P. 1
malzeme

malzeme

|Views: 2,419|Likes:
Yayınlayan: Kaan G. Burc

More info:

Published by: Kaan G. Burc on Oct 05, 2010
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

01/01/2013

pdf

text

original

Malzeme Bilimine Giriş Özet Ders Notları Mustafa GÖKGÖZ Ahmet Yesevi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği

1.1. Malzeme Nedir? Yararlı özellikleri nedeniyle uygulamalarda kullanılan cisimlere malzeme denir. Bu cisimler elementlerden oluşmuşlardır. Elementler ise kimyasal olarak daha fazla ayrılamayan basit maddeler olarak tanımlanabilir. Yani aynı atom numarasına sahip atomlardan meydana gelmişlerdir. Malzemeler tek bir elementten oluşabileceği gibi birden fazla elementten de oluşabilirler. 1.4. Malzemelerin Sınıflandırılması Metaller, Seramikler, Plastikler 1.4.1. Metaller Metalsel bağa sahip metallerde aynı ve benzer tür atomlar düzenli bir biçimde dizilerek kristal yapı oluştururlar; hacimsel atom yoğunlukları yüksektir, özgül ağırlıkları diğer sınıflara göre büyüktür. • Metaller serbest elektron içerdiklerinden ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksektir ve opaktır • Işığı iyi yansıtırlar. • Metallerin elastisite modülleri ve mukavemetleri yüksektir, çoğunlukla sünektirler • Plastik şekil vermeye elverişlidirler. Ayrıca

Endüstride kullanılan metaller ve metal alaşımı türleri binlercedir. Her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. Metaller demir esaslı ve demir dışı olarak gruplanırlar. Demir esaslı olanlarda demir ana elemandır ve karbon daima bir alaşım olarak bulunur. Demire karbon ilavesi ile çelik elde edilir. Demir dışı metallere en önemli örnekler alüminyum ve alaşımları ile bakır ve alaşımlarıdır. Demir dışı metaller, demir esaslı metallere göre hafiflik, korozyona dayanıklılık, yüksek ısıl ve elektriksel iletkenlik, güzel görünüş ve kolay işlenebilme özelliklerine sahiptir. Bununla beraber elastisite modülleri, dolayısı ile rijitlikleri düşüktür. Bir özellikleri de pahalı olmalarıdır. 1.4.2. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanların oluşturduğu iyonsal bileşiklerdir. Sodyum, Magnezyum, Demir ve Alüminyum gibi elektronegatif elementlerde, Klor, Oksijen gibi iyonsal bağ kurarak NaCl, MgO, FeO, SiO2 gibi çok çeşitli türde seramik meydana getirirler. Özgül ağırlıkları metallerle plastikler arasındadır.

• •

Alaşımlandırma ile soğuk şekil verme Işıl işlem ile sertlik ve mukavemetleri artırılabilir.

• • •
• • • •

Seramikler plastik şekil değiştiremez, sert ve gevrek olurlar. Bazıları sertliklerinden dolayı aşındırıcı olarak kullanılmaya elverişlidir. Ergime sıcaklıkları yüksek, ısıl ve elektriksel iletkenlikleri düşüktür. Elektrikli ısıtıcılarda, fırınlarda yalıtım malzemesi olarak kullanılırlar. Bazıları saydamdır, ışığı kötü yansıtırlar. Çekme mukavemetleri düşük olmakla beraber çoğunlukla basınç mukavemetleri yüksektir. Dış etkilere karşı dayanıklıdırlar. Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir

1.4.3. Plastikler

Plastiklere ayrıca polimer, organik malzemeler veya reçineler de denir.
Plastik kelimesi isim olarak malzeme türünü belirtir, bir sıfat olarak kalıcı şekil değiştirebilen cisim anlamındadır.

Plastikler sınıfına giren malzemelerin bir kısmı doğal, bir kısmı ise sentetiktir.


İnsanlar tarafından metallerden çok daha önce kullanılmaya başlanan ahşap, deri, yün ve benzeri lifler birer doğal polimerdir. Bugün endüstride kullanılan plastiklerin büyük bir çoğunluğu sentetik polimerlerdir.

Plastikler çevre koşullarına ve asitlere karşı dayanıklıdırlar ve sudan etkilenmezler. Yangına dayanıklı olamamakla beraber yavaş yanarlar (selülozikler hariç). Çoğunlukla 80 °C üzerinde yumuşarlar ve bu sınırın üzerinde kullanılmaya elverişli değildirler. Özgül ağırlıkları düşüktür. Polimerlerin ısıl ve elektriksel iletkenlikleri çok düşüktür, yalıtım malzemesi olarak kullanılmaya elverişlidirler. Plastiklerin Mukavemetleri ve elastisite modülleri düşüktür. 1.5. Genel Tanımlar ve Kavramlar Metalürji Metallerin ve diğer malzemelerin üretilmesi, işlenmesi ve insanlığın faydasına sunulmasını kapsayan bilim dalı ve mühendisliğidir. Mineral Yerkabuğunu teşkil eden ve doğal olarak belli bir kimyasal bileşime sahip homojen maddeler. Cevher Ekonomik şekilde üretime yarayan minerallere cevher adı verilir. Her cevher bir mineraldir ama her mineral bir cevher olamaz. Bileşik İki veya daha fazla atomun elektronlarının ilişkisi sonucu bir arada bulunmasına bileşik denir. Kimyasal olarak ayrılabilirler. Karışım İki veya daha fazla maddenin mekanik etkiye bir arada bulunmasına denir. Fiziksel olarak birbirinden ayrılabilirler. Özgül Ağırlık Birim hacimdeki bir cismin ağırlığıdır. Cismin Özgül Ağırlığı=Birim hacim içinde bulunan atomların sayısı x atomun ağırlığı Ergime ve Buharlaşma Katılarda kuvvetli bağlar, sıvılarda zayıf bağlar egemendir.

Plastiğin birleşimindeki temel element karbondur.

Katı halden sıvı hale geçmeye ergime, katı halden haz fazına geçmeye buharlaşma denir. Isıl (Termal) Genleşme Malzemelerin ısıl genleşmesi ergime sıcaklığı ile ters yönde değişir. • Ergime sıcaklığı yüksek malzemelerde bağ enerjisi daha büyüktür. • Termal genleşme ise daha düşüktür. Mukavemet Bir malzemeyi koparmak için birim alana uygulanan kuvvettir. Mukavemetin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetidir. Elastisite Modülü Bir malzemeden bir birim şekil değiştirme için uygulanacak gerilmedir.

• •

Katı halden sıvı hale geçerken kuvvetli bağlar koparlar. Sıvı halden katı hale geçerken zayıf bağlar koparlar.

Elektriksel İletkenlik Malzemelerde elektriksel iletkenlik, elektriksel alan etkisinde serbest elektron hareketleri ile sağlanır. Metallerde valans elektronlar serbest halde bulunduklarından kolaylıkla yüksek iletkenlik elde edilir. Isıl İletkenlik Isıl enerji, malzemelerde serbest elektron hareketi ve atomların ısıl titreşimleri iletilir. Optik Özellikler Metallerde ışık dalgası, serbest elektron bulutu tarafından yansıtıldığından geçemezler ve bu nedenle metaller saydam değildirler. Cisimlerde serbest elektron bulunmadığında ışık yansıtılmadığından kolayca geçebilir. Ancak içlerindeki katkı maddeleri ve içyapı kusurları saydamlığı azaltır, yarı saydam veya opak hale gelebilirler. 1.6. Malzemelerin İç Yapısı Malzemelerin özellikleri büyük ölçüde içyapılarına bağlıdır. İçyapıları atomlar arası bağ kuvvetleri etkisinde üç boyutlu uzayda dizilmeleri sonucu oluşurlar.

• •

Malzemenin elastisite modülü sıcaklıkla azalmaktadır. Malzemede serbest elektron yoksa iletken sayılmaz.

Atomlar arası bağlantıların oluşmasında ana etken elektron yapılarıdır. • Protonlar, pozitif yüklü Elektronlar negatif yüklü Nötronlar elektriksel bakımdan nötr taneciklerdir.

Maddenin en küçük yapı taşı olan atom, bir çekirdek ve etrafındaki elektronlardan meydana gelir. Çekirdek, proton ve nötronlardan oluşur.

Proton ve elektronların elektriksel yükleri birbirine eşit, fakat ters işaretlidir. Atomlar, proton ve elektron sayıları birbirine eşit olduğundan elektriksel bakımdan nötrdür. Bir atom çekirdeğini çevreleyen elektronlar, farklı enerji katlarında dönmektedirler. Malzemelerin özellikleri bağ türüne, bağ enerjisine ve atomların dizilişine büyük ölçüde bağlıdır. Atomlar arası bağ kuvveti atomları bir arada tutarak içyapıyı oluşturur ve bu uygulanan kuvvetlere karşı direnç gösterir (mukavemet), şekil değiştirmeyi ve kırılmayı önlemeye çalışırlar. Bağ kuvvetleri arttıkça malzemenin ergime sıcaklığı, elastisite modülü, mukavemeti artar ve ısıl genleşmesi düşük olur.

• •

1.6.2. Atomlar Arası Bağlar Atomlar, atomlar arası bağ kuvvetleri ile bir araya gelirler. Malzemenin en küçük yapı taşı olan atomları bağ kuvvetleri bir arada tutar. Atomların uzaydaki dizilişleri kristal ve amorf (düzensiz) yapı olmak üzere iki türlüdür. Metallerin tamamı, bazı seramikler ve plastikler kristal yapılıdır. Malzemelerin büyük bir kısmında atomlar rast gele dizilerek düzensiz amorf bir yapı oluştururlar. Gazlar, sıvılar ve katı olarak cam gibi maddeler amorf yapıya sahiptirler. • Kristal yapıda , atomlar üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilirler. • Atomların diziliş düzenine hacim kafesi denir. • Hacim kafesini meydana getiren basit geometrik şekillerle birim hücre denir. • Birim hücrelerde atomların bulunduğu mevkilere kafes noktaları denir. Bir kristal yapıda, bütün kafes noktaları özdeştir. • Birim hücrenin (kafesin) Şekil 1.3 kenar uzunluğuna kafes parametresi (a) adı verilir. • Şekil 1.4' de Yüzey Merkezli Kübik (Y.M.K), • Şekil 1.5' de Hacim Merkezli Kübik' li (H.M.K) • Şekil 1.6' da Hegzagonal Sıkı Paket (H.S.P) kristal kafeslerine ait birim hücreler görülmektedir.

Metalik Bağlar Metal atomlarını bir arada tutan kuvvete metalik bağ denir. Metalik bağ, metal atomlarının en dış kabuğundaki valans elektronların metal atomundan ayrılarak oluşturdukları elektron bulutunun, elektronlarını vererek pozitif iyon haline gelmiş atomları çevreleyerek, bir harç gibi atomları bir arada tutması ile ortaya çıkar. Örnek: Cr, Ni, Al.

en dış kabuğundaki elektronları 8'e tamamlamak isteyen ametaller yeni elektronlar alarak negatif iyon oluştururlar. As 1.3.6. Pozitif iyonlarla negatif iyonların birbirlerini kuvvetli bir çekim kuvveti ile çekerek meydana getirdiği bağa iyonik bağ. Kovalent bağlı malzemede molekül içinde kuvvetli bir bağ.İyonik Bağlar Metaller en dış kabuktaki valans elektronlarını vererek pozitif iyon. Polimer malzemede. moleküller arasında zayıf bağlı ve molekül yapılı bir malzemelerdir. Kovalent bağ. Van Der Walls Bağlar İkincil veya zayıf atomlar arası bağlar denen bu tür bağlar bütün cisimlerde bulunur. belli atomlar arasında olduğundan malzeme molekül (bir grup atomun oluşturduğu birim) yapısı gösterir. Kovalent Bağlar Molekül içerisinde kovalent bağlı olanlar. Örnek Si.6.4. Bu ortaklık. Bununla beraber bazı hallerde (lineer . Ga. metal ile ametalin oluşturduğu metal bileşiğine seramik malzeme adı verilir. Örnek: NaCl.2. Ge. Bu nedenle onların yanında ihmal edilirler. Enerjileri kuvvetli bağlarınkinin onda biri kadardır. ZnS 1. MgF2. ancak moleküller arası zayıf bir bağ oluşur. moleküller arası zayıf bağın etkisi ile aşağıdaki malzeme özellikleri ortaya çıkar. komşu atomlar arasında bir çift elektron ortaklığına dayanan bir bağdır. molekül içi kuvvetli.

Düzenli yapının en küçük hacimsel birimine birim hücre denir. Bütün metaller önemli sayıda seramikler ve bazı polimerler kristal yapıya sahiptirler. 2. Uzayda en genel halde bir eksen takımı seçilsin. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır.polimerlerde olduğu gibi) atomlar veya moleküller arası ilişkiyi sağlayan tek etken olabilirler. Kristal Türleri En küçük düzenli yapı birimi olan birim hücre basit bir geometrik biçime sahiptir ve uzayı düzlemlerle eşit hacimlere bölerek elde edilir. • • Metallerin büyük bir çoğunluğu kübik kristal yapıya. bu eksenlerin aralarındaki açılar α. Bu durumda kutuplaşma iki şekilde oluşur. Düzenli diziliş atomlar düzeyinde olduğundan pek az cisimlerde dış görünüşü etkilerler.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. Van der Walls bağlar "elektriksel kutuplaşma" (dipol) sonucu doğar. Örnek: inert gazlar ve organikler. Geometri kuralları yardımı ile uzayın 7 farklı biçimde eşit hacimlere bölünebileceği kolayca gösterilebilir. Düzenli diziliş tekrarlı karaktere sahiptir. Geçici Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. Birim hücre olarak adlandırılan bir prizmanın açılarına ve kenarlarına özel değerler verilerek aşağıdaki Tablo 2. Şekil 2. γ olsun ve uzay bu eksenler boyunca eşit aralıklı paralel düzlemler geçirerek eşit hacimlere ayrılsın. .1' de verilen 7 kristal türünün birim hücreleri elde edilir. Sürekli Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. Bir kristal yapıyı tanımak için birim hücresini bilmek yeterlidir. Bu durumda cismin davranışını bu tür zayıf bağlar belirler. yalnız Zn ve Mg hegzagonal kristal yapıya sahiptir. Birim hücre toplam kristalin bütün geometrik özeliklerine sahiptir. Şekil 1. Çeliğin içinde Fe3C ortorombik. bunları yan yana dizerek yapının tamamı elde edilir.1. ısıl işlemle oluşan martenzit fazı tetragonal yapıya sahiptir. kuartz kristali ve tuz kristali gibi). ß. Sıvı halde düzensiz biçimde dağılan atomlar katılaşırken belirli bir düzene göre dizilirler.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. BÖLÜM 2 KRİSTAL YAPILAR VE KUSURLAR Giriş: Kristal Yapılar Atomların üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilmeleri sonucu oluşan yapıya kristal yapı denir. Herhangi bir doğrultu boyunca gidildiği zaman atomlar arası uzaklık ve atomların çevreleri birbirlerine özdeştir. Şekil 1. • Gerçekten doğada 7 kristal türü veya kristal sistemi vardır. (kar taneleri. y ekseni boyunca b ve z ekseni boyunca c aralıkları ile geçirilen düzlemlerin ayırdığı eşit hacimlerden birisi eğik genel prizma şeklindedir.1' de görüldüğü gibi x ekseni boyunca a.

a ve 2. Buna doluluk oranı denir. 2.2.2. • Basit kübik • Hacim merkezli kübik • Yüzey merkezli kübik kafes oluşturulabilir. Kafes Yapıları Atomların kristal sistemlerindeki diziliş biçimi kafes yapıyı oluşturur. Bir köşede bir birim hücreye ancak 1/8' lik bir dilim düşer. sınırlama yoktur ve nispeten yoğun paketlenme ve dizilim vardır ve 3 ayrı basit kafes yapısında oluşurlar Burada yalnız kübik kafes yapılar ayrıntılı olarak ele alınacaktır.2. Kübik Kafes Yapılar: Geometrik yönden kübik kristale atomlar üç ayrı biçimde dizilebilir. Buna göre (HMK) nın ortamsal dolgu faktörü.1.2. ancak kararsız bir diziliş türü olduğundan doğada buna sahip bir cisim yoktur. Metallerin çoğunluğu yüzey merkezli ve bir kısmı da hacim merkezli kübik kafese sahiptirler. Kütledeki toplam boşluk hacmi görünen hacme bölünürse boşluk oranı (porozite oranı) elde edilir. • 14 tür kafes yapı olasılığı vardır. • Birim hücrenin boyutlarına kafes sabiti veya birim boyutu denir.2. Belirli bir kristal türüne atomları birden fazla biçimde dizme imkânı vardır. Bu faktör atomların dolu küreler olduğu varsayılarak bulunan birim hücredeki atomların toplam hacmini birim hücre hacmine bölerek elde edilir. Metalik kristal yapılar atomlar arası bağlar yöne bağlı değildir. Tanelerden oluşan bir kütlede dolgu faktörünü bulmak için tanelerin toplam hacmi kapladıkları görünen dış hacme bölünür. . Hacim Merkezli Kübik Kafes (HMK) Küpün her köşesinde birer atom ve merkezinde de bir atom bulunur ve köşe atomları merkez atoma teğettir. Küpün merkezinde bulunan bir atomla birlikte birim hücredeki toplam atom sayısı 2 olur. Basit kübik kafeste küpün her köşesinde bir atom vardır. • • Atomların diziliş sıklığını ifade etmek için atomik dolgu faktörü (ADF) kullanılır. Gerçekte her köşedeki atom 8 komşu birim hücre arasında paylaşılmaktadır. Atomun yarıçapı R olduğuna göre Şekil 2. Bu durumda köşe atomlarının toplamı 8 X 1/8 = 1 ‘dir.b' de birim hücrenin kenarı a 'nın R cinsinden ifadesi verilmiştir.

5' de verilmiştir.2. Metaller çoğunlukla (YMK)' e sahiptir (Cu. Böylece her hücrede 4 atom bulunmuş olur.2.1. Köşelerde 12X1/6 = 2. Basit hegzagonal kafeste birim hücre içinde atom yoktur. • • Birim hücre kenarı: (aYMK)NaCl= (RNa+RCl) Birim hücre içinde 4 Na ve 4 Cl iyonu vardır. (ADF) hesaplanırsa 0.4' te NaCl' in hücresi görülmektedir.3 de görüldüğü gibi a=4R/√2 dir. Fakat (HSD) ile aynı olup aralarındaki tek fark Hegzagonal kafes her 2 düzlemde bir tekrar ederken (YMK) yapı her 3 düzlemde bir tekrar eder. Hegzagonal Kristaller Hegzagonal sık düzen kafesinin (HSD) birim hücresindeki atomların diziliş Şekil 2. (ADF) düşük olup bu tür kafese sahip eleman mevcut değildir. Al gibi). (YMK) ‘nin atomik dolgu (paketleme) faktörü.6333 tür. birim hücredeki atomların toplam ağırlığı (A). alt ve üst tabanda 2X1/2 = 1 ve içinde de 3 olmak üzere toplam 6 atom vardır. . Bu tür yapıda her köşedeki atom 8 ayrı hücre tarafından paylaşılır. Gerçekte (HMK) de koordinasyon sayısı 8.2. (YMK)de ise 12 dir. Bu şekilden kolayca görülebilir. Yüzeylerdeki atomlar ise 2 ayrı hücre ile paylaşılırlar. Birim hücrenin kenarı Şekil 2.2. İyonsal bileşikler de (YMK) türü kafes sistemine sahiptir. (YMK) 'nin (ADF)'ü (HMK)' dekinden daha büyüktür.74 elde edilir ki bu (YMK) nin kine eşittir. Yüzey Merkezli Kübik Kafes (YMK) Köşelerdeki ve yüzeylerin merkezindeki atomlar diyagonal boyunca birbirleriyle temas halindedirler. Şekil 2. Birim hücrede biri köşelerde. birim hücre hacmi (V) ve Avogadro sayısı (NA) bölerek elde edilir. Buradan görüldüğü gibi (YMK) de atomlar daha sık dizilmişlerdir. Yüzey merkezlerindeki atomların yarısı göz önüne alınan birim hücreye. Kristal yapılı cisimlerin özgül ağırlığını hesaplamak çok kolaydır. alt ve üstünde de üçer almak üzere 12 komşusu vardır. yarısı da komşu birim hücreye ait olduğuna göre yüzeylerdeki toplam atom sayısı 6x1/2=3 tür. Gerçekte her ikisinde de KS = 12' dir. atom sayısı =12 Yüzey merkezli kübik kafeste birim hücrenin köşelerinde birer ve yüzeylerin merkezinde de birer atom vardır. 2. üçü yüzey merkezlerinde olmak üzere toplam 4 atom vardır. Taban merkezindeki atomun aynı düzlemde 6. Koordinasyon numarası: Biri biriyle temas halinde olan en yakın komşu Metallerde ADF serbest elektronların sayısını azami halde tutmak için oldukça büyüktür. Kusursuz bir kristalin yoğunluğu (teorik yoğunluk) birim hücredeki atomların sayısı (n). Bu şekilde bulunan özgül ağırlığın deneysel değerlere çok yakın oluşu diziliş modelinin gerçeğe uygunluğunun iyi bir kanıtıdır.2. c/a = 1.

Kristal Doğrultuları (Yönleri) Kristallerin birçok özeliği kristal doğrultusuna bağlı olarak değişir.6). bundan dolayı buna kafes yapı denir. buna ANİZOTROPİ denir. Örneğin (0. Değişik doğrultularda ve değişik düzlemlerde farklı atomsal diziliş görülür. Bu doğrultu vektörünün eksenler üzerindeki izdüşümleri kafes sabiti cinsinden ifade edilerek en küçük tam sayılar dizisi elde edilir. Özellikle endüstride çeliklere uygulanan ısıl işlemler demirde 910°C da oluşan polimorfik dönüşme olayına dayanmaktadır. Kristallerin özellikleri incelenirken bunları geometrik yönden belirlemek gerekir. 910 °C üstünde (YMK).3. diğerleri üzerinde sıfırdır.2.2. Demir oda sıcaklığında (HMK). Polimorfizm (Allotropizm) • • Bunun en ilginç örneği demirdir. 1400 °C in üstünde de (HMK) kristallidir (Şekil 2. Bu doğrulara paralel olup orijinden başlayan ve bir sonraki birim hücre köşesinde sona eren doğrultu vektöründen yararlanılır. [hkl] ile gösterilen bu tam sayılar dizisi o doğrultunun Miller Endisleri’dir.• Çeşitli türde kusur içeren gerçek kristalin deneyle bulunan yoğunluğu. Bu amaçla aşağıda sözü edilecek Miller Endisleri kullanılır • • Malzeme özelliklerinin düzlemlere ve doğrultulara göre değişmesine ANİZOTROPİ denir. Kristal doğrultularını belirlemek için Miller Endisleri Kullanılır. Ayrıca simetriklik nedeni ile bazı doğrultular ve düzlemler birbirleri ile eşdeğerdirler.2. Bu nedenle özelikler düzlemlere ve doğrultulara göre değişir. (Şekil 2. 2. 2.7) . Kafes yapıda herhangi bir doğrultuya paralel sonsuz sayıda doğru vardır. Kristal Geometrisi Kristallerde atomların merkezlerini birleştiren doğrular uzatılacak olursa uzayda /kafes görünümünde bir yapı elde edilir. Aynı bileşimde iki molekül değişik atomsal dizilişe sahipse bunlara izomer denir.4. teorik yoğunluktan biraz küçüktür 2. Benzer şekilde aynı kimyasal bileşime sahip değişik kristal yapılı cisimlere polimorflar ve bu özelliğe de polimorfizm denir.x) doğrultusunun (1) doğrultu vektörünün bu eksen üzerindeki bileşeni a. Doğrultuları belirtmek için Miller Endisleri kullanılır.

Birim hücrenin üst yüzeyinin ortasından geçen (4) doğrultu vektörünün bileşenleri a. {111} eşdeğer düzlemler ailesinde 6. Uygulamada b cm olarak verilir ve doğrusal atom yoğunluğu (atom sayısı/cm) ile belirtilir. Bu sıklık birim boydaki atom sayısı ile belirtilir ve buna doğrusal atom yoğunluğu denir. Atomların diziliş sıklığı özeliklere etkir. [0Î0| ve [001] da bu aileye ait görünüyorsa da bunlar ilk üç doğrultunun özdeşleridir. bu doğrultulara eşdeğer doğrultular denir. Doğrusal Atom Yoğunluğu Atomlar arası tekrarlı uzaklık doğrultuya bağlı olarak değişir. a cinsinden 1. yani doğrultular aynı. Eğer doğrultu vektörü eksi bölgede bileşen verirse (-) sayısı endisin üstüne konur. 0. . 2a Miller endisleri [112] dir. fakat yönleri farklıdır. a. Bazı hesaplarda iki doğrultu arasındaki açıya gerek vardır. <111> aile sinde ise 4 farklı doğrultu ve 8 değişik yön bulunduğu kolaylıkla görülebilir. Bunları ayrıca belirtmeye gerek yoktur. 0 dır. Atomsal diziliş yönünden aynı olmakla beraber vektörel işlemlerde yön önemli olduğundan doğrultuların işaretlerine dikkat etmek gerekir.a. [100]. 0 Miller endisleri de [1I0 ] olur. Bu bileşenler kafes sabitine bölünür.Şekil 2. Ayrıca(I 00). Hacim köşegeni doğrultusuna aynı yöntem uygulanırsa bu doğrultunun Miller İndisi' nin [111] olduğu kolayca görülür. Örneğin kübik kafeste <100> eşdeğer doğrultu ailesinin üyeleri [Î00]. [h1k1l1] ile [h2k2l2] doğrultusu arasındaki α açısının kosinüsü: 2. 0 boyutsuz sayıları köşeli parantez içine konarak o doğrultunun Miller endisleri [100] elde edilir. örneğin [100] ile [Î00] ayni doğrultuyu gösterirler. Eşdeğer düzlemler ailesi (hkl) ile gösterilir. [010] ve [00Î] dir. a cinsinden boyutsuz hale getirilirse Miller Endisleri [110] olur. (0 I 0) ve (00 I) düzlemleri de bu aileye aittir.7: Kristal doğrultularının Miller Endisleri ve düzlemleri. Simetrik kristallerde eşdeğer düzlemler ailesi vardır. (100) düzlemi (100) düzleminin özdeşidir. <111> eş değer doğrultu ailesinde 6 farklı doğrultu ve 12 değişik yön. örneğin (5) doğrultusunun doğrultu vektörü bileşenleri a. Özellikle yüksek simetrikliğe sahip kübik sistemlerde önemli sayıda eşdeğer sistemler bulunur. (010) ve (001) dir. Kafes yapı simetriklik özeliğine sahip olursa bazı farklı doğrultularda atomsal diziliş aynıdır. a. {111} ailesinde ise 4 üye bulunduğu kolayca görülebilir. . bulunan 1. Taban köşegeni (2)' nin doğrultu vektörünün bileşenleri a. Atomlar arası uzaklık b' ye Burger vektörü de denilir. fakat yönleri zıttır. Bir kafes yapıda eşdeğer doğrultuların tümü bir eşdeğer doğrultular ailesi oluştururlar ve bu ailelerin Miller Endisleri <hkl> ile gösterilir. -1. örneğin bir kübik kristalde {100} eşdeğer düzlemler ailesinin üyeleri: (100). 0 dır.5. birim öteleme ile birbirlerine çakışırlar.

2a ve a mesafelerinde kesmektedir. 2.Atomların diziliş sıklığı düzlemden düzleme değişir ve buda özellikleri önemli derece de etkiler. Kristal Düzlemleri Kristallerde atomlar düzlemler boyunca dizilirler.9). Sonra bu sayıların tersleri alınır. Bu doğru kesitleri kafes sabiti a' ya göre boyutsuz hale getirilir: 1. Belirli bir alan içindeki atomların tam kesitlerinin kesirleri toplanıp alana bölünerek düzlemsel atom yoğunluğu bulunur.8' de verilen düzlem eksenlerini orijinden başlayarak a. z) de ayırdığı doğru parçaları nın uzunluğu: (a. Bu düzlemin (x. Şekil 2. 1/1. Bu düzlemin içindeki toplam atom sayısı: 4X 1/4 =1 Düzlemsel atom yoğunluğu: δ (100) = 1(atom)/a2(cm2) Bir kristal düzlemi ile o düzlemin normali aynı Miller Endislerine sahiptir. Bunlar bu düzlemin Miller Endisleri olup tırnak işareti içinde virgül koymadan verilir: (212). Uzayda bir düzlem eksen takımı üzerindeki arakesit noktaları İle belirtilir. Atomların diziliş biçimi ve diziliş sıklığı üzerlerinde bulundukları düzlemlere.l1) düzleminin normali |h1.k1. ∞ ve ∞ ). Örneğin. 2.1/2.9 da (yz) düzlemi yeri ne buna paralel (1) no lu düzlem alınır. Kafes yapıdaki bir düzlemi belirtmek için (h k l) şeklinde tam sayılardan oluşan Miller Endisleri kullanılır. Bu şekilde verilen bir düzlemin Miller Endisleri aşağıdaki yöntemle saptanır. Örneğin. Şekil 2. (111) düzlemininki ise [111] doğrultusudur. Şekil 2. Gerçekte kafes yapıda birbirine paralel sonsuz sayıda düzlem vardır. a ya göre boyutsuzlaştırılırsa: . Göz önüne alınan düzlem orijinden geçiyorsa eksen üzerinde ayırdığı doğru parçaları sıfır olduğundan dik doğar.k1. Bunları seçilen bir eksen takımındaki ilk birim hücre ile temsil etmek mümkündür. 1/1 Bu sayılar uygun bir ortak çarpanla çarpılarak en küçük tam sayılar grubu elde edilir: 2 X (1. Kristal düzlemleri üzerindeki diziliş sıklığı birim alandaki atom sayısı olarak tanımlanır ve buna düzlemsel atom yoğunluğu denir: Birim hücre içindeki düzlemlerle ilgili hesap yapılırken yalnız merkezleri düzlem üzerinde olan atomlar göz önüne alınır.10' da görülen (100) düzleminin köşelerinde 1/4 atom dilimi vardır.6. (100) düzleminin normali |100| doğrultusu. 1/2. Bir kübik kafesteki bazı ana kristal düzlemlerinin Miller Endislerini bulalım (Şekil 2. (h1. bir (HMK) kristalinin (100) düzlemindeki atomsal yoğunluk aşağıdaki şekilde hesaplanır: Atom yarıçapı R olduğuna göre birim hücre nin kenarı: a = 4R / √3. Kristal geometrisinde genellikle atom merkezlerinden ve orta noktalardan geçen düzlemler ilginçtir. 2.l1| doğrultusudur. 1.1) = 2. 1. Bu nedenle uygulamada bir sonraki düzlem referans düzlemi olarak alınır. özellikler de doğal olarak kristal düzlemlerine bağlı olarak değişir. y.

-1 ve 0)' dır. bazı atomlar yerinden kaymış ve bazı kristal düzlemleri yarım olabilir. boyutu ve miktarı toplam kütleye göre çok azda olsa özelikleri büyük ölçüde etkirler.2. ∞ ) Bunun Miller Endislerinin (110) olacağı kolayca görülür. Örneğin 1010 atomdan bir tanesi dahi yer değiştirmişse bazı özeliklerde belirgin değişiklik olabilir (iletkenlik gibi). Noktasal Kusurlar Şekil 2. Bu tür kusur (özellikle metallere plastik şekil değiştirme (süneklik) yeteneği sağlar ve bu yetenek büyük ölçüde bunların varlığına bağlıdır. . Kenar dislokasyonu kristal içinde oluşan eksik bir düzlemin kenarı biçimindedir. Diğer sonuncu kusur iki boyutlu olup kristallerin yüzeylerinde ve çok kristalli yapılarda kristal bireyleri (tane) arasındaki sınırlarda oluşur. • Kristaldeki kusur boydan boya çizgi halinde uzanıyorsa bu türe DISLOKASYON denir. (3')' nin eksenler üzerinde ayırdığı doğruların boyu: a. Birim hücre içindeki (3) düzleminin Miller indisleri bulunmak istenirse orijinden geçmenin verdiği belirsizlik ile buna özdeş olan soldaki (3) düzlemi alınır. Boş kafes köşesinin varlığı mekanik özelikleri etkilemez fakat atomsal yayınımı kolaylaştırır. 2. bazı kafes köşeleri boş (eksik atom). Bu yapılırken genellikle küp veya prizma şeklinde tek kristaller ele alındı ve kristal içinde bütün kafes köşelerinin aynı tür atomlar (arı metal) tarafından doldurulduğu.12 de görülen eksik atom nedeni ile doğan boş kafes köşesidir ve ϑ simgesi ile belirtilir. Metallerin plastik şekil değiştirmesi. Gerçekte kusursuz kristal yoktur. -a ve ∞ dur. • Kusur birkaç eksik veya yer değiştirmiş atomdan oluşursa noktasal kusur denir • Eğer kusur kristalde boydan boya bir çizgi boyunca uzanıyorsa buna çizgisel kusur (dislokasyon) denir. Kristal Yapı Kusurları Şu ana kadar kusursuz kristallerin yapısı tanıtıldı. Tam sayı olduklarından çarpana gerek yoktur.0 ve 0 olur.7. Diğer bir bölümde yabancı atomların (alaşım elementleri) ve gerçek malzemelerin (katı ergiyik) oluşturduğu iç yapı değişiklikleri ele alınacaktır. Yukarıda sözü edilen tüm etkenler ve çok kristalli cisimlerde sınır bölgeleri kütlenin düzenli yapısını bozar ve kusurlu hale getirirler. Diğer yandan eğer sayıları çok artarsa aralarındaki girişim nedeni ile metallerin mukavemetini yükseltirler. 2. Çizgisel Kusurlar (Dislokasyonlar) Kristallerde en çok rastlanan çizgisel kusur türü dislokasyonlardır. gerçekte (3)'ün birim ötelenmesi (3')' ü verir. bütün kristal düzlemlerinin ve doğrultularının kristal boyunca uzandığı varsayıldı.-1 ve ∞) bulunur. Vida dislokasyonu ise kristalde kısmen kaymış bir bölgenin sınır çizgisi olarak belirir. Bunlar ya katılaşma suresinde veya yüksek sıcaklıkta aşırı ısıl titreşimler etkisinde oluşurlar.1. a.(1.7. Tersleri (1. ∞ ve ∞ ) elde edilir. Bunlardan başka cisim tek yerine çok kristalli oluşabilir. a cinsinden boyutsuzlaştırılırsa: (1. O halde (1) düzlemi nin Miller endisleri: (100). çizgisel ve yüzeysel olmak üzere üç türe ayrılırlar. Bu kusurların biçimi. Kristallerin içinde değişik boyutlu yabancı atomlar bulunabilir. Bu bölümde yalnız arı kristallerdeki kusurlar ele alınacak ve bunların yapısı tanıtılacaktır. İyonsal cisimlerde zıt işaretli iyon çifti eksikliği (Schottky kusuru) veya yer değiştirmiş iyon (Frenkel kusuru) biçiminde de olabilirler.7. Malzemelerin gerçek davranışını açıklayabilmek için bu kusurları yakından tanımak gerekir. • Kristal kusurları noktasal. 2. Bunlar da kenar ve vida dislokasyonu olmak üzere iki türlüdür. mukavemeti ve İletkenlikleri büyük ölçüde kristal yapı kusurlarına bağlıdır. Sonuç olarak (3) düzleminin Miller Endisleri: (1 I 0). Bunların tersleri 1. (2) düzleminde ara kesitler: (a.

