğini ileri sürer. Eurystheusogullarını da ezme­ ye çalışır. Oysa kendisi trajik bir kişidir: Kahraman olmayı kendi seçmemiştir. sardı onları güzel bir altın bulut. H e rakles de erkek olarak odur. Roma kralı Tarquinius en büyük kurbanı. tehlikeli geçitleri geçmelerini sağlamıştır (Argonaut'lar). tatlı bir halı. arala­ us'tan yardım görürler ve düşmanlarını bir bir rında otlar fışkıran tepsi gibi serilmiş. sonunda Atina'da yiğit TheseBugün de Kazdag'ın tepesine çıkın. Teiresias'ı kör etmekte rol oynar. Adı Herakles'in bile "Hera'nm ünü" anlamı­ na geldiğini ileri sürenler bile vardır (Herakles). H e rakles köledir. Sonra Pythia ka­ hini adını değiştirir. lo. sümbüllerden. çiçek olarak zam­ bağı severmiş. Hera'nın doğrudan doğ­ nına yankısıdır. ( 1 ) ADI.

Thebai kralı Kreon ödül olarak kızı Megara'yı vermiş yiğide. ( 4 ) H E R A K L E S 'İ N O N İ K İ İŞİ. Suçla­ rının kefareti olacak bu on iki yıllık hizmeti başarıyla sona erdirirse. Thespios da karşılık olarak elli kızıyla yatmasını sağlar yiğide. Eurystheus yiğidi küçük düşürmek için bu ağılları temizlemesini bu- . o sırada da dağdaki at adam Pholos'un konuğu ol­ muş. Kyreneia geyiği.(2) SOYU. Alkmene'nin atası Danae ile birleştiği gibi. Alkmene gebe kalır kalmaz tanrıça Hera ona karşı korkunç bir kıskançlık beslemeye başlar. Aşağıda saya­ cağımız işleri Herakles yalnız kollarının gücü ve silah olarak elinden hiç ayırmadığı topuzuyla başarmıştır: Nemea aslanı. ( 3 ) H A Y A T I . sekiz aylık olup ikizi İphikles'le birlik­ te beşiğinde yattığı bir gün iki kocaman yılan gönderir çocukları boğmak için. Sonra yaban domuzu­ nun peşine düşüp onu bir ağ içinde yakala­ mış. G e n e Arkadia'da Stymphalos gölünün üstünde gagala­ rıyla pençeleri tunçtan. Alkmene'yi de aldatarak elde eder.ı aracılığıyla yiğidin gidip Eurys- theus'un hizmetine girmesini bildirmiş. On sekiz yaşında Amphitryon'un sürülerini beklerken. Linos da güzel saz çalmasını öğretirler. Amphitryon). Bir gün at adamlarla tartışmaya girip birçoklarını öldürmüş. 13). Elis kralı Augias'ın ahır­ ları dağ gibi üst üste yığılan gübreden kullanıl­ maz olmuş ve gübresiz kalan toprağı da bet bereketini yitirmişti. Herakles zehir sa­ çan kafalarını bir bir koparmış ve ölümsüz olan kafasını da kocaman bir kayanın altına gömmüş. Erymanthos yaban domuzu. ölümsüzlüğe kavuşacakmış. Hera kızı ebe tanrıça Eileithyia'ya onu yedi aylıkken hemen doğurtur ve Alkmene'nin do­ ğumunu geciktirir. insanlar üzerinde büyük bir egemenlik kuracaktır. ama günün birinde Hera yiğidin cinnet getirmesini sağla­ mış. Herakles de oklarıyla canavarları öldür­ meyi başarmış. kol­ ları arasına almış ve elleriyle boğmuş. ama Hera bununla da yetinmemiş. Apollon kâhini Pyllıi. insan etiyle beslenen korkunç kartallar varmış. Delikanlılık çağına gelince boyu boşu ve gü­ cü olağanüstüdür. Eurystheus olur (Eurystheus). Herakles yılanlara sarılır ve her elinde bir yılanı boğazından sıkıp bo­ ğar. Athena tanrıça H e rakles'e bu kuşları ürkütmek için ziller ver­ miş. Aynı ge­ ce Alkmene Herakles ve İphikles'e gebe kalır (Alkmene. Bu kızlardan elli tane oğlu ol­ muş (Thespios). Ne var ki avdan her gece yorgun argın dönen yi­ ğit yatağına giren kızların hep başka olduğu­ nu anlamamış. H e rakles de aylarca izlemiş canavarı. kendi çocuklarını bir bir öldürmüş. Bu kadından da epey çocuğu olmuş Herakles'in. Eurystheus hayvanı görünce korkusun­ dan bir fıçının içine saklanmış. sonunda okla yaralayarak onu ya­ kalamış ve omuzlarına yüklenerek götürmüş. Böylece Perseus soyun­ dan ilk doğan erkek Herakles değil. Typhon'la Ekhidna cana­ varlarından doğma bu aslan Yunanistan'da Nemea bölgesini kasıp kavuruyormuş. tunç ayak­ lı bu geyik Apollon'la Artemis'in koruduğu si­ hirli bir hayvanmış. Iphikles avaz avaz bağırdığı halde. Yiğit kendine gelince. Zeus. Bundan sonra Thebai'lileri haraca kesen Orkhomenos kralı Erginos'la dövüşüp onu öldürmüş. öiümlü babası Amphitryon da Perseus'la Andromeda soyundandırlar (Tab. Zeus'a söz verdirir ki Perseus soyundan ilk doğacak çocuk. Eurystheus'a vermiş. Altın boynuzlu. babasının ve kral Thespios'un ülkesinde korku salan Kithairon aslanını öldürür. Thespios'un yanına sığın­ mış ve kendini bu suçlarından arındırmış. Eurystheus bu hayvanın kendi­ sine diri olarak getirilmesini buyurmuş. Dokuz kafalı bir yılan olan "hydra" adlı ejderi Hera Argos bölgesindeki Lerna bataklığına salmıştı. Eurytos ok atma­ sını. Stymphalos gölünün kuşları. Arkadia'nın Erymanthos dağında korkunç bir yaban do­ muzu varmış. Herakles'in anası Alkmene de. Bin zorla yüzdüğü postunu da kendine zırh etmiş. O sırada Sthenelos'un karısı yedi aylık gebeydi. Herakles onu tam bir yıl kovalamış. yiğit onu okları ve topuzuyla alt edemeyince. Lerna ejderi. Herakles üstün bir eğitim görür: Amphitryon ona araba kullanmasını. Hera Herakles'in elinden haklarını almakla kalmaz. Augias'm ahırları.

Herakles oralara kadar gelir.) Batı kızlarının altın elmaları. onu arındırmak istemeyen kral Neleus'a karşı savaşır. ama Laomedon söz verdiği atları teslim etmeyin­ ce. ama kral bu yarışmanın ödülü olan kızı İole'yi ona vermez. Dünyanın batı ucunda. Amazon'lar kraliçesi Hlppotyte. sonra kral Eurytos'un düzenlediği bir ok yarışmasını ka­ zanır. Sparta'ya karşı bir saldırıya girişir vb. hiçbir ölümlü­ nün geri gelmediği yeraltı ülkesine iner. Ares'in Hippolyte'ye armağanı olan bu ke­ meri almak için Herakles Amazon'lar kraliçe­ sini öldürmek zorunda kalır. İtalya ve Trakya yoluyla Yunanistan'a döner ve sürüleri Eurystheus'a verir (Geryoneus. giderken karısı Deianeira at adam Nessos'un saldırısına uğ­ rar. Augias'tan öcünü alır. Kerberos'un ölüler ülkesinden kaçırılma­ sı. Yiğit böylece dev Geryoneus'u. Kaynatası Oineus'un şarap sunucusu Eunomos'u kaza ile öldürdükten sonra. ama başarıları bununla bitmez. yiğit öç alacağını söyleyerek Troya'dan ayrılır (Laomedon. ora­ da bağlı bulunan Theseus'u kurtarır ve Kerberos köpeğini alıp yeryüzüne kaçırır. Libya çölünü geçerken Helios'a fazla sıcaktan ötü­ rü kızdığı için tanrıyı oklarıyla tehdit eder. gene sür­ güne gitmek durumuna düşer. Ne var ki bu sırada yiğit Kalydon avına ve Argonautlar seferine de ka­ tılabilir. Herakles Diomedes'le çarpışır. onu öldürüp ölüsünü atlarına yedirir. Sonra Kalydon'a gidip Deianeira ile evlenir. Herakles Nereus'tan izlemesi gereken yolu öğrendikten sonra. ülkeyi aç­ lıkla karşı karşıya bırakıyordu. Cebelüttarık boğazını geçer ve anı olarak geçit yerine iki sütun diker (Cebelüttarık boğazına Yunanlılar Herakles sütunları derlerdi). Girit boğası. Thebai'ye dönüşünde birinci karışı Megara'yı arkadaşı Ioalos'a verir. Herakles'in başardığı en zor iş budur. Ama bu iş için sürülerinin onda birini vereceğini söyle­ yen Augias sözünde durmamış. sürülerin bekçilerini öldürür ve sığırlan alıp götürür. Hermes ve Athena'nın yardımıyla. Hesione). Herakles Okeanos ırmağını geçmekte güçlük çeker. Herakles onu aldatarak ka­ çar ve elmaları Athena'ya adar. Girit kralı Minos bir beyaz b o ­ ğasını Poseidon'a kurban etmek istememişti. Güneş de ona Okeanos'u geçmek için altın sandalını verir. Galya. Laomedon'un kızı Hesione'yi deniz canavarının elinden kurtarır.yurmuş. Dev altın elmaları getirir. Omphae'den kurtulunca Troya'ya gi­ dip Laomedon'u öldürür. Herakles de kralı oğullarıyla birlikte öldürmüş. tanrı da öç almak için bocayı kudurtmuştu. Eurystheus'un kızı Admete. Orada boğa serbest bırakıldıktan sonra Marathon kapıla­ rında Theseus'un eline geçmiş. Dönüşte yiğit Troya'ya uğrar. Herakles de Alpheios'la Peneios ır­ maklarının yataklarını değiştirerek sularını oradan geçirip temizlemiş ortalığı. Olympos tanrıları­ nın devlere karşı savaşlarına katılır. Hayvan Girit ekinlerini yok ediyor. Sonra da ehlileşen hayvanları Mykenai'ye getirir. Eurystheus bu azmanı görünce ödü kopar. kadın kılığına sokup yün eğirmesini sağlar. Gervoneus'un sürüleri. ama önce talibi ırmak tanrı Akheloos'Ia dövüşmek zorunda kalır. Batı kızlarının bahçesini bulur. Hera'nın Zeus'la evlenirken düğün hediyesi olarak aldı­ ğı bu büyülü meyveleri Batı kızlarının bahçe­ sinde nympha'lar ve bir ejder korumaktaydı. Herakles bu azgın boğayı boynuzlarından yakalayıp Yuna­ nistan'a götürmeyi başarmış. yiğitten Amazon'lar krali­ çesi Hippolyte'nin büyülü kemerini ister. Herakles öfkeye kapıla­ rak Eurytos'un oğlu İphitos'u öldürür. orada dünyayı omuzlarında taşıyan At­ las'ı bir süre bu yükünden kurtarır ve elmaları almaya gönderir. Bu suçtan arınmak için Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetine girer: Bu kadın Herakles'i köle haline getirir. ama dünyanın yükünü bir daha omuzlarına almayı istemez. Diomedes'in atları. yiğit de köpeği Hades'e geri götürüp bırakır. çilesi de tüken mez. ya da başka bir anlatıma göre Olympos dağında vahşi hayvanlara par­ çalatır. Trakya kralı Diomedes'in insan eti yiyen atları varmış. Yiğit oklarıyla onu yaralayınca Nessos öl meden Deianeira'ya büyülü bir iksir verir Trakhis'e yerleşen Herakles Eurytos ve oğul­ larını öldürmekle sözünde dıurmayankralı ce- . Bunlar Herakles'in başlıca on iki işidir. Okeanos ırmağının bir adasında Geryoneus büyük sığır sürülerini otlatmaktay­ dı.

Zeus Maia ile Arkadia'nın güneyinde Kyllene dağının bir mağarasında buluşmakta ve sevişmektedir. Hermes'in asıl efsanesi doğuşu ve ömrünün ilk günleriyle il­ gilidir. Hermes. ama doğduğu gün Hermes olağanüstü işlere girişmekle ka­ fa gücü ve yetenekleri tanrıların hepsini aşan üstünlükte olduğunu gösterir. Herakles'in adı hemen her destan ve şiirde geçerse de. sonra da gider. Güneş tanrının Pieria ovalarındaki inek sürülerini bulur ve onlardan elli hayvan çalar. insan­ ların en ilkel çağlarda hem erkek. O sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek ister. ka­ buğunu boşaltır ve koyun bağırsağından yedi tel gererek bir gitar yapar. Erkek ve dişi cinsini kendinde birleştiren Hermaphroditos tipinden insanların atası olarak Pla­ ton da söz etmektedir. kendi de oradaki çalı çırpıdan ayağına tu­ haf sandallar örerek izlerini gizler. D O Ğ U Ş U VE E F S A N E L E R İ . Tutar inekleri Kyllene'ye doğru sürer. hayvanı öldürür. adları başka mad­ delerde geçen kişilerle ilgili olarak anlatılmış­ tır. Ro­ ma kralı Evandrus yiğidi konuklarnış ve şere­ fine bir tapınak kurmuş derlerdi. kişiliğini ozanlardan çok tragedya yazarları işlemiştir. Kutsal inekleri bir mağaraya kapattıktan sonra. Tanrıların ve özellikle Zeus'un habercisi olarak görev alan Hermes. elinde bir sazla Mu­ sa'lara karıştığı da görülürdü (Evandrus). karşılığında bir düve armağan edeceğine söz verir (Battos). ama hırsızlığı belli olmasın diye inekleri gerisin geri götü­ rür. Şölen. hemen aklına bir cin f i k i r doğar. Çok içen. sözünde durmayanları cezalandıran. Çocuk kundaklanır.). "Şölen" diyalogunda söz alan komedya şairi Aristophanes. kızı lole'yi de alır. Zeus'un oğlu Herakles'i kaçırıp Olympos'a götürdüğü ve Hebe ile evlendirip ölümsüzlüğe kavuşturduğu anlatılır. Heraklesogulları denilen dölleriyle bütün Peloponez'e ege­ men olmuş. Roma efsanesinde Yunanlıların Herakles tipi oldu­ ğu gibi benimsenmiş. hem de tanrı olarak tapım görmüştür. hem de di- şi olduklarını. böylece Yunanistan yarımadası­ nın atası sayılmıştır. bir bakıma da gül­ dürücü efsane homerik denilen. Yolda bir ihtiyara rastlar. Bebek Hermes beşiğinde kalmaz. Deianeira haberi alınca kendini asar. ancak öykülerine yerli bazı öğeler katılmıştır. ama H o m e ros destanlarından birkaç yüzyıl sonra Yuna­ nistan'ın Peloponez bölgesinde meydana gel­ diği besbelli "Hermes'e Övgü" adlı şiirde uzun uzadıya anlatılmıştır. Gölgeli mağaraya sığınmış olan nympha'yı tanrılar tanrısı geceleri karısı Hera uykuya daldıktan sonra gelip bulur. çok yiyen canlı ve iyi kalpli bir dev olarak tanım­ lanan Herakles Greklerin gözünde kötüleri. Titanlar soyundan At­ las'la Pleione'nin kızı Maia'nın Zeus'la birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. Bütün öykülerini buraya almamıza olanak bulunmayan Herakles'in rol oynadığı bütün olaylar. 189e191d. 5). beşiğe yatırılır. gi­ der. sonra bu yüzden fazla güç ka­ zandıkları için tannlarca ikiye bölündüklerini anlatır. Hercules. insanın başına gelen afet ve belaları alt edip yenen yiğitlik ve yüreklilik simgesidir. Bir süre sonra Maia bir çocuk doğurur. ondan güzel sesler çıkarmakla eğlenir. Hermaphroditos. ona gördüğünü kimseye söy­ lememeye yemin ettirir. Hermes'Ie Aphrodite'nin oğlu Hermaphroditos'un adı Salmakis efsanesinde geçmektedir (Salmakis). Örneğin Cacus adlı devi ve ülkesine gelen yabancıların canına kı­ yan kral Faunus'u öldürdüğü anlatılırdı. Hermes. kahramanlığın sim­ gesi olan Herakles hem kahraman. İ k i cins arasındaki tutku ve birbirleriy­ le birleşme isteği çok eski zamanlardaki bu birlikten dogma imiş (Plat. Kıskanç­ lık içinde kıvranan Deianeira da ona Nessos'un kanına bulanmış iksirle ıslattığı gömle­ ği gönderir. Yiğit gömleği sırtına geçirir ge­ çirmez korkunç acılarla yanmaya başlar.zalandırmış olur. akşam olur olmaz kundağı­ nı çözer ve ayakları üstüne basıp olmayacak serüvenlere girişmek üzere yola çıkar: Magarının önünde bir kaplumbağa görür. Herakles'in Latince adı. Fizik ve moral gücün. Hercules Roma efsanelerinde daha yumuşak bir kahra­ man olarak canlandırılır. Bu eşsiz ve şaşırtıcı. oğlu Hyllos babasının son buyruklarına uyarak yiğidi Oita dağının tepesinde kurulmuş bir odun yığının­ da yakar. Olympos tanrılarının en renkli ve özgün kişilerinden biridir. gene masum bir bebek gibi kundağına .

Kararı şudur: Hermes inekleri nerede sakladığını gösterecektir. o altın kakmalı tanrısal sandallar taşırlardı o n u denizin üstünde. Hermes çobanların bekçisi olarak omuzlarında bir ko­ yun taşıyarak canlandırılırdı. Sabah Apollon günle birlikte doğunca sürülerinin eksikliğinin farkına varır ve ihtiyar Battos'ü sorguya çekip gerçeği öğrenir. küçük Dionysos'u kaçırır ve önce Nysa dağına. koruyucu tav­ rından tanrı olduğunu anlar sonunda Priamos ( 1 1 . Bu görevde Hermes'e Psykhopompos. Pek güvenilmeyen bir kaynağa göre de. ama asıl yararı yolcula­ ra dokunur: Yollara dikilen Hermes heykelle ri . Güzelim sandallarım bağladı ayaklarına. insanlara da Hermes aracılığıyla ulaştı­ racaktır. Pierie'yi geçip indi havadan denize. ı bekçi olarak yüz gözlü Argos'u dikmişti. 679-694). ama o sırada Apollon onu kolundan tutup tartaklayınca birden yellenir. Paris'e altın elmayı verip yargıçlık etmesi buyruğunu o ulaştırır.girer. Apollon mağaraya gelince Hermes'in yaptığı gitarı görür. çıkar­ dığı güzel seslere bayılır. yiğide bir sal yapsın da onu yurduna göndersin diye. kaydı dalgaların üstünde bir. Apollon buna gülmernezlik edemez. Kirke'nin büyülerine karşı koyacak bitkiyi de o verir yiğide (Od. karşılığında Hermes'e kerykeion denilen sihirli altın değ­ neği verip kavalı alır. Hermes çobanlar tanrısı Pan'ın da babasıymış. 42 vd. Phriksos'la Helle'yi Yunanistan'dan Anadolu'ya götürerek altın postlu koçu N e phele'ye o verir. uçtu gitti. Efsaneye göre birçok çocukları olur: Biri Odysseus'un kaynatası Autolykos'tur. Bebek pozundaki Hermes babası Zeus'un başına suçsuz olduğuna ant içer. yani ruhlar kılavu­ zu adı verilir. V. Bu haberi nympha'ya götürmek için Hermes yola çıkar (Od. konuyu Zeus'un yargıçlığına bırakmaya karar verir. Akhilleus'un seyisi genç bir delikanlı kılığına girdiği halde. Zeus'un Typhon'la çarpışmasında bir düzen kurarak tanrılar tanrısını kurtarır (Typhon). en kurnaz ve en canlısı olan Hermes'i Zeus kendine ulak olarak se­ çer.martı gibi. Bu değnekle Hermes habercilerin ve hırsızların kralı olur. Zeus'un İo'ya sevgisini kıskana­ rak k ı z ı bir ineğe dönüştürmüş. ama tam anlamı çözüleni'' yen Argeiphontes ek adını alır. tüccarla­ rın da koruyucusudur. Aldı onu eline güçlü tanrı. Hermes hırsızların olduğu kadar. babası gibi kurnaz. X X I V . Arkadia dağlarında Odysseus'un karisi Penelope ile birleşip üretmiş onu . Adının ka­ rıştığı en önemli serüven İo efsanesinde ge­ çer: Hera.çok kutsal sayılan ilkçağın kilometre taşlarıdır. Hermeias da bin bir dalganın üstünde öyle gidiyordu. Apollon syrinks deni­ len bu güzelim kavalı da ister. başına d . 277-307). Homeros destanlarında Hermes'i bu göre­ vinde görürüz: Odysseia'da Odysseus'u yıllar­ dan beri mağarasında alıkoyan Kalypso'ya Zeus haber ulaştırır.. sonra da Athamas'ın yanına bırakır (Dionysos). Aldı eline değneğini. Savaşlarda da yardımı dokunur: Devler savaşında Hades'in başlığını takıp gö rünmez hale gelir. balık aularken ağır kanatlarını köpüklere daldırır hani dipsiz kıvrımlarında ekin vermez denizin. Ölülerin ruhlarını Hades'e götürmek de Hermes'in görevi olacaktır. 331-469.. Gene Heranın almak istediği öcü boşa çıkarmak i ç i m d i r ki.ınl.ki bunlar bir tanrı büstü ve phallos simge­ sini taşıyan yuvarlak kaidelerdi . X. böylece dev Hippolytos'u öldürür.): . Bundan böyle bütün buyruklarını tanrıla­ ra da. G e ­ lip Hermes'i beşiğinde bulur ve inekleri geri vermezse Tartaros'a atacağını söyler. sazı alıp inekleri bı­ rakmaya razı olur. Z e us'un buyruğuyla Hermes Argos'u öldürül (Argos) ve bu başarısıyla Homeros dest. isterse uyandırırdı onları derin uykudan. llyada'da çok güzel bir rolü vardır kllavui tanrının: İhtiyar kral Priamos'u Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'un barakasına götürür ve getirir. Bir süre sonra Hermes P a n kavalını icat eder. ya da sınırsız topraklar üstünde yel gibi hızlı. Oğulları­ nın en sivri akıllısı. hırsızlıkta becerikli bir adanı (Autolykos). Odysseus'u Kalypso'nun el­ lerinden kurtarmak için araya girdiği gibi. Hermes'in birçok efsanelerde rolü vardır: îda dağına Öç Güzeli o götürür.ı rında çok geçen. isterse büyülerdi onunla gözünü insanların.

Çiçeklerin kadife kırmızısı. bir bahar günü Sestos'ta bayram yapılmış. "Ah Adonis! Vah Adonis!" diye bağırıp dövünürler. Hero ile Leandros gönül vermişler birbirlerine. Odysseia'da adı geçer (Od. Sestos'ta aşk tanrıçası Aphrodite'nin bir rahibesi varmış. varsın sahibi o olsun bundan böyle. Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. nasıl vermişler? Masal açıklamıyor bunları. Boğazın en dar geçidi. Çanakkale Boğazı­ nın en dar olduğu yerde biri Sestos. O güne kadar beyaz olan gül. İstanbul limanının süsü bugün de dimdik ayakta duran sevimli Kızkulesi bu ma­ salı kendine yakıştırmış ya. Menelaos'la Helene'nln kızı (Tab. sahnesi nerede olursa olsun..Hermione. oysa. canlı bir çocukmuş. çocuğu yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. sevgi kıvılcımlarının yüreklerinde ne za­ man çaktığını bilirler mi? Biz diyelim ki. tören yaparlarmış. IV. Hero ile Leandros. Hero'yu bu törenlerin birinde t e ­ peden tırnağa kırmızı güllerle donanmış ola­ rak görmüş belki.. hayvan Adonis'i avlanırken yaralamış. Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte birini yeryüzünde Aphrodite ile. karanlık ülkenin tanrıçası da çocuğa tutulmuş. Bu masal K ı z k u lesi için anlatılır. deniyor. Neoptolemos). Hermione'nin düğünü yapılmaktadır. Bir gece fırtına çıkmış.. Ama Adonis yılın sekiz ayını Aphrodite'nin yanında geçiriyor. bir yokmuş. Şu her gün karşımızda gördüğümüz Boğaziçi'nin güzelliğini müjdele­ yen Kızkulesi var ya. üçte birini yeraltın­ da Persephone ile. Aphrodite onu görür görmez. toprağa dökülen her damla kandan bir lale. 414)-. tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış. dalgalarının bir aşk faciasına da sebep olduğunu unutturmuş­ tur bize. Fransız tragedya yazarları. Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destanlarına sah­ ne olmuştur gerçi. Bir anlatıma göre Menelaos Troya'da iken bu düğün olup bitmiş de. adı Leandros. Telemakhos babasını aramak için yaptığı yolculukta Lakedaimon'a vardığı zaman. her damla yaştan bir kırmızı gül fışkırmış.. Ana­ dolu topraklarında. Aphrodite'nin çok genç ölen sevgilisi Adonis'in şerefine bir bayrammış bu. Sevgililer birbirlerini niçin sevdikleri­ ni. Hero ile Leandros'un efsanesi aslında Boğaziçi'nde değil. bir de hakikat payı taşır. Leandros. Çanakka­ le Boğazında geçer. Can çekişen sevgilisinin yanına koşar­ ken Aphrodite'nin ayağına bir gül dikeni bat­ mış. Başka çocuk vermemişti tanrılar Helene'ye.. yahut Temmuz (temmuz ayının âdı oradan gelir) ağaç kabuğundan doğmuş. bir zamanlar bu kulede bir kız yaşarmış derler. ama insanlığın kara günle­ rini dile getiren bu olaylar. bir hayal. kızın sütbeyaz güzelliğini daha da belirtiyor­ du. Aphrodite'ye geri vermek istememiş. Abydos'lu kral oğlu Sestos'lu rahibeye ne . sevgilisine kavuşurmuş. Ne var ki. geri kalanını da kendi n e ­ rede dilerse orada geçirecek diye kesip at­ mış. ilk batında ay parçası bir kız doğurmuştu o. Persephone kıskanç­ lığından bir yaban domuzu salmış ormanlara. Menelaos Troya'da iken kızını Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a nişanlamıştır: Tanrılar gerçekleştiriyordu şimdi bu düğünü. Orestes ise amca kızı Hermione'ye karşılıksız bir aşkla yanmakta­ dır (Orestes. Oysa tragedya yazarları Hermione'nin Orestes'le nişanlanıp evlendiğini kabul ederler. oysa Akhilleus'un oğlu "tutsağı Andromakhe'yi sevmektedir. Adonis. Abydos. Hermione'yi Neoptolemos'a nişanlı ve tutkun göste­ rir. Tanrıça. özellikle Racine. Abydos'ta bir kral oğlu yaşarmış. . ölü gövdesini ertesi sabah kulenin dibine atmış. doğru veya yan­ lış. Ama masal bu. öbürü Abydos diye iki şehir varmış. o kadar gözyaşı dökmüş.. büyütsün di­ ye. ona âşık bir delikanlı her gece Galata'dan kuleye yüzer. sonra Akhilleus'a verdiği sözü tutmak için babası onu Orestes'ten ayırıp Neoptolemos'a ver­ miş. yüzü altın Aphrodite'ye benzeyen Hermione'yi. öldür­ müş. deniz delikanlıyı alıp götürmüş. yalnız dört ay iniyormuş karanlık ülkeye. Adonis'in gövdesinde ne kadar kan damlası var­ sa. adı H e r o . güzelliğine vurulmuş. Neden vermişler. Bundan böyle bahar bayramında kadınlar. Hermione ikisi arasında kalmış. 15). Bir varmış. çiçek gibi körpe.

"Gel. içeriye daldij merdivenleri tırmandı. Leandros'un yüreglndeki ateş yanıyordu daha. Herse. var gücüyle yüzdü. ne rüzgâr. her gece Leandros kulede sallanan meşaleye doğru yüzüyor. öbürü öbür kıyısında bütün bir gece ayrı kalmak akla sığmayan. Bir gece fırtına daha sert esti. bir gece daha. Delikanlı bütün gücüyle karşı koymaya çalış­ tı. Kurşun gibi bir sabahtı. ol­ mayacak bir şeydi. Yaz geçmiş. Deniz durgundu. Pausanias'ın anlattığına göre. Hero ku­ leye çıkmış. biri boğazın bir kıyısında. Karşı kıyıda Hero'ya varan ışık yolu ise kısa görünüyordu. Leandros suya daldı. hem de kızı olduğunu söylermiş. Sibylla adlı bilici kadınların ikin­ cisi sayılır (Sibylla).pahasına olursa olsun kavuşmak İsledi. bir erkeğe vara­ mazdı. kulede­ ki meşale çağırıyordu. Boğazın serin akıntıları yanan gönlünün ateşini dindireceğine. efsane bunu anlatmıyor. Leandros Anadolu kıyısından Sestos'a geçmek için yanıp tutuşuyordu. Bir süre Samos'ta kalmış. rahibe kaldıkça kızlığını korumalıydı. karşılarına çıkan mutluluğa nasıl şaşkınlıkla inanmadan bakar­ larsa. ne soğuk durdurabiliyordu Leandros'u. Herse öbür kız kardeşleri . yorgunluğunu duymadan varıyordu karşı yakaya. Ne olduğunu bilmeden bıraktı kendini denize. Ne var ki. kavuşmamak. Meşale söndü. yanında bir taş götürür. bitkin ellerinde tutu­ yordu. boğaz­ da dondurucu poyrazlar esmeye başlamıştı. Hero ile Leandros da öyle durakladılar. Hero korkmaya başlamıştı. ona kavuşacak. Herophile. Herophile. Troya bölgesinde öldüğü halde. ama kollarının. ama kulenin tepesindeki ışığı görmüyordu ki. Ne yapsın ki. Bir ge­ ce dalgalara bakarken. Son bir kulaçla karaya ayak bastı. ı rina. Sestos kulesinde meşalenin yandı­ ğını gördü mü. soluk bile almadan kumsaldan yukarı koştu. bu övgüde kendi­ sinin tanrının hem eşi. Buz gibi bir donukluk sarıyordu bedenini. nereye doğru yüzeceğini bilsin. bacaklarının gücü tükenmişti. Herophile gezgin bir biliciymiş. Hero rahibeydi. sevgilisine. bakıştılar. yaz gecelerinin kısalırına üzülerek dönüş yolunu tutuyordu. tanrı sözcülüğü yaptı­ ğı zaman bu taşın üstüne çıkarmış. İlk defa birbirine sarılacak bir kadınla bir er­ kek nasıl bir an duraklar. dag gibi yükse­ len dalgalar Leandros'un çırpınan gövdesini döve döve Sestos'tan çok ötelere sürdüler. şehrin Sparta'dan gelme bir kadın yü­ zünden yıkılacağını öngörüp bildirmiş. Delos ve Delphoi'nin Apollon tapınaklarında da görev al­ mış. Yol göste­ ren ay ışığını kara bulutlar kaplamıştı. ona ölümde olsun kavuşmak için kendini denize attı. Bir ku­ laç.. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. sev­ giyle hızlanan gövdesine arttıkça artan bir güç katıyordu. Pausanias. ama Klaros. "Gel. Herophile tanrı Apollon'a bir övgü yazmış. gel!" diye bir meşale sallıyordu. Leandros dayanıklı bir yü­ zücüydü. ay suda hafifçe dalgalanan ışıltılarıyla Leandros'a bir yol çiziyor gibiydi. Hero sönen meşalesini yine yakmış. Sestos kulesi kap­ kara bir taş yığını gibi yükseldi gene ay ışığın­ da. Troya savaşından çok önce. Dalgacıklar. dudaklarını dudak­ larına alıp sevgisinin yumuşaklığını tadacaktı. Kulenin kapısı açıktı. Denize dalar dalmaz en yüksek dalgalan yara yara yüzü- yor. Bir gece. İda dağının bir nympha'sıyla bir çobanın kızıymış. Adonis bayra­ mında gördüğü pembe beyaz kız şimdi gü­ müş ve altın rengi ışıltılar saçıyordu. Hero'nun elinde sallanan me­ şale gittikçe yakınlaşıyordu. Hızla esen bora meşalesini söndürecek gibi oluyor­ du bazı geceler. her gece Hero'ya kavuşuyor ve her sabah doy­ madan. Aglauros'la Pandrosos'un kız kardeşi Bir anlatıma göre. Yine de gelme diyemiyordu Leandros'a. Sestos'taki kulenin te­ pesinde bir ateşin yandığını gördü. Herophile'nin kullandığı büyülü taşın Delphoi'deki Apollon tapınağında saklandığı­ nı yazar. Kıyıya çarpan ölüyü görünce. ne var ki. Sabaha karşı dalga ölüsünü attı Sestos kıyıl. İki sevgili bakışlarıyla mı anlaştılar. Leandros artık yüzmüyor. biz seni götürürüz" der g i b i f ı ş f ı ş ediyor. yoksa mektuplaştılar mı. bir kulaç daha. Troya bölgesinde doğmuş. Hero'nun elindeki meşaleyi söndürdü. denizden çıkan sevgilisinin buz gibi bedenini sararken bir tehlike sezinleyerek ürperiyordu. su fırtınası arasın­ da uçuyordu. Öpüşmemek. ne dalga. ince göv­ desini kollarında saracak.

Atlas üstüne anlatı­ lan efsanelere göre. Atlas dağının t e ­ pesine ilk çıkan oymuş. Altın elmalar ölümsüzlük bağışlayan bir yemiştir. Bir anlatıma göre Hesione Yunanistan'a giderken kaçmış ve Anadolu kıyılarına dönüp Miletos'a sığınmış (Laomedon). bir daha in­ memiş yeryüzüne. ya da Batı Kızları diye anılan Hesperid'ler Hesiodos'a göre Ok­ yanus ırmağının ötesinde. Hesperos. yıldızların en parlağı. Priamos'un ablası. yeter ki Laomedon ona ölümsüz atları­ nı vermeye ant içsin. 214 ve 275). Hesione onun serbest bırakılmasını sağlar. Hesperid'ler dünyanın batı ucunda. ya da Phorkys'le Keto'nun kızları oldukları söyle­ nir. Erythie ve Hesperarethusa'dır. Zeus'la Hera'nın kız kardeşidir (Tab. Ocağı simgeleyen Hestia. insanların da konut­ larında dinsel bir merkez sayılır. adı akşam anlamına gelen Hesperos'u şöyle tanımlar ( İ l . Herakles de Troya'ya bir saldırı hazır­ lar. Hestia evlenmek iste­ memiş ve Zeus'tan ömrü boyunca kız oğlan kız kalma sözünü almıştır. Hesione. Telamon'la ev­ lenir ve Teuker adlı bir oğlu olur. Öbür OlymGecenin karanlığında. Homeros. 5). der tanrı sözcüsü. Bir za­ manlar Gaia tanrıçanın Hera'ya düğün hedi­ yesi olarak verdiği bu elmaları dünyanın batı ucundaki bir bahçeye dikmişler ve başlarına bekçi olarak Hesperid'lerden başka bir de ej­ der koymuşlardı. Yıldız olmadan önce Hesperos Atlas'ın oğ­ lu ya da kardeşiymiş derler. Erikhtonios. Leomedon da razı olur. Daha son­ raki efsanelerde Zeus'la Themis'in. Çok­ luk üç peri diye bilinirler ve adları Aigle. Herakles onları koparmakla ölümsüzlüğe hak kazanmış olur (Herakles). Kimi efsanelerde Hesperid'lere baba ola­ rak Atlas ya da Hesperos yıldızı verilir. atları vermek is­ temez. Kronos'la Rheia'nın birinci kızı. Gökte bir yıldız olmuş Hesperos. Podarkes Troya'ya döner ve Priamos adı altında tahta çı­ kar. Bu evlenme korkunç bir serüvenle ilgilidir: Laomedon Troya surlarını yapan tanrı Poseidon'la Apollon'a söz verdiği ücreti ödemekten kaçınınca. altın elmala­ rın bittiği bahçeye bekçilik etmekmiş. Hellenistik şairler Hesperos'Ia Phosphoros yıldızını bir tutmuşlar. kızını bir kayaya bağ­ layıp bırakır. Hesperid'ler. Hesperid'lerin yurdu Atlas dağlarının eteğinde bir yer sayıldı. her akşam insanlara geceyi geti­ ren yararlı bir yıldızmış o. Kephalos). en güzeli. yıldızlara bakarken bir fırtına almış götürmüş onu. Hesperos. bu son ad kimi . Tan­ rı Hermes'le birleşip Kephalos diye bir erkek çocuk doğurmuş (Aglauros. Akşam Yıldızı denen bir yıldız vardır hani. Hesperis de Atlas'la evle­ nip Hesperos kızlarını doğurmuş (Hesperid'ler). Hesperos'un Hesperis adlı bir kızı olmuş. geceyle gündüzün sınırlarında oturan ince sesli perilerdir (Theog. deniz tanrı Troya kıyılarına korkunç bir cana­ var salar.nin Athena'ya karşı İşledikleri suça katılma­ mış. Lucifer yani ışık taşıyan demişler ona. Ayrıca tanrılar ve insanlar arasında büyük bir şeref payı elde et­ miştir: Her tapmakta ve her evde sunağı var­ dır. X X I I . Altın elma motifi Üç Güzeller ve Paris efsa­ nesinde de geçer. Hesione. ama kızı eline geçince. Hestia. ama zamanla coğ144 rafya bilgileri artınca. Nyks. Troya krab Laomedon'un kızı. Herakles'in bu ilk Troya seferin­ den aldığı esirler arasında Hesione'nin küçük kardeşi Podarkes de vardır. Romalılar da bu yıldı­ zın adını Latinceye çevirmişler. başka . Herakles ödül olarak kızı Telamon'a verir. Hesperid'lerin başlıca görevi. İlk surları aşıp şehre giren arkadaşı Telamon'dur. Poseidon ve Apollon ona talip oldukları halde. 317): yıldızlar arasında. Ocak. O sırada oradan geçen Herakles canavarı öldürüp kızı kurtaracağına söz verir. yani Gece tanrıça bunları kendi kendine yaratmıştır. Batı kızları bu cennet bah­ çesinde ezgi söylemekle ve tanrı balı akan pı­ narların başında hora tepmekle vakit geçirirlermiş. tanrıların da.efsanede Hesperia ve Arethusa diye ikiye bö­ lünür ve Hesperid'ler dört olur. Halkın kanına giren bu ejderden kurtulmanın tek çaresi kralın kızı Hesione'yi canavara kurban etmektir. Laomedon gene yemin eder. bu yüzden de onlar gibi çıldırarak Atina akropolünden aşağıya atmamış kendini. Mutlular Adalarının dolaylarında otururlarmış.

Musa'ların kutsal korulugundaki bir pınardır. ona hemen gönül vermiş ve yarışı ka­ zanmasını sağlamış. evinin kapı­ sına asarmış. Amazon'ların kraliçesi. ayrıca damadı yüzünden tahtından ola­ cağını bilen babası kızını ancak araba yarışın­ da kendisini yenecek olan adama vereceğini bildirmişmiş. Pelops Hippodameia'yı alıp yurduna gö­ türürken yolda Myrtilos'u denize atmış. Efsanelere göre Hippodameia'mn altı oğ­ luyla üç kızı olur. Alkathoos ve Pleisthenes'tir. kiminde Hippodamela'nın kendisinin Pelops'u arabacıyla aldattığı söylenir. Yarışta yenilmesine de olanak yokmuş. Thyestes. Hippolytos'un onu kirletmek istediğini söyln Theseus öfkeye kapılır. At pınarı anlamına gelen Hippokrene Helikon dağında. At evcilleştiren ya da alt eden anlamına gelen Hippodameia adlı iki efsanelik kadın vardır: (1) Biri ve en ünlüsü Elis bölgesindeki Pisa kralı Oinomaos'un kızıdır. Artemis'e saygısı büyüktür. şaşırtır. Aphrodite'yi hor görür. Kişiliği olmayan soyut bir kavram olarak canlandırılır. Çok güzel olan bu kızın birçok talipleri varmış. Pelops karısı onuruna Olympia'da beş yılda bir kutlanan bir Hera bayramı düzenlemiş (Pelops ue Olympia oyunları). Bir anla­ tıma göre Myrtilos âşık olduğu Hippodameia ile bir gece yatma sözünü alarak Oinomaos'un arabasının civatalarını gevşetmiş. ara­ bacı da ölmeden önce Pelops soyuna lanet okumuş. Uranos tanrının denize dökülen sperma­ sından köpükler arasında doğunca. Peirithoos'un karışıdır. Mysia'h Telephos'un karısı. Myrtilos). Hiera. Böylece talipleri bir bir yener. Theseus'la bir Amazon'un oğludur. ama Amazon'un Melanippe mi. ama oğlunu kendi . Hippodameia Pelops'u gö­ rünce. Bunun için de babasının seyisi Myrtilos'un yardımını istemiş. hora teperlermiş. Eros'la birlikte Himeros da hemen peşine takılır. ezgi söyler. Antiope mi. Hippodameia. Her ney se. Himeros. Pelops oğullarıyla Atreus oğulları­ nın başına gelen korkunç belaların kaynağın­ da Myrtilos'un bu ilenmesi varmış (Pelops. Kemeri­ nin alınması Herakles'in dokuzuncu işi olarak anılır (Herakles). Pınarın su­ yu şairleri esinlermiş. Phaidra tutkusunu Hippolytos'a açar. hem de Oinomaos taliplerin arasına Hippodameia'yı bindirir. Tanrıça da ondan öç alır: Üvey anası Phaidra'yı ona âşık eder. Hestia hep yerinde kalır. Ama çoğu efsanelerde Herakles'in eli altında can verdiği kabul edilir. Hippodameia. çünkü hem atları çok hızlıymış. Kentaur'larla Lapith'ler sa­ vaşı onun yüzünden olmuştur (Peirithoos). Oğullarının en ünlüleri Atreus. Kanatlı at Pegasos'un ayağını yere vurmasından fışkıran Hippokrene'nin çevresinde Musa'lar topla­ nır. Adı arzu anlamına gelen ve aşk isteğini simgeleyen soyut bir kavram. Hiera'nın Helene'den de daha güzel olduğu söylenir. Hippolyte. Hippolytos ( 1 ) Hippolytos. (2) Hippodameia Adrastos'un kızı. yoksa Hippolyte mi olduğu konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. bir süre sonra Oinomaos paramparça olan ara­ basından düşerek ölmüş. Akha'lar ilk Troya seferinde Mysia'ya çıkarma yapın­ ca. Eniştesi Khrysippos'u Hippodameia kendi öl­ dürmüş de o yüzden Elis'ten kovulmuş derler (Khrysippos). arabmın da daha ağır olmasını sağ­ larmış. ya da Pelops'un arabacı Myrtilos'a verdikleri söz üzerine efsane kay­ nakları çeşitli anlatımlar verir: Kiminde Pelops'un Myrtiios'u rüşvetle baştan çıkardığı. Theseus'a yakınır. Günün birinde Hippodameia'ya Pelops talip olmuş. Hiera ülkesi kadınlarının başına geçip sal­ dırganlara karşı koymuş ve Nireus'un eliyle öldürülmüş (Telephos. Bütün Amazon'lar gibi ken­ disi de Ares'in kızı olan Hippolyte'nin Theseus efsanesinde adı geçer. Theseus'tan bir oğ­ lu olmuş ve ona kendisi gibi Hippolytos adı verilmiş. Bu yüzden adı hiçbir efsa­ neye karışmaz. böylece onların dikkatini çeker. Hippokrene. Nireus). Aphrodite. Olympos'ta Musa'lar ve Kharit'lerle birlikte görülen Himeros'un adı hiçbir efsaneye ka­ rışmaz. ama onu kıska­ nan.pos tanrıları gidip geldikleri halde. Hippolytos Amazon anasından av ve savaş merakını almıştır. yendiklerinin de kafalarını keser. ondan karşılık görmeyince.

): kendiliğinden gıcırdadı. 432 vd. iyi yasalarla kurulmuş bir t o p ­ lum düzenini simgeler. Latince saat anlamı­ na gelen "hora" ile bir tutulduğu için adları "Saatler" diye çevrilir. Theseus'un her dileğini yerine getirmeye söz ver­ miş olan tanrı da bir deniz canavarı gönderip Hippolytos'u parçalatır. ama çokluk soyut kav­ ramlar olarak tasarlanır ve efsanelerde rol al­ mazlar. Hora. Se­ siyle düşmanı kaçıran Horatius da o orman­ da tanrılaştırılmış. Dev boylu olan Hippomedon Thebai önünde Ismarios'un eliyle öldürülmüş. Adrastos'la birlikte Thebai' ye karşı ilk saldırıya katılan yedi önderlerden biri. ışıldayan bir duvara dayadılar arabayı. koyu bulutlarla bir kaparlar. V. (1) Roma'lılar Etrüsk'lere karşı savaşırken her iki ordu çok adam yitirmişti. ister yaşamda adı en çok geçen tanrıça odur. Hora'lar. Saatler gözetir o kapıları. Hora'lar doğada düzeni simgele­ yen üç tanrıçadır. yaygın gökle Olympos emanettir onlara. Bu çeviri hem doğru. bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler. denge ve sürekliliğin başlıca etkenle­ ridir. VII. ama Roma'nın düşmesini önlemiş. çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü. hem yanlıştır. Eirene ise insanlara bereket ve mutluluk sağlayan barıştır (Dike. Savaşta Hades'in başlığını ta­ kıp görünmez olan Hermes bu devin hakkın­ dan gelmiş. Themis'in kızları arasında is­ ter yazında. Horatius. (2) Hippolytos devler savaşına katılan bir devin de adıdır. Bir ge­ çer her iki ordu bir ormanda karşı karşıya or­ dugâh kurmuşken. ama etkileri bu insansal kavram­ ları çok aşar. Roma'nın üç efsa­ nesinde geçer. kapıları bir açarlar. (2) Gene Etrüsk'lerle savaş sırasında tek gözlü diye anılan Horatius Cocles Roma'yı Tiber'in karşı kıyısında bulunan düşmana kar­ şı korumak için tek başına bir köprüyü tut­ muş. çektiler tanrısal ahırlara. Ama Hora'ların teker teker adlarını ele ala­ cak olursak. kimin yenildiği belli değildi. Eirene). Bunu du­ yan Etrüsk'ler paniğe kapılıp kaçmışlar. Bu tanrıçalar doğal ve insansal toplulukların can damarı. Melanlon adıyla da anılan Hippomenes Atalante efsanesinde rol oynar (Ata lan te). ama kimin yendiği. Tragedyalara konu oluşu şuradan­ dır: Horatius kardeşlerin bir kız kardeşi Curiatius kardeşlerin biriyle nişanlıdır. ama oğlu Polydoros Alkmaion'un yönetimindeki ikinci sefere katılmış ve Epigon'larla birlikte Thebai'yi almıştır (Thebai 'ye karşı Yediler). Ellerinde birer çiçek.eliyle öldürmekten çekindiği için Poseidon'a yalvarır oğlunu cezalandırsın diye. Savaş sırasında bir ayağını da yitirmiş. ya da bir yemiş ola­ rak canlandırılırlar. Homeros'un îlyada'sında H o ra'ları Olympos'ta görürüz (İl. kimi zaman da Dionysos alayında. ya da Persephone'nin arkadaş­ ları arasında görürüz. sonra da Fransız targedya yazarlarından Racine iş­ lemiştir. (3) Roma ile Alba arasındaki savaşta rol alan üç Horatius kardeşler üç Curiatius kar­ deşlerle teke tek savaşta çarpışmışlar ve zafe­ ri kazanmışlardı.): Saatler güzel yeleli atlan çözdüler koşumdan. Horatius adı. Horatius Cocles şerefine Capitolium tepesinin eteğin­ de Roma'lılar bir heykel dikmişler. birdenbire ormanda tanrı­ sal bir ses duyuldu. Hipponıenes. nişanlısının ölümüne ağlayan bu kızı çarpışmadan sag . Tarihsel bir olay sayılan bu çarpışma herhalde eski bir efsaneye dayan­ maktadır. Bu konuyu önce Euripides. 749 vd. Tanrıçalar arabalarıyla Olympos'a dönünce (İl. Roma'lılar zaferi kazanmıştır". Hippomedon. simgeledikleri varlıkları da daha 146 Gökyüzünün kapıları iyi anlamış oluruz: Birincisi Eunomia düzen ve düzensizliği. Phaidra haberi alınca ken­ dini asar. ses şöyle diyordu: "Etrüsk'ler Roma'lılardan bir adam fazla yitirdi­ ler. Delikanlı Troizen'de bir araba yarışına katılmışken ejderin saldırısı­ na uğrar ve dizginlerine dolaşarak kayaların üstünde can verir. Dike hak ve adalet anlamına gelir. Hora'ları kimi zaman Aphrodite'nin alayın­ da Kharit'lerle birlikte.

Hygieia yalnız hasta insanlara değil. Koros'u olduğu kadar Hybris'i de Yunan düşüncesine özgü birer kavram olarak başka dillere çevirmek güçtür. baharda yağmur mevsiminin başlamasıyla görünürler.dönen Horatius öldürür. ya da kızı olarak simgelenir. Hylas. bölgede yıllık t ö ­ renler haline gelmiş: Rahipler dağa çıkar . Hiçbir efsanesi yoktur (Asklepios). Hylas su bulmak için ormana dalar ve kaybolur. iki dost bir gün disk atmada yarışırken tanrının fırlattığı disk gelmiş. Herakles Mysia'lıları Hylas'ı kaçırmış olmakla suçlamış ve onlar­ dan tutsaklar alarak Hylas'ı arayıp bulmaları­ nı buyurmuş. Zeus onları gökte birer yıldız haline getirmiş. Hyakinthos tanrı ApoUon'un can ciğer arkadaşıymış. Bir söylentiye gö­ re nympha'lar bu güzel delikanlıya tutulurlar ve onu ölümsüz kılmak için aralarına alırlar. kahraman Herakles'in gönül verdiği yakışıklı bir gençtir. adları da yağmur yağmak anlamına gelen "hyein" fiilinden türemedir. o Hydra ki ak kollu Hera tanrıça büyütmüştü korkunç hıncım gidermek için güçlüler güçlüsü Herakles'e karşı. Hyas. Latin şairi Ovidius'un anlattığı bir çiçek öyküsünün kahramanı. Hyakinthos. Hybris in­ sanı suç işlemeye iteleyen ölçüsüzlük. Phiks gibi canavarların kız kar­ deşi sayılır. Hyad'lar gökte Pleiad yıldızlarına yakın bulunan bir takımyıldızdır. Bu bizim Bursa'dır. hırs ve kendine aşırı güvendir. Herakles de aramaya ko­ yulur. Başka bir anlatıma göre. 310-315): (Ekhidna) Hydra'yı doğurdu onlardan sonra. Hydra o bataklıklar canavarı ki tüyler ürpertir bütün yaptıkları. Delikanlının boynu bir çiçek sapı gi­ bi kırılmış. Hekimlikle ilgili bütün tanrılar gibi o da yeraltı simgeleri taşır ve özellikle yeraltı yaratıklarının en özgürü olan yılanla bir arada gösterilir. kardeşleri Hyas'ın ölümüne dayanamayarak canlarına kıymışlar da sonra yıldız olmuşlar (Hyas). Avazı çıktığı kadar Hylas. hekim tanrı Asklepios'un kızı ve yardımcısıdır. senin yerine ben öleyim!" demiş. bir aslan. Hesiodos Hydra'yı şöyle tanımlar (Theog. Atlas'la Pleione'nin oğlu. Yılan ya da ejder anlamına gelen Hydra. Arka­ daşını kolları arasına alan tanrı da "Ah. Hylas'ı arama. Hylas diye bağırır. fazla varlık. Mysia bölgesinde karaya çıktıklarında Herakles kırılmış küreği için bir ağaç keserken. yani sümbül demişler bu çiçeğe. Hyad'lar ve Pleiad'ların kardeşi. Hyades. o anda çimenler gene gövermiş ve Hyakinthos'un öldüğü yer­ de güzelim bir çiçek açmış. Gökte yıldız ol­ madan önce Hyad'lar Atlas'la Okeanos kızı Pleione'nin kızları nympha'larmış. hastalıkla­ rına ilaç bulur. ya da bir kaplan ta­ rafından öldürüldüğü söylenir. Bu arada Argonaut'lar onları beklemeyerek de­ mir alırlar. At adam Nessos'un Deianeira'ya ver­ diği iksire de bu canavarın kanı karışmıştır derler. ama bu suçu Roma'yı kurtardığı için affedilir. Hybris. Sayıları iki ile yedi arasında değişir. Hygieia. Hyakinthos'un başına vurmuş. Yiğitle birlikte A r gonaut'lar seferine katılır. Libya'da bulunduğu bir sırada bir yılan. Adı sağlık anlamına gelen Hygieia. sonra Prusa adını alan bir şehir ku­ rar. Hydra. doygunluk anlamına gelen Koros'un ya anası. Ölümüne ağla­ yan kız kardeşlerini Zeus'a göre birer burç haline sokmuş (Hyades). Hyakinthos. ama Hera'dan korktukları için tanrısal çocuğu İno'ya bırakıp kaçmışlar. Hylas. hay­ vanlara da bakar. ama delikanlıyı bir türlü bulamazlar. Bir anlatıma göre yel tanrı Zephyros tanrı ApoUon'un delikanlı­ ya sevgisini kıskandığı için hızla eserek diskin Hyakinthos'a çarpmasını sağlamış. Typhon'la Ekhidna'nın kızı ve Kerberos Khimaira. Polphemos Mysia'da kalır ve ön­ ce Kios. Hybris. çimenler al kana boyanmış. Yunan düşüncesinde büyük bir yer tutan soyut bir kavramın simgesi. dertlerine deva. Herakles ikinci iş olarak bu canavarı öldü­ rür (Herakles) ve oklarını onun zehirli kanına batırır. Birçok tragedya kişi­ lerinin başlarına gelen belalar hep bu Hybris yüzündendir. Hylas'ın kaybolduğunun ilk farkına varan Polyphemos'tur. ayrıca bir ırmağa akan kanı ırmak su­ larının zehirlenmesine ve bölgeye leş kokula­ rının yayılmasına yol açmış. "Nysa nympha'ları" diye anılan bu kızlar Dionysos'a dadılık etmiş­ ler (Dionysos).

Hymenaios. çok sevdiği halde kendi­ sine yüz vermeyen kızla evlendirilmeyi şart koşmuş. Güzün soğuklar başlayınca beyaz kuğuların çektiği bir araba­ ya binip Hyperbore'liler ülkesine uçar. kışı orada geçirir. H y p e r m e s t r a .(dağ da Mysia Olympos'u. lirik şiirin ayrı bir türü olan düğün türkülerinde de anılır. Hymnos Artemis'in yoldaşlarından Nikaia adlı bir nympha'ya tutkundur. Hymen. çok uzun ömürlü olan iyiliksever ve saf insanlarıyla ilkçağın ütopyası haline gelmiştir (Apollon). Hymenaios o kadar güzelmiş ki kızlar arasına girmiş de erkek olduğu anlaşıl­ mamış. tanrı Apollon bu cennet ülkesini kendine yurt edinmiş. giderek Artemis bile ağlamış derler bu güzel çobanın ölümüne (Nikaia). Hymenaios tanrı Dionysos'la Ariadne'nin düğününde sesini yi­ tirmiş. hora tepmekle geçirirler. Bir efsaneye göre. Helios. kimi efsa­ nelerde altın elmaların bulunduğu Batı Kızla­ rının bahçesi de bu ülkededir. her fır­ satta oraya girmeye bakar. Herakles öldükten sonra da İple ile evlenir ve Herakles oğullarının başına geçip Pelopenez'de tutunmaları için savaşır. H y m n o s . Danaos kızlarının en küçü­ ğü. Hymenaios elinde düğün meşalesi. Hypcrion. Dünyanın kuzey ucundaki bu ülkede güneş hiç batmaz. sonra da kızları korsanlar kaçırınca.): . 8). Hymenaios" diye bu tanrının adıyla biter. yılda iki kez ekin veren t o p ­ rağı. Pythagoras'ın mistik inançlarıyla Hyperbore'liler ülkesi da­ ha da süslenmiş. Düğün tür­ külerinde bağlama " O . Hyllos. Hesiodos'a göre Nyks (Gece) ken­ di başına Hypnos ( U y k u ) ve Thanatos (Ölüm) tanrılarını yaratmıştır. Düğün tanrısı Hymenaios. onun için düğün türkülerinde onun adını çağırmak töre olmuş. Hyperboreoî.). IV. Aigyptos'un elli oğluyla evlenmek zorun­ da kalan Danaos'un elli kızı babalarından gerdeğe girerken kocalarını öldürmek emrini alınca Hypermestra'dan başka hepsi babala­ rına uyup kocalarını hançerlemişlerdir. Efsaneye göre. Hyperion adı bazı metinlerde Helios'un kendisine bir sıfat olarak takılır. yani Uludağ olsa gerek) ve üç kez Hylas diye bağırarak kutsal alaylar düzenlerlermiş (Argonaut'lar). Hypnos. Danaos kızlarının dramını "Hiketides" adlı tragedyasında işleyen Aiskhylos'un "Hypermestra'nın yargısı" adlı kayıp bir tragedya da yazdığı bilinir (Danaos kızla­ rı. Herakles'le Deianeira'nın oğlu. Boreas. Başka bir efsane­ ye göre Akşam Yıldızı Hesperos Hymenaios'un güzelliğine vurulmuş. Anası Deianeira Herakles'e sihirli gömleği gönderip de yiğit korkunç acılar içinde yan­ maya başlayınca Hyllos yanına gelir ve son isteklerini dinler. 758 vd. 32 vd. yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirgemiş ve onunla birleşerek Abas'ı dünyaya getirmiştir. Hymenaios korsanların hepsini öldürmüş. İkisi de Tartaros'ta otururlar (Theog. Lynkeus). Yemyeşil ormanlarda. Selene ve Eos'u meydana getirir (Tab. ya da Dionysos'la Aphrodite'nin oğlu sayılır. ama onları ana ve babaları­ na geri vermek için. yıl boyunca ılık ve yumuşak bir hava eser. Bütün doğa. ölüm ve hastalık nedir bilmez­ ler. Apollon ve bir nympha'nın. yani dünya­ nın üstünde dolaşan" anlamına gelen Hyperion. Bu düğün tanrısı üstüne çeşitli efsaneler an­ latılırdı. Hyperion'un efsa­ nesi yoktur. insanlar mutluluk içinde yaşar. Yiğitlerden Perseus'la Herakles'in de Hyperbore'liler ülkesine gittikleri anlatılır. Tarihçi Herodotos bu ülkeyi anlatmakla bitiremez (Her. kızları kurtarmış. G ü ­ nün birinde Hymnos dayanamaz. kaval ve gül çelenkleriyle canlandırılır. K ı z kardeşi Theia ile evlenerek. Phrygia'lı bir çobanın adı. ama Nikaia aşktan tiksinir. Babasına baş kaldırmak suçundan yargılanan Hypermestra'nm Argos mahkemesinde bera­ at ettiği anlatılır. Uranos'la Gaia'nın oğludur. Adı "yukarıda giden. kıza tutku­ sunu bildirir. Düğünlerde hazır bulunan bu tanrı. Bu yüzdendir ki. Nikaia da öfkelenip bir okla v u rur delikanlıyı. ondan ayrılmaz olmuş. Tar. hepsi de güzelliğini yüceltmek amacı­ nı güderdi. Düğünle gecenin birleşmesini simge­ leyen bu efsaneye uygun olarak düğün türkü­ lerinde Hesperos'un da adı sık sık anılır. çimenli ovalarda ömürlerini türkü söylemek. yani kuzey rüzgârının ötesinde Hyperboreoi deni14S len bir boy oturur. yanına erkek vardırmaz.

Zeus'u uyutsun diye diller döker. Homeros Hypnos'un çok daha sevimli bir portresini çizer.Orada oturur kara Gece' nin çocukları. ama kocası evde olduğu . ler. gelir Lemnos adasında Uyku'yu bulur. Opheltes'i boğmuş. adaya çıktıklarında Hypsipyle kraliçeymiş. ince dan ayrıldıktan sonra Lemnos kadınları kral­ sesli. Hypsikreon da kadını kandıramadıgı için Haksos'a Miletos'un savaş açma­ sını sağlamış. birleşerek ona birisi Euneos olmak üzere i k i Uyku orada. erkek­ çok yüksek bir çamın üstüne kondu. le bir gece kaçmış ve korsanların eline düşe­ Bir efsaneye göre. Lektos burnunda fırladılar denizden. o korkunç tanrılar. Öykü şudur: Lykurgos'la kansı Hypsipyle'ye ölüm cezası Hypsikreon adlı bir Miletos'lu Promedon adlı vermek istemişler. Hypsipydedikleri. Hera ile birlikte yola çıkar (İl. günün birinde Hypsikreon evde yokken konuk gelen P r o medon'a açılmış ve onu zorla baştan çıkar­ mış. ne inerken. onu bir sandığa kapatıp denize bırakmış ayak bastılar bereketli toprağa. nız Hypsipyle babası Thoas'ı öldürememiş. Lemnos kralı Thoas'la Amazon Myrina'nın kızı Hypsipyle tanrı Dionysos'un torunuymuş. Hypsikreon karısını geri almak için Naksos'a gidin­ ce. manların birine konu olmuştur. başka kadınlarla sevişmeyi yeg görüyormuşlar. yoksa zor kullanmasını yasak ettiklerini söylemiştir. oğul doğurmuş (Euenos). larına tutkunmuş. XIV. ama Yedilerden Amphiabir Naksos'luyu evine konuk edermiş. 283 vd. Hypsikreon'un serüveni Miledilere yol göstermek için çocuğu yalnız bırak­ tos öyküleri adıyla geç ilkçağda yaratılan r o ­ tığında bir yılan gelmiş. rünce yumuşamışlar ve Hypsipyle de İason'la havada yüksele yüksele göğe varıyordu. Lemnos adasının kadınları Aphrodite'ye gereğince tapınmadıkları için tanrı­ ça onları cezalandırmış: Bedenleri öyle pis kokuyormuş ki. Hera İda dağının doruğunda Zeus'la sevişmeye karar verince. raos araya girmiş ve Hypsipyle'nin Lemnos'a Hypsikreon'un karısı Neaira da adalı konuk­ dönmesini sağlamış. Argonaut'lar ada­ bir kuş oluvermişti. çam dalları arasında.j: sürece aşkını açığa vurmamış. Hypsipyle. Lemnos kadınları da bir gece adada ne kadar erkek varsa hepsini öldürmüşler. Uyku'yla Ölüm. ötekinin demirdendir yüreği. Tatlı Uyku ise bir gün Herakles'i kaçırırken Zeus'tan yediği cezayı unutamaz. Kral kızı olduğundan kadınlar onu Ayakları altında ormanlı doruklar titredi. Hypsipygözleri açık uyumasını sağlamış ki sevgilisini le'yi oğulları Opheltes'e dadı olarak vermiş­ gece de doyasıya görebilsin diye. Lemnos'a kraliçe seçmişler. ları Thoas'ın kurtulmuş olduğunu görmüşler tanrıların Khalkis. lerin kendileriyle yatmaya razı olduklarını gö­ lda'da büyüyen en ulu çamdı bu. kocaları onlardan kaçıyor. Sonra da onunla birlikte Naksos adasına kaçıp oradaki bir tapınağa sığınmış. görünmeden Zeus'un gözüne önce Argonaut'lara saldırdıkları halde. Argonaut'lar Uyku durakladı orada. Hypnos Latmos dağları­ rek Nemea kralı Lykurgos'a köle olarak satıl­ nın çobanı Endymion'a tutulmuş ve onun mış. tunçtandır canı. biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir huzur götürerek insanlara. Yakaladığı insan kurtulmaz hiç elinden kin besler ölümsüz tanrılara bile. armağanlar söz verir. insanların Kymindis ve kraliçelerini öldürmek istemişler. adalılar kadını kandırabilirse geri alacağı­ nı. dağlarda yaşayan. Lykurgos'la karısı Eurydike. ama bir gün Hypsipyle oradan geçen Ye­ Hypsikrcon. (Thoas). Yal­ Vardılar canavarlar anası çok pınarlı Ida'ya. ama Hera ona Kharit'lerin birini vermeye ant içince da­ yanamaz. Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken.

