You are on page 1of 16

YAHYA İBN 'ADI VE NEŞREDİLMEMİŞ

Dr. Mubahat TÜRKER

Felsefe Asistanı

BİR RİsALESİ *

Abü Zakariya ra~ya b. 'Adi b. Hamid 1 b. Zakariyii al-Faylastf?

al-Mantıki

Al- Takrıti (892-974) 3, bilindiği gibi, Abü Bişr Matta ve talebesidir 4.

Farabi'nin

Bibliyografik kaynaklara bakılırsa Yahya İbn-i 'Adi hakkında yapıl- mışolan yeni tetkiklerle eserlerinin neşri umumiyetle 1910':1930 yılları ara- sıa rastlamaktadır 5. Bu ıetkikler arasında Graf'ın Yahya ibn-i -Ad i'rıin

ve ondan sonra gelenlerin Tanrı öğretisi hakkındaki eseriyle

Perier'nin

doktora tezi en önemlisidir. Yazma metinlere dayanan bu iki eser hariç

tutulursa,

zamamnın çok meşhur

bir şahsiyeti hakkında henüz tat-

min edici eserler verilmemiştir. Son zamanlarda,

İslam felsefesiyle ilgili

olan umumi eserlerin bir kısmında Yahya ibn-i 'Ad i'nin şöhreti tasdik

edilmekte 6 bir kısmında ise ondan hiç bahsedilmemektedir 7. Filhakika

* Arapça metni gözden geçirerek mütalaalarını

bildirmek lütfunda

bulunan Pro-

fesör M. Tand'ye teşekkür ederim. ı H. Suter (Bk. Mathemaıiker, Leipzig, 1900, Teubner, 59) ve Graf (Bk. Die christlich- arabische Literatur bis zur frankisehen Zeit, Ende des i ı. JahrJıuııderts. Freiburg, 1905, S. 46 ve

Die Philosophie des Gotteslehre des Jahja tı« Adı und Spdterer Autoren, Münster, 1910, Verlag, Beit. z. G. d. Philos. d. M. A. hrg. Cl. Beaumker Band VIII, Heft, 7, S,ı) Hamid okumuş,

Furlani ve C. A.

allino (Bk. Le "QJleslioııi Filosoficlıe" di Abü Zakarlya Yahya b. Adi, R.

  • S. O., VIII, 1919-1920, S. 162) ise, Humayd okumuşlardır.

    • 2 Bu lakabı al-Kıfti kullanır (Bk. lbbar al-Ulama bi Ahbdr al-Hukamii, Mısır 1326 h.,

Mt. Sa'adat, S. 238). Ayrıca Krş. M. Steinschrıeider,

Al-Fdriibi, St. Petersbourg 18 9 6 ,

  • S. 154-155. Sanguinetti, Y. b. Adı'nin .tabip olduğunu da iddia eder (Bk, Jour. Asi. III,

1854, S. 264, not. 2). Halbuki burada adı geçen ve geçecek olan kaynaklarda bu cihet

zikredilmemek tedir.

  • 3 Suter'e göre ölümü zul'Qa'da 364 (975) B~. Mathematik er, 59) Kıft i'ye göre Zulhicca 364 (Bk. lbbar, S. 238) tür.

    • 4 Bk. T.de Boer,. The History af Philosophy in İslam, Trans. by R. Jones, 1907, London,

    • S. 126, ve Brockelmann, G.A.L., I, S. 228, Suppl., I, S. 370. Halbuki, De Lacy O'Leary

onu "a pupil of Hunayn" olarak vasıflandırmaktadır.

(Bk. Arabic Thought and İıs Place

in History, 3, ed., 1954, Routledge-Kegan, London, S.I 14). Hunayn b. İshak 874 'te öldü-"

ğüne göre onun fiilen talebesi olamaz, ancak açtığı tercüme çığırına dahilolabilir.

  • 6 Bk. Brockelmann, G.A.L., I, S.

22R, SuptJl., I, S. 370. Fakat eserlerinden neşredi-

lenler arasında en eski tarihlisi "Abhandlug

über das, was mit dem Intellekte dem Er-

kennenden und dem Erkannten bezeichnet wird" tAl-Maşriq, V, 1902, 368-372)dir (Bk.

Graf, Die Philosophie, S.7).

  • 6 Bk. cOmar Farruh Al-Falsafat al-Yüııaııryva fı Tarikiha ilti)l cArab, 1947, Bayrüt

  • S. 108; G. Quadri, La Philosophie Arabe dans l'Europe Medieoale, Des Origines lı Auerrois,

Paris, 1947, Payot, S. 14.

  • 7 Mesela Bk. R. Walzer, İslamic Philosophy, London, 1953, G. Allen-Unvin, S. 120-14 8 (isl.Philos. II içinde); t.Madkür, Fi'l Falsafat al-İsldmiyya, Manlıac ra Tatbikihu, 1948, Dar al-Kutub al-'Arabiyya, Mışr; Frederick CopIeston, A history of Philosophy; II, 3. ed. West-

minster, Maryland, 1955 The Newman Press, S.186-200.

  • 88 MUBAHAT TÜRKER

Perier de Avrupalıların onun hakkında ancak "Yahya ibn-i 'Adi Yunan filozoflarını Süryaniden Arapçaya çevirmiş ve en eski tercümeleri tashih etmiştir, ondan ancak bir isim kalmıştır" sözleriyle özetlenebilecek bir bilgiye sahip olduklarını esefle kaydetmişti 8.

Graf, eserinde Hırıstiyan olan Yahya ibn-i 'Ad i'rıin teolojik

fikirlerini

ele almakta 9 ve teoloji ilminin onun fikirleri sayesinde en yüksek noktasına

eriştiğini söylemektedir l0. Öyle ki, müellife göre, Yahya ibn-i Adi "bir Şark hırıstiyan skolaatiği için temel olarak alınabilir" LL. Perier'rıin eseri

buna nazaran çok daha mufassaldır. Eserinde Yahya ibn-i 'Ad i'nin yalnız teolojisi değil, felsefesi ve ahlak anlayışı da, elde mevcut yazma eserlerin verdiği imkan nispetinde, incelenmiştir. Gerçi Perier, Yahya ibn-i 'Ad i'rıin felsefe-teoloji münasebeti karşısındaki vaziyetini tayin ederken Graf'ın tezine

tamame~ muhaliftir; çünkü

Yahya ibn-i 'Adi'rıin felsefeyi "die aneilla The-

ologiae" saymadığını, ancak durumunun "un theologien enclin au rationa- lisme" durumu olduğunu söylemektedir 12, bununla beraber Yahya ibn-i 'Adi'nin "müşterek düşmanlar olan müslümanlara karşı, bütün mezhep- lerin üstünde yer alıp hıristiyan camiayı bir his inceliği ile müdafaa etti- ğini" söylemekten geri durmamaktadır 13. Görülüyor ki bu iki müellif daha ziyade müslüman hakimiyetinde Arapça yazan Hırıstiyanlardan biri olması ve teolojik fikirleri bakımından Yahya ibn-i 'Adi'yi ele almıştır 14. Bu Hıristiyanların fikir tarihinde taşıdığı öneme ayrıca işaret edilmiş 15 ise de, Yahya ibn-i -Adi'nin son yirmibeş senedir ele alındığı görülmemektedir 16. Bibliyografik kaynaklarda haber verilen, Yahya ibrı-i 'Adi hakkındaki diğer incelemeler fazla bir bilgi ihtiva etmemektedir 17.

8 Bk. Augustin Perier, Jahja ben 'Adi, Un philosophe Arabe Chreıien du xe sisele. These, Paris 1920, Gabalda Geuthner, S.215. Die Philosophie und Goueslehre, S.8.

9

10

Bk.

ay. es. S. 45.

II Bk. ay. es. S. 47.

 

12

Bk. Jahjd ben 'Adi, S. 147.

 

ıa Bk.

ay. es. S. 54

H Bunlardan önce T. J. de Boer "Kindi wider die Trinitat,

Orientalis-Stud.

(Nöl-

267-281, yazısında Yahya ibn-i 'Adi'yi bu bakımdan

deke-Festschirift), Giessen 1906, I, ele almıştır. (Bk. Graf, Die Philos.,

S. 6, n. 1).

 

ıs Bk. Louis Cheikho: Ving Traiüs Theologiques d'Auteurs Ayabes Chreıiens, Avant-Propos,

2, ed. Juin 1920, Beirouth; Perier, Jahja Ben Adi,

S.6-7.

16

Bk. P. J. de Menasce, Arabische, Philosophie, Hrg. i. M. Bochenski, Bem 1948, A.

Francke A.G. Verlag; Spuler-Forree: Der Vordere Orient in der fslamischen <eit, Bem, 1954, A. Francke A. G. Verlag, S. 160-168.

