You are on page 1of 117

lthan Yaynevi

Astroloji/Psikoloji: ll

KEFEDILMEMI BENLIK

C. G.JUNG

lngilizce'"en eviren
Arkaik Insan: Bar llhan
Kefedilmemi Benlik: Canan Ener Slay
THE UNDISCOVERED SELF 1 ARCHAIC MAN

1933, 19S8 Walter Verlag AG, Zrich (ONK Ajans)


Trke yayn hakk 1999, llhan Yaynevi & Danmanlk

Kapak lllstrasyonu
ltr rcUn

Ofset Hazrlk
Viidan Bizer.
Bask

Mart Matbaaclk ltd.

ISBN 97S-7029-I0-6

llhan Yaynevi & Danmanlk


BARIILHAN
~v.SOreyya Aao~lu

Sok. 12/S Tevikiye 80200- ISTANBUL


Tt: (l l )l47 31 77
Fax: (212)231 ss 17
1 m,ll blrltllhln@superonline.com

KEFEDiLMEMi BENLiK
.

C.G. JUNG

"

.,
ILHAN

OKUYUCUYA NOT:
Bu kitap iki blmden olumaktadr. Birinci blmdeki
-Arkaik lnan aslndaJung'n l933're yaynlanm, Motkrn Man
' Motkrn lman) isimli kitabin Search of a Soul (Ruhunu Arayan
iinde yer alan bir makaledir. Sz edilen kitabn bir ok
!.Il;.tcat:s Trkiye'de Analitik Psikoloji ismi altnda yaynland.
nedenle kitab yaynlayamyoru, ama ok nemli olduu
dndmz ve okunmasn arzuladmz bu makaleyi
ilk basks 1957'de yaplm olan Kegedi/11remi Benlik kitabnn
':'
yaruna ekledik.
BARILHAN

indekiler

Arkaik Insan ................................. ............... ........ .......

Kefedilmemi

Benlik .................. .............. ............... 41


I . Modern Toplumda Bireyin Ackl Durumu........
45
5.7
Il. Kide Zihniyetinin Dengeleyicisi Olarak Din.....
III. Din Konusunda Bat Dnyasnn Tutumu .........
67
IV. Bireyin Kendisini Anlamas ............... ...............
75
V. Yaama Felsefi ve Psikoloji~ Yaklam ..............
95
VI. Kendini Tanmak ... .................... ..... .. ..... .... ....... 107
VII. Kendini Tanmann Anlam ............ .................. 121

ARKAiK NSAN

Arkaik nsan
<

"Arkaik" szc en eski, ilk -orijinal- demektir. B.gnn uygar insan hakknda bir eyler sylemek en zor ve en nankr -i
lerden birisidir, ama arkaik insanla ilgili konumak iin daha
iy.i bir konuma sahibiz. Uygar insanda yetkili ve etkili bir ba' gerekirken, hakknda konumak istedik asna ulamamz
'i:iniz insannkine benzer nyarglarn ve varsaymlarn tuza
na yakalanrz. Oysa arkaik insanda, onun zaman iindeki ko,,
numundan old~ka uzak durucuz ve ussal kapasitemiz onun- '
kinden. da:ha farkldr. u ne<Jenle, kukusuz, onun dnyasn'
v.e bu dnyann onun iin anlamn inceleyebilecei miz avan- ,
,,.tjljl bir noktada durabiliriz. . .
: Bu cmle nnzdeki makalede anlatlacak konuyu snr.' . .
.
a.drmaktadr. Kendimi arkaik insann ruhsal yaamrr,la .snr'
~~andrsam
dahi, onun yapsn bu kadar ksd bir alanda
kap.
.
'
i~ayabilmem ok zor. Yine de tabioyu olduka kapsaml izme.

.'

ye alacam ve amropolojinin ilkelrklada ilgili ~ulgularna


yer vermeyeceim. nsandan genel olarak sz ettiimizde, gzmzde onun anatomisi -kafatasnn biimi veya derisinin
rengi- canlanmaz, daha ziyade onun ruhsal yaamndan, bilin
dzeyinqen ve yaam tarzndan bahsederiz. Btn bunlar da
psikolojinin konusu olduuna gre, burada temel olarak arkaik veya ilkel zihniyeti ele alacaz. Bu snrlamaya ramen neticede konumuzun kapsamn daha da geniletmi oluyoruz,
nk ruhsal sreleri arkaik olan sadece ilkel insan deildir.
Gnm~zn uygar insannda da bu arkaik sreleri gzlemleyebiliyoruz; stelik bunlar modern sosyal yaamn dzeyinde
tek tk "gemiin yeniden canlan" biiminde deiller. Aksine, bilin geliimi ne dzeyde olursa olsun, her uygar insan ruhunun derinliklerinde arkaik bir insan olmaya devam eder. n
san vcudu bizi nasl memeiiiere balyorsa ve srngenler ana kadar uzanan evrimsel srecin hatralarn tayorsa, insan
ruhu da, balangcna kadar izlerini takip .ettiimizde, saysz
arkaik zellikler gsteren bir geliimin rndr.
lkel insanlarla ilk karlatmzda veya bilimsel alma
lardan ilkel zihniyet hakknda bir eyler okuduumuzda arkaik insann tuhaflndan etkilenmeden duramayz. iktl toplumlarn psikol?jisi konusunda bir gtorite olan Uvy-Brhl zihnin "mantk ncesi" dzeyi ile bizim bilinli gtntmz arasndaki arpc farkllklar vurgulamaktan hibir zaman yorulmamtr. lk~! insann deneyimlerin bariz derslerini gzard
etmesini, en aikar neden-sonu ilikilerini reddetmesini ve
olylarn rastlantsalln kabullenmek veya onlan mantkl
lllt tckllde aklamaya almak yerine onlarn "kol~ktif simge:
..tiJlrl" bir u:pda geerli saymak eilimini, kendisi uygar
hlr ln-n OlArak, aklanmas mmkn olmayan bir .ey olarak

Uvy-Brhl "Kolektif simgesellik"le doruluu


aikar kabul edilen, yaygn biimde geerli dnceleri, rnein ruhlar, cinler, by, bysel malzemelerin gcti gibi konular ieren ilkel dnceleri kascetmekcedir. Bizim iin insanla. rn yallk veya lmcl .bir hastalk nedeniyle lmesi gayet
mantkl grnrken, ilkel insan iin durum farkldr. O, yal
bir insan ldnde, mn yallk sonucu olduuna ioanmaz. Daha uzun yaayan insanlarn bulunduunu syler. Benzer ekilde, hi kimse bir hastalk sonucu lemez, nk ayn
hastalkcan iyileen veya o hastala hi yakalanmayan insanlar
vardr. Ona gre asl neden her zaman b:ydr. insan ya bir
ruh ldrr ya da by. ou ilkel .l<abile ancak sava_ esnasn- .
da lm doal bir lm olarak kabul eder. Ancak savata liJ.:m bile doa grmeyen kabileler v~rdr, onlara gre lm ge-
.r tire; dman ya bir bycdr ya da kulland silc.h by.l~ dr. Bu garip dnce zaman zaman daha arpc bir biime
brnr. rnein bir Avrupal tarafndan ldtlen bir timsabn karnnda iki tane halhal bulun:nutu. Yerliler bu iki haUi~
' !n bir sre nce bir timsah tarafndan yutulan iki kadna ai~ <?1'"
;r:- cluklarn syledil~r: Annda bir by sylemisi yayld; tik ,
~ . bir Avrupaly hi kukulandrmay11cak kadar doal olan bu
, olay, Levy-Brhl'n "kolektif simgesellik" dedii varsaym!~-
.
'
dan birinin nda, ngrlemez bir akhimaya brnm~.
.
...
Yerliler. belirsiz bir bycnn
timsah bylediini ve ona iki
.
J
. lqldn getirm~sini erneettiini sylediler. Timsah da emri yeri..:
:ne getirmiti. Peki, ha}:vann karnndaki halhallar nasl akr-
.
.
'
, yorlard? Yerliler bir tirnsabn emir alnaclka insanh~r yeme-
diini belirttiler. .Timsah halhallar bycden dl olarak al-

dnmtr.

-.; '

,mt.

.. Bu

hikaye zihnin "mantk ncesi" dzeyinin zelliklerini

13

gsteren mkemmel bir rnektir. Buna "mantk ncesi" diyoruz, nk byle bir aklama bize btnyle mantksz grnyor.. Ama bunu bu kadar arpc kabul ecmemizin_nedeni ilkel insann varsaymlarndan tamamiyle farkl varsaymlardan
yola kmamzdr. Eer biz de, doal nedenler olarak ,bilinen
eyler yerine, byclerin ve gizemli glerin varlna onun
kadar inansaydk, onun aklamalar bizede son derece mantk
l gelecekti. Aslnda, ilkel insan bizden daha mantkl veya daha mantksz deildir. Onun varsaymlar bizimkilerderi farkl
dr ve onu bizden farkl klan da bu zelliidir. Dnceleri ve
davranlar bizimkilerden deiik cemeller zerine oturur.
Olaann dndaki her ey onu huzursuz eder, korkutur ve o
bunu bizim doast dediimiz eylerle balantlandrr. O
bunlar elbette doast olarak grmemektedir; aksine, bunlar
onun deneyim dnyasna aittirler.
.Bii "bu ev yldrm arpt iin yand" dediimizde, bir
doal olaylar zincirini ifade ettiimizi dnrz. ilke~ insan
da "byc bu evi yakmak iin yldrm kulland" dediinde,
benzer bir duygu iinde, doal bir zinciri izlediini dnmek~
tedir. Btnyle tuhaf ve olaand olmadka, ilkel insann
yaamnda benzer temellere oturtulamayacak hibir ey yoktur.
Olaylar kendi tarznda aklarken l:ize ok benzer; varsaymla
rn sorgulamaz. Nasl ki onun iin hastaln ruhlar veya byler kanalyla gelmesi amaz bir doruysa, bizim iin dehastaln doal nedenlerinin olmas uzun zaman nce kararlat
rlmtr. B.iz nasl .bunu byye balayamazsak, o da doa nedenlere balayamaz. Zihinsel aktivitesi bizimkinden farkl de~ildir. Daha nce dediim gibi, onu .bizden farkl klan sadece
varsaymlardr.

Genellikle ilkel insann bizden deiik duygulara ve ahlaki

14

bak asna sahip olduu

-yani "manck ncesi" zihnin bu a


lardan da farkllk gsterdii- varsaylr. Kukusuz onun ahlaki
kurallar deiiktir. Bir Kzlderili reisine iyi ile kt arasnda
ne fark olduu sorulduunda, yle demitir: "Ben dman
rnn karsn alarsam, bu iyidir, ama o benim karm alarsa,
bu ktdr." Birok blgede bir insann glgesine basmak b'"
yk bir hakarettir, baz blgelerde de aybalt krkn akmak tandan yaplm bak yerine demir bir bakla syrmak
affedilmez bir gnahtr. Ama gelin drst olalm . Biz de bal
elik bakla yemenin, kapal bir yerde apka giymenin veya
aznda proyla bir hanm selamlamann ayp olduunu dnmy0r muyuz? Bizim iin, ve ilkel insan iin, b~ tr eyle
rin ahiakla hibir ilgisi yok. okdrst ve asil kafa avclar var,
din! ve vicdan duygulada vahi trenler dzenleyenler var veya hakl olduuna inanarak cinayet ileyenler var. lkel adam
ahlakl bir davran deerlendirmek konusunda bizden daha
yeteneksiz dei l: Onun iyisi en az bizim iyimiz kadar iyi, onun
'kts en az bizimki kadar kt. Sadece iyinin ve ktnn grnme biimleri deiik; ahlaki yargnn sreci ayn.
Benzer ekilde, ilkel insann duyu organlarnn bizimkilerden daha duyarl olduu veya bir ekilde deiik oldugu d
nlr. Ama onun olduka gelikin yn duygusu veya duyna ve
grme duyusu tamamen onun uralaryla ilgilidir. Yaam deheyimine yabanc durumlarla kar k~rya geldiinde, inanl
maz derecede yava ve beceriksizdir. Bir leeresinde ahin gibi
grme kapasitesine sahip yerli avclara bir dergiden, ocuklar
:nzdan herhangi birinin annda insan fgr olarak tanmlaya
bi'lezei, resimler gsterdim. Avclar sayfalar evirdiler, evirdiler ve sonunda ilerinden biri nce parman resmin stnde
gezdirdi, sonra "Bunlar beyaz adam" dedi. Hepsi bunu byk
''

..

15

'
bir keif olarak kutlad.
Birok yerlinin sahip olduu, kendi alann ok iyi tanma
duygusu
Balta girmemi or. bir alkanlk ve pratik konusudur.
.
manlarda yollarn bulmak onlar iin bir zorunluluktur. Bir
Avrupal bile, Afrika'da bir sre geirdikten sonra, daha nce
fark e<;lebileceini hayal bile ederneyecei eyleri fark etmeye
~alar; bunu pusulasna ramen, aresiz bir ekilde kaybolma
korkusuyla yapar.
lkel insann bizden kkl bir ekilde farkl dndn,
hissettiini ve alglad gsteren hibir ey yoktur. Ruhsal i
l~yii ayndr -ancak temel varsaymlar deiiktir. Bununla k. yaslad~mzda, bize oranla daha snrl bir bilince sahip olmas, veya sahipmi gibi grnmesi:, veya zihinsel faaliyetlerini
fazla, hatta hi, odaklayamamas greceli ~larak ,daha nemsiz
bir yeridir. Zihinsel adan odaklanamama Avrupallara .ok
a:ayip gelmektedir. rnein, ben asla bir sohbeti iki saatten
.':~zun srdremedim, nk yerliler yonilduklarn belirttiler.
Qk zor olduunu s9ylediler, oysa ben geliigzel biimde ok
. basit sorular soruyordum. Ama ayn yerliler avlan1'ken veya bir
yolcUluk
esnasnda
harika bir odaktanma kapasitesi ve dayank.
.
ll.k. gsteriyorlard. rnein benim mektuplarm rayaQ yerli hi durmadan yetmi be mil koabiliyordu. A-lt aylk hamile bir ~ad.nn srtnda. bebei, aznda uzun piposu, 95 derece
sca!clkta, bir atein evresinde sabaha kadar hi yorulmadan
dans ettiini grdm. Bu nedenle ilkel insanlarn kendilerini
ilgilendiren konulara odaklanma kapasitelerini inkar etmek
mmkn deildir. Eer biz de bizi ilgilendirmeyen konulara
dikkatimizi younlatrmaya urarsak, ne kadar ksa srede
odaktanma .gcmzn azaldn grebiliriz. Onlar gibi, biz
Jc duygusal dip aknplarmza bamlyz.

LlS

'

lkel insal}.n, iyide ve ktde, bizden daha basit ve daha o-

cuksu olduu dorudur.. Biz bunu kendi iinde ok tuhaf karlamayz. Buna ramen, arkaik insann .dnyasna yaklatka,
tuhaf duygular hissetmeye balarz. Benim analiz edebildiim
kadaryla, bu duygu arkaik insann temel kabullerinin bizim- .
kilerden kkl bir ekilde farkl olduunu -yani bizden wk de. iik bir dnyada yaadn- dnmemizden kaynaklanmaktadr. Varsaymlarn anlayana kadar, o bize zmesi zor bir bilmece gibi gelir, ama eer bunlar bilirsek,- her ey basideir.
B.nu u ekilde de ifade edebiliriz: lkel insann bilmece,si bi:z
.k~:di varsaymlarmz anlamaya baladka zlr.
, Bizim her eyin doal ve aklanabilir bir nedeni olduunu
dnmemiz rasyonel bir varsaymdr. Biz bunu ikna edilmii.zdir. Neden-sonu ilikisi; nedensellik bizim en kutsal doginalarmzdandr. Bizim dnyamzda grlmez, gizli, kiinin
'
grne bal ve doast gler diye bilinen eylerin geerli,b.ir yeri olamaz -tabii modern fiziin atomun, iinde art-
c eylerin gerekletii, kl<: ve gizli dnyasn irdeleme aJinalarn izlemediimiz srece. Ama bu bile srekli izlenen
},loldan olduka 'uzaktadr. Biz gizli ve keyfi gler fikrini kes~nlikle reddederi~, nk ryalar ve hurafelerin korkutucu
l.dnyasndan kaal ve insann en son ve en byk baars olan,
' kendimiz iin kozmosun mantkl bir bilinten oluan remini
izeli ok zaman gememitir. imdi rasyonel kurallara itaat
e<len .bir dnyayla evirili durumdayz. Her eyin nedenini bi
emediimiz dorudur, ama zaman iinde onlar da kefedece:Aiz v.e bu keifler bizjm mantkl beklentilerimizle uyum iinjde::ol~caklar. Biz bunu umut ediyoruz ve bunu ilkel insann
"k~ndi varsayurilarna gvendii kadar garantiye alyor.uz. Ku
kusuz rastlantsal olaylar da var, ama bunlar tam~men k~ara
.
':

l"

'

17

ylanan

bunlarn

da kendilerine zg nedenselliklerinin bulunduunu kabul ederiz. Tesadfi eyler dzeni seven


bir akla itici gelirler. Bunlarn ol,ylari ngrlebilen nedenlerini devreden kartma yollar tuhaf, gln ve sinir bozucudur. Tesadfi olaylar fikrini gizli gler fikri kadar uzakl!tr
maya alrz, nk bize eytan, iblisi, ktl hatrlatrlar.
Bizim zenli hesaplarmzn en tehlikeli dma~lardrlar ve
bizim garantileri mizi srekli tehdit ederler. Manta kesinlikle kart olduklar iin kmsenmeyi hak ederler, ama yine de
onlara kar adil olmamz gerekir. Araplar onlara bizden daha
fazla sayg gsterirler. Mektuplarnn zerine Insha-allah, "Allah isterse" diye yazarlar, nk rnekrup ancak o zaman ulaa
bilir. Tesadf l<abullenme konusundaki isteksizliimize ve
olaylarn genellikle genel kurallara gre gerekleme zelliine
ramen, her zaman ve her yerde hesaplanamaz kazalaca ak olduumuzu da inkar edemeyiz. Tesadften daha gizli ve grlmez baka bir ey var mdr? Bu kadar savunmasz olduumuz
ve siniderimizi bozacak blka bir ey var mdr?
Eer bu konu zerinde dnrsek, olaylarn genel kurallarla nedensellik ilikisi teorisinin yar yarya geerli olduunu,
ge;i kalan zamanda tesadf eytannn yolunun ak olduunu
syleyebiliriz. Rastlantsal bir olayn da kendi doal nedenleri
vardr ve genellikle bu nedenlerin
olduka .sradan olduklarn
.
zlerek kefederiz. Bizim canmz skan, kazalarn nede-n lerini bilemememiz deildir; asl sinirlendiimiz ey kt olaylarn burada ve imdi keyfi bir biimde b!mza gelebileceidir.
En azndan, bizi bu ekilde arpar. B~r kaza her zaman sinir bozucudur ve en katksz ra5yonalist bile lanet okuyacak kadar
hundan etkilenebilir. Rastlantsal bir olay nasl yorumlarsak
yorumlayahm, onun bizi etkileme gcne sahip olduu gere-

IH

olaylar ve

ini deitiremeyiz. Yaam koullarn

dzene sokmak abas


arttka, tesadf daha fazla dlanm olur ve kendimi-zi ona
kar koruma gereksinimimiz azalr. Yine de, her ne kadar resmi "sylem" bu inanc desteklemiyorsa da, herkes tesadfierin
olasln gz nnde bulundurur, veya onlara bel balar.
Biz, bunun olumlu bir ey olduunu dnerek, her eyin
doal diye isimlendiediimiz ve en azndan tahmin edilebilir
olduunu zannecciimiz bir nedeni bulunduunu varsayarz .
.
Dier yandan, ilkel insan her eyin gizli, grlmez ve denedenemez glerle getirildiini, yani her eyin tesadf olduunu
varsayar. Ama o buna tesadf demez, niyet, maksac der. Doal
nedensellik onun iin sadece bir d g~ntr ve kayda deer
deildir. Eer kadn su tamak iin nehir kenarna giderlerse ve bir timsah ortadaki kadn yakalarsa, bizim bak amz
o kadnn seilmesinin tamamen bir tesadf olduunu dn
memize neden olur. Bu hayvanlar insan yediklerine gre timsabn o kadn yakalamas ok doaldr. lkel insana gre bu tr
bir aklama gerei btnyle arptmaktadr ve bu enceresan
hikayenin hibir boyutuyla ilikisi yoktur. Arkaik insan bizim
bu ykye bak amz yzeysel hana sama bulmakta hakl
dr, nk bu kaza hi gereklememi olabilir, ama ayn yorumu o koulda bile yapabiliriz. Avrupalnn nyargs onun olaylar ne kadar az aklayabildiini grmesini engellemekc~l.ir.
lkel insan daha fazla aklama bekler. Bizim tesadf i:lediimiz onun iin denetlenemez gtr. Bu nedenle, di$er iki
kadnn ortasnda duran kadn yakalamak -herkesin gzlemleyebilecei gibi- cimsahn amacdr. Eer amac bu olmasayd
dier kadnlardan birini de alabilirdi. Peki ama niin tirnsabn
byle bir amac var? Bu hayvanlar genellikle insan yemezler.
Bu iddia, Sahra .lnde yamurun yamad sav kadar, do.
'

19

rudur. Timsahlar
gerekten rkek.hayvanlardr ve kolay korku.... - - . . - '
~ulurlar. Onlarn saylarn gz nnde bulundurursak, ok az
sayda insan
grrz.
Bir insanl yakalamalim
. . ldrdklerini
. .
.
?kartc ve doal olmayan bir olaydr. Byle bir olayn aklanmas gerekir. Bir timsa! tek bana braklrsa bir insann
cann almaz, O zaman, bu emri kimden almur?
lkel insan yargianna evresindeki dnyann gereklerine
dayanarak ular. Beklenmedik bir olay gerekletiinde hakl
olarak arr ve bunun zel nedenlerini bilmek ister. Bu noktaya kadar ayn bizim gib~ davranr.' Ama o bunun da tesine
gider, bizi geer. Tesadflin denedenemez gc hakknda bir,
veya birden fazla, teorisi vardr. Biz "Tamamen tesadf" deriz.
O "Hesap bir niyet" der. O bilimin beklentisi olan neden-so..
.
nu balantlarn gstermeyen olaylar, yani nedensellik zincirini kran akl kartrc eyleri~ yani olaylarn geri kalan yar
sn olUturan eyleri vurgular. Uzun zaman ne~ genel kural. lara itaat ederken kendisini doaya uydurmUtur; onu asl korkutan eY. iinde gc nedeniyle, denedenemez ve hesaplana.maz bir temsilcinin varln grd beklenmedik rastlant
.di:.
lkel insan burada da hakldr. Olaann dndaki her e,
yin onu korkutmasm anlamak kolaydr. Bir sre kaldm, Elgoil dann gneyindeki blgelerde ok sayda karncayiyen
bullinuyordu. Karncayiyen rkek, gece yaayan, nadiren grlebilen.bir hayvandr. Bunlardan birisini gndz grmek, yerliler iiQ., bizim bir derenin yokU yukar aktn grmemiz
kadar artc ve olaand bir olaydr. Derenin aniden yerekimini yendii bazdurumlar biliyor olsak bile daha az ar
mayz'. Byk miktarda.su ile evrili yayoruz ve suyun yerekimine uymamaya karar verdii zaman neler olabileceini kolayca hayal edebiliriz. te ilkel insan da kendi dnyasndaki

20

'

~ pl~ylar hakknda byle hisseder. K~r~cayiyenlerin alkanlkla~

onlardan birinin
doa kurallarna uy., .rrt ok iyi bilmektedir,
.
.
~

' ,mamas hesaplanamaz bir hareket tarzn gsterir. lkel insan


:~. ~her eyden o kadar etkilenir ki, dnyasnn kurallarnn bozul. mas onu ngrlemez olaslklara kar savunmasz brakr. Bu
~- tr bir istisna bir kuyruklu yldza veya gne tutulmasna
~ '/, benzer bir iare.t, bir kehanettir. Arkaik insann bak asyla,
:>karncayiyenin gndz vakti grlmesinin doal bir nedeni
gre bunun arkas.nda g izli bir gcn bulunma. olamayacana
.
,. , s gerekir. Ve kozmik yasalar ineyen bir gcn alar:ffi verici
gsterisi elbette kendini savunmay veya fkeyi yattrmak
iin srad eylerin yaplmasn gerektirir. Komu kylerin
uyarlmas ve karncayiyenin aclar iinde yakalanarak ldrl'mesi zorunludur. Karncayiyeni gren adamn anne tarafndan
en byk days bir boasni kurban. verir. Adam sunak uku, runa inecek hayvann etinden ilk paray kopartr, sonra days
.ve trendeki dier katlmclar da hayvann etinden yerler. Bu
ekilde doanin tehlikeli isteinin kefareti denir.
., ';,-Bize gelince., biz sular bilinmeyen bir nedenle ters aknaya
balaynca kesinlikle panikleriz, ama bir karncayiyeni gndz
grnce veya bir albino dounca veya gne tutulunca alarma
'
, gemeyiz. Bu tr olaylarn anlamn veya hareket alann bili~~riz, ama ilkel in:san bilmez. Olaan olaylar onun iin onu ve di~ ,er brn yaratklar kapsayan tutarl bir btn olutururlar.
)~'u nedenle ok tutucudur ve her zaman yaplagelen eyle_ri ya' Wlf. Nerede olu~sa olsun, bu btn bozan bir ey gerekleir
se: iyi dzenlenmi dnyasnda l:ir adan varln hisseder.
. .Bir ekilde arpc olan btn hadiseler hemen srad bir olay.la ~lantlandrlr. rnein, bir misyoner evinin nne Pazar
gnleri. Union Jack'i ekebilmek iin bir bayrak direi dikmi.

'

21

ti. Ama bu masumane arzusu ona pahalya mal oldu. Bu hi grlmemi, huzursuzluk veren bir daveant ve ksa bir sre
sonra korkun bir frtna ktnda, bundan bayrak direi sorumlu tutuldu. Bu olay misyoere kar genel bir isyan iin yeterliydi. lkel insana kendi dnyasnda gvenlik duygusu veren
ey olaan hadiselerin dzenliliidir. istisnai her durum kefa_reti
. denmesi gereken denetlenemez bir gcn korkutucu gs.
'
terisidir. Sadece olaan dzeni bozan bir ey deil, ayn zamand. dier uursuz olaylarn iaretidir.

Biz bykan:e-babalarmzn ve onlarn byk anne-babalarnn dnya hakknda nasl hissettiklerini unuttuka bu tr
yakl:imlarn sama olduunu daha fazla dnrz. Bir buza iki bal ve be ayakl doar. Komu kyde bir horoz yumurdamtr. Y~l bir kadn bir rya grmtr, gkte bir
kuyruklu yldz belirir, en yakn kasahada byk bir yangn
ba,lar ve sonraki yl bir sava kar. Tarih eski alardan. onse
.kizinci yzyla kadar bu ekilde yazlmtr. Bizim iin ok anlamsz olan, bilgileri byle yanyana koymak ilkel insan iin ok
nemli ve ikna edicidir. Ve btn beklentilerin aksine, o bunu
yapmakta hakldr. Onun gzlem gc ok gvenilirdir. O) ta~
!-ih ncesi deneyimlerden, bu tr balantlarn gerekten ~u lund~unu bilmektedir. Bize tamamiyle anlamsz gelen byle
tek tk, rasgele hadiseler -nk biz olaylar tek tek v~ kendilerine zg nedenlerle ele alrz- ilkel insan iin son derece
mantkl bir kehaneder ve bu kehanederin iaret ettii olaylar
dizisidir. 1<\:endisini istikrarl bir ekilde gsteren eyeans gcn lmcl patlainasdr.

ki bal buza ve sava ayn eydir, nk buza yalnzca


savan tahpinidir. lkel insan bu balamy sorgusuz sualsiz
kabul eder, nk dnyadaki olaylar arasnda tesadflin istei

22

yasalara uyg~nluk ve dzenlilikten daha nemli bir faktrdr.


