P. 1
İlhan Arsel-Kuran eleştirisi 2

İlhan Arsel-Kuran eleştirisi 2

|Views: 918|Likes:
Yayınlayan: Hamit Bşgl

More info:

Published by: Hamit Bşgl on Sep 11, 2010
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

11/19/2012

pdf

text

original

http://www.

İÇİNDEKİLER

KUR'AN'IN ELEŞTİRİSİ II
BÖLÜM III: KUR'AN'IN BİLİMSELLİK AÇISINDAN ELEŞTİRİSİ Kur'an'ın Bilimsellik Açısından Eleştirisi I. Kur'an'daki Sonu Gelmez Tekrarlamalar ve Bundan Doğma Sakıncalar II. Kur'an'daki Uyumsuzluklar, Tutarsızlıklar, Kapalılıklar ve Anlaşılmazlıklar Hakkında ("Apaçık" Olduğu Söylenen Kur'an'ın "Apaçık" Olmayan Yönleri) III. "Apaçık" ve "Anlaşılır" Şekilde Gönderildiği Söylenen Kur'an, İster "Biçim", İster "Kapsam" ve İster "İçeriklik" Bakımından Olsun, Her Yönüyle "Apaçık" Olmaktan, "Anlaşılırlıktan" Uzaktır IV. Kur'an'ı "Apaçık" Olmak Üzere İndirdiğini Söyleyen Tanrı, Çoğu Zaman Onu Anlaşılamaz Nitelikte Kılmakta, Hatta Bazı Hallerde Anlaşılmamasından Yana Olmakta V. Kullarını İnanç Bocalamasında Bırakmamak İçin Tanrı, Bazı Ayetleri Anlaşılamaz Nitelikte Kılmış! VI. "Apaçık" Olduğu Söylenen Kur'an'ın, "Apaçık" Olmayan Yönlerinden Diğer Bazı Örnekler! (Devam) VII. Kur'an'daki "Anlaşılmazlıkların Nedeni, Sadece Ayetlerin "Apaçık" Olmayışı ile Değil, Gelişigüzel ve Karmakarışık Şekilde Sıralanmalarıyla da İlgilidir VIII. Kur'an'daki Anlaşılmazlıkların Diğer Nedenleri Hakkında (Devam) IX. Kur'an'daki Biçimsel Uyumsuzluklar ve Tutarsızlıklar Hakkında (Devam) X. İçeriklik ve Biçimsellik Bakımından, Kur'an'daki Tutarsızlıklar, Uyumsuzluklar ve Bilimselliğe Aykırılıklar (Devam) XI. "Kur'an Ayetlerinde Takdim-Tehir Vardır" Diyerek, Tutarsızlıkları, Uyumsuzlukları ve Anlamsızlıkları Göz Ardı Etme Çabalan XII. Kur'an'daki Kıssalar (Hikayeler, Masallar) Bölük Pörçük, Çoğu Kez Kopuk, Başı Sonu Belirsiz Şekilde Anlatılır

KUR'AN'IN ELEŞTİRİSİ
BÖLÜM III: KUR'AN'IN BİLİMSELLİK AÇISINDAN ELEŞTİRİSİ KUR'AN'IN BİLİMSELLİK AÇISINDAN ELEŞTİRİSİ
19. yüzyılın ortalarında Avrupa'nın en geri kalmış iki ülkesinden biri Çarlık Rusya'sı, diğeri ise Osmanlı imparatorluğu idi. O dönemin ünlü bir düşünürü, bu iki ülkenin geleceğe yönelik durumlarını bilimselliğe vurarak şu kıyaslamada bulunmaktaydı: "Rusya muhtemelen gelişme sürecine girecek ve içinde bulunduğu atalet'ten sıyrılabilecektir; fakat Osmanlı İmparatorluğu için böyle bir ihtimal söz konusu olamaz; çünkü, Osmanlı Kur'an'a bağlıdır." Tarihi gelişme göstermiştir ki, bu sözlerde "kehanet" değil, gerçek yatmaktaydı. Nitekim, bilindiği gibi Rusya, 20. yüzyılda yeryüzünün iki "Süper Devletinden biri kertesine erişmiş, Osmanlı Devleti ise, bütün reform çabalarına rağmen, Kur'an'a saplanmışlık nedeniyle, yok olup gitmiştir. Atatürk'ün yarattığı Cumhuriyet, Kur'an rehberliği yerine, akıl rehberliğine dayalı olduğu içindir ki, yeryüzünde mevcut bütün İslam ülkelerinin önüne geçmiş, siyasal ve sosyal alanlarda uygarlık sürecine girmiş ve işte bugün Avrupa Birliği'ne üye olma şansına erişmiştir. Bu örnek, bir kez daha şu gerçeği ortaya vurmuştur ki, Kur'an'a dayalı olarak hiçbir toplum için siyasal, sosyal, ekonomik ve daha doğrusu fikirsel ve bilimsel yönde gelişme olasılığı yoktur. Nitekim, l400 yıllık İslam tarihi bunun böyle olduğunun kanıtıdır. Birçok yayınımızda değindiğimiz gibi, her ne kadar iki yüzyıl gibi kısa sürelik bir İslam uygarlığından söz edilirse de, bu uygarlık Kur'an'dan kaynaklanmış değildir; Eski Yunan bilimlerinden kaynaklanmış ve bu kaynaklardan koptuğu an son bulmuştur. Ne yazık ki, tarihsel gerçeğin bu olduğundan habersiz aydınlarımız ve onlara mihmandarlık eden mollalarımız, İslam vahyi demek olan "Kur'an" ile "akıl" arasında uzlaşmazlık bulunmadığını, Kur'an'ın akla hitap ettiğini ve onu kendisine "rakip" ya da "muhalif görmediğini söylemekten ve genellikle vahyi aklın önüne geçirme heveslerinden kendilerini alamazlar. Oysa İslam vahyi, akla önem ve değer vermez; vermek şöyle dursun ve fakat aklı, her hususta kendisine baş eğmekle görevli bir robot bilir. İslamda "vahiy" ile "akıl" arasında uzlaşma diye bir şey yoktur ve olamaz; çünkü, "vahiy" Tanrı'nın (yani "Yaratan"ın) iradesi, "akıl" ise insanın (yani "Yaratılan "in) iradesini yapan şey olarak kabul edilir. Tanrı'nın her şeyi bildiği, insanın ise hiçbir şey bilmediği faraziyesinden hareketle, vahyin akla rehberlik etmesi beklenir.

ayet 51-52. yeniden düzenlenmiş ve gözden geçirilmiş on beşinci' basım. çünkü. köleliği insan şahsiyetinin haysiyetine aykırı bulur. İlhan Arsel. köleliği Tanrısal bir kuruluş olarak doğal bilir ve örneğin. Ekim 1997). yaşamı boyunca köleler edinmiş. farklı inançta olanları kötüleyen. akılcı verilerle bağdaşabilir nitelikte şeylerdir. giyinmesine. ne de aklın özgür ve serbest işleyişine olanak tanır. Aydın ve "Aydın". vahiy ile aklın her konuda çatıştığıdır. Nisa Suresi.) Söylemeye gerek yoktur ki. Kur'an'da Yahudileri ve Hıristiyanları. ne "insan" anlayışı. Yine aynı şekilde Kur'an. bütün İslam ülkelerinde l 400 yıl boyunca doğal bir kuruluş olarak benimsenmiş ve ancak uygar ülkelerin baskıları sonucunda resmen uygulanmaktan çıkarılmıştır. Kur'an'da. Rûm Suresi. Bakara Suresi. ödemedikleri takdirde onlara karşı savaş açılmasını gören ayetler var (Tevbe Suresi. insan sorunları alanında olduğu :adar evren ve doğayı kapsayan tüm sorunlar bakımından kendini belli der. üçüncü basım. "Allah. Kaynak Yayınlan. böylece köleliği İslamın temel kuruluşlarından biri haline getirmek hususunda kendinden örnekler vermiştir. Kaynak Yayınlan. Şeriat ve Kaçtın. İlhan Arsel. Tanrı'nın insanları kafir yapıp. ayet 5) diye ayetler var. erkeklerin diledikleri kadar cariye (köle kadın) edinebileceklerine dair hükümleri (örneğin. gözden geçirilmiş ve yeniden düzenlenmiş üçüncü basını.( Bu konuda bkz. Şimdi soralım: Hiç bu tür ayetlerin sağlam bir akılla uzlaşabileceğini düşünmek mümkün olur mu? Hiç farklı inançtaki insanları birbirlerine düşman kılan. Mart 1997. birinci basım. Muhammed. aşağılayan daha nice ayet var. ayet 3) içerir. İslama Göre Diğer Dinler. Hiç bu tür vahiylerin akıl tarafından benimsenmesi mümkün müdür? Yine bunun gibi Kur'an'da. ne "sebep ve illet" ilişkilerinin incelenmesine. "olay" ile "sonuç" arasında değerlendirme yapabilmesiyle elde edilebilen bir şeydir. ana baba ve kardeş gibi yakın akraba dahi olsalar "müşriklere". ayet 28. Nahl Suresi.. Kur'an'da. Enam Suresi. Kur'an'da "İslamdan başka bir ne yönelenler sapıktırlar" (Al-i İmran Suresi. ayet 29). yeni eklemelerle.) Yine bunun gibi Kur'an. İstanbul. ayet 28. akıl.. "müspet ilim" denen şey. Müslümanlığı kabul etmemelerinin cezası olarak "cizye" (kafa parası) vermeye zorlayan.. Kur'an'da. ayet 85. bu nedenle hiçbir konuda akıl ile uzlaşma gereği hissetmez. ayet Vs. aklın vahiy ile uzlaşamaz olduğu hususundaki sayısız örnekten şu birkaçını tekrar anımsatalım ki. Bu çatışma." şeklindeki ayetler (bkz.Ne var ki. Kur'an'da. Bunlar hiç eşit olurlar mı?. 57-60. vahyin rehberliğine tabi kılındığı an müspet ilim yapamaz durumda kalır. kölelik. ayet 60). "Müşrikleri öldürünüz" "Tevbe Suresi. Mart 1999.. köle almış. başka bir deyimle Kur'an'ın ne "Tanrı" anlayışı. sesinin tonunu ayarlamasına.. Nitekim. Kur'an'daki bu tür vahiyleri akıl ile uzlaştırmak mümkün değildir. birinci basım. 30 vs. bir kısmına da yeni yayınlarımızla ayrıca değineceğiz. ayet 125. Ağustos 1997. ayet 113). Arabın ünlü ve güçlü ..). Kur'an'ı gözden geçirdiğimizde tanık olduğumuz ilk şey. Saff Suresi. hiçbir şeye gücü yetmeyen. çünkü. köle satmış. Kaynak Yayınları. aklın bağımsız olarak iş görebilmesiyle. Bu hususlardan bir kısmına daha önceki çalışmalarımızla değinmiştik. ne tartışma usullerine. İlhan Arsel. katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık harcayan (hür) bir kimseyi örnek verir. Şeriat ve Kölelik. bazı kişilerin gönüllerini İslama ısındırabilmek için Tanrı'nın maddi çıkarlar sağladığına dair ayetler vardır ki (örneğin Tevbe Suresi. ne de "evren" anlayışı. İslamdan başka inançta olanlarla dost olmayı ya da onlara karşı sevgi ve saygı beslemeyi yasaklayan ayetler var (Al-i İmran Suresi. şahitlikte ya da miras paylaşmasında yarım saymaktan tutunuz da. O kendisini. yanılmazlığın işareti ve "mutlak gerçeğin" ta kendisi olarak her şeyin üstünde görür. ayet 75. kadını aşağılayan hükümlerle dolu! Kadını aklen ve dinen eksik olarak tanımlamaktan. başkasının malı olmuş bir köle ile.) yanında. birbirlerine boğazlatan vahiyleri akılcı temele oturtmak düşünülebilir mi? (Bu konuda bkz. deney ve eleştirilere girişebilmesiyle. aşağılık bir yaratık sayan vahiyler içermekte. kocasının seks ihtiyacını kusursuzca karşılamasına ya da kocası tarafından dövülmesine varıncaya kadar her hususta özgürlükten yoksun.. köleleri kendi hizmetinde çalıştırmış. Oysa İslam vahyi. Toplumsal Geriliklerimizin Sorumlu/arı Din Adamları. doğa olaylarındaki "sebep" ve "illet" ilişkilerini akılcı yoldan ortaya vurabilmesiyle. fakat.) Ve hele hiç. Mide Suresi. konuşmasına.) şeklinde ayetler var. ayet 28-29 vs. Aralık 1996. sokağa çıkmasına. kadını. Kaynak Yayınları. Bu tür ayetlere dayalı olaraktır ki. "kafirlere" mağfiret dilenmemesini öngören ayetler var (Tevbe Suresi. sonra onları cezalandırmak için cehenneme attığını düşünmek mümkün müdür? (Örneğin.( Bu konuda bkz. Bu ayetler l 400 yıl boyunca benimsenmiş ve uygulanmış şeyler. ne deney ve eleştiriye. Yine bu yüzdendir ki. oturup kalkmasına. Kaynak Yayınları. akıl. tez-antitez gibi "diyalog" usullerine dayalı olarak senteze ulaşabilmesiyle.

. İstanbul. Çünkü. aralarında. s. insanlar arasında köle olanlar ve olmayanlar diye ayrım yapsın ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan bu tür bir eşitsizliğe yer vermekle övünsün? Neden Tanrı kadını aşağılasın ve kadını aşağılamanın bütün insanlığı aşağılamak olduğundan habersiz bulunsun? Neden Tanrı insanların gönüllerini açıp onları dilediği gibi Müslüman yapmak gücüne sahip olduğu halde. belirtirken bu yasağı." Yine vahiy. onlara ganimetten pay ayırmak ya da güzel kadınlar sağlamak gibi usullere başvursun? Öte yandan vahiy. Kişi yaşam kurallarının mantıksal anlamını ve amacını akılcı düşünce yoluyla öğrenmiş olsa.) Tanrı fikrine saygılı bir akıl için kabul edilemeyecek nitelikte şeylerdir. Sad Suresi.kişilerini (Müellefetü'l-Kulub) İslama kazandırmak maksadıyla konmuştur ve Taberi gibi yorumcuların açıklamalarına göre "rüşvet" anlamına gelir. asla geçerli olamaz. tuzak kurduğuna dair ayetler var ki (örneğin. Rahman Suresi. kenarından başlamakla dilinin yanmayacağını ve çünkü çanağın kenarlarının orta kısma nazaran daha ılık olduğunu deneysel ve biçimsel mantık yoluyla bellemiş olsa. farklı inançtandırlar diye mağfiret dilenmesin? Önemli olan şey. aksi takdirde şeytan gelir onları yer" der. 1990. "O. Tanrı fikrindeki kutsallığa inanmış bir akıl için.. Tanrı'nın bu tür yollara başvurarak iş görebileceğini kabul edemez. örneğin çorbayı içerken çanağın ortasından değil. dağlan da birer çivi (evtad) yapmadık mı ? " (Nebe1 Suresi. yer'i uzatıp döşemiştir ve onda yerleşik dağlar yapmıştır. gibi kimseler vardır. Kaynak Yayınlan. akıl. Görüldüğü gibi. Enfal Suresi. Kuşku edilemez ki. iyi. uzatıp döşemiş ve dağları da birer çivi (ya da "kazık") olarak çakmış ve şöyle demiş: "Biz yeri bir döşek. Yine aynı şekilde Kur'an'da Tanrı'nın. ayet 49-52 vs. insanlığa yararlı olmak. değil midir? İslamdan başka din ve inançta bulunan." (Rad Suresi. yeryüzünü (arz'ı) bir döşek yapmış. kenarından başlayın" der ve ekler: "Çünkü Tanrı 'nın inayeti çanağın kenarında toplanmış olup.( Ki. ayet 30. "Çorba içerken ya da yemek yerken çanağın ortasından değil. Fakat. Aksine akıl. Yeri döşek yapıp uzattığını ve dağlan da çivi (kazık) olarak çaktığını söylemekle Tanrı ne demek .. o Tanrı'dır ki. Örneğin vahiy. erkek kullarına "memeleri yeni sertleşmiş ceylan gözlü güzel kızlar". Tabu Can Çekişiyor: Din Bu I. Nice örnekten biri olarak şunu verelim: Kur'an'a göre Tanrı. insansever kimselere karşı neden sevgi beslenmesin? Neden Tanrı. anasına doğru azalır. ayet 54. Böylece yaşamını ve davranışlarını akıl ve mantık rehberliğiyle ayarlamak ve fikren gelişmek olasılığını bulur. İslamcıların "ilim" diye tanımladıkları her şey akla ve bilimsel araştırmalara ters düşer nitelikte şeylerdir. Nazik Suresi. gelişmiş bir aklın ciddiye alamayacağı şeylerdir..) Söylemeye gerek yoktur ki. sırf gözü kapalı şekilde boyun eğsinler diye. (Bu konuda bkz.. Yine bunun gibi vahiy. Öte yandan vahiylerden oluştuğu söylenen Kur'an'da. altın ve gümüş kapta yiyip içmenin günah olup yasaklandığını belirtmek ister. fakat onlardan çok daha büyük bir ustalıkla hile yaptığına.. deney ve diyalektik usullerine dayalıdır. Hişam oğlu Amr vs.. dürüst olmak. Turan Dursun. ayet 32). Yani. Yine Kur'an'da Tanrı'nın. 232. "olay" ile "sonuç" arasındaki nedensel ilişkilere dayalı olarak değerlendirmez. vaat ettiği yazılıdır ki (örneğin. tıpkı insanlar gibi. ayet 6-7. ayet 21). "Altın ve gümüş kaplarda yiyip içenlerin karınlarında cehennem ateşi kaynayacaktır" der.. saymakla bitmeyecek kadar çok olan bu tür vahiylerle aklın uzlaşabileceğini düşünmek güçtür. "Yemek yerken örtüye dökülen kırıntıları yiyin. Yunus Suresi.74. ayet 46-78. Muhammed'e karşı önce kafa tutan Ebu Süfyan ya da Avf oğlu Malik. aklın yaptırım gücü. Vahyin ortaya vurduğu verilerde "sebep" ve "illet" ilişkisi ya da "olay" ile "sonuç" arasında nedensel değerlendirme diye bir şey söz konusu olmaz. vahyin yaptırım gücü cehennem ateşiyle ya da cinler ve şeytanlarla korkutmalara dayalıdır ki. bunlara karşı her an isyan edercesine muhtemelen şu sorulan sorma ihtiyacındadır: İslamdan başka din ve inançtadırlar diye neden insanlar öldürülsün? Neden onlara karşı düşmanlık beslensin? Neden ana baba ya da kardeşler için. ayet 3). Habisoğlu Akra.). düşünme gücüne ve yaratıcı zekaya yönelmekte güçlük çekmez. hiçbir şeyi akılcı yoldan ortaya vurmaz. Al-i İmran Suresi. iyiliksever olmak vs. dürüst. Akla hitap etmediği için akılcı nitelikteki bir gerekçeye yönelmez.

yoksa yaratma gücünden yoksun olan putlar mı?" Üstelik de üstünlüğüyle putlara meydan okuyan bu Tanrı. Üstelik bir de şu var ki. kullarıyla adeta alay edercesine. tarih içerisinde "İbrahim Peygamber" diye bir kimse mevcut olmadığı halde. "Musa'yı sandığa koy. sarsılmasın diye üzerine dağlan çivi gibi çaktım. Tevrat'a göre. güya bu çiftçinin ahfadından biri ilk "tek Tanrı" fikrine sahip olarak Haran 'a ve oradan da Ken'an denen yere gitmiş ve İbranice "Abraham" olarak tanınmıştır. ayet 61. Tanrı. "Abarama" şekline sokulmuştur ki. Deceptions and Myths of the Bibler. İbrahim'in ne Yahudi ne de Hıristiyan olmayıp "ilk Müslüman" ve "Müslümanların babası" olduğu (Al-i İmran Suresi. New York. akılcı düşünceye yer verir şeylermiş gibi! Yine bunun gibi Kur'an ayetlerinin büyük bir kısmı. hani sanki şöyle der gibidir: "Ben yeryüzünü yarattım. 1979. eski çağların esatirinden esinlenmiş bir şey. ayet 161). Aksine bütün bunlar. Şimdi düşünün bir. Muhammed'in Tanrı tarafından onun dinine eriştirildiği (Nisa Suresi. aklın bilimsel ve deneysel yollarla cerh ettiği şeylerdir. ayet 125.110 vd.. ne var ki. Kur'an'ın çeşitli surelerinde.. "müslim" olarak Müslümanların isim babası saymıştır. Enbiya Suresi. Ancak. ayet 78). Hac Suresi. sizi sallayıp çalkalamasın diye. üstünlüğünü anlatmak için. eski Hint efsanelerinden yararlanarak kendi kafalarından İbrahim'i yaratmışlardır. Graham. İbrahim'in ilk adı "Abram1 'dır. Is the Holy Bible Holy? Is it The Word of God?. Saffat Suresi. Hintlilerin "Yaratıcı" diye bildikleri şeydir. tarihi verilere göre "İbrahim" diye bir kimse yok. sonra onu denize (Nil Nehri'ne) bırak. s. Bunun nedenini Tanrı. ve sonra oğlu İsmail’i kurban olarak sunuşu hikaye edilir (Saffat Suresi. Şu bakımdan ki. yeryüzüne birer çivi gibi çakıvermiştir. İbrahim Yahudi ırkının babası olarak kabul edildiği halde. ayet 10. Örneğin. Hint dilindeki "Brama"dan gelir. Bunun gibi daha nice alametler yarattım. Tevrat'a göre. yakılmak üzere ateşe atıldığı halde ateşin onu yakmadığı (Enbiya Suresi. Oysa İbrahim'le ilgili hikayeyi Muhammed. ayet 16-17) Dikkat edileceği gibi Tanrı. "Hala düşünmüyor musunuz?" diye sormakta! Sanki bu yukarıdaki anlatımlar. uydurma olaylarla ve hayali nitelikteki kahramanlarla doldurulmuştur. Nitekim. sarsılmasını önlemiştir: "Tanrı.. Geniş bilgi için bkz. kere: yaratıcı olan ben mi üstünüm. Bu ad. ayet 10. s. ayet 37-41. deniz onu kıyıya atsın . ayet 67. yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Hala düşünmüyor musunuz?" (Nahl Suresi. ayet 68-70). ayet 7. Lokman Suresi. yeryüzüne. "çiftçi" anlamındadır. yerleşik dağlar koydu. Kitabı Mukaddes yorumcularının uydurmasına göre. Fakat. Neml Suresi. "Kötülük Tanrısı" (ya da "Karanlıklar diyarının hükümdarı" anlamındadır. her ne olursa olsun gerçek anlamda İbrahim diye tarihi bir şahsiyetten söz etmek mümkün değil: gerek Tevrat'ta ve gerek Kur'an'da adı geçen "İbrahim". Kaf Suresi. Enam Suresi. dağlan çivi gibi çakmakla. Mürselat Suresi. yeryüzünün (ve içindekilerin) sallanmasını. ayet 27. Musa'nın yaşam hikayesiyle ilgili pek çok ayet var: Güya Tanrı. Turan Dursun. dağlan. ayet 131-132). Söylemeye gerek yoktur ki.istemiştir? Belli değil. aklı dışlayan efsane niteliğindeki hikaye ve masallardan oluşur. Kur'an'ın başka yerlerine serpiştirmiş bulunduğunu ayetlerle bildiriyor ve diyor ki. ayet 15). ayet 101-113). ayet 31. Kur'an'da şöyle yazılı: "(Allah) daha nice alametler (yarattı). Nitekim. Fussilet Suresi. Lloyd M. ayet 101-111).232) Anlaşılan o ki. bu sözlerde akılcı bilime yatkın hiçbir şey yok. age. Muhammed onu "hanif.(Bu konuda pek çok yapıt var. Babilonya esatirinde (mitolojisinde) ise. Kur'an'da Tanrı'nın İbrahim'e "Müslim ol" dediği ve onun da "Müslim oldum" dediği (Bakara Suresi." (Nahl Suresi. Tevrat'ı hazırlayanlar. Mısır'da firavunların zulmü altında yaşayan Yahudileri kurtarmak istemiş ve yeni doğan Musa'nın anasına. O halde yaratan (Allah). "ilim" olsun diye sarf edilmiş değil. deprem olmasın ve deprem yüzünden insanlar sarsıntıya ve sefalete uğramasın diye. fakat sadece Tanrı'yı putlardan daha güçlü imiş gibi göstermek için Muhammed tarafından Kur'an'a konmuş şeylerdir. ya da buna benzer hususlar belirtildikten sonra evlilik yaşamı ve çocukları (İshak ve İsmail) hakkında bilgi verilir (İbrahim Suresi. Bu hikayelerin ve masalların hemen tümü.( Aynı doğrultudaki sözler için ayrıca bkz. "vahiy" diye öne sürülen bu yukarıdaki sözler. bu konuda bkz.) Yine bunun gibi Musa ve onunla ilgili haberler konusunda da aynı şeyleri söylemek mümkün.. Hintçe kökeni "Parabrahm" iken Farsçaya "Ahriman" olarak girmiştir ki. Tevrat'tan almış ve bazı değişikliklerle Kur'an'a sokmuştur.

Tanrı'nın belli ettiği ülkeye götürmüştür (Şuara Suresi.( Bu konuda. kuş diliyle kuşlara hitap etmesine.. güya Muhammed'in peygamber olarak geleceğini müjdelemiştir (Şura Suresi. ayet 48. "sudan çıkartılmış kişi" anlamına gelir. kendi kavimleri için bir tarih başlangıcı yapmışlardır. Üzeyr'in eşe-ğiyle birlikte yüz yıl ölü kılınıp. Bunu duyan bir Yahudi. O sırada Firavun'un kızı ırmakta yıkanmaktadır. Tanrı'nın şeytan aracılığıyla Eyüb'ü denemesine ve hile-i seriye yolunu seçmesine." demiş ve sonra güya. 19). Ve işte Kur'an'da. Neml Suresi. Şeriat'tan Kıssa'lar ve Şeriat'tan Kıssalar 2 adlı kitapları. Ve göreceğiz ki. ayet 36-37. Yahudi din adamları tarafından Eski Mısır esatirinden esinlenerek. yerin. firavunlar döneminde. yüzyılın ünlü bilim adamlarından Karl Richard Lepsius. göklerin. Enbiya Suresi. Tabu Can Çekişiyor: Din Bu adlı yapıtlarına bakınız. büyücülükle suçlandırılmıştır (Yunus Suresi. Yahudi kaynaklarından aktarmış ve aktarırken de kendine göre değişiklikler yapmıştır. 28. Turan Dursun. Yahudi din adanılan. bu Eski Mısır hikayesini. Semud kavmine gönderilen Salih'in duası üzerine kaya parçasının içinden dişi deve çıkmasına. Nuh'un tufan masalına. Eski Mısır dilinde "Musa" sözcüğü.( Bu konularda Karl Richard Lepsius'un. bir grup cüzamlı insanı peşine takmış. Fakat. ayet 13.) . ya da saymakla bitmeyecek bu tür anlatımlara varıncaya kadar aklı dışlayan ne varsa her şeyi Kur’an’da bulmak mümkündür. denizlerin. Yahudiler onu kendi peygamberleri olarak bilirler. ayet 1-28). Firavun'lar döneminde Mısırlı bir kahinin adıdır. mağaraya sığınmış gençlerin ve köpeklerinin 309 yıl boyunca uykuda kalmalarına. Tanrı’nın günde elli vakit namaz kılınmasını emredip. Ve işte Muhammed. cin ve meleklerin vs. "Çıkış". diğer hikaye ve masallar gibi. Musa ile ilgili olarak Mısır tarihinden çaldıkları bir hikayeyi kendi milli gereksinimlerine mal etmişlerdir. güya kavmini putlara tapmaktan vazgeçirmek istemiş ve bu yüzden kötülenmiş. 1849-1860). yeniden canlandırılmasına. Tevrat ve Haggada gibi kitaplarda) Musa diye adı geçen kişinin aslı yok. Süleyman'ın mührünü ele geçiren şeytanın marifetlerine. İlhan Arsel. Firavun'un karısı onu sudan çıkarıp sarayda yetiştirmiştir (Taha Suresi. hayal ürünü olmak üzere Tevrat'a geçirilen böyle bir Musa'dır. (Bu konuda bkz. taş fırlatan fillere. 19. dağların.. Süleyman'ın karınca diliyle karıncalara. Musa büyüdükten sonra. insanın. yeni doğan üç aylık çocuğunu sazdan bir sepet içine koyup ırmağa bırakır. Yahudi kaynaklarında (örneğin.) Ademle eşinin. ayet 38 vd. cumartesi yasağına riayet etmeyen Yahudilerin maymun ya da sıçan şekline dönüştürülmüş olmalarına. tarihi kazılar ve araştırmalar sonucu şunu kanıtlamıştır ki. Muhammed'in selefi ve örnek bir Müslüman diye gösterilen Musa. Gerçekten de. ayet 53. ayet 78. her doğan erkek çocuğunun öldürülmesini emreder. cinlerin Müslüman oluşlarına. Musa hikayesini de. kesilen ineğin bir parçasıyla vurulan ölünün dirilmesine. bilimsel gerçek şu ki. güya Musa büyüdükten sonra İsrailoğullarını Mısır firavunlarının zulmünden kurtarıp. yaratılmasından tutunuz da. sonra bu emrini Musa’nın Muhammed aracılığı ile yaptığı tavsiyeye uyarak günde beş vakit namaz şeklinde indirmesine (miraç hikayesine). ayet 10-67). Tevrat'ın ikinci kitabını (yani "Çıkış" adlı kitabı) yazan Yahudi din adamları. güya kendisine İslami esasları kapsayan bir kitap.. Mısır dışında bir bölgeye götürüp yerleştirmiştir. Yahudi adı da değil. "Sudan çıkarılmış" anlamına gelen Musa adına uygun düşecek şekilde düzenledikleri hikayenin çok kısaltılmış şekli şöyle: İsrailoğullarını zulüm altında tutan Mısır Kralı.. "Çünkü onu sulardan çıkardım" der. kendi hayal güçlerine göre şekillendirmişler. Sepetteki çocuğu kendisine evlat edinir ve adını "Musa" koyup. Tanrı'nın Müslüman yapmak istediği Ümeyye'nin şeytanlar tarafından Müslümanlıktan uzak kılınmasına.ve benim düşmanını ve onun düşmanı olan biri onu alsın. gemiden denize atılan Yunus'un bir balık tarafından yutulduktan sonra. Araf Suresi. Denkmaler aus Agypten und Athiopien (Mısır ve Habeşistan Mezar Taşları) adlı 12 ciltlik yapıtında geniş bilgiler var (Berlin. ayet 19). Bap 1-40). Kur'an'daki Musa ile ilgili hikayenin aslı Tevrat'ın "Çıkış" başlıklı kitabında bulunmakta. her ne olarsa olsun. Bunun böyle olduğunu bilimsel araştırmalar ortaya vurmuştur. Musa adındaki bir kahin. İlerideki bölümlerde Kur'an'ın bu tür hikaye ve masallarından başkaca örnekler vereceğiz. Tanrı'nın yardımlarıyla Yahudileri Firavun'un egemenliğinden kurtarır ve yine Tanrı tarafından belli edilen ülkeye götürüp yerleştirir (Tevrat. Mısır'da. Kasas Suresi. Esasen Musa adı. Ala Suresi. Tevrat vahyedilmiştir (Bakara Suresi. günahkar olarak cennetten kovulmalarına. günlerce balığın karnında yaşayıp Tanrı'ya dualar etmesine ve sonra Tanrı tarafından kurtarılmasına. ayet 157) vs.

ayet 1-2) deniyor. Kaynak Yayınları. ayet 37-39 vs.233 vd. Her şeyden önce şuna işaret edelim ki. ibadetle ilgili hükümler. bunun dışında "furkan". İsra Suresi. Ayetlerin birbirleriyle çelişki halinde bulunmaları bir yana. sure ve ayetlerdeki düzensizliklerin. sonu gelmez ve gereksiz tekrarlamaların. bazen birkaç ayet arayla ya da aynı surenin ya da farklı surelerin çeşitli yerlerinde sıralanmış olarak yer almıştır. Kasas Suresi.. fakat bir de anlamları üzerinde anlaşılmazlıklar ve anlamsızlıklar vardır ki.*** Daha önceki bölümlerde de değindiğimiz gibi. insan zekasının ve düşünme gücünün yıpranmassında.. batıl inançların. dünyaların efendisinin (alemlerin Rabbi'nin) indirmesidir" (Vakıa Suresi. Bütün bu hususları aşağıda kısaca ele alacağız. Çoğu konulan Yahudilerin ve Hıristiyanların "kutsal" bildikleri kitaplardan (Tevrat'tan ve İncil'den) aktarırlarken. belirtilirken de Tanrı'nın "güçlülüğü". Eğer bu tekrarlamalar ayıklanmış olsa. Kur'an sözcüğü. Ve şu da muhakkaktır ki. uyumsuzlukların. güçlü ve hikmetli Tanrı katındandır. İstanbul. Kur'an'ın Tanrı yapısı değil. Ne zaman ve nerede söylendiği belli olmayan sözler. bu tekrarlamalar. . Kur'an'ı akılcı usullerle incelemeye kalkıştığımızda. Çoğu ayetler pek belirsiz değişikliklerle farklı yerlerde sonu gelmezcesine tekrarlanmıştır. Kitapta yer alan tekrarların tümünü buraya sıkıştırmaya imkan olmadığı için. 1994. iç içe geçmiş olarak karşınıza dikiliverir. ayet 88. Vakıa Suresi'nde Tanrı. hemen hiçbir konuyu sistemli. Bu kotluda bkz. Bu aynı sözler Şuara Suresi'nin 192. Hud Suresi. "hikmetliliği" ve "yüceliği" dile getirilmiştir. ayet 49-50. Ahkaf Suresi'nin 2. çelişki niteliğindeki tutarsızlıkların. "zikr" ya da "kitap" deyimleriyle de Kur'an'dan söz edilir. Örneğin. çoğu zaman hiç gereği ve yeri olmadan. birkaç örnekle yetineceğiz.) Hemen hepsinde Kur'an'ın Tanrı'dan gelme olduğu konusu. ayetlerinde aynen tekrarlanmakta! Yine bunun gibi Mümin Suresi'nde. ayetlerinde aynen bulmaktayız. Casiye Suresi'nin 2. ayrıca da "kitap" sözcüğü şeklinde 75 kez yer alır ve bu ayetler en fazla tekrar olunan ayetlerdir. yeminler ederek şöyle der: "Andolsun ki (Kur'an). ayetlerde 70 kez geçer.) gerek biçimsellik yönünden ve gerek içeriklik (muhteva) açısından tam manasıyla akılcı düşünceye meydan okur nitelikte bir kitaptır. tümüyle akılcı düşünceye meydan okuyan verilerin varlığına tanık olmakla hayal kırıklığına uğrarız. hiçbir bilimsel tasnife ve tertibe bağlı olmaksızın bir araya getirilmiş olup birbirleriyle ilgisi bulunmayan konular ve olaylar şeklinde ardı ardına dizilivermişlerdir. Yunus Suresi. kitabın hacmi muhtemelen üçte bire inecektir. İslam dinbilirlerini ve Kur'an yorumcularını birbirlerine katmaya yeterlidir. c. ayet 80). Kur'an Ansiklopedisi. bölük pörçük şekilde farklı surelere dağıtılmış olarak anlatılmıştır. Aynı sözleri Zümer Suresi'nin L. " (Mümin Suresi. Bizlere "Tanrı'dan başka hiç kimsenin bir benzerini ortaya koyamayacağı mükemmelliyette yapıt" olarak tanımlanan Kur'an (Örneğin bkz. "Kitabın (Kur'an'ın) indirilmesi. bu gereksiz tekrarlamaların büyük bir rolü olduğu muhakkaktır. "efendiliği". Aynı dinsel olaylar ve aynı masallar.( Fakat.7. ayet 13-14.s. uyumlu (istikrarlı) ve melodik bir şekilde işlemiş değillerdir... Örneğin. Hakka Suresi'nin 43. Kur'an'ı derleyenler. "bilginliği". Bakara Suresi. KUR'AN'DAKİ SONU GELMEZ TEKRARLAMALAR VE BUNDAN DOĞMA SAKINCALAR Kur'an bitmeyen ve bilimselliğe ters düşen tekrarlamalarla doludur: çoğu zaman aynı sözcükler ve aynı tümceler. benzeri deyimlerle belirtilmiştir. anlamlarını dahi bilmeden Kur'an'ın orasına burasına serpiştirmişlerdir. efsane ve hurafe türünden hikaye ve masalların. fakat insan yapısı bir kitap olduğu kanısını pekiştirecek nitelikte şeylerdir. hukuk ya da ekonomik sorunları kapsayan hükümlerle birlikte. Turan Dursun. ayet 23-24. Hemen belirtelim ki.

örneğin şöyle der: "Gökleri ve yeri yaratan. ayet 1-3. buyruğunu her şeye geçiren (cebbar)." (Fatır Suresi.. anlatırken kendi kendini övmek için yine yücelik tekrarlamalarına yönelir.236. ayet 43. Gelmiş ve geçmiş halkların Tanrı'yı ve peygamberlerini . "Allah. güçlüdür. Ya da şöyle ekler: "AIIah sizi (önce) topraktan. Göklerde ve yerde olanlar. "Kuşku yok ki Kur'an'ı biz indirdik.. söyler durur: "O görüleni de görülmeyeni de bilen. Vakıa Suresi. ayet 12 vd. geçmişte olanı ve gelecekte olacakları bildiğini vs.). Tanrı'ya ve Muhammed'e kulluk edenlerin cennete gidecekleri vs.. Şuara Suresi. ayrıca bkz. Onun bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. acıyandır (rahmidir). Bunlara benzer nice tekrarlamalar vardır. 13. ayet 16). " (Nur Suresi. ayet 1). onu tespih ederler. kendisine Arapça Kur'an verildiği. diri. ayet 9. peygamberlerini yalanladıkları. 15). övülmeye layık olandır" (Hac Suresi... merhametli olan Allah katından indirilmedir". Sayısız denecek kadar çok ayetlerle bu şekilde övünen Tanrı. Faraza işitseler bile size cevap vermezler. Hac Suresi. Neml Suresi. Tanrı'nın kendi kendine övünmesi ya da Muhammed'i övmesiyle ilgili ayetler sonu gelmez şekilde tekrarlanmıştır: "Doğrusu Allah.. bundan dolayı Tanrı tarafından cezalandırıldıkları.".. her şeyin kendisine ait olduğunu. "Bu kitap.. ayet 6. ayet 255). hemen hemen aynı ve bazen ufak değişikliklerle tekrarlanarak sürüp gider (bkz.. ( İbid." (İbrahim Suresi. ayet 23... Fussilet Suresi. ayet 23. Bu arada putlarla rekabet halinde görünür ve kullarının kendisinden başkasına tapmamalarını. özellikle Mekke döneminde indiği kabul edilen ayetlerin hepsinde bu minval üzere tekrarlanır: Zümer Suresi'nden (sure sırası 39) Ahkaf Suresi'ne (sure sırası 46) kadar olan surelere şöyle bir göz atmakla bunun böyle olduğunu anlamak mümkündür. melekleri ikişer. göklerden su indirip yeri yemyeşil yaptığını.. 11. Yunus Suresi. kendisinden başka Tanrı olmayan.. "Bu kitabın indirilmesi güçlü ve hakim olan Allah katındandır"... ayet 22-24. Bu arada putların güçsüz olduklarını anlatmaya çalışır: "Eğer (putları) çağırırsanız. görüp gözeten (muheymin)." (Haşr Suresi. Bir canlıya ömür verilmesi de. fakat bazı kimselerin ve kavimlerin Muhammed'i ve Kur'an'ı inkara kalkıştıkları. alemlerin Rabbi'nin indirdiğidir.. esenlik veren (selam).). Yasin Suresi.. İsra Suresi. güzel yaratan (barı). ayet 37-39 vd. göklerde ve yerde olan her şeyden haberli olduğunu.. 74. O. ayet 48-50 vd. Şüphesiz bunlar Allah'a kolaydır" (Fatır Suresi. O.. çok kutsal (kııddûs). geceyi gündüze kattığını. ayet 88. "Allah göklerin ve yerin nurudur.. bunların tıpkı eskiler gibi cehennemlik oldukları. Muhammed'in Tanrı tarafından "son peygamber" olarak seçildiği. anlatılmıştır. Bu tema. Yüceliğini insanlara karşı da ilan ederek şöyle der: "Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz... ayet 1-2. ayet 35).AIIah güç ve hikmet sahibidir. hakimdir (hikmetlidir). Yine aynı biçimde. tapacak olurlarsa dünyanın sonunun geleceğini anlatır. ayet 11. 70.. kendisinden başka Tanrı olmayan. Fatır Suresi. ayrıca bkz. Kıyamet günü de sizin ortak koşmanızı reddederler" (Fatır Suresi." şeklindeki ayetler her sure'de. Tanrı'nın daha önce başka ümmetlere (örneğin İsrailoğullarına) kitap gönderdiği. Kasas Suresi. dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamdolsun.. sizin çağırmanızı işitmezler. ayet 14). İnsan Suresi. ayet 64).. ayet 1-2. üçer. Göklerde ve yerde ne varsa onundur. güvenlik veren (mümin). Yönelirken kendi kendisine "hamd" eyler. sonra meniden yarattı... Sonra sizi çiftler (erkek-dişi) kıldı. neden dolayı övülmeye layık olduğunu kanıtlamak üzere hep aynı şeyleri tekrarlayarak konuşur: gökleri ve yeri ve her şeyi yoktan var ettiğini. Secde Suresi. onun ömründen azaltılması da mutlaka kitaptadır. kayyûmdur (uyumaz).Kur'an'ın uydurulmuş bir kitap olmadığı ve bir benzerinin insanlar tarafından yapılamayacağı hemen hemen aynı sözcüklerle tekrarlanmıştır (örneğin Secde Suresi. kendisinden başka . merhamet eden. s. O var eden (halik). ayet 61-66. yarattıklarına şekil veren (musavvir) en güzel adlar kendisinden olan Allah'tır. ayet 1-3. ayet 4). 76).) Bunlardan birçoğunda. ". Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama.. O acıyıcı olandır (rahmandır)." (Bakara Suresi.. hükümran (melik). ayrıca bkz. fakat bu ümmetlerin anlaşamayıp ayrılığa düştükleri. güçlü (aziz). ulu olan (mütekebbir) Allah'tır. "Kur'an. Mümin Suresi. Tanrı olmayan Allah'tır. Zengin ve övülmeye layık olan ancak odur" (Fatır Suresi.

İsra (ayet 61) surelerinde ve diğerlerinde.... "Seni yalanlıyorlarsa. Beni inkar etmek nasıl olur?" (Fatır Suresi. senden önce de nice peygamberler yalanlanmıştır" (Fatır Suresi.... "De ki! Rabbim rızkı dilediğine genişletir ve bir ölçüye göre verir" (Sebe' Suresi. onun duasını kabul edip.. Enam Suresi." (Nuh Suresi. o... artık onu doğru yola götürecek bir rehber bulamazsın" (Kehf Suresi.. büyük sıkıntıdan kurtardık" (Enbiya Suresi. 23) şeklindeki ayetlerin.. bir iki örneği şöyledir: "Kendilerinden önce gelenler de yalanlamışlardı.. Aynı surenin biraz daha aşağısında. Allah hakkında tartışan vardır" (Hac Suresi. 40). . ve 76. Beni inkar etmek nasıl olur?" (Sebe1 Suresi. ayet 79) şeklindeki sözler. "Davud'la beraber tespih etsinler diye. ayet 17)... onlardan öncekiler de yalanlan-mıslardı. Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin karındadır. O halde düşünüp öğüt alan yok mudur?" (Kamer Suresi. Bunları biz yapmıştık. örneğin. Enbiya Suresi'nin 76. dalgıçlık yapan şeytanları onun buyruğu altına verdik.. ayet 36-38). ayet 4). devamlı şekilde tekrarlanır. Sebe' Suresi. Kur'an'ın bir öğüt olmak üzere gönderildiği hususu. "Eğer seni yalancı sayıyorlarsa. Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. İsra Suresi'nin 97. duasına ne güzel icabet etmiştik. Fakat. 22. ayetinde aynen tekrarlanmıştır. bil ki. Rızkın Tanrı'dan gelme olduğu sık sık tekrarlanan şeylerdendir.. Yahudi olanlar. Kimleri de saptırırsa.). ayet 8). sık sık tekrarlanan şeylerdendir. inananları ve yararlı işler işleyenleri.. anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık.. ayet 62) şeklindeki ayet. ayetlerinde karşımıza tekrar çıkar: "Nuh bize seslenmişti de. onun buyruğuna verdik.. fakat bu emre karşı iblisin kafa tutup kendisinin ateşten yaratıldığını. ayetindeki. Sebe' Suresi'nde yer alan." (Sad Suresi. Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık" (Saffat Suresi. kendisini ve ailesini. Hicr (ayet 31-34). daha sonraki Saffat Suresi'nin 75. ayet 18-19). çoğu kez tekrarlanan şeylerdendir ki. bil ki... özellikle Mekki ayetlerde. "Şüphesiz. onun buyruğu altına vermiştik" (Sad Suresi. Kehf Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. ayet 81-82) şeklindeki satırlar. iki ayet sonra aynı sözcüklerle tekrarlanır (bkz. ayet 39). ayet 3). dilediğini de doğru yola iletir. Tanrı'nın. daha sonra Sad Suresi'nde ufak bir değişiklikle karşımızdadır: "Davud'u an. bize yalvarmıştı.istediği yere (Süleyman'ın) buyruğu ile kolayca giden rüzgarı. bir iki sözcük farkıyla Maide Suresi'nin 69.. dilediği kişinin gönlünü açıp Müslüman yaptığını ve dilediğinin gönlünü daraltıp saptırdığını. ayet 25-36). "Müslüman" ya da "kafir" yaptığı hususu da. Onlar üzülmeyeceklerdir" (Bakara Suresi. ". Sad (ayet 71-75). Taha (ayet 116). Yine Nuh Suresi'ndeki. bir de kafir kıldıklarını cehennemlerde yaktığını anlatarak "yüceliği"nin sınırsızlığını çizgilemiş gibidir (örneğin. ayet 36) şeklindeki ayet. dağlan ve kuşları buyruk altına aldık. inananlar. az arayla tekrarı vardır. "Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı. bunun sonucu olarak Tanrı tarafından kovulması Kur'an'ın Bakara (ayet 34 vd. ayet 125).. ayet 4) diye yazılıdır ve sanki "keyfilik". kafir yaptığını söyler. Kamer Suresi'nin birçok ayetinde aynı sözcüklerle şu vardır: "Andolsun biz Kur'an'ı.. Onlar için artık korku yoktur. Yine Nuh Suresi'ndeki. Hac Suresi'nde birkaç ayet ara ve bir iki sözcüğün yer değiştirmesi suretiyle aynı şeyler şu şekilde tekrarlanmıştır: "Allah hakkında bilmeden tartışan. ayet 45). Örneğin. "Bilmeden. Sad Suresi'nde şu şekilde karşımıza çıkar: ". Adem'in ise çamurdan yapıldığını ve dolayısıyla ondan üstün olduğunu söyleyerek Tanrı ile tartışmaya girişmesi." (Enbiya Suresi. 32..yalanladıkları konusu da. Bakara Suresi'nin 62. Nitekim Enam Suresi'nde Tanrı. ayet 76) şeklindeki söyleniş. insanları tam bir keyfilikle dilediği gibi doğru yola soktuğu ya da saptırdığı. ayeti de aynı nitelikte ve yazılıştadır. insanlar vardır" (Hac Suresi. hemen hemen aynı ibarelerle tekrarlanarak anlatılır. Çünkü. "Nuh da. ayet 17. Kehf (ayet 50) Araf (ayet 11-18). kuşları. Onunla beraber tespih eden dağlan. ayetindeki.. güç ve hikmet sahibidir" (İbrahim Suresi. içlerinde ırmaklar akan cennetlere koyar" (Hac Suresi. güç ve hikmet sahibi olmanın bir gereğiymiş gibi tanımlanmıştır.. sanki bu tür bir keyfilik yetmiyormuş gibi. ayet 14.. "Doğrusu Allah.Allah dilediğini saptırır.. İbrahim Suresi'nde. ayet 75-76). Tanrı'nın Adem'i yarattıktan sonra meleklerini ona secde ettirmek istemesi ve meleklerin hep birden secde etmeleri.

kocam da ihtiyar olmuşken nasıl doğurabilirim? Doğrusu bu şaşılacak bir şey' dedi. yüzünü kapayarak 'Kısır bir kocakarı' dedi. hep kesik kesik olmak suretiyle. Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler. bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi. Enam Suresi.. bu şekilde devamlı tekrarlamalar halindedir. ibrahim de 'Selam size' demişti. araya sadece "Şahitliklerini gereği gibi yaparlar" tümcesi sıkıştırılıvermiştir. o. Duhan Suresi. 'Selam sana' dediler. umutsuzlardan olma' demişlerdi. ve 36. 'Seni gerçekten müjdeliyoruz. çeşitli surelerde aynı sözcüklerle tekrarlanmıştır: "Onlar. elçilerimiz müjde ile İbrahim'e geldiler. onların önüne sürüp 'yemez misiniz?' demişti.Hikaye ve masallar da. 'Korkma... Bu arada ibrahim'in ayakta duran karısı gülünce 'Ona İshak'ı.. ayet 69-74) diye yazılıdır. *** Kur'an'da yer alan tekrarlamaların nedenleri pek çeşitlidir. eşleri ve cariyeleri dışında. ayet 103 vd..'dediler.." (Zariyat Suresi. temelli kalacakları firdevs cennetine varis olan mirasçılardır" (Müminun Suresi. Hıristiyan-lardan farklı zamanlarda ve farklı kişilerden olmak üzere öğrendiklerini bölük pörçük şekilde Kur'an'a sokmasında veya tekrarlamaların insan beyni üzerinde uyuşturucu etki yaptığını ve bu yoldan insanlara baş eğdirtmenin kolay olduğunu bilmiş olmasında aramak mümkündür. Yemediklerini görünce onlardan endişeye düştü. Namazlarına riayet ederler. kendi kavimleri tarafından alaya alınıp inkar edildikleri. aynı olayın hiç yeri yokken şu şekilde tekrarlandığını görürsünüz: "İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. Hemen ailesine giderek semir bir buzağı getirmiş. ayet 57-58. Hud Suresi'ndeki hikaye Hicr Suresi'nde pek ufak bir değişiklikle yer almıştır. Örneğin.. 63 vd...." (Hicr Suresi. İşte onlar. Gerçekten de İslam kaynaklarının bildirmesine göre. ve 55. yolda yürünsün diye yollar yaptığını. doğrusu o. Musa ile Firavun hikayesi. 9-15. ayet 4-7. 'Korkma!' dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağım müjdelediler." (Hud Suresi. ayet 38 vd. Kasas Suresi. Her tekrar edilişte Tanrı'nın gökleri ve yeri yarattığını. Onlar. ayet 52-55). Görülüyor ki. 'Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı. 'Ey evin hanımı! Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olmuşken. 16-17.). Nahl Suresi. ayet 6-8. Örneğin Hud Suresi'nde. Muhammed'den önceki peygamberlerin. Doğrusu bunlar yerilemezler. Mümin Suresi.... 'Bu böyledir. 17-25. Zuhruf Suresi. nasıl Allah'ın işine şaşarsın?' (dediler). hakim olandır. Muhammed'in unutkanlıklarında ya da Yahudilerden. ayetleriyle aynen tekrarlandığını görmekteyiz. Muhammed. Rabbin söylemiştir. farklı surelerde ele alınmış ve aynı olaylar şeklinde tekrarlanmıştır (bkz. ayet 6-11).. mahrem yerlerini herkesten korurlar. 'Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?' deyince. biz Lût milletine gönderildik' dediler. "Andolsun ki. gökten su indirdiğini.. ayet 25-32). Şimdi 36 sürelik bir atlama yapalım ve Zariyat Suresi'nde aynı şeyleri tekrarlayan şu satırları okuyalım: "Onlar İbrahim'in yanına girip 'Selam sana' demişlerdi. iç içe girmiş olarak. Bazen ibadetle ve hukukla ilgili ayetler. işte bunlar aşırı gidenlerdir.).. Şimdi üç sure sonraki Hicr Suresi'nin 52. 'Korkma. 'Doğrusu biz sizden korkuyoruz!' demişti de.' dediler. Yukarıdaki ayetin Mearic Suresi'nin 29. ayet 23-50. İbrahim'in karısına bir oğlu olacağının müjdelenmesi olayı çeşitli surelerde aynı şekilde ve çoğu zaman aynı sözcüklerle tekrarlanmıştır. Bu sınırları aşmak isteyenler. insanlar binsin diye gemiler ve hayvanlar ihsan ettiğini ya da buna benzer şeyler söyleyerek övündüğü görülür (bkz. kendi unutkanlığının bilincine sahip . Melekler.. Bu nedenleri. inkar edenlerin başına belalar geldiği sık sık tekrarlanan şeylerdendir. ardından Ya'kııb'u müjdeleriz. ayetlerine göz atalım. biz saha bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik' demişlerdi.

sen de benim yüzümden: 'Hey anasının katili!'diye bed nam olursun. Ankebut Suresi. birbirinin aynı nitelikte ayetler koymuştur.." Oğlunun bu tutumu karşısında Hamne. c. Yani. onlara itaat etme. Bu sözcükleri tekrar etmekteki amacı da ifade etmek mümkün. bu hususta verilebilecek nice örneklerdendir. bir başka vesileyle Lokman Suresi'nde tekrarlaması ya da bir olayı anlatırken yanda kesip. Hak Bini Kur'an Dili. "evlerinde" ve "veya" sözcükleri. onlara itaat etme. dilersen yeme. Ancak. Nitekim.. yani putperestliğe dönmesini ister. Ana." (Nur Suresi. Muhammed. Annesi onu güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur.. içmez. Dönünceye kadar yemek yemeyip aç kalacağını söyler. Ankebut Suresi.. baba seni. ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir..3844. baba seni. s. ayetinde "yemek yemek" için kimlerin evine izinsiz olarak gidileceği şöyle anlatılmıştır: ". her daim yanında gençlerden birini bulundurur ve ona olayları kaydettirirdi. nihayet ölürüm.Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinizde olan evlerde veya dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. aynı olaya başka bir surede devam etmesi ve ederken de tekrarlamalara başvurması. bilesin ki vallahi yüz canın olsa da birer birer çıksa." (Ankebut Suresi. sırada yer almıştır.." şeklindeki ayetleri. Kısaca fikir edinebilmek için Vakkas olayını özetleyelim: Ankebût ve Lokman surelerinde hemen hemen aynı sözcükler ve tümceler halinde yer alan iki ayet bulunuyor: Ankebût Suresi'ndeki ayet şöyledir: "Biz insana.. Görülüyor ki. fena halde üzülür ve oğlunun İslamdan çıkıp eski dinine. Ankebut Suresi'nin nüzul sırası ise 85'tir. Nice örneklerden bir ikisini belirtelim: Nur Suresi'nin 61. 1993. Bunu böyle yapmış olmasına rağmen yersiz tekrarlamalara yönelmekten kurtulamazdı. iki gün iki gece yemez. takattan düşer.pek muhtemelen bu kadar katı yürekli bir çocuk için ölmenin yersiz olduğunu anlamış olmalıdır ki. Kur'an'da 29. artık dilersen (yemek) ye. Bedir Yayınevi. şu olay vesilesiyledir: Sa'd İbn-i Ebi Vakkas'ın Müslüman olduğunu duyan anası Hamne. ben bu dini hiçbir şey için terk edemem.. Hemen belirtelim ki. bu iki sure. süresidir. yukarıdaki benzeri ayetlerin iki ayrı surede yer alması.. körü körüne bana ortak koşman için zorlarsa. şöyle der: "Ya Sa'd! Sen ne yaptın. ayet 14-15). "Ana. unutkanlık yaratıp. " (Bkz.olduğu için. baba körü körüne bana ortak koşman için zorlarlarda. körü körüne bana ortak koşman için zorlarsa. ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. araya bazı tümceler sıkıştırılmak suretiyle aynen tekrar edilmiş ve şu şekle getirilmiştir: "Biz insana. Kur'an'ın 29. kendilerini. durum şu ki. anasına çok düşkün olmasına rağmen. bu yapılacak olursa . Beyzavi gibi Kur'an yorumcularının söylemesine göre. ayet 61).5. tekrarlama yoluyla serpiştiriverir. sonu gelmez bu tekrarlamalar içerisinde düşünme gücünden yoksun kalıp. . Sa'd İbn-i Ebi Vakkas'tan öğrenerek Ankebût Suresi'ne koyduklarını unutup.. sırada.. zira Lokman Suresi'nin nüzul (iniş) sırası 57. Öte yandan Muhammed. Kur'an'ın yukarıdaki surelerine. Elmalılı Hamdi Yazır. bu zaman farkı.. aynı bir olay vesilesiyle Kur'an'ın Ankebut ve Lokman adlı iki ayrı suresine. Bu ayetler Sa'd'ı öylesine etkiler ki. her ne olursa olsun. yukarıdaki iki benzen ayetin Kur'an'da "tekrarlama" şeklinde yer almasına vesile olmuştur. ayetin yarısını kapsayacak şekilde gereksiz olarak tekrarlanmıştır. Lokman Suresi ise 31." (Lokman Suresi. emredilen1 şeyleri yapmaya terk edeceklerini de bilirdi. kafiyeli konuşmaların ve ahenkli tekrarlamaların (velevki gereksiz ve bıktırıcı nitelikte olsun).) Ve dediği gibi yapar.. sekiz tümcelik bir tek ayet içinde on iki kez "evlerinde". içmem. onlara itaat etme.. insan beyninde uyuşturucu etkiler yarattığını bilirdi. Kişilerin. Ve işte bu nedenledir ki Muhammed. ayet 8). istanbul. sekiz kez "veya" sözcüğü yer almış bulunmakta. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de sorumluluk yoktur. açlık grevine son verir ve yemek yemeye başlar. Bu sureden iki sure sonraki Lokman Suresi'nde yukarıdaki sözler. Ana. Fakat. onun aç kalarak ölmesine razı olduğunu anlatmak için şöyle der: "Anneciğim. eğer sen bu yeni dini bırakmazsan (yemin ederim ki) ben yemem. bu iki sure arasında 28 sürelik bir zaman farkı bulunmakta! Pek muhtemeldir ki. birbirlerinden çok farklı zamanlarda inmiş olarak bilinirler.

" Ancak. aynı sözcükleri tekrarlamakta yarar görülmüştür! Öte yandan bir de şu var ki. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Onlar yakut ve mercan gibidirler. Fakat. bakışlarını yalnız erkeklerine çevirmiş (bakire) eşler vardır...Evlerinizde veya babalarınızın. " "Öyleyken. Amaç. ayeti bu şekle sokmakla.. dostlarınızın evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinizde olan evlerde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. ancak yüce.. belli bir sınırlama konmak isteniyormuş kanısı yaratılmakta: örneğin. anlamsızlık ve anlaşılmazlık getirmekte.) evinde izinsiz yemek yemek sorumluluk mu doğuracak? Belli değil! Buna benzer nice sorulara yanıt verebilecek nitelikte değil yukarıdaki ayetler! Öte yandan bazı surelerde.. amcalarınızın. annelerinizin evlerinde. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir. bu şekilde sayıp sıralamanın bilimsel ve anlamlı bir yönü yok. "erkek kardeşlerinizin veya kız kardeşlerinizin evlerinde yemek yemekte size sorumluluk yok" deniyor. ama "büyükbaba" ya da "büyükanne" zikredilmemiş. Rahman Suresi'nde." "Öyleyken. evlerinde izinsiz yemek yemekte sorumluluk yok" deniyor. amcazadeler. Daha başka bir deyimle ayette yer alan sıralama. kimlerin evinde izinsiz yemek yenebileceği sıralanırken. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Allah insanı. halazadeler vs. hemen her iki satırda bir ve her bir ayetten sonra tekrarlanmıştır. evlerinde yemek yenebilecek olan akraba ve dostları." "Öyleyken. dinleyenleri sihirlemek olduğuna göre. konuya açıklık değil. halalarınızın veya dayılarınızın veya teyzelerinizin. güneş ve ayın doğularının Rabbidir. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Omlarda (cennetlerde).. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Yeryüzünde bulunan her şey fanidir. yeri insanlar için meydana getirmiştir. işin sihirli yönü kaybolmuş oluyor. Söylemeye gerek yok ki. onların evinde yenmeyecek mi? Yine aynı şekilde. amacı ifade etmekten çok uzak.." "Öyleyken. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Bu iki denizden de inci ve mercan çıkar. birbirine geçip karışmazlar. Örneğin. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "O. Erkek kardeşin ya da kız kardeşin çocuklarının evlerinde yemek yenirse ne olacak? Aynı şekilde ". "babalarınızın. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de sorumluluk yoktur.Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" (Bu tümceyi şu şekilde de okumak mümkün: "Şimdi Rabbinizin hangi eltafina dersiniz yalan ?") diye bir tümce vardır ki. Yukarıdaki hüküm. yapraklı taneler. 31 kez karşınızdadır... Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır. pişmiş çamura benzeyen kum balçıktan yaratmıştır." "Öyleyken.. erkek kardeşlerinizin. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Onun emriyle denizde yürüyen dağlar gibi gemiler onundur. Şu bakımdan ki.. Pek iyi. kız kardeşlerinizin. batılarının Rabbidir. salkımlı hurma ağaçlan. aralarında bir engel vardır. halalarınızın veya dayılarınızın veya teyzelerinizin. yukarıdaki ayette belli kişilerin evlerinde izinsiz olarak yemek yemenin sorumluluk doğurmadığı bildirilmekte. güzel kokulu otlar vardır. bunu anlatmak için daha bilimsel ve genel bir ifade kullanmak uygun olurdu..yukarıdaki ayet şu şekli alır: ". Kısaca bir fikir edinmiş olmak için surenin birkaç ayetini örnek verelim: "Allah.. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Oralarda (cennetlerde) iyi huylu güzel kadınlar vardır." ..." "Öyleyken. 78 ayetten oluşan Rahman Suresi'ndeki bu tümce. " "Öyleyken." "Ey insanlar ve cinler! Öyleyken. izinsiz yemek yemenizde sorumluluk yok" deniyor. sözcüklerle birlikte tümcelerin de aynı şekilde tekrarlandığı görülür." "Öyleyken. annelerinizin." "Öyleyken.. orada meyveler. tekrarlamaları yok edip.amcalarınızın. Cinleri de öz ateşten yaratmıştır. ". Rabbinin varlığı bakidir. bunların çocuklarının (örneğin.

. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" Neden Tanrı insanları kötü. Arapları. itaat zorunluluğunda bulur ve mutlak şekilde "teslimiyet" halinde bulunur. Yerleştirdiği dini.Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" tümcesi yüzünden. aşağılık nitelikte sayılan kuru kokmuş balçıktan yaratsın da. cinleri asil nitelikte sayılan öz ateşten var etsin? Kuşkusuz ki. cinleri ise asil bir malzeme sayılan ateşten yarattığına dair şöyle bir tümce var: ". Furkan (ayet 53) ve Neml (ayet 61) surelerinde iki deniz ile bu iki denizin arasına konmuş olan engelden söz edilmekte ve bu denizlerden birinin suyunun tatlı. "teslimiyet" anlamına gelmek üzere "İslamiyet" diye adlandırması da. İslamcılar. Kendisine vaat edilen bu nimetler nedeniyle. böyle bir amaç insan varlığının gelişmesini engellemek bakımından sakıncalıdır. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve • harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar. sana baş eğerek ellerini verenler.Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir" şeklindeki bir tümcenin Rahman Suresi'nde hiç yeri ve gereği yoktur. Tanrı'ya ve onun "peygamberi"ne minnettar kalıp. yakut ve mercan gibi bakire dilberleri." "Öyleyken. ayetine kadar bu min'al üzere. ayet 13-78)." Ve bunu söyleyen.. Yine bunun gibi yukarıdaki ayetlerde. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Büyük ve pek cömert olan Rabbinin adı ne yücedir" (Rahman Suresi. yani aklen ve ruhen onları teslimiyet halinde tutabilmiştir. kişiyi "teslimiyet" içerisinde tutup itaatkar kılabilmesinde bu yukarıdakilere benzer tekrarlamaların etkisi sınırsızdır. her iki satırda bir karşısına çıkan. "Her kitapta tekrarlamalar olur" diyerek.. cin de dokunmamıştır. yukarıda ".Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir" deniyor." "Öyleyken. Ne demektir bu? "İki deniz" deyimiyle ne kastediliyor? Belli değil! Her ne kadar Kur'an'ın Fatır (ayet 12).. Kuşkusuz ki. Tanrı'nın insanları çamur gibi pis bir nesneden. Yorumcular arasında iki denizden birinin "deniz" değil ırmak olduğunu söyleyenler vardır. yoksa Nil mi olduğu da ayrıca tartışmalıdır! Fakat. Tanrı'ya baş eğdirtirken. ayet 13-14) şeklindeki ayetler sayesinde.Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" şeklinde tekrarlanan tümcelerin arasına sıkıştırılmış diğer tümcelerin birçoğunu anlamak ya da değerlendirmek mümkün değil! Örneğin. gözü kapalı şekilde onlara. ayetinden 78. ". her kitapta tekrarlamalar olur. okuyucuyu ya da dinleyiciyi akılcı düşünceden yoksun kılıp gökten inme buyrukların kölesi haline sokmak ise. "Ey Muhammed! Şüphesiz. Görüldüğü gibi aynı sözleri içeren tümcelerden oluşma bu tekrarlamalar. aynı zamanda kendisine baş eğdirtmiş. ". insan şahsiyetinin haysiyetini rencide etmek bakımından olumsuz bir tümce bu! Yine aynı şekilde. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Onlara daha önce insan da. .. Ancak. kişi. Allah 'a baş eğip el vermiş sayılırlar" (Fetih Suresi. Muhammed'in de amacı esasen budur..Allah insanı. kendisini. tıpkı her sanat yapıtında olduğu gibi. bu ırmağın Dicle mi. her ne olursa olsun.. yukarıdaki eleştirileri geçersiz kılmak isteyeceklerdir."Öyleyken. bayağı. Cinleri de yalınlı bir alevden (öz ateşten) yaratmıştır. Fakat. yukarıdaki ayetlerde cennetlerden ve bu cen-netlerdeki güzel kızlardan söz edilmekte! "Yüce" ve "cömert" olduğunu söyleyen Tanrı. anlaşılmazlık giderilmiş değildir. yani insanı aşağılık bir malzemeden yarattığını açıklayan Tanrı. eğer tekrarlamaların amacı. Kur'an'a koyduğu.. *** Pek muhtemeldir ki. pişmiş çamura benzeyen kuru balçıktan yaratmıştır. sevgili erkek kullarına vereceğini bildirmekte! "Hiç "yüce" bir Tanrı'nın yapacağı şeyler midir bu?" diye düşünmek mümkün. bütün bir sure boyunca sürüp gitmekte! Dikkat ediniz.. aklında kalan tek şey. Rahman Suresi'nin 13. bir de soruyor: "Öyleyken. . olumsuzluğunu ya da Tanrı'nın yüceliğini rencide edici yönlerini fark etmez. ayet 10) ya da "Allah ve peygamberine kim boyun eğerse Allah onu bu cennetlere kor" (Nisa Suresi.. cennetteki ceylan gözlü. bir bakıma bundandır. bu tekrarlamalar arasına sıkıştırılan sözlerin anlamsızlığını. Tanrı'dan geldiği söylenen "nimetler"dir. diğerininkinin tuzlu ve acı olduğu belirtilmekteyse de.. Kur'an'ı okuyan (ya da dinleyen) kişi.

anlaşılmazlıklarla doludur. Kur'an'daki tutarsızlıkları ve uyumsuzlukları yeniden ele almakla beraber asıl kapalılıklar konusuna eğileceğiz.. böyle bir gerekçe. Bundan önceki bölümlerde Kur'an'ın çelişkilerle. Ve bu anlaşılmazlıklar. Fakat. insana özgü şeylerdir. gibi şeyler. birbirine yardımcı olarak. "eksiklik". o da Kur'an'da tutarsızlık. Hatta Muhammed'in söylemesine göre Tanrı.. fakat insan yapısı bir kitap olduğu sonucunu doğurur. kişileri gözü kapalı şekilde boyun eğer durumda kılmak bakımından da sakıncalıdır." (İsra Suresi. TUTARSIZLIKLAR. birbirlerine yardımcı olarak.) Ve yine Kur'an'ın. kusur ya da yanlış niteliğindeki şeylerin (örneğin. ne var ki. hüküm. mükemmel nitelikte sayılsın). KAPALILIKLAR VE ANLAŞILMAZLIKLAR HAKKINDA ("APAÇIK" OLDUĞU SÖYLENEN KUR'AN'IN "APAÇIK" OLMAYAN YÖNLERİ) Kur'an'ın hem ifade ve anlatış gücü itibariyle. yine de benzerini ortaya koyamazlar'. andolsun ki. bütünlük ve uyumluluk arz ettiği. bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler.. yersiz ve gereksiz tekrarlamaların) bulunması doğaldır." (İsra Suresi. yersiz ve gereksiz tekrarlamalar olmazdı! II KUR'AN'DAKİ UYUMSUZLUKLAR. tutarsızlıklarla ve uyumsuzluklarla dolu olan bazı yönlerine değindik. Bunun kanıtı olmak üzere Tanrı'nın şöyle konuştuğu belirtilir: "(Ey Muhammed!) De ki. hem de anlam. asla kusur etmeyen bir Yaratan olduğu öne sürülüyor. insanlar tarafından yapılamayacak kadar mükemmel ve mucizevi nitelikte bir yapıt olduğunu anlatmak için. mucizevi nitelikte olmak üzere verdiği Kur'an'ın bir benzerinin hiç kimseler tarafından getirilemeyeceğini anlatmak maksadıyla yeminler etmiş şöyle demiştir: "İnsanlar ve cin'ler. Kur'an'ın bir de kapalılıklarla. İslamcıları ya-lanlayıcı nitelikte bir sonuç yaratabilir ki. ayet 88.) Ancak. "kusur". sadece düşünme gücünü yıpratmak açısından değil. "apaçık" olduğu söylenen Kur'an. Ve göreceğiz ki. uyumsuzluk ya da anlamsızlık gibi olumsuzlukların bulunması halinde bu kitabın Tanrı yapısı olmadığı sonucunun doğmasıdır. Kur'an'da. Kur'an'daki tekrarlamaları "olası" saymak da doğru değildir.. anlaşılmazlıklar ve anlamsızlıklarla dolu yönleri vardır ki. ayet 82. Kur'an'ın Tanrı yapısı değil. eğer bu söylenenler gerçekten doğru olsaydı.Öte yandan "tekrarlamaların" her kitap bakımından söz konusu olabileceğini öne sürerek. ayet 88. "yanılgı" vs. haberler ve gerçekleri ortaya vurmak bakımından tam bir tutarlılık. andolsun ki. apaçık olmaktan uzak olup. Kitabımızın bu bölümünde.) Söylemeye gerek yoktur ki. bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler. bu takdirde. insan yapısı kitaplarda olduğu gibi. Bu nedenle insan yapısı her yapıtta. Böyle bir kıyaslama.. fakat kitapta "hikmet" yatıyormuş kanısını yaratarak. bu kitapta birbirini tutmamazlık ve aykırılık olmadığı iddia olunur ve Tanrı'nın şöyle dediği örnek verilir: ". onda birçok tutarsızlık (aykırılık) bulurlardı" (Nisa Suresi.Eğer o (Kur'an) Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı. her kitapta (velev ki. İslamcıları güç durumda kılmaya yeterlidir. her şeyi en iyi bilen ve en mükemmel şekliyle var eden. yine de benzerini ortaya koyamazlar.. emsalsizlik örneği olduğu öne sürülür ve böylesine mükemmel bir yapıtın insanlar tarafından meydana getirilemeyeceği. .. Şu bakımdan ki. ancak ve ancak Tanrı'dan gelebileceği söylenir.. Oysa Tanrı'nın. "İnsanlar ve cinler. herkesin anlayabileceği şekilde.

İstanbul. Şuara Suresi. "kendini anlatmaya kendi yeterli" demektir. 75. hem de ayetlerini "uzun uzadıya açıklayarak"... Kur'an'ın iyice ve kolaylıkla "anlaşılabilir" ve "akledilebilir" olmasını sağlayabilmek için. "ne olduğu açık". Kur'an'a ayetler koymuştur ki. "Mubin" sözcüğü. ayet 2. onun nimetlerine erişsinler!" Ve yine Muhammed'in söylemesine göre. Olur ki (Mekke pııtataparlan) korkarlar artık. Yusuf Suresi. ayet 17. ayet 35. ayet 113). sana apaçık ayetler indirdik" (Bakara Suresi. biz onu kutlu bir gecede indirdik. Üstelik de Kur'an'ı.. ayet 12. Örneğin. Enam Suresi.)( Bu konuda . ayet 1-4).Muhammed'in söylemesine göre. gönderirken de şöyle demiştir: "Kendilerine. o kavim içinden peygamberler ve onların dilinden "kitap"lar göndermiştir. ayet 46). " (Duhan Suresi. "Elif. biz. Kur'an'ın "elkitabi'l-mübin" (yani "apaçık bir kitap") olduğu anlatılmıştır. "Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz ve Rabbinizden mağfiret dileyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış.. gerek ki akıl erdiresiniz!" diye yazılıdır.. Bunlar işte ayetleridir sana o mübin kitabın. onu. bilmediklerinizi size açık seçik bildiren ayetler indirdik.. Böylece buyruklarının anlaşılabilmesini. apaçık anlatabilsin diye her peygamberi kendi diliyle gönder(dik). bunun böyle olduğunu anlatmak üzere. 37 ayet 1. öğrensinler ve rehber edinsinler ve böylece "doğru yola" girsinler de "Tanrı'ya kulluk etsinler. ayet 15. ayet 1. sadece Arapça ve sadece Arabın çeşitli lehçelerinde (yani yedi lehçede) olarak değil. bir kısmında Kur'an'ın "apaçık Arapça" olduğu anlatılmıştır. Teğabün Suresi. Ra. (Benzeri diğer ayetler için bkz. akledesiniz diye Kur'an'ı Arapça okunan bir kitap kılmışızdır" (Zuhruf Suresi. Şeriat'tan Kıssalar 2. bu kitabı kendi bildikleri ve konuştukları dil ve lehçede dinlesinler. Ya da onlara bir öğüt oluşturur" (Taha Suresi. sayıları iki düzineyi bulur. s. Kur'an'ın bu nitelikte olduğunu belirten ayetlerin bir kısmında.." (Nur Suresi. Yusuf Suresi'nin ilk ayetinde. Nur Suresi. ayet 6. ayet 2-3). "(Ey Muhammed!) Andolsun ki. "apaçık Kur'an" deyimi geçer. sadece Arapça olarak değil. her kavme. 92. Kaynak Yayınlan. ilhan Arsel. "Andolsun ki." (İbrahim Suresi.183 vd. ayet l. ayet 49). 103. 82. Nisa Suresi. Muhammed. yani Arapça olmak üzere Kur'an'ı gönderdiğini bildirmiştir. ayet 58-59). Tanrı. Hicr Suresi. Tanrı. Nahl Suresi. Bakara Suresi. Bu ayetlerde.. ayet 4). sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir kitaptır" (Hud Suresi. ayet 2-3). Yasin Suresi. Biz onu bir Kur'an olmak üzere Arabi olarak indirdik. ayet 54. ayet 99). daha doğrusu yedi lehçede olmak üzere gönderdiğini söylemiştir. Yunus Suresi. "besbelli".( Bkz. Bunlar çeşitli ayetlerde şöyle sıralanmıştır: “İşte biz Kur'an'ı böylece Arapça olarak indirdik ve onda.. ayet 18. "apaçık Arapça" olarak. uygulanmasını sağlamak istemiştir! Yine Muhammed'in söylemesine göre. ayet 195. korku konusu olanları ("vaidleri") sergiledik. "Apaçık olan kitaba andolsun ki. Hud Suresi. ayet 2).. kendi içlerinden birini (Muhammed'i) seçtiğini ve onların anlayabilecekleri dilde. bütün Araplar. Neml Suresi. 69.) istemiştir ki. ayet 59. Maide Suresi. Araplara da. "Bunlar apaçık kitabın ayetleridir" (Kasas Suresi. Nisan 1997. yani her Arabın anlayabileceği şekilde indirdiğini bildirmiştir. Tanrı. "Ey Muhammed. ayet 174. Ankebut Suresi. çeşitli Arap kabilelerinin telaffuzla-rıyla. Kur'an'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık" (Duhan Suresi. "Apaçık kitaba andolsun ki. Lam. "Kur'an. kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yerleşen apaçık ayetlerdir" (Ankebut Suresi. ayet 61.

'Ayetleri uzun açıklamalı değil miydi? Bir Araba yabancı bir dille söylenir mi?' derlerdi. c.9. size merhamet etsin. Kaynak Yayınlan. "hiçbir eksiği olmayan". Fars. s.".. yabancı bir dille söylenir mi?" ya da "Bir Araba Acemce ("Acemce" deyiminin. yine Muhammed'in söylemesine göre.299. ayet .Bana uyun ve Allah'tan korkun ki. Bunun böyle olduğunu yine Kur'an'dan anlamaktayız. "Bir Araba. s. ayet 1-2) diye konuşurken düşünmüştür ki. Kur'an. ayet 2-3. s. Hadis No. Yahut. Arapların tümü anlayabilsin diye Kur'an'ı. Elmalılı Hamdi Yazır. Tanrı.. onların anlayabilecekleri Arapça ile. biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik' demeyesiniz diye. Muhammed'in yukarıdaki şekilde ısrarlı hatırlatmasından sonradır ki.. Yusuf Suresi. bu kitabı anlamak istemeyenlere ya da anlaşılmasını dilemeyenlere ihtarda bulunmuş ve aşağıda örneklerini vereceğimiz bazı ayetlerde şöyle demiştir: "Size apaçık ayetler indirimsizdir. 'Bu inananlara. hiçbir şeyi eksik bırakmadık. c. Muhammed... tüm ihtiyaçları karşılayabilecek "mükemmeliyette" bir kitaptır ve güya Tanrı şöyle konuşmuştur: "Kitapta biz. Kur'an'ı yedi lehçeyle ve "apaçık ayetler" şeklinde indirirken.4211. age." (Fussilet Suresi.. "iyi söylenmeyen". akledesiniz diye Kur'an'ı Arapça okunan bir kitap kılmışızdır" (Zuhruf Suresi. "Arapçanın başka bir dil".. tüm ihtiyaçları karşılayan eksiksiz ve "apaçık" bir kitap olsun ve bütün Araplar tarafından iyice anlaşılsın. şöyle konuştuğu yazılıdır: "..) söylenir mi?" diye kafa tutacaklar ve "Bize anlamadığımız dilde bir kitap yolladın" deyip sorumluluktan sıyrılmak için fırsat ve bahane arayacaklardır. Kur'an'ı.. Yine bunun gibi Fussilet Suresi'nde Tanrı'nın Araplara hitaben şöyle dediği anlaşılıyor: "Eğer biz bu Kur'an'ı yabancı bir dille (yani Arapçadan başka bir dille) ortaya koysaydık.5.. bu sefer Araplar kendisine. ayet 38). Bir kere En'am Suresi'nde Tanrı'nın. Tanrı istemiştir ki. Ben de durmadan bunun anması (ve Arabın bundan başka okuyuşlarıyla da okunmasını) istedim. Hintli. " (En'am Suresi. Ancak. "Biz onların dillerinden anlamıyoruz. Ey Muhammed de ki. Muhammed'in söylemesine göre. Ve işte Araplara bu fırsatı bırakmamak için. ayet 155-157). Fakat.. indirirken. Öte yandan Tanrı. c. "Acem dinine mensup olan". Türk. ilk başta Kur'an'ı tek bir okunuş üzere. Buhari'nin İbn-i Abbas'tan rivayetine göre.2. çünkü ancak bu suretle bütün Araplar tarafından anlaşılacağını fark etmiştir. iyice anlaşılabilmesini sağlamak üzere. seçik ve eksiksiz" bir şekilde hazırlamış oluyor Tanrı! Ve yine bu aynı Tanrı. yine biraz önce değindiğimiz gibi. yalnız bizden önceki iki topluluğa (Yahudilere ve Hıristiyanlara) indirildi. Ta yedi türlü okunuşa erişinceye kadar bu dileğimde ısrar ettim. gibi anlamlara geldiği konusunda bkz.27-28) Görülüyor ki. daha doğrusu Kureyş lehçesiyle. ayrıca bkz. eğer Kur'an'ı Arapça olarak indirmeyecek olursa. 'Kitap. Yani Muhammed'in söylemesine göre. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi. "cahiliyet ortadan kalksın ve karanlık batsın!" Bundan dolayıdır ki.. Kur'an'ı yedi lehçeyle göndermenin daha iyi olacağını. hangi cinsten olursa olsun "fasih olmayan". hem de ayetlerini "apaçık" nitelikte olmak üzere gönderdiğini söylemiştir." diyebileceklerdir. 'Bize de kitap indirilseydi biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk' demeyesiniz diye size (Kur'an'ı indirdik). 1331. Ya da Tevrat'ın ve İncil'in Arapça olmayan dillerde indiğini öne sürerek. Her talebim Tanrı tarafından is'af olundu. kitabı "açık.) Öte yandan Kur'an. Tanrı. doğruluk rehberidir'.”( Bkz. "Apaçık kitaba andolsun ki. Arapların çeşitli lehçelerine göre ve daha doğrusu yedi türlü okunuşta yapmıştır." (En'am Suresi. Turan Dursun. bunları inkar edenlere alçaltıcı azap vardır" (Mücadele Suresi. "Arabın başkası. ayet 44).. bu konuda şöyle demiştir: "Bana Cibril Kur'an'ı bir okunuş üzerine okuttu.. hem de öylesine iyi anlaşılsın ki. farklı lehçelerle Arapça konuşan kabilelerin bu bir tek okunuştan pek bir şey anlayamayacaklarını düşünememiştir.bkz. Kur'an Ansiklopedisi. yani sadece Kureyşlilerin anlayabilecekleri lehçeyle indirmiştir.

Bu nedenle ben size. Kur'an. İslam kadar Tanrı ile kul arasında aracılık yapacak bir sınıfa gereksinim duymaz. Muhammed'in Tanrı'dan geldiğini söylediği bu yukarıdaki (ve benzeri) hükümler karşısında. kendi başlarına Tanrı ve "peygamber" buyruklarını okuyup an-lanmalarına imkan yoktur. her yönüyle "apaçık" ve "anlaşılır" olmaktan çok uzak bir kitaptır. Neml Suresi. Muhammed'in Arapça ve apaçık olmak üzere gönderildiğini söylediği Kur'an Araplar bakımından dahi. "Biz. Aşağıda bunu kanıtlayan bazı örnekler yer almıştır.. 'Eğer size anlayamayacağınız. Daha doğrusu. İSTER "BİÇİM". 39. ayet 41. Tanrı ile kul arasında aracı kabul etmediğini. anlamadığımız bir dildir. Bu vesileyle şu hususu belirtmekte yarar vardır ki. ne düzen ne de içeriklik bakımından "apaçık" değil. yaşam düzenini ve ibadetini bunlara göre sürdürebileceğini ve esasen Kur'an'ın "apaçık" bir kitap olduğunu söylerler. andolsun ki. Türklerin). Oysa. ne anlam. buyruklarımı anlayamayacağınız için. "Kur'an'ı") öğrenip.. Tanrı'nın hiçbir diyeceği olamayacaktır. ayrıca bkz. Çünkü. Kur'an ile kendilerini sorumlu tutmamaları gerekir. anlayarak onlara da anlayacaklar. Yani. Şu bakımdan ki. ayet 3. sağır ve dilsizlerdir. "Ayetlerimizi yalanlayanlar. "apaçık" olmaktan çok uzak. bir de şu var ki. ayet 41).5). "dilsiz" yada "zalim" olmak gerekir. Araptan olmayan ve Arapça konuşmayan kavimlerin (örneğin. Araplara hitaben Arapça ve "apaçık" olarak gönderdiğini söylediği Kur'an'ın. çünkü. HER YÖNÜYLE "APAÇIK" OLMAKTAN. 21. İslamda kişilerin. o halde bu aynı gerekçeyi bizim bakımlınızdan da uygulamalıydın. ilk ve son . öğüt almaları için bu Kur'an'da bunları türlü türlü açıkladık. bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır" (İsra Suresi. sen Araplara. ayet 82-85). onların bildikleri ve anladıkları dilde olmak üzere Kur'an'ı gönderirken. kuşkusuz ki. kendi dillerinde kitap indirmekten başka yapacak bir şey bulamayacaktır! Fakat. bunları yalanlamak ya da anlamaz görünmek için "sağır". Araptan olmayan kavimler Tanrı'ya şöyle diyebilirler: "Kur'an Arapçadır. söylediklerinin gerçeklerle ilgisi yoktur. kendinizi böyle bir kitapla sorumlu tutmazdınız. III "APAÇIK" VE "ANLAŞILIR" ŞEKİLDE GÖNDERİLDİĞİ SÖYLENEN KUR'AN. aksine hemen her yönüyle kapalılıklarla. Fakat. çünkü. ne biçim. öylesine "apaçık" ve öylesine "anlaşılır" şekilde gönderilmiştir ki. Arapça ise bizim bilmediğimiz. "ANLAŞILIRLIKTAN" UZAKTIR İslamcılar. Arapça bilmeyen kavimler tarafından anlatamayacağın. bir dilden kitap gönderseydim. İsra Suresi. anlaşılmazlıklarla doludur. anlayabileceğiniz Arapça ile kitap indirdim' şeklinde bir gerekçe buldun. zalimlerdir" (En'am Suresi. Mademki. bizim dilimizde ve bizim anlayabileceğimiz nitelikte bir kitap vermen gerekirdi! " Böyle bir itiraz karşısında. İSTER "KAPSAM" VE İSTER "İÇERİKLİK" BAKIMINDAN OLSUN. Gerekçe olarak İslamın.. herkesin Tanrı ve "peygamber buyruklarını" (örneğin. Yani bizi sorumlu tutabilmen için. güya ayetler. "İslamda din adamına gerek yoktur" derler. Surelerin ya da ayetlerin sayısının ne olduğu. hiçbir din.. kapalı ve genellikle anlaşılamaz hükümlerle dolu bir kitaptır. bütün bu hususlar bir yana.

Batıniye inanışına göre Kur'an Allah'ın değil. "kadir" gecesi indiğine işaret eden ayetler de vardır (bkz. Hatırlatalım ki. "Doğrusu. ayet 185). Kur'an'ı okurken. buna karşılık bir de gizli olan iç görünüşü olduğunu. Ancak.. " (Duhan Suresi. gibi dini zorunluluklar yok farz edilmişti. ortaya farklı bir Kur'an uygulaması çıkaracağı korkusunu yaratmış(O kadar ki. ayet 1-5). yoksa "beraet" gecesi mi olduğu hususunda tartışırlar. Kur'an'ın. Bununla beraber. Anlamı. gibi daha nice sorunlar bir yana. "bin aydan hayırlıdır". Kur'an'ın "Kadir" Suresi'nde anlatılmıştır: güya bu gece. "apaçık" olmaktan uzak hükümler ve deyimlerle karşı karşıya bulursunuz. Şu bakımdan ki. Şu balamdan ki. "ezberden okumak". Kur'an'ın bir ayda mı. Çünkü. Hatta bazıları. ayet 185). daha ilk anlardan itibaren Kur'an ayetleriyle ilgili hemen her hususta. Fakat. Kısaca fikir edinebilmek için bazı örneklerle yetinelim ve önce "Kur'an" sözcüğünden başlayalım: A) "Kur'an" Sözcüğünün Kökeni. Bu "mübarek" gecenin.. hangi ayetin Mekke'de ve hangilerinin Medine'de indiği vb.. "tevil" yoluyla iş görmenin. "kadir gecesi" Ramazan ayının kesin olarak bilinmeyen bir gecesidir. (örneğin Batıniye mensupları) Kur'an'ın ancak "tevil" yoluyla (yani okunuşundan ya da bilinen anlamından farklı anlama sokularak) anlaşılabileceğini öne sürmüşlerdir.... "Kadir gecesi"nin hangi gece olduğu pek bilinmez. daha doğrusu köken ve anlam bakımından tartışmalı bulunuşundan başlar. "toplamak". kimileri de "İbranidir" diye direnirler. Mim. derin görüş ayrılıkları doğmuştur. hangi gece olduğu belirtilmiyor. bu iki ayetteki açıklama dışında "mübarek bir gecede" indiğini içeren.. bu sözcüğün nereden geldiği ve esas anlamının ne olduğu belli değildir. Apaçık kitaba andolsun ki. hem "kadir gecesi" hem de "beraet gecesi". "beraet" gecesi ise. biz onu (Kur'an'ı) mübarek (kutsal) bir gecede indirdik. Daha doğrusu. Ne Şekilde İndiği Konusundaki Anlaşmazlıklar ve Tartışmalar Kur'an'ın "apaçık" olmaktan uzaklığı. ayetlerin büyük bir çoğunluğunun ne anlamlara geldiği hususu. Kur'an ayetlerinin ne anlama geldiği konusundaki görüş ayrılıkları günümüze dek süregelmiştir.. ne zaman. daha ilk surenin ilk ayetlerinden itibaren kendinizi." (Kadir Suresi. hep "apaçık" nitelikten uzak olup. ayet 1-5). şöyledir: "Ha. yoksa bir tek gecede mi indiği belli değil! Öte yandan." (Bakara Suresi. Yorumcular. "mübarek" gecenin "kadir" gecesi mi.) ve bu nedenle Batınilerin akidelerine itibar edilmemiştir.. her ikisi de "mübarek" gecelerden sayılır. Muhammed'in sözü olarak benimsenmişti. durumun Kur'an bakımından da böyle olduğunu söylemişlerdir. nasıl ve ne şekilde indiği hakkında da açıklık yoktur: "Ramazan" ayında indiğini belirleyen ayete karşılık (bkz. İslam takviminde dokuzuncu ay olan Ramazan ayının son on gününün gecelerinden biri "kadir" . "Kur'an" sözcüğünün "apaçık" olmamasından. her şeyin meydanda olan bir dış görünüşü. Bundan dolayıdır ki. ayetlerinin ne kadarının indirildikten sonra kaldırıldığı (nesholunduğu). Kur'an'ın "apaçık" olduğu iddiasıyla zıtlık arz eder. bir kere "Kur'an" sözcüğünün Arapça değil. Bakara ve Kadir surelerinde şöyle yazılıdır: "Ramazan ayı. Şaban ayının on beşinci gecesidir. namaz kılmak vd. bir aylık bir süreyi kapsayan "Ramazan" ayının bir gecesi olduğuna göre. Kökeninin ne olduğu bir yana. "bildirmek". biz. Kur'an'ın indirildiği aydır. Bakara Suresi. Yine bunun gibi ibadetin anlamını öğrenmiş kimseler için. surelerin başında bulunan başlangıç harflerinin ne olduğu. "Kur'an" sözcüğünün ne anlama geldiği de ayrıca tartışma konusudur: "Yazılı bir şeyi okıımak'tan tutunuz da.. Kadir Suresi.. ayet 2-3). kimileri "Arami". Oysa ki. Kadir gecesinin "mübarek" oluşu. yabancı kökenli olduğu kabul edilir. Kur'an bilimcileri arasında. kökeninin ne olduğu tartışmalıdır: kimileri "Süryanidir" der.ayetin hangisi olduğu. Kur'an'ı kadir gecesinde indirmişizdir. ayet 1-5).. "uyum içinde olmak" ya da "birbirine eklemek" gibi anlamlara varıncaya kadar çeşitli açıklamalara başvurulur. "Kadir" gecesi. Kur'an'ın Ne Zaman. fakat bu "mübarek" gecenin ne olduğunu bildirmeyen ayet de var ki. esenlik doludur ve bu gecede "Tanrı'nın izniyle melekler ve Cebrail her iş için iner dururlar" (Kadir Suresi.

Ve öylesine "mübarek" sayılır ki. bu işi yapmak için göklerin alt katına inme zorunluluğunda kaldığını anlamak kuşkusuz kolay değil! Fakat. Kur'an Ansiklopedisi. bunun İslamiyetle bağdaşmadığını söylerler. "Kur'an" ve "Ayet" maddeleri.gecesidir. kadir gecesinin hangi gece olduğunun gizli tutulmak istendiğini. "Kur'an'ın ilk ayetleri kadir gecesi nazil olmuştur" diyerek. "Onu ayın son on günlerinde tek rakamlı gecelerinde araştırınız" diye yanıt vermiş. "Rahman" sözcüğü "yeryüzünde nimetini herkese. yirmi birinci ya da yirmi üçüncü gecelerden birinin kadir gecesi olması gerekir. zaman ve olayların gereğine ve Tanrı'nın dilemesine göre ayetler halinde Muhammed'e bildirilmiştir. s.7. böylece işin içinden çıkılmaz bir durum yaratmıştır.) B) Kur'an'ın Başlangıç Sözcükleri Olan "Besmele"nin “Ayet” Olup Olmadığı ve Namazda Sesli Okunup Okunmayacağı Konusundaki Anlaşmazlık Kur'an'ın başında yer alan "el-Fatiha" Suresi "BismillahirrahmAnirrahim" sözcüğü ile başlar ki. İmamiye'ye göre on dokuzuncu. Yine bunun gibi. bütün bu kargaşalıklar. durum bu olunca. s. ( Bu konularda bkz. kendisine "kadir gecesi hangi gecedir?" diye sorulduğunda.) ve "ibadet" ile geçirirler ve günahlarının Tanrı tarafından bağışlandığına inanırlar.53. İslam takviminde sekizinci ay olan Şaban ayının on beşinci gecesidir. Ömer Rıza Doğrul. her yaratığa veren Allah" anlamına gelir. Tanrı Buyruğu. ayetler halinde ve parça parça inmiştir. 1994. "rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla" demektir.688-689. Tanrı'nın yeminler ederek. akıl sahiplerini kandırdıklarını sanırlar. Tirmizi'nin rivayet ettiği bir hadis hükmüne göre. Neden dolayı "yüce" ve her şeye kadir bir Tanrı'nın. kitabın indirilişi konusunda işin içinden pek çıkamazlar. "mübarek gecede" ya da "kadir gecesinde" inmiş olması ne demektir? İniş süresi 23 yılı bulan bir kitap. Bu nedenle ortaya çeşitli yorumlar çıkmakta. c. Turan Dursun. Ramazan'ın on beşinden sonraki tek gecelerden birinin "kadir" gecesi olduğunu söylerler.244. İnkılap ve Aka Kitabeyi. ayet 1) şeklindeki sözlerin. kadir gecesinde dünya göğünün birinci katına toptan inmiş (ya da inmeye başlamış) olup. Kur'an Ansiklopedisi. kadir gecesine tapmaya kalkışacaklarını. hiç de "apaçık" nitelik taşımamasından doğmuştur. Kaynak Yayınlan.) Beraet gecesine gelince. bu gecenin açıklanmamasında hikmet yattığını.) Biraz ileride belirteceğimiz gibi. bilindiği gibi bu gece. mantık kurallarını zorlayıp. Hanefiye'ye göre yirmi yedinci gece. "Bu iki mübarek geceden hangisinde Kur'an inmiştir?" diye sormak doğaldır. Muhammed. Bu nedenle bazıları bunun on yedinci ya da on dokuzuncu gece olduğunu iddia ederler. "apaçık" olduğu söylenen Kur'an'da bulmak mümkün değil. "Rahim" sözcüğü ise. Söylendiğine göre. İslam yazarları. Ebu Said Hudri'ye ve Şafii'ye göre yirmi birinci gece. bu konuda hadislere başvurmak gerekiyor. Tanrı'nın. İstanbul 1980. bu kitabın ne zaman indirildiğinin "apaçık" bir şekilde açıklanması yok! Açıklama şöyle dursun. Bunlardan biri şöyle: güya Kur'an. bu "beraet" gecesinde. bu takdirde Kur'an'ın "Ramazan ayında". bu kargaşalığı bertaraf etmek amacıyla. . "apaçık" olmaktan uzaklık bakımından aynıdır. Bunlardan bir kısmı da. İstanbul. göklerin üst katından ses-lenemediğini. Kur'an'ın "kadir gecesi" indiğini benimseyenler çoğunlukta görünür. Bu iniş 23 yıl sürmüştür! Eğer bu böyle ise. oradan insanları çağırdığını ve çağırmakla onların günahlarını bağışlamak istediğini bildirmiştir. soru sorma ihtiyacını gerektiren şöyle bir durum var: Muhammed'in söylemesine göre Kur'an. 1994. age. Kur'an'daki "Biz Kur'an'ı kadir gecesi indirdik" (Kadir Suresi. (Ömer Rıza Doğrul.( Bkz. bu geceyi Müslümanlar "taat" ("Taat" sözcüğü "Tanrı buyruklarına uymak" anlamındadır. "apaçık bir kitaptır" dediği Kur'an'da. İstanbul. Turan Dursun. (Bu konuda bkz. oradan. İslamcılar.) Görülüyor ki. yorumcular. Muhammed. "Besmele" diye bilinir. durum. Bundan dolayıdır ki. birinci dipnot. bir tek gecede ya da bir ayda nasıl inmiş olabilir? Bu sorunun yanıtını. her ne olursa olsun. oysa ki. tartışma yaratacak bir ortam var. s. Söylemeye gerek yoktur ki. Söylerken de. diğer ayetlerinin başka gecede indiğini anlatmış olurlar. Nitekim. göklerin alt katına indiğini. çünkü aksi takdirde (yani kadir gecesinin hangi gece olduğunun belirtilmiş olması halinde) Müslümanların ifrata kaçarak. Ramazan ayında. Kur'an'da yer alan "sure'ler ve "ayet'ler için dahi.

Ancak. Lam. On dördüncü İbrahim ve on beşinci Hicr surelerinde "Elif. neden dolayı "besmele" şeklindeki ilk sözleriyle apaçık olmaktan uzak ve tartışma yaratıcı durumlara vesile olmuştur. Mim" ya da "Elif. Yahudileri ve Hıristiyanları. Kaf ya da "Nün" şeklinde yer almış bulunmaktadır. Anlaşılan o ki. Lam. besmelenin "ayet" niteliğini taşıyıp taşımadığına dair mevcut olan diğer bir anlaşmazlıktır. onlara göre. Sad" ya da "Ta. çünkü. Kur'an'ın her suresinin başında yer almıştır: bunun tek istisnası Tevbe Suresi'dir. Buna karşılık İmam Şafi'nin başını çektiği bir başka grup. buna karşılık diğerlerini. s. Lam." Bu sureleri izleyen dört sure boyunca bu harflere rastlanmaz.. Mim. "Mümin" demek. yani "müşrik"leri (putataparları). insanları yaratmış ve onlara yeryüzünde nimetler vermiştir. Tanrı. insanları "Müslüman" ya da "kafir" yapan doğrudan doğruya Tanrı'nın kendisidir. Him" ya da "Ha. besmelenin. Mim. Sad" ya da "Elif. "Mukattaat" sözcüğü. yedinci sure olan A'raf Suresi'nin başında "Elif. Ra" ya da "Kaf. Harfler. Mim. Lam.. Neml Suresi'ne ayet şeklinde girmiştir. o da. Sonra tekrar kaybolur ve onuncu sure olan Yûnus. "Elif. besmeleyi ayet niteliğinde sayıp namazda sesli olarak okunması gerektiğini savunurlar. Söylemeye gerek yoktur ki. Ra" şeklini alır. bu kullarından kendisine inananları. bu sözler. Lam. Anlaşmazlığı yaratan şey. Öte yandan. Tanrı'nın. sadece Neml Suresi'nin 30. Lam. Örneğin. Ha" ya da "Ta. "Bismilllahirrahmanirrahim" sözcüğünden hemen sonra. Müslümanlar için her işe besmeleyle başlamak koşuldur. kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlan. bilinmez! C) Kur'an'daki "Elif". on birinci sure Hud. İslama soktuklarını ahirete alıp nimetlere boğmakta. surelerin başında yer alan besmele. 1993. Turan Dursun.288. "rahim" sözcüğünün karşılığının "ahirette sadece Müslümanlara nimet veren Allah" şeklinde anlaşılması gerekir. çelişkili olup. Ayn. İmanı Ebu Hanife'nin başında bulunduğu fıkıhçılara göre durum budur."ahirette nimetlerini sadece müminlere veren Allah" anlamındadır. "Bismillahirrahmanirrahim" şeklinde olmak üzere. Kur'an Ansiklopedisi. çeşitli surelerin başında. Bu nedenle. Lam. anlaşılamaz nitelikte birtakım harfler yer almıştır ki. ayetinde geçen besmele ayettir. "kesik" ya da "kesilmiş" demek olduğuna göre' yukarıdaki "elhurûfu'l-mukattaat" deyimini Türkçeye "kesik kesik harfler" şeklinde çevirmek mümkündür. saptırdıklarını küfür bataklığında bırakmaktadır. Daha sonra on üçüncü Rad Suresi'nde. Lam. Mim. Arapçada buna "el-hurûfu'l-mukattaat" adı verilmiştir. Çünkü. Gerçekten de bu harfler. ortaya namaz sırasında besmele okuma sorunu çıkar. hep "gazaba uğramışlar"dan. cezalandırılmaya layık bulmuştur. Fıkıh mezheplerinden ve fıkıh bilginlerinden bazılarına göre. "Ta". ayetinin içinde besmele yer almıştır. Muhammed. Kur'an'daki Tanrı'nın söylemesine göre İslamdan başka gerçek bir din olmadığına göre. nimetler vermeyi kararlaştırmıştır. Sonra yine . anlaşılması olanaksız bir sonuç yaratmaktadır ki. İstanbul. bir kere besmele. Lam. Allah inanmayanları küfür bataklığında bırakır" (En'am Suresi. "Nün" Şeklindeki "Başlangıç Harfleri"nin Ne Anlama Geldiği Bilinmez! Kur'an'daki çoğu surelerin başında. "Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyete açar. bu keyfiliğini ortaya koymuştur. Namaz kılmak da "ibadet" şeklinde bir "iş" olduğuna göre. "Sad". Sin. "Elif. Söylemeye gerek yoktur ki. "Besmele ile başlamayan her iş güdüktür" demiştir. Örneğin. Ayrı. "Lam". 1994. "Him". "Kaf". "Tanrı'ya inanmış olan kişi" demektir. Kaynak Yayınları. Ya. Örneğin. yani Müslümanları üstün saymış ve onlara ahirette "özel" işlem yapmayı. bilinen şu ki. fakat. çeşitli şekillerde olmak üzere. Mim. Muhammed'in Tanrısı. ayet 125) şeklinde konuşmak suretiyle. bilinmez! Fakat. "Ra".8. Mim Sad" şeklinde tekrar karşımıza çıkar. sapmışlar"dan saymış. hem kişiyi kafirliğe sürüklemesi hem de kafirdir diye cezalandırmasıdır. Ankara. (Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali. Bu aynı Tanrı. Neden dolayı Tevbe Suresi'nin başına konmamıştır da. kimi de saptırmak isterse. c.) Kur'an'da her şeyin "apaçık" kılındığını söyleyen Tanrı. "Ha". namazda sesli olarak okunup okunamayacağı konusu da tartışmalıdır. "Elif. namazda sesli olarak okunmaması gerekir. fakat. "Mim". Sin. Ra" şeklini alır. on ikinci sure olan Yusuf sureleri'nde. s. Ra" ya da "Elif. ayet değildir. "Mim". Ha. besmelenin "ayet" olup olmadığı. Mim" ya da "Ha. namazdayken besmelenin sesli okunup okunmaması konusunda anlaşmazlık vardır. daha bu ilk sözleriyle insan aklını içinden çıkılmaz anlaşılmazlıklara sürüklemiş görünmektedir. Ra" olur.3. Çünkü. Bakara ve Al-i İmran surelerinde bu harfler şöyledir: "Elif. "Sin". Buna karşılık Nem! Suresi'nin 30.

yüceliğini anlatmak istemiştir! Ya da Elif. Lam. Lam. otuz birinci Lokman. bunlar birer bilmece niteliğinde şeyler olarak kalmışlardır! Pek muhtemeldir ki. güya Tanrı. "Elif.kaybolur ve on dokuzuncu Meryem Suresi'nde. Ankara. Sin. s. istanbul. hani sanki bu harfler "apaçık" şeylermiş gibi. "apaçık" olmaktan çok uzak bu harflerinin anlamım çözmek mümkün olamamıştır. "Bunlar Tanrı'ya ait bir sır olup. Bundan dolayıdır ki. l. Altmış sekizinci sırada bulunan Kalem Suresi'nde "Nün" olarak tekrar ortaya çıkar. yani l 400 yıl boyunca hiç kimse. s. kırk ikinci Şûra Suresi'nde "Ha. çünkü. "Allah" ile "Muhammed'i" aynılaştırmıştır! Kimine göre "Elif harfi. Kimi yorumculara göre bu harfler surelerin adıdır. Ra. Nedir bu harflerin anlamı? Neden bazı surelerin başında yer almışlardır da. sonra onu açmak daha fazla ilgi uyandırır(Bu konuda bkz. dikkatleri toplamaya yararlı "bir edebi sanattır". Ha" şeklini alır. İslam bilgini olarak tanınan nice ünlüler. bu tür bilinmezliklerle. Kur'an'ın bizzat kendisi. tıpkı insanların başvurdukları kurnazlıklarla iş gören bir varlıktır! Evet. Mim" olarak görünür. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlan. Mim" şeklinde görünür. Mim vd. Ayn. D) Kur'an'daki Ayetlerin Sayısı. Sin".. "Ta. Kur'an'ın gizli "hikmetler" kaynağı olduğu kanısını yaratmak istemişlerdir. Söylemeye gerek yoktur ki. Yirminci Ta-Ha Suresi'nde. oluşmuştur! (Bu konuda bkz. Altı sure boyunca kaybolur ve yirmi altıncı Şuara Suresi'nde "Ta. Bütün Arap dili bu iki harf arasında doğup. kırk üçüncü Zuhruf Suresi'nde ve kırk dördüncü Duhan surelerinde "Ha. Muhammed. Mim". "Kaf. Kimi yorumculara göre bunlar. yirmi yedinci Neml Suresi'nde "Ta. bu tür başlangıç harflerine rastlanmaz. apaçık kitabın ayetleridir" (Yusuf Suresi. Ayn. "Lam"ın karşılığı "Cebrail" ve "Mim"in karşılığı da "Muhammed"dir. Bunlar. anlaşılması imkansız bu tür harflere yer vermek yoluyla (ya da Kur'an'ı derleyenler). Anlamı bilinemeyen bir şeyi "apaçık" olarak tanımlamak. kendi anlayışına göre kafadan bir şeyler uydurur. 1958. Sonra yirmi üç sure boyunca. bu başlangıç harflerinin anlamının sadece Tanrı tarafından bilindiğini söyleyerek. Sin. İniş (Nüzul) Sırası ve Zamanı. Sad" olarak belirir. kişileri bir tür büyüleme yoluyla etkilemeye ("esrar'lı bir tarzda teshire) çalışmışlar. söz konusu bu harfler konusunda akla yatkın ve kesin bir şey söyleyememiştir! O kadar ki. Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali. Kimine göre de bunlar. Kur'an'daki her şeyi. Tanrı'ya özgü adlarının birer ifadesidir: örneğin. kırk beşinci Casiye ve kırk altıncı Ahkaf surelerinde "Ha. "Elif. yirmi dokuzuncu Ankebut. aslında karşısındakilere alay etmekten başka bir şey değildir. otuzuncu Rûm. Kur'an sözcüklerinin bu harflerden oluştuğunu anlatmak ve insanlar tarafından bir benzerinin yapılamayacağını kanıtlamak için konmuştur.. insan hançeresinde en alttan. Ve güya bu harfler.59. bazılarında almamışlardır? Kimse bilmez! Bilgin geçinen herkes. diğer yandan bu söylediklerini yalanlarcasına. Mi/n". Ya.. hiç akıl süzgecinden geçirmeden ve düşünmeden kabul alışkanlığını pekiştirmişlerdir. bir yandan Kur'an'ın "apaçık" (mübin) bir kitap olduğunu söylerlerken. Lam. yirmi sekizinci Kasas Suresi'nde yine "Ta. başta Süyuti olmak üzere. "Elifin karşılığı "Allah". Kur'an-ı Kerim ve Meali. kırkıncı Mümin ve kırk birinci Fussilet surelerinde "Ha. Ayrıca bkz. yüzyıl dinbilirlerinden Bakıllani'nin İ'cazu'l-Kur'an) Kimine göre bunlar "öğrenmenin harflerle başladığına işarettir".) Hani sanki Tanrı. Kimi yorumcular. Kaf". Gölpınarlı. "Mim" harfi ise en üstten çıkan harftir. Sin. 11. bunu izleyen ve Kur'an'ın sonuncu suresi olan yüz on dördüncü Nas Suresi'ne kadar artık bu tür harflere rastlanmaz.. bunu yaparken. "Buyrun siz de benzerini yapın!" diyerek. anlamlan hakkında bir şey söylenemez" deyip işin içinden çıkarlar. okuyanları şaşkınlığa uğratır. 1993. şeklindeki bu harfler. "apaçık" olduğu iddia olunan Kur'an'ın. işi biraz daha anlaşılamaz duruma getirmişlerdir. Ha. Mim". "söze üstü kapalı olarak başlamak. otuz ikinci Secde surelerinin başında. A. Mim". Gibi Konular. bugüne değin. ayet l) diyerek. Mim. Fakat. Daha sonra. "Apaçık" . söz konusu harfler konusunda. Kur'an'da bunu açıklayıcı bir şey yok! Aksine.

doğal olarak Kur'an'ın en başında yer alması ve diğer ayetlerin de iniş sırasına göre ve nihayet en son inen ayetin de Kur'an'ın sonuna konması gerekirken. Muhammed'in ölümünden sonra Kur'an'ı derleyenlerden gelmedir. Kimi yorumculara göre en son inen ayet. "riba ayeti" diye bilinir. Eğer gerçekten inanıyorsanız halen mevcut faiz alacaklarınızı terk edin" (Bakara Suresi. bu surenin. yine belli bir sıraya ve düzene göre yerleşmiş olmaları gerekirken. Turan Dursun. age.. bu konu tartışmalıdır. Kur'an'daki tanıma göre "Mütekebbir" ("ulu" ve "yüce"). bu da tartışmalıdır. Bunları söyleyen bir Tanrı'dan. Muhammed'e. sonra da her şahsa hak ettiği eksiksiz verileceği. "ayet" deyiminden ne anlaşılması gerektiğinin bildirilmemesinden. Oysa ki. sure olarak yer almıştır. bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler. Hem de öyle bir Tanrı ki." diye başlayan ayetidir ki. ayetidir ki. "Ey bürünüp sarınan (Resulüm).Kalk ve (insanları) korkut (uyar)!" şeklinde hitap eden ayetlerden önce indirilmiş olmasını kabul etmek. Karmakarışık bir sıra izlenmiştir. ayetidir ki. Kimine göre "ayet" sayılan şey. Fatiha Suresi. Gerçekten de.. sırada yer almıştır.) Öte yandan. bu düzensizlik. Muhammed'e şöyle hitap etmekte: "De ki: 'insanlar ve cinler. sırada yer alan bir suredir. birbirine yardımcı olarak. Medineliler) ya da 6 216 olduğunu öne sürenler (örneğin. "hakim" (hikmetli). Kimine göre en son ayet. yani "mushaf tertibi "ne göre birinci sıradadır.Olmaktan Çok Uzak." (Alak Suresi. yine Bakara Suresi'nin 281. kimine göre "ayet" değildir. yine de benzerini ortaya koyamazlar" (İsra Suresi.Bu itibarla Kur'an. Eğer bu ayetler "konu" esasına göre indirilmiş olsa.. ayet 1-2). "Kalk ve (insanları) korkut (uyar)!" şeklindeki bir ikinci ayetle tamamlanır.. Tanrı'dan geldiği söylenen ilk ayetin. Yine bunun gibi hangi surenin hangi ayetinin en son gelen ayet olduğunu bilen yoktur. çeşitli konularla ilgili ayetler karmakarışık şekilde dizilmiştir. Hep Tartışmalı! Kur'an'daki ayetlerin sayısının gerçek olarak ne olduğu kesin olarak bilinmez: bu sayının 6 204 olduğunu söyleyenler (örneğin. daha doğrusu "ayet" tanımındaki kararsızlıktan doğmadır.3. Kur'an'da (mushaf tertibine göre) 74. Kimine göre ilk inen ayet. ayet 88). bunların. Alak Suresi. Kimilerine göre ise ilk inen ayetler "Fatiha" Suresi'ndedir ki. Bu şekilde hazırlanmış olmasının nedenlerine dair.. bir kere. Basralılar) yanında. 149. Üstelik bir de şu var ki. Ayet sayısı konusundaki anlaşmazlık. sure ve.. s. Kur'an'da ikinci sırada yer alan Bakara Suresi'nin 278. Fakat. şöyledir. böyle de yapılmamıştır. anlaşılması mümkün olmayan bir düzende derlenmiştir. hangisinin en son olarak indiği bilinmez. Muhammed'e "oku" emrinin verildiği Alak Suresi'nin şu ayetidir: "(Ey Muhammed) Tanrı'nın adıyla oku. "aziz" (güçlü). Şamlılar) vardır. . sıra ve düzeni olmayan.. "alim" (her şeyi en iyi bilen) olan bir Tanrı'nın. andolsunki. bir günden sakının" . bilimsellikle bağdaşmayan bir kitap göndereceğini düşünmek güçtür. 6210 olduğunu söyleyenler (örneğin. 6214 ile 6217 arasında olduğunu söyleyenler (örneğin. fakat Kur'an'da ("mushaf tertibi"ne göre) 96. iniş sırası (nüzul sırası) itibariyle altıncı sırada yer almıştır. Kur'an'ın sonlarında yer alan surelerden biridir. "Allah'a döndürüleceğiniz. c. ayet 278). böyle yapılmamıştır. hangi surenin hangi ayetinin ilkönce. Müddessir Suresi'nin.. daha doğrusu 114 sureden ibaret olan Kur'an'da 96. Yani "nüzul" sırası itibariyle birinci.. mantıken güçtür." ya da ". ayetleri karmakarışık düzende bir kitap ineceğine elbetteki ihtimal verilemez! Pek muhtemeldir ki.( Bu konudaki görüşler için bkz.. Kur'an'ın bir benzerini hiç kimselerin yapamayacağını anlatmak amacıyla. Kur'an'da bir açıklık da yoktur. Kur'an'ın başına alınmıştır. şöyledir: "Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Bu sure ise. Genellikle bu sayının 6 666 olduğu kabul edilir. Mekkeliler). "Oku. Kimine göre Kur'an'ın birinci ayeti.

