P. 1
TDK İmla Kılavuzu

TDK İmla Kılavuzu

4.86

|Views: 32,150|Likes:
Yayınlayan: hasanyilmaz

More info:

Published by: hasanyilmaz on Jun 30, 2008
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

05/09/2014

pdf

text

original

Türkçe İmla Kılavuzu − Türk Dil Kurumu —————————————————————— Türkçe İmla Kılavuzu Türk Dil Kurumu 2000

Kaynak: http://ekitap.kolayweb.com/

İçindekiler: • SUNUŞ • İMLÂ KURALLARI • KESMELİ SÖZLER DİZİNİ • DÜZELTME İŞARETLİ SÖZLER DİZİNİ • İMLÂ KILAVUZU'NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER •A •B •C •Ç •D •E •F •G •H •I •İ •J •K •L •M •N •O •Ö •P •R •S •Ş •T •U •Ü •V •W •Y •Z

(*)SUNUS 1

SUNUŞ Harf sistemini kullanan yazılarda üç türlü imlâ düzeni vardır: 1. Sese (söyleyişe) bağlı imlâ düzeni, 2. Kökene bağlı imlâ düzeni, 3. Geleneğe bağlı imlâ düzeni. Alfabe sistemi yüzyıllardan beri değişmemiş olan dillerde genellikle geleneğe bağlı imlâ düzeni hâkimdir. Böyle dillerdeki imlâ düzeni, başlangıçta sese ve kökene bağlı olsa da zaman içinde söyleyişte meydana gelen değişmeler imlâya yansıtılmadığı için imlâ, söyleyiş veya kökene bağlı olmaktan çıkar ve gelenekleşmiş olur. Yeni alfabelerin uygulandığı dillerde ise söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni benimsenebilir. Ancak diller sürekli bir değişim içinde olduğu, dolayısıyla söyleyiş de sürekli olarak değiştiği için bu tür imlâ düzenlerinde de zamanla gelenekleşmeler başlar. Bilindiği gibi Türk alfabesi de 1928'de kabul ettiğimiz yeni bir alfabedir. Tabiî olarak yeni alfabemizde söyleyiş esas alınmış ve söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni öngörülmüştür. Bu bakımdan yeni Türk alfabesi dünyada örnek gösterilecek alfabelerden biridir. Ancak aşağıda belirteceğimiz bazı sebepler yüzünden imlâmız bir türlü yerine oturamamış ve birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalınmıştır. Bu sebepler şunlardır: 1. Dil Encümeni tarafından hazırlanan ve 1929'da yayımlanan İmlâ Lûgati, bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek ayrıntılardan yoksundu. Yeni alfabenin kabul edilmesinden çok kısa bir süre sonra basılan bu imlâ kılavuzunda birçok eksikliklerin olması tabiîdir. Ancak birkaç yıl içindeki uygulama da göz önünde bulundurularak eksiklikler giderilebilir ve fazla zaman kaybetmeden ayrıntılı bir imlâ kılavuzu çıkarılabilirdi. Oysa 1929'daki İmlâ Lûgati'nden ancak 12 yıl sonra, 1941'de yeni İmlâ Kılavuzu basılmıştır. 2. Geç de olsa 1941'de basılan İmlâ Kılavuzu, Türk imlâsının birçok sorununu çözmüş ve imlâda sorun olabilecek birçok konuyu istikrara kavuşturmuştu. İmlâ kurallarının çoğu 1929'dan 1965'e kadar, tam 36 yıl hiç değişmemiş ve böylece bir gelenek oluşmuştu. Ancak başına "yeni" sözü eklenerek ve 1. baskı olduğu belirtilerek 1965'te basılan Yeni İmlâ Kılavuzu bazı değişiklikler getirmiş ve oluşmuş geleneği sarsmıştır. Söz gelişi 1965'e kadar düzeltme işaretiyle yazılan lâstik, klâsik, plân, Lâtin gibi kelimelerden 1965'te düzeltme işareti kaldırılmıştır. 1965'e kadar ayrı yazılan baba tatlısı, mine çiçeği, salkım söğüt gibi kelimeler, 36 yıl sonra birleştirilmiştir. 1965'e kadar arabasiyle, ordusiyle şeklinde yazılan kelimelerin 1965 kılavuzuna göre arabasıyla, ordusuyla şeklinde yazılması gerekmiştir. Burada birkaç örneğini gösterdiğimiz değişiklikler 1965 kılavuzuyla sınırlı kalmamış, yerleşmiş düzen bir defa sarsılınca artık sık sık değişikliklere gidilmiş ve imlâdaki istikrar iyice bozulmuştur. Söz gelişi 1965'te sadece batı kökenli kelimelerden kaldırılan düzeltme işareti, 1970'te lâtif, telâffuz gibi doğu kökenli kelimelerden de kaldırılmıştır. 36 yıllık arabasiyle sözünü 1965'te arabasıyla yapan yeni kılavuz 1970'te bu defa arabasıyle biçimini benimsemiş, 1977'de ise tekrar 1965'e dönmüştür. Meslekî, millî, resmî gibi kelimelerde 1977'ye kadar, tam 48 yıl kullanılan düzeltme işareti 1977'de nispet î'sinin üzerinden kaldırılmıştır. 1965'teki Yeni İmlâ Kılavuzu'yla başlayan ve burada ancak küçük bir kısmını gösterdiğimiz bu değişiklikler, hem imlâmızdaki gelenek ve istikrarı ortadan kaldırmış, hem de toplumda birçok tartışmalara yol açmıştır. 1982'de bir anayasa kuruluşu hâline getirilen ve buna göre yeniden düzenlenen Türk Dil Kurumunun 1985'teki İmlâ Kılavuzu'nda da birtakım değişikliklerin olması tabiîydi. Çünkü Kurum imlâda ilk defa değişiklik yapmıyordu. Maalesef 1965'te değişiklikler başlamış ve imlâmızdaki istikrar bozulmuştu. Kurumun istikrarsızlığa bir çözüm araması ve 1985'te çözümünü kamuoyuna sunması çok normaldi. Elbette bu çözüm teklifine karşı da eleştiriler olacaktı ve oldu. Ancak tartışmaların ardı arkası kesilmediği gibi imlâmızdaki istikrar da bir türlü sağlanamadı. Bütün bunları göz önünde bulunduran Türk Dil Kurumu, yeni baskı için İmlâ Kılavuzu'nu tekrar gözden geçirmeye karar verdi. Kurum üyeleri arasından 7 kişilik bir komisyon oluşturuldu. Talim ve Terbiye Kurulunun edebiyatçı iki üyesi de komisyona davet edildi. Bazen haftada birkaç defa toplanılarak iki yıla yakın süreyle kılavuz üzerinde çalışıldı. Komisyonun hazırladığı taslak, dört gün boyunca 40 kişilik Bilim Kurulunda tartışıldı ve taslağa son şekil verildi. Komisyon, yeni baskıda, aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulmasına karar vermişti:

2

1. İmlâ kuralları mümkün olduğu kadar kesin olmalı ve kesin bir ifade ile belirtilmelidir. Ancak çok zorunlu durumlarda ikili şekillere ve ihtimallere izin verilmelidir. 2. İmlâ Kılavuzu üzerindeki eleştiriler de dikkate alınarak uzlaşmacı bir yol tutulmalıdır. Yeni değişikliklerle yeni bir istikrarsızlığa yol açmak yerine imlâmızda az çok gelenekleşmiş hususlar benimsenmeli; tespit edilen ilkelere aykırı da olsa gelenekleşmiş yazılışlar tercih edilmelidir. 3. İlkeler mümkün olduğu kadar ayrıntılı olmalı ve bol örneklerle açıklanmalıdır. 4. Kılavuzun dizin bölümü geniş tutulmalı, sözlükteki bütün maddeleri, hatta daha fazlasını kapsamalıdır. Dizine bakan okuyucu, bitişik ayrı demeden her kelimeyi orada bulabilmelidir. Yukarıdaki kararların uygulanması tabiî ki kolay olmamıştır. Özellikle ilkelerle gelenekleşmiş yazılışlar arasındaki çelişki bizi sürekli olarak zorlamıştır. En büyük sıkıntının da birleşik kelimelerde ortaya çıktığı görülmüştür. Birleşik kelimelerdeki bitişik yazma eğiliminin sınır tanımaz bir şekilde yaygınlaşması karşısında bunu sınırlayıcı bir kuralın getirilmesi şart olmuştu. Yanlış eğilimi yaygınlaştıran düşünce şuydu: İki veya üç kelimeden oluşan bir yapı; yeni bir nesne, kavram veya hareketi karşılıyorsa bitişik yazılır. Bu durumda masa saati, duvar saati, masa takvimi, duvar takvimi, beyaz peynir, dil peyniri, şiş kebabı, kuş uçuşu, lâvanta mavisi, kefal balığı, muhalefet partisi, örümcek ağı, pul biber, yok etmek, var olmak, arz etmek, azat edilmek gibi binlerce kelimenin bitişik yazılması gerekecekti. Bir kısmı yazılmaya başlanmıştı bile. Evet bunlar yeni nesne, kavram ve hareketleri karşılayan birleşik kelimelerdi; ama Türk imlâ geleneğinde bunları bitişik yazmak yoktu. Üstelik bunları bitişik yazmak Türkçenin yapısına da uygun düşmüyordu; bitişik yazılan kelime, tek kelime gibi algılanıyor ve vurgunun yeri değiştirilebiliyordu. Kara borsa ve yaş çay kelimelerini bitişik gören spikerlerimiz vurguyu ikinci kelimeye kaydırarak dilimizin vurgu sistemini bozuyorlardı. Esasen Türkçe; binlerce nesne, kavram ve hareketi tek kelimeyle değil, iki kelimeyle karşılayan bir dildi ve bugüne kadar olduğu gibi bunların ayrı yazılmasında hiçbir sakınca yoktu. Bu bakımdan komisyonumuz, öncelikle bitişik yazılan birleşik kelime ile ayrı yazılan birleşik kelime kavramlarını birbirinden ayırdı ve bitişik yazılanlara bitişik kelime denmesini uygun gördü. Ses düşmesi, ses türemesi ve vurgunun yer değiştirmesiyle kaynaşmış hâle gelen bitişikler dışındaki bitişik kelimeler için şu kuralı getirdik: Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır. Demek ki bitişik yazılmak için yeni bir kavramı karşılamak yetmeyecekti; kelimelerden en az birisinin anlam değişmesine uğraması şart olacaktı ve bu değişik anlam, kelimenin yalnızken taşıdığı anlamlardan biri olmayacaktı; birleşme sırasında ortaya çıkacaktı. Söz gelişi kapı kolu, kapı'dan da kol'dan da farklı yeni bir nesnenin adıdır; ama birleşiği oluşturan her iki kelime de kendi anlamını korumaktadır. Kol kelimesi "insanın kolu" anlamında olmadığı için ilk bakışta anlamca farklılaşmış görünüyorsa da kol'un bu anlamı yalnız kullanıldığında da mevcuttur; anlam farklılaşması birleşme sırasında olmamıştır; o hâlde bu birleşik, ayrı yazılmalıdır. Buna karşılık bir alet adı olan kargaburnu sözünde ne karga ne burun vardır; bu kelimeler birleşme sırasında kendi anlamlarından çıkmışlar ve benzetme yoluyla yeni bir nesneye ad olmuşlardır; o hâlde bu birleşik, bitişik yazılmalıdır. İmlâ kuralları bölümümüzde bütün bunlar gruplara ayrılarak ve bol örneklerle desteklenerek gösterilmiştir. Ayrıca gelenekten gelen bütün bitişik kelimeler de mümkün olduğu kadar sınıflandırılarak ayrı ayrı maddeler hâlinde belirtilmiştir. Aynı şekilde ayrı yazılan birleşik kelimeler de sınıflandırılmış ve madde madde gösterilmiştir. Hangi tür birleşik kelimenin bitişik yazılışının gelenekleştiği tabiî yine de tartışılacak bir konudur. Biz böyle durumlarda bütün imlâ kılavuzlarına başvurarak bitişik yazılışı gelenekleşmiş olan yapı ve kelimeleri belirlemeye çalıştık. İmlâ kılavuzlarının büyük çoğunluğunda bitişik olanları gelenekleşmiş saydık. Bitişik veya ayrı yazılışlar çeşitli imlâ kılavuzlarında farklılık gösteriyorsa tabiî ki yukarda belirlediğimiz kurala uyduk. Bu arada birçok imlâ kılavuzunda bitişik yazılan fakat yaygın olarak kullanılmayan yapı ve kelimeleri de gelenekleşmiş saymadık. Hane, zade, name, perver, perest gibi kelimelerle, Farsça kurala göre oluşturulan yemekhane, dayızade, beyanname, vatanperver, putperest gibi birleşiklerle yine Farsça ve Arapça kurallara göre oluşturulan ehvenişer, gayrimenkul, methüsena, özbeöz, daüssıla, aleykümselâm, maşallah, fisebilillâh gibi birleşiklerin bitişik yazılması tabiîdir. Bunlar kalıp olarak, tek bir kelime gibi dilimize yerleşmişlerdir ve bu kalıplar yeni 3

kelime yapımında artık kullanılmamaktadır. Buna karşılık Türkçe kurallara göre kurulan benzer anlamlardaki birleşiklerin, gelenekleşmedikleri takdirde bitişik yazılmalarına gerek yoktur. Söz gelişi aş evi, doğum evi ayrı yazılır. Bu örneklerde kelimeler kendi anlamlarını korumaktadır ve aynı yapıyla huzur evi, konuk evi gibi pek çok yeni terim yapılmıştır. Kuruluşların kanunca belirlenmiş adlarına da İmlâ Kılavuzu'nun müdahale etmesi düşünülemez. Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu gibi kuruluşların özel adları tabiî ki kanunda belirlendiği gibi kullanılacaktır; ancak bir kuruluş adı söz konusu olmayıp kavramlardan bahsediliyorsa bunların iç işleri, yüksek öğretim şeklinde ayrı yazılması, imlâ kurallarımızın gereğidir. Uzun ünlülerin belli durumlar dışında gösterilmemesi, kesmesiz söylenişi yadırganmayan kelimelerde kesme işaretlerinin kullanılmaması, Arapça ve Farsça kurallara göre oluşturulmuş birleşik yapıların tek bir kelime şeklinde bitişik yazılması ve bunlarda kesme, kısa çizgi gibi birtakım işaretlerin kullanılmaması vb. kurallar tabiî ki ilmî yayınları içine almaz. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, bu çalışmaların gerektirdiği yazılış ve işaretlere başvurulabilir; bu hususa kuralların ilgili bölümlerinde de yer verilmiştir. Ağızlara ait farklı söyleyişlerin de bilimsel çalışmalarda ve sanat eserlerinde gösterilebileceğini unutmamak gerekir. Kılavuz hazırlanırken bugüne kadarki bütün kılavuzlara bakılmış ve imlâda sorun olan birçok husus veya kelimenin eski kılavuzlarda yer almadığı hayretle görülmüştür. Biz, hiçbir konunun açıkta kalmamasına, sorun olan her nokta ve kelimenin kılavuzda yer almasına çalıştık. Bu bakımdan elimizdeki kılavuz, bugüne kadarki en ayrıntılı kılavuz olmuştur. Bütün bunlara rağmen imlâda istikrara kavuşmak, bütün toplumun uzlaşmasına ve bundan da önemli olarak herkesin imlâda titizlik göstermesine bağlıdır. Özellikle her gün insanımızın eline ulaşan basın yayın organlarının gerekli titizlik ve duyarlığı göstermesi şarttır. Gazetelerimizde imlâ kurallarına uyulursa bu dalga dalga bütün topluma yayılır. Tabiî okullarımızda imlâ kurallarının titizlikle öğretilmesi ve konunun öneminin öğrencilere benimsetilmesi temel şarttır. Bu kılavuzdan sonra da şüphesiz eleştiriler olacaktır. Yapıcı eleştirilerin dikkate alınacağı da muhakkaktır. İmlâ konusunda toplumca göstereceğimiz duyarlık, bu kılavuzun işlevinin daha iyi bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacaktır. Türk Dil Kurumu

OKUYUCULARIN DİKKATİNE 1. Okuyucular İmlâ Kılavuzu'nun yalnız dizin bölümünü kullanmakla kalmamalı, kurallar bölümünü de okumalı, hatta sık sık bu bölüme de başvurmalıdırlar. 2. “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Uyarılar, yanlış anlamaları ve sık yapılan hataları önleyici niteliktedir. 3. Yine kurallar bölümünde, bazı bölüm ve cümlelerin sonunda bk. veya krş. şeklinde göndermeler yer almıştır. Kılavuzu kullananlar, gönderilen yere baktıkları takdirde konuyu daha iyi anlayacaklardır. 4. Kılavuzun dizin bölümüne, bitişik yazılsın, ayrı yazılsın bütün kelimeler alınmaya çalışılmıştır. Bitişik yazılan birleşik fiillerde hem −ma'lı, hem −mak'lı mastarlar alınmış; ayrı yazılanlarda −mak'lı mastarlarla yetinilmiştir. 5. Ver−, bil−, dur−, kal− yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiiller, kalıplaşmış olanlar dışında, dizine alınmamıştır. Buna karşılık sınırlı sayıda fiille kullanılan gel−, koy−, yaz− yardımcı fiilleriyle kurulanlar dizinde gösterilmiştir.

4

6. Dilimizde iki şekilde kullanılan kelimeler vardır: Üzere−üzre, sahife−sayfa, İbranîce−İbranca gibi. Bu tür kelimelerin her iki şekli de yanlış olmadığı için dizinde kendi sıralarında ayrı ayrı yer almışlardır. 7. Dizinde, bazı sözlerin yanında yay ayraç içinde açıklamalar verilmiştir. Açıklamalar, kelimelerin doğrudan doğruya tanımını veya anlamını vermek üzere konulmamıştır. Sadece kelimenin ne olduğunu açıklamak ve karıştırılabilecek benzer kelimelerden o kelimeyi ayırmak için açıklamalara başvurulmuştur. 8. Eklerle kullanılırken bazı kelimelerin sonlarında çeşitli ses olayları meydana gelmektedir. Ağaç, kâğıt, kavak gibi kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında sonlarındaki ünsüz tonlulaşmaktadır: ağacı, kâğıdı, kavağı... Bazı kelimeler ise son hecedeki ünlülerini düşürmektedirler: gönlü, zikri, ağzı... Bütün bu değişmeler dizinde ağaç,−cı; gönül,−nlü şeklinde gösterilmiştir. Eklerle kullanılırken değişime uğramayan kelimeler için herhangi bir belirtmeye ihtiyaç duyulmamıştır. Söz gelişi hukuk kelimesi dizinde sadece hukuk şeklinde yer almaktadır. Bu, −u ekini aldığı zaman kelimenin hukuku şeklinde olduğunu, asla hukuğu şekline dönmediğini gösterir. Ancak bu konuda da ikili şekillerin bulunabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir: yoku~yoğu, ağza~ağıza, göğse~göğüse. Bazı alıntı kelimelerde son hecede kalın ünlü bulunduğu hâlde, ek ince olarak gelmektedir. Bu durum da dizinde gösterilmiştir: kalp,−bi, saat,−ti. 9. İsim tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ek alırken araya bir n sesi girer: kaynanadilini, dereotunu... Bu tür birleşik kelimelerin çok az bir kısmında n bulunmaz: ayakkabıyı, yüzbaşıyı. Eki −yı şeklinde alanlar dizinde gösterilmiştir. Bu şekilde gösterilmeyenlerin eki −nı şeklinde aldığı unutulmamalıdır. İsim tamlaması yapısındaki yer adlarında ise ek hangi şekilde olursa olsun gösterilmiştir. Adapazarı'nı, Altınözü'nü... 10. Dilimize mal olmamış kelimeler (ödünçlemeler) dizinde eğik yazı ile ve özgün imlâları korunarak belirtilmiştir: check−up, fuel−oil... Türk Dil Kurumu

(*)KURALLAR

HARFLER VE ALFABE

Harfler Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak gerekir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşim olarak tanımlanan ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise seslerin yazıdaki karşılığıdır. Türk alfabesi Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir. 5

Türk alfabesi, Lâtin harfleri esas alınarak, 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır. Türk alfabesindeki harfler, kanuna göre aşağıdaki şekilde sıralanmıştır: Yeni Türk yazı sisteminde her ses için ayrı bir harf ilkesi gözetilmiştir. Ancak, boğumlanma noktaları farklı olan, kalın ve ince olmak üzere iki türü bulunan g, k, l sesleri için birer harf yeterli görülmüştür (bk. Düzeltme işareti 2). Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Illinois, Indiana, Innsbruck, Ionesco, Iowa, Istrati gibi. Türk imlâ kurallarında da yabancı isimlerde büyük i harfinin noktasız yazılışı benimsenmiştir. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde bu tür isimler noktasız yazılır; ancak, bu isimler i sırasında yer alır. Yabancı alfabelerde kullanılan q, w, x harfleri; sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ... p, q, r ... ...v, w, x, y sırasına göre yer alır. SESLER VE SES UYUMLARI Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Ünlülerin nitelikleri Dilimizde 8 ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü. Bunlar, çıkış yeri ve dilin durumuna, dudakların durumuna, ağzın açıklığına göre şu şekilde sınıflandırılır: A. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre 1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u 2. İnce ünlüler: e, i, ö, ü B. Dudakların durumuna göre 1. Düz ünlüler: a, e, ı, i 2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü C. Ağzın açıklığına göre 1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö 2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak gösterilmiştir: DÜZ YUVARLAK

Geniş 6

Dar Geniş Dar Kalın a ı o u İnce e i ö ü Uzun ünlü Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren kelimelerde görülür: şair (şa:ir), numune (numu:ne), iman (i:man). Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin gösterdiği ses uzun ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: beyaz, hiç, rahat, ruh. Bu örneklerdeki koyu harflerle belirtilen sesler, alındıkları dilde uzun oldukları hâlde Türkçede kısa söylenir. Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiillerle birlikte kullanıldıklarında, açık hâle gelen hecenin ünlüsündeki uzunluk çoğunlukla yeniden ortaya çıkar: esas / esasen (esa:sen), esası (esa:sı); hayat / hayatı (haya:tı); kanun / kanunen (ka:nu:nen), kanunî (ka:nu:nî); ruh / ruhum (ru:hum), ruhanî (ru:ha:nî); usul / usulü (usu:lü); vicdan / vicdanen (vicda:nen), vicdanî (vicda:nî); ahbap olmak (ahba:b olmak), hitap etmek (hita:b etmek). Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: beyaz / beyazı, can / canım, Kemal / Kemal'i, kitap / kitaba, meydan / meydana, meydana gelmek. Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), badem (ba:dem), beraber (bera:ber), idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica:), şair (şa:ir), şive (şi:ve), şube (şu:be), vali (va:li), vefa (vefa:). Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir. Eski yazılı metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir. Düzeltme işareti Düzeltme işaretinin (^) iki görevi vardır: Uzatma ve inceltme. Bu işaretin kullanılacağı yerler aşağıda 7

gösterilmiştir: 1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine düzeltme işareti konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu). Yazılışları bir, işlevleri ve okunuşları farklı olan Arapça bi−, Farsça bî− ön eklerini birbirinden ayırt etmek için okunuşu uzun olan Farsça bî− ön ekinde düzeltme işareti kullanılır: bîçare (çaresiz), bîtaraf (tarafsız), bîvefa (vefasız); bihakkın (hakkı ile), bizatihi (kendiliğinden), bilumum (bütün, hepsi). UYARI : Katil (< katl = öldürme) kelimesiyle karışma ihtimali olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren) kelimesinin düzeltme işareti konmadan yazılması yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşmada düzeltme işaretinin k'yi ince okutması endişesi etkili olmuştur. 2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme işareti konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût; ahlâk, billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, üslûp. Batı kökenli kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: klâsik, lâhana, lâik, lâmba, Lâtin, melânkoli, plâk, plâj, plân, reklâm. UYARI : Lâik sözünde l ince okunur, a uzatılmaz. Ses yansımalı kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak. 3. Nispet î'sini göstermek için düzeltme işareti kullanılır: ahlâkî, dâhilî, dünyevî, edebî, fikrî, haricî, iktisadî, insanî, medenî, sıhhî, siyasî. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslâm) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması önlenmiş olur. Söyleyişte kısalmış olan nispet î'lerine düzeltme işareti konmaz: çengi, çini, tiryaki, zenci; Kutsi, Necmi, Ruhi. Nispet î'si bazı Türkçe kelimelerde de kullanılır: altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî. Bu örneklerde ikinci heceler de uzun söylenir. Türkü (< Türkî), varsağı (< Varsağî), Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet î'si ünlü uyumlarına uymuştur. Nispet î'si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır: ciddîleşmek, ciddîlik, millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde düzeltme işareti almamış olan kelimeler önce gelir. adet (sayı) âdet (gelenek, alışkanlık). Ünsüzlerin nitelikleri 8

Dilimizde 21 ünsüz vardır: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z. Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır: 1. Tonlu (yumuşak) ünsüzler, 2. Tonsuz (sert) ünsüzler. Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere tonlu (yumuşak) ünsüzler adı verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z. Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere tonsuz (sert) ünsüzler denir: ç, f, h, k, p, s, ş, t. Türk alfabesinde her ünsüz bir harfle yazılır. Buna karşılık Almanca, Fransızca, İngilizce, Macarca gibi dillerde tek sesi göstermek için ikili veya üçlü harfler de kullanılır: ch, cs, cz, sch, sh, sz, zs gibi. Bunlar, sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ch, cs ... şeklinde alfabetik sıraya girerler. Lâtin alfabesine dayanan Çek, Hırvat, Romen vb. ulusların yazı sistemlerinde birtakım özel harfler de vardır: , š, ~, c gibi. Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda tonlu (yumuşak) b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz: ağaç, ak, at, büyük, ip, ot, saç, üç, yoğurt, yurt. Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl). Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek dışında, kelime sonunda tonsuzlaşma kuralına uymuştur: sebep (< sebeb), kitap (< kitab), bent (< bend), cilt (< cild), bant (< band), etüt (< etüd), metot (< metod), standart (< standard), ahenk (< aheng), hevenk (< aveng), renk (< reng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında tonsuz (sert) ünsüzler tonlulaşır (yumuşar): sebep / sebebi, kitap / kitabı, bent / bendi, cilt / cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk / rengi. Buna karşılık bank, tank gibi birkaç yabancı kelime bu kurala uymaz. UYARI : Bazı alıntı sözlerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlâk / ahlâkın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak / evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti. Birden fazla heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri iki ünlü arasında kalınca tonlulaşarak (yumuşayarak) b, c, d, ğ'ye dönüşür: çalap / çalabı, kelep / kelebi; ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit / geçidi, kanat / kanadı; başak / başağı, bıçak / bıçağı, çocuk / çocuğu, dudak / dudağı, durak / durağı, uzak / uzağı. Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında kalınca çoğunlukla korunur: ak / akı; at / atı; ek / eki; et / eti; göç / göçü; ip / ipi; kaç / kaça, kaçıncı; kök / kökü; ok / oku; ot / otu; saç / saçı; sap / sapı; suç / suçu; üç / üçü, üçüncü. Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü tonlulaşan (yumuşayan) kelimeler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı, kurt / kurdu, uç / ucu, yurt / yurdu. Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç−tı, aş−çı, bak−tım, bas−kı, çiçek−ten, düş−kün, geç−tim, ipek−çi, seç−kin, seç−ti, süt−çü. Buna karşılık üçgen, dörtgen, beşgen, dikgen, çokgen kelimeleri bu kurala uymaz. Büyük ünlü uyumu Dilimizde bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, 9

boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir. Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç kelime vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman. Büyük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir: ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz, kitap, liman, limon, maden, manifatura, metal, meydan, mikrop, minare, model, nişan, nişasta, pehlivan, rüzgâr, selâm, terazi, tercüman, tezgâh, tiyatro, valiz, vida, viraj, yadigâr, ziyafet, ziyaret. Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: duvar (< di:va:r), kalıp (< ka:lib), pırlanta (< brillante), surat (< su:ret). Dilimizdeki −daş (−taş), −gil, −ken, −ki, −leyin, −(ı, i, u, ü)mtırak, −(ı, i, u, ü)yor ekleri de bu kurala uymaz: gönüldaş, meslektaş; dayımgil, baklagiller; çalışırken, durmazken; akşamki, yarınki; akşamleyin, sabahleyin; ekşimtırak, yeşilimtırak; geliyor, gülüyor, içiyor, örüyor. Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelerde ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: adalet−sizlik, anne−si, elma−lı, harita−cılık, hangi−si, içiyor−lar, kardeş−lik, kare−li, kitap−lardan, metod−umuz, meslektaş−ımız, şişman−lık, tarih−çilerimiz, veriyor−du. Ancak, bazı alıntı kelimelerde ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlülü ekler getirilir: alkol / alkolü, emlâk / emlâkçilik, hakikat / hakikati, helâk / helâkimiz, kabul / kabulü, saat / saate, sadakat / sadakatten. Bu örneklerde ekin ince olmasının sebebi, kelimelerin sonundaki ünsüzlerin incelik özelliği taşımasıdır. Küçük ünlü uyumu Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür: 1. Bir kelimenin birinci hecesinde düz bir ünlü (a, e, ı, i) varsa, sonraki hecelerde de düz ünlüler bulunur: anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek. 2. Bir kelimenin birinci hecesinde yuvarlak bir ünlü (o, ö, u, ü) varsa, yuvarlak ünlülü heceyi izleyen ilk hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlüler bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk, yoklamak, vurmak, yumurta, uçtu, önde, özlemek, güreşmek, sürmek. Bu tür kelimelere geniş düz (a, e) ünlü taşıyan bir ek geldiği zaman sonraki hecelerin ünlüleri geniş düz (a, e) olabildiği gibi düz dar (ı, i) da olabilir: boylarını, uygunlaşır, günleri, öndeyiz, yoldayız. Bu durum küçük ünlü uyumuna aykırı değildir. Dilimizde küçük ünlü uyumuna aykırı bazı kelimeler vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavurmak, kavuşmak, savurmak, yağmur. Küçük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir alkol, daktilo, doktor, horoz, radyo, konsolos, profesör, aktör, bandrol, kabul, mühim, muzır, müzik, mümin, vakur. Ancak bazı alıntı sözler küçük ünlü uyumuna uydurulmuştur: müdür (< müdi:r), mümkün (< mümki:n), müşkül (< müşkil). Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar: kavun−u, yağmur−luk, mümin−lik, müzik−çi. Unutmamak gerekir ki, Türkiye Türkçesindeki kelimelerin ünlü düzenini, büyük ünlü ve küçük ünlü uyumlarıyla, birinci heceden sonra o, ö seslerinin bulunmaması kuralı birlikte belirler. Bu ünlü düzeni ve ilk heceyi izleyen ünlü türleri aşağıdaki tabloda görülmektedir: −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− 10

a ’ a, ı (bakar, alır) o ’ u, a (omuz, oya) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− e ’ e, i (geçer, gelir) ö ’ ü, e (ölçü, ördek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− ı ’ ı, a (kılıç, kısa) u ’ u, a (uzun, uzak) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− i ’ i, e (ilik, ince) ü ’ ü, e (ütü, ürkek) −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− BAZI KELİME VE EKLERİN YAZILIŞI Türkçenin yazılışında tek sese tek harf ilkesi benimsendiği için genellikle büyük sorunlarla karşılaşılmaz. Ancak, bazı kelime ve eklerde özel durumlar söz konusudur. Bu bakımdan bu tür eklerle kelimelerin yazılışı üzerinde ayrıca durmak gerekir. Sayıların yazılışı da özel olarak ele alınması gereken konulardan biridir. a − ı, e − i değişmesi Dilimizde a, e ünlüsü ile biten fiillerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyişte de yazılışta da a sesleri ı, u; e sesleri i, ü olur: başlıyor, kanıyor, oynuyor, doymuyor; izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor. Birden çok heceli olup a, e ünlüleri ile biten fiiller, ünlüyle başlayan ek aldıkları zaman bu fiillerdeki a, e ünlülerinde söyleyişte yaygın bir daralma (ı ve i'ye dönme) eğilimi görülür. Ancak, söyleyişteki ı, i sesleri yazıya geçirilmez: başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek, gizleyeli, besleyelim. Buna karşılık tek heceli olan demek ve yemek fiillerinde, söyleyişteki i sesi yazıya da geçirilir: diyen, diyerek, diyecek, diyelim, diye; yiyen, yiyerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip. Ancak deyince, deyip örneklerindeki e yazılışta korunur. i − ı değişmesi Dilimize Arapçadan girmiş bulunan kelimelerde kalın k'den sonra gelen i sesi, ı'ya döner ve ı ile yazılır: inkılâp, inkıraz, inkısam, inkıta, inkıyat. UYARI : Hâkimiyet kelimesindeki k incedir. Dolayısıyla önündeki ünlü de i'dir. Hâkımiyet şeklinde telâffuz edilmemelidir. u − ü değişmesi "Kul" anlamına gelen Arapça abd kelimesiyle kurulmuş olan özel adlarda u sesi çoğunlukla ü'ye dönüşmüştür ve ü ile yazılır: Abdülaziz, Abdülhamit, Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülmecit, Abdürrahim, Abdüsselâm. Buna karşılık Abdullah, Abdurrahman gibi birkaç örnekte u korunmuştur. Ünlü düşmesi Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler 11

genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül / gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek. b − p değişmesi Alıntı kelimelerde s ünsüzünden sonra gelen b sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak p'ye dönüşür ve p ile yazılır: ispat, kispet, müspet, naspetmek, nispet, tespih, tespit. UYARI : s dışındaki tonsuzlardan sonra gelen b'ler p'ye dönmez: ikbal, makbul, takbih, tatbik, teşbih. c − ç değişmesi Alıntı kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden önce gelen c, ç sesine dönüşür ve ç ile yazılır: eçhel, içtihat, içtimaî, içtinap, meçhul. Buna karşılık Arapçadan dilimize giren kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen c korunmuştur: mescit, tehcir, tescil, teşci. d − t değişmesi Dilimize Farsçadan geçen −dar ekindeki d sesi tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak t sesine dönüşmüştür: emektar, minnettar, silâhtar, taraftar. Dilimize Arapçadan geçen miktar kelimesi ile Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da d sesi t'ye dönmüştür. Buna karışlık Arapçadan dilimize giren birçok kelimede tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen d korunmuştur: takdim, takdir, takdis, tasdik, tekdir. Alıntı kelimelerin hece sonlarında bulunan d sesi ise kendisinden sonra gelen tonsuz ünsüzlerin etkisinde kalarak t sesine dönüşür ve t ile yazılır: metfun, methal, methiye, tetkik.

ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek, dövmek; göğermek, gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir. n − m değişmesi Dilimizde b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü bazı örneklerde m'ye dönüşür: saklambaç (< saklanbaç), dolambaç (< dolanbaç), ambar (< anbar), amber (< anber), cambaz (< canbaz), çarşamba (< çeharşenbe), perşembe (< pencşenbe), çember (< çenber), kümbet (< gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit), tambur (< tunbur). Buna karşılık İstanbul, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m'ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazıda n sesi korunur. Ünsüz türemesi (y − v) Türkçe kökenli kelimelerde iki ünlü yan yana bulunmadığından bazı alıntı kelimelerde ünlüler arasında y, v sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), fayda (< faide), zayıf (< zaif), mavna (< ma'ûna); konservatuvar, lâboratuvar, pisuvar, repertuvar, trotuvar, tuval, tuvalet.

12

Buna karşılık birçok örnekte y, v türemesi görülmez: duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, kuartet, lâik, puan, suare. Ünsüz düşmesi Türkçede ikiz (şeddeli) ünsüz bulunmaz. Bu bakımdan Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunan kelimelerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiği zaman düşen ünsüz ortaya çıkar: hak / hakka, his / hissimiz, ret / reddi, zan / zannımca, zem / zemmi (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Öte yandan afv kelimesinde v düşmüş ve bu durum yazıya da geçmiştir: af (< afv). Ancak, kelime ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman f sesi ikizleşir: affa uğramak (bk. Birleşik kelimeler A. 3). Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi göstermekle birlikte yazılışta korunur: çift, rast, serbest. Farsçadan dilimize girmiş hane sözüyle yapılan birleşik kelimelerde ha hecesi korunmuştur: birahane, muayenehane, yazıhane; darphane, dökümhane, yatakhane. Görüldüğü gibi kelime ünlüyle de ünsüzle de bitse ha hecesi korunmaktadır. Bazı örneklerde ise söyleyişte düşme eğilimi görülür. Yazıda birliğin sağlanabilmesi için bu tür örneklerde de ha hecesinin yazılması gerekir: dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane (bk. Birleşik kelimeler A. 24). UYARI : Fransızcadan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesinde söyleyişte de yazılışta da r ünsüzü korunur; kelimenin süpriz şeklinde söylenmesi yanlıştır. Mastar eklerinin yazılışı −ma, −me ile biten mastarlar −a, −e, −ı, −i ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer: kazanma−y−a, aldanma−y−ı, okuma−y−a, yazma−y−ı, sevme−y−e, görme−y−i, gülme−y−e, silme−y−i. −mak, −mek ile biten mastarlardan sonra −a, −e, −ı, −i eklerinden biri gelirse −k ünsüzü yumuşar: ... yazmağa (başladı). ... bildirmeğe (geldim). Ancak mastarlarda y'li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır. Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz, gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın, başlayacağım. Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim. İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız, başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler. −ken ekinin yazılışı −ken (< iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, bu ekin ünlüsü ince kalır: okur−ken (< okur iken), yazar−ken (< yazar iken), çalışır−ken (< çalışır iken), uyur−ken (< uyur iken), başlar−ken (< başlar iken), durmuş−ken (< durmuş iken), olgun−ken (< olgun iken), durgun−ken (< durgun iken), okulday−ken (< okulda iken), yolday−ken (< yolda iken). −ki aitlik ekinin yazılışı 13

−ki aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, Turgut'unki, yoldaki, ondaki, yazıdaki, onunki. Yalnız birkaç örnekte bu ek, ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü. mı, mi, mu, mü soru ekinin yazılışı mı, mi, mu, mü soru eki gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar ve mı, mi, mu, mü biçimlerini alır: Kaldı mı? Sen de mi Brutus? Olur mu? İnsanlık öldü mü? Soru ekine birtakım ekler de getirilebilir. Bu ekler soru ekiyle bitişik yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Ölür müsün, öldürür müsün? Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığı zaman da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız. Da, de bağlacının yazılışı Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur. İmlâmız, lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil! (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te şeklinde yazılmaz. UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da). UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır. Bu bağlacı tamamen ayrı yazmak gerekir: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil). UYARI : Bulunma hâli eki olan −da, −de, −ta, −te'nin da, de bağlacı ile hiçbir ilgisi yoktur; bulunma hâli eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede kulak, evde kalmak, yolda kalmak, ayakta durmak, çantada keklik. Yeme de yanında yat. Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk) Dilde, fikirde, işte birlik. (İsmail Gaspıralı) İle sözünün ek olarak yazılışı 1. İle sözü, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: baltayla (balta ile), çevreyle (çevre ile), yapıyla (yapı ile), keçiyle (keçi ile), kuzuyla (kuzu ile), sürüyle (sürü ile). 2. Üçüncü kişi iyelik ekinden sonra da baştaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: arkadaşıyla (arkadaşı ile), anasıyla (anası ile), dolayısıyla (dolayısı ile), kuyusuyla (kuyusu ile), ölçüsüyle (ölçüsü ile), sütüyle (sütü ile). 3. İle sözü ünsüzle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve büyük ünlü uyumuna 14

uyar: arkadaşla (arkadaş ile), kardeşle (kardeş ile), ayakla (ayak ile), başla (baş ile), sütle (süt ile), gümüşle (gümüş ile), oyunla (oyun ile). İmek ek fiilinin yazılışı İmek ek fiili ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uymaz: kalır idim, durur idim, güzel idi, dargın imiş, yorgun ise. Ancak, imek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır. Ünlüyle biten kelimelere eklendiği zaman i− ünlüsü düşebilir. Bu durumda araya y ünsüzü girer: satıcıydı (satıcı idi), yoncaymış (yonca imiş), yabancıymış (yabancı imiş), başıymış (başı imiş), sonuncuydu (sonuncu idi), ikinciymiş (ikinci imiş), neyse (ne ise), deliyse (deli ise). Ünsüzle biten kelimelere eklendiği zaman da i− ünlüsü düşebilir: kalırmış (kalır imiş), yorgundu (yorgun idi), yakarsa (yakar ise), toprakmış (toprak imiş), yakmışsa (yakmış ise), güzelmiş (güzel imiş), gelirse (gelir ise), alırsa (alır ise), bakacaksa (bakacak ise). Ki bağlacının yazılışı Ki bağlacı ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin. (Mustafa Kemal Atatürk) Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli Kanık) Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir! Çiğ yemedim ki karnım ağrısın. Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir. Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı ki? Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış Türkçenin ses düzeni gereğince iki ünlü arasındaki ünsüzler kendilerinden önce gelen ünlüyle değil kendilerinden sonra gelen ünlüyle hece kurarlar: a−ra−ba−cı, o−ku−lu−muz, se−vi−ne−cek−ler, ta−şı−na−bi−lir. Ancak içlerinde Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) bulunan bazı alıntı kelimelerde, bu durumdaki ünsüzlerin kendilerinden önceki ünlüyle hece kurdukları da görülür: cüz−î, hal−etmek, iş−ar, iz−an, kıt−a, kur−a, Kur−an, mel−un, mer−i, meş−ale, meş−um, nez−etmek, sun−î, vak−a, vüs−at. Bu kelimeler yazılışta kesmeyle gösterilir: cüz'î, hal'etmek, iş'ar, iz'an, kıt'a, kur'a, Kur'an, mel'un, mer'i, meş'ale, meş'um, nez'etmek, 15

sun'î, vak'a, vüs'at. Bu yapıda olup da tamamen Türkçenin ses düzenine uymuş, çok sık kullanılan ve kesmesiz okunduğunda yadırganmayan kelimelerde kesme kullanılmaz: defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat. Arapçadan alınmış bazı sözlerde gırtlak ünsüzü kelimenin sonunda bulunur. Bu durumda gırtlak ünsüzü söyleyiş bakımından tamamen erimiş durumdadır: cüz, def, hal, kat, men (bk. Birleşik kelimeler A. 5). Ancak bu kelimeler iyelik ekleriyle kullanıldığı takdirde, kelimeyle iyelik eki arasına kesme konur: cüz'ü, def'i, hal'i, kat'ı, men'i, nev'i, tab'ı, vaz'ı. Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini −ı, −i biçiminde alırlar: bayi−i, cami−i, mâni−i, memba−ı, mısra−ı, sanayi−i. Ancak cami ve mâni sözlerinde iyelik eki −si biçiminde de gelebilir: cami−si, mâni−si. Bu tür kelimeler yönelme ve yükleme hâli eklerini (−e, −i) alınca, araya y sesi girebileceği gibi y'siz de yazılabilir: bayi−ye, cami−ye, memba−ya, mevzu−ya, mısra−ya; bayi−yi, cami−yi, memba−yı, mevzu−yu, mısra−yı; bayi−e, cami−e, memba−a, mevzu−a, mısra−a; bayi−i, cami−i, memba−ı, mevzu−u, mısra−ı. UYARI : Bayi, cami, sanayi gibi kelimeler yalın hâlde iken tek i ile yazılır. UYARI : Arapçadan alınmış bazı kelimelerde, gırtlak ünsüzü hecenin sonunda yer almaktadır. Bu tür kelimelerde gırtlak ünsüzü Türkçe söyleyişten tamamen kalkmakta ve kendisinden önceki ünlünün uzamasına yol açmaktadır. Bu tür kelimelerde kesme kullanılmaz, sadece söz konusu ünlü uzun okunur: dava (da:va), mamur (ma:mur), mana (ma:na), memur (me:mur), resen (re:sen), tamim (ta:mim), tecil (te:cil), tediye (te:diye), tehir (te:hir), telif (te:lif), tesir (te:sir). Hece yapısı ve satır sonunda kelimelerin bölünmesi Türkçede kelime içinde iki ünlü arasındaki ünsüz, kendinden önceki ünlüyle değil, kendinden sonraki ünlüyle hece kurar: a−ra−ba, ka−ra−ca, ta−le−be. Ancak bazı alıntı kelimelerde iki ünlü arasındaki ünsüz kendinden sonraki ünlüyle değil, kendinden önceki ünlüyle hece kurar: cüz'î, kur'a, Kur'an, vüs'at (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılşı). Kelime içinde yan yana gelen ünsüzlerden sonuncusu kendisinden sonraki ünlüyle, diğerleri kendilerinden önceki ünlüyle hece kurar: bir−lik, sev−mek, Türk−çe, Kork−maz. Türkçede satır sonunda kelimeler bölünebilir, fakat heceler bölünemez. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna kısa çizgi (−) konur. Burasını ilk defa görüyormuş gibi duvarlara, perdelere, möblelere, eş−yalara bakıyor, hayret ediyordu. Bütün bu muhitte Türk hayatına, Türk ruhu− na ait bir gölge, bir çizgi bile yoktu. Birden Bursa'daki çocukluğunun geçti−ği baba evini hatırladı; sofada rahat ve beyaz örtülü divanlar vardı. (Ömer Seyfettin, Primo Türk Çocuğu) Bitişik yazılan kelimelerde de bu kurala uyulur: .........................................................................................................baş− öğretmen değil, ......................................................................................................... ba−

16

şöğ−ret−men; ...........................................................................................................ilk− okul değil, ......................................................................................................... il− ko−kul; ...........................................................................................Karaosman− oğlu değil, .......................................................................................Karaosmanoğ− lu. Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz: ......................................................................................................a− raba değil, .................................................................................................. ara− ba; .................................................................................................... u− çurtma değil, ................................................................................................uçurt− ma; ............................................................................................ müdafa− a değil, ............................................................................................... müda− faa; ................................................................................................. niha− î değil, ..................................................................................................... ni− haî. Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır; ayrıca çizgi kullanılmaz.

17

................................................................................................... Edirne' nin... .................................................................................................. Ankara' dan...

Rakamların satır sonuna gelmesi durumunda da yalnız kesme işareti kullanılır: ................................................................................................. 1996' da... Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez: ...................................................................................................... meş'− aleyi değil, ..................................................................................................... meş'a− leyi; ....................................................................................................... vüs'− ati değil, ..................................................................................................... vüs'a− ti. Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür. Yabancı dillerde kullanılan ve tek sesi karşılayan ch, sh, sch, cz, sz gibi harfler satır sonunda birbirinden ayrılmaz. Sayıların yazılışı 1. Sayılar rakamla da yazıyla da yazılabilir. Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla gösterileceği konusunda dilimizde açık bir kural verilemez. Ancak, uygulamada birtakım ilkeler oluşmuştur. Bu ilkelere göre, küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar yazıyla gösterilir: iki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, bin yıldan beri. Yaş otuz beş, yolun yarısı eder. (Cahit Sıtkı Tarancı) Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır: öğleden sonra saat 17.30'da, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi. Saat ve dakikaların metin içinde yazıyla yazılması da mümkündür: saat dokuzu beş geçe, saat yediye çeyrek kala, saat sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda.

18

2. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: iki yüz, üç yüz altmış beş. Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde sayılar bitişik yazılır: yüzdoksanbin, ikiyüzellibin, beşyüzaltmışbin (bk. Birleşik kelimeler A. 22, B.17). 3. Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir: 25 milimetre, 150 kişi, 15.000 lira, 75 kilometre. Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerin yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. cilt, XII. cilt. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. UYARI : Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce yazılır: Wilhelm II değil II. Wilhelm, Selim 3 değil 3. Selim. 4. Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır: 32 605, 326 197, 49 750 812, 28 434 250 310 500. Gruplar arasına nokta da konabilir: 326.197, 49.750.812, 28.434.250.310.500 (bk. Nokta 8). 5. Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır: 15,2 (15 tam, onda 2), 5,26 (5 tam, yüzde 26) (bk. Virgül 13). 6. Sıra sayıları yazıyla ve rakamla gösterilebilir. Rakamla gösterilmesi durumunda ya rakamdan sonra bir nokta konur veya rakamdan sonra kesme konularak derece gösteren ek yazılır: 15., 56., XX.; 5' inci, 6' ncı. 7. Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla belirtilir: ikişer, dokuzar, yüzer; üçer üçer, onar onar.

KÜÇÜK VE BÜYÜK HARFLER Türkçede harflerin küçük (minüskül) ve büyük (majüskül) olmak üzere iki biçimi vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harflere başvurulur. Büyük harflerin kullanıldığı yerler Büyük harflerin kullanıldığı yerler aşağıda sıralanmıştır: A. Cümle büyük harfle başlar: Hayatta en hakikî mürşit ilimdir. Ak akça kara gün içindir. Ancak rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 1940 yılında Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesini bitirdim. Cümle içinde başkasından aktarılan ve tırnak içine alınan cümleler de büyük harfle başlar: Atatürk, gençliğe seslenirken "Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur." diyor. Tırnak içinde aktarılan söz, tam bir cümle değilse veya cümlenin baş tarafı alınmamışsa büyük harfle başlamaz: Nabi'nin "... var içinde" redifli gazeli Divan'ında uyuyor. (Yahya Kemal Beyatlı, Edebiyata Dair) Ayrıca iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri de büyük harfle başlamaz: Bir zamanlar − bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce − Türk saltanatının maddî sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti.

19

(Y. K. Karaosmanoğlu, Ergenekon) İki noktadan sonra gelen cümleler de büyük harfle başlar: Orhon Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım. (Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları) Bence edebiyatın temel görevi şudur: Hem günlük hayatı, hem geleceği hem de hayatın felsefesini işlemektir. (Cengiz Aytmatov, Röportajlar)

Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralanırsa bu örnekler büyük harfle başlamaz: Bazı örneklerde −sız eki kalıplaşmıştır: densiz, hırsız, ıssız, öksüz.

UYARI : Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır: "Araba, banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce kelime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur. "Et−, ol−" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir. B. Mısralar büyük harfle başlar: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Muhibbî) Bakî kalan bu kubbede bir hoş seda imiş. (Bakî) Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin. (Tevfik Fikret) Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. (Mehmet Âkif Ersoy) Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik; Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Yahya Kemal Beyatlı) Yolcuyum bir kuru yaprak misali, Rüzgârın önüne katılmışım ben. (Faruk Nafiz Çamlıbel) O zaferler getiren atların Nalları altındanmış;

20

Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış. (Arif Nihat Asya) Bugün masal değil, Masaldan daha güzel, gerçek. (Cahit Sıtkı Tarancı) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir. (Necmettin Halil Onan)

C. Özel adlar büyük harfle başlar. 1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir, Ahmet Haşim, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul, Hüseyin Cahit Yalçın, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Yunus Emre, Evliya Çelebi, Gevherî, Karacaoğlan, Âşık Ömer, Shakespeare, Wolfgang von Goethe, Wilhelm Radloff, Vilhelm Thomsen, Victor Hugo. Takma adlar da büyük harfle başlar: Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Enis Avni), Kirpi (Refik Halit Karay), Deli Ozan (Faruk Nafiz Çamlıbel), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı Tarancı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli Kanık). 2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük harfle başlar: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel. Tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar da büyük harfle başlar: Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Demirbaş Şarl, Deli Petro. Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz: Fahriye abla, Ayşe teyze, Fatik nine, Saim amca, Ali enişte. Ancak akrabalık bildiren kelimeler başa gelirse lâkap yerine geçtiği için büyük harfle başlar: Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan. Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana. Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük harfle başlar: Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör,

21

Sayın Vali. Mektuplarda ve resmî yazışmalarda hitapların ilk kelimesi de büyük harfle başlar: Sevgili kardeşim, Aziz dostum, Değerli arkadaşım. 3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar: Düldül, Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir. 4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar; Karakeçili, Hacımusalı. 5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça, Arapça; Oğuzca, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca. 6. Devlet adları büyük harfle başlar: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudî Arabistan, Azerbaycan Cumhuriyeti. 7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını anlatan sözler büyük harfle başlar: Müslüman / Müslümanlık, Hristiyan / Hristiyanlık, Musevî / Musevîlik, Budist / Budizm; Hanefî / Hanefîlik, Malikî / Malikîlik, Protestan / Protestanlık, Katolik / Katoliklik. 8. Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele. Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları. Bazı dinî kavramların da küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir: cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü, gayya kuyusu. 9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş, ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. 10. Yer adları (kıt'a, ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak vb.) büyük harfle başlar: Asya, Avrupa; Türkiye, Kazakistan, Fransa, Çin, Hindistan, Mısır; İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın Doğu; Ankara, İstanbul, Taşkent, Bağdat, Moskova; Turgutlu, Ürgüp, Ahlat; Çayırbağı, Akçaköy; Bahçelievler, Cebeci; Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi; Sankiyedim Sokağı, Asmalımescit Sokağı. Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler küçük harfle başlar: Marmara denizi, Aral gölü, Balkaş gölü, Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri, Alp dağları, Altay dağları, Erciyes dağı. Ancak, ikinci isim özel isme dâhil ise ve ikisi birden kastedilen kavramı karşılıyorsa, ikinci isim de büyük harfle başlar: Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı; Beyşehir Gölü, Van Gölü, Tuz Gölü; Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı; Gülek Geçidi; Ağrı Dağı; Konya Ovası, Haymana Ovası, Muş Ovası; Adalar Denizi. Bu örneklerde ikinci isim kullanılmadığı takdirde söz konusu yer adı anlaşılmaz. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle anlatılamaz; sadece Çanakkale denildiği zaman Çanakkale şehri anlaşılır. Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılâp Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı. 11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar: Topkapı Sarayı, 22

Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı. 12. Kurum, kuruluş ve kurul adları büyük harfle başlar: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat; Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Yüksek Öğretim Kurulu. Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. kuruluş bildiren kelimeler, belli bir kurum kastedildiği zaman büyük harfle başlar: Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum, imlâ konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir. Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan. 13. Kitap, dergi, gazete, tablo, heykel ve hukukla ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal; Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Halı Dokuyan Kızlar (tablo); Düşünen Adam (heykel); Medenî Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslar Arası Barış Ödülü Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği. Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz: Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu. Kitap adlarında ve başlıklarda, arada ve sonda bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Maî ve Siyah, Suç ve Ceza, Leylâ ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı? Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım. Gazeteler ve dergiler oluşan geleneğe uyarak haber ve yazı başlıklarında çoklukla yalnız ilk kelimenin başında büyük harf kullanmaktadırlar: Kamyon eve girdi. Mini seçim yarın. 14. Millî ve dinî bayramların adları büyük harfle başlar: Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, Nevruz Bayramı. Bayram niteliği kazanmış günlerin adları da büyük harfle başlar: Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı. Kurultay (kongre), bilgi şöleni (sempozyum), açık oturum (panel) vb. toplantıları bildiren özel adlarda her kelime büyük harfle başlar: Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı (1996), Manas Bilgi Şöleni, Türkçenin Yozlaşması Açık Oturumu, Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı. Ancak genel nitelikteki günlerin, haftaların, mevsimlerin, kurultay, bilgi şöleni vb. toplantıların adları küçük harfle başlar: tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı. 15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri, halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı. Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. 16. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı. Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir 23

perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), acemi (tecrübesiz), amper (elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak). Müzikte kullanılan makam ve tür adları da büyük harfle başlamaz: acemaşiran, acembuselik, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı, bayatı. 17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı. Ç. Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: 29 Mayıs 1453 Salı günü, 1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Ancak belli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız. D. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar: Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor. Levhadaki yazı birkaç kelimeden oluştuğu zaman ilk kelime büyük harfle başlar: Otobüs durağı, Dolmuş durağı, Şehirler arası telefon. Levhaların ilk kelimesi rakamla yazılmış bir sayı adı ise sonraki kelime küçük harfle başlar: III. kat, IV. sınıf, I. blok. E. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır: Canis canis, Carduelis carduelis, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris. BİRLEŞİK KELİMELER Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler söz varlığımızda geniş bir yer tutar. Birleşik kelime terimi için bileşik kelime denilmesi yanlıştır. Dilimizde belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıkları zaman birleşik kelime olurlar: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, ayak yalın, günü birlik, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak; gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, ev bark; baş üstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı. Görüldüğü gibi birleşik kelimeler bitişik de ayrı da yazılabilmektedir. A. Bitişik yazılan birleşik kelimeler (Bitişik kelimeler) Birleşik kelimeler, yazılış bakımından bitişik yazılanlar ve ayrı yazılanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bitişik yazılan birleşik kelimelere bitişik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik kelime olurlar ve bitişik yazılırlar. 1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri). 2. Dilimize Arapçadan girmiş azil (< azl), emir (< emr), hüküm (< hükm), kayıp (< gayb), keşif (< keşf), küfür (< küfr), nakil (< nakl) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken asıllarına uyarak ikinci hecedeki ünlülerini düşürürler. Bu gibi kelimelerle yapılan birleşik fiiller bitişik yazılır: azletmek, azledilmek, emretmek, hükmetmek, hükmolunmak, kaybolmak, kaydedilmek, keşfetmek, keşfedilmek, küfretmek, nakletmek, neşretmek, neşrolunmak, sabretmek, seyretmek, şükreylemek, zikretmek (krş. Birleşik kelimeler B. 1; Alıntı kelimelerin yazılışı 1). 24

UYARI : Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir yardımcı fiil veya ek almadıkları zaman azil, defin, emir, hüküm, kayıp, keşif, meyil, nakil, sabır, vecit, zeyil, zikir şeklinde söylenir ve yazılır. UYARI : Söyleyişte tonlulaşma şeklinde ses değişmesine uğrayanlar ayrı yazılır: azat etmek, hamt etmek, derç etmek, iz'aç etmek, iktisap etmek, harp etmek. Bu örneklerde tonluluk söyleyişte belirtilir. 3. Dilimize Arapçadan girmiş af (< afv), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken sondaki sesler, asıllarına uyarak veya asıllarının etkisinde kalarak çift sese dönüşür. Bu tür birleşik fiiller bitişik yazılır: affetmek, affolunmak, halletmek, hissetmek, hissedilmek, reddeylemek, reddolunmak, zannetmek, zemmetmek (bk. Ünsüz düşmesi; krş. Birleşik Kelimeler B. 1). 4. İsim kısımları tek başına kullanılmayıp sadece etmek, olunmak yardımcı fiilleriyle kalıplaşan birleşik kelimeler bitişik yazılır: ahzetmek, bahşetmek, bahşolunmak, hamletmek, hazfetmek, nez'etmek, rekzetmek, serdetmek. 5. Sonunda Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) olan kelimeler etmek, olunmak fiilleriyle birleşik fiil kurduklarında bitişik yazılır: defetmek, hal'etmek (tahttan indirmek), katetmek, menetmek, menolunmak, tabetmek (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış). 6. Vurgusu son heceye kaymış birleşik kelimeler bitişik yazılır: açıkgöz, anaerkil, ataerkil, babayiğit, bastıbacak, boşboğaz, büyükbaş (hayvan), camgöz, cingöz, çınayaz, düztaban, elense, elverişli, günaydın, işveren, kafakol, Karagöz, karagöz (balığı), küçükbaş (hayvan), önayak (olmak), paragöz, pisboğaz, tepegöz, tıknefes. Vurgusu son hecede bulunan ikilemeler de bitişik yazılır: cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (bir tür terlik), altüst (etmek), yüzgöz (olmak). 7. Eş anlamlı ikilemelerde vurgu normal olarak ikinci hecededir. Vurgusu ilk heceye kayan ikilemeler bitişik yazılır: darmadağın, darmadağınık, darmaduman, karmakarışık (krş. Birleşik kelimeler B. 7). 8. Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır (krş. Birleşik Kelimeler B. 2). a. Organ bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, hastalık, alet, eşya, tarz ve yiyecek adları: aslanağzı (bitki), aslankuyruğu (bitki), aslanpençesi (bitki), ayıkulağı (bitki), cinsaçı (bitki), civanperçemi (bitki), gelinparmağı (üzüm), geyikdili (bitki), horozgözü (bitki), horozibiği (bitki), itburnu (bitki), katırtırnağı (bitki), kazayağı (bitki), keçiboynuzu (bitki), keçimemesi (üzüm), keçisakalı (bitki), kızkalbi (bitki), koyungöbeği (mantar), köpekayası (bitki), kurtbağrı (bitki), kuşburnu (bitki), sığırödü (bitki), tavşanbıyığı (bitki), turnagagası (bitki); açıkağız (bitki), akkuyruk (çay), alabaş (bitki), altınbaş (kavun), altıparmak (palamut), beşbıyık (muşmula), karabaldır (bitki), topbaş (bitki). danaburnu (böcek), öküzburnu (kuş); akbaş (kuş), alabacak (at), beşparmak (deniz hayvanı), beşpençe (deniz hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), iribaş (kurbağa kurtçuğu), kababurun (balık), kamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), karakulak (hayvan; haberci), kepçeburun (yaban ördeği), kızılkanat (balık), sarıağız (balık), sarıgöz (balık), sarıkulak (balık), sarıkuyruk (balık), tokmakbaş (balık), uzunkuyruk (kuş), yeşilbaş (ördek). itdirseği (arpacık); delibaş (hastalık), karabacak (hastalık), karataban (hastalık). balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuzayağı (çubuk), domuztırnağı (kanca), horozayağı (burgu), kargaburnu (alet), keçitırnağı (oyma kalemi), kedigözü (lâmba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü); baltabaş (gemi) gagaburun (gemi), kancabaş (kayık). 25

ayıbacağı (yelken tarzı), balıksırtı (desen), civankaşı (nakış), eşeksırtı (çatı tarzı), kazkanadı (oyun), kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (işaret), köpekkuyruğu (spor), sıçandişi (dikiş). dilberdudağı (tatlı), hanımgöbeği (tatlı), hanımparmağı (tatlı), kadınbudu (köfte), kadıngöbeği (tatlı), kargabeyni (yemek), kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), vezirparmağı (tatlı). İlk ögesi organ adı olan şu örnekler de bitişik yazılır: bağrıkara (kuş), baldırıkara (bitki), baştankara (kuş), karnıkara (börülce), sırtıkara (balık), yanıkara (hastalık). b. Eşya veya nesne bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, tarz, yiyecek ve oyun adları: acemborusu (bitki), çayırsedefi (bitki), çobançantası (bitki), çobandüdüğü (bitki), çobaniğnesi (bitki), çobantarağı (bitki), çobantuzluğu (bitki), gelinfeneri (bitki), güveyfeneri (bitki), katranköpüğü (mantar), keçisedefi (bitki), kuşekmeği (bitki), kuşyemi (bitki), kuzgunkılıcı (bitki), suibriği (bitki), suoku (bitki), suşeridi (bitki), şeytanarabası (uçuşan tohum), şeytanfeneri (bitki), şeytantersi (bitki), venüsçarığı (bitki), yılanyastığı (bitki). sazkayası (balık), şeytaniğnesi (hayvan), yılaniğnesi (balık). balgümeci (dikiş), beşikörtüsü (çatı tarzı), turnageçidi (fırtına). bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye). beştaş (oyun), dokuztaş (oyun), üçtaş (oyun). c. İnsana özgü isim ve sıfatlarla kurulan bitki, hayvan ve eşya adları: adayavrusu (tekne), akşamsefası (bitki), camgüzeli (bitki), çadıruşağı (bitki), çayırgüzeli (bitki), çayırmelikesi (bitki), gecesefası (bitki), gündüzsefası (bitki), saksıgüzeli (çiçek), yalıçapkını (kuş); bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır (bitki). ç. Benzetme yoluyla kurulan gök cisimlerinin adları: Altıkardeş (yıldız kümesi), Arıkovanı (yıldız kümesi), Büyükayı (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), Güneybalığı (yıldız), Küçükaslan (yıldız), Küçükayı (yıldız kümesi), Kervankıran (yıldız), Samanuğrusu (yıldız kümesi), Samanyolu (yıldız kümesi), Üçkardeş (yıldız kümesi), Yedikardeş (yıldız kümesi) (krş. Birleşik kelimeler B. 2. ğ). d. İnsan isimleriyle kurulan bitki, hayvan ve yemek adları: alinazik (kebap), ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), havvaanaeli (bitki), karafatma (böcek), meryemanaeldiveni (bitki). 9. −a, −e ve −ı, −i, −u, −ü ekleriyle yapılmış tasvir fiilleri, yardımcı fiil anlam değişmesine uğradığı için bitişik yazılır: düşünebilmek, yapabilmek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, olagelmek, süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak; açıvermek, alıvermek, gelivermek, gülüvermek, uçuvermek. Görmek yardımcı fiiliyle yapılan ve emir biçiminde kullanılan birleşik fiiller de bitişik yazılır: düşmeyegör, ölmeyegör. Bilmek yardımcı fiiliyle yapılan ve kalıplaşmış olan alabildiğine kelimesi de bitişik yazılır. 10. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: alaşağı (etmek), albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz, unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç(çı), örtbas, seçal (self−servis), veryansın (etmek), yapboz (puzzle), yazboz. 11. −an/−en, −r/−ar/−er ve −maz/−mez ekleriyle kurulmuş sıfat−fiil gruplarından kalıplaşmış birleşik kelimeler gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: 26

ağaçkakan, ağrıkesen, ahmakıslatan, alaybozan, boğazkesen, böcekkapan, buzkıran, cankurtaran, çobanaldatan, çöpçatan, dalgakıran, dalkıran, dalkurutan, damardaraltan, damargenişleten, demirkapan, elöpen, etyaran, fındıkkıran, filizkıran, gelinboğan, gökdelen, günebakan, ordubozan, oyunbozan, saçkıran, yelkovan, yolgeçen, yolkesen; akımtoplar, alkolölçer, altıpatlar, amperölçer, asitölçer, aynabakar, barışsever, basınçölçer, betonkarar, bilgisayar, bilgiyazar, çoksatar, dilsever, eğimölçer, füzeatar, gazölçer, özezer, özsever, pürüzalır, sanatsever, tekerçalar, uçaksavar, yurtsever; baştanımaz, değerbilmez, etyemez, hacıyatmaz, kadirbilmez, kargasekmez, karıncaezmez, karıncaincitmez, kuşkonmaz, külyutmaz, sugeçirmez, tanrıtanımaz, töretanımaz, varyemez, vurdumduymaz (krş. Birleşik kelimeler B. 3). 12. −dı (−di /−du / −dü, −tı/ −ti /−tu /−tü) ekiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: albastı, ciğerdeldi, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gündöndü, günindi, hünkârbeğendi, imambayıldı, karyağdı, kaşbastı, kedibastı, kolbastı, külbastı, mirasyedi, papazkaçtı, serdengeçti, şıpsevdi, toprakbastı, zıpçıktı; eltieltiyeküstü (desen). 13. Her iki ögesi de −dı (−di /−du /−dü, −tı /−ti /−tu /−tü) veya −r /−ar /−er eklerini almış ve kalıplaşmış bulunan birleşik kelimeler bitişik yazılır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerbağlar, biçerdöver, göçerkonar, kazaratar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardöner, yüzergezer. Aynı yapıda olan çakaralmaz kelimesi de bitişik yazılır. 14. Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan ve içinde renklerden birinin adı veya renk sözü geçmeyen renk adları bitişik yazılır: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu, güvercinboynu, güvercingöğsü, kazayağı, kavuniçi, kazboku, kızılşap, narçiçeği, ördekbaşı, ördekgagası, tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü, vapurdumanı, vişneçürüğü, yavruağzı (krş. Birleşik kelimeler B. 4). Örneklerden sonra renk sözü kullanılırsa bu söz ayrı yazılır: devetüyü rengi, fildişi rengi, gülkurusu rengi. 15. Renk adlarıyla kurulan ve bitki, hayvan veya hastalık türlerinden birini gösteren birleşik kelimeler bitişik yazılır: akağaç, akçaağaç, akdarı, akdiken, akkavak, akmantar, aksöğüt, alacamenekşe, alaçam, karaağaç, karacaot, karaçalı, karadut, kızılağaç, sarıağaç, sarıçiçek; akbalık, akkefal, alabalık, sarıbalık; akdoğan, akkuş, alacabalıkçıl, alacakarga, alakarga, beyazsinek, bozayı, karakuş, karasinek; aksu, akbasma, karahumma, kızılyara, mavihastalık, maviküf. 16. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı, şuuraltı (krş. Birleşik kelimeler B. 16). 17. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları ve lâkaplar bitişik yazılır: Alper, Aydoğdu, Birol, Gülnihal, Gülseren, Gündoğdu, Şenol, Varol; Abasıyanık, Adıvar, Atatürk, Gökalp, Güntekin, İnönü, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Yedisekiz Hasan Paşa. 18. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş Türkçe yer adları bitişik yazılır: Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam, Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş. Şehir, kent, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını ifade 27

edemiyorsa bu tür yer adları bitişik yazılır: Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent, Konutkent, Korukent, Çengelköy, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Karadağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu, Sarısu, Akçay (krş. Birleşik kelimeler B. 9). 19. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (bk. Birleşik kelimeler B. 10). 20. Ait olduğu dilde bitişik yazılan yabancı yer adları Türkçede de bitişik yazılır: Düsseldorf, Fontainebleau, Nürnberg, Neustadt, Schwarzwald (krş. Birleşik kelimeler B. 13). Ait olduğu dilde, içinde çizgi bulunan yabancı yer adları Türkçede de çizgili olarak yazılır: Ile−de−France, Saint−Bernard, Saint−Gothard. 21. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu. 22. Senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır: ikiyüzellialtımilyarbeşyüzyirmibeşmilyonyediyüzellibin lira (krş. Birleşik kelimeler B. 18). 23. Bunlardan başka dilimizde her iki ögesi de aslî anlamını koruduğu hâlde yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır. a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim, başhemşire, başkahraman, başkarakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, başparmak, başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar. b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: ahçıbaşı, binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, elebaşı, mehterbaşı, onbaşı, ustabaşı, yüzbaşı. c. Oğlu, oğulları, kızı sözleriyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: Caferoğlu, Karaosmanoğlu, Topaloğlu, Orazbeykızı; Aydınoğulları, Candaroğulları, Osmanoğulları; çapanoğlu, dayıoğlu, eloğlu, halaoğlu, hinoğluhin, amcakızı, elkızı. ç. Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler: ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hanımnine, hıyarağalık, kadınnine, paşababa. d. Dal sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: dalkavuk, dalkılıç, daltaban, daluyku. e. Açıortay, adamkökü, adamotu, âdemotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt, akciğer, akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar, atarkanal, atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü, başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı, çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey, dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı, enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu, hayhay, içbükey, içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu, kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde, külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü, önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu, serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana, sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı, tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap, 28

yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? f. Biraz, birazı, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiçbiri, herhangi belirsizlik sıfat ve zamirleri de gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır. 24. Hane kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: çayhane, dershane, eczahane, hastahane, kahvehane, pastahane, postahane, süthane, yatakhane, yazıhane, yemekhane (bk. Ünsüz düşmesi). UYARI : Dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane gibi sözlerde hane kelimesindeki h'nin yazılmaması doğru değildir. 25. Perver ve perest kelimeleriyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: hamiyetperver, hürriyetperver, misafirperver, vatanperver; ateşperest, hayalperest, menfaatperest.

26. Zade kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: Recaîzade, Resülzade, Sami Paşazade, Sümbülzade, Vahapzade; amcazade, dayızade, teyzezade.

27. Name kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: beyanname, davetname, kanunname, pendname, seyahatname, siyasetname; Battalname, Oğuzname.

28. Farsça kurala göre oluşturulan isim ve sıfat tamlamaları ile kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: cürmümeşhut, dârıdünya, ehlibeyt, ehlisalip, ehlivukuf, ehvenişer, erkânıharp, fecrisadık, gayriahlâkî, gayriciddî, gayriinsanî, gayrikabil, gayrimenkul, gayrimeşru, gayrimuntazam, gayrimüslim, gayrisafi, gayrisıhhî; asgarımüşterek, hüsnühat, hüsnükabul, hüsnükuruntu, hüsnüniyet, suiistimal, suikast, suiniyet; hamdüsena, hercümerç, meddücezir, methüsena, tarumar; âlemşümul, âlicenap, gülfidan, mevlithan, sahipkıran; anbean, keşmekeş, özbeöz, yüzbeyüz; pürhiddet, pürmelâl.

29. Arapça kurala göre oluşturulan tamlamalar ve kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: aliyyülâlâ, ceffelkalem, dârülâceze, dârülfünun, daüssıla, fevkalâde, fevkalbeşer, hayrülhalef, hıfzıssıhha, hüvelbaki, şeyhülislâm, tahtelbahir, tahteşşuur; aleykümselâm, Allahüâlem, bismillâh, fenafillâh, fisebilillâh, hafazanallah, inşallah, maşallah, mintarafillâh, velhâsıl, velhâsılıkelâm.

30. Müzikte kullanılan makam adları bitişik yazılır: acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdî. Ancak bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semaî.

31. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim (krş. Birleşik kelimeler B. 21). 29

*** Bugüne kadarki imlâ kılavuzlarında yer alan; ancak, birleşik kelimeler konusuna girmeyen pekiştirmeli sıfatların da bitişik yazılması gerektiği unutulmamalıdır: apaçık, apak, büsbütün, çepçevre, çepeçevre, çırçıplak, çırılçıplak, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, kupkuru, paramparça, sapsağlam, sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırılsıklam, sipsivri, yemyeşil. *** Yabancı dillerden geçen ön ek veya edatlar bitişik yazılır: alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bililtizam, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevcut, namüsait, namütenahi; devalüasyon, konfederasyon, koordinasyon, Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm, reorganizasyon, reprodüksiyon, sürrealizm. Oto, tele, matik ögeleriyle kurulan alıntılar da bitişik yazılır: otobiyografi, otokritik, telekart, telekız, telekonferans, bankamatik. *** Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler; eski metinlerin yayımında, alıntılarda ve bilimsel yayınlarda, bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye, Kur’ân−ı Kerim, Recaî−zade, sarf−ı Türkî, tahte’ş−şu’ur, Ahd−i atik, ehl−i vukuf, ehven−i şer; dârü'l−aceze, tahte'ş−şu'ur, hamiyyet−perver, hayal−perest, sahip−kıran, Hurşid−name, bî−vefa, lâ−dinî, na−mütenahî, bilâ−vasıta. B. Ayrı yazılan birleşik kelimeler 1. Etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek, kılmak, kılınmak yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiillerde, isim herhangi bir ses düşmesine veya türemesine uğramazsa bu tür birleşik fiiller ayrı yazılır: alay etmek, alt etmek, arz etmek, arz olunmak, boş olmak, dans etmek, deli olmak, el etmek, gelin olmak, gider olmak, göç etmek, hayret etmek, ilân edilmek, ilân etmek, işaret etmek, kabul etmek, kabul eylemek, kul etmek, kul olmak, namaz kılmak, namaz kılınmak, not etmek, okumuş olmak, oyun etmek, sağır olmak, sağ olmak, soracak olmak, söz etmek, var olmak, yardım etmek, yarış etmek, yok etmek, yok olmak; azat etmek, terk etmek; angaje olmak. 2. Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine uğramamışsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır. Bunları şu alt gruplarda toplayabiliriz: a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ada balığı, ateş balığı, çaça balığı, çupra balığı, dil balığı, dülger balığı, fulya balığı, kedi balığı, kılıç balığı, kırlangıç balığı, köpek balığı, mercan balığı, mersin balığı, mürekkep balığı, ördek balığı, ton balığı, turna balığı, yılan balığı, yunus balığı; acı balık, bıyıklı balık, dikenli balık. ardıç kuşu, arı kuşu, bayır kuşu, çalı kuşu, dalgıç kuşu, deve kuşu, fırtına kuşu, ishak kuşu, iskele kuşu, kaşıkçı kuşu, muhabbet kuşu, örümcek kuşu, saka kuşu, tarla kuşu, yağmur kuşu; alıcı kuş, boğmaklı kuş, makaralı kuş. ağustos böceği, ateş böceği, cırcır böceği, gelin böceği, hamam böceği, hanım böceği, ipek böceği, kız böceği, uçuç böceği, uğur böceği; ağılı böcek, çalgıcı böcek, makaslı böcek, sümüklü böcek. at sineği, cız sineği, et sineği, ev sineği, meyve sineği, sığır sineği, sirke sineği, su sineği, uyuz sineği. 30

deniz yılanı, katır yılanı, mercan yılanı, ok yılanı, su yılanı; Ankara keçisi, dağ keçisi, Maltız keçisi, yaban keçisi; fındık faresi, firavun faresi, tarla faresi; dağ sıçanı, tarla sıçanı, yer sıçanı; Beç tavuğu, dağ tavuğu, orman tavuğu; ada tavşanı, Amerika tavşanı, Arap tavşanı, yaban tavşanı; kaya örümceği, şeytan örümceği, yer örümceği; bal arısı, eşek arısı, yaban arısı; deniz ördeği, Pekin ördeği, yaban ördeği; Ankara kedisi, Van kedisi; Afrika domuzu, Hint domuzu, yaban domuzu; su aygırı, su sığırı, su samuru, yaban koyunu. b. Bitki türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler: ardıç otu, ayrık otu, beşparmak otu, boğan otu, canavar otu, çörek otu, dalak otu, eğrelti otu, engerek otu, geyik otu, güzelavrat otu, idris otu, kanarya otu, kelebek otu, kene otu, küstüm otu, melek otu, mercan otu, nevruz otu, ökse otu, pisipisi otu, taşkıran otu, yüksük otu; acı ot, sütlü ot. ateş çiçeği, atlas çiçeği, çadır çiçeği, çuha çiçeği, güzelhatun çiçeği, ıtır çiçeği, ipek çiçeği, kahkaha çiçeği, küpe çiçeği, lâvanta çiçeği, mahmur çiçeği, mum çiçeği, peygamber çiçeği, salon çiçeği, saray çiçeği, telgraf çiçeği, yayla çiçeği, yılan çiçeği, yıldız çiçeği; ölmez çiçek. ağı ağacı, avize ağacı, ban ağacı, çubuk ağacı, dantel ağacı, iğ ağacı, kâğıt ağacı, lâle ağacı, lâstik ağacı, mantar ağacı, mercan ağacı, öd ağacı, pelesenk ağacı, porsuk ağacı, sakız ağacı, süt ağacı, tespih ağacı; kör ağaç. altın kökü, boya kökü, eğir kökü, helvacı kökü, meyan kökü; ek kök, saçak kök, yumru kök. Amerika elması, dağ elması, deve elması, fil elması, kiraz elması, pamuk elması, yer elması; çalı dikeni, demir dikeni, deve dikeni, eşek dikeni, geyik dikeni; Amerika üzümü, ayı üzümü, Bektaşî üzümü, çavuş üzümü, deniz üzümü, köpek üzümü, kuş üzümü, tilki üzümü; Amerika armudu, çakal armudu, dağ armudu, Hint armudu; at kestanesi, Hint kestanesi, kuzu kestanesi; bardak eriği, can eriği, çakal eriği, dağ eriği, gövem eriği, Malta eriği, türbe eriği; çayır mantarı, horoz mantarı, kav mantarı, keçi mantarı, kuzu mantarı, yer mantarı; Hint kamışı, su kamışı, şeker kamışı; dağ nanesi, taş nanesi; ayı gülü, Çin gülü, Japon gülü, yaban gülü; Antep fıstığı, çam fıstığı; çalı fasulyesi, sırık fasulyesi, soya fasulyesi; Amerika bademi, Hint bademi, taş bademi; Afrika menekşesi, Cezayir menekşesi, deniz menekşesi, Frenk menekşesi; Japon sarmaşığı, kuzu sarmaşığı; Hint inciri, kavak inciri; armut kurusu, kayısı kurusu; su sarımsağı, şeker pancarı. kuru fasulye, kuru incir, kuru soğan, kuru üzüm, salkım söğüt. UYARI : Çiçek dışında anlamlar taşıyan baklaçiçeği (renk), narçiçeği (renk), suçiçeği (hastalık); ot dışında anlamlar taşıyan ağızotu (barut), sıçanotu (arsenik); ses düşmesine uğramış olan çöreotu ve yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olan semizotu, dereotu bitişik yazılır. c. Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: alçı taşı, bakır taşı, bileği taşı, cehennem taşı, çakmak taşı, damla taşı, değirmen taşı, Eskişehir taşı, göz taşı, Hacıbektaş taşı, inci taşı, kireç taşı, lüle taşı, musalla taşı, Necef taşı, Oltu taşı, ponza taşı, raspa taşı, satranç taşı, sünger taşı, yılan taşı, yıldız taşı; buzul taş, damla taş, dikili taş, kayağan taş, pamuk taş, sesli taş, yaprak taş. Arap sabunu, banyo sabunu, el sabunu, tıraş sabunu, yüz sabunu; el değirmeni, kahve değirmeni, su değirmeni, yel değirmeni; kahve dolabı, su dolabı; çalışma odası, oturma odası, yatak odası, yemek odası; cep saati, duvar saati, kol saati, masa saati; duvar takvimi, masa takvimi; çalışma masası, yemek masası; itfaiye aracı, kurtarma aracı; masa örtüsü, yatak örtüsü; el kitabı, Frenk gömleği, İngiliz anahtarı, İngiliz sicimi; alt geçit, tüp geçit, üst geçit, çekme demir, çekme kat, dolma kalem, dönme dolap, kesme kaya, toplu iğne, vurma çalgılar, vurma sazlar, yapma çiçek, yarma kereste. afyon ruhu, katran ruhu, lokman ruhu, nane ruhu, nışadır ruhu, tuz ruhu.*

31

ç. Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: Arnavut kaldırımı; çevre yolu, deniz yolu, hava yolu, kara yolu, keçi yolu, seğirdim yolu, sıçan yolu; köprü yol. d. Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: açık oturum, açık öğretim, ana dili, ay tutulması, baş ağrısı, baş belâsı, baş dönmesi, çıkış yolu, çözüm yolu, dil birliği, din birliği, güç birliği, güneş tutulması, ırk birliği, iş birliği, iş bölümü, madde başı, masa başı, sofra başı, ses uyumu, yer çekimi. e. Bilim ve bilgi sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: anlam bilimi, dil bilimi, edebiyat bilimi, gök bilimi, halk bilimi, iş bilimi, ruh bilimi, toplum bilimi, toprak bilimi, yer bilimi; dil bilgisi, halk bilgisi, ses bilgisi, şekil bilgisi. f. Yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: alt hava yuvarı, göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık yuvarı, iyon yuvarı, renk yuvarı, su yuvarı, taş yuvarı, yer yuvarı; ağır küre, düzlem küre, hava küre, ışık küre, renk küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre. g. Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: bohça böreği, fincan böreği, kol böreği, muska böreği, puf böreği, sac böreği, sigara böreği, su böreği, talaş böreği, Tatar böreği, yufka böreği; badem yağı, balık yağı, çiçek yağı, kuyruk yağı, kekik yağı, susam yağı; arpa suyu, maden suyu, meyve suyu, portakal suyu, vişne suyu; çayır peyniri, Çerkez peyniri, dil peyniri, kaşar peyniri, tulum peyniri, beyaz peynir; Adana kebabı, çömlek kebabı, fırın kebabı, Manisa kebabı, Oltu kebabı, tas kebabı, Urfa kebabı; İnegöl köftesi, İzmir köftesi; düğün çorbası, ezogelin çorbası, işkembe çorbası, mantar çorbası, mercimek çorbası, pirinç çorbası, sebze çorbası, yayla çorbası, yoğurt çorbası; irmik helvası, kâğıt helvası, keten helvası, koz helvası, susam helvası, tahin helvası, un helvası; acı badem kurabiyesi, Cenevre kurabiyesi, un kurabiyesi; Kemalpaşa tatlısı, peynir tatlısı, yoğurt tatlısı; Çerkez tavuğu, badem şekeri, balık yumurtası, koç yumurtası. burgu makarna, çubuk makarna, fiyonk makarna, şerit makarna, yüksük makarna; çaylı kek, havuçlu kek, kakaolu kek, sade kek, tuzlu kek, üzümlü kek; bulgurlu köfte, çiğ köfte, içli köfte, mercimekli köfte; dolma biber, kesme şeker, süzme yoğurt, yarma şeftali, kuru yemiş. ğ. Gök cisimleri: Çoban Yıldızı, Kervan Yıldızı, Kutup Yıldızı, kuyruklu yıldız; gök kuşağı, yağmur kuşağı; gök taşı, hava taşı, meteor taşı (krş. Birleşik kelimeler A. 8. ç). h. Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: aç göz, kene göz, patlak göz, petek göz, sulu göz, süzgün göz; atlas kemiği, aşık kemiği, bel kemiği, çekiç kemiği, dirsek kemiği, elmacık kemiği, kol kemiği, örs kemiği; orta parmak, serçe parmak, şahadet parmağı, yüzük parmağı; azı dişi, köpek dişi, süt dişi; kuyruk sokumu, safra kesesi; çatma kaş, takma bacak, takma diş, takma kirpik, takma kol; ekşi surat, kepçe surat; gaga burun, karga burun, kepçe kulak, ağır ayak, çakır pençe, demir yumruk, kuru kafa, kuru kemik. ı. Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birleşik kelimeler: çetin ceviz, çöpsüz üzüm; eski kurt, sarı çıyan, sağmal inek; ağır top, deli balta, eksik etek, eski toprak, eski tüfek, kara maşa, dipsiz testi, sapsız balta, kapı mandalı, sabır taşı. i. Zamanla ilgili birleşik kelimeler: bağ bozumu, gece yarısı, gün ortası, hafta başı, hafta sonu, ay sonu, yıl sonu. 3. −r /−ar / −er, −maz /−mez ve −an /−en ekleriyle kurulan sıfat tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır: akar amber, bakar kör, boyar madde, çalar saat, çıkar yol, döner ayna, döner kapı, döner kebap, döner kule, döner sahne, döner sermaye, duyar kat, geçer akçe, güler yüz, koşar adım, uçar kefal, yatar koltuk, yazar kasa, yeter sayı, yutar hücre, yüzer havuz, yüzer top; çıkmaz sokak, geçmez akçe, görünmez kaza, ölmez çiçek, tükenmez kalem; akan yıldız, değişen yıldız, doyuran buhar, uçan daire, uçan kale, uçan top (krş. Birleşik kelimeler A. 11). 4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır: 32

bakır rengi, bal rengi, çivit rengi, duman rengi, fes rengi, gurup rengi, gül rengi, gümüş rengi, kiremit rengi, kurşun rengi, kül rengi, menekşe rengi, portakal rengi, saman rengi, şarap rengi, şarap tortusu rengi, ten rengi; ateş kırmızısı, bakla kırı, boncuk mavisi, Çingene pembesi, çivit mavisi, demir kırı, granit grisi, gece mavisi, kestane dorusu, küf yeşili, lâvanta mavisi, limon sarısı, maden mavisi, okyanus mavisi, safra yeşili, sıçan kırı, süt kırı, turna kırı (krş. Birleşik kelimeler A. 14). 5. Rengin tonunu belirtmek üzere renkten önce kullanılan sıfatlar ayrı yazılır: açık mavi, açık yeşil, kara sarı, kirli sarı, konur al, koyu mavi, koyu yeşil. 6. Sıfatı sonda olan birleşik kelimeler (isnat grupları) ayrı yazılır: ayak yalın, baş açık; başı açık, cebi delik, eli sıkı, gözü açık, kulağı delik. 7. Grup vurgusu ilk kelimede olan ikilemeler ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), baka baka, cır cır (ötmek), cik cik (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, kara kara, karış karış, konuşa konuşa, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tıkır tıkır, uslu uslu, yavaş yavaş (krş. Birleşik kelimeler A. 6). bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu, pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak. m− ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap. İsim hâl ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe, omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire bir, dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, darı darına, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna. 8. Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Güneybatı, Güneydoğu, Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Aşağı, Orta, Yukarı, Küçük, Büyük, Eski, Yeni, İç, Yakın, Uzak kelimeleri ayrı yazılır: Batı Anadolu, Doğu Anadolu, Batı Trakya, Orta Anadolu, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika, Orta Asya, Orta Avrupa, Orta Doğu, Yakın Doğu, Uzak Doğu, Güneybatı Anadolu, İç Anadolu, İç Asya, İç Erenköy, İç Aydınlıkevler, Küçük Çekmece, Büyük Çekmece, Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı, Küçük Çamlıca, Büyük Çamlıca, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Küçük Melen, Büyük Melen, Eski Kızılelma, Yeni Kızılelma. 9. Köy, mahalle, dağ, tepe, göl, deniz, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını anlatabiliyorsa bu tür yer adlarında köy, mahalle vb. kelimeler ayrı yazılır: Bahçelievler Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Alp dağları, Altay dağları, Nemrut dağı; Aral gölü, Balkaş gölü, Léman gölü; Marmara denizi; Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri. Bazı örneklerde birleşiğin ilk sözü bir özel isim, çoğu defa bir şehir adıdır. Bu tür örneklerde ikinci kelime kullanılmadığı takdirde göl, körfez, dağ, boğaz değil, şehir anlaşılır. Bundan dolayı ikinci kelimenin büyük harfle başladığını ilgili bölümde görmüştük. Bu tür birleşik kelimeler de ayrı yazılır: Burdur Gölü, Van Gölü; Çanakkale Boğazı, Gülek Boğazı, İstanbul Boğazı; İskenderun Körfezi, İzmir Körfezi; Ağrı Dağı (krş. Birleşik kelimeler A. 18). 10. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Gazi Mustafa Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir Sokağı; Mustafa Kemalpaşa (ilçesi), Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet Camii, Sütçü İmam Üniversitesi (bk. Birleşik kelimeler A. 19). 11. Şehirlere sonradan verilmiş olan unvanlar ayrı yazılır: Gazi Antep, Gazi Magosa, Kahraman Maraş, Şanlı Urfa.

33

12. Bir kelime birden fazla yerin adı olarak kullanılıyorsa bu yerleri birbirinden ayırmak için başa getirilen kelimeler ayrı yazılır: Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı, Karadeniz (veya Zonguldak) Ereğlisi, Konya Ereğlisi, Marmara Ereğlisi. 13. Ait olduğu dilde ayrı yazılan yabancı yer adları Türkçede de ayrı yazılır: Buenos Aires, Frankfurt am Main, Freiburg im Breisgau, Hyde Park, Korlovy Vary, Mont Blanc, New Orleans, New York, Rio de Janeiro, San Marino, Wiener Neustadt, Titov Veles (krş. Birleşik kelimeler A. 20). 14. Ev, ocak ve yurt kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır: aş evi, bakım evi, doğum evi, düğün evi, gözlem evi, huzur evi, konuk evi, ordu evi, radyo evi, yayın evi; aile ocağı, aş ocağı, sağlık ocağı; öğrenci yurdu, sağlık yurdu, yetiştirme yurdu. 15. Ara, dış, öte, sıra sözlerinin sona getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: devletler arası, kıt'alar arası, milletler arası, uluslar arası; ahlâk dışı, çağ dışı, din dışı, kanun dışı, olağan dışı, yasa dışı; fizik ötesi, kızıl ötesi, mor ötesi; aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra. 16. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü, baş üstü, böbrek üstü (bezleri), kıç üstü, sırt üstü, tepe üstü. Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı, su altı, toprak altı, yer altı (krş. Birleşik kelimeler A. 16). 17. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift sözlerinin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: alt tabaka, alt yapı, alt yazı; üst kat, üst küme, üst yapı; ana arı, ana bilim dalı, ana cadde, ana dil, ana dili, ana düşünce, ana fikir, ana kent, ana şehir, ana vatan, ana yön, ana yurt; ön çalışma, ön denetim, ön lisans, ön seçim, ön söz, ön şart, ön yargı; art damak, art düşünce, art niyet; arka teker; yan cümle, yan etki; karşı devrim, karşı görüş, karşı oy; iç barış, iç deniz, iç kulak, iç savaş, iç tüzük; dış borç, dış gezi, dış hat, dış piyasa; orta dalga, orta elçi, orta kulak, orta oyunu, orta öğrenim; büyük anne, büyük baba, büyük elçi, büyük şehir; küçük dil, küçük hanım, küçük harf, küçük parmak; sağ açık, sağ bek; sol açık, sol bek; peşin fikir, peşin hüküm; bir çenekliler, bir çenetli, bir gözeli, bir hücreli, bir terimli; iki anlamlı, iki canlı, iki cinslikli, iki çenekliler, iki düzlemli, iki eşeyli; tek anlamlı, tek erkçi, tek eşli, tek hücreli, tek renkli, tek sesli; çok anlamlı, çok düzlemli, çok eşli, çok fazlı, çok gözeli, çok hücreli; çift ayaklılar, çift dişliler, çift kanatlılar, çift parmaklılar. 18. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: on dört, elli iki, yüz altmış dört, kırk bir, üç yüz kırk yedi, bin dokuz yüz doksan altı (krş. Birleşik kelimeler A. 22). 19. Nota, oyun, tabanca vb. kavramları niteleyen sayılar da ayrı yazılır: on altılık, otuz ikilik; altmış altı, elli bir; yedi altmış beşlik, otuz sekizlik, kırk beşlik. 20. İçinde bulunduğumuz gün ve dönemin dışında belli bir tarihi gösteren bu gün kelimesiyle şu gün, o gün, ertesi gün, geçen gün, her gün, öbür gün kelimeleri ayrı yazılır. 21. Kanunda bitişik yazılanlar dışında kuruluş adları ayrı yazılır: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Devlet Malzeme Ofisi, Emekli Sandığı, Atatürk Orman Çiftliği (krş. Birleşik kelimeler A. 31). 22. Herhangi bir sözündeki bir kelimesi gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır. *** Birleşik kelimelerin dışında kalan atasözleri ve deyimler ayrı yazılır: Akıl yaşta değil baştadır; akıntıya kürek çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada keklik, devede kulak, kepçe kuyruk, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü. 34

ALINTI KELİMELERİN YAZILIŞI Dilimize mal olmuş yabancı kökenli kelimeler, Türkçede söylendiği gibi yazılır: inci, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, memleket, ceviz, iskele, banka, sigorta, hidrojen, operasyon, futbol, portakal, sandalye, elektrik, otomobil, parlâmenter, parlâmento, şarjör. Ancak şu örneklerde söyleniş çoğunlukla değiştiği hâlde, yazılış korunmaktadır: arozöz, beysbol, blender, briyantin, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, ıskonto, kampus, master, mikser, mokasen, mönü, pound, şanjman, trotuvar. Yabancı kökenli kelimelerin yazılışlarıyla ilgili bazı noktalar aşağıda ayrıca gösterilmiştir: 1. İki ünsüzle biten birtakım Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin söylenişinde ünsüzler arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü yazılışta da söyleyişte de belirtilir: bahis (< Arapça bahs), emir (< Arapça emr), fikir (< Arapça fikr), hüküm (< Arapça hükm), ilim (< Arapça ilm), keşif (< Arapça keşf), nakil (< Arapça nakl), nutuk (< Arapça nutk), ömür (< Arapça ömr), sabır (< Arapça sabr), şahıs (< Arapça şahs), şehir (< Farsça şehr 'kent'), zehir (< Farsça zehr). Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir ek veya etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiillerini aldıkları zaman türemiş olan ünlü, söylenişte de yazılışta da düşer: bahse, emri, fikre, hükmün, nutku, ömrün, şahsı, şehre; keşfolunmak, nakletmek, şükretmek, seyredilmek, zehretmek, zikreylemek (bk. Birleşik kelimeler A. 2). 2. İki ünsüzle başlayan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: francala, gram, gramer, gramofon, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, profesör, program, proje, propaganda, protein, prova, psikoloji, slogan, snop, spiker, spor, staj, stil, stüdyo, trafik, tren, triptik. Ancak bu tür birkaç alıntıda, söz başında veya iki ünsüz arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü söylenişte de yazılışta da gösterilir: iskarpin, iskele, iskelet, istasyon, istatistik, kulüp. 3. İçinde yan yana iki veya daha fazla ünsüz bulunan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, kilogram, orkestra, paragraf, program, telgraf. 4. İki ünsüzle biten batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: aks, film, form, lüks, modern, natürmort, risk, seks, slayt, teyp. 5. Batı kökenli alıntıların içindeki ve sonundaki g ünsüzleri olduğu gibi korunur: biyografi, diyagram, dogma, magma, monografi, paragraf, program; arkeolog, demagog, diyalog, filolog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog. Ancak coğrafya, fotoğraf ve topoğraf kelimelerinde g 'ler, ğ 'ye döner. *** Aşağıdaki durumlarda batı kökenli kelimeler, özgün imlâları ile yazılırlar: 1. Ödünçlemeler (Dilimize mal olmamış yabancı kelimeler): by−pass (İngilizce), center (İngilizce), centrum (Lâtince), check−up (İngilizce), fuel oil (İngilizce), pipeline (İngilizce), pizza (İtalyanca), ravioli (İtalyanca), spaghetti (İtalyanca). 2. Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan bazı terimler: adagio, andante, cuprum, deseptyl, quercus, terminus technicus. 35

3. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerden alınma deyim ve sözler: Veni, vidi, vici; conditio sine qua non; eppur si muove; to be or not to be; mehr Licht; l'art pour l'art; l'Etat c'est moi; traduttore, traditore; persona non grata; casus belli. Mesele falan değildi öyle, To be or not to be kendisi için; Bir akşam uyudu; Uyanmayıverdi. (Orhan Veli Kanık) YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI Arapça ve Farsça adların yazılışı 1. Arap ve Fars kökenli bazı kişi adları hem Türkler hem de Araplar ve Farslar tarafından kullanılmaktadır. Bu tür adlar Türkler tarafından kullanıldığı zaman Türkçe söylenişlerine göre yazılırlar: Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Nizamettin, Ömer, Rıza, Saadettin. Aynı isimler Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığında yine Türkçe söyleniş esas alınır; ancak tonlu ünsüzler olduğu gibi kalır: Ahmed, Bedreddin, Celâleddin, Hafız−ı Şirazî, Muhammed, Necmeddin, Nizameddin, Nizamî, Osman, Ömer Hayyam. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, Türk adlarında da tonlu (yumuşak) ünsüzler gösterilebilir. 2. Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudî Arabistan; Bağdat, Cidde, Erdebil, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz, Tahran, Tebriz, Trablusgarp. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki adların yazılışı 1. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır: Beethoven, Cervantes, Chopin, Eminescu, Grimm, Horatius, Byron, Puccini, Rousseau, Shakespeare, Bologna, Buenos Aires, Iorga, Ile−de−France, Karlovy Vary, Latium, Loire, Mann, New York, Nice, Rio de Janerio, Vaasa, Wuppertal. Yabancı adların yazılışında Türk alfabesinde kullanılmayan birtakım ek işaretler geçtiği zaman özgün yazılışlarına uyulur: Molière, Grønbech, Plze@, Ibáñez. Basımda ilgili harf bulunmadığı zaman ek işaretler yazılmaz: Moliere, Plzen, Ibanez. Yabancı özel adlardan türetilmiş akım adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Dekartçılık, Epikürcülük, Kalvenci, Kalvencilik, Kalvenizm, Kartezyenizm, Lüterci, Lütercilik, Marksçılık, Marksist, Marksizm. 2. Batı kökenli kişi ve yer adlarının bir bölümü eskiden beri dilimizde Türkçe biçimiyle yerleşmiştir. Bu gibi özel adlar Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Napolyon, Şarlken, Şarl (Demirbaş Şarl); Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Zürih; Hollânda. Yunanca adların yazılışı Yunanca adlarda Yunan harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır: Homeros, Herodotos, Euripides, Pindaros, Solon, Sokrates, Aristoteles, Platon, Venizelos, Karamanlis, Papandreu, Melina Mercouri, Onasis. Bu adları batı dillerinde kullanılan söyleniş biçimlerine uyarak Homer (Fransızca Homère), Öripid (Fransızca Euripide), Pindar (Fransızca Pindare) şeklinde yazmamak gerekir. 36

Ancak Hérodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Pythagoras, Euklei− des adları dilimizde yaygın olarak Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid biçimlerinde yerleşmiştir. Rusça adların yazılışı 1. Rusça özel adlarda Rus harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır; vurguya bağlı söyleyiş ayrılıkları göz önüne alınmaz: Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy; Omsk, Orenburg, Petersburg, Volga. Ancak Moskva kelimesi Türkçe söylenişine uygun olarak Moskova biçiminde yazılır. 2. Rusça e harfi, kelimelerin başında ve kelime içinde ünlüden sonra ye ses değerindedir ve ye olarak yazılır: Yenisey (Rusça yazılışı Enisei), Katayev (Rusça yazılışı Kataev), Dostoyevski (Rusça yazılışı Dostoevskiy), Fadeyev (Rusça yazılışı Fadeev), Mendeleyev (Rusça yazılışı Mendeleev), Yeltsin (Rusça yazılışı Eltsin). 3. Rusça x harfi, Türkçede h'ye çevrilir: Çehov (Rusça Çexov), Şolohov (Rusça Şoloxov). Bu harfi batı dillerinde olduğu gibi ch veya kh ile yazmak doğru değildir. 4. Özel adların sonundaki y'ler korunur: Klyaştornıy, İlminskiy. Ancak, Çaykovski, Dostoyevski gibi birkaç örnekte y'siz yazılışlar yerleşmiştir. 5. Rusçada ünsüzler için kullanılan inceltme işaretleri Türkçede kullanılmaz: Bolşevik, Gogol. Ancak inceltme işaretinden sonra e veya i geldiği zaman bu işaret y' ye çevrilir: Prokofyev, İlyiç. 6. Soyadlarında kullanılan −ov ve −ev ögeleri söylenişte f 'li olmasına rağmen bu söyleniş yazıya geçirilmez: Brejnev, Gorbaçov, Malov. Çince ve Japonca adların yazılışı 1. Çince adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Honan, Huangho, Kanton, Nankin, Pekin, Şanghay, Vuhan. Çincede soyadları küçük adlardan önce gelir. Soyadları çoklukla tek hecelidir, küçük adlar ise bir veya iki heceden oluşur. Bu adlar büyük harfle başlar; heceler arasına çizgi konur: Sun Yat−sen, Lin Yu−tang. Yalnız Konfüçyüs gibi yaygınlık kazanmış adlar bitişik yazılır. 2. Japon yer ve kişi adları da Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Tokyo, Hiroşima, Nagasaki, Osaka, Hokkaido, Kyoto; Hirohito, Haneda, Masao Mori. TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARINDAKİ ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI 1. Türk devlet ve topluluklarındaki özel adlar ünlüler bakımından Türkiye Türkçesindeki söyleyişe göre yazılır: Azerbaycan, Özbekistan; Taşkent, Semerkant, Bakû, Bişkek; Cafer Cebbarlı, Samed Vurgun, Nebi Hazri, İslâm Kerimov, Abdürrauf Fıtrat, Osman Nasır, Cemal Kemal. 2. Ünsüzlerin yazılışında, ilgili Türk topluluğundaki kullanıma uyulur: Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade, Cusupov, Joldasbekov, Kaydarov, Ğabdulla. Ancak öteden beri Türkiye'de tanınmış olan şahsiyetlerin adları ülkemizde yaygınlaşmış imlâları ile yazılabilir: Abdullah Tukay, Cengiz Aytmatov. Bunun yanı sıra Türkiye Türkçesi alfabesinde bulunmayan x “h” ile, w “v” ile, ñ “n” ile gösterilir: Bahtiyar 37

(Baxtiyar) Vahabzade, Muhtar Avezov (Muxtar Awezov), Baykonur (Baykoñur). NOKTALAMA İŞARETLERİ Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işaretlere noktalama işaretleri denir. Nokta ( . ) 1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur. Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Ancak, duraklamanın daha az yapıldığı sıralı cümlelerde nokta yerine virgül veya noktalı virgül konur: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. 2. Kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yard. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. (cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi); T. (Türkçe), Alm. (Almanca), Ar. (Arapça), Far. (Farsça), Fr. (Fransızca), İng. (İngilizce), Lât. (Lâtince) (bk. Kısaltmalar). Ancak, bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu); KB (Kutadgu Bilig), TD (Türk Dili); B (batı), D (doğu), GB (güneybatı), GD (güneydoğu); m (metre), cm (santimetre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre); C (karbon), Fe (demir) (Ayrıntı için bk. Kısaltmalar). 3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci), IV. (dördüncü); II. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak (bk. Sayıların yazılışı 6). UYARI: Cadde ve sokak numaralarında nokta mutlaka kullanılmalıdır. Nokta kullanılmadığı takdirde yukarıdaki örneklerden 2 adet cadde, 20 adet sokak anlaşılır. 4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur: I. 1. A. a. II. 2. B. b. 5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453, 29.X.1923. Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29 Mayıs 1453, 29 Ekim 1923. 6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15'te kalktı. Tören 17.30'da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)

38

7. Arka arkaya sıralanan virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan sadece sonuncu rakama nokta konur: 3, 4 ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında. 8. Bibliyografik künyelerin sonuna konur: Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960. 9. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına konur: 16.551.000, 22.465.660. Gruplara ayrılan sayılarda nokta kullanılmaması da mümkündür (bk. Sayıların yazılışı 4). 10. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır: 4.5 = 20 Virgül ( , ) 1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur: Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (Halide Edip Adıvar, Kalp Ağrısı) Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller (Faruk Nafiz Çamlıbel) 2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş. Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) 3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur: Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Mustafa Kemal Atatürk) 4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur: Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) 5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur: Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum. Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.

39

(Mustafa Kemal Atatürk) 6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur: Akşam, yine akşam, yine akşam, Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim) Kopar sonbahar tellerinden Derinden, derinden, derinden Biten yazla başlar keder musikisi (Yahya Kemal Beyatlı) Ancak, ikilemelerde kelimeler arasına virgül konmaz: akşam akşam, yavaş yavaş, bata çıka, koşa koşa. 7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi. – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü. (Tarık Buğra, Küçük Ağa) 8. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp, – Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı. (Haldun Taner, Hikâyeler) 9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz. Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor. (Yahya Kemal Beyatlı) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) 10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır: Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil, İzmir Hikâyeleri) Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. 40

(Reşat Nuri Güntekin, Bir Kadın Düşmanı). 11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur: Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Sayın Başkan, Sevgili kardeşim, Değerli arkadaşım, 12. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur: Türk Dil Kurumu Başkanlığına, 13. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur: Kuşadası, 7 Şubat (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) 14. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam, yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş) (bk. Sayıların yazılışı 5). 15. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur: Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938. Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur: Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958.

UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de, sonra da virgül konmaz: Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa, Mahşer)

Noktalı virgül ( ; ) 1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir. 2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de. 3. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur: Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû.

41

4. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur: Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz. (Yahya Kemal Beyatlı) Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor demektir. (Nihal Atsız, Türk Ülküsü) *** Sıralı cümleler arasında ancak, fakat, çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül, noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihiyle ilgilidir. İki nokta ( : ) 1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem. Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) – Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda? Ziraatçı sayar: – Yulaf, pancar, zerzevat, tütün... (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) 2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur: Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. (Mustafa Kemal Atatürk) Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim. (Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı) Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük; Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. (Yahya Kemal Beyatlı) 3. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz, Falih Rıfkı Atay: Çankaya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Yaban, Faruk Nafiz Çamlıbel: Bir Ömür Böyle Geçti (bk. Virgül 15). 42

4. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, ka:til, usu:le, i:cat. 5. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur: Bilge Kağan: Türklerim, işitin! Üstten gök çökmedikçe altan yer delinmedikçe ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin? Koro : Göğe erer başımız başınla senin ! Bilge Kağan : Ulusum birleşip yücelsin diye gece uyumadım, gündüz oturmadım. Türklerim Bilge Kağan der bana. Ben her şeyi onlar için bildim. Nöbetteyim ! (A. Turan Oflazoğlu, Anıtkabir) 6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7, 100:2=50. Üç nokta ( ... ) 1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur: Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı... (Tarık Buğra, Dönemeçte) 2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz. B..., 7 Nisan (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu. (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur) 3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur: Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé'nin mısraını hatırladı: "Meçhul bir felâketten buraya düşmüş..." (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

43

Alınmayan kelime ve bölümlerin yerine yay ayraç içinde üç nokta konması da mümkündür. 4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur: Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir esatir rüyasının havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri... (Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler) Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı... (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat) Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. O noktainazar şudur: Türk milletini, medenî cihanda, lâyık olduğu mevkie is'at etmek ve Türk cumhuriyetini sarsılmaz temelleri üzerinde, her gün, daha ziyade takviye etmek... (Mustafa Kemal Atatürk) 5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur: Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar: — Koca Ali... Koca Ali, be!... (Ömer Seyfettin, Diyet) 6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır: — Yabancı yok! — Kimsin? — Ali... — Hangi Ali? — ... — Sen misin, Ali usta? — Benim!... — Ne arıyorsun bu vakit buralarda? — Hiç... — Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa !...

44

— !... (Ömer Seyfettin, Diyet) UYARI: Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz. Soru işareti ( ? ) 1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur: Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı? (Faruk Nafiz Çamlıbel, Yolcu ile Arabacı) Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? (Ahmet Haşim, Merdiven) Atatürk bana sordu: — Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz? (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) Soru, vurguyla belirtildiği zaman da soru işareti kullanılır: Gümrükteki memur başını kaldırdı: — Adınız? Soru bildiren cümle veya sözlerde bazen cevabın ne olacağı sözün gelişinden belli olur. Bu tür cümle ve sözlerin sonunda da soru işareti kullanılır: Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı? Yoksa bu sözümde yalan var mı? (Bilge Kağan) 2. Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: Yunus Emre (1240?−1320), (Doğum yeri: ?). Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve mizah dehasının büyük mümessili Nasreddin Hoca da (Hâce Nasirüddin) bu asırda yaşamıştır (1208 ?−1284). (Türk Dünyası El Kitabı) 3. Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde soru işareti kullanılır: Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş. 1496 (?) yılında doğan Fuzulî ... UYARI : mı / mi eki −ınca / −ince anlamında zarf−fiil işleviyle kullanıldığı zaman soru işareti konmaz: Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz. Alp Er Tonga öldi mü 45

Esiz ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur. Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı. (Haldun Taner, Onikiye Bir Var) UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur: Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı? (Yahya Kemal Beyatlı) Ruhunu karartan neydi, yağmur mu yağıyordu; yoksa şimşekler mi çakıyordu? Ünlem işareti ( ! ) 1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur: Ne mutlu Türküm diyene! (Mustafa Kemal Atatürk) Gurbet o kadar acı Ki ne varsa içimde Hepsi bana yabancı Hepsi başka biçimde! (Kemalettin Kâmi Kamu) Hava ne kadar da sıcak! Aşkolsun! Ne kadar akıllı adamlar var! 2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur: Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri! (Mustafa Kemal Atatürk) Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! (Yahya Kemal Beyatlı) 46

Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar, Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar! (Faruk Nafiz Çamlıbel) Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. (Necmettin Halil Onan) Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir: Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel) 3. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır: İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!) Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor. Kısa çizgi ( − ) 1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur: Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil− mem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri 12'yi geçmiş. Kanepe− lerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvaydaki adam bir tanı− dık mı idi acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı? Yoksa kimsecik− lerin oturmadığı kanepelerde bu saatte pek başıboşlar mı oturur? (Sait Faik Abasıyanık, Havuz Başı) 2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır: Örnek olsun diye −örnek istemez ya− söylüyorum. 3. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur: al−ış, dur−ak, Dur−sun, Dur−muş, gör−gü−süz−lük. 4. Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al−, dur−, gör−, ver−; başar−, kana−, okut−, taşla−, yazdır−. 5. Dil bilgisinde eklerin başına konur: −den, −lık, −ış, −ak. 6. Dil bilgisinde heceleri göstermek için kullanılır: a−raş−tır−ma, bi−le−zik, du−ruş−ma, ku−yum−cu−luk, ya−zar−lık, prog−ram. 7. Eski harfli metinlerin yeni yazıya aktarılmasında Arapça ve Farsça kurallara göre yapılmış tamlamaların, birleşik ve türemiş kelimelerin ögelerini ayırmak için kullanılır: dârü'l−fünûn, resm−i geçit, resm−i kabûl, Cemiyet−i Akvâm, Hâkimiyet−i Milliye, Servet−i Fünûn, hokka−bâz, âteş−perest, menfaat−perest, bî−bedel, nâ−mağlûb, fî−sebîlillâh, min−tarafillâh, bilâ−ücret.

47

8. Kelimeler arasında “−den...−a, ve, ile, ilâ, arasında” anlamlarını vermek üzere kullanılır: Türkçe−Fransızca Sözlük, Aydın−İzmir yolu, Ankara−İstanbul uçak seferleri, Türk−Alman ilişkileri, Ural−Altay dil grubu, 09.30 − 10.30, Beşiktaş−Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı'nda soy−dil−din üçgeni, 1914−1918 Birinci Dünya Savaşı, 1995−1996 öğretim yılı. 9. Bazı terim ve kuruluş adlarında kelimeler arasına konur: sıfat−fiil, zarf−fiil; Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Fen−Edebiyat Fakültesi. 10. Yabancı özel adlarda ve henüz dilimize mal olmadığı için özgün imlâlarıyla yazılan yabancı kelimelerde kullanılır: Joliot−Curie, Lévy−Bruhl, Saint−Gotthard, Sainte−Beuve, Boulogne−sur−Mer, Bouches−du−Rhône, Salins−les−Bains, by−pass, check−up, Aix−en−Provence. 11. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Kurtuluş − ANKARA 12. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 50 − 20 = 30 Uzun çizgi (—) Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir. Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu: “Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?” Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende, Dedi: — Hana sağ indi, ölü çıktı geçende! (Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları) Frankfurt'a gelene herkesin sorduğu şunlardır: — Eski şehri gezdin mi? — Rothshild'in evine gittin mi? — Goethe'nin evini gezdin mi? (Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi) — Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra konabilir: Sıtkı Bey — Oğlum ben kalenin teslimini düşünmüyorum. Kurtarmağa bir çare arıyorum. Kalenin teslimini düşünen seninle müzakere etmez a! İslâm Bey — Kurtarmağa çare... Kavga ederiz... Ölürüz... Teslim olmayız... Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister. 48

İslâm Bey — Ben daha ölmedim. (Namık Kemal, Vatan yahut Silistre) UYARI : Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman uzun çizgi kullanılmaz. Eğik çizgi ( / ) 1. Şiirlerden yapılan alıntılarda, mısraların yan yana yazılması gereken durumlarda mısraları belirlemek için kullanılır: Ne sen, ne ben / Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ / Ne de âlâm−ı fikre bir mersâ / Olan bu mâî deniz / Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. (Ahmet Haşim, O Belde) 2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 3. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA 4. Dil bilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için kullanılır: −a/−e, −an /−en, −lık /−lik, −madan /−meden. 5. Bölme işareti olarak kullanılır: 70 /2 = 35 Tırnak işareti ( “...” ) 1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır: Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün “Hayatta en hakikî mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu önderin “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü her Türk'ü duygulandırır. Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” UYARI : Aynen alınmayan söz ve yazılar tırnak içinde gösterilmez. UYARI : Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır: “Akıl yaşta değil baştadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor mu? “İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar. (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI : Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır. 2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır: Yeni bir “barış taarruzu” başladı. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınmadan koyu yazılarak veya altı çizilerek de gösterilebilir. Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer. 3. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:

49

Yahya Kemal'in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı. (Ahmet Hamdi Tanpınar) “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın koyu yazılarak veya eğik yazıyla (italik) dizilerek de gösterilebilir: Cahit Sıtkı'nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemal çok sevmişti. (Ahmet Hamdi Tanpınar) Bugünün gençleri Dar Kapı'yı okumalıdırlar. (Ahmet Hamdi Tanpınar)

UYARI : Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz: Yahya Kemal’in “Kendi Gök Kubbemiz”i okudunuz mu? Tek tırnak işareti ( ‘...’ ) 1. Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır: Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz'in bu güzel şiirini okumaya başladı. “Şinasi'nin ‘safi Türkçe’ ile yazdığını söylediği şiirlerden sonra vardığı bu konuşulan dil fikri şüphesiz ki ondan gelen en büyük kazancımızdır.” (Ahmet Hamdi Tanpınar) 2. Dil yazılarında verilen örneğin anlamını göstermek için kullanılır: Göktürk Anıtları'nda geçen fakat günümüze ulaşmayan bazı örnekler: bodun ‘millet, kavim’, sab ‘söz’, eçü apa ‘ecdat, atalar’, tüketi ‘tamamen, bütünüyle’. Denden işareti (") Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır: a. Etken fiil b. Edilgen " c. Dönüşlü " ç. İşteş " Yay Ayraç ( ( ) ) 1. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır: Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz. 50

(Nurullah Ataç, Söyleşiler) Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır). (Refik Halit Karay, Bir İçim Su) UYARI : Hakkında açıklama yapılan söze ait ek, ayraç kapandıktan sonra yazılır: Yunus Emre (1240?− 1320)'nin... UYARI : Yani ile yapılan açıklamalar ayraç içine alınmaz. 2. Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini, durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır: İhtiyar – (Yavaş yavaş Kaymakama yaklaşır.) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın... Kaymakam – (hiddetle) Ne olacak baba... Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış... Düşman gemileri üstümüze toplarını çevirmişler, Adalı'yı istiyorlar... Sağ salim onu teslim edecekmişiz. İhtiyar – (Evvelâ vurulmuş gibi sendeler, sonra derin ve saf bir bakışla Kaymakam ve arkadaşlarına) Etmeyin Efendiler... Benim gibi dertli bir ihtiyarla eğlenmek günahtır... Sizin gibi efendilere yakışmaz... (Reşat Nuri Güntekin, İstiklâl) 3. Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır: Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin. (Ahmet Hikmet Müftüoğlu) Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin? (Safahat) 4. Alıntılarda, başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konulan üç nokta, yay ayraç içine alınabilir (bk. Üç nokta 1). 5. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır (bk. Ünlem işareti 3). 6. Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır (bk. Soru işareti 3). 7. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b) Köşeli ayraç ( [ ] ) 1. Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır: 51

Mongolın Ertniy Tüü0 (Arheologiyn Nayruulal) [Mogolistan'ın Eski Tarihi (Arkeolojik Araştırmalar)], BNMAU−ın şinjleh U0aanı Akademii Tuu0ıyn )ureelen, Ulaanbaatar 1977. 2. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Reşat Nuri [Güntekin], Çalıkuşu, Dersaadet 1922. Yekta Bahir [Ömer Seyfettin], Yeni Lisan, Genç Kalemler. 3. Bilimsel çalışmalarda, metinde bulunmayan veya silinmiş olan, fakat araştırıcı tarafından tamamlanan bölümler köşeli ayraç içine alınır: Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Kül−tegin ye[di yaşında kaldı...]. (Çözülmüş Orhon Yazıtları) Kesme işareti ( ' ) 1. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e, Atatürk'üm, Türkiye'm, İnönü'den, Yurdakul'dan, Kâzım Karabekir'i, Yunus Emre'yi, Ziya Gökalp'tan; Türk'e, Alman'ı; Jüpiter'den, Venüs'ü; Türkiye'de, Van Gölü'ne, Ağrı Dağı'nın; Ziya Gökalp Bulvarı'nda, Çankaya Köşkü'ne, Sait Halimpaşa Yalısı'ndan; Kiralık Konak'ta, Sinekli Bakkal'ı. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. b. Akım, çağ ve dönem adları: Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Klâsik Türk Edebiyatına, Millî Edebiyat Akımının, Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun. c. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya, Nasrettin Hocada, Enver Paşanın, Zeynep Hanıma, Ayhan Beyden, Ahmet Mithat Efendinin, Enver Paşayı. ç. Ay ve gün adları: 29 Ekime..., 30 Ağustos Çarşambadan sonra d. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı, Allaha emanet; Alinin külâhını Veliye, Velinin külâhını Aliye. UYARI : Ahmet, Halit, Mehmet, Murat, Recep; Gazi Antep, Sinop, Zonguldak gibi örneklerde kesme işareti kullanılır. Ancak kelimeler, Ahmeti, Haliti, Mehmeti, Muratı, Recepi, Gazi Antepi, Sinopu, Zonguldakı şeklinde telâffuz edilmez; Ahmedi, Halidi, Mehmedi, Muradı, Recebi, Gazi Antebi, Sinobu, Zonguldağı şeklinde telâffuz edilir. UYARI : Özel adlar yerine kullanılan"o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz. 2. Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır: Nice'ler, Lille'li, Bordeaux'lu, Honolulu'lu. UYARI : Yabancı özel adlar dışındaki özel adlara getirilen yapım ekleri ve çokluk eki kesmeyle ayrılmaz: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Aydınlı, Konyalı, Bursalı; Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Ereğliler. Bu eklerden sonra da kesme işareti kullanılmaz: Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin, Müslümanlıkta, Hristiyanlıktan, Aydınlıdan.

52

3. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin, TDK'nin, BM'de, ABD'de, TV'ye. UYARI : Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu; büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan, cm'yi, mm'den; BDT'ye, THY'de, TRT'den. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya. UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü dörtten) 4. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: “1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım.” 1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65’lik, 9,65’lik. UYARI : Sıra sayıları ekle gösterildiği zaman rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır; ayrıca nokta konmaz: 8.'inci değil 8'inci, 2.'nci değil 2'nci. UYARI : Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir: 6'şar değil altışar, 10'ar değil onar. 5. Dilimizde kolmak, netmek, neylemek, napmak gibi fiiller yoktur. Ancak konuşmada ve vezin dolayısıyla şiirde bu tür kullanılışlar ortaya çıkabilmektedir. Seslerin vezin dolayısıyla şiirde veya konuşma sırasında düştüğünü göstermek için kesme kullanılır: K'oldu, N'oldu? N'etsin? N'eylesin? N'apalım? Bir ok attım karlı dağın ardına Düştü m'ola sevdiğimin yurduna İl yanmazken ben yanarım derdine Engel aramızı açtı n'eyleyim (Karacaoğlan) 6. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: A'dan Z'ye kadar, b'nin m'ye dönüşmesi, Türkçede −daş'la yapılmış birçok söz vardır. 7. Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı takdirde kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: Yunus Emre (1240?−1320)'nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin. Ancak, cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur: İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir.

53

YAZIDA KULLANILAN DİĞER İŞARETLER Yazıda sık sık kullanılan birtakım işaretler daha vardır: + toplama işareti, artı x çarpma işareti, çarpı

54

= eşitlik işareti % yüzde işareti 2 üs işareti § paragraf işareti + paragraf işareti ./. çeviriniz * kelimeden sonra dipnot işareti; kelimeden önce farazîlik işareti ° derece işareti => devam işareti ® devam işareti; gönderme işareti ~ benzerlik, yaklaşıklık işareti (alternasyon) < büyük; gramerde çıkma işareti > küçük; gramerde gelişme işareti @ yaklaşık olarak eşit · bitti *** bölüm sonu işareti • eksiği veya fazlası

UYARI : &işareti İngilizceye özgüdür. Türkçede “ve” için böyle bir işaret kullanılamaz.

KISALTMALAR Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. İhtiyaca göre her zaman kısaltma yapılabilir. Önemli olan yapılan kısaltmanın benimsenmesi, yaygınlaşması ve tutunmasıdır. Kısaltmalarda herkesçe uyulan, genel bir sistem bulunmamakla birlikte dilimizde bazı esasların yerleştiği de görülmektedir. Kısaltmalarla ilgili bu esasları şöyle gösterebiliriz: 1. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), AKDTYK (Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu), TDK (Türk Dil Kurumu), ABD (Amerika Birleşik Devletleri); KB (Kutadgu Bilig), KT (Kamus−ı Türkî); TD (Türk Dili), TK (Türk Kültürü), TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi); B (batı), D (doğu), G (güney), K (kuzey); GB (güneybatı), GD (güneydoğu), KB (kuzeybatı), KD (kuzeydoğu). 55

Ancak bazen kelimelerin, özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. Bazen de aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. Bu tür kısaltmalarda, kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni bir kelime oluşturma amacı güdülür: ASELSAN (Askerî Elektronik Sanayii), BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi), İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), SEKA (Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu), TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi). Büyük harflerle yapılan kısaltmalarda genellikle nokta kullanılmaz. Ancak askerî sözlerin kısaltılmalarında ve diğer bazı örneklerde nokta konulması gelenekleşmiştir: A. (Alay), H.A. (Harp Akademisi), H.O. (Harp Okulu), K.K.K. (Kara Kuvvetleri Komutanlığı); B.E. (Büyük Elçi), M.Ö. (Milâttan Önce), M.S. (Milâttan Sonra), P.K. (Posta Kutusu), T.C. (Türkiye Cumhuriyeti). 2. Elementlerin ve ölçülerin milletler arası kısaltmaları genellikle Türkiye'de de olduğu gibi kabul edilmiştir: C (karbon), Ca (kalsiyum), Fe (demir); m (metre), mm (milimetre), cm (santimetre), km (kilometre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre), mg (miligram), m² (metre kare), cm² (santimetre kare) 3. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının kısaltılmasında, ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler (genellikle ünsüzler) dikkate alınır. Kısaltılan kelime veya kelime grubu, özel ad, unvan veya rütbe ise ilk harf büyük; cins isim ise ilk harf küçük olur: Alm. (Almanca), İng. (İngilizce), Kocatepe Mah. (Kocatepe Mahallesi), Güniz Sok. (Güniz Sokağı), Prof. (Profesör), Dr. (Doktor), Av. (Avukat), Alb. (Albay), Gen. (General); is. (isim), sf. (sıfat), hzl. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (ede− biyat), fiz. (fizik), kim. (kimya). *** Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu; büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan, cm'yi, mm'den; BDT'ye, THY'de, TRT'den. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya. Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek, noktadan sonra ve kelimenin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan. Tonsuz (sert) ünsüzle biten kısaltmalar, ek aldıkları zaman okunuşta tonsuz ses tonlulaştırılmaz: AGİK'in (AGİĞ'in değil), CMUK'un (CMUĞ'un değil), RTÜK'e (RTÜĞ'e değil), TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil). Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k'nin yumuşatılması normaldir: ÇUKOBİRLİK'e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE), FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN).