Rastlantsal olaylarn gruplar veya diziler halinde geldiklerini
kefederken ilkel adamn bize sunduu srad olan gzleme
zelliine kran borluyuz. Klinik almalarda bulunan btn doktorlar vakalarn cekrarladn bilirler. Wrzburg'da es~ , ki bir psikiatri profesr ender grlen bir klinik vakasidan
f1
dan sz ederken her zaman yle derdi: "Baylar, bu kesinlikle
esiz bir vakadr -yarn bunun aynsn tekrar greceiz." Ben
bir akl hastahanesinde alt m sekiz yl boyunca buna ok
ahit oldum. Bir keresinde bir insann bilinci ender grlen bir
alacakaranlk dzeyine gemiti -o gne kadar rastladm ilk
vakayd. ki gn sonra ayn olaya tekrar rastladk ve bu son oldu. "Olaylarn tekrarlamas" klinikiler arasnda bir akadr,
ama ayru zamanda tarih ncesi zamandan beri ilkel bilimin bir
gerei olmutur. Son dnemlerde bir aratrmac yle demi
tir: "By balta girmemi ormanlarn bilimidir." Astroloji ve
dier kehanet yntemleri, tereddtsz biimde, eskinin bilimi
olarak isimlendirilebilirler.
Dzenli bir ekilde gerekleeni gzlernek kolaydr, nk
ona hazrlklyzdr. Bilgi ve hner ancak olaylarn dzeninin
kavranamaz biimde denetimsizce bozulduu durumlarda gerekir. Olaylar gzleme sorumluluu kabilenin en zeki ve uy,aruk adamlarndan birisine verilir. Onun bilgisinin btn sra
d olaylar aklamaya ve hnerinin onlarla mcadele etmeye
yeterli olmas gerekir. O , tesadfi olaylar konusunda uzmandr,
bilgindir ve ayru zamanda kabilenin geleneksel inanlarnn arivini muhafaayla ykmldr. Sayg ve korkuyla evrelenrni, otoritesinin cadn kartr, ama o kadar byk deildir,
kabilesi gizliden gizliye komu kabilenin bycsnn k~ndi
lerinkinderi daha gl olduuna inanmaktadrlar. En iyi ila

23

asla hemen el altnda bulunmaz, olabildiince uzaktadr. Bir


sre geirdiim kabilenin ilalarn yapan bycs ok saygn
birisiydi. Ama ona ancak insanlarn ve hayvanlarn nemsiz
hastalklarnda danlyordu. Ciddi vakalarda yabanc bir otorite:; arlyordu -Uganda'dan byk bedeller denerek bir
Mlganga (byc) getirtiliyordu- ayn bizim yaptmz gibi.
. Tesadlif olaylar genellikle byk veya kk seriler veya
gruplar halinde olurlar. Hava durumun':! tahmin etmenin eski
ve ok denemi yollarndan biri, eer birka gndr yamur
yayorsa yarn da yaacan sylemektir. Bir deyie gre:
"ansszlklar teker teker gelmezler':. Bir bakasna gre: "Asla
yamaz, boanr." Bu tr deyiiere dayanan bilgelik ilkel bilimdir. nsanlar buna inanrlar ve korkuyla kark sayg gsterirler. Okumu insansa buna gler -bana olaand bir ey
gelene kadar. Size bir hikaye anlatacam. Tandm bir kadn
bir. sabah komodininin zerinde bir ngrtyla uyandi. Bir sre baktktan sonra nedenini kefetti: bardann kenan iki santim kalnlndaki bir halka halinde krlmt. Bu tuhafna
gitti ve bir bardak daha istedi. Yaklak be dakika sonra ayn
ng~rty duydu, yine bardan kenan krlmt. Bu defa ok
endielendi ve nc barda istedi. Yirmi dakika iinde bardak ~yn sesi kartarak krld. tane pepee kaza artk biraz fazla gelmiti. Doal nedenlere inancn bir kenara brakt
v~ .onun yerine "kolektif simgesellie" -denedenemez bir gcn devrede olduuna- yneldi. Bir ok modern insan -ok
inat olmadklar srece- doal nedenselliin aklayamad
olaylarla karlatklarnda byle dnrler. Doal olarak bun-
lardan kanmaya alrtz. Bize tatsz gelirler, i.i.nk yaam
mzn dzenli gidiatn bozarak her eyin
. . olas olduunu his~
seccirirler. Bunlarn zerimizdeki etkisi ilkel akln hala lme'

24

'<

'

diini

gsterir.

lkel insann denetlenemez gce inanc, hep varsayld gi-

bi, hi yoktan kaynaklanmaz, deneyimlerle temellendirilmitir.


Onun batl inanlar dediimiz ey tesadfi olaylarn gruplandrlmasyla geerli nedenlere kavumutur. Zaman ve mekan
iinde olaand olaylarn yi.anma olasln lmek mmkndr. Bu adan kendi deneyimimize gvenemeyeceimizi
asla unutmamalyz. Bizim gzlemlerimiz yetersizdir, nk
bak am.z bu konular gzard etmemize neden olmutur.
rnein ciddi bir ruh halindeyken aadaki olaylar/n birbirini izleyen halkalardan bir zincir oluturduunun asla farkna
varamayz : sabahleyin odanza bir ku girer, bir saat sonra yol' da bir kazaya ahit olursunuz, leden sonra bir akrabanz lr,
akam ahru.z orba kasesini devirir, ge vakit eve dnd
nzde anahtarnz kaybettinizi fark edersiniz. l~l adam bu
olaylar zincirindeki hibir halkay atlamaz, nk her yeni halka onun beklentilerini y~damaktadr. Ve bunda hakldr -kabul etmeye gnll olacamzdan daha fazla hakldr. Onun
endieli beklencileri hakl karlar ve bir amaca hizmet ederler.
Ona gre, byle bir gn lanetlidir ve o gn hibir ey yaplma
maldr. Bizim dnyamzda bu kt bir batl inantr, ama ilkel adamn dnyasnda ok doru bir aklllktr. O dnyada
insan, bizim korunakl ve dzenli yaantmza oranla, kazalaca
daha ak yaamaktadr. Vahi bir dnyada yaarken riske atla
mazsru z. Bir. Avrupal bile bunu ksa zamanda anlayabilir.
Pueblo yeriisi iyi bir ruh halinde deilse, erkekler J:conseyine katlmaz . Eski Romal evinden ayrlrken eie caklrsa o
gnk planlarn deicirirdi . Bu bize anlamsz gelebilir, ama
ilkel koullar altnda bir insann bu kehanedere kar en azn-
dan tetikte olrnas . gerekir. Kendime tam olarak hakim deil'

25

se m, bedensel hareketlecim bask alcnda olabilir; dikkacim kolay dalr; dalgnlanm. Bunun sonucunda, bir eylere arparm, ckezleri:n, bir eyi drrro veya unucurum. Uygar koullar altnda, bunlar nemsiz eylerdir, ama ilkel ormanlarda
lmcl neme sahip olurlar. inde timsah kaynayan bir nehirin zerinde kpr amacyla kullanlan, yosun tutmu bir aa
gvdesinde yanl bir adm atmanz lmnze neden olabilir.
Dnn ki youn odarn arasnda pusulam kaybediyoruro
veya cfeimi doldurmay unucuyortm ve kendimi ormanda
bir gergedan srsnn ortasnda buluyorum. Dncelerimle
ar megul olduum iin, zehirli bir Afrika ylanna basyo
rum. Akamst sivrisinek botlarm zamannda giymeyi unucuyorum ve on bir gn sonra cropikal scmadan lyorum. Y
kanrken azn kaparnay unutmak bile dizanterinin saldrs
na uramak iin yeterli. Bize gre bu olaylarn nedeni dikkacsizlikcir. lkel insana gre bunlar maksach kehanetler veya bydr.
Ama burada dikkatsiziikten fazlas da sz konusu olabilir.
Elgon dann gneyindeki Kitoshi blgesinde, Kabras ormannda bir yolculua katlmcm. Orada, kaln otlarn arasnda,
neredeyse bir ylana basmak zereyken son anda kendimi kenara acabildim. leden sonra bana elik eden arkadam avdao:
dnd. Surac bembeyazd, her yeri titriyordu. Bir beyaz karn
ca cepesinin iinden frlayan ikibuuk metre uzunluundaki
bir mamba ylan tarafndan yumlmak zereymi. Eer son anda hayvan yaralamay baara~n:asayrru lmesi iten deilmi.
Gece saat doku.z da kampmz alktan gz dnm srtlanla
rn saldrsna urad. Bu srtlanlar bir gn nce bir adam rysnda kQrkutup hrpalamlard. Atee ramen, lk ~tarak
itin zerinden adayan, .ahmzn barakasma toplandlar. O

26

~f

geceden sonra yolculuumuzcia bir kazayla karlamadk. Ya~ 'admz o gn Yeriilere dnmek iin malzeme verdi. Bize
...
. gre bunlar sadece pepee gelen kazalard, ama onlara gre

~ , r.vahi dnyaya girdiimiz ilk gn gerekleen bir kehanetin ye .Cine getirilmesiydi. yle oldu ki, gemeye altmz bir
. '
' rlcntnn iine dtk: araba, kpr, her ey. Yanmzdakiler
'birbirlerine "te, iyi bir balang" der gibi baktlar. Zirveyi
. _tamamlamak zere, bir frtna balad, sanki gk yarld. O ka.~ dar slandk ki gnlerce ateli yattm. Arkadann avlanmakt:an son anda kurtulduu o gnn sonunda, biz, beyaz adamlar

lr birbirimize bakarken dayanamadm ve yle dedim: "Bana y'


. le geliyor ki bu sorun daha nce balamt. Zrih'ten ,yrlmaq an nce bana anlattn ryay hatrlyor musun?" O zaman
~' ok ilgin bir kabus grmt. Ryasnda Afrika'da avianyor
du., aniden kocaman bir mamba ylannn saldrsna uramt, yle korkmutu ki, lk atarak uyanm tt. Rya onu ok
r:ahatsz etmiti ve imdi iki m izden birinin leceini dnd- .
~n itiraf- ediyordu. Elbette benim leceimi dnmt,
{nk her zaman "dier insann" olmasn. mit ederiz. Ama
".
.
, daha sonra, lmn eiine kadar geriren stmaya yakalanan o
dlqu.
Dnyann ylanlarn ve stma tayan sivrisineklerin bulunmad bir kesi nde bu konumay okumak pek bir ey ifade
eprteyebilir. Ki i nin tropikal orman n kadifems maviliini,
b~ir ormann dev gibi aalannn insann listne eilen ka:ariln, ~ gece ni n esrarengiz s~sleri ni, dold ur~dmu tfekler
y:anf).da
arlm duran ai:ei, sivrisinek cibinliklerini, kaynat,
l~rak -ime suyu yaplm bataklk .suyunu ve hepsinden nem,,, .,
lisj, ne dediini ok iyi . bilen yal bir Afrika!nn syledii
"B~~as insann i:ilkesi deildir .:Tanr'nn lkesid ir" szyle
'

'27

ifade edilen inanc hayal edebilmesi gerekir. Burasnn kral insan deil, doadr -hayvanlar, bitkiler ve mikroplar. Mekana
uygun ruh halini dnerek, bllka herhangi bir yerde glmserneye neden olacak eylerden uyandrc bir anlam nasl -
karttmz anlayabilirsiniz. Buras ilkel insann her gn bl!
etmek zorunda olduu deneclenemez ve kaprisli glerin dnyasdr. Olaand olay onun iin bir aka deildir. O bundan
kendi sonularn retir. "Buras iyi bir yer deil" - "Bugn
uursuz" - ve bu tr uyarlara dikkat etmesi sayesinde kana
bildii tehlikeleri kim bilebilir?
"By balta girmemi ormann bilimidir." Bir kehanet, bir
ha~eketinseyir ynn, planlanm bir eyden vazgeilmesipi,
ruhsal tepkinin deiimini etkiler. Tesadfierin gruplar halinde geldiini ve ilkel insann ruhsal nedenselliin bilincinde olmadn dnrseniz tm bunlarn olduka yararl reaksiyonlar olduklarn anlarsnz. Bizim doal nedensellik .denilen
olguyu tek ynl vurgulamamza teekkr borluyuz, bu sayede sbjektif ve ruhsal olan objektif ve "doal" olandan ayr
tumay ~rendik. Oysa, ilkel insan iin ruhsal olan ile objektif
olan d dnyada birleirler. Olaand bir eyin karsnda a
ran ilkel insan. deildir, o ey llrtcdr. O, bynn gcyle. donanm mana'dr. Bizim hayalgc ve telk~n gc diyebileceimiz eyler ilkel insana dardan onunla oynayag_gizli
-o
gler gibi grnrler. Onun lkesinin jeolojik veya politik bir
mevcudiyeti yokrur. Oras onun mitolojisini, onun dinini, btn dncelerini ve duygularn kapsayan yerdir. O, bir dereceye kadar, bu fonksiyonlarn bilincinde deildir. Korkusu "iyi
olmayan" baz yerlerle snrlanmtr. Ayrlanlarn ruhlar u
veya b11 ormanda bulunurlar. u maara .ieri girenleri boazla
yan eytanlart" barndrmaktadr.. Oradaki dada byk ylan
28

<
1

( 'raamaktadr; u tepe 'efsanevi kraln mezardr; bu neliirin ve' ya aacn veya kayann yanna gelen her kadn hamile kalr; u
'
: ..yksek aa baz insanlan aran "bir ses kartr; u s geit
y~lan-eyt~nlarca korunur. lkel insan psikolojik deildir. Ruh, sal eyler onun dnda objektifbir ekilde cereyan ederler. Hat, ..
ta. ryasnda grd eyler bile ona gerek gibi grnrler; sa'
dece. bu nedenle ryalarna
.
. dikkat eder. Elgon'lu hamallarmz
.
asla ryagrmedikleri konusunda ciddiyede srar ettiler.-sade.
. ce byc rya gryordu. Bycye sorduumda, o da Ingi: , lizler lkesine girdikten soqra rya grmeyi brakt.n syle
, di. Sylediine gre eskiden babas "byk" ryalar gryordu
1
f.' v~ srlerin nerede gezindii ni, srtmalarn buzalarn ne', reye gtrdklerini ve ne zaman sava veya salgn olacan bi, . .
'
.
J jyordu. imdi her eyi bilen Blge Korniseriydi ve onlar hibir
ey bilmiyorlard. Byc timsahlarn ngiliz Hkmeti tara. iba getiklerine inanan baz Papuallar gibi boyun emiti.
Yerli bir mahkum otoritelerin elinden kamt ve nehri gerte.ye alrken bir timsah tarafhdan paralanmt. Bu nedenle!' yeriiler de onun bir polis timsah olduu sonucuna varm' .
.
lardi: Tanr imdi ryalar kanalyla Ingilizleele konuuyordu;
Elgon'nun bycsyle konumuyordu, nk gc ngilizler
.
.
' ellerinde
bulunduruyorlard. Rya faaliyeti darya g etmi-
.
.
.
. (i~ Bazen yerlileri n ruhlar da 'g ediyorlard ve byc onlar
1
)rular gibi yakalayp kafeslere koyuyordu; veya garip ruhlar
'k9Y.~ gelip hastalk yayyorlard.

., Bu ruhsal eyle~in yanst.lmas doal ~larak insanlarla i:i


sarrlar arasnda, insanlarla hayvanlar veya olaylar arasnda bize

anlalmaz gelen bir ilikinin kurulmasn salar.. Beyaz adam
J:l.il .'l:imsah vurur..Annda en yakn kyden bir grup fkeli ins~
,._... ko~ak
. gelir ve 'bunun bedelini ister. Akladklarna gre
~

' .L
'

'
'

29

o timsah silahn atelendii anda kylerinde len yal bir kadndr. Timsah besbelli kadnn yaban ruhudur. Bir baka adam
srsn gzleyen bir leopar vurur. O anda komu kyde bir
kadn lr. Kadn ve leopar birdir, ayn eydir.
Uvy-Brhl bu ilgin ilikiler iin participatitm mystique (gizemli ortaklk) deyimini gelitirmitir. Bence "mistik" szc iyi seilmemi. lkel insan bu konularda gizemli hibir ey
grmez, onlar doal kabul eder. Onlar tuhaf bulan biziz, bunun nedeni de bu ruhsal feno~enler hakknda bir ey bilmememizdir. Aslnda bunlar bizde de grlrler, ama biz daha uygar
biimde ifade ederiz. Gnlk yaammda daima dier insanlarn ruhsal srelerinin bizimkiyle ayn olduklarn virsayarz.
Bize ho gelen veya arzuladmz bir eyin dier insanlar iin
de ayn eyi ifade ettiini dnrz . Bize kt gelenin onlar
iin de kt olmas gerekir.~ Nihayec son dnemlerde mahkemelerimiz psikolojik bir ay benimsediler ve hkm verirken
suun greliliini kabul ettiler. Deneyimsiz, acemi insanlar ha" e yakr)
la quod licet ]ovi non licet bovi (Bir kze deil Jpiter'
ilkesini duyduklarnda hnla dolarlar. Kanun nnde eidik .
ilkesi hala insann en byk baarsn temsil eder; henz yerine yenisi konulamamtr. Ve biz hala kendimizde grmek istemediimiz btn ktlkleri ve deersizlikleri "dier insana" atfetmeye devam ederiz. Bu nedenle, onu eletirmemiz ve
ona saldrmamz gerekir. Bu durumda asl gerekleen ey aa
lk bir "ruhun" bir insandan dier insana g ecmesidir. Dnya hala
,. ciksinilen insanlar (betes noires) ve gnah keileriyl~ doludur, ayn eskiden cadlarla ve kurcadamlarla dolu olduu gi-

bi.
Ruhsal yanstma psikolojinin en sk grlen olgularndan
biridir. _Uvy-Brhl'n ilkel insann belirgin bir zellii olarak

30

'

gsterdii participation mystique (gizemli ortaklk) ile ayn ey


, dir. Biz sadece ona deiik bir isim veririz ve genellikle bunun
._sulusu olduumuzu inkar ederiz. Kendimizde bilincinde al-madmz her eyi koniumuzda kefederiz ve ona gre davranrz. Uygarlmzda ona zehir iirtmeyiz; onu yakmayz veya
ivilemeyiz; ama onu en derin inanlada vurgulanm- ahaki yarglar kanalyla yaralarz. Onda mcadele ettiimiz ey
~n.ellikle bizim kendi kt ynmzdr.
' Ilkel insan, zihninin ayrtrmaktan yoksun dzeyi ve, sonuta, kendisini eletirmemesi nedeniyle yanstmaya bizden
fazla eilimlidir. Ona gre her ey objektiftir ve dili bunu radikal biimde yanstr. Biz biraz mizahla zihnimizde bir kaplan
kadn yaratabiliriz. Sk sk bir insan kaz, inek, tavuk, ylan,,
kz veyJ eek olarak betimleriz. Bu imgeler vg iermeyen
'
lakaplar olarak hepimize ainadrlar. Ama ilkel adam bir insana yaban bir ruh atfettiinde ahlaki yargnn zehirini kullanmaz. Arkaik insan bunun iin ok doacdr; o her eyden, yarglamayacak kadar, olduklar gibi etkilenir, bu nedenle yargya
oizden daha az eilimlidir. Pueblo Yerlileri gereki bir havayla benim Ay Tatemine ait olduumu -bir baka deyile, ay olduumu- sylemilerdi, nk ben merdivenden inerken bir
'hta:n gibi vcudum ne dnk inmiyordum, bir ay gibi mer~
.., &v~ni ellerirole tutarak iniyordum. Eer bir Avrupal benim
.
ir ~aynn mizacna sahip olduumu sylese ayn kapya kar,
ama:anlam biraz deiikti~. lkel topluluklarda karlat
mzda ok yadrgadmz yaban ruhu kavram, bizde, dier bir
;,,O~ eyde de olduu gibi, mecaza dnmtr. Eer benzet1 m~le:imizi somut biimleriyle ele alrsak ilkel bak asna ge
..
.ri dneriz. Ornein tp alannda biz "bir hastay ele almak" deyimini kullanrz. Somut anlamyla bu ellerini .zerine koymak

to;_u

'

'31
'

-zerinde ellerinle almak demektir. Ve bu, byc doktorun


k.e ndi hastalanyla yapt eyin aynsdr.
Yaban ruhu kavramn .anlamakta zorluk ekeriz, nk her
eye bu kadar somut bakamayz. "Ruhu" g eden ve vahi bir.
hayvana yerleen bir ey ?larak alglayamayz. Birisini eek olarak. tanmladmz zaman, onun her adan, eek denilen drt
ayakl bir hayvan old~unu kaStetmeyiz. ze bir: adan eei
anrnsattn kastederiz. Sz konusu insann kiiliinin veya
psiesinin bir. blmn alarak, o blm eein imajyla btnletiririz. lkel insan iin leopar-kadn bir insandr, ancak
onun yaban ruhu bir leopardr. Bilind
ruhsal yaamn tm
.
-.
ilkel insan iin somut ve objektif olduuna gre, o bir leopar
p~arak tanmlanabilecek bir insann bir leopann ruhuna sahip
olduunu syler. Eer somudatrmada ileri giderse, byle bir
ruhun allkta gerek bir leopar biiminde yaadn syler.
Ruhsal olaylarn yanstlmalanyla ulalan bu zdelemeler
insann sadece fiziksel adan -deil, ayn zamanda ruhsa.( adan
da ijnde yaad bir dnya y~ratrlar. nsan bir noktaya kadar
. bununla btneir. Hibir adan, bu dnyann hakimi deil
dir, sadece bir elemandr. rnein Afrika' da, ilkel insan insann, glerini yceltmekten o~ uzakt r. Kendisini yaradln
hakimi olarak hayal edemez. Onun zoolojik snflandrmas homo sapien/erle sona ermez, fllerle sona erer. Sonra aslan, sonra piton veya timsah, sonra insan ve daha aa varlklar gelir.' Asla
doay ynetebileceini dnmez; doaya egemen olmaya alan ve btn abalarn, ~endi_sine doann g izli laboratuar
Qn .ana,htarn verecek olan, doal nedenlerin kefine ynelte~
uygar insandr. Bu yzden, denedenemez gler fikrinden h i
holanmaz ve on~ reddeder. Bu glerin varl uygar insann
doay denetleme abasnn beyhuddiini ispatlamaya yeterli-

32
.'

,,

''

',air.
i.
Topadayacak olursak, arkaik insann en belirgin zellii,
~Y.kozmik boyutta doal nedenlerden daha nemli bir faktr olaKr.ak grd, tesadfn gvenilmezliine ve deikenliine
, kar taknd tavrdr. Rastlantsal olaylatn iki boyutu var[~ clr; bir yandan, seriler halinde gerekleirler, dier yandan, bi~. i~~d r~hsal faktrlerin -yani participa~ion. mys~ique'in (giz~m
~J ortaklgn)- yansmlmas kanalyla belrgn br amala dona~. blmlardr. Arkaik insan kesinlikle byle bir ayrm yapmaz,
~:nk ruhsal olaylar fiziksel olaylarla btnleecek kadar yan~;" s- tr. Bir kaza ona keyfi ve amal bir hareket -canl bir varln
mdahalesi- olarak grnr, nk olaand olaylarn onu
~cak kendi korkusunun veya aknlnn gcnn etkisi k~
., dar etkilediinin farknda deildir. Evet, burada tehlikeli bir
.alana giriyoruz. Bir ey biz ona gzellii atfettiimiz iin mi
~ :gzeldir? Byk dnrlerin dnyalar aydnlarann parlak
g'ne mi, yoksa gnele iliki nedenjyle insan gz. m oldu'
u:s9rusuyla greciklerini biliyoruz. Arkaik insan bunun g, 'ri~., olduunu, uygar insansa gz olduunu -imdiye kadar, her~. kalde, b.tn yansm ve sanat hastal~na yakalanmad
;.srece- d~nr. Doaya egemen olabilmek i_in onu ruhsal
zelliklerden kurtarmas gerekir; dnyasn objektif grebil. lp.e~i iin btn arkaik yanstmalarn geri almas gerekir.
. ,lkel dnyada her ey ruhsal niteliklere sahiptir. Her ey'
~-;a,clamn psiesinin elemanlaryla donanmtr -veya yle diye'
~ fi'~r- 'insanlk ruhunun, kolektif bilinaltnn elemanlarrla,
~ t~9kii he~z bireysel bir ruhsal yaam yoktur. Bu vesileyle, H" r~s'~iyanln vaftiz treninin insanln ruhsal geliimi iin an' ~'ihlnn ok nemli olduunu unutmayalm. Vaftiz, insanolu
na. esiz bir ruh verir. Elbette bununla vaftiz treninin bir 'ke-

~.-

'

f'.