İuppiter Saturnus'u kovup da bu tanrı Latium'a sığınınca. Yunan tanrılarının Latin dünyasına etki­ lerinden sonra da Roma'nm başlıca tanrısı olarak kalmış ve bir yerde İuppiter'den daha önemli sayılmıştır. böylece düş­ manı korkutarak püskürtmüş. kızı Persephone'yi aramaya çıkan Demeter oraya uğramış. biri de İakkhos' muş. biri sola bakan iki çehreli bir profili gö­ rünürdü. o sırada Zeus'un sevdiği başka bir Nympha İakkhos'u kaçırmış ve Eleusis'teki Bakkha'lara götürüp bırakmış. Ö. Dionysos'la yakından ilişkisi vardır. Augustus çağında ise üç kez kapatılmış. Bu mucizeyi anmak için Roma'lılar ondan sonra Forum' da yaptıkları İanus tapınağının kapısını savaş sırasında hep açık tutar. yasalar çıkarmayı hep tanus'a borçluymuşlar. tanrıça D e meter'in oğlu. Zeus'la Persephone'nin birleşmesinden doğmuştur ve Zagreus'tur. Başında mersin dalların­ dan bir çelenk. Aura'nm tanrı­ dan ikiz çocukları olmuş. elinde bir meşale ile kutsal erenler alayını yöneten genç bir adam olarak gösterilir. İambe. çünkü kapılar da kendisi gibi iki yana bakar­ lar. Sabin kralı Titus Tatius bir gece yeni kurulan kente saldırmış. Efsaneleri hep Roma dini ve uygarlığıyla ilişkili olan İa- nus. İakkhos. Kapıları bekleyen tanrı sayılır. İanus her başlangıcın tanrısı sayılır­ dı. tam bir barış ve uyum içinde ya­ şarlar ve toprak da onlara her şeyi kendiliğin­ den bagışlarmış. İanus ka­ pısı imparator Augustus'tan önce ancak bir kez ( İ . Capitolium tepesinin bekçisi Tarpeia da kaleyi Sabin'lere teslim etmek üzereymiş ki. Bazı efsane yazarlarına göre. İanus zamanında insanlar hep iyi ve na­ muslu imiş. İanus kapıları ancak barış zamanında kapanırmış. Tiber ırmağına adını veren de oğlu Tiber'dir. İanus. Agdistis ve Attis efsaneleri. Eleusis kralı Keleos'un evinde hizmet ediyormuş ki. Eleusis myster'lerinde rol oynayan bir tanrıdır. Roma şehrinin kuruluşun­ da büyük bir rol oynar. Öyle ki İakkhos. Roma'nın altın paraları üstünde tanrının. Aura da kendini Sangarios (Sakar­ ya) ırmağına atmış. yılın ilk ayına onun adı verilmiş ve İanuarius denmişti. İlkin Yunan taşlamalarının. Şehirler kurdurup toprağı işlemeyi. bazılarına göre de İtalya'ya T e salya'dan göçmüş ve Roma'nın yedi tepesin­ den birinde İaniculum diye kendi adını taşı­ yan bir şehir kurmuştur. sonra da tragedya ve komedyalarda konuşma vezni olan "iambos" veznine adını veren bu İambe imiş. İanus uygarlık yollarının hepsini açmış onlara: Gemiler yapmasını. Ares'in oğlu. Bambaşka bir efsane onun kaynağını Phrygia'da gösterir: Tanrı Dionysos Phrygia nympha'sı Aura ile birleşmiş. onu kar­ şılayan ve konuklayan İanus'tur (Saturnus). Bu motif için bkz. Roma'ya özgü bir tanrı. tanrının şehri düş­ mandan korumasını sağlarmış. Roma'nın koruyucu ve kurtarıcısı olarak İanus üstüne şu efsane de anlatılır: Romulus'un yönetimindeki Roma'lılar şehri kurduktan sonra Sabin'lerin karılarını kaçırıp kendileri­ ne eş ettikleri zaman. . İanus'un krallığı İtalya'nın altın çağına rast­ lar. Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'te yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir. Saturnus. Üzüntüden yüzü gülmeyen tanrıçayı İambe yaptı§ı şakalarla güldürmeyi başarmış. 237'de). sonra da bir pınar olarak gene yeryüzüne çıkmış. Adı Bakkhos'un adı gibi gizli tören­ lerde atılan "İakkhe" çığlıklarından türemiş olabilir. İlyada'da adı geçer (Askalaphos). para basmasını öğretmiş.I İakkhos. Zagreus'un başka bir adla anılmasıdır (Zagreusj. İanus tan­ rı bir sıcak su kaynağı fışkırtmış. ama Aura günün birinde çıldırmış ve ikizlerinin birini parçalayıp yemiş. onun kızı Persephone'nin oğludur. ya da kocasıdır. İanus İtalya' nın yerlisidir. Kimine göre de Demeter'in değil de. İanus tanrıyı Roma'lılar iki çehreli olarak canlandırırlar. İalmenos. Kaynağı üstüne söylentilerin çeşitliliği bu tanrının ken­ dine özgü bir kişiliği olmadığını gösterir. biri sağa.. Kimi efsanelere göre İakkhos. Kır tanrısı Pan'la su perisi Ekho'nun kızı sayılan İambe. kendisini konuklayan İanus'a geçmiş ve geleceği görme yetisini bağışladığı içindir ki.

onu uzaklara sürmeli cevabını vermiş de onun üzerine Pelias İason'a Kolkhis'ten altın postu gidip almasını buyurmuş. Bu noktadan sonra İason'un kade­ ri Argonaut'ların kaderiyle birleşir (Argonaut'lar). yatmışlardı üç kez sürülmüş bir tarlada. onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak gerektiği kanımına varmış. Efsanesinin en çarpıcı yanı Demeter'le olan aşkıdır. ve kıvrak. bazı kaynaklarda Giritli olduğu söylenir.tanus su perisi İutuma ile evlenmiş ve on­ dan Fons. üstelik Pelion dağının eteklerinde bir dereyi geçerken sandallarından birini yitirmişmiş. Amaltheia). cin fikirli Prometheus'u. Sonra getirdi dünyaya Menoitios'u. Tanrıçanın ona gönül verip vermediği konusunda efsaneler­ de ayrılık varsa da. Her neyse. tanrı Poseidon'a kurban kestiği ve kalabalık bir tören kutladığı bir gün lason sırtında bir pars postu ve her bir elinde bir kargı ile çıkagelmiş. Sonra da İasion Kybele ile sevişmiş ve Korybas diye bir oğulları olmuş. besler (Zeus. (3) Çanakkale bölgesindeki Kazdağı'nın es­ ki adı. Odysseia'da Kalypso tanrıçaların ölümlülerle olan aşklarından dem vururken şöyle der (Od. erkeği tepelediydi göz kamaştırıcı yıldırımla. Yetişkin çağa gelince lason şehre döner. V.): Güzel örgülü Demeter de gönül vermişti İasion 'a sarmaş dolaş olmuştu ikisi sevgiyle. ya da Fontus adlı pınar tanrı ol­ muş (luturna). İason bu serüvene hayır dememiş ve Yunanistan'ın en seçkin yiğitlerini bir araya getirerek Argo gemisini yaptırmış ve ünlü Karadeniz seferi­ ne çıkmış. Harmonia ve Dardanos'un kardeşi (Tab. Uranos'la Gaia'nın oğlu Titan İapetos. onu böyle görünce Pelias şaşakal­ mış. üstelik de İason babasının tahtını isteyince. 3). Argonautlar seferinin kahramanı İ a son. her biri belalı bir efsanenin kahramanı oğullar meydana getirmiştir (Tab. Kılığı Pelias'la arasının açıl­ masına ve sürülmesine yol açar (Pelias). 507 vd. kendi ya da oğullarından biri bu şehirde krall ı ğ ı ele geçirir (Medeia). Karadenizli büyücü­ den kurtulduktan sonra İason İolkos'a döner. (2) Korybas'ın kızı. Amcası Pelias'la babası arasında tahta kimin çıkacağı kavgasında İason'un İolkos sarayından uzaklaştırıldığı ve ormanlarda at adam Kheiron tarafından ye­ tiştirildiği anlatılır. Bir anlatıma göre. Hesiodos bu Titan'm dölünü şöyle tanımlar (Theog. Zeus'la Elektra'nın oğlu. Diodoros'a göre İasion Samothrake adası­ nın gizemlerine ermişti. o ki bela oldu ekmek yiyenlere Zeus'un yoğurduğu bakireyi evine alarak. E f saneye göre Pelias'a bir tanrı sözcüsü tek ayakkabılı adamdan korkmasını söylemişmiş. tanrı sözünü ansımış. Okeanos kızını. 125 vd. ve bir oğlu oldu: Atlas tanrı. İasion. Dardanos gibi Samothrake'de oturur. tason. (1) Girit kralı Melisseus'un kızı. o kendini çok beğenen tanrıyı. Rheia yeni doğurduğu Zeus'u Kronos'tan kaçırıp kundakta bebek olarak Girit'e götürünce.): iapetos aldı güzel topuklu girdi gerdeğe Azgın yürekli Klymene'yi. İda. Kretheus'la Tyro'nun oğlu Aison'dan dogmadır (Tab. kardeşi Harmonia'nın Kadmos'la düğünü sırasında Demeter'e rastlamış ve tanrıça ona gönlüyle birlikte buğ­ day tanelerini de armağan etmiş. İapetos. Demeter'le birleştiği ve aşklarından Plutos'un doğduğunda kaynaklar birleşir. İdaia. İda kendi adını taşıyan dağda onu kız kardeşi Adrasteia ile birlikte büyütür. Yunanistan'a dönüşünde Medeia'nın büyülerine kurban gider. ama Zeus o saat aidiydi bu haberi. İda'lı anlamına gelen bu ad Troya böl­ gesindeki İ d a dağı i l e i l i ş k i s i olan i k i efsanelik kadının adıdır: . 7). Korybas Korybant'lara adını vermiş (Korybanl lar). Öbür Titan'Iar gibi İapetos da Zeus'un eliyle Tartaros'a atı­ lıp yeraltına kapatılır. 22). Başka kaynaklara göre İapetos Klymene ile değil de Asia ile evlenir (Asla). Girit kralı Lykastos'la evlenir ve Minos adlı bir oğlu olur. Pelias İason'a tahtı vermem dememiş de yalnız şöyle bir so­ ru sormuş: Bir kral kendine kumpas kuran bir uyruğuna ne yapmalı? İason da. sonra da yarım akıllı Epimetheus'u.

(2) Paris'le Helena'dan dogma bir oğul. İdaios Troya'nın güneyindeki da­ ğın eteğine yerleşmiş ve tda adını dağa ver­ miştir. birçok efsanelerde adı geçen bir kişi­ dir: Kardeşi Lynkeus'la birlikte Kalydon avı­ na ve Argonaut'lar seferine katılır. Evlenir­ ler. Bütün bu savaşla­ rında Meriones her zaman yanıbaşındadır ve onu destekler. Karşısına i l k çıkan kendi oğlu (ya da kızı) olmuş. onu İdas'ın elinden almak ister. Apollon'la İdas birbirlerine girerler. alev gibi saldıran denir İdomeneus'a) bu yiğit İlyada'da "saçlarına kır düşmüş" yaşlıca bir adam olarak gösterilir. İdomeneus'u da yargıç olarak al- . Troya'lı savaşçı. Kadın kocasını seçer. (5) Korybant'lardan biri. İdomeneus'un Molos diye bir üvey kar­ deşi var. hem de en ya­ kın savaş arkadaşıdır. (6) Dardanos efsanesinin bir anlatımına göre. Zeus da Polydeukes'i kurtarmak için araya girmek zo­ runda kalıp İdas'ı şimşeğiyle çarpar (Lynkeus. İdmon. İdaios. İdomeneus. Destan bölümleri boyunca İdomeneus en seçkin Troya yigitleriyle savaşıp. Argonaut'lar seferine katılan bilici. İdomeneus da sag salim yur­ da varırsa ilk karşısına çıkacak olan insanı Poseidon'a kurban etmeyi adamış. Adı "gören" anlamına gelen İdmon Argonaut'ların yolculuğunu öngörü gücüyle düzenle­ dikten sonra bir anlatıma göre de Mariandyn'ler ülkesindeki duraklarında bir ava ka­ tılarak bir yaban domuzu tarafından öldürül­ müştür (Argonaut'lar). İdas. onun oğlu Meriones Troya savaşın­ da İdomeneus'un hem seyisi. Troya bölgesine Ana Tanrıça Kybele'nin kültünü getiren de oymuş. Homeros İdas (destanda adı İdes ola­ rak geçer) üstüne şöyle der ( İ l . Ama kah­ ramanlıkları destanda büyük bir yer tutar. Çar­ pışma sırasında Kastor öldürülür. efsanesinin en göze çar­ par yanıdır: İdas. İlyada'da anlatılan olaylardan sonra. Bir efsaneye göre Phineus'un başına bela getiren odur (Phineus). (2) Dardanos'un bir kızı. giderek Hektor'a bile karşı çıkar ve çok adam öldürür. Başka efsane yazarları İdomeneus'un dö­ nüş serüvenini bambaşka biçimde anlatırlar: Girit'e varmadan donanması büyük bir fırtı­ naya tutulmuş. ama tanrı Apollon da kadına tutkundur. Deukalion'un oğlu ve M i nos'un torunu. Zeus çare olarak şu­ nu buyurur: Marpessa ikisi arasından seçsin. (4) Dares'in oğlu. öldüremediklerini de yaralar. I X . Marpessa. çoğunu alt eder. ölümlü babası ise. Kaç yoldaşı uarsa savaştan kurtulan hepsini Girit'e götürebilmiş İdomeneus. Homeros'un parlak sıfatlarla nitelendirdiği (tanrı gibi. Melampus'un oğlu Abas'tır. Troya savaşına katılan Girit kralı. Tanrı Apollon ve Dioskur'lara karşı savaşı. Gitmiş güney İtalya'ya yer­ leşmiş. Aineias'a. ince bilekli gelin Marpessa uğruna o Phoibos Apollon'a bile kaldırmıştı yayını. İdomeneus sözünü tutmuş. Dioskur'lar). Anado­ lu'da Mysia'yı ele geçirecekken Telephos ona engel olur. Aslında Apollon tanrının oğlu sayılır. (3) Priamos'un arabacısı. Girit ya da Troas'taki İda dağı ile iliş­ kili birkaç kişinin adi: (1) Priamos'un bir oğlu. Deiphobos'a. deniz yutmamış onların hiçbirini. İdas bir sürünün paylaşılması konusunda Dioskur'larla kavgaya tutuşur: İdas bir hileyle bütün sürüyü ele geçirdiğinden Kastor'la Polydeukes ona ve Lynkeus'a saldırırlar. Dardanos'un İdaios'la Dimas adlı iki oğlu olmuş. Trakya kralı Phineus'la evlenir. 557): İdes bir zamanlar en güçlüsüydü dünyadaki yiğitlerin. İdomeneus'un şehri almak için yapılan tahta at­ ta bulunan yiğitlerden biri olduğu ve Akhilleus'un ölü törenlerindeki yumruk yarışında bi­ rinci geldiği anlatılır. İdas.(1) Skamandros ırmağının tanrısıyla birleşip Teuker adlı bir oğul doğuran bir Nympha (Teuker). kanını akıtmış. Euenos'un kızı Marpessa'ya âşık olur ve onu babasından kaçırır. ama bir süre sonra Girit adasında çıkan bir salgının nedeni bu suçta aranmış ve İdomeneus yur­ dundan sürülmüş. İdomeneus üzerine şu masal da anlatılır: Thetis'Ie Medeia bir güzellik yarışmasına gi­ rişmişler.

K ı z ı Odysseus'la evlenince. başarısından dolayı gurura kapılmış. (2) Tyndareos'un kardeşi ve özellikle Penelope'nin babası olarak tanınan efsanelik kişi. İdyia. ama evlendikten sonra sözünü tutmadığı gibi kaynatasını kor haline gelmiş kömürlerle dolu bir kuyuya atıp öldürmüş. İkadios orada yu­ nus balığını anarak şehre Delphoi (delphis yunus demek) adını koymuş (Apollon). Medeia buna çok kızarak bütün Girit'lilerin yalancı olduğu söylentisini yaymış. kimse İksion'u bu günahlarından arındır­ mak için gereken töreleri yapmaya yanaşma­ mış. Başka bir anlatıma göre. İkaros da tepetaklak denize düş­ müş ve boğulmuş. Tesalya'da Lapith'lerin kralı iken. Tanrı Apollon'la Lykia adlı Nympha'nın oğlu. Girit'li mimar Daidalos'un oğlu ikaros dünyada ilk uçan adam olarak ün bırak­ mıştır. kızı Penelopeia'yı tertiplediği araba yarışında birinci gelene vereceğini söylemiş. İkarios böylece Odysseus'la birlikte İthake'ye gitmek istediğini anlamış. Deioneus'un kızı Dia'ya talip olmuş ve babasına birçok arma­ ğanlar vermeye ant içmiş. Kolkhis kralı Aietes'le evlenip Medeia'yı do­ ğurmuş. İksion da onu Hera sanarak onunla bir leşmiş. Parnassos dağının eteklerine kadar götürmüş. Daidalos oradan çıkmak ve kaçıp kurtulmak çarelerini aramış. Okenos kızlarından biri olan Idyia. İkaros. Tyndareos ona ödül olarak Penelopeia'yı verdirmiş İkarios'a. bazılarında birinci karısı olarak gösterilir (Aietes). giderek doğayı yenmek. Efsanesi Apollon kültünün Anadolu'lu kaynağını belirtmek bakımından ilginçtir: İkadios Lykia'da kalma­ yıp İtalya'ya gidecek olmuş. talipler Penelopeia' nın babası Ikarios'un yanına geri gönderilme­ sini ve Ikarios'un kendine yeni bir damat seç- mesini ileri sürerler. İksion. ayrıca orada Patara şehrini kurmuş. Odysseus da hayır dememek için seçme hakkını Penelopeia'ya vermiş. tutulduğu çıl­ gınlıktan İksion'u kurtarmış. Idomeneus ödülü Thetis'e vermiş. ne de fazla yükselip güneşin ışınlarına yakın gel­ mesini salık vermiş. Uçmadan ön­ ce de İkaros'a ne çok alçaktan uçmasını. güneşin ışınlarına aldırmamış. il­ ginç eseri yaratan ortaçağ ressamı Brueghel olmuştur (Daidalos). zaferi Odysseus kazanınca ona vermiş. Anadolu'nun Akdeniz kıyı­ larında doğmuş ve doğduğu bölgeye anasının adını vererek Lykia demiş. ne var ki İksion tanrıya karşı da olağanüstü bir nankörlük göstermiş: Hera'ya vurulup tanrıçayı kirlet­ meye uğraşmış. ama yolda bir f ı r tınaya tutulan gemisi batmış. İkarios çiftin kendisiyle kalmasını istemiş. Uzun uzun çalıştıktan sonra kendisi ve oğlu için birer çift kanat yapmış ve onları balmu­ muyla omuzlarına yapıştırmış. Apollon'a adanmış bu şe­ hirde yaptırdığı tapmağı bir bilicilik merkezi haline getiren de İkadios'muş. kendisini bir yu­ nus balığı kurtarmış da.mışlar. Bir anlatıma göre bir at adam değil . Ne var ki havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş. Güneş tanrı onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş. özgürlüğe kavuşmak sevin­ ciyle Helios'u hor görme suçunu da işlemiş. Odysseus Tyndareos'a H e lene'nin talipleri arasında seçmek için bir yol gösterince. Bir gün Zeus ona acımış. İkarios. Ege'de Sisam adasının çevresindeki denize İkaros denizi denmiştir bundan böyle. Odysseia'da taliplerle Telemakhos arasındaki tartışmalarda. ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yük­ selmiş. İkadios. K ı z d a başını örtüp kızarmış. İkarios'un adı ancak Penelopeia'nın babası olarak geçer (Penelopeia). Baba-ogul kral Minos'un emriyle Labyrinthos'a kapatılınca. Erigone'nin babası (Erigone). İkaros'un eşsiz serüveni her çağda sanatçı­ ları esinlemiş. Bazı efsanelerde Aietes'in ikinci ka­ rısı. Bu birleşmeden at adam Kentauroi doğmuş . İksion cehennemde sonsuzca cezaya çarpılan büyük suçlulardan biridir. bunların arasında en etkili. derken Zeus (ya da Hera'nın kendisi) tanrıçaya benzeyen bir görüntü yap­ mış. Ayrıca İdomeneus'la dölüne lanet okuyarak bir daha sözlerine güvenilmemesini sağlamış. Bu ma­ sal "Girit'lilerin hepsi yalancıdır" atasözünün kaynağında olsa gerek. Böylece yemin bozma suçuna bir de ailesinden bir kişiyi öldürme suçu katılın­ ca. tkarios. (1) Kral Pandion zamanında Yuna­ nistan'a üzüm bağını tanıtmış olmakla ün sa­ lan Atina'lı kişi.

ama kral ona bir de kara benekli bir inek verir ve bilici­ lerin sözüne uyarak. İnek kuzeye doğru yol alır ve Ate tepesi deni­ len bir tepenin üstünde durur. ( A ) Sesleniş . Destanın 24 bölümü el yaz­ malarında Yunan alfabesinin harfleriyle gös­ terilmiştir. böylece İlos Troya kral soyunun hem Hektor kolu. Bir süre sonra İlos tanrı Zeus'tan girişiminin uğurlu olup olmayacağı­ nı gösteren bir işmar diler. Agamemnon kızı vermeye razı olur. Daha başka bir efsane de İlos'un bir yan­ gın sırasında Palladion'u alıp kurtardığını. İlos şehrin ta- pınağını kurmaktadır ki. İksion'un cezasından ölüm yoluyla kurtulması da ola­ naksızdır. tanrıça Pallas Athena'nın. Başka bir efsaneye göre. Ama Zeus bu korkunç günahı cezasız bırakmamış. Roma'nın kurucuları Romulus'la Remus'un anaları Rea SiMa'nın başka bir adı (Rea). Bir efsaneye göre İlos. İlos'un Troya şehrini kurması şöyle anlatı­ lır: Troas bölgesinden olan İlos günün birinde Phrygia'da ora kralının düzenlediği bir yarış­ maya katılır. bölümlerin Y u nanca sayılarını da parantez içinde gösteri­ yoruz: B Ö L Ü M I. daha önce Dardanos'un İda dağının eteğinde kurduğu Dardania'dan pek uzak değildir. İlos. Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. İlia. Athena yakarmalarına yu­ muşamış da İlos'un gözlerini sonradan açmış.000'den fazla dizeli bu destanın bir özetini bölümlere ayıra­ rak başlıklarıyla birlikte burada vermeyi fay­ dalı buluyoruz. Akhilleus'un savaşa dönmesi. Homeros'un İlias. dokuz gece ordu has­ talıktan kırılır. Akha'lardan yana . Yirmi dört bölümlü ve 16. ne kadar at adam varsa hepsi İksion'dan dogmaymış. Troya kral soyunda bu ada iki kez rast­ lanmaktadır: Birinci İlos. Dardanos'un üç ço­ cuğundan biridir. Thetis Olympos'a çıkıp Zeus'tan yalvarır: Akhilleus savaştan . Dokuz gün. İlos heykelin düştüğü yere Athena tapınağını kurar.de. oğlu Ganymedes'in Olympos'a kaçırılmasından sorumlu olan Tantalos'la Pelops'u Anadolu'dan kovmuş (Tantalos). birinci gelir ve ödül olarak kız ve erkek elli köle ile yurduna döner. Anası deniz tan­ rıçası Thetis'ten öcünü almasını ister. gökten düşen Palladion yapının açık çatısından içeri girip yerini alır. îlos'un Laomedon adlı oğlundan başka Themisthe adında bir de kızı olur. sol elinde öreke tutan dev boylu heykelidir. Tanrı ApoUon'un rahibi Khryses gelir. Tros'la Kallirhoe'nin oğlu. Zeus söz verir. bu yüzden Akha'lar ara­ sında beliren veba salgını. Tanrı İksion'a ayrıca ambrosia yani ölümsüzlük şarabı içirdigi içindir ki. İlyon yani Troya şehrinin kurucusu ve Priamos'un dedesidir (Tab. sag elinde kargı. İkincisi. hem de Aineias kolunun atasıdır. ya da İlyada adlı büyük destanı İlyon yani Troya destanı adını taşıdığı halde. Sonradan Troya adını da alacak olan İ l yon Skamandros'la Simoeis ırmaklarının ara­ sındaki ovada olup. ama Akhilleus da barakasına çekilir: Savaşa artık katılmayacaktır. İlyada. İksion'u cayır cayır ya­ nıp alevler saçan bir tekerleğe bağlamış. Ozan Musa'lara seslenip konusunu belirtir: Akhilleus'un öfkesi. Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur. Troya savaşı efsanesinin an­ cak kısa bir bölümünü yansıtır: Akhilleus'un orduların yöneticisi Agamemnon'a karşı ö f kesi ve savaştan çekilmesiyle başlar. ama onun yerine Akhilleus'un tutsağı Briseis'i alır. Agamemnon'un tutsak olarak alıkoydu­ ğu kızı Khryseis'i geri ister. İlos orada bir şehir kurup ona adını verir.uzak durdukça Akha'lar zaferi kazanamasınlar. Hektor'u öldürüp Troya şehrinin çevresinde sürüklemesi. bu kız kendi amca oğlu Kapys'le evlenip Ankhises'i doğurur. Zeus da gökten Palladion'u indirir İlyon üzerine. İksion. 16 ve 17). ama tanrıçanın yüzünü gördüğü için de kör olduğunu anlatır. Zeus tarafın­ dan atılınca Gaflet tanrıçanın düştüğü tepedir bu (Ate). sonra da ölüsünü babası Priamos'a geri vermesiyle bi­ ter. onun sonsuzluğa dek dönüp yanmasını sağla­ mış. okuyucuların bu saymaya rastla­ yabilecekleri düşüncesiyle.Akhilleus 'un Öfkesi. ineğin ardından gidip duracağı yerde bir şehir kurmasını bildirir. Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhmdaytz. Theseus'un arkadaşı Peirithoos'un babasıdır. Palladion. ama döl bırakmadan ölür.

Aineias'la Diomedes arasındaki savaş. Menelaos'un yaralanması. ağzından birçok bilgi aldıktan sonra onu öldürüp dönerler. B Ö L Ü M IV. gemilerinin sayısıyla saymaya koyulur. B Ö L Ü M X . İki ordu karşı karşıyadır: Paris Menelaos'la teke tek savaşa girişmeyi teklif eder.Ölülerin Kaldırılması. Teklif kabul edilir. Aynı sayım Troya'lılar için de yapılır. B Ö L Ü M X I . (r) Antlar. (\) Akhilleus'a Gönderilen Elçtlm . Trakya'lıların cins atlarını kaçırırlar.Dolon. Akha'İBl hendeğe kadar çekilirler. Yolda Troya'lıların gözcüsü Dolon'a rastlarlar. komutanlarının ve şehirlerinin ad­ larını. Surların Üstündeki Sahne . Hera. Haberi alınca Akha'lar arasındaki üzüntü. onlara Akha yiğitlerini tanıtır. yurtlarına dönmek istediklerini anlar. Zeus Agamemnon'a yalancı bir düş gönde­ rir: Troya'yı alabileceğini bildirir. Gene silaha sarılan ordu­ yu Agamemnon gözden geçirir. Aralarındaki aile sahnesi.Yiğidin Barakasındakî Tartışma. Savaşı kazanan. Ozan bir daha Musa'ya seslenir ve Akha or­ dularının. Üstünlük Troyalılardadır.) Hektor'la Andrornakhe'nlıı Buluşması. Diomedes savaş tanrı Ares'i yaralar. Bu arada Diomedes Lykia'lı Glaukos'la çarpışır­ ken. Olympos'ta: Zeus. B Ö L Ü M VI. Hephaistos tanrı onları yatıştırır. Akha'lar toplantısında Akhilleus'un savaşa dönmesini sağlamak için ona elçiler gönder­ me kararı verilir. ( K ) Odysseus7a Diomedes'in Keş­ fe Çıkmaları . Akha'ların en seçkin yiğitlerinden biri Telamonoglu Aias'la teke tek savaşır. Agamemnon Akha'lan toplantıya çağırır. (A ) Yeminlerin Bozulması .* yerleşir. ( / . tanrılardan Ares. Akha'ların ordugâhı bir sur ve bir hendekle çevirmeleri. Aphrodite'nin araya gi­ rip yaralanması. B Ö L Ü M VII. Bütün bölüm Akha yiğidi Diomedes'in kah­ ramanlıklarına ayrılmıştır: Korkunç bir boğuş­ ma başlar. Ölüleri toplamak için savaşa ara verilir. Hektor şehre gelir. Helene'yi de koca­ sının yanına götürür. Troya ordusu da safa dizilir. Thetis olayı.Paris'le Menelaos'un Teke Tek Sa­ vaşı. Menelaos Pa­ ris'i alt etmek üzereyken tanrıça Aphrodite araya girip Paris'i kaçırır. Toplan­ tı. Bellerophontes efsanesinin anlatıl ması. Helene'nin Aphrodite'ye. Gece toplanan kurultay: Akha'ların en yaşlı önderi Nestor Troya'lılar kampına gözcü gönderilmesini salık verir. ( B ) Agamemnon'un Düşü. ama savaşa dönmeme kararını bildirir. Zeus Troya savaşının yönetimini ele alır.olan karısı tanrıça Hera ile kavga ederler. Helena'yı alacaktır. Lalası P h o iniks'in bütün yakarmaları boşa gider.Agamemnon'un Orduları Teftişi. Hektor'la Agamemnon'un kar- . ağırlar. Priamos'u çağırmaya giderler. onları dene­ mek ister: Herkesin dokuz yıllık savaştan bık­ tığını. Ba­ şa baş gelip ayrılırlar. Destanın yirmi altıncı gününde üçüncü bü yük çatışma. Hektor. Gemilerin Sayımı. bunun için de gelir. Akhilleus onları iyi karşılar. 1 d a dağının doruğun. Hera ve Athena arasın­ da çatışma. B Ö L Ü M V I I I . Aias'la Odysseus elçi seçilir­ ler. Sahne değişir: Priamos'la ihtiyarlar heyeti surların üstünde dizilip teke tek savaşı gözet­ lerler. Ordu savaş düzenine girer. aralarında konukluk bağları olduğu anla­ şılır. (e) Zeus'un 1da Dağından Savası Yönetmesi. Teke tek savaş başlar. Hektor batı surlarının önünde karısı Andromakhe ile küçük oğlu Astyanaks'a rast­ lar. (A) Agamemnon'un Kahramanlık­ ları. anası Hekabe'ye Athena tapınağına sunular koymasını söyler. B Ö L Ü M V . Aias ve Odysseus birçok Troya'lıyı öldürürler. ( E ) Diomedes'in Kahramanlıkları. Savaş baş­ lar: Akha yiğitlerinden Antilokhos. (H ) Hektor'la Aias Arasındaki Çarpışma . B Ö L Ü M K. Athena ve Aphrodite de savaşa karışırlar. savaştan vazgeçip silahlarını değiş tokuş ederler. Olympos'ta tan­ rılar arasındaki tartışma. BÖLÜMII. B Ö L Ü M I I I . Helene gelir. Odysseus'la Diomedes görevlendirilirler. sonra da kocasına çıkışması. Lykia'lı Pandaros'un sa­ vaşmama andını bozmasını sağlar.

B Ö L Ü M X V I I . Kıyasıya çarpış­ m a . B Ö L Ü M XIX. Akhilleus'un ölümsüz atlarının ağlama­ sı. Silahlar destanı. Poseidon uzaklaşır. Patroklos'u vurur. Akha' ların bozgunu. Tan­ rılar seyircidir. önüne gelen Troyakyı insafsızca tepeleyip Troya ovasında akan Skamandros ve Simoeis ırmaklarına atar. Diomedes ve daha birçok Akha yiğidinin yaralanması." AkhiUeus'un silahlarıyla karşılarına dikilince. Akhilleus gitmeyecekse. Lykia'lıların duvarda delik açmaları. AkhiUeus'un arkadaşı Patroklos'a dert yanar. Akha yiğitleri Patroklos'un ölüsünü Hektor'un elinden kurtarmak için dövüşürler. Akhilleus arkadaşına silahları­ nı verir. Her iki tarafta da yararlık gösterenler olur. Tanrılar iki cepheye ayrılır: Hera. (X ) Akhilleus'a Yeni Silahlar Yapılması. Hektor gene duvara saldırır. B Ö L Ü M X X . Thetis silahlan oğluna götürür. her tanrı istediği gibi yardım edebilecek­ tir savaşa. Tanrıça Aphrodite'den cinsel istek uyandıran memeligini alır. kendi savaşa gidip dövüşmeye kararlıdır. Sonunda Zeus kader tartısını . ( o ) Duvara İkinci Saldırış. Troya'lılar önce bozgu­ na uğrar. Aineias'ın savaş meydanından kaçırılması. Akha'ların gemilere doğru kaçışması. süslenir püslenir ve 1da dağında Zeus'u bulup onunla sevişmesini başarır. Bir Hektor surların dışında kalır. İ k i Aias'ı Troya saldırısına karşı koymaya kışkırtır. (d > ) Irmak Kıyılarında Savaş. Priamos'la Hekabe yalvarırlar içeriye girip korunsun di­ ye. Agamemnon. Hektor'un iç tartışması. Hephaistos Akha'lardan yana. Akha'larda şaşkınlık. Sahne Olympos'a yükselir: Tanrılar arasında kavga. Durum Akha' lar için çok kötüdür. (M ) Duvar Dibindeki Savaş. ama Hektor ölüyü silahlarından soymayı ba­ şarır.. o sırada Poseidon Akha'ların yardımına koşar. B Ö L Ü M X X I . Akhilleus kudurmuş gibidir.. Patroklos. Ares. Apollon. (P)Menelaos'un Kahramanlığı. Akha'lardan yana olan tanrı Poseidon sa­ vaşı Semendirek adasından gözler. Hermes. ama Troya'lılar gemilere kadar sokulurlar. Hera. Akhilleus Troya'lıları püskürte püskürte Troya'nın surları önüne gelir. B Ö L Ü M X I I . Akha'lar gene gemilere kadar gerilerler. Hera'ya çıkışır. Patroklos'un ölümü. dövüş. Kanlarla kızıla boyanan ırmaklar kabar­ dıkça kabarır. Zeus uyanır. ( N ) Gemilerin Önündeki Savaş. Korkuya kapılması. Troyalılar surların içine sığınırlar. Patroklos'un ölüsü alınır ve kara haber Akhilleus'a götürülür. B Ö L Ü M X I I I . Zeus Troya'lılara zaferi müjdeler. Derken ateş tanrı Hephaistos ır­ makların karşısına dikilip alevleriyle onları durdurur. Kor­ kunç boğuşma. Nestor. Patroklos gelir. Patroklos Hektor'u batı kapılarına kadar kovalar. Akhilleus'un Aineias'la karşılaşması. Baştanrı Zeus'un kadere boyun eğerek oğlu Sarpedon'u feda etmesi. B Ö L Ü M X I V . B Ö L Ü M X V I I I . BÖLÜMXXII. (X)Hektor'un Ölümü. Akhilleus için kara belirtiler: Hektor'u öl­ dürdükten sonra kendi ölümü de yakındır. Olympos'ta tanrılar toplantısı: Zeus izin ve­ rir. Apollon'un kışkırttığı Hektor. Akha'larda telaş. yiğit anasına. Akhilleus'a bu korkunç du­ rumu bildirir. İrmak tanrı Skamandros. Leto ve Aphrodite Troya'Mardan yanadır. Sarpedon'un ölüsü çevresinde çarpış­ m a . (Y ) Tanrıların Savaşa Karışması. öfke­ lenir. ( 3 ) Zeus'un Aldatılması. Athena. B Ö L Ü M X V . yatağından çıkıp Akhilleus'u kovalama­ ya başlar. ( T ) Akhilleus'la Agamemnon Arasındaki Barışma. AkhiUeus'un korkunç yası. Zeus Apollon tanrıyı Hektor'a gön­ derir. sonra Lykia'lı önder Sarpedon Patroklos'la dövüşür ve ölür. Ordular silah kuşanır.şılaşması. Yiğitten silahlarını ister. B Ö L Ü M X V I . Zeus'u baştan çıkarmak için bir düzen kurar. Deniz tanrıçası Thetis'i çağırıp yeni silahlar istemesi. Akha'ların toplantısında Akhilleus'la Agamemnon barı­ şırlar. ( n ) Patroklos Destanı. Tanrı seviş­ meden sonra uykuya dalar. Poseidon. Savaş hazırlıkla­ rı. Art emiş. Troya'lılar duvara saldırır. T h e tis'in demirci tanrı Hephaistos'a başvurması. babasına aldırmaz.

ulaşmaya bak Phaiak'ların toprağına olanca gücünle yüze yüze. Patroklos'un yakılması. göğsünün altına dola onu. (. Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Kral Priamos tanrı Hermes'in kıla­ vuzluğunda Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gelir. 18). orada kurtulmaktır kaderin senin. acıdı Odysseus'a. uzağa. Bir deniz tanrıçasına dönüştüğü zaman adı Leukothea. yeller götürsün salını bırak. ne ölüm. Akhilleus'un ordugâhında Patroklos'a yapı­ lan ölü törenleri. Çarpışırlar. Odysseus tanrıçanın dediğini yapar ve kur­ tulur.IINU kaldırır: Hektor'un ölüm kefesi ağır basar. Yaptığını anladığı zaman İno Melikertes'in ölüsüyle bir­ likli' denize atlar. Semele tanrı Dionysos'u doğurup öldükten sonra İ n o . Yarışmalar. Akhilleus'un yası. ama deniz tanrıları ona acır . i l galarını simgeler. B Ö L Ü M XXIV. kızını reddet­ mek ya da tanrının peşine takılmak gibi aşırı davranışlarda bulunduğu için. V. ne ister senden zavallıcık. Troya surlarından seyredilen korkunç sahne. Akhilleus ölüsünü yedi kez Troya surla­ rının çevresinde sürükler. Sen gel. İno'nun deniz tanrıçasına dönüşmesi üstü­ ne de şu efsane anlatılır-. geldi. Ak Tanrıça olarak fırtınaya tutulmuş gemicileri korumak­ ta ve özellikle Odysseus'u kurtarmakta çok sevimli bir tanrıça olarak görülür. dedi ki: "Şu Poseidon. onu yıldırım çarpmış. B Ö L Ü M X X I I I . Semele ile Agaue'nin kız kardeşi (Tab.): Gördü onu güzel topuklu Ino. atar atmaz da dön gerisin geri". Onuncu gün yapılan cenaze töreniyle İlyada kapanır. Akhilleus yu­ muşar: Hektor'un ölüsünü babasına geri ve­ rir. Priamos ölüyle Troya'ya döner. onu çöz. Hektor Akhilleus'un karşısına dikilir. çıkıverdi sudan. İnakhos. böylece Zeus İnakhos ırmağını su­ yundan yoksun etmiştir (to). Apollon bile onu korumaktan vazgeçer. B i r e f s a neye göre İnakhos. Argos'a insanların yerleş­ mesinden önce yaşamış. pır etti. hiç benzemezsin akılsız bir adama: Hadi çıkar rubalarını sırtından. ya da tufandan arta­ kalan insanları toplayıp ırmağın kıyılarına yerleştirmiş. Dokuz gün Hektor'un ateş yı­ ğını için odun taşınır. () Patroklos'un Ölüsüne Dü­ zenlenen Yarışmalar. korkma. Argos bölgesindeki ırmağın tanrı­ sı. fnakhos da H e ra'yı seçince. at şarap rengi denize. Gece. Ama değdiği zaman karaya ellerin. Hektor ölür. İno. Athamas da Learkhos'u bir geyik sanarak kargısıyla vurur. İo'nun Zeus tarafından sevilmesi ve kaçırılması ona dert olmuş. deniz tanrıları arasında sayılır oldu sonraları. Hektor'a ağıtlar yakılır. oturdu salın üstüne. Argonaut'lar). Leukothea çıkar yiğidin karşısına (Od.)Priamos'un Hektor'un Ölü­ sünü Geri Alması -Hektor'a Ağıtlar. yani Ak Tanrıça olur ve denizin köpüklü i l . ancak yağmurlar mevsimin­ de suyu olacağına karar vermiş. Al şu tanrısal yaşmağı vereyim sana. Priamos'la Akhilleus arasındaki konuşma. kocası Athamas'ı çocuğu almaya ve kendi çocukları Melikertes ve Learkhos'la büyütmeye kandı­ rır. yeri sarsan. Kadmos'la Harmonia'nın kızı. Kadrnos'un kızı. seslendi. Poseidon öfkelenip ırmağın ya­ tağını kurutmuş. ne diye bunca belayı salar senin başına? Taş çatlasa yok edemez o seni. Tan­ rıça Athena Troya'lı yiğit Deiphobos'un kılı­ ğına girip Hektor'u aldatır. bir martı oldu. Poseidon korkunç bir fırtına ile Odysseus'un salını pa­ ramparça edip kendisini azgın dalgalar içinde boğmak üzereyken. Gördü neler çektiğini. yap ben ne dersem. eskiden insan sesli ve Ölümlüydü bu Ak Tanrıça. Ne var ki kıskançlıktan gözü kararan tan­ rıça Hera Zeus'un oğlunu barındırdıkları için İno ile Athamas'a fena kızar ve ikisini de çıl­ dırtır. Hera ile Poseidon Argos'ta han­ gi tanrının egemen olacağı tartışmasında İnakhos'u hakem almışlar. 3 3 3 vd. İno'nun iki kişiliği vardır: Athamas'ın ikinci karısı ve Phriksos'la Helle'nin üvey anası olarak çikin bir rol oynadığı halde (Athamas. İno oğlu Melikertes'i bir kaynar su ka­ zanma atıp boğar. ne acı var artık. Andromakhe'nin bayılması. İnakhos en geçerli efsanelere göre İo'nun babasıdır.

Buna misilleme olarak da Yunanlılar Fenike'de T y r kralı Agenor'un ( k i Agenor İo'nun torunudur) kızı Europe'yi ka­ çırırlar. Bir denize. İo deli gibi kıtadan kıtaya koşar. sığır otlaklarına. 1 . limanlar tanrısıyla bir tutulmuştur. 10). oğlu Epaphos'un da Mısır'lı tanrıların Yunan karşılıkları olduğunu kabul eder. tarihsel bir olaymış gibi başla­ maktadır. geçtiği yerlere adı­ nı veren İo (İstanbul Boğazının adı Bosporos. Ama doğrusu anlatmaya utanıyorum da tanrısal bir kasırganın nasıl allak bullak edip ben zavallıyı. Roma'da Leukothea. Melikertes). niçin yalnızsın erkeklerin en y ü c e s i özlerken seni? Zeus yanıp tutuşuyor senin için. Ah! Hep böylesi düşler gördüm geceleri. kızın güzelliğine vurulup ona yanaşır. bu konu bir masal değil de. . kalk. Argos kralı İnakhos'un kızıdır (Tab. Ka­ radeniz ve Ege kıyıları arasında böyle önem­ siz olaylarla nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklamaz. Sisyphos'un düzenlediği İsthmos yarışmaları bu tanrı şerefine yapılırmış (Palaimos. yani Asya ile Avrupa arasındaki savaşa hep kız kaçırma olaylarının sebep olduğunu. babası İnakhos sonradan adını alan ır­ mağın tanrısı ve Okeanos'un oğlu sayılır. Yunan kaynaklarında İo efsanesi şöyle an­ latılır: İ o . doysun seni görmeye Zeus'un gözü". babanın koyun. Aiskhylos "Zincire Vurulmuş P r o metheus" targedyasında bu buluşmayı sahne­ ye koyar: Orada İo başına gelenleri şöyle an­ latır (Prom. ve bir gün canımı dişime alıp söyledim babama ne düşler gördüğümü. Argos'u büyüleyerek öldürmesini sağlar. böy­ lece İo'nun da. bir de boğaza adı­ nı verdikten sonra. Io efsanesiyle Yunanistan yarımadası A k deniz uygarlığının birçok dinsel görüşlerini ve onlardan dogma efsaneleri kendine mal et­ m e . karnında Hellen'lerin baştanrısı Zeus'un tohumunu taşıya­ rak kıtadan kıtaya atlayan. ne tuhaftır ki sözünü ettiği kişi ve olayların efsanelik ol­ duğunu.5 ) : Argos kralı İnakhos'un kızı İo deniz kıyısında oynar­ ken Fenike'li gemiciler tarafından kaçırılıp Mısır'a götürülmüş. Zeus'un isteğine karşı koma sakın.): İstiyorsunuz madem. Fenike. bir boğa biçiminde tapınılan Apis tanrının adı Yunanca Epaphos'tur der ( I I . Akdeniz'in doğusuyla batısı arasındaki çatışmayı ele aldı­ ğı büyük eserine İo efsanesiyle. Zeus bu kez de Hermes'i gönderir. gerçek olsalar da Mısır. atsineginden kurtu­ lamaz bir türlü. gitLerna'nın yeşil çayırlarına. Herodot Perslerle Yunanlılar. Tanıca ineğin kendisine verilmesini şart koşar. Palaimon da Portunus. Aphrodite'nin gerdeğine girmek istiyor seninle. baştanrı da sevgilisini karısının öfkesinden korumak için onu beyaz bir inek haline dö­ nüştürür ve bu hayvanla hiçbir ilişkide bulun­ madığına Hera'ya yemin eder. kendisi de Argos şehrinin Hera tapınağında rahibedir. tapınağı limana yakın bulunan Mater Matuta ile. İnek Geçididir) ve onun serüvenleri. İ o . oğlunu da Palaimon adıyla küçük bir tanrıya dönüştürürler. 640 vd. bununla da kalmazlar. varlığıma yeni bir biçim verdiğimi Geceler gecesi yapayalnızken odamda şöyle sözler duyuyordum düşlerimde: "Ey mutlu genç kız. Bu gerçeği ilkçağın ilk tarihçisi Herodot da sezinlemiş olacak ki. hayır diyemem: Açıkça anlatayım her şeyi size. git ki Zeus görsün orada seni. bunun karşılığı da Paris'in Helena'yı kaçırması ve onun sonucunda Asya ile Avru­ pa'yı ilk büyük çatışmada karşı karşıya geti­ ren Troya savaşıdır. Hera bunu öğrenince büyük bir kıskançlığa kapılır. onun dölüyle ilgili olarak sürdürülüp anlatılan efsane­ lerin hepsi böyle bir amaç güdülerek kurul­ muşa benzer. Kafkas dağlarında bir ka­ yaya mıhlanmış olan Prometheus'un önün­ den geçer. Yalnız daha ileride Mısır'dan söz ederken. bunun İo'nun ka­ çırılmasıyla başladığını yazar ( I . 153). bu tutarsızlık üstünde hiç durmaz. Herodot bu yorumu Pers bilginlerinden aldığını söyler. İo'yu alıp başına bin gözlü dev Argos'u bekçi olarak di­ ker. asıl kaynaklan Anadolu. Ama Hera bir atsinegi musallat eder ineğe.ve kendisini bir denizkızına. Günün birinde Zeus İo'yu görür. Argonaut'lar seferini düzenleyip Kolkhis'li Medeia'yı kaçı­ rırlar. Fenike ya da Mısır'da bulunan bu olguları kendi toprakla­ rında merkezleme çabasının tipik bir örneğini vermektedir. İnek biçimine girip.

Sonra da İobates'in yardımıyla d ö n e r adıyla anılan boylara Yunanistan'dan gelme . Yiğit de İole'yi elde e t m e k için O i khalia şehrini almak ve kızı kaçırmak z o r u n ­ da kalır. D e s ­ t a n d a adı Epikaste olarak geçer. dölleri soylarının kaynağı olan Yunanistan'a döneceklerdir (Aigyptos. ama ne yapsın. Lykia kralı. Argos adında birini taktılar peşime. Zeus'tu onu zorlayan. İokaste. İ o ' n u n başına Tiryns'te kral olur. o sırada D e i a n e i r a ' d a n yeni bir gömlek is­ t e r . Herakles öldükten sonra oğullarının çabasını desteklemiş. yurdundan dışarı. H e b e eliyle gençleştirmiştir. İokaste işlediği dogadışı suçu öğre­ n i n c e kendini asar (Laios. T h e b a i kralı Laios'la evlenir ve Oidipus'u d o ğ u r u r . kovdu beni. tanrılara bir kurbanlık gibi. ton. Eurytos kızını ok a t m a d a birinci gelecek olana vereceğini söylemiş. İ o b a t e s . yoksa Zeus yıldırımlarıyla çarpıp yok edecek senin soyunu. lole'yi yiğide vermek is­ tememiştir: Herakles'in çılgınlığa kapılıp İole' den doğacak çocukları ö l d ü r m e s i n d e n korku­ yordu. dışım. kendisi de Eurystheus'u cezalandırdığı için. Zeus o n u öldük­ t e n sonra tanrılar arasına alıp. Büyülü gömlek bedenini yakar ve yiğit kendi yaptırdığı o d u n yığınına çıkıp ö l ü n c e lole'yi oğlu Hyllos'a verir (Deianeira. bense hep o belalı iğnenin zoruyla Bu topraktan o toprağa koştum durdum. Danaos). Toprağın oğlu asık suratlı çoban adım adım izliyordu beni. efsaneye göre de Yunanistan'dan ayrılıp Sardinya ada­ sına yerleşmiş. karmakarışık sözler ediyorlardı. İ o l a o s . Beklenmedik biranda can verdi bu çoban. Tragedya yazarlarınca Oidipus'un h e m anası. sayısız gözlerini dikerek üstüme. gitsin. Yiğit İobates'in o n a yüklediği b ü t ü n işleri başardıktan s o n r a . İon. attı evinden dışarı Kendi için de. Laios'un öldürülmesin­ den sonra oğlu olduğunu bilmediği Oidipus T h e b a i t a h t ı n a çıkınca. 19). Sonunda günün birinde anlaşılır bir söz geldi tnakhos'a. İ o ' n u n kişiliğine ve efsanesine d a h a bir kut­ sallık veren bu öyküden sonra P r o m e t h e u s İo'ya kaderin kendisine neler hazırladığını bil­ dirir: Mısır'a varacak. orada birçok şehirler kurmuş­ t u r . H e r a k les'in ö l ü m ü n e sebep olan kadın (Eurytos. VI. Kerkhne'nin. İole ile evlenmek hazırlıklarına giri­ şir. ikisi kız dört çocukları olur (Tab. Lykia'da İobates'in yanına sığınır ve bir süre son­ ra kralın kızı Anteia (ya da S t h e n e b o i a ) ile ev­ lenir. İokaste o n u n l a evle­ nir ve ikisi erkek. Ama gönderdiği adamlar dönünce karışık. dolaşıp dursun dünyanın dört bir yanma. Akdenizin güney ve doğu kıyılarına yayılan iki dallı bir kral soyu­ n u n atası olacaktır. a m a H e r a ' n ı n bu düzeni de boşa çıka­ rıldıktan s o n r a İo Mısır'a d ö n e r ve o r a d a bir t a n r ı ç a gibi t a p ı m görür. Hyllos). Bir efsaneye göre. Herakles). orada gene insan biçi­ m i n e girecek ve Z e u s ' u n oğlu E p a p h o s ' u d o ­ ğuracaktır (Epaphos). kra­ lın kızıyla evlenir ve İobates ö l ü n c e Lykia kra­ lı olur. Karısı Anteia Bellerop h o n t e s ' e iftira e d i n c e . Lerna'nın tatlı sularına doğru. Oidipus). t o ' n u n Mısır tanrıça­ sı îsis'e benzetilmiş efsanelik bir kişi olduğu besbellidir (îsis). Proitos yiğidi H o m e r o s ' u n dediği gibi " ö l ü m işaretleriyle" (İl. iaones bir dert d a h a gelir: Kuret'ler E p a p h o s ' u kaçı­ rırlar. Herakles'in üvey kardeşi olan İphikles'in oğlu. 169) İobates'e gönderir.O zaman babam Pytho'ya. h e m karısı olan kadının a d ı . Oikhalia kralı Eurytos'un kızı. İole. Apollon'dan gelen bu sözleri düyunca babam. Biranda değişiverdi içim. Zeus'un sevgisini kazanmış. Bu. bu söz açıkça diyordu ki babama: At kızını evinden. Thebai'li M e n o i k o s ' u n kızı ve K r e o n ' u n kız kardeşidir. İokaste. Herakles kültünü Sardinya'ya sokmuş. yarışmayı Herakles kazanınca. İolaos amcası Herakles'in yanıbaşında yiğidin b ü t ü n işlerine katılmış ve ona yardım etmiştir. benim için de kötü bir şeydi bu. o da yiğidin canına kıymak için o n a Khimaira'yı öldürmesini bu­ yurur (Bellerophontes). Dodona'ya adam üstüne adam yolladı öğrenmek için tanrılar ne istiyor. birden şu boynuzlar çıktı başımdan. Akrisios ve Bellerop h o n t e s efsanelerinde rol o y n a r : Proitos ikiz kardeşi tarafından Argos'tan sürülünce. ne istemiyor diye. Ege kıyılarına yerleşmiş.

Akha'Iar orada toplandıktan sonra gemilerin yola çık­ ması için uygun bir rüzgâr esmesini beklemiş­ lerdir. iki oğlundan biri Akhâios Tesalya'ya döner. adı İphianassa olarak birkaç kez geçer. öbür oğlu İon da Attika'ya kral seçilir. Ksuthos oğlu İon'dan sonra da onlara İones dendi". Apollon onu tanrı Hermes'e verip Delphoi'ye gönderir. Apol- lon'un oğlu olarak gösterilir. Homeros destanlarında Agamemnon'un kızı İphigeneia'ya verilen ad (1phigeneia). o zamanlan bu böl­ gede Aigialeos'un Pelasg soyları otururlardı. Ksuthos ise oğlu İon aracılığıyla İon'lar. ("İphigeneia Aulis'te" ve "İphigeneia Tauris'te" adlı iki tragedyası vardır) İphigeneia ti­ pine büyük bir ün kazandırmış ve Troya sava­ şıyla doğrudan doğruya ilişkili tek kişi olarak İphigeneia batı yazınını da etkilemiş. Tesalya'dan gelen Akhaios'un saldırısına uğrar. İphianassa. Aulis Euboia yarım­ adasının karşısında bir limandır. verdiği cevap Aga- . 94): "İonyalılar Peloponez'de bugünkü Akhaia'da oturdukları sü­ rece. sonradan Akhaia de­ nilecek bölgeye yerleşir. o sı­ rada Kreusa İon'u görür. tarihçilerse çeşitli amaçlarla çeşitli biçimlerde anlatırlar İon efsanesini. Herodotos şöyle der (Tar. efsanesi Troya savaşıyla doğrudan doğruya ilgili oldu­ ğu halde. Ne var ki ortalık sütliman. Strabon'un anlatımı ise başkadır: Ksuthos Erekhteus'un kızıyla ev­ lendikten sonra Attika'da dört kentler antlaş­ masını kurar (Tetrapolis). Bunun tam tersi­ ne tragedya yazarları ve özellikle Euripides. V I I . 20). Soyu bir süre Aigialeos bölgesinde kal­ dıktan sonra. sonra kabul eder. Efsane şöyledir: Ksuthos'u iki kardeşi D o ros'la Aiolos Tesalya'dan kovarlar. Dor ve Aiol soylarının doğrudan doğruya isim babaları. Bunun nedeni ordunun bilici­ si Kalkhas'a sorulunca. Bu süreç üstüne efsane yazarlarından hemen de hiçbir bilgi edinilmez. kral ölünce Attika'dan sürülür ve Peleponez'in kuzey kıyısına. Bizim burada anlatacağımız efsanesi doğrudan Euripides'in iki tragedyasının özeti olacaktır.bir kurucu ata bulmak amacıyla. Soy ağacından görüldüğü gibi (Tab. Homeros ne Aulis'teki. önce tanımak iste­ mez. en ufak bir hava estiği yok. kendi oğulları olarak büyü­ türler. Apollon tapma­ ğına başvurup bunun nedenini sorarlar. Ksuthos'la Kreusa evlendikten son­ ra bir türlü çocukları olmaz. O sırada Atina'lılar Eleusis'e karşı savaşta kendilerine yardım et­ mesi için İon'u çağrırlar ve İon Attika'da ölür. Elektra. İones ve Akhaioi adlarını taşıyan boyların kaynağını açıklamak amacıyla kurulmuştur. üstelik burada tanrı Apollon'a bağlamaktır. Akhaios bölgeyi alır. Orestes ve Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Akhaia adını verir. Akha ordusunun Troya'ya varmak için on yıllık bir zaman yitirdiği anlatılır. yani Danaos'la Ksuthos Peloponez'e gelmeden önce. kadın İon'u doğurduktan sonra bebeği bir sepet içine koyup kayalık bir yere bırakır. Racine ve Goethe'ye konu olmuştur. İon Helike adlı bir kent kurar ve halkına İones adını verir. Atina krallığına getirirler. Homeros destanla­ rında fphigeneia'dan pek söz edilmez. Ksuthos ölür. orada Atina kralı Erekhtheus'un kızı Kreusa ile evlenir (Erekhteus). bölge­ yi siyasal ve sosyal alanda düzene koyar ve soyunun denizaşırı göçlere katılmasını sağlar. efsanesi Ati­ na'da uydurulduğu besbelli olan bir kişidir. Doros'la Aiolos. oğullarından Akhaios Peloponez'de Akhaia bölgesini kurar. o da Attika'da Atina iline yerleşir. Bunun da amacı İonya'lıların kaynağını Atina'ya. Bunun bir süresi savaşa katılacak çeşitli filoların Aulis'te toplanmasıyla geçmiştir. İphigeneia. tanrı buyruğuna uya­ rak genci alırlar. Orada tapınak rahibesi çocuğu büyütür. Tanrı Kreusa'yı Atina akropolünün bir mağarasında gebe bı­ rakır. kral Selinos kızı H e like'yi ona verip kendisine halef seçer. Selinos ölünce. Bu oyun Euripides'in mutlu bir sonuca bağlanan traged­ yalarından biridir ve böyle olduğu için de pek tragedya sayılmaz. Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. Pausanias'ın anlattığı bu efsane belli ki Akhaia bölgesinin. ya da İonyalılar denilen soya ata olmuştur. ne Tauris'teki serüvenine dokunur. Tragedya şairlerinden Euripides'in "İon" adlı oyununda İon Ksuthos'un değil. Hellen'lerin büyük atası olarak gösterilen Hellen'in üç oğlu vardır: Ksuthos. 15). Hellen'lerin söylediğine gö­ re Pelasgoi Aigialees adını taşırlardı. Doros ve Aiolos. öteki İon Aigialeas ülkesine saldırmaya hazırlanır ki.

söylentiye göre. 290. İphis'in anası ne yapacağını şaşırmış ve tanrıça İsis'e yalvarıp yardım dilemiş. Başına tuhaf bir serüven geldiği anlatılır: Genç yaşta iktidarsızlığa uğramış. günün birinde bir kız ona tutul­ muş. İphis. Yıllardan beri yerine getirdiği ödev. bıçağın pasından yapılan iksirle İphiklos iyileşmiş ve Podarkes adında bir oğlu ol­ muş. İphikles. Melampus da İphiklos'u iyi etmek için bir meşe ağacının kabuğu altında saklanan bir bıçağı bulmak gerektiğini bildirmiş. Agamemn o n karısı Klytaimestra'ya haber gönderir. hayatta kalmayı Herakles'e borçludur. Agamemnon'a karşı dinmez bir hınç yerleşir yüreğinde. Günün birinde ta­ pmağa iki yabancı gelir. İphikles. İphigeneia'yı alıp gelmesini buyurur. İphikles çığlığı basar. yumıis. Kadın da kız doğurduğu halde.. bu yüzden de yellerin esmesini önlemektedir. k ı z kardeşi Elektra'nın tam karşıtı sessiz. Orestes kız karılı-sini arkadaşı Pylades'e verir. Tanrıça da İphis'e acımış. karısına kız doğurursa kendi­ sine göstermemesini. hem erkek. B u nun üzerine rüzgârlar hemen esmeye başlar. 13). avlanırken kendisine adanmış kutsal bir geyiği öldürdü diye. XI. ak­ rabaları olan bilici Melampus'a nedenini sor­ muş. (1) Erkek adı olarak: Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan bir yiğit ve Kıbrıs'lı Anakserete efsanesinde adı geçen bir kişi (Anakserete). ta­ pınakta bir çeşit kurban kesmektir: Gemileri batıp Kırım'a çıkan yabancıları hep İphigeneia kurban eder Artemis'e. Öyle olmuş. İphiklos. saf ve sevimli bir genç kız tipidir (Agamennon. Aloeusoğulları. çocuğunu erkek olarak tanıtmış kocasına. Artemis kıza acır ve onu havalara kaldırıp. Klytaimestra). güya kı­ zı Akhilleus'a nişanlayacaktır. Tanrıça an­ cak Agamemnon kızı İphigeneia'yı kendisine kurban verirse. hemen dağa bırakması­ nı buyurmuş. Troya dönüşü Agamemnon'u öldürmesi­ ne de bu kin sebep olacaktır. Herakles'in ikiz kardeşidir. babası. bıçak tam boğazına saplanacağı anda. kurban bıçağının altına bir geyik koyar. Ama Herakles ansızın çılgınlığa kapılınca İphikles'in iki oğlunu ve kendi çocuklarını da öldürür (Herakles). Bu haber Agamemnon'un tepesine balyoz gibi iner. İphis böylece büyüyüp güzel bir deli­ kanlı olmuş. 296) zengin bir sürünün sahibi ve Neleus'la Pero efsaneleriyle ilgili olarak adı geçer (Neleus.memnon'u çileden çıkarır: Artemis tanrıça krallar kralı Agamemnon'a karşı kin ve öfke beslemektedir. Pero). Ama Herakles tanrı Zeus'un tohumundan. unu bir erkek yapmış. İphigeneia'nm Aulis'teki serüveni de burada bi­ ter. yiğidin bazı işlerine katılır.ık. Kraliçe bunu hiç unutma­ yacak ve kocasını Aigisthos'la aldatmasına da. İphimedeia. bu görevi onlara Delphoi'deki Apollon kâhini vermiştir. Odysseia'da (Od.onlarla birlik olur. hem de kız adı olan İphis adını koymuş. Teselya kralı Phylakos'un oğlu. köpürür. Kralın ailesi Mykene'de kalmıştır. İphigeneia yabancıları tanır ve onları kurban et­ mek şöyle dursun. İphigeneia. filo Troya'ya gitmek üzere yola çıkar. . iki genci nişanlamışlar. Onunla Orkhomenos'a karşı savaşır ve kral Kreon ödül olarak her iki kardeşe kız­ larından birini verir. İki kardeş arasındaki fark hemen beşikte yattıkları ilk günlerinden bel­ li olur: Hera'nın gönderdiği yılanı görünce. Klytaimestra sevine sevine gelir. İphikles de Amphitryon'un tohumundan meydana gelmiştir (Tab. tphiklos'un. kızını bekleyen kaderi ve Aulis'e aldatılarak getirildiğini anlayınca. bunlar İphigeneia'nın kardeşi Orestes'le arkadaşı Pylades'tir. Önce böyle bir işe hiç yanaşmaz. böylece evlenmesini sağlamış (Galateia). Bkz. yani bugünkü Kırım yarımadasında İphigeneia Tauris'li Artemis tapınağında rahi­ bedir. İphigeneia kur­ ban edilmek üzere sunağa çıkar. ama önder­ lerin ve özellikle Menelaos'la Odysseus'un ıs­ rarları üzerine umumun çıkarını kendi çıka­ rından üstün tutmaya yana yakıla karar verir. ( 2 ) K ı z adı olarak: Girit'li bir masal kahra­ manıdır: İphis'in babası ille de bir erkek ço­ cuk istiyormuş. iphikles Amphitryon'la Alkme ne'nin oğlu. öfkesinden vazgeçecek ve f i lonun yola çıkmasını sağlayacaktır. Tauris. amaçları Tauris'teki Artemis heykelini alıp Yunanistan'a getirmektir. heykeli Bİarak Yunanistan'a kaçarlar.

Kanatlı­ dır. İris baba tarafından P o n tos'a. başımızdakitere boyun eğeceğim. Odysseia destanına göre. Hayır. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye gelip taliplerin şölenine karışınca. Typhon) Osiris'i öldürünce İsis kocasını ara­ maya çıkar. (1) Phokis bölgesinden gelen as­ kerlerin başında Troya savaşma katılan yiğit. bulur ve oğluna öcünü aldırtır (Oslris). Aslında bir Mısır tanrıçası olan İsis. Antigone'nin tam karşıtı. (2) Oikhalia kralı Eurytos'un oğlu. İris. İsis'e özellikle Anadolu'da tapınıldı^ Efes ve Bergama'da adını taşıyan tapınakların kalıntılarından da anlaşılmakta­ dır. İsmene şöyle konuşur: "Ah kardeşim.ikisi de aynı şahıstı . 1-107). anası ve karısı . kadın olduğu­ muz ve erkeklere karşı mücadele için yaratıl­ madığımızı düşünmektir. Odysseus da bir yumruguyla kemiklerini kırıp onu dışarıya sürükler atar. toprak. düşün bir kere. Şimdi biz ikimiz kaldık. Bak. Çünkü yapa­ mayacağın işlere kalkışmak akıl kârı değil­ dir. puta taparlıgm son demlerinde tek tanrıya ve özellikle tek bir ana ve bereket tan­ rıçasına mistik bir eğilimin baş göstermesiyle İsis. kaçmaya çalışır. toprak altında ya­ tanlara yalvaracağım ve zor karşısında böyle yaptığım için beni affetmelerini dileyerek. birbirlerinin eliyle nasıl yürekler acısı bir ölüme kavuştu­ lar. 13 vd.). ana tarafından da Okeanos'a bağlıdır (Tab. böylece zamanla İsis YunanRoma pantheon'unda çok önemli bir yer al­ mıştır. na­ sıl kendi ayıplarını kendi ortaya dökerek ken­ di elleriyle kendi gözlerini çıkardı. Odysseus soyunup iri bacakları. İsis. Yunanistan'ın İskender'den sonra. İsmen e . Herakles efsanesinde rol oynar. tanrı Zeus ve özellikle Hera'nın hizmetindedir. H a r p ya'ların kız kardeşi. geniş omuz­ ları ve güçlü kollan ortaya çıkınca. zalim talih babamızı nasıl zillet içinde elimizden aldı. deniz ve yeraltı ülkesine ege­ men olup yaşamla ölümü elinde tutan. İole'nin kardeşi. ama talipler yakasını bırakmaz. Bu efsane ile Yunan mythos'unda mevsimleri simgeleyen Adonis-Attis. "Ayağı tez". güneşte gökkuşağının renklerini yansıtan ince bir tülle örtülüdür. İros'u bir titremedir alır. gökkuşağı da denizden çıkarak gökle yeryüzü arasındaki ilişkiyi kurar göründüğü için. aynı günde. Oidipus'la îokaste'nin kızı. XXI. Devlete karşı koymak elimden gelmez. Odysseus'la iphitos konukluk ve dostluk bağlarıyla birbirine bağlı­ dır. Talipler arasında da bir kahkahadır ko­ par (Od. İris." (Antigone). İsmene. ya da Demeter-Kore efsaneleri arasında benzerlik olduğu gibi. İros. Antigon e . t o p ­ rak ürünleri. hatta daha beterlerine tahammül etme­ miz lâzımdır. ayrıca büyü yoluyla doğa güçlerini yöneten bir tan­ rıça oluvermiştir. İsa'dan sonraki yüzyıllarda Yunan-Roma dünyasına girmiş ve kişiliğinde birçok dişi tanrıları toplayarak bir süre tek tanrıça olarak tapım görmüştür.İphitos. Ba­ bası Eurytos gibi İphitos da usta bir okçudur. 6). Roma'nın da Augustus zamanında Mısır'a açılması. bize yakışan.. Kendisine verilen buyruğu harfi harfine tek­ rar etmek İris'in özelliklerlndendir. Penelope'nin taliplerini öldürmeye yara­ yacak kocaman yayı Odysseus'a iphitos ver­ miştir (Od. çekingen bir genç kızdır. Karanlıklar tanrısı Set (Yun. başında ay taşıyan bir inek biçi­ minde imgelenen İsis'le İo arasında da bir iliş­ ki kurulmuş. ölçülü. Hem sonra böyle bir hükümdarın tebaası olduğumuz için bun­ lara. "yel gibi uçan" diye vasıflandırılan İris Homeros destanlarında önemli bir rol oynar.kendini asarak günahkâr hayatına nasıl bir son verdi ve kar­ deşlerimizin ikisi de. Sophokles'in "Antigone" adlı tragedyasında Antigone ile İsmene arasındaki diyalogda. Thaumas'la Elektra'nın kızı. eğer kanuna aykırı hareket edip hükümdarın hükmüne ve kudretine karşı gelirsek ne korkunç bir ölüm­ le öleceğiz. eğ­ lence ve maskaralığa düşkün talipleri iki di­ lenciyi birbirleriyle dövüştürmeye girişirler. İphitos Argonaut'lar seferine de çıkmış. Mısır efsanesine göre İsis kral tanrı Osiris'in kız kardeşi ve karısı. güneş t a n n H o rus'un anasıdır. tıpkı Ana Tanrıça tipini simgeleyen Artemis-Hekate ya da Kybele gibi. Eteokles ve Polyneikes'in kardeşi. haddini bilir. Bunun için. Gökkuşağını simgeler.. X V I I I . Olympos tanrı­ ları İris'i de Hermes gibi ulak ve özellikle in­ sanlara haber salmak için kullanırlar. . İros Odysseia'da sözü geçen İthakeli bir dilencidir.

