P. 1
İKTİSADİ DÜŞÜNCELER TARİHİ

İKTİSADİ DÜŞÜNCELER TARİHİ

|Views: 10,555|Likes:
Yayınlayan: horozkentli89

More info:

Published by: horozkentli89 on May 27, 2010
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

01/06/2015

pdf

text

original

ktisadi düşünceler Tarihi Ders Notları (Yrd.Doç.Dr.

Metin Yıldırım)

-1-

ktisadi Akımlar(Okullar) : 1) Merkantilizm 2) Fizyokratizm 3)Klasik ktisat 4) Neo – Klasik ktisat 5) Kurumcu ktisat 6) Milli ktisat Doktrini 7) Alman Tarihçi Okulu 8) Avusturya Okulu Tanımlar : • • • •

9 ) Sosyalizm 10) Keynes ktisadı 11) Monetarizm 12) Arz Yönlü ktisat 13) Rasyonel Bekleyişler teorisi 14) Neo – Keynezyen ve Post - Keynezyen 15) Anayasal ktisat

ktisadi Düşünme : Tüm iktisatçılar tarafından benimsenen ortak bir düşünme biçimidir. ktisadi düşünme, iktisat eğitiminin dışında bireye kazandıracağı bir beceridir. ktisadi düşünce : “ ktisadi Sorun”u çözmeye yönelik bir düşüncedir. ktisadi Sorun : Kaynaklar ile ihtiyaçlar arasındaki dengesizliktir. Relativist Yaklaşım : Her teori öne sürüldüğü dönemin özellikleri yansıtır. Yani bir iktisat teorisi ait olduğu dönemin şartları içerisinde değerlendirilmelidir. Bu dönem şartları ; o dönemin ideolojisi, kurumları, ekonomik sorunları veya ekonomik yapısı olabilir. Ayrıca her ekonomik teori önünde sonunda bir ekonomi politikası önerisine dönüşeceği için bir teorinin gerçek niteliği şekillendirdiği ekonomi politikasına göre belirlemek gerekir. Absolutist Görüş : ktisat teorisinin iktisatçıların entelektüel çabaları ile buldukları analiz yöntemlerinden kaynaklandığı ve bu nedenle mutlak bilimselliğe sahip olduğunu öne süren görüş ise, iktisat teorisinin yer ve zaman yönünden göreceli bir nitelik taşıdığı kabul etmesi. Mutlak bilimselliği savunanlara göre, en son öne sürülen iktisat teorisi o konudaki en doğru yani gerçeğe en yakın teoridir. Çünkü bu teori hem kullandığı analiz teknikleri açısından hem de dayandığı istatistiksel veriler yönünden eski teorilere oranla daha zengindir. Ayrıca eski teorilerin hata ve eksiklerinden arındırılmıştır. Bu görüşü savunan “Stigler”e göre bir bilim dalının temel özelliği olan tutarlılık, genellik, kesinlik ve incelik iktisat bilimine fizyokratlar ile gelmiş ve sonrada tarihsel süreçte gelişmiştir. Ortodoks ktisat : Bu gün benimsenmiş haliyle insan ihtiyaçlarına oranla kıt olan kaynaklarının yarattığı sorunları kendine araştırma programı olarak seçmiştir. Bu sorunları üretim faktörlerinin alternatif kullanım oranları arasında dağıtımı, milli gelirinin bölüşümü, ekonominin istikrarlı ve milli gelirin artırılması şeklinde dört gruba ayıran Ortodoks iktisat faktörlerinin dağıtımını hangi malların ne kadar üretileceği ve milli gelirinin nasıl bölüşüleceği konularını inceleme konuları yapmıştır. Gelir, istihdam düzeyi, fiyatlar genel seviyesi ve büyüme hızı makro iktisadın araştırma programını oluşturmaktadır. Heterodoks ktisat : ktisadın araştırma programını ve yöntemini daha değişik biçimde belirtmiştir. Sosyalizm, Alman Tarihçi Okulu, Kurumcu Düşünce ve Post – Keynesyenler bu yaklaşımın önemli temsilcileridir. Bu iksatçılar iktisat ilminin sınırlarını genişletmesi ve onu tarih, psikoloji, sosyoloji, antropoloji, siyaset bilimini aktarmaya çalışmışlardır.

»

Ortodoks iktisatçılar neyi veri olarak kabul etmişlerse Heterodoks iktisatçılar onları çalışmışlar. Heterodoks iktisatçıların veri olarak kabul ettiklerini de Ortodoks iktisatçılar incelemişlerdir. Bu yüzden iktisat tarihi bu iki grup arasındaki uzlaşmaz çatışmalarla doludur. • Doktrin : Felsefede, iktisatta, hukukta, edebiyatta, siyasette belirli görüş ve düşüncelerin kesin olarak savunulmasıdır. Eleştiriye yer verilmez. I. Amaçlarına Göre Doktrinler : a: Liberal Doktrinler b: Otoriter Doktrinler II. yimser ve Kötümser Doktrinler 1
Hazırlayan : Faruk GÜMÜŞ

ktisadi düşünceler Tarihi Ders Notları (Yrd.Doç.Dr. Metin Yıldırım)