KISALTMALAR DİZİNİ A. Alay AA Anadolu Ajansı AAM Atatürk Araştırma Merkezi AB Avrupa Birliği ABD Amerika Birleşik Devletleri (bk. USA) AFP Agence France Press (Fransız Basın Ajansı)

56

age. Adı geçen eser AGİK Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Konferansı AI Amnesty International (Uluslar Arası Af Teşkilâtı) AIDS, aids Acquired immune deficiency syndrome (İmmün yokluğu sendromu, bağışıklık yetersizliği) Akad. Akademi, akademi üyesi AKDTYK Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu AKM Atatürk Kültür Merkezi Alb. Albay Alm. Almanca anat. Anatomi ant. Antropoloji AOÇ Atatürk Orman Çiftliği AP Associated Press (ABD Haber Ajansı) APS Acele Posta Servisi Apt. Apartman Ar. Arapça Ar. Gör. Araştırma Görevlisi ark. Arkeoloji As. Asker, askerî, askerlik Asb. Astsubay ASELSAN Askerî Elektonik Sanayii Asist. Asistan ASKİ Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi astr. Astronomi astrol. Astroloji AŞTİ Ankara Şehirler Arası Terminal İşletmesi AT Avrupa Topluluğu

57

Atğm. Asteğmen atm. Atmosfer ATM Automatic Teller Machine (Otomatik para işlem makinesi) ATO Ankara Ticaret Odası AÜ Anadolu Üniversitesi AÜ Atatürk Üniversitesi AÜ Ankara Üniversitesi Av. Avukat AYK Atatürk Yüksek Kurumu ( AKDTYK'nin kısa adı) B Batı B. Bay bağ. Bağlaç BAĞ−KUR Esnaf Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu BBC British Broadcasting Corporation (İngiliz Radyo Televizyon Kurumu ) BCG Bacillus Calmette Guèrin (Verem aşısı) Bçvş. Başçavuş BDT Bağımsız Devletler Topluluğu B.E. Büyük Elçi belgeç Belgegeçer (faks) bitb. Bitki bilimi biy. Biyoloji bk. Bakınız Bl. Bölük BM Birleşmiş Milletler Bn. Bayan Bnb. Binbaşı bot. Botanik

58

BOTAı Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi Böl. Bölüm bs. Baskı, basım Bşk. Başkan, Başkanlık BşK. Başkomutan Bul. Bulvar Bulg. Bulgarca BÜ Boğaziçi Üniversitesi C. Cilt Cad. Cadde CD Corps Diplomatique (Kordiplomatik) Cerm. Cermence CIA Central Intelligence Agency (ABD Merkezî Haber Alma Teşkilâtı) cm Santimetre CMUK Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu coğ. Coğrafya COMECON Council for Mutual Economic Asistance (Doğu Bloku Ülkeleri Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi) CÜ Cumhuriyet Üniversitesi çev. Çeviren, çevirmen ÇS Çimento Sanayii ÇUKOBİRLİK Çukurova Pamuk Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ÇÜ Çukurova Üniversitesi Çvş. Çavuş D Doğu dam Dekametre DAP Doğu Anadolu Projesi db. Dil bilimi 59

dbl. Dil bilgisi DDT Dichloro−diphenol−trichloro−ethane (dedete, böcek öldürücü) DDY Devlet Deniz Yolları DGM Devlet Güvenlik Mahkemesi DHMİ Devlet Hava Meydanları İşletmesi DİE Devlet İstatistik Enstitüsü dk Dakika dl Desilitre dm Desimetre DMO Devlet Malzeme Ofisi Doç. Doçent doğ. Doğum, doğumu, doğum tarihi DPT Devlet Plânlama Teşkilâtı Dr. Doktor drl. Derleyen DSİ Devlet Su İşleri DTCF Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dz.Kuv. Deniz Kuvvetleri Dz.Kuv.K. Deniz Kuvvetleri Komutanı, Komutanlığı dzl. Düzenleyen dzş. Düzeltilmiş e. Edat Ecz. Eczacı ed. Edebiyat EGO Elektrik, Gaz, Otobüs İşletmeleri (Ankara Belediyesi) EKG Elektrokardiyogram (Kalp akım grafiği) ekon. Ekonomi

60

EMK Elektromotor Kuvvet Ens. Enstitü Erm. Ermenice ESHOT Elektrik, Su, Havagazı, Otobüs, Tramvay İşletmeleri (İzmir Belediyesi) EÜ Ege Üniversitesi F. Fiyat f. Fiil Fak. Fakülte faks bk. belgeç FAO Food and Agriculture Organization (BM Gıda ve Tarım Teşkilâtı) Far. Farsça FBI Federal Bureau of Investigation (ABD Federal Araştırma Bürosu) fel. Felsefe FIFA, fifa Federation Internationale des Football Associations (Uluslar Arası Futbol Federasyonu) FILA Federation Internationale de Lutte Amateur (Uluslar Arası Amatör Güreş Federasyonu) FIR Flight Information Region (Uçuş hattı düzenlemesi) fil. Filoloji FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği fiz. Fizik fizy. Fizyoloji FKB Fizik, Kimya, Biyoloji (Bölümü) FKÖ Filistin Kurtuluş Örgütü Fr. Fransızca G Güney g Gram GAP Güneydoğu Anadolu Projesi GB Güneybatı

61

GB Gümrük Birliği GD Güneydoğu Gen. General geom. Geometri GESAM (Türkiye) Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği gn. Genel Gnkur. Genelkurmay GOÜ Gazi Osmanpaşa Üniversitesi gnş. Genişletilmiş Gön. Gönderen gr. Gramer GSMH Gayrisafi millî hâsıla GÜ Gazi Üniversitesi hek. Hekimlik, hekim H.A. Harp Akademisi HABITAT UNCHS Centre for Human Settlements (Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı) hl Hektolitre hlk. Halk ağzı hm Hektometre H.O. Harp Okulu Hst. Hastahane huk. Hukuk HÜ Hacettepe Üniversitesi Hv.Kuv. Hava Kuvvetleri Hv.Kuv.K. Hava Kuvvetleri Komutanı, Komutanlığı Hz. Hazret Hz. Hizmet, hizmette

62

hzl. Hazırlayan Hz. özl. Hizmete özel İbr. İbranca (İbranîce) icl. İnceleyen İETT İstanbul Elektrik, Tünel, Tramvay İşletmesi İLESAM (Türkiye) İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği ILO International Labor Organization (Uluslar Arası Çalışma Teşkilâtı) IMF International Monetary Fund (Uluslar Arası Para Fonu) İng. İngilizce INTERPOL International Criminal Police Commission (Uluslar Arası Cinayet Polisi Komisyonu) IOC International Olympic Committee (Uluslar Arası Olimpiyat Komitesi ) IPI International Press Institute (Uluslar Arası Basın Enstitüsü) IRO International Refugee Organization (Uluslar Arası Mülteci Teşkilâtı ) is. İsim İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi İSO İstanbul Sanayi Odası İsp. İspanyolca işl. İşleyen İŞOT İstanbul Şehirler Arası Otobüs Terminali İt. İtalyanca ITO International Trade Organization (BM Uluslar Arası Ticaret Birliği) İTO İstanbul Ticaret Odası İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi İÜ İstanbul Üniversitesi J. Jandarma Jap. Japonca jeol. Jeoloji

63

K Kuzey K. Komutan, Komutanlığı KB Kuzeybatı KBB Kulak, Burun, Boğaz (Bölümü) KD Kuzeydoğu KDV Katma değer vergisi kg Kilogram KGB Komitet Gossudarrstvennoi Bezopastnosti (Sovyet Gizli Haber Alma Teşkilâtı) KHK Kanun hükmünde kararname kim. Kimya KİT Kamu İktisadî Teşekkülü K.K.K. Kara Kuvvetleri Komutanı, Komutanlığı KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti K.Kuv. Kara Kuvvetleri km Kilometre Kor. Kolordu Kora. Koramiral Korg. Korgeneral krş. Karşılaştırınız KTÜ Karadeniz Teknik Üniversitesi Kur. Kurmay Kur.Bşk. Kurmay Başkanı, Başkanlığı l Litre Lât. Lâtince LPG Likit petrol gazı Ltd. Limitet M. Milât, Milâdî

64

m Metre Mac. Macarca mad. Madde Mah. Mahalle Mah. Mahkeme man. Mantık mat. Matematik Md. Müdür, Müdürlüğü MEB Millî Eğitim Bakanlığı mec. Mecaz MESAM (Türkiye) Müzik Eserleri Sahipleri Meslek Birliği MGK Millî Güvenlik Kurulu mim. Mimarlık min. Mineraloji MİT Millî İstihbarat Teşkilâtı MK Medenî Kanun MKE Makine Kimya Endüstrisi MKS Metre−Kilogram−Saat MKYK Merkez Karar Yönetim Kurulu mm Milimetre M.Ö. Milâttan Önce MPM Millî Prodüktivite Merkezi Mrş. Mareşal M.S. Milâttan Sonra MSB Millî Savunma Bakanlığı MSÜ Mimar Sinan Üniversitesi MTA Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü

65

MÜ Marmara Üniversitesi Müh. Mühendis Mür. Müracaat müz. Müzik MYK Merkez Yönetim Kurulu NASA National Aeronautics and Space Administration (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları Merkezi) NATO North Atlantic Treaty Organization (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilâtı) No. bk. Nu. Nö. Nöbet, Nöbetçi Nö.Sb. Nöbetçi subayı Nr. bk. Nu. Nu. Numara ODTÜ Orta Doğu Teknik Üniversitesi OECD Organization for Economic Cooperation and Development (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı) Onb. Onbaşı OPEC Organization of Petroleum Exporting Countries (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilâtı ) Opr. Operatör Or. Ordu Ora. Oramiral Ord. Ordinaryüs Org. Orgeneral Ort. Ortaklık, ortakları Osm. Osmanlı Türkçesi Öğ. Öğretmen öl. Ölüm, ölümü, ölüm tarihi ör. Örnek ÖSS Öğrenci Seçme Sınavı 66

ÖSYM Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi ÖYS Öğrenci Yerleştirme Sınavı öz. Özel ped. Pedagoji PEN International Association of Poets, Playwrights, Editors, Essayists and Novelists (Uluslar Arası Yazarlar Birliği) P.K. Posta kutusu PO Petrol Ofisi POAŞ Petrol Ofisi Anonim Şirketi Port. Portekizce Prof. Profesör psikol. Psikoloji PTT Posta, Telgraf, Telefon (İdaresi) RC Red Cross (Kızılhaç) RTÜK Radyo Televizyon Üst Kurulu Rum. Rumence Rus. Rusça S. Sayı s. Sayfa sa Saat Sb. Subay SBF Siyasal Bilgiler Fakültesi SEKA Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu sf. Sıfat Sl. Slavca Sn. Sayın sn Saniye snt. Santral 67

Sok. Sokak sos. Sosyoloji SOS Save our Souls (Denizde uluslar arası yardım isteme işareti) SSK Sosyal Sigortalar Kurumu sp. Spor SÜ Selçuk Üniversitesi Ş. Şirket Şb. Şube T. Türkçe t Ton TAEK Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tar. Tarih TARİŞ Tarım Satış Kooperatifleri Birliği TASS Telegrafnoe Agentstvo Sovetskogo Soyuza (Sovyetler Birliği Telgraf Ajansı) Tb. Tabur TBB Türkiye Barolar Birliği TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi T.C. Türkiye Cumhuriyeti TCDD Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları TCK Türkiye Cumhuriyeti Karayolları TCK Türk Ceza Kanunu TCMB Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TDK Türk Dil Kurumu TED Türk Eğitim Derneği tek. Teknik, teknoloji TEK Türkiye Elektrik Kurumu tel. Telgraf

68

TEM Trans European Motor Way (Avrupa Transit Kara Yolu) TEV Türk Eğitim Vakfı TGS Türkiye Gazeteciler Sendikası Tğm. Teğmen THA Türk Haberler Ajansı THK Türk Hava Kurumu THK Türk Hukuk Kurumu THY Türk Hava Yolları TIR Transport International Routier (Uluslar Arası Kara Yolu Taşımacılığı) tic. Ticaret TİSK Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu tiy. Tiyatro TKAE Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü TKB Türk Kadınlar Birliği TKİ Türkiye Kömür İşletmeleri TL Türk lirası tlf. Telefon tlks. Teleks tls. Telsiz TM Türk Malı TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği TMO Toprak Mahsulleri Ofisi TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TODAİE Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Top. Topçu TÖMER Türkçe Öğretim Merkezi TP Türk Petrolleri

69

TPAO Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tpl. Toplayan TR Türkiye TRT Türkiye Radyo Televizyon Kurumu TSE Türk Standartları Enstitüsü TSK Türk Silâhlı Kuvvetleri TTB Türk Tabipler Birliği TTK Türk Tarih Kurumu Tug. Tugay Tuğg. Tuğgeneral TUS Tıpta Uzmanlık Sınavı TÜBİTAK Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Tüm. Tümen Tüma. Tümamiral Tümg. Tümgeneral TÜRK−İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu TÜTAV Türk Tanıtma Vakfı TV Teve, televizyon TYMB Türk Yüksek Mühendisler Birliği UEFA Union of European Football Associations (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) UN United Nations (krş. BM) UNAC United Nations Aid to Children (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Teşkilâtı) UNESCO United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilâtı) UNICEF United Nations International Children's Emergency Fund (Birleşmiş Milletler Uluslar Arası Çocuklara Yardım Fonu) UNO United Nations Organization (Birleşmiş Milletler Teşkilâtı) USA United States of America (Amerika Birleşik Devletleri) (bk. ABD)

70

Uzm. Uzman Ü Üniversite Üçvş. Üstçavuş ünl. Ünlem Üstğ. Üsteğmen vb. Ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi vd. Ve devamı Vet. Veteriner vs. Ve saire WB World Bank (Dünya Bankası) WHO World Health Organization (Dünya Sağlık Teşkilâtı) WMO World Meteorological Organization (Dünya Meteoroloji Teşkilâtı) Y. Yüksek Yard. Yardımcı Yard. Doç. Yardımcı Doçent Yay. Yayın Yb. Yarbay Yd.Sb. Yedek Subay YÖK Yükseköğretim Kurulu YSE Yol, Su, Elektrik Genel Müdürlüğü YSK Yüksek Seçim Kurulu Yun. Yunanca Yük. Mim. Yüksek Mimar Yük. Müh. Yüksek Mühendis yy. Yüzyıl yyl. Yayımlayan Yzb. Yüzbaşı

71

ZF Ziraat Fakültesi zf. Zarf zm. Zamir zool. Zooloji

(*)KESME

KESME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Bazı alıntı kelimelerde ünsüzler, Türkçenin hece yapısına aykırı olarak kendilerinden önceki ünlüyle hece kurarlar. Dilimizde sayılı olan bu tür alıntılar aşağıda gösterilmiştir: an'ane an'anevî bid'at cem'an cür'et cür'etkâr cür'etkârlık cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cüz'î def'aten fer'î 72

gayrimes'ul hal'etmek hil'at is'at iş'ar iş'arî iz'aç iz'an iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık kat'î kat'îleşme kat'îleşmek kat'iyen kat'iyet kıt'a kur'a kur'acı Kur'an Kur'anıkerim mef'ul mel'anet mel'un mer'i mer'iyet

73

mes'ul mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik mes'ut meş'ale meş'um müt'a nez'etmek ric'at rik'a sun'î sun'îlik sür'at sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli şer'an şer'î şer’iye şuf'a tab’an tel'in

74

tes'it vak'a vak'anüvis vak'anüvislik vaz'ıhamil vüs'at Aşağıdaki kelimelerde kesmeli durum iyelik eki alındığı zaman ortaya çıkmaktadır: cem'i kat'ı tab'ı cüz'ü men'i vaz'ı def'i nev'i hal'i sem'i

UZATMA GÖREVİNDEKİ DÜZELTME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ Düzeltme işareti, hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılmaktadır. inceltme görevinde kullanılan düzeltme işareti, alıntı kelimelerdeki g, k, l seslerinin ince okunmasının söz konusu olduğu durumlarda, bu seslerden sonra gelen a ve u üzerine konmaktadır. inceltme görevindeki düzeltme işareti bu şekilde kurala bağlı olduğu için bu tür kelimelerin listelenmesine gerek görülmemiştir. Ancak uzatma görevindeki düzeltme işareti kurala bağlı değildir. Bu bakımdan bu tür kelimelerin dizininin verilmesinde yarar görülmüştür. Bilindiği üzere uzatma görevindeki düzeltme işareti de iki durumda kullanılmaktadır. Bunlar aşağıda gösterilmiştir. 1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlüler üzerinde:

aciz (güçsüzlük) âciz (güçsüz) adem (yokluk) âdem (insan) adet (sayı) âdet (gelenek, alışkanlık) akit (sözleşme) âkit (sözleşme yapan) ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) alem (bayrak) âlem (dünya, evren) Ali (kişi adı) âli (yüce, yüksek)

75

alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) ama (fakat) âmâ (görmez, kör) amin (kimya terimi) âmin (dua sözü) aşık (ayak bileğindeki kemik) âşık (vurgun, tutkun) ayan (belli, açık) âyan (ileri gelenler) batın (karın) bâtın (iç; gizli) dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dahil (karışma) dâhil (iç, içeri) dar (ensiz) dâr (ev) fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü, gelip geçici) hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana gelen) hak (doğruluk) hâk (toprak) hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hal (pazar yeri; çözme) hâl (durum, vaziyet) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) hasıl (ekin) hâsıl (olan, ortaya çıkan) haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) havas (nitelikler) havâs (duygular) haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) mani (ruh hastalığı) mâni (şiir türü; engel) nakil (taşıma) nâkil (taşıyan) nar (bir meyve) nâr (ateş) nazım (manzume) nâzım (düzenleyen) rahim (döl yatağı) rahîm (koruyan, merhamet eden) sadır (göğüs) sâdır (çıkan, görünen) sari (bir tür giysi) sâri (bulaşıcı) şahıs (kimse, kişi) şâhıs (sırık)

76

şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) tabi (elbette) tâbi (bağımlı; basıcı) vakıf (para, mülk) vâkıf (bilen; vakfeden) varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) vasi (mirası yöneten) vâsi (geniş, engin) yad (yabancı) yâd (anma) yar (uçurum) yâr (sevgili) zati (zaten) zatî (kendine özgü)

(*)NISPET 2. Nispet î'sini belirtme durumu ve iyelik ekinden ayırmak için, nispet î'si üzerinde: abadî abanî Abbasî abidevî acemkürdî adalî adedî adî adlî afakî ahdî ahlâkî ailevî aklî alenî Alevî

77

altunî amelî amudî amudufıkarî an'anevî angudî anî arabankürdî Arabî arızî Arî armudî arzanî asabî asgarî askerî aslî asrî Asurî aşarî avdetî Avrupaî aynî azamî Azerî Babaî bağdadî

78

Bahaî bahrî barudî basarî Bâtınî bayatî bedenî bedevî bedihî bediî behimî Bektaşî beledî bendegî Berberî berrî beşerî beyzî Caferî cebrî Cedî cehennemî Celâlî cenubî cerrahî cevabî cevizî

79

cevvî cezaî cezrî ciddî cinaî cinsî cismanî coğrafî cüz'î çividî dağî dâhilî daimî dairevî dasitanî davudî demevî demirî derunî destanî devrî dinî divanî dünyevî Dürzî ebedî ebrulî

80

edebî eflâtunî efsanevî ehlî elâstikî enfüsî erguvanî esasî ezanî ezelî fağfurî fahrî farazî Farisî Fatımî fedaî felsefî fennî ferahî ferdî fer'î fevkanî fevrî fındıkî fıstıkî fıtrî fiilî

81

fikrî filizî firarî fizikî fuzulî garamî garbî garpkârî gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikanunî gayrikıyasî gayrinizamî gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gıyabî gulyabanî gümüşî Habeşî hâkî

82

hakikî halkavî Halvetî hamasî Hambelî Hamî Hanefî harabatî harbî harekî Harezmî yolu haricî hasbî havaî havarî hayalî hayatî haydarî hayvanî hazarî helezonî hendesî hercaî hesabî hırpanî hicrî hissî

83

horasanî hukukî Hurufî hususî hükmî hüseynî ırkî ıstırarî ıtrî ibdaî İbranî içtimaî idadî idarî ihtimalî ihtiyarî ihtiyatî ihzarî iktisadî ilâhî illî ilmî iltihabî iltisakî iltizamî indî indifaî

84

insanî insirafî insiyakî intanî inzibatî iptidaî iradî irsî irticaî İsevî İslâmî istisnaî iş'arî itibarî izafî Kadirî kalbî kalenderî kalevî kamerî kanunî kanunuesasî karakuşî kastî kat'î kavmî keyfî

85

Kıptî kısmî kıyasî kimyevî kimyonî kispî kitabî kûfî kurşunî kutsî kuzgunî külhanî küllî kürdî kürevî lâciverdî lâdinî lafzî lâhurî lâhutî lâubalî leylâkî leylî limonî lûtî lüzucî maddî

86

madenî maderşahî Mağribî mahallî mahrutî mahşerî maî malî Malikî manevî mantıkî marazî Marunî maşerî mecazî mecburî meccanî Mecusî medenî mehdî Melâmî merkezî meslekî mesnevî meşrutî Mevlevî mevziî

87

mıknatısî midevî mihanikî milâdî millî mimarî mirî mizahî Muhammedî Musevî müddei− umumî mülkî nakdî naklî Nakşibendî Nasranî nazarî nebatî nebevî nefsanî neftî neharî Nesturî nevyunanî nihaî nisaî

88

nispî nizamî nohudî nuranî Nusayrî örfî patlıcanî pederşahî rabbanî Rafızî rahmanî resmî reybî riyazî rubaî Rufaî ruhanî ruhî Rumî rustaî samanî Samî samimî santurî sathî sebkihindî seferî

89

Selçukî semaî semavî senevî sevkıtabiî seylânî sıhhî sıhrî sincabî siyasî sultanî suflî sun'î sükûtî sümbülî Sünnî Süryanî Şafiî şahsî şakulî şalakî Şamanî şarabî şarkî şeddadî şehevî şehvanî

90

şeklî şemsî şer'î şeytanî şifahî Şiî şimalî tabiî tahinî tahlilî tahminî tahrirî takdiriilâhî taklidî takribî tamburî tarçınî tarihî tasavvufî tasvirî tatbikî tecrübî tedafüî tedricî telkârî temsilî tenkidî

91

terbiyevî terkibî tesadüfî teşriî tezyinî tıbbî Ticanî ticarî tufeylî tulânî Turanî udî ufkî uhrevî ulvî umumî uzvî ümmî üryanî üstüvanî vahşî vasatî vatanî vicahî vicdanî vilâdî yabanî

92

yayınispî yevmî Yezidî zahirî zamkıarabî zarurî zatî Zatülkürsî zebanî zecrî Zerdüştî zevalî zeytunî zımnî zifirî zihnî zimmî ziraî zuhurî zührevî (*)DEGISIK

İMLÂ KILAVUZU’NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER s. 6 Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir.

s. 13 Ünlü düşmesi 93

Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül / gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek.

s. 14 ğ − v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek, dövmek; göğermek, gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir. s. 15, 16 Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz, gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın, başlayacağım. Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim. İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız, başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler. s. 18 Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir.

s. 22 Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerin yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. cilt, XII. cilt. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının kullanılması da mümkündür. s. 26 Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana. s. 27 9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş, ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır. s. 28 Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan. s. 29 15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi. Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri, halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı.

94

Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. s. 30 17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı. s. 36 16. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı, şuuraltı (krş. Birleşik kelimeler B. 16). s. 36 19. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi) (Sultanahmet buradan çıkarıldı) s. 37, 38 e. Açıortay, adamkökü, adamotu, âdemotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt, akciğer, akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar, atarkanal, atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü, başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı, çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey, dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı, enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu, hayhay, içbükey, içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu, kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde, külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü, önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu, serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana, sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı, tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap, yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı kelime ve deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır. UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin? s. 40 Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler; eski metinlerin yayımında, alıntılarda ve bilimsel yayınlarda, bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir: Devlet−i Osmaniye, Kur’ân−ı Kerim, Recaî−zade, sarf−ı Türkî, tahte’ş−şu’ur, Ahd−i atik, ehl−i vukuf, ehven−i şer; dârü'l−aceze, tahte'ş−şu'ur, hamiyyet−perver, hayal−perest, sahip−kıran, Hurşid−name, bî−vefa, lâ−dinî, na−mütenahî, bilâ−vasıta.

s. 46 10. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Gazi Mustafa Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir Sokağı; Mustafa Kemalpaşa (ilçesi), Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet Camii, Sütçü İmam Üniversitesi s. 46 16. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü, baş üstü, böbrek üstü (bezleri), kıç üstü, sırt üstü, tepe üstü. 95

Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı, su altı, toprak altı, yer altı (krş. Birleşik kelimeler A. 16). s. 53 Nokta ( . ) 1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur. Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama) Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu) (Türküm örneği kaldırıldı)

s. 55 7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi. – Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü. (Tarık Buğra, Küçük Ağa) 8. Konuşma çizgisinden önce konur: Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp, – Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı. (Haldun Taner, Hikâyeler) s. 63 Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk)

s. 67 Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır). (Refik Halit Karay, Bir İçim Su) s. 69 7. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur: I) 1) A) a) II) 2) B) b)

s. 69, 70 Kesme işareti ( ' ) 1. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e, Atatürk'üm, 96

Türkiye'm, İnönü'den, Yurdakul'dan, Kâzım Karabekir'i, Yunus Emre'yi, Ziya Gökalp'tan; Türk'e, Alman'ı; Jüpiter'den, Venüs'ü; Türkiye'de, Van Gölü'ne, Ağrı Dağı'nın; Ziya Gökalp Bulvarı'nda, Çankaya Köşkü'ne, Sait Halimpaşa Yalısı'ndan; Kiralık Konak'ta, Sinekli Bakkal'ı. Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz: a. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına. b. Akım, çağ ve dönem adları: Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Klâsik Türk Edebiyatına, Millî Edebiyat Akımının, Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun. c. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya, Nasrettin Hocada, Enver Paşanın, Zeynep Hanıma, Ayhan Beyden, Ahmet Mithat Efendinin, Enver Paşayı. ç. Ay ve gün adları: 29 Ekime..., 30 Ağustos Çarşambadan sonra d. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı, Allaha emanet; Alinin külâhını Veliye, Velinin külâhını Aliye. s. 71 UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü dörtten) (*)A A ab aba abacı abacılık,− ğı abadî aba güreşi abajur abajurcu abajurculuk,−ğu abajurlu abaküs abalı Abana (ilçe) 97

abandırma abandırmak abandone abanî abanma abanmak abanoz abanozgiller abanozlaşma abanozlaşmak abartı abartıcı abartıcılık,−ğı abartılı abartılma abartılmak abartısız abartış abartma abartmacı abartmacılık,−ğı abartmak abartmalı abartmasız abasız abaşo abat,−dı

98

abat etmek abat eylemek abat olmak Abaza Abazaca abazan abazanlık,−ğı Abaza peyniri Abbasî abd abdal Abdal abdallık,−ğı abdest abdest almak abdestbozan abdestbozan otu abdest bozmak abdesthane abdest küpesi abdestli abdestlik,−ği abdestsiz abdiâciz abdülleziz abece abecesel

99

abece sırası aberasyon abes abeslik,−ği abıhayat abıkevser abıru abide abideleşme abideleşmek abideleştirme abideleştirmek abidemsi abidevî abis abiye abla ablak,−ğı ablakça ablaklık,−ğı ablalık,−ğı ablalık etmek ablâtif ablatya abli abluka abluka etmek

100

abone abone etmek abonelik,−ği abone olmak abone yapmak abonman aborda aborda etmek abra abrakadabra abrama abramak abraş abril abstraksiyonizm abstre abstre sayı absürt,−dü absürt tiyatro abu abuhava abuk sabuk abuk sabukluk,−ğu abuli abullabut abullabutluk,−ğu abur cubur

101

abus acaba acar Acar Acara acarlaşma acarlaşmak acarlık,−ğı acayip,−bi acayipleşme acayipleşmek acayipleştirme acayipleştirmek acayiplik,−ği acayip olmak accelerando acele acele acele aceleci acelecilik,−ği acele etmek aceleleştirme aceleleştirmek acele posta Acem acemaşiran acemborusu (bitki)

102

acembuselik,−ği Acemce Acem halayı acemi acemi ağası acemice acemi çaylak,−ğı acemi er acemileşme acemileşmek acemilik,−ği acemilik etmek acemi ocağı acemi oğlanı Acem kılıcı acemkürdî Acem lâlesi Acemleşme Acemleşmek,−ği Acemleştirme Acemleştirmek,−ği Acem pilâvı acente acentelik,−ği acep aceze acı

103

acı acı acı ağaç,−cı acı badem acı badem kurabiyesi acı bakla acı bal acı balık,−ğı acıca acı ceviz acı çiğdem acı elma Acıgöl (ilçe) acı hıyar acı karpuz acı kavak,−ğı acı kavun acıkılma acıkılmak acıklı acıklı komedi acıkma acıkmak acı kök acıktırma acıktırmak acı kuvvet acılanma

104

acılanmak acılaşma acılaşmak acılaştırma acılaştırmak acılı acılık,−ğı acılılık,−ğı acıma acımak acı mantar acı marul acımasız acımasızca acımasızlık,−ğı acı meyan acımık,−ğı acımsı acımtırak,−ğı acınacak,−ğı acındırma acındırmak acınılacak,−ğı acınılma acınılmak acınma acınmak

105

acı ot Acıpayam (ilçe) acı pelin acırak,−ğı acırga acı sakız acısız acı söz acı su (maden suyu) acı tatlı acıtış acıtma acıtmak acı yavşan acıyıcı acıyış acı yitimi acı yonca acibe acil acilen acil servis aciz,−czi (güçsüzlük) âciz (güçsüz) âcizane

106

âcizleri âcizlik,−ği acube acul,−lü acun acur acuze acyo acyocu aç açacak,−ğı aç acına açalya açan açar aç bîilâç,−cı açelya aç göz aç gözlü aç gözlülük,−ğü açı açıcı açık,−ğı açık açık açık ağıl açıkağız (bitki) açık ağızlı

107

açık alan açık artırma açık bilet açık bono açık bölge açık büfe açık celse açık ciro açıkça açıkçası açık çek açıkçı açık deniz açık devre açık dolaşım açık dolaşım sistemi açık duruşma açık düşme açık eksiltme açık elli açık ellilik,−ği açık fikirli açık fikirlilik,−ği açık giysi açık görüş açıkgöz açıkgözlük,−ğü

108

açık hava açık hava sineması açık hava tiyatrosu açık hece açık hesap,−bı açık imza açık işletme açık kahverengi açık kalp ameliyatı açık kalpli açık kalplilik,−ği açık kapı politikası açık kapı siyaseti açık kart açık kredi açıklama açıklama cümlesi açıklamak açıklamalı açıklama yapmak açıklanan açıklanma açıklanmak açıklar livası açıklaşma açıklaşmak açıklaştırma

109

açıklaştırmak açıklatma açıklatmak açıklayan açıklayıcı açıklayış açıklık,−ğı açıklıkölçer açıklık politikası açık liman açık lise açık maaşı açık mavi açık mektup,−bu açık ordugâh açık oturum açık oy açık öğretim açık önerme açık pazar açık pembe açık piyasa açık poliçe açık raf açık rejim açık saçık,−ğı açık sarı

110

açık sayım açık seçik,−ği açık senet açık sözlü açık sözlülük,−ğü açık şehir,−hri açıktan açıktan açığa açıktan atama açıktan tayin açık taşıt açık teşekkür açık tohumlular açık tribün açık yara açık yeşil açık yürekli açık yüreklilik,−ği açık zaman açılama açılım açılış açılış konuşması açılış töreni açılma açılmak açım

111

açımlama açımlamak açımlanma açımlanmak açındırma açındırmak açınım açınma açınmak açınsama açınsamak açıortay açıortay düzlemi açıölçer açısal açısal bölge açısal çap açısal hız açısal ivme açısal sapma açısal uzaklık,−ğı açısal yol açış açış konuşması açıt,−dı aç karnına açkı

112

açkıcı açkılama açkılamak açkılanma açkılanmak açkılatma açkılatmak açkılı açkısız açlık,−ğı açlık grevi açlık şekeri açma açmacı açmak açmalık,−ğı açmaz açmaz halatı açmazlık,−ğı açtırma açtırmak ad ad,−ddi ada ada balığı adabımuaşeret adacık,−ğı

113

adacyo ada çayı adagio adak,−ğı adaklama adaklamak adaklanma adaklanmak adaklı Adaklı (ilçe) adaklık,−ğı adaksız Adalar (ilçe) adale adaleli adalesiz adalet adalet divanı adalet kapısı adaletli adaletlilik,−ği adalet mahkemesi adalet örgütü adalet sarayı adaletsiz adaletsizlik,−ği adalı

114

adalî adam adama adamak adamakıllı adam azmanı adam boyu adamca adamcağız adamcasına adamcık,−ğı adamcıl adamcıllık,−ğı adam evlâdı adamkökü adamlık,−ğı adamotu adam sarrafı adam sendecilik,−ği adamsız adamsızlık,−ğı Adana Adana kebabı adanma adanmak adap,−bı Adapazarı'nı

115

adap erkân adaptasyon adapte adapte etmek adapte olmak adaptör ada soğanı adaş adaşlık,−ğı ada tavşanı ada tepe adatma adatmak adavet aday aday adayı adayavrusu (tekne) adaylık,−ğı aday olmak ad bilimi adcı adcılık,−ğı ad cümlesi ad çekimi ad çekme ad çektirme addan türeme fiil

116

addedilme addedilmek ad değişimi addetme addetmek addolunma addolunmak ad durumu adedî adem (yokluk) âdem (insan) Âdem Âdem baba Âdemci Âdemcilik,−ği Âdem elması Âdem evlâdı ademimerkeziyet ademimerkeziyetçi ademimerkeziyet− çilik,−ği ademimes’uliyet ademiyet âdemiyet âdemoğlu âdemotu adenit adenom

117

adese adet,−di (sayı) âdet (gelenek, alışkanlık) âdeta adetçe âdet edinmek âdet etmek adedimürettep,−bi âdet olmak adezyon kuvveti ad gövdesi ad hoc adı geçen adıl adım adım adım adım başı adımlama adımlamak adımlık,−ğı adımsayar Adıyaman adî adî adım adî defter adî kesir,−sri

118

adil adilâne Adilcevaz (ilçe) adîleşme adîleşmek adîleştirme adîleştirmek adîlik,−ği adî suçlu adisyon ad kökü adlandırılma adlandırılmak adlandırma adlandırmak adlanma adlanmak adlaşma adlaşmak adlaştırma adlaştırmak adlı adlı sanlı adlî adlî makam adlî merci,−i adlî polis

119

adlî sicil adlî tabip,−bi adlî tatil adlî tıp,−bbı adliye adliyeci adliye encümeni adliye mahkemesi adliye nezareti adliye teşkilâtı adliye vekâleti adlî yıl adlî zabıta adrenalin adres adres defteri adres kartı adres kitabı adres makinesi adres rehberi adsız adsız parmak,−ğı ad tamlaması aerobik,−ği aerobik solunum aerodinamik,−ği af,−ffı

120

afacan afacanlaşma afacanlaşmak afacanlık,−ğı afak afakî afakîlik,−ği afal afal afal afallama afallamak afallaşma afallaşmak afallaştırma afallaştırmak afallatma afallatmak afat afazi aferin aferist afet afetzede affedersin affedersiniz affedilme affedilmek

121

affetme affetmek affettirme affettirmek affettuoso affeyleme affeylemek affolunma affolunmak Afgan Afganistan Afganlı Afgan tazısı afi afif afife afili afis afiş afişçi afişçilik,−ği afişe afişe etmek afişleme afişlemek afi yapmak afiyet

122

afiyet olsun afoni aforizm aforoz aforoz etmek aforozlama aforozlamak aforozlu afralı tafralı afra tafra Afrika Afrika çekirgesi Afrika domuzu Afrikalı Afrikalılık,−ğı Afrika menekşesi afsun afsuncu afsunculuk,−ğu afsunlama afsunlamak afsunlanma afsunlanmak afsunlu Afşar Afşin (ilçe) aft

123

aftos afur tafur afyon Afyon Afyon kaymağı afyonkeş afyonkeşlik,−ği afyonlama afyonlamak afyonlanma afyonlanmak afyonlu afyon ruhu agâh agâh olmak agami aganta agaragar agel agitato aglütinasyon aglütinin agnosi agnostik,−ği agnostisizm agnozi agora

124

agorafobi agraf agrafi agrandisman agrandisör agrega agreje agreman agresif agu agu bebek,−ği agucuk,−ğu agulama agulamak aguş ağ ağa ağababa ağabey ağabeylik,−ği ağabeylik etmek ağaç,−cı ağaç arısı ağaç balı ağaç biti ağaççık,−ğı ağaççılık,−ğı

125

ağaç çileği ağaç çivi ağaçdelen ağaç ebegümeci ağaç işleri ağaçkakan ağaç kama ağaç kaplama ağaç kavunu ağaçkesen ağaç kurbağası ağaç kurdu ağaç küpesi ağaçlama ağaçlamak ağaçlandırılma ağaçlandırılmak ağaçlandırma ağaçlandırmak ağaçlanma ağaçlanmak ağaçlaşma ağaçlaşmak ağaçlı ağaçlık,−ğı ağaçlıklı ağaç mantarı

126

ağaç minesi ağaç mobilya ağaç nemi ağaç oyma Ağaçören (ilçe) ağaç parkı ağaç sakızı ağaç sansarı ağaç serçesi ağaçsı ağaçsız ağaç yılanı ağa kapısı ağalanma ağalanmak ağalık,−ğı ağarık,−ğı ağarma ağarmak ağartı ağartılma ağartılmak ağartma ağartmak ağa yamağı ağbenek,−ği (mantar)

127

ağbeneklilik,−ği ağcı ağcık,−ğı ağcılık,−ğı ağda ağdacı ağdalanma ağdalanmak ağdalaşma ağdalaşmak ağdalaştırma ağdalaştırmak ağdalı ağdalık,−ğı ağda yapmak ağdırma ağdırmak ağı ağı ağacı ağı çiçeği ağıl ağılama ağılamak ağılanma ağılanmak ağılandırma ağılandırmak

128

ağılaşma ağılaşmak ağılı ağılı böcek,−ği ağıllanma ağıllanmak ağım ağımlı Ağın (ilçe) ağınma ağınmak ağı otu ağır ağır ağır ağır aksak,−ğı ağır aksak semaî ağır araç,−cı ağır ayak,−ğı ağırbaşlı ağırbaşlılık,−ğı ağırca ağırcanlı ağırcanlılık,−ğı ağır ceza ağır düyek ağır elli ağır ellilik,−ği

129

ağır ezgi ağır hapis cezası ağır hasta ağır hastalık,−ğı ağır hava ağır hidrojen ağır iş ağırkanlı ağırkanlılık,−ğı ağır kayıp,−bı ağır kusur ağır küre ağırlama ağırlamak ağırlanma ağırlanmak ağırlaşma ağırlaşmak ağırlaştırma ağırlaştırmak ağırlatma ağırlatmak ağırlık,−ğı ağırlıklı ağırlık merkezi ağır para cezası ağırsama

130

ağırsamak ağır sanayi,−i ağır sengin semaî ağır sıklet ağır söz ağır su ağırşak,−ğı ağırşaklanma ağırşaklanmak ağır top ağır uyku ağır vasıta ağır vasıta ehliyeti ağır yağ ağır yaralı ağış ağıt,−dı ağıtçı ağıtçılık,−ğı ağıtlama ağız,−ğzı ağız alışkanlığı ağız birliği ağız bozukluğu ağız dalaşı ağızdan ağızdan ağıza

131

ağızdan dolma ağız değişikliği ağız dolusu ağız kâhyası ağız kalabalığı ağız kavafı ağız kavgası ağız kokusu ağızlama ağızlamak ağızlaşma ağızlaşmak ağızlı ağızlık,−ğı ağızlıkçı ağız nişanı ağızotu (barut) ağızsıl ağızsıl ünlü ağızsız ağız şakası ağız tadı ağız tatsızlığı ağız tüfeği ağız tütünü ağız ünlüsü ağ iğnesi

132

ağ ipliği ağ kayığı ağ kepçe ağ kurdu ağ kurşunu ağlama ağlamak ağlamaklı ağlamalı ağlamsı ağlanma ağlanmak ağlantı Ağlasun (ilçe) ağlaşma ağlaşmak ağlata ağlata ağlatı ağlatıcı ağlatış ağlatma ağlatmak ağlaya ağlaya ağlayıcı ağlayış ağlı Ağlı (ilçe)

133

ağma ağmak ağ mantarlar ağnam ağnama ağnamak ağnamcı ağraz ağrı Ağrı ağrıkesen ağrı kesici ağrı kesimi ağrılı ağrıma ağrıma asalakları ağrımak ağrısız ağrı sızı ağrıtma ağrıtmak ağ sayfası ağ sitesi ağsı ağ tabaka ağ tonoz ağ torba

134

ağustos ağustos böceği ağustos böcekleri ağyar ağ yatak,−ğı ağzı açık,−ğı ağzı bir ağzı bozuk,−ğu ağzı gevşek,−ği ağzı kalabalık,−ğı ağzı kara ağzı kenetli ağzı kilitli ağzı pek ağzı pis ağzı sıkı ah aha ahacık ahali ahar aharlama aharlamak aharlı ahbap,−bı ahbapça ahbaplık,−ğı

135

ahbaplık etmek ahbap olmak ahcar ahçı ahçıbaşı,−yı, −nı ahçılık,−ğı ahdetme ahdetmek ahdî Ahdiatik Ahdicedit ahenk,−gi ahenk kaidesi ahenkleştirme ahenkleştirmek ahenkli ahenklilik,−ği ahenksiz ahenksizlik,−ği ahenk tahtası ahenktar aheste aheste aheste aheste beste ah etmek ahfat,−dı ahım şahım

136

ahır ahırlama ahırlamak Ahırlı (ilçe) Ahıska Türkleri ahi (dost, arkadaş) Ahi (özel isim) ahilik,−ği Ahilik,−ği ahir ahiren ahiret ahiret adamı ahiret günü ahir vakit,−kti ahir zaman ahir zaman peygamberi ahit,−hdi ahitleşme ahitleşmek ahitname ahiz,−hzi ahize ahkâm ahlâf ahlâk

137

ahlâk bilimi ahlâkça ahlâkçı ahlâkçılık,−ğı ahlâk dışı ahlâk dışıcılık,−ğı ahlâken ahlâkıyat ahlâkî ahlâkî vazife ahlâklı ahlâklılık,−ğı ahlâksız ahlâksızca ahlâksızlık,−ğı ahlâksızlık etmek ahlâk yasası ahlâk zabıtası ahlama ahlamak ahlat (yaban armudu) ahlât (ögeler) Ahlat (ilçe) ahlâtıerbaa (dört öge) ahmak,−ğı ahmakça

138

ahmakıslatan ahmaklaşma ahmaklaşmak ahmaklaştırma ahmaklaştırmak ahmaklık,−ğı Ahmetli (ilçe) ahraz ahret ahret kardeşi ahretlik,−ği ahret suali ahret yolculuğu ahşa ahşap,−bı ahtapot ahu ahududu ahu gözlü ahval,−li ahzetme ahzetmek ahzüita ahzükabz aidat aidiyet aidiyet eki

139

aile aile adı aile bahçesi aile boyu aile bütçesi ailece ailecek aile dostu aile gazinosu aile hayatı aile hukuku ailelik,−ği aile meclisi aile ocağı aile plânlaması aile reisi aile saadeti ailesel ailesiz ailevî ait ait olmak ajan ajanda ajanlık,−ğı ajan provokatör ajans

140

ajitasyon ajitatör ajite etmek ajur ajurlu ak aka akabe akabinde akaç,−cı akaçlama akaçlamak akaçlatma akaçlatmak akademi akademici akademicilik,−ği akademik,−ği akademisyen ak ağa akağaç,−cı akait,−di akaju akak,−ğı akala akamber akamet

141

akan yıldız akar akar amber ak Arap akarca akaret akarlar akarsu akaryakıt akaryakıt istasyonu akasma akasya akbaba akbabagiller akbakla akbaldır akbalık,−ğı akbalıkçıl ak basma ak basmak akbaş (kuş) ak benek,−ği akbuğday akburçak,−ğı akciğer akciğer göbeği akciğer kesecikleri

142

akciğerliler akciğer lopçuğu akciğer peteği akciğer zarı akça Akçaabat (ilçe) akçaağaç,−cı akçaağaçgiller akça armudu Akçadağ (ilçe) Akçakale (ilçe) akçakavak,−ğı Akçakent (ilçe) Akçakoca (ilçe) akçalı akça pakça akçasal akça yel akçe akçıl akçıllanma akçıllanmak akçıllaşma akçıllaşmak akçıllık,−ğı akçöpleme Akdağmadeni'ni

143

(ilçe) akdarı akdedilme akdedilmek ak demir Akdeniz Akdeniz humması Akdeniz mavisi akdetme akdetmek akdiken akdoğan akdut akemi ak gözlü akgünlük,−ğü akgürgen akhardal Akhisar (ilçe) akı akıbet akıcı akıcılık,−ğı akıcılık ölçeği akıcı ünsüz akıl,−klı akılcı

144

akılcılık,−ğı akıl defteri akıl dışı akıl dışıcılık,−ğı akıl dişi akıl doktoru akıl hastahanesi akıl hastası akıl hocası akıl kethüdası akıl kumkuması akıl kutusu akıllandırma akıllandırmak akıllanma akıllanmak akıllı akıllıca akıllılık,−ğı akıllılık etmek akıllı uslu akılsal akılsallaştırma akılsallaştırmak akılsız akılsızlık,−ğı akılsızlık etmek

145

akıl zayıflığı akım akımcı akımölçer akım ölçümü akımtoplar akın akın akın akıncı Akıncılar (ilçe) akıncılık,−ğı akıncılık etmek akındırık,−ğı akın etmek akın akınkayası akıntı akıntı bilimi akıntı çağanozu akıntılı akıntıölçer akış akışkan akışkanlaşma akışkanlaşmak akışkanlaştırıcı akışkanlaştırıcılık,

146

−ğı akışkanlaştırma akışkanlaştırmak akışkanlık,−ğı akışma akışmaz akışmazlık,−ğı akıtma akıtmak akıtmalı akide akidesi bozuk,−ğu akide şekeri akik,−ği akil akilâne akil baliğ akim akis,−ksi akit,−kdi (sözleşme) âkit,−di (sözleşme yapan) akit vaadi ak kan ak kan yangısı akkaraman akkarınca

147

akkarıncalar akkavak,−ğı akkefal,−li akkelebek,−ği Akkışla (ilçe) ak kirpani akkor akkorluk,−ğu Akköy (ilçe) akkuş Akkuş (ilçe) akkuyruk,−ğu (çay) aklama aklama belgesi aklamak aklan aklanma aklanmak aklaşma aklaşmak aklaştırma aklaştırmak aklen aklevrek,−ği aklı aklı başında aklı evvel

148

aklık,−ğı aklı karalı aklı kıt aklınca aklıselim aklı sıra aklî aklî denge akliyat akliye akliyeci akma ak madde akma hançer akmak akmantar akma sınırı akmaz akne akompanyatör akonitin akont akordeon akordeoncu akordu bozuk,−ğu akort,−du akortçu

149

akort etmek akortlama akortlamak akortlanma akortlanmak akortlatma akortlatmak akortlu akortsuz akortsuzlaştırma akortsuzlaştırmak akortsuzluk,−ğu akort yapmak Akören (ilçe) ak pak akpas akpelin Akpınar (ilçe) akraba akraba diller akrabalık,−ğı akraba olmak akran akranlık,−ğı akreditasyon akreditif akrep,−bi

150

Akrep (burç) akrepler akrobasi akrobat akrobatlık,−ğı akromatik,−ği akromatik iğ iplik, −ği akromatin akromatopsi akromegali akronim akropol,−lü akrostiş aks aksak,−ğı aksakal aksaklık,−ğı aksak semaî aksam aksama aksamak aksan aksanı bozuk,−ğu Aksaray aksata aksatış

151

aksatma aksatmak aksayış akse aksedir Akseki (ilçe) akselerograf akselerometre akseptans aksesuar aksesuarcı aksetme aksetmek aksettirme aksettirmek aksırık,−ğı aksırıklı aksırıklı tıksırıklı aksırış aksırma aksırmak aksırtma aksırtmak aksi aksi aksi aksilenme aksilenmek

152

aksileşme aksileşmek aksilik,−ği aksilik etmek aksine aksiseda aksiyom aksiyon aksiyoner aksoğan akson aksona aksöğüt,−dü ak su Aksu (ilçe) aksungur aksülâmel ak sülümen akşam akşama doğru akşam akşam akşama sabaha akşam azadı akşamcı akşamcılık,−ğı akşamdan akşama akşam ezanı

153

akşam gazetesi akşam güneşi akşam karanlığı akşamki akşamlama akşamlamak akşamları akşamlatma akşamlatmak akşamleyin akşamlık,−ğı akşamlı sabahlı akşamlık sabahlık akşam namazı akşam pazarı akşam piyasası akşam saati akşamsefası (bitki) akşam simidi akşamüstü akşamüzeri akşam yeli Akşam Yıldızı Akşehir (ilçe) akşın akşınlık,−ğı

154

aktar aktarıcı aktarılma aktarılmak aktarım aktarış aktariye aktarlık,−ğı aktarma aktarmacı aktarmacılık,−ğı aktarma cümlesi aktarmak aktarmalı aktarmasız aktarma yapmak aktartma aktartmak aktavşan aktif aktif fiil aktifleşme aktifleşmek aktifleştirme aktifleştirmek aktiflik,−ği aktif metot,−du

155

aktif taşıma aktinit aktinoloji aktinyum aktinyumlu aktivite aktivizm aktör aktöre aktörlük,−ğü aktris aktüalite aktüalizm aktüel aktüelleştirme aktüelleştirmek aktüellik,−ği aktüer akur akustik,−ği akut akuzatif akü akümülâtör aküpunktür akva akvam

156

akvarel akvaryum akvaryumcu akvaryumculuk, −ğu akya balığı Akyaka (ilçe) Akyazı (ilçe) ak yazılı ak yel ak yem ak yıldız Akyurt (ilçe) akyuvar akzambak,−ğı al ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi) ala ala alabacak,−ğı (at) alabalık,−ğı alabalıkgiller alabanda alabanda ateş alabanda etmek alabanda iskele alabanda sancak

157

alabaş (bitki) alabildiğine alabora alabora olmak alabros alaca Alaca (ilçe) alaca aş alacabalıkçıl alaca bulaca alacak,−ğı alaca karanlık,−ğı alacakarga Alacakaya (ilçe) alacaklı alacaklı olmak alacak verecek alacalama alacalamak alacalandırma alacalandırmak alacalanma alacalanmak alacalı alacalı bulacalı alacalık,−ğı alacamenekşe

158

alacasansar alaçam Alaçam (ilçe) alaçık,−ğı Aladağ (ilçe) alafranga alafrangacı alafrangacılık,−ğı alafrangalaşma alafrangalaşmak alafrangalaştırma alafrangalaştırmak alafrangalık,−ğı alafranga müzik, −ği alafranga saat,−ti alafranga tuvalet alâgarson alageyik,−ği ala gün alâimisema alâka alâkabahş alâkadar alâkadar etmek alâkadar olmak alâkalandırma

159

alâkalandırmak alâkalanma alâkalanmak alâkalı alakarga alâkart alâkasız alâkasızlık,−ğı alâkok alalama alalamak alamana alamana ağı alâmet alâmetifarika alâmetifarikalı alâminüt alâminüt yemek,−ği alan alan araştırması alan hızı alan korkusu alan talan alan topu Alanya (ilçe) Alaplı (ilçe) alarga

160

alarga etmek alârm ala sulu alaşağı etmek Alaşehir (ilçe) alaşım alaşımlama alaşımlamak ala tav ala tavlı alaten alaturka alaturkacı alaturkacılık,−ğı alaturkalaştırma alaturkalaştırmak alaturkalık,−ğı alaturka müzik,−ği alaturka saat,−ti alaturka tuvalet alavere alavereci alavere tulumbası alay alay alay alay beyi alaybozan

161

alaycı alaycılık,−ğı alay etmek alâyıvalâ alâyiş alâyişli alaylı alaysı Ala Yuntlu alay yollu alaz alaza alaz alaz alazlama alazlamak alazlanma alazlanmak al basma albastı albatr albatros albay albaylık,−ğı al bayrak,−ğı albeni albenili albinizm

162

albinos albüm albümin albümin işeme albüminli alçacık,−ğı alçak,−ğı alçak basınç,−cı alçakça alçak gerilim alçak gönüllü alçak gönüllülük, −ğü alçak kabartma alçak kavuşum alçaklaşma alçaklaşmak alçaklaştırma alçaklaştırmak alçaklık,−ğı alçak ses alçak yaylak,−ğı alçalış alçalma alçalmak alçaltı alçaltıcı

163

alçaltış alçaltma alçaltmak alçarak,−ğı alçı alçıcı alçı kalıp,−bı alçılama alçılamak alçılanma alçılanmak alçılatma alçılatmak alçılı alçıpen alçı taşı aldanç,−cı aldangıç,−cı aldanış aldanma aldanmak aldatıcı aldatılma aldatılmak aldatış aldatma aldatmaca

164

aldatmak aldehit,−di aldırış aldırışsız aldırma aldırmak aldırmaz aldırmazlık,−ğı aldırtma aldırtmak alegori alegorik,−ği aleksi alelâcayip,−bi alelâcele alelâde alelâdelik,−ği alelhesap alelhusus alelıtlak alelumum alelusul alem (bayrak) âlem (evren) alemci alemdar âlemşümul,−lü

165

âlem yapmak alenen alengirli alenî alenîleşme alenîleşmek aleniyet alerjen alerji alerjik,−ği alessabah alesta alet alet edevat alet etmek aletli aletli jimnastik,−ği alet olmak alev alev alev Alevî Alevîlik,−ği alev kırmızısı alev lâmbası alevlendirme alevlendirmek alevlenme

166

alevlenmek alevli alev makinesi aleyh aleyhtar aleyhtarlık,−ğı aleykümselâm alfa alfabe alfabe dışı alfabe sırası alfabetik,−ği alfabetik katalog, −ğu alfabetik sıralama alfa ışınları alfaterapi alfenit,−di alg algarina algı algı bıçağı algılama algılamak algılanma algılanmak algılatma

167

algılatmak algılayıcı algın algler algoritma alıcı alıcı kuş alıcı verici alıcı yönetmeni alıç,−cı alık,−ğı alık alık alıklaşma alıklaşmak alıklaştırma alıklaştırmak alıklık,−ğı alıkonulma alıkonulmak alıkoyma alıkoymak alık salık,−ğı alım alımcı alım çalım alım gücü alımlı

168

alımlı çalımlı alımlılık,−ğı alım satım alım satım bürosu alımsız alımsızlık,−ğı alın,−lnı alın çatısı alındı alındılı alıngan alınganlık,−ğı alınlık,−ğı alınma alınmak alın teri alıntı alıntı kelime alıntılama alıntılamak alın yazısı alırlık,−ğı alış alış fiyatı alışık,−ğı alışıklık,−ğı alışılma

169

alışılmak alışılmamış alışılmış alışkan alışkanlık,−ğı alışkanlık edinmek alışkı alışkın alışkınlık,−ğı alışma alışmak alıştırma alıştırma dönemi alıştırmak alışveriş Aliağa (ilçe) âli (yüce, yüksek) âlicenap,−bı âlicenaplık,−ğı alifatik,−ği alil alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin) alimallah âlimane âlimlik,−ği alinazik,−ği (kebap)

170

aliterasyon alivre alivre satış aliyyülâlâ alizarin alize Alka Evli alkali alkalik,−ği alkali metaller alkalimetre alkaloit,−di alkalölçer alkan al karısı alkarna alkım alkış alkış ağası alkışçı alkışçılık,−ğı alkışlama alkışlamak alkışlanma alkışlanmak alkil alkol,−lü

171

alkolik,−ği alkolizm alkollü alkolölçer Allah Allaha ısmarladık Allah aşkına Allah bilir Allah bir Allahın adamı Allahın belâsı Allahın cezası Allahın emri Allahın evi Allahın günü Allahın hikmeti Allahın kulu allahlık,−ğı allahsız Allahsız allahsızlık,−ğı Allahsızlık,−ğı Allah taksimi Allahüâlem Allahütealâ Allah vergisi Allah yapısı

172

allak,−ğı allak bullak,−ğı allama allamak allâme allâmelik,−ği allanma allanmak allaşma allaşmak allegretto allegro allem allı allık,−ğı allı pullu alma almaç,−cı almak almamazlık,−ğı Alman almanak,−ğı Almanca Almancı Almancılık,−ğı Alman gümüşü Almanlaşma

173

Almanlaşmak Almanlaştırma Almanlaştırmak Alman papatyası Almansever Alman usulü Almanya almaş almaşık,−ğı almaşık yapraklar almaşlı Almatı Almus (ilçe) alnaç,−cı alo alogami alotropi alp,−pı alpaka alpaks alperen alpinist alpinizm alplık,−ğı Alpu (ilçe) alpyıldızı (çiçek) al sancak,−ğı

174

alşimi alşimist alt alt alta Altay Altayca Altayist Altayistik,−ği alt başlık,−ğı alt bölüm alt cins alt çene alt damak,−ğı alt deri alt diş alt dudak,−ğı alternatif alternatif akım alternatif tıp,−bbı alternatör altes alt etmek alt familya alt geçit,−di alt güverte alt hava yuvarı altı

175

altıgen altık,−ğı Altıkardeş (yıldız kümesi) altılama altılı altılık,−ğı altın altın babası altınbaş (kavun) altın beşik,−ği altın bilezik,−ği altın böcek,−ği altıncı altıncı duygu altıncı his altın çağ altın çağı Altındağ (ilçe) Altınekin (ilçe) altın kaplama altın keseği altın kökü altın küpü altınlaşma altınlaşmak altınoluk,−ğu

176

altın otu Altınova (ilçe) Altınözü'nü (ilçe) altın saat,−ti altın sarısı altın suyu Altıntaş (ilçe) altıntop (greyfurt) altın topu altın varak,−ğı altın yağmurcun Altınyayla (ilçe) altın yıl altıparmak,−ğı (balık; kumaş) altı parmak,−ğı altıpatlar altışar altı yol altı yol ağzı altız altimetre alt karşıt alt kat alt kurul altlama altlamak

177

altlı altlık,−ğı altlı üstlü altmış altmış altı (oyun) altmışar altmış dörtlük,−ğü altmışıncı altmışlık,−ğı alto alto saksafon alt olmak alt sınıf alt şube alt tabaka alt takım alttan alta alt tarafı alt tür Altunhisar (ilçe) altunî altüst altüst böreği altüst etmek altüst olmak alt yapı alt yazı

178

alt yazılama alt yazılamak alt yazılayıcı alt yazılı Alucra (ilçe) alüfte alüftelik,−ği alümin alümina alüminyum alüminyum taşı alüvyon alveol,−lü alvere tulumbası alyans alyon alyuvar am ama (fakat) âmâ (görmez, kör) amabile amaç,−cı amaç dışı amaç edinmek amaçlama amaçlamak amaçlanma

179

amaçlanmak amaçlı amaçlılık,−ğı amaçsız amaçsızlık,−ğı amade amal,−li âmâlık,−ğı amalierbaa aman amanın amanname amansız amansızca amansız hastalık, −ğı aman zaman Amasra (ilçe) Amasya Amatör amatörce amatörlük,−ğü amazon ambalâj ambalâjcı ambalâjcılık,−ğı ambalâjlama

180

ambalâjlamak ambalâjlı ambalâjsız ambalâj yapmak ambale etmek ambale olmak ambar ambarcı ambarcılık,−ğı ambarda kurutma ambargo ambarlama ambarlamak amber amber ağacı amber balığı amberbaris amberbu amber çiçeği amblem amboli ambülâns amca amcakızı amcalık,−ğı amcalık etmek amcaoğlu

181

amcazade amel amele amelelik,−ği amele taburu amelî amelimanda ameliyat ameliyathane ameliyatlı ameliyat masası ameliye amenajman amenna amentü (ana ilkeler) Amentü (dua) Amerika Amerika armudu Amerika bademi Amerika elması Amerikalı Amerikalılaşma Amerikalılaşmak amerikan (bez) Amerikan (Amerika’ya ait) Amerikan bar

182

Amerikan bezi Amerikanca Amerikanist Amerikan salatası Amerikansı Amerikanvari Amerika tavşanı Amerika üzümü amerikyum ametal,−li ametist amfetamin amfi amfibi amfibi harekât amfibol,−lü amfibyumlar amfiteatr amfizem amfor amfora amigo amigoluk,−ğu amil amilâz amin (kimya tterimi) âmin (dua sözü)

183

aminoasit,−di amino grubu amip,−bi amipler amipli amir amiral,−li amirallik,−ği amirane amirce amiriita amirlik,−ği amit,−di amitoz amiyane amma amma velâkin amme amme davası amme efkârı amme hukuku amme idaresi amme menfaati amnezi amnios amnios suyu amonyak,−ğı

184

amonyaklama amonyaklamak amonyum amonyum karbonat amonyum sülfat amor amoralizm amorf amorti amorti etmek amortisman amortisör amper ampermetre amperölçer amper saat,−ti ampir ampirik,−ği ampirist ampirizm amplifikatör ampul,−lü ampütasyon amudî amudufıkarî amut,−du amyant

185

an ana ana arı ana baba ana baba günü ana bilim dalı anabolizma ana cadde anacık,−ğı anacıl anaç,−cı ana çizgi anaçlaşma anaçlaşmak anaçlık,−ğı ana dal anadan doğma ana defter ana deniz ana deniz bilimi ana dil ana dili ana direk,−ği ana doğrusu Anadolu Anadolulu anadut

186

ana duvar ana düşünce ana erki anaerkil anaerkillik,−ği anaerobik,−ği ana fikir,−kri anafilâksi anafor anaforcu anaforculuk,−ğu anafordan anaforlama anaforlamak anaforlu anagram ana haber sunucusu anahtar anahtar ağızlığı anahtar bitkiler anahtarcı anahtarcılık,−ğı anahtar kelime anahtarlık,−ğı anahtar taşı ana kadın ana kapı

187

ana kara ana kent ana kitap,−bı anakonda ana kök ana kraliçe anakronik,−ği anakronizm ana kubbe ana kucağı ana kuzusu analı analık,−ğı analık etmek analıkızlı (yemek) analist analitik,−ği analiz analizci analiz etmek analizör analjezi analjezik,−ği analoji analojik,−ği anam anamal

188

anamal birikimi anamalcı anamalcılık,−ğı ana mektebi ana motif ana muhalefet Anamur (ilçe) ananas ananasgiller an'ane an'aneci an'anecilik,−ği an'anesiz ananet an'anevî anaokulu ana ortaklık,−ğı anapara anarşi anarşik,−ği anarşist anarşistleşme anarşistleşmek anarşistlik,−ği anarşizm anartri ana saat,−ti

189

ana sanlı ana sav ana sayaç,−cı anasıl ana sınıfı anasının gözü anasır anasız anasızlık,−ğı anason ana sözleşme ana şehir,−hri anatomi anatomici anatomik,−ği anatomist ana toplardamar anavaşya ana vatan ana yapı ana yarısı anayasa anayasacı anayasal ana yol ana yön ana yurt,−du

190

ana yüreği anbean anca ancak anchorman ançüez andaç,−cı andante andantino andaval andavallı andemi andemik,−ği andezit,−di andık,−ğı Andırın (ilçe) andırış andırışma andırışmak andırma andırmak andız andız otu andropoz anekdot anele anemi

191

anemik,−ği anemometre anemon aneroit,−di anestezi anestezist anesteziyoloji anevrizma angaje angaje etmek angaje olmak angajman angajmanlı angajmansız angajmansızlık,−ğı angarya angaryacı angıç,−cı angın Anglikan Anglikanizm Anglikanlık,−ğı Anglofil Anglosakson Angola Angolalı angström

192

angudî angut,−du angutluk,−ğu anha minha anhidrit anı anık,−ğı anıklama anıklamak anıklaşma anıklaşmak anıklık,−ğı anılaşma anılaşmak anılma anılmak anımsama anımsamak anımsanma anımsanmak anımsatma anımsatmak anında anırış anırma anırmak anırtı

193

anırtma anırtmak anıştırma anıştırmak anıt Anıtkabir anıtlaşma anıtlaşmak anıtlaştırılma anıtlaştırılmak anıtlaştırma anıtlaştırmak anıt mezar anıtsal anıtsı anız anızlık,−ğı anî anî akın anîde anîden anif anî hız anilin anilin boyalar animasyon animato

194

animatör animizm anjanbıman anjin anjiyo anjiyografi anjiyoloji Anka Ankara Ankara keçisi Ankara kedisi ankastre ankastre fırın ankastre ocak,−ğı ankesörlü telefon anket anketçi anketçilik,−ği anketör anket yapmak ankiloz anlak,−ğı anlaklı anlam anlama anlamak anlamamazlık,−ğı

195

anlam aykırılığı anlamazlık,−ğı anlam bayağılaşması anlam bilimi anlam bilimsel anlam daralması anlamdaş anlamdaşlık,−ğı anlam değişmesi anlam genişlemesi anlam iyileşmesi anlam kayması anlam kötüleşmesi anlamlandırma anlamlandırmak anlamlı anlamlı anlamlı anlamlılık,−ğı anlamsal anlamsız anlamsızlaşma anlamsızlaşmak anlamsızlaştırma anlamsızlaştırmak anlamsızlık,−ğı

196

anlaşık,−ğı anlaşılma anlaşılmak anlaşılmaz anlaşma anlaşmak anlaşmalı anlaşma yapmak anlaşmazlık,−ğı anlaştırma anlaştırmak anlatı anlatıcı anlatılma anlatılmak anlatım anlatım bilimi anlatımcı anlatımcılık,−ğı anlatımlı anlatım tonu anlatış anlatma anlatmak anlattırma anlattırmak anlayış

197

anlayışlı anlayışlılık,−ğı anlayışsız anlayışsızlık,−ğı anlık,−ğı anlıkçılık,−ğı anlı şanlı anma anmak anmalık,−ğı anma töreni anne anneanne annelik,−ği annelik etmek anne olmak anofel anomali anomnezi anonim anonim ortaklık,−ğı anonim şirket anons anons etmek anonsör anorak,−ğı anorganik,−ği

198

anormal,−li anormalleşme anormalleşmek anormallik,−ği anot,−du ansefal,−li ansefalit ansıma ansımak ansız ansızın ansiklopedi ansiklopedici ansiklopedicilik,−ği ansiklopedik,−ği ansiklopedik sözlük,−ğü ansiklopedr ant,−dı antagonizma Antakya Antalya antant antarktik,−ği Antarktika antarktik kara anten

199

antenli antenli balık,−ğı anten yükselteci Antep baklavası Antep fıstığı Antep fıstığıgiller Antep işi (nakış) anterit anterograf anterosel anterostomi antet antetli ant etmek antetsiz antialerjik,−ği antiasit,−di antibiyotik,−ği antibiyotik tedavisi antidemokratik,−ği antidot antiemperyalist antiemperyalizm antifaşist antifaşizm antifriz antijen

200

antihijyenik,−ği antik,−ği antika antikacı antikacılık,−ğı antikalık,−ğı antika mobilya antikapitalist antikapitalizm antikatot,−du antik çağ antikiklon antikite antikomünist antikomünizm antikor antilop,−bu antiloplar antimon antinomi antioksidan antipati antipatik,−ği antipropaganda antisemit antisemitist antisemitizm

201

antisepsi antiseptik,−ği antisiklon antitez antitoksik,−ği antitoksin ant kardeşi antlaşma antlaşmak antlı antoloji antrakt antrasit antre antrenman antrenmanlı antrenmansız antrenör antrenörlük,−ğü antrepo antrepocu antrepoculuk,−ğu antrkot antrok antropoit,−di antropoitler antropolog,−ğu

202

antropoloji antropolojik,−ği antropomorfizm antroponim antroposantrizm antropozoik,−ği antropozoik devir antrparantez anut,−du anüri anüs anüs yüzgeci anyon anzarot aort apacı apaçık,−ğı apaçıklık,−ğı apak,−ğı apalak,−ğı apandis apandisit apansız apansızın aparat aparey aparkat

203

aparma aparmak apartman apar topar apart otel apaş apatit apaydın apaydınlık,−ğı apayrı apaz apazlama apazlamak apel aperitif apış apışak,−ğı apış arası apışık,−ğı apışlık,−ğı apışma apışmak apıştırma apıştırmak apiko aplik,−ği aplikasyon

204

aplike apokaliptik,−ği apokrif apolet apolitik,−ği aport aposteriori apostrof apoşi apotr appassionato apraksi apre apreci apreleme aprelemek apreli apresiz april apriori apse apseleşme apseleşmek apsent apsis aptal aptal aptal

205

aptalca aptalcasına aptallaşma aptallaşmak aptallaştırma aptallaştırmak aptallık,−ğı aptallık etmek aptal olmak apteriks apukurya apul apul ar ara araba araba araba arabacı arabacılık,−ğı araba falakası arabalı arabalık,−ğı arabalı vapur araba mezarlığı araban Araban (ilçe) arabanbuselik,−ği arabankürdî

206

ara başlık,−ğı araba vapuru arabesk arabeskçi arabeskleşme arabeskleşmek Arabî Arabist Arabistan Arabistan defnesi Arabistik,−ği Arabizasyon ara bono arabozan arabozanlık,−ğı ara bozucu ara bozuculuk,−ğu ara bulma ara bulmak ara bulucu ara buluculuk,−ğu aracı aracı banka aracı kurum aracılığıyla aracılık,−ğı aracılık etmek

207

aracı şirket ara cümle araç,−cı Araç (ilçe) araççılık,−ğı araçlı araçlı jimnastik,−ği araçsız araçsızlık,−ğı arada bir ara deniz Araf Arafat aragonit arak araka ara kamışı ara kapı ara kararı ara kazanç,−cı arakçı arakçılık,−ğı ara kesit arakıye araklama araklamak Araklı (ilçe)

208

ara konakçı Aral aralama aralamak aralanma aralanmak aralatma aralatmak aralık,−ğı Aralık (ilçe) aralık etmek aralıklı aralık oyunu aralıksız aralıkta arama arama bülteni arama emri arama izni aramak arama kararı ara mal arama ruhsatı arama tarama arama yapmak Aramîce ara nağme

209

ara nağmesi aranılma aranılmak aranje etmek aranjman aranjör aranma aranmak arantı Arap Arap aşı Arapça Arapçalaşma Arapçalaşmak Arapçalaştırma Arapçalaştırmak Arapkir (ilçe) Araplaşma Araplaşmak Araplaştırma Araplaştırmak Araplık,−ğı Arap rakamları Arap sabunu arapsaçı (bitki; karışık durum) Arapsun

210

Arap tavşanı Arap zamkı ararot ararot kamışı Arasat ara seçim ara sıcak,−ğı ara sınavı ara sıra arasız ara sokak,−ğı ara söz arasta araşit,−di araştırı araştırıcı araştırıcılık,−ğı araştırılma araştırılmak araştırma araştırmacı araştırmacılık,−ğı araştırma filmi araştırma görevlisi araştırmak araştırman aratış

211

aratma aratmak ara tümce ara yerde arayıcı arayıcı fişeği arayış ara yön araz arazbar arazbarbuselik,−ği arazi arazi aracı arazi olmak arazi turu arazi vitesi arazi yarışı arbalet arbede arbitraj arboretum arda Arda Ardahan ardak,−ğı ardaklanma ardaklanmak

212

Ardanuç (ilçe) Ardeşen (ilçe) ardı ardına ardıç,−cı ardıç kuşu ardıç otu ardıç rakısı ardıl ardıl görüntü ardılma ardılmak ardın ardın ardınca ardı sıra ardışık,−ğı ardışık görüntü ardışıklık,−ğı ardışık olgular ardışık sayılar ardiye ardiyeci arduaz arefe arefe günü arena areometre argaç,−cı

213

argaçlama argaçlamak argali argın argınlık,−ğı argıt,−dı argo argon argonot Arguvan (ilçe) argüman Arhavi (ilçe) arı arı beyi arı biti Arıcak (ilçe) arıcı arıcılık,−ğı arı dalağı arık,−ğı arıkçı arı kil arıklama arıklamak arıklaşma arıklaşmak arıklatma

214

arıklatmak arıklık,−ğı arı kovanı Arıkovanı (yıldız kümesi) arı kuşu arı kuşugiller arılama arılamak arılanma arılanmak arılar arılaşma arılaşmak arılaştırma arılaştırmak arılık,−ğı arındırma arındırmak arınık,−ğı arınış arınma arınmak arı sili arı sütü arış arıtıcı

215

arıtıcılık,−ğı arıtım arıtım evi arıtış arıtma arıtma ünitesi arıtmak arız arıza arızalanma arızalanmak arızalı arızasız arıza yapmak arızî arız olmak arî Arî aria Arî dil arif arifane arife arife günü arioso Aristocu Aristoculuk,−ğu

216

aristokrasi aristokrat aristokratik,−ği aristokratlık,−ğı aritmetik,−ği aritmetik dizi aritmetik işlem aritmetik orta aritmetiksel aritmi aritmik,−ği ariya ariyet ariyeten ariza ariz amik arjantin Arjantin Arjantinli ark arka arka arka arka arkaya arka ayak,−ğı arkaç,−cı arkadan arkaya arkadaş

217

arkadaş canlısı arkadaşça arkadaşlık,−ğı arkadaşlık etmek arkadaş olmak arkaik,−ği arkaizm arkalama arkalamak arkalanma arkalanmak arkalı arkalıç,−cı arkalık,−ğı arkalıklı arkalıksız arka müziği arka plân arka plânda arkası kavi arkası pek arkası sıra arkası yufka arkasız arka sokak,−ğı arka teker arka üstü

218

arka yüz arkebüz arkeen arkegon arkeolog,−ğu arkeoloji arkeolojik,−ği arkeopteriks arketip arkıt arkoz arktik,−ği arlanma arlanmak arlanmaz arlı arma armada armador armadura armağan armağan etmek armalı armatör armatörlük,−ğü armatür armoni

219

armonik,−ği armonika armoniler armoni orkestrası armonize armonyum armudî armudiye armut,−du armutçu armut kabağı armut kurusu Armutlu (ilçe) armut top armuz Arnavut Arnavut bacası Arnavut biberi Arnavut ciğeri Arnavutça Arnavut kaldırımı Arnavutlaşma Arnavutlaşmak Arnavutlaştırma Arnavutlaştırmak Arnavutluk,−ğu arnika

220

aroma aromalı aromatik,−ği arometrapi arozöz arp arpa arpacı arpacık,−ğı arpacık soğanı arpacılık,−ğı Arpaçay (ilçe) arpa güvesi arpağan arpalama arpalık,−ğı arpalık etmek arpa suyu arpa şehriye arpçı arpej arsa arsa payı arsenik,−ği arsıulusal arsız arsız arsız

221

arsızca arsızlanma arsızlanmak arsızlaşma arsızlaşmak arsızlık,−ğı arsızlık etmek Arsin (ilçe) arslan arslanlı arş arşe arşetip arşıâlâ arşın arşınlama arşınlamak arşınlık,−ğı arşidük arşidüşes arşiv arşivci arşivcilik,−ği arşivleme arşivlemek art,−dı artağan

222

artağanlık,−ğı artakalma artakalmak art arda art avurt,−du art avurt ünsüzü art bölge artçı artçı deprem artçılık,−ğı artçı şok art damak,−ğı art damak ünsüzü art düşünce arter arterit artezyen artezyen kuyusu artı artık,−ğı artık değer artık emek,−ği artık gün artıklama artıklamak artık yıl artım

223

artımlı artın artırılma artırılmak artırım artırma artırmak artı sayı artış artı uç,−cu artik artikel artikülâsyon artist artistçe artistik,−ği artistlik,−ği artma artmak artmak,−ğı art niyet art oda Artova (ilçe) artrit artroz art teker Artvin

224

art zamanlı art zamanlı dil bilimi art zamanlılık,−ğı aruz arya Aryanizm arz arzanî arz dairesi arz derecesi arz etmek arziyat arz odası arz talep kanunu arzu arzu etmek arzuhâl,−li arzuhâlci arzuhâlcilik,−ği arzulama arzulamak arzulu arz ve talep,−bi as asa asabî asabîleşme

225

asabîleşmek asabîlik,−ği asabiye asabiyeci asabiyet asal asalak,−ğı asalak bilimi asalaklaşma asalaklaşmak asalaklık,−ğı asalet asaleten asaleten atama asaleten atanma asal gazlar asal sayı asamble asansör asansör boşluğu asansörcü asap,−bı asar Asarcık (ilçe) asarıatika asayiş asbaşkan

226

asbest asbest yünü aselbent,−di asenkron asepsi aseptik,−ği ases asesbaşı asetat asetatlı asetik,−ği asetik asit,−di asetilen aseton asfalt asfaltit asfaltlama asfaltlamak asfaltlanma asfaltlanmak asgarımüşterek,−ği asgarî asgarî ücret ashap,−bı ası asık,−ğı asık suratlı

227

asıl,−slı asılanma asılanmak asılı asılış asıllı asılma asılmak asılmışadam (bitki) asıl nüsha asıl sayılar asılsız asılsızlık,−ğı asıltı asıl vurgu asım asım takım asıntı asıntı olmak asır,−srı asırlarca asırlık,−ğı asi aside asidimetre asil asileşme

228

asileşmek asilik,−ği asilik etmek asillik,−ği asilzade asilzadelik,−ği asimetri asimetrik,−ği asimilâsyon asimile etmek asimptot asistan asistanlık,−ğı asit,−di asit alkol,−lü asit borik,−ği asit fenik,−ği asitölçer ask askarit as kat asker askerce askerci askercilik,−ği askerî askerî ambargo

229

askerî ataşe askerî inzibat askerî kaput askerîleşme askerîleşmek askerîleştirme askerîleştirmek askerî rüştiye askeriye asker kaçağı askerlik,−ği askerlik dairesi askerlik etmek askerlik hizmeti askerlik yapmak askerlik yoklaması asker ocağı asker olmak asker tayını askı askıcı askılı askılık,−ğı askıntı askıntı olmak askısız asklı

230

askospor asla aslan Aslan (burç) aslanağzı (bitki) aslan ağzı Aslanapa (ilçe) aslanca aslangiller aslankulağı (bitki) aslankuyruğu (bitki) aslanlık,−ğı aslan payı aslanpençesi (bitki) aslan sütü aslan yürekli aslen aslı astarı aslık,−ğı aslında aslı nesli aslî aslî düşünce aslî maaş aslî nüsha asliye asma

231

asma bahçe asma bıyığı asma biti asmagiller asmak asma kabağı asma kat asma kilit,−di asma köprü asmalı asmalık,−ğı asma merdiven asma yaprağı asmolen asonans asorti asosyal,−li asparagas aspidistra aspiratör aspirin aspur asrısaadet asrî asrîleşme asrîleşmek asrîlik,−ği

232

assai assolist ast Astana astar astar boyası astar kaplama astarlama astarlamak astarlanma astarlanmak astarlatma astarlatmak astarlı astarlık,−ğı astarlı zarf astarya astasım astat astatin asteğmen asteğmenlik,−ği astenik tip asteroit,−di astım astımlı astırma

233

astırmak astigmat astigmatizm astragan astrofizik,−ği astrolog,−ğu astroloji astronom astronomi astronomik,−ği astronomik fiyat astronomik rakam astronot astronotluk,−ğu astropikal,−li astsubay astsubay başçavuş astsubay çavuş astsubay kıdemli başçavuş astsubay kıdemli çavuş astsubay kıdemli üstçavuş astsubaylık,−ğı astsubay üstçavuş asude

234

asudelik,−ği asuman Asurca Asurî Asya Asyalı Asyalılık,−ğı asyön aş aşağı aşağı bitkiler aşağılama aşağılamak aşağılanma aşağılanmak aşağılaşma aşağılaşmak aşağılatma aşağılatmak aşağılık,−ğı aşağılık duygusu aşağılık kompleksi aşağılı yukarılı aşağı mahalle aşağısama aşağısamak aşağısı

235

aşağı yukarı aşama aşamalı aşama sırası aşar aşarî aşçı aşçı baltası aşçıbaşı,−yı,−nı aşçıbaşılık,−ğı aşçılık,−ğı aş damı aşerat aş erme aş ermek aş evi aşhane aşı aşı boyalı aşı boyası aşıcı aşıcılık,−ğı aşık,−ğı (ayak bile− ğindeki kemik) âşık,−kı,−ğı (vurgun, tutkun) aşı kâğıdı

236

âşıkane aşık kemiği âşıklı âşıklık,−ğı âşık olmak âşıktaş âşıktaşlık,−ğı aşılama aşılamak aşılanma aşılanmak aşılatma aşılatmak aşılı aşılma aşılmak aşım aşındırma aşındırmak aşınım aşınma aşınmak aşınma payı aşıntı aşı olmak aşır,−şrı aşıramento

237

aşırı aşırı bellem aşırı besi aşırıcılık,−ğı aşırı doyma aşırı duyarlık,−ğı aşırı duyu aşırı erime aşırılık,−ğı aşırılma aşırılmak aşırıntı aşırı taşırı aşırı uç,−cu aşırma aşırmacılık,−ğı aşırmak aşırma kayış aşırmasyon aşırtı aşırtma aşırtmak aşısız aşıt,−dı aşı taşı aşikâr aşikâre

238

aşikâr etmek aşikâr olmak aşina aşinalık,−ğı aşiret aşiyan aşk Aşkabat Aşkale (ilçe) aşkefza aşk etmek aşkın aşkıncılık,−ğı aşk olsun aşk eylemek aşlık,−ğı aşma aşmak aşna aşna fişne aş ocağı aşoz aştırma aştırmak aşure aşure ayı aşure günü

239

aşurelik,−ği aşüfte aşüftelik,−ği aş yermek at ata atabek,−ği atabey Atabey (ilçe) atacılık,−ğı ata erki ataerkil atak,−ğı ataklaşma ataklaşmak ataklık,−ğı atak yapmak atalar sözü atalet atalık,−ğı atama atamak ataman at anası atanma atanmak ataraksiya

240

atardamar atari atarkanal atasözü ataş ataşe ataşelik,−ği Atatürkçü Atatürkçülük,−ğü atavik,−ği atavizm atbalığı (su aygırı) at başı at cambazı atçı atçılık,−ğı at donu (renk) ate atefleksiyon ateh ateist ateizm aterina ateş ateş balığı ateşbaz ateş boyu

241

ateş böceği ateş böcekleri ateşçi ateş çiçeği ateşçilik,−ği ateş dikeni ateş etmek ateş gecesi ateş gemisi ateş hattı ateşin ateş kayığı ateşkes ateş kırmızısı ateşleme ateşlemek ateşlendirme ateşlendirmek ateşlenme ateşlenmek ateşletme ateşletmek ateşleyici ateşli ateşli ateşli ateşlik,−ği ateşlilik,−ği

242

ateşli silâh ateşli silâhlar ateş pahası ateş parçası ateşperest ateşten gömlek,−ği ateş tuğlası atfen atfetme atfetmek at gezdirmeliği atgiller at gözlüğü atıcı atıcılık,−ğı atıf,−tfı atıfet atık,−ğı atık kâğıt,−dı atık su atıl atılgan atılganlık,−ğı atılım atılımcı atılış atılma

243

atılmak atım atımcı atımcılık,−ğı atımlık,−ğı atış atış alanı atışma atışmak atıştırma atıştırmak atıştırmalık,−ğı atıştırma yeri atış yeri ati atik,−ği atiklik,−ği atik tetik,−ği Atkaracalar (ilçe) at kestanesi at kestanesigiller atkı atkı iplik,−ği atkılama atkılamak atkılı atkuyruğu (bitki; saç)

244

atkuyruğugiller atlama atlama beygiri atlamak atlama tahtası atlama taşı atlambaç,−cı atlandırma atlandırmak atlangıç,−cı atlanılma atlanılmak atlanma atlanmak atlar anası atlas atlas çiçeği atlas çiçeğigiller atlas kemiği atlatılma atlatılmak atlatma atlatmak atlet atlet fanilâsı atletik,−ği atlitik tip

245

atletizm atlı atlıkarınca (eğlence aracı) atlı karınca atlı spor atma atmaca atmak atmasyon atmasyoncu atmasyonculuk,−ğu at meydanı atmık,−ğı atmosfer atmosfer basıncı atmosferik,−ği atol,−lü atom atom ağırlığı atomal,−li atom bombası atomcu atomculuk,−ğu atom çağı atom çekirdeği atom enerjisi

246

atomik,−ği atom numarası atom reaktörü atom santrali atom sayısı atonal,−li atölye atölye resmi atraksiyon atropin at sineği attar attırma attırmak atvur aut av avadancı avadanlık,−ğı aval,−li aval aval aval avam Avam Kamarası avanak,−ğı avanakça avanaklık,−ğı

247

avanaklık etmek avangart,−dı Avanos (ilçe) avanproje avans avanta avantacı avantacılık,−ğı avantadan avantaj avantajlı avantajsız avantür avantüriye Avar avara Avarca avare avare etmek avareleşme avareleşmek avarelik,−ği avare olmak avarız avarya avaz avcı

248

avcı çantası avcı eri avcı hattı Avcılar (ilçe) avcılık,−ğı avcılık etmek avcı otu avcı uçağı avdet avdet etmek avdetî av dönemi avene averaj avgın av hayvanı avisto avize avize ağacı av köpeği av kuşu avlak,−ğı avlama avlamak avlanma avlanmak avlatma

249

avlatmak avlu av mevsimi avokado Avrasya avrat,−dı avrat pazarı avret Avro Avrupa Avrupaî Avrupa kayını Avrupalı Avrupalılaşma Avrupalılaşmak Avrupalılık,−ğı av tezkeresi avuç,−cu avuç avuç avuç dolusu avuç içi avuçlama avuçlamak avukat avukatlık,−ğı avunç,−cu avundurma

250

avundurmak avunma avunmak avuntu avurt,−du avurtlama avurtlamak avurtlu avurt ünsüzü Avustralya Avustralya karatavuğu Avustralyalı Avusturya Avusturyalı avutma avutmak avutucu avutulma avutulmak av yasağı ay (takvim) ay (gök cismi) Ay (bilimsel yayınlarda) aya ay ağılı

251

ayak,−ğı ayakaltı ayak bağı ayakbastı ayak bileği ayakça ayakçak,−ğı ayakçı ayakçın ayak divanı ayak işi ayak izi ayakkabı,−yı ayakkabıcı ayakkabıcılık,−ğı ayakkabılık,−ğı ayak keseri ayak kirası ayaklama ayaklamak ayaklandırma ayaklandırmak ayaklanma ayaklanmak ayaklı ayaklık,−ğı ayaklı koşma

252

ayaklı kütüphane ayaklı mâni ayak makinesi ayak oyunu ayak satıcısı ayaksız ayaksızlar ayakta ayak tabanı ayak takımı ayak tarağı ayaktaş ayak tedavisi ayak teri ayak topu ayakucu (gök bilimi) ayak ucu ayaküstü ayaküzeri ayak yalın ayakyolu ayal,−li ayan (belli, açık) âyan (ileri gelenler) ayan beyan Ayancık (ilçe) ayandon

253

ayan olmak ayar ayarcı ayar etmek ayarı bozuk,−ğu ayarlama ayarlamak ayarlanma ayarlanmak ayarlatma ayarlatmak ayarlı ayarlı pense ayarsız ayarsızlık,−ğı ayartı ayartıcı ayartıcılık,−ğı ayartılma ayartılmak ayartma ayartmak Ayaş (ilçe) ayaz ayazlama ayazlamak ayazlandırılma

254

ayazlandırılmak ayazlandırılmış rakı ayazlanma ayazlanmak ayazlatma ayazlatmak ayazlık,−ğı ayazma ay balığı ay balığıgiller ay balta Aybastı (ilçe) aybaşı aybeay ayça ay çekirdeği ayçiçeği ayçiçeği yağı ayçöreği ay dede aydemir aydın Aydın Aydıncık (ilçe) aydınger aydınlanma aydınlanmak

255

Aydınlar (ilçe) aydınlatıcı aydınlatılma aydınlatılmak aydınlatma aydınlatmak aydınlık,−ğı aydınlıkölçer Aydıntepe (ilçe) ay dönümü ayet ay evi aygın aygın baygın aygır aygır deposu aygıt ay−gün takvimi ay−gün yılı ayı ayıbacağı (yelken tarzı) ayı balığı ayıboğan ayıcı ayıcılık,−ğı ayıgiller

256

ayı gülü ayık,−ğı ayıklama ayıklamak ayıklanma ayıklanmak ayıklatma ayıklatmak ayıklık,−ğı ayıkmak ayıkulağı (bitki) ayılık,−ğı ayılma ayılmak ayıltı ayıltma ayıltmak ayın ayınga ayıngacı ayıngacılık,−ğı ayıp,−bı ayıp etmek ayıplama ayıplamak ayıplanma ayıplanmak

257

ayıplı ayıpsız ayıraç,−cı ayıran ayırgan ayırganlık,−ğı ayırıcı ayırım ayırım yapmak ayırma ayırmaç,−cı ayırmak ayırt edilmek ayırt etmek ayırtı ayırtma ayırtmak ayırtman ayırtmanlık,−ğı ay ışığı ayıt ayı üzümü ayı yürüyüşü ayin ayinicem ay karanlığı aykırı

258

aykırı doğrular aykırı katmanlaşma aykırılama aykırılamak aykırılaşma aykırılaşmak aykırılık,−ğı aykırı olmak ayla aylak,−ğı aylakçı aylakçılık,−ğı aylaklık,−ğı aylaklık etmek aylak olmak aylama aylamak aylandız aylanma aylanmak aylı aylık,−ğı aylıkçı aylıklı ayma aymak aymaz

259

aymazlık,−ğı ay modülü ayn ayna aynabakar aynacı aynacılık,−ğı aynalı aynalık,−ğı aynalık tahtası aynalı sazan aynasız aynasızlık,−ğı ayna taşı ayna tırnağı aynaz aynen aynı aynılık,−ğı aynısefa aynıyla aynı zamanda aynî aynî hak,−kkı ayniyat ayniyet aynştaynyum

260

ayol ay örümceği ayraç,−cı ayran ayran ağızlı ayran budalası ayrancı Ayrancı (ilçe) ayrancılık,−ğı ayran delisi ayran gönüllü ayranlaşma ayranlaşmak ayrı ayrı ayrı ayrı basım ayrıca ayrıcalı ayrıcalık,−ğı ayrıcalıklı ayrıcalıksız ayrıcasız ayrı cinsten ayrıç,−cı ayrı çanak yapraklılar ayrık,−ğı ayrık küme

261

ayrıklı ayrıklık,−ğı ayrık otu ayrıksı ayrıksı ay ayrıksı dağılış ayrıksılık,−ğı ayrıksı yıl ayrıksız ayrılanma ayrılanmak ayrılaşma ayrılaşmak ayrılı ayrılık,−ğı ayrılıkçı ayrılış ayrılışma ayrılışmak ayrılma ayrılmak ayrılmazlık,−ğı ayrım ayrımcı ayrımcılık,−ğı ayrımlama ayrımlaşma

262

ayrımlaşmak ayrımlı ayrımlılık,−ğı ayrımsama ayrımsamak ayrımsız ayrımsızlık,−ğı ayrıntı ayrıntılı ayrışık,−ğı ayrışıklık,−ğı ayrışım ayrışma ayrışmak ayrıştırma ayrıştırmak ayrıt ayrı taç yapraklılar ayriyeten aysar aysberg aysfilt,−di aysız ayşekadın (fasulye) ay takvimi aytışma aytışmak

263

ay tutulması ayva ayvadana Ayvacık (ilçe) ayva hoşafı ayva kompostosu ayvalık,−ğı Ayvalık (ilçe) ayva marmelâdı ayvan ayva reçeli ayva tüyü ayvaz ayvazlık,−ğı ayyar ayyarlık,−ğı ayyaş ayyaşlık,−ğı ay yıldız ay yılı ayyuk az aza azade azadelik,−ği azalma azalmak

264

azaltma azaltmak azamet azametli azamî azap,−bı azaplı azar azar azar azarlama azarlamak azarlanma azarlanmak azarlatma azarlatmak azat,−dı azat etmek azat eylemek azatlı azatlık,−ğı azatsız az az az buçuk,−ğu azca az çok Azdavay (ilçe) azdırılma

265

azdırılmak azdırma azdırmak azelya Azerbaycan Azerbaycanlı Azerî Azerîce az gelişmiş az gelişmişlik,−ği azgın azgınlaşma azgınlaşmak azgınlık,−ğı azı azıcık,−ğı azı dişi azık,−ğı azıklı azıklık,−ğı azılı azımsama azımsamak azınlık,−ğı azınlık hükûmeti azışma azışmak

266

azıştırma azıştırmak azıtma azıtmak azil,−zli azim,−zmi azimet azimet etmek azimkâr azimkârane azimli azit,−di aziz azize aziziye Aziziye azizlik,−ği azizlik etmek azledilme azledilmek azletme azletmek azlık,−ğı azlolunma azlolunmak azma azmak

267

azmak,−ğı azman azman kaya azmanlaşma azmanlaşmak azmetme azmetmek azmettirme azmettirmek aznavur aznif azoik,−ği azol,−lü azonal,−li azot azot dioksit,−di azotlama azotlamak azotlanmış azotlu azotometre azotölçer Azrail (*)B B baba baba adam

268

babaanne baba bucağı babacan babacanca babacanlaşma babacanlaşmak babacanlık,−ğı babacık babacıl babacılık,−ğı babaç,−cı babaçko Babadağ (ilçe) babadan oğula Babaeski (ilçe) baba evi babafingo baba hindi Babaî Babaîlik,−ği babaköş babalanma babalanmak babalı babalık,−ğı babalık etmek baba mirası

269

baba nasihati baba ocağı baba olmak babasız baba tatlısı baba yadigârı babayani babayanilik,−ği babayiğit,−di babayiğitlik,−ği baba yurdu Babıâli babında Babîlik,−ği baca baca başı bacak,−ğı bacak arası bacak kalemi bacakkıran bacaklı bacaklık,−ğı bacaklı yazı bacaksız baca kulağı bacanak,−ğı bacanaklık,−ğı

270

baca tomruğu bacı baç baççı baççılık,−ğı bad badana badanacı badanacılık,−ğı badana etmek badanalama badanalamak badanalanma badanalanmak badanalatma badanalatmak badanalı badanasız badas badat bade badehu badeli badeli aşık,−ğı badem badema badem ağacı

271

badem bıyık,−ğı bademcik,−ği badem ezmesi badem gözlü badem içi badem kürk bademli bademlik,−ği bademsi badem şekeri badem tırnak,−ğı badem yağı baderna badıç,−cı badısaba badi badi badi badik,−ği badikleme badiklemek badikleşme badikleşmek badire badiye badminton badya Bafra (ilçe)

272

bagaj bagaj kapağı bagaj kilidi bagaj memuru baget bagetli bağ bağa bağan bağ bahçe bağ bıçağı bağboğan bağ bozumu bağcı bağcık,−ğı bağcıklı bağcıksız Bağcılar (ilçe) bağcılık,−ğı bağ çubuğu bağdadî bağdalama bağdalamak bağdama bağdamak bağdaş bağdaşık,−ğı

273

bağdaşıklaşma bağdaşıklaşmak bağdaşıklaştırma bağdaşıklaştırmak bağdaşıklık,−ğı bağdaşılma bağdaşılmak bağdaşım bağdaşma bağdaşmak bağdaşmaz bağdaşmazlık,−ğı bağdaştırıcı bağdaştırma bağdaştırmacı bağdaştırmacılık, −ğı bağdaştırmak bağ doku bağ fiil bağı bağıcı bağıl bağıldak,−ğı bağıl değer bağıllık,−ğı bağıl nem

274

bağım bağımlama bağımlamak bağımlaşma bağımlaşmak bağımlı bağımlılık,−ğı bağımlı sıralı cümle bağımsız bağımsız bölüm bağımsızlaşma bağımsızlaşmak bağımsızlaştırma bağımsızlaştırmak bağımsızlık,−ğı bağımsız milletvekili bağımsız sıralı cümle bağın bağıntı bağıntıcı bağıntıcılık,−ğı bağıntılı bağıntılılık,−ğı bağır,−ğrı bağırdak,−ğı

275

bağırgan bağırış bağırış çağırış bağırma bağırmak bağırsak,−ğı bağırsak askısı bağırsak iltihabı bağırsak ingini bağırsak kazıntısı bağırsak kurdu bağırsak solucanı bağırtı bağırtkan bağırtlak,−ğı bağırtma bağırtmak bağır yeleği bağış bağışçı bağışık,−ğı bağışıklık,−ğı bağışıklık bilimi bağışlama bağışlamak bağışlanma bağışlanmak

276

bağışlatma bağışlatmak bağışlayıcı bağıt bağıtçı bağıtlanma bağıtlanmak bağıtlaşma bağıtlaşmak bağıtlı bağkesen bağlaç,−cı bağlaç grubu bağlaçlı bağlaçlı tamlama bağlaçlı yan cümle bağlaç öbeği bağlam bağlama bağlamacı bağlamacılık,−ğı bağlamak bağlamalık,−ğı bağlama zarf−fiili bağlamsal anlam bağlanak,−ğı bağlanım

277

bağlanış bağlanma bağlanmak bağlantı bağlantı doku bağlantı borusu bağlantılı bağlantısız bağlantısızlık,−ğı bağlantısızlık politikası bağlantısızlık siyaseti bağlantısız ülkeler bağlantı ünlüsü bağlantı ünsüzü bağlantı yapmak bağlaşık,−ğı bağlaşıklık,−ğı bağlaşım bağlaşma bağlaşmak bağlatma bağlatmak bağlayıcı bağlayıcı ünlü bağlayıcı ünsüz

278

bağlayış bağlı bağlık,−ğı bağlık bahçelik,−ği bağlı kredi bağlılaşık,−ğı bağlılaşım bağlılaşma bağlılaşmak bağlılık,−ğı bağlı olmak bağlı su bağnaz bağnazlaşma bağnazlaşmak bağnazlık,−ğı bağrıkara (kuş) bağrış bağrışa çağrışa bağrış çağrış bağrışma bağrışmak bağrıştırma bağrıştırmak bağrı yanık,−ğı bağrı yufka baha

279

bahadır bahadırlık,−ğı Bahaî Bahaîlik,−ği bahane bahane etmek bahaneli bahanesiz bahar baharat baharatçı baharatçılık,−ğı baharatlandırma baharatlandırmak baharatlı baharatsız bahar bayramı baharcı bahar dönemi bahariye baharlı bahar nezlesi bahar noktası bahçe Bahçe (ilçe) bahçeci bahçecilik,−ği

280

bahçe domatesi bahçe kekiği bahçeli Bahçelievler (ilçe) bahçelik,−ği bahçe makası bahçemsi bahçe nanesi Bahçesaray (ilçe) bahçesiz bahçıvan bahçıvanlı bahçıvanlık,−ğı bahir,−hri bahis,−hsi bahisçi bahis konusu bahname bahri (kuş) bahrî (denizle ilgili) bahriye bahriye çiftetellisi bahriyeli bahsetme bahsetmek bahşetme bahşetmek

281

Bahşili (ilçe) bahşiş baht bahtı açık,−ğı bahtı kara baht işi bahtiyar bahtiyarlık,−ğı bahtlı bahtsız bahtsızlık,−ğı bahusus bakaç,−cı bakakalma bakakalmak bakalit bakalitli bakalorya bakam bakan bakanak,−ğı bakanlar kurulu bakanlık,−ğı bakar bakara bakar kör bakaya

282

bakı bakıcı bakıcılık,−ğı bakılma bakılmak bakım bakımcı bakım evi bakımından bakımlı bakımlık,−ğı bakımlılık,−ğı bakımsız bakımsızlık,−ğı bakım yurdu bakıncak,−ğı bakındı bakınma bakınmak bakıntı bakır bakır alaşımı bakırcı bakırcılık,−ğı bakır çalığı bakır kaplama Bakırköy (ilçe)

283

bakırlaşma bakırlaşmak bakırlı bakır oksit,−di bakır pası bakır rengi bakır sülfat bakır taşı bakır tuzu bakış bakış açısı bakışık,−ğı bakışıksız bakışım bakışımlı bakışımsız bakışımsızlık,−ğı bakışma bakışmak baki bakir bakire bakirelik,−ği bakirlik,−ği bakiye bakkal bakkal çakkal

284

bakkal defteri bakkaliye bakkal kâğıdı bakkallık,−ğı bakkam bakla baklaçiçeği (renk) bakla falı baklagiller bakla kırı (renk) baklalı baklalık,−ğı baklamsı baklamsı meyve baklan Baklan (ilçe) baklava baklava börek,−ği baklavacı baklavacılık,−ğı baklava dilimi baklavalı baklavalık,−ğı bakliyat bakliye bakma bakmak

285

bakraç,−cı bakteri bakteridi bakterigiller bakterisit,−di bakteriyel bakteriyolog,−ğu bakteriyoloji bakteriyolojik,−ği bakteriyoskopi baktırma baktırmak Bakû bal bala Balâ (ilçe) balaban balaban kuşu balabanlaşma balabanlaşmak balabanlık,−ğı balak,−ğı balalayka balama balans balans ayarı balans pensi

286

balar bal arısı balast balast direnç,−ci balast gemi balast yem balat,−dı balata balayı balbal bal başı balcı balcılık,−ğı balçak,−ğı balçık,−ğı balçık hurması balçık inciri balçıklaşma balçıklaşmak balçıklı bal çiçeği Balçova (ilçe) baldır baldırak,−ğı baldıran baldıranlık,−ğı baldıran şerbeti

287

baldır bacak,−ğı baldırgan baldırı çıplak,−ğı baldırıkara (bitki) baldır kemiği baldırpatlatan baldırsokan baldız baldo bal dudaklı bale balerin balerinlik,−ği balet balgam balgamlı balgam taşı balgümeci (dikiş) balhane balık,−ğı Balık (burç) balık adam balık bilimci balık bilimi balıkçı balıkçı düğümü balıkçı kazağı

288

balıkçıl balıkçılgiller balıkçılık,−ğı balıkçıllar balıkçın balıkçı yaka balık çorbası Balıkesir balıketi (tombulca) balık eti balıkgözü (halka) balıkgözü objektif balıkhane balık istifi balık kartalı balıklama balıklamak balıklandırma balıklandırmak balıklava balıklı balıknefesi (yağ) balık otu balık pazarı balıksırtı (desen) balıksız balık sütü

289

balık tabağı balık tutkalı balık unu balık yağı balık yemi balık yumurtası Balışeyh (ilçe) baliğ baliğ olmak balina balina çubuğu balinalar balinalı balina yağı balistik,−ği bal kabağı balkan Balkan Balkanlar Balkanlı Balkanlılık,−ğı Balkanolog,−ğu Balkanoloji Balkar Balkarca bal kelebeği balkı

290

balkıma balkımak balkır balkon balkonumsu balköpüğü (renk) ballandıra ballandıra ballandırma ballandırmak ballanma ballanmak ballı ballıbaba (bitki) ballıbabagiller ballı börek,−ği ballıdarı (incir) ballık,−ğı ballıklı ballı pasta bal mumu bal mumu macunu balo balon baloncu balon lâstik,−ği balonvari

291

balotaj balotaj kurulu baloz bal özlü bal özü bal özü bezi bal özülük,−ğü bal peteği bal rengi balsam balsıra bal suyu balta baltabaş (gemi) baltacı baltacık,−ğı baltalama baltalamak baltalayıcı baltalayıcılık,−ğı baltalı baltalık,−ğı Baltık Baltık dilleri baltrap balya Balya (ilçe)

292

balyalama balyalamak balyalanma balyalanmak balya makinesi balya yapmak balyemez balyos balyoz balyozlama balyozlamak balyozlanma balyozlanmak bambaşka bambaşkalık,−ğı bambu bambul bambul otu bam teli bamya bamyatarlası (mezarlık) ban bana ban ağacı banak,−ğı banal,−li

293

banallik,−ği Banaz (ilçe) banço bançolaşma bançolaşmak bandaj bandajlama bandajlamak bandajlatma bandajlatma bandana bandıra bandıralı bandırma Bandırma (ilçe) bandırmak bando bandocu bandoculuk,−ğu bandona bandrol,−lü bandrollü bangır bangır bangırdama bangırdamak Bangladeş Bangladeşli

294

bani bank banka bankacı bankacılık,−ğı banka cüzdanı banka defteri banka kartı bankamatik,−ği banker bankerlik,−ği bankerzede banket bankiz banknot banko banko at bankomat banko sayı banlama banlamak banliyö banliyö treni banma banmak ban otu bant,−dı

295

bantlama bantlamak bantlayıcı bant zımpara ban yağı banyo banyo bataryası banyo dolabı banyo havlusu banyo kabini banyo kazanı banyo küveti banyolu banyo sabunu banyosuz banyo takımı banyo yapmak baobap,−bı bap,−bı bar baraj baraj ateşi baraj mesafesi baraj yapmak barak,−ğı baraka barakacık,−ğı

296

baran barata baratarya bar ateşi barba barbakan barbar bar bar barbarca barbarizm barbarlaşma barbarlaşmak barbarlık,−ğı barbaşı barbata barbekü barbunya barbunyagiller barbut barbutçu barcı barcılık,−ğı barça barçak,−ğı barda bardacık,−ğı bardacık eriği

297

bardak,−ğı bardakaltı (örtü) bardakçı bardak eriği bardan bardan bardan bardo barem baret barfiks bargâh bargam barhana bar havası barı barınak,−ğı barındırma barındırmak barınma barınmak barış barışçı barışçıl barışçılık,−ğı barışık,−ğı barışıklık,−ğı barışma

298

barışmak barışsever barışseverlik,−ği barıştırma barıştırmak bari barikat barikatlama barikatlamak barisfer barit,−di baritin baritli baritli yıkama bariton bariyer bariz barizleşme barizleşmek bark barka barkarol,−lü barklanma barklanmak barkot,−du barlam barmen

299

barmenlik,−ği baro baro başkanı barograf barok barokçu barokçuluk,−ğu barok müzik,−ği barometre baron baronluk,−ğu baroskop,−bu barparalel barsam barsama Bartın barudî barut barutçu barutçuluk,−ğu barut esmeri barut fıçısı barut hakkı baruthane barut kabağı barutluk,−ğu barut rengi

300

baryum baryum karbonat baryum sülfat bas basak,−ğı basaklı basaksız basamak,−ğı basamak basamak basamaklı basar basarî basarna bas bariton bas bas basbayağı basen basgitar bası basıcı basıcılık,−ğı basık,−ğı basıklaştırma basıklaştırmak basıklık,−ğı basıla basılı

301

basılış basılma basılma dayanımı basılmak basım basımcı basımcılık,−ğı basım evi basın basın ahlâkı basın ajansı basın ataşesi basın bildirisi basın bürosu basınç,−cı basınçlama basınçlamak basınçlı basınçlı kap,−bı basınçlı su basınçölçer basınç ölçüm basın danışmanı basın dünyası basın hürriyeti basın kartı basın konferansı

302

basın mensubu basın müşaviri basın özgürlüğü basın sözcüsü basın toplantısı basın yasağı basıölçer basırgama basırgamak basırganma basırganmak basış basil basiret basiretli basiretsiz basiretsizlik,−ği basit basit cisim,−smi basit cümle basitçe basit faiz basit kelime basit kesir,−sri basitleşme basitleşmek basitleştirme

303

basitleştirmek basitlik,−ği basit renk,−gi Bask Baskça basket basketbol basketbolcu basketbolculuk,−ğu basketçi basket yapmak baskı baskıcı baskıcılık,−ğı baskıda baskı grubu baskı kalıbı baskılı baskılık,−ğı baskın baskıncı baskın yapmak baskı resim,−smi baskısız baskı yapmak Baskil basklârnet

304

baskül basma basmacı basmacılık,−ğı basmahane basmak basma kalıbı basmakalıp,−bı basmakalıplaşma basmakalıplaşmak basmalı basmalık,−ğı basso bastana salatası bastarda bastı bastıbacak,−ğı bastık,−ğı bastırak,−ğı bastırık,−ğı bastırılma bastırılmak bastırım bastırma bastırmak bastika baston

305

bastoncu bastonculuk,−ğu baston francala bastonlu bastonsuz basur basurlu basur memesi basur otu basübadelmevt basya baş başa baş baş açık başağaç,−cı başağırlık,−ğı baş ağrısı başak,−ğı Başak (burç) başakçı başakçık,−ğı başaklama başaklamak başaklanma başaklanmak başaklı başaktör

306

başaktörlük,−ğü başaktris başaktrislik,−ği başaltı (spor) baş altı (denizcilik) başarı başarılı başarılma başarılmak başarım başarısız başarısızlık,−ğı başarma başarmak başasistan başasistanlık,−ğı baş aşağı başat başat karakter başatlık,−ğı başatlık yasası başbakan başbakanlık,−ğı baş başa başbayi,−i baş belâsı baş bezi

307

baş bıçağı baş biti başbuğ baş çanağı başçavuş başçavuşluk,−ğu başçı başçık,−ğı Başçiftlik (ilçe) başdanışman başdekorcu başdekorculuk,−ğu başdizgici baş döndürücü baş dönmesi başdümenci baş dümeni başefendi başeksper başeser başeski başfiyat başgardiyan başgarson başgarsonluk,−ğu başgedikli başhakem

308

başhekim başhekimlik,−ği başhemşire başhemşirelik,−ği başhostes başı açık,−ğı başı bağlı başıboş başıboşluk,−ğu başıbozuk,−ğu başıbozukluk,−ğu başı devletli başı dimdik,−ği başı dinç başı dumanlı başıkabak,−ğı başına buyruk,−ğu başı yumuşak,−ğı başimam başka başkaca başkafiye başkahraman başkalaşım başkalaşma başkalaşmak başkalaştırma

309

başkalaştırmak başkaldırı baş kaldırma baş kaldırmak Başkale (ilçe) baş kaldırma baş kaldırmak başkalık,−ğı başkan başkanlık,−ğı başkanlık etmek başkanlık makamı başkanlık sistemi başkan vekili başkan yardımcısı başkarakter başkası başkâtip,−bi başkâtiplik,−ği başkent başkentlik,−ği başkesit başkilise baş kipesi başkişi başkomutan başkomutanlık,−ğı

310

başkonakçı başkonsolos başkonsolosluk,−ğu başköşe başkumandan başkumandanlık, −ğı Başkurdistan Başkurt Başkurtça başlâhana başlama başlamak başlama meridyeni başlama vuruşu başlama yeri başlangıç,−cı başlangıç noktası başlanılma başlanılmak başlanma başlanmak başlatılma başlatılmak başlatma başlatmak başlayıcı

311

başlayış başlı başlı başına başlıca başlık,−ğı başlıkçı başlıklı başlıksız başmabeyinci başmak,−ğı başmakale başmakçı başmakçılık,−ğı başmaklık,−ğı başmal başmisafir başmuallim başmuallimlik,−ği başmubassır başmuharrir başmuharrirlik,−ği başmurakıp,−bı başmurakıplık,−ğı başmüdür başmüdürlük,−ğü başmüfettiş başmüfettişlik,−ği

312

başmühendis başmühendislik,−ği başmürettip,−bi başmürettiplik,−ği başmüsevvit,−di başnokta başoda başoyuncu başoyunculuk,−ğu başöğretmen başöğretmenlik,−ği başörtü başörtülü baş örtüsü başpapaz başpapazlık,−ğı başparmak,−ğı başpehlivan başpehlivanlık,−ğı başpiskopos başpiskoposluk,−ğu başrahip,−bi başrahiplik,−ği başrejisör başrejisörlük,−ğü başrol,−lü baş sağlığı

313

başsavcı başsavcılık,−ğı başsız başsızlık,−ğı başşehir,−hri baştaban baştabip,−bi baştabiplik,−ği baş tacı baş tacı etmek baştan aşağı baştan başa baştanımaz baştanımazlık,−ğı baştankara (kuş) baştan kara (git− mek, etmek) baştankaragiller baştan savmacı baştan savmacılık, −ğı baştan sona baştarda başteknisyen başucu (gök bilimi) baş ucu baş ucu kitabı

314

başucu noktası başucu uzaklığı başuzman başuzmanlık,−ğı başülke baş üstü(denizcilik) baş üstüne başvekâlet başvekil başvekillik,−ği başvurdurma başvurdurmak başvurma başvurmak başvuru başvurucu başvurulma başvuurlmak başyapıt başyardımcı başyargıcı baş yastığı başyaver başyaverlik,−ği Başyayla (ilçe) başyazar başyazarlık,−ğı

315

başyazı başyazman başyazmanlık,−ğı başyemek,−ği başyıldız başyönetmen başyönetmenlik,−ği başyukarı bat bata çıka batak,−ğı batakçı batakçıl batakçılık,−ğı batak çulluğu batakhane bataklı bataklık,−ğı bataklık ardıcı bataklık baykuşu bataklık gazı bataklık keteni bataklık kırlangıcı bataklık kuşları bataklık nergisi batar batarya

316

batarya ateşi batarya kutusu bataryalı bateri baterist batı batı bloku batıcı batıcılık,−ğı batık,−ğı batıl batılı batılılaşma batılılaşmak batılılaştırma batılılaştırmak batılılık,−ğı batıl inanç,−cı batıl itikat,−dı batın,−tnı (karın) bâtın (iç; gizli) Bâtınî Bâtıniye batırık,−ğı batırılma batırılmak batırma

317

batırmak batış Batı Türkçesi bati batik,−ği batisfer batiskaf batkı batkın batkınlık,−ğı batma batmak batman Batman batonsale batöz batsat battal battal etmek Battalgazi (ilçe) battal olmak battaniye battaniyeli batur batyal,−li bav bavcı

318

bavlı bavlıma bavlımak bavul bavulcu bavullu bavul ticareti Bavyera Bavyeralı bay bayağı bayağı kesir,−sri bayağılaşma bayağılaşmak bayağılaştırma bayağılaştırmak bayağılık,−ğı bayan bayançe bayat Bayat (ilçe) bayatı bayatî bayatîaraban bayatîbuselik,−ği bayatlama bayatlamak

319

bayatlatma bayatlatmak bayatlık,−ğı bayatsı bayatsıma bayatsımak Bayburt baygın baygın baygın baygınlaşma baygınlaşmak baygınlık,−ğı baygıntı bayıla bayıla bayılma bayılmak bayıltıcı bayıltma bayıltmak bayılttırma bayılttırmak bayındır Bayındır (ilçe) bayındırcı bayındırlaşma bayındırlaşmak bayındırlaştırma

320

bayındırlaştırmak bayındırlık,−ğı Bayındur bayır bayır aşağı bayır kuşu bayırlaşma bayırlaşmak bayır turpu bayır yukarı bayi,−i bayilik,−ği Baykan (ilçe) baykuş baykuşgiller baylan baylanlık,−ğı baylanma baylanmak bayma baymak bayrak,−ğı bayrakaltı (ordu hizmeti) bayrakçı bayrak direği bayraklaşma

321

bayraklaşmak bayraklı bayraklık,−ğı bayrak merasimi bayraktar bayraktarlık,−ğı bayraktarlık etmek bayrak töreni bayrak yarışı bayram bayram alayı bayram ayı bayram çocuğu bayramdan bayrama bayramda seyranda bayram gazetesi bayram günü bayram havası bayram hediyesi Bayramî Bayramiç (ilçe) Bayramîlik,−ği bayramlaşma bayramlaşmak bayramlık,−ğı

322

bayramlık ad bayramlık ağız,−ğzı bayram namazı Bayramören (ilçe) Bayrampaşa (ilçe) bayram şekeri bayram tebriği bayram topu bayramüstü bayramüzeri bayram yeri bayram ziyareti bayrı bayrılık,−ğı baysal baysallık,−ğı baysungur baytar baytarlık,−ğı baz baza bazal,−li bazalt bazar bazen bazı bazı bazı

323

bazıları bazısı baziçe bazidiyospor bazik,−ği bazik oksitler bazilika bazit bazitli mantarlar bazlama bazlamaç,−cı bazlaşma baz losyon baz morfin bazofil bazofobi bazuka be bebe bebe aspirini bebecik,−ği bebek,−ği bebekçe bebekleşme bebekleşmek bebeklik,−ği bebeklik etmek

324

bebek ölümü beberuhi (sevimsiz, budala) Beberuhi (Karagöz oyunundaki cüce) becayiş becayiş etmek becelleşme becelleşmek beceri becerikli beceriklilik,−ği beceriksiz beceriksizlik,−ği becerme becermek becet,−di Beçene becit Beç tavuğu bedahet bedaheten bedava bedavacı bedavacılık,−ğı bedavadan bedavalaşma

325

bedavalaşmak bedavasına bedavaya bedayi bedbaht bedbaht etmek bedbahtlık,−ğı bedbaht olmak bedbin bedbin etmek bedbinleşme bedbinleşmek bedbinleştirme bedbinleştirmek bedbinlik,−ği bedbin olmak bedçehre beddua beddua etmek bedel bedelci bedelli bedelli askerlik,−ği bedelsiz bedelsiz ithalât beden bedence

326

beden cezası bedenci beden eğitimi bedenen bedenî beden işçisi bedenli bedensel beden terbiyesi bedesten bedevî bedevîlik,−ği bedhah bedihî bediî bediîleşme bediîleşmek bediiyat bedik,−ği bedir,−dri bedirik,−ği bedirlenme bedirlenmek bedirleşme bedirleşmek bedük,−ğü bednam

327

begayet Begdili begonvil begonya begonyagiller begüm beğence beğendi beğendirme beğendirmek beğeni beğenilme beğenilmek beğenirlik,−ği beğeniş beğenme beğenmek beğenmemek beğenmezlik,−ği Behçet hastalığı behemehâl beher beherglas behey behime behimî behimîlik,−ği

328

behişt behre behresiz beis,−e'si bej bek beka bekar (nota işareti) bekâr (evlenmemiş kimse) bekâret bekârhane bekârlık,−ğı bekâr odası bekas bekçi bekçilik,−ği bekçilik etmek Bekilli (ilçe) bekinme bekinmek bekitme bekitmek bekleme beklemek beklemeli bekleme odası

329

bekleme salonu bekleme süresi bekleme yeri beklenilme beklenilmek beklenme beklenmedik,−ği beklenmek beklenmez beklenmezlik,−ği beklenmezlik fiili beklenti bekleşme bekleşmek bekletilme bekletilmek bekletme bekletmek bekleyiş bekri bekrilik,−ği Bektaşî Bektaşî babası Bektaşî dedesi bektaşîkavuğu (bitki) Bektaşîlik,−ği

330

Bektaşî sırrı Bektaşî üzümü bel belâ belâgat,−ti belâgatli belâgatsiz bel ağrısı belâhat,−ti belâlı bel bağı bel bel belce Belçika Belçikalı belde Beldeitayyibe (Medine) beledî belediye belediye başkanı belediyeci belediyecilik,−ği belediye çavuşu belediye encümeni belediyelik,−ği belediye meclisi belediye nikâhı

331

belediye polisi belediye reisi belediye sarayı belediye suçları belediye teşkilâtı belek,−ği beleme belemek belemir belen Belen (ilçe) belenme belenmek belerme belermek belertme belertmek beleş beleşçi beleşçilik,−ği beleşten beletme beletmek bel evlâdı bel fıtığı belge belgeci

332

belgeç belgegeçer belgegeçer çevirgesi belgeleme belgelemek belgelendirme belgelendirmek belgelenme belgelenmek belgeli belgelik,−ği belgesel belgeselci belgeselcilik,−ği belgesel film bel gevşekliği belgi belgileme belgilemek belgili belgin belginlik,−ği belgisiz belgisizlik,−ği belgisiz sıfat belgisiz zamir belgit

333

beli beli bükük,−ğü beliğ belik,−ği belik belik belikleme beliklemek belinleme belinlemek belirgi belirgin belirginleşme belirginleşmek belirginleştirme belirginleştirmek belirginlik,−ği belirleme belirlemek belirlenim belirlenimci belirlenimcilik,−ği belirlenme belirlenmek belirlenmezci belirlenmezcilik,−ği belirleşme belirleşmek

334

belirleyici belirli belirli belirsiz belirli geçmiş belirlilik,−ği belirli nesne belirme belirmek belirsiz belirsiz geçmiş belirsizlik,−ği belirsizlik hâli belirsizlik sıfatı belirsizlik zamiri belirteç,−ci belirten belirti belirtik,−ği belirtilen belirtili belirtili nesne belirtili tamlama belirtilme belirtilmek belirtisiz belirtisiz nesne belirtisiz tamlama

335

belirtken belirtme belirtme durumu belirtme grubu belirtmek belirtme sıfatı belit belitken belitleme belitlemek belitlenebilirlik,−ği beliye bel kemeri bel kemiği belki belkili bel kündesi bellâdonna bellek,−ği bellek karışıklığı bellek kaybı bellek yitimi bellem belleme bellemek bellenme bellenmek

336

belleten belletici belletme belletmek belletmen belli belli başlı belli belirsiz belli etmek bellik,−ği bellilik,−ği belli olmak bellisiz belsem bel soğukluğu bel suyu bembeyaz bemol,−lü ben benbenci benbencilik,−ği bence benci bencil bencilce bencileyin bencilik,−ği

337

bencilleşme bencilleşmek bencillik,−ği bencillik etmek bencil olmak bende bendegân bendegî bendehane bendezade bendir benek,−ği beneklenme beneklenmek benekleşme benekleşmek benekli benekli köpek balığı bengi bengileme bengilemek bengileşme bengileşmek bengilik,−ği bengi su beniâdem

338

benibeşer beniçinci beniçincilik,−ği benildeme benildemek benimseme benimsemek benimsenme benimsenmek benimsetme benimsetmek benimseyiş beniz,−nzi benizli benlenme benlenmek benli benlik,−ği benlik çatışması benlikçi benlikçilik,−ği benlik davası benlik ikileşmesi benlik yitimi benmari benmerkezci benmerkezcilik,−ği

339

bent,−di bent etmek benzeme benzemek benzemeklik,−ği benzemez benzen benzer benzeri benzerlik,−ği benzersiz benzersizlik,−ği benzer şekiller benzeş benzeşen benzeşik,−ği benzeşim benzeşim oranı benzeşlik,−ği benzeşme benzeşmek benzeşmezlik,−ği benzeti benzetici benzetici ressam benzetilme benzetilmek

340

benzetim benzetimlik,−ği benzetim sineması benzeti ressamı benzetiş benzetme benzetmek benzeyiş benzeyişsizlik,−ği benzin benzinci benzincilik,−ği benzin istasyonu benzinleme benzinlemek benzinli benzinlik,−ği benzin pompası benzol,−lü beraat,−ti beraat etmek beraatızimmet beraber beraberce beraberinde beraberlik,−ği beraberlik müziği

341

berat Berat Gecesi Berat Kandili berbat berbat etmek berbat olmak berber berber balığı berber bataryası berber çırağı berber dükkânı Berberî berber kalfası berber koltuğu berberlik,−ği berber salonu berber ustası berceste berdel berdelâcuz berdevam berduş bere bereket bereketlenme bereketlenmek bereketli

342

bereketlilik,−ği bereketsiz bereketsizlik,−ği bereleme berelemek berelenme berelenmek bereli berenarı Bergama (ilçe) bergamodî bergamot bergüzar berhane berhava berhava etmek berhava olmak berhayat berhudar beri beribenzer beriberi beriki,−ni beril berilyum berjer berk

343

berkelyum berkemal berkime berkimek berkinme berkinmek berkitme berkitmek berklik,−ği berlâm bermuda bermutat berrak,−ğı berraklaşma berraklaşmak berraklaştırma berraklaştırmak berraklık,−ğı berrî bertafsil bertaraf bertaraf etmek bertaraf olmak bertik,−ği bertilme bertilmek bertme

344

bertmek berzah besalet besbedava besbelli besbeter beselemek beserek,−ği besermek besi besici besicilik,−ği besi doku besi dokulu besi dokusu besi dokusuz besihane besi hayvanı besili besi merası besin besinli besinsiz besinsizlik,−ği besi örü besi suyu beslek,−ği

345

besleme besleme basın beslemek besleme kız beslemelik,−ği beslenen beslengi beslenilme beslenilmek beslenme beslenme bozukluğu beslenme çantası beslenme eğitimcisi beslenme eğitimi beslenmek beslenme odası beslenme saati beslenme sorunu beslenme uzmanı beslenme yetersizliği besletme besletmek besleyici besmele

346

besmelesiz Besni (ilçe) beste besteci bestecilik,−ği bestekâr besteleme bestelemek bestelenme bestelenmek besteli bestenigâr bestesiz beste yapmak best−seller beş beş altı beşaret beş beter beşbıyık,−ğı (muşmula) beş binlik,−ği beş bir beş dört,−dü beş duyu beşer beşerî

347

beşerî coğrafya beşeriyet beşeriyetçi beşeriyetçilik,−ği beşerli beşgen beşibirlik,−ği beşibiryerde beşik,−ği beşikçi Beşikdüzü'nü (ilçe) beş iki beşik kertiği beşik kertme beşiklik,−ği beşikörtüsü (çatı örtüsü) beşik salıncak,−ğı Beşiktaş (ilçe) beşinci beşinci kol Beşiri (ilçe) beşiz beşizli beşkardeş (şamar) beşleme beşlemek

348

beşli beşlik,−ği beşme beş milyonluk,−ğu beş on beş paralık,−ğı beş parasız beşparmak,−ğı (deniz hayvanı) beşparmak otu beşpençe (deniz hayvanı) beştaş (oyun) beşuş beş üç beş vakit,−kti beş yüzlü beş yüzlük,−ğü bet bet,−di beta beta ışınları beta mikrobu betatron beteleme betelemek beter

349

beter etmek beterleşme beterleşmek beti betik,−ği betili betili sanat betim betimleme betimlemeci betimlemek betimlemeli betimlenme betimlenmek betimleyici betimsel betimsel dil bilgisi betisiz betisiz sanat beton betonarme betoncu betoniyer betonkarar beton santrali bet suratlı bevliye

350

bevliyeci bevliyecilik,−ği bevvap,−bı bey beyaban Beyağaç (ilçe) bey akdi beyan beyanat beyan etmek beyanname bey armudu beyaz beyaz adam beyaz altın beyaz baston beyaz cam beyaz dizi beyaz eşya beyaz et beyaz gümüş beyazımsı beyazımtırak,−ğı beyaz ırk Beyazıt (ilçe) beyaz iş beyaz kitap,−bı

351

beyaz kömür beyazlanma beyazlanmak beyazlaşma beyazlaşmak beyazlatıcı beyazlatılma beyazlatılmak beyazlatma beyazlatmak beyazlı beyazlık,−ğı beyaz oy beyaz perde beyaz peynir Beyaz Rus beyaz sabun beyazsinek,−ği beyaz şarap,−bı beyaztilki beyaz zehir,−hri beybaba Beydağ (ilçe) beyefendi bey erki beygir beygirci

352

beygir gücü beygirli beygirlik,−ği beygirsiz beyhude beyhudelik,−ği beyhude yere beyin,−yni beyin cerrahı beyin cerrahîsi beyincik,−ği beyin göçü beyin gücü beyin jimnastiği beyin kanaması beyin karıncıkları beyinli beyin omurilik sıvısı beyin orağı beyinsel beyinsi beyinsiz beyin takımı beyin üçgeni beyin yıkama beyin zarı beyin zarları

353

beyit,−yti beyitli beyiye Beykoz (ilçe) beylerbeyi Beylerbeyi'ni beylerbeylik,−ği beylik,−ği beylikçi Beylikova (ilçe) beylik söz beynamaz beynelmilel beynelmilelci beynelmilelcilik,−ği beyninde Beyoğlu'nu (ilçe) Beypazarı'nı (ilçe) beysbol beysbolcu Beyşehir (ilçe) beytülmal,−li Beytüşşebap (ilçe) beyyine beyzade beyzadelik,−ği beyzî

354

bez bezci bezcilik,−ği bezdirici bezdirilme bezdirilmek bezdirme bezdirmek beze bezek,−ği bezekçi bezekleme bezeklemek bezekli bezeleme bezelemek bezeli bezelye bezeme bezemeci bezemecilik,−ği bezemek bezemeli bezen bezeniş bezenme bezenmek

355

bezenti bezetme bezetmek bezeyici bezeyiş bezgi bezgin bezginleşme bezginleşmek bezginlik,−ği bezik,−ği bezilme bezilmek bezir,−zri bezirgân bezirgânbaşı bezirgânlık,−ğı bezirleme bezirlemek bezir yağı bezleme bezlemek bezm bezme bezmek bezsi bez tüyler

356

bezzaz bezzazlık,−ğı bıcı bıcı bıcıl bıcılgan bıcır bıcır bıcırgan bıçak,−ğı bıçakçı bıçakçılık,−ğı bıçaklama bıçaklamak bıçaklanma bıçaklanmak bıçaklatma bıçaklatmak bıçaklı bıçaklık,−ğı bıçak sırtı bıçık,−ğı bıçılgan bıçkı bıçkıcı bıçkı evi bıçkıhane bıçkın bıçkınlaşma

357

bıçkınlaşmak bıçkınlık,−ğı bıçkı tozu bıdık,−ğı bıkılma bıkılmak bıkış bıkışma bıkışmak bıkkın bıkkınlık,−ğı bıkkıntı bıkma bıkmak bıktırıcı bıktırma bıktırmak bıldır bıldırcın bıldırcın eti bılkıma bılkımak bıllık bıllık bıngıl bıngıl bıngıldak,−ğı bıngıldama bıngıldamak

358

bırakılma bırakılmak bırakım bırakış bırakışma bırakışmak bırakıt bırakma bırakmak bıraktırma bıraktırmak bırıçka bıtırak,−ğı bıyık,−ğı bıyıklanma bıyıklanmak bıyıklı bıyıklı balık,−ğı bıyıksız bızbız bızdık,−ğı bızır bîaman biat,−ti biat edilmek biat etmek bîbaht

359

bîbehre biber biber dolması biberiye biberleme biberlemek biberli biberlik,−ği biberon biber salçası bibersiz biber turşusu bibi bibliyofil bibliyograf bibliyografi bibliyografik,−ği bibliyografya bibliyoman bibliyomani bibliyotek,−ği bibliyotekçi biblo bici bicik,−ği bicili bîçare

360

bîçarelik,−ği biçem biçem bilimi biçenek,−ği biçerbağlar biçerdöver biçici biçicilik,−ği biçilme biçilmek biçim biçim biçim biçim bilimi biçim birimi biçimci biçimcilik,−ği biçim değişimi biçimleme biçimlendirilme biçimlendirilmek biçimlendirme biçimlendirmek biçimlenme biçimlenmek biçimli biçimsel biçimselleştirme

361

biçimselleştirmek biçimsellik,−ği biçimsiz biçimsizleşme biçimsizleşmek biçimsizlik,−ği biçiş biçki biçkici biçki dikiş kursu biçki dikiş yurdu biçki yapmak biçki yurdu biçme biçmek biçtirme biçtirmek bîdar bid'at,−ti bidayet bide bidon bidoncu bienal,−li biftek,−ği Biga (ilçe) Bigadiç (ilçe)

362

bîgâne bîgânelik,−ği bigudi bîgünah bîhaber bihakkın biheyviyorizm bîhuş bîilâç bijon anahtarı bijuteri bîkarar bikarbonat bîkes bîkeslik,−ği bikini bikir,−kri bilâder ağacı bilâhare bilâistisna bilâkaydüşart bilâkis bilânço bilâr bilârdo bilârdocu bilârdoculuk,−ğu

363

bilârdo masası bilâsebep,−bi bilâvasıta bilcümle bildik,−ği bildirge bildiri bildirilme bildirilmek bildirim bildirim ödencesi bildiriş bildirişim bildirişme bildirişmek bildirme bildirme cümlesi bildirmek bildirme kipi bildirme kipleri bile bile bile bilecen bilecenlik,−ği Bilecik bileği bileği taşı

364

bilek,−ği bilek damarı bilek gücü bilek güreşi bilek kuvveti bileklik,−ği bilek saati bileme bilemek bilenme bilenmek bileşen bileşik,−ği bileşik faiz bileşikgiller bileşik kap,−bı bileşik kaplar bileşik kesir,−sri bileşik önerme bileşim bileşke bileşken bileşme bileşmek bileştirici bileştirme bileştirmek

365

bilet biletçi biletçilik,−ği biletli biletsiz biletme biletmek bileyici bileyicilik,−ği bilezik,−ği bilezikli bilfarz bilfiil bilge bilgece bilgelik,−ği bilgi bilgici bilgicilik,−ği bilgiç,−ci bilgi çarpıtma bilgiç bilgiç bilgiçlik,−ği bilgi işlem bilgi kuramı bilgilendirme bilgilendirmek

366

bilgilenme bilgilenmek bilgili bilgilik,−ği bilgin bilgince bilginlik,−ği bilgisayar bilgisayarcı bilgisayarcılık,−ğı bilgisayarlamak bilgisayarlaşma bilgisayarlaşmak bilgisayarlı kesityazar bilgisayar masası bilgisiz bilgisizlik,−ği bilgi şöleni bilgi toplumu bilgiyazar bilhassa bili bili bili bilici bililtizam bilim

367

bilim adamı bilimci bilimcilik,−ği bilim dışı bilim kadını bilim kuramı bilim kurgu bilim kurgusal bilimsel bilimsel deneycilik, −ği bilimsel düşünce bilimselleştirme bilimselleştirmek bilimsellik,−ği bilimsel sosyalizm bilimsel toplantı bilimsiz bilimsizlik,−ği bilinç,−ci bilinç akışı bilinçaltı bilinç dışı bilinç kaybı bilinçlendirme bilinçlendirmek bilinçlenme

368

bilinçlenmek bilinçli bilinçlilik,−ği bilinçsiz bilinçsizlik,−ği bilindik,−ği bilinemez bilinemezci bilinemezcilik,−ği bilinen bilinme bilinmedik,−ği bilinmek bilinmeyen bilinmez bilinmezlik,−ği bilir bilirkişi bilirkişilik,−ği bilirkişi raporu bilisiz bilisizlik,−ği bilistifade biliş bilişim bilişim ağı bilişimci

369

bilişim teknolojisi bilişme bilişmek bilişsel billâhi billboard billûr billûr cisim,−smi billûrî billûriye billûrlaşma billûrlaşmak billûrlaştırma billûrlaştırmak billûrlu billûrsu bilme bilmece bilmek bilmemezlik,−ği bilmez bilmezleme bilmezlemek bilmezlenme bilmezlenmek bilmezlik,−ği bilmiş

370

bilmukabele bilmünasebe bilsat bilumum bilvasıta bilvesile bilye bilyeli bilyeli yatak,−ğı bilyon bin bina binaen binaenaleyh bina etmek bînamaz binbaşı,−yı binbaşılık,−ğı bin bir bindallı bindi bindirilme bindirilmek bindirilmiş kuvvetler bindirim bindirimli

371

bindirme bindirmek bindirme kilit,−di binek,−ği binek atı binek taşı biner bingi Bingöl bini binici binicilik,−ği binilme binilmek bininci biniş binişme binişmek binit bin kat binlerce binlik,−ği binme binmek binnetice bin türlü binyaprak,−ğı (bitki)

372

binyıl biokütle biomedikal,−li biomekanik,−ği biomikroskop,−bu bîperva bir bira bira bardağı biracı biracılık,−ğı birader bir ağızdan birahane birahaneci bir alay bir âlem biralık,−ğı bira mayası bir an bir an önce bir ara bir araba bir arada bir aralık bir avuç,−cu biraz

373

birazcık,−ğı birazdan birazı bir bakıma bir başına bir bir birbiri bir boy bir boyda bir boydan bir boya birci bircilik,−ği bir çenekliler bir çenetli bir çırpıda bir çift birçoğu birçok,−ğu bir damla bir defa bir defalık,−ğı birden birdenbire birdirbir (oyun) bir dirhem bir dolu bir düziye

374

birebir (etkili) bire bir (ölçü) bire bir eşleme Birecik (ilçe) bir el (atış) birer birer birer birer ikişer bireşim bireşimli bir evcikli birey bireyci bireycilik,−ği bireyleşme bireyleştirme bireyleştirmek bireylik,−ği birey oluş bireysel bireyselleştirme bireyselleştirmek bireysellik,−ği bireyüstü bir gecelik,−ği bir gözeli bir gözeliler

375

bir güzel bir hamlede bir hayli bir hoş bir hücreli biri biricik,−ği bir iki birikim birikinti birikinti konisi birikiş birikişme birikişmek birikme birikme havzası birikmek biriktirim biriktirme biriktirmek birileri birim birim bölüğü birimci ekonomi birimler bölüğü birincasıf birinci

376

birinci çağ birinci el birincil birincil grup,−bu birincilik,−ği birinci olmak birinci orun birinci zar birisi birkaç birkaçı bir kalem bir karar bir karış bir kere bir kerecik bir koşu birleme birlemek birler birleşen birleşik,−ği birleşik cümle birleşik fiil birleşik isim,−smi birleşik kap,−bı birleşik kaplar

377

birleşik kelime birleşik oturum birleşik oy pusulası birleşik zaman birleşilme birleşilmek birleşim birleşme birleşme değeri birleşmek birleştirici birleştirme birleştirmek birli birlik,−ği birlik olmak birlikte birliktelik,−ği birlikte yaşama bir nebze bir nefeste bir nice bir numara bir numaralı bir o kadar bir ölçüde bir örnek,−ği

378

bir parça bir parmak,−ğı birsam bir sıra bir solukta bir sürü bir şey birtakım bir tane bir temiz bir terimli birun bir vakit,−kti bir vakitler biryan bir yana biryancı bir yandan biryan pilâvı biryan yağı bir yol bir zaman bir zamanlar bisiklet bisikletçi bisikletçilik,−ği bisikletli

379

bisikletsiz bisiklet yolu bisküvi Bismil (ilçe) bismillâh bistro bisturi bisülfat bisülfür bişek bişi Bişkek bit bîtap,−bı bîtaraf bîtaraflık,−ğı bitek,−ği bitelge bitevi biteviye biteviyelik,−ği bitey bitik,−ği bitiklik,−ği bitim bitimli bitimsiz

380

bitirilme bitirilmek bitirim bitirimci bitirimhane bitirim yeri bitiriş bitiriş yemi bitirme bitirme fiili bitirmek bitirme tezi bitirmiş bitiş bitişik,−ği bitişik çanak yapraklılar bitişiklik,−ği bitişik taç yapraklılar bitişimli bitişken bitişken dil bitişkenlik,−ği bitişme bitişmek bitiştirme bitiştirmek

381

bitki bitki aktarımı bitki bilimci bitki bilimi bitki bitleri bitkici bitkicilik,−ği bitki coğrafyası bitkileşme bitkileşmek bitkimsi bitkimsi hayvanlar bitkin bitki nakli bitkinlik,−ği bitki örtüsü bitki patolojisi bitkisel bitkisel hayat bitkisel kazein bitkisel yağ bitki sütü bitki topluluğu bitki varlığı bitleme bitlemek bitlenme

382

bitlenmek bitler bitli Bitlis Bitlis köftesi bitme bitmek bitnik,−ği bit otu bitpazarı bittabi bitter bitüm bitümleme bitümlemek bitümlü bit yeniği bîvefa biyaprak,−ğı biye biyel biyelcik,−ği biyeli biyesiz biyoelektrik,−ği biyoelektronik,−ği biyoenerji

383

biyofizik,−ği biyogaz biyograf biyografi biyografik,−ği biyojeografi biyokatalizör biyokimya biyolog,−ğu biyoloji biyolojici biyolojik,−ği biyometeoroloji biyonik,−ği biyopsi biyopsi yapmak biyosfer biyoşimi biyotit biz Bizans bîzar bîzar etmek bîzar olmak bizatihi biz bize bizce

384

bizcileyin bizden bizdenlik,−ği bizimki bizleme bizlemek bizlengiç,−ci bizmut bizon bizzat blâstulâ blender blok blokaj bloke bloke çek bloke etmek blok inşaat bloklaşma bloklaşmak bloknot bloksuz bloksuzluk,−ğu blöf blöfçü blöf yapmak blûcin

385

blûm blûz boa boagiller boalar bobin bobinaj bobin kırıcı boca boca alabanda boca etmek bocalama bocalamak bocalatma bocalatmak boci bocuk,−ğu bocurgat bodoslama bodoslamadan bodoslamak bodrum Bodrum (ilçe) bodrum katı boduç,−cu bodur bodurlaşma

386

bodurlaşmak bodurluk,−ğu bodur pas boğa Boğa (burç) boğada boğa güreşçisi boğa güreşi boğak,−ğı boğalık,−ğı boğanak,−ğı boğan otu boğasak,−ğı boğasama boğasamak boğası boğaz Boğaziçi'ni Boğazkale (ilçe) boğaz kavgası boğazkesen Boğazkesen (ilçe) Boğazköy (ilçe) boğazlama boğazlamak boğazlanma boğazlanmak

387

boğazlaşma boğazlaşmak boğazlatma boğazlatmak boğazlı Boğazlıyan (ilçe) boğaz meselesi boğazsız boğdurma boğdurmak boğdurtma boğdurtmak boğdurulma boğdurulmak boğma boğmaca boğmacalı boğmak boğmaklı boğmaklı kuş boğucu boğuk,−ğu boğuk boğuk boğuklaşma boğuklaşmak boğula boğula boğulma

388

boğulmak boğum boğum boğum boğumlama boğumlamak boğumlanma boğumlanma bölgesi boğumlanmak boğumlanma noktası boğumlu boğuntu boğunuk,−ğu boğuşma boğuşmak boğuşulma boğuşulmak bohça bohça böreği bohçacı bohçacılık,−ğı bohçalama bohçalamak bohem bohem hayatı bohriyum bok bok böceği

389

boklama boklamak boklanma boklanmak boklaşma boklaşmak boklu bokluk,−ğu boks boksit boksör boksörlük,−ğü bol bol,−lü (içki) bolalma bolalmak bolarma bolarmak bol bol bol bolamat bol bulamaç,−cı bolca bolero boliçe Bolivya Bolivyalı bol kepçe

390

bollanma bollanmak bollaşma bollaşmak bollaştırma bollaştırmak bollatma bollatmak bolluk,−ğu bolometre bol paça Bolşevik Bolşeviklik,−ği Bolşevizm Bolu Bolvadin (ilçe) bom bomba bombacı bombacılık,−ğı bombalama bombalamak bombalanma bombalanmak bombalatma bombalatmak bombardıman

391

bombardıman etmek bombardıman uçağı bombardon bombe bombe bezi bombeli bombesiz bombok bomboş bomboz bonbon bonboncu bonbonculuk,−ğu bonbon şekeri boncuk,−ğu boncukçu boncukçuluk,−ğu boncuk fasulye boncuklanış boncuklanma boncuklanmak boncuklaşma boncuklaşmak boncuklu boncukluk,−ğu

392

boncuk mavisi boncuksuz boncuk tutkalı bone bonfile bonfilelik,−ği bonjur bonkör bonkörlük,−ğü bonmarşe bono bon otu bonservis bop bopluk,−ğu bopstil bor Bor (ilçe) Bora borak boraks boralı boran borani borasit,−di borat borazan

393

borazancı borazancıbaşı borazancılık,−ğı borç,−cu borç etmek borç harç Borçka (ilçe) borçlandırılma borçlandırılmak borçlandırma borçlandırmak borçlanılma borçlanılmak borçlanma borçlanmak borçlu borçluluk,−ğu borçluluk dengesi borçsuz borçsuz harçsız borçsuzluk,−ğu borç yapmak borda borda etmek borda fenerleri borda hattı bordalama

