P. 1
Atatürk'ün Lenin'e Gönderdiği Sansürlenen Mektubu

Atatürk'ün Lenin'e Gönderdiği Sansürlenen Mektubu

|Views: 1,342|Likes:
Yayınlayan: floody
Atatürk'ün Lenin'e Gönderdiği Sansürlenen Mektubu
Atatürk'ün Lenin'e Gönderdiği Sansürlenen Mektubu

More info:

Published by: floody on May 09, 2010
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

08/14/2013

pdf

text

original

ATATÜRK'ÜN LENĐN'E SANSÜRLENEN MEKTUBU

:

'Mücadelemiz her şeyden önce kapitalizme karşı yönelmiştir'
Atatürk'ün 4 Ocak 1922'de Lenin'e yazdığı mektubun düzeltilmiş tam metnini Türkiye basınında ilk kez yayımlıyoruz. "Memleketimizi düşmandan kurtardıktan sonra, kamusal ehemmiyet taşıyan büyük işletmeleri devlet eliyle yönetme niyetindeyiz. Böylece gelecekte büyük kapitalist sınıfların efendiliğinin ülkede hâkim olmasının önüne geçmiş oluruz."
MEHMET PERĐNÇEK

Rus Đlişkileri Tarihi" (Kitaş YaSovyet arşivinde yapılan çayınları, Kasım 1969, Đstanbul s.270lışmalar, bir gerçeği daha ortaya 273) adlı kitabında mektuba herhangi çıkardı. Atatürk'ün bundan 81 yıl bir kaynakça gösteriyor. önce, 4 Ocak 1922 tarihinde Lenin'e yazdığı mektup, Türk ▼ Mektubu Rusça metniyle basınında sansürlenerek yayımkarşılaştırdığımızda çevirinin landı. Bu mektup, ilk kez, 26 Mayıs 1969 tarihli Akşam özensiz olduğu ve birçok kelime ve cümlenin atlandığı veya gazetesinin 5. sayfasında çıktı. Ali Kemal Meram'ın hazırladığı "Dev- yanlış çevrildiği göze çarpıyor. let Kurulurken Mustafa Kemal'den Bazı paragrafların tümden Sovyetler'e Sovyetler'den Mustafa atlandığı ve bunun bir Kemal'e Mektuplar ve Milli Mücadele" başlıklı yazı dizisi içinde özensizlikten kaynaklanmadığı yayımlanan mektubun belirli paise çok açık. ▲ ragrafları ne hikmetse yok olmuştu. Meram, ne yazı dizisinde, ne de MUSTAFA KEMAL'ĐN KAPĐTALĐZM daha sonra yayımladığı "TürkELEŞTĐRĐLERĐ KESĐLMĐŞ Burada dikkati çeken nokta, mektuptan paragraf paragraf bölümlerin atılması ve bu bölümlerin de Mustafa Kemal'in kapitalizmi ve Batı sistemini eleştirdiği satırlar olması. Meram'ın yayımladığı mektubun metninden, çeviri olduğu anlaşılıyor. Mektubu Rusça metniyle karşılaştırdığımızda, çevirinin özensiz olduğu, birçok kelime ve cümlenin atlandığı, kısaltıldığı veya yanlış çevrildiği göze çarpıyor. Bazı paragrafların tümden görmezden gelindiği ve bunun bir özensizlikten kaynaklanmadığı ise çok açık. Örneğin, "Bu rejimi ortadan kaldırma hedefine sahip bugünkü mücadelemiz, her şeyden önce kapitalizme karşı yönelmiştir. Biz memleketimizi düşman istilasından kurtardıktan sonra, ka-

musal ehemmiyet taşıyan büyük işletmeleri devlet eliyle yönetme niyetindeyiz. Böylece gelecekte büyük kapitalist sınıfların efendiliğinin ülkede hâkim olmasının önüne geçmiş oluruz." paragrafı. Yine benzer vurguların yapıldığı bir başka paragrafa da, ne yazı dizisinde ne de kitapta rastlanıyor: "Görüldüğü gibi, bizde iktidarın üç fonksiyonunun ayrılığı mevcut değil. Batı'da kapitalist sistemin bütün milletin üzerindeki efendiliğini güçlendirmek ve bu sınıfın iktidarı istismar etmesi için özenle hazırlanan bu sistem, nefret uyandırmaktadır."