-2-

a: yimser Doktrin : Kişinin çıkarı ile toplum çıkarının uyuşmasıdır. b: Kötümser Doktrin : Gelir dağılımındaki dengesizliğin ve krizlerin kaçınılmaz olduğu savunulur. III. Realist ve Ütopik Doktrin • Sistem : kişisel refah seviyesini yükseltmek amacıyla izlenen yollara, uygulanan politikalara ve kullanılan araçlara iktisadi sistem denir. • Rejim : Bir sistemin veya bazen de iki sistemin belli kısımlarının aynı zamanda uygulanması durumudur. Rejim bir ekonomik sistemde kişilerin üretim ve tüketim şartları ve bunlarla ilgili davranışları belirleyen kanunlardır. • Strüktür : Kelime manası “yapı”dır. Zaman ve yer bakımından bir ekonomik üniteyi oluşturan oran ve bağıntılardır. • deoloji : Bir toplumun şu veya bu şekilde olması, şu veya bu yöne yönlendirilmesi gerektiğine inanılan düşünce ve fikirlerdir. Bir düşünce sistemidir. Kişisel ve kollektif çıkarlara dayanmaktadır. Endişe verici ve saldırgan hallerle kendini belli eder. deoloji bir düşünce birliğidir. Düzenleyici olabilir. htilalci bir nitelik taşıyabilir. Dine de dayanabilir. Savaş aracı olarak kullanılabilir. ktisadi Düşünce Tarihi Yöntemleri • Tarihsel Dönem : Tarihsel süreç kronolojik dönemlere bölünür ve her dönemde kendini gösteren iktisat teorileri incelenir. • Egemen Dönem : Kronolojik bir sıralama var. O döneme hakim olan iktisat yöntemi incelenir. ktisatta Metod ve Yaklaşım Sorunları Metod Sorunları : a) Karmaşıklık : Sosyal olayların veya süreçlerin temel karakteristiğidir. Olayların iç içe girmiş olması ve subjektif davranışlar bu karmaşıklığa neden olur. b) Bilgi : Bilgilerin ulaşılabilir ve doğru olmasıyla alakalıdır. c) Zaman : ktisatta zaman olgusu çoğu zaman ihmal edilir. d) Deney : ktisat ilminde deney imkanı yoktur.

1-Merkantilizm Merkantilizm, 1450-1750 yılları arasında yani Ortaçağ ve Fizyokrasi arasındaki dönemde gelişen iktisadi düşüncelerin bütünüdür. Merkantilistlerin temel ilkeleri şöyledir: • Merkantilizm, moneter bir doktrindir. Amaç, para miktarını arttırmaktır. Değerli madenlerin hakimiyeti esasına dayanan bu görüşte milli servet değerli madenlerin çokluğuyla ölçülür. • Müdahaleci bir doktrindir. Devletçiliği benimseyen bu görüşte devlet, iktisadi faaliyetleri belirlemeli ve yönetmelidir. • Yukarıdaki iki ilke, beraberinde «dış ticarete önem verme» ilkesini getirir. Buna göre dış ticaret, ülkeye daha çok değerli maden girmesi için yapılmalıdır. Amaç, aktif (ihracat>ithalat) bir dış ticaret bilançosudur. • Merkantilizmin sanayileşme anlayışı, nüfus artışını da beraberinde getirir. Çünkü, emek arzının artışı ücretleri düşüreceğinden sanayi üretimi ve ihracat artar. • Nüfus hareketleri ve tarımsal üretim ilişkisi (tarımsal üretimin arttığı dönemlerde toplam tarımsal gelirin düşmesi) şeklindeki King Kanunu ilk kez bu dönemde ortaya konmuştur. • Paranın değeriyle ilgili olarak da madeni paraların ayarındaki değişmelerin piyasalarda dengesizliğe yol açacağını savunan «kötü para iyi parayı kovar» ilkesi de bu dönemden kalan bir görüştür. 2

Hazırlayan : Faruk GÜMÜŞ

ktisadi düşünceler Tarihi Ders Notları (Yrd.Doç.Dr. Metin Yıldırım)