'

33
)

relik bir gsteriyle hemen erkili byl bir ey olduunu sylemek .istemiyorum. Vaftiz dncesinin insan dnyayla arkaik zdelemenin dna karttn ve onu bunun stnde bir
yerde duran bir varla dntrdn sylyorum. insanl
bu dnce dzeyine ykselten ey en derin anlamyla vaftizdir, nk o doay aan spiricel insann doumu demektir.
Her nisbeten bamsz ruhsal ieriin bir frsat doduu an
canlanaca ; bilinalt incelemelerinde kabul edilen bir gerektir. Bunun en net rneklerini bir delinin sanclarnda ve medyumca ileriimlerde grrz. Bir oconom ruhsal ierik ne zaman ve nereye yansrlrsa grlmez bir ins~n kar ortaya. Bu,
spiritel seanslarn ruhlarn ve ilkel insana grnen hayaletleri. aklamaktadr. Eer nemli bir ruhsal ierik bir insana yanstlrsa', o bir
etkiler yaratma g. mana olur -yani olaand
.
cyle donanr. Bir byc, bir cad, bir kurtadamveya benzeri
bir ey olur. Byc dokrorun gece dolaan ruhlar yakalayp
onlar kular gibi kafeslere kapartna dair ilkel inan arpc
biimde bunu gstermektedir. Ruhsal yanstmalar byc
doktoru mana'yla donatrlar; hayvanlarn, aalarn ve talarn
'
. ,konumalarn salarlar; ruhsal aktivite olduklar iin, insan
kendilerine itaat ermeye zorlarlar. Bu nedenle bir deli umut-
suzca kendi seslerinin insafna kalmtr. Yani yansrlan ey
onun kendi ruhsal .akrivicesidir. Bunu bilmeden, kendi sesleri
kana!yla konuan kendisidir, nasl ki duyan, gren ve itaat
ed~n de ken9-isiyse.
Psikolojik bak asndan, ilkel insann resadfn keyfi gc'nn ruhlarn ve bycleri n maksadarna .hizmet ettiine
inanmas ok doaldr, nk onun grd kadaryla tesadf,
olaylarn unsurlarnn kanlmaz bir sonucudur. Gelin bu ba
lanrda kendimizi yanlrmayalm . Eer bilimsel yaklammz

34

..Zeki bir yerliye aklarsak bize ko~i k bir batl inanllkla ve


mantkszlkla yakllr. O dnyann insan gzyle deil, g. tele aydnlatldna inanr. Pueblo
. . efi, arkadam Da Gl
lili,r keresinde klasik bir cmleyi -Non est hic sol Dominus noster,
sea qui illum fecit (Bunu yapan bizim efendimiz Gne deildir,
fakat o bunu yapyor)- sylediim iin beni aklama yapmaya
zO'r~amt. Gnei iaret ederek, fkeyle konutu: "Orada giden: babamzdr. Onu grebilirsin. Btn k, btn hayat ondan gelir -onun yapmad hibir ey yoktur." Heyecanland,
szckleri bulmaya alt ve sonunda hayk~d: "Dalara yalnz
~ana giden b!r adam ateini bile onsuz yakama'z." Arkaik bak as bunqan gzel 1aklanamazd. Bizi yneten g d
d~nyadan gel~ektedir ve ancak o izin verirse yaayabiliriz. Her
ne kadar gnmzde tanrlar elimizden alnmsa da, dinsel
dnce zihnin arkaik dzeyini bizde canl tutmaktadr. Milyonlarca insan byle dnmektedir.
Jkel insann tesadfn kaprisine bak asndan sz ederken; bu yaklamn bir amaca hizmet ettiini ve bu nedenle de
l>ir anlam olduunu sylemitim. Denetlenemez glere olan
ilkel inancn doruluunun sadece psikolojik bir bak asyla
d~il, aypi zamanda gerek~erle de ispadanabil.ece_i hipotenize, .en azndan ill)dilik, cret edebilir miyi?? B.u tehlikeli g. :nyor, . ama kzg~ n tavadan atee atlayp bycln ger: ekten vr olduunu ispatlamaya almak niyetinde deilim.
1 E{:!( bi:n~__~n gneten geldiini, nesnelerin ve.:vu-lklarn
Q~uklar gibi gti'zel olduklarn ve leoparn insann yar-ruhu
iduunu varsayarak ilkel insan izlersek hangi s~>nulara
. ula- .
abileceimizi dnmek istiyorum. Bunu yaparak iU(el'mant;
fikrini kabulleniriz. Bu fikre gre, g~el bizi etkiler ~e gzeli
yaratan biz olmayz. Bir insan kiitdr -biz ken~i kt ruhumu\,

35

zu ona yanstmamzdr ve bu yanstmayla onu eytan yapmamzdr. Bizim hayalgcmzn rn olmayan, kendi zelliklerine dayanarak etkileyici -mana kiilik- olan insanlar vardr. Mana kavramnda d dnyada geni bir alana yaylm, al
lmam btn etkileri yaracan bir g var gibidir. Var olan,
hareket eden her ey, yoksa bu gerek olamazd . Sadece bu gc sayesinde gerek olabiliyor. Varlk bir g alandr. lkel mana kavram, grebildiimiz gibi, enerji teorisinin tasla gibidir.
Buraya kadar bu ilkel dnceyi kolay izleyebiliyoruz. Zorluk onun olas sonularn saptamaya alrken kyor, nk
anlattm ruhsal yanstma srecini tersine eviriyorlar. Bu so-
nular unlardr: bir byc doktoru byc yapan benim hayalgcm veya benim duygum deildir; aksine, o bir byc~
dr ve byl glerini benim zerimde uygulamaktadr. Hayaletler benim zihnimin sanrlar deildirler, bana kendi iradeleriyle grlrler. Bu ifadeler mana fikrinin mantkl trevleri
olmalar;a ramen, onlar kabullenme konusunda tereddt
ederiz ve bize rahatlk veren ruhsal yanstma teorimizi aramaya
bala:z. Buradaki soru udur: Ruhsal olan -yani ruh veya bilind- genellikle bizim iimizde mi belirir; yoksa ruh veya
bilind, bilincin erken dnemlerinde, aslnda bizim dmz
da kendi amalarna sahip denedenemez gler biimindedir
de ruhsal geliim srecinde derece derece bizim iimize mi yerleir? Modern cerimlerimizi kullanrsak , J:>alantsz ruhsal ieriider bireylerin psielerinin paralar mdrlar, yoksa onlar ba
langtan itibaren, ilkel _gre gre hayaletler, atalarmzn ruhu ve benzerleri eklinde kendi biimleriyle var olan ruhsal
varlklar mdrlar? Onlar geliim sresince yava yava insann
iine girip, orada bizim imdi psie dediimiz dnyay m olu-

'

turdular?
Bu dnce bizi tehlikeli ve paradoksal biimde arpyor,
ama yine de bir eyler dnebiliyoruz. Sadece din! retmen
ler deil, pedagoglar da insan ruhuna daha nce orada olmayan
bi~ eyi .yerletirmenin olas olduunu varsayarlar. ikna ve etki
gc bir gerektir; en modern davranlk bile bundan uzun
vadeli sonular beklemektedir. Ruhu ina etmenin karmak
d~ncesi bir ok yaygn inanta ilkel bir dzeyde ifade edilmektedir -rnein sahip olma, atalarn ruhunun bedenlenmesi,
.ruhlarn g etmesi ve dierleri. Birisi haprdnda "Tanr senj kutsasn'' deriz ve bununla "Yeni ruhunun sana rahatszlk
vermemesini dilerim" demek isteriz. ~endi geliimimiz sresince ok ynl elikileri aarak btnleini bir -kiilie ularz, ruhu zorlu bir biimde biraraya getirme deneyimi yaarz .
nsan bedeni bir dizi Mendeki birimlerin miras edinilmesiyle
yaplandna gre, insan ruhu!}un da benzer ekilde biraraya

toplandn dnebiliriz.

Gnmzn materyalistik grleri arkaik dncede de


grebileceimiz bir eilime sahiptirler. kisi de bireyin sadece
bir sonu olduu noktasna varrlar; birinci gre gre insan
doal nedenlerin sonucudur, ikinci gre gre ise tesadfi
olaylarn . Her iki hesapta da, insan bireylii kendi hakkna sahip bir ey deildir, nesnel dnyada bulunan glerin tesadfi
bir rndr. Bu dnce, insann asla esiz ve kendine zg
kabul edilmedii, he.r zaman yerine bir yenisinin konabilecei,
kolay vazgeilebilinir bir ey olarak dnen arkaik dnya kavram kanalyla gelmitir: Nedenselliin dar perspektifi nedeniyle, modern materyalizm arkaik insann bak asna geri
dnmtr. Ama materyalist daha radikaldir, nk ilkel in:.
sand<!Jl daha sistematiktir. lkel insan daha tutarsz. olma avano

..

tajna

sahiptir; mana kiilik istisnasna sahiptir. Tarih boyunca


bu mana kiilikler kutsal figrler dzeyine ykselrilmikrdir;
tanrlarn genleticici yiyeceklerinden yiyerek onlarn lmszlne ulaabilen kahramanlar ve krallar olmulardr. Bireyin lmszl ve onun sonsuz deeri dncesi ilkel toplwhlarda grlmektedir -her eyden nce hayaledere inanta,
sonra da henz lmn insann' dikkatsizlii veya aptall yoluyla bir gei yolu bulamad dnemlerin mitolojilerinde.
. lkel insan grlerindeki bu tutarszlklatn farknda deil
dir. Bizim yerli hamallarmz ldkten sonra balarna ne geleceini bilmediklerini sylemilerdi. Onlara gre bi~ insan sadece lyor~u; artk nefes alnyordu ve cesedi srtlanlarn yemek
iin bekledikleri allklara tanyordu. Gndz byle dn. yorlard, ama gece srlere ve insanlara hastalk tayan, yolcularasaldran ve eitli vahiliklere neden olan llerin ruhlary
la doluydu. lkel insan bu tr tutarszlklarla doludur. Bunlar
bir Avrupaly deliye dndrebilirler, ama o, benzer eylerin bizim uygar dnyamzn ortasnda da bulunduunu asla dn
~eyebilir. .lahi konular tartlamayacak kadar nemsiz gren,
ama eitim programnda ilahiyat bulunan niversitelerimiz
var. Doal bilimlerde bir aratrmac hayvan trnn en kk
biriminin Tanr'nn bir eseri olduu fikrini sama bulurken,
kafasndaki bir baka blm onu Pazar gnleri.ayinlerde Hris
tiyan inancn gstermeye yneltebilir. lkel tutarszlk konusunda kendimizi niin tahrik- etmemiz gerekiyor?
lkel insann basit dncelerinden herhangi bir felsefe sistemi tretmek olas deildir. Bu dnceler bize ancak kullanlabilecek elemanlar verirler. Ama yine de bunlar, zihinsel a. bann bitmez tkenmez kaynadrlar ve btn zamanl~rqa
btn uygarlklarda ki durce problemlerini temin .ederler.

ve

38

flkel insann "kolektif simgeleri" gerekten nemli midir, yoksa ' nemli gibi mi grnmektedir? Bu zor soruyu yantlaya
m~m, ama Elgon'un da kabilesindeki bir gzlemimi anlatabilirim. Dinsel dnceler ve trenierin izlerini enine boyuna
aratrm, ama haftalar sonra hibir ey kefedememi tim. Yerliler her eyi grmeme izin vermiler ve bilgilerini zgrce
s.inmulard. Arada tercman engeli olmadan onlarla iletiim
k:irabiliyordum, nk yallarn ou Swahili konuuyorlard.
B~langta gnlszdler, ama buzlar eridike beni itenlikle
ka!:mllendiler. Dini gelenekler hakknda hibir ey bilmiyorlard. Ama ben vazgemedim ve sonunda, uzun mzakerelerimden birini bitirmek zereyken yal bir adam birdenbire konu
c~: "Sabahleyin, gne ykselirken, kulbelerimizden karz,
eller-imize tkrrz ve onlar gnee tutarz." Onlardan bu
merasimi benim iin yapmalarn ve tam olarak gstermelerini
istedim. Ellerini azlarnn nne getirdiler ve kuvvetle t~ krdler veya flediler. Sonra ellerini evirdiler ve avularn
gnee
,, doru tuttular. Onlara yaptklarnn ne anlama geldii. ni -niye ellerine flediklerini veya tkrdklerini- sordum. So, rum beyhudeydi. "Bu her zaman byle olmutur" dediler. Bir
aklama _
a lmak imkanszd ve onlarn sadece ne yaptklarn
bildiklerine, niin yaptklarn bilmediklerine ikna oldum.
Davranhirnda bir anlam grmyorlard. Yeni ay da ayn hareketlerle karlyorlard.
Zrih'te tamamen bir yabanc ol~uumu ve bu ehire bucann geleneklerini aratrmaya geldiimi varsayalm. nce d
blgelerde banliy evlerinin yaknlarna yerieiyorum ve evsaHipleriyle komuluk ilikisi gelitiriyorum. Sonra Bay Mller
uV.f! Bay Meyer'e .yle diyorum:
. "Ltfen bana dinsel adetleriniz'dep. bahsedin." kisi de aryor. Asla kiliseye gitmemiler,

39

hakknda

hibir ey bilmiyorlar ve stne basa basa hibir gelenei uygulamadklarn sylyorlar. Bir sabah Bay Mller'i
ilgin bir faaliyet iinde yakaliyorum. Bahede koturuyor,
renkli yumurtalar saklyor ve zel tavan heykellerini yerleti
riyor. Onu su st yakalam oluyorum. "Bu ilgin treni niin benden saklyorsunuz?" diye soruyorum. "Ne treni?" karln veriyor "Bu nemsiz bir ey. Paskalya zaman herkes yapar." "Ama bu heykellerio ve y~murtalarn anlam ne ve niin
onlar saklyorsunuz?" Bay Milller afallyor. Bilmiyor, zaten
Noel aac hakknda da ok az ey biliyor. B.una ramen bu ey
leri yapyor. Ayn ilkel adam gibi. Elgon'larn atalar ne yaptk
larn biliyorlar myd? ok dk ihtimal. Arkaik insan ne yapyorsa onu yapyor -sadece uygar insan ne yaptn biliyor.
Biraz nce anlattm Elgon treninin anlam nedir? Ak
seik belli ki, bu tren gnee, sadece dou annda, yerliler
iin mungu -yani mana veya kutsal- olan sunmaktr. Eer ellerine tkrrlerse, bu ilkel inanca gre, kiisel mana'y -iyileti
ren, sihirbazlk yapan ve hayat besleyen gc- ieren maddedir. Eer ellerine flerlerse, nefes rzgar ve ruhtur -roho' dur, b
ranicede ruach, Yunancada pneuma. Hareketin anlam: Yaayan
ruhumu Tanrya sunuyorum. Bu, szsz oynanan bir duadr.
yle de diyebilirlerdi: "Tanrm, senin ellerine ruhumu brak
yorum." Bu cesadfen mi byle olmutur, yoksa bu dnce insan varolmadan nce zaten tasarlanm ve amalanm mdr?
Bu soruyu yancsz brakmak zorundaym.

40

KEFEDiLMEMi BENLK

- l

Arkadam

Fowler McCormick'e

Modern Toplumda Bireyin Ackl Durumu


.

''Ya:m

nelere gebe? Her zatpan ayn lde olmasa bile, dnya


ku~ulal beri bu soru, insanolunun zihnini daima megul et,h,iitir. Tarih boyunca, zellikle fiziksel, politik, ekonomik ve
~.s~~:dtel sknt dnemlerinde insanlarn gzleri endieli bir
;;4;rutla gelecee yneli ve beklentiler, topyalar ve kyam~t
-qngprleri katlanarak oalmtr. Hristiyanln balarnda,

;c

<

'ta,nh.nn lk bn yl

sona ererken, Bat dunyasnm ruhunda


;me~(:lana gelen deiimler bu midi bekleyiin rnekleri olr~utut. Bugn, ikinci bin yln sonlarna yaklarken, yine ev:~enin ykm ile ilgili kyamet imgeleriyle dolu bjr ada ya
~o~uz . .."Demir Perde"nin simgelecirdii, insanl iki paraya
.~y,t~: _b u blnmenin nemi nedir? Hidrojen bombalan b,i-:
~!~~t-_:~meye baladi zaman veya Devlet mud3,kiyetinin
~.,... ve ahlaki karanl tm Avrupa'y sard ~m~; ~yg~.r

' . . :t '

: .......

;45: .
?

l~mzn

ve insann bana neler gelecektir?


Bu tehditi hafife almak iin hibir nedenimiz yok. Avrupa'nn her yerinde, bizim insancl~~mzn ve adalet duygumuzun korumas altnda barnan ykc aznliklar fesat meale
lerini hazr tutuyorlar. nsan nfusunun zihinsel adan dengeli, zeki ve adil bir katmannn eletirel mant dnda, onlarn fikirlerinin yaylmasn durdurabitecek bir ey yok. Ancak,
bu katmann ok kaln olduunu da dnmemek gerekir. Bu
kalnlk, ulusal yaradla gre lkeden lkeye de~iir. Ayru zamanda, blgesel olarak milli e~itime baldr ve politik-ekonomik yapnn zararl etkilerine aktr. Halk oylamalar bir kriter olarak alnrsa, sz konusu tabaka, iyimser bir tahminle tm
semenierin en fazla yzde 40'n oluturur. Daha karamar bir
'
bak as da geerli olabilir, zira mantkl ve eletirel dnme yetene~i insanolunun en belirgin zelli~leri arasnda de.
'
ildir. Olsa bile, kararsz ve deiken niteliklidir ve kural olarak; politik gruplar ne kad;r byk olursa, o kadar kararsz ve
de~iken olurlar. Kitleler, tek tek bireylerde varolmas mmkn o!~n igr ve dnme yetene~ini ezip geerler. Ve bu da, .
anayasal Devlet bir _zayfla dt zaman, doktrin~r ve otoriter despodua yol a~r...
Mantkl akl yrtme, ancak bir durumun duygusall
belli bir kritik ly amad srece baarl olabilir. Eer
duygusals bu kritik derece~in stne karsa, akln etkinlii
yok olur ve yerini sloganlar ve hayali dilek-fanteziler alr. Yani,
bir eit toplu cinnet ve hzla yaylan psiik bir salgn hastalk
topluma musallat olur. Bu durumda, akln kural altnda"asos 7
yal kabuJ edilerek ancak
tahamml
edilebilen bu unsurlar .te.
.
peye karlar. Bu tr bireyler sadece hapishanelerde ve akl hastahaneleri1de grlebilen nadir acayipler de~illerdir. rfada
46 .

'

'

ol~

her bir delilik vakas iin, tahminime gre, en~ 10 gizli,


:, i~~u delilik vakas sayabi li riz. Aa kmam bu delilikler
.~:tlren kendilerini belli ederler, ama tm normal grnmle~.rrte ramen, dnceleri ve davranlar , bilindndaki sapve arpkfaktrlerin etkisi altndadr. Tabii, gizli psikozla!;_.,,n skl konusunda -anlalabilir nedenlerBen tr hibir
Jit>l:: istatistik yoktur. Ama bunlarn says, bilinen psikozlu
ruh hastal ve su vakalarnn 10 katndan
. daha~ olsa bile,
' ~"" ... insanlarn tadklar tehlike, genel nfus iinde temsil et,._,t!~k:Ler_ 'kk yzdeden kat kat f~fadr. Bunlarn zihinsel du. rumu hissi yarglar ve dilek-fanteziler tarafndan ynetilen,
~'' ~opluca tahrik olmu kolektif bir zihniyettir. Bu insanlar, bir
~~ ,[kolektif
cinnet" vaJ<:asnda, duruma hemen intibak ederler ve
.
.
~ ,r;o ortamda kendilerini rahat hissederler. Zira o koullarn ifade
,ta~n kendi deneyimlerinden bilirler, dolaysyla bunlarla ba
a kmay da bilirle~. Fanatik bir kzgnlktan kaynaklanan y~ kc dnceleri kolektif mantkszla hitap eder ve orada ken
dine verimli bir toprak bulur, zira daha normal insanlarn akl
i'; ve saduyu rts altnda glzleyebildii tm gdleri ve kz
gnlklar ifade ederler. Dolaysyla, genel nfusa oranla kk
bir sayda olmalarna ramen, bu insanlar hastalk bulatrma
}<aynaklar olarak tehlikelidirler, ik normal denilen insann
kendini tanma derecesi ok snrldr.
'
Birok insan "kendini tanmay" bilin dzeyindeki ego kiiliinin bilgisi ile kartrr. Biraz ego bilincine sahip herkes
.
kendisini tandnd~ emi ndir.
Ama ego sadece kendi ierii- . ...,
.
ni bilir, bilindn ve onun ieriini bilmez. nsanlar kendiler:ini tanma derecelerini evrelerindeki ortalama bir insann
kendisini tanma o~n ile deerlendirirler, byk lde ken'dilerinden gizlenmi olan asl ruhsal gereklerle deerlendir-

-.

r '

47

mezler.
Bu bakmdan, ruh fizyolojik ve anatomik yaps ile or
talama insann aslnda hakknda pek az ey bildii bedeni gibi
davranr. Onun iinde yaad ve onunla birlikte hareket ettii halde, sradan bir insan iin bedeninin byk blm hemen hemen tmyle bilinmeyen bir eydir. Bilinmeyen ama
varolan tm eyler bir yana, insana bedeni hakknda bilinen
eyleri tantmak iin zel bir bilimsel bilgi gerekir.
Sonuta, yaygn olarak "kendini tanmak" denen ey, byk
blm sosyal faktrlere ve insan ruhunda olup bitenlere bal
olan ok snrl bir bilgidir. Dolaysyla, daima flanca veya falanca eyin "kendisine olmayaca" veya "ailesinde" ya da ark~. dalarnda ve tandklarnda grlmedii nyarglaryla kar
arz. te yandan, en az. bunun kadar hayali varsaymlada,
gerek olgular gizlerneye yarayan bir takm niteliklerin b.il~n
duu -iddialarn dinleriz.
-
Bilinli eletiri ve kontrolden muaf olan bu ge!li bilinsizlik kua iinde rm etkilere ve ruhsal enfeksiyonlara -~_k ve
savu~masz durumdayz. Tm tehlikelerde olduu g~bi, ancak
bi'ze saldran eyin ne olduunu, nasl, nerede ve ne zaman bi ze saldracaa,~ bildiimiz zaman psiik enfeksiyon riskine kar kendimizi savunabiliriz. Kendini tanmak bireysel gerekleri bilmek olduuna gre, teoriler bize bu konuda.fazla yardm'
'
c olamazlar. Bir teorinin evrensel geerlilik iddias ne kadar
gl ise, tek tek bireysel 'gereklerin hakkn verme kapasitesi o kadar zayf olur. Deneyime dayanan her teori zorunlu olarak
. istatistikseldir ; yani terazinin her iki ucundaki stismilar
atarak bunlarn yerine oyut bir orral~a koyarak, ideal bir ortalama formle eder. Bu ortalama olduka .dorudu~; ancak ger
ek ,yaamda bunun byle olaca anlamna gelmez. Buna ramen, teoride doruluundan k~ku duyu~ayan tem~l bi~ gt;r'

'

'

'

48

'
.,

ek olarak yer alr. Terazinin her iki ucundaki istisnalar, tqyle gerek olduklar halde, sonu ca gzkmezler, nk bir. ~~irl~r~ni iptal-ederler. rnein ben, eer akl ta dolu bir a_nan iindeki .h er ta tartp ortalama 145 gr. arlk elde ec, '
sem, bu bana akl ealarnn gerek nitelii hakknda ok az
;bilgi verir. Bu hesaba dayanarak eline ald bir akl tann
,1 45 gr. arlnda olacan dnen birisi ciddi bir yanlgya .
~:debilir. Hatta, istedii kadar arasn tam 145 gr. gelen tek bir
akl ta bulamayabilir.
statistiksel yntem gerekleri ideal bir ortalamann al, tnda gsterir, ama onlarn ampirik gereklikleri hakknda bilgi vermez. Gerein tartma gtrmez bir ynn gstermek.
, le birlikte, fiili gerei son derece yan_lrc bir ekilde bozabi' lir. Bu, istatistiklere dayanan teoriler iin zellikle gee-rlidir.
,Oysa, gerek olgularn aync zellikleri onlarn tek olular,
~ireylikleridir. Diyebiliriz ki, gerek tablo sadece kuraln istis-
nalarndan oluur ve sonuta, mutlak gereklik baskn olarak

~uraldzp bir karakter tar.


nsamn kendini tanmasna yardmc olan bir teoriden sz
1
J aldnla, bu dnceleri aklda tutmakta yarar vardr. Teorik var~aymlara dayanan hibir benlik bilgisi yoktur ve olamaz da, nk kendini tanmann nesnesi tek bir bireydir ,.greceli bir istisna ve kurald bir fenomendir. Dolaysyla, bireyi tanmlayan ey evrensel ve kurall deil, esiz olma niteli, idir. Birey, ayn ekilde tekrarlanan bir birim olarak deil, tek
ve benzeri olmayan ve son tahli.lde b~ka hibir eyle k yaslma
inayacak ve ~ilinemeyecek bir ey olarak dnlmelidir. Biyolojik bir tr olan insan, ayn zamanda istatiksel bir birim olarak da tanmlanabilir ve tanmlmmaldr; aksi halde onun hak knda hibir genelle~e yaplamaz. Bu amala, insan karlatr~

"

mal

bir birim olarak dnlmelidir. Bu da, insan, tm bireysel zelliklerinin karcld, ortalama bir birim olarak soyut
bir tablo iinde gsteren ve evrensel geerlilik tayan amropoloji veya psikoloji bilimini ortaya kartr. Ama insan anlamak
iin gereken en nemli zellikler bu karclanlardr. Eer bir
bire~i anlamak istiyorsam, orcalama insan hakkndaki tm bilimsel bilgileri bir yana atp, tm teorileri gzard ederek tmyle yeni ve nyargsz bir tavr benimsemk zorundaym.
Anlamak iine ancak cam zgr ve ak bir kafayla yaklaabili
riq., oysa insan bilme veya insan karakterini kavrama abas insanlk hakknda her trl genel bilgiyi nceden varsayar.
imdi~ ister bir baka insan anlamak, ister kendimizi tan
mak sz konusu olsun, her iki durumda da t n] teorik varsaymlar bir kenara brakmak zorundaym. Bilimsel bilgi sadece
evrensel bir saygnla sahip olmakla kalmayp, modern insann gznde tek encelektel ve ruhsal otoriteye de sahip oldu
u iin, bireyi anlama. gayret im beni szn gelii, iese majeste
yapmaya (byk ihanete) ve bilimsel bilgiye arkarn dnmeye
mecbur ediyor. Bu 'h.afife alnabilecek bir fedakarlk deildir,
zira bilimsel tavr tad sorumluluk duygusundan kendini
kolay kolay kurcaramaz. Ve eer sz konusu psikolog, hastas
n sadece bilimsel olarak snflandrmak deil, ayru zamanda
onu bir insan olarak da anlamak isteyen bir tp doktoru ise, birbirine zt ve karlkl olarak birbirini dlayan iki yaklam yani ,bilmek ile anlamak- arasnda mesleki bir eliki yaa:ma
tehlikesiyle kar karyadr. Bu eliki, "ya bunu, ya onu" seersin mant ile deil, ancak iki-ynl bir dnme ile zlebilir, yani birini yaparken, dierini de gz nnde tutmakla.
Prensipte bilginin olumlu avantajlarnn, anlamann aleyhine
alt dnlrse, bu durumdan kartacamz sonu ol-

50

duka paradoksal olacaktr. Bilimsel olarak deerlendirildiin


de; birey, kendini sonsuza dein tekrarlayan bir birim, hatta alfa~,nin pir harfi ile adlandrlabilecek bir eydir. Dier yandan,
'
bireyi
anlamak iin onu bir bilim adamnn gnlden bal olchu tm kabul gren dncelerden ve kurallardan kurtara-
NJc, esiz bir birey olarak grmek, onu aratrmalarnn tek ger'ek ve en stn nesnesi yerine koymak gerekir. Herkesten n~e, bir doktor bu elikinin farknda olmak zorundadr. Bir
randa, bilimsel ei ttimini n istatiksel verileri ile doJ:?-anmtr,
re yanda, z~llikle ruhsal -aclar iinde kvranan hasta bir insa~~ tedavi ederken, onu bireysel olarak . anlama grevi ile kar
karyadr. Yaklam ne .kadar ematik olursa, hasta -hakl ~
rak- o kadar diren gsterir ve tedavisi o kadar tehlikeye girer.
Psikoterapist, ister istemez, hastasnn bireyliini (bakalarn~
benzeineyen kiiliini) temel bir gerek olarak grmek ve tedavi yncemlerini bu~_gre.ayarlamak zorunda hisseder kendisi,ni. Bugn tbbn t~ alanlarnda, bir doktorun grevinin soyut bir hastal~ deil, bir hastay tedavi etmek olduu kabul
" edilmektedir.
Tp iin yaptmz bu tanmlama, renim ve eitim -alan}arndaki genel sorunun yalnzca bir rneidir. Bilimsel eitim
ve retim temelde istatiksel gerekiere ve soyut bilgiye daya
nr, dolaysyla bireyin sadece marjinal bir fenomen o~arak hibir rolnn olmad gerekd, aklc bir dnya grnts
sunar bize. Oysa, mantkd bir birim olarak birey, bir gerek-
tir; gerek olmayan bir idealin veya bilimsel almalarn referans ald normal insann aksine, gerein sahici ve somut ca, ycsdr. Dahas, doa bilimlerinin ou, aratrmalarnn sonularn , sanki bunlar insan mdahalesi olmadan ortaya k,,
rtu gibi, zorunlu bir faktr olan insan psiesinin ibirlii sz

'

J..