İçerideki atomlar komşu atomlarla tamamen kuşatılmış olup düşük enerji konumundadırlar. Bu şekilde dağlanmış bir metal parçası yüzeyine metal mikroskobu ile bakıldığı zaman tane sınırları ağ şeklinde görülür (Şekil 2. Kristal yapıların iki boyutlu kusur türlerinden bir diğeri de çok kristalli yapıda kristal bireyleri (tane) arasında kalan sınır bölgesidir (tane sınırı).8. birbirlerine değdikleri yerlerde büyümeleri durur ve sonunda bütün kütleyi doldururlar. plastiklerin çoğunluğu ve çok aşırı hızla soğumuş bazı metallerde kristallerin tersine atomlar rasgele düzensiz bir biçimde dağılmışlardır. Yüzeye atom eklenirse bir miktar enerji açığa çıkar. 2. Bu özelikten yararlanılarak gerektiği zaman iç yapının mikro yapı fotoğrafı çekilebilir. Tane sınırlarında düzensizlik nedeni ile koordinasyon sayısı düşük olur.17 ve Şekil 2. Bir sıvı damlasının küresel bir biçim alarak daha düşük enerji seviyesine dolayısıyla daha kararlı bir yapıya sahip olma eğilimi yüzey enerjisinin varlığı için belirgin bir kanıttır.16. Metallerin iç yapılarını incelemek için yüzeyleri parlatılır. Katılaşma süresinde atomlar birbirlerine göre düzenli bir şekilde dizilerek kristal yapıyı oluştururlar. Sıvılar Sıvılarda atomlar veya moleküller arası bağlar zayıf olup kendi ağırlıkları etkisinde akarlar ve içinde bulundukları kabın şeklini alırlar. Yüzey enerjisi atomlar arası enerjisi ile ilgilidir. • Bu şekilde metallerin iç yapısını inceleyen bilim dalına metalografi denir. Ayıraç yüksek enerjili tane sınırlarından atomları daha kolay eriterek uzaklaştırır. böylece tane sınırları boyunca dağlama çukurları oluşur. bu nedenle de enerjileri daha yüksektir (Şekil 2. eğer yüzeyden atom koparılmak istenirse bir miktar enerji vermek gerekir. Amorf Yapılar Ve Camlar • Bütün gazlar ve sıvılar. Yüzeydeki bu fazla enerjiye yüzey enerjisi denir. 3. Katılaşma ilerledikçe bu kristaller büyürler. Tane Sınırları Sıvı metallerde atomlar arası bağlar zayıftır. hareket yetenekleri yüksektir ve düzensiz bir dizilişe sahiptirler. Kristal bireyleri arasında kalan atomlar komşu tanelerle uyum sağlayamazlar ve düzensiz bir bölge (amorf) oluştururlar. Tane sınırlarının yüksek enerjiye sahip olmaları uygulamada önemli yararlar sağlar. Taneler daha az etkilendiğinden yüzeyleri düzgünlüğünü korur.1. Tane sınırı denen bu bölgenin kalınlığı yaklaşık olarak 2-3 atomlar arası uzaklık kadardır.3.15). Atomların seyrek dizilmeleri sonucu tane sınırları yüksek enerjiye sahip olurlar.1.1. 2. Her amorf fazda yarı düzenli bir yapı ve kimyasal bileşim farklılıkları bulunabilir. Bölüm 3-AMORF YAPILAR VE CAMLAR 3. Yüzey atomlarının ise bir yanlarında komşu atomlar yoktur ve tarafından daha büyük bir kuvvetle çekilirler. .2. Uygulamalarda kullanılan malzemelerin önemli bir bölümü atomların düzensiz dizilişi sonucu oluşan amorf yapıya sahiptir. Küçük kristal çekirdekleri aynı anda birçok noktada doğmaya başlarlar. sonra uygun bir kimyasal ayıraçla dağlanır. kütle bağ • Atomların seyrek ve düzensiz dizilmeleri sonucu oluşan yüksek enerjiye sahip bölgelere “tane sınırı” denir. örneğin taneler içinde 12 iken tane sınırında 10-11 kadardır. Yüzeysel Kusurlar ve Tane Sınırları Bir cismin yüzeyinde bulunan atomlar enerji yönünden içeridekilerden farklıdır.18).7.

sıcaklık yeter düzeyde ise bazı atomlar bulundukları denge konumundan başka bir denge konumuna geçebilir (atomsal yayınım veya difüzyon). düzenli yapı düzensiz olur. Genel olarak kristal yapılı cisimlerde atomlar belirli konumları almak zorunda olduklarından ergiyik oluşturma yetenekleri sınırlıdır. Ergime için gerekli ısı ile ergime sıcaklığı arasında aynı yönde bir ilişki vardır. Amorf yapılı cisimlerde ise atomlar düzensiz dizildiklerinden karışım daha kolay olur ve aynı anda bulunan fazların sayısı oldukça azdır. dolayısıyla özelikleri değiştirmesi doğaldır. Bölüm 4-KATI ERGİYİKLER VE ALAŞIMLAR 4. Bu nedenle sıvıların özgül ağırlığı katı hale göre biraz düşüktür (su hariç).3. . 3. Ancak genellikle bunların mekanik özelikleri düşük olur. Diğer bir deyimle. Her faz atomların homojen ve kendine özel olarak dizilmeleri sonucu oluşan belirli bir yapıya sahiptir. Bu şekilde birden fazla tür faz içeren sistemlere çok fazlı sistemler denir. 3. Bir cisim sıvı halden katı hale geçerken faz dönüşümü oluşur. Bu karışımda su ve buz kimyasal yönden aynı olduğu halde yapılan ve özelikleri tamamen değişiktir. Noktasal kusurların sayısı artan sıcaklıkla büyür. Fazlar Bir malzemede iç yapı yönünden farklı ve homojen olan kısımlarına faz denir.2. Böyle karışımlara sıvı ergiyik denir. Ergime noktasına gelince belirli bir enerji (ergime ısısı) yutarak atomlar arası bağ kopar ve sıvı hale geçer. fakat farklı yapıları dolayısıyla fiziksel özellikleri farklıdır. bu yapıdaki her tane birbirine özdeştir. Katı ergiyikte bir temel elementin (eriten) kafes yapısında yabancı atomlar (eriyen veya alaşım elementi) homojen olarak dağılmış durumda bulunurlar ve kafes yapısını değiştirmezler.• Katı halde kristal yapıya sahip bir metal ısıtılırsa atomların ısıl titreşimleri artar. örnek olarak su ve buz karışımı gösterilebilir.4). Sıvı haldeki düzensiz yapısını aynen koruyarak katılaşan cisimlere genellikle camlar denir Cama aşırı soğumuş sıvı da denir. Sertlik ve mukavemetlerini arttırmak amacı ile başka elemanlar katılır. Bakırın içine çinko katarak elde edilen pirinç alaşımının sertliği ve mukavemeti daha yüksektir. Farklı bileşimde olan cisimler sıvı halde kolayca birbirleri içinde atomlar veya moleküller mertebesinde karışarak ergiyik meydana getirir. Aynı tür karışım katı halde de varlığını korursa katı ergiyik elde edilir. kafes yapıda yabancı atom içeren cisimlere katı ergiyik denir. Arı bir A metali katılaşınca çok kristalli (polikristalin) bir yapı oluşur. • Endüstride metalleri birbirleri ile karıştırarak alaşım üretme işlemi sıvı halde yapılır. Katı ergiyikte A metalinin kafesinde B metalinin atomları homojen olarak dağılmış durumda bulunur. yalnız kristal doğrultuları rasgele dağılmıştır. Bir malzeme içinde mevcut değişik tür kimyasal bileşimi olur veya olmayabilir. koordinasyon sayısı (KS) azalır mesela (YMK) kristalinde KS 12' den 10 veya 11' e düşer. ancak çok yumuşak ve düşük mukavemetlidir. örneğin arı bakırın elektriksel iletkenliği yüksektir bu nedenle iletken tel üretimine elverişlidir. A metaline sıvı halde B metali katılarak elde edilen ergiyik katılaşmadan sonrada karışımını korursa tek fazlı bir ergiyik oluşur. Katı Ergiyikler Arı (saf) metaller bazı üstün özellikleri nedeni ile endüstride kullanılırlar. Camlar • • Atomlar birbirlerine bağlı fakat düzensiz yapılar oluştururlar. A metalinin B atomlarını ergitme yeteneği sınırlı ise ve B atomlarının miktarı bu sınırın üstünde ise katılaşma süresinde B atomlarının fazlası ikinci bir faz halinde ayrışır (Şekil 3.* Yabancı atomların boyutu ana atomların boyutundan farklı olduğundan ya kafesi biraz genişletir veya biraz daraltırlar dolayısıyla çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. • • • • Birden fazla tür elementin atomları sıvı halde kolaylıkla karışarak homojen bir yapı oluşturabilirler. bu nedenle bu tür cisimlerde faz sayısı yüksek olur.1. ikinci faza da β fazı denir. Bu şekilde ana metalin kafes yapısına sokulan bu tür kusurların sistemin enerjisini. Örneğin bakır-çinko sisteminde bileşime bağlı olarak katı halde 5 değişik faz oluşabilir. Birinci faza α. Katılaşan sıvının camsı veya kristalli yapıya dönüşmesi olayını hacmin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin şekline bakarak açıklamak mümkündür.

• Stoikiometrik bileşime sahip FeO de toplam atomların yarısı\ (a/o 50) Fe2+ diğer yarısı da O2-(a/o 50). Bileşiklerde Katı Eriyik Oluşumu Yer alan katı eriyiği metallerde olduğu gibi iyonsal bileşiklerde de oluşabilir.iyonlarının miktarı örneğin a/o 51-53 civarında ise gerisi demir iyonlarıdır. bu nedenle Fe<1 O şeklinde gösterilir. H2O da 0 1/3 (a/o 33 . . Örneğin MgO deki bir kısım Mg2+ iyonlarının yerini Fe2+ iyonları alabilir. • 4. Bu bileşiklerde farklı işaretli iyonların sayısı tam sayılı sabit bir orantı oluşturmaz. • Genel olarak metaller birbirlerini sınırlı oranda ergitebilirler. Bir iyonsal bileşikteki bir iyon iyonsal değeri aynı ve boyutları birbirine yakın başka bir tür iyonla yer değiştirebilir. Birden fazla element içeren malzeme sistemlerinde fazların türü ve fazların dönüşümü sıcaklığa ve bileşime bağlı olarak değişir. İyonsal bir cisimde kararlılığın gereği olan net elektriksel yükün sıfır olması koşulu burada şu şekilde sağlanır: 3 adet Fe2+ İyonu 2 adet Fe3+ iyonu ile yer değiştirir ve bir adet boş kafes köşesi oluşur. Bu durumda O2. A metalinin atomsal ağırlığı PA . Stoikiometrik olmayan demir oksitin yapısı oluşurken aşağıdaki bağıntı sağlanarak elektriksel yük dengesi korunur. Bileşiklerin büyük bir çoğunluğunda bileşiği oluşturan elemanların atomları tam sayılı sabit bir orantıya sahiptirler. Bu ikinci fazda bir kısım ana faz atomlarını içeren değişik kafes yapılı bir katı ergiyik sistemi olabilir. Bu sayılar aynı zamanda ağırlık yüzdelerini verir.2.1/3) gibi. Ancak bazı özel hallerde bu bileşiğin kristal kafesinde bazı demir atomları eksik olabilir. Ağırlık yüzdesinden (%) atomsal yüzdeye (a/o) geçiş basit bir işlemle yapılabilir. • Alaşım elementinin miktarı ergime sınırının üzerinde ise katılaşma ve soğuma süresinde fazla olan atomlar ana fazın yanında bir ikinci faz (intermetalikler) oluştururlar. B ninki PB olsun. Diğer taraftan Ca2+ iyonunun yarıçapı oldukça büyük olduğundan Mg2+ iyonlarının yerini alamaz. Hesaplarda kolaylık sağlamak için 100 gr alaşım göz önüne alınır. Bu tür bileşiğe stoikiometrik olmayan bileşikler denir.4'te gösterilmiştir. B1 gr B metali bulunsun. 100 gr alaşımda A1 gr A. bu değişim faz diyagramları yardımı ile gösterilir. 4. Burada Fe iyonlarının sayısı O iyonlarının sayısından daha azdır. Ancak atomların kafes yapıyı dolduran parçacıklar olduğu düşünülürse miktarlarını atomsal yüzde olarak belirtmek fiziksel yönden daha anlamlı olur. 3Fe2+ > 2Fe3+ + ϒ Atomları belirli sabit bir oranda olan bileşiklere stoikiometrik bileşikler denir.Yabancı atomların kafes yapıda bulunuş biçimine göre katı ergiyikler iki türe ayrılır: • • Yer alan katı ergiyikleri Arayer katı ergiyikleri Atom yarıçapları yakın ve elektron yapıları benzer olan elementler kafes yapıda birbirlerinin yerini kolaylıkla alarak yer alan katı ergiyiğini oluştururlar • Küçük atomlar kafes yapıdaki atomlar arası boşluğa yerleşerek arayer katı eriyiği oluşturabilirler. Alaşımların Bileşimi Uygulamada alaşımlar üretilirken kullanılacak metallerin miktarı tartarak ağırlık cinsinden ölçülür ve oluşan alaşımın bileşimi ağırlık yüzdesi olarak belirtilir. Buna örnek olarak kusurlu demir oksitin yapısı Şekil 4. MgO te 1/1 (a/o 50).3.

kinetik enerjileri ise maksimumdur. tabakalı yapıya sahip grafitte kolaylıkla gözlenebilir. • • • Bu gerçek.  İkincisi ise yine aynı etki ile bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketleridir.1.Bölüm 5-DİFÜZYON VE UYGULAMALARI 5. çökelme. Atom Hareketleri Malzemelerde üretim ve uygulama sırasında görülen katılaşma. 5. tane büyümesi gibi olaylarla kaynak. Atomlarda Titreşimler Mutlak sıfır sıcaklığında (0 K veya -273 °C) atomlar statik haldedir ve potansiyel enerjileri minimumdur.1. galvanizasyon gibi işlemler büyük ölçüde atomların kütle içinde hareketlerine bağlıdır. Titreşimin uç noktalarında ise kinetik enerjileri sıfır (hareket yönü değişir). Şekil 1.  Birincisi ısıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleri.1. Atomlar arası bağ enerjisi çukurunun simetrik olmaması nedeni ile atomlar arası ortalama uzaklık artar ve buna termal genleşme denir. . Bu sonuncuya atomsal yayınım veya difüzyon denir. • • Isıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleriyle bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketlerine difüzyon denir. Enerji çukurunun minimum olduğu konumda potansiyel enerjileri minimum. Isıl enerji vererek sıcaklık arttırıldığı zaman atomlar kendi denge konumlan çevresinde titreşmeğe başlarlar. yeniden kristalleşme. sementasyon. Uygulamada çok rastlanan bu olayın temel ilkeleri bu bölümde ele alınacaktır. * Birim sıcaklık artışının birim boyda oluşturduğu artışa da termal genleşme katsayısı denir. lehim. Kristallerde atomların diziliş sıklığı doğrultuya bağlı olduğundan (anizotropi özelliği) ısıl genleşme katsayısı da doğrultu ile değişir. Atomsal yayınım sonucu cismin yapısı ve bu nedenle de özelikleri değişir. Bu hareketler iki farklı düzeyde oluşur. potansiyel enerjileri maksimum olur. * Yüksek enerji seviyesine sahip olan atom daime düşük enerji seviyesine sahip atoma göre daha kararsızdır.6 da görüldüğü gibi aralarındaki bağıl uzaklık sürekli değişir ve dolayısıyla sahip oldukları kinetik ve potansiyel enerjiler de değişir.

* Difüzyonun gerçekleşmesinde bir atomun bir enerji engelini aşması için gereken enerjiye aktivasyon enerjisi denir. köşesi kristalin yüzeyine kadar çıkabilir.3) ve oldukça yüksek enerji gerektirir. Bu şekilde sürekli yer değiştiren boş kafes. • • Cisimlere yeterli imkan verilirse. Gazlar için verilen bu enerji dağılımı katılar içinde geçerli sayılabilir. Bir yayınım sistemi bir ana faz (eriten sistem veya matris) ile onun içinde hareket eden atomlardan (eriyen sistem) oluşur. Sıcaklık arttıkça yüksek enerjiye sahip atomların sayısı da artar. Böylece atom soldan sağa hareket ederken boş kafes köşesi de sağdan sola hareket etmiş olur.2 Enerji Konumları Şekil 5. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. Sıcaklık artınca ortalama enerji de artar. aynı atom (2) konumundaki boş kafes köşesinde iken sahip olacağı E2 enerjisinden daha yüksektir. Her iki konumda da atom denge halindedir. 5. Atomsal Yayınım (Difüzyon) Sıcaklık yükseldikçe atomların ısıl titreşimleri artar ve bir kısmı içinde bulunduğu yapıda bir konumdan diğer konuma atlayarak yer değiştirir. Genelde yüksek ergime sıcaklığı olan ve bağları kuvvetli olan bor karbür. İkinci yöntem arayer atomunun kafeste mevcut atomlar arasından geçerek oluşturduğu harekettir.2 de bir atomun iki değişik konumu enerji yönünden göz önüne alınıyor. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. sıcaklığında bazı atomların enerjisi sıfıra yakınken bazılarınınki ise çok yüksek olabilir ve çoğunluğunun ki ortalama E1 enerjisi civarındadır. Katı yapı içinde yeterli düzeyde yüksek enerjiye sahip atomlar bir denge konumundan diğerine atlayarak atomsal yayınımı oluştururlar. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. Genellikle kristal kafes içindeki arayer atomları sıkışık durumda bulunurlar ve çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. (1) konumunda üzerine basınç etkiyen arayer atomunun E1 enerjisi. (2) konumunda içeren düşük enerjili yapı kararlı yapıdır.2 de görüldüğü gibi atom (1) den (2) ye geçerken aştığı enerji engeli * (2) den (1) e geçerken aştığı enerji engeli * den daha küçüktür.) denir. Birinci yöntem boş kafes köşesi yayınımı olup nispeten düşük bir enerjiyi gerektirir.2 ve 5.3). Bir kristal kafesinde varolan bir boş kafes köşesinin çevresindeki komşu atomların bu boş köşeye atlama ihtimalleri aynıdır (Şekil 5. Atomların kütle içinde yayınımı üç yöntemle oluşur. Bu da şekildeki gibi eğrinin altında kalan taralı olanla gösterilir. ancak yüksek enerjili (1) konumu düşük enerjili (2) konumuna göre yarı kararlı (yerel kararlı veya metastabil) konumdur. buna arayer yayınımı denir (Şekil 5. Şekil 5. Birbirine değerek bir halka halinde bulunan atomlar aynı anda ve aynı yönde hareket ederek birbirlerinin yerini alabilirler. Yayınımın oluşabilmesi için aktivasyon enerjisi enerji engeline eşit olmalıdır. .Bir kütle içinde bulunan atomlar veya moleküller herhangi bir anda aynı enerjiye sahip değildirler.1 de görülen enerji dağılım eğrisine göre bir T. sonra atomlar arası boşluklardan geçer ve yeni konumda tekrar çevresi ile bağ kurar. Genellikle atomlar yüksek konsantrasyonlu bölgeden düşük konsantrasyonlu bölgeye doğru yayınarak birim hacimdeki sayılarında net bir fark oluştururlar. Bu enerji engelleri bir atomsal yayınım sisteminin örnekleridir. Halka yayınımı denen üçüncü yöntemin oluşma ihtimali düşük olmakla beraber oldukça ilginçtir. Eğer boş köşenin solundaki atom buraya atlarsa atlayan atomun ilk konumu boş kafes köşesi olur. Yayınım arı metallerde de oluşur. 5. Bütün bunlar için gerekli aktivasyon enerjisi yayınım sisteminin bir özelliğidir ve deneysel olarak ölçülebilir. Atomsal yayınım veya difüzyon denen bu olayda önce atomun çevresi ile bağları kopar. Şekil 5. Benzer şekilde ara yer atomunu (1) konumunda içeren yüksek enerjili yapı yarı kararlı yapı. Uygulamada belirli bir E* enerjisinden fazla enerjiye sahip atomların olası sayısı önemli olabilir. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler. kal/mol. Alaşımlarda ise konsantrasyon farklı olduğu zaman iç yapı değişikliği kolayca izlenebilir. Cisimlere yeterli imkan verilirse.3. Yayınım bir atomun bir enerji engelini aşması için gerekli enerjiye aktivasyon enerjisi (Q. volfram ve alümina gibi bileşik ve elementlerde yayınma için gerekli enerji seviyesi daha yüksektir.

. Do ve Q yayınım sistemine bağlı sabitler olup deneysel yolla ölçülebilirler.4' te Ni kaplanmış bir bakır kristali göz önüne alınıyor. Nikel atomlarının C konsantrasyonu birim hacimde yer alan nikel atomunun sayısı olarak belirtilir (atom sayısı / cm3). Boltzmann D nin sıcaklığa bağlılığını aşağıdaki denklemle vermiştir. yayınım sisteminin türüne ve yapısına bağlıdır. Burada Do (cm2/sn) yayınım sabiti. Belirli bir atom ergime sıcaklığı düşük. Yayınımın yönü dC/dx in işaretinin tersi yönünde olduğu için denkleme eksi işareti konmuştur. Yüksek sıcaklıkta bir süre sonra istatistiksel kurallara göre kesikli çizgi ile gösterilen ara yüzeyden yayınım sonucu soldan sağa geçen Ni atomları ile sağdan sola geçen Cu atomlarının sayısı eşittir. Şekil 5. 5. Bu süreç sonunda Ni atomlarının C konsantrasyonunun kristalin yüzeyinden itibaren x derinliği ile değişimi azalan bir eğri seklinde olacaktır. Başlangıçta yüzeydeki bütün atomlar Ni' dir (siyah daireler). R gaz sabiti ve T Kelvin derecesi olarak sıcaklıktır. Atomsal dolgu faktörü düşük ortamlarda yayınım daha az enerji gerektirir. D yayınım katsayısı sıcaklığa. Atomlarda Yayınım Kuralları Bir yayınım sistemi genellikle bir anafaz (matris veya eriten sistem) ile o fazın yapısında hareket eden yabancı atomlardan (eriyen sistem) oluşur. Fick Kuralı) Şekil 5.5.4. Yayınım sabitlerinin yayınım sisteminin türü ve yapısına bağlılığı aşağıdaki şekilde açıklanabilir: o o o o Küçük atomlar daha kolay yayınır. Cu içinde homojen olarak yayılır (istatistiksel sonuç) ve C1 konsantrasyonu bütün kütle boyunca sabit olur. Sonsuz süre sonunda Ni. Atomsal yayınım akışı J: Birinci yayınım kuralına göre atomsal yayınım akışı o noktadaki konsantrasyon gradyanı dC/dx ile orantılıdır. Q aktivasyon enerjisi (kal/mol).4 te kristalin yüzeyinde x kadar derinlikte ve yüzeye paralel A cm2 alandan t saniye içinde N adet Ni atomunun geçtiği varsayılsın. Bu nedenle faz dönüşümleri ve korozyon olayları tane sınırlarında başlar ve daha hızlı oluşur. Birinci Yayınım Kuralı (1.1. Burada D ye yayınım katsayısı denir ve birimi (cm2/sn) dir. Ara düzlemdeki konsantrasyon gradyanı dC/dx eksi işaretli olmasına karşın Ni atomlarının net yayınımı soldan sağa yani artı işaretli yöndedir. Örneğin Cu kafesinde yayınan Ni atomları gibi. Düzensiz yapıya sahip ve atom sıklığı tanelere göre daha az olan tane sınırları boyunca yayınım daha kolay oluşur.4. dolayısıyla atomlar arası bağı daha zayıf olan ortamda daha kolay yayınır.

yüzeyi sert ve aşınmaya dayanıklı bir malzeme elde edilir. Kütle halinde atomsal hareket sonucu iç yapı değişir ve yeni bir denge yapısı elde edilir.2. Bu kütle içinde homojen dağılmış atomlar bulundukları konumu sürekli korurlar. Fick Kuralı) Bu ikinci kurala göre konsantrasyonun zamanla değişme hızı dc/dt konsantrasyon gradyanın 2. İkinci Yayınım Kuralı (2. Bu değişkenler yardımı ile faz dönüşümlerini kontrol ederek özellikleri ihtiyaca göre uyarlamak mümkündür.1. atomlar bulundukları konumdan başka bir konuma geçmeye zorlanırlar. Endüstride malzeme üretiminde ve mekanik özelikleri değiştirmek için uygulanacak ısıl işlemlerde denge diyagramlardan büyük ölçüde yararlanılır. Birden fazla tür atom içeren çok bileşenli sistemlerin dengesi oldukça karışıktır. Bu şekilde faz dönüşümleri sonucu özellikler de değişir. Sıcaklık ve basıncın yanında bileşim de iç yapı oluşumunu etkiler ve bunlar değiştiği zaman değişik tür fazlar meydana gelebilir. Karbon atomlarının yayınması sonucu yüzeyde ince bir tabaka boyunca yüksek karbonlu bir yapı oluşur. Böylece amaca uygun özeliklere sahip malzeme üretimi sağlanabilir. Fazların dengesine etkiyen üç ana değişken bileşim. zamanla konsantrasyon gradyanı azaldığından hız düşer ve tam homojen yapı için sonsuz süreye gerek vardır. atomlar başka bir denge konumuna geçerek değişik biçimde dizilir ve sonuçta yeni bir faz oluşur. Sementasyon işleminde az karbonlu çelik aktif karbon atomları içeren bir ortamda yüksek sıcaklıkta bir süre ısıtılır. 5. H=E+PV .5. Bölüm 6-FAZLAR VE DENGE DİYAGRAMLARI Bu bölümde de iç yapıların nasıl oluştuğu ve iç yapı oluşumuna hangi etkenlerin ne şekilde etkilediği ele alınacaktır. Fizikte temel özelliklerden birisi enerjisi azalan bir cisimde kararlılığın artmasıdır. Atomsal Yayınımın Oluştuğu Örnek Endüstriyel İşlemler  Sementasyon İşlemi Az karbonlu çelik yumuşak ve sünektir. Diğer bir deyimle bir faz bir başka faza dönüşür.5. Cisimlerde iç yapı oluşumunda en önemli etken enerjidir. 6. Cisme verilen ısıl enerjinin bir kısmı ısıl genleşmeye sarf edilir. sıvı ve gaz halinde bulunurlar. Bu değişkenler etkisinde doğacak fazların türlerini ve bunların özeliklerini bilmek uygulama yönünden çok önemlidir. Bu şekilde semente edilmiş çeliğe su verilirse içi yumuşak ve tok. Homojen olarak dizilmiş atomlar belirli faz meydana getirirler. Bu diyagramlardan belirli bir malzeme sisteminde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşacak fazların türleri. Ancak koşullar değişirse denge bozulur. sonra su vererek sertleştirilir. hatta iç yapılar da tahmin edilebilir. Bu amaçla endüstride çeşitli işlemler uygulanmaktadır. bileşimleri ve miktarları tayin edilebilir. işlenmesi kolaydır. diğer önemli bir kısmı ise ısıl titreşimleri arttırarak kinetik enerjiye dönüşür.1. ancak aşınma mukavemeti düşüktür. Sistemler daima sahip oldukları enerjiyi azaltan konumlara doğru yönelerek daha kararlı hale gelme eğilimi gösterirler. Bunun için gerekli bilgiler ancak denge diyagramları yardımı ile elde edilebilir. örneğin motorların krank millerinin sürtünen yüzeyleri sementasyon işlemi ile sertleştirilir. Çeliğe şekil verdikten sonra sürtünmeye maruz kalacak yüzeylere sementasyon işlemi uygulayarak yüzeysel karbon oranı arttırılır. Arı cisimler tek bileşenli en basit yapılı sistemlerdir. Bir cisim bağ kuvvetleri etkisinde denge halinde bulunan atomlar grubundan oluşur. türevi ile orantılıdır: (4) nolu denkleminin fiziksel anlamına göre yayınım olayı başlangıçta çok hızlıdır. sıcaklık ve basınca bağlı olarak katı. dolayısıyla potansiyel enerji artar. böylece yüzey aşınmaya dayanıklı hale getirilir. sıcaklık ve basınçtır. Fazların Dengesi Bir cisim denge halinde bulunan bir fiziksel kütle olarak tanımlanır. Ancak çevre koşulları değişirse mevcut denge bozulur.4.

1' de de görüldüğü gibi serbest enerji sıcaklıkla sürekli azalır. H=F+TS • Buradaki F serbest enerjisi cisimlerin denge yapılarını belirlemede kullanılır. Bu durumda geriye iki değişken kalır. Gaz atomları veya molekülleri arasında etkileşme bulunmadığından farklı türdeki gazlar kolay karışır ve homojen bir yapı meydana gelir. Entalpiye yaklaşık olarak cismin ısı içeriği de denir.B ve B . Sıfır Kelvin sıcaklığında atomlar statik haldedir ve entropi sıfırdır. Katılara göre daha kolay karışarak sıvı eriyik oluştururlar. A . Entalpinin Ve Serbest Enerjinin Sıcaklıkla Değişimi Şekil 6. Bir reaksiyon sonucu oluşan fazın kararlı olması için serbest enerji değişiminin eksi olması gerekir. Bu nedenle değişik türde fazlar bir arada bulunabilir.2. Laboratuar deneyleri genellikle sabit basınçta uygulandığından üçüncü etkenin sabit olduğu varsayılır.2 Fazlar Kuralı Gibbs tarafından geliştirilen fazlar kuralı belirli sistemdeki fazların denge halinde bulunması için gerekli koşulları belirler. Katı cisimler üzerindeki gözlemler genellikle sabit basınçta yapılır ve cisimdeki hacim değişimi ihmal edilir.3. Bu durumda bir cisme dQ ısıl enerjisi verildiği zaman dE iç enerji değişimi dH entalpi değişimine eşit olur.1. Bir sistemin karışım oluşturma eğilimini belirleyen S entropisi sıcaklıkla çarpılarak karışım enerjisine dönüştürülür. H Entalpisi ise minimumdur ve serbest enerjiye eşittir. A ve B gibi iki eleman arasında karşılıklı etkileşme yoksa A . biri F serbest enerjisi. F+D=B+1 • • • F Bir sistemdeki mevcut fazların sayısı D Fazların dengede kalması için bağımsız değişken sayısı B Bir sistemde mevcut bileşenlerin sayısı . Örneğin su buharlaşırken sıcaklık sabit kalır. Katı halde erime oranları genelde sınırlıdır. 6. * Serbest enerji. Entalpi sıcaklıkla sürekli artar. 6. Bileşenlerin Sistem Dengesi Birden fazla tür bileşen veya eleman içeren sistemlerin dengesi daha karışıktır. Bileşim ve sıcaklığın değişmesiyle faz da değişebilir. Gaz karışımlarında durum böyledir. Sıvılarda atomlar arası bağ zayıftır. şu şekilde olur. aşağıdaki bağıntıdan elde edilir. Isıl düzensizlik sıcaklıkla arttığından S entalpisi de yükselir.Bir cismin entalpisi (H) o cismin iç enerjisi (E) ile çevreye karşı yaptığı PV işinin toplamına eşittir. bu durumda A .B karışımı kolayca oluşur ve denge halinde bulunur.B karışımları arasında bir ayrıcalık yoktur. F serbest enerjisi faz dönüşümlerinde kararlı denge yapısının oluşmasında önemli rol oynar. diğeri de iç yapı düzensizlik derecesine bağlı karışım enerjisidir. Daima serbest enerjisi minimum olan yapılar kararlı olur.A. F=H-TS 6. Entalpi iki kısımdan oluşur. Bir arada bulunan elemanların karşılıklı etkileşmeleri önemlidir.1. Buna göre entalpi.

A ve B metallerinden oluşan bir katı eriyik sisteminin soğuma diyagramı Şekil 6.Bağımsız değişkenlerden biri bileşim. 2+D=l+l bağımsız değişken sayısı D=0 elde edilir. Bu durumda diyagramlardaki faz bölgeleri ve sınır eğrileri değişebilir. Katılaşmanın sürdüğü 2 bölgesinde iki faz vardır. Saf metallerde bileşen sayısı B 1. dolayısıyla F=2 dir.2' de görülüyor. Bu diyagramlar normal koşullarda zorlanmadan. Aşağıda bu diyagramların elde edilişi ve kullanılışı ile ilgili bilgiler verilecektir.T2 sıcaklık aralığında tamamlanır. yavaş dengeli soğuma uygulanırsa gene kararlı denge yapıları oluşur ve dönüşmeler denge diyagramında gösterilen bölgelerde meydana gelir. Soğuma Diyagramları Denge diyagramlarını elde etmek için soğuma diyagramlarından yararlanılır. Saf metaller sabit sıcaklıkta katılaşırlar ve soğuma eğrileri Şekil 6. altında ise yalnız katı faz bulunur. dolayısıyla F = 2 dir. Bu sonuca göre bu bölgelerde sıcaklık değişse dahi tek faz varlığını korur.4. Üç bileşenli sistemlerde İki bileşenin miktarı ve bir de sıcaklık olmak üzere üç değişken vardır ve bu nedenle üç boyutlu diyagramlar gereklidir. Bu değerler fazlar kuralı denklemine konursa. yani sıcaklık sabit kalmak zorundadır. Bu değişmeler denge veya faz diyagramları ile gösterilir. diğer bir deyimle dengeli soğuma süresinde oluşan fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını içerirler. hatta kısmen veya tamamen önlenebilir. Uygulamada büyük önemi olan bu diyagramlar malzeme üretiminde. Eğrideki 2 noktasında sıvı ve katı olmak üzere iki faz vardır. Dengesiz soğuma dışı oluşan fazlar yarı kararlıdır. üzerine çizilen soğuma eğrileri Şekil 6. Buna göre katı eriyikler katılaşırken sıcaklık sabit kalmaz. diğeri de sıcaklık olabileceğine göre D en fazla 2 olabilir. Sıcaklık-zaman eksenleri. sonra soğuma süresinde sıcaklığın zamanla değişimi ölçülür. Saf metallerde katılaşma süresinde sıcaklığın sabit kalma zorunluluğu fazlar kuralı ile kanıtlanır.3. Saf metal olduğundan bir bileşenlidir ve B=l' dir. 6.2' deki biçimde olurlar. • • • • Aşırı hızlı soğuma uygulanırsa dönüşmeler gecikebilir. Bileşimle sıcaklığın değişken olduğu iki bileşenli sistemlerin denge diyagramları iki boyutludur. Bileşen sayısı B=2 olduğundan fazlar kuralından bağımsız değişken sayısı D=1 elde edilir. Değişik bileşimde bir seri alaşım hazırlanarak ergitilir. 6. Bir malzeme sisteminde fazlar ve faz dönüşümleri bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak değişir. 1 ve 2 noktalarında fazların sayısı 1' dir ve bağımsız değişken sayısı D=1 olur. iç yapıları ve kararlılık bölgelerini saptamada ve çeşitli ısıl işlemlerde kullanılırlar. ergime sıcaklığında sıvı ve katı.2' da görüldüğü gibi basamaklı olur. katılaşma T1 . Tc ergime sıcaklığı üstünde sıvı. Bunlar ısıtılır. Denge Diyagramları • Bir malzeme sisteminde fazların bileşime ve sıcaklığa bağlı olarak değişimini gösteren diyagramlara denge diyagramları veya faz diyagramları denir. iki bileşenli veya elemanlı metallerde 2 olur. Bu sonuca göre iki faz bir arada bulunduğu sürece bağımsız değişken yoktur. Basitleştirmek amacı ile en yaygın olan yalnız iki bileşenli sistemlerin faz diyagramları ele .