-3-

» Bazı ülkelerde farklı isimlerle anılmıştır.
I. spanyol Merkantilizmi(Külçeci): Enflasyon ilk defa burada ortaya çıkmıştır. Bunun nedeni piyasada karşılıksız ve büyük miktarda madenin dolaşımda olmasıdır. II. Fransız Merkantilizmi: Colbertizm olarak da bilinen bu görüş, temelde sanayiye yönelik ve devletçidir. Amaç; para stokunu arttırmak olup bu, sanayinin gelişmesine bağlanmıştır. K T’ler ilk defa burada oluşturulmuştur. Bebek sanayinin korunması önemlidir. Kanuna dayalı korumacılık ilk defa Fransa’da uygulandı. III. ngiliz Merkantilizmi: Ticari Merkantilizm olarak da bilinir. Sömürgeciliği geliştirerek deniz gücünü arttırıldı. Dış ticaret bilançosu ortaya çıkmıştır. IV. Alman Merkantilizmi: Milli ekonomi gelişmelidir. Bu açıdan devlet müdahalesi kaçınılmazdır. Toplumu, bireyi devlete feda eden bir görüştür. Merkantilizmin önemli temsilcileri; o T.Mun: Dış ticaret ile ilgili “ ngiltere Hazinesi” adlı kitabı var.Serveti para ve altın olarak değil, iyi bir yaşam için gerekli mallar olarak tarif eder. Tüccar sınıfı önemlidir. o Montchrestien: “Ekonomi Politiği” deyimini kullanan ilk kişidir. nsanın mutluluğu zenginliğe bağlıdır, zenginlik ise çalışmaya bağlıdır. o Serra: Kıymetli metaller başlıca dört faktörün varlığıyla sağlanabilir. Bunlar o ülkede kurulmuş olan sanayinin hacmi, nüfusunun kalitesi, ticaretin genişliği ve yönetimin iktisadi hayatı düzenleme şeklidir. o Gresham: “Kötü para, iyi parayı kovar.” o King: Buğday miktarı aritmetik olarak artarken gelir geometrik olarak azalır. 2-Fizyokratizm Doğal düzeni savunan bu görüşe göre toplumsal ve ekonomik kurallar doğal bir kanun gücüyle oluşur. ktisadi zenginliğin kaynağı tabiattır.”Makro Ekonomi” bu akım içerisinde ilk defa incelenmiştir. Üretimde tek verimli alan tarımdır. Tarım, tüketilenden daha fazla üretime yol açar. Oluşan bu fazlalık Fizyokratlar'ca “net hasıla”olarak ifade edilir. Diğer faaliyetler (ticaret, sanayi) ise kısırdır, çünkü net hasıla oluşturmazlar.Net hasıla milli gelir demektir(üretim teorisi). Vergi sadece toprak sahiplerinden alınmalıdır(vergi teorisi). Gelir dağılımı teorisi açısından net hasılaya dayanarak toplum üç sınıfa ayrılır. Verimli sınıf (çiftçiler), toprak sahipleri, kısır sınıf (sanayici ve tüccarlar). Quesnay tarafından oluşturulan ‘ekonomik tablo’ya göre bu sınıflararası gelir dağılımı şöyledir: Çiftçiler, topraktan sağladıkları net hasılayı toprak sahiplerine kira olarak verirler. Toprak sahipleri, toprağın işletilmesinin bedeli olan bu net hasılayı alırlar. Kısır sınıf ise hammaddeyi işlenmiş maddeye dönüştürmek için imalathane ve işçiye ihtiyaç duyar. Bu yüzden bu sınıfın elde ettiği net gelir, diğer iki sınıfa dönmek zorundadır. Bu “ekonomik tablo”, genel denge modellerinin başlangıcı sayılır. Mirabo, Turgot, Quesnay bu okulun önemli temsilcileridir. Merkantilizm ve Fizyokratizm Arasındaki Farklar Merkantilizm Fizyokratizm Zenginliğin ölçüsü değerli madenlerdir. Zenginlik tarıma dayanır. Sanayi önemlidir. Tarım Önemlidir. Müdahaleci politikalar savunulmuştur. Serbest ticaret temel ilkedir. Müdahaleci bir rejim. lahi bir düzen. Ekonomiye politik açıdan yaklaşır. Ekonomiye sebep-sonuç ilişkisiyle yaklaşır.

Hazırlayan : Faruk GÜMÜŞ

3

ktisadi düşünceler Tarihi Ders Notları (Yrd.Doç.Dr. Metin Yıldırım)

-4-

3-Liberal Düşünce Okulu Liberal düşüncenin dayandığı üç felsefi terim vardır: Pozitivizm, Bireycilik, Rasyonalizm. a) Pozitivizm : Doğal olayların, kanunlardan oluştuğunu söylerler. ktisatçının işi olayları anlamak, neden ve sonuç ilişkileri ortaya çıkarmaktır. Doğal olaylara müdahale edilmezse, sosyal ve iktisadı olaylara da müdahale edilmemelidir. b) Bireycilik : Birey-Toplum-Devlet ilişkisi savunulur. c) Rasyonalizm : Faydacı bir zihniyettir. Akıl gerçeği açıklar. nsan aklının açıklamadığı şey gerçek değildir. Faydacı davranışlar önemlidir. Fayda objektif faydadır. Bireyin doğru karar verebilmesi için özgürce karar vermesi gerekir. Önemli temsilcileri şunlardır; o W.Petty : statistiğin kurucusu olarak bilinir. Emeğe önem verir, rant teorisini yapmış, o J.Locke : Çevre faktörünün insanın gelişimine etkisi olduğunu savunur. Moleküler toplum kuramını geliştirmiştir. Mülkiyet hakkı ifadesini ortaya atmıştır. Kişilerin özgür iradeleri ile kurulan hükümetleri savunur. Paranın kişiler arasında farklı dağılımından dolayı ihtiyaç sahipleri faiz ödemek zorundadırlar. o R. Cantillon : Değer terimini kullanmış, girişimci sınıfının önemini savunur. Bankerlerin kredi vermelerini açıklar. ktisadi faaliyetlerinin gelişimi için piyasada bol paranın bulunması savunur. o D.Hume : Üç temel yasadan bahseder: Özel mülkiyetin istikrarı,mülkiyetin serbestçe el değiştirmesi, sözleşmelere ilişkin taahhütlerin yerine getirilmesi. Hume'a göre ticaret (özellikle dış ticaret), bireyin refahı yanında devletin gücünü de arttırır. Hume, merkantilistlerin «ticarette bir tarafın kazançlı, bir tarafın kayıpta olacağı» görüşüne karşıdır. Hume «ticaret, iki taraf için de yararlıdır görüşünü benimser». Bu görüş literatürde «otomatik denge teorisi» olarak yer alır. 4-Klasik ktisat Piyasada tam rekabet koşulları geçerlidir (Serbest piyasa varsayımı). Ücret, faiz haddi ve mal fiyatları esnektir. Her arz kendi talebini oluşturur. Böylece ekonomide uzun dönemde bir üretim fazlası ortaya çıkmaz. Kısa dönemde ise arz fazlası oluşabilir. Bu durumda talep eğrisine bağlı olarak mal ve hizmet piyasalarında fiyatlar düşecektir. Fiyat düşüşü ile birlikte talepte artış olacak ve piyasa tekrar dengeye gelecektir. • Yukarıdaki 3 temel varsayım altında ekonomi daima tam istihdamdadır ve fiyatlar genel seviyesi istikrarlıdır. • Ekonomi kendini dengeye getirecek mekanizmalara sahip olduğundan devletin müdahalesine gerek yoktur. Devletin müdahalesini önlemek için “denk bütçe” ve “kaynak dağılımın etkilemeyen vergi” görüşü savunulur. • Klasikler, teorilerini kurarken akılcı, tümdengelimci yöntemi izlemişlerdir. • Dış ticarette uluslar arası uzmanlaşma ve işbirliği mümkün oldukça geliştirilmelidir. • Parayı sadece mübadele aracı olarak görmüşlerdir. Para örtülü bir etkiye sahiptir. Klasik iktisadın önemli temsilcileri; o A.SMITH: Bireycilik ilkesi kapsamında ‘kişisel çıkar’ önde gelir. şbölümü gereklidir. Ekonomik faaliyetler, “doğal düzen” çerçevesinde “görünmez bir el” aracılığıyla kendiliğinden gerçekleşir. Devletin müdahalesi gereksizdir.”Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” görüşü ekonomiye hakimdir. Serbest dış ticaret gereklidir. A.Smith,dış ticarette “mutlak üstünlük teorisi”ni ileri sürmüştür.Sadece tarım değil sanayi de verimlidir. Servetin kaynağı emektir. ki tür fiyat vardır: reel fiyat, piyasa fiyatı. ki tür sermaye vardır: Sabit sermaye (mübadele edilemeyen sermaye), Değişir sermaye (mübadele edilebilen sermaye). • • •
Hazırlayan : Faruk GÜMÜŞ