. 51

konusu deilmi gibi gsterirler. (Bunun bir istisnas, gzlemlenen eyin gzlemciden bamsz olmadn kabul eden modern fziktir.) Demek ki bilim, bu bakmdan d~ gerek insan
ruhunun danda brakld bir dnya grnm sunmaktadr
- yani "beeri bilimlerin" tam antitezi.
Bilimsel varsaymlarn etkisi altnda, sadece insan ruhu deil, bizzat birey ve, kukusuz, tek tek her bir olay tesviye edilip dzeltilmekte ve ortaya, gerein kavramsal bir ortalamaya
dntrld , bulank bir tablo kartlmaktadr. Bu istatistiksel dnya grnmnn psikolojik etkisini azmsamanial
yz, nk bireyi tablodan kartp onun yerine, st ste y
larak kitle formasyonlar oluturan anonim birimleri koymaktadr. Bilim bize, somut birey yerine, rgt isimleri ve en tepede, politik gerein prensibi olarak soyut Devlet fikrini sunmaktadr. Bu durumda bireyin ahlaki sorumluluu kanlmaz
olarak yerini Devlet politikasna brakr. Bireyin ahlaki ve zihinsel farkllamas yerine kamtL refah ve yaam standardnn
ykseltilmesi geer. Bireysel yaamn (ki gerek olan tek yaam
budur) amac ve anlam artk kendi kiisel gelimesine deil,
Devlet politikasnn insafna braklm olur. Devlet politikas
bireye dardan empoze edilen bir gtr ve nihai olarak tm
yaam kendine doru eken soyut bir diincenin tatbik edilmesiyle meydana gelir. Birey kendi hayatn nasl yaayaca
hakknda kendi ahlaki kararlarn verme olanandan giderek
daha fazla yoksun kalr. Sosyal bir nite gibi ynetilir, beslenir,
giydirilir ve eitilir, uygun grlen bir konutea barndrlr ve
kitlelerin hoina giden, zevkine hitap eden standartlarla elen
dirilir. Yneticiler de, aynen ynetilenler gibi, birer sosyal birim olurlar, tek farklar Devlet doktrininin szcln yapmakta uzmanlam olmalardr. Akl yrtme ve yarglama ye52

teneine

sahip olmalar gerekmez, kendi i alanlarnn dnda


hibir ie yaramayan ceekkll birer uzman olmalar yeterlidir. Neyin retileceine, neyin aratrlacana Devlet politikas karar verir.
Grnte her eye gc yeten bu yce Devlee dokcrini,
tm gcn younleit en yksek hkmet mevkilerini igal
eden kiilerce idare edilir. Seilerek veya hayatn cilvesiyle bu
mevkilerden birine yerleen her kim olursa olsun, o artk oco-.
riteye boyun emez, nk artk kendisi Devlet politikas olmutur ve durumun snrlar iinde keyfine gre bir yol tutabilir. Ondrdnc Louis'nin dedii gibi "Devlet 6enim" (''L'etac
c'est moi") diyebilir. Bu kii, eer Devlet doktrininden kendini ayrmay bilebilirse, kendi bireyliinden yararlanabilecek
olan yegane kiidir veya birka kiiden biridir. . Oysa; byk
olaslkla, bu insan kendi hayali dnyasnn klesi haline gelir.,
Bylesi bir tek-ynllk daima bilindnn ykc eilimleri
ile kendini psikolojik olarak telafi eder. Klelik ve beikaldr
birbirinden ayrlmaz bir ikilidir. Dolaysyla, iktidar ekinesi
ve Cir gvensizlik tepeden trnaa tm organizmaya yaylr.
Dahas, kitleler iinde bulunduklar, biimden yoksun, kaotik
ortam telafi etmek iin daima bir "Lider" retirler ve tarihte
birok rneini grdmz gibi, bu lider mutlaka sonunda
kendi iirilmi ego-algsnn kurban olur.
Bu gelime, birey beikalar ile bir kitle oluturduu ve bireylii silind ii an mantken kanlmaz hale gelir. Bireyi za,
ten yok eden ok byk kitle y lmalarnn yansra, psikolojik kitle zihniyetinin soru~lusu olan temc;l faktrlerden biri
de, bireyi temellerinden sarsan ve omrunu yok eden bilimsel
aklclktr (rasyonalizm). Sosyal bir birim olan insan bireylii
ni kaybetmi, istatistik brolarnda soyut bir rakam haline gel- .
53

micir.

O artk, yeri herhangi biriyle deitirilebilecek, hibir


nemi olmayan bir birim olmaktan ~ka bir rol oynayamaz.
Mantkla ve dardan bakldnda insan cam da budur ice , ve
bu bak asyla dndmzde bireyin deeri veya anlam
hakknda konumak abesle icigaldir. Gerein cam aksi olduu gn gibi orcadayken, bireysel insan yaamna bunca onurun
ve deerin nasl bahedilebildiini anlamak ok zor.
Bu adan bakldnda, bireyin nemi iyice azalmaktadr
ve bu geree kar kan biri nnde sonunda tartmay kaybedecektir. Bireyin kendisini veya aile yelerini veya evresindeki saygn arkadalarn nemli insanlar olarak dnmesi, bu
duygusunun komik znelliine iaret eder yalnzca. Brakn
milyonlar, on bin veya yz bin kiinin yannda birka kiinin
sz m olur? Bu bana, birgn beni byk bir kalabaln arasnda yakalayan ince dneeli bir arkadann szlerini anm
satyor. Birden dnp yle demiti "ce lmszle inanmamak iin en inandrc neden karmzda: tiim hu insanlar lmsz olmak istiyorlar!"
Kalabalk ne kadar byk olursa, bireyin nemi o kadar azalr. Ama eer birey, kendi zayflk ve yetersizlik duygusu alcn
da ezilerek, yaamnn anlamn yitirdiini hissederse -ki, bu
anlam kamu refah ve yksek yaam standartlar ile zaten benzer deildir- o zaman okcan Devlee klelii yoluna girmi
ve, bilmeden veya iscemeden, Devletin kulu olmutur. Sadece
darya bakan ve askeri k calarn karsnda korkudansinen bir
insann, duyularnn ve.aklnn tankl ile savaacak olana
yokrur. te gnmzde olan da tam budur: hepimiz istatistiksel gerekler ve kocaman saylacia bylenmi, korkuyla kasl
m durumdayz. Gn gemiyor ki, herhangi bir kicle rgtnce cemsil edilmedii veya kiisellecirilmedii iin, bireysel ki-

54 -

iliimizin

ne kadar bo ve beyhude olduu kafamza kaklma


sn . Dier yanda ise, dnya sahnesinde caka satarak dolaan ve
sesleri ca uzaklardan duyulan nemli ahsiyeder, elecirmeyen
halkn gznde bir kitle hareketi veya kamuoyu dalgas ile tanm ve bu nedenle ya alklanmas, ya da lanet edilmesi gereken kiiler olarak yer almakcadrlar. Kitle zihniyeti burada
egemen bir rol oynad iin, bu insanlarn sunduklar mesajn ,
kiisel sorumluluunu stlendikleri, kendi mesajlar m olduu, yoksa sadece kolektif dncenin borazanln m yapck
lar bir carema konusudur.
Bu koullar altnda , bireysel yarglama yeteneinin giderek
~zalmasna ve sorumluluk bilincinin mmkn oldu.unca kolektiflecirilmesine, yani bireyin elinden alnp toplu bir varl
a teslim edilmesine hi amamak gerekir. Bu .yolla birey giderek daha fazla toplumun bir fonksiyonu haline gelir, yaam
nn gerek tay cs fonksiyonunu giderek daha ok kaybeder.
Oysa toplum, tpk Devler gibi, soyut bir kavramdan baka bir
ey deildir. Her ikisi de zerk varlklar haline getirilmilerdir.
zellikle Devlet, kendisinden her eyin beklendii szde-canl
bir kiilie dntrlmtr. Aslnda, onu maniple eden kiilerin kulland bir kamuflajdr. Bylece anayasal Devlet ilkel
bir toplum tarzna, yani herkesin bir bakann veya oligarinin
despot ynetimine boyun emek zorunda olduu ilkel kabile
komnizmine dnr.

55

'

'

.,

r,. II
~-

":~ Kitle Zihniyetinin Dengeleyicisi Olarak Din


,,

'

Egemen devlet hayalini -bir baka deyile, devleti idare e.denlerin isteklerini- her trl snrlamadan kurtarmak iin., bu' ei
limdeki tm sosyo-politik hareketler amaz biimdedinin altndaki zemini kaydrmaya alrlar. Zira, bireyi Devlet' in bir
fonksiyonu halin~ dnttmek iin, Devlete bamllk dn
daki tm bamllkl~r Qnun elinden alnmak zorundadr. Oysa din, deneyimin mantkd gereklerine baml olmak ve
boyun emek demektir. Sz
konusu gerekler sosyal ve .fiziksel

. koullarla dorudan balantl deildirler; daha ziyade bireyin


ruhsal tavr ile ilgilidirler.
.
Ama yaamn dsal koullan karsnda bir tavr alabilmek,
'
ancak eer bu koullarn dnda bir referans noktas var ise .
mmkndr. Dinler ite byle bir bak as ~alarl:;r veya
.saladklar iddiasndadrlar. Bu bak as biteye kiisel yarg- ..
.. l~ma ve karar verme gcn uygulama olanan sunar: -Dinler,
j

57

sadece d dnyada yaayan ve ayann altnda kaldrm tala


rndan baka bir zemin bulunmayan insann maruz kald somut koullarn apak ve kanltnaz gc karsnda ona yedek
bir kaynal< salarlar. Eer istatistiksel gerek tek gerek ise, o
zaman tek ve mutlak otorite odur. Bu durumda tek bir koul
vardr ve buna kart hibir koul varolmad iin, yarglama
ve karar verme yetenei sadece gereksiz ve fazla deil, imkansz hale gelir. te o zaman, birey istatistikierin bir fonksiyonu
olmaya, dolaysyla Devlet'in veya adna ne denirse, o soyut dzen prensibinin bir fonksiyonu olmaya mahkumdur.

Bununla birlikte dinler "dnya"nn dayatc;nn kart


olan bir. baka otoriteyi retirler. Bireyin Tanr'ya bamll
doktrini dnyann birey zerindeki iddias kadar gl bir iddiadr. Hatta bu iddiann mutlakl, kii kolektif zihniyete
teslim olduunda kendine nasl yabanclayorsa, ayn ekilde
onu dnyaya kar yabanclatrabilir. Kolektif zihniyette olduu gibi, bu kez de (dinsel doktrin adna) yarglama ve karar
verme gcn, bir suun bedelini deemi gibi, kaybedebilir.
Devlet'le uzlama yoluna gitmedikleri takdirde, dinlerin ak
a h'edefledikleri ama da budur. Eer Devlet'le uzlarlarsa,
ben bunlara "din" deil, "iman" demeyi tercih ediyorum. man
kesin bir kolektif inancn ifadesidir, oysa din szc belli baz fiziktesi ve dnyatesi faktdeele kurulan znel ilikiyi ifade eder. man ana hedefi bu dnya olan bir inan bildirimidir,
dolaysyla dnyevi bir ilikidir. Oysa dinin anlam ve amac
(Hristiyanlk, Musevilik ve slamda olduu gibi) bireyin Tanr ile ili~kisinde veya (Budizmde olduu gibi) bireyi kurtulua
ve zgrlemeye gtren yolda sakldr. Tm ahlak sistemleri
butemel gerekten tremilerdir, o olmakszn bireyin Tanri'ya
kar sorumluluu tresel veya greneksel bir erdem olmaktan
.

58

teye gidemez.
, Gndelik dnyev~ gereklerle uzlamak demek olan iman
,sistemleri grlerini, doktrinlerini ve adetlerini zaman iinde
, gelien ve deien bir kurallar sistemi altnda toplamak zorun
luluunu hissetmilerdir. Bunu yaparken de o kadar maddile'mi ve cismani hale gelmilerdir ki, zlerinde yatan hakiki din.sel unsuru -yani dnyatesi olan o referans noktas ile aralarndaki canl ilikiyi ve dolaysz yzlemeyi- gerilere itmi. 1
;~lerdir. Mezhepsel gr as , sbjektif dinsel ilikinin deeri,
ni ve nemini geleneksel dokcrinin kstas ile ler ve eer Pro testanlkta olduu gibi bu yaygn bir uygulama deilse, insan
. Tanr'nn iradesi ile yntendirildiini iddia ettii anda, ortalk~
. ta bir sofralk, sekterlik ve eksantriklik tartmas balar. man
resmi Kilise ile birlikte varolan bireydir, ya da sadece gerek
' i:nan sahiplerinin deil, ayn zamanda dinsel konularda "kayt
' sz" diye tanmlanabilecek ve salt alkanlklarn etkisiyle Kiliseye devam eden muazzam sayda insann da ait olduu bir kar

, mu kurumudur. Ite burada din ile. iman arasndaki fark gzle


~ grlr
hale gelir.
.
Demek ki, iman sahibi olmak her zaman dinsel bir konu de.' il, daha ziyade sosyal bir konudur ve byle olduu iin bireye
~ hibir temel dayanak kazandirmaz. man sahibi kii kendini
desteklemek iin bu dnyaya ait olmayan bir otoriteyle iliki
. sine gvenmek zorundadr. Buradaki kriter belli bir imana sa; dece szde bir ballk gstermek deil, bireyin yaamnn sa. :dece egosu, onun fikirleri v~ya sosyal faktrler ile belirlenme- .
.
' /di i ve en az bunlar kadar nemli olan, fziktesi, akn. bir ot0\ ri:te tarafndan belidendii psikolojik gereidir. Bireyin Z. :gy.:lnn ve zerkliinin temellerini oluturan kavramlar,
rie kadar yce olurlarsa olsunlar ahlaki prensipler, ya da ne ka'

59.

dar ortodoks olurlarsa olsunlar iman prensipleri deildir. Bu te


melleri oluturan ey, ancak ve ancak, insan ile dnyatesi otorite arasndaki yadsnmas imkansz derin bir kiisel ve kar
lkl ilikinin ampirik bilincidir. Bu da, "dnya"y ve onun
"mantn" dengeleyici bir rol oynar.
Bu aklama ne kitle insanm, ne de kolektif inan sahibini
memnun edecektir. K itle insan iin Devlet politikas dnce
ve eylemin en yce prensibidir. Kukusuz, kitle insan bu ama
iin bilgilendirilmi ve eitilmitir, ve bundan tr, bireye
ancak Devlet'in bir fonksiyonu olduu srece varolma hakk
tannr. te yandan, inan sahibi kimse Devlet'in ahlaki ve f
zil<:sel olarak hak sahibi olduunu kabul etmekle birlik~e, sadece insann deil, Devlet'in de "Tanr" egemenliine baml olduuna ve herhangi bir pheye dld~de, son kararn
Devlet tarafndan deil, Tanr tarafndan verileceine inanr.
Metafzikse! yarglarda bulunmak cretini gsteremediim
iin, "dnya"nn, yani insann olaylara dayanan dnyasnn ve
dolaysyla genel olarak doann Tanrnn "kart" olup olmadna cevap veremiyorum. Sadece, bu iki yaam alemi arasn
daki psikolojik kartln yalnzca ncil'de teyit edilmekle kalmadn, gnmzde de diktatr Devletlerin d ine kar ve Kilisenin ateizme ve materyalizme kar olumsuz tutumlarnda da
aka sergilendiini syleyebilirim.
Nasl ki sosyal bir varlk olarak insan uzun vadede toplumla ba olmadan yaayamazsa, birey de d faktrlerin ykc etkisini greceli olarak azaicabilen dnyatesi bir prensip olmadan hibir zaman varoluu ve spiritel ve ahlaki zerklii iin
gerek bir neden bulamaz. Tanrya balanmayan bir birey dnyann fi~iksel ve ahlaki kkrtclna kendi kaynaklar ile direnemez. Bunu yapabilmek iin onu kitlelerin iinde boul-

60

maktan koruyan isel ve fiziktesi b~r deneyimin varlna ihtiyac vardr. Kitle insannn aptallatnlmasna ve ahlaki ~o
rumsuzluuna salt encelektel veya hatta ahlaki olarak yaklamak olumsuz bir kabullenme olur ve bireyi atomlara ayrma
yolunda biraz tereddt etmekten baka bir ie yaramaz. Bu
yaklam dini inancn itici gcnden yoksundur, nk t
myle rasyoneldir. Burjuva mantnda diktatr Devletin byk bir avantaj vardr: bireyin yansra dinsel gleri de yutar.
Devlet Tanr'nn yerini almtr. te bu nedenle, sosyalist diktatrlkler din haline gelmi ve Devlet klelii bir ibadet bii
~ mi olmutur. Ancak, dinin ilevi, geerli ege:nen kitle zihniyeti.ile atmalan engellek iin hemen basunlan, gizli kukula
ra yol amadan bu ekilde yerinden sklemez ve yalanlana
maz. Sonuta durum, her seferinde olduu gibi, fanatizm eklinde ar bir yolla telafi edilir ve fanatizm en ufak bir muhalefet kvlcmn bile ezen bir silah olarak kullanlr. 'Amaca
ulamak iin tm yollar, en aa lk olanlar bile, merudur' get. rekesi ile zgr dnce ayaklar altna alnr ve ahlaki yarg
hakk acmaszca bastrlr. Devletin politikas iman mertebesine ykseltilir, lider veya parti bakan konumundaki kii iyi ve
ktnn tesinde bir yan-tann haline gelir ve ona kendini ada. yan insanlar birer kahraman, din ehidi, havari veya misyoner
gibi ereflendirilir. Sadece bir tek gerek vardr, ondan baka
hibir gerek yoktur. Bu gerek ok kutsal ve dokunulmazdr,
eletiri-stdr. Farkl dnen herkes bir zndknr ve, tarihten de bildiimiz gibi, her trl kt akbede karlama tehlikesi iindedir. Sadece politik gc elinde tutan parti bakan
Devlet doktrinini aslna sadk biimde yorumlayabilir. Bunu
da kendine uygun grd bir ekilde, kafasna estiince yal'ar.
61

Kitle kural gereince, birey xxx. sayl bir sosyal birim haline geldiinde ve Devlet en y~ce prensip seviyesine kartld
nda, din fonksiyonunun da bu girdaba yakalanaca dn
lebilinir. Dikkatli bir gzlerole ve gzle grlmeyen, kontrol
edilemeyen baz faktrler hesaba katldnda, din insana zg
igiidiise/ bir trttttmdur ve bunun kendini gsterme biimlerini
' tm insanlk tarihi boyunca izlemek mmkndr. Dinin belirgin amac ruhsal dengeyi muhafaza etmektir. Zira doal insann, bilinli fonksiyonlarnn her an iinden v~ya dardan gelebilecek ve kontrol edilmesi mmkn olmayan olgulada engellenebileceine dair, yine gayet doal bir "bilgisi" vardr. Bu
nedenle, gerek kendisi, gerekse baka insanlar iin nemli sonular deurabilecek zor bir karar alrken, bunu dine dayanan
uygu~ baz nlemlerle gvenli bir hale getirmeye dikkat eder..
Grnmeyen glere adakta pulunur, hayr dualar ettirir, kutsal ayinlere katlr. ~sikolojik igr yeteneinden yoksun rasyonalistler tarafndan sihirli yarar inkar edilen ve by, bo
inan, hurafe diye kar klan trenler (ritesd!entree.et de sortie
= insan yaamnda yeni .bir dnemi belirleyen,ayinler) her yerde ve her zaman yaplage!mitir. Zira, sihir veya bynn nemi azmsanamayacak.byk bir psikolojik etkisi vardr. "Byl" bir performans gerekletirmek, bunu yapan kiiye, karar
n yerine getirmek iin kesinlikle gerekli olan gven duygusunu verir, nk karar almak kanlmaz olarak tek yanl bir eylemdir ve bu nedenle, bir risk olarak hissedilir. Bir diktatr bile, kendi Devlet kanunlarn tehditlerle yerine .g etirmekle kalmaz, bunlarn eitli trenlerle gerekletirilmesini ister. Sandolarn, bayraklarn, flamalarn, trenierin ve kitlesel gsterilerin, kilise cemaati yrylerinden, eytan karmak iin yap
lan eylerden prensipte- hibir fark yoktur. Ancak Devlet'in

62

g gsterileri, dinsel trenlerio aksine, bireye iindeki eytani


hislere kar hibir korunma salamayan kolektif bir gven
duygusu verir. Sonu olarak, birey Devlee'in gcne, yani kicle
zihniyetine daha fazla sar lacak , bylece kendini Devlet'e hem
:" "''"'""''' hem.de manevi olarak daha fazla teslim edecek ve sosyal kudretini ve yetkisini tmyle yitirec~ktir. Tpk Kili~e gibi, Devlet de kiilerden evk, zveri ve koulsuz sevgi talep
eder. Nasl ki dinler "Tanr korkusu"na gerek duyar ve~a bu. nun varolduunu farzederlerse, diktatr Devlet de gerekli korku ortamn yaratmaya ayn lde zen gsterir.
Bir rasyonalist tm gcn geleneklerle gnmze tanan
dinsel trenlerio byl etkisine saldrmaya yneltirse asl
.amacna ulaamaz. Buradaki en temel nokta, yani aslnda her
iki tarafn da (Din ve Devlet) kart amalarla kullandklar psikolojik etki , gzard edilmi olur. Benzer bir durum, din ile
devletin amalar konusunda da geerlidir. Dinin hedefleri ktlkten arnmak, Tanr ile barmak, br dnyada dllendirilmek, vs. - devlee katnda insann geim kaygsndan
kurtulmas, maddi ar3:larn adil bir ekilde dalm , gelecek'te evrensel rafaha kavumak, daha ksa alma saatleri gibi
dnyevi vaatlere dnr. Bu vaaderin yerine getirilmesi Cennet'e kavumak kadar uzak bir gerek olduu iin, din ile devlet arasnda yine bir benzerlik ortaya 'ikar. Bu benzerlik, kitlelerin dnyatesi bir amatan tamamen dnyevi bir inanca dndrlmesinin altn izer. Bu dnyevi inan, aynen iman etmek

gibi (onun kart ynnde olsa da), gl bir dinsel evk ve ayrcalk duygusu ile yceltilir.
Gereksiz yere kendimi tekrarlamamak iin, dnyevi ve dnyatesi inanlar arasndaki dier paralellikleri tek tek saymayacam, ancak din fonksiyonu gibi balangtan beri varolmu
.
.

63

olan doal bir ilevin, mantk ve szde-aydnlanm bir ele


tirellikle batan savlamayacan vurgulamakla yecineceim.
Tabii, imanlarn dokcriner ieriklerini yerine getirilmesi mmkn olmayan eyler gibi gsterebilir ve bunl~rla alay edebilirsiniz, ama bu tr yntemler esas noktay gzden karrlar ve
imanlarn temelini oluturan din fonksiyonunu can alc noktasndan vuram~zlar. Ruhun ve bireysel kaderin mantkd unsurlarna vicdani bir bakla yaklaan din, Devletin ve diktatrn tanrlatrlmas eklinde -kt amala tahrif edilerek-
tekrar karmza kar.: Naturam expellas forca tamen usque recurret (Tabiat bir saman trmyla savurabilirsiniz, ama o her zaman geri gelecektir). Dolaysyla, durumu gerektii gibi tartp
deerlendiren liderler ve diktatrlerin Sezar'n ilahlatrlma
syla olan paralelliklerini rtrnek ve asl glerini Devlet masalnn ardna gizlemek iin abalamalar hibir eyi deitire
mez.*

Daha nce de. sylediim gibi, diktatr Devlet bireyin haklarn elinden almakla kalmaz, varlnn metafizik temellerinden yoksun brakarak bilfiil ayaklarnn altndaki zemini de
kaydrr. Bireylerin kiisel ahlaki kararlarnn hibir hkm
yoktur -nemli olan kitlelerin kr hareketidir ve yalan politik hareketin etkin bir prensibi haline gelir. Tm haklarndan
yoksun braklm milyonlarca Devlet klesinin varlnn kantlad gibi, Devl~t bu durumdan karl sonular kartr.
Gerek diktatr Devlet, gerekse bir mezhebin ynetiminde
olan dinler topluluk (komiin) fikrine zel bir nem verirler. Bu,
"komnizm" idealinin temelidir ve insanlara o denl~ .grtlakla-

* Bu makalenin yazld 1956 ilkbaharnda, S.S.C.B.'de genel gidi~atn olumsuzluuna kar

64

dikkat ekici bir tepki ol~m~ruc.

sklarak dayatlr, sonuta istenenin tam aksi bir etki yara-

r: yani insanlar blen bir gvensizlik duygusuna yol aar. Aylde nemsenen Kilise ise kar tarafta komnal (toplum.,.,.,, bir ideal olarak ortaya kar ve Protestanlkta olduu gibi
Cilisen:in fena halde gsz olduu yerlerde, birleme ve ba
~"u.uK duygusunun yokluu karsnda onun yerini tutan bir
komnal 'tecrbe" midi veya inanc yaratr. Kolaylkla anlaJ.i- ~!ua.caJ~ gibi, "komn" kavram kitleleri rgdemekte vazgel!&~;nrez bir yardmcdr ve dolaysyla iki ucu keskin bir silah tr.
Ka tane sfr ekierseniz ekleyin bir birim elde edemeyeceiniz
I!'.:.~!Su, bir topluluun deeri de onu ol.uturan bireylerin ruhsal
ve ahlaki byklklerine baldr. Bu nedenle topluluktan evre koullarnn etkisini bastracak gl bir etki -yani tek tek
bireylerde, iyi veya kt ynde, herhangi bir kkl deiim beklemek mmkn deildir. Bu tr bir deiim , insann iindeki ze dokunmayan komnal veya Hrstiyan vaftiz trenlerinden deil, ancak i:sann insanla kiisel ilikisinden doabi
.lir. Komnal propagandann ne kadar yzeysel bir etkisi oldu~
unu Dou Avrupa'daki son olaylarda (1956) grdk. Komnal ideal, nnde sonunda kendi hak ve isteklerini dayatacak
li'."'ola.n bireyi gzard ederek, kendi kendine gelin. gvey olur.

65

III
Din Konusunda

Bat Dnyasnn

Bat dnyas, Hristiyanln

Tutumu

bu geliimin
karsna Roma hukukundan devrald miras, metafzie dayanan Musevi-H ristiyan ahlak ve vazgeilmez insan haklar
ideali ile kmaktadr. Bat dnyas kayg iinde kendisine u
soruyu sormaktadr: Bu gidiat nasl durdurolabilir veya tersine evrilebilir? Sosyalist diktatrl bir topyadr diyerek
maskara etmenin ve onun ekonomik prensiplerini mantkd
ilan ectenin hibir faydas yoktur, nk her eyden nce Bat d nyas bu durumu eletirirken kendi kendisiyle babaadr,
kar kt fiki rler sadece Demir Perde'nin bu yakasnda duyulmaktadr. Dahas, beendiiniz ekonomik prensipleri ancak
bunlarn zorunlu kld fedakarhklara katlanmaya hazr oldu unuz srece hayata geirebilirsiniz. Eer Stalin'in yapt gibi, milyon kyly ala mahkum edip, bir o kadar iiyi
de cretlerini vermeden emrinize arnade ederseniz, iseediiniz
yirminci

yzylnda

67

'

her trl sosyal ve ekonomik reformu gerekletirebilirsiniz.


Bylesi bir Devlet'in korkaca hibir sosyal veya ekonomik
kriz yoktur. Gcne dokunulmad srece - yani ortalkta
iyi beslenmi ve sk disiplinli bir polis ordusu bulunduu srece- varln ok uzun bir sre srdrebilir ve gcn srekli arttrabilir. Devlet, doum orannn fazlalna paralel
olarak, byk lde cretierin dzeyine bal olan dnya piyasasndan bamsz olarak, cretsiz iilerinin saysn arttra
rak rakiplerine kafa tutabilir. Gerc;:k tehlike sadece dardan;
askeri saldr eklinde gelebilir. Ancak bu risk her geen yl daha azalmaktadr. Zira diktatr Devletlerin sava gc dzenli
olarak artmaktadr. te yandan Bat dnyas Ruslarn veya
iniiierin gizli milliyetiliini ve ovenizmini harekete geirebilecek ve kendisinin iyi niyetli giriimini mitsiz bir yne kanalize edebilecek bir saldrya bavurmaktan ekinmeku;dir.
Grebildiimiz kadaryla geriye tek olaslk kalmaktadr:
iktidar knn iten patlak vermesi. Ancak, bu olay kendi
. i geliiminin seyrine braklmak zorundadr. Bu aamada, srdrlen sk gvenlik nlemleri ve milliyeti reaksiyon tehlikesi gz nne alnrsa, dtan gelen herhangi bir destein pek
az etkisi olaca aktr. Mutlak Devlet d politika konularn
da emidere skca itaat eden bir fanatik misyonerler ordusuna
sahiptir ve bu misyonerler gerektiinde, Batl Devletlerin anayasa ve kanunlarnn snma garantisi verdii beiqci kolun
(casuslar) yardmna bavurabilirler. stne stlk, baz yerlerde ok gl olan (komnizm) inanl yerel koronler Batl
hkmetlerin karar verme gcn nemli lde zayflatabilir
ler, oysa Bat'nn rakipleri stnde benzer bir bask kurma olana yoktur. Bununla birlikte, Dou'daki kitleler arasnda belli miktarda muhalefetin var olduunu tahmin etmek de herhal-

68

..