Ni sistemi gibi).1. Normal olarak soğuma süresinden çok bileşime bağlı olarak faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar önemlidir.alınacaktır.3 (b)' deki diyagramda düşey eksen sıcaklık. 6. Bu nedenle zaman eksenleri kaydırılarak bütün soğuma diyagramları Şekil 6. A ve B metallerinden oluşan bir sistemde bileşimi % Bo olan bir alaşım. TA A metalinin ergime.5. Faz Diyagramlarından Sağlanan Bilgiler • • • Fazların Türü Fazların bileşimi (Bağ çizgisi kuralı) Fazların miktarı (Levye kuralı) 6.3 (b) de görülen faz diyagramı birbirlerinin her sıcaklıkla sınırsız oranda eriten bir iki bileşenli sistemin denge diyagramıdır (Cu . Likidüs denilen üst eğrinin üstünde yalnız sıvı faz. Bir alaşımda B atomlarının yüzdesi verilmişse geri kalanı A atomlarıdır. A ve B metallerinden oluşan ikili bileşenli bir sistemde A ve B değişik oranda karıştırılarak bir seri alaşım üretilir. Faz diyagramları soğuma diyagramları yardımı ile elde edilirler. yatay eksen B atomlarıma ağırlık % si cinsinden bileşimini gösterir.3 (a) da görüldüğü gibi bir sıcaklık-zaman eksen takımı üzerine çizilebilir Şekil 6. solidüs denen alt eğrinin altında da yalnız katı faz ve bu ikisinin arasında da sıvı + katı faz bulunur.5. Bu şekilde bir seri alaşım için elde edilen üst ve alt noktalar birleştirilirse bu sistemin faz diyagramı elde edilmiş olur. (1) noktasında yalnız sıvı (2) noktasında da sıvı ve katı ve (3) noktasında da yalnız katı faz içerir. Fazların Türü Bir alaşım sisteminde verilen bir alaşımda belirli bir sıcaklıkta denge halinde mevcut fazların türü belirlenebilir. Şekil 6. sonra bu alaşımların her biri için soğuma diyagramı deneysel yolla elde edilir. . TB de B metalinin ergime sıcaklıklarıdır. Gerçekte burada açıklanacak temel ilkeler bütün sistemler için geçerlidir.4 de görüldüğü gibi. Şekil 6. diğer bir deyimle A ve B atomlarının yüzdelerinin toplamı 100 dür. Her bileşim için faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar soldaki soğuma diyagramlarından yataylar çizerek bu sıcaklık-bileşim diyagramında bileşim düşeyi üzerine taşınır.

bileşimine ulaşınca B atomlarınca doymuş hale gelir. Yukarıda açıklandığı gibi İki fazlı bölgede herhangi bir (bileşim-sıcaklık) noktasında mevcut fazların bileşimini bulmak için bu bağ çizgisinden yararlanılır. Daha fazla B katılırsa sıvı fazın yanında katı faz oluşmaya başlar. Örnek olarak Şekil 6. (3) noktasında kail faz da %B0 bileşimindedir.5. Bu şekilde uygulanan bu yönteme bağ çizgisi kuralı denir. . 6. alaşım ele alınsın. (2)'den çizilen T1 yatayının sıcaklık eksenini kestiği c noktasında sıvı halde saf A metali vardır.2. İki fazlı bölgede çizilen sabit sıcaklık yatayının sınır eğrileri arasında kalan parçasına bağ çizgisi denir. Bu alaşımın içinde T1 sıcaklığında (2) noktasında bulunan sıvı fazın ağırlığı PS ile katı fazın ağırlığı Pk nın hesaplanması isteniyor.3. solidüs eğrisini kestiği noktanınki de katı fazın bileşimini verir. bunlarda Mevcut A atomlarının yüzdesi: %A0=%100B0 İki fazlı bölgede fazların bileşimi alaşımın bileşiminden farklıdır.6. O halde (a . Bu iki bilinmeyeni hesaplamak için iki denkleme gerek vardır. Fazların Bileşimi (Bağ Çizgisi Kuralı) Tek fazlı bölgede mevcut fazın bileşimi göz önüne alınan alaşımın bileşimine eşdeğerdir.5. İki fazlı bölgedeki fazların miktarları ise aşağıda açıklanan "levye kuralı" yardımı ile bulunur. Bu çizginin likidüs eğrisini kestiği noktanın bileşim ekseni üzerindeki değeri sıvı fazın bileşimini.4 de gösterilen bileşiminde P0 gr. %B0 lık alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz % B0. Fazların Miktarı (Levye Kuralı) Bir fazlı bölgede mevcut fazın miktarı alaşımın miktarına eşittir. Bunu açıklamak için %B0 alaşımı (2) noktasında ele alınıyor. bileşimine sahip olur. A metaline bu sıcaklıkta B metali katılırsa sıvı eriyik oluşur.b) aralığında daima % B1. Aynı düşünce ile hareket edilirse T1 sıcaklığında katı faz en çok % A2 kadar A veya en az % B2 kadar B atomu içerebilir. B nin miktarı arttırılırsa likidüs eğrisi üzerindeki a noktasına kadar yalnız sıvı faz bulunur ve a noktasında % B1.b) bileşim aralığındaki katı fazın bileşimi daima % B2 olur. Sıvı faz varlığını solidüs eğrisi üzerindeki b noktasına kadar sürdürür ve iki fazlı (a .

.

Gerçekte endüstride kullanılan sistemler birbirlerini çoğunlukla sınırlı oranda eritirler. Bu tür diyagrama sahip (Cu-Ni) sisteminde Cu' a Ni atomları % 0 dan başlayarak % 100 o kadar karıştırıldığında kafes yapı değişmeksizin Cu atomlarının yerini alır ve daima katı halde tek faz oluşur. Ötektik reaksiyonu aşağıdaki bağıntı ile tanımlanabilir: Bu tür reaksiyona sahip sistemlere ötektik sistemler denir. Bu tür sistemlerde bazı ilginç temel faz dönüşümü reaksiyonları görülür. 6. Birbirlerini Sınırlı Oranda Eriten Sistemler Şekil 6. 6. Aşağıdaki bağıntı ile tanımlanan bu dönüşüm sonucu tek fazlı yapı oluştuğundan uygulama yönünden ilginç sayılmaz .1. Sıcaklık T1' e düşünce β fazı B atomlarınca doymuş hale gelir ve B atomlarının fazlası ß fazı halinde çökelir ve bu sıcaklığın. bu nedenle ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Bu dönüşümler katılaşma dönüşümleri ve katı hal dönüşümleri olmak üzere 2 grupta toplanabilir. Bu tür dönüşümler üç türe ayrılabilir.  Katı eriyik oluşumu: Sıvı eriyikten katı eriyik oluşumu Şekil 6.3'de birbirlerini her sıcaklıkta sınırsız oranda eriten sistemlerin faz diyagramı verilmiştir. Genel olarak soğuma hızı dönüşme sıcaklığını etkileyemez ve dönüşmeler daima aynı sıcaklıkta oluşur. Katılaşma Dönüşümleri Bu tür faz dönüşümlerinde fazlardan biri sıvı olduğundan atomların hareket yeteneği yüksektir. Peritektik reaksiyon: • Katılaşma süresinde bir arada bulunan bir sıvı fazla bir katı fazın sabit sıcaklıkta başka bir katı faza dönüşmesine peritektik reaksiyon denir.  Ötektik reaksiyonu: Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı sistemlerin belirli bileşimdeki alaşımları sabit sıcaklıkta katılaşır ve ötektik reaksiyonu sonucu sıvı faz aynı anda iki ayrı katı faza dönüşür.5. altında sistem α ve β gibi iki fazın karışımından oluşur. fakat düşük sıcaklıkta sınırlı oranda eriten bir ikili sistemin faz diyagramı görülüyor. Şekil 6. Burada görülen eğriye çökelme veya ayrışma eğrisi denir. Belirli fazlardan oluşan bir denge yapısından değişik fazlardan oluşan diğer bir denge yapısına geçiş olayına faz dönüşümü denir.6.3 de de görüldüğü gibi belirli bir sıcaklık aralığında tamamlanır ve sonuçta tek bir katı faz meydana gelir. Üstün mekanik özeliklere sahip ötektik yapılar uygulama yönünden çok önemlidir. Çökelme eğrisi yükselip solidüs eğrisi ile kesişince birbirlerini her sıcaklıkta sınırlı oranda eriten iki bileşenli bir sistem elde edilir. Bu sistemde I alaşımı sıvı halden başlayarak soğutulacak olursa önce katı eriyik oluşumu ile α fazı meydana gelir.4.6.6. bu nedenle dönüşüm süresi çok kısadır. Temel Faz Dönüşümleri Bir malzeme sisteminin sıcaklığı değiştiği zaman atomların hareket yeteneği de değişir ve imkan tanındığı zaman genellikle düşük enerjili kararlı denge yapısı oluşturma eğilimi doğar. Aynı anda oluşan iki katı faz çok ince ve sık yapı meydana getirir.6'de birbirlerini yüksek sıcaklıkta her oranda.

Ötektoid reaksiyon aşağıdaki bağıntı ile de tanımlanabilir: 6.6. Bütün bu olayların tamamlanması için gerekli süre t ise bunun tersi R = l/t dönüşüm reaksiyon hızı olur. bu nedenle dönüşümlerin tamamlanması için belirli bir süreye gerek vardır. Polimorfik Dönüşme Bazı saf metallerde kafes yapı sabit sıcaklıkta diğer bir tür kafes yapısına dönüşür. normal soğumadan beklenen kararlı denge yapısı yerine başka yarı kararlı denge yapısı oluşabilir. Katı Hal Dönüşümleri Katı halde atomların hareket yetenekleri çok kısıtlıdır. Peritektoid Reaksiyon Bu reaksiyonda aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iki katı faz sabit sıcaklıkta diğer bir katı faza dönüşür: Sonuçta tek fazlı yapı oluştuğundan ilginç sayılmaz. • Eğer soğuma hızı R dönüşüm hızından fazla ise dönüşüm kısmen veya tamamen önlenebilir. Bir dönüşme olayı atomsal yayınım sonucu oluşur ve bu. Elde edilen yeni yarı kararlı yapı üstün özeliklere sahip olabilir. ancak burada bir katı faz sabit sıcaklıkta aynı anda diğer iki ayrı katı faza dönüşür.6. 6.6.2. Bu şekilde oluşan polimorfik dönüşme aşağıda bağıntı ile de tanımlanabilir. Katı hal dönüşümleri dört türe ayrılabilir: Bu reaksiyon hızı dönüşümün oluştuğu sisteme ve sıcaklığa bağlıdır.2. Katı hal dönüşümlerinin diğer bir özeliği de yeni doğan fazların mevcut ana faza göre belirli konumlar alması zorunluluğudur.2.6. 6.6. tane boyutu küçük ve süre yeterli ise tane sınırlarında çökelmesi olanağı yüksek olur.3. üç aşamada tamamlanır. ikinci aşamada hareket ederek daha düşük enerjili konumlara gelirler ve son aşamada da yeni fazı oluştururlar. Aksi halde mevcut fazın kafes yapısı içinde kalarak tane içi çökelme meydana getirir. Eğer sıcaklık yüksek. Bu şekilde oluşan ötektoid yapı genellikle ötektik yapı gibi üstün mekanik özeliklere sahip olur. . Burada da aynı anda yan yana oluşan yeni fazlar çok sık ve ince bir yapı meydana getirirler. Birinci aşamada atomların çevresi ile bağları kopar.2.2. Özellikle yeni faza ait sınırların oluşması oldukça büyük enerjiyi gerektirir. Ötektoid Reaksiyon Bu reaksiyon ötektik reaksiyona benzer. Uygulamada bu olaydan geniş ölçüde yararlanılır (çeliklere su verme işlemi).1.

δ. dolayısıyla özelikleri tamamen ana fazlardan farklıdır. Bu ara fazlar ana fazlar arasında bir bileşime sahiptirler ve yapıları. Uygulamada bu çökelen fazın miktarı. Faz diyagramı Şekil 6. çökelme yeri ve büyüklüğü kontrol edilerek daha yararlı yapılar oluşturulabilir.% B3 = % A3. Β. Sıvı hale geçinceye kadar düzenli yapıları varlığını korur. Alüminyum alaşımlarına uygulanan yaşlanma sertleşmesi işlemi bu gerçeğe dayanır.2. Seramiklerin Faz Diyagramları Seramikler genellikle metal ile metal olmayan elementlerin iyonik bileşiklerinden oluşurlar. Birkaç iyonik bileşikten oluşan seramik malzemelerinde her bileşik bir bileşen rolünü oynar.6.6.7. Bunun nedeni böyle sistemlerde ana fazların yanında ara fazların ve intermetaliklerin oluşmasıdır.6.* 6.4. ve ε fazları meydana gelir. 1 ötektoid ve 1 de peritektik reaksiyon bölgesi vardır. Bölüm 7-FİZİKSEL ÖZELLİKLER 7. Ana bileşikler aralarında ara katı eriyikler veya ara kompleks bileşikler de oluşturabilir. ε da magnezyumun kafes yapısına sahip ikinci ana fazdır ve β ile δ ara fazlardır.6. Çökelen fazın miktarı sıcaklık düştükçe artar.1. 6. Katı Eriyikten Çökelme Tek fazlı bir katı eriyik Şekil 6. Cu-Zn sisteminde 5 peritektik ve 1 ötektik.11' de görülen Al-Mg sisteminde saf Al dan başlayarak α . 6.6.% B4 = % A4. Bu reaksiyon süresinde iki katı faz yan yana ince tabakalar halinde oluşarak ötektik yapıyı meydana getirir. • NOT: En düşük ergime sıcaklığına sahip alaşıma monotektik adı verilir.10' de görülen bir ötektik sistemin yapısı aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.6' de görüldüğü gibi soğurken belirli bir sıcaklık düzeyinde doymuş hale gelebilir. % Be : ötektik bileşim Te : ötektik sıcaklık TA . Örneğin Şekil 6. Örneğin Şekil 6.5.6.TB : Sırasıyla A ve B metallerinin ergime sıcaklığı % B1 : Oda sıcaklığında B metalinin α fazında erime sının % B2 : B metalinin α fazında en yüksek erime sınırı % B3 : % 100 . İntermetalik Bileşiklerin Avantajları • • • Bileşenler sabit bir orana sahiptir. Bu şekilde hem ergime sıcaklığının düşürülmesi ve hem de üstün özelikli ince karışımın oluşması nedeniyle ötektik sistemler uygulamada özel bir önem taşırlar. A metalinin β da oda sıcaklığında erime sınırı. a alüminyumun kafes yapısına sahip ana faz.12' de görülen Al Mg sisteminde üç ötektik. Fe-C sisteminde ise 1 ötektik. Ara Fazlar ve İntermetalikler Özellikle endüstriyel faz diyagramlarından birden fazla temel faz dönüşümü reaksiyonlarına rastlanır.2.2. Birbirlerine göre düzenli olarak dizilirler ve düzenli bir yapı oluştururlar. Bu doyma noktasında katı eriyikte bulunan yabancı atomların bir kısmı ayrışarak ikinci bir faz halinde çökelir. A nın β daki en yüksek erime sınırı % B4 : % 100 . Ötektik Sistem Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı iki bileşenli sistemlerde bileşenler birbirlerinin ergime sıcaklıklarını düşürür ve en düşük ergime sıcaklığına sahip bileşimdeki alaşım ötektik reaksiyon sonucu katılaşır. Malzemelerin Fiziksel Özellikleri Malzemelerin sahip oldukları özellikler dört ayrı grupta incelenebilir: • • Elektriksel Özellikler o İletkenlik o Yarı İletkenlik o Dielektrik o Manyetik Mekanik Özellikler .2. iki bileşikten oluşan bir ikili sistemde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşan fazlar ve faz dönüşümleri faz diyagramları yardımı ile çok açık bir şekilde gösterilebilir.

Bu hareketleri duran dalga hareketi türündedir. Ancak bunlar elektriği iletmemelerine rağmen elektriksel alana tepki gösterirler.1. örneğin Pb2+ nın yükü artı 2a. Uygulamada cisimler özgül dirençlerine veya özgül iletkenliklerini göre üç gruba ayrılırlar • • • İletkenler : ρ < 10-4 (ohm-cm) Yarıiletkenler: 10-4 < ρ < 104 (ohm-cm) Yalıtkanlar : ρ > 104 (ohm-cm) Metallerde kütle içinde serbest elektronlar bulunduğundan iletkenler grubunu oluştururlar. piezoelektrik. 7. dolayısıyla serbest hareket edemezler.nin eksi 2q dür. bunun sonucu yük birikimi. Yarıiletken malzemeler çok ilginç ve yararlı özelikleri nedeni ile elektronik endüstrisinde geniş uygulama alanına sahiptirler.• • o Şekil Değiştirme o Sertlik o Kırılma Termal Özellikler o Isıl Genleşme o Isıl İletkenlik Diğer Fiziksel Özellikler o Birim Ağırlık o Gözeneklilik o Geçirimlilik o Optik ve Akustik Özellikler İletkenlik. iletken boyu l (cm) ile doğru. Uygulanan elektriksel alanın büyüklüğü E aşağıdaki şekilde tanımlanır. Yayınan iyonların taşıdığı yük ise iyonsallık derecesine bağlıdır. Bunların uygulamada ayrı yeri olduğundan dielektrik özellikler ayrı bir bölümde incelenecektir. bağ türüne ve iç yapımına geniş ölçüde bağlıdır.2. .2. Ancak gerçekte serbest elektronları bulunmayan yarıiletkenlere yeterli elektriksel alan ve sıcaklık uygulanırsa yararlı sayıda elektron aktive edilerek serbest hale getirilir ve iletkenlik sağlanabilir. Bir bireysel elektronun taşıdığı birim yük q = 0.2' de görüldüğü gibi bir elektriksel alan uygulanınca artı elektroda doğru giden elektronlar hızlanır. Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz.2.2. elektron boşlukları ile yayınan artı yüklü iyonlar (katyon) artı yük taşıyıcılardır. Özellikle yarıiletkenler elektronik endüstrisinde çok geniş uygulama alanı bulmaktadır. Buna göre: Bu denklemden özgül direnç boyutunun (ohm-cm) olacağı görülür. özgül iletkenlik denir. Özgül direncin tersine σ. 7. Seramikler ve polimerler de elektronlar ana atomlara kuvvetle bağlıdırlar. bu nedenle iletken sayılamazlar. kesiti s (cm2) ile ters orantılıdır ve orantı katsayısına özgül direnç (ρ) denir. yarıiletkenlik ve yalıtkanlık (dielektrik) gibi önemli elektriksel özellikler cisimlerin elektron yapısına. genellikle komşu iletkenleri birbirinden ayırarak yalıtım amacı ile kullanılırlar. Özgül iletkenlik veya özgül direnç cismin 1 cm3 de bulunan yük taşıyıcı sayısı n ile orantılıdır. neticede eksi kutuptan artı kutba doğru net bir sürüklenme görülür.16 X 10-18 kulondur. optik ve ısıl özelliklerde elektron yapıları ve elektron hareketleri ile yakından ilgili olduklarından bunları elektrik özellikler grubuna dahil etmek uygun olur. Elektriksel yük taşıyıcılardan elektronlar ile yayınan eksi yüklü iyonlar (anyon) eksi yük taşıyıcı. Bu Özeliklerin başında elektriksel iletkenlik gelir. eksi elektroda doğru gidenler ise yavaşlar. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. Gerçekte manyetik. Metalik İletkenlik Metallerde valans elektronlar kütle içinde serbest halde rasgele hareket halindedirler. Elektriksel Özellikler Malzemelerin elektriksel özelikleri elektron yapıları ve elektron hareketleri ile ilgilidir. Elektriksel İletkenlik Cisimlerin elektrik akımını iletme yeteneğine iletkenlik denir. bu da elektrik akımını oluşturur. Bu nedenle bu malzemeler ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. ferroelektrik gibi önemli özelikler doğar. 7. Bir iletkenin içinden geçen akıma karşı gösterdiği direnç R (ohm). SO42. Ancak metale Şekil 7.

camlar ve seramikler uygulamada elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar.2. yabancı atomlar ve ısıl titreşimler dalgaları saptırır. k dielektrik sabiti bütün yalıtkanlarda 1' den büyüktür. Has yarıiletkenlik bazı arı malzemelerin kendi bünyelerinin özelliğidir. . 7. Bireysel atomda elektronlar ancak kendi atomu etrafında yörünge hareketi yaparlar. V=µ .2. Bunun başlıca nedeni yalıtkanda oluşan elektriksel kutuplaşma ve mevcut kutupların yön değiştirmesidir. Dielektrik Malzemeler (yalıtkanlar) Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler.2.2.* 7.5). elektron eksikliği veya boşluğu içerenlere artı veya p-tipi yarıiletken denir. bu tür yarıiletkenlere de katkılı yarıiletkenler denir. ne kadar büyükse elektronların sürüklenme hızı o kadar yüksek olur. Bu özeliklere sahip plastikler.1' de görüldüğü gibi. Tablo 7. Bir enerji düzeyi dolunca bundan sonra eklenen elektronlar bir üst enerji düzeyine geçerler. ortalama serbest yol azalır ve sonuçta özgül direnç artar.2. Aşağıda bu olaylar açıklanacaktır.E=V/d (volt/cm) Elektronların alan etkisinde sürüklenme hızı. Uygulanan elektriksel alanın şiddeti V/d (Volt/cm) ise oluşan elektriksel yük yoğunluğu bu alanın şiddeti ile orantılıdır. E elektriksel alanı ile orantılıdır.4. • Elektron fazlalığı içeren katkılı yarıiletkenlere eksi veya n-tipi. Yarı iletkenler has yarıiletken (entrensek) ve katkılı yarıiletken (ekstrensek) olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Özgül Direnci Arttıran Etkenler • • • Sıcaklık Yabancı atomlar Plastik şekil değiştirmedir. Has yarıiletkenlere katılan bazı yabancı atomlar iletkenliği çok daha arttırabilir.2. Aralarında vakum olan iki paralel elektroda V gerilimi uygulanınca elektrot plaklarında bir miktar elektriksel yük birikir (Şekil 7.E Burada µ elektriksel yük taşıyıcıların ortamdaki hareket yeteneğidir ve birimi cm2/V. v. Çok atomlu kütlelerde ise ana atomlara zayıf bağlı çok sayıda valans elektronlarının enerji düzeyleri üst üste dizilerek enerji bantları oluşturur. iletkenlik azalır.3. Bu sayede elektronik aletleri çok kompakt ve basit hale getirilerek günlük yaşamda geniş uygulama alanı bulmuştur.san dir. Aşağıdaki eşitlikte ko orantı katsayısına dielektrik sabit denir. piezo elektrik ve ferro elektrik gibi özeliklerin doğmasına neden olur. Elektronlar iletken ortamda duran dalga hareketi ile yayılırlar. Bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur ve bunların da dönme yönleri zıttır. Enerji Bantları Bir bireysel atomu çevreleyen elektronlar belirli enerji düzeyine sahiptirler. Bunlar ancak 1954 yılından sonra geliştirilerek kısa sürede büyük boyutlu ve üretimi zor elektron tüplerinin yerini aldılar.2. Yalıtkanın dielektrik sabitinin vakumun dielektrik sabitine oranına k bağıl dielektrik sabit ve uygulamada kısaca yalıtkanın dielektrik sabiti denir. D=k0 V/d Elektrotlar arasındaki elektriksel alana vakum yerine bir yalıtkan cisim konursa elektrotlarda biriken elektriksel yük yoğunluğu artar. Yarıiletkenler Elektronik teknolojisinde çığır açan transistörler yarıiletken malzemelerden üretilirler. Ancak iç yapıda mevcut kusurlar. fakat uygulanan elektriksel alana karşı tepki gösterirler. 7. * 7. Bu tepki elektriksel yük birikimi.1. Biriken elektriksel yük yoğunluğu D elektron/cm2 olarak belirtilir. Bu dalgaların yansımadan veya saptırılmadan yayılabileceği ortalama serbest hareket yolu.

çatlaklar. Manyetik akı yoğunluğu B ise Weber m2 olarak ölçülür. içine konan cismin türüne göre değişir ve manyetik geçirgenlikleri vakumdaki ηo dan farklı olur. Ortamda oluşan manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı da manyetik akı yoğunluğunu belirtir.2. Manyetik Alan Manyetik alanın varlığı yaptığı etki ile belli olur. Her yalıtkan bu göçmeye karşı belirli bir dielektrik dirence sahiptir. Eğer bir atomda dolmamış enerji düzeyi varsa ve toplam elektron sayısı tekse bireysel atomda manyetik alan doğar ve bu alanın bir çift kutbu (dipol) vardır. 7. Diyamanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-6 katı kadar daha azdır. Atomdaki bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur. dolayısıyla net manyetiklik yoktur. Burada ηo ortamın manyetik geçirgenliğidir ve değeri vakumda 4p x 10-7 Henry/m dir. kimyasal bozulum. 7. İçinden akım geçen bir iletken tel bobinin oluşturduğu manyetik alanın şiddeti H. Bu şekildeki bireysel atomların manyetik kutupları rasgele yönlenmişse kütlenin net alanı sıfır olur. η'nün ηo 'a oranı o ortamın vakuma göre bağıl manyetik geçirgenliğini verir. Manyetiklik Türleri Üç tür manyetiklik vardır: Diyamanyetik özellikle manyetik alana gösterilen tepki eksi yöndedir. Vakumda bu alanın doğurduğu manyetik akı yoğunluğu B.3. Buna elektriksel göçme denir. * 7. Hareket eden her elektriksel yük bir manyetik alan oluşturur. bobinin bir metresindeki sarım sayısı ile içinden geçen akımın çarpımına eşittir ve birimi (Amper X Sarım/m)' dir. Bir atomun enerji bantları tam dolu ise çift sayıda elektronu vardır. • Ancak bireysel atomların manyetik kutupları paralel olacak şekilde yönlenirse kütlede net bir manyetik alan doğar. aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. Manyetik alana gösterilen tepki. bunlar da kendi eksenleri etrafında bağıl olarak ters yönde döndüklerinden birbirlerinin manyetik alanını yok ederler.3.* Sıcaklık arttığı zaman iyonların ve moleküllerin hareket yeteneği artacağından kutuplaşma daha kolay olacağından dielektrik sabitler artar. bundan dolayı her elektron çok küçük bir mıknatıs sayılır. Manyetik Özellikler Cisimlerin manyetik özellikleri elektronların gerek kendi eksenleri etrafında dönmeleri ve gerekse atom çekirdeği çevresinde yörünge hareketi yapmaları sonucu oluşur.3. • • • Diyamanyetik Paramanyetik Ferromanyetik . • Bir malzemenin yalıtkanlık özelliğinin kaybolması olayına elektriksel göçme denir. boşluklar ve yüksek sıcaklık bu direnci azaltır.Yalıtkanların dayanabileceği elektriksel alan şiddeti sınırlıdır. Eğer uygulanan gerilim kritik bir değeri aşarsa yalıtkanda. İç yapı kusurları. Bunun sonucu olarak malzemenin yalıtkanlık özeliği kaybolur.1. bunlar da diğer elektronlara çarparak bir elektron seli oluşturabilirler. özellikle kusurlu bölgelerde mevcut elektronlar enerji aralığını atlayarak serbest hale geçer. kuvvet çizgilerin sıklığı vakuma göre daha azdır.

780 ° C nin üstünde (Curie sıcaklığı) demirin manyetiklik özelliği kaybolur.Paramanyetik özellikte tepki artı yöndedir ve çok zayıf çekme oluşturur. histerezis eğrisinin alanı küçüktür. Sert mıknatıslarda ise manyetik akıyı arttırmak zordur. Ferromanyetik özellikte ise manyetik alana karşı gösterilen tepki çok kuvvetlidir. Yüksek sıcaklık ve mekanik darbe manyetikliği azaltır. Paramanyetik elementler Al. 106 Hz ten yüksek frekanslı uygulamalarda metal türü yumuşak alaşımlar mıknatıs yapmaya elverişli değildir. bunlarda girdap akımı kayıpları yüksektir. Bu malzeme toz halinde bulunur.3. Zn. kuvvet hatları vakuma göre biraz daha sıklaşır. 7. Bunlar üretim süresinde yüksek sıcaklıkta kuvvetli manyetik alan uygulayarak mıknatıs haline getirilirler. Co. FeSi alaşımları dikkatle haddeleme ve tavlamaya tabi tutularak <100> doğrultuları ana doğrultuya paralel yapılır ve bu şekilde manyetik geçirgenlik çok daha fazla artırılır. Sürekli mıknatıs üretiminde kullanılan sert manyetik malzemeler üç sınıfa ayrılır: Çelikler. Dinamo sacı bu tür FeSi alaşımdan yapılır. Hc manyetik cismin koerzif kuvveti veya demanyetizasyona karşı direnci denir. Sert mıknatıslar mekanik yönden de serttir. kalıcı manyetiklik az. mıknatıs alaşımları ve oksit ve seramik türü mıknatıslar. • • • Diyamanyetik elementler: Cu. (MnZn) Fe2O4 yumuşak seramik mıknatıs olarak TV ve FM alıcılarında yüksek frekanslı transformatör yapımına uygundur. ferromanyetik cisimler ise manyetik olan cisimler sayılır. Bu kapalı eğrinin alanı bir çevrimde kaybolan enerjiyi verir ve bu enerji ısıya dönüşür. manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı vakumdakine göre çok artar. Bi. histerezis alanı küçüktür. dan az) demir oksitli bileşiklerinden yapılmış ferrimanyetik türde yumuşak seramik mıknatıslar kullanılır. ve sert (veya sürekli) mıknatıslar olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar.3. Ni. Mekanik yönden de yumuşaktırlar. Paramanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-5 katı kadar daha büyüktür. Özellikle değişken akımlı uygulamada kullanılacak manyetik malzemelerde histerezis kaybının az ve içlerinde oluşacak girdap akımlarının küçük olması gerekir. Arı demir iyi bir yumuşak mıknatıs olabilir. Bunların hem manyetik özelikleri iyi. ya döküm veya toz metalürjisi yöntemi ile üretilirler. Pt. Ferromanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinin 103-105 daha fazladır. Bir çevrimde B manyetik akımın H manyetik alan şiddeti ile değişimini gösteren kapalı eğriye histerezis eğrisi denir. Bd doyma noktasına erişmek için kuvvetli manyetik alana gerek vardır. dolayısıyla bu tür malzemelerde değişken manyetik alanda enerji kaybı düşüktür. Demirin içinde % 2-5 Si katarak elektriksel direnç çok arttırılır ve ayrıca araları yalıtılmış çok ince saç halinde kullanılırsa girdap akımları düşük düzeye indirilir. Uygulamada diyamanyetik ve paramanyetik cisimler manyetik olmayan. . Kuvvetli manyetiklik özeliğine sahip metaller ve bileşikler manyetik alanda gösterdikleri davranışa göre yumuşak ve sert manyetik malzemeler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Sürekli mıknatısların yüksek kalıcı mıknatıslık ve yüksek koerzif kuvvet Hc ye sahip olmaları istenir. ancak alternatif akımlar için elverişli değildir. bir manyetik alan ile manyetik akı hızla artarak Bd doyma noktasına erişir. Bu mıknatıslarda histerezis eğrisinin alanı büyük olduğundan değişken manyetik alan etkisinde enerji kaybı yüksektir ve çok ısınırlar. kalıcı manyetik akı yüksektir ve bunu yok etmek için büyük Hc manyetik alanına gerek vardır. Bunların yerine çok küçük parçacıklardan oluşan (50 mµ. yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterleme ile kütle haline getirilerek biçim verilir. Manyetiklik özeliğine göre mıknatıslar sert ve yumuşak olmak üzere iki türe ayrılırlar. O2. Manyetik Malzemeler Bunlar yumuşak (veya geçici) mıknatıslar. Ferromanyetik elementler: Fe. Ag. Yumuşak mıknatıslarda manyetik geçirgenlik yüksek. Yüksek frekanslı uygulamalar için Fe-Ni alaşımlar (permaloy ve supermalloy) daha elverişlidir. şerit ve ince saç haline getirilerek bilgisayar ve manyetik amplifikatör transformatörlerinde kullanılır. Yumuşak mıknatıslarda B. Fe-Ni alaşımları tavlanıp manyetik alanda soğutulursa çok kolay manyetiklik kazanır ve histerezis alanı daha da küçük olur. hem de elektriksel dirençleri yüksektir ve yalıtkan sayılırlar. kalıcı manyetiklik zayıftır ve küçük bir Hc ters manyetik alanı ile dolayca kaybolur. ancak taşlama ile şekil verilebilirler.