17

Mesela: i. Graf, Die Christlich-arabische Literatur'da Yahya İbn-i 'Adi'nin sadece hayatı

hakkında İbn Abi Uşabi'a, Bar Hebraeus

ve De Boer'e dayanarak bilgi vermektedir

(Bk.no.8). 2. Furlani'nin neşrettiği Le Ques/ioni ise Yahya ibn-i 'Adi'ye sorulan sualin meı-

nidir. 3. ı. İskandar al-Ma'lüf'ün

~~J;':;JI~ly,Lı..,.JU;~

makalesi sadece Yahya ibn-i 'Adı'-

nin Tahelb al-Ahlôk risalesinin eski bir yazma nüshasını haber vermektedir. (Bk.R.A.A.D.,

III,

S. 339. 4. Ki/ab al-Dalô'il (Haleb 1928)in

müellifi kitabın başhğında jy J ~.f i)ç&. -".1

.ı:

~~I.ı"':olarak

görünmektedir.

YAI:IYA. İBN 'ADI VE NEŞREDİLMEMİş

BİR RİSALESİ

89

Yahya ibn-i 'Adi, her nekadar, Perier'rıin ifadesiyle, "insanlığa istikamet veren dehalardan biri değilse de" 18, zamanının çok meşhur bir mütercim ve musahhihi ve kitaplarla şiddetli bir alakası olan, yorulmak bilmez müs-

tensihi idi. 19, Kaynaklarda

adı geçen eserlerinin hepsinin nüshalarına

henüz sahip bulunmadığımız için bir filozof olarak işgal etmiş olduğu mevkii tam manasiyle tayin etmekten uzak bulunuyoruz 20. Böyle bir güç-

lüğün

sadece Yahya ibn-i 'Adi hakkında değil, fakat diğer önemli

İslam filozofları hakkında da varit olduğu malumdur 21. Ancak Platon 22

Aristoteles 23, Teofrastos'un

eserlerini tercüme,

şerh ve eski tercüme-

18

Jahjti ben 'Adi, S. 2 16.

19

İbn Nadim, Fihrist, Mısır, 1348, S. 344,369; İbn Abi Uşaybı'a

'UyÜIl, I, Mısr, 1299,

S. 69. Bibl. Nat. de Paris a.f. 882 yazmasındaki

Orgaııon'un

Arapça

tercüme metnindeki

muhtelif mukabele

kayıtlarından

anlaşılıyor ki Yahya ibrı-i 'Adi

talebeleriyle, mesela

Hasan b. Suvar (Sivar P) ile, bilfiil metinleri mukabele etmiştir

(Bk. Khalil Georr, Les

Categories d' Aristote daııs Leurs

Versiolis Syro-Arabe, Beyrouth,

1948, İns. Français de Damas,

S.193)

~O Fakat Perier güçlüğü elde mevcut nüshalara da teşmil etmektedir; onun ifadesine göre yazmalardaki nokta ihmali yüzünden, okurkan, bazen 5- i o hipotez kurmak icabet- mektedir. Bk. Ja~ja ben 'Adi, S. 9.

sı Nitekim Walzer halen İslam felsefesinin belirli ve müspet bir tarihi yapılamıyacağına,

sadece onu ya tamamen müstakil saymak yahut Yunana bağlamak

temayülünü değil,

aynı zamanda orijinal eserlerin bilinmediklerini, bilinenlerin ise henüz neşredilmediklerini sebep olarak göstermektedir, Bk. Islamic Philosophy, S. i 20.

22

Platorı'un Timaios tercümesi islahi, Nôuamis tercümesi. Bk. Fihrist, S. 343-4.

Aristoteles'in canlı ve cansız tabiata dair olan eserlerinin tercüme ve şerhlerinde, Fihrist'te adı çok geçer (Bk. S. 349 ve sonrası). Aristoteles'in mantığa ait eserlerinden Kate- gorya'ları Afrodisias tefsiri ile tercüme etmek istemiştir. Topikalar'ı Süryaniden Arapçaya çevirerek tefsir etmiş ve Afrodisias, Amonios tefsirlerinin tercümesini islah etmiştir. Sofistika ve Poetika'yı Arapçaya çevirmiştir. Ancak, Analitik I'i tercüme edip etmediği hususunda müelliflerin fikirleri birbirine uymamaktadır. Mesela Pollak onun bu eseri tercüme ettiğini iddia eder (Bk. Die Hermeneutik des Aristotetes, Leipzig, 1913, Abh. f.d. Kunde des Mor- genlandes. XIII. Barıd, no. i, S. XVI). Halbuki Perier, Renan'ı takibederek (Bk. De Philo- sophia Peripatetica apud Syros, S. 6 i) Wenrich (Bk.De Auctorum Graecorum Versionibus, Leipzig,

23

1842, S. 132)in ve ayrıca Leclerc (Bk. His.de la Med. Arabe, I, S.205)'in de Paris a.f.882 yaz- masına atfen bu yanlış iddiada bulunduklarıra söyler (Bk. Jahja ben cAdi, S.30). Filhakika, 'A. Badavi, neşrettiği Analitik i Arapça tercümesinde aynı yazmayı tavsir ederken mütercimin

Yahya ibn-i

'Adi olduğunu söylemez (Bk. Mantık Aristu, I, al-Kahira, 1948, Dar al Kutub

al-Mışrıyya, S. 16-18); ancak, neşrinde dayandığı bu yazma nüshaya Yahya ibn-i 'Adi'rıin

yazdığı bir talike dayanarak

(Bk. S. not 2) eserin "Theodoros"

tercümesinden daha

eski bir tercümesi olduğuna işaret eder. Filhakika, Filırist'se Analitik ['in rnütercirni olarak

Theodoros ismi geçmektedir (Bk. S. 348). Bu sonuncu noktaya Pollak da işaret etmiştir. (Bk. Die Herm., S.XVII). Paris a.f.882'deki Analitik I 'i tercüme eden kimse H.Georr'a göre

<SY:'" =

idaz i (Bk. Les Catlgories S. 190) Badavi'ye

göre <SJI.i,- dir (Bk. Mantık. I

S.23,101. 103). Pollak'ın Analitik I 'i Yahya ibn-i 'Adi'rıin çevirdiği iddiasının menşei sarih olarak anlaşılmamaktadır. Paris a.f. 882 yazma nüshasındaki mukabele kayıtı bu nüshanın H.b. Suvar'rn Yahya ibn-i 'Adi hattıyle yazılmış bir nüsha ile Yahya ibn-i 'Adi huzurunda

mukabele ettiği bir nüshadan alındığını göstermektedir. Ayrıca H. Georr bu nüshada Yahya

ibn-i 'Adi'riin şerhinden alınmış parçalar

olduğunu iddia etmektedir

(Bk. Les Categories

S. 192). Acaba Yahya ibn-i 'Adi bu eseri şerh mi etmiştir? Bu cihete temas eden bir nokta

9°

MUBAHAT TÜRKER

lerini ıslah etmiş olduğunu biliyoruz'". Fihrist'ten anlaşıldığına göre, İbn-i

Nedim Aristotelcs'in eserlerinin

listesini Yahya ibn-i Adi'nin kendi

el yazısı ile hazırlamış olduğu bir listeden almıştır 25. Yunan filozoflarının

en önemlilerinin eserlerinin gerek tercüme edilmesi ve bu tereümelerin kimler tarafından ve hangi vasıla ile, doğrudan doğruya mı, dolayısiyle

mi, yapılmış olduğunu tespit eden bilgileri ihtiva eden listeler tanzim et-

mesi ve nüshalara

talikler yapması yoluyla olsun, gerekse bu eserleri

talebeleriyle mukabele

edip mümkün

hazırlayıp bunları bizzat ve çok sayıda

olduğu kadar sahih metinler istinsah etme yoluyla olsun,

Yahya ibn-i 'Adi, Yunan kültür mirasının tespiti, nakli ve yayılmasında önemli bir roloynamıştır.

,

Badavi rıeşrinde yoktur. Badavi bu neşrinde yazmanın kenarındaki Hurıayn, Eesalı The-

ofil, Balad'\ı Athanase'dan

veya ba ka Süryarı i tercümelerden

alınmış varyantları, H. b.

Suvar'rn şerhinden alınmış parçaları, Yahya ibn-i 'Adi'rıirı koymuş olduğu

notları da ver-

miştir. Bu bakımdan parçalar halinde de olsa Yahya ibn-i 'Adi'nin mantığa ait bazı düşün-

celerinden haberimiz

olmaktadır (Bu neşirde Yahya ibrı-i'Adi'ye ait olduğu sarih olan notlar

içinBk.l.

Makalede: S. 104,n.ll;

132,n.l; 134,n.5; 141,n.2; 173,n.3. II. Makalede: S.

278, n.z ; 284, n.z ; 298, n.3; 3°1, n.:304, n. 1). Badavi'nin bu notlarımetin

neşri bakımından

bir "tenkit cihazı" sayması yerindedir

(Bk. Mantık, I, S. 19). Yine bu Paris a.f. 882 nüsha-

sının Kategoryalar ve Ibara kısmındaki

notlar

arasında Yahya ibn-i 'Adi'ye ait olan muh-

telif müstakil notlar bulunmaktadır.