Yalan ve despoduu nefretle karlayan, drsde ve geree gnl vermi insanlar her yerde ve her zaman bulunurlar, ancak bunlarn polis rejimi alcndaki kitleler
zerinde belirleyici etkilerinin olup olmadn kestirebilmek
gtr.*
Bu rahatsz durum karsnda Bat'da srekli u soru sorulmaktadr: Dou'dan gelen bu cehdite nasl kar durabiliriz?
Bat dnyasnn hatr saylr endstriyel gcne ve byk askeri savunma potansiyeline ramen, bunlarla yetinmemiz
mmkn deildir, nk biliyoruz ki en ldrc silahlar ve

grece en yksek yaam scandardn . sunan ar endstri bile


dinsei faoacizmin yayd ruhsal enfensiyonu kont~ol altnda
tutmaya yetmez.
Bat dnyas, bizim onca evkle sunulan idealizm, akl ve
dier hoa giden erdemiere kaplmamzn sadece bir "ses ve fke" olduunun farknda deildir ne yazk ki. Dini inan fnnasnn ortasnda bu, bize ne kadar arptlm bir inan gibi
gelirse gelsin, sadece bir esimlik rzgardr. Kar karya olduumuz ey, mantkl veya ahlaki fkirlerle scesin~en gelebileceimiz bir durum deildir. Dizginlerinden kurtulmu duygusal gler ve iinde yaadmz zamann ruhundan kaynakla.
nan ~ncelerle kar karyayz ve tecrbeyle biliyoruz ~i
bunlar mantkl dnceden, hele ahlaki tlerden hi etkilenmezler. Bu durumun panzehiri, birok yerde doru biimde
gerekletirildii gibi, en az dieri kadar gl ve farkl, maddecilikten uzak bir inan olmak zorundadr ve buna dayanan
dinsel bir tavr ruhsal enfeksiyona kar tek etkili silahcr. Made

r
~

,
~

yanl deildir.

;
~
~
~

.
.,
'.

* Polonya ve Macaristan'daki son olaylar, bu muhalefetin ngrlenden daha gl olduunu gstermitir.

69

alesef, "olmak zorundadr" deyimi, arzulanan inancn yokluu


nu gstermese bile, belli bir zayfla iaret ediyor. Bar fanatik
bir.ideolojinin ilerlemesini engelleyecek homojen bir inantan
yoksun olmakla kalmayp, Marksist felsefenin babas gibi, o da
tam tamna ayn spiritel.varsaymlar, ayn iddialar ve amalar kullanmaktadr. Bat ' daki Kiliseler tam bir zgrlk yaa
rnalarna ramen, Dou' dakilerden daha az dolu veya daha bo
deiller. Bununla birlikte, genel politik gidiat zerinde elle
turulur bir etkileri yoktur. Kamusal bir kurum olarak imann
dezayancaj iki efendiye hizmet etmektir: bir yandan varln
insann Tanr ile ilikisinden kazanr, te yandan Devlet' e, yani
dnyaya bir grev borludur ve bu balamda "Sezar'n hakkn
Sezar'a ver" trnden ncil'de yer alan eitli tlere bavura
bilir. Eski zamanlarda ve olpuka yakn bir tarihe kadar "Tanr'nn tayin ettii gler''den sz edilirdi (Romallar, Blm
13:1). Gnmzde bu kavram khnemitir. Kiliseler geleneksel ve kolektif inanc temsil ederler ve pekok kilise mensubunun durumunda olduu gibi, bu inan artk kiinin kendi isel
deneyimine dayanan bir olgu deil, d;nmeksizin gelen bir
inantr. nsan onu dnmeye balad anda yok olmaya yz
tutar. nan~n ierii o zaman bilgi ile arpmaya girer ve
inancn mantkdl ou kez bilginin aklcl ile boy lemez. nan, isel yaamn yerini t..tmakta yete~li deildir ve
isel deneyimin olmad yerde gl bir inan bir ltuf gibi
mucizevi bir ekilde gelse de, yine mucizevi bir ekilde ekip
gidebilir." nsanlar inancn gerek dinsel deneyim olduunu
zannederler ve onun aslnda ikinci derecede bir fenomen, daha
nceden iimize gven ve ballk alayan ~ir eyin olmasyla
ortaya kan bir fenomen olduunu dnmezler. Bu deneyimin, mezhepsel imanlarn kavramlaryla: yorumlanabilecekke70

sin bir ierii vardr. Ama bu ne kadar ok olursa, bilgi ile anlamsz atma olas lklan o kadar artar. Demek istiyorum ki,
imanlarn bak alan arkaikcir; bunlar etkileyici mitolojik
sembollerle doludurlar ve kelimesi kelimesine alnacak olurlarsa, bilgi ile uzlamaz bir elikiye derler. Ama rnein,
sa'nn lmden dirildii sz kelime karl ile deil de
sembolik anlamnda anla l rsa, bilgi ile atmadan yorumlanabilir ve szn anlam zedelenmez. Bu sz sembolik olarak
-almann .Hristiyanlarn lmszlk umutlarna son verdii
yolundaki itiraz geerli deildir, zira Hristiyanlk domadan
'
ok nce bile insanlk lmden sonra bir yaam olduuna inany_ordu ve lmszl garanti etmesi iin Paskalya yorrusu
gibi bir olaya ihtiyac yoktu. Mitolojiyi salt szck anlamyla
ve Kilise'nin rettii gibi anlamann, onun her ynyle tm-
den reddeditmesine yol aabilecei tehlikesi bugn her zamankinden daha fazladr. Artk Hristiyan micolojisini tamamen silip atmak yerine, bir kez olsun sembolik olarak anlamaya al
mann zaman gelmedi?
Marksistlerin Devlet dini ile Kilisenin Devlee dini arasnda
ki tehlikeli paralelliin kabul edilmesinin gecirece~i sonular
sylemek iin henz ok erkendir. insanla cemsil edilen muclak ideal Hristiyan Toplmlll iddias, Devletin "kutsall" ile
talihsiz bir benzerlik iindedir ve lgnatius Loyola'nn Kilise'nin otoritesinden kartt ahlaki yarg ("sonu arac kucsal
klar"), yalann son derece tehlikeli bir ekilde politik bir ara
olarak kullanlmasn beraberinde getirir. Her ikisi de inanca
kaytsz artsz boyun eilmesini ister ve bylece kiinin zgrln ksdar.. Bir yandan kiinin Tanr karsndaki zgrln, dier yandan Devlet karsndaki zgrln snrlan
drarak, bireyin mezarn kazm olurlar. Gerek Kilisenin Dev71

lee dini, gerekse Marksisderin Devlet dini, srasyla insana manevi ve maddi idealleri vaat ettikleri halde, her ikisi de bireyin,
yani hayatn esiz taycsn'n, krlgan varln tehdit ederler
- "eldeki bir ku, aataki iki kua bedeldir" atasznn anlatt geree kar kamz uzun sre direnebiliriz ki? Dahas, yukarda .anlattm gibi, her eyi istatistiklere indiegeyen
"bilimsel" ve manck Weltanschaurmg'u (dnya gr) ve materyalist amalar ile Bat dnyas da Dou blokunun Devlet
dini ile ayn deerl~ri paylamaktadr.
O zaman, tm politik ve mezhepsel hiziplemeleri ile Bat
modern insann ihtiyacna karlk ne sunmaktadr? Ne yazk
ki, c.m de Marksist idealden hi fark olmayan bir hedefe
doru giden bir takm yollar sunmaktan baka, hibir ey. Komnist ideolojinin, zamann kendi yannda olduu ve dnyann deime vaktinin yaklat yolundaki kesin inancn nereden edindiini anlamak iin fazla dnmeye gerek yoktur.
Gerekler bu konuda apak bir dille konumaktadrlar. Batda
bizim bu duruma gzlerimizi yummamz ve lmcl krlgan
lmz grmezden gelmemiz faydaszdr. Kolektif bir inanca
kaytsz artsz boyun emeyi, ebedi hakk olan zgrlnden
ve yine ebedi grevi olan bireysel sorumluluundan vazgemeyi bir kez renmi olan insan, bu tutumunu srarla srdreektir ve bir baka, grnte "daha iyi" bir inan, onun szde
idealizmine zorla kabul ettirilmeye alldnda, ayn safdillik ve eletiri yoksuniuu ile aksi yne ark edip o yolda yrmeye balayacaktr. Bakn, ksa zaman nce uygar bir Avrupa
ulusunun bana neler geldi? Almanlar olup bitenleri imdi
den unutnakla suluyoruz, ama gerek u ki, benzer bi'r eyin
baka bir yerde olmayacandan da emin deiliz. Olursa ve bir
baka uygar ulus, bir rnek ve tek ynl bir dncenin. bula72

mikrobuna ye~ilirse, bu bir srpriz olmayacaktr. Bat Avt~~!~~1,., 'nn gerek politik belkemiini oluturan Amerika ak
ijiSQZl u.u......., benimsedii kart-pozisyonundan tr bu konuda
a sahip grnyor, ama gerekte belki Avrupa'dan
~ble 'i:iata nazik bir durumda, zira Amerika'daki eitim sistemi,
J.',''lsttistik.:sel gerekleri ve rakamlar ile bilimsel WeltanschaIF 'iri,UJ dan, yani dnya grnden, en ok etkilenen eitim sistemidir ve Amerika' nn kank nfusu, kelimenin tam aniayla tarihten yoksun bir toprakta, kklerini qerine salmakta
ekmektedir. Bu koullar altnda son derece gerekli olan
. tarihsel -perspektifli ve insancl bir eitim tarz, aksine, bir
Sinderella yaamna yol amaktadr. Avrupa bu gereksinime sahip olmakla birlikte, bunu milliyeti bencillikler ve gten
' dren bir phecilikle kullanarak kendi ykmna neden ol~~ maktadr. Gerek milliyeti bencillik, gerekse phecilik mad" deci ve kolektivist bir ama tar, ama her ikisi de btnlemi
' bir insan ifade eden ve onu etkileyen eyden, yani tam tam.na
sylersek, bireyi her eyin leinde tam ort;ya oturtan o fikir
den yoksundur.
Bu fikir tek bana, her ynde en iddetli kukular ve tep'
kileri ayaklandrmaya yeterlidir. Byk saylarda insanlarla k
yaslandnda bireyin deersiz olduu inancnn, evrensel apta ve oybirlii ile onay grd bile iddia edilebilir. u kesin
ki hepimiz, bu yiyln sradan irisanlarn a olduunu, top. ran, havann ve suyun efendisinin bu sradan insanlar olduu
nu ve uluslarn tarihsel yazglarnn bu alelade insanlarn elinde olduunu sylyoruz. nsanolunun grkemine onurlu bir
bak getiren bu tablo, ne yazk ki sadece bir hayaldir ve bambaka bir gerekle kar karyadr. Gerekte insanolu, tmun
adna; uzay ve zaman fetbeden makinelerin klesi ve kurb~

''

73

olmutur.

Onun fiziksel varln koruyaca iddia edilen sava


teknolojisi tarafndan sindirilmekte ve tehlikeye atlmaktadr.
Dnyann bir yarsnda belli snrlar dahilinde garanti edilen
ruhsal ve ahlaki zgrl kaotik bir kafa karkl ile kar
karyadr. Dnyann teki yarsnda ise, bu zgrlkler tamamen yok edi lmitir. Son olarak, trajediye biraz komedi eklemek
gerekirse, doa unsurlarnn - topran, havann, atein ve suyun - bu efendisi, evrenin bu hakemi onurunu hie sayan ve
bamszln bir samala dntren fikirleri kendi barn
da beslemektedir. Baarlar ve malvarlklar onu daha byk
bir insan yapmaz; aksine, retimin "adaledi" dalm kural
altnda alan fabrika iisinin kaderinin de bize apak gsterdii gibi, bu insan kktr.

74

p
J

'

IV
Bireyin Kendisini

Anlamas

D nyadaki tm gelimeleri tevik eden, icat eden ve tayan,


tm yarglarn ve kararlarn yaratcs ve gelecein planlaycs
olan insanolunun kendisini bu kadar nemsiz bir nitelie (quantite negligeable) indirgernesi akl almaz bir eydir. Bu eliki,
yani insanln bizzat insan tarafndan deerlendirilmesindeki
paradoks, gerekren alas bir konudur. Bunu ancak garip bir
yarglama belirsizliinden kaynaklanan bir durum olarak ak
layabiliriz. Bir baka deyile, insan kendisi iin bir niuammadr. Bu anlalabilir bir ey, zira insan kendisini tanmak iin
gerekli olan karlatrma aralarndan yoksundur. Anaromi ve
fzyonomi asndan kendisini dier hayvanlardan ayrt etmesini bilir, ancak bilinli, dnen ve konuabilen bir varlk olarak kendisini yarglamak iin hibir kriteri yoktur. Bu gezegende, baka hib,i r eyle kyaslayamayaca esiz bir fenomendi~. Karlatrma yapma ve dolaysyla kend.ini tanma frsat
75

ancak

eer baka yldzlarda yaayan

insan gibi memelilerle

iliki

kurabilseydi mmkn olurdu.


O zamana kadar insan, anatomi asndan antropoidlerle h
smlk tadn bilen bir mnzeviye benzerneye devam edecektir. Ancak grne baklrsa, psiesi (ruhu) asndan yakn
akrabalarndan olaanst farkldr. nsan, tam da trnn bu
en nemli zellii nedeniyle kendini tanyamamakta ve kendisi iin anlalmaz bir gizem olmaya devam etmektedir. Kendi
tr iindeki derece farkllklar deiik bir kkenden gelen
ama benzer yapya sahip bir yaratkla karlatnda doacak
kendini tanma frsat ile kyaslandnda nemsiz kalr. Yeryznde insan eliyle biimlendirilen tm tarihsel deiimlerden
sorumlu olan ruhumuz, hala zm olmayan bir bulmaca, anlalmas imkansz bir mucize ve tabiatn tm gizemlerinde
olduu gibi- artc bir karmaa nesnesi olarak karmzda
dr. Doann gizemleri konusunda hala yeni keifler yapma ve
en zor sorulara yant bulma midimiz var. Ama i ruha ve psikolojiye gelince, tuhaf bir ekingenlik ~e tereddt gsteriyoruz. Psikoloji, deneysel bilimlerin arasnda en yenisi olduu gibi, ayn zamanda konusu olan nesneye yaklamakta en byk
zrluu eken bilim daldr.
Nasl Kopemik gne sistemi hakkndaki yanl fikirlecimizi nyarglardan kurtard ise, psikolojiyi de nce mitolojik fikirlerin bysnden, sonra da psienin, bir yandan beynin biyokimyasal ileminde gerekleen sradan bir epifenomen* olduu, dier yandan ise, yanna yaklalmas neredeyse imkan Epifenomen (Epiphenomenon) : Sonu yaratmada bal bana bir
etkisi olmayan ve baka laylarn yannda yer alan ikinci dereceden bir
olay.

76

belirsiz ve kapal bir konu olduu yolundaki nyarglardan


kurtarmak iin, tpk Kopernik'inki gibi devrimci nitelikli ve
mthi zorlu bir abaya ihtiya vardt.
Beyin ile olan balants, psienin bir epifenomen, yani biyokimyasal ilemlere baml ikinci dereceden bir fonksiyon
_; olduunu dorudan kantlayan bir durum deildir. Bununla
birlikte, beyindeki llebilir ilemlerin ruhsal fonksiyonu nasl bozabildiklerini ok iyi biliyoruz. Bu durum o kadar etkindir ki, psienin tabiatn kanlmaz olarak baml hale getirir.
Ancak, parapsikoloji fenomenleri bizi dikkatli olmaya ar
yorlar, zira bunlar ruhsal olan ile fiziksel olan arasndaki paralelliklere getirdiimiz naif ve llrt aceleci aklamaya glge dren, zaman ile mekan arasndaki greceliin ruhsal faktrlerine iaret etmektedirler. nsanlar, bu aceleci aklamaya dayal
narak parapsikolojinin bulgularn, ya felsefi nedenlerle, ya da
srf entellektel tembellikten tr,_ tmyle inkar etmektedirler. Bu durum, her ne kadar olaanst zor bir entelektel
'f problemden kamann yaygn bir yolu olsa da bilimsel soruml lulk tllyan bir tavr deildir. Ruhsal fenomeni hakkyla de,
erlendirebilmek iin, onunla birlikte giden tm dier fenomenleri de hesaba katmak zorundayz, dolaysyla bilindnn
ve parapsikolojinin varln grmezden gelerek psikoloji bili} mi yapmak artk mmkn deildir.
t Beynin yaps ve fzyolojisi ruhsal srece dair bir aklama
salamaz. Ruhun bllka hibir eye indirgenemeyecek kadar
kendine zg bir doas vardr. Fizyoloji gibi o da grece kendine dnk bir ilgi alann kapsayan ve zel bir nem vermemiz gereken bir atlltrma konusudur, zira varolmann iki vazgeilmez koulundan birini iinde barndrr, yani bilin feno,, menini. Bilincin olmad yerde, pratik anlamda bir yllam

'

sz,

77

yoktur, nk dnya ancak bir psie tarafndan bilinli olarak


dnld ve bilinli olarak ifade edildii srece varolabilir.
Bilin, varolmann nko;ulttdur. Dolaysyla psie, ona hem felsefi, hem de gerek anlamda, fiziksel varlk prensibine edeer
bir konum baleden kozmik prensip payesi ile donanlmtr.
Bu bilinliliin taycs olan bireydir. Ancak birey psiesini
kendi iradesi ile retmez, aksine, onun tarafndan "nceden
oluturulmutur ve ocukluk anda yava yava gelien bir
bilinle beslenmitir. Eer psieye deneysel ~ir nem bahedi
lecekse, psienin tek ak gstergesi olan bireye de nem vermek zorunludur.
Bu gerek iki nedenden tr aka vurgulanmaldr. Birincisi, bireysel psie (esas ruh), srf bireyliinden dolay istatistik kuralnn bir istisnasdr. Bu nedenle istatistiksel deerlen
dirmenin tesviye edici ilemine tabi tutulduunda, en temel
zelliklerinden birini kaybeder. kincisi, Kiliseler ancak dinsel
dogmalarn dorul,.unu kabul ettii srece, yani kolektif bir
kategoriye teslim olduu srece psienin varln kabul ederler. Her iki durumda da bireysel irade bencil bir inatlk olarak grlr. Bilim onu sbjektif kabul ederek deersiz sayar,
Kilise ise sapknlk ve spiritel gurur diye nicendirerek ahlaken
mahkum eder. Bu ikinci sulama konusunda unutulmamaldr
ki, Hristiyanlk, baka dinlerden farkl olarak, znde bir insan'n, yani Adem Olu'nin, bireysel yaamn sembol olarak
tayan bir dindir, hatta bireyleme . srecine bizzat Tanr 'nn
vcut bulmas ve vahiy olmas (kendini aa vurmas) gzyle bakar. DolaY.syla , benlik geliimi byk anlam kazanl!laktadr, ancak bunun nemi henz pek ~z anlalmtr, zira d
faktrlere fazlasyla ilgi gstermek isel hayatn yollarn tka
maktadr. Bireysel zerklik pek ok insann gizli zlemi olma-

78

..

sayd

bu fenomen kolektif baskya ne ahlaken ne de ruhen dayanabilir&


Tm bu engeller insan ruhunu doru deerlendirmemizi
1 zorl~trmaktadrlar, ama bunlar ok dikkate deer bir baka
gerein yannda fazla nem tamazlar. En yaygn psikiacrik
deneyim ruhun hor grlmesinin ve psikolojik aydnlanmaya
kar direnilmesinin byk lde korkuya -yani bilind
dnyada yaplacak muhtemel keiflere kar bir panik korkusuna dayandn gstermektedir. Bu korkulara kaplanlar sadece
. Freud'un bilind hakknda izd ii tablodan rken insanlar
deildir; bu korkular bizzat psikoanalizin yaraeesn bile tedirgin etmilerdir. Freud bana da itiraf ettii gibi, kendi cinsdlik teorisini bir dogma haline getirmenin g~rekli olduunu,
zira muhtemel bir "oklcizm salgru"na kar bu teorinin cek
mantk kalesi olacan dnmcr. Freud bu szleriyle bilind nn "oklc" yorumlara yol aabilecek pek ok ey barn
drdna inancn ifade ecmekceydi, ki bu gerekten de yledir.
Bu "arkaik izler" in veya igdler zerine ina edilen ve onlar
dile getiren arketipsel formlarn bazen korku uyandran gizemli bir zellii vardr. Bunlar yok edilmesi, silinmesi mmkn
olmayan zelliklerdir, nk ruhun en derinlerine kk salan temelleri olutururlar. Bunlar aklla kavramak olanakszdr ve
insan bunlarn ortaya kn hastrd zaman, bir baka biimde yeniden belirirler. Yalnzca benlik bilgisinin gelimesini
deil, psikolojinin daha geni anlamda anialmasn ve bilinmesini de engelleyen ite bu bilind psie (esas ruh) korkusudur: ou kez bu korku o denli byktr ki insan kendisine
bile itiraf etmeyi gze alamaz. Her dindar insann ciddiyede
dnmesi gereken bir sorudur bu; bylece belki aydnlarc bir
yamt bulunabilir.

79

Bilimsellie ynelik psikoloji soyut bir yntem iziemeye

mecburdur; yani ele ald nesneyi btnyle gzden karma


mak iin o nesneden kendisini gerektiince uzak tutmak zorundadr. Laboratuar psikolojisinin bulgu_larnn ounlukla
aydnlatc, hatta ilgin bile olamamas ite bu yzdendir. Nesnenin kendisi gr alanna ne kadar egemen olursa, ondan
kartlacak bilgi o .kadar pratik, ayrntl ve canl olacaktr. Bu
demektir ki aratrma konusu olan nesneler daha da karmak
halegelecekler, artan saylar ile orantl olarak tek tek nesnele. rin belirsizlik faktr de artacak, bu da hata yapma olasln
arttracaktr. Akademik psikoloji, bir lde hakl olarak, bu
riski almaktan korkar ve hata paynn dk olduu daha basit
sorular sorarak, karmak durumlara girme~ten kanr. Doa
y aratran sorular semekte ise tam bir zgrle sahiptir.
Tbbi psikoloji bu, az veya ok, gpta edilesi konumdan ok
uzaktr. Burada soruyu soran deneyi yapari kii deil, nenenin
kendisidir. Doktor kendi seimi olmayan, zgrce karar verebilseydi belki de hibir zaman semeyecei gerekle.rle kar
karyadr. Hayati sorular soran hastaln ya da hastann kendisidir - bir baka deyile burada Doa doktorla deney yapar
ve ondan yantlar bekler. Bireyin ve onun durumunun teklii
(esizlii) doktorun yzne bakp ondan bir cevap ister. Doktorun doktor olarak grevi belirsizlik faktrleri ile dolup taan
durumlarla baa kabilmektir. lk bata genel deneyimlere dayanan prensipleri uygulayacaktr, ama ksa srede_bu tr prensipierin gerekleri ifade etmekte ve vakann kendine zg tabiatma yant vermekte yetersiz kaldn grecektir. Doktorun
kavray ve bilgisi ne kadar derinleirse, genel prensipierin arilan o kadar azalr. Ancak bu prensipler objektifbilginin temel
talardrlar ve bilginin lld kstaslar olutururlar. Ge-

80

rek hastann , gerekse dokcorun "anlay" arttka, durum giderek daha kiiselleir. Balangta avantaj olan ey, tehlikeli bir
dezavancaja dnebilir. znelletierne (teknik terimiyle,
l:ransferans, yani gemite yaanan duygularn analiste akcarl, mas ve kar-cransferans) evreden soyutlanma, yaniher iki ta~ rafn da a"rzulamad, ancak anlamann ar bast ve artk
,bilginin dengeleyemedii durumlarda kanlmaz olan bir sosyal snrianma yaratr. Anlama derinletike bilgiden uzaklar.
deal bir anlama her iki ea.rafnda dierinin yaad deneyim. leri hi dnmeden birlikte yaayabilmesidir -katksz bir
znellik iinde hibir sosyal sorumluluk eamadan ve hi ele
eiri yapmadan pasifbir anlay durumuna girmektir. Bu derece
ileri dzeyde bir: anlama, kukusuz, mmkn deildir, zira iki
' ayr bireyin birbiriyle bilfiil zdelemelerini gerektirir. iliki
1 er veya ge yle bir noktaya gelir ki, taraflardan biri dierinin
kimliiyle badamak iin kendi bireyiini feda etmeye zorlandn hisseder. Bu kanlmaz sonu anlamay durdurur,

nk anlama her iki kiinin de bireyiikierine sahip kmalar( n gerektirir. Dolaysyla anlamay anlama ile bilginin denge
1' iinde olduu noktaya kadar gcrmekce yarar vardr, zira anlamak nnde sonunda her iki tarafa da zarar verir.
Bu sorun karmak ve bireysel durumlarn bilinmesi ve anlalmas gereken zamanlarda ortaya kar. Psikolojinin zgn
grevi bu bilgi ve anlamay salamaktr. Eer bulunduu konumdan tr, en kritik anda, kendisini ait olduu mezhebin
pein yarglarna dayanan ~ir kstas uygulamak zorunda his~
setmeseydi, insanlarn ruhlarn tedavi etme gayreti iindeki
gnah kartc papazn da yapmas gereken ey bu olurdu. Oysa, bireyin birey gibi varolma hakk kolektif bir nyarg tarafndan engellenmekce, ou kez en can alc yerinden sakatlan81

maktadr.