4

ktisadi düşünceler Tarihi Ders Notları (Yrd.Doç.Dr. Metin Yıldırım)

-5-

o

o

o

o

o

ki tür değer vardır: Kullanım değeri (malın faydasına göre belirlenir), Mübadele değeri (malın diğer mallarla değiştirilebilmesine göre belirlenir). D.RICARDO: “Politik ktisadın Temelleri” adlı eseri vardır. Toprak, emek ve sermayenin dağılımını incelemiştir. Azalan verimler kanununu oluşturmuştur. Kullanım değerini ölçü olarak kullanmıştır. Gelir dağılımı teorisi; toplumu işçiler, sermaye sahipleri ve toprak sahipleri diye üçe ayırmış. Toprak sahipleri fazlalık rantına sahiptir. Rantı ikiye ayırır: Mutlak rant doğanın üretimden aldığı paydır. Diferansiyel rant ise toprağın mevki ve verimliliğin neden olduğu farklardan oluşur. ki tür ücret vardır: Doğal ücret (asgari geçim düzeyine bağlıdır); cari ücret (arz ve talebe bağlıdır). Kârı üç unsur belirler: I.Tasarrufta bulunarak sermayenin oluşturulmasında elde edilen prim(kâr). II.Verimlilik sonucu elde edilen kâr. III. Yeni teknoloji kullanımıyla maliyetin min çekilmesiyle elde edilen kâr. Sermayeden vergi alınmasına karşıdır. Gelirden vergi alınmalıdır. R.Malthus(1766-1834): Papazdır. Sefaletin sebebi nüfusun artmasıdır. Nüfus artış hızının, tarım üretim hızından büyük olması nedeniyle fakirlik oluşur. Nüfus artış hızının azaltılması gerektiğini savunur. Bunun için evliliklerin geciktirilmesi, doğal afetlerin olması, çocuk yapılmaması, devletin sosyal yardım yapmaması gibi görüşleri vardır. J.B.SAY(1767-1832): Müteşebbis faktörünü ilk ortaya atan O’dur. ktisat bilimin amacının ekonomik faaliyetlerin nedenlerini ve sonuçlarını açıklamaktır.Sanayileşmeye önem verir.Gerçek para maldır. Reel Say Kanunu : Top. Üretim=Top.Arz=Top.Tüketim=Top.Talep Parasal Say Kanunu : Top.Maliyetler=Top.Gelir=Top.Tüketim J.S.MILL(1767-1832): Klasik doktrin sentezi bir kişiliktir. Liberalizmle sosyalizm arasında bir köprü görevi üstlenmiştir. “Ekonomi Politiği” adlı eseri vardır. Liberal görüşleri; Ricardo’nun değer teorisini benimser. Değişmez doğal kanunlar geçerlidir. Klasik dikotomiyi savunur(Paranın miktar teorisi: MV=PT). Müdahaleci görüşleri; sosyal reformu savunur, stationer ekonomide rant↑ π↑ yatırım ve üretim↓ ve ülke durgun hale gelir. Benthom(1748-1832): Rasyonel faydacılık ilkesini benimsemiştir(Hedonizm-Hazcılık). Fayda max’a ulaştığında insanlar kişisel mutluluk yaşarlar. Faydacılık ön planda, doğal hukuk geri plandadır. Fayda derecesi artıkça insanlar mutlu olur.