394

bordalamak bordo bordro bordür borik,−ği borik asit,−di borikli borina Bornova (ilçe) Bornova misketi bornoz borsa borsa acentesi borsa aracısı borsa cetveli borsacı borsacılık,−ğı borsa değeri borsa kâğıdı borsa komiseri borsa komisyoncusu borsa oyunu borsa simsarı borsa tahtası borş boru

395

boru ağı boru askısı boru bileziği borucu boru çiçeği boru çiçeğigiller boru hattı boruk,−ğu boru kabağı boru kelepçesi boru mengenesi borumsu boru yolu bos boslu Bosna Bosnalı bostan bostan bekçisi bostan bozuntusu bostancı bostancılık,−ğı bostancı ocağı bostan dolabı bostan kebabı bostan korkuluğu bostanlık,−ğı

396

bostan patlıcanı boş boşalım boşalma boşalmak boşaltaç,−cı boşaltı boşaltılma boşaltılmak boşaltım boşaltım aygıtı boşaltım organı boşaltma boşaltma havzası boşaltmak boşama boşamak boşandırma boşandırmak boşanma boşanma davası boşanma ilâmı boşanmak boşatma boşatmak boşattırma boşattırmak

397

boşboğaz boşboğazlık,−ğı boşboğazlık etmek boş böğür,−ğrü boş inanç,−cı boş kâğıdı boş küme boş lâf boşlama boşlamak boşluk,−ğu boşluklu serpme boşluk tulumbası Boşnak Boşnakça Boşnak güzeli Boşnaklık,−ğı boş olmak boş söz boşta boşu boşuna boşuna boş vermek boş yere boş zaman bot botanik,−ği

398

botanik bahçesi botanikçi botanik parkı boy boya Boyabat (ilçe) boy abdesti boyacı boyacı küpü boyacılık,−ğı boyacı sandığı boya fırçası boyahane boya kalemi boya kökü boya kutusu boyalama boyalamak boyalanma boyalanmak boyalı boyalı basın boyama boyamak boyama kazanı boyama kitabı boyana

399

boyanma boyanmak boyar boyar madde boyasız boyasızlık,−ğı boya tabakası boya tabancası boyatılma boyatılmak boyatma boyatmak boyayıcı boy aynası boy beyi boy bos boy boy boyca boydak,−ğı boydan boya boydaş boydaşlık,−ğı boykot boykotaj boykotçu boykotçuluk,−ğu boykot etmek

400

boylam boylama boylamak boylamasına boylanış boylanma boylanmak boyler boylu boylu boslu boylu boyunca boyluca boylu poslu boy menteşe boyna boyna etmek boynu bükük,−ğü boynu eğri boynuna boynuz boynuzlama boynuzlamak boynuzlanma boynuzlanmak boynuzlaşma boynuzlaşmak boynuzlatma

401

boynuzlatmak boynuzlu boynuzlugiller boynuzluteke (böcek) boynuzsu boynuzsuz boy otu boy pos boysuz boyun,−ynu boyuna boyun bağı boyun borcu boyunca boyunduruk,−ğu boyunduruk parası boyunlandırma boyunlandırmak boyunlu boyunluk,−ğu boyut boyutlandırma boyutlandırmak boyutlar boyutlu boyutsuz

402

boz boza bozacı bozacılık,−ğı bozahane bozarık,−ğı bozarma bozarmak bozayı bozbakkal (kuş) boz bulanık,−ğı bozca Bozcaada (ilçe) bozdoğan (gürz; kuş) Bozdoğan (ilçe) bozdurma bozdurmak bozdurtma bozdurtmak bozdurulma bozdurulmak bozgeven bozgun bozguncu bozgunculuk,−ğu bozgunluk,−ğu

403

bozkır Bozkır (ilçe) bozkır kedisi bozkır koyunu bozkırlaşma bozkırlaşmak bozkır tavuğu bozkurt,−du Bozkurt (ilçe) bozlak,−ğı bozlama bozlamak bozma bozmacı boz madde bozmak Bozova (ilçe) bozördek,−ği bozrak,−ğı Boztepe (ilçe) bozuk,−ğu bozukça bozuk düzen bozukluk,−ğu bozuk para bozulma bozulmak

404

bozuluş bozum bozumca bozum havası bozuntu bozuşma bozuşmak bozuşuk,−ğu bozuşukluk,−ğu Bozüyük (ilçe) Bozyazı (ilçe) boz yel bozyürük,−ğü (yılan) böbrek,−ği böbreksi böbrek taşı böbrek üstü bezi böbrek yağı böbür böbürlenme böbürlenmek böbürtü böce böcek,−ği böcekbaşı böcek bilimci

405

böcek bilimi böcekçil böcekçiller böcekhane böcekkabuğu (renk) böcekkapan böceklenme böceklenmek böcekler böcekli böceklik,−ği böceksavar böceksiz böcelenme böcelenmek böcü böcül böcül böğ böğür,−ğrü böğüre böğüre böğürme böğürmek böğürtlen böğürtlenlik,−ği böğürtme böğürtmek

406

böğürtü böğürüş böke bökelik,−ği böldürme böldürmek bölen bölge bölgeci bölgecilik,−ği bölgesel bölme bölmeç,−ci bölme işareti bölmek bölmeli bölü bölücü bölücülük,−ğü bölük,−ğü bölükbaşı bölük bölük bölük pörçük,−ğü bölüm bölümleme bölümlemek bölümlendirme

407

bölümlendirmek bölümleniş bölümlenme bölümlenmek bölümsel bölünebilme bölünen bölüngü bölünme bölünmek bölünmez bölünmezlik,−ği bölüntü bölüntüler bölünüş bölüş bölüşme bölüşmek bölüştürme bölüştürmek bölüşüm bölüt bölütlenme bölütlü bön bön bön bönce

408

bönleşme bönleşmek bönlük,−ğü börek,−ği börekçi börekçilik,−ği böreklik,−ği börk börkenek,−ği börtme börtmek börttürme börttürmek börtü böcek,−ği börtük,−ğü börtülme börtülmek börülce bösme bösmek böyle böyle böyle böylece böylecene böylelikle böylemesine böylesi

409

böylesine brahma Brahman Brahmanizm Brahmanlık,−ğı braket brakisefal,−li branda branda bezi branş bravo bre breş brezil brezilya Brezilya Brezilyalı brıçka briç brifing brik briket briketçi briketçilik,−ği briketleme briketlemek briyantin

410

briyantinli brizbiz brokar broket brokoli brom bromhidrik,−ği bromhidrik asit,−di bromür bromürlü bronş bronşçuk,−ğu bronşit bronz bronzlaşma bronzlaşmak broş broşür brovning bröve Brüksel lâhanası brülör brüt bu bu arada buat bubi tuzağı

411

Buca (ilçe) bucak,−ğı Bucak (ilçe) bucak bucak buçuk,−ğu buçuklu Buda budak,−ğı budak deliği budaklanma budaklanmak budaklı budak özü budala budala budala budalaca budalacasına budalalaşma budalalaşmak budalalık,−ğı budalalık etmek budama budamak budanış budanma budanmak budatma

412

budatmak Budist Budizm budun budun betimci budun betimi budun bilimci budun bilimi budun bilimsel budunsal bu gidişle bugün bugünkü bugünlük Buğdan (ilçe) buğday buğday benizli buğday biti buğdaycıl buğdaygiller buğday güvesi buğday pası buğday rengi buğdaysı buğdaysılar buğdaysı meyve buğdaysı tane

413

buğdaysı tohum buğday sürmesi buğday unu buğra buğu buğu evi buğu kebabı buğulama buğulamak buğulandırma buğulandırmak buğulanış buğulanma buğulanmak buğulaşma buğulaşmak buğulaştırıcı buğul buğul buğulu buğulu buğulu buğur buhar Buhara buhar kazanı Buharkent (ilçe) buhar kurutucusu buharlaşma

414

buharlaşmak buharlaşma noktası buharlaştırıcı buharlaştırma buharlaştırmak buharlayıcı buharlı buharlı gemi buharlı hamam buharlı ısıtma buharlı makine buharlı tren buharlı ütü buhar makinesi buhar valfı buhran buhranlı buhur buhurdan buhurdanlık,−ğı buhurluk,−ğu buhurumeryem buji bukağı bukağılama bukağılamak

415

bukağılı bukağılık,−ğı bukalemun bukalemungiller bukanak,−ğı buke buket bukle bukle bukle bukleli buklesiz buklet bukran bul bula bulada bulak,−ğı bulama bulamaç,−cı bulamak Bulancak (ilçe) bulandırıcı bulandırılma bulandırılmak bulandırma bulandırmak bulanık,−ğı

416

Bulanık (ilçe) bulanıkça bulanıklaşma bulanıklaşmak bulanıklaştırma bulanıklaştırmak bulanıklık,−ğı bulanış bulanma bulanmak bulantı bulaşıcı bulaşıcı hastalık,−ğı bulaşık,−ğı bulaşık adam bulaşık bezi bulaşıkçı bulaşıkçılık,−ğı bulaşık deniz bulaşık deterjanı bulaşık eldiveni bulaşık gemi bulaşıkhane bulaşık iş bulaşıklık,−ğı bulaşık makinesi bulaşık makinesi

417

tuzu bulaşık suyu bulaşık tozu bulaşılma bulaşılmak bulaşkan bulaşkanlık,−ğı bulaşma bulaşmak bulaştırılma bulaştırılmak bulaştırma bulaştırmak Buldan (ilçe) buldok,−ğu buldozer buldumcuk,−ğu buldurma buldurmak buldurtma buldurtmak Bulgar Bulgarca bulgari Bulgaristan Bulgaristanlı Bulgarlık,−ğı

418

bulgu bulgulama bulgulamak bulgur bulgur bulgur bulgurcu bulgurcuk,−ğu bulgurculuk,−ğu bulgur çorbası bulgurlama bulgurlamak bulgurlanma bulgurlanmak bulgurluk,−ğu bulgurlu köfte bulgurlu pilâv bulgur pilâvı bulgusal bulgusal yöntem bulma bulmaca bulmak bulucu bulûğ bulûğ çağı bulundurma bulundurmak

419

bulunma bulunmak buluntu buluş buluş hakkı buluşma buluşmak buluşma yeri buluşturma buluşturmak buluşulma buluşulmak bulut bulutçuk,−ğu bulutlanma bulutlanmak bulutlu bulutsu bulutsuz bulvar bumbar bumburuş bumburuşuk,−ğu bumbuz bumerang bu meyanda bumlama

420

bumlamak bun buna bunak,−ğı bunakça bunaklık,−ğı bunalım bunalımlı bunalış bunalma bunalmak bunaltı bunaltıcı bunaltılma bunaltılmak bunaltma bunaltmak bunama bunamak bunayış bunca buncağız bunda bundan bungalov bungun bungunlaştırma

421

bungunlaştırmak bunlar bunlu bunluk,−ğu bunma bunmak bunsuz bunu bunun bununla birlikte bura buracıkta burada buradan burağan buralı buram buram burası burcu burcu burcu burcuma burcumak burç,−cu burçak,−ğı burçlar kuşağı Burdur burdurma

422

burdurmak burgacık,−ğı burgaç,−cı burgata burgu burgulama burgulamak burgulanma burgulanmak burgulu burgu makarna burgusuz burhan Burhaniye (ilçe) burjuva burjuvaca burjuva edebiyatı burjuvalık,−ğı burjuvazi burkma burkmak burkucu burkulma burkulmak burlesk burma burma bilezik,−ği

423

burmak burma kadayıf burnaz burnu büyük,−ğü burnu havada burs Bursa burslu burssuz burtlak,−ğı buru buruk,−ğu buruk buruk burukça buruklaşma buruklaşmak burukluk,−ğu buruksu burulma burulma dayanımı burulmak burum burum burun,−rnu burun boşlukları burun buruna burun deliği Burundi

424

Burundili burunduruk,−ğu burun farkı burun kanadı burunlama burunlamak burunlu burunluk,−ğu burun otu burun perdesi burunsak,−ğı burunsalık,−ğı buruntu buruş buruş buruşma buruşmak buruşturma buruşturmak buruşuk,−ğu buruşukça buruşukluk,−ğu buruşuksuz busbulanık,−ğı buse bu sefer buselik,−ği buselikaşiran

425

business class buşon but,−du butafor butaforcu butik,−ği butikçi butikçilik,−ği butlan buton buut,−du buydurma buydurmak buyma buymak buyot buyruk,−ğu buyrukçu buyruk kulu buyrulma buyrulmak buyrultu buyruntu buyur buyurgan buyurganlık,−ğı buyurma

426

buyurmak buyuru buyurucu buz buzağı buzağılama buzağılamak buzağılaşma buzağılaşmak buzağılı buzağısız buz alanı buzcu buzculuk,−ğu buzçözer buz dağı buzdolabı buz duvarı buzhane buz hokeyi buz kalıbı buzkıran buzla buzlanma buzlanmak buzlaşma buzlaşmak

427

buzlu buzlu cam buzlu çay buzluğan buzluk,−ğu buz torbası buzuki buzul buzul bilimci buzul bilimi buzul çağı buzul devri buzul dönemi buzul kar buzul kaynağı buzullaşma buzullaşmak buzullu buzul masası buzul seli buzulsuz buzul taş buz yalağı bücür bücürleşme bücürleşmek bücürlük,−ğü

428

büfe büfeci büfecilik,−ği Bügdüz büğe büğelek,−ği büğeme büğemek büğet büğlü büğrü bühtan bühtan etmek bük büke büke büken büklük,−ğü büklüm büklüm büklüm bükme bükmek büktürme büktürmek bükücü bükücülük,−ğü bükük,−ğü bükülgen

429

bükülgenlik,−ği bükülme bükülmek bükülü bükülüş büküm bükümlü bükümsüz bükün bükünlü bükünlü dil bükünme bükünmek büküntü büküş bülbül bülbül çanağı bülbülkonağı (tatlı) bülbülleşme bülbülleşmek bülbülyuvası (tatlı) bülten Bünyan (ilçe) bünye bünyece bürgü bürgülü

430

büro bürokrasi bürokrat bürokratik,−ği bürudet bürük,−ğü bürülü bürüm bürümcek,−ği bürümcük,−ğü bürümçek,−ği bürüme bürümek bürünme bürünmek büryan büryancı büryan pilâvı büsbütün büst bütan bütçe bütçe açığı bütçeleme bütçelemek bütçe yılı büten

431

bütün bütün bütün bütün bütüne bütüncü ekonomi bütüncül bütüncüllük,−ğü bütünleme bütünlemek bütünlemeli bütünleme sınavı bütünlenme bütünlenmek bütünler bütünler açı bütünleşme bütünleşmek bütünletme bütünletmek bütünleyen bütünleyici bütünlük,−ğü bütünsel bütünsellik,−ği büve büvelek,−ği büvet büyü

432

büyücek,−ği büyücü büyücülük,−ğü büyüğümsü büyük,−ğü büyük abdest büyük aile büyük amiral,−li büyük ana büyük anne büyük atardamar Büyükayı (yıldız kümesi) büyük baba büyükbaş büyük boy büyükçe Büyük Çekmece (ilçe) büyük çember büyük dalga büyük defter büyük elçi büyük elçilik,−ği büyük hanım büyük harf büyük kalori

433

büyük kan dolaşımı büyüklenme büyüklenmek büyüklük,−ğü büyüklük hastalığı büyüklü küçüklü büyük mağaza büyük mevlit ayı Büyükorhan (ilçe) büyük önerme büyük para büyük peder büyükseme büyüksemek büyük sesli uyumu üyüksü büyük şehir,−hri büyük tansiyon büyük terim büyük tövbe ayı büyük ünlü uyumu büyüleme büyülemek büyüleniş büyülenme büyülenmek büyüleyici

434

büyüleyici özellik, − ği büyüleyiş büyülteç,−ci büyültme büyültmek büyülü büyüme büyüme hızı büyümek büyüsel büyüteç,−ci büyütken büyütken doku büyütme büyütmek büyütülme büyütülmek büyütürlük,−ğü büyütüş büyü yapmak büyüyüş büz büzdürme büzdürmek büzgen büzgü

435

büzgüleme büzgülemek büzgülü büzgüsüz büzme büzmek büzük,−ğü büzüktaş büzülme büzülmek büzülüş büzüşme büzüşmek büzüşük,−ğü by−pass by−pass ameliyatı (*)C C caba cabadan cacık,−ğı cadaloz cadalozlaşma cadalozlaşmak cadalozluk,−ğu cadde cadı

436

cadı kazanı cadılaşma cadılaşmak cadılık,−ğı cadılık etmek cadısüpürgesi (mantar) cafcaf cafcaflı Caferî cağ cağ kebabı cağlık,−ğı cahil cahilâne cahilce cahiliye cahiliyet cahillik,−ği cahillik etmek caiz caize caka cakacı cakacılık,−ğı cakalanma cakalanmak

437

cakalı cakasız cali calip,−bi cam camadan camadanlı cambaz cambazhane cambazlık,−ğı cambul cumbul camcı camcı elması camcılık,−ğı camcı macunu cam çivisi camekân camekânlı camekânlı kutu camekânsız cam evi camgöbeği (renk) camgöz (balık) cam göz (takma gözlü) camgüzeli (çiçek) camız

438

cami,−i,−si (ibadet yeri) cami,−i (toplayan) camia camit cam kanatlılar camlama camlamak camlanma camlanmak camlaşma camlaşmak camlatma camlatmak camlı camlık,−ğı camlı köşk cam macunu cam mozaik,−ği cam pamuğu cam resim,−smi camsı camsız cam suyu cam yuvası cam yünü can

439

cana can acısı can alıcı canan can arkadaşı canavar canavarca canavar düdüğü canavarlaşma canavarlaşmak canavarlık,−ğı canavar otu canavar otugiller cana yakın cana yakınlık,−ğı can beraber can borcu can bunaltısı cancağız can ciğer can damarı candan candan candan candanlık,−ğı can direği can dostu can düşmanı

440

can eriği can evi can feda canfes canfeza cangıl cangıl cungul can gözdesi canhıraş canı pek canı tatlı canı tez cani canice canilik,−ği canip,−bi caniyane can korkusu can kurban cankurtaran cankurtaran çanı cankurtaran düdüğü cankurtaran gemisi cankurtaran kulübesi cankurtaranlık,−ğı

441

cankurtaran salı cankurtaran sandalı cankurtaran simidi cankurtaran şamandırası cankurtaran yeleği can kuşu canla başla canlandırıcı canlandırıcılık,−ğı canlandırılma canlandırılmak canlandırım canlandırma canlandırmak canlanma canlanmak canlı canlı canlı canlı cenaze canlıcılık,−ğı canlılık,−ğı canlı model canlı müzik,−ği canlı özdekçilik,−ği canlı resim,−smi

442

canlı yayın can noktası can pazarı can sağlığı can sıkıcı can sıkıntısı cansız cansız cansız cansız hedef cansızlaşma cansızlaşmak cansızlaştırma cansızlaştırmak cansızlık,−ğı can simidi cansiparane can sohbeti can tahtası cantiyane can yeleği can yoldaşı capcanlı car carcar car car carcur (fermuar) carcur etmek

443

cari cari gider cari hesap,−bı cari kur cari masraf cari para cari ücret cariye cariyelik,−ği carlama carlamak carlı carsız cart carta cartadak cartadan cart curt cascavlak,−ğı casino casus casusluk,−ğu cavalacoz cavlak,−ğı cavlaklık,−ğı cavlama cavlamak

444

caydırıcı caydırıcılık,−ğı caydırılma caydırılmak caydırış caydırma caydırmak caygın cayır cayır cayırdama cayırdamak cayırdatma cayırdatmak cayırtı cayış cayma caymak caz cazbant,−dı cazcı cazcılık,−ğı cazgır cazgırlık,−ğı cazır cazır cazırdama cazırdamak cazırdatma

445

cazırdatmak cazırtı cazibe cazibedar cazibe kanunu cazibeleşme cazibeleşmek cazibeleştirme cazibeleştirmek cazibeli cazibesiz cazip,−bi cazipleşme cazipleşmek cazipleştirme cazipleştirmek cazipli caziplik,−ği cazlı cazsız caz takımı cebbar cebe cebeci Cebeci cebel cebeli

446

Cebelibereket cebelleşme cebelleşmek cebellezi ceberut cebi delik,−ği cebin cebir,−bri cebire cebirsel cebirsel deyim cebirsel formül cebirsel ifade Cebrail cebren cebretme cebretmek cebrî cebrinefs cebriye cebrî yürüyüş Cedî (Oğlak burcu) cedit,−di cedre cefa cefa etmek cefakâr

447

cefakeş cefalı ceffelkalem cehalet cehdetme cehdetmek cehennem cehennem azabı cehennem hayatı cehennemî cehennem kütüğü cehennemleşme cehennemleşmek cehennemlik,−ği cehennem taşı cehennem zebanisi cehil,−hli cehit,−hdi cehre cehri ceket celâdet celâl,−li Celâlî Celâlîlik,−ği celâllenme celâllenmek

448

celâlli celâllice celbe celep,−bi celeplik,−ği celi celil celi yazı cellât,−dı cellâtlık,−ğı celp,−bi celp etmek celp kâğıdı celpname celse cemaat,−ti cemaatimüslimin cemaatleşme cemaatleşmek cemaatli cemaatsiz cemaatsizlik,−ği cemadat cemal,−li cem'an cem'an yekûn cemaziyülâhır

449

cemaziyülevvel cembiye cembiyeli cembiyesiz cemetme cemetmek cemi,−m'i cemil cemile cemilendirme cemilendirmek cemilenme cemilenmek cemiyet cemiyetli cemre cenabet Cenabıhak,−kkı cenah cenap,−bı cenaze cenaze alayı cenaze duası cenaze levazımatı canaze merasimi cenaze namazı cenaze töreni

450

cenbiye cendere cendereleşme cendereleşmek Ceneviz Cenevizli Cenevre kurabiyesi cengâver cengâverce cengâverlik,−ği cengel cenin ceninisakıt cenk,−gi cenkçi cenkçilik,−ği cenkleşme cenkleşmek cennet cennet balığı cennet balığıgiller cennet biberi cennet kuşu cennet kuşugiller cennetleşme cennetleşmek cennetlik,−ği

451

cennetmekân cennet öküzü cennet taamı centilmen centilmence centilmenlik,−ği centilmenlik anlaşması cenubî cenup,−bu cenuplu cep,−bi cepçi cepçilik,−ği cep defteri cep feneri cephane cephaneci cephanelik,−ği cep harçlığı cephe cephe gerisi cephelenme cephelenmek cepheleşme cepheleşmek cepheli

452

cepken cep kitabı cepleme ceplemek cep saati cep sözlüğü cep takvimi cep telefonu cep televizyonu cer,−rri cerahat,−ti cerahatlenme cerahatlenmek cerahatli cerahatsiz cerbeze cerbezeli cereme ceren cereyan cereyan etmek cereyanlı cerh cerh etmek cer hocası ceride ceriha

453

cerime Cermen Cermence Cermen dilleri cermen menteşe cerrah cerrahî cerrahî müdahale cerrahlık,−ğı cerrar cesamet cesametli cesaret cesaret etmek cesaretlendirilme cesaretlendirilmek cesaretlendirme cesaretlendirmek cesaretlenme cesaretlenmek cesaretli cesaretlilik,−ği cesaretsiz cesaretsizlik,−ği ceset,−di cesim ceste

454

ceste ceste cesur cesurane cesurca cesurluk,−ğu cet,−ddi cetbecet cetvel cevaben cevabî cevahir cevahirci cevap,−bı cevap anahtarı cevap hakkı cevap kâğıdı cevaplama cevaplamak cevaplandırılma cevaplandırılmak cevaplandırma cevaplandırmak cevaplı cevaplı telgraf cevapsız cevaz cevelân

455

cevher cevherli cevhersiz cevir,−vri ceviz cevizgiller cevizî ceviz içi cevizli cevizlik,−ği cevretme cevretmek cevval,−li cevvaliyet cevvî Cevza (İkizler burcu) Ceyhan (ilçe) ceylân ceylânca ceylân bakışlı Ceylânpınar (ilçe) ceza ceza alanı ceza atışı ceza evi ceza hukuku

456

cezaî cezalandırılma cezalandırılmak cezalandırma cezalandırmak cezalanma cezalanmak cezalı ceza mahkemeleri ceza noktası ceza reisi ceza sahası cezasız ceza vuruşu Cezayir Cezayirli Cezayir menekşesi cezbe cezbelenme cezbelenmek cezbeli cezbesiz cezerye cezir,−zri cezire cezp,−bi cezp etmek

457

cezrî cezve challenge charter chat check−up cıbıl cıcık,−ğı cıda cıdağı cıdak,−ğı cık cılız cılızlaşma cılızlaşmak cılızlık,−ğı cılk cılkava cılk etmek cılklaşma cılklaşmak cılklık,−ğı cımbar cımbarlama cımbarlamak cımbız cımbızcı

458

cımbızlama cımbızlamak cıncık,−ğı cıncık boncuk,−ğu cıngıl cırboğa cırcır cır cır cırcır böceği cırcır delgi cırcır kolu cırdaval cırıldama cırıldamak cırıltı cırlak,−ğı cırlak cırlak cırlama cırlamak cırlatma cırlatmak cırlayık,−ğı cırmalama cırmalamak cırmık,−ğı cırnak,−ğı cırnaklama

459

cırnaklamak cırnık,−ğı cırt cırtlak,−ğı cırtlama cırtlamak cıs cıva cıvadra cıvalı cıvata cıvatalama cıvatalamak cıvık,−ğı cıvık cıvık cıvıklanma cıvıklanmak cıvıklaşma cıvıklaşmak cıvıklaştırma cıvıklaştırmak cıvıklık,−ğı cıvık mantarlar cıvıl cıvıl cıvıldama cıvıldamak cıvıldaşma

460

cıvıldaşmak cıvıltı cıvıltılı cıvıltısız cıvıma cıvımak cıvıtılma cıvıtılmak cıvıtma cıvıtmak cıvma cıvmak cıyak cıyak cıyaklama cıyaklamak cıyaklatma cıyaklatmak cıyırdama cıyırdamak cıyırdatma cıyırdatmak cıyırtı cız cızbız cız etmek cızgara cızık,−ğı

461

cızıktırma cızıktırmak cızıldama cızıldamak cızıltı cızıltılı cızır cızır cızırdama cızırdamak cızırdatma cızırdatmak cızırtı cızırtılı cızlam cızlama cızlamak cız sineği cibilliyet cibilliyetsiz cibilliyetsizlik,−ği cibinlik,−ği cibre Cibril cici cici anne cici bici cicik,−ği

462

cicili bicili cicim cici mama cicim ayı cicoz cicozlama cicozlamak cicozluk,−ğu cidal,−li cidalci cidar cidden ciddî ciddî ciddî ciddîleşme ciddîleşmek ciddîlik,−ği ciddiyet ciddiyetsiz ciddiyetsizlik,−ği Cide (ilçe) cif cife ciğer ciğer acısı ciğerci ciğerdeldi

463

ciğer otları ciğer otu ciğerpare ciğer sarma ciğer sotesi ciğer yarası cihan Cihanbeyli (ilçe) cihangir Cihangir cihangirane cihangirlik,−ği cihannüma cihanşinas cihanşümul,−lü cihar ciharıdü ciharıse ciharıyek cihat,−dı cihaz cihazlanma cihazlanmak cihet cihetiyle cikcik,−ği cilâ

464

cilâcı cilâcılık,−ğı cilâlama cilâlamak cilâlanma cilâlanmak cilâlatma cilâlatmak cilâlı Cilâlı Taş Devri cilâsız cilasun cilâ topu cilâ yağı cilban cilbent,−di cildiye cildiyeci cildiyecilik,−ği cilt,−di ciltçi ciltçilik,−ği cilt evi cilt kapağı ciltleme ciltlemek ciltlenme

465

ciltlenmek ciltletme ciltletmek ciltli ciltlik,−ği ciltsiz cilve cilvebaz cilvekâr cilvelenme cilvelenmek cilveleşme cilveleşmek cilveli cilvesiz cim cima,−ı cimbakuka cimcime cimdallı cimri cimrice cimrileşme cimrileşmek cimrilik,−ği cimrilik etmek cin

466

cinaî cinas cinaslı cinayet cinci cin darısı cin fikirli cingöz cinlenme cinlenmek cinleşme cinleşmek cinli cin mısırı cinnet cins cinsaçı (bitki) cins cibilliyet cinsel cinsellik,−ği cinsel taciz cinsî cinsilâtif cins isim,−smi cins ismi cinsiyet cinslik,−ği

467

cinslik bilimi cinsliksiz cin yolu cip cips ciranta cirim,−rmi cirit,−di cirit atma ciritçi cirit oyunu cirit ucu ciro ciro etmek cisim,−smi cisimcik,−ği cisimlenme cisimlenmek cisimleşme cisimleşmek cismanî cismanîlik,−ği cismen civan civankaşı (nakış) civanmert,−di civanmertlik,−ği

468

civanperçemi (bitki) civar civciv civcivli civcivlik,−ği civelek,−ği civeleklik,−ği ciyak ciyak ciyak ciyaklama ciyaklamak Cizre (ilçe) cizvit cizye clearing coğrafî coğrafî durum coğrafîk,−ği coğrafya coğrafyacı coğrafyacılık,−ğı conta contalama contalamak cop coplama coplamak

469

coplanma coplanmak coplatma coplatmak corum coşku coşkulanma coşkulanmak coşkulu coşkun coşkunca coşkunlaşma coşkunlaşmak coşkunluk,−ğu coşma coşmak coşturma coşturmak coşturucu coşturuculuk,−ğu coşturulma coşturulmak coşuntu cömert,−di cömertçe cömertleşme cömertleşmek

470

cömertlik,−ği cönk,−gü crescendo cudam cukka cuma cuma gecesi cuma namazı cumartesi,−yi Cumayeri'ni (ilçe) cumba cumbadak cumbalak,−ğı cumbalama cumbalamak cumbalatma cumbalatmak cumbalı cumbasız cumbul cumbul cumbuldama cumbuldamak cumbuldatma cumbuldatmak cumburdama cumburdamak cumbuldatma

471

cumbuldatmak cumburlop cumburtu cumhur cumhurbaşkanı cumhurbaşkanlığı cumhurca cumhur cemaat cumhuriyet Cumhuriyet Bayramı cumhuriyetçi cumhuriyetçilik,−ği cumhuriyetperver cumhur reisi cunda cunta cuntacı cup cuppadak cura curacı cura zurna curcuna curcunalı curnata cuşiş

472

cübbe cübbeci cübbeli cüce cüceleşme cüceleşmek cücelik,−ği cücük,−ğü cücüklenme cücüklenmek cücükleşme cücükleşmek cüda cühelâ cülûs cülûsiye cümbür cemaat cümbüş cümbüşçü cümbüşlü cümle cümle âlem cümle bilgisi cümlecik,−ği cümle kapısı cümlemsi cümlesi

473

cümleten cümudiye cünha cünun cünup,−bu cünupluk,−ğu cür'et cür'et etmek cür'etkâr cür'etkârlık,−ğı cür'etlenme cür'etlenmek cür'etli cür’etsiz cürmümeşhut,−du cüruf cürüm,−rmü cüsse cüsseli cüssesiz cüz,−z'ü cüzam cüzamlı cüzdan (*)Ç Ç çaba

474

çabalama çabalamak çabalanma çabalanmak çabalayış çabucacık çabucak çabuk çabukça çabuk çabuk çabuklaşma çabuklaşmak çabuklaştırılma çabuklaştırılmak çabuklaştırma çabuklaştırmak çabukluk,−ğu çaça çaça balığı çaçaça çaçaron çaçaronca çaçaronluk,−ğu çadır çadır ağırşağı çadır bezi çadırcı

475

çadırcılık,−ğı çadır çanağı çadır çatı çadır çiçeği çadır devlet çadır direği çadır kent çadırlı çadırlı ordugâh çadır tiyatrosu çadıruşağı (bitki) çağ çağa çağanak,−ğı çağanaklı çağanoz Çağatay Çağatayca çağcıl çağcıllaşma çağcıllaşmak çağcıllaştırma çağcıllaştırmak çağcıllık,−ğı çağcıl müzik,−ği çağdaş çağdaşlaşma

476

çağdaşlaşmak çağdaşlaştırma çağdaşlaştırmak çağdaşlık,−ğı çağ dışı çağ dışılık,−ğı çağıl çağıl çağıldama çağıldamak çağıldayış çağıltı çağıltılı çağıra çağıra çağırı çağırıcı çağırım çağırış çağırma çağırmak çağırtı çağırtkan çağırtma çağırtmaç,−cı çağırtmak çağla çağlama çağlamak

477

çağlar çağlayan Çağlayancerit (ilçe) çağlayık,−ğı çağlayış çağma çağmak çağnak,−ğı çağrı çağrıcı çağrıcılık,−ğı çağrı cihazı çağrılı çağrılık,−ğı çağrılış çağrılma çağrılmak çağrım çağrı numarası çağrısız çağrışım çağrışımcı çağrışımcılık,−ğı çağrışımlı çağrışımsal çağrışımsız çağrışma

478

çağrışmak çağrıştırma çağrıştırmak çak çakal çakal armudu çakalboğan çakal eriği çakaloz çakal yağmuru çakar çakaralmaz çak çak çaker çakı çakıcı çakıl çakıl çukul çakıldak,−ğı çakıldama çakıldamak çakıldatma çakıldatmak çakılı çakıl kuşu çakıllık,−ğı çakılma

479

çakılmak çakıl taşı çakıltı çakıl yol çakım çakın çakıntı çakıntılı çakıntısız çakır çakır ayaz çakırcı çakırcılık,−ğı çakır çukur çakırdiken çakırdikenlik,−ği çakırdoğan çakırkanat (ördek) çakırkeyf çakırlaşma çakırlaşmak çakır pençe çakır pençelik,−ği çakısız çakış çakışık,−ğı çakışma

480

çakışmak çakışmalı çakıştırma çakıştırmak çakma çakmacı çakmak çakmak,−ğı çakma kapı çakmak çakmak çakmakçı çakmakçılık,−ğı çakmaklaşma çakmaklaşmak çakmaklı çakmaklık,−ğı çakmaksız çakmak taşı çakozlama çakozlamak çakşır çakşırlı çakşırsız çaktırılma çaktırılmak çaktırış çaktırma

481

çaktırmadan çaktırmak çal Çal (ilçe) çala çalacak,−ğı çalâk çala kalem çala kamçı çala kaşık çala kılıç çala kürek çalap,−bı çala paça çalar çalarma çalarmak çalar saat,−ti çalçene çalçenelik,−ği Çaldıran (ilçe) çaldırılma çaldırılmak çaldırış çaldırma çaldırmak çalgı

482

çalgı aleti çalgıcı çalgıcı böcek,−ği çalgıcılık,−ğı çalgıcı otu çalgıç,−cı çalgı çağanak,−ğı çalgıhane çalgılı çalgılı çağanaklı çalgın çalgı orağı çalgısız çalı çalı bülbülü çalı çırpı çalı dikeni çalı fasulyesi çalı horozu çalık,−ğı çalı kakıcı çalık kavak,−ğı çalı kuşu çalı kuşugiller çalılandırma çalılandırmak çalılık,−ğı

483

çalım çalımcı çalımlama çalımlamak çalımlanış çalımlanma çalımlanmak çalımlayış çalımlı çalımlı çalımlı çalımlık,−ğı çalımlılık,−ğı çalımsız çalımsızlık,−ğı çalınma çalınmak çalıntı çalısız çalı süpürgesi çalış çalışılma çalışılmak çalışkan çalışkanlık,−ğı çalışma çalışma barışı çalışma belgesi

484

çalışmacı çalışma dolabı çalışma gezisi çalışma günü çalışma hayatı çalışma izni çalışmak çalışma karnesi çalışma masası çalışma odası çalışma ruhsatı çalışma saati çalışma saatleri çalışma yöntemi çalışma ziyareti çalıştıran çalıştırıcı çalıştırıcılık,−ğı çalıştırılma çalıştırılmak çalıştırış çalıştırma çalıştırmak çalkağı çalkak,−ğı çalkalama çalkalamak

485

çalkalanış çalkalanma çalkalanmak çalkalatış çalkalatma çalkalatmak çalkalayış çalkama çalkamak çalkanış çalkanma çalkanmak çalkantı çalkantılı çalkantısız çalkar çalkatma çalkatmak çalkayış çalkı çalma çalmacı çalmaç,−cı çalmak çalpara çaltı çaltılık,−ğı

486

çalyaka çam Çamardı'nı (ilçe) Çamaş (ilçe) çamaşır çamaşır azgını çamaşırcı çamaşırcılık,−ğı çamaşır deterjanı çamaşır dolabı çamaşırhane çamaşır ipeği çamaşır ipi çamaşır kazanı çamaşır leğeni çamaşırlık,−ğı çamaşır makinesi çamaşır mandalı çamaşır sabunu çamaşır sepeti çamaşır sodası çamaşır suyu çamaşır takımı çam balı çamça çamçak,−ğı çamçak çamçak

487

Çameli'ni (ilçe) çam fıstığı çamgiller Çamlıdere (ilçe) Çamlıhemşin (ilçe) çamlık,−ğı Çamlıyayla (ilçe) Çamoluk (ilçe) çam sakızı çamuka çamur çamur banyosu çamurcuk,−ğu çamurcun çamur deryası çamur ığrıbı çamur kalemi çamurlama çamurlamak çamurlanma çamurlanmak çamurlaşma çamurlaşmak çamurlatma çamurlatmak çamurlu çamurluk,−ğu

488

çamurlukçu çamurlukçuluk,−ğu çamursuz çam yarması çam yeşili çan Çan (ilçe) çanak,−ğı çanak ağızlı çanak anten çanakçı Çanakçı (ilçe) çanakçılık,−ğı çanak çömlek,−ği Çanakkale çanaklık,−ğı çanaksı çanaksı hücreler çanak üzengi çanak yalayıcı çanak yalayıcılık,−ğı çanak yaprağı çanak yaprak,−ğı çancı çancılık,−ğı çan çan çan çiçeği

489

çan çiçeğigiller çandı çandır Çandır (ilçe) çangal çangıl çungul çangır çungur çangırdama çangırdamak çangırtı çanıltı Çankaya (ilçe) Çankırı'yı çan kulesi çanta çantacı çantacılık,−ğı çanta çiçeği çantalı çantasız çap çapa çapacı çapacılık,−ğı çapaçul çapaçulcu çapaçulculuk,−ğu

490

çapaçullaştırma çapaçullaştırmak çapaçulluk,−ğu çapak,−ğı Çapakçur çapaklanış çapaklanma çapaklanmak çapaklı çapaksız çapalama çapalamak çapalanış çapalanma çapalanmak çapalatma çapalatmak çapalı çapanoğlu çapar çaparız çapari çapasız çapçak,−ğı çapkımak çapkın çapkınca

491

çapkınlaşma çapkınlaşmak çapkınlık,−ğı çapla çaplama çaplamak çaplı çapma çapmak çaprak,−ğı çapraşık,−ğı çapraşıklaşma çapraşıklaşmak çapraşıklık,−ğı çapraşma çapraşmak çapraz çapraz ateş çapraz kafiye çapraz kur çaprazlama çaprazlamak çaprazlaşma çaprazlaşmak çaprazlık,−ğı çaprazölçer çaprazvari

492

çapsız çapul çapula çapulacı çapulacılık,−ğı çapulcu çapulculuk,−ğu çapullama çapullamak çaput çar çarçabuk çarçur çarçur etmek çarçur olmak çardak,−ğı Çardak (ilçe) çardaklı çardaksız çardaş çare çaresiz çaresizlik,−ği çareviç çargâh çarık,−ğı çarıkçı

493

çarıkçılık,−ğı çarıklı çarıklı erkânıharp, −bi çarıklık,−ğı çarıksız çariçe çark çarka çarkacı çarkçı çarkçıbaşı çarkçılık,−ğı çark etmek çarkıfelek,−ği çarkıfelekgiller çarkıt çarklı çarksız çarlık,−ğı çarliston çarliston biber çarliston marka çarmıh çarnaçar çarpan çarpan balığı

494

çarpanlara ayırma çarpı çarpıcı çarpıcılık,−ğı çarpık,−ğı çarpıkça çarpık çurpuk,−ğu çarpıklaşma çarpıklaşmak çarpıklaştırma çarpıklaştırmak çarpıklık,−ğı çarpılan çarpılı çarpılış çarpılma çarpılmak çarpım çarpım cetveli çarpım tablosu çarpınma çarpınmak çarpıntı çarpıntılı çarpıntısız çarpış çarpışılma

495

çarpışılmak çarpışma çarpışmak çarpıştırma çarpıştırmak çarpıtılma çarpıtılmak çarpıtma çarpıtmak çarpma çarpma işareti çarpmak çarpma kapı çarpsına çarptırış çarptırma çarptırmak çarşaf çarşaf çarşaf çarşafçı çarşafçılık,−ğı çarşaflama çarşaflamak çarşaflanma çarşaflanmak çarşaflatma çarşaflatmak

496

çarşaflı çarşaflık,−ğı çarşafsız çarşafsızlık,−ğı çarşamba Çarşamba (ilçe) çarşamba karısı çarşamba pazarı çarşı çarşı ağası Çarşıbaşı'nı (ilçe) çarşı ekmeği çarşılı çasar çaşıt çaşıtlama çaşıtlamak çaşıtlık,−ğı çat Çat (ilçe) çatak,−ğı Çatak (ilçe) çatak bayrak çatal çatal ağız,−ğzı çatal aşı çatal ayak,−ğı

497

çatal bel çatal bıçak takımı Çatalca (ilçe) çatal çivi çatal don çatal iğne çatal kargı çatal kaşık,−ğı çatal kundak,−ğı çatalkuyruk,−ğu (balık) çatallanma çatallanmak çatallaşma çatallaşmak çatallaştırma çatallaştırmak çatallı çatallık,−ğı Çatalpınar (ilçe) çatal sakal çatal ses Çatalzeytin (ilçe) çatal zıpkın çatana çatanacı çatapat

498

çatı çatı arası çatıcı çatı ekleri çatı eteği çatık,−ğı çatı kaplayıcı çatı katı çatık çehre çatı kirişi çatık kaş çatıklaşma çatıklaşmak çatıklık,−ğı çatık surat çatık yüz çatıldama çatıldamak çatılı çatılış çatılma çatılmak çatınma çatınmak çatı örtüsü çatı penceresi çatır çatır

499

çatır çutur çatırdama çatırdamak çatırdatma çatırdatmak çatırtı çatırtılı çatısız çatış çatışık,−ğı çatışılma çatışılmak çatışkı çatışma çatışmak çatıştırma çatıştırmak çat kapı çatkı çatkılı çatkılık,−ğı çatkın çatkınlık,−ğı çatkısız çatlak,−ğı çatlaklık,−ğı çatlak ses

500

çatlak zurna çatlama çatlamak çatlatış çatlatma çatlatmak çatlayış çatma çatmak çatma kaş çatpat (çatapat) çat pat çatra patra çattırma çattırmak çav çavalye çavdar çavdar ekmeği Çavdarhisar (ilçe) çavdarlı çavdarmahmuzu (bitki) çavdarsız Çavdır (ilçe) çavelâ çavlan

501

çavlanma çavlanmak çavlı çavma çavmak çavşır Çavuldur çavun çavuş çavuş kuşu çavuş kuşugiller çavuşluk,−ğu çavuş üzümü çay Çay (ilçe) çayan çay bahçesi çay bardağı Çaybaşı'nı (ilçe) çaycı çaycılık,−ğı Çaycuma (ilçe) çaydaçıra çaydanlık,−ğı Çayeli'ni (ilçe) çay evi çay fincanı

502

çaygiller çayhane çayhaneci çayhanecilik,−ği çayır Çayıralan (ilçe) çayırgüzeli (bitki) çayır hokeyi çayır kuşu çayırlama çayırlamak çayırlanma çayırlanmak çayırlaşma çayırlaşmak çayırlatma çayırlatmak çayırlı Çayırlı (ilçe) çayırlık,−ğı çayır mantarı çayırmelikesi (bitki) çayır otu çayır peyniri çayırsedefi (bitki) çayırsız çayır tavuğu

503

çayır teresi çayır tirfili çayır yulafı çaykara Çaykara (ilçe) çay kaşığı çaykızı (çiçek) çaylak,−ğı çaylakça çaylak fırtınası çaylaklık,−ğı çaylı çaylık,−ğı çaylı kek çay ocağı çay saati çay servisi çay şekeri çay takımı çebiç,−ci çecik,−ği çeç çeçe Çeçen Çeçence çedene çedik,−ği

504

çeğmel çeğmellenme çeğmellenmek çehre çehrece çehreli çehre züğürdü çek Çek çekberi Çekçe çekçek,−ği çekecek,−ği çekek,−ği çekel çekeleme çekelemek çekelez çekem çekememe çekememek çekememezlik,−ği çekemez çekemezlik,−ği çeker Çekerek (ilçe) çeki

505

çekici çekicilik,−ği çekiç,−ci çekiç atma çekiçhane çekiç kemiği çekiçleme çekiçlemek çekiç makinesi çeki düzen çekik,−ği çekikçe çekiliş çekilme çekilmek çekim çekimci çekim eki çekim ekleri çekimleme çekimlemek çekimli çekimli fiil çekimölçer çekimsenme çekimsenmek çekimser

506

çekimserlik,−ği çekimsiz çekimsizlik,−ği çekince çekine çekine çekingen çekingence çekingenleşme çekingenleşmek çekingenlik,−ği çekinik,−ği çekinilme çekinilmek çekiniş çekinme çekinmek çekinti çekirdecik,−ği çekirdek,−ği çekirdek aile çekirdekçi çekirdekçilik,−ği çekirdek kahve çekirdeklenme çekirdeklenmek çekirdekli çekirdeksel

507

çekirdeksiz çekirge çekirge kuşu çekirge ötleğeni çekirge şalvar çekiş çekişken çekişli çekişme çekişmek çekişmeli çekişmesiz çekişte çekiştirici çekiştiricilik,−ği çekiştirme çekiştirmek çekkin çekme çekmece çekmeceli çekmecesiz çekme demir çekmek çekme kat çekmeli çekmelik,−ği

508

çekmen Çekoslovak Çekoslovakya Çekoslovakyalı çektiri çektirici çektiriş çektirme çektirme ağı çektirmek çekül çek valf,−fi çek vana çekyat çeldirici çeldirme çeldirmek çelebi Çelebi (ilçe) çelebice çelebilik,−ği çelek,−ği çelen çelenk,−gi çelgi çelik,−ği çelik başlık,−ğı

509

çelik çember çelik çomak,−ğı çelik halat Çelikhan (ilçe) çelikhane çelik kalemi çelik kapı çelik kasa çelikleme çeliklemek çelikleşme çelikleşmek çelikleştirme çelikleştirmek çelik macunu çelik metre çelik pamuğu çeliksi çelik yelek,−ği çelim çelimli çelimsiz çelimsizlik,−ği çelişik,−ği çelişiklik,−ği çelişiklik ilkesi çelişken

510

çelişki çelişkili çelişkisiz çelişme çelişmek çelişmeli çelişmesiz çelişmezlik,−ği çelişmezlik ilkesi çello çelme çelmece çelmek çelmeleme çelmelemek çelmelenme çelmelenmek çelmeleyiş çelmik,−ği çeltek,−ği çeltik,−ği çeltiklik,−ği Çeltik (ilçe) çeltikçi Çeltikçi (ilçe) çeltikçilik,−ği çeltik kargası

511

çeltikli çeltik tarlası çembalo çember çember açı çember kayık,−ğı çemberleme çemberlemek çemberlenme çemberlenmek çemberletme çemberletmek çemberli çember makası çember sakal çembersel bölge çembersiz çemçe çemen çemenleme çemenlemek çemenli çemiç,−ci Çemişgezek (ilçe) çemkiriş çemkirme çemkirmek

512

çemrek çemreme çemremek çemrenme çemrenmek çençen çene çenebaz çenebazlık,−ğı çene çukuru çenek,−ği çene kavafı çenekli çeneksiz çeneleşme çeneleşmek çeneli çenesi düşük,−ğü çenesi kuvvetli çenesiz çenet çenetli çene yarışı çene yarıştırıcı çene yarıştırma çengel çengel atış

513

çengel çeneliler çengel iğnesi çengelleme çengellemek çengellenme çengellenmek çengelleyiş çengelli çengelli iğne çengel sakızı çengelsi çengi çengi kolu çengilik,−ği çengi takımı çengüçağanak,−ğı çengüçegâne çenileme çenilemek çenk,−gi çentik,−ği çentikleme çentiklemek çentiklenme çentiklenmek çentikli çentilme

514

çentilmek çentme çentmek çepçevre çepeçevre çepel çepelleme çepellemek çepellenme çepellenmek çepelli çepellilik,−ği çeper çeperli çepez çepiç,−ci çepin Çepni çer çerçeve çerçeve anlaşma çerçeveci çerçevecilik,−ği çerçeveleme çerçevelemek çerçevelenme çerçevelenmek

515

çerçeveletme çerçeveletmek çerçeveli çerçevesiz çerçi çerçici çerçilik,−ği çer çöp çerden çöpten çerez çerezci çerezcilik,−ği çerezlenme çerezlenmek çerezlik,−ği çerge çergeci çergi çergici çeri çeribaşı,−yı,−nı çeribaşılık,−ğı Çerkeş (ilçe) Çerkez Çerkezce Çerkezköy (ilçe) Çerkezlik,−ği

516

Çerkez peyniri Çerkez tavuğu çermik,−ği Çermik (ilçe) çerviş çervişli çeşit,−di çeşit çeşit çeşitkenar çeşitkenar üçgen çeşitleme çeşitlemek çeşitlendirme çeşitlendirmek çeşitlenme çeşitlenmek çeşitli çeşitlilik,−ği çeşme Çeşme (ilçe) çeşmibülbül çeşni çeşnici çeşnicibaşı çeşnicilik,−ği çeşnileme çeşnilemek

517

çeşnilenme çeşnilenmek çeşnili çeşnilik,−ği çete çeteci çetecilik,−ği çetele çeteleşme çeteleşmek çeteleştirme çeteleştirmek çetene çete savaşı çetin çetince çetin ceviz çetinleşme çetinleşmek çetinleştirme çetinleştirmek çetinlik,−ği çetrefil çetrefilce çetrefilleşme çetrefilleşmek çetrefilli

518

çetrefillilik,−ği çetrefilsiz çevgen çevik,−ği çevikçe çevikleşme çevikleşmek çevikleştirme çevikleştirmek çeviklik,−ği çeviren çevirge çevirgeç,−ci çevirgi çeviri çevirici çevirici dili çeviricilik,−ği çeviri dili çevirim çevirim senaryosu çeviriş çevirme çevirme ağı çevirmek çevirmen çevirmenlik,−ği

519

çevir sesi çevir sinyali çevirtme çevirtmek çevre çevre açı çevre bilimci çevre bilimi çevre bilimsel çevreci çevrecilik,−ği çevre evi çevre kirlenmesi çevre kirliliği çevreleme çevrelemek çevreleniş çevrelenme çevrelenmek çevreleyiş çevrelik,−ği çevren çevre sağlığı çevresel çevre teker çevre yolu çevri

520

çevrik,−ği çevrileme çevrilemek çevrili çevriliş çevrilme çevrilmek çevrim çevrim içi çevrimli çevrimsel çevrinme çevrinmek çevrinti çevriyazı çeyiz çeyizci çeyizcilik,−ği çeyiz çemen çeyizleme çeyizlemek çeyizlenme çeyizlenmek çeyizli çeyizlik,−ği çeyizsiz çeyrek,−ği

521

çeyrek final,−li çeyrek finalist çeyrekleme çeyreklemek çeyreklenme çeyreklenmek çeyrek son çeyrek sonuç,−cu çıban çıban ağırşağı çıbanbaşı çıbanlaşma çıbanlaşmak çıdam çıdama çıdamak çıfıt Çıfıt Çıfıt çarşısı çıfıtlık,−ğı Çıfıtlık,−ğı çıfıtlık etmek çığ çığa çığalanma çığalanmak çığıltı

522

çığır çığırış çığırma çığırmak çığırtı çığırtkan çığırtkanlık,−ğı çığırtma çığırtmacı çığırtmak çığlık,−ğı çığlık çığlığa çığralık,−ğı çığrış çığrışma çığrışmak çıkacak,−ğı çıkagelme çıkagelmek çıkak,−ğı çıkan çıkar çıkarayazmak çıkar budak,−ğı çıkarcı çıkarcılık,−ğı çıkarılış

523

çıkarılma çıkarılmak çıkarım çıkarış çıkarma çıkarma birliği çıkarma gemisi çıkarma harekâtı çıkarma işareti çıkarmak çıkarsama çıkartı çıkartılma çıkartılmak çıkartma çıkartmak çıkar yol çıkı çıkık,−ğı çıkıkçı çıkıkçılık,−ğı çıkıklık,−ğı çıkılama çıkılamak çıkılanma çıkılanmak çıkılatma

524

çıkılatmak çıkılma çıkılmak çıkın çıkın etmek çıkınlama çıkınlamak çıkıntı çıkıntılı çıkıntısız çıkır çıkır çıkış çıkış belgesi çıkış çizgisi çıkış hakemi çıkış işlemi çıkış kapısı çıkışlı çıkışma çıkışmak çıkış noktası çıkış özeti çıkış takozu çıkıştırma çıkıştırmak çıkış yapmak çıkış yolu

525

çıkıt çıkma çıkma durumu çıkmak çıkmaklık,−ğı çıkmalı çıkmalık,−ğı çıkmalı tamlama çıkmalı tümleç,−ci çıkmaz çıkmazlık,−ğı çıkmaz sokak,−ğı çıkra çıkralık,−ğı çıkrık,−ğı çıkrıkçı çıkrıkçılık,−ğı çıkrıkçın çıkrıklı çıkrıksız çıktı çılan çılbır Çıldır (ilçe) çıldırasıya çıldır çıldır çıldırış

526

çıldırma çıldırmak çıldırtıcı çıldırtıcılık,−ğı çıldırtma çıldırtmak çılgın çılgınca çılgıncasına çılgınlaşma çılgınlaşmak çılgınlık,−ğı çıma çımacı çımacılık,−ğı çımbar çımkırma çımkırmak çın çınar Çınar (ilçe) Çınarcık (ilçe) çınargiller çınarımsı çınarımsı isfendan çınarlı çınarlık,−ğı

527

çınayaz çın çın çnçınlatmak çıngar çıngı çıngıl çıngırak,−ğı çıngırakçı çıngırakçılık,−ğı çıngıraklı çıngıraklı yılan çıngıraklı yılangiller çıngır çıngır çıngırdak,−ğı çıngırdama çıngırdamak çıngırdatma çıngırdatmak çıngırtı çınlak,−ğı çınlama çınlamak çınlamalı çınlatış çınlatma çınlatmak çınlayış

528

çınsabah çıpı çıpı çıpıl çıpıl çıpıldak,−ğı çıpır çıpır makinesi çıplak,−ğı çıplak alev çıplak at çıplak gözle çıplaklar kampı çıplaklaşma çıplaklaşmak çıplaklaştırma çıplaklaştırmak çıplaklık,−ğı çıplak maden çıplak mülkiyet çıplak resim,−smi çıplak tohumlular çıplak ücret çıplanma çıplanmak çıra çırağ çırak,−ğı çırak etmek

529

çıraklık,−ğı çıraklık etmek çırakma çırakman çıralı çıralık,−ğı çıramoz çırçıl çırçıplak,−ğı çırçıplaklık,−ğı çırçır (alet) çır çır çırçırlama çırçırlamak çırılçıplak,−ğı çırılçıplaklık,−ğı çırnık,−ğı çırpı çırpıcı çırpı ipi çırpılma çırpılmak çırpını çırpını çırpınış çırpınma çırpınmak çırpıntı

530

çırpıntılı çırpış çırpışma çırpışmak çırpıştırılma çırpıştırılmak çırpıştırma çırpıştırmak çırpma çırpmacı çırpmacılık,−ğı çırpmak çırptırma çırptırmak çıt çıta çıtak,−ğı çıtçıt (kopça) çıt çıt çıtçıtlama çıtçıtlamak çıtı pıtı çıtır çıtır çıtırdama çıtırdamak çıtırdata çıtırdata çıtırdatış

531

çıtırdatma çıtırdatmak çıtırdayış çıtır pıtır çıtırtı çıtkırıldım çıtkırıldımlık,−ğı çıtlama çıtlamak çıtlatılma çıtlatılmak çıtlatış çıtlatma çıtlatmak çıtlık,−ğı çıtpıt (çatapat) çıt pıt çıvdırma çıvdırmak çıvgar çıvgın çıvlama çıvlamak çıvma çıvmak çıyan çıyan gözlü

532

çıyanlık,−ğı çıyanlık etmek çiçek,−ği çiçek aşısı çiçek bahçesi çiçek biti çiçek boyası çiçek bozuğu çiçekçi çiçekçi esnafı çiçekçilik,−ği Çiçekdağı'nı (ilçe) çiçek durumu çiçek dürbünü çiçek evi çiçekleme çiçeklemek çiçeklendirme çiçeklendirmek çiçekleniş çiçeklenme çiçeklenmek çiçekleşme çiçekleşmek çiçekli çiçekli bitkiler çiçeklik,−ği

533

çiçek pazarı çiçek sapçığı çiçek sapı çiçeksever çiçeksime çiçeksimek çiçeksiz çiçeksiz bitkiler çiçek soğanı çiçek suyu çiçek tacı çiçek tozu çiçek yağı çiçek yaprağı çift çift atış çift ayaklılar çift camlı çift camlı pencere çift cinsellik,−ği çift cinsiyet çiftçi çiftçilik,−ği çift çubuk,−ğu çift dalma çift desimetre çift dikiş

534

çift direkli çift dirsek,−ği çift dişliler çifte çifte dikiş çiftehane çifte kavrulmuş çifte kıskaç,−cı çifteleme çiftelemek çiftelenme çiftelenmek Çifteler (ilçe) çifteleşme çifteleşmek çifteli çifte nağra çifter çifter çifte standart,−dı çiftetelli çifte vatandaşlık,−ğı çift kanatlılar çift kapı çift kişilik,−ği çift kol çift küme çiftleme

535

çiftlemek çiftlenme çiftlenmek çiftleşme çiftleşmek çiftleştiriş çiftleştirme çiftleştirmek çiftlik,−ği Çiftlik (ilçe) çiftlik kâhyası Çiftlikköy (ilçe) çift motorlu çift parmaklılar çift pencere çift sayı çiftteker çifttekerci çifttekercilik,−ği çift uçurvur çift vuruş çift yıldız çift zamanı Çigan Çigan müziği çiğ çiğ börek,−ği

536

çiğde çiğdem çiğe Çiğil çiğin çiğindirik,−ği çiğ iplik,−ği çiğit,−di çiğitli çiğ köfte çiğleşme çiğleşmek Çiğli (ilçe) çiğlik,−ği çiğnek,−ği çiğnem çiğneme çiğnemek çiğnemik,−ği çiğnemlik,−ği çiğneniş çiğnenme çiğnenmek çiğnetme çiğnetmek çiğneyiş çiğ renkçi

537

çiğ renkçilik,−ği çiğ toprak,−ğı çiklet çikletçi çikletçilik,−ği çikolata çikolatacı çikolatacılık,−ğı çikolatalı çil çil çil çile çilecilik,−ği çilehane çilek,−ği çilekçi çilekçilik,−ği çilekeş çilekeşlik,−ği çilek reçeli çilek suyu çilek üzümü çileli çileme çilemek çilenti Çilimli (ilçe)

538

çilingir çilingirlik,−ği çilingir sofrası çillenme çillenmek çilli çilsiz çim çimbali çimçek,−ği çim çim çimdik,−ği çimdikleme çimdiklemek çimdiklenme çimdiklenmek çimdirme çimdirmek çimek,−ği çimen çimenli çimenlik,−ği çimensiz çimento çimentocu çimentoculuk,−ğu çimentolama

539

çimentolamak çimentolanma çimentolanmak çimentolatma çimentolatmak çimentolu çimentosuz çimleme çimlemek çimlendirme çimlendirmek çimlenme çimlenmek çimleyiş çimme çimmek Çin çinakop Çin anasonu Çince Çin çamı çinçilya çinçilyagiller Çine (ilçe) Çingen çingene Çingene

540

Çingene borcu Çingenece Çingene çergesi Çingene düğünü Çingene kavgası çingeneleşme çingeneleşmek çingenelik,−ği Çingenelik,−ği Çingene palamudu Çingene parası Çingene pembesi Çin gülü çini çinici çinicilik,−ği çinili çini mürekkebi çinisiz çinke çinko çinkograf çinkografi Çin lâhanası Çin leylâğı Çinli Çin Seddi

541

Çintiyan çip çipil çipilleşme çipilleşmek çipilti çipo çipura çir çirçirci çiriş çirişçi çirişçi çanağı çirişçilik,−ği çirişleme çirişlemek çirişlenme çirişlenmek çirişli çiriş otu çirkef çirkefçe çirkefleşme çirkefleşmek çirkefli çirkeflik,−ği çirkin

542

çirkince çirkinleşme çirkinleşmek çirkinleştirme çirkinleştirmek çirkinlik,−ği çirkinseme çirkinsemek çiroz çirozlaşma çirozlaşmak çirozluk,−ğu çis çise çiseleme çiselemek çiseme çisemek çisenti çiskin çiş çişik,−ği çit çita çitar çitari çiten

543

çiti çitileme çitilemek çitilenme çitilenmek çitili çitilme çitilmek çitişme çitişmek çitlembik,−ği çitleme çitlemek çitme çitmek çitmik,−ği çit sarmaşığı çit sarmaşığıgiller çivi çivici çivicilik,−ği çividî çivileme çivilemek çivilenme çivilenmek çiviletme

544

çiviletmek çivileyici çivili çivisiz çivisiz kalkan çivit,−di çivit ağacı çivitleme çivitlemek çivitlenme çivitlenmek çivitli çivit mavisi çivit otu çivit rengi çivitsiz çivi yazısı çiviyukarı (spor) Çivril (ilçe) çiy çiyleme çiylemek çizdirme çizdirmek çizecek,−ği çizelge çizer

545

çizge çizgi çizgi film çizgi im çizgileme çizgilemek çizgilenme çizgilenmek çizgileşme çizgileşmek çizgili çizgilik,−ği çizginme çizginmek çizgi ölçek,−ği çizgi resim,−smi çizgi roman çizgisel çizgisiz çizi çizici çizicilik,−ği çizik,−ği çizik çizik çizikli çiziktirme çiziktirmek

546

çizili çiziliş çizilme çizilmek çizim çizimci çizin çizin çizinti çiziş çizme çizmeci çizmecilik,−ği çizmek çizmeli çoban çobanaldatan çobanaldatangiller çoban böreği çobançantası (bitki) çobandağarcığı (bitki) çobandeğneği(bitki) çobandüdüğü (bitki) çobaniğnesi (bitki) çoban kebabı çoban köpeği çobanlama

547

Çobanlar (ilçe) çobanlık,−ğı çobanlık etmek çoban merhemi çobanpüskülü (bitki) çobanpüskülügiller çoban salatası çobansüzgeci (bitki) çobantarağı (bitki) çobantuzluğu (bitki) çoban üzümü Çoban Yıldızı çocuğumsu çocuk,−ğu çocuk aklı çocuk bahçesi çocuk bakıcısı çocuk bezi çocuk bilimci çocuk bilimi çocukcağız çocukça çocukçu çocuk dili çocuk işi çocuklama çocuklamak

548

çocuklaşma çocuklaşmak çocuklaştırma çocuklaştırmak çocuklu çocukluk,−ğu çocukluk etmek çocuk olmak çocuk oyuncağı çocuk oyunu çocuk ruhlu çocuksu çocuksuluk,−ğu çocuksuz çocuksuzluk,−ğu çocuk yuvası çoğalış çoğalma çoğalmak çoğaltan çoğaltıcı çoğaltım çoğaltış çoğaltma çoğaltmak çoğaltma makinesi çoğu

549

çoğu kez çoğul çoğulcu çoğulcu demokrasi çoğulculuk,−ğu çoğul eki çoğul ekleri çoğullama çoğullamak çoğullaştırma çoğullaştırmak çoğulluk,−ğu çoğumsama çoğumsamak çoğun çoğunca çoğunluk,−ğu çoğunlukla çoğunluk sistemi çoğurcuk,−ğu çoğu zaman çok,−ğu çokal çok anlamlı çok anlamlılık,−ğı çok ayaklılar çokbilmiş

550

çokbilmişlik,−ği çokça çok çok çokçu çokçuluk,−ğu çok düzlemli çok eşli çok eşlilik,−ği çok fazlı çokgen çok gözeli çok hücreli çok hücreliler çok karılı çok karılılık,−ğı çok katlı otopark çok kısa dalga çok kocalı çok kocalılık,−ğı çokları çoklarınca çokluk,−ğu çokluk eki çoklukla çokluk ekleri çoklu ortam çok ortaklı

551

çok partili çokrağan çokrama çokramak çoksama çoksamak çoksatar çok seslendirilmiş çok sesli çok seslilik,−ği çok sözlü çok tanrıcı çok tanrıcılık,−ğı çok tanrılı çok tasım çok terimli çok uluslu çok yanlı çok yıllık,−ğı çok yönlü çok yüzlü çolak,−ğı çolaklık,−ğı çolpa çolpalık,−ğı Çolpan (yıldız) çoluk çocuk,−ğu

552

çoluklu çocuklu çolun çomak,−ğı çomaklama çomaklamak çomar çopra çopra balığı çopur çopurina çopurlaşma çopurlaşmak çopurlaştırma çopurlaştırmak çopurluk,−ğu çor çorak,−ğı çoraklaşma çoraklaşmak çoraklaştırma çoraklaştırmak çoraklık,−ğı çorap,−bı çorapçı çorapçılık,−ğı çorba çorbacı

553

çorbacılık,−ğı çorba kâsesi çorba kaşığı çorbalık,−ğı çorba tabağı çorlu Çorlu (ilçe) Çoruh Çorum çotanak,−ğı çotira çotiragiller çotra çotuk,−ğu çöğdürme çöğdürmek çöğme çöğmek çöğüncek,−ği çöğünme çöğünmek çöğür çöğürcü çökek,−ği çökel çökelek,−ği çökelekli

554

çökelge çökelme çökelmek çökelti çökeltme çökeltmek çökerme çökermek çökertici çökertme çökertmek çökkün çökkünleşme çökkünleşmek çökkünlük,−ğü çökme çökmek çöktürme çöktürme havuzu çöktürmek çökük,−ğü çöküklük,−ğü çöküm çöküntü çöküntü hendeği çöküş çöküşme

555

çöküşmek çöl Çölemerik çölleşme çölleşmek çölleştirme çölleştirmek çöllük,−ğü çöl tavuğu çöl tavuğugiller çömçe çömeliş çömelme çömelmek çömeltme çömeltmek çömez çömezlik,−ği çömlek,−ği çömlekçi çömlekçilik,−ği çömlek hesabı çömlek kebabı çömlekleme çömleklemek çömme çömmek

556

çöngül çöp çöp arabası çöpçatan çöpçatanlık,−ğı çöpçü çöpçülük,−ğü çöp kebabı çöp kovası çöp kutusu çöpleme çöplenme çöplenmek çöplü çöplük,−ğü çöplükçü çöplükçülük,−ğü çöplük horozu çöp sepeti çöpsüz çöpsüz üzüm çöp tenekesi çöp torbası çör çöp çördek,−ği çörek,−ği çörekçi

557

çörekçilik,−ği çöreklenme çöreklenmek çöreklik,−ği çörek mantarı çörek otu çöreotu çörkü çörten çörtü çöven çöz çözdürme çözdürmek çözelti çözgü çözgün çözgünlük,−ğü çözme çözmek çözücü çözük,−ğü çözülme çözülmek çözülüm çözülüş çözüm

558

çözümcü çözümleme çözümlemek çözümlemeli çözümleniş çözümlenme çözümlenmek çözümleyici çözümleyiş çözümsel çözümsüz çözümsüzlük,−ğü çözüm yolu çözündürme çözündürmek çözünme çözünmek çözüntü çözüş çözüşme çözüşmek çözyağı çubuk,−ğu çubuk ağacı Çubuk (ilçe) çubukçu çubuklama

559

çubuklamak çubuklu çubukluk,−ğu çubuk makarna çubuk odası çubuksuz çucu çuha çuhacı çuhacılık,−ğı çuha çiçeği çuha çiçeğigiller çuhadar çuhadarlık,−ğı çuhalı çuhçuh (tren) çuka çukur Çukurca (ilçe) çukurlanma çukurlanmak çukurlaşma çukurlaşmak çukurlatma çukurlatmak çukurlu çukurluk,−ğu

560

Çukurova çul çulcu çul çaput çulfa çulfalık,−ğı çulha çulha kuşu çullama çullamak çullandırma çullandırmak çullanış çullanma çullanmak çulluk,−ğu çullukgiller Çulpan (yıldız) çulsuz çultar çultarı çultutmaz Çumra (ilçe) çupra balığı çurçur çurlatma çurlatmak

561

çuşka çuval çuvalcı çuvalcılık,−ğı çuvaldız çuvallama çuvallamak çuvallanma çuvallanmak çuvallatma çuvallatmak çuvallı çuvalsız Çuvaş Çuvaşça çük çükündür çükür Çüngüş (ilçe) çünkü çürük,−ğü çürük boya çürük çarık,−ğı çürükçül çürük gaz çürük iş çürüklü

562

çürüklük,−ğü çürük para çürük sakız çürüksüz çürüme çürümek çürütme çürütmek çürütülme çürütülmek çürütüş çürüyüş çüş

(*)D D da Dadacı Dadacılık,−ğı Dadaist Dadaizm dadandırma dadandırmak dadanma dadanmak

563

dadaş dadaşlık,−ğı Daday (ilçe) dadı dadılık,−ğı dağ dağ adamı dağ ağacı dağalası (balık) dağ anası dağar dağarcık,−ğı dağ armudu dağ aslanı dağ ayısı dağ başı dağ bayır dağ birliği (askerlik) dağcı dağcıl dağcılık,−ğı dağ çamı dağ çayı dağ çayırı dağ çileği dağdağa dağdağalı

564

dağdağasız dağ dalak otu dağ elması dağ eriği dağ eteği dağ evi dağ gölü dağ havası dağılım dağılış dağılma dağılmak dağınık,−ğı dağınıkça dağınık gözenek,−ği dağınık ışık,−ğı dağınıklık,−ğı dağınık yansıma dağıntı Dağıstan Dağıstanlı dağıtıcı dağıtıcılık,−ğı dağıtık,−ğı dağıtılma dağıtılmak dağıtım

565

dağıtım bürosu dağıtımcı dağıtımcılık,−ğı dağıtım evi dağıtış dağıtma dağıtmak dağî dağ iklimi dağ ispinozu dağ keçisi dağ kedisi dağ kestanesi dağ kırlangıcı dağ kolu (coğrafya) dağ koyunu dağ köyü dağlağı dağ lâlesi dağlama dağlamak dağlama resmi dağlanış dağlanma dağlanmak dağlar anası dağlatış

566

dağlatma dağlatmak dağlayış dağlı dağlıç,−cı dağlık,−ğı dağ merası dağ nanesi dağ oluşu dağ otlağı dağ reyhanı dağ serçesi dağ servisi dağ sıçanı dağ soğanı dağ sümbülü dağ taş dağ tavuğu dağ topu (askerlik) dağ yemişi dağ yolu dağ yürüyüşü dağ zebrası dah daha daha daha dahası

567

dahdah dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse) dâhice dahil,−hli (karışma) dâhil (iç, içeri) dâhilen dâhil etmek dâhilî dâhilî deniz dâhilî harp,−bi dâhilik,−ği dâhilî nizamname dâhilî talimatname dâhiliye dâhiliyeci dâhiliye mütehassısı dâhiliye subayı dâhil olmak dâhiyane dahletme dahletmek dahra daim daima

568

daim etmek daim eylemek daimî daim olmak dair daire daire kesmesi daireli daire parçası dairesel dairesiz dairevî dakik dakika dakikane dakikasında daktilo daktilo etmek daktilograf daktilografi daktilo kâğıdı daktiloluk,−ğu daktilo makinesi daktilo masası daktiloskopi daktilo şeridi daktilotekni

569

dal dalak,−ğı dalak otu dalâlet dalama dalamak Dalaman (ilçe) dalan dalancı dalancılık,−ğı dalap olmak dalaş dalaşma dalaşmak dalavere dalavereci dalaverecilik,−ği dalbastı dalcık,−ğı daldalan daldan dala daldırılma daldırılmak daldırış daldırma daldırma çay daldırmak

570

daldırtma daldırtmak daldız dalfes dalfidan dalga dalga bandı dalga boyu dalgacı dalgacık,−ğı dalgacılık,−ğı dalga çukuru dalga dalga dalga genliği dalga hızı dalgakıran dalga kuşağı dalgalandırıcı dalgalandırış dalgalandırma dalgalandırmak dalgalanış dalgalanma dalgalanmak dalgalı dalgalı akım dalgalı akım üreteci

571

dalgalı borçlar dalgaölçer dalga periyodu dalga sırtı dalgasız dalga tepesi dalga uzunluğu dalga yüksekliği dalgı dalgıç,−cı dalgıç böcekler dalgıç elbisesi dalgıç gözlüğü dalgıç kuşları dalgıç kuşu dalgıç kuşugiller dalgıçlık,−ğı dalgıç tüpü dalgın dalgınca dalgın dalgın dalgınlaşma dalgınlaşmak dalgınlaştırma dalgınlaştırmak dalgınlık,−ğı dalgır

572

dalgündüz dalıcı dalınç,−cı dalış dalız dalkavuk,−ğu dalkavukça dalkavuklaşma dalkavuklaşmak dalkavukluk,−ğu dalkavukluk etmek dalkılıç,−cı dalkıran dalkurutan dallama dallamak dallandırma dallandırmak dallanış dallanma dallanmak dallı dallı budaklı dallı güllü dalma dalmak dalöğle

573

dalsı dalsız daltaban daltonizm daluyku dalya dalyan dalyan ağı dalyancı dalyan çorbası dalyan köftesi dalyasan dalyan sepeti dalyan tarlası dalyan yeri dalyarak,−ğı dam dama damacana damacı damak,−ğı damak eteği damaklı damaklı diş damaksı damaksıl damaksıllaşma

574

damaksıllaşmak damaksıllaşmış damaksıllaştırma damaksıllaştırmak damaksız damak tadı damak ünsüzü Damal (ilçe) damalı dam altı damar aktarma damarcık,−ğı damar damar damardaraltan damargenişleten damarı bozuk,−ğu damarlandırma damarlanma damarlanmak damarlı damar sertliği damarsız damar tabaka damar tıkanıklığı damasko damat,−dı dama tahtası

575

dama taşı damatlık,−ğı damdazlak,−ğı damga damgacı damgacılık,−ğı damga harcı Damga Kanunu damgalama damgalamak damgalanma damgalanmak damgalatma damgalatmak damgalayış damgalı damga pulu damgasız damga vergisi damıtıcı damıtık,−ğı damıtılma damıtılmak damıtma damıtmak damızlık,−ğı dam koruğu

576

dam koruğugiller damla damlacık,−ğı damla damla damla hastalığı damlalık,−ğı damlama damlamak damla sakızı damla taş damla taşı damlatılma damlatılmak damlatma damlatmak damlı damper damperli damping damsız dana danaayağı (bitki) danaburnu (böcek) danacı dana derisi danadili (cönk) dana eti

577

dana humması danakıran otu Danca dan dan dandini dan dun dane dang dangadak dangalak,−ğı dangalakça dangalaklık,−ğı dangıldama dangıldamak dangıl dungul dangırdama dangırdamak danış danışık,−ğı danışıklı danışıklı dövüş danışıklık,−ğı danışılma danışılmak danışma danışma bürosu danışmak

578

danışma kurulu danışma meclisi danışman danışmanlık,−ğı Danimarka Danimarka kırmızısı Danimarkalı daniska danişment,−di dank dans dansçı dans etmek dansimetre dansing danslı danslık,−ğı dansör dansörlük,−ğü dansöz dansözlük,−ğü danssız dantel dantelâ dantel ağacı dantelâlı dantelli

579

dapdar dapdaracık,−ğı dar (ensiz) dâr (ev) dara daraban daracık,−ğı daraç,−cı dar açı dara dar darağacı daralış daralma daralmak daraltı daraltıcı daraltılma daraltılmak daraltma daraltmak dar aralık,−ğı darasız daraşlık,−ğı darbe darbeci darbecik,−ği darbecilik,−ği

580

darbeleme darbelemek darbımesel dar boğaz darbuka darbukacı darbukacılık,−ğı darca dardağan Darende (ilçe) Dargeçit (ilçe) dar gelirli dargın dargınlaşma dargınlaşmak dargınlık,−ğı dar görüşlü dar hat,−ttı darı darıcan darı darına dârıdünya dârıfülfül darılgan darılganlık,−ğı darılma darılmaca

581

darılmak darıltma darıltmak dar kafalı darlaşma darlaşmak darlaştırma darlaştırmak darlık,−ğı darmadağın darmadağınık,−ğı darmaduman darmaduman etmek darmaduman olmak darp,−bı darp etmek darphane dârülâceze dârülbedayi,−i dârüleytam dârülfünun dar ünlü dârüşşifa Darvincilik,−ği dasdaracık,−ğı dasit dasitan

582

dasitanî dastar Datça (ilçe) datif daüssıla dav dava dava adamı davacı dava etmek davalaşma davalaşmak davalı davalık,−ğı davar Davas dava vekili davet davetçi davet etmek davetiye davetkâr davetli davetname davetsiz davlumbaz davrandırma

583

davrandırmak davranış davranış bilgisi davranış bozukluğu davranışçılık,−ğı davranış töresi davranma davranmak davudî davul davulcu davulculuk,−ğu davul tokmağı davul tozu davya dayak,−ğı dayak arsızı dayak cezası dayak düşkünü dayak kaçkını dayaklama dayaklamak dayaklanma dayaklanmak dayaklı dayaklık,−ğı dayalı

584

dayalı döşeli dayama dayamak dayanak,−ğı dayanaklı dayanaklık,−ğı dayanak noktası dayanaksız dayanç,−cı dayandırma dayandırmak dayanıklı dayanıklılık,−ğı dayanıksız dayanıksızlık,−ğı dayanılma dayanılmak dayanılmaz dayanım dayanım ömrü dayanırlık,−ğı dayanış dayanışık,−ğı dayanışma dayanışmacı dayanışmacılık,−ğı dayanışmak

585

dayanışmalı dayanma dayanmak dayanma ömrü dayantı dayatış dayatışma dayatışmak dayatma dayatmacı dayatmak dayattırma dayattırmak dayayış daye dayı dayıkızı dayılanma dayılanmak dayılık,−ğı dayıoğlu dayızade daylak,−ğı daz dazara dazar dazara dazır Dazkırı'yı (ilçe)

586

dazlak,−ğı dazlaklaşma dazlaklaşmak dazlaklık,−ğı dazlama dazlamak de debagat debbağ debbe debboy debdebe debdebeli debeleniş debelenme debelenmek debi debil debillik,−ği debimetre debriyaj debriyaj pedalı deccal Deccal decrescendo dede dedebaba

587

dedelik,−ği dedikodu dedikoducu dedikoduculuk,−ğu dedikodu etmek dedikodu kumkuması dedikodu yapmak dedirme dedirmek dedirtme dedirtmek dedüksiyon dedveyt def,−f'i defa defalarca defans def'aten defetme defetmek defibratör defile defin,−fni define defineci definecilik,−ği

588

defin ruhsatı deflâsyon defleme deflemek defne defnedilme defnedilmek defnegiller defnetme defnetmek defneyaprağı (balık) defne yaprağı defnolunma defnolunmak defo defolma defolmak defolu deformasyon deforme deforme olmak defosuz defroster defter defterci deftercilik,−ği defterdar

589

defterdarlık,−ğı defter emini defterhane defterihakanî defterikebir degajman değdiriş değdirme değdirmek değer değer analizi değer artırma değerbilir değerbilirlik,−ği değerbilmez değerbilmezlik,−ği değer düşürme değer düşürümü değer kuramı değerleme değerlendirilme değerlendirilmek değerlendirme değerlendirmek değerlenme değerlenmek değerler dizisi

590

değerli değerli kâğıt,−dı değerlilik,−ği değersiz değersizlik,−ği değer yargısı değgin değil değim değimli değimsiz değin değini değiniş değinme değinmek değinti değirme değirmek değirmen değirmenci değirmencilik,−ği Değirmendere fındığı değirmenlik,−ği değirmen taşı değirmi

591

değirmileme değirmilemek değirmileşme değirmileşmek değirmilik,−ği değirmi sakal değiş değişebilir değişebilirlik,−ği değişen yıldız değiş etmek değişici değişik,−ği değişiklik,−ği değişiklik önergesi değişiklik teklifi değişiklik yapmak değişim değişimli değişimli ünsüzler değişim yönetimi değişinim değişinimci değişinimcilik,−ği değişiş değişke değişken

592

değişkenlik,−ği değişken ölçü değişkin değişkinlik,−ği değişme değişmek değişmez değiştirge değiştirgeç,−ci değiştirici değiştiriliş değiştirilme değiştirilmek değiştirim değiştirme değiştirmek değiştirtme değiştirtmek değiş tokuş değme değmek değnek,−ği değnekçi değnekçilik,−ği değnekleme değneklemek deh

593

deha dehalet dehhaş dehleme dehlemek dehlenme dehlenmek dehletme dehletmek dehliz dehşet dehşetlenme dehşetlenmek dehşetli deist deizm dejenerasyon dejenere dejenere etmek dejenereleşme dejenereleşmek dejenerelik,−ği dejenere olmak dek dekadan dekadanlık,−ğı dekagram

594

dekalitre dekametre dekan dekanlık,−ğı dekar Dekartçı Dekartçılık,−ğı dekaster dekatlon dekatloncu deklânşör deklârasyon deklâre deklâre etmek dekoder dekolte dekont dekor dekorasyon dekoratif dekoratör dekoratörlük,−ğü dekorcu dekorculuk,−ğu dekore dekore etmek dekovil

595

dekstrin dekstroz delâlet delâlet etmek deldirme deldirmek delecek,−ği delegasyon delege delegelik,−ği delep delep delgeç,−ci delgi delgiç,−ci deli deli deli deli alacası deli bal deli balta delibaş (hastalık) deliboynuz deli bozuk,−ğu deli bozukluk,−ğu delice Delice (ilçe) delice doğan delicesine

596

delici deli dana hastalığı deli divane deli dolu deli etmek deli fişek,−ği deli fişeklik,−ği deli gömleği deli güllâbicisi deli ırmak,−ğı delik,−ği delikanlı delikanlılık,−ğı delik deşik,−ği delikli delikli demir delikliler deliksiz deliksiz uyku delil delilenme delilenmek delilik,−ği deli mantar delimsirek delinme delinmek

597

deli olmak deli orman (orman) Deliorman (yer adı) deli otu deliriş delirme delirmek delirtme delirtmek deli saçması delişmen delişmence delişmenlik,−ği delişmenlik etmek delk delme delmek delta delta kası dem demagog demagogluk,−ğu demagoji demagojik,−ği demagoji yapmak deme demeç,−ci

598

demek demet demetçi demetçik,−ği demet demet demetleme demetlemek demetlenme demetlenmek demetletiş demetletme demetletmek demetleyiş demetli demevî demin demincek deminden deminki demir demir ağacı demirbaş demir bilek,−ği demir boku demirci Demirci (ilçe) demircik,−ği

599

demircilik,−ği demirci mengenesi demir dikeni demirhane demir hat,−ttı demirhindi (bitki) demirî demirkapan demir kapı Demirkapı (yer adı) Demirkazık (yıldız) demir kırı (renk) Demirköy (ilçe) demir kuş demir leblebi demirleme demirlemek demirleşme demirleşmek demirli demirli beton demir oksit,−di Demirözü'nü (ilçe) demir pası demir perde(tiyatro) Demiperde (doğu bloku)

600

demir resmi demirsiz demirsizlik,−ği demir sülfat demir yeri demir yolcu demir yolculuk,−ğu demir yolu demir yumruk,−ğu demiurgos demkeş demleme demlemek demlendirme demlendirmek demlendirme suyu demlenme demlenmek demli demlik,−ği demode demograf demografi demografik,−ği demokrasi demokrat demokratik,−ği

601

demokratikleşme demokratikleşmek demokratikleştirme demokratikleştirmek demokratlaşma demokratlaşmak demokratlık,−ğı demonstrasyon denaet denden denden işareti denek,−ği denek taşı deneme denemeci denemecilik,−ği deneme çekimi deneme hayvanı denemek deneme tahtası deneme yayını denenme denenmek denet denetçi denetçilik,−ği denetici

602

denetilme denetilmek denetim denetim bağı denetimci denetim kurulu denetimli denetim noktası denetim pulu denetimsiz denetleme denetlemek denetleme kurulu denetleme raporu denetleme yapmak denetlenme denetlenmek denetleyici deney deneyci deneycilik,−ği deneye dayalı deneyim deneyimci deneyimcilik,−ği deneyimli deneyimsiz

603

deneyimsizlik,−ği deneyiş deney kabı deneyleme deneylemek deneyli deneysel deneyselcilik,−ği deneysellik,−ği deneysiz deney tüpü deneyüstü deneyüstücülük, −ğü denge dengeci dengecilik,−ği denge fiyatı denge kalası dengeleme dengelemek dengelenme dengelenmek dengeleyici dengeli dengeli beslenme dengelik,−ği

604

dengesiz dengesiz beslenme dengesizleştirme dengesizleştirmek dengesizlik,−ği dengeşik,−ği denge taşı deni denilme denilmek deniz deniz akıntısı denizalası (balık) denizaltı,−yı deniz altı denizaltıcı denizaltıcılık,−ğı denizanası denizaslanı denizaşırı deniz ataşesi denizatı (balık) deniz aygırı deniz ayısı deniz aynası deniz basması deniz bilimci

605

deniz bilimi deniz buzu denizci denizcilik,−ği denizçakısı (yumuşakça) deniz çulluğu denizdanteli (deniz hayvanı) deniz depremi deniz dibi deniz feneri deniz geçişi denizgergedanı denizgülü (hayvan) denizgüzeli (balık) deniz hamamı deniz haritası denizhıyarı (deniz hayvanı) denizhıyarları deniz hukuku denizısırganları (hayvan) denizibiği (bitki) deniziğnesi (balık) deniz iklimi

606

denizineği denizkadayıfı (bitki) deniz kaplumbağaları deniz kaplumbağası deniz kazı denizkedisi (balık) denizkestanesi (yumuşakça) deniz kırlangıcı denizkızı (balık) deniz kızı (mitoloji) denizkozalağı (yumuşakça) denizköpüğü (lüle taşı) denizkulağı (yumuşakça) deniz kulağı (coğrafya) deniz kurdu deniz kuvvetleri denizlâleleri denizlâlesi (deniz hayvanı) Denizli denizlik,−ği

607

deniz marulu deniz mavisi denizmaymunu (balık) deniz menekşesi (çiçek) deniz mili deniz motoru deniz otobüsü deniz ördeği deniz örümceği denizpalamudu (böcek) denizpelidi (böcek) deniz pırasası (yosun) deniz piyadesi deniz rezenesi deniz sarmaşığı deniz seviyesi deniz suyu denizşakayığı (hayvan) denizşakayıkları deniztarağı (yumuşakça) deniz tavşancılı

608

deniztavşanı (yumuşakça) deniz tedavisi deniz tekesi (karides) deniztilkisi (balık) deniz tutması deniz uçağı deniz üssü deniz üzümü deniz yeli deniz yılanı denizyıldızı (deniz hayvanı) denizyıldızları deniz yolu deniz yolu ulaşımı deniz yosunu denk,−gi denkçi denkçilik,−ği denk küme denklem denkleme denklemek denklemler sistemi denkleşme

609

denkleşmek denkleştirme denkleştirmek denklenme denklenmek denkleştirici denklik,−ği denklik belgesi denklik kuruluşu denktaş denli denlilik,−ği denme denmek densimetre densiz densizlenme densizlenmek densizleşme densizleşmek densizlik,−ği denşirme denşirmek deontoloji deodoran depar departman

610

depderin deplâsman depo depocu depoculuk,−ğu depo etmek depolama depolamak depolanma depolanmak depolitizasyon depozit depozito depozitolu depozitosuz deprem deprem bilimci deprem bilimi deprem bölgesi depremçizer deprem dalgası deprem kuşağı deprem merkezi depremyazar depremzede deprenme deprenmek

611

depresyon depreşme depreşmek depreştirme depreştirmek derakap derbeder derbederlik,−ği derbent,−di Derbent (ilçe) derç,−ci derç etmek derdest derdest etmek dere derebeyi derebeylik,−ği Derebucak (ilçe) derece derece derece dereceleme derecelemek derecelendirilme derecelendirilmek derecelendirme derecelendirmek dereceli

612

derecesiz derecik,−ği dereke Dereli (ilçe) dereotu Derepazarı'nı (ilçe) dere tepe dergâh dergi dergicilik,−ği derhâl deri deri altı derici dericilik,−ği Derik (ilçe) derili derilme derilmek derim evi derin derince derinden derinden derine derin derin derin devlet derin dondurucu

613

derin düşünme Derinkuyu (ilçe) derinlemesine derinleşme derinleşmek derinleştirme derinleştirmek derinletme derinletmek derinliğine derinlik,−ği derinlik kayaçları derinlikölçer derinlik ölçümü derin soğutma derin soğutucu derinti derin uyku derisi dikenliler derişik,−ği derişiklik,−ği derişme derişmek derivasyon derk derkenar derk etmek

614

derlem derlemci derlemcilik,−ği derleme derlemek derlenme derlenmek derleyici derleyicilik,−ği derli toplu derman dermansız dermansızlaşma dermansızlaşmak dermansızlık,−ğı dermatit dermatolog,−ğu dermatoloji derme derme çatma dermek dermeyan dermeyan etmek dermit dernek,−ği dernekçi dernekçilik,−ği

615

dernekleşme dernekleşmek Dernekpazarı'nı (ilçe) derneşik,−ği derpiş derpiş etmek derrace ders ders dışı dershane dershaneci dershanecilik,−ği dersiam ders içi dersiz topsuz derslik,−ği ders yapmak dert,−di dert babası dert edinmek dert etmek dert küpü dertlenme dertlenmek dertleşme dertleşmek

616

dertli dertlilik,−ği dert olmak dertop dertop etmek dertop olmak dert ortağı dert sahibi dertsiz dertsizlik,−ği deruhte deruhte etmek derun derunî derviş dervişane dervişçe dervişlik,−ği derya deryadil derz desen desenci desencilik,−ği desenleme desenlemek desenli

617

desenli kaplama desensiz desibel desigram desikatör desilitre desimetre desinatör desinatörlük,−ğü desise desister deskriptif despot despotça despotik,−ği despotizm despotluk,−ğu dessas dest destan destancı destanî destanlaşma destanlaşmak destanlı destanlık,−ğı destansal

618

destansı destansız destar destarî destarlı deste desteci deste deste destek,−ği destek doku destekleme destekleme alımı desteklemek desteklenme desteklenmek destekleşme destekleşmek destekleyiş destekli destekli bütçe destek olmak desteksiz desteleme destelemek destelenme destelenmek desteleyici

619

desteleyicilik,−ği destinasyon destroyer destur destursuz desturun deşarj deşarj olmak deşeleme deşelemek deşifre deşifre etmek deşifre olmak deşik,−ği deşilme deşilmek deşme deşmek detant detay detaylandırma detaylandırmak detektif detektiflik,−ği detektör deterjan deterjancı

620

deterjancılık,−ğı determinant determinasyon determinist determinizm detone detone olmak dev deva devaimisk devalüasyon devam devam etmek devamlı devamlılık,−ğı devamsız devamsızlık,−ğı dev anası devasa devasız dev aynası devce deve deveboynu (boru) deveci devecilik,−ği deve dikeni

621

deve dişi deve döşlü deve elması deve kini deve kolu deve kuşu Develi (ilçe) develik,−ği developer developman deveran deveranıdem devetabanı (bitki) deve tımarı devetüyü (renk) deve tüyü devetüyü rengi deve yükü deve yürekli devim devim bilimi devimli devimsel devimselcilik,−ği devimsellik,−ği devimsiz devindirici

622

devindirme devindirmek devin duyumu devingen devingenlik,−ği devinim devinme devinmek devinme olayı devir,−vri devirli devirme devirmek devitken devitme devitmek dev köpek balığıgiller devleşme devleşmek devleştirme devleştirmek devlet devlet adamı devlet baba devlet bakanı devlet bankası devlet başkanı

623

devletçi devletçilik,−ği devlet düşkünü devlethane devlet kapısı devlet kuşu devletler arası devletleştirilme devletleştirilmek devletleştirme devletleştirmek devletli devletlû devoniyen devralma devralmak devran devre devredilebilir devredilebilirlik,−ği devredilme devredilmek devredilmezlik,−ği Devrek (ilçe) Devrekâni (ilçe) devre mülk devren

624

devretme devretmek devrî devriâlem devridaim devrihindî devrik,−ği devrik cümle devrikebir devriklik,−ği devriliş devrilme devrilmek devrim devrimci devrimcilik,−ği devrirevan devrisaadet devrisi devriye devrolunma devrolunmak dev şar dev şehir,−hri devşirilme devşirilmek devşirim

625

devşirimli devşirimsiz devşirme devşirmek deyi deyim deyimleşme deyimleşmek deyimleştirme deyimleştirmek deyiş deyyus dezavantaj dezenfeksiyon dezenfektan dezenfektasyon dezenfekte dezenfekte etmek dezenformasyon dıbır dıbır dığan dığdığı dığdık,−ğı dılak,−ğı dımbırdatma dımbırdatmak dımdızlak,−ğı

626

Dımışk dımışkî dıramudana dırdır dır dır dırdırcı dırdır etmek dırdırlanma dırdırlanmak dırıltı dırlanma dırlanmak dırlaşma dırlaşmak dış dış açı dışa dönük,−ğü dışa dönüklük,−ğü dış ağ dış âlem dış alım dış alımcı dış alımcılık,−ğı dışarı dışarılı dışarısı dışarlık,−ğı

627

dışarlıklı dış asalak,−ğı dış atışı dışa vurum dışa vurumcu dışa vurumculuk, −ğu dış başkalaşım dış bellek,−ği dışbeslenen dış beslenme dış borç,−cu dışbükey dışbükeylik,−ği dış çevre dış çizgiler durumu dış çizgisi dış çokgen dış deri dış dünya dış evlilik,−ği dış gebelik,−ği dış gezegen dış gezi dış güçler dış hat,−ttı dış hatlar

628

dış hissedar dışık,−ğı dışınlı dış işleri dış kapak,−ğı dış kavuz dışkı dışkılama dışkılamak dışkılık,−ğı dışkısever dış kredi dış kulak,−ğı dış kutsal dışlama dışlamak dışlanma dışlanmak dış lâstik,−ği dışlaştırma dışlaştırmak dış merkezli dış merkezlik,−ği dış odun dış pazar dış pazarlama dış piyasa

629

dış plâzma dış politika dışrak,−ğı dışsal dış satım dış satımcı dış satımcılık,−ğı dıştan dış ters açı dış ticaret dış ticaret açığı dış ticaret serbestliği dış yarıçap dış yüz dış zar dızdık,−ğı dızdız dızdızcı dızdızcılık,−ğı dızlak,−ğı dızlama dızlamak dızman dia dialkol,−lü diaspora

630

diba dibace dibek,−ği dibek kafalı Dicle (ilçe) didaktik,−ği didar dide dideban didik didik didikleme didiklemek didikleniş didiklenme didiklenmek didilme didilmek didiniş didinme didinmek didinti didişim didişken didişme didişmek didon didona

631

didon sakallı difana difenbahya diferansiyel diferansiyel denklem diferansiyel hesap,−bı difraksiyon difteri difterili diftong diftonglaşma diftonglaşmak difüzyon Digor (ilçe) diğer diğeri diğerkâm diğerkâmlık,−ğı dijital,−li dik dik açı dik âlâsı dik başlı dik biçme dikçe

632

dikdörtgen dikdörtgensel dikdörtgensel bölge dikeç,−ci dikel dikelme dikelmek diken dikence dikencik,−ği dikencikli diken diken diken dutu dikenleşme dikenleşmek dikenli dikenli balık,−ğı dikenli balıkgiller dikenlice dikenlik,−ği dikenli meyan dikenli salyangoz dikenli tel dikenli yüzgeçliler dikensi dikensi çıkıntı dikensiz

633

dikey dikey geçiş dikgen dikici dikicilik,−ği dikili Dikili (ilçe) dikiliş dikili taş dikilme dikilmek dikim dikim evi dikimhane dikine dikine tıraş dikiş dikişçi dikişçilik,−ği dikiş iğnesi dikişli dikiş makinesi dikiş okuması dikiş payı dikişsiz dikit dikiz

634

dikiz aynası dikizci dikizcilik,−ği dikiz etmek dikizleme dikizlemek dik kafalı dikkat,−ti dikkat etmek dikkatli dikkatsiz dikkatsizlik,−ği dikkatsizlik etmek dikkat toplaşımı dik kenar dikkuyruk,−ğu (ördek) diklemesine diklenme diklenmek dikleşme dikleşmek dikleştirme dikleştirmek diklik,−ği dikme dikmek

635

dikmelik,−ği dikmen Dikmen (ilçe) dik rüzgâr dikse dik silindir diksiyon dikta diktacı diktacılık,−ğı diktafon diktatör diktatörce diktatörlük,−ğü dikte dikte etmek diktirme diktirmek diktirtme diktirtmek dik üçgen dik yamuk,−ğu dil dil ailesi dil akrabalığı dilaltı (hastalık) dil altı

636

dil altı bezleri dil atlası dilâtometre dil avcısı dilâver dil balığı dilbasan dilbaz dilber dilberdudağı (tatlı) dil bilgisi dil bilimci dil bilimi dil bilimsel dil birliği dil cambazı dilci dilcik,−ği dilcilik,−ği dil coğrafyası dil dalaşı dildaş dilden dile dil ebesi dilek,−ği dilekçe dilek kipi

637

dile kolay dileme dilemek dilemma dilenci dilenci çanağı dilencilik,−ği dilencilik etmek dilenci vapuru dilendirme dilendirmek dileniş dilenme dilenmek dileyici dil felsefesi dilfüruz dili bozuk,−ğu dilim dilim dilim dilimleme dilimlemek dilimleniş dilimlenme dilimlenmek dilimleyiş dilinim

638

dilinme dilinmek diliş dili tutuk,−ğu dili uzun dili yatkın dili zifir dil kavgası dil lâboratuvarı dillek,−ği dillendirme dillendirmek dillenme dillenmek dilleşme dilleşmek dilli dilli düdük,−ğü dilmaç,−cı dilmaçlık,−ğı dilme dilmek dil oğlanı dil öğrenimi dil öğretimi dil pelesengi dil peyniri

639

dilsel dilsever dilsiz dilsizlik,−ği dil sürçmesi dil şakası dil tutukluğu dilüviyum dil yarası dimağ dimdik,−ği dimi diminuendo dimmer dimnit dimyat din din adamı dinamik,−ği dinamik analiz dinamikleşme dinamikleşmek dinamit dinamitçi dinamitçilik,−ği dinamitleme dinamitlemek

640

dinamitlenme dinamitlenmek dinamit lokumu dinamizm dinamo dinamometre dinar Dinar (ilçe) din birliği dince dincelmek dinci dinci erki dincilik,−ği dinç dinçlenme dinçlenmek dinçleşme dinçleşmek dinçlik,−ği dindar dindarlık,−ğı dindaş dindaş olmak din dışı dindirme dindirmek

641

din doruğu dinelme dinelmek dinen dineri din erkçilik,−ği din erki din felsefesi dingi dingil dingildek,−ği dingildeklik,−ği dingildeme dingildemek dingilli dingin dingincilik,−ği dinginleşme dinginleşmek dinginleştirme dinginleştirmek dinginlik,−ği dinî dini bütün diniş dink,−gi dinleme

642

dinlemek dinleme salonu dinlence dinlendirici dinlendirilmiş dinlendirme dinlendirmek dinlenme dinlenmek dinlenme kampı dinlenme salonu dinleti dinletme dinletmek dinleyici dinleyicilik,−ği dinleyiş dinme dinmek dinmez dinozor dinozorlar dinozorlaşma dinozorlaşmak din öncesi dinsel dinsiz

643

dinsizlik,−ği dip,−bi dip ağı dip balıkçılığı dip bucak,−ğı dipçik,−ği dipçikleme dipçiklemek dipçiklenme dipçiklenmek dipdam dipdinç dipdiri dip doruk,−ğu dipfriz dip koçanı diplârya dipleme diplemek dipli diploit,−di diploma diplomalı diplomasız diplomasi diplomat diplomatça

644

diplomatik,−ği diplomatik dil diplomatlık,−ğı dipnot dipsiz dipsiz kuyu dipsiz testi dirayet dirayetli dirayetsiz dirayetsizlik,−ği direk,−ği direkçi direkli direklik,−ği direksiyon direkt direktif direktör direktörlük,−ğü direme diremek diren direnç,−ci dirençli dirençsiz direngen

645

direngenlik,−ği direnim direniş direnişçi direnleme direnlemek direnme direnmek direşken direşme direşmek diretme diretmek direy dirgen dirgenleme dirgenlemek dirhem dirhem dirhem diri dirice diri diri diriğ diriğ etmek diriksel diriksel ısı diril

646

dirileşme dirileşmek diril ısı dirilik,−ği diriliş dirilme dirilmek diriltici diriltme diriltmek dirim dirim bilimci dirim bilimcilik,−ği dirim bilimi dirim bilimsel dirim konisi dirim kurgu dirim kurgusal dirimli dirimlik,−ği dirimsel dirimselcilik,−ği dirim suyu diri örtü dirlik,−ği dirlik düzenlik,−ği dirliksiz

647

dirliksizlik,−ği dirsek,−ği dirsek kemiği dirsekleme dirseklemek dirseklenme dirseklenmek dirseklik,−ği dirsek teması dirsizlik,−ği disimilâsyon disiplin disiplin cezası disipline disipline etmek disiplin kurulu disiplinli disiplinsiz disiplinsizlik,−ği disiplin suçu disk diskalifiye diskalifiye etmek diskalifiye olmak disk atma diskçi diskçilik,−ği

648

disket diskjokey disko diskotek,−ği diskur disk zımpara dispanser dispeç,−ci dispeççi dispersiyon eriyik, −ği disponibilite disprosyum distribütör distribütörlük,−ğü diş diş ağrısı diş bademi dişbudak,−ğı diş buğdayı diş çekimi diş çıkarma dişçi dişçik,−ği dişçi koltuğu dişçilik,−ği diş−damak ünsüzü

649

diş diş diş−dudak ünsüzü dişe diş dişeği dişeğileme dişeğilemek dişeme dişemek diş eti diş eti−damak ünsüzü diş eti−dudak ünsüzü diş eti ünsüzü diş fırçası diş hekimi diş hekimliği dişi dişi bakır dişi demir dişi klişe dişil dişileşme dişileşmek dişileştirme dişileştirmek dişilik,−ği

650

dişilleştirme dişilleştirmek dişillik,−ği dişindirik,−ği dişi organ dişisel diş kirası dişlek,−ği dişleme dişlemek dişlenme dişlenmek dişletme dişletmek dişli dişlik,−ği dişli tırnaklı diş macunu diş otu diş otugiller diş özü dişsiz dişsizlik,−ği diş tababeti diş tabibi diş tacı diş taşı

651

diş ünsüzü ditiramp,−bı ditme ditmek,−der div dival divan divançe divane divan edebiyatı divaneleşme divaneleşmek divanelik,−ği divanhane divanıâli divanıharp,−bi Divanıhümayun Divanımuhasebat divanî divanî kırması divan kalemi divan sazı divik,−ği divit divitin divlek,−ği Divriği (ilçe)

652

diyabaz diyabet diyabet bilimi diyabetik,−ği diyabetolog,−ğu diyabetoloji diyabet uzmanı Diyadin (ilçe) diyafram diyagonal,−li diyagram diyaklâz diyakoz diyakroni diyakronik,−ği diyalâj diyalekt diyalektik,−ği diyalektikçi diyalektik materyalizm diyalektolog,−ğu diyalektoloji diyalel diyaliz diyaliz makinesi diyalog,−ğu

653

diyanet diyanet işleri diyapazon diyapozitif diyar Diyarbakır Diyarbakır karpuzu diyarıgurbet diyastaz diyastol,−lü diyatome diye diyecek,−ği diye diye diyerek diyet diyetetik,−ği diyetisyen diyet peyniri diyet uzmanı diyez diyoptri diyorit diz diz ağırşağı dizanteri dizanterili

654

dizayn dizayncı dizayner diz bağı diz boyu dizdar dizdirme dizdirmek diz dize dize dizel dizeleme dizelemek dizeleştirme dizeleştirmek dizem dizemli dizemsiz dizge dizgeli dizgesel dizgesiz dizgi dizgici dizgicilik,−ği dizgi hatası dizgin

655

dizginleme dizginlemek dizginlenme dizginlenmek dizginsiz dizgi yanlışı dizgi yeri dizi dizici dizi dizi dizi film dizileme dizilemek dizili diziliş dizilme dizilmek dizim dizim dizim dizin diziş diz kapağı diz kapağı kemiği dizleme dizlemek dizlik,−ği dizme

656

dizmek dizmen diz üstü diz üstü bilgisayar dizyem do do anahtarı dobra dobra doçent doçentlik,−ği Dodurga (ilçe) dogma dogmacı dogmacılık,−ğı dogmalaştırma dogmalaştırmak dogmatik,−ği dogmatik felsefe dogmatizm doğa doğa bilgisi doğa bilimci doğa bilimcilik,−ği doğa bilimleri doğacak,−ğı doğacı doğacılık,−ğı

657

doğaç,−cı doğaçlama doğaçlamak doğaçlama tiyatro doğaçtan doğa dışı doğal doğal ayıklanma doğalcı doğalcılık,−ğı doğal coğrafya doğal gaz doğal gaz enerjisi doğallaşma doğallaşmak doğallaştırma doğallaştırmak doğallık,−ğı doğallıkla doğal sayı doğan doğancı doğancılık,−ğı Doğanhisar (ilçe) Doğankent (ilçe) Doğanşar (ilçe) Doğanşehir (ilçe)

658

Doğanyol (ilçe) Doğanyurt (ilçe) doğa ötesi doğasever doğaüstü doğaüstücülük,−ğü doğa yasası doğdurma doğdurmak doğma doğma büyüme doğmaca doğmak doğram doğrama doğramacı doğramacılık,−ğı doğramak doğram doğram doğranma doğranmak doğratma doğratmak doğrayış doğru doğru açı doğru akım

659

doğruca doğrucu doğruculuk,−ğu doğrudan doğrudan doğruya doğru dürüst doğrulama doğrulamak doğrulanma doğrulanmak doğrulma doğrulmak doğrultma doğrultmaç,−cı doğrultmak doğrultman doğrultu doğrulu doğruluk,−ğu doğrulum doğru orantılı doğru parçası doğrusal doğrusu doğru yol doğu Doğubayazıt (ilçe)

660

doğu bilimci doğu bilimi doğu bloku doğu gürgeni doğu kayını doğulu doğululaşma doğululaşmak doğululuk,−ğu doğum doğum evi doğum günü doğumhane doğum ilmühaberi doğum incinmesi doğum kontrolü doğumlu doğum odası doğum oranı doğumsal doğum sancısı doğum tarihi doğum yapmak doğum yeri doğu noktası doğuranlar doğurgan

661

doğurganlaşma doğurganlaşmak doğurganlaştırma doğurganlaştırmak doğurganlık,−ğı doğurgu doğurma doğurmak doğurtma doğurtmak doğurucu doğuruş doğuş doğuştan doğuştancılık,−ğı Doğu Türkçesi dok doksan doksanar doksanıncı doksanlık,−ğı doktor doktora doktoralı doktorasız doktorluk,−ğu doktrin

662

doktrinci doku doku aktarımı doku bilimci doku bilimi doku bozukluğu dokum dokuma dokumacı dokumacılık,−ğı dokumahane dokumak dokumalı dokuma tezgâhı dokunaç,−cı dokunaklı dokunaklılık,−ğı doku nakli dokunca dokuncalı dokuncasız dokundurma dokundurmak dokunma dokunmabana (kanser) dokunma duyusu

663

dokunmak dokunmatik,−ği dokunsal dokunulma dokunulmak dokunulmaz dokunulmazlık,−ğı dokunum dokunuş dokurcuk,−ğu dokurcun dokutma dokutmak dokuyucu dokuyuş dokuz dokuz altmış beş dokuz altmış beşlik,−ği dokuzar dokuz babalı dokuz canlı dokuzgen dokuzlu dokuz on dokuztaş (oyun) dokuzuncu

664

doküman dokümantasyon dokümanter dolak,−ğı dolaksız dolam dolama dolamak dolama otu dolama otugiller dolambaç,−cı dolambaçlı dolambaçsız dolamık,−ğı dolan dolandırıcı dolandırıcılık,−ğı dolandırılış dolandırılma dolandırılmak dolandırış dolandırma dolandırmak dolanı dolanı dolanım dolanış dolanlı

665

dolanlı iflâs dolanma dolanmak dolan taşı dolantı dolap,−bı dolap beygiri dolapçı dolar dolaş dolaşık,−ğı dolaşıklık,−ğı dolaşıksız dolaşılma dolaşılmak dolaşım dolaşma dolaşmak dolaştırılma dolaştırılmak dolaştırma dolaştırmak dolay dolayı dolayı dolayı dolayısıyla dolay kutupsal

666

dolaylama dolaylı dolaylı özne dolaylı tümleç,−ci dolaylı vergi dolaysız dolaysız vergi doldurma doldurmak doldurtma doldurtmak doldurulma doldurulmak dolduruş dolgu dolgulu dolgun dolgunca dolgunlaşma dolgunlaşmak dolgunluk,−ğu dolgun maaş dolgun ücret dolgu yapmak dolikosefal,−li dolma dolma biber

667

dolmak dolma kalem dolmalık,−ğı dolma otu dolma otugiller dolmen dolmuş dolmuşçu dolmuşçuluk,−ğu dolmuş durağı dolmuş uçak,−ğı dolomit dolu doludizgin dolukma dolukmak doluluk,−ğu dolum dolunay dolu serpme dolusu doluş doluşma doluşmak domalan domalış domalma

668

domalmak domaltma domaltmak Domaniç (ilçe) domates domates çorbası domates dolması domates salçası dombay domdom kurşunu domestik,−ği dominant domino dominyon domur domur domur domuz domuz arabası domuzayağı (çubuk) domuz ayrık otu domuz balığı domuz damı domuz derisi domuz dikeni domuzgiller domuz eti

669

domuzlan domuzlanma domuzlanmak domuzlaşma domuzlaşmak domuzluk,−ğu domuzluk etmek domuz otu domuztırnağı (kanca) domuzuna domuz yağı don donakalma donakalmak donam donama donamak donanım donanım kilidi donanma donanmak donatı donatılı donatılma donatılmak donatım

670

donatımcı donatısız donatış donatma donatmak donattırma donattırmak donduraç,−cı dondurma dondurmacı dondurmacılık,−ğı dondurmak dondurucu dondurulma dondurulmak dondurulmuş done don gömlek donjuan donkişotluk,−ğu donlu donma donma derecesi donmak donma noktası donmuş sebze donra

671

donsuz donuk,−ğu donuk donuk donuklaşma donuklaşmak donuklaştırma donuklaştırmak donukluk,−ğu don yağı dopdolu doping dopingleme dopinglemek doping yapmak doru doruk,−ğu doruk çizgisi dorukçu yaklaşım doruk dal doruklama doruklamak doruklaştırma doruklaştırmak doruk noktası doruk toplantısı dorum dosdoğru

672

dost dostane dostça dost düşman dost edinmek dost kazığı dostlaşma dostlaşmak dostluk,−ğu dostluk etmek dost olmak dostsuz dosya dosyalama dosyalamak dosyalanma dosyalanmak doya doya doyasıya doygu doygun doygunlaşma doygunlaşmak doygunluk,−ğu doyma doymak doymaz

673

doymazlık,−ğı doymuş doyulma doyulmak doyum doyum evi doyumlu doyumluk,−ğu doyumsuz doyumsuzluk,−ğu doyunma doyunmak doyuran doyuran buhar doyurma doyurmak doyurucu doyurulma doyurulmak doyuruş doyuş doyuşma doyuşmak doz dozaj dozer Döger

674

döke döke döke saça dökme dökmeci dökmecilik,−ği dökme çimento dökme demir dökme gaz dökmek döktürme döktürmek dökük,−ğü döküklük,−ğü dökülgen dökülme dökülmek dökülüş döküm dökümcü dökümcülük,−ğü döküm evi dökümhane dökümleme dökümlemek dökümlü dökünme dökünmek

675

döküntü döküntülü döküntüsüz döl döl ayı döl döş dölek,−ği döl eşi dölleme döllemek dölleniş döllenme döllenmek döllenmesiz döllenmesiz üreme döllü döşlü dölüt döl yatağı döl yolu dömifinal,−li dömivole dönbaba (bitki) döndürme döndürmek döndürülme döndürülmek döndürüş

676

döneç,−ci döne döne dönek,−ği dönekçe döneklik,−ği dönel döneleme dönelemek dönelme dönelmek dönem dönemeç,−ci dönence dönencel dönencel ay denenceli dönencel yıl dönenme dönenmek dönen top döner döner ayna dönerci dönercilik,−ği döner dolap, −bı döner kapı döner kavşak,−ğı

677

döner kebap,−bı döner kule döner sahne döner sermaye döngel döngel orucu döngü dönme dönme dolap,−bı dönme ekseni dönmek dönmeli dönük,−ğü dönülme dönülmek dönüm dönümlük,−ğü dönüm noktası dönüş dönüşlü dönüşlü çatı dönüşlü fiil dönüşlülük,−ğü dönüşlü zamir dönüşme dönüşmek dönüşsüz

678

dönüştürme dönüştürmek dönüştürücü dönüştürülme dönüştürülmek dönüştürüm dönüşüm dönüşümcü dönüşümcülük,−ğü dönüşümlü döpiyes dörder dördül dördün dördüncü dördüncü çağ dördüz dördüzleme dördüz yumrucuklar dört,−dü dört ayak,−ğı dört ayaklılar dört beş dört bir dört bucak,−ğı dörtcihar

679

dört çifte Dörtdivan (ilçe) dört dörtlük,−ğü dörtgen dört göz dört işlem dört kaşlı dörtkenar dört köşe dörtleme dörtlemek dörtlü dörtlü final,−li dörtlük,−ğü Dörtyol (ilçe) dörtnal dörtnala dörttek (tekne) dört yol dört yol ağzı dört yüzlü döş döşek,−ği döşekli döşeli döşem döşemci

680

döşemcilik,−ği döşeme döşemeci döşemeci çivisi döşemecilik,−ği döşemek döşemeli döşemelik,−ği döşemesiz döşeniş döşenme döşenmek döşetilme döşetilmek döşetme döşetmek döşeyici döşeyiş döşgömü (pastırma) döteryum dövdürme dövdürmek dövdürtme dövdürtmek dövdürtülme dövdürtülmek dövdürülme

681

dövdürülmek döveç,−ci döviz döviz kuru dövizzede dövme dövmeci dövmecilik,−ği dövmek dövmelik,−ği dövme yapmak dövülgen dövülgenlik,−ği dövülme dövülmek dövülüş dövünme dövünmek dövünüş dövüş dövüşçü dövüşken dövüşkenlik,−ği dövüşme dövüşmek dövüştürme dövüştürmek

682

dragoman dragon drahmi drahoma draje dram drama dramatik,−ği dramatikleşme dramatikleşmek dramatize etmek dramaturg dreç,−ci dren drenaj dretnot drezin dripling dripling yapmak drog drosera droseragiller dua duacı dua etmek duahan duayen

683

duba dubar dubara dubaracı dubaracılık,−ğı dublâj dublâjcı dublâjcılık,−ğı duble duble etmek dubleks dubleks daire dublör dublörlük,−ğü dubniyum duçar dudak,−ğı dudak benzeşmesi dudak boyası dudak çukuru dudakdeğmez dudak eşlemesi dudak kalemi dudaksıl dudaksıllaşma dudak tiryakisi dudak ünlüsü

684

dudak ünsüzü dudak yarığı dudu dudu dilli duetto duhul,−lü duhuliye duhuliye kartı duka dukalık,−ğı dul dulaptal otu dulaptal otugiller dulavrat otu dulda duldalama duldalamak duldalanma duldalanmak duldalı duldasız dulluk,−ğu duluk,−ğu Duma dumağı duman dumanlama

685

dumanlamak dumanlanma dumanlanmak dumanlı duman rengi dumansız dumdum Dumlupınar (ilçe) dumur dun duo dupduru duraç,−cı durağan Durağan (ilçe) durağan elektrik,−ği durağanlaşma durağanlaşmak durağanlık,−ğı durak,−ğı durakı duraklama duraklamak duraklatma duraklatmak duraklayış duraklı

686

duraklı dalga duraklık,−ğı duraksama duraksamak duraksamalı duraksamasız duraksayış duraksız dural duralama duralamak duralayış durallık,−ğı durdurma durdurmak durdurtma durdurtmak durdurulma durdurulmak durduruş durendiş durgu durgun durgunlaşma durgunlaşmak durgunlaştırma durgunlaştırmak

687

durgunluk,−ğu durgun şişkinlik,−ği durgül durma durmadan durmak duromer plâstik,−ği Dursunbey (ilçe) duru durucu duruk,−ğu durukluk,−ğu duruksun durulama durulamak durulanma durulanmak durulaşma durulaşmak durulma durulmak durultma durultmak duruluk,−ğu durum durumca durum eki

688

durum güldürüsü durum ortacı durum ulacı durum vaziyeti durup durup duruş duruşma duş duşak,−ğı duşaklama duşaklamak Duşanbe duş kabini duş teknesi duş yapmak dut dutçuluk,−ğu dutgiller dut kurusu dutluk,−ğu dut pekmezi duvak,−ğı duvakçı duvakçılık,−ğı duvak düşkünü duvaklama duvaklamak

689

duvaklanma duvaklanmak duvaklı duvaksız duvar duvar ayağı duvarcı duvarcılık,−ğı duvar dayağı duvar dişi duvar gazetesi duvar halısı duvar ilânı duvar kâğıdı duvar pası duvar resmi duvar saati duvar sarmaşığı duvar sedefi duvar takvimi duvar topu duvar yapmak duy duyar duyarga duyargalılar duyar kat

690

duyarlı duyarlık,−ğı duyarlıklı duyarlılık,−ğı duyarsız duyarsızlaşma duyarsızlaşmak duyarsızlaştırma duyarsızlaştırmak duyarsızlık,−ğı duygan duygu duyguca duygudaş duygudaşlık,−ğı duygulandırma duygulandırmak duygulanım duygulanış duygulanma duygulanmak duygulu duygululuk,−ğu duygun duygunluk,−ğu duygusal duygusal düşünme

691

duygusallık,−ğı duygusuz duygusuzluk,−ğu duyma duymak duymazlık,−ğı duy priz duysal duyu duyulma duyulmak duyulmamış duyulur duyum duyumculuk,−ğu duyum eşiği duyum ikiliği duyumlu duyumölçer duyumsal duyumsama duyumsamak duyumsamazlık,−ğı duyumsatma duyumsatmak duyumsuz duyumsuzluk,−ğu

692

duyum yitimi duyurma duyurmak duyurmalık,−ğı duyuru duyurucu duyurulma duyurulmak duyurum duyuru tahtası duyusal duyuş duyuüstü düalist düalizm Dübbüasgar (Küçükayı) Dübbüekber (Büyükayı) dübel dübeş düden düdük,−ğü düdükçü düdükleme düdüklemek düdüklü

693

düdüklü tencere düdük makarnası düello düellocu düet dügâh düğme düğmeci düğmecilik,−ği düğmek düğmeleme düğmelemek düğmelenme düğmelenmek düğmeli düğmesiz düğü düğüm düğümcük,−ğü düğüm düğüm düğümleme düğümlemek düğümlenme düğümlenmek düğümlü düğüm noktası düğümsüz

694

düğün düğün alayı düğüncü düğüncübaşı düğün çiçeği düğün çiçeğigiller düğün çorbası düğün dernek,−ği düğün evi düğün hamamı düğün pilâvı düğün salonu düğünsüz düğün yahnisi düğürcük,−ğü dük dükkân dükkâncı düklük,−ğü düldül Düldül (Hz.Ali'nin atı) dülger dülger balığı dülgerlik,−ği dümbelek,−ği dümbelekçi

695

dümdar dümdüz dümen dümen bedeni dümen boğazı dümenci dümencilik,−ği dümen evi dümeni eğri dümen neferi dümensiz dümen suyu dümensiz dümtek dün dünden dünden bugüne dünit dünkü dünür dünürcü dünürcülük,−ğü dünürleşme dünürleşmek dünürlük,−ğü dünya (gök cismi) Dünya (bilimsel

696

yayınlarda) dünya âlem dünyada dünya evi dünya görüşlü dünya görüşü dünya güzeli dünya kelâmı dünyalı dünyalık,−ğı dünya malı dünya nimeti dünya penceresi dünyevî düpedüz dürbün dürbünlü dürme dürmece dürmek dürtme dürtmek dürtü dürtükleme dürtüklemek dürtülme dürtülmek

697

dürtüş dürtüşleme dürtüşlemek dürtüşme dürtüşmek dürtüştürme dürtüştürmek dürü dürülme dürülmek dürülü dürülüş dürüm dürüm dürüm dürümleme dürümlemek dürüst dürüstlük,−ğü dürüst oyun dürüşt Dürzî dürzü düse düstur düş düş azması düşçü

698

düşçülük,−ğü düşe kalka düşen piyasa düşes düşeslik,−ği düşeş düşey düşeyazma düşeyazmak düşey çember düşey düzlem düşeylik,−ği düşkü düşkün düşkünler evi düşkünler yurdu düşkünleşme düşkünleşmek düşkünlük,−ğü düşkün olmak düşleme düşlemek düşman düşman ağzı düşmanca düşmanlaşma düşmanlaşmak

699

düşmanlık,−ğı düşmanlık etmek düşman olmak düşme düşmek düşmüş düşmüş olmak düşsel düşsüz düşük,−ğü düşüklük,−ğü düşük yapmak düşün düşünce düşünce alışverişi düşüncel düşünceli düşüncelilik,−ği düşüncellik,−ği düşünce özgürlüğü düşüncesiz düşüncesizlik,−ği düşüncesizlik etmek düşündaş düşündürme düşündürmek düşündürmelik,−ği

700

düşündürtme düşündürtmek düşündürücü düşünme düşünmek düşünme yasaları düşünsel düşüntü düşüntülü düşünücü düşünücülük,−ğü düşünülme düşünülmek düşünüm düşünür düşünürlük,−ğü düşünüş düşürme düşürmek düşürtme düşürtmek düşürülme düşürülmek düşürüm düşürüş düşüş düşüt

701

düttürü düve düvel düven düvenci düven dişi düver düvesime düvesimek düyek düyun düz düzayak,−ğı düz baskı düzce Düzce (ilçe) düzeç,−ci düzeçleme düzelme düzelmek düzelti düzeltici düzeltici jimnastik, −ği düzelticilik,−ği düzeltilme düzeltilmek

702

düzeltim düzeltme düzeltme işareti düzeltmek düzeltmen düzem düzeme düzemek düzen düzen açıklaması düzen bağı düzenbaz düzenbazlık,−ğı düzence düzenci düzencilik,−ği düzenek,−ği düzenleme düzenlemeci düzenlemek düzenlenme düzenlenmek düzenleşik,−ği düzenleşim düzenleyici düzenli düzenlik,−ği

703

düzenlilik,−ği düzenli ordu düzensiz düzensizlik,−ği düzen teker düzey düzeyli düzeysiz düzeysizlik,−ği düzgü düzgülü düzgün düzgüncü düzgünlü düzgünlük,−ğü düzgüsel düzgüsüz düz hekim Düziçi'ni (ilçe) düziko düzine düz kanatlılar Düzköy (ilçe) düzlek yapı düzlem düzleme düzlemek

704

düzlem geometri düzlem küre düzlemsel düzlenme düzlenmek düzleşme düzleşmek düzletme düzletmek düzlük,−ğü düzme düzmece düzmeci düzmecilik,−ği düzmek düz rakı düztaban düztabanlık,−ğı düz tümleç,−ci düzülme düzülmek düzüm düzüm düz ünlü (*)E E ebabil ebat,−dı

705

ebcet,−di ebcet hesabı ebe ebebulguru (kar) ebedî ebedîleşme ebedîleşmek ebedîleştirme ebedîleştirmek ebedîlik,−ği ebedî uyku ebediyen ebediyet ebegümeci ebegümecigiller ebekuşağı ebeleme ebelemek ebeleyiş ebeli ebelik,−ği ebemkuşağı ebesiz ebet,−di ebeveyn ebleh eblehleşme

706

eblehleşmek eblehlik,−ği ebonit ebru ebrucu ebruculuk,−ğu ebrulama ebrulamak ebrulî ebrulu ebucehil karpuzu ebülyoskop,−bu ecdat,−dı ece Eceabat (ilçe) ecel ecel beşiği ecel teri ecinni ecir,−cri ecirlik,−ği eciş bücüş ecnebi ecnebilik,−ği ecza eczacı eczacı kalfası

707

eczacılık,−ğı ecza çantası ecza dolabı eczahane ecza kutusu eczalı eczalı pamuk,−ğu eczasız eçhel eda eda etmek edalı edat edat grubu edatlı edatlı tümleç,−ci edat tümleci ede edebî edebî eser edebikelâm edebî sanat edebî sanatlar edebiyat edebiyat bilimi edebiyatça edebiyatçı

708

edebiyatçılık,−ğı edebiyatsever edebiyat tarihi edep,−bi edep etmek edepleniş edeplenme edeplenmek edepli edepli edepli edepsiz edepsizce edepsiz edepsiz edepsizleşme edepsizleşmek edepsizlik,−ği edep yeri eder edevat edibane edik,−ği edilgen edilgen çatı edilgen fiil edilgenleşme edilgenleşmek edilgenleştirme

709

edilgenleştirmek edilgenlik,−ği edilgenlik eki edilgi edilgin edilginlik,−ği edilme edilmek edim edimli edimsel edinç,−ci edinilme edinilmek edinim edinme edinmek edinti edip,−bi Edirne edisyon editör editörlük,−ğü edna Edremit (ilçe) edvar edvar musikisi

710

efe efece efekt efektif efelek,−ği efeleniş efelenme efelenmek efeleşme efeleşmek efelik,−ği efelik etmek efemine efendi efendibaba efendice efendi efendi efendilik,−ği efendim efil efil efkâr efkâr etmek efkârıumumiye efkârlanış efkârlanma efkârlanmak efkârlı

711

eflâk,−ki Eflâk Eflâni (ilçe) eflâtun eflâtunî efor efrat,−dı efsane efsaneleşme efsaneleşmek efsaneleştirilme efsaneleştirilmek efsaneleştirme efsaneleştirmek efsaneli efsanevî efsun efsunkâr efsunlama efsunlamak eften püften egale egale etmek ege Ege Egeli egemen

712

egemen güçler egemenlik,−ği eglog ego egoist egoistlik,−ği egoizm egosantrik egosantrizm egotizm egzama egzamalı egzamamsı egzersiz egzistansiyalist egzistansiyalizm egzogami egzomorfizm egzotik,−ği egzotik çorba egzotizm egzoz egzozcu egzoz gazı eğdiriş eğdirme eğdirmek

713

eğe eğeleme eğelemek eğer eğiç,−ci eğik,−ği eğik biçme eğik çizgi eğik düzlem eğiklik,−ği eğik silindir eğik yazı Eğil (ilçe) eğilim eğilimli eğiliş eğilme eğilmek eğim eğimli eğimölçer eğimsiz eğin,−ğni eğinik,−ği eğinme eğinmek eğinti

714

eğir Eğirdir (ilçe) eğir kökü eğirme eğirmek eğirmen eğir mumu eğirtme eğirtmek eğiş eğitici eğiticilik,−ği eğitilme eğitilmek eğitim eğitim bilimi eğitimci eğitimcilik,−ği eğitim dönemi eğitim enstitüsü eğitim fakültesi eğitimli eğitim programı eğitimsel eğitim sistemi eğitimsiz eğitme

715

eğitmek eğitmen eğitmenlik,−ği eğitsel eğitsellik,−ği eğlek,−ği eğleme eğlemek eğlence eğlence evi eğlenceli eğlencelik,−ği eğlencesiz eğlence yeri eğlendinlen alanı eğlendiri eğlendirici eğlendiriş eğlendirme eğlendirmek eğlenilme eğlenilmek eğleniş eğlenme eğlenmek eğlenti eğleşme

716

eğleşmek eğme eğmeç,−ci eğmeçli eğmek Eğmür eğrelti eğrelti otu eğrelti otugiller eğreti eğretileme eğretilik,−ği eğrez eğri eğri büğrü eğrice eğri çehre eğrili eğrilik,−ği eğriliş eğrilme eğrilmek eğriltme eğriltmek eğrim eğrim eğrim eğri söz

717

eğritme eğritmek eğri yüz eğsi eh ehem,−mmi ehemmiyet ehemmiyetli ehemmiyetsiz ehil,−hli ehlî ehlibeyt ehlidil ehlihibre ehlikeyf ehlikitap,−bı ehlîleşme ehlîleşmek ehlîleştirilme ehlîleştirilmek ehlîleştirme ehlîleştirmek ehlisalip,−bi ehlisünnet ehlivukuf ehliyet ehliyetli

718

ehliyetname ehliyetsiz ehliyetsizlik,−ği ehlizevk ehram Ehrimen ehven ehvenişer einstenyum ejder ejderha ejektör ek ekâbir ekalliyet ekarte etmek ek bileziği ek bütçe ek ders eke ekecek,−ği ekenek,−ği ek eylem ek fiil ek görev ekici ekili

719

ekilme ekilmek ekim ekin ekin biti ekinci ekincilik,−ği ekin iti ekin kargası ekinlik,−ği ekinokok ekinoks Ekinözü'nü (ilçe) ekinti ekip,−bi ekipman ek kök eklektik,−ği eklektizm eklem eklem bacaklılar ekleme ekleme dişi eklemek eklemeli eklemleme eklemlemek

720

eklemlenme eklemlenmek eklemli eklemliler eklemsiz eklemsizler eklenme eklenmek eklenti eklentiler ekler eklesil ekleşme ekleşmek ekleştirme ekleştirmek ekletme ekletmek ekli ekli püklü ekme ekmek ekmek,−ği ekmek ağacı ekmek ayvası ekmekçi ekmekçilik,−ği

721

ekmek dolması ekmek düşmanı ekmek kadayıfı ekmek kapısı ekmek kavgası ekmek kaygısı ekmek küfü ekmeklik,−ği ekmek mayası ekmek parası ekmeksiz ekmek tahtası ekmek tatlısı ekmek ufağı ekol,−lü ekolâli ekoloji ekolojik,−ği ekolojik ortam ekolojist ekonometri ekonomi ekonomi coğrafya ekonomik,−ği ekonomik ambargo ekonomi politik,−ği ekonomist

722

ekonomizm ekopraksi ekose ek oylum ek ödenek,−ği ek poliçe ekran ekranda eksantrik,−ği eksantrik mili ekselâns eksen eksen oyuncu eksen ülke ekser ekseri ekseriya ekseriyet eksi eksibe eksik,−ği eksik artık eksik etek,−ği eksik gedik,−ği eksiklenme eksiklenmek eksikli

723

eksiklik,−ği eksiksiz eksilen eksiliş eksilme eksilmek eksiltilme eksiltilmek eksiltme eksiltmek eksin eksi sayı eksi uç,−cu ekskavatör ekspedisyon eksper eksperimantalizm eksperlik,−ği ekspertiz ekspertiz raporu ekspoze ekspozisyon ekspres ekspres yol ekspresyonist ekspresyonizm ekstern

724

ekstern öğrenci ekstra ekstrafor ekstrasistol,−lü ekstre ekstrem ekşi ekşi elma ekşi kiraz ekşikulak,−ğı (bitki) ekşili ekşili çorba ekşilik,−ği ekşi limon ekşi maya ekşime ekşimek ekşimik,−ği ekşimsi ekşimtırak,−ğı ekşi surat ekşitilme ekşitilmek ekşitme ekşitmek ekşi yonca ekşi yoncagiller

725

ekşi yüz ek tahsisat ekti ektilik,−ği ekti püktüler ektirme ektirmek ektoderm ekü Ekvador ekvator ekvatoral,−li ekzotermik,−ği el elâ el adamı el âlem el alışkanlığı elaman elan el arabası elâstik elâstikî elâstikiyet el ayası Elâzığ elbasan tavası

726

elbaş (spor) elbet elbette Elbeyli (ilçe) el bezi el bilgisayarı el birliği elbise elbise dolabı elbiseli elbiselik,−ği elbisesiz Elbistan (ilçe) el bombası elci elcik,−ği el çabukluğu el çantası elçek,−ği elçi elçilik,−ği elçilik etmek elçilik uzmanı elçilik yapmak elçim elde elde bir

727

eldeci el değirmeni eldeli elden elden düşme elden ele eldesiz Eldivan (ilçe) eldiven eldivenli eldivensiz el duşu elebaşı,−yı elebaşılık,−ğı eleğimsağma eleji elek,−ği elekçi elekçilik,−ği eleklik,−ği elektrifikasyon elektrik,−ği elektrik anahtarı elektrik çarpması elektrikçi elektrikçilik,−ği elektrik dinamosu

728

elektrik direği elektrik düğmesi elektrik fabrikası elektrik feneri elektrik fırını elektrik fincanı elektrik kaynağı elektrikleme elektriklemek elektriklendirme elektriklendirmek elektriklenme elektriklenmek elektrikli elektrikli basaç,−cı elektrikli daktilo elektrikli ısıtıcı elektrikli sandalye elektrikli tren elektrik ocağı elektrik saati elektrik santrali elektrik sayacı elektriksiz elektrik süpürgesi elektrik teli elektrik üreteci

729

elektrik yayı elektirk zili elektro elektroansefalog− rafi elektroansefa− logram elektrobiyoloji elektrodinamik,−ği elektrodinamo− metre elektrodiyaliz elektrofil elektrofon elektrogitar elektrojen elektrokardiyograf elektrokardiyografi elektrokardiyogram elektrokimya elektrolit elektrolit dengesi elektroliz elektromanyetik,−ği elektromanyetik dalgalar elektromanyetik

730

güç,−cü elektromanyetizma elektromekanik,−ği elektrometalürji elektrometre elektromıknatıs elektromobil elektromotor elektron elektron akışı elektron demeti elektronegatif elektron gazı elektronik,−ği elektronik beyin, −yni elektronik çalgı elektronik çalgılar elektronikçi elektronik müzik,−ği elektronik saat,−ti elektron lâmbası elektron mikroskobu elektropozitif elektroradyoloji elektrosaz