cisim ışığı yansıtır. Beyaz ışık değişik dalga boylu dalgalar spektrumundan oluşur. Al) alaşımları gösterebilir. Genel olarak hiç bir katı cisim üzerine düşen radyasyon dalgalarını ne tam olarak yansıtır nede tam olarak geçirir. Görünen ışık bölgesindeki elektromanyetik dalgaların boyu 7400. (Cu. örnek olarak (Al. bu nedenle yoğunluk arttıkça kırılma indisleri de artar. Kırılma indisinin karesi. ancak çok ince filim halinde (mikrondan az) kesilirse ışığı biraz geçirebilir. dolayısıyla enerji de artar. Opaklık Yansıtma Kırılma Yutma Renklilik Fotoiletkenlik Lüminesans • Kırılma indisi küçük olan malzemelerde ışığın yayılması kolaylaşır. Buna çift kırılma (birefrenjans) olayı denir.1.4. Co. Camda ve yüksek simetrikliğe sahip kübik kristallerde kırılma indisleri yöne bağlı değildir. Mor uca yaklaştıkça frekanslar dolayısıyla enerjiler artar. Işığı geçirmeyen bu tür malzemelere opak denir. Bu spektrumda her ışığın belirli dalga boyu vardır. Diğer taraftan cam gibi bazı yalıtkan (dielektrik) malzemelerin atomları geniş enerji aralığına sahip bulunduğundan ışık fotonları etkilenmeden geçebilir. (Cu. Bu özellikler • • • • • • olarak sıralanabilir. bunun sonucu kırılma indisi de büyür. içeri giren ışık demeti yön değiştirir. Saf silis camı (SiO2) görünen ışıkla dalga boyu 2000 A° e kadar olan ultraviyole ışınlarını. Fe). Cisimlerin elektron yapıları ışık dalgaları arasındaki etkileşmeler optik özellikleri belirler.3500 Å arasındadır. 7. dalgalarla kutup çiftleri arasında karşılıklı etkileşmeler nedeni ile dielektrik sabitler büyüktür. hem de ikiye ayrılır. Endüstride geniş uygulama alanı olan lazerler ve güneş pilleri optik özeliklerden yararlanılarak geliştirilmiştir. Frekansla dalga boyu ters yönde değiştiğinden frekans arttıkça dalga boyu küçülür. Bazı frekanslarda iyi yansıtıcı olan bir cisim bazı frekanslarda ise iyi emici olabilir. o cismin k dielektrik sabitine eşittir. dolayısıyla ışığın yayılma hızı artar. Atomların çevresindeki elektronlar ancak belirli enerji düzeylerinde kararlı yörünge hareketi yaparlar.4. Kırılma indislerinin farkı çift kırılma ölçüsü olarak kullanılır. Bunlara da saydam cisimler denir. Ni. Co) ve (Ag. Katkı maddelerini değiştirerek emilen dalga aralığı da değiştirilebilir. Asimetrik olan tetragonal ve hegzagonal kristallerde iki farklı kırılma indisi vardır. Işık dalgasının frekansı artarsa k dielektrik sabit azalır. Kırılma İndisi • • Saydamlık. Bu enerjinin foton denen küçük parçacıkların dalga hareketi ile yayıldığı varsayılır. Elementlerin atom sayısı arttıkça elektronlarının sayısı da çoğalır. Bu dalgalar da metalleri geçemezler. Mn. dışarıya iki paralel demet halinde çıkar. bu tür atomları içeren kristallerde kırılma indisi de büyük olur. Fe). Optik Özellikler Işık elektromanyetik dalgalar halinde yayıldığından optik özeliklerle dielektrik özelikler yakından ilgilidir. kırılma indisi küçülür. Yalıtkanlar ise türüne bağlı olarak dalgaları kısmen yansıtır ve kısmen de geçirir. fotonların sahip olduğu enerji ile orantılıdır ve orantı katsayısına Planck sayısı denir. Katılarda elektromanyetik.Mıknatıs üretimi için alaşımlı çelikler kullanılabilir. Dielektrik sabit frekansın fonksiyonu olduğundan ışığın bir katı içinde yayılma hızı da frekansa bağlı olur.silis camı 3000 Å e kadar ışınları. Ni. Saydam ve prizmadan geçirilen beyaz ışık dalga boyları kırmızıdan mora doğru azalan bir renk tayfına ayrılır. boron . Bunlar önce su verilerek sertleştirilir sonra yüksek elektromanyetik alan etkisinde manyetik hale getirilir. bu nedenle içeri giren ışık demeti hem yön değiştirir. Bu arada ortamdan geçerken yutulan dalga tayfta siyah bir şerit halinde görülür. Elektron bir üst enerji düzeyine geçerken belirli miktarda enerji yayar. Bir de malzemelerin ışığı yansıtma özeliği vardır. 7. Diğer mıknatıs alaşımlarında genellikle demir yoktur veya varsa az miktardadır. Ni. Bu yolla oluşan radyasyon veya elektromanyetik dalgaların frekansı. Bir silis camına (SiO2) Pb veya Ba katılırsa yoğunluk artar. Metallerin büyük çoğunluğu iyi yansıtır. . fakat ayrışmaz.* Işığın vakumdaki C hızının malzeme içindeki v hızına oranına o malzemenin n kırılma indisi denir.

haberleşmede modülasyonla bilgi iletmede. Mn mor. Bu titreşimler atomlar arası bağlarla komşu atomlara iletilerek termoelastik dalga halinde ses hızı ile yayılır. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. dolayısıyla bunlara termoelastik titreşimler denir. boyutları kararlı ve tıraş edilerek işlenmeye elverişli olduğundan en üstün optik malzemedir.5. Ancak ucuz plastik mercekler kalıpla üretilebilir. ferrik oksit katılırsa sarı renkli topaz elde edilir. termal iletkenlik ve termoelektrik etki gibi uygulamada önemi olan termal özelikler ele alınacaktır. tıpta ameliyatlarda. Bu olayların nedenleri araştırılacak ve bağlı olduğu kurallar tanıtılacaktır. Hafif ve çarpmaya dayanıklı olduklarından koruyucu gözlük ve emniyet perdeleri üretimine elverişlidirler. Bazı plastikler uygun kırılma indisine ve yüksek geçirgenliğe sahip olmakla beraber kolay çizilir. 7. silisyum yarı iletkeninde % 50 civarındadır. Genellikle iyonsal kristallere ve camlara geçiş (tranzisyon) ve nadir toprak metallerinin iyonları katılarak renklendirme sağlanır. Bu özeliğe sahip malzemeler fotoelastik malzemeler denir. Ti sarı.kireç camı) 3000 Å e kadar olan ışık dalgalarını geçirirler. Co mavi ve Ni mor-kahverengi renk sağlar. boyutları kararsız ve hassas işlenmeleri zordur. Cam dış etkilere dayanıklı. topografyada uzaklık ölçme işlerinde ve fotoğrafçılıkta geniş ölçüde kullanılır.3500 Å arasındadır.1. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar.4. Bunlar doğada bulunan değerli minerallerdir.2. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. Bu şekilde elde edilen lazer ışınları dağılmadan toplu olarak uzak mesafeye yayılır ve kolaylıkla bir noktaya teksif edilerek yüksek enerji verebilir. Aynı elemanın atomlarından yayılan fotonların dalga boyu aynıdır. Enerjileri çok yükselen aynı fazda yalın lazer ışınları yarı saydam uçtan dışarı çıkarak yayılırlar. 7. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. Termal (Isıl) Özellikler Bu bölümde termal enerji ile ilgili özgül ısı. Yukarıda belirtildiği gibi görünen ışık dalgaları 7400 . Optik yönden izotrop ve saydam olan camsı polimerler kristalize olunca kırılma indisleri doğrultuya bağlı olarak değişir ve yarı saydam olurlar. 7. Fe sarı-yeşil.pencere camı ise (soda . Haberleşme tekniğinde modüle edilmiş ışık dalgaları sinyal iletiminde kullanılırlar. * . Bir cisimden emilmeden dışarı çekilen ışık dalgaları o cismin rengini belirler. örneğin polistiren fotoelastisite de deneysel gerilme analizinde kullanılır. Optik camda görünen ışık geçirgenliği % 100' e yakındır.5. bir kısmı da ısıl genleşme yolu ile potansiyel enerjiyi arttırmaya sarf edilir. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. metil metakrilatta % 90. termal genleşme. Katı cisimlere verilen ısıl enerjinin bir kısmı atomik titreşimlerin ve serbest elektronların kinetik enerjisini arttırmaya. Koronduma titan oksit katılırsa mavi renkli safir. Termoelastik Titreşimler Atomların ısıl enerji etkisinde kendi denge konumları etrafındaki titreşimleri atomlararası bağ kuvvetleri nedeni ile cismin elastik özeliklerine bağlıdır. Geri yansıyan dalgalar sürekli olarak fotonların sayısını arttırırlar. Saf Al2O3 kristali olan korondum saydam ve renksizdir. içine katılan krom oksidin Cr2+ iyonları miktarına göre pembeden koyu kırmızıya dönen renk verir (yakut). Cr sarıyeşil. • Atomlarda termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip olan parçacıklarına fonon denir. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Bu nedenle endüstride ergitme ve kesme işlerinde. porselen kap yerine alüminyum kapla içilen çayın dudağı yakması. Optik Malzemeler Uygulamada kullanılan optik malzemelerin en önemli özelliği ışık geçirgenliğidir. Çok ince arı cam lifleri üzerleri kaplanırsa ışığı çok az kayıpla 1 km' den daha fazla uzağa iletebilirler. genleşmesi kısıtlanmış bir elemanın sıcaklık etkisi ile çarpılması veya kırılması günlük yaşantıda görülen termal olaylardır. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. Üzerine kaynar su dökülen camın çatlaması. Bunlardan başka bazı özel sıcaklıklarda ergime veya buharlaşma gibi faz değişimleri de önemli miktarda ısı yutar. 10 mm kalınlıkta bir malzemeden geçen ışığın gelen ışığa göre yüzdesi geçirgenlik ölçüsü olarak kullanılır. Bazı camlar ve polimerler gerilme etkisi altında optik yönden olur ve bifrefrenjen özeliği gösterirler. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür.

Sıcak bölgedeki yüksek enerjili fononlar termoelastik dalgalar halinde yayılır ve civarda soğuk bölgedeki fononlara çarparak bir kısım enerjilerini verir ve hareketlerini şiddetlendirir.7. orantı katsayısı cismin özgül ısısıdır. Cisimlerde içyapı veya faz dönüşümleri için belirli termal enerjilere gerek vardır. Özgül ısı C 0° K' de sıfırdır. boş kafes köşeleri. Yalnız özgül ısı C sıcaklıkla biraz artar. özgül ısıları yaklaşık olarak aynıdır ve gaz sabiti R' nin 3 katı kadardır. dolayısıyla ortalama serbest yol büyük olur. san °C) tır. Bir cisme verilen ısıl enerjinin büyük bir kısmı termoelastik titreşimlere veya fononlara. Eksi işaret ısının sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru aktığını gösterir. Gaz ve sıvı haldeki akışkanlarda ise ayrıca kendi içindeki atomların ve moleküllerin kütle halinde hareketi ile sağlanan konveksiyon yolu ile ısı iletimi vardır. ses hızına eşittir ve yaklaşık olarak sıcaklıktan bağımsızdır.3. Yukarıdaki bağıntı rejim hali. yapısına ve sıcaklığa bağlıdır. ancak mutlak sıfıra yaklaşırken hızla azalarak sıfır olur. Ayrıca gerçek kristalde bulunan yabancı atomlar. Fonon dalgalarının yayılma hızı. dislokasyonlar ve tane sınırları bu dalgaları yansıtır ve serbest hareket yolu azaltır. Bilindiği gibi güneş enerjisi yer yüzüne radyasyon yolu ile ulaşır. Aynı şekilde yüksek enerjili serbest elektronlar da dalga hareketi ile ısıl enerjiyi soğuk bölgedekilere iletirler. Foton dalgaları boşlukta da yayıldığından iletici ortama gerek yoktur.5.2. Fononların ve serbest elektronların davranışı bir gaz içinde bulunan atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Bir üçüncü tür ısı iletimi de elektromanyetik dalgaların taşıdığı enerjinin ışınım veya radyasyon yolu ile iletimidir. Yüksek iletkenlerde (Cu ve Ag gibi) elektronların hem hızı hem de ortalama serbest yolu . Burada q birim alandan birim sürede geçen ısıl enerjiyi gösterir. Ancak sıcaklık yükseldiği zaman fononların sayısı artar ve kristal yapıda kusurlar doğar. sıcaklıkla önce hızla artar sonra normal koşullarda pek değişmez. san) (veya enerjinin iletim hızı) rejim halinde sıcaklık gradyanı dT/dx (C/cm) ile orantılıdır. Genellikle. Böylece ısıl enerji sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru iletilmiş olur. Bir cismin içinden geçen ısıl enerji akışı q (kal/cm2. (R=1. dolayısıyla iç enerji de sıcaklıkla orantılı olarak yükselir. Birim ağırlıkta bir katının sıvı hale geçmesi için gerekli ergime ısısı sıvının gaz halinde geçmesi için gerekli buharlaşma ısısı birer ısıl özellik sayılır. &nu. k. elektriksel iletkenlik ve atomsal yayınım arasında benzerlik vardır. fononların sağladığı katkı ise önemsizdir. Isıl kapasitenin suyun ısıl kapasitesine oranlanmış bağıl değerine de Özgül ısı (C) denir. Elektromanyetik dalgaları oluşturan fotonlar cismin yüzüne çarpınca bir kısım enerjilerini cisme verirler. ν hızı ise değişmez. Metallerde ısıl iletimini sağlayan ana etken serbest elektron hareketleridir.5. dolayısıyla ortalama serbest yol çok küçüktür ve sıcaklıktan etkilenmez. Cisimlerin özgül ısıları sıcaklıkla değişmez. Genellikle ısıl iletkenlik. Yansıma olmadan uzak mesafelere kadar yayılabilirler. Isıl İletkenlik • Isı iletim mekanizmaları * o Kondüksiyon o Konveksiyon o Radyasyon Katı cisimlerden metallerde ısıl enerji fononların ve serbest elektronların dalga hareketi ile. pek azıda (yüzde birkaçı) elektronlara sarf edilir. Dolayısıyla sayıları artan fonon dalgaları arasındaki girişimlerle kusurlar serbest yolu azaltır. Sonuç olarak bu tür malzemelerde ısıl iletkenlik sıcaklıkla sürekli olarak biraz artar. Kusursuz kristaller 0° K de bir fonon dalgasının yayılması için ideal bir ortamdır. Sıvı katılaşırken açığa çıkan ısıda buharlaşma ısısına eşittir. Isıl iletkenlik ortamın türüne.987 kal/gr mal °C). iyonsal ve kovalan bağlı yalıtkanlarda ise yalnız fononların dalga hareketi ile iletilir. 7. yani sıcaklığın zamanla değişmediği haller için geçerlidir. ancak sayıları sıcaklıkla orantılı olarak artar. Orantı katsayısı. yabancı atomlar. Fononların enerjisi aynı kalır. Bütün bu etkenler göz önünde alınırsa genellikle kristallerde fononların sebep olduğu ısıl İletkenlik sıcaklık artışıyla azalır. Buna kondüksiyon yolu ile ısı iletimi denir. cisimlerde termo elastik titreşimler benzerdir. Özgül Isı Bir cismin birim ağırlığının 1 °C arttırmak için gerekli ısıl enerjiye ısıl kapasite veya ısınma ısısı denir. Amorf yapılı cisimlerde düzensiz dizili atomlar fonon dalgalarını yansıtır. ya cismin ısıl veya termal iletkenliği denir ve birimi (kal/cm.

Gözenek çapı büyürse içinde doğacak hava akımı etkili olur ve iletkenliği biraz arttırır. Uygulamada yan yana konan ve birlikte çalışacak olan farklı termal genleşmeye sahip elemanlar arasında doğacak termal gerilmelerin kritik değerler altında kalması gerekir ve bunun için uygun önlemler alınır. Yüksek alaşımların iletkenliği arı metallerden daha düşüktür ve ortalama 1/10' u civarındadır. Yüksek sıcaklık uygulamalarında kullanılan yalıtkan malzemelere refrakter malzemeler denir.4. soğuyunca büzülür. termal genleşme katsayısı düşük olursa termal şok direnci iyidir. Isıl iletkenliği düşük. İçlerindeki yabancı atomlar hem fonon hem de elektron dalgalarını yansıtırlar. buna termal şok denir. Bununla beraber elektronların sağladığı ısıl iletkenlik fononların 10-100 kat daha fazla olacaktır.1. malzemelerin ani sıcaklık değişmelerine çatlamadan dayanabilmelerini karşılaştırmaya yarar. L boyundaki artış. bu nedenle ısıl iletkenlikleri. Genellikle atomlar arası bağları kuvvetli. • Ani sıcaklık değişimi ile gerçekleşen olaya termal şok denir. Bu nedenle yalıtım malzemelerinin çok sayıda küçük boşluklar içermesi tercih edilir. N) yoğuşunca geriye vakum kalır. Sıvı He ve Sıvı N kapları vakumla yalıtılır. Çok düşük sıcaklıkta gözeneklerdeki gazlar (O2. bundan dolayı ısıl genleşme katsayıları daha düşüktür. Isıl Yalıtkanlık En iyi yalıtkanlar yüksek boşluk oranlı veya gözenekli malzemelerdir.5. dolayısıyla yüksek ergime sıcaklığına sahip olan cisimlerde bağ enerjisi çukuru daha derin ve simetrikliğe daha yakındır. bu nedenle ısıl şoka dayanır. 7. Gözenekler içinde hareketsiz havanın. lyonik ve kovalent bağlı yalıtkanlarda ısıl enerji yalnız fonon dalgaları ile taşınır. ΔL. Burada ΔT sıcaklık farkı. bu nedenle grafitten yapılmış refrakterler yüksek sıcaklıkta daha iyi sonuç verir.fononlarınkinden 10-100 kat daha fazladır. . fakat ısıl genleşmesi yüksek cam üzerine sıcak su dökülürse gevrek olan cam bu ani bölgesel hacim artışına ayak uyduramaz ve çatlar. α ise lineer ısıl genleşme katsayısıdır. dolayısıyla ısıl iletkenlik. Soğuk şekil değiştirmenin oluşturduğu izotropi de ısıl iletkenliği etkiler. Bu tür yalıtkanlar kriyojenlik (aşın düşük sıcaklık) uygulamalara elverişlidir. 7. Termal Şok Kuvartz' ın (SiO2) ısıl genleşme katsayısı pencere camınkinin 15' de biri kadardır. metallerinkine göre çok düşüktür. boşluklar azalır ve yoğunluk artarsa yalıtkanlık özelliği düşer. dolayısıyla sıcaklıkla atomlararası uzaklığın artmasıdır. En iyi yalıtkan ortam vakumdur. İnce karbon tozlarında bu tür değişme olmaz. iletkenliği çok küçüktür.5. bu nedenle ortalama serbest yol küçük. Bir cismin ısıl iletkenliği büyük. Tek kristalli metallerde ısıl iletkenlik anizotropi nedeni ile kristal doğrultusuna bağlıdır. Buna neden atomlararası bağ enerjisi eğrisinin asitmetrik oluşu. Eğer bu tür termo plastiklerde kuvvetli çapraz bağ oluşur ve sayısı artarsa ısıl genleşme katsayıları azalır. ısıl genleşme çok yüksektir. Termal şok parametresi P. Termal Genleşme Bütün cisimler ısıtılınca genleşir. Örneğin ostenitik çelikler pratik olarak bu bakımdan yalıtkan sayılırlar. Bu malzemeler kristal yapılı ise ısıl iletkenlikleri sıcaklıkla azalır. Bu tür malzemeler uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kaldıkları zaman sinterleme etkisi ilerler.5. Bu parametre aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. Isıl genleşme katsayısı birim sıcaklık değişmesinde birim boyda oluşan artma olarak tanımlanır. 7. termal şoka dayanması beklenir. Eğer sıcaklık artarken faz dönüşümü oluşursa dönüşüm türüne göre ayrıca hacim ya artar veya azalabilir. k küçük olur. ancak çok kristalliler izotrop sayıldığından bu özellik her doğrultuda aynıdır. Özelikle moleküller arası zayıf bağlara sahip lineer polimerlerde.5. özelikle yüksek sıcaklıkta çalışan fırınlarda bu tür boşluklu malzemeler veya sinterlenmiş seramik tozlarından yapılmış tuğlalar kullanılır. amorf yapılı iseler biraz artar. K Isıl iletkenlik katsayısı E Elastisite Modülü α Isıl Genleşme Katsayısı σ ç Çekme Mukavemeti Bu bağıntıdan görülebileceği gibi düşük mukavemetli malzemelerin elastisite modülü de küçük olursa plastiklerde olduğu gibi. Bağ enerjisi eğrisinin asitmetriklik derecesi arttıkça ısıl genleşme de büyür. Gözenekli plastikler düşük sıcaklıkta vakuma yakın yalıtkanlık sağlarlar.5. Sürekli kovalent bağlı termoset türden bakalitler de ısıl genleşme diğer polimerlere göre daha düşüktür. Hacimsel genleşme katsayısı α nın üç katıdır. bu nedenle termos şişelerinde iki cidar arasında vakum bulunur.

Bir katı cismin uygulanan kuvvetlere karşı gösterdiği tepki mekanik davranış olarak tanımlanır. Bir malzemenin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği davranış genellikle şekil değiştirme ve kırılma şeklinde kendini gösterir. 8. Sürekli artan kuvvet altında önce şekil değiştirme oluşur. örneğin bir çeliğin bileşimi aynı kaldığı halde ısıl işlemle sertlik ve mukavemeti 2-3 kat arttırılabilir.2. Diğer taraftan malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğini temsil eden süneklik ile mukavemet ve sertlik gibi sınır gerilmelerle ilgili özellikler iç yapıya ve deney koşullarına büyük ölçüde bağlıdır. Bu durumda parçanın kesiti A ise normal gerilme: Teğetsel veya kayma gerilmesi ise: 8. Bu etkenler ve uygulama yöntemleri iyi bilinirse iç yapıda gerekli değişiklikler yapılarak özellikler uygulama amacına uygun olarak ayarlanabilir. Aradaki bu büyük farkı atomsal teoriler açıklayamaz. uygulamada zorlamaya maruz kalacak malzemelerin en önemli özelliğini oluştururlar. Mekanik özelliklerin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetleri olmakla beraber iç yapıya ve çevre koşullarına büyük ölçüde bağlı olduklarından aralarında doğrudan bir bağ kurmak imkansızdır.2. bunun için iç yapı değişimlerini göz önüne almak gereklidir.Refrakter tuğlalar örülürken tuğlalar arasında bırakılan genleşme payı (derz) buna bir örnektir. Bu davranışın biçimi mekanik özellikleri belirler. Mekanik Davranışın Temel Kavramları Cisimlerin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği tepkiye mekanik davranış denir. Düşük yük altında şekil değiştirmeler elastik. birim alana etki eden kuvvet gerilme olarak tanımlanır. yük artarsa bazı malzemelerde kalıcı veya plastik şekil değiştirme meydana gelir. Bu çelik oda sıcaklığında %35 lik bir şekil değiştirme sonunda kırıldığı halde uygun bir işlemle iç yapısı değiştirilirse (su verme işlemi gibi) aynı koşullarda bu değer % 1-2' ye düşer. Elastisite modülü bu tür bir özelik olup atomlar arası bağlar tarafından belirlenir ve iç yapıya duyarlı değildir. Bütün bu süreçlerde her cismin kendine göre davranış biçimi vardır ve bu davranış biçimi mekanik özelikleri belirler. Gerilme belirli bir sınırı aşarsa kalıcı yani plastik şekil değiştirme oluşur. İç yapıyı değiştiren etkenler özellikleri de değiştirir. Ancak bu ayarlamalar doğal olarak sınırlıdır ve uygulayıcıların bu sınırları bilmesi gerekir. sonra dayanımını yitirerek kırılır. Düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. Elastik şekil değiştirmeye karşı direnç veya rijitlik malzemenin elastisite modülü ile belirlenir. Bölüm 8-MEKANİK ÖZELLİKLER 8.1. örneğin bir yapı çeliğinin sünekliği oda sıcaklığında %35 iken . nihayet yük bir sınırı aşarsa kırılma olur. Yapı sistemlerinin mukavemet hesapların da bu özelliklerin iyi bilinmesine gerek vardır. Şekil değiştirme sürecinde atomların nasıl davrandıklarını ve iç yapıda ne gibi değişikliklerin oluştuğunu bilmek gerekir.1. Mekanik özellikler değişik tür zorlamalar altında oluşan gerilme ve şekil değiştirmeleri ölçerek ve gözleyerek saptanır. Bir cisme etki eden kuvvetler yerine parça boyutlarından bağımsız olarak zorlama şiddetini belirten gerilme esas alınarak. Bazı mekanik özellikler iç yapıya ve deney koşullarına bağlı değildir. diğer bir deyimle tersinirdir. Malzemelerin Mekanik Davranışı Bu başlık altında aşağıdaki konulara değineceğiz. Malzemelerin iç yapısında kalıcı değişim veya kırılma oluşturan herhangi bir gerilme sınırı mukavemet olarak tanımlanır. Malzemelerde Mekanik Özellikler Mekanik özellikler. Atomsal teoriler birçok olayları niteliksel yönden açıklamada yararlı olmakla beraber nicelik yönünden yetersizdir. yani tersinirdir. sertlik ve mukavemet ise 2-3 kat artabilir. Çekme Deneyi . Cisimler artan dış zorlamalar altında önce şekil değiştirir. • Mekanik Davranışın Temel Kavramları • Çekme Deneyi • Şekil değiştirme işi ve tokluk • Basınç Etkisi Altında Davranış • Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış • Sertlik 8.250°C ta %1' e düşer.2.2.

Başlangıçta diyagram doğru şeklindedir. Oluşan toplam şekil değiştirmenin bir kısmı elastik olup yük boşaltılınca kaybolur bir kısmı ise kalıcıdır ve ekstansometre ibresi sıfıra dönmez. plastikler fleksibl malzeme sayılır. yani tersinirdir. Yağ basıncından pistona etkiyen yük ölçülür. Şekil değiştirme oranı (birim boydaki artış): ε = (l . Çekme deneyi genellikle yuvarlak veya dikdörtgen kesitli çubuklar üzerinde yapılır. dolayısıyla kadran üzerinde okunabilir . Gerilmeler elastik sınır σe yi aşacak olursa kalıcı plastik şekil değiştirmeler oluşur. • • • • Bu orantı sabitine elastisite modülü veya Young Modülü (E) denir. Örneğin metaller rijit.Io) / Io =Δl/Io Yükü kademe kademe arttırarak elde edilen gerilmelerle şekil değiştirmelerin değişimi Şekil 8. Ayrıca parçanın üstüne tespit edilen bir ekstansometre ile de uzamalar ölçülür. aynı esnada da numunenin uzaması kaydedilir. Çekme deneyi sonucunda numunenin temsil ettiği malzemeye ait aşağıdaki mekanik özellikler bulunabilir. belirli bir hızla ve sabit sıcaklıkta koparılıncaya kadar çekilmesidir. * Elastisite modülü büyük malzemelere rijit (zor şekil değiştiren). • Elastisite modülü • Elastik sınırı • Rezilyans • Akma gerilmesi • Çekme dayanımı • Tokluk • % uzama • % kesit daralması Çekme deneyine tabi tutulan numunenin yukarıda belirtilen özelliklerin sıhhatli bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi için. Deney sırasında. Bu sınırın üstünde çok dar bölgede malzeme nonlineer elastik davranış görülür. Bu bölgede yük artışı ile ekstansometre ibresinde önce bir artış yükün kaldırılmasıyla da ibre sıfıra döner. Şekil 8. standart numuneye devamlı olarak artan bir çekme kuvveti uygulandığında. esnek) malzeme denir. Cisimlerin çoğunda düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. Gerilmeler orantı sınırı σp yi aşarsa Hooke kanunu geçerli olmaz.3b deki diyagram halinde gösterilebilir. Kesit alanı: Ao= Πdo2 / 4 Bu yük altında ilk boyu Io olan kısımda oluşan uzama Δl dir. Şekil 8. Gerilmelerle şekil değiştirmelerin orantılı olduğunu gösteren σ= Exε bağıntısına Hooke kanunu denir ve yalnız lineer elastik şekil değiştirmeler için geçerlidir.1' de çekme deneyinin yapılışı ve diyagramın çizilmesi gösterilmektedir. Bir hidrolik çekme makinesinin konik çeneler arasına bağlanan deney çubuğu basınçlı yağ etkiyen bir piston yardımı çekilir.2' de bir alüminyum alaşımı için gerilim-% uzama eğrisi görülmektedir. yani gerilmelerle şekil değiştirmeler orantılıdır. küçük olanlara fleksibl (kolay şekil alan.Çekme deneyi malzemelerin mukavemeti hakkında esas dizayn bilgilerini saptamak ve malzemelerin özelliklere göre sınıflandırılmasını sağlamak amacı ile geniş çapta kullanılır. Çekme deneyi standartlara göre hazırlanmış deney numunesinin tek eksende. alındığı malzemeyi tam olarak temsil edebilmesi şarttır.3a) N yükü etkisinde oluşan gerilme: σ= N/Ao . (Şekil 8.

Bu plastik bölgede yükleme ve boşaltma eğrisi de bir doğrudur ve diyagramın başlangıçtaki kısmına paraleldir. Buradan çıkan sonuca göre plastik bölgede de elastik şekil değiştirmeleri karekterize eden elastisite modülü aynıdır ve bunun için de Hooke kanunu geçerlidir. Elastik sınır için plastik bölgenin başlangıcı olarak akma sınırı alınır. (A, Akma sınırı veya akma mukavemeti % 0.2 plastik şekil değiştirme oluşturan gerilmedir. Bu tanımdan yararlanılarak akma sınırını bulmak için sürekli yükleme ile elde edilen ( σ-ε) diyagramının şekil değiştirme ekseni üzerinde % 0,2 noktası işaretlenir ve bu noktadan diyagramın doğrusal kısmına paralel çizilir. Bu paralelin eğriyi kestiği noktaya karşı gelen gerilme akma sınırıdır. Kuvvet arttırılmaya devam edilirse bir Nm maksimum kuvvetine ulaşınca artış durur, sonra azalmaya başlar ve bu anda çubuğun bir bölgesinde kesitin daraldığı, yani büzüldüğü görülür. Maksimum kuvvete kadar olan uzamalar üniformdur, silindir biçimindeki parça boyca artıp çapça daraldığı halde silindir biçiminde kalır. Büzülme başladıktan sonra yalnız bu bölgede ek uzamalar oluşur, kesit gittikçe daralır, diğer bölgelerde ise uzama olmaz dolayısıyla uzamalar üniform değildir. Büzülen bölgedeki uzamaları oluşturmak için daha az kuvvet gerektiğinden kuvvet ibresi düşmeye başlar ve sonunda Nk kopma kuvvetinde parça koparak ikiye bölünür. Çekme mukavemeti σç, çubuğun taşıyabileceği maksimum Nm kuvvetini ilk kesite bölerek elde edilir: σç = Nm/Ao Kopma mukavemeti (k , kopma anındaki Nk kuvvetini ilk kesit Ao' a bölerek elde edilir ( k = N k /A o Gerçek kopma mukavemeti (g k ise, kopma kuvveti Nk yi en dar kesit As, ye bölerek elde edilir. gk = Nk /As. Gerçek kopma mukavemeti σgk görünen kopma mukavemeti σk den çok daha büyüktür. Bir malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğine süneklik denir, Uygulamada işlenebilme yönünden önemli olan bu özelik çekme deneyinde kopma anında oluşan toplam plastik şekil değiştirme veya kopma uzama oranı ile belirtilir. Büzülme başlamadan önce oluşan şekil değiştirmeler üniformdur ve şekil değiştirme oranı ölçü boyu lo dan bağımsızdır. Ancak büzülme, başladıktan sonra uzamalar yalnız büzülme bölgesinde yerel olarak üniform olmayan bir biçimde artmaya devam eder ve bu bölge dışında durur. Uygulamada kolaylık amacı ile çubukların üzeri birer santim ara ile işaretlenir. Kopmadan sonra iki parça uç uca getirilir, lg ölçü boyuna karsı gelen çizgi sayısının yarısı kadar kopma bölgesinin solunda, yarısı kadarı da sağda sayılır, bu şekilde elde edilen iki sınır çizginin arası ölçülerek son boy ls bulunur. Çubuğun sünekliği εk aşağıdaki

bağıntıdan bulunur, Gerçek değerler şekil değiştirme süresinde cismin hacminin sabit kalması varsayımından yararlanılarak kolaylıkla bulunabilir. Gerçek gerilme: σg = N/A burada N, o anda uygulanan kuvvet, A gerçek kesittir. İlk hacim: Vo = Ao x lo, son hacim: V = A x l dir. lo çubuğun ilk boyu, l ölçme anındaki boyudur. Hacmin değişmemesi varsayımından V=Vo=Ao x lo = Axl Buradan: A = Ao x lo / l bu değer gerilme denklemlerinde yerine konursa σ =σ (1+ ε) elde edilir Toplam gerçek şekil değiştirme bu bağıntıyı entegre ederek elde edilir, εg =ln(1+ε) Gerçek, gerilme σp nin görünen σ gerilmesinden büyük, gerçek şekil değiştirme εg, nin ise görünen şekil değiştirme ε den daha küçük olduğu kolayca görülebilir. Deneyle bulunan görünen gerilme-şekil değiştirme eğrisinden hesapla nokta nokta gerçek gerilme-şekil değiştirme eğrisi elde edilir. şekil 8.3. de görüldüğü gibi bir A noktasındaki gerilme σ, şekil değiştirme ε den gerçek gerilme σg = σ (1 + e) bağıntısı hesaplanarak işaretlenirse A noktası düşey yönde B ye ötelenir. Gerçek şekil değiştirme εg = ln(l + e) bağıntısı ile bulunursa B noktası yatay yönde C ye ötelenir. Böylece görünen A noktasına karşı gelen C noktası bulunur. Bu yöntemle bulunan noktalar birleştirilirse gerçek gerilme şekil değiştirme eğrisi elde edilmiş olur. Uygulamada sistemler elastik bölgede çalıştırılır, dolayısıyla şekil değiştirmeler çok düşüktür ve çoğunlukla % 0,2 den azdır. Diğer taraftan proje mühendisleri hesaplarını şekil değiştirmemiş sistemlere göre yaptığından görünen gerilme şekil değiştirme eğrileri yeterli bilgi sağlar. Ayrıca görünen (σ - ε) eğrisini elde etmek oldukça kolaydır. Bununla beraber gerçek (σg - εg) eğrisinin malzeme mühendisleri için önemi büyüktür. Plastik şekil verme hesaplarında ve pekleşme özeliklerini saptamada bu eğriden yararlanılır. 8.2.3. Şekil Değiştirme İşi ve Tokluk

Bir cisimde belirli miktarda şekil değiştirme oluşturmak için gerekli iş hesaplanabilir. Şekil 8.4 de görülen çubuğun kuvvet (P) - uzama (Δl) diyagramı verilmiştir. Çubuğa P kuvvetinin uygulandığı ve Δl uzamasının oluştuğu varsayılır. Bu durumda çubuğun boyunu küçük δ1 kadar arttırmak için yapılacak iş (P - δ1) dikdörtgeninin taralı alanına eşittir:

Şekil 8.4: Şekil değiştirme işi ve tokluk. Burada P, δl aralığındaki ortalama kuvvettir. Bu bağıntıdan anlaşıldığı gibi bir cismin birim hacimde ε uzama oranı için oluşturulan şekil değiştirme enerjisi gerilme-şekil değiştirme (σ-ε eğrisi) alanının altında kalan alana eşittir.