Badavi

bu notları Mantık V'te yayınlayacağını vaa-

detmektedir (Bk. Maniık I,S.19,not 3). Halbuki H. Georr Kategoryalar'e: ait olanları daha

önce

yayınlamıştır (Bk. Les Catigories

S. 36 i ve sonrası). Ayrıca, H. Georr ibare'de

Yahya

ibn-i

'Adi'ye ait notlar bulunduğunu

söylediği halde (Bk. ay. es. S. 194) Badavi

sadece

H. b. Suvar'ın ve Abu Bişr Matta'nın notlarından bahsetmektedir.

.Halbuki fotokopi-

sinden tetkik etmeye fırsat bulduğumuz bu yazmada Yahya ibn-i 'Adi'den muhtelif talikler bulunmaktadır. Başka bir yazımızda bu notlardan bahsedeceğiz.

Aynı yazma nüshanın Sofistika tercümesinde.

38d v de, H. b. Suvar'ın yazdığı bir

nottan Yahya ibn-i Adi'nin Sofistika'vı hem Süryani hem Arapça olarak şerhettiği anlaşıl-

maktadır

(Bk. H. Georr, Les Categories, 199-200). Fakat bu şerhleri ölümünden

sonra

kitapları arasından çıkmamıştır. Ya beğenmediği için imha etmiş olmalı veya çalınmış olma- lıdır, bu sonuncu daha muhtemel görülmektedir (Bk. ay. yer.). Yahya ibn-i 'Adf'nin Sofis- tika'nın Athanase tarafından yapılmış süryaqi tercümesinden Arapçaya çevirdiği bu metin Paris a.f.882 içindedir. H.Georr bu metni P.Cyrille Haddad'ın neşretmek üzere olduğunu, bildirmiş ise de (Bk. ay. es. S. 198) henüz ne redilmediğini zannediyoruz. Yahya ibn-i 'Adl'rıin Poetika'yı hocası Abu Bi r Matta'dan daha doğru tercüme ettiği ileri sürülmekte ve ibrı-i Sina Şifa'nın şiir bahsini ilk hatalı tercümeye değil, ikinci doğru tercü- meye dayanarak yazdığı, İbn-i Rüşd'ün aynı eserin Telhis'ini de yine bu tercümeden yaptığı tahmin edilmektedir (Bk. A.Badavi, Faili! al-Şi-ir, al-Kahira, 1953, S·50, 53, 55). Mamafih, Margoliouth Abü Bişr'in bu tercümedeki hatasının Abu SCaid al-Hasarı al-Sırafi'rıin iddia etmiş olduğu gibi Arapça bilmemekten değil, mevzuu bilmemekten ileri geldiğini iddia etmektedir (Bk. Margoliouth, The Discussion Betıoenn Abu Bişr Matta and Abu Sa'id al-Sırafi

on the Merits cif Logic and Gramnıar, J. R. A. S.,1905, S. 86-87).

  • 24 bir makale tutan Ma ba'd al-Tabi-a'sını

Teofrastos'un

çevirmiştir

(Bk. Fihrist

S. 353),

  • 25 352. Ayrıca Bk. Pollak, Die Hermeneuıik, S. XVı-XVıI.

 

YAI:IYA İBN <ADI VE EŞREDİLMEMİş BİR' RİSALESl

9J

Yahya ibn-i 'Adi'nin eserlerinin listesini en geniş bir şekilde Kıfti'rıin Ihbar'ında buluyoruz 26.Diğer kaynakların bazısında bu liste ya haylı kısa- dır,27 veya mevcut değildir. 28Bu eserler, isimlerinden muhtevalarına intikal etmek mümkün olduğu kadar, felsefe, din, ahlak ve mantık sahalarına aittir. Yukarıda bahsetmiş olduğumuz gibi, müellifler, sonuncu saha hariç diğerleri hakkında ya Yahya ibn-i 'Ad i'nin eserlerini neşretmışler veya

mevcut yazmalara

dayanarak

tahliller yapmışlardır.

itekim

Perier

"mademki elimizde ancak onun din müdafaasına ait eserleri bulunmak- tadır, o halde, bugün Yahya ibn-i <Adi bizi bilhassa şerhçi ve hıristiyan inan-

cını müdafaa eden bir kimse olarak alakadar etmektedir" demektedir 29.

Halbuki bugün, hacimleri küçük de olsa Önemleri küçük olmayan iki risa-

lesine daha sahip bulunmaktayız.

Bunlardan birisi mantığa ait olup bil-

diğimize göre tek nüshadır, diğeri felsefeye ait olup bilinen tek nüshadan

başka, ikinci bir nüshadır 30.

Mantığa

ait olan, ilkin burada neşir ve Türkçeye tercüme ettiğimiz eser

ö~\

~

Jl o~ J ~I

\~l

ismini, taşımaktadır.

İstanbul Ayasofya

Müzesi yazma eserlerinden 48ı8 numaralı, ı6. 3. X 2.35; ı2 X ı8 cm. boyun- da) 23 satırlı, nesihle yazılmış bir mevcmuada ı ı 8b- ı 20b varakalarını işgal

etmektedir.

Mecmua yanmaya yüz tutmuştur.

Müstensihi Muhammad

b.al-Mahmüd al-Mutatabbib'dir.

İstinsah tarihi: 27 Ramazan 686.

Kıfti'de Yahya ibn-i 'Adi'ye ait olup isimlerinden mantık kitapları

olduğu anlaşılan

eserler

0~\

if ~)~, .i.~\ ı.:

..

,~\

j ;,JtA (ı)

..

j:d\ ~~ j.,a; J ı

...

:1.:.Sve

(2) Jkl\ J ~\J

t.#~\

4j')W\ ~Y~-}\

tır. Hemen bunun arkasından ö~\

~

Ji o~ (Böyle) 1,:;-0 ~\

..

u. ı :~

...

gelmektedir 31. İbn-i Nedim'de bu isim değil ~) ~\ ı.:

,~\

j ;,JI.4.- geç-

mektedir 32. İbn-i Ebi Uscybi'a'da

ise yalnız Jk:.l.\ ;'ç.~ ~L j m.4.-

L~ J

~L.

J zikredilmektedir 33. Burada neşrettiğimiz risalenin ismine

bakılırsa, bu isim, İbn-i Nedim'in ve İbn-i Ebi Useybi'a'nın

zikret-

miş olduğu isimlere yaklaşmaktadır. Kıfti'deki (ı). kitap da bu isme yaklaş-

maktadır. Fakat Kıfti'de 4.~\

u.ı

:l::Smüstakil

olarak zikredilmiştir.

Aynı

zamanda

bu risalenin ne isminde ne muhtevasında, Kıfti'deki (1). eserde

  • 26 Bk. laMr, S. 238.

  • 27 Fihrist, S. 369; c Uyün, I, S. 235.

  • 28 'İbri, Tö,ri/.ıMuhtaşar, 1890 Beyrüt, S. 296-297.

Bk. İbn-i

  • 29 Bk. Jahja ben <Adı, S. 223.

  • 30 Makdla ji'l-Mavcudö,ı'ın

Hindistan nüshasını da temin eder etmez, Dergi'nin gele-

cek bir sayısında yayınlayacağız.

  • 31 Bk. laMr, S. 237-238.

  • 32 Bk. Fihrist, S. 369.

  • 33 tUyün, I, S.235.

·

,

MUBAHAT TÜRKER

zikredilen "ilahi" ve "tabii" kısımlar bulunmamaktadır.

Bu haliyle eser bir

bütün manzarası arzetrnektedir ; onun için (ı). eserin bu eserden başka bir

eser olduğu ihtimali kuvvetlenmektedir.

İbn-i Nedim'in zikretmiş olduğu

eserin bu risale mi olduğunu söyleyecek durumda bulunmuyoruz.

yoksa Kıft.i'deki (ı). eser mi olduğunu Çünkü, risalenin başlığı da Kıfti'deki

(r). eser de ona

uymaktadır. Aynı şekilde, İbn-i Ebi Useybi'a'nın zikretmiş

olduğu eser de risalenin muhtevasına manın sonundaki isme de yaklaşmaktadır.

benzemekte,

aynı zamanda, yaz-

Fakat hakkında söyleyebilece-

ğimiz şey bu kadardır. Aynı eserin bir başka ismi karşısında mı bulundu-

ğumuzu, yoksa ayrı bir eser karşısında mı bulunduğumuzu

yalnız risalenin

o uzun başlığına bakarak, şimdiki halde kesin olarak cevaplandıramıyoruz. Eğer, yeni nüshalara tesadüf edersek 34, bu ihtimallerden hangisinin gerçek olduğunu tayin etmek mümkün olacaktır.

Yahya ibn-i -Adf'nin bu (~\~\~l:S'ı

bazı müracaat kitaplarında veya

yeni kitaplarda kitabızannedilmiştir

zikredilmemiştir 35. Bazen eserin ismine bakılarak ahlak

36. Bazen de ..

;k:J.ı

(ç\:

...

,.:.

J

..