(Elmalılı H. 126 ve c. "en son gelen ayet" diye gösterilen bir ayet. sure olarak kabul edilir.. sosyal kanunların en mükemmelini ve her şeyi gönderdiğini. "Bu ayet. Miras sorunları konusunda daha pek çok ayet vardır ki. ve 129. örneğin... başlarında.146. Kur'an'ın "nüzul tertibi"ne (iniş sırasına) göre 113. 102 vd. en son ayet olarak Kur'an'ın en son suresinin en sonunda yer almalıydı. ve 8. Tevbe Suresi. Ancak. s. bununla beraber iniş sırası itibariyle 112. söz konusu ayetin inişinden seksen gün kadar sonra Muhammed ölmüştür ve bu süre içerisinde Tanrı ne yeni bir ayet indirmiş ne de evvelce indirmiş olduğu ayetlerden herhangi birini "nehyetmiştir" (kaldırmıştır). bu takdirde şunu düşünmek doğaldır ki..(Bu hususta bkz. s. Çünkü. zira ". age. Hadid Suresi'nin 10. süresidir ki. Al-i İmran Suresi'nin 180. Muhammed'in Medine'ye hicretinden sonra (yani kendisini "peygamber" olarak ilan edişinden on ya da on üç yıl sonra) ilk "nazil" olan sure olarak kabul edilir. Bu satırların açıklamasını yapanlara göre. başlarında. ayetin inişi sırasında Ebu Bekir ağlamaya başlamış ve sebebi sorulduğunda. ayetleri olarak düzenlenmişlerdir. daha sonraki surelerde "faiz" anlamına gelen "riba" ile ilgili daha birçok ayet var. Kur'an'ın en başına geçirsin?! Yine bunun gibi kimi yorumcular. son inen ayetlerin. Kur'an'daki sıraya göre. Maide Suresi'nin baştan üçüncü ayeti olmuştur. böylece Müslüman kullarına İslamın tamamını verdiğini. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim. l.. Kur'an'ın en sonuna değil. beşinci sırada olan bir suredir. Görülüyor ki. mirasla ilgili olarak Nisa Suresi'nde yer alan 127. ve 12. c." şeklinde olan ve "en son gelen ayet" diye bilinen bu sözler.. ayet 3). s. En son inen ayetlerin Tevbe Suresi'nin 128. gerçekten Tanrı'nın en son indirdiği ayet ise. ayetlerinin son gelen ayetler meyanında gösterilmesine akıl erdirmek kolay değil. haramlar. 54) Eğer bu ayet. Oysa. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim.Bugün size dininizi ikmal ettim. Tanrı'nın. c. Kur'an'da (Fatiha Suresi'nden sonra) baştan ikinci sırada yer alan bir suredir. bu Bakara Suresi.) Hiç düşünülebilir mi ki. Oysa bu ayet. Kur'an'ın sonunda değil. imanın ve ahlakın bütün esaslarını. Şu durumda en son surenin. sure olarak indiği kabul edilir.3.Tanrı elçisinin ölümü zamanının yaklaştığını gösteriyor") demiştir. Tanrı. Hemen hatırlatalım ki. Kur'an'ın en başlarında. Kur'an'da..) İniş sırası (nüzul" tertibine göre sırası) itibariyle 87. inen iki ayeti. dördüncü sırada yer almış olan bir suredir ve 92." (Maide Suresi. iş bununla bitmiş değil.1568-1569. her şeyi en iyi şekilde düzenleyen bir Tanrı.Bugün size dininizi ikmal ettim. Öte yandan söz konusu ayetler miras sorunlarından sadece bir kısmını kapsamaktadır. Yazır. ve 176. Miras sorunlarının sadece belli bir kesimini hükme bağlayan Nisa Suresi'nin 127. Muhammed'in "peygamberlik" görevinin artık sona ermiş olduğunun kanıtı sayılmıştır. son söz olarak şöyle dediği yazılıdır: ". üçüncü ayeti olarak görünmektedir. "faiz" gibi önemli bir konuyu düzenli olarak belirtmesin de. Kur'an'ın orasına burasına serpiştirdiği ayetlerle anlatmaya çalışsın?! Ve bunu yaparken en son olarak indirdiğini söylediği bir ayeti. baştan üçüncü sıradaki Al-i İmran Suresi'nde (ayet 130). en son. Kur'an'ın en sonunda değil. Maide Suresi ise. bu sure.. Oysa Nisa Suresi.( Turan Dursun. Ve yine bu yorumculara göre. Nisa Suresi'nin 7. Elmalılı Hamdi Yazır. Kur'an'ın en başlarına (yani beşinci sıraya) oturtulmuş. Kur'an'ın Maide Suresi'nin üçüncü ayetinde. Ve güya bu en son gelen ayet (yani Maide Suresi'nin 3. sondan bir önceki sure demektir. dördüncü sıradaki Nisa Suresi'nde (ayet 161) ve Otuzuncu sıradaki Rûm Suresi'nde (ayet 39) "faiz" konusunu hükme bağlayan ayetler bulunmakta. Fakat bu arada. c. başlarına konmuş demektir. yasaklar konusuyla ilgili bir .. Kur'an'ın başında yer almış olmakla beraber.. age. ayeti). "Bu ayet Resulullahın vefatı takarrüb ettiğine delalet ediyor" (diğer bir deyimle.. bazı yorumculara göre. suredir. başkaca verilecek bir şey kalmadığını. age.2. s. 11. başkaca "tebligat" da olmayacağını ve koymuş olduğu hükümlerin artık asla kaldırılamayacağını bildirmiştir.(Bakara Suresi. İslam dininin bütün buyruklarını. dokuzuncu sırada olmak üzere yer almıştır. ayet 281). Fakat. ve 176. Maide Suresi'nin son ayeti olarak bile değil. ayetler olduğunu söylerler. ayetleri olduğunu söyleyenler de vardır. hiç yeri ve gereği olmadan.5.

ayet 33. her hususta "apaçık" olmaktan çok uzak kılmaktadır.. Daha başka bir deyimle birbirini tamamlayan iki fikrin (yani. fakat açlık halinde bunları yiyebilirsiniz" şeklindeki sözlerle bitirmiş olsun? Hani sanki insanlara en son olarak söylenecek başkaca bir şey bulanamazmış gibi! Kaldı ki haram ve yasaklarla ilgili olarak Kur'an'ın diğer birçok yerinde ayetler bulunmakta (örneğin bkz. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir" (Maide Suresi. Nahl Suresi. domuz eti vs. Artık onlardan korkmayın. eğer bu deyim başlı başına bir ayet sayılacak olursa. Allah'tan başkası adına boğazlanan.. "Ey Müslümanlar. çünkü düşünülebilir mi ki... sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Tanrı'dan korkmaları gerektiği vurgulanmakta. bu. Bunlar yoldan çıkmaktır. Daha önceki satırlarla. "apaçık" olduğu söylenen Kur'an'ı. boğulmuş. leş. Böylece Tanrı'dan "en son" geldiği söylenen sözler. kan.ayetin tam ortasına oturtulmuştur. kan. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim.. İmam Ebu Hanife gibi fıkıh bilginlerine göre. Bugün kafirler. Al-i İmran Suresi. gibi şeylerin ya da belli bir şekilde öldürülmemiş hayvan etlerinin yenilmesi yasak kılınmakta.. Bugün size dininizi ikmal ettim. kafirlerin İslam dinine kötülük yapamayacakları anlatılmakta ve Müslümanların kafirlerden değil. Ve bu tür tartışmalar.. namazda sesli olarak okunması gerekir. ayet 116). Tevbe Süresi hariç.Bugün size dininizi ikmal ettim.. daha önceki ve daha sonraki satırlarla hiçbir ilgisi yok. Şu bakımdan ki. 160-161. Öte yandan “ayet” sayılıp sayılmaması Kur’an’daki ayet sayılarının saptanması bakımından da önemlidir. Görülüyor ki. kan. haram ve haram yeme hallerinin ne olduğunu anlatan iki fikrin) arasına ". ayet 172-173. "alim" ve "bilgi sahibi" bir Tanrı. Gerçekten de Maide Suresi'nin üçüncü ayeti aynen şöyle: "Leş. "Hiç de son nitelikte olamayacak sözler" diyoruz. size haram kılındı. Yine tekrar edelim ki. yine birdenbire haram ve yasaklar konusuna dönülmekte ve açlık halinde haram etlerden yenebileceği eklenmekte. 138-140. putlar üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim. leş. A'raf Suresi. başka bir vesileyle. . ayet 50. Nisa Suresi. Çünkü. başlı başına bir ayet sayılmaz. ayet 119. Yok. Bu bildirildikten sonra. 144-146. Oysa ki İmam Şafi’nin başında bulunduğu fıkıhçılara göre besmele gerek Fatiha Suresi’nin gerekse diğer surelerin ilk ayetidir.." şeklindeki satırlar konuvermiştir. Kur'an'ın ilk ya da en son suresinin (ya da ayetinin) ne olduğu konusundaki tartışmalar bitmiş değildir. yani "rahman ve rahim olan Tanrı'nın adıyla" sözcüklerinden ibarettirbaşlı başına bir ayet olup olmadığı da tartışmalıdır. gibi şeyleri sizlere yasak kıldım. Bu yapıldıktan sonra birdenbire Tanrı'nın İslam dinini "ikmal ettiği" (kemale yetirdiği). Dikkat edileceği gibi. Müslümanlara olan nimetini tamamladığı ve din olarak onlara İslamı seçtiği bildirilmekte. domuz eti. domuz eti vs. boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar. namazda sesli okunmaz. ayet 3). ilerideki bölümlerde.. eğer ayet ayet sayılmıyorsa. Verilecek bir başka örnek. Kim gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). En'am Suresi. Kur'an için hiç de son nitelikte olamayacak sözlerle karma yapılıvermiştir. diğer surelerin başında yer alan "besmele" deyiminin -ki "Bismillahirrahmanirahim". ayet 93. eleştiriyi sürdürdükçe işin içinden çıkılmaz bir durum ortaya çıkmakta! Bu konuya. tekrar döneceğiz. yukarıda altını çizdiğimiz satırların. Kur'an'daki "besmele" sözcüğüyle ilgili olarak şöyledir: Biraz önce değindiğimiz gibi. hem de önemli sonuçlar doğuracak kertede tartışmalıdır.. 150-151. Bakara Suresi. "kutsal" diye insanlara gönderdiği Kur'an gibi bir kitabı. sadece Neml Suresi’nde yer aldığı şekliyle ayet olarak kabul edilir. benden korkun.

hem de ayetleri anlamıyorlar diye onlara "sağır ve dilsizler" diyerek çatmaktadır! Her ne kadar Kur'an yorumcuları. Bunlardan bazı örnekleri ilerideki sayfalarda göreceğiz. eğer bu ayetlerde sözü edilen kişiler "puta tapan". onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. karanlıkta kalmış sağır ve dilsizlerdir" (En'am Suresi. fakat şimdilik şunu belirtelim ki. ayet 107) denmiştir. Kur'an'ı anlaşılmaz kılmak için insanların kalplerine örtüler. doğru olanı söylemiş olmazlar. En'am Suresi'nin 125. canları sıkılmış vaziyette. onlar. sanki bunları hiç söylememiş gibi çıkı verir ve bu kez Kur'an'ın anlaşılmasını istemediğini ya da bazı ayetleri "muhkem" (kesin) ve bazılarını da "müteşabih" (çeşitli anlamlara gelecek) şekilde indirdiğini bildirir. Daha önce de değindiğimiz gibi. kulaklarına ağırlık koyduğunu söylerlerse de. ayet 45-46)). onu anlamalarına engel olmak için kalplerinin üstüne perdeler. Tanrı. Kur'an'ı anlaşılsın diye "apaçık" ve "Arapça" olarak gönderdiğini söyleyen Tanrı. Yine aynı surenin 107. Tanrı. yukarıdaki ayette söz konusu edilen kişilerin. Kur'an'da (örneğin. HATTA BAZI HALLERDE ANLAŞILMAMASINDAN YANA OLMAKTA! Biraz yukarıda Kur'an'ın apaçık bir kitap olduğunu belirleyen hükümlerden bazılarına değindik ve dedik ki. ayet 27. Ancak. Hatta o kafirler sana geldiklerinde. Fakat. bunun sorumluluğunun.IV KUR'AN'I "APAÇIK" OLMAK ÜZERE İNDİRDİĞİNİ SÖYLEYEN TANRI. bu hükümlere göre Tanrı.. seninle ahirete inanmayanların arasına gizleyin bir örtü çekeriz. İsra. Görülüyor ki. yine Muhammed'in söylemesine göre. ÇOĞU ZAMAN ONU ANLAŞILAMAZ NİTELİKTE KILMAKTA. ayetinde) insanların gönlünü dilediği gibi açıp onları Müslüman yapanın. birdenbire karşımıza. ayet 57). ayet 25. gözlerine perdeler ve kulaklarına ağırlıklar koyduğu anlatılmıştır: ". kulaklarına da ağırlık verdik. Örneğin.( İsra Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Biz Kur'an'ı okuduğun zaman. ayet 46. hem Kur'an'ı anlamasınlar diye. doğru yola sokanın ya da dar ve sıkıntılı kılıp saptıranın Tanrı olduğu yazılıdır. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile. gerisin geri dönüp giderler" (İsra Suresi. Kur'an ayetlerini dinlemek istemeyenlerin kalplerini örtecek ya da kulaklarına ağırlık koyacak yerde aksini yapması. ve 111. İsra Suresi. yine de ona inanmazlar. Bu böyle olduğuna göre. "imansız" ya da "sapık" oldukları için Kur'an'ı dinlemek istemiyor iseler. pek çok ayeti de hiç kimsenin anlayamayacağı bir şekilde gönderdiğini ekleyiverir. ve Kehf gibi bazı surelerde.. Bu yetmiyormuş gibi. Yani Kur'an'daki Tanrı. ayetlerinde "inanmanın" Allah'ın izni ve istemesiyle olacağı belirtilirken. onların kulaklarını ve gönüllerini açması beklenmez mi? . 39). Muhammed'in anlatmasına göre. bir de "muhkem" (kesin) nitelikte gönderdiği ayetleri anlaşılması imkansız kılmak yanında. bazı kişilerin Kur'an'ı anlamalarına engel olduğunu söylüyor ve biraz daha şaşırtıcı bir ifadeyle şunu ekliyor: "Ayetlerimizi yalanlayanlar. Araplar iyice arılayabilsinler diye Kur'an'ı Arapça olarak ve "apaçık" şekilde indirmiştir.Onlardan seni (okuduğun Kur'an'ı) dinleyenler de vardır. Kehf Suresi. Kur'an'da Rabbinin birliğini yad ettiğinde. 'Bu Kur'an eskilerin masallarından başka bir şey değildir' diyerek seninle tartışırlar" (En'am Suresi. insanların kalplerine örtüler ve kulaklarına ağırlık koyduğunu anlatmakta. Tanrı'nın. birçok halde Kur'an'ın anlaşılmasını engellemek istediğini açıkça bildirmiştir. En'am. gönülleri dilediği gibi açan ya da kapayan Tanrı'ya ait olması gerekmez mi? Ve esasen Kur'an'ı dinleyip anlamak için kulağın "kulak" olması ve "açık bir kalp" bulunması şart değil mi? Şu durumda Tanrı'nın. Ayrıca. Allah'a karşı gelen. Sen. "Allah dileseydi puta tapmazlardı" (En'am Suresi. Kur'an ayetlerini dinlemek istemeyen kimseler olduklarını ve Tanrı'nın bu yüzden kalplerini örttüğünü.

Diğerleri de müteşabihtir. Yine bunun gibi Hud Suresi'nde Tanrı'nın. yine Muhammed'in söylemesine göre. cehennemi insanlarla dolduracağına dair kendi kendisine söz vermiş olmasıdır. kulaklarına da ağırlık koyduk" (En'am Suresi. Kehf Suresi. herkese "hidayetini" vermek olasılığına sahip olduğu halde vermiyor. V KULLARINI İNANÇ BOCALAMASINDA BIRAKMAMAK İÇİN TANRI."açık ve seçik" ya da "kesin" anlamlı). "kanıtlıkları kesin. her ne kadar Kur'an'ı "apaçık" olmak üzere gönderdiğini bildirmekle beraber.. ayet 13). İslamdan başka dinlere rağbet edenler tam bir sapıklık ve ziyan içindedirler" (Al-i İmran Suresi. elbette herkese hidayetini verirdik. "Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. anlaşılır olan". kitabın bazı ayetlerini "muhkem" (yani. kişilerin İslamı kabul etmemelerinin sorumluluğunun kendisinde değil. Bu nedenle. insanları "ihtilafa" düşürtüyor ve dilediklerini cehenneme atmak suretiyle kendi kendine vermiş olduğu sözü yerine getirmiş oluyor! Hemen belirtelim ki." (Hud Suresi. "anlamı tam olarak anlaşılamayan "ya da "çeşitli anlamlı") nitelikte kılmaktan geri kalmamıştır. başarısızlık damgasını yemekten sıyrılmak istemiştir. bazılarını da "müteşabih" (yani. çünkü cehennemi insanlarla (ve cinlerle) dolduracağına dair kendi kendine yeminler etmiştir. Muhammed'in söylemesine göre. BAZI AYETLERİ ANLAŞILAMAZ NİTELİKTE KILMIŞ! Muhammed'in söylemesine göre. Kur'an'ı anlarlar diye. Tanrı'yı.. (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir ki. "Anlamı ve yorumu bilinen. ayet 7). "yalnızca tek anlamı olan" şeklinde tanımlarlar. dilemiş olsa. " (Al-i İmran Suresi. örneğin Al-i İmran Suresi'nin. bazı kişilerin kalplerini daraltmak suretiyle. Örneğin.. "Kesin olarak Tanrı katında (gerçek) din yalnızca İslamdır. Muhammed bu tür ayetleri Kur'an'a koymakla.. "Onlardan seni dinleyenler vardır. Tanrı.Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracağını" (Hud Suresi. kişileri İslam yapamamanın sorumluluğundan kurtulmaya çalışmıştır. Bunun da sebebi. kalplerine örtüler. açıklamaları sağlam. Tanrı.. ayet 46. Daha başka bir deyimle Tanrı. Yani.. Daha başka bir deyimle onların kafir olmalarını ya da kafir olarak kalmalarını istemiştir. Tanrı'da olduğunu anlatarak. "muhkem" sözcüğünü. (Fakat) onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler. ayet 118) dediği ve ". ayet 57) şeklinde konuşmuş olarak göstermekle de aynı taktiği izlemiştir. 'Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım' diye benden kesin söz çıkmıştır" (Secde Suresi. bunlar kitabın esasıdır. İsra Suresi. ayet 119) diye eklediği bildiriliyor. ayet 19 ve 85) şeklindeki . Din bilginleri.. "hükmü geçerli olan" (yani ortadan kaldırılmamış olan). "kesin anlamlı olan".Fakat. Ve bunu şu sözleriyle açığa vurmuştur: "(Ey Muhammed!) Sana (Kur'an'ı) indiren O'dıır.. Bu tanımlamalara göre. Kur'an'ın onlar tarafından anlaşılmasına engel olmuştur. Secde Suresi'nde Tanrı'nın şöyle dediği yazılıdır: "Biz dilesek. ayet 25. Fakat. net olan".

ayeti. Hani sanki Tanrı. "birden çok anlama gelebilen" ya da "hükmü yürürlükten kaldırılmış olan" şeklinde anlarlar. bu gerekçelerin her ikisi de ve aklı çileden çıkarır nitelikte şeylerdir. age. bazı çevirilerde şöyledir: ". bazen de "iç kesim"e giriyor. "çeşitli anlamlı"." (Maide Suresi. (Cerrahoğlu. "boy aptesinden" ya da "tastamam yıkanın" deyiminden ne anlaşılması gerektiği bildirilmiyor. Yine bunun gibi Enfal Suresi'nin 65...cünüpseniz tastamam yıkanın. Kimi yorumculara göre 65. zira bir ayette yirmi Müslümanın iki yüz kafiri tepeleyeceğini söylerken. ayeti koymayı düşünmüştür. diğer bir ayette yüz Müslümanın iki yüz kafiri haklayabileceğin söylemektedir. bunu. orucu bozmuyor.. c. "şüphe" uyandıracak nitelikte (müteşabih) ayetler de göndermekle istemiştir ki. Örneğin. şeklindeki harflerin -ki "el-hurüfu'l-mu-kattaat" diye tanımlanıyor. bu ayetlerde geçen "elçi" sözcüğünün. ayetleri çeşitli ve farklı anlamlara gelebilir şekilde göndermekle. Sad" vd. s. geçerlidir. daha sonraki 66. fakat. ayetlerinde de. age. ayet kaldırılmamıştır. acaba cünüpken şart olacak mı? Yorumculardan bir kısmı "boy aptesi" deyimini "vücudun dış kesimi" olarak tanımlamakta. yüzlerini." Fakat. savaşta iki yüz kafire galip geleceği (yani. ağza alınan bir şey. s. "İç kesim" sayıldığı zaman. Kurtubi. namaz aptesinde ağzı yıkamak şart değil. Turan Dursun. Bu gerekçelerden biri şudur: güya Tanrı. ayette ise. Müslümanların zayıf oldukları dönemler için 65. Bu nedenle 65. ". Bununla beraber "ağız" kısmı. age..3. Maide Suresi'nde. tekrar kısaca değinelim ki. Müslümanlardan yüz kişinin.. ayetinde Kur'an'ın ". Bu iki ayet arasında çelişki olduğu için. Nesefi. Turan Dursun.. 17 vd.ne anlama geldiği. her ikisi de "müteşabih" sayılıyor. Tekvin Suresi'nin 19. Kur'an'ın "Tanrı katında itibarlı bir elçinin getirdiği söz" olduğu bildiriliyor.. Çünkü. ama diğer hallerde yıkamak aptes için gerekli değil gibi! (Bu konuda bkz. başlarını ve topuklarına kadar ayaklarını yıkamaları emredilirken. boy aptesi alın. Onu izleyen 66. s. Hakka Suresi'nin 40. kafirlerden iki yüz kişiye galip gelecekleri (yani. bunların yorumlanmalarına.ayeti. Kimi yorumculara göre ise Tanrı. ve 20. böylece çeşitli durum ve ihtiyaçlara uydurulmalarına olanak sağlamak istemiştir ki. 62) Hemen belirtelim ki. ayetin geçerli olup olmadığı belli değil! Hiç değilse tartışmalı! Çünkü. o da şöyledir: Tanrı. bu takdirde cahil Araplara o anda akıllarının alamayacağı şeyleri söylemiş ve dolayısıyla onları tereddüt ve inanç bocalaması içinde bırakmış olurmuş! İkinci gerekçeye gelince.. 65.( Taberi.) Öte yandan biraz önce belirttiğimiz gibi.. Mim.. bu da güya fikir özgürlüğünü oluşturmak içindir. "Cebrail" için mi. Görülüyor ki. gönderdiği bütün ayetler herkes tarafından anlaşılmasın. namaz kılmaya kalkanların. Muhyiddin İbn Arabi gibi kaynaklardan aktaran bkz. 138. dirseklerine kadar ellerini. *** Konuyu daha önceki bölümlerde ele almış olmakla beraber.) Örneğin. Lam.. Müslüman kullarının gücü konusunda kararsız ya da fikir değiştirmiş gibidir. tükürük orucu bozmuş olmuyor! Şu durumda "cünüp"ken ağzı yıkamak gerekli. 140.3. anlaşılsın diye Kur'an'ı "apaçık" olarak indirdiğini ısrarla söyleyen ve bu söylediğini Kur'an boyunca . ne için konduğu bilinmez. "Bunların anlamım sadece Tanrı bilir" diyerek.. ayetinde. güçlendikleri dönem için 66.. bazen "dış kesim"e. bu konuyu "çözümsüz" bir "çözüme"bağlayıvermiştir.. eğer her şeyi anlaşılır şekilde açıklamış olsaymış. bir Müslümanın iki kafiri haklayacağı) belirtiliyor. l 400 yıl boyunca da bilinemediği içindir ki. "anlamım hiç kimsenin bilemeyeceği". "Dış kesim" sayıldığı zaman. "anlamı hiçbir yolla bilinemeyen". her ikisi de "müteşabih" nitelikte ayetler sayılıyor. Ayetin bu kısmı. surelerin en başında yer alan "Elif. Müslümanlardan yirmi kişinin. kesin ve apaçık anlamlı ayetlerdendir. ayet ile ortadan kaldırılmıştır. Fahruddin Razi.Eğer cünüp oldunuz ise. Yine bunun gibi. "Müteşabih" sözcüğüne gelince. Biraz ileride göreceğiz ki. c. bir Müslümanın on kafiri haklayacağı) yazılıdır. yutmadıkça. ayet 6) diye ekleniyor. Süyuti gibi din bilginleri. Kur'an'ın "muhkem" ve "müteşabih" ayetlerden oluşmasını bazı İslamcılar iki gerekçeye dayatırlar. Şu bakımdan ki. ayet.çok şerefli bir elçinin sözü" olduğu yazılıdır. yoksa "Muhammed" için mi kullanıldığı belli değil. kesin ve anlaşılır (muhkem) ayetler yanında.

ayette geçen "ve'r-rasihûne" sözcüğünün başındaki "vav" harfini "atıf edatı" kabul edip. c. Bu durumda kocanın. yukarıdaki ayetin okunuşu. kuşku üzerine ceza yoluna başvurmayı kabul etmez. İbn Abbas.. Nitekim. esas itibariyle "yorum" sistemini getirmek.(Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali. yorum yoluna başvurmanın anlamı ve faydası olur mu? Örneğin. Kur'an'da.. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınlan. (Bu konuda bkz. hafifçe dövebilirler" şeklinde yorumlayabilirsiniz. 1991. ayet 7). yukarıdaki ayeti.. belki laf cambazlığıyla (ya da hadislere başvurarak). Muhammed'in Tanrısı. akılcı düşünce yoluyla oluşan bir şeydir ki. Oysa hukuk.) Burada geçen "ilim" sözcüğü." (Nisa Suresi. Görülüyor ki Tanrı. kendisinden başka hiç kimsenin bilemeyeceği ayetler koyduğunu bildirmiştir.. bir an için diyelim ki. Tanrı. İlimde yüksek payeye erişenler ise. "müteşabih" nitelikteki ayetleri. karısının serkeşliğinden (itaatsizliğinden) kuşkuya düştüğü an. "yüksek payeye erişenler"den maksat. s. eğer bu görüşü geçerli sayacak olursak. Allah ve ilimde yüksek payeye erişenler bilir" şeklinde okurlar. kalkıp da bu işi. fikir özgürlüğünü sağlamak amacıyla öngörmüştür. her şeyi yapmaya kadir bir Tanrı olarak. "ilimde derinleşmiş" olanlar bile habersizdirler. böyle yapmak yerine. Halbuki onun tevilini (yorumunu) ancak Allah bilir. Kur'an'a. rehberliğini temel kılardı. dinde "ulema" olanlardır. s. göndermenin anlamı nedir? Bazı yorumculara göre Tanrı. kocaya. "kocalar kanlarını. "Tanrı sözleri"dir diye kabul edilen Kur'an hükümlerini ortadan kaldırmak. Oysa ki. öfkesine hakim olamayarak kadını aşırı bir şekilde dövmesi. "Serkeşliğinden endişe ettiğiniz karınızı dövün. 'Ona imindik.. sırf endişeye kapıldığı için. anlaşılması mümkün olmayan hükümleri niye koysun? Eğer bazı insanların anlayış gücünden yoksun olduklarını ve bu nedenle "tereddüt ve inanç bocalaması" içerisinde kalacaklarını düşünüyor ise. Ayşe. "çeşitli anlamlı (müteşabih) ayetleri. Bu ayet. orasını burasını kırması mümkün. akla ters düşen konulan reddetmek anlamına gelir. yani henüz ortada suç diye bir şey yokken. ceza verme hakkını tanımakta! Yani. Öte yandan ayette dayak cezasının ne nitelikte olacağı da belli edilmemiştir. İşte kalplerinde eğrilik olanlar. Şu bakımdan ki. Ancak. istanbul. age. bu takdirde "müteşabih" ayetlerin yorumu işinin. Fikir özgürlüğüne taraftar olan bir Tanrı. değil halktan kişiler. fakat ortadan kaldıramazsınız. hem de insan haklarına ters bir nitelik taşımaktadır. yaralamadan. yani felaket demektir. onlarla uğraşır dururlar. bu da ortaya dinsel bir "oligarşi" ya da İran'dakine benzer "mollalar hükümeti" sistemini çıkarır.. "din" anlamında olduğuna göre." demek suretiyle.) Bazıları ise. "çeşitli anlamlı (müteşabih) ayetlerin anlam ve yorumunu Tanrı'dan başkası bilemez" şeklinde olması gerekir. ama "fikir özgürlüğü" denen şey.. ancak Tanrı'nın dinde yüksek payeye eriştirdiği kimselere ait olması gerektiğini kabul gerekir ki. herkesin anlamasını istediği Kur'an'a.157. "müteşabih" ayetlerle uğraşmanın ve bu ayetleri yorumlamanın dahi "fitne" çıkarmak olduğunu bildirmekte! Gerçekten de yukarıdaki ayetin bununla ilgili satırları şöyledir: ". Bütün bunlar bir yana. Evet. çünkü kaldırmaya kalktığınız takdirde Tanrı'dan geldiği söylenen bir hükmü .. karısını dövebilecektir. ". anlaşılması olanaksız ya da kullarını (örneğin yorumcuları) birbirlerine düşürtecek nitelikte "müteşabih" ayetler koymak suretiyle yapması. Hepsi Rabbimiz tarafındandır' derler. (Bu inceliği) ancak akliselim sahipleri düşünüp anlar" (Al-i İmran Suresi. çeşitli anlamlı (müteşabih) ayetleri hiç kimse anlamasın diye indirmiştir ve bunların yorumunu kendisine saklamıştır. Daha başka bir deyimle. yerlerine yenilerini koymak mümkün sayılamadı-ğına göre. ayet 34) diye ayet var. Eğer bunların yorumunu sadece kendisi biliyor ise. aklın kabul edemeyeceği bir şeydir.Halbuki onun (yani müteşabih ayetlerin) tevilini (yorumunu) ancak Allah bilir.3.. fitne çıkarmak ve onu tevil etmek (kendilerine göre yorumlamak) için ondaki müteşabih ayetlere yapışıp.49. Bu ayeti. koca. Bunların anlamından ve yorumundan. elbetteki apaçık bir şekilde ortaya koyar ve aklın üstünlüğünü.. onlara neden anlayış gücü vermesin? Ve neden ayetlerin tümünün anlaşılmasını sağlamasın? İkinci gerekçenin mantıksızlığı daha da bariz bir şekilde ortadadır: fikir özgürlüğünü sağlamak isteyen bir Tanrı'nın. hem bir yandan "müteşabih" nitelikte ayetler gönderdiğini söylüyor hem de bunların yorumunun sadece kendisine ait olduğunu ekliyor. aklın vahye üstünlüğü demektir.tekrar eden bir Tanrı. Turan Dursun. bunu kapalı ifadelerle değil. Malik İbn Enes vs. gibi kaynaklara göre. hem hukuk anlayışına.

ayetinde) olduğu gibi. hem de buna takılanları kalplerinde eğrilik vardır diye kötülüyor! Olacak şey midir bu?! Fakat. her alanda. Bunun böyle olduğunu biraz aşağıda vereceğimiz bazı örneklerle tekrar göreceğiz. Çoğu yayımlarımda değindiğim gibi. körü körüne kendisine inanmaya sürüklemek mi istemiştir? Bu soruların yanıtını yine Muhammed'in günlük siyasetinde bulmak mümkündür. anlaşılsın diye gönderdiği ayetlerden bazılarının anlaşılmasını istemez? Ve neden bazı kişilerin kulaklarına "ağırlıklar". Hepsi Rabbimiz tarafındandır' dediler" şeklinde konuşmanın da pek anlaşılır bir yönü yoktur. şu muhakkak ki. "çeşitli anlamlı" ayetlerin anlamının ne olduğunu bilmeden "Biz.. kadınları -hafif şekilde de olsa-dövülmeye layık saymak mümkün olamaz. özgür düşünce ve fikirsel gelişme açısından ne kerte sakıncalı olduğu hususunda bize kısaca bir fikir verecektir. Kur'an'ın "müteşabih" nitelikteki ayetlerinin. acaba cahil halk yığınlarını. çünkü. ". çıkamamışlardır. "apaçık olmayan" yönlerinden bazı örnekleri gözden geçirmeye devam etmemiz gerekecektir. şöyle demiştir: ". bir de Kur'an'daki çelişmeleri ve tutarsızlıkları göz ardı etmek için konmuştur. her türlü eleştiriden uzak kılmaya çalışmalarının ya da olumsuzlukları "olumlu" imiş gibi göstermeye uğraşmalarının yararlı hiçbir yönü yoktur.. "Ben dilediğimin kalbini açar onu Müslüman yaparım.. hem bazı ayetleri "müteşabih". insan şahsiyetinin (özellikle kadın şahsiyetinin) haysiyetine aykırı bir şeydir. Aklın "özgür" ve dolayısıyla "yaratıcı" nitelikte oluşabilmesi için.) "Öte yandan. içeriğini anlamadıkları halde.. daha doğrusu Tanrı'ya karşı gelmiş. aslında pek anlaşılır gibi değil! Gerçekten de kendilerini ilimde yüksek payeye erişmiş gibi görenler ve "müteşabih (çeşitli anlamlı) ayetleri Allah ve bilgide derinleşmiş olanlar ancak bilir" diyenler dahi. Kur'an'da "kesin anlamlı" ve "çeşitli anlamlı" hükümler olduğunu belirten bu yukarıdaki ayet dahi. Tanrı onları bu şekilde konuşturmakla. kulaklarını kapatan ve onları kafir yapan zaten kendisi değil midir?! Örneğin. ayet onlara bunu emretmiş. Bunun böyle olduğunu anlamak için. "dayak" denen şey." (Al-i İmran Suresi. şeriatçıların. Kur'an'ı. çeşitli nedenler yanında.İlimde yüksek payeye erişenler ise. Bu örnekler. İlimde derinleşmiş olduklarını öne sürmekle beraber. anlamı tanı olarak anlaşılamayan bu ayetlere inandık. anlayışla ve iyilikle eğitildiği bir çağda. . çeşitli anlamlı (nıüteşabih) ayetlere inandık. kafirlerdendir" diye yapıyor ise. böyle bir teslimiyetten kurtarmak şarttır. kör bir inanca saplanmak bakımından cahil halk yığınlarına örnek teşkil etmiş olmazlar mı? Yoksa. "müteşabih" ayetlere takılanların "kalplerinde eğrilik bulunanlar" olduğu bildiriliyor! Daha başka bir deyimle. hepsi de Tanrı'dandır" diyecek olurlarsa. her ne olursa olsun. Görülüyor ki. ayetleri "muhkem" ve "müteşabih" olmak üzere ikiye ayıran bu yukarıdaki ayet.'İlimde yüksek payeye erişenler. dilediğimin gönlünü kapar onu kafir yapanın!" şeklinde konuşan yine Tanrı değil midir? (Örneğin bkz. dinsel ya da fikirsel birtakım cambazlıklarla. En'am Suresi. gözlerine "perdeler" vs. Hele hayvanların bile dayakla değil.. bunu ilerideki sayfalarda kısaca özetleyeceğiz ve göreceğiz ki. en hafif şekliyle dahi olsa. özellikle fikirsel alanda gelişmezlik yaratır.. ayet 7).yok etmiş sayılırsınız. dilediği gibi onların kalplerini daraltan. ayet 125. bu "müteşabih" ayetlerin Tanrı'dan geldiğini kabul etmekle yetinirler. Kur'an eğitiminin. Bu tür çabalar aklın Kur'an'a teslimiyeti sonucunu doğurur ki.. Oysa. koyar: sırf bu bazı ayetleri anlamasınlar diye! Eğer bunu. yani çeşitli anlamlara gelsin ya da kimse anlamasın diye koyuyor. yukarıdaki ayette (yani Al-i İmran Suresi'nin 7. çoğu ayetlerin içinden çıkamazlar. Tanrı. "apaçık" olduğu söylenen Kur'an'ın. *** Bu vesileyle üzerinde durulması gereken diğer bir husus da şu: Al-i İmran Suresi'nin yukarıdaki incelediğimiz 7. "bu kişiler inanmayanlardandır. 'Ona (yani müteşabih ayetlere) inandık. İlimde yüksek payeye erişenler. akılcı düşünce ürünü olan fikir özgürlüğüne yer veren bir yönü yoktur. Hepsi Rabbimiz tarafındandır' derler. ayetinde. şimdilik tekrar şu somlara dönmekte yarar var: Neden acaba Tanrı. Fakat.. ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar. ona savaş açmış duruma düşersiniz. onu.

Kitabü't-Tefsirü'l Kebir. . yürürlükten kaldırılıp kaldırılmadığı anlaşılmayan yönleri pek çoktur. Tanrı'dan aldığı vahyi Muhammed'e tebliğ etmiştir. ayetlerinde Kur'an'ın "şair" ya da "kahin" sözü olmadığı ve Tanrı'dan indiği yazılı olduğu için bunu böyle kabul etmenin daha doğru olduğu anlatılmıştır. Ayet 19-21) Konuya daha önce değinmiş olmakla beraber burada tekrar şu hususları belirtmekte yarar vardır: ".. sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözüdür" (Tekvir Suresi. "Bu Kur'an. ayet 56). Peygamber'e (Muhammed'e) çok salavat getirirler. Fahruddin Razi'nin yorumu şöyledir: . güçlü. Kur'an'ın. yoksa "Muhammed'in mi amaçlandığı tartışmalı olduğu içindir ki. bu ayette yer alan ve "elçi" demek olan "resul" sözcüğüyle "Cebrail'in mi. Güya. Ahzab Suresi'nde şöyle yazılıdır: . başkasının değil. kendisine "salavat" getirir durumda göstermiştir. Kur'an'a koyduğu ayetlerle. ve 43." Bu sözler. Örneğin. Bu ayetlerde yer alan ve anlaşılmazlık yaratan deyimin Arapçası aynen şöyledir: "İnneû le kavlu resûlin kerim.VI "APAÇIK" OLDUĞU SÖYLENEN KUR'AN'IN. Kur'an-ı Kerim ve Meali. Turan Dursun'un ilhan Arsel'e yazmış olduğu 16 Temmuz 1988 günlü mektubundan alıntıdır.getirdiği sözdür" diye anlam verirler. Levh-i Mahfuz'a yazdığı. "Cebrail". s.. alıp halka ilettiği için de Muhammed'in sözüdür" (Fahruddin Razi.. Ancak. o (Kur'an). Ayet 40. Tanrı'nın sözü olduğuna ters düşen bir anlatım. "getirdiği" biçiminde bir ekleme yapmak gelenek olmuştur. "APAÇIK" OLMAYAN YÖNLERİNDEN DİĞER BAZI ÖRNEKLER! (DEVAM) Kur'an'ın anlam bakımından açık olmayan. "Üstat" diye bilinen İslamcıların dahi tartıştıkları ve farklı şekilde yorumladıkları ayetlerden bazı örneklerle yetineceğiz: "Hakka" ve "Tekvir" Surelerinde Geçen "Elçi" Sözcüğünün Muhammed'i mi Yoksa Cebrail'i mi Kastettiği Bilinmez (Hakka Suresi.( Abdülbaki Gölpınarlı. yoksa "Muhammed"i mi öngördüğü pek bilinmez.) Büyük din bilgini Turan Dursun'un görüşüne göre. 1958. Ve bu. istanbul. çünkü güya Hakka Suresi'nin 41. arşın sahibi katında değerli.Kur'an. "Kur'an'ın namusunu kurtarma çabasından doğan bir yorumdur. Buradaki resul ile Cebrail'in amaçlandığını savunanlar "... Tekvir Suresi. surelerde geçen "resul" ("elçi") sözcüğünün gerçek anlamda "Cebrail"i mi. "Allah ve melekleri. "Kuşku yok ki. göklerden yere indirdiği için Cebrail'in sözüdür. Kimine göre ise "elçi" sözcüğünden maksat "Muhammed"dir. ayet 19-21). düzenini kurduğu için Tanrı'nın sözüdür. Remzi Kitabevi. yorum yoluyla düzeltilmek istenmiştir. ayet 40).. Kimine göre bu sözcükten anlaşılması gereken şey "Cebrail"dir. 30/117). Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin" (Ahzab Suresi.( Bu satırlar. ayette geçen "sözüdür"ün başına. onurlu (keremli) bir resulün (elçinin) sözüdür kesinlikle" anlamına gelmektedir.) Öte yandan şuna işaret etmemiz gerekir ki." (Hakka Suresi. kapalı ya da çeşitli anlam taşıyan. Bunların tümünü burada ele almaya imkan yok.CXII. dizgisini. şerefli bir elçinin getirdiği sözdür. Muhammed. Tanrı'yı bile. "Kur'an.

l01)..dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir" sözleriyle kimin kastedildiği kesin olarak bilinmez. Ayetinin Ne Vesileyle indiği Konusunda Anlaşmazlık Var (Al-i İmran Suresi. İbn Kutayba vs. ayet 7879) diye yazılıdır. Abi'I-Şalt olarak ya da Ümeyye bin Essalts şeklinde de yazılmaktadır).Fakat o dünyada meyletti ve hevesine uydu. c. Celaleddin. işlemedikleri bir iş için kendilerine övgü yağdırılmasını istedikleri yazılıdır. Abu'l-Farac.73-74. muhakkak ki.. Buradaki. Bunların münafıklar olduğunu söyleyenlerin yanında Yahudiler olduğunu söyleyenler de vardır. ayetin onlar hakkında "nazil" olduğu ve şu hale göre Müslümanlara -velev ki münafıklar olsunuygulanmayacağı anlatılmıştır. s.. Bazı yorumculara göre bu kişi. Burada sözü edilen kişilerin kimler olduğu pek bilinmez.. biz de onların cezalarını vererek öç aldık." (Hicr Suresi. ". c.74-75.. Ayet 188) "Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmeyi sevenlerin. ayet 188). l0. ve 176. Zemahşeri.312. s... s. al-Agani..al-Sa'labi gibi kaynaklara göre. ayette sözü edilen kavim "Süayb" kavmidir..ll.(Sahih-i. burada sözü edilen kimse Abu Amir b al-Nu'man adında bir rahiptir.129 ve c.Muhammed gazaya çıktığı zamanlarda. ayrıca bkz.. fakat Muhammed'in savaştan dönüp geldiği zamanlar özür beyan edip." (Al-i İmran Suresi.. 10. gazaba gelmiş olarak şöyle konuştuğu yazılıdır: ". gibi kaynaklara göre yukarıdaki ayetlerde sözü geçen kişi. Kur'an'ı kendi sözleri olarak tanımlamasında şaşılacak bir şey olabilir mi? Fakat her ne olursa olsun durum şu ki. Taberi. (İslam Ansiklopedisi. bunlardan birinde -ki Ebu Said-i Hudri'nin rivayetidir.( Ömer Rıza Doğrul. çünkü..) Bazıları da bunun Yahudilerden Bel'am b. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin durumu böyledir" (A'raf Suresi. ayetlerinde. bazı Kur'an çevirilerinde "Medyen yakınındaki ormanlık yerde" deyimi. "Ormanlık yerde oturanlar da.39.13. 1689. bir kısım münafıkların arkada kaldıkları... Yorumculara göre. Hadis No.l l. alan Arap şairlerinden Ümeyye b. Al-i İmran Suresi'nin 188. bazı çevirilerde ise bunun yerine "Eyke halkı" deyimleri geçer. Beyzavi. alaya. Ebi's-Salt'tır (bu ad Ümeyye b.38-39. s. Bel'am b. dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. ayette söz konusu edilen kimselerin Yahudiler olup... (Onun) Durumu. s.Tanrı'yı kendisine "salavat" getiriyormuş gibi gösteren ve müminleri de kendisine "tam bir teslimiyetle selam verir" duruma getiren Muhammed'in. s. s.(Sahih-i. Hicr Suresi'nde Geçen "Ormanlık Yerde Oturanlar" Deyiminin "Medyen" Halkına Ait Olup Olmadığı Konusunda Anlaşmazlık Var (Hicr Suresi.. Baûra adında biri olduğunu söylerler.) Fakat. Vakidi ya da al-Agani gibi kaynaklara göre.. Bununla beraber bunların Medyen halkı olup olmadıkları konusunda anlaşmazlık vardır. sakın onların azaptan kurtulacaklarım sanma.. ayet 176). Ebi's-Salt hakkında inmiştir. Ayet 78-99) Kur'an'ın Hicr Suresi'nde. Razi. bu kavmin oturduğu yerler ormanlıktır.) Ayetlerin "apaçık" olmaması. c.. 1688. Muhammed'i şiirleriyle kınayan. Ayetin "apaçık"olmaması nedeniyle. Hadis No..4. bu ayetle ilgili iki hadis var ki. s. 4 Sahih-i. Buhari'de. İbn-i Abbas'ın rivayetine dayalı diğer hadise göre ise. "Dilini Sarkıtıp Soluyan Köpek" (A'raf Suresi. (Sahih-i. s. Ayet 175-177) Sözlerinin Kime Yönelik Olduğu Kesin Olarak Bilinmez A'raf Suresi'nin 175. "apaçık" olması gereken yukarıdaki ayetler "apaçık" olmaktan uzaktır. Baûra adında biri olup. Tanrı Buyruğu.. zalimdiler. c. islam Ansiklopedisi. Tanrı'nın.464. c. c. yukarıdaki ayetler Ümeyye b. Örneğin. 187.3... çoğu kez evlerinde oturup keyif çattıkları.) A'raf Suresi'nde Geçen.2. Bunların ikisi de hala işlek yollar üzerindedirler. c. Tevrat'tan alıntı yapılırken dikkatli davranılmamış olması nedenindendir. Yahudi ulemasından ya da ..

c. Esasen yorumcular bu ayetleri açıklamaya çalışırlarken. "kitabe" (yani.315 vd. ayrıca bkz. Dikkatlice okunacak olunursa. bir kere Tanrı'nın bütün insanları bir tek millet yapmak varken yapmayıp. Öte yandan. Bazılarına göre mağarada bulunan kişilerin adlarının yazılı bulunduğu kitabedir. ve 176. Bunlardan hangisine itibar edileceği bilinmez. Fakat. Bazılarına göre bu mağaranın bulunduğu dağ ya da vadidir.) Dikkat edileceği gibi. birbirini izleyen bu iki ayet. Kehf Suresi'nde Geçen "Al-Rakim" Sözcüğünün Ne Olduğunu Kimse Bilmez (Kehf Suresi.) Bazılarına göre ise.).(Elmalılı . buna rağmen. onlara karşı nasıl lanet edebilirim?" diyerek bunu yapmak istememiştir. ayet 118-119).8. Ayetlerinde Geçen "Bunun için" Deyiminin Anlamı Üzerinde Anlaşmazlık Var "Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. Razi'nin Mafatih (Kahire.) Bel'am ile ilgili olmak üzere daha birçok rivayet mevcuttur. "yazılı taş" ya da "maden" gibi şeylerden yapılan "levha"} demektir. güya Tanrı tarafından bilgi ile donatılmış ve Tanrı'nın dinini iyice öğrenmiş olmasına rağmen. her şeyden önce adalet duygusuyla bağdaşmayan bir tutumdur. Kur'an-ı Kerim.4.4. ve 119. 1308) adlı kitabında yazılanlara göre. kendisine rüşvet verilmesi üzerine istenileni yapmıştır.2. s. s. daha önce de işaret ettiğimiz gibi. "Kehf sözcüğünün "Dağda bulunan büyük mağara" anlamına geldiği kabul edilmekle beraber "rakım" sözcüğünün ne ifade ettiği belli değildir. onları ihtilafa düşmüş olarak bırakması ve sonra da cehenneme atması. tümüyle açıklıktan uzak olmak yanında bir de adalet duygularını incitici niteliktedir. Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadır. Çünkü. Diyanet Vakfı açıklamasına. bizim ayetlerimizden (sadece) Kehf ve Rakım sahiplerinin ibrete şayan olduklarım mı sandın?" (Kehf Suresi. daha da anlaşılamaz şekle sokarlar. ayetlerinde geçen kişinin ve bu kişi ile ilgili olayın kesin olarak ne olduğunu bilmez.(İslam Ansiklopedisi.464-465. hiç kimse Kur'an'ın A'raf Suresi'nin 175. Zaten Rabbin onları bunun için yarattı. ortada birbirinden çok farklı ve birbirine ters sonuç yaratan iki yorum ve iki uygulama var demektir. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları. Bel'am. Hud Suresi'nin 118. yine de Kur'an'ın "apaçık" bir kitap olduğundan kuşku etmez. kendisinden Musa Peygamber'e ve İsrailoğullarına küfür ve lanet etmesini istemiş. daha sonra "itikatsızlığa" düşmüştür (c. ayette geçen. Her ne olursa olsun gerçek şu ki. ve 119 ayetleriyle ilgili olarak bkz. Arapçada "li-zalike" sözlerinin karşılığı olduğu öne sürülür ve yorumcular bu sözlere iki anlam verirler. s.2835-2838. Güya halk. bu ayetler Tanrı'nın "yüceliği" ve "adaleti" fikriyle de bağdaşmaz nitelikte şeylerdir. ayet 9). Fakat. yani rahmetine nail olmaları için yarattı”( Hud Suresi'nin 118. Ayette yer alan "Bunun için" deyiminin. "Zaten Rabbin onları bunun için yarattı" sözleri anlaşılmaktan uzaktır.( Bu konuda bkz. age.36 vd. age. s.293. c. Surenin 9. s. ayetinde şu yazılıdır: "(Resulüm)! Yoksa sen. (Fakat) onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler. Turan Dursun. Öte yandan. fakat o "Onları melekler koruyor. 'Andolsunki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracağım' sözü yerini buldu" (Hud Suresi. yani ihtilafa düşmeleri için yarattı.Elmalılı Hamdi Yazır'ın yorumu için ayrıca bkz. Rabbinin. Bazılarına göre mağaradakilerden başka üç kişilik bir topluluktur. " Diğer anlam ise şudur: "Zaten Rabbin onları bunun için. Anlamlardan biri şudur: "Zaten Rabbin onları bunun için. Ayet 9) Kur'an'ın Kehf Suresi'nde "mağaralı uyurlar'la ilgili bir masal var. c.Yemen veya Kenan diyarlanndandır.

Ahzab Suresi'nin 52. Tevrat ve İncil'in İbrahim'den sonra indirildiği ve bu itibarla İbrahim'in. İslamın gelişinden sonra da sürdürülmüştür.3225. "kendisini Tanrı'ya veren bir hanif: dosdoğru bir Müslüman" şeklinde ya da "Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman" olarak anlayanlar var. söz konusu ayetin konmasının nedenini. dosdoğru bir Müslüman olduğu anlatılmakta: "Yahudiler ve Hıristiyanlar (Müslümanlara)'. gibi ünlülerin yapıtlarına ve Turan Dursun’un Kulleteyn adlı kitabına bakınız. İbrahim (Peygamber'in) putataparlardan olmayıp.( Bu konuda bkz. Bazı yorumcular Muhammed'in. Al-i "İmran Suresi'nde. Muhammed'in o sıralarda 9 kadınla evli olduğunu. Turan Dursun. Yorumculardan birçoğuna göre bu sözcük. farklı görüşte olanlar ayetin kaldırılmayıp. Burada gecen "hanif bir muslini" deyimini. "Tek Tanrı'ya inanır" anlamına gelmekte.4. bu ayetin konduğunu belirtirler.. 'Hayır. kendisini Tanrı'ya veren bir hanif. iki erkeğin birbirleriyle karı değiştirmeleri usulü vardı ve bu usul. Bazı yorumcular. Müslüman kişilere dörde kadar kadın alma hakkı tanınmışken. ne Yahudi ne de Hıristiyan olmayıp "hanif bir Müslüman olduğu yazılıdır: "Ey ehl-i kitab! İbrahim hakkında niçin çekişirsiniz? Halbuki Tevrat ve İncil kesinlikle ondan sonra indirildi.. Ayet 52) Ahzab Suresi'nde şöyle bir ayet var: "Ey Muhammed! Bundan sonra sana hiçbir kadın. Bununla beraber Mas'udi gibi kaynaklar. hanif olan İbrahim'in dinine uyarız. (Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi). Putataparlardan değildi. c. ayetin inmesinin nedeni. yanılmışlıktan. Tanrı ibrahim'i dost edinmişti" (Nisa Suresi. age c 5) Arami ve İbrani dillerinde de aşağı yukarı aynı anlamda kullanıldığı söylenir.. İbrahim ne Yahudi ne de Hıristiyan idi. "Hanef mastarından çıkma olup.Hamdi Yazır. ayet 125). Nisa Suresi'nde İbrahim'in milletinin. bu usulün yasaklanması için olduğunu söylerler. . yani dininin "haniflik" olduğu bildirilmekte: "İyilik yaparak kendini Tanrı 'ya veren ve hanif olarak İbrahim 'in milletine (dinine) uyan kimseden daha güzel dinli kim olabilir. Hıristiyanların) kısmen saptırılmış dinlerine karşıt olan dinden olmak" gibi anlamlarda olmak üzere kullanılmıştır. hanif bir müslimdi.) Kur'an'ın Pek Çok Ayetinde Geçen "Hanif" Sözcüğünün Esas Anlamının Ne Olduğu Bilinmez Kur'an'ın "anahtar sözcük'lerden sayılan "hanif (çoğulu hunafa) sözcüğü. Celaleddin Süyuti. fakat o. Cahiliye geleneğinde." (Bakara Suresi. 'Yahudi ya da Hıristiyan olun ki doğru yolu bulaşınız' dediler. ayet 135)." (Al-i İmran Suresi. ayet 65-67). Örneğin. De ki. biz.(Beyzavi. doğru olana. Her ne kadar bu ayetin kaldırılmış olduğunu söyleyenler varsa da. Bakara Suresi'nde "hanif sözcüğü. güzellikleri ne kadar hoşuna giderse gitsin. "gerçek ve asli din" sahibi olmak. s. esas kaynağının ve gerçek anlamının ne olduğu pek bilinmez. Kur'an'ın bazı ayetlerinde "hanif sözcüğü. Allah'ın fıtratına kavuşmak gibi anlamlara geldiği söylenir. Ya'kûbi gibi kaynaklar "hunafa" sözcüğünü Saul ile Davud'a karşı savaşan Filistililer için kullanmışlardır. bazı ayetlerde "kitab ehli olanların (yani. Yahudilerin. bazı ayetlerde "puta tapanlara karşı" olmak.. ayet 52). sadece Muhammed'in alacağı kadınların sayısını sınırlandırdığını öne sürerler. Tanrı'nın onu bu sayıyla sınırlandırmak istediğini söylerler. hiçbirini boşayıp başka bir eşle değiştirmen helal değildir" (Ahzab Suresi. o tarihten sonra yapacağı evliliklerini "cahiliye" geleneği gereğince yapabilmesi için. Zemahşeri sun'un Kulleteyn adlı kitabına bakınız.. Bazı yorumcular. Hak'ka. O putataparlardan değildi.. age. din bilginleri arasında en fazla tartışılan sözcüklerden biridir. batıla inanmışlıktan ya da kötülüğe kapılmışlıktan kurtularak. "dosdoğru". bu sözcüğün Süryanice "hanifa" sözcüğünün Arapçalaştırılmış şekli olduğunu öne sürerler. Ayetinde Yer Alan Hükmün Kaldırılıp Kaldırılmadığı Belli Değil (Ahzab Suresi. cariyelerin bir yana.) Muhammed'in Eş Değiştirmesiyle İlgili Olarak.

ayet 105). denizde bir deliğe doğru yola koyulmuştu. "." (Rûm Suresi. (Genç adam) 'Gördün mü!' dedi. Allah'ın insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. age. . Aralarından Beyzavi. ayet 30). 'Kuşkusuz... İbrahim'in dinine. yahut senelerce yürüyeceğim. Allah'ın fıtratına sarılmak gerekir. "Yüzünü dine.3824. aslı Tevrat'ta. hanif olarak yönelt. c... Ayet 60-64) Daha önce değindiğimiz Kehf Suresi'ndeki Musa ile balık masalına tekrar göz atalım. ayet 161). Musa. Masalın ilk kısmında şöyle deniyor: "Bir vakit Musa genç adamına demişti ki. O. ayet 30). Muhammed'in söylemesine göre. İbrahim'in dinine (milletine) uyan kimsenin hanif olduğu anlatılmakta. "Apaçık" olduğu kabul edilen Kur'an'ın. Tanrını beni doğru yola iletti. O putataparlardan değildi" (En'am Suresi. Her ikisi de. Allah'ın yaratışında değişme yoktur.Daha başka bir deyimle. (Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde. ta ki. şaşırtıcıdır. Buhari ve Zemahşeri gibi ünlülerin bulunduğu yorumcular. kuşkusuz ki. hep çeşitli yorumlarla çözüme bağlanmak durumunda. iki denizin birleştiği yere varacağım. Öyleyse İbrahim'in dinine uyun. Hemen izlerinin üzerine geri döndüler" (Kehf Suresi. her şey belirsiz ve şaşkınlık yaratıcı! Yukarıdaki ayetler.. şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti. ayet 123). iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. bulunan ve oradan Kur'an'a aktarılan bir masalla ilgilidir. s. "Yüzünü hanif olarak. Balık. 'Durup dinlenmeyeceğim. "De ki. Sakın putataparlardan olma" (Yunus Suresi. İslam din-bilirlerini dahi birbirlerine düşürtecek tarzda konuşmakta! İki Denizin Birleştiği Yerde Balıklarını Unutan Musa'nın Hikayesi (Kehf Suresi. 'İşte aradığımız o idi' dedi.Ey Muhammed! 'İbrahim'in milletine (dinine) hanif olarak uy! İbrahim putataparlardan değildi' diye sana vahyettik" (Nahl Suresi. böylesine kapalı ve böylesine bilinmezliklerle dolu satırlara yer vermesi." (Rûm Suresi. Musa genç adamına. Öyleyken. yani Allah'ın yarattığı "hanif olan din"de doğar. Dosdoğru olan dine. Kur'an'ı "apaçık" olmak üzere gönderdiğini söyleyen Tanrı. onu. "(Resulüm) Sen yüzünü hanif olarak dine... Hanif olarak. 'Kuşluk yemeğimizi getir bize. İbrahim putataparlardan değildi" (Al-i İmran Suresi.) Görüldüğü gibi. çeşitli surelerin çeşitli ayetlerinde geçen "hanif sözcüğü kesinlik arz etmiyor. İşte dosdoğru din budur. bu kaynaklara dayalı olarak farklı görüşler belirtirler. dine ve Allah'ın insanları ona göre yarattığı fıtratına çevir. ayet 60-64).. Hanif olarak. anası babası Yahudi ya da Hıristiyan (ya da Mecusi) yapar. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi' dedi. Bu itibarla dine "hanif olarak tutunmak. Neden Musa böyle konuşmuştur? Neden genç bir adamla iki denizin birleştiği yere gitme kararındadır? Kimdir bu genç adam? Sözü edilen iki deniz hangi denizlerdir? Sözü edilen balık nereden çıkmıştır? Balığın denizde deliğe doğru yola koyulması ne demektir? Şeytan balığın varlığını neden unutturmuştur? Evet. Aşağıdaki ayetlerde bu konuyla ilgili şunlar yazılıdır: "Allah doğru söylemiştir. Onu hatırlamamı bana şeytandan başkası unutturmadı'.5. ( Elmalılı Hamdi Yazır. Arabın anlayabileceği bir dil kullanmak şöyle dursun. ayet 95). her doğan çocuk "fıtrat" üzere. 'kayaya sığındığımız sırada balığı unuttum.

ayet 71). çok sevgili ve değerli Musa'sına vermemiştir? Kur'an'da yazılı değil! Fakat. sorunuzun karşılığını bulamazsınız. ayet 71-73) ve bir daha soru sormayacağını anlatır.. nereye gittikleri belli değil! Fakat. buna karşı bir ücret alabilirdin" der. Hızır öfkelenir ve "Ben sana yaptığım işlere dayanamazsın demedim nü?" der. dayanamadığın işlerin yorumunu sana anlatacağım" diyerek neden dolayı gemide delik açmak istediğini. Bu anlaşma üzerine yola koyulurlar." (Kehf Suresi. Tanrı. Bakınız neden: Musa'nın yukarıdaki teklifini Hızır şu şartla kabul eder: yapacağı işler hakkında Musa kendisine hiçbir suretle soru sormayacak. şimdi Musa. güya bu kuluna "rahmet ve ilim" ihsan etmiştir.. sadece "kul" diye belirtiliyor (Kehf Suresi. Dolayısıyla herkes yok olacaktır. İstanbul. "fakir denizcilerin" gemisidir ve Hızır. Bu konuşmadan sonra gemiden çıkıp yola koyulmuş olmalılar ki. her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı" (Kehf Suresi. bazı yorumcular bunun. burada kısaca ekleyelim ki. seninle benim ayrılmamızı gerektiriyor. böylece bu fakirlere yardım etmiştir. Musa. her yaptığını benimseyip. geminin kral tarafından gasbedilmesi ihtimalini ortadan kaldırmış. sanki kendisine kitap verilmemiş gibi.Ayette geçen "genç adam" sözcüğü ile kimin kastedildiği belli olmamakla beraber. (Hızır) hemen onu öldürdü. kabul edecektir. anlam ve sonuç bakımından bağlantısızdır. (Çünkü) onların arkasında. Musa şaşırır ve korkar. Hızır "Peygamber"dir. Şu bakımdan ki. her ne kadar masalın devamı gibi görünürse de. ayet 65-70). Musa bu şartı kabul eder (Kehf Suresi. Bu masalın yorumcular tarafından açıklanmasını Şeriat'tan Kıssa'lar (bkz. ayet 72-76). eğer kendi kendinize. Ağustos 1996) adlı kitabımızda belirttik. "Dileseydin. cevapsız kalacak daha birçok soru sorma ihtiyacını duyarsınız. Bu rastladıkları kişinin adı yazılı değil. "İşte bu. Musa da arkadaşına. "Masum bir cana kıydın. Kasaba halkı onları misafir ' etmek istemez. Yani güya gemi. sonunda bir erkek çocuğa rastladılar. Tanrı kulundan (Hızır'dan) kendisine doğru yolu göstermesini ister. ancak. "Unuttuğum için bana çıkışma. balığın yokluğunu fark edince geri dönerler ve yolda birisine rastlarlar. ayet 77-82). Yine yola koyulurlar ve bir kasabaya varırlar. çünkü. Kur'an'da şöyle yazılıdır: "Yine gittiler. gemide delik açılacak olursa sular dolacak ve gemi batacaktır. Bunu duyan arkadaşı. neden dolayı kasabanın duvarını doğrulttuğunu anlatır (Kehf Suresi. Neden Tanrı Hızır'a ilim vermiştir de. Bazı yorumcular bu "iki deniz" deyiminden Hazar Denizi ile ve Karadeniz'in kastedildiğini söylerler. gücümün yetmediği şeyden beni sorumlu tutma!" diye karşılık verir (Kehf Suresi. Ayetleri okumaya devam edecek olursanız. Onu kusurlu kılmak istedim. ayet 79). Fakat. Nün adında biri olduğunu söylerler. ayet 65). bir gemiye bindiklerini okuyoruz. Macma'al-Bahreyn'e doğru yola çıktıkları söylenen Musa ile "genç adam". Gemiyi batırmak istemesinin nedenini şöyle anlatır: "Gemi var ya. Musa bu kez. ayet 82). Musa ondan ilim öğrenmek ister. Bununla beraber yorumcuların söylemesine göre bu Tanrı kulu. Musa'nın arkadaşı duvarı düzeltir. ama Tanrı esasen Musa'ya kutsal kitabı verip doğru yolu göstermiş değil mi? Nasıl olur da. Bu sırada kasabada yıkılmak üzere bulunan bir duvar görürler. Bazıları bunun Nil Nehri'nin Sudan'daki iki kolu olan "Beyaz Nil" ile "Mavi Nil" olduğunu ifade ederler. gemiyi delip batırmakla. . Hızır'dan 'Bana doğru yolu göster!' diye dilekte bulunur?" diye soracak olursanız. biner binmez kul (Hızır) gemiyi delmeye başlar. Kaynak Yayınları. Ve bu işleri hep Tanrı'nın dileği ve emri olarak yaptığını ekler (Kehf Suresi. Bazı yorumcular da bu iki denizden birinin. "Evet. Fakat. neden dolayı erkek çocuğunu öldürdüğünü. "Eğer sana bir daha soru sorarsam beni terk e mekte haklısın" şeklinde bir şeyler söyler (Kehf Suresi. diğerinin ise "batın aleminin" denizi diye kabul edilen Hızır olduğunu söylerler. Aynı ayette yer alan "iki deniz" deyimi ile ne anlatılmak istendiği ve bu iki denizin hangi denizler olduğu bilinmez. ayet 72-76). Hızır yine öfkelenir ve Musa'ya şartını hatırlatır. yukarıdaki ayetleri izleyen ayetler. ikinci basım. Şimdi bu satırları okurken. doğrusu kötü bir şey yaptın!" diye çıkışır. "zahir aleminin" denizi olduğu Musa. Fakat Musa dayanamaz ve Hızır'a. Bu nedenle dayanamaz ve "Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir şey yaptın!" der (Kehf Suresi. o. denizde çalışan yoksul kimselerindi. Musa'ya hizmet eden ve ondan "ilim" öğrenen Yûşa b. Musa.

daha doğrusu İbrahim "Peygamber" zamanında yaşamış ve fetihleriyle ün yapmış olan Acem hükümdarlarından Afri-dun b. onu Tevrat'ta ancak bir yerden başka zikretmemiştir. Kimler Muhammed'e soruyor bu soruyu? Belli değil!. yoksa çocuğunun söylediklerine kanarak "azgınlığa" ve "nankörlüğe"kapılan mı? Söylemeye gerek yoktur ki.. Ayet 83-84) Yine Kehf Suresi'nde.. İbn-i Abbas gibi kay. yani Müslüman olan ana ve babasını "azgınlığa" ve "nankörlüğe" sürüklemesinden korktuğu için onu boğazlamıştır. Tanrı'nın kitabına sahip kılınmış iyi bir "mümin"dir (inananlardandır). ama bir insan.. ayet 83-84) diye yazılıdır. Eski Yunan fatihi ve cihan egemeni Büyük İskender olduğunu söylerler. Esfiyan b. "O kimdir?" diye sormuş. onun ana babası. O da.. Buna karşılık Abul-fida gibi yorumcular bunun. Cemşid adında biri olduğunu belirtirler. ayet 125). Allah. görüldüğü gibi. anlatılana göre Hızır. 'Onu size anlatacağım' de. "açık" olmaktan uzak yönlerini yansıtmaktadır. fakir denizcilerin sahip oldukları tek varlıktan yoksun kılmış olmuyor mu Hızır? Gemiyi batıracak yerde kralın onu gasbetmesine engel olsa. yine muhtemelen Tanrı'nın emri gereğince. onlara iyilik etmek için gemiyi batırmak niye? Ve sonra kralın gasbedeceği ihtimaline dayanarak gemiyi batırmakla. biraz daha güçleşiyor. daha başka bir deyimle. "Zü'1-Karneyn" hakkındaki soruyu kimlerin sordukları belli değil! Fakat. o halde Hızır bu işi.. Kur'an herhangi bir açıklama getirmiyor. Ze-mahşeri. bu kişinin kim olduğu konusunda yorumcular arasında tam bir keşmekeş hüküm sürer. ayet 65). onları zengin edecek şekilde yapamaz mıydı acaba? Örneğin. Zü'l-Karneyn'e "her şeyin yolunu göstermiş"tir. Şu halde çocuğu öldürmek niye? Ana ve babasını "azgınlığa". erkek çocuğunu öldürmesinin nedenini şöyle anlatmakta: "Erkek çocuğa gelince.. bu Yemen . fakir denizcilerin gemisi idiyse. Çünkü. çocuğu öldürmüştür. Bu ayetler "apaçık" olmaktan çok uzak. onlar da "Zü'I-Karneyn" demişlermiş! Görülüyor ki. Büyük İskender olmayıp. Ancak burada geçen Zü'l-Karneyn'in kim olduğunu bilen yok. Bazılarına göre ise Yahudilerdir." Onların bu sorusuna Muhammed. Hızır'ın belirttiği gerekçeler "apaçık" olması gereken bir kitabın. Zü'1-Karneyn. En'am Suresi. dilediği kimseyi "Müslüman" ve dilediğini "kafir" yapabileceğini bildirmemiş midir? (bkz. yani "vahiy ve peygamberlik" vermiştir (Kehf Suresi. Bunun için (çocuğun) onları azgınlık ve nankörlüğe boğmasından korktuk" (Kehf Suresi. çocuğun yapacağı şeyi söylemiştir. Hızır'a "rahmet". yukarıdaki masalı takiben.Gelin de şimdi siz bu yukarıdaki sözlerle ne anlatılmak istendiğini anlayın! Eğer gemi. Daha doğrusu Tanrı kendisine. Musa'yı. bir başka insanı farklı bir inanca sürükleyecektir diye öldürür mü? Üstelik de Tanrı. Bir kere ayet. İsa'yı ve bazı peygamberleri zikrediyorsun. mümin kimselerdi. Her ne kadar Zü'1-Kameyn'in Tanrı'ya inanan (mümin) bir kimse olduğunda görüş ayrılığı yoksa da. insandaki düşünme gücünü ve fikirsel gelişme olasılığını yıpratmış olmuyor mu? Kehf Suresi'nde Sözü Edilen "Zü'I-Karneyn" Konusunda (Kehf Suresi. geminin kral tarafından "gasbedilmesini" sağlayamaz mıydı? Öte yandan Hızır." (Kehf Suresi. asıl güçlük. daha iyi olmaz mıydı acaba? Mademki Tanrı. ondan çok daha eski dönemlerde. "Zü'I-Karneyn" sözcüğünde! Ayetlerden anlaşılan o ki. Kur'an'ın bu satırlarını anlamak. güya Yahudilerden birtakım kişiler gelip Muhammed'e şöyle demişlerdir: "Ya Muhammed. Evet. bunun." diye başlamakta. "(Ey Muhammed) Sana Zül-Karneyn'i sorarlar. Tanrı.-naklar göre ise. "nankörlüğe" sürükleyen çocuk mu suçludur. Doğrusu biz onu yeryüzüne yerleştirmiş ve her şeyin yolunu ona göstermiştik. bazı yorumculara göre bunlar Mekke'deki Kureyşli "müşrik'lerdir (puta tapanlardır). erkek çocuğun kötü bir iş yapmasından. "(Ey Muhammed) Sana Zü'1-Karneyn 'i sorarlar. sen ancak İbrahim'i. Şimdi bakalım bize bir peygamberden haber ver ki. ayet 80). Hiç de "apaçık" olmayan bu yönler. çünkü onların haberlerini bizden işittin. fakir denizcileri sahip oldukları gemiden yoksun bırakacak yerde. gemiyi delip batıracak yerde. Beyzavi ve Süyuti gibi yorumcular.

bazı yorumculara göre. Kur'an'ın hoşlanmadığı bir işi yapmak olur. Allah'ı seven ve Allah tarafından sevilen bir kuldur. Ramazan'ın hangi gecesine isabet eder olduğunu belirten bir işaret de yoktur.II.. kadir gecesi konusunda Kur'an'da açıklık bulunmamasıdır.. Mes'ud şöyle diyor: "Resulullah bizi iğdişlenmekten nehyetti.3279. 82) Görülüyor ki. Mes'ud'dan rivayetine göre.4. Öte yandan Kur'an'da.. "Mut'a" Evliliğini "Helal" Kılmak İçin mi. "(Sahih-i. Bu nedenle yorumcular. ayet 87-88).. "müt'a evliliğe" izin verildiğine kanıt olmak üzere inmiştir. Bununla beraber... Bazılarına göreyse "helal" kılınan şeyler arasında "Mut'a" evliliğine izin de vardır. c.8. Abdullah b. c. Bazıları ise bu gecenin "asrı saadet"te bulunduğunu belirtirler. s. Muhammed. bu başlığı taşıyan sureye neden dolayı "Kadir" dendiği de pek bilinmez. Muhammed'in damadı Ali'ye göre Zü'1-Karneyn. geceleri arasında seçim yapmak üzere birbirleriyle dalaşırlar. söz konusu ayet. sayılan fazla olan meleklerin yere inip. Zü'1Karneyn'in Büyük İskender'den önce gelmiş "peygamberlerden" biri olduğuna inananlar da çoktur. bunun böyle olmadığını ve İslamda "müt'a evliliğe" yer bulunmadığını söylerler. yoksa Medine'de mi indiği bilinmediği gibi. Onların iddialarına göre. ücret karşılığında. ile 27. c. gibi şeylerdir. çoğu yorumcular. "et yemek" ya da "kadınlara yanaşmak" vs.5964 vd) Bazı yorumcular.( Elmalılı Hamdi Yazır. Ayetlerinin. Gibi Şeylerden Mahrum Kılmamalarını Sağlamak İçin mi İndiği Konusunda Anlaşmazlık Var Maide Suresi'nin 87. " Okuduktan sonra askerlere "müt'a evlilik" için izin verir.. age. Bazıları "Kadr" sözcüğünün Arapçada "sıkışmak" anlamına geldiğini ve o gece. Yoksa Müslümanların Kendilerini Et.. ve 88. güya "(kadir gecesini) ayın son on günlerinde tek rakamlı gecelerinde araştırınız" demiştir. Bundan sonra (muayyen bir zaman için) elbise (gibi ücret mukabilinde) kadın eş almamıza izin verdi.( Elmalılı Hamdi Yazır.hükümdarlarından biridir. Ramazan'ın 15. Kur'an'ın "kadir" gecesi vahyolunduğuna ve kadir gecesinde ibadet etmenin kutsal bir şey sayıldığına delil olduğunu ve bu nedenle bu adın verildiğini söylerler. Biraz yukarıda belirttiğimiz gibi. kadir gecesinin. "Ya Resulullah! Erkekliklerimizi çıkarıp hadım olalım mı?" şeklinde istekte bulunduklarına tanık olur. age. Tanrı'dan vahiy indiğini söyleyerek. Hadis No. s.. Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkun" (Maide Suresi. yukarıda belirttiğimiz ayeti okur: "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın. askerlerin. kuşkusuz ki. Muhammed. ve 88. Ancak. Maide Suresi'nin 87. ayetleri şöyle: "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. kadın ihtiyacı içerisinde kıvrandıklarına ve kendisinden. Bilindiği gibi "Mut'a evlilik" ' denen şey. 1697. gazaya (savaşa) çıktığı günlerden birinde. Yorumculardan bir kısmına göre ise "Zü'l-Karneyn"nin kim olduğunu araştırmaya kalkışmak.92. yukarıdaki ayetlerin inmesine neden olan olay şudur: . Dalaşmalarının nedeni.. belli bir süre için kadın alabilmesi ve bu sürenin sonunda kadını terk edebilmesidir.) Kadir Suresi'ndeki "Kadr" Sözcüğünün Anlamı Belli Değil! Kur'an'ın 97. Bazı yorumculara göre "helal" kılınan şeyler. suresi olan "Kadir Suresi'nin Mekke'de mi. Kadın vs. Bu ayetlerle "helal" kılınan şeylerin ne olduğu belli değil. kendisine Tanrı'nın kitabı verildiğine göre. Ve askerlerin şehvet gailesini gidermek ve böylece hadım olmalarım önlemek üzere. s. kalabalık meydana getirmeleri nedeniyle bu adın kullanıldığını öne sürerler.. Buhari'nin Abdullah b. erkeğin mal satın alır gibi.

ister onlardan yüz çevir. Osman b.Sana gelirlerse. ikincisinde ise hüküm vermek zorunluluğunda! Buna karşılık.. et yememek. o tarihte Medine'deki Yahudiler) arasındaki anlaşmazlıkları. Muhammed'i. Kitaplılar (özellikle." diye bir buyruk var ki. Mikdad. onun verdiği hükmü kabul edip etmemekte serbest olduklarına dair bir şey yok. Görüldüğü gibi. Kitaplıları (özellikle Yahudileri) Muhammed'in hakimlik ve hakemliğini kabul edip etmemekte serbest bırakmış gibidir. kadınlarla yatmamak. günahlarının bir kısmını onların başına bela etmek ister. Öte yandan yine ayette yer alan.Sana gelirlerse. Dikkat edileceği gibi burada. meğerki ayetle ilgili olaylar hakkında fikir edinilmiş olsun. ayeti arasındaki uyumsuzluktan doğma bir durum vardır ki.. Üzerinde durduğumuz konu bakımından. Ancak. Yani Muhammed. Kitaplılar'ın Anlaşmazlıkları Konusunda Muhammed'in Hüküm Verip Veremeyeceği Konusundaki Anlaşılmazlık (Maide Suresi. ister aralarında hüküm ver. Sana gelirlerse." şeklindeki sözlerden anlaşılmaktadır ki. bu konuda farklı yorumlar ortaya çıkmaktadır. "kıyamet"'ve "ahiret"ten söz eder. ister onlardan yüz çevir. Kur'an'ın "apaçık" olmaması nedeniyle.. Kitaplılar arasındaki anlaşmazlıklar hakkında hüküm vermek bakımından serbest değildir. eski püskü elbiselerle dolaşmak ve geri kalan ömürlerini bu şekilde geçirmek üzere karar alırlar. Muhammed'i. durmadan haram yerler. Abdullah b. kendisine başvuran Yahudiler arasındaki anlaşmazlığı. Ayet 42. Hatta kendilerini kısırlaştırmak sevdasına kapılırlar.. ayeti çatışmakta: birisinde Muhammed." diye bir deyim var ki.. et yerim ve kadınlarıma yaklaşırım.. Görülüyor ki.) Görülüyor ki "Kur'an'ın "apaçık" olmaması nedeniyle. Diyanet Vakfı'nın Kur'an çevirisi. ayet 49). Daha doğrusu bu ayeti bu şekliyle anlamak mümkün değil. Haber Muhammed'in kulağına gider. "hakem"'ya da "hakini" olarak çözüme bağlamak konusunda serbest bırakmakta. Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et.. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak. Maide Suresi'nin 42.. ". hüküm vermekle yükümlüdür. geceleri uyumadan namaz kılmak. ayet 42). isterse hükme bağlayacak. hüküm verip vermemekte dilediği gibi davranabiliyor. bu ikincisinde. nasıl giderileceği bilinmez! Gerçekten de. ayeti.49) Maide Suresi'nin 42.( Bu hususlar için bkz. yukarıda sözünü ettiğimiz serbestiden yoksun kılacak nitelikte olmak üzere şöyledir: "(Ey Muhammed! Sana şu talimatı verdik) Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma.bir araya gelerek gündüzleri devamlı şekilde oruç tutmak. oruç tutar ve iftar ederim. ayetiyle 49. Maz'ûn gibi tanınmış kimseler vardır. çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Bunun üzerine Muhammed onlara böyle yapmamalarını söyleyerek şöyle der: "Vücut ve nefislerinizin sizde hakkı vardır. Ben. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmışlardır" (Maide Suresi.. fakat aynı zamanda orucunuzu açıp yiyin ve uyuyun. ". Ve eğer hüküm verirsen adaletle ver. Kitaplıların (örneğin Yahudilerin). Muhammed'in hüküm verip vermemekte serbest olduğu bildiriliyor: "Hep yalana kulak verir. ona başvurup başvurmamakta." Bunları söyledikten sonra Tanrı'dan yukarıda söz konusu ettiğimiz ayetlerin indiğini ekler. fakat. Mes'ud. ayetinde Yahudilerin yalana kulak verip haram yedikleri belirtiliyor ve eğer herhangi bir konuda Muhammed'e danışacak olurlarsa. bu olayları burada açıklamaya gerek yok. isterse bağlamayabilecektir." (Maide Suresi.Sohbetlerinden birinde Muhammed. Eğer onlardan yüz.. oruç tutup namaz kılın. Muhammed. ayet "apaçık" olmaktan çok uzak. "(Ey Muhammed! Sana şu talimatı verdik) Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. İşte bütün bu . yukarıdaki ayette yer alan. Bu sözlerden fazlasıyla etkilenen "sahabe "lerden bir kısmı -ki aralarında Ali. namaz kılar ve uyurum... Maide Suresi'nin 42. ayetiyle 49. ister aralarında hüküm ver. bu aynı Maide Suresi'nin 49. benim yolumdan çıkan benden değildir.

bu takdirde ". 7) Sonra kasem olsun onu çaresiz aynelyakin göreceksiniz. "Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki. "Pek güzel.l. Bir kere bu ayetlerin Mekke'de indiğini söyleyenler yanında. Yahudiler arasında hüküm verip vermemekte serbest bulunduğunu ya da onların kendisini hakim ve hakem seçmekte serbest olduklarını öngören ayeti). ama şimdi bundan vazgeçtik.ancak Allah'ın indirdiği vahiy ile hükmedecektir" derler.) *** Kur'an'ın Tekasür Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki. Kur'an'ın "apaçık" olmaktan uzak yönleri. fakat eğer Muhammed hüküm vermeyi tercih edecek olursa... "Eshmoğulları" buna itiraz ederler ve sayımın tekrar yapılmasını isterler.. ziyaret edişinize kadar kabirleri. kimine göre "soy sop". "çoğunluk" anlamındadır. Kur'an'ın Maide Suresi'nin 42. Kimileri de bunu Kabe'yi kıble edinmek anlamına alırlar. burada sözü edilen "İbrahim'in makamı"nın ne olduğu bilinmez. hüküm verip vermemekteki özgürlük) kaldırılmamıştır. Elmalılı Hamdi Yazır. ayetiyle "neshedildi" (kaldırıldı) ise. c. bu ayeti kaldırıp şimdi falanca ayeti koyduk" demesin? Söylemeye gerek yok ki. kimine göre ise "mal. "Muhammed'e tanınmış olan seçim hakkı" (yani. " diye yazılıdır.?) Ta. Şu bakımdan ki. "Biz Kabe'yi insanlar için ziyaret yeri yaptık.' 8). Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz" (Tekasür Suresi. ayetlerin iniş nedeni şöyle: Beni abdi menafi (Ali Menafoğulları) ile Beni eshm (Eshmoğulları).. Fakat. ancak sayım yapılırken. Muhammed'in günlük siyasetinin gereksinimlerini karşılamak amacıyla konmuş olması var. fakat anlaşamadıkları için iki farklı uzlaştırma şekline yönelmişlerdir. ayetl-8). Güçlendikten sonra. Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. age.. mülk çokluğu" olarak anlaşılmakta. İbrahim'in Kabe'yi inşa ederken üzerine çıktığı bir taştır ya da halkı hacca davet ederken üzerinde durduğu taştır. ayetiyle ilgili açıklamasına bakınız. İbrahim'in makamını namazgah edinin.8.( Bu surenin Elmalılı tarafından çevirisi şöyle: "I) Oyaladı o çokluk kuruntusu sizleri. onu emin bir yer kıldık. Maide Suresi'nin 42.493. henüz Medine'deki Yahudilere baş eğdirebilecek kadar güçlü olmadığı zamanlar koymuştur.( Diyanet Vakfı'nın. Kimileri bunu tüm Kabe olarak kabul eder.) Dikkat ediniz ayetler baştan aşağı anlaşılmazlıklarla dolu. s. 6) Kasem olsun o eahimi çaresiz göreceksiniz. "Hangimiz daha çoğuz?" diyerek birbirleriyle övünme yarışına girişirler. birbiriyle çatışan bu iki ayeti uzlaştırmak için çözüm yolu aramışlar.kapalılıklar ve anlaşılmazlıklar karşısında. Bir kısım yorumcular 42. bir ayeti kaldırıp yerine başkasını koyuyor ve böylece yanılmış olduğunu ortaya vuruyorsun?" diye soracaklar ve muhtemelen cevapsız kalacaklardır. Muhammed. ilmelyakın bilseniz. ayet l. yorumcular ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Yine tekrar edelim ki. ileride bileceksiniz.6040. Sayım yapılır ve yarışmada "Menafoğulları"nın çoğunluk olduğu anlaşılır. 8) Sonra kasem olsun o gün o naimden muhakkak sorulacaksınız" (Tekasür Suresi. bu ayetlerdeki sözcüklerin hemen hepsi üzerinde tartışırlar. Medine'de indiğini söyleyenler var. ayeti. Bkz. 42. 3) Öyle değil. bir de şunu sormak gerekiyor. Kimi yorumculara göre burası. ama sen her şeyi bilen. ileride bileceksiniz. ortada Tanrı'nın yanılgıya düşmüş olması diye bir şey yok! Sadece söz konusu ayetlerin. ayetini (yani.. Fakat. bu şekilde konuşacak olan bir Tanrı'ya. Öte yandan yukarıdaki ilk ayette. 5) Öyle değil. Elmalılı. ayeti yerleştirmiştir. ayetinde. Yorumcular. s. bütün bunlar bir yana. Bir kısım yorumcular ise. Kur'an'ın uygulanmasını bile engellemeye yetmektedir. ayetin 49. Hayır! Yakında bileceksiniz! Elbette yakında bileceksiniz. 4) Sonra öyle değil.( 21 Ömer Rıza Doğrul. bu sefer kendi kulları." diye yazılı. 49. 114. dipnot. Kimi yorumculara göre. age. "Biz Muhammed'e falanca. ayet ile "neshedilmiş" (kaldırılmış) olduğunu söylemişlerdir. Hamdi Yazır.. s. c. Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz. ayet ile şu emri vermiştik. her şeyi önceden ve en iyi şekilde gören bir Tanrı'sın. Fakat. Bu nedenle. *** Bakara Suresi'nin 125. ayeti geçersiz kılıp. onlara Kur'an ile hükmetme yetkisine sahip olduğunu öne sürerek 49. Maide Suresi'nin 42. kabirlerdeki ölülerin de göz . Kimi yorumculara göre burası"hac" görevini yerine getirirken ziyaret olunan yerlerden biridir. Tanrı bunu neden apaçık bir şekilde belirtmesin ve örneğin. hiçbir şekilde yanılmaz olduğunu söylersin! O halde nasıl oluyor da şimdi. nihayet kabirleri ziyaret ettiniz. Burada "çokluk kuruntusu" (ya da "çoğunluk olmak iddianız") deyimiyle ne anlatılmak isteniyor? Kimi yorumculara göre bu deyim. age.) Görülüyor ki.41.

"zaman". Semûd milletleri ile Reşitleri ve bunların arasında birçok nesli de yerle bir ettik" (Furkan Suresi.) Bu rivayete göre ayetlerin Medine'de indiği anlaşılmakta! Surenin geri kalan ayetleri hep farklı görüşlere vesile yaratacak nitelikte şeyler. Tanrı'nın bu anlamda olmak üzere yemin ettiğini söylerler. alınan cevaplara göre sayım yapılır. "ikindi vaktine andolsun ki. s.8. insanın "ziyan" içerisinde olduğunu ve ancak doğru yola yönelmiş olanların bunlar dışında kaldığını bildirmek üzere yapıyor! Pek güzel. age. Medyen civarında. c.) Asr Suresi'nde Tanrı'nın yeminler ederek şöyle konuştuğu yazılıdır: "Asra yemin ederim ki. bir başka rivayete göre. Mukatil ve Katade gibi yorumcular. insan gerçekten ziyan içindedir. Bazı yorumculara göre ayetin. Görülüyor ki.6041-6065. s. Ve işte bunun üzerine yukarıdaki ayetler inmiş olur.. Güya Beni Haris kabilesinden kişiler.. c.. ama insanları doğru yola sokan ya da doğru yoldan saptıran yine kendisi değil mi? Örneğin. "Reslilere" gelince.. insan gerçekten ziyan içindedir. "Allah dilediğini saptır/r. bu yeminini." (Fatır Suresi.6067 vd. yukarıdaki farklı anlamlardan hiçbirini hedef edinemeyip hepsine birden yemin etmiştir. Antakya taraflarında ya da Hazramut'ta bulunan bir kuyunun sahipleri olduğunu söyleyenler vardır.(Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi çevirisi böyle) Bazıları da yemini sadece "zaman" itibariyle yapılmış kabul ederler. (Beyzavi'nin yorumu böyle. ayetinde şu yazılıdır: . Eğer bu rivayet kabul edilecek olunursa. ayet 8) diye konuşan ve buna benzer nice ayetler koyan Tanrı değil mi? Şu durumda "Asra yemin ederim ki.. Medine'de Ensar kabilelerinden Beni Haris ile Beni Hars kabileleri arasındaki çekişmeden dolayı inmiştir. dilediğini de doğru yola eriştirir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler.( Gölpınarlı'nın çevirisi böyle) İbn-i Cerir gibi yorumculara göre. age.6041 vd. bu takdirde yukarıdaki ayetlerin Mekke döneminde indikleri öne sürülmekte.. burada geçen "Keşliler" sözcüğünün ne olduğunu. ayetler. hem ölmüş bulunanlarımızı sayılalım" derler. Her ne kadar "Res" sözcüğünün "örülmedik kuyu" ya da "pek acayip bir vadi" demek olduğu kabul edilirse de.. insan hiç şüphesiz hüsran içindedir.( Sureyle ilgili olarak farklı görüşler için bkz. ayet 1-2) şeklinde okunması gerekir.. sayımı ölüleri de göz önünde tutarak yapalım" şeklinde konuşurlar. s. "Semûd" kavmi de "Salih" Peygamber'in kavmi sayılıyor.( Çeşitli görüşler için bkz. "Asra yemin ederim ki.( Diyanetin anlayışı böyle. ayet 13). "Dirilerle övünmek olmaz.3587 vd. c. "Ad. "meyvenin suyunu çıkarmak". bunun ne olduğu pek bilinmiyor... Fakat. Elmalılı Hamdi Yazır.ikindi vakti". "Asra yemin ederim ki. ikindi namazının özel bir fazileti olduğunu. "vergi vermek" ya da "bir şeyin vakti mahsusu" gibi anlamlara gelmekte. "Sizde fülan ve fülan gibiler var mı?" diye sorarlar. Elmalılı Hamdi Yazır.. kimleri ifade ettiğini kimse bilmez. inkarcı kavimleri yok ettiğini anlatmak üzere.( Elmalılı H. "şeklinde okunması gerekir. vaktiyle peygamberlerini öldüren Semûd kavminden kalanlar olduğunu.) *** A'raf Suresi'nin 159.) Öte yandan Tanrı. c.8. acayip bir vadi olduğunu. bu vadide pek çeşitli balıklar bulunduğunu ya da bunun "Belascan" Sahrası'na doğru çıkan bir nehir ve bu nehrin çevresindeki köyler olduğunu öne sürenler de vardır.. Elmalılı Hamdi Yazır. birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır" (Asr Suresi. "asr" sözcüğü çeşitli anlamları içeren bir sözcük: "Yüzyıl" demek olduğu gibi. Tanrı.) Bazılarına göre yemin "asr" itibariyle yapılmıştır ve bu nedenle ayetin." diyerek konuşmaya başlamakta! Ancak. hatta insan cinsinin yaratılış zamanını andırdığını öne sürerek." (Asr Suresi.. insan gerçekten ziyan içindedir. Burada geçen "Ad" kavmi. age.. s. Bu itibarla Tanrı'nın bu yeminini neye göre yaptığı pek belli değil. Buna karşılık diğerleri. Hep birlikte kabirlere giderler ve kabirlere işaret ederek. Yazır.8. Sayım buna göre yapılır ve bu kez sayımda Eshmoğulları çok gelir. age. "Bizde fülan ve fülan gibiler var" diyerek övünmeye başlamışlardır.5." diye yemin etmenin anlamı kalır mı? *** Furkan Suresi'nde Tanrı'nın..önünde tutulmasını şart koşarlar: "Haydin hem sağ olanlarımızı. Tanrı. ayrıca bkz. Res'in. ayet 38) diye konuştuğu yazılıdır.. Bunu Şuayb'ın kavmi olarak ya da Yemame civarında bir köyün adı olarak kabul edenler yanında. haydin kabirlere gidelim. yorumculara göre Hud Peygamber'in kavmidir.

Bu ayette sözü geçen "güçlü bir millet" deyimlerinin Rumları mı Acemleri mi yoksa Muhammed'in rakiplerini mi kastettiği konusunda görüş ayrılıkları var. fakat. birçok şeye dayatma ihtiyacında! Ancak. Zuhruf Suresi. Burada yer alan "fetih" sözcüğünün "Hudeybiye" zaferi ile mi. Turan Dursun.6.. Musa zamanında.4551. çeşitli şeyler üzerine yeminler ederek şöyle konuşmakta: "Tûr'a. s. onlar Müslüman olana kadar savaşmaya çağrılacaksınız'. " (Fetih Suresi. Görülüyor ki.6. Ancak. sonra da onu döndürdük. aşağıların en aşağısına attık" (Tin Suresi. c.. suresi "Fetih Suresi" başlığını taşır ve "(Ey Muhammed!) Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik. ayrıca bkz. Hudeybiye zaferidir. ayetinde şu ayet vardır: "Ey Muhammed! Bedevilerden geri kalmış olanlara de ki.." (Tür Suresi. ayette geçen sözcüğün. Beyt-i Ma'mûr'a. age. yoksa Muhammed'e verilen Kur'an mı. Beyzavi'ye göre ise ikinci ihtimal galip gelir. Muhammed'e iman eden bazı Yahudiler olduğunu öne sürenler de var. ayet 16). c. c. Musa'nın Tanrı sözlerini işittiği dağ olduğunu göz önünde tutanlar. Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır.( Elmalılı Hamdi Yazır.yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş kitaba.) Öte yandan. Aynı surenin 16. "bir kavim" (ya da "bir millet") olması ve ayetin Hudeybiye Seferi'nden geri kalanların savaşa çağrılmalarıyla ilgili olması nedeniyle bu iddianın geçerli bir yönü olmadığını eklerler.. ayet 1-8) diye bir tümce var. ayet 1-8). Bunların. Tür Dağı'nın.) . gerçekten de biz insanı. Bazı yorumcular yukarıdaki ayetle hem Rumların hem de Acemlerin hedef alındığını iddia ederlerse de. diğerleri ise Mekke fethini öngörürler.23."Musa'nın kavminden Hak ile doğru yolu bulan ve onun sayesinde adil davranan bir topluluk vardır" (A'raf Suresi. halkı doğru yola getirmek isteyenler olduğunu söyleyenler yanında.. Bazılarına göre bu kavmin. en güzel bir surete sahip olarak yarattık. Celaleddin'e göre birinci.. bunun henüz tanınmadık bir başka kitap olduğunu iddia edenler de vardır. Beyzavi'ye göre kastedilen şey. burada geçen "topluluk" sözcüğünün kimlere taalluk ettiği belli değil. yemininde. ayet 4) yanında Kur'an'ın Levh-i Mahfuz'un bir kopyası olmadığını savunanlarda var. andolsun ki. Tanrı'nın bu topluluğu oymaklar halinde on iki kabileye ayırdığı ve Musa'ya "Vur asan ile taşa" dediği ve Musa'nın vuruşu üzerine o taştan on iki pınar fışkırdığı yazılı. Bunu izleyen ayetlerde. başta Tur Dağı olmak üzere. ".. ayet 159). s. Tanrı. bu kitabın hangi kitap olduğu belli değil! Bunun Musa'ya verilen Tevrat mı.. yükseltilmiş tavana. Elmalılı Hamdi Yazır. yoksa Tanrı nezdinde bulunduğu söylenen Levh-i Mahfuz mu (yani. kuvvetli bir kavme karşı. yoksa "Mekke'nin fethedileceği haberi ile mi" ilgili olduğu konusunda tartışma vardır. yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış kitaba.) *** Kur'an'ın 48. "kavimler" (ya da "milletler") değil.( Bu konuda bkz. mutlaka azap vereceğine ve buna kimsenin engel olamayacağına dair yemin etmekte ve yeminini. *** Tin Suresi'nin ilk ayetinde Tanrı'nın şu şekilde yeminler ettiği yazılıdır: "Andolsun Tin'e ve zeytine ve Sina Dağı'na ve bu emin şehre. dolu denize andolsun ki. Ona engel olacak hiçbir şey yoktur" (Tür Suresi..8. " (Fetih Suresi.4550 vd. ana kitap mı?) olduğu konusunda yorumcular farklı görüşlere sarılmışlardır. age. s. 'Güçlü.( Gölpınarlı'nın çevirisi böyle.. var olan her şeyin Kur'an'da bulunduğunu ve bu nedenle Kur'an'ın diğer bütün "kutsal" kitapların hükümlerini ortadan kaldırdığını söyleyenler (bkz... age. ayet 1) ayetiyle başlar. *** Tür Suresi'nin baştan ilk sekiz ayetinde Tanrı. Levh-i Mahfuz'da. Fakat. ayet 1-5). Müseylime'nin kavmi Beni Hanife olduğunu söylerler. bu kitabın Tevrat olduğunu söylerler.

ateşle doldurarak onun çevresinde oturup. age. yoksa bunların ağaçlarıyla dolu olan iki dağ için mi söylendiği belli değildir. Beyzavi ve Zemahşeri gibi yorumcular. Burada geçen "Cebrail" sözcüğünün "ruh" anlamına gelip gelmediği tartışmalıdır. "Ruh" diyenler.CXVI.. her şeyin çiftine de tekine de andolsun. bu yorumu kabul etmeyip .( Gölpınarlı. Cebrail'dir" diye ısrar edenler vardır. Burada geçen "haber" sözcüğünün... s. ayet 1-4) diye yazılıdır.. ayetinde. "her günün sabahı" olduğunu söyleyenler yanında "Zilhicce'nin sabahıdır" diyenler vardır.( Gölpınarlı'nın yorumlan için bkz.Ayetin ilk satırında yer alan "tin" sözcüğü "incir" ya da "dağ" adıdır. zeytinin ise "İslamiyeti" temsil ettiğini ve bunun böyle olduğunu bilmeden yukarıdaki ayeti anlamanın mümkün bulunmadığını öne sürenler vardır. ayet 16). ilk ayeti şöyledir: "İçinde burçları bulunan göğe andolsun. "ilk on gece "den "arefe" günü mü. onları bakanlar için donattık... Konuşan da doğruyu söyler" (Nebe Suresi." (Bürûc Suresi.. Zilhicce ayının ilk on gecesine andolsun. suresi "Bürûc" başlığını taşır ve Tanrı'nın "burçlar" üzerine yemin etmesiyle başlar. ayet 3) diye yazılıdır. Buradaki "sabah" sözcüğünün hangi sabah olduğu bilinmez.. böyle olmayıp bunların Hıristiyan kişiler olduğunu belirtenler de vardır. age. bazıları "semanın kapıları"..CXXIV. Kur'an'ın bir başka yerinde. Beyzavi ve Yahya gibi ünlü yorumcular bu konuda anlaşamazlar... bazıları da "burçlar kuşağı" (zodyak) olduğunu söylerler. en güzel bir surete sahip olarak yarattık.o günde şahitlik edecek ve hakkında şehadet edecek olanlara andolsun ki. ayet 1). ". hacı olma töreni bu aydadır. Bu ayın onuncu günü kurban bayramı olarak kutlanır. ayet 38) diye yazılıdır. 92) *** Kur'an'ın 85.. Hicr Suresi'nde "burç" sözcüğüyle anlatılmak istenen şeyin "yıldızlar" olduğunu öne sürerek şu ayeti örnek verirler: "Gökte burçlar meydana getirdik. incirin "Museviliği".. daha doğrusu "Musa şeriatını". 5. bütün yaratıklar" anlamını çıkaranlar yanında. "Andolsun ağaran sabaha. "Burçlar" sözcüğünün "yıldızlar" anlamına geldiğini öne sürenler." (Bürûc Suresi. yoksa melekler mi..her şeyin çiftine de tekine de. Yine Bürûc Suresi'nin 3. rahmanın izin verdiklerinden başka orada bulunanlar hiç konuşmazlar. "biz insanı. 38. ayetinde.) Yine aynı şekilde. kıyamet günü saf halinde dizilecek olan ruhlar yanında. aşağıların en aşağısına attık" şeklindeki satırlarında. ayet 4-7) şeklinde ayetler var. Burada geçen "hendek kazıp ateş yakanların" kimler oldukları tartışmalıdır. İbn-i Cerir gibi yorumcular. Arabi ayların on ikincisidir. Bu itibarla. on iki burçtan söz ederlerken. "Cebrail ve melekler dizi dizi olup durdukları gün. "Neyi soruşturuyorlar? Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri. yoksa kurban bayramı gününün sabahı mı." sözlerinden "erkek-dişi.. Yine aynı surenin 38. bu sözcüğün "cehennem" olarak anlaşılması gerektiğini belirtenler de vardır. Her ne kadar "bürûc" sözcüğü güneş dönencesindeki on iki burç anlamına gelirse de.( Ömer Rıza Doğrul'un çevirisine bakınız) Yine aynı ayetin.( "Zilhicce". ayetteki. yoksa İslam dininin saygın kişileri mi. Hatta bütün bu değişik yorumları geçerli saymayıp. bazıları "gökyüzündeki meleklerin bekçi olarak bekledikleri kaleler"." (Hicr Suresi. ". dirilme haberini mi?" (Nebe Suresi. Hem öyle hem de böyle olduğunu ileri sürenler vardır. diğer bazı yorumcular bunun "köşkler" ya da "kasırlar". *** Fecr Suresi'nin ilk ayetlerinde. meleklerin de öylece sıralanacaklarını söylerler. "Kur'an" mı yoksa "kıyamet" mi olduğu tartışmalıdır. Daha sonraki ayette yer alan.) Nebe Suresi'nin ilk ayetlerinde. yukarıdaki sözlerin. Yine bu aynı surede. Öte yandan.. ayet 1-3) diye yazılıdır. Tanrı'nın burada ne anlamda olmak üzere yemin ettiği kesin olarak bilinmez.hazırladıkları hendekleri. sonra da onu döndürdük.. "aşağılık" sözcüğünün "kocalık"." (Fecr Suresi. Buradaki "şahit" sözcüğünün "Muhammed" mi. ".. Buna karşı ruhun meleklerden oluştuğunu iddia edenler ya da "Hayır ruh değil.. yararlı yiyeceklerden sayılan "zeytin" ve "incir" için mi. bu konuyu açıklığa kavuşturamamışlardır. yoksa Ramazan ayının son gecesi mi olduğu tartışmalıdır. "akıl azlığı" ya da "bunaklık" anlamlarından birine geldiğini söyleyenler yanında." (Bürûc Suresi... s. Bunların Eski Akif'teki "Daniel" kitabında sözü edilen bazı kişiler olduğunu söyleyenler yanında. bu sözcüğü "kafirler" şeklinde ele alanlar da bulunur.. yoksa kıyameti gören veya onda şahitlik edecek olan herhangi bir kimse mi olduğu tartışmalıdır.

burada bir ava bile saldırı haram iken. zorluklara katlanacak şekilde yarattık.. gösteriş yapışını Allah görmüştür ve cezasını verecektir".. c.. Kimi yorumculara göre. s. ayet 7). söylenenleri anlamak için müneccim olmak gerekir.Ve sen onun içinde oturmuşsun" şeklinde anlayanlar var. ikincisi ise "O yalan söylüyor.'Ben yığın yığın mal teleettim' diyor. O. dilediğini yapmak sana helal olacak" olduğunu söylerler. Onu bir gören olmadı mı sanıyor?" (Beled Suresi. bunu Ad'ın büyükbabasının adı ya da onun yaşadığı şehrin adı olduğunu kabul edenler de vardır. "Sen bu beldede bulunurken". "Buradan çıkıp da sonra feth ile gireceğin zaman".. s.) Zira ikinci ayette geçen.. bir diğer anlamının.5825 vd.) Yukarıdaki çevirinin ikinci şekline göz atalım: Surenin ilk ayetinde yer alan. yahut gece kılınan üç nafile "rekat" olduğuna değinenler bulunur...". ". baştaki "sen hıll iken" deyiminin birçok anlama geldiğini ve örneğin bunlardan birinin. kimi yorumculara göre ise İbrahim'i ve ondan gelme kuşakları içermekte." şeklinde anlayanlar vardır. Mekke'nin ileride fetholunacağına kanıt olduğunu söyler... Ve nihayet "çift" sözcüğünün "Bütün günlerdeki geceler" demek olduğunu ve "tek"ten de artık gecesi bulunmayan. Yukarıdaki ayetlerin her iki şeklini incelediğimizde görürüz ki. kendisine kimsenin güç yetiştiremeyeceğini mi sanıyor?.sen bu beldede oturmuşsun" sözlerini. c.İnsanoğlunu. ayet 1-7) .. c. kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?" (Beled Suresi. age. İnsanoğlunu..( Elmalılı Hamdi Yazır. bir başka anlamının. kimi yorumcular ". "tek" sözcüğünün ise arefe gününe işaret olduğunu söyleyenler vardır. burada geçen deyimlerin ne olduğu kesin olarak bilinmez. Bu ayetlerin diğer bir çevirisi şöyle: "Bu beldeye yemin ederim -ki sen bu beldede oturmuşsun. 104. Bütün bu yorumları yanlış sayıp "tek" sözcüğünün "Adem Peygamber" anlamına geldiğini belirtenler ve "zevcesiyle çifttir" diyenler de vardır. ayet 1-7).7. harem-i amin olan bu beldede senin hakkına hürmet edilmiyor. Surede geçen "validle veledine" deyiminin İbrahim ile oğlu İsmail demek olduğu söylenir. ikinci ayette geçen "hil" sözcüğünden doğduğu öne sürülür. Yine Fecr Suresi'nin 7." şeklindeki sözleri." şeklinde ya da "Atayı ve onun getirdiği oğlu şahit tutarım ki..." sözleri Adem ile ondan gelme kuşakları ifade etmekte.O kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor.. ".insanı (yüz yüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık" şeklinde ele alıp..5822 vd. ayetinde şöyle yazılıdır: "Ey Muhammed! Rabbinin. 'Ben yığın yığın mal tele ettim' diyor.. s. sana saldırı helal sayılıyor).. Yorumcular. "Sen bu beldede bir an için hıll halinde olacaksın. Onu bir gören olmadı mı sanıyor?" sözlerinde sözü geçen kişinin kim olduğu belli değil. "Sen bu beldeye helal iken" ya da ". O kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor.( Elmalılı Hamdi Yazır... ) Bazıları bunu... "babaya ve ondan gelen çocuğa" ya da "atayı ve onun getirdiği oğlu. "doğuran ve doğurduğuna. hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?" (Fecr Suresi. Öte yandan "çift" sözcüğünün bayram gününe. Üçüncü ayette geçen ".. "Doğuran ve doğurduğuna andolsun ki. "."çift" sözcüğünün gece kılınan iki "rekat nafile namaz" ve "tek" sözcüğünün ise bir "rekat". Fakat. doğurana ve doğurduğuna andolsun ki. Bu değişik anlamların. "İnsanın bu . diğerinin. age. bunlardan birincisi "Onun mağrur edalarını.. Üstelik bu satırların dahi iki anlam taşıdığı belirtilir ki.(Turan Dursun.ve bir validle veledine ki hakikaten biz insanı bir meşakkat içinde yarattık. "kıyamet günü"nün kastedildiğini ekleyenler çoktur.. Surenin son kısmında yer alan. harcamadığı halde harcadım diyor" anlamındadır. olduğunu kabul edenler vardır.7. "Sen ki hıllsın bu beldede" (yani.. *** Beled Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Yo! Kasem ederim bu beldeye -sen hıll iken bu beldede. age.Babaya ve ondan gelen çocuğa yemin ederim ki. Burada geçen "İrem" sözcüğünün bir "boy" adı olduğunu söyleyenler yanında. zorluklara katlanacak şekilde yarattık" şeklindeki sözleri.8.. 'Yığın yığın mal tüketmişimdir' diyor. İnsanoğlu.

ayetteki "bunun için" -ki Arapçası "li-zalike" olarak geçmektedir. O. Kureyşlilerden zulüm gören Muhammed'i teselli etmek için bu sözleri söylemiştir. Nitekim Kur'an yorumcuları. kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?" şeklindeki sözlerle kastedilen kişinin kim olduğu tartışmalıdır. Tanrı tarafından Muhammed için sarf edildiğini söylerler: güya Tanrı.41 Fakat.İnsanoğlu. bu sözlerin.. 'Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracağını' sözü yerini buldu" (Hud Suresi. hem bir yandan çelişkili şekilde konuşmaktan.( Ömer Rıza Doğrul çevirisinden. "Bildin mi tarik ne?" ("Tankın ne olduğunu nereden bileceksin?") diye sormakta. ayetleri daha da anlaşılamaz şekle sokmakta. bir kısmını da cehennemlik bilmesinin nedeni olarak şunu belirtiyor ki.onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler" diye de ekliyor. Konuya daha önce de değinmiş olmakla beraber. ayetler birbirleriyle çelişkilidir. "Tarik" sözcüğünün "tark" aslından .) Beyzavi gibi kimi yorumcular ise. Kimine göre bu deyim şu anlamdadır: "Zaten Rabbin onları bunun için. isterse "rahmetine nail olmaları" için yaratmış olsun. ister "ihtilafa düşmeleri" için. ". Muhammed'e muhalefet etmiş olan kimselere atıf olduğunu belirterek. *** Hud Suresi'nin 118. onları "ihtilaf (çatışma) halinde bıraktığını bildiriyor: ".. ve 119 ayetlerinde. Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanamaz" (Yunus Suresi. "Ben dileseydim bütün insanları hidayete eriştirir.Bunlar (Muhammed'e) muhalefet için nice nice servetler yok ettikten sonra Peygamber'in muzaffer olduğunu görecekler ve o zaman bu servetleri boşuna harcettiklerini anlayacaklardır" şeklinde konuşurlar. ayet 1-3). Zaten Rabbin onları bunun için yarattı. inananlardan yapardım. (Fakat) onlar ihtilafa düşmeye devanı edecekler. bir kısmına "merhamet" etmesinin. Beyzavi gibi yorumcular ise bunun Abu'l Esad b. ". ayete göre Tanrı bile." Söylemeye gerek yoktur ki.. 'Yığın yığın mal tüketmişimdir' diyor. Tanrı'nın şöyle konuştuğu yazılıdır: "Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. burada geçen "tarik" ve "necmi sakıb" deyimlerinin ne anlama geldiği pek belli değil.. yani rahmetine nail olmaları için yarattı. Görüldüğü gibi. Muğire'dir. Beled Suresi'nin yukarıda söz konusu ettiğimiz ayetlerin-deki anlaşılmazlığı gidermiş olmazlar. ne yaparlarsa yapsınlar. Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadır..." Diğer bir kısım yorumculara göre ise yukarıdaki deyimin anlamı şudur: "Zaten Rabbin onları bunun için. insanlar arasında "merhamet ettiklerinin" bulunduğunu ve onları "ihtilafa düşmekten müstesna" kıldığını söylüyor. yani ihtilafa düşmeleri için yarattı. ayet 118-119). "cehennemi insanlarla ve cinlerle dolduracağına" dair kendi kendine söz vermiştir! Daha başka bir deyimle Tanrı (tabii Muhammed'in söylemesine göre). çünkü insanlardan bir kısmını cehennemde yakmak için kendi kendime söz vermiştim.. Zemahşeri gibi yorumculara göre bu kişi.. hem de pek insafsız bir nitelik taşımaktadır. ayet 99)." (Tarık Suresi. Celde olduğunu söylerler. kendisine kimsenin güç yetiştiremeyeceğini mi sanıyor?.deyimi üzerinde anlaşamazlar. Bununla beraber. ve işte doğru yola sokmadıklarımı şimdi cehenneme atmaktayım" şeklinde konuşur mu? Tarik Suresi'nde Tanrı'nın gökyüzüne ve "tarık"a yeminler ederek şöyle konuştuğu yazılıdır: "Kasem olsun o semaya ve tanka. hem açıklıktan ve anlaşılmaktan uzak. tekrar belirtelim ki... Hiçbir büyük maksat veya gayeye müşkilleri bertaraf etmeden varılamaz" diye açıklarlar. Bu sözler Yunus Suresi'nde şöyle tekrarlanmaktadır: "(Resulüm) Eğer Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. yukarıdaki satırların. Surenin geri kalan ayetlerindeki. İnsanların tümünü doğru yola sokmayıp. ama yapmadım.dünyadaki hayatı. Hiç "yüce" ve "adil" olduğu söylenen bir Tanrı. hem de cehennemi insanlarla doldurmak için kendi kendisine söz verdiğini söyleyerek. kalkıp da. bu deyime birbirinden farklı iki anlam verirler.. yukarıdaki ayette bir de. ". Tanrı'nın bu tutumu hem çelişkili.. Muhammed'e düşmanlık besleyen Velid b.(Rabbin) onları bunun için yarattı" diye bir tümce var ki. Rabbinin. "acımasız" imiş gibi görünmekten geri kalmamaktadır! Fakat. Bazı yorumcular. Nitekim. Bildin mi tarik ne? O necmi sakıb. dikkat edileceği gibi. bu ayetlerin tümü hem çelişkili tümcelerle dolu hem de "apaçık" olmaktan uzak. Tanrı. Daha önce de konuya değindiğimiz gibi. bütün insanları bir tek millet ("Müslüman") yapabilecekken yapmadığını. müşküllerle savaşmak ile geçer. Ancak.