Tokluk birim hacimdeki cismi kırmak için gerekli enerji olarak tanımlanır. *

Bu bağıntı bir cisimde plastik şekil değiştirme oluşturmaksızın depo edilebilecek maksimum elastik şekil değiştirme enerjisini verir. Bu malzeme özelliğine rezilyans denir, özellikle yay üretiminde kullanılacak malzemelerin yüksek rezilyansa sahip olmaları istenir. 8.2.3.1. Mukavemet Ve Tokluk Yönünden Değişik Tür Davranışlar Şekil 8.5' de tokluk ve mukavemet yönünden üç tipik malzeme davranışı görülmektedir. Birinci örnekte malzeme sünek davranış göstermesine rağmen tokluk ve mukavemeti düşüktür. İkinci örnekte hem tokluk hem de mukavemet yüksektir, malzeme büyük ölçüde enerji yutarak kırılır. Üçüncü örnekte ise mukavemet çok yüksek olmakla beraber tokluk düşüktür, malzeme çok az enerji ile gevrek türde kırılır. Az karbonlu çeliklerin mukavemeti, yüksek karbonlu çeliklere göre düşük olmasına karşılık tokluğu çok yüksektir. 8.2.3.2. Bazı Tipik Gerilme-Şekil Değiştirme Eğrileri

Çarpmaya maruz kalacak elemanların üretiminde, örneğin yol kenarlarındaki emniyet bariyerleri, araba tamponları gibi, yüksek mukavemetli çelik yerine düşük mukavemetli fakat yüksek tokluklu çelik tercih edilir. Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı gibi basit çekme deneyi ile elde edilen gerilme-şekil değiştirme diyagramları mekanik davranış yüzünden malzeme türleri hakkında çok yararlı bilgi sağlar. Bu diyagramlara bakarak malzemenin gevrek veya sünek olduğu saptanır. 8.2.4. Basınç Etkisi Altında Davranış Bir cismin yüzeyine etkiyen normal kuvvet bileşeni N (Şekil 8..6 b) dışarıdan içeriye doğru ise basınç gerilmeleri doğar. Metaller genellikle sünek cisimlerdir, basınç etkisinde de çekme etkisinde olduğu gibi elastisite modülü, orantılık sınırı elastik sınır ve akma sınırı vardır ve bunlar yaklaşık olarak çekmedeki değerlere eşittir. Basınç etkisinde kesit devamlı büyür, parça yassılaşır ve kuvvet uygulayan yüzeydeki sürtünme nedeni ile fıçı şeklini alır, gerilme sürekli artar, fakat ani kırılma görülmez (Şekil 8.7 a). Bu tür malzemelerde basınç deneyi yapmaya gerek yoktur. Taş, beton ve seramik gibi gevrek malzemeler basınç altında çok az şekil değiştirerek ya kayma veya yanal genişlemeden doğan çekme etkisi ile kırılırlar. Şekil 8.6 b' de görüldüğü gibi çekme ve basınç eğrileri birer doğru şeklindedir, fakat basınç mukavemeti çekme mukavemetinden çok daha büyüktür (ortalama 8 kat). Bu tür malzemelerde ise basınç deneyi zorunludur. 8.2.4.1 Basma Deneyi Basma deneyi işlem itibarı ile çekme deneyinin tamamen tersidir. Basma deneyi de çekme deneyi makinelerinde yapılır. Basma kuvvetlerinin uygulandığı malzemeler genellikle basma deneyi ile muayene edilir. Tatbikatta basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılan malzemeler genellikle gevrek malzemelerdir. Gri dökme demir, yatak alaşımları gibi metalik ve tuğla, beton gibi metal dışı malzemelerin basma mukavemetleri, çekme mukavemetlerinden çok daha yüksek olduğundan, bu gibi malzemeler basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılırlar ve basma deneyi ile muayene edilirler. Basma deneyi ile de malzemelerin mekanik özellikleri tespit edilebilir. Basma deneyi sırasında numunenin kesiti devamlı olarak arttığından, çekme deneyinde görülen «Boyun» teşekkülü problemi yoktur. Basma deneyi bilhassa gevrek ve yarı gevrek malzemelerin sünekliğini ölçmede çok faydalıdır, zira bu malzemelerin sünekliği çekme

Uzun süredir uygulanan diğer bir sertlik yöntemi ise cismin yüzeyine bir standart bilye düşürüp sıçrama yüksekliğini ölçmeye dayanan Shore sertliğidir. numunelerin üzerinde birkaç ölçme yapılıp ortalamasının alınması gerekir. 8. Yapılan sertlik ölçümlerindeki değerler birbirinden çok farklı ise. çizmeğe. Sertlik Malzemeler üzerinde yapılan en genel deney.8b de görüldüğü gibi olur. Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış İkinci basit zorlama türü kayma gerilmeleridir. tan γ γ = Δl/h Kayma gerilmesi: t=T/Ao Deney yapılacak olursa kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi λ arasındaki bağıntı şekil 8. Basma numunelerinde.2. Bu malzemelerin çekmede % uzama ve % kesit daralması değerleri hemen hemen sıfırdır. Bugün halen minerallerin sertliğini ölçmede uygulanan Mohs sertliği bu yönteme dayanır. 8. . kolay işlenir. Sertlik izafi bir ölçü olup sürtünmeye. bilhassa çok pahalı malzemelerle çalışıldığında veya çok az miktarda malzeme bulunduğu durumlarda çok faydalıdır.6. deneyin basit oluşu ve diğerlerine oranla numuneyi daha az tahrip etmesidir. Sertlik en ilkel çağlarda taşları birbirine sürterek ölçülmüştür. bir malzemenin sertliği ile diğer mekanik özellikleri arasında paralel bir ilişkinin bulunmasıdır. yalnız açılar değişir. Laboratuarlarda özel cihazlarla yapılan sertlik ölçümlerindeki değer. örneğin tavlı bir çelik yumuşaktır. dolayısıyla. Bu çeliğe yumuşak halde kolayca şekil verilir. farklı değer ortalamaya dahil edilmeyip bu farkın mevcudiyeti mutlaka belirtilmelidir. Daha önce mekanik davranış incelenirken malzemelerin sürekli bir ortam olduğu varsayılmış ve iç yapı değişimleri göz önüne alınmıştı. Diğer avantajı ise. Sertlik ölçme genellikle. Endüstride en çok uygulanan. Bu avantaj. sertliğinin ölçülmesidir. Malzemelerin Şekil Değiştirmesi Bu bölümde dış kuvvetler etkisinde malzemelerin nasıl şekil değiştirdiği. Bu iki sertlik ölçme yöntemi yeterli duyarlık sağlayamadıklarından endüstride kullanma alanları çok sınırlıdır. t=Gy 8. Küçük gerilmeler altında malzemeler gene lineer elastiktir.5. çabuk ve kolay sonuç veren bir deney türüdür. Sertlik ölçmeleri yapılırken kullanılan ölçme yöntemi ne olursa olsun. çekme mukavemeti sertlik ile doğru orantılıdır. Gerçekte iç yapılarla mekanik özelikler arasında çok yakın ilişki vardır. Çizen cisim. tatbik edilen bir yük altında malzemeye batırıldığında malzeme üzerinde bir iz bırakacaktır.8' de görülen kayma şekil değiştirmesi λ dik açıda meydana gelen değişmedir. Bu işlemler yardımı ile özelikler uygulama amacına göre ayarlanabilir. Uygulamada bu ilişkilerden yararlanarak çeşitli endüstriyel işlemler geliştirilmiştir. Fakat kare veya dikdörtgen kesitli numuneler de kullanılabilir. yapılan basit sertlik ölçmesi neticesinde malzemenin mukavemeti hakkında bir fikir edinmek ve karşılaştırma yapmak mümkündür. ancak çok aşınır.3. konik veya küresel standart bir ucun malzemeye batırılmasına karşı malzemenin gösterdiği direnci ölçmekten ibarettir. özelliklerdeki bu önemli değişmeler ancak iç yapılardaki değişmeler göz önüne alınarak açıklanabilir.deneyi ile hassas olarak ölçülemez. çizilenden daha sert sayılır. Uygun olarak seçilen sert uç. Çok küçük kaymalar için. İç yapıyı değiştiren her etken özelikleri de değiştirir. Örneğin çeliklerde. Basma deneyinin diğer bir avantajı da çok küçük numunelerin bile kullanılabilmesidir. sonra su verme ile sertleştirilirse aşınma direnci çok artar. malzemenin plastik deformasyona karşı gösterdiği dirençtir. bunlara makaslama veya kesme gerilmeleri de denir. diğer bir deyimle şekil değiştirme mekanizması ele alınacaktır. kesmeğe ve plastik deformasyona karşı direnç olarak tarif edilir. Bu yöntemde standart bir uçla oluşturulan çizginin genişliği ölçülerek değerlendirme yapılır. şekil değiştirirken atomların nasıl davrandığı ve iç yapıda ne tür değişmelerin oluştuğu. Bunun başlıca sebebi. uniform bir gerilme durumu elde edilmesi gayesiyle yuvarlak kesitli numuneler tercih edilir.2. Basit kayma etkisinde cismin ana boyutları değişmez. Genel deyimle malzemenin sertliği test de elde edilen izin büyüklüğü ile ters orantılıdır. Şekil 8.

11). Buna göre uygulamada kullanılan en önemli malzemeler çoğunlukla kristal yapılı olduklarından bunların davranışları ile ilgili yoğun araştırmalar yapılmıştır. örneğin çeliklerde plastik şekil değiştirme ve su verme işlemleri ile elastisite modülü değişmez. ikinci grupta zincir şeklinde moleküller arası bağlar zayıftır. fakat elastik sınır ve mukavemet 2-3 kat artabilir.1.1. Basit kayma halinde lineer elastik cisimlerde kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi γ orantılıdır . Bazı malzemelerde yükleme hızı sonucu etkiler. Gerilme belirli bir sınırı aşacak olursa bir kısım atom kalıcı olarak yer değiştirir. uzun süreli deneyde mukavemet düşük. Diğer taraftan amorf cisimler düzensiz bir atomsal yapıya sahip olduklarından kristallerde olduğu gibi geniş kapsamlı temel kurallar henüz geliştirilememiştir. Atomların birer yayla bağlı olduğu varsayılarak bu davranış açıklanabilir. Elastik şekil değiştirme kütle içinde homojen olarak yayılır.Malzemeler iç yapılarına göre kristal yapılı ve amorf yapılı olmak üzere iki türe ayrılırlar. süneklik yüksek olabilir. diğer malzemeler amorf yapılıdır. Bu durumda şekil değiştirme çok kısıtlıdır. Davranışları yükleme hızına ve süresine bağlı cisimlere viskoelastik cisimler denir. Mekanik deneyler genellikle oda sıcaklığında yavaş artan yük altında yapılır. Elastik şekil değiştirme direncini temsil eden elastisite modülü atomlar arası bağ kuvveti eğrisinin denge uzaklığındaki eğimi ile orantılıdır. Bu cisimler içlerinde mevcut kuvvetli bağların dağılışına göre iki gruba ayrılırlar. bu tür deneye statik deney de denir. Bu sürede uygulanan yükle oluşan şekil değiştirme ölçülür. eksenel şekil değiştirme εx. Seramikler ve bazı polimerler buna örnek gösterilebilir. elastisite modülü denir.3. Bu şekilde oluşan plastik şekil değiştirme ve plastik deformasyon için kayma gerilmesinin belirli bir değere ulaşması zorunludur. 8.1. Çekme yanal şekil değiştirmesi eksi işaretlidir. Birinci grupta kuvvetli bağlar sürekli bir uzay ağı oluşturur. ile orantılı olup orantı sabitine Poisson oranı denir (Şekil 8. süneklik düşük iken. yük kalkınca ilk konumlarına dönemezler. Amorf yapılı cisimlerin şekil değiştirmeleri de kristal yapılılarda olduğu gibi iç yapıya ve iç yapı türüne büyük ölçüde bağlıdır. Bunların şekil değiştirme mekanizmaları farklı olduğundan ayrı ayrı ele almak gerekir. beton ve ahşap bu tür davranışa sahiptirler. enine doğrultuda ise yanal ayarlamalar nedeni ile azalır. oda sıcaklığında ise plastiklerin çoğu. Bu tür yer değiştirmelere atomlar arası bağlar karşı koyar ve cismin elastik şekil değiştirme özeliklerini belirler. Poisson Oranı Aynı gerilme altında oluşan yanal şekil değiştirme εy . 8. Bu nedenle elastik davranışı belirleyen elastik sabitler iç yapıya karşı duyarlı değildirler. % 300' den fazla şekil değiştiren kauçuk buna örnek olarak gösterilebilir. Şekil değiştirme iç yapıdan başka deney ve çevre koşullarına da bağlıdır. 8. Yüksek sıcaklıkta bütün malzemeler. Kristal yapılı cisimlerde plastik deformasyon kayma etkisinde hareket eden dislokasyonlar tarafından oluşturulur. özellikle metallerde dislokasyonların toplu davranışları sonucu oluşan plastik şekil değiştirme oldukça karışık bir olaydır ve bu olay aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. genellikle % 1' in altındadır.2. Bu araştırmalar sonucu kristallerin şekil değiştirmesini açıklayan oldukça sağlam ve başarılı kurallar geliştirilmiştir. Malzemeler genellikle küçük gerilmeler altında elastik davranış gösterir.1. yük kalkınca atomlar ilk konumuna döner ve şekil değiştirme kaybolur. Poisson oranı artı işaretli bir malzeme sabiti olduğundan denkleme (-) işareti konmuştur. Metallerin hemen tümü ile polimerlerin ve seramiklerin bir kısmı kristal yapılı.3.3. Elastisite Modülü Çekme halinde σ gerilmesi ile oluşan εx şekil değiştirmesi arasındaki oran lineer elastik cisimlerde sabittir ve bu sabite E. 5-10 dakika içinde parça kopartılır. Elâstik Şekil Değiştirme Bir cisme çekme gerilmeleri uygulanırsa atomlar arası uzaklık gerilme doğrultusunda artar. kuvvet etkisinde birbirleri üzerinde kolayca kayarlar. kısa süreli deneyde mukavemet yüksek.

Bütün gerilme halleri. Buna kayma koşulu denir.1. kompozit malzemeleri gibi). Şekil değiştirmiş bir kristalin yüzeyi parlatılıp dağlanınca kayma düzlemlerinin kenarı olan kayma çizgileri şekil 8.3. Uygulamada kullanılan bazı malzemeler homojen olduğu halde yapıları dolayısıyla özellikleri doğrultuya bağlı olarak değişir. 8. 8.3. Kayma Olayı Kristallerde kayma olayı incelenirken önce kusursuz bir tek kristal göz önüne alınacak. Basit çekme uygulanan bir metalin yüzeyinde akma sınırında gözlenen eğik kayma çizgileri bu gerçeğin açık bir kanıtıdır (Bkz. örneğin demirde atomlar [III] doğrultusunda en sık dizilidir ve elastisite modülü 2. • Yüksek sıcaklıkta dislokasyonların hareketi kolaylaşır. Genellikle düşük sıcaklıkta rastlanan ikizlenme olayında kristalin bir kısmı bir düzlem boyunca makaslanarak ilk kafes yapıya göre ayna görüntüsüne dönüşür. Bu nedenle şekil değiştirme hesaplarında kauçuk için sıkıştırılamaz cisim varsayımı kullanılır.4. Malzemelerin büyük bir çoğunluğunda n = 0.2. 8. Şekil 8. Ancak kaymanın kısıtlandığı bazı özel hallerde görülen ikizlenme olayı da bir miktar plastik şekil değiştirme meydana getirir.3. bunlara homojen anizotrop malzemeler denir (ahşap. Basit çekme halinde maksimum kayma gerilmeleri kuvvet doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca etkir ve değerleri eksenel gerilmenin yarısına eşittir. n = 1/2 olursa K yani hacim modülü sonsuz olur. Atomların en sık dizili olduğu doğrultularda şekil değiştirme rijitliği dolayısıyla elastisite modülü en yüksektir.2 .1. Yalnız kauçukta Poisson oranı 0. Bu durumda cisme uygulanan basınç sonsuz dahi olsa hacim değişmez. hidrostatik gerilme hali hariç. Birinci şekilde 4 yarım düzleminin altındaki dislokasyon çizgisi üzerinde bulunan a atomunun aşağıdaki b ve c atomları ile bağı diğer komşularına göre daha zayıftır.Poisson oranı 1/2 den küçük olması gerektiğinden .0.3.1 x 105 N/mm2 olup doğrultudan bağımsızdır. Tek kristaller üzerinde yapılan deneylerde plastik sekil değiştirme sürecinde kristal düzlemleri boyunca yer yer kayma düzlemlerinin oluştuğu izlenmiştir.48 civarındadır.16' deki gibi açıkça görülür. Kristal Yapılı Malzemelerin Plastik Şekil Değiştirmesi Kristal yapılı malzemelerde plastik şekil değiştirme büyük ölçüde dislokasyon hareketlerinden doğan kayma olayı sonucu oluşur.17' de görülüyor.26x105 N/mm2 dir. Bu nedenle daima elde mevcut malzemelerin mukavemetini arttırma yolları aranmıştır. Ayrıca çok kristalli malzemelerde yüksek sıcaklıkta tane sınırı kayması ve gerilmeli yayınma da plastik şekil değiştirmeye katkıda bulunur. Bir kristal düzlemi boyunca kaymanın başlaması için kayma doğrultusundaki kayma gerilmesi bileşenin o kayma sisteminin kayma direncine eşit olması gerekir.16). Şekil 7. Bir cisim ancak kayma gerilmesi etkisinde plastik şekil değiştirebilir. bağ kuvvetleri eğrisinin yeni denge mesafesinde eğimi azalır.5. .8x 105 N/mm2 dır. 2)Kristal doğrultuları: Kristaller homojen anizotrop cisimler olduklarından özellikleri kristal doğrultularına bağlı olarak değişir. Süreç ne olursa olsun plastik şekil değiştirmeden önce ve sonra kristal yapı genellikle kristalliğini korur. dolayısıyla elastisite modülü küçülür. 8.2. Elastisite Modülüne Etkiyen Etkenler 1)Sıcaklık: Sıcaklık yükselirse atomlar arası uzaklık artar. Kusursuz bir kristalde kayma başlatmak için gerekli gerilme atomlar arası bağ kuvvetlerine dayanarak aşağıdaki şekilde hesaplanabilir. Mukavemet Arttırıcı İşlemler Uygulamada belirli bir yükü mümkün olduğu kadar az malzeme ile taşımak hem hafiflik ve hem de maliyet yönünden önemlidir. Atomların en seyrek olduğu K= [100] doğrultusunda ise 1. Çok kristalli demir istatistiksel yönden izotrop sayıldığından ortalama elastisite modülü 2.* 8.3 arasındadır. Dislokasyonların Hareketleri Bir kenar dislokasyonunun x kayma gerilmesi etkisinde ne şekilde hareket ettiği şekil 8. daima kayma bileşeni meydana getirirler. Bu Özeliğe sahip cisme sıkıştırılamaz cisimdenir.8 de görüldüğü gibi.

8. fakat yayınım. Yavaş soğumada az sayıda fakat büyük taneler oluşur ve dolayısıyla kaba taneli yapı meydana gelir. Bu etkenleri kontrol ederek özelikleri amaca uygun olarak ayarlama olanağı vardır. dolayısıyla özelliklere etkirler. Arı metallere katılan alaşım elemanları özellikleri önemli ölçüde değiştirir. Tane büyüklüğünün metallerin mukavemetinde ne derece etkili olduğu bu örnekten açıkça görülmektedir. 8.29 da görüldüğü gibi plastik şekil verme işlemleri anizotrop bir yapı oluşturur. mukavemet haddeleme doğrultusunda artar. fakat büyüme hızı düşüktür. Bu ince taneli yapı ısıtılmaya devam edilirse taneler büyüyerek kaba taneli yapıya dönüşür. haddelemeye dik doğrultu da biraz düşük olur. fakat süneklik azalır. bileşenlerin konsantrasyonuna. Soğuk Şekil Verme Metallerin plastik şekil değiştirme süresinde pekleştiği. yabancı fazların türüne ve dağılışına.24' de görüldüğü gibi sertlik ve mukavemetin yükseldiği sünekliğin ise azaldığı yukarda açıklanmıştır. dolayısıyla sertlik ve mukavemet artar. dolayısıyla şekil 8. dolayısıyla sertlik ve mukavemetin arttığı. sıcak ve soğuk şekil verme.Malzemelerde iç yapılarla mekanik özelikler arasında yakın bir ilişki bulunduğu daha önce belirtildi. Buna göre faz dönüşümü sıcaklığı üstündeki bir metalde hızlı soğuma sürecinde çekirdeklenme daha düşük sıcaklıklara kalacağı için tane sayısı çok fakat boyutları küçük olur ve sonuçta ince taneli yapı elde edilir. (YMK) kafese sahip bakırda başlangıçta pekleşme azdır daha sonra artar. sinterleme. dislokasyonların hareketi zorlaşır. pekleşme yeteneği yoktur. soğuk şekil verme.5. büyüklüğüne.02 mm. genellikle ısıl ve elektriksel iletkenlik azalır. uygulanan mekanik şekil verme ve ısıl işlem yöntemlerine bağlıdır. Alaşımlandırma Arı (saf) metaller genellikle yumuşak ve düşük mukavemetli olurlar ve kolay şekil değiştirirler. Metallerde katılaşma süresindeki soğuma hızı tane büyüklüğünü etkiler. sünekliğin ise azaldığı görülür. hızlı veya yavaş soğutma işlemleri tanelerin türüne. Genellikle (HMK) kafes yapılı kristallerde kafes sürtünmesi yüksek olduğu gibi daha başlangıçta birden fazla kayma. sertliği çok azalır. Tane büyüklüğünü ayarlamak için uygulanan diğer bir yöntemde metale önce soğuk şekil verilir. Ayrıca çok kristalli yapılarda pekleşme daha şiddetli oluşur. üretim yöntemine. Yüksek sıcaklıktaki bir metal soğurken faz dönüşümü söz konusu değilse soğuma hızı tane büyüklüğünü etkilemez. 8. Diğer taraftan (HMK) kafesli Fe' de ise pekleşme yeteneği yüksek olduğu görülüyor. dolayısıyla büyüme hızı yüksektir. Tane Büyüklüğünü Değiştirme Metallerde tane büyüklüğü azaldıkça birim hacimdeki tane sınırı alanının arttığı. Başlangıçta çok sayıda küçük yeni kristaller oluşur. Tek kristalden oluşan demirin akma sınırı 28 N/mm2 olmasına karşın ortalama tane çapı 0. sistemi etkin hale gerek birbirleri ile etkileşirler. dislokasyon hareketlerinin engellendiği. Şekil 8. Şekil 8.1. çökeltilerin türüne ve büyüklüğüne. Yüksek sıcaklıkta oluşan yeni kristallerin çekirdeklenme hızı düşük. Pekleşme özeliği kafes yapı türüne bağlıdır. sonra yeniden kristalleşme sıcaklığının üstünde ısıtılır.5. Atomlar denge konumundan ayrıldığı ve iç yapı kusurları arttığı için sistemin enerjisi yükselir.25' de görüldüğü gibi tek magnezyum kristalinde (HSD) kayma kolay oluşur. Bu özelikler kimyasal bileşime. uygulanan döküm. Mukavemet arttırıcı işlemler alaşımlandırma.5. . Bununla beraber ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksek ve korozyona daha dayanıklı olduklarından önemli uygulama alanlarına sahiptirler.2. Düşük sıcaklıkta ise sıcaklık gradyanı büyük olduğundan çekirdeklenme hızı yüksek. fazların kararlı veya yan kararlı oluşuna. Bunlar aşağıda ele alınarak kısaca nasıl uygulandıkları ve mekanik özelikleri nasıl etkiledikleri açıklanacaktır. Bileşimler. olan çok kristalli normal bir demirin akmasının 200 N/mm2 düzeyindedir.3. Endüstride metallere uygulanan haddeleme. tel çekme ve burma şeklinde soğuk şekil verme işlemlerinde sarf edilen enerjinin % 90' ı ısı şeklinde yayılır geri kalanı elastik şekil değiştirme enerjisi halinde depo edilir. tane büyüklüğünü ayarlama ve ısıl işlemler olarak dört grupta toplanabilir.

Soğuk ve Sıcak Şekil Verme İşlemleri Oluşan iç yapı değişikliği işlemden sonrada varlığını korur.29' den görüldüğü gibi metal hadde merdaneleri arasından geçerken taneler uzar ve şekil değiştirir. Büyük ölçüde şekil verilecek parçalara ardışık tavlama ve şekil verme işlemleri uygulanır. Atomlar arası bağ kuvvetleri de ergime sıcaklığı ile ilgilidir. Ayrıca yayınma zamana bağlı bir olay olduğundan düşük sıcaklıkta uzun süre alır. Çeliklere uygulanan su verme işlemi ileride metaller konusunda ele alınacak. Yeniden kristalleşmede atomsal yayınım oluştuğundan atomlar arası bağın yenilmesi gerekir. Ancak kontrollü ısıtma ve soğutma işlemleri ile sağlanan aşırı koşullar altında (çok hızlı soğutma gibi) denge hali faz dönüşümleri kısmen veya tamamen önlenebilir. çökelme sertleşmesi ise aşağıda kısaca açıklanacaktır.5. Bu koşullarda elde edilecek bazı denge dışı yarı kararlı fazlar üstün özeliklere sahip olabilirler. 8. Yumuşatma Tavlaması ve Yeniden Kristalleşme Metallerde plastik şekil değiştirme yeteneği sınırlıdır. Isıl İşlemlerle Mukavemet Arttırma Metallerde dengeli soğuma süresinde oluşan yapılar kararlı olup belirli özeliklere sahiptirler. bunlar zamanla bütün kütleyi kaplar. 8. Eğer metale yeniden kristalleşme sıcaklığı üstünde plastik şekil verme işlemi uygulanırsa şekil 8. Bu bölgedeki şekil değiştirmeye veya uygulanan işleme soğuk şekil verme işlemi denir. Tane Büyümesi Tavlamanın başlangıcında aşırı şekil değiştirmiş bölgelerde yeni kristal çekirdekleri oluşur. Bu konu aşağıda ayrıca ele alınacaktır. Başlangıçta ince taneli olan yapı uzun süre tavlanırsa tane büyümesi meydana gelir ve kaba taneli yapıya dönüşür. Soğuk haddeleme ve soğuk çekme bu sıcaklığın altında uygulanır. kalıcı şekil değiştirme izleri görülmez. atomların hareket yeteneği yüksek olduğundan işlemden hemen sonra hızla yayınarak yuvarlak ve ince taneli bir yapı oluştururlar. Soğuk haddelenmiş bir çeliğin sıcak haddelenmiş çeliğe göre daha çabuk paslandığı görülür. Bir parçaya son şekli bir aşamada verilemezse işlem sırasında arada bir yumuşatma tavlaması uygulanır. dolayısıyla sertlik ve mukavemeti artar. Bu ilkelere dayanarak endüstride çeşitli ısıl işlemler geliştirilmiştir. dolayısıyla Tr düşük olur.* Yeniden kristalleşme sıcaklığı metalin ergime sıcaklığına uygulanan plastik şekil değiştirmenin büyüklüğüne ve tavlama süresine bağlıdır.Soğuk işleme sonucu kristal yapı kusurları arttığından yoğunluk biraz düşer. Bu durumda soğuma süresinde faz dönüşümleri zorlayıcı etki bulunmaksızın kendiliğinden tamamlanır.6. Örneğin eksiz ve kaynaksız olması gereken bir basınçlı tüp disk şeklinde bir metalden kalıpta dövme yöntemi ile şekil verilirken birkaç defa yumuşatma tavlamasına tabi tutulur.1. kimyasal etkinlik artar ve korozyon dayanımı azalır. Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ile bazı alüminyum alaşımlarına uygulanan çökelme veya yaşlanma sertleşmesi bunlara birer örnek olarak gösterilebilir. 8. Uygulamada bir parçaya yırtmadan ve kırmadan plastik şekil verebilmek için bu sınırın bilinmesine gerek vardır. • Tane büyümesi sonucu süneklik artar fakat sertlik ve mukavemet azalır. Pekleşmiş metaller belirli bir sıcaklığın üzerinde ısıtılırsa yumuşarlar ve pekleşmenin etkileri kaybolur. Bir ana faz içinde çok küçük parçacıklar halinde çökelmiş ikinci bir faz şekil değiştirmeyi çok kısıtlar. 8. Denge diyagramları bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak oluşan kararlı fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını gösterirler. Bunun en tipik örneği alüminyum-bakır alaşımlarıdır. . Genellikle bir metalin yeniden kristalleşme sıcaklığı Kelvin derecesi cinsinden ergime sıcaklığının yarısı veya üçte biri civarındadır. fakat sünekliği azalarak gevrekleşir.2. Bir metale Tr yeniden kristalleşme sıcaklığı altında plastik şekil verme işlemi uygulanırsa pekleşir. Isıtılarak tavlanan metal eski plastikliğini tekrar kazanır.6. Bu ikinci faz genellikle aşırı doymuş bir fazdan kontrollü çökeltme yöntemi ile elde edilir.4. yüksek sıcaklıkta bu süre kısalır. Büyük ölçüde plastik şekil değiştiren metalde enerji yüksek olduğundan yayınma daha erken başlar. Yeniden kristalleşme sıcaklığı üretim teknolojisinde çok önemlidir.6. Bu yöntem birbirlerini sıcaklığa bağlı olarak sınırlı oranda eriten sistemlere uygulanır. elektriksel ve ısıl iletkenlikler azalır. sertliği ve mukavemeti artar.

Yük taşıyıcı elemanlarda gerilmelerin hiç bir zaman akma sınırına ulaşmasına izin verilmez. Bu nedenle uygulamada boyut hesapları için kritik gerilme olarak akma mukavemeti seçilir.1. Bu maksimum kayma gerilmesi çekme gerilmesinin yarısına eşittir. Sıcaklık haddeleme ve sıcak dövme gibi. Gevrek kırılma çok çeşitli etkenlerin rol oynadığı karmaşık bir olaydır. Basit çekme deneyi ile saptanan σA akma mukavemeti uygun bir emniyet katsayısına bölünerek emniyet gerilmesi elde edilir.2). Basit çekme halinde akma mukavemeti σA ise kaymaların başladığı kayma gerilmesi = σA /2 olur. . Bu nedenle henüz tam olarak anlaşılamamış ve kesin kurallar geliştirilememiştir. Ancak çok eksenli gerilme etkisinde kaymalar genellikle kısıtlandığı için akma oldukça karışık bir hal alır. Kırılma oluşum biçimine göre gevrek ve sünek olmak üzere iki türe ayrılır. Sıcak haddeleme sonunda ince ve sık taneli bir yapı elde edilir. Sünek malzemelerin yorulma kırılması da bir gevrek tür kırılmadır. nereden oluşabileceği önceden görülebildiği için gerekli önlemler alınarak herhangi bir zarar vermesi önlenir. Bütün gevrek malzemelerde mukavemet hesaplarında kritik gerilme olarak çekme mukavemeti alınır. dolayısıyla akma başlar.1.1). Geçmişte önemli kazalara ve büyük kayıplara yol açtığından üzerinde yoğun araştırmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. 9. Özelikle dökümle elde edilen büyük metal kütleleri kaba taneli ve düşük mukavemetli olur. Maksimum kayma gerilmesi kritik bir değere erişince kayma.1.2. Yüzeyi parlatılmış bir yumuşak çelik numunesi üzerinde akma süresinde görülen eğik kayma çizgileri (Lüders çizgileri veya Lüders bantları) bu olay için açık bir kanıttır (Şekil 9. Akma olayı ancak kayma gerilmesi etkisinde oluşabilir. dolayısıyla kalıcı etkiler oluşur. Kırılma Malzemelerin dış kuvvetler etkisinde parçalara ayrılmasına kırılma denir. Gevrek malzeme elastik sınırın sonunda kırılır ve elastik sınırla çekme mukavemeti aynıdır. * ΖA 9.2). Sünek kırılma belirgin ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur ve oldukça büyük enerji yutar (Şekil 9. Akma Olayının Pratikte Uygulanması Akma sınırından sonra iç yapıda kaymalar. • Bir cisme basit çekme uygulandığı zaman çekme doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca maksimum kayma gerilmeleri etkir. Bu tür kırılmanın nereden ve ne zaman oluşacağı önceden kestirilemediği için çok tehlikelidir.Bu sıcaklık bölgesinde yapının şekil verme işlemine sıcak şekil verme işlemi denir. Bölüm 8-MALZEMELERDE MEKANİK DAVRANIŞLAR 9. Bu durumda akmanın başlaması için gerilme bileşenlerinin belirli bir koşulu sağlaması gerekir. Malzemelerde Mekanik Özellikler Akma mukavemeti veya sınırı bir malzemenin plastik şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. Gevrek kırılma plastik şekil değiştirme olmaksızın aniden meydana gelir ve çok az enerji yutar (Şekil 9. Sıcak hadde ürünü metaller dökümle elde edilen metallere göre mekanik özellikler yönünden daha üstündürler.

yüksek hızlı şekil değiştirmeler gevrek kırılma eğilimini arttırır. Genellikle bütün kırılma olayları önce çatlak oluşumu ve sonra çatlak yayılması sonucu oluşur. tekrarlı gerilmeler.Sünek kırılmada ise yukarıda da belirtildiği gibi kritik gerilme olarak akma sınırı seçilir. Hatta başlangıçta yapısında bu tür kusur içermeyen kristal yapılı cisimlerde de şekil değiştirme sırasında dislokasyon yığılması sonucu çatlak oluşabilir (Şekil 9. Sünek ve gevrek malzemelerde kırılma türlerinin değişimi mevcut koşullara bağlı olarak çatlak oluşması ve çatlak yayılmasındaki farklardan doğar. çatlak. . boşluk. Düşük sıcaklık. Kırılmanın türü malzemeden malzemeye değiştiği gibi çoğunlukla uygulanan gerilme halinde. kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilmeler. parçanın geometrik biçimine. Malzemelerde genellikle çentik. sert parçacıklar gibi çeşitli kusurlar içerirler.3). sıcaklığa ve şekil değiştirme hızına bağlıdır.

. Yüksek mukavemetli metaller.3) 9. Ancak bu kohezif veya teorik mukavemet gerçekte gözlenen mukavemetlerden bir kaç mertebe daha büyüktür. dolayısıyla basit burmada kırılma. Sünek cisimlerde ise kayma mukavemeti en düşüktür. Burada E cismin elastisite modülüdür.3. Bu nedenle Şekil 9. Gevrek malzemeler (cam ve seramikler gibi) çekmeye karşı zayıf olup basmaya karşı daha mukavemetlidirler. kayma gerilmelerinin maksimum olduğu eksene dik düzlem boyunca makaslanarak kırılır.3' de görüldüğü gibi ayrılma biçiminde olan bu tür kırılma için gerekli gerilme o cismin kohezif mukavemetine (σc) eşittir.1). (Şekil 9. seramikler ve bazı polimerler genellikle gevrek davranış gösterirler. Gevrek Kırılma Türleri Genellikle gevrek malzemelerde ortalama olarak basınç mukavemeti çekme mukavemetinin 8 katıdır. Özel koşullar altında üretilen kusursuz numunelerin mukavemetleri teorik olarak tahmin edilen değerlere yakın olduğu görülmüştür (Tablo 8. yüzey hataları açılma veya büyüme etkisi göstererek malzemenin çekme mukavemetini azaltırken basma etkisi altında basma kuvvetleri çatlak ve boşlukları kapatmaya çalıştıklarından dolayı hem basma mukavemeti çekmeye göre yüksek olur hem de çekme gerilmesinde olduğu gibi gerilme yığılması oluşmayacağından kuvvetler çatlağın bir yüzünden diğer yüzüne iletilir.1xE dür. Çünkü çekme kuvvetleri etkisinde mevcut çatlak ve boşluklar. Gevrek Kırılma Gevrek kırılmada malzemeler dış kuvvetler etkisinde plastik şekil değiştirme oluşmaksızın iki veya daha fazla parçalara ayrılır. Atomlar arası bağ kuvvetlerine göre hesaplanan bu mukavemet yaklaşık olarak σc = 0. Daha önceki bölümlerde basınç etkisinde cisimlerin ya çekmeden veya kaymadan kırıldığı belirtilmişti.3.1. Aradaki bu büyük farkın malzemelerde mevcut kusurlardan ileri geldiği saptanmıştır.4 (c)' de görüldüğü gibi basit burma uygulanan silindir biçimindeki gevrek malzeme çekme gerilmelerinin maksimum olduğu 45° lik düzlem boyunca kırılır. Gevrek malzemelerin çekme mukavemeti kayma mukavemetinden daha küçüktür.9. Kusursuz bir malzemenin çekme etkininde kırılması atomlar arası bağ kuvvetlerinin kopması sonucu oluşur. Şekil 9.