Sosyalizm I)”Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” reddeder. II)Halk kütlesi içindeki şartlarının iyileştirilmesini, kollektif çaba ve kamu girişimini savunur. Bunun merkezi devlet, mahalli yönetim ve kooperatifler gereklidir. III) deal toplum yapısı kurulabilir. Sosyalizm; kollektif ve sosyal mülkiyeti özel mülkiyetlere tercih etmek isteyen fikir hareketleridir. Sosyal haksızlıklara tepki ve tarihsel bir aşamadır. Herşey toplum tarafından fert içindir. >>16. ve 17. yy akımları o T.MORUS(1476-1535): Ütopya hakimdir. Bu hayali ülkede herkese bir görev verilip yaşanacaktır. “Dostlar arasında herşey ortaktır”. Bu sayede komünist bir yaşam oluşacak. Hayali bir ada vardır, sosyal hayat yoktur, evlenme olmayacaktır. Paraya gerek yoktur. o Campanella(1568-1639): “Güneş Devleti” adlı eserinde hayali bir devlet ve toplum yapısından bahseder. Evliliğe ve ailelere karşıdır. Çocukları devlet yetiştirir. Çocuklar ailelerini tanımayacağı için özel mülkiyete gerek yoktur. Herşey devletindir. >> 18. yy Akımları Bu dönem sosyalizmi üş aşama geçirmiştir. 1.Doğaya Dönüş 2. Akılcılık 3.Mutluluk. J.J.ROUSSEU(1718-1778) ; barış içinde mutluluğun sağlanması görüşünü savunur. Çocuk doğarken iyidir, toplumda bozurlu ve soysuzlaşır.Tüm kötülüklerin kaynağı toplumdur.

» Akılcılık, mutluluğa varmaktır.
Hazırlayan : Faruk GÜMÜŞ

5

ktisadi düşünceler Tarihi Ders Notları (Yrd.Doç.Dr. Metin Yıldırım)

-6-

>> 9. yy Akımları: Üç büyük fikir akımı vardır. 1) Romantizm: Tabiat, duygu ve aşk ifadelerini kapsar. 2) Demokrasi: Siyasi sosyalizm güçlenir. 3) htilalci sosyalizm : şçi sınıfının ihtilal yoluyla iktidara gelmesini ifade eder. Sosyalizm Çeşitleri(En hafifinden en şiddetlisine doğru) 1) Müdahalecilik: S.Sismondi (1773-1842). 2) Fransız Sosyalizmi: Fourier (1772-1837), S.Simon(1760-1827), Proudhon(1804-1865). 3) Rus Anarşizmi: Bakanine(1814-1876) 4) ngiliz Sosyalizmi: R.Owen(1771-1858) 5) Alman(Bilimsel) Sosyalizmi : K.Rodbertur(1805-1875), Lasselle(1825-1864),Karl Marx(18181883) • Müdahalecilik(S.Sismondi): Sanayi kapitalizmi yeni bir sınıfı doğurmuştur, bu da işçi sınıfıdır. Bu sınıf sömürülecek ve sefalete düşürülecektir. Makineleşme teknolojik işsizliği artırır. Saniyeleşme hareketi artıkça aşırı mal üretimi dengesizliğe yol açar. Böylece işçi gelirleri azalır, zenginler daha çok zengin olur. Fransız Sosyalizmi: Otoriter akım, Birlikçi akım ve Anarşik akım diye üçe ayrılır. I) Otoriter Akım(S.Simon): Zenginliğin, servetin kaynağı sanayidir. Toplum, sanayi toplumu olmalıdır. Herkes emeğine göre üretime katıldığı oranda ücret ve gelir almalıdır. Çalışan sınıfa bal arıları, işsiz sınıfa eşek arısı demiş. II) Birlikçi Akım(Fourier): Toplumu kooperatifler halinde küçük kolonilerden oluşan bir phalange(falanj) dönüştürmek istemektedir. Bu falanje işçiler ve para sahiplerini davet etmektedir. 810 erkek, 810 kadın olmak üzere 1620 üye vardır. Herkes yeteneğine göre iş yapar. Çalışmak zorunlu değildir. Herkese yaşama ve refah hakkı tanınmaktadır. Elde edilen hasılanın büyük kısmı emeğe gitmektedir. Sanayileşme işçi sömürüsüne yol açtığından falanj tarıma da önem vermektedir. Fourier’in diğer görüşleri: Üretimde reform önemlidir. Sanayiden çok tarım önemlidir. Aracı sınıf ortadan kalkar ve iş bölümüne önem verir. III)Anarşik Akım(Proudhon): Her türlü otoritenin kaldırılmasını öngörür. Mülkiyet hırsızlıktır ve hırsızlar zenginlerdir. Özel hukuktan sosyal hukuka geçilmelidir. Kapitalizm ve devlet yok sayılmaktadır. Sınıflar arasında çatışma duracak, kapitalist sınıf ortadan kalkacak ve karşılıklı dayanışma sistemi gelince devlete gerek kalmayacaktır. Rus Anarşizmi(Bakanine): Anarşist düşünceyi ortaya koyar. Her türlü kötülüğün kaynağı devlettir. Özel mülkiyete karşıdır, böylece suçlar ortadan kalkacaktır. Neo-Anarşizmin amacı bir grup içine girip bütünleşmedir. Neo-Anarşizmin şiddetli biçimi Nihilist’tir. Nihilist Anarşizm her türlü inancın reddidir. ngiliz Sosyalizmi(R.Owen): Ütopik bir sosyalisttir. Özel yurtlar açarak kadın ve çocukları korumuştur. 17 saatlik çalışmanın 10 saate indirilmesini savunmuştur. 10 yaşından küçük çocuklara çalışma yasağı getirilmesini savunmuştur. Tarıma dayalı birlikler kurmuştur. Para ve kârın toplumu bunalıma götüreceğini savunmuştur. Kârı ortadan kaldırmak için parayı tedavülden çekip iş bonoları getirmiştir. Her bir iş bonosu 1 saatlik çalışmayı temsil eder. Alman Sosyalizmi I) K.Rodbertur : Emeğe dayalı mallara iktisadi, diğer mallara doğal mal denir. Milli hasılayı ücretler ve rant olmak üzere ikiye ayırır. II) F.Lasselle : Tunç kanunu; ücretler işçinin ve de ailesinin geçim düzeyini aşamaz ve aşamayacaktır.