"SOVYET" KELĐMESĐ NASIL "HALKÇI" OLDU?
Bu paragrafın hemen arkasından gelen "Bu bakımdan, biz kapitalist sistemden daha çok Sovyet sistemine yakınız" cümlesindeki "Sovyet" kelimesi, Meram'ın çevirisinde "halkçı" olarak değiştiriliyor. Sovyet, yani şûralar sistemini ifade eden yürütmenin "doğrudan, kendi seçtikleri ve her hareketlerinde onlara hesap verecek vekâletler aracılığıyla" halk temsilcilerinin elinde olması da, mektubun sansürlenmiş bir noktası. Yargı görevinin "Đstiklal Mahkemeleri aracılığıyla" yerine getirildiği de es geçilmiş. Atatürk, Lenin'e ilk mektubunu 20 Nisan 1920 tarihinde yazmıştı. Bu ikinci mektubunu, Türkiye'ye gelen Ukrayna Sovyet Hükümeti heyetinin başkanı Mihail Vasiyleviç Frunze aracılığıyla Lenin'e ulaştırıyor. 2 Ocak 1922 tarihinde imzalanan "Türkiye-Ukrayna Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması"nın ardından, mektubun yazıldığı 4 Ocak 1922 tarihinde Frunze'yle bir görüşme yapan Atatürk, mektubu bu görüşmede Frunze'ye veriyor.

Akşam gazetesinin mektubun sansürlü olarak yayımlandığı 26 Mayıs 1969 tarihli nüshası.
46 ● Aydınlık ● 19 OCAK 2003
http://genclikcephesi.blogspot.com

Türkiye basınında ilk kez düzeltilmiş tam metnini yayımladığımız bu mektup, Sosyo-Politik Rusya Devlet Arşivi'nde fond 461, liste 2, dosya 4037, yaprak 1-4 kaydıyla saklanıyor. Ayrıca 1963 yılında Mejdunarodnaya Jizn dergisinin 11. sayısının 153-155. sayfalarında tam metni yayımlanmış. Mektuptaki arabaşlıklar Aydınlık tarafından konmuştur. Ankara, 4 Ocak 1922 Değerli Başkanım, Ankara'da genel bir saygı ve sempati kazanan yoldaş Frunze'nin, ülkemizden ayrılışı vesilesinden istifade ederek, şahsi his ve fikirlerimden başka, gizli olarak, Türk siyaseti konusundaki görüşlerimi ve bilhassa, Türk-Rus münasebetlerini, size, kısaca açıklamak isterim. KORKUYA KAPILAN BÜYÜK BATILI
EMPERYALĐST VE KAPĐTALĐST

Atatürk: "Bütün bunlar, Türkiye'nin bütün müesseseleriyle ve bugünkü hükümetiyle sadece Sovyet Rusya'da güven hissi yaratabileceğini, Batı'nın ise, bize düşman gözüyle bakmasını gerektireceği gerçeğini ortaya koyar."

ÜLKELER Bildiğiniz gibi, Türk ve Rus halkları, yüzyıllarca sürdürülmüş boyunduruk zincirini bir hamlede silkip attıktan sonra, kendi halklarının da bu yolu takip edeceklerinden dolayı büyük korkuya kapılan büyük Batılı emperyalist ve kapitalist kuvvetlerin saldırısına uğradığından, halklarımız arasındaki yakınlık ve anlaşma, kendiliğinden gelişmiştir. Hatırlayacağınız gibi, müşterek umutların ve benzer şartların neticesi olarak ortaya çıkan fikirlerin gelişmesi, hükümetlerimiz arasında resmi münasebetlerin kurulmasına yol açmış ve bilhassa bu münasebetlerde tayin edici bir rol oynamıştır. "TÜRKLER VE RUSLAR, HEMEN ANLAŞTI" Türkler ve Ruslar, tarihleri, yüzyıllarca sürdürülmüş kanlı savaşlarla doldurulduktan sonra, hemen anlaşmış ve uzlaşmışlar-dır. Bu vaziyet, öteki ulusları şaşkınlığa uğratmıştır. Pek çoğu, dostluğun geçici olduğu ve şartların zoruyla sağlandığı konusunda bir inanca sahip olmuşlardır. Hâlâ da bu inançtadırlar. Fakat, iki halkın hangi şartlarla ve ne ölçüye kadar birbirlerini anlayıp sevdiğini ve eski kavgaların,