731

elektroskop,−bu elektrostatik,−ği elektrostatik serpme elektroşok elektrot,−du elektroteknik,−ği el ele elem eleman eleman sayısı eleme el emeği elemek element eleme sınavı elemge elemli elemsiz elenme elenmek elense (çekmek) elenti el erimi el erki Eleşkirt (ilçe) eleştirel

732

eleştiri eleştirici eleştiricilik,−ği eleştirilme eleştirilmek eleştirim eleştirimci eleştirimcilik,−ği eleştirme eleştirmeci eleştirmecilik,−ği eleştirmek eleştirmeli eleştirmen eleştirmenlik,−ği el etmek elezer elezerlik,−ği el falı el feneri el freni elgin el gün elhak Elham elhamdülillâh elhâsıl

733

el havlusu eli açık,−ğı eli ağır eli bayraklı eli boş eli böğründe eli çabuk,−ğu elif elifba elifî eli geniş eli hafif elik,−ği el ilânı elim eli maşalı eline çabuk,−ğu elips elipsoidal,−li elipsoit,−di eliptik,−ği eli selek,−ği eli sıkı eli sopalı el işçiliği el işi el işi kâğıdı

734

elit eli uz eli uzun eli yatkın eli yordamlı el kantarı el kapısı el keseri el kılavuzu elkızı el kiri el kitabı elleme ellemek ellenme ellenmek elleşme elleşmek elli ellik,−ği ellilik,−ği ellinci ellişer elma elmabaş (tepeli dalgıç) elmacı

735

elmacık,−ğı elmacık kemiği elmacılık,−ğı elma çayı Elmadağ (ilçe) Elmalı (ilçe) elmalık,−ğı elmas elma sirkesi elmasiye elmaslı elmastıraş elma suyu elma şarabı elma şekeri elma şurubu elmek eloğlu el oltası elöpen (kertenkele) el sabunu el sanatları el sözlüğü el şakası el tası el telefonu el telsizi

736

elti eltieltiyeküstü eltilik,−ği el topu el ulağı el ulaklığı el uzluğu elvan elvan elvan elveda,−ı elverişli elverişlilik,−ği elverişsiz elverişsizlik,−ği elverme el verme (tarikat) elvermek elyaf el yatkınlığı el yazısı el yazması el yordamı elzem em emanet emanetçi emanetçilik,−ği

737

emanet dolabı emaneten emanet etmek emanetullah emare emarecik,−ği emaret emay emaye emaylama emaylamak embriyolog,−ğu embriyoloji embriyon emcek,−ği emcik,−ği emdirme emdirmek emdirtme emdirtmek emeç,−ci emek,−ği emekçi emekçilik,−ği emekleme emekleme çağı emekleme dönemi

738

emeklemek emekli emekli aylığı emekli ikramiyesi emeklilik,−ği emeklilik çağı emekli maaşı emekli olmak emeksiz emeksiz evlât,−dı emektar emektarlık,−ğı emel emen Emet (ilçe) emici emici kıllar emici tüyler emik,−ği emilme emilmek emin emin olmak Eminönü'nü (ilçe) emir,−mri emirber emirberlik,−ği

739

emircik,−ği emir cümlesi emir çavuşu Emirdağ (ilçe) emir eri Emirgazi (ilçe) emir kipi emir kulu emirlik,−ği emirname emir subayı emisyon emiş emişme emişmek emiştirme emiştirmek emlâk,−ki emlâk bürosu emlâkçi emlâkçilik,−ği emlâk vergisi emleme emlemek emlik,−ği emme emme basma

740

tulumba emmeç,−ci emmek emmi emmioğlu emniyet emniyet amiri emniyet durağı emniyet düğmesi emniyet etmek emniyet kemeri emniyet kilidi emniyetli emniyet müdürü emniyet pimi emniyetsiz emniyetsizlik,−ği emniyet supabı emoroit,−di empermeabl emperyalist emperyalizm empoze empoze etmek empresyon empresyonist empresyonizm

741

emprezaryo emprime emraz emre muharrer senet,−di emretme emretmek emreyleme emreylemek emrihak,−kkı emrivaki,−i emrivaki yapmak emsal,−li emsalsiz emsalsizlik,−ği emtia emval,−li emzik,−ği emzik borusu emzikli emziksiz emzirilme emzirilmek emziriş emzirme emzirmek emzirtme

742

emzirtmek en en alt enam enayi enayice enayicesine enayi dümbeleği enayileşme enayileşmek enayilik,−ği en az enberi (gök bilimi) enbiya encam encek,−ği encik,−ği encikleme enciklemek encümen en çok,−ğu endaht endam endam aynası endamlı endamsız endaze

743

endazeleme endazelemek endazesiz endeks endeksleme endekslemek endekslenme endekslenmek endeksli endemik ender enderun enderunlu endirekt endişe endişe etmek endişelenme endişelenmek endişeli endişesiz endişesizlik,−ği endoderm endogami endokrin endokrinoloji Endonezya Endonezyalı

744

endoskop,−bu endoskopi endoskopik,−ği endotermik,−ği endüksiyon Endülüs endüstri endüstrileşme endüstrileşmek endüstriyalizm endüstriyel en düşük,−ğü en düşük düzey enek,−ği eneme enemek enenme enenmek enerji enerjik,−ği enerjiklik,−ği enez Enez (ilçe) eneze enezeleşme enezeleşmek enfarktüs

745

enfeksiyon enfes enfiye enflâsyon enflâsyonist enflüanza enformasyon enformel enfraruj enfrastrüktür enfüsî engebe engebeli engebelik,−ği engebesiz engel engel balığı engelleme engellemek engellenme engellenmek engelleyiş engelli engelli koşu engel olmak engel sınavı engelsiz

746

engerek,−ği engerekgiller engerek otu engin enginar enginleşme enginleşmek enginlik,−ği engizisyon enik,−ği enikleme eniklemek enikonu enine boyuna enir enişte enjeksiyon enjeksiyoncu enjekte etmek enjektör enkaz en küçük,−ğü enlem enlem dairesi enlemesine enli enlice

747

enlilik,−ği enöte (gök bilimi) ense ense çukuru ense kökü enseleme enselemek enselenme enselenmek enser ensesi kalın ensiz ensizlik,−ği enstalâsyon enstantane enstantane fotoğraf enstitü enstrüman enstrümantal,−li enstrümantalizm enstrümantal müzik,−ği ensülin entari entarilik,−ği entegrasyon entegre

748

entel entelekt entelektüalizm entelektüel entelektüellik,−ği entelekya enteresan enteresanlık,−ğı enterfon enterkoneksiyon enternasyonal,−li enternasyonalci enternasyonalcilik, −ği enternasyonalizm enterne enterne etmek entertip entimem entipüften entomoloji entomolojist entrika entrikacı entrikacılık,−ğı en uygun en üst

749

en üst düzey enva,−ı envaiçeşit,−di envaiçeşitli envaitürlü envanter envestisman en yüksek,−ği enzim eosen epe eper epey epeyce epeyi epidemi epidemioloji epiderm epifit epigenez epigrafi epigram epik,−ği epikerem epikriz Epikürcü Epikürcülük,−ğü

750

epilepsi epileptik,−ği epilog,−ğu episot,−du epistemoloji epitel epitelyum epizot,−du epope e−posta eprime eprimek epsilon er eradikasyon erat Erbaa (ilçe) erbain erbap,−bı erbaş erbaşlık,−ğı er bezi erbin erbiyum erce ercecik,−ği ercik,−ği

751

Erciş (ilçe) Erciyes Erdek (ilçe) erdem erdemli Erdemli (ilçe) erdemlilik,−ği erdemsiz erdemsizlik,−ği erden erdenlik,−ği erdirme erdirmek er dişi er dişilik,−ği Ereğli (ilçe) erek,−ği erek bilimi erekçilik,−ği ereklilik,−ği er ekmeği ereksel ereksel neden eren Erendiz (Jüpiter) Erfelek (ilçe) erg

752

Ergani (ilçe) erganun er geç ergen ergene ergenleşme ergenleşmek ergenleştirme ergenleştirmek ergenlik,−ği ergen olmak ergi ergilik,−ği ergime ergime ısısı ergimek ergime noktası ergime yasası ergimiş ergimiş maden ergin erginleme erginlemek erginlenme erginlenmek erginleşme erginleşmek

753

erginlik,−ği ergitme ergitmek ergonomi erguvan erguvangiller erguvanî erigen erik,−ği erik hoşafı erik kompostosu eriklik,−ği erik marmelâdı erik pestili erik rakısı erik reçeli eril erillik,−ği erim erime erimek erim erim erimez erin erincek,−ği erinç,−ci erinçli

754

erinçsiz erinlik,−ği erinme erinmek erinsiz erirlik,−ği eristik,−ği eriş erişilme erişilmek erişim erişkin erişkinlik,−ği erişme erişmek erişte eriştelik,−ği eriştirme eriştirmek eriten eritici eritilme eritilmek eritiş eritme eritmek eritme peynir

755

eritrosit eriyik,−ği eriyiş erk erkân erkânıharbiyei− umumiye erkânıharp,−bi erkânıharplik,−ği erkân kürkü erkân minderi erke erkeç,−ci erkeçsakalı (bitki) erkek,−ği erkek anahtar erkek bakır erkekçe erkekçil erkek demir erkek erkeğe erkek fiş erkek işi erkeklenme erkeklenmek erkekler hamamı erkekleşme

756

erkekleşmek erkekli erkekli dişili erkeklik,−ği erkekli kadınlı erkeklik organı erkek organ erkeksi erkeksilik,−ği erkeksiz erkek terzisi erken erken bunama erkence erkenci erkenden erkete erketeci erketecilik,−ği erketelik,−ği erkin erkinci erkincilik,−ği erkinlik,−ği erkli erklik,−ği erklilik,−ği

757

erksizlik,−ği erlik,−ği erme ermek Ermenek (ilçe) Ermeni Ermenice er meydanı ermin ermiş ermişlik,−ği eroin eroinci eroincilik,−ği eroinman eroinmanlık,−ğı eros erosal erosçu erosçuluk,−ğu erotik,−ği erotizm erozyon erselik,−ği erseliklik,−ği erseme ersemek

758

ersiz ersizlik,−ği er suyu erte erteleme ertelemek erteleniş ertelenme ertelenmek erteleyiş ertesi Eruh (ilçe) ervah erzak erzatz Erzin (ilçe) Erzincan Erzurum es esami esans esaret esas esas duruş esasen esasî esaslandırma

759

esaslandırmak esaslanma esaslanmak esaslı esassız esas vaziyet esatir esatirî esbabımucibe esbap,−bı esbak esef esef etmek esefle eseflenme eseflenmek esefli eselemek beselemek eseme esen esenleme esenlemek Esenler (ilçe) esenleşme esenleşmek esenlik,−ği

760

esenlikli eser esericedit,−di esericedit kâğıdı eserme esermek esermek besermek esham esik,−ği esim esin esindirme esindirmek esinleme esinlemek esinlenme esinlenmek esinti esintili esintisiz esir esirci esircilik,−ği esire esir etmek esirgeme esirgemek

761

esirgemezlik,−ği esirgenme esirgenmek esirgeyici esirgeyiş esirifiraş esirlik,−ği esirme esirmek esir olmak esiş eskalâsyon eskatologya eski eskice eskici eskicilik,−ği Eski Çağ eskiden Eski Dünya eski eserler eski kafalı eski kafalılık,−ğı eski kurt,−du Eskil (ilçe) eskileşme eskileşmek

762

eskilik,−ği eskime eskimek Eskimo Eskimoca eskimsi Eskipazar (ilçe) eski püskü Eskişehir Eskişehir taşı eskitilme eskitilmek eskitme eskitmek eski toprak,−ğı eski tüfek,−ği eski yazı eskiyiş eskiz eskort eskrim eskrimci eskülâbî eslâf eslek,−ği esleme eslemek

763

esma esmayıhüsnâ esmayışerife esme esmek esmer esmer amber esmerce esmerimsi esmer küf esmer küfler esmerleşme esmerleşmek esmerleştirme esmerleştirmek esmerlik,−ği esmer su yosunları esmer şeker esna esnaf esnaf ağzı esnaflık,−ğı esnaf loncası esnasında esnek,−ği esnekleşme esnekleşmek

764

esnekleştirme esnekleştirmek esneklik,−ği esneme esnemek esnetme esnetmek esneye esneye esneye gerine esneyiş esoterik,−ği espas espaslı Esperanto Esperantocu esperi Espiye (ilçe) espiyon espressivo espri esprili espritüel espri yapmak esrar esrarcı esrarcılık,−ğı esrarengiz

765

esrarengizlik,−ği esrarkeş esrarkeşlik,−ği esrar kumkuması esrarlı esrar otu esrar perdesi esrar tekkesi esre esri esrik,−ği esriklik,−ği esrime esrimek esritme esritmek essah estağfurullah estamp estampaj estek köstek ester esterleşme estet estetik,−ği estetikçi estetikçilik,−ği

766

estetizm estireç,−ci estirilme estirilmek estirme estirmek estomp esvap,−bı esvaplık,−ğı eş eş adlı eş adlılık,−ğı eş anlam eş anlamlı eş anlamlılık,−ğı eşantiyon eşarp,−bı eş bacaklılar eş basınç,−cı eş basınçlı eş başkan eş biçim eş biçimli eş biçimlilik,−ği eş cinsel eş cinsellik,−ği eş çekim

767

eş değer eş değerli eş değerlik,−ği eş deprem eş dost eşek,−ği eşek arısı eşekbaşı eşek cenneti eşekçe eşekçi eşek davası eşek dikeni eşek hıyarı eşek inadı eşek kafalı eşekkulağı (bitki) eşekleşme eşekleşmek eşeklik,−ği eşek marulu eşek maydanozu eşekoğlu eşek,−ği eşek otu eş eksenli eşek sıpası eşeksırtı (çatı şekli)

768

eşek şakası eşelek,−ği eşeleme eşelemek eşelenme eşelenmek eşelmobil eşey eşeyli eşeylilik,−ği eşeyli üreme eşeysel eşeysiz eşeysiz çoğalma eş güdüm eş güdümcü eş güdümlü eşhas eşik,−ği eşilme eşilmek eşinme eşinmek eşir eşit eşit çenetli eşitçi

769

eşitçilik,−ği eşitleme eşitlemek eşitlenme eşitlenmek eşitleşme eşitleşmek eşitleştirme eşitleştirmek eşitlik,−ği eşitlik derecesi eşitlik eki eşitsiz eşitsizlik,−ği eşkâl,−li eş kanatlı eş kanatlılar eş kenar eşkenar dörtgen eşkenar üçgen eşkıya eşkıyalık,−ğı eşkin eşkinci eşkinli eşkinsiz eşlek,−ği

770

eşleksel eşlem eşleme eşlemek eşlemeli eşlemesiz eşlenik,−ği eşlenme eşlenmek eşleşme eşleşmek eşleştirme eşleştirmek eşli eşlik,−ği eşlik etmek eşme Eşme (ilçe) eşmek eş merkezli eşofman eş ölçüm eşraf eşraflık,−ğı eşref eşref saati eşribegâh

771

eş sesli eş seslilik,−ği eş sıcak,−ğı eş sıcak eğrisi eşsiz eşsizlik,−ği eştirme eştirmek eşya eşyalı eş yapı eş yapım eş yükselti eş yükselti eğrisi eş zaman eş zamanlı eş zamanlı dil bilimi eş zamanlık,−ğı eş zamanlılık,−ğı et etajer etalon etamin etanol,−lü etap,−bı et beni

772

etçi etçik,−ği etçil etçiller eteği düşük,−ğü etek,−ği etek bezi etek dolusu etek kiri etekleme eteklemek etekleyiş eteklik,−ği etelemek betelemek eten etene etenelenme etenelenmek eteneli eteneliler etenesiz etenesizler eter eterleme eterlemek eterleşme eterleşmek

773

eterleştirme eterleştirmek etıbba Eti etik,−ği etiket etiketçi etiketçilik,−ği etiketleme etiketlemek etiketlenme etiketlenmek etiketli etiketlik,−ği etiketsiz etil etil alkol,−lü etilen Etimesğut (ilçe) etimolog,−ğu etimoloji etimolojik,−ği etine dolgun etioloji Etiyopya Etiyopyalı et kafalı

774

etken etken fiil etkenlik,−ği et kesimi et kırımı etki etkileme etkilemek etkilenme etkilenmek etkileşim etkileşme etkileşmek etkileyici etkili etkililik,−ği etkili olmak etkime etkimek etkin etkinci etkincilik,−ği etkinleşme etkinleşmek etkinleştirme etkinleştirmek etkinlik,−ği

775

etkin okul etkin öğretim etkisiz etkisizleşme etkisizleşmek etkisizleştirilmiş etkisizleştirme etkisizleştirmek etkisizlik,−ği etlenme etlenmek etli etli bitki etli butlu etli canlı etli ekmek,−ği etlik,−ği etli meyve etli pide et lokması etme etmek etmen etnik,−ği etnograf etnografya etnolog,−ğu

776

etnoloji etnolojik,−ği etobur etoburlar etokrasi etol,−lü etraf etraflı etraflıca et sığırı et sineği etsiz et sotesi et suyu et şeftalisi et tavuğu ettirgen ettirgen çatı ettirgen fiil ettirgenlik,−ği ettirme ettirmek ettoprak,−ğı et unu etüt,−dü etüt etmek etüv

777

etyaran etyemez etyemezlik,−ği ev ev adamı ev altı evaze ev bark evcara evce evcek evci evcik,−ği evcikkıran evcil Evciler (ilçe) evcil hayvan evcilik,−ği evcilleşme evcilleşmek evcilleştirilme evcilleştirilmek evcilleştirme evcilleştirmek evcillik,−ği evcimen evç,−ci

778

evdeci evdemonizm evdeş evecen evecenlik,−ği evegen ev ekmeği ev ekonomisi evelemek gevelemek everme evermek ev eşyası evet evet efendimci evetleme evetlemek ev gailesi evgin ev halkı evham evhamlanma evhamlanmak evhamlı evhamsız eviç,−vci evin

779

evinlenme evinlenmek evinli evinsiz evire çevire evirgen evirme evirmek evirtik,−ği evirtim evirtmek evi sırtında ev işi eviye eviye sifonu ev kadını evkaf ev kirası evlâ evlâdiyelik,−ği evlâdüıyal evlât,−dı evlât edinmek evlâtlı evlâtlık,−ğı evlâtsız evlek,−ği

780

evlekleme evleklemek evlendirilme evlendirilmek evlendirme evlendirmek evleniş evlenme evlenmek evlenmek barklanmak evleviyet evleviyetle evli evli barklı evlik,−ği evlilik,−ği evlilik birliği evlilik dışı evliya evliyalık,−ğı evliya otu evolüsyon evrak evrak çantası evrak dolabı evrak memuru

781

evrat,−dı evre evren Evren (ilçe) evren bilimi evren bilimsel evren doğumu evren pulu (mika) evrensel evrenselleşme evrenselleşmek evrenselleştirme evrenselleştirmek evrensellik,−ği evrik,−ği evrilir evrim evrimci evrimcilik,−ği evrimleşme evrimleşmek evrişik,−ği evropiyum evsaf ev sahibi evsel evsel atık,−ğı

782

evseme evsemek evsin ev sineği evsiz evsiz barksız evvel evvelâ evvelce evvelden evveli evveliyat evvelki evvelsi evye ev yemeği ey eyalet eyer eyerci eyercilik,−ği eyer kaltağı eyer kaşı eyerleme eyerlemek eyerlenme eyerlenmek

783

eyerli eyersiz eyitmek eylem eylemci eylemcilik,−ği eyleme eylemek eylemli eylemlik,−ği eylemsi eylemsiz eylemsizlik,−ği eylemsizlik ilkesi eylül Eynesil (ilçe) eytam eytam maaşı eytişim eytişimsel Eyüp (ilçe) eyvah eyvallah eyvan eyyam eyyam ağası eyyamcı

784

eyyamcılık,−ğı eyyam efendisi eza eza cefa ezan ezancı ezanî ezanî saat,−ti ezan saati ezansız ezan vakti ezber ezberci ezbercilik,−ği ezberden ezbere ezber etmek ezberinde ezberleme ezberlemek ezberlenme ezberlenmek ezberletme ezberletmek ezberleyiş ezcümle ezdirme

785

ezdirmek ezdirtme ezdirtmek ezel ezel ebet ezelî ezelî ebedî ezelî takdir ezercesine ezgi ezgiç,−ci ezgilenme ezgilenmek ezgileşme ezgileşmek ezgileştirme ezgileştirmek ezgili ezgin ezgince ezginlik,−ği ezici ezik,−ği ezik büzük,−ğü eziklik,−ği ezile büzüle ezilgen

786

eziliş ezilme ezilmek ezilmiş ezilmişlik,−ği ezim evi ezim ezim ezinç,−ci Ezine (ilçe) ezinti eziyet eziyet etmek eziyetli eziyetsiz ezkaza ezme ezme boya ezmek ezofori (*)F F fa faal,−li faaliyet fa anahtarı fabl,−li fabrika

787

fabrikacı fabrikadan satış merkezi fabrikasyon fabrikatör fabrikatörlük,−ğü facia facialaşma facialaşmak facialı factoring faça faça etmek façalı façeta façetalı façuna façuna etmek façunalık,−ğı fagosit fagositoz fagot fağfur fağfurî fahiş fahişe fahişelik,−ği

788

fahrenhayt fahrî fahrî konsolos fahriye fahte fahur faik,−kı faikıyet fail faili meçhul failimuhtar fainal four fair−play faiz faizci faizcilik,−ği faiz fiyatı faiz haddi faizlendirme faizlendirmek faizli faiz oranı faizsiz fak fakat fakfon fakır,−krı

789

fakih fakir fakirane fakirce fakir cevher fakir fukara fakirhane fakirizm fakirleşme fakirleşmek fakirleştirme fakirleştirmek fakirlik,−ği faks faksimile fakslama fakslamak faktitif faktör fakül fakülte fakülteli fal falaka falakacı falakalı falan

790

falanca falan festekiz falan feşmekân falan fıstık falan filân falanca falanıncı falanj falanjist falcı falcılık,−ğı falçete falez falihayır,−yrı fallus falname falso falsolu falsosuz falso yapmak fal taşı falya falyanos familya fanatik,−ği fanatizm fanfan

791

fanfar fanfin fanfin etmek fangri fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü, gelip geçici) fâni dünya fanilâ fânilik,−ği fanta fantasma fantastik,−ği fantaziye fantazya fantazyalı fantezi fantezist fanti fantom fanus fanuslu fanya fanyol far farad faraş

792

faraza farazî faraziyat faraziye farba farbala fare fare deliği faredişi (oya) farekulağı (bitki) farekuyruğu (testere) farenjit fare otu farfara farfaracı farfaracılık,−ğı farfaralık,−ğı farıma farımak fariğ fariğ olmak farika faril Farisî fariza fark

793

fark etmek farklı farklıca farklılaşma farklılaşmak farklılaştırma farklılaştırmak farklılık,−ğı farksız farksızlaşma farksızlaşmak farksızlık,−ğı farmakodinami farmakodinamik,−ği farmakognozi farmakolog,−ğu farmakoloji farmason farmasonluk,−ğu fars Fars Farsça farta furta fart furt farz farz etmek farzımuhal,−li

794

farz olmak farz olunmak Fas fasa fiso fasarya faset fasıl,−slı fasıla fasılalı fasılasız fasıl heyeti fasih fasikül fasile fasit fasit daire fasit olmak faska fasla fasla fasletme fasletmek Faslı fason fasone fason imalât fassal fassallık,−ğı

795

fast food fasulye fasulyegiller fasulye pilâkisi fasulye piyazı faş faş etmek faşır faşır faşing faşist faşistleşme faşistleşmek faşistleştirme faşistleştirmek faşistlik,−ği faşizan faşizm fatalist fatalite fatalizm Fatımî Fatımiye fatih Fatih (ilçe) Fatiha fatihane Fatsa (ilçe)

796

fatura faturalama faturalamak faturalı faturalı yaşam faturasız faul,−lü faullü faulsüz fauna fava favori fay fayans fayansçı fayansçılık,−ğı fayda faydacı faydacıl faydacılık,−ğı faydalanma faydalanmak faydalı faydasız fay hattı fayrap,−bı fayrap etmek

797

fayton faytoncu faytonculuk,−ğu faz fazıl fazilet faziletkâr faziletli faziletsiz faziletsizlik,−ği faz kalemi fazla fazlaca fazlalaşma fazlalaşmak fazlalık,−ğı fazlalık etmek fazla olmak fecaat,−ti feci fecir,−cri fecrikâzip,−bi fecrisadık feda feda etmek fedaî fedaîce

798

fedaîlik,−ği fedakâr fedakârca fedakârlık,−ğı federal,−li federalist federalizm federalleşme federalleşmek federasyon federatif federe feding fehamet fehametlû fehim, −hmi fehmetme fehmetmek fehva fehvasınca fek,−kki Feke (ilçe) fekül fel felâh Felâhiye (ilçe) felâket

799

felâketli felâketzede felç,−ci felç etmek felçli felç olmak feldmareşal,−li feldspat felek,−ği felekiyat Felemenk Felemenkçe Felemenkli felfelek,−ği felfelleme felfellemek feliks fellâh fellek fellek fellik fellik felsefe felsefeci felsefî feminist feminizm fen,−nni fena

800

fena etmek fenafillâh fena hâlde fena kalpli fenalaşma fenalaşmak fenalaştırma fenalaştırmak fenalık,−ğı fenalık etmek fena olmak fena yapmak fen bilimi fenci fener fener alayı fener balığı fener balığıgiller fenerci fenercilik,−ği fenerli fenerli burgu fenersiz fenik,−ği Fenike Fenikeli Fenike portakalı

801

fenlenme fenlenmek fennî fennî muayene fenol,−lü fenomen fenomenal fenomenizm fenomenoloji fent,−di feodal,−li feodalite feodalizm feodallik,−ği fer ferace feraceli feracelik,−ği feragat,−ti feragat etmek feragatli ferağ ferah ferah fahur ferah ferah ferahfeza ferahî

802

ferahlama ferahlamak ferahlandırma ferahlandırmak ferahlanma ferahlanmak ferahlatıcı ferahlatma ferahlatmak ferahlık,−ğı ferahnak,−ki ferahnakaşiran ferahnüma feraset ferasetli ferasetsiz ferç,−ci ferda ferde ferdî ferdiyet ferdiyetçi ferdiyetçilik,−ği ferhane fer'î feribot ferih

803

ferih fahur ferik,−ği (piliç) ferik ferik elması feriklik,−ği feriştah ferişte Ferizli (ilçe) ferli ferma ferman fermanlı fermanlı deli fermantasyon fermejüp fermene fermeneci fermeneli ferment fermiyum fermuar fernez fersah fersah fersah fersahlık,−ğı fersiz fersizleşme

804

fersizleşmek fersizlik,−ği fersude fert,−di fertik,−ği feryat,−dı feryat etmek feryat figan ferz fes fesahat,−ti fesat,−dı fesatçı fesatçılık,−ğı fesat kumkuması fesatlık,−ğı feshedilme feshedilmek feshetme feshetmek fesih,−shi fesleğen fes rengi festival,−li fesuphanallah fetha fethetme

805

fethetmek Fethiye (ilçe) fetih,−thi fetihname fetiş fetişist fetişizm fetret fettan fettanca fettane fettanlaşma fettanlaşmak fettanlık,−ğı fetüs fetva fetvacı fetvahane fetvayişerife fevç,−ci fevç fevç feveran feveran etmek fevk fevkalâde fevkalâde hâl,−li fevkalâdelik,−ği

806

fevkalbeşer fevkanî fevrî fevrîlik,−ği fevt fevt etmek fevt olmak fevvare feyezan feyiz,−yzi feyizlenme feyizlenmek feyizli feylesof feylesofça feylesofluk,−ğu feyyaz feza fezleke fıçı fıçı balığı fıçıcı fıçıcılık,−ğı fıçılama fıçılamak fıkdan fıkıh,−khı

807

fıkırdak,−ğı fıkırdaklık,−ğı fıkırdama fıkırdamak fıkırdaşma fıkırdaşmak fıkırdatma fıkırdatmak fıkırdayış fıkır fıkır fıkırtı fıkra fıkracı fıkracılık,−ğı fıkrama fıkramak fıldır fıldır fıldır fındık,−ğı fındık altını fındık ateşi fındık biti fındıkçı fındıkçılık,−ğı fındık faresi fındıkî fındıkkabuğu (renk)

808

fındıkkıran fındık kurdu Fındıklı (ilçe) fındıklık,−ğı fındık sıçanı fındık yağı fındıkyuvası (eldeki çukurluk) fır Fırat fırça fırçacı fırçacılık,−ğı fırçalama fırçalamak fırçalanma fırçalanmak fırçalatma fırçalatmak fırçalayış fırçalı fırçalık,−ğı fırdolayı fırdöndü fırfır (büzgülü süs) fır fır fırfırlı

809

fırıldak,−ğı fırıldakçı fırıldakçılık,−ğı fırıldak çiçeği fırıldanma fırıldanmak fırıldatma fırıldatmak fırıl fırıl fırın fırıncı fırıncılık,−ğı fırında makarna fırın kebabı fırınlama fırınlamak fırınlanma fırınlanmak fırınlatma fırınlatmak fırınlı fırınlık,−ğı fırka fırkacı fırkacılık,−ğı fırkata fırlak,−ğı

810

fırlama fırlamak fırlatılma fırlatılmak fırlatış fırlatma fırlatmak fırlayış fırsat fırsatçı fırsatçılık,−ğı fırsat düşkünü fırsat yoksulu fırt fırt fırt fırtına fırtına kuşu fırtına kuşugiller fırtınalı fırtına uğrağı fırttırma fırttırmak fısfıs (püskürtme aracı) fıs fıs fısfıslama fısfıslamak

811

fısfıslanma fısfıslanmak fısıldama fısıldamak fısıldanma fısıldanmak fısıldaşma fısıldaşmak fısıl fısıl fısıltı fısıltı gazetesi fısır fısır fısırtı fıskiye fıslama fıslamak fıslanma fıslanmak fıstık,−ğı fıstık çamı fıstıkçı fıstıkçılık,−ğı fıstık ezmesi fıstıkî fıstıkî makam fıstıklamak fıstıklık,−ğı

812

fış fış fışıldama fışıldamak fışıltı fışırdama fışırdamak fışırdatma fışırdatmak fışır fışır fışırtı fışkı fışkılama fışkılamak fışkılık,−ğı fışkın fışkırdak,−ğı fışkırık,−ğı fışkırış fışkırma fışkırmak fışkırtı fışkırtıcı fışkırtılma fışkırtılmak fışkırtma fışkırtmak fışlama

813

fışlamak fıtık,−ğı fıtık etmek fıtıklı fıtık olmak fıtrat fıtraten fıtrî fıtriye fi fiber fiberglas fibrin fibrinojen fidan fidan biti fidan boylu fidancık,−ğı fidanlık,−ğı fide fideci fidecilik,−ği fideizm fideleme fidelemek fidelik,−ği fidye

814

fidyeinecat fifre figan figan etmek figür figüran figüranlık,−ğı figürasyon figüratif figüratif sanat figürlü fiğ fihrist fihristleme fihristlemek fiil fiil cümlesi fiil çekimi fiilen fiil gövdesi fiilî fiili bozuk,−ğu fiilî hizmet fiilî hizmet zammı fiilimsi fiiliyat fiil kökü

815

fiil tabanı fikir,−kri fikir adamı fikir edinmek fikir hürriyeti fikir işçisi fikirleşme fikirleşmek fikirleştirme fikirleştirmek fikirli fikirsiz fikirsizlik,−ği fikir üretme fikir üretme toplantısı fikir yazısı fikren fikrî fikrisabit fikriyat fiks mönü fikstür fiktif fil filâman filân filânca

816

filân falan filân festekiz filânıncı filântrop filâriz filârizleme filârizlemek filârmoni filârmonik,−ği filbahar filbahri fildekoz fildişi (renk) fil dişi fil dişi karası (renk) Fildişi Kıyısı fildişi rengi Fildişi Sahili file fil elması filenk,−gi filet fileto fil faresi filgiller filhakika fil hastalığı

817

filigran filigranlı filika filikacı filinta Filipinler Filipinli filiskin Filistin Filistinli filiz filizcik,−ği filizî filizkıran filizleme filizlemek filizlenme filizlenmek filizli filkulağı (bitki) film filmci filmcilik,−ği filmleştirme filmleştirmek film müziği film yıldızı

818

filo filojenez filoksera filolog,−ğu filoloji filolojik,−ği filotillâ filoz filozof filozofça filozofik filozoflaşma filozoflaşmak filozofluk,−ğu filtre filtreli filtresiz filum filvaki,−i fil yürüyüşü Fin final,−li finalist finalizm finans finansal finanse etmek

819

finansman finansör fincan fincan böreği fincancı fincan fincan fincanlık,−ğı fincan oyunu Fince fingirdek,−ği fingirdeme fingirdemek fingirdeşme fingirdeşmek fingir fingir Fin hamamı Finike (ilçe) finiş fink (atmak) Finlândiya Finlândiyalı fino Fin−Ugor firak firaklı firar firar etmek

820

firarî firavun firavun faresi firavun inciri firavunlaşma firavunlaşmak firavunluk,−ğu fire firez firfiri firik,−ği firkat,−ti firkateyn firkete firketeleme firketelemek firma firuze fisebilillâh fiskal fiske fiskeleme fiskelemek fiskos fiskos etmek fiskos masası fiskos sehpası

821

fistan fistanlı fistanlık,−ğı fistansız fisto fistolu fistül fiş fişe fişek,−ği fişekçi fişekhane fişekli fişeklik,−ği fişeklikli fişka fişleme fişlemek fişlenme fişlenmek fişli fişlik,−ği fit fitçi fitçilik,−ği fitil fitilci

822

fitilleme fitillemek fitillenme fitillenmek fitilli fitil olmak fitilsiz fitin fitleme fitlemek fitlenme fitlenmek fitne fitneci fitnecilik,−ği fitne fücur fitne kumkuması fitneleme fitnelemek fitnelik,−ği fit olmak fitopatoloji fitre fiyaka fiyakacı fiyakalı fiyasko

823

fiyat fiyatlandırma fiyatlandırmak fiyatlanma fiyatlanmak fiyatlı fiyonk,−gu fiyonk makarna fiyort,−du fizibilite fizik,−ği fizikçi fizik gücü fizikî fizikî coğrafya fizikî harita fizik kondisyonu fizikokimya fizik ötesi fiziksel fizik tedavi fizik tedavisi fizik tedavi uzmanı fizik yapısı fizyokrat fizyokratlık,−ğı fizyolog,−ğu

824

fizyoloji fizyolojik,−ği fizyolojist fizyonomi fizyoterapi fizyoterapist flâm flâma flâmacı Flâman Flâman atı Flâmanca flâmangiller Flâmenko Flâman kuşu flâmanlar flâmingo flândra flândra balığı flânel flâş flâş conta flâşör flâvta flebit flegmon fleol,−lü

825

flit flitleme flitlemek flok flora flori florin floş flöre flört flört etmek flûrcun flûrya flüor flüoresan flüoresan lâmba flüoresans flüorışı flüorışıl flüorin flüorit flüorür flüt flütçü fob fobi Foça (ilçe)

826

fodla fodlacı fodlacılık,−ğı fodra fodul fodulca fodulluk,−ğu fok fokgiller fokstrot fokurdak,−ğı fokurdama fokurdamak fokurdatma fokurdatmak fokur fokur fokurtu fol folk folklor folklorcu folklorculuk,−ğu folklorik,−ği folklorist folk müziği folk sanatçısı folluk,−ğu

827

folyo kâğıdı fon fonda fonda etmek fondan fondip fondip yapmak fondöten fonem fonetik,−ği fonetikçi fonksiyon fonksiyonalizm fonksiyonel fon müziği fonograf fonografi fonojenik,−ği fonolit fonolog,−ğu fonoloji fonotelgraf font fora forint form forma

828

forma başlık,−ğı formaldehit,−di formalık,−ğı formalist formalite formaliteci formalizm formasyon format formatlama formatlamak formatlı formel formen formika formik asit,−di formol,−lü formül formüle etmek formüler formülleşme formülleşmek formülleştirme formülleştirmek foroz foroz kayığı fors

829

forsa forseps forslu forsmajör forte fortepiano fortissimo fort pense fortrak forum forvet fos fosfat fosfatlama fosfatlamak fosfatlı fosfor fosforışı fosforışıl fosforik,−ği fosforik asit,−di fosforlu fosforsuz fosgen fosil fosilleşme fosilleşmek

830

fosilli foslama foslamak foslatma foslatmak fosseptik,−ği fosurdama fosurdamak fosurdatma fosurdatmak fosur fosur fosurtu foşa foşurdama foşurdamak foşurdata foşurdata foşurdatma foşurdatmak fota foto fotoakım fotoelektrik,−ği fotofiniş fotoğraf fotoğrafçı fotoğrafçılık,−ğı fotoğrafhane

831

fotoğraflama fotoğraflamak fotoğraf makinesi fotojen fotojenik,−ği fotokimya fotokinezi fotokopi fotokopici fotokopicilik,−ği fotokurgu fotolitografi fotomekanik,−ği fotometre fotometri fotomodel fotomontaj fotomorfoz fotoroman fotosentez fotosfer fotoskop,−bu fotoşimi fototaksi fototaktizm fototek fototerapi

832

fototropizm foya fön fötr fragman frak fraklı fraksiyon francala francalacı francalacılık,−ğı francalalık,−ğı frank,−gı franlık,−ğı Fransa Fransız Fransızca Fransızlaşma Fransızlaşmak Fransızlaştırma Fransızlaştırmak Fransızlık,−ğı fransiyum frapan frekans fren frenci

833

frengi frengili Frengistan fren görevlisi Frenk Frenk asması Frenkçe Frenk çileği Frenk gömleği Frenk inciri Frenk lâhanası Frenkleşme Frenkleşmek Frenkleştirme Frenkleştirmek Frenklik,−ği Frenk maydanozu Frenk menekşesi Frenk patlıcanı Frenk üzümü frenleme frenlemek frenlenme frenlenmek frenleyici fren mesafesi frenoloji

834

fren yapmak frer fresk freze frezeci frezeleme frezelemek fribort,−du frigo frigorifik,−ği frijider frijidite frikik,−ği friksiyon frisa frişka fritöz friz frize kaplama früktoz fuar fuarcı fuarcılık,−ğı fuaye fuel−oil fuhuş,−hşu fujer

835

fukara fukara babası fukaralık,−ğı fukusgiller ful,−lü fulâr fule full−time fulya fulya balığı fulya balığıgiller funda fundagiller fundalar fundalık,−ğı fundamentalist fundamentalizm funda sıçanı funda tavuğu funda toprağı furgon furya fut futa futbol futbolcu fuzulî

836

fücceten fücur füg fülfül fülsüahmer fülüs füme fümerol,−lü fünye Fürs füru,−u fürumaye füsun füsunkâr fütuhat fütuhatçı fütur fütursuz fütursuzca fütürist fütürizm fütürolog,−ğu fütüroloji fütüvvet füze füzeatar füzen

837

füzesavar füzyometre füzyon (*)G G gabardıç,−cı gabardin gabari gabavet gabi gabilik,−ği gabin Gabon Gabonlu gabro gabya gabyacı gabyar gabya yelkeni gacırdama gacırdamak gacırdatma gacırdatmak gacır gacır gacır gucur gacırtı gaco

838

gaddar gaddarca gaddar gaddar gaddarlık,−ğı gaddarlık etmek gaddar olmak gadir,−dri gadirlik,−ği gadolinyum gadretme gadretmek gadrolma gadrolmak gadrolunma gadrolunmak gaf gaffar gafil gafilâne gafillik,−ği gafillik etmek gaflet gaflet uykusu gafur gaf yapmak gag gaga

839

gagaburun (gemi) gaga burun (insan) gagalama gagalamak gagalanma gagalanmak gagalaşma gagalaşmak gagalı memeli gagalı memeliler gagamsı Gagavuz Gagavuzca gâh gâhî gâhîce gaile gaileli gailesiz gailesizlik,−ği gaip,−bi gaiplik,−ği gaita gale galeyanlı gak gaklama

840

gaklamak gala galâksi galalit galat galatıhis,−ssi galatımeşhur galebe galenit galeri galerici galeta galeta unu galeyan galeyan etmek gali galiba galibarda galibiyet galip,−bi galiz galon galoş galsame galvaniz galvaniz banyosu galvanizci

841

galvanize galvanizleme galvanizlemek galvanizlenme galvanizlenmek galvanizletme galvanizletmek galvanizli galvanizm galvano galvanokoter galvanometre galvanoplâsti galvanoskop,−bu galvanotip galvanotipi galyot galyum gam gama gamaglobülin gama ışınları gamalı gamba gambot gamet gametli

842

gamlanma gamlanmak gamlı gamlılık,−ğı gammaz gammazlama gammazlamak gammazlanma gammazlanmak gammazlık,−ğı gamsele gamsız gamsızlık,−ğı gamze Gana Ganalı Gang gangama teknesi gangliyan gangliyon gangster gangsterlik,−ği gani gani gani gani gönüllü ganimet ganyan

843

gar garabet garaip,−bi garaj garajcı garamî garanti garanti etmek garantileme garantilemek garantili garantisiz garantör garaz garazkâr garazkârlık,−ğı garazlı garaz olmak garazsız garazsız ivazsız garbî garç gurç gard gardenparti gardenya gardıfren gardırop,−bu

844

gardıropçu gardiyan gardiyanlık,−ğı garez gargar gargara gargara yapmak gariban garibanlık,−ğı garibe garip,−bi garip garip garipleşme garipleşmek gariplik,−ği garipseme garipsemek gark gark etmek gark olmak garni garnitür garnitürlü garnizon garoz garp,−bı garpçı

845

garpçılık,−ğı garpkârî garplı garplılaşma garplılaşmak garplılaştırma garplılaştırmak garplılık,−ğı garson garsoniyer garsonluk,−ğu Garzan gaseyan gasıp,−bı gasil,−sli gasletme gasletmek gasp gasp etmek gassal,−li gastrit gastroenterolog,−ğu gastroenteroloji gastronom gastronomi gastroskop,−bu gastroskopi

846

gastrulâ gaşiy,−şyi gaşyolma gaşyolmak gato gauss gavot gâvur gâvurca gâvurcasına gâvur etmek gâvur eziyeti gâvur icadı gâvur inadı gâvurlaşma gâvurlaşmak gâvurluk,−ğu gâvurluk etmek gâvur olmak gayakol gaybubet gaybubet etmek gayda gaydacı gaye gayeli gayesiz

847

gayet gayetle gayr,−i (başka) gayret gayret etmek gayretkeş gayretkeşlik,−ği gayretlenme gayretlenmek gayretli gayretlilik,−ği gayretsiz gayretsizlik,−ği gayrı (artık) gayri (başka) gayriahlâkî gayriaklî gayriciddî gayriihtiyarî gayriilmî gayriinsanî gayriiradî gayrikabil gayrikabiliitiraz gayrikabilikıyas gayrikabilişifa gayrikabilitahmin

848

gayrikabilitelâfi gayrikâfi gayrikanunî gayrikıyasî gayrilâyık gayrimahdut,−du gayrimahsus gayrimakul,−lü gayrimalûm gayrimemnun gayrimenkul,−lü gayrimeskûn gayrimes'ul,−lü gayrimeşru gayrimezru gayrimuayyen gayrimuhtemel gayrimuntazam gayrimutabık gayrimümbit gayrimümkün gayrimünasip,−bi gayrimüsavi gayrimüslim gayrimüsmir gayrimütecanis gayrinizamî

849

gayrisafi gayrisafi hâsılat gayrisafi millî hâsıla gayrisıhhî gayrişahsî gayrişuurî gayritabiî gayrivaki,−i gayrivarit,−di gayrivazıh gayur gayya gayya kuyusu gayz gayzer gayzerit gaz gaza gazal,−li gazap,−bı gazaplandırma gazaplandırmak gazaplanma gazaplanmak gazaplı gaz bezi gaz bombası

850

gaz boyaması gaz detektörü gazeki gazel gazel damarı gazelhan gazelhanlık,−ğı gazeliyat gazelleme gazellemek gazellenme gazellenmek gazete gazeteci gazetecilik,−ği gazetelik,−ği gazhane gazışı gazışıl gazi Gazi Antep gaz ibiği Gaziemir (ilçe) gaziler helvası gazilik,−ği gazino gazinocu

851

gazinoculuk,−ğu gazi olmak Gazi Osmanpaşa (ilçe) Gazipaşa (ilçe) gazlama gazlamak gaz lâmbası gazlanma gazlanmak gazlaşma gazlaşmak gazlaştırma gazlaştırmak gazlı gazlı bez gaz maskesi gaz ocağı gazoil gazojen gazolin gazometre gazometri gazoyl gazoz gazoz ağacı (argo) gazozcu

852

gazozculuk,−ğu gazölçer gaz ölçümü gaz sayacı gazsız gaz sobası gaz taşı gazup,−bu gazve gaz yağı gaz yuvarı gebe gebelik,−ği gebelik testi gebe olmak geberik,−ği geberme gebermek gebertilme gebertilmek gebertme gebertmek gebeş gebeşlik,−ği gebre gebreleme gebrelemek

853

gebrelenme gebrelenmek gebre otu gebre otugiller Gebze (ilçe) gece gece bekçisi gececi gece gündüz gece hayatı gece işçiliği gece kıyafeti geceki gecekondu gecekonducu gecekondulaşma gecekondulaşmak gece körlüğü gece kulübü gece kuşu geceleme gecelemek geceleri geceleyin geceli geceli gündüzlü gecelik,−ği

854

gece mavisi gece öğretimi gecesefası (bitki) gecesefasıgiller gece uçuşu gece yanığı gece yarısı gece yatısı gece yayı gecikilme gecikilmek gecikiş gecikme gecikmek gecikmeli gecikmesiz geciktirilme geciktirilmek geciktirim geciktirme geciktirmek geç geççe geçe geçek,−ği geçeli geçen

855

geçende geçenek,−ği geçenlerde geçer geçer akçe geçerleme geçerlemek geçerletme geçerletmek geçerli geçerlik,−ği geçerlilik,−ği geçersiz geçersizleşme geçersizleşmek geçersizleştirme geçersizleştirmek geçersizlik,−ği geçgeç geçgeçleme geçgeçlemek geçgeç yapmak geçici geçicilik,−ği geçici madde geçici teminat geçici plâka

856

geçiliş geçilme geçilmek geçim geçim derdi geçim dünyası geçim endeksi geçim göstergesi geçim kapısı geçimli geçimlik,−ği geçimlilik,−ği geçim sıkıntısı geçimsiz geçimsizleşme geçimsizleşmek geçimsizlik,−ği geçim yolu geçim zorluğu geçindirme geçindirmek geçinilme geçinilmek geçinim geçinme geçinme endeksi geçinmek

857

geçirgen geçirgenlik,−ği geçirici geçirilme geçirilmek geçirim geçirimli geçirimlilik,−ği geçirimsiz geçirimsizlik,−ği geçiriş geçirme geçirmek geçirtilme geçirtilmek geçirtme geçirtmek geçiş geçiş hakkı geçişim geçişli geçişme geçişmek geçişsiz geçiştirici geçiştirilme geçiştirilmek

858

geçiştirme geçiştirmek geçiş üstünlüğü geçit,−di geçit hakkı geçit resmi geçit töreni geçkin geçkinlik,−ği geçme geçmek geçmeli geçmelik,−ği geçmez geçmez akçe geçmiş geçmişi kandilli geçmişi kınalı geçmiş zaman geçmiş zaman görünümü geçmiş zaman sıfat−fiili geda gedik,−ği gedikli gedilme

859

gedilmek Gediz (ilçe) gedme gedmek geğiriş geğirme geğirmek geğirti geğrek,−ği geğrek batması gelberi gele gelecek,−ği gelecek bilimi gelecekçi gelecekçilik,−ği geleceklik hakkı gelecek zaman gelecek zaman görünümü gelecek zaman kipi gelecek zaman sıfat−fiili geleğen gelembe geleme gelen

860

gelenek,−ği gelenekçi gelenekçilik,−ği gelenekleşme gelenekleşmek gelenekleştirme gelenekleştirmek gelenekli geleneksel gelenekselleşme gelenekselleşmek Gelendost (ilçe) gelen geçen gelen giden geleni gelgeç gelgeççi gelgel gelgelelim gelgelli gelgit Gelibolu (ilçe) gelin gelin abla gelin alayı gelin alıcı gelinboğan

861

gelin böceği gelincik,−ği gelincikgiller gelin çiçeği gelin etmek gelinfeneri (bitki) gelin hamamı gelin havası gelin kuşağı gelin kuşu gelinlik,−ği gelinlik çağı gelinlikçi gelinlik etmek gelinme gelinmek gelin olmak gelin otu gelinparmağı(üzüm) gelin teli gelip geçici gelir gelir dağılımı gelir gider gelir kaynağı gelir ortaklığı gelir vergisi

862

geliş gelişigüzel gelişim gelişkin gelişme gelişmek geliştirici geliştirilme geliştirilmek geliştirme geliştirmek gelme gelmek gelmiç,−ci gelmiş geçmiş gem Gemerek (ilçe) gemi gemi adamı gemi aslanı gemici gemicilik,−ği gemi enkazı gemi ızgarası gemi iskeleti gemi leşi gemilik,−ği

863

gemi yatağı gemleme gemlemek gemlenme gemlenmek Gemlik (ilçe) gen gencecik,−ği gencelme gencelmek genç,−ci Genç (ilçe) genç irisi gençleşme gençleşmek gençleştirilme gençleştirilmek gençleştirme gençleştirmek gençlik,−ği gençten gene genel genel af,−ffı genel ağ genel başkan genel başkanlık,−ğı

864

genel bütçe genel coğrafya genel dil bilimi geneleme genel ev genelge genel gider genel görünüm genel görünümlü genel görüşlü genel görüşlülük, −ğü genel görüşme genel grev genel kadın genelkurmay genel kurul genel kütüphane genelleme genellemek genelleşme genelleşmek genelleştirilme genelleştirilmek genelleştirme genelleştirmek genellik,−ği

865

genellikle genelmek genel müdür genel müdürlük,−ğü genel ölçek,−ği genel sekreter genel sekreterlik,−ği genel uygunluk bildirimi genel yazman genel yetenek,−ği genel zekâ general,−li generallik,−ği genetik,−ği geniş geniş açı genişçe geniş gönüllü geniş görüşlü geniş görüşlülük,−ğü genişleme genişlemek genişletilme genişletilmek genişletme genişletmek

866

genişlik,−ği geniş mezhepli geniş ölçek,−ği geniş ufuklu geniş ünlü geniş yürekli geniş zaman geniş zaman görünümü geniş zaman sıfat−fiili genitif geniz,−nzi genizsi genizsileşme geniz ünlüsü geniz ünsüzü genleşme genleşmek genleşme kat sayısı genleşmeölçer genleştirme genleştirmek genlik,−ği genom gensoru gensoru önergesi

867

genzek,−ği genzel geoit,−di geometri geometrik,−ği geometrik çizim geometrik dizi geometrik yer gepegencecik,−ği gepegenç,−ci gepgenç,−ci Gercüş (ilçe) gerçeğe aykırı gerçeğe aykırılık, −ğı gerçeğe uygun gerçeğe uygunluk, −ğu gerçek,−ği gerçekçi gerçekçilik,−ği gerçek dışı gerçek dışılık,−ğı gerçek kişi gerçekleme gerçeklemek gerçekleşme

868

gerçekleşmek gerçekleştirilme gerçekleştirilmek gerçekleştirme gerçekleştirmek gerçekli gerçeklik,−ği gerçek mantarlar gerçek sayı gerçekte gerçekten gerçeküstü gerçeküstücü gerçeküstücülük,−ğü gerçi gerdan gerdaniye gerdaniyebuselik,−ği gerdanlık,−ğı gerdek,−ği gerdel gerdirilme gerdirilmek gerdirme gerdirmek gereç,−ci Gerede (ilçe)

869

gere gere gereğince gerek,−ği gerekçe gerekçelendirme gerekçelendirmek gerekçeli gerekçesiz gerekirci gerekircilik,−ği gerekli gereklik,−ği gereklik kipi gereklilik,−ği gereklilik kipi gerekme gerekmek gerekseme gereksemek gereksinim gereksinme gereksinmek gereksiz gereksizlik,−ği gerektirim gerektirme gerektirmek

870

gerelti geren gergedan gergedan böceği gergedangiller gergef Gerger (ilçe) gergi gergili gergin gergince gerginleşme gerginleşmek gerginleştirici gerginleştirme gerginleştirmek gerginlik,−ği geri geriatri gerici gericilik,−ği geri hizmet geri kafalı geri kalmış geri kalmışlık,−ğı gerilek,−ği gerileme

871

gerilemek geriletme geriletmek gerileyici gerileyici benzeşme gerileyiş gerili gerilik,−ği gerilim gerilimli gerilimölçer gerilim ölçümü gerilimsiz geriliş gerillâ gerillâcı gerillâcılık,−ğı gerillâlaşma gerillâlaşmak gerillâ savaşı gerilme gerilmek gerine gerine geriniş gerinme gerinmek geri ödeme

872

geri plân gerisingeri gerisingeriye geriş geri tepme geri vites geriye dönük,−ğü geriye dönüş geriz geri zekâlı Germanist Germanistik,−ği Germanofil germanyum germe germek germen Germencik (ilçe) gerundium Gerze (ilçe) gerzek,−ği gerze tavuğu gestalt gestapo getiri getirilme getirilmek

873

getirim getirimci getirimli getiriş getirme getirmek getirtme getirtmek getr getto Gevaş (ilçe) geveleme gevelemek geveleyiş geven gevenlik,−ği geveze gevezelenme gevezelenmek gevezelik,−ği gevezelik etmek gevher geviş geviş getirenler geviş getirmeyenler gevme gevmek

874

gevrecik gevrek,−ği gevrekçi gevrekçilik,−ği gevreklik,−ği gevreme gevremek gevretilme gevretilmek gevretme gevretmek gevşek,−ği gevşek ağızlı gevşeklik,−ği gevşek vurgu gevşeme gevşemek gevşetici gevşetilme gevşetilmek gevşetme gevşetmek gevşeyiş geyik,−ği geyik böceği geyik böcekleri geyik dikeni

875

geyikdili (bitki) geyikgiller geyik muhabbeti geyik otu geyşa Geyve (ilçe) gez gezdirilme gezdirilmek gezdiriş gezdirme gezdirmek gezegen gezegenler arası gezeğen gezeleme gezelemek gezenti gezerçalar gezgin gezginci gezgincilik,−ği gezginlik,−ği gezgin satıcı gezi gezici gezicilik,−ği

876

gezici topluluk,−ğu geziliş gezilme gezilmek gezimcilik,−ği geziniş gezinme gezinmek gezinti gezinti yeri geziş gezi yazısı gezleme gezlemek gezlik,−ği gezme gezmek gezmen gıcık,−ğı gıcıkça gıcık etmek gıcıklama gıcıklamak gıcıklanma gıcıklanmak gıcıklayış gıcık olmak

877

gıcır gıcırdama gıcırdamak gıcırdatma gıcırdatmak gıcırdayış gıcır gıcır gıcırtı gıcırtılı gıcırtısız gıda gıdaklama gıdaklamak gıdaklayış gıdalı gıda rejimi gıdasız gıdasızlık,−ğı gıdı gıdı gıdık,−ğı gıdıklama gıdıklamak gıdıklanma gıdıklanmak gıdıklayış gıdım gıdım gıdım

878

gıgı gık gıldır gıldır gıllıgış gıllıgışlı gıllıgışsız gıllügiş gıllügişli gıllügişsiz gına gıpta gıpta etmek gır gırç gırç gırgır gır gır gırgırcı gırgırlama gırgırlamak gırıl gırıl gırla gırnata gırnatacı gırt gırt gırt gırtlak,−ğı gırtlak çıkıntısı

879

gırtlaklama gırtlaklamak gırtlaklaşma gırtlaklaşmak gırtlaklayış gırtlaksı gırtlak ünsüzü gırtlama gırtlamak gıyaben gıyabında gıyabî gıyabî hüküm,−kmü gıyabî tutuklama gıyap,−bı gıyap kararı gıybet gıybetçi gıybet etmek gıy gıy gıygıy gıygıycı gibi gibilerden gibisi gibisinden gicişme

880

gicişmek gide gide gideğen gider giderayak giderek gideren alan giderici giderilme giderilmek giderme gidermek gidertme gidertmek gidi gidici gidiliş gidilme gidilmek gidimli gidip gelme gidiş gidiş alayı gidişat gidiş dönüş gidiş geliş gidişme

881

gidişmek gidon gilâburu gine Gine Gineli ginseng gipür giranbaha giray girdap,−bı girdi girdisi çıktısı giren girenleme girenlemek Giresun girgin girginlik,−ği girift giriftar giriftar olmak giriftlik,−ği girift tezyinat giriftzen giriliş girilme

882

girilmek girim girimlik,−ği girinti girintili girintili çıkıntılı girintisiz girintisiz çıkıntısız giriş girişik,−ği girişik bezeme girişik cümle girişik tamlama girişilme girişilmek girişim girişimci girişimcilik,−ği girişimölçer girişim ölçme giriş işlemi giriş kapısı giriş kartı giriş katı girişken girişkenlik,−ği girişlik,−ği

883

girişme girişmek giriş ücreti Girit Girit kekiği Giritli girizgâh girme girmek girmelik,−ği gişe gitar gitarcı gitarcılık,−ğı gitarist gitgide gitme gitmek gittikçe giydirici giydirilme giydirilmek giydiriş giydirme giydirmek giyecek,−ği giyiliş

884

giyilme giyilmek giyim giyim evi giyim kuşam giyimli giyimli kuşamlı giyinik,−ği giyiniş giyinme giyinmek giyiş giyit,−di giyme giymek giyotin giysi giz gizem gizemci gizemcilik,−ği gizemli gizemsel gizil gizil güç,−cü gizlem gizleme

885

gizlemek gizlemli gizlenilme gizlenilmek gizleniş gizlenme gizlenmek gizlenmiş gizleyiş gizli gizlice gizli celse gizli cemiyet gizlicilik,−ği gizliden gizliye gizli dernek,−ği gizli dil gizli din gizli duruşma gizli gizli gizli kapaklı gizlilik,−ği gizli oturum gizli oy gizli polis gizli sıtma gizli şeker (hastalık)

886

gizli yama glâdyatör glâse glâsnost glâsyolog,−ğu glâsyoloji glâyöl glikojen glikol,−lü glikoz glikozit,−di glikozüri gliserin global,−li globalleşme globalleşmek globülin glokom glokoni glüten glüten ekmeği glüten tutkalı gnays goblen gocuk,−ğu gocuklu gocundurma

887

gocundurmak gocunma gocunmak gofret gol,−lü golcü golf golfçü golf pantolon golfstrim gollük,−ğü gol olmak gol toto gol yapmak gomalak,−ğı gonca gondol gondolcu gonk,−gu gonokok goril goşist goşizm Got Gotça gotik,−ği gotik harfler

888

gotik sanat Gotlar goygoycu goygoyculuk,−ğu göbek,−ği göbek adı göbek bağı göbek dansı göbek havası göbeklenme göbeklenmek göbekli göbek odunu göbek otu göbek taşı göbel göbelek,−ği göbelez göce göcen göç göçebe göçebeleşme göçebeleşmek göçebelik,−ği göçelge göçer

889

göçeri göçerkonar göçerme göçermek göçertme göçertmek göç etmek göçkün göçme göçmek göçmen göçmenleşme göçmenleşmek göçmenleştirme göçmenleştirmek göçmenlik,−ği göçü göçücü göçük,−ğü göçüm göçürme göçürmek göçürtme göçürtmek göçürücü göçürülme göçürülmek

890

göçüş göçüşme göden göden bağırsağı gödeş göğem göğerti göğüs,−ğsü göğüs boşluğu göğüs cerrahisi göğüs çaprazı göğüs çukuru göğüs darlığı göğüs eti göğüs göğüse göğüs hastalığı göğüs ingini göğüs kafesi göğüs kemiği göğüs kovuğu göğüsleme göğüslemek göğüslü göğüslüce göğüslük,−ğü göğüs sesi göğüs tahtası

891

gök,−ğü gök ada gök adası gök atlası gök bilimci gök bilimi gök bilimsel gök cismi gökçe Gökçeada (ilçe) Gökçebey (ilçe) gökçek,−ği gökçe yazın gökçül gökdelen gökdoğan gök ekseni gök eşleği gök evi gök fiziği gök gözlü gök gürlemesi gök gürültüsü gökgüvercin gökkandil (sarhoş) gök kır (renk) gök kubbe

892

gök kumu gök kuşağı gök kutbu gökkuzgun (kuş) gökkuzgungiller gökkuzgunlar gökkuzgunumsular gök küresi gökmen göksel Göksu (ilçe) Göksun (ilçe) gök taşı göktırmalayan gök tırmalayıcı Göktürk Göktürkçe gök yakut gökyolu (Samanyolu) gökyüzü gökyüzü mavisi göl gölalası (balık) göl ayağı (coğrafya) göl başı Gölbaşı'nı (ilçe) gölcük,−ğü

893

Gölcük (ilçe) gölcül Göle (ilçe) gölek,−ği gölerme gölermek gölet gölge gölge balığı gölge balığıgiller gölgecil gölge etmek gölgeleme gölgelemek gölgelendirme gölgelendirmek gölgelenme gölgelenmek gölgeleyici gölgeleyiş gölgeli gölgelik,−ği gölgeli resim,−smi gölge olay gölge olaycılık,−ğı gölge oyunu gölgesiz

894

gölge tiyatrosu Gölhisar (ilçe) göl kestanesi Gölköy (ilçe) gölleme göllemek göllenme göllenmek gölleşme gölleşmek göllük,−ğü Gölmarmara (ilçe) Gölova (ilçe) Gölpazarı'nı (ilçe) gölük,−ğü Gölyaka (ilçe) Gömeç (ilçe) gömgök,−ğü gömlek,−ği gömlekçi gömlekçilik,−ği gömlekli gömleklik,−ği gömlekliler gömleksiz gömme gömme balkon

895

gömme banyo gömme dolap,−bı gömmek gömme kilit,−di gömü gömük,−ğü gömüldürük,−ğü gömüleme gömülemek gömülme gömülmek gömültü gömülü gömülüş gömüş gömüt gömütlük,−ğü gön göncü gönç gönçlük,−ğü gönder gönderi gönderici gönderiliş gönderilme gönderilmek

896

gönderiş gönderli gönderme gönderme belgesi göndermek gönderme maddesi göndertme göndertmek gönen Gönen (ilçe) gönenç,−ci gönençli gönendirilme gönendirilmek gönendirme gönendirmek gönendirtme gönendirtmek gönenme gönenmek gönlü bol gönlü gani gönlü kara gönlünce gönlü tok gönlü zengin gönül,−nlü

897

gönül avcısı gönül bağı gönül belâsı gönül birliği gönül borcu gönül borçlusu gönül çöküşü gönül darlığı gönüldaş gönül dilencisi gönül eğlencesi gönül eri gönül ferahlığı gönül hoşluğu gönüllenme gönüllenmek gönüllü gönüllüce gönüllü gönülsüz gönüllülük,−ğü gönül maskarası gönül meselesi gönül okşayıcı gönül rahatlığı gönül rızası gönülsüz gönülsüzce

898

gönülsüzlük,−ğü gönül tokluğu gönül uğrusu gönül yarası gönye gönyeleme gönyelemek gördek,−ği Gördes (ilçe) gördürme gördürmek göre görece görececilik,−ği göreceli görecelik,−ği görecilik,−ği Görele (ilçe) göreli görelik,−ği görelilik,−ği görenek,−ği görenekçi görenekçilik,−ği görenekli göreneksel göreneksiz

899

göreneksizlik,−ği göresime göresimek görev görevcilik,−ği görevdaş görevdaşlık,−ği görevlendirilme görevlendirilmek görevlendirme görevlendirmek görevlenme görevlenmek görevli görevlilik,−ği görevsel görevselcilik,−ği görevsel dil bilimi görevsiz görevsizlik,−ği görevsizlik kararı görgü görgücülük,−ğü görgü fukarası görgü kuralları görgülenme görgülenmek

900

görgülü görgülüce görgüsüz görgüsüzce görgüsüzlük,−ğü görgü tanığı görk görkem görkemli görklü görme görme açısı görmece görme gözesi görme hücresi görmek görmemezlik,−ği görmemiş görmemişlik,−ği görmez görmezlik,−ği görmüşlük,−ğü görmüşlük duygusu görsel görsel basın görsel etkileme görsel−işitsel

901

görsel−işitsel çağrışım görsel−işitsel eğitim görsel sanatlar görü görücü görücülük,−ğü görülme görülmek görülmemiş görüm görümce görümcelik,−ği görümcelik etmek görümcelik yapmak görümlük,−ğü görümsetme görüngü görüngü bilimi görüngücülük,−ğü görünme görünmek görünmez görünmez kaza görünmez olmak görüntü görüntüleme

902

görüntülemek görüntüleyici görüntülük,−ğü görüntüsel görünüm görünümlü görünür görünürde görünürlerde görünürlük,−ğü görünüş görünüşte görüş görüş açısı görüş alışverişi görüş ayrılığı görüş birliği görüşme görüşmeci görüşmek görüşme yapmak görüş sahibi görüş tarzı görüştürme görüştürmek görüştürülme görüştürülmek

903

görüşülme görüşülmek göstere göstere gösteren gösterge gösterge bilimi gösterge çizelgesi gösterge çizgisi gösteri gösteri adamı gösterici gösterilen gösteriliş gösterilme gösterilmek gösterim gösteriş gösterişçi gösterişçilik,−ği gösterişli gösterişlice gösterişlilik,−ği gösterişsiz gösterişsizce gösterişsizlik,−ği gösteri yapmak gösteri yürüyüşü

904

gösterme göstermeci göstermecilik,−ği gösterme hakkı göstermek göstermelik,−ği gösterme parmağı gösterme sıfatı gösterme zamiri gösterme zarfı göstertme göstertmek göt götten bacaklı götün götün götürme götürmek götürtme götürtmek götürü götürücü götürü iş götürülme götürülmek götürüm götürümlü götürümsüz

905

götürü pazarlık,−ğı götürüş götürü tur gövde gövde gösterisi gövdelenme gövdelenmek gövdeli gövdesel gövdesiz gövdesizlik,−ği gövek,−ği gövel gövem gövem eriği göveri göveriş göverme gövermek göverti göyme göymek Göynücek (ilçe) göynük,−ğü Göynük (ilçe) göynüme göynümek

906

göyük,−ğü göyünme göyünmek göz göz akı göz alıcı gözaltı göz altı göz altı kremi göz aşısı göz aşinalığı gözaydın(a gitmek) göz bağcı göz bağcılık,−ğı göz bağı göz bankası göz banyosu göz bebeği göz bilimi göz boncuğu gözcü gözcülük,−ğü gözcülük etmek gözdağı gözde göz demiri göz dikeği

907

göz dişi göze göze bilimi göze göz gözeler arası gözeme göz emeği gözemek gözene gözenek,−ği gözenekli gözeneklilik,−ği gözeneksiz gözeneksizlik,−ği gözer göz erimi göz etçiği gözetici gözetilme gözetilmek gözetim gözetiş gözetleme gözetleme deliği gözetlemek gözetleniş gözetlenme

908

gözetlenmek gözetletme gözetletmek gözetleyici gözetleyiş gözetme gözetmek gözetmen gözetmenlik,−ği gözettirme gözettirmek göz evi göze yutarlığı göze zarı göz göze gözgü göz hakkı göz hapsi göz kadehi göz kalemi göz kapağı göz kararı göz kesesi göz kuyruğu gözleği gözlem gözlemci

909

gözlemcilik,−ği gözleme gözlemeci gözlemecilik,−ği gözlemek gözlem evi gözlemleme gözlemlemek gözlenme gözlenmek gözletme gözletmek gözleyici gözleyiş gözlü gözlük,−ğü gözlükçü gözlükçülük,−ğü gözlüklü gözlüklü yılan gözlüksüz göz memesi göz merceği göz nuru göz önü göz pencere göz pınarı

910

göz sevdası gözsüz göz taşı göz ucu gözü aç gözü açık,−ğı gözü bağlı gözü dışarıda gözü kapalı gözü kara gözü keskin gözükme gözükmek gözü pek gözü sulu gözü tok göz yangısı gözyaşı gözyaşı bezeleri gözyaşı bezleri gözyaşı etçiği gözyaşı memesi göz yoklaması göz yuvarı göz yuvası graben grado

911

grafik,−ği grafikçi grafiker grafit grafolog,−ğu grafoloji grafometre gram gramağırlık,−ğı gramaj gramatikal,−li gramer gramerci gramkuvvet gramofon gramsantimetre granat grandi grandük granit granit grisi granitleşme granül granülin granülit gravür gravürcü

912

gravürcülük,−ğü gravyer gregoryen takvimi Grejuva Grek Grekçe grekoromen gren grena gres gres pompası gres yağı grev grevci grev gözcüsü grev kırıcı grev kırıcılığı grev sözcüsü grev yapmak greyder greyderci greyfurt gri gril grip,−bi gripli grizu

913

grizumetre grizuölçer grosa grosmarket groston grostonluk,−ğu grotesk grup,−bu grup grup gruplandırma gruplandırmak gruplanma gruplanmak gruplaşma gruplaşmak grup mobilya guano guarani guaş Guatemalâ Guatemalâlı guatr gudde gudubet gudubetlik,−ği gufran gugu çiçeği

914

guguk,−ğu gugukgiller guguklu guguklu saat,−ti gulâş gulden gulet gulgule gulu gulu gulyabanî gurbet gurbetçi gurbetçilik,−ği gurbet eli gurbetlik,−ği gurbetzede gurk gurklama gurklamak gurlama gurlamak gurme guru guruldama guruldamak gurultu gurup,−bu

915

gurup etmek gurup rengi gurur gururlanma gururlanmak gururlu gururluca gusletme gusletmek gusto gusül,−slü gusülhane guşa gut guttasyon guvernör gübre gübre böceği gübre gazı gübreleme gübrelemek gübrelenme gübrelenmek gübreleşme gübreleşmek gübreli gübrelik,−ği

916

gübresiz Güce (ilçe) gücendirici gücendirme gücendirmek gücenik,−ği güceniklik,−ği gücenilme gücenilmek güceniş gücenme gücenmek gücü gücü gücüne gücü ipliği gücük,−ğü gücük ay gücümseme gücümsemek gücün güç,−cü güç belâ güç birliği güç kaynağı güçlendirici güçlendirilme güçlendirilmek

917

güçlendirme güçlendirmek güçleniş güçlenme güçlenmek güçleşme güçleşmek güçleştirme güçleştirmek güçlü güçlük,−ğü güçlükle Güçlükonak (ilçe) güçlü kuvvetli güçlülük,−ğü güçsünme güçsünmek güçsüz güçsüzce güçsüzlük,−ğü güdek,−ği güdeksiz güdeleme güdelemek güderi güderici güdericilik,−ği

918

güderileme güderilemek güdü güdücü güdük,−ğü güdükleşme güdükleşmek güdüklük,−ğü Güdül (ilçe) güdülenme güdülme güdülmek güdüm güdüm bilimi güdümcü güdümcülük,−ğü güdümleme güdümlemek güdümlü güdümlülük,−ğü güdümlü sanat güfte güfteci güğüm güherçile gül gülabdan

919

Gülağaç (ilçe) gülbahar gülbank gülbeşeker gül böceği gülcü gülcülük,−ğü güldeste güldür güldür güldürme güldürmek güldürü güldürücü gülecen güleç,−ci güleçlik,−ği güle güle güleğen güler yüz güler yüzlü güler yüzlülük,−ğü gülfidan gülgiller gülhatmi gülibrişim gülistan gülkurusu (renk)

920

gülkurusu rengi güllâbi güllâbici güllâbicilik,−ği güllâbicilik etmek güllâç,−cı gülle gülle atma gülleci güllü güllük,−ğü güllük gülistanlık,−ğı gülme gülmece gülmeceli gülmek Gülnar (ilçe) gül rengi gül suyu Gülşehir (ilçe) gülücük,−ğü gülük,−ğü gülümseme gülümsemek gülümser gülümseyiş gülünç,−cü

921

gülünçleşme gülünçleşmek gülünçleştirme gülünçleştirmek gülünçlü gülünçlük,−ğü gülünme gülünmek gülüş gülüşme gülüşmek gülüşülme gülüşülmek gülüt gülütçü gül yağcı gül yağcılık,−ğı gül yağı Gülyalı (ilçe) güm gümbedek gümbürdeme gümbürdemek gümbürdetme gümbürdetmek gümbürdeyiş gümbür gümbür

922

gümbürtü gümbürtülü güme gümeç,−ci gümeç balı gümele güm güm gümleme gümlemek gümletme gümletmek gümrah gümrahlık,−ğı gümrük,−ğü gümrük birliği gümrükçü gümrükçülük,−ğü Gümrük Kanunu gümrükleme gümrüklemek gümrüklendirme gümrüklendirmek gümrüklenme gümrüklenmek gümrüklü gümrüksüz gümrüksüz mağaza

923

gümrük tarifesi gümül gümüş gümüş balığı gümüş balığıgiller gümüşçü gümüşçün gümüşgöz gümüş grisi Gümüşhacıköy(ilçe) Gümüşhane gümüşî gümüşî akasya gümüşîleşme gümüşîleşmek gümüş kaplama gümüşleme gümüşlemek gümüşlenme gümüşlenmek gümüşletme gümüşletmek gümüşlü Gümüşova (ilçe) gümüş rengi gümüşservi gümüşsü

924

gümüşsüz gümüş varak,−ğı gümüş yağmurcun gümüş yıl gün günah günahkâr günahkârlık,−ğı günah keçisi günahlı günahsız günahsızlık,−ğı günâşık,−ğı günaşırı günaydın gün balı gün balığı gün batımı gün batısı günbegün günberi (gök bilimi) günce güncek,−ği güncel güncelik,−ği güncelleme güncellemek

925

güncelleşme güncelleşmek güncelleştirme güncelleştirmek güncellik,−ği gün çiçeği gündaş gündelik,−ği gündelikçi gündelikçi kadın gündelikçilik,−ği gündelikli gündem gündem dışı günden güne gündeş gün dikilmesi Gündoğmuş (ilçe) gün doğusu gündöndü gün dönümü gün durumu gündüz gündüzcü gündüz feneri gündüz gözüyle gündüzleri

926

gündüzlü gündüzlük,−ğü gündüzsefası (bitki) gündüzün gündüz yırtıcıları günebakan güneç,−ci güne doğrulum güneğik,−ği güneş (gök cismi) Güneş (bilimsel yayınlarda) güneş banyosu güneş dil teorisi güneş gözlüğü güneş günü güneş hayvancıkları güneş kremi güneş lekeleri güneşleme güneşlemek güneşlenme güneşlenmek güneşletme güneşletmek güneşli güneşlik,−ği

927

güneş odası güneş saati güneşsel güneş sistemi güneşsiz güneşsizlik,−ği güneş sütü güneş tacı güneş takvimi güneş tekeri güneştopu (bitki) güneş tutulması güneş yağı güneş yanığı güneş yılı güney Güney (ilçe) Güneybalığı (yıldız kümesi) güneybatı güneydoğu güney karamanı Güney Kutbu'nu güneyli güney noktası Güneysınır (ilçe) Güneysu (ilçe)

928

Güngören (ilçe) güngörmez güngörmüş güngörmüşlük,−ğü gün gülü günindi günleme günlemek günlerce günlü günlük,−ğü günlük ağacı günlükçü günlük defter günlük güneşlik,−ği gün merkezli gün ortası günöte (gök bilimi) günsüler gün tutulması gün−tün eşitliği günü günü birliğine günü birlik günücü günücülük,−ğü günü gününe

929

günüleme günülemek günün adamı gün yağmuru gün yapmak gün yayı gün yeli Günyüzü'nü (ilçe) güpegündüz güpgüzel gür gürbüz gürbüzleşme gürbüzleşmek gürbüzlük,−ğü Gürcistan Gürcü Gürcüce güre gürecilik,−ği güreş güreşçi güreşçi köprüsü güreşçilik,−ği güreşilme güreşilmek güreş mayosu

930

güreşme güreşmek güreş minderi güreştirme güreştirmek gürgen gürgengiller Gürgentepe (ilçe) gür gür gürlek,−ği gürleme gürlemek gürleşme gürleşmek gürleyiş gürlük,−ğü Güroymak (ilçe) gürpedek Gürpınar (ilçe) Gürsu (ilçe) güruh gürüldeme gürüldemek gürül gürül gürültü gürültücü gürültü etmek

931

gürültülü gürültülü patırtılı gürültü patırtı gürültüsüz gürültüsüzce gürültü yapmak Gürün (ilçe) gürz gütaperka gütme gütmek güve güveç,−ci güvelâ güvelenme güvelenmek güvem eriği güven güvence güvence akçesi güvenceli güvencesiz güvenç,−ci güven hesabı güven ışığı güvenilir güvenilirlik,−ği

932

güvenilme güvenilmek güvenirlik,−ği güveniş güvenli güvenlik,−ği güvenlik borusu güvenlik görevlisi güvenlik vanası güvenme güvenmek güven mektubu güven oylaması güvenoyu güvensiz güvensizce güvensizlik,−ği güvensizlik önergesi güven yazısı güvercin güvercinboynu (renk) güvercingiller güvercingöğsü (renk) güvercinler

933

güvercinlik,−ği güverte güvey,−i güveyfeneri (bitki) güveyi,−si güveylik,−ği güvey yemeği güvez güya güz güzaf güz çiğdemi güz dönemi güzel güzelavrat otu Güzelbahçe (ilçe) güzelce güzel duyu güzel duyuculuk,−ğu güzel duyusal güzel güzel güzelhatun çiçeği güzelleme güzelleşme güzelleşmek güzelleştirilme güzelleştirilmek

934

güzelleştirme güzelleştirmek güzellik,−ği güzellik enstitüsü güzellik kraliçesi güzellikle güzellik malzemesi güzellik müstahzarları güzellik salonu güzellik yarışması güzel olmak güzel sanatlar güzel yazı sanatı Güzelyurt (ilçe) Güzergâh güzeşte güzey güzide güzlek,−ği güzleme güzlemek güzlük,−ğü güz noktası (*)H H ha

935

habanera habaset habbe haber haber ajansı haber bülteni haber bürosu haberci habercilik,−ği haberdar haberdar etmek haberdar olmak haber kaynağı haber kipi haberleşme haberleşmek haberli haberlik,−ği haber merkezi habersiz habersizce habersizlik,−ği haber stüdyosu Habeş Habeşî Habeşistan habip

936

ha bire habis habislik,−ği habitat habitus hac,−ccı hacamat hacamat baltası hacamatçı hacamat etmek hacamatlama hacamatlamak hacamat şişesi hacamat yapmak haccetme haccetmek hacet hacet kapısı hacet penceresi hacet tepesi hacet yeri hacı hacıağa hacıağalık,−ğı Hacıbektaş (ilçe) Hacıbektaş taşı hacı devesi

937

hacı fışfış Hacılar (ilçe) hacılar bayramı hacılar kuşağı (gök kuşağı) hacılaryolu (Samanyolu) hacılık,−ğı hacı olmak hacı yağı hacıyatmaz hacıyolu (Samanyolu) hacim,−cmi hacimli hacimlice hacimsiz hacir,−cri Hacivat haciz,−czi hacizli haczetme haczetmek haç haçlama haçlamak haçlı

938

Haçlılar haçvari had,−ddi hâd hadde haddeci hadde fabrikası haddehane haddeleme haddelemek haddizatında hademe hademeihayrat hademelik,−ği hadım Hadım (ilçe) hadım ağası hadım etmek hadımlaştırma hadımlaştırmak hadımlık,−ğı hadi hadi hadi hadim hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana

939

gelen) hâdisat hâdise hâdiseli hadisene hâdisesiz hadsiz hesapsız haf hafakan hafazanallah hafız hafıza hafıza kaybı hafızalı hafızali (üzüm) hafızasız hafızıkütüp,−bü hafızlama hafızlamak hafızlık,−ğı hafi hafi celse hafif hafifçe hafif hafif hafif hapis cezası hafifleme

940

hafiflemek hafifleşme hafifleşmek hafifleştirme hafifleştirmek hafifletici hafifletici sebep,−bi hafifletme hafifletmek hafifleyiş hafiflik,−ği hafiflik etmek hafifmeşrep,−bi hafif para cezası hafif sanayi,−i hafifseme hafifsemek hafifseyiş hafif sıklet hafiften hafif tertip,−bi hafif uyku hafif yollu Hafik (ilçe) hafit,−di hafiye hafiyelik,−ği

941

hafniyum hafriyat hafriyatçı hafriyatçılık,−ğı hafta hafta arası hafta başı hafta içi haftalık,−ğı haftalıkçı haftalıklı hafta sonu haftaym hah haham hahambaşı hahambaşılık,−ğı hahamhane hahamlık,−ğı hahha hahhah hahnyum hail haile hain haince hain hain

942

hainleşme hainleşmek hainlik,−ği hainlik etmek haiz haiz olmak hak,−kkı (doğruluk) Hak,−kk’ı (Tanrı) hak,−kki (oyma) hâk,−ki (toprak) hakan hakanlık,−ğı hakaret hakaretamiz hakaret etmek Hakas Hakasça hakça hakçası Hak dini hak ediş hakem hakem heyeti hakem kararı hakemlik,−ği hak etmek hakeza

943

hâkî hakikat,−ti hakikaten hakikatli hakikat olmak hakikatsiz hakikatsizlik,−ği hakikî hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç) hakimane hâkimane hâkimiyet hâkimiyetimilliye hâkimlik,−ği hâkim olmak hakir hakkâk,−ki hakkaniyet Hakkâri hakketme hakketmek hakkıhıyar hakkıhuzur hakkımüktesep hakkında

944

hakkısükût hakkıyla haklama haklamak haklaşma haklaşmak haklı haklılık,−ğı haklı olmak hakperest hakperestlik,−ği haksever hakseverlik,−ği haksız haksızca haksızlık,−ğı haksızlık etmek haksız yere hakşinas hakşinaslık,−ğı haktanır haktanırlık,−ğı hakuran (kumru) hak yolu hal,−li (pazar yeri) hal,−lli (çözme, eritme)

945

hal,−l'i (tahttan indirme) hâl,−li (durum) hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz) Halaç Halaçça halakızı halaoğlu halâs halâs etmek halâskâr halâs olmak halat halat çekme halâvet halay halayık,−ğı halayıklı halayıklık,−ğı halaza halazade hâlbuki hal çaresi hâl değişimi haldır haldır

946

hale halebî halef halef selef halef selef olmak halel haleldar haleldar etmek haleldar olmak halelenme halelenmek haleli hâlen Halep çıbanı halet haletiruhiye hal'etme hal'etmek halfa Halfeti (ilçe) half−time halhal halı halıcı halıcılık,−ğı halı saha hali

947

haliç,−ci Haliç hâli duman halife halifelik,−ği hâlihazır hâlihazırda halik,−kı halile halim halim selim halis halisane halis muhlis halisüddem halita haliyle halk halka halkacı halk adamı halka dizilişli halka dönük,−ğü halk ağzı halkalama halkalamak halkalanış

948

halkalanma halkalanmak halkalayış halkalı halkalı damar halkalı gözler halkalılar halkamsı halka olmak halka oyunları Halkapınar (ilçe) halk avcılığı halk avcısı halkavî halka yay halk bilgisi halk bilimci halk bilimi halk bilimsel halkçı halkçılık,−ğı halk dili halk edebiyatı halk etmek halk evi halk evleri halkiyat

949

halk matinesi halk müziği halk odası halk okulu halk oylaması halkoyu halk ozanı halk yardakçılığı halk yardakçısı hallaç,−cı hallaçlık,−ğı hallenme hallenmek halleşme halleşmek halletme halletmek hallice hallihamur (olmak) hallolma hallolmak hallolunma hallolunmak halojen hâlsiz hâlsizce hâlsizleşme

950

hâlsizleşmek hâlsizlik,−ği halt halter halterci haltercilik,−ği halt etmek halûk hâl ulacı halüsinasyon halvet halvethane Halvetî halvet olmak ham hamail hamak,−ğı hamakat,−ti hamal hamalbaşı hamal camal hamaliye hamallık,−ğı hamallık yapmak hamal semeri hamal sırığı hamam

951

hamam anası hamam bohçası hamam böceği hamam böceğigiller hamamcı hamamcılık,−ğı hamam kesesi hamamlık,−ğı hamam otu Hamamözü'nü (ilçe) hamam takımı hamam tası hamam yapmak hamarat hamaratça hamaratlaşma hamaratlaşmak hamaratlık,−ğı hamarat taze hamaset hamasî hamaylı Hambelî ham besi suyu hamburger hamburgerci

952

hamdüsena Hamel (Koç burcu) ham ervah ham gaz hamhalat ham hayal,−li ham hum hamız hami Hamî hamil hamile hamilelik,−ği hamilen hamilikart hamil olmak haminne hamisiz hamiş hamiyet hamiyetli hamiyetperver hamiyetperverlik, −ği hamiyetsiz hamiyetsizlik,−ği hamla hamlacı

953

hamlaç,−cı hamlama hamlamak hamlaşma hamlaşmak hamle hamleci hamle etmek hamletme hamletmek hamle yapmak hamlık,−ğı ham madde ham payı hamse hamsi hamsi buğulama hamsi çorbası hamsigiller hamsikuşu (hamsi tavası) hamsili pilâv hamsin hamt,−dı hamt etmek hamule hamur

954

Hamur (ilçe) hamur boya hamurcu hamurculuk,−ğu hamur çorbası hamur işi hamurkâr hamurlama hamurlamak hamurlanma hamurlanmak hamurlaşma hamurlaşmak hamursu hamursuz Hamursuz Bayramı hamur tahtası hamur tatlısı hamur teknesi hamurumsu hamut,−du han Han (ilçe) Hanak (ilçe) hanay Hanbelî hancı

955

hancılık,−ğı hançer hançer çiçeği hançere hançerleme hançerlemek hançerlenme hançerlenmek handan hande handikap,−bı handiyse hane hanedan hanedanlık,−ğı Hanefî Hanefîlik,−ği hanek haneli hanelik,−ği hanende hanendelik,−ği hangar hangi hangisi hanım hanımanne

956

hanım böceği hanımefendi hanımefendilik,−ği hanımeli,−yi hanımeligiller hanım evlâdı hanımgöbeği (tatlı) hanım hanımcık,−ğı hanımlık,−ğı hanımnine hanımparmağı(tatlı) hani Hani (ilçe) hanigiller hanlık,−ğı Hanönü'nü (ilçe) hantal hantallaşma hantallaşmak hantallık,−ğı hant hant hanüman hap hapaz hapazlama hapazlamacı hapazlamacılık,−ğı

957

hapazlamak hapçı hapçılık,−ğı hap etmek hapır hapır hapır hupur hapis,−psi hapishane hapislik,−ği haploit,−di haploloji hapsedilme hapsedilmek hapsetme hapsetmek hapsettirme hapsettirmek hapşırık,−ğı hapşırıklı hapşırma hapşırmak hapşırtma hapşırtmak hapşu haptetme haptetmek har

958

hara harabat harabatî harabatîlik,−ği harabe harabelik,−ği haraç,−cı haraççı haraççılık,−ğı haraçlı harakiri harala gürele haram haram etmek harami haramilik,−ği haram olmak haram para haramsız haramzade haranı harap,−bı harap etmek haraplaşma haraplaşmak haraplık,−ğı harap olmak

959

harar hararet hararetlendirme hararetlendirmek hararetlenme hararetlenmek hararetli hararetli hararetli haraşo haraza harbe harbi (alet; hilesiz) harbî (savaşla ilgili) harbilik,−ği harbiye harbiyeli Harbiye Nezareti harcama harcamak harcama kalemi harcanabilir harcanma harcanmak harcayış harcı harcıâlem harcırah

960

harç,−cı harçlı harçlık,−ğı harçsız hardal hardaliye hardallı hardallık,−ğı hardal rengi hardalsı hardalsız hare harekât hareke harekeleme harekelemek harekeli harekesiz hareket hareket dairesi hareket etmek hareketlendirme hareketlendirmek hareketlenme hareketlenmek hareketli hareketlilik,−ği

961

hareket noktası hareketsiz hareketsizlik,−ği harekî harelenme harelenmek hareli harem harem ağası Haremeyn harem kâhyası haremlik,−ği Harezmî yolu harf,−fi harf çevirisi harfendaz harfendazlık,−ğı harfi harfine harfitarif harfiyen har gür har har harharyas harharyasgiller har hur harılanma harılanmak

962

harıldama harıldamak harıl harıl harıltı harım harın haricen haricî hariciye hariciyeci hariciyecilik,−ği hariciye nazırı hariç,−ci hariç olmak harika harikulâde harikulâdelik,−ği harim harir haris harita haritacı haritacılık,−ğı haritalık,−ğı harlak,−ğı harlama harlamak

963

harlatma harlatmak harlı harman harmancı Harmancık (ilçe) harmancılık,−ğı harmandalı harman etmek harmani harmaniye harmanlama harmanlamak harmanlanma harmanlanmak harmanlatma harmanlatmak harmanlık,−ğı harman sonu harman yapmak harman yeri harmonyum harnup,−bu harp (çalgı) harp,−bi (savaş) harp akademileri harp dairesi

964

harp etmek harp malûlü harp okulu Harput köftesi harp zengini Harran (ilçe) harrangürra hars hart harta hartadak hartadan hartama hart hart hart hurt harttadak hartuç,−cu has Hasandede şarabı Hasandede üzümü Hasankeyf (ilçe) Hasanpaşa köftesi hasar hasarlı hasat,−dı hasatçı hasatçılık,−ğı

965

hasbelkader hasbetenlillâh hasbıhâl,−li hasbıhâl etmek hasbî hasbîlik,−ği hasebi nesebi hasebiyle haseki hasekiküpesi (bitki) haseki sultan hasenat hasep,−bi hasepsiz nesepsiz haset,−di hasetçi haset etmek hasetlenme hasetlenmek hasetli hasetlik,−ği hasıl (ekin) hâsıl (olan, ortaya çıkan) hâsıla hâsılat hâsılatlı

966

hâsılı hâsılıkelâm hâsılı velkelâm hâsıl olmak hasım,−smı hasımca hasımlık,−ğı hasır hasır,−srı hasıraltı hasırcı hasırcılık,−ğı hasırlama hasırlamak hasırlanma hasırlanmak hasırlı hasır otu hasır otugiller hasis hasislik,−ği hasislik etmek hasiyet hasiyetli Hasköy (ilçe) haslet haspa

967

hasret hasretli hasretlik,−ği hasretme hasretmek hasrolunma hasrolunmak hassa Hassa (ilçe) hassa askeri hassas hassasiyet hassaslık,−ğı hassaten hasse hassiyum hasta hasta bakıcı hasta bakıcılık,−ğı hasta etmek hastahane hastahanelik,−ği hastahanelik etmek hastahanelik olmak hastalandırma hastalandırmak hastalanış

968

hastalanma hastalanmak hastalık,−ğı hastalıklı hastalık tablosu hasta olmak hastel has un hasut,−du haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla) haşarat haşarı haşarıca haşarılaşma haşarılaşmak haşarılık,−ğı haşat haşat etmek haşefe haşere haşhaş haşhaşhane haşhaş yağı haşıl haşıllama

969

haşıllamak haşırdama haşırdamak haşır haşır haşır huşur haşırtı haşırtılı haşin haşinleşme haşinleşmek haşinlik,−ği haşir,−şri haşir neşir haşiş haşiv,−şvi haşiye haşlak haşlama haşlamak haşlamlılar haşlanış haşlanma haşlanmak haşlatma haşlatmak haşmet haşmetli

970

haşmetlû haşviyat haşyet hat,−ttı hata hata etmek hatalı hatalı yürüme hatasız hata vuruşu Hatay hat bekçisi hatıl hatıllama hatıllamak hatır hatıra hatıra defteri hatırat hatır belâsı hatır hatır hatır hutur hatırlama hatırlamak hatırlanma hatırlanmak hatırlatma

971

hatırlatmak hatırlayış hatırlı hatır senedi hatırsız hatırşinas hatif hatim,−tmi hatime hatip,−bi hatiplik,−ği hatmetme hatmetmek hatmi hatta hattat hattatlık,−ğı hattıhareket hatun hav hava hava akımı hava alanı hava atışı hava basıncı hava bilgisi hava boşaltma

972

makinesi hava boşluğu hava burgacı havacı havacılık,−ğı havacıva havadan havadar hava değişimi hava deliği havadis hava dolaşımı hava durumu hava düzenleyicisi hava gazı hava gazı beki hava gazı fırını hava gazı sayacı hava haritası hava hukuku havaî havaî fişek,−ği havaîlik,−ği havaî mavi hava indirme havaiyat hava kanalı

973

hava kapağı hava kesesi hava köprüsü hava kuvvetleri hava küre havalandırıcı havalandırılma havalandırılmak havalandırma havalandırmacı havalandırmak havalandırmalı havalanma havalanmak havale havale etmek havaleli havalename havalı havalı direksiyon havalı fren havali hava limanı hava meydanı hava musluğu havan havaneli (alet)

974

havan topu hava oyunu hava parası hava raporu havarî havarîlik,−ği havas (nitelikler) havâs (duygular) hava sahası havasız havasızlık,−ğı hava süzgeci hava şartları hava tahmini hava taşı hava tebdili hava ulaşımı hava üssü hava yastığı hava yastıklı hava yolu hava yolu ulaşımı hava yuvarı havhav (köpek) hav hav havi havil,−vli

975

havi olmak havlama havlamak havlanma havlanmak havlatma havlatmak havlayış havlı havlıcan havlu havlucu havluculuk,−ğu havluluk,−ğu havra Havran (ilçe) Havsa (ilçe) havsala havsalası geniş havuç,−cu havuçlu kek havuç suyu havut,−du havuz havuzcu havuzcuk,−ğu havuzlama

976

havuzlamak havuzlanma havuzlanmak havuzlu havuzsuz Havva Havva ana havvaanaeli (bitki) havya havyar havza Havza (ilçe) hay haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu) hayal,−li hayalât hayalbaz hayal bilim hayalci hayalcilik,−ği hayal düzeyi hayalen hayalet hayal etmek hayal gücü

977

hayalhane hayâlı hayalî hayalifener hayalî ihracat hayal kırıklığı hayalli hayal meyal hayal olmak hayal oyunu hayalperest hayalperestlik,−ği hayal seviyesi hayal ülke hayâsız hayâsızca hayâsızlık,−ğı hayat hayat adamı hayat ağacı hayat arkadaşı hayat dolu hayat düzeyi hayat felsefesi hayat hikâyesi hayatî hayatiyet

978

hayatiyetli hayat kadını hayat kavgası hayat memat hayat memat meselesi hayat mücadelesi hayat okulu hayat pahalılığı hayat seviyesi hayat sigortası hayat standardı hayat suyu hayat şartları hayat tarzı hayat tecrübesi hayat umudu haybe haybeci haybeden hayda haydalama haydalamak haydalanma haydalanmak haydama haydamak haydarî

979

haydarî yaka Haydarpaşa haydi haydi haydi haydin haydindi haydisene haydut,−du haydutluk,−ğu haydutluk etmek hayfa hayhay hayhuy hayıf,−yfı hayıflanma hayıflanmak hayır (yok, olmaz) hayır,−yrı (iyilik) hayırdua hayırdua etmek hayırhah hayırhahlık,−ğı hayırlaşma hayırlaşmak hayırlı hayırperver hayır sahibi

980

hayırsever hayırseverlik,−ği hayırsız hayırsızlık,−ğı hayız,−yzı haykırı haykırış haykırışma haykırışmak haykırma haykırmak haykırtı haykırtma haykırtmak haylamak haylaz haylazca haylazlaşma haylazlaşmak haylazlık,−ğı haylazlık etmek hayli haymana Haymana (ilçe) haymana mandası haymana öküzü haymatlos

981

Hayrabolu (ilçe) hayran hayran hayran hayranlık,−ğı hayran olmak hayrat Hayrat (ilçe) hayret hayret etmek hayrola hayrülhalef haysiyet haysiyet divanı haysiyetiyle haysiyetli haysiyetsiz haysiyetsizlik,−ği hayta haytalık,−ğı haytalık etmek hayvan hayvanat hayvanat bahçesi hayvan bilimci hayvan bilimi hayvanca hayvancağız

982

hayvancık,−ğı hayvancılık,−ğı hayvanî hayvaniyet hayvan kömürü hayvanlaşma hayvanlaşmak hayvanlaştırma hayvanlaştırmak hayvanlık,−ğı hayvanlık etmek hayvansal hayvan varlığı haz,−zzı haza hazakat,−ti hazakatli hazan hazandide hazar Hazar Hazarca hazarî hazcı hazcılık,−ğı hazfetme hazfetmek

983

hazık hazım,−zmı hazımlı hazımsız hazımsızlık,−ğı hazın hazır hazır beton hazırcevap,−bı hazırcevaplık,−ğı hazırcı hazırcılık,−ğı hazır çorba hazır değer hazır etmek hazır giyim hazır kahve hazır kıt’a hazırlama hazırlamak hazırlanış hazırlanma hazırlanmak hazırlatma hazırlatmak hazırlayış hazırlık,−ğı

984

hazırlık devresi hazırlık dönemi hazırlıklı hazırlıklı olmak hazırlık sınıfı hazırlıksız hazırlıksız olmak hazırlop hazır ol hazır ol duruşu hazır olmak hazır para hazır yemek,−ği hazır yiyici hazin hazine hazinedar hazinedarlık,−ğı haziran haziran böceği hazire hazletme hazletmek hazmetme hazmetmek hazne hazret

985

Hazro (ilçe) hazzetme hazzetmek he heba heba etmek heba olmak hebenneka heccav hece hececi hececilik,−ği heceleme hecelemek heceletme heceletmek heceli hecelik,−ği hece ölçüsü hece tahtası hece taşı hece vezni hece yutumu hecin hedef hedef kitle hedefleme

986

hedeflemek hedeflenme hedeflenmek hedef olmak heder heder etmek heder olmak hedik,−ği hediye hediye etmek hediyelik,−ği hedonist hedonizm hegemonya hekim hekimbaşı Hekimhan (ilçe) hekimlik,−ği hektar hektogram hektolitre hektometre helâ helâk,−ki helâk etmek helâk olmak helâl,−li

987

helâl etmek helâlî helâlinden helâlleşme helâlleşmek helâlli helâllik,−ği helâl olsun helâl hoş olsun helâlzade hele helecan helecanlanma helecanlanmak Helen Helenist Helenistik,−ği Helenizm helezon helezonî helezonlaşma helezonlaşmak helezonlu helik,−ği helikoit,−di helikon helikopter

988

heliport helis helisel helke hellim (peynir) helme helmelenme helmelenmek helmeli helmintoloji helva helvacı helvacı kabağı helvacı kökü helvacılık,−ğı helvahane helvalaşma helvalaşmak helyodor helyograf helyoterapi helyum hem hemahenk,−gi hemati hematit hematolog,−ğu

989

hematoloji hemayar hemcins hemdert,−di hemen hemencecik hemen hemen hemfikir,−kri hemhâl,−li hemhudut,−du hemodiyaliz hemofil hemofili hemoglobin hempa hemşehri hemşehrilik,−ği Hemşin (ilçe) hemşire hemşirelik,−ği hemşirezade hemze hemzemin hemzemin geçit,−di hendek,−ği Hendek (ilçe) hendese

990

hendesî hengâm hengâme hentbol hentbolcu henüz hep hepatit hepatoloji hep beraber hep birden hepçil hepsi hepsi hepsi hepten hepyek her her an her bir her biri hercaî hercaîce hercaîlik,−ği hercaî menekşe hercümerç,−ci hercümerç etmek her daim

991

her dem herek,−ği herekleme hereklemek hergele hergeleci hergelelik,−ği her gün herhâlde (belki) her hâlde (her du− rumda, mutlaka) her hâlükârda herhangi herhangi bir herhangi biri herif herifçioğlu herik,−ği herk herke herkes herkeslik,−ği herk etmek her nasılsa her nedense her ne ise her ne kadar

992

her neyse her şey hertz her yerdelik,−ği her zaman herze herzevekil hesabî hesap,−bı hesap belgesi hesap cetveli hesap cüzdanı hesapça hesapçı hesap etmek hesap günü hesap işi hesap kitap,−bı hesaplama hesaplamak hesaplanış hesaplanma hesaplanmak hesaplaşma hesaplaşmak hesaplatma hesaplatmak

993

hesaplayış hesaplı hesaplıca hesaplı orun hesap makinesi hesap özeti hesapsız hesapsızca hesapsız kitapsız hesapsızlık,−ğı hesap uzmanı heterojen heterotrof heterotrofi hevenk,−gi hevenkleşme hevenkleşmek heves heves etmek heveskâr heveskârlık,−ğı hevesleniş heveslenme heveslenmek hevesli hevessiz hey

994

heyamola heybe heybeci heybet heybetli heybetlice heyecan heyecanlandırma heyecanlandırmak heyecanlanış heyecanlanma heyecanlanmak heyecanlı heyecanlılık,−ğı heyecansız heyecansızlık,−ğı heyelân heyet heyetiyle heyhat heyhey heykel heykelci heykelci kalemi heykelcilik,−ği heykelleştirme heykelleştirmek

995

heykelli heykeltıraş heykeltıraşlık,−ğı heyulâ hezaren hezaren örgü hezel hezeyan hezeyan etmek hezimet hezliyat hı hıçkıra hıçkıra hıçkırık,−ğı hıçkırış hıçkırma hıçkırmak hıçkırtma hıçkırtmak hıdiv hıdivlik,−ği hıdrellez hıfız,−fzı hıfzetme hıfzetmek hıfzıssıhha hık

996

hık mık hık mık etmek hıltan hıltar hımbıl hımbıllaşma hımbıllaşmak hımbıllık,−ğı hımhım hımhımlık,−ğı hımış hıncahınç hınç,−cı hınçlı hınçsız Hınıs (ilçe) hınk hınzır hınzırca hınzırlaşma hınzırlaşmak hınzırlık,−ğı hınzırlık etmek hır hıra hırbo hırboluk,−ğu

997

hırçın hırçınlaşma hırçınlaşmak hırçınlık,−ğı hırçınlık etmek hırçınlık yapmak hırdavat hırdavatçı hırdavatçılık,−ğı hırgür hırıldama hırıldamak hırıldaşma hırıldaşmak hırıldayış hırıl hırıl hırıltı hırıltıcı hırıltılı hırızma hırka hırkalı hırkasız hırlama hırlamak hırlaşma hırlaşmak

998

hırlatma hırlatmak hırlayış hırlı hırpalama hırpalamak hırpalanış hırpalanma hırpalanmak hırpalatma hırpalatmak hırpalayış hırpanî hırpanîlik,−ği hırs hırsız hırsız adım hırsız anahtarı hırsız feneri hırsız kelepçe hırsızlama hırsızlık,−ğı hırsızlık etmek hırsızlık yapmak hırsız yatağı hırslandırma hırslandırmak

999

hırslanış hırslanma hırslanmak hırslı hırssız hırt hırtapoz hırtapozluk,−ğu hırtı pırtı hırtlamba hırtlık,−ğı Hırvat Hırvatça Hırvatistan hısım hısım akraba hısımlık,−ğı hışıldama hışıldamak hışıldatma hışıldatmak hışıl hışıl hışıltı hışıltılı hışıltısız hışım,−şmı hışımlanma

1000

hışımlanmak hışımlı hışır hışırdama hışırdamak hışırdatma hışırdatmak hışırdayış hışır hışır hışırlık,−ğı hışırtı hışırtılı hışırtısız hışlama hışlamak hıyaban hıyanet hıyanetlik,−ği hıyar hıyarağa hıyarağalık,−ğı hıyarağası hıyarcık,−ğı hıyarcıl hıyarlaşma hıyarlaşmak hıyarlık,−ğı

1001

hıyarlık etmek hıyarşembe hız hızar hızarcı hızarcılık,−ğı Hızır hızla hızlandırılma hızlandırılmak hızlandırma hızlandırmak hızlanış hızlanma hızlanmak hızlı hızlı akın hızlı hızlı hızlı hücum hızlılık,−ğı hızma hızölçer hibe hibe etmek hicap,−bı hicap etmek hicaz

1002

Hicaz hicazkâr hiciv,−cvi hicran hicret hicret etmek hicrî hicrî takvim hicvetme hicvetmek hicviye hiç hiçbir hiçbiri hiççi hiççilik,−ği hiç kimse hiçleme hiçlemek hiçleştirme hiçleştirmek hiçlik,−ği hiçten hidatit,−di hidayet hiddet hiddet etmek

1003

hiddetlendirme hiddetlendirmek hiddetleniş hiddetlenme hiddetlenmek hiddetli hiddetsiz hidra hidralar hidrasit,−di hidrat hidratlı hidrobiyoloji hidrodinamik,−ği hidroelektrik,−ği hidroelektrik santral,−li hidrofil hidrofobi hidrofor hidrograf hidrografi hidrojen hidrojen bombası hidrojenleme hidrojenlemek hidrojeoloji

1004

hidrokarbon hidrokarbonat hidrokarbür hidroklorik asit,−di hidroksil hidroksit,−di hidrolik,−ği hidroliz hidrolog,−ğu hidroloji hidrometre hidroplân hidrosefal,−li hidrosefali hidrosfer hidrosiyanik,−ği hidroskopi hidrostatik,−ği hidroterapi hidrozol,−lü hidrür higrofil higrometre higrometrik higroskop,−bu higroskopik,−ği higrostat

1005

higrotropizm hijyen hijyenik,−ği hikâye hikâye birleşik zamanı hikâyeci hikâyecik,−ği hikâyecilik,−ği hikâye etmek hikâyeleme hikâyelemek hikâyeleştirme hikâyeleştirmek hikem hikemî hikmet hikmetihuda hikmetli hilâf hilâfet hilâfetçi hilâfetçilik,−ği hilâfıhakikat,−ti hilâfsız hilâl,−li hilâlî

1006

hilâlleme hilâllemek hil'at,−ti hile hilebaz hileci hilecilik,−ği hileişer’iye hilekâr hilekârlık,−ğı hileli hileli iflâs hilesiz hileli yönlendirme hile yapmak hilkat,−ti hilkaten hilozoizm Hilvan (ilçe) hilye himaye himayeci himayecilik,−ği himaye etmek himen himmet himmet etmek

1007

hin hindi hindiba hindici hindigiller Hindistan Hindistan cevizi Hindolog,−ğu Hindoloji Hindu Hinduizm hinleşme hinleşmek hinlik,−ği hinoğlu hinoğluhin Hint Hint armudu Hint−Avrupa Hint bademi Hint baklası Hint bamyası Hint bezelyesi Hint biberi Hintçe Hint çiçeği Hint darısı

1008

Hint domuzu hinterlant,−dı Hint fıstığı Hint fulü Hint gergedanı Hint güreşi Hint hıyarı Hint horozu Hint hurması Hint inciri Hint ipeği Hint irmiği Hint kamışı Hint keneviri Hint kertenkelesi Hint kestanesi Hint kirazı Hint kobrası Hint kumaşı Hint leylâğı Hintli Hint mandası Hint pamuğu Hint pirinci Hint safranı Hint sarısı Hint tavuğu

1009

Hint yağı Hint yağı ağacı hiperbol,−lü hiperbolik,−ği hiperboloidal,−li hiperboloit,−di hipermarket hipermetrop,−bu hipertansiyon hipnoz hipoderm hipodrom hipofiz hipoglisemi hipopotam hipopotamgiller hipostaz hipotansiyon hipotenüs hipotetik,−ği hipotez hippi hippilik,−ği hirfet his,−ssi hisar hisarbuselik,−ği

1010

Hisarcık (ilçe) hisleniş hislenme hislenmek hisli hisse hissedar hissedilme hissedilmek hisseişayia hisseişayialı hisseli hisse senedi hisset hissetme hissetmek hissettirme hissettirmek hissî hissikablelvuku,−u hissiselim hissiyat hissiz hissizlik,−ği histerezis histoloji hiş

1011

hişt hit hitabe hitaben hitabet hitam hitan hitap,−bı hitap etmek Hitit Hititçe Hititolog,−ğu Hititoloji hiyerarşi hiyerarşik hiyeroglif hiza hizalama hizalamak Hizan (ilçe) hizip,−zbi hizipçi hizipçilik,−ği hizipleşme hizipleşmek hizmet hizmet akdi

1012

hizmetçi hizmetçilik,−ği hizmet eri hizmet etmek hizmet içi eğitim hizmetkâr hizmetkârlık,−ğı hizmetli hobi hoca Hocalar (ilçe) hocalık,−ğı hocalık etmek hodan hodangiller hodbehot hodbin hodbinlik,−ği hodkâm hodkâmlık,−ğı hodpesent,−di hodri meydan hohlama hohlamak hokey hokka hokkabaz

1013

hokkabazlık,−ğı hol,−lü holding holdingleşme holdingleşmek holigan holiganlık,−ğı Hollânda Hollândaca Hollândalı holmiyum holosen holotüritler homojen homojenlik,−ği homolog,−ğu homolog kromozom homonim homoseksüel homoseksüellik,−ği homoteti homotetik,−ği homurdanış homurdanma homurdanmak homur homur homurtu

1014

homurtulu homurtusuz hona Honaz (ilçe) Honduras Honduraslı hop Hopa (ilçe) hoparlör hoparlörlü hoparlörsüz hop hop hoplama hoplamak hoplatılma hoplatılmak hoplatış hoplatma hoplatmak hoplaya zıplaya hoplayış hoppa hoppaca hoppadak hoppala hoppala bebek,−ği hoppalık,−ğı

1015

hoppalık etmek hopurdatma hopurdatmak hor hora horanta horasan Horasan (bölge; ilçe) horasanî Horasanlı horhor horlama horlamak horlanış horlanma horlanmak horlayış hormon hornblent,−di horon horoz horoz ağırlık,−ğı horoz akıllı horozayağı (burgu) horozbina horozbinagiller

1016

horozcuk otu horoz dövüşü horoz fasulyesi horozkarası (üzüm) horozgözü (bitki) horozibiği (bitki) horozibiğigiller horoz kafalı horozlanış horozlanma horozlanmak horozlaşma horozlaşmak horoz mantarı horoz sıklet horoz şekeri horoz vakti horst hortlak,−ğı hortlama hortlamak hortlatma hortlatmak hortum hortumlama hortumlamak hortumlu

1017

hortumlu böcekler hortumlular horuldama horuldamak horuldayış horul horul horultu hostes hosteslik,−ği hoş hoşaf hoşaflık,−ğı hoşbeş hoşbeş etmek hoş bulduk hoşça hoşça kal hoş geldin(iz) hoş gelmek hoşgörü hoşgörücü hoşgörülü hoşgörürlük,−ğü hoşgörüsüz hoşgörüsüzlük,−ğü hoşhoş hoş koku

1018

hoş kokulu hoşkuran hoşlanış hoşlanma hoşlanmak hoşlaşma hoşlaşmak hoşlaştırma hoşlaştırmak hoşluk,−ğu hoşnut,−du hoşnut etmek hoşnutluk,−ğu hoşnut olmak hoşnutsuz hoşnutsuzluk,−ğu hoşsohbet hoşt hoşt hoşt hoşur Hotanto hotoz hotozlu hot zot etmek hovarda hovardaca hovardalaşma

1019

hovardalaşmak hovardalık,−ğı hovardalık etmek hoyrat hoyratça hoyratlık,−ğı hoyratlık etmek hoyuk,−ğu hozalma hozalmak hozan Hozat (ilçe) hödük,−ğü hödükçe hödükleşme hödükleşmek hödüklük,−ğü hödüklük etmek höl höllük,−ğü höpürdetme höpürdetmek höpürtü höpürtülü hörgüç,−cü hörgüçlü höst

1020

höşmerim höt höykürme höykürmek höyük,−ğü Hristiyan Hristiyanlaşma Hristiyanlaşmak Hristiyanlaştırma Hristiyanlaştırmak Hristiyanlık,−ğı hristo teyeli hu hububat huda Huda hudayinabit hudut,−du hudut boyu hudut dışı hudutlandırma hudutlandırmak hudutlu hudutsuz huğ hukuk hukukçu

1021

hukukçuluk,−ğu hukuken hukukî hukukî metroloji hukuklu hukuksal hukuksuzluk,−ğu hulâsa hulâsa etmek hulâsaten hulliyat hulûl,−lü hulûs hulûskâr hulûskârlık,−ğı hulya hulyalaşma hulyalaşmak hulyalaştırma hulyalaştırmak hulyalı humar humbara humbaracı humbarahane humbara ocağı humma

1022

hummalı humus (organik toprak) humus,−msu (bir tür yemek) hun hunhar hunharca hunharlık,−ğı huni hunnak hunriz hurafe hurç,−cu hurda hurdacı hurdacılık,−ğı hurdahaş hurdahaş etmek hurdalık,−ğı huri hurma hurma ağacı hurmalık,−ğı hurma tatlısı hurra huruç,−cu

1023

hurufat Hurufî Hurufîlik,−ği huruşan husuf husul,−lü husumet husumetkâr husus hususî hususiyet hususuyla husye huş huşu,−u huşunet Hut hutbe hutut huy huy edinmek huylandırma huylandırmak huylanış huylanma huylanmak huylu

1024

huysuz huysuzca huysuzlanış huysuzlanma huysuzlanmak huysuzlaşma huysuzlaşmak huysuzlaştırma huysuzlaştırmak huysuzluk,−ğu huysuzluk etmek huzme huzmeli huzur huzur evi huzur hakkı huzurlu huzursuz huzursuzca huzursuzluk,−ğu hüccet hücre hücre bilimi hücreler arası hücre yutarlığı hücum hücumbot

1025

hücumcu hücum etmek hücum oyuncusu hükmen hükmetme hükmetmek hükmî hükmî şahsiyet hükmolunma hükmolunmak hükûmet hükûmet darbesi hükûmet erkânı hükûmet etmek hükûmet kapısı hükûmet komiseri hükûmet konağı hükûmet merkezi hüküm,−kmü hükümdar hükümdarlık,−ğı hükümferma hükümlü hükümlülük,−ğü hükümran hükümranlık,−ğı hükümsüz

1026

hükümsüzlük,−ğü hülle hülleci hümanist hümanistleşme hümanistleşmek hümanizm hümanizma hümayun hüner hünerli hünersiz hüngürdeme hüngürdemek hüngür hüngür hüngürtü hünkâr hünkârbeğendi (yemek) hünnap,−bı hünnapgiller hünsa hür hürle hürlük,−ğü hürmet hürmeten

1027

hürmet etmek hürmetkâr hürmetli hürmetsiz hürmetsizlik,−ği Hürmüz hürriyet hürriyetçi hürriyetçilik,−ği hürriyetperver hürriyetsiz hürriyetsizlik,−ği hür teşebbüs hürya hürya etmek hüryemez hüseynî hüseynîaşiran hüsnühâl,−li hüsnühâl kâğıdı hüsnühat,−ttı hüsnükabul,−lü hüsnükuruntu hüsnüniyet hüsnüniyetle hüsnütelâkki hüsnüteveccüh

1028

hüsnüyusuf hüsran hüsün,−snü Hüt hüthüt hüve hüvelbaki hüveyda hüviyet hüviyet cüzdanı Hüyük (ilçe) hüzün,−znü hüzünlendirme hüzünlendirmek hüzünleniş hüzünlenme hüzünlenmek hüzünlü hüzünsüz hüzünsüzlük,−ğü hüzzam hüzzam beşlisi (*)I I ıcığı cıcığı Iğdır ığıl

1029

ığıl ığıl ığrıp,−bı ığrıp kayığı ıh ıhı ıhlama ıhlamak ıhlamur ıhlamurgiller ıhma ıhmak ıhtırılma ıhtırılmak ıhtırma ıhtırmak ıkıl ıkıl ıkına sıkına ıkına tıkına ıkındırma ıkındırmak ıkınma ıkınmak ıkıntı ıklama ıklamak ıklım tıklım ılgama

1030

ılgamak ılgar ılgarcı ılgar etmek ılgarlama ılgarlamak Ilgaz (ilçe) ılgım ılgım salgım ılgın Ilgın (ilçe) ılgıncar ılgıngiller ılgıt ılgıt ılıca Ilıca (ilçe) ılıcak,−ğı ılık,−ğı ılıkça ılık ılık ılıklaşma ılıklaşmak ılıklaştırma ılıklaştırmak ılıklık,−ğı ılım ılıma

1031

ılımak ılıman ılımlı ılımlılık,−ğı ılındırma ılındırmak ılınma ılınmak ılıştırma ılıştırmak ılıtma ılıtmak ıltar ımızganma ımızganmak ıncalız ıpıl ıpıl ıpıslak,−ğı ıpıssız ıra ırak,−ğı Irak ırakça ırakgörür ıraklaşma ıraklaşmak Iraklı

1032

ıraklık,−ğı ıraksak,−ğı ıraksak mercek,−ği ıraksama ıraksamak ıraksınma ıraksınmak ıralama ıralamak ırama ıramak ırgalama ırgalamak ırgalanma ırgalanmak ırgama ırgamak ırganma ırganmak ırgat ırgatbaşı ırgatlık,−ğı ırk ırk ayrımı ırk bilimi ırk birliği ırkçı

1033

ırkçılık,−ğı ırkî ırkiyat ırksal ırktaş ırmak,−ğı ırmaklaşma ırmaklaşmak ırmak roman ırz ırz düşmanı ırz ehli ıs ısfahan Isfahan ısı ısıalan ısıcak,−ğı ısı cam ısı dam ısıdenetir ısı kuşak,−ğı ısıl ısın ısındırma ısındırmak ısınış

1034

ısınma ısınma ısısı ısınmak ısınma koşusu ısıot ısıölçer ısı ölçümü ısırgan ısırgangiller ısırgın ısırıcı ısırık,−ğı ısırılma ısırılmak ısırımlık,−ğı ısırma ısırmak ısırtma ısırtmak ısı tedavisi ısıtıcı ısıtılma ısıtılmak ısıtış ısıtma ısıtmak ısıveren

1035

ısıyayar ısı yayımı ısı yuvarı ıska ıskaça ıskala ıskalama ıskalamak ıskala yapmak ıskarça ıskarmoz ıskarta ıskat ıskatçı ıskonto ıskonto etmek ıskontolu ıskontosuz ıskota ıskuna ıslah ıslahat ıslahatçı ıslahatçılık,−ğı ıslah etmek ıslah evi ıslahhane

1036

ıslah olmak ıslak,−ğı ıslak karga ıslaklık,−ğı ıslak sıçan ıslak zemin ıslama ıslamak ıslanış ıslanma ıslanmak ıslatıcı ıslatılma ıslatılmak ıslatış ıslatma ıslatmak ıslatma suyu ıslık,−ğı ıslıklama ıslıklamak ıslıklanış ıslıklanma ıslıklanmak ıslıklı ıslıklı ünsüz ısmarlama

1037

ısmarlamak ısmarlanma ısmarlanmak ısmarlatma ısmarlatmak ıspanak,−ğı ıspanakgiller ıspanaklar ıspanaklı ıspanaklı börek,−ği ıspanaklı yumurta ısparmaça Isparta Isparta gülü Isparta halısı ıspatula ıspavli ıspazmoz ısrar ısrar etmek ısrarlı ıssız ıssızlaşma ıssızlaşmak ıssızlık,−ğı ıstakoz ıstakoz ağı

1038

ıstakozlar ıstakozluk,−ğu ıstampa ıstampacı ıstampacılık,−ğı ıstampalama ıstampalamak ıstampa resim,−smi ıstar ıstıfa ıstılah ıstırap,−bı ıstıraplı ıstırapsız ıstırar ıstırarî ışığa doğrulum ışığa göçüm ışığan ışık,−ğı ışık akısı ışık aylası ışık aynası ışık bacası ışık çanağı ışıkçı ışıkçılık,−ğı

1039

ışık eğrisi ışık göçüm ışık gölge ışık hızı ışık ışını ışıkkesen ışık korkusu ışık küre ışıklama ışıklandırılma ışıklandırılmak ışıklandırma ışıklandırmak ışıklanma ışıklanmak ışıklı ışıklılık,−ğı ışıklı teker ışıkölçer ışık ölçümü ışıksız ışıksızlık,−ğı ışık yılı ışık yuvarı ışıl ışılak,−ğı ışılama

1040

ışılamak ışılatma ışılatmak ışıldak,−ğı ışıldama ışıldamak ışıldatma ışıldatmak ışıl ışıl ışıl küf ışıl küfler ışıl küflüce ışıltı ışıltılı ışıma ışımak ışın ışın bilimci ışın bilimi ışınetkin ışınetkinlik,−ği ışınım ışınım akısı ışınım alıcısı ışınım basıncı ışınım dengesi ışınımölçer

1041

ışınlama ışınlamak ışınlandırma ışınlandırmak ışınlanma ışınlanmak ışınlayıcı ışınlı ışınlılar ışınölçer ışın tedavisi ışın tedavi uzmanı ışıntı ışıntı lâmbası ışıtım ışıtma ışıtmak ışkı ışkın ışkırlak,−ğı ıştın ıştır ıtır ıtır çiçeği ıtırlı ıtır yaprağı ıtlak

1042

ıtlak olunmak ıtnap,−bı ıtrah ıtrah etmek ıtrışahî ıtrî ıtriyat ıtriyatçı ıtriyatçılık,−ğı ıttıla,−ı ıttırat,−dı ıvır zıvır ıydiye ızbandut,−du ızgara ızgara demiri ızgara köfte ızgaralı ızgaralık,−ğı ızgara parmaklığı ızgarasız ızgara yatağı ızgın ızrar (*)İ İ iade

1043

iade edilmek iade etmek iadeiitibar iadeiziyaret iadeli iadeli taahhütlü iane iare iaşe iaşe etmek iaşe ve ibate ibadet ibadet etmek ibadetgâh ibadethane ibadullah ibare ibaret ibaret olmak ibate ibate etmek ibda,−ı ibdaî ibibik,−ği ibik,−ği ibikli ibiksi

1044

ibis ibiş iblâğ iblâğ etmek iblis iblisane iblisçe iblisçilik,−ği ibne ibnelik,−ği ibra İbradı (ilçe) ibra etmek ibraname İbranca İbranî İbranîce ibraz ibraz etmek ibre ibret ibretamiz ibreten ibretiâlem ibretlik,−ği ibret olmak ibrik,−ği

1045

ibrikçi ibriktar ibriktar usta ibrişim ibrişim kurdu ibzal,−li icabet icabet etmek icabında icap,−bı içapçı icap etmek icar icat,−dı icatçı icat etmek icaz icazet icazetname icbar icbar etmek icmal,−li icmal etmek icra icraat icraatçı icracı

1046

icra etmek icra kuvveti İcra ve İflâs Hukuku icra vekili iç iç açıcı iç ağ iç ağa iç asalak,−ğı iç bakla iç barış iç başkalaşım iç bellek,−ği iç bölge iç bulantısı içbükey iç bükün iç cep,−bi iç cümle iç çamaşırı iç çokgen iç denge iç deniz iç deri iç donu iç dünya içe bakış

1047

içecek,−ği içe dönük,−ğü içe dönüklük,−ğü iç ek içe kapanık,−ğı içe kapanıklık,−ğı İçel içeri içerik,−ği içerikli içerisi içerlek,−ği içerleme içerlemek içerleyiş içerme içermek iç etmek iç evlilik,−ği içe yöneliklik,−ği iç gezegen iç giyim iç göbek,−ği iç görüm iç görümlü içgörür içgösterir

1048

içgüdü içgüdülü içgüdüsel iç güvey,−i iç güveyi,−si iç güveylik,−ği iç harp,−bi iç hastalıkları iç hastalıkları uzmanı iç hat,−ttı iç hissedar iç ısıstıcı içici içicilik,−ği iç içe içi dar içi geniş içiliş içilme içilmek içim içimli içimlik,−ği için içinde içindekiler içinden pazarlıklı

1049

için için içirik,−ği içirilme içirilmek içiriş içirme içirmek içirtme içirtmek içiş iç işleri içit içi tez içitim içitme içitmek iç kapak,−ğı iç kavuz içki içki âlemi içkici içkicilik,−ği içkili içkili lokanta içki masası içkin içkinlik,−ği

1050

içki psikozu içki sefası içkisiz içki sofrası iç kulak,−ğı iç kuyu iç lâstik,−ği içlem içlendirme içlendirmek içlene içlene içleniş içlenme içlenmek içler acısı içli içli dışlı içli dışlılık,−ğı içli dışlı olmak içlik,−ği içli köfte içlilik,−ği içme içmece içmek içmeler iç merkez

1051

içme suyu iç mimar iç mimarî iç mimarlık,−ğı iç odun iç oğlanı iç pazar iç pilâv iç plâzma iç politika içre içrek,−ği iç salgı iç salgı bezi iç salgı bilimi iç savaş içsel iç ses iç ses düşmesi içsiz iç spiker iç su içten içten evlilik,−ği içten içe içtenlik,−ği içtenlikle

1052

içtenlikli içtenliksiz içtenliksizlik,−ği içten pazarlıklı içtensiz içtensizlik,−ği içtepi iç ters açı içtihat,−dı içtima,−ı içtima etmek içtimaî içtimaiyat içtimaiyatçı içtinap,−bı içtinap etmek iç turizm iç tümce iç türeme iç tüzük,−ğü içyağı iç yarıçap iç yüz iç zar id idadî idadiye

1053

idam idam cezası idame idame etmek idam etmek idamlık,−ğı idam sehpası idare idarece idareci idarecilik,−ği idare etmek idarehane idare hukuku idareimaslahat idareimaslahatçı idareimaslahat etmek idareimaslahat politikası idare kandili idare lâmbası idareli idaresiz idaresizlik,−ği idareten idarî iddia

1054

iddiacı iddiacılık,−ğı iddia etmek iddialaşma iddialaşmak iddialı iddia makamı iddianame iddiasız iddiasızlık,−ğı ide idea ideal,−li idealist idealistlik,−ği idealize idealize etmek idealizm idealleştirme idealleştirmek idealsiz idefiks identik,−ği ideolog,−ğu ideologlar ideoloji ideolojik,−ği

1055

idi idil İdil (ilçe) idiopati idman idmancı idmanlı idmansız idol,−lü idrak,−ki idrak etmek idraksiz idraksizlik,−ği idrar idrar zoru idris ağacı idris otu ifa ifade ifade etmek ifadelendirme ifadelendirmek ifa etmek iffet iffetli iffetsiz iffetsizlik,−ği

1056

ifildeme ifildemek ifil ifil iflâh iflâh etmek iflâh olmak iflâs iflâs anlaşması iflâs davası iflâs etmek iflâs masası ifna ifna etmek ifrağ ifrat ifrat derecede ifrat tefrit ifraz ifrazat ifraz etmek ifrit ifrit etmek ifritleşme ifritleşmek ifrit olmak ifsat,−dı ifşa,−ı

1057

ifşaat ifşa etmek iftar iftar etmek iftariye iftariyelik,−ği iftarlık,−ğı iftar sofrası iftar tabağı iftar topu iftar vakti iftar yemeği iftar zamanı iftihar iftihar etmek iftihar listesi iftira iftiracı iftiracılık,−ğı iftira etmek iguana iguanagiller iğ iğ ağacı iğbirar iğci iğde

1058

iğdegiller iğdemir (alet) İğdir iğdiş iğdiş etmek iğfal,−li iğfal etmek iğ iplik,−ği iğlik,−ği iğne iğne ardı iğneci iğnecik,−ği iğnecilik,−ği iğne deliği iğnedenlik,−ği iğneleme iğnelemek iğnelenme iğnelenmek iğneleyici iğneleyiş iğneli iğneli fıçı iğnelik,−ği iğneli söz iğne oyası

1059

iğne yapmak iğne yaprak,−ğı iğne yapraklılar iğne yastığı iğne yurdu iğrenç,−ci iğrençlik,−ği iğrendirme iğrendirmek iğrengen iğrengenlik,−ği iğrenilme iğrenilmek iğreniş iğrenme iğrenmek iğrenti iğreti iğretileme iğretilik,−ği iğtinam iğ yağı ihale ihale etmek iham ihanet ihanet etmek

1060

ihata ihata etmek ihatalı ihbar ihbarcı ihbarcılık,−ğı ihbar etmek ihbariye ihbarlama ihbarlamak ihbarlı ihbarname ihbar tazminatı ihdas ihdas etmek ihkakıhak,−kkı ihlâl,−li ihlâl etmek ihlâs İhlâs ihlâslı ihmal,−li ihmalci ihmalcilik,−ği ihmal etmek ihmalkâr ihmalkârlık,−ğı

1061

ihnaklama ihracat ihracatçı ihracatçılık,−ğı ihraç,−cı ihraç edilmek ihraç etmek ihraç izni ihram ihraz ihraz etmek ihsan ihsan etmek İhsangazi (ilçe) ihsanıhümayun İhsaniye (ilçe) ihsas ihsas etmek ihtar ihtar etmek ihtarname ihtida ihtifal,−li ihtikâr ihtilâç,−cı ihtilâç etmek ihtilâf

1062

ihtilâl,−li ihtilâlci ihtilâlcilik,−ği ihtilâm ihtilâs ihtilât ihtilât etmek ihtilât yapmak ihtimal,−li ihtimalî ihtimaliyet hesabı ihtimaller hesabı ihtimam ihtimam etmek ihtira,−ı ihtira beratı ihtiram ihtiram birliği ihtiram duruşu ihtiram kıt'ası ihtiras ihtiraslı ihtiraz ihtisap,−bı ihtisar ihtisas ihtisaslaşma

1063

ihtisaslaşmak ihtisas yapmak ihtişam ihtişamlı ihtiva ihtiva etmek ihtiyaç,−cı ihtiyar ihtiyarcık,−ğı ihtiyar etmek ihtiyar heyeti ihtiyarî ihtiyarlama ihtiyarlamak ihtiyarlatma ihtiyarlatmak ihtiyarlayış ihtiyarlık,−ğı ihtiyarlık sigortası ihtiyar meclisi ihtiyar olmak ihtiyarsız ihtiyat ihtiyat akçesi ihtiyaten ihtiyatî ihtiyatî tedbir

1064

ihtiyatkâr ihtiyatkârlık,−ğı ihtiyatlı ihtiyatlı olmak ihtiyatsız ihtiyatsızlık,−ğı ihtiyatsızlık etmek ihtizaz ihvan ihya ihya etmek ihya olmak ihzar ihzarî ihzar müzekkeresi ika,−ı ika etmek ikame ikame etmek ikame mallar ikamet ikamet etmek ikametgâh ikametgâh ilmühaberi ikametgâh kâğıdı ikaz

1065

ikaz etmek ikbal,−li ikbal düşkünlüğü ikbal düşkünü ikdam ikebana iken iki iki anlamlı iki anlamlılık,−ğı iki ayaklı iki ayaklılık,−ğı iki başlı iki başlılık,−ğı iki bir iki buçukluk,−ğu iki büklüm iki büklüm olmak iki canlı iki canlılık,−ğı ikici iki cihan iki cihanda ikicilik,−ği iki cinslikli iki çenekliler iki çenetli

1066

iki çenetliler iki çifte iki dilli iki dillilik,−ği iki dünya iki düzlemli iki eşeyli iki evcikli iki fazlı iki geçeli iki kanatlılar iki katlı ikilem ikileme ikilemek ikilenme ikilenmek ikileşme ikileşmek ikiletme ikiletmek ikili ikili çatı ikilik,−ği ikili kök ikili öğretim ikili sigorta

1067

ikili ünlü ikili yatak,−ğı ikinci ikinci çağ ikinci el ikinci ferik ikinci grup,−bu ikinci karşılaşma ikinci kırdırma ikincil ikincilik,−ği ikinci yarı ikinci zaman ikinci zar ikindi ikindi ezanı ikindi namazı ikindiüstü ikindiüzeri ikindi vakti ikindiyin ikindi zamanı iki nokta iki ölçü iki paralık,−ğı iki paralık etmek iki paralık olmak

1068

iki parmaklı ikircik,−ği ikirciklenme ikirciklenmek ikircikli ikirciklik,−ği ikircil ikircim ikircimli ikircimlik,−ği iki şekilli ikişer ikişer ikişer iki tek iki telli iki terimli iki üç iki yaşayışlı iki yüzlü ikiyüzlü (riyakâr) ikiyüzlülük,−ğü (riyakârlık) ikiz ikiz anlam ikiz anlamlı İkizce (ilçe) İkizdere (ilçe)

1069

ikizkenar ikizkenar üçgen ikizkenar yamuk,−ğu İkizler (burç) ikizleşme ikizli ikizlilik,−ği ikiz ünlü ikiz ünsüz iklim iklim bilimci iklim bilimi iklimleme iklimleme cihazı ikmal,−li ikmal etmek ikmal imtihanı ikna,−ı ikna etmek ikna olmak ikon ikona ikonografi ikrah ikrah etmek ikrahlık,−ğı ikram

1070

ikramcı ikram etmek ikramiye ikramiyeli ikrar ikrar etmek ikraz ikraz etmek iks ışınları iksir iktibas iktibas etmek iktidar iktidarsız iktidarsızlaşma iktidarsızlaşmak iktidarsızlık,−ğı iktifa iktifa etmek iktiran iktisaden iktisadî iktisadiyat iktisap,−bı iktisap etmek iktisat,−dı iktisatçı

1071

iktisatçılık,−ğı iktisat etmek iktisatlı iktisatsız iktisat yapmak iktiza iktiza etmek il ilâ ilâç,−cı ilâç bilimci ilâç bilimi ilâçlama ilâçlamak ilâçlanış ilâçlanma ilâçlanmak ilâçlı ilâçlık,−ğı ilâçsız ilâçsızlık,−ğı ilâh ilâhe ilâhi ilâhî ilâhiyat ilâhiyatçı

1072

ilâhlaşma ilâhlaşmak ilâhlaştırma ilâhlaştırmak ilâm ilâmaşallah ilâm etmek ilân ilâncılık,−ğı ilân edilmek ilânen ilân etmek ilânıaşk ilânıaşk etmek ilânihaye ilân panosu ilân tahtası ilârya ilâve ilâve etmek ilâveli ilâveten ilbay ilca ilca etmek ilçe ilçebay

1073

ile ilelebet ilen ilenç,−ci ileniş ilenme ilenmek ilerde ileri ilerici ilericilik,−ği ileride ileri gelenler ileri geri ileri görüş ileri görüşlü ilerisi ileri teknoloji ileri uç,−cu ileri uç oyuncusu ilerlek,−ği ilerleme ilerlemek ilerletme ilerletmek ilerleyici ilerleyici benzeşme

1074

ilerleyiş ileti iletici iletiliş iletilme iletilmek iletim iletiş iletişim iletişim ağı iletişim araçları iletişim merkezi iletişim ortamı iletişme iletişmek iletken iletken damarlar iletkenlik,−ği iletki iletme iletmek ilga ilga etmek ilgeç,−ci ilgeçli ilgeçli tümleç,−ci ilgi