,a;

J·~I.::S kitabiyle bir-

leştirilerek tek bir kitap haline sokulmuştur 37. Bu Ayasofya yazmasındaki

kitabın ismini bildiren kayda bakacak olursak, eser ne bir ahlak kita- bıdır, ne de adı geçen bu kitapla aynıdır. Sadece başka bir mantık kitabıdır. Bu cihet, yani neşrettiğimiz makalenin kaynaklarda adı geçen makaleler

karşısındaki durumu,

asıl başka nüshalar bulunduğu ve 'mukabele edil-

diği zaman

kesin olarak aydınlanacaktır.

Şimdilik tek olan nüshanın neş-

redilmesinde bazı sebepler vardır: a) Zamanında mantıkçıların başı olarak

tanınan

ve ~L\

lakabiyle artılan Yahya ibn-i -Ad i'nin adı geçen eski ve

yenı kaynaklarda mantık görüşü hakkında tafsilat veren bilgiye tesadüf

  • 84 Çünkü, İstanbul'daki

yazma kütüphanelerinin

defterleri, hiç yoka nispetle bir

kıymet ifade etse bile, bu defterlerdeki yanlış kayıtlar oralarda çalışanlarca pek malum bir keyfiyettir. Mesela Z. V. Togan tarih eserleri hakkında bunun enteresan örneklerini vermiştir (Bk. Tarihte Usiil, İstanbul ı950, İbrahim Horoz Basımevi S. 92).

3s'Mesela Bk. Suter, Mathematiker, 59; Sarton, İntr., I, S. 630; 'O. Farruh, al-Falsafat, S. 109; Graf, Die christ.-arab., S. 47-51.

36 Perier eseri .~i

~

.L- (böyle) .:.ı~"~I.ı.• ..

,,\:("

olarak zikretmekte (Bk. Jahja

ben cAdı, S. 72) ve onu "Guide de l'Egaree tercüme ederek ahlak kitapları arasında tasnif

vers le Chemin de la Verite" şeklinde etmektedir (Bk. ay. es. S. 76).

  • 37 Steinschneider,

"Er (Yahya ibn-i 'Adi) sehrieb "Die

Vorzüglichkeit (J",i) der

Logik als Leitung desjenigen,

der irrt auf dem Wege des Heiles" demektedir (Bk. Al-

Fôrdbı, S. 155). Bu birleştirmenin sebebi iki eserin Kıft i'de hemen arka arkaya zikredilmiş

olması mıdır? Burası malum değildir. Çünkü Steinsehneider'in dayanmış olduğu yazma

elimizde değildir. Kıfti'nin İ[ıbar'ının bu nüshası (K.B.) iki eser arasındaki y\;fkelimesinin

düşmüş olduğu

bir nüsha olabilir. Mamafih metinde ~ı.~tI ~~t;,.••J\ J.ai ";~I ibaresi geçmek-

tedir

(Bk. S. 5). Steinschneider'in

Yahya ibn-i 'Adi'yi Schrnölders'in

"un certain

Yahya le Grammerien"

(Bk. Essai, S. i 3 i) olarak vasıflandırması münasebetiyle ele almış

olduğunu, bu arada, kaydedelim. Perler ise Flügel'irı (Kaşf al-Zunürı, VII, S. i 247, 1252)

Yahya ibn-i 'Adi'yi Jean le Grammerien

ile aynı saymasını "en garip bir şey" olarak

YAI:IYA İBN'ADI

VE

EŞREDİLMEM1Ş

BİR RİsALESİ

93

etmiyoruz'", bu risale bu boşluğu kendi çapında dolduracak mahiyettedir. b) Yahya ibn-i 'Adt'nin mantığa ait eserleri çok olduğu halde bunların

nüshalarına sahip olmamaktan dolayı beyan edifen teessüf 39 ve Doğu kütüp-

hanelerinde

yeni dokümanlar bulunacağı hakkındaki ümi t 40 bir dereceye

kadar cevaplandırılmış olacaktır. c) Bu Ayasofya nüshası oldukça dikkatli yazılmış, dayanılabilir bir nüshadır. Bununla beraber yeni nüshaları bu- lunduğu zaman mukabele etmek imkanı daima bakidir. Çünkü biz yaz- madaki istinsaha ait hususiyetleri göstermeye çalıştık 41. Bu suretle yaz-

mayı herhangi bir sebepten dolayı temin edemeyen kimse bu neşirle muka-

bele ederek aynı maksada erişmiş olacaktır.

itekim mesela Farabi'nin İhsii

al'Ulüm'unun muhtelif neşirleri muhtelif yeni yazmalarının bulunmasını

takip etmiştir. d) Asıl önemlisi, eserin, tercümeler yoluyla Islama giren

mantık

sanatına karşı muhtelif yönlerden yapılmış tepkileri 42 açık bir

uslüpla cevaplandıran ve mantığı müdafaa eden ilk eserlerden olmasıdır. Bu suretle Yahya ibn-i 'Adi ileride tekrar alevlenecek olan mantık kavga- sının 43 içinde, çoktan, tuttuğu tarafı belirtmiş bulunmaktadır. Bu eserde Yahya ibn-i 'Adi sadece muhite mantık sanatını anlatmakla kalmamış, aynı zamanda onu saadetin anahtarı mertebesine çıkarmıştır 44. Onun için, daha sonra- mantığın faydasınıfilozoflar hesabına bu cihetten de zikre- decek olan eserlerin muhtemel kaynakları arasında bir yeri olsa gerektir.s" Mantığı saadeti temin eden bir alet olarak telakki etmesi, onun hakikat- ten, "par goüt" bir filozof, "par devoir" bir teolojiyen olduğu tezini takviye etmektedir 46.

Mesela Perier, 225 sahifelik tezinde, mantığına ancak 2-3 sahifc ayırabilmiş ve man- tığını sadece bir metot olarak inceleyebilmiştir (Bk. S. 105, 108).

38

 

39

Bk. Perier, Jahja ben 'Adi, S. 106.

 

40

Bk. ay. es. S. 104.

41

Mesela noktalar ihmal edilmişse, yazmada konulmuşsa veya yazmada konulmamışsa

 

işaret ettik. Baştaki eliflerde hemze hemen daima ihmal edilmiştir,

ayrıca işaret etmedik.

Ancak lüzum gördüğümüz biriki yeri miştir.

harekeledik. Diger harekeler yazmadan nakledil-

 

42

Gramercilerden

gelen tepki için mesela Bk. Margoliouth,

The Dıscussion, Arapça

metin S. {lg-go, ing. tr. S. i i 7. Daha sonraki XIII. asırdaki tepki için Bk. Z. Fahr al- İslam

 

'b.al Atir,

Malal

The Dis., S. 87.

al- Sdır ii Adab al-Kalib »a'ş-Şa'ir, Bulak, 1282, S. 187 ve Krş. Margoliouth, .

43

Takiy al-Din Abl'l-Abbaş

Ahmed b. Taymiyya, Kitdb al-Radd ald'l-Manııkıyviln,

Nşr. Abd al-Samad Şaraf al-Din al-Kutubl, Bombay Ig49, Qaymiyya Press, S. 3 ı.

H Mantığı "nazari ilirnde doğruyla

yanlışı, arneli ilirnde iyiyle kötüyü birbirinden

ayırdeden bir vasıta hizmetini gören bir sanat" olarak tarif etmekle Yal]ya ibn-i 'Adi ona

fiillerin kriteri olmak gibi bir fonksiyon da tanımaktadır

(Bk. Ar. I. Metin S.ıo). Halbuki,

 

Abu'l Hayyan al- Tavhid i'rıin nakline göre, hocası abu Bişr Matta'nın

tarifinde bu cihet

yoktur. Ona göre mantık" .)1~1'( ~l,

..

.:ı~~L\ .L.I! J '~~.:ı~t>'6:JI es:!' ". "';.J"l. ü'[':JI .:ı~.ıı ..

,;1

dır (Bk. Margoliouth,

The Discussioııs S. 93).

 

45

Bk. Gazall, Makôsıd al-Faldsıfa, Kahira, 133 I, Sabrl al-Kurdi

eşri, S. 7

46

Perier , Jahja ben cAdi, S. 82Z.

 
  • 94 MUBAHAT TÜRKER

HBb

TERCÜME

Esirgeyen ve bağışlayan Tanrı'nın

adıyla (başlıyorum). Tanrı bana

kafidir. Yahya b., Adi b. Zekeriyya'nın. mantık sanatı hakkında dört ilmi

araştırma makalesi. Yani mantık sanatı var mıdır? Mantık sanatı nedir? Mantık sanatı hangisidir? Mantık sanatı neye yarar? O buna "Sapmış

Olan Kimseye Kurtuluş Yolunu Göstermek" ismini verdi.

Yahya ibn-i Adi dedi ki: Eğer bütün insanların fiilleri hakikati tespit etmek ve ona tabi olmak bakımından sözlerine uysaydı, bu bizi muhakkak surette mantık sanatının iyilik ve üstünlüğünü ve faydasının büyüklüğünü açıklamak zahmetinden .kurtanrdı. Çünkü, bu sanatın faydası en küçük bir düşünce sayesinde meydana çıkar. Fakat bir çok kimseler bunu inkar edip, mantık sanatını ya bilmeyerek veyahut münakaşa ederek reddetmeye çalışınca, bu durum karşısında, bu sanat hakkındaki sözümüze ondan elde edilen büyük iyiliği ve ondan hasıl olan -faydayı belirtmek suretiyle başlamak bizim için nekadar doğru olur. Bu bizi ona değer vermeye ve onu elde etmek için sıkıntıya katlanmaya sevkeder.