Adı Zeus baba. en büyük tanrısıdır. eltisi Niobe'nin oğlunu öldürmek isterken kendi çocuğu İtylos'u öldürür ve öm­ rü boyunca dövündükten sonra bülbül haline getirilip gene İtylos diye ağlar (Aedon). luno. Atina kralı Pandion'un kızı Prokne ile evlenir (Aedon). önce yalnız kuzeye verilen ltalia adı . hatırlatan demektir). her kadının da "İuno"su var­ dı. Trakya kralı Tereus'tur. O. Ithakos. Mnerva üçlü­ sü içinde Quirinalis sonra Capitolium tepelerinde tapınağı olmuştur. babası da Thebai efsanesinde olduğu gibi Zethos değil. Aeneas'ın oğlu Ascanius'un (Yun. baba tanrı ya da gök tanrı anlamına gelen D l es-piter (yani Zeus pater)den türemiş olan İupiter aslında Roma pantheon'unun en eski. İupiter Capitolinus'a dikilen tapınağa sonradan İuno ve Minerva da alınmış. Tonitrualis (gök gürleten). İulus adının kaynağı şöyle açıklanır: Aeneas ortadan kaybolup Latium bölgesinde savaş patlayınca. Ro­ ma kalesinde İuno Moneta'ya ayrılmış olamy di (Moneta uyaran. Hera ile bir tutulan Romalı tanrıça. Aynı efsanenin Attika'da ve özellikle tragedya yazarlarınca anlatılışında adı geçen çocuk. Thebai'de anlatılan bülbül efsanesin­ de llylos. iki kardeşiyle birlikte Korfu adasından İthaka'ya göçer ve . daha başta yarlerden geldiği ileri sürülür. Aynı tepede iupiter Optimus MaxlııHIS (en İ y i . luno. Mart ayının ilk günü kutlanan Matronalia bayramında "matrones" yani evli barklı. Çok iyi. yani "Küçükk İuppiter" olmuş. Tanrıçanın "luno So roria" ( k ı z kardeşi koruyan İuno) olarak H o ratius efsanesinde de rolü vardır (Horatius). İuno'ya daha başka sıfatlarla da tapındırdı: İuno Lucina doğuma bakmakta ve doğumu kolaylaştırmaktadır. İono'nun daha başka tapınakları da vardır: En önemlisi. Pulvius (yağmur yağdıran) sıfatlarıyla anılır. bu tapınağın kutsal kazları ötüşleriyle halkı uyandırmışlar ve şehrin kur­ tulmasını sağlamışlardır. 390 yılında Roma bir gece Galya'lıların saldı nsına uğrayınca. Ödül olarak kendisine İobum (ya da lolum) adı verilmiş ki. Aedon'la Thebai'li Zethos'un oğlu­ dur. yıldırım ve şimşek gibi doğal güçleri simgeleyen tanrıdır. Iulus. İupiter (yahut İuppiter).Italos. kadınlar arasında da meşru yoldan evlenmiş olanların tanrıçasıdır. Tonans. İulus R o ma'nın metropolü olan Alba Longa şehrini kurmuştur. bu da Iuppiter'in bir küçülmesi olsa gerek. İtys. gün ışığı.adada İthaka şehrini kurar. en büyük iupiter) Roma devleti nin koruyucusu ve y ö n e t i c i s i olarak tapım gö- . Oradan da İulus çıkmış olsa gerek. Itys. böyle­ ce Capltolium üçlüsü adıyla bu tanrılara tapınılmıştır. Ascanius Troya'dan gelme asker­ lerle Latium'dan devşirme ordunun başına geçmiş ve Rutul'larla Etrüsk'lere başarıyla karşı koymuştur. İulus Caesar'ın ve onun evlatlığına girdiği için imparator Augustus'un da üye bulundukları ünlü İulii soyunun atası sayılır. çocuklu kadınlar hem İuno'nun oğlu tanrı Mars'ı. Fulminator (şimşek çakan). Prokne'nin oğludur. Aslında luno ayın değişimlerini simgeleyen lbir tanrıçadır ve luppiter. Italos'un asıl kaynağı üstüne mythos yazarları arasında ayrılık vardır. hava. Itylos. hak ve barışsever bir kralmış. çünkü giyside herhangi bir düğüm gebe kadının kurtuluşunu önleyebilir inancı vardır. İtalya'ya adını veren kurucu kahra­ man. İthaka adasına adını veren kurucu kahraman. Askanıos) italya'ya geldikten sonra aldığı ad. Kentin başlıca çeşmesinin kuruluşu da ona atfedilir. tanrıçalara da bakardı. Roma dininde her erkeğin "genius"u (Geni us) olduğu gibi. Yunan dininin etkisiyle sonradan Zeus'la bir tutulmuştur. Roma'da İuno genellikle kadınların konıyu cusudur. bu yüzden de Fulgurator. Bu koruyucu İuno yalnız ölümlülere degil. Sicilya'dan. İuno Lucina'ya sunu ya­ pılırken herkesin kemer ya da kuşağını çöz­ mesi gerekirdi. Doğanın büyük yöneticisi sayılan bu tanrıya Roma'nın kutsal tepesi Capitolium'da tapınılırdı. halkını öyle uyuygar bir hale getirmiş ki. Roma di ninde İupiter gök. Aedon.güneye Ausonia denirdi bütün yarımadaya yayılmış. I. Zeus soyundandır. hem de Sa­ bin kadınlarının kaçırılmasından sonra Ro­ malılarla Sabin'ler arasındaki barışın kurul masını anarlardı. Yunanistan'ın batısındaki adalardan.

İuno ve Athena üçlüsüne ayrılmış tapınağın içinde ve özellikle Athena'nın "cella"sında bir sunağın ayrılmış olması bu tanrıçanın eskiliği­ ne delildir. Flamen dialis adıyla görevlendiri­ len başrahibi İuno'nun başrahibesiyle evlene­ rek tanrılar arasındaki kutsal birliği yansıtm'akla yükümlüydü. Bu siyasal niteliğini İupiter Roma devletinin son demlerine dek koruyabilmiştir. sonra­ dan bu iki tanrıça benzeşmişlerdir. İustitia. /. Gençliği simgeleyen tanrıça. İuventus'a Capitolium'da İupiter. bir ara Sabin'ler ağır basmış ve şehri almak üzereymişler ki. daha çok Dike'ye benzemektedir. İupiter Roma'nın dış ilişkilerini ve uluslararası antlaşmalarını koruyan bir tanrı sayılırdı. Bir efsaneye göre de İuturna tanrı İanus'un eşi ve pınarlar tanrısı Fontus'un anası olarak gösterilir (lanus. İuventus. Bu pınarın şifalı niteliği olduğu gibi İuturna da iyileştirici bir tanrıça sayılırdı. Kültü Latium bölgesinden Roma'ya sonradan getirilmiş ve Forum'da bulunan bir suya "İuturna Havuzu" adı verilmiştir. Jüpiter'in siyasal rolü bununla bitmez. İuturna. Romulus kılıcını kaldırarak Forum'da İupiter'e ant içmiş. K i m i Jüpiter'i düşünde görüp ondan doğrudan doğruya esinlendiğini ileri sürer. bunlarla imparatorluk politikasının yayılmasına ve gençlerin askerlik öncesi bir eğitim görmele­ rine çalışılmıştır. Roma'ya sal­ dırıların her türlüsünü durdurduğu sanılırdı. Konsullar göreve başlamadan gelip ona yakarmak zorundalardı. F e retrius adıyla Roma'nın savaş alanında da baştanrı sayılırdı: Düşmandan alınan bütün silahlar./i . Ovidius Lara ve Lares tanrılardan söz ederken İupiter'in İuturna'ya olan aşkını. Fontus). düşmanı durdurursa olduğu yerde bir tapınak kurmaya yemin etmiş. öldürülen düşmanların soykaları bu İupiter'e adanır. Roma İmparatorlumu çağında imparatorlar baştanrı İupiter'le ilişki kurmaya ve doğrudan doğruya İupiter Optimus Maximus'un kıla­ vuzlumu ve koruyuculuğu altında olduklarını belirtmeye çalışırlardı. Ama tuventus'un asıl görevi genç delikanlılar çocuk elbisesini bırakıp "toga virilis" yani yetişkin erkek toga'sını giydikleri zaman onları koru­ maktır. Durduran anlamına gelen Stator sıfatının kaynağı şöyle açıklanırdı: Roma'lılaria Sabin' ler arasındaki savaşta Roma'lılar Sabin'lerin karılarını kaçırdıktan sonra. Mars Meyda­ nında. İustitia Altın Çağda insanlar arasında bulunurken (Soylar Efsanesi). sulak bir bölgede bulunan tapmağı Augustus zamanında buraları kurutulunca kal­ dırılmıştır. nympha'nın bin bir bi­ çime girerek tanrıdan kaçtığını anlatır (Lara). Tan­ rı da Sabin'leri püskürterek Forum'da Palatinus tepesinin dibinde İupiter Stator'a adan­ mış tapınağa kavuşmuş. Taşra kentlerinde ve ele geçiri­ len yabana ülkelerde Romalıların ilk işi Roma'da Capitolium tepesindeki üçlü tapınağın bir tıpkısını kurmak. zafer kazanan başkomutanlar zafer çelenklerini ve ilk kur­ banlarını (ki bunlar beyaz boğalardı) ona adarlardı. böylece İupiter'in devlet tanrısı olarak egemenliğini kabul ettirmekti.rürdü. ölümsüz demek) olan İuturna bir su nympha' siydi. Eski adı Diuturna (diuturna sürekli. kimi İupiter'in sıfatlarını kendi adı­ na taktırırdı. devlet otoritesini ve disiplinini simgelerdi. ayrıca Stator unvanıyla İupiter'in düşmana karşı koyduğu. Yunan tanrıları arasında Themis'e değil de. Roma İmparatorluğu zamanında İuventus tanrıçanın koruyuculuğu altında bir çeşit gençlik dernekleri kurulmuş. insanların gitgide daha çok suç iş­ lemesi onun artık yeryüzünde tutunamamasına yol açmıştır. İupiter'in sevdiği bu su perisine tanrı ölümsüzlük bağışlamış ve Latium 'daki bütün suların koruyuculuğunu vermiş. Göğe çıkmış ve burçlar ara­ sında Bakire burcu olmuştur. Roma'nın en eski çağlarında Yunan tanrıçası Hebe ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde. Roma'da adaletin simgesi. İmparatorluk dönemi şairleri İuturna'yı Aeneas'ın düşmanı Turnus'un kız kardeşi sayar­ lar ve Turnus'la birlikte savaşa katıldığını söy­ lerler. Tanrılar arasında tam bir otorite kurduğu gibi.

Kadmos bu ineğin peşine ta­ kılır. Efsanesi bütün Akdeniz bölgesine. Kadmos. Europe. Her iki armağanın da sonraki efsanelerde sözü geçer (Harmonia. bir şehir kurması gerektiğini söyler. Anasını da birlikte götüren Kadmos bu aramanın boş olduğunu anlar ve bir süre Trakya'da kaldıktan sonra. Kadmos tepesi adını alan Thebai kalesine tanrılar armağan larıyla birlikte gelmişlerdir. yalnız beşi sag kalır. ineğin biri her iki böğründe ayı simgeleyen iki beyaz kü­ re taşımaktadır. kız da toprağa su karıştırarak bunu yapınca tanrı sözü yerine gelmiş. Roma çağında lupiter. özellikle tragedyaya konu olmuş birçok kahramanın atası olarak görülür. 10). birine gö re de Europe kardeşine hediye etmişti. Delphoi kehanetine ne yapacağını sormaya gider. sonra da Thebai hanedanının başına gelecek birçok belaları doğurmuştur. Amphiaraos. sayılan da üç­ tür. Harmonia'ya veri­ len düğün hediyeleri dillere destan olmuş. biraz gittikten sonra bir inek sürüsüne rastlar. Anadolu ve Afrika'ya yayılmış. luno ve Minerva üçlüğüne de Kabir denmek­ tedir.ır. Kodros'un oğlu Neleus efsanesinde rol oynayan Milet'li bir çömlekçi kız. bunun İ ç i n de arka­ daşlarını su almaya gönderir. Moira. Agenor'la Telephassa'nın oğlu­ dur. Persephone. Kadmos bunu yapınca topraktan birdenbire silahlı adamlar çıkıverir: Bunlara Spartoi. O sırada tanrıça Athena ona görünür ve ejderin dişle rini toprağa ekmesini söyler. Söylentiye göre bu gerdanliği Kadmos'a Zeus kendisi vermiş. sonunda Boiotia böl­ gesinde bir yere çöküp y. inek gider. Lykia ve Pisidia bölgelerinde at üstünde ayakta durur gösterilen bir tanrı figü­ rü. Phoiniks ve Kiliks'in kardeşidir. gider. Alkmaion). Adları efsanelere pek karışmayan Kabir'lerin Bergama akropolünde Zeus'un doğuşuna tanıklık ettikleri. T a n n sözcüsü Eupore'nin izi­ ni aramaktansa.ısı okluğunu anlar. Kader. Kabeiroi diye anılan tanrısal var­ lıklar. sonra gelir Thebai'ye kral olur. Doğar donmaz birbirleriyle kavgaya tutu­ şurlar. Ares Pınarı adlı çeşmenin önünde bir ejderi tepeler. Agenor oğullarını kızı aramaya gönderir (Agenor).ıl. Bkz. orada bir mühür izini almak için yolda rastladığı Kaeira adında bir kızdan ça­ mur istemiş. ineği Athe- na'ya kurban etmek ister. Kadmos. ayrıca da dolayların­ da üç şehir kurmuş (Neleus 2). Kakasbos. nereye yerleşmesi ge­ rektiğini tanrı sözcüsüne sormuş. aldığı ce­ vapta yeni yurdunun bir genç kızın elinden suyla toprak alacağı yerde bulunduğu söylen­ miş. H a des gibi tanrılara Kabir adının sıfat olarak ta­ kılması dikkati çeker. Kaynaklan ve gerçek nitelikleri belli ol­ mayan Kabir'lerin adı Dardanos efsanesinde geçer: Semendirek adasında gizlemleri bulu­ nan bu cinleri Troya yöresine Dardanos ge­ tirmiş (Dardanos). yani ekilmiş adam­ lar adı verilir. Thebai efsanelerinin başında. Neleus da dolaşa dolaşa Miletos bölgesi­ ne gelmiş. bunlar da Kadmos'a şehri kurmak için yardım ederler. Karşısına çıkacak bir ineğin ardına ta­ kılacak ve inek nereye çökerse orada şehir kuracaktır. Burdur'un Tefenni İlçesinde bu tanrı ka yalara oyulmuş olarak görülmektedir. Başta Athena olmak üzere tannlar onu ko­ rur. Kadmos seçi­ len yerin bıır. Hepsi dev gibi yabani adamlar­ dır. İo soyundandır (Tab. Thebai şehrinin kurucusu Kadmos. Mitograflara göre babala­ rı. Musalara ve Demeter. Zeus Ares'le Aphrodite'nin kızı Harmonia'yı Kadmos'a eş olarak verir ve düğünleri parlak bir törenle kutlanır. Bütün bu belgelerden Korybantlar ve Kuretalar gibi Ana Tanrıça tapımıyla ilgili oldukları anlaşıl­ maktadır (Kybele). Kadmos yola çıkar. Bunların en önemlisi Kharit tanrıçaların dokuduğu bir ti bise ve demirci tanrı Hephaistos'un yaptığı bir altın kolyedir. ya da ataları Hephaistos. ki­ şiliği bölgenin yerli tipleriyle kaynaşmıştır. Neleus Miletos'ta kral olmuş. Eriphyle. anası da ölünce.K Kabir'ler. Europe kaçırılın­ ca. Neleus Atina'dan göçmeden. Kaeira. sonra da Rhea'nın alayında bulunan cinlere karıştıklan söylenir. . Ne var ki Kadmos Ares'in kutsal ejderini öldür­ müş olma suçunun cezasını çekmelidir: Yedi yıl boyunca tanrıya köle olarak hizmet etmek zorunda kalır.

ırmak tanrı Maiandros'un (Büyük Menderes) oğluymuş. uyulmazsa tanrı belalarıyla karşılaşılır. Ana­ dolu kıyılarında Kolophon şehrine çıkmış ve orada kalmış (Amphilokhos). Akha ordusunun Aulis'ten ilk yo­ la çıkışında Kalkhas sunak sütünde bir yılanın bir kuşu yediğini görünce. Kalais ve kardeşi Zetes. nedenini bildirmiş ve Apollon rahibi Khryses'e kızı Khryseis'in geri verilme-] si gerektiğini bildirerek. Paris öldükten sonra. hepsinin adını sayarken Kalliope için " h e p i | nin başı sayılan Kalliope" der. Ordunun ilk Mysia çıkışında Telephos'un sözlerini onayla­ mış (Telephos). Troya şehrinin an­ cak on yıllık bir abluka sonunda alınabileceği­ ni söylemiş (Agamemnon). sonucu üstüne Kalkhas'a da Mopsos'a da danışmış. Agamemnon'u kız dırmış. bu hünerle geldiydi ta llyon'a Akha'lann gemileri. Kalkhas'ın rol oynadığı olaylar şöyle özetlenebilir: Alkhilleus dokuz yaşındayken. doğru yoldan gidilmiş olur. Tahta atın yapılma­ sını ve şehre sokulmasını salık verdiği gibi. Başka İM» . Troya savaşında ordular anısında vcl).Kalais. Myrina yakınındaki bir kutsal ko­ ruluğa Kalkhas bir bag ekmiş. kral Phineus'u Harpyalardan kurtarmışlar (Argonaut'lar). ama ora bilici lerinden biri bağının şarabını içemeyeceğini söylemiş. kendisi Akhalarla Yunanistan'a dön­ mek istememiş. kendisi de atın içine saklananlardandır. gele­ ceği görür. Mopsos hepsini bilmiş. Boreasogulları diye de anılırlar ve kanatlı birer cin olarak canlandırı­ lırlar. Kalliope. Adı meyve anla­ mına gelen Karpos da güzün ölüp ilkyazda dirilen tarla yemişine dönüşmüş. Phoibos Apollon verdiydi bu hüneri ona. Karpuz söz­ cüğü oradan gelmedir. tanrı sözcülerinin en büyüğü. Kalamos. geleceği. Hesiodos Theogonia'nın başında Musa'lara seslenip. ama iskenderiye şiirinde Kalliope lirik şiirin esin perisi sayılır. sözüne uyulursa. birinci bö­ lüm). 69 vd. geçmişi. Adı güzel sesli anlamına gelen Kalliope dokuz Musa'ların biridir. Kalkhas Troya'nın ancak Akhilleus katılırsa alınabileceğini. İki genç bir gün ırmakta yüzerken. sonra da Kalkhas'ın yönetmediği bir tek olay yoktur. kâ­ hin de bunu biliyordu: Kendisinden daha usta bir biliciyle karşılaştığı gün Kalkhas'ın ömrü sona erecek diye bir tanrı sözü varmış. haber verir. geçmekte olanı. şarabı içmek üzereyken Kalkhas bu söze öyle gülmüş ki boğulmuş ve şarabı içemeden ölmüş. Mopsos hak­ lı çıkınca. Argonaut'lar efsanesinde rol oynayan Kalais'le Zetes. Troya'nın düş­ mesi için Helenos'u ele geçirmek gerektiğini de o söylemiş (Helenos). birbirine sorular sormuşlar. rüzgâr tanrı Boreas'ın oğullarıdır. Aiolya bölgesinde. Kalkhas. Lakhas bilememiş. Kolophon'da Kalkhas kâhini Mopsos'u bulmuş. bu yüz­ den dönüşlerine engel olacakını bildiği için (Aias). Amphiaraos'un oğlu bilici Amphilokhos'la birlikte gemiye binip. Thestor'un oğlu. ama savaşta yi­ ğidin öleceğini bildirmiş de bunun üzerine Akhilleus'un anası Thetis onu kız kılığına so­ karak Skyros kralının kızları arasına saklamış (Akhilleus). Kader Kalkhas'ın Anadolu'da ölmesini buyuruyor. Anadolu ile ilgili birçok efsanelerde Kalkhas'ın yanılgı­ ları anlatılır: Lykia kralı bir sefere çıkacak ol­ muş. Erken ilkçağlarda Musa'ların yetki alanı sı nırlanmış değildir. Rüzgâr tanrı Zephyros'la H o ra'ların birinin oğlu olan Karpos adlı bir deli­ kanlıya tutkunmuş. Troya savaşından önce d e . D ö ­ nüş efsanelerinde de Kalkhas'ın rolü büyük­ tür: Tanrıça Athena'nın Aias'a yapılan hak sizlik yüzünden Akha'lara kızdığını. Öfkesinden canına kıymış ve Kolophon'un yakınında Notion şehrine gömülmüş derler (Mopsos). Kalamos buna o kadar üzülmüş ki kuruya kuruya bir kamış haline gelivermiş. Homeros onu Ilyada'da şöyle tanıtır (İl. îlyada.): Kalkhas. Kamış anlamına gelen Kalamos. onunla Akhilleus arasında kavga çık masını ve İlyada'da konu olacak Akhilleus'un öfkesini kışkırtmış (bkz. İkinci Aulis durağında fphigeneia'nın kurban edilmesini salık vermiş (Iphlgeneia). özel­ likle Troya destanlarında adı geçen en ünlü kâhinlerdendir. Karpos bu yarışmada boğulmuş. Mopsos yenileceğini öngörmüş. Kalamos arkadaşını geçmek iste­ miş.ı çıkınca. Kalkhas zafer kazanacağını. Kalkhas Yunan efsanesinde. Kalkhas kendini öldürmüş. biliyordu her şeyi.

onu yıkamış.): Kalypso uğurladı Odysseus'u adadan beşinci günü. Ölüm uçurumundan bir Odysseus kavuşmamıştı yurduna ve karısına. Haberci tanrı Ogygie adasında güzel perinin oturduğu mağaraya uçup gelir. Lykos onu Ares tanrıya kurban etmek is­ ter. İsteksiz uzanıyordu geceleri mağarada onun yanma. Kallirhoe. yani Pleiad'ların biri olduğunu ileri sürerler. hıçkırıklar. (3) Irmak tanrısı Skamandros'un kızı. 17). bakardı iki gözü iki çeşme. güzel peri. Penelopeia. Meleagros). I. Kalydon. kocası olsun diye. gitti koca mağaraya doğru. gördüğü manzara şudur (Od. Kimi efsaneye göre Kalliope Seiren'lerin. Zeus Hermes'i buyruklarla gönderir Kalypso'ya. Akarnan). Buldu onu İçinde mağaranın. urbalar giydirmişti güzel kokulu Bir tulum siyah şarap vermişti yanımı. Nausikaa. ama sonra da Odysseus'a tanrıların kararını bildirir ve ona bir sal yapmasında yardım edip şöyle uğurlar sevgi­ lisini (Od. Tros'la evlenerek Ilos. Başka mythos yazarları. Diomedes'ten yüz görmeyince kendini asar (Lyfcosj. ama Diomedes'e gönül vermiş olan kızı yiğidi kurtarır. yanıp tutuşuyordu. Ama Odysseus yurduna özlem çekmektedir (Od.): Kıyıda oturur buldu (Kalypso) onu. Tethys'in kızı Khysaor'la birleşmesinden iki canavar. kumsallarda yer bitirirdi kendini gözyaşları. unutulmaz kadın tiplerinden biridir. Hiç önemi yok.): Varınca ta uzaklardaki adaya. Kallîrhoe. eşi Penelope'den sonra en çok seven bu kadına? Tanrıçalıgı da bir tuhaf. ozan Linos'un ya da Rhesos'un anasıdır (Linos. Sak­ lı tanrıça mı. Odysseia'nın en sevimli kişilerin­ den Kalypso'yu bir gizem perdesi örter. dönüşünü özleye öz leye. yüce Nympha'nın ilk tepkisi öfke olur. Güzel akışlı anlamına gelen Kallirhoe birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Okeanos'un. kimi de der ki güneş tanrı Helios'la Perseis'in kızıymış. Kalypso öyle kanlı canlı olarak karşımıza çıkar ki. tüketiyordu tatlı ömrünü. savaştan ve denizden dönenler dönmüştü. oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso yüce tanrıça. Sonunda tanrılar acır Odysseus'a. boyuna gözyaşı akıyordu gözlerinden. Rhesos). 151 vd. tanrıçaların yücesi) unvanını verir. 2 6 3 vd. Alkmaion'la evlenir ve Akarnan'ı doğurur (Alkmaion. Nymphe'den hoşlanmıyordu artık o. . çıktı karaya menekşe rengi denizden. Adı da öyle: Yunanca saklamak. 6). Andromakhe gibi H o meros'un yarattığı ölümsüz. 11 vd. V. mazı ağacının. Bir efsaneye göre Troya savaşından sonra Diomedes'in gemisi fırtınaya uğrar ve Libya kıyılarına va­ rır. Hermes Kalypso'ya Odysseus'u yurduna göndermesi gerektiğini söyleyince. tanrılara çatar kendisinin ölümlü bir erkekle sevişmesi­ ni kıskanıyorlar diye. Homeros ona Olympos tanrıçalarının en bü­ yüklerine verdiği "dia theaon" (yüce tanrıça.kaynaklarda epik şiirin denir. Kalypso içerde altın mekikle tezgâhına gide gele. kokusu uzaklara yayılıyor. kimin nesi ol­ duğunu araştırmak aklımızdan bile geçmez. iniltilerle bakardı boyuna hasat vermez engine. Odysseia'nın ilk dizelerinden şöyle tanıtılır bize (Od. sarıyordu odayı çatır çatır yanan dağ servisinin. o mağarada güzel örgülü Nymphe otururdu. saklayan tanrıça mı demeli Odysseus'u. (2) Irmak tanrı Akheloos'un kızı. V. (4) Libya kralı Lykos'un kızı. Gündüzleri kayalarda. Assarakos ve Ganymedes'i doğurur (Tab. Geryoneus'la Ekhidna doğar (Tab. yürüdü. Atlas'la Pleione'nin kızı. öte yan­ dan da bir nympha olduğunu söyler. Kocaman bir ateş vardı ocakta. Kalydon avı (bkz.V. Kalypso. 55 vd.): kurtulanlar kurtulmuştu. gizlemek anla­ mına • g e le n "kalyptein" fiilinden türeme.

kurtulamaz onların etkisinden. Plutarkhos'un anlattığı bu masal bes­ belli ki Yunanlı göçmenlerin Karia yerlilerine yaptıkları mezalimi örtmek için uydurulmuş­ tur. Karkabos. Priamos'la Hekabe Thymbralı Apollon şerefine. yani Anadolu'nun Ana Tanrıçası­ nın bir benzeri. saklı koy adı­ nı verdikleri anlaşılmıştır. Melos'luları büyük bir şölene çağırırlar.daha büyük bir tulum dolusu da su. Troya savaşında Troyalılardan yana çarpışan Pandaros'un atasıdır (Pandaros). bugünün anlayış ve deyimine göre uzağı gören bilinçli bir insanın dramını. Kassandra. ora­ da yerleşmiş. ka­ ma saklarlar. bugünkü Sarıköy?). Karısı Euadne. Malta adasına ise çok eski zamanlarda Fenikelilerin ayak bastığı ve oraya Maleth. Olympos tanrı dünyasından uzakta. kopmuştu kumanyayı bir meşin torbaya. onlara baş kaldırmayı göz alan bu saklı tanrıça kim? Odysseia'ya yazdı­ ğımız önsözde (s. göçmenler silaha davranıp hepsini öl­ dürürler. Kapaneus. Troas bölgesine sığınmış. Kryassos şehrini yerle bir ettikten sonra Yeni Kryassos diye bir şehir kurarlar. Troyalı kral çiftinin. Thebai'ye saldırıda. Gele­ ceği görme gücüyle yıkımları önlemeye çalı­ şan. Kalypso bu Maleth adının Yunanca çevirisi olsa gerek. onlardan ayrı bir biçimde yaşayan. Melos adasından gelen göç­ menler Nymphaios adlı önderlerinin kılavuz­ luğunda gelip Karia'ya yerleşince. Efsaneler Kassandra'nın bu gücünü çeşitli yorumlarla anlatır. Malta müzesinde bi­ zim Anadolu kazılarından bol bol çıkan Ana Tanrıça heykelcikleri g i b i geniş kalçalı f i g ü rinler bulunmaktadır. şehri ateşe vermek ister. Kaphene Nymphaios'a gönül verir. Karia şehri Kryassos'lu bir kızmış. Kuzey Yunanistan'da Trakya ve Makedonya bölgelerinde hüküm süren Triopas'ın oğlu.kadın eline dü­ şer. Yerliler bunu kabul eder. Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı (Tab. trajik bir kişiliği vardır. Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan Argos'lu önderlerden biri (Amphiaraos. Bunun ilerde daha belirgin biçimde aydınla­ nacağına güvenilebilir (Kirke). Troya kralları ona toprak vermişler. Şimdi bakalım. sonra da suçun­ dan arınmak için kral Tros'un yanına. Kybele'nin. Anadolu'nun Karia bölgesiyle il­ gili bir efsane. o da Zelela diye bir şehir kurmuş (Erdek'in güneyinde. Bu iki ka­ dın tanrıça tipik Ana Tanrıça nitelikleri taşır. Kaphene'yle Nymphaios birer tanrı gibi saygı görür. Meloslular da kendi töre­ lerine göre karılarını da şölene getirmek için izin isterler. tanrılardan uzak. Bu genç kızın yürekler acısı bir kaderi. Kapaneus. ölüsünün yandığı odun yığınına atar kendini ve onunla birlikte yanar. ama sözünü geçiremedigi için başına ge­ len belalardan iki misli etkilenip üzülen bilici­ nin dramını simgeler Kassandra. Ardından uğurlu. başka bir tanrı dü­ zenini simgeleyen kadının egemen olduğu anaerkil bir düzenin tanrıçası olan Kalypso. 16). Oğlu Sthenelos Troya savaşına katılır. Kaphene. yani saklı liman. başka adla bir tıpkısı olma­ sın? Odysseus. Karkabos. silahsız gelecekleri şölende onları topluca öldürmek­ tir amaçları. Kassandra'yla ikiz kardeşi Helenos bebekken. yaman bir adamdır. Kaphene. Kalypso'nun başkaca da adı geçmez des­ tanda. Kryassos'lular kocalarına saldı­ rınca. Odysseus da sevinç içinde açtı rüzgâra yelkeni. 31) bu soruya cevap ver­ meye çalıştık: Bilginler uzun araştırmalardan sonra Kalypso'nun Ogygie adasının Malta ol­ duğu sonucuna vardılar. de­ nizle çevrili ıssız bir adada oturan ve Olympos'luları hor görmese de. öteki Kalypso . dev boylu. tatlı bir yel saldı. tanrılardan çekinmez. her türlü yiyecek vermiş bol bol. Birine göre. ama Kryasos'lular bu göçmenlerin fazla yayılmasından korkarak onları yok etmek çarelerini düşünürler. ama Zeus tam Kapaneus'un sura tırmanacağı anda onu yıldırımıyla vurur ve öldürür. göç­ menlerin karıları elbiselerinin altında kılıç. Ne var ki Kaphene Nymphaios'a işi haber verir. Karkabos yurdunu kurtarmak için babası­ nı öldürmek zorunda kalmış. Hektor ve Paris'ten sonra. Triopas öyle zalim bir zorbaymış ki. Kassandra. serüvenleri sırasında iki kez • biri Kirke. tanrının şehir dışında bulunan tapınağında bir şenlik düzenlemişler ve tören sonunda ço- . Adratos). en ilgi verici evladıdır.

tanrı gücüyle dolarak kehanette bulunan bir sözcü olur. bu d e l i kanlının hemen öldürülmesini istemiş. ama tanrıdan yetiyi aldık­ tan sonra kendini vermeye yanaşmaz. Kassiepeia. haykırır. Kassandra o zamana kadar kız oğlan kz kalmış. ama bununla bilici kızın asıl çilesi başlar. Deniz tanrı bir ejder gön dermiş. onu kendine eş edip Mykene'dekl s. şehrin yıkımına yakın. Başka bir efsane Kassandra'nın biliciliğini şöyle açıklar: Tanrı Apollon Priamos'un gü­ zel kızına âşık olur. Efsanesinin güney Akdeniz kıyılarıyla ilgili olduğu bellidir. Priamos Hektor'un ölüsüyle Akhilleus'un barakasından çıktığında. Perseus). Dioskurlar. birçok talipleri çıktığı halde. Agamemnon Priamos'un kızına vurulur. Delphoili bir genç kızın adı. Katreus. Klytaimestra'nın eliyle öldürüle­ ceklerini açık açık görür. evlenme­ mişti. Kassandra kabul eder. geri gönderilmesi gerekti­ ğini bildirmiş. kendinin de başına gelecekleri. Kastalia. bu adamın savaşta öl­ mesiyle Kassandra bekâr kalmıştı (Othryoneus). sonra Yunanistan yolculuğu dönüşünde Helena'yı getirdiği zaman. orada küçük Aias'ın saldırısına uğradığını anlatan bir efsane de vardır. Aias Kassandra'yı sarıl­ dığı tanrıça heykelinden çekip uzaklaştırır. tam canavarın eline ge çecekken yiğit Perseus kızı kurtarmış (Andro meda. ama günah işlediği için Akha'larca taşlan­ maktan zor kurtarır kendini fAias). Kassiepeia kızını bu ejdere kurban el mek zorunda kalmış. tahta at surların önüne dikildiğinde. Kaynak.. Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Atreus'un karısı. insanların göremediği. daha Troya'da kimse farkına varmadan geldiğini o haber vermiş. duyamadığı gerçekle­ rin algısına açılmış oluyordu. bu kadının Troya'nın yıkımı­ na yol açacağını. . kızın ağzının içine tükürür. böy­ lece verdiği armağanın etkisiz kalmasını sağ­ lar: Kassandra geleceği görebilecek. ama hiçbir şeyi önleyemediği gibi. kulaklarını yalıyor­ du.a q ö t ü - rür. Bunu anla­ yınca Apollon'un bağışladığı bilicilik hünerine lanet okur. Kassandra Troya tarihinin bütün olaylarını önceden görmüş ve söylemiştir: Paris. Kassandra böylece Pythia ya da Sibylla gibi tanrı­ yı içine alan. Bu eylemle çocukların duyuları arınmış.ınıyın. Agamemnon'la Menelaos'un anası olan Aerope'nin babası (Tab. Byblis'in ikiz kardeşi. Bkz. Kassandra asıl bu dramla kendini büsbütün dile getirmek fırsatını bulur: Mykene sarayın­ da Agamemnon'un da. ya da Hera'yla boy ölçüşecek olmuş. Ertesi sabah almaya geldiklerinde korkunç bir man­ zarayla karşılaşmışlar: Kassandra'yla Helenos beşiklerinde uyuyorlar. ölümü de önleyemez. k i m i A i thiopialı olduğunu yazar. Kaunos. Kassiepeia'nın yurdu üstünde mitograflar arasında ayrılık vardır. Her ikisi de talihsizdir. gördü­ ğünü de haykıracak.cuklannı tapınakta unutup gitmişler. çocuk­ ken bırakıldığı 1 d a dağından dönünce. kendini verirse ona bilicilik yetisini armağan edeceğini söyler. bağırır. BylılMdogadiy ilişkisi yüzünden Miletos'tan lürul u n ı . dö­ vünür. 15). Laokoon'un da yardımıyla atın içeriye alınmasını önlemeye çalışmıştı. . ama iki yılan çev­ relerini sarmış. Babası onu Othryoneus adlı bir Anado­ lulu yiğide verecekken. Kastor. Nereus kızları. Apollon tapmağının yanında tanrının saldırısına uğrayınca kendini orda fışkıran bir kaynağın sularına atar. ama kimseyi söyledikle­ rinin doğruluğuna inandıramayacaktır. Tanrı da öfkelenir. Agamemnon'a köle olarak verilir sonun­ da. bu yıkımı da. Andromeda'nın anası Kassiepeia güzelliğiyle fazla övünen bir kadınmış. Kassandra. v e gidip Karia'da Kaunos şehrini k u t muş (Byblis). İkisi de kâhin olmuştu. k i m i Suriyeli. tanrı Apollon'a adan­ mış ünlü Kastalia pınarı olur. Tanrıçalar da Poseidon'dan öçlerini almasını istemişler. Helenos ise daha çok kuşların uçuşuna ve dış işmarlara bakarak ge­ leceği haber veren bir yorumcudur. Miletos şehrinin kurucusu M i l e tos'un oğlu. Kassandra'nın Agamemnon'un tutsağı ola­ rak Yunanistan'a geliş efsanesi tragedyaya konu olmuş ve Aiskhylos'a en güçlü oyunla­ rından biri olan "Agamemnon"u esinlemiştir. Troya yağma edilirken Kassandra'nın Athena tapınağına sığındığını. gözlerini.

Kephalos'un kaynağı üstüne an­ latılan efsaneler birbirini pek tutmamaktadır: Kimine göre Deukalion'un soyundandır. Merkezi Atina olan Attika bölge­ sinin efsanelik kralı (Tab. Deianeira'yı kaçırmak isteyen. ölüleri gömmesini. Yalnız iki at adamın kaynağı başkadır: Kheiron. Lapith'ler Thessalia'da oturan bir boydur. Bun­ ların önderi Peirithoos Hippodameia ile evle­ necekken. tanrı öfkesinden Afrika'yı sular altında bırakmış. . karınlarından arkası at biçiminde­ dir. Kekrops'un gövdesi onun topraktan doğ­ muş olduğunu şöyle belli edermiş: üstü insan. Kentaur'lar üstüne çok revaç bulmuş. orada sevişirler ve tanrıça Phaethon'u doğurur (Eos). Doğrudan doğ­ ruya topraktan fışkırmış olduğu söylenen Kekrops. Aglauros'la evlenmiş ve Erysikhton (Erysikhton) diye bir oğlu ve Erikhtonios efsanesinde rol oynayan üç kızı olmuş (Aglauros). yan hayvan bedenli yaratıklardır. Lapith'lerle Kentaur'lar arasın­ da korkunç bir boğuşma başlar. yargıç olarak aldıkları Kekrops da Poseidon'un akropol'ün üstünde yarattığı tuz gölü­ nü begenmeyip zeytin ağacını diken Athena'ya ödül verince. çokluk yabanıl ve azgındır. uygar bir kral olarak anılır. ölümsüz olan Kheiron o kadar acı çe­ kiyormuş ki. Deianeira. Kekrops barışsever. yiğidin ısrarı üzerine getir­ miş ve içmeye başlamışlar. Herakles. En ünlü efsanesi Şafak tanrıça Eos tarafın­ dan kaçırılmasıdır. He rakles bu yarayı iyi etmeye çalışmış. Kekrops. şarap içmeye alışık olmayan bu at adamlar düğün şöleninde sarhoş olup gelini kaçırma­ ya kalkışırlar. at adam yigide pişmiş etler ikram etmiş. Dağlarda. Parthenon tapınağının büyük hey­ keltıraş Phidias'ın elinden çıkma metop kabartmalan işte bu savaşı canlandırır. ki­ mine göre Hermes'le Herse'nin yahut da Ati­ na kralı Pandion'un oğludur.Şehir kurmasını. Derken şarap ko­ kuşuna gelen at adamlar kocaman taşlar ve çam ağaçlarıyla Herakles'e saldırmışlar. Kephalos. bir za­ manlar "Akte" (kıyı) diye anılan bölgeye onun adına Kekropeia denmiş. Kheiron ölümsüzlüğü ona vere­ rek ölmüş. P h o los Dionysos'un Kentaur'lara armağan ettiğii bir testi şarabı bulunduğunu. Kekrops. Önden bakınca başları. Eos onu Suriye'ye götü­ rür. Ama Kephalos tanrıçanın ya­ nında uzun zaman kalmaz. Bu ikisi öbürlerine benze­ mez. konuksever. ölmek istemiş. sonra da ona Herakles'in ölümüne sebep olacak iksiri veren at adam Nessos için bkz. insansever. 24). Kentauros (ya da Kentaur'ların hepsi) Hera'nm bir görüntüsünü aşan Iksion'dan dogmadır (İksion). altı yılan biçimindeymiş. Kentaur'lar. Yiğit hepsinin hakkından gelmiş ve onları kovalar­ ken Kheiron'u da bir okuyla yaralamış. kendisi de çiğ! et yiyecekken. gi­ derek yazı yazmasını da o öğretmiş yurttaşla­ rına (Athena). Kronos'Ia Philyra'nın. başara­ mamış. Kekrops'un krallığı sırasında tanrılar yeryü­ zündeki şehirleri aralarında paylaşmaya kal­ kışmışlar. özel­ likle birçok ünlü kabartmalara konu olmuş bir efsane de Kentaur'Iarla Lapith'ler arasındaki savaştır. Efsaneye göre. or­ manlarda yaşayan bu at adamlar çig et yer. ya­ ni at adamlar yarı insan. Yeleleri. Demeter efsanesinde rol oynayan efsanelik Eleusis kralı (Demeter). Kentauroi (Kentaur'lar). Herakles şarap istemiş. Attika'nın ilk kralı sayılır. göğüsle­ ri ve kollan. bilgili ve yarar­ lıdırlar.Kaunos şehrinin yıkıntıları bugün Köyceğiz Dalyanının önünde göz alabildiğine bir sazlı­ ğın dibindedir. kuyrukları vardır. Erymanthos yaban domuzum! avlarken Pholos'a konuk olmuş. düğününe Kentaur'ları da çağırır. Sonunda Lapith'ler savaşı kazanır ve at adamları bölge­ den kovarlar. Pholos ise Silenos'la bir orman perisinin birleşmelerinden doğmuştur (Kheiron^ Pholos). Keleos. Nessos. Atina'ya Poseidon ve Athena talip olmuşlar ve armağanlar yarışmasına girmiş­ ler. Prometheus bu işe razı olunca. Kentaur'lar Herakles efsanesinde rol oy170 nar: Herakles. ondan ayrılıp Attika'ya gelir ve Prokris'le evlenir.. kimi zaman da ön bacakları in­ san gibidir. ama hepsinin malı olduğu için bunu açmaya cesaret edemedigini söylemiş. ölümsüzlüğünü yüklenecek birini aramış.

Kısa ömürlü olup bü­ yük bir ün kazanmayı seçer. bir kefeye Troya'lılarm kara ölümünü kodu. Thanatos tanrının dişisidir. Homeros destanlarında. Argonaut'lar seferine katılır ve Herakles efsanesinde rol oynar. Ker-Keres. 70 vd. 2 1 1 vd. suçlu görülüp sürülür. Gittiler kara Ölüm tanrıçalarının peşi sıra. Bir altın terazi kurdu baba tanrı acıklı ölümün iki tanrıçasını kodu kefelere. Kepheus. Başka yerde Ker bir değil. beresiz yakalıyordu. hedefini şaşmaz bir okla Prokris'i vurur. Kephalos'la Prokrls çok sevişmektedirler. birkaç dize ötede. ölmeden hatasını kabul eder. evden gidiyormuş gibi yapıp baş­ ka kılıkta karısının yanına sokulur ve onu par­ lak armağanlarla elde etmeye çalışır. Lat. erlerin kanıyla kızıla boyalı..ya da tanrıçalar . Ölüm kimini yakalıyordu yeni yaralanmış. Kephalos Areopagos mahkemesinde yargılanır. O sırada Sterope Gorgo'nun kafasından kesilmiş bir kılla düşmanı püskürtmek gücünü elde eder. Kephalos arkadaşı Amphitryon'un yanına sığınır ve onun sefer­ lerine. Ker. kara Ker ve Thanatos'u Uyku'yu ve sürü sürü Düş'leri. şöyle tanımlanır (Theog. yani ölüm tanrıçalarından çoğul olarak dem vuru­ lur ve bunlar kader tanrıçaları Moira'larla bir tutulur.): Aralarında Kavga. Prokris uzun zaman dayandıktan sonra. Ama iş bununla bitmez: Bir gün Prokris kocasından şüphe edecek olur: Avlanırken bir Nympha'yı çağır­ dığı haberini kocasının uşağından alınca. Kimi yerde has isim olup. ya da bütün bir ulusun alın yazısı diye canlandırır: Akhilleus iki ayrı kaderle karşı karşıyadır. ecel anlamına gelen bu Ker iki düşmanı simgeleyen birer tanrıça gibi de çıkar karşımıza. 209 vd.KfcK Prokris'le evliliği de hadiseli geçer. ölüm anlamına gelen bir cins ismidir. "kara ölümden tik­ sinir" gibi deyimlerde kullanılır. Ker.. kara.): Gece üç ölüm tanrısı yarattı: Korkunç Moros. sonunda barışırlar. kaldırdı teraziyi..): Gökyüzünün tam ortasına gelince gün bir altın terazi kurdu baba tanrı. sırtında bir elbise vardı. savaşlarına katılır (Amphtryon). ortasından tuttu. Tıpkı Hesiodos gibi Homeros da ölümü simgeleyen tanrıçaları insanın kader ipliğini büküp günün birinde kesen Moira'lar (Moira. Öldük­ ten sonra yıldızlar arasına katılır (Andromeda). giz­ lice onu izlemeye koyulur... 5 3 5 vd. Ölüriı yazgısı. bir kefeye Akha'larm kara ölümünü. Keres kavramı sık sık karşımıza çıkmakta. XI. dramatik bir nitelik kazanır ( f i . Kimseyle yatmadan kendi başına yarattı onları karanlık Gece. özellikle İlyada'da Ker. ölümü simgeleyen tanrıça . (1) Arkadya kralı.. uğursuz ve belalı gibi sıfatlarla nitelenir ve "getirdi aklına ölümü". bu kavramın üç anlamda kullanıldığı göze çarpmaktadır. ister tekil. Ama Kepheus ve oğulları savaşta ölürler. V I I I . Prokris öfkesinden dağa kaçar. Prokris can çekiş­ mektedir. Kephalos çalılıklar arasında çatırtılar duyunca. biri Akhilleus'unkiydi. diri. kanacak gibi olur. o sırada Kephalos kendini tanıtır. bir sürü ölüyü de çekiyordu kargaşalıkta ayaklarından. Hesiodos'un Theogonia'sında Ker bir ölüm tanrıçasıdır. ama gü­ nün birinde Kephalos karısını denemek heve­ sine kapılır. birinden biri­ ni seçmek zorundadır. X V I I I . birçoktur (İl.için kullanılır ( İ l . Boğuşma ve uğursuz Ölüm de vardı. Keres. (2) Aithiopia kralı Belos'un oğlu. Kepheus yönetimi kızı Sterope'ye bı­ rakarak Herakles'le birlikte Lakedaimon'a karşı savaşa girişir. yani ecelin tartılması olayı asıl Hektor'la Akhilleus söz konusu olunca. X X I I . Kephalos ardına düşer. is­ ter çoğul olarak bir insanın. Akhalarla Troyalılar arasın­ daki savaşın en kızgın bir anındayız ( İ l . kimini yarasız. Burada Ker. Andromeda'nın babası. 338): . biri at sürücüsü Hektor'unki. Kassiepeia'nın kocası. Parça) gibi görür ve Ker'i.): . Ne var ki. .

oracıkta bir kız çocuk doğurmuş ve çocuğa boynuzla ilgili (keras boynuz de­ mek) bir isim verilmiş. "altın boynuz" diye anılan Halic'i geçtik­ ten sonra. Kerberos'u yalnız Orpheus büyüleyip yumuşatabilmiştir (Orpheus). baş­ ka birkaç canavarla birlikte Typhon'la Ekhidna'dan dogmadır (Tab. Bu korkunç hali ve H a des'in giriş kapısında zincirlerle bağlı olduğu yerden havlamalarıyla ölü ruhları dehşete dü­ şürür. aklınca bu onun bana yüklediği en güç işti. kimi zaman Erinys'lerden güzel şeyleri bozan. sağlam tabanı bütün ölümsüzlerin. Adı. vermez. Vergilius'un "Aeneis" destanında Aeneas'ı yeraltına götüren Sibylla Kerberos kö­ peğine uyuşturucu bir besi atar da öyle gire­ bilirler içeriye (Aen. fiermeias'la gök gözlü Atbene bana kılavuzluk etmişti. Aynı anadan ve babadan olan kardeşi Phorkys'le birleşe­ rek önce Graia'ları ve Gorgo'ları doğurur (Graia. Halk geleneğinde Ker'lerin ölülerin ruhlarıyla bir tutulduğu. ya da yüz kafalı . demişti. kirleten bir çeşit kötü ka­ der diye söz eder. Hektor her eylemiyle yavaş ya­ vaş Ker'ine. VI. Kerberos çokluk üç başlı . G a ia'nın. Ecel gelip çatınca. Kerberos. Yunanca büyük deniz yaratıkları için kullanılan (ketos balina demek) Keto. Dionysos'la Ariadne'nin oğlu sayılan Keramos. 6). Burada Apollon tanrı Hektor'u korumaktan vazgeçmek zo­ runda kalır. ' Khaos. Nitekim Kerameikos mahallesi gibi. Ana Toprak.). daha biçime girme­ miş. Odysseus ölüler ülkesine gittiğinde onunla doğrudan doğruya karşılaşmaz. Khaos'tan boşluk. sırtında kara yılanlar dikilir. Hades'in köpeği Kerberos.kimi anlatımda elli. o tunç sesli. 417 vd. bir de yılan meydana getirir. varlığa kavuşmamış öğelerin karışımı anlaşıldığı aşağıdaki tanımlardan bellidir. Bu Nympha'nın yetiş­ tirdiği Keroessa tanrı Poseidon'la sevişerek Byzas'ı doğurmuş. yani Toprağın Denizle birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. adından da anlaşıldığı gibi. görevi dirilerin içeriye . girmesini ve bir girenin bir daha dışarıya çık­ masını önlemektir. Khaos sözcüğü Yunanca açık. 116 vd. İo.): Ekhidna Adı dile Hades'in o aman bir azgın canavar daha doğurmuş: alınmaz Kerberos'u.şeh­ ri ve körfezin kendisi) seramik sanatının mer­ kezleridir. Kcto. Kerberos köpeğini al getir.bir köpek olarak göste­ rilir. Keroessa. onları böylece Harpya'lara benzetir.): Khaos'tu hepsinden önce var olan sonra geniş göğüslü Gaia.bugün Ören . Homeros ve Hesiodos'tan sonraki klasik çağda Ker'ler kendilerine özgü kişiliği yitirip Moira'larla karışır. yırtıcı köpeğini. elli başlı. bunların kötülüğün­ den korunmak için onlara Anthesteria bay­ ramlarında kurbanlar kesildiği görülür. sonra. çömlekçilik sanatının kurucu­ sudur.. 6) der Hesiodos (Theog. ve yo! yol toprağın dibindeki karanlık Tartaros'la. H e siodos Theogonia'nın başında şöyle anlatır Khaos'u (Theog. 623 vd. dünya var olmadan önce khaos vardı. Kuyruğu kocaman bir yılandır. 310 vd. Bizans'ın kurucusu Byzas'ın ana­ sı olan Keroessa. ama Herakles'in ruhu ona şöyle anlatır (Od. Gorgo). Anadolu'da adını taşıyan bütün bölgeler (Kerme körfezinde Keramos . İo ile Zeus'un kızı sayılır. ama ben köpeği alıp çıkarıverdim Hades'ten dışarı. XI. yuvarlandı Hades'e dek. sürekli. Pontos. Byzas kral olduktan sonra Keroessa'nın başka bir oğlu kardeşine ve Bi­ zanslılara karşı savaş açmış (Byzas). yani eceline kavuşacaktır. Yunan mitograflarının hepsine gö­ re. Kerberos ölüler ülkesinin bekçisidir. Hesiodos'a göre.. boş olmak an­ lamına gelen "khainein" fiilinden türeme olsa gerek. kefe düştü. Atina'nın Kerameikos mahallesi­ ne adını veren efsanelik kişi.): Bir ara buraya göndermişti beni o (yani Eurystheus). Keramos.İM K A M U S ağır bastı Hektor'un kara günü. onlar ki tepelerinde otururlar karlı Olympos'un. hiçbir tanrının Zeus'un bile elinden bir şey gelmez. Herakles'in on ikinci işi sayılan bu başarısı efsanede eşsizdir (Herakles).

382). Z. Kharon abus çeh reli. düzensiz ağır bir yığın. . Kharon Herakles efsanesinde rol oynar: Sandalcı. Himeros'la bir­ likte onun ardına koyuldukları gibi unu süsle mcde hep görev başında gösteriliri*] ( O d Vlll. I. Yunan mythos'un u n Üç Güzeli'ni şöyle tanımlar Hesiodos (Theog. Aphrodite'yle Eros'un ve kimi zaman da Dionysos'un alayına katılırlar. Sizin işiniz bun/ar. insanların da yüre­ ğine neşe ve sevinç serpen tanrıçalardır.. karadan bütün bunları kuşatan gökyüzü var olmadan. XIV. sert. onun içindir ki ölülerin ağzın. Harmoniaj. M u sa'larla birlikte Olympos'ta otururlar. 362vd. Herakles onu küregiyle döver. ezgi söylerler. Aphrodite doğar doğmaz. ışıltı. Aene as Kharon'a Sibylla'nın kendisine verdiği ve Proserpina'ya adanmış bir altın dalı sunmak­ la katı yürekli sandalcıyı yumuşatmak yolunu bulur. Kharon bu işe razı olduğu için bir yıl boyunca Hades'ten sürülür. yiğidi öte tarafa geçirmek isteme­ yince. Kharit'ler göze hoş olanı simgeleyen tanrıçalardır. gözlere şenlik. üç kızı oldu ondan. Kharit'ler tanrıların da. nitekim adları da parlaklık. güzellik anlamına gelen "kharis" sözcüğüyle ilgilidir. tanrının Kharis diye karısıyla karşılaşır ( İ l . kaba ve pinti bir ihtiyar olarak can landırılır. bu ki sinin ölmekte olan insanı yeraltı ülkesine . biçimsiz. Kharon. Üç Güzeller yıkadılar orada onu ve ovdular ölümsüz tanrıların bedenini parlatan yağlarla. Erebos'la sevişip birleşmesinden. yardım edin bana başladığım işte ey tanrılar! Ulaştırın bu türkümü doğanın başlangıcından Günümüze değin. taş çatlasa yumuşa mazdı.) bil obolos (metelik) konurdu.Khaos'tan Erebos ve kara gece doğdu. güzelliği görenleri büyüleyen uyum tanrıçayla. İ. Hele toprağa gömülmeyen ruhların Hades bataklığını geçmeleri olanaksızdı.ı geçirtir kendini. Tannça Thetis.. Hera da İda dağında Zeus'u uyutmayı aklına koyunca. Athena'nm yanı başında görü­ nürler. zorl. Bu inanç destanda da. Hypnos. karmakarışıkmış içinde nesnelerin türlü türlü öğeleri. Gece'dense Esir ve Günışığı doğdu. Paphos'a kutsal bir koru tüten sunaklar vardı ya. güzelim rubalar giydirdiler. X V I I I . yani Uy­ ku tanrıya istediğini yapması için bir Kharit tanrıça vermeye ant içer (İl. ölülerin tek amacı topra{Ja kavuşmaktır. Bundan sonra da öğelerin bir bir ayrılma­ sıyla bir kosmogonia taslağı yapar Ovidius. çev. "Değişimler" adlı eseri şöyle başlar.. tek görünümlüymüş evren içinde doğa. onun içindir ki.)ı . denizden. işte oraya. insanda ve tanrıda yaratıcı­ lık doğuran tanrıçalardır. Yeraltı ülkesinde ölülere Akheron ırmağını geçiren sandalcı. (Met. bu korkunç çi­ leden sonra kaderlerinin ne olacağı konusun­ da bir karara varıldığı söylenirdi. Apollon'un alayına katılarak hora teperler. Gülümser Aphrodite de Kıbrıs'a gitti. Gömülemeyen ruhların yüz yıl havalarda serseri dolaştıkları. Bu Kharit'in adı Pasithea'dır. tragedyada da dramatik bazı ki­ şilerin ele alınmasına yol açmıştır (Elpenor. Para almazsa. Üç Güzeller: Aglaie.): Okeanos kızı Eurynome'yle evlendi Zeus. Eyuboglu): Anlatmak istiyorum değişen nesnelerin yeni biçimler alışım. Etrüsk mezarlarında sık sık rastlanan simgesi. khaos deniyordu ona. Ölü ruhlarına ırmağı geçirtmek İ ç i n para alır. Euphrosyne ve sevimli Thalia. kımıldamaz. Khaos'u ayrıntılarıyla anlatan bir başka şair de Ovidius'tur. Kharon ruhları kovar. 1 vd. Polyneikes). Kharit'ler her çeşit sanat işini esin­ leyen ve koruyan. Yunan efsanesinde pek belirli bir rol oyna­ mayan Kharon'un Roma'da Etrüsk etkisiyle önemli ve belirgin bir kişilik kazandığı. 907 vd. 267). Kharites (Kharit'lcr). i l makla tam anlamıyla öldüren bir cin olduğu görülür. oğlu Akhilleus'a yeni silah­ lar yaptırmak için Hephaistos'un işliğine gitti­ ğinde. Kharit'ler. Harmonia'nın elbi­ sesinin nakışlarını onlar yapmıştır (Kadmos.

Kharybdis'in üs­ tüne yıldırımını salarak onu denizin dibine at­ mış. Homeros'un akıllara durgunluk verecek bir dakiklik ve canlılıkla anlattığı Kharybdis belki Messina boğazında bulunan zamanla efsane­ leşmiş bir akıntı ve anafordur. Böylece girdik dar boğaza içimizi çeke çeke. dibi görünür anaforların içinde. Adı "Kheir". Thetis kocasını bırakıp denize d ö ­ nünce. lardır. anaforun salını yutup yeniden su yüzüne çıkmasını bek­ ler. deniz tanrıçası Thetis'le evlenme­ suları yuttuğu stra varayım deme oraya sini salık vermiş. yağmurdan ka­ çarken doluya tutulmak anlamına gelir. Kheiron'un. Gaia ile Poseidon'un birleşmesin­ den dogma ölümlü bir yaratıkmış. yutar kara leus'un babası Peleus'la özel bir ilişkisi vardır. Odysseus bütün arkadaşlarını yitirdikten sonra. Çok oburmuş. düğünde Peleus'a hedefini sakın. Kharybdis'i şöyle tanımlar (Od. Thetis). Atlatılması gereken en büyük bela Skylla ile Kharybdis kayalarının arasından geçmek­ tir. Hermes'in kıla­ vuzluğunda yeraltına inen birçok ölüler . yolda karşı­ laşacağı bütün güçlükleri kendisine bir bir sa­ yar. Ve geçidi şöy­ le anlatır (Od. Skylla'yi anlattıktan sonra (Skylla). Efsaneye göre. Akhilleus'tur (Akhilleus). kurtaramaz. Bir doğa adamı Göreceksin. Ne korkunçtur bu canavar yutarken denizin acı sularını.Kharon'un asıl rol oynadığı bir yapıt. en bilgi­ nidir. daha alçak öbür kapa (yani Kharybdis). ne yese doymazmış. giderek tanrı Apollon bile ondan ders almış­ bîr incir ağacı var üstünde. XI!. sonra doruklardan aşağı yuvarlanır bu köpükler. tanrısal Khraybdis bir yanımızda. Akhiltanrısal Kharybdis sömürür. en ünlüsü. Skylla'ya altı arkada- . destekler: Akastos'un Üç kez kusar günde ve çeker içine sömürür sarayında başına gelen serüvenden kurtarmış üç kez. Büyücü Kirke Odysseus'la arkadaşlarını adasından yola çıkardığı zaman. Ama Kheiron'un en ünlü öğrencisi kocaman. Kheiron öjjrenı İ 8 İ bütün yok olmaktansa.): şını kurban vermeyi yeg görür. 234 vd.)-. Asklepios. dipteki masmavi kumlar fırlar dışarı. Sarsılır gümbürtüyle çevresinde kayalar. Kronos'la Philyra'nın oğlu Kheîron at adamların en iyisi.ve aralarında filozoflar . batan gemisinin yelken direğini omur­ gaya bir kayışla bağlayarak. Odysseus. Skylla bir yanımızda. Böylece korkunç tehlikeyi atlatır. Peleus oğlu Akhilleus'u Kheiron'a Odysseus Kharybdis'in önünden geçip büs­ emanet eder (Akhilleus). İason. vurursun birinden öbürüne bir okla. Bir daha yutunca acı sularını denizin. Odysseus'un serüvenlerinde çok önemli bir rol oyna­ yan bu canavarların ünü atasözlerine ve de­ yimlere geçecek kadar yaygın olmuştur. Kharybdis bundan böyle bir deniz cana­ varı olmuş. XII. onu her fırsatta korur. bu kez sözü geçen incir ağacına tırmanır. yani "el"den gelir. gerçek­ ten de eli her şeye yatkındır. 101 vd. ellerini kürek gibi kullanarak oradan uzaklaşır. ölümden sonra her türlü varlığın boş olduğu sonucuna varırlar. Odysseia destanından önce Kharybdis'in adı Herakles efsanesiyle ilgili olarak geçer: Kharybdis. Kharybdis. kustuğu zaman da kaynayıp gümbürder koca engin ateşin üstünde dopdolu bir kazan gibi köpükler yükselir iki kayanın doruklarına kadar. yaprak dolu. üstüne oturur ve Kharybdis'in önünden bir daha geçer. (Akastos). olan Kheiron doğadan aldığı derslerle en bü­ çok yakınlar birbirine bu kayalar. Buna öfkelenen Zeus. yük yiğitleri yetiştirmiştir. Samsatlı (Malatya bölgesinde) Lukianos'un "Öbür Dünyada Konuşmalar"dır. yeri sarsan tanrı bile seni yıkımdan şaşmaz bir kargı armağan etmiştir (Peleus. Herakles Geryoneus'tan çaldığı sürülerle önünden geçerken Kharybdis hayvanlara saldırmış ve hepsini yemiş. kendini bırakıp tam üstüne düşer. sulan ağacın altından. Sicilya'yı İtal­ ya'dan ayıran Messina Boğazında Kharybdis'le Skylla diye iki canavar vardır.Kharon'la ve kendi ken­ dileriyle konuşurlar. Sal birkaç saat sonra meydana çıkınca. Kheiron. nite­ kim Batı dillerinde "Kharybdis'ten Skylla'ya düşmek" diye bir söz vardır.