) Her ne hikmetse. Denilebilir ki. Muhammed'in. Fakat.. yerkürenin kabuğunu "Nün" üzerine döşemiş ve böylece ortaya yerküre çıkmıştır. ey Muhammed! Sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin." sözleri neyi ifade ediyor. "vahiy" geldiği zaman Muhammed'in Cebrail'den korktuğunu ve yorgana büründüğünü söyler.. ayetteki ". Acaba Tanrı Muhammed'in gece yarısı uykudan uyanmasını mı istemiştir? "İstersen biraz sonra. bunu Tanrı adlarından biri olarak kabul edenler yanında "kalem" ya da "balık" olduğunu öne sürenler vardır. "sabah yıldızı" ya da geceleyin gökyüzünde doğan herhangi bir parlak yıldızın göze çarpması halinde. Öte yandan. Yukarıdaki ayette yer alan "o necini sakıb. "ışıklarının gücüyle zulmeti deliyor gibi görünen her yıldız" karşılığı olabileceği gibi. Daha önce de gördüğümüz gibi.7. yine yeminler ederek şöyle konuşmakta: "Nün! Kalem ve onunla yazılanlara andolsun ki. "gönül hoplatan ziyaretçi" ya da "sabaha karşı doğan yıldız" anlamlarına geldiği anlaşılmaktadır. bir müddet için kalk ve ağır ağır Kur'an oku" (Müzzemmil Suresi.5421 vd. "geceleyin gelip kapı çalan". bizleri yorumcuların insafına terk etmiş gibidir! *** Müzzemmil Suresi'nin ilk dört ayeti şöyledir: "Ey örtünüp bürünen Muhammed! Gecenin yarısında... "pek parlak. niye zayıf davranıyorsun? Kalk!. sana uzun bir meşguliyet var.. istersen biraz önce.( Beyzavi'nin görüşleri bu doğrultuda. istersen biraz önce" derken. Ancak..) Kimisi bunun bir balama Tanrı'nın Muhammed'i "intibaha" (pişmanlık duygusuna) çağırması ya da "Niye gizleniyorsun. ne demek istemiştir? Gecenin yarısından az ya da çok olan kısmını mı? Dörtte üçünü mü? Dörtte birini mi. Ne demektir bu? Kur'an gündüz okunmayacak mı?( Bu konudaki tartışmalar için bkz. age. bunun "kuş yukarı yükseldi" karşılığı olarak "yüksek yıldız". s. c. ışık" anlamlarına gelmekte. istersen biraz sonra.7... yorganına bürünmüş uyumakta olduğunu ekler. Hiç Tanrı böylesine kapalı konuşur mu? Konuşur ise ne maksatla konuşur? Öte yandan bu emrin Muhammed'e Kur'an okuması için verildiği yazılı.5699-5700. Kimisi. Elmalılı Hamdi Yazır.(Elmalılı Hamd: Yazır. kalemi yaratıp ona "yaz!" demiş ve kalem kıyamete kadar olacak şeyleri yazmıştır. "Şüphesiz gece kalkışı tam bir uyuma ve sağlam" bir kıraata daha elverişlidir. ayet 1-2).( Elmalılı Hamdi Yazır. c. Müslüman yazarlar Muhammed'in bu yönüne hiç değinmezler. vahiy indiği sırada. "tarik" sözcüğünün. bundan habersiz olarak. hiçbiri üzerinde anlaşamazlar. istersen biraz sonra.. s. Kimisi. "Nün" her taraftan nefes alamayacak şekilde sıkıştırıldığı için deprenmeye başlamış ve volkanların oluşmasına sebep olmuş. "delip geçen".gelme olduğu ve bunun da "tokmak vurur gibi şiddetle vuran". "Bir yandan bir yana delen".( Abdülbaki Gölpınarlı.. ayet 1-4). age.”( "Necm" deyimi yıldız anlamında." (Müzzemmil Suresi. deli değilsin" (Kalem Suresi. Tanrı. yorumcular buradaki sözlerin. ayet 6-7) deniyor.5425 vd. "apaçık" olarak gönderdiğini söylediği Kur'an'da. belli değil. Zira burada geçen "Nün" sözcüğünün ne anlama geldiğini kimseler bilmez. c.) sözlerine bakarak.CXl. Bu yazdığı şeylere göre Tanrı. Volkanlardan etrafa sıçrayan şeylerden dağlar olmuş ve bu dağlar birer çivi işini görerek yerkürenin sarsılmasına engel yaratmıştır! Ve bunun böyle olduğunu da . s. "Ey örtünüp bürünen Muhammed" sözlerindeki örtünüp bürünmenin neye delalet ettiğini bilmezler. ışığın şuurumuza çarparak "maddiyatımızı delip gönüllerimize sinmesi ve bizi imana getirmesi" gibi manevi bir anlamı olduğunu söyleyenler de vardır. "sakıb" sözcüğü ise.. yeminler etmesi bu ayetleri açıklığa kavuşturmuyor." şeklinde azarlaması olduğunu öne sürerler.) Güya Tanrı. bir müddet için kalk. age. Kimisi vahiy indiği sırada yorganına bürünmüş olarak dua etmekte olduğunu ve hatta Ayşe'nin dahi (yorganın geri kalan kısmına sanlı olarak) onun yanında yatar bulunduğunu bildirirler. s.) Kalem Suresi'nin ilk iki ayetinde Tanrı.Gecenin yarısında. burada geçen deyimlerin hiçbiri açık ve seçik nitelikte değil.. Zira gündüz vakti.7.. sebep olarak da. belli değil. istersen biraz önce. age.) Yabancı yazarlardan bazıları Muhammed'in "sara" nöbeti geçirdiği için yorgan altına bürünmüş olduğunu söylerler.

'Size hikmetle ayrılığa: düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak üzere geldim. ama buna güçleri yetmez. ayette sözü edilen iki kişinin.( Ömer Rıza Doğrul. bu doğru yoldur.. Abdullah olduğunu söylerler.5278vd. "kıyamet günü"nün kesin kanıtı sayarlar.. burada geçen hikayenin ne olduğunu açıklamıyor.. o sınırsız kudretiyle bu kişilerin kalplerini değiştirse daha iyi olmaz mıydı? Ya da bu güzelim bağı... Paris. Ayetin bir başka şekli şöyle: "O. ama bahçeyi helak edecek yerde Tanrı. c. Bazı yorumcular. s. Yazır. diğeri Mekkeli müşrikleri temsil etmektedir. ondan Allah'ın hakkını verirmiş. s. ayette geçen "şu iki adam" deyimiyle "Mahzum" kabilesinden Mekkeli iki kardeş kastedilmiştir. Beyzavi ise zıt görüştedir. halka ihsan etse daha hayırlı bir iş yapmış olmaz mıydı? Kehf Suresi'nde. "bahçe" sahiplerinden ve onların bahçelerinin Tanrı tarafından ateşe verildiğinden söz eden on altı ayet var ki. age.7. onlara da bela verdik.. ama kimdir bu "o"? Belki bunun ne olduğunu öğreniriz diye okumaya devam ediyoruz. ayrıca bkz. kimlerden söz ettiği bilinmez. Bazılarına göre bunlar İsrailoğullarından iki kardeştir. ayetinde. Diyanet Vakfı çevirisinde Kehf Suresi'nin bu ayetindeki iki kişinin kim olduğu hususu ile ilgili açıklama) *** Zuhruf Suresi'nin 61. Taberi gibi ünlü yorumcular dahi işin içinden çıkamamışlardır. o saatin geleceğinden şüphe etmeyin.. Paul Casanova. Mohammad et le Fin du Monde. "Ve hakikat o. o cennet gibi bağ sabaha kadar sırıma dönüvermiş! Güzel. her ikisinin de etrafım hurmalarla donatmış.(Elmalılı Hamdi Yazır. " (Kalem Suresi. Hani onlar (bahçe sahipleri). ayet 17-33). onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir afet (ateş) bahçeyi sarıverdi de bahçe kapkara kesildi. ayet 32) diye başlayan ve on iki ayeti içine alan bir kısım var ki.LXXXI. bazılarına göre ise İsa'ya atıftır.87. Fakat. Kalem Suresi'nin yukarıdaki ayetindeki "Nün" sözcüğünü "hokka" olarak ya da "yazı yazacak divit" olarak anlarlar. Nihayet bazı yorumcular ise bunların genel anlamda "iyiliği" ve "kötülüğü" temsil eden zihniyetin karşılığı olduğunu ileri sürerler. aralarına da ekinler bitirmiştik" (Kehf Suresi. Yemen'de Savran denilen yerde yaşayan bir kimse imiş. bir adam. dağlan da birer çivi (evtad) yapmadık mı?" (Nebe' Suresi...) . adam ölünce oğulları bu geleneği değiştirmek istemişler. Beyzavi gibi kaynakların bildirmesine göre.) Yorumculardan bazılarına göre bağ sahibi olan bu adam.. bahçesinin ürünlerini fakirlere dağıtırmış. "kıyamet gününü mü?". Onlar istisna da etmiyorlardı. Fakat. s. halkı bu bağın hayrından yoksun kılmışlarmış. Kimine göre. Bu yüzden Tanrı bahçelerini helak etmiş. ayetinde yer alan. age. s. Bana uyun. ayet 61) diye yazılı. saat için bir ilimdir. yoksa "ölüm zamanını mı?" kastettiği konusunda anlaşmazlık vardır. Ayrıca bkz. Ölünce çocukları onun bu geleneğini devam ettirmeyip. Bazılarına göre. ayetin başında "o" diye bir sözcük var.(Abdülbaki Gölpınarlı. "Onlara şu iki adamı misal olarak anlat: Bunlardan birine iki üzüm bağı vermiş.Tanrı. anlaşılamaz nitelikte. Bazı yorumculara göre ayetteki "o" sözcüğü "Kur'an" anlamındadır. Celaleddin Süyuti gibi yorumcular bunu.634. bunlardan biri Muhammed olup. age. Bana itaat edin" (Zuhruf Suresi..5. ayrıca bkz. onun için sakın o saatin geleceğinden şekk etmeyin (şüphe etmeyin) de bana tabi olun (bana uyun) ve işte bu yegane doğru yoldur" (Zuhruf Suresi. Bazı yorumcular.( Beyzavi'nin Anvar al-tanzil ve asrar al-tavü adlı yapıtına bakınız. Yine bu aynı Kalem Suresi'nde. ayet 6-7) diyerek kanıtlamıştır. secdeye çağırılırlar. İsrailoğullarından olduğunu bildirirler. Beyzavi gibi bazı yorumcular bu iki kişinin El-Esved Andul Eshed adındaki bir "kafır" ile Ümmü Seleme'nin ilk kocası Abu Selman b. ayetlerin anlamını keşfedebilmek için yorumculara muhtacız.4279 vd. "Apaçık" olduğu söylenen Kur'an. sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) dev gireceklerine yemin etmişlerdi. c. İki ayet atlama ile karşımıza şu ayet çıkıyor: "İsa belgeleri getirdiği zaman demişti ki. age. Elmalılı H.. kıyametin kopacağını bildirir.. bağına iyi bakar. ayet 63). Ayetler şöyle başlıyor: "Biz vaktiyle 'bahçe sahiplerine' bela verdiğimiz gibi. "Biz yeri (arzı) bir döşek.) Yine bu Kalem Suresi'nin 43.." Dikkat edileceği gibi. Bu nedenle Tanrı bela vermiş ve bağı kökünden yakıp yıkmış." (Kalem Suresi. ayet 43) şeklindeki sözlerin. 1911. "O gün işin dehşetinden baldırlar açılır. Pek güzel. güya yardımsever . s..

Kur'an'daki sıraya göre. Daha başka bir deyimle. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bedir Savaşı için. Al-i İmran Suresi'nin ise 89. farklı zaman ve sırada indirdiği sure ve ayetlerle. Ancak. 123-125). ayetiyle az göstermiştir: korkmayıp savaşa gitsinler diye! Ancak.. birbiri ardından bin melek göndererek yardım edeceğim' diye karşılık vermişti. onlar da üzerinize hemen gelirlerse. Fakat. sure olmak üzere indikleri kabul edilir. Tanrı. Enfal Suresi ise sekizinci sıradadır. size yetmiyor mu?' Evet." (Enfal Suresi. "kafirlerin" sayısının Müslümanlara "azlık" olarak gösterildiği ve Müslümanların sayısının ise "kafirlerin" gözünde azaltıldığı bildirilmiştir: "Karşılaştığınızda. Ama Tanrı sizi kurtardı. Enfal Suresi'nde sadece "bin" olarak zikredilmiştir. güya Tanrı. düşman sayısını Muhammed'e az olarak göstermiş ve şöyle demiştir: "Tanrı. olacak işi oldurmak için. Bir diğer ayete göre ise. Al-i İmran Suresi'nde. bilinmez.. Muhammed'in Mekkelileri (Ku-reyş'le) yapmış olduğu bir savaştır. Neden Al-i İmran Suresi'nde Müslümanlara yardım için Tanrı'nın göndereceği meleklerin sayısı üç bin ve beş bin olarak belirtilmiştir de. Ve (savaşa) ilişkin çekişmeye (tartışmaya) başlayacaktınız. Kur'an'ın Al-i İmran ve Enfal surelerinde. Gerçekten de Al-i İmran Suresi'ndeki ayet şöyledir: "Andolsun ki. Ayetlerden birine göre. Enfal Suresi daha önde gelir. sure olarak. Bilindiği gibi Bedir Savaşı. farklı ve yanıltıcı bilgiler vermiş gibidir! Öte yandan bir de şu var ki.. Fakat. Al-i İmran Suresi üçüncü. bu surenin 88. ayet 13).. birbirleriyle çelişkili olmak bir yana. iki ordunun mevcudunun Tanrı tarafından farklı şekillerde gösterildiğine ve böylece savaşın Müslümanlar lehine sonuçlandırıldığına dair iki farklı ayet var.. Müslümanlar sayıca çok olan Kureyş ordusuna karşı zafer sağlamışlardır. biri Allah yolunda savaşanlardır. Hani sen şöyle diyordun inanırlara: 'Tanrınızın size gönderilmiş üç bin melekle size yardım etmesi.. bundan kendilerinin iki katı olarak gözleriyle gören inkarcı topluluğudur. 'Ben size. Kureyş ordusunun sayısını Enfal Suresi'nin 43. Muhammed'in söylemesine göre. O size. Hicret'in ikinci yılında. Oysa o sırada siz güçsüz durumdaydınız. Al-i İmran ve Enfal surelerinde.." (Al-i İmran Suresi. ayet. onları (düşmanları) uykunda (rüyanda) az gösterdi. " (Enfal Suresi. ayet 43). onları gözlerinize azlık gösteriyor ve sizi de onların gözünde azaltıyordu. Bu savaşta Müslümanların dört yüz civarında ve buna karşılık Kureyş ordusunun binden fazla olduğu söylenir. nüzul (iniş) sırası itibariyle.Bedir Savaşı ile ilgili olarak. Müslümanlara. çünkü. melekler göndermek suretiyle olmuştur. güya bu sayededir ki. güya Tanrı." (Enfal Suresi. yani Enfal Suresi Al-i İmran Suresi'nden sonraya konmuştur. aynı konuya değinen Enfal Suresi'nde. diğeri.. eğer sabrederseniz ve Tanrı'ya karşı gelmekten sakınırsanız. Onları sana çok göstermiş olsaydı korkacaktınız. Muhammed'e ve Müslümanlara çeşitli yollardan yardım sağlayacağını bildirmiştir. kafirleri kaçırtmak için Müslüman ordusunun sayısını onların gözünde iki misli göstermiştir: "Karsı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır. bu meleklerin sayısının üç bin olduğu ve gerekirse beş bin olacağı yazıldığı halde. anlaşılmazlık (muğlaklık) bakımından da şaşkınlık yaratan ayetler yer almıştır. Kur'an'da. daha doğrusu anlaşılmış değil! Yine Bedir Savaşı'yla ilgili olarak. Tanrı'nız size. damgalı (bel konulmuş) beş bin melekle yardım edecektir" (Al-i İmran Suresi. Fakat. Tanrı.. Enfal Suresi'nde sadece bin olduğu anlatılmıştır. Bedir'de Tanrı size yardım etti. Bütün işler dönüp Allah'a varır. ayet 9). . Tanrı'nın çeşitli yardımlarından biri. Tanrı. Enfal Suresi'ndeki bu ayetten hemen sonraki ayete göre. ayet 44).. meleklerin sayısı farklı olarak şöyledir: "Hani Tanrı'nızın yardımına sığınıyordunuz da.

"kafirler" Müslümanların sayısının çok olduğunu sanarak savaştan kaçmasınlar. ayet 44) göstermiş olmaktadır. yorumcular gerekçe uydurmakta birbirleriyle yarışırlar. gerçek bu değil. Buna karşılık Müslümanlar. kendilerinin az sayıda olduklarını bilerek. kesilen develerin sayısına göre. " (Sad Suresi. masalı farklı sonuç doğuracak tarzda anlatırlar. Kureyş ordusunun Bedir mevkiine gelmiş olmasının nedeni de buydu. onun sayesinde ele geçirdikten sonra. *** Biraz yukarıda Kur'an'da yer alan kıssalardan (masallardan) bir iki örnek verdik ve bunlarla ilgili anlamsızlıklara ve anlaşılmazlıklara değindik. Neden dolayı ve ne için Eyub'a. Gerçekten de bu hikaye. sürekli şekilde Mekke kervanlarına karşı çete saldırılarında bulunmasından bıkmış olarak Kureyş. Medine'ye hicret ettikten sonra. dalkavukluk etmeden doğru olanı açıkça söylemesi ve örneğin. çeşitli yollardan açıklığa kavuşturulmak istenir." diyerek Tanrı'ya "nida" ettiği. Tanrı. hem de azlık olarak (Enfal Suresi. Nitekim.Görüldüğü gibi. bilinmez. Köle bilmediğini söyler. Eyub'la ilgili hikaye. daha doğrusu Eski Ahit'in (Ahd-i Atiyk'in) "Eyub" adlı kitabından alınmakla beraber.260. bu sayının az ya da çok olduğunu düşünmelerinden doğmuş değildir. çünkü. yine de görüş ayrılıklarına saparak. Bütün bunlar Kur'an yorumcuları tarafından. savaş başladıktan sonra. Kureyş tarafından su almak için bu kuyulara gönderilen bir köleyi. Bedir kuyularının bulunduğu yere adam göndermiştir. hem ganimet vaatleri. Rabbine 'Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi' diye seslenmişti. Tanrı. Savaşı kaybetmelerinin nedeni savaş taktiği konusunda anlaşmazlığa düşmeleridir. Muhammed. Bu çelişmeyi açıklamak üzere. "Eline bir demet sap alıp onunla vur. Bedir Savaşı'nda Müslümanların sayısını. işte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su' dedik" diye hitap eder ve Eyub'a bol miktarda varlık verdiğini ekleyerek. Şeriat'tan Kıssa'lar adlı kitabımızda da değindiğimiz gibi. çoğunlukla Tevrat'tan (ve Eski Ahit'in diğer kitaplarından) ve İncil'den aktarılan kıssaları (masalları). güya savaş başlamadan önce. Muhammed bunları. Oysa. Nice örnekten biri şu: Enbiya Suresi'nde Eyüb'ün. yani 38. Kureyş ile karşılaşmak üzere Bedir'e yakın bir yere konduğunda. Muhammed'i kesin şekilde hezimete uğratıp tehlike olmaktan çıkarmaya kararlıydı. Muhammed'in. bu kaynaklara başvurarak anlamak güçtür. Savaşı kaybetmelerinin nedeni de. daha başka bir deyimle. Fakat. yeminini bozma demiştik. ayet 13). sana sığındım. istemiştir ki. Tanrı. Bunun üzerine köleye Kureyş'in günde kaç deve kestiğini sorar. s. ölümü göze alırcasına çarpışmaktan başka çare olmadığının farkındaydılar. Fakat. zira bu sayıları "tahmin" şeklinde olmak üzere ortaya atan bizzat Muhammed'dir. köleyi sorguya çeker ve Kureyş'in sayısını sorar. Örneğin. bir diğer gün 10 deve keserler" diye cevap verince... Üstelik de. Müslümanların sayısını "kafirlere" çok göstermiş ve böylece "kafirlerin" korkup kaçmalarını sağlamıştır. kafirlerin gözünde hem "iki kat" çokluk (Enfal Suresi. hadislere ya da Tevrat'taki anlatılış şekline göre. Tanrı'nın bu duayı kabul edip. Yahudi kaynaklarından. Hikayenin ana teması. on yedi sure sonra. bilinmez. yorumcular. Müslümanların az sayıda olduklarını düşünüp savaşa girişsinler.. fakat sokarken çoğu zaman anlaşılamayacak nitelikte kılmıştır. yeminini bozma. İlerideki bölümlerde başkaca örnekler vereceğiz. Görüldüğü gibi. Kureyş'in sayısını Tanrı'dan değil. güya Muhammed'e. Beyzavi ve Celaleddin gibi yazarlara göre. Kureyş'in sayısının 900 ile l 000 arasında olması gerektiğini anlar ve taraftarlarına açıklar.. "Kulumuz Eyüb'ü da an. Kureyş'i bu kararından vazgeçirecek değildi. Neden dolayı şeytan Eyub'a yorgunluk ve azap vermiştir. başka konuya geçilir. anlaşılamaz şekle sokulmuştur. "Bir gün 9. Eyüb'ün Tanrı'ya. (Biz de ona) 'Ayağım yere vur. Eyüb'ün bağına gelen bela nedir ve neden gelmiştir. Muhammed. Tanrı'nın Müslüman ordusunu azlıkta göstermesinin de söz konusu olmaması gerekir. hiç yeri olmadığı halde yeniden Eyub hikayesine dönülür. Müslümanların sayısını "kafirlere" az sayıda göstermiştir.. ayet 41-44) diye sözlerini bitirip başka konuya geçer. Köle. age." diye emredilmiştir. c. bunlar bildirilmez. Arap kaynaklarından öğrenmekteyiz ki. "Ne için benimle . yine açıklığa kavuşturulmuş değildir. 104) Öte yandan Kureyş'i savaşa sokmak amacıyla. hem de Tanrı'nın kendilerine melekleriyle yardımda bulunduğuna dair sözleriyle şevke getirmek istemiştir.( Taberi. çünkü. sure olan Sad Suresi'nde. Buna karşılık. Eski Ahit'te bu hikaye 42 bap halinde ve belli bir silsile esasına göre anlatılır. Muhammed onları hem cennet. onu zenginliklere kavuşturduğu yazılıdır (Enbiya Suresi.. "Başıma bir bela geldi. Müslüman ordusunun sayısının azlığı ya da çokluğu. 278. kendi günlük siyasetine uygun olmak üzere birtakım değişikliklere sokmuştur. ayet 83-84). bilindiği gibi Bedir Savaşı.2. 1966. "Ey Eyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur. Şam'dan dönmekte olan zengin Mekke kervanına karşı Muhammed'in saldın tertiplemesi ve bunu öğrenen Kureyş'in harekete geçmesi sonucu olmuştur. savaş başlamadan önce ele geçirilen"bir kölenin söylediklerinden öğrenmiştir.

kimisi de "7 yıl. ayet 83-84) şeklindeki iki ayet ile birdenbire karşımıza çıkar ve orada kesilir.'Ayağını vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su' dedik" (Sad Suresi.. kimisi "13 yıl". "Sayılar" (Bap 19) ve "Tesniye" (Bap 21. Enbiya Suresi. "Eyub". Enbiya Suresi'nde zaten söylenmişti. Bilirsin ki. 'Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi' diye seslenmişti" (Sad Suresi. ayet 67-73). sırasında yer alan surelerdir. Sana sığındım. ben kötü değilim. Enbiya Suresi 73. -17 sure ara ile Kur'an'da yer almışlardır. açıklanmış değildir. ikisi ortası bir sığır olması gerektiğini ve boğazladıkları bu sığırın bir parçası ile kimin tarafından öldürüldüğü bilinmeyen bir kimsenin cesedine vurmalarının emredildiğini bildirdiği yazılıdır (Bakara Suresi. biraz önce dediğimiz gibi. ayet 45). aralarında 35 sure vardır. bunu izleyen ayet daha da şaşırtıcı: "Ey Eyub! 'Eline bir demet sap alıp onunla vur. ayet 41). bilinmez! Olayla ilgili diğer konu. Musa'nın Yahudilere. yarışırken. daima Allah'a yönelirdi" (Sad Suresi. Ve kıssanın anlatılışı. bana bildir. Rabbine. Bu ayetleri okuyup.) Yine bunun gibi Kur'an'ın Bakara Suresi'nde. Sad Suresi ise 38. Doğrusu biz onu sabırlı bulmuştuk. age. 7 ay ve 7 saat sürmüştür" diye kesinlik arz eder. açıklığa kavuşmak mümkün değil! Hikaye Tevrat'tan alınmış. ona aile ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik" (Enbiya Suresi. sure olan Enbiya Suresi'nde değil de. Sad Suresi ise 38. Kur'an'ın 21. daha sonra inmiş olan Enbiya Suresi'ne göre anlatılmaya başlanır: Konu. Fakat. ayrıca bkz. sure olarak inmiş kabul edilir.. daha önce. alacasız. Kaldı ki.. işin daha da anlaşılmaz yönü. Ahd-i Atiyk. ne pek kart. G. Eyüb'ün başına gelen felaketlerin kaç yıl sürdüğü konusunda farklı görüşler belirtirler: kimisi "18 yıl sürmüştür" der. "Eyub da! 'Başıma bir bela geldi. sure olarak. Tanrı'nın. Ne iyi kuldu. 21. Muhammed bu hikayeyi değiştirerek ve bölük pörçük şekilde olmak üzere Kur'an'ın orasına burasına (örneğin. Neden dolayı Eyub. müteakib ayetle anlaşılmazlığı daha da pekiştiriyor: "Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere. Şeytan ne sebeple ve ne şekilde Eyub'a yorgunluk ve azap vermiştir. çünkü. 38. s. Ve neden daha önce. Bu sözler. "Bir demet sap ile" kime vurulacak? Ve neden dolayı vurulacak? Bozulmaması istenilen yemin nedir? Bu soruların hiçbirine cevap yok.. ona tekrar aile ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik" (Sad Suresi. Senin ellerin her yanımdan bana şekil verdi. Bu sözlerin anlamının ne olduğunu Kur'an açıklamıyor.. Tevrat'ta bu hikaye. ayet 43).. sure olan Sad Suresi'nde Tanrı." şeklinde konuşması ve Tanrı'nın da onu bu açık sözlülüğü yüzünden takdir ederek mükafatlara kavuşturması şeklindedir (bkz. "Allah muhakkak bir sığır boğazlamanızı buyuruyor" dediği ve boğazlanacak sığırın parlak sarı renkli. fakat anlaşılamayacak şekle sokulmuş gibidir. Sale. hiç kimsenin anlayamayacağı bu tür ayetlerle doludur. The Koran. Muhammed'e bu hatırlatmayı yapmaktadır. kusursuz.( Turan Dursun. Enbiya Suresi'nde. 17 sure sonra. Gaddarlık ediyorsun.çekişiyorsun. Hatırla. burada tekrar etmenin anlamı nedir. yemini bozma' demiştik. Ve yine sen beni helak etmektesin. o da belli değil! Fakat. c. ne de pek körpe. şu ayetle karşımızdadır: "Ey Muhammed! Kulumuz Eyüb'ü da an. Kur'an yorumcuları anlaşılması mümkün olmayan bu ayetleri anlaşılır kılmak için birbirleriyle yarışırlar. Yani iki sure.323. yukarıdaki ayeti takiben. Sen merhametlilerin merhametlisisin' diye Rabbine nida etmişti. 1-9) adlı kitaplarda ayrı ayrı ve farklı sonuçlar yaratacak şekilde . Örneğin. Fakat. Kur'an'daki hikaye burada bitiyor ve başka konuya geçiliyor.. beni yarattın. sen balçık gibi bana şekil verdin. nimetlere kavuşturmuştur. Sad Suresi ile. Fakat. Enbiya ve Sad surelerine) serpiştirmiştir. niyaz ederim. bu kez kendi aralarında anlaşmazlığa düşerler. ayet 42) şeklindeki konuşmasıdır.'Tanrı'ya sığınmıştır? Başına gelen bela nedir? Neden dolayı Tanrı onun duasını kabul etmiş. nüzul (iniş) sırası itibariyle. Benim fesadımı arıyorsun ve suçumu araştırıyorsun. fakat yine yarım yamalak şekilde. Bap 10 ve 42). Açıklamak şöyle dursun. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak olmak üzere. "Apaçık" ve herkes tarafından anlaşılması için gönderildiği söylenen Kur'an. bilinmiyor.5. Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık.96-97. ". s. başına gelen beladan dolayı.

Tanrı balıklara. ve 66. Tevrat. söz konusu kasaba Kızıldeniz kıyılarında bulunan "Eyle" kasabasıdır ve bu kasabada yaşayanlar balıkçılıkla geçinen bir Yahudi kabilesi. "Hayır. Bunu.Eşeğine de bak. Allah'a karşı gelmekten sakınanlara ders olsun diye yaptık" (Bakara Suresi.. Ancak. Bu ayette geçen kişinin kim olduğu. Bap 2: 8). Ancak. Taberi (Taberi.. Tafsil-al-Tabari. muhtemelen Yahudi din adamlarından duymuş ve Üzeyr'in adını zikretmeden. Tanrı onu ve eşeğini öldürür. ayet 163). Cumartesileri balıklar sürüyle geliyor. o da şu: Biraz yukarıda gördüğümüz gibi. Kur'an bunu açıklamamıştır. güya Bakara Suresi'nin yukarıdaki ayetlerinde belirtilen topluluktur ve şöyledir: "Ey Muhammed! Onlara. "Bir gün yahut daha az" diye karşılık verir. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk. Sonra da ölü eşeğin kemiklerine et giydirir ve kişinin gözleri önünde eşeği diriltir. ayet 65-66). Bu hususlar. ayetinde.. Tanrı'dan Tevrat'ı almış ve Yahudilere Tevrat'ı öğretmek için çaba sarf etmiştir. ayet 259). 110) ve Süyuti gibi bazı yorumcular ise. yoldan çıkmaları sebebiyle böylece deniyorduk" (A'raf Suresi. "Ey Muhammed! Onlara. deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden biridir. Biz onları... Alınırken de. Güya. Üzeyr. Kişiyi yüz yıl ölü bıraktıktan sonra diriltir ve ona ne kadar süre ölü kaldığını sorar. çünkü. Tanrı'yı cevapsız bırakmamak için. harabeye dönüşmüş bu kasabanın sokaklarındaki ölüleri gören bu kişi. çünkü Bakara Suresi'nin nüzul sırası 87'dir.439 vd.. kendi kudret ve azametini kişiye ispat etmiş olur (Bakara Suresi. 'Aşağılık birer maymun olunuz' dedik. Tanrı tarafından sınanmışlardır. Güya bunlar cumartesi yasağına riayet etmedikleri için. Şu bakımdan ki. Kur'an'ın 7. c. görüş ayrılığı içerisinde işlerler. "Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba?" diye konuştuğu için." denmekte. aklı şaşırtan masallardan bir diğeridir. eşeğine binmiş olarak geçtiği bu yıkık ve harabe yerin neresi olduğu bilinmez. Tanrı ona. fakat Kur'an'daki şekliyle anlaşılmasına imkan yok. burada geçen topluluğun kim olduğu ve neden dolayı maymuna dönüştürüldükleri belli değil. daha doğrusu Esavoğullarıdır (bkz. deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Adamcağız ne bilsin! Fakat. Kur'an yorumcularının Tevrat'a başvurarak anlattıklarına göre. "İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz.." şeklindeki sorunun anlamı kalmamakta! *** Bakara Suresi'nin 259. başka günler geliniyorlardı. Bu da Tevrat'tan alınmış bir hikaye. suresi olan A'raf Suresi'nde cumartesi yasaklarına uymayan bir kasaba halkından söz edilir ki. Şu durumda ". haftanın diğer günleri inmemelerini emretmiştir. Onlara. bilinmez! Fakat. sırasında yer alan A'raf Suresi'nde pek kapalı olarak ele alınmakta. Kur'an'da ikinci sırada yer alan Bakara Suresi'nin biraz önce belirttiğimiz 65. A'raf Suresi 39. sadece cumartesi günü bu kıyılara inmelerini. Bu vesileyle eklenmesi gereken bir husus var ki.5.. Kasaba halkı aç kalmamak için. yiyeceğine ve içeceğine bak. 'Aşağılık birer maymun olunuz'. ayetlerinde. Bazı yorumcular bu kişinin kafirlerden biri olduğunu söyler.Onlara. Tevrat'ın bildirmesine göre.. henüz bozulmamıştır. yüz sene (ölü) kaldın. "Tesniye". Böylece Tanrı. bunun Üzeyr olduğunu söylerler. bu sözlerden bir şey anlamaya yine imkan yok! "Deniz kıyısındaki kasaba". Fakat. nüzul (iniş) sırasına göre. Bakara Suresi'nde öncelik kazanıyor." diye yazılı. deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Kur'an'a yukarıdaki . bazı kullarını maymuna dönüştürdüğüne dair şu ayetler vardır: "İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. cumartesi günü yasağına aldırmadan balık tutmaya devam etmiş ve bu yüzden Tanrı tarafından maymuna çevrilmişlerdir.. sonra tekrar dirilttik)" der. sure olarak. haftanın diğer günlerinde gelmezler? "Onlar" diyerek yoldan çıktığı söylenen kişiler kimlerdir?" Bütün bunlar birer muamma! Bu muammayı ancak Tevrat sayesinde çözmek mümkün. Cumartesi günü azgınlık edilen şey nedir? Edenler kimlerdir? Neden bu kişiler Tanrı tarafından maymuna çevrilmişlerdir. Yahudilerin "Nehemya" diye bildikleri kitapta Üzeyr ile ilgili olarak geçen hikayeyi Muhammed. Kur'an'ın 7. hangi denizin hangi kasabasıdır? Sürüyle gelen balıklar neden cumartesi gelirler de.. Yine Bakara Suresi'nde Tanrı'nın. eşeğine binmiş giderken yıkık ve harap olmuş bir kasabaya uğrayan bir kişiden söz edilir ki.. Onlara. s. Açıklamadığı için Kur'an yorumcuları birbirleriyle tartışırlar. Bundan dolayıdır ki. Kur'an yorumcuları bu ayetleri.anlatılmıştır. Hani onlar cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. Masala göre. 1295 basımı.

ortada olaya tanık olabilecek kimse de yok demektir. Sonra bunlardan bir kişi deveyi kılıcıyla kesiyor. kitab ehli olduklarını söylediği bu kimselerin kestiklerinin yenilebileceğini ve onların kadınlarıyla evlenilebileceğini savunur. ". babası Muhammed'in yanına gelmiş ve Muhammed de onu siyah abasının altına almış. tertemiz et" demiştir. kimisine göre de bunlar yıldızlara tapanlardır. Muhammed'in eşlerini içerir. Kur'an'ın bu hükmünü. Üzeyr'i. ".. "Andolsun biz Kur'an'ı. ayetinde. Geçirirken. kudret ve azamet gösterisinde bulunmak amacıyla onu öldürüp yüz yıl ölü bırakmasının. yani onun evlatlarını.." diye yazılıdır. *** Kur'an'ın Maide Suresi'nin 69. Şu durumda. Arkam oğlu Zeyd'e göre de "ehl-i beyt".şekilde geçirmiştir. Kimi yorumcular bunun hiçbir dini olmayanları içerdiğini söyler. tanık bulup bunu kanıtlamak bile kolay olmasa gerektir. sen onlardan pisliği gider. yüz yıl boyunca ölü kaldığını nasıl bilebilir?! Yaşamayan bir kimse yaşamadığını nasıl bilir?! Öte yandan. daha doğrusu yüz yıl boyunca yaşayan pek olmadığına göre. Kimi yorumculara göre "ehl-i beyt" deyimi. Abbas ve Ali ile bunların soyudur ki. Bir kere ölü olan bir kimse. aklı şaşkın hale sokmaya yeterli niteliktedir. Daha sonra gelen Ali. aramızdan ona mı verildi? Hayır. eşleri. ayetinde. Tanrı'nın onlara dişi bir deve gönderdiği. soyumdur. anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. Ali'yi. söz konusu ayet anlaşılmazlık yaratacak niteliktedir. s. sadece "apaçık" olmaktan uzak değil. c. ayetine kadar olan kısmında. onun yüz yıl boyunca ölü kaldığına kim tanıklık edebilir?! İnsan ömrü. age. aynı sure'de yer alan ve anlaşılması mümkün olmayan dişi deve hikayesiyle ilgili olmak üzere söylenmiştir! Bu öyle bir hikayedir ki. Hac Suresi'nin 17. Elmalılı H. Kimisine göre bu isim meleklere tapanlara verilmiştir. Abdülbaki Gölpınarlı'nın Kur'an çevirisi. sonra onun gözleri önünde ölü eşeğini canlandırmasının anlamı yoktur.") Kimi. peygamberlerini yalanlayan Semûd kavmini sınamak üzere.. sadece Muhammed'i. Üzeyr'i öldürüp yüz yıl sonra diriltecek yerde. Bu sözler. "peygamber" olarak gönderen bir Tanrı'nın.Ey ehl-i beyt! Allah sizden. Kanıtlamak söz konusu olamayacağına göre. aynı zamanda aklı şaşırtıcı nitelikte kılmıştır. Bazılarına göre bu deyim. Yazır. kimisine göre bunlar Yahudiliğin ve Hıristiyanlığın bir kesimidir. torunları olan Hasan ile Hüseyin'i ve damadı Ali'yi kapsar.. tüm insanları mutluluk içerisinde yaşatmış olsa. Gerçekten de. Fakat. Sabiiler ve Hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur. Örneğin." *** Kamer Suresi'nde Tanrı'nın. ayetinden 32. İkrime.. Burada geçen "Sabiiler" deyimi. bu deve ile suyu paylaşmalarını istediği yazılıdır.3892) Her ne olursa olsun. Tanrı için. 'Vahiy. kişiyi yüz yıl ölü bıraktıktan sonra diriltip. Çünkü.Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk. yorumculara göre "ehl-i beyt" deyimi.. Hasan ve Hüseyin'i de abasının altına alarak. "İman edenler ile Yahudiler. genellikle kısa olduğuna. hurafelerle dolu olup. Güya bir gün Fatıma. onları arıt." (Kamer Suresi. Mukaatil ve İbn-i Abbas'ın rivayetlerine dayalı olarak Cübeyr oğlu Said bu görüştedir. ayetinde de var. ayet 32) diye konuştuğu yazılıdır.( 60 Bu konuda bkz. bunu gören Tanrı onu kuru ota dönüştürüyor: "Semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı. Hüseyin ve damadı Ali. zekat ve sadaka almaları haram olan Ukayl. . O halde düşünüp öğüt alan yok mu?" (Kamer Suresi. Hanefi mezhebinin imamı Ebu Hanife. Fakat. bu konuda "en uygun görüş" şudur: "Allah Resulünün evlatları. daha hayırlı bir iş görmüş olmaz mıydı? Ahzab Suresi'nin 33.. Fatıma'yı ve Hasan ile Hüseyin'i kapsar. Ehl-i Beyt'i teşkil ederler. bunlar ehl-i beytimdir. sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor" diye yazılı. o yalancı ve şımarığın biridir (dediler)'. bunların "ehl-i kitab"dan olduğunu kabul edenler de vardır. sözcükten ne anlaşılması gerektiği hususunda Kur'an yorumcuları arasında görüş ayrılığı vardır. 'Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz' dediler.5. Muhammed'in ev halkını ifade eder. "Allah'ım. sonra tekrar dirilttik)" diyerek iş görmesinde ne fayda vardır ki?! "Yüce'liğini ve "güçlü'"lüğünü ortaya koymak isteyen bir Tanrı. Ca'fer. belli değil! Daha doğrusu bunun ne olduğu hususunda anlaşmazlık var. ayrıca bkz.( Diyanet Vakfı'nın yorumuna göre. Burada "ehl-i beyt" diye bir deyim geçmekte! Ne demektir bu. torunları olan Hasan. Kamer Suresi'nin 23.. hepsine birden "Al-i Muhammed" denmektedir. Örneğin. ayet 23-25). Tanrı'nın.eşlerini.

devenin. Şems Suresi. "Arkadaşlarını çağırdılar. A'raf Suresi'nde şöyle deniyor: "Bunun üzerine onları o (gürültülü) sarsıntı yakaladı da y larında dizüstü donakaldılar" (A'raf Suresi. bildirilmiyor. aynı hikayeden söz eden A'raf Suresi'nde. Yorumcuların açıklamalarına göre. aynı hikayenin bölük pörçük anlatılmış olduğu diğer surelerde. Ayağa kalkacak güçleri kalmamış. ayet 77). Tanrı Salih'e şöyle der: "Yarın onlar. Şuara Suresi. tutarsızlıklar kapsamadığı yazılıdır. ayet 141-159. Burada geçen "zulmedenler" deyimiyle kimin kastedildiği yazılı değil.. devenin öldürülmesinden sonra. Bu farklı anlatılışlardan hangisi doğru ve hangisi geçerli. fakat Araplardan olmayan Kudar b. anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. fakat.( Bazı örnekler şunlar: A'raf Suresi. Yine bunun gibi Neml Suresi'nde. Hakka Suresi. ayet 4-5. onlara yıldırım çarptığı bildirilmekte: "Rablerinin emrine karşı geldiler. bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi." (Neml Suresi. İsra Suresi'nde ise. bir gün de Semûd halkı." (Hûd Suresi. ayet 52) diye yazılıdır ki. Örneğin. Sanki orada hiç oturmamışlardı. Salif adında biridir. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler" (Kamer Suresi. hem bir yandan Kur'an'ı anlaşılsın ve öğüt alınsın diye kolaylaştırdığına dair yeminler etmekte.. Her biri kendi içme sırasında gelsin" (Kamer Suresi. ayet 11. "işte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri!. ayet 26-28). ayet 28). Hûd Suresi. bilemiyoruz! Bazı ayetlerde Tanrı'nın gönderdiği ve Semûdluların öldürdükleri devenin "dişi" olduğu yazılı! Neden erkek deve değil de dişi deve?! Anlaşılmazlıklar bununla da bitmiyor! Kamer Suresi'ndeki ayetlere göre. bunların Salih'e karşı gelenler oldukları söyleniyor." (Zariyat Suresi. Hûd Suresi'nde ise. ayet 43-45. Kamer Suresi'nin dişi devenin kesilmesiyle ilgili ayetlerini şu sözler tamamlıyor: "Andolsun ki. Semûd halkını korkunç bir sesin yakaladığı ve yurtlarından dizüstü çökekaldıkları bildirilmekte: "Zulmedenleri de korkunç ses yakaladı ve yurtlarında dizüstü çökekaldılar. ayet 61-68. Semûd halkı tarafından ayaklan kesilmek suretiyle öldürüldüğü yazılıdır (A'raf Suresi. çelişkiler. ayet 78). Tanrı. Onlara. devenin Semûd halkı tarafından boğazlanarak öldürüldüğü bildiriliyor (İsra Suresi. ayet 31). Tanrı tarafından kendilerine gönderildiği söylenen "peygamber"e karşı isyankar tutumu ve bu yüzden uğradıkları felaketler.. Bunun üzerine Semûd halkı. Yorumculara göre bu Semûd-lular arasında yaşayan. ayet 24-29. ayet 67-68). O halde düşünüp öğüt alan yok mu?" (Kamer Suresi. farklı cezaların uygulandığı yazılıdır. Semûd halkının. Ayette "arkadaşları" sözcüğü ile anılan kişi kim. ayet 73-79. Görülüyor ki. Zariyat Suresi. hemen her sure'de Kur'an'ın "apaçık" olup. Bu yüzden. Sen onları gözetle ve sabret. Kamer Suresi. burada söz konusu edilen kimse. ayet 32). Tanrı'nın Semûd halkının bulunduğu yeri zelzeleye tuttuğunu anlatmaktadır. Örneğin. yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir.) Buna rağmen. Zariyat Suresi'nde ise. ayet 44). ayet 59. yardım edenleri de olmamıştı. ayet 59). Buna karşılık. hem de Semûd kavmini sınamak için yaptıklarını. İsra Suresi. o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti" (Kamer Suresi.. suyun aralarında paylaştırıldığı-nı haber ver. Tanrı'nın Semûd kavmini (iman edenler hariç) "kuru ot" şekline soktuğu yazılıdır: "(Bu azgınlara) azabım ve uyanlarım nasıl oldu! Biz onların üzerine korkunç bir ses gönderdik. Semûd kavminin bu tutumuna karşı. Kur'an'ın çeşitli surelerine . Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deve gönderen biziz. Ancak.. karışıklık ve anlaşılmazlıklar bununla da bitmiş olmuyor! Çünkü. Semûd kavminden olan "Salih Peygamber"dır. bir gün deve su içecek. bir kişi tarafından değil. biz Kur'an'ı. Tanrı bunu güya "ilahi bir paylaştırma" örneği olarak yapmakta: hani sanki akla yatkın başkaca bir örnek verilemezmiş gibi.Yorumcuların açıklamalarına göre. Kur'an'ın çeşitli surelerinin çeşitli ayetlerinde farklı şekillerde ele alınmıştır. Ancak.

birbirinden farklı iki anlama gelmekte. o da belli değil! Bir kısım yorumculara göre "orta yol"dan maksat. "Hak yol. sıkıntı anında Allah verdiği söze sadakat göstermek" şeklinde anlaşılması gerekir.O takdirde onlar. kurtulduğu takdirde Müslüman olacağına dair Tanrı'ya söz vermiş ve Tanrı da onu kurtarmıştır.yerleştirdiği ayetlerle bölük pörçük. Muhammed'in yanına varıp af dileyerek Müslüman olduğunu bildirmiş ve bundan sonra ömrünün sonuna kadar Müslümanların safında cihat etmiştir. yüceliğini kanıtladığını anlatmaktadır. kendi üstünlüğünü pekiştirmek üzere "onları" karaya çıkararak kurtardığını ekliyor Tanrı. Zaten bizim ayetlerimizi. dini tamamen Allah'a has kılarak (ihlasla) ona yalvarırlar.) Görülüyor ki. deniz yoluyla kaçmaya çalışmış.. İslam kaynaklarına göre.. ve 32. bu şaşkınlık içinde yaptıklarından pişmanlık duyarak. bu yukarıdaki "ibret" örneğine ne gerek var? Ya da ". başka bir konuya geçiyor. gemilerin denizde yüzdüğü örneğinden başka bir şey bulunamazmış gibi! Öte yandan.Zaten bizim ayetlerimizi. yukarıdaki ayetlerde "onlar" diye söz konusu edilenlerin kimler olduğu belli değil. arşın sahibi olan Allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı" (İsra Suresi.. bu ayetin son kısmı olan." Diğer anlam ise şöyledir: ". çok sabreden. ancak nankör hainler bilerek inkar ederler" (Lokman Suresi.. Mekke'nin fethi sırasında. ayetleriyle ilgili açıklamasından.. okuyanları şaşkınlığa uğratacak niteliktedir. Tanrı. Bir kısım yorumculara göre ise. yani iman üzere kalma. ayet 42). bu aynı Tanrı değil mi? Dilediğini "kafir" ve "putperest" yapan yine o değil mi? O halde. Ayetin iniş nedenini belirtmek üzere söylenenler şu: güya Ebu Cehl'in oğlu İkrime.. Ancak. anlaşılmazlıklarla dolu olduğu için. ayetinin yorumuna bakınız. ve 32. Allah onları karaya çıkararak kurtardığı vakit. sonra da bu kurtardıklarından bir kısmının "orta yolu" tuttuklarını bil-. "nankör ve hain" yapan yine kendisiyken. Evet. Bunun üzerine İkrime.. o takdirde bu ilahlar.O takdirde onlar. Allah'ın lütfuyla gemilerin denizde yüzdüğünü görmedin mi? Şüphesiz bunda. hiç de "apaçık" olmadığının yeni bir kanıtıdır: "Size varlığının delillerini göstermesi için.Zaten bizim ayetlerimizi. ancak nankör hainler bilerek inkar ederler" diyerek sözlerini bitirip. "iman sahibi olmak" ile "putperest olmak" arasında bir şey. onların ayetleri inkar etmelerinden nasıl yakınabilir bu aynı Tanrı? Bütün bunlar bir yana. ayetinde şöyle yazılıdır: "De ki: Eğer söyledikleri gibi Allah ile birlikte başka ilahlar da bulunsaydı. Hani sanki böyle bir iddiayı desteklemek için. ayet 31-32).. güya "çok sabreden" ve "çok şükreden" kimselere ibret olsun diye söylenmiştir.) *** İsra Suresi'nin 42. gemilerin kendi izniyle denizde yüzdüğünü örnek vererek. ancak nankör hainler bilerek inkar ederler" demek niye? Kişileri sapıtan.. çok şükreden herkes için ibretler var. Bunlardan biri şöyledir: ".. diriyor ve ". ". "apaçık" olduğu sanılan Kur'an'ın. ululuğunu ve kudretini bildikleri arşın sahibi olan Allah'a yakınlaşmak ve ona itaat etmek için çareler arayacaklardı”( Diyanet Vakfı'nın Kur'an çevirisinde İsra Suresi'nin 42. Dikkat edileceği gibi bu sözler. ibret sağlamak şöyle dursun. Dağlar gibi dalgalar onları kuşattığı zaman.Arşın sahibi olan Allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı" sözleri. ayetlerde "apaçık" olan bir nitelik yok! . içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. ayetleri. hiç anlaşılamaz bir şekilde belirtmekte! *** Lokman Suresi'nin 31. fakat yolda şiddetli bir fırtınaya tutulunca ne yapacağını şaşırmıştır. Yine bunun gibi ayette geçen "orta yolu tutar" sözleriyle anlatılmak istenen şey nedir. arsın sahibi olan Allah'a üstün gelmek için çareler arayacaklardı.( Diyanet Vakfı'nın Lokman Suresi'nin 31. ama insanları dilediği gibi doğru yola sokup Müslüman yaptığını söyleyen Tanrı.

"Kureyş'in birbiriyle ya da başkalarıyla ahitleşmesi.)Görülüyor ki. (Kureyş Suresi ile ilgili olarak. Yazır'ın Kur'an çevirisindeki açıklamasına bakınız. imansızları da sınava çekmek istemiştir: "Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. böylelikle. 113 ya da 116 olduğunun öne sürüldüğünü düşünmezler. antlaşması.. onları açlıktan doyurdu ve korkudan emin buyurdu" (Kureyş Suresi. ısındırmak" ya da "Kureyş'in alıştırılması. *** Müddessir Suresi'nde. gerçek anlamda anlatılmak istenen şeyin ne olduğu konusunda kesin bir sonuca varamıyoruz. bu ayette yer alan "ilafı" sözcüğü iki anlama gelmektedir." (Müddessir Suresi. hem kendilerine kitap verilenler. ayet 1-4).... iman edenlerin imanını artırsın.. Kur'an'daki ayet sayısına gelince. esas itibariyle "ülfet etmek" ya da "alıştırmak" anlamına gelmekle beraber. Kur'an'ın içeriğinden habersizlik bir yana. hem de müminler şüpheye düşmesinler." Diğer şekil de şöyle: "Kış ve yaz seferi hakkında etraf ile ülfet ederek anlaşıp antlaşmaları. Kalplerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de. . Sen biliyor musun sekar nedir? Hem 'bütün bedeni helak eder. Bunlardan biri "Kureyş'i alıştırmak. Felak Suresi ile Nas Suresi'ni Kur'an'dan saymayıp. Ancak. Onların sayısını da inkarcılar için sadece bir imtihan (vesilesi) yaptık ki. Kur'an'da 114 sure olduğunu ve bunun "19" sayısının tam katından oluştuğunu öne sürerlerken. bunları birer süre olarak ekleyerek Kur'an'ın 116 sureden oluştuğunu söyleyenler (Übey b. Söylerken de. Gerçekten de." (Müddesir Suresi. "19" sayısında "mucizevi" bir anlam yattığını. olduğu gibi) ya da iki "kunut" duasını Kur'an'dan sayıp. Arapçanın elastikiyetinden doğma anlam farkı Kur'an'a egemen olmuş gibidir.. 1400 yıl boyunca bir türlü keşfedilememiştir. ya da Kur'an'daki bazı deyimlerin "19" sayısı ile eşdeğer sağladığını söylerler. sefere ilafları yazın-kışın. "19" sayısının tam katı olmakla ilgisi yoktur. yorumculara göre. Süyuti'nin yapıtlarında belirtildiği gibi.. hiç olmazsa onun için kulluk etsinler Rabbine bu Beyt'in (Kabe'nin) ki. Bu ayetlerde yer alan "ilaf" sözcüğü. Bu yüzden karışıklık ortaya çıkıyor. Gerçekten de. kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin. fakat bir türlü gerçeğe varamadıklarını. Ka'b'ın Mushafında olduğu gibi) vardır. ayet 26-30).*** Kur'an'da 106. hiçbir şey bırakmaz'. hem 'eski hale getirip tekrar azap etmekten' vazgeçmez o. alışması" anlamındadır. Tanrı sözleri olduğunun kanıtlandığını söylerler. karışıklık yaratacak şekilde kullanılmıştır. anlaşması. 'AIIah bu misalle ne demek istemiştir ki?'desinler. Kur'an'da 114 sure olduğunu ve bunun "19" sayısının tam katı olduğunu belirtirler. ayette geçen 19 sayısının sırrı. Örneğin. Tanrı. ahitleşmeleri için. yüzyıllar boyunca insanların bu "19" sayısı konusunda tartıştıklarını. bunun da altı bin olduğunu söyleyenler yanında 6 666 olduğunu söyleyenler de vardır ki. Nitekim. Diğeri ise. cehenneme 19 melek seçmekle imanlı olanların imanını artırmak. Görülüyor ki. sure sayısının 112 olduğunu öne sürenler (İbn Mes'ud'un Mushafında. Enfal ve Berae (Tevbe) surelerini bir sayarak Kur'an'da 113 sure olduğunu söyleyenler yanında. Kimi saf kişiler. itilaf etmesi veya ettirilmesi" anlamındadır. nihayet bilgisayar sayesinde bir çözüm sağlandığını iddia ederler. Bir şekli şöyle: "Kureyş'in kış ve yaz seferde vardıkları yerlerde ülfet ve ünsiyete mazhar edilmeleri için. Örneğin. Zira ayetleri okuduğumuzda. Elmalılı H. cehennemdeki "muhafız melekler" sayısının Tanrı tarafından "19" olarak saptandığı bildirilmektedir: "Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım. sırada yer alan Kureyş Suresi şöyledir: "İlafi için Kureyş'in. bir de akılcı düşünceden ne kadar nasipsiz olduklarını ortaya koymuş olurlar. Daha sonraki bir ayetten anlaşıldığına göre. İnsanın derisini kavurur. ayet 31).. melekler sayısının neden dolayı 19 olarak tutulduğu bildirilmiyor. Üzerinde 19 'muhafız melek' vardır. sureler sayısının kesinlik arz etmediğini ve nitekim bu sayının 112. çünkü bununla Kur'an'ın. Ve bu durumda ayetin ilk tümcesini iki ayrı şekilde anlamak mümkün.

gümüşten mi.bilgisayar ilmi dahi Kur'an'ın anlaşılmazlığını gidermeye yeterli olmamaktadır. 'bu. gök gürültüsü.( Elmalılı H. s. başka bir hikaye naklederler: Güya Amr b. Fakat.tanış çıktıktan sonra gözlerinden yaşlar boşanmıştır? Beyzavi. ama ayette geçen "onlar" deyimiyle kimler anlatılmak istenmiştir? Bu kişiler. bir yaz günü yıldırım indirmiş. ayrıca bkz. yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar. ruhbanların da katıldığı bir toplantıya Müslümanları ve müşrikleri de çağırmış ve konuşma sırasında. Musa ile Harun'un hak dininden uzaklaştırdığına dair bir hikaye var. Tüfeyl ile Erbed b. Tanrı Erbed'in tepesine.4. bizi (Hak'ka) şahit olanlarla beraber yaz'.1796 vd. bir buzağı heykeli yaptığına. Bu soruya Cafer b. Kimine göre ayette sözü edilenler.Fakat onu unuttu" şeklindeki tümcesi iki farklı anlam taşıyor.. Talabi. *** Maide Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Resule indirileni duydukları zaman tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığım görürsün. Ebu Talib'in başkanlığında Habeşistan'a hicret ettikten sonra." (Ta-Ha Suresi. ayet 88). Fakat. Celaleddin gibi kaynakların bildirmesine göre.. Bu nedenle iki farklı şekilde yazılabilir ki. bu ayetlerin o dönemdeki Medine Yahudilerini kapsadığını söylerler. Bazı yorumcular ise. bunlardan biri şöyle: . Sale.-"Evet vardır" deyince. Onlar. ikinci dipnot. Fakat. onlar için böğürebilen bir buzağı heykeli icat etti. Abul-fida. melekler de Tanrı'nın heybeti karşısında aynı şeyi yapıyorlar. Habeş Hükümdarı "Necaşi" ile bazı papazlardır. age. sonra bu heykeli halka "Tanrı" olarak tanıttığına ve böylece halkı. age. Yani. adamlarıyla birlikte Müslüman olmuştur. Necaşi.. Mekke müşrikleri arkalarından bir heyet gönderip Necaşi'yi onlar aleyhine kışkırtmışlardır. ayetin. kendisine gelen kimseyle alay ederek. Allah hakkında mücadele edip dururken. Yani ayete göre kimi kişiler... Güya Müslümanlardan bir kısmı Cafer b. fakat o belli kişi. ama kimdir bunu söyleyenler? Neden dolayı Muhammed'e indirilene . "Kimdir bu resul? Tanrı dediğin şey nedir? Altından mı. ayet 13). Ebu Talib. aralarında anlaşıp Muhammed'i öldürmek üzere yanına gitmişler ve konuşmaya başladıkları zaman Muhammed işi anlayıp Tanrı'ya dua etmiş. Musa'nın da Tanrısıdır'. c. o. sizin de. 'Rabbimiz! iman ettik. Celaleddin gibi kaynaklara başvurunca farklı yorumlarla karşılaşıyoruz." (Rad Suresi. İsrailoğullarının Samire kabilesine mensup Samiri adında birinin. Beyzavi gibi kaynaklar. Melekler de onun heybetinden dolayı tespih ederler. Bunun üzerine.) *** Rad Suresi'nde şu ayet var var: "Gök gürültüsü Allah'ı hamd ile tespih eder. Yazır. Yorumculara göre. s. Hikayenin bir yerinde şöyle bir ayet geçiyor: "Bu adam.. age. G. "Sizin kitabınızda Hazreti Meryem'in zikri var mıdır?" diye sormuştur.3967. Tanrı'yı yüceltmek üzere "suphanallah" diyor.( Elmalılı H.2. Muhammed'e vahiy indirildiğini duyunca ağlamaya başlamışlar ve hemen Müslüman olmuşlardır! Evet. 'İşte' dediler. Derler ki. Rebia. onu da. Yazır. Tanrı'ya ne yapmışlardır da Tanrı yıldırımlar gönderip onları çarpmıştır? Bütün bu hususlarda yorumcular farklı yanıtta bulunurlar.) *** Ta-Ha Suresi'nde. "Tanrı hakkında mücadele edenler" vardır ve bu yüzden Tanrı onları bir yıldırımla çarpmaktadır! Pek güzel. yoksa pirinç madeninden mi yapılmıştır?" diye sormuş. bunun üzerine Tanrı gazaba gelerek o kimseyi yıldırımla vurmuş! Bununla beraber.. Muhammed'i dinledikten sonra ağlaşmışlar ve Müslüman olmuşlardır. Amr'a gelince. c..241. ayet 83). gönderdiği bir meleğin kanadıyla çarpıp yere devirtmiş ve veba hastalığına yakalatıp öldürtmüş. Bunun üzerine bu kişiler def olup gitmişler... Fakat onu unuttu. bu arada. Kimine göre bunlar Habeş Hükümdarının Muhammed'e gönderdiği 30 ya da 70 kadar kişidir ki. Necaşi ağlamaya başlamış." (Maide Suresi. Örneğin. ". güya Muhammed adamlarından birini göndererek belli bir kişiyi Müslüman yapmak istemiş. s.

) Bununla beraber ilk vahyin Alak Suresi'nin. Hira Dağı'nda "tevekkül" ederken Cebrail'in geldiğini görmüş ve derhal karısı Hatice'nin yanına dönerek üstüne bir örtü örtmesini istemiş ve işte bundan sonra güya Cebrail kendisine vahiyler getirmeye başlamıştır. c. Müddessir Suresi. sonradan indiği söylenenler ise Kur'an'ın başla-rındadır. Kur'an'ın yine sonlarına doğru. age.CXIV. Müddessir Suresi. biraz önce dediğimiz gibi. 96. Alak Suresi. SADECE AYETLERİN "APAÇIK" OLMAYIŞI İLE DEĞİL." (bkz. Allah'ı unuttu. Fatiha Suresi'nden önce. ilk inen surenin. Diğer yorumculara göre ise söz konusu tümcenin şöyle olması gerekir: "İşte Samiri. Örneğin. İlk indiği sanılan ayetler ve sureler kitabın başında yer alacak yerde sonlarına atılmıştır. Tanrı'nın indirdiği ilk sure olarak kabul edilir.3. Fatiha Suresi 5. Alak. 110. sıradadır. 68. nerede ve ne amaçla indiğini bilmek olası değil.) Alak Suresi ise. ilk indiği söylenen Alak Suresi. Oysa. kalk da uyar. çok yıllar sonra Medine döneminde. Beyzavi'nin yapıtlarına ve ayrıca Gölpınarlı'nın Kur'an çevirisi.CXIII. Her ne kadar ilk vahyin Fatiha Suresi olduğunu söyleyenler varsa da. Tanrı'nın ilk olarak indirdiği şeylerdir. sırasına konmuştur. sırada yer almıştır. Daha önce de değinmiş olmakla beraber tekrar hatırlatalım ki. Elmalılı Hamdi Yazır. Kur'an'da Fatiha Suresi'ni izleyen Bakara Suresi ise.5943. fakat bu sure. alemlerin Rabbi. s. " Bu şekliyle ayetin anlatmak istediği şey.. sırada yer alan bir suredir. 73: 1. Müzzemmil ve Müddessir surelerinin indiği kabul edilir. bu buzağının Tanrı olduğunu unuttu. Kur'an'ın sonuna değil. Kalem." Bu şekliyle tümce Musa'nın Allah'ı başka yerde aramaya kalktığını anlatmakta ve bunu söyleyenlerin de Samiriler olduğunu kanıtlamakta. age. Tanrı tarafından üçüncü sure olarak indirildiği öne sürülür. "Ey örtüye bürünen Muhammed. Kur'an'ın en başına oturtulmuştur. ayet 1-2) diye başlayan Müddessir Suresi olduğunu söylerler. Kur'an'ın en sonlarında. hangi ayetin sonra "indiği". sonlarında. . VII KUR'AN'DAKİ "ANLAŞILMAZLIKLARIN NEDENİ."Fakat Musa. "Hamd. "(Ey Muhammed) Tanrı'nın adıyla oku!" (Alak Suresi. süresidir." şeklindeki ayetiyle başlayan birinci suresi. s. Muhammed. 96. fakat. Fatiha Suresi adını taşır ve yedi ayetten oluşur. hangi ayetin ya da surenin ilk ya da en son olarak indiği dahi belli değil.. Kur'an'ın başında değil.) dahi bu konuda birbirlerine girerler. c. bir kere hangi surenin ya da hangi ayetin önce. ayet 1) şeklindeki birinci ayeti olduğunu söyleyenler de vardır. olarak indiği söylenen sure olduğu halde. Kur'an'ın en başında ikinci sırada yer almıştır. GELİŞİGÜZEL VE KARMAKARIŞIK ŞEKİLDE SIRALANMALARIYLA DA İLGİLİDİR Kur'an'daki ayetlerin ne anlamlara geldiği konusu bir yana. İddia olunur ki.. bu sure Kur'an'ın en sonlarında. fakat bu sure Kur'an'ın 73. merhametli olan.(Bkz. Yukarıda belirttiğimiz örneklere benzer daha birçok örnek var ki. birbirinden farklı ve birbirine ters düşen iki yorumla karşı karşıyayız. s.. Samiri'nin Tanrı'dan ve Musa aracılığıyla tebliğ edilen hak dinden yüz çevirdiğidir. dördüncü olarak inen sure olduğu halde. bir de surelerin ve ayetlerin ne zaman. Kur'an'ın 74. sırasındadır. Biraz ileride ayrıca belirteceğimiz gibi. Müzzemmil Suresi'nin. 74:1. beşinci suredir. s. "ilimde yüksek derecelere erişmiş kimseler" diye bilinirler. 125. Bu sure Kur'an'ın 74.8. en son indiği söylenen Nasr Suresi.( Turan Dursun. Buna karşılık. suresi olarak görünür. İkinci olarak Kalem Suresi'nin indiği ("nazil" olduğu) söylenir. Ve sanılır ki bu sure ve bu ayetler. din gününün sahibi Allah'a mahsustur.( Kur'an'ın Diyanet Vakfı çevirisindeki açıklama böyle!) Görülüyor ki. Kur'an'ın "apaçık" bir kitap olduğuna dair iddiaları çürütmeye fazlasıyla yeter. iniş ("nüzul") sırası itibariyle birinci sure değil. Mekke döneminde. sırada yer almıştır. Kur'an üstatları (Bunlar Kur'an'daki tanıma göre. ayrıca bkz. başta Beyzavi ya da Süyuti olmak üzere en ünlü yorumcular. 96. nerede ve niçin indiği kesin olarak bilinmez.. Fatiha Suresi. sure olarak inmiş olduğu halde. Öte yandan Kur'an'ın. Çünkü. 87..

98. izin vermek için Muhammed'in kendi putlarına saygı göstermesini isterler. ayetlerin) Mekke'de mi yoksa Medine'de mi indiği hususu ayrıca önemli tartışmalara konu olmuştur.. bir hayli tereddüde düşer. bazılarına (örneğin. buna karşılık Beyzavi ve Celaleddin gibi bazı yorumcular farklı bir hikAyeye yer verirler. Kureyşliler ona bu izni vermeye hazırdırlar. Nice örneklerden bir ikisini belirtmek gerekirse. izin almak ister. Ve işte bu düşünceyle isteğinden vazgeçer ve Kur'an'a İsra Suresi'nin söz konusu şu ayetlerini koyar: "Ey Muhammed! Seni. ayet 73).. ayetlerinin Mekke döneminde inmiş sayılması gerekir. 111 ayetten oluşan bu surenin tümünün Mekke'de nazil olduğunu söyleyenler yanında. Bu surenin bazı ayetlerinin (örneğin. Bu imtiyazlar arasında zekat verme zorunluluğunun dışında tutulmak. bütün buyruklarını kullarına bildirmiş ve artık söyleyecek bir sözü kalmamıştır. daha önce belirttiğimiz gibi. hangi ayetin hangi ayetle yürürlükten kaldırıldığı hususunu çıkmaza sokmaya yeterlidir. Bu durum. Maide Suresi 120 ayetten oluşuyor.. onların putlarına saygı gösterecek olursa. bu surenin "İsra Suresi" olarak mı. 13. Lat adlı putu muhafaza edebilmek ve günün belli saatlerinde ibadet külfetinden kurtulmak gibi şeyler vardır. Kur'an'ın en sonunda değil. buna karşılık bazıları. Sakif kabilesinin bu isteklerine uyduğu takdirde. Diyanet İşleri Başkanlığı'na) göre mekkidir. Neden dolayı en son surenin en sonuna konulması gereken bu satırlar. bu surede Muhammed'in bir gece vakti Mekke'den Kudüs'e gidişi (yani miraç olayı) anlatıldığı için. Fakat. "nüzul" (iniş) bakımından. 56. ayetlerinin medeni olduğunu ileri sürenler vardır.. ayet 3) şeklinde satırlar vardır ki.. Mekke döneminde ve hangilerinin Medine döneminde indiği kesin olarak bilinmez. Tanrı. ayetinin içine sıkıştırılmıştır. Kur'an'ın en sonunda ve son ayeti olarak yer alması gerektiği aşikardır. Öte yandan. ayetinin satırları arasında görünmektedir. Prof. kendi taraftarlarına karşı güç durumda kalacak ve muhtemelen onları kaybedecektir. ve 75. Bu ayetlerin Mekke döneminde indiğini iddia edenlere göre hikaye şudur: Kabe'de bulunan Hacer-i Esved'e (Kara Taş'a) kavuşmak ve onu öpmek ihtiyacıyla Muhammed Kureyşlilerden.. ayetten 80. sonlarında. Kureyşlilerin bu istekleri karşısında Muhammed. Zira. yoksa "Beni İsrail Suresi" olarak mı adlandırılması gerektiği hususunda da anlaşmazlık bulunmakta. en son indiği kabul edilenler Kur'an'ın başlarında yer almıştır. O zaman seni dost edinirler" (İsra Suresi. kendisine dilediği kolaylığı göstereceklerini bildirirler. Kara Taş. sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi bize karşı uydurman için uğraşırlar. 5. 32. sure olarak bilinen Maide Suresi'nin 3.. ve 78. Çünkü. İçinde İsrailoğullarına ait olaylar geçtiği için. Fakat. "O takdirde sana. Aynı tartışma. bu surenin adının "Beni İsrail" olduğunu Öne sürenler var. hayatın da ölümün de kat kat azabını tattırırdık " (İsra Suresi. 33.. ve 75. bu satırlar. sureye "geceleyin yol yürümek" anlamına gelen İsra adının verildiğini söylerler. aksine ilk başlarında. ayetinde. Böyle olunca da bu satırların. Kur'an'da 102. İsra Suresi'nin 73. az daha onlara meyledecektin" (İsra Suresi. Eğer putları ziyaret edip saygı izharı yoluyla bu işi yapacak olursa. Tanrı'nın Müslümanlara tüm buyrukları vermiş olduğu kanısını yaratmak bakımından en son ayet olma niteliğini taşır. kuşkusuz ki. kendisine bağlanmaya hazır diğer kabileleri kaybedebileceğini ya da onlara da aynı imtiyazları tanımak gerekeceğini düşünen Muhammed. fakat.Bugün size dininizi ikmal ettim. buna karşılık. sure olan Beyyine Suresi için de söz konusudur. "Seni pekiştirmemiş olsaydık. Onlara göre. Gölpınarlı'ya) göre ise. Oysa. ayet 74). bu takdirde. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim.Öte yandan. ayet 75). sırada yer alan Tekasür Suresi. Zira. Hele Kur'an'da İsra Suresi adıyla yer alan bir sure vardır ki. Yine bunun gibi hangi surenin ya da hangi ayetin. ayete kadar olan kısmının Medine'de indiğini ya da sadece 26. ". Kur'an'ın başlarında yer alan 120 ayetlik Maide Suresi'nin 3.. Maide Suresi'nin 3. bilinmez! Bütün bunlar göstermektedir ki. ilk indiği söylenen sureler ve ayetler Kur'an'ın baş kısmında değil. Muhammed'den bazı imtiyazlar sağlamak istemiş ve eğer dilekleri yerine getirilecek olursa kendisine boyun eğeceklerini bildirmişlerdir. söyleyeceklerini söylemiş." (Maide Suresi. bu . bu satırları okurken sanırsınız ki. güya Sakif kabilesi. İşte yukarıdaki hikayeyi benimseyenlere nazaran. onların koruması altındadır. 73. bazılarına (örneğin. medenidir. din bilgini diye yüceltilen ve Kur'an'ı hatmetmiş görünen kimselerin dahi içinden çıkamayacakları anlaşılmazlıklarla doludur.

Ancak. Yine aynı şekilde İsra Suresi'nin 76. Aşağıda bu nedenlerden bazılarının özetini bulacaksınız. Yahudilerden öç almış. belli değildir! "Zaman" kavramını gizleyici ya da belirsiz kılıcı nitelikte anlamlar yaratmak. bazılarına göre de "ay yarılır" yazılıştadır ki. ayetteki ifadeleri açıklıktan uzak. yukarıdaki ayetler Medine döneminde inmiştir. O takdirde senin ardından onlar da pek az kalabilirler" (İsra Suresi. ayet 76). eğer gerçekten peygamber ise Suriye'ye gitmesi gerektiğine dair öğüt vermişler ve bu ısrarlı öğütler üzerine Muhammed Suriye'ye gidip gelmiştir. Muhammed'in günlük siyasetinin gereksinimleriyle. yanı "nıüteşabih" nitelikte kılmıştır: nitekim. ayetinin Mekke'de mi. Her ne kadar bazı Kur'an nüshalarında "Vakad inşakka'l Kamaru" (yani. çünkü Muhammed'i Mekke'den çıkarmaya zorlayan Kureyşlilerdir. onlar (inkarcılar) bir delil görünce hala yüz çevirirler ve 'süregelen bir sihir' derler. hoşgörüsüzlükleriyle. ayetle anlatılan eylemin gerçekten ne olduğu . sure ya da ayetlerin inişi ve iniş yeri. yoksa "ilerideki bir tarih itibariyle mi?" bölünecektir. çünkü güya Medine'deki Yahudiler Muhammed'e. ama her işin bir sonucu vardır" (Kamer Suresi. A) Günlük Siyaset Gereği Olarak ya da Bilgi Yetersizliği Nedeniyle Ortaya Çıkan Anlamsızlıklar Kur'an'ın pek çok ayetinin "muhkem" olmayıp "müteşabih" nitelikte olmasının Muhammed'e çok yararlı yönleri olmuştur. yoksa Medine'de mi indiğini tartışanlar için farklı hikayeler iş görür. Anlaşılması güç ya da olanaksız sözler ve hükümler sayesinde. Beyzavi gibi yorumculara göre ayet Mekke'de inmiştir. Beni Nadir ve Beni Kureyza kabilelerini kılıçtan geçirmiştir. esas yazılışa göre "ay". "ay ikiye bölündü") deyimi yer almakla beraber. Ayet şöyle: "Memleketinden çıkarmak için seni zorladılar. Ve işte bundan dolayıdır ki. Arapçanın özelliklerinden biri olduğu için. Muhammed'in "vuruşu ile mi?" ikiye bölünmüştür. bazı yorumculara göre ayet "ay yarıldı". kişileri duygusal bakımdan etkilemek. "mucizevi" bir olay olarak ay'ın yarılmasıyla (Şakku'l-Kamer) ilgili ayetler vardır ki. Suriye'nin peygamberler ülkesi olduğunu söylemişler. adeta büyülemek kolaylığını bulmuştur. Tanrı'nın niyetleriyle değil. Kur'an'daki ayetlerin "anlaşılmaz" ve "kapalı" nitelikte oluşunun nedenleri. her iki şekliyle de oldukça muğlak nitelik taşır. Muhammed.istekleri reddeder ve yukarıdaki ayetleri Kur'an'a yerleştirir. Fakat. Örneğin: Kur'an'ın Kamer Suresi'nin ilk başında. farklı yorumlara sebep olmuş gibidir. Ay yarılır. Ve işte bu hikayeye itibar edenlere göre. şöyledir: "Kıyamet yaklaş/r. O da onlardan Bedir Savaşı sırasında ilk intikamını almıştır. kendi heveslerine uyarlar. bilgi yetersizlikleriyle. Yalanlarlar da. bu ayeti Kur'an'a koyarken. VIII KUR'AN'DAKİ ANLAŞILMAZLIKLARIN DİĞER NEDENLERİ HAKKINDA (DEVAM) Eğer akılcı bir eleştiriye başvuracak olursak görürüz ki. bazı yorumculara göre bu ayet Medine döneminde inmiştir. muhaliflerini susturma hırsıyla ya da buna benzer tutum ve davranışlarıyla bağlantılıdır. Görülüyor ki. ayet 1-3).

ay'ın bu görünüşü yüzünden hayrette kalarak bunu "büyü" şeklinde değerlendirmişlerdir. bütün bu karışıklıkları yaratan şey.89. daha sonra güneşin doğduğu bölgelerdeki iki dağ arasında yaşayan ve hiç laf anlamayan bir milletin dileği üzerine onlarla Ye'cûc ve Me'cûc'ler arasında set çekmesi istendiği bildirilmektedir. 'Onu size anlatacağım' de" (Kehf Suresi. "Yaklaştı saat (kıyamet).. s. age. ayetinin anlamı konusunda bkz. Buna karşılık Beyzavi ve Zemahşeri gibi yorumcular göre. İslam kaynakları ise bunun mucizevi bir olay olduğunu ve mucizeyi "mucize" olarak benimseyip bilime uydurmaya gerek olmadığını kabul ederler.. Bu surenin 83. Zü'l-Karneyn adının gerçek anlamını bilemediği ve çeşitli rivayetlere yer verdiği içindir ki. Ve güya Mekkeli müşrikler.6. Yazır'ın çevirisi için bkz. Ayeti okuyanlar sanırlar ki. yukarıdaki ayetin Kur'an'a girişini. Bununla beraber kimi yorumculara göre Zü'l-Karneyn. s. ay'ın bir vuruşta ikiye bölündüğünü ya da ay'ın ileride ikiye bölüneceğini anlatır bir dil kullanmak suretiyle. Oysa daha sonraki ayetlerde böyle bir açıklama yok.4621 vd…) Söylemeye gerek yoktur ki. kendisinden mucize bekleyenleri yanıtlamış olmak istemiştir. "Ey Muhammed! Sana Zü'lKameyn'i sorarlar. ayetlerin anlaşılamaz niteliklere bürünmesine sebep olmuştur. parçalardan biri Hira Dağı'nın bir yanına. Muhammed'in Arapça dilindeki esneklikten yararlanmak istemesidir. Kur'an'daki anlaşılmazlıkların Tanrı'dan değil. ne Celaleddin ne de diğer ünlü yorumcuların hiçbiri.oğlu sayıldığı için. Zü'1-Karneyn'in kim olduğu açıklanacaktır. c.kesinlikle bilinememektedir. Kimine göre Zü'1-Karneyn denen bu kişi Büyük İskender'dir. Batı'yı ve Doğu'yu fetheden bir peygamberdir. iyi adalet dağıtan bir padişahtır. Sen onları doğru yola çağırsan da. nasıl olur da onları sorumlu tutabilir? Kuşkusuz ki. Bu sayededir ki. Sadece Zü'1-Karneyn'in Tanrı tarafından yeryüzüne yerleştirildiği. bunun kim olduğunu keşfedememişlerdir..( Kehf Suresi'nin 83.Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler" diye yakınıyor! Evet. Turan Dursun.) Anlaşılan odur ki. sonra da Muhammed'e ". Kehf Suresi'nin şu ayetidir: "(Ey Muhammed!) Kur'an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına ağırlık koyduk. Turan Dursun. fakat Muhammed'in günlük . c. diğeri de öbür yanma ya da üstüne düşmüştür.LXXXII. günlük siyasetinin gereksinimi olmak üzere yararlı bulmuştur. söz konusu ayet ile ay'ın geleceğe muzaf olmak üzere yarılacağı. Elmalılı H.) İbn-i Mes'ud'a göre bu ayet.29. Çünkü.( Elmalılı H. Öte yandan çoğu konularda yeterli bilgilere sahip olmamak nedeniyle de Muhammed. s. Kamer Suresi'nin yukarıdaki ayetlerini kendisinden mucize bekleyen ve bu yoldan peygamberliğini kanıtlamasını isteyenleri susturmak için Kur'an'a koymuştur: koyarken. ayet 83) diye yazılıdır." Hemen ekleyelim ki. s. s. İskender de "Zevs Amon"un -ki Koç adındaki bir ilahın adıdır. Pek çok örnekten sadece birkaçını özetleyelim: Kur'an yorumcuları arasında en fazla anlaşmazlık ve görüş ayrılığı yaratan şeylerden biri. Gölpınarlı. fakat Muhammed'den gelme olduğuna verilecek örneklerden biri. Daha başka bir deyimle. ama bir yandan kişilerin kalplerine örtü ve kulaklarına ağırlık koymak suretiyle Kur'an'ı anlamalarına engel olan bir Tanrı. Fakat.3. ne Beyzavi.3. Muhammed'in vuruşu ile ikiye bölündüğüne ve hatta Hira Dağı'nın. yol gösterildiği belirtilmekte ve sonra güneşin battığı bir yerde yaşayan bir millete azap etmesi için emir verildiği. Bundan dolayıdır ki. Kehf Suresi'nde geçen "Zü'l-Karneyn" ile ilgilidir. Zü'l-Karneyn'in kim olduğu belli edilmemiştir.(Fahruddin Razi'nin Tefsir'inde (c. yarıldı kamer (ay). age. Muhammed. age. yani ikiye bölüneceği anlatılmak istenmiştir. Mekke döneminde Mekkelilerin kendisinden mucize istemeleri üzerine parmağıyla ay'a işaret etmiş ve ay ikiye ayrılmış. Görülüyor ki. Tanrı. yukarıdaki ayeti anlaşılamaz nitelikte kılmıştır. kendisinden mucize bekler olanları tatmin edebileceğini düşünmüştür. c.28) yer alan bu görüşler için bkz. ne Zemahşeri. Bundan dolayıdır ki. Bazılarına göre ise. ayrıca bkz. bazı yorumcular bu ayeti. bazı kimselerin Kur'an'ı anlamalarını istemiyor ve bu nedenle onların kulaklarını ve kalplerini kapatıyor. Tanrı iradesinde değil. Muhammed. ay'ın.. age.90. yukarıdaki yorumu kabul edenler vardır. ayet 57). bölünmüş olan ay'ın parçaları arasına girdiğine kanıttır. ayetinde. Yazır." şeklinde anlarlar. asla doğru yola gelmezler" (Kehf Suresi. söylendiğine göre. Aslında sözlüklerde Zü'l-Karneyn sözcüğünün "iki boynuzlu" anlamına geldiği. bu ayetleri "müteşabih" nitelikte kılmayı.

Her ne kadar bu ayet.. cemel (erkek deve) iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Arapçada devenin çeşitlerini belirleyen pek çok deyim var. kalbini iyice daraltır. "Kur'an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına ağırlık koyduk. Yine bunun gibi Kur'an'ın pek çok yerinde Tanrı'nın. Dikkat edileceği gibi. "Neden bu adamlar Kur'an'a inanmıyorlar? Sen peygamber olduğun halde neden onları Kur'an'a inandıramıyorsun?" diye soru sorabilecek taraftarlarına karşı. ama bunu yaparken.. ayette "cemel" deyimi geçiyor ki. "Tanrı onların kalplerini ve kulaklarım tıkadığı için Kur'an'ı anlayamıyorlar!" şeklinde yanıt verme kolaylığını sağlamıştır. ayet 40). ayet 41) diyerek ayartmaya çalışmışlardır. B) Yabancı Kaynaklardan Yapılan Aktarmalardan Doğma Anlamsızlık ve Anlaşılmazlıklar Muhammed'in Kur'an'a koyduğu ayetlerin birçoğunun yabancı kaynaklardan alınma. akla ters düşen ve anlaşılması mümkün olmayan ayetlerden birini daha eklemiştir. Muhammed. Tanrı'nın bu kişileri Kur'an'ı anlamaktan alıkoyduğunu söylemiş ve Kur'an'a. "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" (İsra Suresi. neden dolayı "erkek deve" şeklinde (yani. Örneğin." şeklindeki bir ayetle Tanrı'nın keyfiliğine dayatmıştır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir" (En'am Suresi. bununla kalmamışlar. bir de onun sözlerine inananları inançlarından uzaklaştırmak için. Kur'an'a. "kulağı yarık deve" için "bahire" . Böylece kendisine. ayet 125). bu kişilerden biri kendisini bir baba gibi yetiştirmiş olan Ebu Ta-lib'dir. ayet 57) şeklinde ayetler koymuştur. "AIIah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslama açar.. Muhammed. İşte bu gibi kişileri etkisiz kılmak amacıyla Muhammed. Şöyle ki: İslam kaynaklarının bildirmesine göre. ayeti şöyle: "Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslama açar. onun sayesinde diğer birçok kişiyi İslama sokmak kolaylaşacaktır. "peygamberliğini ilan ettiği zaman. bu isteğinde bir türlü başarılı olamamıştır: Ebu Talib.. Kureyşlilerin direnmesiyle karşılaşmıştır. Ebu Talib'i Müslüman yapamamış olma başarısızlığından uzak kılabilmiştir. Müşriklerin yerinin cehennem olduğunu söyleyen Muhammed. Ancak. Suçluları böyle cezalandırırız.. anlam bakımından anlaşılamaz niteliktedir. dilediği gibi insanların gönüllerini açıp onları Müslüman yaptığı. "erkek deve" demektir! "Deve" sözcüğünün.. atalarımın dininde öleceğim" diyerek müşrik (putperest) olarak ölmüştür. Ve işte alıntıların ya da aktarmaların. En'am Suresi'nin 125. Örneğin. ayeti şöyle der: "Doğrusu ayetlerimizi yalan sayıp. Fakat. aslına uygun tarzda yapılmamış olmasından dolayı da Kur'an. özellikle Tevrat'tan ya da incil'den aktarılma şeyler olduğu bilinen bir gerçektir. ifade bakımından anlaşılır olmakla beraber. keyfi olarak kişileri "kafır" yapıp. pek olası bir şey değil. ölüm döşeğinde Muhammed'in teklifini geri çevirmiş ve "Ben Müslüman olmak istemiyorum. çoğu kişiler onu yalancılıkla ve Kur'an'ı kendi kafasından uydurmuş olmakla suçlamışlardır. Kureyş'in en ileri gelenlerinden biridir ve eğer onu Müslüman yapacak olursa. dilediklerinin gönüllerini kapatıp "kafir" kıldığı ve "kafir" kıldıklarını da cehenneme attığı yazılıdır. kimi de saptırmak isterse. Müslüman yapmak isteyip de yapamadığı kişiler vesilesiyle koymuştur ki. Fakat. "cemel" olarak) ayete alındığını bilmek için muhtemelen "müneccim" olmak gerekiyor! Çünkü.. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler" (Kehf Suresi. onlara karşı büyüklük tas-layanlara göğün kapıları açılmaz. birkaç örnek daha vermekle yetinelim: Kur'an'ın A'raf Suresi'nin 40.. adil ve hakkaniyete yer verdiği kabul edilen bir Tanrı'nın. "dişi deve" için "nake" ya da "bedene" sözcükleri kullanılır. Bunun bazı örneklerine yukarıda değindik. anlamsız ya da anlaşılamaz ayetleri kapsar olmuştur. kimi de saptırmak isterse. Şu balamdan ki. Çoğu yayınlarımızda belirttiğimiz gibi. kalbini iyice daraltır. bu tür ayetleri Muhammed."(A'raf Suresi. Böylece taraftarlarına karşı kendisini. Ebu Talib'i Müslüman yapmak için çok uğraşmıştır.siyasetinde aramak gerekir. çünkü Ebu Talib. sonra da. sanki suç onlardaymış gibi cehennemde yaktığını bildirmesi. Kur'an'a koyduğu ayetlerle onun Müslüman olmamasının nedenini.

hem "erkek deve" hem de aynı zamanda "urgan ve halat" (cü-mel=cüml=cümül) anlamına geldiğini bildirirler. çok varlıklı birisiyle konuşması yer almıştır. adları var. s. İncil'deki sözleri Kur'an'a bu şekilde sokarken. c. İşte "devenin iğne deliğinden geçmesi" şeklinde incil'de yer alan sözleri Muhammed. "Markosa Göre" ve "Lukaya Göre" adlı kitaplarında. göklerde hazinen olacaktır. Söz konusu amaç. İsa'nın.) Bu böyleyken yukarıdaki ayette neden dolayı sadece "cemel" (erkek deve) örneğine yer verildiğini anlamak güç. . Kur'an'ın A'raf Suresi'nin. ta-raftarları arasında varlıklı olan kişileri (ya da cihada katılıp yağma ve talan yoluyla varlık sahibi olmuş olanları) tedirgin edeceğini.deyimi var.. 176 vd. "deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremezler. her ne olursa olsun.( Elmalılı H. farklı bir amaca yönelik olmak üzere. Allah'ın melekûtuna ("Melekût" deyimi. Yazır. Devenin iğne deliğine girmesi mümkün olmadığı için.2161. farklı bir şekle sokup. iğne deliğinden geçme eylemini devenin erkek. Fakat. çevirinin "erkek deve" olarak yapılması gerektiği söylenir. katletmeyesin. söz konusu anlaşılmazlık. İsa'nın dediği şekilde davranmaya.) Hemen belirtelim ki. kendisine şu yanıtı verir: "Bütün bunları çocukluğumdan beri zaten yaparım. sekiz aylık yüklü deve için "uşra" vs. "deve" sözcüğü yerine "halat" (yani.) ne kadar güçlükle girerler.. çalmayasın. age. " İsa'nın bu sözlerini dinleyen varlıklı kişi. muhtemelen kaybedeceğini bildiği içindir ki. "melekler ve ruhlar alemi" anlamındadır. "Mattaya Göre". bu şekliyle ayetin anlam taşımadığını öne süren yorumcular.4. cemel (erkek deve) iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. yukarıda belirttiğimiz 40. ayetine sokmuştur. hiçbir zaman onları. çünkü devenin iğne deliğinden geçmesi. devenin iğne deliğinden geçmesi kadar güç bir şeydir. yalan şehadet etmeyesin. fakat buna rağmen yapılması gerekir.. Ayeti tekrar okuyalım: "Doğrusu ayetlerimizi yalan sayıp. Çünkü. Bunu yaparlarken "el-cemel" sözcüğünün. Bu konuşmasında İsa. " Bu yanıta karşı. ebedi hayata kavuşabilmenin koşullarını sayar ve varlıklı olan kişiye şöyle der: "Zina etmeyesin. Bazı çevirilerde. s. Bap 18:25)." Fakat karşısındakinin tereddüt ettiğini görünce şöyle ekler: "Serveti olanlar. göğün kapıları açılmaz. dişi ya da kulağı yarık oluşuna göre tanımlamanın hiçbir anlamı yoktur." diye yazılıdır. Suçluları böyle cezalandırırız" (A'raf Suresi. Bap: 19: 24. o. Muhammed. Muhammed. Bap: 10: 25. ayet 40). Sadece kendisine karşı direnenlerin ve Kur'an ayetlerini yalanlayanların cennete giremeyeceklerini hatırlatmak için sokmuştur. incil'deki "devenin iğne deliğinden geçmesi. fakirlere yardımda bulunmaya çağırmakla beraber. fakirlere dağıt. kişileri Kur'an ayetlerini kabule zorlamaktır. İsa şöyle ekler: "Bir eksiğin daha var. zenginin Allah'ın melekûtuna girmesinden daha kolaydır" şeklindeki sözleri. Nen varsa sat. "kalın ip") sözcüğünü tercih ederler. babana ve anana hürmet et.( Turan Dursun. Bu bir yana. bir de "deve" ile "iğne deliği" arasında ilişki bulunmadığını. Dikkat edileceği gibi. "Adak" diye kıra salınmış deve için "şaibe". age. Gerçekten de İncil'in "Mattaya Göre".. yani bütün mal ve varlıklarını fakirlerle paylaşmaya sürüklemeyi düşünmemiştir.. Yani anlatmak ister ki. her ne kadar varlıklı olan kimseleri.3.. inkarcıların cennete asla giremeyeceklerini anlatmak istemiştir. Ayette yer alan Arapça sözcük "el-cemel" olduğu için. zenginin Allah'ın melekûtuna girmesinden daha kolaydır" (İncil. anlatılmak istenen şey "güçlüğü yenmek" olduğuna göre.. gelişigüzel bunu buraya koyuvermiştir. Aslında İncil'den aldığı tümcenin yeri burası olmadığı halde. varlıklı kişileri İsa'nın öngördüğü fedakarlıklara çağırır şekilde sokmamıştır. sahip bulunulan varlığı tümüyle terk edip fakirlere dağıtmak). fazilet niteliğindeki bazı davranışlarda bulunmak (örneğin.. "Markosa Göre". onlara karşı büyüklük tas-layanlara. c. Fakat. Böyle bir şey yaptığı takdirde. yukarıdaki ayet hükmünün İncil'den yapılan bir alıntıya dayatılmış olmasındandır. "Lukaya Göre". muhtemelen erkek deveden söz etmenin daha etkili olabileceği düşüncesiyle "elcemel" deyimini seçmiştir.

" (Enfal Suresi. Çünkü. bazı yorumcular. Gerçekten de Tevrat'ın "Levililer" kitabında şu yazılıdır: "Ve düşmanlarınızı kovalayacaksınız. 20 Müslüman askerinin 200 kafire.sadece Kur'an ayetlerini yalanlayanlara hasretmiş ve bu gibi kişilerin cennete.2161 vd. Ve sizden beş kişi. Ve eğer sizden bin kişi olursa. ayetlerinde. sizde zayıflık olduğunu bildi.. ayetler olarak) yerleştirmiştir. savaşa girmiş olan her bir Yahudinin 20 ya da 100 düşmana bedel olduğunu ve düşmana karşı onlara yardımda bulunmak üzere cenk edeceğini bildirmekte! Ve işte bütün bunları Muhammed. Bundan dolayıdır ki. yükünüzü hafifletti." (Enfal Suresi. Görülüyor ki. hani sanki "erkek deve iğne deliğinden geçemez. Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Daha başka bir deyimle Yahudilerin Tanrısı.( Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nce yapılan çevirideki açıklamaya bakınız. biraz önce belirttiğimiz gibi "deve" ile "iğne deliği" arasında ilişki bulunmadığını ve bu itibarla "deve" sözcüğü yerine "halat" (yani. daha doğrusu Tevrat'ın "Levililer" (Bap 26: 8) ile "Yeşu" (Bap 23: 10) adlı kitaplarından esinlenerek koymuştur.. bir yandan 20 Müslüman askerinin 200 kafire bedel olduğunu öne sürerken. ayet 65). Elmalılı H. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa. iki yüze (kafire) galip gelirler. size söylediği gibi. 100 Müslümanın kafirlerden l 000 kişiye ya da 100 Müslümanın 200 kafire galip geleceği bildirilmiştir: "Ey. "el-cemel" sözcüğü. Eğer sizden yüz kişi olursa. O halde sizden sabırlı yüz kişi . Bu şekliyle ayet. ayrıca bkz. ve sizinle ahdimi sabit kılacağım" (Tevrat. Bap 23: 10). Yahudilerin Tevrat'ında. "kalın ip") deyiminin kullanılması gerektiğini öne sürerler. Kur'an'ın Enfal Suresi'nin 65. s. "Yeşu". ayetlerden biri şöyledir: "Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. kafir olanlardan bin kişiye galip gelirler. diğer yandan 20 yerine bu kez 100 Müslüman askerin 200 kafire bedel olduğunu bildirmenin çelişki ve anlamsızlık yaratmaktan başka bir sonucu olamaz. Söz konusu çelişki. kendi günlük siyaseti bakımından yararlı bulmuş ve Kur'an'ın Enfal Suresi'ne. Fakat. Söylemeye gerek yoktur ki. Bunu yaparken. ayette biraz farklı bir ölçü kullanılmaktadır: "Şimdi Allah. İncil'deki içeriğini yitirmiş ve adeta anlamsız kılmıştır. ve sizi çoğaltacağım. sizde zayıflık olduğunu bildi. birbirini izleyen iki ayet halinde (65. ve 66. Üstelik de "el-cemel" deyimini kullanmak suretiyle bu anlamsızlığı pekiştirmiştir. ve önünüzde kılıçla düşecekler." (Enfal Suresi. "Yeşu" adlı kitapta da şu yazılıdır: "Sizden bir kişi bin kişiyi kovalayacaktır. ve 66..asla giremeyeceklerini anlatmak istemiştir. ayet 66). Yazır. bu kitaplarda anlatılanların.. Yukarıda belirttiğimiz gibi. sizin için cenk eden odur" (Tevrat.3. bunu izleyen 66. Birbirleriyle karşılaştırılınca anlamlarını yitiren yukarıdaki ayetleri Muhammed. bu sözlerin.. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa. çünkü Allah'ınız Rab. yükünüzü hafifletti.. Muhammed (ya da Kur'an'ı derleyenler) tarafından yanlış anlaşılmasından doğmuştur. kafir olanlardan bin kişiye galip gelirler. ve sizden yüz kişi on bin kişiyi kovalayacak. "Levililer". O halde sizden sabırlı 'yüz kişi bulunursa (onlardan) iki yüz kişiye galip gelir. ayete göre l Müslüman 10 kafire bedel gösterilmekte..) Yine bunun gibi. age. ayet 65). yüz kişiyi kovalayacak. ve düşmanlarınız önünüzde kılıçla düşecekler. "Şimdi Allah. Arapçada "erkek deve" için kullanılan bir sözcüktür.. biraz önce değindiğimiz gibi. iki yüze (kafire) galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa. Ve yüzümü size çevireceğim ve sizi semereli edeceğim. Bap 26: 7-9). ama diğer deve cinsleri geçebilir" şeklinde bir anlam taşırmış ve inkarcılara göz kırparmış gibi bir anlam taşıyabilmektedir. c. Allah'ın izniyle (onlardan) iki bin kişiye galip gelir.