O halde diyoruz ki: Her değer verilen, tercih edilen ve sevilen şeye muhakkak surette ya kendisinde bulunan, ya kendisinden ileri gelen veya kendisiyle elde edilen, ister gerçek ister zan mahsulü herhangi bir iyilikten

dolayı değer verilir, o şey bu yüzden tercih edilir ve sevilir. İyilik iki türlüdür.

Birisi zati iyiliktir. Bu, zatlarından

dolayı kendilerinde iyilik bulunan şey-

lerde vardır. Bunlar, mantık sanatında ortaya .koyacağımız gibi, tariflerinde iyilik bulunan şeylerdir. Diğeri arızi iyiliktir. Bu, faydanın onlarda, onlar

vasıtasiyle veya onlardan dolayı arız ve hasıl olduğu şeylerde bulunur. Taşın çıbanlıya düşüp onu deşmesinde ve sıhhate kavuşturmasında olduğu

gibi. Kendisinde zati iyilik bulunan arızi iyilik bulunandan

üstündür.

Mantık sanatında elde edilen fayda onun için zat.idir, arız] değildir. Bu onun tarifinden bellidir: Mantık, nazari ilirnde doğruyla yanlışı, arneli ilirnde iyiyle kötüyü birbirinden ayırdeden bir vasıta hizmetini gören bir sanattır. Tarifinde kullanmış olduğumuz kelimelerin birçok kimseler ta- rafından anlaşılmaktan uzak olması, bu manalar zihinde iyice yer etmek

üzere, onun her bir kelimesini izah etmemizi gerekli kılmaktadır.

"Sanat"

ruhun, herhangi bir gaye için, tefekkür ve düşünce sahasında

iş. gören

kuvvetidir. "Bir vasıta hizmetini görme" vasıta olmaktır. "Vasıta", yapan-

kimse ile yapılmış olan şeyarasında

bir aracıdır. Yapan kimse sanatının

taallük ettiği konuda

onunla mükemmellik derecesi sağlar. Mantık sana-

tına sahip olan kimse akl i temeyyüz vasfım gösterir. "Akli temeyyüz", aklın birbirinden farklı olan şeyleri iştirak etmiş oldukları şeye bakarak

toplamasıdır. "Doğru",

var olanın gerçekliğidir, kendisi vasıtasiyle bir

şeyin o şeyolduğu şeydir. "Yanlış" var olanın gerçekliğini ortadan kaldı-

ran şeydir, bir şeyin o şeyolmadığı

şeydir (var olanın gerçekliğini

veya

bir şeyin o şeyolmasını

ortadan kaldıran şeydir.) "İlim", var olanların

YAl;IYA İBN 'ADI VE NEŞREDİLMEMİŞ BİR RİSALESİ

95

hakikatlerini, var olmaları hasebiyle, idrak etmektir. "N azar i", nazara mensup olan. "Nazar" incelemedir, en son gayesi araştırılan şeyin hakika- tini idrak etmektir. "Nazari ilim", en son gayesi varlıkların hakikatlerini idrak etmek olan bir ilimdir. "Ameli", amele mensup olan. "Amel", bir konunun suret kazanmasıdır. "Ameli ilim", en son gayesi iyiyi elde etmek ve kötüden kaçınmak olan ilimdir. İşte bu, mantığın tarifinde adı geçmiş olan kelimelerin manalarının açıklanmasıdır. Söylediklerimizden ilkin şu meydana çıkmıştır : . İyilik mantık içın zatidir ; çünkü o mantığın tarifinden alınmıştır; mantığın zatı iyilikle ka- imdir. Bunun yanı sıra mantık sanatından sağlanan ve onun vasıtasiyle

elde edilen iyiliğin herhangi bir iyilikle aynı seviyede olan bir şeyolmadığı da meydana çıkmıştır. Çünkü bu iyilik tam saadettir, ve incelemede haki- kata sahip olmaktan daha tam olan bir saadet yoktur. Bu ise onunla elde edilir. Amelde ise iyiliğin elde edilmesinden daha tam olan bir şey yoktur. Halbuki mantık sanatı olmadan buna sahip olunamaz. Demek ki sıfatı işte böyle olan bir sanat vardır. Şimdi söyleyeceklerimizden şu meydana çıkar: Her bilinen şeyin bilgisi ya kendisinden başka olan bir şey hakkındaki bilgiden hareket etmek suretiyle ona erişmekten başka bir şekilde husule gelir; bu vaziyette onu kendisinden önce 'pulunan bir şey hakkındaki bilgiden istidlal etmeye lüzum yoktur, bilakis kendiliğinden bilinir. Bu iki kısımdır, birisi ilk Mad- deye mütealliktir, duyusaldır. Bu, ya madde ve. suretten mürekkeptir, mahiyeti suretidir, bilgisinin hasıl olması ruhta maddesi olmaksızın surc- tinin hasıl olmasıdır; veyahut madde ve suretten mürekkep olana arız olur. Bu, başka bir şehirde bulunduğumuz halde, herhangi bir şehrin bina- larından aldığımız duyumları tasavvur etmemizde olduğu gibi, ya kendisi olmasa bile, ruhun onun suretini tasavvur etmek imkanı olan bir şeydir;

bu tasavvura "tahayyül"

denir, yahut, ruhun onu ıasavvur etmek imkanı

ancak o şey hazır bulunduğu takdirde mevcuttur. Bu tasavvura ise "duyum" denir. Diğer kısım ilk Maddeye müteallik değil, fakat sur idir, ve akılda hasıl olur. Bunun sınıflarına, genel olarak, "akıldaki ilk prensipler", ve

"ispat edilmeyenler"

denilir. Bunlar iki kısımdır, ya müfrettir, ken-

disine özel olarak, "hareket noktası (postulat)" ve "tarif" denilir; veya

bazı unsurlardan toplanmıştır, kendisine özelolarak

"ispata ihtiyacı ol-

mayan bilgi, orta terimleri olan önermeler" denir.

olmayan öncüller, kabul edilmeleri vacip

V eya, herbir şeyin bilgisi, kendisi nden başka olan şeylerin bilgisinden hareket edip ona ulaşmak suretiyle elde edilir. Bu esnada bilgisinin edini-

••

lebilmesi için ondan evvel birtakım

bilgilerin önde bulunmasına ihtiyaç

vardır. Bu bilme çeşidine ise "istidlal", "kıyas", ve "burhan" denir.

İlk iki nevin varlığı, tespit edilmek külfetinden azadedir. Bu üçüncü

rıeve gelince, onların varlığı

tadır. Çünkü, onlar hakkındaki

sanatlarla

ve bilgilerle ortaya çıkmak- 119b

bilgiler devamlı surette artmakta

ve

çoğalmaktadır. Geometriyle meşgulolanlar daima doğruların, yüzeylerin

  • 96 MUBAHAT TÜRKER

ve cisimlerin ö~elliklerinden ve lazımlarından birtakım özellikler ve la- zımlar çıkarmaktadırlar, halbuki onlar bunları daha önceden bilmemek- tedirler. Sayılarla meşgulolanlar da sayıların özelliklerinden henüz sahıp olmadıkları şeyleri çıkarmaktadırlar. Gittikleri yol, büyüklükler ve sayı- lar hakkında bildikleri, önceden haberdar oldukları ve zihinlerinde mevcut bulunan şeylerden bunlara doğrudur; sonra, onlar vasıtasiyle, kendilerinde mevcut bulunmayan şeyler meydana çıkıyor. Bu bilme çeşitinin varlığına delalet etmek hususunda bunlar yetişir.

Bu çeşitlerden her birinin, yani aklın, duyunun ve düşüncenin -düşünce kendisiyle istidlalin yapıldığı kuvvettir- his ve idrak ettiği şeyleri, ancak sıhhatli olduğu ve kendisini bozarak değiştiren ve gayesinden uzaklaştıran hastalıklardan korunmuş bulunduğu zaman, olduğu gibi idrak edeceği açıktır. Çünkü, duyular ve muhayyile kuvveti, sıhhatte bulunduğu ve her hangi bir hastalıkları olmadığı zaman, hissettiklerini oldukları gibi hisse- derler, tahayyül ettiklerini oldukları gibi tahayyül ederler. Akıl ancak

zarardan korunmuş olduğu zaman makülleri

oldukları gibi idrak eder.