Neden? Akhalar Troya'yı kuşattıktan sonra yıllarca bekler­ ler güçlü kentin surları önünde: Troya düş­ mez de düşmez. Plinius'a göre.): Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. değerli silahlar almakla kalmazlar. hızlı ve güçlü. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını Khrysaor. Onu baraka­ sında karisi gibi kullanır. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. tunç. saldırgan Akhalar çapulculuk seferlerine girişerek talan etmeye uğraşırlar zengin Anadolu şehirlerini. En büyük pay her zaman krallar kralı Agamemnon'a gider. Kherion'un ölümü Herakles'in elinden olur. getirmiştir. ne var ki yeri üstünde bir uygunluk yoktur anlattıklarında. bir yerine. söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yi. 6). İlkçağ yazarları da Khimalra ateşini bilir. Tesalya'nın Pelion dağı eteklerindeki mağarada hocası Kheiron'la geçirdiği eğitim yıllarına borçlu­ dur. Okeanos kızı Kallirhoe ile evlenir ve Geryoneus'u üretir. Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kenti­ nin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseisi tutsak olarak almış. kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koy­ muş. Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır. Destan bir korku sahnesiyle açılır: Akha or­ dusu salgından kırılmaktadır. Khimaira. kor­ kunç ejderha da böylece can vermiş. Bu sırada. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemici lere kılavuz olurmuş. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre. öteki keçi. Kallirhoe'den Ekhkl na da doğar (Ekhidna). Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. yağ­ ma ettikleri şehirlerden seçkin kızlar. Khrysaor. 318 vd. Altın. Ne var ki tanrı oğlu olduğundan ölümsüzmüş. korkunç ve büyük. müzik. Bu savaşta kadınlar önemli bir rol oynar. dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki.): Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna. Yığın yığın mallar. kadınlar da kaçırırlar. üç kafalı Khimaira'yi: Biri azgın bakışlı aslan kafası. Gorgo'lardan Medusa'nın oğlu sayılır (Tab. ejderha kafası Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'mn koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. Doğumunu şöyle anlatır Hesiodos (Theog. Akhilleus başta olmak üzere. Bellerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pegasos atma binmekle kalmamış. Homeros aşağı yukarı Hesiodos gibi tanım­ ladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar (Bellerophontes). Akhilleus'un üstün yeteneklerini. deniz perisi Philyra'yla birleş­ mek için bir at biçimine girmiş derlerdi. Kronos. giderek sever. Troya savaşı bir kadın yüzünden çıkmıştır. Hele ikisi. canavarın ağızlarından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış. Khrysaor. Burada ilkçağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuştu­ rulup hiç durmadan yanar.ni dillere destan olacak biçimde yetiştirir: Ona avlanmayı ve savaşmayı öğrettiği gibi. Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur: "Dionysias adası. sürü sürü'tutsaklar ortaya konup Akha yiğitleri arasında bölüşülür. Khryscis. 280 vd. Helene'nin kaçırılmasından çok sonraki olayları canlandıran İlyada'da Helene'den de daha büyük bir yer tutarlar: Bunlar Khryseis'le Briseis'tir. Herakles kendisine saldıran at adamları püskürtünce oklarından biri Kheiron'un etine saplanmış. Khimaira'mn bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. Biri deniz kıyısında doğduğu için. Kheiron'un da at adam olarak dogması ondanmış. öteki yılan. Siderus limanı ve burnu. "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır. İkisi de yeraltı yaratıktan olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khimaira diye bir canavar doğar. Yarasının iyileşme­ yeceğini anlayan Kheiron da ölümsüzlüğü Prometheus'la değişerek ölmeyi yeğ görmüş (Kentauroi). ni . bunun üstünde. hiçbir zaman sönmemekte­ dir". ahlak ve hekimlik dersleri de verir. de­ mir.

Kimmer'ler diye bir ulusun varlığı ilkin Homeros'un Odysseia'sında geçtiğine göre. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. 38-61). dövüş. Kinyras da elli gemi yolla­ maya söz vermiş. Europe. burada belki batı A v rupa'da maden işleten ve Akdeniz'den gelme kervanlara bakırla tunç satan uluslar söz ko­ nusudur. Kikon'lar. Bir tasına yirmi tas su katılıp içilen bu bal gibi şarapla ileride Kyklops Polyphemos'u sarhoş edecektir Odysseus.oraya doğu denir -. Kinyras. IX. on iki sağrak dolusu da ismaros şarabı alır. Odysseia'nın önsözünde belirtildiği gibi (s. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. Homeros'tan sonraki efsane ve görüşlerde Kimmer'lerin. Neden? Kikon'lar Troyalıların savaş ortağı olduklarından mı.): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar vardık sınırlarına deri nakışlı Okeanos'un. 22 vd. 176 ne de gökten toprağa döndüğü vakit. gene de ucuz kurtulurlar: Altı ölü verip kaçar­ lar (Od. Odysseus'un dönüş yolculuğunda. Başka efsanelerde Kimmer'lerin yeraltında galeriler­ de oturdukları anlatılır. Orayı Akhalar bir iyice talan ederler. 10). Kinyras Kıbrıs adasının yerlisi değildir: Suri­ ye'nin Byblos kentinden gelmedir. Güneş bu ırmakta ba­ tar . yemek ye­ mekle oyalandıklarından dağlardan inen atlı Kikon'ların saldırısına uğrarlar. Thasos ve Poiniks'in kardeşi (Tab. Kar­ deşleriyle birlikte kaçırılan Europe'yi arama­ ya gider. Ama böylece Kinyras sö­ zünü tuttu sayılmış. Bu işleri yaptıktan sonra arkadaşlarının çabuk gemilere dönmelerini buyurur. bir gümüş tas. VII. 14 vd.buraya batı denir -. Kimmer'lerin nerede oturduğu. bulamayınca K i l i k y a bölgesine yer­ leşir ve buraya adını verir. yakarır. bu diski Okeanos ır­ mağı çepeçevre sarar. Güneş görmediği için karanlık sayılan bu ülkenin ka­ ranlığın ta kendisi olan ölüler ülkesiyle ilgili görülmesi doğaldır. Tarihsel çağlarda (İ. Ne var ki günün birinde Khryses zengin kur­ tulmalıklarla kızını geri almaya gelir. Öylece seri/i durur bir uğursuz gece bu zavallı ölümlülerin üstünde. yalnız Agamemnon karşı koyar bu isteğe ve Khryses'i sert sözlerle kovar. yalvarır. Kimmer'ler de Okeanos'un ötesinde kuzeybatıya rastlayan bir bölgede düşünülmelidir. Bir efsaneye göre Kiliks. ama Akhaları aldatmış: Bir gerçek gemi donatmış. Agenor'un oğlu. Roma dünyasında ise ölüler ülkesine girişin güney İtalya şehri Cumae'den olduğu sanılırdı. kırk dokuzu batmış. Bu görüşü Vergilius'un "Aeneis" destanında buluruz. Ö.yuvar­ lak bir disk biçimindedir.) Odysseia'ya göre dünya . Savaş. gene ırmağın karşı tarafında doğar .ilk uğrağı Kikon'lar adlı bir boyun oturdu­ ğu İsmaros kentidir. yüzyıl) Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırıp Phrygia başkenti Gordion'ü yıktıkları bilinir. Kimmer'ler Odysseia'da adı geçen efsanelik bir ulustur. Kimmerioi (Kimmer'ler). hepsini denize in­ dirmiş. Kıbrıs kralı Kinyras'ın adı İlyada'da geçer: Troya savaşına katılması için Agamemnon ona Odysseus'la birlikte Talthybios'u göndermiş. Bu Trakya şehri bugün­ kü Dedeagaç olsa gerek. ama onlar şarap içip. 43 vd. yoksa gi­ derayak bolca mal edinmek için mi? Bu serü­ venini anlatan Odysseus nedenini söylemez. ama oradan yedi külçe altın. onları bizim dünya haritamıza yerleştirmek için Homeros'un dünya haritasını göz önüne getirmeli. Bunun üzeri­ ne rahip Apollon tanrıya yakarır ve tanrı Khryses'in öcünü alır (İl. Europe'nin Zeus'tan olan oğlu Sarpedon'la birlikte komşu Lykia'ya saldırır. Kendi ve . kırk dokuz tane de topraktan tekne yaptırıp. Kadmos. yalnız bir gemi varabilmiş Aulis'e. kuzeye mi yerleş­ tirmek gerektiği mythos yazarları arasında tartışma konusu olmuştur.kâhlı karısı Klytaimestra'dan üstün tutar onu.) (Apollon). Akha önderleri kızı geri vermek ister­ ler. Kelt ya da İskit boylarının ata­ ları oldukları ileri sürülür. Kiliks. güneş gör­ meyen bu ülkeyi batıya mı. I. parlak güneş onları ışınlarıyla göremez hiçbir vakit. zafer kazanır ve Sarpedon'a bu bölgenin krallığını verir (Sarpedon). oradadır Kimmer'lerin ülkesi ve kenti. Odysseus ölüler ülkesine Kimmer'lerin ora­ dan iner ve burayı şöyle tanımlar (Od. XI.ki o zaman tanı­ nan dünya yalnız Akdeniz dünyasıydı .

232 vd. Odysseus böylece Kir ke'nin konağında bir yıl kalır. bir burundur. hep yediği şeylerdi bunlar yerde sürünen domuzların. şarabimi ı. attı önlerine kayın kozalağı. Sonra da olan olur Odysseus'un arkadaşlarına: K i r ke'nin onları domuza dönüştürmesini şöyle anlatır Homeros (Od. Kinyras Kıbrıs'a gelince Paphos kentini kurmuş. Tanrı Hermes Odysseus'un yardımına ko­ şar. ama akıl vardı gene içlerinde eskisi gibi. Öyle olur. "Aia". Kinyras efsanesinin en ilginç yönü. çıktığı tepeden Kirke'nin kon. Argonaut'lar desta­ nında da söz konusu olur. ama bu bir ada değil. yalnız Eurylokhos kuşkulanıp dışarda kalır. Kıbrıs'ta bu tanrıçanın kültünü kurmakla kalmamış. kızılcık yemişi. insan sesli korkunç tanrıça. Tanrı­ ça Aphrodite'nin öfkesini üzerlerine çeken bu kızlar birer yosma olmuşlar: Kıbrıs'a ge­ len. sağrağa korkunç ilaçlar karıştırdı büsbütün unutsunlar diye baba toprağını. X. büyücü Kirke'yi nasıl alt edeceğini söyler ona: Kirke ona zehirli şarabı içirecegi anda. X. Başlarında Eurylokhos vardır (Od. Ne var ki Odysseus'un arkadaşları onu uyarırlar. efsanenin bu konuda bu kadarcık yanıl­ ması doğaldır. usta bir bilici ve müzikçi olarak adaya sanatları ve uygarlığı da getir­ miş.): Gide gide Akile adasına nardık sonunda.agını görür uzakta. maktadır. çünkü bu­ gün de italya'nın Sardunya karşısındaki Etruria kıyılarında Capo Circeo diye anılan bir yer var. L35 vd. Kinyras da 160 yaşma kadar yaşamış.): » Tanrıça onları içeride tahtlara. Fenike'den gelme "kinnor" adlı bir sazla (Kinyras adı oradan türemeymiş) tanrı Apollon'la yarışmaya girmiş ve Marsyas gibi tanrı­ nın gazabına uğramış. onun kızı Myrrha'ya (ya da Smyrna) olan dogadışı aşkıdır.). güzel belikli. Bu aşktan Adonis doğar (Adonis). peynir. Kirke yalnız Odysseia'da değil. içine tanrının onun için kopardığı "malü" di­ ye sihirli bir bitkiyi atacak ve kılıcıyla saldırıp tanrıçayı alt edecek. Ef­ sanenin başka bir dalında Kinyras tanrıça Aphrodite'nin saydığı ve sevdiği bir kral ola­ rak gösterilir. Kolkhis kralı Aietes'in ve Giritli Minos'un karısı Pasiphae'nin kız kardeşidir (Tab. tunç işlemeciliğini kuran ve adaya ilkçağdaki zenginliğini kazandıran kral olarak geçinir. Odysseus arkadaşlanna besi sağlamak için ava gider. Kirke hepsine değneğiyle vurdu ve kapattı yoldaşlarımı domuz ağılma. kimine göre de Hekate'nin kızıdır ve büyücülüğü ondan almıştır. Kirke de tıpkı Kalypso gibi onu kendine koca etmek hevesiyle yanıp tulu. Büyücü tanrıça Kirke tıpkı Kalypso gibi Odysseus'un serüvenlerinde başlıca rol oynayan kişilerdendir. Kirke razı olur. iskemlelere oturttu. kılları vegövdeleriyle. onlar diker dikmez içkiyi. ama önce ölü . ormanın ötesinde. yoldaşlarım da insan kılığına sokar. Odysseus'un arkadaşları dışanya çağırırlar Kirke'yi. erkekliğine vurulur ve onu yatağına aldıktan sonra. sarı bal ve arpa unu ezdi Pramno. "gaia" yani toprak anlamına geldiğine göre. 210 vd. yurda dönmek gerektiğini ha­ tırlatırlar ona.. Verdi onlara bu içkiyi. Kıb­ rıs kralı Pygmalion'un kızını almış ve Adonis'ten başka bir oğluyla üç kızı olmuş. Ağlar. 8). Korka korka birkaç arkadaşını gönderir oraya. Sonunda da Mısır'a göçmüşler. Efsaneler Kirke'nin Aiaie adasında oturduğunu belirtirler.. Aphrodite onu sevdiği için uzun ömürlülük bağışlamış. Aiolos'un adasından kovulduktan. orada Kirke otururdu.oğlu Adonis'le ilgili efsanelerin Fenike kay­ naklı oluşundan da bu çıkmaktadır. yamyam Laistrygonlara epey kurban verdikten sonra Odysseus'aı arkadaşları Kirke'nin Aiaie ada­ sına v a r ı r l a r ( İ d X . Kinyras Kıbrıs adasında bakır madenlerini ortaya çıkaran. Şimdi onlar tıpkı domuza benzemişlerdl başları ve sesleri. palamut. Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Perseis'ten dogmadır denir ki­ mi efsanelerde. sızlar halde onları kapadı oraya. yiyip içip kayli sürmekte. Kirke. Kirke Odysseus'un gücü karşısın de şaşakalır. onlarda hemen d ikiller. güzelliğine. oysa tanrıça onları içeri alır. Bu adanın nerede olduğu az çok belli. giden yabancılara verirlermiş kendilerini. kendisine ve arkadaşları na bir kötülük yapmayacağına ant içirecektir. dumanı tütmektedir sık çalılı gın.

Bölgenin Etruria yani Anadolu'dan gelme Etrüsklerin yerleştiği yer olduğu da ak­ la getirilirse. Kirke ona ilerdeki yolculuğun nasıl düzenlenmesi gerektiğini. Bundan sonra Odysseus'un Hades yolculuğu anlatılır (Od. sözü edilse de işlediği suçlann asıl etkeni olarak gösteril­ mez. adam öldüren. Odysseia'dan sonraki efsanelere göre K i r ke'nin Odysseus'tan birçok çocukları olur. 3). iki yumurta doğurmuş derler. P r o metheus. Bir kaynağa göre İapetos'la evlenip Atlas. çeşnisi de taşır. hayvanları ev­ cilleştirip arabasına koşan tanrısal varlığı sim­ geler. Tyndareos'la Leda'nın kızıdır. oğul­ larına. Skylla ve Kharybdis'ten nasıl korunabileceğini bildirir. Epimetheus ve Menoithios'un ana­ sı olmuştur (Tab. Kirke'nin kimliği ve nitelikleri üstünde bil­ ginler çok durmuş. bi­ ri Telegonos.ler ülkesine gidip Teiresias'ın ruhuna danış­ masının gerektiğini bildirir. Dönüşte Odysseus gene Aiaie adasına uğrar. insanlar için en iyi şeyi bağışlamasını diledi. Hera da bu dileği yerine getirerek iki oğlanı uyuttu. birinden Helena ile Polydeukes. Kleobis. tarih alanı ona ayrılmış. Helena ile Polydeukes Zeus'un dölleri. Adı bükmek. Seirenlerden. Leda kuğu kuşu haline girmiş tanrı Zeus'la birleştikten sonra. bugün Capo Circeo'nun bulunduğu bölgede Roma çağlarında Feronia adlı tanrıçaya tapıldığı gö­ rülür. Klytaimestra mythos'ta Helena kadar eşsiz bir rol oynar. Klytaimestra. Klyaimestra ile Kastor ölümlü Tyndareos'un çocuklarıymış (Tab. Kirke'nin yeri. kutlamak. Klotho. bu kez. Kleio. Kirke-Feronia. dişilik. Kroisos ona bu dünyada en mutlu insanın kim olduğunu so­ rar. Solon ilk olarak yurdu için can veren Tellus'u saydıktan sonra ikinci örnek olarak da Kleobis'le Biton'u gösterir. Klymene. Kirke-Odysseus macerasının İtalya efsanesince ne kadar benimsendiği gö­ rülür. Sağ elinde boru. 307'den XI sonuna dek). daha sonra da Feronia'nın Anadolu'nun Ana Tanrıçası Kybele ile ilişkisi göze çarpar. X. Kydippe. doğurganlık ve bereket kavramını erkeği boyunduruğa al­ mak. Kirke'nin. Bu Feronia ile Kirke arasında bağlantı kurmamak ola­ naksız. İnsanların unutulma­ ması gereken ünlü. Kleobis'le Biton götürdüler. kahramanlıkları di­ le getirir bunlarla. Klytaimestra aşığı Aigisthos'un elinde . Bu tanrıçanın "feri" yani vahşi hayvan sözcüğünden türeme adı. herhangi bir hayvan haline getirmekle açığa vurur. kimi resimlerde elinde bir klepsydra. Argos'taki Hera tapınağı rahi­ besi olan anneleri Kydippe'nin arabasını. Adı. Bu tanrıça dişidir. öbüründen Klytaimestra ile Kastor çık­ mış. yani su saati vardır. Benliğinde zıt duyguların çarpıştığı öbür trajik kişiler gibi Klytaimestra' nın da destanda pek adı geçmez. övmek anlamına ge­ len "kleio" fiilinden türemiş olan Kleio (ya da Klio) Musalann biridir. Okeanos'la Tethys'in kızı. Adı Klytaimestra ya da Klytaimnestra olarak geçer. düşünmüştür. Atinalı Solon zenginler zengini kral Kroisos'a konuk gidince. suç işleyen. 12). Bu öykü Herodotos'un Tarihinde (I. olayların akışı­ nı ölçmeyi simgeler. tanrıçadan. 31) an­ latılmıştır. öteki de Latinos'tur derler. kö­ tüye varan yolların hepsini deneyen kadın olarak yazarları sonsuzca esinleyen bir tip ni­ teliğini kazanmıştır. Motifleri Ana Tanrıça kültünün özelliklerini andıran Kirke efsanesi Odysseia'da sözü geçen başka temalarda ol­ duğu gibi peri masalı. 45 menzil uzaktaki tapınağa kadar. tarih ya­ zarlarını esinleyen peri sayılmıştır. Zeus'le Themis'in kızları olan kader tanrıçaları Moira'ların biri. ya da gitar bulunur. Argoslular iki kardeşin heykelini Delphoi'ye adadılar. vahşi hayvanları dizgine alan tanrıça anlamını taşır. Artemis-Kybele gibi doğaya hâkim. Arabayı çekecek ineklerin olmadı­ ğı bir günde. şanlı eylemlerini dile ge178 tirdiği için. d o ­ kumak anlamına gelen Klotho hayat ipliğini büken tanrıça sayılırdı (Moira'lar). Telegonos'un İtalya'da TuSculum şehrini kurdu­ ğu. büyülemek. Kirke' nin sözleri tıpatıp doğru çıkar ve Odysseus sonunda selameti büyücü tanrıçanın öğütleri­ ne borçlu olur. Latinos'un da Latinlerin atası sayıldığı h e ­ saba katılırsa. öylece öldüler. yurdu besbelli ki İtalya'dadır. Bütün bu öğeler Ana Tannça'nın kişiliği ve yaygınlı­ ğı tam bir aydınlığa kavuşacağı zaman gere­ ğince değerlendirilebilecektir.

öbürünün eliyle de vurulup ölmüş. aklı. birbirini sevmeyen çiftin ta kendisi­ dir. Ama Klytaimestra'nın kocasına olan asıl hıncı kadın yüzünden değildir. Küçük oğlu Neleus da Miletos'a göç­ müş (Neleus 2). onun yüzünden kendi başına bunca be­ lalar geldiğini yana yakıla dile getirir. ça§daş bir görüşle nitelenecek olursa. ama onun öldüğü haberini alınca tanrılara şükran adak­ ları adayacak kadar sevinir. Tragedya ya­ zarlarından Aiskhylos da. Kadınlığı böylece hor görülen Klytaimestra ister istemez kendini kardeşi Helena ile kıyaslar. fikri yerinde. Kodros öldükten sonra Atina tahtına oğlu Medon çıkmış. çocuklarını da öldürür. Bunu Agamemnon'a bir türlü affedemez. hepsinin birden esinlediği Klytaimestra tipini özetlemeye çalışalım. Uğursuzlukla başlayan bu evlenme son­ suz bir kin ve suç zincirinin birinci halkasıdır. kadın ve eş olarak bunca şımarıklığı olan Helena'nın hiç ceza görmedi­ ğini. içindeki karşıt duyguların çarpışması daha karmaşık olduğundan Aigisthos-Klytaimestra ikiliğinde baş rolü alır. Delphoi kehaneti de Peloponezliler Atina kralını öldürürlerse zafer kazanacaklarını bildirmiş. Helena'nın ikizi olmakla başlar bu kompleks. Klytaimestra'ya ona iyi davranma­ sını öğütler. aslında suçluluğu­ nu örtmek için bir bahane olduğunu yüzüne vurur. Ancak tragedya İ l e d i r k i . 15). Elektra anasıyla sert tartışmalarından Klytaimestra'nın ileri sürdü­ ğü bu İphigeneia olayının. Klytaimestra ömrünün başından sonuna kadar kıskançlıkla kıvranmış durmuş. Bütün bu tragedyaları bir bir ele alamayacağı­ mıza göre. Sophokles'in "Elektra".): Doğrusunu isterseniz. Uranos'la Gaia'nın oğlu. birini öl­ dürmüş. hem de bu tragedyalarda oynadığı rol biricik ve eşsizdir. Krallığı sırasında Atina P e loponez'lilerin saldırısına uğramış. yani rol oynadığı tragedyalar hem çok. K l y t a i mestra'nın ilginç ve karmaşık tipinin tamam bir portresini okumak için Aiskhylos'un "Agamemnon". K l y t a i mestra özgür bir kişilik kazanır ve dramı daha derin. Klytaimestra'nın içinde başlıca yeri tutan duygu.112 vd. ondan aşağı değil yapısı. Khryseis'ten daha güçlü bir kuma da çıkarır karşısına: Troya'dan Kassandra'yı sarayına getirince. asıl karım Klytaimestra'dan üstün o kız. Hyperion. Orestes'ten nefret eder. Kodros'un mezarı tarihsel çağlarda Atina kapılarının birinin önünde gösterilirmiş. Agamemnon'la Klytaimestra mythos'ta geçinemeyen. Tragedyaların bazıları Agamemnon'un öl­ dürülmesinde Klytaimestra'yı asıl fail olarak gösterir. Titanlardan biri (Tab. Onu koca. 1. İapetos ve Kronos'tur. Euripides de Klytaimestra tipini kendi görüşleri­ ne göre sonuna kadar işlemekten geri kalma­ mışlardır. gerçi Agamemnon'la ev­ lenmeden Klytaimestra'yı bazı efsaneler Tantalos'la evli gösterir. kız kardeş . Erkek kardeşleri Okeanos. Gerçekten de tragedyanın sahneye koyduğu Klytaimestra yüreğinde en ufak bir analık duygusu olmayan bir kadındır. İki düşmanla karşı­ laşmış ve onlarla kavgaya tutuşmuş. Onlar da kralı öldür­ düklerini anlayarak saldırıdan vazgeçmişler. kıskançlık diye adlandırılmalıdır. Orestes'e anana kıyma diye yalvarır. Bu yüzden duyduğu kini öbür çocuklarına da bulaştırır: Elektra'dan. Klytaimestra'nın kardeşleri Dioskur'ların saldırısına uğ­ rayınca Klytaimestra ile evlenmek zorunda kalır. Koios. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" tragedyala­ rını okumak gerekir. az daha evlat katili yapan kızı İphigeneia'nm kurban edilmesidir. Bunu haber alınca Kodros hayatını yurduna feda etmeye karar vermiş ve dilenci kılığına gire­ rek şehirden dışarı çıkmış. Agamemnon bu Tantaloş'u da. İlyada'da bile krallar kralı tutsağı Khryseis'i meşru karısı Klytaimestra ile bir tutmak cüretini gösterir (İl. onu suça iten duygu da bu kıskançlık olmuştur. Sophokles de.b i r araçtır. 4). Poseidon'un soyundan olan efsanelik Atina kralı. boyu boşu. Öyle ki Klytaimestra nicelik ve nite­ lik bakımından da efsanenin en göze çarpan kişilerinden biri olarak karşımıza çıkar. Kodros. kiminde de Mykene'de yalnız kaldığı için Aigisthos'un zorlamasına dayanamayıp kendini veren ve âşığının elinde bir araç gibi kullanılan bir z a v a l l ı kadın pozundadır. bu Tantalos Thyestes'in oğludur (Tab. üstelik ev kadını. Atinalılar işin farkına vararak ölüsünü Peloponezlilerden istemişler.

Toprağın oğulları oldukları söylenir: Rhea Girit'in Lyktos magarasında Zeus'u doğurduğu zaman onu Amaltheia adlı nympha'ya teslim eder. Korybas Lydia ya da Phrygia dilinde ilkin Attis'e veri­ len bir addır. Kureta'lar ise Zeus efsanesin­ de rol oynayan cinlerdir. Minos da Daidalos'u aramaya çıkıp Sicilya'ya vardığında usta yapıcıyı bulmak için bir düzene başvur­ muş: Bir iplikle bir şeytanminaresi almış. Komaitho. ipli­ ği bir ucundan öbür ucuna geçirmesini başa­ rana ödül vereceğini bildirmiş. Amphitryon. Burada iki ana tanrıçanın ve onun hizmetinde bulunan efsanelik rahip­ lerin de birbirine karıştığı görülür. sonra çık yola. Kokalos. Hades bataklarına doğru. Koios'la Phoibe evlenirler. Kybele ve Dionysos tanrılannın kültleri birbirine karışmış ve Daktyl'ler. Mnemosyne ve Phoibe'dir. Sicilya'da Kamikos (sonradan Agrigentum olur) şehrinin kralı. Kureta'lar Giritli ana tanrıça Rhea'nın. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Tethys. Kokalos bu çözümü Minos'a bildirince. kısır söğütler. Amaltheia da onu keçi sütüyle besleyip büyü­ tür (Amaltheia). Themis. X. ama tanrı bebeğin seslerini Kronos duyup da öbür çocukları gibi Zeus'u da bulup yutmasın diye. Daidalos hava­ ya uçarak Girit'ten kaçtığı zaman Kokalos'un yanına sığınmış ve saklanmış. Pyriphlegeton adın­ dan da belli olduğu gibi (pyr ateş demek) kay­ nar sulu bir ırmak olduğu halde. Demeter'in kızı Persephone'ye verilen ikinci bir isimdir (Demeter). Korinnos. Homeros destanlarını yaz­ mak için onun eserlerinden esinlenmiş. orada Alçakkıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Korinnos Troya'nm yerlisi bir ozanmış. Pyriphlegeton ve Kokytos akar. İniltiler ırmağı anlamına gelen Kokytos ölüler ülkesinde akan ve Akheron'a dökülen bir ırmaktır. Korybant'Iar ve Kureta'lar. Kokalos daya­ namayıp bunun çözümünü Daidalos'a sor­ muş. Kore. Odysseus yeraltı ülkesi­ ne inecekken. Yazı yazmasını da Palamedes'ten ögrenmişmiş (Palamedes). Rheia. Korybantes ve Kuretai diye yazın kaynaklarında geçen Ana Tanrıça'nın rahiplerini Euripides Bakkha'lar "tragedyasın­ da şöyle tanımlar: Ey karanlık diyarı Kureta'larm. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'Iar çembere gerilen deriyi. Koronîs. Kokytos'un suları buz gibi diye tanımlanır. uzun uzun kavaklar göreceksin. Kore ya da Kora. Korybant'Iar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'larm çığlıkları arasında gümbürdesin diye. iki kızları olur: Leto ve Asterie. Orada karıştı coşkun davul sesleri Pbrygia kavallarının tatlı nefeslerine. Sonradan Z e us. onlar da kralın üstüne kaynar su dökerek ölümüne se­ bep olmuşlar (Daidalos). Bkz. büyücü tanrıça Kirke ona H a des haritasını şöyle çizer (Od. Efsaneye göre Kureta'lar iki ya da dokuzmuş. Kokytos.): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. genç kız anlamına gelir. orada Akheron. böylece çocuğun bağrışmalarını tunç sesleriyle boguyorlarmış. Korybant'Iar. ne var ki Kokalos ko­ nukluk kurallarını çiğnememek için kızlarına Minos'u öldürmelerini buyurmuş. 508 vd. Rhea çocuğun çev­ resinde Kureta'larm coşkun rakslarla tunç kalkanlarına vura vura gürültü yapmalarını emretmiş. Homeros'tan önce ve Troya savaşı­ nın olduğu sıralarda llyada destanını yazmış. hepsi birden Ana Tanrıça 180 .leri Theia. benim için. Odysseus yeraltı dünyasına inmek için çu­ kuru orada kazacaktır. Korybant'Iar da Phrygialı ana tanrıça Kybele'nin rahipleridir. Lapith'ler kralı Phlegyas'ın kızı. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar! Orada icat ettiler. Girit kralı Daidalos'un bura­ da saklandığını anlamış. Kokalos'u konuğunu teslim etmeye zorlamış. o da ipliği bir karıncaya bağlayıp karın­ cayı şeytanminaresinin içinden geçirtmek ge­ rektiğini söylemiş. hekim tanrı Askleplos'un anası (Asklepios). Işığı simgele­ yen göksel varlıklan meydana getiren Koios' la Phoibe Apollon ve Artemis'in atalarıdır.

I l yada'da Agamemnon'un tutsak tuttuğu kızı Khryseis'i almaya gelen Khryses bu tapına­ ğın rahibidir. kumasına armağan olarak bir gelinlik gönderir. yani gerçek Giritlilerin atasıdır. gümbürtülü bir vecit içinde kendilerin­ den geçerek "enthousiasmos" denilen duru­ ma girerek tanrıya karışmayı sağlarlardı (l)aktyller. güç ve kuvvet simgesi (Bia). Efsanenin biri Kres'i. Kranaos'un Atllıis adlı bir kızı olmuş. Aineias'ın karısı (Tab. nesi varsa sıçanla­ rın saldırısına uğramış. Tyro ile evlenir ve Aison'u doğurur (Tab. Kreon Eteokles'in tarafını tutar. Alina'ya da Kranae denmiş. (2) Menoikeus'un oğlu Kreon. lason ve Pelias'ın şehri olan lolkos'un kurucusudur (Tyro. flüt. Pelias). Krinis'ln sürülerine bakan çobana konuk ol­ muş ve ondan çok memnun kaldığı için böl geyl sıçanlardan temizlemeye karar verini'. (îyes'le Briareus'un kardeşi (Yüzkollular). Girit'i her türlü çıkarmaya karşı koruyan Talos adlı robotun babası sayar (Talos).Kybele'nln kültüne bağlanmıştır. davul ve tef sesleriyle kut­ larlar. bir yatıdan da . Kreş. Yanına varıp onu kurtarmak İsteyen Kreon da aynı ateşle tutuşup yanar (Medeia). Zeus bebekken babası Kronos'un elinden kurtarılmak için Girit'e bı­ rakılınca Kreş adada hüküm sürmekteydi ve Zeus'u koruyan o olmuştur. Kretheus. Polyneikes'i şe­ hirden sürer. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından birinin adı. Sıçandan geçilmiyor. Ama tanrı bir gün yeryüzüne inecek olmuş. Kreon. (1) Atina kralı Erekhteus'un kızı. Vergilius Aeneis desta­ nında Kreusa'nın Troya'nın yıkıldığı ve Aineias'ın babası Ankhises'le oğlu Askanios'u ala­ rak şehirden kaçtığı gece bir tanrıça (Aphrodite ya da Kybele) tarafından kaçırıldığını an­ latır. Tapınağın kurulması efsaneye göre şöyle olmuş: Krinis günün birinde Apollon tanrının öfkesine uğramış. Krinis. Halmon). oklarıyla hepsini öldürmüş. 6). Attika'nın ilk krallarından biri. Attika bölgesi bu kıza göre adlandırılmış. İason'la Medeia efsanesinde rol oynar: İolkhos'tan kovulunca İason'la Medeia Korinthos'a. Minos'tan çok önce Girit'e yasalar vermiş ve uygarlık getir­ miştir. Medeia'nın korkunç dramı bu olayla başlar: Büyücü kadın bu evlenmeye ses çıkar­ mayacak gibi olur. Ama günün birinde Kreon kızı Kreusa (ya da Glauke)'yi İason'a vermeye kalkışır. 22). Antigone dramında büyük bir rol oynar ve doğanın kanunlarını hesaba kat­ madan devlet kanunlarını yürürlüğe koymaya çalışan yöneticinin iflasını simgeler (Antine. Pallas'la Styks'in oğlu (Tab. Kreon'un yanı­ na sığınırlar ve birkaç yıl barış içinde yaşar­ lar. sıçanlar her şeyi kemirip yok ediyormuş. toprağı. İon'un anası (lort). Kretheus. Dionysos). bağrışmalarla. Oidipus. Kottos. Kreusa'nın görüntüsü karşısına çıkıp yeni bir yurt kurmaya gitmesi gerektiği­ ni bildirir (Aineias). Kranaos da Kekrops gibi topraktan doğma İmiş (Kekrops). 17). 19). Bu rahipler Kybele ayinlerini baş döndürücü rakslarla. Kekrops'tan sonra tahta çı­ kan o olmuş ve Attikalılara "Kranaos'lular". (2) Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı. Aiolos'la Enarete'nin oğlu. Giritlilere adını veren kurucu kahra­ m a n . Oidipus'un ölümünden sonra oğullan Eteokles'le Polyneikes savaşa tutuşunca. En es­ ki destanlarda Aineias'ın karısının adı Kreusa değil. gi­ yer. Kratos. sırtına geçirir geçirmez de cayır cayır yanmaya başlar. Bir efsaneye göre tanrı Zeus'la Ida da ğının bir nympha'sından doğmuştur. Mysia şehri Khryse'de bulunan Apollon Smintheus tapınağının kurucusu. Aineias karısını aramak için şehre geri döndüğünde. Kreusa gelinliği alır. lason Medeia'yı boşayıp Kreusa'yı almaya razı olur. İokaste'nin kardeşi ve Thebai kralı Laios'un kaynatasıdır (Tab. Kretheus. Tyro'nun tanrı Poseidon'dan olan Neleus ve Pelias adlı oğullarını evlatlığa alır. Kıanaos. bu yüzden de evi barkı. (1) Korinthos kralı. tarlası. Kreusa. başka birine göre de Girit toprağından doğmuş ve Girit'in ilk konuklan Eteokretes. Adı Oidipus efsanesinde geçer: Oidipus Thebai'den sürülünce şehre kral olur. Eurydike'dir.

Kronos'tan sonra Toprak Ana Kyklopları ve Hekatonkheir'leri doğurduğu halde. Gaia. ya da Maionialı (Lydialı) ek adının açıklanması yapılıyor. Musalarla ilişiği olan bir cinle sevişmiş. Lydia kralı Maion onunla evlenmiş. 4). böylece onu inim inim inletmektedir. Kronos'un Philyra ile birleşmesinden at adam Kheiron doğmuş (Kheiron). Kronos'un Zeus eliyle yeraltı­ na kapatıldığına da değinilir. Uranos hepsini gün ışığına çıkar çıkmaz Gaia'nın karnına gerisin geri tıkamakta. Uranos. Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına. Bu efsane koca ozana verilen Melesigenes (Meles'ten dogma) adının nereden geldiğini anlatmaya yarar. hele do­ ğan varlıkları yutmak g i b i ilkel motiflerle Y u nan mythos'una dışardan katılmış öğelerdir. anası Gaia'nın eline verdiği çe­ lik tırpanla babası Uranos'un hayalarını kes­ mesi tanrı kuşakları arasındaki çekişmenin ilk aşamasıdır (Theog. Kritheis Kyme'li (İzmir'in güneyinde Namurt) bir adamın kızıymış. yani Maion oğlu. Uranos'la Gaia'nın son oğul­ ları Kronos Titanlar soyundandır ve babası Uranos'u erkeklikten yoksun etmekle birinci kuşak tanrılarının egemenliğine son verip. Pallas ve Perses'i meydana getirir (Tab. Başka bir efsaneye göre. 4 5 3 506'da anlattığı Kronos-Zeus çekişmesi Zeus maddesinde ele alınacaktır. Aphrodite). Kritheis de Me­ les ırmağının kıyısında Homeros'u doğurup hemen sonra ölmüştür. Orfik tarikat geleneğinde Kronos Zeus'la barışmış ve Mutlular Adalarında yaşar gibi gösterilir. Kaynağı güneydoğu Akdeniz çevresinde bu­ lunan bu efsanelerin Yunanlılara Fenikeliler yoluyla geçtiği sanılır. Eurybie ile birleşir ve Astraios. 3. Ozan Homeros'un anası sayılan efsanelik kişi. en belalısı Toprakoğullarının. Kronos'un. Kronos. Homeros destanlarında adı geçer. imgelerinde elinde bir tırpanla gösterilmiştir. Kritheis Ege bölgesinin bir nympha'sıymış. 4). Onun egemen olduğu çag Altın Çağına rast- la . Bu kaynaklara göre Kronos yeryü­ zünde iyiliği ve bereketi kuran ilk tanrıdır.Krinis'e Apollon Smintheus'a bir tapınak dik­ mesini buyurmuş (Apollon Smintheus). Kronos adının zaman anla­ mına gelen "khronos" sözcüğüyle aslında hiçbir ilişiği yoktur. İzmir'de akan Meles ırmağıy­ la sevişmiş ve birleşmelerinden Homeros meydana gelmiş. Her iki efsanede de Maion adlı birinin söz konusu edilmesi özel­ likle Latin şairlerince Homeros'a verilen Maionides. Hesiodos'un etki altında kalarak uzun uzadıya an­ lattığı bu masallar Yunan mythos'unda tek örnek olmak bakımından daha da ilgi çekici­ dir (Theogonia). Gaia bir düzen kurar ve o düzeni oğlu Kronos eliyle gerçekleştirir. E F S A N E L E R İ . Kritheis. Kronos'la ilgili iki efsane de Hesiodos'un Theogonia'sında anlatılmak­ tadır. Krios. ya da Aphrodite'nin babası olarak geçer. Homeros'un tonya'sında bunlar bilindiği halde pek tutunmadıgı da destanlardan belli olmaktadır. o art düşünceli tanrı. ama sonraki efsane ve açıklamalara göre bu iki kelime bir tutulmuş ve Kronos tanrının zamanı. ama efsane ola­ rak anlatılmaz. Titanlardan biri. Zeus'la Hera'ya soyadı olarak Kronides (Kronos oğlu) denir. 154-210). bir gün de Meles ırmağının kıyısında çamaşır yıkamaya gitmişmiş ki Homeros'u doğurmuş. 137 vd. Kronos. ama sonra da korsanlar tara­ fından kaçırılıp İzmir'e götürülmüştür. Kritheis amcasını bırakıp Phemios adında bir İzmirliye kaçmış. zamanın akışını. geçişini simgelediği ileri sürülüp. Beş erkek titan ve al­ tı kız titan'ın doğuşundan sonra Kronos'un dünyaya gelişini Hesiodos şöyle anlatır (Theog. ( 1 ) A D I .): Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya. ikinci kuşağı başa getirmiştir (Tab. (Uranos. Zeus efsane­ sinde iki kez görülen babanın oğla baskı ya­ pıp oğlun ayaklanması ve babasını alt ederek egemenliğini elinden alması teması. Başka e f sanelerde de Hephaistos. Uranos'un er­ keklik aygıtından akan kanlardan Erinys'ler (Erinys) ve spermasından da Aphrodite (Ahrodite) do^ar. Uranos'la Gaia'nın oğlu. Efsanenin başka bir anlatımında Kritheis adalı bir genç kızdır. Hesiodos'un Theog. bu adam ölürken kızını kardeşi Maion'a bırakmış. ( 2 ) DOĞUŞU. Oysa efsa­ nesinden görüleceği gibi Kronos'un bu yoru­ mu bir zorlama ürünüdür.

Yontuların heykel. Çatalhöyük ve Hacılar'da yapılan kazılar Ana Tanrıça f i g ü rünün !. bir yandan kuzey ülkelerine. çok sonraları tarihsel çağlar­ da anlatılan efsanelerini bile dile getirmekte­ dir. Buraya Ana Tanrıçaya tapınmaya gelen dua­ cıların Kybele'nin simgelediği bereket ve do­ ğurganlıktan pay almak için seks yerlerine dokunup onları aşındırdıkları bellidir. göbekli. Saturnus). Üçgen bi­ çiminde bir çatı. duvarın içinde de çokluk bir niş oyulmuştur ve nişle­ rin kimisinde ayakta bir tanrıça heykeli görül­ mektedir. "potnia t h e ron" yani hayvanların kraliçesi. Hesiodos'un da anlattığı Çağlar Efsanesi Kronos'la ilişkili olarak özellikle Roma'da tu­ tunmuş ve Saturnus çağı üstüne efsaneler bir­ çok şairleri esinlemiştir (Soylar Efsanesi. Son yıllarda konuyu en çok aydınlatan bi­ lim dalı arkeoloji olmuştur. mitoloji ve sanatla yazın tarihinin katışık görevi olmalıdır. Kaunos'la Byblis'in anası (Byblis). Ana Tanrıça'yı gereğince. Bir de arkeolojinin daha değinmediği. ilerde efsanesi anlatılacak Attis'in ta kendisidir. Bütün bu kolların çabası bir araya geldikten sonradır ki. Kula at anlamına gelen Ksanthos Akhilleus'un ölümsüz atlarından biridir. figürln ve idol biçiminde olanlarına gelince. hem sevgilisidir. Ev biçi­ mindeki bu basit tapınaklar Phrygia'da K y b e le dininin kentler dışına da taştığını. Kalın kalça. Ksanthos. Bu su götürmez gerçek gün geçtikçe daha belirgin biçimde gözümüzün önüne serildiği halde. tarih. altında bir taş duvar. t o p ­ rak üstünde oldukları için belki hiç değinme­ yeceği Kybele anıtları vardır ki. bu figür göğsüne yapışmış. Ö. aslanlann da seks yerleri zamanla aşınmıştır. kollarında çok da­ ha ufak boyda bir erkek figürü taşımakta. Küreta'lar. Korybant'lar. Tıpkı çok sonraki heykellerinde görüleceği gibi. uy­ garlık ve kültürlerde değişik adlarla anılıp hep aynı prototipe indirgenebilen Ana Tanrıça di­ ninin kaynağı Anadolu'dur. karın altının bir üçgen biçiminde be­ lirtilmesi gibi motifler analığı ve dişiliği simge lemek bakımından Kybele'den Artemis'e k < ı dar büyük ana tanrıça imgelerinde bulunmak tadır. meme. bütün doğayaı yayıldığını gösterir Bu c e p h e tapı . ya da doğur­ mak pozunda olan tanrıça ise iki yanındaki iki aslana dayanmaktadır. Oturmuş durumda. Ana Tanrıça dinini aydınlatmak bugün arkeo­ loji. birçok ulus.lar. doğa üstüne sonsuz egemenliğinin bir simgesi olarak asla­ nı yanından ayırmamaktadır. elde edilen verilerle bulguları bir açıdan inceleyip değer­ lendirmek yepyeni denebilecek bir uğraştır. İşin en tuhaf ve düşündü­ rücü yönü de Ana Tanrıça yontularıyla bir sırada Çalalhöyük'te bulunan çizgi motifleri nin Anadolu'nun geleneksel halk sanatlarını. gerçeklere uy­ gun olarak tanıyabileceğiz ve anlayabileceğiz. Sümer'den de önceki bir kültür çağını yansıtan bu tarihler Ana Tanrıça'nın Anadolu'nun yerlisi olduğunu açığa vurmaktadır. din tarihi. tanrıçanın da. Çoğu ormanlarda. Irmak tanrı Maiandros'un kızı. yeşillik ara­ sında bir kayaya yaslanmış olarak. kültü dal budak salmış bu tanrıça figürünün değindiği bilim dalları o kadar çoktur ki. bunlar ya­ zın kaynaklarındaki Ana Tanrıça tanımlarına tıpatıp uymakta. Patroklos'la Hektor arasındaki savaşa Balios'la birlikte katılır (Balios) ve Patroklos öl­ dükten sonra ağlar. araştırmaları bir tek ilgi merkezinde toplamak. Eskişehir'le Af­ yon arasında ulaşımı zor bir yöredeki bu anıt­ lardan en çok tanınanı Yazılıkaya diye anılan Midas anıtıdır. üstüne tırmanmış gi­ bidir. Bkz. Bu erkek. Tanrıçanın hem çocuğu. Oturmuş. öte yandan Asya'nın içlerine dek yayılan. Kybele. kaim kalçalı. ya da düz­ lükte birkaç basamak üstüne kurulmuş olan bu anıtlar birer cepheden ibarettir. dolgun memeli bir tanrıça. Kyane. Tapınakların bazılarında tanrıça heykelinin iki yanında ön bacaklarını tanrıça­ ya dayamış iki aslan vardır. ilkçağda Phrygia diye tanınan bölgede yaygın bir ala­ na dağılmış kır tapınaklarıdır. Akhilleus'a Hektor'la sa­ vaşında da yardım eden bu ölümsüz at dile gelerek efendisine yakında öleceğini bildirir (Akhilleus). Tarih öncesinin en gerilerinden tek tanrılı dinlerin yerleştiği dönemlere kadar uzanan ve Akdeniz yöresini kapladıktan son­ ra. 6500-700 yıllarına kadar uzandı­ ğını ortaya koymuştur. örneğin bugün bile yaşayan kilim motiflerini yansıtmasıdır.

Bu alanda bilgilerimiz Y u rin hepsi ister Artemis. Ayrıca bazı yer adların­ hem tanrıçada analık kavramının nasıl anla­ dan üreme sıfatlara Yunanca meter. Phrygia'da Kybele olarak geçer. Kültepe tabletlerinde adı­ reketin kaynağında olmaktan başka. Ko­ nemlerde. biri Phrygia' daki Murat dağı. bu sıfatlar arasında en yaygın olan da Dindi/mene adıdır ki Dindymos dağının tan­ rıçası anlamına gelir. Pessinus da eski adı Justinianopolis olan Sivrihisar'ın biraz güneyinde. Berekyntia Sakar­ ya kıyısındaki eski bir kalenin. Kybele'nin tapım mer­ kezlerinden olan Manisa'daki Mesir bayramı ve bu bahar bayramında camiden aşağıya halka bereket ve doğurganlık sağlayan ma­ cunların atılması Anadolu'nun yerlisi olan bir inancın süregelmesi olabilir. Gordium'un güneybatısındaki Balhisar'dır.naklarında dikkati çeken bir nokta bunların Lykia'daki kaya mezarlarına çok benzemele­ ridir. verimliügiyle simgeleyen ev­ mak üzere uluslarüstü bir nitelik kazandığını rensel bir nitelik taşımaktadır. Roma yazarlarından anılan Ana Tanrıçanın hizmetinde. Tarih kaynaklarından burada tapı­ nılan tanrıçanın şimşek. Sümer'de Marienna. ya da gelmedir. Toprak ve be­ kanıtlamaya yeter. İstanbul Üniversitesi F i l m Merkezince çevrilmiş olan bir belgesel filmden tanıdığımız bu Kybele anıtlarının arkeoloji buluntularıyla ve başka bölgelerde rastlanan buluntularla karşılaştırılıp değerlendirilmesi Ana Tanrıça dinini aydınlatmaya yarayabilir. ter (Büyük Ana) diye andıkları tanrıça analık Hitit'te Arinna. bu efsanede aldırı değişik adlardır. her türlü na Kubaba olarak rastlanır. su­ ya çiçek ve özellikle menekşe atmakla kutla­ nan Attis. Efes'te Artemis. ya da şe­ hirleridir. Kybele gerek olduğu sonucuna varılır ki. Efes Artemis'inde görülen kuleli mana Pontika (Tokat bölgesinde Gümenek) taçları başında taşımakla bir de meter turrita ve Kayseri yöresindeki Komana Kappadokiya da turrigera (Lat. Anadolu'da ise Dindymos adını taşıyan üç dag vardır. vasfını da yalnız insan alanında değil. Latince şıldığı dile gelmekte. Hi­ tit kaynaklarında Hepat diye adlandırılır. Lydia'da adı uygarlığın da etkeni olarak daha sonraki dö­ Kybebe. topuz ve çift ağızlı baltayla simgelenen bir savaş ve zafer tanrı­ çası olduğu anlaşılır. Ana Tanrıçanın Pessinus'tan da daha eski bir tapım merkezi Komana şehridir. Steunene Aizani (Çavdarhisar) yöresindeki Steunos (Kesikmagara) mağarasının tanrıçası olduğunu belirtir. Bütün bu isim larda adlandırılmamıştır. hem de tapanının biçimi mater sözcüğü eklenerek tanrıçanın bölgesel saptanmaktadır: Tanrıça Attis (ya da Attes) 184 . Romalıların Magna Madolu adı olan Mâ'dır. gerek düzyazıyla en çok sözü edilen tan­ mun ürünü olan savaşçı Amazonları efsanele­ rıçalardan biridir.. ister başka adlarla nan yazarlarından çok. Romalıiarsa Bellona ile bir tutmuşlardır. niteliği de dile gelmektedir: Sipylene Sipylos (Manisa) dağının. Bu nite­ liğiyle Ana Tanrıça'nın kültüyle Karadeniz bölgesinde merkezlenen Amazonlarla ilişkisi Yazılı kaynaklarımıza gelince. Hiçbir mitoloji­ Artemis). kuleli ya da kule taşıyan ka (Kemer) kentlerinde adı çok eski bir Ana­ ana demektir) olur. Ana Tanrıçanın Aslında bir tek efsanesi vardır. tanrıça doğayı ğu Ana Tanrıçanın kaynağı Anadolu'da ol­ bütün canlılığı. doğal Girit'te Rhea. Mısır'da İsis. Yukarda sözünü ettiğimiz bilim kollarında işbirliği ve daha de­ rine giden kıyaslamak araştırmalar bu alanda çok yararlı olabilir. öbürü Mysia-Phrygia sınırın­ daki Kapıdag. Syria'da Lat. Sözü geçen filmin asıl değeri de Ana Tanrıçayı Çatalhöyük'ten Roma çağına kadar her çeşit anıt ve imgeleriyle ortaya sermekle kalmayıp. ( 1 ) A D L A R I V E S I F A T L A R I . üçüncüsü de tanrıçanın en önemli merkezi olan Pessinus'a yakın G ü n yüzü dağıdır. yani bahar şenliklerinden bugün de bir şeyler kalmıştır. İtalya'da N e ­ ve evrensel bir ilke olarak canlandırır. onunla ilişkili olarak gösterir (Amazonlar. mi gölü bölgesinde Venüs. ldaia Girit'teki İda ve Troya'ya hâkim Kazdagının. anaerkil bir toplu­ şiir. de hiçbir tanrı Ana Tanrıça kadar çeşitli ad­ (2) N İ T E L İ Ğ İ VE EFSANESİ. Yunanlılar bu tanrıçayı savaş tanrı Ares'in çevresindeki Enyo ile. Bu ad ve sıfat çoklu­ ve sıfatlardan anlaşıldığı gibi. Ana­ dolu halk törelerinde bu inançtan kalma iz ve etkileri de ortaya koymaya çalışmasıdır: Phrygia ırmağı Sangarios'un kaynağında.

ikincisi 1. Megabyzos adıyla anılan ikincisi dışar­ sayılır. tarihe Kybele bir yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nite­ Phrygia tanrıçası olarak geçmişti. Phokalalılarla minde büyük Hitit kralıyla i y i ilişkiler kurmuş. Kimmerler de gü ve bazı tarikatlarda bugün başka biçimde Phrygia devletini yıkar. dan gelme olması şart koşulan bir yabancıy­ dı. yani bütün doğaya geçmesini sağ­ Tanrıça ile yakın ilişkileri tarihe geçmiştir. Tersine bu tapını daha çok Lydia yöresine kaydıktan sonra. çünkü tün kaynaklardan belli olan bu rahip devleti Phrygia evrensel bir dinin merkezi olduğu ka­ özekligini bögeye gelip yerleşen bütün yöne­ dar Yunanlılara yön veren bir sanatın. bunların biri Attis adını töreleriyle Phrygia uygarlığına özgü bir belirti taşır. akan kan ve gu öylesine etkilemiş ki. Ö. Pessinus'taki tapınağı siyasal güç­ halde. Her iki saldırıda da Ana Tanrıçanın tapım merke­ zi uluslarüstü niteliğini koruyarak bağımsızlı­ ğını ve din devleti olarak etkisini sürdürmek Toprak-bereket efsanelerinin hepsinde. Gerek Komana'da. 686 (ya da 676) sula­ rında Kimmerlerin bölgeye yayılmasıdır. Tanrıçaya orada bir idol biçi­ davranarak Ana Tanrıçanın mistik ve gizemli minde tapınılırdı. Aynı süreç Efes'teki Artemiözellikle Adonis mythos'unda (Adonis) görü­ sion'da da görülür. bir Tanrıça kültü Phrygialılardan çok eski olduğu kara taştı. Fransa'ya kadar da yayılır. müzi­ timlere karşı korumuştur. Kybele kültünde merkezine dokunmak şöyle dursun. Marsyas'ın da Ana bir alana. Attis tanrıça bu yeni siyasal gücü ve etnik toplulu efsanesinde simgelendigi gibi. . ama Ana Tanrıça k ü l de olsa yaşayan bir törenin ilk örneğidir. Phrygia uygarlığı Ege lerin Anadolu'da kurdukları egemenlik döne­ kıyılarını kapladıktan sonra. ( 3 ) T A P I M I VE T A R İ H İ . Bu iki kral-rahibin Attis efsanesinde anla­ Klasik çağlarda Yunanistan'ın ve Anado­ tıldığı gibi erkekliklerini tanrıçaya adamış ol­ lu'nun dört bir yanına dağılan Phrygia kölele­ ması gerekiyordu. biri İ. lamaktadır. onu Pessinus kralının ( k i m i kaynaklarda kral M i das'ın) kızıyla evlenmek üzereyken düğün ye­ rinde birden karşısına dikilerek çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. Friklerle tanrıçanın kaynaşması nın özünde olan bir çeşit kurban töreniyle dikkati çeken bir süreçtir: Ana Tanrıça kültü­ gerçekleşmektedir. Attis erkekliğini keserek nün yerli olup Phrygia bölgesini ele geçiren kendini nasıl tanrıçaya kurban ettiyse. Phrygia lik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş krallarından Midas'ın da. bitkilerin fışkırmasına yol açar ve bir çam ağacına dönüşür. ğin ve bir de yaşam biçiminin. Kybeve yöreye adını veren ulustan çok daha eski le'nin başrahibi de kanlı bir törenle kendi olduğu bütün kanıtlardan anlaşıldığı halde. İonyalı kolonistler din len bu ölme-dirilme motifi. Phrygia'da yerli bir kült olduğu bü­ la saygı ve gıpta ile karşılanırlar. şenlikler ara­ Midas tanrıçanın oğlu olmakla. Bu dinsel yönetimin başında Yunan ve Roma çağında Kybele kültü bütün iki başrahip bulunur. öncüsüdür. Pessinus'taki sında yapılan bu eylem gene Anadolu'ya öz­ tapınağını kurmakla övünüldü. kılık kıyafetin gerekse Pessinus'taki tapım merkezleri Hititkurucusu. Yazılı kaynaklar bi­ Metragyrtoi diye anılan dilenci rahipler Akde­ ze Kybele'nin Pessinus'taki tapımı üstüne ay­ niz çevresine yayılır ve birer misyoner gibi rıntılı bilgi verir. bu dini benimseyen bütün ülkeler onu lerden büsbütün bağımsız bir din merkezi ola­ bir Phrygia tanrıçası olarak tanırlar. Bu idol bir "diopetes" yani dinini dört bir yana tanıtırlar. Marsilya'yı kuran rahip krallar büyük kralın siyasal yönetimini göçmenlerin yeni yurtlarına taşıdıktan törele- adlı bir delikanlıya tutkundur (Agdistis). Ö.tanımakla birlikte onun din merkezlerine ka­ rışmasına hiçbir zaman izin vermemişimin Phrygia dışardan gelme ulusların iki kez saldı­ rısına uğramıştır. 1200 yıllarında Friklerin. Galloi diye anılan öbür ra­ ri ve dilenci rahipleri hor görüldüğü oranda hiplerin de vecit halinde hadım edilmeleri t ö ­ gizemli bir din ve kültünün temsilcileri olmak­ redendi. kendinden geçme ve esrime egemen olan tanrıçayı benimseyip tapımını hallerine kanşmakta ve Ana Tanrıça tapımısürdürürler. eliyle kendini hadım etmek zorundaydı. Nitekim rak yönetilirdi. yolunu buluyor. tünü ortadan kaldıramazlar. Attis kendi kestiği hayalarından akan kanla topra­ ğı sular. Öyle ki Ana gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit. Gizemli cümbüşler. burada birtakım vecit.

kız oğlan kız olmadığı ileri sürülmektedir... z i l ve da­ vul gibi çalgılarla. yeni ve da­ ha köklü inançlara özlem duyulmaktadır. Gerçekten de öyle olur. Ö. yeni dini kutlamakta şairler ağız birliği ederler. kültünü sınırları içine almakla geçirdiği bir bunalıma çare bu­ lunacağına inanmıştır: Peloponez savaşı de­ nilen iki büyük Yunan şehrinin. kirletildiği. Ana Tanrıça üstüne en zen­ gin buluntuları sağlayan Hacılar da Burdur'a yakın değil midir? Phrygialılardan kral Priamos kendisi de söz eder.): Phrygia'ya gitmiştim. Ondan önce Ati­ na Ana Tanrıçayı çağırmış. Priamos'un da Phrygialıların yardımına koşması anlamlı.. Roma ile Anadolu arasında kültür köprüsü kurulmuş­ tur. O sırada Roma'da bir taş yağ­ muru olur. bütün doğu Akdeniz çevresinin. Kybele-Attis efsanesini konu edindikleri şiirlerinde tanrıçanın Galli adlı rahiplerine atıfla "galliambus" diye coş­ kun bir vezin de uydururlar. Bir kültür taşıyıcısı olarak Phrygialıların Troyalıları da simgelemek için kullanılmaları ne zaman ve nasıl başlar? Herhalde şairler. Phrygialılardan söz edilir: Bunlar Troya savaşında Troyalılara yardıma gelir (İl. 184 vd. Bu olay da kritik bir döneme rastlar: Roma Afrika se­ ferlerine çıkmak üzeredir. I I I . imparatorluğu kur­ maya yol açacak yayılma politikası yürürlüğe girmektedir. Uzak Askania dendiğine göre bu savaşçıların geldiği yöre Burdur böl­ gesi olsa gerek. onu Demeter'le birleştirip bir devlet tanrıçası olarak benimsemişlerdir.. özellikel tragedya yazarları şiir dilinde bu iki ulus adını karıştırmışlardır. esinlendirmiştir ki. II. üstün olmak anlamına gelir ve bu Roma imparatorluğu çağına kadar süregelecektir. hem de Bur­ dur gölünün adıdır. 862): Askanios yönetir Phrygia'lıları. Roma'nın Aineas'ı kurucu ata olarak benimsemesiyle Phrygia uygarlığını da kültürünün kaynağı saymış. Helene'ye anlatır ( İ l . Magna Mater bu gereksinmeyi karşılamış ola­ cak ki. işte o gün. Kybele'nin Phrygia'dan gelme t e f . Ana­ dolu'nun kapılarını açmıştır. coşkun danslarla kutlanan törenleri. ama tlyada'dan sonraki me­ tinlerde Troyalıların Phrygialı diye anılması büsbütün ilginç ve dikkat çekici bir yöndür. Claudia halatları eline alır ve gemiyi Tiber'den yukarı Roma şehrine kadar çeker.rin arasında bugüne dek Fransa cumhuriyeti­ nin benimsediği Phrygia başlığı da yok mu­ dur? Phrygialı olmak kültür bakımından yet­ kin. aralarına savaş ortağı almışlardı beni. iki t a n n ve iki din arasında bağlantılar tarih öncesi çağlara dek uzanmaktaydı (Sibylla). Atina ile Sparta'nm amansız ve sonsuz savaşında AtiEskiden bağlık.. halk heyecana kapılır. Attis e f sanesinin bu törenlerde ve gizemlerde yine­ lenmesi Roma şairlerini öylesine etkilemiş. o sırada Ana Tanrıçanın sesi duyulur: Temiz. Askania Limne hem Gemlik. Orduları yayılmıştı Sakarya'nın kıyılarına. Sibylla'lar Anadolu'dan gelmeydi. bahçelik na'lılar Phrygia'nın Ana Tanrıçasını getirte­ rek şehirlerinde ona büyük bir tapınak kur­ muşlar. uzak Askania'dan gelmişlerdir onlar. Gene Sibylla kitaplarının önerisiyle Ana Tanrıça'nın Roma'ya getirilişi derin siyasal sonuçlar doğurmuştur. birkaç yıl sonra Romalı komutan Manlius 186 . Yeni efsaneler doğar: Ana Tanrıça taşını Tiber'den yukarı taşıyan gemi birden karaya oturur. erkek gibi. rahiplerinin hadım oluşu.. Magna Mater'in Roma'ya nakli din tarihinde eşi­ ne rastlanmayan bir olaydır. İlyada'da Kybele'nin adı hiç geçmediği hal­ de. atları dörtnal giden bir sürü Phrygia'lı görmüştüm. derken Claudia Quinta adlı bir kız orta­ ya çıkar ve tanrıçaya yakarır. Phrygia'nın bir Amazon saldırısına uğrama­ sı. a f i f ellerle şehre alınmasını ister. Ama Ana Tanrı­ ça sanat yönünde çığır açmakla kalmaz. yalnız uygarlık ve kültür merkezi sayılan Anadolu'nun değil. ama bu olay sonradan çok önemli sonuçlar doğurmuş. tanrıça afifligini kanıtlamak için gemisinin kendi eliy­ le çekilmesine izin versin. Ana Tanrıçanın da bu kültür göçüyle birlikte Roma'ya alınmasını sağlamıştır. 204 yılında Pessinus'taki meteortaşı törenle Roma'ya aktarıl­ mış ve Palatinus tepesine tapınağı kurulan Magna Mater'in şerefine Megalensia denilen bayramlar kutlanmaya başlamıştır. O sıralarda Delphoi tanrısı Apollon'un rahipleri bu olayı desteklemiş olacak: Tanrının kâhinleri. Amazonlar gelmişti hani. 1.