Bu şekilde kısıtlanmış basınç deneyi basit basınç haline göre daha yüksek mukavemet verir. Sünek Kırılma Sünek malzemelerde kırılma önemli ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur. 9. büyüklüğü. Gevrek malzemelerde deney numunesini boyutu arttıkça basınç mukavemeti azalır.5 de görüldüğü gibi büzülme bölgesinde eksenel σa gerilmesine ek olarak σy yanal çekme gerilmeleri meydana gelir. Bu boşluklar da birleşerek çatlağa dönüşür. çevresi parlak koni şeklindedir. Karşılıklı kırılma yüzeyleri koni-çanak biçimini alır. sonra bu çatlak yayılarak ani kırılma ile son bulur. Basınç mukavemetine numunenin biçimi. Üniform kesitli bir çubukta büzülme başladıktan sonra Şekil 9. yüzeye gelince 45° açı yapan düzlemler boyunca kayma kırılması şeklinde son bulur. Kırılma yüzeyinin ortası taneli. Ancak % 100 büzülmenin oluştuğu çok özel halde çatlak oluşumu görülmez. yavaş yüklemede düşük basınç mukavemeti elde edilir. Bu şekilde oluşan çatlaklar birleşerek dışarıya doğru yayılır. Çatlak başlangıcına neden olan sert ve gevrek fazların miktarı çoğaldıkça gevrek kırılmaya doğru eğilimin artması doğaldır. Gevrek Malzemelerde Basınç Mukavemetine Etkiyen Etkenler Basınç makinesinin tablası ile deney numunesi arasındaki sürtünme kuvvetleri nedeni basit basınç gerilmeleri uygulamak mümkün değildir. Bu nedenle standartlar betonun basınç deneyinde gerilme hızının 7-10 kgf/cm2 arasında kalacak şekilde uygulanmasını önerirler.3. Ayrıca pekleşme ve plastik şekil değiştirmeyi kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri de sünekliği azaltır. Küp veya silindir biçiminde olan numunenin ortası basınç etkisinde yanal doğrultuda serbest genişlerken başlıklardaki sürtünme kuvvetleri genişlemeyi kısıtlar ve bu bölgede çok eksenli gerilme hali doğar (Yandaki şekil). . Bazı hallerde sert uzun tel fırça şeklinde yükleme başlıkları da kullanılır. Tabla ile numune arasına yağ sürülür veya sürtünmesi düşük bir levha (teflon) konursa sürtünme etkileri azaltılır.4. Sünek malzemelerde çatlaklar genellikle iç yapıda bulunan oksit parçacıkları. Bu fark büyük numunelerde kritik kusurların bulunma olasılığının artması ile açıklanabilir.2.9. Hiç boşluk bulunmayan ve sert faz içermeyen sürekli yapıya sahip olan kristallerde dislokasyon yığılması sonucu çatlak doğabilir. Bu çekme gerilmeleri sert parçacıklar çevresinde boşluk oluşturur. boşluklar veya sert fazlar çevresinde oluşmaya başlar. Bazen de sert fazın kendi içinde de çatlak doğabilir. yükleme hızı ve sıcaklık etki eder. Bütün kırılma olaylarında olduğu sünek kırılmada da önce çatlak doğar. Beton gibi oda sıcaklığında sünme gösteren malzemelerde hızlı yüklemede yüksek.

şekil değiştirme hızı ve gerilme halidir. Buna tipik bir örnek olarak asfaltın davranışı gösterilebilir. Kohezif mukavemetin ise sıcaklıkla değişimi önemsizdir.6' daki gibi T1 sıcaklığında sünek kırılma gösteren malzeme düşük T2 sıcaklığında kayma direnci arttığı için az bir plastik şekil değiştirmeden yerel aşırı gerilmeler kohezif mukavemete erişir ve gevrek tür kırılma oluşur. Şekil değiştirme hızı az olursa atomlar veya moleküller hareketleri için yeterli zaman bulabilirler. Uniform kesitli bir çubukta eksenel çekme gerilmesi σa akma sınırına erişince akma başlar. atomların en az olduğu kristal düzlemeleri boyunca atomlar arası bağların kopması sonucu ayrılma şeklinde oluşur ve gevrek türdedir. Maksimum kayma gerilmesi teorisine göre en büyük ve en küçük asal gerilmeler arasındaki fark basit çekmedeki akma sınırına eşit olunca akma başlar. 9. bu nedenle sünek davranış görülür (Şekil 9. Sarkaç çekiç boşta iken ho yüksekliğine çıkar. ikinci kez önüne çarpma numunesi konursa onu kırıp geçerken bir miktar enerji vereceğinden daha düşük bir h yüksekliğine çıkar. Bir çekiç darbesi ile gevrek biçimde parçalanan asfalt uzun sürede kendi ağırlığı ile dahi akar.5. Keskin çentik ucundaki yerel yüksek gerilme akma sınırına erişince plastik şekil değiştirme başlar. Doğrudan makinenin skalasında okunan kırma işi numunenin dolu kesitine bölünerek çarpma mukavemeti elde edilir. Malzemelerde kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri (Şekil 9.8 de görüldüğü gibi bir sarkaç çekiçten ibarettir.* .1. Çarpma Deneyi Süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı en kolay ve en güvenilir şekilde çarpma deneyi ile saptanabilir. Ayrılma mukavemetine bazen kohezif mukavemet de denir. İki yükseklik arasındaki fark numuneyi kırmak için sarfedilen enerji ile orantılıdır. Bunun tersi halde kayma mukavemeti kohezif mukavemetten küçük olunca önemli ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra sünek kırılma meydana gelir. Sünek ve gevrek kırılma oluşumu esas itibariyle cismin kayma mukavemetine ve ayrılma mukavemetine bağlıdır. • Ayrılma mukavemeti kayma mukavemetinden küçük ise kırılma.6). Bütün kesit plastik bölgeye girinceye kadar gerilmede önemli bir artış olmaz.7) gevrek kırılma eğilimini arttırır.5. Yüksek hızlı yüklemelerde ise gevrek kırılma eğilimi artar. gevrek malzemelerde olduğu gibi aniden kırılarak tehlike doğurmaz. Çarpma mukavemetinin boyutu: N cm/cm = N/cm dir. Süneklikten Gevrekliğe Geçiş Normal koşullarda sünek davranış gösteren bir malzeme özel koşullar altında gevrek kırılma eğilimi gösterebilir. keskin uç yuvarlaşarak kütleşir. Bu amaçla geliştirilen Charpy çarpma makinesi şekil 9. Şekil 9. Genellikle kayma mukavemeti sıcaklığa önemli ölçüde bağlıdır. Bu sonucu doğuran ana etkenler sıcaklık. Böylece gerilme yığılması önemini kaybeder.Sünek malzemelerde çentik ve ani kesit daralması olan yerlerde meydana gelen gerilme yığılması gevrek malzemelerde olduğu gibi ani kırılma oluşturmaz. 9.

Bu tür temperlenmiş camlara duracam da denir. Bunlar taşıtlarda. Ancak Şekil 9. Çarpma deneyi hem daha basit hem de daha yüksek geçiş sıcaklığı verdiğinden daha güvenilir yöndedir. Bu amaçla cam önce yumuşama noktasına yakın ısıtılır.* 9. Gevrek Malzemelerde Mukavemet Arttırıcı Önlemler Gevrek malzemelerde çekme mukavemeti çok düşük olmakla beraber oldukça yüksek basınç mukavemetinden yararlanma olanağı vardır. 9. Bu büküm noktasına karşı gelen Tg sıcaklığı süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı olarak tanımlanır. .8' de görüldüğü gibi çekme deneyi ile bulunan Tg' geçiş sıcaklığı çarpma deneyi ile bulunan Tg sıcaklığından daha düşüktür. Temperlenmiş Cam. Temperlenmiş camlarda çiziklerin derinliği basınç bölgesinde kaldıkça önemli sayılmazlar. bu nedenle çok daha sık uygulanır. Bu durumda deney parçasına çentik açılarak kırılma sağlanır. Dış yüzey önce hızla soğuyarak sertleşir. sıcak ve yumuşak olan iç kısım buna uyar. Çentikli çarpma deneyleri ile değişik malzemelerin çentik etkisine duyarlılığı saptanır. Yorulma Tekrarlı zorlamalar altında malzemenin mukavemeti azalarak çekme mukavemetinin çok altındaki gerilmeler kırılma oluşturabilir. Böylece dışarıda artık basınç içeride artık çekme gerilmeleri oluşur. Bu sıcaklığın üstünde sünek. sonra soğuk hava üfleyerek hızla soğutulur. Bu şekilde artık gerilmeler içeren cama temperlenmiş cam denir. Yapı elemanında çekme gerilmelerinin bulunduğu bölgeye donatı konur. altında. buna yorulma denir. Temperlenmiş camların mukavemeti normal camların üç katına yakındır.Karbonlu çeliklerde çarpma mukavemetinin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin Şekil 9. Alaşımlı çeliklerde ise böyle bir geçiş sıcaklığı yoktur. • • • Örneğin prizma şeklinde düz taş kiriş yerine taş kemer kullanılırsa taş çoğunlukla basınç gerilmeleri taşır Yapı elemanına çekme gerilmelerini minimumuma indirecek şekilde biçim vermek mümkündür. Yorulma kırılması gevrek türde olduğundan nerede ve ne zaman oluşacağını önceden kestirmek olanaksızdır. parça eğilerek mesnetler (dayanaklar) arasından geçer. Bu önlemlere aşağıda kısaca değinilecektir. kapılarda ve benzer yerlerde güven yönünden geniş ölçüde kullanılırlar.6. Bu cama eğme veya çekme gerilmeleri uygulanırsa yüzeydeki basınç gerilmelerini yeninceye kadar önemli büyüklükte yük taşır. eğri az bir eğimle sürekli artar. Sünekliği yüksek malzemelerde eğme şeklinde uygulanan Charpy deneyinde kırılma oluşmaz.7. Bazı önlemler almak veya uygun işlemler uygulayarak bu tür malzemelere çok daha fazla yük taşıtılabilir. Basit karbonlu çeliklerde bu geçiş sıcaklığı yaklaşık -20°C civarındadır. dolayısıyla geçiş sıcaklığı saptanabilir. gevrek davranış görülür. Bu artık gerilmeler dış kuvvetler yok iken kendi aralarında denge halindedir. • Sünekliği yüksek malzemelere çentik açılarak çarpma deneyi uygulanabilir.8 deki gibi bir büküm noktası vardır. Daha sonra iç kısım soğuyarak büzülmeye çalışırken sertleşmiş olan dış kısım buna izin vermez. Isıl işlemlerle cam yüzeyinde oluşturulan artık basınç gerilmeleri camın mukavemetini önemli ölçüde arttırır. Kırılma türü ile kırılma için sarfedilen enerji arasında bir ilişki bulunduğuna göre çekme deneyi ile de kırma işi ölçülür.

Değişik gerilme genlikleri ile bunlara karşı gelen N kırılma tekrar sayıları bir eğri halinde çizilir.7. Bunun için hazırlanan numunelere belirli büyüklükte tekrarlı gerilme uygulanır ve bu gerilme etkisinde kırılmanın oluştuğu N. • Yorulma deneyi bütün malzemelerde gevrek kırılma meydana getirir.Geçmişte birçok kazalara neden olduğundan üzerinde yoğun çalışmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Şekil 9. sert parçacık ve ani kesit değişmeleri civarındaki gerilmeler ortalama gerilmeden daha büyüktür. Bundan dolayı yorulma olayı iç yapıya çok bağlıdır. Bütün bu hallerde tekrarlı zorlamalar etkisinde oluşan tersinir olmayan plastik şekil değiştirme sonucu malzeme pekleşir. Yorulma çatlakları genellikle yüzeyde başlar ve içeriye doğru yayılır. Yorulma Deneyi Yorulma deneyi ile bir malzemenin belirli bir tekrar sayısı için güvenle dayanabileceği gerilme sınırı saptanır. İç yapıda bulunan çatlak. Bunların yanında ayrıca gerilme koşulları da yorulma mukavemetine etkir. Bu bantlar da yüzeyde çıkıntılar ve çöküntülerin doğmasına. dolayısıyla gerilme yığılmalarına neden olurlar. tekrar sayısı ölçülür. Bununla beraber çok değişik etkenlerin rol oynadığı karışık bir olaydır.N) veya Wöhler eğrileri denir. çentik.10' de görülen bu yorulma eğrilerine (S . Çatlak zamanla yavaş ilerlerken karşılıklı yüzeylerin sürekli birbirlerine sürtünmesi sonucu yorulma kırılması yüzeyi parlak görünür. Yüzey işlemi kalitesi arttıkça yorulma mukavemeti artar. ortalama gerilme çok eksenli gerilme Yorulma çatlağı çoğu zaman yüzeyde başlayıp içeriye doğru yayıldığından yüzey işleme kalitesinin önemi büyüktür. Yorulmaya genellikle iç yapıda mevcut kusurlar civarında oluşan yerel gerilme yığılmaları neden olur. Yorulma Mukavemetine Etkiyen Etkenler Yorulma mukavemetine etkiyen başlıca etkenler aşağıdaki şekilde sıralanabilir. . Bu mikroçatlaklar zamanla yayılarak ani yorulma kırılması meydana getirir.2. Hatta çekme deneyinde büyük ölçüde plastik şekil değiştiren ve büzülerek kopan bir metal Şekil 9. bu yüzey de taneli görünüştedir.1. Yorulma bütün malzemelerde gevrek türde kırılma meydana getirir. dolayısıyla henüz tam anlaşılamamıştır. Yorulma kırılması yüzeyinin ilginç bir görünüşü vardır. Diğer taraftan başlangıçta hiç bir bozukluk içermeyen yüzeyi parlatılmış üniform kesitli bir metalde elastik sınır altında da dislokasyonlar yerel olarak hareket ederek kayma bantları oluştururlar.9 de görüldüğü gibi tekrarlı zorlanmalar altında belirgin olarak plastik şekil değiştirmesizin çatlar ve bu çatlak zamanla yayılarak ani kırılma ile sonuçlanır. - Parçanın yüzey işleme kalitesi Sıcaklık Çevrenin kimyasal etkisi (korozyon) Frekans Gerilme koşulları sabit kaldığı zaman yukarıdaki etkenlerin oluşturacağı sonuçlar ayrı ayrı saptanabilir. boşluk. Bu gerilmeler etkisinde yerel plastik şekil değiştirme meydana gelir. 9. Yorulma olayının nasıl oluştuğu tam olarak açıklanamamış olmakla beraber bu konuda bilinenler aşağıda özetlenmiştir. Yüzeyde çatlağın başladığı yorulma odağı ile onu çevreleyen midye kabuğunu andıran aynı merkezli eğriler ve bunların yanında taneli bir bölge görülür. gevrekliği artar ve sonunda mikroçatlaklar doğar.* 9.7. Çatlak ilerleyip geri kalan dolu kesit normal yükü taşıyamaz hale gelince ani kırılma meydana gelir.

Sabit gerilme ve sabit sıcaklıkta şekil değiştirmenin zamanla değişim eğrileri Şekil 9. dolayısıyla şekil değiştirme kısıtlanır. Toparlanmada ısıl enerji ile etkin hale gelmiş dislokasyon tırmanması. Metallerde Sünme Metallerin sünme diyagramlarında genellikle dört bölge vardır.7.Yüzeydeki pürüzler çentik etkisi yaparak çatlak oluşumunu kolaylaştırır. Düşük gerilme veya düşük sıcaklıkta sünme hızı yavaş olup kırılma oluşmayabilir.7. Üçüncüsü hızı sabit ikincil sünme bölgesi. dolayısıyla yerel olarak tersinir olmayan plastik şekil değiştirmeler meydana gelir. dolayısıyla şekil değiştirme hızı zamanla azalır. Sıcaklık genellikle mukavemeti azaltıcı yönde etki ettiğinden yorulma mukavemetinin de azalması doğaldır. Ayrıca kesitin ani değiştiği yerlerde gerilme yığılması meydana gelir.3. 9. Pekleşmenin nasıl oluştuğu daha önce açıklanmıştı. Üçüncül sünmede ise çeşitli faktörler etkilidir ki. zamanla mikro çatlaklar doğar ve zamanla yayılarak kırılma oluşturur. Bundan dolayı yorulma deneylerinde deney süresini kısaltmak için yüksek frekanslı gerilme uygulayan deney makineleri tercih edilir.1. Özelikle değişken kesitli parçalarda çok eksenli gerilme hali doğar. öteki ucuna bağlanan numunedeki şekil değiştirmeler bir ekstansometre yardımı ile ölçülür. Eğer gerilme veya sıcaklık yüksek ise sünme hızı büyük olur ve kırılma meydana gelir. Pekleşmede dislokasyonların hareketi.1. 9. büzülmenin başlaması toparlanma hızını arttırır. İkincisi hızı zamanla azalan birincil sünme bölgesi. Sünme Sünme (bazı kaynaklarda sürünme de denir) bir malzemede sabit gerilme altında zamanla sürekli oluşan şekil değiştirme olarak tanımlanır. Sünme genellikle yüksek sıcaklıkta sorun oluşturur. Yüksek sıcaklıkta boş köşe sayısı arttığından difüzyon yükselir toparlanma dolayısıyla pekleşmenin tersi olan yumuşama artar. Çok eksenli gerilme hali yorulma mukavemetine etkir. • • • • Birincisi yük konur konmaz oluşan ani elastik uzama bölgesi. malzeme pekleşir. Yüksek sıcaklıkta zorlamaya maruz elemanların boyut hesaplarında bu değerlerden yararlanılır (gaz türbinleri gibi). uygulanan gerilme ve sıcaklık koşullarına bağlıdır. Levye nin bir ucundaki kefeye P ağırlığı konur. Parçanın mukavemetini azaltan bu tür gerilme yığılmalarını önlemek için kesit değişmelerine mümkün olduğu kadar büyük eğrilik yarıçapı verilir ve ani kesit daralmalarından kaçınılır. Bir cismin sünme şekil değiştirmesinin büyüklüğü ve hızı. Sünme deneyleri sabit yük altında ve belirli bir sıcaklıkta yapılır.1. Sabit hızlı ikincil sünmede pekleşme hızı ile toparlanma hızı eşittir. Değişken gerilme altında çevrenin kimyasal etkisi daha da hızlanır. Bununla beraber polimerlerin çoğunda. Ayrıca korozif bir ortamda demirli alaşımların S-N diyagramlarının sürekli azaldığı ve asimptotik bir değere ulaşmadığı görülmüştür.11' de görüldüğü gibi bir levye şeklindedir.11' de gösterilmiştir. Kristal yapılı metallerde mutlak ergime sıcaklığının yarısından az sıcaklıklarda sünme ihmal edilebilir fakat bunun üstünde sıcaklıkla artarak önem kazanır. Çok yüksek frekanslarda plastik şekil değiştirme için daha az zaman kaldığından genellikle yorulma mukavemeti biraz artar. Metallerde sünme süresindeki davranışı belirleyen süreçlerden birini pekleşme.3. diğeri toparlanma veya yumuşamadır. Birincil sünmede pekleşme hızı yüksektir. bunların arasında tane sınırlarında çatlak oluşumu. Uygulamada korozyon yorulması önemli sorun yaratabilir. Dördüncüsü de hızı zamanla artıp kırılma ile sonuçlanan üçüncül sünme bölgesi Genellikle gerilme ile sıcaklık sünmeyi benzer şekilde arttırıcı yönde etkiler. Normal koşullarda frekansın yorulma mukavemetine etkisi önemsizdir. ahşap ve betonda oda sıcaklığında da sünme oluşur. Hidrolik yorulma makineleri 50 Hz' i geçmediği halde elektromanyetik kuvvet uygulayan makinelerde bu değer 400 Hz' e kadar çıkartılabilmiştir. Sünme deneyleri ile ölçülen sünme hızı ile kırılma süresinin gerilmeye ve sıcaklığa bağlılığı uygulama için çok önemlidir. etkin kesit azaldığından kısa sürede kopma oluşur. . Buralardaki maksimum gerilme ortalama gerilmenin çok üstünde olabilir. çapraz kayma ve boş köşe difüzyonu ana etkenlerdir. Bu deneyler uzun süreli olduğundan en uygun deney teçhizatı Şekil 9.

Gevşeme zamana bağlı bir davranıştır. dolayısıyla viskoz akış oluşabilir.7. Lineer viskoz akışta gerilme şekil değiştirme ile orantılıdır. Bu tür cisimlerde sıvı halden katı hale geçiş kristal yapılılarda olduğu gibi sabit bir sıcaklıkta oluşmaz. bu nedenle polimerler ve seramiklere bu bölgede şekil verilir. Bazı uygulama alanlarında gevşeme olayının göz önüne alınması gerekir.3. • Buradaki η' ye viskozite denir ve o cismin şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. Sıcaklık azaldığı zaman basit elastik davranışla viskoz akışın karışımından oluşan bir davranışa sahip olurlar. Kristal olmayan anorganik ve organik camların (kristal olmayan polimerler) çoğu yüksek sıcaklıklarda lineer-viskoz davranış gösterirler. bu nedenle hemen hemen her sıcaklık düzeyinde sünme gösterirler. Mekanik davranışlar Bir taşıyıcı sistemde dış kuvvetler etkisinde oluşacak gerilmelerin bilinmesine gerek vardır.3.2 Gevşeme Sabit şekil değiştirme uygulanan bir malzemede gerilmenin zamanla azalmasına gerilme gevşemesi veya kısaca gevşeme denir. Viskoz akış hızı gerilme ile orantılı ise lineer vizkoz cisim. ergime noktasına yakın bölgede bu akış çok daha belirgin olur. . Örneğin patlarlı motorların silindir kapağını sıkan civatalar üzerinde yeterli bir ön gerilmeye gerek vardır. bu ön gerilme basınçlı sıcak gazların contadan dışarı kaçmasını önler. Bu amaçla yapılacak gerilme analizlerinde denge denklemleriyle kinematik bağıntılar yanında ayrıca bünye denklemlerine de gerek vardır. birbirilerine göre sabit konumlar artar.7. dolayısıyla büyük ölçüde viskoz şekil değiştirirler. Sıvılarda gerilme etkisinde viskoz akış meydana gelir. * • Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir 9. Malzemelerin gerilme-şekil değiştirme bağıntılarını veren bu denklemler mekanik davranış türüne göre değişirler.8. Lineer polimerlerde zincir şeklindeki moleküller arası bağ zayıf türdendir. viskozite azalır. Motor silindirinde patlama olduğu zaman.2. Sıvı halde viskozite oldukça düşüktür. Viskoz akışta şekil değiştirme hızı uygulanan gerilmenin bir fonksiyonudur. Sıcaklık azaldıkça vizkozite artar ve şekil değiştirme güçleşir. sıcaklık arttıkça zincirlerin bağıl hareketi kolaylaşır. plastik ve viskoelastik olmak üzere üçe ayrılır. Malzemelerin mekanik davranış türleri genellikle elastik. Sünme ve Vizkozite Seramikler ve polimerler genellikle amorf yapılı olduklarından bu cisimlerde sünmenin oluşum biçimi kristal yapılılardan farklıdır.• Sünme hızının bağlı olduğu faktörler* o Kırılma süresi o Gerilme o Sıcaklık 9. Seramiklerde katı halde atomlar arasında sürekli kuvvetli bağ vardır. Bu durumda gerilme etkisinde sıcaklık seviyesine bağlı olarak bir miktar atomsal yayınım. Yüksek sıcaklıkta sıvı halde kolaylıkla yer değiştiren ve yayınan atomlar sıcaklık azalınca hareket yetenekleri kısıtlanır. 9. dolayısıyla katı hale geçmiş sayılır. Bunlar sıvı haldeki amorf yapıyı koruyarak katılaştıklarından çoğu zaman aşırı soğumuş sıvı sayılırlar. Uygulamada taşıyıcı sistemlerin güvenliği yönünden bu gerilmelerin mukavemet sınırları altında kalması istenir. gevşeme oluşursa gazın kaçması önlenmez. aksi halde gerilmenin non lineer fonksiyonu ise nonlineer vizkoz cisim adını alır. Uzay ağı türü termoset plastiklerde sürekli kovalan bağ bulunduğundan zamana bağlı davranışları çok kısıtlıdır.1. Eğer yüksek sıcaklıkta çalışan civatada zamanla fazla. Sünme olayının oluştuğu bir malzemede gevşeme de oluşabilir. bunun yerine bir belirli sıcaklık aralığında tamamlanır.

Çekme etkisinde eksenel doğrultuda uzama olurken yanal doğrultuda daralma olur. iç yapı değiştiğinden ve büyük ölçüde anizotropluk oluştuğundan plastik bölgede başarılı bir bünye denklemi geliştirmek mümkün olamamıştır. Akma koşulları bölümünde bu konuya bir ölçüde değinilmiştir.8. Pek azında mesela kauçuk gibi. Basit çekme halinde bünye denklemi. . • En kolay sünme ve gevşeme gösteren malzeme plastik malzemedir. 2) Plastik davranış Şekil 9. Elastik Davranışın Bünye Denklemleri Lineer izotrop elastik bir cismin özelikleri her doğrultuda aynıdır. Ayrıca sıcaklık ta bu tür davranışta önemli bir etkendir. seramikler ve metaller yüksek sıcaklıklarda viskoelastik davranış gösterirler. Yük kaldırılınca ani elastik toparlanma ve sonra hızı zamanla azalan gecikmiş toparlanma oluşur. Plastik şekil değiştirme zamandan ve yükleme hızından bağımsızdır. şekil değiştirme gerilme ile aynı anda oluşur.8. Plastiklerin çoğunluğu oda sıcaklığında. Elastik cisimlerde şekil değiştirme gerilmenin son değerine bağlıdır.13' de görülen yükleme boşaltma programı uygulandığı zaman.1) Elastik davranış Bir cisme şekil 9. diğer bir deyimle eş zamanlı olarak değişirse buna elastik davranış denir. ν" veya poisson oranı denir. gerilme sıfır yapılınca şekil değiştirme de sıfır olursa. Bunlara örnek olarak ahşap ve tabakalı yapılardan oluşan kompozit malzemeler gösterilebilir. yalnız gerilmenin geçmişte aldığı en büyük değerine bağlıdır. geçmişte aldığı değerlere bağlı değildir. • Bu şekilde özelikleri doğrultuya bağlı olan cisimlere anizotrop cisimler denir.2. Viskoelastik davranışta yükleme hızının ve yükleme süresinin şekil değiştirmeye etkisi vardır. aşağıdaki şekilde olup buna hook kanunu denir. Lineer ve Nonlineer Elastik Davranış Uygulamada kullanılan bazı tür malzemelerin yapısı doğrultuyu bağlı olarak değişebilir. Yanal doğrultudaki şekil değiştirme ile eksenel doğrultudaki şekil değiştirme orantılı olup buna "orantı sabiti. Gerilme sabit kalınca şekil değiştirme sabit kalır.* 9.13' de görüldüğü gibi akma sınırı üstünde gerilme uygulanınca ani elastik şekil değiştirme ve onu izleyen plastik şekil değiştirme kısa sürede oluşur zamanla değişme. yük kaldırılınca ani elastik toparlanmadan sonra geriye plastik şekil değiştirme kalır. bu davranış non lineer olabilir. Herhangi bir andaki şekil değiştirme gerilmenin geçmişte aldığı bütün değerlere bağlıdır. 3) Viskoelastik davranış Bu tür davranışı gösteren cisme sabit gerilme uygulanınca ani elastik uzama sonra onu izleyen zaman sürekli artan uzama görülür. Uygulanan gerilmelerle oluşan şekil değiştirmeler orantılıdır.1. 9. Cisimlerin büyük bir çoğunluğu düşük gerilmeler altında lineer elastik davranış gösterirler.

d dolu hacimle v boşluk hacminin toplamına eşittir . Açık ve kılcal boşluklar su emme ve geçirimlilik yönünden önemlidir. korozyonunu.Bölüm 10-DİĞER FİZİKSEL ÖZELLİKLER 10. Gerçek cisimlerde bulunan boşluk türleri Şekil 10.2. kapalı boşluk Bu boşlukların bazıları dışa açık. geçirimliliği. su emmeyi. Porozite oranı malzemenin birim ağırlığını.1' de şematik olarak gösterilmiştir. aşınmasını. kompozit malzemelerde ve hafif yapı malzemelerinde değişik tür ve büyüklükte boşluklar ve çatlaklar bulunur.1b de görüldüğü gibi V görünen hacmi. mukavemeti. V görünen hacmi.2.1. ısı ve ses yalıtımını önemli derecede etkiler.kılcal boşluk. Basit geometrik biçime sahip bir cismin boyutları ölçülerek. dona dayanıklılığı. 10. Bu boşluklara porozite veya boşluk ya da gözenek adı verilir. bazıları ise kapılıdır. hesaplanabilir. Büyüklüklerine göre boşluklar aşağıdaki gibi sıralanabilirler: • Boşluk türleri : Açık boşluk. Birim Ağırlık ve Boşluk Genellikle seramikler sınıfına giren malzemelerde. Şekil 10. Boşlukların Sınıflandırılması Bir boşluğun büyüklüğü içine sığabilen en büyük kürenin çapı ile belirtilir.

Hacimsel Su Emme Eğer numunenin biçimi düzgün değilse görünen hacmi Arşimet terazisi ile ölçülür. 10. Yukarıda anlatıldığı gibi numunenin önce kuru ağırlığı Po.P2 ye bölünerek hacimsel su emme oranı Sh elde edilir. sonra aynı kütle içinde inert sıvı bulunan bir dereceli kaba (piknometre) konarak hacmi ölçülür. P1 . Emilen suyun ağırlığı P1 . Porozitenin uygulama yönünden önemli olan dışa açık kısmı su emme deneyi ile ölçülebilir.* Özgül ağırlığı ölçmek için boşluklu cisim öğütülerek ince toz haline getirilir. Po ağırlığı ölçülür. eğer boşluk yoksa eşittir. Aynı cismin özgül ağırlığı Po kuru ağırlığı d dolu hacmine bölerek elde edilir. Aynı numune Şekil 10. sonra tartılır.3.2.2. Bir cismin kuru ağırlığını saptamak için önce etüvde 110 °C de ağırlığı sabit kalıncaya kadar. sonra suya koyarak 48 saat beklenir. sonra suya doymuş halde havadaki ağırlığı P1 bulunur.Po numunesi kuru ağırlığı Po a bölünerek ağırlık yönünden su emme oranı Sa elde edilir. Emilen suyun hacmi P1 .P2 ağırlık azalması suyun kaldırma kuvvetine eşittir. sonra 74 mikron çaplı elekten elenir.2. Bu yöntem oldukça zordur. Prizma veya silindir gibi basit geometrik biçime sahip malzeme numunesinin boyutları ölçülerek V görünen hacmi hesaplanır.2 de görülen Arşimet terazisi ile su içinde tartılarak P2 bulunur. • • Özgül ağırlık dolu hacme göre hesaplandığında daima birim ağırlıktan büyüktür. Özgül Ağırlık ve Su Emme Ölçümü Yoğunluk veya birim hacmin ağırlığı veya kısaca birim ağırlık cismin Po kuru ağırlığını V görünen hacme bölerek elde edilir. Numune etüvde kurutulur. . * Ağırlık bu şekilde bulunan hacme bölünerek özgül ağırlık hesaplanır. suyun özgül ağırlığı bir olduğundan bu kuvvet cismin görünen hacmi V ye eşittir. ortalama 48 saat süre ile kurutulur.10. Aşağıda bu deneye kısaca değinilecektir. Suya doyan numune çıkartılarak yüzeyi nemli bezle kurulanır ve havada tartılarak P1 ağırlığı bulunur. • Elekten geçen kütlenin ağırlığı bulunur.

sonra basınçla su emdirilir (150 kgf/cm2).3. Yukarıda anlatılanları normal koşullardaki su emme deneyi ile dışarıya açık boşlukların ancak bir kısmı ölçülebilir. Doyma Oranı ve Uygulamaları Porozite su emme. k ya geçirimlilik katsayısı denir. kapalı boşlukları içermez. Ayrıca basınç olmaksızın doğal koşullarda kılcal etki nedeni ile boşluklu malzemelerde su geçirimliliği oluşabilir.3' de görülen prizma şeklinde numunenin önce kuru ağırlığı tartılır. Yapılan araştırmalara göre birim alandan emilen suyun hacminin karesinin t zamanı ile orantılı olduğu görülmüştür. Buz eriyip su haline geldikten sonra çatlaklardan içeri girer. Kılcal Su Emme Kılcal su emme malzemenin suya değen yüzünden zamanla emilen su miktarı ile belirlenir. diğer ucundan zamanla geçen su miktarı ölçülür. ağırlık yönünden su emme oranı Sa birim ağırlık arasında bağıntı vardır. Bazen de suda kaynatılarak bu boşluklardaki havanın dışarı atılması sağlanır. Geçirimlilik Basınç altında akışkanların boşluklu malzemelerin içinden geçmesi doğaldır. Böylece tekrarlı donma ve çözülme çevrimleri sonucu malzeme yüzeyinde. Ancak bu oran yaklaşıktır. Çok küçük çaplı boşluklar içinde kılcallık etkisi ile su yükselir. kırılma ve dökülmeler görülür.4. Rejim halinde 1 cm2 alandan 1 saniyede geçen q cm3 su birim boydaki basınç farkı ile orantılıdır (Darcy kuralı): Burada l numunenin kalınlığı veya akma yönüne paralel boyutu olduğuna göre p/l basınç gradyanı sayılır. Bunun için numunenin boşluklarındaki hava vakumla (20 mm Hg) boşaltılır.2. Belirli zaman aralıklarında yapılan ağırlık ölçmeleri ile emilen su miktarları bulunur. 10. Kılcal borular ve sıkışıp kalan hava kabarcıkları suyun içeri girmesini önler. su tekrar donunca çatlak daha da büyür. Bir ucundan p basıncında su uygulanır. Basınç uygulanan yöntemlerle su emme oranı daha da arttırılabilir. Düşey boruda suyun yükselme miktarı suyun yüzey gerilimi ile doğru. Basınçlı su geçirimliliği su depolarında ve barajlarda kullanılan malzemeler için önemlidir. 10. Bu nedenle kullanılacak boya ve sıva malzemelerinin su ve buhar geçirimlilikleri deneylerle saptanır. 10. Uygulamada en sık rastlanan gaz halindeki akışkan su buharı. (Şekil 10. Suyun yüzey gerilimi sabit olduğuna göre borunun çapı küçüldükçe su daha yükseğe emilir. Bu oran dışa açık boşlukların normal koşularda yüzde ne kadarının su ile dolabileceğini gösterir ve uygulamada seramik ve dış cephelerde kullanılan malzemelerin dona dayanıklılığını saptamada kullanılır. Bu şekilde elde edilen hacimsel su emme oranı Sh` normal koşullarda elde edilen su emme oranı SK den daha büyüktür. Uygulamada kalınlığı 8-10 cm düzeyinde ince yapı elemanlarında su geçirimlilik katsayısı 10 7 -10 8 cm/sn den az ise malzeme geçirimsiz sayılır. Yukarıdaki bağıntı şu şekilde yapılabilir. buna karşılık su buharının içeriden dışarıya geçmesi istenir. Dış yüzeye bakan malzeme boşluklarında bulunan su 0 °C altında donar ve hacmi %10 artar.1. Örneğin genellikle yapılarda yağmur suyunun içeriye geçmemesi. Bu koşullar altında yapılan su emme deneyi dışa açılan boşlukların hacmi hakkında daha gerçeğe yakın sonuç verir. Bu akışkanlara karşı malzemelerin geçirimliliği yapı mühendisliğinde önemli sorun sayılır. Uygulanan basınç p. hacmi genişleyen buz çatlamalara neden olur. Ancak yapılan gözlemlere göre doyma oranı % 80 den az ise ve geriye % 20 den fazla boşluk kalmışsa malzemenin dondan genellikle zarar görmeyeceği kabul edilir.Hacimsel su emme oranı Sh.3 a). cm su sütunu. . Bu iki büyüklüğün oranına doyma oranı denir. boru çapı ile ters orantılıdır (Jurin Kuralı). Bir taş yapılı malzemenin kılcallık özeliğini saptamak için Şekil 10. sıvı haldeki akışkan da sudur. sonra suyun yüzüne değecek şekilde kaba yerleştirilir.3. Bir malzemenin su geçirimliliğini ölçmek için l boyundaki numune iki ucu açık bir silindirik kaba yerleştirilir. l boyu cm olarak k nın boyutu cm/sn olur. geçirimlilik ve mukavemeti etkilediğinden bu iki büyüklüğü daha doğrusu boşluluğun bilinmesi gerekir. Eğer boşluklar tam dolmuşsa buzun genleşmesi için yer kalmaz.