Hazırlayan : Faruk GÜMÜŞ

6

ktisadi düşünceler Tarihi Ders Notları (Yrd.Doç.Dr. Metin Yıldırım)

-7-

III) Karl Marx ktisat Felsefesi Diyalektik(Tezlerin Çatışması) Materyalist(Maddeci) Praxis(Aksiyon, hareket) Kapitalizmin Çöküşü Emek-Değer Teorisi(Hakim üretim tekniği sermaye, ölü emektir) Fazla-Değer Teorisi( şçi istismarı, para doğuran para: Kapitalizm) Kâr Teorisi

Marksizm: a: nsanlık tarihi ve iktisat felsefesi b: Kapitalist sistemin özel durumu c: şçi sınıfının iktidara gelmesi Toplumsal Gelişme Aşamaları: lkel toplum, kölelik, derebeylik, feodalite, kapitalizm, sosyalizm.

» Marx’da emek kıymetin özü, emek-zaman değerin bir ölçüsüdür. Ricardo’da ise nisbi fiyatların
belirlenmesinde kullanılır. Organik Bileşim: Değişmeyen Sermaye/Değişen sermaye(Emek) Sermayenin Temerküzü : Marx bu olguya karşıdır. şçi sınıfının aleyhine karalar alınır. Temerküz, sermeyenin belirli ellerde toplanmasıdır. Komünizm: Özel mülkiyetin kaldırılacağı ve gelirlerin ihtiyaçlara göre dağıtılacağını ileri sürmektedir. Gelirleri dağıtan merkezi otoritedir. Kişilerin zevk ve tercihleri dikkate alınmaz. Bireyler otoritenin gösterdiği işi yaparlar. Sonunda devlet yıkılacak ve herkes emekçi olacaktır. Alman Tarihçi Okulu Eski Okul W.Rosher(1817-1894) B.Hildebrand(1812-1878) K.Knies(1821-1898) Genç Okul G.Schmoller(1838-1917) W.Sombart(1863-1941) M.Weber(1804-1920) A.Wayner(1835-1917)

Bu okul, tarihi yönden klasiklere tepki olarak doğmuştur. • Tarihçi yaklaşım toplumların incelenmesine evrimci bir tarzda yaklaşır(toplumu genel olarak inceler). Tarihçi yaklaşıma göre ekonomik doktrin o ülke için geçerlidir. Aynı ülkede farklı zamanlarda farklı doktrinler geçerlidir. • Milli ekonomi taraftarıdır. Devlet gücüyle birleşmiş ekonomi geliştirilmelidir. • Ekonomik kalkınmanın temelleri tarihten çıkar. Ekonomiler tarihsel açıdan etüt edilir ve tümevarım yöntemi uygulanır. • Tutuculuğun yanı sıra reformu isterler. Toplumsal “moral fayda” incelenmelidir. o W.ROSHER: Alman tarihçi okulunun kurucusudur. ktisadı bir ahlak bilimi olarak görür. Fiyatların tarihi üzerine çalışmalar yapmıştır. Rosher, toplumun ve ekonominin psikolojisi ve anatomisi üzerinde çalışmalar yapılmalıdır. o B.HILDEBRAND: Aynı(trampa) Ekonomi, Moneter Ekonomi, Kredi Ekonomisi aşamaları vardır. Tarihçi okulun amacı iktisadi gelişme kanunlarını bulmaktır. ktisat tarih felsefesiyle kaynaşmalıdır. o K.KNIES: ktisat biliminde tarihsel yöntemden başka yöntem kullanılamaz. Toplumlar geliştikçe iktisadi kanunlar da değişir ve gelişir. Eski kanunlar yeni olayları açıklamaya yetmez. o G.SCMOLLER: Şehir gelişimi, bankacılık gibi temel görüşlere sahiptir. ktisat tarihi gibi konularda araştırma yapmıştır. o W.SOMBART: Sosyalizm ve nazisizm ile ilgilenmiştir. o M.WEBER: Önemli olan kapitalizme ruh veren zihniyetin tarih içinde şekillenmesidir.