Bunun tek istisnas, bireyin dinsel sembol, rnein


sa'nn rnek yaamn, somut biimde anlad" ve bundan tatmin olduunu hissettii zamandr. Gnmzde bunun ne kadar gerekletii sorusunun karln bakalarna brakyo
rum. Her koulda, bir doktor genellikle mezhepsel nyargla
rn pek az ey ifade ettii veya hi etmedii hastalar tedavi
eder. Doktor meslei gerei mmkn olduunca az pein hkml olmak zorundadr. Ayn ekilde, ,metafizik (yani kan~
lanmas mmkn olmayan) inanlara ve fikirlere sayg gstermekle birlikte, bunlara evrensel bir geerlilik tanmamaya dikkat eder. Bu tedbir gereklidir, nk kiiliin bireysel (esiz)
zellikleri dardan gelen keyfi mdahaleler ile arptlmamal
dr. Doktor bunu evresel etkilere, kiinin kendi i geliimine
ve -en geni anlamyla- ister iyi, ister kt, kaderin yargs
na brakmaldr.
.
Belki birok insan bu tedbiri abartl bulacaktr. Ancak, iki
bireyin arasndaki diyalektik sreci etkileyen o kadar ok karlkl faktr vardr ki, bu sre son derece ihtiyada yrtise
bile, sorumluluk sahibi bir doktor hastasnn zaten yenik d
t kolektif faktrlere bir de kendisi, gereksiz yere, yenilerini eklemekten kanmak zorundadr. Dahas, bir doktor ok iyi
bilir ki ne kadar deerli olursa olsun ahlaki kurallar vaaz etmekle hastasn sadece ak bir dmanla veya gizli bir direnie icecek ve tedavisinin amacn gereksiz yere tehlikeye atm
olacaktr. Gnmzde bireyin ruhsal durumu reklam, propaganda ve dier olduka iyi niyeeli t ve telkinlerle o kadar
tehdit altnda tutulmaktadr ki, hastaya yaamnda bir kez olsun "yapmak zorundisn", "etmek zorundasn" gibi yetersizliini yzne vuran mide bulandrc szler duymadan bir Uiki
kurabilme frsat verilmelidir. Doktor, hem dardan gelen sal82

drlara,

hem de bunlarn bireyin ruhunda yaratt geri tepmelere kar bir savunma avukat grevini stlenmek zorunda hisseder
. kendisini. Gerek iimizde, gerekse dmzda gayet belirgin emniyet klflarnn bulunduu dnlrse , anarik ig' dlerin dizginlerinden kurtulaca korkusu fazlasyla abartlan
bir olaslktr. Her eyden nce, insanlarn ounda, sadece genel ahlaka deil, ayn zamanda uygun kabul edilen eylere ve
ceza kanuniarna kafa rutnay engelleyen doal bir korkaklk
vardr. nsann deil bireyliini zgrce yaayabilmek, bireyliin ilk kprclarm bilincinde harekete geicebilmek iin bile
harcad muazzam abann yannda bu korku hi kalr. Ve bireysel drtlerin fazlasyla aceleci ve dncesizce da vurulduu yerde, doktor bunlar hastasnn are olarak grd kendi dar grll, acmaszl ve alayclndan korumak zorundadr.

Diyalektik grmeler ilerledike, bir noktada bu bireysel


drtlerin deerlendi rilmesi gerekir. O aamaya gelindiinde
hasta, kolektif dneeye katlyor olsa bile, toplumsal eilimi
taklit etme istei ile deil, kendi igrs ve karar ile hareket
edebilmek iin gerekli yarglama yeteneine ulam olmaldr.
Kendi ayaklar zerinde salam durmad srece, o szde objektif deerlerin ona hibir yarar olamaz, nk o zaman bu
deerler onun karakterinin yerine geerler ve bireyliini hastr
masna yol aarlar. Doal olarak, toplumun kendini kt bir
znelcilikten koruma hakk vardr, ama coplurnun kendisi bireylememi insanlar tarafndan oluturulduu srece, tamamen acmasz bireycilerin merhametine kalacaktr. Ne kadar
gruplar ve rgder halinde bira.raya gelinirse gelinsin ~ toplumu bir diktatre gnll olarak boyun emeye hazr kvama
g(}tirende ite bu gruplama ve bireysel kiiliin yok olmasdr.

83

Yanyana toplanan milyonlarca sfr, maalesef, bir etmez. nnde sonunda her ey bireyin kalitesine baldr, ama, amizn,
uza grememe alkanl sadece byk saylar ve kitle rgderini hesaba katmaktadr. Saqki, iyi disiplinli bir kalabal
n bir tek deli adamn elinde neler yapabileceini tm dnya
yeterince grmemi gibi. Maalesef bu gerek kafalarmda pek
qerine ileyememitir ve bu konudaki k.rlUmz son derece
te~likelidir. nsanlar gayet honut bir ekilde rgtlenmeye devam etmektedirler. En gl rgderin ancak liderlerinin korkun acmaszl ve sloganlarn en ucuzu sayesinde ayakta kald konusunda en ufak bir bilince sahip olmadan, are kitle
hareketinin egemenliinde aranmaktadr:
Kilisderin bile - amac bireysel (yalnz) ruhu kurtarmak
olan o Kiliselecin bile - 'eytan balarndan kovmak iin kendilerini kitle hareketinin hizmetine sunmalar ok cuhaftr.
Onlar da kitle psikolojisinin temeLgereinden, yani kitle iindeyken bireyin ahlaken ve ruhen daha alt dzeyde olacandan
bihaber griinmektedirler. Bu nedenle bireyin ruhunun yenid~n domasna yardm etmek olan asl grevleri ile fazla ura
mamaktadrlar. Maalesef ok aktr ki, birey kendini ruben yeniden yaratamazsa, toplum da yaratamaz, nk toplum kurtuluu arayan bireylerin toplamndan oluur. Dolaysyla,, ben Ki.
liselerin yapmaya. altklar eyi -ki grne baklrsa yapyorlar da- yani bireyi uyuuk ve kafasz bir kitlenin iinden
ekip kartmak ve ona en nemli unsurun kendisi olduunu,
dnyann kurtuluunun bireyin ruhunun kurtuluunda yatt
n anlatmak yerine, onu bir' sosyal rgte katlmaya zorlamalarn ve soqmsuz bir dzeye indirgerneye almalarn byijk
bir yanlsama olarak gryoruin. Kitlesel ~oplantlarn kiiye
byle kurtulu dnceleri sergiledikleri ve kitle telkini yoluy-

84

. la bu fikirleri ona li ladklar dorudur, ancak bu sarho~luk hali getiinde kitle insan kendisini bir blika daha bariz ve
rtkan bir slogana hemen teslim eder. Bireyin Tanr Ue kiisel
' ilikisi bu tehlikeli etkilere kar gl bir kalkandr: sa nridlerini hi kitle toplantlarna arm mdr? Besledii be
bin kiiden bir teki bile, Peter gibi tl! yrekli bir adamn bile
teredqtler iinde kvrand anlarda, "armha gerin!" diye
baran gruhun karsna dikilip "durun" diyebilmi midir?
sa ile havarisi Paul, kamuoyunu gzard ederek, kendi bir~ysel
yollarnda isel deneyimlerine gvenerek, yoluna devam eden
insanlarn prototipieri deil midir?
Bu tartma elbette Kilise'nin kar karya bulunduu durumun gerekliini gzden karmamza neden olmamaldr.
Kilise telkin yoluyla bireyleri birletirerek, ekilsiz bir kitleyi
ve bu organizasyonu bi.inananlar topluluuna dntrmeye
'
rarada tutmaya alrken, yalnzca byk bir sosyal hizmet grmekle kalmaz, ayn zamanda bireye anlam dolu bir yliamn. paha biilmez nimetini sunar. Ancak bunlar belli eilimleri kural gerei teyid eden, ancak onlar deitirmeyen zelliklerdir.
Ne yazk ki deneyimlerimiz kiinin, ne kadar toplulua ye
olursa olsun, iindeki insann hep ayn kaldn gster.n.litir.
evresi ona ancak kendi abas ve acs ile elde edebilecei eyi
bir armaan gibi veremez. Aksine, elverili evre koullar her
eyi dardan bekleme eilimini sadece glendirir -hatta d
gereklerin salayamayaca dnm, yani insann i dnyasnda gerekleen kkl bir dc;iimi bile dardan bekleme
. eilimini arttrr. Oysa bylesi bir dnme, kitle fenomenin
iddetlendii, artan nfusla ilerde daha da iddetlenecei a
mzda her zamankinden daha ?k ihtiya vardr. Kitle rgtlerinde yan yana dizdiimiz eyin ne olduunu ve bireysel insa-

85

nn,

yani istatistiksel deil gerek insann, doasn neyin olu


turduunu kendimize sormann tam zamandr. Bu da ancak
yeni bir kendini-besleme srecini baiatmakla mmkn olabilir.
1
Tm kitle hareketleri, tahmin edebileceimiz gibi, byk
saylardaki kalabalklarn oluturduu dzlernden aa kolay
kayadar. Kalabaln olduu yerde gvenlik vardr; ounlu
un ina~d ey tabii ki doru olmaldr; ounluun iseedii
ey peinden gitmeye deer, gerekli ve dolaysyla iyi olmaldr.
Kalabaln kam grltde istekleri kaba kuvvetle elde
etme gc yatar; hepsinden cads ise, ocukluun lkesine,

ana efkatinin cennetine, dercsiz, casasz ve sorumsuz bir dnyaya yavaa ve hi ac ekmeden girivermektir. Dnmek ve
hal_lecmek yukardakilerin yapaca ilerdir; her sorunun cevab hazrdr; tm ihtiyalar yerine getirilir. Kitle insannn grd ocukluk dleri o kadar gerekd dr ki, bu cennetin
bedelini kim dyor diye sormak aklna gelmez. Hesap dengesi daha st bir politik veya sosyal otoriteye braklr, o da bu
grevi istekle stlenir, nk gcn daha da arttracaktr.
Otoritenin gc ne kadar artarsa birey o kadar zayflar ve aresizleir.

Bu tr sosyal koullarn yaygn olarak gelitii her yerde


zorbala giden yol almtr ve bireyin zgrl spiritel ve
fiziksel klelie dnmtr. Her zorba ipso facto (doas gerei) ahlaksz ve acmasz olduu iin, yntemlerini semekte hala bireyi hesaba katan bir kurumdan ok daha zgrdr. Byle
bir kurum rgtl Devlet'le bir elikiye dtii zaman keEdi ahlak deerlerinin g erek bir dezavantaj olduunu farke~er
ve kendisini rakibinin yntemlerini benimsernek zorunda hisseder. Bylece, enfeksiyon direkt yoldan bula.masa bile, kc-

86

lk neredeyse zorunluluktan tr yaylr. Enfeksiyon tehlike. si, tm Bac dnyasnda olduu gibi, byk say lara ve istatistiklere belirleyici nem verilen ye_rlerde daha da ciddidir. Kitlelerin boucu gc u veya bu ekilde her gn gazeteler yoluyla gzlerimizin nnde resmi geit yapar ve bireyin nemsizlii yle kuvvetle alanr ki insan kendi sesini duyurabilme
midini tmden kaybeder. O eskimi /iberte, ega/ite, fra.ternite
(zgrlk, eitlik, kardelik) fkirle;fi bireye yardmc olamaz,
nk isteklerini yneltebilecei tek insanlar onun cellatlar,
yani kitlelerin szcleridir.
Orgiit/ii kitleye direnebilmek, ancak ve ancak, insann bireyfiini
o "rgiitiin organizasyonu kadar iyi organize etmesi ile mibnkndiir.
Bu nerimin gnmzn insanna hemen hi anlalmaz geleceinin farkndaym. Bu konuda yardmc olabilecek olan insa
nn bir mikrokozmos olduu, byk kozmosun minyatr bir
yansmas olduu yolundaki ortaa gr ok uzun zaman
nce insan brakmtr. Ne var ki onun dnyay kucaklayan ve
koullanciran bir ruhu olduu gerei dimdik ayaktadr. Makrokozmosun imgesi sadece ruhsal bir varlk olarak insanda izlerini braknakla kalmamtr, insan da bu imgeyi giderek genileyen lde bizzat yaratmaktadr. Birey bir yandan bu kozmik "haberlemeyi" yanstc bilinci sayesinde kendi iinde yrtmekte, te yandan, igdlerinin kalrmsal ve arketipsel
zellii sayesinde d na tamakta ve evresiyle balar kurmaktadr. Ama igdleri onu makrokozmosa sadece bala
maz, bir bakma makrokozmostan kopartr da, nk arzul~r
onu dei ik ynlere eker. Bu ekilde kendisiyle srekli bir eliki yaar ve yaamna blnmez bir ama -doasnn dier
ynlerini bastrmak zorunda kalaca iin b~delini ok ar
deyecei bir ama- verebilmeyi nadiren baarr. insann byle

87

bir tek-ynlle kendini zorlamasnn gerekten deip de~


meyeceini sk sk kendine sormas gerekir, nk insan ruhunun doal hali bileimindeki unsurlarn birqirlerini itip kakmasndan ve davranlarnn birbirleriyle elimesinden - yani bir lde zlmekten oluur. Budizmde buna "on bih e
ye" balan'mak denir. Bu tr bir durum dzeni ve sentezi arzular.
Nasl kalabalklarn, hepsi de karlkl doyumsuzluk ve
kzgnlkla biten, kaotik hareketleri bir diktatrn iradesi ile
belli bir yne ekiliyorsa, zlm durumdaki bireyin de ynlendirilmeye ve dzene sokucu bir prensibe ihtiyac vardr.
Ego-bilinci bu rol kendi iradesinin oynamasn ister, ama onu
niyetlerinden saptran gl bilind faktrleri" grmezden
gelir. Eer sentez amacna ulamak istiyorsa, 'nce bu faktrleri ranmak zorundadr. Ya bunlar bizzat deneyimiemek zorundadr, ya da bu faktrleri aklayan ve senteze ul~rran kutsal ve
esrarl bir sem.bole sahip olmas gerekir. Modern insann ifade ermeye alt eyi anlayan ve akca dile geriren bir dinsel
sembol bu ii grebilir; ama bizim Hristiyanlk sembol anlaymz bugne dek bunu baaramamrr. Aksi;e, dnyann
blnmesiyle oluan korkun.adak cam da "Hristiyan" beyaz
adamn yaad blgeden gemektedir ve bizim Hristiyan
dnya grmz, komnizm gibi arkaik bir sosyal dzenin
yeniden hordamasn nleyememitir:
Bu demek deildir ki Hristiyanlk bitmitir. Aksine, ben
inanyorum ki gnmzn dnya koullar karsnda khnemi olan ey Hristiyanlk deil, bizim onu kavraymz ve yorumlaymzdr. Hristiyanlk sembol kendi iinde gelime
nin tohumlarn tayan canl bir eydir. Gelimeye devam edebilir; bu tmyle bize bal, kafamz nmze koyup Hristi-

88

yanln

neemelerini yeniden ve daha etraflca dnmemize


baldr. Bu, bireye ve benliin mikrokozmosuna kar eskisi. ne ~re ok farkl bir yaklllm gerektirmektedir. nsann
nnde ne gibi yollarn ak olduunu, hala nasl isel deneyimler yaayabileceini ve dinsel midecin altnda hangi ruhsal
gereklerin yattn kimsenin bilmemesi ite bu yzdendir.
Bu durumun stne yle evrensel bir karanlk kmtr ki
hi kimse niin kendini bir eye adamas gerektiini, adarsa
bunu nereye kadar grrmesi gerektiini bilememektedir. Bu
problemin karsnda hepimiz aresiziz.
Bunda alacak bir ey yokrur, nk tm kozlar kardar
mzn elindedir. Onlar byk taburlara ve onlarn ezici gcne
bavurabilirler. Politika, bilim ve teknoloji onlarn tarafnda
dr. Bilimin heybedi iddialar insan aklnn imdiye dek ulllt en yksek encelektel kesinlii, netlii temsil etmektedir.
Ya da en azndan, eski alarn gerilii, karanl ve batl
inanlar hakknda yz kat aydnlanm gnmz insanna yle gelmektedir. Hocalarnn llebilmesi mmkn olmayan
faktrleri birbirleriyle yalan yanl karlatrarak ciddi biimde hata yapm olabilecekleri hi aklna gelmez. Sorularn ynelt.tii entelektel sekinterin bugn bilimin imkansz grd eylerin her zaman imkansz olduu konusunda fikir bir~ii
ettii gnmz ortamnda bu daha da geerlidir. Her eyden
nce, ona dnyatesi bir bak as verebilecek olan inancn
gerekleri, bilimsel gereklerle ayn balamda ele alnmakta
dr. Birey Kiliseyi ve kendilerine ruhu tedavi etme g~revinin
verilmi olduu kilise szclerini sorgulad zaman, bir imana -kesinlikle dnyevi bir kurum olan imana- mensup olmann dinsel inancn zorunlu kld bir koul olduu, bireyin
kukuya dt inan sorunlarnn somut tarihi olaylar oldu

89

u,

belli ritel davranlarn mucizevi sonular yarataca,


sa'nn kendisinin yerine ektii aclarn onu gnahtan ve sonularndan (yani ebedi lanetten) kurtarm olduu sylenmektedir. Eer birey, elindeki snrl olanaklarla, bu sorular zerinde dnmeye balarsa, hibir ey anlamadm ve nnde sadece iki seenek bulunduunu itiraf etmek zorunda kalacaktr:
ya ram inanacak, ya da anlayamad, iinden kamad bu
iddialar tmden reddedecekcir.
Gnmzn insam kendisine Devlee tarafndan sokururu
lan tm o "gerekleri" kolayca dnp anlayabildii halde,
aklamalar olmad iin dini konular anlamakta byk zorluk ekmektedir. ("Okuduunu anlyor musun?" O da dedi ki,
"Biri bana yol gscermezse, nasl anlayabilirim?" ncil, Blm.
8:30.) Eer, buna ramen insan hala din! inanlarnn tmn
bir yana acmadysa, bunun neqeni dinsel drtlerin igdsel
bir cemele dayanmas ve dolaysyla tamamen insana zg bir
fonksiyon olmasdr. Bir insann elinden tanrlarn alrsanz,
karlnda ona yeni tanrlar vermek zorunda kalrsnz. Kicle
Devleeinin liderleri canrlacrlmay nleyemezler ve bunun zor
gcyle yaplmad yerlerde, onun yerine saplancl ve eycan
s bir enerjiyle dolu baka faktrler ortaya kar --rnein, para, i, politik nfuz, vb. Ne zaman doal insan fonksiyonlar
yok olsa, yani bunlar bilinli ve maksad ifade hakk insann
elinden alnsa, genel bir kargaa doar. te bu yzden, doal
olarak, modern insan Akl Tanrasnn da zaferiyle genel bir
nevrtikleme srecine girmitir. Demir Perde'nin dnyay
ayrmas gibi insann kiiliinde de bir ayrma olmaktadr." S
nr izgisini oluturan dikenli teller, hangi tarafta yayor olursa olsun gnmz insannn ruhunu da sarmtr. Ve nasl tipik
bir nevrocik kendi g1ge yniiniin farknda deilse, normal insan

90

da, tpk nevrotik gibi, komusunda ya da o byk perdenin arkasndaki insanda kendi glgesini hissetmektedir. Hatta bir tarafn kapitalizmi, dier tarafn da komnizmi eycann ta kendisi gibi gstermesi politik ve sosyal bir grev haline gelmitir,
bylece darya bakan gzler bylenip insann iindeki yaama bakmas engellenmi olur. Ama nasl nevrotik insan, karanlk yznn bilincinde olmasa bile, ruhsal durumunda her e
yin yolunda g itmediini belli belirsiz sezerse, Batl insan da
ruhuna ve "psikolojiye" kar igdsel bir ilgi gelitirmekte
dir.
te bu noktada doktor ister istemez dnya sahnesine a
rlm ve kendisine bireyin en mahrem ve gizli yaamyl~ ilgili, ama son kertede Zeitgeist'in ("ada Zamann Ruhu"nun)
direkt sonularn yanstan sorular yneltilmitir. Kiisel nitelikli belirtilerinden tr bu malzeme genellikle "nevrotik"
olarak grlr ve bu dprudur, nk bir yetikinin psiesinin
ierii ile uyumayan, dolaysyla eer bilin dzeyine kacak
olursa ahlaki yarglarmzla bastracamz, ocuksu fantezilerden oluan bir malzemedir b.i. Bu tr fantezilerin ou, doal
olarak, ocuksu biimleriyle bilin dzeyine gelmezler. Hatta
bunlarn bilin dzeyine kabildiklerini ve bilinli olarak bastrldklarn sylemek de ok gtr. Daha ziyade, bunlarn
her zaman varolduklarn, ya da her koulda bilindnda gelitiklerini ve psikoloun devreye girmesi ile bilin eiine ulancayakadar bu durumda varlklarn srdrdklerini syleyebiliriz: Bilind fantezilerin faaliyete gemesi bilincin kendisini kritik bir durumda hissettii zaman gerekleen bir ilem
dir. yle olmasayd, fanteziler normal bir ekilde retilir ve arkasndan her zamanki nevrotik rahatszlklar ba gsterirdi.
Oysa gerekte, bu tr fanteziler ocukluk dnyasna aittirler ve

91

bilinli yaamda, ancak anormal koullar nedeniyle olgunla


madan nce uyarldklar iin rahatszlklara yol aarlar. Bu durum zellikle, anne-babadan zararl etkilerin geldii, ocuun
iinde yaad atmosferi zehirleyen ve ona ruhsal dengesini bozan elikiler yaatan ortamlarda meydana gelir.
Yetikin bir insanda bir nevroz patlak verdiinde, ocukluunun fantezi dnyas yeniden ortaya kar ve nevrozun balangc ocuksu fantezilerin varl ile balantl bir nedensellikle
aklanr. Ancak bu, fantezilerin aradaki zamanda neden hibir
patolojik etki gelitirmediklerini aklamamaktadr. Bu patolojik etkiler ancak bireyin bilinli yollarla stesinden gelemedii bir durumda ortaya karlar. Kiiliin geliiminde oluan
bu duraklama, herkeste sakl duran ve bilinli kiilik. engellenmeden yoluna devam ettii srece hi faaliyet gstermeyen ocuksu faotezilere bir yol aar. Fanteziler belli bir younlua
ulatklar zaman, bilinte belirmeye balarlar ve hastann kendisinin de farkedecei bir atma ortam yaratrlar. Onu farkl
karakteriere sahip iki ayr kiilie blerler. Ne var ki, bu ayr
ma, (kullanlmad iin) bilinten akp giden enerji bilind
kiiliin olumsuz zelliklerini, bilhassa ocuksu zelliklerini
glendirdii zaman, yani ok nceden, bilindnda hazrlan
mtr.

Bir ocuun normal fantezileri aslnda igdsel drclerden doan hayalgCnden baka bir ey olmad ve _bu yzden
gelecekteki bilinli faaliyetlerin bir n altrmas saylabilece
i iin, bir nevrotiin fantezileri, her ne kadar patolojik olarak
ekil deitirmi ve belki de enerjinin basmlmas ile yolundan
sapm ise de, znde normal igdler tar. Bunun iareti de
koullara ve evreye uyum salama yeteneidir. Nevrotik bir
hastalk daima uyum salanamayan bir deime gsterir, oor-

92

~- n:al etkinlik ve buna uygun "hayalgc" bozulur. Oysa, ig, dler etkinlik ve form asndan son derece eski ve bir hayli tu. cucudurlar. Zihinde tasarland zaman bu ekil (form), ig-
~ dsel drty grsel ve somut olarak, tpk bir resim gibi gs- .
te'ren bir imge olarak bel iri~. rnein, eer bir yucca gvesinin*
psiesini inceleyebilseydik, iinde gizemli ve hayret verici bir
dnce modeli bulunduunu grebilirdik Bu model gveyi
dllenme ve gbreleme faaliyetini yucca bitkisi zerinde yap~- maya mecbur ettii gibi, durumun btnn de "fark etmesine" yardmc ~!urdu . gd kesinlikle kr ve belirsiz bir drt deildir, nk belli bir d etki karsnda kendini ayarlar
ve uyum salar. Bu durum ona belirli ve indirgenemez.bir form
verir. gd orijinal ve kalrmsal olduu iin, formu da ok
eski, yani arketipseldir. Bedenin formundan bile daha yal ve
tutucudur.
Bu biyolojik gerekler tabii ki, bilin, irade ve akl sahibi
olduu halde hala genel biyoloji kapsam iinde bulunan Homo sapiens iin de geerlidir. Bilinli akcivitemizin znde igdye dayand, dinamizmini ve dnce biiminin temel
1 zelliklerini igdden ald gerei hayvanlar dnyas iin
1 de, insan psikolojisi iin de ayn nemi tar. nsann bilgisi, aslnda bize apridri (nsel) olarak verilen ezeli dnce modellerine srekli olarak uyum salama abasndan oluur. Bu dn
celeri belli lde deitirmek gerekir, nk zgn ekilleriy
le arkaik ~ir yaam tarzna uygundurlar ve ank ok deimi
bir evrenin gereksinimlerine karlk veremezler. Eer yaan
tmza igdsel bir dinamizm ak salamak. istiyorsak, ki va-

* Yucca gvesi, b&ek ile bitki s~mbiyozunun (ona k yaamnn) 'kla' sik bir rneidir.

,.
ik

'

93

roluumuz

iin bu ok gereklidir, o zaman bu arketipsel formlar gnmzn meydan okumalarna uygun ve yeterli fikirler
olarak yeniden biimlendir.lllemiz zorunludur.

94

V
Yaama

Felsefi ve Psikolojik

Yaklam

Fikirlerimiz, ne yazk ki, genel durumdaki deiimlerio gerisinde kalmak eilimindeler. Baka trl de olamazd, nk
dnyada hibir ey deinedii srece, dncelerimiz de
aa be yukar buna uyum salamlar ve baaryla ilev gryorlar. Bu durumda deimelerinin ve yeniden uyum salama
larnn inand;c bir nedeni yok. Ancak koullar ok iddetli ve
kesin bir ekilde deitii ve d durum ile artk khnemi olan
9ncelerimiz arasnda dayanlmaz bir atlak olutuu zaman,
Weltanschammg (dnya gr) veya yaam felsefesi sorunu ortaya kar. Ve bu sorunla birlikte, igdsel enerjinin akn
salayan ezel1 imgelerin nasl yeniden-ynlendirilecekleri veya
yeniden-adapte edilecekleri sorusu gndeme gelir. Bunlar atp
yerlerine yeni bir manck dzenini yerletiremeyiz, nk bu,
d koullarn kalbna fazlasyla uyan, insann biyolojik ihtiyalarn yeterince dikkate almayan bir dzen olur. Dahas, ilk
.