▼ "Batı'da kapitalist sistemin bütün milletin üzerindeki efendiliğini güçlendirmek ve bu sınıfın iktidarı istismar etmesi için özenle hazırlanan bu sistem, nefret uyandırmaktadır. Bu bakımdan, biz kapitalist sistemden daha çok, Sovyet sistemine yakınız." ▼
zalim yöneticilerin kışkırtmaları ile çıkmış olduğunu, son savaşta asker ve subayların birbirleriyle nasıl isteksizce savaştığını görmüş olanlar, birkaç sene önce oluşan yeni vaziyetin sürekli ve istikrarlı olduğunu kabul etmekte gecikmeyeceklerdir. Çünkü bu vaziyet tabii olandır ve eski istihdafı ayakta tutan suni düşmanlık ise son nefesini vermiştir. Türkiye'nin rejim değiştirmesi, Rusya'da olduğu gibi, sosyal bir devrimle ortaya çıkmış olmayıp, yabancı devletlerin saldırı ve hâkimiyetlerine karşı bir başkaldırma türünde olduğundan, dünya kamuoyunun dikkatini çekmemiştir. Bu başkaldırış, canlı ve gerçek olarak dile getirilmemiştir. Yüzeysel de olsa, ülkemiz hakkında bir bilgiye sahip olanlar, 1918 Mütarekesi'nden, özel-

likle 16 Mart 1920'den beri alınan yolun çok büyük olduğunu kabul edeceklerdir. Yüzyıllardan beri her şeyde efendilerine ve saraylılara ve daha sonra oligarşiye bağlı kalan Türk halkı, 1919 yazında girişilen savaşla, kendi kaderinin sahibi olmayı başarmıştır. TÜRK HALKI EFENDĐSĐZ YAŞAYABĐLECEĞĐNĐ ĐLAN ETTĐ Açık konuşuyorum. Erzurum ve arkasından Sivas kongrelerinde bir araya gelen delegeler, halkların kendi kaderlerini tayin hakkını öngören bir hükme varmışlardır. Siz, değerli Başkanım, daha Dünya Savaşı'ndan önce, bu hususu müdafaa etmekteydiniz. Bu kongrelerde kabul edilen kararlarla, Đstanbul'un yetersiz ve yeteneksiz ellerdeki iktidarı tasfiye edilecek ve yeni yöneticileri, bizzat milletin kendisi seçecektir. Büyük Millet Meclisi'nde bulunanlar, Türkiye'de yeni bir dönemin başladığını ve Türk halkının artık uzun süreden beri olduğu gibi kendi yöneticilerinin himayesi altında değil, efendisiz yaşayabileceklerini ilan ettiler. 16 Mart 1920 darbesinden sonra 23 Nisan'da Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplanan halk temsilcileri, milletin iradesini ve kaderini bağımsız ve hâkim bir varlık olarak tayin et19 OCAK 2003 ● Aydınlık ● 47
http://genclikcephesi.blogspot.com

me arzusunu ilan ettiğinde, bu isteğin, bütünüyle gerçekleşmesi milli bir gaye olmuştur. KAPĐTALĐST SĐSTEM NEFRET UYANDIRIYOR Şimdi, bütün bunlar gerçekleşiyor. Halk tarafından seçilmiş olan temsilciler, sadece yasama kuvvetini değil, aynı zamanda, yürütme kuvvetini de doğrudan, kendi seçtikleri ve her hareketlerinde onlara hesap verecek vekâletler aracılığıyla ellerinde bulundurmaktadırlar. Đstisnai olarak, milletin bağımsızlık ve güvenliğinin söz konusu olduğu fevkalade hallerde, halk temsilcileri, yargı vazifesini Đstiklal Mahkemeleri aracılığıyla yerine getirmektedir. Görüldüğü gibi, bizde iktidarın üç fonksiyonunun ayrılığı mevcut değil. Batı'da kapitalist sistemin bütün milletin üzerindeki efendiliğini güçlendirmek ve bu sınıfın iktidarı istismar etmesi için özenle hazırlanan bu sistem, nefret uyandırmaktadır. Bu bakımdan, biz kapitalist sistemden daha çok, Sovyet sistemine yakınız. BAŞKALARININ EMEĞĐYLE YAŞAYANPARAZĐTLERSINIFI Sosyal alanda da, memleketi-

mizde benzer değişimler olmuştur. Yeni vaziyetimizin ve ekonomik şartların gereği olarak, toplumun, artık istismara baş eğmemek konusundaki kararının neticesi olarak, herhangi bir çaba göstermeksizin, başkalarının emeği ile yaşayan parazitler sınıfı bütünüyle ortadan kalkmamışsa bile, bu sınıfa girenlerin sayısında büyük bir azalma olmuştur. Modern Türkiye'de, imparatorluk döneminin efsanevi zengin sınıfı artık yoktur. Büyük arazi sahiplerinin gelirleri artık düşmüştür. Şimdi, Türkiye'de herkes düzenli çalışmak zorundadır. Sonuç olarak, bugünün Türkiye'sinde atılan adımlar herkes