İki yüzey arasına giren sert parçacıkların aşındırma etkisi ilginçtir. q cm3 /cm2 ve t saniye olduğuna göre K nın birimi cm2/san dir. Gevrekleşen malzeme üzerinden tekrarlı geçen kuvvet etkisi ile çatlar. Abrazif aşınmada yumuşak parça tükenene kadar kararlı bir şekilde devam eder. Adhezif aşınma denen bu tür aşınma en tahrip edici türdür. sürtünme koşullarına ve çevrenin kimyasal etkilerine bağlıdır. titanyum ve gümüş şiddetle aşındığı halde dökme demir ile yüzeyleri çok sertleştirilmiş ve kromla kaplı çeliklerde aşınma daha azdır. hatta aşırı halde değen yüzeylerle sarma olayı görülür. Biri birine değen yüzeylerde plastik şekil değiştirme dolayısıyla pekleşme oluşur ve malzeme gevrekleşir. Buhar geçirimliliği basit bir deneyle yaklaşık olarak saptanabilir.4 de görüldüğü gibi çıkıntı noktalarındaki gerçek temas alanı görünen alana göre çok küçüktür. Kutu belirli zaman aralıklarında tartılarak emdiği rutubet miktarı bulunur. Korozyon Aşınması Korozif aşınmada mekanik etkenlerin yanında çevrenin kimyasal etkisi de olaya karışır. Büyük ekonomik kayıplara neden olduğundan üzerinde yoğun araştırmalar yapılmıştır. Karşılıklı iki yüzeyi arasında farklı buhar basıncı olan boşluklu malzemelerden buharın geçmesi beklenir. Yüzey yorulması Yüzey yorulması birbiri üzerinde yuvarlanan parçalarda görülür. Abrazif Aşınma Abrazif aşınmada sert bir malzeme veya sert bir parçacık bir malzeme yüzeyinden kazıyarak veya çizerek parça kopartır.2-0. • Yapılan araştırmalar özelikle yumuşak ve katı eriyik oluşturabilen homojen yapılı metallerde adhezyonun daha kolay oluştuğu. CaCl2 su buharını emdiğinden kutu içinde buhar basıncı sıfırdır.4. Bu çatlaklar zamanla yayılarak yüzeyden pul şeklinde malzeme kopar. Bu sakıncaları önlemek için suyun girdiği yerlere zengin çimentolu sıvalar. Aşınma Aşınma sürtünen yüzeylerden malzeme kaybı olarak tanımlanır. Bu tür yüzey yorulmasını önlemek için yüzeylerin sertleştirilmesi ve iyi parlatılması gerekir. Belirli dış buhar basıncı altında birim kalınlıktaki numunenin birim alanından birim zamanda geçen buharı hesaplanır ve bu büyüklük buhar geçirimliliğini saptamada kullanılır. bitümlü tecritler ve değişik türde katkı maddeleri kullanılır. Aşınmayı tamamen önlemek olanaksızdır. Bu katsayı buhar basıncı farkı ile non lineer olarak değişir. 10.1. bu nedenle iki yüzey birbirine tam temas edemez. sonra silindir biçiminde hazırlanan numune kabın ağzına kapak gibi yerleştirilir ve çevresi parafinle tecrit edilir. Adhezif aşınma kadar şiddetli olmaz ve sarma olayı beklenmez. Ancak bu olayı yakından tanımanın. Sürtünen yüzeylerde oluşan korozyon ürünü sert parçacıklar halinde koparsa aşınma şiddetlenir. Çok iyi parlatılmış ve sertleştirilmiş yüzeylerde abrazif aşınma en düşük düzeydedir. daha fazla ise kısmen difüzyon. etkiyen etkenleri iyi bir şekilde belirlemenin aşınmayı en düşük düzeyde tutma yönünde çok yararlı olacağı açık bir gerçektir. miktarı malzemenin türüne. Yanal kuvvetlerin makaslama etkisi ile zayıf parçadan kopan malzeme yüksek mukavemetli parçaya transfer olur. Ancak çok çeşitli etkenlerin rol aldığı bir olay olduğundan laboratuar koşullarından elde edilecek sonuçlara dayanarak uygulamadaki aşınma miktarını tahmin edecek bir bağıntı henüz geliştirilememiştir. Endüstride üretim teknolojisinde bundan yararlanılır.3 mm derinlikte başladığı saptanmıştır. Aşınma. bu durumda sistem kullanılamaz hale gelir. boyalar. sonra sıcaklığı ve buhar basıncı sabit bir dolaba yerleştirilir. dolayısıyla aşınmanın daha şiddetli olduğunu göstermiştir. sert ve homojen olmayan metaller arasında adhezif aşınma eğilimi daha azdır. Buhar geçirimliliği karışık bir olay olduğundan basit bir kural geliştirilememiştir. Aşınma Türleri Malzeme kaybına neden olan dört tür aşınma vardır: Adhezif aşınma: Makine elemanlarında işleme kalitesi ne olursa olsun yüzeyler daima pürüzlü olur. Bağıl nem % 50 den az ise buhar difüzyonla. Bunun için kullanılan silindirik kutu içine su buharını emen higroskopik özelikli CaCl2 konur. Şekil 10. Metallerde bu çatlamanın yüzeyden 0.4. Dış ortamdaki buhar basıncı etkisinde numuneden geçen su buharı sürekli olarak CaCl2 tarafından emilir. kısmen de kılcallık etkisi ile geçer. Yük uygulandığı zaman bu temas noktalarındaki gerilmeler kolaylıkla akma sınırına erişir ve adheziyon etkisi ile yerel kaynamalar oluşur. Ancak belirli basınç farkı için bir ortalama buhar geçirimlilik katsayısı bulunabilir. örneğin taşlama ve parlatma işlemleri bu aşınma türüne dayanır. * .Burada K kılcallık veya geçirimlilik katsayısıdır. 10. sürtünen yüzeylerin biçimine. Yapılarda kılcallıkla su iletimi suların buharlaştığı yerlerde erittikleri tuzları bırakıp çiçeklenme yaparak sıvaları ve badanayı kirletmesi ve rutubet oluşturarak sağlık koşullarını bozması nedeni ile önemli sorunlar yaratır. Ostenitik ve ferritik paslanmaz çelikler. Bu durumda kutunun ağırlığı ölçülür. Diğer taraftan birbirlerinden farklı türde.

Aşınmayı azaltmak için yüzeyi sertleştirilmiş ve parlatılmış mil ile özel yatak alaşımından yapılmış yatak burcu kullanılır. Belirli bir süre sonunda oluşan kalınlık azalması ölçülerek aşınma miktarı elde edilir. Bu tür malzeme numuneleri döner yatay bir tablo üzerine belirli bir yükle bastırılır ve araya standart aşındırıcı bir toz konur. kağıt.10. İyi bir yatak alaşımının sürtünme katsayısı düşük olmalı aynı zamanda iyi yağlanabilmeli. naylon ve polietilen gibi plastikler yatak burcu üretimine elverişlidir. Ayrıca yumuşak matriste oluşan çukurcuklar yağ cebi vazifesini görür. bronz gibi çeşitli alaşımlar yatak alaşımı • olarak kullanılır. Makine hareket edip basınçlı yağ gelinceye kadar bu ceplerde biriken yağ ilk yağlamayı sağlar. Ahşap. Çevresel hızları farklı seçilerek istenen kayma oranı sağlanır. Yatay tabla döndürülerek numunelerde belirli bir süre sonunda meydana gelen ağırlık azalması ölçülür. • Beyaz metalden başka Cu-Pb. Metalik malzeme içerisinde bulunduğu ortam tarafından korozyon vasıtasıyla tahribata uğrar ve bu olay halk arasında paslanma olarak tanınır. Yataklar rulmanlı ve kaymalı olmak üzere iki türdür. özelikle metallerde önemli olan bu olay oldukça karışıktır. Büyük ekonomik kayıplara neden olan korozyonu tam önlemek imkansızdır. Bu amaçla geliştirilmiş ve çok yaygın olarak kullanılan beyaz metal (85 Sn + 10 Sb + 5 Cu) böyle bir yapıya sahiptir. Diskler belirli bir kuvvetle bastırılır. Diğer taraftan aşınma davranışını saptamak için değişik deney yöntemleri geliştirilmiş. fakat bunlardan elde edilecek sonuçlarla uygulamadaki aşınma dayanımını önceden kestirmek mümkün olamamıştır. Mil ve yatak burcu arasında hız farkı yüksek ve temas yüzeyi büyüktür. Aşınma oluşturan hareketler kayma. Birim mesafede aşınan miktar aşınma direnci olarak tanımlanır. Al-Sn. Belirli bir kuvvet etkisi altında belirli bir süre deneye tabi tutulan parçalarda aşınma miktarı ağırlık veya hacim azalması ile ölçülür. Aşınma Deneyleri Aşınma çeşitli etkenleri içeren çok karışık bir olay olduğundan bugüne kadar aşınma direnci kesin olarak tanımlanamamıştır. • Rulmanlı yataklarda yuvarlanan bilye ve rulmanlarla yuvarlanma yüzeyleri çok sert ve parlatılmış olursa yağlama ile aşınma en düşük düzeye iner. 11. Bu amaçla geliştirilen aşınma test makinesinde dönen yatay bir tabla üzerine deney numunesi sabitlenir.2. En iyi sonuç veren yatak alaşımları yumuşak bir ana faz (matris) ile içine dağılmış sert parçacıklarından oluşur. Aşınma test makinesi bu tür aşınma deneyi için geliştirilmiştir. Teflon. Korozyon Çeşitleri Korozyon iki türe ayrılabilir. kauçuk. 10.5. Ancak bu olayın temel ilkelerini bilmek korozyonu en düşük düzeyde tutmak için gerekli önlemleri belirlemede çok yararlı olmaktadır. * Bölüm 11-KOROZYON. Dönerek yük ileten bir mil bir yatakla sabit zemine tespit edilir.6. çevrenin elektro kimyasal etkisi ile oluşan malzeme tahribi ve malzeme kaybı olarak tanımlanır. yuvarlanma veya kaymalı yuvarlanma şeklinde olur. Seramik malzemelerde özellikle abrazif aşınma türü görülür. Sert parçacıklar yükü taşır. METALLER VE ALAŞIMLARI 11. Korozyon ve Önemi Korozyon. . Bunun üstüne malzeme türüne göre seçilen bir çift aşındırıcı disk belirli bir yükle bastırılır. Burada numunelerin ağırlık azalmasından aşınma miktarı saptanır. Metallerin aşınma deneyinde birbirleri üzerinde kayarak yuvarlanan disk şeklinde numuneler kullanılır. Yatak Alaşımları Uygulamada aşınmanın en önemli olduğu yerler yataklardır. Aşınma deneylerinde genellikle uygulamada aşınma oluşturan çalışma koşulları benzetilmeye çalışılır. ancak düşük yükler altında ve düşük sıcaklıklarda kullanılabilirler. Ancak laboratuar deneyleri ile farklı türde malzemelerin aşınma dirençleri biri birine göre karşılaştırılabilir ve bir sıralama yapılabilir. mil ile tam temas edecek ve yerel basıncı azaltacak şekilde yumuşak matris içinde kolayca döner. Yağ emebilen gözenekli yatak alaşımları ile grafitli yatak alaşımları kullanma süresinde yağlama gerektirmez.1. Ag-Pb. * Kaymalı yataklarda aşınma çok daha önemlidir. tekstil ürünleri ve benzeri malzemeler için özel aşındırıcı diskler kullanılır.

Burada ele alınan demirin korozyonu bu türdür. * Bir iletkenle birleştirilirlerse anottan çıkan elektronlar katoda geçer. elektron alan metal ise katot olur. Bu olay tersinir olup kısa sürede dengeye erişir. katot taraftaki ise korunur.2. Elektron kaybeden metalin iyonları eriyiğe geçerek korozyon oluşturur. Benzer şekilde suda da iyonlaşma oluşur. elektron vererek korozyona uğrar. • Her metalin hidrojen elektroduna göre ölçülen bir elektrot potansiyeli vardır.1. Su içindeki (OH) kökü ile Fe+3 iyonu birleşerek aşağıdaki şekilde demir hidroksit oluşturur. Bunlar sıralanacak olursa yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi bir elektromotif kuvvet serisi elde edilir (Tablo 11. katot ise etkisiz kalır. Her iki halde de görüldüğü gibi iyonlaşma kısa sürede denge haline gelerek durur.2.1). Elektrokimyasal Korozyon Sıvı eriyikler içine daldırılan metaller aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iyonlaşır.• Uygulamada en sık karşılaşılan ve en fazla zarar veren korozyon türü Elektrokimyasal korozyondur.1. 11. * Bu şekilde galvanik çiftlerinde görülen korozyona elektrokimyasal veya galvanik korozyon denir. Demirin Korozyonu Demiri çevrede bulunan rutubet ve oksijenle birlikte galvanik eleman oluşturur ve sürekli olarak korozyona maruz kalır. Demir su ile temas edince aşağıdaki şekilde iyonlarına ayrılır. Bu seri de anot taraftaki metal katot taraftakine göre anot reaksiyonuna maruz kalır. • • • Aynı eriyik içine iki ayrı türde metal daldırılırsa aralarında bir gerilim doğar ve buna galvanik pil denir.1. .* 11. Kimyasal bileşik şeklindeki korozyon ürünü kütleden ayrılır ve yenisi oluşursa tahribat sürekli olur. Elektron veren metal anot.

1. Galvanik Pil Türleri Korozyona neden olan galvanik pil türleri • • • bileşim pilleri gerilme pilleri konsantrasyon pilleri olmak üzere üç pil türü vardır.kökü bulunduğundan bu reaksiyon zayıf olur ve kısa sürede durur.kökü ile birleşerek pas denen Fe(OH)3 meydana gelir (Şekil 11.Bu birleşik gevşek ve süngerimsi suda erimez. Demirin çevresinde su veya oksijenden biri eksik olursa demir sürekli paslanmaz. Çivilerin uç ve baş kısımları gövdeden daha çabuk paslanır. Eğer su içine havanın oksijeni girerse. ayrışarak dibe çöker. Havadaki su buharının yoğuşarak yüzeylerde oluşturduğu su filmi bir elektrolit etkisi yapar. 11.1. Yandaki şekilde de kapalı olan yerlerde oksijen azdır. hangisinin anot olacağı elektromotif kuvvet serisinden bulunabilir. 11.1.1. Diğer taraftan rutubetli hava ile temas eden demir sürekli paslanır ve bir süre sonra yok olur. Plastik bölgede eğilmiş veya burulmuş metallerde plastik bölgeler anot reaksiyonu gösterir. Metal parçalar üzerine sürülecek yağ veya gres filmi korozyona karşı korur.2.2.kökü oluşur.3. düşük olduğu bölgeler anot reaksiyonu gösterir. bu bölgeler oksijeni fazla olan açık bölgelere göre daha şiddetli paslanırlar. Korozyona karşı alınan önlemler dört grupta toplanabilir. 11. 11.1.2. • Böylece elektronu alınan Fe3+ iyonu (OH).1). Benzer şekilde soğuk burulmuş tor çeliği çubukları sıcak haddelenmiş çelik çubuklara göre daha hızlı korozyona uğrarlar. Korozyona Karşı Korunma Elektrolitin bulunmadığı hallerde korozyon tamamen önlenebilir. * 11.2. Bileşim Pilleri İki farklı türde metal arasında bir galvanik elemanı oluşabilir. İki metalden hangisinin katot. Konsantrasyonun yüksek olduğu bölgeler katot.2.3.2. ancak su içinde çok az (OH).2. Ancak uygulamada bunu sağlamak çok güçtür. Buradan çıkarılan sonuca göre uygulamada iki ayrı tür metali temas halinde yan yana koymamak gerekir. Bundan dolayı gerilme etkisindeki atomların elektrolit potansiyelleri daha büyüktür ve anot reaksiyonu gösterirler. Yandaki şekilde görüldüğü gibi eğilmiş çubuğun eğilme bölgesinde korozyon daha şiddetli oluşur.2. aşağıdaki şekilde sürekli olarak (OH). Konsantrasyon Pilleri Elektrolitin konsantrasyonu elektrot potansiyelini etkiler.2. Gerilme Pilleri Gerilme etkisinde atomlar en düşük enerjili denge konumundan ayrıldıklarından gerilmesiz bölgelere göre daha yüksek enerjiye sahiptirler. .

Karbon (Fe-C) Denge Diyagramı Demir-karbon alaşımlarının denge diyagramını elde etmek için değişik bileşimde demir-karbon alaşımları oluşturarak bunların soğuma diyagramları saptanır. perçin ve vida ile birleştirmeye elverişlidirler. Bütün bu üstün özelikleri nedeni ile demir-karbon alaşımları uygulamada en önemli malzeme grubunu oluştururlar. Metaller demirli metaller ve demir olmayan metaller olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. Metallerin elastisite modülleri diğer malzemelerinkinin (beton. Bütün bunlara karşılık diğer malzemelere göre dış etkilere (korozyona) genellikle daha az dayanıklı ve daha pahalıdırlar. keserek ve talaş kaldırarak işlemeye. . Bundan başka bu alaşımlar normal halde kolayca işlenip şekil verilir. Ayrıca üretim sırasında döküme. Metaller üstün mekanik ve fiziksel özelikleri nedeni ile en çok kullanılan ve en önemli malzeme sınıfını oluştururlar. sonra ısıl işlemle sertlikleri çok arttırılabilir.4. (YMK)' ye sahip demire ise ostenit denir. plastikler ve seramikler olmak üzere üçe ayrılırlar. Demirli metallerde ana eleman demir olup bunun yanında karbon daima bir alaşım elemanı olarak bulunur. 11. ayrıca soğuk işleme veya su verme işlemi ile bu mukavemet 180 kgf/mm2 ye kadar çıkartılabilir. (HMK)' ye sahip demire ferrit. Arı halde yumuşak ve düşük mukavemeti olmakla beraber alaşımlandırma.1. Uygulamada kullanılan metallerle bunların alaşımlarının türleri binlerin üzerinde olup her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. 11. Demir . İlk önce arı demirin soğuma diyagramını ele alalım. bu nedenle bu sınıfa demir-karbon alaşımları denir. Endüstriyel Malzemeler Uygulamada kullanılan malzemeler metaller.4' de görüldüğü gibi demirin üç ayrı polimorfu vardır. içine karbon katılarak sertlik ve mukavemeti büyük ölçüde arttırılır. mukavemetleri ise 5-20 katı kadardır. 1400°C' da bu yapı (YMK)' li demirine. soğuk şekil verme ve ısıl işlem uygulayarak sertlik ve mukavemetleri çok arttırılabilir.5. Şekil 11. 910 °C' ta da (HMK) yapılı demirine dönüşür. Sıvı halden katılaşırken (HMK)' li demiri oluşur.5. Demir-Karbon Alaşımları (Çelikler) Saf demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. plastik şekil vermeye.8 kadar karbon katılırsa mukavemeti 100 kgf/mm2 olur. ahşap ve plastikler gibi) 20-50 katı.11. kaynak. Saf demirin çekme mukavemeti 30 kgf/mm2 civarında iken % 0.

Demir karbür bir bileşik olup ağırlık yönünden % 6. Bir uçta arı demir olan ferrit fazı çok yumuşak ve düşük mukavemetli.67 oranında C katılırsa bütün kütle sementitten oluşur. 11.8 C içeren alaşımda görülür.Şekil 11. öteki uçta demir karbür fazı çok sert ve gevrektir.67 C içerir ve ortorombik kristal yapıya sahiptir. Demir-Karbon Sisteminden Denge Diyagramı Şekil 11. Bu alaşım sıvı halden katılaşırken ostenit katı eriyiğine dönüşür. Demir içine % 6. ve fazları yanında ayrıca bir de demir karbür (Fe3C) fazı bulunur ve buna sementit denir. .5 deki denge diyagramında gösterilmiştir. sonra 727 °C ta ötektoid reaksiyonu sonucu bu katı eriyikten aynı anda ferrit ve sementit fazları oluşur. ancak ikisinin ince karışımından oluşan çelikler hem yüksek mukavemete ve hem de yüksek tokluğa sahiptirler. Bu sistemde en ilginç iç yapı %0.5: Demir-karbon sisteminde denge diyagramı Demir-karbon alaşımlarında fazların C oranına ve sıcaklığa bağlı olarak değişimi Şekil 11.1.5.4: Demirin soğuma diyagramı ve polimorfları Demir-karbon sisteminde bu .1.

A3 sıcaklığına gelince Ostenitten ferrit çökelir. Dökme Demirler : %2<C<%6. bundan dolayı bu bölgede alaşımların çok sert ve gevrek olması doğaldır (Şekil 11. Demirler : C<%0. % 0. Ferrit çok yumuşak ve düşük mukavemetli. Karbon ince uzun grafit levhaları halinde oluşur.1<C<%0. Soğuma Süresinde Oluşan İç Yapılar Oda sıcaklığında ferrit ve perlitten oluşan bir yapı elde edilir.8 karbon içeren demir-karbon alaşımı 727°C da ostenitik yapıdan perlite dönüşümü % 0. ikinci halde soğuma hızı yavaş (kum kalıpta döküm) ve Si > % 1 ise kararsız Fe3C bileşiği ayrışır.10). Bu alaşım perlitik yapıya göre daha yumuşaktır.1 2. 727°C ta geri kalan % 0.8 C içerir. Birinci halde soğuma hızı yüksek (metal kalıpta döküm) ve Si < %1 ise diyagramda görülen fazlar elde edilir.2<C<%0. kırılınca beyaz görünür.8). Dolayısıyla bu sıcaklıkta perlite dönüşür.2 2. 727 °C ta geri kalan ostenit %0.Ferrit ve sementitin yan yana ardışık sık tabakalar halinde dizilmesi sonucu oluşan bu yapı kırıldığı zaman parlak inci şeklinde görülür.1.10). sementit çok sert ve gevrektir.5<C<%2 4. Beyaz Dökme Demir ve Kır Dökme Demir C oranı % 2 den fazla olursa denge diyagramı iç yapı oluşumunu belirlemeye yetmez.67 * Çıkmış Soru . Oda sıcaklığında ana kütlesi sementit ile bunun içinde dağılmış perlit adacıklarından oluşan bu metal çok sert ve gevrektir. bu nedenle buna beyaz dökme demir denir (Şekil 11.5. Sıcaklık düştükçe çökelen sementitin kalınlığı artar.1<C<%2 Çelikler de dört alt sınıfa ayrılırlar. Orta Karbonlu Çelikler : %0.5 3. Ayrıca soğuma hızı ve Si içeriği oluşacak yapıyı etkiler.6: % 0. Az Karbonlu Çelikler : %0. Si burada C' nun ayrışmasında katalizör etkisi yapar.8'den az C içeren alaşımlar katılaşırken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. 11. bu nedenle. Çelikler : 0. Karbonun ayrışma derecesine göre ferritik. bu metal kırıldığı zaman gri renkte görünür. 11. perlitik ve karışık bir döküm yapısı elde edilir (Şekil 11. Şekil 11.5. fakat bunların sık karışımından doğan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. Çeliklerin Sınıflandırılması Bu alaşımlar içerdikleri karbon oranına göre iki sınıfa ayrılırlar. bu nedenle buna kır dökme denir. 1.2.8-2 arasında C içeren alaşımlar soğurken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür.8C içerir ve bu sıcaklıkta perlite dönüşür. Oda sıcaklığında perlit ile onu çevreleyen sürekli sementit ağından oluşan bir yapı elde edilir.1.6.3. buna perlit denir. Yüksek Karbonlu Çelikler : %0. 11. AC sıcaklığında Ostenit katı eriyiği karbonca doymuş hale gelir ve C'un fazlası tane sınırlarında ağ şeklinde sementit fazı halinde çökelir. 1.

Demirler: Yüksek plastik işlenebilirlik özeliğine sahiptirler. Çelikler: Az karbonlu çelikler genel amaçlar için kullanılan en ucuz çelik türüdür. ancak elastik sınırı arttırır. 3.7. büyük ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra kırılırlar ve yüksek tokluğa sahiptirler. Dökme demirler: a) Beyaz dökme demir: . Yüksek karbonlu çelikler sert olup işlenmesi zordur. toklukları düşüktür. Demir-karbon alaşımlarının gerilme şekil değiştirme diyagramlarının biçimi C oranına bağlıdır Az karbonlu çeliklerde belirgin akma basamağı vardır. genellikle takım ve kalıp üretimine elverişlidirler. Sementit gevrek bir faz olduğundan % 1 C oranından sonra çekme mukavemetinde azalma olur. 2. Bu çelikler 700°C' de uzun süre tavlanırsa küresel karbür oluşur.11.9. kolay işlenir. Genellikle galvanizli saçların ve boruların üretiminde kullanılırlar. fakat süneklik azalır. Çeliklerin (Fe-C Alaşımı) Kullanım Alanları 1. Küreleştirme işlemi ile sertlik azalır ve şekil vermeden sonra su vererek sertleştirilir. 11. genellikle gevrek davranış gösterirler. Orta karbonlu çeliklerde akma basamağı görülmez ve oldukça sünektirler. Karbon Oranının Çeliklerin Alaşımlarının Mekanik Özeliklerine Etkisi * Çıkmış Soru Değerlendirme • • • • • • Arı demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. Ayrıca soğuk şekil verme ve su verme işlemleri elastisite modülünü değiştirmez. Ayrıca galvaniz (çinko banyosuna daldırma) veya emaye (seramik bir filmle kaplama) edilerek korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. Karbon oranı arttıkça sementit miktarı yükselir Sertlik ve mukavemet artar. Orta karbonlu çelikler genellikle daha yüksek mukavemetli olup su verme ile sertleştirilebilir.8. su verme ile sertleştirilemez. korozyona iyi dayanırlar. Çelik Üretimi 11. Yüksek karbonlu çeliklerde ise mukavemet yüksek fakat süneklik az. Sünekliği yüksektir. yapılarda ve makine parçaları üretiminde kullanılırlar.

Bunlardan başka Mn. Bu elemanlar yapıda ya katı eriyik veya karbür şeklinde bulunurlar.10. Sünekliği ve mukavemeti yüksek olan temper dökme demir karışık şekilli parçaların seri halde üretimine elverişlidir (boru ekleme parçaları) ( b) Kır (sfero) dökme demir: İçinde serbest halde uzun grafit parçacıkları bulunduğundan çekme mukavemeti düşük ve gevrektir.1-0. bileşimlerini belirtir ve uygulanacak deneyleri hakkında bilgi verir. % 18 Cr . Ç II orta karbonlu (%0. 11. . Alaşım elemanları ayrıca çeliklerin sertleşme yeteneğini arttırmak ve özel amaçlı çelikleri üretmek için de katılır. Bu şekilde elde edilen alaşımlı çeliklerin türü 2000' e yakındır. Co. kayaları delmek için kullanılan ve aşınmaya ve darbeye karşı çalışan % 14 Mn' li çelikler.3 -0.Ana faz demir karbür olduğundan çok sert ve gevrektir. kalite basit karbonlu çelik olup çekme mukavemeti minimum 52 kgf/ mm2 dir. Şekil verdikten sonra su verme ile sertlikleri çok arttırılabilir. TS 2162 Genel Yapı Çelikleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Cr çoğunlukla katı eriyik ve biraz karbür. Dökümden önce sıvı halde iken içine biraz magnezyum katılırsa grafit kürecikler halinde oluşur. Genellikle yüksek mukavemetli yapı çeliği ve makine parçaları üretiminde elverişlidirler.14). örneğin bilyalı öğütme değirmenlerde. V gibi çeşitli elemanlar alaşımlı çelik üretiminde kullanılırlar. yapılarda ve makine üretiminde kullanılan metallerin türleri 2000'in üstündedir. TS 708 beton çeliklerinin özeliklerini. Genellikle aşınmaya dayanıklılık gerektiren yerlerde. küresel veya sfero döküm denen bu metalin sünekliği ve mukavemeti yüksektir (Şekil 11. Kolay dökülür. Genel yapı çeliklerinin sınıfını belirten simgelerin başında Ç. mekanik özelikler iyileşir. Çeliğe katılan her alaşım elemanının etkisi değişiktir.4C'lu) çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 50 kgf/mm2 dir. Mukavemet belirten sayıdan sonra verilen 1. ÇI az karbonlu (% 0. Bunlar türlerine. W. Alaşımlı Çelikler Basit karbonlu çeliklerde C arttıkça sertlik ve mukavemet yükselir . Beyaz dökme demir yüksek sıcaklıkta uzun süre tavlanırsa kararsız Fe3C bileşiği Fe ile küçük parçacıklar halinde grafite ayrışır (Şekil 11. 2. talaş kaldırılarak kolay işlenir. b) Yüksek alaşımlı çelikler: Bu çeliklerde alaşım elemanı %5 ten fazladır. Örneğin. % 20' den fazla Cr içeren yüksek sıcaklığa dayanıklı kalıp çelikleri bu sınıfa girerler. Kır dökme demir dökümden önce yüksek sıcaklıkta kızdırılırsa grafit çok ince parçacıklar halinde ayrışır. fakat süneklik azalır ve gevrekleşir. Bu yöntemle elde edilen metale temper dökme demir denir. Birinci grup nervürsüzdür. 11. fakat basınç mukavemeti yüksektir (Şekil 11. St veya Fe harfleri bulunur. birleşimlerine.13).13). Örneğin yapı çeliği Ç 52-2. En çok kullanılan alaşım elemanları Cr ve Ni dir. Ti çoğunlukla karbür oluşturur. 2 veya 3 sayıları çeliğin kalitesini belirtir. örneğin TS 708 Beton Çelik Çubukları.11. demiryolu vagonu fren pabuçlarında ve kazı makinelerinde kullanılırlar. Türk Standartları TS 649 Yapı Çeliklerinin. mukavemetlerine ve kullanma amaçlarına göre sınıflara ayrılarak standartlaştırılmışlardır. titreşimi iyi söndürür ve en ucuz metaldir. Metallerin Sınıflandırılması ve Standartları Endüstride. ancak dökme ile şekil verilebilir. genellikle özel amaçlar için kullanılırlar.2 C'lu) çelik çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 34 kgf/mm2 dir. Bunlardan sonra gelen sayı o çeliğin sahip olması gereken minimum mukavemeti kgf/mm2 veya N/mm2 olarak verir. %8 Ni' li paslanmaz çelik. TS 708 de beton çelikleri iki gruba ayrılmıştır. Mo. Alaşımlı çelikler alaşım elemanlarının miktarına göre az alaşımlı çelikler ve çok alaşımlı çelikler olmak üzere ikiye ayrılırlar: a) Az alaşımlı çelikler: Bunlarda alaşım elemanı %5' ten azdır. Bu nedenle endüstride geniş kullanma alanı vardır. Si. Sünekliği koruyarak mukavemeti arttırmak için alaşım elemanları katılır. Türk Standartları Enstitüsü her sınıf için hazırladığı standartta ayrıntılı bilgiler vermiş ve bunları birer numara ile belirtmiştir. örneğin Ni yalnız katı eriyik.

Bu metallerin en önemli sakıncaları pahalı olmalarıdır. sertlik ve mukavemetleri daha düşüktür. Vol. yüksek sıcaklığa dayanıklı çelikler. yay çelikleri ve takım çelikleri gibi. U. 10 ve 11). plastik işlenebilme özeliği yüksek ve korozyona dayanıklıdır. Buna göre I sınıfındakiler düşük mukavemetli. Verlag Stahlschlüssel Wegst KG. Beton IIIa çeliği orta karbonlu sıcak haddelenmiştir. % 15-20 kadarı demir olmayan metallerdir. otomat çelikleri. kataloglardan ve el kitaplarından sağlanabilir (Ref. Çeşitli ülkelerin çelikler için kullandıkları simgeleri ve bunların karşılıklarını içeren 10 numaralı kaynak bu konuda yararlı olabilir. Bununla beraber elastisite modülleri. D-7142 Marbach-Neckar. sıcak haddelenmiştir. 1967. sementasyon çelikleri.A.) Dünyada metal üreten her ülke ürünlerini kendi simgeleri ile anarlar. III sınıfındakiler ise yüksek mukavemetli beton çelik çubukları sayılır. Yüksel termal iletkenliği nedeni ile ısıtma ve soğutma sistemleri üretiminde. beyaz dökme demir DDL simgesi ile gösterilir ve sonuna minimum mukavemet kgf/mm2 cinsinden eklenir. 1. Bakır ve Bakır Alaşımları Arı bakır yumuşak. çekme mukavemeti en az 34 kgf/mm2 dir. Örneğin. çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir.İkinci grup beton çelikleri nervürlü olup sınıf numarasının yanında a veya b harfleri vardır. 11. örneğin CuZn40 % 40 Zn içeren pirinci. kazan çelikleri. Alaşımlandırma ile mukavemeti çok arttırılabilir. Almanya. CuSn2 ise % 2 Sn içeren bronzu gösterir. Yapılarda çatı kaplama malzemesi olarak kullanılır. miktarına ve mukavemetine göre tayin edilmiştir. Bu grupta bakır ve bakır alaşımları ile alüminyum ve alüminyum alaşımları burada kısaca ele alınacaktır. Beton IIIb çelik çubukları Ia çeliğinin soğuk burulması ile elde edilir.S. nervürler eksene paraleldir.13. paslanmaz çelikler. 11. yüksek elektriksel iletkenliği nedeni ile de iletken tel üretiminde çok kullanılan bir malzemedir. nervürler spiral şeklinde görülür ve çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. ASM. . Demir olmayan metallerin simgesinde alaşımda bulunan elemanları ve miktarları belirtilir. Bunların simgeleri alaşım elemanlarının türüne. Ohio. Makine parçaları üretiminde çeşitli basit karbonlu ve alaşımlı çelikler kullanılır. Dökme çelikler DÇ. Beton Ia çeliği az karbonlu. Bunlar kullanma amacına göre sınıflara ayrılırlar. Bu konuda ayrıntılı bilgiler standartlardan. Sahip oldukları özellikleri nedeniyle bazı hallerde demir-karbon alaşımlarına tercih edilirler. (Kaynaklar : Stahlschlüssel.12. Propertlies and Selection of Metals. 1974. Bileşim ve özelik bakımından aynı olan bir ürün değişik ülkede farklı simgelerle gösterilir. Demir Dışı Metaller Demir olmayan metallerin bazı üstün özelikleri nedeni ile endüstride önemli uygulama alanları vardır. Endüstride kullanılan metallerin yaklaşık olarak % 80-85' i demir-karbon alaşımları. özelikle dış ülkelerde görev yapan bir mühendisin yabancı kaynaklı bir ürüne ait simgenin ne tür bir alaşımı gösterdiğini bilmesi gerekebilir. 11) Metals Handbook. Metals Park.