95

(orijinal) insana uzanan bir kpr kuramaz, aksine ona yaklanay tmyle engeller. Bu, Tanr gibi insan bir kalba dkmeyi ama bunu Devler adna yapmay amalayan Marksist eitim
sistemiyle uyum iindedir. Gnmzde temel dnce ve
inanlarmz giderek daha mantk oluyorlar. Felsefemiz artk,
antik ada olduu gibi bir yaam biimi felsefesi deildir; salt
encelektel ve akademik bir ura haline gelmitir. Arkaik t. renleri ve kavramlar ile mezhepsel dinlerimiz -kendi ilerinde savunulabilinir olmakla birlikte- Orta ada ciddi bir zorlua yol amayan, ama g.nmzn insanna acayip ve anlal
maz gelen bir dnya gr sunmaktadrlar. Modern bilimsel
dnya gr ile elikisine ramen, insann iindeki derin bir
gd onu baz fikirlere -kelime karlyla alnacak olsa, son
beyz yldan beri kaydedilen zihinsel gelimeleri hi hesaba
katmayan dncelere- hala sahip kmaya yneltmektedir.
Bunun bariz amac insann kendisini anlamszln ve umutsuzluuq uurumuna dmekten kl1rtarmasdr. Rasyonalist
insanlar olarak amzn dinini kr krne inan bekleyen,
dar kafal ve khnemi bir din olarak eletirebiliriz. Ancak asla
unutmamalyz ki imanlar, arketipsel karakterinden tr kendi iinde bir yaam tayan se~bollere (bu sembolterin yorumu
tartlabilir olsa da) sahip bir dekerin ileri srerler. Sonu olarak, entelektel kavray her koulda vazgeilmez bir ey deil
dir. Sadece hissetme ve sezme yoluyla deerlendirme yapmann
~eterli olmad durumlarda, yani akl en gl inan vasras
sayan insanlar karsnda gereklidir.
Bu bakmdan inan ile bilgi arasnda alan uurumdan daha
karakteristik ve sempromatik hibir ey yoktur. Bunlarn arasndaki kardk o denli bymtr ki, artk insan bu iki kategorinin ve bunlarn dnyaya bak alarnn birbirleriyle k-

96

'
i, yaslanrriasnn imkansz olduunu

sylemeye zorlanmaktadr.
; , Oysa, ikisi de iinde "yaadmz ayn ampirik dnya ile ilgi!' lenmektedir, zira teoloji (dinbilim) bile inancn, kendi bildii
~ .miz dnyamzda alglayabileceimiz tarihi gereklerle destek~ lendiini sylemektedir. rnein, sa gerek bir insandr, bir ok mucize gerekletirmi, kaderine katlanm, Pontius Pilate dneminde lm ve lmnden sonra dirilmitir. Teoloji
' Hristiyanln
en eski kaytlarnda yer alan ifadelerin yazl ef,
saneler olarak kabul edilmesi ve dolaysyla bunlar sembolik
olarak anlama eilimini reddeder. Hatta bir sre nce, -hi
kukusuz "bilgiye" teslim olma eilimi ile- bizzat Hristiyan
dinbilimciler inanlarnn nesnesini "efsanelerden arndrma"
giriiminde bulunmulardr. Bunu yaparken de, en nemli
noktalarda izgiyi keyfi olarak ekmeyi ihmal etmemilerdir.
Oysa, eletirel bir akln ak seik bildii gibi, efsaneler dinl;:
rin ayrlmaz paralardrlar ve inanc zedelemeden onlar dla
mak mmkn deildir.
nan ile bilgi arasndaki kopukluk, gnmzdeki zihinsel
kargaann ok belirgin zellii olan b"lnmJ bilincin bir belit\ tis'idir. Sanki iki ayr insan, ayn konu zerinde, ikisi de kendi
bak asndan, iki ayr dnceyi ileri srmektedir. Ya da ayn insan yaad eyi iki farkl kafa yapsyla resmetmektedir.
"nsan" yerine "modern toplumu" koyarsak, ikincisiQin de zihinsel bir ayrma, yani nevrotik bir sarsnt geirdiini kolayca grebiliriz. Bu durumda, bir tarafn inatla Saa, dier tarafn Sola eki~tirmesi ileri hi kolaylatrmamaktadr. Her nevrocik psie yakasnda, kiinin kendisine de byk ac veren durum ite budur. Ve bu derin ac yznden hasta doktora gider.
Yukarda ksaca, ama okuyucu.n un kafasn kartrmamak
!in bp; pratik ayrntlar da ekleyerek anlattm gibi, doktor

97

hascasnn kiiliinin her iki yars ile de iliki kurmak iorundadr,

nk birinden alp teki yary hastrd zaman deil,


her ikisinden de ald zaman ortaya tam ve btncl bir insan
koyabilir. Kiiliin bir yars ile dier yarsn bastrma alternatifi hastann kendi bana yapmaya alt eydir, nk Weltanschauung ona baka bir yol gstermez. Hastann kiisel durumu prensipte kolektif durum ile ayndr. nsan _toplumun btnnde grlen eyleri kendi kk leinde yanstan sosyal
bir mikrokozmosdur veya tersine, en kk sosyal birim olarak
oala oala toplumsal ayrmay oluturur. Bu ikinci olaslk
daha muhtemeldir, nk yaamn tek direkt ve somut tay
cs bireysel kiiliktir. Oysa Toplum ve Devlet geleneksel fi_k irlerdir ve ancak belli sayda birey tarafndan temsil edilirlerse
gereklik kazanabilirler.
Tm din-kart zelliine ramen, amzn, kahtmsal
olarak, Hristiyanlk tarihinin kendine zg baarsnn- H
ristiyan inancn temel direi olan Logos'un ya da Ketamn Yceliinin skntsn ektiine fazla dikkat edilmez. Hristi
yanl ancak sylemi yoluyla renmemize ramen, kelam
(sz) gerekten de tanr haline gelmi ve ylece kalmtr. "Top
lum" ve "Devlet" gibi szckler o denli somutlatrlmtr ki
neredeyse birer kiilik haline gelmilerdir. Sokaktaki insann
kafasnda "Devlet" tarihte hibir kraln olmad kadar bitmez
tkenmez bir iyilik vericisidir. Devletten istenir, onun himayesi talep edilir, sorumlu tutulur, ona ikayette bulunur, vs .. Toplum stn bir ahlaki pren~ip derecesine ykseltilir ve yaratc
kapasitelerinden tr itibar grr.
Tarihsel geliimin bir aamasnda gerekli olan Kelama byk sayg gstermenin tehlikeli bit karanlk yp. olduunu
kimse farketmez grnyor. Demek istiyorum ki, yzyllar bo-

98

yu sregelen eitimin sonucunda, kelam evrensel bir geerlilik


kazand zaman, artk tanrsal insanla arasndaki esas baa zarar verir. O zaman artk kiilemi bir Kilise, kiilemi bir
Devlet ortaya kar; kelama inanmak s.afdillik olur ve kelamn
kendisi her trl yalana, kandrmaya gc yeten eytani bir
, slogan haline gelir. Arkasndan her eye inanan safdilli vatanda kandrmak iin politik dalavereleri ve tavizleri ile propaganda ve reklam devreye girer. Ve yalan dnya tarihinde grlmemi boyutla~a ular.

Sonuta, ilk zgn amac tm insanlarn birliini ilan etmek ve onlarn birliini bir yce nsan figrnde dnmek
olan kelam, gnmzde herkesi birbirinden
kukulandran bir .
.
gvensizlik kayna haline gelmitir. Kolay inanrlk en aman-
sz dmanlarmzdan biridir, ama nevrotik insann kafasnda
ki kukular bastrmak veya varolmann klfecinden kamak
iin snd geici nlem de bu safdilliktir. nsanlar bir insan doru yola sokmak iin ne yapmas "gerektiini" "sylemenin" yeterli olduunu dnrler. Ancak onun bunu yapp yapamayaca veya yapmak isteyip istemedii apayr bir konudur. Psikolog sylemekle, ikna etmekle, t vermekle, akl
retmekle hibir eyin elde edilemeyeceini bilir. Hastasnn
ruhsal en-vanteri hakknda gerek bilgilere sahip olmak ve detaylar yakndan tanmak zorundadr. Ac eken hastasnn bireylii ile dorudan, kiisel bir iliki kurmas onun kafasln
iindekileri ke bucak hissetmesi ve bu u~n bir retme
nin veya hatta bir spiritel direktifrn kapasitesinden ok teye
gtrmesi gereklidir. Doktorun hibir eyi dlamayan bilimsel objektiflii hastasn sadece bir insan olarak grmesini deil, ayn zan:anda sanki bedenine yapm bir alt-varlk, bir
hayvan gibi, hissetmesini salar. Bilimin ilerlemesi, doktorun

99

ilgisini bilinli kiiliin menzilinden teye, cinselliin ve g

(ya da kendini kab..1 ettirme) drtsnn egemen olduu bilind' igd dnyasna evirmesine yol amtr. Cinsellik ve
g durtleri $aint Augustine'in ikiz ahlak kavramiarna concupiscentia ve superbia tekabl ederler. Bu iki temel igd (trlerin devamn salama ve kendini koruma) arasndaki atma
birok elikinin kaynadr. Dolaysyla, amac bu igdsel
atmay mmkn olduunca nlemek olan ahlaki yargnn da
temel konusudur.
Yukarda a_kladm gibi, igdnn iki temel a,s vardr. Biri dinamizm, drt ya da srklenmedir, dieri ise, belli .bir anlam ve maksattr. nsann tm ruhsal fonks.iyonlarnn,
hayvanlarda kesinlikle olduu gibi, igdsel bir cemeli olmas hayli muhtemeldir. Hayvanlarda igdnn onlarn tm
davranlarnn temel bir zellii olduunu hemen gryoruz.
Bu gzlem, renme yetenei gelimeye balaynca kesinliini
kaybediyor, rnein daha gelimi maymunlarda ve insanlarda.
Hayvanlarda, renme kapasicelerinin sonucuna gre, igd
eitli deiimlere ve farkllamalaca uruyor. Uygar insanda
ise igdler o denli blnm ki, yalnzca birka herhangi bir
kesinlikle orijinal haliyle cannabilir durumda. En nemlileri,
yukarda sz ettiimiz iki temel igd ve bunlarn trevleridir ve bugne kadar tbbi psikolojinin zel ilgi alann olutur
mulardr. Ancak, igdlerin trevlerini aratran bilim
adamlar, iki gruba da kesin bir gvenle sokamadklar baz
konfigrasyonlarla karlamlardr. Bir rnek vermek gerekirse: g igdsn kefeden aratrmac, cinsellik igdsnn tartma gtrmez bir belireisi gibi grnen eyin aslnda
:gcn dzenlenmesi" eklinde aklanmasnn daha doru
olup olmayacana karar verememi tir. Ve Freud en baskn ko>

'

100

nurndaki cinsellik igdsne ilaveten baka "ego igdlerinin" de bulunduunu bizzat kabul ederek, Adler'in yaklam
na aka katlmtr. Bu tr belirsizliklerden tr, birok durumda nevrotik sempromlarn, hemen hibir ekimeye yol amadan, her iki teorinin farkl terimleri ile izah edilmesine a
mamak gerekir. Bu kargaa, birinin veya dierinin, ya da her
ikisinin de yanl olduu anlamna gelmez. Daha ziyade, her
ikisi de grece geerlidir ve, baz tekynl ve dogmatik tercihierin aksine, baka igdlerin varlklarna ve rekabet etmelerine imkan tanrlar. Dediim gibi, insan igds konusu asla
liasit bir mesele olmamakla birlikte, renme kapasitesinin,
hemen hemen yalnzca insana zg olan bu zelliin, hayvanlarda bulunan taklit etme igdsne dayandn sylemek
herhalde yanl olmaz. Baka igdsel faaliyederi bozmak ve
sonunda deitirmek bu igdnn doasnda vardr. rnein,
kularn baka metodileri benimseyip arklarn deitirmele
ri gibi.
nsan davran kalplarn ileri doru dntren gerek bir
drt olan renme kapasitesinden baka hibir ey insan igdlerinin temel planndan bu kadar uzaklacrarnaz. Varoluumuzun deien koullarndan ve uygarln getirdii yeni
uyum ihtiyacndan en ok o sorumludur. Ayn zamanda, insann igdsel temeline yabanclamasndan doan eidi psiik
rahatszlklarn ve zorluklarn, yani k"klerinden kopmasnn ve
kendisi hakkndaki bilinli bilgisi ile zdelemesinin ve bilindn zedeleme pahasna bilinle bu kadar ilgilenmesinin kayna da odur. Sonu olarak, modern insan ancak kendisinin bilincinde olabildii lde tanyabilmektedir kendisini. Bu da
byk lde evresel koullara, bilgi edinme drtsne ve zgn igdsel eilimlerini bir lde deitirerek kontrol alt101

'

na almasna bal olan.bir yetenektir. Dolaysyla insann bilinci evresindeki dnyay gzlemlerneye ve aratrmaya ynelir
ve ruhsal ve teknik kaynaklarn bu dnyann zelliklerine
uyarlamaya alr. Bu i o denli zorlayc ve yerine getirildiin
de o denli karl bir itir ki, insan bu sre .iinde kendini unutur. gdsel doas ile ilikisini kaybeder ve gerek benlii
nin yerine kendi hakkndaki fikrini koyar. Ve hi farkna varmadan bilinli faaliyetinin rnlerinin gerein yerine getii,
tamamen kavramsal bir dnyann iine ~ayar.
gdsel doasndan kopmas insan kanlmaz olarak bilin ile bilind , ruh ile doa, bilgi ile inan arasnda eliki
ye sokar. Bu blnme insann bilincinin artk igdsel ynn grmezden gelemedii veya bastramad noktada patolojik hale dnr. Bu k::itik aamaya girmi bireylerin oalarak
birikmesi, ezilenlerin savunmasn sdendiini iddia eden bir
kitle hareketini balatr. Tm ktlklerin kaynan d dnyada arama eiliminde olan bilin uyarnca, politik ve sosyal
deiim isteyen sesler ykselir. Bu deiimlerin, ok daha de.
rinierde yatan blnm kiilik problemini otomatik olarak
zecei zannedilir. Perken bu istekler yerine getirildii zaman, ayn ktlkleri biraz deimi bir biimde geri getiren
politik ve sosyal koullar ortaya kar. O zaman basit bir tersine .dn yaanr: alttakiler ste kar v~ glge n yerine geer ve glge daima anari ve kargaa getirdii iin, "kurtarl
m"larn zgrl gaddarca elinden alnr. Tm bunlar ka
nlmazdr, nk ktln kklerine hi dokunulmamtr,
sadece kart bir pozisyon aydnla kmtr.
Komnist devrim, insan demokratik kolektif psikolojinin

yaptndan ok daha fazla alaltmtr, nk sadece sosyal anlamda deil, ahlaki ve ruhsal adan da insann zgrln
102

yok etmitir. Politik zorluklarn yansra, Bat dnyas Nazi


Almanyas gnlerinde bile kendisini hisseeriren byk bir psikolojik dezavanraj yaamtr: bir diktatrn varl parma
mz kendimizden uzaa, glgeye uzatmamza yol aar. Diktatr aka politik snrn teki carafndadr, oysa biz iyinin tarafndayz ve doru ideallere sahip olmann tadn kartyoruz.
Tannm bir devlet adam bir sre nce "ktl hayal ede~
mediini" .itiraf etmemi midir? Bunu sylemekle kitlelerin
adna u gerei dile getirmitir: Bat insan glgesini tmden
kaybetme, kendini hayali bir kiilikle ve dnyay da bilimsel
aklcln izdii soyut bir resirole zdeletirme tehlikesi
iindedir. En az onun kadar gerek olan spiritel ve ahlaki d
man, artk insann ,!<endi barnda deil, corafi blnme s
nrnn tesinde barnyor ve o snr artk politik bir bariyer olmaktan kp bilinci bilinsiz insandan giderek daha tehlikeli
bir ekilde ayryor. Dnme ve hissetme isel ztlklarn kaybediyorlar ve artk dinsel ynelimin etkisiz olduu yerde, zincirlerinden boanan ruhsal fonksiyonlarn ykc hakimiyetini
frenleyecek bir tanr bile yok. ..
Aklc felsefemiz, "glge" deyimiyle kmsenen, iimizdeki o dier insann bilinli planlarmz ve amalarmz destekleyip desteklemediini sorgulama ?ahmetine kadanmaz. Ak
a, iimizde, varl igdsel doamzdan kaynaklanan, gerek bir glge tadmzn farknda deildir. gdler.in d.inamizmi ve .imgelemleri dikkate alnmadklar takdirde insan
ok ciddi bir tehlikeye sokabilecek bir apriori olutururlar.
gdnn .inenmesi veya ihmal edilmesinin hem fizyolojik ,
hem psikolojik adan byk ac veren sonular vardr. Bunlar n iyiletirilmesi iin tbbi yardm arttr.
Elli yldan fazla bir sredir biliyoruz, ya da bi_lebilirdik, ki
103

bilince kar~t (onu dengeleyecek) bir bilind~ vardr. Tbbi


psikoloji buqun tm gerekli ampirik ve deneysel kandarn
ortaya koymutur. Bilinci ve onun ieriini aka erkileyen bilind bir ruhsal gerek vardr. Tm bunlar bilinmektedir,
ancak bundan hibir pratik sonu kartlmamtr. Hala eskisi
gibi dnmeye ve davranmaya devam ediyoruz, sanki d11plex
(ift) deil, simplex (tek)miiz gibi. Buna uygun olarak kendimizi zararsz, akl banda ve insancl olarak hayal ediyoruz.
Gdlerimize, nedenletimize gvennemek veya iimizdeki insana d dnyada: yaptmz eyler hakknda ne hissettiini
sormak aklmza gelmiyor. Oysa, bilindnn tepkisini ve bak asn grmezden gelmek, gerekten'bizim ciddiyecsizlii
mizi, yzeyselliimizi ve manckszlmz, stelik' de fiziksel
olarak salkszlmz gsteriyor. Bir insan midesinin veya
kalbinin nemsiz olduunu, hor grlmeyi hak ettiini d
nebilir; ama bu, ar y~mek yemenin veya bedeni fazla yormann o insann btnn etkileyecek sonulara yol amasn engellemez. Oysa biz ruhsal hacalar ve bunlarn yol at sorunJat~ salt szcklerle bamzdan def edebileceimizi zannediyoruz. Zira pekok insan iin "ruhsal'' kelimesi hava cvadan te
bir ey deildir. Yine de, -hi kimse ruh olmadan bir dnya olamayacan, hele hele insancl bir dnya olamayacan inkar
edemez. Hemen her ey insan ruhuna ve onun ilevlerine ba
ldr. Ruhumuz ~erebileceimiz ,kadar ok ilgiye layktr, zellikle geleceimizin iyi ya da kt kaderinin vahi hayvanlarn
saldrlar veya doal afetler veya dnya apnda salgn hascalklar tarafndan deil, sadece insann iindeki ruhsal deiim
ler tarafndan tayin edileceinin herkese kabul edildii gnmzde. Yneticilerimizden yalnzca birkann kafasnda oluan belli belirsiz bir denge kayb, dnyay kan, ate v~ radyo104

'

r.

aktivjte cehennemine evirrneye yeterlidir. Bunu balatmak


iin gereken teknik aralar her iki tarafn da elinde mevcuttur.
Ve' baz bilinli niyederin, bunlar kontrol altnda tutan isel
bir kart olmad zaman, ne denli kolaylkla harekete geebileceklerini bir "Lider" in rneinde grdill<. Modern inann bilinci d nesnelere hala o kadar sk skya baldr ki, her ey.
'
den sadece onlar sorumlu tutar, sanki tum kararlar bu nesnelere balym gibi. Baz bireylerin ruhsal durumlarn nesnelerin davranlarndan kurtarabilecekleri, zerinde pek az d
nlen bir konudur, oysa bu tr mantkszlklar het gn grlmekte ve herkesin bana gelebilmektedir.
Dnyamzcia bilincin kimsesizliinin ba nedeni igdnn
kaybedilmesidir ve bunun nedeni de insan aklnn ok uzun bir
zamandan beri gelimekte olmasdr. nsann doa karsndaki
gc arttka, aklna daha fazla bilgi ve beceri girdike, man. tkszca belirlenmi salt doal ve rastlantsal olan eyleri -objektif psie de dahil- kmsernesi de derinleir. Bilinli akln sbjektifliine karlk bilind objektiftir. Kendisini elikili hisler, fanteziler, duygular, ani drtler ve ryalar eklin
de gsterir ve bunlarn hibirini insann kendisi yapmaz, ona
nesnel olarak gelir. Psikoloji bugn bile hala, byk lde bilinli olan, mmkn olduunca kolektif standartlarla llebilen, ierii konu alan bir bilimdir. Bireysel psie ken?isini ancak gerek, yani "mantkszla" eilimli insanda gsteren sadece bir rastlant, "tesadfi" bir fenomen haline gelmi, bu arada.bilind tmden gzard edilmitir.. Bu, dikkatsizliin veya bilgisizliin sonucu deil, ego dnda ikinci bir ruhsal otoriteniri var olabilecei ihtimaline kar srarla direnmenin soona yneltilen
nucudur. Egonun monarisinden kukulanlmas
.
ciddi bir tehdittir. Dier yandan, dindar insan kendi evinin
105

mutlak efendisi olmad fikrine almm. En sonunda kendisinin deil, Tanr'nn karar vereceine inanr. Ama aramzdan
ka Tanr iradesinin kararlarna izin verme yrekliliini gsterebilir? Hangimiz kararlarn Tanr'dan geldiini sylemekten
ucanmayz?

Dindar insan, dnebildiimiz kadaryla, bilindndan


gelen reaksiyonun dorudan etkisi altndadr. Ve genellikle bunu vicdannn ileyii olarak niceler. Ama ayn ruhsal arka plan
ahlaki olmayan baka reaksiyonlar da rettii iin, inan sahibi kii vicdann geleneksel etik standartlara, yani kolektif deer yargsna gre ler. Bu a!>asnda da srekli olarak Kilise
tarafndan desteklenir. Birey geleneksel inanlara skca sarld
ve zamann koullar bireysel zerklii daha nemle vurgulamad srece, halinden memnun yaayp gider. Ama, dsal
koullara endekslenmi ve dini inanlarn kaybetmi dnyevi
zihniyetli insanlar kitleler halinde ortaya kmaya balad zaman, yani gnmzde olduu gibi, durum kkl biimde deiir. O zaman, inanl kii savunmaya itilir ve inancnn temellerine dayanarak kendisini yeniden eitmek zorunda kalr.
Artk consenms omnimn'un (mutlak fikir birlii) muazzam telkin
gcye desceklenmemektedir ve Kilise'nin zayfladnn ve
onun dogmatik varsaymlarnn sallantl hale geldiinin farkndadr. Buna kar durabilmek iin Kilise sanki bu ltuf insann iyi niyecine ve keyfine balym gibi ondan daha da fazla inan talep eder. Oysa, inancn cemeli bilin deil, bireyin
inancn Tanr ile dolaysz yolla ilikilendiren, sponcan dinsel
deneyi md ir.

te bu noktada kendimize u soruyu sormalyz: Beni bir


birey olarak, kalabalklarn iinde erirnekten koruyacak dinsel
bir yaam m ve Tanr il~ dorudan, yakn bir ilikim var m?
106
'

VI
Kendini

Tanmak

Bu soruya olumlu bir cevap verebilmek iin, bireyin byk bir


zenle benliini sor.gulama ve kendini tanma abasna gnll
olmas gerekir. Bu niyetinde kararllk gsterirse, sadece kendi
hakknda baz nemli gerekleri kefetmekle kalmayacak, ayn
zamanda, psikolojik bir kazan da elde edecektir: kendisini ciddi bir ilgiye ve sevecen bir dikkate layk hissermeyi baaracak
tr. Kendi insanlk onurunu ilan etme cesaretini stlenecek ve
bilincinin temellerine doru -yani dinsel deneyimin eriilebi
lir tek kayna olan bilindna doru- ilk admlar atacaktr.
Kukusuz bu demek deildir ki bilind dediimiz ey Tanr
kavram ile ayn eydir veya onun yerine geer. Bilind dinsel deneyimin harekete geip, akt ortamdr. Bu tr bir deneyiminin daha baka ne nedeni olabilir sorusuna gelince, bunun
yant insanln bilgi kapsamnn dndadr. Tanr bilgisi
transandental, fiziktesi, akn bir konudur.

..

107

Dindar insan amzn banda Demokles'in klc gibi dikilen o can alc soruyu yantlamakta byk bir stnle sahiptir: kiisel (znel) varlnn temelinin "Tanr " ile ilikisine
dayandn gayet net bir ekilde bilir. Burada etkinliinin ve
sembolizminin bilind psie ortamnda filtre edildii antropomorfk (insan biimci) bir dnceyle uratmz iin Tanr szcn trnak iine alyorum. Tanrya inansn veya inanmasn, her insan eer isterse bu tr deneyimlerin kaynana, en
azndan, yaklaabilir. Bu yaklam olmadan, ancak nadir durumlarda Paul'un am deneyiminin prototipini oluturduu
trden mucizevi dnmlere tank olabiliriz.. Bu dinsel deneyimlerin gerekten yaandna kant gstermeye artk gerek
yoktur. Ancak, metafziin ve teolojinin Tanr ve tanrlar diye
adlandrd eyin, bu deneyimlerin gerek cemelini oluturup
oluturmadndan hibir zaman emin olamay z. Bu aslnda
beyhude bir sorudur ve deneyimin ok gizemli kiisellii ile
kendini aklamaktad r. Bunu yaayan insan onun tarafndan ele
geprilir1 dolaysyla faydasz metafiziksel veya kuramsal speklasyonlar yapmak durumunda kalmaz. Mutlak kesinlik kendi
kantn getirir ve baka antropomorfk kantiara ihtiyac yoktur.
Psikoloji alanndaki genel cahillik ve psikoloji aleyhindeki
nyarglar dnlrse, bireysel varoluun anlamna deinen o
tek deneyimin kkeninin herkesin nyargsna maruz-kalan bir
ortamdan kaynaklanmas byk bir talihsizliktir. tirazlar bir
kez daha ykselecekcir: "Nazareth'den ne fayda gelir ki?" Eer
bilind tamamen bilinli akln altndaki bir eit p sepeti
gibi grlmyorsa, yine de "yalnJ-zca hayvansal yapya" sahip
kabul edilmektedir. Oysa gerekte, tanm gerei bi lindnn
belirsiz bir kapsam ve bileimi vardr. Bu nedenle, ona gere-'
108

inden

fazla veya az deer verildii yolundaki iddialar dayanakszdr ve nyarg olarak bir kenara atlabilir. Her koulda,
Efendilerinin bir alrn samanlnda, evcil hayvanlarn arasn
da do~mu olduunu dndmzde, Hristiyanlarn azn
dan byle yarglar duymak tuhaf kamaktadr. Eer sa kendisini bir tapnakta dnyaya getirtseydi, byk ounluun zevkini daha ok okard. Ayn ekilde, dnyevi zihniyetli kitle insan bylesi sayg ve huu uyandran bir deneyimi kitle toplantlarnda aramaktadr, zira yle ortamlar bireyin kendi ruhundan ok daha grkemli bir zemin salarlar. Kilise Hristiyanla
r bile bu tehlikeli yan~gy paylamaktadrlar.
Psikolojinin dinsel deneyimde bilind srelerin nemini
srarla vurgulamas son derece kar klan bir tutumdur. Politik Sa ile Sol'un birbirlerine kar. ktklar kadar iddetle
kar klr. Sa iin belirleyici unsur'insana dardan gelen tarihi bir vahiyd!r. Sol iinse bu tam bir samalktr. nsann parti doktrinine inanmaktan baka hibir dini fonksiyonu yoktur
ve bu fonksiyonunu youn bir ballkla yerine getirmesi istenir. stne stlk, deiik imanlar farkl eyleri ne srerler ve
her biri mutlak geree kendisinin sahip olduunu iddia eder.
Oysa gnmzde uzaklklarn haftalar ve aylarca deil, saatler
iinde katedildii btnleik bir dnyada yayoruz. Egzotik
rklar artk etnoloji mzelerinde camekanlarn ardnda seyredilmiyor. Onlar artk komularmz oldu ve eskiden sadece etnologlarn yetki alan olan konular bugn politik, SQsyal ve psikolojik problemlerdir. imdiden ideolojik alanlar birbirlerine
demeye ve birbirlerinin iine girmeye balamtr. Karlkl
anlay sorununun daha da iddetle hissedilecei gnler uzakta
deild1r. Bir tarafn kar taraftakinin gr asn kapsaml e
kilde anlamadan kendisini anlatabilmesi elbette olanakszdr.
109

Bunun iin gerekli kavray her iki tarafta da yanklarn bulacaktr. Kendi geleneimizdeki kkl ve iyi olan eylere skca
sarlmak her ne kadar arzulanan v:e psikolojik adan gerekli bir
ey olsa da, bu kanlmaz gelimeye direnmeyi i haline getir-
mi insanlar tarih sayfalannda yer alamayacaklardr." Tm farkllklara ramen insanln birlemesine direnilemez. Marksist
dokcrin tm yaamn bu karta oynamtr, Bat ise teknoloji ve
ekonomik yardmla durumu kurtarmay mit etmektedir. Komnizm ideolojik unsurun byk nemini ve temel prensiplecin evrenselliini gzden karmamaktadr. Uzak Dou uluslar bizim ideolojik zayflm1Z1 paylamaktadrlar ve bizim kadar kmlgan durumdadrlar.
Hafife alnan psikolojik faktr byk olaslkla intikamn
alacaktr. Bu nedenle artk aklmz bamza almann zaman.
dr. imdilik bu bir dilekten teye gidemiyor, nk kendini
tanmak hi sevilmeyen bir ey olduu gibi, rahatsz elecek lde idealist, ahlak kokan ve psikolojik glgemizle fazla har neir olan bir ama olarak grlyor. Bilindii gibi psikolojik glgemiz normalde daima inkar edilmekte veya en azndan
aza alnrnamaktadr. te imdi karmza dikilen bu grev
neredeyse baa klmaz lde zor bir itir. Bizden ei yksek
dzeyde sorumluluk talep etmektedir. Dnyamzn iinde bulunduu durumu aniayacak zekay~ sahip yol gsterici ve nfuz
sahibi insanlara seslenmektedir. Bylesi kiilerin vicdaniarna
bavuracaklar beklenebilir. Ancak, bu yalnzca encelektel anlay konusu deil, ayn zamanda ahlaki' yarg sorunu olduu
iin, ne yazk ki, fazla iyimser olmamz mmkn deildir. Bildiiniz gibi Tabiat, yksek bir zekaya ayn zamanda ruh yetenei de verecek kadar cmert deildir. Kural olarak, birinin olduu yerde dieri bulunmaz ve bir yetenek kusursuz biimde
o

var ise bu, genellikle dier


yetenekierin pahasna gelimitir.