tilasından kurtardıktan sonra, kamusal ehemmiyet taşıyan büyük işletmeleri devlet eliyle yönetme niyetindeyiz. Böylece gelecekte büyük kapitalist sınıfların efendiliğinin ülkede hâkim olmasının önüne geçmiş oluruz. Türkiye'nin büyük devletler ve onların uyduları tarafından hâlâ açık veya kapalı olarak çılgınca saldırılara hedef olmasının nedeni, bütün mazlum milletlere kurtuluş yolunu göstermiş olmasıdır. BATI DÜŞMAN GĐBĐ, SOVYETLER
DOST GÖZÜYLE BAKIYOR

içindir. ▼ "Türkiye'nin büyük devletler ve onların uyduları tarafından hâlâ açık veya kapalı olarak çılgınca saldırılara hedef olmasının nedeni, bütün mazlum milletlere kurtuluş yolunu göstermiş olmasıdır." ▲
TÜRKĐYE'NĐN SĐSTEMĐ, AVRUPA'YA DEĞĐL SOVYETLERE YAKIN Türkiye, Batı Avrupa'ya olduğundan çok, bir bakıma Rusya'ya, özellikle son birkaç ayın Rusya'sına daha yakındır. Sonra, memleketlerimiz arasında bir başka mühim benzerlik, bizim, kapitalist ve emperyalist düzene karşı savaşmamızdır. Kapitalizm Türkiye'de, Avrupa'da ve eski Rusya'da olduğundan daha zayıf gelişti. Fakat vaziyet, büyük teşebbüslerdeki hemen bütün kapitalin yabancılar tarafından yatırılmış olmasıyla şiddetlenmiştir. Halkımızın istismarını kolaylaştırmak için kurulmuş olan kapitülasyon sistemi, gelişmemizi engellemiş ve bizi bu sömürüye tahammül etmeye mahkûm etmiştir. Bu rejimi ortadan kaldırma hedefine sahip bugünkü mücadelemiz her şeyden önce kapitalizme karşı yönelmiştir. BÜYÜK ĐŞLETMELERĐ DEVLET YÖNETECEK Biz memleketimizi düşman is-

▼ Atatürk bu mektubunu, Türkiye'ye gelen Ukrayna Sovyet Hükümeti heyetinin başkanı Mihail Vasilyeviç Frunze aracılığıyla Lenin'e ulaştırıyor.

Bütün bunlar, Türkiye'nin bütün müesseseleriyle ve bugünkü hükümetiyle sadece Sovyet Rusya'da güven hissi yaratabileceğini, Batı'nın ise, bize düşman gözüyle bakmasını gerektireceği gerçeğini ortaya koyar. Milletlerarası siyaset alanında Türk-Fransız anlaşması, Rus-Đngiliz ticaret anlaşması gibi, şartların zoruyla vücut bulmuştur. Bu anlaşma, gelecekte imzalayabileceğimiz anlaşmalar gibi, ideallerimizden vazgeçtiğimiz anlamını taşımaz. Sizi kesin surette temin ederim ki, her halükârda Büyük Millet Meclisi'nin Türkiye'si bugüne kadar Sovyet Rusya'ya karşı takip ettiği siyasetten vazgeçmeyecektir ve bu konuya dair yayılmış bütün söylentilerin hepsi yalandır. SOVYETLER'E KARŞI HĐÇBĐR ANLAŞMAYAPMAYACAĞIZ Yine aynı şekilde sizi temin ederim ki, Sovyet Rusya'ya karşı doğrudan veya dolaylı olarak asla hiçbir anlaşma yapmayacağız ve hiçbir koalisyona girmeyeceğiz. Son zamanlarda meydana gelen aramızdaki bütün yanlış anlaşılmalar, her şeyden önce Ankara-Moskova arasındaki yazışmaların oldukça yavaş olmasından kaynaklanmaktadır. Değerli Başkanım, bu içten açıklamaların iki halkımız ve hükümetimiz arasındaki dostane ve kardeşçe münasebetleri daha da kuvvetlendireceği ümidiyle samimi kardeşlik hislerimi kabul etmenizi dilerim. Mustafa Kemal

48 ● Aydınlık ● 19 OCAK 2003
http://genclikcephesi.blogspot.com

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->