1075

ilgi alanı ilgi çekici ilgi eki ilgileme ilgilemek ilgilendiriş ilgilendirme ilgilendirmek ilgileniş ilgilenme ilgilenmek ilgileşim ilgili ilgililik,−ği ilginç,−ci ilginçleşme ilginçleşmek ilginçlik,−ği ilgisiz ilgisizlik,−ği ilhak ilhak etmek ilham ilham etmek ilham kaynağı ilham perisi ilhan

1076

ilhanlık,−ğı İliç (ilçe) ilik,−ği ilikçi ilikçilik,−ği ilikleme iliklemek iliklenme iliklenmek ilikleyiş ilikli iliksiz ilim,−lmi ilim adamı ilimcilik,−ği ilim kadını ilinek,−ği ilineksel ilinti ilintileme ilintilemek ilintili ilistir ilişik,−ği ilişikli ilişiksiz ilişilme

1077

ilişilmek ilişim ilişken ilişkenli ilişki ilişkilendirme ilişkilendirmek ilişkili ilişkin ilişkisiz ilişkisizlik,−ği ilişme ilişmek iliştirilme iliştirilmek iliştirme iliştirmek ilk ilk adım ilk ağızda ilkah ilkah etmek ilkbahar İlk Çağ ilk dördün ilke ilkeci

1078

ilkecilik,−ği ilkel ilkelce ilkelciler ilkelcilik,−ği ilk elden ilkeleşme ilkeleşmek ilkelleşme ilkelleşmek ilkelleştirme ilkelleştirmek ilkellik,−ği ilkel memeliler ilkel toplum ilkesel ilke söz ilk gösteri ilkin ilk kânun ilkokul ilköğrenim ilköğretim ilk önce ilk örnek,−ği ilk sezi ilkten

1079

ilk teşrin ilk yardım ilk yardım hastahanesi ilk yarı ilkyaz illâ illâki illâllah illâllah etmek ille illegal,−li illet illet etmek illetli illet olmak ille velâkin illî illiyet illüstrasyon illüzyon illüzyonist illüzyonizm ilme ilmek ilmekleme ilmeklemek ilmî

1080

ilmiahlâk ilmî ahlak ilmihâl,−li ilmik,−ği ilmikleme ilmiklemek ilmiklenme ilmiklenmek ilmikli ilmiksiz ilmiye ilmühaber ilsizleşme ilsizleşmek iltibas iltica iltica etmek iltica hakkı iltifat iltifat etmek iltifatlı iltihabî iltihak iltihak etmek iltihap,−bı iltihaplanma iltihaplanmak

1081

iltihaplı iltihapsız iltimas iltimasçı iltimasçılık,−ğı iltimas etmek iltimaslı iltisak iltisakî iltisakî diller iltizam iltizamcı iltizam etmek iltizamî ilzam ilzam etmek im ima ima etmek imaj imal,−li imalât imalâtçı imalâtçılık,−ğı imalâthane imalât resmi imale

1082

imale etmek imal etmek imale yapmak imalı imam imambayıldı imame imamet imam evi imamkayığı (tabut) imamlık,−ğı imam nikâhı imam nikâhlı İmamoğlu'nu (ilçe) imam suyu iman iman etmek imaniye imanlı iman sahibi imansız imansızlık,−ğı imansız peynir iman tahtası imar imaret imarethane

1083

imar etmek imbat imbik,−ği im bilimi imbisat imbisat etmek imce imceleme imcelemek imceli imcesiz imdat,−dı imdat etmek imdi imece imek imge imgeci imgelem imgeleme imgelemek imgelenme imgelenmek imgeli imgesel imha imha ateşi

1084

imha etmek imik,−ği imitasyon imkân imkânsız imkânsızlaşma imkânsızlaşmak imkânsızlık,−ğı imlâ imlâ etmek imlâ yanlışı imleç,−ci imleme imlemek imlik,−ği immoral,−li immoralizm immünoloji imparator imparatoriçe imparatoriçelik,−ği imparatorluk,−ğu imparator otu imrahor İmraniye (ilçe) İmranlı (ilçe) imren

1085

imrence imrendirme imrendirmek imrenilme imrenilmek imreniş imrenme imrenmek imrenti imroz İmroz (ilçe) imsak,−ki imsak etmek imsakiye imsakli imsak vakti imtihan imtihan etmek imtihan olmak imtina,−ı imtina etmek imtisal,−li imtisal etmek imtisas imtiyaz imtiyazlı imtiyazsız

1086

imtizaç,−cı imtizaç etmek imtizaçsız imza imza belgesi imza çizelgesi imza etmek imza günü imza kâğıdı imzalama imzalamak imzalanış imzalanma imzalanmak imzalatma imzalatmak imzalayış imzalı imza sahibi imzasız imza sirküleri imza töreni in inadına inak,−ğı inakçı inakçılık,−ğı

1087

inaksal inal inam inan inanca inancılık,−ğı inanç,−cı inançlı inançlılık,−ğı inançsız inançsızlık,−ğı inandırıcı inandırıcılık,−ğı inandırılma inandırılmak inandırma inandırmak inanılma inanılmak inanılmaz inanırlık,−ğı inanış inanlı inanma inanmak inanmazlık,−ğı inansız

1088

inansızlık,−ğı inat,−dı inatçı inatçılık,−ğı inat etmek inatlaşma inatlaşmak inayet inayet etmek inayet eylemek inbisat ince ince ağrı ince ayrım ince bağırsak,−ğı incecik,−ği incecikten inceden inceden inceye ince donanma ince gül yağı ince hastalık,−ğı (verem) ince iş ince kesim inceleme incelemeci

1089

incelemek inceleniş incelenme incelenmek inceletiş inceletme inceletmek inceleyici incelik,−ği inceliş incelme incelmek inceltici inceltiş inceltme inceltme işareti inceltmek incerek,−ği ince saz ince ses İncesu (ilçe) ince tutkal ince ünlü ince yağ ince yapılı ince zar inci

1090

inci balığı inci çiçeği incik,−ği incik boncuk,−ğu incik kemiği İncil incinme incinmek incir incir kuşu incirlik,−ği İncirliova (ilçe) incirsi meyve inci taşı incitici incitilme incitilmek incitiş incitme incitmebeni (kanser) incitmek incizap,−bı inç inçık indeks indeterminist

1091

indeterminizm indî indifa,−ı indifa etmek indifaî indikatör indinde indirgeme indirgemek indirgen indirgenebilir indirgeniş indirgenlik,−ği indirgenme indirgenmek indirgeyici indirilme indirilmek indirim indirimli indirimli satışlar indirim saatleri indirim yapmak indiriş indirme indirme−bindirme indirmek

1092

indirtme indirtmek indis individüalist individüalizm indiyum indükleç,−ci indükleme indükleme akımı indüklemek indükleme makinesi indüksiyon İnebolu (ilçe) inebolukütüğü (mavna) ineç,−ci İnegöl (ilçe) İnegöl köftesi inek,−ği inekçi inekçilik,−ği inekhane inekleme ineklemek ineklik,−ği inek yağı infak

1093

infaz infaz etmek infial,−li infilâk infilâk etmek infinitezimal,−li infirak infirat,−dı infiratçı infiratçılık,−ğı infisah infisah etmek informatik,−ği İngiliz İngiliz anahtarı İngilizce İngiliz ipi İngiliz sicimi İngiliz siyaseti İngiliz tuzu İngiltere ingin inginlik,−ği inha inha etmek inhibitör inhidam

1094

inhilâl,−li inhilâl etmek inhimak,−ki inhina inhiraf inhiraf etmek inhisar İnhisar (ilçe) inhisarcı inhisarcılık,−ğı inhisar etmek inhitat inhitat etmek ini inik,−ği inikâs inikâs etmek inikat,−dı inik deniz inildeme inildemek inildetme inildetmek inildeyiş inileme inilemek inilme

1095

inilmek inilti iniltili inim inim inisiyatif inisyal iniş iniş aşağı iniş çıkış inişli inişli çıkışlı inişli yokuşlu iniş takımları iniş yokuş inkâr inkârcı inkârcılık,−ğı inkâr etmek inkıbaz inkıbazlık,−ğı inkılâp,−bı inkılâpçı inkılâpçılık,−ğı inkılâp etmek inkıraz inkısam inkıta,−ı

1096

inkıyat,−dı inkisar inkisar etmek inkisarıhayal,−li inkişaf inkişaf etmek inleme inlemek inletme inletmek inleyiş inme inmek inmeli inorganik,−ği inorganik kimya inorganik öge İnönü'nü (ilçe) insaf insaf etmek insaflı insaflılık,−ğı insafsız insafsızca insafsızlık,−ğı insan insan başlı

1097

insan biçimcilik,−ği insan bilimci insan bilimi insan bilimsel insanca insancı insancıl insancılık,−ğı insancıllaşma insancıllaşmak insan coğrafyası insan evlâdı insangiller insan hâli insanımsılar insanî insaniçincilik,−ği insaniyet insaniyetli insaniyetsiz insaniyetsizlik,−ği insan kurusu insanlaşma insanlaşmak insanlık,−ğı insanlık etmek insanlık hâli

1098

insan müsveddesi insanoğlu insan sarrafı insansı insansılar insanüstü insektaryum insert insicam insicamlı insicamlılık,−ğı insicamsız insicamsızlık,−ğı insiraf insirafî insiyak insiyakî instant coffee inşa inşaat inşaatçı inşaatçılık,−ğı inşaat çivisi inşa etmek inşallah inşat,−dı inşat etmek

1099

inşirah intaç,−cı intaç etmek intak intan intanî intaniye intaniyeci integral,−li integral denklemi integral hesapları interferometre interferometri interferon interkinez intermezzo internet intiba,−ı intibah intibak intibak etmek intibaksız intibaksızlık,−ğı intifa intifa hakkı intiha intihabat

1100

intihal,−li intihap,−bı intihar intihar etmek intikal,−li intikal etmek intikam intikamcı intisap,−bı intisap etmek intişar intişar etmek intizam intizamlı intizamsız intizamsızlık,−ğı intizar intizar etmek inzal,−li inzibat inzibatî inzibatsız inzimam inzimam etmek inziva ip ip cambazı

1101

ipçi ipçik,−ği ipçilik,−ği ipek,−ği ipeka ipek ağacı ipek baskı ipek baskıcı ipek böceği ipek böceği kelebeği ipek böcekçiliği ipekçi ipek çiçeği ipekçilik,−ği ipek gülü ipekhane ipekli ipek matı ipham ipi çürük,−ğü ipi kırık,−ğı ipileme ipilemek ipil ipil ipilti ipince ipipullah

1102

ipka ipka etmek iplemek iplicik,−ği iplik,−ği iplikçi iplikçilik,−ği iplikhane iplik iplik iplik kurdu ipliklenme ipliklenmek ipliksi iplik solucanlar ip merdiven ipnotize ipnotize etmek ipnotize olmak ipnotizma ipnotizmacı ipnotizmalı ipnoz ipotek,−ği ipotek etmek ipotekli ipotetik,−ği İpsala (ilçe)

1103

ipsi ipsiler ipsi solucanlar ipsiz ipsiz sapsız iptal,−li iptal etmek iptida iptidaî iptidaîlik,−ği iptidaî mektep,−bi iptilâ iptizal,−li ip torba ipucu irade irade beyanı iradeci iradecilik,−ği irade dışı irade kaybı iradeli iradesiz iradesizlik,−ği irade yitimi iradımesel iradî

1104

iradiye İran İranist İranistik İranlı irap,−bı irat,−dı irat etmek irca,−ı irca etmek irdeleme irdelemek irfan iri iribaş (kurbağa kurtçuğu) irice iridyum iri kıyım iri lâf irileşme irileşmek irilik,−ği irili ufaklı irin irinlenme irinlenmek

1105

irinli irinti iris iriş iri yarı irkiliş irkilme irkilmek irkiltici irkiltme irkiltmek irkinti irkme irkmek İrlanda İrlandalı irmik,−ği irmik helvası ironi irrasyonalizm irrasyonel irrealist irredantizm irs irsal,−li irsalât irsaliye

1106

irsen irsî irsiyet irşat,−dı irşat etmek irtibat irtica,−ı irticaî irtical,−li irticalen irtifa,−ı irtifak irtifak hakkı irtihal,−li irtihal etmek irtikâp,−bı irtisam irtişa is İsa isabet isabet etmek isabetli isabetsiz isaf isal,−li isale

1107

is'at,−dı is'at etmek İscehisar (ilçe) ise İsevî İsevîlik,−ği isfendan ishak kuşu ishal,−li ishalli ishal olmak isilik,−ği isim,−smi isimcilik,−ği isim cümlesi isim çekimi isimden türeme fiil isimden türeme isim,−smi isim durumu isim gövdesi isim hakkı isim hâli isim kökü isimlendirme isimlendirmek isimli

1108

isimlik,−ği isimsiz isim tabanı isim tamlaması iskalârya iskambil iskambil kâğıdı iskân iskân belgesi iskân etmek iskandil iskandil etmek İskandinav İskandinav dilleri İskandinavya İskandinavyalı iskarpelâ iskarpin iskarto iskele iskele babası iskele kelepçesi iskele kuşu iskelet iskelet mobilya iskemle iskemle kavgası

1109

İskenderun (ilçe) iskerlet iskete İskilip (ilçe) İskitçe İskitler İskoç İskoçça İskoçya İskoçyalı iskorbüt iskorçina iskorpit iskorpitgiller iskota İslâhiye (ilçe) İslâm İslâmcı İslâmcılık,−ğı İslâm gizemciliği İslâm hukuku İslâmî İslâmiyet İslâmlaşma İslâmlaşmak İslâmlaştırma İslâmlaştırmak

1110

İslâmlık,−ğı isleme islemek islenme islenmek isli isli kalem isli küf islim ismen ismet ismetli ismetsiz isnaden isnat,−dı isnat grubu ispalya ispanya İspanya İspanyol İspanyolca İspanyol dansı ispanyolet ispanyolet kilit,−di İspanyol müziği İspanyol nezlesi ispari

1111

ispat ispat etmek ispati ispatlama ispatlamak ispatlanış ispatlanma ispatlanmak ispatlayış ispatlı ispatlı şahitli ispenç,−ci ispenç horozu ispençiyari ispendek,−ği ispermeçet ispermeçet balinası ispinoz ispinozgiller ispir İspir (ilçe) ispiralya ispirto ispirtocu ispirtolu ispirtoluk,−ğu ispirto ocağı

1112

ispirtosuz ispit ispiyon ispiyoncu ispiyonculuk,−ğu ispiyonlama ispiyonlamak ispritizma ispritizmacı ispritizmacılık,−ğı israf israf etmek İsrafil İsrail İsrailli istadya İstanbul İstanbul efendisi istanbulin İstanbul kekiği istasyon istatistik,−ği istatistikçi istatistikî istavrit istavrit azmanı istavroz

1113

istek,−ği isteka isteklendirici isteklendirme isteklendirmek istekleniş isteklenme isteklenmek istekli isteksiz isteksizce isteksizlik,−ği istek yutumu istem isteme istemek isteme kipleri istemeye istemeye istemli istemseme istemsiz istemsizlik,−ği istenç,−ci istenççi istenççilik,−ği istenç dışı istençli

1114

istençsiz istençsizlik,−ği istenç yitimi istenilme istenilmek istenme istenmek istenmeyen durum istenmeyen kişi ister isteri isterik,−ği isteri nöbeti ister istemez istetme istetmek isteyiş istiane istiane etmek istiap,−bı istiap etmek istiap haddi istiare istibat,−dı istibat etmek istibdat,−dı istical,−li

1115

istical etmek isticar isticar etmek isticvap,−bı istida istidaname istidat,−dı istidatlı istidatsız istidlâl,−li istidlâl etmek istif istifa istifade istifade etmek istifa etmek istifaname istifçi istifçilik,−ği istif etmek istifham istifleme istiflemek istifleniş istiflenme istiflenmek istifleyiş

1116

istifrağ istifrağ etmek istifsar istifsarıhatır istiğfar istiğfar etmek istiğna istiğrak istihale istihale etmek istihare istihbar istihbarat istihbarat dairesi istihbarat servisi istihbar etmek istihdaf istihdaf etmek istihdam istihdam etmek istihfaf istihfaf etmek istihkak istihkâm istihkâmcılık,−ğı istihkâm sınıfı istihkar

1117

istihkar etmek istihlâk,−ki istihlâk etmek istihraç,−cı istihraç etmek istihsal,−li istihsal etmek istihza istihza etmek istihzalı istihzar istika istikamet istikbal,−li istikbal etmek istiklâl,−li istikra istikrah istikrah etmek istikrar istikrarlı istikrarlılık,−ğı istikrarsız istikrarsızlık,−ğı istikraz istikraz etmek istikşaf

1118

istilâ istilâcı istilâcılık,−ğı istilâ etmek istilzam istilzam etmek istim istimal,−li istimal etmek istimara istimator istimbot istimdat,−dı istimdat etmek istimlâk,−ki istimlâk etmek istimna istimrar istimzaç,−cı istimzaç etmek istinabe istinaden istinaf istinaf mahkemesi istinas istinat,−dı istinat duvarı

1119

istinat etmek istinatgâh istinga istinga etmek istinkâf istinkâf etmek istinsah istinsah etmek istintaç,−cı istintaç etmek istintak istintak etmek istirahat,−ti istirahat etmek istirdat,−dı istirham istirham etmek istiridye istiskal,−li istiskal etmek istismar istismarcı istismarcılık,−ğı istismar etmek istisna istisna etmek istisnaî

1120

istisnasız istişare istişare etmek istişare heyeti istitrat,−dı istiva istiva hattı istizah istizah etmek istizan istizan etmek istop istop etmek istralya istrongilos İsveç İsveççe İsveçli İsviçre İsviçreli isyan isyancı isyancılık,−ğı isyan etmek isyankâr isyankârlık,−ğı iş

1121

iş adamı iş akdi iş alanı iş'ar işaret işaretçi işaret etmek işaretleme işaretlemek işaretlenme işaretlenmek işaretleşme işaretleşmek işaretli işaret parmağı işaret sıfatı işaretsiz iş'arî iş'arî oy işba,−ı iş başı iş başı yapmak iş bırakımcı iş bırakımı iş bilimi iş birliği iş birliği yapmak

1122

iş birlikçi iş birlikli iş bölümü işbu işçi işçilik,−ği işçi sigortası iş donu işeme işemek işenme işenmek iş eri işetme işetmek işe uygun işe yarar işgal,−li işgalci işgalcilik,−ği işgal etmek işgaliye işgaliye resmi iş gezisi iş gücü iş güç iş güç sahibi

1123

işgüder işgüderlik,−ği iş günü işgüzar işgüzarca işgüzarlık,−ğı işgüzarlık etmek iş hacmi iş hanı işi duman işi tıkırında işitilme işitilmek işitilmemiş işitim işitiş işitme işitmek işitme kesesi işitmemezlik,−ği işitme taşı işitmezlik,−ği işitsel işittirme işittirmek işi yolunda iş kadını

1124

işkâl işkâl etmek iş kazası işkembe işkembeci işkembecilik,−ği işkembe çorbası işkembeli işkembesi geniş işkembesiz işkembe suratlı işkence işkenceci işkence etmek işkence yapmak işkil işkillendirme işkillendirmek işkillenme işkillenmek işkilli işkillilik,−ği işkilli olmak işkilsiz işkilsizlik,−ği işkine iş kolu

1125

işlek,−ği işlek ek işlek ekler işleklik,−ği işlem işlemci işleme işlemeci işlemecilik,−ği işlemek işlemeli işlem hacmi işleniş işlenme işlenmek işlenti işlerlik,−ği işletilme işletilmek işletiş işletme işletmeci işletmecilik,−ği işletme defteri işletmek işletmen işletmenlik,−ği

1126

işletme şirketi işlev işlevcilik,−ği işlevsel işlevsiz işlevsizlik,−ği işlev yitimi işleyim işleyiş işli işlik,−ği işlik orun işmar işmar etmek iş merkezi işporta işportacı işportacılık,−ğı işporta malı işret iş saatleri iş seyahati işsiz işsiz güçsüz işsizlik,−ği iş sözleşmesi iştah

1127

iştahlandırma iştahlandırmak iştahlanma iştahlanmak iştahlı iştahlılık,−ğı iştahsız iştahsızlık,−ğı işte işteş işteş çatı işteş fiil işteşlik,−ği iştial,−li iştial etmek iştigal,−li iştigal etmek iştiha iştihar iştikak iştira iştira etmek iştirak,−ki iştirakçi iştirak etmek iştiyak iştiyaklı

1128

işve işveli işveren işyar iş yeri it ita ita amiri itaat,−ti itaat etmek itaatkâr itaatli itaatsiz itaatsizlik,−ği ita emri italik,−ği İtalya İtalyan İtalyanca itap,−bı itap etmek itboğan itburnu (bitki) it canlı itçe itdirseği (arpacık) iteği

1129

ite kaka itekleme iteklemek iteleme itelemek itelenme itelenmek it elli itenek,−ği iterbiyum itfa itfa etmek itfaiye itfaiye aracı itfaiyeci itfaiyecilik,−ği ithaf ithaf etmek ithafname ithaf yazısı ithal,−li ithalât ithalâtçı ithalâtçılık,−ğı ithal etmek ithal izni ithal malı

1130

itham itham etmek ithamname it hıyarı iti itibar itibaren itibar etmek itibarıyla itibarî itibarî hizmet zammı itibarî sayfa itibarlı itibar mektubu itibarsız itibarsızlaşma itibarsızlaşmak itibarsızlık,−ğı itici iticilik,−ği itidal,−li itidalli itidal sahibi itikâf itikâl,−li itikat,−dı itikatlı

1131

itikatsız itikatsızlık,−ğı itilâ itilâf itilâfçı itilâfçılık,−ğı itilâf etmek itiliş itilme itilmek itimat,−dı itimat etmek itimatlı itimat mektubu itimatname itimatsız itimatsızlık,−ğı itina itina etmek itinalı itinasız itinasızlık,−ğı itiraf itirafçı itiraf etmek itiraz itirazcı

1132

itiraz etmek itirazsız itiş itiş kakış itişme itişmek itiştirme itiştirmek itiyat,−dı itiyat edinmek itiyat etmek itizar itizar etmek itki it kopuk,−ğu itkuyruğu (bitki) itlâf itlâf etmek itlenme itlenmek itleşme itleşmek itlik,−ği itmam itmam etmek itme itmek

1133

itminan itriyum itriyumlu ittırat,−dı ittifak ittifak etmek ittifakla ittihat,−dı ittihatçı ittihatçılık,−ğı ittihat etmek ittihaz ittihaz etmek ittirme ittirmek ittisal,−li it üzümü ivaz ivazlı ivazsız ivdirme ivdirmek ivecen ivecenlik,−ği ivedi ivedilenme ivedilenmek

1134

ivedileşme ivedileşmek ivedileştirme ivedileştirmek ivedili ivedilik,−ği ivedilikle iveğen ivesi ivgi ivinti ivinti yeri ivme ivmek ivmeölçer ivmeyazar İvrindi (ilçe) iye iyelik,−ği iyelik eki iyelikli tamlama iyi iyice iyicene iyicil iyiden iyiye İyidere (ilçe)

1135

iyi gün iyi gün dostu iyi hâl,−li iyi hâl belgesi iyi kalpli iyi kötü iyileşme iyileşmek iyileştirme iyileştirmek iyilik,−ği iyilikbilir iyilikbilirlik,−ği iyilikbilmez iyilikçi iyilikçilik,−ği iyilik etmek iyilik güzellik iyilikle iyilik perisi iyilik sağlık iyiliksever iyilikseverlik,−ği iyilik yapmak iyimser iyimserlik,−ği iyi niyet

1136

iyi yürekli iyodür iyon iyonik,−ği iyonlanma iyonlaşma iyonlaştırma iyonlaştırmak iyon yuvarı iyot,−du iyotlama iyotlu tuz iz izabe izabe fırını izabe noktası iz'aç,−cı iz'aç etmek izafe izafe etmek izafet izafeten izafî izafîlik,−ği izafiye izafiyet izah

1137

izahat izah etmek izahlı izale izale etmek izaleişüyu,−u izam izam etmek izamik,−ği iz'an iz'an etmek iz'anlı iz'ansız iz'ansızca iz'ansızlık,−ğı izaz izaz etmek izazüikram izbe izbelik,−ği izbiro izci izcilik,−ği izdiham izdivaç,−cı izdivaç etmek iz düşümlü

1138

iz düşümsel iz düşümü izdüşüren izhar izhar etmek izin,−zni izin belgesi izinli izinname izinsiz izinsizlik,−ği izlek,−ği izlem izleme izlemek izlence izlenim izlenimci izlenimcilik,−ği izleniş izlenme izlenmek izletilme izletilmek izletme izletmek izleyici izleyiş 1139

izmarit izmaritgiller izmihlâl,−li İzmir İzmir köfte İzmir köftesi İzmit İznik (ilçe) izobar izobar eğrisi izohips izohips eğrisi izolâsyon izolâtör izole izole bant,−dı izole etmek izomer izomeri izomerik,−ği izomerleşme izometri izomorf izomorfik,−ği izomorfizm izomori izomorlik,−ği

1140

izoterm izoterm eğrisi izotop izzet izzetinefis,−fsi izzetüikbal,−li (*)J J jaguar jaketatay jaketataylı jakoben jakobenizm jakuzi jale jalûzi jambon jambonluk,−ğu jandarma jandarmalık,−ğı janjan janjanlı janr jant Japon Japon armudu Japon bezi Japonca

1141

Japon denizi japone Japon elması Japon gülü Japon hurması Japon kaktüsü Japon sarmaşığı Japonya jargon jarse jartiyer jel jelâtin jelâtinleme jelâtinlemek jelâtinli jeloz jenerasyon jeneratör jenerik,−ği jenosit,−di jeodezi jeodinamik,−ği jeofizik,−ği jeofizikçi jeokimya jeolog,−ğu

1142

jeoloji jeolojik,−ği jeomorfolog,−ğu jeomorfoloji jeopolitik,−ği jeosantrik,−ği jeosantrizm jeosenklinal,−li jeosismik,−ği jeotermal jeotermal enerji jeotermi jeotermik,−ği jeotropizma jersey jest jet jet motoru jeton jetoncu jet yakıtı jig jigolo jigololuk,−ğu jikle jile jilet

1143

jimnastik,−ği jimnastikçi jinekolog,−ğu jinekoloji jips jiujitsu jiujitsucu jogging joker jokey jokeylik,−ği jorjet jöle jön jönprömiye judo judocu jul,−lü jurnal,−li jurnalci jurnalcilik,−ği jurnal etmek jurnalleme jurnallemek juro jübile Jüpiter

1144

jüpon jüri jüt (*)K K kaba kababurun (balık) kabaca kabadayı kabadayıca kabadayılanma kabadayılanmak kabadayılaşma kabadayılaşmak kabadayılık,−ğı Kabadüz (ilçe) kaba düzen kaba et kabahat,−ti kabahat etmek kabahatli kabahatlilik,−ği kabahatsiz kabahatsizlik,−ği kabak,−ğı kaba kâğıt,−dı kabak çekirdeği

1145

kabakçı kabak çiçeği kabakgiller kabak kafalı kabak kemane kabaklama kabaklamak kabaklaşma kabaklaşmak kabaklık,−ğı kabak tadı kabak tatlısı kabakulak,−ğı kabakulak olmak kabakulak otu kaba kurgu kaba kuşluk,−ğu kaba kuvvet kabala kabalacı kabalacılık,−ğı kabalak,−ğı kabalaşma kabalaşmak kabalaştırma kabalaştırmak kabalık,−ğı

1146

kabalist kabalizm kaballama kaballamak kaban kabana kabara kabara kabara kabaralı kabarcık,−ğı kabarcıklı kabarcıklı düzeç,−ci kabare kabareci kabarecilik,−ği kabare tiyatrosu kabarık,−ğı kabarık deniz kabarıklık,−ğı kabarış kabarma kabarmak kabartı kabartıcı kabartılı kabartma kabartmak

1147

kabartmalı kabartma tozu kaba saba kaba sakal kaba sıva kaba sofu kaba şiş kabataslak,−ğı Kabataş (ilçe) kaba Türkçesi kaba yapı kaba yel Kâbe kabız,−bzı kabızlık,−ğı kabız olmak kabil kabile kabiliyet kabiliyetli kabiliyetsiz kabiliyetsizlik,−ği kabin kabine kabir,−bri kabir azabı kabir suali

1148

kabl kablelmilât,−dı kablelvuku,−u kablo kablocu kablolu yayın kabotaj kabotaj bayramı kabotaj gemisi kabotaj hakkı kabristan kabuğunu çatlatma kabuk,−ğu kabuk bilimi kabuk böcekleri kabuk değiştirme kabuk kahvesi kabuklanma kabuklanmak kabuklaşma kabuklaşmak kabuklu kabuklu bit kabuklular kabuksu kabuksuz kabuk yönetim

1149

kabul,−lü kabul etmek kabul eylemek kabul günü kabul kredisi kabullenme kabullenmek kabul odası kabul salonu kabul töreni kabul yeri kaburga kâbus kâbuslu kabuz kabuzcu kabza kabzetme kabzetmek kabzımal kabzımallık,−ğı kaç kaça kaçak,−ğı kaça kaç kaçakçı kaçakçılık,−ğı

1150

kaçaklık,−ğı kaçamak,−ğı kaçamaklı kaçamak yapmak kaçamak yol kaçamak yolu kaçan kaçana kaçar kaçgöç kaçı kaçık,−ğı kaçıkça kaçıklık,−ğı kaçık öz kaçılma kaçılmak kaçımsama kaçımsamak kaçımsar kaçıncı kaçıngan kaçınganlık,−ğı kaçınılmaz kaçınma kaçınmak kaçıntı kaçırga

1151

kaçırılma kaçırılmak kaçırış kaçırma kaçırmak kaçırtma kaçırtmak kaçış kaçışılma kaçışılmak kaçışma kaçışmak kaçkın kaçlı kaçlık,−ğı kaçma kaçmak kaçmaklık,−ğı kaçmaz kaçta kadana kadar kadastro kadastrolama kadastrolamak kadastrolanma kadastrolanmak

1152

kadavra kadavralaşma kadavralaşmak kadayıf kadayıfçı kadayıfçılık,−ğı kadeh kadeh arkadaşı kadeh arkadaşlığı kadehçik,−ği kadehdaş kadem kademe kademe kademe kademe ilerlemesi kademeleme kademelemek kademelendirme kademelendirmek kademelenme kademelenmek kademeli kademesiz kademhane kademli kademsiz kademsizlik,−ği

1153

kader kader birliği kaderci kadercilik,−ği kaderiye kadersiz kadı Kadıköy (ilçe) Kadıköy taşı kadılık,−ğı kadın kadınana kadın avcısı kadın berberi kadınbudu (köfte) kadınca kadıncağız kadıncık,−ğı kadıncıl kadındüğmesi (bitki) kadın evi kadıngöbeği (tatlı) Kadınhanı'nı (ilçe) kadın hareketi kadın hastalıkları kadınımsı

1154

kadın kadına kadın kadıncık kadınlar hamamı kadınlaşma kadınlaşmak kadınlı kadınlı erkekli kadınlık,−ğı kadınnine kadınsal kadınsı kadınsılaşma kadınsılaşmak kadınsılık,−ğı kadınsız kadın terzisi kadın ticareti kadıntuzluğu (bitki) kadırga kadırga balığı Kadışehri'ni (ilçe) kadife kadife çiçeği kadifeleşme kadifeleşmek kadifeleştirme kadifeleştirmek

1155

kadifelik,−ği kadifemsi kadim kadim dost kadinne kadir,−dri (değer) kadir (güçlü) kadirbilir kadirbilirlik,−ği kadirbilmez kadirbilmezlik,−ği Kadir Gecesi Kadirî Kadirîlik,−ği Kadiriye Kadirli (ilçe) kadir olmak kadirşinas kadirşinaslık,−ğı kadit,−di kadmiyum kadmiyumlu kadran kadrat kadril kadro kadrolandırma

1156

kadrolandırmak kadrolaşma kadrolaşmak kadrolu kadrosuz kadrosuzluk,−ğu kadük kadüklük,−ğü kadük olmak kafa kafaca kafa çıkışı kafadan bacaklılar kafadan kontak,−ğı kafadar kafadarlık,−ğı kafadaş kafadaşlık,−ğı kafa dengi kafa içi kafa işçisi kafa kâğıdı kafa koçanı kafakol kafalı kafası boş kafası bulutlu

1157

kafası çatlak,−ğı kafası dumanlı kafası iyi kafası kıyak,−ğı kafası kontak,−ğı kafası küflü kafası örümcekli kafası tembel kafasız kafasızlık,−ğı kafatasçı kafatasçılık,−ğı kafatası Kafdağı'nı kafein kafes kafesçi kafesleme kafeslemek kafesli kafes teli kafeşantan kafeterya kâffe kâffesi kâfi kafile

1158

kâfir kâfiristan kâfirlik,−ği kafiye kafiyeli kafiyesiz Kafkas Kafkasya Kafkasyalı kaftan kaftancı kâfur kâfur ağacı kâfuru kâgir kağan kağanlık,−ğı kâğıt,−dı kâğıt ağacı kâğıt balığı kâğıt balığıgiller kâğıtçı kâğıtçılık,−ğı kâğıt dutu Kâğıthane (ilçe) kâğıt helvacı kâğıt helvası

1159

kâğıt kebabı kâğıtlama kâğıtlamak kâğıtlanma kâğıtlanmak kâğıtlı kâğıtlık,−ğı kâğıt oyunu kâğıtsı kâğıt torba Kağızman (ilçe) kağnı kağnı mazısı kağşak,−ğı kağşama kağşamak kâh kahhar kahır,−hrı kahırlanma kahırlanmak kahırlı kâhil kâhillik,−ği kâhin kâhinlik,−ği kahir

1160

kahir ekseriyet kahir kuvvet kahkaha kahkaha çiçeği kahpe kahpece kahpecik,−ği kahpe dölü kahpe felek,−ği kahpelenme kahpelenmek kahpeleşme kahpeleşmek kahpelik,−ği kahpelik etmek kahpenin dölü kahraman kahramanca kahramanlaşma kahramanlaşmak kahramanlık,−ğı Kahraman Maraş kahretme kahretmek kahreyleme kahreylemek kahreyleyiş

1161

kahrolası kahrolma kahrolmak kahroluş Kâhta (ilçe) kahvaltı,−yı kahvaltıcı kahvaltı etmek kahvaltılık,−ğı kahve kahve ağabeyi kahve cezvesi kahveci kahvecilik,−ği kahve değirmeni kahve dibeği kahve dolabı kahve falı kahve fincanı kahvehane kahvehaneci kahve kaşığı kahve makinesi kahve ocağı kahve parası kahverengi,−yi kahve tabağı

1162

kahve takımı kahve tepsisi kâhya kâhyalık,−ğı kâhyalık etmek kaide kaideci kaideli kaidesiz kail kail olmak kaim kaime kaimelik,−ği kaim olmak kâin kâinat kak kaka kakaç,−cı kakalama kakalamak kakalanma kakalanmak kakao kakolu kakaolu kek

1163

kakavan kakavanlık,−ğı kakavanlık etmek kakıç,−cı kakılma kakılmak kakım kakıma kakımak kakınç,−cı kakıntı kakırca kakırdak,−ğı kakırdak poğaçası kakırdama kakırdamak kakır kakır kakırtı kakış kakışma kakışmak kakıştırma kakıştırmak kaklık,−ğı kakma kakma aşı kakmacı

1164

kakmacılık,−ğı kakmak kakmalı kaknem kakofoni kaktüs kaktüsgiller kakule kakuleli kakum kâkül kâküllü kal kala kalaazar kalaba Kalaba kalabalık,−ğı kalabalık ağızlı kalabalıkça kalabalık etmek kalabalıklaşma kalabalıklaşmak kalafat kalafatçı kalafatçılar kalafatçılık,−ğı

1165

kalafatlama kalafatlamak kalafatlanma kalafatlanmak kalafatsız kalafat yeri kalak,−ğı kala kala kalakalma kalakalmak kalamar kalamata Kalamış kalamin kalamit kalan Kalan kalandır kalandırcı kalandır makinesi kalanlı bölme kalantor kalantorca kalantorluk,−ğu kalas kalastra kalavra

1166

kalavrahane kalay kalay balık,−ğı kalaycı kalaycılık,−ğı kalayhane kalaylama kalaylamak kalaylanma kalaylanmak kalaylatma kalaylatmak kalaylı kalaysız kalben kalbî kalbi kırık,−ğı kalbi temiz kalbur kalburabastı kalburcu kalburculuk,−ğu kalbur kemiği kalburlama kalburlamak kalburlanma kalburlanmak

1167

kalburlatma kalburlatmak kalburüstü kalcı kalça kalça kemiği kalçalı kalçalık,−ğı kalçasız kalçete kalçın kalçıncı kaldıraç,−cı kaldıran kaldırıcı kaldırılış kaldırılma kaldırılmak kaldırım kaldırımcı kaldırımcılık,−ğı kaldırım işçisi kaldırım kabadayılığı kaldırım kabadayısı kaldırımlı

1168

kaldırım mühendisi kaldırım satışı kaldırımsı kaldırımsız kaldırım süpürgesi kaldırım taşı kaldırım yosması kaldırış kaldırma kaldırmak kaldırma kolcusu kaldırtma kaldırtmak kale Kale (ilçe) kale bedeni kalebent,−di kalebent etmek kalebentlik,−ği kaleci kaleci eldiveni Kalecik (ilçe) kalecilik,−ği kale çizgisi kalem kalem açacağı kalem aşısı

1169

kalembek kalem beyi kalem efendisi kalem erbabı kalemis kalem işi kalemkâr kalemkârlık,−ğı kalem kaşlı kalem kavgası kalem kömürü kalem kulaklı kalem kutusu kalemlik,−ği kalem parmaklı kalem pil kalem sahibi kalemşor kalem şuarası kalemtıraş kalender kalenderce kalenderî Kalenderiye kalenderleşme kalenderleşmek kalenderlik,−ği

1170

kalensöve kaleska kalevî kale vuruşu kaleydoskop,−bu kalfa kalfalık,−ğı kalgıma kalgımak kalhane kalıcı kalıcılık,−ğı kalıcı ruj kalıç,−cı kalık,−ğı kalıklık,−ğı kalım kalımlı kalımlılık,−ğı kalımsız kalın kalın bağırsak,−ğı kalınca kalın kafa kalın kafalı kalın kafalılık,−ğı kalınlaşma

1171

kalınlaşmak kalınlaştırma kalınlaştırmak kalınlatma kalınlatmak kalınlık,−ğı kalınma kalınmak kalın ses kalıntı kalın ünlü kalın yağ kalıp,−bı kalıpçı kalıpçılık,−ğı kalıp kıyafet kalıplama kalıplamak kalıplanma kalıplanmak kalıplaşma kalıplaşmak kalıplaşmış kalıplaşmış iyelik, −ği kalıplatma kalıplatmak

1172

kalıplı kalıplı kıyafetli kalıpsız kalıpsız kıyafetsiz kalıp sigarası kalış kalıt kalıtçı kalıtım kalıtım bilimi kalıtımsal kalıtsal kalıtsallık,−ğı kaliborit kalibraj kalibrasyon kalibrasyon testi kalibre kalifikasyon kalifiye kalifiye işçi kaliforniyum kaligrafi kaliko kalinis kalinos kalipso

1173

kaliptra kalitatif kalite kalite çemberleri kalite kontrolü kaliteli kalite riski kalitesiz kalitesizlik,−ği kalkan kalkan balığı kalkan balığıgiller kalkan bezi kalkan böcekleri kalkancık,−ğı Kalkandere (ilçe) kalkan kıkırdağı kalk borusu kalker kalkerleşme kalkerleşmek kalkerli kalkersiz kalkık,−ğı kalkıklık,−ğı kalkındırma kalkındırmak

1174

kalkınış kalkınma kalkınma hızı kalkınmak kalkış kalkışılma kalkışılmak kalkışma kalkışmak kalkma kalkmak kalkojen kalkolitik,−ği kallavi kallavi fincan kalleş kalleşçe kalleşlik,−ği kalleşlik etmek kalma kalma durumu kalmak kalmalı kalmalı tümleç,−ci kaloma kalomel kalori

1175

kalorifer kalorifer borusu kaloriferci kalorifercilik,−ği kalorifer dairesi kalorifer kazanı kalorifer peteği kalorimetre kalorimetri kalp,−bi (yürek) kalp (sahte) kalp ağrısı kalpak,−ğı kalp akçe kalpakçı kalpakçılık,−ğı kalpaklı kalpaklık,−ğı kalp aksesi kalpazan kalpazanlık,−ğı kalp çarpıntısı kalpçi kalp etmek kalp kası kalp krizi kalplaşma

1176

kalplaşmak kalplık,−ğı kalpli kalp olmak kalp sektesi kalpsiz kalpsizlik,−ği kalp spazmı kalp yarası kalseduan kalsemi kalsifikasyon kalsit kalsiyum kalsiyum fosfat kalsiyum karbonat kalsiyum klorür kalsiyumlu kalsiyum oksit,−di kalsiyumsuz kaltaban kaltabanlık,−ğı kaltak,−ğı kaltakçı kaltaklık,−ğı kalûbelâ Kalvenci

1177

Kalvencilik,−ği Kalvenizm kalya kalyon kalyoncu kam (şaman) kâm (dilek) kama kamacı kamacılık,−ğı kamalama kamalamak kamalı kamamsı Kaman (ilçe) kamanço kamanço etmek kamara kamaramsı kamarillâ kamarot kamarotluk,−ğu kamasız kamaşma kamaşmak kamaştırma kamaştırmak

1178

kamber kambiyo kambiyo ajanı kambiyo cirosu kambiyocu kambiyoculuk,−ğu kambiyo senedi kambriyen kambriyen öncesi kambur kambura kambura makinesi kambur felek,−ği kambur kambur kamburlaşma kamburlaşmak kamburlaştırma kamburlaştırmak kamburluk,−ğu kamburumsu kambur zambur kamçı kamçıbaşı (iplik) kamçıkuyruk,−ğu (koyun) kamçılama kamçılamak

1179

kamçılanış kamçılanma kamçılanmak kamçılaşma kamçılaşmak kamçılatma kamçılatmak kamçılayış kamçılı kamçılılar kame kamelya kamer kamera kameraman kamer balığı kamerî kamerî ay kamerî takvim kameriye kameriyeli kamerî yıl kamersiz Kamerun Kamerunlu kamet kamga

1180

kamış kamışçık,−ğı kamış kalem kamış kemik,−ği kamışkulak,−ğı (at) kamışlı kamışlık,−ğı kamışsı kamikaze kâmil kâmilen kamineto kamkaz kamp kampana kampanacı kampanya kampanyacı kampçı kampçılık,−ğı kamping kamplaşma kamplaşmak kampus kamp yapmak kamu kamu davası

1181

kamu denetçisi kamu düzeni kamuflâj kamufle kamufle etmek kamu güvenliği kamu hizmeti kamu hukuku kamu idaresi kamu kesimi kamu kurumu kamulaştırılma kamulaştırılmak kamulaştırma kamulaştırmak kamuoyu kamu personeli kamus kamu sağlığı kamusal kamusallaşma kamusallaşmak kamu sektörü kamu tanrıcı kamu tanrıcılık,−ğı kamutay kamu yararı

1182

kamu yönetimi kamyon kamyoncu kamyonculuk,−ğu kamyonet kamyonetçi kamyonetçilik,−ği kan kana kanaat,−ti kanaat etmek kanaatkâr kanaatkârlık,−ğı kanaatli Kanada Kanada geyiği Kanada kavağı Kanadalı kanadiyen kana kan kana kana kan akçesi kan aktarımı kanal kanalcık,−ğı kanalet kanalıyla

1183

kanalizasyon kanama kanamak kanamalı kanara kanarya kanarya çiçeği kanaryalık,−ğı kanarya otu kanasta kanat,−dı kanata kanatçık,−ğı kanatış kanatlandırma kanatlandırmak kanatlanış kanatlanma kanatlanmak kanatlı kanatlılar kanatma kanatmak kanatsız kanatsızlar kanava kanaviçe

1184

kan ayaklı kanayış kan bağı kan bankası kan basıncı kan bilimci kan bilimi kanbiyit kanca kancabaş (kayık) kancacı kancalama kancalamak kancalanma kancalanmak kancalı kancalı iğne kancalı kurt,−du kancasız kancık,−ğı kancıkça kancıklık,−ğı kancıklık etmek kancıklık yapmak kancıl kancur kan çıbanı

1185

kançılar kançılarlık,−ğı kançılarya kandamlası (bitki) kandaş kandaşlık,−ğı kan davası kandelâ Kandıra (ilçe) kandıra ağacı kandıra otu kandırıcı kandırıcılık,−ğı kandırılış kandırılma kandırılmak kandırış kandırma kandırmaca kandırmak kandidoz kandil kandilci kandil çiçeği kandil çöreği kandil gecesi kandil günü

1186

kandilisa kandilleşme kandilleşmek kandilli Kandilli kandillik,−ği kandilli küfür kandilli selâm kandilli temenna kandil simidi kandil yağı kan doku kan dolaşımı kanepe kangal Kangal (ilçe) kangal köpeği kangallama kangallamak kangallanma kangallanmak kangren kangrenleşme kangrenleşmek kangrenleştirme kangrenleştirmek kangrenli

1187

kangren olmak kan grubu kanguru kangurugiller kanı kanı ayaklı kanı bozuk,−ğu kanık,−ğı kanıklanma kanıklanmak kanıklık,−ğı kanıkma kanıkmak kanıksama kanıksamak kanıksayış kanırma kanırmak kanırtma kanırtmaç,−cı kanırtmak kanı sıcak,−ğı kanış kanıt kanıtlama kanıtlamak kanıtlandırma

1188

kanıtlandırmak kanıtlanış kanıtlanma kanıtlanmak kanıtlı kanıtsama kanıtsamak kani,−i kani olmak kaniş kankan kan kanseri kan kardeşi kan kaybı kan kırmızı kankurutan kanlama kanlamak kanlandırma kanlandırmak kanlanma kanlanmak kanlı kanlı basur kanlı bıçaklı kanlı canlı kanlı katil

1189

kanlılık,−ğı kanma kanmak kanmazlık,−ğı kan nakli kano kanon kanotiye kan otu kan pahası kan parası kan plâzması kan portakalı kanser kanser bilimi kanserleşme kanserleşmek kanserleştirici kanserli kanserojen kanseroloji kan serumu kansız kansız ameliyat kansız cansız kansızlaşma kansızlaşmak

1190

kansızlık,−ğı kant,−dı kantar kantar ağası kantarcı kantarcılık,−ğı kantariye kantar kabağı kantar kolu kantarlama kantarlamak kantarlı kantarlık,−ğı kantarlı küfür kantarma kantaron kantar topu kan taşı kantat Kantçı Kantçılık,−ğı kantin kantinci kantincilik,−ği kantitatif kantiyane kanto

1191

kantocu kantoculuk,−ğu kanton kantonit kanun (yasa; çalgı aleti) kânun (yılın ilk ve son ayları) kanun adamı kanuncu kanun dışı kanunen kanun hükmünde kararname kanunî kanuniyet kanun koyucu kanunlaşma kanunlaşmak kanunlaştırılma kanunlaştırılmak kanunlaştırma kanunlaştırmak kanun lâyihası kanun maddesi kanunname kanun sözcüsü

1192

kanunsuz kanunsuzluk,−ğu kanun tasarısı kanun teklifi kan unu kanunuesasî kânunuevvel kânunusani kanyak,−ğı kanyon kaolin kaolinit kaolinli kaos kap (giysi) kap,−bı (mahfaza) kâp,−bı (aşık kemiği) kapacık,−ğı kapak,−ğı kapak bıçkıcısı kapak bıçkısı kapakçık,−ğı kapak kızı kapaklanma kapaklanmak kapaklı

1193

kapaklık,−ğı kapaksız kapak tahtası kapak takımı kapak taşı kapak yıldızı kapalı kapalı bölge kapalı çarşı kapalı devre kapalı duruşma kapalı gişe kapalı hava kapalı hece kapalı kalp ameliyatı kapalı kutu kapalılık,−ğı kapalı oturum kapalı rejim kapalı tohumlular kapalı tribün kapalı yer korkusu kapalı yüzme havuzu kapama kapamacı

1194

kapamaç,−cı kapamak kapan kapanca kapancı kapan duygu kapanık,−ğı kapanıklık,−ğı kapanış kapaniçe kapan kapana kapanma kapanmak kapantı kapari kaparo kaparolu kaparosuz kaparoz kaparozcu kaparozculuk,−ğu kaparozlama kaparozlamak kapasite kapasiteli kapasitesiz kapatılış

1195

kapatılma kapatılmak kapatış kapatma kapatmak kapattırma kapattırmak kapçak,−ğı kapçık,−ğı kapçıklı kapçık meyve kapelâ kapı kapı ağası kapı ağzı kapıcı kapıcık,−ğı kapıcılık,−ğı kapı çuhadarı kapı dışarı etmek kapı halkı kapı kâhyası kapı kapamaca kapı kethüdası kapı kolu kapı komşu kapıkule

1196

kapı kulu kapılandırma kapılandırmak kapılanma kapılanmak kapılgan kapılganlık,−ğı kapılı kapılış kapılma kapılmak kapı mandalı kapı oğlanı kapı perdesi kapısı açık,−ğı kapısız kapış kapışılma kapışılmak kapış kapış kapışma kapışmak kapıştırma kapıştırmak kapı tokmağı kapı yoldaşı kapik,−ği

1197

kapital,−li kapitalist kapitalistleşme kapitalistleşmek kapitalistleştirme kapitalistleştirmek kapitalizm kapitone kapitülâsyon kap kacak,−ğı kapkaç kapkaççı kapkaççılık,−ğı kapkara kapkaranlık,−ğı kaplam kaplama kaplamacı kaplamacılık,−ğı kaplamalı mobilya kaplamak kaplamalı kaplamlı kaplamsal kaplamsallık,−ğı kaplan kaplan atlaması

1198

kaplanboğan kaplan böcek,−ği kaplan böcekler kaplan derisi kaplanış kaplanma kaplanmak kaplatış kaplatma kaplatmak kaplayış kaplı kaplıca kaplıcalık,−ğı kaplık,−ğı kaplumbağa kaplumbağalar kaplumbağa yürüyüşü kapma kapmaca kapmak kapnisit kaporta kaportacı kaportacılık,−ğı kapriçyo

1199

kapris kaprisli kaprissiz kapris yapmak kapsam kapsama kapsama alanı kapsamak kapsamlı kapsayıcı kapsız kapsül kaptan kaptanıderya kaptan köprüsü kaptan köşkü kaptanlık,−ğı kaptan paşa kaptan pilot kaptıkaçtı kaptırma kaptırmak kapuçin kapuska kaput kaput bezi kaput etmek

1200

kaputluk,−ğu kapuz kapüşon kar (yağış) kâr (kazanç) kara karaağaç,−cı karaağaçgiller kara ağızlı karaardıç,−cı karaasma karabacak,−ğı (mantar) kara baht kara bahtlı karabakal (kuş) karabaldır (bitki) karabalık,−ğı karabalina karaballık,−ğı (mantar hastalığı) karabasan (kâbus) karabaş karabaşak,−ğı karabatak,−ğı (kuş) karabatakgiller

1201

karabet karabiber karabibergiller karabina karabinyer kara borsa kara borsacı kara borsacılık,−ğı kara boya karabuğday karabuğdaygiller kara bulut karaburçak,−ğı Karaburun (ilçe) Karabük karaca Karacabey (ilçe) karaca darısı kara cahil karaca kemiği karaca kuruca karacaot Karacasu (ilçe) karaceviz karacı karacılık,−ğı karaciğer

1202

karaçalı karaçalılık,−ğı karaçam karaçavuş (üzüm) Karaçay Karaçayca karaçayır Karaçaylı Karaçoban (ilçe) Karadağ Karadağlı kara damaklı kara davar Karadeniz karadul (örümcek) karadut kara düzen kara elmas kara et Kara Evli karafa karafaki karafatma (böcek) kara fırın karagevrek,−ği (üzüm) karagöz (balık;

1203

oyun) Karagöz (oyun− daki kişi) karagözcü karagözcülük,−ğü Karagözlük,−ğü Karagözlük etmek karagül kara gün kara gün dostu karagürgen karağı kara haber karahalile (bitki) Karahallı (ilçe) karahindiba karahidra karahumma karaiğne (karınca) karaiskete kara iklimi Karaim Karaimce Karaisalı (ilçe) karakabarcık,−ğı karakaçan (eşek) kara kafalı

1204

karakafes (bitki) kara kalem Karakalpak Karakalpakça kara kaplı kitap,−bı kara kaplumbağası karakarga kara kaş karakaş (koyun) karakavak,−ğı karakavuk,−ğu (bitki) karakavza (yaban havucu) karakeçi (balık) Karakeçili (ilçe) kara kehribar karakeme (yer mantarı) karakılçık,−ğı (buğday) kara kış kara koca Karakoçan (ilçe) karakol karakol gemisi karakolluk,−ğu

1205

karakolluk olmak karakoncolos kara kovan Karakoyunlu (ilçe) karakter karakteristik,−ği karakterize karakterize etmek karakterli karakteroloji karaktersiz karaktersizlik,−ği kara kucak,−ğı karakul karakulak,−ğı (hayvan; haberci) kara kullukçu kara kurbağası kara kuru kara kusmuk,−ğu karakuş (at hasta− lığı; kuş) karakuşî kara kutu kara kuvvet kara kuvvetleri karalâhana

1206

karalâhana çorbası karalama karalama defteri karalamak karalanma karalanmak karalatma karalatmak karalayış karaleylek,−ği karalı karalı beyazlı karalık,−ğı kara liste karaltı karama karamak karaman Karaman karamandola Karamanlı (ilçe) kara maşa karambol,−lü karamelâ kara mili kara mizah karamsar

1207

karamsarlaşma karamsarlaşmak karamsarlaştırma karamsarlaştırmak karamsarlık,−ğı karamsar olmak karamuk,−ğu karamusal Karamürsel (ilçe) karanfil karanfilci karanfilgiller karanfil yağı karanlık,−ğı karanlık etmek karanlık oda karantina karantina müddeti karantina süresi kara para kara pazar Karapınar (ilçe) Karapürçek (ilçe) karar karargâh kararınca kararış

1208

kararlama kararlamadan kararlamak kararlaşma kararlaşmak kararlaştırılma kararlaştırılmak kararlaştırma kararlaştırmak kararlı kararlı dalga kararlı denge kararlılık,−ğı kararma kararmak kararname kararsız kararsız denge kararsızlık,−ğı karartı karartılma karartılmak karartma karartmak kara saban karasakız (zift) karasal

1209

karasal iklim karasal kumul karasal oluşuk,−ğu kara sarı kara sevda kara sevdalı karasığır karasığırcık,−ğı karasinek,−ği karasu (glokom, göz hastalığı) Karasu (ilçe) kara su kara suları karaşın karataban (hastalık) kara tahta Karataş (ilçe) karatavuk,−ğu karatavukgiller Karatay (ilçe) karate karateci kara tren karaturp karavan

1210

karavana karavana borusu karavanacı kara vapuru karavaş karavaşlık,−ğı karavel karavelâ karavide Karay kara yağız karayaka (koyun türü) karayandık,−ğı (bitki) karayanık,−ğı (hastalık) kara yazı Karayazı (ilçe) Karayca kara yel kara yeli karayemiş karayemiş ağacı kara yer karayılan kara yolu

1211

kara yosunları kara yosunu kara yüz kara yüzlü kar baykuşu karbojen karboksil karboksilik,−ği karboksilli karbon karbonado karbonat karbonatlama karbonatlamak karbonatlı karbon dioksit,−di karbon dönemi karbon hidrat karbonifer karbonik,−ği karbonik asit,−di karbonil karbonit karbonizasyon karbon kâğıdı karbonlama karbonlamak

1212

karbonlaşma karbonlaşmak karbonlu karbon monoksit, −di karborundum karbür karbüratör karbürleme karcığar kar çiçeği kardelen kardeş kardeşçe kardeşkanı (sakız) kardeşkanı ağacı kardeş kardeş kardeş kavgası kardeşlenme kardeşlenmek kardeşlik,−ği kardeş okul kardeş parti kardeş payı kardeş şehir,−hri kardırma kardırmak

1213

kar dikeni kardinal,−li kardinal kuşu kardinallik,−ği kardiyak kardiyograf kardiyografi kardiyogram kardiyolog,−ğu kardiyoloji kardiyopati kardiyoskleroz kardiyoskop,−bu kardiyoskopi kare kare kare karekök kareleme karelemek kareli karesel bölge kâr etmek kar faresi karfiçe karga kargabeyni (yemek)

1214

kargaburnu (alet) karga burun kargabüken kargacık burgacık kargadelen karga düleği kargagiller kargasekmez kargaşa kargaşacı kargaşalık,−ğı karga tulumba karga yürüyüşü kargı Kargı (ilçe) kargılama kargılamak kargılık,−ğı kargıma kargımak kargın Kargın kargış kargış etmek kargışlama kargışlamak kargışlı

1215

kargo kargocu kargoculuk,−ğu karha kâr haddi kar helvası karı karı ağızlı karık,−ğı karıklama karıklamak karıkma karıkmak karı koca karı kocalık,−ğı karılaşma karılaşmak karılı karılık,−ğı karılık etmek karılı kocalı karılma karılmak karıma karımak karın,−rnı karın ağrısı

1216

karın boşluğu karınca karınca asidi karınca belli karınca duası karıncaezmez karıncaincitmez karınca kaderince karınca kararınca karınca kuşu karınca kuşugiller karıncalanış karıncalanma karıncalanmak karıncalar karıncalı karıncasever karıncayiyen karıncayiyengiller karınca yuvası karıncık,−ğı karın çatlağı karından ayaklılar karından bacaklılar karındaş karınlama karınlamak

1217

karınlı karınma karınmak karınsa karıntası karıntı karın zarı karın zarı iltihabı karın zarı yangısı karısı ağızlı karısı köylü karış karışık,−ğı karışıklık,−ğı karışılma karışılmak karışım karış karış karışlama karışlamak karışma karışmak karıştırıcı karıştırıcılık−ğı karıştırılma karıştırılmak karıştırış

1218

karıştırma karıştırmak kari,−i karides karides ağı karidesçi kariha karikatür karikatürcü karikatürcülük,−ğü karikatürist karikatürize karikatürize etmek karikatürleştirme karikatürleştirmek karikatürlük,−ğü karina karina etmek karinalılar karine kar ispinozu kariyer kariyer yapmak karizma karizmatik,−ği Karkamış (ilçe) karkara

1219

karkas kar kazı kar kuşu kar kuyusu karlama karlamak karlanma karlanmak karlı kârlı kârlı iş karlık,−ğı Karlıova (ilçe) Karluk karma karmaç,−cı karma eğitim karma ekonomi karmak karmakarış karmakarış etmek karmakarışık,−ğı karmakarışık etmek karmakarışık olmak karmakarış olmak

1220

karmalık,−ğı karman çorman karmanyola karmanyolacı karmanyolacılık,−ğı karma okul kâr marjı karma sergi karmaşa karmaşık,−ğı karmaşıklaşma karmaşıklaşmak karmaşık sayı karmaşma karmaşmak karmaştırma karmaştırmak karma tamlama kâr merkezi karmık,−ğı karmuk,−ğu karnabahar karnabit karnaval karnaval maskarası karnaval maskesi

1221

karne karnı aç karnı burnunda karnı geniş karnıkara (börülce) karnından konuşan karnı tok karnıyarık,−ğı karni karnivor karo karoser kâr payı kâr paylaşımı karpit karpit lâmbası karpuz karpuzcu karpuzculuk,−ğu karpuz fener Karpuzlu (ilçe) Kars karsak,−ğı kar sapanı kârsız karst karstik,−ği

1222

karşı karşı akın karşı casusluk,−ğu karşıcı karşıcılık,−ğı karşıdan karşıya karşı devrim karşı düşürüm karşı gelim karşı görüş karşı karşıya karşılama karşılamak karşılama töreni karşılanış karşılanma karşılanmak karşılaşma karşılaşmak karşılaşma takvimi karşılaştırılma karşılaştırılmak karşılaştırma karşılaştırmacı karşılaştırma derecesi karşılaştırmak

1223

karşılaştırmalı karşılaştırmalı dil bilgisi karşılaştırmalı dil bilimi karşılaştırmalı edebiyat karşılaştırmalı ses bilgisi karşılayıcı karşılayış karşılık,−ğı karşılıklı karşılıklılık,−ğı karşılıklı yapraklar karşılıksız karşılıksızı aşk karşılıksız çek karşın karşı olmak karşı olum karşı oy karşı sav karşıt karşıt anlamlı karşıtçı karşıtçılık,−ğı

1224

karşıt duygu karşıtlama karşıtlamak karşıtlaşma karşıtlaşmak karşıtlı karşıtlık,−ğı Karşıyaka (ilçe) kart kartal Kartal (ilçe) kartal ağacı kartalgiller kartallar kartallı kartallı eğrelti otu kartalma kartalmak kartaloş kartaloz kartça karteks karteks dolabı kartel kartelâ kartelleşme kartelleşmek

1225

Kartezyen Kartezyenizm karting kartlaşma kartlaşmak kartlık,−ğı kartograf kartografi kartografik,−ği karton kartoncu kartonlama kartonlamak kartonpiyer kartonumsu kartopu kartotek,−ği kartpostal kartpostalcı kartuk,−ğu kartuş kartvizit Karun karyağdı karye karyokinez karyola

1226

kas kasa kasaba kasabalı kasacı kasadar kasa defteri kasa fişi kasalama kasalamak kasalanma kasalanmak kasalı kasalık,−ğı kasap,−bı kasaphane kasaplık,−ğı kasara kasa sayımı kasatura kasavet kasavet etmek kasavetlenme kasavetlenmek kasavetli kasavetsiz kas doku

1227

kâse kâsecik,−ği kâseletme kâseletmek kasem kaset kasetçalar kasetçi kasetçilik,−ği kasık,−ğı kasık bağcı kasık bağı kasık biti kasık çatlağı kasık otu kasıl kasıl duyumlar kasılgan kasılganlık,−ğı kasılış kasılma kasılmak kasım kasım kasım kasımpatı kasınç,−cı kasınma

1228

kasınmak kasıntı kasıntılı kasıntısız kasır,−srı kasırga kasıt,−stı kasıtlı kasıtsız kaside kasideci kasidehan kasis kasiyer kask kaskat (fizik) kaskatı kasket kasketçi kasketçilik,−ği kasketli kasketsiz kasko kaslaşma kaslaşmak kaslı kasma

1229

kasmak kasnak,−ğı kasnakçı kasnaklama kasnaklamak kasnı kassız kast Kastamonu kastanyet kastanyola kastanyola yuvası kastar kastarcı kastarcılık,−ğı kastarlama kastarlamak kastarlı kasten kastetme kastetmek kastî kastor kas tutukluğu kasvet kasvetli kasvetsiz

1230

kaş Kaş (ilçe) kaşağı kaşağılama kaşağılamak kaşağılanma kaşağılanmak kaşağılatma kaşağılatmak kaşalot kaşan kaşandırma kaşandırmak kâşane kaşanma kaşanmak kaşan yeri kaşar kaşarlanma kaşarlanmak kaşarlı kaşar peyniri kaşbastı kaşe kaşeksi kaşeleme kaşelemek

1231

kaşelenme kaşelenmek kaşeletme kaşeletmek kaşeli kaşık,−ğı kaşık çalımı kaşıkçı kaşıkçı kuşu kaşıkçılık,−ğı kaşıkçın kaşık düşmanı kaşık havası kaşık kaşık kaşıklama kaşıklamak kaşıklanma kaşıklanmak kaşıklayış kaşıklık,−ğı kaşık otu kaşık oyunu kaşıma kaşımak kaşındırma kaşındırmak kaşınış

1232

kaşınma kaşınmak kaşınma kazığı kaşıntı kaşıntılı kâşif kaş jölesi kaşkariko kaşkaval kaşkol,−lü kaşkorse kaşlı kaşlı gözlü kaşmer kaşmerlik,−ği kaşmir kaşpusiye kat kat,−t'ı (kesme) katabolizma katafalk katafot katakofti katakomp katakulli katalanca katalepsi

1233

kataleptik,−ği katalitik,−ği katalitik soba kataliz katalizör katalog,−ğu kataloglama kataloglamak katalpa katana katar katarakt katar katar katarlama katarlamak katarlanma katarlanmak katavaşya katbekat katedral,−li kategori kategorik,−ği katetme katetmek katgüt katı katık,−ğı

1234

katı kalpli katık etmek katıklama katıklamak katıklı katıklı aş katıksız katıksız hapis,−psi katıla katıla katılaşma katılaşmak katılaştırma katılaştırmak katılgan doku katılık,−ğı katılım katılımcı katılış katılma katılmak katıltma katıltmak katım katımlık,−ğı katıntı katır katır boncuğu

1235

katırcı katırcılık,−ğı katır karı katır kutur katırkuyruğu (bitki) katırlaşma katırlaşmak katırlık,−ğı katırtırnağı (bitki) katır yılanı katı söz katışık,−ğı katışıklık,−ğı katışıksız katışma katışmaç,−cı katışmak katıştırma katıştırmak katı yağ katı yumurta katı yürekli kat'î kâtibe kâtibiadil,−dli katil,−tli (öldürme) katil (öldüren)

1236

kat'îleşme kat'îleşmek katillik,−ği kâtip,−bi kâtiplik,−ği kat irtifakı kat’î teminat kat'iyen kat'iyet kat kat katkı katkılanma katkılanmak katkılı katkı maddesi katkı payı katkısız katlama katlamak katlandırma katlandırmak katlanılma katlanılmak katlanış katlanma katlanmak katlatma

1237

katlatmak katlayış katletme katletmek katlı katlı kur katliam katma katma bütçe katma değer vergisi katmak katmalı katman katman bulut katmanlaşma katmanlaşmak katmanlı katmer katmerci katmercilik,−ği katmer katmer katmerleşme katmerleşmek katmerli katmerli badem katmerli birleşik

1238

zaman katmerli iyelik,−ği katmerli yalan katmersiz Katolik Katoliklik,−ği katolunma katolunmak katot,−du katrak,−ğı katran katran ağacı katrancı katrancılık,−ğı katran çamı katranköpüğü (mantar) katranlama katranlamak katranlanma katranlanmak katranlı katran ruhu katran suyu katran taşı katran yağı katre

1239

katre katre katrilyon kat sayı katur kutur katyon kat yuvarı kauçuk,−ğu kauçuklu kaurit tutkalı kav kavaf kavaf işi kavafiye kavaflık,−ğı kavait,−di kavak,−ğı Kavak (ilçe) kavakçılık,−ğı kavak inciri Kavaklıdere (ilçe) kavaklık,−ğı kaval kavalcı kaval kemiği kaval tüfek,−ği kavalye kavalyelik,−ği

1240

kavalyelik etmek kavanço kavanoz kavara kavaracı kavas kavaslık,−ğı kavasya kavat kavata kavelâ kavga kavga adamı kavgacı kavgacılık,−ğı kavga etmek kavga kaşağısı kavgalaşma kavgalaşmak kavgalı kavgasız kavgasızlık,−ğı kavi kavil,−vli kavileşme kavileşmek kavileştirme

1241

kavileştirmek kavilleşme kavilleşmek kavilya kavim,−vmi kavis,−vsi kavisli kavkı kavkılı kavlağan kavlak,−ğı kavlama kavlamak kavlanma kavlanmak kavlaşma kavlaşmak kavlatma kavlatmak kavlıç,−cı kavlık,−ğı kavlince kavlükarar kav mantarı kavmî kavmiyat kavmiyet

1242

kavmiyetçi kavmiyetçilik,−ği kavraç,−cı kavrak,−ğı kavram kavrama kavramak kavrama noktası kavramcılık,−ğı kavram karmaşası kavramlaşma kavramlaşmak kavramsal kavranılma kavranılmak kavranılmaz kavranma kavranmak kavratma kavratmak kavrayış kavrayışlı kavrayışsız kavruk,−ğu kavrukluk,−ğu kavrulma kavrulmak

1243

kavruluş kavşak,−ğı kavşak adası kavuk,−ğu kavukçu kavuklu kavukluk,−ğu kavun kavuncu kavuniçi (renk) kavunsu kavurga kavurma kavurmacı kavurmaç,−cı kavurmak kavurmalı kavurmalık,−ğı kavurtma kavurtmak kavuruş kavuşma kavuşmak kavuştak,−ğı kavuşturma kavuşturmak kavuşulma

1244

kavuşulmak kavuşum kavuşum devri kavuşur su yosunları kavut kavuz kavuzlular kavzama kavzamak kay,−yyı kaya kaya balığı kaya balığıgiller kayabaşı (ezgi; türkü) kayaç,−cı kaya güvercini kayağan kayağanlık,−ğı kayağan taş kaya hanisi (balık) kaya horozu kayak,−ğı kayakçı kayakçılık,−ğı kaya keleri

1245

kayak evi kayalık,−ğı kaya lifi kayan kaya örümceği kayar kayarlama kayarlamak kayarto kaya sansarı kaya sarımsağı kaya sarmaşığı kaya suyu kaya tuzu kaybedilme kaybedilmek kaybetme kaybetmek kaybolma kaybolmak kayboluş kayda değer kaydedici kaydedilme kaydedilmek kaydetme kaydetmek

1246

kaydettirme kaydettirmek kaydıhayat kaydıihtiyat,−dı kaydırak,−ğı kaydırılma kaydırılmak kaydırış kaydırma kaydırmak kaydırtma kaydırtmak kaydiye kaydolma kaydolmak kay etmek kaygan kaygana kayganalık,−ğı kayganlık,−ğı kaygı kaygılandırma kaygılandırmak kaygılanış kaygılanma kaygılanmak kaygılı

1247

kaygın kaygısız kaygısızca kaygısızlık,−ğı Kayı kayık,−ğı kayıkçı kayıkçı kavgası kayıkçılık,−ğı kayıkhane kayık salıncak,−ğı kayık tabak,−ğı kayık yaka kayın,−ynı kayın kayın baba kayın birader kayınço kayıngiller kayınlık,−ğı kayın peder kayıntı kayın valide kayıp,−ybı kayır kayırıcı kayırıcılık,−ğı

1248

kayırılma kayırılmak kayırış kayırma kayırmak kayırtma kayırtmak kayısı kayısı hoşafı kayısı kompostosu kayısı kurusu kayış kayış balığı kayışçı kayış dili kayışkıran kayıt,−ydı kayıt defteri kayıtım kayıtımla uslamlama kayıt kuyut,−du kayıtlama kayıtlamak kayıtlı kayıtlı sermaye kayıtma

1249

kayıtmak kayıtsız kayıtsızca kayıtsızlık,−ğı kayıtsız şartsız kaykaç,−cı kaykay kaykılma kaykılmak kaykıltma kaykıltmak kayma kaymak,−ğı kaymak kaymakaltı (süt) kaymakam kaymakamlık,−ğı kaymakçı kaymak kâğıdı kaymaklanma kaymaklanmak kaymaklı kaymaklı dondurma kaymak tabakası kaymak takımı kaymak taşı

1250

kaymalık,−ğı kayme kaymelik,−ği kaynaç,−cı kaynaç taşı kaynak,−ğı kaynakça kaynakçacı kaynakçı kaynakçılık,−ğı kaynak gösterme kaynakhane kaynak kişi kaynaklanma kaynaklanmak kaynak makinesi kaynak suyu kaynak yapmak kaynama kaynamak kaynama noktası kaynana kaynana ağzı kaynanadili (bitki) kaynanalık,−ğı kaynanalık etmek kaynana zırıltısı

1251

kaynar kaynarca Kaynarca (ilçe) kaynaşık,−ğı kaynaşma kaynaşmak kaynaştırma kaynaştırmak kaynaştırma sesi kaynata kaynatalık,−ğı kaynatılma kaynatılmak kaynatma kaynatmak kaynayış kaypak,−ğı kaypakça kaypaklaşma kaypaklaşmak kaypaklık,−ğı kaypama kaypamak kayra kayracılık,−ğı kayrak,−ğı kayran

1252

kayrılma kayrılmak kayser Kayseri Kayseri mantısı Kayseri pastırması kayşa kayşama kayşamak kayşat kaytaban kaytak,−ğı kaytaklık,−ğı kaytan kaytan bıyıklı kaytancı kaytanlı kaytarıcı kaytarış kaytarma kaytarmacı kaytarmacılık,−ğı kaytarmak kayyum kayyumluk,−ğu kaz kaza

1253

kaza dairesi kazaen kaza etmek kazağı kazak,−ğı Kazak Kazakça Kazak çömelmesi Kazakistan kazaklık,−ğı kaza kurşunu kazalı kazamat kazan Kazan (şehir; ilçe) kazancı kazancılık,−ğı kazanç,−cı kazançlı kazançsız kazan dairesi kazandırma kazandırmak kazandibi (tatlı) kazanılma kazanılmak kazanılmış hak,−kkı

1254

kazanım kazanış kazanma kazanmak kazan taşı kazara kazaratar kazasız kazasız belâsız kazaska kazasker kazaskerlik,−ği kazayağı (bitki; renk) kazaz kazazede kazboku (renk) kazdırma kazdırmak kazein kazein tutkalı kazevi (zembil) kazgıç,−cı kazı kazı bilimci kazı bilimi kazı bilimsel

1255

kazıcı kazık,−ğı kazıkazan kazıkçı kazık kök kazıklama kazıklamak kazıklanma kazıklanmak kazıklayış kazıklı kazıklı humma kazık marka kazıl kazılış kazılma kazılmak kazım kazıma kazımak kazıma resim,−smi kazımık,−ğı Kâzımkarabekir (ilçe) kazınma kazınmak kazıntı kazıntılı

1256

kazıtma kazıtmak kazıyış kaziye kaz kafalı kazkanadı (oyun) kazma kazmacı kazmaç,−cı kazma diş kazmak kazolit kazulet kazurat Keban (ilçe) kebap,−bı kebapçı kebapçılık,−ğı kebaplı kebaplık,−ğı kebe kebere kebir kebze kebzeci keçe keçeci

1257

keçecilik,−ği keçeleme keçelemek keçelenme keçelenmek keçeleşme keçeleşmek keçeleştirme keçeleştirmek keçeli keçi Keçiborlu (ilçe) keçiboynuzu (bitki) keçi inadı keçi kömüreni keçiler keçileşme keçileşmek keçilik,−ği keçilik etmek keçi mantarı keçimemesi (üzüm) Keçiören (ilçe) keçi postu keçisağan keçi sakal

1258

keçisakalı (bitki) keçisedefi (bitki) keçi söğüdü keçitırnağı (oyma kalemi) keçi yemişi keçi yolu keder kederlendirme kederlendirmek kederleniş kederlenme kederlenmek kederli kedersiz kedi kediayağı (bitki) kedi balı kedi balığı kedi balığıgiller kedibastı kedidili (bisküvi) kedigiller kedigözü (lâmba) kedi nanesi kedi otu kedi otugiller

1259

kediyaladı kefal,−li kefalet kefaleten kefalet mektubu kefaletname kefalet senedi kefalgiller kefaller kefaret kefe kefek,−ği kefeki kefeleme kefelemek kefeli kefen kefenci kefenleme kefenlemek kefenleyiş kefenli kefenlik,−ği kefenlik para kefensiz kefere kefil

1260

kefillik,−ği kefil olmak kefir kefiye kefne kehanet Kehkeşan (Samanyolu) kehle kehribar kehribar balı kehribarcı kek kekâ kekâh keke kekeç,−ci kekeleme kekelemek kekeleyiş kekelik,−ği kekeme kekemeleşme kekemeleşmek kekemelik,−ği kekik,−ği kekikli

1261

kekik yağı keklik,−ği kekre kekrelik,−ği kekremsi kekremsilik,−ği kekresi kel kelâm Kelâmıkadim kelâmıkibar kelaynak,−ğı kele kelebek,−ği kelebek camı kelebek çiçeği kelebek gözlük, −ğü kelebekler kelebek otu keleci kelek,−ği keleklik,−ği keleklik etmek kelem keleme kelep,−bi

1262

kelepçe kelepçeleme kelepçelemek kelepçelenme kelepçelenmek kelepçeli kelepir kelepirci kelepircilik,−ği kelepleme keleplemek kelepser keler keler balığı kelergiller Keles (ilçe) keleş keleşlik,−ği kelifit kelik,−ği kelime kelime cambazı kelime cambazlığı kelimecik,−ği kelime hazinesi kelimeişahadet kelime kadrosu

1263

kelime karışıklığı kelimeleşme kelimeleşmek kelime oyunu kelime sıklığı kelimesi kelimesine kelimesiz kelime türü kelime vurgusu kel kâhya Kelkit (ilçe) kelle kelleşme kelleşmek kelli felli kellik,−ği keloğlan (hindi) Keloğlan kem Kemah (ilçe) kemakân kemal,−li Kemalist Kemaliye (ilçe) Kemalizm Kemalpaşa (ilçe)

1264

Kemalpaşa tatlısı keman kemancı kemancılık,−ğı kemane kemane çekme kemanî kemankeş keman yayı keme kemençe kemençeci kement,−di kementleme kementlemek kemer Kemer (ilçe) kemer bağlama kemere kemer gözü kemerleme kemerlemek kemerli kemerlik,−ği kemer patlıcanı kemersiz kem göz

1265

kemha kemik,−ği kemik bilimci kemik bilimi kemikçik,−ği kemik doku kemik kanseri kemikleşme kemikleşmek kemikleştirme kemikleştirmek kemikli kemikli balıklar kemik rengi kemiksi kemiksi bölge kemiksiz kemik veremi kemik yalayıcı kemik zarı kemircik,−ği kemirdek,−ği kemirgen kemirgenler kemirici kemiriciler kemirilme

1266

kemirilmek kemiriş kemirme kemirmek kemiyet kem küm kem küm etmek kemlik,−ği kemlik etmek kemoterapi kemre kemreleme kemrelemek kemrelik,−ği kenar kenar bobini kenarcı kenarda köşede kenarlı kenarlık,−ğı kenar mahalle kenarortay kenar semt kenarsız kenar suyu kendi kendi başına

1267

kendi beslek,−ği kendigelen kendi hâlinde kendiişler kendiişlerlik,−ği kendi kendine kendiliğinden kendiliğindenlik,−ği kendiliğinden üreme kendilik,−ği kendince kendinde kendinden kendine has kendine mahsus kendine özgü kendir kendircilik,−ği kendirgiller kendirik,−ği kendisince kendiüretir kene kene ağacı kenef kene göz

1268

keneler kene otu keneş kenet,−di kenet etmek kenetleme kenetlemek kenetleniş kenetlenme kenetlenmek kenetli kenet mili kenevir kenevircilik,−ği kenevir helvası kengel kengel sakızı kenger kenger sakızı kent kental,−li kentçi kentçilik,−ği kentet kentilyon kentler arası kentleşme

1269

kentleşmek kentli kentlileşme kentlileşmek kentsel kent soylu kent soyluluk,−ğu kenttaş Kenya Kenyalı kep kepaze kepaze etmek kepazelik,−ği kepaze olmak kepbastı kepçe kepçeburun (yaban ördeği) kepçe kulak,−ğı kepçe kuyruk,−ğu kepçeleme kepçelemek kepçeli kepçe surat kepek,−ği kepekçi

1270

kepeklenme kepeklenmek kepekli kepenek,−ği kepenk,−gi kepez kepir kepme kepmek Kepsut (ilçe) kerahet kerahet vakti keramet kerametli kerata keratin keratinleşme keratinleşmek keratinli kerde kere kerem kerem etmek kerempe kerem sahibi keres kereste

1271

keresteci kerestecilik,−ği keresteli kerestelik,−ği kerevet kerevides kerevit kereviz kerh kerhane kerhaneci kerhen kerih kerim kerime keriz kerizci kerkenez kerki kerli ferli kermen kermes kerpeten kerpiç,−ci kerpiççi kerpiçleşme kerpiçleşmek

1272

kerrake kerrakeli kerrat kerrat cetveli kerte kerte kerte kerteleme kerteles kertenkele kertenkeleler kerteriz kerteriz noktası kerti kertik,−ği kertik kertik kertikleme kertiklemek kertikli kertilme kertilmek kertme kertmek kervan kervanbaşı kervancı kervan çulluğu Kervankıran

1273

(Çolpan) kervansaray Kervan Yıldızı kes kesafet kesat,−dı kesatlık,−ğı kese kesecik,−ği kese çiçeği kesedar kesek,−ği kese kâğıdı keseklenme keseklenmek kesekli kesel keseleme keselemek keseleniş keselenme keselenmek keseletme keseletmek keseli keseli kurt,−du keseliler

1274

kesel perdesi kesen kesene kesenek,−ği kesenekçi kesenkes keser kesici kesici diş kesif kesif yem kesik,−ği kesik hava kesik kelime kesik kerem kesik kesik kesik koni kesikli kesiklik,−ği kesik piramit,−di kesik prizma kesiksiz kesiliş kesilme kesilmek kesim kesimci

1275

kesim evi kesimhane kesimlik,−ği kesin kesin bilgi Kesin Hesap Kanunu kesinleme kesinleşme kesinleşmek kesinleştirme kesinleştirmek kesinlik,−ği kesinlikle kesinme kesinmek kesinsizlik,−ği kesinti kesintili kesintisiz kesin uyarı kesir,−sri kesirli kesirli sayı kesir ölçek,−ği kesirsiz kesiş

1276

kesişen kesişme kesişmek kesit kesityazar kesityazar belgesi keskenme keskenmek keski keskin Keskin (ilçe) keskinleşme keskinleşmek keskinleştirme keskinleştirmek keskinletme keskinletmek keskinlik,−ği kesme kesmece kesme imi kesme işareti kesmek kesme kaya kesmelik,−ği kesme şeker kesme taş

1277

kesmik,−ği kesmikli kesp,−bi kesp etmek kesre kesret kestane kestaneci kestanecik,−ği kestane dorusu kestane fişeği kestane kabağı kestane kargası kestanelik,−ği kestane rengi kestane şekeri Kestel (ilçe) kestere kestirilme kestirilmek kestirim kestiriş kestirme kestirmece kestirmeden kestirmek kesyap

1278

keş Keşan (ilçe) Keşap (ilçe) keşen keşfedilme keşfedilmek keşfetme keşfetmek keşfettirme keşfettirmek keşide keşideci keşif,−şfi keşif kolu (askerlik) keşik,−ği keşikleme kesikleşme keşikleşmek keşiş keşişhane keşişleme keşişlik,−ği keşke keşkek,−ği keşkekçi keşki keşkül

1279

keşkülüfukara keşleme keşlemek keşmekeş keşmekeşlik,−ği Keşmir keşşaf keşşaflık,−ğı ket ketal,−li ketçap kete ketebe keten ketencik,−ği ketengiller keten helva keten helvacı keten helvası keten kuşu keten tohumu kethüda kethüda bey kethüdalık,−ğı keton ketum ketumiyet

1280

ketumluk,−ğu ketum olmak ket vurma kevel kevelci keven kevgir Kevser keyci keyfetme keyfetmek keyfî keyfîlik,−ği keyfince keyfi sıra keyfi yerinde keyfiyet keyif,−yfi keyif ehli keyif hâli keyiflenme keyiflenmek keyifli keyifli keyifli keyifsiz keyifsizlenme keyifsizlenmek

1281

keyifsizlik,−ği kez keza kezalik kezzap,−bı kıble kıblenüma Kıbrıs Kıbrısçık (ilçe) Kıbrıslı kıç kıçı kırık,−ğı kıçın kıçın kıçtan bacaklı kıçtankara (gemi) kıç üstü (denizcilik) kıdem kıdemce kıdemli kıdemli başçavuş kıdemlilik,−ği kıdemli üstçavuş kıdemsiz kıdemsizlik,−ği kıdem tazminatı kıdım kıdım kığ

1282

kığı kığılama kığılamak kıh kıkırdak,−ğı kıkırdak bilimi kıkırdak doku kıkırdaklaşmış kıkırdaklı kıkırdama kıkırdamak kıkırdatma kıkırdatmak kıkırdayış kıkır kıkır kıkırlık,−ğı kıkırtı kıl kılâde kılağı kılağılama kılağılamak kılağılı kılağısız kılâptan kılavuz kılavuz gemisi

1283

kılavuz kaptan kılavuzlama kılavuzlamak kılavuzluk,−ğu kılavuzluk etmek kılbaz kıl burun kılcal kılcal boru kılcal damar kılcal etki kılcal kök kılcallık,−ğı kılcan kıl çadır kılçık,−ğı kılçıklı kılçıksız kıldırma kıldırmak kıldırtma kıldırtmak kılgı kılgılı kılgın kılgısal kılıbık,−ğı

1284

kılıbıklaşma kılıbıklaşmak kılıbıklık,−ğı kılıbıklık etmek kılıcına kılıç,−cı kılıç alayı kılıç bacak,−ğı kılıç balığı kılıç balığıgiller kılıççı kılıç gagalı kılıçhane kılıç kuşanma kılıçkuyruk,−ğu (balık) kılıçlama kılıçlamak kılıçlayış kılıçlı kılıç oyuncusu kılıç oyunu kılıç pabucu kılıf kılıfçı kılıflama kılıflamak

1285

kılıflı kılıfsız kılık,−ğı kılı kılına kılık kıyafet kılık kıyafet düşkünü kılıklı kılıklı kıyafetli kılıksız kılıksızlaşma kılıksızlaşmak kılıksızlık,−ğı kılınış kılınma kılınmak kılır kılış kılkapan kıl keçisi kılkıran kıl kuyruk,−ğu kılkuyruk,−ğu (kuş) kıllanma kıllanmak kıllı kılma

1286

kılmak kıl otu kıl payı kılsız kıl testere kılükal kıl yumağı kımıl kımıldama kımıldamak kımıldanış kımıldanma kımıldanmak kımıldatma kımıldatmak kımıldayış kımıl kımıl kımıltı kımız kımkım kımkım etmek kımlanma kımlanmak kın kına kına ağacı kınacık,−ğı

1287

kına çiçeği kına çiçeğigiller kına gecesi kınakına kınalama kınalamak kınalanma kınalanmak kınalı kınalı bamya kınalı keklik,−ği kınalı kuzu kınalı yapıncak,−ğı kınama kınama cezası kınamak kınanma kınanmak kınasız kınayış kındıra kındıraç,−cı Kınık (ilçe) kın kanat kın kanatlılar kınlama kınlamak

1288

kınlı kınnap,−bı kınsız Kıpçak Kıpçakça kıpı kıpık,−ğı kıpık gözlü kıpıklık,−ğı kıpırdak,−ğı kıpırdaklık,−ğı kıpırdama kıpırdamak kıpırdanma kıpırdanmak kıpırdaşma kıpırdaşmak kıpırdatma kıpırdatmak kıpır kıpır kıpırtı kıpırtılı kıpırtısız kıpıştırma kıpıştırmak kıpkıp kıpkırmızı

1289

kıpkırmızı olmak kıpkızıl kıpma kıpmak kıprama kıpramak kıprayış kıprayışlı kıprayışsız Kıptî Kıptîlik,−ği kır kıraat,−ti kıraat etmek kıraathane kıraathaneci kıracak,−ğı kıraç,−cı kıraçlaşma kıraçlaşmak kıraçlık,−ğı kırağı kırağılı kıran kıran kırana kıranta kırat

1290

kıratlık,−ğı kıray kırba kırbacık,−ğı kırbaç,−cı kırbaç kurdu kırbaç kurtları kırbaçlama kırbaçlamak kırbaçlanma kırbaçlanmak kır bekçisi kırcı kırcı mantı kırcın kırç,−cı kırçıl kırçıllanma kırçıllanmak kırçıllaşma kırçıllaşmak kırçıllık,−ğı kır çiçeği kırdırma kırdırmak kırdırtma kırdırtmak

1291

kır eğlencesi kır gerillâsı kırgın kırgınlık,−ğı Kırgız Kırgızca Kırgızistan kır gülü kırıcı kırıcılık,−ğı kırık,−ğı kırıkçı kırıkçılık,−ğı kırık çizgi kırık dökük,−ğü kırık dölü Kırıkhan (ilçe) kırık hava Kırıkkale kırıklama kırıklamak kırıklık,−ğı kırılgan kırılganlık,−ğı kırılış kırılma kırılmak

1292

kırım Kırım kırım kırım Kırımlı kırınım kırınma kırınmak kırıntı kırıntı külte kırıntılı kırışık,−ğı kırışıklı kırışıklık,−ğı kırışıksız kırış kırış kırışma kırışmak kırıştırma kırıştırmak kırıta kırıta kırıtım kırıtım kırıtım kırıtış kırıtkan kırıtkanlık,−ğı kırıtma kırıtmak

1293

kırk Kırkağaç (ilçe) Kırkağaç kavunu kır kahvesi kırkambar (kap) kırkar kırkayak,−ğı kırk basması kırkbayır (midenin gözü) kırk beşlik,−ği kırk bir buçuk,−ğu kırkbudak,−ğı (şamdan) kırkgeçit,−di (ırmak türü) kırk hamamı kırkı kırkıcı kırkılma kırkılmak kırkım kırkımcı kırkıncı kırkıntı kırk ikilik,−ği kırk ikindi

1294

kırklama kırklamak kırklanma kırklanmak kırklar Kırklareli'ni kırklı kırklık,−ğı kırkma kırkmak kırk merak kırkmerdiven (dik yokuş) kırk para kırktırma kırktırmak kırkyama (yama işi) kırk yıl kırk yıllık,−ğı kırlangıç,−cı kırlangıç balığı kırlangıç balığıgiller kırlangıç dönümü kırlangıç fırtınası kırlangıçgiller kırlangıçkuyruğu

1295

(işaret) kırlangıç otu kırlaşma kırlaşmak kırlent kırlık,−ğı kırma kırmacı kırmak kırmalı kırmasız kırmız kırmız böceği kırmızı kırmızıbiber kırmızıçizgi (hastalık) kırmızı çürük,−ğü kırmızı et kırmızı fener kırmızı gömlek,−ği kırmızı kart kırmızılâhana kırmızılaşma kırmızılaşmak kırmızılık,−ğı kırmızımsı

1296

kırmızımtırak,−ğı kırmızı oy kırmızıturp kırmız madeni kırnak,−ğı kırnav kırpık,−ğı kırpılma kırpılmak kırpıntı kırpıntı bohçası kırpışma kırpışmak kırpıştıra kırpıştıra kırpıştırma kırpıştırmak kırpma kırpmak kırptırma kırptırmak kırsal kırsal alan kırsal bölge kırsal nüfus kır serdarı Kırşehir kırtasiye

1297

kırtasiyeci kırtasiyecilik,−ği kırtıklı kırtıpil kırtıpilleşme kırtıpilleşmek kırt kırt kısa kısaca kısacık,−ğı kısa çizgi kısa dalga kısa devre kısa far kısa görüşlü kısa kafalı kısa kısa kısa koşu kısa koşucu kısalık,−ğı kısalış kısalma kısalmak kısaltılma kısaltılmak kısaltım kısaltış

1298

kısaltma kısaltma grubu kısaltmak kısaltmalı kısaltmalı kelime kısalttırma kısalttırmak kısa mesafe kısa ömürlü kısarak,−ğı kısas kısasa kısas kısas etmek kısa süreli film kısa ünlü kısa vadeli kısa yoldan kısık,−ğı kısıkça kısıklık,−ğı kısılış kısılma kısılmak kısım,−smı kısım kısım kısımlama kısımlamak

1299

kısınma kısınmak kısıntı kısıntılı kısıntısız kısıntı yapmak kısır kısır döngü kısırgan kısırganma kısırganmak kısırlaşma kısırlaşmak kısırlaştırma kısırlaştırmak kısırlık,−ğı kısış kısıt kısıtlama kısıtlamak kısıtlanış kısıtlanma kısıtlanmak kısıtlayıcı kısıtlayış kısıtlı kısıtlılık,−ğı

1300

kıska kıskacı kıskacılık,−ğı kıskaç,−cı kıskaç gözlük,−ğü kıskaçlama kıskaçlamak kıskanç,−cı kıskançlık,−ğı kıskançlık etmek kıskandırma kıskandırmak kıskanılma kıskanılmak kıskanış kıskanma kıskanmak kıskı kıs kıs kıskıvrak kısma kısma ad kısmak kısmen kısmet kısmet ağacı kısmet kapısı

1301

kısmetli kısmet olmak kısmetsiz kısmetsizlik,−ği kısmık,−ğı kısmî kısmî felç,−ci kısmî seçim kısrak,−ğı kıssa kıstak,−ğı kıstas kıstelyevm kıstırılma kıstırılmak kıstırma kıstırmak kış kış dönemi kış dönencesi kış günü kışın kışır,−şrı kış kayıtı kışkırtı kışkırtıcı kışkırtıcı ajan

1302

kışkırtıcılık,−ğı kışkırtılma kışkırtılmak kışkırtış kışkırtma kışkırtmacı kışkırtmacılık,−ğı kışkırtmak kışkışlama kışkışlamak kış kıyamet kışla kışlak,−ğı kışlama kışlamak kışlatma kışlatmak kışlık,−ğı kış uykusu kıt kıt'a kıtaat kıtal,−li kıt'alar arası kıt'a sahanlığı kıtık,−ğı kıtı kıtına

1303

kıtıklama kıtıklamak kıtıklı kıtıpiyos kıtıpiyosluk,−ğu kıtır kıtırcı kıtırdama kıtırdamak kıtırdatma kıtırdatmak kıtır kıtır kıtırtı kıt kanaat kıtlama kıtlaşma kıtlaşmak kıtlık,−ğı kıvam kıvamlanma kıvamlanmak kıvamlaştırıcı kıvamlaştırma kıvamlaştırmak kıvamlı kıvamsız kıvanç,−cı

1304

kıvançlanma kıvançlanmak kıvançlı kıvanış kıvanma kıvanmak kıvıl kıvılcım kıvılcımlanma kıvılcımlanmak kıvılcımlı kıvılcımsız kıvıl kıvıl kıvırcık,−ğı kıvırcık koyun kıvırcıklaşma kıvırcıklaşmak kıvırcık marul kıvırcık salata kıvırış kıvır kıvır kıvırma kıvırmak kıvırtma kıvırtmak kıvır zıvır kıvracık,−ğı

1305

kıvrak,−ğı kıvrakça kıvrak kıvrak kıvraklaşma kıvraklaşmak kıvraklık,−ğı kıvrama kıvramak kıvrandırma kıvrandırmak kıvranış kıvranma kıvranmak kıvrantı kıvratma kıvratmak kıvrık,−ğı kıvrıklık,−ğı kıvrılış kıvrılma kıvrılmak kıvrım kıvrım kıvrım kıvrımlanma kıvrımlanmak kıvrımlı kıvrıntı

1306

kıya kıyacı kıyafet kıyafet balosu kıyafet düşkünü kıyafetli kıyafetname kıyafetsiz kıyafetsizlik,−ği kıyak,−ğı kıyakçı kıyaklaşma kıyaklaşmak kıyaklık,−ğı kıyam kıyamet kıyamet alâmeti kıyamet günü kıyas kıyasa muhalefet kıyasen kıyasımukassem kıyasıya kıyasî kıyaslama kıyaslamak kıyaslanma

1307

kıyaslanmak kıydırma kıydırmak kıygı kıygın kıygınlık,−ğı kıyı kıyı balıkçılığı kıyı bankacılığı kıyı bucak,−ğı kıyıcı kıyıcılık,−ğı kıyıcılık etmek kıyıda bucakta kıyıda köşede kıyıdaş kıyı dili kıyık,−ğı kıyı kıyı kıyılama kıyılamak kıyılık,−ğı kıyılma kıyılmak kıyım kıyım kıyım kıyımlı

1308

kıyımlık,−ğı kıyın kıyın kıyın kıyınma kıyınmak kıyıntı kıyış kıyışma kıyışmak kıyı tırmığı kıyma kıymak kıymalı kıymalı börek,−ği kıymalı ıspanak, −ğı kıymalık,−ğı kıymalı makarna kıymalı pide kıymalı yumurta kıymasız kıymet kıymetlendirme kıymetlendirmek kıymetlenme kıymetlenmek kıymetleşme

1309

kıymetleşmek kıymetleştirme kıymetleştirmek kıymetli kıymetli evrak kıymetlilik,−ği kıymetsiz kıymetsizlik,−ği kıymettar kıymık,−ğı kıymıklı kıytırık,−ğı kıytırıklık,−ğı kıyye kız kızak,−ğı kızaklama kızaklamak kızaklık,−ğı kızak yapmak kızamık,−ğı kızamıkçık,−ğı kızamıklı kızan kızanlık,−ğı kızarık,−ğı kızarıklık,−ğı

1310

kızarış kızarma kızarmak kızartı kızartıcı kızartılı kızartılma kızartılmak kızartma kızartmak kız böceği kız böcekleri kızcağız kızdırıcı kızdırılma kızdırılmak kızdırma kızdırmak kızgın kızgın bulut kızgınlaşma kızgınlaşmak kızgınlık,−ğı Kızık kızıl kızılağaç,−cı Kızılay

1311

Kızılbaş Kızılbaşlık,−ğı kızılboya (bitki) kızılca kızılcadişi (ağaç) Kızılcahamam (ilçe) kızılca kıyamet kızılcık,−ğı kızılcıkgiller kızılcık reçeli kızılcık şurubu kızılcık tarhanası kızılçam Kızılderili Kızılelma Kızılırmak (ilçe) kızıl ısı kızılış kızıl iblis kızılkanat (balık) kızılkantaron kızılkantarongiller kızıl kıyamet kızılkök kızılkurt,−du kızılkuyruk,−ğu

1312

(kuş) kızıllaşma kızıllaşmak kızıllık,−ğı kızılma kızılmak Kızılören (ilçe) kızıl ötesi kızıl su yosunları kızılsöğüt,−dü kızılşap (renk) Kızıltepe (ilçe) kızıltı kızılyaprak,−ğı (bitki) kızılyara kızıl yel kızılyörük,−ğü (yılancık) kızış kızışık,−ğı kızışma kızışmak kızıştırış kızıştırma kızıştırmak kızkalbi (bitki)

1313

kız kardeş kız kızan kız kilimi kız kurusu kız kuşu kızlar ağası kızlık,−ğı kızlık zarı kızma kızmabirader (oyun) kızmaca kızmak kızmemesi (meyve) kız oğlan kız oğlan kız ki kibar kibarca kibar düşkünü kibarlar âlemi kibarlaşma kibarlaşmak kibarlık,−ğı kibarlık budalası kibarlık düşkünü

1314

kibarlık etmek kibar lokması kibarzade kibernetik,−ği kibir,−bri kibirleniş kibirlenme kibirlenmek kibirli kibirsiz kibrit kibritçi kibritlik,−ği kibrit suyu kibutz kifaf kifafınefs kifafınefs etmek kifaflanma kifaflanmak kifayet kifayet etmek kifayetli kifayetsiz kifayetsizlik,−ği Kiğı (ilçe) kik

1315

kikirik,−ği kiklâ kiklon kiklotron kil kile kiler kilerci kilermeni kilim kilimci kilimcilik,−ği Kilis kilise kilise çanı kilise hukuku kilit,−di kilit dili kilitleme kilitlemek kilitlenme kilitlenmek kilitletme kilitletmek kilitleyici kilitli kilit mevkii

1316

kilit noktası kilit sarma kilitsiz kilitsiz küreksiz kilit taşı kilit yeri kiliz kiliz balığı kilizman Kilizman killeme killemek killi kilo kiloamper kilogram kilogramağırlık,−ğı kilogramkuvvet kilogrammetre kilohertz kilojul,−lü kilokalori kilolu kiloluk,−ğu kilometre kilometre kare kilometrelerce

1317

kilometre taşı kilosikl kiloton kilovat kilovat saat,−ti kilovolt kils kilüs kim kim bilir kimesne kimi kimisi kimi zaman kimlik,−ği kimlik belgesi kimlik kartı kimono kimse kimsecik,−ği kimsecikler kimsesiz kimsesizlik,−ği kimüs kimya kimyacı kimyacılık,−ğı

1318

kimya doğrulumu kimyager kimyagerlik,−ği kimya göçümü kimya olmak kimyasal kimyasal savaş kimyasal silâh kimyasal tedavi kimyevî kimyevî tedavi kimyon kimyonî kimyonlu kin kinaye kinayeli kinayeli kinayeli kinci kincilik,−ği kindar kindarlık,−ğı kinematik,−ği kinestezi kinetik,−ği kinetik enerji kinik,−ği

1319

kinin kininli kinin sülfatı kiniş kinizm kinlenme kinlenmek kinli kinsiz kip kipe kipkirli kiplik,−ği kir kira kira arabası kira bedeli kiracı kiracılık,−ğı kira kontratı kiralama kiralamak kiralanma kiralanmak kiralayan kiralayıcı kiralı

1320

kiralık,−ğı kiralık adam kiralık ev kiralık kadın kiralık kasa kiralık katil kiralık kız kiraz Kiraz (ilçe) kiraz elması kirazlık,−ğı kiraz reçeli kiraz zamkı kirde kirdeci kirebolu kireç,−ci kireççi kireççil kireç fabrikası kireç kaymağı kireç kuyusu kireçleme kireçlemek kireçlenme kireçlenmek kireçleşme

1321

kireçleşmek kireçli kireçlik,−ği kireç ocağı kireçsileme kireçsilemek kireçsiz kireçsizlenme kireçsizleştirme kireçsizleştirmek kireç suyu kireç sütü kireç taşı kireçyeren kiremit,−di kiremitçi kiremitçilik,−ği kiremit fabrikası kiremithane kiremitli kiremit rengi kirik,−ği kiril kiril alfabesi kiriş kirişçi kirişhane

1322

kirişleme kirişlemek kirişli kirişlik,−ği kirizma kirizma etmek kirizmalama kirizmalamak kirizma yapmak kirizme kirkit kirlenme kirlenmek kirletme kirletmek kirli kirli çamaşır kirli çıkı kirli çıkın kirlihanım peyniri kirli kan kirlilik,−ği kirli sarı kirloş kirloz kirmen kir pas

1323

kirpi kirpigiller kirpik,−ği kirpik besleyici kirpikli kirpikliler kirpiksi kirpiksi cisim,−smi kirş kirtikli kirtil kirve kirvelik,−ği kirvelik etmek kisedar kispet kispet çıkarılması kispî kist kistleşme kistleşmek kisve kişi kişi adı bilimi kişi eki kişiler arası kişiler arası ilişki

1324

kişileşme kişileşmek kişileştirme kişilik,−ği kişilik dışı kişilikli kişiliksiz kişioğlu kişisel kişiye özel kişizade kişi zamiri kişmirî kişmiş kişneme kişnemek kişneyiş kişniş kişniş şekeri kit kitabe kitabet kitabî kitap,−bı kitap açacağı kitapça kitapçı

1325

kitapçılık,−ğı kitap dolabı kitap ehli kitap evi kitap kurdu kitaplaştırma kitaplaştırmak kitaplık,−ğı kitaplık bilimci kitaplık bilimi kitaplık görevlisi kitap sarayı kitapsever kitapseverlik,−ği kitapsız kitin kitle kitle haberleşmesi kitlesel kitre kivi kivigiller kiyanus kiyaset kizir klâkson klân

1326

klâpa klâpe klârnet klârnetçi klâs klâsik,−ği klâsikleşme klâsikleşmek klâsiklik,−ği klâsisizm klâsman klâsör klâvsen klâvsenci klâvye klâvyeli kleptoman kleptomani klerikalizm klik,−ği klikçi klikleme kliklemek klikleşme klikleşmek klima klimatolog,−ğu

1327

klimatoloji klinik,−ği klinker klinometre klip,−bi klips klişe klişeci klişecilik,−ği klişehane klişeleşme klişeleşmek klitoris klon klonlama klonlamak klor klor hidrat klor hidrik,−ği klorik klorik asit,−di klorlama klorlamak klorlanma klorlanmak klorlu klorofil

1328

kloroform klorometri kloroplâst kloroz klorölçer klorür klorürlendirme klorürlendirmek klorürleştirme klorürleştirmek klostrofobi kloş klozet klüz know−how koalisyon koalisyon hükûmeti koaptör kobalt kobalt bombası kobay kobaygiller kobra kobragiller koca Kocaali (ilçe)

1329

kocabaş (kuş) kocabaşı koca bebek,−ği Kocaeli'ni kocakarı kocakarı ilâcı kocakarılık,−ğı kocakarı masalı kocakarı soğuğu koca koca Kocaköy (ilçe) koca kuşluk,−ğu kocalak,−ğı kocalı kocalık,−ğı kocalma kocalmak kocaltma kocaltmak kocama kocamak kocaman kocamanca kocaman kocaman kocamanlaştırma kocamanlaştırmak

1330

kocaoğlan kocasız kocasızlık,−ğı Kocasinan (ilçe) kocatma kocatmak koca yemiş kocayış koç Koç (burç) koçak,−ğı koçaklama koçan koçancı koçancılık,−ğı Koçarlı (ilçe) koçbaşı (direk) koçboynuzu (çengel) koç burunlu Koçhisar (ilçe) koçkar koç katımı koç katımı fırtınası koçlanma koçlanmak koçma

1331

koçmak koçsama koçsamak koçu koçuşmak koç yiğit,−di koç yumurtası kodaman kodamanlar kodamanlık,−ğı kodein kodeks kodes kodifikasyon kodoş kodoşluk,−ğu kof kofa kofalık,−ğı kofana Kofçaz (ilçe) koflaşma koflaşmak kofluk,−ğu kofra koful koğuş

1332

Koh basili kohenit kohezyon kok koka kokain kokainci kokainman kokainoman kokainomani kokak,−ğı kokak ağaç,−cı kokar ağaç,−cı kokarca kokart,−dı kokartlı koket koketlik,−ği koketri kokimbit kok kömürü koklama koklamak koklaşma koklaşmak koklaştırma koklaştırmak

1333

koklatma koklatmak koklayış kokma kokmak kokmuş kokona kokoreç,−ci kokoreççi kokoreççilik,−ği kokoroz kokorozlanma kokorozlanmak kokot kokoz kokozlanma kokozlanmak kokozluk,−ğu kokpit kokteyl koku koku alma duyusu koku alma organı kokucu kokulandırma kokulandırmak kokulanma

1334

kokulanmak kokulu kokulu çayır otu kokulu kiraz kokulu sabun kokurdan kokusuz kokuş kokuşma kokuşmak kokuşturma kokuşturmak kokuşuk,−ğu koku tedavisi kokutma kokutmak kol kola kola cevizi kolacı kolacılık,−ğı kolaçan kolaçan etmek kola çıkma kola çıkmak kolagiller kolağası

1335

kol ağzı kolâj kol akımı kolalama kolalamak kolalanma kolalanmak kolalatma kolalatmak kolalayış kolalı kolan kolan balığı kolancı kolancılık,−ğı kolay kolayca kolaycacık,−ğı kolaycı kolaycılık,−ğı kolayda kolay kolay kolaylama kolaylamak kolaylanma kolaylanmak kolaylaşma

1336

kolaylaşmak kolaylaştırma kolaylaştırmak kolaylık,−ğı kolaylıkla kol bağı kolbastı kolbaşı kolbaşılık,−ğı kol böreği kolcu kolculuk,−ğu kolçak,−ğı kolçaklı sandalye koldaş koldaşlık,−ğı kol değirmeni kol demiri koledok,−ğu kolej kolejli koleksiyon koleksiyoncu koleksiyonculuk, −ğu kolektif kolektif çalışma

1337

kolektifleşme kolektifleşmek kolektifleştirme kolektifleştirmek kolektif ortaklık,−ğı kolektif şirket kolektivist kolektivizm kolektör kolemanit kolera koleralı kolesterin kolesterol,−lü kolhoz koli kolibasil kolibri kolibrigiller kolik,−ği kolit kol kapağı kol kemiği kol kola kollama kollamak kollanma

1338

kollanmak kollayıcı kollu kolluk,−ğu kolluk kuvveti kol nizamı kolodyum kolofan koloidal,−li koloit,−di kolokyum kolombiyum kolon koloni kolonya kolonyal kolonyalama kolonyalamak kolonyalanma kolonyalanmak kolonyalı kolonyalist kolordu koloridye kolorimetre kolorimetri kolostrum

1339

kol saati kolsu ayaklılar kolsuz koltuğa girme koltuk,−ğu koltuk altı koltuk başı koltukçu koltukçuluk,−ğu koltuk değneği koltuk düşkünü koltuk gözü koltuk kapısı koltuk kavgası koltuklama koltuklamak koltuklanma koltuklanmak koltuklu koltukluk,−ğu koltuk meyhanesi kolu uzun kolye kolyoz kolza kom koma

1340

komalık,−ğı komalık etmek komalık olmak komandit komandite komanditer komandit ortaklık, −ğı komandit şirket komando komando er komar kombi kombina kombinasyon kombine kombinezon kombiyum komedi komedi yazarı komedya komedyacı komedyen komi komik,−ği komikleşme komikleşmek

1341

komiklik,−ği komiser komiserlik,−ği komisyon komisyoncu komisyonculuk,−ğu komita komitacı komitacılık,−ğı komite komodin komodor komot kompartıman kompas kompetan kompetitif kompilâsyon komple komple kilit,−di kompleks kompleksli komplikasyon komplike kompliman komplo komplocu

1342

komposto kompostoluk,−ğu kompoze kompozisyon kompozitör komprador kompres kompresör komprime kompüter komşu komşu açı komşu hatırı komşu kapısı komşuluk,−ğu komşuluk etmek komşuluk yapmak komut komuta komuta etmek komutan komutanlık,−ğı komünikasyon komünike komünist komünistlik,−ği komünizm

1343

komütatör kona göçe konak,−ğı Konak (ilçe) konakçı konaklama konaklamak konaklık,−ğı konak yavrusu konalga konargöçer konç,−cu konçerto konçina konçlu konçsuz kondansatör kondenseleşme kondisyon kondisyon aleti kondisyon bisikleti kondom kondurma kondurmak kondüit kondüktör kondüktörlük,−ğü

1344

konektör konektör pensi konfederasyon konfederatif konfedere konfeksiyon konfeksiyoncu konfeksiyonculuk, −ğu konfeksiyon mağazası konferans konferansçı konferansçılık,−ğı konfeti konfor konforlu konformizm konforsuz konforsuzluk,−ğu konglomera Kongo Kongolu kongövde kongövdeli kongre koni

1345

konik,−ği koniklik,−ği konje konjonktivite konjonktür konkasör konkav konken konkordato konkre konkret konkur konkurhipik,−ği konma konmak konsa konsantrasyon konsantre konsantre etmek konsantre olmak konsensüs konsept konseptüalizm konser konservatör konservatuvar konserve

1346

konservecilik,−ği konsey konsinye satış konsol konsolidasyon konsolide konsolide borç,−cu konsolide bütçe konsolit,−di konsolitçi konsolos konsoloshane konsolosluk,−ğu konsol saati konsomasyon konsomatris konsomatrislik,−ği konson konsonant konsorsiyum konstellâsyon konstrüksiyon konstrüktivizm konsulto konsül konsültasyon konsültasyon

1347

yapmak konşimento kont kontak,−ğı kontak anahtarı kontak kapama kontak lens kontekst kontenjan kontenjan sistemi kontes konteyner kontluk,−ğu kontör kontörlü kontörlü telefon kontra kontralto kontra mizana (denizcilik) kontrasomun kontrast kontrat kontratabla kontratak,−ğı kontratlı kontratsız

1348

kontrat yapmak kontrbas kontrbasçı kontrfile kontrgerillâ kontrol,−lü kontrolcü kontrol etmek kontrol kalemi kontrol kulesi kontrolör kontrolörlük,−ğü kontrol saati kontrpiye kontrplâk,−ğı kontrpuan kontur kontuvar konu konuk,−ğu konukçu konukçuluk,−ğu konuk etmek konuk evi konuk köşesi konuklama konuklamak

1349

konukluk,−ğu konuk olmak konu komşu konuk sanatçı konuksever konukseverlik,−ği konulma konulmak konulu konum konu mankeni konumlama konumlamak konumlandırma konumlandırmak konumlanma konumlanmak konur konur al (renk) konusuz konuş konuşkan konuşkanlık,−ğı konuşlandırma konuşlandırmak konuşlanma konuşlanmak

1350

konuşma konuşma bozukluğu konuşmacı konuşma dili konuşma güçlüğü konuşmak konuşma korkusu konuşmama hakkı konuşma merkezi konuşma yapmak konuşma yetersizliği konuşturma konuşturmak konuşu konuşucu konuşulma konuşulmak konuşumluk,−ğu konut konut belgesi konut dokunulmazlığı konut fonu konut kredisi konutlanma

1351

konutlanmak konvansiyon konvansiyonel konvansiyonel silâh konveks konveksiyon konvektör konvertibilite konvertibl konvertisör konveyör konvoy Konya konyak,−ğı Konyalı kooperatif kooperatifçi kooperatifçilik,−ği kooperatifleşme kooperatifleşmek koordinasyon koordinat koordinatlar koordinatör koordine koordine etmek

1352

kopal kopanaki koparan koparılma koparılmak koparış koparma koparmak kopartılma kopartılmak kopartma kopartmak koparttırma koparttırmak kopça kopçalama kopçalamak kopçalanma kopçalanmak kopçalı kopçasız kopek,−ği (para birimi) kopil kopkoyu kopma kopmak

1353

kopolimer kopolimerleşme kopoy kopuk,−ğu kopukluk,−ğu kopuksuz kopuntu kopuz kopuzcu kopya kopyacı kopyacılık,−ğı kopya defteri kopya etmek kopya kâğıdı kopya kalemi kopyalama kopyalamak kopyalanma kopyalanmak kopya mürekkebi kopya yapmak kor kora koral,−li koramiral,−li koramirallik,−ği

1354

kordalılar kordiplomatik,−ği kordon kordon boyu kordone Kore Korece koregraf koregrafi korekt korelâsyon Koreli koreograf koreografi Korgan (ilçe) korgeneral,−li korgenerallik,−ği Korgun (ilçe) korida koridor korindon korkak,−ğı korkakça korkaklık,−ğı korkaklık etmek korka korka korkalama

1355

korkalamak korkma korkmak korku korku damarı korkulma korkulmak korkulu korkuluk,−ğu korkunç,−cu korkunçlaşma korkunçlaşmak korkunçlaştırma korkunçlaştırmak korkunçluk,−ğu korkusuz korkusuzca korkusuzluk,−ğu Korkut (ilçe) Korkuteli'ni (ilçe) korkutma korkutmaca korkutmak korkutucu korlanma korlanmak korlaşma

1356

korlaşmak korluk,−ğu korna kornea korner korner atışı korner direği kornet kornetçi korniş kornişçi kornişçilik,−ği kornişon korno koro koroner korporasyon korporatif korsan korsanlık,−ğı korse korseci korsecilik,−ği korseli korsesiz kort korte

1357

korte etmek kortej korteks kortizon kortizonlu kortizonlu ilâç,−cı koru korucu korucuk,−ğu koruculuk,−ğu korugan koruk,−ğu koruk lüferi koruk suyu koruk şerbeti koruluk,−ğu koruma koruma aracı korumacılık,−ğı korumak korumalık,−ğı koruma polisi koruma ünsüzü korun korunak,−ğı korunaklı korunaksız

1358

koruncak,−ğı korun dokusu korunga korungalık,−ğı korunma korunmak korunum koruyucu koruyucu hekimlik, −ği koruyuculuk,−ğu koruyucu ünsüz koruyuş korvet korza kosa kosinüs koskoca koskocaman kostak,−ğı kostaklanma kostaklanmak koster kostik,−ği kostüm kostümcü kostümlü

1359

kostümlük,−ğü koşa koşaç,−cı koşalık,−ğı koşaltı koşam koşamlama koşamlamak koşar adım koşin koşma koşmaca koşmak koşmalık,−ğı koşnil koşturma koşturmak koşturulma koşturulmak koşu koşu atı koşucu koşuk,−ğu koşul koşullama koşullamak koşullandırma

1360

koşullandırmak koşullanma koşullanmak koşullu koşullu tepke koşullu yan cümle koşulma koşulmak koşulsuz koşulsuz tepke koşum koşum atı koşumcu koşum hayvanı koşumlu koşum takımı koşun koşun koşun koşuntu koşuşa koşuşa koşuşma koşuşmak koşuşturma koşuşturmak koşut koşutçuluk,−ğu koşutlaştırma

1361

koşutlaştırmak koşutluk,−ğu koşu yolu kot kot,−du kota kotan (büyük saban) kotarılma kotarılmak kotarma kotarmak kotlama kotlamak kotlet kotletpane koton kotonperle kotra kov kova Kova (burç) kova kova kovalama kovalamaca kovalamak kovalanış

1362

kovalanma kovalanmak kovalayış kovalık,−ğı kovan kovan anahtar Kovancılar (ilçe) kovanlık,−ğı kovan otu kovboy kovboyculuk,−ğu kovboyluk,−ğu kovcu kovculuk,−ğu kovdurma kovdurmak kov etmek kovlama kovlamak kovma kovmak kovucuk,−ğu kovuk,−ğu kovulma kovulmak kovuluş kovuntu

1363

kovuş kovuşturma kovuşturmak kovuşturma yapmak koy koyacak,−ğı koyak,−ğı koyar koycuk,−ğu koydurma koydurmak koygun koyma koyma akıl koymak koyu koyu gri koyu kahverengi koyu kır koyu kırmızı koyu koyu koyu lâcivert,−di koyulaşma koyulaşmak koyulaştırma koyulaştırmak

1364

Koyulhisar (ilçe) koyulma koyulmak koyultma koyultmak koyuluk,−ğu koyu mavi koyun koyun,−ynu (kucak) koyun bakışlı koyuncu koyunculuk,−ğu koyun dede koyun eti koyungöbeği (mantar) koyungözü (bitki) koyun koyuna koyun mantarı koyuntu koyunyünü(sünger) koyu pembe koyu sarı koyut koyuverme koyuvermek koyu yeşil

1365

koyverme koyvermek koz koza kozacı kozacılık,−ğı kozak,−ğı Kozaklı (ilçe) kozalak,−ğı kozalaklılar kozalaksı kozalaksı bez kozalı Kozan (ilçe) kozasız koz helva koz helvacı koz helvası Kozlu Kozluk (ilçe) kozmetik,−ği kozmik,−ği kozmik ışınlar kozmik madde kozmogoni kozmogonik,−ği kozmografya

1366

kozmoloji kozmolojik,−ği kozmonot kozmopolit kozmos köçek,−ği köçekçe köçeklik,−ği köfte köfteci köftecilik,−ği köftehor köftelik,−ği köfter köfterlik,−ği köftün köhne köhneleşme köhneleşmek köhnelik,−ği köhneme köhnemek kök kök bacaklılar kök bilgisi kök boyası kökboyası (bitki)

1367

kökboyasıgiller kökçü kökçük,−ğü kök doğrayıcısı köken köken belgesi köken bilimci köken bilimi köken bilimsel kökenlenme kökenlenmek kökenli kökensel kökensiz kökertme kökertmek kök işareti kök kaplama kök kırmızısı kök kurdu kökleme köklemek köklendiriş köklendirme köklendirmek kökleniş köklenme

1368

köklenmek kökleşme kökleşmek kökleştiriş kökleştirme kökleştirmek köklü köklü aile kök mantar köknar köknar sakızı kök sap kök saplı köksel köksü köksüz köksüzlük,−ğü kökten köktenci köktencilik,−ği kökten çiçekli kökten dinci kökten dincilik,−ği kökten sürme kökteş kökteş tümleç,−ci Köktürk

1369

Köktürkçe kök yumru kölçer köle köleci köleleşme köleleşmek köleleştiriş köleleştirme köleleştirmek köleli kölelik,−ği kölelik düzeni kölemen kölesiz kölük,−ğü kömbe kömeç,−ci kömür kömürcü kömürcülük,−ğü kömüren kömür kalem kömür kayası kömürleşme kömürleşmek kömürleştirilme

1370

kömürleştirilmek kömürleştiriş kömürleştirme kömürleştirmek kömürlü kömürlük,−ğü kömüş köpek,−ği köpekayası (bitki) köpek balığı köpek balıkları köpek dişi köpekgiller köpekkuyruğu (spor) köpekleme köpeklemek köpekleniş köpeklenme köpeklenmek köpekleşiş köpekleşme köpekleşmek köpekli köpeklik,−ği köpek memesi köpekoğlu

1371

köpekoğlu köpek, −ği köpek sarımsağı köpeksiz köpek soğanı köpek soyu köpek üzümü köpoğlu köpoğluluk,−ğu köprü köprü altı çocuğu köprü başı Köprübaşı'nı (ilçe) köprücü köprücük,−ğü köprücük kemiği köprücülük,−ğü Köprüköy (ilçe) köprüleniş köprülenme köprülenmek köprülü köprü yol köpük,−ğü köpükleniş köpüklenme köpüklenmek

1372

köpüklü köpüksüz köpüleme köpülemek köpüre köpüre köpürgen köpürme köpürmek köpürtme köpürtmek köpürtücü köpürtüş köpürüş kör kör ağaç,−cı kör alan kör baca kör bağırsak,−ğı kör boğaz körcesine kör çapa kör dövüşü kör duman kördüğüm köre körebe köreliş

1373

körelme körelmek köreltme köreltmek köreşe kör fare kör faregiller körfez Körfez (ilçe) körfezcik,−ği kör hat,−ttı kör kadı kör kandil kör kaya kör köstebek,−ği kör kurşun kör kuyu körkütük,−ğü körlemeden körleniş körlenme körlenmek körleşme körleşmek körleştiriş körleştirme körleştirmek

1374

körletiş körletme körletmek körlük,−ğü kör nişancı kör nişancılık,−ğı kör nokta kör ocak,−ğı Köroğlu kör olası körpe körpecik,−ği körpelik,−ği kör sıçan kör şans kör şeytan kör talih kör tapa kör topal kör uçuş körük,−ğü körükçü körükçülük,−ğü körükleme körüklemek körüklenme körüklenmek

1375

körükleyici körüklü körü körüne körüksüz kör yılan kör yılangiller kös kösçü köse Köse (ilçe) köse buğday köseği kösele kösele suratlı kösele taşı köselik,−ği kösem kösemen kösemenlik,−ği kösemenlik etmek köse sakal köskelmek kös kös köskötürüm kösnü kösnük,−ğü kösnül

1376

kösnüllük,−ğü kösnülme kösnülmek kösnülü köstebek,−ği köstebekgiller köstebek illeti köstek,−ği köstekleme kösteklemek köstekleniş kösteklenme kösteklenmek köstekleyiş köstekli köstek olmak kösteksiz köstere köşe köşe atışı köşe başı köşebent,−di köşe bucak,−ğı köşe demiri köşe dolabı köşe dönmeci köşe dönücü

1377

köşe dönücülük,−ğü köşegen köşek,−ği köşe kadısı köşe kapmaca köşekleme köşeklemek köşe koltuğu köşeleme köşelemek köşeli köşeli ayraç,−cı köşelik,−ği köşeli parantez köşe minderi köşe penceresi köşe rafı köşesiz köşe taşı köşe vuruşu köşe yastığı köşe yazarı köşe yazarlığı köşe yazısı köşk Köşk (ilçe) köşker

1378

köşkerlik,−ği köşklü kötek,−ği kötü kötü adam kötücül kötü göz kötü kadın kötüleme kötülemek kötüleniş kötülenme kötülenmek kötüleşme kötüleşmek kötüleştiriş kötüleştirme kötüleştirmek kötüleyici kötüleyiş kötülük,−ğü kötülük etmek kötülükçü kötülükçülük,−ğü kötülük yapmak kötümseme kötümsemek

1379

kötümser kötümserleşme kötümserleşmek kötümserlik,−ği kötü olmak kötürüm kötürümleşme kötürümleşmek kötürümlük,−ğü kötürüm olmak köy köy ağası Köyceğiz (ilçe) köycü köycülük,−ğü köydeş köy ekmeği köy enstitüsü köygöçüren köy ihtiyar heyeti köy ihtiyar meclisi köy imamı köy koruculuğu köy korucusu köy köy köyleşme köyleşmek

1380

köyleştirme köyleştirmek köylü köylü çorbası köylük,−ğü köylü kentli köylük yer köylülük,−ğü köy meydanı köy muhtarı köy odası köy orta oyunu köy oyunu köy romanı köy seyirlik oyunu köy türküsü köy yeri köz közleme közlemek közleşme közleşmek kraça kraft kâğıdı kral kralcı kralcılık,−ğı

1381

kraliçe kraliçelik,−ği kraliyet krallık,−ğı kramp krampon kraniyoloji krank krater krater gölü kravat kravatlı kravatsız kravl kreasyon kreatör kredi kredi açıcı kredi anlaşması kredi kartı kredileme kredilemek kredilendirme kredilendirmek kredi limiti kredili satış kredi mektubu

1382

kredi sözleşmesi kreditör krem krema kremalı kremasız krematoryum kremleme kremlemek kreozot krep krepdöşin kreplin krepon krepon kâğıdı krepsaten kreş kretase kreten kretenizm kreton krezol,−lü kriket kriko krikocu krikoculuk,−ğu kriminolog,−ğu

1383

kriminoloji kripto kriptolog,−ğu kriptoloji kripton kristal,−li kristal cam kristalleşme kristalleşmek kristal mavisi kristaloit,−di kriter kritik,−ği kritisizm kriyoskopi kriz krizalit,−di krizantem kriz masası krizolit kriz yöneticisi kriz yönetimi kroki krokodil krom kromaj kromatik,−ği

1384

kromatik iplik,−ği kromatin kromatit kromatofor krome kromlu kromoplâst kromosfer kromotropizm kromozom kron kronaksi kronik,−ği kronikçi kronikleşme kronikleşmek kronograf kronoloji kronolojik,−ği kronometre kros kroşe kruasan krupiye krupiyelik,−ği kruvaze kruvazör

1385

ksenofobi ksenon ksilofon kuaför kuartet kubarma kubarmak kubaşma kubaşmak kubat kubatlık,−ğı kubbe Kubbealtı'nı kubbeli kubbeli delik,−ği kubbeli fırın kubbesiz kubur kuburluk,−ğu kucak,−ğı kucak çocuğu kucak dolusu kucak kucağa kucak kucak kucaklama kucaklamak kucaklanış

1386

kucaklanma kucaklanmak kucaklaşma kucaklaşmak kucaklayış kucaktan kucağa kuçukuçu (köpek) kuçu kuçu (ünlem) kudas kudema kudret kudret hamamı kudret helvası kudretli kudret narı kudretsiz kudretsizlik,−ği kudretten kudurgan kudurganlık,−ğı kudurma kudurmak kudurtma kudurtmak kudurtucu kuduruk,−ğu kuduruş

1387

kuduz kuduz böceği kuduz böcekleri kuduzluk,−ğu kuduz otu kudüm kudümzen kûfî kuğu kuğurma kuğurmak kuhi kuintet kuka kukla kuklacı kuklacılık,−ğı kuklalık,−ğı kukla oyunu kukla tiyatrosu kuklavarî kukuleta kukuletalı kukuletasız kukumav kul kula

1388

Kula (ilçe) kulacık,−ğı kulaç,−cı kulaçlama kulaçlamak kulaçlayış kulağakaçan kulağı delik,−ği kulağı tıkalı kulak,−ğı kulak altı bezi kulakçı kulakçık,−ğı kulak çivisi kulak davulu kulak demiri kulak dolgunluğu kulak erimi kulak kepçesi kulak kulağa kulaklı kulaklık,−ğı kulaklı somun kulak memesi kulak misafiri kulak misafiri olmak kulak sadakası

1389

kulaksız kulaktan kulaktan dolma kulaktan kulağa kulak tıkacı kulak tırmalayıcı kulaktozu kulak zarı kulampara kulamparalık,−ğı kul cinsi kule kul etmek kul hakkı kulis kulis çalışması kulis faaliyeti kulis yapmak kul kâhyası kullandırma kullandırmak kullanıcı kullanılma kullanılmak kullanılmış kullanım kullanış

1390

kullanışlı kullanışsız kullanma kullanmak kullap,−bı kullaşma kullaşmak kulluk,−ğu kullukçu kulluk etmek kulluk kölelik,−ği kul oğlanı kuloğlu kul olmak kulp Kulp (ilçe) kulplu kulplu beygir kulpsuz kul taksimi Kulu (ilçe) kuluçka kuluçka devri kuluçka dönemi kuluçkahane kuluçkalık,−ğı kuluçka makinesi

1391

kuluçka olmak kulun Kuluncak (ilçe) kulunç,−cu kulunlama kulunlamak kulunluk,−ğu kulübe kulüp,−bü kulüpçü kulüpçülük,−ğü kulüpler arası kulvar kul yapısı kulyuç,−cu kum kuma kumalı Kuman Kumanca kumanda kumanda etmek kumandan kumandan gemisi kumandanlı kumandanlık,−ğı kumandansız

1392

Kumandı kumanya kumanyacı kumanyacılık,−ğı kumar kumarbaz kumarbazlık,−ğı kumarcı kumarcılık,−ğı kumar ebesi kumarhane kumarhaneci kumarhanecilik,−ği kumasız kumaş kumaşçı kumaşçılık,−ğı kumaş mengenesi kumaşsız kum balığı kum balığıgiller kumbara kumbaracı kumbarahane kumbaşı (kumsal) kumcu kumcul

1393

kum çölü kum engereği kum fırtınası kum grisi kum havucu kum havuzu kum kamyonu kum kayası kumkazan kum kekliği kumkuma kumla kumlama kumlamak kumlaştırıcı kumlaştırma kumlaştırmak kumlu Kumlu (ilçe) Kumluca (ilçe) kumluk,−ğu kum otu kumpanya kumpas kumpir kumral kumru

1394

Kumru (ilçe) kumrucu kum saati kumsal kumsallık,−ğı kumsuz kum taşı kum torbası kumuç,−cu Kumuk Kumukça kumul kunda kundak,−ğı kundakçı kundakçılık,−ğı kundaklama kundaklamak kundaklanış kundaklanma kundaklanmak kundaklayış kundaklı kundaksız kundura kunduracı kunduracılık,−ğı

1395

kunduru kunduz kunduz böceği kungfu kunt kup kupa kupes kupkuru kupkuru etmek kupon kupür kur kur'a kurabiye kurabiyeci kurabiyecilik,−ği kur'acı kurada kur'a efradı kurak,−ğı kurakçıl kuraklık,−ğı kural kurala aykırı kurala aykırılık,−ğı kuralcı kuralcılık,−ğı

1396

kural dışı kurallaşma kurallaşmak kurallaştırma kurallaştırmak kurallı kurallı cümle kuralsız kuram Kurama kuramlaştırma kuramlaştırmak kuramcı kuramcılık,−ğı kuramsal Kur'an kurander Kur'anıkerim kurbağa kurbağa adam kurbağa balığı kurbağa balığıgiller kurbağacık,−ğı kurbağalama kurbağalar kurbağa otu kurbağa testi

1397

kurbağazehiri(bitki) kurbağazehirigiller kurban Kurban Bayramı kurban eti kurban etmek kurbanlık,−ğı kurbanlık koyun kurban olmak kurca kurca çıbanı kurcalama kurcalamak kurcalanış kurcalanma kurcalanmak kurcalayış kurçatovyum kurdele kurdele balığı kurdele balığıgiller kurdeleli kurdelesiz kurdeşen kurdurma kurdurmak kurdurtma

1398

kurdurtmak kurgan kurgu kurgu bilimi kurgucu kurguculuk,−ğu kurgulama kurgulamak kurgulanma kurgulanmak kurgulu kurgu masası kurgu odası kurgusal kurgusuz kurk kurlağan kurma kurmaca kurmacılık,−ğı kurmak kurmay kurmay başkanı kurmaylık,−ğı kurna kurnalı kurnasız

1399

kurnaz kurnazca kurnazlaşma kurnazlaşmak kurnazlık,−ğı kuron kurs kursak,−ğı kursaklı kursaksız kursiyer kurşun kurşuncu kurşunculuk,−ğu kurşun erimi kurşungeçirmez kurşun grisi kurşunî kurşunîleşme kurşunîleşmek kurşun kalem kurşunlama kurşunlamak kurşunlanma kurşunlanmak kurşunlaşma kurşunlaşmak

1400

kurşunlu Kurşunlu (ilçe) kurşun otu kurşun rengi kurşunsuz kurt,−du kurtağzı Kurtalan (ilçe) kurtarıcı kurtarıcılık,−ğı kurtarılma kurtarılmak kurtarım kurtarımcılık,−ğı kurtarış kurtarma kurtarma aracı kurtarmacı kurtarmacılık,−ğı kurtarma gemisi kurtarmak kurtarma kazısı kurtayağı (bitki) kurtayağı tozu kurtbağrı (bitki) kurt baklası kurt bilimci

1401

kurt bilimi kurtboğan kurtçuk,−ğu kurtçul kurt kapanı kurtkıyan (bitki) kurt köpeği Kurtköy kurt kuş kurt kuyusu kurtlandırma kurtlandırmak kurtlanış kurtlanma kurtlanmak kurtlaşma kurtlaşmak kurtlu kurtluca kurtluk,−ğu kurt mantarı kurt masalı kurtpençesi (bitki) kurt sineği kurtsuz kurttırnağı (bitki) kurtulma

1402

kurtulmak kurtulmalık,−ğı kurtuluş kurt yeniği kuru Kurucaşile (ilçe) kurucu kuruculuk,−ğu kuru çay kuru çayır kuru çeşme kuru dere kuru duvar kuru ekmek,−ği kuru erik,−ği kuru fasulye kuru filtre kuru gürültü kuru hava kuru iftira kuru incir kuru kafa kuru kahve kuru kahveci kuru kahvecilik,−ği kuru kalabalık,−ğı kuru kayısı

1403

kuru kemik,−ği kuru köfte kuru kuruya kuru kuyu kurul kuru lâf kurulama kurulamak kurulanış kurulanma kurulanmak kurulaşma kurulaşmak kurulayış kurulma kurulmak kurultay kurulu kurulu düzen kuruluk,−ğu kuruluş kuruluşlar bütünü kurum kuruma kurumak kuru meyve kurumlanış

1404

kurumlanma kurumlanmak kurumlaşma kurumlaşmak kurumlaştırma kurumlaştırmak kurumlu kurumsal kurumsallaşma kurumsallaşmak kurumsuz kuruntu kuruntucu kuruntu etmek kuruntulu kuruntusuz kuru öksürük,−ğü kuru pasta kuru pil kuru sebze kuru sıkı kuru soğan kuru soğuk,−ğu kuru söz kuruş kuruş kuruş kuruşlandırma

1405

kuruşlandırmak kuruşluk,−ğu kuruşu kuruşuna kurut kurutaç,−cı kuru tarım kuru temizleme kuru temizleyici kurutma kurutmaç,−cı kurutmak kurutma kabı kurutma kâğıdı kurutmalı kurutmalık,−ğı kurutma makinesi kurutucu kurutulma kurutulmak kurutuş kuru üzüm kuruyasıca kuru yemiş kuru yemişçi kuruyuş kuru yük kuru yük gemisi