çünkü. İbraniceden. "Kur'an'da yabancı sözcük yoktur" diye ısrar ederler ve yabancı kökenli görünen sözcükleri birtakım gülünç mantık oyunlarıyla yabancı sözcük değilmiş gibi göstermeye çalışırlarsa da. bu nedenle bir Müslüman askerinin on düşman ile savaşmak zorunda bulunduğunu. örneğin Bedir Savaşı'nda. nasıl olur da yanılgıya düşüp. l Müslümanın 2 "kafire" galip geleceğine dair bulunan 66. onların yükünü azaltmak için l Müslümanı 2 "kafir"e galip gelebilecek şekilde güçlendirdiğini söylerler. Bu yollardan biri yabancı kökenli sözcüklere yer vermektir. kendisine verilen bilgileri günlük siyasetinin gereksinimlerine oturtarak değerlendirmiştir. Tanrı'nın. ayetin.bulunursa (onlardan) iki yüz kişiye galip gelir. Öte yandan bazı yorumcular. isabetli olmayan bir ayeti koyup. Tanrı'nın yanılmazlığıyla bağdaştırmak güçtür. karşı galip geleceği bildirilmişti! l Müslüman askeri 2 kafire mi. Bedir Savaşı sırasında konduğunu. Hûd Suresi. işte bu durumu göz önünde tutan Tanrı'nın. ayetin 66. Dikkat edileceği gibi. ayet 66). Kur'an'ın. daha sonra yanıldığını düşünerek onu ortadan kaldırdığını kabul etmek gerekir ki. Bunu yaparken. Bundan dolayıdır ki. (onlardan) iki bin kişiye galip gelir. Müslümanların sayısının az olduğunu. "Arapça" ve "apaçık" olarak indiğini söylemekle beraber. diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar.) gayretleri boşadır. ama eğer bu mantık doğru ise.) Ve şunu eklerler ki. çünkü o tarihte İslam ordusunun henüz zayıf durumda bulunduğunu. Tevrat ve İncil'den aktarılan çoğu ayetler. gerçek şudur ki. ama her şeye kadir olan bir Tanrı'nın. Kur'an'daki ayetlerin bir kısmı. Kur'an ayetlerinin anlaşılması için "uzun uzadıya açıklanmış olarak" gönderilmiş olduğuna dair söylediklerini (örneğin. ayetin daha önce. halkı sinirleyebilmek ve Kur'an'ın "hikmet ve derin anlamlarla" dolu olduğu kanısını yaratabilmek amacıyla başkaca yollar da denemiştir. ortada bir çelişki var... . Ve işte bütün bu olumsuzlukları örtbas edebilmek içindir ki. ayet tarafından ortadan kaldırılmış olması gerekir. bu kez bir Müslüman askerinin on misli fazla sayıda "kafir"e galip geleceğine dair 65... bir önceki ayette. ayetlerin anlaşılamaz ya da çelişkili nitelik taşımalarının başkaca nedenlerin de rolü olmuştur. bazı yorumcular 65. "Kur'an'da. bu örnekler şunu göstermektedir ki. Buna karşılık bazı yorumcular. Muhammed'in "katib" olarak kullandığı kimseler. Tanrı Buyruğu. fakat daha sonra Müslümanların sayısı artınca. Bedir Savaşı daha önceki bir tarihe rastlamakta.. Bu durumda 65. her şeyi mükemmel ve kusursuz şekilde var kılan ve asla hata yapmaz olan bir Tanrı'nın. daha sonraları İslam ordusu güçlendiği ve on misli düşmanla savaşabilecek duruma girdiği için. ayeti göndermiştir. ancak iki ya da üç misli fazla olan bir kuvvetle uğraşabilecek durumda olduğunu. s. Tevrat'tan ve incil'den çeviri yaparlarken. 66. sayı esasına bakmadan yardımda bulunması gerekmez miydi? Ya da herkesi hidayete eriştirip. Bu takdirde de Tanrı'nın. Allah'ın izniyle .( Diyanet Vakfı Tercümesi'ne bakınız. belli değil! Kuşkusuz ki. Oysa. bunu. "sevgili Müslüman kullarına". 1993. hiç kimselerin anlayamayacağı nitelikte şeyler olmuştur. yani 65. Muhtemeldir ki. Tanrı. Her ne kadar bazı yorumcular. 103. Tanrı'nın ayrıca. sonra bu hatasını düzeltmek amacıyla bir ayeti bir başka ayetle değiştirebileceğini ya da koyduğu bir ayeti (hani sanki yanlış bir şey yapmış gibi) tüm olarak ortadan kaldırabileceğini açıklamamıştır. ayetin. 184. onların yükünü azaltıp l Müslümanın 2 "Kafir"le savaşmasını emrettiğini söylerler. " (Al-i İmran Suresi.İstanbul. İnkılap ve Aka Kitabevi. kesin anlamlı ayetler vardır. 1980. Evet. " (Enfal Suresi.. ayet ile ortadan kaldırıldığını söyleyip işin içinden çıkmak isterler. ya da Muhammed. Fakat. yukarıdaki mantığı tersyüz ederek. (Kur'an'daki yabancı sözcükler konusundaki görüş ayrılıkları için bkz Sahih-i c 4 s. Tevrat ve İncil hükümlerinin içerikliklerine nüfuz edilemeden yapılan aktarmalardır ve anlaşılmazlıkları (ya da çelişkili nitelikte bulunmaları) da bundandır. yani 65. bunu yaparken. orantılı olarak bir Müslümanın iki "kafir"e galip geleceği bildirilmekte. Kur'an. ayet olarak inmesi gerekirdi. sırf Araplar iyice adayabilsinler diye. "Bir ayetin yerine diğer bir ayeti koyarız" şeklinde konuştuğunu öne sürmüştür. ilk zamanlarda. Çelişkili ya da anlaşılamaz nitelikteki hükümlerin varlığını meşru kılabilmek için. bu ayette. Ankara. çünkü. Bundan dolayıdır ki. muğlak ve yarım yamalak çevirilerde bulunmuşlardır.226. yoksa 10 kafire mi bedel. olumsuz ayetler gönderebileceğini. Muhammed Kur'an'a. Biraz ileride göreceğiz ki. s. bu takdirde 66. ayet 7) şeklinde ayetler eklemiştir. Ve eğer sizden bin kişi olursa. ayette. bir Müslüman askerinin 10 "kafir"e. ayet l -3) unutur görünmüştür. savaş denen şeyi ortadan kaldırması uygun olmaz mıydı? Bu yukarıdakilere benzer örnekleri çoğaltmak mümkün. Öte yandan Muhammed.( Ömer Rıza Doğrul.) Evet.

Habeşçeden, Süryaniceden, Acemceden, Rumcadan ve diğer yabancı dillerden alınmış sözcükler ve kavramlarla doludur.( Bu konuda geniş bilgi için bkz. Turan Dursun, age, c.7, s.267 vd.3) Daha önce değindiğimiz gibi, Kur'an sözcüğü bile Arapça değildir; "Arami" kökenlidir ya da "Süryanice" olduğu söylenir.( Bu konudaki görüşler için bkz. Turan Dursun, age, c.7, s.226-227.) Yine aynı şekilde "Kur'an" karşılığı olarak kullanılan "furkan" sözcüğü de "Arami" kökenlidir; "Kefaret" anlamına geldiği halde, Muhammed onu Arapçadaki "frk" sözcüğü ile karıştırmış ve "vahiy" anlamında kullanmıştır. Öte yandan, İbranicede "Tanrı" anlamına gelen "Elyon" sözcüğünü "İlliyim" şeklinde Kur'an'a aktarmış, örneğin Mutaffifin Suresi'nde "İlliyim cenneti" olarak kullanmıştır. Yine bunun gibi "rahman" sözcüğü İbranice olup, Yahudiler tarafından "Tanrı" olarak değil, Tanrı'nın bir adı olarak kullanılırken, Muhammed onu, "Tanrı" kavramının karşılığı yapmıştır. Yine bunun gibi "havariyun", "maide", "şeytan" gibi sözcüklerin kökeni Habeşçe olup, muhtemelen Tevrat'ın (Ahd-i Atiyk'm) Habeşistan'da uygulanan metninden gelmiştir.( Bu konuda geniş bilgi için bkz. Nöldeke, Sketch From Eastern History; London 1892, s.37vd...)

IX KUR'AN'DAKİ BİÇİMSEL UYUMSUZLUKLAR VE TUTARSIZLIKLAR HAKKINDA (DEVAM)
Muhammed'in söylemesine göre, Kur'an, Tanrı tarafından "dosdoğru bir hakim" olmak üzere indirilmiş kitaptır ki, içinde ne "biçimsellik" ve ne de "içeriklik" bakımından hiçbir tutarsızlık, uyumsuzluk, dolambaçlı-lık, çarpıklık, yalan ve yanlış yoktur. Tanrı, bunun böyle olduğunu özellikle Kehf Suresi'nin ilk ayetleriyle bildirmiş ve şöyle demiştir: "Hamdolsun Allah'a ki... kendisinde hiçbir (tezat ve) eğrilik bulunmayan dosdoğru kitabı indirdi" (Kehf Suresi, ayet 1-4). Yine Muhammed'in söylediklerine bakılırsa, Kur'an'daki her surenin ve her ayetin yeri, ayetlerin hangi surenin neresine gireceği hususu, Cibril tarafından bildirilmiştir; yani güya Tanrı, Kur'an'daki sure ve ayetlerin düzenlenmesi işini ("tertibi"ni) bizzat kendisi üstlenmiş ve Cibril aracılığıyla uygulamıştır. İbn-i Abbas'ın rivayetine göre, güya Cibril, Ra-.mazan'da her gece gelip, Muhammed'le birlikte oturur, Kur'an konusunda konuşurmuş; böylece Kur'an'ın Özel bir itina ile düzenlenmesini sağlamış imiş!( Bu konuda bkz. Sahih-i.... c.7, s.316, 319.) Muhammed'in kızı Fatıma'nın söylemesine göre, Muhammed, bir defasında Cibril'in, bu iş için, yılda iki kez geldiğini bildirmiş ve bunun sebebinin kendi eceliyle ilgili olduğunu eklemiş imiş!( Fatıma'nın rivayetine göre Muhammed şöyle konuşuyor: "(Her sene Cibril Kur'an'ı benimle mukabele ederdi. Bu sene ise iki defa arz ve mukabele eni. Herhalde ecelim yaklaştı zan ediyorum" (Sahih-i..., c.7, s.319).) Eğer bütün bu söylenenler doğru ise ve eğer Tanrı gerçekten "her şeyi hikmetle yapan ve her şeyi hakkıyla bilen " ise (-ki Kur'an'a göre böyle-bkz. En'am Suresi, ayet 83), bu takdirde Kur'an'ın bilimsel ve mantıki bir düzene dayalı, uyumlu, tutarlı ve her türlü çelişkiden uzak bir kitap olması gerekirdi. Ancak, Kur'an'ı, eleştirel akıl yoluyla şöyle dikkatlice okuyanlar, bu kitabın, hem şekil hem de içeriklik (muhteva) bakımından tertipsizliklerle, çelişkilerle, uyumsuzluklarla, tutarsızlıklarla, kopukluklarla dolu olduğunu görerek, Tanrı'nın böylesine bilimselliğe ters ve üstelik birtakım çarpıklıkları ve yanlışları kapsayan bir kitap meydana getirebildiğini kavramakta güçlük çekerler. Her ne kadar şeriatçılar, Kur'an'ın başlı başına "ilim" demek olduğunu iddia ederek, bu iddialarını Kur'an'dan alınma ayetlerle kanıtlanmaya çalışırlarsa da, bu çabaları, Kur'an'ın bilimselliğe aykırılığını gidermeye yeterli değildir. Kur'an'daki çelişkiler konusunu ayrı bir bölüm olarak incelediğimiz için, şimdi burada kısaca, Kur'an'ın, şekil ve içeriklik (muhteva) bakımından eleştiri konusu yapılabilecek

diğer yönlerine göz atalım. A) Kur'an'daki Kronolojik Tutarsızlıklar (Tertipsizlikler) Kur'an'ı okurken sanırsınız ki, Cibril (yani Tanrı emirlerini Muhammed'e ilettiği söylenen elçi), "kronolojik" kavramdan habersizdir. Şu bakımdan ki, bir kere anlattığı şeyleri tarih ve zaman sırasına göre düzenlemeyi bilmez. Örneğin, evrenin yaratılışı, göklerin ve yerin oluşumu ya da milletlerin ve "peygamber" diye tanımlanan kimselerin yaşamları açısından tarihsel bir sıra esasını izleme gereğini duymaz. Bakarsınız, "peygamberlerden" söz ederken, hangisinin önce, hangisinin sonra gelmiş olduğuna aldırış etmez. Pek çok örnekten bir ikisini görelim: En'am Suresi'nin 84. ve 86. ayetlerinde şöyle yazılıdır: "Biz ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u ihsan ettik, ikisini de doğru yola ilettik. Ondan önce Nuh'u doğru yola götürdük. Onun hürriyetinden (soyundan) Davud'a, Süleyman'a, Eyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a hidayet verdik. İyilik edenleri işte böyle mükafatlandırırız. Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas'a da hidayet verdik. Bunların her biri doğru dürüst olanlardandı. İsmail, Elyesa, Yunus ve Lût'a da hidayet verdik. Hepsini de alemlere üstün kıldık" (En'am Suresi, ayet 84-86). Bu ayetlerde adı geçen "peygamberler", tarih sırası itibariyle zikredilmiş değillerdir. Ayetteki sıra tamamen tertipsiz ve daha doğrusu yanlıştır. Çünkü, bir kere İbrahim'in Tanrı tarafından doğru yola sokulduğu ve ona İshak ile Yakub'un bağışlandığı yazılı. Oysa, İbrahim'in ilk oğlu İsmail'dir; İshak ise daha sonra doğmuş olan oğludur. Bu nedenle sıranın "İsmail ve İshak" şeklinde olması gerekirken, İsmail listenin sonuna bırakılmıştır. Ayetlerde yer alan diğer adlar da, tarihi sıra esasına bağlı olmayarak belirtilmiştir. Üstelik de İsa -ki diğerlerinden sonra gelmiştir-, Yahya ile İsmail, Elyesa, Yunus ve Lût arasına alınmıştır. Kronolojik bir sıra gözetilmiş olsaydı, bu ayetlerde Nuh'un ilk sırayı, İsa'nın ise son sırayı işgal etmesi gerekirdi. Yukarıda sözü geçen ayetlerde yer alan bu tertipsizliği göz ardı edebilmek için, İslamcılar, her zamanki yanıltma usullerine başvururlar ve örneğin, "peygamberlerin" tarih sırasıyla zikredilmemiş olmasının nedenini, bunların kendilerine özgü bazı niteliklerde olduğunu söylerler. Bu söyledikleri şeyin yalan olduğunu anlamak için, Kur'an'ın, baştan aşağı bu tür tertipsizliklerle dolu olduğunu onlara anlatmak gerekir. Nitekim sadece "peygamberlerin" ya da geçmiş dönem olaylarının tarih sırasıyla belirtilmediğini değil, bunlar kadar önemli sayılan diğer konuların, örneğin evrenin ve insanın (Adem ile eşinin) yaratılışı, onların soyundan gelen kavimlerin ve milletlerin yaşamlarıyla ilgili olayların ya da "kıssa" şeklinde anlatılan olayların da tam bir tertipsizlik içerisinde Kur'an'da yer aldığını görmekteyiz. Oysa, böyle bir kitabın, her şeyden önce bu konuları ele alması ve tarih sırası itibariyle anlatılması gerekirdi. Böyle olsaydı, Kur'an'ın ilk başında, sırasıyla, arşın, göklerin, yerin, gece ve gündüzlerin, hayvanların ve insanın vd... yaratılışları yer alırdı. Oysa Kur'an bütün konulan, tıpkı diğer konular gibi, bölük pörçük ve anlaşılmaz bir şekilde, çeşitli surelerin çeşitli ayetleriyle, çoğu kez tutarsızlıklar, uyumsuzluklar içerisinde sergilemiştir. Konuya daha önce değinmiş olmakla beraber tekrar hatırlatalım ki, Kur'an'ı okumaya başladığımız zaman, karşımıza ilk çıkan şey yedi ayetlik Fatiha Suresi'dir ki, "açış yapan" ya da "açan" anlamına gelir. Ancak, "açış yapan" satırlar, daha ilk andan itibaren aklı şaşırtıcı ve çelişki yaratıcı nitelikte şeylerdir. Örneğin, surede, "(Allah) ceza gününün malikidir. (Rabbimiz)... Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların yolunu değil..." diye yazılıdır (Fatiha Suresi, ayet 6-7). Dikkat edileceği gibi, Tanrı'ya yalvarıda bulunan kimseler, Tanrı tarafından lütuf ve ikramda bulunulmuş olan kimselerin yolunun kendilerine gösterilmesini istemektedirler. Daha başka bir deyimle, Kur'an'ı okumaya başlayan kişi, ilk olarak karşısında Tanrı'nın keyfiliğini dile getiren bir surenin hükümlerini bulmakta! Ancak, yorumculardan, bu surenin Tanrı'dan gelen ilk sure olmadığını öğrenmekle şaşırmakta. Çünkü, "açış yapan" anlamına gelen ve Kur'an'ın en başına konan bu Fatiha Suresi, Tanrı tarafından birinci sure olarak gönderilmiş değil; "nüzul" (iniş) sırası itibariyle 5. sure olarak gönderilmiş kabul edilmekte! Kur'an'ın birinci suresinin Alak Suresi olduğu söylenir.( Her ne kadar Fatiha Suresi'nin daha önce indiğini söyleyenler varsa da, genellikle kabul edilen şudur ki, Alak Suresi, ilk "nazil" olan suredir. Bu konuda bkz. Elmalılı H. Yazır, age, c.8. s.5943 vd...) Eğer, Kur'an bilimcilerinin dedikleri gibi, Fatiha Suresi, Kur'an'ın diğer surelerinin aslı ve kaynağı, yani "kökü ve

tohumu" olarak, daha doğrusu Kur'an'ın özü olarak anlam taşısaydı ve "açış suresi" olarak gönderilmiş olsaydı, (Elmalılı'nın deyişi şöyle: "Çünkü bu sure (Fatiha Suresi), diğer süver-i Kur'an'ın aslı ve menşei, yani kökü ve tohumu gibidir. Fatiha Kur'an'ın mebde ve maada müteallik, hikemi nazariyesini, ahkamı ameliyesini ve makasidi esasiye ve mulıteviyatı asliyesini tazamun eden ... bir ıınmuzecidir" (Elmalılı H. Yazır, age, c.l, s.6).) ilk gönderilen sure olurdu. Oysa bu sure, her ne hikmetse 5. sure olarak inmiş kabul ediliyor. Öte yandan, Fatiha Suresi'nin Müddessir Suresi'nden sonra indiği söylenir. Daha doğrusu Müddessir Suresi'nin 4. sure olarak, Fatiha Suresi'nin ise 5. sure olarak indiği öne sürülür. Ancak, Müddessir Suresi'nden sonra indiği söylenen Fatiha Suresi, biraz önce belirttiğimiz, gibi, Kur'an'ın en başına konduğu halde Müddessir Suresi Kur'an'da 74. sıradadır.( Diyanet Vakfı. Kur'an yorumu.) Daha başka bir deyimle, Tanrı'nın ardı ardına gönderdiği iki sure, yani Müddessir Suresi (iniş sırasıyla 4) ile Fatiha Suresi (iniş sırasıyla 5) Kur'an'da birbirlerinden 74 sure arayla yer almışlardır. Fakat, iş bununla bitmiş değil; şu bakımdan ki, Kur'an'da birinci sırada yer alan Fatiha Suresi'ni, Kur'an'ın ikinci suresi olarak Bakara Suresi izlemekte. Ancak, Bakara Suresi, 87. sure olarak inmiş ("nazil" olmuş) olarak kabul edilmekte. Yani, Fatiha Suresi'nin inişi ile Bakara Suresi'nin inişi arasında 82 sure yer almış oluyor; ama bu iki sure, Kur'an'da birinci ve ikinci sure olarak arka arkaya sıralanmışlardır. Öte yandan Fatiha Suresi'nin Mekke döneminde, Müddessir Suresi'nin ise Medine döneminde indikleri kabul edilir. Oysa, Mekke döneminin başlangıcı ile Medine döneminin başlangıcı arasında en azından 10 ya da 13 yıllık bir zaman farkı var! Böyle olduğu halde, bu iki sure, Kur'an'da, arka arkaya yer almış bulunmakta. Üstelik Bakara Suresi, hicretten sonra ilk inen sure olduğu halde, Kur'an'ın en son inmiş olan bir ayetini kapsamaktadır. (Elmalılı H. Yazır, age, c.l,s.146.) Bakara Suresi, içeriklik ve kapsadığı konular itibariyle, Kur'an'ın baştan ikinci sırasına konacak bir sure değildir. Surenin ilk başlarında, Kur'an'a inananların hidayet üzere oldukları, inanmayanların ise hidayete karşılık dalaleti satın aldıkları vs... belirtildikten ve Tanrı'nın azabından kurtulmak için ona kulluk etmeleri gerektiği belirtildikten (bkz. Bakara Suresi, ayet 1-21) sonra, "yer" ve "gök" sözcüklerinin ilk kez yer aldığı şu ayete geçilir; "O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de (kubbemsi) bir tavan, yaptı. Gökten su indirerek onunla, size besin olsun diye (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Artık bunu bile bile Allah'a şirk koşmayın" (Bakara Suresi, ayet 22). Görüldüğü gibi, bu ayetlerde "gök"ten, "yerküresi"nden, ''ürünler''den ve "su"dan söz edilmekte; ama bunların nasıl, ne zaman ve ne gibi bir sıraya göre yaratıldıklarına dair bir şey söylenmemekte! Oysa ki, Tanrı, göklerin ve yerin yaratılması olayının insanların yaratılmasından daha büyük bir olay olduğunu, başka bir surede, yani Kur'an'da kırkıncı sırada yer alan Mü'min Suresi'nde bildirmekte (Mü'min Suresi, ayet 57).7 Denecektir ki, Mü'min Suresi'nin "nüzul" (iniş) sırası 60'tır, yani Bakara Suresi'nden daha önce inmiştir (zira Bakara Suresi'nin nüzul sırası 87'dir). Yani belirtilmek istenecektir ki, yer, gök vs... konusunda Bakara Suresi'nde yer alan hususlar, daha önce inmiş olan Mü'min Suresi'nde açıklanmıştır. Böyle bir itiraza karşı verilecek yanıt, biraz yukarıda belirttiğimiz gibi surelerin nüzul sırasına göre değil, Kur'an'daki sıra esasına göre okunmakta olduğudur. Fakat, her ne olursa olsun söylemek istediğimiz şudur ki, Bakara Suresi'nde "gök"ün, "yerküresi"nın, "ürünler"in, "su"yun vs... oluşumuna ya da evrenin (kainatın) yaratılışına değinilmemiştir. Gerçekten de surenin yukarıdaki 22. ayetinden hemen sonra, gök ve yer konusuyla ilgili olmayan ayetlere geçiliyor; örneğin, Kur'an'a ve Tanrı'ya inanmak gerektiği, inanmayanların kafir olarak azaba çekilecekleri vs... tekrar ediliyor (Bakara Suresi, ayet 23-28). Böyle bir atlamadan sonra, 29. ayetle "gök" konusuna dönülüyor ve Tanrı'nın semaya yöneldiği ve onu "yedi kat" olarak yaratıp düzenlediği bildiriliyor: "O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi. O her şeyi hakkıyla bilendir" (Bakara Suresi, ayet 29).

Önce göklerin ne şekilde düzenlendiği belirtilip. ayetlerinde. ama bu nasıl bir göktür? Ne kadar zamanda yaratılmıştır? Kapılan. yukarıdaki ayetleri okurken. Mearic Suresi'nde. direkleri. ne bilimsel bir esasa. sırasında. bacaları. bunu. sırasında. Fakat. "gün" kavramının Tanrı'ya göre değişik anlamlar taşıdığını öne sürerler ve örneğin. bin yıl karşılığı olduğunun yazılı bulunduğunu söylerler (bkz. Ve işte çeşitli zamanlarda inmiş ve Kur'an'ın pek çeşitli yerlerine serpiştirilmiş sureler ve ayetlerle göklerin yaratıldığından söz edilmekte. ayetinde geçen "el yevm" deyimi bunun karşılığıdır). surenin 9. hiçbir insanla konuşmayacağım" (Meryem Suresi." (Fussilet Suresi. Oysa Talak Suresi. kronolojik sıraya ters düşecek şekilde dizilmiş. "Böylece onları. Tanrı'nın.Ona. ayet 3. altı günde yaratmıştır" (A'raf Suresi. Burada geçen "onları" sözcüğü. sadece Hac ve Secde surelerinde değil. zaman ve sıra esasına. Kur'an'ın 65.. göğü ve yeri huzuruna çağırdığı belirtildikten sonra. Aslında böyle bir tutum şu soruyu cevapsız bırakmaya yeterli görünmekte: "Eğer Tanrı gün kavramından bin yıllık bir zamanı kast ediyor idiyse. hem de "elli bin yıl"ın karşılığıdır! Fakat. Daha başka bir deyimle. iç. "gün" denen şey. Talak Suresi'nin 12. aşağı yukarı aynı nitelikte olmak üzere diğer surelerde de belirtilmekte (örneğin bkz. Mülk Suresi'nin 3. ve 4.)Böyle olunca. ayet 26). Kur'an'ın daha sonraki çeşitli surelerinin çeşitli ayetleriyle belirtilecektir. bilindiği gibi. bazen "elli bin yıl" olarak hesaplamıştır. ayetleriyle birlikte tekrarlanacaktır. yerkürenin yaratılmasından önce "gün" diye bir şey olmadığını kabul etmek gerekir. Hadid Suresi.5. Meryem Suresi'nin 26. yedi kat gök ile yerin iki günde yaratıldığı bildirilmekte. ayetin bu iki tümcesi dahi. Kur'an'a göre Tanrı bir tek günü. aklımızı çelen bir husus daha var ki. göğün yedi kat olduğu ve yerküreyle birlikte 6 günde yaratıldıkları yazılıdır: "Sizin Tanrınız O Tanrı'dır ki. yerkürenin kendi mihferi (ekseni) etrafında bir kez dönmesinden oluşan zamandan ibarettir ki.. ayet 4). yerkürenin yaratılmasından önce "gün" diye bir şey olmadığını düşünmemiş görünüyor! Zira. Tanrı'nın gökleri yedi kat olarak yarattığı konusunda karşımıza çıkan ilk ayet oluyor. ve 13. var mıdır? Bunlar Bakara Suresi'nde değil. Tanrı'ya göre "gün". Mülk Suresi 67. Evet. Olmadığına göre.( Meryem Suresi'nde Tanrı'nın Meryem'e şöyle seslendiği yazılı: "Ye. merdivenleri. ayet 7. "gün" deyiminden ne anladığını belirtmiyor. ayette şöyle dediği yazılıdır: "Böylece onları iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. sırasında yer almışlardır. Aynı sözler. o da şu: göklerin ve yerkürenin altı günde yaratıldığını söyleyen Tanrı. Belirtmediğine göre. ne de kronolojik bir sıraya göre . güzün aydın olsun! Herhangi bir insan görecek olursan. Örneğin. "gece" ile "gündüz"ün toplamı olan zamanı kapsar (örneğin bkz. duman halindeki göğe yöneldiği. ayet 9-12). hem "gece ve gündüzün toplamı" olan zamandır. Şu durumda Tanrı'nın. Mü'minûn Suresi 40. sadece "bin yıl" olarak değil.. ayet 4). Mü'minûn Suresi'nin 17. gökleri ve yeri.Bu ayet... iki günde yedi gök olarak yarattı. süsleri vs. Şimdi 12. elli bin yıl uzunluğunda olan bir günde yükselerek" ulaşacakları yazılıdır (Mearic Suresi. meleklerin ve ruhun ". ayet 5). Nebe' Suresi 78. Hac ve Secde süreleriyle Tanrı katınca bir günün. Ancak. sure olan Fussilet Suresi'nde. sırasında. bütün bu deyimler. Nebe' Suresi'nin 12. Daha doğrusu. Bu konuda ayrıca bkz. "gün" kavramından ne anladığını açıklamak için farklı olayların çıkmasını beklediğini kabul etmek gerekir ki. ve 11. ayet 47. "Ben gökleri ve yeri altı günde yarattım" şeklinde konuşmasının bir anlamı kalmıyor demektir. Hac Suresi. yani kronolojik ilkelere bağlı olmayarak. Hûd Suresi. sonra bu gök içerisine yerleştirilen yerden söz edilmesi gerekirken. c. ayetinde yer alan yukarıdaki sözler. Tanrı'nın. Turan Dursun. hem "bin yıl"lık bir zamandır. Yunus Suresi.. Kur'an'da bu surelerden çok daha önceki sırada yer alan A'raf. yedi kat gök ile yerküre! Çünkü... 'Ben rahmana oruç adadım! Bugün (el yevm) kesinlikle. Bu anlamsızlığı gidermek gayretkeşliğiyle çözüm bulmaya çalışan yorumcular. Bir kere Kur'an'da yedinci sırada bulunan A'raf Suresi'nde. kandilleri. ayette ise. 41. dikkat edileceği gibi. 12. yerküreyi iki günde yaratıp. 177." diye konuşmakta! Görüldüğü gibi işin içinden çıkmak kolay değil! Fakat.. age.. s. ayette Tanrı'nın her ikisini huzuruna çağırdığı yazılıydı. tersi yapılmış. Yunus ve Hûd süreleriyle ortaya vurmalı değil miydi?" Kaldı ki. Tanrı'nın söylemesine göre. Secde Suresi. Semanın yedi kat üzerine yaratıldığına dair Bakara Suresi'nin 29. kronolojik yanlış bakımından ortada yeni bir örnek var demektir. daha önceki 11. burçları. ayet 54). üzerine dağlar oturttuğu ve dört günde bereketler yağdırdığı..

göklerin direksiz olduğunu bildiriyor: "Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten. ayet 11-12). Bunun üzerine her ikisi de isteyerek huzura çıkıyorlar. Tanrı'nın "yer" ile "gök"ü huzuruna çağırdığı bildiriliyor.. Ve bu. Görüldüğü gibi Tanrı. yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdiği. A'raf Suresi. Sonra semaya yöneldi. ayetiyle şöyle tekrarlamakta: "(Allah). şimdilik göklerin ve yerin altı günde yaratıldığına dair yukarıdaki ayetler üzerinde biraz daha duralım ve değindiğimiz Fussilet Suresi'nin 9. ayet 29). O her şeyi hakkıyla bilendir!" (Bakara Suresi.. ayetiyle. gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı. ayetlerine tekrar göz atalım. gökleri yarattıktan sonra arşa "istiva" ettiğini (hükmettiğini). A'raf Suresi'nin 54. Çağırdıktan sonra da.. bozulmaktan da koruduk. ayet 3. iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. bu sözlere bir eklemede bulunuyor ki. gökleri ve yerküreyi altı günde yarattığını söyleyen Tanrı. sonra arşa istiva eden (hükmeden) rahmandır. o da gökler ile yer arasında olanlarla ve arş ile ilgilidir! Örneğin. Secde Suresi. yedi kat göklerin ve yerkürenin yaratılış şeklini tam olarak anlatmış değil. Ve biz. Buna karşılık. onu yedi kat olarak yaratıp düzenlediği yazılıydı. bundan sonraki iki ayetle işler biraz daha karışmakta. onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi. ayet 11-12). "onları" iki günde yedi kat gök olarak yarattığı ekleniyor (Fussilet Suresi. yeryüzünü yaratmak için iki gününü harcayan Tanrı. ayet 59. aynı sözleri 18 sure sonra. anlaşılan. ayet 4 vd. arşın göklerden önce değil. Yine bunun gibi. göklerin ve yerin yaratılışının altı günde olduğu yazılıydı (bkz. göğün duman halinde oluşundan bahsedilmiyordu. Furkan Suresi'nde şöyle deniyor: "Gökleri. bu göklerin direkli mi. ve 10. yeri ve 'ikisinin arasındakileri altı günde yaratan. şöyle denmişti: "(Tanrı) yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. sure olan Rad Suresi'nde. ayet 9-10). isteseler de istemeseler de gelmelerini emrediyor. Fakat. Fussilet Suresi'nde. Bunu bir bilene sor" (Furkan Suresi. Ancak. aziz ve alim Allah'ın takdiridir" (Fussilet Suresi. Kaf Suresi.. Bakara Suresi'nde Tanrı'nın yeri ve yerde ne varsa her şeyi yaratıp.). geceyi ve gündüzü. Bu ayetlerde Tanrı'nın yerküreyi iki günde yarattığı. Çünkü. ayet 54. 'isteyerek veya istemeyerek gelin!' dedi. Hûd Suresi. Yunus Suresi. yoksa direksiz mi olduklarının merak edilebileceğini düşünerek. ona ve yerküreye. "onları" huzuruna çağırdıktan sonra yaratmıştır? Öte yandan dikkat edileceği gibi. Nitekim. sizi sarsmasın diye yere de dağlar koydu . 11. yine de Tanrı. ayette şu yazılıdır: "Sonra (Allah) duman halinde olan göğe yöneldi. "duman" halinde bulunan göğe yönelerek onu ve yerküreyi huzuruna çağırıyor. Allah'tır. Böylece onları. daha önceki surelerde. dört gününü de oraya dağlar yerleştirmek ve bereketler yağdırmakla geçiriyor.kullanılmıştır. suresi olan Lokman Suresi'nin 10.) Fakat. sonra yaratılmış olduğu başka surelerde bildirilmekte! Bu konuyu ayrıca ele alacağız. biraz önce bahsettiğimiz gibi. " (Rad Suresi.. Tanrı.. burada. Görülüyor ki. ayet 38 vd. yakın göğü kandillerle donattık. ayet 7. Böylece altı gün dolmuş oluyor. Kur'an'ın 31. ayet 4. ayı ve yıldızları yarattığını söylemekte ve böylece kronolojik sıra esasına değer ve yer vermediğini 145 bir kez daha ortaya koymakta. ayet 2).. sonra göğe yöneldiği. ama nasıl iştir bu ki. Daha başka bir deyimle. ayrıca bkz. Ancak. Hadid Suresi. Evet.. orada bereketler yarattığı ve tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir ettiği yazılıdır (Fussilet Suresi. Fakat. Tanrı. diğer bazı surelerde. yedi kat gök ile yerkürenin iki günde yaratıldıkları bildiriliyor! Oysa. 13. İkisi de 'İsteyerek geldik' dediler. Oysa daha önce. gökleri direksiz yarattığına dair söylediklerini pekiştirmek ihtiyacını duymuş olmalı ki. güneşi.

işte onlara gök kapıları açılmayacak. o Tanrı'dır ki. elbetteki kapıları da olacak. "göğü korunmuş bir tavan yaptık. göğün yer üzerine düşmeyeceğini ekler: "Görmedin mi. ayet 30. ayet 70). bunu "bina" olarak yaptığını söylemekten geri kalmaz: "(Tanrı). Tanrı.( Surenin başlığı olan "mearic" sözcüğüne. Bununla beraber. ayetinin yorumuna bakınız). kendi izni olmadıkça. cennetlere ve cehennemlere girilmekte. sure olan Mearic Suresi'nde şu yazılıdır: "Merdivenler sahibi Tanrı'dandır. Örneğin. Ve ilginç olan şu ki... pek muhtemelen. yeri size döşek. nüzul (iniş) sırası itibariyle de çelişmeli. ayet 32) diye eklerken." (Enbiya Suresi. Evet. ayet 22) dedikten sonra. bu iki suredeki ifadeler. eşyayı ve denizde yüzen gemileri insanların hizmetine verdiğini söyleyerek övünürken. Bu ikisi kayıp gitmiş (yok olmuş) olsalar. Allah yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri silin hizmetinize verdi. Fatır Suresi'nde. üstlerindeki göğü nasıl yapmışız. Biz gökyüzünden su indirip. Yine çeşitli surelerin çeşitli ayetlerine göz atmak suretiyle keşfedebiliyoruz ki.. yeryüzündeki yollan yapanın da Tanrı değil. Orada geniş yollar açtık. Ona melekler ve ruh. çünkü... Bu söylediklerinin arasına da "Onları sarsmasın diye yeryüzünde birtakım dağlar diktik.göğü de size bina yaptı" (Bakara Suresi. göklerin görülür bir direği olmaksızın yaratılmasından. ayet 6) diyerek övünmelerine devam eder. s. ayet 47) ya da "Onlar. Oysa. Enbiya Suresi'nde.. göğü de size bina yaptı" (Bakara Suresi. ayrıca bkz. süslemişiz. 13 sure atlama yaparak. O hilm'li ve bağışlayandır" (Fatır Suresi. zelzele sarsıntısı sırasında insanları koruduğu görülmediği gibi. Hani sanki Tanrı bunu belirtmeyi unutmuş gibi. "merdiven" gerek.( Diyanet Vakfı Kur'an yorumu (Fussilet Suresi'nin 10.. her ne kadar gökleri direksiz yarattığını bildirmekle beraber.)( Turan Dursun'un çevirisi için bkz. bir bakmazlar mı?" (Kaf Suresi. 32). yorumcuların bu tür kehanetlerine bıraksın? Esasen Tanrı'nın aklından çekim kanunu diye bir şey geçmemiş olmalı ki. bazı yorumcular . age. ayetine sıkıştırdığı bir tümceyle şöyle der: "Ayetlerimizi yalanlayıp da. ayet 32)der. Fakat. bu söylediğini biraz daha pekiştirmek amacıyla. 70.. ayet 45). Bu ikisi kayıp gitmesinler diye. bir günde yükselip çıkarlar ki. Bu arada "Göğü ellerimizle biz yaptık. bina olduğuna göre. göklerle yerin önce bitişik olduğunu. "gök" denilen şeyi şimdi tavanı olan bir "bina" olarak tanımlamakta.. Göğü de. gök kapılarının nereye açıldığını burada belli etmiyor." (Zariyat Suresi.. Oysa. göklerin ve yerkürenin kayıp gitmemeleri için göğü ve yeri tutanın kendisi olduğunu bildirir: "Kuşkusuz Tanrı tutmaktadır gökleri ve yeri. bir başka sure olan A'raf Suresi'nin 40.155. Görülüyor ki. ama Kur'an'ı anlaşılsın diye apaçık gönderdiğini bildiren bir Tanrı. ayet 31) diye konuşur. göğün merdivenleri vardır ve bunlar Tanrı'dandır.. dirmekle beraber. ayet 41. neden dolayı direksiz yarattığını henüz bildirmiş değil.ve orada her çeşit canlıyı yaydı.) Tanrı. Rad Suresi'nin iniş sırası 96. bu kapılardan Tanrı katına. her ne kadar göğü direksiz ve yedi kat olarak yarattığını bil-. kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korur. Tanrı'dan başka kimse bu ikisini artık tutamaz andolsun. onları birbirlerinden koparıp ayırdığını söyler ve hemen ardından gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptığını anlatır (Enbiya Suresi. insanlar olduğu ortada! Tanrı. ayet 22) derken ve "Göğü korunmuş bir tavan yaptık. onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya. yeryüzündeki dağların. her ne kadar gökleri ve yerküreyi ayrı olarak yarattığını bildirmekle beraber.." (Enbiya Suresi.. neden dolayı çekim kanununu insanlara açıklamasın da. ayet 40). c. Tanrı. Lokman Suresi'nin iniş sırası ise 57'dir. Şu durumda anlaşılan o ki.5. ayet 65. yorumcular. gökleri tutup onların birbirlerine çarpmalarını önleyen görünmez manevi bir direğin bulunduğu sonucunu çıkarırlar ve bu direğin "çekim kanunu" olduğu kehanetinde bulunurlar. Fatır Suresi." (A'raf Suresi." (Hac Suresi. ".. onun uzaklığı elli bin yıllıktır" (Mearic Suresi. gök katlarına ve onun kapılarına erişebilmek için. sadece Kur'an'daki sıra itibariyle değil. ayet 10). Bundan dolayıdır ki. ta ki maksatlarına ulaşsınlar!" (Enbiya Suresi. orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik" (Lokman Suresi.

Turan Dursun.( Bu sureler ve ayetler için bkz. altı günde yaratıldığı belirtilen gökler ve yerküresi dışında. ayet 35) diye konuştuğu görülmekte.. ayet 1-4) şeklinde konuşmasını emrettikten sonra. arşı yaratmıştır. s.göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki.. sonra arşa istiva eden(dir). Tanrı'nın Muhammed'e. Yemin ederim ki (Resulüm!). ne de burada bunu anlatırken. Turan Dursun. çünkü bunun "mirac"ın çoğulu olduğu ve nitekim Zuhruf Suresi'nin 33. arş'ın ve göklerin yaratılışı hikayesi. Tanrı.. age. Buna karşılık 11. Göklerin ve yerin 6 günde yaratıldığı ise. hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için arşı su üzerindeyken. Hanginizin daha güzel iş yaptığım denesin diye (yarattı)..3.31. Bu husus.Ben size.( Bu konuda bkz. güneşi. insanlara evrenin oluşumu hakkında bilimsel bir bilgi vermek için konuşmuyor Tanrı! Sadece kullarını sınamak ve Muhammed'e boyun eğdirtmek için bunları yapmış görünmekte. o da bütün varlıkları ve yaratıkları kuşatan.30.. Örneğin. göklerden ve yerden önce yaratılmış bulunmakta.tarafından "dereceler". Onun arşı su üzerindeydi. sure olan Tür Suresi'nin 38. merdiven aramak. yedinci sure olan A'raf Suresi'nde. arş'ın. yeri ve her şeyi kapsadığı anlaşılan arşa egemen olduğunu (ya da yaşlandığını) belirtiyor. Nitekim. s. "Şüphesiz ki Rabbiniz." (A'raf Suresi. age. Fakat. ". Tanrı. ayetinde de.. göklerin. Anlaşılan o ki. ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır.) Ancak. ayet 7. fakat yaratırken dahi şundan emindir ki. "yaslanma". diğer birçok surede belirtilmişti (örneğin. ilkönceleri su üzerinde olmasıdır. Pek iyi. "yerler-makamlar" anlamının verildiği. ayet 3. yerin ve suyun yaratılış-lanyla ilgili ayetler. gökleri ve yeri altı günde yaratandır. bu surelerin sayısı yirmi dördü bulmaktadır. ayet 54) diye yazılıdır.." (A'raf Suresi. göklerin ve yerin yaratılmasıyla ilgili hususlar. su. sonra da güneşi....) Altıncı sure olan En'am Suresi'nde. inkarcılara merdiven sahibi olup olmadıklarını sormakta ve merdivenleri var ise delil getirmelerini istemekte! Dikkat edileceği gibi. c. gökleri ve yeri 6 günde yarattığını bildirdikten sonra. aklı durgunluğa sokacak şekillerde anlatılmıştır...Bu açık bir . Hûd Suresi. Onun arşı su üzerindeydi. sure olan Hûd Suresi'nde. ama neden daha önceki 7. ölümden sonra dirilme olacağına inanmayacaklar ve ". 165. birbirleriyle ilgisi bulunmayan surelerin. göklerin hepsinden de büyük olduğu anlaşılan arş'ın yaratılışıyla ilgilidir! Şu bakımdan ki. Muhammed'e. ayette sudan söz edilmemişken. 52. onun tarafından müjdelenmek ve uyarmak için gönderilmiş bir peygamberim!. c. "peygamberlere" özgü bir mucize oluyor ve bu da Tanrı'nın iznine bağlanıyor." (Hûd Suresi. ayet 4 vd.. Fakat. s." (Hûd Suresi. durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten. ayetinde de "mirac"ın "merdiven" anlamına geldiği hususunda bkz. onlara bir mucize getiresin. Burada geçen "istiva" sözcüğü. gökleri. yorumcuları birbirlerine katmaya yeter bir karışıklık içerisinde düzenlenmiş bulunmakta. geceyi. ne orada. oysa bunun doğru olmayıp. gökleri ve yeri altı günde yaratan. gökleri ve yeri altı günde yarattı. daha önce A'raf Suresi'nin 54. ayette su ele alınmış oluyor? Yine bunun gibi. 'Ölümden sonra muhakkak dirileceksiniz' desen. Tanrı. Yunus Suresi. gökleri ve yeri yarattıktan sonra mı arşa egemen olmuş (ya da yaslanmış) oluyor? Öte yandan burada. "O (Tanrı) odur ki. gökleri ve yeri altı günde yaratan. Kur'an'ın çeşitli surelerinde arş'ın sahibinin ve ona hükmedenin Tanrı olduğu yazılıdır. "Odur ki. yine birbirleriyle ilgisi bulunmayan ayetleriyle. yorumcuların elinde "egemen olma" niteliğine bürünmüş ve "Tanrı'nın arşa egemen olması" şeklini almıştır.) Dikkat edileceği gibi.. ayet 54) deniyor. ayet 7).) Pek güzel. Hadid Suresi.. Hûd Suresi'nin ilk ayetlerinde Tanrı. Anlaşılan. kendi kullarını sınava çekmek amacıyla. A'raf Suresi'nin 54.3. sonra arşa istiva eden.5. bu 11. ayı ve yıldızları yarattığım ekliyor! Bu karışıklığı pekiştiren diğer bir husus da arşın.... c. Biraz önce değindiğimiz gibi. ". "Şüphesiz ki Rabbiniz. gökleri ve yeri altı günde yarattı. ama Tanrı. fakat her ne olursa olsun." (En'am Suresi. ayetinde. age. Örneğin. pek karmaşık bir şekilde anlatılmakta. başkaca bir şeyden söz edilmemekte. Anlaşılan o ki. bu sözcüğü "merdivenler" karşılığı olarak kullanmak gerektiği. sırf kullarını sınamak için arşı su üzerinde yarattığını belirtmek üzere şöyle devam ediyor: "O (Tanrı). 'Bu açık bir büyüden başka bir şey değildir' derler" (Hûd Suresi." (Hûd Suresi. bu karmaşıklığı artıran bir husus daha var ki. ayet 7) deniyor. "dayanma" anlamında olmakla beraber. Turan Dursun. ayet 7) şeklindeki sözler bunu anlatmakta. Kafir olanlar derhal. hatta bu ayetlerin birbirleriyle ilgisi bulunmayan tümceleriyle. bilimsellik bir yana. bu kullar. ayetiyle anlatılmıştı.

"Ben. kendi iradesi sınırları içerisinde hareket edecek olan bir halife yapacağını söylemekte. Enbiya Suresi'nde (ayet 19-20). meleklere hitaben. işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağını. fakat anladığımız o ki. içlerinde arşı yüklenenler olduğunu (Mü'min Suresi. hani sanki her şeyi Tanrı'dan daha iyi bildiklerini ortaya koymuş gibidirler. yeryüzünde kendisini tem-silen. Bu otuzuncu ayette. Ancak. "kafirlerin" ise cehennemlik olacaklarını anlatmakla konuşmaya başlamıştır. hangi malzemeyle ve ne amaçla yarattığını burada bildirmez. "inanç" sorununa el atmış olmaktadır. şöyle ki: Kur'an'ı okumaya başladığımızda. balçıktan. Görülüyor ki. ayet 30) diye bildiride bulunur! Buradaki "yapacağım" sözcüğünün "halk edeceğim" (yaratacağım) karşılığı olup olmadığı tartışmalı. Tanrı. onları doğru yola soksa." (Bakara Suresi. "kafir"rin. Kur'an'da bunun tersi yapılmıştır... 164-166) ve diğer surelerde bildirecektir..Bizler hamdinle seni tespih ve takdis edip dururken. henüz insanı nasıl ve ne gibi bir malzemeden yaratmış olduğunu açıklamadan. ayet 28-29) dediği görülmekte. ama "inanan'lar ve "kAfir'ler "insan" olarak nasıl ve ne şekilde yaratılmışlardır. 13 sure sonraki Hicr Suresi'nde belli edecektir. bu bilgileri pek dağınık ve hiçbir sıra esasına bağlı olmadan daha sonraki çeşitli surelerin çeşitli ayetleriyle belirtecektir. ilk olarak karşımıza çıkan şey. "Ben yeryüzünde bir halife yapacağım (halife tayin edeceğim). bu doğrultuda olmak üzere sürdürür. geliniz tekrar Tanrı'nın. insanın yaratılış hikayesinin anlatılması ve sonra onun nitelikleri ve yaşam sorunlarının ele alınması gerekirken. ayet 50) ve bu meleklerden "hayır meleklerini" şerefli kılmak için seçtiğini (Enbiya Suresi. anlaşılan o ki. insanı yaratmadan önce melekleri yaratmıştır.. Kur'an'da. kafir olanları (azap ile) korkutsan da. ayet 1). hiç yeri ve ilgisi olmadığı halde. melekler endişeye kapılırlar ve Tanrı'ya şöyle derler: ". Fakat. meleklerin kendisinden korkar olduklarını ekleyecek (Nahl Suresi. onları ikişer. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürletniştir. belli değil! Zira. Kur'an'ın baştan ikinci sırasında yer alan Bakara Suresi'nde Tanrı. meleklere. Kur'an'ı okurken şu kanıya varmaktayız ki. Daha doğrusu. bilemiyoruz!. "inanan"lar ile "kafir'ler ayrımıdır. Bakara Suresi'ndeki şu sözlerine dönelim: "Ben yeryüzünde bir halife yapacağım." (Bakara Suresi.. bu sözleriyle melekler. anlatırken. kalplerini ve kulaklarını mühürle-yip.. " Bu sözleri söylemesiyle birlikte. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır" (Bakara Suresi. Şimdi. Fakat. hem kişilerin kalplerini ve kulaklarını mühürleyip onların "kafir" olmalarına sebep oluyor. İnsanı nasıl ve ne gibi bir malzemeden yarattığını bu Bakara Suresi'nde değil. Gerçekten de. onları ve insanı ne zaman. iman etmezler. yerleri ve her şeyi dilediği gibi yaratabilen bir Tanrı. Pek güzel. ayet 26-27). yeryüzünde fesat çıkaracak. nasıl. hem de onları "kafirdirler" diye cehennemlik sayıyor! Ve konuşmasını. dörder kanatlı "peygamberler" yaptığını (Fatır Suresi.büyüden başka bir şey değildir.. Her şeyden önce. insanın kötü. "inananların" hidayete ve kurtuluşa erişeceklerini. ayet 6-7) Yani Tanrı. orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun?. Saffat Suresi'nde (ayet l -4. "insan" denilen yaratığı. Örneğin. insanları sınava çekmek için bu kadar zahmetlere girişecek yerde. gözlerine de bir çeşit perde çekenin. Tanrı. Onların bu . melekleri kendisine kulluk etsinler diye yarattığını Nahl Suresi'nde (ayet 49). kalplerine "iman" koysa ve ölümden sonra dirilme olacağı inancını koysa daha iyi olmaz mıydı? *** İnsanın yaratılışı da. birdenbire. ama arşı. kor-kutmasan da onlar için birdir. ne şekilde ve ne gibi bir nesneden yaratmış olduğunu bildirmeden önce. Bundan anlaşılıyor ki. ayet 7) söyleyecektir. Hicr Suresi'nde Tanrı'nın. yani ortalıklarda "insan" diye bir varlık bulunmadan önce. Pek güzel. ayet 30).. kendisi olduğunu bildirmekten geri kalmamaktadır: "Gerçek şu ki... bu aynı Bakara Suresi'nin ilk 30 ayeti boyunca." diyeceklerdir. üçer.. daha "insan" denen varlık yaratılmadan." (Hicr Suresi. Bildirdikten sonra. melekler. gökleri. fesatçı ve kan dökücü bir yaratık olacağını bilmişlerdir! Nereden bilmişlerdir. kronolojik düzensizlik içerisinde ve müspet ilme ters düşer şekilde anlatılmıştır.

ayet 75).. süresidir-. yani Kur'an'ın 38. Mü'minûn Suresi'nde. fakat nasıl yarattığını bildirmiyor.. diğer surelerde de.konuşmaları üzerine Tanrı... ayet 20) diyor.( Sad Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Ey iblis!. Tanrı'nın..) Bu ayetten anlıyoruz ki. Kehf Suresi. Sonra onun soyundan gelenleri aşağılık bir özsudan yarattı.iki eli vardır ve Adem'i. bu iki surenin indiği tarihler arasında 43 sure inmiş bulunmakta. Yani Tanrı'nın Adem'i yaratırken. ayet 71. ayet 6-9). Secde Suresi 38. Daha başka bir deyimle melekler Tanrı'ya. Kur'an'ın daha sonraki surelerinde anlatılanlardan öğrenmekteyiz ki. sonra onları meleklere gösterip. O benim iki elimle (bizzat) yarattığıma secde etmene ne mani oldu sana?. çünkü. sure olarak. Ve ruhundan üfürdü. Bu konudaki anlaşılmazlık ve düzensizlik. Bunlara göz attığımızda fark ediyoruz ki. kendisi de bundan yakınacaktır. Rûm Suresi'nde ". Dikkat edileceği gibi. insanı "pişmiş çamur gibi kuru balçıktan" (Rahman Suresi. "Andolsun ki. Nitekim Secde Suresi'nden altı sure sonra. "Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim" (Bakara Suresi."(Sad Suresi.. ayet 2) diye bildiriyor. Bakara Suresi'nden 30 sure sonraki Secde Suresi'nde -ki Kur'an'ın 32. ne zaman ve ne şekilde yaratılmış belli değil! Bu hususlar çok daha sonraki surelerde ele alınacak. Örneğin. Hicr Suresi'nde -ki 15. Ancak. ayet 14) yarattığını söylüyor." (Bakara Suresi. ayet 31).. Örneğin. Ve size.. ileride olabilecek şeyleri Tanrı'dan daha isabetli bir şekilde görmüşlerdir. 'Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım'. kulak." (Secde Suresi.. Tanrı'nın Adem'i çamurdan yaratmaya başladığı yazılıdır: ". sözlerini tamamlamadan başka konulara geçiyor ve 43 sure indirdikten sonra. Tanrı'nın. ayet 12) diyor. Adem'i yaratmaya başladığını anlatırken. insanı bir "nutfeden -ki "meni" anlamındadır. Allah! 'Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir?'. ayet 30) diye karşılık verir.(Tanrı) insanı (yani Adem'i) yaratmaya çamurdan başladı. Tanrı insanı sadece çamurdan değil. altı sürelik bir atlama daha yapmamız gerekmekte..Sizin bilemeyeceğinizi . Ancak. buna karşılık Sad Suresi 75. birbirini tutmaz şekilde sürmekte. ayet 11-12) diyor. "insan" gerçekten fesat çıkaran ve kan döken bir yaratık olmuştur! Öte yandan.. ayet 28-29).yarattığını bildiriyor ve bu söylediğini Kur'an'ın 12 suresinde tekrarlıyor. ama nasıl.. Öte yandan. onu yaratmaya başladığını bildiren Secde Suresi'nden daha sonra indiği kabul edilen Sad Suresi'nde bildiriliyor. (Bunlar şöyle: Nah] Suresi. bu iki eliyle çamurdan yaratmıştır. yukarıdaki şekilde. yeryüzünde fesat çıkarıp kan dökülmesine sebep olacaktır ve Tanrı. gözler ve yürekler verdi... Tanrı'nın . çeşitli malzeme kullanarak yaratmıştır. Tanrı Adem'i çamurdan yaratmaya başlıyor. Sonra ona (yani Adem'e) biçim (adam biçimi) verdi. orada kan dökecek. ". Daha başka bir deyimle. sırada olan bir suredir ve Bakara Suresi'nden 12 sure sonra gelir-Tanrı "balçıktan. insanı süzme çamurdan yarattık" (Mü'minûn Suresi. ayet 30) dediğini belirten ayetten hemen sonra şu geliyor: "Allah Adem'e. "..Biz (insanı) yapışkan (ya da cıvık) çamurdan yarattık" (Saffat Suresi. ".(Tanrı) sizi çamurdan yarattı. bu işi iki eliyle yaptığını bildiriyor! Görüldüğü gibi. yoksa üfürmesiyle mi yaptığını belli etmiyor. Tanrı. ayet 4. insanı mı halife kılıyorsun?." (Sad Suresi.. hiçbir şey. Saffat Suresi'nde. belli bir sıra ve düzenle anlatılmış değil. Elmalılı Hamdi Yazır'ın Kur'an çevirisinden. Yasin Suresi'nde. sure olarak nazil olmuş (indirilmiş) sayılıyor. Rahman Suresi'nde. meleklerin dediği gibi. 'Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin' dedi" (Bakara Suresi.. yani bu işi eliyle mi. Adem'i çamurdan yarattığı ve yaratırken de iki elini kullandığı anlaşılmakta: "Rabbin meleklere demişti ki. ayet .(Tanrı) sizi topraktan yaratmıştır" (Rûm Suresi.. Tanrı'nın yarattığı insan.. işlenebilen kara topraktan" bir insan yaratacağını bildirmekte (Hicr Suresi. Bir başka sure olan En'am Suresi'nde. Bunu anlamak için. Görüldüğü gibi Adem burada yaratılmış durumda! Evet. ayet 30) derlerken." (En'am Suresi. ". her şeyin isimlerini öğretti.. herhalde ben bilirim" (Bakara Suresi. 75). iki elini kullanmış olduğu hususu.. yani Secde Suresi'nden sonraki bir tarih itibariyle inmiş görünüyor..yeryüzünde fesat çıkaracak. suresi olan Sad Suresi'nde..

ayet 2. ayet 5). yani erkek ve dişiyi var etmiştir" (Kıyamet Suresi. O su. "Kur'an'da takdim-tehir vardır" denecek olursa. ama "meni" ("meniyy") denen şey. sonra nutfeyi "kan pıhtısı" yaptığını. burada "döl yatağına akıtılan meni"den söz edilmekte. ayet 77. Öte yandan Muhammed'in yaşamı ile ilgili olaylar da. cıvık. Dikkat edileceği gibi. Evet. birbirini tutmaz ifadelerle. bu ayette. Hicret'in 9. Bazı ayetlerde döl yatağına akıtılan meninin içinden bir nutfenin aşılanmış yumurta olduğunu ve bundan insan biçiminde yaratık şekillendirdiğini söylüyor! İlginç olan bir konu daha var ki. ayet 13-14. Kur'an'ın çeşitli surelerinin çeşitli ayetlerinde.Değil miydi bir nutfe dökülen meniden. sonra nutfeden. ayet 37. erkeğin "erkeklik tohumu". Mü'minûn Suresi'nde. onun eşi Havva) yoktu ki! Görülüyor ki. sonra da Tanrı'nın insanı yaratıp onu şekillendirdiği belirtilmekte! Kur'an'daki sıra esasına göre anlatılanlar. kronolojik sıra şöyle dursun. yani "dölsuyu". ayet 67. insan Suresi. sonra pıhtılaşmış kandan. Adem'in ve dolayısıyla insanın yaratılışını."dölyatağı" denen şey de. Bazı ayetlerde "toprak" deniyor. Bazı ayetlerde insanın bir çiğnem et haline getirildiği. sonra onu nutfe (meni) yaparak sağlam bir yere yerleştirdiğini. Tanrı'nın insanı çamurdan filan değil. erkeğin sırt omurgasından (sulbundan) ve kadının göğüs kemikleri arasından çıkan bir sudur. farklı şekillerde belirtilmekte. Abese Suresi... yukarıdaki ayette.. Mü'min Suresi. "döl suyu"ndan ve "döl yatağı"ndan söz edebilmesi için. Nice örnekten biri.37. başka bir yerde kullanılan çamurun "süzme çamur" olduğu bildirilmekte. ayet 12-16) bildiriyor. Bazı ayetlerde "pişmiş çamur" ya da "kum çamur" söz konusu oluyor. getirilirken de. ayet 5-8). İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir" (Tarik Suresi. insanın yaratılışında kullanılan malzeme. (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar. ayet 49). alaka (aşılanmış yumurta) olmuş. birdenbire başka bir dönemle ilgili . s. o da şu: Kur'an'ın Tarik Suresi'nde şöyle yazılıdır: "İnsan neden yaratıldığına bir baksın! Atılan bir sudan yaratıldı. ayet 5-8). Hac Suresi'nde.. Turan Dursun. Daha başka bir deyimle. çamur" deyimi yer almakta. kadının rahmi değil mi? Şu durumda. c. bu konuda ayrıca bkz. sudan yarattığı yazılıdır ve bu su. yılında cereyan eden Tebûk Seferi ile ilgili olarak şöyle: Tebûk Seferi vesilesiyle indiği söylenen ayetler sıralanırken ve örneğin cehennemi inkar etti diye Cidd bin Kays adındaki kişi yerilirken (bkz. Bazı ayetlerde "çamur"dan söz edilmekte. ayet 37). (döl yatağına) akıtılan meninin içinden bir nutfe (sperm) değil miydi? Sonra bu. Yasin Suresi. Hani sanki insanı nasıl ve neden yarattığını kendisi de bilmiyor gibidir! Hele Kıyamet Suresi'ne yerleştirdiği bir ayet var ki. insanı topraktan. ayet 19. Necm Suresi. bu itirazın geçersizliğini ilerideki sayfalarda ele alacağız.) Kıyamet Suresi'nde. erkeğin ve kadının zaten yaratılmış olması gerekmez mi? Oysa.( Çeviri şu şekilde de olabilir: ". Pek güzel. derken Allah onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmiştir. döl yatağından ve döl suyundan söz edilmekte. kan pıhtısını da "bir çiğnem et" kıldığını (Mü'minûn Suresi.6. başka bir surede "yapışkan. bilimselliğe meydan okur bir mantıkla anlatmaya çalışmış gibidir. bilimselliğe ters düşmüyor mu? Bu soruya karşı.. Kur'an'da izlediği sıra esasına göre.") Ve bu meninin içinden bir nutfeyi Tanrı insan biçiminde yaratıyor. gerçekten şaşırtıcı nitelikte: "İnsan. ama Adem'i yarattığı zaman ortada kadın (yani. Muhammed'in Tanrısı. sonra da "hilkati belli belirsiz bir çiğnem etten" yarattığını belirtiyor (Hac Suresi. Fatır Suresi. Bazı çevirilerde ayet şöyle okunuyor: "(İnsan) atılarak dökülen bir sudan yaratılmıştır. Dikkat edileceği gibi. çamurdan yaratıp "nutfe" (meni) şekline dönüştürüldüğü ve "nutfe"nin de "kan pıhtısı" kılındığı belirtiliyor. Ondan da iki eşi. 119. Mü'minûn Suresi. döl yatağına akıtılan meninin içinden bir nutfenin (spermin) aşılanmış yumurta olduğunu ve bunu insan biçiminde yaratıp şekillendirdiğini bildiriyor (Kıyamet Suresi. ayet 36-39). Kur'an'da gelişigüzel ve karmakarışık olarak sıralanmıştır.. Kıyamet Suresi. ayet 46. age. insanı "süzme çamur"dan yaratıp. ayet 5. daha ortada insan denen yaratık olmadığı halde. ayet 11. (erkeğin) sırt omurgası {sulb) ile (kadının) göğüs kemikleri arasından çıkar" (Tarik Suresi. Hac Suresi. Tevbe Suresi.

Bugün kafirler. Esasen. hiç ilgisi ve yeri olmadığı halde. dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. parça parça olmak üzere ve bir kısmı Mekke döneminde. bunların iniş sırası ve zamanı konusunda tartışma vardır.. Tanrı'dan 87.) Hani sanki Tanrı. bunların "nüzul" sırasıyla Kur'an'daki sıraları birbirinden çok farklıdır.konuya geçilmiş ve Hicret'in 8. bu iki fikir arasına. birtakım yiyecekleri ve işleri yasaklayan emirlerle başlıyor ve açlık ya da dara düşme hallerinde.2. s. bu din gereğince bütün nimetlerini vermiş olduğunu ve artık Müslümanların başkaca "tebligat" beklemeyip. Yani ayetin başında ve sonunda iki fikir yer almakta: birisi yiyeceklerle ilgili bazı hususlarda yasaklamayı öngören fikir. ayetin ana teması ile ilgili hiçbir yönü yok. Muhammed aleyhinde söylenilenleri yermek üzere Tanrı'nın gazaba geldiği belirtilmiş (Tevbe Suresi. ". Öte yandan.. Daha nice benzeri örnekler vermek mümkündür ki. Ayet aynen şöyledir: "Leş. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir" (Maide Suresi. sırasında yer alan Maide Suresi'nin 3. Kur'an'ın 5. Muhammed'in söylemesine göre. c. boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar) ile canavarların yediği hayvanlar. yan yana ve iç içe yer almış gibidir.) ayet sayısının ise 6666 olduğu söylenir. ilerideki sayfalarda bunlardan bazılarına değineceğiz. Tevbe Suresi. yukarıdan yuvarlanıp ölmüş. Kur'an'ın ikinci sırasında yer alan "Bakara Suresi'nin.. Çünkü. diğeri ise. benden korkun. ile) vurulup öldürülmüş. bu ayetler 23 yılda.. bir kısmı da Medine döneminde inmiştir. bu satırlar. boğulmuş. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim.) Güya. Kur'an'a alınmamışlardır. ayet 60). sureler ve ayetler "nüzul" (iniş) sırasına göre. Tanrı burada. Medine döneminde inen ayetlere de "medeni" adı verilmiştir. Ayetler için de durum bu! Bütün bunlar. Yazır. size dininizi ikmal ettim. Muhammed'in seksen gün kadar yaşadığı ve bu süre boyunca şeriat "ahkamında" (hükümlerinde) ne bir "ziyade" (fazlalık) ne de bir "nesh" (hükümsüz kılınmış ayet) bulunmadığı bildirilmekte. seçmiş olduğu bu dini tamamlamış bulunduğunu.. tamamlanmış olan din buyrukları gereğince hareket etmelerini bildirmiştir. age. Mekke döneminde inen ayetlere "mekki".( Elmalılı H.(Bununla beraber "Enfal" ve "Tevbe" surelerini bir tek sure sayarak surelerin adedinin 113 olduğunu söyleyenler yanında. yılında olmuş bir olaya. Bunun ardından.. ağaç vb. İslam dini ile . Fakat. sure olmak üzere indiği söylenir. Görüldüğü gibi. age. Turan Dursun.1568-1569. Nice örneklerden bir ikisini inceleyelim: Yine daha önce değindiğimiz gibi. Kur'an'ın açıklıktan yoksun ve çoğu kez anlaşılamaz oluşunda rol oynamaktadır. c. kan. yasaklamanın istisnalarını belirten fikir. Kur'an'ın başında birinci sure olarak yer alan "Fatiha Suresi'nin. Ancak. sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. ayetinde. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim. diğer bazı konulara atlandıktan sonra 20 ayet arayla tekrar Tebûk Seferi'yle ilgili konuya dönülmüştür (Tevbe Suresi. s. zaman ve anlam bakımından farklı dönemlere ait olması gereken deyimler.288 vd. (Ayet sayısının esas itibariyle altı bin olduğu ve bundan fazlasının tartışmalı bulunduğu hususunda bkz. biraz yukarıda değindiğimiz gibi. (taş. B) Zaman ve Anlam Bakımından Farklı Dönemlere Ait Olması Gereken Hükümlerin Düzenlenmesindeki Tutarsızlıklar ve Uyumsuzluklar Daha önce de değindiğimiz gibi. önce belirttiğimiz ve ilerideki sayfalarda tekrar belirteceğimiz gibi. ayet 81). sureler ve bu sureleri oluşturan ayetler. Artık onlardan korkmayın." şeklindeki satırlar sıkıştırılmış. bunlar yoldan çıkmaktır. Kim. Nitekim. genellikle sure sayısının 114. çünkü. domuzeti. ayet 61). Örneğin. İbn Mes'ud'un Mushafında sure sayısının 112 olduğunu bildirenler de vardır.Bugün size dininizi ikmal ettim.7. Allah'tan başkası adına boğazlanan. gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haranı etlerden yiyebilir). ayet.. bilimselliğe ters düşer olacak şekilde ve tam bir düzensizlik. Bugün . Tanrı'dan beşinci sure olmak üzere indiği kabul edilir. Ve nitekim. "Fatiha Suresi'nden sonra. Bu satırların. daha doğrusu Hevazinlerden alınan ganimetin paylaşılması hikaye edilmiştir (bkz. bu ayetin inişinden sonra. kendi kullarına İslam dinini seçmiş olduğunu. bu yasaklara uyulmayabileceği hususunu belirten hükümle sona eriyor. Kur'an'ı oluşturan surelerin ve ayetlerin sayısının ne olduğu kesin olarak bilinmez. Tanrı'nın Müslümanlar için gönderdiği buyrukları tamamladığı ve artık başkaca bir diyeceği kalmadığı kanısını yaratmakta. ayet 3).. karışıklık içerisinde sıralanmıştır.

bu sözler. aptesten söz etmemiştir. aptes alınması hususunda herhangi bir buyrukta bulunmamıştır. sıradadır. dirseklerinize kadar ellerinizi. bazı yasaklar getiren buyruklar arasına atılmış olarak Kur'an'da yer almıştır. Kur'an'da 62. başlarınızı meshedip. eğer uzun surelerden kısa surelere geçilerek hareket edilseydi. İslamın en önemli "amerlerinden olmak üzere yerleştirmiştir.. birbirlerinden 56 sure ile ayrılmıştır. aptes alma emri ise yıllarca sonra. yüzlerinizi. sonra da 165 ayetle En'am Suresi vd. hemen Allah'ı anmaya koşun. Kur'an'ın 5. yılında cuma namazından söz ederken ve örneğin. 120 ayetle Maide. yiyecekler konusundaki yasak ve haramları öngören bir ayetin sözleri arasına sıkıştırılmış bulunmakta. "Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman. Turan Dursun. namaz kılmak ve aptes almak gibi ibadet usullerini. . yılları . asıl şaşılacak husus şudur ki. İlk sure olan Fatiha Suresi 7 ayetten ibarettir. 206 ayetle A'raf. Daha başka bir deyimle. "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığı (ezan okunduğu) zaman. age. Maide Suresi. Kur'an'ın en başında. "vahyin" iniş sırasına. örneğin." (Maide Suresi. Eğer uzunluk ve kısalık öğesine riayet edilmiş olsaydı. ve 7. Öte yandan Nasr Suresi. yorumcular.20 ve c. Mekke döneminde geldiğini belirtmişlerdir. Bir diğer örnek de şudur: Muhammed'in söylemesine göre. Bundan dolayıdır ki.. Şu hale göre. tamamen keyfi olarak ve genellikle tersyüz edilerek dizilmiştir. topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Hicret'in 5. Ancak. neden aklı şaşırtıcı böyle bir is yapsın?" diye sormamıştır. iki sure. içinden çıkılmaz güçlükler içerisinde kalmışlardır. 165 ayetle En'am. Yani. Tanrı. Oysa. Buna karşılık. oysa yalandır. namaz kılma emri Mekke döneminde. Cum'a Suresi ise. çok daha sonra. Çünkü. Kur'an'daki surelerin sıralanışındaki tertipsizliği göz ardı etmek ve gerçeği saklamak amacıyla. c. sure olarak indiği kabul edildiği halde. aptes alma usulüyle) birlikte bildirilmesi beklenirdi. en fazla ayet sayısıyla ilk sırada yer alan Bakara Suresi'ni -ki 286 ayettir-.ilgili olarak bütün söyleyeceklerini söylemiştir ve başkaca söyleyecek bir şeyi kalmamıştır! Daha başka bir deyimle. Oysa ki. ve 7. 176 ayetle Nisa. yılları arasında. bu sure Kur'an'ın sondan beşinci sırasına konmuştur. Tanrı'nın son sözleri olarak Kur'an'ın en sonunda.( Bu konuda bkz. bütün bu karışıklığın. ayet 6) demiştir. sonra 200 ayetle Al-i İmran Suresi. Tanrı." (Cum'a Suresi. bu satırlar. 114. Maide Suresi. "Neden Tanrı ayetin kendisini göndersin de. kendisinden önce indiği kabul edilen Cum'a Suresi'nden önceki bir sırada yer almıştır. yani "mushaf" tertibine göre 110. l. namaza kalkındığında ne yapılması gerektiğine dair hükümlerle (örneğin. sırada yer almıştır. Nas Suresi. 227 ayetle Şuara Suresi. her ne kadar Mekke döneminde namazın farz olduğunu bildirmekle beraber. sonra 206 ayetle A'raf-Suresi. en son inen sure olarak kabul edildiği halde. ayetiyle belirtmiş. Aptes konusunu. en başlarında. sure olarak indiği söylendiği halde. tutarsız ve uyumsuz bir şekilde göndersin? Her şeyi akla en yatkın şekilde yaptığını söylediğiniz bir Tanrı. ) Aptessiz namaz söz konusu olamayacağına göre. yıllarına kadar) kılınan namazların. Daha sonra 200 ayetle Al-i İmran. *** Şeriatçılar. s. Kimse de kendilerine. ve 7. Kur'an'da yer alan sureler. s.. bir kere surelerin sıralanmasında ayetlerin sayısı esas tutulmamıştır. Karışıklığı gidermek amacıyla. "Fatiha" Suresi'dir ki. Kur'an'da 114. Yine bunun gibi. başlı başına bir ayet olarak değil. Kur'an'ın en son suresi.3. 21. Kur'an'daki tertipsizlikten doğduğunu kabul etmek gerekiyor. gelir. karışıklık yaratmaktadır. ayet 9) derken dahi. 75 ayetle Enfal.. surelerin ayet sayısına göre ayarlandığını ve uzun surelerin başa alınıp.. sırada yer alan Nas Suresi'dir ki. Yine bunun gibi. en kısa sure olan Nasr Suresi'nin (3 ayetten ibarettir) Kur'an'ın en sonuna konması gerekirdi. suresinde yer alan bir ayettir. 129 ayetle Tevbe vd. 112. fakat hükmünün daha önce. Aptessiz namaz olamayacağına göre. Örneğin. "birinci sure" olarak yer alan sure. aptessiz kılındığını kabul gibi bir durum ortaya çıkmaktadır ki. Medine döneminde verilmiş görünmektedir. 6 ayeti kapsar. en son ayet olarak konması gerekirken... 128. Onu izleyen Bakara Suresi'nde ise 286 ayet vardır. Fakat. Maide Suresi'nin bu ayetinin indiği tarihe gelinceye kadar (yani Hicret'in 5. Muhammed'in söylemesine göre. yedi ayetten oluşur. kısa surelerin sona bırakıldığını öne sürerler. namazla ilgili emrin. hükmünü sonraya bıraksın? Neden Kur'an ayetlerini belli bir sıra esasına göre değil de.. izlemesi gerekirdi. Kur'an'da yer alan hükümlere göre. Gerçekten de. arasında indirdiği Maide Suresi'nin 6. Hicret'in 5. Hatta Hicret'in 1. aptes ayetinin Medine'de indiğini. sure olarak en son sırada yer alır. zamanına ya da uzunluk ve kısalık esasına göre değil. Kur'an'da en sondan beşinci sırayı işgal eder.

İslam kaynaklarının bildirmesine göre. Kur'an'ın baştan beşinci sırasında bulunmaktadır." (Müddessir Suresi. Kur'an'ın başına değil.. Müddessir Suresi'nden sonra indiği halde.. sırada yer alan bir suredir. ". "el-Vasfiye". Kur'an'ın en son suresi olarak kitabın en sonuna atılmıştır. ayetler olduğunu söyleyenler yanında.. buna karşılık Tanrı'dan en son geldiği söylenen sureler ve ayetler de Kur'an'ın ilk başlarına oturtulmuştur. Muhammed. sure olarak Tanrı'dan indiği kabul edilir.. üzerinize olan nimeti tamamladım.. Maide Suresi'nin bu üçüncü ayetinin. din olarak sizin için İslamiyeti beğendim.. . sure. başlarında. sure olarak yer almıştır. Oysa bu ayet. Alak Suresi'nde şöyle bir ayet var: "Ey Muhammed!. "Ey örtüye bürünen Muhammed! Kalk da uyar. bu surenin sadece ilk 5 ayeti ilk olarak inmiştir. Görülüyor ki. "el-Kafiye" vs. "Ey örtüye bürünen Muhammed! Kalk da uyar. en son gelen ayetin Bakara Suresi'nde "faiz" (riba) ile ilgili 275. Alak Suresi'nde yer almıştır. Müddessir Suresi Kur'an'da 74. Bununla beraber Maide Suresi'nde. Daha önce dediğimiz gibi. en son inen sure olmadığı halde.. Maide Suresi'nin üçüncü ayeti olarak yer almıştır. Yani kendisinden önce indiği kabul edilen beş sureden öne alınmak suretiyle Kur'an'ın başına konmuştur..Şu durumda. Kur'an'ın başında değil. bu da Tanrı'nın Muhammed'i uyarma işiyle görevlendirdiği anlamına gelmekte. Müddessir Suresi'nin. çünkü. bu ayetin inişinden sonra 80 ya da 81 gün yaşamış ve bu sure boyunca Tanrı'dan başkaca vahiy gelmemiştir. Tanrı'nın İslam diniyle ilgili ne varsa her şeyi söylediği. Tanrı'dan gelen en son ayet olarak Kur'an'ın en sonunda yer alması beklenirdi. Öte yandan bir de şu var ki. Rabbini yücelt. Kur'an'ın en sonunda değil. her buyruğunu gönderdiği ve artık başkaca söyleyecek bir şeyi kalmadığı kanısını yaratmakta. Örneğin. Muhammed'in. Kur'an'ın baş kısmında bulunması gerekirken böyle yapılmamış. birinci sure olarak Kur'an'ın en başına konmuş olmakla beraber. "Ey Muhammed!. Her ne kadar Fatiha Suresi. bu surenin ilk ayetlerinde. ilk olarak gönderilmiş suredir... ayet 1). sırada yer almış bulunmakta.. aksine. Al-i İmran Suresi'nin 30. dininizi bü-tünlediın.. en sonlarında." (Alak Suresi.. Oysa bu ayet. 278. Biraz yukarıda değindiğimiz gibi. ayet 3) şeklinde bir ayet var ki. Alak Suresi'nin. fakat 112.Mekke döneminde indiğini söyleyenlerin yanında.. Yani. Bazılarına göre Müddessir Suresi. Rabbinin adıyla oku. ve 279. iniş (nüzul) sırası itibariyle beşinci suredir. Medine döneminde indiğini ileri sürenler ve hatta hem Mekke hem de Medine'de indiğini söyleyenler vardır. Tanrı'dan geldiği söylenen ayetlerin en sonuncusunun ne olduğu bilinmez.. Oysa Müddessir Suresi. Daha başka bir deyimle. Dinin temel esaslarını kapsadığı. iniş (nüzul) sırası olarak dördüncü sırayı işgal etmektedir.. diye de adlandırıldığı söylenir. ve 276. çünkü.. sırasında bulunmaktadır.) Ancak. yine biraz önce değindiğimiz gibi. kendisini "peygamber" olarak ilan ettiği ve Medine'ye göç edeceği zamana kadar yaşadığı süre boyunca) indiği kabul edilen sureler. Mekke dönemi boyunca (yani. Kur'an'daki sıra itibariyle ondan önceki yeri işgal eder. 19 ayetten oluşan Alak Suresi'nin ilk inen (nazil olan) sure olduğu söylenirse de. ayetleri olduğunu öne sürenler vardır. Bazı yorumculara göre. "Açış yapan" ya da "açan" anla-rmnda olmak üzere "Fatiha" denilmiş ve Kur'an'ın en başına alınmıştır. Buna karşılık "Nas" adını taşıyan 114. Tanrı'dan ilkönce inmiş ayetler değildir. Rabbinin adıyla oku. Maide Suresi 120 ayetten oluşup..Bugün size. Rabbini yücelt. biraz yukarıda değindiğimiz gibi. ayet 1-2) diye bildirilmiştir ki. Bazı yorumculara göre ise ilk inen sure Kalem Suresi'dir. bu surede yer alan ayetler. ilk indiği kabul edilen sureler ve ayetler." şeklindeki bu ayetinin. Kur'an'da 74. Her ne kadar. Şu hale göre.( Diyanet Vakfı tarafından yayımlanan Kur'an'ın "Fatiha Suresi" yorumuna bkz. ana hatlarıyla İslamı anlattığı ya da birçok esası taşıdığı için "el-Esas". hangi surenin hangi ayetinin ilk olarak ya da önce gönderildiği pek bilinmez. her ne hikmetse. Yine bunun gibi. Daha önce de değindiğimiz gibi. sonlarına konmuş. güya Tanrı Muhammed'e ayetlerini göndermeye başladığını bildirerek "Oku!" diye hitap etmekte! Şu durumda böyle bir ayetin Kur'an'ın başlangıç ya da açış kısmında olması gerekir diye düşünmek doğaldır." (Maide Suresi. bu sure Kur'an'ın 96. yorumculara göre. Rûm Suresi'nin 39. bu sure Kur'an'da 68." şeklindeki ayetiyle bir arada bulunması uygun olurdu.. Nisa Suresi'nin 161.

ayetinin metninde. yani "Onları siz öldürmediniz. Buna karşılık. bazı yorumculara göre Mekke'de inmiştir. Fakat. Hicret'in dokuzuncu yılında indiği söylenen Tevbe Suresi izler. Hicret'ten önce inenlerle iç içe konmuştur. genellikle yumuşak nitelikte olup. bu ayetten önceki 73. bu surenin içinde." (Enfal Suresi. her ne olursa olsun. ancak. Bazılarına göre bu surenin sadece son. bazılarına göre sadece Yahudilerle ilgili kırk ayet "medeni"dır. İsra Suresi adını taşıyan on yedinci surenin içinde. Muhammed'in Medine'ye hicret ettiği tarihten sonra) indiği söylenen surelerin önüne geçirilmiştir. Ancak. Hatta. Mekke'nin fethinden sonra konmuştur. Muhammed'in Hicret'ten önceki dört yıl boyunca -ki Mekke döneminin sonlarına rastlaryerleştirdiği ayetler de vardır. Kureyşlilere ödün (taviz) vermekten vazgeçtiği sıralarda yerleştirdiği Kafırûn Suresi ile. Bu sureleri Medine döneminde inen iki sure izler. . Yani.genellikle Medine döneminde (yani. Muhammed'in Medine'ye hicret ettiği tarihten sonra inmiş olmalarına rağmen. Kur'an'ın ikinci sırasında yer alan sureden. Daha başka bir deyimle. zaten batıl ortadan kalkmaya mahkûmdur" (İsra Suresi. Kur'an'ın ilk başlarında yer almıştır. Kur'an'ın en sonuna yerleştirilmişlerdir. daha doğrusu Medine dönemine aittir. Örneğin. başkaca sureler ve ayetler yerleştirmiş Kur'an'a! Kur'an'ın on üçüncü sırasında bulunan Rad Suresi. Attığın zaman da sen atmamıştın. ayetin diğer tümcesi. Fakat. Oysa ki. Muhammed'in Medine'ye yeni hicret ettiği tarihlere. Kur'an'ın en sonlarında yer almıştır: örneğin. "De ki! Hak geldi. on yıl ara ile indiği kabul edilen ayetler yan yana yer almışlardır. Yine bunun gibi. bu on beş yıllık süre boyunca. Allah atmıştı" sözleri Hicret'ten önceki döneme. sekizinci sure olan Enfal Suresi. Örneğin. tüm olarak Mekke'de indiğini söyleyenlerin yanında. ayetlerle anlatılanlar.Mekke'nin fethinden önce mi. Kur'an'ın başka yerlerine serpiştirilmişlerdir.. Kur'an'da yan yana yer almıştır. Tevbe Suresi. Allah bunu inananlara . Hicret'in ikinci yılında "nazil" olduğu söylenen ayetleri içerir. Bedir Savaşı'nı Müslümanların lehine sonuçlandırdığını ve müşrikleri de öldürdüğünü söylemektedir. dokuzuncu sırasındaki sureye kadar olan ilk yedi sure -ki en fazla sayıda ayeti kapsayan surelerdir-. ilk Mekke döneminde. 101. Mekke dönemine aittir ve Muhammed'e karşı bazı kişilerin tertipledikleri suikast ile ilgilidir. çoğu zaman yan yana sıralanmışlardır ya da Hicret'ten sonra inen ayetler. Tipik örneklerden biri şöyle: Enfal Suresi'nin 17. sureler olarak peşi peşinedirler. Güya. Tanrı.. birçok sure vardır ki. ".. sure olan İhlas Suresi'ne kadar olan 11 sure. Mekke döneminde indiği söylenen sureler -ki ilk inen surelerdir-. üç ayeti "medeni". belli bir ayetin bir kısım sözleri Mekke'de. bazı tümceleri de Medine döneminde inmiş olarak iç içe geçmiş durumdadır. genellikle Hicret'in dokuzuncu yılında indiği kabul edilen bir suredir. lütufta bulunmak için yapmıştı. otuz beş ayetten oluşan Ahkaf Suresi'nin.bu suredeki ayetlerin büyük çoğunluğu. fakat içinde Medine dönemine ait ayetler vardır. Allah öldürdü" sözleri Bedir Savaşı ile ilgilidir ve Hicretten sonraki döneme. Bu ayetin ilk tümcesi. Allah atmıştı. bu tarihten on beş yıl sonra Medine'de indiğini söylediği Nasr Suresi. batıl ortadan kalktı. içinde sadece iki adet mekki ayet bulunduğunu söylerler. Yine bunun gibi. Buna karşılık. Oysa ki. diğer kısmı ise Medine'de inmiş görünmektedir. Hicret'in ikinci yılında indiği söylenen Enfal Suresi'ni. Nasr Suresi'nin ilk üç ayetinin -ki zafer günü insanların akın akın İslama gireceklerini bildirir bu ayetler. ve 110. ve 80. on beş yıl arayla indiğini söylediği iki sure. bazıları da aksi görüştedirler: bu surenin Medine dönemine ait olup. yani "Attığın zaman da sen atmamıştın. ayet.. Kur'an'da 109. farklı tarihlerde indiği kabul edilen ayetler. Öte yandan. bu nedenle bunları "mekki" olarak kabul etmek daha doğru olur. yoksa sonra mı ya da Veda Haccı sırasında mı indiği bilinmez. Oysa Hicret'in ikinci yılı ile dokuzuncu yılı arasında indiği söylenen birçok ayet. tartışmalıdır. Hemen ekleyelim ki. Allah öldürdü.. 75. Hicret'ten önce inmiş olanlar da vardır. bu surenin otuz dört ayetinin Mekke'de ve sadece bir tek ayetinin -ki o da 10. Muhammed'in henüz şiddet yoluna başvurmadığı döneme ait sayılması gerekir. hepsi de ilk Mekke dönemine ait olmalarına rağmen.. Yine bunun gibi.Onları siz öldürmediniz. Muhammed'in. yani sekiz dokuz yıl önceki zamanlara rastlar. ayettirMedine'de indiğini söyleyenler vardır. ayet 81) şeklindeki 81. bir ayetin bazı tümceleri Mekke döneminde. Örneğin. Mekke dönemine ait ayetlerle Medine dönemine ait ayetler. adeta harman edilmiş gibidir.. ayet 17) diye yazılıdır. geri kalanları "mekki"dir. bu surenin ayetleri arasında. sure olan Karia Suresi'nden 112.

Kur'an'ın son kısımlarında yer alan bazı sureler, örneğin, Tekasür (ki 102. suredir), Karia (ki 101. suredir), Adiyat (ki 100. suredir) ve Zilzal (ki 99. suredir) sureleri, bazı yorumculara göre mekki, kimine göre ise medenidir.( Diyanet İşleri Başkanlığı'na göre bunlar Mekke'de, din bilgini sayılan Gölpınarlı'ya göre ise Medine döneminde inmiştir.) Fakat, bu sureler Kur'an'ın en sonuna alınmışlardır; oysa ki, bunlardan sonra indiği kabul edilen sureler ve ayetler vardır. Yine aynı şekilde, İnsan Suresi adını taşıyan yetmiş altıncı surenin tümünün "mekki" olduğunu söyleyenler yanında, "medeni" olduğunu söyleyenler de vardır. Fakat, bu surenin 23. ayetinin "medeni" olup, gerisinin "mekki" olduğunu söyleyenler ya da sadece 24. ayetin "mekki" olduğunu öne sürenler de bulunmaktadır. Bu örnekleri çoğaltmak kolay. Bütün bunların ortaya koyduğu gerçek şu ki, elimizdeki Kur'an'ın sureleri ve ayetleri, bilimsel bir sıra esasına göre düzenlenmemiştir; aksine karmakarışık bir sıra esasına tabi tutulmuştur. C) Surelerin ve Ayetlerin Bilimselliğe Ters Düzende Yer Almalarının Yarattığı Olumsuzluklar Konusunda Görülüyor ki, "apaçık" ve "bilimsel" olduğu söylenen Kur'an'daki ayetlerin ve surelerin iniş (nüzul) zamanı ve sırası pek karışıktır; çoğu kez bilinmemektedir. Oysa, bunun bilinmesi birçok bakımdan önem taşıyor: bir kere, ayetlerin "geçerli" yada "geçersiz"olmaları bakımından önemli. Ayetlerden bazılarının "mensuh" (kaldırılmış, geçersiz) sayılması gerektiği öne sürülmekte. Ancak, bir hüküm, ancak kendisinden önce gelmiş olan bir hükmü geçersiz kalabileceğine göre, hangi ayetin önce, hangi ayetin sonra "indiğinin" bilinmesi koşuldur.26 Öte yandan, olayların, masalların ve bunlarla ilgili "nedenler"in anlaşılabilmesi için de, ayetlerin ve surelerin iniş sıralarının, Kur'an'a alınış zamanlarının önemi vardır. Surelerin sıralanmasında, ayet sayısını göz önünde tutmanın anlamı yoktur; çünkü, önemli olan şey sayı değil, sure ve ayetler arasındaki ilişki, uyum ve tutarlılıktır. Bu hususa riayet edilmediği içindir ki, Kur'an'daki olaylar ve hikayeler kopuk kopuk ve anlaşılamaz şekilde birbirleri üzerine yığılmıştır. Verilecek nice örneklerden biri, Ahkaf Suresi'nin onuncu ayetiyle ilgilidir: Otuz beş ayetten oluşan Ahkaf Suresi'nin tamamının Mekke'de indiğini söyleyenler varsa da, bu surenin 10. ayetinin Mekke'de değil, Medine'de indiğini öne sürenler de vardır. Bu ayetin Mekke'de ya da Medine'de inmiş olduğunun kabulü halinde, ortaya farklı anlamlar çıkmaktadır. Ahkaf Suresi'nin 10. ayetinde şu yazılıdır: "De ki, 'Şuna vicdanınızda bir rey (kanaat) edindiniz mi, eğer bu Allah tarafından da siz ona küfrettinizse ve Beni İsrail'den bir şahit onun misline şehadet edip iman getirdi de siz kibretmek istedinizse, şüphe yok ki Allah zalimleri doğru yola çıkarmaz!'..." (Ahkaf Suresi, ayet 10).( Yukarıdaki çeviri için bkz. Elmalılı H. Yazır. Diyanet Vakfı çevirisinde şöyle yazılı: "De ki. Hiç düşündünüz mü? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini görüp inandığı halde siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz AIIah, zalim/er topluluğunu doğru yola iletmez" (Ahkaf Suresi, ayet 10).) Bu ayetin, "...israil'den bir şahit onun misline şehadet edip iman getirdi... " şeklindeki tümcesinde yer alan, "İsrail'den bir şahit" deyimi ile "onun" deyiminin hangi anlama geldiği pek bilinmez. Eğer ayetin Mekke'de indiği kabul edilecek olursa, bu deyimlerin "Kur'an'ın Tevrat gibi Allah'ın kitabı olduğuna..." ve "Muhammed'in Musa gibi bir peygamber olduğuna..." şeklinde anlam taşıyacağının, "şahit" sözcüğünün "Musa"ya atıf olduğunun kabulü gerekir. Yok, eğer ayetin Medine'de indiği kabul edilecek olursa, bu takdirde "şahit" sözcüğünün Medine'deki Yahudilerden biri olan Abdullah b. Selam'a ve onun Müslüman olmasıyla ilgili bir olaya atıf olduğunu kabul gerekecektir. Bakınız neden: Yukarıdaki ayetin Medine'de indiğini kabul edenlerin, ayetle ilgili açıklamaları şöyle: Medine Yahudilerinin "alim"lerinden olan Abdullah b. Selam, İslama girmek ister ve Muhammed'e giderek,

onun "peygamber"liğine inandığını, Yahudilerin dahi onu Tevrat'ta yazılı olarak bulduklarını söyler. Eğer İslamı kabul ettiğinin diğer Yahudiler tarafından bilinmesi sağlanacak olunursa, onların da İslama gireceklerinin muhakkak olduğunu ekler ve şöyle bir plan teklif eder: "Beni evinde gizle ve Yahudilere adam gönderip onları bir araya topla ve benim hakkımda sor; çünkü onlar sana benim kendilerinin en alimi olduğumu söyleyeceklerdir; ben de o vakit çıkarım ve senin Resulullah olduğuna, bunun Tevrat'ta yazılı bulunduğuna, senin hidayet ve hak diniyle gönderildiğine şehadet ettiğimi bildiririm. " Bu teklifi pek uygun bulan Muhammed, Abdullah b. Selam'ı evinde gizler, Yahudileri çağırtır ve onlara sorar: "Sizin içinizde Abdullah b. Selam nedir?" Yahudiler cevap verirler: "Abdullah b. Selam alimlerimizdendir. Babası da öyledir!" Muhammed tekrar sorar: "O halde o Müslüman olduysa ne dersiniz?" Bunu işiten Yahudiler, "Olamaz!" derler ve dediklerini üç kez tekrarlarlar. Bunun üzerine Muhammed, evinde gizlediği Abdullah'ı çağırır; o da çıkar ve Muhammed'in "Resulullah" olduğuna tanıklık eder ve şöyle der: "...Muhammed'i Resulullah bilirim. (Ey Yahudi cemaati, size de) bildiririm ki, Allah'tan başka yoktur tapacak. Yine bilirim, bildiririm, Allah'ın elçisidir Mııhammed...”( Buhari'nin Enes'ten rivayeti için bkz. Sahih-i..., c.9, s.77 vd., Hadis No. 1368.) Bunu söylerken pek muhtemeldir ki, daha önce söylediklerini de tekrar etmiştir: "Musa'ya nazil olan Tevrat'ı Allah kelamı olarak kabul edip de, Muhammed'i ve ona nazil olan Kur'an'ı inkar etmek zulümdür." Fakat Yahudiler kendisine çatarcasına, "Ey Abdullah b. Selam! Biz senden bunu beklemezdik" derler ve "O bizim şeririmizdir, şeririmizin de oğludur" şeklinde küfürler ederek oradan uzaklaşırlar. Ve işte güya yukarıdaki ayet, bu olay dolayısıyla ve Abdullah b. Selam hakkında inmiş olur. Fakat, bazı yorumcular, söz konusu ayetin, Abdullah b. Selam hakkında "nazil" olmadığını, çünkü Abdullah'ın Medine'de Müslüman olduğunu, oysa ayetin Mekke döneminde indiğini söylerler. Daha doğrusu bu ayetin, esas itibariyle Muhammed'in, kendi kavmine (yani, Mekke'deki Araplara) karşı "ihticacı" (yani, "kanıtı") niteliğinde bulunduğunu, yani Tanrı'nın Kureyş müşriklerine karşı azarlaması olduğunu belirtirler; ayette yer alan, "Tevrat Kur'an gibi, Musa da Muhammed gibidir. Onlar Tevrat'a ve peygamberlerine iman ettiler de, siz inkar ettiniz" şeklindeki sözlerin bunu anlatmak istediğini eklerler. Yani güya Tanrı, Kur'an'ı ve Muhammed'i inkar eden Kureyşlilere bir bakıma şöyle demek istemiştir: "Biz vaktiyle Yahudilere Tevrat'ı kitap olarak, Musa'yı da peygamber olarak gönderdik ve onlar Tevrat'a ve peygamberlerine iman ettiler; şimdi de size Tevrat'ın misli Kur'an'ı ve Musa'nın misli bir peygamber olarak Muhammed'i gönderdik, ama siz Kur'an'a ve Muhammed'e küfretmektesiniz.”( Bu konuda Buhari'nin Sa'd İbn-i Vakkas'tan rivayeti için bkz. Sahih-i..., c. 10, s.23 vd., Hadis No. 1533). Yine Buhari'nin Enes b. Malik'ten rivayeti için bkz. Sahih-i..., c.9, s.79 vd.. Hadis No. 1368; ayrıca bkz. Elmalılı H. Yazır'ın. Ahkaf Suresi'nin 10. ayetiyle ilgili açıklaması için bkz. age, c.6, s.4336 vd..) Ayetin "medeni" olduğunu söyleyenlere göre ayet hükmü, Muhammed'in Medine'deki Yahudileri Müslüman yapmaya çalışmasıyla ilgili bir anlam taşımakta! Oysa, biraz önce belirttiğimiz gibi, ayetin "mekki" olduğunu söyleyenlere göre, ayet hükmü, Muhammed'in Mekke'deki Arapları Müslüman yapma çabalarıyla ve onların inkarcılıklarıyla ilgilidir.