Sipylos eteğindeki Magnesia'da (Manisa) Syria kralı III. Antlokhos'u yenip Orta Ana­ dolu'ya ordusuyla ayak basınca Romalıları Pessinus tapınağının rahipleri coşkun sevinç gösterileriyle karşılar. Bundan sonradır ki R o ­ ma Bergama krallığını miras yoluyla elde eder ve Anadolu'ya egemenliğini kurmakla bölgede çığır açıcı bir dönemin başlamasını sağlar. Denebilir ki Romalılara doğunun kapı­ larını açan Anadolu'nun yerlisi ve simgesi olan Ana Tanrıçadır. Onunla ilişki kurup Batı ile Doğu arasında köprü atmak ve kültürünün yoksun olduğu bir temeli kültür beşiği Anado­ lu'da arayıp bulmak Roma'nın siyasal dehası­ na bir örnektir. Başta Augustus olmak üzere imparatorların hepsi hiç tükenmeyen bir özü gelip Anadolu'dan almışlardır. Eşsiz bir uy­ garlık ve kültür temeline oturtmayı başardık­ ları kültürleri böylece hem İtalya'da, hem Anadolu'da geliştikçe gelişmiştir. Bunun sim­ gesi de binlerce yıl öncesi gibi Roma'nın ege­ menlik çağında da gene aynı tanrıça, hangi adla anılırsa anılsın, Anadolu'nun büyük Ana Tanrıçasıdır. Kydippe. Kleobis'le Biton'un anneleri, H e ra rahibesi (Kleobis). Kydnos. Kilikya'da bugün Tarsus çayı diye anılan ırmağın tanrısı. Ana tarafından İapetos'un torunu sayılır. Kydnos'un Parthenios adlı bir oğlu varmış, Kydnos ırmağının denize döküldüğü yerde bir şehir kurup ona Parthenia demiş. Bu şehir bugünkü Tarsus'tur. Kyklopes (Kyklop'lar). Türkçeye " T e p e ­ göz" diye çevirebileceğimiz Kyklop'lar tek yu­ varlak gözlü devlerdir. Yunan mythos'unda bu yaratıkların üç türünden söz edilir: Biri Gaia ile Uranos'un oğulları göksel Kykloplar, öbürleri Odysseia'da adı geçen Polyphemos gibi Sicilyalı Kykloplar, sonuncuları da kay­ nakları Lykia'da bulunan duvarcı Kykloplardır. Birinci türden Hesiodos Theogonia'da şöy­ le söz eder (Theog. 139 vd.): Sonra Toprak Kyklop'ları doğurdu, azgın yürekli, Brontes'i, Steropes'i ve belalı Arges'i (ki bunlar vermiştir Zeus'a şimşekleri, yıldırımı}

Her bakımdan tanrıya benziyordu burdur ama bir tek gözleri vardı alınlarında. Yuvarlak tek gözlerinden geliyordu adları, zorlu, başarılıydılar hep yaptıklarında. Uranos'un yeraltına kapattığı bu devleri hemsoyları Yüzkollularla birlikte yeryüzüne çıkarır ve Titanlara karşı savaşta silah arkada­ şı olarak kullanır. Hades'e görünmez kılan başlığı, Poseldon'a da üç dişli yabayı veren bu devlermiş. Kykloplar üzerine başka efsaneler de anlatı­ lır: Apollon Kykloplara düşman kesilir, çünkü oğlu Asklepios insanları ölümden kurtarıyor diye Zeus'un öfkesine uğrar ve Kyklopların yıldmmıyla öldürülür. Apollon baştanrı Zeus'a el kaldıramadığı için Kyklopları öldürme­ ye kalkışır. Zeus buna kızar, bir an oğlu Apollon'u Tartaros'a atmayı düşünür, sonra bu kadar ağır bir cezadan vazgeçip onu bir yıl için sığırtmaç olarak Admetos'un yanına yol lar (Admetos, Asklepios, Apollon). Bu e f $ 8 nede Kykloplar ölümsüz tanrılar değil, ölüm lü yaratıklar olarak gösterilmiştir. Sicilyalı Kykloplar önce Homeros'un Odyi seia destanında, sonra da İskenderiye şiirindi sözü geçen yaratıklardır. Odysseia bunların yerlerini, yurtlarını Homeros destanlarına ö z gü kesinlikle belirtir: Kuzey İtalya ve Sicilya kıyıları ve adaları söz konusudur, nitekim Te­ pegöz masalları oralarda tutunmuş ve birçok yerlere Tepegözlerin, özellikle Odysseia'da sözü geçen Polyphemos'un adı verilmiştir (Polyphemos). Bu bölgenin yanardağ bölgesi oluşu, oralarda toprak altına kapatılan Tepe­ gözlerin demircilikle uğraşan birer cin olarak canlandırılmalarına yol açmıştır: Bunlar H e phaistos'un işliğinde - tıpkı İtalya'da (XVIII) Akhilleus'un silahlarının yapıldığı bölümdeki gibi - demir döverler, maden işlerler ve tanrı­ lara silah yaparlar. Tek gözleri ateşin karşı­ sında kor gibi parlar, kraterlerden fışkıran kı­ vılcımlar onların örsünden fırlayan ateşlerdir, yersarsıntıları ve gürültüleriyle kendilerini bel­ li ederler. Odysseia'da bunun tam tersine Kykloplar hayvancılıkla geçinen, koyun ve keçileri bol olan ağıllarda, mağaralarda yaşa­ yan yamyam devler olarak gösterilir. Odysseus Kykloplar ülkesinde ve özellikle Polyphemos'un mağarasındaI yaşadığı serüveni en

ufak ayrıntısına kadar anlatır (Od. IX, 105 -567). Duvarcı Kykloplarsa Anadolu'da, Yunanis­ tan ve Sicilya'da iri taşlarla örülmüş kyklopeen denilen ne kadar sur varsa, hepsinin yapı­ cıları sayılır. Bunlar ne cin, ne de tanrıdır, ta­ rih öncesi çağlarda şehir kalelerini yıkılmaz, aşılmaz ve alınmaz duvarlarla çevirmek için efsanelik kralların, önderlerin emrine giren bütün bir ulustur. Efsane Kykloplann yardı­ mıyla surlarını yaptıran krallar (Tiryns şehri için) Proitos ve (Argos şehri için) Perseus'tur. Öte yandan bu duvarcı Kykloplann Anado­ lu'nun Lykia bölgesinden gelme oldukları da efsanelerce belirtilir. Bütün bu kanıtlar bu tek gözlü devlerin yorumlanmasında Hitit kabart­ malarının göz önüne alınması gereğini pek­ leştirmektedir. Halikarnas Balıkçısı'nın öner­ diği bu görüş tutarlı görünmektedir: Tek yu­ varlak gözlü devler Hitit kabartmalarında profilden görülen kişiler olabilir, dev oluşlan ve çok iri duvarların yapıcıları sayılmaları Anadolu'daki Hitit surlarının kayaya oyulmuş olmasıyla açıklanabilir. Kaldı ki efsane bu devarcı devlerin Anadolu'dan gelme, dağ kaya­ lıklarına mezarları kazmakla ün salmış Lykia'dan gelme olduğunu da ayrıca belirtmekte­ dir. Bu sorunun efsane bakımından da, Ana­ dolu ve özellikle Anadolu-Yunan ilişkilerinin aydınlığa çıkarılacağı bir gelecekte çözümle­ nebileceğine inanıyoruz. Kyknos. Kuğu kuşu anlamına gelen bu ad birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Poseidon'un bir oğlu. Efsanesi Troya'nın İlyada'dan önceki olaylarıyla ilgilidir. Troyahlardan yana olan Kyknos Akhaların bo^az kıyılarına çıkarma yapmalarına engel olmak istemiş ve Akhilleus'la çarpışmış. Ama babası tanrı olduğu için Kyknos'un derisine silah işlemiyormuş. Akhilleus onu kalkanla ite ite bir kayanın altına kadar getirmiş, ora­ da ezmeye çalışmış. Poseidon da oğlunu bir kuğu kuşuna çevirip kurtarmış. (2) Poseidon'un Kyknos adında bir oğlu da­ ha/varmış, Troya'nın güneyinde, Bozcaa­ da'nın tam karşısındaki bir şehrin kralıymış. Adanın o zamanki adı Leukophrys'miş. Ana­ sı bu Kyknos'u doğurunca deniz kıyısına bı­ rakmış, bebeği bir kuğu kuşu büyütmüş. 188

Kyknos sonraları Laomedon'un bir kızıyla ev­ lenir ve Tenes adlı bir oğlu, bir de kızı olur. Karısı ölünce Kyknos başka bir karı almış, ama üvey annesi Kyknos'a iftira etmiş, Kyknos da buna inanmış, oğlunu bir sandığa kapatarak denize atmış. Tenes Bozcaada'ya çıkmış, sonraları adını vermiş Leukophrys adasına. Kyknos bir süre sonra oğlunun suç­ suz olduğunu anlamış ve iftirayı yapan karı­ sıyla ona tanıklık eden kavalcıyı gereğince ce­ zalandırmış, sonra da Tenedos adasına oğ­ luyla barışmaya gitmiş, ne var ki Tenes baba­ sının kıyıya bağladığı ipi bir keserle kesip ge­ misini açığa atmış (Tenes). Efsaneye göre Tenedos adasına kavalcıların gelmesi de ya­ sak edilmiş. (3) Tanrı Ares'le Pelias'ın kızı Pelopeia'nın oğlu. Kyknos, zalim bir eşkıya imiş, Delphoi'ye gelen yolcuları durdurur, öldürür ve ölü­ lerini babası Ares'e sunarmış. Apollon bu iş­ ten bıkmış ve yiğit Herakles'i Kyknos'la çar­ pışmaya göndermiş. Herakles eşkıyanın hak­ kından gelmiş, ama Ares oğlunun öcünü al­ mak üzere yeryüzüne inince, onu da kalça­ sından yaralayarak Olympos'a dönmeye zor­ lamış. (4) Phaethon'un arkadaşı Kyknos adlı bir adam varmış, Phaethon ölünce öyle güzel bir sesle ağıt yakmış ki Apollon tanrı onu kuğu kuşuna döndürmüş. Kuğu kuşlarının ölmeden ötmesi de ondanmış. Kylabras. Lykialı bir çoban. Phaselis (Tekirova) şehrinin kurulacağı yerde tarlaları var­ mış, oraya şehir kurmaya gelen Lakios bu tarlaları tuzlu balık karşılığında satın almış (Lakios). Sonraları Phaselis halkı Kylabras'a bir tapınak kurmuş, sunu olarak da tuzlu ba­ lık adarlarmış Kylabras'a. Kyrene. Kyrene, Peneus ırmağının torunu olan Tesalyalı bir nympha'dır. Pindos dağı­ nın eteklerinde sürüleri bekler ve öyle güçlü kuvvetlidir ki, vahşi hayvanlarla boy ölçüşür. Günün birinde silahsız olarak bir aslanla d ö ­ vüşüp onu alt edince, güreşe tanık olan Apollon Kyrene'ye âşık olur. Hemen Kentaur Kheiron'a gidip bu kızın kim olduğunu Öğre­ nir ve Kyrene'yi altın arabasına bindirdiği gi­ bi Libya'ya kaçınr. Orada Kyrene adını alan

bir altın saraya yerleştirir. Kyrene'nin Apollon'dan bir oğlu olur, Aristaios adlı bu çocu­ ğu Hera tanrıçalarla Toprak Ana büyütürler (Aristaios). Kythera'h. Aphrodite'ye verilen bir ek a d . Tanrıçanın denizin köpüklerinden doğunca ilk vardığı yer Kythera adası olduğu için (Aphrodite). Kyzikos. Kapıdag yarımadasının batı ko­ yunda bulunan Kyzikos şehri (bugün Balkız) ilkçağda Marmara'nın en zengin ve işlek l i manlarından biriydi. Kurucusu Kyzikos'un ef­ sanesi Argonaut'lar seferiyle ilgili olarak anla­ tılır (Argonaut'lar). Kyzikos tanrı Poseidon'dan türemiş olan Dolionların kralıymış. Argonaut'lar şehre geldiklerinde kral, kâhin Merops'un kızı Kleite ile yeni evlenmişmiş. Kyzikos Argonaut'ları iyi karşılamış, yedir­ miş, içirmiş, yanlarına bol kumanya da vere­ rek ugurlamış. Ne var ki Argo gemisi yola

çıktıktan sonra büyük bir fırtınaya (utulmuş, gece vakti bir karaya varmışlar, ne bilsinler ki orası az önce ayrıldıkları Dolionların ülkesi dir. Dolionlar bunları korsan sanarak saldırı ya geçmişler, kıyasıya bir savaş olmuş, s a v a şa kral Kyzikos da gelip katılmış ve İason'un elinden can vermiş. Sabah olunca bir de bak mışlar ki korkunç bir yanılgıya düşmüş her­ kes. Argonaut'lar üç gün, üç gece yas l u l muşlar Kyzikos'un ölüsüne, sonra törenle gömmüşler onu. Bu arada Kleite kederinden asmış kendini. Kyzikos'un kral olduğu selin­ de adı verilmiş Kieite'nin ölümüne nympha' lar o kadat ağlamışlar ki, gözyaşlarından bir kaynak fışkırmış, ona da Kleite adı verilmiş. İlginç bir nokta da şu ki, Argonautlar efsane­ sinde Kyzikos'tan ayrılmadan önce gemicile­ rin şehre hâkim olan Dindymos (Kapıdag) üs tüne bir Kybele heykeli diktikleri ve fırtınayı ancak bu yoldan dindirebildikleri söylenmek­ tedir.

L
Labdakos. Kadmos'la Harmonia'nın toru­ nu, Laios'un babası ve Oidipus'un dedesi (Tab. 19). Thebai kralı olan Labdakos adını bütün soyuna vermiştir, Oidipus da Labdakos oğlu diye anılır. Labrandos. Labrandos Kuretaların biridir. Arkadaşları Panamoros ve Palaksos'la birlik­ te Karia bölgesine gelir ve oradaki Labranda şehrine adını verir. Labranda bugün Selimi­ ye'nin biraz kuzeyinde Türbe adlı bir kasaba­ nın yerinde bulunuyordu. Labyrinthos. Labyrinthos, sonsuz ve girift dehlizlerden meydana gelen bir yapıya veri­ len addır. Mısır'da bu çeşit yapılar yeraltında mağaralar kazılarak yapılırdı ve çokluk kral mezarı olarak kullanılırdı. Yunan mythos'unda bu kelime Girit kralı Minos'un ünlü mimar Daidalos'a yaptırdığı ve içinde Minotauros'u sakladığı yapı için kullanılır. Labyrinthos ku­ ruluşundan da anlaşıldığı gibi Yunanca bir ke­ lime değil, Anadolu dillerinden üremedir. G i rit'e de oradan gelmiş olsa gerek. Girit Labyrinthos'u yeraltında değil, yer üstünde yapıl­ mış bin bir oda ve koridordan kurulu çapraşık bir yapıdır. Efsaneye göre Minotauros'u öl­ dürmeye giden Theseus'a Ariadne bir yumak iplik vererek onun Labyrinthos'a girdikten sonra yolunu şaşırmadan çıkmasını da sağla­ mıştır (Daidalos, Ariadne). Labyrinthos adı iki ağızlı balta anlamına ge­ len ve Girit din ve sanatında olduğu gibi Ana­ dolu'da da izleri görülen "labrys" kelimesin­ den türemiş olabilir. Lacrtes. Odysseus'un babası. Oğlu Troya savaşına gidip dönmeyince derin bir yas kap­ lar Laertes'in yüreğini, İthake sarayından ay­ rılır, gider bağlarında herkesten uzak, çoban­ ları ve bahçıvanlanyla birlikte yoksulluk için­ de yaşar. Odysseus'un ölüler ülkesinde rastla­ dığı anası Antikleia oğluna babası Laertes'in ne büyük acılar içinde kıvrandığını anlatır (Antikleia). îthake'de Laertes'in sözü geç­ mez bile, saraydaki rezalete karışmaz, malı­ nın, mülkünün Penelopeia'nın taliplerince tü­ ketilip yok edilmesine karşı koyacak güçte 190

değildir. Hele karısı Antikleia da canına kıyın­ ca Laertes canlı bir cenaze oluverir. Penelopeia ona sözde kefen dokur, her gün doku­ duğu ve gece söktüğü bezin Laertes'e kefen olduğunu söyleyerek talipleri oyalar. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye ayak basınca ba­ basının yürekler acısı halini çoban başı Eumaios'un ağzından haber alır. Ama ona ancak talipleri öldükten sonra, Odysseia'nın yirmi dördüncü ve son bölümünde görünür. H o m e ros bu buluşmayı şöyle anlatır (Od. X X I V , 226 vd.): Odysseus yalnız babasını buldu bakımlı bahçenin içinde, çapalıyordu ihtiyar adam bir ağacın dibini, entarisi eski ve yamalı vepimpisti, yamalı sığır derileri bağlamıştı bacaklarına, sıyrıklardan korunmak içindi, dizlik yerine, ellerinde eldiven vardı dikenler batmasın diye, başında da soğuğa karşı keçi derisi bir takke, Odysseus onu ihtiyarlıktan çökmüş, gönlü büyük bir yas içinde görünce dayanamaz, ağ­ lar. Kendini tanıtınca ihtiyar Laertes birden­ bire dirilir, gidip yıkanır, temiz bir entari gi­ yer ve tanrıça Athene'nin yaptığı büyü ile bir­ den güçleşir, gençleşir. Öyle ki ithake halkı taliplerin ölümünden dolayı öç almaya gelin­ ce, Laertes de oğlu ve torunuyla birlikte sila­ ha sarılır ve Eupeithes'i öldürür. Laios. Labdakos'un oğlu, Oidipus'un baba­ sı, Thebai kralı (Tab. 19). Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasına kaynak olarak aldığı efsaneye göre, Laios İokaste ile evlenir ve bir oğlu olur. Ama çocuk dogmadan tanrı sözcü­ sü Laios'a doğacak olan çocuğun kendisini öldüreceğini bildirir. Bunun içindir ki kral ço­ cuğu doğar donmaz bir uşağına verip dağa bıraktırır. Ama tanrı sözü gene de gerçekle­ şir: Günün birinde Laios Delphoi'ye giderken yolda bir yabancıyla kavgaya tutuşur, bu ya­ bancı kendi oğlu Oidipus'tur. Oidipus Laios'u Öldürür ve Thebai'ye vardıktan sonra anası İokaste ile evlenir. Oidipus'un, babasını öl­ dürmek ve anasıyla evlenmekle işlediği kor­ kunç günahı nasıl haber aldığı ve nasıl cezaya çarpıldığı Oidipus efsanesi ve tragedyasında anlatılmıştır (Oidipus).

Laistrygon'lar. Odyssela'da adı geçen efsanelik bir boy. Odysseus gemileriyle rüzgâr tanrı Aiolos'un adasından ayrılınca altı gün yol alır, sonra da Telepylos denilen çok güzel bir limana varır. Bütün gemiler bu sütliman koya girerler, yalnız Odysseus kendi gemisini liman dışında bir kayaya bağlar. Üç arkadaşı­ nı da kente gönderir, ama Laistrygonların kralı Antiphates'in kızına rastlayan bu adam­ lar önce bir dev anasının evine götürülürler, sonra da Antiphates adlı dev kral onlan kesip yer, bununla da kalmaz, Laistrygonlar liman­ da demirlemiş gemilere saldırır ve bütün ge­ micileri öldürüp şişlerler. Bir Odysseus'un ge­ misi halatını çözerek kaçıp kurtulmak çaresi­ ni bulur. Böylece Odysseus'un on iki gemi­ sinden on biri yok olur, bir tek gemisi kalır. Bu korkunç macera Odysseia'nın onuncu bö­ lümünde anlatılmıştır (Od. X, 80-132). Lakedaimon. Zeus'la Taygete'nin oğlu, P e loponez'de Lakedaimon ya da Sparta olarak anılan ünlü şehrin kurucusu (Tab. 9). Efsane­ ye göre Lakedaimon adlı kahraman bölgede kral olan ırmak tanrı Eurotas'ın Sparta adlı kızıyla evlenmiş, Eurotas ölünce de tahta çık­ mış. Kentine karısının adını vererek Sparta demiş, yönettiği halka da Lakedaimorilular diye kendi adını takmış. Tarihsel çağlarda bu kent h e m Sparta, hem de Lakedaimon diye anılır. Lakhesiş. Zeus'la Themis'in kızları sayılan kader tanrıçaları Moiraların biri. Adı kader, alın yazısı anlamına gelen Lakhesiş Moiraların ikincisidir (Moiralar). Lakios. Lakios'a Delphoi tanrı sözcüsü do­ ğuya gidip bir şehir kurmasını buyurmuş, Lakios da Anadolu'nun Lykia ile Pamphylia ille­ rinin sınırında bulunan Phaselis şehrini kur­ muş. Bu şehri kurmak için gereken topraklan tuzlu balık karşılığında satın almış (Kylabras). Lamia. Komedya'da adı geçen, kadın başlı, eşek bacaklı bir canavar, çocuklara korkuluk olarak gösterilirdi. Bir efsaneye göre Lamia güzel bir kızmış, Zeus ona gönül vermiş, onunla birkaç kez gelip sevişmiş, ama Lamia'nın her çocuk doğuruşunda kıskanç Hera gelir, doğan çocuğu öldürürmüş. Sonunda

Lamia gidip bir mağaraya saklanmış ve çocuklan yaşayan analara düşman kesilmiş. G e çeleri gözüne uyku girmediği için gider, ço cuklan kaçırır, yermiş. Ama Zeus ona acımış, çok şarap içtiği geceler gözlerini çıkarıp yata­ ğının yanındaki bir kaba koyarmış, o zaman uyur ve çocukları rahat bırakırmış. Lampetie. Helios'la Neaira'nın kızı, Odys seia'da adı geçen nympha. Lampetie kız kar­ deşi Phaethusa ile birlikte babaları Helios'un Thrinakie adasındaki kutsal sığırlarına bekçi­ lik etmektedirler. Odysseus'un arkadaşlarının kutsal sığırları kesip yediklerini Helios'a ha­ ber veren onlardır (Od. X I I ) . Lampsake. Lampsakos (Lapseki) şehrine adını veren kadın. Lampsake Babrykler kralı nın kızıymış. Boğazlar bölgesine Y u n a n i s - . tan'dan gelen göçmenler günün birinde kra lın bulunmadığı bir zamanda yerlilerin saldın sına uğramışlar ve Lampsake araya girme şeydi, hepsi öldürüleceklermiş. Ama kral ki» göçmenleri kurtarmış, bunun için de onlaı şehri aldıktan sonra Lampsake'ye bir tanrıça gibi tapınmışlar ve şehre adını vermişlerdir. Laodamas. (1) Eteokles'in oğlu, Thebal kralı. Thebai'ye karşı Epigonlar seferine karşı koyar ve şehrini savunurken ölür (Alkmaion). Başka bir anlatıma göre Epigonlar şehri alınca Laodamas kaçar ve kuzey Yunanis­ tan'a sığınır. (2) Antenor'un oğlu, llyada'da adı geçen Troyalı savaşçı. Aias tarafından öldürülür. Laodameia. (1) Bellerophontes'in kızı. H o meros İlyada'da Laodameia'nın Zeus'la bir­ leştiği ve Sarpedon'u doğurduğu söylenir (İl. VI, 197 vd.) : Akıllı Zeus, koynuna girdi Laodameia'nın. Laodameia doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon 'u. Başka bir geleneğe göre Sarpedon Zeus'la Europa'nın oğludur (Tab. 11). Laoda la Artemis'in oklarıyla ölmüş. (2) Akastos'un kızı, Protesilaos'un karısı Protesilaos Tröya kıyılarına çıkar çıkmaz ölen Akha yiğididir. Kocası Troya seferine çıkmadan az önce evlenen Laodameia ölüm

haberini alınca tanrılardan Protesilaos'u ken­ disine üç saat için bağışlamalarını diler. Bu dileği yerine gelir, ama eşi Hades'e indikten sonra da Laodameia canına kıyar (Protesilaos). Bir anlatıma göre Laodameia Protesilaos'un balmumundan bir heykelini yaptırmış ve onu koynuna alırmış. Babası bunun' farkı­ na varınca heykeli ateşe atmış, Laodameia da heykelin ardından atlayarak diri diri yan­ mış. Laodike. (1) Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. İlyada'da Agamemnon'un üç kızı­ nın adı Khrysothemis, Laodike ve İphianassa diye geçer. Laodike tragedya yazarlarının sonradan Elektra diye adlandırdıkları kız olsa gerek. (2) Priamos'un kızı (Tab. 16). İlyada'da şöy­ le tanımlanır (il. I I I , 124): "Güzellikten yana en üstünüydü Priamos'un kızları arasında". Laokoon. Troyalı Antenor'un oğlu sayılan Laokoon, Thymbralı Apollon tapınağında ra­ hiptir. Ama tanrının heykeli önünde karısıyla seviştiği için günah işlemiş ve ApoIIon'un ö f kesini üstüne çekmiştir. İki oğlu vardır. İlyada'da adı geçmeyen Laokoon Vergilius'un "Aeneis" destanında Troya'nın yıkılışıyla ilgili olarak anlatılan korkunç bir mace­ ranın kahramanıdır. Akhalar içi dolu tahta atı Troya kapılarının önüne bırakarak Tenedos adasının arkasına saklandıklarında Troyalılar poseidon tanrıya şükretmek için on bir kur­ ban kesmek görevini Laokoon'a verirler. Laokoon kocaman bir boğayı deniz tanrıya ada­ mak üzeredir ki dalgalardan olağanüstü bü­ yüklükte iki yılan çıkar, bunlar babalarına yar­ dım etmekte olan Laookon'un iki oğluna sal­ dırırlar. Yılanlar çocukların gövdelerine sarı­ lıp onları boğmak üzereyken Laokoon araya girer, oğullarını kurtarmaya uğraşır, ama bu kez yılanlar onu da boğumlarının arasına alır­ lar ve üçünü de tüyler ürpertici biçimde öldü­ rürler. Troyalılar bu manzarayı dehşetle sey­ rettikten sonra, Laokoon'un Apollon'a karşı işlediği günahı bilmedikleri için, şöyle yorum­ larlar: Apollon'un rahibi kapı önüne bırakılan tahta heykelin şehir içine alınmasına karşı gelmiş, giderek kargısıyla atın karnına vur­ muş, oyuk olduğu sonucuna varmıştı. Deniz192

den çıkan yılanların Laokoon'u ve çocukları­ nı boğması işte bu tutumun cezasıdır, heykel ise tanrıların bir armağanıdır ve şehre alın­ malıdır. Casus Sinon'un da desteklediği bu görüş tutunur ve tahta at surlardan içeri alı­ nır. Aeneis'te canlandırılan bu olay bugün Vati­ kan müzesinde görülen ünlü Laokoon ve oğulları heykeline konu olmuştur. Laomedon. Ilos'la Eurydike'nin oğlu Laomedon Troya'nın ilk krallarındandır (Tab. 16, 17). Strymo ile evlenir ve Podarkes, yani Priamos'la Hesione'den başka birçok çocuk­ ları olur (Hesione). Tros'la llos'un kurdukları Troya şehrine surlar yaptırmak için Apollon ve Poseidon'dan yardım gören Laomedon yemin bozmuş, güvenilmez bir kral olarak geçer e f sanede. Bu günahı onun ve şehrinin başına birçok belalar getirmiştir. Bu yüzden Troya'ya düşman kesilen Poseidon olayı Apollon'a şöyle hatırlatır (İl. XXI, 4 4 1 vd.): Zeus buyurmuştu ikimize demişti, soylu Laomedon'a yardımcı olun, belli bir karşılıkla kiralamıştı bizi bir yıllığına, iş buyuruyordu bize, efendimizdi. Bir surla çevirdim ben Troya'lılarm şehrini, geniş, çok güzel bir surdu bu, şehir bir türlü ele geçemez olmuştu, sense, çok kıvrımlı İda'nın ormanlık yarlarında kaypak kaypak yürüyen, boynuzlu sığırlarını güdüyordun, ama güler yüzlü mevsimler gelip geçti, geldi yıllığı ödemenin günü, yüzsüz Laomedon vermedi karşılığını emeğimizin, meydan okudu birde utanmadan, bizi kovdu, dedi, ellerinizi, ayaklarınızı bağlayacağım, dedi, satacağım sizi uzak adalara, üstelik kulaklarımızı tunç kılıcıyla kesecekti. Poseidon bu hakaretten duyduğu öfkeyi bir türlü unutamaz, Hesione'yi öldürecek bir de­ niz canavarı gönderdiği gibi, Troyalıları tut­ maktan da kaçınır. Laomedon*un Hesione'yi kurtardı diye H e rakles'e verdiği sözü de tutmaması onun yiğit

Etrüsk asıllı tanrılar. genellikle Aitolia kralı Thestios'un kızı olduğu kabul edilir. Aenas). Roma mitolojisinde Lara hem dedikodu. K ı z ı Lavinia günün b i rinde hiç acı çekmeden yanıp tutuşmaya baş­ layınca Latinus tanrı sözcüsüne bu mucizenin nedenini sorar. bir kızı olmuş. Lara. Efsaneye göre Lara ile Mercurius'tan doğmadırlar. Larlar bir ellerinde bereket boynuzu taşıyan. Ev Larla rından başka kamu Larları vardır. adı Lapithes. Sonra da . Roma asıllı efsanelere göre de Latinlerin bu ilk kralı Faunus'un oğlu ve Lavinia'nın babasıdır. İlyada'da adı geçen bu boy "taşkın canlı kargıcılar" diye nitele­ nir. Ama Troya soyundan bütün kişilere düşman kesilen tanrıça İuno Lavinia'nın anasının Turnus'la birlik olup bu evlenmeye karşı koyma­ sını sağlar. İtalya'nın yerlileri Aborigenes deni­ len boya adını veren Latinus üstüne iki ayrı kaynaktan gelme efsaneler anlatılır. Bir Lapith ol­ duğu bilinen İksion bir efsaneye göre Periphas'm.ın kovulan Tyndareos Aitolia 'ya sığı­ nınca Thestios onaa kızını verir. Leandros. Laomedon'un Herakles'e söz verdiği atlar tanrı Zeus'un Ganymedes'e karşılık Tros'a armağan ettiği atlardır (Ganymedes). hem de tam sessizliği. kısa rubalı ve bir ayaklarının üstünde dönen delikanlılar olarak gösterilir. Argonaut'lar seferine katılmış­ lar: Theseus'un arkadaşı Peirithoos. Pelion ve Ossa dağlarının eteklerine yerleşmişler. başka birine göre de Phlegyas'ın oğ­ ludur (İksion). örne­ ğin Knidos ve Rhodos'ta da rastlanır. Latinus. başka başka bölgeler­ de şehirler kuran dört oğlu olur: Phorbas. Kendilerinden önce bölgede oturan Pelasgları kovarak. yani ölümü simgeler. Lapithai (Lapith'ler). bu kız ApoUon tanrıdan gebe kalarak bir oğul doğurmuş. Triopas ve Lesbos. Latium'un bir su perisi olan Lara İupiter'in buy­ ruklarına karşı gelmiş. Kral Latinus'un kızı. Lapith olarak tanınmıştır. hem de baştanrınm bu tutku­ sunu İuno'ya ve İuturna'ya açmış. kılavuz tanrı Mecurius'a da bu geveze periyi ölüler ül­ kesine götürmesini buyurmuş. Latin adını göklere çıkaracak bir kahramana ver­ mesi gerektiği bildirilir. Buna öfke­ lenen lupiter kızın dilini koparmış. Ama Mercurius Lara'ya yolda tutularak onu Lares tanrı­ lara gebe bırakmış. kızı dışardan gelecek bir yabancıya. Odysseus'la Kirke'nin oğludur. Aeneas Turnus'la teke tek savaşa girer. Lara hem yardım­ dan kaçınmış. Lapith'lerin en başta gelen soyunun atası ırmak tanrı Peneus'tur. Latin şairi Ovidius'a göre Lara'nın asıl adı geveze anlamına gelen "Lala"dır. h e m ef­ sane. Lares. aldığı cevapta kızını. Öldükten sonra da İupiter Latiaris adiy la tanrılaştırılır (Lavinia). kazanır ve Lavinia ile evlenir (Latinus. Latinlerin egemenliğini dünya­ ya yayacak olan bir kahramana vermek ge­ rektiğini bildirir.Herakles'in elinden öldürülmesine nedendir. Bkz. bunlar Ro­ ma halkının topluca yaşadığı yerleri konır. Leda'nın anası. Bu Lapithes'in ken­ disi boyuna adını verir. onun oğlu Polypoites. Her evde ölülerin ruhunu simgele yen bir Lar bulundurulur ve bu aile bekçisinin heykeli kuşaktan kuşağa aktarılır. Hero. cinlerdir. Mousos. Kalydon avında da bulunmuşlar (Meleagros). tanrı gönül verdiği İuturna'yı elde etmek için bütün nympha'lardan yardım istediği halde. babası üstüne kaynak­ lar birbirini tutmaz. Ne var ki adlarına birbirinden çok uzak yerlerde. Leonteus vb. ama dedesi Faunus onun evlenmesine engel olur. Aeneas Latium'a gelmeden önce Lavinia Rutullar kralı Turnus'a nişanlıdır. Lapith'ler. Leda. Lavinia. evlerin içini koruyan. Yunan kaynaklarına göre Latinus. Lavirıia'yı ona verir. talibi olan Ruteller kralı Turnus'a değil de. Lakedalmon'd. Pindos. hem de tarihte adı geçen bir Tesalya boyudur. Bir süre sonra İtalya'ya ayak basan Aeneas'ı kral Latinus iyi karşılayıp kendisine damat olacak adamın bu olduğu kanısına varır ve Lavinia'yı Aeneas'a verir. Lapith'lerin söz edildikleri efsanelerin ba­ şında Kentaurlarla olan çarpışmaları gelir (Kentauroi). Periphas. Latinus da Aeneas'ııı Latium'a geldiğini görünce. Peneus Kreusa (ya da Philyra) ile evlenmiş. iki oğlu. Lares tanrılar yol ağızlarını.

. Lethe. Anası iki kardeşin gizlice sevişmesini sağlar. içer içmez de. Bu ır­ mağın suyu hiçbir kap içinde durmazmış. suyunu içen ruhlar geçmiş hayatlarını ve çek­ tikleri acıları unutup öyle girerler ölüler dün­ yasına. tanrısal yumurtayı yumurtlayan Leda değil. Tutkusu gün geçtikçe artar. Libya. Zeus Nemesis'e tutkunmuş. Klytaimestra. baba da onu kızının âşığı sanarak kılıcıyla vurur. İno. Libya. Lethe Hades ülkesinde bir pınar olmuştur. Nemesis'in yumurt­ ladığı yumurtayı da Leda alıp saklamış. ama tanrı­ ça onu istemezmiş. Platon ve neo-platonculugun etkisiyle Lethe unutmayı simgeleyen bir ırmak ve son­ ra da soyut bir kavram haline gelmiştir. Libcr. kız acı bir çığlık atarak düşer.: na derdini açar ve ondan yardım ister. Maiandros (Menderes) kıyısındaki Magnesia (Manias) şehri kralının kızı bu Leukippos'a gönül vere­ rek yurdunu onun emrindeki düşmana teslim etmiş. "Devlet" adlı eserinin sonunda ruh göçümünü anlatan Platon Lethe'yi şöyle ta­ nımlar (Dev. öç tanrıçası Nemesis'tir. İo'nun torunu olur (Tab. onu yenemeyeceğini anlayınca. ama gü­ nün birinde Ksanthios'a birisi kızının bir ya­ bancıyla yattığını ihbar eder. Lykia'da 1 üstün bir savaşçı olarak tanınır. Serüveni ilkçağın aşk romanlarından birine konu ol-j muştur. Çok gü­ zel bir kız olduğu için Leda onu öbür çocukla­ rıyla birlikte kendi kızıymış gibi büyütmüş (Helene. ne ot varmış bu ovada. kız saklanır. bahçe ve tarlala­ rın bereketini sağladıklarından Yunan tannlarından Bacchus ve Ceres'le bir tutulmuşlar­ dır. Ak­ şam olunca Ameles (kaygısızlık anlamına ge­ lir) ırmağın kıyısında konaklamışlar. Leda da bir yumurta yumurtlamış. Bir tanrı buyruğuna uyarak Yunanistan'dan ayrılıp Midilli'ye gö­ çer. Leukippos. 5). 621a): "Ruhlar boğucu. Başka bir efsaneye göre. anası. Leto. X. Bir Anadolu tanrıçası olduğu adından. Kendisi kral olup adaya adını verdiği gibi ka­ rısının adı da adanın büyük şehirlerinden biri­ ne verilmiştir (Lapithai). efsa­ nesinden ve tapınağının yerleşme yerlerin­ den belli olan Leto konusunda Apollon. Leukippos. Lykialı bir delikanlı. baştanrı Zeus'la birleşerek Apollon'la Artemis'in anası olur (Tab. 10). Bu yumurtadan yalnız Helene doğmuş. Midilli adasına adını veren kahraman. Titanlardan Koios'la Phoibe'nin kızı Leto. Leda'nın çocukları Helene ve Klytaimestra. ama oradan da kovulup Anadolu'ya döner. her şeyi unuturmuş". Efsaneye göre Zeus tanrı Leda'ya âşık olmuş ve bir ku­ ğu kuşu biçiminde ona yanaşmış. 12). ama tanrıça Aphrodite'nin öfkesine uğrayarak kendi kız kardeşine gönül verir. Unutmak anlamına gelen bir fiilden türemiş olan Lethe s ö z c ü m ü allegorik b i r tan­ rıçanın adıdır. Epaphos'un kızı olan Libya. Kuzey Afrika'ya adını veren nympha'.Tyndareos Herakles'in yardımıyla Sparta tahtını gene ele geçirir ve Leda ile birlikte oraya yerleşirler. Girit'e geçip orada bir koloni kurar. Kastor'la Polydeukes'tir (Tab. ossaat tanrı bir kuğu kuşu olup ona yanaşmış. Bellerophontes'in torun. tanrıdan kurtulmak için bir kaz biçimine girmiş. Bu korkunç hikâye sonu­ cunda Leukippos Lykia'dan ayrılmak zorun­ da kalır. Lesbos. Lapithes'in oğlu. Miletos bölgesinde bir şehir kurar. bu sırada Leukippos da saldıranın babası olduğunu anlamaya­ rak onu öldürür. yoksa kılıcıyla kendini öldüreceğini söyler. ne ağaç. Bkz. dişisi Libera İle birlikte bag. Bazı ruhlar ölçüyü kaçırıp fazla içermiş. yumurtadan iki ikiz ço­ cuk çıkmış: Zeus'un dölleri olan Helene ile Kastor ve Tyndareos'un çocukları olan Klytaimestra ile Polydeukes. Ksanthios gece kızının odasına girer. Ari temis ve Kybele maddelerine bakılması. kor­ kunç bir sıcağın altında Lethe ovasına git­ mişler. Orta İtalya'nın eski bir tanrısı Liber. kendisi de Poseidon'la birleşir ve Agenor'la Belos diye Fenike ile M ı sır'ın efsanelik kurucularını doğurur. Dioskurlar).j lanndan olan Ksanthios'un oğludur. Leukothea. oradaki kralın kızı Methymna ile evlenir. oysa herkes de bu sudan biraz içmek zorun­ daymış. Büyükannesi lo nasıl Zeus tanrıyla birleşmişse. Hesiodos'a göre Lethe kavga tanrıçası Eris'in kızı ve Gece'nin torunudur.

veba da böy­ lece sona erer. Ekin biçmede onun üstüne yokmuş ve babasının kral olduğu bölgeye kim gelse onu yanşmaya çağırır. Yalvarılar Lityerses. orada karaya çıktık ve biz gittik su almya. teknede. Phrygialılar ekin biçerken Lityerses'in serü­ venini dile getiren bir türkü söylerlermiş. ama kulağı olmayan yiğit hocasından azar işittiği bir gün öfkelene­ rek onu öldürmüş. oturup doyurduk karnımızı tez giden gemilerin dibinde. Müzikte usta olduğu için Herakles'i yetiştir­ mekle görevlendirilmiş. Korkunç bir öfke içinde ağaçları köklerinden söken. kız baba­ sından korktuğu için bebeğini dağa bırakır. Litai. Europe). Bu ülkenin kuzey Afri­ ka'nın Trablusgarp kıyılarının karşısında Cerba adası olduğu öteden beri bilginlerce kabul edilir. H e rakles. Apollon'la boy ölçüşecek olmuş da tanrı onu ölümle cezalandırmış. Troya'dan ayrıldık tan sonra Trakya kıyılarına uğrayan Odysseus'un gemileri. lotos bile verdiler onlara yesinler diye. Psamathe de yasını ağıtlarla dile getirir. köpekler gelir. Daha başka bir anlatıma göre Linos ağıt söylemekte o kadar ustaymış ki. kral kızı Psamathe'nin Apollon'dan ge­ be kalarak doğurduğu bir çocuktu. kattım yanlarına bir de haberci. Gittiler ossaat buluştular lotos yiyen adamlarla. Likhas. bir bu çiçeği yer buranın halkı. Yiğit onu Deianeira'dan yeni bir gömlek al­ maya gönderir ve kansının yolladığı sihirli Gömlegi sırtına geçirip yanmaya başlayınca bütün suçu Likhas'tan bilir. (1) Argos'ta anlatılan efsane şöyledir: Linos. yolladım arkadaşları. dedim gidin bakın. vurdum zincire . Lltyerse adlı bir türküde bu biçicinin ustalığı övülürmüş. (2) Boiotia'da anlatılan Linos efsanesi biraz değişiktir: Linos Musaların birinin çocuğudur. Argoslular Delphoi bilicisin­ den aldıkları öğüt üzerine Linos ve Psamathe adına bir yas töreni düzenlerler. Herakles'in arkadaşı ve habercisi. bizim dostlara hiçbir kötülük düşünmedi ora halkı. Bkz. unutturmuştu sılayı Ama bakmadım gözlerinin yaşına. Babası işin far­ kına vararak kızını öldürür. Yiyip içtikten sonra doyasıya. yolda rastlanan köpekler öldürülürdü. Seçtim iki kişi. Linos. al dırmadan onu güzel bir türküyle uyutmuş ve kafasını kesmiş. kendinden geçti ve dönmeyi istemedi bir daha gemiye. IX. Belos. Linos törenlerinde ağıtlar oku­ nur. bizimkilerden kini yediyse totosun bal gibi yemişini. istemese de onu döve döve çalışmaya zorlarmış. Linos'u parçalarlar. Bahtsız adam da Euboia yakınında denize düşüp ora­ daki Likhades adalarına adını verir (Herakles). sürükledim gemiye onlun. Lotophagoi (Lotosyiyenler). sunakları deviren ve avaz avaz bağıran Herakles L i khas'ı ayağından tutup denize fırlatır. oradan yelken açınca kor­ kunç bir poyraz fırtınasına tutulurlar ve on gün denizde çalkandıktan sonra Lotosyiyen lerin ülkesine varırlar.Agenor yoluyla Kadmos'la Europe'nin ninesi olur (Agenor. kafalarını keser. Odysseia'da sözü geçen efsanelik boy. Apollon tanrı da bu korkunç olayın cezası olarak Argos bölge­ sine veba salar. Zorbanın meydan okumasına hiı. 82 vd. Linos efsanesi bir çeşit ağıt yakma törenine bir kaynak bulmak amacıyla uydu­ rulmuş olsa gerek. ekmek yiyen hangi insanların toprağına ayak basmışız. arkadaşlar da çabucak hazır etti akşam yemeğini. Lydia kraliçesi Omphale'nin yanında bulunduğu sırada Lityerses'le boy ölçüşmeye gelmiş. Odysseus bu eşsiz serüveni şöyle anla tır (Od. E l i çok çabuk olduğundan hasımla­ rının hepsini yener. kürekçi sıraları altına çektim. Phrygia kralı Midas'ın oğlu.): Tam dokuz gün ölüm rüzgârları balıklı denizde çalkaladı bizi sonunda Lotosyiyenlerin toprağına vardık onuncu günü. akıllarını çelmişti bu yemiş. Orada kalıp lotos yemekten başka şey düşünmediler. bedenle­ rini de ekin demetleri arasına baglarmış.

Lykos Argonautlan batı Ege kıyılarında bulunan ülkesine vardıkların­ da iyi karşılar. Bu akraba­ lıktan anlaşılıyor ki. Lykos. Trakya kralı Lykurgos'tan İlyada'da söz edilmektedir. Adı ay anlamına gelen bir roma tanrı­ çası. (2) Argonautlar efsanesinde adı geçen Maryandyn'ler kralı. Lykurgos.birini sağ bırakmış. Böylece dövülen kadınların kısırlıktan kurtulup doğur­ gan olacaklarına inanılırdı. Antiope'nin de Zeus'tan olan İkizleri Amphion ve Zethos analarının öcünü almak için Lykos'u öldürür­ ler (Antiope. Lydos nasıl Lydia'lılara isim babası olmuşsa. Troas bölgesine yerleşmiş L y k i a l ı (Pandaros. Lykomedes de Theseus kendi krallığını ele geçirir korkusuyla onu bir kayalığın üstü­ ne götürür ve uçurumdan aşağı atar (Theseus). (3) Pandaros'un babası. X X I . Antiope'nin amcası. haydi. Patroklos öldükten sonra. Lykos. Lykaon. Baştanrı bü­ yük bir öfkeye kapılarak masayı devirmiş ve şimşekler çakarak Lykaon'un oğullarını yıldı­ rımla çarpmış. Lydos'un Tyrrhenos adlı bir de kardeşi vardır. Savaş sırasında Akha yiğidi Diomedes karşısında Bellerophontes'in 196 .Sonra büyürdüm öbür sevgili yoldaşlarıma. yalnız. karısı Dirke ile Antiope'ye eziyet ederler. kralın kızları arasına saklamıştı (Akhilleus). binin tez giden gemilere çabuk. dedim. onlar da hemen bindiler ve oturdular sıralarına. küreklere sarılıp köpürttüler kırçıl denizi. Polydoros'un kardeşi. kral da bu adamın bir tanrı olup olmadığını anlamak için insan etin­ den yemekler çıkarmış karşısına. Amphion). Akhilleus savaşa katıldığı zaman. Tyrrhenos da Tyrrhenoi. Argonautların Amykos'u öldürmeleri bu zorbanın düşmanı olan Lykos'un çok hoşuna gitmişti (Argonautlar). Bu efsane Arkadya bölgesinde Lykialı Zeus'un adına kutlanan törenlerde insan kurban­ larının nedenini açıklamaya yaramaktadır. korktum. Skyros adasının kralı. Sabah yıldızı Phosphoros'un Latin­ ce adı (Phosphoros). ama tanrı saygısı. tanrı korkusu yokmuş ne kendinde. Zeus onları denemek istemiş bir gün: Yoksul bir köylü kılığına girerek Lykaon'un sarayına konuk olmuş. ne oğulların­ da. yani Etrüsklere adını vermiştir. Çobanların ve sürülerin kurtlara karşı koruyucusu sayılan eski bir İtalya tanrı­ sı. Hıristiyan edebiyatında şeytanın bir adı. (2) Pelasgos'un oğlu. biri lotos yer. Lykaon'un kendisini de bir kurt haline getir­ dikten sonra sağ kalan oğlunu tahta çıkarmış. Yunan din ve tanrılarının etkisiyle Lupercus Pan'a da ben­ zetilmiştir. Karkabos). Lykomedes. Atys de Manes'in oğludur. ama hiçbir efsanesi olmadığı gibi zamanla Diana tanrıçayla bir tutulmuş Luna adı da şiirde Yunanca Selene'yi çevirmeye yaramıştır. Sonradan Faunus'la bir tutulmuş ve adı Faunus Lupercus olmuştur. Lydia'lılara adını veren kurucu kah­ raman. (1) Kadmos soyundan olan Thebai kralı. Kaderi onunki kadar acıdır. akrabalık bağla­ rıyla bağlı olduğu Lykomedes'in yanına sığı­ nır. Arkadya kralı Lykaon elli oğul babasıymış. sılayı unutuverir diye. giderek kendi oğlunu ölen dümencinin yerini tutmak üzere yanlarına verir. efsane de Etrüsklerin Anadolulu kaynaktan olduklarını kanıtlamak­ tadır. Lucifer. Skamandros kıyısın­ da öldürüp öldürüp ırmağa attığı kurbanlar­ dan biri de Lykaon'dur (İl. Lykomedes Theseis efsanesinde de rol oy­ nar: Atinalı yiğit kendi ülkesinde tutunama­ yınca Skyros adasına gider. 34-135). Thetis oğlu Akhilleus'un Troya savaşına katılmasını önlemek için onu Lykomedes'in sarayına göndermiş. Manes ise tanrı Zeus'la Okeanos kızı Kallirhoe' den dogmadır. Her yıl 15 şubatta kutlanan Lupercalia bayramı bir bahar ve bereket şenliği­ dir: Çıplak Lupercus rahipleri alay halinde Palatinus tepesini dolaşırlar ve kurban ettikle­ ri bir keçinin derisiyle yapılmış kamçılarla yol­ da rastladıkları kadınları döverlerdi. (1) Priamos'la Laothoe'nin oğlu. Aventinus tepesinde bir tapınağı vardı. Tarihçi Herodotos'a göre Lydos Atys'in oğlu. Lydos. konuklar ve ölen İdmon'la Tiphys'i gömmelerine yardım eder. Luna. Lupercus.

Tragedya yazarlarının bi­ raz değişik motiflerle ele aldıkları Lukurgos efsanesi bu gerçeği dile getirmektedir. Danaos Kızları).): Dryas'm oğlu güçlü Lykurgos bile onlarla kavgaya tutuşunca yaşamadı. kimine göre de adam öldürmeyi başaramadığı ve Lynkeus kızlığına saygı gösterdiği için ona kı­ yamamıştır. Thetis de hemen çekti onu içine. Lykurgos'un homurtusundan bir titreme almıştı Dionysos'u. Kronos'un oğlu kör etti Lykurgos'u. ölümsüzlerden tiksindirmişti kendini. Dionysos'la ilgili birçok efsaneler şarap tan­ rının ve kültünün benimsenmesine karşı gös- terilen tepkileri dile getirir (Pentheus). denizin dalgalarına attı kendini. Rahat yaşayan tanrılar kızdılar o zaman. ama Aphrodite'nin yardımıyla kız kurtulmuş. Babaları­ nın buyruğu üzerine Danaos kızları gerdeğe girdikleri gece kocalarını hançerledikleri hal­ de. yalnız Hypermestra Lynkeus'u öldürmez. o vakit Dionysos'un ödü koptu. Elli Aigyptosogullanndan biri. dayak yediler yiğit öldüren Lykurgos'un üvendiresiyle. . kutsal Nysa dağında kovalamaya kalkıştı Dionysos'un sütninelerinl. 130 vd. VI. Ana­ dolu'dan geldiği açıkça belli olan bu kült özel­ likle kuzey Yunanistan'a yerleşmekte güçlük çekmiş olsa gerek. üstelik çok da yaşamadı o. O bir gün. Lynkeus'la evlenmiş ve Abas'ı doğurmuştur (Hypermestra.torunu Lykialı yiğit Galukos'u görünce bir tanrı sanır onu ve tanrıya karşı savaşmanın sakıncalarına örnek olarak Lykurgos'un serü­ venini anlatır (İl. Danaos kızı Hypermestra'nın kocası. Danaos kızı Hypermestra'yı ba­ ba sözü dinlemedi diye mahkemeye vermiş. Lynkeus. Hypermestra'nın kocasını esirgemesinin n e ­ deni çeşitli yorumlara uğramıştır: Kimine gö­ re Hypermestra Lynkeus'a tutulmuş.

Pkiad yıldız­ larından biri (Tab. Makar'ın iki kızı varmış: Methymna ile Mytilene. tanrıya karışarak öbür in­ sanlarca çıldırmış gibi görünen bir kişi. Methymna Lesbos'la evlenmiş. Kaunos'la Byblis'in anala­ rı olan Kyane. Mainas sözcüğü aslında Y u nanca "mainomai" fiilinden türemiş bir sıfatmu tır. Byblis).M Maia. Bütün büyük su yolları gibi Maiandros da Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Çözdü ışıldayan kemeri. 7). kız kardeşi Mytilene de sonradan başkent olacak şehri adlan­ dırmış. Menelaos vurulduğu zaman. adanın bir kentine adını verdiği gibi. Roma'da Maia adlı eski bir tanrıçaya tapınırlardı. Kara okun yarasını görünce emdi kanı. bu tanrıça sonraları Yunan dininin etkisi altında Hermes'in anası Maia ile bir tu­ tulmuş ve mayıs ayı kendisine adanmıştır.' ama koca ırmak liman­ ları millerle boğmayı gene de sürdürmüş. Maia. Kallirhoe ve kendisi gibi bir ır­ mak olan Marsyas ve Babys (Marsyas. Dionysos alayını meydana getiren Bakkhaların başka bir adıdır (Bakkhalar). Sonradan Lapithes'in oğlu Lesbos da Midil­ li'ye göçünce Makar'la Lesbos iyi geçinerek adalarda ortak egemenlik kurmuşlar. Bu soyadı büyük ozanın Maion adında bir atası olduğunu mu. Kimliği üstüne kaynaklar birbirini tutmaz: Ki­ mine göre Makar.): Tekmil yiğitler sarmıştı Menelaos 'u. yani Büyük Mende­ res ilkçağ yazınında en çok adı geçen ırmak­ lardan biridir. yani Homeros'un dedesi. Maiandros. Hermes). Homeros'u doğurduğu söylenen su perisi Kritheis'le evlidir. Atlas'la Pleione'nin kızı. Makhaon hemen yardıma koşar ( İ l . başka bir söylentiye gö­ re de manevi babasıdır. yol kıvrıntısı ya da mimari­ de yılankavi motifler. yoksa sade­ ce Maionia yani İzmir'i de içine alan Ege kıyı­ larında doğduğunu mu belirler? Geç uydurul­ muş efsanelere göre Maion diye bir kişi var­ dır. Bu ırmak tanrının birçok kız ve erkek çocuk­ ları olmuş derlerdi: Samos (Sisam) adasına adını veren Samia. Da­ vaya bakan yargıç suçlamayı yerinde görmüş ve tanrıyı Miletlilere ceza ödemeye mahkûm etmiş. Arkadya'nın Kyllene dağında tanrı Zeus'la birleşerek Hermes'i doğurmuştur (Pleiad'lar. kuyumcuların işlediği karmlığı çözdü sonra. limanlarını da ova haline getiren bu insafsız tanrıya karşı dava açtığı anlatılır. özel­ likle bir kadın için kullanılır. kıvrıntılı akışı dolayısıyla ırmağın adı ırmak. I V . Mainas. Tarihsel çağlarda da bir tan­ rı bilinen ve tanrı gibi tapınılan Menderes'e karşı Milet halkının ayaklandığı ve tarlalarını bataklık. İlyada'da Lydia bölgesinin adı iki yerde Maionia (Meionie) diye geçer. Bugün bile göz göre göre izlenebilen bu süreç ilkçağdan beri Ege şehirlerinin başlıca bir der­ di sayılmaktaydı. kırıldı okun sivrileri çekilirken dışarı doğru. İlyada'da adı geçen Lesbos kralı. Maionides soyadı da Homeros'un do­ ğup büyüdüğü bölgeye atıf olsa gerek. altından da kuşağı. Makhaon. 2 1 1 vd. . Irmak tanrının tapınağında para çok bol olduğu için bu cezayı rahipleri tanrı adına kolaylıkla ödemişler. Bütün bu varsayımlar yersiz. Menderes ırmağının miller taşıyarak. Makar. Tanrı etkisiyle kendinden geçen. çoğulu Mainades. Tanrıya denk hekim durdu ortalarında. kimi­ ne göre de Zeus'un soyundandır. Mainad'lar. Maia. Maiandros. kardeşi Podaleiros'la birlikte (Podaleiros) Troya sa­ vaşına Tesalya kentlerinden gelme otuz ge­ miyle katılır ve hekim olarak çok yararlık gös­ terir. Maion. Maiandros'un adı ilkçağdan bu yana özel ad olmaktan çıkmış. eski zamanlarda denize açılan limanlar olan birçok şehri toprak altında boğduğu bilinmektedir. Tufan'dan sonra bir lonyalı göçmen kafilesiyle Lesbos'a gelip yerleşmiş ve o zamanları boş olan kom­ şu adaları da birer oturma yerine çevirmiş. dilde dolambaçlı konuş­ malar için kuilanılagelmiştir. sımsıkı kemerden çekip çıkardı oku. coşup taşan ve doğaya. tanrı Helios'un oğlu. Asklepios tanrının oğlu. Zeus'la Kallisto'dan dogma Arkas'a sütninelik ettiği için Hera'nın hışmına uğramış ve ancak yıldız olarak göğe çıktıktan sonra rahat etmiştir (Arkas). ya da onun babası. kendin­ den sonraki şairler de Homeros'a Maionides demektedirler.

acı dindiren ilaçları ustaca serpti üstüne. Bir zamanlar Kheiron vermişti babasına o ilaçları.

duğu anlaşılan bu çeşit amaçlı efsanelerden biridir (Apollon). Maron. Odysseia'da anlatıldığına göre Maron Odysseus'un ilk uğrağı olan Trakya'nın îsmaros şehrinde Apollon rahibidir. Odysseus bu kenti yağma ederken Maron'u korur ve sayar, rahip de bunun karşılığında ona birçok armağanlar ve bal gibi tatlı bir kırmızı şarap verir. Odysseus bu şarapla Tepegöz Polyphemos'u sarhoş ederek tek gözünü çıkarır, böy­ lece elinden kurtulur. Homeros Maron'un şa­ rabını şöyle tanımlar (Od. I X , 202 vd.): Yedi talant verdiydi, iyi işlenmiş altından, baştan başa gümüş bir sağrak verdiydi, ve on iki testi şarap eklediydi bunlara, tatlı, su katılmamış, tanrısal bir içkiydi bu. Bu bal gibi tatlı kırmızı şarabı içeceğin vakit karıştır bir sağrak dolusunu yirmi ölçü suyla, yükselir bir de bakarsın sağraktan bir tatlı koku, öyle bir tannsal koku yükselir ki, gel de içme. (Odysseus, Potyphemos). Tragedya yazarlarına göre Maron Dionysos tanrının torunu, ya da oğludur, Silenos'la yol daşlık eder ve onun gibi çok içer. Kimi yazar­ lar onu eli, ayağı titreyen, ama şarap içti mi bütün gücünü bulan bir ihtiyar olarak tanım­ larlar. Roma'da Maron'u ayyaş diye simgele­ yen bir çeşme vardı. Marpessa. Euenos'un kızı, İdas'ın karısı. Kendisine âşık olan tanrı Apollon'la kocası arasında İdas'ı seçer (İdas). Mars. Mars, Yunan tanrısı Ares'in Roma d i nindeki karşılığıdır. Efsaneleri de Ares'in e f sanelerini yansıtır, örneğin Latin şairi Lucretius'un "Doğa Üstüne" adlı eserinin başına koyduğu Venüs'la Mars'ın aşkı öyküsü doğru dari doğruya Homeros'tan alınmadır. Mars Roma'nm savaş tanrısıdır ve savaş tanrısı ola­ rak saygı ve tapkı görür, ama yerli bir İtalya tanrısı olarak savaşçı niteliğinden başka bir nitelik taşıdığı da görülür. Y ı l ı n i l k a y ı sayılan mart ayı hem adını taşır, hem de kendisine adanmıştır. Bu ay içinde şerefine kullanan bayramlarsa birer bahar bayramıdır ve tanrı burada toprak bereketim simgeler. Ne var ki

Savaş sırasında Makhaon Paris'in bir okuyla yaralanınca, Akhaları bir telaştır alır, "bir sürü insana bedel olan" bu hekimi Nestor arabasına bindirip kendi barakasına götürür ve tutsağı Hekamede'ye baktırır. Troya ordu­ sunda ünlü bir hekim olarak geçinen Makhaon daha çok cerrah olarak iş görür, kardeşi Podaleiros ise tedavi ile uğraşır. Makhaon Telephos'un ve özellikle Philoktetes'in yara­ larını iyileştirmiş olmakla ün salmıştı (Telephos, Philoktetes). Manto. Adı kehanet, falcılık anlamına gelen Manto, ünlü bilici Teiresias'ın kızı sayılır. Ba­ bası gibi geleceği görme yetisine sahiptir. Epigonlar Thebai'yi aldıktan sonra, kâhin Teiresias Delphoi'ye gitmek üzere yola koyulur. Kör olduğu için kızı Manto'ya dayanarak yü­ rür, ama yolda öldükten sonra, Manto tek başına Apollon tapınağına varır. Manto ken­ dini tanrıya adar ve yıllarca Sibylla olarak gö­ rev yapar. Tanrı günün birinde ona Ege kıyı­ larına gidip orada bir tapmak kurmasını bu­ yurur: Manto Klaros'u kurar. Argoslu Rhakios'la evlenip Mopsos'u doğurması çeşitli yo­ rumlarla anlatılır: Birine göre Manto Apollon tanrıdan gebe kaldıktan sonra tapınaktan çı­ karken Rhakios'a rastlar ve tanrının ona seçI iği bu ölümlü kocayla birlikte Klaros'a gidip tapınak kurar. Başka bir anlatıma göre Man­ to yalnız başına gider Klaros'a, yolda korsan­ lar tarafından kaçırılır, Rhakios adlı reisleriyle evlenir ve Mopsos'u doğurur. Klaros'ta Manlo'nun kurduğu tapınağa oğlu Mopsos başrahip ve bilici olur (Mopsos). Manto efsanesi belli bir amaçla uydurulmuş bir efsaneye benzer. Anlaşıldığına göre, Ana­ dolu'da bulunan Apollon tapınakları ve keha­ net merkezleri Yunanistan'dakilerden hem daha eski, hem daha üstündü. Mopsos'la Kalkhas efsanesi de bu üstünlüğü açığa vuıur. Ama Yunanistan bu gerçeği tersine çe­ virmek için bazı çarelere başvurmuş, Anado lu merkezlerinin Yunanistan'dan gelme efsa neler uydurmuştur. Ege'nin en ünlü kehanet merkezlerinden olan Klaros'un Thebaili Teiresias'ın k ı z ı ve adından uyduma bir kişi ol-

mart ayında savaş mevsimi de başladığı için Romalıların iki kavramı bir araya getirdikleri, bu tanrıyla h e m doğanın yeniden doğuşunu, hem de insanda yeni yeni karşı koyma güçle­ rinin belirdiğini simgelemek istedikleri sanılabilir. Mars ayrıca savaşçı gençliğin de tanrısıdır. Kurt kendisine adanmış bir hayvandır, Romulus'la Remus'u emziren dişi kurdu da bu göreve Mars tanrı gönderdiğinden Roma halkının atası sayılır. Marsyas. Marsyas efsanesi Anadolu'ya öz­ güdür ve asıl anlamı ancak içinde oluştuğu dekor göz önünde tutulursa anlaşılabilir. A y dın'dan Muğla'ya gidildiğinde Çine ile Yata­ ğan arasında Gökbel denilen bir yer vardır, manzarası akıllara durgunluk veren bir yer: Yol orada 30 kilometrelik bir arayı 380 viraj yaparak alır, gökten düşmüş meteortaşlarına benzer kapkara, korkunç biçimlerle üst üste yığılı kayalar arasında yılan gibi sürüne sürü­ n e , bin bir dönemeç yapa yapa ilerler. Kendi­ nizi bu dünyada değil, göklerin sarsıntısıyla yeryüzüne düşmüş bir gezegende sanırsınız. Göz alabildiğine ne bir ağaç, ne bir ot, ardı ardına dağlar, kayalar, taş yığınları, öyle baş döndürücü, tüyler ürpertici bir çevre ki, her dönemeçte bir cin, bir şeytan, tarih öncesi çağlardan kalma bir sürüngenle karşılaşacağı­ nıza inanırsınız ve korkudan soluğunuz kesi­ lir. Bu doğa dışı karaltı içinde uzaktan bir şı­ rıltı duyar gibi olursunuz, yaklaşır, bakarsınız ki bir yarın dibinde bir yeşillik kümesi, püfür püfür esen kavaklar, yer yer pembe zakkum­ lar ve yemyeşil bir su. Ne o? Bir ırmak, Çine çayı, ilkçağın Marsyas'ı kavalını öttürüyor tat­ lı tatlı, acı acı, çünkü bu kavalcınınki kadar korkunç bir alın yazısı olmamış başka hiçbir kavalcının. Dinleyelim Marsyas'ın serüvenini: Tanrı Pan'ın yapıp kullandığı syrinks deni­ len yedi borulu kavala karşın, Marsyas iki boruiu kavalın bulucusu sayılır. Bu yüzden de ki­ mi kaynaklarda Marsyas'ın Kybele'nin alayın­ dan olduğu söylenir, çünkü Ana Tanrıça kül­ tünde tefle birlikte bu kaval kullanılırdı. Ama asıl efsanesi şöyledir: Bu kavalı bulan tanrıça Athena imiş, günün birinde kaval ça­ larken bir derenin suyundan yüzüne bakacak olmuş, kavalın yüzünü nasıl buruşturup çirkinleştirdiginl görmüş ve kavalı öfkeyle atıp

dere kenarından uzaklaşmış. Bir başka anlatı­ ma göre Hera ile Aphrodite Athena'nın ka­ val çaldığını görerek onunla alay etmişler, tanrıça da Phrygia'ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş de kavalı atarken, onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant iç­ miş, Marsyas bunu nerden bilsin, yerde bul­ duğu kavalı almış ve çalmaya koyulmuş. Marsyas bayılmış sesine, o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadı­ ğını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra'sıyla yarışmayı bile göze almış. Tanrı bu yarışma için bir şart koşmuş: K i m yenerse yenilene is­ tediğini yapacak. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. Birinci yarışma sonuç vermemiş, ikincisinde Apollon Marsyas'a meydan okuyarak kavalını tersine tutup çal­ masını buyurmuş, kendisi lyra'yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde, Marsyas kavalını öttürememiş, bu yüzden de yenik düşmüş. Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas gene de kavalın lyra'dan üstün olduğunu söyleyin­ ce tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş (Midas). Ama bununla kalmamış, Marsyas'ı tutmuş, bir ağaca bağlamış ve deri­ sini yüzmüş. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş. Apollon sonradan yaptığı­ na pişman olmuş derler, lyra'sını yere atarak kırmış, Marsyas'ı da bir ırmak haline getir­ miş. Gökbel'de akan Çine çayı işte bu ırmakmış. Mater Matuta. Roma'da matronlar yani evli kadınlar ve anaların tapındıkları eski bir tanrıça. Bayramı Matralia adıyla 11 haziran­ da kutlanırdı. Matuta adı sonradan bu tanrı­ çanın şafak ve sabah güneşiyle bir tutulup, Yunanistan'dan gelme İno-Leukothea ile ka­ rıştırılmasına yol açmıştır. Efsaneye göre İno kendini denize attıktan sonra bir denizkızı ol­ muş ve İtalya kıyılarına çıkarak oraya sığın­ mıştır (İno). Mcdcia. Medeia efsanenin ve tragedyanın kadın kahramanları arasında en güçlü, en çar­ pıcı bir tiptir. Kişiliği ve serüveni hemen her çağda zamanın görüş ve eğilimlerine göre yo­ rumlanarak edebiyata ve sanata konu olmuş ve olmaktadır. Yerine göre egzotik ve ilkel karakteri üstünde dımılıır, kendi kardeşini ke-

200

sip parçalarını yol üstüne serpen, ondan da öte kendi karnından doğmuş çocukları öldü­ rüp babalarının önüne seren korkunç bir bü­ yücü kadın diye gösterilir, yerine göre de se­ ven ve hor görülen, özverisi karşılıksız kalan, yabancılık, itilmişlik, kıskançlık duyan bir ka­ dının dramı canlandırılır gözümüzün önün­ de. Medeia Kolkhis kralı Aietes'in kızı, tanrı Helios'un torunu ve tanrıça Hekate'nin yeğe­ nidir, Güneş soylulardandır, akrabaları olan Kirke ve Pasiphae gibi doğa dışı, tüyler ür­ pertici serüvenlerin kahramanıdır (Tab. 8). Bu serüvenlerin canlandırılmasında oynadığı rol ilkel bir macera romanı kahramanının rolüdür. Argonaut'lar destanı Odysseia'daki olaylardan daha eskilerini dile getirmekle çok daha yeni bir çağda kaleme alınmıştır. Bunun için bu destanın, daha doğrusu ilk macera ro­ manının kahramanları çarpıcı renklerle çizil­ miş, canlandırılmıştır. Medeia'nın hem Argonaut'lar destanında, hem de tragedyalarda sözü geçen serüvenleri şu adlar altında anla­ tılmıştır: Argonaut'lar, lason, Aietes, Pelias. Medeios. Medeia ile İason'un oğlu. At adam Kheiron tarafından yetiştirildiği söyle­ nir. Başkaca efsanesi yoktur. Medos. Medeia'nın bir oğlu. Bir kaynağa göre Medos, Kolkhisli büyücünün Atina kralı Aigeus'tan olan bir çocuğudur, başka bir kay­ nak Meneia'nın Atina'dan Theseus'un gel­ mesiyle kovulunca Asya'ya göçtüğünü ve ora krallanndan biriyle evlenerek Medos'u doğur­ duğunu ileri sürer. Her iki kaynağa göre Medos, Medlerin atası sayılır. Medusa. Gorgolardan biri, Perseus kafasını kesince akan kanından Pegasos'la Khrysaor doğar (Perseus). Megaira. Erinys'lerden biri (Erinys). Melampus. Adı kara, esmer ayaklı anlamı­ na gelen Melampus, Amythaon'un oğlu, Kretheus'le Tyro'nun torunu ve birçok bilici ve falcı kuşağının arasıdır (Tab. 23) Doğar doğmaz anası Melampus'un gövdesini gölgeye koymuş, ama ayaklarını güneşte bırakmış. Bu nedenle Melampus demişler ona . Biliciliği

Melampus şöyle bir olaya borçluymus: Ço cukken ölü bir yılan bulmuş, bir insan ölüsü gibi almış onu bir odun yığınının üstüne ko­ yarak yakmış ve cenaze törenini yapmış, sonra da yavrulannı büyütmüş. Yılanlar da şükran borcu olarak gözlerini, kulaklarını ya­ layıp arındırmışlar, böylece görme ve işitme yetisi öbür insanlarınkinden çok üstün olmuş. Melampus kuşların ve öbür hayvanların dilini anlar, onlarla konuşurmuş. Bundan başka hekimlikte, hastalan büyüyle iyi etmekte o n ­ dan üstünü yokmuş. Melampus'la kardeşi Bias yurtları olan Tesalya'dan ayrılıp, Pylos'ta amcaları Neleus'un yanına sığınmışlar. Bias Orada Neleus'un kı­ zıyla evlenmek istiyormuş, ama Neleus kızını Bias'a ancak Phylakos'un sürülerini getirirse vereceğini söylemiş. Bu sürünün bekçisi ne insan, ne hayvan hiçbir canlının yaklaşamadı­ ğı bir köpekmiş. Bias, onu alt etmeyi kardeşi Melampus'tan istemiş, o da ancak bir yıl ha­ piste kaldıktan sonra sürüyü alabileceğini bil­ dirmiş. Gerçekten de öyle olmuş: Sürüyü al­ maya giden Melampus'u bir tahta kulübeye kapatmışlar, o da kulübenin damındaki bö­ ceklerin konuşmasına kulak misafiri olmuş, anlamış ki kirişler çökmek üzeredir, aradan da bir yıl geçmişmiş, bunu kendisini tutuklayan Phylakos'a bildirmiş, kulübeden çıkarılır çıka­ rılmaz da dam çökmüş. Phylakos bu şaşılacak adamdan oğlu İphiklos'un iktidarsızlığına ça­ re bulmasını istemiş, bunu da başarınca Melampus'a sürülerini vermiş. İki kardeş bunları Neleus'a götürmüşler, Bias da kızla evlenmiş. Daha sonra Argos kralı Proitos'un çağırdığı Melampus bu kralın kızlarını delilikten kurtar­ mış. Kızlar hep birden çıldırıp kendilerini inek sanırlar ve böylece Pelepönez'i dolaşırlarmış. Melampus onları i y i etmek i ç i n Proitos'tan ülkesinin üçte birini istemiş, kral ver­ meyince yapmam demiş ve kızlar beter ol­ muş, sonunda Melampus ülkenin bir çeyreği­ ni kendisi, bir çeyreğini de kardeşi için iste­ miş, Proitos da bu şartı kabul etmek zorunda kalmış. Melampus kızlar üstünde türlü büyü­ ler uygulayarak onları iyileştirmiş, sonra da kızların birini karı olarak almış ve Argos kral­ lığını kardeşi Bias'la paylaşmış. Melanion. Bkz. Atalante

Melanthios (yahut Melantheus). Odys seia'da sözü geçen İthakeli keçi çobanı, hiz­ metçi Melantho'nun kardeşi. Kız kardeşi gibi kendisi de efendisine karşı nankörlük eder, yolda dilenci kılığında rastladığı Odysseus'u hırpalar, taliplerin tarafını tutar, onlarla Odysseus arasındaki çarpışmada yardım için ko­ şup hazine odasından silah getirmeye yeltenir, derken Odysseus'la Eumaios'un bir düze­ niyle orada kıskıvrak bağlanır ve hizmetçiler asıldıktan sonra Melanthios da avluya getiri­ lip kulakları ve burnu kesilir, erkekliği koparı­ lıp köpeklere atılır ve en sonunda elleri, ayaklan da kesilerek olduğu yerde bırakılır. Melantho. Güzel yanaklı Melantho Odysseus'un sarayında, Penelopeia'nm hizmetinde bulunan elli hizmetçiden biridir. Hanımı onu yetiştirdiği, şımarttığı halde, Melantho hain­ dir, taliplerden Eurymakhos'la sevişir. Dilenci kılığında karşısına çıkan Odysseus'a söver. Namussuz hizmetçilerle birlikte ceza görür ve taliplerin ölümünden sonra asılır (Od. 420 -473). Meleagros. Meleagros, Kalydon Avı diye anılan bir serüvenin kahramanıdır. Efsanesi­ nin iki anlatımı vardır. Birini Akhilleus'un la­ lası Phoiniks Agamemnon'un gönderdiği el­ çileri geri çevirip öfkesinden vazgeçmek iste­ meyen yiğide ibret dersi olsun diye anlatır. Şöyledir: Aitolia'da Kalydon bölgesinin kralı Oineus'la karısı Althaia'nm Meleagros diye bir oğulları olur. Oineus tanrıça Artemis'e karşı suç işler, hasat bayramında bütün tanrı­ lara kurban kestiği halde, Artemis'i unutur. Bunun cezası olarak tanrıça Kalydon bölgesi­ ne korkunç bir yaban domuzu salar. Ekinleri yok eden bu canavar yüzünden ülke açlık ve kıtlıkla karşı karşıyadır. Meleagros bu hayva­ nı avlamaya kalkışır ve bu işte bütün komşu ülkelerden yardım görür. Kalydon Avına ün­ lü, sanlı bütün yiğitler katılır. Aitolların kom­ şuları Kuretler de yardıma gelirler ve av i y i bir sonuç verir, canavar öldürülür. Ama Artemis kininden vazgeçmez, avın paylaşılmasın­ da Aitollarla Kuretler arasında kavga çıkartır, avcılar birbirlerine girerler, Meleagros bu sı­ rada dayılarını öldürür. Anası Althaia bunun üzerine oğluna lanet okur ve öç perileri Erinysleri salar üstüne. Meleagros savaştan çeki'II'.)

lir. Derken Kuretler Aitolların kentini yakıp yıkmaktadır, karısı, anası, bütün dostları Meleagros'a öfkesinden vazgeçip yurdunu sa­ vunması için yalvarırlar. Meleagros sonunda savaşa döner ve Kuretleri Kalydon'dan ko­ var. Aynı efsanenin öbür anlatımında Meleagros'un anası Althaia'nın oğlunun ömrüyle ya­ kından ilişkisi olan odunu yakıp yakmaması teması üstünde durulur (Althaia). Kalydon avına kız kahraman Atalante de katılmıştır, av sona erince Meleagros yaban domuzunun postunu Atalante'ye vermek ister. Öbür avcı­ lar buna karşı koyar, özellikle bir kadının ken­ dilerinden üstün tutulmasına kızan Meleagros'un dayıları meydan okurken yiğit onları vurup öldürür, anası Althaia da odunu ateşe atarak oğlunun ömrüne son verir. Melikertes. Bkz. İno. Melpomene. Musalardan biri, çokluk tra­ gedyayı simgeler (Musa). Memnon. Şafak tanrıça Eos'la Troya kral soyundan olan Tithonos'un oğlu (Eos). Memnon Troya savaşının İlyada'da anlatılan bölü­ münün sonrasını ele alan "Aithiopis" adlı destanın kahramanıdır. Yazarı Miletoslu Arktinos olan bu destan yitiktir, ama konusunu biliriz. Habeşistan kralı Memnon Hektor öl­ dükten sonra Troya'ya yardımcı gelir. Sırtın­ da Hephaistos'un yaptığı silahlar vardır. İlkin Aias'la karşılaşır, bu savaş sonuç vermez, sonra Nestor'a sataşır, Nestor'un oğlu Antilokhos babasını savunurken Memnon'un elin­ den öldürülür. Derken AkhiUeus araya girer. Çünkü Patroklos öldükten sonra Antilokhos onun en iyi dostu olmuştur. AkhiUeus Antilokhos'un öcünü almak ister, ama Thetis, oğlu­ nun Memnon'u öldürdükten hemen sonra öl­ mesi gerektiğini bilir, onun için Akhilleus'u bu savaştan alıkoymaya uğraşır. AkhiUeus söz dinlemez, öç almak için yanıp tutuşur. Bu kez iki tanrıça Eos'la Thetis tanrı Zeus'a başvurur­ lar, her ikisi de kendi oğlu için yalvarır. Zeus Hektor'la AkhiUeus için yaptığı gibi işi kader tartısına vurur: Memnon ölecektir. Oğlu Akhilleus'un elinden can verince, Eos ölüsünü er meydanından alıp güney topraklarına doğ­ ru taşımış, yolda da bol bol gözyaşı dökmüş.