» Eski okul tarihi açıklayıcı ve doğrulayıcı, genç okul tarihi tamamlayıcı görür.
Hazırlayan : Faruk GÜMÜŞ

7

ktisadi düşünceler Tarihi Ders Notları (Yrd.Doç.Dr. Metin Yıldırım)

-8-

» Genç Okul: Bu yazarlar tarihsel kanunlara inanmadıkları için gelişme kanunlarını formüle
etmemişlerdir. Sadece olayları ve kurumları incelemekle yetinmişlerdir. Ekonomik konulara cephe almamışlardır. Onlara göre tarihsel kanunlar bir bilim değil sadece yardımcıdırlar. Neo-Klasik ktisat Okulu(Marjinalistler) • • • • • • • • Mikro iktisattaki teorileri oluşturmuşlardır. Statik durumları ele almışlardır. Parayı aracı görmüşler ve nötr saymışlardır. Konuları marjinal olarak incelemişler ve max tatmini araştırmışlardır. Kayıtsızlık eğrileri ile faydayı ve tüketimi açıklamışlardır. Talep faktörünü kullanmışlardır. Değeri marjinal fayda ile açıklamışlardır. Objektif(fiyat ve maliyet) değer yanında subjektif(tercihler) değeri de incelemişlerdir.

Üç okula ayrılır I) Viyana Okulu(Marjinal Faydacılar): Stanley Jevons(1835-1882), Herman Gossen(1810-1858), Carl Menger(1840-1921), D.Bernoulli(1700-1782), V.Thünen(1783-1850). II) Lozan(Matematikçi-Genel Denge) Okulu: Leon Walras(1834-1910), V.Hredo Pareto(1848-1923). III) Cambridge(Kısmi Denge) Okulu: Alfred Marshall(1842-1924), Arthur Pigou(1877-1959), J.Bates Clark(1847-1938), Bawerk(1851-1914). Wiskel(1851-1926). o JEVONS: Bir malın değeri sadece ona harcanan emek ile ölçülemez. Bunun yanı sıra bir malın değeri onun miktarına bağlıdır. Miktar artarsa marjinal fayda düşer. Güneş lekeleri ülkelerin her on yılda bir yaşadığı krizlerin nedenidir. Güneş lekeleri arttıkça krizler artar. ktisadi olayları matematiksel olarak açıklar. ktisat bilimi matematiksel olduğu kadar mantık bilimidir. o GOSSEN: Malların marjinal faydaları birbirine eşittir. Fayda kıtlıktan çıkar. Toplam fayda max iken marjinal fayda sıfırdır ve subjektif değere sahiptir. Marjinal faydayı matematiksel yönden ilk açıklayan odur. Azalan marjinal fayda kanununu oluşturmuştur. Fayda kişiseldir, değerin kaynağı mallarda değil, insanın psikolojik yapısında vardır. o MENGER: Mallar insanların ihtiyaçlarını kapsar ve beş özellik taşır: 1) Bir ihtiyacın olması 2) O malın ilgili ihtiyacı karşılaması 3) O şeyin bir ihtiyacın karşılayacağının bilinmesi 4) O şeyin kullanmaya elverişli olması 5) O mala bir satın alma gücünün ödenmesi. Malları derecelere ayırmıştır: 1. derece mal ekmek, 2. un, 3. buğday, 4. toprak. Malları tüketim ve sermaye malları olmak üzere ikiye ayırır. Yöntemsel bireyciliği savunur(Ekonominin işlemesi insanların somut kararlarına bağlıdır). nsan davranışları amaçsal davranışlardır. o THUNEN: Mevki rantı ile tanınır. Modern yerleşim teorisine kaynaklık etmiştir. Üretici rantını ortaya atmıştır. o WALRAS: Genel dengeyi savunur ve iktisadi olayları matematiksel olarak açıklar. “Pür Politik ktisadın lkeleri” adlı eseri vardır. ktisada fonksiyonel(karşılıklı bağımlılık) yaklaşımını getirmiştir. Yani Q=f(P), P=f(Q). Politik iktisadın kurucusudur. Modelleri tamamen matematiksel olarak ortaya koyar. Girişimci önemlidir. Girişimci mal piyasasında satıcı, hizmetler piyasasında alıcı pozisyonundadır. Girişimci genel denge unsurudur. Arz-Talep eşitliği, Fiyat-Maliyet eşitliği vardır. Bireyler paralarının bir kısmını cari işlemlerde kullanılmak üzere ellerinde tutarlar. Buna ankes desire denir. Kişilerin para talebini ifade eder. Walras’a yöneltilen eleştiriler şunlardır: Tam rekabet piyasasının örneği olmadığı için modelleri geçersizdir. Ortaya attığı konular statiktir. Genel denge modeli test edilememektedir.Walras Özdeşliği: o PARETO: Subjektif faydanın ölçülmesi yerine tercihlerin objektif temellere dayanmasını incelemiştir. Farksızlık eğrileri ile faydayı açıklamıştır. Pareto Optimumu: Bir bireyin refahını
Hazırlayan : Faruk GÜMÜŞ

»

8

ktisadi düşünceler Tarihi Ders Notları (Yrd.Doç.Dr. Metin Yıldırım)