İÇERİKLİK VE BİÇİMSELLİK BAKIMINDAN, KUR'AN'DAKİ TUTARSIZLIKLAR, UYUMSUZLUKLAR VE BİLİMSELLİĞE

AYKIRILIKLAR (DEVAM)
Çağdaş zihniyette görünmek hevesiyle İslamcılardan bir kısmı, Kur'an'ı olduğundan farklı şekilde tanımlamaktan ve örneğin hüküm ayetlerinin yaşam şartlarına göre biçimlendirilebileceği iddialarına sarılmaktan geri kalmazlar. Güya, Kur'an'daki hüküm ayetleri "inanç", "ibadet" ve "muamelat" hükümleri olarak üç grupta toplanmıştır. Ve güya bunlardan "inanç" ve "ibadet" hükümleri evrensel olarak değişmezlik vasfı taşırlar; bunlar İslamiyetin ilk gününden beri geçerli olmuşlardır ve ebediyetler boyunca da geçerli olacaklardır. Üçüncü grup-laki hüküm ayetleri ise hukukla ilgili ayetlerdir (örneğin, ceza hukuku, miras hukuku, borçlar hukuku, devletler hukuku vd...). Güya, bunlar yoruma dayalı ayetler olup, yaşam şartlarına göre ve kamu yararı düşünülerek yeniden biçimlendirilebilirler; yani, Kur'an bu bakımdan değiştirilebilir; Kur'an'ın değiştirilmezliğinin ileri sürülmesi, Kur'an'ın mantığına ve mesajına da aykırıdır.( Muğla Üniversitesi rektörü olan bir ilahiyat profesörünün bu doğrultudaki görüşleri için bkz. Hürriyet gazetesi, 12 Eylül 1999, s.8.) Oysa, bu söylenenler baştan aşağı yanılgıya dayalı şeylerdir. Kur'an'ın hiçbir yerinde, Tanrı sözlerinin şu veya bu şekilde biçimlendirilebileceğini, değiştirilebileceğini öngören Bir hüküm yoktur. Aksine, Tanrı sözlerinin beşer iradesiyle, insan yapısı özlerle değiştirilemeyeceği bildirilmiştir. Konuya daha önce değinmiş ve örneğin Maide Suresi'nin üçüncü ayetinde yer alan, "...Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim..." şeklindeki sözlerin ya da Kur'an'daki ayetlerin bir benzerinin insanlar tarafından ortaya atılamayacağına dair hükmün (Yunus Suresi, ayet 37-38) ya da bu doğrultudaki diğer buyrukların Kur'an bakımından değişmezlik işaretleri olduğunu görmüştük. Bu itibarla bunları burada tekrar etmeyeceğiz. Fakat, yukarıdaki iddiaların diğer yönüne değineceğiz ki, o da, Kur'an'daki ayetlerin içeriklik bakımından bilimsel bir nitelikte olmadığı hususuyla ilgilidir. Her şeyden önce şunu tekrar edelim ki, 114 sureden ve bu surelerin çeşitli sayıdaki ayetlerinden oluşan Kur'an, hem biçim (şekil) hem de içeriklik (muhteva) bakımından tam bir uyumsuzluk, tutarsızlık ve insicamsızlık örneği bir kitaptır. Bir kere, sureler, bilimsel bir sıralamaya tabi kılınmış değildir; uzunluk ya da kısalık bakımından tam bir tertipsizlik içerisinde dizilmişlerdir: kimi sureler, ölçüsüz şekilde uzun, kimisi de ölçüsüz şekilde kısadır. Örneğin, Bakara Suresi'nde 286 ayet, A'raf Suresi'nde 206, Al-i İmran Suresi'nde 200, Saffat Suresi'nde 182, En'am Suresi'nde 165 ayet bulunur; buna karşılık Asr, Kevser ve Nasr sureleri sadece üçer ayetten ibarettir; İhlas ile Kureyş sureleri dörder ayetten meydana gelmişlerdir. Uzunluk ve kısalık bu minval üzere gider. Daha önce değindiğimiz gibi, her ne hikmetse, çok sayıda ayeti kapsayan sureler, kitabın baş tarafına alınmış, az sayıda ayeti kapsayan sureler ise son tarafa konmuştur. Bunun tek istisnası, Kur'an'ın ilk başına konan sure Fatiha Suresi'dir. Bu sure yedi ayetten oluşur. Fakat, Fatiha Suresi'ni izleyen Bakara Suresi 286 ayetten oluşur; bunu izleyen Al-i İmran Suresi 195 ayeti kapsar. Beşinci sure olan Maide Suresi 120, altıncı sure olan En'am Suresi 165, yedinci sure olan A'raf Suresi 206, sekizinci sure olan Enfal Suresi 75 ayetten, dokuzuncu sure olan Tevbe Suresi 129 ayetten oluşur. Bu şekilde devam edecek olursak görürüz ki, surelerdeki ayetlerin sayısı, kitabın sonlarına gidildikçe azalmaya başlar; fakat bu azalma yine de tertipli bir sıraya göre değildir. Örneğin, 108. sure olan Kevser Suresi ile 110. sure olan Nasr Suresi her biri üçer ayetten oluşur. 112. sure olan İhlas Suresi 4 ayetten, daha sonraki Felak Suresi 5 ayetten ve nihayet en son sure olan Nas Suresi ise altı kısa ayetten oluşur. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, eğer surelerin ve ayetlerin "iniş" tarihleri kıstas olarak alınmış olsaydı, kuşkusuz ki, ilkönce indiği kabul edilen surenin ya da ayetin başa alınması ve zaman esasına göre sıralama yapılması gerekirdi. Oysa ki,böyle bir yola gidilmemiştir. Eğer surelerdeki ayet sayısının azlığına ya da çokluğuna göre bir düzenleme düşünülmüş olsaydı, bu takdirde, en kısa sureler (örneğin, Asr, Kevser) başa konur ve diğer sureler, ayet sayısı esasına göre dizilir ve en fazla ayeti kapsayan Bakara Suresi en sona konurdu. Eğer konu esasına dayalı bir düzenleme yapılmak işlenseydi, bu takdirde her konuya ve soruna ait

her ne olursa olsun. ayet 23-24). konu tamamlamadan fuhuş sorunlarına. bütün bunlar tamamıyla keyfilik esasına dayalı olarak hazırlanmıştır. ayet 102-106). ayet 15-37). boy aptesi alın. başlarınızı meshedip. ayrı ayrı ve farklı surelerin farklı ayetleri şeklinde olmak üzere ele alınmıştır." . Örneğin.( Ayetin mekki olduğu İbn Yesar'dan rivayet olunmakta. Örneğin. namazla ilgili ayetlerden daha sonra konulmak suretiyle: Muhammed. yüzlerinizi. bu hususlar Kur'an'da.. Namazın en önemli şeklinin cuma namazı olduğunu şu ayetle belirtmişti: "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığı zaman. şu muhakkak ki. hukukla ilgili ayetler belli bir düzende olmak üzere. ayet 216-251). Maide Suresi'nin altıncı ayeti olarak Kur'an'a koymuştur: "Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman. ilgili ayetler başka bir bölümde olurdu. Bunlara benzer örneklerin ortaya koyduğu gerçek şu ki. nüzul (iniş) sırası itibariyle 110. Her ne kadar ilerideki sayfalarda bununla ilgili örnekler vereceksek de. Bu ayetin Mekke'de indiğini söyleyenler yanında. topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. ayet 910). oradan savaşın Müslümanlara farz kılındığına geçilir. age. "Geceleri pek az uyuyanlar"dan.4951. "Seher vaktinde istiğfar edenler"den ve Tanrı'nın kişilere semada rızık verdiğinden söz edilirken. yan yana ve peşi peşine olmaları gerekirdi. Oysa. ana bir kardeşlerin miras durumları belirtilirken.. Medine'ye hicret ettikten çok sonra.. yani aptes ile ilgili ayetler. sure olup.. c.aptes. birdenbire. aptessiz namaz kılınmaz. düzensiz. "Biz bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak. Muhammed. Eğer cünüp iseniz.ayetlerin bir araya getirilmesi ve surelerin de buna göre düzenlenmesi gerekirdi.. Bkz. birbiriyle ilgisi bulunmayan konulara ait tümceler yer almıştır. ayet 12) ve altmış dört ayetlik bir atlamadan sonra "ana baba bir" ve "baba bir" kardeşlerin miras haklan konusuna dönülür (Nisa Suresi.. yetimlerden ya da evlilik ve boşanmadan söz edilirken. s. bakarsınız karşınızda. Müslümanlar bakımından. namaz kılmanın imandan sonra ilk görev olduğunu daha Mekke döneminde bildirmişti. Birbiriyle ilgisi olmayan sorunlar ve olaylar karmakarışık bir şekilde ve hiçbir bilimsel kıstasa dayanılmaksızın. ayet 28-32). ibadetle ya da ahlakilikle ya da kıssalarla vd. Mekke döneminde aptes konusunu hükme bağlayan bir ayet yoktur.." şeklindeki bir anlatıma geçilir ve hemen sonra Musa'ya ve ehl-i kitab'a dair konuşmaya atlanır (Bakara Suresi. "İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?" diye bir ayet belirir ki. İbrahim "Peygamber"in çok yaşlı olan karısının çocuk edinmesi olayıyla ilgilidir (Zariyat Suresi. birbirleriyle hiçbir şekilde ilgisi bulunmayan konulara ait ayetler iç içedir. Muhammed. birdenbire masal yarıda kesilir ve "İnşallah" demeden konuşmamak gerektiği hatırlatılır (Kehf Suresi. uyumsuz ve tutarsız tarzda kitabın orasına burasına oturtulmuştur.. bakarsınız birdenbire şarap ve kumarın fayda ve zararlarına. sonra tekrar yetimlere.. Yazır. Mekke döneminde Kur'an'a. bu ayetin Medine'de indiğini rivayet ederler. Mağaradaki gençlerin masalı anlatılırken. hem de tersyüz edilmiş olarak.6. aptes almakla ilgili herhangi bir hüküm koymuş değildir. Müşriklerden ve Yahudilerden söz edilirken. oradan Yahudilerle Hıristiyanların peygamberlerine geçilir (Nisa Suresi. Namaz kılınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın.. Kur'an'daki ayetlerin ve surelerin düzenlenmesinde. namaz ile aptes sorunlarını içeren hükümlerin bir arada. gelişigüzel. bilimselliğe yer veren hiçbir şey dikkate alınmamış.) Fakat. burada şimdilik bir iki örnekle yetinelim. ayet 176)... bazen bir ayetin içinde. Ona göre "namaz". "iman"dan sonra en önemli bir görevdi.. Fıkıh bilginlerine göre namaz kılmak aptesle olur.. Medine'de indiğini söyleyenler de vardır. Şu durumda. aptesle ilgili ayeti. "namaz" ve "aptes" konularıyla ilgili ayetleri inceleyelim. çünkü. Süleyman "Peygamber'in hikayesi anlatılırken. ". Tanrı'dan son olarak indiği söylenen beş sureden biridir. Cum'a Suresi. Hem de öylesine ki. dirseklerinize kadar ellerinizi. buna karşın Buharı gibi kaynaklar. Bu kitapta belli bir konunun biteviye işlenmesi ya da bir olayın mantıki bir silsile esasına göre. Oysa ki. Elmalılı H. evlilik ve boşanma konusuna dönülür (Bakara Suresi. bakarsınız karşınıza boşanma konusunda bir ayet çıkıverir (Ahzab Suresi. bir bölümde. Mekke'de namazla beraber farz kılınmış" derlerse de yanlıştır. kesintisiz bir şekilde anlatılması diye bir şey yoktur. Her ne kadar İslamcılar. mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz." (Cum'a Suresi.

güya Tanrı. buradaki amaç. c. ve 35. tertipsiz ve dağınık olarak Al-i İmran Suresi'ne serpiştirilmiştir (Al-i İmran Suresi. ayetinde bulunmaktadır: "Evlerinizde kalmış olsaydınız bile.( Süyuti'nin El İtkan Fi Ulûm'l-Kıır'an adlı yapıtından aktarma için bkz. age. ölmezlerdi" şeklindeki yakınmaların karşılığı.'Eğer doğru sözlü insanlar iseniz. Bu ayetler. .Bize itaat etselerdi. canlarınızı ölümden kurtarın bakalım' de" ise de. c.. "İmran" adı sadece 33.(Maide Suresi. 168). ölmezlerdi. Man" şeklindeki anlaşılması imkansız bir ayetle başlar. Uhud Seferi'ne katılıp da ölenlerin ailelerinin "(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında.2. her ne suretle olursa olsun öleceklerdi. sure olup. öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. namazı "ibadet" aracı yapmak değil.( Dürer gibi kaynaklardan çıkma bu iddialar için bkz. Yorumcuların bildirmelerine göre. s. sure "Al-i İmran" adını taşır ve iki yüz ayetten oluşur. Bölüm işini gören sureler.21. *** Öte yandan. hani sanki Muhammed zamanında Müslümanlar. evlerinde kalmış olsalar bile. neden bu iki şeyi birlikte "apaçık" olmak üzere belli etmesin ve neden Mekke döneminde namazı. bölüm başlığı ile ilgisiz hükümlerden ve olaylardan oluşmuştur. aptes almadan namaz kılmışlardır! Gerek bu doğrultudaki düşünceleri ve gerek Kur'an'daki bilimselliğe ters düşen bu acayipliği gidermek amacıyla yorumcular. Görülüyor ki. "Hükmü önce gelip kendisi sonra inen ayetler"den sayarlar. Oysa sure. "aptes ayeti" diye bilinen Maide Suresi'nin bu ayetini. Al-i İmran Suresi'nin 168. bu iddiaya karşı şu söylenebilir: "Eğer aptes ile ilgili hüküm daha önce geldi ise. yıllarca sonra Medine döneminde aptes konusunu ele alsın? Bir başka örnek olmak üzere Uhud Savaşı ile ilgili ayetlere göz atalım. sadece "aptes" söz konusu edilmiştir. Örneğin. s. ölümleri yazılmış olan Müslümanlar. 'Bize itaat etselerdi. güya Tanrı demektedir ki. ama her şeyi en iyi bilen bir Tanrı.( Elmalılı H. aptes ayetini koymaya niye gerek görülsün ?" Ancak. çünkü Tanrı aptes işini yerleştirmek. Turan Dursun. bu sure İmran ailesiyle ilgili bilgiler verecektir. "namaz" ve "aptes" konularıyla ilgili acayip bir durum var. Uhud Savaşı'na çıkmayıp. age." (Al-i İmran Suresi.. hem de önce gelmesi gereken ayetler sonraya bırakılmak suretiyle. baştan otuz iki ayet "İmran'la ilgisi olmayan hususları kapsar. Turan Dursun. İçinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekini temizlemek için (böyle yaptı). ayetlerde geçer. ayet 154. ayetindeki. İmran ailesinini konu edinmiş olarak söze başlamaz." diye yakındıkları yazılı... benimsetip sağlamlaştırmak için böyle yapmıştır" şeklinde konuşurlar. bilimsel bir kıstas içerisinde bölümlere ve kesimlere ayrılmış da değildir. O halde. aptesin nasıl olacağını anlatmaktır. onları sınamak için öldürtecekti. Gerçekten de. Her ne kadar ayetin devamı. Maide Suresi ise. Maide Suresi'nin bu ayetinde "namaza kalkış" değil. "İmran ailesi"nden söz eden ayetleri kapsadığı için. ". diğerini (aptes işini) daha sonraya bırakır mı? Mademki ibadet için namazı ve onunla birlikte aptesi "iman"dan sonra en önemli görev saymıştır. ". Çünkü. bu işleri daha önce hep birlikte yapacak yerde. ayet 154). Yazır. Kur'an'ı indirdiğine. 157. Yani. Kur'an'daki sureler ve ayetler. daha önceki 154. "Bize uysalardı öldürülmezlerdi" şeklindeki yakınmanın asıl karşılığı.. insanları ana rahminde dilediği gibi şekillendirdiğine. sonra Tanrı'nın yüceliğine. buna da yanıt bulurlar ve "Ayet gelmiştir. Nice örnekten birisi şudur: Kur'an'ın üçüncü suresinin başlığı Al-i İmran'dır.. c. s. "nüzul" (iniş) sırası itibariyle 112. age. "Elif. şeriatçılar öylesine kurnazdırlar ki.) Pek güzel.l. birini (namazı) öne alıp. ortada. Allah. Hemen ekleyelim ki.20. Al-i İmran Suresi'nin 168. ayet 6).l. ayetinde.) Kuşkusuz ki. ayeti) ininceye kadar.) Görüldüğü gibi. Lam. "aptes ayeti" (yani. öldürülmesi takdir edilmiş olanlar. Tanrı'dan geldiği söylenen en son üç sureden biridir... Yani. Maide Suresi'nin 6. yakınmadan söz edilmeden yakınmanın karşılığı verilmiştir. "Al-i İmran" Suresi. Al-i İmran Suresi'nin daha önceki 154. "minareyi çalan kılıfını hazırlar" tekerlemesi gereğince. 1208. ayetle karşılanmış olmaktadır. fikir ya da olay silsilesine göre düzenlenmiş değildir. Başlığa bakarak sanırsınız ki.

ama Kur'an'da bu ayrıma yer verilmez ve hangi İmran ailesinden söz edildiği belli edilmez. İmran'ın karısından olma Meryem ile ve Meryem'in İsa'yı doğurmasıyla ilgilidir (Al-i İmran Suresi. Harun'un kız kardeşi olan Meryem. İsa'nın anası Meryem'den söz eden ayetleri okurken. karşımıza. 49-50. sanılır ki bu sure kadınların kişisel." (Al-i İmran Suresi. ayet 31-35) diyerek dua ettiği." diyerek karşılık verdiği yazılıdır (bkz. sırada bulunmaktadır. ibrahim ailesi ile İmran ailesini seçip alemlere üstün kıldı. Meryem hakkında biraz daha bilgi edinebilmek için. Fakat. Örneğin. O gönülden itaat edenlerdendi" (Tahrim Suresi. Yahudilerin "kötülükleri"ni. sırada.. "Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi. 3. ". Musa'nın kardeşi olup. Ve Kur'an'ın. Musa'nın değil. Meryem Suresi 44. burada geçen Harun'u. sırada ve Tahrim Suresi 107.kocasıdır. Zira orada. onunla ilgili hususlar burada tamamlanmış değildir. Çünkü. Musa'nın Tanrı'ya. "Al-i İmran Suresi'nde adı geçen "İmran". hem Musa'nın hem de Meryem'in kardeşi olarak belirtilmiştir. "İmran ailesi" konusu. "Al-i İmran"dan sonra gelen dördüncü sure "Nisa" başlığını taşır. ayet 28) diye bir ayet çıkmakta. Bundan sonra Meryem'in İsa'yı doğurmasıyla ve ayrıca İsa ile ilgili haberlere geçilir (Al-i İmran Suresi. İkiniz de beni anmakta gevşeklik göstermeyin. nüzul (iniş) sırasına göre 92. Her ne kadar Kur'an'da dördüncü sure olarak yer almış ise de. biraz önce değindiğimiz gibi. Adem'i." (Al-i İmran Suresi. annen de iffetsiz değildi" (Meryem Suresi. her ne kadar Nisa Suresi'nde. Daha başka bir deyimle. anlatır. 19. "imran'ın karısı şöyle demişti: 'Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Hıristiyan inanışına göre. surelerin "nüzul" sırasına göre okuyacak olursanız. Kur'an'ın çeşitli surelerinin çeşitli ayetlerine dağılmış olarak ve karmakarışık bir şekilde anlatılmış bulunmaktadır. ayet 36-48). Kur'an'daki sıraya göre. ve 66. Uhud'dan önce olmuş Bedir Savaşı'nı vd. 33. Tanrı'nın bu duayı kabul ettiği ve "(Ey Musa) Haydi sen ve kardeşin (Harun) gidin ayetlerimle.. Nuh'u.. ayetine göz atmamız gerekir. Kitaplıların (Yahudilerin ve Hıristiyanların) sapıklıklarına ve bunlar gibi birbiriyle ilgisi olmayan hususlara değinerek devam eder. ayetinde) "İbrahim ailesi" de zikredilmiştir. hukuksal ve sosyal bakımdan durumlarını ele alacak. ayet 42-45. sıralarında yer alan bu surelerin nüzul (iniş) sırası daha da şaşırtıcıdır. Harun'un ve Meryem'in babalarıdır. 16 sürelik bir atlama ile Meryem Suresi'ne geçmemiz ve orada Meryem'in İsa'yı nasıl doğurmuş olduğuna dair olan ilk 29 ayeti okumamız. Kur'an'da Meryem'in babası olarak belirtilen İmran. ayet 33-35). inkarcıları lanetlediğine dair ayetler yanında. İsa'nın büyükbabası sayılır ve İsa'yı doğuran Meryem'in anası Hanna'nın -ki Faruz'un kızı olarak bilinir. İbrahim'in torunu diye bilinen İmran'ın çocuklarından biridir.. İsa'nın anası olan Meryem'in kardeşi olarak gösterirlerse de.. bunları belli konular ve bilimsel bir sıra esasına göre hükme bağlayacaktır.. 92-94). Müslümanların durumunu ve Uhud Savaşı'nda Kureyşlilere karşı tutumunu. Görülüyor ki.. aynı zamanda Musa'nın da kız kardeşi olup. "AIIah birbirinden gelme bir nesil olarak. "İmran ailesi" denince akla ilk gelen şey Musa'nın babası olan İmran'ın oluşturduğu ailedir. l 700 yıllık bir zaman aralığıyla yaşamış olan kimselerdir. yukarıda görüldüğü gibi. Adadığımı kabul buyur. Bunu.. Tevrat'taki anlatışa ve Yahudi inanışlarına göre İmran. ayet 12) diye yazılıdır. bu itibarla İsa'nın anası ile bir yakınlığı yoktur. birbirleriyle karıştırılmış gibidir. ayet 33-34) der.. ayet 35) şeklindeki bir ayet izler. "Ailemden kardeşim Harun'u da bana yardımcı olarak ver" ya da "Harun'la beni güçlendir. sure olarak bilinir. bunlar dışında 11 ayet.. Oysa böyle değil.. Bunlar dışında kalan ayetler. Kur'an'ın pek çok yerinde Harun. ayete gelince. Meryem'den söz edilmekle beraber. onu işimde bana ortak yap. Musa'nın. her iki İmran ve her iki Meryem. Öte yandan.( Her ne kadar yorumcular. bir kere Meryem Suresi'nde. daha da anlaşılamaz durumlarla karşı karşıya kalırsınız. çünkü. her ne olursa olsun. kadınlarla ilgili bazı . İmran'la ilgili olarak doğru dürüst bir bilgi edinmek mümkün değildir. Yukarıda değindiğimiz ayetleri. Ta-Ha Suresi'nde." (Ta-Ha Suresi. Firavun'un yaptıklarına. Al-i İmran Suresi 89.. Muhammed'in Yahudilerle olan ilişkilerini. yalandır. "kadınlar" demek anlamına geldiği için. Oysa Harun. Al-i İmran Suresi'nin 33.ayetleri "muhkem"ya da "müteşabih" olmak üzere nitelendirdiğine. Daha başka bir deyimle. "Nisa" sözcüğü. Ve onların babaları olan İmran ile.Biz ona (İmran kızı Meryem'e) ruhumuzdan üfledik ve (o) Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. birdenbire. Aksine.) Nitekim. ibrahim'in torunlarından olan İmran'ın kızıdır. Al-i İmran Suresi'nde yer alan 200 ayetten sadece dördü İmran"dan ve karısından söz eder (Al-i İmran Suresi. Bedir Sava-şı'na. İbrahim'in torunlarından olup. sonra 33 sürelik yeni bir atlama ile Tahrim Suresi'nin 12. ayet 36-60). Ta-Ha Suresi.. 200 ayetlik Al-i İmran Suresi'nde. Oysa "İmran ailesi" ile ilgili yukarıdaki ayette (yani.

ayetler bulunmakla beraber, bunlar, bilimsel bir düzenleme ile konmuş olmadıktan başka, kadın sorunlarını yeterince ve gereğince kapsar nitelikte şeyler de değildir. Kadınlarla ilgili önemli sorunlar, Kur'an'ın diğer surelerinin çeşitli ayetleri arasında yer almıştır. Gerçekten de, 176 ayetten oluşan Nisa Suresi'nin ilk 36 ayetinde, kadın sorunları konusunda bir şey yoktur. 36 ayet boyunca, Tanrı'nın insanı "bir tek nefisten" ve eşini de ondan yarattığı; insanların Allah'a ve akrabalık haklarına riayetsizlikten sakınmaları gerektiği; yetimlere haksızlık edilmemesi; erkeklerin dörde kadar kadın ve diledikleri sayıda cariye alabilecekleri; kadınlara mehirlerini gönül rızasıyla vermeleri gerektiği; evlilik çağına gelen yetimlere mallarının verilmesi; miras mallarının paylaşılmasında, kadınlara, erkeklere oranla yarım pay verilmesi; fuhuş yapmanın sonuçlan; boşama hakkının erkeklere ait olduğu; erkekler için haram sayılan kadınların kimler oldukları gibi hususlar belirtilmiştir. Geri kalan 140 ayet, başka konulara ve sorunlara ayrılmıştır. Kadınlarla ilgili hükümlerin pek çoğu, Kur'an'ın başka surelerine dağıtılmıştır. Örneğin, gebe kadınlar hakkında Talak Suresi'nin 4. ve 6. ayetlerinde; çocuk doğurmuş olan kadınlar hakkında Bakara Suresi'nin 233. ayetinde; aybaşılı kadınlar hakkında Bakara Suresi'nin 22. ayetinde; hiç aybaşı görmemiş ya da aybaşından kesilmiş kadınlar hakkında, Talak Suresi'nin 4. ayetinde; evde kalmış kadınlar hakkında Nur Suresi'nin 60. ayetinde; kısır kadınlar hakkında, Al-i İmran (ayet 40), Meryem (ayet 5, 8), Zariyat (ayet 29) surelerinde; dul kadınlar hakkında Tahrim Suresi'nin 5. ayetinde; kızlar hakkında Tahrim (ayet 5) ve Vakıa (ayet 37) surelerinde; kötü kadınlar hakkında, Nur Suresi'nin 26. ayetinde; güzel huylu kadınlar hakkında, Rahman Suresi'nin 70. ayetinde; iyiliksever ve Tanrı'yı anar kadınlar hakkında Ahzab Suresi'nin 29. ve 35. ayetlerinde; tevbe eden ve kocalarının mallarını koruyan kadınlar hakkında, Tahrim Suresi'nin 5. ayetinde; hırsız kadınlar hakkında Maide Suresi'nin 38. ayetinde hükümler vardır.8 Görülüyor ki, kadınlarla ilgili sorunlar, pek dağınık bir şekilde Kur'an'ın orasına burasına serpiştirilmiş bulunmakta. Nisa Suresi'nde bu sorunların pek az bir kısmı bulunmakta. Bu itibarla, surenin "kadınlar" (Nisa) anlamına gelen başlığı ile içeriği arasında pek büyük bir ilişki yok! Al-i İmran ve Nisa surelerini biraz ileride tekrar ele alacağımız için, burada şimdilik şunu belirtmekle yetinelim ki, Kur'an'ın her suresinde, surenin başlığı ile içeriği arasında uyumsuzluklar bir yana, bir de anlatış bakımından kopukluklar, hiç yeri yokken bir konudan bir başka konuya atlamalar, birbiriyle hiç ilgisi olmayan sorunlara dalmalar, bir olayı anlatırken anlatılanı yarıda kesip bir başka olaya sıçramalar, hukukla ilgili bir kural yanında, ibadetle ya da hurafe ile ilgili kurallara atlamalar görülür. Belli bir konuda düzenli olarak bilgi vermek diye bir şey yoktur: örneğin, dünyevi nitelikte hüküm konurken, bu iş daha tamamlanmadan, uhrevi nitelikte ya da batıl inanç doğrultusundaki hususlara ve o bitmeden bir başka masala geçilir; oradan ticaretle ilgili sorunlara el atılır; bu arada kadınlarla ilgili bazı hususlara değinilir, oradan cennetin ceylan gözlü hurilerine ya da cehennem tehditlerine, oradan da şiddet ve savaş yollarına sapılır; kısacası, karmakarışık usullerle Tanrı'nın söylemek istedikleri anlatılır. *** Evet, Kur'an, bütünü itibariyle, karşımıza tutarsızlıklarla, uyumsuzluklarla ve anlaşılmazlıklarla dolu içerikte (muhtevada) olarak çıkmakta. Bunun böyle olduğunu anlatmaya ciltler dolusu kitap yetmez. Biz burada, sadece birkaç örnekle yetineceğiz: Kur'an'ın ilk başlarında ikinci sure olarak yer alan Bakara Suresi, "Elif, Lam, Mim" şeklindeki bir ayet ile başlar; bununla ne anlatılmak istenmiştir, bilinmez! Daha önce de değindiğimiz gibi, Kur'an'ın çoğu surelerinin başında "el-hurûful-mukatta" adı verilen bu tür "harfler" vardır ki, anlamı açık olmadığı için, yorumculardan bazılarına göre "müteşabih" ayetlerden sayılır ve bunların gerçek anlamının sadece Tanrı tarafından bilindiği anlatılır. Pek güzel, ama "Eğer sadece kendi bilecek idiyse Tanrı bu ayetleri ne için koymuştur?" diye sormak mümkün! Fakat, muhtemelen böyle bir sorunun dinsizlik demek olacağı düşünüldüğü için, yorumculardan bir kısmı, bu harflere birtakım anlamlar vermeye çalışırlar; ancak bu çabalarıyla işi biraz daha anlaşılmaz kılarlar. Çünkü, onlara göre, güya Tanrı bu harfleri, dikkatleri toplamak için koymuştur! Ya da güya öğrenmenin harflerle başladığını anlatmak için koymuştur! Yine güzel, ama eğer maksat bu ise, neden Tanrı bu maksadını açıkça ortaya koymaz ve kullarını tartışmaya sürükleyip birbirine katar! Bakara Suresi'nin bu anlaşılması mümkün olmayan birinci ayetinden sonra, Kur'an'ın "şüphe" götürmeyen bir kitap olduğunu ve "müttakilere" (yani, Tanrı'nın azabından korkan ve onun

buyruklarına karşı gelmekten sakınanlara) "yol gösterici" nitelikte olduğunu bildiren ikinci ayet gelir. Bunu da üçüncü ayet izler: "Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar" (Bakara Suresi, ayet 3). Burada geçen "onlar" deyimi, Kur'an'a inanmış olup, onun buyruklarına uyanlar için kullanılmıştır. "Gayba inanırlar" deyimi "görülmeyene inanırlar" demektir ki, burada, "Tanrı'ya inanırlar" anlamına gelmektedir. Ayetin geri kalan kısmı, "namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar" şeklinde. Görülüyor ki, burada söz konusu edilen şey, "namaz" ile "zekaf'tir. Daha ilk başlarda yer alan bu ayeti okurken, sanırsınız ki, İslam bu iki temel üzerine oturtulmuştur. Oysa, İslamın, "gayba iman"dan sonra beş temel şartı vardır ki, bunlar, "kelime-i şahadet, namaz, zekat, oruç ve hac" olarak tanımlanır. Ancak, Bakara Suresi'nin üçüncü ayetinde, bu beş temel şarttan sadece ikisi, yani sadece "namaz" ile "zekat" zikredilmiştir. Diğer üç temel şart, Kur'an'ın başka yerlerinde yer alacaktır. Örneğin, hac göreviyle ilgili olarak "...insanları hacca çağır..." şeklindeki sözleri kapsayan ayet, Kur'an'ın 22. suresi olan "Hac" Suresi'nin 27. ayeti olarak yer almıştır. Kabe'yi "hac" biçiminde ziyaret etmenin, Müslümanlar için bir görev olduğu, "Al-i İmran" Suresi'nin 97. ayetiyle belirtilmiştir. Hac aylarının ne olduğu, Bakara Suresi'nin 189. ve 197. ayetlerinde; hac sırasında "Safa" ile "Merve" tepeleri arasında koşmak gerektiği, Bakara Suresi'nin 235. ayetinde; Mi-na'daki ibadetin iki günde bitirilmesi, Bakara Suresi'nin 203. ayetinde; Hac sırasında ihramdayken avlanmanın haram ya da sevap olduğu Maide Suresi'nin l. ve 2. ayetlerinde; haccın üç temelinin ne olduğu Maide Suresi'nin 95. ve 97. ayetlerinde; "büyük hac günü"nün ne olduğu, Tevbe Suresi'nin 1. ve 3. ayetlerinde bildirilmiştir. Görüldüğü gibi, hacla ilgili sorunlar, çeşitli surelerin çeşitli ayetlerinde ve kopuk kopuk olmak üzere ele alınmış bulunuyor. "Oruç" konusunda da aynı kopukluk söz konusu! Kur'an, İslamın bu diğer temel şartına, Bakara Suresi'nin 183. ayetinde değinerek şöyle demektedir: "Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelmiş geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi, size de farz kılınmıştır. Umulur ki, korunursunuz. Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı)..." (Bakara Suresi, ayet 183-185). Oruç gecesinde, kadınlara yaklaşmanın "helal" olduğu, sabah aydınlığının gece karanlığından ayırt edilmesine kadar yemek yiyip, sonra akşama kadar orucu tamamlamanın gerekli bulunduğu, yine Bakara Suresi'nin 187. ayetinde belirtiliyor. Dikkat edileceği gibi, Kur'an'ın daha bu ilk başlangıcında, İslamın temel beş şartı konusunda göze batar nitelikteki kopukluklar ve anlaşılmazlıklarla karşı karşıya bulunmaktayız. Şimdi, yukarıda kaldığımız yerden devam edelim ve Bakara Suresi'nin 4. ayetine geçelim: burada, Tanrı'nın Muhammed'e şöyle dediği yazılıdır: "Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar" (Bakara Suresi, ayet 4). Görülüyor ki, ayet, Muhammed'e "indirilen" şey ile -ki bu "Kur'an" oluyor-, Muhammed'den önce "indirilen" şeyden söz etmekte. Pek iyi, ama nedir bu "önce indirilen" şey? Bunu anlamak için, yine Kur'an'ın başka yerlerine göz atmak gerekiyor. O zaman öğreniyoruz ki, Tanrı, daha önce Yahudilerden Musa'ya Tevrat'ı, Davud'a Zebur'u ve İsa aracılığıyla Hıristiyanlara da İncil'i vermiştir. Örneğin, Kur'an'ın 28. sırasında yer alan Kasas Suresi'nde, "Andolsun biz... Musa'ya... o kitabı (Tevrat'ı) vermişizdir" (Kasas Suresi, ayet 43) diye yazılı. Beşinci sure olan Maide Suresi'nde de, "Onların ardından... Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Ona İncil'i verdik..." deniyor (Maide Suresi, ayet 46). Pek güzel, ama acaba Tanrı, Bakara Suresi'nin 4. ayetinde, "Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler..." derken, neyi kastetmiştir? Kur'an'a uymak gerektiği gibi, Tevrat'a, Zebur'a, ve İncil'e de uyulmasını mı emretmiştir? Eğer bu böyle ise, Kur'an'dan daha önce gönderilmiş

olan kitapların, yani Tevrat ile İncil'in tahrif edilmiş olduklarına ve bu nedenle Kur'an'dan başka uyulacak kitap bulunmadığına dair ayetlere ne demeli? Gerçekten de, Kur'an'ın birçok yerinde, Yahudilerin ve Hıristiyanların, kendilerine verilen kitapları tahrif ettikleri (örneğin, Al-i İmran Suresi, ayet 78, 187-188) ve bu nedenle Kur'an'dan başka uygulanacak kitap olmadığı bildirilmektedir. Yani, Müslümanlar gibi Yahudilerin ve Hıristiyanların da uygulayacakları tek kitap Kur'an olmaktadır. Nitekim, Nisa Suresi'nde, "Ey ehl-i kitab! Size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimiz (Kur'an'a) iman edin. Allah'ın emri mutlaka y erine gelecektir" (Nisa Suresi, ayet 47; ayrıca bkz. Beyyine Suresi, ayet 1-4). Bu böyleyken, yani daha önceki kitaplar (Tevrat ve İncil) tahrif edilmişken, Bakara Suresi'nin bu 4. ayetinde yer alan, "Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar" (Bakara Suresi, ayet 4) şeklindeki sözlerin anlamı olur mu? Bu hususlarla ilgili örnekleri çoğaltmak kolay; fakat, anlatmak istediğimiz şudur ki, Bakara Suresi'nin 2. ayetinde, Muhammed'e indirilmiş olan Kur'an'a uymak gerektiği bildirilmişken, bir ayet atlama ile, yani Bakara Suresi'nin 4. ayetiyle, Muhammed'den önce indirilmiş kitaplara Tevrat ile İncil'e iman etmek gerektiği emredilmekte! Bu çelişkiyi çözebilmek için, Kur'an'ın daha sonra gelen surelerini ya da ayetlerim önceden okuyup bilmek gerekiyor! Daha başka bir deyimle, Kur'an'ı baştan sona doğru değil, sondan ya da orta kısımlardan başlayıp başa doğru gelmek, yani Bakara Suresi'nin bu ilk ayetlerini okumak gerekiyor. Bunları yapınca şu anlaşılıyor ki, daha önceki kitaplar (Tevrat ve İncil) değiştirilmiş, tahrif edilmiş olduğu için, Yahudiler ve Hıristiyanlar bakımından uygulanması gereken tek bir kitap vardır, o da Kur'an'dır. Bakara Suresi'nin yukarıda değindiğimiz ayetlerinden sonrakileri okumaya devam edecek olursak, konular ve sorunlar bakımından aynı uyumsuzluklara, kopukluklara, çelişki ve anlaşılmazlıklara tanık oluruz. Gerçekten de, bu surenin ilk 29 ayeti boyunca, Tanrı'dan başka "Tanrı" olmayışından, "iman"dan, "kafir'lerden, "münafik"lardan, vb... söz edilirken (Bakara Suresi, ayet 2-29), birdenbire Tanrı'nın meleklere hitaben, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım..." (Bakara Suresi, ayet 30) dediği görülür! Hemen bir ayet sonra, "Allah Adem'e bütün isimleri öğretti..." (Bakara Suresi, ayet 30) diye yazılı! Ama ortada henüz Adem yok! Daha başka bir deyimle, Tanrı, daha evreni, evrendeki varlıkları, bu arada Adem'i (yani, insanı) nasıl ve ne şekilde yarattığım anlatmaya başlamadan önce, "inanan'lardan ya da "inanmayan" insanlardan söz etmekte! Oysa, mantıken ve bilimsel olarak yapılması gereken şey, önce evrenin, varlıkların ve insanın (Adem'in) yaratılışını, yaratılıştan sonra insanların ne yaptıkları, tutum ve davranışlarını anlatmaktı. Oysa, böyle yapacak yerde Tanrı, Kur'an'ın baştan ikinci sırasında yer alan Bakara Suresi'nin en başına, bunlarla ilgisi bulunmayan 29 ayet koyuyor ve sonra 30. ayetle meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" (Bakara Suresi, ayet 30) diye sesleniyor. Buna karşı melekler de ona, "...Bizler hamdinle seni tespih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun?" diye soruyorlar. Tanrı da onlara, "Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim" (Bakara Suresi, ayet 30) diye karşılık veriyor. Bunu izleyen ayette, Tanrı'nın Adem'e, eşyanın ve her şeyin adını öğrettiği ve meleklere dönerek, "...Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin" dediği yazılı (Bakara Suresi, ayet 31). Güya, bu soruyu sormakla melekleri sınamakta ve onların Adem'e nazaran daha aşağı durumda olduklarını kanıtlamaya çalışmaktadır Tanrı! Ancak, Adem kimdir; Tanrı onu ne zaman, nasıl ve neden yaratmıştır; peygamber midir; eşi var mıdır; var ise o nasıl ve neden yaratılmıştır, bunlar burada belli edilmiyor! Bu konularda fikir edinebilmek için, Kur'an'ın başka surelerine atlamak, başka ayetlerine başvurmak gerek. Örneğin, Secde Suresi'nde -ki Kur'an'ın 32. sırasında yer almıştır-, Adem'in çamurdan yaratıldığı (Secde Suresi, ayet 6-9); Al-i İmran Suresi'nde Tanrı'nın Adem'i seçtiği (Al-i İmran Suresi, ayet 33); Zümer Suresi'nde Adem'i ve Adem'den de eşini yarattığı (Zümer Suresi, ayet 6); A'raf Suresi'nde -ki 7. suredir-, Adem'in eşiyle birlikte şeytan tarafından kandırıldığı ve bunun üzerine her ikisinin de cennetten atıldıkları yazılıdır (A'raf Suresi, ayet 19-22, 24-25). Görüldüğü gibi, her şey kopuk kopuk anlatılmakta. Eğer Adem'le ilgili yukarıdaki hususları, surelerin ve ayetlerin nüzul (iniş) sırasına göre bellemeye kalkışacak olursak, konunun biraz daha anlaşılamaz şekle girdiğine tanık oluruz; çünkü, Bakara Suresi 87. sırada, Secde Suresi 75. sırada, Al-i İmran Suresi 89. sırada, A'raf Suresi 39. sırada olmak üzere inmiş sayılırlar.

Şimdi, biraz önce kaldığımız yere dönelim ve Tanrı'nın, "...Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerim bana bildirin" (Bakara Suresi, ayet 31) diyerek sorduğu soruyu ele alalım. Melekler bu soruyu bir türlü cevaplandıramazlar; cevaplandıramayınca, Tanrı Adem'e emreder; "Ey Adem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat... " Pek güzel, ama "eşyanın isimleri" derken, Tanrı neyi kastediyor, belli değil! Bu konuda yorumcular çeşitli şeyler rivayet ederler. Kimine göre bu isimler insanların birbirleriyle tanışmalarına, anlaşmalarına sebep olan isimlerdir; örneğin, insan, hayvan, yerküre, deniz, dağ vd... gibi her şeyin ismi. Kimine göre duygular, nitelikler, keyfiyetler...'' Fakat, her ne olursa olsun, Tanrı, bu şekilde buyurduktan hemen sonra, melekleri ve cinleri Adem'e secde ettirmeye çalışır (Bakara Suresi, ayet 3233). Sonra da, "Ey Adem! Sen ve eşin beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yiyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın... " (Bakara Suresi, ayet 35) der. Fakat, şeytan Adem'le eşinin ayaklarını kaydırıp, onların cennetten atılmalarına sebep olur (Bakara Suresi, ayet 36-39). Dikkat edileceği gibi, bu anlatılanların hepsi de anlaşılmazlıklar ve kopukluklarla dolu: Şeytan ne yapmıştır, Adem ile eşine neler vaat etmiş ve onların ayaklarını ne şekilde kaydırmıştır, belli değil! Adem'in eşi nereden çıktı, adı nedir, bunlar burada anlatılmıyor! Çünkü, Adem'le ilgili hikaye burada birdenbire kesiliyor ve karşımıza bambaşka bir konu çıkıveriyor ki, o da İsrailoğullarının tarihi ile ilgili! Şöyle başlar: "Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetlerimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size vaat ettiklerimi vereyim. Yalnızca benden korkun" (Bakara Suresi, ayet 40). Ve bu söylenenler de, tıpkı diğerleri gibi, bilinmeyen ve anlaşılamayan şeylerle dolu: bir kere kimdir bu İsrailoğulları? Nereden türemişlerdir? Tanrı'nın onlara verdiği nimetler nedir ki, hatırlatmada bulunuluyor? Onlardan aldığı söz nedir ki, "bana verdiğiniz sözü yerine getirin" diyor? Sözlerini yerine getirdikleri takdirde onlara vereceğini söylediği vaat nedir? Hiçbir şey belli değil! Çünkü, daha önceki ayetlerde bu hususlar hiç belirtilmemiş! Ve Tanrı devam ediyor: - "Elinizdeki (Tevrat'ın aslını) tasdik edici olarak indirdiğime (Kur'an'a) iman edin. Sakın onu inkar edenlerin ilki olmayın! Ayetlerimi az bir karşılık ile satmayın, yalnız benim azabımdan . korkun" (Bakara Suresi, ayet 41). Yine anlaşılmazlıklarla karşı karşıyayız! Neden dolayı Tanrı, İsrailoğullarına Tevrat yerine Kur'an'a iman etmelerini söylemekte? Neden dolayı, "...Ayetlerimi az bir karşılık ile satmayın!" diye onları ikaz etmekte, belli değil! Ve bunları belli etmeden Tanrı İsrailoğullarına namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrediyor (Bakara Suresi, ayet 43-46) ve sonra, "Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın" (Bakara Suresi, ayet 47) diyerek, birkaç ayet önce yapmış olduğu hatırlatmayı, "...sizi (bir zamanlar) cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın", eklemesiyle yineliyor. Yeryüzünde birçok ümmet varken, neden dolayı İsrailoğullarını üstün kılıp onlara nimetler vermiştir ve neden dolayı şimdi onlardan şikayetçidir, belli değil! Bunlar belli değilken, konuşmasına şöyle devam ediyor Tanrı: "Hatırlayın ki, sizi, Firavun taraftarlarından kurtardık. Çünkü, onlar size azabın en kötüsünü reva görüyorlar; yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlar (fenalık için), kızlarınızı hayatta bırakıyorlardı. Aslında o size reva görülenlerde Rabbinizden büyük bir imtihan vardı (Bakara Suresi, ayet 49). Yine bilinmezlikler içindeyiz! Neden dolayı Firavun taraftarları, İsrailoğullarının yeni doğan erkek çocuklarını kesip kızları bırakıyorlardı da, Tanrı İsrailoğullarını onlardan kurtarmıştır? Bu ayeti 50. ayet izliyor: "Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık. Firavun'un taraftarlarını da, siz bakıp dururken denizde boğduk" (Bakara Suresi, ayet 50). Neden dolayı deniz yanlıyor ve yarılan bu deniz hangi denizdir, belli değil! Bu ayetten sonra karşımıza

. olayları tersyüz ederek. Öldürülen adam kimdir? Neden dolayı öldürülmüştür? Bunlar belirtilmeden. ibadetle ilgili bir konuya (örneğin. ayet 73). onları tam olarak yerine getirince. Oysa ki. "Birbirinizin mallarını yemeyin.. Ve işte hukukla ilgili bu kuralları belirtirken (Bakara Suresi. sonra Süleyman'ın hükümdarlığına geçer (Bakara Suresi. ayet 74-86). Sonra haksızlık ederek buzağıyı (Tanrı) edindiniz" (Bakara Suresi. Bu arada.." (Bakara Suresi. "boşanma" ve "hülle" konularını hükme bağlar. ayet 105). "Cumartesi günü azgınlık" ettikleri için. onun İsmail ile birlikte Kabe'nin yapımı işine başlayışını anlatır (Bakara Suresi. hukukla ilgili konulara atlamış olur. biz Musa'ya kitabı verdik. böylece. sonra "haramlar" konusuna geçer (Bakara Suresi. ön kapısından girin" diye ekler (Bakara Suresi. sonra iman edenlere buyruklar indirir (Bakara Suresi. Kimdir bu Musa? Babası kimdir? Kimden doğmuştur? Kimler tarafından yetiştirilmiştir? Buzağının İsrailoğulları tarafından "Tanrı" edinilmesi nasıl olmuş. ayet 6566). ayet 102). ayet 168 vd. Tanrı ile çekişmeleri belirtiliyor (Bakara Suresi. ayet 192-221) kadınların özel durumlarına (örneğin. namaz kılma usullerine ve bununla ilgili kurallara) döner (Bakara Suresi... ayet 238-239). "Hani siz bir adam öldürmüştünüz de. ayet 188) ve hemen ardından haccın ifası için yeni doğan aylardan söz eder. Ondan sonra art arda peygamberler gönderdik.(Ey Muhammed).. (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun" dediği ve "Böylece Allah. Ve işte Tanrı. hiçbir şey belli değil! Daha sonraki ayetlerde Musa ile kavmi arasındaki 'çekişmeler ele alınmış.. "Andolsun ki. ayet 223). Ve onu Ruhül Kudüs ile destekledik. onlara. ayet 91). ayet 164-167).) sonra "kısas" ve "vasiyet" gibi ceza ve hukuk konularına değinir (Bakara Suresi. Bu arada onları Kur'an'a ve Muhammed'e inanmamakla suçlar (Bakara Suresi. hemen peşinden "(müşrikleri) bulduğunuz her yerde öldürün!. ayet 225-238)... ayet 125 vd. Daha sonra. ayet 92-101). Tanrı'nın. kavmine bir sığır kesmelerini emrettiği. Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış. "Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle aleme üstün kılmış olduğumu hatırlayın" (Bakara Suresi.). ayet 122) diyerek. ayet 106-121). birdenbire bundan vaz geçer ve yine hiç yeri ve gereği olmadığı halde. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır" (Bakara Suresi. "Haydi şimdi (öldürülen) adama. ayet 17-183). Yahudilerle Hıristiyanların çekişmelerinden ya da kafirliklerinden söz eder (Bakara Suresi... İbrahim. Yine birdenbire Yahudilere. adet. Musa'nın. ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye ayetlerini gösterir" diye eklediği görülmekte (Bakara Suresi. bir süre bu şekilde konuştuktan sonra. O halde (ön organ olan) tarlanıza ne şekilde isterseniz o şekilde varın. çok önce yaşamıştır. onun hakkında birbirinizle alışmıştınız. Musa'dan. tekrar hukuk sorunlarını ele alır ve boşanma konusuna değinir (Bakara Suresi. ". ayet 191). Meryem oğlu İsa'ya da mucizeler verdik. Ve sonra Tanrı. fakat. ayet 124) diyerek. daha önce birçok kez söylemiş olduğu hatırlatmayı aynen yineler. (Size gelen) peygamberlerden bir kısmını yalanladınız. ayeti çıkıyor: "Musa'ya kırk gece (vahyetmek üzere) söz vermiştik. "Evlere arka tarafından değil. İsrailoğullarının Tanrı emirlerine başkaldırmaları. ayet 67-71). ve sonra fitneden. Sonra. "Kadınlarınız sizin ekin alanınız. bu konuyu . ayet 189). ayet 103-104) ve Yahudilerden ve Hıristiyanlardan Müslümanlara hayır gelmeyeceğini bildirir (Bakara Suresi. hukuk dışı konulardan.. ayet 222). rüşvetle hakimlere koşmayın" der (Bakara Suresi. haram aylardan. ederken. tekrar "Tanrı'nın tek oluşu" konusuna döner (Bakara Suresi. ayet 72) diye devam ediyor. ayet 240-242). İsrailoğullarına yeniden sitem etmeye başlar. İsa'dan vd.. ayet 188 vd. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi geldikçe ona karşı büyüklük tasladınız.). İsrailoğullarının "aşağılık maymunlar" şekline dönüştürüldükleri bildiriliyor (Bakara Suresi. ayet 87) şeklindeki bir konuşma ile Tanrı. fakat kavminin kendisini alaya aldığı ekleniyor (Bakara Suresi. 'Şayet siz gerçekten inanıyor idiyseniz. tarlanızdır. Allah yolunda harcamalardan. hiç ilgisi olmadığı halde. daha önceki Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz?' deyiver" der (Bakara Suresi." diye kadınlarla cinsi münasebet usullerinden söz eder ve cinsi münasebet sırasında onlara "arka organlarından" temas edilmemesi gerektiğini belirtir (Bakara Suresi. hacdan söz ederek (Bakara Suresi. hayz durumlarına) atlar (Bakara Suresi. sonra dinle ilgili olarak oruç konusuna yer verir (Bakara Suresi.. Ve sonra İbrahim hikayesine geçer: "Bir zamanlar. Ve yine birdenbire. sonra. ayet 88-91) ve sonra Muhammed'e hitaben. 'Ben seni insanlara önder yapacağım' demişti. Süleyman'dan. cinsi münasebetle (seksle) ilgili bu emirlerden hemen sonra. ayet 51). hemen sonra." diye emirler verir (Bakara Suresi.. yine Musa ile Yahudiler arasındaki çekişmelere ve Kur'an'ın Muhammed'e indirilmesine değinir (Bakara Suresi. Bunu izleyen ayetlerde. bir kısmım da öldürdünüz" (Bakara Suresi.51.

Talût'un ya da Calût'un kim olduklarını bildirmez! Neden insanları birbirlerine boğazlatmadan iş göremediğini de belirlemez! Az geçmeden. ayet 2) şeklindeki ikinci ayet izler ki. hiç yeri ve ilgisi olmadığı halde borçlar hukukunun. ayet 46." (En'am Suresi. ayet 285) ve hemen sonra kişiye takatinden fazla yük yüklemediğini bildirir (Bakara Suresi.. ayet 275-284). ayet 30). Bunlara bakarak. Tanrı'nın. ancak ve ancak insanları birbirleriyle dövüştürtmek suretiyle sağlayabileceğinden söz eder (Bakara Suresi. surelerin Kur'an'daki sıralarına göre değil de. Kur'an'ın diğer sure ve ayetlerinde de çelişkili şekilde tanımlanmıştır: kimi yerde kişinin. "zekat" ve "sadaka" konularını ele alır (Bakara Suresi. daha başka bir deyimle. onun kalbini İslamiyete açar. kim kötülükte bulunursa zararı kendisinedir" (Fussilet Suresi. kimi yerde de bu kaderin Tanrı tarafından çizildiğine dair ayetler var.. ayet 106) şeklinde olanları vardır. 200 ayetten oluşan bu surenin. "Allah kimi doğru yola sokmak isterse. ancak kendisi için bulmuştur. Kur'an'da baştan ikinci sırada yer almakla beraber. aynı tutarsızlıklarla. Lam. hiç kimseler tarafından anlaşılmış değildir.. İsra Suresi'nde. aynı uyumsuzluklarla ve aynı çelişmelerle karşılaşırız. "Allah dileseydi puta tapmazlardı. görürüz ki. Kur'an'ın önceki kitapları onayladığını ve Allah'ın ayetlerini inkar edenlerin azaba uğrayacaklarını bildiren iki ayet izler (Al-i İmran Suresi. Kur'an'da.işlemeden ve yine hiç yeri gelmemişken. Yine bunun gibi. aynı karışıklıklarla. kim yoldan sapmışsa kendisi sapıtmıştır ve b kişi başkasının yükünü yüklenmez" (İsra Suresi. ayet 5). Al-i İmran Suresi'ne şöyle bir göz atacak olursak. "Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. bunlar ilgili olarak yeterince fikir vermeden. " diye başlayan ve Tanrı'nın "güç ve hikmet sahibi" olduğunu bildiren ayet izliyor (Al-i İmran Suresi.. Mim" şeklindeki harflerle başlar. birinden diğerine atlayarak Bakara Suresi'ni sona erdirir! Yine hatırlatalım ki. belli değil! Aynı konu. Allah'tan başka ilah yoktur" (Al-i İmran Suresi. biraz önce değindiğimiz gibi. Ve yukarıda değindiğimiz sorunları ve konuları. "Al-i İmran Suresi" adını taşır. Tanrı'dan indiği söylenen surelerin seksen yedincisidir. her insanın irade özgürlüğüne sahip ve kendi kaderine egemen olduğu sanılır. Tanrı'nın insanlara doğru yolu göstermek üzere. İsra Suresi. ayet 7) şeklinde ayetler var. ayetin kısaltılmış şeklidir.. birbiriyle ilgisi olmayan konulara ve sorunlara değinerek. Bunları okurken. kimi de saptırmak isterse. 12 ayet sonra (yani.. " (Tekvir Suresi. Ya da Fussilet Suresi'nde. Tevrat'ı. surelerin iniş sırasına göre incelemeye kalkışacak olursak. Üstelik de sure "İmran ailesi" konusunu ele alan ayetlerle başlamaz. Hatta. Fakat. "Elif... Fakat. İncil'i ve Furkan'ı (Kur'an'ı) indirmiş olduğunu. kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Tevrat ile İncil'in tahrif edilmiş oldukları ve bu nedenle Kur'an'dan başka uygulanacak kitap bulunmadığı. sırada olarak yer alan Al-i İmran Suresi'nde de aynı düzensizlikleri görmekteyiz: Sure. yoksa aynı zamanda kaderi de mi Tanrı tarafından keyfi olarak şekillendirilmiştir... ayet 286). ayet 15) diye yazılıdır. özgür iradeyi yok eden ve insan kaderinin daha ana karnındayken Tanrı tarafından çizildiğini bildiren nice hükümler yer almıştır ki. kendi kendimize soru sormak ihtiyacını duyarız: Tevrat ve İncil'de yer alan ayetler geçerli mi? Yahudileri. "Hayy ve kayyum olan. bu Bakara Suresi. Yahudilerin ve Hıristiyanların dahi Kur'an'la bağlı bulundukları bildirilmiştir. ayet 125). sadece şekli ve biçimi mi. Ancak. Bakara Suresi'nden sonra. kendi kaderini kendi çizdiğine. Talût ve Calût ordularının bozguna uğratıldığından söz eder ve yeryüzü düzenini. Al-i İmran Suresi'nin dördüncü ayetinden hemen sonra. irade özgürlüğünü hem var sayan hem de yok kılan ayetler. Hıristiyanları ve Müslümanları bağlar mı? Bu soruyu sormak ihtiyacını duyarız. İsa'nın anası Meryem'in babasının mensup bulunduğu "İmran'ın ailesinden söz eden ayetleri kapsadığı için. . bazen peşi peşine sıralanmışlardır. Örneğin. " (En'am Suresi. ayet 6).. ayet 3-4). "Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren odur. pek az bir kısmı bu konuya ayrılmıştır. faiz ve ticaret sorunlarına geçer (Bakara Suresi. "Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir şeyi) dileyebilirsiniz." (İnsan Suresi. kendilerine "ilim" (Tevrat ve İncil) geldikten sonra ayrılığa düştükleri yazılıdır. surenin başlığı ile içeriği arasında pek az ilişki vardır. ayet 273-274). 3. Tanrı indinde İslamdan başka bir din olmadığı ve Yahudilerle Hıristiyanların. ayet 29). Kur'an'ın diğer sure ve ayetlerinde. daha önce Bakara Suresi'nde yer alan ve Tanrı'nın kendi yüceliğiyle övünmesini belirten 255.. Bunu. ayet 244-252). her gizli olan şeyi bildiği yazılıdır (Al-i İmran Suresi. Al-i İmran Suresi'nin 19."Kim doğru yolu bulmuşsa. bu aynı Kur'an'da. Bunu. Burada geçen "dilediği gibi şekillendiren" deyiminden anlaşılması gereken nedir? İnsan denen varlığın. akabinde yeryüzüne gönderdiği "peygamberler" arasında ayrım yapmadığını belirtir (Bakara Suresi. ilk birinci ayet. ayetinde). Henüz. cihada (savaşa) çıkma gereğine değinir ve vaktiyle İsrailoğullarına savaş farz kıldığından. Bunu. bunlar arasında. çünkü. Böylece. "Kim iyi bir iş yaparsa faydası kendisinedir.

Halbuki.. kişi Tanrı'dan öğüt alabilir.. "müteşabih" ayet ise. hiç kimse için mümkün olamayan ayettir. Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. anlaşılır olan ayet demektir. İlimde yüksek payeye erişenler ise." diye yazılı. daha sonraki ayet. ne yapacağımızı şaşırmışken.. Al-i İmran Suresi'nin şimdi üzerinde durduğumuz 7. En'am Suresi'nin sadece üç ayetidir ki. age.. insanları doğru yola ileten ve ilettikten sonra kalpleri eğriltebilen Tanrı'dır.. ayet 7). "muhkem ayet" demek. "müteşabih ayet" ise. Kıyamet Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Dileyen (düşünüp Tanrı'dan) öğüt alır. sadece Tanrı tarafından bilinmek üzere Kur'an'a kondu ise. Bu tür çelişkiler ve bu tür tutarsızlıklar. yani "anlamı anlaşılamaz" nitelikte olduğuna dair ayet koyma gereğini duymuştur. Bir kere. Nitekim. anlamı hiçbir yolla bilinemeyen ayettir. Tanrı'nın bunu dilemesi koşul! Ve yine Kur'an'a göre kişi. 150..3. ayeti ile askıya alınmışa benzer. Tanrı'nın insanlara verdiği bilgi yollarından herhangi bir yolla anlamının öğrenilip bilinmesi." (Al-i İmran Suresi. Örneğin. "müteşabih" deyimi ise. ve 152. yani "anlamı açık ve seçik". hepsi de Rabbimiz tarafindandır" demek durumundalar! İrade ve fikir özgürlüğü ile bu nasıl bağdaştırılabilir? Bütün bu hususlar. 151. her hususta ve her konuda olmak üzere Kur'an'ın tüm surelerinde ve ayetlerinde yer etmiştir. 137 vd. ayet 8). Bununla beraber." (Kıyamet Suresi. Bu inceliği ancak aklı selim sahipleri düşünüp anlar" (Al-i İmran Suresi. yorumcular arasında görüş ayrılıkları vardır. ister kapalı anlamlı olsun.İlimde yüksek payeye erişenler ise. ". Ancak. Muhtemelen bunun fark edileceğini bildiği içindir ki. Bu . ayet 55-56). Anlaşılan o ki. Yine Razi'ye göre "muhkem" ayetler.Örneğin." (Al-i İmran Suresi. hükmü geçerli olan ayettir. Kimine göre "muhkem" deyimi. Yani. bu takdirde kulların düşünme gücünden yoksun kalmaları sonucunu doğurmaz mı? Yukarıdaki ayette. bunların ne olduğu ve bu sözcüklere ne anlam verilmesi gerektiği hususunda.. birden çok anlama gelebilen ayetler için kullanılması gerekir!( Turan Dursun. Taberi'ye göre "muhkem ayet". Bize tarafından rahmet bağışla. faydası ne? Eğer anlamı bilinmeden bellenmek üzere kondu ise. Diğerleri de müteşabihtir. bazı ayetlerin "muhkem" ve bazılarının "müteşabih" olduklarına dair 7. Dikkat edileceği gibi.. bazı ayetlerin ise "müteşabih". c. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir ki. Tanrı'ya şu şekilde yalvarma durumundadır: "Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. "müteşabih" ayetlerin yorumunun sadece Tanrı tarafından bilindiği anlatılmakta! Daha önce de dediğimiz gibi.. hepsi de Rabbimiz tarafındandır' derler. anlamı ve yorumu bilinen. bunlar. Kur'an'ın bazı ayetlerinin "muhkem". 'Ona inançtık. Bize tarafından rahmet bağışla. onun tevilini ancak Allah bilir. sadece tek bir anlamı olan ayetler için. doğru yola yönelmek ya da sapıtmak hususunda irade özgürlüğünden yoksun bulunduğuna öylesine inanmıştır ki. "muhkem" ve "müteşabih" ayetler konusuna doğru dürüst bir açıklama getirilmiş değil. ister açık. eğer bu ayetler. Al-i İmran Suresi'nin şimdi üzerinde durduğumuz ayetinin anlaşılmazlığı karşısında. anlamı sadece Tanrı'nın bildiği ayetleri körü körüne kabul edip. fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. ayetlerdir. Bundan dolayıdır ki. bunlar kitabın esasıdır... Nitekim. "anlamı anlaşılabilen bir hükme ve sonuca varılabilen" ayettir.. hükmü yürürlükten kaldırılmış olan ayettir. s.. bir başka çelişki yaratacak nitelikte olmak üzere şöyledir: "(Onlar şöyle yakarırlar) Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. hepsi de Rabbimiz tarafindandır' derler. Muhammed. ama alabilmesi için. "Ona inandık. 'Ona inandık. "müteşabih" ayet ise. bizzat kendi içinde çelişkilidir. Kur-tubi gibi yorumculara göre. Razi gibi yorumculara göre "muhkem" ayet. ayet dikiliverir karşımıza: "Sana kitabı indiren odur. "ilimde yüksek payeye erişenler" dahi. çelişki sorununu çözümlermiş gibi görünen bu ayet. Kalplerinde eğrilik olanlar. 192) Öte yandan. ayet 8).

ayetin anlamı hakkında bir fikir öne sürebilmek için. ayet 187.. ayet 125). bazı yerinde "şaet" (gelecek olan an ya da saat). s. Naziat Suresi. şimdi üzerinde durduğumuz ayet (yani. bu takdirde onları mükafatlandırmanın ya da cezalandırmanın ne anlamı olabilir? Bu soruyu sorarken. Lokman Suresi.Allah asla sözünden dönmez" diyerek kıyametin zamanı konusunda şüphe etmediklerinden söz edilmekte (Al-i İmran Suresi. haşr (toplanma günü). sayısız denecek kadar çok hadis hükümlerini) incelemek gerekir ki. kıyametin ne zaman geleceği hakkında Muhammed'in de pek bilgisi yoktur. örneğin Kıyamet Suresi'nde. insanları mutlaka toplayacak olan sensin. De ki. Tanrı'nın. Kur'an'ın başka bir yerinde. gözümüz. kıyametin yalanlandığından (Kıyamet Suresi. Rum krallarından edindiği malları elinden kaçırmamak için Müslüman olmaktan kaçındığını söylerler.7. Allah asla sözünden dönmez" (Al-i İmran Suresi. Turan Dursun. buradaki anlatış öylesine yetersiz ki.) sıkıştırılmış 150'den fazla ayeti (ayrıca da. kaldığımız yerden okumaya devam edelim. kıyamet hakkında gelişigüzel bir fikir edinebilmek için. öyle değil. ölümden sonra diriltilip hesaba çekileceklerini anlatmakta. yine Kur'an'dan öğrenmekteyiz ki. Eğer. bazı ayetlerinde de yalanlayanların.. bu 150 ayeti. ayet 55-56). ayet 9). kıyametin ne olduğunu. Kur'an'ın diğer sureleri içerisine. ayet 10). Onun vaktini ondan başka belirtecek yoktur.88 vd. işin içinden hiç çıkamayız! Ve ilginç olan husus şu ki. kıyametin saatinin sadece Tanrı tarafından bilindiğine dair şu var: "Ey Muhammed! Kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Örneğin. burada konuşanlar Tanrı'nın kullarıdır ve konuşmalarından şunu anlıyoruz ki. "el. Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. deyimleri geçer.. gelmesinden şüphe edilemeyecek olan bir gün vardır ve o gün Tanrı insanları toplayacaktır! Pek iyi. Nedir anlatılmak istenen şey? Neden mallar ve oğullar Allah huzurunda inkarcılara fayda sağlamayacaktır? Neden sadece "matlar" ve "oğullar" anlamına gelen "evlatlar" zikredilmiştir de. ikide bir Muhammed'e. öyle değil. çünkü. Daha başka bir deyimle. Al-i İmran Suresi'ni. pek çeşitli deyimlerle (Kur'an'ın bazı yerinde "yevmııl-kıyame" (kıyamet günü).7.. c. Kur'an'ın "apaçık"oluşuyla da bağdaşmaz. düzensizlik bir yana. ayet 42-46). ayet 55-56).. ". Turan Dursun. . ayet sadece "ma/"lardan değil.doğrultuda. İşte onlar cehennemin yakıtıdır" (Al-i İmran Suresi. ama şöyle bir düşünelim: eğer insanı doğru yola sokan ya da doğru yoldan çıkaran Tanrı ise. Kur'an'da pek çok ayet var. c. Kur'an'ı karıştırmamız ve muhtemelen 72 sürelik bir atlama yapıp. s. Görülüyor ki.88 vd. Dikkat edileceği gibi. Kur'an'ın başka yerlerine atlamalar yapmamız gerekiyor. Hatta bu konuda öylesine habersizdirler ki. bkz.. ne zaman geleceğini sormaktan geri kalmazlar. A'raf Suresi'nde. Bu itibarla.) nasıl bir ameliye ile karşı karşıya kaldığımız ortadadır. sırasında bulunan ve "Kıyamet" başlığını taşıyan sure.Oysa. ama "gelmesinden şüphe edilemeyen gün" nedir ve Tanrı'nın kulları bunu nereden bilmişlerdir! Eğer bu gelecek olan günden maksat "kıyamet" ise. çünkü. Surenin başlığına bakarak sanılır ki. Kur'an'ın bazı ayetlerinde. Pek güzel. dilediği gibi insanların kalplerini açıp Müslüman yaptığı ya da kapayıp kafir kıldığı yazılı (En'am Suresi. Fakat. Onuncu ayet şöyledir: "Bilinmelidir ki.. ayet 34.. daha sonra gelen ve bir öncekiyle ilişkisi bulunmayan ayete ilişmekte: "Rabbimiz! Gelmesinden şüphe edilmeyen bir günde. ayet 9). "Kıyamet gününe yemin ederim" sözleriyle başlamakta ve insanların.. çünkü bu Piskopos'un Muhammed'i "peygamber" olarak kabul ettiği halde.age. age. ayeti) hakkında fikir edinebilmek için. Tanrı bize kıyamet hakkında yeterince bilgi verecektir. Kur'an'da kıyametle ilgili olarak çeşitli surelere dağıtılmış 150'den fazla ayet bulunduğuna göre. Kur'an'ın. 'Onu ancak Rabbim bilir.. surelerin nüzul sırasına göre incelemeye kalkışacak olursak. Örneğin. Tanrı'nın. insanların kıyameti yalanladıkları ve "kıyamet günü ne zamanmış?" diye sordukları yazılıdır (Kıyamet Süresi. aynı zamanda "evlatlardan söz ediyor (ki "veled" karşılığı "oğullar" demektir). 75. "kızlar" ya da başkaca şeyler belirtilmemiştir? Ve ne sebeple inmiştir bu ayet? Bazı yorumcular bu ayetin Necran Piskoposu vesilesiyle indiğini.( Kıyametle ilgili olarak Kur'an'da yer alan bu ayetler hakkında bkz. Al-i İmran Suresi'nin 9. inkar edenlerin ne malları ne de evlatları (oğullan) Allah huzurunda kendilerine bir fayda sağlayacaktır. bazı yerinde "el-vakıa" ya da "el-hakke" (gerçekten gelecek olan gün).karia" (gürültüsü ile felaket kapısını çalacak olan gün)." (A'raf Suresi. En'am Suresi'nde. Oysa.

orada şöyle deniyor: "Ey Muhammed!. Pek güzel. Kur'an'a) inanmayacak olursa. Velid b. Sadece servetinin çokluğu ile değil.. on ya da on üç oğlu vardı.. yarım yamalak dahi olsa. yeğeni Ebu Cehil'in kışkırtması üzerine Muhammed hakkında olumsuz şeyler söylemiş. inkar edenlerin ne mallan ne de evlatları (oğulları) Allah huzurunda kendilerine bir fayda sağlayacaktır. dilediği kişileri.26). kendisine bol bol mal. onu varlık sahibi yapan Tanrı'dır. Şimdi bu ayeti. örneğin. Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar. aynı uyumsuzluklarla. Muğire'nin tutum ve davranışı vesilesiyle inmiştir. Hem. onlar orada ebedi kalacaklardır" (Al-i İmran Suresi. Yorumculara göre bu ayet. oğullarının sayısının çokluğu ile de ün salmıştı. Karşımıza birdenbire ve hiç beklenmedik yerde.. İşte onlar cehennemin yakıtıdır" (Al-i İmran Suresi. ayet 11-14. Yahudilerin ve Hıristiyanların kafirliklerinden söz eden 116. ayetlerinin açıklanmasına bakınız. aynı anlaşılmazlıklarla.. ayetiyle karşılaştıralım! Dikkat ediniz. çünkü o. iman etmeyenlere şunu hatırlatmaktadır ki. Yeni bir örnek olarak. Tanrı onu neden mal ve oğul sahibi yapmıştır? Tanrı. kendisine bir döşetiş döşedim. Bundan çıkan bir diğer sonuç da şu olmaktadır ki. İslam olmaya ve Muhammed'i "peygamber" olarak kabule eğilimliyken. cezasını ben vereyim. orada da şu satırlar yer almıştı. Tek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak! Hem uzun boylu mal verdim. Bu minval üzere devam ederek. Tanrı. bol miktarda mal ve oğullar vermek suretiyle nimetlendirmektedir. içinden çıkılmaz sorunlarla karşılaşmaktayız! Al-i İmran Suresi'nde kaldığımız yerden devam edecek olursak. oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi bana bırak. birbiriyle ilişkisi olmayan hükümlerini okumaya devam ederek biraz daha ilerideki ayetlerine göz atalım. Mekke ile Taif arasında mal ve arazileri ve ayrıca Taifte yaz kış meyveleri eksik olmayan bostanı vardı. ayete gelelim. Fakat. "her şeyi bilen" ve "ileriyi gören" değil midir? Üstelik de. Hem göz önünde oğullar. onların malları da evlatları (oğulları) da Allah'a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. eğer kişi. kişi. İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım. Çünkü. hayır. işte onlar cehennemliklerdir. kendi çalışmasıyla ve kendi alnının teriyle varlık edinemez. ama eğer bu böyle ise." (Müddessir Suresi. mallara (ya da oğullara) sahip olmanın hiçbir hayrını görmeyecektir. geliniz şimdi bu surenin. çünkü o bizim ayetlerimize karşı inat kesildi.7.Müddessir Suresi'nin 11. yaslayacağım onu sekara (cehenneme). evladından. Al-i İmran Suresi'nin söz konusu ettiğimiz bu onuncu ayeti hakkında. Ayetten anlaşılmaktadır ki. c. Kureyş'in ileri gelenlerinden olup. bundan dolayıdır ki.. ticaret yoluyla büyük servet edinmiş bir kimsedir. Ayetin bir başka okunuşu şöyledir: "Ey bürünen (Müddessir) . Velid. mallara ve oğullara sahip olmanın kendilerine sağlayabileceği bir fayda yoktur. Sonra da tama eder ki. ve 29.. ayrıca Diyanet Vakfı Kur'an çevirisinde Müddessir Suresi'nin 11 . ateşe atılmaktan kurtulamayacaktır. yani 110 ayet öncesine dönmüş olmaktayız. çünkü.. age. Tek olarak yaratıp. Yazır. aynı kopukluklarla karşılaşırız. ayete geldiğimizde karşımıza şu çıkıyor: "İnkar edenler var ya..) Velid. Şu bakımdan ki. ayet 10-16. . "Bilinmelidir ki." (Müddessir Suresi. kişiyi ailesinden. ayet 10). ayetleri üzerinde durmamız gerekiyor. kölesinden ayırıyor" şeklinde konuşmuştur....ve 26.. 26). söylendiğine göre. oğul sahibi olmayı. ayet 116). Müşriklerin kötülüklerinden.5456 vd.. çünkü. Tanrı'nın buyruklarına (örneğin. fikir edinmek şöyle dursun. Bundan dolayıdır ki. Hayır. bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır. yine başladığımız noktaya.( Bu yorumlar için bkz Elmalılı H. Hayır. daha artı rayım.... s. "Muhammed bir sihirbazdır. kendi yarattığı kullarını doğru yola sokan ya da saptıran o değil midir? Görülüyor ki. mallara ve arazilere sahip olmak kadar önemli saymaktadır. 121. bu aynı Al-i İmran Suresi'nin biraz önce incelediğimiz 10.

. Uhud Savaşı'dır.. ne zaman.. "İşte o şeytan. örneğin. fakat onların buna kulak asmayıp. faiz konusu çıkıveriyor ve şöyle emrediliyor: "Ey inananlar! Faizi kat kat alarak yemeyin. fakat "Hani sen (Ey Muhammed!). ayette söz konusu olan savaş. bu ayetten sonra." diye konu edilen savaşın ne olduğu. Tevrat ve İncil sahiplerinin bu kitaplardaki bazı şeyleri gizledikleri ve bu kitapları tahrif ettikleri açıklanmaktadır.. ayet 121). Bir sonraki ayette. akabinde Muhammed'in "Ancak bir peygamber" olduğu söyleniyor (ayet 144-148). ayetin kimler hakkında indiği tartışmalı: kimine göre ayet Medine'deki Müslümanları korkutmak amacıyla Mekkelilerin gönderdikleri Nuaym adındaki kişi vesilesiyle ve "Küffarı Kureyş" hakkında. bilemiyoruz! Daha sonraki ayette. kimine göre "münafıklar" hakkında. Bedir Savaşı örneği veriliyor. kafirlerden bir kısmının kökünü kesmek amacıyla. ayet 180). Ve işte bu ayetleri okurken karşımıza. her ne olursa olsun. Halbuki Allah onların yardımcısı idi.. ayet 185). ayet 125-126). Müminler yalnız Allah'a dayanıp güvensinler" (Al-i İmran Suresi.. Yorumculardan ve Muhammed'in Kur'an olmayarak bıraktığı verilerden (hadislerden) öğreniyoruz ki. Daha sonraki ayette. Fakat. Pek güzel. ayet 186). belli değil! Bunu izleyen ayetlerden de bir şey anlamak mümkün değil! Nitekim bir sonraki ayet şöyledir: "O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. ayet 127-128).. ". ayet 187). ve bir konudan bir başkasına sıçraya sıçraya Al-i İmran Suresi sona erdiriliyor! . Yine dikkat edileceği gibi. 121.(Al-i İmran Suresi.Allah hakkıyla işiten ve bilendir" (Al-i İmran Suresi. ayet 176177).mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. kendi dostlarını korkutur. inkarcıların Allah'a zarar veremeyeceklerine (Al-i İmran Suresi.savaşla ilgili şöyle bir ayet çıkıveriyor: "Hani sen (Ey Muhammed!). Tanrı'nın Müslümanlara yardımda bulunduğu eklenmekte (Al-i İmran Suresi. 184). sonra insanların hasisliğine değinilerek "cimri"lik konusuna atlanıyor ve cimri olanların kıyamet gününde cezaya uğrayacakları anlatılıyor (Al-i İmran Suresi.. Ölümle karşılaşmadan önce onu biliyordunuz" (ayet 141-144) diye devam olunuyor." (Al-i İmran Suresi. birdenbire. "Gerçekten Allah fakir.. şüphesiz o topluluk da benzeri bir yara almıştır. ayet 123) deniyor ve Tanrı'nın Bedir Savaşı'nda Müslümanlara üç bin melekle yardım ettiği ekleniyor (Al-i İmran Suresi." denilerek. bunu onların gönlünü rahatlatmak için yapacağı yazılıdır (Al-i İmran Suresi. ne sebeple ve kimler arasında çıktığı bildirilmiyor. ". Kureyş'ten korkarak İslamı terk eden bir kavim hakkında. kimine göre "küffardan" Müslüman olup da. sonra Tanrı'nın ehl-i kitab'a (Yahudilere ve Hıristiyanlara). Sonra kişilere Tanrı'yı anmaları için öğütler veriliyor (ayet 131-140) ve sonra tekrar Uhud Savaşı olaylarına dönülerek. fakat.. Şu halde. "Andolsun. bu konu tamamlanmadan. "Eğer siz bir yara aldıysanız. Nedir burada sözü geçen "iki bölük"ten maksat." (Al-i İmran Suresi. eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın. sonra Tanrı'ya itaat görevi hatırlatılıyor (ayet 149-152) ve sonra tekrar Uhud Savaşı'na dönülüyor (ayet 153-174).. ekonomi ile ilgili bir konu. Tanrı'nın onlara "nişanlı beş bin melek"le yardımcı olacağı. "onu az bir dünyalığa değiştirdikleri" belirtiliyor -ki yorumcuların söylemesine göre burada. sonra. yine hiç yeri ve gereği olmadan. ayet 130). sonra Tanrı'nın inkarcılara süre verip onların günahlarının artmasını istediğine (Al-i İmran Suresi. sabreden kimselerin iyi bir iş yapmış olacakları hatırlatılıyor (Al-i İmran Suresi. Tanrı hakkında olumsuz şey konuşanlara. yorumculara göre bunlar Yahudilerdir (Al-i İmran Suresi. biz ise zenginiz" diyen ve peygamberlerini haksız yere öldürenlere ve Müslüman olmamak için bahane ileri sürenlere değiniliyor ki. ayet 124). sonra "Her canlı ölümü tadacaktır... Allah.. sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. kimine göre ise Yahudiler hakkında inmiştir.. Fakat. onlardan söz aldığı. . onu gizlemeyeceksiniz" diyerek. ama bununla hangi savaş anlatılmak isteniyor. ayet 122)." denilerek cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulanların kurtuluşa ermiş olacakları anlatılıyor (Al-i İmran Suresi. ayet 181. sizler güçsüz olduğunuz halde.. Bedir'de de size yardım etmişti. ayet 178).. sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. daha sonra.. benden korkun" (ayet 175) şeklindeki bir ayetle başka bir konuya atlanıyor ki. eğer Müslümanlar sabır gösterecek ve Tanrı'dan sakınacak olurlarsa.onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız.

büyük ve küçük günahlarla. kadının yaratılış itibariyle hiç de övünülecek bir durumu olmadığı daha bu ilk ayetten belli olmakta. bu sure. bu ayette. ayet 3): "Eğer (Kendileriyle evlendiğiniz takdirde). Yunus'a. müşriklerin. İkinci ayet "yetim" deyiminden ne anlaşılmak gerektiğini dahi açıklamadan. İbrahim'e. Bir kere ne demektir "yetimlerin haklarına riayet etmekten korkarsanız"? Buna bir cevap bulmak hususunda yorumcular bir hayli bocalarlar. diğerlerine üstün kıldığını ve bu doğrultuda olmak üzere. Muhammed'in kaynak edindiği Tevrat'ta. Nuh'a ve daha sonraki "peygamber"lere (örneğin. Oysa. bunun. ayet 1) diye yazılıdır. Süleyman'a. bu ifade. biraz sabredip Nisa Suresi'nin daha sonraki 34. Nedir Adem'in eşinin adı. Eyub'a. temizi pis olanla değişmeyin. Yahudilerin ve Hıristiyanların tutum ve davranışlarıyla. eğer onlara karşı da adil davranamayacağını düşünürse. Mim vs. Öte yandan. Bap I: 27 ve Bap II: 21). daha önceki surelerde. erkeklerin kadınlar üzerinde üstün dereceleri olduğunu bildiren hükmünü hatırlamak gerekiyor.. 176 ayetlik bu surenin. Adem'in adını anarak ve onu meleklere üstün kılarak konuştuğu halde. erkeğin "evvel" ve kadının "tali" (ikinci derecede) olduğunu anlatmakta. ayetine gelecek olursak. cihada çıkmakla.Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratan. Ayetten anlam çıkarmak her bakımdan olanaksız. "Tekvin". örneğin Bakara Suresi'nde. Görülüyor ki.. daha önce Bakara Suresi'nin 228. yetimlerin durumu ele alınmış. hurafat (örneğin. orada Tanrı'nın insanlardan bir kısmını. yani başka konularla ilgili ayetler arasında yer almış olarak karşımıza çıkar. her hususta olduğu gibi.. "Dılı" sözcüğü kaburga kemiklerinden biri olduğuna göre. İsmail'e. ayetinde. kadına hak ve eşitlik sağlayan hükümleri kapsamaktan çok uzaktır. Surenin başlığı olan Nisa sözcüğü. Her ne kadar Nisa Suresi'nin birinci ayetinde. erkeğin kadın üzerinde egemenliği bulunduğunu. kadınlarla ilgili olan ayetlerinin sayısı on ya da on beşi geçmez. bu takdirde bir tek kadın ve dilediği sayıda cariye edinmeye hakları olduğunu açıklamakta (Nisa Suresi. üçer. Şimdi burada Adem'den de eşinin yaratıldığı bildiriliyor. Muhammed'in Kur'an olmadan koyduğu hükümlerden öğrenmekteyiz ki. onların haklarına riayet edememekten korkan erkeklerin dörde kadar kadın almaya. Rabbinizden sakının. Bakara Suresi. Tevrat.. bunu izleyen ayet. Lam. Fakat. Nisa Suresi'nde de 34 ayet arayla ele alınmıştır. belli değil! Hani sanki Tanrı onun adını zikretmeye bile gerek görmemiş gibi! Zira. Adem ile eşinin yaratılışı ve onların birbirleri karşısındaki durumları üç sure arayla. aptes alma. Kadının durumu konusundaki bu kopukluk. en başlarında. Medine'de indiği sanılırsa da. mirasla. münafıkların. Havva'yı yaptığı yazılıdır (bkz. iman edenlerin inkarcılara üstün olmalarıyla. ayet 30-31). Fakat. dördüncü sırada olmak üzere yer almıştır. bu. İsa'ya. "kadınlar" anlamına geldiği için sanılır ki. yani.. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın. diğer ayetler başka konulara ayrılmıştır ki. kadın haklarıyla ve kadının özgürlükleriyle ilgili hususları işlemektedir.Kur'an'ın dördüncü suresi olan Nisa Suresi'ne göz atalım: Daha önce de değindiğimiz gibi. Üstelik bu ayetler. haramlarla. Örneğin. Oysa. hiçbir bilimsel esasa ve sıraya bakılmaksızın sıralanmışlardır. Yakub ve torunlarına. Kur'an'ın sonlarında değil. bu surenin başında. bunlar yetimlerle. Elif.. bu surede hem mekki hem de medeni ayetler bulunduğu kabul edilir. Adem'in eşinin adını ağzına bile almamış. kadının yaratılışında pek öyle iç açıcı bir durum yok gibi! Çünkü. Davud'a) Tanrı tarafından verilenlerle ilgili olup. Bu adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır" (Nisa Suresi.. kadının ne şekilde ve Adem'in neresinden yaratıldığı belirtilmemiş ise de. Öte yandan evlilik . yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Tanrı'nın Adem'i yarattığı bildirilmişti (örneğin. ayet 2) diyor. bu hususta da. kadın sorunlarını kapsayan ayetler. dörder alın. çünkü. ayet 3). yetimlerin (öksüzlerin) haklarına riayet edememekten korkarsanız. 176 ya da 177 olduğunu öne sürenler de vardır.) şeklinde işaretler bulunmamakta. daha ilk birinci ayette. Yorumcular ayete açıklık getirmek için.. Tanrı'nın Adem'i yarattığı ve Adem'in kaburga kemiğinden de eşini. "kadın"denen yaratık. büyük bir günahtır" (Nisa Suresi.18 Daha önceki surelerden farklı olarak. beğendiğiniz (veya size helal olan) kadınlardan. bu sure. esas itibariyle kadın sorunlarıyla. gusletme ve namaz kılma gibi durumlarla. ikişer. Ayetlerin sayısının 175 olduğunu söyleyenlerin yanında. aslında Nisa Suresi'nin daha ikinci ayetiyle kendisini belli etmektedir. aklı şaşkınlığa sürükleyici ne varsa yaparlar." (Nisa Suresi. karısını dövme hakkına sahip olduğunu belirten bir hüküm buluyoruz. Fakat. fakat yine kopukluklara boğulmuştur. yetimlerle evlenip de. söylendiğine göre aslında Tanrı'nın indirdiği surelerin doksan ikincisidir! Ama her ne hikmetse. Mekke'de (daha doğrusu Medine'ye hicret sırasında) indiğini iddia edenler de vardır. Çünkü. İshak'a. "Yetimlere mallarını verin. "Adem'in bir dılından yaratılmıştır". ". Harun'a. Şu bakımdan ki. onların mallanın kendi mallarınıza katarak yemeyin. Bunu okurken. surenin orasına burasına serpiştirilmiş olarak.

miras paylaşımıyla ilgili hükümlere geçiliyor. erkeklere sayısız cariye ile birlikte yaşama hakkını tanımakta: ". "Ben de filan gibi niye birçok kadınla evlenmeyeyim?" demişmiş! Ve işte yukarıdaki ayet bu nedenlerle inmiş imiş! Görülüyor ki. ayet 5) (Çeviri Elmalılı'nındır.. Muhammed kadınları "aklen ve dinen dûn yaratıklar" olarak tanımlamıştır. tekrar yetim konusuna dönülerek. ." (Nisa Suresi. "sefihler" deyimi "aklı ve dini dûn (eksik)" olanlar için kullanılmıştır. verirken de. çünkü... kendi malı tükendiği için. yetimlerin malına yönelmiş imiş! Yine bunun gibi bir başka adam on kadar kadınla evli imiş. her ikisi de aynı anlama gelmekte. neden yetim sahibi olup olmamakla ilgili kılınsın? Yetimlerin haklarına riayet etmekten korkan erkek. Bu ayeti şöyle okumak mümkün: "Allah'ın sizi başına diktiği mallarınızı sefihlere vermeyin de. öksüz kızların hakkım korumak amacıyla bu ayet inmiştir. miras konulan ele alınmış oluyor.. ayet 6) denmekte. yetimlerin haklarına riayet etmekten korkmuyor ise. neden bir tane ile yetinsin ya da dilediği sayıda cariye alabilsin? Cariye insandan değil midir ki. ayet 7). kadınların hak ve özgürlükleriyle bağdaştırmak ya da adalet duygusuna oturtmak mümkün değil. Diyanet Vakfı çevirisi şöyle: "Allah'ın geçiminize dayanak kıldığı mallarınızı aklı ermezlere (vermeyin). Zira. çünkü. onu gören bir başkası. yetimlerle olan ilişki esasına mı bağlanmış oluyor bu ayetle? Yetim sahibi olmayanlar ne yapacak? Eğer bir erkek. bu kızlarla evlenmekle haksızlık yapacağını sanıyor ise. çocuklar hakkında erkeğe iki dişinin hissesi kadar pay ayrılacağı (Nisa Suresi. ama dört kadın almak varken. parası olsun! Öte yandan. Nisa Suresi'nin bu aynı üçüncü ayeti. çocukları da öksüz kalmışlardır. Daha başka bir deyimle. daha doğrusu "reşit olmayanlar" için olduğu kadar. başka kadınlardan dörde kadar alabilecektir! Güzel. kendilerim bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin" (Nisa Suresi. paylaşma sırasında yetimlere. ayrıca da yetimleri varmış. neden ikişer. Bu arada anaları bir olan kardeşlerin paylarının ne olacağı da hükme bağlanmıştır (Nisa Suresi. giydirin. öksüzle evlenen. Ve işte yine güya. düşkünlere ve yakınlara pay bulunduğu (Nisa Suresi. Daha sonra ana babanın bıraktıklarından. erkeklere ve kadınlara paylar olduğu (Nisa Suresi. ayeti bilimsel bir açıklamaya oturtmak. Bundan sonra. yahut sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen inallarını kendilerine verin. öksüzle kim evlenir? Velev ki. başka kadın alamayacak mı? Sadece bir yetimle mi evli kalacak? Öte yandan. ayet 11).. Nisa Suresi'nin ayetini izleyen ayet. savaş yüzünden kadınların sayısının. o mallarla onları besleyin. evlenmek. " (Nisa Suresi. ayet 4).Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın. bunlarda yapacağınız tasarruf ile onları besleyin.. üçer ya da dörder kadın alsın? Eğer bu suretle adalet yapamayacağından endişe ederse. Çünkü. henüz evlenme sorunlarına yer verilmeden. genellikle kadınlar için de kullanılmış sayılır. eşlerin çocuk bırakmadan ya da bırakmış olarak ölmeleri halinde mirasın ne olacağı belirtiliyor. ayet 5)) Dikkat edileceği gibi... Bir sonraki ayet ise şöyledir: "Allah'ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı beyinsizlere vermeyin." (Nisa Suresi. giydirin. derken. Yani. ayet 12). ayet 5). kadınlara mehir verme konusuyla ilgili (Nisa Suresi.denen şey. ayet 3). eğer bir erkek. Uhud Savaşı'ndan sonra inmiştir. bu takdirde onlarla evlenmeyip. Ayetin inişi konusunda İkrime ve Fahruddin Razi gibi diğer bazı yorumcular da farklı görüşteler: güya.21 Evet. öksüzün malı." (Nisa Suresi. "Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin. başkaca kadın alamayacak mı? Yorumculara göre bu ayet. sınırsız sayıda kadın almak olasılığım ortadan kaldırmıştır. ama ayetin böyle bir olasılık sağlayan yönü yok. erkeklerin sayısından çok olmasını da göz önünde tutmuş ve erkeklere dörde kadar kadın alma hakkını vermiştir.. ayet 8-10). güya Uhud Savaşı'nda 700 Müslümandan yetmiş kadar kişi şehit edilmiş ve onların kanlan dul. burada "beyinsizler" ya da "sefihler" diye deyimler yer almıştır ki. adalet öğesine konu edinilmemiştir? Bu sorulardan hiçbirine mantıklı bir karşılık bulamazsınız! Ayetin ne vesile ve maksatla indiği bile yorumcular arasında tartışmalı. Kureyş'ten bir adamın birçok kadını. Kimi yorumculara göre bu ayet.. Bu ayetten hemen sonra.

o da tekrar medeni hukuk sorunlarıyla ilgili evlenme konusudur. Muhammed'in uygulaması böyle olmuştur. ayeti ile Hadid Suresi'nin 10. bu ayetlerin. Bununla beraber. Hemen sonra ve yine hiç yeri yokken. yer ve gök halklarının tümüyle yok olmaları üzerine Tanrı'nın bütün bunlara mirasçı olacağı açıklanmakta. her ümmete kendi içinden "peygamberler" seçildiği ve Araplara da Muhammed'in "peygamber" olarak gönderildiği bildirilir (Nisa Suresi. bu ayette öngörülen ceza. bu kez evlenme işleriyle ilgili hükümlere (Nisa Suresi. onlara "recm" (taşlayarak öldürme) cezası uygulanır. her ne olursa olsun.266. uslanırlarsa artık onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin.) Fakat. s. bir başka sureye. c. Bu söylenirken.. 164 ayetlik bir atlama yaparak. Nisa Suresi'ndeki hükümleri okurken görüyoruz ki. aslında mirasla ilgili hususlar tamamlanmış değildir. Bütün bunlar. örneğin Al-i İmran Suresi'nin 180. doğru dürüst bir sonuca varamazlar. Bu karışıklığı gidermek için yorumcular birbirleriyle sürtüşürler. evli bir erkek ve kadın zina etmişlerse. "inallarını insanlara gösteriş için sarf edip Allah'a inanmayanlar" ele alınır (Nisa Suresi. ayet 16) diye yazılıdır:Dikkat edileceği gibi. evlerde kapatın (Nisa Suresi.. örneğin. Bir kısım yorumcular ise. fuhuş konusu da tamamlanmadan başka bir konuya geçilmiştir ki. Bu zikrettiğimiz son iki surede. ayet 20-25) yer verilmiştir. birincisinde fuhuş yapan kadınların ölünceye kadar eve kapatılmalarından söz edilirken. Her ne kadar fuhuş yapan kadınlara ceza verilmesi böylece öngörülmüş olmakla beraber. Evlenme konusu işlenirken. ayet 36). Yine yorumcuların söylemesine-göre. onlar. Eğer. ayet 15). "Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun. Bu ayet. bunu anlamak için de." şeklinde başlayarak. "Senden (miras paylaşması hakkında) fetva isterler. Nisa Suresi'nin bu yukarıdaki ayetleriyle "fuhuş" (zina) konusu kesin hükümlere bağlanmış değil. Bu bildirildikten . fakat. Kim Allah'a ve Peygamberi'ne karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa... ayet 2) diye yazılıdır. Nisa Suresi'nin en son ayeti olan 176. yukarıdaki ayetlerden birincisinin evlilerin zinası. ayet 38). age. miras konusu burada tamamlanmış ye miras paylaşımıyla ilgili sorunlar çözüme bağlanmıştır. çünkü. Nisa Suresi'nin ilk başlarındaki mirasla ilgili hükümler. "medeni hukuk" kuralları niteliğinde şeylerdir. bunlar anlatılırken. aksine içinden çıkılmaz bir şekle sokulmuş! Fakat her ne olursa olsun. ceza hukukuna dahil olan fuhuş konusuna atlanılmıştır. kadının "tabiliğine" değinilir. evlilikte erkeğin üstünlüğüne. sırasında yer alan Nur Suresi'nin ikinci ayeti ile kaldırıldığını söylerler.Bu on ikinci ayeti şu ayet izler: "Bunlar Allah'ın (koyduğu) sınırlardır..( Yorumcuların bu konudaki görüşleri için bkz.. Nur Suresi'nin ikinci ayetinde ise. Eğer şahitlik ederlerse.. Allah onu devamlı kalacağı ateşe sokar. Oysa. bundan sonra kadınların fuhuşu ve fuhuş yapan iki tarafa verilecek cezalar konusuna geçilmiştir. Yani. o kadınları ölüm alıp götürün-ceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar. zina eden erkekler için uygulanır. miras sorunlarını tam bir çözüme bağlamış değilken. ayetlerine göz atmak gerekir. çünkü. "fuhuş" konusuna geçilmiştir: "Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. medeni hukuk alanına giren mirasla ilgili konular tamamlanmadan. iki ayet birbiriyle çatışmakta. Kur'an'ın 23. birdenbire başka bir konuya atlanır ve Tanrı'nın "kafirlere aşağılık bir azap" hazırladığı hatırlatılır (Nisa Suresi. anaları bir olan kardeşlerin miras payları hükme bağlanmış olduğu halde. uslanma yolunu tutmakla cezadan kurtulacağı hükme bağlanmakta. eğer tevbe eder. bu fikre karşıdırlar. Bir kısım yorumcular. ayet 40). Allah tevbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir" (Nisa Suresi. yukarıdaki ayetlerle." (Nisa Suresi. ayet 13-14). ..Görülüyor ki. ana baba bir ve baba bir kardeşlerin miras paylarının ne olacağı belirtilmemiştir. bir sonraki ayette. ikincisinde fuhuş yapan her iki tarafın tevbe edip. Çünkü. ayeti okumamız gerekiyor. Sanırsınız ki. ikincisinin ise bekarların zinası hakkında konduğunu söylerler. Zira. göklerin ve yerin mirasının Allah olduğu. ana baba bir ve baba bir kardeşlerin miras paylarının ne olacağını hükme bağlamakta. bir de mirasın gerçek sahibinin kim olduğu hususu var ki. "İçinizden fuhuş yapan her iki tarafa ceza verin.8. " (Nur Suresi. Ve işte onların miras paylarının ne olduğunu anlamak için. Turan Dursun.

İslam. seni ben bunun için yarattım" vs.2. Tanrı insanın efendisidir. s. yukarıda belirttiğimiz hükümler (örneğin. ayet 112-114). gibi konularla ilgilidir. Bu sure. diğerleri Hicret'in altıncı yılında Medine'de inmiştir. cihada çıkmalardan.. ayet 1) diye başlar ki. Bu vesileyle şunu da ekleyelim ki. asıp kesmelerden söz edilir (Nisa Suresi. suredir. Medine döneminde (ve daha doğrusu Muhammed'in. ayete sıçranarak. hiç de böyle bir şey yok! Her ne kadar bazı yorumcular "iman"ın dahi bir akit olduğunu. ayet 42) ve hemen sonra su bulunmadığı zamanlar." (Maide Suresi. ayet 104105).) bu söyledikleri İslamın temel ilkeleriyle pek bağdaşmaz. Nitekim.Ya'ni akıd. aptes alınması) (Nisa Suresi. "sarhoş" halde. Kur'an'ın baştan beşinci sırasında yer almış olmakla beraber." diyerek. . kendi kendisini "peygamber" olarak ilan ettiği tarihten 13 ya da 14 yıl sonra) inmiş kabul edilir.. Kur'an'ın beşinci sırasında yer alan Maide Suresi'ne geçelim.. hukuk devletinin en önemli hususiyetini teşkil eder. nüzul (iniş) sırası itibariyle 112. "akit" denen şey. ve 8. yiyecek içecek vd.( Elmalılı H. fakat her halükarda keyfilik yerine kanunun üstünlüğü ilkesini sağlamak olduğunu söylerler.1547-1548.( Nitekim Elmalılı H. ayetlerinden 11. nüzul (iniş) sırası itibariyle 92. Böyle olunca sanılır ki. Şu durumda. kişiler ya da kişilerle toplum-devlet arasındaki akdi ilişkilerin niteliği belirtilecektir. bütün bu süre boyunca.. sahibidir.. Bundan sonra yine bunlarla ilgisi olmayan konulara atlanır (Nisa Suresi. sure. ve 14. c. söylendiğine göre bir tek ayeti Mekke'de inmiş olup -ki 3." (bkz. daha doğrusu kopuk kopuk bir şekilde olmak suretiyle düzenlenmiş olur. Rabbin bize gökten. mirasla ilgili sorunlar. evlenme.hemen sonra. Tanrı ile "insanlar" arasında herhangi bir anlaşmaya yer vermiş değildir. "Maide" sözcüğü.. "Ey Meryem oğlu ha. şeklinde konuşmuştur.. Maide Suresi. sonra aniden yine ibadet ve namaz usullerine dönülür (Nisa Suresi. sonra tekrar "kafirlere ve inkarcılara" karşı savaş konusu ele alınır (Nisa Suresi. ayetlerine atlanarak ve oradan 176. toplum menfaatlerini kişi menfaatlerine tercih etmek. ayetlerde havarilerin İsa'ya.. birbirleriyle uyumsuz olan konulara ait ayetler doldurulmuştur. "cünüb" iken ya da "gusledene" kadar namaza yaklaşılmaması (Nisa Suresi. ayet 176). yani 164 ayet arayla. gibi toplum yaşamı bakımından son derece önemli konularda ayet göndermeyi düşünmemiş gibi! Şimdi geliniz. çünkü. Oysa. başkasına yönelik olarak kendini bağlaması ya da karşılıklı olarak bağlanması demektir. her ne kadar "itikat" ile ilgili "akitleri" kapsar ise de. sadece. miras vs. Her ne kadar. "ayettir-.) Ve sanırsınız ki. evlilik ya da miras vs. hem kişinin hem de toplumun hak ve menfaatlerini gözetmek ve gerektiğinde. "yemek sofrası" konusuyla ilgili olarak başlamaz. hukukun temel konularından biri olan "akit" konusu ele alınıp. ayet 106-175) ve nihayet koskoca bir Nisa Suresi.. Çünkü. ayet 102-103). çünkü dinin özetinin Allah ve kullarla sağlam birtakım "Uhud ve mukavelat akdetmek" ve akdedilen akitlerin hükümlerini yerine getirmek olduğunu söylerlerse de. Yazır'ın söylemesi şöyle: ". "devlet" denen kuruluşun başlıca görevinin. Elmalılı H. Yazır'ın görüşü böyle. ayet 33) belirtilir ve sonra Mekke'de kalıp da hicret etmeyenlerden ve inkarcılardan ya da Yahudilere karşı saldırılardan.) Ki bir bakıma taraflar arasında. "yemekli sofra" anlamına gelir. "İman etmiş kimseler işenil Allah'tan korkun" diyerek Tanrı'dan bir sofra indirmesini istemesi nedeniyledir (Maide Suresi. 120 ayetten oluşuyor. c. Ancak ne var ki.. İslama göre. Hani sanki Tanrı.( Maide Suresi'nin birinci ayetinin Diyanet Vakfı'na göre açıklanması böyle.. Nisa Suresi'nin 7. esas itibariyle hukukla ilgili bir hüküm niteliğindedir. ayet 45-101). bir kısım yorumcular. birbirleriyle ilgili olmayan. donatılmış bir sofra indirebilir mi?" diye soru sormaları ve İsa'nın da onlara. ve 114. age. Nisa Suresi. anlam olarak (ve hatta onların tanımına göre dahi) bir kimsenin bir şeyi kendi için gerekli sayması. Fakat. irade ve istek yoluyla karşılıklı olarak anlaşma anlamına gelir. s. onu "kul" olarak yaratmıştır...2. "Akitlere riayet. bu sureye "Maide" başlığının verilmesi 112. İslamın gelişinden çok sonra konmuş demektir. Konuşmasını cehennem korkutmalarına ve cennet vaatlerine dayatarak iş görmüştür. asli lügatte sıkı bağlanmak ve düğümlenmek. 1546). Oysa. yaratırken "bana baş eğeceksin. Bunların arasına da. age. Böylece. bkz. Yazır.. Tanrı'nın en son indirdiği sureler arasında yer almıştır.. gibi hususlarla ilgili hükümler).. kulluk edeceksin" ya da "benim uğrumda cihat edeceksin" ya da "benim önümde yerlere serilecek. ibadet edeceksin. hiç değilse geniş hatlarıyla işlenecek ve örneğin. muhkem bağ ve düğüm demek olııb bundan naklen bir kimsenin bir sey'i iltizam veya ahare ilzam ederek kendini veya diğerini bağlamasına veya mütekabilen bağlanmalarına akıl tesmiye olunmuştur. 12.. "Ey iman edenler! Akitleri(n gereğini) yerine getiriniz. ayetin bu ilk tümcesi vesilesiyle. sure olarak bilinir ve biraz önce değindiğimiz gibi. Çünkü. daha ilk başlangıçta ele alınan miras hükümlerinden birinin tekrarlanmasıyla sona ermiş olur (Nisa Suresi. bu surede. toprakla "teyemmüm" edilmesi (toprakla.

Daha sonraki ikinci ayet.. böyle bir tümcenin yeri burası değil. Bu ayet. Fakat." diye başlayan hükme yer veriliyor (Maide Suresi.. namaz kılmanın kurallarına geçiliyor ve örneğin. kan. İbadetle ilgili bu ayeti. birdenbire Musa ile kavmi arasındaki ilişkilere yer verilir. Maide Suresi'nin birinci ayetinin tümü şöyle: "Ey iman edenler! Akitleri(n) gereğini yerine getiriniz. daha doğrusu şehadette bulunurken "adaletle" hareket etmek gerektiğine dair bir ayet izler (Maide Suresi. iradesini tek taraflı olarak kabul ettirmiştir. hem hukukla hem de ilahiyatla ilgili tümceleri içermektedir. üzerinize nimetimi tamamladım. Sonra. "ihramlı" iken avlanmaktan. Tanrı buyruklarına gözü kapalı şekilde baş eğmek zorunluluğunda bırakılmıştır." Bu tümceyi okurken sanırsınız ki. ayet 17). Fakat. "akit"lere bağlılıktan... Oysa.. sizin için helal kılındı.. dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanların haram olduğunu ve bunun gibi fal oklarıyla kısmet aramanın haram kılındığını belirtir." Fakat bunu söyler söylemez Tanrı. görüldüğü gibi. ihramdan çıkınca avlanma olasılığından söz etmekte! Görülüyor ki. Böylece "ilahiyat" ve "hukuk" kuralları. sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. yine "haram" ve "helal" olan şeyler konusunda iki ayet izlemekte. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. İhramlı iken avlanmayı helal saymamak üzere (aşağıda) size okunacaklar dışında kalan hayvanlar. İsrailoğııllarından söz almıştı. Kuşkusuz ki. başlarınızı meshedip. zekat vermek. birdenbire konuyla hiç ilgisi bulunmayan bir tümceye geçer ki. Allah onlara şöyle demişti. topuklarınıza kadar ayaklarınızı yıkayın.. Tanrı'nın üstünlüğünü inkar etmek olur. Allah'ın koyduğu helal ve haram şeylerle ve kurban kesimiyle ilgili bir tümceyle başlar: örneğin. İnsan.. peygambere inanmak gibi hususlarda vermiş oldukları sözü tutmadıkları. ile vurularak değil. Kur'an'a. yine de değişen bir şey yok. Allah dilediğine hükmeder" (Maide Suresi.Bugün size dininizi ikmal ettim. ayet 15). sonra İsa'yı... Örneğin. bu nedenle artık başkaca söyleyeceği bir şey kalmamıştır. ayet. Şimdi bu ikinci ayeti izleyen üçüncü ayete gelelim. yani böyle bir ayetin. ayet l). "Allah" yerine koyanlara lanet edilir (Maide Suresi. Hıristiyanlardan da aynı şekilde "söz alındığı". "Leş. "helal" ve "haram"lardan söz etmekte. Allah. hemen sonra ve birdenbire. ayet 12-13). başka bir konuyla ilgili bir ayet. yine hiç yeri ve ilgisi olmadan ve çok daha şaşırtıcı bir şekilde şöyle der: ". birbiriyle iç içe yerleştirilmiş olarak karşımıza çıkar. haram aya ya da Beyt-i Haram'a vs. bu nedenle Tanrı tarafından lanetlendikleri anlatılır (Maide Suresi. benden korkun. Tanrı'nın. fakat onların da sözlerini tutmadıkları belirtilir ve Muhammed'in. ehl-i kitab'a (Yahudilere ve Hıristiyanlara) gönderilmiş olduğu belirtilir (Maide Suresi. bunlardan hemen sonra. Yahudilerin namaz kılmak." (Maide Suresi. yüzlerinizi. Artık onlardan korkmayın.. dirseklerinize kadar ellerinizi. Maide Suresi'nin 12. . Kur'an ile birlikte. Şu bakımdan ki.Bugün kafirler. "Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman. bunu belirtirken Tanrı. Kur'an'ın en sonudur.. Tanrı. en sonuncu ayet olarak konması gerekirdi.. İslam dinini tek din olarak seçmiş ve bu dinle ilgili her şeyi. Fakat bir an için İslamcıların söylediklerini kabul ederek "iman"ın dahi "akit" olduğunu kabul etsek. Dikkat edileceği gibi ayet. ayet 12) diyerek. "Andolsun ki. ayetinde.. olduğunu öne sürmek. Kur'an'ın baştan beşinci suresinin üçüncü ayetinin içinde bulunan tümceler arasına sıkıştırılmıştır! Maide Suresi'nin bu üçüncü ayetini. yönelmiş kimselere saygı gösterilmesini bildirirken. ayet 8). Yahudilere ve Hıristiyanlara çattığı ve onları lanetlediği anlatılır. fakat. ağaç vb. yani kendi içerisinde bilimsellikten yoksundur. o da "kafirlerden korkmamak gerektiğini" içeren bir tümcedir ve şöyledir: ". ve sizin için din olarak İslamı beğendim. Bu minval üzere giderken.Daha doğrusu. domuz eti"nin haram olduğunu. boğazlanarak öldürülmeleri gerektiğini. ayet 6). Yani ortada Tanrı ile insan arasında serbest irade esasına dayalı bir akit yoktur. her buyruğu kullarına açıklamıştır. kurban edilecek hayvanların boğularak ya da taş.

ganimet konusunu ele alacak. Allah'tan başka iki Tanrı bilin1 diye sen mi dedin?. Nitekim. Kur'an'ın diğer bazı surelerinin çeşitli ayetlerindeki hükümlerle anlatılmıştır. sonra miras konusuna. ayet 106-108). ve nihayet. ayet 114). Güya.Daha sonra. ayet 90-91). Yani. Tevrat ve incil'i öğretmiştim. Enfal Suresi'nde. Enfal Suresi'nin birinci ayeti. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun. İslam adına girişilen savaşlar. çünkü. ayet 110) şeklinde konuştuğu belirtilir. Nisa Suresi'nin 94.. O. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun. Sana kitabı (okuyup yazmayı). Kur'an'da baştan sekizinci sırada olmakla beraber. ganimet mallarının Tanrı'ya ve Muhammed'e ait olduğunu anlatmak üzere şöyledir: "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. aranızı düzeltin. Örneğin. ayet 104-105). her ne suretle olursa olsun." (Maide Suresi. Uyumsuzluk. ye 36. vasiyetname yapmaya ve yaparken tanık gösterme usullerine yer verilir (Maide Suresi. Böyle bir soru cevaplandırılırken.. Tanrı'nın İsa'ya. Yahudilerden. Hıristiyanlardan söz edilirken (Maide Suresi. ayet 1). De ki. bunlardan on ya da on beş yıl sonra Medine'de indiği söylenen ayetlerin gerisine atılmıştır.. en iyi şekliyle öngören ve Kur'an'ın bilimsel bir yapıt olduğunu söylemekten geri kalmayan bir Tanrı'dan bu beklenirdi. "Sana ve annene verdiğim nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh ile desteklemiştim. bu sevaba ek nitelikte. sonra soru sorma yasaklarına (Maide Suresi. surenin ilk ayeti. böyle değil. savaşa katılanlara sevap kazandırmaktadır ve savaşta elde edilen ganimet de. oradan içki ve kumara (Maide Suresi. Surenin başlığı olan "enfal" sözcüğünün. Bu yetmiş beş ayetin iki ayetinin. ayet 87-88). ayet 101). ayet 89). Enfal Suresi'ne geçelim. sonra avlanma konusundaki hükümlere dönülür (Maide Suresi.. 'Beni ve anamı. Surenin başlığını ve bu birinci ayetini okurken.. 41. sen beşikte iken de yetişkin çağında insanlarla konuşuyordun. Kur'an'ın Fetih Suresi'nin 18. ayet 85-86). ne miktar bölüştürüleceği hususlarının hükme bağlanması gerekirdi. Oysa.. hemen sonra. Bu sure. Kur'an surelerinin tamamını burada ele alıp anlatmak ve bütün bunları bir tek cilde sığ-. ele geçirilecek olan savaş ganimetlerinin kimlere ait olacağı ve kimler arasında bölüştürüleceği. görüldüğü gibi ayet. ayet 94-96). biraz önce gördüğümüz gibi. ayet 94-96) (oysa. bu Enfal Suresi. bu konu ile ilgili sorunlarla ilgili ayetleri koyacak. dırtmak mümkün değil! Bu nedenle. Geri kalan yetmiş üç ayetin Medine döneminde indiği kabul edilir." diyerek çıkıştığı ve İsa'nın da ona böyle bir şey yapmadığını bildirdiği anlatılır (Maide Suresi. Enfal . sonra Kur'an'a uymak istemeyenlerin durumuna (Maide Suresi. savaşlarda ele geçirilen mal ve esirlerin durumundan. ganimetlerin bölüştürülmesi konusunda hoşnutsuzluk gösteren Müslümanların. surelerini bilmek gerek. Diğer hususlar. Mekke döneminde indiği söylenen ayetler. Tanrı'dan seksen sekizinci sure olarak inmiş kabul edilir. sanırsınız ki. bunların paylaşımından söz edecektir. Enfal Suresi'nin 1. Tevrat'tan. savaşlarda elde edilen "ganimet mallar" karşılığı olduğu kabul edilir. yetmiş beş ayetten oluşur. Benim iznimle çamurdan. "nefel'in çoğulu olduğu ve "nefel" sözcüğünün de "fazla" ya da "ziyade" şey demek olduğu söylenir ve buradaki anlamının. ve 21. bunlar 30. ayet 120). ve 7. yemek yeme işine (Maide Suresi. hemen sonra İsa ve Meryem olaylarına geçilir. ve 69. "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara. Enfal Suresi. ganimet konusu ile ilgili sadece bir iki husus hükme bağlanmıştır. Maide Suresi'nin başındaki ilk beş ayetle bu ele alınmıştı!). ayetlerinden başka. Mekke dönemine ait olduğu söylenir ki. ayetlerdir. ganimet konusunda fikir edinebilmek için. Allah ve Resulüne itaat edin " (Enfal Suresi. yerin ve içindeki her şeyin mülkiyeti Allah'ındır. ayet 116-119) ve sure bu tür uyumsuzluklarla ve tutarsızlıklarla sürdürülüp götürüldükten sonra. ayet 68-84) birdenbire cennet ve cehennem konularına atlanır (Maide Suresi. Ancak. sonra Tanrı'ya ve peygamberine itaat gereğine geçilir (Maide Suresi. şimdi birkaç sürelik atlama yaparak. 'Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir.. Tanrı'nın İsa'ya.. "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun. "Göklerin. hikmeti. daha sonra yemin ve yemin keffaretine (Maide Suresi. Haşr Suresi'nin 5. İsa'nın Tanrı'dan bir sofra indirmesini istediği (Maide Suresi. her şey hakkıyla kadirdir" şeklindeki ayetle sona erdirilir (Maide Suresi. tutarsızlık ve kopukluk konusunda. yani fazladan edinilmiş bir kazançtır. Nitekim. Her şeyi önceden. ayet 1)." diye başlamaktadır (Enfal Suresi.. Muhammed'e soru sor-malarıyla ve Muhammed'in de onlara verdiği cevapla ilgilidir..

ne kadarlık bir miktarı Tanrı ile Muhammed'e. ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a. Muhammed. bambaşka konulara yönelik bulunmakta: örneğin. Muhammed'e sorulan yukarıdaki sorunun temelini teşkil etmektedir. bu konuda farklı görüş belirtirler. ganimet mallarının ne şekilde paylaştırılacağıyla ilgili bu ayet. soru. yetimlere. Bunlar anlatılırken 41.. ayet 41). iki ordunun birbiri ile karşılaştığı gün kulumuza indirdiğimize inanmışsanız. bu husus burada yazılı değil. .bilin ki. daha sonraki iki ayette yer alan. ganimetle ilgili sorunun sadece bir kısmı cevaplandırılıyor ki. Yazır. Pek güzel. bunların. Bedir Savaşı'nda ele geçirilen ganimetin paylaşımı konusunda çıkan anlaşmazlık üzerine sorulmuştur.. savaşsız olarak fethedilen yerlerden alınan ganimetlerin ne olacağı belli edilmediği için ne yapılacağı belli değil! Birazdan göreceğimiz gibi. ayeti ile 41... onlarsa öte yamacında. yetimlere. Kureyzaoğullanyla olan savaştan söz edilmekte ve diğer konulara yer verilmekte. Enfal Suresi'nin ganimetle ilgili 1. bu husus.. s. bu husus başka bir surede. Ve işte birbirinden kırk ayet arayla yazılmış hu satırları okuduktan sonra. kırk ayetlik bir atlama yapıp. çünkü söylendiğine göre. ayet 2-3). ayet 41). sure olan Haşr Suresi'nde (ayet 6) ele alınıp hükme bağlanacaktır.2407.. vuruş-malı savaş yoluyla ele geçirilebileceği gibi vuruşmasız şekilde. ganimet konusu yine de çözüme bağlanmış değildir. yoksullara ve yolculara aittir. ve kumanda da nizaa düşecektiniz ve lakin Allah selamete bağladı. Ancak. ganimet mallarının ne şekilde paylaştırılacağını da bildirmekten geri kalmamıştır... ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a. orada şu yazılıdır: ".". fitneden sakınmaları gerektiği bildirilmekte. bunu bilebilmek için. namazlarını dosdoğru kılan ve kendilerine verilen rızkı Allah yolunda harcayan kimselerin gerçek mümin sayıldıkları (Enfal Suresi. Yani. ayetini okumamız gerekir.. "O vakitsiz. Bedir Savaşı'na ait bazı hususlara değinilmekte.. yani hiç savaş yapmaksızın da ele geçirilebilir. Enfal Suresi'nde savaş verilerek alınan ganimetler dışında. savaş ganimetleri. Çünkü." (Enfal Suresi. Görülüyor ki. "iki ordunun birbiriyle karşılaştığı gün" indirilmiştir. belli değil! Yorumcular. ama iki ordunun birbiriyle çarpıştığı gün hangi gündür ya da hangi savaştır. Örneğin. onların sorusuna karşı yukarıdaki ayeti okumakla beraber.. Resulüne. ". Oysa. ayeti arasında yer alan ayetler. geri kalan da savaşa katılan müminler arasında dağıtılacaktır. ayete gelince. ganimetlerin nasıl bir usule göre paylaştırılacağı. vadinin beri yamacında idiniz. ganimet. ayet 42-43) şeklindeki sözlere bakarak. bu husus burada belli edilmemiş. ne kadarlık miktarının savaşa katılanlara ait olacağı hakkında bir şey söylenmiyor. Enfal Suresi'nin 41.. fakat. şimdi anlıyoruz ki. ganimetler kime ait olacak ya da nasıl paylaşılacak.( Elmalılı H.O vakit AIIah sana onları rüyanda az gösteriyordu. vuruşmasız savaş yoluyla ele geçirilmiştir. onun akrabalarına. 'Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. yoksullara ve yolcuya aittir. tekrar ganimet konusuna dönülmekte ve ganimet mallarının paylaşılmasının nasıl olacağı belirtilmekte: "Eğer Allah'a ve hak ile batılın ayrıldığı gün.3. savaşa katılanlar arasında paylaşılması gerekir ve paylaşma sırasında bunların beşte biri Tanrı'nın ve Muhammed'in payı olarak ayrılacak. age. Bu gibi hallerde. Allah her şeye hakkıyla kadirdir" (Enfal Suresi. De ki. eğer sana çok gösterseydi korkacaktınız. Nadiroğullarına ait olan araziler ve mallar. kimine göre ayet Bedir Savaşı'nda inmiştir. c. 59. Resulüne. ayetin Bedir Savaşı'nda indiğine dair görüşün ağır bastığı söylenebilir." (Enfal Suresi. süvarileri de tam sizden aşağıda idiniz. ayet 1). kimine göre ise Bedir'den bir ay üç gün sonra Beni Kaynuka "gazvesinde" (savaşında) inmiştir. esas itibariyle Tanrı'ya ve Muhammed'e ait olmakla beraber. buna rağmen. o da ganimetin Tanrı'ya ve Muhammed'e ait bulunduğudur: "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. " (Enfal Suresi.) Bununla beraber.Suresi'nin bu birinci ayetinde. gerçek müminlerin Tanrı'ya ve peygambere baş eğmeleri. ganimetten kendilerine düşecek miktarın ne olacağını merak etmektedirler. bilin ki. onun akrabalarına. Muhammed'e bu soruyu soranlar.