G ü n doğunca bitkiler üstünde görülen çiy ta­ neleri işte bu gözyaşlarından gelmeymiş. İlkçağ plastik sanatının konu edindiği Memnon motifi Marmara'ya dökülen Aisepos, ya; ni Gönen çayı ile de ilgilidir. Bir efsaneye gö­ re Memnon'un mezarı Marmara klyılarındaymış, her yıl Memnon'un kuşları Gönen çayı­ nın ağzına gelir, orada Habeş yiğidine ağlarlarmış. Memnon'un savaşta ölen arkadaşları­ nın ruhlarını taşıyan, yahut da kendisinin ölümsüzleşmiş küllerinden doğmuş olan bu kuşlar iki gruba ayrılır, birbirleriyle dövüşürlermiş, çarpışma da ancak bir grup büsbütün yok olduktan sonra sona erermiş. Mısır'da Üçüncü Amenotep'in diktiği heykele Memnon heykeli denmesi, her sabah şafak sökün­ ce bu heykelin tatlı ezgilerle gün doğuşunu selamladığı söylentisi, Memnon kültünün M ı sır'da da, Anadolu'da da yerleşmiş olduğunu belirtir. Men. Phrygia kültlerinde adı geçen bir ay tanrısı, Anadolu'ya özgü bir tanrısal varlıktır. Menelaos. Agamemnon'un kardeşi Menelaos, babası Atreus tarafından Pelops ve Tantalos soyundan, anası Aerope tarafından da Giritli Minos'un, yani tanrı Zeus'la Europa'nm dölüdür (Tab. 15). Tanrı lanetine uğ­ ramış bahtsız bir soydan olduğu halde başına gelen belaların hiçbiri kendi işlediği bir suç yüzünden değildir, Menelaos'un kendisi te­ miz, dürüst, yürekli, olsa olsa biraz yumuşak bir insandır. Karısı güzel Helena'nın evinde konukladığı Paris tarafından bir yığın malla birlikte kaçırılması Menelaos'a karşı yapılmış büyük bir haksızlık, efsaneye aldatılmış koca olarak girmesi de bir bahtsızlık sayılabilir. Menelaos etken değilse de başlıca edilgen kahramanı olduğu İlyada destanında en par­ lak sıfatlarla nitelenir: Ares'in sevdiği, Zeus'un beslediği, gür naralı, yiğit Menelaos' tur, sarışın olduğu, bacaklarının biçimli, bilek­ lerinin güzel olduğu belirtilir. Helena bile bin pişmandır onu bıraktığına, şöyle der kocası için (Od. IV, 263): "Ne akıldan yoksundu kocam benim, ne güzellikten yoksundu". Menelaos Akha yiğitlerinin en seçkinlerindendir, Paris'le kozunu paylaşmak için onun­ la teke tek savaşa girmeye can atar (İl. III, 16 vd,)ı

Çıktı tanrı yüzlü Aleksandros Troyalıların en önüne, omuzlarında bir pars derisi, kıvrık yayı, kılıcı. Ucu tunçtan iki kargısını sallayarak zorlu savaşta çağırdı karşısına cenge, Argosluların en yiğitlerini. Ares'in sevdiği Menelaos, kalabalığın içinde onun uzun adımlarla öne atıldığını görünce, sevindi kocaman bir ava gözü ilişen aslan gibi. Menelaos aslan gibi savaşır, bu arada da tanrılara yalvarır ( İ l . I I I , 352 vd.). Ama tanrı­ lar dinlemez sözünü, Menelaos tam Paris'in hal<kından gelecekken Aphrodite tutar kaçı­ rır onu, Menelaos dövünür, ama ne yapsın, gene de gevşetmez çabayı, Akhalan cenge kışkırtır ( İ l . VII, 9 vd.): S i z i ödlekler sizi, Akha erkekleri denmez size, Akha kadınları demeli. Bir Argoslu çıkmazsa Hektor'un karşısına bizim için tam bir yüz karası olacak bu. Kendi göze alır Hektor'a karşı dövüşmeyi, ama Agamemnon bu çılgınlıktan alıkor kar­ deşini. Menelaos ön sırada savaşmaya, kendi davası uğruna kendi kendini savunmaya ve bu yolda ün kazanmaya can atar, ama talih­ sizliği şuradadır ki, ne yapsa fayda vermez, h e p ikinci planda kalır, savaşta da, kurultay­ da da dizginler başkalarının elindedir. Menelaos'un destanda, tragedyada ve baş­ ka türden yapıtlarda sözü geçen efsanesi bir tüm olarak şöyle özetlenebilir: Agamemnon'la Menelaos babaları Atreus'la amcaları Thyestes arasında süregelen kan davası sıra­ sında Mykene'den sürülüp Sparta kralı Tyndareos'un yanına sığınırlar (Atreus, Aigisthos). Tyndareos iki kardeşe iki kızını ve­ rir. Helena'nın talipleri arasında Menelaos'u seçmesi, öbür taliplerin de bu evliliği koruma­ ya ant içmeleri üzerine karı-koca Sparta'ya yerleşirler. Tyndareos'un ölümünden sonra Agamennon Mykene, Menelaos da Sparta tahtına çıkar. Menelaos'la Helene dokuz yıl kadar rahat ve mutlu yaşarlar, Hermione d i ye bir kız çocukları olur. Bu sırada Paris Menelaos'un sarayına konuk gelir. Menelaos'un Asya'dan gelme konuğunu ağırladığı ve bir süre onunla birlikte Sparta'da kaldığı anlatı-

lir, ama bu arada Girit'te bulunan büyükbaba­ sı Katreus ölür, Menelaos Paris'i Sparta'da bırakarak cenaze töreni için Girit'e gider. Pa­ ris de konukluk kurallarının hepsini çiğneye­ rek Helena'yı kaçırır (Helena). Acı haberi alıp Sparta'ya dönünce Menelaos ağabeysi Agamemnon'u, sonra da Nestor, Palamedes ve Odysseus'u yardıma çağırır. Helena'nın yeminli bütün taliplerini toplamak ve Troya seferini hazırlamak işine koyulurlar. Bu, ko­ lay olmaz, çünkü birçok Akha kral ve önderi uzun süreceği ve zor olacağı belli olan savaş­ tan kaçınmak isterler (Odysseus, Akhilleus). Sonunda donanma Aulis limanında toplanır, Agamemnon başkomutanlığı ele alır, ne var ki çeşitli engeller Akha ordusunun Troya'ya varmasını geciktirir (Agamemnon, Iphigeneia). Anadolu toprağına ayak bastıklarında Menelaos'la Odysseus Troya'ya elçi olarak gön­ derilirler, amaç Helena'yı geri istemek ve sa­ vaşı önlemektir. Elçileri Troyalı Antenor kar­ şılar ve sorunu kurultayın önüne getirir, ama Paris baskı yaparak kadının ve mallarının ge­ ri verilmesini önler (Antenor). Savaş başlar ve bilindiği gibi on yıl sürer. Menelaos'un sa­ vaşta oynadığı rol İlyada'da ayrıntılarıyla an­ latılmıştır. Menelaos'un serüvenleri savaş sonrası efsanelerinde de büyük bir yer tutar. Tahta atın içindeki yiğitlerdendir, Troya yan­ gını ve yağması sırasında Helena'yı sığındığı sunağın dibinde öldürmek ister, kılıcını kaldı­ rır, tam vuracakken güzel kadının perişan ha­ lini, çıplak memesini görünce yumuşar, onu bağışlar. Hemen gemilerine binip denize açı­ lırlar. Bir fırtına onları Girit kıyılarına atar. Menelaos burada birçok gemisini yitirir, ikin­ ci yola çıkışında da Mısır kıyılarına atılır. Menelaos, kendisini Sparta'da görmeye gelen Odysseus oğlu Telemakhos'a Mısır'da beş yıl kaldığını anlatır. Gene yola çıkınca bu kez Nil ağzındaki Pharos adasında alıkonur ve ancak deniz ihtiyarı Proteus'u bağlayıp ondan öğüt aldıktan sonradır ki yurduna dönmeyi başarır (Od. IV, 351-593). Böylece Menelaos Troya seferine gitmek üzere Sparta'dan ayrıldıktan on sekiz yıl sonra yurduna dönmüş olur. Agamemnon'un tersine aksiliklerle karşılaşmaz, Sparta'daki tahtına oturur, eşi ve çocuklarıy­ la birlikte rahat bir ömür sürer. Telemakhos'u konuklayan, ona yol gösteren, arma-

ganlar verip gönderen Menelaos görmüş, ge­ çirmiş, olgun ve babacan bir adamdır. Eşi Helena da uslanmış, yumuşak ve tatlı bir eş ve bir anne olmuştur. Menoitios. (1) îapetos'la Klymene'nin oğlu, Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın kardeşi (Tab. 3). Bu Titan öbür kardeşleri gibi gurur­ lu ve kendini beğenmiştir. Bu yüzden Zeus onu, "duman duman yıldırımlarıyla vura­ rak Erebos'un karanlıklarına yollar" ( H e s . Theog. 510-515). (2) Aktor'la Aigina'nın oğlu, Patroklos'un babası (Tab. 21). Aigina tanrı Zeus'tan Aiakos'u doğurduktan sonra Aktor'la evlenip Menoitios'u dünyaya getirir, böylece Aiakos'la Menoitios üvey kardeş olurlar. Akhilleus'la can yoldaşı Patroklos arasındaki kan ak­ rabalığı da buradan gelmedir. Menoitios, oğ­ lu Patroklos kaza ile bir arkadaşını öldürünce onu Peleus'un yanına gönderir. Akhilleus'la Patroklos da bir arada büyüyüp yetişirler (Patroklos). Mentor. Odysseia'da sık sık adı geçen bir İthakeli, Odysseus'un sadık dostu. Odysseus Troya seferine çıkmadan önce evini ve ailesi­ ni ona emanet eder. Mentor da onun çıkarla­ rını taliplere karşı korumaya çalışır, ama ba­ şaramaz. Tanrıça Athena Odysseia'da Telemakhos'a kılavuzluk etmek, ya da Odysseus'a taliplerin hakkından gelmek için yardım­ cı olmak istedikçe Mentor kılığına girer. Bu yüzden Mentor bir has isim olmaktan çıkmış ve yol gösterici, kılavuz rehber anlamına kullanılagelmiştir. Mercurius. Hermes tanrının Roma dininde karşılığı. Efsaneleri de Hermes'inkilerle bir tutulmuştur (Hermes). Meriones. İlyada'da adı geçen Giritli önder. Idomeneus'un arkadaşı (Idomeneus). Merope. Pleiadlardan biri. Korinthos kralı Sisyphos'la evlenir ve Glaukos'a ana olur (Pleiadlar). Metaneira. Eleusis kralı Keleos'un karısı. Demeter'i evinde hizmetçi olarak çalıştırır (Demeter). Metis. Adı akıl, us, bilgelik anlamına gelen Metis, Okeanos'la Tethys'in kızı, yani ikinci

Her ney- . ona. çölün ortasında bir kaynak fışkırtmış. Gordias'ın Ana Tanrıça ile bir­ leşmesinden. Mid. tanrının peşinden giden alaya karışmış. Pan'ın (ya da Marsyas'ın) kavalını da dinler. şarap da altın külçesine dönüşür ve bu böyle gider. Kral Midas'ı asıl ünlü kılan masal kulaklarıy­ la ilgili masaldır. bir gün tanrı Phrygia ve Lydia dag ve koruluklarında dolaştığı sırada Silenos uyuyakalır ve Bakkhalarla Satyr'ler onu sızdığı yerde bırakarak uzaklaşırlar. Sardes tapmağının karşısında yükselen o bakır rengi dağa hiç baktınız mı bilmem. Metis'ten doğacak bir erkek çocuğu­ nun kendisini tahttan atıp yerine geçebilece­ ğini bildirmişler. bir çölün ortasına düşmüş. Paktolos (Sart) deresinin kaynağına dek çıkmasını ve topraktan fışkıran sularla başını ve ellerini yı­ kamasını buyurur. kopardığı bir buğday başağından altın taneleri dökülür. Zeus'un ilk eşi olmuştur! Bir efsaneye göre Kronos'un yuttu­ ğu çocukları kusmasını sağlayan ilacı Zeus'a veren odur. Kral Midas bir gün Tmolos (Bozdag) dağının yamaçlarında dolaşırken Apollon'la Pan'ın (ya da Marsyas'ın) yarıştık­ larını ve bu yarışmaya yargıç olarak dag tan­ rısı Tmolos'u seçtiklerini görür. kavalıyla çoba­ nını da kendiliğinden yaratır gibidir. Midas sarayına dönerken yolda kopardığı bir dal altın olur. Zeus onunla birleşip Athena'dan gebe bırakınca. Bakkhos Midas'ı bağışlar. Dioııysos buna o kadar sevinir ki Midas'a dilediğini vereceğini söyler. çevresini bili­ yorsanız. Lydia ve Karia gibi Ege'nin geniş bir bölgesini kapladıkları da dikkati çeker. içirir. sarhoş bir satyr'dir. ona Sardes'e gitmesini. Midas'm ilişkisi yalnız Kybele ile de değildir. doğduğu söylenen Midas büyü­ yünce Kybele'nin başrahibi olmuş ve tanrıça­ nın Pessinus'taki büyük tapınağını kurmuş. ama söz vermiştir bir kere. doğa kıvır kıvır koyun sürülerini de. Midas. altın diyarı Sardes'in zenginliği de oradan. Kral da öyle yapar ve ir mak sularında arınır. ta ki kral dileğinden vazgeçip tanrıya bir daha yakarsın. Bakkha sırlarına ermiş olan Midas Silenos'u hemen tanır ve onu on gün. Yuttuktan sonra Athena'yı kafasından doğurmuş (Atheua). Phrygia'da bulunmuş birçok anıtlar bugün de onun adını taşır. Marsyas'tır. Ovidius bunu tanrı Pan'ın Apollon'la yarışmasına atıf yaparak anlatır. yoluna baş koymuş ve bölgesel törelerini savunan bir kişi olarak canlandırılmaktadır. Toprak Ana acınır. Bu efsanele­ rin yalnız Phrygia'yı değil. Bu kez kral tanrı Dionysos'a yakarmış. Kybele gibi Anadolu toprağına özgü şarap tanrısı Dionysos'a da yakından bağlıdır. bunun üzerine de Zeus Me­ tis tanrıçayı yutmaya karar vermiş. Uranos'la Gaia tanrıyı uyar­ mışlar. Midas efsanede olduğu kadar tarih ve arkeoloji kaynaklarında da adı geçen bir Phrygia kralıdır. siz de Apollon'un sazına degll. Köylüler onu bulur ve boynunda taşıdığı çiçek çelenkleriyle bağlayarak kral Midas'a götürürler. Herodot'a göre Midas. on gece sarayında konuklayıp yedirir. Plutarkhos bu efsaneyi biraz başka biçimde anlatır: Midas ülkesinin uzak bir ilini gezmeye gitmiş. ama Midas kaynağa yaklaşıp su içmeye yelte nince suyun altına dönüştüğünü görmüş. 4). ne var ki sofrasına oturup ekmeği ağzına gö­ türüp. Marsyas'ın kavalına ödül verirsiniz eminim O çevreye başka ses yakışmaz çünkü. Midas Apollon'un lyra'sını da. ama o gün bugün Paktolos altın pulları sürüklemektedir.ıs da her dokunduğu şeyin altın olmasını diler.kuşak tanrılardandır (Tab. Ovidius'un "Değişimler"de anlattığı bir ef­ sanesi şöyledir: Silenos tanrı Dionysos'un alayında ihtiyar. Bu kaynağa Midas Pınarı denmiş. içecek bir damla su bulamamış. Bu efsanelerin hepsi bölgeye özgü nitelikte ve Ana Tanrıça Kybele'nin kültüyle ilgili görünmektedir. buna fazlasıyla sevinir. Ne yapsın ki kaval sesini daha çok beğenir. verir. başka efsanelerde Apollon'la yapsan Pan de­ ğil. Bozdag eteklerinde bir do­ laştınız mı. Tanrı bu dileğin ne kadar yersiz ve tehlikeli olduğunu anlar. yerden topladığı bir çakıl taşı altın olur. Dionysos da kaynaktan saydam bir su akmasını sağla­ mış. sırlarına ermiş. Phrygia'nın birinci kralı ve Gordium'un kurucusu sayılan Gordias'ın oğludur. birçok efsa­ ne ve masallar anısını yansıtır. şarabı dudaklarına degdirince ekmek de. ama oranın havasını. sonra da İhtiyar yoldaşını tanrıya götü rür. M i das üstüne anlatılan efsanelerin hepsinde bu Phrygia kralı Dionysos'un bağışladığı nimet­ lerden fazlasıyla pay almış.

Girit'te doğmuş ve Minos onu Girit'ten sürmüş. Phaidra). bunlar yel estikçe dile gelerek. Ondan sonra da Girit sarayının yaşa­ mı karmakarışık olur. Kral Minos güneş tanrı Helios'un kızlarından Pasiphae ile evlenmişti. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye fısıldamış. İupiter. tahta oturmuş. Milctos. Pasiphae'den olan iki kızı Ariadne ile Phaidra'nın ömürleri de garip se­ rüvenlerle geçmiştir (Ariadne. sonra da Yunanlıların etkisiyle Roma'nın başlıca üç tanrısından biri olmuş­ tur. Minos'un erkeklerle aşk maceraları olduğu da ileri sürülür. Bu efsanenin öyle yerli bir havası var ki çağdaş tiyatro yazarlarımızdan Güngör D i l men'e bir piyes esinlemiş. Midas kulaklarından korkmakta. akrepler çıkmasını sağlar. Masala göre Minos'un bu seferi kardeşi Androgeos'un ölümünden .se Tmolos Apollon'a vermiş ödülü. denizden bir boğa çı­ karmasını istemiş. Güzelim ak boğayı sürülerinin ara­ sına damızlık olarak göndermiş. kralın karısı Pasiphae bu boğaya dogadışı bir aşkla tutulmuş ve onunla birleşmiş. bu boğayı da sonra gene tanrıya kurban etmeye söz vermiş. ama ya­ rışmaya tanık olan Midas hiç gerekmezken kavalı daha çok beğendiğini söylemiş. ama M i das'tan da öcünü almış: Kralın kulaklarını uzatıp uzatıp eşek kulağına çevirmiş. Minerva. denizden köpükler gibi ak bir bo­ ğa çıkagelmiş. halkı aldatan bir yalancı oluverir. bir üstünlük oluverir halkının gözünde. Efsaneye göre Apollon'un oğludur. bunu tanıtlamak üzere de Poseidon tan­ rıdan bir dilek dilemiş. Öyle ki bahtsız kral yerlere kapanıp tanrıdan eşek kulaklarını geri istemek zorunda kalır. Onun içindir ki sonunda Apollon tanrı Midas'ın uzun kulaklarını kuru­ tup normal insan kulağı biçimine sokunca. Helios döllerinin hepsi gibi Pasiphae de büyücüdür. bir mucize. yatağından yı­ lanlar. Zeus'la Europe'nin oğlu. ama Minos tan­ rıların kendisinden yana olduklarını ileri sür­ müş. Minos boğayı almış. utan­ maktadır. kamış­ lar bitmiş. seviştiği boğayı öldürttü diye Minos'u büyüler. Bu masallara karşın Minos efsaneye ilkel çağların en doğru ve haksever kralı diye geç­ miştir. sakalını tıraş eden berber gör­ müş eşek kulaklarını. Sarpedon'la Rhadamanthys'in kardeşi sayılan efsanelik Girit kralı (Tab. Apollon tanrı cezayı Marsyas'a vermiş. ama ne zaman ki bu korkuyu yene­ rek halkının karşısına çıkar. Minos. Pasiphae). Ama kazma vurduğu yerin çevresinde ossaat otlar. içine girer ve gebe kala­ rak Minotauros'u doğurur (Daidalos. "Midas'ın Kulakla­ rımda Dilmen eski efsaneye bir motif daha katar. ama hayvanı tanrıya kurban etmeyi unutmuş. Kendine özgü bir efsanesi yoktur. Milet şehrinin kurucu kahramanı. Minerva İtalya'nın yerlisi olmasa gerek. İuno ve Minerva Capitolium üçlü­ sü diye anılırdı. Ana­ dolu'ya gelince de Maiandros ırmak tanrının kızıyla evlenmiş. Bir za­ manlar Europe gibi boğaya vurulan Pasiphae ak boğayla birleşebilmek için Daidalos'a bir inek heykeli yaptırır. Minos Girit tahtına çıkmak isteyince üç kar­ deş arasında kavga kopmuş. "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye yankılanmaya başlamışlar. Tanrı Zeus'tan esinlenerek yasalar çı­ karttığı için öldükten sona Hades'teki üç yar­ gıcın biri olmuş. Midas eşek kulaklarını Phrygialıların sivri külahı al­ tında bir süre gizlemiş olsa gerek. belki sonuna dek gizleyebilecekti. Başkaca bir efsanesi yoktur. ortalığı kasıp kavurduğu bir sırada Herakles'in elinden öldürülmüş. Dilediği gibi olmuş. Bu duruma çok kızan deniz tanrı ak boğayı Minos'un ba­ şına bela etmiş. ama iş bu­ nunla da kalmamış. bunlar işi çapkınlığa vuran Minos'un yata§ma giren her kadını sokup öldürmekteymişler. İlkin Etrüsklerin. bir efsaneye göre hayvan ku­ durmuş. 11 ve 1 5 ) . Tanrıça Athena'nın Latince adı. Midas halkın gözünde bir kahraman olmak­ tan çıkar. çıyanlar. Dilmen'in piyesi bir efsanenin nasıl yeni yeni yorumlarla genişletilip yaşatılabilecegine ör­ nektir. uzun kulakları bir ayıp değil. ama her gün saçını. kimseye açmadığı bu sırdan kurtulmak için toprağa bir delik kaz­ mış ve içine eğilerek. berberi ol­ masa. Kaunos'la Biblys'in babası sayılır. Minos arkeolojide adını taşı­ yan çağlarda Girit'in komşu adalar ve kıyılar üzerindeki egemenliğini simgeleyen Atina ile savaşı ve oradan üç y ı l d a ( y a da y ı l d a ) bir yedi delikanlıyla yedi genç kızın Minotauros'a kur­ ban olarak verilmesi efsanesi de böyle bir du­ rumun dile gelmesidir.

boğa baş­ lı bir canavarmış. pay ya da pay veren anla­ mına gelir.. Ama Mlnos yalnız Yunanistan yarımadasına değil. Ana­ dolu kıyılarıyla Sicilya'ya kadar da uzanmış derler. sonunda ruh hiç arkası­ na dönmeden Kaderin tahtı önüne gelip du­ ruyor.. Moira denince. Mopsos. Bu peri ilkin ruhu Klotho'ya götürüp onun eli altından ve döndürdüğü kirmenden geçiriyormuş. Haber veren. ki onlar verir yalnız insanlara mutlu ya da mutsuz yaşama paylarını. Tanrılar babası ona karşı gelemez. günün birinde de keserler. çokluk ecel. Anası Man- . 4). Savaş alanında oğlu Sarpedon yaralanınca Zeus ikirciklidir. bir de mutluluk ve mutsuzluk payını veriyor demektir insanlara. Lakhesis her birine kendi perisini vermiş. yeniden yeryüzüne çı­ kacak olan ruhların Moiralara başvurduğunu anlatır (Dev. Kimi yerde Kederle bir tutulan Moiraların efsanesi yoktur (Kerter). ölüm akla ge­ lir.. Klotho'nun eğirdiği kaderi öl­ çülmez hale sokuyor. ama adları söylenmez. Hesiodos bun- lan üç k ı z kardeş d i y e tanıtır ve adlarını verir. geçtikten sonra gene o sırayla Lakhesis'e yaklaşmışlar. Burada Moiralar yalnız ömür payını değil. o anda insan ölür. Karya'ya geldiği. 517): Bitti ömür yumağı tam o sırada!. Klotho. Moira'lar. 390 yılında Roma'nın Galyalıların baskınına uğradığı sırada bu tapınağın kazlarının gece öterek düşma­ nın gelişini haber vermesidir. Atropos tanrıçalar ki bilge Zeus büyük üstünlük vermişti onlara. Moira. seçtiği kadere göre yaşatacakmış onu. (1) İdmon'la birlikte Argonaut'lar seferine katılır ve Argo gemisinde kâhin olarak görev yapar. Lakhesis. Platon da Devlet'in son bölümünde. böyle­ ce ruh seçtiği kadere bağlanıyormuş. İkisi de tanrı sözcüsü olan iki efsanelik kişinin adı. Seferin sonunda Libya'ya varıldığında Mopsos bir yılan tarafından ısırılıp ölür (Argonaut'lar). Ilyada'da dövüşen bir savaş­ çı için şöyle deniyor (İl.. Minotauros Girit sanatında derin izler bı­ rakmış olan Girit'e özgü bir boğa kültünün simgesi olsa gerek. Onlar yarı dinsel. ölümlü babası ise Argoslu Rhakios imiş (Manto. Sicilya'ya ise Daidalos'u kovaladığı söylenir (Daidalos). Ondan sonra Airopos. ama Hera kaderi ileri süre­ rek dikilir karşısına (Sarpedon). 905 vd. onun içindir ki Homeros destanlarında kader diye çevrilen Moira uğursuz ve zorlu olarak nitelenir. Theseus). Babasının kimliği üstüne kaynaklar ayrılır: Bütün kâhinler gibi Apollon'dan doğıma oldu­ ğu söylenir. IV.): . Theseus Minos'un kızı Ariadne'nin yardımıyla Minotauros'u öldürmüş (Ariadne. Labyrinthos).öç almak içindir (Androıjnon). Ö. bu pe­ ri hayatı boyunca ona hizmet edecek. Bu adın nedeni İ. 620d-e): "Bütün ruhlar hayatlarını. Adı Minos'un boğası anlamı­ na gelen Minotauros insan bedenli. Ne var ki Moira Zeus'tan da daha güçlü ve üstündür. onun kararını değiştiremez. Tanrı Poseidon'un kral M i nos'a gönderdiği bir boğa ile Minos'un karısı Pasiphae'den dogmaymış. Homeros'ta bir ya da birkaç Moira'dan söz edilir. tapınağı Roma'da Capitolium tepesinde bulunan tanrıça İuno'nun bir ek adıdır. üç Moira her insanın ipliğini büker dururlar. Manto'nun oğlu. X. Adı bellek anlamına gelen Mnemosyne Uranos'la Gaia'nın kızıdır (Tab. sevgili oğlunu alıp kaçırmayı geçirir aklından. Rhakios). Minotauros. yarı filozofik bir görüşün canlandırılmış imgeleridir. Buralar­ da Giritlilerin koloniler kurdukları anlatılır. Mnemosyne. Efsanede üç olarak gösterilen M o ira. Moiralar Zeus'la Themis'in kızları. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos'a Labyrinthos sarayını yaptırmış (Pasiphae. yani kader tanrıçaları Hesiodos'ta "yaşa­ ma paylarımızı düzenleyenler" diye tanım­ lanır. (2) Teiresiaş'ın torunu. Moneta. sonra öte yanma geçiyormuş". uyaran anlamına ge­ len Moneta. Horaların kardeşleridir (Theog. Mopsos'un K o l o phon şehrini kurduğu anlatılır. A l ı n yazısı ve kader üstüne Yunan i l k çağının görüşü şudur: İnsan ana karnından doğar doğmaz kader onun ömür ipliğini bük­ meye koyulur. Efsaneye göre Zeus Pieria dağlarında do­ kuz gece yatmış ve Mnemosyne de dokuz Musaları doğurmuş.

. Bu kök Zeus'un Musaları üretmek için birleştiği Titan tanrıça Mnemosyne'nin adında da görülür. Latince "muşa" diye ad­ landırılıp batı dillerinin hepsine giren esin p e ­ risidir. her yazar duygulanır. Hesiodos böylece şair olunca. Yakala­ nıp Porsenna'nın önüne getirilince Mucius orada bulunan bir ocağa sag elini koyup büs­ bütün yanıncaya kadar çıkarmamış. Hesiodos kendi anlatır ki Helikon dağının yamaçla­ rında sürülerini otlatan bir çobanmış. Ama Musa yalnız şairlere şiirler esinle­ yen bir peri de değildir.): Sonra tanrısal sesler üflediler içime olacakları ve olmuşları yüceltmek için. ve hele övmek için kendilerini her söylediğim destanın başında ve sonunda.): Olympos'lu Musalar. Musalar böylece insan ve tanrı arası birer varlık olarak düşünülebilir. koca kalkanlı Zeus'un kızları. Bu güç ise tanrıya oldu­ ğu kadar insana da vergidir. Uyku ve düş tanrılarının hepsi gibi Morpheus da kanatlıdır. hızlı kanatlarıyla dünyanın bir ucundan öbür ucuna şıp diye uçarmış. 4). Mucius'a da artık sag elini kulla­ namadığı için solak anlamına gelen Scaevola adı takılmış. Uyku tanrısı Hypnos'un üç bin çocuğundan biri sayılan Morpheus'un adı bi­ çim anlamına gelen "morphe" (Lat. Kalkhas öfkesinden canına kıyar (Kalkhas). Adının kökeni asıl kimliğinin açık­ lanmasına yardım eder: "Mousa" Yunanca akıl. Musalar. çiçek açan bir defneden kopardık­ ları bir dalı ona asa diye verir (Theog. Athena'ya gebe kalan Metis'in adında da (Tab. Tarquinius kralları Roma'dan kovulunca Porsenna adında bir Etrüsk kralı şehri kuşatmış. düşünce. Bu varlık Yunanca "mousa". 31 vd. Kocaman. İnsana yaşa­ manın asıl tadını bağışlayan bu tanrısal varlığı her alana. Korkuya kapılan Porsenna hemen Roma ile barış anlaşmasına girişmeyi yeg görmüş. tanrıyı insan yapar Musalar. aylar geçip bir yıl tamam olunca dokuz kız getirdi dünyaya Mnemosyne. insanı tanrı. kaba güçleri ye­ nip başa geçtikten sonra kendi egemenliğini kurabilmek için Zeus tanrının ilk işi düzenli ve ölçülü oldukları oranda yaratıcı olan güçleri benimsemek olmuştur. özellikle sanat alanına yerleştirmiş olmak ilkçağ düşüncesinin bir parıltısıdır. teke tek kavga­ da birbirlerini öldürürler (Amphilokhos). çünkü kendisi gibi kurban olmaya hazır üç yüz Romalı bu­ lunduğu söylemiş. K u ru bir şair diye tanınan Hesiodos bile bakın nasıl coşar Musalardan dem vurunca. O da demektir ki. giderek Olympos tanrıları insanüstü doğa güçlerinden uzaklaşıp insana yaklaşmayı amaç edindikleri zaman benimsedikleri bir güçtür. Bu eyle­ me şaşan Porsenna Mucius'a kılıcının geri verilmesini buyurmuş. kendisine de bunu ni­ çin yaptığını sormuş. Mucius Scaevola. ama kralı tanımadığı için yanılarak bir başkasını öldürmüş. Eleutheros yamaçlarının kraliçesi Mnemosyne Kronos oğluyla birleşip Pieria'da getirdi onları dünyaya belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için. sesi bir başka içtenlik ve dokunaklılıkla çınlar kulaklarımızda. Mucius kendi elinin yanmasının önemsiz olduğunu. forma) den türemedir. Musalar işte bu gücün ürünü ve simgesidir. Günler. bu sıfatla zamanın en büyük kâhini Kalkhas'la yarışmaya girişir. Mucius adlı bir Ro­ malı da düşman karargâhına girip Porsenna'yı öldürmek istemiş. Dokuz gece buluştu onunla kutsal yatağında engin akıllı Zeus ölümsüzlerden uzakta. Mopsos bundan sonra yine Troya'dan dönen Amphilokhos'la birlikte K i l i k ya'da Malsos şehrini kurarlar. Akhaların başkâhinini her bakımdan yener. şu sözlerle tanımlar Musaları (Theog. üstünlüğü meydana çıkınca.to'nun Klaros'taki Apollon tapınağını kurma­ sı üzerine Mopsos oranın tanrı sözcüsü olur. Morpheus insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler. 52 vd. yaratıcılık gücü kavramlarını içeren " m e n " kökünden gelmedir. Onun içindir ki böyle duygulanır şa­ irler de onlardan söz ederken. "dünya­ nın yüz karası zavallı bir yaratık" iken Musalar onu görür. Morpheus. İlkçağ yazınında bir tanrısal varlık vardır ki ondan söz ederken her ozan. etki alanı çok daha geniştir.

Dokuz eş yürekli kızdır bunlar ezgiler söylemektir bütün İşleri. G o r g o l a n y e n e r e k birçoğunu esir almış.) : Şehrin önünde sarp bir tepe var.. Ö b ü r Atlantlar teslim olmuşlar. Thalia. Ne mutlu Musaların sevdiği insana bal akar onun dudakları arasından. Genellikle şöyle bir b ö l ü m l e m e yapılır: Kalliope. Urania ve hepsinin başı sayılan Kalliope. H o m e r o s ' u n iki büyük destanı da Musalara seslenişle başlar. oğlu Akhilleus'un öfkesini söyle.. Musaların sevgilisi bir ozan anlatınca eski insanların destanlarını. Melpomene.. oradadır koroları ue güzelim yurtları.. İşte budur Musaların insanlara verdiği.ı geçmiş. Kilo. vurur dururlar Olympos yolunda. Polhymnia.. P o l h y m n i a . Perseus). a m a burada o z a n tek bir Musa'ya seslenir v e o n a t a n r ı ç a d e r s a d e c e : Söyle. Batieia adını takmıştır ona halk. Inıyülü bir ses yükselir adımlarından yürürken yüce babalarına doğru. Yerine göre O r p h e u s ' u n a r k a d a ş ı .. flütl. Musaların kendilerine özgü efsaneleri yok­ tur . I İhya ve Mısır'. III. k o m e d y a . Myrina da c ö m e r t d a v r a n a r a k onla­ ra bir k e n t k u r m u ş . O zaman kral P r i a m o s o n u n yardımına k o ş t u ğ u n d a n Mygdon d a Troya savunmasına katılır (İl..saygı ve sevgi gördüğü Odysseia'da c a n ­ landırılan D e m o d o k o s t i p i n d e n bellidir (Demodokos). Musaios. atlı yirmi bin savaşçı kadı­ nın başında Atlantis ülkesinin başkentini al­ m ı ş . Kadmos'la . T e u k e r o n u ülkesine k o n u k ge­ len D a r d a n o s ' a verir. G o r g o lar da s o n r a d a n Perseus ve Herakles'ln elleri allında yenilmişler (Gorgo. gider aklından üzüntüleri şenletir onu tanrıçaların büyüsü. Bu bilgi açık seçik değildir. Kharitler de Himeros da başlarında yükselir güzel sesleri havalarda. övünce Olympos'un mutlu tanrılarını unutuverir hemen dertlerini. İlyada'da adı g e ç e n bir Phrygla kralı. Euterpe. korolu şiir. çıkılır ovanın dört bir yanından tepeye. Ama zonlar bunların h a k k ı n d a n gelip. haşka hiçbir kaygı yoktur yüreklerinde. gökbilimi. Adı Musalarla ilgili efsanelik bir o z a n . Thalia. U r a n l a . böylece Myrina Troya kral s o y u n u n dişi atası olur. Musalardan ve okçu Apollon'dan gelir yeryüzündeki ozanlar ve çalgıcılar nasıl Zeus'tan gelirse krallar. ilkçağın son d e m l e r i n e kadar süregider. M e l p o m e n e . Terpslkhore. d e s t a n şairi ya da lirik şiir. ka­ dınları da köle e t m i ş . bu k e n t e Myrina adı veril­ m i ş .). bu Batieia bir t a n r ı ç a mı ki ölümsüzler o n a başka bir ad ve­ riyorlar? Bir kaynağa göre Myrina ya da Bati eia T r o a s bölgesinin eski kralı T e u k e r ' i n kızı­ dır ( T a b . tanrıça. II. < "> g rencisi ya da oğlu sayılan Musaios Attika el sanesinde O r p h e u s ' a karşılık yaratılmış bir tip olsa gerek: Mistik nitelikteki ezgileri Eleusis gizemleriyle ilişkili derlerdi. S o n r a da onlarla birlikte G o r g o l a r a karşı savaş a ç m ı ş . ölümsüzlerse yüksek atlayan Myrrhine'nln mezarı der. E u t e r p e . Thetis'le Peleus'un. S a n g a r i o s (Sakarya) ırmağı kıyılarında o t u r u r m u ş da g ü n ü n birinde A m a z o n l a r ı n sal­ dırısına u ğ r a m ı ş . İşte böyle seslenir Olympos'lu Musalar dokuz tanrısal kızı ulu Zeus'un: Kilo. Peleus H a r m o ı ı l a ' u ı n düğünlerinde bulunmuşlardı) Adlarının geçmediği h e m e n de şiir yoktur. Karlı Olympos'un en yüksek tepesinde.. 8 1 1 vd.. tragedya. Erkeklerin hepsini kılıçtan geçirmiş. 1 6 ) . kara toprak yankılanır tanrı övgüleriyle. dans ederler. Verilenlerden biri A m a z o n l a r kraliçesi Myrina ile ilgilidir (İl. Erato. t a r i h . tanrıça. T e r p s i k h o r e . tanrısal bir ezgi sarar dört bir yanı. İlyada'da Troya şehrinin topograf­ yası ü s t ü n e çok az bilgi verilir. Efsaneye göre Myrina bu savaşlarla kalma miş. üzüntüden kan mı kurudu yüreğinde. d a n s . E r a t o . 1 8 1 vd. Musaların sevgilisi o z a n ı n t o p l u m d a ne ka. Musaların yetki alanları çağlar ve şairlere göre değişir. Bir insanın dertsiz başına dert mi düştü. p a n t o m i m . Mygdon. çıkar.. Myrina. bin bir düzenli yaman adamı. ö l e n arka daşlarına büyük mezarlar yapmışlar. oraları da ele 'M'I Anlat bana. a m a gece esirler bekçilerine saklı rıp büyük sayıda A m a z o n öldürmüşler. tanrıların b ü t ü n şenliklerinde ezgi söyler. Bu t u t u m ve davranış H o m e r o s ' l a başlar. Myrina ü s t ü n e anlatılan ö b ü r efsaneler şun­ lardır: Amazonlar kraliçesi Myrina O k e a n o s kıyılarında b u l u n a n Atlantis ülkesine saldır­ mış ve yaya üç b i n .

Myrmeks. Hippodameia'ya âşık olduğu ya da ondan yaptığı işe karşılık bir ge­ ce yatma sözü aldığı söylenen Myrtilos'u P e lops denize atmış. Pelops. Myrina'yı öldüren kral Mopsos'muş. tutarmış. Myrtilos da can verirken Pelops ve soyuna lanet okumuş. Toros dağlarını da aştıktan sonra Phrygia'dan geçerek Kaikos (Bakırçayı) kıyı­ larına gelmiş ve orada (yani Bergama ovasın­ da) yerleşmiş. Adonis. Kıbrıs kralı Kinyras'm kızı (Kinyras. Akhilleus ve babası Peleus'un yönettikleri Tesalyalı boya adını veren kahra­ m a n . Myrrha. Oinomaos). Athena da bu yalana kazarak onu bir ka­ rıncaya dönüştürmüş. ama günün birinde Myrmeks tannçanın bulgusu olan sapanı bulmuş olmakla övün­ müş. Myrtilos. Myrtilos Oinomaos'un arabasının cıvatalarını gevşetmiş. 210 . Adı karınca anlamına gelen Myrmeks hamarat. Efsane niteliğini taşımayan bu olay­ lar tarihsel bazı olaylara göre kurulmuş olsa gerek (Amazonlar). Athena da bu yüzden onu sever. Smyrna). becerikli bir Atinalı kız­ mış. Pelopsogullarının başına gelen bütün belaların nedeni de buymuş (Hippodameia. böylece P e lops'un yarışı kazanmasını ve Hippodameia ile kaçmasını sağlamış. Zeus'un oğlu olmakla geçinir.geçirdikten sonra Arabistan ve Suriye yoluyla Anadolu'ya gelmiş ve Kilikyahlara boyun eğ­ dirmiş. Myrmidon. Pelops'la Hippodameia efsanesin­ de adı geçen arabacı.

N N a i a d e s . Şıpır şıpır yıkanır­ ken. Nannakos çok es­ ki zamanlarda. Sangarios (Sakarya) ırmağının kızı. bira/ sonra da tufan olmuş. Ba­ dem içini. Narkissos'la Ekho efsanelerini bir­ leştirerek iki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabaları bir tek dram olarak canlandı­ rır. O sıralarda güneş.ledl. Kimi mythos yazarı onları Okeanos soyuna bağlar. dere ya da ırmağa bağlıdır. Kyklad takımadalarından Naksos adasına adını veren kurucu kahraman. bir ıssız yaradılışı vermedi izin söze başlamaya. hayret ve hayranlıkla bakakalan gözleri önünde tuhaf bir şeyler olmaya bağlamış: Sanki badem içinin ve göğsünün aklığı eriye- rek birbirine karışmaya koyulmuş. adları yüz­ mek anlamına gelen fiilden türemiş olan su perileridir. öldüğü gün halk topluca ağlamaya koyulmuş. gebe kalmış olduğu nun farkına varmış. bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt beri getirilen alevi nasıl kaparsa Ekho da yaklaştıkça ona daha yakından yanıyordu aşkla. Su perisi bademi kırıp soymuş. düştü gizlenerek izlerinin ardına. kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak e. Tersi­ ne kimi inançlara göre Naiaslar sularında yı­ kanan insanları çıldırtmış. Nannakos üç yüz­ yıl yaşamış. ya da gizli bazı hastalıklara çarptırmıştır (Nympha). Tatlı tatlı esnerken. Bir e f saneye göre Naksos Karyalı göçmenlerin ba­ şında eskiden Dia adını taşıyan bu adaya gel­ miş. s. Bu dualar sı­ rasında da Nannakos habire gözyaşı döker miş. 23): "Sakarya ırmağının kızı. Naiasların. Bu masallar Tufan efsanesinin Anadolu kaynaklı olduğunu açığa vurmaktadır. Verdiğimiz çe­ viri. Deukalioh tufanından önce yaşamış bir Phrygia kralıdır. kiminin adı efsaneye geçmiştir (Arethusa. Ovidius. sularını içen ya da sularına da­ lan hastaları iyileştirme güçleri vardır. Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak. Başka bir kaynakta onun Endymion'la Selene'nin oğlu olduğu. yerleşmiş ve ona adını vermiştir. Bu yüzden "Nannakos'un gözyaşları" di­ ye bir deyim kalmıştır. pembe pembe batmaktaymış. Nerkis çiçeğine adını veren Narkissos'un öyküsü hemen her çağda şairleri esinlemiş bir öyküdür. yumuşak iki göğsü arasında tutai ken. Bu olay Theseus'tan üç kuşak önce olmuştur. Narkissos. Agdistis-Attis efsanesinde adı geçer. Salmakis). Ağaç perileri (Drysa. teninin aklığı üzerine tutmuş. Naisler ya da Naiaslar. yalvarmalar düzenlemiş.ı cağını bildiren bir tanrı sözü varmış. daha başkasında da Apollon'la Akallis'ten doğduğu söylenir (Akallis). böylece tanrı sözü g < t l çekleşmiş. Onun ustaca anlatımından birkaç parçayı aşağıya almayı uygun gördük. Tufan olacağını öngörmüş ve olmaması için topluca yakar­ malar. Yaşamları. Nannakos. Başka bir efsaneye göre. bir badem ağacının dalı üzerine eğilmiş. sı­ cak bir günün akşamı serinlemek için. yüzüne. ırmağın kızları sayılır. Uyandığında yıldızlar pırıl pırılmış. Her suyun kendine özgü bir Naias'ı vardır. ölünce de bütün halkının yok ol. içinde bulundukları kaynak. Masala göre. Naksos. her nedense. Onu en güzel anlatan­ lar arasında da Latin şairi Ovidius önde gelir. içine tatlı bir baygınlık yayıl mış. ama ölümsüz değil­ dirler. Nana. bakılmayacak güzellikte bir oğlan doğur­ muş". Asopos gibi ırmakların perileri. Hamadryas) gibi uzun ömürlü olurlar. bekleyebilirdi ancak sözleri ki onlara cevap yollayaı ak . Beyaz badem İçini yemeden önce. Kaynakları efsanelere göre değişir. Nana böy le bakadururken. Efsanelerin birleştiği bir nokta Naksos adasının Anadolu'dan gelme göçmenlerle meydana getirildiğidir. bütün dünya pespembe bir boş­ luk olmuş. 1944 yılı Tercüme Mecmuası'nda çıkan Can Yücel'in çevirisidir: Ekho görünce Narkissos'u kırda dolaşırken arzu sardı gönlünü. H o m e ros bunların bütün nympha'lar gibi Zeus'un kızları olduğunu söyler. badem içi­ nin aklığını. kendi­ ni Sakarya suyuna atmış. Halikarnas Balıkçısı serüvenini şöyle anlatır (Hey Koca Yurt. Dokuz ay sonra. su perisi Nana.

A r g o n a u t ' l a r seferine katılır ve d ü ­ m e n c i T i p h y s ö l d ü k t e n s o n r a . Ölüm gelmeyecek bana ağır dinecekse acılarım. bir şey söylemedi: "Senin her B u n d a n s o n r a da asıl Narkissos efsanesi başlar: dalgalarında gümüşler oynaşır. Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara. Berrak bir pınar vardı. gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu. P e l o p o n e z ' i n ü n l ü li­ m a n l a r ı n d a n olan N a u p l i a ' n ı n kurucusu (Amymone). N a u p l i o s . fakat yanıyordu onunla. Kendime olan sevgimle yanıyorum. gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos'un: "Ey boş yere sevdiğim çocuk". vücut yoktu hiçbir yerde. Ne yapayım?İsteneyim mi?lsteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık? Beni yoksul ediyor varlığım. " B u r a d a buluşalım" d e r . Narkissos g ü n geçtikçe eriyip gider. Gidermek isterken susuzluğunu. artıyordu bir yandan susuzluğu. yeraltına göçtükten sonra bile. vücut sanıyordu sulardakini Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle kımıldamaksızm. Bilmeden kendini arzuluyor. Ekho da katıldı onlara. yer tekrar iletti dediklerini. a m a oğlan kızı g ö r ü n c e k a ç m a y a koyulur: "Ölmek yeğdir" diye Ekho başka şeyim ".. bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın.. aldatmıyor beni artık hayalim. yanan da.. bakıyordu Styks sularına. Neyi gördüğünü bilmiyor. boşa kavuştu kolları sularda. o benim.. yerinde sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular. Kemirsin artık gücümü acı. Dövündüler bacıları Naias'lar kesik saçlarını yanı başına koydular. Tam sedyeyi. arzuladığım benimle. ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini. N a u p l i o s usta bir denizci­ dir. . içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi. Ve şimdi can verelim ikimiz bir solukta. Ellerini kaç kere daldırdı. "Var" diye cevap verdi yankı. (1) T a n r ı P o s e i d o n ' l a D a n a o s kızı A m y m o n e ' n i n oğlu. N a u p l i o s P a l a m e d e s ' i n babası o l a r a k P a l a m e d e s efsanesinde rol oy­ n a r (Palamedes). uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere. o n u n yerine geçer (Argonaut'lar). ne bir sürü. isterken kendini istiyordu. Ona ulaşan ne bir çoban. bağırıyordu "olacaksa senin her şeyim". Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine. t e k r a r l a r d u r u r iniltilerini ve bu güzelim şiir şu dizelerle s o n a erer: Şunlar oldu son sözleri.. Çevresinde en yakın suyla beslenir bir çayır. severken onu kendini seviyor. Ne vahşi bir hayvan. titreyen meşaleleri hazırladılar. Ayrılabilsem vücudumdan. ne ağaçtan düşen bir dal. göçüyorum hayatımın baharında. içtikçe suya vuran güzelliğine hayran.. garip bir dilek seven için ama. E k h o d a koşa koşa çıkar o r m a n d a n . odun yığınını. Narkissos a n l a r b a ş ı n a geleni ve şöyle dile getirir: Anlıyorum. bağırdı Ekho: "Elveda". sevdiğim uzak olsa keşke. Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim. dövündüler Dryas'lar. Tutuşturan da ben. Yorgun başını dayadı sık çayırlığa. ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman. ne otlayan bir keçi. ve gledi son günleri ömrümün. seviyordu tensiz bir hayali. Hâlâ bakıyordu kendine. E k h o d a u z a k t a n seyreder sevdiğini.NAUPLIOS Narkissos'la E k h o a r a s ı n d a a n l a m s ı z diya­ log şöyle s ü r d ü r ü l ü r : Bağırdı: "Orada kim var?". kimi efsanelerde kralların. "Elveda" deyince o. bu y e t e n e ğ i n ­ d e n faydalanarak Nauplios'ıı kötü işlerde kul- N a r k i s s o s . tek bir kuş bile yoktu onun sükûnunu bozan. (2) Yukarda adı g e ç e n N a u p l i o s ' u n küçük t o r u n u .

b o y u n boşun. Nauslkaa'ydı bu. seni sevenler de giyinip kuşanmak. bir kız yatıyordu orada. Odysseus bakar ki genç kızlar oynaşıyor ır­ mak kıyısında. ister tanrı ol. babasın­ dan katır arabasını ister. çıkar Nausikaa'nın karşısına yalva­ rır. saçları dökülüyordu basından kıuır kıvır. sonra da t o p oynamaya koyulurlar. 15 vd. Odysseia' nın VI. Odysseia birçok öykülerden örül­ müş uzun bir romandır. Nausikaa şafakla birlikte kalkar. Nauplios bu kızları da kurtarır ve Aerope'yi Atreus'la evlendirir. Bu öykülerin en se­ vimlisi de Phaiak prensesi Nausikaa'nın yarı­ da kalmış romanı olsa gerek. görünüşün. uzun zaman kız kalamazsın nasıl olsa. Çamaşırlar yı­ kanıp durulanır. Homeros bu güzel kızı bize tanıttıktan ve Odysseus'la ta­ nıştırıp onunla olan gönül macerasına dokun­ duktan hemen sonra. bir yanında bir hizmetçi. bu iki insanı ayırır ve bize genç kızın uğradığı hayal kırıklığını sez­ dirmekle yetinir. tıpkı sümbül çiçekleri g i b i . başta Klytaimestra olmak üzere bir­ çoklarının âşıklar tutup kocalarını aldatmala­ rını sağlar. Oğlu Palamedes. Nausikaa. bir yanında bir hizmetçi yatıyordu. güneşe serilir. VI. cana yakındı ikisi de. kendisi de Klymene'yi alır (Aerope). Odysseus yıkandıktan sonra daha bir yakışıklı ve alımlı olur: Zeus'tan doğma tanrıça Athena daha iri. ama asıl mutlu olacak insan bu güzel kı­ zı alıp evine götürecek kocadır. pırıl pırıl kapı kanatları kapalıydılar. orada günlerce denizde yüzmekten bit­ kin düşmüş uyuyan Odysseus'u uyandırır. Girit kralı Katreus kızları Aerope ile Klymene'yi aynı amaçla Nauplios'a verir. Nauplios kızı kurtarır. Odysseus'u yıkamalarını. dipdiri bedeninle tıpkı osunl Sonra da anasının.): Doğru yürüdü çok süslü yatak odasına. Bu işe niçin gi­ riştiğini de söylemez. der. Bol yapraklı bir dalla örter er­ kekliğini. kızlar oturup yemeklerini yerler. Nausikaa hizmetçilerini ça­ ğırır. O ana kadar da Nausikaa'yi hayata açılan. Bu söz­ lere dayanılır mı. Hizmetçi kızlar kaçışırlar. Odysseus'un sözleri de yüreğine işler: Yalvarırım. kraliçem sana. Akhalardan haksızlık görüp taşlanınca. daha kocaman görünmesini sağladı. Tanrıça k ı z ı n yatağına yel g i b i varır ve şu sözlerle kışkırtır. hazırlık yapmalısın düğüne. Nauplios Akhalardan öç alma işine kovulur ve Troya savaşında bulunan yiğitlerin karılarını baştan çıkarmaya uğraşır. Akha yiğitlerinin yur­ da dönüşlerinde can vermeleri için de girişim­ de bulunur ve Oileus oğlu Aias'ın gemisinin kayalara çarparak parçalanmasını sağlar. ulu anana. geleyim ben de. ama Alkinoos anlar her nasılsa kızının düğün hazırlığı yaptığını. tutayım işi bir ucundan. Ne de kaygısız doğurmuş. güzelce giyinip kuşanmaksın. Y a y g ı n göklerdeki tanrılardansan. yalnız Penelopeia üstüne yaptığı deneme sonuç vermez. ulu Zeus'un kızı Artemis olmalısın. anan olacak kadın seni/ Güzel rubaların kalmış yüzüstü. bölümünde Phaiak prense­ sini yatak odasında uyur görür. sevebileceği bir erkeği bulup onunla evlenmeyi özleyen bir kızın bütün duygularını ince bir gerçeklikle canlandırır bi­ ze. ister insan. T o p ırmağın gerisindeki koruluğa düşer. Dillere destan olur böyle düğünler. şipşirin. giydirmelerini buyurur. mutluluk getirir babana.landıkları anlatılır: Aleos. k ı z ı Atıge'yl deniz­ de boğmak görevini Nauplios'a verir. Auge de Anadolu'ya varınca Telephos'u doğu­ rur (Auge). Tan ağarırken gidelim yumaya. ulu yürekli Alkinoos'un kızı. Mysialı gemicilere satar. görünüşü tanrılara denk. boyu boşu. M i tograflar kendisinin de aynı biçimde öldürül­ düğünü ileri sürerler. tanrıça Athena kızın bir arkadaşı kılığında düşüne girer (Od. . babasının mutluluğunu över. kraliçe Arete'nin kızlara yıkanacak güzel rubalarla birlikte kokulu yağ­ lar ve bir sepet içinde günlük kumanyalarını vermesi ayrıntılarıyla anlatılır. ırmağa gidip çama­ şır yıkamak istediğini söyler. çabucak olsun bitsin bu iş. oysa geldi çattı evleneceğin gün. Ara­ banın hazırlanması. yalnız Nausikaa ürkmez yosunlarla örtülü çıplak erkeği görün­ ce. Nausikaa.

otursa bizim yanımızda. Tyro tanrı PoseiSağlam yapılı kapının aralığında Nausikaa don'dan doğurduğu çocukları dağa bırakınca. Tepegözler onların topraklarını boyuna yağma ederdiler. rolü önemlidir (Nestor). dikildi karşısına. Eris'ten dogma simgesel bir varlığa verilen ad. Dört yandan surla çevirmişti kenti. Odysseus'la tatlı tatlı konuşur. Bu kral Alkinoos'un babası ve Alkinoos'un hem yeğeni. 22).): engin Hypereia'da otururdu. Neikos çatışma. böylesine bir gün kocam desem. tapmaklar yapmıştı tanrılara. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. Nausikaa. Nestor'un Troya savaşı ve îlyada'daki bir tanrı gibi tapacağım sana orada. kanatlı sözlerle. ha­ mamdan güzel urbalar giyinmiş olarak çık­ makta ve şölene gitmektedir ki prensesle kar­ şılaşır (Od. tekmil toprakları dağıtmıştı. İkizler yetişip ölümlü babaları Kretheus'un sonra seslendi. göreceksem sıla savaşta on bir tanesi ölür. İolkos'tan kovulur ve gelir Peloponez'in "Ulu yürekli Alkinoos'un kızı.Olan olmuştur. V I I I . Tyro'nun üvey anası Sidero'nun hışmına uğ­ baba toprağına döndüğünde unutma. (3) Odysseus'un Kalypso'dan olma bir oğ­ lu. çünkü dedikodu olur. yerleştirdi Skherie'ye. Tanrı yüzlü Nausithoos onları kaldırdı. 458 vd\): (1) Poseidon tanrının oğlu Nausithoos Phaiakların ilk kralıdır. her vakit. sabahtan akşama dek. konuğumuz. engin gökte oturanlara. 4 vd. dedi ki: kral olduğu İolkos'a dönünce anaları "Sağ. Son­ Çok akıllı Odysseus karşılık verdi ona. (2) Atina kralı Kodros'un oğlu Neleus efsa­ can verdin bana sen. Bu konu düşmez ağzından. Kurnaz Odysseus da bo­ zuntuya vermez. gün boyunca. evler kurmuş. esen kal. ro'yu öldürmeye kalkarlar. sevinci İçinde bı­ rakır. Alkinoos'un sarayına git­ mek üzere kızdan ayrılınca Nausikaa'yı bir koca bulmuş olma umudu. hem de eşi olan Arete'nin dedesidir. eğer isterse. Nausikaa gönlünü kaptır­ mıştır. Nemeia. VI. Odysseus'ta Phaiak ili bi­ ze şöyle tanıtılır (Od. Odysseus yo­ la çıkmak üzere hazırlıklarını yapmış. Herakles efsanesinde sözü geçen Nausithoos. Pelias'ın ikiz kardeşi (Tab.. kaa'nın. o erdemli kral kızının adı anılmaz Odysseia'da. kadın Hera tapı­ sen ilkin bana borçlusun kurtuluşunu". Here'nin uzaktan gürleyen kocası. sağ. Nausikaa'nın romanı yıkılır. onların kısraklarca büyütüldükleri anlatılır. yalnız Nestor kur­ günümü. Messenia bölgesinde Pylos şehrini kurar. bir daha da Nausişehrini kurmuş (Kadros). kalsa burada. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. şöyle der kendi kendine: Demin yüzüne bakılmaz gibi geldi bana. bir arada görünmeyelim der. biz Phaiaklar dururken almış onu yanına yürüyor diye halkınca kı­ nanmaktan korktuğunu ileri sürer. ey genç kız. leus'un on iki oğlu olur. tek amacının İthake'ye karısının yanına dönmek olduğunu söy­ ler. Çok geçmeden acı yanılgısını anlar: Odysseus kimliğini açığa vurur. onu şehre götürürken aklına saplanmış olan konuya değinir. Ne olur. götürdü. Herakles'in açtığı bir döneceksem ben yurduma. tulur. an radığını ve çok hırpalandığını görürler. can!" neye göre bir bölük Attikalı ve Messenialı ile birlikte îonya'ya göçmüş ve orada Miletos Perde böylece kapanır. (1) Tyro ile Poseidon'un oğlu. nağına sığındığı halde Pelias onu vurur. köpegiyle birleşerek mey- . (2) Theseus'u Girit'e götüren geminin dü­ mencisi de Nausithoos adını taşır. ra kardeşiyle taht konusunda kavgaya tutu­ dedi ki: şur. Neikos. Sidebeni. şimdiyse tanrılara benzer. Pontos'la Gaia soyundan ENausithoos birçok efsanelik kişilerin adıdır: khidna'nın Orthas'. kavga anlamına gelir (Eriş). kral kızı kendine bir yabancı koca bulmuş derler. N e Zeus. Eskiden Phaiak'lar Neleus. esen kal. Hızlı gemici anlamına gelen Nemeia aslanı. göz göze geldi Odysseus'la öylece ona baktı..

kimi za­ man Okeanos'un kıyılarında.ılın da bulunup şehrin ele geçmesine yardım eden savaşçılardandır.ilana getirdiği canavarlardan biridir (Tab. Troya . (3) Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutlar birer kadın olarak simgelenmiştir. Peleus'un ülkesine dönmeyip de Epir'e yerleşmesinin nedeni üstüne efsaneler birbirini tutmaz. Ate ile Hybris'in hemen ardından gelir. kendine ve talihine aşın güveni cezalandıran varlık olarak göste­ rilir. Nereus Deniz İhtiyarlarından biridir.): DEniz doğru sözlü Nereus'u yarattı: En büyüğüdür o bütün çocuklarının. Phriksos'la Helle'nin anaları (Atharnas). Zeus ona tutulur. Adı yeni savaşçı anlamına gelen Neoptolemos Akhilleus'un oğludur. Andormakhe'den üç oğlu olmuş. Orestes). 6): Hesiodos'a göre. bulut tanrıça da çocuklarını kurtaracak altın postlu koçu gönderir onlara (Helle). ' Kavram olarak Nemesis tanrısal öcü simge­ ler. Bunlar Neoptolemos'la birlikte Iroya'ya giderken Lemnos adasında durak vermişler. Ama Menelaos kızından çocuğu olmadığı halde. tapınakta­ ki tanrıça heykelini ünlü heykeltıraş Pheidias Paros mermerinden yontmuş. 6). Nereus . Hesiodos'a göre Gece tanrıça Nyks'in kızıdır. Şehir düştükten sonra Hektor'un oğlu Astyanaks'ı surdan aşağı ata­ rak öldürür ve Andromakhe'yi esir olarak alır (Andromakhe). muradına ermemesi için Zeus Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İksi on'un onunla birleşmesini sağlar. Hera'nın beslediği bu aslan Nemela bölgesine korku salmaktaydı ki.Nereus Kızları. Nemesis ölçüsüz gururlarını cezalandırmış. Akhilîeus öldükten sonra da Troya şehrinin ancak oğlu lavaşa katılırsa düşeceği üstüne bir fal çık­ mış. Nemesis'ten doğan yu­ murtanın Leda'nın eline geçtiği ve Helene ile Dioskurların bu yumurtadan çıktıkları anlatılır (Leda). Batı Kızları'nın bahçlerinde otururlar. Neoptolemos birçok efsane­ lerde Hermione'nin kocası olarak gösterilir. Athamas lno ile evlenmek için Nephele'yl b< > şar. Nemesis. İksi on. Akhilleus orada Pyrrha adıyla saklandığı için. Neoptolemos savaş dönüşü Epir bölgesine yerleşir. babacan tanrı derler ona . oğluna Neoptolemos'tan başka Pyrrhos (yani kızıl saçlı) adı verilmiş (Akhilîeus). orada Akhilleus'un oğlu hasta olan Philoktetes'i Troya'ya gelmeye kandırmış (Philokktetes). Sokrates ve genellikle filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir. mermer de böylece tanrıçanın heykelini yontmaya yaramış. Nemesis hem soyut bir kavramı simgeler. ama çokluk İnsanlarda ölçüsüzlüğü. hem de tanrısal bir varlık olarak canlandırılır. (1) Athamas'ın birinci karısı. Bu nitelik de tragedyada büyük bir rol oynar. delikanlıyı alıp getirmek üzere de elçiler gönderilmiş. Babası Troya savaşına gidince. bunlar Okeanos kızlarıdır. Bu mermeri Persler Atina'yı aldıktan sonar zafer anıtı ola­ rak dikmeye hazırlanırken. Gaia'nın Pontos'la ya­ ni Toprak'ın Deniz'le birleşmesinden doğ­ muştur (Tab. Neoptolemos. sonunda bir kaz olur. (2) Bulutu simgeleyen bir varlık olarak IN V phele'nin İksion efsanesinde adı geçer. ama Nemesis tanrıdan kaçmak için bin bir biçime girer. Hera'ya âşıktır. Kentaur' lar). yiğit babası gibi yararlık göstererek Telephos'nn oğlu Euryplos'u öldürmüş ve adını taşıyan bir sa- vaş oyunu (pyrrhike) düzenlemiş. 233 vd. Troya'da Akha ordusu N e o plolemos'u coşkuyla karşılamış. tanrı da kuğu kuşu biçi­ minde onunla birleşir. Bu Nephele Kentaur'ların anası olur (İksion. Babasını anmak üzere de mezarı üstünde Priamos kızı Polyksene'yi kurban eder (Polyksene). kimi zaman Erinyslere karışır. H e rakles onun hakkından geldi (Ekhldna. Henıkles). Marathon'a yakın küçük bir Attika kentin­ de Nemesis'in bir tapınağı varmış. Bu­ nu kıskanan Hermione'nin teyze oğlu ve ni­ şanlısı Orestes eliyle Neoptolemos'u öldür­ mesi tragedya yazarlarının işledikleri bir m o ­ tif olmuştur (Hermione. Neoptolemos' u dedesi Lykomedes yetiştirir. Onu kız kılığında Skyros kralı Lykomedes'in hareminde bulunduğu sıralarda üretmişti. Nephele. Hesiodos şöyle tanıtır onu (Theog. ki­ mi zaman Olympos'un tepesinde.