Düşünce kuvveti ise, ancak düşündüğü şeye götüren yol sağlam olduğu ve

bununla beraber kendisi de sıhhatli ve sağlam olduğu zaman, istidlal et- tiği şeyi olduğu gibi idrak edebilir. Eğer, duyular Ve muhayyile kuvveti sıhhatini kaybetmiş ise, hissedilmiş ve tahayyül edilmiş olan şeyin kendi .suretinden başka bir surette tasavvur edilmesi caiz olur, tıpkı görüşün mizacında karanın (kara safranın) galip gelmesiyle beyazı kara suretinde görmesi, sarının (sarı safranın) galip gelmesiyle sarı görmesinde olduğu ~ibi; kulakta, dışarda mevcut olmadıkları halde, uğultu ve çınlama hasıl olması, burunda fena kokunun güzel, güzel kokunun fena olarak duyul- ması, dilde tatlının acı, acının tatlı olarak hissedilmesi, elde sertin yumu- şak, yumuşağın sert hissedilmesinde olduğu gibi. Bu suretle, ya görülen

122a

ya işitilen veya bunlardan başka diğer duyusalolan

seylerin, böyle bir

hakikata sahip olmadıkları halde, öyle oldukları tahayyül olunur. Bu hal, kendisiyle fiilini yaptığı aleti, yani dimağ, hastalandığı za- man akla da arız olur. Çünkü bu sırada aklın tasavvuru bozulur ve tasavvur etmez olur. "Bütün parçasından daha büyüktür", "her şey hakkında bir şeyin muhakkak surette ya icabi olduğu hükmü verilir, veya selbi olduğu, yani onun çelişiği, hükmü verilir" sözlerinde olduğu gibi akıldaki son derece açık olan ilk prensipleri anlamaktan uzak olan birtakım insan- larda şahit olduğumuz gibi. Bunun gibi, bilinen ve açık olan şeylerden bilinmeyen şeylere doğru bozuk olan bir yoldan gitmek lazım gelir. Bozuk olan bir yolun istenen hakikata değil bilakis zıddına ulaştırması ca- izdir. Eger, bir kimse, "her taş bir cisimdir", "hiçbir hayvan taş değildir" sözlerinde olduğu gibi iki doğru öncül alsa, sonra onları sıralayıp "hiçbir hayvan taş değildir, her taş bir cisimdir" dese, o zaman bu iki tarafın neti- cesi "hiçbir hayvan cisim değildir" olurdu; bu iki doğru öncülden lazım gelmiş olan bir yanlıştır. Bilmelisin ki biz "lazım gelmiş olan" sözünü zanni olması bakımından söyledik, yoksa hakiki olması bakımından söy-

YAI:IYA İBN 'ADI VE NEŞREDİI;.MEMİŞ BİR RİSALESİ

97

lemedik. Çünkü o hakikaten lazım gelmiş değildir. Yanlış ancak öncülle- rin fena sıralanmasından dolayı arız olmuştur, yoksa onların zatlarından . ileri gelmemiştir, -çünkü o ikisinin doğrulukları meydandadır.

Kendilerine yanlış arız olması bakımından bu nevilerin vaziyetlerinin bir olmadığını, bilakis.şu hususta ayrılmış olduklarını bilmelisin, şöyle ki: Bu nevilerden biri olan aklın makülleri olduğu gibi tasavvur etmesi hususunda, yalnız vasıtanın sıhhatini kaybetmemesi kafidir. Halbuki duyu da sadece

bu kafi gelmez, bilakis, bunun yanı sıra birtakım başka şeylerin de bulun- masına ihtiyaç vardır. Zira görüş son derece sıhhatte bulunduğu halde

görülen şeyleri olduğundan

başka

türlü idrak

eder; güneşin bir

"zira' "kadar

idrak edilmesinde olduğu gibi, halbuki güneş burhanın

delalet ettiği gibi, yerin bir çok katıdır; bunun sebebi güneşin uzaklığıdır.

Bunun gibi, görülen şeylerin göze çok yakın olması gözün onları olduk-

larından

çok büyük görmesine sebep olur. İşitme son derece sağlam ve

kuvvetli

olduğu halde, onda yankı husule gelir. Bunun gibi, kıyas yolu

i

.

ve kıyas kuvveti son derece sağlam ve sıhhatli olsa bile, bunların arızaları giderilmediği zaman, muhakkak surette yanlışa düşürür. Şu kıyas "bir kimse taştan bahsediyorsa, cevherden bahsediyor demektir." doğrudur; ama, bu kıyasın sırası doğru bir sıra olduğu ve öncülleri doğru olduğu halde bile açık bir yanlışa düşülür. Onun için kuvvetin ve yolun sağlamlığıyla be- raber kıyasın maddesini, yani öncüllerin her bir parçasını dikkatle hesapla- maya, fazlaca gözden geçirmeye ihtiyaç vardır. Zihnin onların manalarını ve lazımlarını müfret ve mürekkep olarak tespi t etmesi lazımdır. İstidIal, duyu ve tahayyül arasındaki fark işte budur. Duyu ve tahayyülde iki şey kafidir. Birisi o ikisinin sıhhatta olması, diğeri his ve tahayyül edilmiş olan

şeylerin, onları olduğu gibi his ve tahayyül etmenin gerçekleşeceği bir du-

rumda bulunmalarıdır.

İstidlal yoluna gelince, onda sadece bu ikisi kafi

gelmez. Bilakis, bunların yanı sıra, istidlal yapanın hataya düşmemek

için, bu hususta dikkatle düşünüp vardır. Herhalde, istidlal yolunun

tedbir almaya ve incelemeye ihtiyacı his ve tahayyül yolundan farkı olduğu

hakkındaki sözümüzün bu manası üzerinde dikkatle düşünülürse, bu şey-

lerin hepsinin bu sözde mevcut olduğu ve hepsinde umumi olarak bulun- duğu görülür. Ancak, bunların incelenmesi bu sözdeki maksadımızın dışında kalır. Halbuki gayemiz sözün başka bir mecraya dökülmesi değil-

dir. İşte bunun için onu açıklamak suretiyle

memiz icabetmektedir.

.

sözü uzatmaktan vazgeç-

Anlatmış olduğumuz şeylerden mantık 'sanatının varlığı meydana çıkmış ve bununla birlikte ona karşı duyulan ihtiyacın zarureti tespit edil- miş oldu. Zira o olmadarı ne nazari ve ne de arneli saadete erişilmez. Bun- dan önce onun ne olduğu ve hangisi olduğu ortaya konmuştu. İşte bunlar o dört ilmi araştırma konularıdır. Mademki kendisinden elde edilen kazan- cın yekünu bu ur, o halde mantık sanatına değer vermek ve ona erişmek için her türlü güçlük ve sıkıntıya katlanmak bu sanata nekadar layıktır.

g8

MUBAHAT TÜRKER

Mantık sanatının varlığı, nc olduğu, hangisi olduğu ve neye yaradığı hakkındaki söz tamamlandı.

Hamd ve minnet Tanrı'ya, salat O'nun resulü Muhammede ve aile- sinin bütün fertlerinedir.

Metin

r: JI r:

..

-

~JI

.;:u\r.

Il8h

6.:~1 6.~J':}k:

..

ı~LL

j t~JS"~ U. cS.J>. U. ~

6.JtA.

.•

:~t:.~.....

) LI' t~Jıf:& :Si) 2if LO) Lıf ~ :ıf) J1d1~t: ,.,.uç.

...

((ö~IJ~"'" JI ~otiul ~1--4ı1II

L;t;.?':}~ <ıı .)t~Ai':}1J -J:lI w~;1j t~lj\?J! c? Jl

..

J\

~IJ.,ı

t: ~JJib ~i 3 4-~ fç. J ~k:.l i ~ ı::aJ i J"';'~6.;~1~j

: Jtt

C:f I!

..

\l~

0J~~

6 ~

J

I!

..

\l~

0JJ~ Jj (.)",Ul u " ./';.:S0tS" t1 ~<.J "u~ 4 J.'l; ~I-

6.ç.ı::aJı ol~j byıs' 5 cbt: ı::.a~i ti l0. Cı) "'J CL:Ai.) j

..

;'

~. ~Ç.)I JL 7 ~_/.)i .!.U~-0~

~ .• ~t.ı.ı ~:JI) tr: !.lJ

...

lll~I

r--~

8 : J--,~;'; tJ1 j ~A

..

:JI~)

~~)

10J:;Y J ~~ ~ J~ ~jt. <-;iJ~S!J 9;; )

..

..

<i~ <-;iY-fO JS" -01

0 J :1; Gı) -~~ Cı C."./';.>-4.: i JwJi <i~ ~i 4.:/:1

..

. -Jı~ 01./';.>-~IJ

6.ç.t:

...

,.,.j~-"

l5"~.))~ j 12 ~~tıl-5') tr:1L: Y !~I II ~ıı :~':}I J.rJ

..

kJW'

2:J i t i :

..JI

4.ı-JI~~~I J 14

tr: J\ ~

J JA::: J (.);,J~

Gı~:ı

i ıf J -LS;' f)

Jk:.ll

<i~ JI .!.U~13~ı.b\J otd ~4.:~) $C-J~ cs~ Jç. /~

..

J.

.~ f ~ ~i

;!

J

til

t~

J

J.,a tl ..

~- ~ u.o .!.U~}u;p. J -LS;' f ':}~ G\~~.• j

..