Kur'an'ın.. ve 129. Kur'an'daki tertipsizlikler bakımından nice örneklerden bir diğeridir. peygamberini dilediği kimselere karşı üstün kılar" (Haşr Suresi. bu husus başka bir surede. surenin inişi. yani en son iki sureden biridir. geri kalan beşte dördü de "gazilere" ayrılacaktır. Enfal Suresi. Kur'an'da böyle bir şey yok. ayet hükmüne göre ganimetin beşte biri "Tanrı"ya ve "peygamber"e (ve onun akrabalarına. Gerçekten de. Eğer bu böyle ise. Hicret'in dokuzuncu yılında. Allah. Her ne kadar yorumcular beşte bir miktar ganimetin sırf Allah için olup bunun beşe bölünmesi ve bu bölümlerden her birinin. yani zaman itibariyle birbirinden ayrı dönemlere ait ayetlerin. ayet 94. miskinlere ve yolda kalmışlara verilmesi gerektiğini söylerlerse de. Enfal Suresi'nin şimdi söz konusu ettiğimiz 41. ayetinden sonra yine araya başka hususlar giriyor ve 69.Fakat. Bu ayeti Muhammed. nüzul (iniş) sırası itibariyle 113. yetimlere. Muhammed'in Tanrı tarafından Araplara "peygamber" olarak gönderildiğini bildiren şu sözler var: "Andolsun. Ben sadece ona güvenip dayanırım'. ne miktarının yetimlere. Nisa Suresi. sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. birbirinden farklı surelerine ve hatta bu surelerin birbirinden farklı ayetlerine (örneğin. ayet 69)." (Tevbe Suresi. ayet 128-129). Yaya olarak çıkılan bu sefer sonucu çarpışma olmadan ele geçirilen ganimetler (araziler vs. ayetle yine ganimet konusuna dönülüyor ve şu söyleniyor: "Ganimetten elde ettiklerinizi 'helal' ve 'temiz' olarak yiyin. sırasıyla Muhammed'e. . miskinlere ve yolda kalmışlara verileceği belirtilmemiştir.. ayet 41.. yetimlere. Bu dahi yeterli değil. daha önceki bir tarih itibariyle indiği söylenen ayetler (örneğin. gereksiz yere bir araya getirilmesiyle ilgilidir. her konuda olduğu gibi ganimet konusundaki hükümler bakımından da sistemli bir şekilde düzenlenmiş değildir. her ne olursa olsun. Çünkü. Fakat. Yani Tanrı ve Peygamber payı olarak ayrılan beşte bir miktarındaki ganimetin ne miktarının Muhammed'e. Kur'an dışı kaynaklara gitmek zorunluluğu var! Dokuzuncu sure olan Tevbe Suresi. Bu tertipsizlik. Fetih Suresi. vs. daha doğrusu Enfal Suresi'nden 52 sure sonraki sırada yer alan Haşr Suresinde şu şekilde ele alınıyor: "Allah'ın. çünkü. Haşr Suresi. Oysa. daha geniş bilgi edinebilmek için. Üstelik de. ganimet mallarının paylaşımıyla ilgili yukarıdaki ayet açıklıktan uzak. (Ey Muhammed) Yüz çevirirlerse de ki: 'AIIah bana yeter. vuruşmasız savaş yoluyla. miskinlere ve yolda kalmışlara" dağıtılacağı bildirilirken. Medine'ye iki mil kadar uzakta yaşayan Beni Nadir adındaki Yahudi kabilesine karşı giriştiği savaş vesilesiyle koymuştur Kur'an'a. Daha başka bir deyimle.. ayetler).. Tanrı'ya ait beşte bir payın Muhammed'e ve onun "akrabalarına.. surenin en sonuncu iki ayetinde. yetimlere.) Muhammed'e ait sayılmış ve o da bu ganimetlerin büyük kısmını kendisinin ve ailesinin geçimine tahsis etmiş bir kısmını da ashaptan bazı kişilere vermiştir: sırf onları hoşnut edip kendisine iyice baş eğdirtebilmek için. Tevbe Suresi'nin en sonuncu ayetleri olan 128. yani 128. Ancak.). yukarıda zikrettiğimiz ayetler vuruşmalı şekilde cereyan eden savaşlarda elde edilen ganimet mallarının paylaşımıyla ilgili. bunların miktarının ne olacağı bildirilmemiştir. onlardan (mallardan) peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Kur'an'da dokuzuncu sırada yer almış olmakla beraber.. sıradadır. her şeyden önce Mekke döneminde inen ayetlerle Medine döneminde indiği kabul edilen ayetlerin. Tanrı. Kur'an. Bütün bunlar gösteriyor ki. 69. ayetlerinde. ayet 6). Ganimetle ilgili bilgi edinmek için. yani Mekke'nin fethinden bir yıl sonra indiği kabul edilir. ayete kadar sürüp gidiyor. ayet 18-21. onun yalçınlarına. Tanrı'ya karşı gelmekten korkup sakının. Muhammed'in peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkışından 18 ya da 19 yıl sonraya rastlıyor demektir. kuşkusuz bağışlayan ve acıyandır" (Enfal Suresi. Nitekim. Bununla beraber ganimet konusu yine tamamlanmış değil. ayet 5-7) göz atmak gerek. 129 ayetten oluşan bu surenin. daha sonraki bir tarih itibariyle inmiş olan ayetlerin en sonuna konmuştur. Ondan başka ilah yoktur. 69. yani savaş verilmeden ele geçirilen ganimetin ne olacağı ele alınmamıştır! Biraz önce değindiğimiz gibi. size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki. ve 129..

biraz önce değindiğimiz gibi. içlerinde Ebu Süfyan. -akraba bile olsalar. "müellefetü'l-kulub" diye bilinen kimselerdir ki. sonra bedevilerin kötülüğüne değinilir (Tevbe Suresi. fakat birdenbire Tebûk Seferi'ne katılmak istemeyenlerle ilgili hükümlere geçilir. Oysa. Ra.Bu iki ayetin Mekke döneminde indiği kabul edilir. bunlar. ayeti bununla ilgilidir. Kureyş'in yenilgiye uğratılması. birdenbire başka bir konuya geçer ki. Mekkelilerin İslam olmaya zorlanmaları ile ilgili olaylar.cehennemlik oldukları hatırlatılır (Tevbe Suresi. ayet 117). Bu ayet. Muhammed. bunlar. gibi önemli kişiler vardır. daha doğrusu 17 ya da 18 yıl öncesinde. ayetlerdir. "Hürmetli" aylar çıkınca. Sonra tekrar "müşrik"lere dönülür (Tevbe Suresi. Lam. ayet 58-59). ayet 60). sonra Muhacirlerle Ensar'dan kişilerin tevbelerinin. kendileriyle antlaşma yapılan müşriklere dört ay süre verildiğini belirtmekle başlar. İslama dil uzatacak olurlarsa onları öldürmek gerektiği bildirilir (Tevbe Suresi. Bundan sonra münafıklar konusu ele alınmış ve "Onlardan ölenlerin namazını sakın kılma. Avf oğlu Malik vd. bu son iki ayet. Yunus Peygamber'le ilgili şeyler anlatılacaktır. bu ayetlerden hemen sonra. ayet 118). ayet 115-117). 128. Tevbe Suresi'nin 38. bunları söylerken. Tebûk Seferi konusunda halk hiç istekli görünmemiştir. ayet 1-11). Fakat. onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler. Bunu. ayetleri) Mekke'de. "müşrikler''e ve "ehl-i kitab"a (Yahudilere ve Hıristiyanlara) uygulanacak esaslar ele alınmıştır. surenin başlarında söz konusu edilenlerle. ayet 113). Bütün bunlar bölük pörçük olmak üzere sıralanmıştır. surenin başlığı "Yunus" olduğu için sanılır ki. hiç gereği ve yeri olmadan Medine döneminin ayetleriyle bir araya getirilmiştir. "Ey inananlar! Size ne oldu ki 'AIIah yolunda savaşa çıkın' dendiği zaman yere çöküp kaldınız. ne de konu itibariyle.. Muhammed. ayet 120)." diye başlayan hükümler koyar (Tevbe Suresi. İslamı kabul edecek olurlarsa din. Tevbe Suresi'nde Mekke'nin fethi. İşte bunlar hikmet dolu kitabın ayetleridir" şeklindeki bir tümce ile başlar ki. aynı konu 31 ayet arayla yine karşımıza çıkarılmıştır. kısaca belirtelim ki. bu arada Tebûk Seferi'yle ilgili olaylara da doku-nulmuştur. ayet 29-32). ve 129. ayet 30-33). Muhammed'in Araplara "peygamber" olarak gönderildiğini bildiren. Daha önce başka bir vesileyle belirttiğimiz gibi. Bu vesileyle. Fakat. Yunus konusunda sadece bir tek ayet bulunur ki. İşte bu gibi kimseler konusunda Muhammed. 95 ve 96. mezarı başında da durma! Çünkü. ve 129. üç ayet sonra. "İçlerinden bir adama. hemen sonra Tanrı'nın dilediği kimseleri doğru yola sokup. "Elif. Tanrı tarafından kabul edildiğine değinilir (Tevbe Suresi. yani Tebûk Seferi'ne katılmaktan kaçınanlarla ilgilidir. içlerinden gitmeyip evlerinde kalanlar olmuştur. 128. geri kalan kısmının Mekke'de indiği söylenir. ayet 3637). Bundan sonra yine değişik konulara değinilerek 81. surenin daha önceki l'den 127'e kadar olan ayetleriyle ilişkilidir. ayet 12). Tebûk Seferi Hicret'in sekizinci yılına rastlar. "Yunus Suresi" başlığını taşır.. Oysa. Diğer ayetler pek çeşitli ve birbirleriyle ilgisi olmayan konulara yönelik şeylerdir. 1-127 ayetler) çok daha sonra Medine'de inmiş olmaktadır ve Mekke döneminde inen ayetler. Kur'an'da onuncu sırada bulunmakla beraber. 'İnsanları . Tevbe Suresi'nin sadece iki ayeti (yani. ayet 84) diye hükme bağlanmıştır. iki ayet sonra. "kalpleri Müslümanlığa ısındırılacak olanlara" zekat verileceğinden söz edilir ki (Tevbe Suresi. daha sonra Yahudiler ve Hıristiyanlar konusunda hükümler getirilir (Tevbe Suresi. onlara bol ganimet mallan ve hatta "sarışın kadınlar" vaat ettiği halde. surenin başlarında yer alan ayetler. Sure. Kur'an'ın onuncu suresi. o da 98. ayların sayısının "on iki" olduğu. tekrar Yahudilerle Hıristiyanlar ele alınır ve aşağılatılır (Tevbe Suresi. ve nihayet 127 ayet boyunca anlatılanlarla hiç ilgisi olmayan ayetlere gelinir ki. müşriklerin (putataparların) öldürülmeleri gerektiği. anlamını hiç kimseler çözmüş değildir. o da sadaka konusunda kendisini eleştirenleri azarlamaya yönelik hükümlerdir (Tevbe Suresi. ayetine. geri kalan 127 ayeti (yani. birdenbire müşriklerin (puta tapan Arapların). İbrahim'in bu yüzden babasından uzaklaştığı anlatılır (Tevbe Suresi. ayet 38-57). Ancak. ayete gelinir... ayet 114). Hevazin Savaşı'nda elde edilen ganimetlerden onlara bol pay vermiştir. 94. Bundan sonra yine değişik sorunlara değine değine. Böylece. ne iniş ("nazil oluş"). her nerede olursa olsun. ki. yani Mekke döneminin ilk başlarında indiği kabul edilen ayetlerdendir.. çünkü. 109 ayetlik bu surede. Bu ünlü kişilerden yararlanmak amacıyladır. 109 ayetten oluşan bu surenin dört ayetinin Medine'de -ki bunlar 40. Ümeyye oğlu Safvan. bunlardan dördünün hürmetli aylar olduğu ve bu aylar çıkınca putperestlerle savaşmak gerektiği tekrarlanır (Tevbe Suresi.. ayet 34-35). Sonra tekrar Tebûk Seferi'yle ilgili konuya dönülür ve savaştan kaçan üç kişiden söz edilir (Tevbe Suresi. Bunlar. dilediklerini saptırdığı tekrarlanır (Tevbe Suresi. İşte Tevbe Suresi'nin 60. kardeşi sayılacakları (Tevbe Suresi. ayetlerdir-. Örneğin. Şu hale göre. ayettir. fasik olarak öldüler" (Tevbe Suresi. Tanrı'dan elli birinci sure olarak inmiş kabul edilir.

Bu ayeti izleyen beşinci ayette. 'Onun surelerine benzer bir sure meydana getirin. bununla ilgili haberler belirtilir (Hûd Suresi. Oysa öyle değil. "iman" edenlerin "mükafat"a erişecekleri... Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele' diye vahyetmemiz. öyle mi? De ki. Ey Muhammed! Senin için.. o kafirler. Şimdi yine bir atlama yaparak. güya Kureyşliler. bu konuda bilgi verilecektir. Ancak bu kez.. Tanrı sanki fikir değiştirmiş gibidir. Muhammed'in Tanrı tarafından "peygamber" olarak seçilmesine şaşmışlar ve Allah'ın insanlardan bilgisiz bir kişiye vahiy vermesini.. Fakat. sonra Medyen halkına gönderilen Şuayb'a dair bölük pörçük haberler verilir -ki daha önce A'raf Suresi'nin 84.. ayet 71 vd. Kur'an'ın "emsalsiz" ve insanlar tarafından benzeri yapılamayacak bir kitap olduğunu. Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın. güneşi ışıklı. örneğin. ayet 3) diye son buluyor.). insanlarla "güç" yarışmasına giriştiği ve kendisinin her hususta insanlara üstün olduğunu tekrar ettiği görülür. O halde ona kulluk edin. "on sure" esasını benimsemiş olarak şöyle konuşur: "(Ey Muhammed) Senin için. '(Kur'an'ı) uydurdu' diyorlar. iddianızda samimi iseniz. bundan sonraki ayet. ayetlerinde zaten değinilmişti-. Kimdir ayette geçen "Bu adam"? Kimlere hitaben konuşmaktadır.." (Hûd Suresi.." şeklindeki uyarıya yer verilir (Hûd Suresi. "Şüphesiz Rabbiniz. Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın'.. Hemen sonra tekrar Nuh olayına dönülür ve onun nasıl gemi inşa ettiği anlatılır (Hûd Suresi. Diğer bir yerde "On surenin benzerini yapın da göreyim" diyor! Öte yandan bu aynı Hûd Suresi'nde. "bir tek sure" kıstasını yeterli bulmayıp. bütün insanların dönüşünün "ona" olacağı belirtildikten sonra. Kur'an'ın bir benzerinin insanlar tarafından yapılamayacağını anlatmak için birbiriyle uyumsuz kıyaslama yapmakta. Tanrı'nın. sonra Firavun'un yaptıklarına (Hûd Suresi. ayet 5-6). ayet 50 vd. evvelce. Kur'an'ın on yedinci suresi olan İsra Suresi'ne geçelim. ayet 2) şeklindeki ikinci ayet izler. kafir olanların ise "kaynar sudan bir içki içecekleri" ve elem verici bir azaba uğrayacakları bildiriliyor (Yunus Suresi.. "bu adam "dan kasıt Muhammed'dir. aynı meydan okuma. çünkü. Görüldüğü gibi. bir yerde "tek bir surenin benzerini yapın da göreyim" diyor. ayet 35). ayetin ilk tümcesi göklerin altı günde yaratılmasından söz etmekte. 'Öyleyse onun surelerine benzer uydurma on sure meydana getirin. sonra da işleri yerli yerine idare edecek arşa istiva eden Allah'tır. belli değil! Yorumcuların açıklamalarından öğreniyoruz ki. ayet 13). Hala düşünmüyor musunuz?" (Yunus Suresi.) atlanarak.. "Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz. gökleri ve yeri altı günde yaratan. 'Onu uydurdu' diyorlar. Örneğin. iddianızda samimi iseniz.uyar ve iman edenlere. 'Bu elbette apaçık bir sihirbazdır' dediler!" (Yunus Suresi. ayetin son tümcesi... ama neyi düşünelim? Düşünmekle ayeti açıklığa kavuşturmak mümkün değil ki! Çünkü. "Kur'an'ın bir tek suresine benzer bir sure meydana getirin de göreyim sizi" şeklinde konuşurken. Kur'an'ın on birinci suresi olan Hûd Suresi'nde aynı söyleyişle. ayet 36 vd. insanlara insandan bir peygamber göndermesini Allah'a yakıştırmamışlar ve Muhammed'i sihirbazlıkla suçlamışlardır. Fakat. zaman ve mekan itibariyle birbirleriyle ilişkisi olmayan hikayeler ve konular anlatılır... Bu minval üzere devam eden ayetlerde Tanrı'nın. şimdi. "Kur'an'ın bir tek suresine benzer bir sure meydana getirin de. Tanrı.. bu sure." (Yunus Suresi. Allah'tır. ve 85. İşte o Rabbiniz.).. yılların sayısı bilinsin diye aya menziller takdir ettiği söyleniyor ve "Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde." diye başlıyor ve hemen sonra. ikinci tümcesi ise Tanrı'nın izni olmadan hiç kimsenin şefaatçi olamayacağını bildirmekte! Ne ilgisi var bu iki tümcenin! Ve iş bununla bitmiş değil. daha sonra Ad milletine kardeşleri Hûd'un gönderildiği bildirilerek. yukarıdaki hususlar anlatılırken. ayı da parlak kıldığı. zira bir sonraki ayetle. ayet 77 vd. 111 ... de ki.34 Bu ayeti okurken sanılır ki. insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki. sonra İbrahim ile karısına (Hûd Suresi.). az sonra tekrar.. Çünkü. Tanrı güya insanlara meydan okuyarak. sonra Lût'a (Hûd Suresi. sakınan bir kavim için elbette nice deliller vardır" deniyor (Yunus Suresi. göreyim sizi" der gibi konuşmaktadır.Hala düşünmüyor musunuz?" şeklindeki bir soruyu kapsıyor! Evet. Görülüyor ki. ayet 96 vd. ".). "Ey Muhammed! Sana 'Kur'an'ı uydurdu' derler.. Allah'tan başkası tarafından uydurulmuş değildir. birdenbire Nuh ile ilgili olaylara geçilir. Muhammed tarafından uydurulma-dığını anlatmak üzere Tanrı'nın şöyle konuştuğu bildirilir: "Bu Kur'an. ayet 37-38). aynı sözcüklerle yine karşınıza çıkacaktır.. öyle mi? De ki. ayet 4).

bir başka surede. üçüncü katta Yahya ve İsa ile. yedinci katın sonuna kadar.. İsra Suresi'nde bildirilmiyor. daha doğrusu "Sidre-i Münteha" denen son sınıra kadar çıkar. Bunun üzerine Muhammed Tanrı'ya döner ve ricada bulunarak elli vakit namazdan indirim yapmasını ister. "Ümmetin bunun altından kalkamaz. Muhammed tekrar Tanrı katına çıkar ve namaz sayısını günde 40 vakit namaza çevirtir.. Sonra kendisine miraç getirilir ki. elli vakit namaz emrinden vazgeçip namaz sayısını beş vakit olarak insaflı ve ölçülü bir ibadet şekline sokmuştur. ayet 11-18). Yine Necm Suresi'nde."-(Necm Suresi. Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisiyle tartışır mısınız? Andolsun ki. 53. dördüncü katta İdris. hem dağınık hem de hiç anlaşılamaz şekilde anlatılmakta." (İsra Suresi. ayet 2). Muhammed'in. sınırın sonunda (Sidre-i Münteha'da). ancak. bununla hiç ilgisi olmayan bir ayet izler ki. günde 50 vakit namazın aşırı bir şey olduğunu ve kullarının buna tahammül yetiştiremeyeceğini takdir edememiştir. Tanrı tarafından Mescid-i Haram'dan (Mekke'den) Mescid-i Aksa'ya (Kudüs'e) götürüldüğü yazılıdır: "Bir gece. "Benden başkasına dayanılıp güvenilen bir Rab aramayın" diyerek. Fakat bu sure'de. derken iki yay tutrağı (gibi) oldu ya da daha da yaklaştı. Fakat. Muhammed Cebrail'i. Oysa. Bunu biraz olsun anlaşılabilir şekle sokmak üzere hadisler öne sürülür. İlk katta Adem'le. Muhammed bu merdiven ile göklerin yedinci katına çıkar. Fakat. Musa bunu da çok bulur.. 73. Orada kendisini Cebrail (Cibril) karşılar.kendisine.. "miraç mucizesi" denen bu olay. Muhammed. "İsra" deyimi. Görülüyor ki. 32. Surenin ilk birinci ayetinde. bu yürüyüş sırasında neler yaptığı bildirilmiyor. Musa'nın yanına geldiği zaman Musa bunu da çok bulur. '33. ayet 1). İsra Suresi'nin bu ikinci ayetini izleyen üçüncü ayet ise.. Musa'ya bir kitap verdiğini ve bu kitabı hidayet rehberi kıldığım bildirmekte (İsra Suresi. Oysa. 26. cennetten "Burak" adında katır ile eşek arası büyüklükte bir hayvan göndermiştir. gerek yaya olarak. gerek at üzerinde "gece yürüyüşü" anlamına gelir. Muhammed'in. Muhammed'in nasıl ve ne şekilde bu gece yürüyüşüne çıkarıldığı-.. çok daha sonra Medine'de indiği söylenir. Orada şöyle deniyor: "Muhammed'in gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı. Tanrı. her gök katına geldikçe. Kur'an olmayarak söylemesine göre. Tekrar Tanrı'nın yanına çıkar ve beş vakit daha indirim yaptırtır.ayetten oluşur. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. ve 80. ayet 8-10). Tanrı'nın Muhammed'e yaklaştığı yazılıdır: "Sonra yaklaştı. Tanrı'nın İsrailoğullarına. ikinci katta Yusufla. Tanrı. Cebrail'in kanadına yaslanmış olarak gök katlarını dolaşa dolaşa birinci kat gökten. Sonra gök katlarını dolaşa dolaşa inerek Musa'nın katına gelir. bu olay. Musa. bir döşek üzerinde. sadece o değil.. . başka bir inişte de görmüştür.57. Tanrı beş vakit indirme ile günde 45 vakit namaz emrini verir. bu husus. kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram'dan. bu "göğe dayalı bir merdiven"dir. Musa'nın hatırlatmasıyladır ki. İsra ve Necm surelerinde. derken sarktı. ayetlerdir-. Buna göre Muhammed. Muhammed emri alıp Musa'nın yanına gelince. Tanrı'nın yanına gidip gelerek nihayet Tanrı'yı günde beş vakit namaza razı kılar. meleğin gidebildiği yere kadar gider ve orada Tanrı'dan günde elli vakit namaz emrini alır. fakat bu 111 ayetten on bir ayetin -ki bunlar. o da. sure olan Necm Suresi'nde atıf var. Tanrı'ya git ve bunun azaltılmasını iste" der. İslamın "miraç mucizesi" olarak benimsediği en önemli olaylarından biridir. o engin bilgisine ve ileri görüşlülüğüne rağmen. Muhammed bu hayvanın sırtına binmiş olarak Mekke'den Kudüs'e gelir. Musa'nın ısrarlarına uyarak. Musa'dan çok önceki bir döneme atlayıp Nuh'la ilgili bir hususa yer veriyor: . bu konu Kur'an'ın diğer surelerinde sayısız kez tekrarlanmıştır. surenin Mekke'de "nazil" olduğu. bunun böyle olduğuna. beşinci katta Harun. orada geçmiş peygamberlerden birine rastlar. Sonra. Derken kuluna vahyedeceğini vahyetti" (Necm Suresi. Tanrı.. Musa bunun da çok olduğunu söyler. altıncı katta Musa ve yedinci katta da İbrahim ile buluşup selamlaşır. İsra Suresi'nin miraçla ilgili olan birinci ayetini. Ve işte İsra Suresi'nin bu birinci ayetinin anlamı bu hikayede yatıyor. Muhammed de bunu düşünememiştir. Ve bu ayetten anlaşılan o ki.

birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin nesli! Şunu bilin ki. Bu husus birkaç ayetle işlendikten sonra. ayet 35). yine bu aynı Tanrı. her şeyi açık açık anlattık" (İsra Suresi. ama burada Nuh'a seslenmenin alemi var mı? Konu zaten başka surelerde. birdenbire Tanrı'nın keyfiliğine yönelik bir husus belirtilmekte: "Bir ülkeyi helak etmek istediğimizde. iyi davranışlarda bulunan müminlere. Sonra. ayet 32). "servet. her şeyi açık açık anlattık" diye yazılı ise de. onlar kötülük işlerler. dördüncü ayet ile yine İsrailoğulları konusuna dönülüyor: "Biz. ayet 34). dolayısıyla bu dünyada mutlak eşitliğin imkansızlığını" ortaya koymuş olmuyor mu?( Diyanet Vakfı'nın. zinanın hayasızlık olduğuna (İsra Suresi.. hep birbiriyle ilgisi olmayan konulara değinilmekte: müşriklerin kınanmış olduklarına (İsra Suresi. . ve 21. İsra Suresi'nin 20. Muhammed'i inkar eden kişilerin durumlarına (İsra Suresi. ayet 16). Görüldüğü gibi. eşyayı) aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdi. ayet 40-42). dilediğine daraltır. dilediğini varlıklı ve dilediğini varlıksız kılan ya da dilediğini doğru yola sokan ve dilediğini de saptıran bir Tanrı değil miydi? Nitekim. yetimin mallarına en güzel bir şekilde yanaşılmasına (İsra Suresi. her ne kadar ayetin sonunda. 'Sizler yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız' diye bildirdik" (İsra Suresi. İşte biz. bölük pörçük de olsa ele alınmamış mıydı? Öte yandan. ayetleriyle ilgili açıklamasına bakınız. sağlık ve yaşayış güzelliği bakımından. kullarına yeryüzünde eşitlik sağlamaktan aciz olduğunu anlatmış olmuyor mu? Daha sonraki ayetlerde. insanlar arasındaki farkların. bu yukarıdaki sözlerden hemen sonra. ayet 3). tartılacak şeyleri doğru terazi ile tartmak gerektiğine (İsra Suresi. müşriklerin olumsuz davranışlarına (İsra Suresi. ayet 55). ayet 22). " (İsra Suresi. fakat. ayet 29). kendileri için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler" (İsra Suresi. ayet 59). ayet 37). "Baksana. konu yarım yamalak ele alınmışken. sıkı elli ya da açık elli olmanın kötülüğüne (İsra Suresi. ayet 31). birdenbire gece ile gündüzün yaratılmasına atlanıyor: "Biz. Evet. Nitekim Rabbinizin nimetlerini araştırmanız. ayet 23-26). ayet 13-16). mevki. ayet 9-11). Nuh. biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışızdır!.İşte biz.. " (İsra Suresi. çok şükreden bir kul idi" (İsra Suresi. ayet 4). böbürlenmenin kötü bir şey olduğuna (İsra Suresi... müşriklerin kalplerine Tanrı tarafından kapalılık getirildiğine ve kulaklarına ağırlık verildiğine (İsra Suresi. ayet 33). kitapta İsrailoğullarına. ayet 48-54). ama bunları söyleyen Tanrı. açık ve anlaşılır olan hiçbir şey yok! Bunu. ayet 44). Semûd kavmine mucize olmak üzere dişi bir deve verildiğine ve onların bu deveyi boğazlayıp bu yüzden zalim olduklarına (İsra Suresi. ayet 21) diyerek ve birkaç ayet atlama ile "Rabbin dilediğine bol verir. ana ve babaya karşı iyi davranmak ve onlara Tanrı'dan rahmet dilenmek gerektiğine (İsra Suresi. haklı bir sebep olmadan cana kıyılmamasına ve kısasa (İsra Suresi. ". peygamberlerden bazılarının üstün kılındığına (İsra Suresi. o ülkenin varlıklı ve şımarmış kişilerini çoğaltırız. böylece o ülke helake müstahak olur" (İsra Suresi. Güzel.. Kur'an'ın niteliğine değiniliyor ve kişilerin sorumluluklarıyla ilgili bir ayete geçiliyor: "Şüphesiz bu Kur'an en doğru yola iletir. kişinin kaderiyle ilgili birkaç ayet izlemekte (İsra Suresi. ayet 46-47). Kur'an'ın okunmasını anlamasınlar diye. Bu suretle."(Ey) Nuh ile.. o bütün yüceliğine ve gücüne rağmen. geceyi ve gündüzü birer ayet (delil) olarak yarattık. Tanrı'nın övülmeye değer bulunduğuna (İsra Suresi. ilahi takdirin bir gereği olduğunu. geçim endişesiyle çocukların öldürülmemelerine (İsra Suresi. Nuh ile gemide taşınan kişiler kim? Ve bunların nesli nedir? Hiçbir şey belli değil! Ve belli edilmeden. ayet 30) diye ekleyerek bu keyfiliğini belli etmiş değil mi? Belli ederken. ayrıca yılların sayı ve hesabını bilmeniz için gecenin karanlığını silip (yerine.) Ortaya koyarken de. ayet 12).

sure bu konu ile ilgili olarak inmiştir ya da hiç değilse bu konu ile başlamaktadır. burada sözü edilen "mağara" neyin nesidir ve nerededir.Muhammed'e gösterilen görüntülerin ve Kur'an'da lanetlenen ağacın Tanrı tarafından insanları sınamak için meydana getirildiğine (İsra Suresi. Hakikaten onlar. 110 ayetten oluşur. bunun Endülüs'teki "Dekyus" şehri olup olmadığı tartışmalıdır. Bu ayeti. bu anlamıyla sureye "Mağara Suresi" demek mümkün. surede "Ashab-ı Kehf'ten -ki "mağaraya sığınanlar" ya da "mağara arkadaşları" anlamındadır. insanlara azap haberini verdiği. Evet. Kur'an'ın on sekizinci sırasında yer alan surenin başlığı Kehftir: Mekke'de indiği ve nüzul (iniş) sırasının altmış dokuz olduğu kabul edilir. Kehf sözcüğü. Ebu Hayyam'a göre. Muhammed'in Tanrı sayesinde sapıklığa yönelmekten kurtulduğuna (İsra Suresi. "Allah oğul edindi" diyenleri uyarmak üzere Muhammed'e Kur'an'ı indirdiği ve yeryüzündeki her şeyi kupkuru toprak yapacağı yazılıdır. ayet 11). Bundan hemen sonra Tanrı Muhammed'e. 110 ayetten oluşan Kehf Suresi'nin "mağaraya sığınanlar"la ilgili ayetlerinin sayısı sadece 2l'dir -ki bunlar 9. ayet 60). ayet 76-78) dair ayetler. hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap edeceğini görelim diye onları uyandırdık" (Kehf Suresi. Görüldüğü gibi. Evet. burada iki gruptan söz edilmekte! Neyin nesidir bu gruplar? Ve hesap edilmesi gereken "süre" nedir? Hiçbir şey belli değil! Yorumcuların söylemesine göre bu gruplardan biri "Ashab-ı Kehf (yani. Biz de onların hidayetini artırdık. Burada yer alan "rakım sahipleri" deyiminden ne anlaşılması gerektiğini bilen yok. ama eğer bu gençler "Rablerine inanmış" kişiler idiyseler ve Tanrı onların kalplerini metin kıldı . Fakat. sureye bu başlık verilmiştir. hiç öyle değil. Oysa. ama neden Tanrı.Başlık bu olduğu için sanılır ki. Fakat yorumculara göre. kimisi "Rum"da olduğunu söylerler.söz edildiği için. kendisinden rahmet isteyen bu kişilerin kulaklarına perde koyuyor? Yine belli değil! Bir sonraki ayeti okumaya devam ediyoruz. ayet 13). kimisi "Endülüs'te. Tanrı'nın lütfuna nail olmaları için. ayet 10) şeklindeki ayet izler ki. ve 26. "mağara". " (Kehf Suresi. denizlerdeki gemilerin Tanrı tarafından yüzdürüldüğüne. çünkü. amel defteri sağdan verilen kulların haksızlığa uğramayacaklarına (İsra Suresi. ayet 9) der. insanoğlunun çok nankör olduğuna (İsra Suresi.38 Fakat. "(Resulüm)! Yoksa sen.37 Öte yandan. belli değil! Fakat. ayetin Medine'de indiği söylenir. kimi yorumcular bunun "Şam"da. ayet 66-70). Onların kalplerini metin kıldık. ayet 73-75). bir sonraki ayet daha şaşırtıcı. Meleklerin Adem'e secde ettiklerine ve sadece iblisin bunu yapmaktan kaçındığına ve Tanrı'ya kafa tuttuğuna (İsra Suresi. Bir kere. bu hikaye ile başlamaz. Muhammed'i Mekke'den çıkaranların Mekke'de kalamayacaklarına (İsra Suresi. burada Tanrı şöyle konuşmakta: "Bunun üzerine biz de o mağarada onların kulaklarına nice yıllar perde koyduk (uykuya daldırdık)" (Kehf Suresi. Ve üstelik Kehf Suresi. surenin baştan ilk sekiz ayetinde. mağaranın bulunduğu şehir "Dekinos" adıyla bilinen bir yerdir. bunları söyledikten sonra Tanrı. bizim ayetlerimizden (sadece) kehf ve rakim sahiplerininin ibrete sayan olduklarını mı sandın?" (Kehf Suresi. her ne olursa olsun. Tanrı'nın. "sığınma" anlamına gelir. ayet 61-63). insanı şaşırtıcı bilinmezliklerle dolu bir başlangıcı vardır. Ancak. ayet 12). yukarıdaki ayette sözü edilen "O yiğit gençler" kimlerdir? Sayıları nedir? Neden dolayı mağaraya sığınmışlar ve kurtulmak için Tanrı'ya yalvarıda bulunmaktadırlar. "mağaraya sığınanlar'la ilgili hikayenin başlangıcı sayılır. "mağara arkadaşları") ve diğeri ise bunların hasımlarıdır. İbn Cebir'in İbn-i İshak'tan rivayetine göre. "O yiğit (gençler) mağaraya sığınmışlar ve 'Rabbimiz! Bize tarafından rahmet ver ve bize (şu) durumumuzdan bir kurtuluş yolu hazırla' demişlerdi" (Kehf Suresi. mağaradaki gençlerin hikayesini anlatacağını bildirmek üzere Muhammed'e şöyle der: "(Ey Muhammed!) Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz.. ayet 71). bilen yok! Yorumcular görüş ayrılığı içerisinde bocalarlar. hikayenin. surenin sonuna kadar bu tutarsızlıklar içerisinde sürüp gider. Tanrı şöyle diyor: "Sonra da iki gruptan. ayetleri içine alır. Rablerine inanmış gençlerdi. bununla beraber 28.. zira.

O yiğitler (o yerin hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak dediler ki. Zira. Bu ayetlerin "mağara" hikayemizle hiçbir ilgisi yok. bununla ilgisi bulunmayan bir başka hikayeye geçilmiştir. Ve iki ayetlik bu saptırmadan sonra. Haris adında Kureyşli birinin Muhammed'i huzursuz kılması nedeniyle inmiştir. Öyle ise Ashab-ı Kehf hakkında delillerin dışında acık olması haricinde bir münakaşaya girişine ve onlar hakkında (ileri geri konuşanların) hiçbirinden malumat isteme" (Kehf Suresi. Kur'an'da bu ayetin neden ve ne vesileyle indiğine dair bir şey yok. "Şu üç soruyu Muhammed'e sorun. kendi mensup oldukları kavmin Allah'tan başka Tanrılara tapmakta olduklarını söyleyerek yakınmaktalar (Kehf Suresi. 'Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir... O kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez" (Kehf Suresi. Kureyşliler onu bir gün. Muhammed'in "inşallah" demeden iş görmüş olmasıyla ilgili bir başka hikayeye aittir ki. Bunu unuttuğun takdirde Allah'ı an ve 'Umarım Rabbini beni.. "Vallahi ben (Muhammed'den) daha güzel konuşunun. Nadr b. sırasında bulunan bir başka surede. ayet 11) söyler? Daha sonraki 14. sekizincisi köpekleridir' derler. şu iki adamı misal olarak anlat. Hani onlar aralarında Ashab-ı Kehf in durumunu tartışıyorlardı.. doğruya bundan daha yakın olan bir yola iletti'' de" (Kehf Suresi. Ancak. Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz'." (Kehf Suresi.. "." (Kehf Suresi. 'Bunu yarın yapacağını' deme. 'Onlar yedi kişidir. birdenbire hiç beklenmedik bir şekilde karşımıza Muhammed'in "inşallah" demeden iş görmesiyle ilgili şu iki ayet çıkıyor: "(Ey Muhammed!) Allah'ın dilemesine bağlamadıkça (inşallah demedikçe) hiçbir şey için. Müayt ile birlikte Medine'deki Yahudilere gönderip Muhammed'in "peygamberliğini" sınamak amacıyla onlardan bilgi almak isterler.. ayetinden 22. üzerine Nadr Medine'ye giderek Yahudilerle görüşür. Şimdi geliniz. Bunun.. (Bunlar) bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. Yahudiler kendisine. neden kalkıp onların kulaklarına perde koyduğunu (Kehf Suresi. mağaralarında üç yüzyıl ve buna ilaveten dokuz yıl kalmışlardır. 'Onlar üç kişidir. ayet 23-24). Yukarıdaki satırlarla hikaye sona erdirilerek. Bunu izleyen ayette Tanrı.. Yine. ayet 25-26). Allah'ın vadinin hak olduğunu. bilinmezliklerle ve anlaşılmazlıklarla dolu bu hikaye tamamlanmadan. Hikayesi şöyledir: Güya Muhammed. ayet 14). dördüncüleri de köpekleridir' diyecekler. Utbe b. ayet 15). Kehf Suresi'nin 9. yukarıdaki "mağaraya sığınan" ve orada "üç yüzyıl ve ayrıca dokuz yıl" uyudukları anlatılan gençlerle ilgili ayetlerin arasına sıkıştırılan. ayet 23-24) şeklindeki ayetlere. Yorumcuların söylemelerine göre bu ayetler. "Onlara.. geliniz size onun anlattıklarından daha güzelini anlatayım" der ve başkalarından öğrendiği masalları anlatırmış. mağa-radakilerin sayısının ne olduğu konusundaki tartışmalara değinmekte: "Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki. Burada sözü geçen "hükümdar" kimdir. başka bir konuya geçilir ve birkaç ayet sonra. çünkü. fakat kullarının hiçbir şey bilmez olduklarını anlatmak ihtiyacındadır.. (Ey Muhammed!) De ki. tekrar mağara hikayesine dönülür: "Onlar.ise. Gök/erin ve yerin gizli bilgisi ona aittir.. göklerin ve yerin Rabbidir. Tanrı sözünü dinlemeyenlerin başına gelen kötülükleri Kureyşlilere anlatmaya çalıştığı zamanlar. Görüldüğü gibi "mağara" hikayesi anlatılırken. Yahudilerin "enbiya ilmi"nden ("peygamberler" tarihinden) haberli olduklarını düşünürlermiş. kendisinin her şeyi bilir. Bu ayetleri okurken anlıyoruz ki. tekrar göz atalım. hikaye burada sona ermiş değil. hikayenin tam bu kısmında.. Nadr b. Kur'an'ın 93. (İnsanların kimi). ayet 21-22). ayette. Tanrı. ayetine kadar olan kısım "Ashab-ı Kehf" ile ilgili olarak yukarıdaki hususları kapsamaktadır. (Kimileri de). eğer bu . ayet 32) ayetiyle başka bir hikaye anlatılır. 'Bunu yarın yapacağım' deme. Duha Suresi'nde ele alınmıştır.. Fakat. De ki. bilsinler. 'Bizim Rabbimiz." (Kehf Suresi.. Haris onun arkasından halka. 'Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir'. Onlar hakkında bilgisi olan çok azdır. bilemiyoruz! Bir sonraki ayette bu gençler. bunlar. Biz ondan başkasına Tanrı demeyiz. 'Beş kişidir: altıncıları köpekleridir' diyecekler. "(Ey Muhammed!) Allah'ın dilemesine bağlamadıkça (inşallah demedikçe) hiçbir şey için.

sureyi oluşturan altmış dört ayet içerisinde sadece bir ayet Tanrı'yı göklerin ve yerin nuru olarak tanımlamaktadır: .. Bedir Savaşı'ndan söz edilir (Kehf Suresi. karanlığın çöktüğü. Dikkat edileceği gibi.3218. sessizliğin bastığı. düzenli. c. Başlık bu olduğuna göre. anlatılanların hiçbiri. sırasında bulunan Duha Suresi'nin "nüzul" (iniş) sırasının 11. Fakat. 'Bunu yarın yapacağım' deme. Muhammed. sorular hakkında bilgi edinememesindendir. biraz önce dediğimiz gibi. ayet 110) şeklindeki ayet ile sure sona erdirilir. "Tanrı'dan vahiy gelmedi" diyerek anlatmaya çalışır. ayet 60-82). Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı" (Duha Suresi. sıra olduğu söylenir. "Muhammed bize ('sorduklarınızı yarın haber veririm') dedi. Muhammed'in cevap vermekte gecikmiş olmasının sebebi. Buna karşılık. cevap verirken her şeyden önce Tanrı'nın kendisine gücenmediğini. 'Ben. Ancak. genç arkadaşlarıyla birlikte iki denizin birleştiği bir yerde balıklarını unuttuğuna dair olan "kıssa" anlatılır ki (Kehf Suresi. sadece "Sorduklarınızı yarın haber veririm" dediği için (yani. Her ne kadar Kur'an'da yirmi dördüncü sırada ise de. anlaşılması mümkün değildir. "nur" sözcüğünün kapsamıyla ilgili hükümleri ele alacaktır. güneşin parlayıp yükselmeye başladığı zamana) ve "sükûna erdiğinde geceye" (yani. s. ayet 1-3). Bu sure "Nur Suresi" başlığını taşır ve 64 ayetten oluşur.. Fakat. şimdi incelediğimiz Kehf Suresi'nde değil. birbirlerinden çok farklı olan surelerdir. Ve nihayet onlara verecek cevaplan elde eder. Tanrı'dan 102. Bu sözler Muhammed'i oldukça rahatsız eder. bu ayetler. ona darıldı" diye konuşurlar. geceye) yeminler ederek Muhammed'e darılmadığını bildirmekte! Ancak.. sırasında yer alan Kehf Suresi'nin Tanrı'dan 69. on beş gün boyunca verecek cevap bulamaz. sure olarak indiği kabul edilir. Görülüyor ki. Bu vesileyle hatırlatalım ki. fakat bu konuda doğru dürüst bir bilgi verilmeden kıyamet gününe. karmakarışık ve hiç de anlaşılamaz bir şekilde bu surelerin ayetleri içerisine sokulmuştur. yukarıda belirttiğimiz gibi. "inşallah" demeden iş görmüş olmasına bağlanmıştır ki. Daha sonra "Zülkarneyn" masalına atlanır (Kehf Suresi. çünkü." (Kehf Suresi. "inşallah" sözcüğünü kullanmadığı için) vahyin geciktiğini söylemektedir. Mekkeli inkarcılardan söz edilirken ve Kur'an'ı anlamasınlar diye Tanrı'nın bu inkarcıların kalplerine ve kulaklarına ağırlıklar koyduğu belirtilirken. pek muhtemelen. daha doğrusu doksan üçüncü sırasında bulunan Duha Suresi'nde yer almış bulunmakta! Fakat. ayet 52-59). doğruya bundan daha yakın olan bir yola iletir' de" (Kehf Suresi. ayet 83-98).( Elmalılı H. açık ve anlaşılır nitelikte şeyler değildir. kafirlerin durumuna. fakat Muhammed cevap veremez: "Sorduklarınızı yarın haber veririm" der. "Kehf Suresi" ile "Duha Suresi". sonra birdenbire Musa ile ilgili masallara geçilir ve Musa'nın. darılmadığını anlatmak üzere Kur'an'a şu ayeti koyar: "Kuşluk vaktine ve sükûna erdiğinde geceye yemin ederim ki. Kur'an'ın 18. yalnızca sizin gibi bir beşerim'. sure olarak indiği kabul edilir. Ancak.4. Kehf Suresi'ndeki "mağaraya sığınanlar" hikayesiyle ilgili ayetlerin araşma sıkıştırıvermiştir. Kur'an'ın 93. fakat ö bunu. Ve bunu. Verememesinin nedeni. Tanrı'nın sözlerinin bitmesinden önce denizlerin tükeneceğine değinilerek ve "(Ey Muhammed) De ki. halbuki bugün on beş gün (oluyor) sorduğumuza cevap vermiyor" diye dedikoduya başlarlar. hiç yeri yokken. ertesi gün şöyle dursun. Kur'an'ın en sonlarında. yukarıda anlatılan iki hikaye. sanılır ki bu sure.) Daha başka bir deyimle. Kehf Suresi'nin bundan sonraki ayetleri de. Örneğin. halk arasında ileri geri konuşanlar olur. Şimdi birkaç sürelik bir atlama ile Kur'an'ın yirmi dördüncü suresine göz atalım.. kendisine soru soranlara "Sorduklarınızı inşallah yarın haber veririm" diyecek yerde. Bu üç soru Muhammed'e sorulur. Kimileri de "Tanrı Muhammed'i terk etti. ayet 23-24). age. o da Kehf Suresi'ndeki şu ayetleri kapsar: "(Ey Muhammed!) Allah'ın dilemesine bağlamadıkça (inşallah demedikçe) hiçbir şey için. Bunu unuttuğun takdirde Allah'ı an ve 'Umarım Rabbim beni.soruları yanıtlayabilirse onun peygamberliğine inanın" şeklinde konuşurlar. hep bu tür kopukluklar ve tutarsızlıklarla dolu. gerek Kur'an'daki sıra ve gerek iniş sırası itibariyle. inkarcılara. Oysa surenin başlığı ile içeriği arasında hemen hemen hiçbir ilişki yok gibidir. Yazır. kimi kişiler. Tanrı "kuşluk vaktine" (yani.

küfredenlerin ise velileri tağuttur.. Turan Dursun. iman edenlerin velisidir. surenin ilk ayeti aynen şöyledir: "(Bu) Bizim inzal ettiğimiz ve (hükümlerini üzerinize) farz kıldığımız bir suredir. onları nurdan zulümata çıkarırlar. Ve biraz önce bahsettiğimiz gibi. "Kur'an" anlamında olmak üzere şöyledir: ". Fakat. kimi yerde "hidayet" kimi yerde "peygamber".) Örneğin. Tevbe ve Saff surelerinde "nur"sözcüğü "islam" karşılığı olmak üzere kullanılmıştır: "Onlar (kafirler) ağızlarıyla Allah'ın nurunu (İslamı) söndürmek istiyorlar. İbnü'l-Cevzi gibi bazı yorumcular ise. ayet 1). Rabbinin nuru ile aydınlanır.O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren. bir bakıma "cisim"dir ve Allah'ı "cisim" şeklinde düşünmek mümkün değildir. işte kurtuluşa erenler onlardır" (A'raf Suresi. gökyüzündeki "ay" için kullanılmıştır: "Gökte burçları var eden. kimi yerde "gündüzün aydınlığı". ayet 69).121. Onlara asla zulmedilmez" (Zümer Suresi. Bununla beraber yorumcular. (Bu) nur üstüne nurdur.. ayrıca bkz. yüceler yücesidir" (Furkan Suresi. neredeyse. Buna karşılık yorumculardan bir kısmı. O'nun nurunun temsili. kimi yerde "ayın aydınlığı". onların içinden bir çerağ (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah.2. onları zulümattan nura çıkarır. o da anlaşılması güç tümcelerle dolu! Üstelik bu sure. Örneğin. kimi yerde "iman". nur sözcüğü ile ilgili bir tek ayet bulunmakta. Zümer Suresi'nde "nur" sözcüğü "adalet" anlamında olmak üzere şöyledir: "Yeryüzü. Kur'an'ın diğer surelerinde "nur" sözcüğünün farklı anlamlarda kullanıldığı görülür.. Belki düşünüp öğüt alırsınız diye onda açık seçik ayetler indirdik" (Nur Suresi. kimi yerde "Kur'an" vs. o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki. " (Bakara Suresi. bütün alemin ve alemdeki bütün duygusal nurların ve "idrak edici güçlerin" aydınlığa çıkarıcısı olduğu için."Allah.. c. Bakara Suresi'nde "nur" sözcüğü "iman" karşılığı olarak şöyle yer almıştır: "Allah. "mır" sözcüğünün "yol gösterici" anlamına geldiğini.. Tanrı'ya "mır" denip denemeyeceği konusunda tartışırlar. "nur" sözcüğünü içeren ya da ilgilendiren bir ayetle dahi başlamıyor. ayet 32). ayetinin Diyanet Vakfı çevirisindeki yorumuna bakınız. Örneğin. s. kimi yerde "islam" demektir. şimdi üzerinde durduğumuz "Nur Suresi'nde ele alınmış değil. "ışık" (yani.( Nur Suresi'nin 35. olarak anlam taşır. "Allah göklerin ve yerin ışığıdır" demekten geri kalmazlar. Halbuki. doğuya da. Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir. .. Razi gibi yorumculara göre Tanrı. Furkan Suresi'nde "nur" sözcüğü. O lamba kristal bir fanus içindedir. Tevbe Suresi. ayet 8. bu ayet "göklerin ve yerin nuru" olarak tanımlanmıştır. ayet 257). ayet 61). Yukarıdaki birkaç örnekten anlaşılıyor ki. "aydınlık") anlamına gelen "nur" sözcüğü ile tanımlanamaz. bu hususlar. kendisine ateş değmese dahi ışık verir. A'raf Suresi'nde "nur" sözcüğü. Kur'an'ın." (Nur Suresi. yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur.. Kimi yorumculara göre Allah. içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. Onun yağı. peygam-berler ve şahitler getirilir ve aralarında hakkaniyetle hüküm verilir. çünkü. age. bu arada Tanrı'nın niteliği olarak da kullanılmıştır. Zira. ayet 35). göklerin ve yerin nurudur.( Bu konuda bkz. batıya da nispet edilemeyen bir ağaçtan. altmış dört ayetlik koskoca "Nur Suresi'nde. kafirler istemeseler de Allah nurunu (İslamı) tamamlayacaktır" (Saff Suresi.. bu nedenle Tanrı'ya "mır" denebileceğini ileri sürerler.) Ancak. ayet 157). "nur" sözcüğü Kur'an'da pek çeşitli anlamlarda olmak üzere yer almış bulunmaktadır. ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nura (Kur'an'a) uyanlar var ya. "nur". kitap konulur.

sırasında yer alan) Ahzab Suresi'nde karşınıza. dış esvaplarını çıkarmaktan ötürü sorumluluk yoktur. ayet 31). ayet 33). açılıp saçılma-maları. Nur Suresi ile Ahzab Suresi. ama sakınmaları kendileri için daha iyi olur. 31. 60. başka bir konuya geçilerek Muhammed'in eşlerinden biri hakkında iftirada bulunanlarla ilgili hususlara atlanıyor (Nur Suresi. ayet 28) ya da "İçinde kendinize ait eşyanın bulunduğu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. ayet 33). "(Bu) Bizim inzal ettiğimiz ve (hükümlerini üzerinize) farz kıldığımız bir suredir. ayet 29) şeklindeki öğütlere yer veriliyor. Tanrı'ya inananların mükafata ulaşacaklarından (Nur Suresi. 60. tutum ve davranışlarıyla ilgili hükümler çıkacaktır... ayet 37) vd. süslerini açığa vurmamak şartıyla. sonra. birazdan göreceğimiz gibi. ihtiyarlayıp oturmuş kadınlara. ayete kadar olan ayetlerle. yani 31. 29 ayet atlama ile (yani. Bu satırları okurken sanırsınız ki. sonra "(O evde) hiç kimse bulamadınızsa... hiç de öyle değil. Tanrı'nın dilediği kişileri nura kavuşturacağından (Nur Suresi. insanların Tanrı'yı daima tespih ettiklerinden (Nur Suresi. sadece Nur Suresi'nin başına böyle bir ayet konmuştur?! Nur Suresi'nin bu sözünü ettiğimiz birinci ayetini. çünkü. size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size. belli kişiler dışında hiç kimselere süslerini göstermemekle emredilmişlerdir. eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın." (Nur Suresi. birbirleriyle hiç ilgisi bulunmayan hususlar ve konular ardı ardına bu şekilde 60. "(Kadınlar) süslerini." (Nur Suresi. başkalarının evine girerken selam vermek gerektiğine değiniliyor. zina eden erkeklerden her birine yüz sopa vurulmasını öngören ayetler izlemekte (Nur Suresi. Kur'an'ın 33. ayetten 60. kadınların örtünmeleri ve süslerini gizlemeleri. zina eden kadınlarla. kadınlar. Allah. erkeklere karşı tutum ve davranışları konusunda görüşlerini belirtmiş. Ayet bu kişilerinin kimler olduğunu belirtmiş ve konu böylece bir sonuca bağlanmıştır. böyle değil. kocaları veya babaları veya kayınpederleri veya oğullan veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler veya kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. (yani. ayet 35). ayeti izleyen ayetlerde. Zira. sonra. Nur Suresi'nin nüzul (iniş) sırası 102 olup. bekarların ve cariyelerin evlendirilmelerinden (Nur Suresi. ayet 60). ayete kadar sıralanmıştır. ayetle) tekrar ele alınmış bulunmakta.. ayet 11-26).. daha doğrusu. hemen sonra "mümin" kadınların iffetlerini korumaları. Allah. Örneğin. Ahzab Suresi'nin 33. sizin açığa vurduğunuzu da.Dikkat edileceği gibi burada Tanrı.. Ahzab Suresi'nin nüzul sırası 90'dır: . Tanrı'nın indirdiği ve hükümlerini insanlara farz kıldığı şeyler değil midir ki. sakınmaları gereken kimselerden söz ediliyor ve şöyle deniyor.( Bu hükmün sadece Muhammed'in eşleri için değil. Nur Suresi'nden dokuz sürelik bir atlama yaptıktan sonra. yaptığınızı bilir" (Nur Suresi." diye konuşmakta. ayet 32). erkeklerin kadınlara ve kadınların da erkeklere gözlerini dikmemeleri bildiriliyor (Nur Suresi. başka konular hükme bağlanmakta. zira. 'Geri dönün' denilirse. ayet 2-10). gizlediğinizi de bilir" (Nur Suresi. Bütün bu karışıklıklara ve tutarsızlıklara rağmen sanırsınız ki. hemen dönün. Tanrı. örtünmeleri ve süslerini gizlemeleri belirtiliyor. bütün Müslüman hanımlara uygulanmak üzere konduğu kabul edilir. birbirlerinden çok farklı zamanlarda ve on iki sürelik bir ara ile inmiş görünmekte.. zira.. ayet 30). ayeti şöyledir: "Evlerinizde oturun. ama Kur'an'ın diğer sureleri. ayet 36). ayet 33). söyleyeceklerini söylemiştir." (Ahzab Suresi. Pek güzel. ayette karşınıza yine birdenbire kadınların örtünmeleri ve süslerini gizlemeleri gerektiğini öngören şu hüküm çıkar: "Evlenme ümidi kalmayan. yine kadınların örtünmeleriyle. sonra. örtünme konusu. Fakat. Oysa. Fakat. söz edilmiştir..) Oysa. Ancak. cariyelerin fuhuşa zorlanmamalarından (Nur Suresi. bedel vermek isteyen kölelerin bedellerinin kabul edilmesi gereğinden (Nur Suresi. bu arada.

Şuara Suresi. evlerinde izinsiz yemek yiyebilirsiniz" şeklinde kural koyacak yerde. adının başına. "Sallallahu aleyhi ve sellem" (yani. bunu izleyen iki ayet. İbrahim dönemini daha öne almak gerekirdi. belki hoşlanmazlar diye çekinmesin istenmiştir. ayet 62-63). sure olarak Mekke döneminde indiği söylenir. ayet 3-4) diyerek onu teselli ederken. "Re-sullullah". bu kişilerden her biri için aynı tümceyi kullanıyor. Söylemeye gerek yoktur ki. Kadınlara süslerini açığa vurmamalarını ve örtünmelerini emreden hükmün hemen arkasından. kız kardeşlerinizin vd." (Nur Suresi. Topal için bir sorumluluk yoktur. ayetlerdir-. Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinizde olan evlerde veya dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. ayet 70-104). Fakat. onların üzerine gökten bir mucize indiririz de. İbrahim olaylarını. Musa olaylarından önce anlatmak gerekirdi. bir arada değil. Muhammed'le toplantı yapacak olanların. ona boyunları eğilip kalır. ayet 5-9). Mim" şeklindeki harfleri içeren ayetle başlar.. fakat sıralarken "babalarınızın. "müşriklere" tehditler savurmaktadır (Şuara Suresi.) Fakat. ayetinin açıklanmasına bakınız.4. toplantıyı izinsiz olarak terk etmelerini engellemek ya da Muhammed'e saygı izharında bulunmayı sağlamak amacıyla konmuştur (Nur Suresi. Bunu. belli değil! Kimi yorumculara göre bununla şu anlatılmak istenmiştir ki. Musa ile ilgili hikayeleri anlayabilmek için. Ya da bir kimse. Musa. onu yüceltici nitelikte olmak üzere "Nebi". birdenbire Musa ile Firavun masalını anlatmaya başlar ve Firavun'u nasıl denizin dibine yolladığını söyler. s. "Bismillahirrahmanirrahim" şeklindeki "besmele"yi müteakip. Muhammed'i. Ve eğer uyum sağlamak amacıyla belli bir sıra izlemek isteniyor ise.. kimlerin evinde izinsiz yemek yeneceği hususlarını hükme bağlayan bir "adab-ı muaşeret" kuralı geliverir: "Kör için bir sorumluluk yoktur. Biz dilesek. kör.. Bu anlattıklarının müşriklere aktarılmasını ister (Şuara Suresi. Ahzab Suresi'nin 56.) Hemen ekleyelim ki. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de sorumluluk yoktur. Bu surenin Tanrı'dan 47. Şimdi. böyle yapılmayıp. age. topal ve hasta gibi kimselerle ya da bunların evlerinde oturup yemek yemekte sakınca yoktur." (Şuara Suresi. anlamlan hiç kimselerce bilinmeyen "Ta. Yazır. siler bakımından "sorumluluk yoktur" diyor! Ne demektir bu. Sin. ayet 10-68). İbrahim'in torunlarının torunudur. Ancak.Şimdi tekrar Nur Suresi'nde kaldığımız yere dönelim. ayet 69) der ve İbrahim'in kendi babası ve kavmi ile olan sürtüşmelerini anlatmaya başlar (Şuara Suresi. "müşrik"lerin alaylarına ve saldırılarına karşı korumak amacıyla konuşmaktadır: "(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaktın. çünkü. Dikkat edileceği gibi. Öte yandan bir de "kör". ayet 2) şeklindeki bir ayet izler ve sure. apaçık kitab/n ayetleridir" (Şuara Suresi. İbrahim dönemi.. kimlerin evinde izinsiz olarak yemek yenebileceğini sıralamakta.. "Allah'ın salat ve selamı onu üzerine olsun") demeleri gerekir. ayet. iş bununla bitmiş olmuyor: İbrahim olayları anlatıldıktan sonra Nuh . Şu bakımdan ki. 227 ayetlik bu surenin dört ayeti Medine döneminde inmiştir -ki bunlar 224. Görülüyor ki. hiç de "apaçık" olmayan ayetlerle devam edip gider. bu gibi kimseleri kendi evinden başka akrabadan birinin evine yemeğe götürecek olsa. Bunların arasına birbirleriyle ilgisiz hususlar yerleştirilmiştir.( Elmalılı H. Muhammed'in adı söylenince bütün Müslümanların. analarınızın. Muhammed'i sadece adıyla çağırmak doğru değildir. Bununla beraber. Fakat. Ahzab Suresi'nin daha önceki bir ayetinde (ayet 56) şu bildirilmiştir ki. Kur'an'ın yirmi altıncı sırasında bulunan Şuara Suresi'ne geçelim. Muhammed'i yüceltmek için sarf edilmesi gereken sözler bile. birbirinden altı ayet ara ile belirtilmiştir.3540. Yorumcuların söylemelerine göre anlatılmak istenmiştir ki. olayların tersinden başlanmıştır. Hastaya da bir sorumluluk yoktur. ve 227. c. "Bunlar. erkek kardeşlerinizin. Ancak. Güya Tanrı. Resul". "topal" ve "hasta" ki-. Bunu bitirince bu sefer. ayet 62).(Diyanet Vakfı çevirisinde. kimlerin evinde izinsiz yemek yenebileceği hususu laf kalabalığına boğulmuş ve yine anlaşılmazlığa sokulmuştur. hani sanki bu birinci ayetle çelişme olsun diye.. "(Ey Muhammed!) Onlara İbrahim'in haberini de naklet" (Şuara Suresi. "Habibullah" ya da "Efendimiz" şeklinde bir şeyler koymak gerekir. Musa'nın yaşadığı dönemden çok önceye rastlar.

Şuara Suresi'nin 176.. ayet 54-55). "Doğrusu.olaylarına geçiliyor.( Elmalılı H. Burada sözü edilen "kocakarı" kimdir. Neden orada Şuayb'dan bahis yok? Öte yandan. ayet 183). Lût'un karısının.) Fakat her ne olursa olsun. orada. kimi yorumculara göre Şuayb. şimdi burada. Benim ücretimi verecek olan. belli değil! Hatırlatalım ki. Doğru terazi ile tartın.. Bu ikisi. Onlara. Kimdir bu Eyke halkı? Ve Eyke halkının Şuayb'la ne ilişkisi var. Nuh ile ilgili olayların.( Diyanet Vakfı'nın. kocalarına karşı "hain". "Eyke" sözcüğü. ayet 105) diyerek. inkar edenlere. yani Şuara Suresi'nde. Lût'tan ve eski peygamberlerin kendi halkları tarafından inkar edilişlerinden söz edilmektedir (Şuara Suresi. ayet 168-169). kendi kavmi ile olan ilişkilerini anlatır (Şuara Suresi. bozgunculukla ilgili hükümler arasına sıkıştırılmıştır: ". ayet 153-175). Nuh'un karısı ile Lût'un karısını misal verdi. "Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladılar" (Şuara Suresi. İbrahim'in kardeşinin oğludur ve güya Tanrı onu. ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim" diyerek. Lût. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın " (Şuara Suresi. iken onlara hainlik ettiler. "Eyke" halkının da peygamberleri yalancılıkla suçladığı ve Şuayb'ın onlara. ve 79. Nuh'un torunlarından biridir ve şu hale göre. güya Nuh'un karısı.. Ancak. ateşe girenlerle beraber siz de girin' denildi" (Tahrim Suresi. . ayet 10)." (İsra Suresi. zira. Yazır'ın. "Eyke" adı.. ayetiyle ilgili yorumuna bakınız. oysa bunlar da İbrahim'in zürriyetindendirler. ayetinde "kocakarı" diye geçen deyim bu kadınla ilgili oluyor! Ve her ne kadar Lût Tanrı'dan. bir aralık Lût'un. "suçlu" durumuna düşmüşlerdir. ayetinde Tanrı. Ve bu tertipsizlik bu şekilde devam edip gider. daha önce İsra Suresi'nde de. Tanrı onun karısını helak etmiş olmaktadır. "sık ve birbirine karışmış ağaçlarla dolu bir tür orman" anlamına geldiği için. ayet 178-180) dediği bildiriliyor. Tevrat'ın bildirmesine göre İbrahim. Buna karşı sizden hiç bir ücret istemiyorum. Hicr Suresi'nin 78. kullarımızdan iki salih kişinin nikahları altında . kendi kavminden Tanrı'ya şikayette bulunduğu ve "Rabbim! Beni ve ailemi.. kocasına ihanet eden bir kadın olduğu yazılıdır: "Allah.. Kur'an'ın 66. ayet 74-81. Zira. güya Muhammed'e. Oysa ki. İbrahim ile birlikte aynı topluma peygamber olarak göndermiştir (A'raf Suresi. ayet 80-81. burada yerleşik halktan çıkmış sayıldığı halde. bildirilmiyor! Beyzavi ve Celaleddin gibi yorumcuların söylemelerine göre. Kur'an'ın bildirmesine göre.. belli değil! Anlamak için kırk sure atlama yaparak. Hûd Suresi. O geride kalanlardan (oldu)" (Şuara Suresi. ayet 35) diye geçmişti.. ayet 170-171). "Eyke halkı da gerçekten zalimdiler" (Hicr Suresi. ayet 181-182). on beşinci sure olan Hicr Suresi'nde. Evet. "Beni ve bütün ailemi onların yapageldiklerinden kurtar!" diye yal-varıda bulunmuş ise de. ona Nuh'un. bu aynı hüküm. onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar" diye yal-vardığı görülür (Şuara Suresi. "Nuh'u cin tuttu" şeklinde konuşmuştur. ancak alemlerin Rabbidir" (Şuara Suresi. ayetleriyle ilgili yorumuna bakınız.) kimi yorumculara göre Ey-keli değildir. burada yerleşik bulunan halka "Eyke halkı" dendiği anlaşılmakta. "Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. ama Nuh'un ve Lût'un karıları ne yapmışlardır da. ayet 106-122). Lût'un karısı da. "Bilin ki. ayet 78) diye geçmişti. daha önce. Ve işte Şuara Suresi'nin 171. bunu izleyen ayetlerde Salih'ten. Zira. ayetine başvurmak gerek. Hemen belirtelim ki. bir kocakarı müstesna. Şuara Suresi'nde Lût'la ilgili bu hikaye anlatılırken." (Şuara Suresi. 'Haydi. Neml Suresi. On bir sürelik bir arayla. Öte yandan bu surede. Oysa benzeri bir ayet. birdenbire alışveriş sırasında doğru terazi kullanılmasıyla ilgili bir ayet çıkmakta karşımıza: "Ölçüyü tastamam yapın. Kocaları Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. kocasını ziyaret etmek üzere Sodom şehrinden gelen cinsel sapıkları haber vermek için gece ateş yakıp gündüzleri de duman çıkarmıştır. tıpkı Nuh'un karısı gibi. Şuayb'ın yukarıdaki şekilde konuştuğundan söz edilirken. Ancak. sırasında yer alan Tahrim Suresi'nin 10. Tanrı onun bu yalvarışını kabul ederek şöyle konuşur: "Bunun üzerine onu (Lût'u) ve bütün ailesini kurtardık. İbrahim'le ilgili olaylardan önce ele alınması gerekirdi... Şuara Suresi'nin 105.

( Elmalılı H. 29. yine de azabı görmeden iman etmezler" der ise. c. Tanrı şimdi Şuayb'la ilgili hususları tamamlamadan. Şuayb'la ilgili olarak şimdi üzerinde durduğumuz Şuara Suresi'nin yukarıdaki ayetlerini..Buna karşı halk Şuayb'a. Çünkü. bunu onlara okusaydı. daha önceki milletlere verilen kitaplarda da bulunduğundan söz etmektedir. Hûd. senin kalbine indirmiştir. O. 11. Salih ve Lût'tan sonra peygamber olarak gönderildiği bildirilmekte. ayetleriyle ilgili yorumuna bakınız. ayet 198-199). ayet 125).. her iki yorum da Tanrı'yı kendi kendisiyle çelişmeli durumuna sokmakta. Tevrat ve incil'de Muhammed'in adının ve niteliklerinin zikredikliğini söylemekteydiler. başka bir anlam. (Hicr). anlamım kalplerine iyice soktuk. ve işte Kureyş'ten kişiler gidip onlardan bu haberi öğrenmişlerdir.. Şuayb'ı yalancı saydıkları için. (Nahl). şöyle ekler: "Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de.. ayet 192-196). örneğin 7. azabı açıkça görmeden imana gelmezler. "küfür"e gönderme yapmak amacıyla konmuş ise.. Tanrı. bununla .) Kur'an'ın Muhammed'e verildiğinden ve orada yazılı olanların. Bunu söyleyebilen bir Tanrı.) Ancak. daha öncekilerin kitaplarında da vardır.. ayet 185-186) diye yanıt veriyor. bunu söylemek için Tanrı mı olmak gerekir? Bütün bunlar bir yana.3645.Sen olsa olsa iyice büyülenmiş birisin! Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. sırada bulunmakta). apaçık Arapça diliyle. Şayet doğru sözlülerden ise. Şuayb'la ilgili hususlar bu ayetlerle tamamlanmış değildir. eğer kalkar da.( Çünkü Şuayb'la ilgili olarak Mekke döneminin sonlarında "nazil" olduğu söylenen Hûd Suresi'nde (ki 11. Ancak. age.5. Kur'an Arapça bilmeyen birine ya da bir yabancıya indirilmiş olması halinde. yine ona iman etmezlerdi" (Şuara Suresi. bu aynı Tanrı. Bu aynı surede. suredir). bu sözler biraz şaşırtıcı! Şu bakımdan ki. Fakat. bölük pörçük bir şekilde değinilmiştir. o (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir.. burada geçen "onu" zamirinin neye atıf olduğu. ayet 197) diye bir ayet sıkıştın verir! İsrail bilginlerinin Kur'an'ı bilmiş olmaları neden ve kimler için "delil" oluyor! Ve ayette geçen "onlar" sözcüğü kimlere atıftır? Araplara mı. ". ayet 200-201) diye bir ayet geliyor ki. "Ben dilediğimin gönlünü açar. (Kaf) surelerinde. anlamını kalplerine iyice soktuk. konuyla ilgisi olmayan ayetler izler ki. Görülüyor ki. Bundan dolayıdır ki. 16. "Kur'an'ı kendi dilleriyle indirdik. Ayette yer alan "onu" sözcüğü. üstümüze gökten azap yağdır" (Şuara Suresi. 15. Onun için." "Kur'an'ı kendi dilleriyle indirdik. başka bir konuya atlamıştır. biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz. Mekke döneminin ortalarında indiği söylenen Şuara Suresi'nde (ki Kur'an'da 26. ve 201. başka bir anlam taşır. Şuayb'la ilgili hikayeye. Buna karşılık. ne anlam taşıdığı pek bilinmez. Muhammed'in söylemesine göre. Yazır.”( Diyanet Vakfı'nın Şuara Suresi'nin 200. ayet 188-189). Kur'an'daki Tanrı. bunlar Kur'an'ın "Arapça" ve "apaçık" bir kitap olarak indirildiğini bildirmektedir: "Muhakkak ki.. bu halkı helak ediyor (Şuara Suresi. 18. yorumcular bu ayeti iki şekilde anlatmaya çalışırlar: "Kendi günahları yüzünden soktuğumuz küfür öyle yerleşmiştir ki. "Medyen'e de kardeşleri Şııayb'ı gönderdik. Kur'an'ın daha önceki ve daha sonraki surelerinde. "Beni İsrail bilginlerinin onu bilmesi. Amacı. elbette ki Araplar için onu anlamak ve dolayısıyla ona inanmak olanağı bulunmayacaktı. yoksa İsrailoğullarına mı? Bazı yorumculara göre Beni İsrail ulemasından bir kısmı. Kur'an'ın Arapça olarak Araplara gönderildiğini açıklamak olmalı ki. (Resulüm!) Onu (Cebrail). Ancak.) Öte yandan. onlar için bir delil değil midir?" (Şuara Suresi. s.. çünkü. bu ayetlerden hemen sonra. Şuayb'ın. yine de azabı görmeden iman etmezler. şüphesiz. "Kur'an"a gönderme yapmak üzere konmuş ise. okuyucu bakımından içinden çıkılmaz bir durum yaratmaya yeterli. (Hûd). Böylece karışıklık biraz daha göze batmaktadır. (Kehf). dilediğim kimsenin de gönlünü kapar kafir yaparım" şeklinde konuşmuştur (örneğin bkz." (Şuara Suresi. yukarıdaki sözlerinin arasına. (A'raf). En'am Suresi. Bil ki. (Ankebût) ve 50. acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler" (Şuara Suresi. onu Müslüman yapabilirim. "Onu günahkarların kalplerine böyle soktuk. yukarıda belirtilen hususlar yer almakta. tartışmalıdır. Şu nedenle ki." diye yazılı. uyarıcılardan olasın diye.

. şairlerin halkı etkileme gücüne sahip olduklarını bildiği için. İşte bunun üzerine Muhammed.Mekke'de indiği. güya İbn Vakkas Müslümanlığı kabul ettiği zaman. hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa. ayet 14). anası ona darılmış. bu ayet..sadece çelişmeye düşmüş değil. Mekke'de bir taşın üstüne çıkıp. aynı zamanda aczini itiraf etmiş olmaz mı? Dilediğini Müslüman ve dilediğini kafır yapabilen bir Tanrı.." (En'am Suresi. onlara itaat etme. hiçbir şekilde uyumlu değil. Ve işte Şuara Suresi bu ayetlerle sona erer. Kur'an'da. İslamdan başka bir inanca bağlı olan ana babaya itaat etmemek gerektiğini bildirir ve şöyle der: ".. ayet 224-227)." (Ankebût Suresi." (Ankebût Suresi.. hiç kalkıp da.. "Allah dilediğinin gönlünü açar onu Müslüman yapar. Güzel. onlara itaat etme. "Allah dileseydi puta tapmazlardı. Daha doğrusu. ayetleri kapsar ki. iman edip iyi iş görenlerin kötülüklerinin örtüleceğinden söz ederken (Ankebût Suresi. 227 ayetten oluşan Şuara Suresi'nin . yeminler ederek şunu anlatır ki. hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zırlarlarsa.. Muhammed'in yaşamı ile ilgili olarak. gönlünü kapar kafir yapar" (En'am Suresi. ve 227. ne zaman ne de anlam bakımından. neden dolayı böyle bir ayet koyma ihtiyacı duyulduğunu kendi kendimize sorma ihtiyacını duyarız. Tanrı'ya ve dolayısıyla kendisine boyun eğen. Bu nedenle. dilediğinin de.. Bu vesileyle Tanrı'nın şöyle konuştuğunu söyler: "Şairlere (gelince). daha henüz Muhammed'in "peygamberliğini" ilan etmediği bir tarihe aittir ki. Muhammed. genel olarak şairleri yalancı ve sapık kimseler olarak ilan etmiş. kötülük yapanların ceza göreceklerinden. yakınlarını ve halkı etrafına toplamaya çalıştığı dönemle ilgilidir! Biraz önce bahsettiğimiz gibi... şairler tarafından hicvedilmenin kendisi bakımından nasıl bir tehlike yaratabileceğinden haberdardı. "Biz falancayı Müslüman yapmak üzere Kur'an'ı kalbine iyice soktuk. Nuh'un hikayesinden söz edilir.. ayet 1-7).Eğer (anan-baban) seni. surenin bu kısmında karşınıza. onlara da sapıklar uyarlar" (Şuara Suresi. Onların her vadide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi? Ancak. ayet 8). ayet 214) diye başlayan bir ayet çıkmakta ki. Ayeti okurken. fakat üç gün sonra vazgeçmiş. "Allah dilediğini saptırır ve dilediğini de doğru yola sokar" (İbrahim Suresi. kendisini övüp yücelten şairleri. ne mekan. ayet 224) diye başlar ve Muhammed'in daha sonraki yaşamıyla ilgili olmak üzere "iyi" şairlerle "kötü" şairler arasındaki farklı durumu konu edinir. ayet 8)." (Şuara Suresi. onları birbirlerine düşman yapmak niye? Ankebût Suresi'nin kafirlikten söz eden yukarıdaki ayetlerinden sonra. Bu dört ayet. İslam adına cihat edenlerin ancak kendileri adına cihat etmiş olacaklarından. ayet 125) diye yazılı değil mi? Eğer puta tapanları "putatapar" yapan ya da "kafir'leri "kafir" kılan Tanrı ise. Sa'd b. Tanrı. Beyzavi'nin bildirmesine göre. başkadır. fakat bu ayetlerden dördünün Medine dönemine ait bulunduğu söylenir. Kur'anda açıklama yok. ayet 107). birdenbire başka bir konuya geçilerek. İnsanların sınavdan geçirileceklerinden. Yirmi dokuzuncu sure olan Ankebût Suresi bir başka ilginç örnek. Çünkü. daha önceki ayetlerle. oğlu eski dinine dönünceye kadar buna devam edeceğini bildirmiş. onu bundan vazgeçirtmek için açlık grevine başlamış.. Tanrı'dan geldi diyerek yukarıdaki ayeti Kur'an'a koymuş: ". Nuh'u kavmine göndermiştir ve onu 950 yıl yaşatmıştır: .. Vakkas ile anası arasında geçen bir olaydır.. onlara da sapıklar uyarlar. Allah'ı çok ananlar.Eğer (anan baban) seni. şairlerle ilgilidir ve "Şairlere (gelince). bu aczin ifadesi olmaz mı? Fakat. çocuklar ile ana babanın arasını açmak. ama yine de onu Müslüman yapamadık!" derse. önemli bir haber verecekmiş gibi. 224. buna karşılık. bu tanımlamanın dışında kılmıştır. birdenbire çocuklar ile ana baba arasındaki ilişkilere geçer. ama müşrikliğe (putataparlığa) izin veren ya da dilediğinin kalbini kapayıp saptıran kim? Tanrı değil mi? Örneğin.. "(Önce) en yakın akrabanı uyar" (Şuara Suresi. fakat yorumcuların açıklamalarına göre burada anlatılmak istenen şey. iman edip iyi işler yapanlar..

Acem krallarından Ahaşveroş'un veziridir. belli değil! Yorumculara göre. sonra Şuayb'ın Medyen'e gönderildiğine dair hikayeye geçiliyor (Ankebût Suresi. ". ayet 15) diye konuştuğunu belirten bir ayet var! Nerden çıktı bu gemi ve kimdir gemidekiler? Bunlardan hiç söz edilmeden birdenbire. Kur'an'ın yedinci sırasında bulunan A'raf Suresi'nin 80. Şimdi. "Siz Allah'ı bırakıp birtakım putlara tapıyor. şimdi üzerinde durduğumuz Ankebût Suresi'nde söyle yazılıdır: "Karun'u. ayet 6). Kasas Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Ve o yerde onları hakim kılmak: Firavun ile Haman'a ve ordularına onlardan (İsrailoğullarından gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk)" (Kasas Suresi. Haman ve Musa ile ilgili masallara gidiliyor (Ankebût Suresi. ayet 17) şeklindeki sözlerle. ayet 36) ve bu konuda A'raf ve Şuara surelerinde söylenmiş olanlar tekrarlanıyor. sonra tekrar İbrahim'e dönülüyor (Ankebût Suresi. ayet 14). belli değil! Fikir edinebilmek için." (Ankebût Suresi. on birinci sırasında bulunan Hûd Suresi'nin 74. ve 83. Tekrarlanırken de. çünkü." (Ankebût Suresi. 11. Fakat. gibi anlamlara gelir. "Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu alemlere ibret yaptık" (Ankebût Suresi..."Ve celalim hakkı için. tarihsel açıdan Haman ile Firavun arasında. Ona karşı gelmekten sakının. Tanrı'nın Nuh'u ve gemidekileri kurtardığına dair. sadece. burada Nuh'un yaşamıyla ilgili olarak.. Musa onlara apaçık deliller getirmişti de. Firavun ve Haman ile ilgili hikayelerin. onlar yeryüzünde büyüklük taşlamışlardı. Eğer bilmiş olsanız. İbrahim'le ilgili olaylar anlatılacak. "Lat" nereden çıktı ve ne oldu da İbrahim'e iman etti. İshak. Kur'an'ın otuz üçüncü sırasındaki Ahzab Suresi'ne geçelim: "Ahzab" sözcüğü. Oysa. "elli yılı müstesna bin sene durdu" denmiştir.O kavmine şöyle demişti: 'Allah'a kulluk edin. Yukarıdaki ayetten hemen sonra. Örneğin. çok uzun bir zamanı kapsar okluğunu anlatmak için. ayet 16-18)." (Ankebût Suresi. bu sizin için daha hayırlıdır" (Ankebût Suresi. Burada geçen "Haman" ile ilgili sözler Kur'an'ın Mü'min (ayet 23-24). ayet 24-25).. hep zulmediyorlardı" (Ankebût Suresi. ne zaman ne de mekan itibariyle. Hemen sonra Ad ve Semûd aşiretleriyle ilgili masallara (Ankebût Suresi.. yine de açıklığa kavuşmuş olamıyoruz!. Neden "950 sene durdu" denmemiştir de. "cemaat". Haman. Mısır hükümdarı Firavun'un veziri (ya da adamı) olarak gösterilmesiyle ilgili. Görüldüğü gibi.elli yılı müstesna bin sene durdu" şeklinde konuşmak gerektiğini düşünmüştür? Fakat. ayet 26) deniyor. ille de "bin" sayısını onların gözlerine kakmak ve ". bu konu tamamlanmadan Lût'tan söz eden ayete geçiliyor ve "Bunun üzerine Lat ona iman etti ve (İbrahim). ayetten sonra. asılsız sözler uyduruyorsunuz. ve Kasas (ayet 5-6) surelerinde de tekrarlanmıştır. "İbrahim'i de gönderdik. Firavun'u ve Haman'ı da helak ettik.. Kur'an'daki bu yanlışlık.. 'Doğrusu ben Rabbim'e (emrettiği yere) hicret ediyorum'.. "grup" vd. ayet 16) denilmekte! Bundan sonra. Yakub ve Lût olaylarına geçiliyor (Ankebût Suresi. Konuyu ileride ayrıca ele alacağız. Sonra yine İbrahim masalına dönülüyor ve bırakıldığı yerden devam ediliyor (Ankebût Suresi. Üstelik Musa ve Haman farklı dönemlerde yaşamışlardır. Firavun'un adamı (muhtemelen veziri) olarak tanımlanmıştır. "birkaç kişilik takım" demek olan "hızb"ın çoğunluğu olup. fakat burada kısaca belirtelim ki.. Haman Firavun'un değil. Yazır'ın yorumuna bakınız) Anlaşılan Tanrı insanları öylesine beyinsiz görmektedir ki. bunu yapmakla. birbirleriyle karıştırılmış olarak alınmış olmasından doğmuştur. o da Haman'ın. . müşriklerin uyarılmasına geçiliyor (Ankebût Suresi. Oysa. Lût'un İbrahim'e ilk iman edenlerden olduğunu öğrenmekle beraber. 950 yıllık sürenin uzunluğunu anlatmak için böyle konuşmuştur!( Elmalılı H... Tanrı. ve 55.elli yılı müstesna bin sene durdu" deniyor. ayet 38).. Tevrat'la anlatılan Musa.. ayet 39)." diye başlayan bir ayetle İbrahim ele alınıyor (Ankebût Suresi. ayet 39 vd. ayetlerini ve yirmi yedinci sırasında bulunan Neml Suresi'nin 54.. 950 yıllık bir yaşamın. "topluluk". ayet 18-23). ayet 2730). ayetlerini. hiçbir ilişki yoktur. sure olan Hûd Suresi'nde) söylenmiş şeyler tekrarlanıyor.. Nuh'u kavmine gönderdik de içlerinde elli yılı müstesna bin sene durdu.) Bu arada bir yanılgıya saplanılıyor ki. Andolsun ki. her ne kadar Lût ile İbrahim'in kardeş çocukları olduklarını.. ve 81. ". ayet 31) ve onunla ilgili olarak on sekiz sure önce (yani. derken onları tufan yakalayıverdi.. Sanılır ki. oradan da atlana atlana Firavun.. Ancak. ayetlerini gözden geçirmemiz gerekiyor.

ayet 4-5). age. c. zıhar yaptığınız eşlerinizi. hiç kimseye iki kalp vermemiştir. Fakat.. yorumcuların söylemelerine göre Hûd Suresi'nin 17. 'zıhar' yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlatlarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. bu aynı surenin daha sonraki ayetlerinde. evlenmekle ilgili hükümler. Ra'd Suresi'nin 36. kafirlere ve münafıklara boyun eğme. bu nedenle onların yaygaralarına aldırış etmemek gerektiğini anlatmak üzere.5. Meryem Suresi'nin 37. Öte yandan "ahzab" sözcüğü. Bunun dışında kalan ayetler. s. evlatlarınızı da oğullarınız gibi tutmanızı meşru kılmamıştır!" Evet. Ancak. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız.3868. bu üçüncü ayetten sonra karşınıza. biz de seni Rabbinle baş başa bırakalım" şeklinde konuşmuşlardır (ya da "bizi kendi inançlarımızla serbest bırak. "Sen bizim taptıklarımızı diline dolamaktan vazgeç ve 'Onlar menfaat sağlayabilir. s. Ahzab Savaşı ile ilgili bulunmayan ve hepsi de birbirinden farklı konuları kapsayan hükümlerden oluşur. farklı anlamlarda kullanılmıştır. yetmiş üç ayetten oluşan bu sure. ayetlerle ele alınacak ve yarım yamalak anlatılacaktır. bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp edindiğiniz kimseler olarak kabul edin. sana vahyoluna uy" demek ister şekilde yukarıdaki ayetleri göndermişti. miras. ve 40. Bu ayetlerin özeti şu: "Allah. Fakat. age. Fakat. anlaşmazlık bununla bitmiş değil. bu savaşla ilgili olarak sadece yirmi bir ayet içerir ki. Bu savaşla ilgili hususlar anlatılacaktır. Kur'an'ın diğer surelerinin ayetlerinde de on bir kez olmak üzere yer almış olup. onun Zeyneb'le evlenmesini isteyen . Kimine göre Tanrı. Mim" şeklindeki harflerden sonra. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola o eriştirir. olay vesilesiyle münafıkların başvuracakları iftira ve yalanların hükmü olmayacağını. Bir kere sure. daha doğrusu 36. anneleriniz gibi kendinize haram saymanız için yaratmamıştır. Allah'a güven. kendi oğulluğu olan Zeyd'in karısı Zeyneb'e aşık olmuş. "Ey peygamber! Allah'tan kork. Görülüyor ki..Silah ve savaş araçlarına sahip insanlara ya da "toprağı katı ve kalın olan yere" de bu ad verilir.. ama birbirleriyle ilişiği olmayan bu hükümlerden ne anlaşılmak gerekiyor? Bazı . Elmalılı H. Onları (evlat edindiklerinizi) başkalarına nispet ederek çağırın. evlatlık edinme. Örneğin. Zeyd bunu anlayınca Zeyneb'i boşamış ve böylece Muhammed Zeyneb'le evlenmiştir. bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi. onlara boyun eğilinmemesini bildirmiştir. gibi hususlar bulunmaktadır. Ahzab Gazası ile başlamamakla beraber. orada bulunan Müslümanlar buna öfkelenip onları öldürmek istemişlerdir. Arap geleneklerine göre oğullukların eşleriyle evlenmek haram sayıldığından. Muhammed'e saygı vd. ve Zuhruf Suresi'nin 65. yukarıdaki şekilde Muhammed'e hitap ederken. ayetlerinde geçen "ahzab" sözcüğü. Bu ad.. peygamber kanları. Allah yanında en doğrusu budur. Muhammed'e. Vekil olarak Allah yeter" (Ahzab Suresi. yorumcular farklı görüşler belirtirler. Turan Dursun.. bunlar 8-29 ayetlerdir. Zeyneb olayı. Muğireoğullarını ve Ebu Talha ailesini anlatmak için kullanılmıştır.( Bu konuda bkz. Übey'in evine misafir olduktan sonra Muhammed ile konuşmalarıyla ilgilidir.l. Diğer bazı yorumculara göre Ahzab Suresi'nin ilk üç başlangıç ayeti. Lam. bu olayın dedikodu konusu olması ihtimali olduğu için. Muhammed ile barış içerisinde yaşamak üzere ona. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. biz de seni. bu görüşme sırasında Kureyşliler. bu ayetlerle ilgisi olmayan şu iki ayet dikilir: "Allah. münafıkların sözlerine kulak verme. kAfirlerin ve münafıkların söylediklerine aldırış edilmemesini.( Bu tür yorumlar için bkz. şefaat edebilir' de. Surenin başlığına bakıldığında sanılır ki. Yazır. c. Tanrı. Hicret'in beşinci yılında Medine'yi kuşatan ve "Handak" (Hendek) Savaşı'na vesile olan Kureyş cemaati için de kullanılmıştır (bu savaşa "Handak" Gazası dendiği gibi "Ahzab" Gazası da denir). Tanrı Muhammed'e. Zeyd ve Zeyneb olayını göz önünde tutmuştur. Ve işte güya bunun üzerinedir ki. "Kafirlerin.. münafıkların reisi Abdullah b. Muhammed'e karşı savaşmak üzere. birbiriyle hiç ilgisi bulunmayan konuları kapsar: bunlar arasında İslam adabına ait hükümler. ayet 1-3) şeklindeki ayetlerle başlar. besmeleden ve "Elif. ayetlerinde ise "Hıristiyanlar" (Nasara) anlamındadır. konu Handak Savaşı'dır. Rabbinden sana vahyedilene uy. zıhar. senin inançlarında serbest bırakalım" demişlerdir). Güya.Tanrı'dır.270) Biraz önce bahsettiğimiz gibi Ahzab Suresi'ndeki ayetlerin büyük çoğunluğu. Uhud Savaşı'ndan sonra birtakım müşriklerin Medine'ye gelip. Bilindiği gibi Muhammed..) Hemen ekleyelim ki. Çünkü. Ümeyyioğullarını. Ahzab Suresi'nin ilk üç ayetinin anlamı üzerinde anlaşmazlık var. kadınların örtünmeleriyle ilgili hükümler. Kur'an'da yazılanlara göre. Bu ayetlerin ne anlam taşıdığı pek bilinmez. ve Sad Suresi'nin 112.." (Ahzab Suresi.. Oysa.

Bundan sonra ne Allah'ın peygamberini üzmeniz. birbiriyle ilgisi olmayan konulan kapsamaktadır. daha sevgili olduğunu anlatmaktadır ki. Muhammed Tebûk Savaşı'na hazırlanırken ve taraftarlarını kendi peşinden sürüklemek amacıyla sarf etmiştir. kıskançlık denen şeyi "fazilet" olarak tanımladığı içindir ki. hiç kimse Muhammed'in boşadığı ya da ölümünden sonra geride bırakacağı eşleriyle evlenemez. Oysa Muhammed'in Zeyd'i evlat edinmesi. ayet 6). Bu hususu biraz daha açıklığa kavuşturmak amacıyla. ayet 53)." Bu tümcenin. "Müminlerin peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir" şeklindeki bu sözleri. boşadığı ya da ölümünden sonra geride bırakacağı eşlerinin başka erkeklerle nikahlanmalarını önlemek amacıyla. gerçek evlat sayılmasıyla ilgili geleneğin kaldırılmasını öngören bu ayetin yeri burası değil ki! Çünkü. yani "Peygamber müminlere kendi canlarından daha yakındır. birinci tümcenin anlattığı şudur ki. başka soydan evlatlık ile gerçek evlatlık vasfı birleşemiyor idiyse. hakkın birliğinin tanığıdır! "Bu o/masa insan kendini tanıyamazdı. yine bambaşka bir konuda şu hükmü sevk eder: "Müminlerin peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir. yani 53. ayet. "Sen bana anamın sırtı gibisin" şeklinde konuştuğu an. ayetini okumaya devam edelim: . Allah'ın kitabında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. aynı bir surenin birbirinden 47 ayet aralıklı iki ayeti ile (yani. Dikkat edileceği gibi bu ayet. Hemen belirtelim ki.. o kadın ona kendi anası gibi sayılır ve artık o kimse karısına yanaşamaz. Ayetin bu ilk tümcesini şu tümce izlemekte: "Onun eşleri onların anneleridir. birbiriyle uyuşmayan tümcelerden oluşmuştur ve birazdan göreceğimiz gibi. ama evlatlıkların. sadece şunu anlatmaktadır ki. Bir kere ilk tümce. Muhammed'in müminlere. ana ve babadan daha önemlidir ve ana babanın söz-. Müslümanlar için birer "anne" durumundadırlar. görüldüğü gibi bu fikrini. çünkü kalp. Muhammed'in Medine'ye hicretinden çok sonra. Yani artık onu boşamış olur.. Ahzab Suresi'nin 6. ayetleriyle ele alınmıştır. Çünkü. Bu geleneğe göre. ayetine şu hükmü koymuştur: ". Evet. yorumcuların bildirmelerine göre. Eğer.. akraba olanlar." şeklindeki sözleri kullanmıştır. Ahzab Suresi'nin oğulluklarla ilgili bu ayeti. onun eşlerine saygı göstermek şarttır. bu geleneği Muhammed. Tebûk Seferi'yle ilgilidir. ta'zimleri (saygın tutulmaları) farzdır". Muhammed. "Peygamber'in emirlerine uymak gerekir". Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. ayetlerini izleyen 6. Bu kitapta yazılı bulunmaktadır" (Azhab Suresi. ne daha önceki ne de daha sonraki tümceyle ilgisi var. Tanrı bu işi daha önce. "Analarımızdan ve babalarımızdan izin isteyelim" demişlerdir. onun eşleri onların anneleridir. çok öncelere. Zira. Tebûk Seferi'ne çıkılmasını emrettiği zaman. Muhammed. lerine ya da izin vermelerine değil. Hicret'in beşinci yılında konmuştur.. bazı kimseler gelip kendisine.. bir insanda iki kalp bir arada bulunamayacağı gibi. kendilerinden daha yakın. yani Mekke dönemine rastlar.yorumculara göre. Müslümanlar için "peygamber". evlatlıkların eşleriyle evlenme geleneği kötü bir şey idiyse. yani Mekke döneminde hükme bağlamalı değil miydi? Öte yandan. bu aynı surenin daha sonraki bir yerine. ne de onun eşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Ve işte onları sefere sokabilmek içindir ki. Muhammed'in eşlerinin "nikahları haram. o da "zıhar". kendi evlatlığı olan Zeyd'in karısı Zey-neb'e aşık olup onunla evlendikten sonra kaldırmıştır ki. miras hususunda. yukarıdaki ayetin ilk tümcesini. ve 53. Yani. bir kimse kendi karısına. hiçbir kimseye iki vicdan verilmemiştir ve hiçbir kimse kalbinde bire iki demez. Muhammed'in eşleri. biraz önce değindiğimiz gibi. Daha başka bir deyimle. Daha doğrusu anlatmak istemiştir ki. Doğrusu bu Allah katında büyük bir şeydir (bir günahtır)" (Ahzab Suresi. bu geleneği ortadan kaldırmak için Tanrı'nın Muhammed'i Zeyneb'e aşık kılıp onunla evlendirmesi mi gerekirdi? Söz konusu ayetlerdeki bütün bu karışıklıklar ve anlaşılmazlıklar Muhammed'in günlük siyasetinin gereksinimlerinden doğma şeylerdir! Ahzab Suresi'nin 4.. Şimdi Ahzab Suresi'nin 6. hem annelik hem de zevcelik ya da hem başka soydan evlatlık hem de gerçek evlatlık vasfı birleşemez. olay. fakat. Bütün bunlar bir yana. ayetlerine sıkıştırdığı tümcelerle) açığa vurmuştur. Güya. ve 5. Ahzab Suresi'nin daha sonraki 36." Diğer bazı yorumculara göre yukarıdaki ayet Araplar arasında yerleşik bir gelenekle ilgilidir ki. ve 40. bir de şu var ki. Tanrı insanlara iki kalp vermediği için. yukarıdaki hükümleri koymuştur. Fakat.

ayet 7-8). kadının giyinip kuşanmasına ve "edalı" şekilde konuşmasına varıncaya kadar. Ahzab Suresi'nin bu üzerinde durduğumuz ayetlerinin (özellikle 6.. yine hiç yeri ve ilgisi olmadan miras konusuna değinen bir tümce girmiş ayetin içine! Bu tümcelerin anlamını kavramak için şunu bilmek gerek: Muhammed. bu sayede En-sar'dan kişilerin mirasçısı olmuşlardır.. miras hususunda. sizi güzellikle salıvereyim. sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. o da Muhammed'in eşleriyle olan ilişkileriyle ilgilidir. bir başka tutarsızlık izler ki. ayet 36). Evlerinizde oturun. eşlerini boşama-sıyla. senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye. ayet 6).Akraba olanlar.. Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın. Bu kitapta yazılı bulunmaktadır" (Ahzab Suresi. kanlarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Medine'deki Müslümanlarla -ki "Ensar" diye adlandırılmışlardı. o da Tanrı'nın vaktiyle Nuh. Allah'ın emri yerine getirilmiştir. çünkü. Bu ayetleri.. Tanrı Muhammed'i. iş bununla bitmiyor. onların miras haklarına dokunmuş ve tedirginlik yaratmıştı. eşlerinin tutum ve davranışlarıyla. birdenbire başka bir konuya atlanır ki. Şimdi bütün bu söylediklerimizi tekrar gözden geçirecek olursak. Görülüyor ki. çeşitli çete saldırıları ye savaşlar sayesinde elde ettiği ganimet mallarından muhacirlere paylar vermek suretiyle onları Ensar'a muhtaç olmaktan kurtarmıştı. Bir kere Muhammed'in "çekinerek" içinde gizlediği şey nedir?. başka bir konuya atlanıyor ve Tanrı'nın "mağfiret ve büyük mükafat" hazırladığı Müslüman kişilerin tanımı yapılıyor (Ahzab Suresi. Fakat. Allah'ın emri mutlaka yerine getirilecek.din kardeşi yapmış ve onları birbirlerine varis kılmıştı. o kadından ilişiğini kesince.. Kuşkusuz ki. kendisiyle birlikte hicret eden Müslümanları -ki "muhacirler" diye adlandırılmışlardı-. zira. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Görülüyor ki. yukarıdaki şekliyle anlamak imkansız. 'Eşini yanında tut. iki ayet sonra. o da Handak (Hendek) Savaşı'yla ilgilidir (Ahzab Suresi. iki ayetten oluşur (Ahzab Suresi. Musa ve İsa ile toplantı yapıp." (Ahzab Suresi. yazılmış bir kaderdir" (Ahzab Suresi. Bu konuda doğru dürüst fikir verilmeden. Allah'ın kitabında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar.. birbiriyle ne kerte tutarsız şekilde düzenlenmiş olduğunu anlamış oluruz. örtünmeleri ve konuşurken seslerini ayarlamaları ile ilgilidir: "Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: 'Eğer dünya diriliğini ve süsünü istiyorsanız.". eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. böylece akraba olan kimselerin mirasçılık durumlarının eski hale dönmesini sağlamıştır. ayrıca da Tanrı'nın ve "peygamberinin" buyruklarına karşı gelenlerin sapıklığa düşmüş olacakları bildiriliyor (Ahzab Suresi. Ey peygamber hanımları! Siz. Medine'ye hicret ettiği zaman. insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. ayetler. Genellikle yoksul durumda bulunan muhacirler. Allah'ın açığa vuracağı şeyi. oğul edinmiş olan kimselere helal kılmakta? Oğul edinenlerin. Fakat. tutarsızlıklarla dolu bu 6. ayet 3435). ayet 26-27). "Zeyd" adım içeren şu ayetler çıkıyor: "(Resulüm) Hani Allah'ın nimet verdiği. asıl korkmana layık olan Allah'tır. ayet 37-38). biz onu sana nikahladık ki. örneğin. Bunu yapmakta güçlük çekmemiştir. yine başka bir konuya geçilir ki. çünkü. akraba olan kimseleri etkilemiş. Allah'ın kendisine helal kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir vebal yoktur. onlardan söz aldığına dair olan sözleriyle başlayan ayetlerdir (Ahzab Suresi. Zeyd'in karısıyla evlendirme gereğini duymuştur? Daha önce gelip geçenler . ayeti. geliniz size boşanma bedellerinizi vereyim de. evlatlıkları. her bir satırı bilinmeyen şeylerle dolu. İşte bundan dolayıdır ki.. her türlü özgürlüğünü kısıtlamakta! Bu kısıtlamadan sonra. Zeyd. kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Önce gelip geçenler arasında da Allah'ın adeti böyle idi. ayetinin). bu durum. Allah'tan kork!' diyordun. ayet 9-26). Muhammed. ayet 32-33).Zeyd diye adı geçen kişi kimdir? Tanrı ona ne nimet vermiş ve Muhammed ona nasıl bir iyilikte bulunmuştur? "O kadın" diye sözü edilen kişi kimdir? Neden Tanrı oğullukların karılarını. Fakat. Muhammed'in Beni Kureyza adındaki Yahudi kabilesi üzerine saldırıya geçişiyle ilgili konuya geçilir ki. Bu hususlar uyumsuz şekilde anlatıldıktan sonra. tam bu noktada karşımıza şimdi. İbrahim. kendi oğulluklarının kanlarıyla evlenmeleri bu kadar önemli ve ahlaki bir şey midir ki. Oysa. giderek büyüyen tedirginliği önlemek amacıyla yukarıdaki hükmü koymuş..

hemen sonra. Muhammed'in Zeyneb'le evlenmesini kolaylaştırmak için konmuştur. "peygamber'lerin Tanrı emirlerini uygulayan kimseler olup. bunlar bir bakıma medeni hukukla ilgili konulardır (Ahzab Suresi. biraz önce belirttiğimiz ayetlerle ilgisiz şu ayet çıkıverir: "Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin" (Ahzab Suresi. adını da Zeyd b. ayet 50-52). kardeşlerinin. sonra da kendi halasının kızı Zeyneb ile evlendirmiştir. O andan itibaren Zeyd. "Biz de mi perde arkasından konuşacağız?" diye sordukları anlaşılıyor. ayet 49). Zeyd adındaki kişi. "Hiç Tanrı böyle bir şey yapar mı? Oğul edinen kimseleri. kardeş oğullarının vd. Medine'ye hicret ettikten sonra. o halde neden Tanrı bu işi Zeyd'in yuvasını yıktırmak sureliyle yapmıştır? Görülüyor ki. Fakat. oğul edindikleri kimselerin karısıyla evleneme-dikleri için. İslama ilk girenlerden olduğu için azat edip kendisine oğul edinmiş. Muhammed (Muhammed'in oğlu Zeyd) olarak çağrılmıştır. yani Müslümanlar. bunun perde arkasından istenmesi eklenir ve Muhammed'in ölümünden sonra onun kanlarıyla nikahlanmanın hiçbir Müslüman erkek için caiz olmadığı bildirilir (Ahzab Suresi. kendi kendimize. ayet 40) şeklinde bir ayet var ki. karşımıza. O halde onları (bir bağış ile) memnun edin ve güzel bir şekilde serbest bırakın" (Ahzab Suresi. kendi oğulluklarının eşleriyle evlendirir nü?" şeklinde sorular sormak ihtiyacını duyarız. Tanrı istemiştir ki. meleklerle birlikte Muhammed'e salavat getirdiğidir: "Allah ve melekler. kendilerine oğul edindikleri kimselerin kanlarıyla evlenebilsinler! Bu yukarıdaki iki ayetten hemen sonra. azat etmiş olduğu Zeyd'i kendisine oğul edinmiş ve ona kendi adını vermişti. Hadislere başvurmak suretiyle de. Zira Muhammed. Fakat. Zeyd'in kendi oğlu olmadığını anlatmak istemiş ve onun adını Zeyd b. yukarıdaki ayetler sonu gelmez sorulara olanak yaratmakta. bu sorulan sorarken. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin" (Ahzab Suresi. ayet 41). Davet edilip de gidildiğinde fazla sohbete dalın-mayıp hemen dağılmak gerektiği. Zeyneb'e olan aşkının su yüzüne çıkması ve bu yüzden Zeyd'in Zeyneb'i boşaması üzerine onunla evlenmiştir. Bu sefer İslam adabıyla ilgili konuya geçilir ve örneğin davet edilmeden Muhammed'in evine yemeğe gidilmemesi emredilir. Bu bir uyarıdır ve bu uyarıyı izleyen yedi ayet Tanrı'nın Muhammed'i yüceltici sözlerini yansıtır (Ahzab Suresi. Fakat. bu engeli yıkmak üzere Muhammed. o da Tanrı'nın.. bu noktada hukuk konuları yanda kesilir.arasında Tanrı'nın uyguladığı "adet" nedir? Eğer. bu yasağa dahil olmadıkları anlatılır (Ahzab Suresi.. Bu soruların yanıtını Kur'an'da bul-s maya imkan yok. peygamber kadınlarının babalarının. ayet 56). Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Harise olarak eski şekline dönüştürmüş ve yukarıdaki ayeti koymuştur. Kimlerin perde arkasından isteyecekleri belirtilmediği için. henüz zifafa girmeden onları boşarsanız. Hatice tarafından Muhammed'e hediye edilen bir köledir ve Muhammed onu. böyle yapmayanların Muhammed'in üzülmesine sebep oldukları belirtilir. Dikkat edileceği gibi. Bunu açıklığa kavuşturmak için. şunu öğrenmekteyiz ki. yine ne olduğu belli değil! Kur'an dışı kaynaklardan öğrenmekteyiz ki. Peygamber'e çok salavat getirirler. Tanrı'dan başka kimseden korkmaz olduklarını vurgulayan bir ayet gelmekte (Ahzab Suresi. ayet 39).. çünkü. Bu söylendikten sonra. Zeyd'in karısı ile evlenmek Muhammed'in yazılmış bir kaderi idiyse. birdenbire bambaşka bir konuya atlanır ki. yine birdenbire nikah ve boşanma sorunlarına geçilir: "Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da. "Muhammed. oğullarının. onun boşadığı Zeyneb'i haremine katma olasılığını sağlamıştır. oğul edinenler. sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Ve sonra. Hemen sonra evlenme ve boşanma konusunda Muhammed'e tanınmış olan ayrıcalıklar belirtilir. onu Zeyneb'le evlendiren Tanrı'dır. Muhammed'in eşlerinin yakınları. herkes tarafından Zeyd b. doyurucu bir sonuca erişmek mümkün değilse de. ayet 53). oğullukların eşleriyle evlenmenin haram olduğunu öngören Arap geleneği değişsin. bu ayet. Eski Arap geleneklerine göre." (Ahzab Suresi. Muhammed'in hanımlarından bir şey istendiğinde. Bütün bu ayetleri okurken. Fakat o. ayet 42-48). Muhammed (Muhammed'in oğlu) yapmıştır. ayet 55). Böylece Zeyd'i kendi oğlu durumundan çıkarmakla.. . Fakat. onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur.

") şeklinde beddua olarak kullanmak mümkündür.. ama bu surenin burada işi ne? Ve nedir anlatılmak istenen şey? Kimdir Ebu Leheb? Kimdir onun "odun taşıyıcı" karısı? Ne yapmışlardır da. sırada bulunan Tebbet Suresi'nden başlayalım. Oysa "apaçık" bir Kur'an'ın bunları belirtmesi gerekmez miydi? Surede anlatılmak istenen şeyin ne olduğunu bilebilmek için. O alevli bir ateşte yanacak.. "alev babası" demek olan Ebu Leheb adını takmış ve bununla anlatmak istemiştir ki. Kur'an dışı kaynaklara. ayet 1-5). Tanrı'nın Musa'yı temize çıkardığı anlatılır. kendi de yuh. Tanrı'nın "kahrolası" şeklinde beddua etmesinin karşılığı olmaktadır. yakalanır ve mutlaka öldürülürler" (Ahzab Suresi. Tanrı'nın Ebu Leheb'i lanetlemesiyle ilgilidir ve şöyledir: "Ebu Leheb'in iki eli kurusun. kul diye yarattığı Muhammed'e salavat getirir mi. Sonra Musa'ya eziyet edenlerin kötülükleri. Şimdi yine atlamalar yaparak. emeğin helak olması (boşa gitmesi). çünkü. Pek güzel. "Ben size şu dağın arkasından birtakım atlar çıkacak diye haber versem. "insan" denen yaratığın "Doğrusu çok zalim. kişinin hüsrana uğraması. "her tuttuğu boşa çıksın" ya da "yuh olsun" şekline sokarak anlatmaya çalışırlar ki. "tebab" aslından gelme olup. onu yalancılıkla suçlayan bir kimsedir.. tapar mı?" Bu şaşkınlığımız geçmeden. Kur'an'ın en sonlarında yer almış birkaç sureyi gözden geçirelim ve örneğin 111. bizi bunun için mi çağırdın?" diye onunla alay etmiş imiş! Bununla da kalmamış. örneğin hadislere başvurmak gerekiyor. beddua ederek. inanan kadın ve erkeklerin tevbelerini kabul edeceği anlatılarak.. ayet 60-61). Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek)" (Tebbet Suresi. Hepsi de lanetlenmiş olarak nerede ele geçirilirlerse. Ebu Leheb. Tanrı'nın "emaneti" göklere ve dağlara teklif ettiği. fitnecilere lanetler yağdıran. Tanrı ona ve karısına. bu tutarsızlıklar ve bu anlaşılmazlıklarla sona erdirilir (Ahzab Suresi. gibi anlamlara gelir ki. Muhammed'e ve İslama karşı ateş püskürtmek isteyip de kendini cehenneme atmış olan kafirlerin temsilcisidir! Çünkü. bir de Muhammed'e her bakımdan karşı koymuş. Ebu Leheb. Tanrı'nın bu şekilde konuşması şaşırtıcıdır. Tanrı'nın münafık ve müşrik olanlara azap edeceği.." şeklinde okurlar. Ebu Leheb. ayet 62-73). halkı uyarmak için ilk başlarda Safa'ya çıkıp avazı çıktığı kadar. hatta "Yuh!" diyerek karşılık vermiş olmaktadır.. Muhammed'e salavat getiren bir varlık imiş gibi çıkmaktadır! Bunları okurken kendi kendimize sorarız: "Hiç yüce ve bir eşi bulunmayan bir Tanrı. Kur'an'ın daha önceki ya da daha sonraki surelerinde de bilgi verilmiyor bu konuda. Hemen sonra din konusunda soru soranlara. "Yuh oldu iki eli Leheb'in.. seni onlara musallat ederiz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz). İslamın gelişmesini önlemeye çalışmış imiş! Karısı da ona bu konuda yardımcı olmuş imiş! Ve işte bundan dolayıdır ki. şehirde kötü haber yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse. ama hiç "Yüce" olduğu söylenen bir Tanrı bunları yapar mı? . Fakat. aslında Muhammed'in amcalarından biridir ve esas adı Abdül'uzza'dır. insanın onu yüklendiği açıklanır. "Tebbet" sözcüğü. Yorumcular bunu "eli kurusun".. tutum ve davranışlarıyla Muhammed'e karşı gelen. Kurudu da! Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. söylendiğine göre Muhammed. insanları kendisine taptırmak ve salavat getirmek için yarattığını Kur'an boyunca her vesile ile tekrarlayan bir Tanrı. Kimi yorumcular ayetin ilk tümcesini. Bunları okurken sormaktan kendimizi alamıyoruz: Evet. Bununla beraber. şimdi karşımıza. Bu yapılınca anlaşılıyor ki. karşımıza bu kez Tanrı'nın. çok cahil olduğu" vurgulanır. güya Tanrı ona. "Yuh sana. kalplerinde hastalık bulunanlar (fuhuş düşüncesi taşıyanlar). yukarıdaki ayette görüldüğü şekilde. bunu "yuf olmak" ya da "yuh olmak" ("yuh sana. Nitekim. beş ayetten oluşan bu sure. fakat onların bunu yüklenmekten ve sorumluluk altına girmekten çekindikleri. ikiyüzlüler. bozgunculuk yapanlara ölüm saçan sözleri çıkar: "Andolsun.Kuşkusuz ki. sure bu uyumsuzluklar. beni tasdik eder misiniz?" diye bağırdığı zaman. inkarcılara çatılır. "elinde avucunda bir şey kalmasın". Tanrı'nın bedduasına uğramışlardır? Hiç "yüce" bir Tanrı "yuh olsun!" şeklinde bir dil kullanır mı? Bu soruların hiçbirine yanıt bulamıyoruz.