Doris d e . denizin dibinde ne kadar Nereus kızı varsa. Ulu anası bir çığlık attı.. dalgalarla oyna­ şırlar.. Nereus kızları da yiğide yardım ederler ve babaların­ dan istediği bilgileri nasıl alabileceğini öğretir­ ler ona (Herakles).. yunus balıkları ve efsanelik deniz yara­ tıklarıyla birlikte yüzüp gezerlermiş. bilgisi. hep doğruluktan. Akhaların danışmanı. Nereus kızları Amphitrite'nin alayında yer alırlar. Poseidon tanrının eşi Amphitrite de bir denizkızıdır. Nereus Okeanos kızı Doris'le evlenir. her kıssadan hisse alır ve durmadan nutuk çeker. Euenos).. babalarıyla birlikte denizin dibindeki bir sarayda yaşarlar. sola öğütler verir. yiğidin de bu gömleği giyer giymez korkunç acılar içinde yanıp tu­ tuşması ve sonunda da ölmesi Deianeira ve Herakles maddelerinde anlatılmıştır (Pholos. İşte o zaman. tekmil tanrıçalar sardı çevresini. dalgaları yara yara Troya'ya giderler ve orada kıyıya çıktıkları bile görülür. Su yüzüne pek çıkmazlarmış. kadının Herakles'e bu iksire batırdığı bir gömlek göndermesi. Balzac'lan beklemek gerekir. görgü­ sü yüzünden de öyle bir üstünlük duyar ki. Nestor Neleus'la Khioris'in en küçük oğlu­ dur (Tab. İlkçağın bir özelliği olan yaşa ve yaşlıya saygı duygusu­ nun ne kadar derine gittiği Homeros destan­ larında Nestor'a verilen önem ve değerle öl­ çülebilir. Bunlara Nereus kız­ ları denir ve Homeros da. Nereus kızları. hem yumuşak huyludur. X V I I I . I i I - Nestor. Hesiodos da bal­ landıra ballandıra sayarlar adlarını ( İ l . kardeşlerinin Apollon'la Artemis'in oklanyla öldürülmesini gör­ müştür. X V I I I . Thetis'in ardından. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan at adam. Deniz İhtiyarı cevap vermemek için bir sürü hayvan biçimine girer. 240-264). hepsi de durmadan dövüyorlardı göğüslerini. "ekin vermeyen denizin ortasında" tam elli kız doğurur Nereus'a. N e s s o s . iyiden yanadır. Pylos kralı da böyle­ ce üç kuşak boyunca yaşamış. Herakles Nereus'tan Batı kızlarının bahçesine varmak için yolu sorunca. renklerini ve çeşitli halle­ rini simgeledikleri gibi bu kızlar. nakış yapmak ve şarkı söylemekle geçirirler. herkes de sabırla dinler onu. Bu saray da Ege denizinde. . (Birkaç dize adları sayılır): Denizin dibinde daha ne kadar Nerus kızı varsa doldurmuşlar gümüş ışınlarla mağarayı. K i mi zaman bir olaya karışıp yeryüzüne geldik­ leri de görülür. deniz yü­ zünde oynayan ve koro halinde türkü söyle­ yen bir dans ve ezgi çemberi. Herakles'in attığı bir okla can verdiği sırada Deianeira'ya bir iksir vermesi. Herakles'in öldürdüğü Neleusogullarından bir o sag kalmıştır. ApoIIon bu soya acımış ve bu kadar çok ölüme karşın Nestor'a çok uzun bir ömür bağışlanmasını sağlamış. Herakles Pholos'la birlikte Kentaur'ların saldırısına uğrayınca Nessos'a karşı da savaşmış ve onu püskürtmüştû. doğruluktan hiç ayrılmaz düşünceleri. o da kız kardeşleri Nereus kızlarına dert yanar ( İ l . Nereus kimi kez yüze çıkarmış. yani Tekirburnu açık­ larındaki bir magaradaymış. Yiğit karısı Deianeira ile bu ırmağı geçecek olunca. 38 vd. Knidos. bütün deniz tanrıları gibi biçim de­ ğiştirmek yetisine sahiptir. Nereus. çok görmüş. anası Thetis'i yardıma çağırır. elli denizkızı. Pylos kralı ihtiyar Nestor Homeros'un yarattığı eşsiz bir 1 tiptir. Nessos sırtına aldığı Deianeira'nın ırzına geç­ mek istemiş. çünkü denizin köpüklü dalgalarını. geçirmiş. ama mutlu bir ihti­ yardır. geçilmez ukalalığından.): . Ayrıca anası Khloris bir Niobe kızıdır. 22). başladı inlemeye. Sağa. ya da çelengiyle sararlarmış onu çepeçevre.çünkü hem dürüst. Böylesi ihtiyar tipine ilkçağ yazınında bir daha rastlanmaz. beline kadar. Orada altın tahtlann üstünde otururmuş Nereus'un birbirin­ den güzel elli kızı. orada yolculara ırmağı geçirtiyordu. 38-49 ve Theog. bir eşini daha bulmak için Shakespeare'leri. Nereus kızları günlerini iplik dokumak. Akhilleus arkadaşı Patroklos ölünce derin bir yasa kapılır. efsanelerde önemli yer tutup rol oynayan kişiler de çık­ mıştır aralarından: AkhiUeus'un anası Thetis bir Nereus kızı. At adam da Euenos ırmağı kıyısına sığınmış. bitmez tükenmez anılar anlatır. Nestor ihtiyardır.

Dionysos da Hindistan'a yaptığı yolculuk dönüşünde Nikaia'nın şerefi­ ne bir şehir kurup ona sevgilisinin adını ver­ miş. Kiz oğlan kız kalmaya ant içen bu nympha erkek ten kaçar. Hesiodos'a göre. ama sonra tanrıya boyun eğmiş ve ona birçok ço­ cuklar doğurmuş. kimi mitograflar onu Athena'nın oyun arkadaşı olarak gösterirler. savaşı planla­ yan odur. Bunları ve daha başka yaşantıla­ rını ballandıra ballandıra anlatır İlyada boyun­ ca. karşı koymaya çalıştığı bir anda da attığı bir okla onu yere serip öldürmüş. Akhilleus arkadaşının öcünü alarak Memnon'u öldürür (Antilokhos. Nestor Troya savaşına iki oğlu Antilokhos ve Thrasymedes'le gelir. bir baba gibi ona bakar ve yanına kendi oğlu Thrasymedes'i verip bir arabayla Lakedaimon'a. Sözüyle. seslendi şu kanatlı sözlerle. Geç ilkçağın mitograflarının yazdığı bir efsaneye göre. Nike. sende bu ne yürek böyle. Hymnos adlı bir çoban gönül vermiş ona. ona tu­ tacağı yolu gösterir.Troya savaşına gelmeden önce Lapith'lerle Kentaur'lar arasındaki savaşa. Akhalarm büyük girişim­ leri hep onun kafasından çıkar. Odysseia'da Telemakhos'un babasından haber al­ mak ve İthake'deki karışık duruma bir çare bulmak için Nestor'a danışmaya gittiğini gö­ rürüz. ama kavga gene de sürüp gider. Memnon). komu­ tanlıkta da üstündür. sen de delikanlılar arasına kanşabllsen hani. Troya anılarını Telemakhos'un gözü önünde canlandırmakla kalmaz. Odysseia'nın III. Kanatlı. herkes de haklı oldu­ ğunu kabul eder. kendisini Hymnos gibi öldürmeyi kurduğunu anlayınca da. dedi ki: "ihtiyar. Pylos'taki sarayında Nestor yine o Nestor'dur. ölümlü iki insan kuşağının yaşayıp göçtüğünü görmüştü.): Kalktı ayağa güzel konuşan Nestor. bu güç bacaklarında da olsa keşke. 310 vd. Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavgada hemen arabuluculuk işine girişir (İl. Bunları des­ teklemek için gösterdiği örnekler birçok eski zaman olaylarının canlı canlı anlatılmasına yol açar. Sevindi kral Agamemnon görünce onu. Hemen her bölümde rolü vardır. Nikaia'yı de­ rede yıkanırken çıplak gören şarap tanrı kıza tutulmuş. Savaşta oğullarının yararlık göstermesini sağlar. Bu şehir ilkçağda Nikaia. Nikaia Sangarios (Sakar ya) ırmağı ile tanrıça Kybele'nin kızıdır. Nikaia gebe kalmış. eylemiyle Nestor bir an olsun Troya savaşından uzaklaşmaz. Ayrıca doksan tane gemiyle sefere katılır. Nike tanrıça Athena'nın bir ek adı olduğu gi- . tanrısal Pylos'ta doğup büyümüşlerdi beraberce. ama Nikaia delikanlıyı yanına yaklaştırma mış.): Bir zamanlar savaşta çok usta olan bu yaşlı adam. Keşke başka bir ihtiyar olsa senin yerine. ordulan savaşa kışkırt­ mada Agamemnon'un hayranlığını kazanır (İl. Nikaia. Nike Pontos'lular soyun­ dan Pallas'la Okeanos kızı Styks'ten dogma­ dır (Tab. Tanrı Eros kızın bu davranışına çok içerlemiş ve Dionysos'a alt olacağına karar vermiş. Dilinden sözler akardı baldan tatlı. I. Nestor rahat bir dönüş yolculuğu yapar. Nikaia'nın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırmış. Olympos tanrılarından önceki kuşaktan olduğu halde. bugün İznik di­ ye anılan şehirdir. IV. Nike zaferi simgeleyen bir tanrıçadır. Karısı Helene kaçırılınca Menelaos'un ilk İşi Nestor'u gidip bulmak olur. yalnız avcılıktan hoşlanırmış. Pylos'un gür sesli sözcüsü. 248vd. işte böyle güven veriyordu onlara. En doğru öğüdü verir. ama ilyada'dan sonraki olayları anlatan destanlar Antilokhos'un Memnon'un saldırısına uğrayıp öldü rüldügünü anlatırlar. onun gösterdiği varlığı pek az yiğit gösterebilir. llyada'da bu ihti­ yarın başına bir dert gelmez. bölümünde anlatı­ lan bu buluşma destanın en canlı parçalarındandır. Önce canına kıymayı denemiş. 6). dizlerin de yüreğine tıpatıp uysa. Pylos'ta yönetimi yeni baştan eline alır ve oğulları arasında zevkli bir ömür sürer. Nestor yalnız düşüncede değil. Şimdi üçüncü kuşağın başındaydı o. Menelaos'un yanma gönderir. Oysa kaçınılmaz ihtiyarlık kemiriyor seni. Kız sarhoş olun­ ca Dionysos muradına ermiş. Kalydon avı­ na. kimi kaynaklara göre Argonautlar seferi­ ne katılmış. hızla uçan bir kız olarak canlandırılır.

öldürmüştü oğullarını gümüş yayıyla. 218 Niobe gerçekten de taş kesilmiştir. bir derenin üstüne sar­ kan kapkara. Niobe babası Tantalos'un kral olduğu Sipylos (Manisa) dağının yöresinde doğmuş ve ya­ şamaktadır.): Güzel saçlı Niobe'nin de i/emek geldi aklına. Niobe kayasının bi­ raz ötesinde Mesir bayramı kutlanır bugün de Manisa'da. oysa on iki çocuğu ölmüştü sarayında. Apollon'la Artemis. X X I V . işte oralarda. Ölüler yatıp kaldılar kanlar içinde. kızlarını da okçu Artemis öldürmüştü. Her çeşit sanatçıya tükenmez bir esin kaynağı olan Niobe'nin öyküsünü en açık seçik biçimde Homeros anlatır: Priamos oğlu Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'a geldiğinde. oradan Yunanis­ tan'a yayılır ve yerli Yunan efsanesi gibi gös­ terilir. Kybele ana. Ama efsa­ neye göre Niobe Thebai kralı Amphion'la ev­ lenmiş ve ondan birçok çocukları olmuştur (Amphion). Niobe aynı simgenin başka başka kişilerde canlandırılmasıdır. Niobe. üretilen varlığın babası aranmaz. Ama birkaç kilometre ötede. Bu üç kişinin efsanesi de Anadolu'da kaynak bulur. herkesi taşa çevirmişti Kronos oğlu.ama Apollon'la Artemis'in doğumlarında da. Apollon öfkelenmişti Niobe'ye. Kybele). bir de öç alan. ama şafak söküp de ölüyle birlikte Troya'ya dönmeden önce de biraz yemek ye­ mesini ister. bütün canlıların anası- . Akha yiğidi ölüyü geri ver­ meye razı olur ve ihtiyar kralı barakasında konuklar.bu efsane­ nin de babaerkil düzen yerleştikten sonra uy­ durulduğu açık . Bunlar hep aynı inanç ve efsa­ ne zincirinin halkalarıdır. giderek Amphion'un tanrılarca öl­ dürülen çocukların babası olduğu bile belirtil­ mez. camiden aşağı halka atılan kutsal macun­ lar kısırlığı önler.ki Kybele'nin Lykia yöresindeki bir tıpkısıdır Zeus'tan gebe kalmış der efsane . altı kızı. Kybele. 14) Anadolu'ya özgü efsanelik bir tiptir. Niobe dramı tragedya yazarlarını olduğu kadar plastik sanatları da esinlemiştir: Dünya müzelerinin birçoklarında tanrılarca öldürü­ len Niobe çocuklarının heykelleri sergilenmiş­ tir. sonraki eylemlerinde de baba tanrının hiçbir rolü yoktur (Leto. Sipylos dağının yamaçların­ da. Niobe'nin göz­ yaşları derlerdi ve derler. Tanrıça Leto ile birlikte büyü­ müş. Dramı çok çocuklu olmasından ileri gelir. Niobe güzel yanaklı Leto ile bir tutuyordu kendini. Ana' Tanrıça Kybele'nin anıtı vardır Manisa'da. babası Tantalos ve kardeşi Pelops gibi (Tab. göz ye­ rindeki oyuklanndan su sızar. çalılıklar arasında başka bir kaya. Nitekim Leto . yüreğine sindirir durur acılarını. Leto. Niobe ana. kimsecikler yoktu onları gömecek. onunla arkadaşlık etmiş olması hayatı­ nın bu dönemine rastlar herhalde. iki kişi. Niobe. bir çeşit Havva. ana­ lıkta her ölümlüden üstün olduğunu açığa v u ran Leto ana. Nitekim Niobe'nin asıl dramı yurdu olan Sipylos dağının eteklerinde geçer ve çocukla­ rının babası olan Amphion'dan hiçbir söz edilmez. Ne tuhaf ki hiçbiri Manisa'daki gözlerin­ den şıp şıp yaşlar damlayan kara kaya kadar dokunaklı değildir. ergen altı oğlu. bir bahar ve bereket bayramıdır bu. tanrı buyruğuyla taş olmuştur Niobe. Göklü tanrılar gömdü ölüleri onuncu günü. Anadolulu Ana Tanrıça kültü anaerkil bir toplum düzenine dayanır. (2) Geç çağlarda Yunanistan kaynaklı bir Niobe daha uydurulmuştur: Peloponez'de ya­ şamış ilk adamın kızı olarak gösterilir. doğurganlığı kamçılarmış. ıssız doruklarında. Bugün Sipylos kayalarında. işte o gün yemek geldi Niobe'nin aklına. yani ilk kadın. pürtük pürtük bir kaya. Akheloos ırmağı kıyısında oynaşan su perilerinin Yatakları var derler ya. 6 0 3 vd. onu kandırmak için de Niobe'yi örnek olarak gösterir ( İ l . Thebai ile Amphion'la hiçbir ilişkisi yoktur gerçekte. Efsanesi bugün de yaşar: Manisa'da kadın yüzü biçi­ minde bir kaya vardır. gözyaşı dökmekten yorgun düşmüştü.bi Atina'da Zafer tapınağı da Athena'nın sa­ yılırdı. Ağlar durur yaşlı ana yitirdiği bunca çocuklarına. diyordu Leto iki çocuk doğurdu. üretme önemlidir ve anaç varlık taşır çocuğun yaşamı boyunca sorum­ luluğunu ve gururunu. bense bir düzine. öldürdü hepsini. Niobe e f sanesi özbeöz Anadolu efsanesidir.

Çok yaşlı ola­ rak öldüğü zaman İaniculus tepesinde dikilen mezarına iki tabut koymuşlar. Hesiodos'un Theogonia'sında önemli bir rol oy­ nar. or­ manlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkla­ rın dişi olanlarına verilen addır. Rüzgârlar). Zeus'un yaklaştığı ilk ölümlü kadınmış. N o t o s . Tanrı Mars'tan gebe kalan Rea. Zeus tanrı onunla birleşerek Argos ve Pelasgos'u üretmiş (Tab. belleği uyuştu­ ran Lethe ırmağı ve en sonunda "belaların en kötüsü olan ant tanrı Horkos". Numitor Romulus'la Remus'un dedesi ve Roma kral soyunun atasıdır. Sabin kaynaklı Numa Roma'nın kuruluş efsanesinde ikinci kral ola­ rak gösterilir. bu birleşmeden Aither'le Hemera. kendi ölüsünün saklandığı tabutsa boşmuş. Nomia. ikizlerin Tiber kıyısına bırakılması ve orada bir d i ş i a y ı tarafından emzirilip büyütülmeleri Romulus maddesinde anlatılmıştır. Okeanos'tan başka hiçbir ırmak gelmemezlik etmedi. hak aramayacağından emin olmak için de oğlunu öldürmüş. Kader tanrıçaları Klotho. 6. bir de her türlü kavga. Tanrılara saygılı dindar bir kral olarak geçinir: Roma pantheon'una bir­ çok tanrı kattığı gibi. birinin içinde kendi ölüsü. Adı gece anlamına gelip yer­ yüzü karanlığını simgeleyen Nyks. açlığı. sonra Erebos'la Nyks. Lakhesis. Nympha'lar ikinci derecede önemli tanrıça­ lar sayılmakla birlikte. yani Ba­ tılı Gece Kızları. katil. 9). Babaları ölünce Amulius tahta geçip kardeşi Numitor'u kovmuş. rahip heyetleri de kur­ muş. yani ışıksal varlıklar doğar. mucize yaratmak. yıkım ve ölümü simgeleyen karanlık güçlerdir: Üç ölüm tanrısı Moros. Hosiodos'a göre bütün rüzgârlar gibi Notos da Astraios'la Eos'un oğludur (Tab. gaflet tanrıçası Ate. Gece'ye ve ondan doğmuş varlıklara büyük bir yer ayırır ölüler arasında. Numa aya dayanan ve uğurlu ile uğursuz günleri sayan bir yeni takvim de yap­ mış. pınarlardan bal akıtmak gücüne de sahipmiş. Son­ ra Nyks kendi kendine üretmeye koyulur.): Themis dört bir yana gidip buyurdu tanrılara. Aslında başı örtülü. 6 vd. Hypnos (Uyku) ve Oneiros (Düş). Numitor. Esîr'le Gün. öbüründe kendi eliyle yazdığı kutsal kitaplar bulunuyormuş. sofraları nefis yemek­ ler ve şaraplarla donatmak. Din konusunda yaptığı bütün bu yenilik­ leri kendisine Egeria adlı nympha esinlemiş (Egeria). Mezar dört yüzyıl kadar sonra açılınca kitaplar olduğu gi­ bi bulunmuş. Bu Niobe. Bütün bu adlara ayrı ayrı bakınız. İ l k öğelerin doğuş süreci şöyle anlatılır Theonogia'da: Khaos'tan önce Gaia. XX. Alba kralının iki oğlu varmış: Numitor'la Amulius. amcası Amulius'un öldürüp de­ desi Numitor'u tahta oturtur. Hesiodos H a des dünyasını anlatırken. Atropos. didişmeyi simgeleyen tanrılar. yani yeraltıve yeryüzü ka­ ranlıkları çıkar. yani gelin an­ lamına gelen nympha kırlarda. Ker. Romulus kendisini yetiştiren çoban Faustulus'tan do­ ğuşu hakkındaki gerçeği öğrenince saraya baskın yapar. nympha' lar da gelir katılırlar (İl. Romulus'la Remus'u doğurur. Thanatos. Numa Pompilius. ne dere kaynaklarında oturanlar. öç tanrıçası Nemesis ve kavga tanrıçası Eriş. Kendisi Romulus'un Roma'yı kurduğu gün dünyaya gelmiş. sularda. Nyks (Gece). ne güzel korularda. or­ taya çıkardığı varlıklar kötülüğü. Bkz. Argos ve Pelasgos gibi yerli atalarına bir ana bulmak hevesine düşmüş ve ilk kadınla ana tanrıça motiflerini birleştirerek Niobe adlı bir efsane kişisi uydurmuştur. tahta çıkınca da Romulus'a bir tanrı gibi tapınılmasını sağ­ lamış (Romulus). Homeros'a göre nympha'lar Zeus'un kızlarıdır. kızı Rea Silvia'yı da evlenemesin diye Vesta tanrı­ çasına rahibe yapmış. Bu efsaneden Ana Tanrıça imgesinin yaygınlığı ortaya çı­ kar: Yunanistan da kurucu kahramanlarına. Zeus'un evinde toplanın dedi. Thebai kralı (Antiope). Daphnis. çekişme. Hesperides. Nyks'le Erebos sevişip birle­ şirler. gelip. dövüş. Adı Türkçe Lodos diye anılan güney rüzgârı. nede yeşeren çayırlarda oturanlar. Antiope'nin babası. Nykteus. doğa ve insanlar üstü .dır. Olympos'ta toplantıya çağrılınca tanrılar. Nympha. gelmemezlik etmedi hiçbir nymphe.

Şehirde Bakkhos şenliklerini kutlama günü gelince Dionysos Bakkha'lar alayıyla birlikte Nysos'u tahtından devirip kovmuşlar. . Çeşit­ li nymphalar ve efsaneleri için adlarına bakı­ nız. bir fırsat kol­ lamış. Hamadryas. Dionysos. dönüşünde kenti tanrıya geri vermek istememiş. Nysos. Dionysos Hindistan'a yaptığı yolculuk sırasında Nysos'a Thebai şehrinin yönetimini vermiş. Dionysos gibi büyük tanrılarla ilişkileri olduğu. Kirke ve Kalypso gibi nympha'ların Odysseus gibi bir ölümlüye gönül verdikleri masal ve efsanelerde uzun uzadıya anlatılır.ne etkili ve güçlü bilinirler. Oreas adlı p e ­ riler birer nympha sayılır. Nysa. Hermes. Bu cinlerle türlü ilişkiler kurarlar. Silen'ler ve Priapos'tur. Nympha'ların Zeus. Dionysos da lalasıyla tartışmaya girişmemiş. Apollon. Doğa için­ de yaşadıkları için asıl erkek arkadaşları Pan. Naias. Satyr'ler. ama nympha'lar çok­ luk erkekten kaçar. Nereus kızları da denizde yaşayan nympha'lardır. Nysos adı­ nı tanrı vermiştir ona. Geç çağlarda uydurulan bir efsaneye göre Nysos Dionysos'un lalasıdır. bu yüzden de bü­ yük tanrıçalar gibi "yüce" ve "ulu" sıfatlarıyla anılırlar: Doğadaki yerlerine göre adlan deği­ şir: Dryas. erkek düşmanı perilerse Artemis'in avcı kızları arasında yer alır. Bkz.

Telemakhos'un Nestor'un oğ­ lu Peisistratos'la birlikte Lakedaimon'a gidişi.Sarayın tanımlanması .Telemakhos'la talipler arasındaki tartışma .Fırtına ve lotos yiyenler ül­ kesi . Troya destanında olaylar düz akışlı bir anla­ tımla ortaya serilmiştir. Kalypso'nun adasında (V) III.Odysseus'un yol hazırlıkları . bağımsız öykülerdir: 1.Kyklops Polyphemos'un magarasındaki dram .Tayfanın işlediği bü­ Kalypso'nun adasına gönderilmesi .Güneş V. Odysseia'da tam ter­ sine olaylar zaman içinde geliştikleri gibi an­ latılmaz. (7) Pylos'a.Dönüş.Çalılıkta uykuya dalması.MeneXI.Kimliğini açıklaması. yıkanıp giydiril­ mesi .Odysseus'un Alkinoos ve karısı Arete tarafından iyi karşılan­ ması .Şehre gitmek üzere yola koyulmalan.Tanrıça Athene'nin Mentes kılığında İthake'ye gelmesi ve Telemakhos'u uyarması .Skylla ile Kharybdis geçidi . (9) Şölen . Kikonlar . I I .Nestor'un anılarını ve bildikle­ rini anlatması . ( P ) İthakelilerin toplantısı . Odysseia bir ki­ şinin destanıdır. O n) Tanrıça Athena ile Phaiak kızı kılı­ ğında Odysseus'u Alkinoos'un sarayına götü­ rür . Bu ana bölümlerin destanın X X I V bölümü­ ne göre dizilişi şöyledir: I. geriye dönmeler.Kirke'nin yanında geçen yıl Ölüler ülkesine gidiş için hazırlık. ( S ) Menelaos'un sarayına varış .Odys­ seus'un uyuduğu çalılığın yanı başında kızla­ rın çamaşır yıkaması .Kasırgada hepsinin boğulması - .Fırtına . İthake'de ( X m .Ölüle­ makhos'u yolculuk dönüşünde öldürmeye ka­ rin geçit resmi: Kadınlar. (Q Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında: Nausikaa'nın düşü .Tanrıça İno ile bu­ luşma . Gerçekten de konusuy­ la romanı.kendi ağzın­ dan -(IX-XII) V. VI.Odysseus'un tek gemiyle Kirke'nin adasına varışı .Odysseus'un uyanma­ sı.Odysseus'un disk atması .Bilici Teiresias Odysseus'a İrı. Destan beş ana bölümden oluşmaktadır. (u) Kirke adasına varış .Odysseus'un iki gün. Phaiak'ların ülkesinde (VI-IX) IV.Laistrygonlar kentinde on bir geminin yok oluşu .X X I V ) .thake'ye dönmenin çarelerini söyler . onu daha çok bir roma­ na.Tanrılar toplantısında Odysseus'un Kalypso'nun yanından ayrılması gerektiğine karar verilmesi . Limanda pusu kurmalan .Telemakhos babasını aramak üzere yola çıkmaya ka­ rar verir . IX (t) Odysseus serüvenlerini anlatmaya başlar.Ozan Demodokos'un Troya savaşından menkıbeler anlatması .Demodo­ kos'un ağzından Ares'le Aphrodite'nin seviş­ mesi .Yola çıkış. VIII. iki gece yüzüp Phaiak'lar toprağına ayak basması . kuruluşuyla filmi andırır Odysseia. Sahne değişmesi: İthake'de talipler Tele. Çağdaş okuyucu destan da demez Odyss Şia'ya. (a) Tanrıçaya sesleniş .Konunun bildiril­ mesi . anılar. Telemakhia (I-IV) II.Alkinoos'un Odysseus'u yurduna gön­ dereceğine söz vermesi .Yunaklara gidiş .Rüz­ gârların kapandığı tulumun açılması .PeneXII.o Odysseia.Odysseus gerçek kimliğini açıklamadan Phaiak iline nasıl geldi­ ğini anlatır.Yo­ la çıkış ve on yedi günlük yolculuk .İthake sarayında taliplerin şöleni. VII. Ilyada bir olayın.Kurtuluş. mes'le Kalypso'nun konuşması . Nausikaa'ya yalvarması. atlamalar.Elpenor'un ce­ lopeia'nın üzüntüsü ve düşü.Odysseus'un gitmesi için bir salın hazırlanması . bir filme benzetir. (r) İkinci tann toplantısı . Bunlar bir­ birinden ayrı. I V . (X) Ölüler ülkesine varış . III.Her. nazesi . erkekler .Arkadaşlarının domuza dö­ nüştürülmesi . sahne değiştirmelerle canlandırılır. Nestor'un sarayına varış Konuklanma . rar verirler. X (K) Rüzgâr tanrı Aiolos'un adası . Odysseus'un serüvenleri .Hermes'in tanrının kutsal sığırları .Odysseus'un laos'la Helene'nin Telemakhos'u ağırlamaları anası Antikleia'nın ruhu ve ana-ogul arasın­ .Mısır yolculuklarını ve Proteus'u anlatmala­ daki konuşma .yük suç .Yarış­ malar .Hazırlık .Fırtına Salın paramparça oluşu .

Serüvenlerinin anlatımına girişmeden kişili­ ğinin çeşitli nitelikleri üstünde durmalıyız Odysseus'un. XX.Talipler dilenciyi hırpalar Penelopeia onu korur ve yanına çağırtır. kurnazdır.) Eumaios'un dilenci kılığındaki Odysseus'u iyi karşılaması . XXIII. bir ilk örnek olarak girmiştir. ( p ) Telemakhos saraya gelir.Sabahki toplantı . çok bilmiş.Athene araya girip barı­ şı sağlar. XIV. Odysseus'un kişiliğinde çokça bulunan niteliklerin birincisi akıl. (a) Saray dilencisi İros'la Odysseus arasındaki güreş .Telemakhos'u geri getirmek için Lakedaimon'a gitmesi.Çobanlarla birlikte akşam ye­ meği. (n) Telemakhos'un Eumaios'un kulü­ besinde sevinçle karşılanması .Sahne deği­ şir: Taliplerin öldükleri haberi yayılır.Çobanların Odysseus'a davranışı Telemakhos'la talipler arasındaki çatışma Şölen. ikincisi çare bulma yetisi. geçir­ miş yiğide verilen çeşitli sıfatlar arasında üçü üstünde durmaya değer: "Polymetis". çok akıllı ve görmüş. X V .Odysseus dener ve yayı gerer . yani çok akıllıdır.Denize açılışı. Ulus­ lararası bir kişi olmuştur denebilir.Taliplerin Odysseus'u hor­ lamaları .Taliplerin şaşkınlığı. güç durumların için- .Penelopeia'nın çağırılması.Odysseus kim olduğunu açıklar . S o n . (v) İkisinin de uyku tutturamaması Tanrı işmarları . XVI. (E .Uyku .Telemakhos'un gemisi limana girer: Taliplerin öfkesi . taliplerin hak­ kından gelmek için plan kurarlar . Odysseus Yunan mythos'undan günümüze kalmış en ünlü kahramandır.Eumaios P e nelopeia'ya oğlunun döndüğünü haber ver­ meye gider. Serüvenlerini anlatması burada biter. X V I I .Odysseus dilenci kılığında Eumaios'la saraya gider .Karıkoca birbirlerine kavuşup odalarına çekilirler.Dadısı Eurykleia ayaklarını yıkarken onu yara izinden tanır Odysseus karısına kendini tanıtmadan onun gördüğü bir düşü yorumlar .Gece herkesin yatması. akraba­ ları öç almaya gelir .Suçlu hizmetçilerin asılması . insanlık tarihine bir prototip. ( c o ) Taliplerin ruhları Hades ülkesine iner. (y) Penelopeia önce Odysseus'u ta­ nımaz.Eumaios'un hayat hikâ­ yesi .Ertesi sa­ bah Odysseus babası Laertes'e gider.Athene'nin işe karışması . baba-otjul ağıllarda yalnız kalırlar . kendisi de modern insanda aranan erdem ve nitelikleri kişiliğin­ de topladığı için uygarlık.Taliplerin hiç­ biri yayı geremez . Odysseus. aşılmaz engellerle dolu. (%) Odysseus'un talipleri bir bir öldür­ mesi .Baba-ogul sevinçle birbirlerine sarılırlar. (< p ) Penelopeia Odysseus'un büyük ya­ yını getirip yarışmayı başlatır .Evde t e 999 rnizlik . Homeros destanlarında bu çok yönlü. ( v ) Odysseus'un Phaiak ilinden uğur­ lanması . (T) Telemakhos silahları saklar . yolculu­ ğunu anasına ve dadısına anlatır . "polymekhanos". üçüncüsü de sabırdır. Cin fikirli. ( o ) Telemakhos'un Lakedaimon'dan ayrılması . Serü­ venlerinin anlatıldığı Odysseia ise "Odise" di­ ye dillere girmiş.İthake'ye varış . çünkü se­ rüvenleri zamanımızda çok tutunan macera romanına çığır açtığı gibi. so­ nu gelmeyen yolculukların adı ve sıfatı olu­ vermiştir. çobanların sevinci .Odysseus Penelopeia ile buluşur . çekingen davranıp onu dener .Odysseus'un uydurdu­ ğu masallar . "polytlas". XXII. X I I I .Telemakhos'un gemisi İthake'ye varır: Konuğu bilici Theoklymenos'u şehre gönde­ rip kendinin Eumaios'un kulübesine çıkması. XIX. Sahne değişir: Odysseus Eumaios'a sorular sorar.Silahların hazine odasından getirilmesi .Odysseus tek başına Kalypso'nun adasına çı­ kar.Penelopeia ile talipler arasında sert konuş­ ma .Ozan Phemios'la haberci Medon'dan başka herkesin öldürül­ mesi . Üçünün de başında çok anlamına gelen "poly" eki bulunmakta­ dır.Penelopeia'nın bir koca seçeceğini bildirmesi .İhtiyar köpeğinin ken­ disini tanıması . çektiklerini birbirlerine anlatırlar . XVIII. XXIV. Sahne değişir: Odysseus'un babasıyla buluşması.Kraliçeye müjdeyi veren Eumaios adılla­ ra döner.Athene'nin Odysseus'u çoban Eumaios'un kulübesine götürmesi .Sarayda şölen hazırlığı . babasının durumunu öğrenir . XXI.Ayrılıp yatmaya giderler.

içinde bütün olanak­ ları tartışıp durur Odysseus. bir dayanma gücü vardır ki. Batı dillerindeki Ulysse'nin türediği Latince Ulyxes'e gelince. yiğidin bir Yu­ nan lehçesinden alınmış adıdır. ya da işlemek . Bu bilinç ve akıl gücü ona kendi amacına varmak. Babası Laertes'in . İşlediği ve destan­ larda da önemi belirtilmeyen. adın asıl anlamı anla­ şılamamıştır. İphitos). Bakalım şim­ di mythos bu ideal insan tipini ne gibi masal­ larla donatmış. macera kahramanı değil de. Odysseus. Efsane yiği­ din delikanlılık yılları üstüne pek fazla bilgi vermez. masal uydurmasını. ahlak bakı­ mından su götürür davranışları affettirir. Yunanistan'da kara yolculukları yaptığı da bilinir: Bunların birin­ de Lakedaimon'a gitmiş de konuğu İphitos'la karşılaşmış. dilenci kılığında kollarını bacaklarını açtı mı. ki bu yara i z i İthake'ye dönü­ şünde dadısı Eurykleia tarafından tanınması­ na yol açar (Eurykleia). bir yaban domuzu avına katılması ve orada bacağından yaralanması. beden­ ce de üstündür. korku salar orta- lığa. kötülüğü simgeleyen güçleri yenip iyile­ rinin zaferini sağlamıştı çoğu kez. Troya savaşına katılmadan Odysseus İthake tahtına çıkar. Akhilleus gibi Odysseus'un da Kheiron'a çömez olduğu söylenir. ama delikanlının kral olunca bir . bulucu ve yaratıcı zekâyı simgeleyen insan tipi.den sıyrılmak için bin bir düzen ve çare düşü­ nür. denizlerde sürünme. Odysseus'un bu birleş­ meden doğduğu konusunda Antikleia ve Autolykos maddelerine bakınız. Bu bakımdan Odysseus eşsiz bir kahramanıdır. en çetrefil durumların en korkunç tehlikelerin içinden yağdan kıl çekercesine sıyrılmasını bilir. hele yayı germesinde. süslemiştir. kendi çıkarını sağlamak için işlediği. bağlandıkları bir­ çok örneklerde görülür: Penelopeia kocasını otuz yıl bekleyecek kadar sadık bir karıdır. Odysseus genç de değildir üstelik bu başarıyı kazandığı zaman: Otuz yıllık sa­ vaş. kuzeybatı Yunanistan kıyılarının karşısında bulunan îthaka (Horneros destan­ larında İthake diye geçer) adasında doğmuş­ tur.zorunda kaldığı birçok kötülükleri. Güzel ve güçlüdür bir kere. insafsızlıkları. kimsenin yerden bile kaldıramadığı yayı gerip okunu tam h e ­ define vurmasında ne yaman atlet olduğu or­ taya çıkar. İphitos da ona Eurytos'un ünlü yayını vermemiş. Gerçi Herakles doğanın çeşitli canavarlarını alt et­ miş. elâlemi kandırmasını ve en çetin. durmadan düşünür. ağılları. Odysseus hiçbir yiğidin karşılaşmadığı güçlüklerle karşılaşır. Babasının adı Laertes. bağ ve bah çeleriyle ilgili bir adamdır.bir devlfi adamından çok sürüleri. koca olarak almaya can atarlar. yiğidin bütün çabalarını boşa çıkarmak. ya Nausikaa. onunla savaşında da Odysseus doğada en tehlikeli güce karşı koyup onu yenmenin yol­ larını bulan insanı. anasının ki Antikleia'dır. Kalypso ile Kirke tanrıça oldukları halde Odysseus'u severler. ( 2 ) ODYSSEUS'UN G E N Ç L İ Ğ İ . . Odysseus adının kay­ nağını açıklamak için ta ilkçağda yapılan ça­ balar sonuç vermemiş. onun kişiliğinde ilkçağın insan idealinin dile geldiğini gösterir.sonra­ dan Odysseia'da görüleceği gibi . onu denizde boğmak. ama Odysseus'un karşısına çıkan doğal güçlükler doğa unsurlarının kendileridir: Odysseus denizle pençeleşmek zorundadır. (1) A D İ VE DOĞUŞU. akıllara durgunluk. Bunun dışında öylesine bir karşı koyma. Poseidon Yunan insanlarının düşman saydıkları halde hakkın­ dan gelmeye uğraştıkları denizi simgeler. çağımızın büyük keşiflerine yol açan arayıcı. istediği amaca varmak için de gerekince yalan söylemesini. Bu olgun ve yetkin yiği­ din yine de bu kadar üstün bir direnme gücü göstermesi. bin bir acıya katlan­ ma onu yıpratmıştır. bizce büsbütün önemsiz bir suç yüzünden deniz tanrı Poseidon (destanlarda adı Poseidaon'dur) ona amansız bir kin ve garez bağlamıştır.oğlunu nasıl tahta geçirdiği anla tılmaz.varlığı da oradan gelmedir . ki bu yayla Odysseus talip­ leri öldürecektir (Eurytos. gencecik yaşında deniz­ den çıkmış o korkunç yaratığa gönül verir de acı bir hayal kırıklığına uğrar. Odysseus kafa üstünlüğüyle kalmaz. Odysseus'un gücü ve güzelliği erkekleri de şaşkına çevire­ cek niteliktedir: Phaiaklar ilinde yarışmaya başlayınca herkesi yener. kadınların ona bayıldıkları. Odysseia'da gençliğiyle ilgili bir tek olayın sözü geçer: D e ­ desi Autolykos'a konuk gitmesi. yok etmek ister. Yalan dolanda usta Autolykos'un kızı olan Antikleia'nın Laertes'le evlenmeden ön­ ce Sisyphos'la yattığı.

yalnız Apollon rahibi Maron'u esirger. Orada et ku­ manyası yaparlar.i ya'ya döner ve Agamemnon'un filosuna katı­ lır. hayale sığ­ maz serüvenler yaşadıktan sonra. İsmaros kentini alır. Odysseus Penelopeia ile evlenir. bu yemiş onlara sılayı unutturur. maddelere bakınız. Savaş bittikten sonra yurtlarına dönen Akha yiğitleri belli süreler içinde yurtlarına va­ rırlar. Odysseia adıyla anılan Odysseus'un dönüş desta­ nını bundan önceki maddede özetledik. İlyada'da sözü geçmeyen. Helena'nın kaçırıldı­ ğı. ondan on iki küp İsmaros şarabı ar­ mağan alır. Odysseus yanına on iki . İkarios. Ne J var ki Odysseia'nın kuruluşu çetrefil olduğun­ dan efsaneleri burada zaman akışına göre bir daha ele almakta fayda vardır. Kuzeye doğru yol alırlar ve keçilerle dolu bir adaya çıkarlar. yarayı açan kimse onun eliyle iyileştiril­ mesi gerektiğine ilişkin tanrı sözünü yorumla­ makla kalır (Telephos). yola çıkış günü üstüne Agamemnon'la Menelaos arasında görüş ayrılığı vardır. onlara yardım etmek­ te herkesi geçer. Odysseus onları zorla ge­ milere bindirir. Troya şehrinin savaşla ele geçirilemeyeceğini anlayarak. Troya'dan ayrılış bir filo halinde olmaz. Troya savaşına hazırlık on yıl sürer. Yalnız Odysseus İthake adasına bir türlü ulaşamaz. Tenedos'ta onlardan ayrılır. İlyada'nın hemen her sayfasında adı geçer. ama Palamedes yalanını yüzüne vurur. Helerte. Denize açıldıklarında bir fırtına onları ayı­ rır. bir on yıl daha denizlerde sürünür ve Akdeniz'i boydan boya dolaştıktan. halkını öldürür. hem danışman. Güneye doğru yol alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzeredir ki. Troya savaşı da bilindiği gibi o kadar bir zaman kap­ lar. Odysseus Tyndareos'u kendine dost edinmek için. Tro. yararlıkları Ilyada'da bütün ayrıntılarıyla anlatılmıştır (llyada). Savaşların hepsine katı­ lır. Hekabe. Lotos yiyenlerin ülkesine çıkarlar. Deiphobos vb. on iki gemi­ sinin ve yoldaşlarının hepsini yitirir ve tek ba­ şına. soyka alır. gösterdiği canlılık ve atılganlık anlatılmakla bitmez. elçi. Odysseus arkala­ rından gelir. kocası Menelaos'un yardım istediği haberi duyulur. Mysia'ya çı­ karma ile sonuçlanan ilk seferde Odysseus büyük bir rol oynamaz: Telephos'un yarası­ nın. ora­ da kalmak isterler. Herkesçe benimsenen bu öneri ilerde Troya seferine yol açacaktır. yiğit de Palamedes'e karşı ilerde korkunç bir öç almayla sonuçlanacak derin bir kin besleyerek sefere çıkmak zorunda kalır (Palamedes). Odysseus altı adamını yitirip denize açılır. İkinci seferin başında Aulis'te İphigeneia'nın kurban edilmesine önayak olur (İphigeneia). Helene'nin babası Tyndareos'un kardeşidir. Kıbrıs kralı Kinyras'a elçi giden de odur (Kinyras). (llyada). Atreusogullarının davasını benimser: Bir e f saneye göre Helene'yi geri istemek için Troya'ya gider. ama güzel kıza ta­ liplerin fazlalığından ürkerek ondan vazgeçip İkarios'un kızı Penelopeia'yı ister. ama ço­ cuk daha kundaktadır ki. sert bir poyraz f ı r tınası onu önce Kythera adasına atar. Odysseus on i k i gemisiyle Trakya'da K i konların ülkesine çıkar.seçmesi epey olaylı geçer: Odysseus Yuna­ nistan'ın birçok kral oğulları ve derebeyleri gibi Helena'ya talip olur. bir sü­ rü kıyıya. tragedya gibi da­ ha sonraki kaynaklarda anlatılan başka olay ve efsaneler için de Aias. bu elçilik başarısızlıkla sonuçla­ nınca Lykomedes'in sarayında saklanan Akhilleus'u bulup getirmek için yola çıkar ve kurduğu düzenle genç yiğidin savaşa katılma­ sını sağlar (Akhilleus). G e ­ ce dağdan inen Kikonların saldırısına uğrar­ lar. Odysseus savaşa gitmemek için elin­ den geleni yapar: Delirmiş gibi davranır. ( 3 ) T R O Y A S A V A Ş I . Yerliler Odysseus'un arkadaşlarına lotos denilen yemişten yedirir. gece keşfe çıkmak gibi tehli­ keli görevler yüklenir ve hepsinden önemlisi. Troya önündeki on yıllık savaş süresi bo­ yunca Odysseus'un hem savaşçı. sürüyle Troyalı öldürür. tahta at fikrini ileri sürer ve bu dü- zenin gerçekleşmesinde önayak olur. Bu şarap sonraları Tepegöz P o lyphemos'u sarhoş etmeye yarayacaktır. adaya çıktıktan ve akla. taliplere Helene'nin seçeceği kocaya ar­ ka olmaya ant içirmesini önerir. Telemakhos diye bir erkek çocukları olur. yabancı bir tekneyle İthake'ye bırakılır. Odysseus'un bu yiğitlikleri. ordu komu­ tanı. arabulucu olarak oynadığı rol. başka­ larını savaşa sürmekte. Menelaos Nestor'la birlikte denize açılır. ( 4 ) D Ö N Ü Ş Y O L C U L U Ğ U (Odysseia).

yani Tepegözler iline geçer. Odysseus'un Kirke ile olan macerası için Kirke maddesine bakınız. Korsika olduğu ileri sürülen bu ülkenin Telepylos adlı lima­ nında kralın kızı olan bir dev anasıyla karşıla­ şırlar. Büyücü Kirke'nin topra­ ğıdır burası. ya da Telegonos ve Nausithoos diye iki oğlu olmuş. On­ dan Telegonos adlı bir oğlu. maddelere bakınız. Aiolos Odysseus'u iyi karşılar. adının Kimse olduğunu söylediği devin yar­ dım alıp kendisini kovalamasını önler ve ma­ ğaradan çıkmak için sürülerin altına girip sak­ lanmayı başarır. Yel esmediği için orada karaya çıkmak zorunda kalırlar. Alkinoos. mülkünü sömüren asalak­ lardan öç alıp evini ve ailesini düzene kavuş­ turduktan sonra ne yaptığı Odysseia'da bildi­ rilmez. Yiğit bu olağanüstü yolculuğu başar­ dıktan sonra Kirke'nin yanına döner. gözünü çıkarır. yanına her türlü kumanya vererek onu uğurlar. çünkü Te­ pegöz tanrının oğludur. Malta olduğu sanılan Ogygie adasında ge­ çirdiği zaman belli değil: 10. Odysseus birkaç yoldaşını feda ederek bu tehlikeyi de aşar. Kalypso). Yiğidin Kirke'nin ya­ nında bir ay ya da bir yıl kaldığı söylenir. karısı Penelopeia'ya kavuşması (Penelopeia) bu sözlükte. Nausikaa ile buluşması. Latium kıyılarında bugün Capo Circeo diye anılan yer olduğu ileri sürülür. arkasından da tatlı bir yel salarak gemileri uğurlar. Odysseus'un kurnazca düzenleri burada baş­ lar: Tepegöz'ü sarhoş edip. Aiolos adasına ikinci bir çıkışla­ rında kovulurlar. tayfaların hepsi boğulur. İlkçağdan beri Sicilya ile bir tutulan Tepe­ gözler ilinden yeller tanrısı Aiolos'un adasına varırlar. Odysseus adamlarına sığırla­ ra dokunmamalarını söyler. Kharybdis'le Skylla canavarlarının önüne gelirler. Tek gemiyle daha kuzeye doğru giderek Aiaie adasına çıkarlar. Odysseus'un filosu altı gün kürek çekerek kuzey yönünde yol alır ve Laistrygonların ülkesine varır. Odysseus'un tayfası bu kez dev yamyamların saldırısına uğrar. yukarda gösterilen adlar altında an­ latılmıştır. U l u nympha Odysseus'a bir sal yapmakta yardım eder. 5. Teiresias'ın da bildirdiği gibi bu suç onların ölümüne sebep olacaktır. Bu kez Kirke ona karşısına çıkacak olan tehlikeleri sayar. ama kumanyala­ rı tükendiği için tayfanın kendisi yokken hay­ vanlardan birkaçını kesmelerini önleyemez. Akşam olunca Tepegöz sürüleriyle döner. tahtına ka­ vuştuktan. akıntıya kapılıp Khrybdis ge­ çidini bir daha aşmak ve dokuz gün denizde çalkandıktan sonra Kalypso'nun adasına çık­ mak yolunu bulur (Seirenler. malını. Kharybdis. Odysseus yelken direğinin üstünde dalgalara göğüs germek. Skylla. Kirke Odysseus'u bilici Teiresias'ın ruhunu bulmak ve ondan İthake'ye dönüş yolunun ne olacağını öğrenmek için ölüler ülkesine yollar. limana girmiş olan gemiler parçalanıp içindekiler öldürülür. Odysseus'un yurduna dönüp. 8. Tanrıça İno'dan yardım gören Odysseus yüze yüze Phaiak'ların toprağında kara­ ya çıkar. Sonunda tanrıça Athena'nın yal­ varması üzerine Zeus Odysseus'u kurtarmaya karar verir: Hermes'i yiğidi bırakması için Kalypso'ya gönderir. Denize açılınca Kirke'nin dedikleri MK İR olur: Seirenlerin önünden geçerler. Odysseus uykuya dalınca tayfaları tulumu açarlar. bütün yellerin dışarı fırlamasıyla korkunç bir fırtına kopar. ama kaynak değeri olmayan bu metinleri hesaba katmak doğru olmaz. 1 yıl di­ yenler var.yoldaşını alarak bu adanın biraz ötesinde bu­ lunan Kykloplar. Alkinoos'un sarayında konuklanması ve bir Phaiak gemi­ siyle İthake'ye gönderilmesi için Nausikaa. yalnız liman dışında de­ mirlemiş olan Odysseus'un gemisi kurtulur. ağırla­ dıktan sonra ona bütün yellerin içinde kapalı bulundukları bir tulum verir. 225 . Bundan sonrası zaman sırasıyla anlatılır Odysseia'da: Odysseus'un tanınması (Eurykleia). bir fırtına salarak batırır. Ama tanrı Poseidon'un amansız öfkesini de üstüne çeker. Gemi yola çıkar çıkmaz Tanrı Zeus'un saldığı bir şimşekle paramparça olur. K ı z babasına haber salar. Bir mağaraya girerler. Güneş tanrı Helios'un be­ yaz sığırlarının otladığı Thrinakie adasına ula­ şırlar. taliplerden öç alması (Antinoos). Eumaios vb. buranın zengin bir mandıra olduğunu görürler. Daha geç dönemlerden kalma metin­ lerde Odysseus'un efsanesi alabildiğine uzatı­ lır. mağaranın kapısı­ na kocaman bir kaya dayar ve Odysseus'un arkadaşlarını ikişer ikişer yemeye koyulur. Y ı l dızlara baka baka yol alırken tanrı Poseidon Odysseus'un salını görür.

kaderin oyuncağı olur ve istemeyerek. Thebai halkı da rahat bir nefes almış ve kurtarıcı­ sı bildiği Oidipus'a Laios'tan boş kalan taçla birlikte dul karısı İokaste'yi vermiş. çileden çıkmış­ tı. Sphinks kendini tünediği kayadan aşağı uçuruma atarak ölmüş. bundan ötürü de ya dışardan ya da içinden gelen korkunç belala­ ra uğrar. İokaste araya girer ve . Oidipus adamı ve arabacısını öldürür. sor­ ' duğu bilmecelere cevap veremeyenleri parça- layıp yemektedir. Oidipus'u öz evlat gibi büyütürler. babasının ya­ nına dönmemek amacıyla Thebai'ye kral ol­ muş ve İokaste ile birleşerek dört çocuk üret­ miş: Eteokles. Oidipus'un kral olmak üze­ re Korinthos'a çağırıldığını bildirir. Thebai şehrinde veba baş gös­ terir. Teiresias bu düşü şöyle yorumlar: Kraliçenin kaınında taşıdığı çocuk babasını öldürecektir. Salgının nedenini öğrenmek için Oidipus kaynı Kreon'u Delphoi'ye gönderir. Oidipus'un öleceği toprak tanrılarca kutlanacağı haberi yayılınca Kreon' . bir zamanlar gördüğü düşe. biri ötekisini doğurur ve ikincisi birincisin­ den doğmadır. Polybos'un öldüğünü. Oidipus insanın tüyler ürpertici bir dramını dile getirdiği içindir ki. Çoban da getirilip gerçeği açığa vurunca Oidipus'la iokaste'nin artık şüpheleri kalmaz. ama belki bu tanrıya. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasında dile getirilen bu dram Oidipus'un Thebai'den sürülmesi. Laios'un da dar 1 bir geçitte öldürüldüğüne değinecek olur. O sırada kavgaya tutuştuğu adamı gözü karararak öldürmesi doğaldı. Onun kişiliğinde traged­ yanın özü ve trajik kavramınının asıl anlamı belirir. Thebai kralı Laios'un oğlu. Oidipus sarsılmış. Trajik kişi tek başına ya da bütün soyuyla birlikte tanrı lanetine uğramış kişidir. Oidipus Yunan mythos'unun en trajik kahramanıdır. kızı Antigone'ye yaslanarak Attika'da Kolonos iline gelmesi ve orada ölme­ siyle sonuçlanır. Sorular da şunlardır: K i m i zaman iki. Anası bazı kaynaklarda Epikaste diye anılan İokaste'dir. Dionysos'a karşı koyduğu için lanete uğramış. Bilici Teiresias'a | katilin kim olduğunu sorar. Oidipus. İ s e ne. Oidipus da anası ve karısı olan kadının iğnesiyle gözlerini kör eder. adı tıp ve ruhbilime varıncaya kadar insanla ilgili bütün bi­ lim ve sanat dallarına karışmış. Korinthos'a bir daha dönmemeye kararlıy­ dı. Sphinks denilen canavar şehirde korku salmakta. Labdakos'un torunudur. Kadmos'la Hormania'da kaynak bulan bu soyu bir tanrı yetiştirmiş. Oidipus gene de ikirciklidir: Babasının ölümü kendi elinden olmamıştır. ikincisine de Gün ve Gece diyerek doğru cevaplan vermiş. ama anasının bulunduğu yere gitmekten çekinir. Bu olaydan sonra Thebai'ye vanr. akıl almayacak yıkım ve acıların birbirini izle­ mesini görmüştür. bilme­ yerek suç ve günah işler. içinden bir kayış geçirilmiş­ tir. götürür Korinthos kralı Polybos'a verir. 19). çocuk da onları anababa bilir. kimi zaman dört ayak üstünde yürüyen ve doğal yasalara kar­ şıt olarak en çok ayağı olduğu zaman en güç­ süz olan yaratık hangisidir? İ k i kız kardeştir­ ler. Çocuğu bir çoban bulur. kimi zaman ü ç . Oidipus birinci bilmeyece in­ san. Bu sırada Korinthos'tan bir ulak gelir. ayak bi­ lekleri delinmiş. Doğar doğmaz bebek dağa bırakılır. Bu sözleri duyunca Oidipus'un içine kuşku girer.Oidipus. Gerçeği tanrı Apollon'dan öğrenmek üzere Delphoi tapınağına doğru yola koyulur. Antigone. Oidipus. Oidipus bir daha Korinthos'a anasının. G e ­ len cevap şudur: Kral Laios'un katili bulun­ malı ve şehirden sürülmelidir. Serüveni şöyle özetlenebilir: Oidipus Thebai kral soyundandır (Tab. saraya bir çoban tarafından bulunup getirildi­ ğini söyler. Oidipus Laios'a rastladığı sırada Delphoi'den dönmekteydi. Kraliçe sarayın içine sığınıp canına kıyar. Derken ulak kendisi­ nin Polymos'la Periboia'nın oğlu olmadığını. bulunmuş bir çocukmuş diye. Polybos'la karısı Priboia'nın çocukları olmamıştır. Tanrı bilicisi ona kendi babasını öldürüp anasıyla evleneceğini bildirmişti. Oidipus he­ men araştırmaya koyulur ve suçluya karşı korkunç tehditler savurur. Ayağı şiş anlamına gelen Oidipus adı da ondan. her alanda derin iz bırakmıştır. Polyneikes. . kimin çekilip yol vereceği konusunda kavgaya tutuşurlar. Thebai'ye yakın dar bir geçitte arabalı bir adama rastlar. Delikanlılık çağına gelince bir dedi­ kodu işitir: Kralın oğlu değil de. 18. Teiresias ve Kreon arasında kavga kopar. Bir anlatı­ ma göre. lokaste gebe iken bir düş görür. Kâhin cevap ver-" mekten çekinir. Yıllar geçer.