1406

kuru ziraat,−ti kurvaziyer kurya kurye kuryelik,−ği kuskun kuskunlu kuskunsuz kuskunu düşük,−ğü kuskus kuskus çorbası kuskus pilâvı kusma kusmak kusmuk,−ğu kusturma kusturmak kusturucu kusturuş kusuntu kusur kusur etmek kusurlu kusurluluk,−ğu kusursuz kusursuzluk,−ğu kuş

1407

Kuşadası'nı (ilçe) kuşak,−ğı kuşak bağlama kuşaklama kuşaklamak kuşaklanma kuşaklanmak kuşaklı kuşaksız kuşane kuşanılma kuşanılmak kuşanış kuşanma kuşanmak kuşantı kuşatılma kuşatılmak kuşatış kuşatma kuşatmak kuş bakışı kuşbaşı kuşbaşılı kuşbaz kuş beyinli kuş bilimci

1408

kuş bilimi kuşburnu (bitki) kuşçu kuşçubaşı kuşçuluk,−ğu kuşdili (dişbudak) kuş dili (çocuk dili) kuşe kuşe kâğıdı kuşekmeği (bitki) kuşet kuşetli kuşetsiz kuş evi kuşgömü(pastırma) kuş gözü (pencere) kuşhane kuş iğdesi kuş kafesi kuşkanadı (tıp) kuş kirazı kuşkonmaz (bitki) kuşku kuşkucu kuşkuculuk,−ğu kuşkulandırma kuşkulandırmak

1409

kuşkulanma kuşkulanmak kuşkulu kuşkulu kuşkulu kuşkusuz kuşlak,−ğı kuşlar kuşlokumu (kurabiye) kuşluk,−ğu kuşluk namazı kuşluk vakti kuşluk yemeği kuşmar kuş otu kuşpalazı (difteri) kuş sütü kuş tüyü kuş uçumu kuş uçuşu kuş uykusu kuş üzümü kuşyemi (bitki) kuş yuvası kut kutan (saka kuşu) kutlama

1410

kutlamak kutlanış kutlanma kutlanmak kutlayış kutlu kutlulama kutlulamak kutluluk,−ğu kutnu kutsal kutsallaşma kutsallaşmak kutsallaştırış kutsallaştırma kutsallaştırmak kutsallık,−ğı kutsama kutsamak kutsî kutsîleşme kutsîleşmek kutsiyet kutsuz kutsuzluk,−ğu kutu kutucu

1411

kutuculuk,−ğu kutu kutu kutulama kutulamak kutulanış kutulanma kutulanmak kutulayış kutulu kutulu telefon kutup,−tbu kutup engel kutuplanma kutuplanmak kutuplaşma kutuplaşmak kutupsal Kutup Yıldızı kutur,−tru kuvantum kuvars kuvarsit kuver kuvertür kuvöz kuvve kuvvet

1412

kuvvet çifti kuvvet komutanları kuvvetlendirici kuvvetlendiriş kuvvetlendirme kuvvetlendirmek kuvvetleniş kuvvetlenme kuvvetlenmek kuvvetli kuvvetlice kuvvetölçer kuvvetsiz kuvvetsizlik,−ği kuymak,−ğı kuyruk,−ğu kuyruk acısı kuyrukkakan kuyruk kemiği kuyruklu kuyruklu kelebek, −ği kuyruklu kurbağa kuyruklular kuyruklu piyano kuyruklu yalan kuyruklu yıldız

1413

kuyruk olmak kuyruksallayan kuyruksallayan− giller kuyruk sokumu kuyruk sokumu kemiği kuyruksuz kuyruksuzlar kuyruksüren kuyruk yağı kuytu kuytuluk,−ğu kuyu kuyu bileziği Kuyucak (ilçe) kuyucu kuyuculuk,−ğu kuyudat kuyu fındığı kuyu kebabı kuyum kuyumcu kuyumculuk,−ğu kuyumcu terazisi kuyu suyu kuyu topuğu kuz

1414

kuzen kuzey kuzeybatı kuzeydoğu Kuzey Kutbu'nu kuzeyli kuzey noktası Kuzey Türkçesi Kuzey Yıldızı kuzgun kuzguncuk,−ğu Kuzguncuk (ilçe) kuzgunî kuzgunî siyah kuzgunkılıcı (bitki) kuzin kuzine kuzu kuzu dişi kuzu eti kuzugöbeği (mantar) kuzu kapama kuzu kapısı kuzu kestanesi kuzukulağı (bitki) kuzukulağı asidi

1415

kuzu kuzu kuzulama kuzulamak kuzulaşma kuzulaşmak kuzulu kuzuluk,−ğu kuzuluk kapısı kuzu mantarı kuzu sarmaşığı Küba Kübalı kübik,−ği kübist kübizm küçücük,−ğü küçük,−ğü küçük abdest küçük ad Küçükaslan (yıldız) Küçük Asya küçük ay (şubat) Küçükayı (yıldız kümesi) küçükbaş küçük bey küçük burjuva

1416

küçük çaplı küçük çapta küçükçe Küçük Çekmece (ilçe) küçük dalga küçük dil küçük dil ünsüzü küçük gazete küçük gezegen küçük hanım küçük harf küçük Hindistan cevizi küçük kan dolaşımı küçük karga küçük köprü küçük kumru küçükleşme küçükleşmek küçüklü büyüklü küçüklük,−ğü küçük martı küçük mevlit ayı küçük önerme küçük parmak,−ğı küçük sakarca

1417

küçüksemek küçük sesli uyumu küçük şalgam küçük tansiyon küçük terim küçük tövbe ayı küçük ünlü uyumu küçülme küçülmek küçültme küçültme eki küçültmek küçülüş küçümen küçümencik,−ği küçümseme küçümsemek küçümsenme küçümsenmek küçümseyiş küçürek,−ği küf küfe küfeci küfecilik,−ği küfelik,−ği küfelik olmak

1418

küffar küf kokusu küflendirme küflendirmek küflenme küflenmek küfletme küfletmek küflü küflüce küfran küfretme küfretmek küfür,−frü küfürbaz küfürbazlık,−ğı küfür küfür küfüv,−ffü küf yeşili küheylân kükre kükreme kükremek kükreyiş kükürt,−dü kükürtatar kükürt çiçeği

1419

kükürtleme kükürtlemek kükürtlenme kükürtlenmek kükürtlü kükürtsüz kül kül,−lli (bütün) külâh külâhçı külâhımsı külâhlı külâhsız külbastı külbastılık,−ğı külçe külçeleşme külçeleşmek kül çöreği küldöken külek,−ği kül etmek külfet külfetli külfetsiz külfetsizce külhan

1420

külhanbeyce külhanbeyi külhanbeyi ağzı külhanbeylik,−ği külhancı külhanî külhan makinesi külkedisi külleme küllemek külleniş küllenme küllenmek küllî külliyat külliye külliyen külliyet külliyetli küllü küllük,−ğü küllük ağzı küllü su kül olmak külot külotlu çorap,−bı külot pantolon

1421

kül rengi kül rengi et sineği kült kül tablası külte kültivatör kültür kültür akımı kültür balıkçılığı kültür bitkileri kültür çevresi kültüre alma kültürel kültürel antropoloji kültürfizik,−ği kültür göçü kültürlenme kültürlenmek kültürlü kültürlülük,−ğü kültür ortamı kültür sarayı kültür sitesi kültürsüz kültürsüzlük,−ğü kültür varlıkları külünk,−gü

1422

külüstür külüstürlük,−ğü külyutmaz kümbet küme küme bulut küme çalışması kümeden düşme küme küme kümeleme kümelemek kümeleniş kümelenme kümelenmek kümeleşim kümeleşme kümeleşmek kümeli kümes kümes hayvanları kümülâtif kümültü kümülüs küncü künde kündeleme kündelemek

1423

künefe küngüldeme küngüldemek küngürdeme küngürdemek künh künk,−gü künye künyesi bozuk,−ğu küp küpe küpe çiçeği küpe çiçeğigiller küpeli küpelik,−ği küpeşte küpleği küpleme küplü küp şeker kür kürar küraso küratör kürdan kürdanlık,−ğı kürdî

1424

kürdîlihicazkâr küre Küre (ilçe) kürek,−ği kürek ayaklılar kürek cezası kürekçi kürekçilik,−ği kürek kemiği kürek kürek küre kuşağı küreleme kürelemek kürelenme kürelenmek küreme küremek küremsi küresel küresel gök bilimi küreselleşme küreselleşmek küresel üçgen küresel valf,−fi kürevî küreyici küreyve

1425

kürit küriyum kürk kürkas kürk böceği kürkçü kürkçülük,−ğü kürklü kürneme kürnemek kürsü kürsü başkanı kürsü hocası kürsü şeyhi Kürt kürtaj kürtajcı kürtün Kürtün (ilçe) kürüme kürümek kür yapmak küs küseğen küskü küskün küskün küskün

1426

küskünleşme küskünleşmek küskünlük,−ğü küs küs küsküt küskütük,−ğü küslük,−ğü küsme küsmek küspe küstah küstahça küstahlaşma küstahlaşmak küstahlık,−ğı küstahlık etmek küstere küstüm otu küstürme küstürmek küsuf küsur küsurat küsurlu küsursuz küsü küsülü

1427

küsüşme küsüşmek küşade küşat,−dı küşayiş küşne küşüm küşümlenme küşümlenmek küt Kütahya kütikül kütin küt inici kütinleşme küt inme küt küt kütle kütleme kütlemek kütlesel kütleşme kütleşmek kütleştirme kütleştirmek kütletme kütletmek

1428

kütlü kütlük,−ğü kütör küttedek kütük,−ğü kütükleşme kütükleşmek kütüklük,−ğü kütüphane kütüphaneci kütüphanecilik,−ği kütürdeme kütürdemek kütürdetme kütürdetmek kütür kütür kütürtü küvet Küveyt (*)L L lâ lâakal lâbada lâbirent lâborant lâborantlık,−ğı

1429

lâboratuvar lâboratuvar muayenesi lâbrador lâbros lâciverdî lâcivert,−di lâcivertlik,−ği lâcivert taşı lâçın Lâçin (ilçe) lâçka lâçka etmek lâçkalacma lâçkalacmak lâçkalık,−ğı lâçka olmak lâden lâdengiller lâdenli lâdes lâdes kemiği lâdes oyunu Lâdik (ilçe) lâdin lâdinî lâedri

1430

lâedriye lâf lâfazan lâfazanlık,−ğı lâf cambazı lâf cambazlığı lâfçı lâfçılık,−ğı lâf ebeliği lâf ebesi lâf etmek lâfız,−fzı lâflama lâflamak laflaya laflaya lâf olmak lâforizma lâf salatası lâfugüzaf lâfzen lâfzî lâgar lâgos lâgün lâğım lâğımcı lâğımcılık,−ğı

1431

lâğım çukuru lâğım döşemi lâğıv,−ğvı lâğvedilme lâğvedilmek lâğvetme lâğvetmek lağvolma lağvolmak lâğvolunma lâğvolunmak lâhana lâhavle lâhika lâhit,−hdi lâhmacun lâhmacuncu lâhmacunculuk,−ğu lâhos lâhurakî lâhurî lâhut lâhutî lâhza lâhzacık,−ğı lâhzada lâik,−ği

1432

lâiklecme lâiklecmek lâiklectirme lâiklectirmek lâiklik,−ği lâin lâisizm lâk,−kı lâka lâkacı lâkap,−bı lâkaplı lâkaydî lâkayt lâkaytlık,−ğı lâke lâkerda lâkerdacı lâkırdı lâkırdıcı lâkırdı ebesi lâkırdı etmek lâkırdı kavafı lâkin lâklâk,−ğı lâklâka lâklâk etmek

1433

lâklâkıyat lâkonik,−ği lâkoz lâkrimal,−li lâktaz lâktik asit,−di lâktoz lâl,−li lala lalalık,−ğı lalanga Lalapaca (ilçe) lâle lâle ağacı lâleli lâlelik,−ği lâlettayin lâlezar lâlüebkem lâm lâma lâmacı lâmacılık,−ğı lâmaist lâmaizm lâmba lâmbada dansı

1434

lâmba karpuzu lâmbalama lâmbalamak lâmbalı lâmbalık,−ğı lâmbasız lâmbri lâme lâmekân lâmekân takımı lâmel lâminarya lâmise lânarkit lândo lândon lânet lânet etmek lânetleme lânetlemek lânetlenme lânetlenmek lânetli langır lungur lângırt lângur lângust

1435

lânolin lânoz lânse lânse etmek lântan lântanit lâp lâpa lâpacı lâpacılık,−ğı lâpa lâpa lâpçın lâpçınlı lâpilli lâpina lâpinagiller lâp lâp Lâpon Lâponca Lâponya Lâponyalı lâppadak Lâpseki (ilçe) lârenjit larghetto largo lârp

1436

lârpadak lârva lârvacıl lâskî lâskine lâso lâsta lâsteks lâstik,−ği lâstik ağacı lâstikçi lâstikli lâstikli söz lâstikotin lâstik tutkalı lâce lâta lâtanya lâteks lâterit lâteritli lâterna lâternacı lâtecbih lâtif lâtifçe lâtife

1437

lâtifeci lâtife etmek lâtiflik,−ği lâtifundia lâtifundiacılık,−ğı lâtilokum Lâtin Lâtince Lâtin çiçeği Lâtin çiçeğigiller Lâtin çiçekleri Lâtin dilleri Lâtin halkları Lâtinlik,−ği Lâtin yelkeni lâtunya Lâubalî lâubalîce lâubalîlecme lâubalîlecmek lâubalîlik,−ği lâubalîyane lâv lâva lâvabo lâvabo bataryası lâvabo musluğu

1438

lâva etmek lâvaj lâvaj yapmak lâvanta lâvantacı lâvantacılık,−ğı lâvanta çiçeği lâvantalık,−ğı lâvanta mavisi lâvantin lâvac lâvdanom lâvman lâvrensiyum lâvrovit lâv silâhı lâvsonit lâvta lâvtacı lâvtacılık,−ğı lâv taşması lâvuar lâyemut lâyenkati lâyık,−ğı lâyıkıyla lâyık olmak

1439

lâyiha lâytmotif lâyuhti Lâz lâza lâzanya Lâzca lâzer lâzım lâzıme lâzımlık,−ğı lâzım olmak Lazlık,−ğı lâzut L demiri le lebalep,−bi lebbeyk lebdeğmez lebiderya leblebi leblebici leblebicilik,−ği leblebi cekeri leçe leçek,−ği leçelik,−ği

1440

ledün,−nnü ledün ilmi lef,−ffi leffetme leffetmek leffünecir,−cri Lefkoca legal,−li legallecme legallecmek legato legorn leğen leğen ibrik,−ği leh Leh lehçe Lehçe lehçe bilimi lehçeci lehim lehimci lehimcilik,−ği lehimleme lehimlemek lehimlenme lehimlenmek

1441

lehimletme lehimletmek lehimli Lehistan Lehli lehtar lejant,−dı lejyon lejyoner leke lekeci lekeci kili lekecilik,−ği leke etmek lekeleme lekelemek lekelenme lekelenmek lekeli lekeli humma lekende leke olmak lekesiz leke yapmak leksik birim leksikograf leksikografi

1442

leksikolog,−ğu leksikoloji lektör lektörlük,−ğ lemis,−msi lenduha lenf lenfa lenfatik,−ği lenfatizm lenfosit lenger lengüistik,−ği Leninci Lenincilik,−ği Leninist Leninizm lens lento leopar lep lepiska lepra lerzan lerze lesepase lec

1443

lecçil lecçil akbaba lec kargası lecker letafet letarji Letçe Leton dili Letonya Letonyalı leva Levanten levanti levazım levazımat levazımatçı levazım bölüğü levazımcı levazımcılık,−ğı levazım sınıfı levendane levent,−di leventlik,−ği levha levhacı levhacık,−ğı levhacılık,−ğı levrek,−ği

1444

levrekgiller levüloz levye ley leylâk,−ğı leylâkî leylek,−ği leylekayağı (bitki) leylekgagası (alet) leylekgiller leylekler leyleksiler leylî leylî meccanî leylünnehar lezar lezbiyen lezbiyenizm lezbiyenlik,−ği leziz lezyon lezzet lezzetlendirme lezzetlendirmek lezzetlenme lezzetlenmek lezzetli

1445

lezzetlilik,−ği lezzetsiz lezzetsizlik,−ği lığ lığlama lığlamak lığlanma lığlanmak lığlı lıkır lıkırdama lıkırdamak lıkır lıkır libas liberal,−li liberalizm liberallecme liberallecmek liberallik,−ği liberasyon liberasyon listesi libero libido liboc libre libretto Libya

1446

Libyalı Lice (ilçe) lider liderlik,−ği liet,−di lif lifleme liflemek liflenme liflenmek liflecme liflecmek liflectirme liflectirmek lifli lif lif lift lig liga lignin lika liken liken bilimi likidasyon likide etmek likidite likit,−di

1447

likorinoz likör likör bardağı lilâ rengi limaki liman liman cüzdanı liman icçisi limanlama limanlamak limanlık,−ğı liman reisi limbo lime lime lime limit limitet limitet ortaklık,−ğı limitet cirket limitsiz limnoloji limon limon asidi limonata limonata bardağı limonatacı limonatacılık,−ğı

1448

limoncu limon esansı limonî limonî hava limonit limon kabuğu limonküfü (renk) limonlama limonlamak limonlu limonluk,−ğu limon otu limon sarısı limon suyu limon tozu limon tuzu limuzin linç,−ci linç etmek lineer linet linin link linolyum linotip linyit lipari

1449

liparit lipit,−di lipom lipsos lir lira liralık,−ğı liret lirik,−ği lirik ciir lirizm lisan lisanıhâl,−li lisanımünasip,−bi lisanî lisaniyat lisans lisansiyer lisanslı lisansüstü lisansüstü eğitim lise liseler arası liseli liste liste başı listeci

1450

listeleme listelemek literatür litografi litografya litografyacı litografya taşı litoloji litosfer litre litrelik,−ği liturya lityum lityumlu liva livar livarlı livarlı tekne liyakat,−ti liyakatli liyakat sahibi liyakatsiz liyakatsizlik,−ği liyan lizol,−lü lizöz lobelya

1451

lobi lobici lobicilik,−ği lobut loca loça loda lodos lodos balığı lodoslama lodoslamak lodosluk,−ğu logaritma logaritma tablosu logaritmik logo logos loğ loğlama loğlamak loğusa loğusa humması loğusalık,−ğı loğusa otu loğusa şekeri loğusa şerbeti lojik,−ği

1452

lojistik,−ği lojistik dairesi lojistik hizmet lojman lok lokal,−li lokalizasyon lokalize etmek lokanta lokantacı lokantacılık,−ğı lokantalı lokatif lokavt lokma lokma anahtar lokma başlığı lokmacı lokmacık,−ğı lokmacılık,−ğı lokma etmek lokma göz lokma gözlü lokma lokma lokman ruhu lokma tatlısı lokomobil

1453

lokomotif lokomotifli lokomotifsiz lokum lolo lololo lombar lomboz lonca loncacılık,−ğı lonca ustası longa longoz longplay lop lopçuk,−ğu lop et lop incir lop lop loppadak lopur lopur lopur lop yumurta lor lorentiyum lort,−du lorta

1454

lortlar kamarası lostra lostracı lostra salonu lostromo lostromoluk,−ğu losyon loc locça loclacma loclacmak loşlaştırma loşlaştırmak loşluk,−ğu lota lotarya lotaryacı lotaryacılık,−ğı lotus lök lökleme löklemek lökoplâst lökosit lökoz lökün löp

1455

löp löp löpür löpür lös lösemi lösemit lûmbago lûnapark lup lustrin lûtî lûtr Lübnan Lübnanlı lüfer lüferci lüfergiller lügat,−ti lügatçe lügatçi lügatçilik,−ği lügol,−lü lük lük boyası lüks lüks baskı lüks hayat lüks koltuk,−ğu

1456

lüks lâmbası lüksmetre lüks mevki,−i lüks tarife lüle Lüleburgaz (ilçe) lüleci lüleci çamuru lülecilik,−ği lüleli lüle lüle lüle taşı lümen lümensaati,−ti lünet lüp lüpçü lüpçülük,−ğü lüpletme lüpletmek lüpten Lüterci Lütercilik,−ği lütesyum lütten lütfetme lütfetmek

1457

lütfeyleme lütfeylemek lütuf,−tfu lütufkâr lütufkârane lütufkâr!ık,−ğı lüzucet lüzucî lüzum lüzumlu lüzumlu lüzumsuz lüzumsuz lüzumsuzluk,−ğu lüzumsuz adam lüzumsuzca (*)M M maada maaile maalesef maalmemnuniye maarif maarifçi maaş maaş bordrosu maaşlı maaşsız

1458

maatteessüf maazallah mabat,−dı mabet,−di mabet ağacı mabeyin,−yni mabeyinci mabeyincilik,−ği mablak,−ğı mabude mabut,−du Macar Macar biberi Macarca Macar ineği Macaristan Macarlık,−ğı Macar salamı macera maceracı maceracılık,−ğı maceralı maceraperest macerasız macun macuncu macunculuk,−ğu

1459

macun küreği macunlama macunlamak macunlanma macunlanmak macunlaşma macunlaşmak maç maça maça beyi maça kızı Maçka (ilçe) maç maç maço maçuna maç yapmak Madagaskar Madagaskarlı madalya madalyalı madalyasız madalya töreni madalyon madalyoncu madam madama madara

1460

madara etmek madaralaşma madaralaşmak madara olmak madde madde başı maddeci maddecilik,−ği maddeleşme maddeleşmek maddesel maddesel nokta maddeten maddî maddîleşme maddîleşmek maddîlik,−ği maddiyat maddiyet madem mademki maden Maden (ilçe) maden bilimi maden cevheri madenci madencilik,−ği

1461

maden damarı maden devri maden filizi maden gazı madenî madenî para madenî yağ madenî yün madenkırmız maden kirası maden kömürü maden kuyusu maden mavisi maden ocağı madensel madensi maden sodası maden suyu maden yatağı maden yünü mader maderşahî maderşahîlik,−ği maderzat,−dı madımak,−ğı madik,−ği madikçi

1462

madik etmek madikleme madiklemek madlen madrabaz madrabazlık,−ğı madreporlar madrup,−bu madun maestoso maestro mafevk mafiş mafsal mafya mafyacı mafyacılık,−ğı mafyalaşma mafyalaşmak mafyalık,−ğı maganda magandalık,−ğı magazin magazinleşme magazinleşmek magma magmasal

1463

magmatik,−ği magnezyum magnezyum karbonat magnezyum klorür magnezyumlu magnezyum sülfat magri mağara mağara bilimci mağara bilimi mağara resmi mağara sesi mağaza mağazacı mağaza önü satışı mağdur mağduriyet mağdurluk,−ğu mağfiret mağfiret etmek mağfur mağlûbiyet mağlûp,−bu mağlûp etmek mağlûp olmak mağmum

1464

Mağribî mağrip,−bi mağrur mağrurane mağrurca mağrurcasına mağrurlanma mağrurlanmak mağrurluk,−ğu mağşuş mahal,−lli mahalle mahalle arası mahalle arkadaşı mahalle bekçisi mahallece mahalle çapkını mahalle imamı mahalle kahvesi mahalle karısı mahalleli mahalle mektebi mahalle muhtarı mahallî mahallî idare mahallîleşme mahallîleşmek

1465

mahallî seçim mahana maharet maharetli maharetsiz maharetsizlik,−ği mahbes mahbube mahbup,−bu mahcubiyet mahcup,−bu mahcup etmek mahcupluk,−ğu mahcup olmak mahcur mahcuz mahdum mahdut,−du mahfaza mahfazalı mahfe mahfi mahfil mahfuz mahfuzen mahıv,−hvı mahir

1466

mahirane mahitap,−bı mahiye mahiyet mahkeme mahkeme duvarı mahkeme kapısı mahkeme kararı mahkemeleşme mahkemeleşmek mahkemeli mahkemelik,−ği mahkemelik olmak mahkeme masrafı mahkûk mahkûkât mahkûm mahkûmane mahkûm etmek mahkûmiyet mahkûm olmak mahlâs mahlep,−bi mahlûk mahlûkat mahlûl,−lü mahlût

1467

mahmude mahmudiye Mahmudiye (ilçe) mahmul,−lü mahmur mahmur bakış mahmur çiçeği mahmurlaşma mahmurlaşmak mahmurluk,−ğu mahmuz mahmuz çiçeği mahmuzlama mahmuzlamak mahmuzlanma mahmuzlanmak mahmuzlu mahna mahpus mahpushane mahpusluk,−ğu mahra mahrama mahreç,−ci mahrek,−ği mahrem mahremiyet

1468

mahremlik,−ği mahrukat mahrum mahrum etmek mahrumiyet mahrum olmak mahrut mahrutî mahsuben mahsul,−lü mahsulât mahsuldar mahsup,−bu mahsup etmek mahsur mahsus mahsusen mahşer mahşer günü mahşerî mahşer midillisi mahunya mahur mahurbuselik,−ği mahut mahvetme mahvetmek

1469

mahviyet mahvolma mahvolmak mahya mahyacı mahyacılık,−ğı mahya ışıklığı mahya kiremidi mahyalık,−ğı mahya şenliği mahzar mahzen mahzun mahzunane mahzun etmek mahzunlaşma mahzunlaşmak mahzunluk,−ğu mahzun mahzun mahzun olmak mahzur mahzurlu maî mail maile mailiinhidam mail olmak

1470

main maişet maiyet maiyet memuru majeste majör majör gam majüskül makabil,−bli makabline şamil makadam makadamlama makadamlamak makak,−ğı makale makam makam arabası makam odası makam otomobili makam ödeneği makam şoförü makam tazminatı makara makaralı makaralı kuş makarena makarna

1471

makarnacı makarnacılık,−ğı makas makasçı makasçılık,−ğı makas hakkı makaskâr makaslama makaslamak makaslama vuruş makaslanma makaslanmak makaslı makaslı böcek,−ği makas payı makastar makat makber makbul,−lü makbul olmak makbuz Makedon Makedonca Makedonya Makedonyalı maket maket bıçağı

1472

maketçi maketçilik,−ği makferlân maki makigiller makilik,−ği makine makineci makine dolabı makine gücü makineleşme makineleşmek makineleştirme makineleştirmek makineli makineli tabanca makineli tüfek,−ği makine odası makine yağı makinist makinistlik,−ği makro makrome makromeli makrosefal,−li maksat,−dı maksatlı

1473

maksatsız maksi maksi etek,−ği maksimal,−li maksimalist maksimizasyon maksimize etmek maksimum maksure maksut,−du makta,−ı maktel maktu,−u maktu fiyat maktul,−lü maktul olmak makul,−lü makule makul olmak makûs makyaj makyajcı makyajcılık,−ğı makyajlama makyajlamak makyajlı makyaj odası

1474

makyajsız makyaj takımı makyaj yapmak Makyavelcilik,−ği Makyavelizm mal mala malafa malaga malak,−ğı malakit malaklama malaklamak malalama malalamak malama malarya Malatya malayani malaz Malazgirt (ilçe) mal beyanı mal bildirimi mal birliği malca mal canlısı malcılık,−ğı

1475

malç,−cı mal edinmek malen mal etmek Malezya Malezyalı malgama malın gözü malı taşı malî malî analist malî belge malî cebir malî destekçi malihulya malî işler malik malikâne Malikî Malikîlik,−ği malikiyet malik olmak malî senet,−di maliye maliyeci maliyecilik,−ği maliyet

1476

maliyet fiyatı maliyetli maliyetsiz malî yıl Malkar Malkara (ilçe) Malkarca malkıran malkoç mallanma mallanmak mal müdürlüğü mal müdürü mal mülk mal olmak mal para mal sahibi mal sandığı malt Malta Malta eriği Malta humması Maltalı Malta palamudu Malta taşı Maltepe (ilçe) maltız

1477

Maltız Maltız keçisi maltlanma maltlanmak maltoz malûl,−lü malûlen malûl gazi malûliyet malûllük,−ğü malûm malûmat malûmat edinmek malûmatfuruş malûmatfuruşluk, −ğu malûmatlı malûmat sahibi malûmatsız malûmattar malûmattar etmek malûm olmak malûmu ilâm etmek mal varlığı malya malzeme mama

1478

mamafih Mamak (ilçe) mamaliga mambo mamelek,−ği mamul,−lü mamulât mamur mamure mamut mana manaca manalandırma manalandırmak manalı manalı manalı manas manasız manasızlık,−ğı manastır manat manav Manavgat (ilçe) manavlık,−ğı manca mancana mancelina

1479

mancınık,−ğı mancınıkçı mancınık işi Mançu Mançuca manda mandacı mandacılık,−ğı mandagözü (yirmi kuruş) mandal mandalina mandallama mandallamak mandallanma mandallanmak mandallı mandalsız mandapost mandar mandarin mandarinlik,−ği mandater mandepsi mandıra mandıracı mandıracılık,−ğı

1480

mandolin mandolinci manej manen manevî manevî evlât,−dı manevî ilim,−lmi manevî tazminat maneviyat manevî zarar manevra manevra fişeği manevra yapmak manga mangal mangal kömürü mangal yağı mangal yürekli mangan manganez manganin mangır mangırlı mangırsız mangiz mango mani (ruh hastalığı)

1481

mâni,−i,−si (şiir türü; engel) Mani Manicilik,−ği mânia mânialı manidar manifatura manifaturacı manifaturacılık,−ğı manifesto Manihaizm manika manikür manikürcü manikürcülük,−ğü manikürlü manikürsüz mâni olmak maniple manipülâsyon manipülâtör Manisa Manisa kebabı Manisa lâlesi manişka manita

1482

manitacı manitacılık,−ğı manivelâ manivelâlı mankafa mankafalık,−ğı manken mankenlik,−ği manolya manolyagiller manometre mansap,−bı mansıp,−bı mansiyon manşet manşon mantalite mantar mantar ağacı mantar bilimci mantar bilimi mantarcı mantarcılık,−ğı mantar çorbası mantardoğuran mantarhane mantar hastalığı

1483

mantar kent mantarlama mantarlamak mantarlar mantarlaşma mantarlaşmak mantarlı mantarlık,−ğı mantar meşesi mantar özü mantarsı mantar tabakası mantar tabancası mantı mantıcı mantık,−ğı mantıkça mantıkçı mantıkçılık,−ğı mantık dışı mantıken mantıkî mantıklı mantık öncesi mantıksal mantıksız mantıksızlık,−ğı

1484

manti mantin mantinota mantis manto mantolu mantoluk,−ğu mantosuz manüel manya manyak,−ğı manyakça manyaklaşma manyaklaşmak manyaklık,−ğı Manyas (ilçe) manyat manyetik,−ği manyetik alan manyetik disk manyetik kart manyetik kartuş manyetik kaset manyetik şerit,−di manyetik tambur manyetit manyetize

1485

manyetize etmek manyetize olmak manyetizma manyetizmacı manyetizmacılık, −ğı manyeto manyetofon manyetolu manyetometre manyezi manyezit manyok manzara manzaralı manzarasız manzum manzume Maocu Maoculuk,−ğu mapa mapus mapushane maraba marabacılık,−ğı marabut maral

1486

marangoz marangoz balığı marangozhane marangozluk,−ğu marangoz mengenesi maranta Maraş dondurması Maraş işi maraton maratoncu maraz maraza marazî marazlanma marazlanmak marazlı marazlık,−ğı marazlık etmek marda Mardin mareşal,−li mareşallik,−ği mareşallik asası margarik asit,−di margarin marifet

1487

marifetli marifetsiz marihuana marina marinacılık,−ğı mariz marizleme marizlemek marj marjinal,−li marjlı mark marka markacı markaj markalama markalamak markalanma markalanmak markalı markasız marke marke etmek market marketçi marketçilik,−ği marketing

1488

marki markiz markizet markka markör Marksçı Marksçılık,−ğı Marksist Marksizm marley Marmara (ilçe) Marmara çırası Marmara Ereğlisi'ni (ilçe) Marmaris (ilçe) marmelât,−dı marn marnlama marnlamak maroken marokenci marokencilik,−ği maron marpuç,−cu marpuççu mars Mars

1489

mars etmek marsık,−ğı marsıvan marsıvan ayısı marsıvan eşeği marsıvan otu mars olmak marş marşandiz marş marş mart martaloz martaval martavalcı martavalcılık,−ğı mart dokuzu martı martıgiller martin martini mart kedisi martolos maruf marufiyet marul marulcu marulcuk,−ğu

1490

marul gübresi Marunî maruz maruzat maruz olmak marya marya ağı mas,−ssı masa masa başı masa başında masaj masajcı masajlama masajlamak masal masal âlemi masalcı masalımsı masallaştırma masallaştırmak masa örtüsü masara masarif masarika masa saati masat,−dı

1491

masa tablası masa takvimi masa tenisi masa topu masa üstü yayıncılık,−ğı masif masiko mask maskanyin maskara maskaraca maskara etmek maskaralanma maskaralanmak maskaralaşma maskaralaşmak maskaralık,−ğı maskara olmak maskarat maskarata maske maskeleme maskelemek maskelenme maskelenmek maskeli

1492

maskeli balo maskesiz maskot maslahat maslahatgüzar maslahatgüzarlık, −ğı maslak,−ğı maslûp,−bu masmavi masnu masnuat mason mason locası masonluk,−ğu masör masöz masraf masraf etmek masraf kapısı masraflı masrafsız masruf massetme massetmek mastar mastara

1493

master mastı mastı çiçeği mastika mastor mastur masturi mastürbasyon masum masumane masume masumiyet masumluk,−ğu masum masum masun masuniyet masura maş maşa maşacı maşacılık,−ğı maşala maşalama maşalamak maşalanma maşalanmak maşalı

1494

maşalık,−ğı maşalık etmek maşallah maşatlık,−ğı maşer maşerî maşlah maşrapa maşrık maşuk maşuka mat matador matafora matafyon matah matara matbaa matbaacı matbaacılık,−ğı matbah matbu,−u matbua matbuat matem matematik,−ği matematikçi

1495

matematiksel matem ayı matem havası matemli materyal,−li materyalist materyalizm mat etmek matine matiz matizlik,−ği matiz olmak matkap,−bı matla,−ı matlaşma matlaşmak matlaştırma matlaştırmak matlık,−ğı matlup,−bu matmazel mat olmak matrah matrak,−ğı matrakçı matriarkal,−li matriks

1496

matris matris kâğıdı matruş matruşluk,−ğu matrut,−du matuf matuh maun maval mavera mavi mavi boncuk,−ğu mavihastalık,−ğı mavikantaron (bitki) maviküf (hastalık) mavileşme mavileşmek mavili mavilik,−ği mavimsi mavimtırak,−ğı maviş mavna mavnacı mavruka mavzer maya

1497

maya ağacı mayabozan mayalama mayalamak mayalandırma mayalandırmak mayalanma mayalanmak mayalı mayalık,−ğı mayası bozuk,−ğu mayasıl mayasıl otu mayasız maydanoz maydanozgiller mayhoş mayhoşluk,−ğu mayın mayıncı mayın gemisi mayınlama mayınlamak mayınlanma mayınlanmak mayınlı mayınsız

1498

mayın tarlası mayıs mayıs böceği mayıs böcekleri mayıslı mayışma mayışmak mayi,−i mayistra maymun maymun balığı maymuncuk,−ğu maymun iştahlı maymunlar maymunlaşma maymunlaşmak maymunlaştırma maymunlaştırmak maymunluk,−ğu maymunsu mayna mayna etmek mayo mayocu mayoculuk,−ğu mayonez mayonezli

1499

mayşor maytap,−bı mazak,−ğı mazarrat mazbata mazbata muharriri mazbut mazeret mazeret kâğıdı mazeretli mazeretsiz mazgal mazgallı Mazgirt (ilçe) mazhar mazhariyet mazhar olmak mazı Mazıdağı'nı (ilçe) mazılık,−ğı mazı meşesi mazi mazlum mazlumluk,−ğu mazmun maznun mazoşist

1500

mazoşizm mazot mazotlama mazotlamak mazruf mazur mazurka mazuryum me meal,−li mealen mebde,−i mebiz meblâğ mebni mebus mebusluk,−ğu mebzul,−lü mebzuliyet mecal,−li mecalsiz mecalsizlik,−ği mecaz mecazen mecazî mecazlı mecbur

1501

mecburen mecbur etmek mecburî mecburî hizmet mecburiyet mecbur olmak meccanen meccanî mecelle mecidit mecidiye Mecitözü'nü (ilçe) meclis meclisara meclis araştırması meclûp,−bu mecmu,−u mecmua mecmuacı mecmuacılık,−ğı mecnun mecnunane mecnunca mecnun olmak mecra mecruh Mecus

1502

Mecusî Mecusîlik,−ği meczup,−bu meç meçhul,−lü meçhulât medar medarıiftihar medar olmak meddah meddahlık,−ğı meddücezir,−zri medenî Medenî Kanun medenîleşme medenîleşmek medenîleştirme medenîleştirmek medenîlik,−ği medenî nikâh medeniyeci medeniyet medeniyetçilik,−ği medeniyetsiz medeniyetsizlik,−ği medet,−di medih,−thi

1503

Medine kurdu meditasyon mediyastin medlûl,−lü medrese medreseli medüz medya medya camiası medyacı medya maydanozu medya starı medyatik,−ği medyum medyumluk,−ğu medyun medyun olmak mefahir mefharet mefhum mefhumcu mefhumculuk,−ğu mefkûre mefkûreci mefkûrecilik,−ği meflûç,−cu mefret

1504

mefruş mefruşat mefruşatçı mefruşatçılık,−ğı mefsuh meftun meftun etmek meftuniyet meftunluk,−ğu meftun olmak mef'ul,−lü mega megafon megahertz megaloman megalomani megapol,−lü mega store megaton megatonluk,−ğu megavat megavatlık,−ğı meğer meğerki meğerse mehabet mehabetli

1505

mehaz mehdî mehel mehil mehil müddeti mehle Mehmetçik,−ği mehtap,−bı mehtaplı mehter mehteran mehterbaşı mehterhane mehter musikisi mehter müziği mehter takımı mehter yürüyüşü meitneryum mekân mekân akustiği mekâncı mekân grupları mekanik,−ği mekanikçi mekanikçilik,−ği mekanikleştiricilik, −ği

1506

mekanizasyon mekanize mekanize birliği mekanizm mekanizma mekân zarfı mekik,−ği mekik diplomasisi mekik oyası mekkâre mekkâreci meknuz mekruh meksefe Meksika Meksikalı mektep,−bi mektep çocuğu mektep kaçağı mektepli mektup,−bu mektupçu mektupçuluk,−ğu mektuplaşma mektuplaşmak mektup üstü melâike

1507

melâl,−li melâmet Melâmî Melâmîlik,−ği mel'anet melânit melânkoli melânkolik,−ği melânurya melâs melce,−i melek,−ği meleke melek otu melekût meleme melemek melengiç,−ci meles meleş meleşme meleşmek melez melezleme melezlemek melezleşme melezleşmek

1508

melezleştirme melezleştirmek melezlik,−ği melfuf melfufen melhuz melik melike Melikgazi (ilçe) melinit melisa mel mel melodi melodik,−ği melodram melon meltem mel'un mel'unca melül melül mahzun melül melül memalik,−ği memat memba,−ı memba suyu meme

1509

meme başı meme bezi memecik,−ği memeli memeliler mememsi meme süngeri memişhane memleha memleket memleketçi memleketçilik,−ği memleket havası memleketler arası memleketli memlûk,−kü memnu,−u memnuiyet memnu meyve memnu mıntıka memnun memnunca memnun etmek memnuniyet memnuniyetle memnuniyetsiz memnuniyetsizlik,

1510

−ği memnunluk,−ğu memnun memnun memnun olmak memorandum memul,−lü memul olmak memur memure memur etmek memurin memuriyet memurluk,−ğu men,−n'i menafi,−i menafiiumumiye menajer menajerlik,−ği menakıp,−bı menakıpname mendebur mendeburluk,−ğu mendelevyum menderes Menderes (ilçe) mendil mendilli

1511

mendilsiz mendirek,−ği menedilme menedilmek menekşe menekşegiller menekşe gözlü menekşe gülü menekşe rengi menemen Menemen (ilçe) menenjit menent,−di menetme menetmek meneviş menevişlenme menevişlenmek menevişli menfa menfaat,−ti menfaatçi menfaat düşkünü menfaatperest menfaatperestlik, −ği menfaatperver

1512

menfaattar menfez menfi menfilik,−ği menfur Mengen (ilçe) mengene menhiyat menhus meni menisk menkıbe menkul,−lü menkul kıymetler menolunma menolunmak menopoz mensubiyet mensucat mensup,−bu mensup olmak mensur mensur şiir menşe,−i menşeli menşe şahadetnamesi

1513

Menşevik Menşeviklik,−ği menşur menteşe mentol,−lü mentollü menus menüsküs menzil menzilci menzile mepsuten mera,−sı mera bitkileri merak merak etmek meraklandırma meraklandırmak meraklanış meraklanma meraklanmak meraklı merak olmak meraksız meraksızlık,−ğı meral,−li meram

1514

Meram (ilçe) meram etmek merasim merasimli merasim salonu merasimsiz merbut merbutiyet merbut olmak mercan mercan adası mercan ağacı mercan balığı mercancı mercaniğnesi (işleme) mercan kaya mercanköşk (bitki) mercanlar mercanlı mercan otu mercan resifi mercan teknesi mercan terliği mercan tespih mercan yeşili mercan yılanı

1515

mercek,−ği mercekli merci,−i mercimek,−ği mercimek çorbası mercimek kemiği mercimek köftesi mercimekli köfte merdane merdaneleme merdanelemek merdiven merdiven altı merdiven boşluğu merdivenci merdiven evi merdiven korkuluğu merdivenkovası (mimarlık) merdivenli merdiven sahanlığı merdivensi merdivensiz merdümgiriz merek,−ği meres meret,−di

1516

mergup,−bu merhaba merhabalaşma merhabalaşmak merhale merhamet merhameten merhamet etmek merhametli merhametsiz merhametsizce merhametsizlik,−ği merhem merhemleme merhemlemek merhem olmak merhum merhume merhum olmak mer'i Meriç (ilçe) meridyen meridyen aralığı meridyen çemberi meridyen dairesi meridyen düzlemi Merih

1517

merinos merinos koyunu meristem mer'iyet merkantilist merkantilizm merkat,−ti merkep,−bi merkepçi merkez merkez açı merkezce merkezci merkezcil merkezcilik,−ği merkezî merkezî ısıtma merkezî idare merkezîleşme merkezîleşmek merkezîleştirme merkezîleştirmek merkezî ülke merkeziyet merkeziyetçi merkeziyetçilik,−ği merkezî yıkama

1518

merkezî yönetim merkezkaç merkezkaç kuvvet merkezkaçlama merkezleme merkezlemek merkezlenme merkezlenmek merkezleşme merkezleşmek merkezleştirme merkezleştirmek merkum merkûp,−bu Merkür merlânos mermer mermerci mermercilik,−ği mermer kireci mermerleşme mermerleşmek mermerli mermerlik,−ği mermerşahi mermi merserize

1519

mersi mersin Mersin mersin ağacı mersin balığı mersin balığıgiller mersin balıkları mersingiller mersin morinası mersiye mersiyehan mert,−di mertçe mertebe mertek,−ği mertlik,−ği Meryem ana meryemana asması meryemana dikeni meryemanaeldiveni (bitki) meryemana kuşağı meryem pelesengi merzengûş Merzifon (ilçe) mesabe mesafe

1520

mesafeli mesafelik,−ği mesaha mesai mesai saati mesai yapmak mesaj mesamat mesame mesane mescit,−di mesel meselâ mesele mesel olmak mesen meserret meserretle meses mesh mesh etmek Mesih mesire mesirelik,−ği mesken meskenet Mesket Türkleri

1521

meskûkât meskûn meskûn mahal,−lli meskût meslek,−ği meslekî meslek içi eğitim mesleksel mesleksiz mesleksizlik,−ği meslektaş meslektaşlık,−ğı mesmu,−u mesnet,−di mesnetli mesnetsiz mesnevî mesrur mest mestane mestçi mestçilik,−ği mest etmek mest olmak mestur mesture mes’udane

1522

Mesudiye (ilçe) mes'ul,−lü mes'uliyet mes'uliyetli mes'uliyetsiz mes'uliyetsizlik,−ği mes'ul olmak mes'ut,−du mes'ut etmek mes'ut olmak meşakkat,−ti meşakkatli meşakkatsiz meş'ale meş'aleci meşatlık,−ğı meşbu,−u meşe meşecik,−ği meşe kömürü meşelik,−ği meşe odunu meşe palamudu meşgale meşgul,−lü meşgul etmek meşguliyet

1523

meşgul olmak meşher meşhet,−di meşhur meşhurluk,−ğu meşhur olmak meşhut,−du meşhut cürümler mahkemesi meşhut suç meşihat meşime meşin meşin suratlı meşin yuvarlak,−ğı meşk meşk etmek meşkûk meşkûr meşrep,−bi meşru,−u meşrubat meşrubatçı meşruhat meşruiyet meşrulaşma meşrulaşmak

1524

meşrulaştırma meşrulaştırmak meşru müdafaa meşrut meşruta meşruten meşruten tahliye meşrutî meşrutiyet meşrutiyetçi meş'um meşveret meşveret etmek met met,−ddi meta,−ı metabolizma metafor metafizik,−ği metafizikçi metafizikçilik,−ği metafor metal,−li metal bilimi metalik,−ği metalografi metaloit,−di

1525

metalsi metalürji metalürjik,−ği metal yatak,−ğı metal yorulması metamorfik,−ği metamorfizm metamorfoz metan metanet metanetli metanetsiz metanetsizlik,−ği metapsişik,−ği metastaz metatez metazori metbu,−u metelik,−ği meteliksiz meteliksizlik,−ği meteor meteorit meteorolog,−ğu meteoroloji meteoroloji istasyonu

1526

meteorolojik,−ği meteor taşı metfen metfun methal,−li methaldar methetme methetmek methiye methüsena metil metilen metilik,−ği metin (sağlam, dayanıklı) metin,−tni (yazı) metis metodik,−ği metodoloji metodolojik,−ği metot,−du metotlu metotsuz metotsuzluk,−ğu metraj metrajlı metrdotel

1527

metrdotellik,−ği metre metre kare metre küp metrelik,−ği metres metre sistemi metreslik,−ği metrik,−ği metrik sistem metris metro metroloji metronom metropol,−lü metropolit metropoliten metruk,−kü metrukât metruke metrukiyet mevali mevcudat mevcudiyet mevcut,−du mevcut durum mevcut olmak

1528

mevdu,−u mevduat mevduat defteri mevhibe mevhibeiilâhiye mevhum mevize mevki,−i mevkuf mevkufen mevkufiyet mevkut mevkute mevlâ (sahip) Mevlâ (Tanrı) Mevlevî Mevlevîhane Mevlevîlik,−ği Mevlevî pilâvı mevlit,−di mevlit alayı mevlithan Mevlit Kandili mevlit şekeri mevlût,−du mevrut,−du mevsim

1529

mevsimli mevsimlik,−ği mevsimli mevsimsiz mevsimsiz mevsuf mevsuk mevt mevta mevut mevzi,−i mevziî mevzilenme mevzilenmek mevzu,−u mevzuat mevzulu mevzun mevzusuz mevzuubahis,−hsi mevzuubahsetme mevzuubahsetmek mey meyan meyan balı meyancı meyancılık,−ğı meyane

1530

meyan kökü meydan meydancı meydancık,−ğı meydancılık,−ğı meydan dayağı meydanî meydan korkusu meydanlık,−ğı meydan muharebesi meydan saati meydan savaşı meydan sazı meyhane meyhaneci meyhanecilik,−ği meyhaneci otu meyhane pilâvı meyil,−yli meyilli meyilsiz meyletme meyletmek meymenet meymenetli meymenetsiz

1531

meymenetsizlik,−ği meyus meyus etmek meyusiyet meyus olmak meyve meyve ağacı meyve bahçesi meyveci meyvecilik,−ği meyvedar meyve dışı meyve ezmesi meyvehoş meyve içi meyve kabuğu meyvelenme meyvelenmek meyveli meyvelik,−ği meyve ortası meyve reçeli meyve sineği meyve sineğigiller meyvesiz meyvesizlik,−ği meyve suyu

1532

meyve şekeri meyve yaprak,−ğı meyyal,−li meyyit mezalim mezamir mezar mezarcı mezarcılık,−ğı mezar kaçkını mezarlık,−ğı mezar taşı mezat,−dı mezatçı mezat malı mezbaha mezbele mezbelelik,−ği mezcetme mezcetmek meze mezeci mezecilik,−ği mezelik,−ği mezellet mezesiz mezgeldek,−ği

1533

mezgit mezgitgiller mezhebi geniş mezhep,−bi mezhepçi mezhepçilik,−ği meziyet meziyetli mezkûr mezoderm mezon Mezopotamya mezosfer mezozoik,−ği mezozom mezraa mezru mezun mezuniyet mezun olmak mezura mezür mezzosoprano mı mıgırlık,−ğı mıgri mıh

1534

mıhlama mıhlamak mıhlanma mıhlanmak mıhlayıcı mıhlı mıhsıçtı mıhsıçtılık,−ğı mıklep,−bi mıknatıs mıknatısî mıknatısiyet mıknatıslama mıknatıslamak mıknatıslanma mıknatıslanmak mıknatıslı mıknatıslı ibre mıknatıslı iğne mıknatıslık,−ğı mıncıklama mıncıklamak mıncıklanma mıncıklanmak mıncık mıncık mıncırık,−ğı mıntıka

1535

mırıldama mırıldamak mırıldanış mırıldanma mırıldanmak mırıl mırıl mırıltı mırın kırın mırın kırın etmek mırlama mırlamak mırmır (kedi) mır mır mırmırık,−ğı mırnav mırra mısdak,−ğı mısır Mısır Mısır baklası mısırcı mısır ekmeği Mısır fulü mısır kalburu Mısırlı mısırlık,−ğı mısır özü

1536

mısır püskülü Mısır tavuğu Mısır turnası mısır unu mısır yağı mıskal mıskala mısmıl mısra,−ı mıstar mışıldama mışıldamak mışıl mışıl mışmış mıymıntı mıymıntılık,−ğı mızıka mızıkacı mızıkalı mızıkçı mızıkçılık,−ğı mızıkçılık etmek mızıklanma mızıklanmak mızıldanma mızıldanmak mızıma

1537

mızımak mızırdanma mızırdanmak mızmız mızmızca mızmızlanma mızmızlanmak mızmızlık,−ğı mızmızlık etmek mızrak,−ğı mızraklı mızraklı ilmihâl,−li mızraksı mızraksız mızrap,−bı mızraplı mi miat,−dı mibzer miçel miço mide mide ağzı mideci mide fesadı mide görüm midegörür

1538

mide kapısı midesiz midevî midi midibüs midibüsçü midi etek,−ği midilli Midilli Midyat (ilçe) midye midyeci midyecilik,−ği midyelik,−ği miftah migmatit migren miğfer Mihalgazi (ilçe) Mihalıççık (ilçe) Mihalıççık peyniri mihanikî mihenk,−gi mihenk taşı mihman mihmandar mihmandarlık,−ğı

1539

mihman olmak mihnet,−ti mihr mihrabımsı mihrace mihrak mihrap,−bı mihver mika mikado mikalı mikalı cam mikâp,−bı mikaşist mikoloji mikos mikoz mikro mikroamper mikrobik,−ği mikrobiyolog,−ğu mikrobiyoloji mikrodalga mikrofilm mikrofon mikrofoncu mikrofonik,−ği

1540

mikrokok mikrolit mikrometre mikron mikroorganizma mikrop,−bu mikroplanma mikroplanmak mikroplu mikropluk,−ğu mikropsuz mikropsuzlandırma mikropsuzlandırmak mikropsuzlaştırma mikropsuzlaştırmak mikrosefal,−li mikrosinema mikroskobik,−ği mikroskop,−bu miksefe mikser miktar mikyas mikyaslı mikyassız mil milâdî

1541

milâdî takvim milâdî tarih Milâs (ilçe) milât,−dı milâttan önce milâttan sonra mildiyu milel milenyum milföy milföy hamuru milibar miligram mililitre milim milimetre milimetrik,−ği milimikron milimi milimine milis militan militanlaşma militanlaşmak militanlaştırma militanlaştırmak militanlık,−ğı militarist

1542

militarizm millenme millenmek millet milletçe milletler arası milletler arasıcılık, −ğı millet meclisi milletsever milletseverlik,−ği millettaş milletvekili milletvekilliği millî millî eğitim millî ekonomi millî gelir millî güvenlik,−ği milî hüviyet millî iktisat,−dı millî irade millî kimlik,−ği millîleşme millîleşmek millîleştirme millîleştirmek

1543

millîlik,−ği millî marş Millî Mücadele millî müdafaa millî savunma millî takım milliyet milliyetçi milliyetçilik,−ği milliyetperver milliyetperverlik,−ği milliyetsever milliyetseverlik,−ği milliyetsiz milyar milyarder milyarderlik,−ği milyarlarca milyarlık,−ğı milyon milyoner milyonerlik,−ği milyonlarca milyonluk,−ğu mim mimar mimarbaşı

1544

mimarî mimarîsiz mimarlık,−ğı mimik,−ği mimleme mimlemek mimlenme mimlenmek mimli mimoza minakop minare minare boyu minareci minarecik,−ği minarecilik,−ği minare gölgesi minare kırması minareli minaresiz minber minder minder altı mine mineci mine çiçeği mine çiçeğigiller

1545

mineleme minelemek mineli mineral,−li mineral bilimci mineral bilimi mineralleştirici mineralleştirme mineralleştirmek mineralli mineralli yağlar mineralog,−ğu mineraloji mineralsiz mini minibüs minibüsçü minibüsçülük,−ğü minicik,−ği mini etek,−ği mini gösterici minik,−ği minimal,−li minimetre minimini minimize minimize etmek

1546

minimum mini put mink minkale minnacık,−ğı minnet minnet etmek minnettar minnettarane minnettarlık,−ğı minnoş minör mintan mintanlık,−ğı mintarafillâh minüskül minval,−li minyatür minyatürcü minyatürcülük,−ğü minyatürleştirme minyatürleştirmek minyon mir mira miraç,−cı Miraç Gecesi

1547

Miraç Kandili miralay miralaylık,−ğı miras mirasçı mirasyedi mirasyedilik,−ği mirat mirî mirîci mirî kâtibi mirim mirî mal mirliva mirlivalık,−ğı mirza mis misafir misafirhane misafirlik,−ği misafir odası misafirperver misafirperverlik,−ği misafir salonu misak Misakımillî misal,−li

1548

misel misil,−sli misilleme misina misis misk miskal,−li misket misket oyunu miskin miskinane miskince miskinhane miskinler tekkesi miskinleşme miskinleşmek miskinlik,−ği miskin miskin mis sabunu mister mistik,−ği mistisizm mis üzümü misvak misyon misyoner misyonerlik,−ği

1549

mit mitil miting mitingci mitleşme mitleşmek mitleştirme mitleştirmek mitokondri mitoloji mitolojik,−ği mitos mitoz mitral,−li mitral darlığı mitral hücreler mitral kapakçığı mitral yetersizliği mitral yetersizlik, −ği mitralyöz miyane miyar miyasma miyav miyavlama miyavlamak

1550

miyavlatma miyavlatmak miyaz miyokart,−dı miyom miyon miyop,−bu miyopluk,−ğu miyosen miza mizaç,−cı mizaçgir mizaçgirlik,−ği mizaçlı mizaçsız mizah mizahçı mizahçılık,−ğı mizahî mizan mizana mizanpaj mizanpli mizansen mizantrop mnemotekni mobil

1551

mobilet mobilize mobilize etmek mobilya mobilyacı mobilyacılık,−ğı mobilyalı mobilyasız moda modacı modacılık,−ğı moda evi modalaşma modalaşmak modalaştırma modalaştırmak moda olmak model modelâj modelci modelcilik,−ği modelist modellik,−ği model salonu modem moderato modern

1552

modernizasyon modernize modernize etmek modernleşme modernleşmek modernleştirme modernleştirmek modernlik,−ği modern mobilya modifikasyon modistra modül modülâsyon modüler modüler sistem Moğol Moğolca Moğolistan Mohs ölçeği moka mokasen mola molas molasız mola taşı Moldova Moldovalı

1553

molekül moleküler molibden molibdin molla mollalık,−ğı Molotof kokteyli moloz moloz duvar molozluk,−ğu moloz taş moltalık,−ğı moment momentum monadizm monarşi monarşist monarşizm monat,−dı monatçılık,−ğı monden Mondros monetarist monetarizm Mongolist Mongolistik,−ği monist

1554

monitör monizm monogam monogami monografi monokl,−lü monolog,−ğu monopol,−lü monoray monoteist monoteizm monotip,−bi monoton monotonlaşma monotonlaşmak monotonluk,−ğu monsenyör mont montaj montajcı montajcılık,−ğı monte etmek montör mor moral,−li moral çöküntü moral eğitimi

1555

moralizm morarış morarma morarmak morartı morartma morartmak moratoryum moren morfem morfin morfinlenme morfinlenmek morfinman morfoloji morfolojik,−ği morg morg raporu morina Moritanya Moritanyalı morkaraman morlaşma morlaşmak morluk,−ğu mormenekşe mor ötesi

1556

mors Mors Mors alfabesi morsalkım morsgiller mortadella mortlama mortlamak morto mortocu moruk,−ğu moruklaşma moruklaşmak morukluk,−ğu morulâ morumsu morumtırak,−ğı Moskof Moskof camı Moskof gâvuru Moskofluk,−ğu Moskof toprağı mosmor mostra mostralık,−ğı mostra olmak motamo

1557

motamo çeviri motel motelci motelcilik,−ği motif motifli motifsiz motivasyon motive etmek motopomp motor motorbot motorcu motorculuk,−ğu motorin motorize motorkros motorkrosçu motorlu motorlu taşıt motorlu tren motor yağı motosiklet mototren motris motto mozaik,−ği

1558

mozaikçi mozaik döşeme mozaik plâka mozak,−ğı mozalak,−ğı Mozambik mozole möble möbleli möblesiz mönü mösyö mu muaccel muacciz muaddel muadele muadelet muadil muaf muafiyet muafiyet sınavı muaflık,−ğı muahede muahedename muaheze muaheze etmek

1559

muahezename muahhar muahharen muakkip,−bi muallâ muallâk muallel muallim muallime muallimlik,−ği muamelât muamele muamele etmek muamma muammalı muammalık,−ğı muammer muammer olmak muannit,−di muaraza muare muarefe muarız muasır muasırlaşma muasırlaşmak muaşaka

1560

muaşeret muaşeret adabı muattal muattar muavenet muavenet etmek muavin muavinlik,−ği muayede muayene muayeneci muayene etmek muayenehane muayene olmak muayyen muayyeniyet muazzam muazzep,−bi muazzep etmek muazzep olmak muazzez mubah mubassır mubayaa mubayaacı mubayaa etmek mucibince

1561

mucip,−bi mucip olmak mucip sebep,−bi mucir mucit,−di mucize mucizeli mucuk,−ğu mucur Mucur (ilçe) muço Mudanya (ilçe) mudarebe mudi,−i mudil Mudurnu (ilçe) mufassal mufla muflon muflonlu mugaddi mugalâta mugalâtacı muganni muganniye mugayeret mugayir

1562

muğber muğber olmak Muğla muğlâk muhabbet muhabbet çiçeği muhabbet çiçeğigiller muhabbet etmek muhabbet kuşu muhabbetname muhabbet tellâlı muhaberat muhabere muhabereci muhabere etmek muhabere memuru muhabere sınıfı muhabir muhabirlik,−ği muhaceret muhaceret etmek muhacim muhacir muhacir arabası muhacirlik,−ği muhaddep,−bi

1563

muhaddis muhafaza muhafaza etmek muhafazakâr muhafazakârlık,−ğı muhafazalı muhafazasız muhafız muhafız alayı muhafız kıt'ası muhafızlık,−ğı muhakeme muhakeme etmek muhakeme usulü muhakkak muhakkik muhal,−li muhalefet muhalefet etmek muhalefet partisi muhalefet şerhi muhalif muhallebi muhallebici muhallebicilik,−ği muhallebi çocuğu Muhammed

1564

Muhammedî muhammen muhammes muhammin muharebe muharip,−bi muharrem muharrer muharrik muharrir muharrirlik,−ği muharriş muhasamat muhasara muhasara etmek muhasebat muhasebe muhasebeci muhasebecilik,−ği muhasım muhasır muhasip,−bi muhasiplik,−ği muhassala muhassas muhassasat muhassenat

1565

muhassıl muhat muhatap,−bı muhatap olmak muhatara muhataralı muhavere muhavere etmek muhavereli muhavvil muhavvile muhayyel muhayyer muhayyerbuselik, −ği muhayyerkürdî muhayyerlik,−ği muhayyersümbüle muhayyile muhbir muhbirlik,−ği muhik,−kkı muhil,−lli muhip,−bbi muhit muhit edinmek muhkem

1566

muhlis muhrik muhrip,−bi muhtaç,−cı muhtaç etmek muhtaçlık,−ğı muhtaç olmak muhtar muhtariyet muhtarlık,−ğı muhtasar muhtasaran muhtekir muhtel,−lli muhtelif muhtelis muhtelit muhtemel muhtemelen muhtemel olmak muhterem muhteri muhteris muhteriz muhtesip,−bi muhteşem muhteva

1567

muhtevi muhteviyat muhtıra muhzır muin muinli muinsiz muit,−di mujik,−ği mukaar mukabele mukabeleci mukabele etmek mukabeleli mukabelesiz mukabil mukaddem mukaddema mukaddeme mukadder mukadderat mukaddes mukaddesat mukaddesatçı mukaddime mukaffa mukallit,−di

1568

mukallitlik,−ği mukannen mukarenet mukarrer mukarrerat mukassem mukassi mukataa mukataalı mukattar mukavele mukaveleli mukavelename mukavelesiz mukavemet mukavemetçi mukavemet etmek mukavemet koşusu mukavemetli mukavemetsiz mukavim mukavva mukavves mukavvi mukayese mukayese etmek mukayeseli

1569

mukayyet mukayyet olmak mukayyit,−di mukim mukni,−i mukoza mukriz muktebes muktedir muktedir olmak muktesit,−di mukteza muktezi mukus mulâj mulâj kâğıdı mum mum ağacı mumaileyh mum ampul,−lü mum aydınlatma mum boya mum boyası mum cilâsı mumcu mum çiçeği mum direk,−ği

1570

mum duruşu mum etmek mumhane mumlama mumlamak mumlanma mumlanmak mumlaşma mumlaşmak mumlayıcı mumlu mumluk,−ğu mumlu kâğıt,−dı mum olmak mum palmiyesi mumsöndü mumya mumyalama mumyalamak mumyalanma mumyalanmak mumyalaşma mumyalaşmak mundar mundarlık,−ğı munfasıl munis

1571

munkabız munkalip,−bi munkariz munsap,−bı muntazam muntazaman muntazır muntazır olmak munzam murabaha murabahacı murabahacılık,−ğı murabba,−ı murabıt murabut murabut kuşu Muradiye (ilçe) murafaa murahhas murahhaslık,−ğı murakabe murakabe etmek murakıp,−bı murakıplık,−ğı murana murassa,−ı murat,−dı

1572

murat etmek Muratlı (ilçe) murç,−cu murdar murdarilik,−ği murdarlık,−ğı Murgul (ilçe) muris murt Musabeyli (ilçe) musaddak musaffa musahabe musahhih musahhihlik,−ği musahip,−bi musahiplik,−ği musakka musalla musallat musalla taşı musallat etmek musallat olmak musalli musandıra musanna,−ı musannif

1573

musap,−bı musavver Musevî Musevîlik,−ği Mushaf musır,−rrı musibet musikar musiki musikişinas muska muska böreği muskacı muskacılık,−ğı muslihane muslin musluk,−ğu muslukçu muslukçuluk,−ğu musluklu musluksuz muson Mustafa Kemalpaşa (ilçe) Mustafa Kemalpaşa tatlısı mustarip,−bi

1574

mustarip etmek mustatil muş Muş muşamba muşambalaşma muşambalaşmak muşmula muşmula suratlı muşta muştalama muştalamak muştu muştucu muştulama muştulamak muştulanma muştulanmak muştulu muştuluk,−ğu mut Mut (ilçe) muta mutaassıp,−bı mutabakat mutabık mutabık olmak

1575

mutaf mutallâka mutantan mutariza mutasarrıf mutasarrıflık,−ğı mutasavver mutasavvıf mutasyon mutasyonist mutasyonizm mutat,−dı mutatabbip,−bi mutavaat mutavaat fiili mutavassıt mutazarrır mutçuluk,−ğu muteber muteber olmak mutedil mutedillik,−ği mutekit,−di mutemet,−di mutemetlik,−ği mutena muteriz

1576

mutezile mutfak,−ğı mutfak dolabı mutfak havalan− dırması mutfak havlusu mutfak merdiveni muti,−i Mutki (ilçe) mutlak mutlakçı mutlakçılık,−ğı mutlaka mutlak değer mutlakıyet mutlak mera mutlak nem mutlak sıcaklık,−ğı mutlak sıfır mutlandırma mutlandırmak mutlanma mutlanmak mutlu mutluca mutlu etmek mutlulandırma

1577

mutlulandırmak mutlulanma mutlulanmak mutluluk,−ğu mutluluk çubuğu mutluluk zinciri mutlu olmak mutmain mutmain olmak mutsuz mutsuzlaşma mutsuzlaşmak mutsuzluk,−ğu muttali,−i muttali olmak muttarit muttasıf muttasıl muvacehe muvafakat,−ti muvafakat etmek muvaffak muvaffakıyet muvaffakıyetli muvaffakıyetsiz muvaffakıyetsizlik, −ği

1578

muvaffak olmak muvafık,−ğı muvahhit,−di muvakkat,−ti muvakkaten muvakkit muvakkithane muvasala muvasalat muvasalat etmek muvaşşah muvazaa muvazaalı muvazat muvazene muvazeneli muvazenesiz muvazenesizlik,−ği muvazi muvazzaf muvazzaf hizmet muvazzaflık,−ğı muvazzaf subay muylu muylu yatağı muymul muz

1579

muzaffer muzafferane muzafferiyet muzaffer olmak muzaheret muzahir muzgiller muzır,−rrı muzırlaşma muzırlaşmak muzırlık,−ğı muzır yayın muzip,−bi muzipçe muzipleşme muzipleşmek muziplik,−ği muziplik etmek muzlim muzmahil,−lli muztar mü mübadele mübadele etmek mübadil mübahase mübalâğa

1580

mübalâğacı mübalâğacılık,−ğı mübalâğa etmek mübalâğalı mübalâğasız mübarek,−ği mübarek ay mübarek gün mübarek otu mübareze mübaşeret mübaşir mübaşirlik,−ği mübayenet mübeşşir mübeyyiz mübrem mücadele mücadeleci mücahit,−di mücahitlik,−ği mücamaa mücavir mücazat mücbir mücbir sebep,−bi mücehhez

1581

mücellâ mücellit,−di mücellithane mücellitlik,−ği mücerrep,−bi mücerret,−di mücessem mücevher mücevherat mücevherci mücevhercilik,−ği mücevher kutusu mücevher mahfazası mücevher tarih mücmel mücrim mücver müçtehit,−di müdafaa müdafaa etmek müdafaaname müdafi,−i müdahale müdahale etmek müdahil müdana

1582

müdana etmek müdara müdara etmek müdavi müdavim müdavim olmak müddei müddeialeyh müddeiumumî müddeiumumîlik, −ği müddet müddetli müddetsiz müdebbir müdekkik müdellel müderris müderrislik,−ği müdevven müdevvenat müdevver müdire müdrik müdrike müdrir müdür

1583

müdüriyet müdürlük,−ğü müdür muavini müdür yardımcısı müebbet,−di müeccel müeddep,−bi müellefat müellif müemmen müennes müesses müessese müesseseleşme müesseseleşmek müessif müessir müessiriyet müessir olmak müessis müeyyide müezzin müezzinlik,−ği müfekkire müferrih müfessir müfettiş

1584

müfettişlik,−ği müfit,−di müflis müfredat müfredat programı müfret,−di müfrez müfreze müfrit müfritlik,−ği müfsit,−di müft müftehir müfteri müftü müftülük,−ğü müge mühendis mühendishane mühendislik,−ği müheyya müheyyiç,−ci mühim,−mmi mühimmat mühimseme mühimsemek mühimsemezlik,−ği

1585

mühlet mühlik mühliye mühmel mühre mühreleme mührelemek mühreli mühresenk,−gi mührüsüleyman mühtedi mühür,−hrü mühürcü mühürcülük,−ğü mühürdar mühür gözlü mühürleme mühürlemek mühürlenme mühürlenmek mühürletme mühürletmek mühürlü mühür mumu mühür pensi mühürsüz müjde

1586

müjdeci müjdeleme müjdelemek müjdelenme müjdelenmek müjdeli müjdelik,−ği mükâfat mükâfaten mükâfatlandırma mükâfatlandırmak mükâleme mükedder mükedder olmak mükellef mükellefiyet mükemmel mükemmelen mükemmeliyet mükemmellik,−ği mükerrer mükerreren mükevvenat mükeyyifat mükrim müktesebat müktesep,−bi

1587

müktesep hak,−kkı mülâhaza mülâhaza yapmak mülâhazat mülâhazat hanesi mülâhham mülâkat mülâkat yapmak mülâki mülâki olmak mülâyemet mülâyim mülâyimlik,−ği mülâzım mülemma,−ı mülevven mülevves müleyyin mülga mülhak mülhakat mülhak bütçe mülhem mülhem olmak mülhit,−di mülk mülkî

1588

mülkî idare mülkî idare amiri mülkiye mülkiye idadîsi mülkiyeli mülkiye mektebi mülkiye memuru mülkiye müfettişi mülkiyet mülteci mültefit mültezim mültimedya mültipleks mültivizyon mümanaat mümanaat etmek mümarese mümas mümasil mümbit mümessil mümesillik,−ği mümeyyiz mümeyyizlik,−ği mümin müminlik,−ği

1589

mümkün mümkün mertebe mümkün olmak mümtaz mümteni,−i münacat münadi münafık,−ğı münafıklık,−ğı münakalât münakale münakasa münakaşa münakaşa etmek münakaşalı münasebat münasebet münasebetiyle münasebetli münasebetsiz münasebetli münasebetsiz münasebetsizlik,−ği münasip,−bi münavebe münavebeli münazaa

1590

münazara müncer,−rri müncer olmak mündemiç,−ci mündericat münderiç,−ci münebbih müneccim müneccimbaşı müneccimlik,−ği münekkit,−di münekkitlik,−ği münevver münezzeh münfail münferiden münferit,−di münfesih münhal,−li münhani münharif münhasır münhasıran münhat,−ttı münhezim münkesir münkir

1591

münşeat münşi müntahabat müntahap,−bı müntahip,−bi münteha müntehir müntesip,−bi münteşir münzevi müphem müphemiyet müphemlik,−ği müptedi müptelâ müptelâ olmak müptezel müracaat müracaatçı müracaat etmek müradif mürai mürailik,−ği mürdesenk,−gi mürdüm mürdüm eriği mürdümük,−ğü

1592

mürebbi mürebbiye mürebbiyelik,−ği müreccah müreffeh müreffehen mürekkep,−bi mürekkep balığı mürekkepçi mürekkepleme mürekkeplemek mürekkeplenme mürekkeplenmek mürekkepli mürekkep olmak mürettebat mürettep,−bi mürettip,−bi mürettiphane mürettiplik,−ği mürevviç,−ci mürit,−di müritlik,−ği mürşit,−di mürt mürteci,−i mürtefi,−i

1593

mürtekip,−bi mürtesem mürtet,−ddi mürt olmak mürur müruriye müruruzaman mürüvvet mürüvvetli mürüvvetsiz mürver müsaade müsaade etmek müsabaka müsabık müsademe müsadere müsadere etmek müsadif müsait,−di müsakkafat müsamaha müsamaha etmek müsamahakâr müsamahakârlık, −ğı müsamahalı

1594

müsamahasız müsamahasızlık, −ğı müsamere müsavat müsavatçılık,−ğı müsavatsız müsavatsızlık,−ğı müsavi müsebbip,−bi müseccel müseddes müsekkin müsellem müselles müsellesat müsellim müselsel müsemma müsemmen müsevvit,−di müshil müskirat Müslim Müslüman Müslüman adam Müslümanlaştırma

1595

Müslümanlaştırmak Müslümanlık,−ğı müsmir müspet müspet ilimler müsrif müsriflik,−ği müstacel müstacelen müstaceliyet müstafi müstağni müstahak müstahak olmak müstahdem müstahkem müstahkem bölge müstahkem mevki,−i müstahsil müstahzar müstahzarat müstait,−ddi müstakar,−rrı müstakbel müstakil,−lli müstakim müstamel

1596

müstantik müstantiklik,−ği müstear müstebat müstebit,−di müstebitlik,−ği müstecir müstefit müstefit etmek müstehase müstehcen müstehcenleşme müstehcenleşmek müstehcenlik,−ği müstehlik müstehzi müstekreh müstelzim müstemirren müstemleke müstemlekeci müstemlekecilik,−ği müsteniden müstenit,−di müstenkif müstensih müsterih

1597

müsterih olmak müstesna müsteşar müsteşarlık,−ğı müsteşrik müstevi müstevli müstezat,−dı müsvedde müsvedde defteri müsveddelik,−ği müsveddelik kâğıt, −dı müşabehet müşabih müşahede müşahede etmek müşahhas müşahit,−di müşareket müşareket etmek müşareket fiili müşarünileyh müşavere müşavir müşavirlik,−ği müşebbeh

1598

müşekkel müşerref müşerref olmak müşevveş müşevvik müşfik müşir müşirlik,−ği müşkül müşkülât müşkülâtlı müşküle müşkülleşme müşkülleşmek müşkülpesent,−di müşrik müştak,−kkı müştehi müşteki müşteki olmak müştemilât müşterek,−ği müşterek bahis, −hsi müştereken müşteri Müşteri (Jüpiter)

1599

müşteri hizmeti müt'a mütalâa mütalâa etmek müt'a nikâhı mütareke müteaddit,−di müteaffin müteahhit,−di müteahhitlik,−ği müteakiben müteakip,−bi mütealiye müteallik müteammim mütearife mütebahhir mütebaki mütebasbıs mütebeddil mütebessim mütecanis mütecasir mütecaviz mütecessis mütedair mütedavil

1600

mütedavil sermaye mütedeyyin müteessif müteessif olmak müteessir müteessir olmak mütefekkir mütefennin müteferrik müteferrika mütegallibe mütehakkim mütehammil müteharrik mütehassıs mütehassıslık,−ğı mütehassis mütehassis etmek mütehassis olmak mütehavvil mütehayyir mütehevvir müteheyyiç,−ci mütekabil mütekabiliyet mütekait,−di mütekâmil

1601

mütekâsif mütekebbir mütekellim mütelezziz mütemadi mütemadiyen mütemayil mütemayiz mütemekkin mütemerkiz mütemmim mütenakıs mütenakız mütenasip,−bi mütenavip,−bi mütenazır mütenebbih müteneffir mütenekkir mütenekkiren mütenevvi,−i müteradif müterakim müterakki müterakki vergi mütevelli heyeti mütercem

1602

mütercim mütercimlik,−ği mütereddi mütereddit,−di mütesanit,−di müteselli müteselli olmak müteselsil müteselsil borç,−cu müteselsil kefil müteşebbis müteşekkil müteşekkir mütetebbi,−i mütevakkıf mütevali mütevazı,−ı mütevazi mütevazin müteveccih müteveccihen müteveffa mütevehhim mütevekkil mütevelli mütevellit,−di müteverrim

1603

müteyakkız mütezayit,−di müthiş müttefik müttefikan müttehiden müttehit,−di müvekkil müvellidülhumuza müvellidülma müverrih müvesvis müvezzi,−i müvezzilik,−ği müyesser müyesser olmak müzaheret müzaheret etmek müzahir müzahrefat müzakerat müzakere müzakereci müzakere etmek müzakere yapmak müzayaka müzayede

1604

müze müzebzep,−bi müzeci müzecilik,−ği müzehhep,−bi müzekker müzekkere müzelik,−ği müzevir müzevirleme müzevirlemek müzevirlik,−ği müzevirlik etmek müzeyyen müziç,−ci müzik,−ği müzikal,−li müzikalite müzik bilimci müzik bilimi müzik corner müzikçi müzikçilik,−ği müzik dolabı müzikhol,−lü müzik köşesi müzik kutusu

1605

müziklendirme müziklendirmek müzikli müzik market müzik odası müzikolog,−ğu müzikoloji müzik salonu müziksever müziksiz müzisyen müzmin müzminleşme müzminleşmek müzminleştirme müzminleştirmek müzminlik,−ği

(*)N N na naaş naat nabekâr

1606

nabız,−bzı nacak,−ğı naçar naçiz naçizane nadan nadanca nadanlık,−ğı nadas nadas etmek nadaslı nadaslık,−ğı nadide nadim nadim olmak nadir nadirat nadiren nafaka nafakalanma nafakalanmak nafıa nafi,−i nafile nafile namazı nafile yere nafiz

1607

nafta naftalin naftalinleme naftalinlemek naftalinlenme naftalinlenmek nagehan nağme nağmeli nağmesiz nağme yapmak nah nahak nahak yere nahır nahırcı nahif nahiv,−hvi nahiye nahiye müdürü nahoş naif nail nail olmak naip,−bi naiplik,−ği nakarat

1608

nakaratlı nakaratsız nakavt nakavt etmek nakavt olmak nakden nakdî nakdî ceza nakdî kıymet nakdî teminat nakdî vergi nakdî yardım nakıs nakış,−kşı nakışçı nakışçılık,−ğı nakış ipliği nakışlama nakışlamak nakışlı nakışlık,−ğı nakış makinesi nakışsız nakız,−kzı nakibüleşraf nakil,−kli (taşıma) nâkil (taşıyan)

1609

nakil vasıtası nakip,−bi nakisa nakit,−kdi nakit kartı nakit para nakkare nakkarhane nakkaş nakkaşlık,−ğı nakledilme nakledilmek naklen naklen yayın nakletme nakletmek naklettirme naklettirmek naklî naklî mazi nakliyat nakliyatçı nakliyatçılık,−ğı nakliye nakliyeci nakliyecilik,−ği nakşetme

1610

nakşetmek Nakşibendî Nakşibendîlik,−ği Nakşîlik,−ği nakşolma nakşolmak nakşolunma nakşolunmak nakzen nakzetme nakzetmek nal nalân nalâyık,−ğı nalbant,−dı nalbantlık,−ğı nalbur nalburluk,−ğu nalça nalçalı nalçasız naldöken nale nalekâr nalın nalıncı nalıncı keseri

1611

nalıncılık,−ğı nalınlı nalınsız nallama nallamak nallanış nallanma nallanmak Nallıhan (ilçe) nam namağlûp,−bu namahrem namahremlik,−ği namaz namaz bezi namazbozan (bitki) namazcı namazgâh namaz kılmak namazlağı namazlık,−ğı namaz niyaz namaz örtüsü namaz seccadesi namazsız namaz vakti namdar

1612

name namert,−di namertçe namertlik,−ği namevcut,−du Namibya Namibyalı namlı namlı şanlı namlu namus namus belâsı namus davası namuskâr namuslu namusluluk,−ğu namus sözü namussuz namussuzca namussuzluk,−ğu namünasip,−bi namüsait,−di namütenahi namütenahilik,−ği namzet,−di namzetlik,−ği nanay

1613

nane naneli nane likörü nanemolla nane ruhu nanesiz nane suyu nane şekeri nanıaziz nanik,−ği nanikleme naniklemek nankör nankörce nankörleşme nankörleşmek nankörlük,−ğü nansuk,−ğu napalm napalm bombası nar (bir meyve) nâr (ateş) nara nar balinası narcıl narçiçeği (renk) nardenk,−gi

1614

nardin narenç,−ci narenciye narenciyeci nargile nargile tütünü nargiller narh nârıbeyza narin narinlik,−ği narkotik,−ği narkotizm narkoz narkozcu narkozculuk,−ğu narkozitör Narlıdere (ilçe) Narman (ilçe) narsis narsisizm narsis kompleksi narsislik,−ği narval,−li narven nas,−ssı nasfet

1615

nasıl nasılsa nasıp,−spı nasır nasırlanma nasırlanmak nasırlaşma nasırlaşmak nasırlı nasırsız nasihat,−ti nasihatçi nasihatçilik,−ği nasihat etmek nasihatname nasihat yollu nasip,−bi nasip etmek nasiplenme nasiplenmek nasip olmak nasir naspetme naspetmek Nasranî Nasranîlik,−ği nasyonalist

1616

nasyonalizm nasyonal sosyalizm naşi naşir natamam natıka natıkalı natıkasız natır natırlık,−ğı natır nalını nativizm natron natuk natura natür natüralist natüralizm natürel natürist natürizm natürmort,−du navçağan navlun naylon naylon fatura naylon kız

1617

naylon reçete naz nazal nazar nazaran nazar boncuğu nazarıdikkat,−ti nazarıitibar nazarî nazariyat nazariyatçı nazariye nazariyeci nazarlık,−ğı nazenin naz etmek nazım,−zmı (manzume) nâzım (düzenleyen) nazım birimi Nazımiye (ilçe) nâzım plân nazım türü nazır Nazi nazik,−ği nazikâne

1618

nazikçe nazikleşme nazikleşmek naziklik,−ği nazil Nazileştirme Nazileştirmek Nazilli (ilçe) nazir nazire nazire yapmak nazirsiz Nazizm nazlanı nazlanı nazlanış nazlanma nazlanmak nazlı nazlılık,−ğı nazmen nazmetme nazmetmek ne ne âlâ nebat nebatat nebatat bahçesi

1619

nebatî nebevî nebi nebülöz nebze nebzecik,−ği necabet necaset necat nece Necef taşı neci necip,−bi nedamet nedametle nedbe neden neden bilimi nedeniyle nedenli nedenli nedensiz nedense nedensel nedensellik,−ği nedensellik ilkesi nedensiz neden sonra

1620

neden tanrıcılık,−ğı nedim nedime nedret nefaset nefer nefes nefes borusu nefes darlığı nefes etmek nefes kesici nefesleme nefeslemek nefeslenme nefeslenmek nefesli nefesli çalgı nefeslik,−ği nefes nefese nefha nefir nefis (hoş) nefis,−fsi (öz) nefis muhasebesi nefis mücadelesi nefis müdafaası nefiy,−fyi

1621

nefret nefret etmek nefrit nefsanî nefsaniyet nefsi müdafaa neft neftî neftîleşme neftîleşmek neftîleştirme neftîleştirmek neftimsi neft yağı nefyedilme nefyedilmek nefyetme nefyetmek negatif negatif büyüklük,−ğü negatif sayı neharî nehir,−hri nehir roman nehiy,−hyi nekahet nekahethane

1622

nekais nekbet nekes nekeslik,−ği nekre nekrelik,−ği nekroloji nekrotik,−ği nekroz nektar nem nema nemalandırma nemalandırmak nemalanma nemalanmak nemcil Nemçe nemçeker nemdenetir neme gerek neme lâzım neme lâzımcı neme lâzımcılık,−ğı neme yönelim nemf nemlendirici

1623

nemlendirici krem nemlendirme nemlendirmek nemleniş nemlenme nemlenmek nemletme nemletmek nemli nemlilik,−ği nemli nemli nemölçer nemrut,−du Nemrut nemrutlaşma nemrutlaşmak nemrutluk,−ğu Nemse nene neodim neojen neolitik,−ği neolojizm neon neon lâmbası neon tüpü neoplâzma

1624

neozoik,−ği nepotist nepotizm Neptün neptünyum nerde nerden nerdeyse nere nerede nereden nereden nereye neredeyse nereli neresi nereye nergis nergisgiller nergis zambağı neritik,−ği nervür nervürlü nesebi gayrisahih nesebi sahih nesep,−bi nesi nesiç,−sci

1625

nesih,−shi nesil,−sli nesim nesir,−sri neskafe nesne nesnel nesnelci nesnelcilik,−ği nesnelleşme nesnelleşmek nesnellik,−ği nesne öbeği nesnesel nesnesiz Nesturî neşe neşelendirme neşelendirmek neşeleniş neşelenme neşelenmek neşeli neşesiz neşesizlik,−ği neşet neşet etmek

1626

neşetli neşide neşir,−şri neşredilme neşredilmek neşren neşretme neşretmek neşriyat neşrolunma neşrolunmak neşter neşterleme neşterlemek neşveli neşvünema net netameli netice neticelendirme neticelendirmek neticeleniş neticelenme neticelenmek neticeleşme neticeleşmek neticesiz

1627

neticeten netleşme netleşmek netleştirme netleştirmek netlik,−ği net resim,−smi net ücret neuzübillâh neva nevabuselik,−ği nevale nevazil nevaziş nevbet neveser nevi,−v'i nevir,−vri nev'i şahsına münhasır nevmit,−di nevralji nevraljik,−ği nevrasteni nevresim nevrofik,−ği nevroloji

1628

nevropat nevroz nevruz Nevruz Bayramı nevruz otu Nevşehir nevton nevyunanî nevyunanîlik,−ği nevzat ney neyçe neyi neyse neyzen neyzen bakışlı nezafet nezahet nezaket nezaketen nezaketli nezaketlilik,−ği nezaketsiz nezaketsizlik,−ği nezaret nezaret etmek nezarethane

1629

nezaretli nezaretsiz nezdinde nez'etme nez'etmek nez hâli nezif,−zfi nezih nezir,−zri nezle nezleli nezle otu nezretme nezretmek nezt,−zdi nıkris nısfet nısfınnehar nısfiye nısıf,−sfı nısıf kutur,−tru nışadır nışadır kaymağı nışadır ruhu nice nicel niceleme

1630

nicelemek niceleyici niceleyiş nicelik,−ği nice nice niçin nida nifak nifakçı Niğde nihaî nihaî karar nihale nihan nihavent,−di nihayet nihayetinde nihayetlenme nihayetlenmek nihayetsiz nihilist nihilizm Nijerya Nijeryalı nikâh nikâh etmek nikâhlama

1631

nikâhlamak nikâhlanış nikâhlanma nikâhlanmak nikâhlayış nikâhlı nikâhlık,−ğı nikâhlılık,−ğı nikâh memuru nikâhsız nikâhsızlık,−ğı nikâh şekeri nikap,−bı Nikaragua Nikaragualı nikbet nikbin nikbinlik,−ği nikel nikelâj nikel kaplama nikelleme nikellemek nikelli nikelsiz nikotin nikriz

1632

Niksar (ilçe) nilüfer Nilüfer (ilçe) nilüfergiller nim nimbus nimet nimet hakkı nimetşinas nine ninni nipel nirengi nirengi haritası nirengi noktası nisaî nisaiye nisaiyeci nisaiyecilik,−ği nisan nisan balığı (şaka) nisan yağmuru nisap,−bı nispet nispetçi nispet eki nispeten

1633

nispet etmek nispet î'si nispetli nispetsiz nispetsizlik,−ği nispet yapmak nispet y'si nispî nispî temsil nisyan niş nişaburek,−ği nişan nişancı nişancılık,−ğı nişane nişangâh nişangeç,−ci nişan halkası nişanlama nişanlamak nişanlanış nişanlanma nişanlanmak nişanlı nişanlık,−ğı nişanlılık,−ğı

1634

nişansız nişan yapmak nişan yüzüğü nişasta nişasta buğdayı nişastacılık,−ğı nişastalanma nişastalanmak nite nitekim nitel niteleme niteleme belirteci nitelemek niteleme sıfatı niteleme zarfı nitelendirilme nitelendirilmek nitelendirme nitelendirmek niteleniş nitelenme nitelenmek niteleyiş nitelik,−ği nitelikli nitelikli işçi

1635

niteliklilik,−ği niteliksiz niteliksizlik,−ği nitramit nitrat nitratin nitratlaşma nitratlı nitrik asit,−di nitrik oksit,−di nitrogliserin nitrojen nitroselüloz niyabet niyaz niyaz etmek niyaz eylemek niye niyet niyetçi niyetçilik,−ği niyet etmek niyeti bozuk,−ğu niyetleniş niyetlenme niyetlenmek niyetli

1636

niyetsiz niyobyum niza,−ı nizam nizamî nizamiye nizamiye kapısı nizamiye karakolu nizamlı nizamname nizamsız nizamsızlık,−ğı Nizip (ilçe) nobelyum nobran nobranca nobranlık,−ğı nod nodul nodullama nodullamak nodullanma nodullanmak nodül Noel Noel ağacı Noel baba

1637

Nogay Nogayca nohudî nohut,−du nohutlu nohutsuz nokra noksan noksanlık,−ğı noksansız nokta noktacı noktacılık,−ğı noktainazar noktalama noktalama işareti noktalama işaretleri noktalamak noktalanma noktalanmak noktalayış noktalı noktalı delik,−ği noktalı virgül nokta memuru nokta nokta noktası noktasına

1638

noktasız nom nominal,−li nominal değer nominalizm nominatif nomografi nonfigüratif nonoş non−stop norm normal,−li normalaltı normalleşme normalleşmek normalleştirme normalleştirmek normallik,−ği normalüstü normatif norton eleği Norveç Norveççe Norveçli nostalji nostaljik,−ği nosyon

1639

not nota notalama notalamak notam noter noterlik,−ği not etmek nova nöbet nöbetçi nöbetçilik,−ği nöbetleşe nöbetleşme nöbetleşmek nöbet şekeri nörolog,−ğu nöroloji nöron nörotik,−ği nörotik karakter nörotik kişilik,−ği nötr nötralizasyon nötralize nötralize etmek nötrleme

1640

nötrlemek nötrleşme nötrleşmek nötrleştirme nötrleştirmek nötrlük,−ğü nötron Nuh nuhuset nukut numara numaracı numaracılık,−ğı numaralama numaralamak numaralandırma numaralandırmak numaralanış numaralanma numaralanmak numaralayış numaralı numarasız numara yapmak numen numune numunelik,−ği

1641

nur nuranî Nurdağı'nı (ilçe) Nurhak (ilçe) nurlandırma nurlandırmak nurlanış nurlanma nurlanmak nurlu nursuz nursuz pirsiz nuruaynım nuruçeşmim nurudidem nur yüzlü Nusaybin (ilçe) Nusayrî nutuk,−tku nü nüans nübüvvet nüfus nüfus bilimci nüfus bilimi nüfus bilimsel nüfus coğrafyası

1642

nüfus cüzdanı nüfusçu nüfus kâğıdı nüfus kalemi nüfus kaydı nüfus kesafeti nüfus kütüğü nüfus memurluğu nüfus patlaması nüfus plânlaması nüfus sayımı nüfus tezkeresi nüfus yoğunluğu nüfuz nüfuz etmek nüfuzkâr nüfuzlu nüfuzsuz nüfuz ticareti nühüft nükleer nükleer enerji nükleer reaktör nükleer santral,−li nükleer silâh nükleon nükleoprotein

1643

nüksetme nüksetmek nükte nükteci nüktecilik,−ği nüktedan nüktedanlık,−ğı nükteli nüktesiz nükte yapmak nükul,−lü nükul etmek nümayiş nümayişçi nümayişkâr nüsha nütasyon nüve nüzul,−lü nüzullü

(*)O O o

1644

oba obabaşı obelisk oberj obje objektif objektiflik,−ği objektif olmak objektivist objektivite objektivizm obruk,−ğu obruklu observatuvar obsesif obsesyon obstrüksiyon obua obuacı obur oburca oburlaşma oburlaşmak oburluk,−ğu obüs ocak,−ğı ocak başı

1645

ocakçı ocakçılık,−ğı ocakeşeği (alet) ocak kaşı ocak katı ocaklı ocaklık,−ğı ocak taşı ocumak od oda odabaşı odacı odacık,−ğı odacılık,−ğı oda hapsi odak,−ğı odaklama odaklamak odaklanma odaklanmak odaklaşma odaklaşmak odaklaştırma odaklaştırmak odaklayıcı odak noktası

1646

odalı odalık,−ğı oda müziği oda spreyi o denli odeon oditoryum od ocak,−ğı odsuz odsuz ocaksız odun odun bilimi oduncu oduncul odunculuk,−ğu odun kömürü odunlaşma odunlaşmak odunluk,−ğu odun özü odun sobası odunsu odunumsu odyometre odyovizüel of Of (ilçe)

1647

ofis oflama oflamak oflaz ofris ofsayt,−dı ofset ofsetçi oftalmolog,−ğu oftalmoloji oftalmoskop,−bu Oğan oğlak,−ğı Oğlak (burç) Oğlak dönencesi oğlaklama oğlaklamak oğlan oğlancı oğlancık,−ğı oğlancılık,−ğı oğlan evi oğul,−ğlu oğul balı oğulcuk,−ğu oğulduruk,−ğu oğullanma

1648

oğullanmak oğullu oğulluk,−ğu oğul oğul oğul otu oğulsuz oğul uşak,−ğı oğuz Oğuz Oğuzca Oğuzeli'ni (ilçe) Oğuzlar (ilçe) oh oha ohlama ohlamak ohm oje ojeli ojit ok okaliptüs okapi okar okazyon okçu okçuluk,−ğu

1649

okey okeyleme okeylemek okka okkalama okkalamak okkalı okkalık,−ğı okkalı kahve oklama oklamak oklanma oklanmak oklava okluk,−ğu oklu kirpi ok meydanı okrama okramak oksalat oksalik,−ği oksalik asit,−di oksidiyon taşı oksijen oksijen çadırı oksijenleme oksijenlemek

1650

oksijenlenebilir oksijenli oksijenli su oksilit oksit,−di oksitleme oksitlemek oksitlenme oksitlenmek oksiyür okşama okşamak okşamalık,−ğı okşanma okşanmak okşantı okşatma okşatmak okşayıcı okşayış oktan oktant oktav oktrua okul okul çocuğu okuldaş

1651

okul kaçağı okul kooperatifi okullaşma okullaşmak okullu okul öncesi okul sonrası okuma okumak okuma kitabı okuma saati okuma yazma okuma yitimi okume okumuş okumuşluk,−ğu okumuş olmak okunaklı okunaksız okunma okunmak okuntu okunulma okunulmak okunuş okur okuryazar

1652

okuryazarlık,−ğı okus pokus okutma okutmak okutman okutmanlık,−ğı okutturma okutturmak okutulma okutulmak okutuş okuyucu okuyuş oküler okültizm okyanus okyanus çukuru okyanus mavisi Okyanusya ok yılanı ol olabilir olabilirlik,−ği olabilme olabilmek olacak,−ğı olagelme

1653

olagelmek olağan olağan dışı olağanlaşma olağanlaşmak olağanlaştırma olağanlaştırmak olağanlık,−ğı olağanüstü olağanüstü hâl,−li olağanüstülük,−ğü olamaz olanak,−ğı olanaklı olanaksız olanaksızlaşma olanaksızlaşmak olanaksızlık,−ğı olanca olası olasıcılık,−ğı olasılı olasılık,−ğı olasılık hesabı olasıya olay olay bilimi

1654

olaycılık,−ğı olay fotocu olay fotoculuk,−ğu olaylaştırma olaylaştırmak olaylı olaysız olçum oldu oldubitti oldukça oldum bittim oldum olası oldu olacak oldurgan oldurma oldurmak ole olefin oleik,−ği oleik asit,−di olein oleometre olgu olgucu olguculuk,−ğu olgun

1655

olgunlaşma olgunlaşmak olgunlaştırma olgunlaştırmak olgunluk,−ğu olgunluk çağı olgunluk sınavı olgunluk yaşı olgun odun oligarşi oligoklâz oligopol,−lü oligosen olijist olimpik,−ği olimpiyat,−dı olivin olma olmadık,−ğı olmak olmamış olmayacak,−ğı olmaz olmazlı olmazlık,−ğı olmuş olsa olsa

1656

olta olta balığı oltacı oltacılık,−ğı olta iğnesi olta takımı Oltu (ilçe) Oltu kebabı Oltu taşı Oltu tozu oluk,−ğu olukçuk,−ğu oluklaşma oluklaşmak oluklu oluk oluk olumlama olumlu olumlu bildirme eki olumlu cümle olumlu eylem olumlu fiil olumluluk,−ğu olumlu tümce olumsal olumsallık,−ğı olumsuz

1657

olumsuz cümle olumsuz eylem olumsuz fiil olumsuzluk,−ğu olumsuzluk eki olumsuzluk kelimesi olumsuz tümce olunma olunmak olupbitti (oldubitti) Olur (ilçe) olurluk,−ğu olur olmaz oluş oluşma oluşmak oluşturma oluşturmak oluşturulma oluşturulmak oluşuk,−ğu oluşum oluşumcu oluşumculuk,−ğu om oma

1658

omaca ombra ombudsman omça omfazit omlet ommatidyum ommetre omnibüs omnivor omur omurga omurgalılar omurgasızlar omurilik,−ği omuz,−mzu omuz başı omuzdaş omuzdaşlık,−ğı omuz eklemi omuzlama omuzlamak omuzlanma omuzlanmak omuzlu omuzluk,−ğu omuz omuza

1659

on ona on altılık,−ğı onama onamak onanizm onanma onanmak onar onarıcı onarılma onarılmak onarım onarımcı onarımcılık,−ğı onarma onarmak onar onar onartma onartmak onaşma oanaşmak onat onay on ayaklılar onaylama onaylamak

1660

onaylanış onaylanma onaylanmak onaylatma onaylatmak onaylı onaysız onbaşı,−yı onbaşılık,−ğı on beş on binlerce on binlik,−ği on bir onbiraylık,−ğı (bitki) on birli onca onculayın onda ondalık,−ğı ondalıkçı ondalık kesir,−sri ondalık sayı Ondokuzmayıs (ilçe) 19 Mayıs ondan ondurma

1661

ondurmak ondurmaz ondülâtör ondüle ondüleli ondülesiz onejit ongen ongun ongun besi suyu ongunculuk,−ğu ongunluk,−ğu onikiparmak bağırsağı on iki telli oniks onkoloji onlar onlarca onlu onluk,−ğu onma onmadık,−ğı onmak onmaz on milyonluk,−ğu onomastik,−ği

1662

onomatope on paralık,−ğı on parasız ons onsuz ontik,−ği ontojenez ontoloji ontolojik,−ği ontolojizm onu onulma onulmak onulmaz onum onun onuncu onur onur belgesi onur kurulu onurlandırma onurlandırmak onurlanma onurlanmak onurlu onursal onursal başkan

1663

onursuz onursuzluk,−ğu onur üyesi oosfer oosit opal,−li opalin opalleşme oparlör opera operacı operakomik,−ği operasyon operatör operatörleşme operatörleşmek operatörlük,−ğü operatris operet operetçi oportünist oportünizm opsiyon optik,−ği optikçi optik kaydırma optimal

1664

optimetri optimist optimizasyon optimize etmek optimizm optimum opus ora oracık oracıkta orada oradan orak,−ğı orak ayı orak böceği orakçı orakçılık,−ğı oraklaşma oraklaşmak oral oralı oralılık,−ğı oramiral,−li oramirallik,−ği oran oranca oran dışı

1665

orangutan oranla oranlama oranlamak oranlı oransız oransızlık,−ğı orantı orantılama orantılamak orantılanma orantılanmak orantılı orası oratoryo oraya orcik,−ği ordinaryüs ordinat ordino ordonat ordövr ordövr arabası ordövr tabağı ordu Ordu ordubozan

1666

ordubozanlık,−ğı orducu ordu donatım ordu evi ordugâh ordu komutanı ordu merkezi ordusuz orfoz org organ organ aktarımı organik,−ği organikçi organik kimya organik kütle organik öge organizasyon organizatör organize etmek organize sanayi,−i organize suç organizma organlaşma organlaşmak organlık,−ğı organ nakli

1667

organoleptik,−ği organtin organze orgazm orgcu orgeneral,−li orgenerallik,−ği Orhaneli'ni (ilçe) Orhangazi (ilçe) orijin orijinal,−li orijinalite orijinallik,−ği orijinli orkestra orkestracı orkestralama orkestralı orkestrasız orkide orkinos orkit orlon orman ormancı ormancılık,−ğı orman çayırı

1668

orman evi orman gülü orman işletmesi orman kebabı orman kibarı orman köylüsü orman köyü orman kuşağı ormanlaşma ormanlaşmak ormanlaştırma ormanlaştırmak ormanlık,−ğı orman sarmaşığı orman sıçanı ormansız ormansızlaşma ormansızlaşmak orman tavuğu orman tavuğugiller orman yeşili ornatma ornatmak ornitolog,−ğu ornitoloji ornitorenk,−gi orojeni

1669

orospu orospu bohçası orospu böreği orospu çocuğu orospuluk,−ğu orospu yemeği orostopol orostopolluk,−ğu orsa orsa alabanda orsa boca orsalama orsalamak orsa poca orta Orta (ilçe) orta ağırlık,−ğı orta boy orta boylu Ortaca (ilçe) ortaç,−cı Orta Çağ orta dalga orta damar orta deri orta dikme orta direk,−ği

1670

Orta Doğu orta elçi orta hâlli orta hece yutumu orta hizmetçisi orta hizmeti orta işi ortak,−ğı orta karar orta karın,−rnı ortak bölen ortak çarpan ortakçı ortakçılık,−ğı ortak dil ortak etmek ortak fark ortak gider ortak hesap,−bı ortak kat ortaklaşa ortaklaşacı ortaklaşacılık,−ğı ortaklaşma ortaklaşmak ortaklaştırma ortaklaştırmak

1671

ortaklık,−ğı ortaklık senedi ortaklık sözleşmesi ortak mülkiyet ortak nesne ortak olmak ortak ölçülmez sayılar Ortaköy (ilçe) ortak özne ortak payda ortak tam bölen ortak tümleç,−ci orta kulak,−ğı orta kulak boşluğu orta kulak iltihabı orta kuşak,−ğı ortak yapım ortak yaşama ortakyaşar ortakyaşarlık,−ğı ortak yönetim ortak yüklem ortalama ortalamak ortalamasına ortalı

1672

ortalık,−ğı ortalıkçı ortalıkta ortam orta malı orta masası orta mektep,−bi ortanca ortancalı ortanın sağı ortanın solu orta nokta ortaokul orta oyunculuğu orta oyuncusu orta oyunu orta öğrenim orta öğretim orta parmak,−ğı orta saha orta sıklet Orta Şark orta şekerli orta tedrisat orta terim orta uç,−cu (santrafor)

1673

ortay orta yaşlı orta yaylak,−ğı orta yol orta yolcu orta yolculuk,−ğu orta yuvar orta yuvarlak,−ğı Ortodoks Ortodoksluk,−ğu ortodonti ortoklâz ortopedi ortopedik,−ği ortopedist ortoz oruç,−cu oruçlu oruçsuz orun orunlama orya oryantal,−li oryantalist oryantalizm oryantasyon o saat

1674

o sırada Osmancık (ilçe) Osmaneli'ni (ilçe) Osmangazi (ilçe) Osmanî Osmaniye (ilçe) Osmanlı Osmanlıca Osmanlıcacılık,−ğı Osmanlıcılık,−ğı Osmanlılık,−ğı Osmanlı Türkçesi osmiyum osmiyumlu osteoloji osteoporoz osurgan osurgan böceği osurma osurmak osuruğu cinli osuruk,−ğu oşinografi ot otacı otacılık,−ğı otağ

1675

otağcı otak otakçı otalama otalamak otama otamak otanazi otantik,−ği otarma otarmak otarsi otarşi otçu otçul otel otelci otelcilik,−ği otel faresi otelgarni otist otistik,−ği otizm otlak,−ğı otlakçı otlakçılık,−ğı otlakıye

1676

otlama otlamak otlanma otlanmak otlatılma otlatılmak otlatma otlatmak otlatma sistemi otlu otlubağa otluk,−ğu Otlukbeli'ni (ilçe) otlu peynir oto otoban otobiyografi otobiyografik,−ği otobüs otobüsçü otobüsçülük,−ğü otobüs durağı otodidakt otoerotizm otogar otografi otojestiyon

1677

otokar otoklâv otokontrol,−lü otokrasi otokrat otokritik,−ği otokton otolit otoman otomasyon otomat otomatik,−ği otomatikleşme otomatikleşmek otomatiklik,−ği otomatikman otomatik sigorta otomatizm otomobil otomobilci otomobilcilik,−ği otomotiv otonom otonomi otopark otoparkçı otoparkçılık,−ğı

1678

otoplâsti otopomp otoprodüktör otopsi otoray otorite otoriteli otoriter otorizasyon otosist otostop otostopçu otostopçuluk,−ğu otostop yapmak ototrof ototrofi otoyol otsu otsul otsu topluluk,−ğu otsuz oturacak,−ğı oturak,−ğı oturak âlemi oturak kündesi oturaklı oturaklılık,−ğı

1679

oturma oturma belgesi oturma duvarı oturma grevi oturma grubu oturma izni oturmak oturmalık,−ğı oturma mobilyası oturma odası oturmuş oturmuşluk,−ğu oturtma oturtmak oturtmalık,−ğı oturtulma oturtulmak oturulma oturulmak oturum oturuş oturuşma oturuşmak otuz 30 Ağustos otuzar otuz beşlik,−ği

1680

otuzluk,−ğu otuzuncu otyiyenler ova Ovacık (ilçe) oval,−li ovalama ovalamak ovalanma ovalanmak ovalatma ovalatmak ovalı ovalık,−ğı ovasız ovdurma ovdurmak ovdurtma ovdurtmak ovma ovmaç,−cı ovmak ovogon ovogon dağarcığı ovolit ovucu ovulma

1681

ovulmak ovunma ovunmak ovuşturma ovuşturmak oy oya oya ağacı oyacı oyacılık,−ğı oya çiçeği oyalama oyalamak oyalandırma oyalandırmak oyalanma oyalanmak oyalantı oyalayıcı oyalı oy birliği oyculuk,−ğu oy çokluğu oydaş oydurma oydurmak oy hakkı

1682

oylama oylamak oylanış oylanma oylanmak oyluk,−ğu oylum oylumlama oylumlamak oylumlu oylum oylum oyma oyma akıl,−klı oyma baskı oymacı oymacılık,−ğı oymak oymakbaşı oymak oymak oymalı oymalı yaprak,−ğı oynak,−ğı oynakça oynak kemiği oynaklık,−ğı oynama oynamak

1683

oynanış oynanma oynanmak oynaş oynaşlık,−ğı oynaşlık etmek oynaşma oynaşmak oynatılma oynatılmak oynatım oynatımcı oynatış oynatma oynatmak oynaya oynaya oynayış oysa oysaki oy sandığı oyuk,−ğu oyuklu oyulga oyulgalama oyulgalamak oyulgalanma oyulgalanmak

1684

oyulgama oyulgamak oyulganma oyulganmak oyulma oyulmak oyuluş oyum oyumlama oyumlamak oyun oyun alanı oyunbaz oyunbazlık,−ğı oyunbozan oyunbozanlık,−ğı oyunbozanlık etmek oyunca oyuncak,−ğı oyuncakçı oyuncakçılık,−ğı oyuncaklı oyuncu oyunculuk,−ğu oyuncu seçimi oyun ebesi

1685

oyun etmek oyun havası oyun kâğıdı oyun kurucu oyunlaştırılma oyunlaştırılmak oyunlaştırma oyunlaştırmak oyunluk,−ğu oyun masası oyun sahası oyun salonu oyuntu oyun yazarı oyun yazarlığı oyuş ozalit ozalitçi ozan ozanca ozanlık,−ğı ozansı ozansılık,−ğı ozmonoloji ozmos ozokerit ozon

1686

ozonlama ozonlama cihazı ozonlamak ozonlaşma ozonlaşmak ozonlayıcı ozonoliz ozonometre ozonosfer ozonoskop,−bu ozonölçer ozon ölçüm ozon tedavisi ozonür ozon yuvarı ozuga

(*)Ö Ö öbek,−ği öbeklenme öbeklenmek öbekleşme

1687

öbekleşmek öbek öbek öbür öbür dünya öbürkü öbürü öcü öç,−cü öçbe öçlenme öçlenmek öçlü öd öd ağacı öd dışı ödem ödeme ödemek ödemeli Ödemiş (ilçe) ödemli ödenek,−ği ödenekli ödeniş ödenme ödenmek ödenmez

1688

ödenti ödeşme ödeşmek ödetme ödetmek ödev ödev bilgisi ödevcil ödevlendirilme ödevlendirilmek ödevlendirme ödevlendirmek ödevli ödeyesiye ödiyometre öd kanalı öd kesesi ödlek,−ği ödlekçe ödleklik,−ği ödül ödüllendirme ödüllendirmek ödün ödüncü ödünç,−cü ödünçleme

1689

ödünleme ödünlemek ödünlü ödünsüz ödyometre öf öfke öfkelendirici öfkelendirme öfkelendirmek öfkeleniş öfkelenme öfkelenmek öfkeli öfkesiz öge öglena öglenagiller öğle öğle ezanı öğlen öğle namazı öğlenci öğlende öğle paydosu öğle tatili öğle uykusu

1690

öğleüstü öğleüzeri öğle vakti öğle yemeği öğleyin öğrek,−ği öğrencelik,−ği öğrenci öğrenci belgesi öğrenci bileti öğrenci kartı öğrenci kimliği öğrencilik,−ği öğrenci yurdu öğrenilme öğrenilmek öğrenim öğrenim belgesi öğrenimli öğreniş öğrenme öğrenmek öğrenmelik,−ği öğreti öğretici öğreticilik,−ği öğretilme

1691

öğretilmek öğretim öğretim bilgisi öğretim görevlisi öğretim programı öğretim üyesi öğretim yardımcıları öğretim yılı öğretiş öğretme öğretmek öğretmen öğretmen evi öğretmenlik,−ği öğün öğür öğürleşme öğürleşmek öğürlük,−ğü öğürme öğürmek öğür olmak öğürtleme öğürtlemek öğürtme öğürtmek

1692

öğürtü öğürtücü öğürüş öğüt,−dü öğütçü öğütleme öğütlemek öğütme öğütme haznesi öğütmek öğütücü öğütücü diş öğütülme öğütülmek öğütülüş öğütüş öhö ökçe ökçeci ökçe çene ökçeli ökçesiz öke ökelik,−ği ökleme ökse ökse çubuğu

1693

ökse kuşu ökseleme ökselemek ökseme ökse otu ökse otugiller öksürme öksürmek öksürtme öksürtmek öksürtücü öksürük,−ğü öksürüklü öksürüklü tıksırıklı öksürük otu öksürük tıksırık,−ğı öksürüş öksüz öksüzdoyuran öksüzlük,−ğü öksüzsevindiren öküz öküz arabası öküz balığı öküzburnu (kuş) öküz damı öküzdili (bitki)

1694

öküzgözü (çiçek) öküzlük,−ğü öküz soğuğu öl ölçek,−ği ölçek çizgisi ölçekli ölçer ölçerme ölçermek ölçme ölçmek ölçtürme ölçtürmek ölçü ölçü bilimci ölçü bilimi ölçücü ölçülebilir ölçülen ölçülendirme ölçülendirmek ölçülme ölçülmek ölçülü ölçülü biçili ölçülülük,−ğü

1695

ölçüm ölçümleme ölçümlemek ölçümlü ölçün ölçünlü ölçünme ölçünmek ölçüsüz ölçüsüzlük,−ğü ölçüş ölçüşme ölçüşmek ölçüştürme ölçüştürmek ölçüt öldüresiye öldürme öldürmek öldürtme öldürtmek öldürücü öldürülme öldürülmek öldürüş ölesiye ölet

1696

öleyazma öleyazmak ölgün ölgünlük,−ğü ölme ölme hakkı ölmek ölmez ölmez çiçek,−ği (bitki) ölmezleştirme ölmezleştirmek ölmezlik,−ği ölmezoğlu ölmez otu ölmüş ölü ölü açı ölü dalga ölü deniz ölü dil ölü doğum ölü fiyatına ölü helvası ölük,−ğü ölülük,−ğü ölüm

1697

ölüm cezası ölümcül ölüm dirim ölüm döşeği ölüm emri ölü mevsim ölüm fermanı ölüm hâli ölüm ilmühaberi ölüm kalım ölüm kalım meselesi ölüm kalım savaşı ölüm korkusu ölümlü ölümlü dünya ölümlük,−ğü ölümlük dirimlik,−ği ölümlülük,−ğü ölüm oranı ölüm orucu ölümsek,−ği ölüm sessizliği ölüm sigortası ölümsü ölüm sükûtu ölümsüz

1698

ölümsüzleşme ölümsüzleşmek ölümsüzleştirme ölümsüzleştirmek ölümsüzlük,−ğü ölüm tazminatı ölünme ölünmek ölü nokta ölü örtü ölü renk,−gi ölü saat,−ti ölü sezon ölü salı (teneşir) ölüsü kandilli ölüsü kınalı ölüş ölü yatırım ölü yemeği ölü yıkama ölü yıkayıcı ölü zaman Ömerli (ilçe) ömrübillâh ömrühayat ömrünce ömür,−mrü

1699

ömür adam ömür boyu ömür boyunca ömürlü ömürsüz ömür törpüsü ön ön ad ön alım ön alım hakkı ön avurt,−du ön avurt ünsüzü ön ayak,−ğı önayak etmek önayak olmak ön belirti ön bilgi ön bilim önce önce bilim öncecilik,−ği önceden önceden satış önceki öncel öncel belirleme öncel düzen

1700

önceleme öncelemek önceleri öncelik,−ği öncelikle öncelikli öncesiz öncesizlik,−ği öncü öncül öncülük,−ğü öncülük etmek öncü oyun öncü tiyatro ön çalışma ön damak,−ğı ön damak ünsüzü öndelik,−ği ön denetim önder önderlik,−ği ön deyi ön deyiş ön doğru ön ek önel ön eleme

1701

önem önemli önemlice önemseme önemsemek önemseniş önemsenme önemsenmek önemseyiş önemsiz önemsizce önemsizlik,−ği önerge öneri öneriş önerme önermek önerti öneze ön göğüs,−ğsü öngörme öngörmek öngörü öngörülme öngörülmek öngörülü ön gün

1702

ön içki ön kesinti ön kol ön kol kemiği ön koşul önlem önleme önlemek önleniş önlenme önlenmek önleyici önleyiş ön lisans önlük,−ğü önlüklü önlüklük,−ğü ön oda ön oluş ön oluşum ön ödeme ön rapor ön seçici ön seçim önsel önsellik,−ği ön ses

1703

ön ses düşmesi önsezi önsezili ön soruşturma ön söz ön sözleşme ön şart ön tasar ön tasım ön teker ön türeme ön uyum önü sıra ön vurgu ön yargı ön yargılı ön yaylak,−ğı ön yetkinlik,−ği ön yüzbaşı,−yı öpme öpmek öptürme öptürmek öpücük,−ğü öpülme öpülmek öpüş

1704

öpüşme öpüşmek örcin ördek,−ği ördek balığı ördekbaşı (renk) ördekgagası (renk) ördekgiller ördek yürüyüşü ördürme ördürmek örek,−ği öreke ören örenlik,−ği örf örfî örfî idare örge örgen örgensel örgü örgücü örgülü örgülü pilâv örgün örgün eğitim

1705

örgüsüz örgüt örgütçü örgütçülük,−ğü örgütleme örgütlemek örgütlendirilme örgütlendirilmek örgütlendirme örgütlendirmek örgütleniş örgütlenme örgütlenmek örgütleyiş örgütlü örgütsel örgütsüz örgütsüzlük,−ğü örk örkleme örklemek örme örmek örme kepenek,−ği örneğin örnek,−ği örneklem

1706

örnekleme örneklemek örneklendirme örneklendirmek örneklenme örneklenmek örneklik,−ği örnek olmak örnekseme örneksemek öro öroluk,−ğu örs örseleme örselemek örseleniş örselenme örselenmek örseleyiş örs kemiği örtbas örtbas etmek örtenek,−ği örtme örtmece örtmek örttürme

1707

örttürmek örtü örtük,−ğü örtülme örtülmek örtülü örtülü omurgalılar örtülü ödenek,−ği örtünme örtünmek örtüsüz örtüş örtüşme örtüşmek örü örücü örücülük,−ğü örük,−ğü örükleme örüklemek örülme örülmek örülü örülüş örüm örümce örümceğimsiler

1708

örümcek,−ği örümcek kafalı örümcek kuşu örümcek kuşugiller örümceklenme örümceklenmek örümcekler örümcekli örümceksi örümceksi zar örüş östaki östaki borusu östrojen tedavisi öşür,−şrü öşürcü öte öteberi ötede beride öteden beri öteden beriden öte gün öteki öteki beriki ötekisi öteleme ötelenme

1709

ötesi berisi ötesinde berisinde öte yandan öteye beriye öteyi beriyi ötleğen ötleğengiller ötleği ötme ötmek ötre öttürme öttürmek ötücü ötücü kuşlar ötümlü ötümlüleşme ötümlüleşmek ötümlülük,−ğü ötümsüz ötümsüzleşme ötümsüzleşmek ötümsüzlük,−ğü ötürme ötürmek ötürü ötürük,−ğü

1710

ötürüklü ötüş ötüşme ötüşmek öveç,−ci öve öve övgü övgücü övgücülük,−ğü övme övmek övülme övülmek övülüş övünce övünç,−cü övünç çizelgesi övündürücü övündürücülük,−ğü övünek,−ği övüngen övüngenlik,−ği övünme övünmek övüntü övüş öykü

1711

öykücü öykücülük,−ğü öyküleme öykülemek öyküleştirme öyküleştirmek öykünce öykünme öykünmeci öykünmek öyle öylece öylelikle öylemesine öyle öyle öylesi öylesine öz Özalp (ilçe) öz bağışıklık,−ğı özbek,−ği Özbek Özbekçe Özbekistan Özbek pilâvı özbeöz özbeslenen

1712

öz beslenme özcesi özdek,−ği özdekçi özdekçilik,−ği özdeksel özden öz denetim özdenlik,−ği özdeş özdeşleme özdeşlemek özdeşleşme özdeşleşmek özdeşleştirme özdeşleştirmek özdeşlik,−ği özdeştirme özdeştirmek öz devim öz devinim özdeyiş öz dışı öz dikeni öz direnç,−ci öze özek,−ği

1713

özek ağacı özek demiri özek doku özel özel ad özel af,−ffı özel dil öz eleştiri özel girişim özel girişimci özel girişimcilik,−ği özel hayat özelik,−ği özel kesim özel kurul özelleşme özelleşmek özelleştirme özelleştirmek özellik,−ği özellikle özel mülkiyet özel okul özel radyo özel sayı özel sektör özel televizyon

1714

özel teşebbüs özel tiyatro özel ulak,−ğı özel yaşam özeme özemek özen özenci özenç,−ci özendirme özendirmek özene bezene özengen özengenlik,−ği özeni özenilme özenilmek özeniş özenli özenme özenmek özensiz özensizlik,−ği özenti özentici özenticilik,−ği özentili

1715

özentisiz özerk özerkleşme özerkleşmek özerkleştirme özerkleştirmek özerklik,−ği özet özetle özetleme özetlemek özetlenme özetlenmek özezer özezerlik,−ği özge özgeci özgecil özgecilik,−ği öz geçmiş özgü özgül özgül ağırlık,−ğı özgüleme özgülemek özgüllük,−ğü özgülük,−ğü

1716

özgün özgünleşme özgünleşmek özgünleştirme özgünleştirmek özgünlük,−ğü özgür özgürce özgürleşme özgürleşmek özgürleştirme özgürleştirmek özgürlük,−ğü özgürlükçü özgürlükçü demokrasi özgürlükçülük,−ğü öz güven öz ışın öz indükleme öz itme öz itmeli öz kardeş öz kaynak,−ğı öz kedi balığıgiller öz kesit özlem

1717

özleme özlemek özlemli özlenme özlenmek özlenti özlentili özleşme özleşmek özleştirme özleştirmeci özleştirmecilik,−ği özleştirmek özletme özletmek özleyiş özlü özlü çamur özlük,−ğü özlük hakkı özlük işleri özlü söz özlü un özne özne grubu öznel öznelci

1718

öznelcilik,−ği öznellik,−ği özne öbeği öz odun öz öğrenim öz öğrenimli öz saygı özsel öz sermaye özsever özseverlik,−ği öz su öz tahta özümleme özümleme dokusu özümlemek özümlenme özümlenmek özümseme özümsemek özümsenme özümsenmek özün erosluk,−ğu özünlü özür,−zrü özürlü özürsüz

1719

özüt Özvatan (ilçe) özveren özveri özverili öz yapı öz yaşam öz yaşam öyküsü öz yönetim (*)P P pa pabucu yarım pabuç,−cu pabuççu pabuççuluk,−ğu pabuçlu pabuçluk,−ğu papuçsuz paça paçacı paçacılık,−ğı paça günü paça kasnak,−ğı paçal paçalı paçalık,−ğı

1720

paçanga (börek) paçarız paçası düşük,−ğü paçasız paçavra paçavracı paçavracılık,−ğı paçavra hastalığı paçavralaşma paçavralaşmak paçoz padalya padişah padişahî padişahlık,−ğı padok,−ğu pafta paftalı paftasız pagan paganizm pagoda pah paha pahacı pahacılık,−ğı pahal

1721

pahalanma pahalanmak pahalı pahalıca pahalılaşma pahalılaşmak pahalılık,−ğı pahlama pahlamak pak,−ki paket paket etmek paketleme paketlemek paketleniş paketlenme paketlenmek paketletme paketletmek paketleyiş paket program paket taşı paket tur Pakistan Pakistanlı paklama paklamak

1722

paklanma paklanmak paklık,−ğı pakt pal pala pala bıyık,−ğı pala bıyıklı palâdyum palalık,−ğı palamar palamar boyu palamarcı palamar parası palamar resmi palamut,−du palamutlama palamutlamak palamutlular palamut meşesi palan palandız palandöken palanga palangalı palangasız palanka

1723

palas palaska palas pandıras palaspare palavra palavracı palavracılık,−ğı palaz palazlama palazlamak palazlanma palazlanmak palazlaşma palazlaşmak paldım paldır küldür paleograf paleografi paleontoloji paleozoik,−ği palet paletli paletsiz palikarya palisat,−dı palisat dokusu palmitat

1724

palmitik,−ği palmitik asit,−di palmitil palmitin palmiye palmiyegiller palmiyelik,−ği palto paltolu paltoluk,−ğu paltosuz Palu (ilçe) palûze palyaço palyaçoluk,−ğu palyatif palyoş pampa pamuk,−ğu pamukaki pamuk balı pamuk balığı pamuk bezi pamukçu pamukçuk,−ğu pamukçuluk,−ğu pamuk elması

1725

pamuk helvası pamuk ipliği pamuklanma pamuklanmak pamuklu Pamukova (ilçe) pamuk taş pamuk yağı panama Panama Panamalı panayır panayırcı panayırcılık,−ğı panayır yeri pancar pancarcı pancarcılık,−ğı pancarlaşma pancarlaşmak panda pandantif pandispanya pandispanya gazetesi pandomima pandül

1726

panel panelist panel köprü panik,−ği panikatak,−ğı panikleme paniklemek panik olmak Panislâmcı Panislâmcılık,−ğı Panislâmizm panjur pankart pankartlı pankras pankreas pano panorama panoramik,−ği pansiyon pansiyoncu pansiyonculuk,−ğu pansiyoner Panslavizm pansuman pansumancı pansumancılık,−ğı

1727

pansuman yapmak panteist panteizm panteon panter pantograf pantolon pantoloncu pantolonculuk,−ğu pantomim pantufla pantuflacı pantuflacılık,−ğı Panturanizm Pantürkizm panzehir panzehir otu panzehir taşı panzer papa papağan papağan anahtarı papağangiller papağanlar papağanlık,−ğı papağan yemi papak,−ğı

1728

papalık,−ğı papalina papara papatya papatya falı papatyalı papatyasız papaya papaz papaz balığı papaz balığıgiller papazi papazkaçtı (oyun) papazkarası (üzüm) papazlık,−ğı papaz yahnisi papel papelci papelcilik,−ği papikçi papirüs papirüsgiller paprika papura papyekuşe papyon

1729

para para alım satımı para arzı para babası para basma parabellum para birimi parabol,−lü parabolik,−ği paraboloit,−di paraca para canlısı para cezası paracı paracılık,−ğı para cüzdanı para çantası paraçol para darlığı para değişimi para desteği para destekçisi paradi paradigma paradoks paradoksal para dolaşımı

1730

para etmek paraf parafazi parafe parafe etmek parafeleme parafelemek parafin parafin banyosu parafinli parafinsiz paraflama paraflamak paraflı parafsız paragöz paragraf Paraguay Paraguaylı para işleri paraka parakete paraketeci para kısıtlaması para kısıtlayıcı paralâks paralama

1731

paralamak paralanma paralanmak paralatma paralatmak paralayıcı paralel paralel akım paralelizm paralel kaidesi paralelkenar paralelleştirme paralelleştirmek paralellik,−ği paralel yüz paralı paralıca paralık,−ğı paralizi paralojik,−ği paralojizm paramatik,−ği parametre parametreleme parametrelemek parametreli parametrik,−ği

1732

paramnezi paramparça paramparça olmak parankima paranoya paranoyak,−ğı parantez parapet para pul parasal parasempatik,−ği parasempatik sinir sistemi parasız parasızlık,−ğı parasız pulsuz parasız yatılı para şişkinliği paraşüt paraşüt birlikleri paraşütçü paraşütçülük,−ğü paraşüt kulesi paraşütlü paratiroit bezi paratoner paratüberküloz paravan

1733

paravana paravan menteşesi paravan yapmak parazit parazitlenme parazitlenmek parazitli parazitlik,−ği parazitoloji parazitsiz parça parça bohçası parça bölük parçacı parçacık,−ğı parçacılık,−ğı parçalama parçalamak parçalanış parçalanma parçalanmak parçalatma parçalatmak parçalayıcı parçalayış parçalı parçalı bohça

1734

parçalı sistem parça parça parça pürçük,−ğü pardon pardösü pare pare pare parfüm parfümcü parfümcülük,−ğü parfümeri parıldama parıldamak parıldatma parıldatmak parıldayış parıl parıl parıltı parıltılı parıltısız parite park parka parkçı parkçılık,−ğı parke parkeci

1735

parkecilik,−ği parkeleme parkelemek parkeletme parkeletmek parke taşı park etmek parkmetre park saati parkur park yapmak park yeri parlak,−ğı parlaklaşma parlaklaşmak parlaklık,−ğı parlama parlamak parlâmentarizm parlâmenter parlâmento parlatıcı parlatma parlatmak parlayış parmak,−ğı parmak hesabı

1736

parmak izi parmaklama parmaklamak parmaklık,−ğı parmaklıklı parmaklıksız parmak parmak parmaksı parmak tatlısı parmak üzümü parmıcan parodi parola parpa par par pars parsa parsel parselâsyon parselleme parsellemek parsellenme parsellenmek parselletme parselletmek parselli parşömen

1737

parşömen kâğıdı partal partenojenez parter parti partici particilik,−ği partikül partileşme partileşmek partili partisip,−bi partisyon partizan partizanca partizanlık,−ğı partner partöner part−time parya pas pasaj pasak,−ğı pasaklı pasaklılık,−ğı pasaparola pasaport

1738

pasata pasavan pasçı pasif pasifik,−ği pasifist pasif korunma pasifleşme pasifleşmek pasifleştirme pasifleştirmek pasiflik,−ği Pasinler (ilçe) pasiyans paskal paskallık,−ğı paskalya paskalya çöreği paskalya yumurtası paslandırma paslandırmak paslanış paslanma paslanmak paslanmaz paslanmaz çelik,−ği paslaşma

1739

paslaşmak paslatma paslatmak paslı pas mantarı pas mantarıgiller paso pasör paspal paspallık,−ğı paspartu paspas paspasçı paspasçılık,−ğı paspaslama paspaslamak paspaslanma paspaslanmak paspaslatma paspaslatmak paspas yapmak pas rengi passız pasta pastacı pastacılık,−ğı pasta cilâsı

1740

pastahane pastahaneci pastahanecilik,−ği pasta kalıbı pasta kreması pastal pastalı pastav pastavla pazarlık,−ğı pastav makinesi pastel pastırma pastırmacı pastırmacılık,−ğı pastırmalı pastırmalık,−ğı pastırmalı yumurta pastırma yazı pastil pastis pastiş pastişçi pastoral,−li pastoral oyun pastörizasyon pastörize

1741

pastörize etmek pastra pasveren paşa paşa ağacı paşababa paşaçadırı (bitki) paşa çayı paşa kapısı paşalı paşalık,−ğı paşa olmak paşa paşa paşazade paşmak paşmakçı pat pata patadak patak,−ğı pataklama pataklamak pataklanma pataklanmak patakrem patalya patapuf

1742

patates patates böceği patatesçi patatesçilik,−ği patates çorbası patates köftesi patatesli patates püresi patates salatası patates sufle patavatsız patavatsızca patavatsızlık,−ğı paten patenci patent patent damgası patent hakkı patetik,−ği patırdama patırdamak patırdatma patırdatmak patır kütür patır patır patırtı patırtılı

1743

patırtısız pati patik,−ği patika patinaj patinaj yapmak patinaj zinciri patis patiska patka patkrem pat küt patlak,−ğı patlakça patlak göz patlama patlamak patlamalı patlangaç,−cı patlangıç,−cı patlatma patlatmak patlayıcı patlayıcı ünsüz patlayış patlıcan patlıcan böreği

1744

patlıcangiller patlıcanî patlıcan inciri patlıcan kebap,−bı patlıcan kızartması patlıcanlı patlıcan oturtması patlıcan salatası Patnos (ilçe) patojen patolog,−ğu patoloji patolojik,−ği patpat pat pat patriarkal,−li patrik,−ği patrikhane patriklik,−ği patron patrona patronaj patronca patroncu patronculuk,−ğu patroniçe patronluk,−ğu

1745

pat sat pattadak pattadan pavkırma pavkırmak pavlonya pavurya pavyon pavyoncu pavyonculuk,−ğu pay payam payan payanda payandalama payandalamak payandalı payansız payansızlık,−ğı payda paydaş paydaşlık,−ğı paydos paydos borusu paydos etmek paydos vakti paye

1746

payelendirme payelendirmek payen payet pay etmek payidar payidar olmak payitaht paylama paylamak paylanma paylanmak paylaşılma paylaşılmak paylaşım paylaşma paylaşmak paylaştırma paylaştırmak paylatma paylatmak paylı payplayn payreks paytak,−ğı paytak adım paytakça

1747

paytaklık,−ğı paytak paytak payton paytoncu pazar Pazar (ilçe) pazarbaşı pazarcı Pazarcık (ilçe) pazarcılık,−ğı pazar kayığı pazarlama pazarlamacı pazarlamacılık,−ğı pazarlamak pazarlanma pazarlanmak Pazarlar (ilçe) pazarlaşma pazarlaşmak pazarlık,−ğı pazarlıkçı pazarlık etmek pazarlıklı pazarlıklı alışveriş pazarlıksız pazartesi,−yi

1748

pazar yeri Pazaryeri'ni (ilçe) Pazaryolu'nu (ilçe) pazen pazı pazıbent,−di pazıbentli pazı kemiği pazılı pazısız pazval pazvant peç peçe peçeleme peçelemek peçelenme peçelenmek peçeli Peçenek Peçenekçe peçesiz peçete peçiç,−ci ped pedagog pedagoji

1749

pedagojik,−ği pedal pedavra peder pederane pederşahî pederşahîlik,−ği pediatri pediatrik,−ği pedikür pedikürcü pedikürcülük,−ğü pedodonti pedolog,−ğu pedoloji pedometre peeling peganit pegmatit pehlivan pehlivanane pehlivan duası Pehlivanköy (ilçe) pehlivanlık,−ğı pehlivan yakısı pehpeh pehpehleme

1750

pehpehlemek pejmürde pejmürdelik,−ği pejoratif pek pekâlâ pek başlı pek canlı pekçe pek çok,−ğu pek doku pekent,−di pek gözlü peki Pekin ördeği pekişme pekişmek pekiştirme pekiştirmek pekiştirmeli pekiştirmeli isim,−smi pekiştirmeli kelime pekiştirmeli özne pekiştirmeli sıfat pekiştirmeli zarf pekiştirme sıfatı

1751

pekiştirme ünlüsü pekitme pekitmek pekiyi pekleşme pekleşmek pekleştirme pekleştirmek peklik,−ği pekmez pekmezci pekmezcilik,−ği pekmez helvası pekmezkefi (renk) pekmezköpüğü (renk) pekmez köpüğü pekmezli pekmezlik,−ği pekmez toprağı pek pek peksimet,−di pektin pektoral,−li pek yürekli pek yüzlü peleme

1752

peleng pelerin pelesenk,−gi pelesenk ağacı pelikan pelikangiller pelikansılar pelikül pelin pelin otu pelit,−di pelte peltek,−ği peltek diş ünsüzü peltekleşme peltekleşmek pelteklik,−ği peltelenme peltelenmek pelteleşme pelteleşmek pelür pelüş pembe pembegemre (üzüm) pembekurt,−du

1753

pembeleşme pembeleşmek pembeleştirme pembeleştirmek pembelik,−ği pembemsi pembezar pena penaltı penaltı alanı penaltı atışı penaltı noktası pencere pencere eteği pencere kanadı pencereli pencik,−ği pencüdü pencüse pencüyek pençe pençeleme pençelemek pençelenme pençelenmek pençeleşme pençeleşmek

1754

pençeletme pençeletmek pençeli pençe pençe pençesiz pençgâh pençik,−ği Pendik (ilçe) pendname peneplen penes pengö penguen penguengiller penguenler peni penis penisilin pens pense pentan pentatlon penuvar penye pepe pepeleme pepelemek

1755

pepelik,−ği pepeme pepemelik,−ği pepsin pepton perakende perakendeci perakendecilik,−ği perçem perçemli perçin perçinleme perçinlemek perçinleniş perçinlenme perçinlenmek perçinleşme perçinleşmek perçinleştirme perçinleştirmek perçinleyiş perçinli perçinsiz perçin tabancası perdah perdahçı perdahçılık,−ğı

1756

perdah etmek perdahlama perdahlamak perdahlanma perdahlanmak perdahlı perdahsız perde perde arkası perde ayaklılar perdeci perdecilik,−ği perdedar perdeleme perdelemek perdelenme perdelenmek perdeli perdelik,−ği perdeli pilâv perde perde perdesi sıyrık,−ğı perdesi yırtık,−ğı perdesiz perdesizlik,−ği pereme peremeci

1757

peren perende perese perestiş perestiş etmek perestişkâr perestroyka perforaj performans pergament kâğıdı pergel pergel hareketi pergelleme pergellemek pergola perhiz perhizkâr perhizkârlık,−ğı perhizli perhizsiz perhiz yapmak peri peri bacası pericik,−ği perido peridot peridotit