Şimdi gelelim 113. Ancak. Onun hilkati nasıl? Bazusu nasıl? Kolu nasıl?" (bize Tanrı'nın niteliklerini anlat. "Necat Suresi". bunda şaşılacak bir şey yoktur. Tanrı'nın kendisiyle ilgili nice ayetler. Kimi yorumculara göre. Bunun üzerine Muhammed adamlarını gönderip kuyudaki düğümü çıkartmış ve çıkartır çıkartmaz dizbağından çözülmüş gibi ayağa kalkmış. Yahudilerin sorularını karşılamak için inmiş imiş! Çünkü. A'sam adında bir Yahudi. denginin bulunmadığını anlatan bu satırları okurken. senin için filan kuyuda şöyle şöyle birtakım (düğümler dövdü)" demiş. yukarıdaki şekilde beddua edecek yerde. Allah sameddir. Muhammed'i uyarmakta ve ona. Bu ayetlere göre Tanrı. Söylemeye gerek yoktur ki. Kur'an.. "düğümlere üfürük yapan üfürükçülerin şerrinden". batıl inançlara böylesine yer veren sure ve ayetlerle sona ermekte. Nasreddin Hoca'nın sözleri gelmekte: "Allah yoktur diyeceğim ama ağzım varmıyor!" Fakat. "Rabbim bir şeyden değildir. bu surelerin inmesine sebep olan olay. "dine içtenlikle sarılmak" gibi anlamlara gelir. Onun hiçbir dengi yoktur" (İhlas Suresi. O. Muhammed'e bu tür sorulan soranlar Hıristiyanlarmış! Onlar da gelip. Tanrı'nın doğmadığını. "Bize Tanrı'nın niteliklerini anlat. Tanrı'nın hiçbir şeye muhtaç olmayıp. o eşyanın halikıdır" der ve ayrıca Meryem gibi doğurmadığını ve İsa gibi doğurulmadığını eklermiş.. güya Yahudiler. doğurmadığını. müşrikler (puta tapan Araplar) gelip Muhammed'e sık sık. rahatsızlandığı zamanlar her gece yatağına yatacağı sırada bu sureleri okuyup ellerine üfleyerek başını ve vücudunu mesheder ve bunu üç kez tekrarlarmış. daha önce değindiğimiz gibi "Muavvizeteyn sureleri" adıyla bilinir ve batıl inançlara yer verir nitelikte şeylerdir. Onun yaratılıştaki hali nedir? Bazusu. Dört ayetten oluşan sure aynen şöyledir: "(Ey Muhammed!) De ki.Hiç "Yuh olsun sana!" der gibi konuşur mu? Öte yandan insanların gönüllerini açıp dilediği gibi Müslüman yapabilen bir Tanrı (örneğin bkz. "Sana (Yahudilerden cahil bir adam) sihir yaptı. "Tefrid Suresi". sırada bulunan surenin başlığı "İhlas"tır ki. Muhammed. Ebu Leheb'i ve karısını Müslüman kılmış olsa daha iyi bir iş görmüş olmaz mıydı? Tebbet Suresi'nden sonra gelen ve Kur'an'da 112. En'am Suresi. yukarıdaki sure inmiş imiş! Diğer bazı yorumculara göre ise. Muhammed'e sihir yapmış ve Muhammed bu yüzden hastalanmış. sure ve ayetlerin Kur'an'daki sıralarına göre belirtilmiştir. Mekke'de. Yine tekrar edelim ki. örnek olmak üzere verdiğimiz bütün bu yukarıdaki sure ve ayetlerde söz konusu olan şey. Kur'an'ın çeşitli surelerine darmadağınık bir şekilde serpiştirilmiştir. Allah'ın "nesebden münezzeh" (arı) olduğunu bildirirmiş ve sure. bu yukarıda belirtilenler. "samimi olmak". "Tevhid Suresi". Tanrı tarafından müşriklere yanıt olmak üzere inmiş imiş! Kimi yorumculara göre bu sure. Tanrı tarafından Hıristiyanların bu sorularını karşılamak için inmiş imiş! Fakat. "Velayet Suresi" vs. "gecenin şerrinden". O. doğurmamış ve doğmamıştır. bir de sure ve ayetlerin "nüzul" (iniş) sırasına göre aynı incelemeyi . Bununla beraber bu sureye. Ve işte yukarıdaki sure. Muhammed de onlara. Muhammed'e sihir ve büyü yapılmasıyla ilgili imiş! Bir rivayete göre Lebid b. sadece uyumsuzluk ve anlamsızlık değil. akla. bu surenin ne vesileyle indiği konusunda yorumcular tartışırlar. kimilerine göre Medine'de "nazil" olduğu (indiği) söylenen ve biri beş. çünkü. diğeri altı ayetten oluşan bu sureler. 'O. kolu var mıdır?). "kıskanç kişinin şerrinden". aynı zamanda aklı dışlar nitelikteki hususlardır. ne cevherden(dir)?" derlermiş. Şimdi geliniz. ayet 125). "Tecrid Suresi". Yine yorumcuların söylemelerine göre. dahi denildiği anlaşılmakta. iyileşmiş imiş! Ve işte yukarıdaki sureler bu olay nedeniyle inmiş imiş! Görülüyor ki. ne şeyden. bunun üzerine Cebrail gelip Muhammed'e. Tanrı konusundaki bu surenin yerinin burası olmaması gerekirdi. ve 114. ikide bir gelip Muhammed'e sorarlarmış: "Bize Rabbini vasfet. Burada geçen "samed" sözcüğünden. sureler olarak Kur'an'ın en sonuna konmuş olan Felak ve Nas başlıklı surelere! Kimi yorumculara göre. aksine her şeyin ona muhtaç olduğu anlaşılmakta. Ve işte onların bu sorularını karşılamak içindir ki. Söylendiğine göre. "Allah'ın nesebini bize anlat" derlermiş. ayet 1-4). "insanların kalplerine vesvese sokan cin ve şeytanların şerrinden" Tanrı'ya sığınmasını bildirmektedir. Allah birdir. Muhammed de onlara.

sırayı işgal eder. Gerçekten de üç ayetten oluşan bu sure aynen şöyledir: "Allah'ın yardımı ve zaferi gelip de. bu sure indikten seksen gün sonra Muhammed ölmüştür. Bu ayetlerde Tanrı'nın şöyle konuştuğu yazılıdır: ". sadece Tanrı'dan ilk "nazil" olduğu (indiği) kabul edilen Alak Suresi ile en son son indiği söylenen Nasr Suresi'ne göz atalım. surede. derhal onu alnından (perçeminden). ona indirdiği vahiydir.. hem zaman bakımından birbirlerinden çok farklı nitelikte şeylerdir.. bir başka tutarsızlıkla giderme çabasındalar. adeta onunla sürtüşüyor! Ve bütün bunları. bu üç dört yıllık süre boyunca Tanrı'dan hiçbir sure gelmemiş gibi bir durum var demektir. İslamcılar şöyle derler: "(Nasr Suresi). Biz de zebanileri çağıracağız. Yorumcuların söylemesine göre. Çünkü. "Oku" dediği şey. hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. insanların tümüne gönderdiğini söylediği Kur'an'a. İlk beş ayet. . Tanrı'dan ilk olarak indiği söylenen ve on dokuz ayetten oluşan Alak Suresi'nin ilk beş ayeti ile geri kalan on dört ayeti. ayet itibariyle değil. sure sayılmakla beraber Kur'an'da 110. Şu hale göre. nüzul sırası itibariyle genellikle birinci sure olarak kabul edilmekle beraber. Nasr Suresi esasen üç yetten ibaret. yukarıdaki konu ile hiçbir ilgisi olmayan şeylerdir ki. günahkar alından (perçeminden) yakalarız (cehenneme atarız)" diyerek korkutuyor... tev-beleri çok kabul edendir" (Nasr Suresi. Ebu Cehil'e tehditler savuruyor. o (Peygamber) doğru yolda ise yahut takvayı emrediyorsa! Ne desin o (men eden Peygamber'i) yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa! (Bu adam) Allah'ın (yaptıklarını) gördüğünü bilmez mi? Hayır. Alak Suresi. İslamcılar. bu ilk beş ayeti izleyen. O. o.yapalım. onu namaz kılmaktan alıkoyan.. Fakat. sure bomboş bir şekilde mi en son olarak inmiş oluyor? Görülüyor ki. sadece şunu hatırlatalım ki. Mekke'nin fethinden önce inmiştir. insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit Rabbine hamdederek onu tespih et ve ondan mağfiret dile.O. Çünkü. fazla uzatmamak için. Tanrı'nın Muhammed'e yardım ederek ona fetihler (özellikle Mekke fethini) sağlayacağı haber verilmekte. sure itibariyle Kur'an'ın en son nazil olanıdır. ilk surenin ayetleri olarak yerleştiriyor! Olacak şey midir bu!? Tanrı'dan en son olarak nazil olduğu söylenen ve nüzul (iniş) sırası itibariyle 114. Nasr Suresi ise. Oysa. " Yani. "Oku" diye hitap etmesiyle ilgili. Öte yandan İbn Ömer'den gelen rivayete göre. hayır! Eğer vazgeçmezse. bir tutarsızlığı. Nasr Suresi'ni Mekke'nin fethinden önce değil. Hani sanki Ebu Cehil kendisinin akranı imiş gibi! ". Nasr Suresi'nin en son nazil olan sure şeklinde kabul edilmesi anlaşılmaz gibi görünüyor. Eğer bu ayetler farklı bir tarihte indi ise. her vesileyle onu yalanlayan bir kimse hakkında Tanrı'nın gazabını dile getirir. sıradadır. Dikkat edileceği gibi.. o yalancı. Daha önce değindiğimiz gibi. Kur'an'da 96. Mekke'nin fethi tarihinden Muhammed'in ölümü tarihine kadar üç ya da dört yıllık bir süre var ki. Beyzavi gibi kaynakların bildirmesine göre.derhal onu alnından (perçeminden). Tanrı'nın Muhammed'e. ayet 6-19).. sonra inmiş gibi kabul etmek gerekiyor. o yalancı." diyerek. günahkar alından (perçeminden) yakalarız (cehenneme atam). hem konu bakımından. bu ayetlere göre Tanrı. Mekke'nin fethi Hicret'in sekizinci yılma rastladığına göre.Namaz kılarken bir kulu (Muhammed'i namazdan) men edeni gördün mü? Ne dersin. ayet 1-3). burada sözü edilen kişi Ebu Cehil'dir. eğer Nasr Suresi en son sure olarak Hicret'in sekizinci yılından önce inmiş ise. fakat bu ayetlerden çok sonra indiği kabul edilen on dört ayet. Fakat. yani 114. Konuyu daha önce incelediğimiz için burada durmayacağız. Bu tutarsızlığı geçiştirmek amacıyla. ". Biz de zebanileri çağıracağız. nüzul sırası itibariyle en son. surenin inişi ile ayetlerin inişi farklı tarihlerde olmuş oluyor! Açıklamayı anlamak biraz güç! Çünkü. sırada yer alan Nasr Suresi'ne gelince! Her ne kadar en son nazil olduğu söylenirse de. Hayır! Ona uyma! Allah'a secde et.. Muhammed'e kafa tutan. eve (yalnızca ona) yaklaş" (Alak Suresi.

bir araya getirilmiştir ve bunda bir "hikmet" vardır. UYUMSUZLUKLARI VE ANLAMSIZLIKLARI GÖZ ARDI ETME ÇABALARI İslamcılar. uyumsuzluklar ve anlaşılmazlıklar Kur'an'ın bütün sureleri ve bütün ayetleri için hep bu doğrultudadır. bu örnekleri daha fazla çoğaltmaya gerek yok. surelerin sayısının 114 olduğu kabul edilmekte. yukarıda gördüklerimiz. anlam ilişkisine göre "mezc" edilmemişlerdir. surelerin iniş sırasına göre tertibi ile Kur'an'a alınış sırası (mushaf tertibi) birbirinden farklıdır. Öte yandan. Güya. ne "mushaf tertibi" ne de "nüzul sırası" bakımından. Sırf bir fikir edinmek için mushaf sırasına (yani. sureler ve ayetler. tutarsızlık. XI "KUR'AN AYETLERİNDE TAKDİM-TEHİR VARDIR" DİYEREK. Kur'an'daki uyumsuzlukları ve tutarsızlıkları göz ardı edebilmek için. Yani demek isterler ki. İbn Ömer'in dediği gibi. sureleri "mushaf sırasına (yani. Kur'an'ın gerek sure ve gerek ayet tertibinde. sure. eğer Kur'an'ı okurken surelerin "mushaf sırasına göre tertibi ile nüzul (iniş) sırasına göre tertibini göz önünde bulunduracak olursak. bu ayetlerle Tanrı. "nüzul" sırasına göre ele almak arasında. sureleri "mushaf sırasına göre inceledikten sonra. sure ve ayetlerin "takdim-tehir" esasına göre tertiplenmesinde "hikmet" yattığını öne sürmek yanlıştır. TUTARSIZLIKLARI. uyumsuzluk diye bir şey görülmeyecektir! Bu iddialarının geçerli olan hiçbir yönü yoktur. Kur'an'daki sıra esasına). uyumsuzluk ve anlamsızlık bakımından hiçbir fark yoktur. bir kere sureler. her iki okunuş da. . aynı zamanda kalplerin "iman ve İslama fethi" demektir. Muhammed'e şunu demek istemiştir: "Ya Muhammed! Seni gönderen. Fatiha Suresi (nüzul sırası 5). "nüzul" sırasına göre incelemek yeterlidir. "takdim-te-hir" esası uygulanmıştır. Fakat.Kimi yorumculara göre. sure. Bilindiği gibi. Kimi yorumculara göre sureden anlaşılması gereken şey. anlam ilişkisine göre "mezc" edilip. Bunun böyle olduğunu anlamak için. Bakara Suresi (nüzul sırası 87). bütün bunlar Kur'an'ı bilimsellikle uzlaşmaz nitelikte kılmaya yeter şeylerdir. 2. düzensizlikler. Kur'an'daki sıraya) göre ele almakla. gerek mushaf tertibine (yani. Çünkü. " Şu durumda Nasr Suresi'nin. Tanrı'dan iniş (nüzul) sırasına göre Kur'an'a alınmamışlardır. Mekke'de ve Medine'de inen sure ve ayetler. zira. gerek "nüzul" (iniş) sırasına göre dizili surelerden gelişigüzel seçilmiş bazı örneklerdir. aynı olumsuz sonucu doğurmaktadır. Yani İslamcıların söylemelerine göre. hem sen nasın Allah dinine fevç fevç girmeye başladıklarını göreceksin. Tanrı'nın sadece Kureyş'e ya da Araplara karşı yardımda bulunacağını bildirmesi ve Mekke fethinin özelliklerini açıklaması ya da hatta tüm fetihleri haber vermesi değil. gerçek şu ki. Muhammed'in ölümünden seksen gün önce inmiş olması söz konusu olamaz. Bu itibarla. Kur'an'daki sıraya) göre tertiplenmiş olan surelerden ilk beşine göz atalım: 1. "nüzul" (iniş) sırası gözetilmeyip. Bu konuda başkaca görüş öne sürenler de vardır. tutarsızlık. kendilerine özgü bir mantıkla "Kur'an ayetlerinde tak-dim-tehir vardır" derler. senin yegane mabudun olan Allah'ın nusreti (yardımı) ile fetih gelecek. tutarsızlıklar.

. ayet 158)." (A'raf Suresi. Nitekim. iki ayrı tertibe göre karşımızda farklı sureler bulunmakta. Muhammed'in okuma yazma bilmeyen bir "peygamber" olduğunu tekrarlamakta.. ayetinde Muhammed'in "ümmi" (okumasız) oluşu ile ilgili olarak şu ayet yazılıdır: "Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye.. Eğer Kur'an. aynı zamanda Tanrı fikrini zedeleyici hususlar olduğunu ortaya koymaktadır. sırada). Tanrı. sure Ankebût Suresi. Yani Tanrı. olarak indiği kabul edilen sure Fatiha Suresi (Kur'an'da 1. Muhammed'in okuma yazma bilmediği anlatılmak isteniyor. Bakınız nasıl: Kur'an'ın yedinci sırasında yer alan A'raf Suresi'nin 157. Muhammed'in "ümmi" olduğunu açık ve seçik bir deyişle bildirmektedir. sırada). sure Kıyamet Suresi. Daha başka bir deyimle Tanrı. ayetle Tanrı'nın şöyle konuştuğu yazılıdır: "(Ey Muhammed!) De ki. Al-i İmran Suresi (nüzul sırası 89). 3. Bütün bu surelerdeki ayetlerde Tanrı. iman edin. Şüphesiz onu toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okumak bize aittir. sırada). 2. Muhammed'in okumasız olduğunu bildiği için. 5. olarak indiği kabul edilen sure Müddessir Suresi (Kur'an'da 74. Muhammed'in okumasız olduğunu bildirmekte. Öyle ise Allah'a ve ümmi peygamber olan Resulüne. 4. Bunlardan biri olarak Muhammed'in okumasız oluşu konusundaki ayetlerin bulunduğu surelere şöyle bir göz atalım ve bu sureleri önce mushaf sırasına. Kur'an'ın 96. 29. 'Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize.. olarak indiği kabul edilen sure Alak Suresi (Kur'an'da 96. sırada). sure. ayet 16-18. Kıssalarla ilgili olarak biraz ilerideki bölümde bu hususları ayrıca ele alacağız. bu yukarıdaki sure ve ayetlerle söylediklerini unutmuşçasına Muhammed'e. göklerin yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. O halde biz onu okuduğumuz zaman.. "Oku" diye emretmektedir. Fakat. okumasız olarak tanımladığı Muhammed'e. Nisa Suresi (nüzul sırası 92). söz konusu sure ve ayetlerde sadece tutarsızlık ve uyumsuzluk değil. 75." (A'raf Suresi. tutarsızlık ve anlaşılmazlık bakımından hiçbir fark bulunmadığını ve hele anlam itibariyle hiçbir şeyin "mezc"edilmediğini göreceksinizdir. ayet 158. hani sanki okuma bilirmiş gibi. Muhammed'in "ümmi" (okumasız) oluşunu sergileyen sure ve ayetler Kur'an'da şu sırada bulunmaktadır: 7. Maide Suresi (nüzul sırası 112). Görülüyor ki.. sure. 4. daha önce.. kendi kullarına. Görülüyor ki. o ümmi peygambere uyanlar (var ya). "Oku" diye hitap etmektedir! Bütün bunlar. sure A'raf Suresi. ayet 47-48. sırada).. olarak indiği kabul edilen sure Müzzemmil Suresi (Kur'an'da 73. surelerin nüzul (iniş) sırasına göre düzenlenmiş olsaydı ilk beş sure şöyle olacaktı: 1. Burada geçen "ümmi peygamber" deyimiyle.3. sonra da nüzul sırasına göre inceleyelim. Ancak. Bunları kendi aralarındaki ilişkiye göre inceleyecek olursanız. 5. sırasında yer alan Alak Suresi'nde Tanrı. Kur'an'ın yetmiş beşinci sırasında bulunan Kıyamet Suresi'nde şöyle yazılıdır: "(Ey Muhammed!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. ona göndermiş olduğu vahiylerin okunmasını kendi üstüne almıştır. Bu ayeti izleyen 158. Yine Kur'an'dan öğrenmekteyiz ki. burada bir iki örneği gözden geçirmek yararlı olacaktır. burada da Tanrı. sure. sen onun . işte o peygamber onlara iyiliği emreder. ayet 157). olarak indiği kabul edilen sure Kalem Suresi (Kur'an'da 68.

okunuşunu takip et. henüz kendisine okunup bitirilmeden önce. Kaynak Yayınları.. c. Kalem ile öğreten de.. çünkü. ne de elinle onu yazardın. sırasında yer alan ve yukarıdaki ayetlerle taban taban zıt nitelik taşıyan Alak Suresi'nin şu ilk beş ayetini beraberce okuyalım: "(Ey Muhammed!) Yaratan Rabbinin adıyla oku! İnsanı bir alaktan yarattı." (Alak Suresi. insana bilmediğini bildiren Rabbin. 'Sahih-i. ne okuyayım?" diye cevap vermiştir! Ve "Ben okumak bilmem ki ne okuyayım?" dediği zaman. sırasındaki Kıyamet surelerindeki ayetlere göre Tanrı. Tanrı'nın bu şekildeki emrine karşı: "Ben okuma bilmem ki. melek üçüncü kez onu sıkıştırıp. ayet 48). Ve işte bu tür konuşmalara fırsat bırakmamak içindir ki.. vahyi okumanın kendisine (yani Tanrı'ya) ait bir iş olduğunu tekrarlarmış. bu vahyi aceleyle tekrarlamaya çalışır olduğu için. gelen vahyi unutmamak için.3." dermiş. "(Ey Peygamber'im!) İşte böylece sana (önceki kitapları tasdik eden) bu kitabı indirdik. yine aynı şekilde.. Oku! Kalemle öğreten. Tanrı ona." (Ankebût Suresi. Yazır'ın çevirisinden.(Elmalılı H. Tanrı Muhammed'in "ümmi" olmasını istemiştir. En sonunda Muhammed. Kur'an'ın daha sonraki bir suresinde. insana bilmediği şeyleri öğretti. Bu surede Tanrı. Gerçekten de bu surenin 47. "Oku!" diye ısrar etmiştir. sırasındaki A'raf ve 29. şimdi geliniz Kur'an'ın 96. ayet 1-5). Oku! O keremine nihayet olmayan Rabbindir. ayet 47) dedikten sonra. Sakın okumamazlık etme.. okuma bilenler sayesinde bilgi edinmek ve kitaplarda yazılanları öğrenmek kadar doğal ve kolay ne vardır ki! Nitekim Muhammed. Muhammed'i. Muhammed'e bizzat kendisi okumuştur!( Buhari'nin Ayşe'den rivayeti için bkz. Hani sanki şu ya da bu konuda ya da kitaplarda yazılanlar hakkında bilgi edinmek için okuma yazma bilmeye gerek varmış gibi! Okumasız olup da. Yorumcuların açıklamalarına göre Tanrı. okuması varmış gibi göstermekten geri kalmıyor. eğer Muhammed okuma yazma bilmiş olsaydı..) Bu satırları okurken. şimdi ona "Oku!" diye emretmektedir! Okuması olmayan bir insana "Oku!" diye emredilir mi? Ve nitekim İslam kaynaklarının bildirmesine göre. Kur'an'ın daha önceki surelerinde Muhammed'in okumasız olduğunu ve böyle olmasında hikmet bulunduğunu bildiren Tanrı. Muhammed'in okuma bilmez olduğunu belirtmektedir.. çünkü insan muhakkak tuğyan (azgınlık) eder. Kur'an'ın 7. insanı pıhtılaşmış kandan yaratan Rabbinin adıyla oku. bu konu hakkında ayrıca bkz. güya Muhammed.İstanbul) .. bu ayetle şunu anlatmak istemiştir ki. Hadis No.. batıla uyanlar kuşku duyarlardı" (Ankebût Suresi. O. Ve derken de. daha doğrusu Alak Suresi'nde. bu surelerdeki ayetlerle Tanrı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çevirisi şöyle: "Ey Muhammed! Yaratan. Şimdi geçelim Kur'an'ın yirmi dokuzuncu sırasında yer alan Ankebût Suresi'ne.. en büyük kerem sahibidir. Muhammed'in "ümmi" (okumasız) olduğunu açıkça söylüyor ve "ümmi" oluşunun hikmetini insanlara bildiriyor. Görülüyor ki. sırasındaki Ankebût ve 75. ayet 16-18).. inkarcılar onun hakkında.. s. Tevrat'ı ve İncil'i bilenlerden yararlanmamış mıdır? Bu böyle olduğuna göre hiç Tanrı kalkıp da yukarıdaki şekilde konuşur mu? Görülüyor ki. 3. "Ben okuma bilmem!" diye konuştuğunda." (Kıyamet Suresi. Bunun böyle olduğunu anlamak için.. Muhammed'in "ümmi" (okumasız) olduğunu yukarıdaki şekilde açıklayan Tanrı. neden dolayı Muhammed'i okumasız (ümmi) yaptığını anlatmakta." (Alak Suresi.l. Diyanet Yayınları. Ancak. "Bu Kur'an 'ı Muhammed uydurdu.. güya melek ona sarılıp takati kesilinceye kadar sıkıştırmış ve "Oku" emrini tekrarlamıştır? Bunun üzerine Muhammed. ya da Tevrat ve İncil gibi kitaplardan çaldı" şeklinde iftiralarda bulunacaklardır. Muhammed'in okumasız olduğunu tekrar bildiriyor ve neden dolayı onu okumasız kıldığını ekliyor: "(Ey Muhammed!) Sen bundan önce ne bir yazı okur. Yorumcuların açıklamalarına göre. ayet 1-5). Muhammed kendisi bile. "(Ey Muhammed!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. ayetinde Tanrı. şaşırıp kalıyoruz. Öyle olsaydı. Şeriat'tan Kıssa'lar. melek Tanrı'nın vahyini. "Ben okumak bilmem ki ne okuyayım?!" deyince.

bunları "nüzul" esasına göre inceleyecek olursak. Kıyamet sureleri ile). O. fakat buna rağmen ona. sureleri ve ayetleri. "anlaşılmazlıklar".. bütün bu "olumsuzluklarda". Nitekim. daha sonraki surelerde aksini söylüyor ve Muhammed'i sanki okuma bilirmiş gibi gösteriyor. surelerin ve ayetlerin Kur'an'daki sırasına göre Tanrı. Kıyamet Suresi. Kalem ile öğreten de. biraz yukarıda Muhammed'in okumasızlığı konusunda verdiğimiz örnek vesilesiyle değindiğimiz sure ve ayetleri ele alıp. ayet 158. "tutarsızlık" yokmuş gibi göstermek amacıyla. İslamcılar. nüzul (iniş) sırasına ya da anlam ilişkisine göre okumaya kalkışacak olursak.Görülüyor ki. Oku.. "takdim-tehir" esası uygulanmıştır ve bunda bir hikmet vardır. çünkü. sure ve ayetlerin "nüzul" (iniş) sırasına bakarak çözümlememiz gerekir! Tekrar belirtelim ki. Şimdi bu sıraya göre konumuzla ilgili ayetleri okuyalım. o keremine nihayet olmayan Rabbindir. sureleri şu sıraya koymamız gerekiyor: Alak Suresi. insana bilmediği şeyleri öğretti. varacağımız sonuç yine aynı şekilde "tutarsızlıklar". 29. gerekse sure tertibinde "nüzul" (iniş) sırası gözetilmeyip. ayet 1-5). yukarıdaki sure ve ayetleri. gibi görünen yönlerini. ayet 47-48. Kur'an'daki sıraya göre şöyledir: 7. süre ve ayetleri Kur'an'daki sıraya göre okuduğumuz zaman. Tanrı. gibi "Oku!" diye emretmiştir. nüzul sırası 31 (mushaf sırası 75). Kur'an'ın "tertipsizmiş" ya da "kopukmuş" ve "tutarsızmış" . Şimdi geliniz.. Tanrı'nın Muhammed'e "Oku!" diye emrettiği görülüyor: "Ey Muhammed! Yaratan. Tanrı'nın kendi kendisiyle çelişkiye düştüğüne tanık olmaktayız.. nüzul sırası 39 (mushaf sırası 7). sure A'lak Suresi. ona "Oku!"diye emretmiştir? Ve Kur'an'daki bu anlatım. önceki sure ve ayetlerde Muhammed'in okumasız olduğunu söylerken. nüzul sırası 85 (mushaf sırası 29).. sure A'raf Suresi. Az yukanda değindiğimiz gibi. Ankebût Suresi. mushaf tertibine (yani Kur'an'daki sıraya) göre değil de. bunun böyle olduğunu anlarız. Birinci olarak nazil olan Alak Suresi'nde. ayet 16-18. isterse diğer bakımlardan olsun. Bunu yapacak olursak. yukarıdaki ilk üç sıradaki surelerle (yani. 75.. Yani derler ki. A'raf Suresi. hep aynı olumsuz sonucu doğuracak niteliktedir." (Alak Suresi. ayet 1-5. Muhammed'i "okumasız" imiş gibi göstermiş. hiç Muhammed'in okumasız olduğunu bilmez midir ki. Her şeyi bilir diye kendini tanımlayan bir Tanrı. Çünkü. Biraz önce belirttiğimiz gibi. sure Ankebût Suresi. "olumsuzluk".. A'raf." . "nüzul" (iniş) sırasına göre inceleyelim. insanı bir alaktan pıhtılaşmış kandan yaratan Rabbinin adıyla oku! Oku! Kalemle öğreten. insana bilmediğini bildiren Rabbin. "anlamsızlıklar" ve Tanrı fikrini "yozlaştırmaklıklar" olacaktır. Bu ayetin bir başka okunuşu şöyledir: "(Ey Muhammed!) Yaratan Rabbinin adıyla oku! İnsanı bir alaktan yarattı. Kur'an'da "takdim-tehir" olduğunu öne sürerler. ister "kronolojik". hiç de farklı bir sonuca varmayız. en büyük kerem sahibidir. Kur'an'da buna benzer daha nice örnekler var ki. Kur'an'ın gerek ayet. bu konudaki sureler. Tanrı fikrini zedelemiş olmuyor mu? Hemen ekleyelim ki. Kur'an'daki sıraya göre değil de. 96. İslamcıların bu iddialarının ciddiye alınacak bir yönü yoktur. nüzul sırası l (mushaf sırası 96). Ankebût. fakat Alak Suresi'nde ona "Oku!" diye emretmiştir. sure Kıyamet Suresi. Bununla anlatmak isterler ki. sanki okuması varmış. ilkönce Muhammed'i "okumasız" imiş gibi göstermiş.

onu okutmak bize aittir. Muhammed'in okumasız olduğunu biliyor idiyse... ayet 12-16. "atılarak dökülen bir su"dan. asıl ilginç olan husus şu ki. En'am Suresi. yaratılmış olduğu yazılıdır. Muhammed'e "Oku!" diye emrederken insanı "alak"tan yarattığını eklemekte. Fakat Muhammed'in "Ben okumak bilmem ki. Necm Suresi. ayet 14. uyuşuk kan". Evet. ayet 45-46. çünkü. Saffat Suresi.. Mü'min Suresi.. daha önce neden ona "Oku!" diye emretmiştir? Bu soruyu sorarken.. Kimileri de bunun "aşk ve muhabbet" demek olabileceğini öne sürmüşlerdir. sen onun okunuşunu takip et. Hadis No. Abese Suresi. "nutfe"den. gizli ve bilinmeyen her şeyi bilen bir Tanrı'nın bu şekilde konuşmasında şaşılacak bir şey olmamak gerekir. Şüphesiz onu toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir. Sahih-i. Bunun üzerine melek üçüncü kez Muhammed'i sıkıştırıp "Oku!" diye ısrar etmiş ve Muhammed yine aynı şekilde.. Yasin Suresi. Tarık Suresi. "Oku!" diye emrettiğine göre. "Ben okumak bilmem ki." olarak geçiyor. O halde biz onu okuduğumuz zaman. "pişmiş çamur"dan. Alak Suresi'nden sonra bu konuda indirdiği Kıyamet Suresi'nde Muhammed'in okuma bilmez olduğu yazılıdır: "(Ey Muhammed!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. ayet 77. Bunun üzerine melek yukarıdaki ayeti Muhammed'e kendisi okumuştur..( Yukarıdaki çeviri Elmalılı H. burada Tanrı Muhammed'in "ümmi" (okumasız) bir "peygamber" olduğunu açıkça bildirmektedir. İnsan Suresi. Yazır'ın. Çünkü. ayet 5. iki bakımdan şaşırtıcı bir iş görmekte. Fatır Suresi.. ama eğer Tanrı. bir kere "alak" deyiminin ne demek olduğu belli değil. Gar-ı Hira diye bilinen mağarada bulunduğu bir sırada "Oku!" diye emretmiştir. Hac Suresi.) Daha önce Alak Suresi'ndeki ayetlerle ona "Oku!" diye emir vermiş değil miydi! Bu verdiği "Oku!" emrine ne oldu da. ayet 11-2. Bunu yaparken.Alak Suresi'nin geri kalan on dört ayeti başka bir konuya ayrılmış ve başka bir zamanda inmiş bulunmakta. burada Tanrı... ne okuyayım?" diye karşılık vermiştir. hani sanki Muhammed'in. Tanrı'nın.. Esasen. Muhammed'e "Oku!" diyerek hitap etmekte ve ona indirmiş olduğu vahyin onun tarafından okunmasını istemektedir. Bazı yorumcular bunu "ilişken ve yapışkan nesne". Bu satırları okurken şaşkınlığımız artıyor. Çeviride geçen. kaynaklara göre Tanrı Muhammed'e. "kırmızı.) Fakat. ayet 11.. Tanrı'nın bu konuda Kıyamet Suresi'nden sonra indirdiği A'raf Suresi'nin şu ayetleriyle karşılaşıyoruz: "(Ey Muhammed!) De ki.. ". 3).. Alak Suresi Tanrı'dan "nazil olan" (inen) birinci sure olarak bilinmekte. Ancak. yine bu konuda A'raf Suresi'nden sonra indiği kabul edilen Ankebût Suresi'nin şu ayetlerine takılıyoruz: .. onun gerçekten okumasız olduğunu öğrenmiş gibi davranmış ve Muhammed'i hep "okumasız peygamber" olarak anımsayagelmiştir! (Bkz." (A'raf Suresi. Şu bakımdan ki.) Fakat. Ve bundan sonra Tanrı. c.l.3. Diyanet Vakfı'nın çevirisinde. "Ben okumak bilmem ki. ayet 67. Öyle ise Allah'a ve ümmi peygamber olan Resulüne.( Örneğin bkz. ayet 5-7... "pıhtılaşmış kan" şeklinde anlamışlardır. iman edin. Kur'an'ın diğer sure ve ayetlerinde insanın "toprak"tan. Tanrı'nın kalkıp da ona "Oku!" diye emretmesi söz konusu olmayacaktı.. Muhammed'in okuma bildiğini düşünmüş olmalıdır. ayet 17-23. göklerin yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. Görüldüğü gibi Tanrı. Mü'minûn Suresi." (Kıyamet Suresi. şimdi farklı şekilde konuşmaktadır? Acaba Muhammed okumasızdır da Tanrı'nın bundan haberi mi yoktur? Bunları düşünürken. Rahman Suresi.. ayet 16-18). ayet 11-12. Bu satırları okurken ve kendi kendimize soruyoruz: Nasıl oluyor da Tanrı burada." şeklindedir. "insanı pıhtılaşmış kandan yaratan." diye konuşabiliyor? (Daha önce de belirttiğimiz gibi. s. Diyanet Başkanlığı'nın çevirisinde ise. ne okuyayım?" şeklindeki konuşmasından sonra.. "İnsanı alaktan yaram" deyimi. sen onun okunuşunu takip et. "İnsanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı.. "bulaşan-yapışan (lazib) çamur"dan. ayet 34-40. Tekrar hatırlatalım ki. ne okuyayım?" demesi üzerine melek onu yakalayıp takati kesilinceye kadar sıkıştırmış ve "Oku!" emrini tekrarlamış ve Muhammed yine "Ben okuma bilmem" diye konuşmuştur. Müddessir Suresi. O halde biz onu okuduğumuz zaman.. ayet 2 vd. "bir çiğnem et"ten. 'Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize.. eğer Muhammed okumasız olmuş olsa. ayet 158).

Daha başka bir deyimle. örneğimizdeki birinci halde (yani sure ve ayetleri Kur'an'daki sıraya göre okuduğumuzda). O. farklı şekiller altında aynı kalmaktadır. gözden geçirilmeye değer: Kur'an'ın 21. ayet 98) var. fakat bu söyledikleriyle çelişkiye düşercesine ona "Oku!" diye emretmektedir. ayet 87-88). dördüncü sırasında bulunan Nisa Suresi'nde. Muhammed'in "ümmi" olmasını istemiştir Tanrı! Pek güzel. okuma yazma bilenlerin aracılığıyla başka kitaplarda (örneğin. önce söylemiş olduklarını göz ardı edip bu kez onu okumasız bir "peygamber" olarak tanıtmakta ve okumasızlığında bir hikmet yattığını anlatmaktadır. ayetlerinde şunlar yazılı: "(Ey Muhammed!) Zünnûn hakkında söylediğimizi de an. Bu satırlardan hiçbir şey anlamak mümkün değil! "Zünnûn" diye geçen şey nedir? Neden Tanrı'nın kendisine güç yetiremeyeceğini sanarak öfkelenmiştir ve nereye gitmektedir. fakat daha sonra onun okumasız olduğunu görünce. "nüzul" (iniş) sırasına göre okumak arasında. *** Kur'an'ın sure ve ayetlerinde tutarsızlık olmayıp. Biz de ona cevap verip."(Ey Peygamberim!) İşte böylece sana (önceki kitapları tasdik eden) bu kitabı indirdik. ayet 47-48). bunlardaki tutarsızlık ve anlaşılmazlıklar. onun okumasız olmasını sağladığını ve bunda bir "hikmet" yattığını anlatmaktadır. sen münezzehsin. sure ve ayetleri hangi sıraya göre okursak okuyalım. olumsuz bir sonuca varmak bakımından pek fark yoktur. çünkü. İkinci halde ise (yani sure ve ayetleri nüzul sırasına göre okuduğumuzda) Tanrı. üstelik de. onu üzüntüden kurtarmıştık. Ve anlatmasına göre bu "hikmet" şudur ki. önce Muhammed'e "Oku!" diye emir vermek suretiyle onun okuma bilir olduğunu anlatmakta. ve 88. tıpkı diğer peygamberler gibi. Söylemek gereksizdir ki. acaba okuması olmayan bir kimsenin. yukarıda söylediklerimizi özetleyecek olursak görürüz ki. tutarsızlıkları. Muhammed'in okumasız olduğunu bildiğini iyice ortaya koymaktadır. batıla uyanlar kuşku duyarlardı" (Ankebût Suresi. "takdim-tehir" nedeniyle tutarsızlık varmış kanısının doğduğunu söyleyen İslamcıların verdikleri örneklerden bir diğeri. inkarcılar Kur'an'ın onun tarafından uydurulduğunu ya da başka kitaplardan aşırma yaparak Kur'an'ı hazırladığını sanacaklardı. öfkelenerek giderken kendisine güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. Yunus'un. anlamsızlıkları ve Tanrı anlayışındaki hırpalanmaları. fakat sonunda karanlıklar içinde. ama Tanrı. böylesine bir gerekçe öne sürmüştür? Muhammed'in okumasızlığı konusundaki sure ve ayetlerle ilgili olarak. belli değil! Neden "karanlıklar" içinde Tanrı'nın tekliğine inanmış olduğunu söylemiş ve bu sayede kurtuluşa ermiştir. Kur'an'daki sıraya göre) okumakla. 'Senden başka Tanrı yoktur.. o kadar. Tanrı fikri aynı şekilde hırpalanmaktadır.. İslamcıların öne sürdükleri "takdim-tehir" usulleriyle göz ardı etmek mümkün değildir. İnananları böyle kurtarırız" (Enbiya Suresi.. belli değil! Ve bütün bu belirsizlikler yanında bir de Tanrı Muhammed'e. Görülüyor ki. kendisine vahiy indirilen bir kimse olduğu yazılıdır (Nisa Suresi." diye buyrukta bulunmakta! Tanrı'nın Zünnûn hakkında söyledikleri nedir. Görülüyor ki. Nitekim. ayet 163). onun okumasızlığında "hikmet" yatar olduğunu bildirmekte. Öyle olsaydı. eğer Muhammed'i okuma bilir olarak yaratmış olsa idi. "Zünnûn hakkında söylediğimizi de an. ne de elinle onu yazardın. sadece Kur'an'ın başlarında. Tanrı. sureleri "mushaf tertibine göre" (yani. sırasında bulunan Enbiya Suresi'nin 87. Yunus'un kavminin Tanrı'ya inanmak sayesinde azaptan kurtulduğuna dair bir tek ayet (Yunus Suresi. Nisa ve . Kur'an'daki Yunus kıssası ile ilgili ayetlerdir ki. Tevrat ve İncil'de) olan şeyleri öğrenebileceğini düşünemez miydi ki. bilemiyoruz. Kur'an'ın daha önceki surelerinde bu konuda söylenmiş pek bir şey yok. (Ey Muhammed!) Sen bundan önce ne bir yazı okur. Muhammed'i önce okumasız imiş gibi göstermekte.. Ve işte bundan dolayıdır ki. burada Tanrı. Bir de Kur'an'ın onuncu suresi olan Yunus Suresi'nde. doğrusu ben haksızlık edenlerdenim' diye seslenmişti.

"nüzul" (iniş) sırası 73'tür. Muhammed'in söylediği gibi. Enbiya. Onu yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik. onu bir balık yutmuştu. Kur'an ayetlerinde "takdim-tehir" söz konusu olduğu içindir ki. bir kere.. Bu itibarla. Tanrı'nın da onları bir süreye kadar geçindirdiği yazılıdır: "Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir. Gemide onlarla karşılıklı kura çekmişlerdi de yenilenlerden olmuştu. düzenleyen bizzat Tanrı'dır ve Tanrı bu sırayı. Çünkü. sözü edilen gemi nedir? Yunus bu gemiye nasıl ve neden binmiştir? Kimlerle beraberdir ve beraber bulunduğu bu kimselerle neden kura çekmiştir? Kura sonucunda neden denize atılmıştır? Denizde bir balık tarafından yutulunca nasıl ölmemiş. Çünkü.. Yani. Kur'an'da belirtilen sıra dışında okumak ve bu doğrultuda bir değerleme yoluna sapmak. surelerin ve ayetlerin Kur'an'daki sıralarını düzenleyen ve Kur'an'ın buna göre okunmasını emreden bizzat Tanrı ise. canlı kalmıştır. Eğer. surelerin Kur'an'daki sırasına göre değil. Dikkat edileceği gibi.. "nüzul" (iniş) sırasına göre okuyup anlamak gerekir. hangi surenin ve hangi ayetin ne zaman ve nerede indiği hususu tartışmalıdır. sonra Tanrı'nın ona geniş yapraklı bir bitki yetiştirdiği. Yunus'un "peygamberlerden biri olduğu. Tanrı'ya karşı gelmek olmaz mı? Bundan çıkan sonuç şu ki. Kur'an'ı. "(Ey Muhammed!) Zünnûn hakkında söylediğimizi de an. onu yüz bin ve daha çok kişilik bir kavme peygamber olarak gönderdiği. Üstelik bir de şu var ki. İslamcılara göre.Yunus surelerindeki bu ayetler. ayetlerin nüzul (iniş) sırasına göre ayarlamamıştır. okuyucunun. bilinemeyen. İslamcıların bu iddialarının geçerli ve bilimsel nitelikte hiçbir yönü yoktur. şimdi Muhammed'e '. sure olarak "nazil olmuştur" (inmiştir). her ne kadar Kur'an'da 37. bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar geçindirdik" (Saffat Suresi. bu kavmin ona inandığı." şeklindeki sözlerinin açıklamasıdır.. Tanrı tarafından balığın karnından çıkarıldıktan sonra. sure olarak "nazil" olmuştur (inmiştir). kendi kendisine şunu sorması gerekiyor: "Pek iyi.. biraz yukarıda belirttiğimiz Enbiya Suresi'nin. Enbiya Suresi'nin. ama Tanrı Yunus'la ilgili ne demişti ki. ayet 139-149). Sonunda ona inandılar.. orada. Halsiz haldeyken kendisini dışarıya çıkardık. Saffat ve Enbiya surelerinde "takdim-tehir" olduğunu söyleyerek derler ki. çünkü. onu sondan ya da orta kısımdan başlayıp başa doğru okumayız! Kitaptaki sıraya göre okur ve okuduklarımızı bu sıraya göre değerlendiririz. Ve esasen İslamcıların söylemelerine göre. "Surelerde ve ayetlerde takdim-tehir vardır..' diye buyurmaktadır?" Bu soruyu yanıtlayabilmek için. Çünkü. anlaşılamayan şeylerle dolu: örneğin. Suresi ise. 56. bu soruların hiçbirinin cevabı yok! Buna rağmen İslamcılar. her ne kadar Kur'an'da 21. "takdim-tehir" vardır diyerek. bunu açıkça bildirir ve örneğin derdi ki. gemide "onlarla" karşılıklı kura çektiği ve yenildiği için denize atıldığı. bir kitabı (örneğin. Kur'an'ın 37. buradaki her bir tümce. Kur'an'daki surelerin ve ayetlerin sırasını saptayan. "(Ey Muhammed!) Zünnûn hakkında söylediğimizi de an.Zünnûn hakkında söylediğimizi de an. Enbiya Suresi'nin. tekrar diriltilecek güne kadar dirilmemek üzere balığın karnında ölmüş olacaktı. oysa böyle bir şey yok. sırayı işgal etmekte ise de. Tanrı tarafından balığın karnından dışarıya "halsiz bir halde" çıkarıldığı. İslamcılara göre dahi Tanrı'nın iradesine aykırılık demektir. Bu yapılacak olursa ve örneğin Enbiya Suresi'nden daha önce nazil olmuş olan (inen) Saffat Suresi'nin Yunus'la ilgili ayetlerini okuduktan sonra. Bu sebeple denize atılmıştı. bir de surelerin ve ayetlerin "nüzul" sırasının ne olduğunu . Bu itibarla. ayetleri "mushaf sırasına göre" (yani. sırayı işgal ederse de. Saffat Suresi'nin bu ayetleri. kitabı surelerin ve ayetlerin nüzul sırasına göre okuyun". Kur'an'daki surelerin ve ayetlerin nüzul sırası konusunda kesinlik olmadığı söylenir. Enbiya Suresi'ndeki aynı konu ile ilgili ayetler okunacak olursa. denizde bir balık tarafından yutulduğu ve balığın karnındayken Tanrı'ya inandığını açıkladığı için.. yani sureleri "nüzul" sırasına göre göre okumak. Onun için geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.. Yenilgiye uğramışken. neden Tanrı Yunus için geniş yapraklı bir bitki yetiştirmiştir? Ve sonra Tanrı onu hangi kavme peygamber olarak göndermiştir? Evet." şeklindeki satırlarını açıklamaya yeterli değil.. Kur'an'daki sıraya göre) okurken rastlayacağımız çeşitli karışıklık ve uyumsuzluk yanında. bu takdirde "tutarsızlık" olmadığı ortaya çıkacaktır. sırasında bulunan Saffat Suresi'ne atlamamız gerekiyor. Yunus kıssası (masalı) ile ilgili ayetleri. bunun dışında bir yol aramak. Eğer surelerin ve ayetlerin nüzul (iniş) sırasına göre okunmalarını istemiş olsaydı." tümcesinin anlatmak istediği şey kolaylıkla anlaşılmış olacaktır! Hemen belirtelim ki. "(Ey Muhammed!) Zünnûn hakkında söylediğimizi de an. Eğer Allah'ı tespih edenlerden olmasaydı. 73. Kur'an'ı) okurken. Saffat Suresi. Enbiya Suresi'nden daha önce inmiştir: Saffat Suresi. Bundan dolayıdır ki.

kendisini fazaya (yani. Tanrı'dan ikinci sure olarak "nazil" olduğu (indiği) söylenen Kalem Suresi'nin 48.. Çünkü. sure olarak inmiştir. 37. ne de daha önceki Alak Suresi'nde bu konuda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. 68. nüzul (iniş) sırasına göre yan yana dizerek inceleyecek olursak durum şu olur: Kalem Suresi 2. ayet 48-50). "ıssız bir diyara". Yukardaki sure ve ayetleri. o. ayetlerinde şöyle yazılıdır: "(Ey Muhammed!) O halde sabret Rabbinin hükmüne de sahibi hut gibi olma. Pek güzel. bir an için İslamcıların dedikleri şekilde yapsak ve Kur'an'daki ayetleri "takdim-tehir" esasına göre okumuş olsak dahi. sure olarak inmiştir. İslamcıların sözünü ettikleri "takdim-tehir" esasına.. Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. ve 50. Tanrı'dan ikinci sırada olmak üzere nazil olduğu (indiği) söylenen Kalem Suresi'nin ilgili bu ayetlerini okumakla hiçbir şey anlayamıyoruz. kınanmış olarak sahile atılacaktı. Bakınız neden: Yunus'la ilgili sure ve ayetlerin "mushaf tertibine" (yani. "sahibi hut"un öfkeye boğulduğunu.araştırmaya kalkışacak olursak. ayeti. pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti. bu kıssa hakkında doğru dürüst bir fikir edinme olasılığını bulamayız. ayeti.. Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı. 10. Fakat Rabbi ona istifa buyurdu da salihinden kıldı. çünkü.. daha doğrusu surelerin ve ayetlerin "nüzul" (iniş) sırasına göre "Yunus" ve "Yunus kıssası" hakkındaki hükümlerden fikir edinmeye çalışalım.( Elmalılı H. sure olarak inmiştir. sıradaki Enbiya Suresi'nin 87.. bir kere "sahibi hut" (sahib-ül-hut) diye birisinden söz edilmekte! Ne demektir "sahibi hut" ve kimdir bu "sahibi hut"? Tanrı daha önce bir şey bildirmemiş ki bilelim! Bu ayetlerde "hut" sözcüğü "balık" karşılığı olarak kullanılmış oluyor ki. bu ayetlere göre Tanrı. sıradaki Saffat Suresi'nin 147 vd. sure olarak inmiştir. hani öfkeye boğulmuştu da nida etmişti. bu şekliyle "sahibi hut" deyimi "balık sahibi" anlamına geliyor. "çıkarıldığı açıklığa") atılmış bulacaktı" diye ekliyor. sure olarak inmiştir. Enbiya Suresi 73. sıradaki Kalem Suresi'nin 48. Diyanet'in çevirisi şöyle: "Ey Muhammed! Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret. o zaman tam anlamıyla işin içinden çıkılmaz bir durum yaratmış olmaz mıyız? Bütün bunlar bir yana. Yazır'ın çevirisinden. ona. Yunus Suresi 51. 49."(Kalem Suresi. Nisa Suresi 76. Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasa idi. "Eğer Tanrı 'dan bir nimet yetişmemiş olsaydı.. dediğimiz gibi. ve 50. yine de Yunus kıssası ile ilgili hükümlerin tertipsizliğine. 49. Ve nihayet Tanrı'nın onu seçtiğini. Ne bu surede. daha doğrusu bu ayetlerin Yunus'la ilgili olduğunu bilemiyoruz. Kur'an'daki yerlerine) göre sıraları şöyle: 4. Tanrı'nın Alak Suresi'nden sonra ikinci sure olarak indirdiği Kalem Suresi'nin ayetleridir. balık sahibi Yunus gibi olma." (Kalem Suresi. elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı. sıradaki Yunus Suresi'nin 98. ayetleri. Şimdi geliniz. Muhammed'e sabretmesini ve "sahibi hut" gibi olmamasını bildiriyor.) Yani. ona vahiy verdiğini ve onu "salihlerden" (iyilerden) kıldığını anlatıyor! Görülüyor ki. ayetleri. ama kimdir bu "balık sahibi" denen kişi ve neden dolayı ona bu lakap uygun bulunmuştur? Bilmemize imkan yok. sıradaki Nisa Suresi'nin 163. tutarsızlığına ve anlamsızlığına tanık olur. Bildirirken de. bu ayetler. ayet 48-50). Saffat Suresi 56. öfkeliyken Tanrı'ya dua edip yalvardığını (nida ettiğini) söylüyor. . ayeti.. 21.

Pek iyi. ama neden Yunus öfkelenmiştir ve neden Tanrı Muhammed'e. Tanrı'nın. Konuya Yunus Suresi'nin 98. İyi. Görüldüğü gibi burada karşımıza Yunus ve Yunus'un milleti çıkmakta! Ancak kimdir bu Yunus ve kimlerdir Yunus'un milleti? Ne yapmışlardır da azaba sokulmuşlar ve sonra azaptan kurtarılmışlardır. sıradadır. O zaman anlayacağız ki. kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirmiştir? Ve nihayet onu kimlere peygamber olarak göndermiştir? Evet. Gerçekten de 56. Kalem Suresi'nin yukarıdaki ayetlerinden sonra 49 sürelik bir atlama ile Yunus Suresi'ni indirmiş. kavmi. Tanrı. ayettir: "Bir kasaba halkı inanmalı değil miydi ki. kendi kavmi tarafından inkar edildiği için öfkelenerek aralarından ayrılmıştır.Yorumcuların söylemesine göre. bu sure. bu kişinin "Yunus" olduğunu açıklamaz da. Bu--rada Yunus kıssası anlatılmak isteniyor. niyaz ettiği. yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.. Bunu yaptığımız zaman yarım yamalak şunu anlıyoruz ki. inandığı zaman. Tanrı'nın da onu seçtiği ve "salihlerden" kıldığı yazılı. Yunus. imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus'un milleti. bu satırlardan anlam çıkarmak mümkün değil. 109 ayetten oluşan Yunus Suresi'nin sadece bir tek ayeti Yunus'la ilgilidir ki. Gerçekten de. sırada nazil olduğu (indiği) kabul edilen Saffat Suresi'nde -ki bu sure Kur'an'da 37. fakat bu 49 sure boyunca Yunus kıssasına değinmemiştir. ayet 139) dediği yazılıdır. sıradadır).. daha sonra inmiş olduğu kabul edilen sureleri incelememiz gerekiyor. kaybedenlerden oldu. Bunu izleyen sekiz ayet Yunus kıssasından söz etmekte. bu deyim. onu bir balık yuttu..Tanrı'nın. yine Yunus konusuna değinmiş bulunmakta (bu sure Kur'an'da 21. Tanrı daha önce bununla ilgili bir şey söylemiş değil! Bütün bu bilemediğimiz şeyler hakkında fikir edinebilmemiz için. Ve üstüne kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik. ayetleri şöyledir: . fakat. Daha başka bir deyimle. ama neden dolayı Tanrı. "Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. sırayı işgal etmekte. fakat. Onu. dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik" (Yunus Suresi. Kalem Suresi'nden sonra Yunus kıssası ile ilgili olarak indirdiği ayetler. bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık. Kalem Suresi'nde geçen "sahib-ül-hut" deyimiyle anlatılmak istenen kişi "Yunus Peygamber'dir. yine de yeterli bir bilgi vermiş değil! Sadece iki ayetlik bir değinmeyle yetinmiş! Enbiya Suresi'nin 87. Okuyalım ayetleri: "Hani o (Yunus). ama yetersiz bırakılıyor. Tanrı'dan gelecek azabı hissedince pişman olup Tanrı'ya yalvarıda bulunmuş ve Tanrı da onları bağışlamıştır. Oysa hiç de öyle değil! Çünkü. tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı. Yunus'un balığın karnının içinde kaldığını ifade etmektedir. Eğer Allah'ı tespih edenlerden olmasaydı. burada Yunus hakkında bilgi verilecek ya da Yunus kıssası anlatılacaktır. Ne olmuş da Yunus "dolu" bir gemiye binip kaçmıştır? Neden dolayı gemidekilerle kura çekmiştir? Neden dolayı kendini kınamıştır ve nasıl olmuş da kendini kınarken balık tarafından yutulmuştur? Balığın karnında ne kadar kalmıştır? Ve nasıl olmuş da balığın karnında canlı kalabilmiştir? Ve neden Tanrı. bilemiyoruz! Çünkü. pek muhtemelen bu anlatılanların yetersiz olduğunu düşünmüş olmalıdır ki. Yunus. bir süre balığın karnında kalmış ve sonra Tanrı tarafından kurtarılmıştır. ve 88. yukarıdaki ayetlerde "sahibi hut"un öfkeye kapılıp Tanrı'ya seslendiği. belli değil! Bu sorulara yanıt bulabilmek için. surenin başlığına bakılarak sanılır ki. Tanrı'nın daha sonra indirdiği sureleri ve ayetleri okumamız gerekecektir. Görüldüğü gibi. Hemen belirtelim ki. daha sonra 73. Yunus Suresi'nde bulunmakta. ayetiyle yer vermiştir. bütün bunlar hurafe niteliğinde şeyler. onu balığın karnından "halsiz" olarak çıkardıktan sonra. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. kıssa olabilecek yeterlilikte bile değil! Nitekim. dolu bir gemiye binip kaçmıştı. ancak pek yetersiz bir şekilde. ayet 140-148). Ve işte şimdi Yunus'un bir peygamber olarak iş gördüğünü anlıyoruz. ve bundan dolayıdır ki. Yunus kendini kınayıp dururken. "Doğrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi" (Saffat Suresi. Sonunda da ona iman ettiler.. Tanrı onu bu yukarıdaki surede "sahibi hut" olarak çağırmıştır ki. Gemide olanlarla karşılıklı kura çektiler de." demektedir. " (Saffat Suresi. onu "sahibi hut" diye tanımlar? Ve neden "sahibi hut" diye tanımladığı Yunus hakkında herhangi bir bilgi vermez? Yine bunun gibi. sırada olmak üzere indirdiği Enbiya Suresi'nde. o da 98. nüzul sırası itibariyle 51. Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık. bir gemide giderken denize atılmış ve bir balık tarafından yutulmuş. ayet 98). Tanrı.

esbata (torunlara). Süleyman'dan ve Davud'dan sonra anılması gerekirken. fakat sonunda karanlıklar içinde. Yakub'a. Enbiya Suresi'nin bu ayetleri. Ve (nitekim) İbrahim'e. bu başlarına gelen bela hakkında Yunus'tan bilgi edinmek isterler. ama kimdir bu "Zünnün"? Bunun kim olduğunu anlamaya çalıştığımız zaman görüyoruz ki. Şimdi geliniz. Bunu gören Tanrı. "Zünnün" deyimi "balık sahibi" demek oluyor. İsa'nın adı. Yunus kıssası hakkında yine de doğru dürüst bir fikir vermiş değil. fikir silsilesi dairesinde anlatılmıştır. sonu başa geçirilmiş olarak anlatılmıştır. Öte yandan. onu üzüntüden kurtarmıştık. yorumcuların söylemesine göre "büyük balık" anlamındadır. doğrusu ben haksızlık edenlerdenim' diye seslenmişti. sen münezzehsin. öfkelenerek giderken. o büyük şehre git ve ona karşı çağır. Yunus'a. Tanrı'nın da onu üzüntüden kurtardığı anlatılmakta! Pek güzel. 'Senden başka Tanrı yoktur. Yunus onlara anlatır ki. Yunus'la ilgili hususları içermek bakımından. Enbiya Suresi'nden sonra "nazil" olan (inen) sure Nisa Suresi'dir. "Nün" ise. O. daha başka bir deyimle. Biz de ona cevap verip. sonra büyük bir balık tarafından yutulduğunu. kendisine güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. balığın karnındayken (karanlıklar içindeyken) Tanrı'ya dua ettiğini ve "Ben haksızlık edenlerdenim" dediğini. Yunus'un. Yunus kıssası konusunda da fikir edinebilmek için Yahudilerin Tevrat'ına başvurmamız gerekir. "Gelin de kura çekelim ve bilelim kimin yüzünden bu bela başımıza geldi" derler. Eyub'a. Nineve (Musul'daki bir şehir) denen büyük bir kentin halkının kötülüklerinden haberdar olur. sureleri. Ve işte yukarıdaki ayetler. Muhtemelen denecektir ki. Geminin kaptanı Yunus'u uyandırır ve "Kalk. Yunus kıssası hakkında fikir edinmemiz mümkün değil. ister mushaf sırasına (Kur'an'daki sıraya) göre. konu hakkında fikir edinmek için Kur'an ayetleriyle birlikte hadisleri de göz önünde tutmak gerekir. sıralamada en sonda olması gerekirken ortaya alınmış. Harun'dan." Fakat Yunus. Nisa Suresi ise 76. İsa. ama bunu dahi yapmış olsak ve örneğin Sahih-i Buhari'ye ya da Abu İshak al-Şa'labi'nin Ara'is al-macalis ya da Tafsir al-Tabari ve ayrıca Tarih al-Tabari gibi kaynaklara göz atsak bile yine de olumlu bir sonuç almamız mümkün değil. Neredeyse sarsıntıdan batacaktır. Zira. Görüldüğü gibi ayet. anlatılanlar hep bölük pörçük bir şekilde ve başı sona. çünkü onların kötülüğü benim önüme kadar geldi. Evet. kendisinin Tanrı'dan kaçmak istemesi yüzündendir. Tıpkı diğer konularda olduğu gibi. Bu kıssa orada. Nineve 'ye. Tanrı'nın bu emrini duymamazlıktan gelip Yafa'ya kaçar ve orada Tarşiş'e giden bir gemiye biner. Bütün bu yukarıda belirttiklerimizden anlaşılıyor ki. sıradadır (bilindiği gibi. isterse nüzul (iniş) sırasına göre ele alalım. "Zünnün" deyimi "Zün" ile "Nün" sözcüklerinden oluşmuş bir deyimdir. onlardan öne alınmış. Bunun üzerine gemidekiler. Tunus'tan. "Zün"'sözcüğü "sahip" demektir. Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik" (Nisa Suresi. İsa'ya. ayet 87-88). Öte yandan gemide bulunanlar birbirlerine. denizin -kabarması.10 Şu hale göre. bu sözcüklerle anlatılmak istenen kişi Yunus'tur. "peygamber'lerin adlarını karmakarışık bir şekilde sıralamış: örneğin. karanlıklar içinde Tanrı'ya seslenerek pişmanlık gösterdiği."(Ey Muhammed!) Zünnün hakkında söylediğimizi de an. fırtınanın şiddetinden gemi sallanmaya başlar. kendi Allah'ını çağır. Yani. inananları böyle kurtarırız" (Enbiya Suresi. Gemidekiler . bu surede Yunus kıssasıyla ilgili herhangi bir açıklama yok! Sadece Yunus'un adı var. Dikkat edileceği gibi. Nisa Suresi'ndeki ayet şöyledir: "Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. ayet 163). Eyub'dan. Nisa Suresi Kur'an'da dördüncü sıradadır). denizin üzerine büyük bir rüzgar gönderir. sırada. İsmail'e. burada "Zünnün" deyimi geçiyor ve "Zün-nûn"un öfkelenerek gittiği. kendi kavminden öfkelenerek uzaklaştığını. bu halkı yola getirmek için Amitay'ın oğlu Yunus'a emreder: "Kalk. "nüzul" sırasına göre Enbiya Suresi 73. sonra Tanrı tarafından üzüntüden kurtarıldığını bildirmiş olmakta! Ancak. Tevrat'ın (Ahd-i Atiyk'in) "Yunus" başlığını taşıyan kitabında anlatılan Yunus kıssasını kısaca özetleyelim: Tanrı. Gemidekiler telaşa kapılırlar ve kendilerine hafiflik olsun diye gemide bulunan birçok şeyi denize atarlar! Yunus ise geminin dip ambarında derin bir uykuya dalmış olarak yatmaktadır. belki Allah bizi anar da helak olmayız" der. Bazı yorumcular Yunus'u yutan balığın "ennûn" adında bir balık olduğunu söylerler. İshak'a. Kura çekerler ve kura Yunus'a isabet eder.

güneşin kavurucu sıcağı ve Tanrı'nın ayrıca gönderdiği yakıcı "doğu yeli" yüzünden bayılır. büyük bir balık hazırlar.) Ancak. Tanrı. kendi içinde bulunduğu durumu göz önünde tutarak Kur'an'a almıştır. yaşamaktansa ölmeyi tercih ettiğini belirterek. Gölgesiz kalan Yunus. ben daha memleketimdeyken bunları söylemedim mi?" diye yakınır. Yunus buna çok sevinir. birbirleriyle ilişkisiz çeşitli ayetleri arasına hiçbir suretle anlaşılamayacak şekilde sıkıştırılmış bulunmakta. age. Oysa. yukarıda belirttiğimiz şekle sokmuş. bu adamın (Yunus'un) canından ötürü helak olmayalım ve suçsuz kanı üzerimize yükleme. hemen kurban kesip adak adarlar. Şimdi sorulacak olan soru şudur: Neden dolayı Muhammed Tevrat'taki Yunus kıssasına özenmiş ve bu hikayeyi Kur'an'a aktarmak istemiştir? Sebep şu: Yukarıda belirttiğimiz gibi. sokarken de tutarsızlıklar ve anlaşılmazlıklar yaratmıştır.. s. "Yunus". Bap 3: 1-10. onu alaya almışlardı. Yunus'un başına gölge olsun diye bir asmakabağı hazırlar. Bunun üzerine Tanrı. yok olmayız.. öfkelenmenin iyi bir şey olmadığını hatırlatır. bir gecede çıktı ve bir gecede yok oldu. kentin doğu kısmında bir yere gider.Tanrı'ya yalvarırlar: "Ah ya Rab. Tanrı ona.) Mekke döneminde henüz güçlü olmadığı ve kılıç yoluyla iş göremeyeceğini bildiği için Muhammed. amacı Yunus'u bu balığa yutturmaktır. kaftanını çıkarıp çula sarınarak kül üzerine oturur. Mekkeliler kendi aralarında. anlatılanlar akla. o büyük şehir için. fakat kavmi onu inkar ediyor ve o da kızarak aralarından ayrılıyor. Bap 4: 1-11. Bap 2: 1-10) Ve Tanrı tekrar Yunus'a emrederek.) Tevrat'taki Yunus hikayesi burada bitiyor.. Ancak. "Kalk. "Yunus". "Ya Rab! Niyaz ederim canımı benden al" der. Bunu görünce Tanrı'dan korkmaya başlarlar. "Yunus"." Ve Allah.4. ertesi gün sabah olurken bir ağaç kurdu gönderir ve kurt asmakabağını kemirip kurutur. Nineve'ye. Tevrat'taki hikayeye göre Yunus. Böylece kente ne olacağını uzaktan görebilecektir. orada sağını solunu seçemeyen yüz yirmi binden ziyade insan var. karnındaki Yunus'u kusup karaya bırakır. Fakat. Tanrı. Bap I: 1-17) ve kaldığı süre boyunca yalvarıp yakarın Tanrı'dan başka "Tanrı" olmadığını. Tanrı da onlardan azabı kaldırıyor. yalvarıyoruz. kendisine bir çardak yapar. Bunu duyan halk. Yani bölük pörçük bir şekilde Tevrat'ın orasına.661 vd. kurban kesip adak adayacağını anlatır. o büyük şehre git ve sana söyleyeceğim sözleri ona çağır" der. "Ya Rab.( Elmalılı H.. kendi kavmini putataparlılıktan kurtarmak ve Tanrı'ya inandırmak istiyor.. nice örneklerden biri olarak vermesi bundandır. nadim olur ve onları bağışlar. "Yunus". Ve işte Tevrat'ta anlatılan bu hikayeyi Muhammed. öfkelenip. Bu yalvarılardan hoşnut olan Tanrı. Yunus hikayesi. nadim olur ve kızgın öfkesinden döner de. attıkları an denizin kudurması yatışır. acımayayım mı ? O şehir ki. çevresindekileri etkileyebileceğini düşünmüştür.( Tevrat. Nineve için. "peygamberlik" gibi bir görevi ona yakıştıramamış. burasına dağıtılmamış." Ve sonra Yunus'u yakalayıp denize atarlar. hiç değilse başı sonu belli ve masal şeklinde okunup geçilecek şekilde anlatılmış. c. balığa buyrukta bulunur ve balık. ona öfkelenmekte haklı olmadığını anlatmak için şöyle der: "Sen emeğini çekmediğin ve büyütmediğin asmakabağma acıyorsun. Yunus kentten çıkıp. Nineve halkının doğru yola girdiğini anlayınca. Tanrı'nın dediği gibi yapar ve Nineve'ye giderek halkı uyarır: "Daha kırk gün var ve Nineve yıkılacak" der. Yunus. Bütün bu olan bitenlerden haberdar olan Nineve Kralı. daha önceki "peygamberlerin" kendi kavimleriyle olan ilişkilerini örnek vermek suretiyle. . zira biraz yukarıda gördüğümüz gibi. yaşamaktan iyidir" diyerek kendisi için ölüm diler. Yunus'u kötü halinden kurtarmak için bir plan düşünür: bu plan gereğince. Tevrat'taki Yunus masalını. az geçmeden Yunus'un kavmi. hemen kalkar. görüldüğü gibi. Tanrı'ya inandıklarını söylerler ve oruç ilan ederler. o kabak ki. kendisini Mekke'de "peygamber" olarak ilan ettiği zaman kendi kavminin insanları. balığın karnında üç gün üç gece kalır (Tevrat (Eski Ahit). Yazır.. Ve sonra bir fermanla halkı kötülüklerden ve zorbalıklardan vazgeçmeye çağırır: "Kim bilir? Belki Allah. Tanrı. Kur'an'ın çeşitli surelerinin. Kur'an'da durum çok farklı. "Benim için ölmek. Tevrat'ta anlatılanları aynen almış olmamak için. Ancak. "Allah Ebu Talib'in yetiminden (Muhammed'den) başka bir resul bulamadı mı?" diye konuşmaktaydılar. mantığa ve Tanrı'nın yüceliği fikrine ters düşen ve hurafe niteliğinden ileri geçemeyen şeyler olmakla beraber. Ya ben. Yunus alınganlık gösterir ve Tanrı'ya. onun haber verdiği azabın geleceğini anlayıp pişmanlık duyuyor ve Tanrı'ya yalvarıyorlar. birçok da hayvan var”( Tevrat. Yunus.( Tevrat. Fakat. Çünkü.

fakat tam anlamıyla uyumsuz.XII KUR'AN'DAKİ KISSALAR (HİKAYELER. Al-i İmran (ayet 33). Üstelik de. Ta-Ha (ayet. Fakat sure. çoğu kez hikayenin sonu başa. gökleri. çeşitli surelerin çeşitli ayetleri arasına atılmış olarak anlatılmıştır. "Tek-vin"de bu hikaye bir dizi şeklinde ve okuyucu tarafından kolaylıkla anlaşılır olmak üzere anlatıldığı halde. fark etmez. Ancak. onun burnuna hayat nefesi üflediği ve onu Aden bahçesine yerleştirdiği. edinebilmek için Tevrat'ı incelemek gerekir. isterse "takdim-tehir" esasına göre okunsun. bazı değişikliklerle. Tevrat'ın "Tekvin" kitabından almıştır. Adem ve eşi ile ilgili hikaye hakkında doğru dürüst bir fikir edinmek mümkün değildir. Kur'an'da karmakarışık bir şekilde. hayali nitelikte dahi olsa. daha sonra Adem'in eşinin şeytan tarafından kandırılmasına dönülmüş ve bunun sonucu olmak üzere onun Adem'le birlikte yasak emrini çiğnemeleri sergilenmiş ve böylece Adem hikayesi ne başı.. anlatan ayetlerle . Fakat. ne de sonu belli olmaz bir şekle sokulmuştur. bir şeyler bellettiği ortadadır. başı sona alınmış ya da çeşitli surelerin çeşitli konuları arasına dağınık olarak dağıtılmıştır. BAŞI SONU BELİRSİZ ŞEKİLDE ANLATILIR Biraz yukarıda gördük ki. Sad (ayet 75-83) gibi surelerin çeşitli ayetlerinde. Kıyamet (ayet 39). Adem ile eşinin hikayesine değinilir. Bakınız neden: Adem'le ilgili hikaye. nasıl yaratıldığını. fakat iyiliği ve kötülüğü bilme ağacından yemeyeceksin.. hep düzenli ve anlaşılır şekilde anlatılmıştır. fakat bu suçlarının Tanrı tarafından keşfedilmesi üzerine her ikisinin de cennet bahçesinden çıkarılıp yeryüzüne kondukları ve daha sonra Adem'in zürriyetinden gelen kuşakların oluştuğu vd. çoğu kez başı sona ve sonu başa gelecek şekilde. ya da olaylar çeşitli surelerde ve hiç gereği olmayan yerlerde bölük pörçük anlatılmıştır. Verilebilecek örnekler pek çok. çeşitli surelerde yarım yamalak tekrarlanmalarla ele alınmıştır. Kur'an'ın baştan ikinci sırasında yer alan Bakara Suresi'yle ilk kez karşımıza çıkar. Oysa ki. Gerçekten de. Fakat. yeri ve bütün evreni oluşturduktan sonra Adem'i topraktan yaptığı. Her ne kadar bu anlatılanların bilimsel ve deneysel bir değeri olmamakla beraber. Havva'nın teklifi üzerine Adem'in dahi yasak ağaçtan yediği. ondan yediğin günde mutlaka ölürsün" dediği. Bakara (ayet 30). daha sonra Adem'in Tanrı tarafından peygamber olarak seçilmesi anlatılmış. ÇOĞU KEZ KOPUK. birbiriyle ilgisi olmayan konuların uyumsuz ve tutarsız şekilde yan yana ya da iç içe getirilmiş olarak yer aldığı bir kitap görünümündedir. "kıssa" şeklinde anlatılan masallar ve efsanevi hikayeler de. ilk insan sayılan Adem'in (ve eşinin) yaratılışları anlatılmadan önce. Adem hikayesi. Herhangi bir olayın ya da hikayenin başı ve sonu belli değildir. hiçbirinde bu hikaye tamam olarak ve anlaşılır şekilde ele alınmış değildir. Tevrat'ta Tanrı'nın. çeşitli surelerin ayetleri arasına gelişigüzel serpiştirilmiş olarak anlatılmıştır. Secde (ayet 6-9). bu bahçenin ortasına güzel bir ağaç diktiği. tutarsız. bundan sonra Tanrı'nın Adem ile eşini yaratıp cennete koyduğu belirtilmiş. Leyl (ayet 3). MASALLAR) BÖLÜK PÖRÇÜK. bu aynı hikaye Kur'an'a. hiç değilse okuyucuya. Adem'in kim olduğunu. A'raf (ayet 19-25). bundan başka bir de şu var ki. her ne şekilde okunursa okunsun. Kur'an. anlaşılması olanaksız şekillere sokulmuştur. bu ağacı "iyilik ve kötülüğü bilme" ağacı olarak adlandırdığı ve sonra Adem'e.. 117-123). "Bahçenin her ağacından istediğin gibi ye. fakat hayvanların en hilekarı olan yılanın Havva'yı kandırıp ona bahçedeki yasak ağacın meyvelerinden yedirttiği. Örneğin. Necm (ayet 45). ve sonra Adem'in kaburga kemiğinden birini alıp etle sardığı ve böylece Adem'e eş olarak Havva'yı verdiği.. cennetteki yaşamları ve şeytan tarafından kandırılmaları ele alınmış. aynı uyumsuzluk ve tutarsızlık içerisinde. Örneğin. çünkü. Bunlardan birkaçı şöyle: Kur'an'ın en önemli kıssalarından biri olan Adem ile eşinin hikayesini Muhammed. ister surelerin ve ayetlerin Kur'an'daki sırasına göre. neyle emrolunduğunu. Hucurat (ayet 13).

adının ne olduğu açıklanmıyor. çünkü. bu deyimle Tanrı. biraz yukarıda kaldığımız yerden devam edelim: Bakara Suresi'nin 30. ne şekilde ve ne maksatla yaratılmışlardır? Görevleri sadece Tanrı emirlerini "tebliğ" etmek midir..başlamaz. insan sorunlarıyla ilgilidir. bana niyabeten nıahlukatım (yaratıklarım) üzerinde birtakım tasarrufata sahip olacak(tır). Birazdan be-lirteceğimiz gibi. "Ben yeryüzünde bir halife yapacağım" diyerek Adem'den söz ettiği görülür (Bakara Suresi. Eğer bu böyle ise. c. Adem'in eşinin Adem'den yapıldığı yazılı. Ayette geçen "yapacağım" sözcüğünün "halkedeceğim" ("yaratacağım") anlamına gelip gelmediği tartışmalıdır. yani. ayetinde. yani savaş hallerinde Tanrı'nın orduları olarak iş görmekteler Görülüyor ki. o bana izafeten ve bana niyabeten bütün yaratıklar üzerine birtakım eylem ve işlemlerde bulunacaktır. belli değil! Bazı yorumculara göre böyle görünmekte!( ". Tanrı'nın birdenbire bütün meleklere hitaben. hiç yeri ve ilgisi yokken.299-301) Fakat anlaşılan o ki. yok mudur? Eşi varsa o ne şekilde yaratılmıştır? Adı nedir? Hiçbir şey belli değil. Kur'an'ın dördüncü sırasında bulunan Nisa ve 39. “(Elmalılı H. ayet 31) şeklindeki bir ayet izler. ayetinde Tanrı. kudret ve sıfatımdan bazı yetkiler ve-receğim. age. Surenin ilk başlarında yer alan otuz ayet boyunca. Şimdi bu anlaşılmazlıkları ve bu tutarsızlıkları göz ardı edebilmek için İslamcılar muhtemelen diyeceklerdir ki. Bunu... "vekil" ya da "temsilci" anlatılarına gelmekte. oysa. s. Nitekim. fakat. bütün bunlar Kur'an'ın diğer yerlerinde bölük pörçük ele alınmıştır. Adem'le ilgili hikaye.299. Evet. insanın yaratılmış olduğunun kabulü gerekir. Bakara Suresi.. Kur'an'da bu ad'a yer verilmemiş. daha ilk takdim şekliyle anlaşılmazlık ve tutarsızlıklarla dolu görünmekte. hem de "cihat". "Kendi irademden kudret ve sıfatımdan ona bazı salahiyetler (yetkiler) vereceğim ve o bana izafeten. Adem'i (insanı) yaratmadan önce melekleri ya-ratmıştır. ama bu melekler neyin ne-sidir? Ne zaman. sırasında yer alan Zümer surelerine atlamamız gerekiyor. ayet 30) şeklindeki ayetin yorumu için bkz. suredir. yine belli değil Bunlar daha önce anlatılmak gerekirken. kafirlerin azaba sokulacaklarından söz edilir. eşyanın isimlerini meleklere anlat. yaratılmış olan bir kişiye halifelik görevinin verilmesi anlamını taşır. Öte yandan. eğer ayetteki deyimin "halife yaratacağım" şeklinde anlaşılması gerekiyorsa. fakat ona verdiğim yetkileri kendine özgü şeyler olarak kullanmayacaktır. ayet 30). bu hususlar hiç anlatılmadan. o da yok! Böylece. daha önceki ayetlerde. nüzul (iniş) sırası itibariyle 87. s. ayetiyle başlanır. ayetleri "takdim-tehir" yoluyla inceleyip anlamaya dahi olanak yoktur. melekler hem Tanrı'nın vahiylerini gelip "peygamberlere" bildirmekte. bir kalfam olarak tasarrufta bulunacak. ama Tanrı. Evet. her ne kadar Kur'an'ın başında." (Bakara Suresi.Rabbin meleklere. "Ben yeryüzünde bir halife ya-ratacağım" diye konuşmakta! Ancak. "Yarattığım halifeye (yani insana) kendi irademden. Adem'in eşi hakkında bilgi edinebilmek için. 30.. Tanrı'nın Adem'i "halife yapacağı anlatılmakta! Pek güzel. Bakara Suresi'nin 30. 'Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım. Örneğin. Oysa Tevrat'ta Adem'in eşinin Havva adını taşıdığı bildirilmiştir.l. Kur'an'a inananların kurtuluşa çıkacaklarından. bu takdirde insanın yaratılışının anlatılmasına geçilmesi gerekirdi ki. oysa daha önce inmiş olan sure ve ayetlerde insanın yaratılışı hikaye edilmiştir! Bu itibarla sure ve ayetleri "takdim-tehir" esasına vurmak gerekir! Daha önce de değindiğimiz gibi. biraz ileride göreceğimiz gibi. insanın yaratılışıyla ilgili herhangi bir açıklama yok. herhangi bir kitabı okurken. sadece benim iradelerimi. ama insanın nasıl ve neden yaratıldığı hakkında fikir vermiş değildir! Bakara Suresi'nin 30. bu iddiayı ciddiye alamayız. daha sonraya bırakılmış. Yazır. benim kanunlarımı uygulayacaktır. yoksa aynı zamanda Tanrı'nın gücünü maddi şekilde ortaya koymak mıdır. Zira orada. bu kitabın arka ya da orta sayfalarından başlayarak okumak diye bir şey olamayacağına göre. Adem'le ilgili hikayeye." (Bakara Suresi. ayete gelinceye kadar anlatılanlar. sadece "Adem'in . Daha başka bir deyimle. Öte yandan. Kur'an'ın "şüphe" götürmeyen ve "müttaki"ler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için yol gösterici bir kitap olduğundan. yukarıdaki ayette onlara hitaben "Yeryüzünde bir halife yapacağım" diyerek konuşmaktadır. Tanrı. c. Çünkü. l. Bunun böyle olduğunu anlamak için. age. ama bu Adem nereden çıktı? Ne şekilde yaratıldı? Adem'in eşi var mıdır. nasıl bir "vekil" ya da nasıl bir "temsilci" yaratmak niyetindedir? Yaratacağı "halife" ne gibi yetkilere sahip olacaktır? Acaba bu şekilde konuşurken Tanrı. Elmalılı H.. sonra onun arakasından gelenler ve ona halef olarak görev yapanlar bulunacak" mı demek is-temiştir. Yazır..) demek istemiş olur. Ancak. "Halife" sözcüğü. Kur'an'ın daha sonraki surelerinden öğrenmekteyiz ki. "halife yapacağım" deyimi. ikinci sırada bulunmakla beraber. benim bir naibim. benim emirlerimi. bu şekilde konuşurken ne demek istediği pek belli değil.. "Halife yapacağım" ile "halife yaratacağım" şeklindeki ifadeler birbirinden farklı sonuç yaratacak nitelikte deyimlerdir. "Ey Adem.

ayet 12-16. cinlerden söz eder. Secde Suresi. yeryüzünde bir halife yapmak hususunda kararlı olduğunu bildiriyor. ayet 454-456. Ona şekil verdiğim ve ruhumdan üflediğim zaman. ayet 30) demesi üzerine melekler direnirler. orada kan dökecek insanı muhalife kılıyorsun?" (Bakara Suresi. "inkarcı 'lardan söz ederek konuşmaya başlar. Adem'in ne zaman. Çünkü.Bizler hamdinle seni tespih ve seni takdis edip dururken. rızık sağladığından. kulak hırsızlığı yapanlar müstesna belli bir kişinin peşine açık bir alev sütunu düşürdüğünden. daha sonraki surelerde (örneğin. malzeme olarak "kupkuru çamur" ve "kara balçık" kullandığını söylüyor. Bunu dedikten sonra. Fakat. ayet 1-29). insanı yaratırken. bu şekilde konuşmaktadırlar? Ve bu şekilde konuşmakla Tanrı'yı bilgisiz bir duruma sokmuş olmuyorlar mı?" Fakat. çamur sülalesinden. belli değil! Bunu söyledikten sonra. Hicr Suresi'nin ortalarına doğru. Kur'an'ın diğer yerlerinde insanı. şekillenmiş kara balçıktan yarattık" (Hicr Suresi. ayet 2. Evvelce göndermiş olduğu peygamberlerden. Alak Suresi. Oysa. sadece. anlatılan konularla uyum sağlamak diye bir şey söz konusu değil! Hicr Suresi'nde Tanrı. Mü'min Suresi. sırasındaki Hicr Suresi'nde ve diğer surelerde) ele alınmıştır. " (Hicr Suresi. anlaşılan o ki. on üç sürelik bir atlama ile Hicr Suresi'ne geçmemiz gerekiyor. Abese Suresi. Rahman Suresi. pişirilmiş çamurdan. Bu satırları okurken kendi kendimize soruyoruz: "Melekler insan denen yaratığın fesat çıkaracağım nereden ve nasıl bilmişlerdir? Geçmişi ve geleceği bilen bir Tanrı insanların fesat çıkaracaklarını bilmez mi? Melekler Tanrı'dan daha mı ileriyi görmüşlerdir ki. şimdilik yukarıda kaldığımız yere dönelim. ayet 28). pek çeşitli malzemeden (örneğin. ayet 5. Dikkat edileceği gibi.. 'Ben kupkuru bir çamurdan. insanı yaratmadan önce cinleri yaratmıştır (Hicr Suresi. Necm Suresi. insanın fesat çıkaracağını. Görülüyor ki. ayet 34-40. kemikten. ayet 30). ayet 14. ayet 17-23 vd. ayet 7-9.. çeşitli topraktan. bunu izleyen ayette Adem'in yaratılması olayıyla ilgili bir şey yok. Tanrı Adem'i nasıl ve ne şekilde yarattığını açıklasın! Oysa. Alınırken. Hac Suresi. fakat nüzul (iniş) sırası itibariyle 54.. Tanrı'nın "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" (Bakara Suresi. Hicr Suresi. Tanrı'nın yarattığı insan. Bu hususu birazdan tekrar ele alacağız. "Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim" demekle yetiniyor (Bakara Suresi. yeryüzünü kana bulayacağını düşünürler ve düşündüklerini Tanrı'ya bildirirler: ".. akıtılan bir meni damlasından. ayet 27). "Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim" diyen Tanrı yanılmış olacaktır! Fakat. nasıl ve şekilde yaratıldığı belirtilmeden. Mü'minûn Suresi.. sırada yer alan. bir çiğnem etten. ayet 30). ayet 67. En'am Suresi. şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım. sırada bulunan bir suredir. sadece yarım yamalak bir şekilde anlatılmaya başlanmıştır. fesat çıkaracak ve meleklere hitaben. "kadın" denen yaratığın "kötülük" kaynağı ve ikinci sınıf bir yaratık olduğu düşünülerek böyle yapılmıştır. pişmiş topraktan. meleklerin tahmin ettikleri gibi.eşi" denmiştir: muhtemelen. yukarıdaki ayete göre Tanrı. rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdiğinden. insanları diriltip öldürdüğünden. Tanrı'nın insandan "halife" yapmasını istemezler. Fatır Suresi. Tanrı onlara bunu sormuyor. kıyamet günü insanları toplayacağından söz ederken (Hicr Suresi. Daha başka bir deyimle Kur'an'daki Adem hikayesi. anlatılanlarda bilimsel sıra ya da bilimsel nitelik diye bir şey yok. yeryüzünde fesat çıkaracak. Şimdi geliniz . Adem'in nasıl ve neden yaratıldığı hakkında bir fikir edinebilmek için. fakat. suçluların kalplerine inkarcılık denen şeyi soktuğundan. Kur'an'ın baştan ikinci sırasına yerleştirilen Bakara Suresi'nde belirtilmesi gereken hususlar. Kur'an'ın 15. ayet 26) deyiverir. yeri uzatıp yaydığından. ayet 11. Ancak. sudan ve suyun süzülmüşünden) yarattığını bildirmiştir (örneğin bkz.. birazdan göreceğiz ki. yani bir konudan bir başka konuya atlayarak konuşurken. hiç yeri yokken orada ele alınmış olmakta. siz hemen onun için secdeye kapanın'. nutfeden. Öte yandan. birdenbire insanı nasıl yarattığı konusuna geçer ve "Andolsun biz insanı (pişmiş) kuru bir çamurdan. Kur'an'da 15. ayet 2. yukarıdaki konuşmadan sonra beklenir ki. Müddessir Suresi.). gökte yarattığı burçlardan. pıhtılaşmış kandan. yani. cin denilen şey nedir? Cinleri ne şekilde yaratmıştır. daha önce meleklere insanı çamurdan ve balçıktan yaratacağını bildirmiş olduğunu belirtir: "Hani Rabbin meleklere demişti ki. Ve işte Adem'in yaratılışı hikayesi.

O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı. Tanrı'nın Adem'e hitaben. ayet 35). Bunun üzerine Tanrı ona. "Ey Adem! Onlara isimlerini söyle" şekline sokmuştur. ayet 17). çünkü beni ateşten yarattın. bu kopukluk. biraz daha küstahlaşarak. şu ağaca yaklaşmayın. Tevrat'ta ("Tekvin" kitabında). onu ne zaman ve neden yaratmıştır? Adını ne olarak koymuştur? Belli değil! Bunu anlamak için. Ancak.İblis hariç bütün melekler Adem'e secde ederler. iblis. iblisin bu "küstah" tutumu karşısında Tanrı'nın ne yaptığı burada belli edilmiyor. Adem'e dönerek. ayet 13) diye emredecek ve iblis Tanrı'dan. Adem ile eşine cennette kalmalarını. bir başka surede. iblisin Adem'e secde etmemesi üzerine Tanrı. "Öyleyse beni azdırmana karşılık. Tanrı'nın iznine karşılık iblis. ayet 16) diyecek. and içerim ki. Allah'ı inkar etmediği halde ona karşı kafa tuttu diye kafır olmuş sayılıyor! Fakat. insanları nasıl kandıracağını bildirecek (A'raf Suresi. 'Adem'e secde edin' demiştik. Kur'an'ın dördüncü suresi olan Nisa Suresi ile otuz dokuzuncu suresi olan Zümer Suresi'ne atlamamız gerekiyor: . Sonra zalimlerden olursunuz" (A'raf Suresi. ayet 14-15). sadece belli bir ağaçtan yememelerini bildirir: "Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal. Tanrı'nın emrini yerine getirince.. Yani. onların Tanrı tarafından cennetten atılmalarına sebep olacaktır (A'raf Suresi. bu isimleri o nereden öğrenmiştir. "Ben (Adem'den) daha üstünüm. belli değil! Adem isimleri sayarak. Şüphesiz alim ve hakim olan ancak sensin" diye cevap verirler (Bakara Suresi. "Ey Adem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yerden yiyin. Fakat. ayet 34) diye konuştuğu bildiriliyor. Görülüyor ki. hiç yoktan Adem'in eşi çıkıverdi! Tanrı. Tevrat'ta anlatılan bu hususları Kur'an'a alırken. Görülüyor ki. orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin. İblis büyüklük taslayıp inkar edenlerden. "Öyleyse in oradan. Bunun üzerine Tanrı. ". senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. diledikleri gibi yiyip içmelerini. ama iblis neyin nesidir? Arapçada "iblis" diye bir sözcük yok. "Adem'e secde edin" diye emreder. İblis hariç hepsi secde ettiler. bütün bu hususların. ben de onları saptırmak için senin doğru yolun üstüne oturacağım" (A'raf Suresi. "Eğer siz sözünüzde sadık iseniz. onu çamurdan yarattın" (A'raf Suresi. Tanrı'nın sorusunu karşılayıcı bir yanıt da bulamazlar. Bakara Suresi'nde anlatılması gerekirken.Ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz. kafirlerden olur (Bakara Suresi. "Hani biz meleklere (ve cinlere). Yorumculardan kimine göre iblis. ayet 33). Oradan öğreneceğiz ki. beş sürelik bir atlamayla A'raf Suresi'nde anlatılmış oluyor. ". Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir.bütün isimleri" Adem'e öğretmiş gibi yapar ve sonra isimlendirdiği bu şeyleri meleklere gösterip. Şimdi geliniz. daha doğrusu Kur'an'ın yedinci sırasında bulunan A'raf Suresi'nde ve Adem olayının tekrarı sırasında ele alınıp giderilecektir. "Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir?" diye soracak ve iblis de Tanrı'ya. Fakat. Bu arada da Adem'e. ayet 19) diyerek uyaracaktır. "Tekvin". Arapçaya başka dilden girmiş. fakat ona kıyamete kadar yaşamak ve insanları kandırmak fırsatını tanıyacaktır. daha henüz Adem'i yaratmadığı halde. ayet 20-28). Bakara Suresi'nin biraz önce kaldığımız ayetine dönelim ve oradan devam edelim: Meleklerin Adem'e secde etmeleri üzerine Tanrı. Sadece. "İsimlerini söyle" dediği şey nedir. yine anlaşılmazlıklar içerisindeyiz! Zira.. bunun üzerine Tanrı onu yeniden kovacak. hile yoluyla Adem'i ve eşini aldatacak. Bap 2: 20). "Bana (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver" diyecek ve her ne hikmetse Tanrı ona bu mühleti verecektir (A'raf Suresi. "Ey Adem! Onlara isimlerini söyle" diye emreder (Bakara Suresi. böylece kafirlerden oldu" (Bakara Suresi. yoksa zalimlerden olursunuz" (Bakara Suresi. ayet 33). ayet 32). Çık! Çünkü.. Ve işte Muhammed. belli değil! Oysa ki. ileride. Tanrı'nın emri gereğince Adem isimleri söyler (Bakara Suresi. yalnız şu ağaca yaklaşmayın. Evet. Adem'in de bütün sığırlara ve göklerin kuşlarına isim koyduğu yazılıdır (Tevrat. ayet 34). Tanrı'nın emrini dinlemediği için "kafir" olmuş sayılıyor! Kimine göre sadece Tanrı'nın emrine karşı kafa tutması değil. şanların isimlerini bana bildirin" der (Bakara Suresi.. fakat kibredip onu beğenmemesi nedeniyle de kafir olmuştur! Kimine göre. sen aşağılıklardansın" (A'raf Suresi. Tanrı'nın her kır hayvanını ve göklerin her kuşunu topraktan yaptığı ve onlara isim koyma işini Adem'e bıraktığı. bu sefer Tanrı meleklere. ayet 12) diyecektir. Böylece hikayenin bu noktasında yeni bir kopukluk yaratılmış oluyor. Bunun üzerine melekler. ayet 31). Dikkat edileceği gibi burada birdenbire karşımıza.Adem hikayesine ilk kez değinen Bakara Suresi'nde kaldığımız yere tekrar dönelim: Tanrı.

.. fakat iyilik ve kötülük biline ağacından yemeyeceksin" der (Tevrat. İstanbul. c. bu ayetlerde geçen "bir tek nefis" deyiminden Adem'in.2.) Muhammed'in bu konudaki sözlerinden de anlaşılacağı gibi. age. Onu doğrultmak istersen kırarsın. Ancak. Kur'an'ın açıklamadığı bir şeyi. yoksa zalimlerden olursunuz" (Bakara Suresi. yorumcular kendi hayal güçlerine göre açıklamaya çalışırlarken. Tevrat'tan öğrenmekteyiz ki. Adem'den yarattığını söylüyor. İhya-i Ulumi'd Dm.orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin. kaymaktan lezzetli ve baldan tatlı bir şey olduğunu söylerler. "Allah sizi bir tek nefisten yarattı" derken. ayet 35) dediğidir. bu hususları hiç açıklamadan.2. göğüs kemiğine dayalı kemiklerdir ki. "Kadın eğe kemiği gibidir. 4127. Adem'i de bu bahçenin bakımı işiyle görevlendirir.(Elmalılı H. age. neresinden yarattığını ve adının ne olduğunu da bildirmiyor. "şu ağaç" deyimiyle neyi anlatmak istediğim açıklamıyor! Bu nasıl bir ağaçtır? Kur'an'da sözü geçen yirmi dört ya da yirmi beş ağaçtan hangisidir bu ağaç?8 Bu konuda yorumcular. Adem'i topraktan yaptıktan sonra "Aden" denilen yerde bir bahçe diker. c. "AIIah sizi bir tek nefisten (Adem'den) yarattı. Ve herhalde bir humarı vardır (baş ağrısı. kadınların erkeklere tabi (boyun eğer) olmalarını anlatmak amacıyla böyle konuşmuştur.) "nefis" denen şey. Kur'an bilginleri. geçersizdir. bahçenin tam ortasına hayat ağacını oturtur ve ayrıca da "iyiliği ve kötülüğü bilme" ağacını yerden bitirir. Çünkü. Gerçekten de Tevrat'ın "Tekvin" adlı kitabına göre Tanrı. "Eğer bu buğday ise delice bir buğdaydır. Bazıları da "Biz bu ağacı tayin edemeyiz" deyip işin içinden sıyrılmak isterler. Nitekim. Bedir Yayınevi.4115. Zümer Suresi'nin 39.) ya da "Havva. hem "beden" hem de "ruh" olmak üzere yarattığını anlatmaktadır. Kur'an bilginlerinin söylemelerine göre.Nisa Suresi'nde.10 Görülüyor ki.. birbirleriyle çalışmaktalar. dikkat edileceği gibi.. ayetinde geçen "sizi bir tek nefisten yaratan" sözleriyle "bir tek nefis"ten üretildiği bildirilen varlığın Adem'in eşi. 1273). Ye-mani gibi yorumcular bunun "sığır yüreği" büyüklüğünde "bir cennet buğdayı" olup. sonra ondan da eşini yarattı. İbn Abbas bunun "sümbül" ağacı." (Nisa Suresi. sersemlik verir).7 Bilindiği gibi "dıl" (yani "eğe") kemiği denen şey. İbn Mes'ud "asma" ya da "üzüm ağacı" ve diğerleri de incir ağacı olduğunu öne sürerler. Adem'i yarattıktan sonra ona. Adem'e şu buyrukta bulunuyor: "Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal. Görülüyor ki. Adem'i "bir tek nefisten" yaratmış ve ondan da eşini yapmış oluyor..119. üzüm ise şarap üzümüdür. Bunu yaptıktan sonra.5. tahdit ve ubudiyet için (sınırlamak ve baş eğdirtmek için) konulmuştur" derler.." (Zümer Suresi. incir ise kurtlu bir incirdir. 1975. s. yani kadın olamayacağını ve bu nedenle Kur'an'da kadının erkekten yaratıldığına dair hüküm bulunmadığını öne sürerlerse de. "Tekvin". Tanrı bunu . ". Adem'in bir dılından (eğe kemiğinden) yaratıldı" şeklinde haberler bırakmakla bunun böyle olduğunu bildirmiştir.. ayetlerde Adem'in "nefis" olarak yaratıldığı ve ondan da eşinin yapıldığı çok açık bir şekilde belirtilmekte. yoksa zalimlerden olursunuz" (Bakara Suresi. bu ayetlerde geçen "bir tek nefis" deyiminin "erkek" anlamına alınamayacağını.9 Bununla beraber. erkeklerin kadınlara üstün.. Tanrı. Şu durumda Havva. Zümer Suresi'nde de.. Muhammed. "iyilik ve kötülüğü bilme" ağacını göstererek. Kur'an yorumcularına göre (Elmalılı H. bu itibarla Nisa Suresi'nin 1. farklı görüşlere sarılırlar: Vehb b. Tanrı'nın Adem'e ve eşine. Adem'in göğüs kemiğinden yaratılmış olmaktadır.. "beden" mukabili olarak ruh anlamına da gelir ve özellikle "ruhi emri" denilen "nefsi natıkaya" (düşünüp söyleme niteliğine) karşılık tutulur. Oysa. c. Ancak. sayılan yedidir. bunu derken Tanrı. yenilmek için değil. Adem'i.Anlaşılan o ki. ayet 6) diye yazılı. Yazır. İmam Gazali. orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin. eğriliğiyle ondan faydalanmaya bak”(Buhari ile Müslim'in Ebu Hüreyre'den rivayeti için bkz. Fakat. bu hususlar Kur'an'a alınmamıştır. "eşi" deyiminden de "Havva"nın kastedildiği hususunda ittifak ederler. Tanrı. biraz önce işaret ettiğimiz gibi. bu bahçeye görünüşü güzel ve yenilmesi iyi olan ağaçlar yerleştirir. Adem'in "eğe kemiği"nden yapılmıştır. Bakara Suresi'nde Tanrı. sonra da ondan eşini yarattı" diyor. ama Adem'in nesinden. "Bahçenin her ağacından istediğin gibi ye.( Çağdaş görünmek isteyen bazı mollalarımız. Sadece "sizi bir nefisten. "Bu ağaca dokunma" demiş ve sonra onun kaburga kemiklerinden birini alıp etle kapatarak eşini yaratmıştır. s. Havva. yani erkeği. s. Kur'an'da belirten husus. yalnız şu ağaca yaklaşmayın. yani ne Adem'i. ne de eşini nasıl ve ne şekilde yarattığını bildirmeden. yalnız şu ağaca yaklaşmayın. Tanrı Adem'in eşini. Bap 2: 15-17). Cennette bu. kendi hayal güçlerine göre. daha başka bir deyimle. "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan. Yazır. Çünkü. Ve o humar aklı alır ve Allah'ı unutturur. ayet 1) diye yazılı. Çünkü. ayet 35). görevlendirirken de.

demekle Adem'e (ve eşine). bölük pörçük tekrar ele alınıp anlatılacaktır. ayet 22). Zümer (nüzul sırası 59). adının ne olduğu anlatılmıyor? Bakara Suresi'nin bu ayetlerinde bir açıklama yok.. Kur'an'ın ilk başında yer alan Bakara Suresi'nde Adem'in bir eşi olduğu belirtiliyor. Bakara Suresi'nin yukarıdaki ayetlerinden hemen sonra şöyle deniyor: "Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı" (Bakara Suresi. dördüncü sırasındaki Nisa. zira. Örneğin. cennette çok büyük bir özgürlük vermiştir. bilinmez! Fakat. Böylece iblis onları. Ta-Ha. cennet bahçesinde yaşarlarken.. bu ayetler. A'raf Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Derken şeytan. altı sure sonraki A'raf Suresi'nde anlatılmıştır." (Nisa Suresi. nasıl ve ne gibi bir şeyden yaratıldığı. Şeytan ne yaptı ve Adem ile eşine ne dedi ki. şeytan her ikisinin de ayağını kaydırtır. on beşinci sırasındaki Hicr ve otuz dokuzuncu sırasındaki Zümer surelerinde yer alan ayetlerle anlatılmaktadır. ayet 22 vd.(AIIah) sizi bir fek nefisten (Adem'den) yarattı.. Fakat. yani arada otuz beş sure var. "Ben size o ağacı yasaklamadım mı? Ve şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye azarlar. Nisa Suresi Kur'an'ın dördüncü sırasında. Zümer Suresi'nin altıncı ayetleriyle giderilecektir ki. ayet I). Yine görülüyor ki. Nisa Suresi'nin birinci. yine tekrarlayalım ki. fakat. "takdim-tehir" yoluna başvuracak olur ve bu sureleri "nüzul" (iniş) sırasına koyacak olursak. ardından her ikisini birbirlerine düşman ederek cennetten kovar (A'raf Suresi..). Bakara (nüzul sırası 87). Bütün bu olan bitenleri seyreden Tanrı da. Nisa (nüzul sırası 92). verdiği özgürlüğün sınırsız olmadığını ve eğer bu sınırı aşacak olurlarsa günah işlemiş olacaklarını bildirmiştir.. " Bu şekilde konuşan şeytan. ama nedir bu sınır? Bu bile belli değil! Fakat. Şeytan tarafından kandırılan ve bu nedenle yasak emrine aykırı davranan Adem ile eşi. dikkat edileceği gibi. Ama konu Kur'an'da. ondan eşini yarattı. Adem'le ilgili yukarıdaki verileri. Zümer Suresi ise otuz dokuzuncu sırasında yer alıyor. "Ben. Yer yemez "ayıp" yerleri kendilerine görünür (A'raf Suresi. Şimdi yukarıdaki hususlarla ilgili ayetleri bu sıraya göre okumaya kalkınız ve nasıl içinden çıkılamayacak bir durumda kalacağınızı anlayınız! Şimdi geliniz yine dönelim Adem'in eşi konusuna! Daha önce işaret ettiğimiz gibi. Fakat.. onların ayaklarını kaydırtıp cennetten çıkarttı. sistematik bir şekilde değil. cennetten atılırlar.. ayet 36).. ". şu sıraya göre ele almamız gerecek: A'raf (nüzul sırası 39).. Havva'nın. "Tekvin". Evet. onları birbirlerine .. Bu kopukluk. gerçekten size öğüt verenlerdenim" diye yeminler eder (A'raf Suresi. yukarıda belirttiğimiz hususlar. A'raf. biraz önce belirttiğimiz gibi. Bakara Suresi'nde kaldığımız yere dönelim: Tanrı'dan yasak emrini alan Adem ve eşi. Daha sonraki surelerde. ayet 20-21). Bap 2: 22).. Bunlara birazdan değineceğiz. yedinci sırasındaki A'raf. Neden Tanrı otuz beş sure ara ile aynı şeyleri söyler. her ikisinde de Adem'in "bir tek nefis"ten ve eşinin de Adem'den yaratıldığı bildirilmekte: ". fakat. ondan da eşini ya-ratan. fakat şimdi yine Bakara Suresi'ndeki hikayemize kaldığımız yerden devam edelim. birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve 'Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı'.sizi bir tek nefisten (Adem'den) yaratan. Hicr (nüzul sırası 54). Tanrı bunu fark ederek Adem ile eşine. bu eşin ne zaman. nasıl kaydırttığı burada yazılı değil. Sad ve Zümer surelerinde) Adem hikAyesinin tekrarlanması sırasında ele alınacaktır. birbirinden ayrı ve farklı surelere dağıtılmış olarak ve anlaşılamaz şekle sokulmuş olarak anlatılmaktadır! Yine. belli değil! Bu kopukluk daha sonraki surelerde (örneğin. ayet 6). Kur'an'ın ikinci sırasındaki Bakara. Bu sözler üzerine Adem ile eşi yasak ağacın meyvesinden yerler. " (Zümer Suresi.. hile ile aldatmış olur. Bakara Suresi'nde anlatılması gereken şeyler. Eğer. Adem'den yaratılmış olduğuna dair Tevrat'ta yer alan hükmün Kur'an'a alınmış şeklidir (Tevrat.

suredir) Mekke'de. dediğini unutmuşçasına. Ancak. Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır" (Bakara Suresi. Tanrı'nın İsrailoğullarına söylediklerine. Adem'in yaratılışıyla ilgili Hicr Suresi (ki 15. neden onu. Evet. kimisi Medine'de inmiş olmak üzere. Böylece Adem hikayesiyle ilgili ayetler. Tanrı'ya şöyle der: "Ya Rab. ayet 38) diyerek. burada bunlarla ilgili bir şey yazılı değil.( Elmalılı H. Kıyamet. o secde edenlerden olmadı" (A'raf Suresi. Adem'in sorduklarına "Evet" diyecek idiyse. bilinmez! Daha doğrusu. yani "zaman" esasına göre de tutarsız bir anlatılışla okuyucuya sunulmuştur. on birinci ayetle tekrar karşımıza çıkar. Belli olmayan bir şey daha var ki o da şu: Bakara Suresi'nin 37. onları cennetten kovar ve yeryüzüne indirir. suredir) yine Medine'de. Bakara Suresi'nde tutarsız bir şekilde anlatılan ve yarım bırakılan Adem hikayesine. ayetine göre. Al-i İmran. ayet 11). suredir) Mekke'de. eşiyle düşman durumda kılmıştır? Öte yandan Adem'in eşi ne olmuştur? O da tevbe etmiş midir? Etmiş ise." (Nisa Suresi. Çünkü. melekler tarafından secde edilişi ve iblisin secde etmeyişiyle ilgili hususların tekrarı niteliğindeki Sad Suresi (ki 38. Yazır. hani sanki Adem'den ders alır gibidir. oralarda da birtakım tekrarlamalarla ve anlaşılmazlıklarla ele alınmıştır. belli değil. tevbesi neden kabul edilmemiştir? Neden Tanrı.) geçer ve birbiriyle ilgisiz sorunlara atlayarak sürüp gider. "Ya Rab. Bu böyle olduğuna göre." (Bakara Suresi. TaHa. hiç yeri ve gereği yokken. Çünkü. "Ey inananlar! Sizi bir fek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan.düşman ederek yeryüzünde yaşamaya mahkûm talar. kopukluklarla. Anımsanacağı gibi bu husus.. Kur'an'ın ilerideki surelerine. sonra meleklere: 'Adem'e secde edin' dedik. Kur'an'ın 7. Ancak. "Evet" demekle beraber. Rabbinden birtakım ilhamlar aldı ve derhal tevbe etti. ben tevbe eder ve ıslahı hal eyler isem (huylarımı düzeltirsem). Bu sefer Adem. Secde. suredir) Medine'de inmiştir. Daha sonra bu hikaye. sizi yarattık. kimisi Mekke'de. A'raf. Adem hikayesinden ilk kez söz eden Bakara Suresi (ki 2. Kur'an'da şöyle yazılıdır: "Bu durum devam ederken Adem. sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır" (Bakara Suresi. suredir) çok daha sonra Medine'de. Görüldüğü gibi. ama Tanrı burada sadece Adem ile eşine hitap etmekte. güya Tanrı yeminler ederek şöyle demektedir: "Andolsun ki.) Görülüyor ki. Kur'an'ın dördüncü suresi olan Nisa Suresi'nde.. Bu nedenle yorumcular Tanrı ile Adem arasında geçen konuşmayı. "Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz" derken ve "bir kısmınız" deyimini kullanırken neyi kastetmiştir. "Evet" diye yanıt verir. neden cennetten çıkarmıştır? Ve üstelik çıkarırken. anlaşılmazlıklarla dolu olarak anlatılmıştır. Fakat. age. yine Tanrı'dan birtakım "ilhamlar" alır ve derhal tevbe eder. Bu vesileyle hatırlatalım ki... zira. iblisin bu itaatsizliğine . s.. sen beni yine cennetine irca eder misin?" Bu soruya da Tanrı "Evet" der. Sad ve Zümer surelerine atlamamız gerekir ki. c. suresi olan A'raf Suresi'nde. Fakat kılarken şöyle der: ". onun sorduklarına hep "Evet" diyerek ve adeta ona hep hak vererek konuşmaktadır. ayet 1) diye değinilir. Tanrı'nın bu emri üzerine.I. Tanrı burada. Adem'in Tanrı'dan aldığı "ilhamların" ne olduğu bil-dirilmiyor. Kur'an'ın "ruhuna" dayalı olarak anlatmaya çalışırlar..Bir kısmımı diğerine düşman olarak ininiz. Tanrı da onun tevbesini kabul eder. Aynı konunun tekrarı ile ilgili A'raf Suresi (ki 7. Adem hikayesi. Bakara Suresi'nin bundan sonraki ayetleri başka konulara (örneğin. Adem yine sorar: "Ya Rab senin rahmetin (merhametin) gadabını sebketmiş (öfkeni aşmış) değil inidir?" Tanrı buna da "Evet" diye karşılık verir. İbn Abbas'ın rivayetine göre Adem. iblisten başka hepsi secde etti. Adem'e yaptığı gibi eşine de "ilham" yağdırmamıştır. Kur'an'ın baştan ikinci suresi olan Bakara Suresi'nde yarım yamalak bir şekilde. sen beni kendi elinle halk etmedin nü?" Tanrı bu soruya. "Hepiniz cennetten inin.325.. Adem. ayet 36). suredir) Medine'de inmiştir.. hem de şaşkınlık yaratıcı bir şekilde. ayet 37). Adem'in ve eşinin yaratılışı ile ilgili Zümer Suresi (ki 39. Hikayenin eksik kalan ve kopuk bırakılan kısımlarını öğrenebilmemiz için. örneğin. Çünkü. sonra şekil verdik. Adem'in yaratılışı. daha önce Bakara Suresi'nde de buna yakın deyimlerle anlatılmış ve iblisin Tanrı emrine aykırı olarak Adem'e secde etmediği bildirilmişti. fakat Adem'in Tanrı tarafından ikaz edilmesi ve şeytan tarafından kandırılmasının tekrarıyla ilgili Ta-Ha Suresi (ki 20. Örneğin.