14. Arı alüminyum büyük açıklıklı enerji hatlarında iletken tel olarak kullanılır. Alüminyuma Cu.Bakır alaşımları genellikle pirinçler ve bronzlar olmak üzere ikiye ayrılır. Özgül ağırlığı düşük olduğundan (2. . işlenmesi kolay ve korozyona dayanıklı.7 gr/cm3) uçak ve benzeri hafif yapılar için çok elverişlidir. Alüminyum ve Alüminyum Alaşımları Arı alüminyum yumuşak. Düralümin Piston Alaşımı Alüminyuma eloksal denen elektrokimyasal işlem uygulayarak korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. Alaşımlandırma ile mukavemeti önemli derecede arttırılır. Kolay işlenebilme. boyutların zamanla değişmemesi ve güzel görünüşü nedeni ile yapılarda doğrama malzemesi olarak kullanılır. Mg. 11. ısıl ve elektriksel iletkenliği yüksektir. S. Bunlardan en önemli olan ikisi aşağıda kısaca tanıtılacaktır. Ni ve Mn gibi çeşitli alaşım elemanları katılarak belirli amaçlar için değişik türde alaşımlar üretilir.

İç yapıları değiştirmek suretiyle sertlik.1. mukavemet ve süneklilik uygulama amacına göre ayarlanabilir. İç yapıda değiştirilmesi mümkün yapısal faktörler tanelerin büyüklüğü ve biçimi. • • Yumuşatma tavlaması ve normalizasyon Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ve temperleme işlemleri 11. fazların türü ve dağılış biçimleridir. Metallerin Mekanik Özelliklerini Değiştirmek İçin Uygulanan İşlemler Metallerin mekanik özelikleri büyük ölçüde iç yapıya bağlıdır. Bir Çeliğe Su Verebilmek İçin Gerekli Koşullar . sonra su vererek çok sert hale getirilir ve aşınma direnci çok arttırılır.15.15. Metallere uygulama amacına en uygun özelliği sağlamak amacı ile uygulanan kontrollü ısıtma ve soğutma işlemlerine ısıl işlem denir. örneğin yumuşak olan bir orta karbonlu çeliğe kolayca şekil verilir.11. Isıl İşlemler • Bunlar genellikle iki ayrı grupta incelenir. bileşimi. İç yapıları değiştirmek için uygulanan işlemler • Alaşımlandırma • Soğuk şekil verme • Isıl İşlem 11.1.1.15.

Temperlemeden sonra bazıları çeliği suda soğutur.Bir çeliğe su verebilmek için aşağıdaki koşullar sağlanmalıdır: Martenzit çok sert ve gevrek olduğundan çarpma mukavemeti düşüktür. sertlik biraz azalmakla beraber tokluk önemli ölçüde artar. Metallerde Kaynaklı Bileşimler Kaynak. . Bundan dolayı halk dilinde buna çifte su verme. Kaynak sırasında sıvı hale gelen metaller birbirleri ile karışarak sürekli bir iç yapı oluştururlar. bu nedenle ince taneli yapı meydana gelir. Basınç kaynağı ise genellikle demire uygulanır ve buna demirci kaynağı da denir. Bu işlem süresinde artık gerilmeler giderilir. Kaynak sırasında metallerde görülen doğal ergime ve katılaşma faz dönüşümleri oluşur. 11. Bu işleme temperleme denir. metal parçalarına yüksek sıcaklıkta uygulanan birleştirme işlemidir. ayrıca temperleme sıcaklığı civarında çeliğin yüzeyi mor-mavi bir renk aldığından menevişleme de denir. Kaynak bölgesinde ergimiş metal çevredeki soğuk ana kütle tarafından hızla soğutulur. 800°C' un üstünde tavlanan demir parçalar üst üste konarak presle bastırılır veya dövülürse temas yüzeyi boyunca atomsal yayınım nedeni ile sürekli bir yapı oluşur ve iki parça birbirine kaynar. Bunun için gaz alevi (oksi-asetilen alevi) veya elektrik arkı kullanılır. Ergitme kaynağında birleştirilecek metal parçalarla dolgu olarak kullanılacak kaynak teli ergime sıcaklığına kadar ısıtır. Bu sakıncayı gidermek için su vermeden sonra 300-350 °C' ta bir süre ısıtılır. Kaynak sırasında oksitlenmeyi önlemek ve oluşacak cürufu uzaklaştırmak için özel örtü maddeleri (kaynak pastası ve dekapan) kullanmak gerektir. Ergitme kaynağı ve basınç kaynağı olmak üzere iki yöntem vardır.16.

kaynaktan önce parçayı ısıtmak ve yavaş soğutmak suretiyle bu sakıncalar önlenir. Sıvı halde amorf olan cam normal soğuma süresinde amorf yapıyı koruyarak katılaşır. Bunlar çoğunlukla doğada kayaların dış etkilerle parçalanması sonucu meydana gelen kil. porselen ve refrakter malzemeler bu sınıfa girerler. Si3N4. ayrıca bazıları manyetik. Örneğin basit bir kil olan Al2Si2O5(OH)4'ün kristal yapısında Al. tuğla. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanlardan oluşan inorganik bileşiklerdir. Yapı bireylerinin dizilişi değişik biçimde olabilir. Örneğin silika'nın (SiO2) düşük sıcaklıkta kuvartz. bazılarında ise tamamen düzensiz (amorf) diziliş vardır. C oranı arttıkça kaynak bölgesinde kalan bu CO gazı kabarcıkları kaynak kalitesini azaltır. Seramiklerin yapısı karmaşık ve bağları kuvvetli olduğundan faz dönüşümleri oldukça yavaştır. kaolen ve benzeri maddeleri yüksek sıcaklıkta pişirerek elde edilirler. Refrakter özelliğe sahip karbür ve nitrürlerde metalsel ve kovalan bağlar karışık haldedir. % 0.* .25' in altında C içeren çeliklerin kaynak kabiliyeti iyidir. Bazı hallerde artık gerilmeleri giderici tavlama uygulanabilir. TiC. O ve OH kökü olmak üzere dört değişik tür yapısal birey vardır.1. bazılarında da yalnız bir zincir boyunca düzenli. pişmiş toprak esaslı malzeme anlamına gelir. kiremit. Bu bileşikler genellikle iyonsal bağa. İyi yalıtkandırlar. Örneğin. Eğer cam çok yavaş soğutulursa kısmen kristalleşme görülür. 12.1. Yüksek silisyumlu kaynak çubuğu kullanmak. Alüminyum ve bakır alaşımları da kaynakla birleştirilebilir. Bölüm 12-SERAMİKLER. Bindirme Kaynağı ve Alın Kaynağı Bu tür çeliklerde tüm kesiti yumuşatacak alın kaynağı yerine bindirme kaynağı uygulanır. genellikle daha homojen ve mukavemeti daha yüksek kaynak elde edilir. SiC. Ancak seramik kristallerinde atomların dizilişi çok daha karışıktır. Bu nedenle soğuma hızının iç yapı oluşumuna etkisi büyüktür.16. dıştan gözlenebilir. beton.Soğuma hızı elektrik kaynağında daha hızlıdır. Çeliklerde kaynak sırasında FeO oluşur ve buda C tarafından redüklenerek CO gazları meydana gelir.1. Silikatlar yapı ve özellikleri Karbon miktarı arttıkça kaynak kabiliyeti azalır. sert ve gevrek olurlar. ÇİMENTO VE KOMPOZİTLER 12. piezo elektrik ve yarıiletkenlik özelliklerine sahiptir. Bazılarında üç boyutlu uzayda düzenli (kristal). Dökme demir parçalara pirinç kaynağı da uygulanabilir. Genellikle yüksek sıcaklığa dayanıklı. Bazı seramiklerde polimorfizm özelliği görülür. Bu nedenle halk dilinde seramik. 11. bindirme bölgesi kısmen ve kademeli olarak kaynatılır. bazıları iyonsal bağla kovalan bağın karışımına sahiptirler. Si. nitekim mika belirli kristal düzlemleri boyunca ayrılarak kolayca kırılır.1. Bu durumlarda artık gerilmeleri azaltacak önlemler almak gerekir. Genellikle ısıl işlemle sertleştirilebilen yüksek mukavemetli çeliklerin kaynak bölgesinin mukavemeti ana kütleninkinden daha az olur. Bunun için özel kaynak elektrodları ve uygun örtü malzemesi (dekapan) kullanılır. mikada olduğu gibi. Kaynak çevresinde sıcaklık farkları çok yüksek olduğundan özelikle kalınlıkları fazla ve değişik büyüklükte olan bileşimlerde önemli artık gerilmeleri doğar. Büyük yapılarda bu gerilmeler çatlamalara neden olabilir. dolaysıyla yapıları çok kararlıdır. Bu değerin üstünde özel önlemler ve uygun elektrot kullanılarak bu sakınca önlenmeğe çalışılır. Uygulamada çok kullanılan cam. bazıları da amorf yapılıdır. aşındırma tozları. bu nedenle elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. bazılarında bir düzlem boyunca. büyük buhar kazanlarını 600°C civarında tavlayarak artık gerilmeleri gidermek zorunludur. çatlamalar oluşabilir. Seramiklerin bileşiminde çoğunlukla değişik türde silikatlar. • Dökme demirin kaynağında beyaz dökme demir ve sakıncalı artık gerilmeler doğar. BN ve ZrN gibi seramik bileşiklerin yapı ve özellikleri metallerle seramikler arasındadır. orta sıcaklık ta tridimit ve yüksek sıcaklıkta kristobalit olmak üzere üç polimorfu vardır. Soğuk burma ile sertleştirilmiş tor çeliklerde 600° C' un üstündeki sıcaklıklarda pekleşmenin oluşturduğu mukavemet artışı kaybolur. Kaynak süresinde yüksek sıcaklık nedeniyle ana metalde yapısal değişiklik oluşabilir. Seramiklerin Yapısı Seramik mineraller ve fazlar çoğunlukla metallerde olduğu gibi kristal yapılı. Bazı seramiklerin kristal yapısı. taş. alüminatlar ve bunların yanında bir miktar metal oksitleri bulunur.

Bu grubun diğer bir ilginç örneği MFe2O3 bileşikleridir. Am.2 (a)' da oksijen atomlarının komşu dörtyüzlülerin Si atomları ile oluşturduğu sürekli kovalent bağ ağı görülüyor. Buna göre bir birim hücrede 4 Na ve 4 Cl atomu vardır. Yukarıda açıklanan iç yapı oluşumları göz önüne alınacak olursa silikatların polimerler de olduğu gibi zincir ve uzay ağı türü yapılara sahip olduğu görülür. Zincir türü yapıya örnek asbest lifleri. MgO ve FeO te bu tür kristal yapıya sahiptir. hegzagonal sık düzenli birim hücreye sahiptir. Kristal yapı oluşumunda olduğu gibi katılaşma sabit sıcaklıkta oluşamaz ve katılaşırken ani hacim azalması görülmez.2.. 12. Şekil 12.1. Ferrit türü seramikler denen bu malzemeler manyetik özelliğe sahiptir. Soğuma süresinde hacmin sıcaklıkla değişimi yönünden polimerlerle camlar arasında bir benzerlik vardır. Şekil 12. Silikatlar Seramiklerin büyük bir çoğunluğu çeşitli türde silikatlar içerirler. İç yapı türlerinin şekillerini görmek için başlıklara tıklayınız.Bn. Beton. Birim hücrenin bir kenarı Cl iyonu ile Na iyonunun iyonsal çaplarının toplamına eşittir. Seramiklerde Kristal Yapılar Seramiklerde kristal yapılar aşağıda görüleceği gibi üç ayrı türe ayrılabilir. Bunların yapıları aşağıda kısaca tanıtılacaktır. Am. A türü atomlarla B türü atomlar arasında düzenli bir ilişki kurarlar. Bu tür seramik mıknatıslar manyetiklik özelliğine sahip oldukları gibi elektriksel yalıtkandırlar. Köşelerdeki O atomlarının valans kabuğunda bir boş enerji düzeyi vardır. . kenar ortalarında da birer Na iyonu bulunur. cam ve porselen yapı malzemeleri temel bileşimleri silikatlardır.Xp türü kristaller: İkiden fazla tür eleman içeren bu çok elemanlı bileşiklerin yapısı çok daha karışıktır. Silikatlarda temel yapı bireyi SiO4 dörtyüzlüsüdür. 12. AX türü kristaller: En basit seramik bileşiklerde eşit sayıda metalsel ve metalsel olmayan eleman vardır. Yüzey merkezli kübik birim hücrenin köşelerinde Ba2+ iyonları yüzey merkezlerinde O2iyonları ve merkeze yakın bir yerde Ti4+ iyonu bulunur. 6 veya 8 olabilir. Yüzey merkezli kübik kafesin köşelerinde ve yüzey merkezlerin de birer Cl iyonu.2: Silikatların oluşturduğu iç yapı türleri Silikat dörtyüzlüleri iki değerli metal iyonu ile bağ kurarsa Şekil 14.2 (c)' de görüldüğü zincir şeklinde bir silikat yapısı oluşur (Mg2SiO4 gibi). Bu dörtyüzlünün merkezinde bir silisyum atomu. Bunlara örnek olarak CaF2 ve Al2O3 gösterilebilir.1. Al2O3. Bu durumda zincir boyunca sürekli kovalan bağ. CaF2 yüzey merkezli kübik. uzay ağı türü yapıya örnek kuvartz ve tabakalı yapıya örnek mika gösterilebilir. Si ile O atomları arasındaki bağ kovalent türde olup çok kuvvetlidir. Bu yapısal benzerlikler nedeni ile seramiklere bazen inorganik polimerler de denir. Bu şekilde birbirleri ile bağlanan dörtyüzlüler uzayda düzensiz dizilirse amorf silis. Bu oksijen atomları ya komşu dörtyüzlünün Si atomu ile bir çift elektron paylaşarak veya bir metal atomundan bir elektron alarak valans elektronlarının sayısını sekize tamamlarlar ve böylece çok kararlı bir yapıya sahip olurlar. Koordinasyon sayıları 4.1. Burada M bir iki değerli katyondur. bu nedenle pikap iğneleri üretiminde kullanılır. Bundan başka bazı silikatların tabakalı yapısı vardır. eğer düzenli dizilirse kuvartz kristali oluşur. Ti4+ iyonunun asimetrik konumu nedeni ile piezo elektrik özelliğine sahip baryum titanat mekanik titreşimleri elektriksel büyüklüğe dönüştürür. Diğer taraftan oksijen atomları bir değerli metal iyonları ile bağ kurarsa Şekil 12. Doğada bol miktarda bulunan silikatlar bazı üstün özellikleri nedeni ile geniş ölçüde seramik malzeme üretiminde kullanılırlar. bu nedenle elektrik elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. 6'lı koordinasyona sahip yüzlerce seramik bileşik vardır. tuğla. Her ikisinin de kimyasal bileşimi SiO2 dir. köşelerinde birer oksijen atomu bulunur. Bu türün en ilginç örneği baryum titanattır (BaTiO3). yan atomlarda iyonsal bağ bulunur.nedeni ile inorganik polimer sayılırlar.2 (b)' deki gibi sürekli bir yapı elde edilir (Mg2SiO4 gibi). kiremit. Xp türü kristaller: Bu tür kristalleri oluşturan elemanların oranı 1/2 veya 2/3 şeklindedir.

12. dolayısıyla kolay işlenir. alümina 2050 °C ta ergir. . ergime sıcaklığı 1550 °C'a düşer. Kurşunlu Cam: Silikaya kireç yerine kurşun oksit (PbO) katılırsa elde edilen kurşunlu camın ışığı kırma ve yayma özelliği yüksek olur. Bununla beraber ergime sıcaklığı yüksek. ergime sıcaklığı düşer (650-815°C) ve viskozite azalır. Ayrıca parlak ve pırıltılı bir görünüşte olduğundan halk dilinde kristal denen değerli cam eşya üretimine elverişlidir. Camlaşma derecesi arttıkça porozite azalır. sertliğini yükseltir. Bunlardan başka demir oksitler. Soda-Kireç Camı: Silikaya soda (Na2O) ve kireç (CaO) katılacak olursa Si-O bağlarının sürekliliği yer yer bozulur ve açık kalır. bağı alkali bileşikleri ve % 20 kadar su içerir. 12. en sonunda bütün kütle hale geçerek tam camlaşma oluşur (1400°C civarında). Temel bileşenlerden silika (SiO2) 1720 °C da. Endüstride pyrex denen cam boron silikat camıdır. kolayca çatlar. dolayısıyla sıcaklığa dayanıklı cam eşya üretimine elverişlidir. Pişmiş Kil Ürünleri Killer kayaların dış etkilerle ufalanması sonucu oluşurlar. Kilde ilk ergiyen bileşenler sıvı hale geçerek katı parçacıkların çevresini sararak boşlukları doldurmaya başlar. Genel olarak amorf yapıya sahiptirler. porselen ve refrakter malzemeler (ateş tuğlası). ısıl genleşme katsayısı düşük olduğundan termal şoka iyi dayanır. Yukarıda açıklandığı gibi silikat dörtyüzlülerinin ara oksijen atomları ile oluşturduğu sürekli bir kovalent bağ ağına sahiptirler. camlaşma derecesi yükselir. Yapılarda kullanılan tuğla ve kiremit kilin pişirilmesi sonucu elde edilir. Burada başlıca dört tür camın yapısı ve genel özellikleri ele alınacaktır.3. Sıcaklık yükseldikçe ergiyen kısmın miktarı artar. Cam Türlerinin Bileşimleri Ve Özellikleri Silis Camı: Silika (SiO2) en iyi cam oluşturan bir bileşiktir. Seramiklerin Sınıflandırılması Endüstride geniş kullanma alanına sahip seramikler iki gruba ayrılarak incelenebilirler. Bu olaya camlaşma veya vitrifikasyon denir. Plastik kıvamdaki kile kolayca şekil verilerek önce kurutulur. Bu tür camın ısıl genleşme katsayısı çok düşüktür (pencere camının üçte biri kadar). Kurutma çabuk olursa su hızla buharlaşır.12. Boron Silikat Camı: Silika alkali metal oksitleri yerine boron oksit (B2O3) katılırsa camdaki kuvvetli kovalent bağlar sürekliliğini korur. Kil içinde bulunan demir oksit ve alkali bileşikler ergime sıcaklığını daha da azaltarak 900 °C 'a kadar indirir.2. Isıl genleşme katsayısı yüksek ve ısıl iletkenliği düşük olduğundan soda-kireç camı ısı şokuna dayanamaz. alkali ve toprak alkali bileşikleri bulunur. Silikaya % 6 alümina katılırsa ötektik reaksiyon oluşur. Doğada çok değişik bileşimde ve özellikte kil vardır. Killerin içinde bulunan temel bileşenler silika (SiO2).1. geriye boşluklar bırakır ve mukavemet düşük olur. CaO camın suya ve kimyasal etkilere direncini arttırır. Çok sert ve gevrek olan camın saydam oluşu en yararlı özelliği sayılır.3. Cam genel anlamda ergimiş haldeki amorf yapısını koruyarak katılaşan inorganik malzeme olarak tanımlanabilir. kiremit. Yeşil renkte plastik kıvamda kil SiO2 ve Al2O3'ten başka demir oksitleri. alümina (Al2O3) ve sudur. Bu tür cam genellikle pencere camı ve ucuz cam eşya üretiminde kullanılır. Basınç mukavemeti çok yüksek.1. Optik endüstrisinde kullanılan flint cam bu türdendir. fakat çekme mukavemeti çok düşüktür. bu nedenle işlenmesi zordur. Laboratuar aletleri ve ateşe dayanıklı cam eşya üretiminde kullanılır. boronsilikat camı ve silis camıdır. b) Pişmiş kil ürünleri: Tuğla. kurşunlu cam. Ergime başladıktan sonra soğutulursa cam yapısına sahip bir matris ile onun çevrelediği inert parçacıklardan oluşan bir yapı meydana gelir. Silikanın ergime sıcaklığı çok yüksek olduğu gibi (1710°C) yumuşak halde viskozitesi çok büyüktür. yoğunluk artar. kimyasal etkilere ve yüksek sıcaklığa dayanıklıdır. boşluklar azalır. Yüzlerce cam türü bulunmakla beraber en önemlileri: soda-kireç camı (pencere camı). sert gevrek ve yüksek mukavemetli bir malzemeye dönüşür.3. a) Camlar: Silikatlar en çok cam üretiminde kullanılır.

TiC ve WC bileşikleri de çok serttir. plastik şekil değiştirmeksizin kırılırlar. önce serbest su. SiC. Elektriği iletmezler fakat elektrik alanına tepki gösterirler. Uygulamada kullanılan toz halindeki çimentonun da bulunan ana bileşenler aşağıdaki karmaşık bileşiklerdir. Cr. az miktarda demir oksit ve alçı taşıdır. 12. Piezoelektrik denen bu özelliğe sahip seramikler elektronik endüstrisinde transdüser olarak kullanılır. Ayrıca bazıları çok sert olduklarından aşındırıcı malzeme (abrazif) olarak geniş ölçüde kullanılırlar. Asidik tuğlalarında ana bileşen silika. Cam lifleri epoksi veya poliyesterle yapıştırılarak çok yüksek mukavemetli kompozit malzemeler elde edilir. tekne ve su deposu yapımında ) Seramiklerin kaymaya karşı direnci çok yüksektir.. çimento ve su karışımından oluşur. SiO2 ve Al2O3 ve ZrO2) üretilen refrakter malzemeler yüksek sıcaklığa dayanıklıdır ve iyi yalıtım sağlarlar. Refrakter Kilden veya diğer seramik oksitlerden (CaO. Bu nedenle metalürji fırınlarında kullanılan refrakter tuğlası üretimine elverişlidirler.4 Seramiklerin Özellikleri Mekanik Özellikler Seramikler genellikle çok sert ve gevrektirler. dolayısıyla çekme etkisinde kolay kırılırlar. kalkerde ise kireç (CaO) ve magnezya (MgO) bulunur. Co.3. Seramik ve metal tozları karışımı metalin ergime sıcaklığına kadar ısıtılır. Çimento üretiminde kullanılan hammaddeler kil. Bunlar toz halinde elde edilirler. Uygun bir metalle sinterlenerek sert kütle haline getirirler. MgO. Kuvars kristali ve baryum titanat (BaTiO3) mekanik etkiyi elektriksel etkiye çevirirler. çentikler. dolayısıyla mukavemeti cam çubukların mukavemetinin yüz katı kadar olabilir. Arı Al2O3 kristali (Karborandum) doğada elmastan sonra en sert cisimdir. Elektriksel alan etkisinde oluşan kutuplaşma nedeni ile yüzeylerinde büyük ölçüde elektron depo edilebilir. Değişik büyüklükte kum. 800°C' ın üzerinde vitrifikasyon sonucu parçacıklar arasında bağlar oluşmaya başlar (buna sinterleme de denir) . % 20 metal ve % 80 seramik içeren bu malzemelere sermetler ve uygulanan yönteme toz metallürjisi yöntemi denir. Zımpara tozu çoğunlukla Al2O3 içerir. Klinker bir miktar alçı taşı katılarak değirmende öğütülür ve toz haline getirilir. 12. basınç uygulayarak boşlukluk azaltılır (buna sıvı faz sinterlemesi denir). Beton Beton kum. çizikler ve mikroçatlaklar gerilme yığılmasına neden olur. FeO ve NiO gibi. (Örnek: bot. Seramiklerde basınç mukavemeti ortalama olarak çekme mukavemetinin sekiz katıdır. Bileşiminden anlaşılacağı gibi beton seramik türü malzeme sayılır ve yapılarda büyük ölçüde kullanılır. Baryum ferrit (BaO. mukavemet artar. Döner fırında pişirilen kil-kalker karışımı klinkere dönüşür. . Bunlara temperlenmiş cam veya duracam denir.Kurumuş kil fırında pişirilir. Mo. Isıl işlemle yüzeyde artık basınç gerilmeleri oluşturarak çekmeye karşı mukavemetleri arttırılabilir. Bu kütlede bağlayıcı madde olarak kullanılan çimento su ile karıştırılınca işlenebilir plastik bir kıvam alır. örneğin çok ince cam liflerinde kusur çok azdır. alümina ve magnezyum oksit içeren killerde kullanılır. kalıp içine yerleştirilir ve zamanla sertleşir. Diğer taraftan manyetik özelliğe sahip seramikler yalıtkan olduklarından yüksek frekanslı uygulamalara elverişlidirler. 6Fe2O3) ve (MnZn) Fe3O4 bunlara örnek olarak gösterilebilirler. Aşağıda çimentonun bileşimi ve su ile karıştırılıp hamur haline getirildikten sonra oluşan sertleşme olayı kısaca tanıtılacaktır. Alümina oranı arttıkça ateşe dayanıklılık artar. çakıl. Bağlayıcı madde olarak Al.5. Tuğlanın rengi başlangıçta kırmızı olur. kalker taşı. Uygulamada en çok kullanılan bağlayıcı madde çimentodur. 12. Bazı seramikler. Fe3O4. yarıiletkenlik özelliğine sahiptirler. sıcaklık yükseldikçe vitrifikasyon artar. ve Ni kullanılabilir. alümina (Al2O3) ve demir oksit. ergiyen metal katı parçacıkların arasını doldurur. bazik tuğlalarda magnezyum oksittir. sonra kimyasal bileşimdeki suyun önemli bir kısmı uçar. Yumuşama noktasına kadar ısıtılıp hızla soğutulmuş camın mukavemeti üç katına çıkabilir. Yüksek dielektrik özelliğine sahip seramikler kondansatör üretiminde kullanılır. Diğer taraftan iç yapı kusurlarını azaltacak şekilde üretilen camın çekme mukavemeti çok yükselir. bu durumda gözenekler azalır. Fe. sıcaklık yükseldikçe siyaha döner. Kilin bileşiminde silis (SiO2). çakıl ve kırma taştan oluşan agrega iskeleti çimento hamuru yardımı ile birbirlerine bağlanarak sağlam ve dayanıklı bir kütleye dönüşür. Elektriksel özellikler Seramikler genellikle yalıtkan veya dielektrik malzemelerdir. Basınç mukavemetleri çok yüksek olmakla beraber çekme mukavemetleri çok düşüktür. Gevrek olduklarından iç yapı kusurları.3. Bu amaçla yüksek oranda silika.

Trikalsiyum silikat ve dikalsiyum silikatın hidratasyonları sonucunda 3CaO. Bunlar belirli özellik istenen yerlerde kullanılır.1.5'da görüldüğü gibi. bunlar boşluklar oluştursa dahi boşluklar küçük ve bağımsız küreler şeklinde olduğundan sakınca yaratmazlar.4). örneğin perlitik çelikte yumuşak ve düşük mukavemetli ferrit ile sert ve gevrek sementit yan yana ince tabakalar halinde dizilir. Dişler taraftan su-çimento oranı yüksekse akıcılık artar. Betona katılan su hidratların oluşmasında kullanıldığı gibi agreganın ıslanarak kaygan olmasını dolayısıyla iyi işlenebilmesini sağlar. Akıcı betonlar şişlenerek veya kendiliğinden yerleşebilir. daha sonra azalması önemli ısıl büzülmelere.5. Bunların dışında yüksek fırın cürufu çimentosu. Büyük beton kütlelerinde sertleşme süresinde sıcaklığın yükselmesi. Trikalsiyum alüminat ise 3 CaO .2. Bu çimento % 50 trikalsiyum silikat.2. beton kolay işlenerek kalıbı doldurur. 6H2O bileşiğine dönüşür ve bu olay süresinde önemli miktarda su açığa çıkar. Bu yalnız çimento miktarını azaltmakla kalmaz. Çimentonun Sertleşmesi Trikalsiyum silikat oldukça hızlı sertleşerek 30 günde alacağı son mukavemetin % 70 ine ulaşır. geçirimsizlik ve ateşe dayanıklılık gibi. Beton Su . İnşaat endüstrisinde en çok kullanılan çimento türü normal portland çimentosudur. çelik donatılı beton elemanlar.0. Dikalsiyum silikatın sertleşmesi ise çok yavaş ilerler. dona dayanıklılığı arttırır. Agregaların arasını dolduran bu sürekli faz zamanla griftleşerek kütleye mukavemet kazandırır. Bunu önlemek için çimentodaki bileşenlerin miktarını uygun bir biçimde ayarlamak gerekir. Tek başlarına mekanik özellikleri elverişli olmayan ferrit ve sementitin mikroskopik düzeyde homojen karışımından oluşan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. Kompozit Malzemeler Birbirlerinin zayıf yönünü düzelterek üstün özellikler elde etmek amacı ile bir araya getirilmiş değişik fazlardan oluşan malzeme sistemine kompozit malzeme denir. su-çimento oranı değişik sıkıştırma yöntemlerine göre optimum değerlere sahip olmalı.5.Çimento su ile karıştırılarak hamur haline getirildikten bir süre sonra hidratasyon (su ile reaksiyon) sonucu katılaşma ve sertleşme başlar. Beton Karışımları Beton karışımları hazırlanırken sıkı bir yapı elde etmek için agrega boyutlarının uygun bir şekilde dağılması gerekir (Şekil 12. 6 ay sonra son mukavemetin 2/3 üne erişir ve hidratasyon sırasında ısı açığa çıkar. fakat. Çimentoların özellikleri bileşimlerine bağlıdır. Al2O3. örneğin kimyasal etkilere dayanıklılık.6. Bununla beraber katılan fazla su ve karışımda sürüklenen hava betonun gözenekliliğini arttırır 12.5. Yapılarında sürekli bir ana faz ile onun içinde dağılmış pekiştirici bir donatı fazı bulunur. otomobil lastikleri ve sermetler bunlara birer örnektir. 12. boşlukluluk artar ve mukavemet düşer.7 arasında bulunur. Betona değişik özellikler kazandırmak amacı ile çimento ağırlığının yüzde. Ancak uygulamada kompozit malzeme .4 . hatta binde bir mertebesinde katkı maddeleri katılır Örneğin betona katılan hava sürükleyici katkılar işlenebilirliği düzeltir. Bu oran genellikle ağırlık cinsinden 0. Eğer bu oran düşükse işlenebilme azalır. Bazı malzemelerde bu tür yapı üretim sırasında oluşabilir ve fazların karışımı mikroskopik düzeydedir. dolayısıyla daha dayanıklı bir malzeme oluşturur. Bu duruma göre Şekil 12. Cam elyaflı poliyester levhalar. doğal veya yapay traslı çimentolar ve alüminalı çimentolar üretilmektedir. Ayrıca ilk mukavemeti yüksek hidratasyon ısısı düşük ve sülfata dayanıklı portland çimentosu türleri vardır. 12. içeride tutulan hava kolaylıkla yok edilemez.2SiO2 3H2O ve Ca(OH)2 bileşikleri oluşur.Çimento Oranı Özellikle su-çimento oranı betonun kalitesini etkiyen önemli bir etkendir. ancak plastik veya daha kuru betonlara vibrasyon uygulanır. daha az geçirimli. fazla su zamanla buharlaşarak kılcal boşluklar meydana getirir ve gene mukavemet düşer. % 30 dikalsiyum silikat ve % 20 kadar diğer maddeler bulunur.1. 12. dolaysiyle çatlamalara neden olur. Kompozitler birden çok fazlı yani çok fazlı malzeme sayılırlar. Hidratasyon olayları sonucu mikro kristalli bir jel yapısı oluşur. inen agrega (kum) ile kalın agrega (çakıl veya kırma taş) oranı hacim cinsinden genellikle ortalama 1/2 seçilir.

6). Aynı amaçla kullanılan metal liflerin mukavemeti de soğuk çekme ile çok arttırılabilir. 12. viskoz ve düşük mukavemetlidir. Sert tanelerin sünek bir bağlayıcı madde ile birleştirilip aglomere haline getirilen kompozitlere diğer bir örnek asfalt yol kaplamalarıdır. Tungsten karbür (WC) taneciklerinin Co metali ile yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterlenmesi sonucu elde edilen seramik kompozit çok sert olup yüksek hızlı kesme takımı üretimine elverişlidir. lifli kompozitler ve tabakalı kompozitler (Şekil 12. Kompozitlerin Üretimleri ve Özellikleri En önemli kompozitler lifli olanlardır.2). . Kompozitlere donatılı veya pekiştirilmiş malzemeler de denir.olarak anılan sistemlerde bileşenler makroskopik düzeydedir ve bunlar sonradan bir araya getirilerek üstün özellikli bir kütleye dönüştürülmüştür.7. Asfalt. özellikle cam lifleri ile pekiştirilmiş plastiklerden oluşan kompozitler çok geniş kullanma alanına sahiptirler. tanelilere göre daha yüksektir. kütle halinde fazla şekil değiştirmeden. Taş ise sert ve gevrektir. Uygulamada donatı malzemesi olarak kullanılan lifler çoğunlukla kuvvetli kovalan bağlara sahiptirler. Lifli ve tabakalı kompozitlerin sağladığı özelliklerdeki artış. Gerçekte birçok malzeme lif hâlinde çok daha yüksek mukavemetli olurlar (Tablo 12. Halbuki değişik boyutlu kırma taş ile asfaltın karışımından oluşan yol kaplama malzemesi hem sünek hem de yeter mukavemetlidir. Taneli kompozitler için en önemli örnek betondur. Uygulamada bunlara sermet denir. çatlayarak kolayca kırılabilir. Özellikle kıl (Whisker) halinde dislokasyon içermeyen cisimlerin mukavemeti normal boyuttakilerle oranla yaklaşık bin katı kadar daha fazladır. Pekiştirici bileşenin türüne ve düzenlenme biçimine göre üç gruba ayrılabilirler: Taneli kompozitler.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->