1758

periferi peri hastalığı perikart,−dı perili peri masalı peri masası peri oyunu peripatetizm peri piramidi periskop,−bu perişan perişan etmek perişanlık,−ğı perişan olmak periton peritonit periyodik,−ği periyot,−du perki perküsyon perlit perlitli perlon perlon fırça perma permanant permanganat

1759

permeçe permi permiyen peroksit,−di peron peronospora persenk,−gi personel perspektif perşembe Perşembe (ilçe) pertavsız Pertek (ilçe) Peru peruk,−ğu peruka perukacı perukacılık,−ğı perukâr Perulu perva pervane pervane balığı pervaneci pervaneli pervane olmak pervanesiz

1760

Pervari (ilçe) pervasız pervasızca pervasızlık,−ğı pervaz pervin pes pesek,−ği peseta pes etmek pesimist pesimizm pesleşme pesleşmek peso pespaye pespayelik,−ği pespembe pestenkerani pestil pestilleşme pestilleşmek pesüs peş peşin peşinat peşinatsız

1761

peşin cevap,−bı peşinci peşinde peşinden peşinen peşin fikir,−kri peşin hüküm,−kmü peşin pazarlık,−ğı peşin peşin peşin piyasa peşin satış peşin yargı peşi peşine peşi sıra peşkeş peşkir peşkirci peşkircilik,−ği peşli peşmelba peş peşe peşrev peşrevlenme peşrevlenmek peştahta peştamal peştamalcı

1762

peştamalcılık,−ğı peştamallı peştamallık,−ğı peştamalsız Peştu Peştuca pet,−di petek,−ği petek dokuma petek göz petek güvesi petrifikasyon petrografi petrokimya petrokimyacı petrol,−lü petrolcü petrol lâmbası petrol mavisi petroloji pet şişe petunya pey pey akçesi peyda peyda etmek peydahlama

1763

peydahlamak peydahlanma peydahlanmak peyda olmak peyderpey peygamber peygamber ağacı peygamberane peygamber balığı peygamber çiçeği peygamberdevesi (böcek) peygamber dikeni peygamberlik,−ği peygamber öküzü peygamber üzümü peygambervari peyk peyke peyklik,−ği peyleme peylemek peylenme peylenmek peynir peynir ağacı peynirci

1764

peynircilik,−ği peynir dişi peynirhane peynir helvası peynirleşme peynirleşmek peynirli peynirli börek,−ği peynirli kek peynirli pide peynirsiz peynir şekeri peynir tatlısı peyrev peyzaj pezevenk,−gi pezevenklik,−ği pezo pıhtı pıhtılanma pıhtılanmak pıhtılaşma pıhtılaşmak pıhtılaştırma pıhtılaştırmak pılı pırtı pıllım pıllım

1765

pınar Pınarbaşı'nı (ilçe) Pınarhisar (ilçe) pır pırasa pırasa bıyıklı pırazvana pırıldak,−ğı pırıldakçı pırıldama pırıldamak pırıl pırıl pırıltı pırıltılı pırlak,−ğı pırlama pırlamak pırlangıç,−cı pırlanma pırlanmak pırlanta pırlantalı pırnal pırnal kömürü pırnallık,−ğı pırpı pır pır

1766

pır pır etmek pırpırı pırpırlama pırpırlamak pırpırlanma pırpırlanmak pırpıt pırpıtçı pırtı pırtık,−ğı pırtlak,−ğı pırtlama pırtlamak pısırık,−ğı pısırıkça pısırıklaşma pısırıklaşmak pısırıklık,−ğı pısma pısmak pışpışlama pışpışlamak pışt pıt pıtırdama pıtırdamak pıtırdatma

1767

pıtırdatmak pıtır pıtır pıtırtı pıtırtı etmek pıt pıt pıtrak,−ğı pıyrım pıyrım pianta piç piç etmek piç kurusu piçleşme piçleşmek piçlik,−ği piç olmak piçsinek,−ği (olta iğnesi) piçuta pide pideci pidecilik,−ği pideli pigme pigment pijama pik pikaj

1768

pikajcı pikajcılık,−ğı pikap,−bı pik boru pike piket pike yapmak piknik,−ği piknik alanı piknikçi piknik tip piknik tüpü piknik yapmak piknometre piko pikocu pikoculuk,−ğu pikrik asit,−di pil pilâki pilâv pilâvlık,−ğı piliç,−ci pilli pilot pilotaj pilot bölge

1769

pilot kabini pilot köşkü pilotluk,−ğu pim pimpirik,−ği pinekleme pineklemek pinel pines pingpong pingpong masası pinhan pinpon pinti pintileşme pintileşmek pintilik,−ği pipet pipi pipiriklenme pipiriklenmek pipo pir piramidal,−li piramit,−di piramitçik,−ği piramitli

1770

piramitsi Piraziz (ilçe) pire pirekapan pirekateşin pirekıran pirelendirme pirelendirmek pirelenme pirelenmek pireler pireli pire otu pirifâni pirina pirinç,−ci pirinç çorbası pirinç örgü pirinç pilâvı pirinçsi pirinç taneleri (gök bilimi) pirinç unu pirit pirogravür pirohi piroksen

1771

pirometre pirometri pirosfer piruhi pirüpak,−ki piryol,−lü pirzola pirzolalık,−ğı pis pi sayısı pis bıyık,−ğı pisboğaz pisboğazlık,−ğı pisi pisi balığı pisik,−ği pisin pisi otu pisipisi (kedi) pisi pisi pisi pisine pisipisi otu piskopos piskoposhane piskoposluk,−ğu pis lâkırdı pisleme

1772

pislemek pislenme pislenmek pisletme pisletmek pislik,−ği pislik böceği pislikçil pis pis pis söz pis su pis su borusu pis su tesisatı pist piston pistonlu pisuvar pişdar pişeğen pişek,−ği pişekâr pişi pişik,−ği pişim pişirgeç,−ci pişirici pişiriliş

1773

pişirilme pişirilmek pişirim pişirimlik,−ği pişiriş pişirme pişirmek pişirtme pişirtmek pişkin pişkince pişkinlik,−ği pişman pişman etmek pişmaniye pişmaniyeci pişmanlık,−ğı pişman olmak pişme pişmek pişpirik,−ği pişpirikçi pişt pişti piştov piti piti piton

1774

pitoresk piyade piyale piyan piyango piyangocu piyangoculuk,−ğu piyangolu piyanist piyano piyanocu piyanoculuk,−ğu piyano menteşe piyasa piyasacı piyasa ekonomisi piyasa etmek piyasa kurucu piyata piyata eğe piyata tabağı piyaz piyazcı piyazcılık,−ğı piyazlama piyazlamak piyes

1775

piyon piyore pizolit pizza pizzacı pizzacılık,−ğı pizzicato plâçka plâçkacı plâj plâjirizm plâjiyoklâz plâk,−ğı plâka plâkacı plâkacılık,−ğı plâkalı plâkasız plâkasız otomobil plâkçı plâkçılık,−ğı plâket plân plâncı plâncılık,−ğı plânçete plânerit

1776

plânet plânetaryum plânkton plânlama plânlamacı plânlamacılık,−ğı plânlamak plânlanış plânlanma plânlanmak plânlı plânlı büyüme plânlı ekonomi plânör plânörcü plânörcülük,−ğü plânsız plânsız programsız plântasyon plânton plânya plânyacı plânyalama plânyalamak plâse plâse etmek plâseleme

1777

plâselemek plâsenta plâsiyer plâsman plâster plâstik,−ği plâstik ameliyat plâstik boru plâstik cam plâstik cerrahî plâstikçi plâstikçilik,−ği plâstik sanatlar plâstik tutkal plâstomer plâstik,−ği plâstron plâterina plâtform plâtika plâtin plâto Plâtoncu Plâtonculuk,−ğu plâtonik,−ği Plâtonik,−ği Plâtonizm

1778

play−back play−off plâza plâzma plâzma kimyası plâzmalaştırma plâzmalaştırmak plebisit pleistosen plevra pleybek pleybek yapmak pli plili plise plisiz pliyosen plonjon plüralist plüralizm plütokrasi Plüton plütonyum plüviyometre podösüet podyum pof

1779

pofurdama pofurdamak pofurdatma pofurdatmak pofur pofur pog pogrom poğaça poğaçacı poğaçacılık,−ğı pohpoh pohpohçu pohpohlama pohpohlamak pohpohlanma pohpohlanmak poker pokerci pokercilik,−ği polargı polarıcı polarılma polarılmak polarimetre polarimetri polariskop,−bu polarite

1780

polarizasyon polarma polarma düzlemi polarmak polaroit,−di polarölçer Polateli'ni (ilçe) Polatlı (ilçe) polemik,−ği polemikçi polemikçilik,−ği polen poliandri poliasit,−di poliçe polietilen polifoni polifonik,−ği poligam poligami poligon polijini poliklinik,−ği polimer polimeri polimerleşme polimerleşme

1781

derecesi polimerleşmek polimerleştirme polimerleştirmek polimerlik,−ği polip,−bi polis polisaj polis arabası polis evi polis hafiyesi polisiye polisiye film polisiye roman polislik,−ği polis noktası politeist politeizm politik,−ği politika politikacı politikacılık,−ğı politika yapmak poliüretan polka polo Polonez

1782

Polonya Polonyalı polonyum polyester Pomak Pomakça pomat,−dı pomel menteşe pompa pompaj pompalama pompalamak pompalanma pompalanmak pompalı silâh pompalı tüfek,−ği ponçik,−ği ponje ponje patis ponksiyon ponpon ponton ponza ponzalama ponzalamak ponzalanma ponzalanmak

1783

ponza taşı pop popçu popçuluk,−ğu poplin pop müzik,−ği popo popülarite popülâsyon popüler popülerlik,−ği popülist popülizm porfir porfirit pornografi pornografik,−ği porselen porselenci porselencilik,−ği porsiyon porsuk,−ğu porsuk ağacı porsukgiller porsuma porsumak portakal

1784

portakal bahçesi portakallık,−ğı portakal rengi portakal suyu portatif portbagaj portbebe porte Portekiz Portekizce Portekizli portföy portmanto portmone porto portör portörlük,−ğü portre portreci pos posa posalanma posalanmak posalı posasız pos bıyık,−ğı pos bıyıklı

1785

Posof (ilçe) post posta postacı postacılık,−ğı posta etmek postahane posta kartı posta kodu posta kutusu postal postalama postalamak postalanma postalanmak posta posta posta pulu posta treni posta yapmak poster postiş post it post kavgası postlu postnişin postrestant post−scriptum

1786

postsuz postulat poşet poşet çay poşetleme poşetlemek poşu poşulu pot pota potalı potalı atış potansiyel potansiyel farkı potansiyel suçlu potas potas kostik,−ği potasyum potasyum hidroksit, −di potasyum klorür potasyum nitrat potasyum sülfat potasyum sülfür pot başı potin potkal

1787

potlaç,−cı potlanma potlanmak potpuri potuk,−ğu potur poturlu pot yapmak pot yeri pound poy poyra poyraz poyrazlama poyrazlamak poz Pozantı (ilçe) pozisyon pozitif pozitif bilim pozitif elektrik,−ği pozitif film pozitif görüntü pozitif hukuk pozitif kutup,−tbu pozitiflik,−ği pozitif sayı

1788

pozitivist pozitivizm poziton pozitonyum pozitron pozitronyum pozsuz pöç pöçük,−ğü pöf pörsük,−ğü pörsüklük,−ğü pörsüme pörsümek pörtlek,−ği pörtleme pörtlemek pösteki pötibör pötifur pötikare prafa pragmacı pragmacılık,−ğı pragmatist pragmatizm pranga

1789

pranga cezası pranga kaçağı prangalı pranga mahkûmu prangasız praseodim pratik,−ği pratika pratikleşme pratikleşmek pratiklik,−ği pratisyen prefabrikasyon prefabrike prefabrike konut prehistorik,−ği prehistorya prekambriyen prelüt,−dü prematüre prens prenses prenseslik,−ği prensip,−bi prenslik,−ği preparat pres

1790

presbit presbiteryen presbiteryenlik,−ği presbitlik,−ği presçi presçilik,−ği prese presesyon presleme preslemek preslenme preslenmek prestij presto pres yapmak prevantoryum prezantabl prezantasyon prezante etmek prezervatif prezidyum prim primadonna primat primatlar primitif primitivizm

1791

printer priz prizma probabilizm problem problematik,−ği problemli problemsiz prodüksiyon prodüktivite prodüktör prodüktörlük,−ğü profesör profesörlük,−ğü profesyonel profesyonelleşme profesyonelleşmek profesyonellik,−ği profil profiterol,−lü proforma fatura program programcı programcılık,−ğı programlama programlamak programlanma

1792

programlanmak programlaşma programlaşmak programlaştırma programlaştırmak programlı programsız proje projeci projeksiyon projektör projektör ışığı projelendirme projelendirmek proje yapmak proletarya proleter proleterleşme proleterleşmek prolog,−ğu prometyum promosyon promönat,−dı propaganda propagandacı propagandacılık, −ğı

1793

propagandist prosedür proses prospektüs prostat prostelâ prostelâlı protaktinyum protein proteinli proteinsiz protein yetersizliği Protestan Protestanlık,−ğı protesto protesto etmek protez protezci protezcilik,−ği protojin protokol,−lü protokolcü proton protonema protoplâzma prototip prova

1794

prova yapmak providansiyalizm provizyon provizyonsuz provokasyon provokatör provoke etmek prozodi prömiyer Prusya Prusyalı pruva pruva hattı psikanaliz psikanalizci psikasteni psikiyatr psikiyatri psikolog,−ğu psikoloji psikolojik,−ği psikolojik savaş psikolojizm psikometri psikopat psikopati psikopatoloji

1795

psikopatolojik,−ği psikoterapi psikoz psişik,−ği ptiyalin puan puanlama puanlamak puanlandırma puanlandırmak puanlı puanlık,−ğı puantaj puanter puantör puding pudra pudralama pudralamak pudralı pudralık,−ğı pudra şeker pudriyer puf puf böreği pufla puflama

1796

puflamak puhu pul pulat,−dı pul biber pulcu pulculuk,−ğu pul kanatlılar pullama pullamak pullanma pullanmak pullaştırma pullaştırmak pullu pulluk,−ğu pullukçu pullu sazan pulman pul pul pulsuz pul şişe puluç,−cu puluçluk,−ğu puma pumba punç,−cu

1797

punt,−du punto puntolu pupa pupa yelken puro pus pusarık,−ğı pusarma pusarmak pusat pusatçı pusatlandırma pusatlandırmak pusatlanma pusatlanmak pusatlı puset pusetçi puslandırma puslandırmak puslanma puslanmak puslu pusma pusmak pusu

1798

pusucu pusula pusulalı pusulama pusulamak pusulasız pusuluk,−ğu pusval puşt puştluk,−ğu put putlaşma putlaşmak putlaştırma putlaştırmak putperest putperestlik,−ği putrel putrelli puya püf püfkürme püfkürmek püfleme püflemek püf noktası püfür püfür

1799

Pülümür (ilçe) pülverizatör pünez pür pürçek,−ği pürçeklenme pürçeklenmek pürçekli pürçeksiz pürçük,−ğü pürçüklü pürdikkat,−ti püre püren pürhiddet pürik,−ği pürin püriten püritenlik,−ği pürizm pürmelâl,−li pürneşe pürsıhhat,−ti pürtelâş pürtük,−ğü pürtüklenme pürtüklenmek

1800

pürtüklü pürüz pürüzalır pürüzlenme pürüzlenmek pürüzlü pürüzsüz pürüzsüzlük,−ğü püskül püskülcük,−ğü püskül kuyruklular püsküllü püsküllü belâ püskülsüz püskürgeç,−ci püskürme püskürme benli püskürmek püskürteç,−ci püskürtme püskürtmek püskürtmeli püskürtmeli yazıcı püskürtme makinesi püskürtme tabancası

1801

püskürtü püskürtücü püskürtülme püskürtülmek püskürtüş püskürük,−ğü püskürük külte püskürük taş püstül püsür püsürlü püsürsüz pütür Pütürge (ilçe) pütürlenme pütürlenmek pütürlü pütür pütür pütürsüz (*)R R Rab,−bbi rabbanî Rabbena rabıt,−ptı rabıta rabıtalı

1802

rabıtasız rabıtasızlık,−ğı rabıt edatı rabıt sıygası raca raci,−i raci olmak racon radansa radar radarcı radarcılık,−ğı radde raddelerinde radika radikal,−li radikalizm radikalleşme radikalleşmek radon radyan radyasyon radyatör radyatörcü radyo radyoaktif radyoaktif izotoplar

1803

radyoaktifleştirme radyoaktiflik,−ği radyoaktivite radyobiyoloji radyocu radyoculuk,−ğu radyodifüzyon radyoelektrik,−ği radyoelektriksel radyoelektronik,−ği radyo etkinliği radyo evi radyofizik,−ği radyofizyoloji radyofoni radyofonik,−ği radyofonik ses radyofoto radyo gazetesi radyografi radyogram radyo istasyonu radyoizotop radyokimya radyolink radyolog,−ğu radyoloji

1804

radyometre radyometri radyometrik,−ği radyo muhabiri radyo oyunu radyoskopi radyo taksi radyoteknoloji radyotelefon radyotelgraf radyoterapi radyoterapist radyo yayını radyum raf rafadan Rafızî Rafızîlik,−ği rafinaj rafinatör rafine rafineri rafit,−di rafting rafya rağbet rağbet etmek

1805

rağbetli rağbetsiz rağbetsizlik,−ği rağm rağmen rahat rahatça rahat döşeği rahat duruş rahat etmek rahatlama rahatlamak rahatlatma rahatlatmak rahatlık,−ğı rahatlıkla rahat olmak rahat rahat rahatsız rahatsız etmek rahatsızlanma rahatsızlanmak rahatsızlaşma rahatsızlaşmak rahatsızlık,−ğı rahatsız olmak rahibe

1806

rahibelik,−ği rahim,−hmi (döl yatağı) rahîm (koruyan, merhamet eden) rahip,−bi rahiplik,−ği rahle rahman rahmanî rahmet rahmetli rahmetlik,−ği rahmetlik olmak rahmetli olmak rahne raht rahvan rakam rakamlama rakamlamak rakamlı raket rakı rakı âlemi rakı bardağı rakıcı

1807

rakıcılık,−ğı rakım rakı meclisi rakibe rakik,−kı rakip,−bi rakiplik,−ği rakipsiz rakit,−di rakkas rakkase rakkaslı rakor rakorlu musluk,−ğu raks raks aksağı raks etmek ralli rallici ram ramak ramazan Ramazan Bayramı ramazan davulu ramazaniyelik,−ği ramazan keyfi ramazanlık,−ğı

1808

ramazan pidesi ramazan topu rambo rambursman ram etmek rami ram olmak ramp rampa rampacı rampa etmek rampalama rampalamak rampalı randa randevu randevucu randevuculuk,−ğu randevu evi randevulaşma randevulaşmak randıman randımanlı rant rantabilite rantabl rantçı

1809

rantçılık,−ğı rantiye rantiyeci rantiyecilik,−ği ranza rap rapor raporcu raporlama raporlamak raporlu raportör raportörlük,−ğü rapor yazıcı rappadak rap rap rapsodi rapten raptetme raptetmek raptiye raptiyeleme raptiyelemek raptiyelenme raptiyelenmek rasat,−dı rasatçı

1810

rasathane rasıt,−dı raspa raspacı raspa etmek raspalama raspalamak raspalanma raspalanmak raspa taşı rasyo rast rastgele rast geliş rast gelmek rast getirmek rast gitmek rastık,−ğı rastıklı rastlama rastlamak rastlanma rastlanmak rastlantı rastlaşma rastlaşmak rastlayış

1811

rasyon rasyonalist rasyonalite rasyonalizasyon rasyonalizm rasyonel rasyonelleşme rasyonelleşmek rasyonelleştirme rasyonelleştirmek rasyonel sayı raşe raşelenme raşelenmek raşî raşitik,−ği raşitizm ratanya rate ratıp,−bı raunt,−du ravent,−di ray rayba rayiç,−ci rayiç fiyat rayiha

1812

rayihalı razakı razı razı etmek razı olmak razmol,−lü re reaksiyon reaktör realist realist olmak realite realizasyon realizm reasürans reaya rebabî rebap,−bı rebiyülâhır rebiyülevvel recep,−bi recim,−cmi recmetme recmetmek reçel reçelci reçelcilik,−ği

1813

reçellik,−ği reçete reçeteli reçetesiz reçina reçine reçine kanalı reçine kesesi reçineli reçine yağı redaksiyon redaktör redaktörlük,−ğü reddedilme reddedilmek reddediş reddetme reddetmek reddeyleme reddeylemek reddiye reddolunma reddolunmak redevans redif redingot redingotlu

1814

redoks redresör redüksiyon reel reenkarnasyon reeskont refah Refahiye (ilçe) refahlı refakat,−ti refakatçi refakat etmek referandum referans refetme refetmek refik refika refleks refleks yayı reflektif reflektör reform reformcu reformculuk,−ğu reformist reftiye

1815

refüj regaip,−bi Regaip Gecesi Regaip Kandili regl reglân regresyon regülâsyon regülâtör reha rehabilitasyon rehavet rehber rehberli rehberlik,−ği rehberlik etmek rehber öğretmen rehbersiz rehin rehine rehin etmek reis reis bey reis efendi reisicumhur reislik,−ği reisülküttap,−bı

1816

reji rejim reji masası rejim yapmak reji odası rejisör rejisörlük,−ğü rekabet rekabetçi rekabet etmek rekâket rekât rekiz,−kzi reklâm reklâmasyon reklâm bandı reklâmcı reklâmcılık,−ğı reklâm filmi reklâm ışıntısı reklâm kuşağı reklâm levhası reklâmlık,−ğı reklâmveren rekolte rekonstrüksiyon rekor

1817

rekortmen rekortmenlik,−ği rekreasyon rekreasyon alanı rektifiye rektör rektörlük,−ğü rektum rekzetme rekzetmek remel remi remil,−mli remilci remilcilik,−ği remiz,−mzi rencide rencide etmek rencidelik,−ği rencide olmak rençper rençperlik,−ği rende rendeleme rendelemek rendelenme rendelenmek

1818

rendeli rendesiz rengârenk,−gi ren geyiği renk,−gi renk bilimi renk cümbüşü renkçi renkgideren renk körlüğü renk körü renk küre renkleme renklemek renklendirici renklendirme renklendirmek renklenme renklenmek renkli renkli basın renkli film renkli işitme renklilik,−ği renkli televizyon renkölçer renk ölçme

1819

renk renk renksemez renkser renksiz renksizlik,−ği renktaş renktaşlık,−ğı renk uzmanı renk yuvarı renyum reomür reorganizasyon reosta repertuvar replik,−ği repo repocu repoculuk,−ğu reprodüksiyon resen resepsiyon reseptör resesif resesyon resif resim,−smi resimci

1820

resimleme resimlemek resimlendirme resimlendirmek resimleşme resimleşmek resimleyici resimli resimlik,−ği resimli roman resimsi resim yazı resital,−li resmen resmetme resmetmek resmî resmî dil resmî elbise resmigeçit,−di resmî giysi resmikabul,−lü resmîleşme resmîleşmek resmîleştirme resmîleştirmek resmîlik,−ği

1821

resmî nikâh resmî olmayan eğitim resmiyet ressam ressamlık,−ğı rest restitüsyon restleşme restleşmek restoran restorasyon restore restore etmek resul,−lü resülmal,−li Reşadiye (ilçe) reşit reşit olmak reşme ret,−ddi retina retorik,−ği retrospektif reva revaç,−cı revak

1822

revakiye revalüasyon revan revani revanici revanicilik,−ği revanlaşma revanlaşmak reverans revir reviş revize etmek revizyon revizyoncu revizyonculuk,−ğu revizyonist revizyonizm revnak revnaklı revolver revü rey reybî reye reye pantolon reyhan reyhanî

1823

Reyhanlı (ilçe) reyon reyting (değerlendirme) rezalet reze rezede rezede çiçeği rezeksiyon rezeleme rezelemek rezene rezerv rezervasyon rezervuar rezidans rezil rezilce rezil etmek rezilleşme rezilleşmek rezillik,−ği rezil olmak rezistans rezonans rıh rıhdan

1824

rıhtım rıza rızk riayet riayet etmek riayetkâr riayetsiz riayetsizlik,−ği ribozom rica ricacı rica etmek rical,−li ric'at ric'at etmek Richter ölçeği rik'a rikabdar rikkat,−ti rikkatli rimel rimelleme rimellemek rimellenme rimellenmek rimelli rina

1825

rindane ring ringa ring seferi rint,−di rintlik,−ği risale risk riskli risling ritm ritmik,−ği ritmik sayma ritmli ritmsiz ritüel rivayet rivayet birleşik zamanı rivayet olunmak riya riyakâr riyakârane riyakârlık,−ğı riyal,−li riyala riyaset

1826

riyasız riyazet riyazî riyaziyat riyaziye riyaziyeci riyolit Rize riziko roba robalı robot robotik,−ği robotlaşma robotlaşmak robotlaştırma robotlaştırmak robotluk,−ğu roda rodaj rodeo rodeocu Rodezya Rodezyalı rodyum roka roket

1827

roketatar rokfor rokfor peyniri rokoko rol,−lü rolcü rolcülük,−ğü rol çatışması rol iflâsı rol yapmak rom Roma Romalı roman Roman romancı romancılık,−ğı Roman dilleri romanesk romanist romanlaştırma romanlaştırmak Romanolog,−ğu Romanoloji romans romantik,−ği romantiklik,−ği

1828

romantizm Romanya Romanyalı romatizma Romen Romen rakamları rondelâ rop,−bu ropdöşambr rosto rostoluk,−ğu rot rota rotasyon rotatif rotatifçi rotil rotor roza rozbif roze rozet röfle rögar rölâns rölânti rölâtif

1829

rölâtivist rölâtivite rölâtivizm röle rölyef römork römorkör Rönesans röntgen röntgenci röntgencilik,−ği röntgenleme röntgenlemek röportaj röportajcı röportajcılık,−ğı röportör röprezant röprodüksiyon rötar rötarlı rötuş rötuşçu rötuş etmek rötuşlama rötuşlamak rötuşlu

1830

rövanş röveşata ruam ruba rubaî rubidyum ruble rubu ruf Rufaî Rufaîlik,−ği rugan rugby ruh ruhanî ruhaniyet ruhban ruhbaniyet ruhbanlık,−ğı ruh bilgini ruh bilimci ruh bilimcilik,−ği ruh bilimi ruh bilimsel ruh çöküntüsü ruh doktoru ruhen

1831

ruh göçü ruh hastası ruh hekimi ruh hekimliği ruhî ruhiyat ruhiyatçı ruhiyatçılık,−ğı ruh karmaşası ruhlu ruh ölçümü ruh ötesi ruh sağlığı ruhsal ruhsat ruhsatiye ruhsatlandırma ruhsatlandırmak ruhsatlı ruhsatname ruhsatsız ruhsuz ruhsuzlaşma ruhsuzlaşmak ruhsuzlaştırma ruhsuzlaştırmak ruhsuzluk,−ğu

1832

ruj rujlama rujlamak rujlanma rujlanmak rulet rulman rulo Rum Rum ateşi rumba Rumca Rumeli'yi Rumelili Rumen Rumence Rumî Rumlaşma Rumlaşmak Rumlaştırma Rumlaştırmak Rumluk,−ğu rumuz rumuzlu run runik,−ği rupi

1833

Rus Rusça Ruslaşma Ruslaşmak Ruslaştırma Ruslaştırmak Rusluk,−ğu Rus ruleti Rus salatası rustaî Rusya rutenyum rutherfordyum rutin rutubet rutubetlendirme rutubetlendirmek rutubetlenme rutubetlenmek rutubetli rutubetsiz ruz ruziklenme ruziklenmek ruznamçe ruzname ruzuşeb

1834

rübap,−bı rücu,−u rücu etmek rücu hakkı rüçhan rüçhan hakkı rüesa rüfeka rükû,−u rükün,−knü rüküş rüküşlük,−ğü rüping sistemi rüstik,−ği rüsum rüsumat rüsup,−bu rüsva rüsvalık,−ğı rüşeym rüşt,−dü rüştiye rüşvet rüşvetçi rüşvetçilik,−ği rütbe rütbeli

1835

rütbesiz rüya rüyet rüzgâr rüzgâr altı rüzgârgülü rüzgârlama rüzgârlamak rüzgârlanma rüzgârlanmak rüzgârlı rüzgârlık,−ğı rüzgârsız (*)S S saadet saadet asrı saadethane saadetle saadetlû saadet zinciri saat,−ti saat açısı saat ayarı saat başı saat camı saat cebi

1836

saatçi saat çiçeği saatçilik,−ği saat dairesi saat dilimi saat farkı saatinde saati saatine saat kulesi saatlerce saatli saatli bomba saatlik,−ği saba sababuselik,−ği sabah sabaha doğru sabaha karşı sabah akşam sabahçı sabahçı kahvesi sabah ezanı sabah kahvaltısı sabah keyfi sabahki sabah koşusu sabahlama

1837

sabahlamak sabahları sabahlatma sabahlatmak sabahleyin sabahlı sabahlık,−ğı sabah namazı sabah sabah sabahtan sabahtan akşama sabah yeli sabahyıldızı (ağaç) saban saban balığı saban demiri saban kemiği sabankıran saban kulağı saba rüzgârı sabık sabıka sabıka kaydı sabıkalı sabıkasız sabır,−brı sabırla

1838

sabırlı sabırsız sabırsızlanış sabırsızlanma sabırsızlanmak sabırsızlık,−ğı sabır taşı sabi sabit sabite sabit fikir,−kri sabitkadem sabit kalem sabitleşme sabitleşmek sabitleştirilmiş sabitleştirme sabitleştirmek sabitlik,−ği sabit olmak sabo sabotaj sabotajcı sabotajcılık,−ğı sabotaj yapmak sabote sabote etmek

1839

sabretme sabretmek sabreyleme sabreylemek sabuh sabuklanma sabuklanmak sabun sabun ağacı sabun balığı sabuncu sabunculuk,−ğu sabunhane sabuniye sabunlama sabunlamak sabunlanış sabunlanma sabunlanmak sabunlaşma sabunlaşmak sabunlaştırma sabunlaştırmak sabunlayış sabunlu sabunluk,−ğu sabun otu

1840

sabunsuz sabun taşı sabun tozu sabur sabura sac sacayağı sacayak,−ğı sac böreği sac ekmeği sac kavurması sac kebabı saç saçak,−ğı saçak bulut saçak kök saçaklanma saçaklanmak saçaklı saçalama saçalamak saçalanma saçalanmak saç baş saçı saçık,−ğı saçılış

1841

saçılma saçılmak saçıntı saçış saçıştırma saçıştırmak saçkıran saçlı saçlı meşe saçlı sakallı saçma saçmacı saçmak saçmalama saçmalamak saçmalaşma saçmalaşmak saçmalık,−ğı saçma sapan saçma tiyatro saç örgüsü saç saça saçsız saçula saçuzatan (bitki) sadak,−ğı sadaka

1842

sadakat,−ti sadakatli sadakatlilik,−ği sadakatsiz sadakatsizlik,−ği sadaklı sadakor sadaret sade sade birimler bölüğü sadece sade kahve sade kek sadeleşme sadeleşmek sadeleştirme sadeleştirmek sadelik,−ği sadet,−di sadeyağ sadık,−ğı sadıkane sadır,−drı (göğüs) sâdır (çıkan, görünen) sâdır olmak

1843

sadik,−ği sadiklik,−ği sadist sadistçe sadistlik,−ği sadizm sadme sadrazam sadrazamlık,−ğı saf safa safahat safalı safari safça safderun saf dışı safdil safer saffet safha safi safiha safir safir mavisi safiyet saf kan

1844

saflaşma saflaşmak saflaştırma saflaştırmak saflık,−ğı safra safra kesesi safralı safran Safranbolu (ilçe) safra yeşili saf saf safsata safsatacı safsatacılık,−ğı sagar sagu sağ sağ açık,−ğı sağ akçe sağalma sağalmak sağaltıcı sağaltım sağaltma sağaltmak sağanak,−ğı

1845

sağanlar sağbeğeni sağ bek sağcı sağcılık,−ğı sağ çıkarma sağdıç,−cı sağdıç emeği sağdıçlık,−ğı sağdırma sağdırmak sağduyu sağduyulu sağ eğilimli sağ esen sağgörü sağgörülü sağgörüsüz sağgörüsüzlük,−ğü sağ haf sağı sağıcı sağılış sağılma sağılmak sağım sağımlı

1846

sağımlık,−ğı sağım makinesi sağın sağın bilimler sağır sağır dilsiz sağır duvar sağır etmek sağır kapı sağır kef sağırlaşma sağırlaşmak sağırlık,−ğı sağır nun sağır olmak sağır pencere sağır renk,−gi sağır yılan sağ iç sağistem sağ kanat,−dı sağlam sağlama sağlamak sağlamca sağlamcı sağlamlama

1847

sağlamlamak sağlamlaşma sağlamlaşmak sağlamlaştırma sağlamlaştırmak sağlamlık,−ğı sağlam para sağlanış sağlanma sağlanmak sağlayıcı sağlıcakla sağlığa uygun sağlığa uygunluk, −ğu sağlık,−ğı sağlık bilgisi sağlık bilimi sağlık evi sağlık görevlisi sağlık havuzu sağlık hizmeti sağlık karnesi sağlık koruma sağlık kurulu sağlıklı sağlıklı yaşam

1848

sağlıklı yaşam koşusu sağlıklı yaşam merkezi sağlık memuru sağlık merkezi sağlık muayenesi sağlık ocağı sağlıksal sağlıksız sağlıksızlık,−ğı sağlık sigortası sağlık taraması sağlık yurdu sağlı sollu sağma sağmak sağmal sağmal inek,−ği sağ ol sağ olmak sağ para sağrı sağrı kemiği sağ salim sağ şerit,−di sağu

1849

sağucu sağuculuk,−ğu sağyağ sah,−hhı saha Saha saha avantajı sahabe sahabet sahabetçi sahabet etmek Sahaca sahaf sahaflık,−ğı sahan sahanlık,−ğı sahavet sahi sahibe sahici sahiden sahife sahih sahil sahil boyu sahil çizgisi sahildar

1850

sahileşme sahileşmek sahileştirme sahileştirmek sahil kordonu sahil şeridi sahip,−bi sahipkıran sahiplenme sahiplenmek sahiplik,−ği sahip olmak sahipsiz sahipsizlik,−ği sahn sahne sahneleme sahnelemek sahnelenme sahnelenmek sahneleyiş sahne olmak sahra sahra topu sahre sahte sahteci

1851

sahtecilik,−ği sahtekâr sahtekârlık,−ğı sahtelik,−ği sahtiyan sahtiyancı sahtiyancılık,−ğı sahur sahurluk,−ğu sahur yemeği saik saika Saimbeyli (ilçe) sair sairfilmenam sak saka sakaf sakağı sakak,−ğı saka kuşu sakal sakalı sakalık,−ğı sakallanma sakallanmak sakallı

1852

sakallı kartal sakalsız sakamet sakametli sakandırık,−ğı sakar sakarca sakarimetre sakarimetri sakarin sakarlaşma sakarlaşmak sakarlık,−ğı sakar meke (yaban kazı) sakar otu sakaroz sakarozölçer Sakarya sakat sakatat sakatatçı sakatatçılık,−ğı sakatçı sakatlama sakatlamak sakatlanış

1853

sakatlanma sakatlanmak sakatlık,−ğı sakın sakınca sakıncalı sakıncasız sakıngan sakınganlık,−ğı sakınım sakınımlı sakınış sakınma sakınmak sakıntı sakıntılı sakıntısız sakırdama sakırdamak sakırga sakır sakır sakırtı sakıt Sakıt (Merih) sakıt olmak sakız Sakız

1854

sakız ağacı sakız bademi sakız baklası sakız dikeni sakız enginarı sakız kabağı sakızlaşma sakızlaşmak sakızlaştırma sakızlaştırmak sakız leblebisi sakızlı sakız rakısı sakız tatlısı saki sakil sakim sakin sakince sakinleme sakinlemek sakinleşme sakinleşmek sakinleştirme sakinleştirmek sakinlik,−ği sakin olmak

1855

sakin sakin sakit saklama saklamak saklambaç,−cı saklanılma saklanılmak saklanış saklanma saklanmak saklantı saklatma saklatmak saklayış saklı saklık,−ğı saklı yazı sako saksağan saksı saksıgüzeli (bitki) saksılık,−ğı saksı toprağı saksofon saksofoncu saksofonculuk,−ğu saksonya

1856

sakuleta sal salâ salâbet salacak,−ğı Salacak salâh salâhiyet salâhiyetli salâhiyetsiz salâhiyetsizlik,−ği salâhiyettar salak,−ğı salakça salaklaşma salaklaşmak salaklık,−ğı salam salamandra salamanje salamura salamuracı salamuracılık,−ğı salamuralık,−ğı salangan salapurya salaş

1857

salaşpur salât salata salatalık,−ğı salâvat salâvat parmağı salcı salcılık,−ğı salça salçalama salçalamak salçalanma salçalanmak salçalı salçalık,−ğı salçalı makarna saldırgan saldırganlaşma saldırganlaşmak saldırganlık,−ğı saldırı saldırıcı saldırıcılık,−ğı saldırısız saldırış saldırma saldırmak

1858

saldırmazlık,−ğı saldırmazlık antlaşması saldırmazlık paktı salep,−bi salepçi salepçilik,−ği salepgiller salgı salgılama salgılamak salgılayıcı salgılayış salgılı salgın salgıncı salgınlaşma salgınlaşmak salhane salı salık,−ğı salına salına salıncak,−ğı salıncakçı salıncaklı salıncaksız salınım

1859

salınış salınma salınmak salıntı salıntılı Salıpazarı'nı (ilçe) salıverilme salıverilmek salıverme salıvermek Salihli (ilçe) salik salik olmak salim salimen salip,−bi salipli salipsiz salise salisen salisilât salisilik,−ği salisilik asit,−di salkım salkıma salkım ağacı salkımak

1860

salkım başak,−ğı salkım küpe salkım saçak,−ğı salkım salkım salkımsı salkım söğüt,−dü salkım topu sallabaş sallama sallamak sallana sallana sallandırma sallandırmak sallanış sallanma sallanmak sallantı sallapati sallapatilik,−ği sallasırt sallı salma salmak salmalık,−ğı salmastra salma tomruk,−ğu salname

1861

salon salon adamı salon çamı salon çiçeği saloz salozlaşma salozlaşmak salozluk,−ğu salpa salpak,−ğı salt salta saltanat saltanatçı saltanatlı saltanatsız saltçılık,−ğı salt çoğunluk,−ğu salt değer saltık,−ğı salt nem salto salt sıcaklık,−ğı salt sıfır Salur salvo salya

1862

salyamsı salyangoz sal yarışı sam saman saman alevi Samandağ (ilçe) samanî saman kâğıdı samankapan samanlı samanlı gübre samanlık,−ğı samanlı kerpiç,−ci saman nezlesi saman rengi saman sarısı Samanuğrusu (yıldız kümesi) Samanyolu (yıldız kümesi) samaryum samba Samî samimî samimîleşme samimîleşmek

1863

samimîlik,−ği samimî olmak samimiyet samimiyetle samimiyetsiz samimiyetsizlik,−ği samsa Samsat (ilçe) samsun Samsun samur samuray samur kaşlı samur kürk samut sam yeli san sana sanal sanal nicelik,−ği sanal sayı sanat sanat adamı sanatçı sanatçılık,−ğı sanat dünyası sanat enstitüsü

1864

sanat eri sanat eseri sanat evi (galeri) sanat filmi sanatkâr sanatkârane sanatkârlık,−ğı sanatlı sanat okulu sanatoryum sanatsal sanatsever sanayi,−i sanayi bölgesi sanayici sanayicilik,−ği sanayiinefise sanayi kuruluşu sanayileşme sanayileşmek sanayileştirme sanayileştirmek sanayi odası sanayi sitesi sanayi ülkesi sanayi yatırımı sancak,−ğı

1865

sancak beyi sancaktar sancı sancılanma sancılanmak sancılı sancıma sancımak sancı otu sançma sançmak sandal sandal ağacı sandalcı sandalcılık,−ğı sandalet sandalgiller sandalye sandalyeci sandalyecilik,−ği sandalye kavgası sandalyeli sandalyelik,−ği sandalyesiz sandık,−ğı sandık balığı sandık balığıgiller

1866

sandık başkanı sandıkçı sandıkçılık,−ğı sandık emini sandık eşyası sandık kurulu sandıklama sandıklamak sandıklanma sandıklanmak sandık lekesi sandıklı Sandıklı (ilçe) sandık odası sandık sepet sandırma sandırmak sanduka sandviç sandviççi sanem sangı sangılama sangılamak sangılık,−ğı sanı sanık,−ğı

1867

sanıklık,−ğı sanılma sanılmak sanidin sanitasyon saniye saniyelik,−ği sanki sanlı sanma sanmak sanrı sanrılama sanrılamak sanrısal sansar sansargiller sansasyon sansasyonel Sanskrit sansüalizm sansür sansürcü sansürcülük,−ğü sansür etmek sansürleme sansürlemek

1868

sansürlenme sansürlenmek sansürlü santiar santigram santigrat,−dı santilitre santim santimantal,−li santimantalite santimantalizm santimetre santimetrelik,−ği santra santra çizgisi santral,−li santralci santra noktası santra yuvarlağı santrfor santrhaf santrifüj santrifüjör santrozom santur santurcu santurî

1869

sap sapa sapak,−ğı sapaklık,−ğı sapan Sapanca (ilçe) saparna saparta sapasağlam sapçık,−ğı sapık,−ğı sapıkça sapıklaşma sapıklaşmak sapıklık,−ğı sapılma sapılmak sapınç,−cı sapır sapır sapı silik,−ği sapış sapıtış sapıtma sapıtmak sapkı sapkın sapkın kaya

1870

sapkınlık,−ğı saplama saplamak saplanış saplanma saplanmak saplantı saplantılı saplayış saplı saplı meşe sapma sapmak sapot ağacı sapotgiller saprofit sapsağlam sapsarı sapsarı olmak sapsız sapsız balta saptama saptamak saptanım saptanımcılık,−ğı saptanış saptanma

1871

saptanmak saptayıcı saptayış saptırıcı saptırılma saptırılmak saptırma saptırmak sara saraç,−cı saraçhane Saraçhane saraçlık,−ğı sarahat,−ti sarahaten sarahatle sarak saraka sarakacı saraka etmek saralı sararış sararma sararmak sarartı sarartma sarartmak

1872

sarat saray Saray (ilçe) saray çiçeği Saraydüzü'nü (ilçe) Saraykent (ilçe) Sarayköy (ilçe) saraylı saray lokması saray menekşesi Sarayönü'nü (ilçe) saray patı sarban sarbanbaşı sarbanlık,−ğı sardalye sardırma sardırmak sardoğan sardun sardunya sardunyagiller sarf sarf etmek sarfınazar sarfınazar etmek sarfiyat

1873

sargı sargılama sargılamak sargılı sargın sargısız sarhoş sarhoş etmek sarhoşlaşma sarhoşlaşmak sarhoşluk,−ğu sarhoş olmak sarı sarıağaç,−cı sarıağı (bitki) sarıağız (balık) sarıakrep,−bi sarıasma (kuş) sarıasmagiller sarıbalık,−ğı sarı basın sarı benek,−ği sarı bez sarıca sarıcalık,−ğı Sarıcakaya (ilçe) sarıcık,−ğı

1874

sarıcı sarıcılık,−ğı sarıçalı sarıçam sarı çıyan sarıçiçek,−ği sarıçiğdem sarıdiken sarıengerek,−ği sarıerik,−ği (kayısı) sarıfiğ Sarıgöl (ilçe) sarıgöz (balık) sarığıburma (tatlı) sarıhalile (bitki) sarıhani (balık) sarıhumma sarı ırk sarık,−ğı Sarıkamış (ilçe) sarıkamışçın sarıkanat,−dı (balık) sarı kart Sarıkaya (ilçe) sarıkçı sarıkız sarıklı

1875

sarıkulak,−ğı (balık) sarıkuyruk,−ğu (balık) sarılaşma sarılaşmak sarılgan sarılgan gövde sarılı sarılık,−ğı sarılıklı sarılış sarılışma sarılışmak sarı lira sarılma sarılmak sarım sarımantar sarımercimek,−ği sarımlı sarımsak,−ğı sarımsak hardalı sarımsaklama sarımsaklamak sarımsaklı sarımsak otu sarımsı

1876

sarımtırak,−ğı sarınma sarınmak Sarıoğlan (ilçe) sarıpapatya sarısabır (bitki) sarısalkım sarı sendika sarı sendikacılık,−ğı sarı sıcak,−ğı sarışebboy sarış sarışın sarışınca sarışınlık,−ğı Sarıveliler (ilçe) sarı yağ sarı yağız Sarıyahşi (ilçe) Sarıyer (ilçe) sarıyelve sarıyonca Sarız (ilçe) sarızambak,−ğı sari (bir tür giysi) sâri (geçici, bulaşıcı)

1877

sarig sarih sarih mef'ul sarkaç,−cı sarkaçlama sarkaçlamak sarkık,−ğı sarkıklık,−ğı sarkıl sarkıntı sarkıntılık,−ğı sarkıntılık etmek sarkıntılık yapmak sarkıntı olmak sarkış sarkıt sarkıtma sarkıtmak sarkma sarkmak sarkom sarma sarmak sarma kafiye sarmal sarmalama sarmalamak

1878

sarmalanma sarmalanmak sarman sarmaşan sarmaş dolaş sarmaşık,−ğı sarmaşıkgiller sarmaşma sarmaşmak sarnıç,−cı sarnıç gemisi sarnıçlı sarnıç vagonu sarp sarpa sarpın sarpi sarplaşma sarplaşmak sarplık,−ğı sarraf sarrafiye sarraflık,−ğı sarsak,−ğı sarsakça sarsaklık,−ğı sarsak sarsak

1879

sarsak sursak sarsalama sarsalamak sarsıcı sarsık,−ğı sarsıla sarsıla sarsılış sarsılma sarsılmak sarsım sarsıntı sarsıntılı sarsıntısız sarsış sarsma sarsmak Saruhanlı (ilçe) sası sasıma sasımak sası sası Sason (ilçe) satanist satanizm sataşılma sataşılmak sataşkan

1880

sataşma sataşmak saten sathî sathîleşme sathîleşmek sathîleştirme sathîleştirmek sathîlik,−ği satı satıcı satıcılık,−ğı satıh,−thı satılık,−ğı satılış satılma satılmak satım satımcı satımlık,−ğı satın alma satın almacı satın almak satır satır başı satır satır satır sonu

1881

satış satış bedeli satış değeri satış fiyatı satış işlem odası satış merkezi satış mukavelesi satış odası satış ruhsatı satış sarayı satış sözleşmesi satış şartnamesi satış yapmak satış yeri satir satirik,−ği satlıcan satma satmak satranç,−cı satranççı satranççılık,−ğı satrançlı satranç tahtası satranç takımı satranç taşı satranç vezni

1882

satrap satsuma sattırma sattırmak Satürn satvet sauna sav sava savacı savak,−ğı savaklama savaklamak savan savana savaş savaşçı savaşçılık,−ğı savaşım savaşımcı savaşkan savaşma savaşmak Savaştepe (ilçe) savat savatlama savatlamak

1883

savatlı savca savcı savcılık,−ğı savdırma savdırmak savı kanıtsama savılma savılmak savla savlama savlamak savlayıcı savlet savma savmak savruk,−ğu savrukluk,−ğu savrulma savrulmak savruluş savruntu savsak,−ğı savsaklama savsaklamak savsaklanma savsaklanmak

1884

savsaklayış savsama savsamak savulma savulmak savunma savunmak savunmalık,−ğı savunmasız savunu savunucu savunuculuk,−ğu savunulma savunulmak savunuş Savur (ilçe) savurgan savurganca savurganlık,−ğı savurma savurmak savurtma savurtmak savurtuş savuşma savuşmak savuşturma

1885

savuşturmak say saya sayacı sayacılık,−ğı sayaç,−cı sayaç takımı saydam saydamlaşma saydamlaşmak saydamlaştırma saydamlaştırmak saydamlık,−ğı saydam resim,−smi saydamsız saydamsızlık,−ğı saydam tabaka saydırma saydırmak saye sayeban sayesinde sayfa sayfa düzeni sayfa ekran sayfalama sayfalamak

1886

sayfalandırma sayfalandırmak sayfalanmış sayfalanmış program sayfalık,−ğı sayfiye saygı saygıdeğer saygı duruşu saygılı saygın saygınlık,−ğı saygısız saygısızca saygısızlık,−ğı sayha sayı sayı boncuğu sayıca sayıcı sayı farkı sayı göstergesi sayıklama sayıklamak sayılama sayılamak

1887

sayı levhası sayılı sayılma sayılmak sayım sayım bilimi sayımlama sayımlamacı sayımlamak sayımlamalı sayımlı sayımsal sayım vergisi sayın sayısal sayısal loto sayı sıfatı sayısız sayısızlık,−ğı sayış sayışma sayışmak saykal saykallama saykallamak saylama saylamak

1888

saylav sayma saymaca saymak sayman saymanlık,−ğı saymazlık,−ğı sayrı sayrıl sayrılar evi sayrılık,−ğı sayrımsak,−ğı sayrımsama sayrımsamak sayvan saz sazak,−ğı Sazak (ilçe) sazan sazangiller saz benizli sazcı sazcılık,−ğı sazende sazendelik,−ği saz eseri saz evi

1889

sazkâr sazkayası (balık) sazlı sazlık,−ğı sazlı sözlü saz rengi saz semaîsi sazsız saz şairi saz şiiri saz takımı saz tavuğu score board scrable seaborgiyum seans sebat sebat etmek sebatkâr sebatlı sebatsız sebatsızlık,−ğı sebayüdü sebebiyet Seben (ilçe) sebep,−bi sebep bilimi

1890

sebeplenme sebeplenmek sebepli sebepli sebepsiz sebep olmak sebepsiz sebepsizce sebil sebilci sebil etmek sebilhane sebkihindî sebze sebzeci sebzecilik,−ği sebze çorbası sebzelik,−ği sebzevat seccade seccadeci secde secde etmek seci seciye seciyeli seciyesiz seciyesizlik,−ği

1891

seçal (self−servis) seçenek,−ği seçi seçici seçici kurul seçiciler kurulu seçicilik,−ği seçik,−ği seçiliş seçilme seçilmek seçilmiş seçim seçim bölgesi seçim çevresi seçimlik,−ği seçimlik ders seçim sandığı seçim tutanağı seçim yapmak seçim yasağı seçiş seçki seçkin seçkincilik,−ği seçkinler seçkinleşme

1892

seçkinleşmek seçkinlik,−ği seçme seçmece seçmeci seçmecilik,−ği seçme hakkı seçmek seçmeler seçmeli seçmeli ders seçmeli yemek,−ği seçmen seçmen kütüğü seçmenlik,−ği seçmesiz yemek, −ği seçme süresi seçme yetkisi seçtirme seçtirmek seda sedalı sedalılık,−ğı sedasız sedasızlık,−ğı sedef

1893

sedefçi sedefçilik,−ği sedef hastalığı sedef kakma sedefkâr sedefli sedefli kalker sedef otu sedef otugiller sedefsi sedefsi bulut sedimantasyon sedir sedye sedyeci sedyelik,−ği sedyelik olmak sefa sefahat,−ti sefalet sefaret sefarethane sefer seferber seferber etmek seferberlik,−ği seferber olmak

1894

seferî seferî durum seferî hâl,−li Seferihisar (ilçe) seferlik,−ği sefer tası sefih sefihane sefil sefilâne sefillik,−ği sefine sefir sefire sefirikebir sefirlik,−ği segâh segâh perdesi segman seğirdim seğirdim yolu seğirme seğirmek seğirtme seğirtmek seğmen seher

1895

seher yeli sehim,−hmi sehiv,−hvi sehpa sehven sek sekant sekban sekbanbaşı sekel Sekendiz (Satürn) sekene seki sekileme sekilemek sekili sekincilik,−ği sekiş sekiz sekizer sekizgen sekizinci sekizli sekizlik,−ği sekiz on sekiztek (tekne) sekiz yüzlü

1896

seklem sekme sekmek sekmen sekoya sekretarya sekreter sekreterlik,−ği seks seksapel seksek,−ği seksen seksener sekseninci seksenlik,−ği seksi seksiyon seksolog,−ğu seksoloji sekstant seksüel sekte sekteikalp,−bi sekter sektirme sektirmek sektirme pas

1897

sektör sektöriyel sel selâm selâmet selâmetleme selâmetlemek selâm etmek selâmlama selâmlamak selâmlanma selâmlanmak selâmlaşma selâmlaşmak selâmlayış selâmlık,−ğı selâm otu selâm sabah selâmsız selâmsız sabahsız selâmünaleyküm selâmünkavlen selâset selâtin selâtin cami,−i,−si selâtin meyhanesi selcik,−ği

1898

Selçuk (ilçe) Selçukî Selçuklu Selçuklu (ilçe) sele selef selek,−ği seleksiyon selektör selen Selendi (ilçe) selentereler selenyum sele zeytini self−determinasyon self−servis selika selim Selim (ilçe) selinti selis sellemehüsselâm selofan seloteyp,−bi selp,−bi selp etmek selsiyus

1899

selüloit,−di selüloz selülozik,−ği selva selviçe selzede sem,−mmi sema (gökyüzü) sema,−ı (işitme; ayin) semafor semah semahane semahat,−ti semaî semaî kahvesi seman semantik,−ği semaver semavî semazen semazenbaşı sembol,−lü sembolik,−ği sembolist sembolizm sembolleşme

1900

sembolleşmek sembolleştirme sembolleştirmek seme semeleşme semeleşmek semen semender semendergiller semer semerci semercilik,−ği semere semereli semerleme semerlemek semerlenme semerlenmek semerletme semerletmek semerli semersiz seme tavuk,−ğu semi,−m'i semih seminer semirgin

1901

semirme semirmek semirtme semirtmek semiyoloji semiyotik,−ği semiz semizce semizleme semizlemek semizlenme semizlenmek semizleşme semizleşmek semizlik,−ği semizotu semizotugiller sempati sempatik,−ği sempatik sinir sistemi sempatizan sempozyum semptom semt semtürreis,−re’si sen sena

1902

senarist senaryo senaryocu senaryoculuk,−ğu senato senatör senatörlük,−ğü sendeleme sendelemek sendik,−ği sendika sendikacı sendikacılık,−ğı sendikal sendikalaşma sendikalaşmak sendikalaştırma sendikalaştırmak sendikalı sendikalılık,−ğı sendikalist sendikalizm sendikasız sendikasızlık,−ğı sendrom sene Senegal

1903

Senegalli seneidevriye seneikebire senek,−ği senelik,−ği senet,−di senetleşme senetleşmek senetli senetli sepetli senet sepet senetsiz senetsiz sepetsiz senevî senfoni senfonik,−ği senfoni orkestrası sengin semaî senir Senirkent (ilçe) senit,−di senkretizm senkron senkroni senkronik,−ği senkronizasyon senkronize etmek

1904

senkronizm senli benli senli benli olmak senozoik,−ği sensen sensor sent sentagma sentaks sentaktik,−ği sentetik,−ği sentez sentrozom senyör senyörlük,−ğü sepek,−ği sepeleme sepelemek sepet sepetçi sepetçilik,−ği sepetçi söğüdü sepet kafalı sepetkulpu (yayvan kemer) sepetleme sepetlemek

1905

sepetlenme sepetlenmek sepetli sepetlik,−ği sepetli motosiklet sepet sandık sepetsiz sepet topu sepi sepici sepicilik,−ği sepil sepileme sepilemek sepilenme sepilenmek sepili sepil sepil sepken septik,−ği septisemi septisizm sepya ser sera seracı seracılık,−ğı

1906

serak,−ğı seramik,−ği seramikçi seramikçilik,−ği serap,−bı serapa serasker serasker kapısı seraskerlik,−ği serazat,−dı serbaz serbest serbest bölge serbest çalışma serbestçe serbest elektron serbest enerji serbest güreş serbesti serbest iş serbest kart serbestleme serbestlemek serbestlik,−ği serbest meslek,−ği serbest mıntıka serbest nazım

1907

serbest su serbest vuruş serbest yük serçe serçegiller serçe parmak,−ğı serçin serdar serdengeçti serdengeçtilik,−ği serdetme serdetmek serdirme serdirmek serdümen sere seremoni seren serenat,−dı serencam Serendi sere serpe seretan serf sergen sergerde sergerdelik,−ği

1908

sergi sergici sergi evi sergileme sergilemek sergileniş sergilenme sergilenmek sergileyiş sergilik,−ği sergin sergüzeşt sergüzeştçi serhat,−ddi seri (dizi) seri,−si (hızlı) serian serigraf serigrafi Serik (ilçe) serili seriliş serilme serilmek serim serin serince

1909

Serinhisar (ilçe) serinkanlı serinkanlılık,−ğı serinleme serinlemek serinlenme serinlenmek serinleşme serinleşmek serinletme serinletmek serinlik,−ği seriş serkeş serkeşlik,−ği serlevha sermaye sermayeci sermayecilik,−ği sermayedar sermayeli sermaye mal sermaye piyasası sermayesiz sermayesizlik,−ği serme sermek

1910

sermest sermestane sermestî sermestlik,−ği sermest olmak sermuharrir sermürettip,−bi serpantin serpeleme serpelemek serpe serpe serpici serpilme serpilmek serpinti serpiş serpiştirme serpiştirmek serpme serpmek serptirme serptirmek serpuş sersefil sersem sersemce sersem etmek

1911

sersemleme sersemlemek sersemleşme sersemleşmek sersemletme sersemletmek sersemlik,−ği sersem olmak sersem sepelek sersem sepet serseri serserice serserileşme serserileşmek serserilik,−ği serserilik etmek serseri mayın serseri serseri sert sertabip,−bi sert buğday sert damak,−ğı sert doku sertelme sertelmek sertifika sertifikalı

1912

sertifikasız sertifikasyon sertlenme sertlenmek sertleşme sertleşmek sertleştirici sertleştirme sertleştirmek sertlik,−ği sert sert sert su sert tabaka sert ünsüz sert zar serum serüven serüvenci serüvencilik,−ği serüvenli serüvensiz servant servantlık,−ğı servet servet sahibi servi servi ağacı

1913

servi boylu servigiller servilik,−ği servis servis arabası servis aracı servis asansörü servisçi servis istasyonu servis kapısı servis merdiveni servis otobüsü servis tabağı servis takımı servis yapmak seryaver seryum seryumlu serzeniş ses ses aleti ses aygıtı ses bilgisi ses bilimi ses birimi ses çevirgesi sesçi

1914

sesçil sesçil alfabe sesçil imlâ sesçil yazım ses dalgaları ses değişmesi ses duvarı ses düşmesi seselim ses etmek ses ikizleşmesi ses kakışımı ses karşılanması ses kirişi ses kirişleri ses kuşağı seslem sesleme seslemek seslendirici seslendiricilik,−ği seslendiriş seslendirme seslendirmek sesleniş seslenme seslenmek

1915

sesli sesli film sesli harf seslik,−ği seslikçi sesli okuma sesli sinema sesli taş sesli uyumu ses organları ses perdesi ses seda sessiz sessizce sessiz film sessiz harf sessizleşme sessizleşmek sessizlik,−ği sessiz okuma sessiz sedasız sessiz sessiz sessiz sinema sessiz uyumu sessiz yürüyüş ses soluk sestaş

1916

ses telleri ses türemesi ses uyumu sesyayar sesyazar ses yitimi ses yoğunluğu ses yolu ses yönetmeni set seter setir,−tri setliç setre setretme setretmek setriavret sevap,−bı sevda sevdalanış sevdalanma sevdalanmak sevdalı sevdiceğim sevdirme sevdirmek sevecen

1917

sevecenlik,−ği sever sevgi sevgili sevgi seli sevgisiz sevi sevici seviliş sevilme sevilmek sevim sevimli sevimlileşme sevimlileşmek sevimlileştirme sevimlileştirmek sevimlilik,−ği sevimsiz sevimsizleşme sevimsizleşmek sevimsizlik,−ği sevinç,−ci sevinçli sevinçsiz sevindirici sevindirme

1918

sevindirmek seviniş sevinme sevinmek Sevir (Boğa burcu) seviş sevişme sevişmek seviye seviyeli seviyesiz seviyesizlik,−ği sevk sevk edilmek sevk etmek sevkıtabiî sevkıyat sevk olmak sevk olunmak sevk pusulası sevkulceyş sevme sevmek seyahat,−ti seyahat acentesi seyahat etmek seyahatname

1919

Seydiler (ilçe) Seydişehir (ilçe) seyek seyelân seyfiye Seyhan (ilçe) seyir,−yri seyirci seyirlik,−ği seyirlik oyun seyis seyishane seyislik,−ği seyit Seyitgazi (ilçe) seylânî Seylân taşı seylâp,−bı seyran seyran etmek seyranlık,−ğı seyredilme seyredilmek seyrek,−ği seyrekçe seyrekleşme seyrekleşmek

1920

seyrekleştiriş seyrekleştirme seyrekleştirmek seyreklik,−ği seyrek otlatma seyrelme seyrelmek seyreltik,−ği seyreltiklik,−ği seyreltilme seyreltilmek seyreltme seyreltmek seyretme seyretmek seyreyleme seyreylemek seyrüsefer seyyah seyyal,−li seyyanen seyyar seyyare seyyar hastahane seyyar satıcı seyyiat seyyibe

1921

seyyie seza sezaryen sezaryenli sezaryensiz sezdiriş sezdirme sezdirmek sezgi sezgicilik,−ği sezgili sezgisel sezi sezilme sezilmek sezindirme sezindirmek sezinleme sezinlemek sezinleyiş sezinme sezinmek seziş sezme sezmek sezon sezonluk,−ğu

1922

sezü sezyum sfagnum sfenks sıcacık,−ğı sıcağı sıcağına sıcak,−ğı sıcakça sıcak dalgası sıcak harp,−bi sıcakkanlı sıcakkanlılık,−ğı sıcak kuşak,−ğı sıcaklaşma sıcaklaşmak sıcaklaştırma sıcaklaştırmak sıcaklık,−ğı sıcaklıkölçer sıcaklık seviyesi sıcaklıkyayar sıcak olmak sıcak para sıcak renkler sıcak savaş sıcak sıcak sıçan

1923

sıçandişi (dikiş) sıçangiller sıçanımsılar sıçan kırı (renk) sıçankulağı (bitki) sıçankuyruğu (törpü) sıçanotu (arsenik) sıçan yolu sıçırgan sıçırganlık,−ğı sıçma sıçmak sıçrama sıçramak sıçrama tahtası sıçratma sıçratmak sıçrayıcı sıçrayış sıdk,−dkı sıfat sıfat−fiil sıfat−fiil grubu sıfatlandırma sıfatlandırmak sıfatlaştırma

1924

sıfatlaştırmak sıfat takımı sıfat tamlaması sıfır sıfırcı sıfırlama sıfırlamak sığ sığa sığamsal sığdırılma sığdırılmak sığdırış sığdırma sığdırmak sığın sığınak,−ğı sığınık,−ğı sığınılma sığınılmak sığınış sığınma sığınma cebi sığınmacı sığınmacılık,−ğı sığınma hakkı sığınmak

1925

sığıntı sığır sığırcı sığırcık,−ğı sığırcılık,−ğı sığırdili (bitki) sığırdiligiller sığır eti sığırgözü (bitki) sığırkuyruğu (bitki) sığır mantarı sığırödü (bitki) sığır sineği sığır sineğigiller sığır şeridi sığır tenyası sığırtmaç,−cı sığır vebası sığışma sığışmak sığıştırma sığıştırmak sığla sığlaşma sığlaşmak sığla yağı sığlık,−ğı

1926

sığma sığmak sıhhat,−ti sıhhatli sıhhî sıhhî imdat sıhhî tesisat sıhhî tesisatçı sıhhî tesisatçılık,−ğı sıhhiye sıhhiyeci sıhrî sıhriyet sık sıkacak,−ğı sıkboğaz sıkboğaz etmek sıkça sıkı sıkı ağızlı sıkıca sıkıcı sıkı denetim sıkı doku sıkı düzen sıkı fıkı sıkılama

1927

sıkılamak sıkılanma sıkılanmak sıkılgan sıkılganlık,−ğı sıkılık,−ğı sıkılış sıkılma sıkılmak sıkılmaz sıkılmazlık,−ğı sıkım sıkınma sıkınmak sıkıntı sıkıntılı sıkıntısız sıkı sıkı sıkı sıkıya sıkışık,−ğı sıkışıklık,−ğı sıkışma sıkışmak sıkıştırıcı sıkıştırılma sıkıştırılmak sıkıştırış

1928

sıkıştırma sıkıştırmak sıkıt sıkıyönetim sıkkın sıkkınlık,−ğı sıklaşma sıklaşmak sıklaştırılma sıklaştırılmak sıklaştırma sıklaştırmak sıklet sıklık,−ğı sıkma sıkma baş sıkmaç,−cı sıkmak sıkmalık,−ğı sık otlatma sık sık sıktırma sıla sılacı sıla özlemi sıla sıygası sıma

1929

sımak sımsıcak sımsıkı sınaat,−ti sınaî sınama sınamak sınanma sınanmak sınatma sınatmak sınav sınayış sıncan sındı Sındırgı (ilçe) sındırılma sındırılmak sındırma sındırmak sıngın sınıf sınıflama sınıflamak sınıflandırılma sınıflandırılmak sınıflandırma

1930

sınıflandırmak sınıflanış sınıflanma sınıflanmak sınıflaşma sınıflaşmak sınıflı sınıfsal sınıfsız sınık,−ğı sınıkçı sınıkçılık,−ğı sınır sınır açı sınır boyu sınırdaş sınırdaşlık,−ğı sınır dışı sınır karakolu sınırlama sınırlamak sınırlandırılmış sınırlandırma sınırlandırmak sınırlanış sınırlanma sınırlanmak

1931

sınırlayış sınırlı sınırlı doğru sınırlı ortaklık,−ğı sınırlı sayı sınırlı sorumluluk, −ğu sınırlı uyuşturma sınır ötesi sınır ötesi harekât sınırsız sınırsız doğru sınırsız sayı sınırsız sorumluluk, −ğu sınırsız yetki sınır taşı sınma sınmak sıpa sıpsıcak sır (vernik) sır,−rrı (giz) sıra sıraca sıracagiller sıracalı

1932

sıraca otu sıracı sıradağ sıradağlar sıradan sıradanlık,−ğı sıra dayağı sıra dışı sıralaç,−cı sıralama sıralamak sıralanış sıralanma sıralanmak sıralatma sıralatmak sıralayıcı sıralayıcı harf,−fi sıralayış sıralı sıralı cümle sıralı oluş sıralı sırasız sıra makinesi sıra malı sıram sıram sıra olmak

1933

sıra saygı sıra sayı sıfatı sıra sıra sırasıyla sırasız sırat sırat köprüsü Sırbistan Sırbistanlı sırça sırdaş sırdaşça sırdaşlık,−ğı sırf sırık,−ğı sırıkçı sırık domatesi sırık fasulyesi sırık hamalı sırıkla atlama sırıklama sırıklamak sırılsıklam sırım sırıma sırımak sırıtık,−ğı

1934

sırıtış sırıtkan sırıtkanlık,−ğı sırıtma sırıtmak sır kâtibi sır küpü sırlama sırlamak sırlanma sırlanmak sırlı sırma sırmakeş sırmakeşhane sırmalı sırma saç sırnaşık,−ğı sırnaşıkça sırnaşıklık,−ğı sırnaşış sırnaşma sırnaşmak sırnaştırma sırnaştırmak Sırp Sırpça

1935

Sırplık,−ğı sırretme sırretmek sırrolma sırrolmak sırsıklam sırsıklam âşık,−ğı sırsız sırt sırtar sırtar balığı sırtarma sırtarmak sırtçı sırtçılık,−ğı sırtıkara (balık) sırtı pek sırtı sıra sırtı yufka sırtlama sırtlamak sırtlan sırtlangiller sırtlık,−ğı sırt sırta sırt üstü sıska

1936

sıskalaşma sıskalaşmak sıskalık,−ğı sıska olmak sıtma sıtma bilimi sıtmalanma sıtmalanmak sıtmalı sıtmalık,−ğı sıtma nöbeti sıva sıvacı sıvacı kuşu sıvacı kuşugiller sıvacılık,−ğı sıvalama sıvalamak sıvalı sıvama sıvamak sıvanma sıvanmak sıvaşma sıvaşmak sıvaştırma sıvaştırmak

1937

sıvatma sıvatmak sıvazlama sıvazlamak sıvazlatma sıvazlatmak sıvı sıvık,−ğı sıvıklaştırma sıvıklaştırmak sıvılaştırma sıvılaştırmak sıvındırma sıvındırmak sıvınma sıvınmak sıvıölçer sıvırya sıvışık,−ğı sıvışma sıvışmak sıvı yağ sıyanet sıyanet etmek sıyga sıygı sıyırga

1938

sıyırık,−ğı sıyırış sıyırma sıyırmak sıyırtma sıyırtmak sıyrık,−ğı sıyrılış sıyrılma sıyrılmak sıyrıntı sızak,−ğı sızdırılma sızdırılmak sızdırma sızdırmak sızgıt sızı sızıcı sızıcı ünsüz sızıldanma sızıldanmak sızılı sızıltı sızıltısız sızım sızım sızıntı

1939

sızıntılı sızırma sızırmak sızış sızlama sızlamak sızlanış sızlanma sızlanmak sızlatma sızlatmak sızlayış sızma sızmak si sibak sibernasyon sibernetik,−ği sicil sicilli Sicilya Sicilyalı sicim siderit sideroz sidik,−ği sidik borusu

1940

sidikli sidiklik,−ği sidikli meşe sidik söktürücü sidik torbası sidik yarışı sidik yolu sidik zoru sif sifilis sifon sifonlama sifonlamak sifonlular siftah siftah etmek siftahlama siftahlamak siftinlik,−ği siftinme siftinmek sigar sigara sigara böceği sigara böreği sigaracı sigara kâğıdı

1941

sigaralı sigaralık,−ğı sigarasız sigara tabakası sigara tablası sigara tiryakisi sigorta sigortacı sigortacılık,−ğı sigorta etmek sigortalama sigortalamak sigortalanma sigortalanmak sigortalı sigortalılık,−ğı sigorta olmak sigorta poliçesi sigorta primi sigortasız sigortasızlık,−ğı siğil siğil otu sih sihir,−hri sihirbaz sihirbazlık,−ğı

1942

sihirlenme sihirlenmek sihirli Siirt Siirt battaniyesi Siirt fıstığı sik sikalar sikatif sikke sikkeleme sikkelemek siklâmen siklon sikme sikmek siktirici siktirmek silâh silâhaltı silâhçı silâhendaz silâhhane silâhlama silâhlamak silâhlandırma silâhlandırmak

1943

silâhlanma silâhlanmak silâhlı silâhlık,−ğı silâhlı kuvvetler silâhsız silâhsızlandırma silâhsızlandırmak silâhsızlanma silâhsızlanmak silâhşor silâhşorluk,−ğu silâhtar silâhtar ağa silâj sildirilme sildirilmek sildirme sildirmek sildirtme sildirtmek silecek,−ği silgi silgiç,−ci sili silici Silifke (ilçe)

1944

silik,−ği silikat silikatlama silikatlamak silikatlaşma silikatlaşmış silikleşme silikleşmek silikleştirme silikleştirmek siliklik,−ği silikon silikoz sililik,−ği silindir silindiraj silindirik,−ği silindir kalıplama silindirli silindirsel silindirsel yüzey silindir şapka silindir yağı siliniş silinme silinmek silinti

1945

silis silisçil silisik asit,−di silisiz silisizlik,−ği silisli silisseven silisyum siliş Silivri (ilçe) silkeleme silkelemek silkelenme silkelenmek silkeleyiş silki silkindirme silkindirmek silkiniş silkinme silkinmek silkinti silkme silkmek silktirme silktirmek sille

1946

sille tokat silme silmece silmeci silmek silme kalıbı silme makinesi silme tahtası silo silolama silolamak Silopi (ilçe) silsile silsilename siluet silüryen Silvan (ilçe) sim sima Simav (ilçe) simetri simetrik,−ği simetrili simetrisiz simetrisizlik,−ği simge simgeci

1947

simgecilik,−ği simgeleme simgelemek simgeleşme simgeleşmek simgesel simgesel mantık, −ğı simit,−di simitçi simitçilik,−ği simsar simsariye simsarlık,−ğı simsiyah simülâsyon simülâtör simültane simya simyacı sin (mezar) sin,−nni (yaş) sinagog sinameki sinara sinarit sincabî

1948

Sincan (ilçe) Sincanlı (ilçe) sincap,−bı sincapgiller Sincik (ilçe) sindirilme sindirilmek sindirim sindirim aygıtı sindirim bilimci sindirim bilimi sindirim organları sindirim sistemi sindiriş sindirme sindirmek sine sinek,−ği sinek ağırlık,−ğı sinekçil sinekkapan sinekkapangiller sinekkaydı sinek kuşu sineklenme sineklenmek sinekler

1949

sineklik,−ği sinek mantarı sinekoloji sinekromi sineksavar sinek sıklet sinekyutan sinema sinemacı sinemacılık,−ğı sinema endüstrisi sinemalaştırma sinemalaştırmak sinema perdesi sinema salonu sinema sanatçısı sinema sanayii sinemasever sinemaskop,−bu sinematek,−ği sinema tekniği sinematik,−ği sinematograf sinerama sinerji sineroman sinestezi

1950

singin sini sinik,−ği sinir sinir argınlığı sinir bilimi sinir buhranı sinirce sinir doku sinir harbi sinir hastalığı sinir hastası sinir ilâcı sinir kanatlılar sinir küpü sinirleme sinirlemek sinirlendirici sinirlendirme sinirlendirmek sinirleniş sinirlenme sinirlenmek sinirleri kuvvetli sinirleri zayıf sinirli sinirlilik,−ği

1951

sinir olmak sinir otları sinir otu sinir otugiller sinir savaşı sinirsel sinir sistemi sinirsiz sinirsizlik,−ği sinir törpüsü siniş sinizm sinle sinlik,−ği sinme sinmek Sinolog,−ğu Sinoloji sinonim Sinop sinsi sinsice sinsileşme sinsileşmek sinsilik,−ği sinsin sintigrafi

1952

sintine sinüs sinüzit sinüzoidal,−li sinüzoit,−di sinyal,−li sinyalizasyon sinyal lâmbası sinyal müziği sinyor sipahi sipahilik,−ği sipariş siparişçi sipariş etmek siper siper etmek siperisaika siperlenme siperlenmek siperli siperlik,−ği sipolin sipsi sipsipullah sipsivri sirayet

1953

sirayet etmek siren sirer sirk sirkat,−ti sirke sirkeci sirkecilik,−ği sirkelenme sirkelenmek sirkeleşme sirkeleşmek sirkeli sirkelik,−ği sirken sirkengebin sirke ruhu sirke sineği sirkülâsyon sirküler sirmo siroko siroz sirozlu sirrus sirtaki sirto

1954

sis sis bombası sis farı sis lâmbası sislendirme sislendirmek sislenme sislenmek sisli sismik,−ği sismograf sismolog,−ğu sismoloji sis perdesi sistem sistematik,−ği sistemcilik,−ği sistemik,−ği sistemleşme sistemleşmek sistemleştirme sistemleştirmek sistemli sistemsiz sistemsizlik,−ği sistire sistireci

1955

sistireleme sistirelemek sistit sistol,−lü sit sit alanı sitayiş sitayişkâr site sitem sitem etmek sitemkâr sitemli sitil (su kovası) sitoloji sitoplâzma sitrik asit,−di sitteisevir,−vri sittinsene Sivas Sivaslı (ilçe) Siverek (ilçe) sivil sivilce sivilceli sivil idare sivilize

1956

sivilleşme sivilleşmek sivilleştirme sivilleştirmek sivillik,−ği sivil polis sivil savunma sivil yönetim sivri sivri akıllı sivri biber Sivrice (ilçe) sivriç sivri fare Sivrihisar (ilçe) sivrikuyruk,−ğu (solucan) sivrileşme sivrileşmek sivrileştirme sivrileştirmek sivrilik,−ği sivriliş sivrilme sivrilmek sivriltme sivriltmek

1957

sivrisinek,−ği siya siyah siyah beyaz siyahımsı siyahımtırak,−ğı siyah ırk siyahî siyahlanma siyahlanmak siyahlaşma siyahlaşmak siyahlatma siyahlatmak siyahlık,−ğı siyah zeytin siyak siyakat,−ti siyakat yazısı siyakusibak siyanojen siyanür siyanürik siyanürleme siyanürlemek siyasa siyasal

1958

siyasal parti siyaset siyasetçi siyasetçilik,−ği siyaseten siyaset meydanı siyasetname siyasî siyasî ambargo siyasî coğrafya siyasî harita siyasî parti siya siya siyasiyat siyatik,−ği siyek,−ği siyenit siyer siyim siyim siyme siymek siyonist siyonizm siz skandal skandiyum skavut

1959

skeç,−ci ski skif skink,−gi skinkgiller skleroz skolâstik,−ği skor slâlom slâlomcu Slav Slavca Slavcılık,−ğı Slavist Slavistik,−ği Slavlar Slavlaşma Slavlaşmak Slavlaştırma Slavlaştırmak Slavlık,−ğı slâyt,−dı slip slogan slogancı slogancılık,−ğı sloganlaşma

1960

sloganlaşmak sloganlaştırma sloganlaştırmak Slovak Slovakça Slovakya Slovakyalı Sloven Slovence Slovenya Slovenyalı smaç,−cı smaçör smokin snack−bar snobizm snop,−bu snopluk,−ğu soba sobacı sobacılık,−ğı sobalık,−ğı sobe sobeleme sobelemek soda sodyum

1961

sodyum bikarbonat sodyum flüorit sodyum fosfat sodyum hidroksit, −di sodyum hiposülfit sodyum karbonat sodyum klorür sodyumlu sodyum nitrat sodyum sülfat sof sofa sofî sofîlik,−ği sofist sofistik,−ği sofistike sofistlik,−ği sofiyan sofiyane sofizm sofora sofra sofra başı sofra bezi sofracı

1962

sofra duası sofralık,−ğı sofra örtüsü sofrası açık,−ğı sofra tahtası sofra takımı softa softaca softalaşma softalaşmak softalık,−ğı sofu sofuca sofuluk,−ğu soğan soğancı soğancık,−ğı soğancılık,−ğı soğan çiçeği soğanlama soğanlamak soğanlı soğansı Soğdca soğrulma soğrulmak soğrumsama

1963

soğuk,−ğu soğuk algınlığı soğuk bez soğuk büfe soğukça soğuk dalgası soğuk damga soğuk harp,−bi soğuk hava deposu soğuk ısırması soğukkanlı soğukkanlı hayvanlar soğukkanlılık,−ğı soğukkanlı olmak soğuklama soğuklamak soğuklaşma soğuklaşmak soğuklaştırma soğuklaştırmak soğukluk,−ğu soğuk neva soğuk nevale soğuk renkler soğuk savaş

1964

soğuk şaka soğulma soğulmak soğuma soğumak soğumölçer soğurgan soğurganlık,−ğı soğurma soğurmak soğurmalı soğurucu soğuruş soğuşma soğuşmak soğutkan soğutma soğutmaç,−cı soğutmak soğutucu soğutulma soğutulmak soğutuş soğuyuş sohbet sohbet etmek sohbet ustası

1965

sokak,−ğı sokak basketbolu sokak çocuğu sokak kadını sokak kapısı sokak kızı sokak süpürgesi soket sokma sokmak sokman sokra sokranma sokranmak sokturma sokturmak soku sokucu sokulgan sokulganlık,−ğı sokulma sokulmak sokulu sokuluş sokum sokur sokuşma

1966

sokuşmak sokuşturma sokuşturmak sol sol,−lü (nota) sol açık,−ğı solak,−ğı solaklık,−ğı sol anahtarı solâryum sol bek solcu solculuk,−ğu soldat soldurma soldurmak sol eğilimli solfej solgun solgunlaşma solgunlaşmak solgunluk,−ğu sol haf Solhan (ilçe) sol iç solidarist solidarizm

1967

solipsizm solist solistlik,−ği sollama sollamak sollayış solluk,−ğu solma solmak solmaz solo solocu solo yapmak sol şerit,−di solucan solucan düşürücü solucanlar solucan otu soluğan soluk,−ğu soluk borusu soluk darlığı soluk kesici soluklama soluklamak soluklanma soluklanmak

1968

soluklaşma soluklaşmak solukluk,−ğu soluk soluğa soluksuz soluksuzluk,−ğu soluma solumak solungaç,−cı solunma solunmak solunum solunum aygıtı solunum sistemi soluş solutma solutmak soluyuş solüsyon som soma Soma (ilçe) somak,−ğı somaki Somali Somalili somata

1969

somon somon balığı somon rengi somun somurdanma somurdanmak somurma somurmak somurtkan somurtkanlık,−ğı somurtma somurtmak somurtuk,−ğu somurtuş somurulma somurulmak somut somut isim,−smi somutlanma somutlanmak somutlaşma somutlaşmak somutlaştırma somutlaştırmak somutluk,−ğu somya son

1970

son adam sonar sonat sonbahar son birim son birim değer teorisi son birim faydası son birim geliri son birim maliyeti son birim yararı soncul sonda sondaj sondajcı sondaj kuyusu sondaj yapmak sondalama sondalamacı sondalamacılık,−ğı sondalamak son derece son deyiş sondör son dört,−dü sone son ek

1971

son görev son gürlüğü son kânun son kullanıcı (bilgisayarda) son kullanma tarihi sonlama sonlamak sonlu sonlu büyüklük,−ğü son nefes sonra sonradan sonradan görme sonradan görmelik,−ği sonradan görmüş sonradan görmüşlük,−ğü sonradan olma sonraki sonraları sonrasız sonrasızlık,−ğı sonsal son ses son ses düşmesi

1972

sonsuz sonsuz küçük,−ğü sonsuzlaşma sonsuzlaşmak sonsuzluk,−ğu son teşrin son turfanda sonuç,−cu sonuç karşılaşması sonuçlama sonuçlamak sonuçlandırılma sonuçlandırılmak sonuçlandırma sonuçlandırmak sonuçlanış sonuçlanma sonuçlanmak sonuç oyuncusu sonuçsuz sonuç takımı sonuç yarışması sonuncu sonunda sonurgu sonurtu sonuşmaz

1973

son vazife sop sopa sopalama sopalamak sopalanma sopalanmak sopalı soprano sopsoğuk,−ğu sora sora sordurma sordurmak sorgu sorguç,−cu sorguçlu sorguçsuz sorgu hâkimi sorgulama sorgulamak sorgulanış sorgulanma sorgulanmak sorgun Sorgun (ilçe) sorgu sual,−li sorgusuz

1974

sorgusuz sualsiz sorgu yargıcı sorit sorkun sorma sormaca sormak sormuk,−ğu sorti sorti yapmak soru soru cümlesi soru eki soru işareti sorulma sorulmak sorulu görünüm sorum soruma sorumak sorumlu sorumluluk,−ğu sorumsuz sorumsuzca sorumsuzlaşma sorumsuzlaşmak sorumsuzlaştırma

1975

sorumsuzlaştırmak sorumsuzluk,−ğu sorun sorunlu sorunsal sorunsuz soru sıfatı soruşma soruşmak soruşturma soruşturmacı soruşturmacılık,−ğı soruşturmak soruşturma kurulu soruşturma raporu soruşturucu sorutkan sorutma sorutmak soru zamiri soru zarfı sos sosis sosluk,−ğu sosyal,−li sosyal adalet sosyal antropoloji

1976

sosyal bilgiler sosyal bilim sosyal bilimler sosyal bünye sosyal değerler sosyal değişme sosyal demokrasi sosyal demokrat sosyal devlet sosyal düzen sosyal faaliyet sosyal gelişme sosyal güvenlik,−ği sosyal hayat sosyal ilişki sosyalist sosyalistik,−ği sosyalizasyon sosyalizm sosyal konut sosyalleşme sosyalleşmek sosyalleştirme sosyalleştirmek sosyal olay sosyal olgu sosyal oluşum

1977

sosyal psikoloji sosyal sigorta sosyal statü sosyal tabaka sosyal yapı sosyal yardım sosyal yaşam sosyete sosyetik,−ği sosyoekonomik,−ği sosyokültürel sosyolengüistik,−ği sosyolog,−ğu sosyoloji sosyolojizm sote sovhoz Sovyet soy soya soya çekim soyadı soya fasulyesi soy ağacı soydaş soydaşlık,−ğı soydurma

1978

soydurmak soy gazlar soygun soyguncu soygunculuk,−ğu soyka soy kırımı soylama soylamak soylu soylu erki soyluluk,−ğu soylu soplu soyma soymak soymuk,−ğu soy oluş soysal soy sop soysuz soysuzca soysuzlaşma soysuzlaşmak soysuzlaştırma soysuzlaştırmak soysuzluk,−ğu soytarı

1979

soytarılık,−ğı soyulma soyulmak soyunma soyunmak soyuntu soyunuş soyuş soyut soyutçuluk,−ğu soyut isim,−smi soyutlama soyutlamak soyutlaşma soyutlaşmak soyutlaştırma soyutlaştırmak soyutluk,−ğu soyut sayı söbe söbü söğürme söğüş söğüşlemek söğüşlük,−ğü söğüt,−dü Söğüt (ilçe)

1980

söğütgiller söğütlü Söğütlü (ilçe) söğütlük,−ğü Söke (ilçe) sökel sökme sökmek söktürme söktürmek sökük,−ğü sökükçü sökülme sökülmek sökülüş söküm sökün etmek söküntü sökü otu söküş sölom sölomlular sölpük,−ğü sölpüme sölpümek sömestr sömikok

1981

sömürge sömürgeci sömürgecilik,−ği sömürgeleşme sömürgeleşmek sömürgeleştirme sömürgeleştirmek sömürgen sömürgenlik,−ği sömürme sömürmek sömürü sömürücü sömürücülük,−ğü sömürülme sömürülmek sömürüş söndürme söndürmek söndürücü söndürülme söndürülmek sönme sönmek sönük,−ğü sönüklük,−ğü sönüm

1982

sönüm ayrımı sönümleme sönümlemek sönümlü sönümsüz sör sörf sörfçü sövdürme sövdürmek söve söven sövgü sövgücü sövme sövmek sövülme sövülmek sövüntü sövüş sövüşme sövüşmek sövüştürme sövüştürmek söylem söyleme söylemek

1983

söylemseme söylemsemek söylemseme yapmak söylence söylenilme söylenilmek söyleniş söylenme söylenmek söylenti söyleşi söyleşme söyleşmek söyletme söyletmek söylev söylevci söyleyiş söz söz başı söz birliği söz birliği etmek söz bölüğü söz bölükleri söz cambazı söz cambazlığı

1984

sözcü sözcük,−ğü sözcük hazinesi sözcük türü sözcük vurgusu sözcülük,−ğü sözçatar söz dağarcığı söz dalaşı sözde sözde özne söz dizimi söz dizimsel söz düellosu söz ebesi söz ehli sözel sözel öğrenme söz etmek söz gelimi söz gelişi söz gösterisi söz karışıklığı söz kesimi söz konusu söz konusu olmak sözlendirici

1985

sözlendiricilik,−ği sözlendirme sözlendirmek sözlenme sözlenmek sözleşme sözleşmek sözleşmeli sözleşmesiz sözleşme tutanağı sözleşme yapmak sözlü sözlü basın sözlü film sözlük,−ğü sözlük bilgisi sözlük bilimci sözlük bilimi sözlük birimi sözlükçü sözlükçülük,−ğü sözlü sınav sözlü soru söz meydanı söz misali söz olmak söz rüşveti

1986

söz sahibi söz sahibi olmak sözsüz sözsüz oyun söz temsili söz ustası sözüne sahip,−bi sözün kısası söz varlığı söz yarışı söz yazarı söz yitimi söz zinciri spaghetti spastik,−ği spazm spektroskop,−bu spektroskopi spekülâsyon spekülâtif spekülâtör sperm sperma sperma ana hücresi spermasızlık,−ğı spermatozoit,−di

1987

spesifik,−ği spesiyal,−li spesiyalist spesiyalite spiker spikerlik,−ği spiral,−li spiril spiritüalizm sponsor spontane spontaneizm spor sporcu sporculuk,−ğu spor kesesi sporlanma sporlanmak spor loto sporlular sporsever sportif sportmen spor toto spot spot alım spotçu

1988

spot lâmbası spot mağaza spot satım sprey sprint spritüel stabilizasyon stabilizatör stabilize stabilize etmek stabilize yol stadya stadyum stafilokok stagflâsyon staj stajyer stajyerlik,−ği stalâgmit stalâktit standardizasyon standart,−dı standart dil standartlaşma standartlaşmak standartlaştırma standartlaştırmak

1989

stand−by stand−up stant,−dı star starking start start yeri stat,−dı statik,−ği statolit stator statosist statü statüko stearik,−ği stearin sten steno stenograf stenografi stenotip step,−bi stepne ster steradyan stereo stereofoni

1990

stereofonik,−ği stereografi stereografik,−ği stereoskop,−bu stereoskopik,−ği stereoskopik çift stereotipi steril sterilizasyon sterilize sterilize etmek sterilleşme sterilleşmek sterlin sterol,−lü stetoskop,−bu steyşın stil stilist stilistik,−ği stil mobilya stilo stoacı stoacılık,−ğı stok stokçu stokçuluk,−ğu

1991

stok etmek stoklama stoklamak stop stopaj stop etmek stop lâmbası stop valf,−fi stor stor kapak,−ğı storlu strafor stratej strateji stratejik,−ği stratigrafi stratosfer stratus streç streptokok streptomisin stres streslenme streslenmek stresli stresör striknin

1992

striptiz striptizci stronsiyum strüktür strüktüralist strüktüralizm strüktürel stüdyo su su akrebi sual,−li sual etmek su altı su altı arkeolojisi su altı flâşı su altı fotoğrafçılığı su altı işleri suare su askıları su aygırı su aygırıgiller su bahçesi su baldıranı su bardağı subasar su basıncı su baskını

1993

su basmanı subaşı subay subaylık,−ğı su bidonu su bilimci su bilimi su biti su bitkileri su bombası su borusu su boyası su böceği su bölümü çizgisi su böreği subra subret subye su cenderesi sucu sucuk,−ğu sucukçu sucukçuluk,−ğu sucuklaşma sucuklaşmak sucul suculuk,−ğu

1994

suç suç aleti su çıkrığı suçiçeği (hastalık) suç duyurusu suçlama suçlamak suçlandırılma suçlandırılmak suçlandırma suçlandırmak suçlanma suçlanmak suçlayış suçlu suçluluk,−ğu suçluluk duygusu suçlu olmak suç olmak suçsuz suçsuzluk,−ğu su çulluğu suçüstü suçüstü mahkemesi suçüstü yakalama suç yükleme

1995

sudak,−ğı su damarı sudan Sudan Sudanlı Sudan tavuğu su değirmeni su deposu su dolabı su düzeyi su etmek sufle sufle etmek suflîleşme suflîleşmek suflör suflörlük,−ğü sugeçirmez su hattı suhulet su ısıtıcısı suibriği (bitki) suibriğigiller suiistimal,−li suiistimal etmek suikast suikastçı

1996

suiniyet suizan,−nnı su kabağı su kabı su kamışı su kamışıgiller su karanfili su kayağı su kaybı su keleri su kemeri su kesesi su kesimi su keteni su kireci su korkusu sukut sukut etmek sukutuhayal,−li su küre sulak,−ğı sulaklık,−ğı Sulakyurt (ilçe) sulama sulamak sulandırıcı sulandırma

1997

sulandırmak sulanma sulanmak sularında sulatma sulatmak sulfata sulh sulhçu sulh olmak sulhperver sulhsever sulp,−bü sulta sultan Sultanbeyli (ilçe) sultan böreği Sultandağı'nı (ilçe) sultan efendi Sultanhisar (ilçe) sultanî sultanîbuselik,−ği sultanîhüzzam sultanî tembel sultanî tembellik,−ği sultanîyegâh sultan kethüdası

1998

sultanlık,−ğı sultanoğlu sulu sulu boya sulu göz sulu gözlü suluk,−ğu suluk zinciri sululaşma sululaşmak sululuk,−ğu sululuk etmek sululuk yapmak Suluova (ilçe) Sulusaray (ilçe) sulu sepken sulu tarım sulu zırtlak,−ğı sumak,−ğı su mantarları sumen Sumer Sumerce su mercimeği su mercimeğigiller su mermeri Sumerolog,−ğu

1999

Sumeroloji sumsuk,−ğu sumsuklama sumsuklamak su muhallebisi suna suna boylu sunak,−ğı su nanesi sundurma sundurmak sungu sungur Sungurlu (ilçe) sun'î sun'î böbrek,−ği sun’î çayır sun'î gübre sun'î ipek,−ği sun'î kalp,−bi sun'îlik,−ği sun'î peyk sun'î solunum sun'î tahta sun'î teneffüs sunma sunmak

2000

sunta suntıraç,−cı suntıraş sunturlu sunturlu küfür,−frü sunu sunucu sunuculuk,−ğu sunu istem yasası sunulma sunulmak sunuluş sunum sunuş suoku (bitki) suokugiller suölçer su örümceği su örümceğigiller sup supanglez supap,−bı supara su perisi suphanallah su piresi suples

2001

supya sur sura surat surat düşkünü surat etmek suratlı suratsız suratsızlık,−ğı sure suret sureta suretiyle su rezenesi Suriye Suriyeli Suruç (ilçe) su saati susak,−ğı susak ağızlı susak burunlu susaklık,−ğı susallar susam susama susamak susamgiller

2002

susam helvası su samuru susam yağı su sarımsağı su sarnıcı susatma susatmak su sayacı susayış su seviyesi su sığırı su sineği susku suskun suskunlaşma suskunlaşmak suskunlaştırma suskunlaştırmak suskunluk,−ğu susma susma hakkı susmak susmalık,−ğı sus payı suspus suspus olmak susta

2003

sustalı sustalı çakı susturma susturmak susturucu susturulma susturulmak Susurluk (ilçe) susuş susuz Susuz (ilçe) susuzluk,−ğu Suşehri'ni (ilçe) suşeridi (bitki) sut,−du su tabakası su tankeri su tası sutaşı (işlemeli şerit) su taşkını su tavuğu su tavuğugiller su tedavisi su terazisi su teresi su testisi

2004

sut kostik,−ği su topu su tulumbası su türbini sutyen sutyenci sutyencilik,−ği su ürünleri suvarım suvarma suvarmak suvat su yatağı su yelvesi su yılanı su yılanıgiller su yılanları su yolcu suyolu (sutaşı) su yolu su yoncası su yosunları su yosunu suyuk,−ğu suyukçuluk,−ğu su yuvarı suzenî

2005

suzidil suzidilâra suzinak sübek,−ği sübekli sübjektif sübjektiflik,−ği sübjektivist sübjektivite sübjektivizm süblime süblimleşme süblimleşmek süblimleştirme süblimleştirmek sübut sübvanse etmek sübvansiyon sübyan sübyan koğuşu sübye sücut,−du südreme südremek süet süflî süflîleşme

2006

süflîleşmek süflîlik,−ği Süheyl (yıldız) sühulet sühunet süit süje süklüm püklüm sükse sükse yapmak sükûn sükûnet sükûnetli sükût sükût hakkı sükûtî sükûtîlik,−ği sülâle sülf sülfamit,−di sülfat sülfatlama sülfatlamak sülfatlanma sülfatlanmak sülfatlaşma sülfatlaşmak

2007

sülfit sülfitleme sülfür sülfürik,−ği sülfürik asit,−di sülfürimetre sülfürleme sülfürlemek süline Süloğlu'nu (ilçe) sülûk,−kü sülûk etmek sülüğen sülük,−ğü7 sülükçü sülükler sülüklü sülümen sülün sülüngiller sülünlük,−ğü sülüs sümbül sümbüle sümbülî sümbülteber (çiçek)

2008

sümek,−ği sümkürme sümkürmek sümkürtme sümkürtmek sümmettedarik sümsük,−ğü sümsükgiller sümsükleşme sümsükleşmek sümsüklük,−ğü sümter sümük,−ğü sümük doku sümüklü sümüklü böcek,−ği sümüksel sümüksü sümüksü zar sündürme sündürmek sündüs süne sünepe sünepelik,−ği sünger sünger avcısı

2009

süngerci süngercilik,−ği sünger doku süngerler süngerleşme süngerleşmek süngerli süngersi sünger taşı süngü süngüleme süngülemek süngülenme süngülenmek süngüleşme süngüleşmek süngülü süngüsü düşük,−ğü sünme sünmek sünnet sünnetçi sünnetçilik,−ği sünnet çocuğu sünnet düğünü sünnet ehli sünnet etmek

2010

sünnetleme sünnetlemek sünnetli sünnetlik,−ği sünnet olmak sünnetsiz sünnet yapmak Sünnî Sünnîlik,−ği süper süper benzin süper çimento süper fosfat süper lise süpermarket süpermarketçi süpermarketçilik,−ği süper star süpervizör süprüntü süprüntücü süprüntülük,−ğü süpürge süpürgeci süpürgecilik,−ği süpürge çalısı süpürge darısı

2011

süpürgelik,−ği süpürge otu süpürme süpürmek süpürtme süpürtmek süpürülme süpürülmek süpürüş sürahi sür'at,−ti sür'at katarı sür'atle sür'atlendirme sür'atlendirmek sür'atlenme sür'atlenmek sür'atli sürç sürçme sürçmek sürçtürme sürçtürmek sürçülisan sürdürme sürdürmek sürdürüm

2012

sürdürümcü sürdürüş süre süre aşımı süreç,−ci süreduran süredurum süregelen süregelme süregelmek süreğen süreğenleşme süreğenleşmek sürek,−ği sürek avı sürekçi sürekli süreklilik,−ği sürekli ünsüz süreksiz süreksizlik,−ği süreksiz ünsüz süreli süreölçen süreölçer süre ölçümü sürerlik,−ği

2013

sürerlik fiili sürerlik görünümü süresiz süre sonu süreyazar Süreyya (yıldız kümesi) sürfe sürfile sürfile makası sürfile makinesi sürfile yapmak sürgen doku sürgit sürgit etmek sürgit yapmak sürgü sürgü kolu sürgüleme sürgülemek sürgülenme sürgülenmek sürgülü sürgün sürgün avı sürgün olmak sürmanşet

2014

sürme sürmedan sürmek sürmeleme sürmelemek sürmelenme sürmelenmek sürmeli sürmelik,−ği sürme mantarıgiller sürme mantarları sürmenaj Sürmene (ilçe) sürmesiz sürnatüralist sürnatüralizm sürpriz sürpriz yapmak sürre sürre alayı sürrealist sürrealite sürrealizm sürre emini sürsat sürsür sürsürcülük,−ğü

2015

sürsür yarışı sürşarj sürtme sürtme ağı sürtmek sürtük,−ğü sürtükleşme sürtükleşmek sürtüklük,−ğü sürtülme sürtülmek sürtünme sürtünmek sürtünüş sürtüş sürtüşme sürtüşmek sürtüştürme sürtüştürmek sürur sürü sürücü sürücü belgesi sürücül sürücülük,−ğü sürükleme sürüklemek

2016

sürüklendirme sürüklendirmek sürükleniş sürüklenme sürüklenmek sürükletme sürükletmek sürükleyici sürükleyiş sürülme sürülmek sürülüş sürüm sürüme sürümek sürümlü sürüm sürüm sürümsüz sürümsüzlük,−ğü sürünceme süründürme süründürmek süründürülme süründürülmek sürüngen sürüngenler sürünme

2017

sürünmek sürünüş sürür sürü sepet sürü sürü sürüş sürüştürme sürüştürmek sürütme sürütmek sürveyan Süryanî Süryanîce süs süs bitkisi süsen süsengiller süsleme süslemeci süslemecilik,−ği süslemek süsleme sanatları süslendirme süslendirmek süsleniş süslenme süslenmek

2018

süsletme süsletmek süsleyici süslü süslü püslü süslü üslûp,−bu süsme süsmek süspansiyon süs püs süssüz süt süt ağacı sütana sütanalık,−ğı sütanne sütannelik,−ği süt asidi sütbaba sütbaşı (kaymak) sütbesüt süt beyaz süt çocuğu sütçü Sütçüler (ilçe) sütçülük,−ğü süt danası

2019

süt dişi süthane sütkardeş süt kırı (renk) sütkız süt kuzusu sütlâç,−cı sütleğen sütleğengiller sütlendirme sütlendirmek sütlenme sütlenmek sütliman sütlü sütlüce sütlük,−ğü sütlü kengel sütlü ot süt mavisi sütnine sütoğul,−ğlu süt otu süt otugiller sütölçer sütre sütsüz

2020

sütsüzlük,−ğü süt şekeri süttaşırmaz süt tozu sütun sütuncuk,−ğu sütü bozuk,−ğu süvari süvari alayı süvari bölüğü süvarilik,−ği süvari polisi süvari sınıfı süven süveter süveyda süyek süyüm süzdürme süzdürmek süzek,−ği süzeni süzgeç,−ci süzgeç gagalılar süzgeçleme süzgeçlemek süzgeçli

2021

süzgü süzgün süzgün bakış süzgün göz süzgünleşme süzgünleşmek süzgünlük,−ğü süzme süzme bal süzmek süzme yoğurt,−du süzücü süzük,−ğü süzüle süzüle süzülme süzülmek süzülüş süzüm süzüm (*)Ş Ş şaban şabanlaşma şabanlaşmak şabanlık,−ğı Şabanözü'nü (ilçe) şablon şabloncu

2022

şablonculuk,−ğu şad şad etmek şadırvan şad olmak şafak,−ğı Şafiî Şafiîlik,−ği şaft şaful şah şahadet şahadet etmek şahadetname şahadet parmağı şahane şahap,−bı şahbaz şah damarı şaheser şahım,−hmı şahıs,−hsı (kimse, kişi) şâhıs (sırık) şahika şahin şahin bakışlı

2023

Şahinbey (ilçe) şahinci şahit,−di şahitli şahitlik,−ği şahitlik etmek şahit olmak şahitsiz şahlandırma şahlandırmak şahlanış şahlanma şahlanmak şahlık,−ğı şahmeran şahmerdan şahmerdancı şahne şahniş şahnişin şahnişli şahrem şahrem şahsen şahsî şahsiyat şahsiyet şahsiyetli

2024

şahsiyetlilik,−ği şahsiyetsiz şahsiyetsizlik,−ği şahtere şahteregiller şahtur şaibe şaibeli şair şairane şairanelik,−ği şaire şairlik,−ği şak şak,−kkı (yarma) şaka şakacı şakacıktan şakacılık,−ğı şakadan şaka etmek şakak,−ğı şakalaşma şakalaşmak şaka maka şakasız şakayık,−ğı

2025

şaka yollu şaka yoluyla şakıldak,−ğı şakıma şakımak şakırdama şakırdamak şakırdatma şakırdatmak şakır şakır şakır şukur şakırtı şakırtılı şakırtısız şakıt şakıyış şaki şakilik,−ği şakirt,−di şakkadak şakketme şakketmek şaklaban şaklabanlık,−ğı şaklama şaklamak şaklatma

2026

şaklatmak şakrak,−ğı şakrak kuşu şakraklık,−ğı şakrama şakramak şakşak,−ğı (tahta maşa) şak şak şakşakçı şakşakçılık,−ğı şakul,−lü şakulî şakulleme şakullemek şal şalak,−ğı şalakî şale şalgam şal kuşak,−ğı şali şallak,−ğı şallak mallak,−ğı şalo şal örneği Şalpazarı'nı (ilçe)

2027

şalt binası şalter şalupa şalvar şalvarlı şama şamalı şamama şaman şamandıra şamandıralama şamandıralamak Şamanî Şamanist Şamanizm Şamanlık,−ğı şamar şamarlama şamarlamak şamar oğlanı şamata şamatacı şamata etmek şamatalı şambaba (tatlı) şambabası (tatlı) şambrel

2028

şamdan şamdancı şamdancılık,−ğı Şam fıstığı şamil şampanya şampanya bardağı şampanyalı şampiyon şampiyona şampiyonluk,−ğu şampuan şampuanlama şampuanlamak şan şandel şandelleme şandellemek şangırdama şangırdamak şangırdatma şangırdatmak şangır şungur şangırtı şanjan şanjanlı şanjman

2029

şanlı şanlı şöhretli Şanlı Urfa şano şans şansız şanslı şanslılık,−ğı şanson şansonet şansölye şansölyelik,−ği şanssız şanssızlık,−ğı şantaj şantajcı şantajcılık,−ğı şantaj yapmak şantiye şantör şantöz şantung şap şapadanak şapçı şapçılık,−ğı şaphane

2030

Şaphane (ilçe) şap hastalığı şapırdama şapırdamak şapırdatma şapırdatmak şapır şapır şapır şupur şapırtı şapka şapkacı şapkacılık,−ğı şapka işareti şapkalı şapkalık,−ğı şapkasız şaplak,−ğı şaplama şaplamak şaplatma şaplatmak şaplı şappadak şaprak,−ğı şapşal şapşalak,−ğı şapşalca

2031

şapşallaşma şapşallaşmak şapşallık,−ğı şapşal yaka şap şap şap taşı şarabî şarampol,−lü şarap,−bı şarap bardağı şarap çanağı şarapçı şarapçılık,−ğı şarap fıçısı şaraphane şaraplı şarapnel şarap rengi şarap tortusu rengi şarbon şarıldama şarıldamak şarıl şarıl şarıltı şarj şarj etmek şarjör

2032

şark şarkadak şark çıbanı şarkı şarkıcı şarkıcılık,−ğı Şarkışla (ilçe) şarkî Şarkîkaraağaç (ilçe) şarkiyat şarkiyatçı şarkiyatçılık,−ğı şarklı şarklılık,−ğı Şarköy (ilçe) şarküteri şarlama şarlamak şarlatan şarlatanca şarlatanlık,−ğı şarpi şar şar şart şart etmek şartınca

2033

şart kipi şartlama şartlamak şartlandırma şartlandırmak şartlanış şartlanma şartlanmak şartlaşma şartlaşmak şartlı şartlı birleşik cümle şartlı birleşik zaman şartlı refleks şartname şart olmak şartsız şartsız refleks şartsız şurtsuz şaryo şase şasi şaşaa şaşaalı şaşakalma şaşakalmak şaşalama

2034

şaşalamak şaşalatma şaşalatmak şaşı şaşılası şaşılaşma şaşılaşmak şaşılık,−ğı şaşılma şaşılmak şaşırış şaşırma şaşırmak şaşırtıcı şaşırtma şaşırtmaca şaşırtmak şaşkaloz şaşkın şaşkınca şaşkınlaşma şaşkınlaşmak şaşkınlık,−ğı şaşkınlıkla şaşkın şaşkın şaşlık,−ğı şaşma

2035

şaşmak şaşmaz şat şataf şatafat şatafatlı şatafatsız şathiyat şathiye şatır şato şavalak,−ğı şavk şavkıma şavkımak Şavşat (ilçe) şavul şavullama şavullamak şayak,−ğı şayan şayeste şayet şayi,−i şayia şayka şaz

2036

şe şeamet şeb şebabet şebboy şebek,−ği şebekçi şebeke şebekler şebiarus Şebinkarahisar(ilçe) şebiyelda şebnem şecaat,−ti şecere şecereli şecerename şeci,−i şedaraban şeddadî şedde şeddeli şeddeli eşek,−ği şedit,−di şef şefaat,−ti şefaatçi

2037

şefaatçilik,−ği şefaat etmek Şefaatli (ilçe) şeffaf şeffaflaşma şaffaflaşmak şeffaflaştırma şeffaflaştırmak şeffaflık,−ğı şefik şefkat,−ti şefkatli şefkatlilik,−ği şefkatsiz şefkatsizlik,−ği şeflik,−ği şeftali şehbender şehbenderlik,−ği şehevî şehir,−hri şehirci şehircilik,−ği şehir coğrafyası şehir hatları şehirler arası şehirleşme

2038

şehirleşmek şehirli şehirlileşme şehirlileşmek şehirlilik,−ği şehir rehberi şehir turu şehit,−di şehit etmek Şehitkâmil (ilçe) şehitlik,−ği şehit olmak şehlâ şehname şehnameci şehnaz şehnazbuselik,−ği şehnişin şehremaneti şehremini şehriyar şehriye şehriye çorbası şehvanî şehvaniyet şehvet şehvetli

2039

şehvetperest şehzade şehzadelik,−ği şek,−kki şekavet şekel şeker şeker ağacı şeker aktarması Şeker Bayramı şekerci şekerciboyası (bitki) şekerciboyasıgiller şekercilik,−ği şeker fasulyesi şeker hastalığı şeker kamışı şekerleme şekerlemeci şekerlemecilik,−ği şekerlemek şekerlenme şekerlenmek şekerleşme şekerleşmek şekerli şekerlik,−ği

2040

şekerli kahve şeker pancarı şekerpare şekerrenk,−gi şekersiz şekil,−kli şekil bilgisi şekilci şekilcilik,−ği şekilci olmak şekildaş şekildaşlık,−ğı şekil değiştirme şekillendirme şekillendirmek şekillenme şekillenmek şekilli şekilperest şekilsiz şekilsizlik,−ği şeklen şeklî şekva şekvacı şelâle şelek,−ği

2041

şelf şem şema şemail şemalaştırma şemalaştırmak şematik,−ği Şemdinli (ilçe) şempanze şems şemse şemsî şemsiye şemsiyeci şemsiyecilik,−ği şemsiyelik,−ği şen şenaat,−ti şendere şenelme şenelmek şeneltme şeneltmek şeni,−i şeniyet Şenkaya (ilçe) şenlendirilme

2042

şenlendirilmek şenlendirme şenlendirmek şenleniş şenlenme şenlenmek şenlik,−ği şenlikli şenliksiz Şenpazar (ilçe) şen şakrak,−ğı şen şatır şepit şer,−rri şerait şer'an şerare şerbet şerbetçi şerbetçilik,−ği şerbetçi otu şerbetleme şerbetlemek şerbetlenme şerbetlenmek şerbetli şerbetlik,−ği

2043

şerbetsiz şerç,−ci şeref şerefe şerefiye şeref kıt'ası şeref konuğu şereflendirme şereflendirmek şereflenme şereflenmek şerefli Şereflikoçhisar(ilçe) şereflilik,−ği şeref locası şeref misafiri şeref salonu şerefsiz şerefsizlik,−ği şerefsizlik etmek şeref sözü şeref tribünü şeref üyesi şerefyap,−bı şerefyap olmak şeref yeri şergil

2044

şerh şerha şerha şerha şerh etmek şer'î şeriat şeriatçı şeriatçılık,−ğı şerif şerik şeriklik,−ği şerir şerirlik,−ği şerit,−di şerit balığı şeritçi şeritçilik,−ği şeritgiller şeritleme şeritlemek şeritler şeritli şerit makarna şerit metre şeritsiz şer’iye şer’iye

2045

mahkemeleri şeş şeşbeş şeşcihar şeşper şeşüdü şeşüse şeşyek şet,−ddi şetaret şetaretli şetim,−tmi şetlant,−dı şev şevahit,−di şevk şevkefza şevket şevketli şevkli şevksiz şevksizlik,−ği şevval,−li şey şeyh şeyhlik,−ği şeyhülislâm

2046

şeyhülislâm kapısı şeyhülislâmlık,−ğı şeytan şeytanarabası (uçuşan tohum) şeytan bezi şeytanca şeytan çekici şeytan elması şeytanet şeytanfeneri (bitki) şeytanılâin şeytanî şeytaniğnesi (hayvan) şeytaniğnesigiller şeytan kuşu şeytanlık,−ğı şeytanlık etmek şeytanminaresi (böcek kabuğu) şeytan otu şeytan örümceği şeytansaçı (bitki) şeytan şalgamı şeytan taşlama şeytantersi (bitki)

2047

şeytantırnağı (bitki) şeytan tırnağı şeytan uçurtması şezlong şık (güzel, zarif) şık,−kkı (seçenek) şıkırdama şıkırdamak şıkırdatma şıkırdatmak şıkır şıkır şıkırtı şıklaşma şıklaşmak şıklaştırma şıklaştırmak şıklık,−ğı şıldır şıldır şıllık,−ğı şımarık,−ğı şımarıkça şımarıklık,−ğı şımarış şımarma şımarmak şımartılma şımartılmak

2048

şımartma şımartmak şıngıl şıngırdama şıngırdamak şıngır şıngır şıngırtı şıp şıpıdık,−ğı şıpın işi şıpırdama şıpırdamak şıpır şıpır şıpırtı şıpka şıppadak şıpsevdi şıpsevdilik,−ği şıpşıp (terlik) şıp şıp şıra şıracı şırak şırakkadak şıralı şıralık,−ğı şıralık üzüm

2049

şıraölçer şırfıntı şırıldama şırıldamak şırıl şırıl şırıltı şırınga şırınga etmek şırıngalama şırıngalamak şırınga yapmak şırlağan şırlama şırlamak Şırnak (ilçe) şıvgın Şia şiar şiber valf,−fi şiddet şiddetlendirme şiddetlendirmek şiddetlenme şiddetlenmek şiddetli şiddet olayı şif

2050

şifa şifahane şifahen şifahî şifalı şifa otu şifasız şifleme şiflemek şifon şifoniyer şifre şifre anahtarı şifreci şifreleme şifrelemek şifreli şifreli çanta şifreli hesap,−bı şifreli kasa şifreli kilit,−di şifreli telefon şifreli telgraf Şiî Şiîlik,−ği Şiir şiirce

2051

şiir defteri şiiriyet şiir kitabı şiirleştirme şiirleştirmek şiirli şiirsel şikâr şikâyet şikâyetçi şikâyetçilik,−ği şikâyet etmek şikâyetname şike şikeli şikemperver şikesiz şikeste şike yapmak şile Şile (ilçe) Şile bezi şilem şilep,−bi şilepçilik,−ği şilin şilt,−di

2052

şilte şimal,−li şimalî şimdi şimdicik şimdiden şimdiki şimdilerde şimdileyin şimdilik şimdi şimdi şimendifer şimiotaksi şimiotropizm şimşek,−ği şimşeklenme şimşeklenmek şimşekli şimşek taşı şimşir şimşirgiller şimşirlik,−ği şinanay şinik,−ği şinikleme şiniklemek Şinto

2053

Şintoculuk,−ğu Şintoizm şip şipşak şipşakçı şipşakçılık,−ğı şipşirin Şiran (ilçe) şiraze şirden şirin şirinlik,−ği şirk şirket şirketleşme şirketleşmek şirpençe şirret şirretçe şirretleşme şirretleşmek şirretlik,−ği şirretlik etmek Şirvan (ilçe) şiryan şist şistleşme

2054

şistleşmek şistli şistlilik,−ği şiş şişe şişeci şişek,−ği şişeleme şişelemek şişelenme şişelenmek şişelik,−ği şişhane Şişhane şişinme şişinmek şişirilme şişirilmek şişiriş şişirme şişirmece şişirmek şişirtme şişirtmek şiş kebap,−bı şişkin şişkinlik,−ği

2055

şişko şişkoluk,−ğu şiş köfte şişleme şişlemek şişlenme şişlenmek Şişli (ilçe) şişlik,−ği şişman şişmanca şişmanlama şişmanlamak şişmanlatma şişmanlatmak şişmanlık,−ğı şişme şişmek şita şitaiye şive şivekâr şiveli şivesiz şivesizlik,−ği şizofren şizofreni

2056

şlempe şnitzel şnorkel şofben şoför şoför ağzı şoför koltuğu şoförlük,−ğü şoför mahalli şoför muavini şoför okulu şoför yardımcısı şok şoke şoke etmek şoke olmak şokola şok tedavisi şolo şom şom ağızlı şopar şoparlık,−ğı Şor Şorca şorlama şorlamak

2057

şorolo şorololuk,−ğu şorolop şort şose şoset şoson şov şoven şovenizm şovenlik,−ği şovmen şovrum şov yapmak şöbiyet şöhret şöhretli şöhret sahibi şöhretsiz şölen şömine şömiz şömizye şövale şövalye şövalyece şövalyelik,−ği

2058

şövalye ruhlu şövalye yüzüğü şöyle şöyle bir şöyle böyle şöylece şöylemesine şöylesine şu şua,−ı şuara şubara şubat şube şu bu şuf'a şuf'a hakkı şuh şuhluk,−ğu Şuhut (ilçe) şule şuna şuna buna şunca şuncacık şunda şunda bunda şundan 2059

şundan bundan şunlar şunu şunu bunu şunun şunun bunun şura (şu yer) şûra (danışma kurulu) şuracık,−ğı şuracıkta şurada şuralı şuralı buralı şurası Şûrayıdevlet şurup,−bu şusu busu şut şutlama şutlamak şuur şuuraltı şuurlaşma şuurlaşmak şuurlu şuurluluk,−ğu

2060

şuursuz şuursuzluk,−ğu şüheda şükran şükretme şükretmek şükreyleme şükreylemek şükür,−krü şümul,−lü şümullendirme şümullendirmek şümullü şüphe şüpheci şüphecilik,−ği şüphe etmek şüphe kurdu şüphelendirme şüphelendirmek şüpheleniş şüphelenme şüphelenmek şüpheli şüphesiz şürekâ şüyu,−u

2061

(*)T T ta taaccüp,−bü taaccüp etmek taaddüt,−dü taaffün taaffün etmek taahhüt,−dü taahhüt etmek taahhütlü taahhütlü mektup,−bu taahhütname taallûk taallûkat taallûk etmek taam taam etmek taammüden taammüm taammüm etmek taammüt,−dü taannüt,−dü taannüt etmek taarruz taarruz etmek

2062

taassup,−bu taaşşuk taayyün taayyün etmek taayyüş taba tabaat tababet tabak,−ğı tabaka tabakalama tabakalamak tabakalanma tabakalanmak tabakalı tabakasız tabakçı tabakhane tabaklama tabaklamak tabaklanma tabaklanmak tabaklık,−ğı taban tab’an taban basma tabanca

2063

tabanca boyası tabanca cilâsı taban düzeyi taban fiyatı taban halısı tabanı yarık,−ğı taban lâğımı tabanlı tabanlık,−ğı tabansız tabansızlık,−ğı tabanvay tabasbus tabasbus etmek tabelâ tabelâcı tabelâcılık,−ğı tabetme tabetmek tabı tabı,−b'ı tabi (elbette) tâbi,−i (bağımlı; basıcı) tabiat tabiat bilgisi tabiat bilimleri

2064

tabiatıyla tabiatlı tabiatsız tabiatsızlık,−ğı tabiatüstü tabiatüstücülük,−ğü tabiî tabiî afetler tabiî hukuk tabiîleşme tabiîleşmek tabiîlik,−ği tâbiiyet tâbiiyetli tâbiiyetsiz tâbiiyetsizlik,−ği tâbilik,−ği tâbi olmak tabip,−bi tabiplik,−ği tabir tabir etmek tabirname tabiye tabl tabla tablakâr

2065

tablalı tabldot tablet tabliye tablo tabu tabulaşma tabulaşmak tabur taburcu taburcu edilmek taburcu etmek taburcu olmak tabure tabut tabutluk,−ğu tabütüvan tabya Tacik Tacikçe Tacikistan tacil tacil etmek tacir taciz taciz ateşi taciz etmek

2066

tacizlik,−ği tacizlik etmek taç,−cı taç atışı taç beyit,−yti taç giyme töreni taçlanma taçlanmak taçlı taçsız taçsız kral taçsızlar taç yaprağı taç yapraklı tadat,−dı tadat etmek tadım tadımlık,−ğı tadil tadilât tadilât etmek tadilât yapmak tadil etmek tadil teklifi taflan tafra tafracı

2067

tafsil tafsilât tafsilâtlı tafta tafzih tagaddi tagallüp,−bü tagayyür tagayyür etmek tağşiş tağşiş etmek tağyir tağyir etmek tahaccür tahaccür etmek tahaffuz tahaffuzhane tahakkuk tahakkuk etmek tahakküm tahakküm etmek tahammuz tahammül tahammül etmek tahammülfersa tahammülsüz tahammülsüzlük,−ğü

2068

tahammür tahammür etmek taharet taharet bezi taharet borusu taharetlenme taharetlenmek taharri taharri etmek taharri memuru taharrüş taharrüş etmek tahassun tahassür tahassüs tahaşşüt,−dü tahattur tahattur etmek tahavvül tahavvül etmek tahayyül tahayyül etmek tahdidat tahdit,−di tahdit etmek tahfif tahfif etmek

2069

tahıl tahıl yemi tahin tahin helvası tahinî tahinli ekmek tahin rengi tahirbuselik,−ği tahkik tahkikat tahkikat komisyonu tahkik etmek tahkim tahkimat tahkim etmek tahkimli tahkir tahkir etmek tahkiye tahkiye etmek tahlif tahlil tahlil etmek tahlilî tahlis tahlisiye tahliye

2070

tahliye etmek tahmil tahmin tahminen tahmin etmek tahminî tahmis tahmisçi tahnit tahnit sanatı tahra tahribat tahrif tahrifat tahrif etmek tahrik tahrikât tahrikçi tahrikçilik,−ği tahrik etmek tahril tahrilli tahrip,−bi tahrip etmek tahripkâr tahrir tahrirat

2071

tahrirat kâtibi tahriren tahrir heyeti tahrirî tahriş tahriş etmek tahsil tahsilât tahsildar tahsildarlık,−ğı tahsil etmek tahsis tahsisat tahsisatımesture tahsis etmek tahsisli tahsisli yol tahşiye taht tahta tahta biti tahtaboş tahtacı Tahtacı tahtacılık,−ğı tahta göğüs tahta göğüslü

2072

tahta kurdu tahtakuruları tahtakurusu tahtalaşma tahtalaşmak tahtalı tahtalı güvercin tahtalıköy tahta pamuk,−ğu tahta perde tahtelbahir,−hri tahterevalli tahteşşuur tahtırevan tahvil tahvilât tahvil etmek taife tak taka takacı takacılık,−ğı takaddüm takallüs takallüs etmek takanak,−ğı takarrüp,−bü

2073

takarrür takas takas etmek takaslama takaslamak takat,−ti takatli takatsiz takatsizlik,−ği takatuka takayyüt,−dü takaza takaza etmek takbih takbih etmek takdim takdimci takdimcilik,−ği takdim edilmek takdim etmek takdim olunmak takdim tehir takdim tehir yapmak takdir takdir etmek takdir hakkı takdiriilâhî

2074

takdirkâr takdirname takdir olunmak takdir yetkisi takdis takdis etmek takeometre takı takılgan takılganlık,−ğı takılı takılış takılma takılmak takım takımada takımca tekelleşme takım erki takım oyunu takım takım takım taklavat takım tekeli takımyıldız takınak,−ğı takınaklı takınaklı davranış takınaksız

2075

takınç,−cı takınçlı takınma takınmak takıntı takıntılı takıntısız takırdama takırdamak takırdatma takırdatmak takır takır takırtı takır tukur takışma takışmak takıştırma takıştırmak takıyye takibat takiben takigraf takim takimetre takip,−bi takipçi takipçilik,−ği

2076

takip etmek takipsiz takipsizlik,−ği takipsizlik kararı takkadak takke takkeli takkesiz takla takla böceği takla böcekleri taklacı taklak,−ğı taklidî taklidî kelime taklip,−bi taklip etmek taklit,−di taklitçi taklitçilik,−ği taklit etmek taklit mobilya takma takma ad takma ayak,−ğı takma bacak,−ğı takma diş

2077

takma isim,−smi takmak takma kirpik,−ği takma kol takma saç takmazlık,−ğı takometre takoz takozlama takozlamak takriben takribî takrip takrir takrir etmek takriz taksa taksalı taksa pulu taksi taksici taksicilik,−ği taksim taksimat taksim etmek taksimetre taksir

2078

taksirat taksirli taksirli suç taksit taksitlendirme taksitlendirmek taksit taksit taksonomi takt tak tak taktırma taktırmak takti,−i takti etmek taktik,−ği taktikçi taktir taktir etmek takt sahibi tak tuk takunya takunyacı takunyacılık,−ğı takunyalı takunyasız takva takvim

2079

takviye takviye etmek takyap takyapçı takyapçılık,−ğı takyap ustası takyit,−di takyit etmek tal talâk talâkat talâkıselâse talan talancı talancılık,−ğı talan etmek talanlama talanlamak Talas (ilçe) talaş talaş böreği talaş kebabı talaşlama talaşlamak talaşlanma talaşlanmak talaz

2080

talazlanma talazlanmak talazlık,−ğı talebe talebelik,−ği talep,−bi talep etmek talepname tali talih talih kuşu talihli talihsiz talihsizlik,−ği talik,−kı talika talik etmek talil talim talimar talimat talimatname talim etmek talimgâh talimhane talimli talimname

2081

talip,−bi talipli talip olmak talk talkım talkın talk pudrası talk şist tallahi tallı bitkiler taltif taltif etmek talveg talyum tam tam açı tamah tamah etmek tamahkâr tamahkârlık,−ğı tam algı tamam tamamen tamamı tamamına tamamıyla tamamiyet tamamlama

2082

tamamlamak tamamlanış tamamlanma tamamlanmak tamamlatma tamamlatmak tamamlayıcı tamamlayış tamam olmak tamanit tam asalak,−ğı tam bakım tam bakım merkezi tam bilet tam bölen tambur tambura tamburacı tamburî tam gaz tam gün tamı tamına tamik tamim tamim etmek tamir tamirat

2083

tamirci tamircilik,−ği tamir etmek tamirhane tamir takımı tam kafiye tamlama tamlanan tamlayan tamlayan durumu tamlık,−ğı tam mesai tam otomatik,−ği tam pansiyon tampon tampon bölge tampon devlet tamponlama tamponlamak tam sayı tam siper tamtakır tamtakır olmak tamtam tam tamına tam tarife tamu

2084

tam yol tamzara tan tanassur tandans tandem tandır tandır alevi tandır ateşi tandır böreği tandır çöreği tandır ekmeği tandır kebabı tandırname tane tanecik,−ği tanecikli taneciksiz tanecil taneleme tanelemek tanelenme tanelenmek taneli tanen tane tane tangırdama

2085

tangırdamak tangırdatma tangırdatmak tangır tangır tangırtı tangırtılı tangır tungur tango tanı tanıdık,−ğı tanık,−ğı tanıklama tanıklamak tanıklık,−ğı tanıklık etmek tanık olmak tanık tepe tanılama tanılamak tanım tanıma tanımak tanımazlık,−ğı tanımlama tanımlamak tanımlanma tanımlanmak

2086

tanımlayış tanımlık,−ğı tanınış tanınma tanınmak tanınmış tanısızlık,−ğı tanış tanışık,−ğı tanışıklık,−ğı tanışış tanışma tanışmak tanıştırma tanıştırmak tanıt tanıtıcı tanıtılış tanıtılma tanıtılmak tanıtım tanıtımcı tanıtımlık,−ğı tanıtış tanıtlama tanıtlamak tanıtlanış

2087

tanıtlanma tanıtlanmak tanıtlayış tanıtlı tanıtma tanıtmacı tanıtmacılık,−ğı tanıtma filmi tanıtmak tanıtma kartı tanıtmalık,−ğı tanıtma yazısı tanıtsız tanıyış tanin taninli tanjant tank tankçı tanker tankerci tankercilik,−ği tanksavar tanlama tanlamak tannan tannanlık,−ğı

2088

tanrı (ilâh) Tanrı tanrı bilimci tanrı bilimi tanrıcılık,−ğı tanrıça Tanrı kayrası tanrılaşma tanrılaşmak tanrılaştırma tanrılaştırmak tanrılık,−ğı Tanrı misafiri tanrısal tanrısallık,−ğı tanrısız tanrısızlık,−ğı tanrıtanımaz tanrıtanımazlık,−ğı Tanrı vergisi tansık,−ğı tansiyometre tansiyon tansiyon düşürücü tantal,−li tantana tantanacı

2089

tantanalı tantanasız tan tun tantuni tan yeli tan yeri Tanzanya Tanzanyalı tanzifat tanzifat amelesi tanzifat arabası tanzifat vergisi tanzim Tanzimat Tanzimatçı tanzim etmek tanzim satışı tanzir Taoculuk,−ğu Taoizm tapa tapalama tapalamak tapalanma tapalanmak tapalı tapan

2090

tapanlama tapanlamak tapasız tapı tapıklama tapıklamak tapınak,−ğı tapıncak,−ğı tapıncakçılık,−ğı tapınış tapınma tapınmak tapırdama tapırdamak tapırtı tapış tapışlama tapışlamak tapışlanma tapışlanmak tapi tapir tapirgiller tapma tapmak tapon taponcu

2091

taptaze taptırma taptırmak tapu tapucu tapu kütüğü tapulama tapulamak tapulu tapu memuru tapu sicili tapu sicil muhafızı tapusuz tapyoka tar (çalgı) taraba taraça taraf tarafeyn tarafgir tarafgirlik,−ği taraflı taraflılık,−ğı taraf olmak tarafsız tarafsız bölge tarafsızlaştırılmış

2092

tarafsızlaştırma tarafsızlaştırmak tarafsızlık,−ğı tarafsız olmak taraftar taraftarlık,−ğı taraftarlık etmek tarak,−ğı tarakçı tarakçılık,−ğı tarak dubası tarak işi taraklama taraklamak taraklı taraklılar Taraklı (ilçe) tarak otu tarak otugiller taraksı taraksı kas taraksız taralı tarama taramak taranga taranış

2093

taranma taranmak tarantı tarassut,−du tarassut etmek taraş taraşlama taraşlamak taratış taratma taratmak tarator taravet taravetli tarayıcı tarayış taraz tarazlama tarazlamak tarazlanma tarazlanmak taraz taraz tarçın tarçınî tardiye taret tarh

2094

tarhana tarhana çorbası tarhanalık,−ğı tarh etmek tarhun tarık tarım tarımcı tarımcılık,−ğı tarım coğrafyası tarımsal tarif tarife tarifeli tarifesiz tarif etmek tariflendirme tariflendirmek tarifli tarifname tarifsiz tarih tarihçe tarihçi tarihçilik,−ği tarihî tarihî coğrafya

2095

tarihî eser tarihî film tarihî maddeci tarihî maddecilik,−ği tarihî roman tarihî tiyatro tarihlendirme tarihlendirmek tarihli tarih öncesi tarihsel tarihsel özdekçi tarihsel özdekçilik,−ği tarihsel roman tarihsiz tarih yanılgısı tarih yazarı tarik tarikat tarikatçı tarikatçılık,−ğı tariz tariz etmek tarla tarla faresi tarlakoz tarla kuşu

2096

tarla kuşugiller tarla sıçanı tarlatan tarla tump,−bu tarpan tarsin tarsin etmek Tarsus (ilçe) tart,−dı (kovma) tart (meyveli pasta) tartaklama tartaklamak tartaklanış tartaklanma tartaklanmak tartaklayış tartak martak tartarak yenme tartarat tartarik,−ği tartarik asit,−di tart etmek tartı tartıcı tartıl tartılı tartılış

2097

tartılma tartılmak tartım tartımlı tartısız tartış tartışılma tartışılmak tartışma tartışmacı tartışmak tartışmalı tartışmasız tartma tartmak tart suçu tarttırma tarttırmak tartura tarumar tarumar etmek tarumar olmak tarz tarziye tas tasa tasa etmek

2098

tasalanma tasalanmak tasalı tasallut tasallut etmek tasallüp,−bü tasannu,−u tasar tasar çizim tasar çizimci tasarı tasarı geometri tasarım tasarımcı tasarımlama tasarımlamak tasarımlı tasarlama tasarlamak tasarlanış tasarlanma tasarlanmak tasarlayış tasarruf tasarruf bonosu tasarruf etmek tasarruflu

2099

tasasız tasasızlık,−ğı tasasız olmak tasavvuf tasavvufî tasavvur tasavvur etmek tasdi,−i tasdik tasdik edilmek tasdik etmek tasdikli tasdikname tasdiksiz tasfiye tasfiyeci tasfiye etmek tasfiyehane tasgir tashih tashihikarar tashih etmek tasım tasımlama tasımlamak tasımsal tas kebabı

2100

taslak,−ğı taslama taslamak tasma tasmim tasmim etmek tasni,−i tasnif tasnif etmek tasnifleme tasniflemek tasrif tasrif etmek tasrih tasrih etmek tastamam tas tas tastir tastir etmek tasvip,−bi tasvip etmek tasvir tasvir etmek tasvirî tasvirî dil bilgisi taş taşak,−ğı

2101

taşaklı taş ekmek,−ği taş arabası taş bademi taş balığı taş baskı taş basmacı taş basması taş bebek,−ği taş bilimi taş bina taş böceği taşçı taşçıl taşçılık,−ğı taşçı tarağı taşçı ustası taş devri taş dolgu taş döşeme taşemen taşemengiller taşeron taşeronluk,−ğu taşıl taşıl bilimi taşıllaşma

2102

taşıllaşmak taşıllı taşım taşıma taşımacı taşımacılık,−ğı taşımak taşımalık,−ğı taşımlık,−ğı taşımsı taşınabilir taşınır taşınır değer taşınış taşınma taşınmak taşınmaz taşınmaz mal taşıntı taşırma taşırmak taşıt taşıtçı taşıtma taşıtmak taşıttırma taşıttırmak

2103

taşıyıcı taşıyış taşikardi taş iliği taş kalpli taş kalplilik,−ği Taşkent (şehir; ilçe) taşkın taşkınca taşkınlık,−ğı taşkıran çiçeği taşkırangiller taşkıran otu taş kömürü Taşköprü (ilçe) taş küre taşlama taşlamacı taşlamacılık,−ğı taşlamak taşlanma taşlanmak taşlanmış ipek,−ği taşlanmış kot taşlaşma taşlaşmak taşlatma

2104

taşlatmak taş levreği taşlı Taşlıçay (ilçe) taşlık,−ğı taşma taşmak taş mantarı taş nanesi taş ocağı Taşova (ilçe) taş pamuğu taş pudra taşra taşra ağzı taşralı taş sarımsağı taşsız taş tahta taş toprak,−ğı taş yağı taş yuvarı taş yürekli taş yüreklilik,−ği tat Tat tat alma duyusu

2105

tat alma organı tatar (posta sürücüsü) Tatar tatar ağası tatar arabası Tatar böreği Tatarca tatarcık,−ğı tatarcık humması Tatar çorbası tatarımsı (yarı pişmiş) Tatarımsı Tataristan tatarlaşmak tatarsı (yarı pişmiş) Tatarsı tatbik tatbikat tatbikatçı tatbik etmek tatbikî tatbik imzası tatbik mührü tatbilir tat duyusu

2106

tatil tatil etmek tatil köyü tatil olmak tatil yapmak tatlandırıcı tatlandırıcılı tatlandırma tatlandırmak tatlanma tatlanmak tatlı tatlı belâ tatlıca tatlıcı tatlıcılık,−ğı tatlı dil tatlı dilli tatlılaşma tatlılaşmak tatlılaştırma tatlılaştırmak tatlılı tatlılık,−ğı tatlılıkla tatlı limon tatlımsı