şeytanları (iblisleri) yok etmemesinin . Orada. "Sen erteye bırakılanlardansın" (A'raf Suresi. "Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı. orada ölür ve orada dirilirsiniz" (A'raf Suresi. 38. yalnız şu ağaca yaklaşmayın. Tanrı iblise sorar: "Sana emrettiğim halde. Böylece ona. şimdi burada.. hemen hemen aynı deyimlerle ve aynı şekilde. onların pişmanlığına aldırış etmeyip. iblisin yapmış olduğu kötülüğü ve daha da yapabileceği kötülükleri bildiği halde. çok farklı olarak Adem ile eşinin Tanrı'ya yalvardıkları ve ". yani A'raf Suresi'nde yeniden tekrarlanmıştır. iblise karşı bir şey yapmaz.yerilmiş ve kovulmuşsun. ufak tefek değişiklikler ve eklemelerle burada. Orada yaşar. ayet 22). iblisin kabadayılığı karşısında. İşte şimdi A'raf Suresi'nde bu kopukluk giderilmek istenmiş olmalıdır ki. Doğrusu ben size öğüt verenlerdenim. İblisin bu sözlerine fena halde öfkelenen Tanrı. Kur'an'ın yedinci suresi olan A'raf Suresi'nde anlatılan şeyler. Dikkat edileceği gibi. asıl merak uyandıran husus. Buna rağmen Tanrı. Fakat iblis. merhamet sahibi olduğu söylenen Tanrı'nın. omdan def ol. sadece küfürler ederek huzurundan kovduğuna. sonra önlerinden.. iblisin. bir hayli şaşırtıcıdır! Fakat. Ve sonra Tanrı. "Birbirinize düşman olarak inin. Bu tutumuyla şu kanıyı yaratmış olur ki. ' Böylece onların yanılmalarını sağladı. Oysa. Bunun üzerine Adem ile eşi pişmanlık gösterip özür dilerler ve "Rabbimiz! Kendimize yazık ettik. şeytana kanmamalarını söyler (A'raf Suresi. Bakara Suresi'nde anlatılanlar. bunları söyledikten hemen sonra. insanlardan sana kim uyarsa onları ve sizi. Hemen ekleyelim ki. Rableri onlara. ayet 16-17). andolsun ki. çoğunu sana şükreder bulamayacaksın" (A'raf Suresi. Her şeye kadir olduğu kabul edilen "güçlü" ve "yüce" bir Tanrı'nın. İblis cevap verir: "Beni ateşten. Görüldüğü gibi iblis. "Biz şeytanları. seni secdeden alıkoyan nedir?" (A'raf Suresi. sure olan Sad Suresi'nde. tanık olmak. orada büyüklenmek sana düşmez. yasak kıldığı ağacın ne olduğunu burada da belirtmemiştir. hepinizi cehenneme dolduracağım" (A'raf Suresi. 'Ben sizi o ağaçtan men etmemiş miydim? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?' diye seslendi" (A'raf Suresi.karşı. ayet 24-25) dediği anlatılmakta. inanmayanlara dost kılarız" (A'raf Suresi. ayet 36) denmişti. "insanların tekrar dirilecekleri güne kadar beni ertele" diyerek Tanrı'dan dilekte bulunur (A'raf Suresi. cennet yapraklarından oralarına örtmeye koyuldular. ayet 15) diyerek onun dileğini kabul eder.. Bakara Suresi'nde sadece. Bununla beraber Adem'e dönerek. ". ayet 14). ben ondan üstünüm" (A'raf Suresi. Bu eklemelerden biri. sen alçağın birisin" (A'raf Suresi. ayet 27) diyerek biraz daha şaşkınlık yaratır. ayet 23) diyerek yalvar yakar olurlar. kendisine ve insanlara zararı dokunacağını bildiği iblisi neden dolayı yok etmeyip. ayet 12). Tanrı'dan ilhamlar alarak tevbe ettiği ve tevbesinin kabul edildiği yazılıydı (Bakara Suresi.. yani A'raf Suresi'nde.bize merhamet etmezsen biz kayedenlerden oluruz" (A'raf Suresi. sonra da ona kötülük yapabilmesi için mühlet tanıdığına. Ağaçtan meyve tattıklarında kendilerine ayıp yerleri göründü. Ancak. daha önceki Bakara Suresi'nde böyle bir şey yok. sadece öfkesini belli ederek. ayet 18) der. def ol. ayet 19) demekten geri kalmaz. Tanrı'nın bir şey yapmaması ya da yapamamasıdır. birbirlerine düşman olarak cennetten çıkarılıp yeryüzüne gönderildikleri (Bakara Suresi. Adem ile eşini ne şekilde kandırdığına dair olan kısımdır. insanları Tanrı'ya karşı itaatsizliğe ve düşmanlığa sürüklemekte kararlıdır. ayet 13) der. küfürler savurarak kükrer: "İn oradan. bu düşüncelerini ortayca koymaktan kaçınmamaktadır. bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz" (A'raf Suresi. ayet 23) dedikleri yazılı! Üstelik. ayet 71-83). Şimdi A'raf Suresi'nde şunlar ekleniyor: "Şeytan. Her ne hikmetse Tanrı. onları bulundukları yerden çıkardı" (Bakara Suresi. Tanrı'nın ne yaptığı orada yazılmamıştı. ayet 12). ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: 'Rabbinizin sizi bu ağaçtan men etmesi melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir. ayet 37). onu çamurdan yarattın. insanlara hitap ederek ayıp yerlerini örtmelerini. siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz. ayet 26-27). yoksa zalimlerden olursunuz" (A'raf Suresi. senin doğru yolun üzerinde olanlara karşı duracağım. andolsun ki. ayet 36). sağlarından ve sollarından onlara sokulacağım. artlarından. bu durum devam ederken Adem'in. şeytan tarafından kandırılan Adem ile eşinin. "Ey Adem! Sen ve esin cennette kalın ve istediğiniz yerden yiyin. insanları hile yoluyla kandırma fırsatını sağlamış olur. Oysa. biraz daha kısa olmak üzere tekrarlanacaktır (Sad Suresi. Tanrı'nın bu sözlerine karşı iblis biraz daha küstahlaşır ve ona kafa tutarcasına şöyle der: "Beni azdırdığın için. Muhtemelen kullarını merakta bırakmak için! Ancak.

iblisin "Ben kuru bir çamurdan. ayet 74-76) ve tekrar Musa hikayesine dönülür (Ta-Ha Suresi.. Sadece Tanrı'nın iblise. Fakat." (En'am Suresi. A'raf Suresi'ndeki konuşmasında böyle bir şey yok. andolsun ki. inanmayanları "inanmaz" yapan da yine bu aynı Tanrı'dır. "Ey iblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir?" diye sorduğu. bunu derken. Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. pek çok ayetiyle Tanrı bizzat kendi ağzıyla şunu bildirmiştir ki. daha önceki A'raf Suresi'nde iblis." (Hicr Suresi. artlarından. Oysa. dilediğini "Müslüman". sure olan Ta-Ha Suresi'ne geçersek.. cennete ve cehenneme gidecek olan insanlardan söz edilir (Ta-Ha Suresi. ayet 41-42). senin doğru yolun üzerinde olanlara karşı duracağım. ayet 125). sonra önlerinden.. Tanrı'dan kıyamet gününe kadar mühlet ister ve Tanrı ona bu mühleti tanır (Hicr Suresi. çünkü. "Ben (Adem'den) daha üstünüm. ayet 28-29) şeklindeki . biraz farklı bir şekle sokulmuş olarak ve "Hani Rabbin meleklere demişti ki: 'Ben kupkuru bir çamurdan.. onu çamurdan yarattın" (A'raf Suresi. ayet . A'raf Suresi'ndekine nazaran biraz farklı.. Ancak. doğru dürüst anlatılmadan ve tamamlanmadan bu nokta da kesikliğe uğrar ve İbrahim'le ilgili hikayeye geçilir. onlardan ihlaslı kulların müstesna" (Hicr Suresi.73). beni ateşten yarattın. Gerçekten de bu surede Musa'nın başına gelenler anlatılırken (Ta-Ha Suresi. ayetlerle tekrar karşımızdadır. dikkat edileceği gibi. şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim" dediği görülür (Hicr Suresi.. Hicr Suresi'ndeki sözlerine karşı Tanrı'nın cevabı da. Samiri'nin onları saptırdığına ve . Oysa. En'am Suresi'nde Tanrı şöyle konuşmuştur: "Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyete açar. İsrailoğullarına verilen öğütler hatırlatılır (Ta-Ha Suresi. Ona şekil verdiğim ve ruhumdan üflediğim zaman. Hicr Suresi'ndeki Adem hikayesi.. buradaki konuşmasında. Tanrı'ya şöyle der: ". çünkü. Oysa. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna. sizin hepinizi cehenneme dolduracağım" (A'raf Suresi. siz hemen onun için secdeye kapanın" (Hicr Suresi.Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım. ayet 80-85). İblisin. sure olan Hicr Suresi'nde. ayet 18). Muhakkak cehennem onların hepsine vaat olunan yerdir'. Şimdi beş sürelik bir atlama yaparak 20. onları "inanmayanlarla" dost kılmak içindir.. A'raf Suresi'nde) söylediğinden farklı bir şekilde konuşmuş olmaktadır iblis! Zira. Ancak. Adem hikayesini tekrar karşımızda buluruz. 15. dilediğini de "kafir" yapan ya da dilediğini putperest bırakıp dilediğini de doğru yola sokan kendisidir. ayet 77-79). Çünkü. orada sadece şöyle demişti: "Beni azdırdığın için. daha önceki surelerde (örneğin. Bu sözler üzerine iblis. fakat iblisin Tanrı emrine karşı gelerek secde etmediği. Bu böyle olduğuna göre. "Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun. ayet 32-33). Meleklerin Adem'e secde ettikleri. hem de hiç beklenmedik bir yerde.39-40). ayet 34-35) dediği yazılı. şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım. çoğunu sana şükreder bulamayacaksın" (A'raf Suresi. Tanrı'nın. kalbini dar ve sıkıntılı kılar. ayet 36-37). ayet 9. ayet 16-17). A'raf Suresi'nde Tanrı'nın iblise cevabı şöyle idi: "Haydi. sağlarından ve sollarından onlara sokulacağım. ayet 12) diyerek secde etmeyişinin nedenini biraz daha açıklayarak bildirmişti. "kafır" yaptığı kimseleri "şeytanlarla" dost kılmasını anlamak biraz güçleşmiyor mu? Kur'an'ın ikinci suresi olan Bakara ve yedinci suresi olan A'raf surelerinde yer alan Adem hikayesi. Bu açıklama burada eksik. Muhakkak kıyamet gününe kadar lanet senin üzerine olacak" (Hicr Suresi. onlardan kim sana uyarsa. bunun üzerine Tanrı'nın ona. Bu mühleti aldıktan sonra iblis.12 Fakat. Hicr Suresi'nde Tanrı iblise şöyle diyor: "(AIIah) şöyle buyurdu: 'İşte bana varan dosdoğru yol budur. kimi de saptırmak isterse. "Ancak onlardan ihlaslı kulların müstesna" şeklinde bir ekleme yapmıştır.nedeni. Örneğin. yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki.

farklı surelerde bazı değişikliğe sokularak anlatılıvermiştir. Geçildikten sonra. Elyesa'yı. Bu vesileyle belirtelim ki. s. Bakara. ayet 24-25). c. Meleklere. Tanrı'nın Adem ile eşini. daha önceki A'raf Suresi'nde Tanrı'nın." (Sad Suresi. Bunlar söylendikten hemen sonra birdenbire. siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz. orada ölür ve orada dirilirsiniz" (A'raf Suresi." (Ta-Ha Suresi. "Ey Eyub! 'Eline bir demet alıp onunla vur. Eyüb'ün başına gelen belalardan. 'Adem'e secde edin' demiştik... bunlara biraz daha anlaşılmaz bir şekilde kısaca yer yerilir. ayet 85-98). otuz sekizinci sure olan Sad Suresi'yle.. ayet 115) diyerek Adem hikayesine geçilir. "Eğer zengin olmamış olsa sana kulluk etmezdi. birbirlerine düşman olarak yeryüzüne indirdiğini bildiren şu ayetle sona erer: "(Sonra Rabbi. örneğin Nisa ve Enbiya surelerinde. Muhammed'e Kur'an'ın "mübarek" olduğunu hatırlattığı ve aklı olanların ayetlerden öğüt almaları gereğini tekrarladığı görülür (Sad Suresi. sonra Nuh'tan itibaren "peygamber'leri yalanlayan milletlere atıflar yapılır (Sad Suresi. hastalıklar getirmiş ve bunun üzerine Eyub. Hemen sonra. ayet 29). ayet 30-39). Eyub'la ilgili bu ayetlerden sonra Tanrı.. Bunun boşuna olduğu. daha sonra. kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz'. "Ayağım yere vur!" demiş. Kur'an'da sadece yukarıda belirttiğimiz ayetler var.( Bu yorumlar için bkz.. kendisini bütün bu kötülüklerden kurtarması için Tanrı'ya yalvarmış. denemek' için bana yetki ver" demiş. Doğrusu biz onu sabırlı bulmuştuk.) dedi ki. Adem ile eşini cennetten kovması şöyle idi: "Birbirinize düşman olarak inin. hemen sonra Muhammed'e kafa tutanlara karşı tehditlere atlanır (Sad Suresi. burada. 'Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi' diye seslenmişti. Ne iyi kuldu. Görüldüğü gibi bu satırlardan hiçbir şey anlaşılamıyor. bunun üzerine Tanrı şeytana yetki vermiş ve şeytan aldığı bu yetkiyle Eyüb'ün başına belalar.. 'Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su' dedik. İshak'ı ve Yakub'u.... sonra Muhammed'e verilen kitabın Arapça okunmak üzere indirildiği bildirilir (Ta-Ha Suresi. yemini bozma' demiştik. "Göğü. Bu yapıldığı takdirde görülür ki.. daha önceki surelerde. Orada yaşar. " (Ta-Ha Suresi.Harun'un yaptıklarına değinilir (Ta-Ha Suresi.. Ey Eyub! 'Eline bir demet alıp onunla vur. yani Sad Suresi'nde. Turan Dursun. Oysa. yemini bozma'. Davud'a bahşedilen Süleyman'la ilgili olaylara atlanır (Sad Suresi. 'Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Artık benden size hidayet geldiğinde. inkar edenlerin sanısıdır. Zülkifl'i anması için Muhammed'e emrettiği görülür (Sad Suresi. daima Allah'a yönelirdi.96-97..."! Ya da ne demektir. derken Davud'un yaşamına ve onunla ilgili olaylara el atılır (Sad Suresi. "Andolsun ki. daha önce Adem'e ahd vermiştik.5. Hicr ve Ta-Ha surelerinde anlatılan Adem hikayesi. belli belirsiz değişikliklerle tekrarlanır ve hikaye. ayet 41-44). Vay ateşe uğrayacak olanların haline" (Sad Suresi.. bu arada Tanrı'nın. yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Oysa ki. şeytan. Eyub ayağını yere vurunca yerden su fışkırmış ve nihayet Eyub bu sudan içince iyileşmiştir. iblisten başka hepsi secde etmiş. Tanrı da kendisine. ayet 99-115). İsmail'i. yarım yamalak zaten söz edilmiştir. ayet 116-123). Tanrı'nın geçmiş dönemlerde inkarcıları yok ettiğini bildirmesiyle başlar (Sad Suresi.. ayet 13-16).. örneğin şöyle denir: "Ey Muhammed! Kulumuz Eyüb'ü da an. ayet 17-26). burada sadece dokuz ayetle yetinilir ve Eyub'a geçilir. ayet 27) diyerek. aynı olay. "güçlü ve anlayışlı" kullarından İbrahim'i. Ne demektir "İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su dedik. o çekinmişti. bu olaylar Kur'an'ın daha önceki ve daha sonraki surelerinde birçok kere esasen tekrarlanmıştır. Eyüb'ün zenginliğinden dolayı Tanrı'ya şikayette bulunmuş. A'raf. age. yine hiç beklenmedik bir anda ve hiç gereği olmayan bir yerde yeniden karşımızda! Sure." şeklindeki sözler? Söylenenlerin ne demek olduğunu anlamak için Tevrat'tan kaynaklanma yorumlara başvurmak gerekir. 300) Fakat. daha önceki surelerde Adem'le ilgili olarak anlatılanlar. Görülüyor ki. Rabbine. dediğimiz gibi bu hususlar Kur'an'da yok. ayet 4-12). Tanrı'ya karşı gelmekten sakınanların "Adn" cennetlerine alınacakları müjdelenir ve şöyle denir: . ayet 45-49). ayet 1-3).

Allah. daha önceki surelerde söylenenler hemen hemen aynen tekrarlanarak sunulmakta."Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler. 'Haydi sen bilinen güne kadar mühlet verilenlerdensin' buyurdu. 'Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Bundan sonra cehenneme atılacaklardan söz edilir (Sad Suresi. 'Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın. hikayenin Tevrat'ta (Tevrat'ın "Tekvin" kitabında) anlatılmış şeklini bilmek gerekir ki. İblis. adeta anlaşılamaz yapmıştır. "kafir" olarak ilan ettiği Kureyşlileri hısım ve akrabalıkları vardı. fakat kendi günlük siyasetine uygun düşecek şekle sokmuş. Kendi taraftarlarından (yani Müslümanlardan) pek çoğunun. Kain'in. Nitekim. Muhammed hikayeyi bölük pörçük. onlardan Masa erdirilmiş kulların bir yana. Allah. Muhammed onu ilk peygamberlerden biri olarak göstermiştir.. İblis. Sen artık kovulmuş birisin. onların Müslüman olmayan hısım ve yakınlarıyla savaştırmanın ancak bu şekilde mümkün olabileceğini düşünmüştür. kendi yalanlan olan babalarına ya da oğullarına karşı savaşmalarını sağlayabilmiştir.. Sad. Bunu gören Tanrı. Mücadele ve Nuh surelerine dağıtılmış olarak. ayet 55-64). 'Ben sadece bir uyarıcıyım. Allah. Nuh'un hikayesi açık. İşte bu hesap günü için size söz verilenlerdir. Adem'i yaratmış olduğuna nadim olur ve yeryüzündeki bütün insanları ve yaratıkları yok etmek üzere kendi kendine şöyle der: "Yarattığını adamı ve hayvanları. Yalnız iblis secde etmedi. çoğu kez tersyüz edilerek ya da özetlenerek anlatılır. Çünkü. Kur'an'ın A'raf. zorbalıklar devam edip gitmektedir. Bunun böyle olduğunu anlamak için. Nuh kıssası. Her ne kadar Tanrı onu cezalandırmakla beraber. *** Konumuzla ilgili olarak bir başka örnek verelim ve Kur'an'daki Nuh'la ilgili kıssayı inceleyelim.. içine ruhumdan üfürdüğüm zaman derhal ona secdeye kapanın." (Sad Suresi. Hemen sonra Muhammed'e. sürünenleri ve göklerin kuşlarını. anlaşılır olmaktan çıkarmıştır. ceza gününe kadar lanetim senin üzerindedir!' buyurdu. iki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir? Böbürlendin mi. onu çamurdan yarattın' dedi. her ne şekilde sunulmuş olursa olsun. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. 'Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver' dedi. Onu tamamlayıp. Şuara. Adem'in zürriyetiyle dolmaya başlar. ayet 50-54). Ve işte bu noktada birdenbire karşınıza hiç beklenmedik bir şekilde ve geçmiş su-relerdekinin tekrarı niteliğinde olmak üzere. gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır. daha sonraki kuşaklara da bulaşıp geçmiştir. Mü'minûn. esas itibariyle "peygamber" sayılmadığı halde. Habil'i öldürmüş olması nedeniyle "kötülük" denen şey. özetle şöyle: Cennetten kovularak yeryüzüne yerleşen Adem ve Havva'nın iki oğulları olur: Kain ile Habil. başı sona.. ayet 71-83). anlaşılması mümkün olamayacak niteliktedir. Tevrat'a göre Nuh. Öte yandan Tevrat'ta.' Bütün melekler toptan secde ettiler. O kadar ki. 'Çık oradan (cennetten). Tanrı bu iki kardeşten Habil'e daha yakınlık gösterdiği için Kain öfkelenir ve kıskançılığa kapılarak Habil'i öldürür. "Ey Muhammed! De ki. hepsim mutlaka azdıracağım'dedi. 'Senin mutlak kudretine andolsun ki. Müslümanlığı kabul etmiş olan kendi taraftarlarını. İblis. Tanrı'nın büyüklüğü dile getirilir (Sad Suresi. Hûd. başkaları tarafından öldürülmesini önler ve onu Aden'in doğusunda bulunan Nod diyarında yaşamaya bırakır. Fakat. toprağın yüzü üzerinden . ayet 65-70). dünya yaşanamayacak bir yer haline dönmüştür. Tevbe. Şûra. Çünkü. sonu başa gelecek şekle sokmuş. Adem hikayesi çıkıverir: "Rabbin meleklere demişti ki. Fakat. Ve işte bu sıhriyet ve akrabalığın Tanrı katında değeri olmadığını Nuh örneği ile ortaya koymak istemiş ve böylece Bedir Savaşı'nda birçok sahabenin. Bu nedenle insanlar arasında cinayetler. Bu arada Adem ile Havva'nın başkaca oğullan olur. ne şekilde anlatılırsa anlatılsın. Dikkat edileceği gibi. Kain evlenir. Tevrat'la Nuh'un karısı ve oğlu kafirlerden sayılmadığı halde. Saffat. Allah'tan başka Tanrı yoktur" diye hitap edilerek. bunlar Doğu'ya ve Batı'ya göç ederek çoğalırlar. Kamer. Böylece yeryüzü. 'Ey iblis.. tıpkı diğer hikayeler gibi. hırsızlıklar. yoksa yücelerden misin?' dedi. Ancak.. Bedir Savaşı bunun ilginç örneklerinden biridir. Muhammed bu hikayeyi. Tevrat'tan almış. çocukları ve torunları olur. Ankebût. yine de Adem ve eşi ile ilgili hikayenin oluşumu hakkında doğru dürüst bir fikir edinmek mümkün değil! Edinebilmek için Tevrat'a başvurmak gerek. Yanlarında. düzenli ve anlaşılır bir şekilde anlatıldığı halde. Muhammed onları kafirlerden sayıp Tufan'da boğulanlar arasına katmıştır. " (Sad Suresi.

"Tekvin". çünkü onun kendisine kötülük yaptığını düşünür. çünkü onları yarattığıma nadim oldum" (Tevrat. Nuh geminin örtüsünü kaldırır ve bakar ki toprak kurumuştur. kendisiyle beraber karısı. Tam bu sırada Tanrı.. zorbalıklarla dolduğunu. Ve zamanla bu lanetlemeyi gerçekleştirir. Anlaşılan o ki. Neden dolayı Tanrı. "Tekvin".) Ellerindeki esvabı babalarına giydirirler. Bap 8: 1-22). Sadece Nuh ve kendisiyle beraber gemide olanlar kurtulmuş olur (Tevrat. bir de onun ahfadı olacak olan Kenan'a lanetler eder: "Kenan lanetli olsun. oğullarının karılarını ve hayvanları ve' kuşları alarak gemiye girer ve kapıları kapar. yeryüzünü doldurmaya başlar (Tevrat. üç oğlu ile birlikte işe koyulur ve Tanrı'nın emrettiği şekilde bir gemi yapar. oğullan ve oğullarının karıları olmak üzere gemideki bütün canlıları alarak dışarı çıkmasını ve yeryüzünde çoğalmalarını emreder.. tufandan sonra 350 yıl daha yaşar ve 950 yaşındayken ölür (Tevrat. babasının çıplaklığını görüp dışarıya çıkar ve durumu diğer iki kardeşine. oğullarını. yağmur yağdıracağını ve yeryüzünde her yaşayan şeyi öldüreceğini söyler. Bap 6: 6-7). "Tekvin". güvercin ayağını basacak bir yer bulamadığı için geri gelir. "Tekvin". yani Sam ile Yafet'e anlatır. Sam ile Yafet'in . bu nedenle bütün insanları ve canlı yaratıkları (beşeri). yeryüzünün. Tanrı'nın inayetini kazanmış bir kişi bulunmaktadır ki. Ham ve Yafet'in zürriyetleri.sileceğim. yer üzerinde kırk gün tufan olur. "Semereli olun ve çoğalın ve yeryüzünü doldurun " der ve yeryüzünde hareket eden ne varsa her şeyi onların emrine verdiğini bildirir. Söylendiğine göre. Bu büyüklükteki bir geminin tahtadan yapılmasına imkan olmamakla beraber. Nuh'un oğulları Sam. sular henüz azalmamıştır! Aradan yedi gün daha geçince. bilemiyoruz! Fakat. Nuh geminin pencerelerini açar ve suların azalıp azalmadığını anlamak için yanındaki güvercini gönderir. Bap. Tanrı bundan pek hoşlanmış olmalı ki. "gofer" ağacından bir gemi yapmasını. Bap 7: 1-24). suların yeryüzünden eksilmiş olduğunu anlar. muhtemelen babasının sarhoşluğu ve çıplaklığı ile alay etmiştir. Bundan sonra Nuh şarap içmeyi bırakır. geminin üç yüz arşın uzunlukta. babalarının çıplaklığını görmemek içindir. Bununla beraber. yeryüzü ile beraber yok etmeye karar verdiğini söyler ve kendisine . yerine getirir. ayrıca da bu şeylerden nasıl yararlanacaklarını belirtir (Tevrat. artık bir daha insanlar yüzünden toprağı tekrar lanetlemeyeceğine ve yaşayan şeyleri tekrar vurmayacağına dair kendi kendine söz verir (Tevrat. Kovmakla da kalmaz. Kardeşlerine kullar kulu olacaktır. gemiyi yaptıktan sonra kendi karısını." Nuh'un bu şekilde konuştuğunu gören Tanrı hoşnut olur ve lanetlemeye katılır. oğullarının kanlarını ve ayrıca yeryüzünde yaşayan her cins canlıdan erkek ve dişi ikişer yaratığı alarak gemiye girmesini emreder. "Tekvin". gemiden çıkar çıkmaz ilk iş olarak Tanrı'ya bir mezbah yapar ve her temiz hayvandan ve her temiz kuştan alarak mezbah üzerinde yakılan takdimeler arz eder. bu kez güvercin. Bap 9: 1-17). elli arşın genişlikte ve otuz arşın yükseklikte olmasını.. çiftçiliğe başlar ve bir bağ diker. Ham ve Yafet. Tanrı'yı hoşnut etmek amacıyla. Sam ile Yafet. Bap 10 vd. gökler altındaki bütün yüksek dağlar sularla örtülür ve yeryüzünde ne kadar canlı insan ve hayvan varsa hepsi ölür.). Nuh. Gemi yedinci ayın on yedinci gününde Ararat dağlan üzerine oturur. yani şarabından ayrılır. Bu öylesine bir tufandır ki. Tanrı'nın emrettiği gibi yapar: kendi karısını. Ham'ın ahfadına. bu nedenle Ham adındaki bu oğlunu evinden kovar. yani suçu ve günahı olmayan ilerideki bir kuşağa lanet etmiştir. Neden Tanrı ona bunu haber vermemiştir. Nuh'u ve oğullarını mübarek kılarak. Bu kez güvercin geri gelmez. Bununla beraber yedi gün daha bekler ve güvercini tekrar gönderir.. Nuh. Böylece Nuh. oğullarını. O sırada Nuh'un yanında bulunan küçük oğlu Ham. Bunun üzerine Tanrı yağmur yağdırtmaya başlar. ağzında yeni koparılmış zeytin yaprağı ile geri gelir. Nuh'un üç oğlu vardır: Sam. 9: 18-29). Bunun üzerine Tanrı Nuh'a yeryüzündeki temiz olmayan hayvanlardan erkek ve dişi olarak ikişer ve her teiniz hayvandan ve ayrıca göklerin kuşlarından erkek ve dişi olarak yedişer tane almasını ve çünkü yedinci günden sonra yeryüzü üzerinde kırk gün kırk gece. (Gerisin geriye girmelerinin nedeni. Nuh'a seslenerek. Suların yükselmesi yüz elli gün devam eder ve sonra Tanrı yağmurları sona erdirir Ve yerin üzerinden bir rüzgar geçirterek suların yükselmesini durdurur. küçük oğlu Ham'a karşı kin beslemekten kurtulamaz. bilinmez! Nuh. Günlerden bir gün Tanrı Nuh'u karşısına alır ve ona. adı Nuh'tur. Nuh. Sonra. bir gün fazlaca şarap içerek sarhoş olur ve çadırının içinde çıplak olarak dolaşmaya başlar. Fakat. Bundan sonra Nuh. sular yükselir ve gemi yüzmeye başlar. "Tekvin". Fakat. ihtiyar babalarının bu durumuna üzülürler ve bir esvap alıp gerisin geriye çadıra girerler. Nuh tekrar güvercini gönderir. Ham kovulduktan sonra Afrika'ya göç eder ve oradaki zenci ırkının atası olmuş olur. Fakat.

. Fakat. Kur'an'da. ne maksatla ve ne şekilde yapıldığını belirtmemiştir. Ankebût. Sad. Kur'an'ın 71. Hikayeden bahseden son sure ise. biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. biraz önce belirttiğimiz gibi. Tevbe. Nuh'u "peygamber" olarak göstermektir. onlara Tanrı'dan başka "Tanrı" olmadığını anlatmış. çoğu kez tekrarlamalarla anlatılmıştır: Nuh hikayesine. edilmeden Ad ve Semûd kavimleriyle ilgili hikayelere geçilir.. Kur'an'da yetmiş birinci sırada yer almıştır. fakat Kureyş ileri gelenleri. Fakat. Gerçekten de. büyük bir günün azabından korkuyorum" (A'raf Suresi. suresi olan Nuh Suresi'dir. bu sureyi okumakla. Zira. ayet 61-62). Mücadele ve Nuh surelerine dağıtılmış olarak ve birbirlerinden farklı şekillerde. onlar kör bir kavimdi" (A'raf Suresi. ayarlarken Nuh'un gemisinin ne olduğunu. bütün bu sureler. Nuh'un kim olduğu. sapıklıkla suçlamışlardır. kendi kavmini Tanrı'ya kulluk etmeye çağırmak ve korkutmak üzere gönderilmiştir. fakat tutarsız ve belli bir fikir silsilesine yer vermeyerek. Fakat. İkincisi de. hiç değilse belli bir düzen ve silsile ile ve anlaşılır şekilde anlatılmıştır. daha önceki surelerde. Kur'an'ı okumakla Nuh kıssası hakkında doğru dürüst bir fikir edinmek mümkün değildir. Oysa. Nuh efsanesi hakkında fikir edinilemez. kavminin ileri gelenleri onu yine yalanlarlar. hikayeyi kendi içinde bulunduğu duruma göre ayarlamıştır. göre. hem de diğer surelerde anlatılanlara göre eksiklikler ve değişikliklerle ele alınmıştır: Nuh hikayesine. Nuh'u elçi olarak kavmine gönderdik. Sadece şu belirtilmiştir ki. ilk olarak Kur'an'ın yedinci suresi olan A'raf Suresi'nde rastlanır. Tevrat'ı bilenlerden öğrenip almış. Görüldüğü gibi hikaye. akıl dışılıklarla dolu olmakla beraber. Ancak. Ve işte bu efsaneyi Muhammed. Nuh'un hikayesinin özeti budur. ayet 59) şeklindeki ayetle başlandığı görülür. Çünkü. Nuh'u ve onunla beraber gemide bulunanları kurtarıp. yani Mekke dönemindeyken. zira. Nuh hikayesine sarılmıştır. Muhammed. Ancak. burada sözü edilen gemi nereden çıkmıştır? Gemiyi kim inşa etmiştir? Ne sebeple inşa etmiştir? Geminin içinde bulunanlar kimlerdir? Suda boğulan kavim hangi kavimdir? Bunlar hiç belli. ne için gönderildiği belli edilmemiştir. Nuh hikayesi. hem Kur'an'ın son kısımlarına atılmış. bu iki sure arasında. ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk! Çünkü. Ve işte Tevrat'a. altı ayetlik bir anlatışla yarım yamalak bırakılmış ve başka konulara atlanmıştır. Ancak. Bu vesileyle ekleyelim ki. bu birkaç ayetle Nuh hikayesini. Daha başka bir deyimle. her ne kadar "Nuh" başlığım taşıyan bir sure var ise de. Nuh başlığını taşıyan sure. yalanlayanları suda boğduğunu bildirir: "(Nuh'u) yalanladılar. örneğin A'raf. Saffat." (A'raf Suresi. Nuh'u gemiye binerken karısını ve oğullarından birini. ayet 64). Mü'minûn. Size Rab-bim'in vahyettiklerini duyuruyorum. kendi kavmi olan Kureyş'i Tanrı'ya kulluk etmeye çağırmış. tersyüz edilmiş olarak sıralanmış gibidir. Kamer. üstünüze gelecek. Hûd. içinde bulunduğu kendi durumuna göre ayarlamış gibidir. biraz önce değindiğimiz gibi. hemen ekleyelim ki. yeryüzünün diğer milletlerini oluştururlar. Fakat söz dinletemez.zürriyetleri. Bir kere Nuh Suresi. Ve işte onları korkutmak için Muhammed. aynı hikaye ile ilgili diğer sureler yer almıştır. onu yalancılıkla. Şuara. Yapmış olduğu değişikliklerden biri. ayet 59). Nuh. alırken kendi günlük siyasetinin gereksinimlerine göre değiştirmiş. size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum" (A'raf Suresi. kendisini "peygamber" olarak ilan ettikten sonra. Sarılırken de. henüz Medine'ye hicret etmeden önce. Onların bu suçlamaları üzerine Nuh şunları söyler: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yoktur. kendisine iman etmediler diye terk etmiş gibi tanımlamıştır. Bunun üzerine Tanrı. Doğrusu ben. Nuh'la ilgili hikaye. Ve kavmine şöyle der: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. bazan tersyüz ederek Kur'an'a koymuştur. "Andolsun ki. kavminin ileri gelenleri Nuh'u dinlemezler ve onu sapıklıkla suçlarlar. hangi kavme mensup bulunduğu. sizin ondan başka Tanrınız yoktur. Kur'an'ın baştan yedinci sırasında bulunan A'raf Suresi'nin. fakat ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Şûra. Bunu .

. fakat tekrar ederken... Yani Muhammed.daha sonraki surelerde ele alacaktır. Milletinin inkara ileri gelenleri dediler ki. belli değil! Babasına iman etmediği için gemiye alınmadığı anlaşılıyor. Muhammed'in söylemesine göre... Çünkü..gözcülüğümüz altında." (Hûd Suresi. "Ey yer suyunu tut! Ve ey gök (suyunu) tut" diye emreder.." Nuh da ona. Ama nasıl "kötü bir iş" yapmıştır. ayetiyle ilgili açıklamasına göre. ayet 25-34). bunu Nuh dahi bilmemektedir. ayet 36-37) diye emrettiğini söyler.. Nuh'un yukarıdaki şekilde çağrısına karşı. bunun "vapurun ocağı yandı ve harekete hazır duruma getirildi" demek olduğunu öne sürmüşlerdir. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Her ne kadar bu ayetlerde.Ey Nuh! O asla senin ailenden değildir.) Ve bunu. çünkü. ayet 46). Bu yersiz ve gereksiz saptırmadan sonra Tanrı. Nitekim. Tanrı.( Diyanet Vakfı'nın Hûd Suresi'nin 40. Bunun üzerine Tanrı." (Hûd Suresi. daha önceki A'raf Suresi'nde anlattıklarını burada tekrar etmekte.." (Hûd Suresi. "O zalimler topluluğunun canı cehenneme" der (Hûd Suresi." (Hûd Suresi. ayet 40). "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. yine Nuh hikayesine döner ve Nuh'a. gemiden uzakta kalıp dalgalarda boğulan oğlundadır. Nuh'un gemisinin yelkenli bir gemi değil. Nuh'un aklı.. 'Ben sizin için apaçık bir uyanayım. Ancak. 'Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin. dört sure sonraki Hûd Suresi'nde tekrar ele almıştır. Haksızlık yapanlar için bana başvurma. sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap.Buyruğumuz gelip sular kaynamaya başlayınca. Bu surelerden biri.. Tanrı ona. Ve hatırlar ki. ayet 42) diye seslendiği görülmekte. Görülüyor ki. nasıl bir gemi yapılmasını istediği belirtilmemişse de. Nuh.Buyruğumuz gelip sular kaynamaya başlayınca. Hûd Suresi'nde Nuh'u kendi milletine göndererek milletini imana çağırttığını bildirir ve Nuh ile milleti arasındaki sürtüşmeyi belirtir: "Andolsun ki. kafirlerden olma'. ailesini kurtaracağına dair daha önce söz vermiştir.. Tanrı. ". "buharlı bir vapur" olduğu sonucunu çıkarırlar." (Hûd Suresi. ayet 44)... ayet 43). bu çocuk Nuh'un oğullarından hangisidir. Nuh'un gemiye binmeyen bir oğlu olduğu ve onu çağırdığı anlaşılıyor. Kur'an'ın 11.. Böylece aralarına dalgalar girer ve Nuh'un oğlu boğulanlardan olur (Hûd Suresi. O halde hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmamam tavsiye ederim" (Hûd Suresi." sözlerinden. Ancak. ". çünkü onlar suda boğulacaklardır" (Hûd Suresi. biz Nuh'u kendi milletine gönderdik. 'Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları (iman edenleri) gemiye bindir' dedik. Sizin bizden üstünlüğünüz de yoktur'... ". 'Senin ancak kendimiz gibi bir iman olduğunu görüyoruz. oysa ben sizin işlediğiniz günahlardan uzağım'.. ayet 45). Senin vadin ise elbette haktır. de ki.Ey Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir.. Fakat.. ayet 41) der ve gemi dağlar gibi dalgalar arasında gitmeye başlar. çocuk şöyle konuşur: "Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım.. Ve ekler: ". 'Uydurdumsa suçu bana aittir. Bu nedenle Tanrı'ya şu yalvarıda bulunur: ". onun yaptığı kötü bir iştir. Kur'an'ın "bilim" kaynağı olduğuna kanıt sayarlar! Fakat. o da Kur'an'ın Muhammed tarafından uy-durulmadığıyla ilgilidir: "Ey Muhammed! Sana 'Kur'an 'ı kendiliğinden uydurdu derler'. ayet 35).. sırasında yer alan Hûd Suresi'dir. Tanrı'nın konuşması şöyledir: ". Kur'an'daki hikayeye göre.. sular çekilir ve gemi Cudi Dağı'nın üzerine oturur. Pek az kişi onunla beraber inanmıştı. A'raf Suresi'nde anlattıklarını.. Ve Tanrı. Sen hakimler hakimisin" (Hûd Suresi..gemiden uzakta bulunan oğluna.' dedi. zira. Tanrı'dan başka koruyucu olmadığını bildirir.. . "sular coşup yükselmeye başlayınca" deyimini "tandır kaynayınca" şeklinde anlayıp. Tanrı ona. oğlunun kötü bir iş yaptığını ve ailesinden sayılamayacağını anlatır. ayette Nuh'un.. birdenbire hikayeyi yanda keser ve başka bir konuya geçer ki. Tanrı'nın. bazı yorumcular.. bazı yorumcular.

sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır" (Hûd Suresi. Daha doğrusu Nuh ve yakınları dışında olanların boğulduğu anlatılmakta: ". Gerçekten onlar fena bir kavim idi. yeryüzündeki yaratıklardan birer çift ile birlikte kendi ailesini ve "inananları" almasını emretmişti. boğulmaktan kurtulan imanlı insanlardan bir kısmının "kafir" olacaklarını ve onlara elem verici azap hazırladığını bildirmekte. bu takdirde tufandan önceki dönemde "imansız" olanları boğdurtmak niye? Eğer tufan yaratıp imansız kişileri boğdurtmak suretiyle. Nuh'un kavmi hem Hak'kı yalanlamış. Böylece kendisini ve (iman eden) yakınlarını büyük sıkıntıdan kurtarmıştık. baba. En'am Suresi. "seninle beraber olan ümmetlere bizden selam.. dilediğini de "kafir" yapıyor ise.( Diyanet Vakfı çevirisinde.. çocuklar ya da hısım-akraba olsun) "kafir" bilip. ayet 77). bu takdirde. Bundan sonra. Ve işte bu yukarıdaki uyan üzerine Nuh. "Biz dilediğimizin gönlünü açar Müslüman yaparız. ayette Tanrı'nın.(Ey Nuh) Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in!. hem de kötü işler yapmışlardı. Nuh ile birlikte gemiye girip de. ayet 48). birden fazla ümmetler olduğu kanısını yaratacak nitelikte olmak üzere. ayet birtakım karışıklıklar yaratmakta! Bir kere.. Nuh'un daha önce dua ettiği ve duasının Tanrı tarafından kabul edildiği yazılı! Neydi bu dualar ve neydi Tanrı'nın sağladığı şeyler? Öte yandan Nuh'un ve yakınlarının sıkıntıdan kurtarıldığı. dilediğimizin gönlünü kapar onu kafir yaparız" (örneğin. "Ey Rabbim! Ben senden hakkında bilgim olmayan bir şeyi istemekten sana sığınırım. sırada olan Hûd Suresi'nde. . neden dolayı Nuh'a gemi yaptırıp tufan yaratsın ve nasıl olsa "kafir" olacaklarını bildiği insanları kurtarsın? Eğer bu böyle olacak idiyse. "Daha önce Nuh da dua etmiş. bu nedenle. ben ziyana uğrayanlardan olurum!" (Hûd Suresi. Gerçekten onlar fena bir kavim idi.Onu. ayetinin açıklamasına bakınız. Nuh ve yakınlarından başka. yani yirmi birinci sureye gelinceye kadar. Nuh'la ilgili iki ayet karşımıza çıkar. Bunun üzerine Tanrı Nuh'a gemidekilerle birlikte inmesini emreder ve şöyle der: "Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız.. kardeşlerine ya da oğullarına karşı savaşmışlardır. Nitekim..Bir kere burada. gemiye binerken.Kendilerini (dünyada)faydalandıracağımız. ümmetlerden söz edilmemekte. yukarıdaki ayetle sona erer ve başka konuya geçilir. Evet. Bu ayetin yorumunu yapan Beyzavi'nin söylemesine göre. daha önceki ayetlere göre Tanrı. yani Hûd Suresi'nde.. Nuh'la ilgili hikayenin anlatılışı. ayet 48). ayet 125) demenin anlamı olur mu? Eğer Tanrı. Görülüyor ki. gemiye başka ümmetlerin de alındığı yazılıydı: ". Bedir Savaşı'na katılan Müslümanlar.) Oysa on sure önce. imandan çıkmaya kalkışanlara ders vermek istiyor idiyse. düşman saymak gerektiğini anlatmak istemiştir. Dikkat edileceği gibi. bunlar ana. İslama girmemiş olan yakınlarına karşı yabancı kılabilecek ve savaştırabilecektir. ama eğer böyle bir durumun ortaya çıkacağını biliyor idiyse. Ayetlerden birinde. ". bu ayetleri Kur'an'a koymakla. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen. ayetlerimizi inkar eden kavimden koruduk. Nuh'a. Tanrı onları helak etmişti. Enbiya Suresi'nin 77. ayet 47) diyerek Tanrı'dan özür diler. Nuh efsanesine yer vermenin alemi var mı? Kur'an'da 11. yine anlaşılmazlıklar ve karışıklıklarla karşı karşıyayız. on sure boyunca." deyimi geçiyor! Öte yandan. en yakın olan babalarına. " dediği yazılı! Yani Tanrı. şimdi burada. Çünkü.. bu yüzden topunu birden (suya) gömdük" diye yazılıdır (Enbiya Suresi.. Tanrı. sonrada bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır.Muhammed. ayet 76-77). Yani gemide bulunanların Nuh ile yakınları olduğu bildirilmekte. ayetlerimizi inkar eden kavimden koruduk. dilediğini "Müslüman". Onu. İslamdan farklı bir inanca bağlı olanları (velev ki.. "İnananlar" bir tek ümmet olduğuna göre. bu yüzden topunu birden (suya) gömdük" (Enbiya Suresi. fakat ona inanmayan kavminin suya gömüldüğü yazılı. biz onun duasını kabul etmiştik. Nuh'tan söz edilmez." (Hûd Suresi. Yirmi birinci sure olan Enbiya Suresi'nde. ancak bu suretle İslama girmiş olan kimseleri. daha önce değindiğimiz gibi...

Sonra. biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik de. iki sürelik bir atlama ile Mü'minûn Suresi'nde tekrar ele alınmıştır. insanları denemekteyiz. Fakat.. bir bakarsın ki. bu son sözlerden sonra. o bin yıldan elli yıl eksik bir şiire onların arasında kaldı. biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu alemlere bir ibret yaptık" (Ankebût Suresi. ayet 14-15). Mü'minûn Suresi'nden sonra. Burada sözü edilen gemi. hiç yeri olmadan yine Nuh'la ilgili şöyle bir ayete geçilir: "Gemiye bindikleri zaman. insanların sınavdan geçirileceklerini ve sadece "iman ettik" demekle kurtuluşa erişemeyeceklerini belirtmekle başlar ve on dört ayet boyunca imandan. fakat yine de tam olmayarak burada ele alınmıştır.. tufan kendilerini yakalayıverdi. burada bildirilmiyor! Sadece. "İbrahim'i de gönderdik.' dedi. Kur'an'ın 37. Bunu da yeterli bulmayıp bir de Nuh'u kendisine dua ettirir: "Sen. yanındakilerle birlikte gemiye Yerleştiğinde. her an tutarsızlıklarla karşı karşıya bulunmaktayız. dünya yaşamının oyun olup ahiret yaşamının gerçek oluşundan vd. Çünkü. Nuh ile ilgili hikaye burada sona ermiştir... "Doğrusu bunlarda dersler vardır. Burada Tanrı.. söz edildikten sonra (Ankebût Suresi. Biz şüphesiz. Dikkat edileceği gibi bu sözler..."(Mü'minûn Suresi. kuşkusuz ki Nuh'un gemisidir. onlara. Allah'a kulluk edin. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır" diye emreder (Mü'minûn Suresi. "Gözcülüğümüz altında. Bunların ardından başka nesiller var ettik" deniyor (Mü'minûn Suresi. Sen iskan edenlerin en hayırlısısın'. dini yalnız ona has kılarak Allah'a yalvarırlar. Muhammed'in okumasızlığından. daha önce Hûd Suresi'nde söylediklerini tekrarlayarak Nuh hikayesine şöyle başlar: "Andolsun ki.Görüldüğü gibi. daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışında aileni gemiye al. buyruğumuz gelip sular kaynayınca. sırasında yer almaktadır. daha önce Nuh ile ilgili olarak anlatılan hikayenin özeti gibi bir şey. Ve de ki. Ancak. Şimdi geliniz." (Ankebût Suresi. Nuh'u milletine gönderdik. altı sürelik bir atlama ile Ankebût Suresine geçelim. ayet 16) diye başlayan ve diğer peygamberlerin gönderi-lişleriyle ilgili.. daha önceki surelerde anlatılanlar ufak tefek değişikliklerle. bu sure. Görülüyor ki. Nuh'la ilgili hikaye. onları salimen karaya çıkarınca. (Allah'a) ortak koymaktalar" (Ankebût Suresi. Kur'an'ın indirilmesinden.. yedi sure daha ileride olan Saffat Suresi'ne bakalım. sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. gemi ne olmuştur? İçindekiler kurtulmuş mudur yoksa dalgalara kapılıp sularda boğulmuş mudur. 'Ey milletim. Sizden üstün olmak istiyor'. sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. bu Kur'an'ın 29. 'Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Şimdi. Bunu. birdenbire iki ayetlik bir anlatımla Nuh hikayesine geçer: "Andolsun ki. ayet 24-27)... ayet 30-31). her cinsten birer çifti ve . Bunu dedikten sonra. ayet 65). Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken. Tanrı'nın diğer ümmetlere gönderdiği peygamberlerden ve bu "peygamberlere" karşı halkların direnmesinden söz ettiği yazılı (Mü'minûn Suresi. Milletinin inkarcı ileri gelenleri. yani Nuh ile ilgili olmayan ayetler (ve Firavun hikayesi) izler. Nuh'un dua ve yalvarmalarına karşı Tanrı'nın ne yaptığı burada açıklanmıyor: yani. Sanırsınız ki.. ayet 39-64). ayet 28-29)... Ankebût Suresi'nden. Hûd Suresi'nden sonra. Kur'an'ın apaçık oluşundan.. ayet 32-50). Bu sure. Sure. 'Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun' de. Fakat. Böylece aynı sure içinde elli ayetlik bir atlama ile tekrar Nuh'un gemisinden söz edilmektedir."(Mü'minûn Suresi. Kur'an'a iman eden ve etmeyenlerden. Kur'an'ın 23. Sonra. 'Bu. ayet 23). kafirlikten söz eder. sırasında yer alan bir suredir ve Tanrı'nın şu şekildeki yeminleriyle başlar: . sırasında yer alan bir suredir..

gökyüzünü "itaat dışına çıkan şeytanlardan" koruduğundan.. söz edilir (Saffat Suresi." diye konuşurken. Acaba şimdi burada. edenlerin en hayırlısının'. Mü'minûn Suresi'nde Nuh. ". kafirlikten. Yani Tanrı."Saf saf dizilmişlere. Saffat Suresi. fakat Tanrı onun bu yalvarmasını kabul etmemiş ve bunun üzerine Nuh... ayet 1-74)...haykırıp sürenlere.... iniş sırası (nüzul sırası) itibariyle... Bu böyle olunca. İşte biz. daha önceki bir surede.. "saf saf dizilmişlere.Üstelik de Mü'minûn Suresi. "ruhlar". yeryüzü ile gökler arasındakilerden. yaratma gücü itibariyle insanlara ve putlara üstün olduğundan. Tanrı'nın isteği üzerine şöyle bir yalvarıda bulunmuştu: "(Ey Nuh).. toplayıp sürenlere." deyimi kimi yorumculara göre. Nuh'un zürriyetinden başka hiçbir soyu kalıcı kılmamış gibi görünmekte! Oysa.. kendisinden çok sonra indiği kabul edilen Mü'minûn Suresi'nin bir ayetine göndermede bulunacağını düşünmek abes olmaz mı? Nuh'tan yukarıdaki şekilde yalvarıda bulunmasını istedikten sonra.. Saffat Suresi'ne göre. kendisinden başka "Tanrı" olmadığını anlatmak için yeminler ediyor. ". ayet 28-29). Nuh'un .Sana ve seninle beraber olan ümmetlere. dirilikten. Nuh'un dışında olanların. ". Biz de duayı ne güzel kabul ederiz. Saffat Suresi'ndeki bir ayetin.. Görüldüğü gibi. Nihayet ötekileri suda boğduk" (Saffat Suresi. Bunu izleyen ayetlerde. Yorumculara göre. acaba bu durumda bütün insanlar... örneğin Hûd Suresi'nde Tanrı Nuh'a. başka ümmetlerden iman etmiş olanlar da var. iyileri böyle mükafatlandırırız. Ve de ki. Kendisini ve ailesini büyük felaketten kurtardık" (Saffat Suresi. ayet 47) diye konuşmuştu. ama gemide Nuh'un kendi ailesinin dışında... gemi dışında kalıp sulara gömülen oğlunun kurtarılması için yalvarmış. Bütün alemlerden Nuh'a selam olsun.. Dikkat edileceği gibi burada Tanrı.. bizim inanmış kullarımızdan idi.. Tanrı'nın. ayet 1-4). zikir okuyanlara yemin ederim ki. Şu durumda Tanrı.. Bu durumda. üzerine yemin ettiği şeylerin ne olduğu belli bile değil! Örneğin.. 56. bir diğer surede ise bu söylediğini unutmuş görünerek." şeklinde de olabilir ve bundan "cihat eden bütün ordular" ya da "bu ordulara kumanda edenler" şeklinde de anlaşılabilir.. Yetmiş dört ayet boyunca bu tür şeylerden söz edilirken. 74.. zürriyet bırakmadan ölmelerini sağladıysa." diyor! Evet. "Zikir okuyanlar. Sen iskan.. bu anlatışta açıklık yok! Bir kere. 'Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. ". bütün bunların "gökcisimleri". Saffat Suresi'nden sonraki bir tarihe rastlamakta. "Andolsun! Nuh bize yalvarıp yakardı. "alimler" anlamına geldiği. Onlar ne oldu? Bu ayet ile Tanrı. "Ey Rabbim! Ben senden hakkında bilgim olmayan bir şeyi istemekten sana sığınırım.." (Mü'minûn Suresi. "Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık. bununla "melekler" ya da "beş vakit namazlarda bağlanan saflar" anlaşılabilir. birdenbire Nuh ile kavminin hikayesine geçilir: "Andolsun ki. Nuh bize yalvarıp yakardı. "Toplayıp sürenlere. sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır. cehennemlerden vd. Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam bıraktık. Muhammed'e yapılan eziyetlerden. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen. ayet 48) demiş idi.Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in.. "kudsi cevherler" ya da "Kur'an ayetleri" şeklinde anlaşılabileceğini söyleyenler vardır. eğer Tanrı. Hûd Suresi'nde. ayet 77-82). sure olarak inmiş bulunmakta. yani Saffat Suresi'nde buna mı gönderme yapılıyor? Yoksa Nuh'un Mü'minûn Suresi'ndeki yalvarışına mı gönderme yapılmakta? Anımsanacağı gibi." (Saffat Suresi. Tanrı'nın gökleri yıldızlarla süslediğinden. Tanrı şöyle devam ediyor: "Biz yalnız Nuh 'un soyunu kalıcı kıldık. ben ziyana uğrayanlardan olurum!" (Hûd Suresi. ilahınız birdir" (Saffat Suresi. ayet 75) demesi biraz çelişmeli olmuyor mu?. Nuh'un ne hususta yalvarıp yakardığı belli değil! Daha önceki surelerden birinde." derken neyi kastettiğini bildirmiyor. buna karşılık Mü'minûn Suresi. sure olarak inmiş olan bir suredir. Nuh'la ilgili olarak bir surede. ancak. Kendilerinden (dünyada) faydalandıracağımız." (Hûd Suresi. Ölümden." demektedir! Öte yandan.. Saffat Suresi'nde. "deyiminin.. Zira o. "Kur'an okuyanlar". ayet 75-76). cennetteki hurilerden..Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık.

Musa'ya. Nuh ile ilgili şu satırlarla pekiştirmiş olur: "Onlardan önce Nuh kavmi. "Şüphesiz İbrahim de onun milletinden idi" (Saffat Suresi. ayet 44) der ve bunu demekle. ayet 22. işte cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!' (Mü'min Suresi.. her ümmet kendi peygamberini (yakalayıp öldürmeye) azmetmişti. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım..( Beyzavi ve Celaleddin gibi yorumcuların yapıtlarına bakınız. İşte bunlar da (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır" (Sad Suresi. ayet 12-13). bunun üzerine bu halk kuyunun sularında kalıp boğulmuştur. ayet 12). bundan sonra artık onun hiçbir dostu yoktur. Ve unuttuğunu altı sure sonraki Kaf Suresi'nde. daha iyi olacaktır diye Nuh'un ve beraberindekilerin neslini getirmek bakımından yanılgıya düşmüştür.. Fakat. Şuayb o civarda oturan bir halka gönderilmiş. Örneğin.) . Mü'min Suresi'nde Tanrı'nın şöyle konuştuğu yazılıdır: "Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini)'engellemeye. o. Tanrı'nın keyfine bağlı bir şey olduğu tekrar edilmekte: "Allah kimin gönlünü İslama açmışsa. iki sure sonra. belli değil! Öte yandan. "Allah kimi saptırırsa. Bazılarına göre bu. ayet 38). Şûra Suresi'nde.. Diyanet Vakfı'nın Furkan Suresi'nin 38. İbrahim hikayesine geçilir. fakat onları imana getirememiştir. hangi kavim? Tufandan önceki mi. Bu şekilde yakınan Tanrı. yerlerine. yeni bir ekleme yapılmış olduğunu sanırsınız. Semûd. aynı şekilde daha sonra İbrahim'e. İsa'ya ve'Muhammed'e de yapacağını hatırlatır gibidir (Şûra Suresi. kazıklar sahibi Firavun.) Buna benzer ayetler pek çok (örneğin bkz. Burada geçen "Nuh kavmi". ayetinde de şu şekilde yer almıştı: "Ad'ı. Nuh'a. Fakat. ayetiyle ilgili açıklaması. eğer insanları Müslüman ya da kafır yapan Tanrı ise. Res halkı ve Semûd da yalanlamıştı. "Res halkı" deniyor! Kimlerdir bu halk? Yine belli değil! Bu deyim daha önce Furkan Suresi'nin 38. gibi. Semûd kavminden kalanların oluşturduğu bir halktır. kişi iradesine değil. kötülük yaptıkları için ümmetleri tufanda yok edip. Bir kez daha anlaşılıyor ki. ayet 13). Ad kavmi... ayet 83) şeklinde başlayan satırlarla. yani Saffat Suresi'nde. Hadramut'ta bulunan bir kuyudur ve ora halkı peygamberlerini öldürdükleri için helak edilmiştir. Kes halkını ve bunlar arasında daha birçok nesli de (inkarcılıklarından ötürü helak ettik" (Furkan Suresi. "Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. bu getirdiği nesil. sonraki mi.. ayrıca bkz. Şimdi. Fakat. Saffat Suresi'nin yukarıdaki ayetinden sonra. bir sonraki surede Müslüman olmanın. En'am 125). bu takdirde Tanrı'nın Nuh neslinden Ad. ayet 5). Rabbinden bir nur üzerinde değil midir? Allah'ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun. aynı konuda yakınmaktan geri kalmadığı görülüyor. Sad Suresi'nde şöyle yazılıydı: "Onlardan önce Nuh kavmi. Tanrı'nın." şeklinde yapmış olduğu tavsiyeyi. otuz bir ayet sonra. peygamberlere karşı kafa tutan kavimlerin çıkmış olmasından dolayı yakınması gerekir mi? Buna rağmen. Semûd'u." (Kaf Suresi. İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler" (Zümer Suresi. daha önceki surelerde tamamlanmayan Nuh hikayesine burada. Bunları okurken. Tanrı. Yemame Çayı üzerinde bulunan bir köyün adı olup. Lût vd. yoksa her ikisi de mi. Bazılarına göre Medyen'deki bir kuyunun adıdır ki." (Şûra Suresi.zürriyetinden mi sayılacaklardır? Bütün bunlar Kur'an yorumcuları arasında tartışma konusudur. "peygamberlere" karşı gelen ve Müslüman olmak istemeyen bir nesil olmuştur! Ancak. Çünkü. Semûd... Yorumculardan bazıları Res halkının Şuayb kavmi olduğunu söylerler. insanları dilediği gibi Müslüman ya da kafir yapıp ayrılığa düşürenin bizzat kendisi olduğunu yine unutmuşa benzer.. Bazılarına göre bu. Lût kavmi ve Eyke halkı da peygamberleri yalanladılar..

içlerinden birçoğu da yoldan çıkmışlardır" (Mücadele Suresi. Nuh'un söylemesinden öğreniyoruz ki. Rabbine.Şimdi Kaf Suresi'nden dört sürelik bir atlama yapalım ve Kur'an'ın elli dördüncü suresi olan Kamer Suresi'ne gelelim. Yeryüzünde kaynaklar fişkırdı. ay et 9-10). davetten vazgeçmeye) zorlandı. daha önceki surelerde çeşitli şekillerde anlatılan Nuh hikayesi. kafirlerden söz edilmekte ve birdenbire yine Nuh kıssasına yer verilerek şöyle denmekte: "Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladı. sırasındaki sure Nuh başlığını taşıyor. o da Nuh'un gemisinin tahtadan yapılmış ve çivilerle çakılmış olduğunu belirtmekte: "Nuh'u da tahtalardan yapılmış. ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki. "Andolsun. 'O delirdi'dediler. Mücadele Suresi'nden on üç sure sonraki. ayet 24). Dikkat edileceği gibi. Bunun üzerine. büyük desiseler kurdular. yukarıdaki ayetten sonra. bana yardım et!' diyerek yalvardı" (Kamer Suresi. Mücadele Suresi'nde yine Nuh hikayesine değinme var. Kıyametin yaklaştığını haber veren birinci ayet ayın yarıklığını bildirmekte (Kalem Suresi. Oysa hiç de öyle değil. 'Sakın ilahlarınızı bırakmayın. "Andolsun ki. hele . ayet 22. Ve dediler ki. çivilerle çakılmış gemiye bindirdik.. ayet 17) diye bir ayet geliyor ve onu Ad. Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik.. Bunlarda büyük hileler. ayet 75) şeklindeki sözlerin açıklaması. yani Kur'an'ın 71. fakat sadece şöyle: "Andolsun ki. Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vadeye kadar tehir etsin (muaheze etmeden yaşatsın)" (Nuh Suresi. Görülüyor ki. Onları ikna etmek için Nuh çok çalışmış. Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. sanılır ki. diğer surelerdekinden biraz farklı burada. 32). Görülüyor ki. bir mükafat olmak üzere. Fakat. (Ondan) öğüt alan yok mu?" (Kamer Suresi. (Ondan) öğüt alan yok mu?" şeklindeki ayetler sıkıştırılıyor (Kamer Suresi. kavminin insanları kafa tutmuşlardır. gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. Onlardan (insanlardan) kimi doğru yoldadır. (Her iki) su. Nuh bize yalvarıp yakardı. Bu yalvarıyı Tanrı. malı ve çocuğu kendi ziyanım artırmaktan başka işe yaramayan kimseye uydular. ayet 13-16). Bundan sonra Nuh'un kendi kavmine şunları söylediği görülür: "Allah'a kulluk edin. ayet 1). ayet 11-12) diyerek yanıtlamakta. İnkar edilmiş olana (Nuh'a). on yedi sure arayla burada yapılmış gibi bir durum var. daha önce bölük pörçük anlatılmış olan Nuh kıssası burada. Fakat. kısaca yeni baştan ele alınmış ve tamamlanmadan bırakılmıştır. onu bir ibret olarak bıraktık. Zira. ibret alan yok mu? Benim azabım ve uyarılarım nasılmış!" (Kamer Suresi. derli toplu ve anlaşılır bir şekilde sunulacaktır. hem de kulumuzun yalancı olduğunda ısrar edere. mucizeye inanmayanlar kötülenmekte. Semûd. Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Başlık bu olduğuna göre. tufanın anlatılışı. ayet 26). Kamer Suresi'nden dört sure sonra. biz. Surenin ilk ayeti şöyledir: "Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar diye Nuh'u kendi kavmine gönderdik" (Nuh Suresi. ayet 18-42) ve bunların arasına "Andolsun ki." (Saffat Suresi. daha önceki Saffat Suresi'nde geçen. Ayın ne zaman ve nasıl yarıldığı belirtilmeden. ayet 1). "Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapılarını açtık. Andolsun ki. burada bir açıklama daha var ki. bütün bu uyanlara. Firavun hikayelerinin tekrarlamaları izliyor (Kamer Suresi. bu yüzden Tanrı'ya şu şekilde yakınmaktadır: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana karşı geldiler de. Ve (Nuh. peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. ancak başarı sağlayamamıştır. 'Ben yenik düştüm. takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti" (Kamer Suresi.

o da suda boğulanların ateşe sokulduklarıdır. belli değil! Kimi yorumculara göre bunlar. Kur'an'a göre. zira onunla ilgili olarak Kur'an'a. iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Nuh'un Tanrı'ya şu şekildeki yalvarısıyla sona ermekte: "Rabbim! Beni. (Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. ayet 28). kafirleri "kafır" yapan esasen Tanrı değil iniydi? Fakat. iş bununla da bitmiş görünmüyor. Ved. hani sanki her şeyden habersizmiş. hikayeye. Fakat. yapılmasından. yalnız ahlaksız.soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine. Muğire gibi kimseleri göz önünde tutmuş ve hikayenin. Ye'ûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin'. Bu satırları okurken şaşırıp kalıyoruz. Suva'dan. zalimlerin de ancak helakini artır" (Nuh Suresi. ayet 8-14) şeklinde ayetler koymuştur. Öte yandan Nuh Suresi'nin yukarıdaki ayetlerinde.. daha önceki surelerde anlatılan Nuh hikayelerinde yer almayan şeylerdir bunlar. ayet 5-24).. tufandan öncekilerin olduğu kadar.. ayet 25). kendi yarattıklarının ne yapacaklarını bilemezmiş de. Nuh'un Tanrı'ya şu dileğiyle devam edilir: ". ne suların taşmasından. ardından da ateşe sokuldular. Nuh'un uyarmasına muhtaç imiş gibi bir tanıma sokmaktadır. sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar.. ayet 27). yine doğru dürüst ve anlaşılır bir şekilde anlatılmış değil.. mal ve oğulları vardır diye sakın boyun eğme" (Kalem Suresi. Nuh Suresi. kafirlerin yok edilmesini isterken sözlerini şöyle tamamlıyor: "Çünkü. Pek güzel. Muhammed. kendisine kafa tutanlar için bir örnek olması amacını gütmüştür.Ved'den. bağışla" diye konuşmakta Nuh! . ne tufandan. Nuh'un kavmini hile ve desise ile kandırıp saptıran kişilerden söz edilmekte! Bunların "malı ve çocuğu kendi ziyanım artırmaktan başka işe yaramayan" kimseler olduğu anlatılmakta! Kimdir bunlar. Yeğûs'tan.. Yeğûs. ana babamı.. Dikkat edilecek olursa burada.. ardından da ateşe sokuldular ve o zaman Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar" (Nuh Suresi. ama yeryüzündeki kafirler zaten suda boğulmuş. diğerlerinden de anlaşılamaz bir şekle sokulmuş bulunmakta. nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler)" (Nuh Suresi. daha önce belirtilmeyen şeylere değinilmiş olarak.. zira Nuh. hani sanki suda boğulma olayından önceye dönülmüş de yeniden başlanıyormuş gibi. Kimi yorumculara göre de bunlar. daha sonraki dönemlerde Arapların taptıkları putlardır. Ye'ûk ve Nesr adındaki ilahlardan söz edilmekte! Neyin nesidir bu ilahlar. ne gemiye alınanlardan. hiçbir şeyi düşünemezmiş ve gereken kararlan başkalarının tavsiyesi olmadan veremezmiş gibi bilgisiz bir durumda kılmış gibidir: ". Yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakma!" (Nuh Suresi. belli değil! Muhtemel ki. Nuh Suresi'ndeki Nuh ile ilgili hikayemize. Tanrı'yı. Bir kere "evime girenleri. Suva. ne de geminin bir dağ üzerine oturmasından söz edilmiştir bu surede! Sadece "Bunlar. yukarıda kaldığımız yerden devam edecek olursak. Nuh'un yakınması üzerine Tanrı'nın şu şekilde konuştuğunu görmekteyiz: "Bunlar.onları bırakırsan kullarını saptırırlar" derken. kendi sorunlarını Nuh efsanesine bürüyerek günlük siyasetine çözüm yollan aramıştır. daha önce pek söylenmeyen bir şey var ki. Ancak. Nuh'un kendi kavminin taptığı putlardır. Görülüyor ki Nuh hikayesi. ayet 26). (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını artır" (Nuh Suresi. ama ne Nuh'un gemisinin. iman etmiş olarak evime girenleri. yok edilmiş değil miydi? Öte yandan." demekle ye-tinilmiştir. Yine dikkat edileceği gibi Nuh burada. ". Daha başka bir deyimle Muhammed. Tanrı'yı. aksine burada. günahtan yüzünden suda boğuldular.Rabbim!.. kendisine muhalefet eden Velid b. sanki ileriyi göremezmiş. bu ayetleri koyarken. Bir kere burada.. ne suların durulmasından. günahları yüzünden suda boğuldular.

iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. istemiştir ki. kimisi bunun manastır olduğundan söz eder! Evet.. Gerçekten de. Kimisi Nuh'un evinden maksadın "mescit" ya da "gemi" olduğunu bildirmekteler. yukarıda belirttiğimiz gibi. kendi "peygamberlerine" kötülük yaptıklarını ve bu yüzden helak edildiklerini bu tür hikayelerle anlatarak. Bunlardan Eyüb'ü bir başka örnek olarak verelim. Arapları (daha sonra Yahudileri ve Hıristiyanları) kendisine itaatkar kılmaya çalışırken bu karışıklıklara sebep olmuştur. Ancak. özeti şudur: Tanrı. neden doğru dürüst bir şekilde ele alınmıyor? Öte yandan bir de şu var: Kur'an'daki anlatışa göre. söz konusu olması gereken şey ev değil. neden burada "ev" deniyor? Ve sonra başlığı "Nuh" olan bir surede. nüzul (iniş) sırasına göre incelemeye kalkışacak olursak.Oysa. "deniyor? Yani. bu ayrım nerden çıkıyor? Daha önceki surelerde yarım yamalak anlatılanlar.Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerim (dünyada) faydalandıracağımız. hiç olmadık tekrarlamalar.. insanları putperest yapan. Nuh'un gemisine giren "mümin'lerin dışında kalan "mümin'ler de var mıdır ki böyle deniyor?! Eğer böyle ise. tıpkı diğer hikayelerde yaptığı gibi. asıl önemli konu olan gemiden neden söz edilmiyor? Ve sonra neden "... Bundan dolayıdır ki. ailesini ve iman eden ümmetleri bir gemiye bindirtmiş ve yeryüzünü tufana boğup günahkarları yok etmiştir. hep efsane olmaktan ileri gitmeyen anlatışlar olarak. burada kısaca tekrar ele alınmaya değer. doğru yoldan ayrılacaklarını. Ettikten sonra Nuh'a. Nuh'un kendi kavmi tarafından yalanlanması üzerine oluşturmuştur. Fakat. tam bir uyumsuzluk. Ev nereden çıktı." (Hûd Suresi. *** Sadece Nuh hikayesi değil. eğer Nuh kıssasını. Muhammed hikayeyi Tevrat'tan aktarmış. çeşitli surelerin çeşitli ayetlerinde. kafır kılan. belli değil! Yorumcular bu konuda kararsızdırlar. doğru yoldan saptıran yine bu aynı Tanrı değil mi? Bütün bu yukarıda söylediklerimizden kolaylıkla anlaşılacağı gibi. saptırmalar ve anlaşılmazlıklarla anlatılmıştır. ama daha önceki surelerde "gemi" denirken. tufan olayına başvurmasının faydası ve anlamı ne? Ve sonra. yani bölük pörçük bir şekilde. Kur'an'da yer alan Nuh kıssası. sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır. ama eğer bunun böyle olacağını biliyor idiyse. yukarıdaki sayfalarda değinilmiş olmakla beraber. fakat karısı ona şöyle der: "(Ey . gemidir. kopukluk. Görülüyor ki. bunu da bölük pörçük ve anlaşılamayacak şekle sokmuştur.. daha önceki kavimlerin. Nuh'u. her şeyden önce hikayenin Tevrat'ta (Eski Ahit'te) anlatılan şeklini kısaca özetleyelim. yine sure ve ayetlerde "takdim-tehir" olduğundan söz edecekler ve yukarıdaki tutarsızlıkları bu kurnazlıklara dayalı olarak göz ardı edeceklerdir. Muhtemelen İslamcılar. belli bir düzen ve silsile esasına göre anlatılır. aktarırken. Nuh ile birlikte gemiden çıkacak olan ümmetlerden bir kısmının günah işleyeceklerini. Eyub hikayesi.iman etmiş olarak evime girenleri. sure ve ayetlerin Kur'an'daki sıralarına göre değil de. Tanrı. sık sık tekrarladığımız gibi. kendi buyruklarına ve elçisine karşı gelerek günah işleyenler gebersin ve onların yerine "Hak yolunu" seçen kuşaklar yetişsin. İbrahim'den İsa'ya varıncaya kadar "peygamber" diye tanımlanan kişilerle ilgili hikaye ve masallar. Kur'an'daki diğer hikayeler gibi Nuh hikayesini de bu şekillere sokan Muhammed'dir. Nuh ile ilgili hikaye anlatılırken. şeytan aracılığıyla denemek ister ve onun başına felaketler yağdıran Bu felaketler ve haksızlıklar karşısında Eyub sabır gösterir.. düzensizlik ve mantık ilkelerine terslik içerisinde.. Tanrı tufan denen şeyi. çünkü. çok iyi bir insan olan Eyüb'ü. Tevrat'ta. 42 bap halinde. yani kendilerine gönderilecek peygamberleri yalanlayacaklarını ve bu nedenle onları azaba sokacağını bildirmektedir! Evet. tutarsız ve çoğu zaman anlaşılamaz şekilde yer almıştır Kur'an'da.. başı ve sonu belli olmaksızın birbirinden farklı surelere dağıtılmış olarak anlatılan ve bu nedenle Kur'an'ı "apaçık" olmaktan uzak kılan hikayelerden bir diğeri 'Eyub'la ilgilidir ki. gemiden inmesi için emir verirken şöyle demiştir: ". bu kez daha da içinden çıkılmaz tutarsızlıklarla ve anlaşılmazlıklarla karşılaşmış oluruz. ayet 48).

ve bana cevap yok. Evleri selamettedir.. Eğer kar suyu ile yıkansın ve ellerimi kül suyu ile te-mizlesem. Ve boşuna yaralarımı çoğaltıyor." (Tevrat. Bunu üzerine Tanrı. sana ne cevap vereyim. Eğer kuvvet için ise. Tanrı'nın bu sözlerine karşı Eyub şöyle der: "Sen her şeyi yapabilirsin. üç dostu ile konuşmaya giriştiğinde isyan edercesine Tanrı'ya kafa tutar ve onun adaletsizliğinden yakınır. Ve şimdi bildim ki. "Eyub". Niyaz ederim. bana anlat. Allah'ın sopası da üzerlerinde değil.. beni mi suçlu çıkarıyorsun. adalet yok.. Bundan dolayı kendimi hor görmekteyim. Gerçek benim dudaklarım haksızlık söylemez. Bap 42: l-6). Ve şimdi kendiniz için yedi boğa ve yedi koç alın ve kulum Eyub'a gidin. Hükmümü de sen boşa mı çıkaracaksın. Ve iki kere söyledim ve artık etmem. Bap: 40: 1-34). erkek gibi. O ki beni kasırga ile eziyor. zorbalık diye feryat ediyorum. ona cevap veremez binde birine....... Hayatımdan canım bıktı. Ve beni ağı ile sardı. ben değersiz bir şeyim..." (Tevrat. Eyub karısının bu sözlerini uygunsuz bulur ve ona. yine pislik çukuruna beni batırırsın. kendi ellerimin emeğini hor görüyorsun ve kötülerin niyetine ışık veriyorsun..... Hakkımı elimden çekip alan Allah'ın varlığı hakkı için. İşte.. Allah'a diyeyim: Beni mahkûm etme.. Yardım diye bağırıyorum da. Sana sorayım da. Allah beni dinsizlere veriyor. ve her kibirliye bakıp onu çökert ve oldukları yerde kötüleri ayak altında çiğne... Ve hiçbir muradın al/konmaz.. kocuyorlar da kudretleri artıyor?. Takdiri bilgisizce karartan bu adam kim? Bundan ötürü anlamadığım şeyleri söyledim. "Eyub". dinle de. Allah gibi sende bazu var mı? Ve onun gibi bir sesle gürleyebilir misin? Şimdi azametle ve rıfatla süslen. Şimdi ise seni gözüm görsün. Ancak.. ben Kadir'e söyleyeyim. ne için benimle çekişiyorsun. o der ki: Kim beni mahkemeye çağırır?.. beni bırakmıyor ki.' 'Ne yapıyorsun?' der. Birdenbire bela ölüm saçınca.. işte o kuvvetlidir. "Ahmak kanlardan biri nasıl söylerse sen öyle söylüyorsun. suçsuzların mihneti ile eğlenir. ben söyleyeyim." Bunun üzerine Eyub Tanrı'ya cevap verir: "İşte..... ve beni kötülerin eline atıyor. " Bu sözleri işiten Tanrı kasırganın içinden Eyub'a seslenir: "Şimdi kuşağını beline vur. beni yarattı. Eyüb'ün bu sözlerini dinleyen Tanrı cevap verir: "(Ey Eyub) Kadir'in (Yaratıcının) işini kötü gören onunla çekişir mi? AIIah ile davalaşan cevap versin. Örneğin şöyle der: ". Günlerim az değil mi? Artık kes ve beni bırak da biraz ferah bulayım. ve kendiniz için . soluğumu alayım. bana bildir. ve izzet ve haşmet giy. acılığa beni doyuruyor.. sana sorayım da bana anlat: senin için kulaktan işitmiştim. davamda beni Allah yıktı. Haklı çıkanlasın diye.Allah önünde insan nasıl haklı çıkabilir? Eğer onunla çekişmek istese. Bap: 3-39). Ben kaygısızdım ve beni o paraladı... Bap 2: 1-10).. Yine sen beni helak etmedesin.. Yoluma çit çekti ve geçemiyorum. bu senin için iyi nü?. bilirim... Senin ellerin her yanımdan bana şekil verdi.. "Eyub". "Eyub". Allah öfkesini geri döndürmez. Gaddarlık ediyorsun. Dünya kötülerin eline verilmiş.. Kim ona serteldi de selamet buldu?. Öfkenin taşkınlıklarını boşalt. ve benim dilimden yalan çıkmaz.. Bununla beraber Eyub. Allah'la davalaşayım. Benim fesadımı arıyorsun ve suçumu araştırıyorsun.. Kötüler niçin yaşıyorlar. Üzerimden izzetimi soydu. çünkü kulum Eyub gibi benim için doğru olanı söylemediniz. Gerçek.Eyub!) Sen hala mı kemalini sıkı tutmaktasın? Allah'a lanet et de öl." Fakat. Nasıl? Allah'tan iyilik kabul edelim de kötülük kabul etmeyelim mi?" (Tevrat. Eyüb'ün doğru sözlü oluşunu takdir ederek Temanlı Elifaza adındaki kuluna şöyle der: "Sana ve iki dostuna karşı öfkem alevlendi. eğer o değilse kimdir?. hakimlerinin gözlerini kapayan odur.. Kim ona. Ve tozda ve külde tövbe eylemekteyim" (Tevrat. ve isterim ki... Eğer adalet için ise.

. ayet 43) şeklindeki sözleri çıkmakta. Yu-nus'tan. Kur'an'a (daha doğrusu Kur'an'ın Nisa. suresi olan Enbiya ve 38. Bundan sonra Tanrı Eyub'a nimetler yağdırır.. Bap 42: 7-16).. suresi olan Sad surelerine ve yine karmakarışık bir şekilde serpiştirilmiştir: Enbiya Suresi'nde İbrahim'le ilgili hikayeden Lût'a. Rabbine. yarım yamalak bir anlatışla Eyub hikayesi böylece sona ermiştir. Zünnûn'a. Eyub'la ilgili haberler. Sad Suresi'nde belirlendirilmek istenmiştir. Eyub'a. belli değil! Zira. Ne demektir bu? Ayağını yere vurmakla çıkaracağı su. Musa'yı ve Harun'u doğru yola iletmiştik. on yedi sürelik bir atlama ile Sad Suresi'nde yine karşımızdadır. ve kulum Eyub sizin için dua etsin. ".. ayet 84). Anlaşılan o ki. Sen. O." (En'am Suresi..şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi" demesi üzerine Tanrı. baş kısmını sona ve son kısmını başa geçirmiş olarak ve adeta anlaşılamayacak şekle sokarak. Ancak. burada Tanrı. Eyub. Davud'a da Zebur'u verdik" (Nisa Suresi. Görülüyor ki. merhametlilerin en merhametlisisin' diye niyaz etmişti" (Enbiya Suresi. esbata (torunlara).yakılan takdime arz edin. Eyub 140 yıl daha yaşar ve günlerine doymuş olarak ölür." (Enbiya Suresi. bilindiği gibi İbrahim'in kardeşinin oğlu olduğuna göre. Tevrat'taki bu hikayeyi Muhammed. Eyüb'ün dertlerini nasıl giderecektir? Bunlara cevap beklerken karşımıza. "(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyüb'ü da an. İsa'ya. Esauoğullarından olup Amos ile Lût'un kızlarından birinin oğludur. bu da Kur'an'ın 21.. Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. "Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere Eyub'a. Neden Tanrı Eyüb'ün duasını ve niyazlarını kabul etmiştir. ayet 163). tersyüz ederek. çünkü kulum Eyub gibi benim için doğru olanı söylemediniz. Sen. Oysa. Eyüb'ü. Yakub'a.. Eyüb'ün "peygamber" olarak gönderildiğini bildiren Nisa ve En'am surelerindeki ayetlerle başlar: "Biz Nuh'a.. Daha önce de Nuh'u ve onun soyundan Davud'u. 'Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi' diye seslenmişti" (Sad Suresi. bunu izleyen ayetler yeniden belirsizlikler yaratmakta. Zekeriyya'ya ait anımsamalara geçiliyor (Enbiya Suresi. İsmail'e. İdris'e. "Biz ona (İbrahim'e) İshak ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u da armağan ettik. Tanrı'nın. "Eyub". fakat bu kez çok farklı olarak. Eyüb'ün. Eyub'la ilgili bu iki ayetten sonra. ayet 85 vd. çünkü ona itibar ederim de size karşı ahmaklığınıza göre davranmayayım. Sanılır ki. Bu ayeti okurken kendi kendimize sorarız: "Eyub kimdir? Başına ne den gelmiştir ve hangi dertten dolayı Tanrı'ya niyazda bulunmuştur?" Bu sorulara cevap yok! Sadece Tanrı'nın Eyüb'ün duasını kabul ederek. hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık" (Sad Suresi. En'am.. Zira. Zülkif'e. daha önceki Enbiya Suresi'nde Eyüb'ün Tanrı'ya. Sad surelerine) aktarmıştır. Hani Rabbine. bu ayetten hemen sonra şu var: . önce belirtilmesi gerekirdi. Süleyman'ı. Zira. Tevrat'taki bilgilere göre.. Yunus'a. şöyle bir ayetle karşılaşılır: "(Ey Muhammed!) Eyüb'ü da (an). Nuh'un soyundan. Enbiya Suresi'nde belirsiz olarak anlatılan bir husus. 'Basıma bu dert geldi. sonra Nuh'a. Harun'dan. Yusuf u. İshak'a. ismail'e.). Oysa. sonra Davud'a ve Süleyman'a ve onlarla ilgili hikayelere değinildikten sonra (Enbiya Suresi. dertlerini ve sıkıntılarını giderdiği ve ailesiyle birlikte ona nimetler verdiği ekleniyor (Enbiya Suresi. Süleyman'dan ve İsa'dan sonra değil. ayet 51-82). Oysa. Eyub'la ilgili hikaye'ye gelince. Lût. Eyüb'ün "... Enbiya. İbrahim'e. biraz yukarıda bahsettiğimiz gibi değiştirerek. "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" (Sad Suresi. peygamberler. yani.. şeytan tarafından yorgunluk ve eziyet içerisinde bırakıldığına değinmekte.. ayet 84). merhametlilerin en merhametlisisin'." (Tevrat. ayet 42) diye konuşur. ayet 83) diye seslendiği yazılıdır. Bu düzensizlik. fakat İsa'dan... Davud'dan ve Süleyman'dan sonra yaşamış gibi gösterilmiştir. ayet 41) şeklinde konuşmuş gibi görünmekte.'Başıma bu dert geldi. örneğin. Eyüb'ün peygamberler sıralamasında Davud'dan. ayet 83). bu iki ayette. karmakarışık bir sıraya göre sıralanmış ve bu arada Eyub.

"yüce" olduğu söylenen bu Tanrı. " (Sad Suresi.. Ve işte Eyub'la ilgili hikaye. hiçbir yönüyle anlaşılamadan. Bu örnekle Muhammed. age. Yarışırken. Sınamayı iblis aracılığıyla yapmayı kararlaştırır. buna rağmen karısı. Bu yüzden Eyub. Bunun üzerine Tanrı da onları helak etmiştir! Salih'le ilgili bütün bu veriler. yıllarca süren hastalıklara uğrar. Gerçekten biz Eyüb'ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk. "Eline bir demet sap al. Dikkat edileceği gibi. . mal ve mülkünün yok olduğunu görür. Ve işte Tanrı. 96-97. merhametlilerin en merhametlisisin'. halinden şikayet ediyor görünmek istemez. age. kimisi "18 yıl sürmüştür" der. Zülkifl gibi kişilerin anılmasına ve başka konulara atlanmakta (Sad Suresi. ayet 45 vd. fakat ne yaparsa yapsın. Hatta Tanrı'ya dua ve niyaz etmesini tavsiye eder. ayet 44). Anlaşılması olanaksız hüküm ayetlerini anlaşılabilir kılmak için. Eyub da yüz tane ekin sapından yapılmış bir demetle karısına yüz kez vurur. fakat. buna karşılık kavminin zayıf ve fakir olan sınıfları ona inanmış ve nihayet Tanrı. yeminini böyle yerine getir. bu felaketli günleri sırasında ona büyük fedakarlıklarda bulunarak yardımcı olur. Örneğin. Turan Dursun.(Bu konuda bkz. 7 ay ve 7 saat sürmüştür" diye kesinlik sağlamak ister.3) diye Tanrı'ya niyazda bulunur. ". Eyub'la ilgili hikayenin şu olması gerektiği ortaya çıkıyor: Eyub. her şeyin "takdiri ilahi" olduğuna inandığından. buna da bir çözüm bulur ve yemini geçersiz kılmak için Eyub'a "hile-i şeriye" yolunu gösterir. 'Basıma bu dert geldi. kavminin kudret ve varlık sahibi olanlarını inandıramamıştır. kendi içinde bulunduğu koşullara yatkın olmak üzere tanımladığı Salih örneğiyle. Zira bundan sonraki ayetlerle İbrahim.. Muhammed'in Kureyş ile olan ilişkilerine tıpatıp uymakta. bir sebepten dolayı karısına kızar ve "Eğer bir gün iyileşir ve huzura kavuşursam. fakat. Ancak. Yakub. böylesine sabırlı görünen Eyub. bu satırların hiçbiri anlaşılır gibi değil." (Enbiya Suresi. varlıklı ve kalabalık bir aile sahibi. Bütün bu anlaşılmazlıklar. Kureyşlileri etkilemek istemiştir. kocası için böylesine fedakarlık etmiş olan kadını koruyacak yerde. kavmi tarafından alaya alınmıştır. işaret olarak ve sırf sınamak amacıyla Semûd kavmine bir dişi deve göndermiş ve onlara kendi sularından deveye su verilmesini emretmiş. sağlığına kavuşunca karısına yüz değnek vuracağına dair daha önce yapmış olduğu yemini yerine getirmek gerektiğini düşünür. 5. Sale. onlar deveyi öldürüp Tanrı'ya başkaldırmışlar. Eyub. Tanrı da ona acır ve hastalığını giderip eski haline sokar. anlaşılması şöyle dursun. 323. eski bir Arap kavmi olan Semûd kavmine "peygamber" olarak gönderildiği söylenen Salih'le ilgili sure ve ayetlerdir ki.) Bu konuda verilebilecek bir başka örnek. buna rağmen. G. Sen. evinin yıkıldığını ve ailesi efradından birçoğunun helak olduğunu. bu iş için onlardan herhangi bir ücret istemediğini bildirmiş. Ancak. her bir satır. "Apaçık" olmak üzere gönderildiği söylenen Kur'an. O. Çünkü. s. Tanrı onu sınamak ister. insanı şaşkınlığa sürüklemekte. kendi kavmini putataparlıktan kurtarıp tek bir Allah'a taptırmak istemiş."Eline bir demet sap al da onunla vur.). yorumcular birbirleriyle yansırlar. ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi" (Sad Suresi. kimisi de "7 yıl. İsmail. ayet 44) der. Bu örnek. azap ve işkenceye sokması için iblise yetki verir. ona dayak atmak hususunda yersiz ve haksız şekilde yemin eden Eyüb'ü üstün kılıp. malının bir mislini verir. aynı tertipsizlikler ve kargaşalıklarla dolu olarak Kur'an'da yer almıştır. dindar ve sabırlı bir kimsedir.. Eyüb'ün başına gelen felaketlerin kaç yıl sürdüğü hususunda farklı görüşe saplıdırlar. ayrıca bkz... Kur'an dışı kaynaklara (özellikle Tevrat'a) başvurulmak suretiyle yorumcular tarafından anlaşılabilir şekle sokulmak istendiğinde. yeminini böyle yerine getir.. onunla vur. c. kimisi "13 yıl".' sana yüz değnek vuracağım" diye yemin eder. Çünkü. İshak. hiç kimsenin anlayamayacağı bu tür anlatımlarla doludur. onlardan kötü muamele görmüş.. Bunun üzerine Eyub. s. Üstelik de. Eyüb'ü kandırması.(Ey Tanrım). şaşkınlık verici bu ayetle sona ermekte.. bir demet sap ile ona karısını dövdürtmüş olur: hem de hile-i seriye yollarına başvurtarak! Anlaşılır şey midir bu! Yine görülüyor ki. ayet 8. bu nedenle Tanrı'dan herhangi bir dilekte bulunmaz. bir de kendi aralarında anlaşmazlığa düşerler. Fakat. Muhammed'in "peygamber'lik iddialarım pekiştirmeye yararlı nice örnekten biridir. güya Salih. "Bir demet sap ile" kime vurulacak? Ve neden dolayı vurulacak? Bozulmaması istenilen yemin nedir? Bu soruların hiçbirine cevap yok. Fakat. biraz daha anlaşılamaz durumlar yaratmak bir yana. taptırtabilmek için onlara Tanrı tarafından sağlanan nimetleri ve lütufları hatırlatmış. Elyesa. Daha başka bir deyimle.

Salih kıssası. Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" diye sorarlar. Şems Suresi ile başlar (çünkü. size bir mucize olarak Allah'ın şu devesidir. ve 39. Kur'an'ın. Dikkat edileceği gibi Salih.. Hûd Suresi'nin 61. belli bir düzen ve uyum içerisinde sıralanmış da değildir. surelerdir. ". eğer putları bırakıp Tanrı'ya kulluk etmeyecek ve kendisini peygamber olarak kabul etmeyecek olurlarsa. bir de Salih'e meydan okurcasına.. Şimdi. Ancak. "Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inananlarız" diye yanıt verirler (A'raf Suresi. onun bu şekilde konuşmasına karşılık. çeşitli surelerin çeşitli ayetlerine. kendi kavmi olan Kureyş'i putlardan uzak kılıp Tanrı'ya tapar duruma getirmek için aynı şeyleri yapmış görünmekte. Ve onlara.yurtlarında dizüstü donakalırlar)" (A'raf Suresi. Bu sözler üzerine Semûdlular Salih'e çatarlar. ve 67.. Ve sizi orada yaşattı. Kur'an'ın bu ayetlerinin bulunduğu A'raf Suresi'nden dört sürelik bir atlama yaparak on birinci sure olan Hûd Suresi'nin 61. Oysa kendisinden mucize olarak deve isteyen olmamıştır. ayetini okuyalım (Hûd Suresi'nin iniş sırası 52). diğer kıssalar bakımından olduğu gibi. ayetlerine. bunu dedikten sonra Salih. Tanrı'nın Ad kavminden sonra Semûd kavmini yeryüzüne yerleştirmiş olduğunu. 74. ve 44. Biz burada Salih kıssasını. ayetlerini bir araya getirip incelemek (ayrıca hadislere göz atmak) gerekir. Surelerin iniş sırasına (nüzul sırasına) göre inceleyecek olursak görürüz ki. surelerin Kur'an'daki sırasına (mushaf tertibine) göre ele alacağız. Bunun üzerine Salih onlardan yüz çevirir (A'raf Suresi. Ancak. bu yanıta karşı. yukarıda anlatılan olayın biraz değişik bir şekli var.7. Bunun üzerine onları bir sarsıntı yakalar ve ".. Semûd kavminin ileri gelenleri büyüklük taslarlar ve içlerinden zayıf gördükleri kimselere. Onu bırakın Allah'ın arzından yesin (içsin).. Daha başka bir deyimle Salih kıssası.. Neden dolayı deveyi işe karıştırmıştır. sizin ondan başka Tanrınız yoktur. ayet 75). "Biz de sizin inandığınızı inkar edenleriz" derler ve dişi deveyi. ve 7. ayet 76-77). Sizin ondan başka Tanrınız yoktur.Ey Kavmim! Allah'a kulluk edin. (dualarım) kabul eden-dir!" (Hûd Suresi. ona kötülük etmeyin.. ayaklarını keserek öldürürler. 62... Kur'an'ın yedinci sırasında yer alan A'raf Suresi'nin 73. Hakka Suresi'nin 4.. Daha başka bir deyimle. Şems Suresi. Bunlar hakkında fikir edinebilmek için. ayet 79). tıpkı yukarıdaki diğer örneklerde olduğu gibi. Hele konuyu incelerken. Şuara Suresi'nin 142.. Burada. Bu konuda Kur'an'a koyduğu ayetler. ayet 73). Salih kıssası bakımından da. suredir) son bulur. bunu sağlamak için Salih'le ilgili hikayeyi bir okuyuşla ve anlaşılır bir şekilde anlatmış değildir. surelerin hem Kur'an'daki sıralarını. O halde.Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiğin azabı bize getir" derler (A'raf Suresi. Kamer Suresi'nin 24. Zira Tanrı.. Zariyat Suresi 112. sure olarak inmiş kabul edilmektedir). geliniz bunu birlikte yapalım. suredir) başlar ve Şems Suresi ile (ki 91. kendilerini atalarının dininden uzaklaştırmak istediğini. Tanrı'ya kul yapmak istediğini. 26. sonra sizi elem verici bir azap yakalar" (A'raf Suresi.. Salih kıssası. Zariyat Suresi'nin 43. Çünkü. gerçekten içinden çıkılmaz bir duruma düşmüş olursunuz. Tanrı'nın "mucize" olarak bir deve gönderdiğini ve devenin serbestçe otlamaya bırakılmasını emrettiğini söylemektedir. Semûd kavmine Salih'i gönderdiğini ve Salih'in onlara şöyle dediğini bildirmekte: ".kendisi de. O sizi yerden (topraktan) yarattı. Büyüklük taslayanlar. ayetinde. Fakat yapmadan önce şunu belirtelim ki. ve 157. onlara nimetler verdiğini ve bu sayede onların evler ve saraylar yaptıklarını belirtir ve yeryüzünde "fesatçılar" olarak karışıklık çıkarmamalarını söyler (A'raf Suresi... "Siz Salih'in. O da. hem de nüzul (iniş) sıralarını göz önünde tutmaya kalkışacak olursanız. Semûd kavminin uğradığı felaketlere uğrayacaklarını anlatmak amacındadır. onlar da. iniş (nüzul) sırası itibariyle 26. 145.Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. zihni allak bullak edici bir durum vardır ortada. Tanrı'nın Semûd kavmine Salih'i gönderdiği ve Salih'in onlara şöyle dediği yazılıdır: ".. Bununla da kalmazlar. belli değil! Fakat. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. surelerin Kur'an'daki sıralarına göre A'raf Suresi ile (ki 7. farklı şekillerde serpiştirilmiş olarak ve anlaşılamaz hale sokularak anlatılmıştır. ayet 78). A'raf Suresi'nin 73. fakat Tanrı konusunda kuşku içerisinde olduklarını söylerler: . ve 29. sonra da ona tevbe edin. ondan mağfiret isteyin. Kısaca fikir edinmek için. ayet 74). sure olarak inmiş kabul edilir) ve Zariyat Suresi ile son bulur (çünkü. ayet 61). İsra Suresi'nin 59. Rabbim (kullarına) çok yakındır. bu sureler. Fakat. ve Şems Suresi'nin 12.

kendisine Tanrı tarafından "peygamberlik" verildiğini. hikaye yeni baştan. Fakat.. deve ile ilgili husus biraz açıklığa kavuşturulmakta (Kamer Suresi'nin 37. onları ikna etmek üzere. yirmi beş sure atlayarak Kur'an'ın Zariyat başlığını taşıyan 51. Allah'ın arzından yesin (içsin). Eğer doğru söyleyenlerden ise. olsa olsa iyice büyülenmiş birisin. fakat farklı bir ifadeyle anlatılmakta. Semûd kavminin.18 Ve işte güya bundan dolayıdır ki. Görülüyor ki.. A'raf ve Hûd surelerinde. sonra sizi yakın bir azap yakalar" (Hûd Suresi. suresine geçelim (surenin iniş sırası 112). Görüldüğü gibi burada Salih olayı.. ayet 64) diye ekler. burada yeni bir durum var ki. onun bir su içme hakkı vardır. Ona kötülük dokundurmayın.. farklı bir şekle sokulmuş olarak anlatılmakta. Hûd Suresi'nde Salih. Salih'in bu sözlerine karşı kavminin insanları. birbirinden farklı şekilde anlatılmakta! Şimdi yeniden bir atlama yaparak Kur'an'ın yirmi altıncı sırasında yer alan Şuara Suresi'ne geçelim (bu surenin iniş sırası 47). Burada Salih olayına iki ayetle değinilmekte ve Semûd kavminin Tanrı emrine karşı geldiği ve bu yüzden yıldırıma çarptırıldığı bildirilmekte.. Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin. Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen aşırı gidenlerin emrine uymayın.. Salih'ten mucize olarak kayadan deve çıkarmasını istemişlerdir. "Ey kavmim! işte size mucize olarak Allah'ın devesi. Halkın. Benim ecrimi verecek olan." (Şuara Suresi. hani sanki onların seviyesine inmiş gibi şöyle konuşur: .. Oysa daha önceki anlatımda halkın Salih'e.. Kardeşleri Salih onlara söyle demişti: '(Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız? Bilin ki ben size gönderilmiş bir elçiyim. Salih de onlardan.. ayet 23-25) dedikleri yazılı. yani elli dördüncü sırada yer alan Kamer Suresi'nde. "Sen büyülenmişsin" diyerek açıkça kendisinden mucize göstermesini isterler: "Sen. ayet 62). Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.. Semûd kavminin Salih'ten açıkça mucize istediklerine dair bir kayıt yokken. Burada. pınarların içinde. ". Orada aynı olay. Sen de ancak bizim gibi bir insansın. ayet 153-154). Üç sure sonra. Her ne kadar burada yazılı değilse de. belli bir günün içme hakkı da sizindir.İşte (mucize) bu dişi devedir. ayet 43-44). Görülüyor ki. Salih hakkında ". yine farklı bir şekle sokulmuş olarak Salih'in şu sözleriyle başlıyor: "Semûd (kavmi) de peygamberleri yalanlamışlardı. Salih'in konuşması ve halkın ona karşı tutumu. o da Semûd kavminin Salih'ten açıkça bir mucize istemeleri! Salih de onlara. Yine dikkat edileceği gibi. burada. o kadar! (Zariyat Suresi. ayet 155-156) der. sure olarak nazil olduğu söylenir). bunun "apaçık bir delil" olduğunu öne sürerek. yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir" (Şuara Suresi. Onu bırakın. ekinleri. Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum."Ey Salih! Sen bundan önce içimizde ümit beslenen birisiydin. Siz burada bahçelerin. Semûd kavmi bu şekilde konuşmakla." şeklinde konuşmasına kızan Tanrı tehditler savurur. ancak alemlerin Rabbidir. "Sen büyülenmişsin" diye konuştuğu yazılı idi. "Haydi bize mucize göster" diye konuştukları yazılı. haydi bize bir mucize getir" (Şuara Suresi. ayet 141-152). (Şimdi) babalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi engelliyor musun? Doğrusu biz. Ona bir kötülükle ilişmeyin. Tanrı'nın var olup olmadığı konusunda kuşkulu olduklarını ortaya koymaktadırlar. iman edeceklerine dair söz aldıktan sonra namaz kılıp Allah'a dua etmiş ve bunun üzerine Allah büyük bir kayadan büyükçe bir deve çıkarmıştır. ayet 63) der. Dikkat edileceği gibi. bizi kendisine (kulluğa) çağırdığın şeyden ciddi bir şüphe içindeyiz" (Hûd Suresi. yalancı ve şımarığın biridir" (Kamer Suresi.o yalancı ve şımarığın biridir. yorumcuların söylemelerine göre. kendilerine gönderilen "uyarıcıları" yalanladıkları ve "Vahiy aramızda ona mı verildi? Hayır o. Şimdi geliniz. yani Şuara Suresi'nde. "Buna ne dersiniz?" (Hûd Suresi. Daha önceki A'raf ve Hûd surelerinde. salkımları sarkmış hurmalıkların arasında güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)? (Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz. Sonra bu deve kendisi gibi büyükçe bir yavru doğurmuştur.

Aynı surede şu yazılıdır: "Arkadaşlarım çağırdılar. Onların en bedbahtı (deveyi kesmek için) atıldığında. Bunun üzerine Rableri. Kudar b. Bunun üzerine Tanrı. Salih'ten mucize göstermesini isteyenlerin Semûd halkı olduğu yazılıydı. Öte yandan yine bu ayette. (Allah bu şekilde azap etmenin) akıbetinden korkacak değil ya!" (Şems Suresi.korkunç bir ses gönderdik. suyun aralarında paylaştırıldığını haber ver. bilinmiyor! Kur'an'da yazılı değil! Fakat. ayet 31). ayet 31). Ve sonra. 'Allah'ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın'' dedi. Tanrı'nın emrine göre deve ile Semûd halkının suyu paylaşacakları anlaşılmakta: bir gün deve içecek. aynı konu ile (yani. "(Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu?" der ve azabının nasıl olduğunu belirler: "Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik.. Görülüyor ki. Şimdi otuz sekiz sürelik bir atlama yapalım ve Kur'an'ın altmış dokuzuncu sırasında yer alan Hakka adlı sureye gelelim (surenin iniş sırası 78). zira onlar Tanrı'ya aldırış etmeyip deveyi öldürmek hevesindedirler. onlara büyük bir felaket gönderdi de hepsini helak etti. Oysa. belli değil! Yorumcuların açıklamalarına göre bu. Oysa daha önceki surelerde. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler. ayet 11-15). karşımızda yine tutarsız ve anlaşılması mümkün olmayan ayetler bulunmakta ve yine Tanrı. ayet 78) diye yazılıdır. Ve nihayet Kamer Suresi'nden yirmi iki sürelik bir atlama yapıp. Sen onları gözetle ve sabret. olayla ilgili olarak Kamer Suresi'ndeki konuşmasında Tanrı. Semûd halkını sınamak için dişi deve gönderdiği yazılı. o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti" (Kamer Suresi. Dikkat edilecek olursa burada Tanrı'nın. ayet 26).) Taksimin "ilahiliği" nedendir ve neden Tanrı ille de deve ile (hem de dişi deve ile) onları sınamak istemiştir. Allah'ın Resulü onlara. farklı bir ceza şeklini (örneğin. Onlara. yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir" (Kamer Suresi. Dikkat edileceği gibi." demişti (Kamer Suresi.. bir gün de Semûd kavmi içecektir sudan! Tanrı'nın söylemesine göre bu "ilahi" bir taksimdir. burada Tanrı'nın ceza olarak Semûd halkı üzerine "korkunç bir ses" gönderdiği ve bu ses yüzünden onların "hayvan ağılına konan kuru ot gibi" oluverdikleri yazılı. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi olııverdiler" (Kamer Suresi. Semûd'la) ilgili şu ayetlerini okuyalım: "Semûd kavmi azgınlığı yüzünden (Allah'ın elçisini) yalanladı. günahları sebebiyle. ayet 27-28). onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Burada olayımıza sadece bir satırla değinilmekte ki. ayet 29). ne yaparsa yapsın onları imana getiremiyor Tanrı. "sarsıntı "dan söz etmeyip.( Diyanet Vakfı yorumu. ". oysa daha önceki konuşmalarında Tanrı. Salif adında bir zorbadır ve deveyi öldüren de odur.. Semûd halkı olduğu yazılı idi. Burada geçen "arkadaşları" sözcüğü kime atıftır. daha önceki anlatımlarda deveyi öldürenin bir kişi değil.( Diyanet Vakfı yorumu. deprem yaratma yolunu) seçmiş görünmekteydi. o da şöyle: "Semûd'a gelince: onlar pek zorlu (bir sarsıntı) ile helak edildiler" (Hakka Suresi. Her biri kendi içme sırasında gelsin" (Kamer Suresi. örneğin. ayet 5). Ama onlar..) Oysa ki. A'raf Suresi'nde. "Bunun üzerine onları o sarsıntı yakaladı da yurtlarında dizüstü donakaldılar" (A'raf Suresi. doksan birinci sure olan Şems Suresi'nin."Yarın onlar. onları imtihan etmek için dişi deve gönderdiğini ekler: "Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen biziz. bir önce konuştuğundan farklı konuşmakta! Olayla ilgili olarak Kamer Suresi'ndeki .

5864) (Şems Suresi. Yazır." (.. hepsini birden helak ettiğini bildirmiştir. *** Kıssalarla (hikaye ve masallarla) ilgili olmak üzere yukarıya aldığımız örnekler.. sure olarak Tanrı'dan geldiği kabul edilmekte.. c. Bütün bunlar. yine bu ayetlere göre Tanrı. ayet 29) diyerek deveyi kesenin bir kişi olduğunu söylerken. Kur’an’daki tertipsizliklere.o nakayı devirdiler. sırasında yer alan Şems Suresi ile Salih kıssası sona etmekte. vurup öldürdüler.konuşmasında. bu sure ve ayetleri nüzul (iniş) sırasına göre incelemiş olsak. yüz on ikinci sure olarak Tanrı'dan nazil olmuş (inmiş) kabul edilmektedir. sure ve ayetlerin Kur’an’daki diziliş tarzınsda doğmuş değildir. sadece kendisine iman etmeyip deveyi kesenleri değil.onlar.. “yani takdim-tehir” öğesini göz önünde tutmuş olsak dahi aynı olumsuzluklarla karşı karşıya kalmaktan kurtulamayız. iniş (nüzul) sırası itibariyle Şems Suresi'nin 26. yani Şems Suresi'nde deveyi kesenin "onlar" (yani.)( Elmalılı H. çünkü Zariyat Suresi. onu yalanladılar ve deveyi kestiler. .. kadınları) dahi cezalandırmış.7. Demek ki. "Arkadaşlarını çağırdılar. ayet 11-15) demektedir.. s. Ancak. suçu olmayan kimseleri (örneğin. o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti" (Kamer Suresi. çocukları.. Öte yandan. bu tutarsızlıklar ve anlamsızlıklar. Salih kıssası gerçekten burada sona ermiş olmuyor. "Semûd kavmi") olduğunu bildirmekte ve ". şimdi burada. Surelerin Tanrı'dan gelişine göre bu kıssanın Zariyat Suresi ile sona ermiş olması gerekir.. tutarsızlıklara ve uyumsuzluklara verilebilecek nice örnekten birkaçı! Yine tekrar edelim ki. Ve işte Kur'an'ın 92. age. Kur’an okuyucusunu “fikirsel silsile” ve “akılcı düşünce” doğrultusunda bocalamaya zorlayan ve bilimsel gelişme olasılığından yoksun kılan nedenlerden bir kısmıdır.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->