En iyi koullarda birbirinin nne kan akl ile duygu arasndaki ztlk , insan psiesinin tarihinde ac dolu bir sayfadr.
amzn bize dayatt bu grevi ahlaki bir talep olarak
formle etmenin bir manas. yoktur. En iyi olaslkla, dnyann
psikolojik durumunu miyoplarn bile grebilecei bir netlikte
gsterebilir, iitme zdlerin bile duyabilecei szleri ve fikirleri dile geeicebiliriz ancak. Anlayan insanlarn, iyi niyetli
insanlarn oalacani mit edebiliriz ve bu nedenle bkp
usanmadan ihtiyacmz olan dnceleri ve anlay tekrarlamalyz. nnde sonunda, sadece popler yalanlar deil, gerekler bile dalga dalga yaylabilirler.
Bu szlerle okuyucunun dikkatini karlaaca en temel
zorlua ekmek istiyorum. Son diktatr Devletlerin insanl
mz zerinde }'aram dehet, atalarmzn fazla uzak olmayan
gemite ya pc ktlklerin ve mezalimin toplamndan daha
az deildi r. Avrupa'nn tarihi boyunca Hristiyan uluslarn birbirlerine y<tpr klar barbarlklar ve yarattklar kan glleri bir
yana, Avrupah insan smrgeletirme dneminde kara derili
insanhra kar iledii sularn da hesabn vermek zorundadr.
Bu a1dan beyaz insan kukusuz ok byk bir ykn "altnda
dr. nsano~lunun ortak glgesinin sergilendii tablo bundan
daha karanlk renklere boyanamazd. nsanclan ortaya kan ve
kukusuz onun iinde yaamaya devam eden ktlk ylesi dev
boyutlardadr ki, bunun yannda Kilisenin ilk gnahtan bahsetmesi ve bunu Adem ile Havva'nn iledikleri grece masumane sua balamas neredeyse bir rtmecedir. Durum ok daha ciddidir, fakat tehlikeli biimde hafife alnmaktadr.
nsann sadece bilincinin kendisi hakknda bildikleri kadar
olduuna evrensel apta inanld iin, kii kendini zararsz
lll

zanneder ve ktlne bir de aptall ekler. Korkun eyle


rin olduunu ve olmaya devam ettiini inkar etmez, ama bunlar her zaman "tekiler" yapar. Ve bu tr ktlkler yakn veya uzak gemite kaldklar zaman, abucak ve rahata unutkanlk denizine gmlrler, arkasndan "normallik" dediimiz
o kronik bulank kafallk geri gelir. Oysa arpc geree gre
hibir ey yok olmam, hibir ey dzelmemitir. Ktlk,
su, vicdann derin rahatszl ve karanlk kukular gzlerimizin nndedir, keke grmeyi bilseydik. Bunlar yapan insandr; ben de insan doasndan nasibini alm bir insanm; demek
ki bakalarnn yansra ben de suluyum ve bu ktlkleri tekrar tekrar yapabilme kapasitesini ve eilimini iimde hi dei
mez ve silinmez bir biimde tayorum. Hukuken konuursak,
suun orta olmasak bile, insan tabiatmz yznden her zaman potansiyel sulularz. Sadece o cehennem gibi meydan
kavgasna srklenecek uygun ortam bulamadk i
iye dek.
Hibirimiz insanln o kolektif kara glgesinin d da dei
liz. Su, nesiller nce ilenmi olsa da, bugn ileniye olsa da,
her zaman ve her yerde olan bir eilimin semptomu ol aya devam etmektedir. Dolaysyla insan biraz "ktl hayal etse"
iyi olurdu, zira ancak bir aptal kendi doasnn durumunu srekli olarak grmezden gelebilir. Gerekten de, bu gaflet insan ktln arac yapmann en erkili yoludur. Zararszlk ve
naiflik, bir kolera hastas ile yaknlarnn hastaln bulacl
ndan b(haber olmalar ne kadar ie yararsa, o kadar ie yarar.
Aksine, zararsz ve naif olmak farkedilmeyen kt ln "tekine" yanstlmasna yol aar. Bu da tekinin pozisyonunu gayet etkin biimde glendirir, nk yanstma kendi iimizdeki ktlkten gizlice ve gayri ihtiyari duyduumuz k()T'kuyu
kar tarafa tar ve ondan gelecek tehlikenin boyudarn arrc112

rr.

Daha da kts, bu konudaki igr eksikliimiz, kiitliik


ile ba1a kabilme kapasitemizi yok eder. Tabii bu noktada, Hris
tiyanlk geleneinin en temel nyarglarndan biriyle, bizi yolumuzda tkezleten byk bir engelle kar karya kalrz. Bize ktlkten saknmamz, mmknse, ona dokunmamamz,
' adn azm1za almamamz sylenmitir. Zira ktlk ayn zamanda tabu olan ve korkulan bir uursuzluk kehanetidir. Ktle kar bu tavr ve onun evresinden, uzandan dola
mak, ktle gzlerimizi yumup onu baka blgelere srme
eilimimizi glendirir, tpk Eski Ahir'teki ktl ssz
blgelere gtrd farzedilen gnah keisi gibi.
Ama eer ktln insann, kendi seimi olmad halde,
doasnda daima yaad gereini idrak edersek, psikolojik
dnyamzda ktlk iyinin eit ve zt partneri olarak yerini
alr. Bu farkndalk dorudan, dnyann politik hiziplemesin
de zaten bilinsizce gereklemi olan ve ada insann iindeki daha da bilinsiz ayrmada kendini gsteren, psikolojik bir
ikilie yol aar. Ancak ikilik bu far~ndalktan kaynaklanmaz;
aksine, daha balangta blnmzdr. Bu kadar suun so- .
rumiuluunu kiisel olarak stlenmemiz gerektiini dn
mek dayanlmaz bir dnce olurdu. Bu nedenle, ktl tek
tek sulular veya su gruplar ile snrlayp ellecimizi kirden
arndrmay ve ktle genel yatknlmz grmezden gelmeyi tercih ederiz. Eer, Hristiyan gre uygun olarak ktln metafizik bir prensibini nermeye istekli deilsek, bu
yalanc iyilik ve drsdk uzun vadede srdrlemez, nk
ktlk insann iindedir. Bu dnya grnn en byk
avantaj insann vicdann fazlasyla ar bir sorumluluktan
muaf tutmas ve nsann, kendi ruhsal yapsnn yararcsndan
ziyade kurban olduu gereinin psikolojik yargsna uygun

113
/

olarak topu eycana atmasdr. Gnmzdeki ktln, insanla ac ektiren gelmi gemi en byk ktlkleri bile
glgede brakt dnlrse, adaletin datlmasnda, tpta
ve teknolojide kaydettiimiz bunca ilerlemeye, insan yaamna
ve salna gsterdiimiz bunca ilgiye ramen, insanl yeryznden kolaylkla silebilecek o canavarca imha makinelerini
nasl olup da icat ettiimizi insan kendisine sormak zorundadr.

nsan dehasnn o acayip rn olan hidrojen bombasn icat

eden atom fizikilerinin bir grup sulu olduklarn kimse kabul etmez. Nkleer fiziin gelitirilmesine harcanan muazzam
ldeki enedektel alma, kendilerini mmkn olan en byk gayret ve zveriyle grevlerine adayan ve manevi baar
duygusunu insanlk iin yararl baka bir ey icat ederek kol.y
lkla elde edebilecek adamlar tarafndan gerekletirilmitir.
ok ciddi bir icada giden yolda,aclan ilk adm bilinli bir kararn rn olsa bile, burada yine, her zaman olduu gibi,
spontan dnce -ie dou veya nsezi- nemli bir rol oynamaktadr. Bir baka deyile, bilind burada ibirlii yapmakta ve belirleyici kararlara katkda bulunmaktadr. Demek
ki, neticeden sorumlu olan yalnzca bilinli aba deildir; bir
yerlerde, zorlukla farkedilebilen amalar ve niyetleri ile bilind da devreyegirmektedir. Eer avucunuza bir silah koyuyorsa, amac u veya bu ekilde iddet yaratmaktr. Gerein bilgisine ulamak bilimin en bataki amacdr ve eer ararken, muazzam bir tehlikeye taklp tkezliyorsak, nceden tasarlanm bir dncenin deil, da~a ziyade kaderin etkisi olduunu hissederiz. Gn~z insan ilkel veya antik a insanindan daha fazla ktlk yapma k:pasitesine sahip deildir.
Sadece, ktle eilimini harekete geirmek iin eskisiyle k-

114

yaslanamayacak kadar gl aralara sahiptir. Bilinci ne kadar


genilemi ve farkllamsa, ahlaki yaps o denli geri kalm
tr. te bugn nmzdeki sorun budur. Akl tek bana yeterli
deildir.

Teoride, nkleer paralanma gibi cehennem leindeki deney leri yapmaktan, srf tehlikesi yznden de olsa, vazgemek
akln gc dahilindedir. Ancak, insann kendi barnda deil
de daima bakalarnn bar.nda grd ktlkten korkmas
her seferinde mantna engel olmaktadr, yoksa insan bu silah kullanmann canl yaamn dnya yznden sileceini zaten
biliyor. Evrensel ykm korkusu bizi bu en kt felaketten koruyabilir, ama, dnya apndaki ruhsal ve politik blnmeyi
ortadan kaldracak bir kpr -hidrojen bombasnn varl kadar etkili bir kpr- bulunmadka, bu tehlike kara bir bulut
gibi tepemizde :sl kalacaktr. Tm bli,inmelerin ve tm d
manlklarn ruhun iindeki kartlarn blnmelerinden kaynakland gerei tm dnyann bilincine yerleirse, o zaman
gerekten nereye saldrmam~ gerektiini anlayal;>iliriz. Ama
eer ruhumuzdaki -kendi bana h!nemli olmayan- en kk
ve en kiisel kprdanmalar bile, imdiye dek olduu gibi bilindnda fark edilmeden kalrlarsa, birikmeye devam edecekler ve akln gcyle denetlenemeyen, yararl bir sonuca kanalize edilemeyen kitle gruplamalarna ve kitle hareketlerine yol
aacaklardr. Bu hareketleri faydal bir yne evirmek iin gsterilen tm dolays'z abalar glge .boksu yapmaktan baka bir
ey deildir. .Bu glge oyununun en tutkun sevdallar da dvlerin kendileridir.
Burada belirleyici faktr, ikiliine bir are bulamayan bireyin kendisidir. Yzyllar boyunca tek Tanr'nn insan kendi
grntsnde, kk bir birim olarak yaratt yolundaki hu-

115

iur verici inanla yaadktan sonra, imdi dnya tarihindeki en


son olaylarla nne bu derin uurum almtr. Bugn bile insanlar her bireyin eidi uluslararas organizmalarn bnyesinde birer hcre olduu, dolaysyla bunlarn aralarndaki at
malara bulat gereinin pek farknda deildir.
nsan bireysel bir varlk olarak aa be yukar anlamsz
olduunu bilmekte ve kendini kontrol edemedii glerin
kurban gibi hissetmekt~dir. Ama te yandan, iinde politik
canavarn karanlk entrikalarna grnmez bir ekilde yardm
c olan tehlikeli bir glgeyi ve dman da barndrmaktadr.
Nasl bireyin kendisiyle ilgili anlamad ve anlamak istemedii her eyi bir bakasna ykleyerek bandan atmak gibi vazgeemedii b~r eilimi varsa, ktl daima kar tarafta grmek de politik oluumlarn doasnda vardr.
Bu sorumsuzluk ve kaytszlk kadar toplum zerinde blc ve yabanclatrc bir etki yaratan baka hibir ey yoktur.
Ve hibir ey, taraflarn yanstmalarn karlkla olarak birbirlerinin zerinden ekmeleri kadar anlamay ve uzlapnay te
vik edemez. Bu dzelmeyi salamak zeletiri gerektirir, nk insan kar tarafa yanstmalarn zerimden ek diyemez.
Onlarn ne olduklarnn ve kendisinin ne yaptnn farknda
deildir. nyarglarmz ve yanlsamalarmz ancak, kendifilizi ve bakalarn daha geni bir psikoloji bilgisiyle tanyarak,
varsaymlarmzn mutlak doruluunu sorgulamaya ve bunlar zenle ve elimizi vicdanmza koyarak nesnel gereklerle k
yaslamaya hazr olduumuz zaman anlayabiliriz. in komik
yan, "zeletiri" Marksist ulkelerde bir hayli .rabet gren bir
'
kavramdr, ama orada insann insanla ilikisindeki geree ve
dorulua deil, ideolojik amalara ve Devlete hizmet eden bir
bal~mda ele alnmaktadr. Ki de Devleinin insanlarn birbir116

lerini karlkl olarak anlamalarn tevik etmek gibi bir niyeci yoktur; o daha ziyade insan atomlarna ayrmann ve bireyi
ruhsal olarak soyudamann peindedir. Bireyler birbirlerinden
ne kadar kopuk olurlarsa, Devletin gc o kadar p~kiir, veya
.
cam ters.
Kukusuz demokrasilerde de insanla insan arasndaki mesa'
fe gerek kamu refah, gerekse ruhsal ihtiyalarmz iin gerekli
olandan ok daha fazladr. Evet, gze batacak kadar keskin sosyal tezadar dzelernek iin insanlarn idealizmine, evkine ve
vicdanna seslenen her trl giriimde bulunuluyor, ama karakteristik zelliinden tr, insan gerekli zeletiriyi ve u
sorularn cevabn vermeyi unutuyor: Bu idealist talepce kim
bu/rmrtyor? Glgesinin zerinden atlayp, kendisini ona iyi bir
mazeret sunan idealist bir programa teslim eden biri olmasn?
ok farkl ve karanlk bir i dnyay aldatc renkler ile gizlemek ne kadar saygn ve ahlakl? nsan ideallerden sz eden kiinin her eyden n~e kendisinin de ideal olduundan emin olmak ister, ancak o zaman szleri ve ileri griindiik/erinden daha
fazla olur. deal olmak imkanszdr, dolaysyla hibir zaman
gereklemeyen bir nerme olarak kalr. Bu bakmdan genellikle iyi koku alan bir burnumuz olduu iin, bize vaaz edilen
ve nmzde resmi geit yapan idealizmlerin ou bo ve sahte gelir, ve ancak kart olan eylere de akca izin verildii zaman kabul edilebilir olurlar. Bu dengeleyici arlk olmazsa,
ideal denen ey bizim insan! kapasitemizi aar, sevimsizliin
den tr inandrclni yitirir ve, ne kadar iyi niyetli de olsa, bir blf durumuna der. Blf insanlara hkmeernenin ve
onlar bastrmarun gayri meru bir yoludur ve hibir fayda ge-

trmez.

Dier

yandan, glge ynmz

tanmak, kus~rsuz olmad-

117

mz

kabul etmemiz iin bize gereken alakgnll salar.


Ve iosaru bir ilikinin kurulabilmesi iin tam da bu bilinli kabullenmeye ve saygya ihtiyacmz vardr. nsani bir iliki ay
rrnlara ve kusursuzlua dayanmaz, zira bunlar sadece farkllk
lan vurgularlar veya tam kartn ortaya kmasna neden olurlar. nsani bir iliki, daha ziyade mkemmel olmamaya, zayf,
aresiz ve destee muhta olmaya dayanr - bamlln bizzat temelini ve itici gcn oluturan budur. Kusursuz olann
bakasna ihtiyac yoktur, ama zayf olann vardr, nk o kendisine bir destek arar ve partnerini daha aa bir konuma dren , hatta aalayan herhangi bir eyle yzlemez. Bu aa
lama ancak idealizmin ok nemli bir rol oynad durumlarda
ok kolaylkla gerekleebilir.
Bu tr dnceler ar duygusallk olarak kabul edilmemelidir. insani i liki ve toplumun birlemesi sorunu, zgrl
n kaybetmi, kiisel ilikileri karlkl gvensizlik sonucu zayflam olan kitle insannn atomlara ayrld gnmzde acil
bir nem tamaktadr. Nerede adalet belirsizse, polis casusluu ve terr i bandaysa, insanlar soyutlanmaya ve yalnzla
derler, ki diktatr Devletin amac ve hedefi de budur, nk
varln gleri ellerinden alnm sosyal nitelerin mmkn
olduunca ok sayda bir araya ylmasna dayandrr. Bu tehlikeyi gsleyebilmek iin, zgr toplumun etkili bir birle
tirici baa ihtiyac vardr, yani "komunu sev" trnden bir ilkeye. Ama bu sevgi, iimizdekini karmzdakine yanstma
mzdan doan anlayszlk yznden ac ekiyor. Dolaysyla,
insan ilikileri sorununu psikolojik bak asyla dnmek
zgr topluma byk fayda salayacaktr, nk toplumu birarada tutan ve ona g veren ey burada sakldr. Sevginin bittii yerde, g savalar, iddet ve terr balar.
118

Bu dnceler idealizme bir at niyeti.ni tamyor, sadece


psikolojik durumun bilinliliini arccrmay amalyor. Hangiidealizm
mi, yoksa toplumun isi daha zayftr bilemiyorum:
.
.
grs m? Sadece herhangi bir kalclk vaat eden ruhsal deiimlerin gereklemesi iin zamana ihtiyacmz olduunu biliyorum. Yava yava gelien bir igrnn etkilerinin, uzun
sre dayanma ihtimali dk olan tedirgin bir idealizmden, daha kalc olacan dnyorum.

'

119

1
~1

, .. ,

1 '" .,

'

. ,.. .

"

'

'

VII
Kendini

Tanmann Anlam

amzn

"glge" ve ruhun daha alt konumdaki paras olarak


dnd ey sadece olumsuzluklar barndrmaz. Kendimizi
tandka, yani kendi ruhumuzu kefettike, igdlerimile
karlarz ve onlarn imgelerle dolu dnyas ruhun iinde
uyuklamakta olan ve her ey yolunda gittii srece bizim nadiren farkettiimiz glere k tutar. Bunlar, mthi bir etkinlie sahip potansiyel glerdir. Bu glerin ve bunlarla balan
t.l imgelerin ve dncelerin ollimlu ve yapc bir alana m,
yoksa felakete mi yneldlecei tamamen bilinli akln hazrlk
l olmasna ve yaklamna baldr. yle grnyor ki, ada
insann ruhsal hazrlnn ne kadar nazik ve sallantl bir konu
olduunu deneyimlere dayanarak bilen tek insan, psikologdur.
nk bireyin karanln ve tehlikenin iinde doru yolu tekrar tekrar bulabilmesini salayan o faydal gleri ve dnce
leri insann iinde aramak zorunda olduunu anlayan tek insan
121

'
psikol0gdur. Byk titizlik ve enerji gerektiren bu i iin psikoloin sonsuz bir sabra ihtiyac vardr; tm abay karsm
dakine brakp, danmanlk ve t vericilik gibi kolay bir rol
stlenerek, "olmal" ve "olsa gerekir" gibi geleneksel fikirlere
yaslanamaz. Herkes arzulanan eyler hakknda vaaz vermenin
ne kadar faydasz olduunu bilir, yine de bu durumda genel aresizlik o kadar byk ve ihtiya o kadar acil ki, insan kiisel
ve znel bir sorun hakknda beynini zorlamak yerine bu eski
hatay tekrarlamay tercih eder. Ayrca, sorun on binlerce kii
yi deil, bir bireyi tedavi etmektir. Mmkn olsayd belki on
bin kiiden alnan sonu daha etkileyici olurdu, ama biliyoruz
ki birey cek bana deimedike hibir ey deimez.
nsann gerekletiini grmek istedii ey, yani tm bireylerin stndeki etki daha yzyllarca grlmeyebilir. nsanl
n ruhsal dnm bir nesil iinde meyvelerini verem ez,
yzyllarn agr ilerleyiini takip eder ve hibir bir aklc sre
ile ne hzlandrlabilir, ne de yavalatlabilir. Bizim gcmzn
yetecei ey, yakn evrelerinde benzer zihniyetli insanlar etkileme olanana sahip, veya bu olana yaratabilecek, insanlarda
bir deiim salamaktr. Bunun zorlayarak, ikna ederek veya
vaaz vererek yaplacan sylemiyorum. Daha ziyade, kendi
davranlar hakknda igr sahibi olan ve dolaysyla bilindna eriim imkan bulmu bireyl~rin, ister istemez evre zerinde de etkili olacaklar genel kabulnden sz ediyorum. n
san bilincinin derinlemesi ve genilemesi, llkel kavimlerin
"mana" dedikleri trden bir etki yaratr. Bakalarnn bilind
zerinde kastl olmadan yaratlan bir etki, bir eit bilind
prestijdir bu, ve tesiri ancak bilinli niyetlerle bozulmad~
srece devam edet".
Kendini tanma abas sosyal gelime umudundan da tama-

122

men uzak duramaz, nk tmyle gzard edilmesine ra


men, beklencilerimizi yar yarya karlayan bir faktr daha vardr. Bu faktr bilind Zeitgeist, yani Zamann Ruhu'dur. Bu,
bilinli akln tutumunu telafi eder ve gelecekteki deiimleri
nceden sezer. Bunun mkemmel bir rnei modern sanaccr:
ilk bakta escetik sorunlarla urayor gibi grnse de, insanlarn biimsel gzellik ve anlam ierii hakknda daha nceki
estetik anlaylarn bozarak ve ykarak, aslnda halkn psikolojik eitimi zerinde bir i baarmakcadr. Sanatsal rnn boluu yerini, duyularn naif ve romancik zevkine ve nesnelere
kar zorunlu sevgisine kapy hoyraca kapatan, en sbjekcif ve
iirpercecek kadar souk soyudamatara brakmtr. Bu bize, yaln ve evrensel bir dille, sanatn kehanet ykl ruhunun nesnelerle olan eski iliki.sinden uzaktatn ve -imdilik- kiiselliin karanlk kaosuna yneldiini anlatr. Anlayabildii
miz kadaryla, kukusuz, sanat bu karanln iinde tm insanlar birarada tutan ve ruhsal btnlklerine ifade veren eyin ne
oldumu henz kefeemi deildir. Bu ama iin dnce gerektiinden, belki de bu tr keifler baka ura alanlarnda
gerekleecektir.

Nitelikli sanat imdiye dek verimliliini daima mitlere ve


akln bilind sembolletierne yeteneine borlu olmutur. Bu
sre, insan ruhunun ezeli cezahr olarakyzyllardr srmekcedir ve gelecekte de tm yaratcln zn oluturmaya devam edecektir. J.rnte paralanp dalmaya doru giden
'
nihilistik eilimi ile modern sanatn geliimi,
amza damgasn vuran, top yekn ykm ve tekrar yenilenme ruhunun
hem semptomu, hem de semboldr. Bu ruh hali kendini politik, sosyal ve felsefi adan her yerde hissetcirmektedir. Antik
Yunanllarn "tanrlarn metamorfozu", yani temel prensip ve
123

sembollerin deiimi, iin tam zaman dedikleri bir ada yayoruz. Zamarumzn kendine zg taraf, ki kukusuz bu kendi bilinli seimimiz deildir, deimekte olan iimizdeki bilind insan dile getirmektir. Yetimekce olan nesiller, eer
insanolu yaratt teknoloji ve bilimin gcyle kendi kendini
yok etmek istemiyorsa, bu ok nemli dnm ciddiye almak zorundadr.
Hristiyanlk ann balarnda olduu gibi bugn de bilimsel, teknik ve sosyal gelimelere ayak uyduramayan bir ahlaki gerilik problemi ile kar karyayz. Tehlike alcnda olan
ve modern insann psikolojik yapsna bal olan o kadar ok
ey var ki. Bireyin, gcn dnyay acee vermek iin kullanmaya kkrtan drcye direnecek kapasicesi var m? izledii
yolun bilincinde mi? Dnyann u andaki durumundan ve kendi ruhsal durumundan karemas gereken sonular neler? H
ristiyanln ona miras brakt, hayat kurtaran "iimizdeki
insan" miciq.i kayherrnek zere olduunun farknda m? Eer
bu felaket gerekleirse bana neler gelebileceini biliyor mu?
Hatta bunun bir felaket olduunu aniayabilme yeteneine sahip mi? Ve son olarak, terazi yi dengeleyen o kk, ekstra ar
ln kendisi olduunu biliyor mu?
Mutluluk ve honutluk, ruhun huzuru ve yaamn anlam
-bunlar Devlet deil ancak birey deneyimleyebilir. Devlet
bir yandan, bamsz bireylerin oluturduu bir dzenden ba
ka birey deildir, te yanda ise, bireyi srekli bastrma ve fel
etme tehditi altnda tutmaktadr. Sosyal alanlan saylamayacak
kadar farkl biimlerde etkileyen insan ruhunun salk koulla
-rn en iyi bilenlerden biri psikiatristlerdir. Zamann sosyal ve
politik koullar kukusuz byk nem tar, ama bunlarn cek
belirleyici faktr olarak birey zerinde, iyi veya kt, etkisi faz124

lasyla abartlmaktadr.

Bu bakmdan birey iin amalanm


olan sosyal hedeflerimizin bireyin psikolojisini gzard etmesi
ve --ok sklkla- sadece yanlsamalarn ve kuruntularn
tevik etmesi byk bir hatadr.
Bu nedenle, uzun bir yaam boyunca kendini ruhsal bozukluklarn nedenlerine ve sonularna adam bir psikiatrist olarak, gnmz dnyasnn sorunlar hakkndaki grlerimi,
birey olmann tm alakgnll iinde ifade etmeme izin
verileceini umut ediyorum. Beni harekete geiren ey ne ar
.
bir iyimserlik, ne de Y.ce idealler akdr, ben sadece bir birey
olarak insann kaderi ile ilgileniyorum. Btn dnyay srtn
da tayan ve, eer Hristiyanln mesajn doru anlarsak,
Tanr'nn amacn da iinde tayan o zerre kadar kk birimin
kaderi iin endie ediyorum.

l25

Astroloji/Psikoloji

KEFEDILMEMi BENLiK: Cari Jung'un toplumsal kri~ler ve bunlarn bireysel Insan ruhuyla ilikisi zerine aratrmas. Birey lek bana deimedike toplum
da hibir eyin deimeye<eini anlatyor.
"Saysz ya~ar,

kitaplan ve makaleleriyle, Or. Jung'un muhteem grlerini


aklamaya al t. Hepimi~ baarsz olduk. Ama bu kk kitapla, Kefed ilmemi
Benlik, Or. Jung. 83 yanda, dierlerinin yapamadn yapt. Meslek d, ama ei
tl mil herkes bu kitab anlayablir ve Jung'un lemel grn kavrayabillr. OKUYUN.

.Philip Wylie
"Jung'un gentt okur i9n bu kadar nemli ve deerli bir kitap daha yazdndan
kukuluyu

m:

1.8. Pritsffty
"Bugune kadar Jung'un herhangi bir kitabn
balang salayan deerli bir kitap."

okumam

olanlar iin ok iyi bir

Dtnver Post
" Kefedilmemi Benlik sorgulayan bir kitap. Onu okurl<en, kendinizi dnya.
nn en byk psiklatristlerlnden birinin yannda oturuyor ve 1nsann en nemli s<>nnlanndan birisi zerine syleisini dinliyor gibi oluyorsunuz. l<onuma tannda ya
zlm,

bu edenle

anlalmas

ok kolay. Jung'un en popler kitab olabilir.

-Washington Post