Pt.J-

i ~::JI J1d1 6.ç.l:"""J

~I

0;u ~J1;.:ılt ll j

Jb~l) -J:lI0;: tt: )::-C. 15 "~J.)i 6.ç.t: ,.,.y.

...

~~--"I

<.SlI.1;tAJ~1jk.

J ..

LA~~16

~

Jj J

~I

j ~I J

u~

ı.y:

..

6.12A.I 6.12A.I Cfı (.)"'l:lI u" ~J~':.Sit~\ if

~~~17 j

~-JJ J ye; u" t.~ .r ıJ ~lj

"

"

(.)

...

4:.U

~.

ö'; ~L:

J

....

,.:Jti~l:~

(.)

...

4;.]1ıJ

'"

YAl:lYA İBN 'ADI VE EŞREDİLMEMlş BİR RİsALESt

99

wl

;.k•.• ,.,::-.;.ll öb')lI J öb')ll JI ~J-~. ~.'~')IIJ u"';1):-')11,y ~J.J. J~

..

_

J

J

,

-~u ~?~ Y j ~?t-.,., ,JLf )tt:.a.ııJ:.a.~ tr: ~I

J tL:.aJI~:

 

~

 

.:

._.~

i ı.l.;.~l 1:-11) ~

~

_

u _

- i~_ii 19,.•.•.~I -JAAlIıı~I,

(f"'"

~_

J

_- if

).ıj- ~

J"

)J.b~1J yı L.yı ~L.) ~y.-."l1

20;'A:A~yı '\;:ll J .ı.~~~

 

ı.5" II

~

~

119 a

)

}

}

.,

 

üby.-y u!' le. üby.-)I

22JS\

..

4~

!JI

..

>~ItılJ

yıL. yıL. J ~y.-)I 21;'A:A~jliL.

'O.-J.J>'-'f

II

}dl

.ı.A::A~ !.ı ..

I

>~• ..

c

S."

,a

}-II

.ı.:::.ıs- u.a>d J

i~,:

,) -I·:.ll 24 1':',\1JI

..

J:2'

J

~

<-;JJ->

..

,23 - 1.:.,11

4

c

s.r+:

..

JI <-;J~ ,:J.•• JI

...

J

~by;)1

27JSIA~!JI

..

>~l(.$,ai~1}.ı

,;);.r

26ı.>-):i:JIJ.ı.;.ç.

 

~J.:I <-;J~I c

..

S~1

}.ı.:::.~ f-

':J

......

JIJ"'ö

>~

,.t.J"";y ~Ws'1 }J~IJ

j

......

JI

 

co

J

 

Jl2:J.I

til.

b-

J

ö

..

>.f.HI

iiLi

J;LAJ':JI GLA,.c./;' 1-4i :.,

..

:JI

<-;J~ I )

 
 

iii

iI} .ı.:J LA

28."

...

\~

J

wl •••

~J~LOJp> ~1GI~ ~I

 

.,

01 0" ')1)10\.:1; Ll .:.~ ..

c.

tl

•••c.

til

•••

AiJ

 

".;::~.ı.~jlJ~II ~l

~k of: !J~

.....

..

\JıJ

tr: J~;.J.I '.;::J.:I-0i i.!.~~c: Ab J Irl~

 
 

')iJ !JyL: tr: J -.;:ll

""

J

til

30

~l.Ul,y

29.

)2:JIJ {i

:; .•c.

ö~k

...

 

til

....

WIö~\-,,-iiJp>

 

~;

,

;

J

.• co

J

-

\Y:.A o.lP> ;.?l: ~J:>;Jl•.•\t ~.i

..

,<:'

...

,<:'

o

J

~')I\rJ~ ,y J .;::J.:IjIJ~l,y

..

~ •.c.

{i J .•• JI J

..

••

J~

~ 'JJ"" .ı.JJ

...

a.>-0

0i .j JJ"" -Js' -0l0~1 .ı.ı

..

,;i\~

~.

$

 

,

.

 

le'ı

 

.ı.~ '(.$;' ~•.r', .ı.~ J')I

..

\;

.....

')I1Jl

 

~\~;}J

o~s;. '(.$;'~J"" ,y .ı.~1

 
 

'"

 

J

••.

0~ ~J W:.: \tJJ"" J~

til

•••

••

 
 

u!' .ı.'::P>loJ

J ö ~L. ,y ,-;--s'J" Jp>lo L

..

lJp>J

u" J-~ G')iJ:P>~ ..

\~i

 
 

~

011

:::

iii.

:$

J

 

u"';Jlç.yı L. L'l J .ı.;~lo 0J~ u

....

4::.l1J

.ı.;

..

>~J

J.,a>-Jp>\tJJ~" .ı.l)

...

J .ı.':;

a.>-

..

>~

 

~ .ı.;)~

u

...

A:".:II

>~

0LC.ı~ C) 310~

.:JlI~J ö.J)

..

,<:'J}~lo,y

'-;--:s--J..•.~

 

i •

LA ~

 

••

;':':-La J ~ J'

33

J

0

..

J

\.

1

I ,y

31}

"~-La

~_::.:I,y .ı,

•••

c.

o

""

c.

~1

 

.JJ~i \ ~S;.

..

ı

•••

«:

 

:::

:::

-

.J.J

 

o">J~ -')il .ı.;

..

>~

u

....

4::.l1..>~~

0\s:.! J~~ C)J "'~

 

..

>~iI

1.lP>~~)

 
 

L.L~l

>~1

1.lP>~J

}.ıjl

...

;1

~:-JJ

JAJ~ 0~ J.ı.J."

..

,a.~J0,)1.J:P>~

","ı.>

..

>~

~~~I }~I

J

 

-

t

....

,.;J

"34

~ ~ ı.s-:. J ~JA 0~ r J ~.1::::'')iL.J jA,JI J

~w

iii

~

J

...

~L,ajJ ..

kL

..

JiüIJ~

~ üL.- ~

J \.)~. "'lk "';.~ı~ ı.s-:. J 3\

t

J~IJI i J~)I j?

co

..

:.J'y

J t\:~J

 
 

""

~

1#

"

 

\~ y,i '-;--:>; iJ

 
 

~b!)

 

i'

ı.l;.;.1~ J"" ,y .ı.~1 J)2:l~

.ı.lJ~~ 0~

 

0i J

\;.)

J) :.fi j

t~l:i J "'')i')I

...

I.:~)

.jJ~I,y ~ ~.a.ııI~ ~

J .ı.l:i .j

..

>lA,.i

t

.ı.;\~~1~

J1Cl:~

0\ 0'" ~~i .ı.~\j~rJ')Ii ~:~I

 

~J:>;J l

..

\t

tlA

...

I,J

119b

  • 100 MUBAHAT TÜRKER

120a

JI )":J 'lfjli 0}J.I J ü~I::.aJl J.i rf o:-

f':"J

~

36 (:J~I ~~I

u, Ci J

rf ijl)J

 

~u"'IY;' LLL:- 0y~'~

~

l~.u

~0li ~1"Jk. 37~

 

J .l.ı.YJ

~.l) J J.i ~. lr=j.J~ Ij J~ t

J iL~ ~I J C~·

 

·JIJ .1)zt1 u"'1~

 

~~ J) ~:}>

 

Çi)J t rj~ t l :-1

..

...

lç.~1~u"'I..p-

"

rf 0

..

f':".l~

 

0y,,:-

..

 

w1

     

I)

OM

lo·

J il12ç.';;\.)yl rj" r-f"""yV0 0.J-l~

J ~

 

011

..

a.>-('

:-1

...

lç.:JI

 

ojf

 

...

ltLl

~~I

 

I.lı. :-J~J Jç. 4,]:J

..

llIJ

I.l~ J t "~l>-

 

0~

 

tl ~~

..

 
 

. 0l5" 0.J~1 rj"

 

"

rJ j~1 J :;u-=l I J 'Jkll <.iç.I~ J.r2l1 o.l~ rj" ...

l>-I

J J5" ~0i ,~i

 

rf J

JL>-Jç. 0lfl~138 .ı"a.~>-Jç

..

ı.~!.l.) l;.ı,

...

!.l.)i: \)1 J:J~~I

öj J ~U"'ıyı.ı ~0li 4.~~if ~ ö~1

.ı.J ö

..

L

.......

4l1

0;'~ ~ ~JI ö';'ll

ülNI rf 4"JL, J ~

8l5" I~L~ ıS' l Jç. ü~-::;d1 40 J~

..

J

0L

...Y~S!

 

39~~

Çiı J~I

 

.)~I rf r 1~1.42~LA>- Jç. ü:J.;

J.I

~

\)1 JJkll J ~r:4.i\:J 41~#'

 

454.i)dl J:ykll -:

;1$""441~1.ı.~ıS'

ı, Jç. ~ ~JJ.::.-lI43!.l.)X Çjl ~I

 

öj J

~I

öj J Ju-"Iyı.ı -:

;l5"01

Gli "+""~ ~~t: ul5"J "4-':,j \v:ll

~I

.)~~

 

L.S".ı.i.)J--' ~

J~I

J '.r J--.:>JI 46.)~.,a::;0\ j~

 

w

"4i J L.