2107

tatlı sert tatlısı tuzlusu tatlı söz tatlı sözlü tatlı su tatlı su Frengi tatlı su gelinciği (balık) tatlı su ıstakozu tatlı su kayası (balık) tatlı su kefali tatlı su levreği tatlı sülümen tatlı tatlı tatma tatmak tatmin tatmin etmek tatminkâr tatmin olmak tatminsiz tatminsizlik,−ği tatsız tatsızlaşma tatsızlaşmak tatsızlık,−ğı tatsız tuzsuz

2108

tattırma tattırmak tatula Tatvan (ilçe) taun tav tava tava böreği tava ekmeği tavaf tavaf etmek tavalık,−ğı tavan tavan aralığı tavan arası tavan fiyatı tavan penceresi tavan süpürgesi Tavas (ilçe) tavassut tavassut etmek tavattun tavattun etmek tavazzuh tavazzuh etmek tavcı tavcılık,−ğı

2109

taverna tavernacı tavhane tavır,−vrı tavik,−kı taviz tavizci tavizcilik,−ği tavla tavlacı tavlama tavlamak tavlandırma tavlandırmak tavlanma tavlanmak tavlı tavsama tavsamak tavsatma tavsatmak tavsız tavsif tavsif etmek tavsiye tavsiye etmek tavsiyeli

2110

tavsiye mektubu tavsiyename tavsiyesiz tavşan tavşanağzı (renk) tavşan anahtarı tavşanayağı (bitki) tavşanbıyığı (bitki) tavşancı tavşancıl tavşancılık,−ğı tavşancıl otu tavşan dudağı tavşan eti tavşangiller tavşankanı (renk) tavşankulağı (bitki) Tavşanlı (ilçe) tavşanlık,−ğı tavşanmemesi (bitki) tavşan uykusu tavşan yürekli tavuk,−ğu tavukayağı (maymuncuk) tavuk balığı tavuk biti

2111

tavuk budu tavukçu tavukçuluk,−ğu tavuk döner tavuk eti tavukgiller tavukgöğsü (tatlı) tavukgötü (siğil) tavukkarası (hastalık) tavuk köftesi tavuk kümesi tavuklar tavuklu tavukpençesi (bitki) tavuk sarması tavuksular tavuk suyu tavuk yahni tavukyelpazesi (yemek) tavulga tavus tavus kuşu tavuskuyruğu (kusmuk) tavus tüyü

2112

tavus yeşili tavzif tavzif etmek tavzih tavzih etmek tay taya tayalık,−ğı taydaş tayf tayfa tayfölçer tayf ölçümü tayfun tayga taygeldi tayın tayın bedeli tayin tayin edilmek tayin etmek tayinli tayinsiz tayip,−bi taylak,−ğı taylama taylamak

2113

Taylorculuk,−ğu tayming tayt tay tay taytay arabası Tayvan Tayvanlı tayyar tayyare tayyareci tayyarecilik,−ği tayyetme tayyetmek tayyör tazallüm tazallüm etmek tazammun tazammun etmek tazarru,−u taze tazece taze fasulye tazeleme tazelemek tazelenme tazelenmek tazeleşme

2114

tazeleşmek tazelik,−ği taze para tazı tazıcı tazılaşma tazılaşmak tazim tazimat tazim etmek tazip,−bi taziye taziyet taziyetname taziz tazmin tazminat tazmin etmek tazyik tazyik etmek T cetveli teadül teakup,−bu teakup etmek teali teamül teamül hukuku

2115

tearuz teati teati etmek teatral,−li teavün tebaa tebahhur tebahhur etmek tebaiyet tebarüz tebarüz etmek tebcil tebcil etmek tebdil tebdil etmek tebdilihava tebeddül tebeddülât tebelleş tebelleş etmek tebelleş olmak tebellüğ tebellüğ etmek tebellür tebellür etmek teber teberli

2116

teberru,−u teberru etmek teberrük teberrüken teberrüz tebersiz tebessüm tebessüm etmek tebessümlü tebessümsüz tebeşir tebeşirleşme tebeşirli tebeşirsiz tebeyyün tebeyyün etmek tebligat tebliğ tebliğ etmek tebrik tebrik etmek tebriye tebriye etmek tebşir tebşir etmek tebyiz tebyiz etmek

2117

tecahül tecahül etmek tecahülüarif tecahülüarifane tecanüs tecavüz tecavüz etmek tecavüzkâr tecdit,−di teceddüt,−dü tecelli tecelli etmek tecemmu,−u tecennün tecennün etmek tecerrüt,−dü tecerrüt etmek tecessüm tecessüm etmek tecessüs tecezzi tecezzi etmek tecil tecil etmek tecim tecimen tecim evi

2118

tecrit,−di tecrit etmek tecrübe tecrübe etmek tecrübeli tecrübelilik,−ği tecrübesiz tecrübesizlik,−ği tecrübî tecvit,−di tecvitli tecviz tecviz etmek tecziye tecziye etmek teçhil teçhil etmek teçhiz teçhizat teçhiz etmek tedafüî tedahül tedai tedai etmek tedarik tedarikçi tedarikçilik,−ği

2119

tedarik etmek tedarikleme tedariklemek tedarikli tedariksiz tedavi tedavi etmek tedavi olmak tedavi uzmanı tedavül tedbir tedbirli tedbirsiz tedbirsizce tedbirsizlik,−ği tedenni tedenni etmek tedfin tedhiş tedhişçi tedhişçilik,−ği tedhişli tedhişsiz tedip,−bi tedip etmek tedirgin tedirgin etmek

2120

tedirginleşme tedirginleşmek tedirginlik,−ği tedirgin olmak tediye tediye emri tediye etmek tedricen tedricî tedriç,−ci tedris tedrisat tedvin tedvin etmek tedvir tedviren tedvir etmek teeddüp,−bü teeddüp etmek teehhül teehhül etmek teehhür teemmül teenni teessüf teessüf etmek teessür

2121

teessürat teessür etmek teessüs teessüs etmek teeyyüt,−dü teeyyüt etmek tef tefahhus tefahür tefarik,−ği tefavüt tefcir tefe tefeci tefecilik,−ği tefehhüm tefekkür tefeli Tefenni (ilçe) teferruat teferruatlı teferrüç,−cü teferrüt,−dü tefessüh tefessüh etmek tefeül tefevvuk

2122

tefevvuk etmek tefeyyüz tefeyyüz etmek tefhim teflon tefrik,−kı tefrika tefrika etmek tefrika roman tefrik etmek tefriş tefrişat tefriş etmek tefrit tefsir tefsir etmek teftih teftiş teftiş etmek teftiş heyeti teftiş kurulu teftiş raporu tefviz tegafül tegafül etmek teganni teganni etmek

2123

teğelti teğet teğmen teğmenlik,−ği tehacüm tehalüf tehalüf etmek tehalük tehalük etmek tehcir tehcir etmek tehdit,−di tehdit etmek tehditkâr tehditsiz tehevvür tehevvür etmek teheyyüç,−cü tehi tehir tehir etmek tehiriicra tehirli tehirsiz tehlike tehlikeli tehlikeli olmak

2124

tehlikesiz tehyiç,−ci tehyiç etmek tehzil tein teizm tek tekabül tekabül etmek tek adam tek adam gösterisi tekâlif tekâmül tekâmül etmek tek anlamlı tek anlamlılık,−ğı tekâpu tekâsüf tekâsüf etmek tekâsül tekaüdiye tekaüt,−dü tekaüt ikramiyesi tekaütlük,−ğü tekaüt maaşı tekaüt olmak tek başına

2125

tekbenci tekbencilik,−ği tek biçim tekbir tek çekirdekli tek çekirdekliler tek çenekli tek çenekliler tek çeneklilik,−ği tekçi tekçilik,−ği tek delikliler tekdir tekdir etmek tekdüze tekdüzeleşme tekdüzeleşmek tekdüzelik,−ği teke tekebbür teke dikeni tekeffül tekeffül etmek tekel tekel bayii tekelci tekelci anamalcılık,

2126

−ğı tekelcilik,−ği tekelleşme tekelleşmek tekelleştirme tekelleştirmek tekellüf tekellüm tekellüm etmek tekel maddesi tekemmül tekemmül etmek teker tekercik,−ği tekerçalar tekerçalarcı tek erkçi tek erkçilik,−ği tek erklik,−ği tekerlek,−ği tekerlekçi tekerlekçilik,−ği tekerlekli tekerlekli koltuk,−ğu tekerlekli sandalye tekerlek pabucu tekerleme

2127

tekerlemek tekerlenme tekerlenmek tekerli tekerrür tekerrür etmek teker teker tekesakalı (bitki) tekesemek tekessür tekessür etmek tek eşli tek eşlilik,−ği teke tek tek evli tek evlilik,−ği tekevvün tek fazlı tekfin tekfin etmek tekfir tekfur tekfurluk,−ğu tek heceli dil tek hücreli tekiden tekil

2128

tekillik,−ği tekin tekinsiz tekir Tekirdağ tekit,−di tekit etmek tekke Tekkeköy (ilçe) tek kişilik,−ği tekleme teklemek tekleşme tekleşmek tekli teklif teklif etmek teklifli teklifname teklifsiz teklifsizce teklifsiz konuşma teklifsizlik,−ği teklif tekellüf teklik,−ği teklik eki tek liste

2129

Tekman (ilçe) tekme tekmeleme tekmelemek tekmelenme tekmelenmek tekmil tekmil haberi tekmilleme tekmillemek tekne tekneci teknecilik,−ği tekne kazıntısı teknetyum teknik,−ği teknikçi teknik eğitim tekniker teknik lise teknik okul teknik öğretim teknik şartname teknik üniversite teknisyen teknokrasi teknokrat

2130

teknokratçılık,−ğı teknoloji teknolojik,−ği tek örnek,−ği tek parmaklılar tek partili tekrar tekraren tekrar etmek tekrarlama tekrarlamak tekrarlanma tekrarlanmak tekrarlatma tekrarlatmak tekrarlı tekrar tekrar tek renkli tekrir tek sayı tek seçici tek sesli tek seslilik,−ği teksif teksif etmek teksir teksir etmek

2131

teksir kâğıdı teksir makinesi tekst tekstil tekstilci tek tanrıcı tek tanrıcılık,−ğı tek tanrılı tek taraflı tektaş (yüzük) tek tek tek tırnak işareti tektonik,−ği tek tük tekvando tekvin tekvin etmek tek yanlı tek yönlü yol tek yumurta ikizi tekzip,−bi tekzip etmek tel telâ telâffuz telâffuz cihazı telâffuz etmek

2132

telâffuz organı telâfi telâfi etmek telâki telâkki telâkki edilmek telâkki etmek telâkki olunmak telâlama telâlamak telâş telâşe telâşe müdürü telâşe nazırı telâş etmek telâşlandırma telâşlandırmak telâşlanış telâşlanma telâşlanmak telâşlı telâşlılık,−ğı telâşlı telâşlı telâşsız telâşsızlık,−ğı telâtin telâtum etmek

2133

tel cambazı telcik,−ği tel çivi tel dikiş tel dokuma tel dolap,−bı telef telefat teleferik,−ği telef etmek telef olmak telefon telefoncu telefonculuk,−ğu telefon diplomasisi telefon direği telefon etmek telefon hattı telefon kabini telefon kartı telefon kulübesi telefonlaşma telefonlaşmak telefonometre telefon rehberi telefon santrali telefotografi

2134

telek,−ği telekart teleke telekız telekinezi telekomünikasyon telekonferans teleks teleksçi teleksçilik,−ği telem teleme teleme peyniri telemetre telemetri teleobjektif teleoloji telepati telepatik,−ği teleradar teles telesekreter telesime telesimek telesine telesinema telesiyej

2135

teleski teleskop,−bu teleskopik,−ği Teleüt Teleütçe televizyon televizyon alıcısı televizyon bandrolü televizyoncu televizyonculuk,−ğu televizyon filmi televizyon oyunu televizyon programı televizyon verici istasyonu televizyon yayını tel fırça telfin telgraf telgrafçı telgrafçılık,−ğı telgraf çiçeği telgraf direği telgrafhane telgraf teli telgraf üslûbu tel halat

2136

telhis telhisçi telhis etmek telif telif etmek telif hakkı tel'in tel'in etmek tel'in mitingi telis tel kadayıf tel kafes telkârî telkih telkin telkin etmek tel kurdu tel küf tel küflüce tellâk,−ğı tellâklık,−ğı tellâl tellâliye tellâllık,−ğı telleme tellemek tellendirme

2137

tellendirmek tellenme tellenmek telli telli balıkçıl tellice telli çalgılar telli duvaklı telli pullu telli turna tellür telmih telmihen telmih etmek tel örgü telsi telsiz telsiz bağlantısı telsizci telsizcilik,−ği telsiz telefon telsiz telgraf tel şehriye tel tel teltik,−ği teltikli teltiksiz

2138

telve telvis etmek telyazı (telgraf) tel zımba tem tema temadi temadi etmek temaruz temaruz etmek temas temas etmek temaşa temaşa etmek temaşa sanatı tematik,−ği temayül temayüz temayüz etmek tembel tembelce tembelhane tembelleşme tembelleşmek tembelleştirme tembelleştirmek tembellik,−ği

2139

tembellik etmek tembel tembel tembih tembihat tembih etmek tembihleme tembihlemek tembihlenme tembihlenmek tembihli tembul temcit,−di temdit,−di temdit etmek temeddüh temeddüh etmek temeddün temek,−ği temel temel atma temel bilimler temel cümle temel çivisi temel direği temel duruş temel duvarı temel eğitim

2140

temel haklar temel harf,−fi temel kazısı temellendirme temellendirmek temellenme temellenmek temelleşme temelleşmek temelleştirme temelleştirmek temelli temelli senatör temellük temel öğretim temel önerme temel sayı temelsiz temel taşı temel tümce temenna temennah temenni temenni etmek temerküz temerküz etmek temerküz kampı

2141

temerrüt,−dü temerrüt etmek temessül temettü,−ü temettü hissesi temevvüç,−cü temeyyüz temeyyüz etmek temhir temin teminat teminat akçesi teminatlı teminat mektubu teminat senedi teminatsız temin etmek temiz temiz kâğıdı temiz kan temizleme temizlemek temizleniş temizlenme temizlenmek temizletme temizletmek

2142

temizleyici temizleyiş temizlik,−ği temizlikçi temizlikçi kadın temizlikçilik,−ği temizlik görevlisi temizlik işçisi temizlik işleri temizlik malzemesi temizlik yapmak temiz pak temiz para temiz raporu temiz temiz temiz yürekli temiz yüreklilik,−ği temkin temkinli temkinlice temkinli temkinli temkinsiz temkinsizlik,−ği temlik temlik etmek temlikname temmuz

2143

tempo tempolu temposuz temren temrin temriye temsil temsilci temsilcilik,−ği temsil etmek temsilî temsilî istiare temsilî resim,−smi temtek temyiz temyiz etmek temyiz mahkemesi ten tenafür tenakus tenakuz tenasüh tenasül tenasüp,−bü tenasüpsüz tenazur tencere

2144

tender tendürüst teneffüs teneffüs etmek teneffüshane teneke tenekeci tenekecilik,−ği tenekeleme tenekelemek teneke mahallesi teneşir teneşir horozu teneşir kargası teneşirlik,−ği teneşir tahtası tenevvü,−ü tenevvür tenevvür etmek tenezzüh tenezzül tenezzül etmek ten fanilâsı tenha tenhaca tenhalaşma tenhalaşmak

2145

tenhalık,−ğı tenis tenisçi tenis kortu tenkıye tenkidî tenkil tenkis tenkisat tenkis etmek tenkit,−di tenkitçi tenkitçilik,−ği tenkit etmek tenkitli tenkiye tennure tenor tenor saksafon ten rengi tensik tensikat tensik etmek tensil tensip,−bi tensip etmek tente

2146

tenteli tentene tenteneli tentenesiz tentesiz tentür tentürdiyot,−du tenvir tenvirat tenvirat tanzifat vergisi tenvir etmek tenya tenzih tenzih etmek tenzil tenzilât tenzilâtlı tenzilâtsız tenzilât yapmak tenzil etmek teogoni teokrasi teokratik,−ği teolog,−ğu teoloji teorem teori

2147

teorik,−ği teorisyen tepe tepe açısı tepe aşağı tepebaşı (giysi) tepe camı tepecik,−ği tepeden inme tepeden inmeci tepeden inmecilik,−ği tepeden tırnağa tepegöz tepegözler tepe lâmbası tepeleme tepelemek tepelenme tepelenmek tepeletme tepeletmek tepeli tepeli akbaba tepeli bülbül tepeli dalgıç,−cı tepeli deve kuşu tepeli deve kuşugiller

2148

tepeli horoz tepelik,−ği tepeli köstebek,−ği tepeli patka tepeli tarla kuşu tepeli tavuk,−ğu tepeli tavukgiller tepeli toygar tepesiz tepetakla tepetaklak tepe tomurcuğu tepe üstü tephir tephirhane tepi tepik,−ği tepikleme tepiklemek tepilme tepilmek tepindirme tepindirmek tepiniş tepinme tepinmek tepir

2149

tepirleme tepirlemek tepiş tepişme tepişmek tepke tepki tepkili tepkili uçak,−ğı tepkime tepkimek tepkin tepkinlik,−ği tepkisel tepkisel davranış tepkisiz tepkisizlik,−ği tepme tepmek tepme keçe tepserme tepsermek tepsi ter terakki terakki etmek terakkiperver

2150

teraküm teraküm etmek terane terapi terapist teras terasa teraslama teraslamak teraslanma teraslanmak teravi teravih teravi namazı terazi Terazi (burç) terazileme terazilemek ter bezi terbi,−i terbiye terbiyeci terbiye etmek terbiyeleme terbiyelemek terbiyeli terbiyeli çorba

2151

terbiyeli köfte terbiyelilik,−ği terbiyeli terbiyeli terbiyesiz terbiyesizce terbiyesizleşme terbiyesizleşmek terbiyesizlik,−ği terbiyesizlik etmek terbiyevî terbiyum Tercan (ilçe) tercih tercihan tercihane tercih etmek terciibent,−di tercüman tercümanlık,−ğı tercüman olmak tercüme tercüme etmek tercümeihâl,−li tercüme yapmak tere terebentin tereci

2152

tereddi tereddi etmek tereddüt,−dü tereddüt etmek tereddütlü tereddütsüz terek,−ği tereke terekküp,−bü terekküp etmek terekküp tarzı terelelli terementi terennüm terennüm etmek teres teressüp,−bü teressüp etmek terettüp,−bü terettüp etmek tereyağı terfi,−i terfian terfi etmek terfih terfih etmek terfik

2153

terfik etmek tergal,−li terhin terhin etmek terhis terhis edilmek terhis etmek terhis olmak terhis olunmak terilen terim terk terk edilmek terk etmek terki terkibî terkibibent,−di terkin terkin etmek terkip,−bi terkip etmek terkiphane terleme terlemek terletici terletme terletmek

2154

terleyiş terli terlik,−ği terlikçi terlikçilik,−ği terliksi termal,−li Termal (ilçe) terme Terme (ilçe) termik,−ği termikleştirme termikleştirmek termik santral,−li terminal,−li terminoloji termit termitler termiye termodinamik,−ği termoelektrik,−ği termoelektrik çifti termoelektrik maşa termoelektrik pil termofor termokimya termometre

2155

termonükleer termoplâst termos termosfer termosifon termostat termoterapi terorist terorizm terör terörcü terörcülük,−ğü ters ters açı tersane tersane kethüdası tersaneli tersane sergisi tersbeşik,−ği (spor) ters evirme tersi tersim tersine tersinir tersinirlik,−ği tersinme tersinmek

2156

tersin tersin tersiyer tersleme terslemek terslenme terslenmek tersleşme tersleşmek terslik,−ği ters pers ters repo ters ters ters türs ters yüz tertemiz ter ter tertibat tertip,−bi tertipçi tertip etmek tertipleme tertiplemek tertiplenme tertiplenmek tertipleyici tertipli tertiplilik,−ği

2157

tertipsiz tertipsizlik,−ği terütaze terviç,−ci terviç etmek terzi terzi çırağı terzihane terzi kalfası terzil terzil etmek terzilik,−ği tesadüf tesadüfen tesadüf etmek tesadüfî tesahup,−bu tesahup etmek tesalüp,−bü tesanüt,−dü tescil tescil etmek tescilli tescilsiz teselli teselli etmek teselli mükâfatı

2158

tesellisiz tesellüm teselsül teselsül etmek tesettür tesettür etmek tesettürlü tesettür mağazası tesettür modası teseyyüp,−bü teshil teshil etmek teshin teshin etmek teshir teshir etmek tesir tesir etmek tesirli tesirsiz tesis tesisat tesisatçı tesisatçılık,−ğı tesis etmek tesisler bütünü tes'it,−di

2159

tes'it etmek teskere (sedye) teskin teskin etmek teslim teslimat teslim bayrağı teslimatçı teslim etmek teslimiyet teslimiyetçi teslim olmak teslim taşı teslim tesellüm teslis tesmiye tesmiye etmek tespih tespih ağacı tespih ağacıgiller tespih böceği tespih böcekleri tespih çalısı tespihçi tespihçilik,−ği tespihli tespihli silme

2160

tespit tespit etmek tesri,−i tesri etmek test testere testere balığı testere balığıgiller testere çaprazı testereleme testerelemek testereli testi testici testicilik,−ği testi kabağı testi kebabı testilik,−ği testis testosteron tesvit,−di tesviye tesviye aleti tesviyeci tesviyecilik,−ği tesviye etmek tesviye ruhu

2161

teşbih teşbih etmek teşbih yapmak teşci,−i teşci etmek teşdit,−di teşebbüs teşebbüs etmek teşehhüt,−dü teşehhüt miktarı teşekkül teşekkül etmek teşekkür teşekkür etmek teşerrüf teşerrüf etmek teşevvüş teşhir teşhirci teşhircilik,−ği teşhir etmek teşhis teşhis etmek teşhis ve intak teşkil teşkilât teşkilâtçı

2162

teşkilâtçılık,−ğı Teşkilâtıesasiye Kanunu teşkilâtlandırılma teşkilâtlandırılmak teşkilâtlandırma teşkilâtlandırmak teşkilâtlanma teşkilâtlanmak teşkilâtlı teşkilâtsız teşkilâtsızlık,−ğı teşkil etmek teşmil teşmil etmek teşne teşne olmak teşri,−i teşrif teşrifat teşrifatçı teşrifatçılık,−ğı teşrif etmek teşrih teşrih etmek teşrihhane teşriî

2163

teşriî kuvvet teşriî masuniyet teşrik teşrikimesai teşri kuvveti teşrin teşrinievvel teşrinisani teşt teşvik teşvikçi teşvik etmek teşvikkâr teşviş teşyi,−i teşyi etmek tetabuk tetabuk etmek tetanos tetebbu,−u tetebbu etmek tetik,−ği tetikçi tetikçilik,−ği tetikleşme tetikleşmek tetiklik,−ği

2164

tetir tetkik tetkikat tetkik etmek tevabi,−i tevafuk tevahhuş tevahhuş etmek tevakki tevakki etmek tevakkuf tevakkuf etmek tevakkuf mahalli tevali tevali etmek tevarüs tevarüs etmek tevatür tevazu,−u tevazulu tevazün tevbih tevcih tevcih etmek tevdi,−i tevdi etmek tevdiat

2165

teveccüh teveccüh etmek tevehhüm tevek,−ği tevekkel tevekkeli tevekkül tevekkül etmek tevekleme teveklemek tevellüt,−dü tevellütlü teverrüm teverrüm etmek tevessü,−ü tevessü etmek tevessül tevessül etmek tevettür tevfikan tevhit,−di tevhit ehli tevhit etmek tevil tevil etmek tevki,−i tevkici

2166

tevkif tevkif etmek tevkifhane tevkil tevkil etmek tevlit,−di tevlit etmek tevliyet Tevrat tevriye tevsi,−i tevsi etmek tevsik tevsik etmek tevşih tevzi,−i tevziat tevzi bürosu tevzi etmek teyakkuz teyel teyel ipliği teyelleme teyellemek teyellenme teyellenmek teyelli

2167

teyel yapmak teyemmüm teyit,−di teyit etmek teyp,−bi teyze teyzezade tez tezahür tezahürat tezahür etmek tezat,−dı tezatlı tezayüt,−dü tezayüt etmek tez beri tez canlı tezce tezek,−ği tezekkür tezekkür etmek tezelden tezellül tezelzül tezene tezevvüç,−cü tezevvüç etmek

2168

tezgâh tezgâhçı tezgâhçılık,−ğı tezgâhlama tezgâhlamak tezgâhlanma tezgâhlanmak tezgâh mengenesi tezgâhtar tezgâhtar ağzı tezgâhtarlık,−ğı tezgâhtarlık etmek tezhip,−bi tezhipçi tezkere tezkereci tezkire tezkireci tezkiye tezkiyesi bozuk,−ğu tezleme tezlemek tezleşme tezleşmek tezleştirme tezleştirmek tezli

2169

tezlik,−ği tezlik eylemi tezlik fiili tezpişti tez vakit,−kti tezvir tezvirat tezyif tezyif etmek tezyifkâr tezyin tezyinat tezyin etmek tezyinî tezyinî sanat tezyit,−di tezyit etmek think−tank tıbben tıbbî tıbbiye tıbbiyeli tıfıl tıgala tığ tığlık,−ğı tıka basa

2170

tıkaç,−cı tıkaçlama tıkaçlamak tıkaçlanma tıkaçlanmak tıkaçlı tıkaçsız tıkalı tıkama tıkamak tıkamalı tıkanık,−ğı tıkanıklık,−ğı tıkanma tıkanmak tıkatma tıkatmak tıkılma tıkılmak tıkım tıkımlanma tıkımlanmak tıkınma tıkınmak tıkır tıkırdama tıkırdamak

2171

tıkırdatma tıkırdatmak tıkırtı tıkır tıkır tıkışık tıkışıklık,−ğı tıkışma tıkışmak tıkış tıkış tıkıştırma tıkıştırmak tıkız tıkızlaşma tıkızlaşmak tıkızlık,−ğı tıklama tıklamak tıklatma tıklatmak tıklım tıklım tıkma tıkmak tıknaz tıknazlık,−ğı tıknefes tıknefeslik,−ği tıksırık,−ğı

2172

tıksırıklı tıksırma tıksırmak tık tık tılsım tılsımlı tımar tımarcı tımar etmek tımarhane tımarhane kaçkını tımarhanelik,−ği tımarlama tımarlamak tımarlı tımtıkız tın tınaz tınaz makinesi tıngadak tıngıldama tıngıldamak tıngıldatma tıngıldatmak tıngır tıngırdama tıngırdamak

2173

tıngırdatma tıngırdatmak tıngır mıngır tıngırtı tıngır tıngır tını tınlama tınlamak tınlaşım tınlatıcı tınma tınmak tınmaz melâike tınnet tın tın tıntın tıp,−bbı tıpa tıpalama tıpalamak tıpalanma tıpalanmak tıpalı tıpasız tıpatıp Tıp Bayramı tıpırdama

2174

tıpırdamak tıpırdatma tıpırdatmak tıpırtı tıpır tıpır tıpışlama tıpışlamak tıpış tıpış tıpı tıpına tıpkı tıpkıbasım tıpkıçekim tıpkısı tıp tıp tır tırabzan tırabzan babası tırak,−ğı tıraş tıraş bıçağı tıraşçı tıraş etmek tıraş fırçası tıraş köpüğü tıraş kremi tıraşlama tıraşlamak

2175

tıraşlanma tıraşlanmak tıraşlı tıraş losyonu tıraş makinesi tıraş olmak tıraş sabunu tıraşsız tıraş tası tırhallı tırık tırık tırak tırıl tırıllama tırıllamak tırınk tırıs tırıs tırıs tırkaz tırkazlama tırkazlamak tırkızlanma tırkızlanmak tırkızlatma tırkızlatmak tırmalama tırmalamak

2176

tırmananlar tırmanıcılar tırmalanma tırmalanmak tırmanıcı tırmanış tırmanma tırmanmak tırmanma şeridi tırmık,−ğı tırmıklama tırmıklamak tırmıklanma tırmıklanmak tırnak,−ğı tırnak besleyicisi tırnakçı tırnakçılık,−ğı tırnak derisi tırnak işareti tırnak kemiği tırnaklama tırnaklamak tırnaklanma tırnaklanmak tırnaklatma tırnaklatmak

2177

tırnaklı tırnaklık,−ğı tırnak makası tırnaksı tırnaksı kemik,−ği tırnak yeri tırpan tırpana tırpancı tırpanlama tırpanlamak tırpanlanma tırpanlanmak tırpanlatma tırpanlatmak tırsma tırsmak tırtık,−ğı tırtıkçı tırtıkçılık,−ğı tırtıklama tırtıklamak tırtıklanma tırtıklanmak tırtıklatma tırtıklatmak tırtıklı

2178

tırtık tırtık tırtıl tırtıl çekme tırtıllanma tırtıllanmak tırtıllı tırtıllı bıçak,−ğı tırtılsı tırtır tıs tıslama tıslamak tıslayış tıynet tıynetsiz ti tiabendazol,−lü Tibet Tibetçe Tibetli Tibet öküzü Tibet sığırı ti borusu Ticanî Ticanîlik,−ği ticaret ticaret ataşesi

2179

ticaret borsası ticaret coğrafyası ticaret filosu ticaretgâh ticaret gemisi ticaret gemileri ticarethane Ticaret Hukuku ticaret işletmesi Ticaret Kanunu ticaret limanı ticaret mahkemesi ticaret merkezi ticaret odası ticaret sicili ticarî ticarî ataşe ticarî dava ticarîleşme ticarîleşmek ticarî tüketim ticarî unvan tifdruk,−ğu tifo tiftik,−ği tiftik keçisi tiftiklenme

2180

tiftiklenmek tiftik tiftik tiftme tiftmek tifüs ti işareti tik tik ağacı tike tikel tikellik,−ği tikel önerme tiksindirici tiksindirme tiksindirmek tiksinilme tiksinilmek tiksiniş tiksinme tiksinmek tiksinti tik tak tilâvet tilki tilkikuyruğu (bitki) tilkileşme tilkileşmek

2181

tilkilik,−ği tilki uykusu tilki üzümü tilmiz tilmizlik,−ği tim timbal,−li timsah timsahlar timsal,−li timüs tin tiner tinsel tinselcilik,−ği tin tin tip tipi tipili tipik,−ği tipileme tipilemek tipleme tiplemek tipleşme tipleşmek tipleştirme

2182

tipleştirmek tipo tipocu tipografi tipografya tipoloji tipolojik,−ği tipolojik tasnif tiraj tiramola tiran tirat,−dı tirbuşon tire Tire (ilçe) Tirebolu (ilçe) tirendaz tirfil tirfillenme tirfillenmek tirhandil tirhos tirildeme tirildemek tiril tiril tirit,−di tiritlenme

2183

tiritlenmek tiritleşme tiritleşmek tiriz tirle tirlin tiroit,−di tirokalsitonin tiroksin tirpidin tirpit tirpitil tirsi tirşe tirşe gözlü tirşeleşme tirşeleşmek tirşemsi tir tir tiryak tiryaki tiryakilik,−ği tişört titan titiz titizce titizlenme

2184

titizlenmek titizleşme titizleşmek titizlik,−ği titizlikle titr titre etmek titrek,−ği titrek kavak,−ğı titrekleşme titrekleşmek titreklik,−ği titrem titreme titremek titremleme titremlemek titreşim titreşimli titreşimsiz titreşme titreşmek titreştirme titreştirmek titrete titrete titretiş titretme

2185

titretmek titreyiş tiyatro tiyatrocu tiyatroculuk,−ğu tiyatrolaştırma tiyatrolaştırmak tiz tizleşme tizleşmek Togo Togolu toğrul Tohar Toharca toht tohum tohumcu tohumculuk,−ğu tohum kargası tohumlama tohumlamak tohumlanma tohumlanmak tohumlu tohumlu bitkiler tohumluk,−ğu

2186

tohum zarı tok toka tokaç,−cı tokaçlama tokaçlamak tokaçlanma tokaçlanmak toka etmek tokalaşma tokalaşmak tokalı tokat,−dı Tokat tokatçı tokatçılık,−ğı tokatlama tokatlamak tokatlanma tokatlanmak tok gözlü tok gözlülük,−ğü toklu tokluk,−ğu tokmak,−ğı tokmakbaş (balık) tokmakçı

2187

tokmaklama tokmaklamak tokmak ucunda toksikolog,−ğu toksikoloji toksikoman toksikomani toksin tok sözlü tok sözlülük,−ğü tok tok tokuç,−cu tokurdama tokurdamak tokurdatma tokurdatmak tokurtu tokuş tokuşma tokuşmak tokuşturma tokuşturmak tokuz tokyo tol tolerans toleranslı

2188

toleranssız toleranssızlık,−ğı tolga tolgalı tolgasız tolkşov tolkşovcu tolüen tomahavk tomak,−ğı tomar Tomarza (ilçe) tombak,−ğı tombala tombalacı tombalacılık,−ğı tombalak,−ğı tombaz tombik,−ği tombil tombilik,−ği tombilika tombilya tombul tombulca tombullaşma tombullaşmak

2189

tombulluk,−ğu tomografi tomruk,−ğu tomruklama tomruklamak tomruklanma tomruklanmak tomurcuk,−ğu tomurcuklanma tomurcuklanmak tomurma tomurmak ton tonaj tonalite ton balığı toner tonga tonik,−ği tonilâto tonilâtoluk,−ğu tonluk,−ğu tonlulaşma tonlu ünsüz tonlu vurgu tonmayster tonoz

2190

tonsuzlaşma tonsuz ünsüz tonton Tonya (ilçe) Tonya yağı top topaç,−cı topaççı top ağaç,−cı topak,−ğı topaklama topaklamak topaklanma topaklanmak topaklaşma topaklaşmak topaklaştırma topaklaştırmak topak topak topal topalak,−ğı topallama topallamak topallayış topallık,−ğı top altı top arabası

2191

toparlacık,−ğı toparlak,−ğı toparlakça toparlak hesap,−bı toparlak rakam toparlak sayı toparlama toparlamak toparlanış toparlanma toparlanmak toparlayıcı krem topatan top atımı topaz topbaş (bitki) topbaş balık,−ğı top çam topçeker topçu topçuluk,−ğu top etmek tophane Tophane topik,−ği top kandil topla

2192

toplaç,−cı toplam toplama toplama işareti toplamak toplama kampı toplanan toplanık,−ğı toplanılma toplanılmak toplanış toplanma toplanmak toplantı toplantı salonu toplantı yeri toplardamar toplaşma toplaşmak toplatılma toplatılmak toplatma toplatmak toplattırma toplattırmak toplayış toplu

2193

toplu akın toplu bilet topluca toplu çalışma toplu durum toplu görüşme toplu iğne toplu iş sözleşmesi toplu konut topluluk,−ğu topluluk adı topluluk eki topluluk ismi topluluk sayısı toplum toplum bilimci toplum bilimcilik,−ği toplum bilimi toplum bilimsel toplumcu toplumcu gerçekçi toplumcu gerçekçilik,−ği toplumculuk,−ğu toplumdaş toplum dışı toplum dil bilimi

2194

toplum felsefesi toplum içincilik,−ği toplumlar arası toplumlaşma toplumlaşmak toplumlaştırma toplumlaştırmak toplum polisi toplumsal toplumsal bilim toplumsal bunalım toplumsal bütünleşme toplumsal çözülme toplumsal davranış toplumsal dayanışma toplumsal değer toplumsal değişme toplumsal denge toplumsal farklılaşma toplumsal gelişme toplumsal ilişki toplumsallaşma toplumsallaşmak toplumsallaştırma

2195

toplumsallaştırmak toplumsal ruh bilimi toplumsal sınıflar toplumsal yapı toplumsal yardım toplum yapısı toplu savunma toplu sözleşme toplu tabanca toplu tartışma toplu taşıma toplu taşımacılık,−ğı toplu yarış top mermisi topoğraf topoğrafik,−ği topoğrafik harita topoğrafya topoğrafya haritası topoloji topolojik,−ği toponim top patlıcan toprak,−ğı toprak altı toprakbastı toprak bilimci

2196

toprak bilimi toprak boya toprakçıl toprak çimento toprak hukuku toprak kayması toprak köleliği toprak kölesi topraklama topraklamak topraklandırma topraklandırmak topraklaşma topraklaşmak topraklı toprak rengi topraksı toprak sıçanı topraksız top sağır top sakal top sakallı top sürme toptan toptancı toptancılık,−ğı top tekniği

2197

top tüfek,−ği topuk,−ğu topuk demiri topukdöven topuk kemiği topuklama topuklamak topuklu topuksuz topur toput topu topu topuz topuzlu topuzlu kilit,−di topyekûn top zambak,−ğı tor torak,−ğı toraman torba torba çay torba kadro torbalama torbalamak torbalanma torbalanmak

2198

torbalı Torbalı (ilçe) torba yoğurdu toreador torero torik,−ği torlak,−ğı torluk,−ğu torna tornacı tornacılık,−ğı tornado tornalama tornalamak tornalanma tornalanmak tornalatma tornalatmak tornalı tornavida tornet tornistan tornistan etmek torpido torpidobot torpido gözü torpil

2199

torpil balığı torpilci torpilcilik,−ği torpilleme torpillemek torpillenme torpillenmek torpilli tortop tortu tortul tortulanma tortulanmak tortulaşma tortulaşmak tortul bilimi tortullaşma tortullaşmak tortulu Tortum (ilçe) tortusuz Torul (ilçe) torum torun toryum tos tosbağa

2200

toslama toslamak toslaşma toslaşmak tost tostçu tostçuluk,−ğu tost ekmeği tost makinesi tostoparlak,−ğı tosun tosuncuk,−ğu Tosya (ilçe) total,−li totalitarizm totaliter totem totemcilik,−ği totemizm toto toy toyaka toyca toycu toydan toyga toyga çorbası

2201

toygar toygiller toyluk,−ğu toyluk etmek toynak,−ğı toynaklılar toz toz ağacı tozan tozarma tozarmak toz bezi toz boya toz bulutu toz duman toz etmek toz fırçası tozkoparan tozlanma tozlanmak tozlaşma tozlaşmak tozlaştırma tozlaştırmak tozlu tozluk,−ğu tozma

2202

tozmak toz olmak tozpembe toz sabun toz şeker toz toprak,−ğı tozuma tozumak tozuntu tozuta tozuta tozutma tozutmak töhmet töhmetlendirme töhmetlendirmek töhmetli tökezleme tökezlemek tökezlenme tökezlenmek tömbeki tör töre töre bilimi töreci töre dışı töre dışıcılık,−ğı

2203

törel törelcilik,−ği töreli törellik,−ği törelsiz tören tören düzeni törenli törensel töresel töretanımaz töretanımazlık,−ğı törpü törpüleme törpülemek törpülenme törpülenmek törpülü tös töskürme töskürmek töskürtme töskürtmek töskürü tövbe tövbe ayları tövbe etmek

2204

tövbe istiğfar etmek tövbekâr tövbekâr olmak tövbeli töz tözcülük,−ğü tözel Trabzon Trabzon ekmeği Trabzon hurması Trabzon yağı tradisyon tradisyonel trafik,−ği trafik akımı trafik akışı trafikçi trafik işaretleri trafik lâmbası trafik müfettişi trafik şeridi trafo tragedya trahom trajedi trajik,−ği trajikleşme

2205

trajikleşmek trajikomedi trajikomik,−ği trake trakeliler trakit traksiyon traktör traktörcü trakunya Trakya trampa trampet trampetçi trampetçilik,−ği tramplen tramvay tramvay hattı trança trans transandantal,−li transandantalizm transatlantik,−ği transseksüel transfer transfigürasyon transformasyon

2206

transformatör transformizm transfüzyon transistor transit transkripsiyon transliterasyon transmisyon transparan transplântasyon transport tranş trap trapez trapezci tras trata travers traverten travesti travma travmatoloji tre tremolit tren trençkot trençkotlu

2207

trent,−di treyler trias tribün triftong trigonometri trigonometrik,−ği triko trikosefal,−li trikotaj trikotajcı trikotajcılık,−ğı triloji trilyon trilyoner trilyonerlik,−ği trilyonluk,−ğu trinketa trio tripleks tripoli triportör triptik,−ği trişin triton trityum Troçkici

2208

Troçkicilik,−ği trok trol,−lü trolcü troleybüs trombon tromboncu tromp,−bu trompet trompetçi tropik,−ği tropika tropikal,−li tropikal bitki tropikal bölge tropikal iklim tropikal kuşak,−ğı tropikal orman tropik kuşu tropizm troplar troposfer trotinet trotuvar troyka tröst truakar

2209

trubadur trup trük tuba Tuba tubeless tufan Tufanbeyli (ilçe) tufeylî tufeylîlik,−ği tugay tuğ tuğamiral,−li tuğamirallik,−ği tuğbay tuğbaylık,−ğı tuğcu tuğgeneral,−li tuğgenerallik,−ği tuğla tuğlacı tuğlacılık,−ğı tuğla harmanı tuğla oyunu tuğlu tuğra tuğrakeş

2210

tuğrakeşlik,−ği tuğralı tuğrik,−ği tuğyan tuh tuhaf tuhafiye tuhafiyeci tuhafiyecilik,−ği tuhafiye dükkânı tuhaflaşma tuhaflaşmak tuhaflık,−ğı tuhaflık etmek tuhaf olmak tukan tukangiller tul,−lü tulânî tul derecesi tulû,−u tulûat tulûatçı tulûatçılık,−ğı tulûat tiyatrosu tulûat yapmak tuluk,−ğu

2211

tulum tulumba tulumbacı tulumbacılık,−ğı tulumba kolu tulumba tatlısı tulumcu tulumcuk,−ğu tulumlular tulum peyniri tulumsu tulumsular tulup,−bu tulyum tumağı tuman tumba tumbadız tumba etmek tumşuk,−ğu tumturak tumturaklı tun Tunceli'yi tunç,−cu tunç bilekli tunç kafiye

2212

tunçlama tunçlamak tunçlaşma tunçlaşmak tunçlaştırma tunçlaştırmak tundra tungsten Tunguz Tunguzca tun tun Tunus Tunuslu tur tura turaç,−cı turalama turalamak Turan Turancı Turancılık,−ğı Turanî Turanlı turba turbalık,−ğı turbo turfa

2213

turfalama turfalamak turfanda turfandacı turfandacılık,−ğı turfandalık,−ğı turfanda meyvecilik,−ği turfanda sebzecilik,−ği turfa olmak turgay turgor Turgutlu (ilçe) Turhal (ilçe) turist turistik,−ği turizm turizmci turizmcilik,−ği turlama turlamak turmalin turna turnaayağı (bitki) turna balığı turnacı

2214

turnagagası (bitki) turnageçidi (fırtına) turnagiller turnagözü (renk) turna katarı turna kırı (renk) turne turnike turno turnusol,−lü turnusol boyası turnusol kâğıdı turnuva tur operatörü turp turp filizi turpgiller turp otu turp salatası turşu turşu balığı turşucu turşucu dükkânı turşuculuk,−ğu turşulaşma turşulaşmak turşuluk,−ğu

2215

turşu olmak turşu suyu turşu yapmak turta turuncu turunculaşma turunculaşmak turunç,−cu turunçgiller tuş tuşe tuşe etmek tuşlama tuşlamak Tut (ilçe) tutacak,−ğı tutaç,−cı tutak,−ğı Tutak (ilçe) tutam tutamaç,−cı tutamaçlı tutamak,−ğı tutamaksız tutamlama tutamlamak tutamlık,−ğı

2216

tutam tutam tutanak,−ğı tutar tutarak,−ğı tutarık,−ğı tutarlı tutarlık,−ğı tutarlılık,−ğı tutarsız tutarsızlık,−ğı tutkal tutkalcı tutkalcılık,−ğı tutkallama tutkallamak tutkallanma tutkallanmak tutkallı tutkalsız tutkal şerbeti tutku tutkulaşma tutkulaşmak tutkulu tutkun tutkunluk,−ğu tutma

2217

tutmaç,−cı tutmak tutmalık,−ğı tutsak,−ğı tutsaklık,−ğı tutsak pazarı tutturabildiğine tutturaç,−cı tutturgaç,−cı tutturma tutturmak tutturmalık,−ğı tutturuş tutu tutucu tutuculaşma tutuculaşmak tutuculuk,−ğu tutuk,−ğu tutuk evi tutuklama tutuklamak tutuklanış tutuklanma tutuklanmak tutuklatma tutuklatmak

2218

tutuklu tutukluk,−ğu tutukluluk,−ğu tutuksuz tutulma tutulmak tutulmaz tutulmazlık,−ğı tutulmuş tutulmuş para tutulu tutulum tutuluş tutum tutumlu tutumluluk,−ğu tutumsuz tutumsuzluk,−ğu tutunma tutunmak tutunuş tuturuk,−ğu tutuş tutuşma tutuşmak tutuşturma tutuşturmak

2219

tutya Tuva Tuvaca tuval,−li tuvalet tuvaletçi tuvalet ispirtosu tuvalet kâğıdı tuvalet masası tuvalet sabunu tuvalet takımı tuyuğ tuz tuzak,−ğı tuzaklama tuzaklamak tuzaklanma tuzaklanmak tuzaklı tuzcu tuzcul tuzla Tuzla (ilçe) tuzlak,−ğı tuzlama tuzlamak tuzlanma

2220

tuzlanmak tuzlayış tuzlu tuzlu balgam Tuzluca (ilçe) tuzluk,−ğu Tuzlukçu (ilçe) tuzlu kek tuzluluk,−ğu tuz ruhu tuzsuz tuzu kuru tüberkülin tüberkülin testi tüberküloz tüccar tüccarlaşma tüccarlaşmak tüccarlık,−ğı tüf tüfek,−ği tüfekçi tüfekçilik,−ği tüfekhane tüfeklik,−ği tüh tükenik,−ği

2221

tükeniş tükenme tükenmek tükenmez tükenmez kalem tükenmezlik,−ği tükenmişlik,−ği tüketici tüketici sayacı tüketim tüketme tüketmek tükürme tükürmek tükürük,−ğü tükürük bezleri tükürük hokkası tükürükleme tükürüklemek tükürüklenme tükürüklenmek tükürük otu tül tülbent,−di tülbentçi tüllenme tüllenmek

2222

tülü tüm tümamiral,−li tümamirallik,−ği tüm başkalaşma tüm başlılar tümbek tüm cahil tümce tümcemsi tümden tümden gelim tümel tümel kavram tümeller tümel önerme tümen tümen tümen tüme varım tümgeneral,−li tümgenerallik,−ği tüm kirpikliler tümleç,−ci tümleme tümlemek tümlenme tümlenmek

2223

tümler tümler açı tümör tümörlenme tümörlenmek tümörleşme tümörleşmek tüm sayı tümsek,−ği tümsekleşme tümsekleşmek tümsekli tümselme tümselmek tüm tanrıcı tüm tanrıcılık,−ğı tümür tün tünaydın tünek,−ği tünekleme tüneklemek tünel tüneme tünemek tünmek tüp

2224

tüp bebek,−ği tüpçü tüpçülük,−ğü tüp gaz tüp geçit,−di tüpleme tüplemek tüplü tüplük,−ğü tür türap,−bı türban türbe türbedar türbe eriği türbin türbülâns türdeş türdeşlik,−ği türe türedi türel türeme türemek türeme ünlü türeme ünsüz türemiş

2225

türemiş fiil türemiş isim,−smi türemiş kelime türemiş sıfat türemiş zarf türetici türetme türetme eki türetmek türev türeyiş Türk Türk aksağı Türk biberi Türkçe Türkçeci Türkçecilik,−ği Türkçeleşme Türkçeleşmek Türkçeleştirme Türkçeleştirmek Türkçesi Türkçü Türkçülük,−ğü Türkeli'ni (ilçe) Türkî Türkistan

2226

Türkistanlı Türkiyat Türkiye Türkiye Türkçesi Türk kahvesi Türkkâri türkkıyması (sünger) türkkupası (sünger) Türkleşme Türkleşmek Türkleştirme Türkleştirmek Türklük,−ğü Türklük bilgisi Türkmen Türkmence Türkmenistan Türk meşesi Türkoğlu'nu (ilçe) Türkolog,−ğu Türkoloji türkuaz türkuaz yeşili türkü türkücü türkücülük,−ğü türküleme

2227

türkülemek türküleşme türküleşmek türküleştirme türküleştirmek türlü türlü türlü türüm türümcülük,−ğü türüz otu tütme tütmek tütsü tütsü gözü tütsüleme tütsülemek tütsülenme tütsülenmek tütsülü tütsülük,−ğü tütsü yapmak tüttürme tüttürmek tütün tütün balığı tütüncü tütüncülük,−ğü

2228

tütünlük,−ğü tütün rengi tüvana tüveyç,−ci tüvit,−di tüy tüy ağırlık,−ğı tüydürme tüydürmek tüylendirme tüylendirmek tüylenme tüylenmek tüylü tüylü dalak otu tüylü meşe tüylü top tüyme tüymek tüyo tüy sıklet tüysüz tüy tüs tüyü bozuk,−ğu tüze tüzel tüzel kişi

2229

tüzel kişilik,−ği tüzük,−ğü (*)U U U borusu ubudiyet uca ucube ucun ucun ucu ucuna ucuz ucuzca ucuzcu ucuz halkçılık,−ğı ucuzlama ucuzlamak ucuzlatılma ucuzlatılmak ucuzlatma ucuzlatmak ucuzluk,−ğu ucuz pahalı ucuzuna uç,−cu uçak,−ğı uçak alanı uçaksavar

2230

uçan daire uçan kale uçan kefal,−li uçan top uçar uçarı uçarılık,−ğı uçar kefal,−li uç beyi uç beyliği uçkun uçkur uçkurlu uçkurluk,−ğu uçkurutan uçlanma uçlanmak uçlu uçma uçmak uçrak,−ğı uçsuz uçsuz bucaksız uçtan uca uçtuuçtu (oyun) uç uca uçucu

2231

uçuculuk,−ğu uçuç böceği uçuk,−ğu uçuklama uçuklamak uçuklaşma uçuklaşmak uçuklaştırma uçuklaştırmak uçukluk uçum uçurma uçurmak uçurtma uçurtmak uçurulma uçurulmak uçurum uçurumlaşma uçurumlaşmak uçurvur uçuş uçuş kartı uçuşma uçuşmak udî U dönüşü

2232

U dönüşü yapmak uf ufacık,−ğı ufacık tefecik,−ği ufak,−ğı ufakça ufak çapta ufaklı ufaklık,−ğı ufak para ufaktan ufağa ufak tefek,−ği ufak ufak ufalama ufalamak ufalanma ufalanmak ufalayıcı ufalma ufalmak ufaltma ufaltmak ufarak,−ğı ufarakça ufkî ufku dar ufku geniş

2233

uflama uflamak ufuk,−fku ufuk çizgisi ufunet ufunetlendirme ufunetlendirmek ufunetlenme ufunetlenmek ufunetli Uganda Ugandalı uğra uğrak,−ğı uğralama uğralamak uğrama uğramak uğranma uğranmak uğraş uğraşı uğraşılma uğraşılmak uğraşma uğraşmak uğraştırma

2234

uğraştırmak uğratma uğratmak uğru uğrulama uğrulamak uğruluk,−ğu uğrun uğrunda uğrun uğrun uğuldama uğuldamak uğultu uğultulu uğul uğul uğunma uğunmak uğur uğur,−ğru uğur böceği uğur böcekleri uğurcak,−ğı uğurlama uğurlamak uğurlanış uğurlanma uğurlanmak

2235

uğurlayıcı uğurlayış uğurlu Uğurludağ (ilçe) uğurluk,−ğu uğursama uğursamak uğursuz uğursuzluk,−ğu uğuru açık,−ğı uğut uhde uhrevî uhuvvet ukalâ ukalâca ukalâ dümbeleği ukalâlık,−ğı ukalâ ukalâ ukde uknum Ukrayna Ukraynalı ukubet Ula (ilçe) ulaç,−cı Ulah

2236

Ulahça ulak,−ğı ulam ulama ulamak ulam ulam ulan ulanma ulanmak ulantı Ulaş (ilçe) ulaşılma ulaşılmak ulaşım ulaşma ulaşmak ulaştırma ulaştırmak ulayıcı ulema ulemalık,−ğı ulu Ulubey (ilçe) Uluborlu (ilçe) Uludere (ilçe) ulûfe ulûfeci

2237

ulûhiyet Ulukışla (ilçe) ululama ululamak ululanma ululanmak ululuk,−ğu ulûm uluma ulumak ulûmudiniye ulu orta ulus Ulus (ilçe) ulusal ulusallaştırma ulusallaştırmak ulusallık,−ğı ulusçu ulusçuluk,−ğu uluslar arası uluslar arasıcılık, −ğı ulussever ulusseverlik,−ği ulutma ulutmak

2238

ulvî ulviyet umacı umar umarsız umarsızlık,−ğı umde umdurma umdurmak umma ummadık,−ğı ummak umman umre umu umulma umulmadık,−ğı umulmak umum umumhane umumî umumî af,−ffı umumî coğrafya umumî efkâr umumî heyet umumî kâtip,−bi umumî kongre

2239

umumî vekâletname umumiyet umumiyetle umum müdür umum müdürlük, −ğü umur umursama umursamak umursamaz umursamazca umursamazlık,−ğı umursanma umursanmak umut,−du umut etmek umut ışığı umut kapısı umutlandırma umutlandırmak umutlanma umutlanmak umutlu umutsuz umutsuzluk,−ğu un

2240

uncu unculuk,−ğu un çorbası un helvası un kurabiyesi unlama unlamak unlanma unlanmak unluk,−ğu unsur un ufak etmek un ufak olmak unutkan unutkanlık,−ğı unutma unutmabeni (bitki) unutmak unutturma unutturmak unutulma unutulmak unvan unvanlı upuslu upuygun upuzun

2241

ur urağan Ural−Altay Ural dilleri uran uranlık,−ğı Uranüs uranyum uranyumlu uray urba urbalı Urban Urduca Urfa çıbanı Urfa kebabı Urfa peyniri urgan urgancı urgancılık,−ğı ur kaplama ur keklik,−ği Urla (ilçe) urlaşma urlaşmak urodel Uruguay

2242

Uruguaylı uruk,−ğu urup,−bu us usanç,−cı usançlık,−ğı usandırıcı usandırma usandırmak usangın usanılma usanılmak usanma usanmak usantı usare usa vurma usa vurmak usçu usçuluk,−ğu us dışı us dışıcılık,−ğı uskumru uskumru dolması uskumrugiller uskumrumsugiller uskur

2243

uskurlu uskuru uslamlama uslamlamak uslanma uslanmak uslu uslu akıllı usluluk,−ğu uslu uslu us payı ussal ussallaştırma ussallık,−ğı usta ustabaşı ustaca usta işi ustalaşma ustalaşmak ustalık,−ğı ustalıkla ustalıklı ustunç,−cu ustura ustura midyesi ustura taşı

2244

usturlâp,−bı usturmaça usturpa usturuplu usul,−lü usul boy usulca usulcacık usuldan usullacık usulsüz usulsüzlük,−ğü usul usul uşak,−ğı Uşak uşakkapan (akbaba) uşaklık,−ğı uşaklık etmek uşak olmak uşkun uşşak ut,−du ut açıcı ut açıcılık,−ğı utana sıkıla utanç,−cı

2245

utanç duygusu utandırıcı utandırma utandırmak utangaç,−cı utangaçlık,−ğı utangan utanış utanma utanma duygusu utanmak utanmaz utanmazca utanmazlık,−ğı Utarit (Merkür) utçu utku utkulu utlu utma utmak utulma utulmak ut yeri uvertür uvertür yapmak uyak,−ğı

2246

uyaklı uyaksız uyandırma uyandırmak uyanık,−ğı uyanıklaşma uyanıklaşmak uyanıklık,−ğı uyanış uyanma uyanmak uyaran uyarcı uyarcılık,−ğı uyarı uyarıcı uyarılma uyarılmak uyarım uyarınca uyarış uyarlaç,−cı uyarlama uyarlamak uyarlanma uyarlanmak uyarlayıcı

2247

uyarlık,−ğı uyarma uyarmak uyarma komutu uyarsız uyartı uydu uydu kent uydulaşma uydulaşmak uydulaştırma uydulaştırmak uyduluk,−ğu uydurma uydurmaca uydurmacı uydurmacılık,−ğı uydurmak uydurmasyon uyduruk,−ğu uydurukçu uydurulma uydurulmak uygar uygarlaşma uygarlaşmak uygarlık,−ğı

2248

uygulama uygulamak uygulamalı uygulamalı bilimler uygulamalı dil bilimi uygulamalı ruh bilimi uygulamalı toplum bilimi uygulanabilirlik,−ği uygulanabilirlik raporu uygulanış uygulanma uygulanmak uygulayıcı uygulayım uygulayım bilimi uygulayımcı uygun uygun adım uygun değer uygun görme uygun katmanlaşma uygunluk,−ğu

2249

uygun olmak uygunsuz uygunsuz kadın uygunsuzluk,−ğu Uygur Uygurca uyku uykucu uyku hastalığı uyku ilâcı uykulu uykuluk,−ğu uykulu uykulu uyku saati uyku semesi uyku sersemi uyku sersemliği uyku seti uykusu ağır uykusu hafif uykusuz uykusuzluk,−ğu uyku takımı uyku tulumu uylaşım uylaşma uylaşmak

2250

uyluk,−ğu uyluk kemiği uyma uymaca uymacılık,−ğı uymak uymaz uymazlık,−ğı uyruk,−ğu uyruklu uyrukluk,−ğu uyruksuz uyruksuzluk,−ğu uysal uysalca uysallaşma uysallaşmak uysallık,−ğı uyuklama uyuklamak uyulma uyulmak uyum uyuma uyumak uyumlu uyumsuz

2251

uyumsuzluk,−ğu uyunma uyunmak uyuntu uyur uyurgezer uyurgezerlik,−ği uyur göz uyur uyanık,−ğı uyuşkan uyuşma uyuşmak uyuşmazlık,−ğı uyuşmazlık mahkemesi uyuşturan balığı uyuşturma uyuşturmak uyuşturucu uyuşturucu madde uyuşturucu madde bağımlısı uyuşturulma uyuşturulmak uyuşuk,−ğu uyuşukluk,−ğu uyuşuk uyuşuk

2252

uyuşum uyuşurluk,−ğu uyutma uyutmak uyutucu uyutulma uyutulmak uyuyuş uyuz uyuz böceği uyuz böcekleri uyuz etmek uyuz ilâcı uyuzlaşma uyuzlaşmak uyuzlu uyuzluk,−ğu uyuz merhemi uyuz olmak uyuz otu uyuz sineği uz uza devim uza duyum uzak,−ğı uzak akraba uzak benzeşme

2253

uzak benzeşmezlik,−ği Uzak Doğu uzak göçüşme uzak görüş uzak görüşlü uzak görüşlülük,−ğü uzaklanma uzaklanmak uzaklaşılma uzaklaşılmak uzaklaşma uzaklaşmak uzaklaştırılma uzaklaştırılmak uzaklaştırma uzaklaştırmak uzaklık,−ğı uzak metatez uzaksama uzaksamak uzaktan komut uzaktan kumanda uzaktan kumandalı uzaktan uzağa uzaktan yakından

2254

uzam uzama uzamak uzana uzana uzanılma uzanılmak uzanım uzanış uzanma uzanmak uzantı uzatılma uzatılmak uzatım uzatış uzatma uzatmak uzatmalı uzatmalı çavuş uzatmalı nişanlı uzatmalı sevgili uzay uzay adamı uzay adamlığı uzaycı uzaycılık,−ğı uzay eğrisi

2255

uzay gemisi uzay geometri uzay hukuku uzay istasyonu uzay kapsülü uzaylı uzay pilotu uzay savaşı uzay taşı uzay uçuşu uzay üssü uzgören uzgörür uz iletişim uzlaşı uzlaşıcı uzlaşılma uzlaşılmak uzlaşma uzlaşmacı uzlaşmacılık,−ğı uzlaşmak uzlaşmalı uzlaşmaz uzlaşmazlık,−ğı uzlaştırıcı uzlaştırma

2256

uzlaştırmak uzlaştırma kurulu uzlet uzluk,−ğu uzman uzman çavuş uzman doktor uzman hekim uzman incelemesi uzmanlaşma uzmanlaşmak uzmanlık,−ğı uzman raporu uzo uzun uzun araç,−cı uzun atlama uzun bacaklılar uzun boylu uzunca uzunçalar uzun çizgi uzun dalga Uzundere (ilçe) uzun diş uzun dişli uzun don

2257

uzuneşek,−ği (oyun) uzun etek,−ği uzun far uzun hava uzun hayvan uzun hece uzun hikâye uzun kafalı Uzunköprü (ilçe) uzun koşu uzun koşucu uzun kulaklı uzunkuyruk,−ğu (kuş) uzunlamasına uzun levrek,−ği uzunluk,−ğu uzunluk ölçüsü uzun ömürlü uzun öykü uzun sesli uzun süreli film uzun uzadıya uzun uzun uzun ünlü uzun vokal,−li

2258

uzun yol sürücüsü uzun yol şoförü uzuv,−zvu uzvî uzvî kimya uzviyet (*)Ü Ü ücra ücret ücretlendirme ücretlendirmek ücretlendirme makinesi ücretli ücretlilik,−ği ücretsiz üç üç adım üçayak,−ğı (sehpa) üç aylar üç aylık,−ğı üç başlı üç beş üç bir üç birlik kuralı üç boyutlu

2259

üç boyutlu film üç buçuk,−ğu üçbudak,−ğı (tütün) üç buutlu üççatal (zıpkın) üççeyrek,−ği (keman) üç dört üç durum yasası üç düzlemli üçer üçer beşer üçerli üç etek,−ği üçgen üçgen piramit,−di üçgen prizma üçgensel bölge üçgül üç hâl kanunu üç iki üçkâğıt üçkâğıtçı üçkâğıtçılık,−ğı Üçkardeş (yıldız kümesi) üç kat

2260

üç katlı üçleme üçlemek üçler üçleşme üçleşmek üçlü üçlü alan üçlü bahis,−hsi üçlü ganyan üçlük,−ğü üç nokta üç parmaklı üçtaş (oyun) üçten dokuza üçteker (araba) üçüncü üçüncü çağ üçüncü dünya ülkeleri üçüncü kişi üçüncül üçüncülük,−ğü üçüncünün olmazlığı üçüz üçüzleme

2261

üçüzlü üdeba üfleç,−ci üfleme üflemek üflemeli üflemeli çalgı üflenme üflenmek üfleyici üful,−lü üfunet üfunetli üfunetsiz üfürme üfürmek üfürük,−ğü üfürükçü üfürükçülük,−ğü üğrüm üleş üleşilme üleşilmek üleşme üleşmek üleştirilme üleştirilmek

2262

üleştirim üleştirimli üleştirimli tüze üleştirme üleştirmek üleştirme sıfatı ülfet ülger ülke ülke coğrafyası ülkeler arası ülkeler coğrafyası Ülker (yıldız kümesi) ülkesel ülkesellik ülkü ülkücü ülkücülük,−ğü ülküdaş ülküleştirilme ülküleştirilmek ülküleştirme ülküleştirmek ülküsel ülser ültimatom

2263

ültimatomsu ültramodern ültrason ültrasonograf ültrasonografi ültraviyole ülûhiyet ülüş ümera ümit,−di ümit dünyası ümit etmek ümit kapısı ümitlendirme ümitlendirmek ümitleniş ümitlenme ümitlenmek ümitli ümitsiz ümitsizlik,−ği ümmet ümmetçe ümmetçi ümmetçilik,−ği ümmî ümmîlik,−ği

2264

ümran Ümraniye (ilçe) ümranlı ümük,−ğü ün ündeş ündeşlik,−ği üniforma üniformalı ünik,−ği ünite üniversal,−li üniversalizm üniversite üniversiteler arası üniversiteli ünlem ünleme ünlemek ünlem işareti ünlenme ünlenmek ünletme ünletmek ünlü ünlü atlaması ünlü benzeşmesi

2265

ünlü çarpışması ünlü çatışması ünlü daralması ünlü değişimi ünlü düşmesi ünlü düzleşmesi ünlü genişlemesi ünlü ikizleşmesi ünlü incelmesi ünlü kalınlaşması ünlü kaynaşması ünlü kısalması ünlüleşme ünlü olayları ünlü türemesi ünlü uyumu ünlü uzaması ünlü−ünsüz uyumu ünlü yuvarlaklaşması ünsiyet ünsüz ünsüz benzeşmesi ünsüz değişmesi ünsüz düşmesi ünsüz göçüşmesi ünsüz ikizleşmesi

2266

ünsüz tekleşmesi ünsüz türemesi ünsüz uyumu Ünye (ilçe) ürat ürbanizm Ürdün Ürdünlü üre ürem üreme üremek üreme organları üremi üremik,−ği üremsel üreteç,−ci üretici üretici alan üreticilik,−ği üretici olmayan alan üretilme üretilmek üretim üretim araçları üretim artığı

2267

üretim biçimi üretimci dönüşüm− cü dil bilgisi üretim evi üretim güçleri üretim ilişkileri üretim kooperatifi üretimlik,−ği üretimsel üretiş üretken üretkenlik,−ği üretme üretmek üreyiş Ürgüp (ilçe) ürik asit,−di ürkek,−ği ürkekçe ürkekleşme ürkekleşmek ürkeklik,−ği ürkek ürkek ürkme ürkmek ürkü ürkünç,−cü

2268

ürküntü ürküntülü ürküsüz ürküş ürkütme ürkütmek ürkütücü ürokültür ürolog,−ğu üroloji ürperiş ürperme ürpermek ürperti ürpertici ürpertili ürpertme ürpertmek ürtiker ürüme ürümek ürün ürünlü ürünsüz ürün yelpazesi ürüşme ürüşmek

2269

üryan üryanî üs,−ssü üsera Üsküdar (ilçe) üsküf üsküre üslenme üslenmek üslûp,−bu üslûpçu üslûpçuluk,−ğu üslûplaştırma üslûplaştırmak üslûplu üslûpsuz üslûpsuzluk,−ğu üst üstadane üst alize üstat,−dı üstatlık,−ğı üst baş üst başlık,−ğı üst bitken üstçavuş üstçavuşluk,−ğu

2270

üst çene üst denetçi üst deri üst deri altı üst diş üst dudak,−ğı üste üstecilik,−ği üsteğmen üsteğmenlik,−ği üstel üsteleme üstelemek üstelenme üstelenmek üstelik,−ği üstenci üstencilik,−ği üstenme üstenmek üst eşik,−ği üst geçiş üst geçit,−di üst güverte üst insan üst kat üst küme

2271

üstlenim üstlenme üstlenmek üstlük,−ğü üst perdeden üst sınıf üst sınır üstsubay üstsüz üst tabaka üst tarafı üstübeç,−ci üstübeç macunu üstü kapalı üstün üstünde üstüne üstüne üstlük,−ğü üstünkörü üstünleşme üstünleşmek üstünlük,−ğü üstünlük derecesi üstünlük duygusu üstünlük karmaşası üstünlük kompleksi üstünseme

2272

üstünsemek üstün yapım üstün zekâ üstün zekâlı üstün zekâlılık,−ğı üstüpü üstüpüleme üstüpülemek üst üste üstüvane üstüvanî üst yapı üst yetkinlik,−ği üşenç,−ci üşengeç,−ci üşengeçlik,−ği üşengen üşengenlik,−ği üşenme üşenmek üşme üşmek üşniye üşüme üşümek üşüntü üşürme

2273

üşürmek üşüşme üşüşmek üşütme üşütmek üşütücü üşütük,−ğü ütme ütmek ütopi ütopik,−ği ütopist ütopya ütopyacı ütü ütü altlığı ütü bezi ütücü ütücülük,−ğü ütüleme ütülemek ütülenme ütülenmek ütületme ütületmek ütülme ütülmek

2274

ütülü ütü makinesi ütü masası ütüsüz ütü tahtası üvendire üvey,−i üvey ana üvey anne üvey baba üvey çocuk,−ğu üvey evlât,−dı üveyik,−ği üvey kardeş üvey kız üveyme üveymek üvey oğul,−ğlu üvez üye üye aidatı üyelik,−ği üyelik aidatı üye olmak üye tam sayısı üzengi üzengi kayışı

2275

üzengi kemiği üzengileme üzengilemek üzengilenme üzengilenmek üzengisiz üzengi taşı üzenti üzere üzeri üzerinde üzerine üzerlik,−ği üzgü üzgülü üzgün üzgün balığı üzgünlük,−ğü üzgüsüz üzlük,−ğü üzme üzmek üzre üzücü üzülme üzülmek üzüm

2276

üzüm asması üzümcü üzümcülük,−ğü üzüm çekirdeği üzümgüneşi (kelebek) üzüm hoşafı üzüm kompostosu üzüm kurusu üzümlü Üzümlü (ilçe) üzümlü kek üzüm pekmezi üzüm salkımı üzüm sirkesi üzüm suyu üzümsü üzümsüz üzüm şekeri üzüm şırası üzüm turşusu üzüm üzüm üzünç,−cü üzünçlü üzüntü üzüntülü (*)V

2277

V vaat,−di vaaz vaaz etmek vabeste vacip,−bi vacip olmak vade vade bitimi vadeli vadeli döviz ticareti vadeli hesap,−bı vadeli mevduat vadeli satış vadesiz vadesiz hesap,−bı vadesiz mevduat vade sonu vadetme vadetmek vadi vaftiz vaftizhane vagina vagon vagonet vagon restoran

2278

vagotoni vah vaha vahamet vahametli vahdaniyet vahdet vahdetivücut,−du vahi vahim vahit,−di vahiy,−hyi vahşet vahşî vahşîce vahşî hayvan vahşîleşme vahşîleşmek vahşîlik,−ği vahşî orman vahşiyane vahvahlanma vahvahlanmak vahyolunma vahyolunmak vaiz vaizlik,−ği

2279

vak'a vak'anüvis vak'anüvislik,−ği vakar vakarlı vakarsız vakayiname vaketa vakfe vakfetme vakfetmek Vakfıkebir (ilçe) Vakfıkebir yağı vakfiye vakıa vakıf,−kfı (para, mülk) vâkıf (bilen; vakfeden) vakıf arazisi vakıf geliri vakıf malı vakıfname vâkıf olmak vakıf senedi vakıf toprağı vaki,−i

2280

vakit,−kti vakitçe vakitli vakitli vakitsiz vakitsiz vakit vakit vaklama vaklamak vaks vaktaki vaktikerahat vaktiyle vaktizamanında vakum vakumlama vakumlamak vakur vakvak (ördek) vak vak vakvaklama vakvaklamak vale valf vali valide valide sultan valilik,−ği

2281

valiz vallahi vallahi billâhi vallahi tallahi valör vals vamp vampir Van vana vanadyum vandal vandalizm vandallık,−ğı vanilya Van kedisi vantilâtör vantrilok,−ğu vantuz vapur vapurculuk,−ğu vapurdumanı (renk) var varagele varagele bombardımanı

2282

varagele botu varagele halatı varagele kayığı varak,−ğı varaka varakçı varaklama varaklamak varaklanma varaklanmak varaklı varakpare varan varda vardabandıra vardacı vardakosta vardelâ vardırma vardırmak vardiya vardiyacı vareste var etmek vargel vargel tezgâhı vargı

2283

var gücüyle varılma varılmak varış varış çizgisi varışlı varışlılık,−ğı varış yeri varı yoğu varidat varidatçı varide varil varis (damar genişlemesi) vâris (mirasçı) varisli vârisli varissiz vârissiz varit,−di varit olmak variyet variyetli var kuvvetiyle varlık,−ğı varlık bilimci

2284

varlık bilimi varlık birliği varlık kartı varlıklı varlıklılık,−ğı varlık nedeni varlık sebebi varlıksız varma varmak var olmak varoluş varoluşçu varoluşçuluk,−ğu varoş varsağı varsayım varsayımlı varsayımsal varsıl varsıl erki varsıllaşma varsıllaşmak varsıllık,−ğı varta Varto (ilçe) varyant

2285

varyasyon varyemez varyete varyeteci varyetecilik,−ği var yok varyos vasat vasatî vasatî irtifa vasatî sür'at,−ti vasektomi vasıf,−sfı vasıflandırma vasıflandırmak vasıflanma vasıflanmak vasıflı vasıflı işçi vasıflılık,−ğı vasıfsız vasıfsız işçi vasıfsızlık,−ğı vasıl vasıl olmak vasıta vasıta hâli

2286

vasıta hâli eki vasıtalı vasıtalık,−ğı vasıtalı vergi vasıtasıyla vasıtasız vasıtasızlık,−ğı vasıtasız vergi vasi,−si (mirası yöneten) vâsi,−i (geniş, engin) vasilik,−ği vasistas vasiyet vasiyet etmek vasiyetname vaşak,−ğı Vaşington portakalı vat vatan vatan borcu vatandaş vatandaşlık,−ğı vatan haini vatan hainliği vatanî vatanî görev

2287

vatanî vazife vatanlaştırma vatanlaştırmak vatanperver vatanperverlik,−ği vatansever vatanseverlik,−ği vatansız vatansızlık,−ğı vatka vatlık,−ğı vatman vatoz vat saat,−ti vatvat vaveylâ vay vaybabamcı (yankesici) vaybabamcılık,−ğı vayvaycı vayvaycılık,−ğı vazedilme vazedilmek vazelin vazelinleme vazelinlemek

2288

vazetme vazetmek vazgeçilme vazgeçilmek vazgeçirme vazgeçirmek vazgeçme vazgeçmek vazı,−z'ı vazıh vaz'ıhamil,−mli vazııkanun vazıyet (el koyma) vazife vazife aşkı vazife etmek vazife kurbanı vazifelendirilme vazifelendirilmek vazifelendirme vazifelendirmek vazifeli vazife şehidi vazifeşinas vaziyet vazo vazolunma

2289

vazolunmak ve veba vebal,−li vebalı ve başkaları ve benzerleri veca,−ı vecibe vecih,−çhi vecit,−cdi veciz vecize veçhe veçhişebeh veda,−ı veda etmek vedalaşma vedalaşmak ve devamı vedia ve diğerleri vefa vefakâr vefakârlık,−ğı vefalı vefasız

2290

vefasızlık,−ğı vefat vefat etmek vefat ilmühaberi vefiyat vehim,−hmi vehimli vehleten vehmetme vehmetmek vejetalin vejetalizm vejetarizm vejetaryen vejetaryenlik,−ği vejetasyon vekâlet vekâleten vekâleten atama vekâleten atanma vekâlet etmek vekâletname vekâlet ücreti vekil vekilharç,−cı vekilharçlık,−ğı vekillik,−ği

2291

vekillik etmek vekil vükelâ vektör velâdet velâyet velâyetname veledizina velense velespit,−di velet,−di velev velfecri velhâsıl velhâsılıkelâm veli veliaht,−dı veliahtlık,−ğı velilik,−ği velinimet veliyullah velûr velût,−du velvele velveleci vena Venezuelâ Venezuelâlı

2292

Venüs venüsçarığı (bitki) veranda veraset veraset ilâmı veraset ve intikal vergisi verdi verdirme verdirmek vere verecek,−ği verecekli verem veremli verem olmak verese veresiye veresiyeci veresiyecilik,−ği verev verevine vergi vergi bağışıklığı vergi beyannamesi vergici vergicilik,−ği

2293

vergi dairesi vergi dilimi vergi iadesi vergi kaçağı vergi kaçakçılığı vergi kaçakçısı Vergi Kanunu vergileme vergilemek vergilendirilme vergilendirilmek vergilendirme vergilendirmek vergili vergi matrahı vergi muafiyeti vergi mükellefi vergi rekortmeni vergisiz vergi yükümlüsü veri veri bankası verici veri dosyası veri işlem verile verile emri

2294

veriliş verilme verilmek verim verimkâr verimli verimlilik,−ği verimsiz verimsizleşme verimsizleşmek verimsizlik,−ği veri ortamı veriş veriştirme veriştirmek verit,−di veri tabanı veri toplama verkaç verme vermek vermut vernik,−ği vernikleme verniklemek verniklenme verniklenmek

2295

verniye veronika versiyon veryansın veryansın etmek vesaik,−kı vesaire vesait vesaitinakliye vesayet vesika vesikacı vesikacılık,−ğı vesika fotoğrafı vesikalı vesikalık,−ğı vesikalık fotoğraf vesikalık resim,−smi vesikasız vesile vesselâm vestiyer vestiyerci veston vesvese vesveseli

2296

veteriner veteriner hekimliği veterinerlik,−ği vetire veto veto etmek veto hakkı veya veyahut vezaret vezikül vezin,−zni vezinli vezinsiz vezir veziriazam Vezirköprü (ilçe) vezirlik,−ği vezirparmağı (tatlı) vezir vüzera vezne vezneci veznecilik,−ği veznedar veznedarlık,−ğı vıcıklama vıcıklamak

2297

vıcıklık,−ğı vıcık vıcık vıcık vıcıklık,−ğı vıcırdama vıcırdamak vıcırdaşma vıcırdaşmak vıcır vıcır vıdı vıdı vıdı vıdı etmek vık vık vınıltı vınlama vınlamak vırıldama vırıldamak vırıldanma vırıldanmak vırıltı vırlama vırlamak vırt zırt vır vır vırvırcı vır vır etmek vız vızıldama

2298

vızıldamak vızıldanma vızıldanmak vızıltı vızır vızır vızlama vızlamak vız vız vızvız böceği vibrasyon vibratör vibriyon vicahen vicahî vicdan vicdanen vicdanî vicdanlı vicdansız vicdansızca vicdansızlık,−ğı vida vidala vidalama vidalamak vidalanma vidalanmak

2299

vidalı vidanjör vidasız video videobant,−dı videocu videoculuk,−ğu videokaset videoteyp,−bi vido vidolu vidosuz Vietnam Vietnamlı viglâ vikaye vikaye etmek vikont vikontes vilâdî vilâyet vilâyet binası villâ vinç,−ci vinter vinyet vira

2300

viraj virajlı virajsız viran virane viranelik,−ği viranlaşma viranlaşmak viranlık,−ğı viran olmak Viranşehir (ilçe) virdizeban virdizeban etmek vire virgül virman virolog,−ğu viroloji virt,−di virtüoz virtüozluk,−ğu virüs visal,−li visamiral,−li viski viski bardağı viskonsül

2301

viskoz viskozite viskozite değeri vişnap,−bı vişne vişneçürüğü (renk) vişne hoşafı vişneli ekmek,−ği vişne reçeli vişne suyu vişne şurubu vitamin vitaminli vitaminsiz vitaminsizlik,−ği vitellüs vites vites dişlisi vites kolu vites kutusu vitesli vitir,−tri vitray vitrin vitrincilik,−ği vitrinleme vitrinlemek

2302

viya viyadük,−ğü viyak viyaklama viyaklamak viyak viyak viyola viyolacı viyolonist viyolonsel viyolonselci viyolonselist vize Vize (ilçe) vize sınavı vizite viziyer vizon vizon kürk vizyon vizyon sahibi vodvil vokabüler vokal,−li vokalist vokal müzik,−ği vokal uyumu

2303

volân vole voleybol voleybolcu volfram voli voli ağı voli yeri volkan volkanik,−ği volontarizm volt volta voltaj voltametre voltamper voltmetre volüm vombat vonoz votka voyvo voyvoda voyvodalık,−ğı vuku,−u vukuat vukuf

2304

vukuflu vukufsuz vukufsuzluk,−ğu vulva vuraç,−cı vurdulu kırdılı vurdumduymaz vurdumduymazlık, −ğı vurdurma vurdurmak vurgu vurgulama vurgulamak vurgulu vurgulu hece vurgun vurguncu vurgunculuk,−ğu vurgunluk,−ğu vurgusuz vurgusuz hece vurgu uzunluğu vurma vurma çalgılar vurmak vurmalı çalgı

2305

vurma sazlar vurtut vuru vurucu vurucu güç,−cü vurucu tim vuruk,−ğu vuruk bilimi vurulma vurulmak vuruluş vurunma vurunmak vuruntu vuruş vuruşkan vuruşkanlık,−ğı vuruş kırış vuruşma vuruşmak vuslat vusul,−lü vuzuh vuzuhsuz vuzuhsuzluk,−ğu vücut,−du vücutça

2306

vücut ısısı vücutlu vükelâ vülgarize vürut,−du vüs'at,−ti vüzera

(*)W W walkman western (*)Y Y ya yaba yabalama yabalamak yaban yaban arısı yaban arısıgiller yaban armudu yaban asması yabancı yabancı dil yabancı çıta yabancıl

2307

yabancılama yabancılamak yabancılaşma yabancılaşmak yabancılaştırma yabancılaştırmak yabancılık,−ğı yabancıllık,−ğı yabancı para yabancı saha yaban defnesi yaban domuzu yaban enginarı yaban eriği yaban eşeği yaban fesleğeni yaban gülü yaban havucu yabanıl yabanıllaşma yabanıllaşmak yabanıllık,−ğı yabanî yabanî akdiken yabanîce yabanî elma yabanî enginar

2308

yabanî gül yabanî hayvanlar yabanî ıspanak,−ğı yabanî kimyon yabanî kimyongiller yabanî kiraz yabanî lâhana yabanîleşme yabanîleşmek yabanîlik,−ği yabanî marul yabanî menekşe yabanî mercanköşk yaban inciri yabanî turp yaban kazı yaban keçisi yaban kedisi yaban kekliği yaban keteni yaban koyunu yabanlık,−ğı yaban maydanozu yaban mersini yaban nanesi yaban ördeği yaban pancarı

2309

yaban pazısı yabansı yabansılık,−ğı yabansıma yabansımak yaban sümbülü yaban tavşanı yaban tavuğu yaban teresi yabantırak,−ğı yaban turpu yaban yasemini yabgu yad (yabancı) yâd (anma) ya da yad el yad eller yad erklik,−ği yad estetik,−ği yâd etmek yad gerekirci yad gerekircilik,−ği yadımlama yadımlamak yadın kurun yadırgama

2310

yadırgamak yadırganma yadırganmak yadırgatıcı yadırgatma yadırgatmak yadigâr yadsıma yadsımak yadsınma yadsınmak yafa yafta yaftalama yaftalamak yaftalanma yaftalanmak yağ yağar yağ bal yağ bezi yağ bezleri yağcı yağcılık,−ğı yağcılık etmek yağ çubuğu yağdanlık,−ğı

2311

yağdırılma yağdırılmak yağdırma yağdırmak yağ doku yağ göstergesi yağ gülü yağhane yağ hücresi yağı yağılaşma yağılaşmak yağılık,−ğı yağıltı yağımsı yağır yağış yağış düzeni yağış göstergesi yağış haritası yağışlı yağışölçer yağış rejimi yağışsız yağışsızlık,−ğı yağız yağız doru

2312

yağ kesesi yağ kutusu yağ küpü yağlama yağlamak yağlama yağı yağlama yıkama yağ lâmbası yağlanma yağlanmak yağlatma yağlatmak yağlayıcı yağlı yağlı ballı yağlı bitki yağlı boya yağlı boyacı Yağlıdere (ilçe) yağlı güreş yağlı güreşçi yağlı harç,−cı yağlı ip yağlık,−ğı yağlı kâğıt,−dı yağlı kapı yağlı kara

2313

yağlıkçı yağlı kömür yağlı kuyruk,−ğu yağlılık,−ğı yağlı müşteri yağlı toprak,−ğı yağma yağmacı yağmacılık,−ğı yağma etmek yağmak yağmalama yağmalamak yağmalanma yağmalanmak yağ mantısı yağ marulu yağmur yağmur bombası yağmur borusu yağmur bulutu yağmurca yağmurcun yağmur duası yağmur kapanı yağmur kuşağı yağmur kuşu

2314

yağmur kuşugiller yağmurlama yağmurlamak yağmurlayıcı yağmurlu yağmurluk,−ğu yağmur mevsimi yağmur ormanları yağmurölçer yağmur suyu yağmursuz yağölçer yağrın yağsız yağsızlık,−ğı yağ şalgamı yağ taşı yağ tulumu yağ yakıt yahey yahni yahşi Yahşihan (ilçe) yahşilik,−ği yahu Yahudi Yahudi Almancası

2315

Yahudi Arapçası Yahudi baklası Yahudice Yahudi ebegümeci Yahudilik,−ği Yahudi pazarlığı Yahudi takvimi Yahudi tapınağı yahut Yahyalı (ilçe) yak yaka yakacak,−ğı Yakacık yaka kartı Yakakent (ilçe) yakalama yakalamak yakalanış yakalanma yakalanmak yakalatma yakalatmak yakalı yakalık,−ğı yakalı kamçılılar yakalıklı

2316

yakalıksız yakamoz yakamozlanma yakamozlanmak yakarca yakarı yakarış yakarma yakarmak yakasız yakasız gömlek,−ği yakasız mintan yakı yakı ağacı yakıcı yakıcılık,−ğı yakılma yakılmak yakım yakımcı yakın yakın akraba yakın anlamlı yakın anlamlılık,−ğı yakın benzeşme yakın benzeşmezlik,−ği

2317

Yakın Çağ yakında yakından Yakın Doğu yakın dost yakın göçüşme yakınış yakın koruma yakınlarda yakınlaşma yakınlaşmak yakınlaştırma yakınlaştırmak yakınlık,−ğı yakınlık derecesi yakınlık durumu yakınlıkduyar yakınlık eylemi yakınlık fiili yakınma yakınmak yakınsak,−ğı yakınsaklık,−ğı yakınsak mercek,−ği yakınsama yakınsamak yakın sesli

2318

Yakın Şark yakın takip,−bi yakıntı yakı otu yakış yakışık,−ğı yakışıklı yakışıklılık,−ğı yakışıksız yakışıksızlık,−ğı yakışma yakışmak yakıştırma yakıştırmaca yakıştırmak yakıt yakıtçı yakıt deposu yakıt göstergesi yakıt parası yakin yakinen yaklaşık,−ğı yaklaşık bilgi yaklaşık değer yaklaşılma yaklaşılmak

2319

yaklaşım yaklaşma yaklaşma eylemi yaklaşma fiili yaklaşmak yaklaştırma yaklaştırmak yakma yakmaç,−cı yakmak yakmalık,−ğı yakma resim,−smi yaktırma yaktırmak yakut Yakut Yakutça yal yalabık,−ğı yalabıma yalabımak yalak,−ğı yalaka yalaka olmak yalama yalamak yalama olmak

2320

yalama uçuş yalama yazı yalamuk,−ğu yalan yalana yalana yalancı yalancı akasya yalancı ayak,−ğı yalancı biber yalancı cep,−bi yalancı dolma yalancı dünya yalancı inci yalancıktan yalancılık,−ğı yalancı meyve yalancı öd ağacı yalancı pehlivan yalancı safran yalancı şahit,−di yalancı şöhret yalancı tanık,−ğı yalancı taş yalandan yalan dolan yalan dünya yalan haber

2321

yalanış yalanlama yalanlamak yalanlanma yalanlanmak yalanma yalanmak yalan makinesi yalansız yalan yanlış yalap şalap yalapşap yalap yalap yalatma yalatmak yalayıcı yalayış yalaz yalaza yalazlama yalazlamak yalazlanma yalazlanmak yalçın yalçınlaşma yalçınlaşmak yaldırak,−ğı

2322

yaldız yaldızcı yaldızcılık,−ğı yaldızlama yaldızlamak yaldızlanma yaldızlanmak yaldızlatma yaldızlatmak yaldızlı yaldızlı hap yalelli yalgın yalı yalı ağası yalı boyu yalı bülbülü yalıçapkını (kuş) yalıçapkınıgiller Yalıhüyük (ilçe) yalım yalım yalım yalın yalın ad yalın ayak,−ğı yalıncak,−ğı yalın cümle

2323

yalınç,−cı yalın durum yalıngaç,−cı yalıngöz (kertenkele) yalın göz yalın hâl,−li yalın isim,−smi yalın kat yalın kelime yalın kılıç yalınlaşma yalınlaşmak yalınlık,−ğı yalın sıfat yalın tümce yalın üslûp,−bu yalın yapıldak,−ğı yalın zaman yalın zarf yalıtıcı yalıtılma yalıtılmak yalıtım yalıtkan yalıtkanlık,−ğı yalıtma

2324

yalıtmak yalı uşağı yalı yar yalız yallah yalman yalnız yalnız başına yalnızca yalnızcı yalnızcılık,−ğı yalnızlaşma yalnızlaşmak yalnızlık,−ğı Yalova Yalova misketi (üzüm) yalpa yalpak,−ğı yalpaklık,−ğı yalpalama yalpalamak yalpalanma yalpalanmak yalpalatma yalpalatmak yalpı

2325

yalpık,−ğı yalpılı yaltak,−ğı yaltakçı yaltakçılık,−ğı yaltaklanış yaltaklanma yaltaklanmak yaltaklık,−ğı yaltaklık etmek yalvaç,−cı Yalvaç (ilçe) yalvaçlık,−ğı yalvarılma yalvarılmak yalvarış yalvarış yakarış yalvarma yalvarmak yalvartma yalvartmak yama yamacı yamacılık,−ğı yamaç,−cı yamaç paraşütü yama işi

2326

yamak,−ğı yamaklık,−ğı yamaklık etmek yamalama yamalamak yamalanış yamalanma yamalanmak yamala yamala yamalı yamalı bohça yamalık,−ğı yamalma yamalmak yamama yamamak yaman yamanma yamanmak yamatma yamatmak yamçı yamçılı yamçısız yampiri yampirilik,−ği yampiri yampiri

2327

yamrulma yamrulmak yamru yumru yamuk,−ğu yamukluk,−ğu yamulma yamulmak yamyam yamyamlık,−ğı yamyassı yamyaş yan yanak,−ğı yanaklı yanak yanağa yanal yanal yüzey yanarca yanardağ yanardağ ağzı yanardağ bilimci yanardağ bilimi yanardağ bölgesi yanardağ patlaması yanardağ püskürmesi yanardöner

2328

yanaşık,−ğı yanaşık düzen yanaşıklık,−ğı yanaşık nizam yanaşılma yanaşılmak yanaşlık,−ğı yanaşma yanaşmak yanaştırma yanaştırmak yan atışı yanay yana yakıla yana yana yanay doğrusu yanay düzlemi yan bakış yancı yan cümle yan çizgisi yandan çarklı yandaş yandaşlık,−ğı yandık,−ğı yandırma yandırmak

2329

yan etki yangı yangılanma yangılanmak yangılı yangın yangın bombası yangıncı yangın çıkışı yangın hortumu yangın kulesi yangınlaşma yangınlaşmak yangın merdiveni yangın musluğu yangın sigortası yangın söndürücü yangın tulumbası yangın yeri yangısız yan hakem yanıcı yanıcı gaz yanık,−ğı yanıkara (hastalık) yanıklık,−ğı yanık rüzgâr

2330

yanık ses yanık sesli yanıksı yanılgı yanılış yanılma yanılmaca yanılmak yanılsama yanıltı yanıltıcı yanıltma yanıltmaca yanıltmacı yanıltmaç,−cı yanıltma haber yanıltmak yanında yanı sıra yanış yanışölçer yanıt yanıtlama yanıtlamak yanıtlandırılma yanıtlandırılmak yanıtlandırma

2331

yanıtlandırmak yanıtlanma yanıtlanmak yanıtlı yanıtsız yani yan kabağı yan kâğıdı yankesici yankesicilik,−ği yankı yankı bilimi yankıca yankılama yankılamak yankılanım yankılanma yankılanmak yankılı yankısız yankı yapmak yanlama yanlamak yanlamasına yanlı yanlık,−ğı yanlılık,−ğı

2332

yanlış yanlışlık,−ğı yanlışlıkla yanlış yunluş yanma yanmak yan ödeme yan sanayi,−i yansı yansıca yansılama yansılamak yansılanım yansılanım aygıtı yansılanım cihazı yansılanım çizelgesi yansılanma yansılanmak yansıma yansımak yansımalı yansımasız yansıtaç,−cı yansıta yansıta yansıtıcı yansıtılma yansıtılmak

2333

yansıtım yansıtma yansıtmak yansız yansızlaştırılmış yansızlaştırma yansızlaştırmak yansızlık,−ğı yanşak,−ğı yanşaklık,−ğı yanşama yanşamak yan tesir yantutmaz yantutmazlık,−ğı yan tümce yan ürün yan yan yan yana yan yargıcı yan yüzergiller yapadurma yapadurmak yapağı yapağıcı yapak,−ğı yapakçı

2334

yapak yağı yapalak,−ğı Yaparlu yapay yapayalnız yapay böbrek,−ği yapay dil yapay dölleme yapay döllenme yapay ipek,−ği yapay kalp,−bi yapaylaşma yapaylaşmak yapaylaştırma yapaylaştırmak yapaylık,−ğı yapay solunum yapboz (puzzle) yapı yapı bilgisi yapı bilimi yapı bilimsel yapıcı yapıcılık,−ğı yapı elemanı yapık,−ğı yapı kooperatifi

2335

yapılabilirlik,−ği yapılanma yapılanmak yapılaşma yapılaşmak yapılı yapılıkçı dil bilimi yapılış yapılma yapılmak yapım yapı malzemesi yapımcı yapımcılık,−ğı yapım eki yapım evi yapıncak,−ğı yapınma yapınmak yapıntı yapıntıcılık,−ğı yapıntılı yapısal yapısalcı yapısalcılık,−ğı yapısal dil bilimi yapısallaşma

2336

yapısallaşmak yapısallık,−ğı yapış yapışıcı yapışıcı sap yapışık,−ğı yapışık çeneliler yapışıklık,−ğı yapışkan yapışkanlık,−ğı yapışkan otu yapışma yapışmak yapıştırıcı yapıştırılma yapıştırılmak yapıştırma yapıştırmak yapış yapış yapıt yapı taşı yapma yapmacık,−ğı yapmacık görünümü yapmacık gülüş yapmacıklı

2337

yapmacıksız yapma çiçek,−ği yapma dil yapma gübre yapma ipek,−ği yapmak yapma uydu yapracık,−ğı yaprak,−ğı yaprak arıları yaprak arısı yaprak aşısı yaprak ayası yaprak biti yaprak bitleri yaprak böceği yaprak çay yaprakçık,−ğı yaprakçıl yaprak dolması yaprak dökümü yaprak döner yaprak kını yaprak kurbağası yaprak kurdu yaprakkurusu (renk)

2338

yapraklanma yapraklanmak yapraklı Yapraklı (ilçe) yapraklı kara yosunları yaprak makinesi yaprak sarması yapraksı yapraksız yaprak sigarası yaprak taş yaprak tütün yaprak yaprak yapsatçı yapsatçılık,−ğı yaptırılma yaptırılmak yaptırım yaptırma yaptırmak yaptırtma yaptırtmak yapyakın yapyalnız yar (uçurum) yâr,−ri (sevgili)

2339

yara yarabbi yara bere Yaradan Yaradancılık,−ğı yaradılış yaradılışlı yaradılıştan yara izi yarak,−ğı yaralama yaralamak yaralanış yaralanma yaralanmak yaralı yarama yaramak yaramaz yaramazca yaramazlaşma yaramazlaşmak yaramazlık,−ğı yaramazlık etmek yaramaz olmak yâran yaranış

2340

yaranma yaranmak yara otu yarar yararcı yararcılık,−ğı yararlanılma yararlanılmak yararlanma yararlanmak yararlı yararlık,−ğı yararlı olmak yararsız yararsızlık,−ğı yarasa yarasalar yaraş yaraşık,−ğı yaraşıklı yaraşıksız yaraşır yaraşma yaraşmak yaraştırma yaraştırmak yaratı

2341

yaratıcı yaratıcılık,−ğı yaratık,−ğı yaratılış yaratılma yaratılmak yaratım yaratımcı yaratış yaratma yaratmak yarayışlı yarbay yarbaylık,−ğı yarda yardak,−ğı yardakçı yardakçılık,−ğı yardakçılık etmek yardım yardımcı yardımcı ders yardımcı doçent yardımcı eylem yardımcı fiil yardımcı hakem yardımcı hücre

2342

yardımcı kitap,−bı yardımcılık,−ğı yardımcı olmak yardımcı oyuncu yardımcı yargıcı yardım etmek yardımlaşma yardımlaşmak yardım sandığı yardımsever yardımseverlik,−ği yardırma yardırmak yâren yârenbaşı yârence yârenlik,−ği yârenlik etmek yargı yargı alanı yargıcı yargıcılar kurulu yargıcılık,−ğı yargıç,−cı yargı çevresi yargıçlık,−ğı yargı denetimi

2343

yargı erki yargı evi yargı gücü yargılama yargılama giderleri yargılamak yargılama usulü yargılanış yargılanma yargılanmak yargı organları yargısal yargı usulü yargı yeri yargı yetkisi yargı yolu yarı yarı açık ceza evi yarı ağır sıklet yarı alan yarı asalak,−ğı yarı başkalaşma yarı başkanlık,−ğı yarı bel yarı belgesel yarı buçuk,−ğu yarıcı

2344

yarıcılık,−ğı yarıçap yarı final,−li yarı finalist yarı gece yarı geçirgen yarı geçirgenlik,−ği yarı göçebe yarı göçebelik,−ği yarı gölge yarı iletken yarık,−ğı yarı karanlık,−ğı yarıklık,−ğı yarı kurak,−ğı yarı kübik,−ği yarı küre yarılama yarılamak yarılanma yarılanmak yarılma yarılmak yarım yarımada yarım adam yarım ağız

2345

yarım akıllı yarı mamul,−lü yarım asalak,−ğı yarım ay yarım ayak,−ğı yarım baş ağrısı yarım boy yarımca Yarımca yarım daire yarım daire kanalları yarım doğru yarım gün yarım kafiye yarım kanatlılar yarım kubbe yarım küre yarımlama yarımlamak yarımlık,−ğı yarım mesai yarım pabuçlu yarım pansiyon yarım porsiyon yarım seren yarımşar

2346

yarım tarife yarım uyak,−ğı yarım vokal,−li yarım yamalak,−ğı yarın yarınki yarıntı yarı orta sıklet yarı otomatik,−ği yarı sanayileşme yarı saydam yarı saydamlık,−ğı yarı son yarı sonuç,−cu yarış yarış arabası yarış atı yarışçı yarışçılık,−ğı yarış etmek yarışım yarışımcı yarış kayığı yarışlık,−ğı yarışma yarışmacı yarışmak

2347

yarış otomobili yarış tabancası yarıştırma yarıştırmak yarı ünlü yarı yarıya yarıyıl yarka yarkurul yarlıgama yarlıgamak yarlık,−ğı yarma yarma aşı yarma buğday yarma çorbası yarmak yarma kereste yarma kütüğü yarmalama yarmalamak yarmalık,−ğı yarma saldırısı yarma şeftali yarma taarruzu yâr olmak yarpuz

2348

yârüağyar yas yasa yasa dışı yasak,−ğı yasak aşk yasak bölge yasakçı yasak etmek yasak kitap,−bı yasaklama yasaklamak yasaklanış yasaklanma yasaklanmak yasaklayıcı yasaklı yasak meyve yasak olmak yasa koyucu yasal yasalaşma yasalaşmak yasalaştırılma yasalaştırılmak yasalaştırma yasalaştırmak

2349

yasalı yasallaşma yasallaşmak yasama yasama dokunulmazlığı yasama dönemi yasama gücü yasama hakkı yasamak yasama kurulu yasama kuvveti yasamalı yasama meclisi yasama organı yasama yetkisi yasama yılı yasa önerisi yasasız yasasızlık,−ğı yasa sözcüsü yasa tasarısı yasa teklifi yasemin Yasin yaslama yaslamak

2350

yaslanma yaslanmak yaslı yasma yasmak yasmık,−ğı yassı yassı balıklar yassıca yassı kadayıf yassılama yassılamak yassılanma yassılanmak yassılaşma yassılaşmak yassılaştırma yassılaştırmak yassılık,−ğı yassılma yassılmak yassıltma yassıltmak yassı solucanlar yassı solungaçlılar yastağaç,−cı yastama

2351

yastamak yastık,−ğı yastık bıyık,−ğı yastık kılıfı yastıklama yastıklı yastık takoz yaş yaşa yaşam yaşama yaşamaca yaşama çabası yaşama gücü yaşamak yaşama sevinci yaşama uğraşısı yaşam biçimi yaşam düzeyi yaşam felsefesi yaşam güvencesi yaşam koşulları yaşam öyküsü yaşamsal yaşam sigortası yaşam standardı yaşanası

2352

yaşanılma yaşanılmak yaşanma yaşanmak yaşanmışlık,−ğı yaşantı yaşarlık,−ğı yaşarma yaşarmak yaşartıcı yaşartma yaşartmak yaşasın yaşatıcı yaşatkan yaşatkan sinir sistemi yaşatma yaşatmak yaşayış yaş baş yaş çayır yaş dönümü yaş günü yaş haddi yaşın yaşın yaşıt

2353

yaşıtlık,−ğı yaş kesim yaşlanma yaşlanmak yaşlı yaşlı başlı yaşlıca yaşlıca başlıca yaşlık,−ğı yaşlılar yurdu yaşlılık,−ğı yaşlılık bilimi yaşlılık sigortası yaşmak,−ğı yaşmaklama yaşmaklamak yaşmaklanma yaşmaklanmak yaşmaklı yaşmaksız yaş pasta yaş sebze yaş sınırı yaş üzüm yat yatağan Yatağan (ilçe)

2354

yatak,−ğı yatak çarşafı yatakçı yatakhane yataklı yataklı vagon yataklık,−ğı yataklık etmek yatak liman yatak limonu yatak mobilya yatak odası yatak örtüsü yatak takımı yatak yapmak yatalak,−ğı yatalak olmak yatar koltuk,−ğu yatay yatay geçiş yatay seren yat borusu yatçı yatçılık,−ğı yatı yatık,−ğı yatık çit

2355

yatık doğru yatık yazı yatılı yatılma yatılmak yatım yatır yatırılma yatırılmak yatırım yatırım bankası yatırımcı yatırım yapmak yatırma yatırmak yatısız yatış yatışma yatışmak yatıştırıcı yatıştırma yatıştırmak yatkın yatkınlaşma yatkınlaşmak yatkınlık,−ğı yat kulübü

2356

yatma yatmak yatmalık,−ğı yatsı yatsı ezanı yatsı namazı yatuğan yatuk,−ğu yavan yavanlaşma yavanlaşmak yavanlaştırma yavanlaştırmak yavanlık,−ğı yavaş yavaşa yavaşça yavaşça yavaşça yavaşçacık yavaşlama yavaşlamak yavaşlatılma yavaşlatılmak yavaşlatılmış yavaşlatılmış hareket yavaşlatma

2357

yavaşlatmak yavaşlık,−ğı yavaş tütün yavaş yavaş yave yaver yaverlik,−ği yavru yavruağzı (renk) yavrucağız yavrucak,−ğı yavrucuk,−ğu yavru kapı yavrukurt,−du yavrulama yavrulamak yavsı yavşak,−ğı yavşan yavşan otu yavuklama yavuklamak yavuklanma yavuklanmak yavuklu yavuz yavuzca

2358

Yavuzeli'ni (ilçe) yavuzlanma yavuzlanmak yavuzlaşma yavuzlaşmak yavuzluk,−ğu yay Yay (burç) yaya yaya çivisi yaya geçidi yaya kaldırımı yaya köprüsü yayalık,−ğı yayan yayan yapıldak yaya yolu yay ayraç,−cı yayçizer yaydırma yaydırmak yaygara yaygaracı yaygaracılık,−ğı yaygı yaygı balığı yaygın

2359

yaygın eğitim yaygınlaşma yaygınlaşmak yaygınlaştırma yaygınlaştırmak yaygınlık,−ğı yaygın öğretim yaygın yanlış yayık,−ğı yayık ağızlı yayıklama yayıklamak yayık makinesi yayılı yayılımcı yayılımcılık,−ğı yayılış yayılma yayılmacı yayılmacılık,−ğı yayılma hızı yayılmak yayım yayımcı yayımcılık,−ğı yayımlama yayımlamak

2360

yayımlanma yayımlanmak yayımlatma yayımlatmak yayımlayan yayın yayın balığı yayın balığıgiller yayıncı yayındırıcı yayındırma yayın dışı yayın evi yayınık,−ğı yayınım yayınispî yayınma yayıntı yayış yay kabzası yay kolu yayla yaylacı yaylacılık,−ğı yayla çayırı yayla çiçeği yayla çorbası

2361

Yayladağı'nı (ilçe) Yayladere (ilçe) yayla gülü yaylagüzeli (bitki) yayla havası yaylak,−ğı yayla kekiği yaylakıye yaylama yaylamak yaylandırma yaylandırmak yaylanma yaylanmak yayla salatası yayla yavşanı yaylı yaylı araba yaylı çalgılar yaylım yaylım ateş yaylım ateşi yaylı sazlar yaylı tambur yaylı terazi yayma yaymacı

2362

yaymacılık,−ğı yaymak yayvan yayvanlaşma yayvanlaşmak yayvanlık,−ğı yayvan yayvan yaz yazadurma yazadurmak yazanak,−ğı yazar yazarçizer yazar hakkı yazar kasa yazarlık,−ğı yazboz tahtası yazdırma yazdırmak yaz dönemi yaz dönencesi yazgı yazgıcı yazgıcılık,−ğı yazgısal yaz helvası yazı

2363

yazı bilgisi yazı bilimci yazı bilimi yazı boyu yazıcı yazıcı cihazı yazıcı kadın yazıcılık,−ğı yazı çevrimi yazı dili Yazıhan (ilçe) yazıhane yazı hayatı yazı işleri yazık,−ğı yazı kadrosu yazı kâğıdı yazık etmek yazık günah yazıklanma yazıklanmak yazık olmak yazıksız yazı kurulu yazıla yazılama yazılamak

2364

yazılı yazılı basın yazılı bildirim yazılı emir,−mri yazılı hani yazılı hukuk yazılı imtihan yazılı kâğıdı yazılım yazılım dizgesi yazılım paketi yazılım sistemi yazılı sınav yazılış yazılı yoklama yazılma yazılmak yazım yazı makinesi yazı masası yazımcı yazımsı yazın yazın bilimci yazın bilimi yazıncı yazın dili

2365

yazın eri yazınsal yazın tarihi Yazır yazış yazışma yazışmak yazıt yazı tahtası yazı takımı yazıt bilimci yazıt bilimi yazı tura yazı yaban yaz kış yazlama yazlamak yazları yazlık,−ğı yazlıkçı yazlı kışlı yazma yazmacı yazmacılık,−ğı yazma eser yazmak yazman

2366

yazmanlık,−ğı yazma yitimi yaz ördeği yaz saati yaz sömestri yaz uykusu yaz yağmuru yedek,−ği yedek akçe yedek besinler yedekçi yedek lâstik,−ği yedekleme yedeklemek yedekleşme yedekleşmek yedekli yedeklik,−ği yedek oyuncu yedek parça yedek parçacı yedek parçacılık,−ğı yedek subay yedekte yedek teker yedi yedi altmış beş

2367

yedi altmış beşlik, −ği yedi belâ yedi canlı yediden yetmişe yedi düvel yediemin yedigen Yedigir (yıldız kümesi) yedi göbek,−ği Yedikardeş (yıldız kümesi) yediler yedili yedilik,−ği yedilme yedilmek yedinci yedinci sanat yedirilme yedirilmek yedirme yedirmek Yedisu (ilçe) yedişer yediveren

2368

yediz yedme yedmek yegâh yegân yegâne yegân yegân yeğ yeğen yeğin yeğinleşme yeğinleşmek yeğinlik,−ği yeğleme yeğlemek yeğlenme yeğlenmek yeğlik,−ği yeğni yeğnilemek yeğnilik,−ği yeğnilme yeğnilmek yeğniltme yeğniltmek yeğniseme yeğnisemek

2369

yeğrek,−ği yeis,−e'si yek yekdiğeri yeke yekine yekine yekiniş yekinme yekinmek yekin yekin yeknesak yeknesaklık,−ğı yekpare yeksan yekta yekten yekûn yekvücut,−du yel yel değirmeni yeldirme yeldirmek yeldirmeli yeldirmesiz yele yeleç,−ci yelek,−ği

2370

yeleken yelekleme yeleklemek yeleklenme yeleklenmek yelelenme yelelenmek yeleli yeleli kurt,−du yeleme yelengeç,−ci yelin yelken yelken balığı yelken bezi yelkenci yelkencilik,−ği yelken gemisi yelken gönderi yelken iğnesi yelkenleme yelkenlemek yelkenli yelkenli gemi yelken yarışı yelkesen yelkıran

2371

yelkovan yelkovangiller yelleme yellemek yellenme yellenmek yelli yellim yelâlim yellim yepelek yelloz yelme yelmek yelölçer yelpaze yelpazeleme yelpazelemek yelpazelenme yelpazelenmek yelpaze tonoz yelpik,−ği yelpirdeme yelpirdemek yelseme yelsemek yeltek,−ği yelteniş yeltenme

2372

yeltenmek yelve yelveren yelyazar yel yepelek yel yeperek yelyutan yem yem borusu yemci yeme yeme içme yemek,−ği yemekaltı yemek borusu yemek dolabı yemek duası yemekhane yemek hizmeti yemekli yemeklik,−ği yemek listesi yemekli vagon yemek masası yemek odası yemek salonu yemeksiz

2373

Yemen yemeni yemenici yemenicilik,−ği yemenili Yemenli yemin yemin billâh yemin etmek yemin kasem yeminli yeminsiz yemiş yemişçi yemişçil yemişen yemişlenme yemişlenmek yemişli yemişlik,−ği yemleme yemlemek yemlenme yemlenmek yemlik,−ği yemlik arpa yemlikli

2374

yemliksiz yem torbası yem verimi yemyeşil yen yenge yengeç,−ci Yengeç (burç) Yengeç dönencesi yengeçvari yengelik,−ği yengi yeni yeni ay yenibahar (bitki) yeni baştan yenice Yenice (ilçe) yenici Yeni Çağ Yeniçağa (ilçe) yeniçeri yeniçeri ağası yeniçerilik,−ği yeniçeri ocağı yeni dalga yeniden

2375

yeniden kurma yeniden tasarımlama yeniden yapılanma yeniden yeniye yenidünya (meyve) Yeni Dünya Yeni Dünya aslanı (puma) yeni Eflâtuncu yeni Eflâtunculuk, −ğu yeni eleştirici yeni eleştiricilik,−ği Yenifakılı (ilçe) yeni gerçekçi yeni gerçekçilik,−ği Yeni Gine Yeni Gineli yeni gümüş Yenihisar (ilçe) yeni izlenimci yeni izlenimcilik,−ği yenik,−ği yenileme yenilemek yenilenme yenilenmek

2376

yenilerde yenileşme yenileşmek yenileştirme yenileştirmek yeniletme yeniletmek yenilgi yenilik,−ği yenilikçi yenilikçilik,−ği yenilik korkusu yenilik yapmak yeniliş yenilme yenilmek yenilmezlik,−ği yeni maden Yenimahalle (ilçe) yenimsi Yenipazar (ilçe) yenirce yeni sene Yenişarbademli (ilçe) Yenişehir (ilçe) yenişme

2377

yenişmek yeni yazı yeni yeni yeni yetme yeni yetmelik,−ği yeni yıl Yeni Zelânda Yeni Zelândalı yenli yenme yenmek yensiz yepelek,−ği yepisyeni yepyeni yer yer adı yer adı bilimi yer alıştırmaları yeraltı (metro) yer altı yer altı çarşısı yer altı dünyası yer altı kaynakları yer altı merdiveni yer altı müziği yer altı sanatı

2378

yer altı sineması yer altı suları yer altı treni yer belirteci yerberi (gök bilimi) yer biçimleri yer bilimci yer bilimi yer bilimsel yer cücesi yer çamı yer çekimi yer çekirdeği yer çöküntüsü yerdegezen (yılan) yer değiştirme yerden bitme yerden selâm yerden temenna yerden yapma yer domuzu yer domuzugiller yere doğrulum yeregeçen yerel yerel kanal yerelleşme

2379

yerelleşmek yerelleştirme yerelleştirmek yer elması yerel radyo yerel saat,−ti yerel televizyon yerel yayın yerel yönetim yereşeği (böcek) yer etmek yerey yere yönelim yer fesleğeni yer fıstığı yer geçidi yergi yergici yergicilik,−ği yer hizmetleri yer hostesi yerici yerilme yerilmek yerinde yerindelik,−ği yerinden yönetim

2380

yerinde vuruş yerine yerinme yerinmek yer istasyonu yer kabuğu yer katı Yerköy (ilçe) yerküre yerleşik,−ği yerleşiklik,−ği yerleşilme yerleşilmek yerleşim yerleşim alanı yerleşim merkezi yerleşke yerleşme yerleşmek yerleştirilme yerleştirilmek yerleştirme yerleştirmek yerli yerli dolap,−bı yerlileşme yerlileşmek

2381

yerli malı yerli yerinde yerli yerine yerli yersiz yer mantarı yerme yermeci yermek yermeli yer merkezci yer merkezcilik,−ği yer merkezli yer meşesi yer minderi yer mumu yer odası yer ölçümü yer örümceği yeröte (gök bilimi) yer özekçil yer özekçilik,−ği yer palamudu yer pelidi yer pırasası yer sakızı yer sarmaşığı yer sarsıntısı

2382

yersel yer servisi yer sıçanı yersiz yersizlik,−ği yersiz yurtsuz yer sofrası yer şekilleri yer şekli yer solucanı yer üstü yer yağı yer yatağı yer yer yer yurt yer yuvarı yer yuvarlağı yeryüzü yer zarfı yestehleme yestehlemek yesyeni yeşerme yeşermek yeşerti yeşertme yeşertmek

2383

yeşil yeşilbağa yeşilbaş (ördek) yeşilbiber yeşilçekirge Yeşilhisar (ilçe) yeşil ışık,−ğı yeşilimsi yeşilimtırak,−ğı yeşilkertenkele yeşil kuşak,−ğı yeşillenme yeşillenmek yeşilli Yeşilli (ilçe) yeşillik,−ği Yeşilova (ilçe) yeşil oy yeşil saat yeşil saha yeşilsazan Yeşilyurt (ilçe) yeşil zeytin yeşim yetenek,−ği yetenekli yeteneklilik,−ği

2384

yeteneksiz yeteneksizlik,−ği yeter yeterince yeterli yeterli beslenme yeterlik,−ği yeterlik belgesi yeterlik eğitimi yeterlik fiili yeterlik önergesi yeterlik sınavı yeterlilik,−ği yeter sayı yetersiz yetersizlik,−ği yeti yetik,−ği yetim yetimhane yetimlik,−ği yetingen yetingenlik,−ği yetinme yetinmek yetirme yetirmek

2385

yetişek,−ği yetişilme yetişilmek yetişim yetişkin yetişkin eğitimi yetişkinlik,−ği yetişme yetişmek yetişmiş yetiştirici yetiştirilme yetiştirilmek yetiştirim yetiştirme yetiştirmek yetiştirme yurdu yetke yetkeli yetki yetki belgesi yetki devri yetki gaspı Yetki Kanunu yetkilendirme yetkilendirmek yetkili

2386

yetkili merci,−i yetkili yargıç,−cı yetkin yetkinleşme yetkinleşmek yetkinlik,−ği yetkisiz yetkisizlik,−ği yetme yetmek yetmiş yetmişer yetmiş iki buçuk,−ğu yetmişinci yetmişlik,−ği yevmî yevmiye yevmiyeci yevmiye defteri yevmiyeli yeygi Yezidî Yezidîlik,−ği yezit,−di yezitlik,−ği yığdırma yığdırmak

2387

Yığılca (ilçe) yığılı yığılışma yığılışmak yığılma yığılmak yığın yığınak,−ğı yığın bulut yığın kültürü yığınla yığıntı yığış yığışık,−ğı yığışım yığışma yığışmak yığma yığmak yıkama yıkamaç,−cı yıkamak yıkanış yıkanma yıkanmak yıkatma yıkatmak

2388

yıkayıcı yıkayış yıkı yıkıcı yıkıcılık,−ğı yıkık,−ğı yıkık dökük yıkıla yıkıla yıkılış yıkılma yıkılmak yıkım yıkımcı yıkım olmak yıkıntı yıkıntı olmak yıkış yıkışma yıkışmak yıkkın yıkkınlık,−ğı yıkma yıkmacı yıkmak yıktırılma yıktırılmak yıktırma

2389

yıktırmak yıl yılan yılan balığı yılan balığıgiller yılanbaşı (deniz kabuğu) yılancı yılancık,−ğı yılancıl yılan çıyan yılan çiçeği yılan derisi yılandili (bitki) yılan gömleği yılan hikâyesi yılaniğnesi (balık) yılan kavı yılankavi yılan kemiği yılan taşı yılanyastığı (bitki) yılanyastığıgiller yılaşırı (bienal) yılbaşı yıldan yıla yıldırak

2390

Yıldırak (yıldız) yıldırama yıldıramak yıldırılma yıldırılmak yıldırım Yıldırım (ilçe) yıldırım aşkı yıldırımkıran yıldırımlı yıldırımlık,−ğı yıldırım nikâhı yıldırımsavar yıldırım siperi yıldırım takla yıldırım telgraf yıldırma yıldırmak yıldır yıldır yıldız yıldız anasonu yıldız barışıklığı yıldız bilimci yıldız bilimcilik,−ği yıldız bilimi yıldız böceği yıldız çiçeği

2391

Yıldızeli'ni (ilçe) yıldız falcılığı yıldız falcısı yıldız günü yıldızı dişi yıldızı düşük,−ğü yıldız karayel yıldız kurdu yıldız kümesi yıldızlama yıldızlamak yıldızlar arası yıldızlaşma yıldızlaşmak yıldızlı yıldızlık,−ğı yıldız omurlular yıldız poyraz yıldız saati yıldız savaşı yıldızsı yıldızsız yıldız tabya yıldız taşı yıldız yağmuru yıldız yasemini yıldız yeli

2392

yıldız yılı yıldız zamanı yıl dönümü yılgı yılgın yılgınca yılgınlık,−ğı yılgın yılgın yıl halkası yılık,−ğı yılışık,−ğı yılışıkça yılışıklık,−ğı yılışık yılışık yılışkan yılışkanlık,−ğı yılışma yılışmak yılkı yılkıcı yılkılık,−ğı yıllama yıllamak yıllanma yıllanmak yıllarca yıllar yılı

2393

yıllatma yıllatmak yıllık,−ğı yıllıkçı yıllıklı yıllık ortalama yılma yılmak yılmaz yılmazlık,−ğı yıl sonu yıprak,−ğı yıpranma yıpranmak yıpranma payı yıpratıcı yıpratma yıpratmak yır yırık,−ğı yırlama yırlamak yırtıcı yırtıcı hayvan yırtıcı kuş yırtıcılar yırtıcılık,−ğı

2394

yırtık,−ğı yırtıkça yırtıklık,−ğı yırtık pırtık,−ğı yırtılış yırtılma yırtılmak yırtılmış yırtılmışlık,−ğı yırtım yırtımcı yırtımcılık,−ğı yırtınış yırtınma yırtınmak yırtış yırtlak,−ğı yırtma yırtmaç,−cı yırtmaçlı yırtmaçsız yırtmak yırttırma yırttırmak yısa yısa yısa Yıva

2395

yıvışık,−ğı yıvışıklık,−ğı yıvışma yıvışmak yıvış yıvış yiddiş yiğit,−di yiğitbaşı yiğitçe yiğitleme yiğitlendirme yiğitlendirmek yiğitlenme yiğitlenmek yiğitleşme yiğitleşmek yiğitlik,−ği yiğitlik etmek yilbik,−ği yine yineleme yinelemek yinelemeli yineleniş yinelenme yinelenmek yineletme

2396

yineletmek yineleyiş yirik,−ği yirmi yirmi beşlik,−ği 29 Ekim yirmilik,−ği yirminci yirmişer yirmişerlik,−ği 23 Nisan yirmi yaş dişi yitik,−ği yitiklik,−ği yitim yitirilme yitirilmek yitiriş yitirme yitirmek yitme yitmek yiv yivaçar yivleme yivlemek yivli

2397

yiyecek,−ği yiyici yiyicilik,−ği yiyim yiyimli yiyinti yiyintili yiyiş yo yobaz yobazca yobazlaşma yobazlaşmak yobazlık,−ğı yoga yogi yoğ yoğalma yoğalmak yoğaltıcı yoğaltılma yoğaltılmak yoğaltım yoğaltma yoğaltmak yoğrulma yoğrulmak

2398

yoğrum yoğun yoğun bakım yoğunlaç,−cı yoğunlaşma yoğunlaşmak yoğunlaştırılmış yoğunlaştırma yoğunlaştırmak yoğunluk,−ğu yoğunlukölçer yoğun teker yoğurma yoğurmak yoğurt,−du yoğurt çiçeği yoğurt çorbası yoğurtçu yoğurtçuluk,−ğu yoğurthane yoğurtlama yoğurtlamak yoğurtlu yoğurtlu kebap,−bı yoğurtma yoğurtmak yoğurt otu

2399

yoğurt tatlısı yoğurum yok,−ğu,−ku yokçu yokçuluk,−ğu yok etmek yoklama yoklamacı yoklamak yoklama yapmak yoklanma yoklanmak yoklatma yoklatmak yokluk,−ğu yokluk eki yok olmak yok pahasına yoksa yoksul yoksullaşma yoksullaşmak yoksullaştırma yoksullaştırmak yoksulluk,−ğu yoksulluk belgesi yoksun

2400

yoksun etmek yoksunlu yoksunluk,−ğu yoksunma yoksunmak yoksun olmak yoksuz yoksuzluk,−ğu yokumsama yokumsamak yokuş yokuş aşağı yokuşçu yokuş yukarı yok yere yok yoksul yol yol ağzı yolak,−ğı yol ayrımı yol azığı yol bel yol boyu yolcu yolcu etmek yolcu gemisi yolculuk,−ğu

2401

yolculuk etmek yolcu salonu yoldaş yoldaşlık,−ğı yoldurma yoldurmak yol erkân yol evlâdı yolgeçen yolgeçen hanı yol halısı yol işareti yolkesen yol kilimi yollama yollamak yollanma yollanmak yollu yolluk,−ğu yolma yolmak yol parası yolsuz yolsuzluk,−ğu yolsuz yöntemsiz yolu açık,−ğı

2402

yol uğrağı yoluk,−ğu yolunma yolunmak yoluyla yol üstü yol yol yol yol olmak yol yordam yol yorgunu yom yoma Yomra (ilçe) yomsuz yomsuzluk,−ğu yonca yoncalık,−ğı yonca yaprağı yonga yongalama yongalamak yongalayıcı yongar yonma yonmak yont yont kuşu

2403

yontma yontmak Yontma Taş Çağı Yontma Taş Devri yontu yontucu yontuculuk,−ğu yontuk,−ğu yontuk düz yontulma yontulmak yonulmak yordam yordamlı yordamsız yordurma yordurmak yorga yorgalama yorgalamak yorgan yorgancı yorgancılık,−ğı yorgan çarşafı yorgan iğnesi yorgan ipliği yorgan kavgası

2404

yorgan yüzü yorgun yorgun argın yorgunluk,−ğu yorgunluk kahvesi yorgun yorgun yorma yormak yortma yortmak yortu yorucu yorulma yorulmak yorum yorumcu yorumculuk,−ğu yorumlama yorumlamak yorumlanma yorumlanmak yosma yosmaca yosmalık,−ğı yosun yosun balığı yosuncul

2405

yosun külü yosunlanma yosunlanmak yosunlaşma yosunlaşmak yosunlu yoz yozcu Yozgat yozlaşma yozlaşmak yozlaşmış yozlaştırma yozlaştırmak yozluk,−ğu yön yön belirteci yöndeş yöndeş açılar yön eki yönelik,−ği yönelim yöneliş yönelme yönelme durumu yönelme hâli yönelmek

2406

yönelmeli yönelmeli tümleç,−ci yönelteç,−ci yöneltilme yöneltilmek yöneltim yöneltme yöneltmek yönerge yönetici yöneticilik,−ği yönetilme yönetilmek yönetim yönetim biçimi yönetim gideri yönetim kurulu yönetimsel yönetim yeri yönetiş yönetme yönetmek yönetme kolu yönetmelik,−ği yönetmen yönetmenlik,−ği yönetmen

2407

yardımcısı yönetsel yöneylem yöneylem araştıması yön gösterme eki yönlendirme yönlendirmek yönleyici yönlü yönlü doğru yönseme yönsüz yöntem yöntem bilgisi yöntem bilimi yöntem bilimsel yöntemli yöntemlilik,−ği yöntemsiz yöntemsizlik,−ği yön zarfı yöre yöresel yöreselleşme yöreselleşmek yöresellik,−ği

2408

Yörük Yörük çadırı yörünge yudum yudumlama yudumlamak yudumlanma yudumlanmak yudumluk,−ğu yudum yudum yuf yuf borusu yufka yufka böreği yufkacı yufkacılık,−ğı yufka ekmeği yufka kebabı yufkalık,−ğı yufka yürekli Yugoslav Yugoslavya Yugoslavyalı yuh yuha yuhalama yuhalamak

2409

yuhalanma yuhalanmak yukaç,−cı yukarda yukardan yukarı yukarıda yukarıdan yukarı mahalle yukarısı yulaf yulaf unu yular yuları eksik,−ği yuma yumak yumak,−ğı yumaklama yumaklamak yumaklanma yumaklanmak yumak yumak yumdurma yumdurmak yumma yummak yumru

2410

yumrucuk,−ğu yumruk,−ğu yumruk hakkı yumruklama yumruklamak yumruklanma yumruklanmak yumruklaşma yumruklaşmak yumruk oyuncusu yumruk oyunu yumru kök yumruk topu yumrulanma yumrulanmak yumrulma yumrulmak yumruluk,−ğu yumru top yumuk,−ğu yumuk gözlü yumuklaşma yumuklaşmak yumuk yumuk yumulma yumulmak yumulu

2411

yumurcak,−ğı yumurta yumurta akı yumurtacı yumurtacık,−ğı yumurtacılık,−ğı yumurta hücresi yumurta kökü yumurtalık,−ğı Yumurtalık (ilçe) yumurta ökçe yumurta sarısı yumurta zarı yumurtlama yumurtlama borusu yumurtlamak yumurtlama mevsimi yumurtlatma yumurtlatmak yumurtlayanlar yumuş yumuşacık,−ğı yumuşak,−ğı yumuşak ağızlı yumuşak başlı yumuşak buğday

2412

yumuşakça yumuşakçalar yumuşak damak,−ğı yumuşak iniş yumuşaklaşma yumuşaklaşmak yumuşaklık,−ğı yumuşak su yumuşak ünsüz yumuşak yüzlü yumuşak yüzlülük, −ğü yumuşama yumuşamak yumuşatıcı yumuşatılma yumuşatılmak yumuşatış yumuşatma yumuşatmak yumuşatmalık,−ğı yuna yunak,−ğı Yunak (ilçe) Yunan Yunanca Yunanistan

2413

Yunanistanlı Yunanlı yundusuz yunma yunmak yunus yunus balığı yunus balığıgiller yurdu yurt,−du yurt bilgisi yurt dışı yurt içi yurtlandırma yurtlandırmak yurtlanma yurtlanmak yurtluk,−ğu yurtsal yurtsama yurtsamak yurtsever yurtseverlik,−ği yurtsuz yurttaş yurttaşlık,−ğı yurttaşlık bilgisi

2414

yurttaşlık hakları Yurttaşlık Hukuku Yurttaşlık Yasası yusufçuk,−ğu Yusufeli'ni (ilçe) yusyumru yusyuvarlak,−ğı yutak,−ğı yutak iltihabı yutar hücre yutkunma yutkunmak yutma yutmak yutturma yutturmaca yutturmak yutturulma yutturulmak yutucu yutulma yutulmak yuva yuvak,−ğı Yuva kavunu yuvalama yuvalamak

2415

yuvalanma yuvalanmak yuvalı yuvar yuvarlacık,−ğı yuvarlak,−ğı yuvarlak ağızlılar yuvarlak hesap,−bı yuvarlaklaşma yuvarlaklaşmak yuvarlaklaştırma yuvarlaklaştırmak yuvarlaklık,−ğı yuvarlak masa yuvarlak masa toplantısı yuvarlak sayı yuvarlak sıra yuvarlak solucanlar yuvarlak ünlü yuvarlak vokal,−li yuvarlama yuvarlamak yuvarlana yuvarlana yuvarlanış yuvarlanma yuvarlanmak

2416

yuvarlatma yuvarlatmak yuvarölçer yuvar yuvar yuvaya dönüş yuvgu yuvgulama yuvgulamak yüce yücelik,−ği yücelim yüceliş yücelme yücelmek yüceltilme yüceltilmek yüceltme yüceltmek yüğrük,−ğü yük yük arabası yük asansörü yükçü yükçülük,−ğü yük gemisi yük hayvanı yük katarı

2417

yüklem yüklem birliği yükleme yükleme durumu yükleme hâli yüklemek yüklem öbeği yüklenici yüklenilme yüklenilmek yüklenme yüklenmek yükletilme yükletilmek yükletme yükletmek yükleyici yükleyiş yüklü yüklüce yüklük,−ğü yüklülük,−ğü yük odası yük olmak yüksek,−ği yüksek atlama yüksek basınç,−cı

2418

yüksek fırın yüksek fiyat yüksek gerilim yükseklik,−ği yükseklik korkusu yükseklikölçer yüksek lisans yüksek okul Yüksekova (ilçe) yüksek öğrenim yüksek öğretim yüksek ses yüksek sosyete yüksek tahsil yüksek teknoloji yüksek yaylak,−ğı yükselen piyasa yükselim yükseliş yükselme yükselmek yükselteç,−ci yükseltgeme yükseltgemek yükseltgenme yükseltgenmek yükselti

2419

yükseltilme yükseltilmek yükseltme yükseltmek yüksük,−ğü yüksük kına yüksük makarna yüksük otu yüksünme yüksünmek yük treni yüküm yükümlendirme yükümlendirmek yükümlenme yükümlenmek yükümlü yükümlülük,−ğü yükün yükünme yükünmek yük vagonu yülgü yülük,−ğü yülüme yülümek yülünme

2420

yülünmek yün yünlü yüpürmek Yüregir yüreği dar yüreği delik,−ği yüreği dolu yüreği geniş yüreği katı yüreği pek Yüreğir (ilçe) yüreği temiz yüreği yanık,−ğı yüreği yaralı yüreği yufka yürek,−ği yürek acısı yürek ağrısı yürek çarpıntısı yürek darlığı yürek karası yüreklendirme yüreklendirmek yüreklenme yüreklenmek yürekli

2421

yüreklilik,−ği yüreklilikle yüreksiz yüreksizlik,−ği yürekten yürek yarası yürük,−ğü yürük aksak,−ğı yürüklük,−ğü yürük semaî yürüme yürümek yürünme yürünmek yürürçalar yürürlük,−ğü yürüteç,−ci yürütme yürütme gücü yürütmek yürütme kurulu yürütmeyi durdurma yürütücü yürütülme yürütülmek yürütülüş yürütüm

2422

yürüyen merdiven yürüyüş yürüyüş kolu yürüyüş yapmak yüsrü yüz yüz akı yüz aklığı yüzbaşı,−yı yüzbaşılık,−ğı yüz beşlik,−ği yüzbeyüz yüz binlerce yüz binlik,−ği yüzde yüzdelik,−ği yüzden yüzde yüz yüzdürme yüzdürmek yüzdürülme yüzdürülmek yüze gülücü yüze gülücülük,−ğü yüzer yüzergezer yüzer havuz

2423

yüzerlik,−ği yüzer top yüzer yüzer yüze soğurma yüzey yüzey bilimci yüzey bilimi yüzeyleşme yüzeyleşmek yüzeysel yüzey şekilleri yüzgeç,−ci yüzgeç ayaklılar yüz görümlüğü yüzgöz yüzgöz olmak yüz kalıbı yüz kaplama yüz karası yüz kere yüz kızartıcı yüz kızartıcı suç yüz kiri yüzleme yüzlemece yüzlemek yüzlenme

2424

yüzlenmek yüzler yüzlerce yüzleşme yüzleşmece yüzleşmek yüzleştirme yüzleştirmek yüzlü yüzlük,−ğü yüzlük birimler bölüğü yüzlü yüzlü yüzme yüzme havuzu yüzmek yüzme kesesi yüznumara yüz ölçümü yüz sabunu yüzsuyu (onur) yüzsüz yüzsüzce yüzsüzleşme yüzsüzleşmek yüzsüzleştirme yüzsüzleştirmek

2425

yüzsüzlük,−ğü yüzsüz yüzsüz yüzü ak yüzü asık,−ğı yüzücü yüzücülük,−ğü yüzük,−ğü yüzü kara yüzükoyun yüzük oyunu yüzük parmağı yüzülme yüzülmek yüzüncü yüzünden yüzü pek yüzü sıcak,−ğı yüzü soğuk,−ğu yüzüstü yüz üstü yüzüş yüzü yerde yüzü yumuşak,−ğı yüz yazısı yüzyıl yüzyıllık,−ğı (*)Z

2426

Z zaaf zabıt,−ptı zabıta zabıtname zabit zabitan zabitlik,−ği zaç zaç yağı zade zadegân zadegânlık,−ğı zafer Zafer Bayramı zafiyet zağ zağanos zağar zağara zağarcı zağarlık,−ğı zağcı zağcılık,−ğı zağlama zağlamak zağlanma

2427

zağlanmak zağlı zahir zahirde zahire zahiren zahirî zahit,−di zahitik,−ği zahmet zahmet etmek zahmetli zahmet olmak zahmetsiz zahmetsizce zahter zail zail olmak Zaire Zaireli zait,−di zakkum zakkumgiller zakkumlaşma zakkumlaşmak zakkumlu zalim

2428

zalimane zalimce zalimlik,−ği zam,−mmı zaman zaman aşımı zaman ayarlı zaman belirteci zaman bilimi zaman bilimsel zaman birimi zamandaş zaman dizini zamane zamane adamı zamane çocuğu zaman eki zamanında zamanla zamanlama zamanlamak zamanlı zamanlı zamansız zamansız zaman tüneli zaman zaman zaman zarfı

2429

zamazingo zambak,−ğı zambakgiller Zambiya Zambiyalı zamir zamk zamk ağacı zamk akasyası zamk hastalığı zamkıarabî zamkinos zamkinos etmek zamklama zamklamak zamklanma zamklanmak zamklı zamklı kâğıt,−dı zamlanma zamlanmak zamlı zamsız zamme zammetme zammetmek zammı sure

2430

zam paketi zampara zamparalık,−ğı zamparalık etmek zam yapmak zan,−nnı zanaat zanaatçı zanaatçılık,−ğı zanaatkâr zanaatkârlık,−ğı zangırdama zangırdamak zangırdatma zangırdatmak zangırtı zangır zangır zangoç,−cu zangoçluk,−ğu zanka zanlı zannetme zannetmek zanneyleme zanneyl