Bunların birkaçı sayılır T h e o g o n i a ' d a . t a n r ı kuşaklarının kavgasına karışmamış. Myrtilos). Böylece on iki kuru kafayı dizmiş bulunuyordu. Odysseus Ölüler Ülkesine v a n n ı t için O k e a n o s kıyılarına gelir. yarışa başlar başlamaz ö b ü r ü n e yetişi­ yor. Geleceği bilen Oin o n e o n u vazgeçirmeye uğraşır.ama n y m p h a yardıma gelmez. Ö n c e Okeanos var. dünyanın u c u n a çekilip oraya yerleşmiştir. O k e a n o s . O k e a n o s bu diski çepeçevre sa­ rar. a m a atları ölümsüz olduğun­ d a n . Euirynome n e i r a ' n ı n babası. o n a haber gönderir. kınız. Apollon t a n r ı n ı n kendisine verdiği şi­ falı otlar vardır. T o p r a k a n a G a i a K h a o s ' t a n çıkar çıkmaz kendi k e n d i n e U r a n o s ' l a P o n t o s ' u . a m a Üç Güzeller yarışmasın­ da yargıçlık ettikten s o n r a da şehre i n m e k üzere O i n o n e ' d e n ayrılır. Olu­ n u n iden sonra oğulları arasında k o p a n kavga vı • Thebai şehrinin ü s t ü n e çöken yıkımlar bu ilenmenin s o n u c u d u r (Antigone. Yarış başla­ yınca Elis kralı Z e u s tapınağında bir k o ç kur­ ban ediyor. sisli karanlıklar ülkesine. Kız bu talibe gönül verdi ve ikisi birden Oin o m a o s ' u n arabacısı Myrtilos'u baştan çıka­ rarak P e l o p s ' u n yarışı kazanmasını sağladı­ lar. H e s i o d o s ' a göre. yurdu Thebai'ye de lanet okur. Meleagros'la DeiaHerakles efsanesinde rol Meleagros m a d d e l e r i n e ba­ Herakles. ris ölünce O i n o n e pişman olup canına kıyar (Paris).): Nasıl geldin. S o n u n d a H i p p o d a m e i a ' y a talip olarak Pelops çıkageldi. Kendisini süren oğullarının iki­ sine d e . XI. Bunların arasında Metis. Argonaut'lar seferine katılmış ve S t y m p h a l o s gölünün bir kuşun­ d a n alınmış tüyle yaralanıp ö l m ü ş . G a i a ' n ı n on iki T i t a n evla­ dından birincisidir. diri diri? Yaşayan insanlar kolay kolay göremez buraları. ya da Pelops'un elinden öldürüldü (Hippodameia.la Polyneikes Oldipus'un Thebai'ye geri gel­ mesini isterler. Paris Troya savaşının sonla­ rında Philoktetes'in attığı bir okla yaralanınca O l n o n a ' n l r ) bu sözünü hatırlar. bu sırada rakibinin yol almasına izin veriyordu. Okeanos'la Tethis'ten dogma üç bin dişi varlık da vardır: O k e a n o s kızları. . A m a Titanlar arasında ay­ rı bir rol o y n a r . yani Gök'le Deniz'i ya­ ratır. . O k e a n o s . O i n o m a o s a r a b a d a n yere düşerek dizgin­ lere dolaştı ve öldü. Kızına çıkan talipleri O i n o m a o s araba yarı­ şında d e n e m e y i şart koşuyordu. 2). O i l e u s . burgaçlı diye nite lenmesi akan bir su olduğundandır. Okeanos'la Tethys'ten. D i o n e . O i n o m a o s . Anası Antlklela şaşar buraya kadar gelebildiğine (Od. Eteokles. Priamosoglu Paris dağa bırakılıp çobanlarca yetiştirildiği sırada O i n o n e ile t a ­ nışır ve sevişir. Yunan e r k e n ilkçağının dünya görüşüne göre. özellikle batıda Atlantik Okyanusuna verilen ad olmuştur. T a n r ı Ares'in oğlu. o n u geçiyor ve kim olursa olsun kafasını keserek evinin kapısına asıyordu. oynar. bulamazsın bir sığ yerin/. büyük ırmaklar var arada. Okean o s büyük denizlere. Kreon). Lokrislilerin kralı Oileus "küçük" Aias'ın babasıdır (Aias). D e ­ nizde dişi unsuru simgeleyen Tethys'in Üretti gi yaratıklar sayılmakla bitmez. a n c a k bir gün yaralanırsa o n u gelip bulmasını söyler. b a ş a r a m a z . Hesiodos T h e o g o n i a ' d a O k e a n o s ' u n Titan kız kardeşi Tethys'le evlendiğini söyler. D e r i n anaforlu. ölmeyi seçer. s o n r a da U r a n o s ' l a "sarmaşıp kucakla­ şıp doğurdu derin anaforlu O k e a n o s ' u " (Tab. yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benzer. Elis kralı O i n o m a o s güzel H i p p o d a m e i a ' n ı n babasıdır. O k e a n o s aslında bir deniz gibi değil. 1. O i n o n e İda dağının n y m p h a l a r ı n dan biridir. Thetis. a m a kör kral Attlka'da k a l ı p . Pelops. İ n t a n dünyanın u c u n a doğru hangi y ö n d e n giderse. toplamının üç bin olduğu söylenir. ertesi sabah gene O k e a n o s sularından d o ğ u p yükselir. Uineus. çocuğum. O i n o n e . korkunç akıntılar var-. Balı Ki/ larının bahçesi O k e a n o s kıyılarındadır (Ihrakles). sağlam yapılı bir gemin yoksa aşamazsın onu. ev­ rensel bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. P a Kalydon kralı. ö n c e bütün ırmaklar m e y d a n a gelir. Sonraları coğrafya bilgileri artınca. 1 5 5 vd. gitsin O k e a n o s ' a batar.

ona birçok işler gördürür. Herakies efsanesinde rol oyna­ yan Lydia kraliçesi. yiğidin topuzunu onun kafasında sallamaktadır. bu suçtan nasıl arınacağını öğrenmek için Delphoi'deki Apollon tapınağına başvurur. Marsyas'ın oğlu ya da çömezi olarak gösterilir. Nyks. Okeanos'la Tethys tanrılardan uzak. büyütmüşlerdi. Omphale. sonra Kronos'la Rheia yönetimi ele almışlar ve Ophion'la Eurynome'yi Tartaros'a kapatmışlar. saraylarında iyice beslemişler. Aiskhylos'un Prometheus tragedyasında Okeanos Zeus'a karşı ayaklanan Titan'ı Olympos tanrılarıyla banştırmaya uğraşan bir arabulucu rolünde çıkar karşımıza. ana Tethys'i görmeye. Olympos Yunanca bir kelime de­ ğildir. Olympos daha çok gök tanrı Zeus'un merkezidir.Phlyra gibi tanrı ya da kahramanlarla birleş­ miş ünlü kişiler bulunur. Ops. Apollon ve Musalar gibi daha çok oyun ve ezgi­ den hoşlanan tanrılar Parnassos ya da Heli­ kon dağlarında toplanmaktadırlar. İlyada'da Hera şöyle anlatır ( İ l . (2) Kybele'nin kocası olarak gösterilen bir Olympos vardır. onlar almışlardı beni Rheia'nın elinden. . Kraliçe de aslan postuna bürünmüş. Romalıların halk inançlarına göre Orcus ölümü simgeleyen cin ya da ölüler ül­ kesinin kendisidir. Ayrıca Anadolu'da sayısı yirmiye varan Olympos adlı dağlar olduğu gibi. insan so­ runlarını tartışır. Sanatçılar Herakles'i uzun Lydia entarisi giymiş olarak Omphale'nin dizlerinde iplik bükerek gösterirler. tanrı da çabala­ rından vazgeçerek yatağına döner. ona ağıt yak­ mış. Ops'un Capitolium tepesinde bir tapınağı vardı. Ophion. eski Anadolu dillerinden geldiği ve genellikle yüksek dag anlamına kul­ lanıldığı anlaşılmaktadır. Etrüsk mezarlarında uzun saçlı. Kronos bu Olympos'a Zeus'u emanet etmiş ve tanrı998 yi kendi büyüttüğü halde. Girit'te. Mysia Olympos'una (Ulu­ dağ) adını veren oymuş. (3) Ünlü bir flüt çalgıcısı. devlere onu tahtın­ dan etmelerini önermiş. Olympos.İda dağı gibi başka yüksek dağlarda da toplanır­ lardı. Herakies çıldırıp İphitos'u istemeyerek öldürünce. Orcus günlük dilde anılan bir tanrı olarak kal­ mıştır. Kıbrıs'ta ve Yunanistan'da bu adı taşıyan dağlar çoktur. Bkz. Roma dininde bolluğu simgeleyen tan­ rıça.ki asıl Olympos dağı yanlış bir düşün­ ceye göre Makedonya-Tesalya'da bilinir . Dorukları gökte bu­ lutlara karışan ulu dağların tanrılara konut ol­ duğu inancı Yunan'a Sümer'den gelmiş ola­ bilir. Koro da Okeanos kızlarından meydana gelmiştir. Bu adın kaynağı ve anlamı büsbütün açıklanmamışsa da. Hypsipyle. Bilici de üç yıl köle olarak çalışması gerektiğini bildirir. XIV. Bkz. Opheltes. Homeros destanlarında tanrı­ lar Olympos dağında şölen yapar. Oneiros. Nitekim Olympos tanrıları diye anılan Zeus kuşağı yalnız Olympos dağında görül­ mez . Okeanos'un uzlaştırıcı tutumu Prometheus tarafından şiddetle kınanır. toplantılarda aralarında soh­ bet ya da kavga eder gösterilirler. Saturnus'un dişi karşıtı olarak gösterilir ve Sabin kaynaklı olduğu söylenirdi. Lydia kralı Tmolos'un dul karısı Omphale yiğidi satın alır. Orfik görüşlere dayanan bir kayna­ ğa göre Ophion eşi Okeanos kızı Eurynome ile birlikte Titanlara hükmedermiş. Zeus da öfkelenerek Olympos'un üstüne şimşek çakmış. Apollon'un öl­ dürdüğü Marsyas'ı gömmüş.(1) Girit'e adını veren Kres'in oğlu. sakallı bir tanrı olarak gösterilen Orcus sonradan Yunan tanrılarının etkisi altında Plüton ya da Dis Pater adını almışsa da. Olympos tanrı­ larından bazılarını saraylarında konuk ettikle­ ri de olur. kendi­ lerine göre bir hayat sürerler. Öldür­ dükten sonra pişman olmuş ve Olympos'un mezarı bulunduğu dağa adını vermiş.): Gidiyorum bol besi veren toprağın bir ucuna. ayrıca koca olarak da kullanır. Olympos adını taşıyan efsanelik kişiler de vardır. tanrıların atası Okeanos'la. Arınma süresi sona erince Herakies Omphale'den ayrılır ve ölmeden daha birçok işler görür (Herakies). Orcus. 200 vd.

İr­ mak kıyısında oynarken rüzgâr tanrı Boreas tarafından Trakya'ya kaçırılır.Oreithyia. ama Troya savaşından sonra Menelaos ki zmı Neoptolemos'a verir. Thoas'ı aldatarak kaçarlar. Orestes efsanesinin son bölümü Hermione ile evlenmesine değgindir. Kraliçe sevincinden tanrılara sunıılar sunmaya gitmişken Orestes kendini Eleklra'ya tanıtır ve Klytaimestra ile Aigisthos'un öldürülmesini birlikte planlarlar. nedeni tanrıçanın kendisine. Tanrıça sevgilisi­ ni Delos'a götürür. Orion. dev bir avcıdır. Tauris dönüşünde Orestes nişanlısını kaçırmaya kalkar. Artemis'e bir tapınak yapıp içine heykeli koyarlar. B e r a a t ı n d a n sonra Orestes Apollontanrıya ne yapması gerektiğini sorar. ken­ disine Orestes'in öldüğünü bildirmeye geldik­ lerini söylerler. bırakır. Atina kralı Erekhteus'un kızı. Pythia o n u n Tauris'e Artemis heykelini almaya gitilmesini buyurur. Eııripides'ln. Orpheus. Kalais veZetes). Klytaimestra oğluna yalvarır. Kan davası da burada biter. Orestes'le Herml one'yi babaları daha çocukken nişanlamışlar di. Orestes. İlkin Side adlı çok güzel bir kız­ la evlenmiş. ama Side Hera ile boy ölçüşme­ ye kalkınca. Orestes ora­ da büyür. almış ve böylece istediğini elde etmişti (Telephos). Elektra. akrep delikanlıyı topuğun dan sokar. Orestes. Orestes d( Hermione'yle evienir. Artemis de akrebi bir burç. İ k i kardeş -birbirlerini tanırlar. sonra da karanlıktan ansızın güneşe bakmasıyla gözlerinin yeni­ den açılmasıyla sonuçlanır. Elektra maddesinde belirtildiği gi-i. Orestes çıldırır ve Erinyslerden kurtulmak için oradan oraya atar kendini. Ama orada güzel delikanlı Artemis elinden öldürülür. Orman Perileri. Sonunda Atina'nın Oreopagos mahkemesi onu suçundan arındırır. Aulis'te İkinci sefere hazırlanan Akha ordusuna gel­ . Orastesles Tauris'e gider ve orada kız kardeşi İphigeneia İ l e buluşur. ama babası deniz tanrı gibi dalgaların üstünde yürüme gücü de var mış. Bütün devler gibi Toprak'tan dog­ ma olduğu söylenir. Elektra to­ nik kardeşi Orestes'i kaçınr ve Phokis kralı Strophios'un sarayına gönderir. sonra da Goethe'nin "iphigeneia Tauris'te" dramlarına konu olan serüven şudur: Orestes'le Pylades Tauris'e varınca tanrıçaya k u r ban edilmek üzere tutuklanırlar. Argos'a kral olur ve çok uzun bir ömür sürer. ya da bir avcı kızına ya­ naşmak istemesidir. Artemis Orion'un üstü ne bir akrep salar. Klytaimestra'ya Phokis'ten gelme iki haberci olduklarını. N a o ptolemos'la kavgaya tutuşurlar. Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Orion'u da gökte bir yıldız haline getirir. Troya savaşı efsanesinde Orestes'in adı Akhaların Mysia'ya ilk çıkışları ve Telephos'la Ilgili olarak geçer: Telephos Akhilleus'un elinden yaralanıp. Akhilleus'un oğlu ölür. İphigeneia. ama Orestes onu da Aigisthos'un ölüsü üstünde bıçaklar. İlkçağda ünü orfizm denilen mistik .ak laşması bundandır. Orion. Bir casus olarak yakalanmak üzerey---ı orada bulunan küçük Orestes'i rehin ola­ rak. kralın oğlu Pylades'le birlikte Mykene sarayına gelirler. Atreusogullarının zincirleme suçlarını anasını öldürmekle sürdü­ rür. Kalais'le Z e tes'il doğurur (Boreas. Agamemnon'la Klytaimestra'nın oğlu. Bkz. Sonunda da Şa­ fak tanrıça gönül verir ona. Yabancılar ve hey­ kelle birlikte denize açılabilmek için bir düzen kurar. bir ayaklan ma olur. Nympha'lar. pusuya düşürülerek öl­ dürülür. İphigeneia onları kurtarmaya ve Artemis heykelini de alıp on­ larla kaçmaya karar verir. Merope adlı ikinci bir kadınla olan macerası Orion'un kör olması. Çok yakışıklı olduğu için kadınlardan sevgi görmüş. yarasını ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini öğrenince. ama tanrı lanetini de kendi dramıyla so­ na erdirir. Attika'ya varırlar. Ana kanı döker dökmez öç perileri Erinysler Orestes'in peşine takılırlar. 15). Orestes efsanesi de başlıca buı kaynaklara dayanır. A i gisthos kırdan döner. Troya savaşından sonra Agamemnon yur­ duna döner dönmez öldürülünce. tann Poseidon'un oğlu. Orion yıldızının Akrep burcundan her zaman u/. b u rahibe d e İphigeneia'dır. tanrıça onu Tartaros'a atmış. üç büyük tragedya yazarı birçok oyunla­ rında Orestes'e baş rolü ya da çok önemli bir rol vermişlerdir. Ülkenin kralı Thoas onları Artemis tanrıçanın rahibesine t e s l i m eder. Orpheus dillere destan olmuş b i l ozandır.

Orpheus birden bir çılgınlık etti. en yüce dağları çığlıklarıyla doldurdular. şimdi senin üstüne bindirmeye çalışır o belayı. çekersin bugün onun cezasını: Bir belaya çattıydı Orpheus. gün batar seni. kişiliği ü s t ü n e a n l a t ı l a n masallar h e r t ü r d e n sanatçıyı esinlemişti. hep seni. dört yanımı saran gece götürür beni. Gitti sokuldu Taenarius dağının boğazlarına kadar. gitti karşıt yöne doğru. Haykırdı Eurydike: "Bu ne. Eurydike). geri dönüyordu. ve görüntüleri çıkageldi ışıktan 230 .bir a k ı m y a r a t a c a k k a d a r ç o k yayılmış. havada asılı bir kayanın altında ağlamış. unutup duruverdi. Yabana atılmaz yoksun olanların. görünmez oldu. onun ezgileriyle sarsılan. girdi kapkara bir korkuyla gölgelenmiş ormana. Artık Orpheus. Avernus batağından. Ve Erebus konutlarının en kuytu yerlerinden hafif ruhlar çıkageldi. elveda! Giderim İşte uzata uzata ellerimi sana. hem de üç kez. insan yakarışlarıyla yumuşamayah yüreklerin dikildi karşısına. gecenin ya da kasırganın dağlardan savurduğu kuşlar kadar çok. bir anda kopuverdi amansız zorbayla yapılan anlaşmalar. Irmak boyu palas pandıras kaçarken senden o kadın. ezgisiyle ö l ü m ü bile alt e d e n b u o z a n ı biz b u r a d a kuru k u r u a n l a t m a k i s t e m e d i k . Orpheus. bir tanrı öfkelenmiş kovalar seni. ve Orpheus göremedi bir daha ruhlara tutunup dil dökmeye çalışan Eurydike'yi. seni de yok eden. kader engel olamazsa. kaçarken bir uçuruma atar gibi kendini tepetaklak. dolanıverdi bacaklarına korkunç bir yılan. ve kendisine geri verilen Eurydike. kudurdu. L a ­ t i n şairi Vergilius'un " G e o r g i c a " adlı eserin­ d e n alınmış bir parçayla t a n ı t a l ı m dedik. dedi ve birdenbire bir duman gibi karıştı hafif yellere. bütün belalardan kurtulmuş. Yeraltı sandalcısı da aradaki bataklığı bir daha komadı geçsin. Bir daha ölü ruhları nasıl yumuşatırdı. gün doğar seni söylerdi. dağ perileri. zavallı beni de? işte gene geri çağırır beni zalim kader. bağışlanır bir çılgınlıktı bu: Eurydike'si ışığın altına tam çıktı çıkacakken. gelmekteyken.. Deliye döndü Orpheus. yüksek kapılarının oraya yeraltı tanrısı Dis'in. Çalgısı vahşi hayvanları büyüle­ y e n . oyuk kaplumbağa kabuğundan sazıyla yaslı sevgisini avuttu durdu. Styks sandahyla uçuyordu uzaklara. b ö l ü m ü n d e Aristaios'Ia ilgilidir. buz kesilmiş. gidiyordu işte. kaçırılınca karısı. Aşa­ ğıdaki A. Ömrü o kadarmış kadının. Hep seni söylerdi. büyük bir suç. Ne yapsmdı? Nereye gitsindi? Kime başvursundu? İkinci kez kaçırılmıştı karıcığı. ölüm tanrıları bağışlamasını bilseler. bindirecek de. gönlüne yenildi döndü baktı arkasına. K a d i r ' i n Türkçeleştirdigi p a r ç a kita­ bın IV. bu ne? Bu ne çılgınlık böyle. onunla baş haşaydın ya hani yalnız kıyılarda. tanrıları nasıl? Eurydike. yapraklar arasında saklanan kuşlar kadar çoktular. uyku kapatır kararan gözlerimi. başladılar bir ağızdan. bir suç işledin sen. Yaşıtları. artık senin olmayan güçsüz ellerimi". ölü ruhların ve titreten kralların karşısına dikildi. görmedi boylu çimen ler yüzünden oralara sinen zehirli yaratığı. an ye­ t i ş t i r m e k t e o l a n Aristaios O r p h e u s ' u n eşi E u r y d i k e ' n i n ö l ü m ü n e s e b e p o l m u ş t u (Aristaios. Ya Orpheus ne oldu?Derler ki onun için: Issız Strymon ırmağı kıyısında ağlamış tam yedi ay. kara bahtlı.. İşte biranda bütün çabalar oracıkta uçtu gitti. bir gümbürtüdür yükseldi. tatlı eşi. boş bulundu. Orpheus. Proserpina 'mn koştuğu şarta uyarak kocasının ardından yürüye yürüye havanın daha yüksek katlarına doğru.

Bu bakımdan AdonlsTarikatı). kötülerse ölüler Ama Orpheus'un boynundan kopan hâkiminin karşısına çıkacaklar. Nyks (Gece)'l doğurdu. arar durur kaybolan yavrularını içi yana yana. kuşaklar arasında çarpışma. şarkıcı. kaplanları büyülemiş. başlar yeniden ezgilerine yanık yanık. Ö. inek ve boğa bi çiminde tanrıça ve tanrı motifleri de Hesio"Bir din hareketi olan Orphik. İyileri saçtılar parçalarını ta uzaklara. Osiris bir Mısır tanrısıdır. soğumuş diliyle çağırıp durdu Eurydike'yi. günahından temizlenmek üzere. çevresindeki bazı tan­ Eurydike! Eurydikel Eurydikel" rısal varlıklar Yunan-Roma pantheon'una gir diye yankılandı durdu. öte dünyaya O kadar bağlıydı ki Orpheus Eurydike'ye. Bunun üzeri ne Zeus. tolojisiyle doğrudan doğruya ilişkisi yoktur. Dionysik taraf. Ne bir tutku yumuşatmış Orpheus'un yüreğini. H e m erkek. m. kışı hiç bitmeyen Ripha dağlarında ve y ü r ü r gidermiş dövüne dövüne sonra da Dionysos-Lyseus (Kurtarıcı)'u yaral Eurydike'nin kaçırılışına. yüzyılda Yunanls tan'a ve aşağı İtalya'ya geçti. ı r m a ğ ı n bütün kıyıları baştan başa. Orphik e l i n i n myrhos'u şöy­ ledir: Başlangıçta Khronos (Zaman) evreni yarattı. yüz­ çalkalanıp giderken bile yılcın felsefesine derin bir etki yaptı". Arınma. A t t i s . örneğin İsis (lsis). bedende (soma) Dis'in boş armağanlarına dövüne dövüne. İnsan soyundan Titanların kötü. yutuldu.. filozof Pythagoras (İ. Uranos (Gök) ve Khronos'u dünyaya getirdi. VI. murta) el çekiş sayesinde olacaktır.K y b e l e ve Demeter-Kore e f l00 Soruda Mitologya'sında çıkan özeti bu­ sanelerlyle benzerlikler gösterir. lutar acıklı iniltileriyle dört bir yanı. Bunun için On lar da paramparça ettiler sonunda de ruh. Bu konuda Behçet Necatlgll'ln Aphrodite. hem dişi olan Phanes. yıldırımlarının alevleriyle Titanları mahvetti. "Ah kara bahtlı Eurydikel" Ama efsanesi ve kişiliği Yunan mythos'unu Ve ardından ırmağın bütün kıyıları etkilemekle kalmamış. bir kauak ağacının gölgesinde bir bülbül vardır hani. Homeros'takl tanrıların dindiremedikleri bir ruh ihtiyacını karşılar. Titanlk Ktkonlarm bütün kadınlarım hor gördü. yuvayı gözetleyen katı yürekli bir çiftçi n / r p götürmüştür yavruları daha kanatları çıkmadan. konar bir dala.Orphik dinin kurucusu sayılır. giderir. Tartaros ba­ mermer gibi başı taklığına götürüleceklerdir. Orphikçilerin Herhrus ırmağının ters akıntıları arasında öğretileri. bülbül de bütün gece durmadan fır döner ağlar. unsurlardan temizlenmek ister. canlıların verdikleri besinlerden (et. Titanlar tarafından parçalandı. Athena. İnsandaki tanrısal ruh. Osiris efsanesi Akdeniz yöresine özgü bir doğa be­ Or phik (ya da Orfeizm..de bir evlilik bağı yumuşatmış. ta uzaklara kadar. ti. yutulmuş Dionysos çocuğun tanrısal İyi huylan birleşti. parçalanan çocukun yüreğini kurtarmıştı. kırlara. dürüst bir ya­ kutsal törenlerde ve gece şenliklerinde şayış. ııufir gidermiş kuzeyin buzlarında bir başına. oradan VI. tarlalara. Khronos'un oğlu Zeus. Phanes'i yutarak dün­ ya egemenliğini ele geçirdi. Soylar ve raya almayı uygun gördük. kavuşmaya çabalar. buz gibi mağaralarda anlatmış durmuş başından geçeni. Dionysos-Zagreus. onunla birleşerek Gaia (Toprak). hırlı Tanais ırmağı kıyısında yürür . bir­ delikanlıyı çok vücutlarda dolaşır. Zeus.. Ama Titanların külünden insan s o yu vücuda geldi. Zeus bu yüreği yedi. yani Orpheus reket efsanesidir.kahin dos'un Thegonia'sında ve İo Epaphos efsaı büyücü Orpheus'a bağlanır: Orpheus . yu Eacchus'un.. ayaklandırmış meşe ağaçlarını ezgileriyle. kızı Persephone-Demeter'le birleşip Dionysos Zagreus'u yarattı. Orphik dionysik-mistik bir kurtuluş dinidir. Trakya'da do gan bu hareket. Evrenden tanrı Phanes doğdu. miş ve tutunmuştur. Yunan mibağırdı uçarken. canı da "Ah kara bahtlı Eurydikel" diye Osirîs. bir mezarda (sema) gibi hapistir. mutlu bir öte dünya bekler.

bir sandığa kapatıp ırmağa atar. Set de Horus'un gözünü oyar. X I I I . Osiris ayrıca Mısır'da çok tutunmuş tanrı kral inancını ve insanın ölümünden sonra mumyalaşıp yaşamını sürdürdüğü görüşünü yansı­ tır. bu dövüşmede düşmanının er­ kekliğini koparır. Otos. ilkel bir katı yürekliliği dile getiren bu alayların hep Akhaların ağzından duyulduğu da ayrıca dik­ kati çeker. öldürmeye karar verir. Set'i Horus'a gözünü vermeye mahkûm ederler. onu Set'ten korumak için gizli­ ce büyütür. öldürdükten sonra da şöyle alay eder onunla ( İ l . gel hadi. 232 .nelerinde rastlanan motif ve imgelerdir. İsis parçala­ rı toplamaya koyulur. Bkz. Orthos.. 374 yâ. Ne var ki kardeşi Set (Yun. yetiştirir. düzenli llyon 'u gel bizimle yok et. Bu efsaneyi anlatırken yazar Plutarkhosl Set'in Yunanlıların Typhon'uyla bir tutulması gerektiğini bildirmiştir (Typhon). Bir gün şölene çağırır. babasının öcünü almak görevini yükler ona. onlara tarımı. tanrılar mahkeme kurar. Ora kralı bu sandığı yaptırmakta olduğu sara­ yına tahta olarak kullanmaktadır. gidelim düşünelim şu evlenmeyi. bağcılığı ve çeşitli el sa­ natlarını öğretir. Elimiz çok açıktır çeyizden yana.\ racagını söz vermişti Priamos'a. Set bir kez daha Osiris'in göv­ desini ele geçirir. Düşmanın ölüsüyle bu çeşitten alaya H o meros destanlarında sık sık rastlanır. Argos'a götürür eveririz seni. Kral da kızı­ nı vereceğine ant içmişti. kendisi de gözü­ nün yerine bir yılan koyar. Horus da Set'le teke tek savaşa girişir.): Othryoneus. 6)J Bu köpek Geryoneus'un öküzlerini beklerken? Herakles'in eliyle öldürülür (Herakles). o güzel kızı kendine almak için.. Hekim tanrı Thot her ikisini de iyi eder. E j d e r soyundan Ekhidna v e f Typhon'dan doğan bir köpeğin adı (Tab. Haberi alan İsis ossaat sandığı aramaya çıkar ve uzun dolaşmalar­ dan sonra Fenike'nin Byblos kentinde bulur. fsis sandı­ ğın kendisine geri verilmesini sağlar. I yerine getirirsen Priamos'a verdiğin sözü. onu on dört parça halinde dograyarak oraya buraya serper. Ama biz de biliriz böyle söz tutmasını. erkeklik uzvundan baş­ ka bütün parçalarını bir araya getirip başka tanrıların yardımıyla ilk mumyayı hazırlar. Bu yılan (adı Ura- eus'tur) krallık simgelerinden biridir. yakalar. Bun­ ların Mısır kaynaklı oldukları ve Yunan Mythos'una Fenike yoluyla girdikleri sanılır. Kocası öldükten sonra fsis Nil deltasında H o rus'u doğurur. Efsanesi şöyle özetlenebilir: Krallık kurumu­ nun tipik bir simgesi olan tanrı Gebeb yetki­ lerini oğlu Osiris'e bırakır. tekmil ölümlüler arasında överim seni. Atreus oğlunun güzellikte üstün kızını veririz sana. Othryoneus. buna karşılık şehri Akhalardan kurta. Osiris de kız kar­ deşi ve eşi olan İsis'in yardımıyla bu görevi en iyi biçimde sürdürür: İnsanların iyiliği için çalışır. Aloeusoğulları. onunla Mısır'a döner. denizleri aşan gemilerimize gidelim. Osiris de egemenliği oğluna bıraktıktan sonra Mutluları Ülkesine göçer. Horus da gözü babası Osiris'e verir. Çanakkale Boğazında olduğu? sanılan Kabesos şehrinin önderi Othryoneus Troya'ya Priamos kızı Kassandra'yı istemeye gelmiş. ama düğün gerçek-1 leşmeden Akha yiğidi İdomeneus onu öldü-1 rür. Typhon) onu kıskanır.

Mektubu Akha ordugâ­ hında bir yere atar. ayların süresini yıldız­ lara göre saptadığı. hangi örtüye en çok değer veriyorsan al onu. bundan dolayı orada akan ve altın sürük­ lediği için Khrysorrhoas adını taşıyan dereye atmış kendini. bunun için de ölüsünün hangi kıyıya atıldığını bildirir Aeneas'a. Odysseus'un gerçekten deli olup olmadığını denemek için oğlu küçük Telemakhos'u sabanın önüne atar. Palinurus. yani tahtadan yapılmış ayakta bir kadın heykeli olsa gerek. Ayrıca sayıları tanıttığı. Palamedes düzeni anlar. Nauplios'la Klymene'nin oğlu (Nauplios). Öte yandan kaynaklar Palamedes'in kurnaz Odysseus'tan daha yararlı. daha değerli bir kişi olduğunu da belirtirler: Adı avuç. ayrıca da Palamedes'in bir kölesini satın alarak. Pallas Athena'nın si­ hirli nitelikler taşıyan heykeline verilen addır. Troya.p Paian. Vergilius'un Aeneis destanında anlattığı­ na göre Troyalıların filosu Sicilya'dan İtal­ ya'ya doğru yol aldığında tanrıça Venüs bir tek adamın öleceğini. Palamedes'in bu haksız ölümü dillere des­ tan olmuştur. Palladion daha sonraları ve özellikle Roma'nın kuruluş efsanelerinde rol oynar. toprağa tuz ekmektedir. delilik taslar: Bir tarlada sabana bir öküzle bir eşek koşmuş. 270 vd. ört güzel saçlı Athene'nin dizlerine. Palaimon. Asklepios. Bkz. götürür onu. para kullanmasını. en büyük örtü hangisiyse. Her şeyi ortaya vurur. Odysseus şöyle öç alır: Ele geçirdiği bir Troyalıya zorla bir mektup yazdırır. Daha sonraki efsanelere göre. Homeros destanlarında adı geç­ mediği halde. Akhalar Palamedes'i linç eder­ ler. ama buna karşılık her­ kesin kurtulacağını bildirmişti. Lydia'da akan Şart çayının tanrı­ sı. elinde sunularla topla yaşlıları.): Ama sen. VI. Ne var ki İlyada'da söz konusu olan Athena tapmagındaki heykel oturmuş olarak canlandırılır: Hektor savaş alanından ayrılıp anası Hekabe'ye Athena'ya sunular sunmasını söylemek için şehre geldiğinde şöyle konuşur (İl. git doyumluk toplayan Athena'nın tapmağına. Bkz. Ölü dümenci gömülmek ister. Troya şehrinin tarihine sıkı sıkıya bağlı olan bu heykelin Homeros destanlarında adı geç­ mez. gömer ve o kıyıya Palinurus burnu adını verir. Palladion.. Paktolos. efendisinin yatağı al­ tına bir torba altın koymasını sağlar. O da dönüşte ölüyü bulur. Aeneas'ın dümencisidir. o günden sonra da bu dereye Paktolos denmiş. Sefere katılır. o var oldukça şehrin 233 . dümencisinin yok olduğunu görür. Bu heykel arkaik sanatta örnekleri görülen bir ksoanon. Günün birinde tanrıça Aphrodite'nin gizli t ö ­ renleri kutlanırken kendi kız kardeşini kirlet­ miş. ama o da korkunç biçimde ölür.. Zeus'un oğlu ve Pelops'un dedesi olur. Bu çabalar sonuç vermeyip Akha ordusu hazırlık yapmaya başlayınca. dalarken bir dalga alır.savaşı efsanelerinde önemli bir rol oynar: Helene kaçırılınca akra­ bası Menelaos'u avutmaya çalışır. Alfabeyi Kadmos tanıtmış Yunanistan'a ama Palamedes kuşların uçuşuna bakarak Hellenlere özgü bir harf olan Y (üpsilon)'u bulmuş. kadını ba­ rışçı yollarla geri almak için Troya'ya elçi gi­ der. Ama kurnaz yiğit savaşa gitmek niyetinde değildir. sözde Priamos'un yazdığı bu mektuptan Palamedes'in Troyalılara casusluk teklifinde bulundu­ ğu anlaşılmaktadır. Üzüntüsü büyüktür. ama Palamedes'e karşı korkunç bir öfke ve kin bağ­ lar. Palinurus. Odysseus da sabanı hemen durdurmakla deli olmadığı­ nı açığa vurmuş olur. Gece dümen­ deyken tanrılar Palinurus'un gözlerine uyku dökerler. Evindeki en güzel. İno. el anla­ mına gelen palame'den türemiş olan Palame- des Yunan alfabesine birçok harfler katmış. Aeneas uyanır. Palladion. Menelaos'la bir­ likte Odysseus'u çağırmaya giderler. Sonraları Aeneas yeraltına gittiğinde Palinurus'un ruhuna rast­ lar. dama oyununu ve zarları keşfettiği söylenir. Bu kin sonradan Palamedes'in ölümüne sebep olacaktır. Palladion Troya şehrini koruyan. Babası Nauplios Palamedes'in öcünü alır. Palamedes.

Atinalılar Theseus'u kral seçince de babaları Pallas'la birlikte Theseus'a karşı savaş açarlar ve öldürülürler. Başta Roma olmak üzere birçok şehirler Palladion'a sahip olduklarını ileri sür­ müşler. Bir efsa­ neye göre bu Pallas kızını Troya kral soyu­ nun atası Dardanos'la evlendirmiş ve Palladion'u ona vermiş (Dardanos. Aeneas'la birlikte îtalyalı Turnus'a karşı savaşmış ve onun elinden öldürülmüştür. (3) Vergilius'un Aeneis destanında adı ge­ çen Pallas Evandrus'un oğludur. sahte heykeli dışarıya oturttukları da anlatılır. Palladion orada kalmış. Bunları şöyle özet­ leyebiliriz: Tanrıça Athena çocukken deniz tanrısı Triton'un yanında büyümüş (Tritogeneia adı bu­ nunla ilgili olabilir). Bu efsaneyi anlatan mitograflar Palladion'un üç karış boyunda olduğunu. O sırada pişmanlık duyan Athena arka­ daşına tıpatıp benzeyen bir heykel yapmış ve ona aigis kalkanını giydirmiş. Palladion Kassandra efsanesinde de geçer. bir tanrıymış gibi tapınılırmış ona. Palladion heykeli Troya'da kalmış ve Troya yangınında Aineias 1da dağına sığındığında onu beraberinde gö türmüş. Kassandra'nın Troya yağmasında bu heykele sarılıp sığındığı ve Oileus oğlu Aias'ın onu oradan çekerek büyük bir günah işlediği anla­ tılır (Aias). İlos o sırada kendi adını taşıyacak olan llion (Troya) şehrini kurmaktaymış. böyle bir hey­ kelin gökten düşmesi hayra yorulmuş. Theseus elli amca oğlunu ve amcası Pallas'ı da öldürdüğü için bir yıl Troizen'de gönüllü sürgün olarak kalır. Sihirli hey­ kel böylece Roma'da Vesta tapınağına getiri­ lip bırakılmış. Palladion). Okeanos kızı Styks'le birleşir ve Zetos'la Nike'yi. ta ki günün birinde Zeus'un ko­ valadığı Elektra heykele sarılmış. sonra İtalya'ya da almış. çocuk korku içinde donakalmış ve Athena'nın attığı kargı­ dan korunamayıp yaralanmış. Başka efsanelere göre Palladion'u Dardanos Semendirek adasından getirmiş ve kaynatası Teukros'a armağan etmiş (Dardanos). Helena). heykeli çalıp götürmüşler. Troya'nın alınama­ yacağını bildirmiş. Astraios'la Perses'in kardeşi (Tab. bir de Kratos'la Bie'yi meydana getirir. sol elinde de bir öreke ile bir ig taşıdığını ya­ zarlar. bunu protesto etmeye kalkarlar. Roma'nın kutsal ateşini koru­ yan Vesta rahibeleri Palladion'a tapınmakla görevliydiler. düşman eline geçmesini önleyen bir tabudur. Atina'da da Palladion heykelinin Atina'ya geldiğini ileri süren bir efsane var­ dır. Aigeus'un dölü olmadı­ ğını sanarak Atina tahtına talip olurlar. iki kız çocuk savaş oyunları oynarmış. (2) Arkadya kralı Lykao'nun oğlu. Tanrıça Athena bu devi öldürmüş ve derisini . Athena Pallas'ı dövmek üzereymiş ki Zeus kızı için telaşlanıp aigis kal­ kanını Pallas'ın önüne dikmiş. (4) Attika efsanelerinde adı geçen bir dev. Başka kaynaklara göre. Pallantidai (Pallasoğullan). Palladion). Başka bir anlatıma göre Atina mahkemesi Theseus'u beraat ettirir (Aigeus. Hesiodos'un Theogonia'sma göre Pallas. böylece Palladion adlı heykeller ç o ­ ğaldıkça kaynaklarını anlatan efsaneler de çoğalmış ve giriftleşmiştir. Roma'nın Palatinus tepesine adını veren bu Pallas'mış (Euandrus). şehre getirilip Athena tapınağına yerleştirilmiş. Pallas. ama Troizen'de büyüyen Theseus Atina'ya gelip babası Aigeus tarafından tanınınca. tanrı da ö f kelenerek heykeli alıp Troya bölgesinde Ate tepesi denilen yere atmış (Elektra 2. Ate). Theseus). Athena bu ya­ pıtı Olympos'ta Zeus'un yanı başında dikmiş. Bu işte gü­ zel Helena Akhalı yiğitlere yardım etmiş (Helenos. Bir efsaneye göre.düşmesini. Atina kralı Pandion'un torunları ve Aigeus'un yeğenleri. çalınmasın diye asıl Palladion'u tapınağın mahzenine kapatıp. Tanrıça Athena'nın adının başına ta­ kılan bir ad. Bu adın Athena ile ilgisi üstüne efsaneler pek birbirini tutmaz (Athena. bu söze dayanarak da Odysseus'la Diomedes gece gizlice şehre gir­ mişler. sag elinde bir kargı. 4). Troyalıların kâhini Helenos Palladion heykeli şehirde kaldıkça. ama günün birinde birbir­ lerine darılmışlar. düşmüş ve öl­ müş. Pallas 5'in oğulları. Troyalıların bu kutsal yapıtın bir tıpkısı­ nı yaptıkları. Triton'un da Pallas adlı bir küçük kızı varmış. (1) Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğlu.

İnsanların. Tanrı P a n . Ama bir gün Aphrodite çıkmıştı koca Olympos'a. Pandareos efsanesi Girit ve Anadolu ile ilgi­ li bir efsanedir. XX. Pandareos. Tanrıların. hay­ ranların uyuduğu kızgın. hizmet etsinler diye verdiler uğursuz Erinyslere. Apollon kendisi vermiştir Pandaros 'a yayını.): Ulu canlı Troyalılar.yüzüp ona bürünmüş. bunlarla birlikte T h e seus'a karşı gelir. bir feryat duyulmuş. 65 vd.): öy/e kaçılmamış m ı y d ı kasırgalar Pandareos'ıııı kızlarım? Daha önce tanrılar ana babalarını yok etmiştller ve öksüz bırakmıştılar kızları konaklarında. o zaman tanrısal Apbrodite beslemişti onları. Pandaros.lavan erler kalkın. bu kızlara i y i bir kısmet bağışlamasını dilemişti. Bu haber imparator Tiberius (I. 102 vd. Başlarında Lykaon'unünlü oğlu Pandaros var. canını alsın diye tanrıça Arlemis'e yakarır. V. tekmil kadınlara verdiğinden daha çok. Paksos adasından ge­ len bir ses duyduklarını anlatır. Babası. 14-37) zamanında olmuştu. oğullarıyla birlikte Theseus un elinden öldürülür (Theseus). işte o zaman Harpyalar gelip bu kızları kaçırdılar. hırsızlık ettiği için Pandareos'u taşa çevirmiş. Pan'ın ölümünden ötürü tabiat yas tutmaya başlamıştı. azgın tekeler gibi güzel nymphaların peşine düşerdi. i y i bir koca dilemişti yıldırım seven Zeus'tan. yüzü insan yüzü oldu. atları mahmu/. Şöyle anlatılır: Rheia yeni do gan Zeus'u Kronos'tan kaçırmak için Gi­ rit'teki mağaraya kapatınca bekçi olarak başı na bir altın köpek dikmiş. Lydia'da Sipylos dağına gö­ türmüş ve Tantalos'a emanet etmiş. 1da dağının eteğinde bulunan Zeleia kentinden gelmiş ünlü bir okçudur Pandaros. dümenci aldığı bu haberi emredilen yerde karaya doğru sesle­ nince. Troya savaşına katılışı şöyle anlatılır (İl.): Sonra Zeleia'da oturanlar gelir. (5) Gene Attika efsanesinde rol oynayan bir kişi Pandion'un oğludur ve Pallantidai adın­ da 50 tane oğlu vardır. Pandaros'un adı İlyada'da Troas bölgesine yerleşmiş Lykialılarm önderi olarak geçer. Pandareos köpeği tapı­ naktan çalmış. çobanların tanrısı. Marathon savaşı gecesi Persleri bu şekilde paniğe uğrattığı için. Derken Zeus ikisine de öfkelenerek. Odysseia'da Penelope çok bu­ naldığı bir gece. o sırada da Pandareos ve kız­ larının başına geleni anımsar ve anlatır (Od. Ida'nm ta dibinde. Aisepos'un kara sularını i ç e n zengin Troyalılar.a ki anlatımını aşağıya alıyoruz: "Dağlık Arkadia'da küçükbaş hayvanların. sonraları Pan'ı her şey yapabilir bir tanrı payesine çıkardılar. yalan yere yemin ettiği için de Tantalos'u Sipylos dağı­ nın altına tıkmış (Tantalos). Pandaros'u tanrı Apollon'un koruduğu yiği­ din Akha yiğidi Diomedes'e meydan okurken söylediği sözlerden belli (İl. beklenmedik gürültüler koparır. dört bir yana 'panik' korkular saçardı. 824 vd. efsanesi ve kişiliği hakkında Behçet Necatigil'in "100 Soruda Mitologya" d. çokluk. insan kılı-ında değil de hayvan kılığında düşünüldüğü ilk zamanlarda Pan da keçi kafalıydı. Pan. ıssız yaz öğlelerinde birdenbire. S. Keçi ayaklı P a n . karadan korkunç bir inilti. Gemi dümen­ cisinin adını söyleyen bu ses. Karkabos'un oğlu Lykaon'dur (Karkabos). Latin mitologyasında Pan'ın yerini tanrı Faunus tutar" (Faunus). II. Her--s'in oğludur. Ulu Artemis bağışlamıştı boyu boşu. Athene de öğretmişti güzel işler işlemeyi. sonra­ dan bu keçi kafasından sadece boynuzlar ve sakal alıkonarak. Here onlara güzellik ve akıl vermişti. bu devin kanatlarını da ayaklarına bağlamış (Athena). Kronos devrilip Zeus egemen olunca bu köpek Girit'teki Zeus tapınağına bırakılmış. Atinalılar savaştan sonra tanrı Pan'a Akrppolis eteğinde bir tapınak yaptı­ lar. Pan Çoban kavalını sever. dümenciye 'Ulu P'an öldü!' haberini vermiş. Pan sözü Yunancada 'bütün' anlamına geldiğinden mistikler. . Korfu'nun güneyinde sefer eden bir gemideki gemicilerin. Plutarkhos.

karınlarını doyurmadan. öküzlerini. Kiriş inledi. uçtu kalabalığa doğru. 116 vd. çünkü ilk kadının yaratılışı. örtüler serilmiş. atları düşündüm de dinlemedim onu -dinleseydim ne iyi olurdu edemezler. kargı atan yaşlı Lykaon demişti bana çıktığım gün derli toplu evinden. yaklaştırdı kirişi memesine. hem de "İşler ve Günler" adlı eserlerinde uzun uzadıya anlattığı Pandora efsanesi Orta­ doğu ve özellikle Samî kaynaklı olsa gerek. kızılca buğday. Ok atışı îlyada'nın ilk bölümünde tanrı Apollon'un Akha ordusuna veba salmak için ok atışını ne kadar andırır (İl. Pandion. "İşler ve Günler"deki an­ latımdır. arabaya bin demişti. Bu korkunç çarpışmada ise koruyucu Apollon Aineias'ı kurtarmak zorundadır. Athena Pandaros'u kış­ kırtır andı bozmaya. Bıraktım onları. Pandora. Bir okla yaralar Menelaos'u. karamsarlığı olduğu kadar kadın düşmanlığını da silip süpürmüş­ tür. Aşağıdaki anlatım. Ölümünün nedeni olacak bu duruma şöyle yakınır (İl.): Kaldırdı okluğun kapağını Pandaros tam o sıra. Benimle boş yere gelmiş o. önderlik et zorlu savaşta Troyalılara. Zeus'un oğlu gerçekten sürdüyse beni öne. sanmam dayansın zorlu okuma bu adam. V. Erekhtheus'un. Ama Lykaon'un sarayında on bir araba durur. sonra bir yıl sırt üstü yatardı. kara acılar kaynağıydı bu ok. Yukarda adı geçen Pandion'un küçük torunu. sivri ok fırladı birden. Kirişin üzerine yerleştirdi yakıcı oku. 193 vd. gelsin o gün koparsın başımı bir yabancı adam. Oysa yayım hiç yaramayacakmış işime. Yurduna. 216-280). kendi yetiş-: tirdigi ünlü okçuyu feda etmekten başka çare bulamaz (İl. IV. Paris'le Menelaos arasındaki teke tek savaş başlayıp. yüksek çatılı büyük evimi görürsem. Anadolulu tanrı Apollon'un tuttuğu bu yiğit Troya düşmanı tanrıların elinde bir oyuncak olur ama. Kadını her kötü­ lüğün. kızlarının başına gelenlere üzüntüsünden öl­ müş (Aedon). Diomedes'le karşılaşmasının iyi sonuç vermemesi de bu ünlü okçunun Troya savaşı­ na yaya gelmiş olmasından. şu oku elimle kırıp atmazsam yanan ateşe. Lykia'dan çıktığımda yola. kız gibi arabalar. atlara. Pandora efsanesini buraya almayı uygun gördük. nitekim Hesiodos'tan sonra bu efsaneyi işleyen pek olmamıştır. her dert ve belanın başlangıcında gör­ mek Yunan görüşlerine pek uymaz. yepyeni. Oku arka kanatlarından.vuruldu işte Akhaların en yiğidi. Pandion iki Atina kralının adıdır (Tab. tlyon'a yaya geldim. dedim. güvenmiştim yayıma. Pandaros kargıyla vurur Diomedes'i. hiç atılmamış kanatlı bir ok çıkardı. ilk kuzulardan. Hesiodos'un yansıttığı akım başka çag ve ülkelerin sanatını etkilediği içindir ki. kirişinden tuttu. düşmanla kuşatılmış insanlar arasında yemsiz kalmasınlar. yani Âdem'le Havva efsanesinin Yunan mythos'una akta­ rılmış bir kopyasına benzer. ne var ki Lykialı yiğidin kargısı delemez AkhaJının zırhını. (2) Pandion II. T h e seus'un dedesi. her araba önünde iki tane at. Prokne ve Philomela'nın babasıdır. kutsalZeleie şehrine dönüşünde değerli kurbanlar kesmeyi adadı. gözlerimle görürsem toprağımı. Pandora ile Prometheus efsaneleri­ nin bir karışımını verir: Tanrılar yeraltına gizlemiş besinleri. tanrıça Athena'nın yönelttiği Diomedes'in kargısıyla canını alır Pandaros'un. 24). arabam da yok ki bineyim. Bir gün dönersem yurduma. üzerlerine. Erikhthonios'un oğlu. Yunan yazınında Homeros şiiri ve onun dile getirdiği iyimser. Yoksa insan bir gün çalışıp rızkını sağlar. V. ün salmış okçu Lykialı Apollon 'a. dedim. Prokne'yi Trakya kralı Tereus'a o vermiş.): Atlarım. gülümser dün­ ya görüşü a^ır basmış. asör bırakırdı sabanını ocak başında. vınlaya vmlaya. ak arpa yiyen atlar. Aigeus'un babası. demiri yaya. (1) Pandion I. 236 . gözerdi çiftini çubuğunu. Yusyuvarlak gerilince gıcırdadı koca yay. Hesiodos'un hem "Theogonia". karımı. öbür savaşçılar işe karış­ mamaya ant içince. arabası bulunmamasındandır.

bir tilki huyu koy içine". s o n r a Y u n a n etkileri pekleşince R o m a l ı l a r üç P a r ç a o l d u ğ u n a . evine g ö t ü r m ü ş v e k e n d i çocuklarıyla bir a r a d a b ü y ü t m ü ş . Ama lapetos'un güçlü oğlu Prometheus çaldı Zeus'un ateşini insanlar için. Falcılar b u düşü k ö t ü y e y o r u m l a m ı ş l a r . o gün bugündür dertlere boğdu insanoğlunu. kendlnl aldatan o sivri akıllıya. renk renk kumaşlar dokumasını öğret. Epimetheus unuttu Prometheus'un dediğini: Zeus'tan armağan alma demişti ona Prometheus. P a n d r o s o s . Görüyorsun ya Zeus'un dilediğine karşı konmaz. sen de büyülerinle kuşat onu. sakladı onu narthex kamışının içinde. Gök gözlü Athena süslü kuşağını sarıverdi beline. gündüzler dert dolu. Epimetheus'a gönderdi Pandora'yı kılavuz tanrı Hermeias'la. Horalar bahar çiçekleriyle donattılar saçlarını. Böyle dedi Zeus. beni aldattın diye. Ses koydu içine o tanrılar kılavuzu Pandora adını taktı. sakladı varını yoğunu insanlardan. bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları. alırsan. T r o y a kralı P r i a m o s ' l a karısı H e k a b e ' n i n en küçük oğludur ( T a b . B e ­ bek d o ğ u n c a d a P r i a m o s o n u İda d a ğ ı n a bı­ r a k m a k ü z e r e bir uşağına vermiş. onlar da yaptılar dediğini: Koca Hephaistos. P a r c a c ( P a r k a l a r ) . çünkü b ü t ü n Olymposlular insanların başına bela etmişti onu. ö b ü r adıyla A l e k s a n d r o s . u z a k t a n gürleyen Zeus'un oluyordu isteği. Hermeias doldurdu göğsüne yalanı dolanı. ikincisinin e v l e n m e y e . dertleri. Bedeni güzelim genç kızlara. bir dişi ayı gelip bebeği e m z i r m i ş . böyle istemişti bulutlar devşiren Zeus. suyla karıştır dedi.Zeııs kızınca Prometheua'a. Kraliçe o n u d o ğ u r m a d a n birkaç gün ö n c e u y k u s u n d a bir d ü ş g ö r m ü ş : K a r n ı n d a n ç ı k a n bir alev T r o y a surlarını sarı­ yor. o n a . Namlı şanlı Hephaistos'u çağırdı hemen: Bir parça toprak al. Bir s ü r e bu böyle gitmiş. d o ğ a c a k o l a n ç o c u k şehri yıkıma g ö t ü r e c e k d e m i ş l e r . s o n r a ç o c u ğ u Agelaos a d ı n d a k i bir ç o b a n b u l m u ş . A m a öyle o l m a m ı ş . Athena. Böyle dedi ve kah kah güldü insanların ve tanrıların babası. insan gücü koy. arzularla tutuştur gönlünü. Kızdı bulut devşiren Zeus.. Bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık kapağı açılan dert kutusundan. O c a n ı m Kharitler ve o güzelim Peitho altın gerdanlıklar taktılar boynuna. topal tanrı hemen bir kız biçimine soktu toprağı. Yüz gözlü devi öldüren Hermeias. Nur topu Aphrodite. b ü t ü n şehri y a n g ı n a v e r i y o r m u ş . R o m a dininde kader v e ö l ü m ü simgeleyen t a n r ı ç a l a r . Moiralarla bir tutulmuştur. Erikhtonios). Tanrıların babası kurunca bu düzeni. ü ç ü n c ü ­ sünün ölüme baktığına inanırlardı. sen de bir köpek yüreği. Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden. O gün bugündür insanların başı dertte. Zeus gizledi besini insandan. 1 6 ) . yararlılığıyla dikkati çekermiş. deniz bela dolu. sen de ona el işlerini öğret dedi. sürülerine çok İ y i baktığı İ ç i n . bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin. geceler dert doludur. sivri akıllı kişi. P a r i s ç o ­ banlar arasında güzelliği. Armağanı aldı ve alınca anladı başına bela aldığını. vahşi hayvanlar h a k k ı n d a n gelir diye d ü ş ü n m ü ş . Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı kapağı. P a r i s . İçine insan sesi koy. kaygılardan uzak yaşarlardı. U ş a k P a ­ ris'i d a ğ a b ı r a k m ı ş . okşamaya doymayacaklar bu \ belayı". F o r u m ' d a b u l u n a n ü ç heykel (Tria F a t a ) o l a r a k simgelenirlerdi. istekler. sevmeye. biri­ n i n d o ğ u m a . ölümlüleri derde sokarsın demişti. Pandora demek bütün tanrıların armağanı demekti. toprak bela doludur. derin düşünceli Zeus ses vermedi onlara sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar. dağıttı insanlara acıları. belalar başıboş dolaşır sessizce ölümlülerin çevresinde. seviniyorsun ateşi çaldın. ama bil ki dert açtın kendi başına da: aldığın ateşe karşılık birbela öyle bir bela salacağım ki insanlara. İlk zamanları P a r ç a doğuma da b a k a n bir t a n r ı ç a sayılır. Pandora açınca kutunun kapağını. A t i n a kralı K e k r o p s ' u n ü ç k i z i n d a n biri (Aglauros. dedi ki ona: İapetos oğlu. P a r i s .

Helene). Agabeysi onu ağır sözlerle azarladığı. Evlenmişler. Troya savaşı sırasında Paris'in tutum ve davranışı pek parlak değildir. Dağda Oinone adlı bir nympha ile sevişmiş. Patroklos'un ruhu nasıl bir adam öldüre­ rek Peleus'un yanına sığındığını İlyada'da şöyle anlatır (İl. ama Zeus her nedense kararı bir ölümlünün vermesini yeg görür ve tanrıçaları Hermes'le birlikte İda dağına gönderir. üstünde "en güzeline" diye yazılan bu el­ mayı kime vereceğini bilemediği için Zeus'un yargıç olarak Paris'i seçmesi İdalı çobanın hayatını altüst eder. efsane bunu da açıklamaz. Kadın geImeyince ölür Parthenopaios. çağrıl­ madığına kızarak. Bundan sonrası Helene başlığı altında anlatılmıştır. Mene laos'la kozunu paylaşmak için teke tek sava­ şa kışkırttığı halde. Girit kralı Minos'un karısı Pasi phae. İda'dan şehre iner. tembel ve sorumsuz bir insan olarak gösterilir. 83 vd. Öyle olur: Akhilleus M e m non'u öldürür ve Troyalıları gene surların içne sığınmaya zorlar. Hektor'un tam karşıtıdır. Menoitios'un oğlu Patroklos Akhilleus'un can yoldaşı. Kızları Pheidra ve Ariadne de anaları gibi talihsiz aşklara çarpılırlar. Üç büyük tanrıça. İkisi de Aktör ve Aigina'nın soyundan olmak­ la akraba sayılırlar (Tab. Athena sonsuz akıl ve başarı. Priamos oğlunun alın yazısı bunu gerektiriyordu herhalde. Pasiphae'nin Minos'la evlenmesi. Aphrodite ise Spartalı Helena'nın aşkını veri­ rim demiş. Paris altın elmayı Aphrodite'ye verir. tam o sırada Paris'in at­ tığı bir ok Akha yiğidinin tek silah geçer yeri n e . Girit kralına Poseidon'un bağışladığı boğa ile bir­ leşmesi ve Minotauros'u doğurması hakkında Mlnos. G e n e de yakısıklı. korkak. yoksa Helena'nın aşkını her şeyden üstün tuttuğundan mı. Boyu boslu. Paris efsanesine burada Üç Güzeller masalı karışır. o sırada kendisini kıs­ kanan kardeşleri onu öldürmeye kalkarlar. Priamos'la Hekabe ölü sandıkları oğullarını se­ vinçle kucaklarlar. Hera. Hektor ölmeden Akhilleus'a kendisinin de Apollon'un yardımıyla Pa ris'in elinden Öldürüleceği günün uzak olmdıgını bildirmişti. o kadar. ortaya bir altın elma atma­ sı. bencil. Minotauros maddelerine bakınız. Pasiphae. tanrıçalar arasında en güzeli ol­ duğundan mı. P a t r o k l o s . yiğit bir erkek olarak canlandirilir. kavga tanrıça Eris'in. Atalante ile Meleagros'un oğlu olduğu söylenir. Hera As­ ya krallığını. Daidalos.koruyucu anlamına gelen Aleksandros adını takmışlar. Paris boğa ile birlikte şehre gider ve yarışma­ lara katılıp birinci gelir. Peleus'la Thetis'in Olympos'ta kutla­ nan düğününde. Ama Akhilleus öldükten hemen sonra da Paris Philoktetes'in bir okuyla kasığından vurulur. Athena.): . Bundan böyle Paris'in aklı fikri tanrıçanın verdiği sözün gerçekleşmesindedir. Yarışmanın bir pazarlık konusu olduğu ayrıca dikkati çeker: Tanrıçaların üçü de elmaya karşılık Paris'e bir bağışta bulunmaya söz verirler. çevik bir savaşçı olarak canlandırılır ve birçok Akhalan nasıl alt ettiği anlatılır. en yakın arkadaşıdır. Thebai surları önünde öldürülür. İlyada'da zayıf. Perses Aietes ve büyücü Kirke'nin kardeşidir (Tab 8). Aphrodite bu güzellik yarışmasına katılırlar. Bu konuda anlatılan efsane şöyledir: Troya'da yarışmalar düzenlenir. Güneş soylulardan Pasiphae kardeş­ leri ve yeğenleri (Hekate ve Medeia) gibi d o 3a dışı ya da doğa üstü güçlerden faydalanan gizemli bir kişidir. yani topuğuna saplanır. ama mutlulukları uzun sürmemiş (Oinone). bu yarışmaların ödülü İda dağında yetiştirilmiş bir boğadır. Can çe­ kişirken Oinone'yi çağırır. Troya sarayında yaşama­ ya başladıktan bir süre sonra Paris Yunanis­ tan'a gitmek üzere gemiler hazırlatır ve mu­ radına ermek için Sparta'ya varır. tanrı Helios'la Perseis'in kızı. Thebai'ye karşı Yediler se­ ferine katılan önderlerden biri. 21). güzel silahlı. Kız oglan kız anlamına gelen parthenos'tan türemiş olan adının kendisine anasının uzun yıllar evlenmediginden verildiği ileri sürülür. X X I I I . orada kendini kral Priamos'a tanı­ tır. Paris her fırsatta kaçmak yolunu bulur (Hektor. Akhilleus'un ölümü Paris efsanesi­ nin son bölümüdür. yakışıklı. ama arkadaşlık­ ları Patroklos'un Akhilleus'la birlikte Peleus'un sarayında büyümüş olmasından ileri ge­ lir. Paris Zeus sunağına sığınır ve kız kardeşi bili­ ci Kassandra onun kim olduğunu anlar. Bu göreve neden Paris'in seçildiği hiçbir efsane­ de belirtilmez.

X X I I I . Akhilleus bir daha anası Thetis'i çağırır. ufaktım. Hephaistos'a yeni silahlar yaptırmak için gitmeşini ister ve dileği yerine gelince savaşa ka­ tılır (Hephalstos. Sarpedon tara f m d a n öldürülür ( İ l . AkhiUeus Patroklos'un anısına yarışmalar düzenler. Akhilleus'tan silahlarını ı . 1 vd.. At sürücüsü Peleus enine almıştı beni. kemiklerinin arkadaşın. seyis yapmıştı sana. ruh kaçmıştı bir duman gibi yerin altına. hadi yaklaş bana. Aklıaların çok kötü duruma düştüğünü gö­ rünce. Ünlü yiğidin yerine kendisi savaşacakIir. bütün bunları ne söylersin bana? Bilmiş ol. X V I I I . döktü başının üstüne. ıslık çala çala. 94 vd. Hesiodos Pega sos'un doğuşunu şöyle anlatır (Theog. Euryale ue bahtsız Medusa. O sırada Patroklos'un ölüsünü almak ve onun taşıdığı Akhilleus'un silahlarına sahip çıkmak için korkunç bir boğuşma başlar. AkhiUeus da dostuna şöyle cevap ve­ rir ( İ l . toprağın içine. bu arada Zeus oğlu Sarpedon'un kaderi de Patroklos'un elinden can vermektir (Sarpedon). kaynak anlamına gelen Yunanca "pege" sözcüğünden türemiş sayılan Pegasos pı­ nar ve çeşme başlarında bulunmaktan hoşla nırmış.): Phorkys'le birleşen Keto Graialan doğurdu. Thetis.. Bir gün ayağını yere vurarak Helikon dağının eteğinde Hippokrene. öIdürmüştüm Amphidamas'ın çocuğunu. kirletti güzelim yüzünü. ama hiçbir şey tutamadı eliyle. Sonra uzandı boylu boyunca tozun. tlyada'nın Patroklos'un yiğitliklerine ayrılm ı ş X V I .. bölümünde sayısız Troyalı öldürür. Zeus'un sarayında oturur şimdi şimşekle yıldırım taşıyıp onun adına. sarılalım birbirimize. Yiğit öfkeyle savaştan ayrılıp bir daha d ö ­ vüşmek istemeyince. kirletti saçlarını.): Buraya ne geldin.. Biri Okeanos'un kaynaklarından doğduğu için. Medusa'nm kanından dogma ka natlı at. . Sthenno. Perseus ve Bellerophontes efsanele rinde önemli bir rol oynar. Akhilleus. ruhu Akhilleus'a görünüp gömülmek istediğini. Opotls'ten beni size Menoitios getirmişti. yapmıştım bu deliliği istemeye istemeye. iki gözüm. Nestor'un oğlu Antilokhos acı haberi Akhilleus'a getirir. Pegasos. Patroklos onu yola geliı inek için boşuna uğraşır.. Akhalar bütün çabalarına karşın Patroklos'un ölüsünü Troy.): Böyle dedi. ölüsünü de daha önce Troyalı ların elinden kurtarmıştı. özene bezene büyütmüş. 270 vd.ılılara kaptırırlar. yapacağım her dediğini. Agamemnon'un gönderdiği elçileri kabul eder. Akhllle us'un ölümsüz atlarından biri. Perseus. slzin evde. savaş meydanında ı )lup bitenlerden haberi yoktur. Bellerophontes). Adı. AkhiUeus barakasındadır.ter.ama Patroklos bu nunla yetinmez. ögütleriyle destek­ ler. Pedasos. dayanamaz. Pegasos gökte bir burç haline getlrilmiştir. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını. öfkeye kapılmıştım aşık oynarken. X V I . elleriyle çekip kopardı. Böyle dedi. Akhilleus. Patroklos son nefesini verirken I lektor'a ölümünün yakın olduğunu bildirir. Ksanthos ve Balios gibi. Apollon Patroklos'un yaptığı bu kıyı­ ma son verir: Patroklos Hektor'la çarşıpır ve öldürülür. Akhilleus'u kapkara bir yas bulutu kapladı.\ ayrılmış altın çanakta korunması gerektiğini bildirir. bunların yapılması için de savaşa bir süre ara veriUr.) Akhıl leus Hektor'u öldürmekle Patroklos'un öcü nü almış olur. . İki eliyle aldı ocağın küllerini. bir kaza çıkmıştı elimden. birancık da olsa ağlayalım doya doya.Birlikti büyümemlş miydik. Patroklos'un cenaze töre­ ninden sonradır ki Priamos Akhilleus'tan Hektor'un ölüsünü istemeye gider. Ilyada'da Patroklos her an Akhilleus'un ya­ nındadır. onu sevgisiyle.. at çeşmesini meydana getirdiği anlatılır (Medusa. 153 vd. uzattı dost ellerini.). Gorgoları da doğuran Keto'dur. O sırada yi­ ğidin yası şöyle dile getirilir ( İ l . Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Pegasos bırakıp davarlar anası toprağı havalandı gitti ölümsüzlere doğru. küskün arkada­ şının takındığı yakışıksız tavrı örtmeye çalışır.

Tanrısal Akhilleus. böylece Pelopsogullarının zincirleme suç ve ilenme sürecine karışır (Atreus. İason'un babasıj Aison'un üvey kardeşidir (Aison). Zeus tanrı çocuğun bedenini yeni baştan yaratıp diriltir. Peleus. Tyro tanrı­ dan gebe kaldığını saklamış ve-doğurduğu ikizleri dağa bırakmış. başka kaynaklara göre îkson'dan olan oğlu. Telamon'un kardeşi ve Akhilleus'un babasıdır (Tab. Belki çevresinde bugün komşuları üzer onu. Oysa. pek uğurlu olmadığı hemen meydana çıkar (Akhilleus. 14. arkadaşı olan at adam Kheiron'un yardımıyla onun hakkından gelir. Paris). Peleus Tesalya'ya Phthia kralı Eurytion'un yanına sı­ ğınır. tanrıların hepsi bu korkunç oyu­ nun farkına varırlar. orada ölür. göreceğim onu. Lapithlerle Kentaurlar sa­ vaşına katılır. Neleus'un ikiz kardeşi (Tab. Anasının Ege ırmaklarından Ksanthos. Tantalos'un oğlu.j köy adasına sürerler. Ama duyar hiç olmazsa yaşadığını senin. Pclops. Karısı ölünce tanrılar onu Thetis'e koca ol­ mak için seçerler. Kral onu suçundan arındırdığı gibi kızı Antigone'yi de ona karı olarak verir. Nasıl büyütülüp krallık için kavgaya tutuştukları konusunda efsaneler birbirini tutmaz. Efsaneye göre tanrılarla haşır neşir olan Tantalos onları denemek için bir şölende on­ lara kesip doğradığı oğlu Pelops'u yiyecek olarak verir. 15). Pelasglardı. D e m e ter'in yediği omuz yerine de fildişinden bir omuz koyar Pelops'a. der. getir aklına babanı. ama Pelias'ın kardeşi Neleus'u tahttan attığı. Pelopeia. 15). Pelias. Tryro ile Poseidon'un oğlu. Nereus kızı önce Peleus'la evlenmemek için bin bir kılığa girer. lason Medeia ile birlikte dönünce. Ömrü olaylarla dolu geçmiştir: Telamon'la birlikte üvey kardeşleri Phokos'u öldürdükleri için yurtlarından sürülürler (Aiakos). onun Yunanistan'a göçmesi uygarlığın Yunan yarımadasına Anadolu'dan geldiğini kanıtlayan bir belirtidir. lason. onun da göçüp Pylos'a yerleştiği anlatılır (Neleus). sonra gene yeryüzüne gönde­ rir ve kanatlı atlar armağan ederek Oinoma- . Aison'un oğlu îason'la da kozunu paylaşamaz ve İason'dan kurtulmak için onu Karadeniz'in Kolkhis ülkesine altın postu almaya gönderir. 486 v d . ama Peleus. tanrı Zeus'un t o ­ runu. Bu korkunç işlemden sonra Pelias'ın oğlu Akastos îason'la Medeia'yı lolkos'tan sürer (Argonaut'lar. Bilmeden babasıyla yatar ve Aigisthos'u d o ­ ğurur. X X I V . Aiakos'un oğlu Peleus. Zeus'la Niobe'den doğmuş olduğu söyle­ nilen Pelasgos da bu soyun atası olarak gös­ terilir (Niobe 2). Hippodameia ile evlenir ve Theseus'un en yakın dostu olarak yiğidin bü­ tün serüvenlerine katılır (Hippodame