~ı.;:a.ıı .ı.:,lç.~

 

i~l #1

ol.:.J "i:- J :

)i

~I;- Jç. ~

i' ~~I

 

"''''

'"

:#

~

.• ,-;--:kıl J ~

0\:.11

~

.,.

iii

CJ.•:-y.y 4JJ 0;=-.kJl J ı$}

 

..

tll.ı.-

.....

0 0~J

 

48.ı.ij~

 

0i 47J~~ J b ~:.uIJ t~ rj~1 ~

J i}>- ~~UJ i~~ft It:"k:; J

 

~.lj 49~

 

:J ~

rf ül

......

r>'-.U

rf ~~ J:?JI ü~

..

,

...

..

..

•JI

ÜI~

 

 

~

lJlıS'

J .ı.J,J ~

,

J _

~ ~JI .ı.:.::ıı ~.;'"

I~LJkll 0 u;'

~ ~.l$""J

..

..

ili

tl

.....

~~ J J~ ı, t~ t~ ~

t

...

,;

J4

...

lt

L.S" o~~

l

....

,

o.)~

~

.!J.\~

'& J5" ~0) J ~.? rf ~i

~~I ~01 L:J~ Jkll J 50 YIJ~I rf .)~I

SI J.J~ 0\ i) .!J.\.l$""J.ı.J u.dül:J.I.ı.~ Gı & ~~L Cl.ı.:i J~

,

0i rj" ~l.,,:J

 

"

52ı$~:-y":J0ijJ~

..

w.

~

J:?~}> ~kL:I ,,-ç

..

;.~IJl

ö~L12Ji4.tJ.J"ll;-~~I rf

 

J.;.J 55~:-L,.:. ~~

LA

54.l;;.!) i.l:>-T~0Y ~~~ Jl J. ~)kll 53d.A:A>- Jl

0I J :=llrf' ...

l>-IJ:JJ

JW 57 ~

i::>;r.>- 01 J :=llrf ~IJ:; J ~ r ~J$""56JHAlI

r

....

:J;

01

..

,:=llrf'

...

l>-I

J :JJ 0.Jkıl rf 0;A~ Is.lJI0l(j r-

....

:J;~

 

~Jf J .J:>;r.>-

i)

...

li

L:J.i~i ıjı f3 0\ 59~

J 58~:-L,.:. ~

...

LA

 

..

i,)

...

li

~.l$"" I.lı.J

 

YAl;IYA İBN <ADI VE NEŞREDİLMEMİş BİR RİsALESİ

101

~

(.);,Jç. WL J ~~

ı,j"l Y' (.)~0\f

~l60~A:L~ ~ w ~I ~-~

"~l>.[~]

.

J

..

L

aJI

tJA>U; ~ ~I ~t=I~J ~i-l:i ~ ~ ı:.r:- ..

61 f ~\

...

AALı

LA>~\63t1J.:ı (.);,1pç.ı J ~ Jp2l1 olA>JI~I w0\ f 0\ 62u>~ J

JIY

644-Z\A~ Jç.ü~."AJ.I .J~~

01 j 4::A.Ç ~JA,JI w 0\ ~~ J 4.At~~I~lf' J. "ö l;.-IJ

..

t~1 Jl4.>V c~ J. ~ ~~ ~

 

~J u-=l1 C\J.kAi o;jT ~ [~] JE ~

 

Jç. ~'A'

 

66 !L.J~ J ~I

~~ Jç. \~~ 65 0.f.: ..

li~I

0\! J~i

..

;;,ı

0~1

~

oLA>.;-:JIiLelo~_~ LI'J t.J ~ )

..

w.

(.)-

..

!JI

!Lj~ Lf 674-Z~ yf-

~~T~~I~üIAI

 

~}~.l)J

 

LA>~ ~~~"'J~.J~Ö~

 

~

0\5"'01 J eSw

..

L

i

aJ

~

0

..

lS':

li

)e-=

....

JiJip

 

o).;.A,o~ .;-:)\ 68 lA>}

..

a-ı~

~~ Jç. 70 ~

\;:j\5"'01 J ~ .Ji J ~I

d~1

 

69J:):>.J ~~i.J ~

 

~~ Jç.

d~1

IlA>w0t.; I&JU;'.}yJI ~

73 J)

t I~Ltb:. J1 720~>):. 71

u

4.~1

 

J1 LS"~I ..

ı.A.t

J~L,.:.~

 

~ J>; 4.j1 76Yle ~ J:>;O>" 4.il 75 Yle 0\5"'01 74 Y\AJI

c\;~

li

~

0\;;~\""" obJA.-.J cr" f d~1

 

ILA>f w0\ Jç. /A>U; ~l5'

ülo

..

ı.ALILI'

J u.•ö~Lo~ ,,~j~.J,ot:ıIJ J~

..

t:ıı

iw1 Jl J:)dI.J

~i

~ c::.

J:):O ~! 77 0~1Y'

llA>J "t?f J "Ö~.JJA,. \i-'"jl).J tr::jk. <.JA>LLI }~lJ

~

v' 0I J ,o\ ~;

 

J~ ~I

J (.):"':>JIw 0 \! J:~IJ

 

;

...

:>JI.J

J~J:

.....

,~I

Jç. ~~;i

J }4. ••• L->-1 W~

J~

Ji 784

J~IJi

d~1

 

J~J

~

cl::r

li

J.~ 0\lA> ~ ~

 

u-:a J~~

~I 79 J:):> Ct.; ~ 4.:1- jA>LO.120b

80tk;J~~

t})i ~ ~ f~J

 

OW J . XJ ~~ J '):::Jı wJ,

..

ı.:: J.Iiw1

...

J1

0J~ 4.! ~A

J~J:

.....

,~I

~):> w01 \:.Ü lSııı ~I

IlA>J f.101 )::JI J J

..

J

 

WU>~ 01 w~l ~ t.\ç. SI "Jfl.J

 

~"~

~~

~ ~ ~ J~IJ

(.):-:1-1

~~

82~'

~LJj li·w o~1 lo w~ yf /:)J~J J.,AJI ILA>J \: }:.ı:i CJ\~

,.;

 

~? 4.Jlb~I if 83 ' J,

L

J

·0\

~ ~1~l 4.~1l1 öJ./';' ~~ c::. ~ J J.k:ll ,4.ç.\:

,.,}

~.J~J o\:.li \.c. 0'i ..

ı.A.t

Ll'lo ~~ J.iJ~ 0\5"' J . ,4.~I~J

..

li

4.!Jk:JI~ ö~~

..

JI

 

Jl J"""y.~ trJ~

 

~

1JI~\.k.I.\

~.J ~I

olA>JLI'.~

 

~I J

,,~

J }~

JS'JJ~.J

 

tr:; ~)4 ~~~\ li ~~

~~: IlA>0\5'~1 J

..

~1~}IJ

  • 102 ~IUBAHAT TÜRKER

 

J.k:ll ~çl:

 

,.:.

84 ~::L) ~I) ~~l.) ~:;iJ J J.,AlI JS"

 
 

~i

_.

ıJT}

J

..

J.

.ıJY"'.J ~

 

ö~:a.H, ~:J.I)

J

..

LJ-l-:il)

 

• 10

Jt , A 9

 

J.,

;8

-./.>\7

0~,6

 

CL:t4 5

,-,loı;! 1.=-':A 3 ~2

 

.J J'.

.-

   

~.1

~20

••~&1119

 

.:,.&11

18

-t

,17 b.~.,';'16 •

..J.>i

15

...

J

14

..

T.>i13

,),,;. li i 12.

··1i II

 

.

 

....

 

.

.

ıS'"

.j

,),,;.1 28

..

 

J!.~27

"-s)Ll126

 

~.k-25

)Ll12!

 

-s)Ll\23

J!.~22

 

~21

\1•

.1. 37

.!-lU1 36

J.>A

35

J~I,,134.

 

..

J

u1

33 ~i32

 

..

J"G3l

.>lA.,o130 ).:.11 29

(j

..

,)h:l\45

 

jl44

 

!J)~43

l+-,:lb 42

..

~,

..

,~41

~40

 

U'""~"39

Wui~38

;(,'

J

..

i;'154

.u~53

-S"'>J'52 J~. 51 J~IJ)l1 50

'-':~ 49 •

..

.r4~.48

J:~ 47 )"o4i 46

..

j-;,

62

~; 61

 

~4 )i .,:,hll60 ..

j:'"

59

0~;.>1", ss-

 

L

...

+ki

 

57

J~WI 56 0,!;.>1

...

,55

~S"70

 

..

lL.69

 

.)~)l68

I.Aı.lA~67

~);66

 

..

J"C

65

I+Aı.lA,

..

64

LUI63

J •..IL.79

 

.:

~

78

~~

77 J~\i 76 Jı.\i 75 Jı.WI \,l"l:JI 74 Jj. 73 ..

J~'>J'.72

"üJ 71

 

~L\85 ••~ J }:.I J }:AL. J ••4:,1 84

 

83 .r. 82

~181

lkıl 80