-9-

o

o

o o

o

azaltmadan öteki bireylerin refahını artırmak mümkün değildir. Bu tüketimde etkinlik, üretimde etkinlik ve ortak etkinlik ile olur. MARSHALL: ktisadın lkeleri adlı eseri vardır. Talebe büyük önem verir. Talep elastiğini incelemiştir. Klasikler fiyatı maliyetle, marjinalistler marjinal fayda ile açıklamışlar. Marshall ise arz ve talep arasında fonksiyonel bir ilişki kullanıldığını göstermiştir. Arz ve talep sadece fiyatın bir fonksiyonudur.[ A=f(P) T=f(P)] Bu bir kısmi analizdir. BenzerRant(Quasi rantı); kısa dönemde emek faktörü sınırlı olduğu için firmaların emek talebi artıkça işçiler normal ücretlerinden daha fazla bir ücret isterler ve ek bir gelir sağlarlar. Bu ücret fazlasına benzer rant denir. Benzer kâr aşırı kârı ifade eder. Benzer Rant=TR-TVC(yada TVC+Aşırı Kâr). Para malları talep etmek için bir araçtır. Paranın değeri tedavül hızına ve miktarına bağlıdır. Buna ankes global(makro) denir. Karşılıklı talep; her iki ülkenin bir mala olan talebi, talep elastiğiyle açıklar. Eğer o mala talep yoksa üretim kısılacak ve dış ticaret hacmi daralacaktır. PIGOU: Pigou(reel ankes) etkisi: Fiyatlar genel düzeyindeki değişme, üretici ve tüketicilerin elindeki likit paralar üzerinde bir etki yapacaktır. Fiyatlar genel seviyesi(FGS) iki katı çıkarsa likit yarıya düşer. FGS yarıya düşerse aknesin reel düzeyi iki katına çıkar. Ücretler düşerse firmaların yatırımlarını artıracağını, dolayısla emek faktörü uyarılacaktır. Servet Ekonomisi: Ülkenin mal ve hizmet üretimini artırmaktır. Önemli olan ülkenin ekonomik gücünü artırmaktır. Refah Ekonomisi: Kişisel faydanın veya kişinin tatmin derecesinin max’a ulaşmasıdır. Yani kişilerin refahı kişisel gelire ve milli gelirin dağılım biçimine bağlıdır. Refah deyince herkesin refahı kastedilir. Yani refah artışı başkaların refahımı azaltma pahasına yapılmaz. Faydanın max’a ulaşmasında üç faktör rol oynar: I) Üretimi Artırmak II) Geliri Adil Dağıtmak III) Fiyat Dalgalanmalarını Önlemek CLARK: Marjinal prodüktivite teorisini oluşturmuştur. Ücretler emeğin marjinal verimliliğine eşittir. Faiz, sermeyenin marjinal verimliliğine eşittir. BAWERK: Sermayenin her dönemin üretiminde rolü vardır. Sermayenin getirisi olan faiz üç nende bağlıdır. lk ikisi psikolojiktir ve tüketimle alakalıdır. Üçüncüsü tekniktir ve üretimle ilgilidir. Gelir bölüşümü: MR=MC W SKEL: “ Politik ktisat Üzerine Dersler” adlı eseri vardır. Doğal faiz oranı ve piyasa faiz oranı olmak üzere iki çeşit faiz var. Doğal faiz oranı MVs ile ilgilidir. Piyasa faiz oranı da bankaların borç verme maliyeti ile ilgilidir. Bu oranlarını farklı olması ekonominin bütünü açısından tasarruf ve yatırım düzeyini etkiler.

Kurumcu ktisat • • • • • • • • Ekonomi bir bütün olarak incelenmiştir. Ekonomik hayatta kurumlara önem verilmelidir. Statik görüşe(iktisadi olayların değişmezliği) karşıdırlar. Analizlerde tarih, psikoloji, kültür, politikaya yer verilir. stikrarın yolu devletin ekonomiyi gözetmesidir. Genel denge yaklaşımına karşıdır. steklerin uyumluluğu yerine ilgi alanlarının çeşitli meslek gruplarına göre değiştiğini ifade eder. Adil gelir dağılımı için liberal ve demokratik girişimler desteklenmelidir. Tümevarım metodu uygulanmaz.

Temsilcileri: T.Veblen(1857-1929), J.R.Commons(1862-1945), W.C.Ayres(1892-1972), J.M.Clark, John Kenneth Galbraith(1908- ) o T.VEBLEN: Evrimci iktisatçı olarak tanınır. Devamlı bir süreç içerisinde resmi kurumlar ve dinamik teknolojik kurumlar vardır. Dinamik teknolojik kurumlar ile kurumların yaptığı icatlar
Hazırlayan : Faruk GÜMÜŞ

9

ktisadi düşünceler Tarihi Ders Notları (Yrd.Doç.Dr. Metin Yıldırım)

- 10 -

ve üretimde kullandıkları teknolojiler kastedilir. Resmi kurumlar finansal kurumlar ve mülkiyet haklarıdır. Beşeri kurumların amacı ve de kaynağı insan içgüdüsünü ortaya koymaktır. Dinamik teknolojik kurumların ustalıktır. ktisat bilimin amacı insan davranışlarının özelliklerini araştırılmasıdır. Aylak sınıfı, mali piyasalardan önemli gelir elde eden kesimlerdir. Ekonomide ne olup bitiyorsa kurumların sayesinde olmaktadır. Ekonomiyi kurumlar yönetir. Maliyeci bankerler, ekonominin kriz dönemine girmesi, iniş çıkışa girmesinin nedeni bunlardır. o COMMONS: Üç tip işlem vardır. I) Pazarlık gücü işlemi II) Yönetim işlemi III) Bölüşüm işlemi. Tümevarımcı bir yaklaşımla kurumları incelemiştir. Kurum’u iyi giden olarak tanımlamıştır. Sosyal reformları gerçekleştirmek amacıyla yasa taslakları hazırlamıştır.

Hazırlayan : Faruk GÜMÜŞ

10

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->